Page 1


Birikim

6

Aylzk sosyalist kultur dergisi

EKiM 19 89

- - - -- - -- - -

3 GECEN

AYIN

BiR iKiM

Siyasal hareketlerde kimlik bunalm11

6 Dini ak1mlann

OMER LA(:iNER yukseli~i ve Tiirkiye'de

islami hareket

15 AHMET iNSEL

Toplumsal tasanm olarak iktisat ve iktisadm

a~1lmas1

23 ALAIN CAILLE

Siyasal iktisadm

c;:oku~u

28 WOLFGANG SACHS

Global verimlilik tapmmas1

33 MIRCEA ELIADE

Simya, doga bilimleri ve zamans::ilhk

39 TANIL BORA

"i~c;:i sm1fmm lokomotifi" harekete gec;:erken

46 SOYLE$i METiN TURKER - ABDULLAH KAPLAN

50 SUKRO AKSU

Demokratik kitle 6rgutlerinin yeni yiizii

55 KiTAP

ELE$TiRiSi

TURKAY DEMiR Franszz Devrimi'nin sesi

59

R E S i M L i G A Y RI R ES M i .TAR i H Atatark ve sorunlann ~oziim ~ekli

64 DEGiNME L ER HAWK SAHiNTURK ikametgah ilmuhaberi ve iyi hal kagzd1 OMER FARUK A~ltk grevleri iizerine " mecburi" bir soz alma denemesi

路-- -

--路--路-- --


Birikim Yaymc1hk Ltd !;iirketi adma sahibi: Yaz1i~leri

Miidiin1:

Gorse! Tasanm:

Murat Beige Abdullah Onay Omit K1vam;:

Gorse! Diizenleme ve Bilgisayar Uygulama: Yap1m: Bash Dagmm:

HU5nii Abbas Perka A.,5. Sefik Matbaas1 Hiirriyet Holding A.$.

Abo n e olmak i9in, a~ag1da belirtilen abone be- 路 delini, Birikim Limited $irketi'nin Pamukbank Turbe $ubesi 210233 No'lu hesab1na yatirmarnz ve banka dekontu fotokopisini, Birikim Yay1nlan, Ku9(1kayasofya Gaddesi, No:17-19/A, Sultanahmet 34400 istanbul adresine gondermeniz yeterlidir. Ad1niz1, adresinizi, pasta kodunuzu ve abone i~leminizin hangi say1dan ba~laya颅 cagin1 IOtfen bildiriniz. Abone bedelleri: Yurti9i: Avrupa, Ortadogu : Amerika: 30 $

36.000 TL. 25 $ Avustralya: 30 $

Ek s i k say 1I a r i9in ba$vuru adresleri: iSTANBUL: ileti~im Kitabevi Klodfarer Cad. No. 7 Cagaloglu ANKARA: ileti$im Kitabevi Selanik Cad. No.72/A K1z1lay iZMiR: ileti$im Kitabevi 857 .Sok. izmiroglu i$han1 No.306 Konak

8

Birikim Yay1nlan K090kayasofya Cad. No.17-19/A Sullenahmet 34400 Istanbul

Tel. 512 17 34


G

E

E

Y a$ad1g1m1z donemde

N

daha ar;1kr;a goruliiyor ki Tiirkiye'nin sorunu, her $eyden once sorunlanyla ili$kisindedir. Gerek sahip olundugu soylenen siyasal kimlik ve gerekse sosyal konum bak1mmdan birbirinden farkh, uzak kesimlerin 路hemen hepsinde ortak olan ~ir sorunlanyla ili~ki tarz1, havas1 var ki, burada saptanabilen dii$iindiirucii saghks1zhk ba~颅 hba$ma bir sorun yaratmakla kalmayip, nesnel olarak tarif edilebilir sorunlann herhangi bir bir;imde r;oziimlenme yolunu/ yollanm sekteye ugratugi. gibi yeni, ek sorunlar da dogurmakta; boylece herkesin ve genelde toplumun sorunlar yumagi.m daha da agi.rla$Urmaktadir. Mevcut a$amada hissedilir bir gerilime yol ar;maksmn siiriip gitmektedir bu hal. <:;:unkii bir gerilim olmas1 ir;in, siyasal g6rii$ veya toplumsal konum itibanyla taraf durumunda olanlardan en azmdan birinin veya bir boliimiiniin kendi dii$iince ve davram$ diinyasmdan emin, kendisiyle birlikte toplumu siiruklemek istedigi noktanm saglam bilincine sahip bir hareketlilik gostermesi $artnr. Toplumun en azmdan belirli bir kesiminde varolan bu kendinden emin, ar,;1k ve kararh

A

y

N

B

tutum, otekileri de kar$lt veya paralel yonde bir tutum belirlemeye iter. Bu durumda netle$meye ba$layan tavir ah$lar onammda hareketliligin veya miicadelenin iizerinde odaklawg1 sorunlar, gerr;ek bir onem la$1d1klannm idraki ir;inde taru$1hr ve gundemi olu$tururlar. SAHiBiNiN iNANMADIGI

(OZOM ONERiLERi

Su anda Tiirkiye'de bii$hca siyasal g6rii$ler alamnm hir,;bir boliimiinde, hir;bir sosyal smifta bu kendinden ve geleceginden emin, rahat hava yoktur. Hir;bir kesim $U anda toplumun giindeminde duran sorunlardan birinin veya bir boliigiim1n -velev ki $imdi savunur goziiktugu tarzdar,;oziimlenmesiyle o sorunlar kumesinin gerr;ekten r;ozulmil$ say1lacagu)a inanmamakta, o nedenle de kendi r;ozum yolu iizerinde gerektigi kadar israrh davranmamaktadir. Ba$kalan ir;in de aym $eyi di1$ilndugunden, herhangi bir konu ya da sorunda onlann kendisine aykm gelen bir tavir, etkinlik gostermesini de gev$ek bir tepkiyle kar$1layabilmekte, boylece nesnel planda bak1ld1gmda ne denli ciddi ve onemli gorulseler de herhangi bir

R

K

M

konuda ortaya r;1kan tavir ve oneri farkhhklan gergin bir atmosfer yaratmadan gundemi i~gal etmektedir. Ozellikle ~u son donemde s1kr;a gorulmeye ba$land1 ki; bir olay meydana gelmekte ve bir an bu olaya yonelen dikkatlerin l$tgmda toplumun bir sorunu olanca ciddiyeti ve agirhg1yla kendini gosterir olmakta, taraflar ah$1lm1$ di1$iince ve davram$ kahplan ir;inde bir $eyler soylemekte ve yapmakta, ama r,;ok ger;meden ilgi gev$eyivermektedir. Daha dun biitiin agirhg1yla kendini gosterivermi$ olan konusorun, bir k1su beklentiler, soru i$aretleri, soluk inarn;:larla yiiklenmi$ bir batakhga dii$IDii$ gibi dibe inmekte, bir olaym onu yeniden yiizeye r;1karacag1 ana dek goriinmezle$( tiril)mektedir. Sorunlara bir tiir zihinsel paralize alma durumu ic;;indc tavir gosteriliyor olu$unun en . yeni omekleri Silopi olay1 ve demirc;;elik i$<;ilerinin grevidir. Silopi olayi genelde Kiirt sorununun ve buna bagh olarak ozelde TC giivenlik giic;;lerinin "sorunu r;ozme" yakla$1mlannm路 biirundiigii yeni bir;imlerin yaratmaya ba$lad1g1 ek sorunlann vahim boyutlanm r;arp1c1 bir;imde gosterir nitelikte idi. Buna ragmen; $U

3


yukarda ozetledigimiz ortam i<;inde ve bu ortam nedeniyle nesnel anlam ve oneminin gerektirdigi duyarhhg1 yaratmadan kaldi. Olaym uzerine giden "tarafs1z" gazetecilerin yeteri kadar inandmc1 kitmtlarla gosterdikleri gibi, 6 koylu a<;1k<;a katledilmi~, g(ivenlik g(i<;leri ger<;egi <;arp1tarak kamuoyunu hesaph bi<;imde yamltmak istemi~lerdi. SiLOPi OLAYI, D<;: GREVi VE

TAVIRSIZLIK

4

imkanlan, sahip olmalan gereken mesleki tecriibeleri nedeniyle bu yamltma giri~imini bo~a <;1karabilecek olan idari ve siyasi yetkililer bunu yapmak ~oyle dursun aym yamltmay1 siirdiirmeye ve olayi ortbas etmeye kalk1~m1~­ lard1. BOyle bir durumda biri "sosyal demokrat", oteki "demokrat" s1fatm1 kendine yak1~ttran iki muhalefet partisi ba~ta olmak uzere tum partilerin ve tuzel ki~i­ lige sahip hemen tum gu<;lii toplumsal orgutlenmelerin, en azmdan "milli birligin yuksek <;tkarlan" adma, en azmdan devlet kavrammm saygmhgm1 koruinak adma, hi<; degilse <;tplak ya~ama hakkmm var kalmas1 adma olayin uzerine gitmeleri, sorumlulann yakastm buakmamalan beklenirdi. Kald1 ki olay, uygulanan genel politikamn Kurt sorununun ne denli vahim bir noktaya dogru suriikledigini de yeterince a<;1k bi<;imde gozler oniine sermekteydi. Simdiye dek uygulanan politika, kullamlan yontemlerle bolge halkmm tepki birikimi herhangi bir olayla ta~acak noktaya kadar doldurulmu~tu. Silopi'de hiikumet konagma yci.riiyiip basan halk bunun i~aretiydi . Bu durumu en iyi degerlendirmesi gerekenler ise ba~hca siyasal partilerdir. Ger<;i bunlann uygulanan gene! politika ve yakla~1m1 payla~nklan bilinmektedir. Arna boyle bile olsa, onlann durumun

vehameti kar~1smda hi<; degilse uygulamanm -Silopi olayinda da goriilen- baz1 sivri yonlerini ele ahp ~iddetle ele$tirmeleri ve bunu da yeni bir politika, yeni bir yakla~1m gibi gostermeye <;ah~malan beklenebilirdi. Boyle yapmakla hem bolge ve ulke halkmda bir <;6ziim umudu uyandirmay1 deneyebilir hem de erken se<;ime zorlad1klan hukiimet kar~1smda ciddi bir koz elde etmi~ olurlardi. Yapuklan a<;1klamalarla beceriksiz hirer <;arp1tmac1 olduklanm kamtlamaktan ba~ka bir ~ey yapmayan i<;i~leri Bakam ve Ozel Valinin istifas1m 1srar\a talep etmek bir ilk ad1m olabilirdi. Bunlan bile yapamad1lar. <;:unku kendileri de bilmekteydiler ki, boylesi bir kampanya "sosyal demokrat" veya "demokrat" olmanm en temel ilke ve degerlerinden kalk1larak yiiriituldiigunde -ki etkin ve inandmc1 olabilmesinin ilk ~arndir- ister istemez Kurt sorunuyla ilgili "devlet politikas1"nm hayli kokten bir ele~tiri­ sine gelip dayamr. Hem "sosyal demokrat" veya "demokrat" olup hem de o devlet politikasm1 benimsemi~ olan sozkonusu partiler i<;in bu, i~te o noktada kendi kendileriyle <;eli$kiye dii$mek, kendilerini ele~tirmek olur. 0 nedenle de, dii~iince ve davram~ dunyalanndaki bu <;eli~kiyi, bu tutars1zhg1 bir kere daha gostermek zorunda b1rakacak konulan en azmdan bu noktasm1 if$a edecek bi<;imde gundeme getirmemeye mecburdurlar. Demir-<;elik i~<;ileri grevinde de' aym durum sozkonusudur. Du~u­ nulmelidir ki bir bakan <;1k1p grevin surmesinden yana olan birtak1m <;1kar <;evrelerinin kendisini olumle tehdit ettikleri mealinde sozler soyleyebiliyor, demir ithalat<;1lanmn astronomik karlar saglad1klan yaz1hyor, bir <;:ah$ma Bakam en iyi bilmesi gereken kanunun a<;1k<;a d1~mda bir prosedurle toplu sozle~me baglamaya

kalk1~1yor

ve butun bunlann karbirka<; gun suren tepki sozlerinin ardmdan kamuoyunda olay "umnulmaya" birak1hyor. Ba$hba$ma her biri saghkh bir kamuoyunu ayaga kalduacak nitelikte olan, teker teker ve topluca ele almd1gmda ulkedeki <;ah~ma duzeninin -her ~eyden ge<;tik- bizzat kapitalist ahlak ve rasyonaliteyi dahi <;:igneyen nitelikte oldugunu gozler onune seren bu olgular kar$1smda kamuoyunun buyiik bolumu ah~­ km gozlerle gev~ek bir ofkeyi ge<;:meyen tepkilerle olayi seyrediyor. Oysa, ornegin "sosyal demokrat" etiketli bir SHP i<;in, bakanlann dahi oliimle tehdit edildikleri geni~ <;aph bir demir-<;elik grevi, mevcut hukumeti sarsalamak i<;:in en uygun bir firsat olamaz m1yd1? SHP'nin "sosyal demokrat"hg1 bu sosyal demokrathgm "ozu''yle ilgili noktada bile <;eli~kili oldugu i<;in "olurdu elbette" denilemez. Kemalist-korporatist tarihi mirasma sahip <;tkarak bu <;eli$kisini i~<;i s1mfma ve oteki <;ah~an kesimlere sezdiren, bu nedenle de onlardan yeterli destegi bir turlu edinemeyen bir SHP, gelip t1kand1g1 oy barajm1 a~mak i<;in "sag se<;mene" yonelme, "i~ <;evreleri"ne gaven verme tavnna yoneldik<;e ~uphesiz o <;eli$kisini daha bir goriiniir k1lmakta, kendisini boylece daha da bulamkla~nrd1k<;a da kesin, apk, ilkeli bir soz soyleme, tavu alma, vasf1 da busbutiin korelmektedir. Demir-<;elik grevi, olay orgiisunun butiinlugu ile ilkesine sahip bir sosyal-demokrat hareketin tiim gucuyle iizerine gidecegi bir konu olmasma ragmen, i~te bu nedenle SHP tarafmdan bir seyirci gibi izlendi ve bir an once kapamp giindemden kaybolmasma belki dua bile edilc;li. Varsayahm ki SHP, yukarda ozetlenen haliyle, demir-<;:elik grevini sosyal-demokrat perspektifin ~1smda

Birikim 6 / EKiM 1989


temalanm vurgulayarak iilke capmda ate$li bir kampanyanm konusu haline getirdi. i$cilerin bumunu siirtmeye cah$makla namh Ozal hiikiimeti ile sert bir cat1$maya girmeye kalkn. 0 durumda Ozal hiikiimeti ve ANAP, kendi perspektiflerini savunmak, sosyal demokrasininkini ele$tirmek yerine dogrudan dogruya SHP'nin tutars1zhklanm, celi$kilerini gosterecek bir yol izlerdi. Boylece bir "tencere dibin kara ... " tiiriinden bir zemine <;:ekilirdi tartl$ma. Kar$1hkh karalamalarin s1k<;:a kullamld1g1 bu tiir bir tart1$mada taraflann tiimii de C$ oran ve bi<;:imde y1pranmayabilir; hatta biri veya birileri daha da gii<;:lenmi$ olarak c1kabilir. Eger bir taraf, sahip oldugunu iddia etmedigi sahiplenmeye kalkmad1g1 bir vas1ftan dolay1 en yogun bicimde ele$tirilip karalansa bile, eger sahip c1kng1 ve sahiplendikleri ile tutarh, celi$kisiz bir kimlik gosterebiliyor ise, o kimligiyle ortamm o andaki ihtiyaclannm onemlice bir boliimiine cevap verebilir goriiniiyor ise, her ihtiyaca cevap vermeye kalkan, bu haliyle hemen goriilebilir bir i<;: tutars1zhg1 sergileyen rakipleri oniinde pekala ayn ve iistiin bir konuma, giice eri$ebilir. Mevcut diizen partilerinin oldugu kadar sosyalist hareketin de halihaz1r zaaf kaynag1 buradan anla$1labilir. kinde bulunulan zihni ve moral felc hali de bundan, yani kendi ozel dii$iince ve davram$ diinyalanndaki ic tutars1zhklardan dolay1d1r. Aym $Cy, fa$iSt ve dini hareketler i<;:in de, Tiirkiye toplumunun onemli COgunlugunu olU$turan fertler VC kesimler i<;:in de gecerlidir. $iiphesiz kendi dii$iince ve davram$ diinyasm1 i<;: tutarhhga sahip hale getirmek tek ba$ma yeterli degildir. Bireyler i<;:in oldugu kadar siyasal-toplumsal ak1m-hareketler icin de bu ic

tutarhhgm kapsad1g1 alamn, tekabiil ettigi insani ihtiyaclar zemininin geni$ligi, zengin bir varolu$ tarzma imkan verir olu$U da bir oteki ve daha da onemli faktordiir. Bu ikinci faktoriin gen;:ekten varolu$u, sozkonusu i<;: tutarhhgm cevap vermeye <;:ah$t1g1 ihtiyaclan derinligine kavrayabilme ve kapsayabilme derecesi, insanlarda ve toplumlarda o tutarhhg1 hayata gecirebilmek i<;:in gereken anhm guc ve $evkinin yaranlmasmm da belirleyicisidir. Ki$isel ve sosyal tarihlerin yiikii, agirhg1 kimi zamanlarda bu anhm giiciiniin iizerinde bir kapak gibi durur. Bir anhm yapmak bu durumda kendi ge<;:mi$inden, kimliginden kopmak, sonucu belirsiz bir maceraya, belirsizlige anlmak gibi alg1lanabilir. Oysa, ki$isel diizeyde oldugu gibi, siyasal-toplumsal hareketler diizeyinde de yenilenmi$, ic tutarhhga sahip bir kimlik edinme giri$imi, kelimenin diiz anlam1yla bir kopu$U gerektirmedigi gibi, bOylesi miimkiin de degildir. Her iki diizeyde de bu kimlik kurgusu giri$iminin temelinde secilmi$ bir degerler kiimesi bulunur. Bireyler veya siyasaltoplumsal hareketler kendilerini yeni(lenmi$) bir kimlik ihtiyac1nm C$igine getiren gecmi$ mirasma bu degerler kiimesi 1$1gmda baknklannda onunla uyarh olanlann yamsira CCli$en bir dizi davram$ ve dii$iince yumag1 goriirler. TEMEL DEGER VE HEDEFLERi YENiDEN TANIMLAMAK

Kimligini yenilemek bu miras icindeki deger-hedeflerle uyu$anlan ahp, <;:eli$enleri reddetmek, bu <;:eli$kilerden dolayi ozele$tiri yapmakla ger<;:ekle$mez. <;:unku o deger-hedefler, o tarih boyunca belli bir yorumla, belli bir i<;:erik verilerek anla$1lm1$, boylece dii$iince ve tavir ah$lan derinden yonlendirmi$lerdir. 0 yorum ve iceriklendirme tarz1, bize ancak $imdi tutars1zhk veya <;:eli$ki olarak

goriinen dii$iince ve davram$lan tiirettirmi$tir. Bunlann ya$and1g1 anda tutars1zhk veya celi$ki gibi alg1lanamamas1 da o yiizdendir. Bu bak1mdan yeni, tutarh bir kimlik, $U anda da sahiplenilen deger-hedeflerin yenilenmi$, insani potansiyel ve ihtiyaclann yepyeni yonlerini de harekete gecirme <;:agns1yla yiiklii bir i<;:eriklendirilmesi ve yorumuyla miimkiindiir. 0 nedenle oniegin Tiirkiye sosyalist hareketi, tarihsel siirekliliginin kaynagmda yer alan C$itlik, i'Jzgiirliik Ve insani yiicelme gibi temel deger ve hedeflerin i<;:erigi iizerinde derinligine dii$iinmek, bunlan yepyeni bir yorumla "tammlamak" zorundad1r. Sosyalizm hareketinin kendisinde ve -$U ozel ortamda- toplumda ger<;:ek bir umut, canhhk ve silkini$ yaratabilmesinin ilk temel arac1 ve ko$ulu budur. Ancak boylesi bir giri$imin belli bir ba$an noktasma ula$mas1yla harekete ge<;:ebilecek olan bir dinamik, bir enerji potansiyeli iledir ki, ozel olarak sosyalizm hareketi ve -onun boylece kazanabilecegi inisyatif ile- Tiirkiye toplumu, sorunlannm iizerine ger<;:ek bir ilgiyle egilebilir. Bu elbette tek ba$ma sosyalizm hareketinin "zaferi"ni garamileyecek bir ko$ul degildir, ama $Uras1 a<;:1knr ki, halen hiikiim siiren gene! zihni fel<;: ortamm1 aralay1p, dag1tmak i<;:in ya sosyalizm hareketinden ya da bir ba$ka yerden boylesi bir etki yaratacak bir inisyatifin ortaya <;:1kmasmdan ba$ka bir yol yoktur. Bu bir tiir <;:iiriimii$liik kokusu ta$1yan havadan, bu her <;:e$il dinamizmi pasland1ran veya yozla$tlran batakhk halinden kurtulmak birincil sorundur. Hayati donemeclere gebe oldugu $imdiden belli yakm gelecegin Tiirkiye'sinde ger<;:ekten anlamh, z~ngin bir toplumsal hareketliligin ve miicadelenin ya$anmasmm olmazsa olmaz ko$uludur bu.

5


Dini ak1mlfinn yiikseli~i ve Turkiye'de Islami hareket OMER LA(:iNER

6

l.;:inde yeni tiirden radikal alumlan da banndiran bir islami siyasal-toplumsal hareket, son yillarda iran gibi bir iilkede devrim geri;:ekle$tirip, bir.;:ok Miisliiman iilkede en gii<;lii muhalefet ak1m1 haline geldigi gibi, Bau iilkelerindeki go<;men Miisliiman topluluklar arasmda da gozle goruliir bir yaygmhk kazanmaya ba$lad1. Bu olgu, dini, kapitalizm -ya da sanayi- oncesi <;aga, 0 .;:aglan karakterize eden iiretim tarz(lar)ma ozgii bir ideoloji sayan geleneksel yakla$Im i<;in $a$Irt1c1, ar;1klanmas1 gii<; bir geli$medir. <;:iinkii bu yakla$Imm diiz manugma gore, kapitalizm $U veya bu $ekilde geli$tik.;:e, para ve r;1kar ili$kileri on plana ger;tikr;e ve ozellikle sanayiin, bilim ve teknigin arahks1z ilerleyi$inin iirun ve omekleri giindelik hayata girdik<;e, dini ideoloji ve onun damgasm1 ta$1yan sosyo-kiiltiirel yap1 ve kurumlar giderek etkisizle$ecek, hatta yok olacaklard1r. Oysa bugiln, tersine bir durum gozlenmekte. Gerr;i, birr;ok Miisliiman iilkenin sanayile$me ve kapitalistle$menin heniiz ba$lang1cmda oldugu, eski yapmm daha yenilerde sars1lmaya ba$lad1g1 ve bu sarsml!-degi$im donemlerinde, "geli$meye kaf$1" hareketin geleneksel-diniideoloji ile kendini ifade etmesinin .;:ok normal oldugu one siirulebilir. Ancak $U var ki, bugiin Miisliiman iilkelerde gorulen dini hareketleri, sanayile$meye kar$I bir direnme ile ili$kilendirmek de miimkiin degil. Hatta aksine bu hareketler, sanayile$mi$ Bau iilkeleri kar$ISmdaki gii<;siizliik durumunu gidermek sorununu on plana alan, bunun i<;in iktisaden gii<;lii olma projesi olu$turmaya onem veren ve bu nedenle de -ger;mi$tekinden farkh olarak- sanayi-ticaret alanmda yeralan kesimlerden ve bu alanlarda uzman kadro olarak r;ah$an ve r;ah$acak olan ogrenci-aydm-teknokrat unsurlardan az1msanmayacak bir destek bulan hareketler olarak ortaya .;:1k1yorlar bugiin. Aynca 6nemle belirtmek gerekir ki, islam1 ve islam

diinyasm1 "yeniden iistiin ve gii<;lii" hale getirmek temasm1 vurgulayan bu hareketler, sanayile$mi$ Bau toplumlannm hirer endiistriyel mekanizma olarak insanhg1 ve dogal diinyayi nereye gotiirdiigii konusunda $imdilerde sorulan kayg1h sorulara da yer yer al!f yaparak ve bu "gidi$"in yaratlig1 insani ili$kiler, sosyo-kiiltiirel degerler ve moral diizeylerdeki sorunlara r;agn$1mlar yapurarak, dinin yeniden tek diizenleyici konumuna gelmesi tal'ebiyle ortaya r;1k1yorlar. ilgin<;tir ki, islam iilkelerinde, islam dininin Bau toplumlan kar$Ismda gii<;lii ve ustiin bir altematif ol~turabilmesinin gerek.;:eleri olarak kullamlan bu temalar, Ball iilkelerinde de H1ristiyanhgm insanc1l degerlerini one .;:1karan tiirden dini alumlara ve r;e$itli mistik hareketlere gosterilen ilgi art1$1TIITI da ba$hca nedenleri'nden biridir. 0 halde $U soylenmelidir ki, giiniimiizde, sadece sanayile$me veya kapitalistle$me siirecinin alt diizeylerinde bulunan islam toplumlannda degil, bu siirecin en "ileri" noktalanna gelmi$ Bali iilkelerinde de -en azmdan dikkate deger olr;iide- yiikselen bir dine yonelim olgusuyla, sorunlan dinlerin verdigi pcrspektif i<;inde .;:ozme talebiyle one .;:1kan hareketler olayi ile kaf$1 kaf$1yayiz. Dolay1s1yla oncelikle bu olgunun biitiin bu farkh durum ve konumdaki toplumlar i<;in sozkonusu olan temel, evrensel nedenleri iizerinde dii$iinmek gerekir. ikinci olarak da, bu dine yonelim olay1, islam iilkelerinde .;:ok daha spektakiiler bir;imlerde, .;:ok daha iddiah ve atak hareketler halinde ortaya .;:1kngma gore, bunu hangi 6zel faktorlere baglayabilecegimizi ara$lirmahyiz. Dini ideoloji hakkmda ger;erliligi hayli tart1$mah olan daha dogrusu yeniden formiile edilmesi gereken ikinci bir tez daha vardir. Buna gore, bilim ve teknolojinin geli$mesi ile dini ideoloji arasmda tersine bir ili$ki s6zkonusudur. Yani bilim ve teknoloji geli$tikr;e dini ideolojinin etkinligi azahr. Birikim 6 / EKiM 1989


Suphesiz, dini sanayi devrimi oncesi toplumlara ozgii bir ideoloji sayan tez gibi bu ikinci tez de modem toplumlann ve bilimin geli$mesinin yflzyihmmn ortalanna, hatta yakm tarihe kadarki sflrecinde buyflk oli;:ude dogruymu$ gibi goziikur. Ger<;ekten de hakim dini ideolojiler, modem Batl toplumlanmn dogu$ ve yflkseli$ donemlerinde ve islam dunyasmdaki modemistBatlcl giri$imler kaf$1smda gii<;lu bir direnme gostermi$ler, sosyal ve siyasal yap1da "yeniligi" temsil eden geli$melere, olu$turulan kurumlara, onlan gerekli ve me$ru gosteren -ozgiirluk, demokrasi vb.- ideolojilere kaf$1 <;1km1$lardir. Yine aym $ekilde bilimin geli$mesini ve yaygml~masm1 engellemeye, bunu ba$aramad1klannda ise birtak1m kayitlar altmda tutmaya <;ah$ml$lard1r. Bu boyle olmakla birlikte, endustriyel toplumun en ileri noktalanna varm1$ toplumlarda bile dinin -kendisini geli$melere uyarlayabilerek de olsa- hala onemli sayidaki insan kitlesi iizerindeki etkinligini siirdiirebildigini bir yana biraksak dahi, sanayile$mi$ toplum diizenlerinin, onlann sosyal, siyasal, kulturel kurumlannm en olgun devrini ya$ad1klan, bilimsel, teknik geli$menin b~donduriicu bir h1z ve yogunlukta gundelik hayati etkiledigi giiniimiizde, nas1l olup da hem "Bati"da, hem de islam ulkelerinde dini hareketlerin ve aym paraleldeki mistik ak1mlann gozle goriiliir bir canlanma i<;ine girebildikleri sorusu, sozkonusu tezlerden hareketle kolayca cevaplandmlam1yor. Bu bakimdan, dinin modem toplumlan karakterize eden ba$hca kurumlara ve bunlara temellik eden ideolojilere vaktiyle kaf$1 <;1ki$mm ve bugiin o kurum ve ideolojiler ortammda ya$ayan insanlara nas1l olup da bir altematif gibi goriinebildiginin yeniden ara$t1nlmas1 gerekiyor. Aym $ey din ve bilimin ili$kisi-<;eli$kisi bahsi i<;in de sozkonusudur elbette. DiNi ZiHNiYETIE iNSAN VE BiLiM

Din, belli bir uretim ve toplum bi<;imine ozgu bir ideoloji olmanm otesinde, insanm kendini ve dunyay1 tammlay1$, kavray1$ tarzmm ba$hca iki tiiriinden biridir. En geli$mi$ ifadelerini tek tannh dinlerin yakla$1mmda bulan dini zihniyet, insam, iistun ve kutsal bir giiciin, iradenin eseri olarak, o guciin kendisi i<;in yaratug1 dunya uzerinde sm1rh bir irade, eylem ve degi$tirme guciine sahip bir varhk olarak tammlar. insan, bu sm1rhhgm tam bilincinde olarak, o yiice iradenin kainata, dogaya, insanm $ahsi ve sosyal hayatma dair -peygamberleri arac1hg1yla- ilettigi hukiimlere, bunlarla <;izilen davram$ ve du$iiilfl$ kurallanna tart1$mas1z uymahd1r. Kar$1l~ngi baz1 sorunlar, duydugu kimi ihtiya<;lar nedeniyle akhna gelebilecek <;ozum yollan ve tatmin bi<;imleri, kendisine me$ru ve dogru gibi gozuktugunde eger bunlar, ilahi iradeye atfedilen hukiim ve kurallarla c;:eli$iyorsa, o hiikum ve kurallann yanh$hgm1 degil, aksine onlarda insan akhmn kavrayamayacag1 derin bir dog-

ruluk, bir hikrnet oldugunu dii$iinmeli ve davram$1Ill buna gore diizenlemelidir. Aksine bir tutum, ya "bu diinyada" dogrudan veya dolayh bic;imde, ya da "obiir diinyada" kesin hesap guniinde mutlak cezasm1 bulacaktir. insan(lar)1 bu tutum sapkmhgma yonelten $eyler, ya kendisine verilmi$ "ak1l" gibi yeteneklerine a$m onem vererek onunla her $eyin dogrusunu, her sorunun c;o.ziimiinii bulabilecegi kams1d1r - ki bu insamn kendisini yalmzca ilahi iradeye has niteliklere sahip saymas1 demektir ve bu ai;:1kc;a ya da ortiik ilahi iradeyi tammamak anlamma gelir- ya da kendini ihtiya<; ve arzulannm yonlendirmesine b1rakmakur -ki bu da insam ilahi iradenin $ahsi ve sosyal hayatla ilgili koydugu hiikiim ve kurallan a$maya, c;ignemeye, yok saymaya gotiiriir. insanlar, yaratlh$ ozellikleri nedeniyle bu iki sapkmhk tiiriinden birine veya ikisine birden meyletmeye ac;1kurlar. Bu bak1mdan ilkin farkma vanlmasa da insanlann topluca veya bir kism1yla bu yollardan birine kap1lmas1 miimkiin hatta kac;m1lmazd1r. insamn ve eylemlerinin bu istikrars1z ve ku$kuya ac;1k tamm1 ile yukarda bahsedilen iki sapkmhk tiiriine kar$I uyamk olma uyans1, dinlerin insani ve sosyal durum ve sorunlan apklay1$, bunlar kar$1smda tutum belirleyi$ mekanizmasmm esas unsurland1r. Dini perspektifin bu k1sa ozetlemesi dahi, onun nas1l olup da asHlar boyunca toplumun biitun kesimlerinin ortak ideolojisi olabildigini, egemenler tarafmdan kurulu diizene itaat etmeyi telkin edecek bic;imde yorumlamp kullamhrken, ezilenlere ve o diizene kar$1 i;:1kanlara itiraz ve taleplerini "din adma" ileri surebilme imkamm vermi$ oldugunu a<;1klar. Anla$ilacag1 uzere egemenler, bu konum ve fonksiyonlan geregi bilgi, giic; ve malik olma gibi mutlak anlamlanyla ilahi iradeye ait olan yeti ve arac;lann temsilcisi olarak, bunlan tannsal smHlamalan hic;e sayarak kullanma sapkmhgma meyledebilirler. Kendilerini dini ideoloji ic;inde ifade etmi$ y1gmla radikal e$itlikc;i hareket ve ak1mlann talep ve argiimanlannm bu noktada odakla$mas1bunun kamud1r. Bu ak1mlann pek <;ogunun e$itligi ya)mzca muJkiyet bahsiyJe Slmrlamay1p, bilgi ve gii<; kullammmm her tiiriine yayan onerilerle ortaya c;1kmas1, boylece kurulacak cemaatler te$kiline yonelmesi, dini ve diinyevi otoritelerin $ahsmda her an miimkiin o sapkmhgm i.inlenmesini amar;lar. Buna mukabil, egemenler ise kitleleri maddi-dogal ihtiyac; ve arzulannm igvasma kap1larak dii$ecekleri sapkmhklar konusunda siirekli uyanrlar. Onlan, sefalet ko$ullannda bile ya$1yor olsalar, bu maddi ihtiyac;:lannm itkisiyle davranmamaya, durumu tevekkulle kar$1lamaya telkin eden bir ideolojiyi savunurlar. Hakim duruma getirilmi$ bir (veya nisbeten farkh birkac;) yorumu olsa da birbiriyle onemli i.ilc:;ude c;all$an pek c;ok yorumunun yap1labildigi gene! dini zihniyetin diinya g6ru$iiniin kilit kavram1 , biitiin bu farkh yakla-

7


~1mlara

san ve toplum sorunlannm <la dogal bilimlerin yontem ve arac;:lanyla -ve onun gerisindeki insan anlayi~mt ~iip足 hesiz daha ac;:1kc;:a yansuarak- ele almmasm1 te$vik eden bir dii$iinii$e yol verdi. Sosyal bilimler b6ylece olu$maya ba$lad1. Nasti dogal bilimler, tek tek insanlann olmasa bile gene! olarak insanhgm, dogamn giderek tam bilgisine varabilecegini ve boylece sadece dogaya egemen olup onu kendi isterleri dogrultusunda kullanmak ve diizenlemekle kalmay1p aym zamanda kendini her bak1mdan mutlu ve miikemmel hale getirebilmenin c;:evresel ko$ullanm olu~turacag1m kuvvetle varsayiyorlarsa, ayn1 bic;:imde sosyal -insani- bilimler de dinlerin kapasite ve idrak s1mrhh~nm 6zellikle belirttikleri ve buna dayanarak davram$ ve diizen ilkeleri, kahplan getirdikleri insamn ve toplumun kendi kendisini inceleyerek, kendine ili$kin gerc;:ekleri ke$fedebilecegini ve bu bilgileriyle sadece kendi varolu$ ve kaderine egemen olmakla kalmayip onlan en yetkin miikemmel hale getirme imkanma da- kaVU$acagim varsayan bir iddia iizerinde kurulmaktayd1lar. Tekrar belirtelim ki, dini zihniyet, bilim yapmamn bilgiler edinmenin kendisine degil, bu faaliyetin insana 6zellikle akli kapasitesine, giiciine tamd1g1 sm1rs1z ve bag1ms1z "iktidar"a kar$1d1r. Ostelik, bilimler ve teknoYENi ZiHNiYET DUNYASI VE DiN loji insanlara, dinlerin ilahi emirlere tam uyarak ya$ad1klan taktirde "6te diinya"da kavu$acaklanm soylediBu bak1mdan, insan, ayirdedici 6zelliklerinin smirh bir gi eksiksiz hayatm -cennetin- burada olu$turabilecegi gerc;:ekle$tirilebilme noktasmdayken, o a$ama ya$and1mesajm1 veren bir ideolojiden hareket etmekte, en azmg1 donemlerde olu~turdugu Tann kavramm1 ve bunun dan onu beslemekteydiler. Ozgurluk, demokrasi, sosyac;:evresinde te~kkiil eden dini zihniyeti, o smm arnk ~a足 lizm gibi yeni c;:agi simgeleyen kavramlar, ideolojiler ve bilecegini sezdigi, bunun ilk kamtlanm dev$irqigi nokbunlann tammlad1klan insan ve toplum hedefleri, satada bir yana birakabilir. Bu noktadan itibaren vaktiyle dece s6ziinii ettigimiz yeni insan kavray1$mdan hareTann kavrammm dinf zihniyet ve diinya g6n1$iindeki ket etmekle kalm1yorlar, hepsi de ayn1 zamanda yilksemerkezi roliiniin bir benzerinin "insan"a verildigi yeni len bilim ve teknik faaliyetin saglayacagina inamlan biibir zihniyet diinyas1 olu~turulmaya ba$lamr. yiik iiretkenligin, hemen tum dogal felaketleri 6nleyeNitekim, Ronesans ve Reform hareketleriyle sars1lan bilme imkanmm getirecegi yiiksek ve anan bir refah ha"Bau"da bilim faaliyetinin yogunla~1p ilk spektakiiler solini, boyle bir gelecegi 6ng6n1yorlard1. nuc;:lanm verrnesinden itibaren olan da budur. Dini otoHerne kadar sanayi devrimi, en azmdan 19. yiizyilm ritelerin bu a$amada gosterdikleri kar$1 c;:1k1~. sozkonusu bilim faaliyetinin gerisindeki ideolojiyedir. insanm, sonlanna kadar, saglanan olaganiistii iiretim art1$lanna akli yetileriyle, gozlem ve deneyleri ile dogal giic;: ve siiragmen, geni$ kitlelerin iktisadi durumunda buna oranh bir iyile~me getirrnedi, hatta kimi kesimlerin daha da rec;:lerin yap1 ve nedenlerinin bilgisine ula~abilecegini, sefille$mesine yolac;:uysa da, bu, bilim ve teknikteki gebu bilgiyle yonlendirilen eylemiyle dogaya, onamma egemen olabilecegini esas alan bir yonelim s6zkonusuli$menin insanhga mutluluk ve refah getirecegi yolundaki koklii inanc1 sarsmad1 bile. \:agm biitiin siyasaldur burada c;:iinkii. Ba$lang1c;:ta as1l olarak doganm ansosyal hareketleri, ister varolan diizeni savunsun, ister la~1lmasma yonelik bu yeni bilim anlayt$1 ve faaliyetinin verdigi ilk iiriinlerin birc;:ogunun, ayn1 konularda onu kokten yikmayi amac;:hyor olsunlar, hepsi de bilimin bu vaadini en iyi kendilerinin gerc;:ekle$tirebilecegi dinsel onayla tac;:landmlm1~ bilgilerle c;:au~mas1 -Ptolemenin evren teorisi ile Kopemik teorisi arasmda . iddiasm1 ta$1yorlard1. oldugu gibi- ve burada yeni bilme faaliyetinin ac;:1kc;:a daDin d1~1 ideolojilerin iki ana tiiriine tekabiil eden kaha iistiin ve verimli oldugunun g6riilmesi, sadece dini pitalist ve sosyalist sanayi toplumlannm yiizyihmizm ac;:1klamanm dogal 9lu$umlarla ilgili bilgi alanmdan siiortasmda varm1$ olduklan diizeye bak1ld1gmda, bilim riiliip c;:1kanlmas1 egilimini h1zland1rmakla kalmadi. Bu ve teknik faaliyetinin geli$mesine dayanan ve baglanan noktada dogan $ilphe, dini zihniyetin insan ve toplumbu umut ve vaadlerin bir yamyla gerc;:ekle$tigi soylenela ilgili beyanlanmn baglayic1hga etkisini de k1rarak inbilir. Gerc;:ekten de bu toplumlar baglammda ba$d6n-

ragmen zihniyetin siiriip gitmesini saglayan temel 6ge Tann kavram1d1r. Ozetle ifade edilirse bu kavram, insan(lar)m, kendilerini c;:evreleyen doga iizerinde etkinliklerinin smirh oldugu, dogal giic;:ler ve olu$umlar ka~1smda kendilerini c;:ogu kez zay1f ve c;:aresiz gordiikleri tarihsel ko~ullarda olu~turulmu$ ve geli$tirilmi~足 tir. Kaynagmda insanm doga -onam- ka~1smda yine bir dogal varhk olarak giic;:siizlii~ii olgusunun yanmda insan olarak o dogaya egemen olma istegi gibi iki c;:eli$ik 6ge bulunan bir ba$lang1c;: noktas1 varsayabiliriz. "Dogaya egemen olma" insamn ayirdediciligini saglayan 6zelliklerin kac;:mtlmaz geregi, yegane d1$a vurum tarz1dir. .Kendinde bu 6zelligi sezmek, ama bunu gerc;:ekle$tirmenin smulanyla ka~1la~mak, o sm1rlar 6niinde duraklam1$ insanda -o smmn yine kendinde tamd1g1 6zelliklerce a$1lacag1 ic;: bilgisiyle- o 6zelliklere kendinden c;:ok daha fazla sahip bir iistim giic;: varsayimm1 olu$turmu$tur denilebilir. 0 halde Tann -6zellikle tek Tann- kavram1, insanm dogal varhklar ic;:inde s1rf insana 6zgii olan 6zelliklerinin ve o 6zelliklerin tam gerc;:ekle~mesi durumunda sahip olabilecegi c;:e$itli etkinlik hallerinin bile$ik ifadesidir.

8

Birikim 6 / EKiM 1989


diiriicii bir bilgi yekununa, bilgi uretme h1zma eri$ilmi$, dogal guc;: ve kaynaklan denetim altma alma ve kullanma bahsinde buyf.lk a$amalar katedilmi$ ve bu toplumlar tarihte emsali olmayan bir yuksek refah ve etkinlik guciine ula$ffil$lardir. Bu manzara, bilme yetisiyle, bilgiyle donanm1$ eylemi sayesinde insanm hem dogaya hem de kendi insanisosyal ko$ullanna egemen olabilecegi ana tezinin yeterince dogrulanml$ oldugunu dii$flnduriir. Ve yine buna bakarak, dinlerin ote diinya -cennet- ic;:in vaadettigi bolluk ve refah halinin bu dunyada gerc;:ekle$tirilebilecegi iddiasmm da ispat edilmi$ sayilacag1 soylenebilir. Burada, butun bunlann henf.lz sanayile$memi$ toplumlar aleyhine i$leyen bir diinya df.lzeni de olu$turarak gercekle$tirildigi noktasma deginmiyoruz. Arna bu onemli noktayi gormezden gelsek dahi, din d1$1 ideolojiler, olu$turduklan sanayi toplumlan gercekligi kar$1Smda kendilerini ancak goriinii$te dogrulam1$ sayabilirler. Arna o ideolojinin as1l temel hipotezi ac;:1smdan bak1ld1gmda c;:ok ciddi bir c;:eli$ki ile yiizyf.lze olundugu goriiliir. Dini ideolojilerin diinya olceginde din-dl$1 ideolojiler aleyhine yf.lkseli$inin ana nedenlerini kavrayabilmek icin bu c;:eli$kinin anla$1lmas1 6n$arttir.

'

SANAYi TOPLUMLARININ PARADOKSU VE DiN-Dl~l iDEOLOJi(LER)

<;:iinkii din-dl$1 ideoloji(ler) temelde tekil insandan sozeder, ondan yola c1kar. Dolayis1yla onun gercek dogrulanmas1, omegin, dogaya ve kendini cevreleyen ko$ullara egemen olabileceginin ya da oldugunun as1l kamtlanmas1; tek tek bireylerin, insanlann durumu bazmda yap1lmak zorundadir. Eger ideolojinin vaadettigi, bu tek tek insanlann durumunda gercekle$mi$ ise, gerc;:ekle$ebilir goriinuyorsa, ideolojinin insan tamm1 bu tekil insanlann fiili durumuna tekabiil ediyorsa ideolojinin gercegi yans1ttig1 duygusU peki$ir, dogrulugundan ku$kU duyulmaz. Soziinii ettigimiz c;:eli$ki de burada ortaya c;:1kar. <;:iinku sanayi toplumlanna o biiyiik etkinligi, iiretim artI$1â&#x20AC;˘ m saglayan tiim faaliyet alanlan, insanlann gitgide kiiculen, daralulan i$levlerle smirlandmld1klan bir i$b0lumii sistemine gore diizenlenmi$tir. Dolayis1yla toplumun biiyiik cogunlugu, ancak sm1rh bir bilgi kiimesini, hatta yalmzca basit bir fiziki i$lemi kullanabilmeye indirgenmi$ bir konumdadirlar. 0 halde denilebilir ki sanayi toplumlan bir paradoks flzerine kuruludur: Bir yanda toplum olarak iiretici-yarat1c1 giic;: ve etkinlik biiyf.1yf.lp geni$lemekte, ama ote yandan toplumu olu$turan tek tek insanlann uretici-yarauc1 potansiyelleri aym oranda kiiculiip daralmakta, tek boyutluluga indirgenmektedir. Sanayi toplumu baglammda "insanhgm" etkinlik hali ile tekil insanlann etkinlik hali arasmdaki bu giderek biiyiiyen ters oranu, o insanlann kendilerini din d1$1 ide-

oloji(ler) ic;:inde tammlamalanm gittikce imkans1zla$Unr. Milliyetcilik vb. ara ideolojilerle bir siire toplum olarak gerc;:ekle$tirilmi$ etkinlik diizeyiyle kendini ozde$le$tirmeye cah$sa bile, bir noktadan soma soziinii ettigimiz paradoks insanlan din-dl$1 ideolojinin ne olc;:iide gecerli oldugunu sorgulamaya yoneltir. Bu ideolojinin ongoriip vaadettigi etkinlik biiyf.lmesini saglayacak ana dinamik olan bilim ve teknolojik geli$menin, biiyiik cogunlugun cok uzagmda bir yerlerde kotanhyor olu$u, onunla fiili ili$kisi kopmu$ insanlann o giicii sahiplenmelerini, onu kendi giicii saymalanm imkans1zla$tmr. Kald1 ki, ozellikle son yillarda bu bilim ve teknoloji alamnm herhangi bir yerinde saglanan bir "biiyiik zafer''in iiretim sistemine uygulanmas1 hemen her defasmda, geni$ cogunluk ic;:in giderek goze batan dramatik sonuclar yaratmaktadir artik. insanlar sahip olduklan bilgi, beceri ve tecriibenin bir anda gec;:ersizle$tigini, bu halleriyle toplum ve iiretim icin gerekli bir oge olmaktan c1k1verdiklerini, gec;:im kaynaklanm kaybettiklerini goriiyorlar. "hsizlik" bu yeni vec;:hesiyle dikkatleri cekiyor art1k. Gecmi$te bilgi ve beceri bir kez edinildikten sonra insana hayat boyu i$ ve toplumsal statii saglayan ve sadece deneyle zenginle$tirilebilen bir $eyken, $imdi bir anda eskiyebiliyor, hiikiimsiizle$ebiliyor. Bilginin as1l iiretildigi kaynaklar,,o bilgiyi kullanan siradan iireticinin uzagmda, d1$mdadir aruk. Oretimde kulland1g1 bilgi o kaynaklar tarafmdan her an degi$tirilebilecegi icin "s1radan iiretici insan" ic;:in halen kulland1g1 bilginin, edindigi beceri ve tecriibenin saglad1g1 giivence amk gecici ve ku$kuludur. Siradan iiretici insanlar bilgi ve etkinlik ac1smdan hemen tamamen edilgen durumdadular arnk. Din-d1$1 ideoloji(ler)in "etkin insan" kavram1 onlann fiili durumunu yansttmaz. Aynca eklenmelidir ki ; bilim ve teknigin bu tarz geli$imi, "i$"lerin giderek artan k1smm1 her an otomatlara devredebilecek tek boyutlu i$lemlere dOnii$tiirmektedir. insanlann bunu iktisadi-sosyal konumlanna yonelik bir tehdit gibi alg1lamalan; bilim ve teknigi bu yoniiyle kendi d1$lannda, hatta dii$man bir giic gibi gormeleri kac;:1mlmaz hale gelir. Sanayi oncesi donemde, sel, k1thk gibi dogal guc;:lerin yolacug1 afetler kar$1smda tiim emek ve becerisinin sonuclannm heba olup gittigini goren insanlann durumunu cagn$tlnr bu. Onlar nas1l o durumda, o dogal guclerin gerisinde Tann(lar)m iradesini, s1mna erilmez hikmetini varsayiyor idiyseler; $imdi de sanayi toplumunun insan cogunlugu da,, yukarda amlan sonuc;:lan ile bilim ve teknigin gucii kaf$1smda benzer bicimde du$iinmeye zorlamyorlar. Diin nas1l dinler, Tannsal iradeye atfedilen olaylann sonuclanm tevekkulle kaf$1lamayi empoze ediyorlarsa; bugiin sanayi toplumlanm $ekilleyen, yon veren ideolojiler de kutsad1klan dogaya kaf$1 zafer iradesini gerc;:ekle$tiren, temsil eden giic;:leri ayn1 s1mna erilmez yiicelikte alg1lamayi, onlann dayat-

9


ng1 ko?ul ve sonur,;lan -insan r,;ogunlugunun kendilerini aciz durumda hissetmesine yo! ar,;sa da- tevekkulle kar~1lamay1 buyuruyor. Kald1 ki yine aym bilim ve teknik geli?menin gucii, insanlann ir,;inde ve kar?tsmda kendilerini aciz ve endi~eli hissetmelerine yolar,;an "r,;evresel ko?ullar" da yaratm1~nr. Doganm kirlenmesi, yer yer geriye dondurulmez bir,;imde tahrip edilmesi ve ozellikle nukleer, biyolojik, kimyasal silahlann dogay1 ve insanhg1 defalarca imha edebilecek bir duzeye eri?mi? olarak konumlandmlm1? olmas1 gibi. 路 Dun insanlar, onlan r,;evreleyen dt? dunyanm dogal gfi<,; ve ko?ullan ka~1smda kendilerini aciz ve gur,;suz hissediyorlard1. Bundan kurtulmak ir,;in girilen yolun ?U noktasmda bizzat kendi toplam bilgi ve eylemleriyle yaratnklan "dogal", sosyo-kulturel ko?ullar ve gur,;leri aym ?ekilde dt?lanndayrm?<,;asma alg1lar ve kar?Ilannda kendilerini yine gur,;suz ve aciz hisseder hale gelmi?lerdir. Eger dun o doga kar?tsmdaki giir,;suzliik durumunda bir Tann kavram1 olu?turulmu? ise bugiin yukarda anlanlan benzerlik nedeniyle o eski Tann kawammm yeniden "hanrlanmas1" hii; de ?a?1rnc1 degildir. Sanayile?mi? iilkelerde bu yeni dine yonelim ak1m1nm yine de sm1rh oh.i?u, gorece yaygm refah ko?ullanna ve bunun ideolojik etkilerine baglanabilir. Aynca bu iilkelerin pek r,;ogunda gei;erli olan H1ristiyanhgm -ve Japonya'da Sinto mezhebinin- sanayile?me siirecinin bir noktasmdan itibaren 1hmh din-d1?1 ideolojilerle bir r,;e?it uzla~ma haline girerek ve burada bir olr,;iide siirece asimile olarak ~ekillenmi? olu~lan, buralarda dini ideolojinin radikal tez ve tav1rlarla ortaya r,;1k1~m1 gur,;le~ti 颅 riyor. 0 yiizden de ~u anda bu iilkelerdeki dine yonelim daha "yumu~ak" bir,;imlerde ve k1smi iddialarla s1mrlanm1~ bir,;imde kendini gosteriyor. Ya geleneksel dini orgiitlenme biinyesinde sosyal sorunlara insani degerler adma egilen giri~imlenn arn~1 bir,;iminde veya eskatolojik sektlerin, mistik, miinzevi tarikatlerin r,;ogalmas1 ~eklinde oluyor. Buna mukabil, oteki iilkelerde, ozellikle islam diinyasmda, dini ideolojinin, din-d1~1 ideolojilerle kar~1 kar~1ya geli~ baglam1 i;ok daha farkh oldugu ii;in, bu kar~1 ka~1ya geli~ problematigi bir dizi sosyal-iktisadi ve kiiltiirel ozel ko~ul ve etkeni ii;ererek belirlendigi ve fazlas1yla degi~meden giiniimiize kadar geldigi ir,;in, din-d1~1 ideolojilerin sars1lmas1 daha belirgin, dini ideolojinin yiikseli~i daha spektakuler ve radikal bir,;imde ortaya r,;1k1yor. iSLAMiYETiN GENEL DiNi ZiHNiYETiN SUNDUGU ALTERNATiF iDDiASIYLA ORTAYA (IKISI

10

islamiyetin din-d1~1 ideoloj\nin ar,;1k meydan okumas1yla kar~1la~ng1 19. yuzy1lda, din-d1~1 ideoloji(ler), arnk sadece yeni ortaya anlan bir dii~iinii~ ve davram~ perspektifi degil, anahatlanyla ~ekillenmi~ Ban sanayi

toplumlannm tart1~1lmaz iktisadi ve askeri gucuyle somutlanm1~ magrur bir gerr,;ekligi de temsil ediyor ve her ~eyden once bu yoniiyle meydan okuyordu. Sanayi toplumlannm yiikseli~i kar~1smda gerileyen Hiristiyanhk, hemen ardmdan bu siirece asimile olarak, muzaffer sanayi toplumunun ikinci dereceden de olsa bir hissedan olarak kendini tammlam ~ya r,;ah~makta ve dolayis1yla islamiyet sadece bir dini ideoloji olarak degil, aym zamanda tek tannh dinlerin en ba~ans1z1 konumunda bu meydan okumaya kar~1hk verrneye zorlanmaktad1r. Aynca dikkate almmahd1r ki burada sadece dar anlam1yla bir ideolojik meydan okumanm otesinde bir ~ey s6zkonusudur. islamiyet, H1ristiyanhk gibi toplumsal hayann birr,;ok alam ir,;in yalmzca genel ilkeler ve yoruma ar,;1k deger hukumleri veren bir din degil, toplumlarm gundelik hayatlannm bir dizi aynnnsma vanncaya kadar hemen tum kurumlanna ili~kin forrnel duzenlemeleri de ir,;eren bir dindir. "Ban"nm tart1~1lmaz gfir,; ustunluguniin sadece sinai-iktisadi-askeri alandaki yeniliklerden ibaret olmad1g1, boyle kabul edilse dahi, bu yenilikleri ahp "Ban" kar~1S1nda durabilmek ir,;in sosyokulturel yap1da ciddi degi?imlerin zorunlu oldugu farkedildigi zaman, islamiyet bu kapsay1c1 ozelligi nedeniyle bir ar,;maz kar~1smda buldu kendini. Yuzy1llard1r e~it giir,;te hatta ustun konumda olarak kar?tsmda gordugu "Ban" - Htristiyan dunyasmm oniinde yeniden dengeyi kurabilmek ir,;in yap1lmas1 kar,;tmlmaz gorulen her tur diizenlemenin ister istemez "Bau" damgas1m ir,;ermesi, islami ideoloji ar,;1smdan sirf hazm1 zor tavizler degil, -bu tarihsel baglam nedeniyle- aym zamanda islamt kimligin golgelenmesi, a?ag1lanmas1 olarak da goruldii_Bu sonuncu nokta, ozellikle sanayile?en "Bau" ulkelerinin 18. yfizyilm ortalanndan itibaren biri;ok islam ulkesini fethederek, buralan somiirge olarak kullanmaya ba~lamasmm etkisiyle onemli bir boyuttu. Eger, s1ras1yla tum islam iilkelerinin 19. yfizy1lm ortalanndan itibaren ir,;ine girdikleri ve sanayile?mi? ulkeler duzeyine eri~meyi amar,;layan giri?imler, doyurucu bir sonuca varrn1~ olsayd1, dini (islami) ideoloji biitiin mukavemetine ragmen geriler ve az once soziinu ettigimiz moral boyut giderek hafifleyebilirdi. Ancak l 970'li y1llara gelindiginde gorunen odur ki; ister kapitalist ister sosyalist sanayi toplumlanndan esinlenmi? olsun, islam iilkelerinde ba~lanlan iktisadi-sosyal reforrnlar model alman, esinlenilen toplumlarla aradaki mesafeyi kapatamamakta; ustelik sanayile~me ya da kendi varhg1m koruma adma onlarla kurulan iktisadi-siyasi ve askeri ili?kiler ag1 ir,;inde islam toplumlan, art1k kendi kaderlerinin onlann iradesine daha bir bagh hale geldigini gormektedirler. l 970'li yillardan guniimuze kadar, islami hareketin giderek giir,;lendigi, yeni tezlerle ortaya r,;1kug1 ulkelerin, iran, Tiirkiye, Suriye, M1s1r ve Cezayir gibi sanayile~mi? iilkeler ku~agmm hemen smmnda yeralan, din-d1~1 ideBirikim 6 / EKiM 1989


olojilerce yonlendirilmi$ sanayile$me c;abalannm en yogun ya$and1gi iilkeler olu$U bu ac;1dan rastlann degildir. Biitiin bu sayd1g1m1z iilkelerin hemen tiimii, '70'li yillarda o zamana kadar uygulanagelen "modemle$mesanayile$me" politikalannm koklii bir krizle kaf$1la$t1g1m ya$adilar. Yalmzca iktisadi boyutuyla tammlanmak istenmesine ragmen gerc;ekte bu kriz, 0 ulkelerde ya$ayan halklann kendilerini ancak sanayile$mi$ ulkelerin s1radan epigonlan haline getirebilmi$ bir surec;le hesapla$malanm zorunlu lolan, bu kimlige boyun egip egmemeyi sorgulayan bir gene! tarihsel-toplumsal krizdi. Krizin bu derinligi, bu tarihsel, moral boyutlandir ki; islami ideolojiye, az once i$aret ettigimiz ic;erigi nedeniyle on plana c;1kabilme imka.mm vermi$tir. Birey, s1mf, topluluk ve ulus duzeyindeki zihniyet veya ideoloji degi$imlerini, ya onlann ic;inde ya$ad1klan maddi ko$Ullara ya da iktisadi c;1karlanna ili$kilendiren, bunlarla dogrudan bagi kurulamayan ideolojik yonelimleri yanh$ bilinc; kategorisine sokan k1s1r indirgemeci anlay1$, ideolojilerin as1l onemli i$levinin, onu benimseyenlere manevi-moral bir doyum da saglayan bir kimlik vermek oldugunu kavramakta zorluk c;ekiyorlar. Bu nedenle de, omegin iran'da, o son derece giic;lu, yaygm halk hareketinin, Sahhk rejimini iilkeyi ABD giidiimune sokmakla, bir somiirii dt1zeni kurmakla suc;layan sloganlar etrafmda toplanm1$ken nic;in bilinen din-dI$1 sol ideoloji yoniinde 路 degil de, bt1yiik c;ogunluguyla islami ideoloji c;en,;eve. sinde davrand1gm1, ustelik bunu c;ok guc;lu bir militanca benimseme duzeyinde ya$ad1gm1 ac;1klayam1yorlar. Oysa dikkat edilmelidir ki, o iran'daki islami hareket, iran halkma, -gerc;ekle$tirilme imka.n ve olc;iisu ne olursa olsun- ozel bir misyon vermekte; ona bu ozgiin misyonu yerine getirme c;abasmm tammlad1g1 ayirdedici bir kimlik onermektedir. Aym $ey islam diinyasma yapngi c;agnda da vard1r. Tekrar belirtelim ki bu c;agn, bugiin, c;ag1m1z ko$ullannda etkili olabildi ise, olabiliyor ise, temel nedeni, dindt$I ideolojilerin $ekillendirdigi giiniimiiz sanayi toplumlannm bizzat 0 ideolojinin olc;iitleri ic;inde ciddi c;eli$kileri goriilen bir duruma varm1$ olmalandu. Bu temel neden, islam diinyasmdaki sanayi toplumu olma giri$imlerinin "yan yolda t1kanm1$" olu$U durumunda iki kat etkili olmaktad1r. <;:unkii ileri sanayi toplumlannm ula$t1klan durumu sorgulayan, egemen din-d1$1 ideolojiyi yeniden gozden gec;irmekihtiyacm1 duyurtan gerekc;eler; $imdiye kadar din-dI$I ideolojiler kar$1smda geriye c;ekilip meydam onlara b1rakm1$ biitiin dini ideolojilere oldugu \<adar islami ideolojiye de one c;1kma &rsau vermi$tir. Arna ileri sanayi iilkelerinin ula$t1klan refah durumu ve iktisadi-kultiirel ve askeri guc; diizeylerinin saglad1gi iistiin konumdaki toplumlar olmanm verdigi tatmin edici kimlik, dini ideolojinin koklii ve yaygm yukseli$ini onemli olc;ude sm1rhyor. 6te yandan daha once de belirtildigi iizre, bu iilkelerin pek c;ogunda-

ki dini ideolojinin H1ristiyanhk olu$U ve bu dini ideolojinin sanayile$me surec;lerinde bir tiir asimilasyonu kabulleni$i de onun radikal bir c;ik1$ yapmasm1 en azmdan $imdilik engelliyor. Gelgelelim, islam diinyasmdaki din-dt$I ideolojilerden esinlenmi$ "modemle$me" hareketleri, ne sanayile$menin "nimetleri"nden vaadettikleri duzeyde yararlanabilen bir noktaya varabildiler; ne de hepsi kendilerini tarihleri boyunca "a$ag1" konumda gormemi$ toplumlanna, bu tarihsel miraslanna uygun bir statu kazand1rd1lar. $ahm iran\ bolge c;apmda bir super giic; haline getirmeyi hedefleyen milliyetc;i programt ABD'nin bolgedeki ussii olmaya vard1; Nasu'm Arap diinyasm1 birle$tirmeyi hedefleyen Arap sosyalizmi projesi nkamp Enver Sedat'm ~hsmda benzer bir akibete suriiklendi. Baz1 islam iilkelerine de ilham veren Tiirkiye'deki Kemalist proje, "Bau" iilkeleriyle e$ diizeyde bir toplum haline gelebilmek hedefinin kaf$lla$ng1 ac;mazlar onunde biz- . zat tarihsel savunuculan tara&ndan ortiilii terkiyle sonuc;landi. islam diinyasmdaki butun bu din-d1$1 ideolojilerce yonlendirilmi$ giri$imleri yine din-dt$1 ideolojilerin bir ba$ka turii ac;1smdan ele$tiren, bu giri$imleri eklektik bulup, doktriner ac;1dan daha saf, tutarh ideolojileri -omegin sosyalizmi- savunarak ortaya c;1kan ak1mlar da bu toplumlan umduklan oranda harekete gec;iremediler. (iinkii bunlar toplumun biiyuk c;ogunluguna, ic;inde sanayile$mi$ bir toplumun nimetlerinden daha fazla ve c;ok daha adil bic;imde yararlanacaklan bir proje sunuyor ve bu ac;1dan onlan ikna edebiliyorlard1, ama vaadedilen bu hedef o toplumun -diyelim- sosyalist diinyanm s1radan bir parc;ast, iiyesi oldurtabilecek bir hedefti. Bin y1l yeryiiziinde ayn, hatta iistun bir uygarhg1, giicii ve misyonu temsil ettigi, bilgisiyle, motivasyonuyla ya$am1$ islam diinyasmm$u son iki-iic; yiizyildir bulundugu a$ag1lanma durumundan otiirii daha bir ozlemini duydugu o tarihsel-kiiltiirel mirasa rezonanslar yapurmayan bir hedef demektir bu. islami ideoloji, yukarda ozetle anlaulan 1970'li y1llann ko$ullan baglammda ozellikle bu rezonans1 kurabildigi ic;in canlamyor ve dikkate deger militanhkta hareketlerin olu$mas1m saglayabiliyor. Din-dt$I ideolojilerin yonlendirdigi sanayile$me siirec;leri ve o ideolojileiin odagmda yer alan bilimsel faaliyete verilen onem, anlam ve insan kavrayt$1 kaf$1Smda -omegin Hlristiyanhga gore- daha mesafeli ve ku$kucu bir tutum gosteregeldigi ic;in; bugiin, bilim ve sanayile$me olay1 bizzat kendi ic;inde sorgulamrken, islamiyet kendini atak, iddiah ve altematif bakt$ ve davram$ sistemi olarak one siirme hak ve f1rsat1m bulmu$ oluyor. Diin, Hlristiyanhgin da e$lik ettigi "bilime engel olucu"luk ithamma gogiis gererken c;ektigi s1kmulann kaf$1hgm1 bugiin dindt$1 sistemlere kaf$t din adma tek ses, tek altematif olarak ortaya c;1kabilme imkam bularak ahyor. Aslmda, bu sorunsahn ilk ifadelerini gec;tigimiz yiizy1ldan itibaren 11


ele almak gerekir. BATl, BATILILA~MA VE iSLAMi HAREKET

19. yiizy1ldan bu yana kullamlan bir deyim olarak islami hareketin, "Bau" ve "Bat1hla$ma hareketi" ile organik ve problematik bir ili$kisi vard1r. C::iinkii bu deyim ile, Banh toplumlann nitelikc;.e iistiin ve ileri olduklan tezi ve bunun gostergesi olan ekonomik-askeri giic;.leri ile islam toplumlanm isterleri yoniinde degi$ime zorlamalan, ya da benzer bir degi$imi amac;.layan bir Banhla$ma hareketinin islam toplumunda ortaya c;.1kmas1 ka~1smda olu$an ve toplumun islami karakterini korumak ve savunmak amac1yla $ekillenen ideolojik-siyasal ak1mlan kasdetmekteyiz. Olu$umundaki bu reaksiyoner ve edilgen pozisyonun geregi olarak gene! olarak islami hareketin zaman ic;.indeki evrimi, problematigin aktif kutbundaki Ban ve Banhla$ma hareketlerinin seriivenine s1k1 s1k1ya baghd1r. Bundan dolayi eger son on yillarda islami hareketlerin hemen tiim islam iilkelerinde giderek giic;.lendiginden soz edilip bunun nedenleri ara$tmhyorsa, her $eyden once sorulmas1 gereken soru "Ban"da ve "Banhla$ma hareketlerinde ne oldu?" sorusudur. Bu soru ozellikle "Tiirkiye'deki islami hareketin yiikseli$i olgusunun anla$1lmas1 ic;.in I$lk tutucudur. Tiirkiye, islam iilkeleri ic;.inde "Ban"yla en yogun ili$kileri olagelmi$ ve yine en kapsamh ve ciiretkar bir Banhla$ma projesinin uygulam$ma sahne olmu$ bir iilkedir. Bu nedenledir ki son on yillarda Ban ve Banhla$ma hareketinde gozlemlenebilir hale gelen "yeni" olgu ve sorunlarla baglant1h olarak islami hareketlerin tez, iddia ve sosyal destekleni$ diizeyinde goriinen radikal denile9ilecek degi$menin, Tiirkiye'deki harekette izlenebilir olu$U tesadiif degildir. iSLAMi HAREKETiN YENi AYDIN VE iDEOLOGLARI

12

Tiirkiye'deki islami hareketin son yillardaki etkinle$mesi olayinm hemen dikkati c;.eken ba$hca iki onemli ve "yeni" ozelligi var: ilki, bu hareketin, daha yakm zamanlara kadar "Banhla$ma" yoniindeki geli$menin sosyo-ekonomik dayanagi ve ta$1yic1s1 olacag1 varsayilan sm1f ve ziimreler arasmda hatm sayihr bir destek bulmakta olu$udur. ikincisi ise aym destegin, Bauhla$ma hareketinin yonetici kadrolanm, sosyo-kiiltiirel diizeyde ongordiigii degi$imlerin itici giicii olacag1 dii$iiniilen ve ony1llar boyunca bu fonksiyonlan yerine getirmi$ olan laik ogretim-egitim kurumlannda, modem fen ve sosyal bilimler egitimi alm1$ aydm ve genc;.lik kesiminde de amk bulunabiliyor ve amyor olu$udur. Hatta denilebilir ki bugiin degilse bile yakm gelecekte Tiirkiye'deki islami hareketin sozcii, yonetici ve ideologlan tamamen bu kesimden c;.1kacaknr. Tiirkiye'deki islami hareketin halen etkiledigi kesimin biiyiik k1sm1 $U anda yine geleneksel onder ve ideolog-

lann giidiimiinde, islami hareketin ah$Ilagelmi$ ideolojik r;err;evesi ir;inde davranmakta ise de: harekete yakm donemde kanlan yeni sosyal kesimlerin ve ozellikle bu yeni ''Banh egitim"den ger;mi$ aydm ideologlann yakm gelecekte harekete damgalanm vunnas1, Tiirkiye'nin ozel $artlannda c;.ok kuvvetli bir ihtimal gibi goziikmektedir. Su anda genel islami hareket ic;.inde, ona eklenen bir ak1m gibi goziiken bu yeni ideologlann tezlerinin, onerdikleri dii$iinil$ ve davram$ perspektifinin gene! harekette belirleyici hale gelmesi demektir bu. Simdiden kuvvetli ipur;lan goziiken bu degi$ikligin ideolojik plandaki ifadesini k1saca ozetleyebiliriz. Gec;.mi$te islami hareketler, "Ban"nm meydan okuyucu giicii ve bunun simgesi sayilan bilimsel-teknik iistiinliik faktorii kar$1smda, islamf zihniyeti ve onun geregi sayd1klan sosyo-kiiltiirel yapilan savunmak ve korumak konusunda kendilerini neredeyse c;.aresiz hissederlerdi. Oysa $imdi, "Ban" diinyasmda bilimsel-teknolojik geli$menin bu dogrultuda gelecegini, gec;.erli bilim felsefesini sorgulayan, endi$e ile ele$tiren ak1mlann giic;.lenmesi, ornegin ekolojist hareketlerin olu$IDU$ sosyo-kiiltiirel yap1yi, insan ve ili$kiler anlayi$mI sorun olarak koyan tezleri, sozkonusu yeni islami ideologlar tarafmdan islami zihniyet lehine ideolojik-kiiltiirel bir hakhhk ve atak malzemesi olarak degerlendirilmektedir. Diine kadar islam aleminin bilim ve teknik alanmda geri diizeyde olu$U, islami zihniyetle ili$kili bir handikap say1hrken, birc;.ok gelenekc;.i islami hareket sozciisii modem bilimin profan karakterinden soz ederek "bilim"e kar$I ku$kucu tavu siirdiirmelerine kar$1hk ancak bir k1s1m dii~ii足 niiriin islami zihniyetin bilime engel bir yanmm olmad1gm1 kamtlama c;.abalannda oldugu goriiliirdii. Oysa $imdi yeni ideolog adaylan, islami zihniyetin handikap1 sayilan noktada aslmda bu zihniyetin ancak $imdilerde anla$1lmaya b~lanan bir erdeminin yamgm1 ve her yoniiyle olumlu bir bilim-teknik geli$iminin ancak bu erdemin bilincine varmI$ bir islami perspektif ic;.inde miimkiin olacag1 tezini geli$tirmeye 1;ah$maktad1rlar. Bu tezi islam'm evrensel mesajmm, kunulu$ ve yiikseli$ projesinin merkezine oturtmak istemektedirler. Bu heniiz iddias1yla orant1h giic;.te argi1manlarla desteklenmekten uzak, ama yiizy1hm1zm bilim ve teknikle halelenmi$ ortammda ya$ayan islam topluluklanna, ozellikle de bilim ve teknikle dogrudan ili$kili gen<; ve aydm kesimlere bir "misyon" haberi ve r;agns1 ileten, atak ideolojik degi$im; sosyo-politik tavir ah$larda da buna uyarh bir aktif tutuma ger;ilmesini vurgulamaktadir. Gec;.mi$te islami hareketin Ban ve devlet giiciinii elde tutan Banhla$mac1 hareketler kaf$1smda ancak hayati addettigi noktalara bir miidahale sozkonusu oldugunda tepki gosteren ve bunu da c;.ogu kez pasif direnmeler bic;.iminde yapan geleneksel tavir ah$ tarzmm kokten degi$mesini talep etmektedirler. Ve yine bunlar, ozellikle II. Diinya Sava$! ertesinde uluslararas1 diizeyde ve iiiBirikim 6 / EKiM 1989


keler bazmda egemen kilman kapitalizm-sosyalizm, sagsol i;au~mas1 problematigi ii;inde islami hareketlerin bir tarafm giidiimiinde ya da yanmda anti-komiinist bir gii<; olarak tavir almasm1 ve boylece kullamlmay1 kabul etmelerini ciddi bir yamlg1, islam'm "Ban"nm iirettigi bu iki versiyonuna kar~1 evrensel bir altematif alma temel niteligine aykm bir tutum diye nitelemekte, iran islam Devrimi'nde ipui;lan goriilen bir altematif tavir zeminini kurma geregine onemle i~aret etmektedirler. Bu yeni tezler ve ideolojik perspektif, son yirmi y1ldir hemen tiim islam iilkelerindeki dini hareketler ic,;inde giderek one c;:1kan belli gruplar tarafmdan geli~tirilmek足 tedir. Omegin iran islam Devrimi'nin arka plam, hazirhk donemi incelendiginde, hareketin biiyiik kitlevi giiciinii yonlendiren geleneksel dini onderler orgiitlenmesinin yamsira Banh egitimden ge<;mi~ aydmlar ku~ag1na mensup ideologlann (Ali Seriati gibi) iran'm ogrenciaydm kesimini islami harekete yukardaki tiirden "yeni" tezlerle kazandird1g1 goriiliir. Bunlar uzun siire geleneksel dini hareketin ic;:inde ve onun din adamlanndan olu~an onder kadrolanyla ittifak halinde hareket edip devrimi gerc;:ekle~tirdikten soma tasfiye edildiler veya etkisizle~tirdiler.

Tiirkiye'de islami hareketin iran ornegindeki gibi bir kitlesel destek saglayabilmesi, onun gibi bir "devrim"i gerc;:ekle~tirmesi, bu iilkenin tarihsel ve yap1sal ozellikleri nedeniyle uzak bir ihtimal olarak goriilebilir. Arna bu Tiirkiye'de islami bir hareketin c;:ok giic;:lii bir hareket haline gelmesi, hatta iktidan ele gec;:irmesi ihtimalinin zayifhgi anlamma gelmez. Konumuz bu degil. Su anda yalmzca bu hareketin Tiirkiye baglammda hangi potansiyel imkanlan kullanabilecegi ve yakm gelecekteki sosyo-politik ve ideolojik bic;:imleni~inin nas1l olabilecegi iizerinde kestirimlerde bulunabiliriz. islami hareketin yeni tezleri ve bunlann ta~1y1Cllan足 nm genel harekette belirleyici, egemen hale gelmeleri ihtimali iran'm aksine Tiirkiye'de hayli yiiksek goziikiiyor. iran'da as1rlardir siyasal iktidann yamba~mda ve ozerk bir organizasyon olarak, toplumla giic,;lii baglar ic;:inde olagelmi~ hiyerar~ik din adamlan orgiitiiniin biiyiik ve tarihi giicii, soziinii ettigimiz yeni islami ideologlar kesiminin etkinligini sm1rlayan en onemli faktordii. Tiirkiye'nin de ic;:inde yer ald1gi Sunni islam'm sosyopolitik geleneginde din adamlannm boylesi bir ozerk orgiitlenmesi ve giicii hic,;bir zaman olmam1~ur. Osmanh Devleti ve Tiirkiye Cumhuriyeti doneminde Bauhla~ma hareketine tepkiden dogan islami hareketler, aralannda organik ili~kiler olmayan ve bunu olu~turmaya da c;:ah~mayan c;:e~itli ve c;:ogu mistik tarikatlerin eseri olmu~tur. Herne kadar islami hareket, Kemalist Bauhla~足 ma projesinin yiiriirliige sokuldugu 1923 somas1 y1llarda belli ba~h birkac;: ak1m etrafmda toplanarak daha organize bir hale gelmi~se de oturmu~ bir onderlik struktiirii hala olu~mu~ degildir.

Sozkonusu yeni islamc1 tezler ve ideologlara gii<; ve etkinlik ~ans1 saglayabilecek bir etken de Tiirkiye'nin tarihsel arka plamd1r. Yiizyillarca islam diinyasmm protogonisti konumunda bulunmu~ olmanm ve tarihinin bir doneminde "Ban-H1ristiyan diinyas1" kar~1smda iistiinliik halinde ya~am1~ olu~unun getirdigi moralideolojik mirasa bu yeni ve iddiah tezlerle giic;:lii c;:agn!?tmlar yapabilme imkam vardir. "Bau"nm bilimselteknolojik iistiinliigu argiimanmdan tiiretilmi!? ideolojikpolitik tezJer kar!?lStnda c;:aresiz Ve ofkeJi bir ic,;e kapaIll~tan ba!?ka bir tavir getiremeyen geleneksel islami hareketin smirh ufkunda sozkonusu "ha~metli gec;:mi!?" ancak bir am olabilirken, bu yeni ideoloji onu yeniden yaranlabilir bir durum olarak sunabilmektedir. Hanrlanmahd1r ki, Osmanh-Tiirkiye baglammda Banhla~ma hareketi ona islami gerekc,;elerle kar!?l koymak isteyenler oniinde bu "eski iistiin konumumuz"a gelebilme motifini kullanarak, tepkiyi onemli olc,;iide azaltabiliyordu. Yeniden o eski iistiin konuma gelebilmenin, en azmdan "e!?itligi" saglayabilecek giice eri~menin "Bau"nm bilimsel teknik, ekonomik ve siyasal yap1 ve kurumlanm benimsemekten ba~ka yolu olmad1g1 iddiasma kar~1 dini hareketin gosterdigi bir ba~ka yol yoktu. KEMALiST BATILILA~MA PROJESiNiN iFLASI

Oysa, son elli-altm1~ y1hm tiim devlet giic;: ve imkanlanna sahip olarak ya!?ad1g1 yiizy1h a!?km tarihsel deneyden soma Tiirkiye'deki Bauhla~mao ak1m aruk bu giic;:lii motifi kullanamayacag1 bir noktaya gelmi~tir. Olkeyi "c,;agda~ uygarhk diizeyi"ne ula~tmnanm temel arac1 olarak goriilen sanayile!?me siireci Tiirkiye'yi ikinci smif bir iilke konumundan c,;1karmaya yetmemi~, bu yolda gidildigi takdirde Tiirkiye'nin Banyla e~ nitelikte bir sanayi diizeyine varmasmm miimkiin olamayacag1 ortaya c,;1km1~nr. Kemalist "Bauhla!?ma" projesinin c;:ok onem verdigi, hedeflenen toplumun elit ve yonlendirici insan malzemesini yeti~tirecegi , dii!?iiniilen laik Banh ogretim kurumlan ve burada iilkenin gelecekteki sosyo-kiiltiirel yap1s1m da ~ekillemek misyonuyla haz1rlanan gene; aydm kadrolar, 1980 asker! darbesiyle bizzat Kemalist projenin hakiki sahibi ordu tarafmdan iilkenin ve devletin gelecegini tehdit eden yollara sapmakla suc;:lamr oldular. Kemalist Bauc1 projenin, geldigi son noktada aydm ve ogrenci genc,;lik ve onlann kurumlan bir misyonun ta~1yic1s1 degil, her an d1~a vurabilecek bir tehlike potansiyelidirler. 12 Eyliil rejiminin bu kurumlar ve bu kesimler iizerinde ba~latug1 ve hala siirdiiriilen yogun depolitizasyon ve ideolojisizle~tirme tedbirleri bunun ic,;indir. Arna boylece Kemalist Bauhla~ma projesinin iflas etmi~ oldugu da bizzat itiraf edilmi~ oln;aktadir. Bu ac,;1dan islami hareket, yeni tezlerinin ii;r rigi ile bir misyon c,;agnsm1 duyarak hareket etme gelenegine sahip Tiirkiye'nin ogrenci genc,;lik ve aydm c,;evrelerinde giderek artan bir destek bulabiliyor olu~unu; biraz da

1J


eski "du$man"mm saglad1g1 ko$ullara bor~ludur. Bu tarihin bir cilvesi midir, yoksa buna yenik du$enin odedigi bir diyet mi denilmelidir? Su ana kadar, en genel ~er~evede dini ideolojilerin ve ozel olarak islamiyetin ideoloji olarak canlamp y(ikseli$lerini mumkun kilan ko$ullar ve bunun tarihsel geri plamru ozetle belirtmeye ~h$Uk. Bununfa ilk amac1miz, olgunun derinligini gostermek ve gelip ge~ici bir dalga olarak de almmamas1 gerektigini vurgulamakti. Kimileri burada dini ideolojideki canlanmamn gereginden fazla onemsendigini soyleyebilir; kimileri -ve bu arada dini hareketin sozculeri de- anlaulanlann dini ideolojinin hakhhg1, "dogrulugu" anlamma gelebilecek ~agn足 $lmlar i~erdigini du$unebilir. Bu izlenim, yaz1m1zda dinf ideolojilerin y(ikseli$inin as1l nedeninin din-d1$1 ideolojilerdeki buhran oldugu-

nu belirtmemiz ve bu buhram bir a~maz gibi gosteren durumun altm1 ~iimemizden doguyor olabilir. Ancak hemen haurlatahm ki, bu buhramn varhg1 ve ciddiyeti ayn $ey, dini ideolojinin "dogrulugunun" kanm olmas1 apayn $eydir. Din-d1$1 ideoloji, ozellikle onun temelini, "ozu"nu olu$turan insan kavrayi$mm en tutarh, en zengin tammm1 esas alan sosyalist ideoloji, bu buhram yine bu tammma, kaynagma egilerek a$abilmek zorundadir ve bu guce sahiptir. Varolan durumda buna ger~ekten inanmamn ve ba$arabilme gucune sahip olmanm ol~usu, zaafm1 gormezden gelmek veya gostermemeye ~h$mak degil ; dini ideolojinin niteligi geregi $Upheyle bakugi insamn yarauc1-uretici potansiyellerine yeni bir auhm imkamm gosterebilecek perspektifi olu$turmanm ihtiyacm1 cesaretle kabul etmek ve buna ~a足 h$makur.

14 Birikim 6 / EKiM 1989


Toplumsal tasanm olarak iktisat ve iktisad1n a~1lmas1 AHMET iNSEL

lktisat soylemi, 18. yiizyil sonundan beri, insanlann, birey ve toplum olarak, kendilerini anlama ve tammlama ugra~lannm, yani modem toplumsal tahayyulun koordinatlanm veriyor. Du~un alanma toplum kategorisini sokarak geli~en bu yeni toplumsal tahayyul, 19. yuzy1l ortasmda anlam anahtarlanm toplum bilimine teslim etti. Boylece eski felsefenin gordugu varolu~u anlama i~­ levi, "maddi bilgi"ye ve "pozitif bilim" metoduna dayanan, "bilim" olarak kurulmu~ bu yeni soyleme havale ediliyordu. 18. yiizyil sonunda, siyasal iktisat, kendini daha toplum bilim olarak ifade etmeyen bu yeni soylemin butununu olu~turuyordu. 19. yiizy1lda ise, sosyoloji, Auguste Comte'tan beri aruk kendini toplum bilim olarak tammlayan alan i~inde, iktisadm du~man karde~i ve rakibi olarak ortaya ~1kn. Sosyoloji, siyasal iktisadm, toplumun temelini pazar kurumu, iktisadi sure~ i~inde olu~mu~ deger, vs ... gibi iktisada mundemi~ kavramlara dayamasma bir tepkiydi. Toplumu, bireyler koleksiyonu olarak du~unmenin olanaks1zhg1m 1srarla vurgulayan sosyoloji, toplum adh ozgul kategorinin varhg1nm iktisadi kategorilere indirgenemeyecegini iddia ediyordu. Durkheim'da en olgun ifadesini bulacag1m1z sosyolojiye gore, toplumu bir bireyler koleksiyonu ve salt iktisadi durtulerle hareket eden bir mekanizma olarak du~iinmek, hi~bir denge garantisi olmayan, duzensiz, anar~ik bir yap1yi du~unmek demekti. Bu yapmm kendini yeniden uretmesi, ger~ekle~me olanag1 sm1rh rastlantilara dayamyordu. Halbuki toplumsal yap1, ge~irdi­ gi tiirlu ~alkannlara ragmen, bir siireklilik, bir diizen ifade ediyordu. Bu nedenle, toplumu anlamak, yani bu kendini yeniden uretme duzenini anlamak i~in, iktisadm tekrarc1 ve statik onermelerini bir kenara birakmak gerekiyordu. Bu yeni toplumsal tahayyiiliin olu~um sured i~inde ortaya ~1kip, toplumu anlama tekeli olu~turma konusun-

da 20. yiizy1l ba~ma kadar yan~acak olan bu iki yeni soylem arasmda Marx bir koprii olu~turur. Marx'a gore hukuk felsefesinin ele~tirisiyle ba~layan siiredn tamamlanmas1 i~in "siyasal iktisadm" ele~tirisi gerekir. Feurbach'la beraber dinin ele~tirisinin amk sona erdigini iddia eden Marx'm, siyasal iktisada yonelirkenki amac1, siyasal iktisadm ele~tirisini bitirmek ve yeni donemin yeni anlamma yolu a~maknr. Marx'm geldigi Hegeki dii~iin geleneginin lisanmda, bir du~uniin ele~tirisinin bit- ¡ mesi, o du~uniin varhgmm sonuna gelinmesi demektir. Amk o dii~iinun toplumsal anlam1 tiikenm~, dolayis1yla ele~tirisinin de sonuna gelinmi~tir. Bildigimiz gibi, tarihin o iinlu cilvesi, Marx'tan sonra Marksist pozitif iktisat kuram1 geli~tirerek, iktisadm anlammm modem toplumda daha "tiikenmediginin" belki en anlamh gostergesini olu~turacaknr. Bugilnku Marksist pozitif iktisadm olu~umunda Marx'm kendisinin kurdugu dii~iin sisteminin rolii yadsmamaz. Siyasal iktisadm el~tirisine b~layan Marx, ilk once ad1 konmam1~ bir sosyolojiye ve "feti~izm" gibi felsefi kategorilere ag1rhk verirken, daha sonra b~nu ikind plana birakip, kendini bilim olarak tammlayana ka~1, onun gibi "bilimsel" olma diirtilsiiyle hareket ederek, siyasal iktisadm "bilimsel", daha dogru tabiriyle siyasal iktisadm i~erden ele~tirisine yonelecektir. Bundan boy le. Marx'm yakl~1mma bilimsel etiketini verecek olan, yonteminin "materyalizmi"dir. Bu materyalizmin giivencesinin ise iktisadiyatm temel oznesini olu~turduguna inand1g1 maddeyle, yani somut insanlann somut ya~am pratikleriyle, -ki bunlar bu "madded" baglamda iiretim pratiklerine indirgenirler- sagland1gma inamr. Ele~tirel iktisat, hem iktisat i~inde yer alan, ama hem de iktisat biliminin temel varsayimlanm toplumsal kategorilerle ele~tiren, bir ~e~it "bilimsel" iktisadi sosyolojidir. Marx'tan sonra, "ele~tirel siyasal iktisat" da, bilimsel

15


iktisadm bir bran~l olarak iktisat soylemi ir;inde yerini alacak, ve toplumu iktisadi olarak dii~iinmenin ele~ti颅 risini degil, "gerr;ek iktisat bilimi" adma iktisadm egemen kuramlannm ele~tirisini olu~turmaya enerjisini harcayacakur. Halbuki iktisat, Marksist sorunsala sad1k kahmrsa, meta toplumunun soylemi oldugu olr;iide, "meta feti~izmi"nin de soylemidir. Marksist iktisat bilimi de, eger "feti~izm" kategorisi yanh~ degilse, bu "meta feti$izminin" olu$mU$ iki altematif soyleminden birisidir. 1 B~ka bir deyi~le, kendini gerr;ek iktisat bilimini olu~颅 turmaya hasreden Marksist iktisat, modem toplumun tahayyillilniin ir;inde donenmeyi kabul etmi~tir. Bu kabul, gerr;ekr;ilik adma savunulabilir. Arna modem toplumun donii~mesini dii$iinmenin yolu elbette bu degildir. <:AGIMIZ:IN A~ILAMAZ TAHAYY0L0 OLARAK iKTiSAT SQYLEMi

16

Marksist iktisadm olu$masmdan soma, toplumlann kendilerini tammlad1klan diinyamn iktisat soyleminin anlam tekeli aluna girmesinin oniinde ciddi engel kalmaz. Toplumsal diizeni savunanlar ve onu "kokten" ele$tirenler, i$in piif noktasmm artJ.k iktisatta oldugunda hemfikirdiler. Marksizm, Sartre'm iddia ettigi gibi, r;ag1m1zm a?1lamaz felsefesi midir, bu tartl.$1hr. Arna iktisat soyleminin, r;ag1m1zm a~1lamaz, tahayyilliinii olu$turdugu bir gerr;ek. Kendini bu tahayyill ir;inde gordiigii, bu tahayyilliin belirledigi koordinatlarla artJ.k dii$imdiigu ir;in Marksizmi de, bu duzenin "a$1lamaz" felsefesi olarakkabul edebiliriz. Ba$ka bir deyi$le bu, pazar ekonomisi ve planh ekonominin iki miimkiin bir;imini olu$turdugu modem toplumun iktisadi tahayy11lle belirlenmi$ ufkunun a$1lamazhg1 demektir. Bu tahayyill duriyasmm i$aretlerini, simgeselini, evrensel ve dogal gen;:ek olarak kabul eden g6ril$11n a~mayi du~iinemeyece~ bir ufuktur bu. Ay$e Bugra, iktisatplar ve insanlar adh kitabmda 2, ik路. tisat dii$iiniiniin geli~imini , iktisadm kendini bilinr;li bir ~ekilde ifade ettigi 18. yiizyildan giiniimiize kadar dikkatle getirirken, aym zamanda bu tahayyill ufkunun iktisat disiplini iizerindeki etkilerini inceliyor. Bugra'nm kitab1 ah$t1g1m1z, ii<; a$agi be$ yukan aym fikirleri, aym olaylan, aym tartl.$malan, akademik sogukluk ve tarafsizhk ir;inde b1kmadan tekrarlayan, r;oziimleme oznesi iktisadi dii$iince okullan olan ve yiizlerce omegini her dilde buldugumuz bir iktisadi Dii~iince Tarihi degil. Ay~e Bugra, iktisadi d11$11n okullanm degil, iktisat soyleminin olu$um siirecini 路inceliyor. Bu siireci, iktisatr;1lann siyasal korkulan ve amar;lan, tarihsel-toplumsal tahayyiilleri, profesyonel ihtiraslan, yamlsamalan, donemlerinin bilimsel yontem tammlamalanndan ve diger bilgi dallanmn geli~mesinden etkilenmeleri ir;inde r;oziimleyerek, yani iktisat "biliminin" kendi tammlad1g1 bilimsellik kistaslanna uyma geregini duymadan, hatta bundan gayet tutarh bir $ekilde kar;marak, ustaca r;iziyor.

Bu yaz1da amac1m1z kitabm kuru ve akademik bir ozetini yapmak degil. <::ah$mamn kendisi, iktisadi dii$iiniin geli~iminin, yontem sorunsah baglammda derlenmesi ve anlamlandmlmas1 oldugu ir;in, bunun yeni bir ozeti ancak basitle$tirici ve son derece k1smi olabilir. Bu ise, boyle bir r;ah$maya yap1lacak en biiyiik haks1zhk olurdu. Bugra'nm kitab1, iktisat sorunsahyla uzaktan yakmdan ilgilenen herkesin dikkatle okumas1 gereken bir kitap. Bu yaz1da amac1m, Bugra'mn kitabmm bende yarattlgi yankilan ozetleyerek, iktisat soyleminin giiniimiiz toplumlanndaki konumu ve iktisadi dii~iiniin geli$me perspektifleriyle ilgili kapsamh bir tarll~manm ba$lamas1 ir;in yazann yapt1g1 davete cevap vermek. Bu tartl.$ma elbette r;ok yeni degil. Kendi alanlan ir;inde iktisada kaf$1 giderek mevzi kaybeden sosyolog ve antropologlann inatla siirdiirdiikleri, "bilim adamlan" nezdinde pek yanki bulmayan bir tart1$ma bu. Birikim'in bu sayismda terciimesini yayinlad1g1m1z iki yazmm da arka plamm bu tartl.$ma olli$turuyor. Alain Caille, Siyasal iktisadm, toplum ir;inde iyi, dogru ve arzulanabilir olarak kabul edilecek $eyin ne oldugunu tart1$may1 bir kenara b1rak1p, kendini bir teknik olarak tammlamasm1 bir r;okii$ olarak ele ahyor. Benzer ~ekilde , Wolfgang Sachs da, dimyanm durumunu "kaynak", "i$letme" ve "etkinlilik" kavramlanyla tammlamamn pek tarafs1z ve teknik bir baki$1 yansltmad1gm1 hatulauyor. Ay~e Bugra'nm, iktisat disiplininin bugim geldigi yeri tammlarken ald1gi ele$tirel ton da, yamlm1yorsam, ayn1 temel tart1$manm izlerini ta~1yor. Bugra, r;ah$masmm temel sorusunu ~oyle ifade ediyor: "iktisadm sosyal dii$11ncenin biitiiniinden ayn$m1$, ozerk bir disiplin haline gelmesinin onko~ulu, toplumun biitiiniinden ayn$ID1$ bir ekonomi alanmm kavramsalla$Urabilmesidir". Gerr;ekten de bu kavramla$tmna r;abas1, geleneksel toplumdan modem topluma ge<;i$te belirleyici rol oynayan, toplumun kendini yeniden tammlamas1 siirecinin bir sonucudur. Modem toplum, kendi d1$mda bir yerde olu$mu~ kanuna, kurala veya bir prensibe, toplum-otesi giir;lere, gelenege, Tann'ya, atalara, vs ... gonderme yapmadan kendini var eden toplumdur. B~ka bir deyi$le, modemligin yerle$mesi, ayn1 zamanda toplumun kendi kendini var ettigi, kendi kendini iirettigi inancmm yerle$mesidir. Genel olarak toplum bilimleri ve ozel olarak siyasal iktisat, i$te bu siirecin dile gelmi$ bir;imleri, bu siirecin soylemidirler. Yeni toplumun anlamsahm, ideolojisini, diinyevile~mi$ dinini olU$tUrurlar. Bu yeni bir inanr;lar biitiiniidiir. Arna geleneksel inanr; sistemlerinden farkh olarak, kendisinin bir inanr; sisteminin ifadesi oldugunu reddeder. Bu modemligin Marksist bilim adma konu~anlann, feti~izm kategorisini reddetmelerinin ardmda , bu ~eli~kiyi a~mak kayg1s1 yatar. 2 Ay~e Bugra, iktisatplar ve insanlar, istanbul; Remzi Kitabevi, 1988. I

Birikim 6 / EKiM 1989


ic;:ine dti$tiigii temel c;:eli$kinin kaynagm1 olu$turur. Yeni toplum, gen;:eklik etiketini "bilimsellik" s1fanm ta$1yana takmaktad1r arnk. Bu nedenle toplumun kendini tammlamasmm simgeseli de "'bilimsel" olmahd1r. Bu ise, Bugra'nm kaydettigi gibi, "sosyal dii~iinceden amac;: kavrammm yok olup, yerini mekanizma kavram1nm almas1" demektir. Pozitivizmin toplumbilimin gene! yontemi olu$U, bir $ekilde Newton'un toplumsal ani!lma giri$idir. Arnk toplumsal olaylann bir mekanizmas1 vard1r. iktisatc;:1 ve pozitivist sosyolog, bu mekanizmanm bilgisine vak1f, ama bu mekanizmanm nic;:in ve nas1l kuruldugunu sorgulamayan, bir toplum muhendisinden ba$ka bir $ey olmamahdu. "Bilim" ile "ideoloji"nin arasmda fark olarak, bilimin tekeline ald1g1 bu "gerc;:eklik" etiketinde yatar. Toplum bilimlerin gerc;:eginin, toplumsal gerc;:ek oldugu, yani insanlann tasanmlanndan tureyen bir gerc;:ek oldugu unutulur. Nas1l Eski Yunan toplumunun gerc;:egi, o toplumun iirettigi ve inand1g1 mitosta ifade ediliyorsa, modem toplumun gerc;:egi de toplumun iirettigi ve inand1g1 toplumbilim soyleminde ifade edilir. Bu her tiirlu tasanm toplumsal gerc;:egi yansltlr, dolay1S1yla her soz, her soylem dogrudur anlamma gelmez. Sadece toplumsal dogrunun tarihsel goreliligine i$aret eder. Bugiin nas1l geli$mi$ Ban toplumlannda Tann ugruna hayanm feda etmek biiyiik c;:ogunluga sac;:ma geliyor ve bu nedenle ac;:1lan seferlere Hac;:h Seferi denmiyorsa, Ortac;:ag ba$mda papaz Pierre Avrupa'y1 dola$Ip, "Ey ahali, Ortadogu'nun zenginliklerini yagmalamak iizere gelin sefere kalkahm" deseydi, boyle "materyalist" ve risk.Ii bir macera ic;:in toplayacag1 kalabahk ancak bir "korsan gemisini doldurdu. Hac;:h Seferine biz, kendi toplumsal gerc;:egimizden bakarak, iktisadi c;:1kar sorunsalma uygun anlamlar verebiliriz. Bu bizim Hac;:h Seferi'ni anlayi$ bic;:imimizdir. Bu anlay1$a uymayan davram$lan da sac;:ma buluruz. Arna bu anlay1$a dayanarak Hac;:h Seferi iiretilemeyecegine en iyi omek de gene c;:ag1m1Z1n sava$lar tarihidir. Benzer $ekilde, iran-Irak Sava$1'mn ilk yillannda, elde silah, cihat yolunda $ehit olmaya gonullu ko~an binlerce iranh gencin davram~1. eger o davram~ dunyasm1 anlayabiliyorsak sac;:ma degil, trajiktir. insanlar, toplumu ve kendilerini bir gerc;:eklik anahtan ic;:inde anlarlar, yorumlarlar. Bu gerc;:eklik anahtan, ic;:inden c;:1kng1 toplumun anlam diinyasm1 ac;:ar. Ve toplumsal anlamm gerc;:ekligi burada ba$lar. <;:iinkii bundan sonra bir toplumsal pratik olu~mU$ ve elle tutulur, gozle gorii!Or gerc;:egi bu pratik Oretmeye ba~lam1~ur. Arnk insanlar Hac;:h Seferi ic;in yola c;:1km1$lard1r. Gerc;:ek, Hac;:h Seferi ve onun yaratacag1 tarihsel, toplumsal geli~imlerdir . Aynen, bugiin Ban toplumu insammn fiyatlann pazarda olu$tugu gerc;:egini kabul etmesi gibi. Fiyatlann arz ve taleple belirlenmesi, ancak bu gerc;:ek kabul edildikten sonra miimkiindiir. 3 Bu, donemin gerc;:egi keyfidir demek degildir. Her top-

lumun tarihsel konumunun smmm c;:izdigi bir miimkiin tasanmlar yumag1 vard1r. Arna bu, zorunlu bir tarihsel belirlemenin olu$turdugu bir tek gerc;:ekten daha fazla potansiyel olu$umu ic;:inde ta~1yan bir yumaknr. Bunun ic;:inden hangi toplumsal gerc;:egin ortaya c;:1kacagm1 toplumsal pratik belirler. Kol degirmeni her yerde x toplumunu, buhar makinesini her yer ve ko$ulda y toplumunu vermez. Kol degirmeni veya buhar makinesinin varhg1 sadece miimkiin toplumsal tasanm yumagm1 geni$letir veya daralur. Bunlann varhg1 baz1 toplumsal gerc;:eklerin art1k eski etkilerini kaybetmelerine yo! ac;:abilir. Bu anlamda, omegin modem toplumun tasanm sistemiyle eski toplumunki arasmda onemli bir fark dogar. Modem toplum, ger<;eginin kokiiniin arnk toplum ic;:inde oldugunu kabul eder. Bu baglamda, 19. yiizy1lda toplum bilimlerinin ve 20. yiizy1lda toplum bilimlerinin bilimi konumunu alacak olan iktisadm aruk iki temel varsayim1 vard1r. iKTiSADIN iKi TEMEL VARSAYIMI

ilk varsayim , daha once belirttigimiz gibi, insan, toplum ve kurumlara insaniistii bir varolu$un atfedilemeyecegidir. Hic;:bir insan davram~1, insanm d1$mda yer alan bir kerteden ac;1klanamaz. Toplumsalm ac;:1klanmasmda bilimsel davramld1gmm k1stas1 da, bu varsay1ma uygunluktur. Bu nedenle, toplumun nesnel ve evrensel ilkelerle ac;:1klanmas1 gerekir. Ba$ka bir deyi$le. iktisadm "bilimi", kendi kendinin iireticisi olarak toplumun kendini ke$fetmesidir. Bu yeni gerc;:egi 19. yiizy1lda en iyi anlayan dii$iiniir Marx'nr: "Sivil toplumun anatomisini siyasal iktisatta aramak gerekir". insanlar her $eyden once madde olduklan ic;:in, ilk ve temel ili$kilerini iiretici olarak kurarlar. Yarat1c1, insand1r. Tiim toplumsal degerler, bundan boyle insandan menkul olmak zorundad1r. Bu "homo faber", yani iireten insan fikrinin toplumsal gerc;:eginin anahtan olu!?u demektir. iktisat, "homo faber"in iirettigi tasanmm sistemle$mi$ $eklidir. Kendine "bilim" etiketi yap1$llran bu yeni bilgi ic;:inde, amac;:lar ve degerler onemsizdir. Soylemin nesnelle$mesi, toplumsal gerc;:ek olarak 6zerkle$mesi ic;:in, Bugra'nm belirttigi gibi, "insanlann ic;:inde ya$ad1klan toplumu hangi amac;:lar ve degerler c;:erc;:evesinde, nas1l kurulduklanna bakmadan, basit bir nedensellik ili$kisi temelinde evrensel bir ekonomi kuram1" olu$turmalan gerekir. Bu nedensellik ili~kisi insanlann iradeleri d1$mda olu!?mah, yani toplum dogal toplumsal kanunlann belirledigi nesnel nedensellik ili$kisinin iiriinii olarak ortaya c;1kmahd1r. i$te siyasal iktisada bir as1r boyunca tiim $evkini vermi$ olan, bu bilimsel kurallara uygun $ekilde tammlanm1$ bir kuramm olU$turulabilecegine olan inanc;:ur. 3

Bu konuda E.P.Thompson'un, 'The moral economy of the english crowd in the eighteenth century" Past and Present, s.50/ 1971 , dikkatle okunmas1 gereken bir yaz1d1r.

l

7


18

ikinci varsayim, bu dogal kanun arayi$mm uzannsmda yer ahr. insan davram$lan, Newtoncu mekanige uygun olarak, ol.;ulebilir bir gu.;ler sistemi olarak alg1lamrlar. Emege veya faydaya dayah deger kavram1, toplumsal alanda varoldugu kabul edilen fiziki gQclerin olciim aletidirler. Bunun en a.;1k ifadelerinden birisini gene Marx'ta buluruz. insanlann degi$im ili$kilerini belirleyen metalann degeri, onlan uretmek i.;in gerekli toplumsal zamanla ol.;ulur. Bu yer.;ekimi kanununun, toplumsal alandaki dengi bir toplumsal kanundur. Arna aym zamanda bu ancak bir toplumsal tasanm bi.;iminde tezah iir edebilir. 4 Ne var ki, ol.;um aletleri ancak evrensel 'Olam ol.;ebilirler. 6znel olan her $eyin, ol.;iim k1stas1 da, ol.;ulene ozgQdiir. Bu ise, hemen anla$1lacag1 gibi, iktisadm bilim olma emelinin kaf$1smdaki en buyQk engeli olu$turur. Herkese gore degi$en bir 01.;u, toplumsal gu.;lerin ol.;ulebilir bir sistem olarak du$unulmesini engeller. i$te burada iktisat soylemi i.;inde bugQne kadar varhgm1 surdurecek olan bir bOlunme ortaya 1;1kar. Bir yanda, Marx'm iktisat kuram1 i.;inde en olU$ffiU$ bi.;imini temsil ettigi biituncul (veya holist) yonteme dayanan siyasal iktisat ve nesnel deger kavram1, diger tarafta, gunumuz egemen iktisadmm temsilcisi oldugu ve yontemsel bireycilige dayanan iktisadi .;ozumleme ve oznel deger kavrami. Klasik iktisadm en tutarh, en olu$IDU$ a$amas1 Marksist siyasal iktisat kavram1d1r. Bilindigi gibi bu kavrama gore, insanlann davram$lanm belirleyen $ey, onlann maddi ya$amlanm yeniden uretme tarzlandir. Oretim tarzlanmn dinamigini ise, atomlanm insanlann olu$turdugu, ama meta degi$imi toplumunda, insanlann kendini o butun i.;inde tammlayamayacag1, uretici gu.;lerin olu$turdugunu iddia eder. Bu iiretici gQ.;-iiretim tam ili$kisinin olu$turdugu alanda toplumsal ol.;u, soyut emek kavram1 sayesinde evrensel bir ol.;ene, bir ayara kavu$ur. Soyut emek, sadece ve sadece du$unsel bir kategoridir. B~ka bir deyi$le metafiziktir. Veya kimi Marksist filozoflann iddia edecegi gibi, "reel bir soyutlama"dir. Ve metafizik olabildigi i.;in, $eylerin gorunfi$iiniin otesine gidebilir. Duyumcu ampirik yontem bizim ancak meta ve onun fiyaum gormemize elverir. Bu goruniimiin 6tesine gidebilmek soyutlamay1 gerektirir. Arna buna "reel" soyutlama demek anlams1zdir. <;:iinkii bu, toplum i.;inde anlamh bir kesimin tasanmma yanki olu$turabildigi ol.;iide reel olabilen bir soyutlamadir. Ger.;ekligi, ne yonteminde miindemi.;tir, ne de kendinden menkuldur. Soyut emek, toplumda ger.;ekten boyle bir "meta" var oldugu i.;in degil, birbirine benzemez, dolay1s1yla bir denklik sistemi ic;:inde olc;:iilemez olan somut emeklenn iirunlerinin degi$ir olabilmesi i.;in varsayilan, dii$iiilsel bir kategoridir. Maori toplumunda degi$im, degi$ilen $Cyin i.;inde varoldugu kabul edilen "ruh"un (bu ru-

hun ad1 Maori lisanmda Ho'dur) degi$imidir. Benzer bir $Ckilde, insanlann arnk temel faaliyetlerinin degi$im i.;in yap1lan iiretim oldugunu kabul eden toplumun bu ger.;egini ifade etmeye c;:ah$an klasik iktisaun son hali olan Marksist kuram da, metalann denkliginin, tum metalann yarauc1s1 olarak kabul edilen soyut emegin ayanyla olu$tugunu varsayar. Klasik iktisat toplumsal degerin 6ziinii insan emeginde ararken, toplumun yarad1h$ anlammm gokten yere, Tann'dan insana indigi o biiyQk tarihi devrimin ger.;egini bize ozetlemektedir. Klasik iktisattan soma anlam, toplum i.;inde insandan bireye ge.;ecek ve bu kez toplumsal degerin, o bireyin ihtiya.;lanyla belirlendigi kabul edilecektir. Maori toplumunda degi$im, sonu gelmez bir bagt$ ve kar$1-bag1$ zinciri i.;inde ger.;ekle$ir. 5 Degi$ilen $eyler elbette somutturlar, ama onlann bir denklik i.;inde ifade edebilmelerini, kar$lla$tmlmalanm, ve sonuc;: olarak degi~melerini saglayan $ey, onlann fiziki vas1flan de~l , ta$1d1klan "ho"dur. Maori toplumu sayiya, dolayis1yla fiziki ol.;iiye tapmmad1g1 ic;:in, degi$imde onemli olan "ho"nun miktan degildir. Daha dogrusu "ho"nun miktan yoktur. Bu nedenle "ho", yer ve zamana, degi$imde bulunanlara, degi$im zincirinin a$amasma gore deg~ir. Degi$ilen $eyden daha onemli olan, degi$imin toplumsal ili$ki zincirini siirekli kilmas1dir. Bu nedenle degi$im, iki yalmz insan arasmdaki oznel ili$kinin ifadesi degil, toplumsal ili$kiler zinciri i.;inde yer alan iki toplumsal insanm nesnel (Maori toplumsal tasanmmm tammlad1g1 $ekilde nesnel) ili$kisinin ifadesidir. Bu ili$kide sayisal e$itlik degil, toplumsal denklik onemlidir. Maori toplumunun ger.;egi, bu anlamda, gfmiimiiz toplumunun gerceginden daha fazla "ideolojik" degildir.6 4

5

6

Kapital'in "Meta feti?izmi" ba?hkh boliimiinde Marx bunu ozetler: "Bii;im olarak deger ve emek iiriinlerinin deger ili?kisi, onlann fiziki dogasmdan biitiiniiyle bagims1zd1r. Burada sadece insanlann kendi aralanndaki belirli bir toplumsal ili?ki, onlara ~y足 ler arasmdaki ili?kinin fantastik bii;imi altmda goziikiir. Bu olaya bir benzetme gerekiyorsa, bunu dini diinyanm bulutlu bolgelerinde aramah)'lz. (... ) Orunlerin siirekli dei\i?en ve kazai dei\i?im ili?kisi ii;inde, bunlann iiretimi ii;in gerekli toplumsal emek zamam, diizenleyici dogal kanun olarak siirekli galip i;1kar, t1pk1 evi ba?tntn iizerine i;oken herkese yeri;ekimi kanununun kendini hissettirdigi gibi". Capital, Editions Sociales, c. l , 1975, sayfa 85 ve 87. Maori toplumu konusunda R.Finh'in, klasik eseri, Primitive Economics of the New Zealand Maori, London: Routledge, l 929'a bak1labilir. Marcel Mauss ve Marshall Sahlins'de Maori toplumu hakkmda ilgini; gozlemlerde bulunurlar. "Ho"nun bilgimiz dahilindeki en iyi yorumunu, Paulette Taieb, "L'oreille du Sourd" adh, Bulletin du Mauss, s.ll / 1984'de i;1kan yaz1smda yapar. Marx'tan soma geli?en bayag1 Marksizm, "ideoloji" kavramm1 geri;egin i;arp1t1lmas1 olarak kullanmaya ba?lad1. Halbuki, toplumsal anlamm toplum ii;ine inmesiyle ideoloji kurulur. Aruk toplumun anlam1 toplum ii;inden ilretilmektedir. Bu ise toplumsal gen;ege atfedilen bir anlam iiretmek demektir. Bu nedenle "devletin ideolojik ayg1tlan" gibi bir tabir, devletin yalan iiretmek aygitlan olarak an!a?1lchginda, toplumun dt?mda bir geri;egin "bilim" yoluyla iiretilmesi gibi, geri;egi toplumun dt?tna atan bir ba?ka Birikim 6 / EKiM 1989


Maori toplumu, yaban toplumdur. Marksizmin iktisadi <;:oziimlemesi ise, en geli$mi$ toplumu ele ald1g1 i<;:in, konumu ba$kadtr denebilir. Ger<;:ekten de Marx'a gore, burjuva ve yaban toplumlan arasmda, insanla maymun arasmda var oldugu kabul edilen tarihsel bag vardtr. En geh$mi$in anatomisini anlamak, ondan onceki "bi<;:imlerin" anatomisini anlamaya yarar. C::unkii en "geli$mi~" olan, geli~mekte olanm dogal ve mecburi geli$im <;:izgisini <;:izer. ilgirn;:tir ki, Marx ve liberalizm bu noktada yan yana gelirler. iki yakla~1m i<;:in de oz aymd1r. Her iki yakla$Im da toplumsal kurumlan, degi$meyen, tarih-otesi bir .o ziin <;:e$itli bi<;:imler altmda tezahiirii olarak goriirler. Elbette Marksizmin tarih felsefesi, iktisadi liberalizm ogretisinin statik ve son derece s1g, neredeyse tarihsiz diyebilecegimiz tarih anlayi$mdan, daha zengin ve daha dinamiktir. Arna Marksizm tarihin ivmesini, insanhgm olu$umunda i<;:ine yerle$Cil (veya biraz daha Hegelci olunursa, insamn i<;:ine yerle$tirilen) cevherin diizenledigi bir sure<;: olarak kabul eder. Tarih, insanm ona egemen olamadan, sadece ta$1yic1s1 oldugu cevherin belirlemesidir. i$te tam bu noktada, liberalizm gibi, Marksizm de, <;:Ikl$mdaki ahlaki-siyasal ama<;:tan uzakla$ir. Tarih, toplumu olu$turan insanlann tarihi degil, o insanlann bilin<;: seviyesini belirleyen, toplumsal ih$kilerini diizenleyen toplum 6tesi bir giiciin tarihidir. Bu, bayag1 Marksizmin iktisadi yamlsamas1 i<;:inde tammlad1g1 iiretici gii<;:lerin, yani belli bir anda var olan teknig)n belirledigi bir tarihtir. Bu toplum otesine dayanan tarih felsefesiyle beraber, siyasal iktisadm ele$tirisinin nas1l kendi i<;:ine kapah bir sistem olu$turdugu ve nasil giderek, maddecilik kisvesi altmda, ka<;:1mlmaz olarak idealizm yapugm1 daha iyi g6riiriiz. Bilindigi gibi, emegin degerinin ve dolay1s1yla ani-degerin som路ut ol<;:iimii miimkiin degildir. C::iinkii emek-deger kendi kendisinin ol<;:iisiidiir. Bir metre, bir metredir. Marx'm, "Aru-Deger Kuramlan"nda uzun uzun anlanp, a<;:1k bir $Ckilde ortaya koydugu gibi, iki nesneyi ol<;:mek i<;:in, bunlann hem i<;:inde, hem d1$mda olan bir ii<;:iincii nesne, bir ayar gerekir. Emek-degerin ayan zamand1r. Arna somut bir zaman degil, soyut emegin denkledigi soyut bir zaman. Ne var ki, bu soyut zamam , insanlann somut iiretimlerindeki farkh zamanlara tahvil etmek demek, bu somut emeklerin ger<;:ekte kulland1klan ol<;:iim birimine, yani fiyatla tahvil etmek demektir. Arna fiyat, emek olarak metanm oziinii degil, onun toplumsal fenomen olarak degerini ol<;:er. Bu nedenle, soyut emegin somut emeklerin iiriinlerinin miibadelesini miimkiin kilmas1, sadece bir betimlemedir. Kelimenin ger<;:ek anlammda bir toplumsal tasanmd1r. ili$kilerinin bu cephesinde, yani meta mubadelesi cephesine insanlann verdikleri anlam, insan emeginin iiriinlerinin degi$mesi oldugu i<;:in ve yaranc1 tek gii<;: olarak insan kabul edildigi i<;:in, 18. yiizy1l sonunda toplumsal degerin kaynagm1 insan emeginde gormek toplumsal bir

anlam ifade eder. Daha once de belirttigimiz gibi, emekdeger kavram1, toplumun temel sorununun iiretim oldugu ve toplumsal anlamm diinyevile$tigi bu tarihsel anm toplumsal tasanm1d1r. Buna daha fazla "maddi", yani elle tutulur, gozle goriilUr, bir aletle ol<;:iiliir bir ger<;:eklik atfetmek ve ger<;:egi bu alanda aramak, pozitivist bir iktisadi yamlsamadan ba~ka bir $CY degildir. TOPLUMSAL DUZENiN Hi<;:BiR OLGUSU iNSAN DENETiMiNiN Dl~INDA DECiLDiR

Sorunu biraz daha ac;arak $6yle de diyebiliriz: Eger Marx'm tesbiti dogruysa 7 , -ki bu konuda dogru olduguna inamyorum-, toplumsal olan $Cy, insanlann kendilerinin var ettikleri $eydir. Marksizm, iiretim ili$kilerinin, iiretim bi<;:iminin kokten degi$n1esini savundugu i<;:in degil, -<;:iinkii bunlar sadece Marksizme ozgii degildir- toplumsal diizenin hi<;:bir olgusunun insanlann denetimi d1$mda kalamayacag1 tezini savunarak <;:1g1r ac;ar. insanlann birle$erek toplum ve dogaya egemen olabilecekleri iddias1, merkezi planlamah veya pazar ekonomili sanayi toplumunun ruhunu olu$turur. Bu prometeci insan tahayyiilii baglammda Marksizm, liberal dii$iinden daha fazla modern <;:agm insamnm tahayyiiliinii ifade eder. Arna toplumsal olamn insanm iiriinii oldugunu once iddia edip, ondan sonra toplumu belirleyeni, insanm tasanmlannm dI$tnda, "fiziki" bir alanda aramak <;:Cli$kilidir. C::iinkii insan dii$iinerek, tasarlayarak yaraur. Dolayis1yla toplumun ger<;:egi, bu tasanmm yans1mas1, pra) tige donii$IDii$ halidir. Bu ger<;:ek dii$iinseldir. Aym soyut emegin dii~iinsel bir gerc;ek oldugu gibi. Materyalizm veya maddecilik, toplumsal ger<;:egin toplumsal tasanmlann iiriinii olarak degil de, kendi bag1ms1z varhg1 i<;:inde olu$an bir ger<;:ek olarak anla$1ld1gmda, o zaman materyalizm de, diyalektik materyalistlerin kii<;:iiltiicii anlamda kulland1klan gibi "idealizm"e donii$iir.

7

"teoloji" uretir. Aslmda devlet kurumlan sadece belli bir toplumsal anlam uretirler. Bu anlama kar$1, koku toplum ic;inde olan ba$ka bir anlam uretrnek, b~ka bir "ideoloji" uretmek demektir. Eger toplumsal anlamm, toplumu olu$turan insanlar tarafmdan uretildigine inamyorsak, varolan egemen soylemin toplum ic;inde yank1 bulmasm1 engelleyecek b~ka bir "ideoloji" urettigimizi kabul etmemiz gerekir. Bayagi Marksizm, bilime ka~1 ideolojiyi 3$3gilaylCI bir konuma koyarak, kendi anlad1gi anlamda bir "ideoloji" yapmaktad1r. Marx, Alman ideolojisi'nde Feuerbach'1 ele$tirirken $6yle der: "Komunizm, kendinden onceki tum hareketlerden, daha 6nceki tum iiretim ve degi$im ili$kilerinin temelini altust ederek ve ilk kez bilinc;li olarak daha onceki tum dogal 6nko$ullan, bizden once ya$3IDI$ insan!ann UrUnU olarak ele ahp, bunJan dogaJ vas1flanndan s1ymp, birle$IDi$ bireylerin giicune tabi k1larak, aynhr". Arna bunu der demez, Marx hemen komiinizmin temel orgutlenmesinin iktisadi oldugunu iddia eder: "Bu nedenle, komunizmin 6rg11tlenmesi esas olarak iktisadidir. Bu birligin ko$Ullannm maddi olarak yaraulmas1d1r. Bu orgutlenme, varolan ko$ullan birligin ko$ullan haline d6nu$riir11r". ideologie allemande, Paris: Editions sociales, 1976, s.65.

19


20

Maori toplumunun degi$im degeri sistemi de bir toplumsal tasanmm iiriiniidiir ve "i$lemesi ii;in" bir toplumsal kabule dayanmak zorundad1r. Aym modem toplumda oldugu gibi. Modem toplumun deger sistemi, Maori deger sisteminden oz olarak daha fazla maddi degildir. Maori toplumuna gore fark, bu ozii temsil edecek simgelerin, diinyevile$en ve maddeseli tek geri;eklik olarak kabul eden toplumsal tahayyiile uygun olarak maddi ifadeler almas1 gereginden ortaya i;1kar. Bu nedenle Bugra'nm Polanyi'ye anfta bulunarak belirttigi gibi, modem toplumda aruk miibadele degerlerinin niceliksel olarak ifade edilmesi gerekir. iktisat soylemiyle birlikte, geri;ekten geri;ek olup olmamas1 onemli olmayan, ama yeni toplumsal tahayyiil ii;in anlamh ve sistematik bir diizen olu$ur. Bu soylem, toplumu olu$turanlara bir $ey ifade eder. Toplumun iiyeleri bu soylemin diizeni ii;inde toplumun anlam anahtarlanm bulurlar. 19. yiizyil sonunda, iktisat bilimi, anlamh bir $ekilde, dilbiliminin i$aret eden, i$aret edilen ve i$aret mekanigini benimser. Ve bu mekanik ii;inde, i$aret eden ve i$aret edilenin birle$tigi am olu$turan i$aret, nas1l baz1 durumlarda ozerkle$ebiliyor, i$aret eden ve i$aret edilen tarafmdan belirlenmek yerine, onlan belirler hale gelebiliyorsa, aym $ekilde iktisat soyleminin i$aretleri de, giderek toplumsal anlamlara i$aret etmek konumunu b1rakip, toplumsal anlam iiretmek konumuna gei;erler. iktisat soylemi kendi geri;egini iireten bir soyJem olmU$tur. iktisadm "kendinden bilme" (introspection) ve giiniimiizde "kuramsal iktisati;1lar"da yaygm olan "hipotetik-tiimdengelimsel" yontemlerini kendine "bilimsel" bilgi iiretme yontemi olarak sei;mesi, gelinen bu ozerkle$me a?amasma i?aret eder. Ay$e Bugra, iktisati;1lann, 19. yiizy1lda nas1l "bilim"le "zanaat" arasmda sei;im yapmakta bocalad1klanm ve nas1l "iktisat bilimi"nin indirgemeci varsay1mlannm geri;egin ancak bir pari;asm1 yans1tugm1 1srarla haurlatuklanm, gf1niimiiz iktisat miihendislerine hanrlanyor. Arna 19: yiizy1l iktisati;1lannm, Stuart Mill'in, Marshall'm, iktisadi onermelerin toplumsal boyutlannm smirhhg1 konusundaki onermeleri, iyi niyetli, namuslu, fakat bii;are onermeler olmaya mahkumdurlar. Modem toplumun zuhuru, "metafizigi" bir kenara aturm1$, me$ru bilgi etiketini pozitivist ve en azmdan kulland1g1 i$aretler ai;ismdan nice! ve madded olan soylemlerin tekeline verrni$tir. Hume'un belirttigi gibi, "nicelik ve rakamlarla ilgili soyut bir manuk ii;ermeyen ( ... ), gen;:eklik veya varolu$la ilgili deneysel bir mannk ii;ermeyen" oneriler "lafazanhk ve hayalden ba$ka bir ?ey ii;ermezler". Sayi, dakikalara boliinmii$ zarnan, ki$inin toplumsal degerinin oli;iisii 6larak malik oldugu para veya paraya i;evrilir serveti, ... biitiin bunlar "maddi"dirler ve aruk "bilim" olarak toplumun maddi oziinii anlamamn tek yolu vardir: "Maddi" varhklann nedensellik ili$kisi. Bu nedensellik ili?kisini, modem toplumun prome-

teci insan hiilyasma uygun en miikemmel yorumu ii;inde, diyalektigi "ters i;evirip", ona "materyalizm oziinii" veren Marx'm Kapital'i bir biiriin ii;inde sunar. Kapital'le nedensellik sistemi kapanm1$, sadece kendi ii; dinamigi ii;inde belirlenir olmu$tur. Oretici giii;lerin geli$imi, sermayenin birikim siirecinin h1zlanmasma baghd1r. Marx'm Grundrisse'de bir an sezinledigi gibi, kurdugu manuk zinciri ii;inde sermaye, aruk kendi kendini belirleyen bir siirei;tir. Kendi kendini belirleyen $eyin ise, Spinozac1 dii?iin gelenegine gore, reddi yoktur ("her beo lirleme, bir reddir" der Spinoza). Burjuva toplumun reddinin "bilimsel" belirleyenini arayan Marx, bunu iiretici giii;ler kategorisinde bulur. Oretici giii;ler, Kapital'de, kendi ii;ine kapanan, kendi dinarnigiyle yeniden iireyen sermaye birikimi sistemine, bir d1$ belirleme olarak girip, merkezi bir yer kazamr. Marx, kurdugu sistem ii;inde sermayenin ~dmasm1 ancak bu "di$ belirlemeyle dii$iinebilir. Diyalektigin "ayaklan iistiine" basmas1 bu demektir. Arna, ayaklan iizerine basan diyalektigin arnk ayaklan toplum ii;inde degil, toplum otesindedir. YONTEMSEL BiREYCiLiK ik~isat soyleminin yukanda belirttigimiz ikinci varsay1. ml, yani toplumsal giii;lerin oli;iilebilir fiziki giii;ler oldugu varsayirn1, bizi kai;milmaz olarak biiriinciil toplum tasanrnma gotiirmez. Biitiinciil toplum tasanmmm, yani bireyin davram$lanmn, onun ait oldugu tarihseltoplumsal konum tarafmdan belirlenmesi fikrinin kar?Isma yontemsel bireycilik i;1kacaknr. Bu varsay1ma gore, toplumdaki tiirn davram$lar miimkiin oldugu kadar bireyden itibaren ai;1klanmahd1r. Bireyotesini (insanotesinden bu baglamda hence daha anlamh bu kavram) reddedip ama aym zamanda toplumsal olam biitiiniiyle oli;iilebilir varsaymak, ilk elde kendi aralannda i;eli$kili iki varsayimdir. Birey, tamm1 geregi oznelligin diinyas1d1r. Arna oli;iilebilir olmanm kurah lse oli;iilenin d1?mda bir ayann olmas1, nesnelligin ve evrenselin var olmas1dir. Yontemsel bireyciligi benimseyen modem iktisat soylerni, bu ai;rnazdan bir dizi yeni varsayimda bulunarak kurtulrnaya i;ah$IT. Yontemsel bireycilige uygun olarak, insanlann amai;lanmn biitiiniiyle onlara miindcmii; oldugu kabul edilir. Faydac1hk kuram1 burada devreye girer. iktisati;ilar, . ki$isel i;1kar diirtiisiinii, ternel davram$ ilkesi olarak kabul ederler. Ardmdan, i;1karlanm maksimize eden bir insan tamrnlamr. Bu kavrarn, Marksist soyut ernek kavrarnmm ernek-deger kurarn1 ii;inde gordiigu i$levi, faydadeger kavram1 ii;inde gorecektir. Fayda-deger kavram1, tarihsel olarak da, emek-deger kavrapma siyasal-bilimsel altematif olarak iiretilir. Marx'tan soma en tutarh sermaye kuram1m, "burjuva perspektifi" ii;inde iiretmi$ olan Bohm-Bawerk'e gore, Kapital'in 1. cilt, 1. boliirndeki, degi?im degerinden degere gei;i$ dinamigi, kurarnsal ai;1dan saglarn degildir. Marx bu gei;i$ s1rasmda, "tiiriin soBirikim 61EKiM1 989


yutlanma51yla, tiin1n ic;inde tezahur ettigi ozgul bic;imlerin 5oyutlanma51 ara5mda bir kan$tlrma" yapar. 8 Ba$ka bir deyi$le, BOhm-Bawerk, Marx'm dii$iindiigii gec;i$ 5iirecinin bir bic;imden bir tiire gec;i$ oldugunu belirtir. Halbuki bu tj.antiken sakatur. Bunun tersine, ozgiil kullamm degerinden genel kullamm degerine gec;i$, manuken daha tutarh ve genelle$tirme olarak da, Mal"X'mki kadar olanakhd1r. Boylece, emek-degerin, soyut emek zamanma dayanan evren5el ayanna rakip olarak, faydadegerin "5oyut kullamm degeri" temelinde evren5el ayar olarak dil$iinulmesine c;ah$1hr. Ne var ki fayda ve onun ta$1y1c1s1 oldugu kabul edilen kullamm degeri, her in5ana ozgii bir kavramd1r. Tek tek in5anlar 5eviyesinde_, faydanm ne5nelliginden ve evren5elliginden 56z edilemez. Tek tek insanlardan uzakla$mca, faydanm oznesi gozden kaybolu~. Bu tek tek 50mut insanlan biitiinle$tirme, mubadeleyi dii$ilnebilme, yani in5anlann davram$lanm, soyut kullamm degeri c;evre5inde toplumsal alanda denkle$tirme i$levini, c;1karlannm bilincinde ve enerjisini bunu maksimize etmeye adam1$ soyut birey, yani "homo economicus" 5aglayacakur. Bu da: bir "reel soyutlama"d1r. Soyut emek kavrammdan ne daha 5oyut, ne daha 5omuttur. isteklerinin ve <;;1kanm maksimize edecek olan 5ec;imlerin bilincinde olan iktisadi insan ta.sanm1, iktisat soyleminin c;tki$mda benim5edigi ahlaki-5iyasal prensiplere, Mark5i5t ikti5adm iireten in5an ta5anm1 kadar yakmd1r. Daha dogru bir deyi$le, bu iki ta5anm, modem toplumun c;el~kili 5iyasal-ahlaki pren5ipleri ic;inde iki zlt ucu olu$tururlir: kepdi5i ic;in varolan birey ve toplum ic;in ilretim yapan in5an. Sonuc;ta bayag1 Marksizm de, toplumun temelini olu~turdugu var5ayilan c;1kar ili$ki5ini benimseyecek ve toplum5al, hatta evren5el dinamigi iki 51mfi.n pkar <;a~masma indirgeyecektir. Bu iki "zit" 5oylem aruk biitiiniiyle aym diizey i<;inde z1tnrlar. Soyut emek ve homo economicu5 ara5mdaki fark, iki tasanmm toplum5al "mekanige" farkh biiyiikliikte di$li takmalanndan gelir. Di$li bir tarafta ortak <;1kannm bilincinde 5m1f, diger tarafta i5e birey5el c;1kannm bilincinde olan bireydir. Arna her ikisinin de c;ark kayi$lanm dondiiren giic; ikti5adi i;1kar ili$ki5i, her iki5inin kulland1g1 makine yagi. 5oyut bir reeldir. Daha dogru5u reel oldugu iddia edilen bir 5oyuttur. ikti5at, bu toplum5al mekanigin ~emas1, ikti5ati;1 i5e, daha once belirttigimiz gibi bunun teknisyeni veya miihendisidir. iktisat soylemi, bir tasanmm ifadesi oldugu i<;in yamlsama degildir. 0 , kendinin bir tasanm, toplumun varolU$Una anlam verdigi bir simgesel olarak degil de, elle tutulur, gozle goriiliir gerc;egin geri;ek ifadesi oldugu kuruntusuna kap1ld1gi. zaman yamlsama ic;ine dii$er. Bu iktisadi yamlsamanm tezahiirlerini Marx'm kuramsal sisteminden e5inlenen ikti5adi-toplumsal orgiitlenmelerde ac;1kc;a goriiriiz. Bu sisteme gore toplumsal amac;, iiretimdir. Topluma atfedilen bu ama<;, biirokratik sapma-

dan, Sovyet Devrimi'nin yolundan <;1kmas1d1r, vs ... gelmez. Bu, Marksist kuramdan tiiretilen pozitif iktisadm belirledigi bir yap1dir. Nitekim, iiretimin toplumsal ihtiyai;lar ic;in yap1hyor olabilme~inin planh ekonomilerde $imdiye kadar bulunan tek yolu, plam giderek geri c;ekip, pazar ekonomisini geli$tirmektir. Bunu teklif edenlerin "revizyonist", "anti-sosyalist" oldugu iddia edilebilir. 0 zaman "ortadoks" ve "sosyalist" olmamn, toplumu iiretim ic;in orgiitlenir $ekilde zaptiirapt altma almak demek oldugunu kabul etmek gerekir. Nitekim bunun giiniimiiz "sosyalist"lerince kabul edilir bir tamm olduguna, binlerce omek arasmdan bize yakm bir ornek, Harun Karadeniz'in Egitim Oretim i<;indir adh kitab1d1r. Pazar ekonomisi i<;inde, bencil insan modelinin c;ogu iktisatc;1yi sevk ettigi yamlsama da bundan a$agi. kalmaz. Soyut pazar kavram1 ve gene! denge kuramm1, bir toplumsal tasanm figiirii olarak degil, fiziki geri;ek olarak kabul edip, buna uygun ikti5at politikalanyla toplumu yonlendirmeye kalkarlar. Ostelik uygulamaya donmii$ planh ekonomi kurammda bulunan i<; tutarsizbklar, genel denge kurammda da vardir. Neo-klasik iktisat<;1 Hahn'm belirttigi gibi, "goriinmez eli" hic;bir sm1rlamaya tabi kilrnadan c;ah$masma izin verirseniz, o elin yonlendirdigi mekanizma "$a$kma cloner", "yap\$ yap!$ olur". 9 El yordam1 mekanizmas1 denge degil, dengesizlik iiretir. Neo-klasiklerin, biitiinilyle esnek bir sistemin h1zla Walrasgil genel dengeye ula$acagi. inanc;lannm kuramsal temeli yoktur. 10 Arna bu inanca, belki inani;lanna uygun daha iyisi olmad1gi ic;in iktisatc;1lar s1kica sanhrlar ve buna uygun iktisat politikalan teklif edip, uygulamasma katthrlar. Genel dengenin kuramsal zorluklanm, Marshall'm izinde a$mak isteyen diger neo-klasikler ise, genel dengeyi bir egilim olarak kabul edip, k1smi dengelerle ilgilenirler. Yani tiim degi$imi' degil, tek tek pazarlardaki degi$imi ele ahrlar. Burada, kavram1 miimkiin k1lan hipotez, "ceteris paribus" hipotezidir, yani bir degi$ken degi$tiginde diger degi$kenlerin sabit kald1gi farz edilir. Bir piyasada malm fiyan degi$tiginde, diger mallann fiyannm degi$meyecegini varsaymaknr bu. Buna dayanarak, basitleyici $emalar iiretilir ve hatta iktisat politikalan onerileri yap1hr. 6megin, emek pazannda ~sizligin kalkmas1 ic;in emegin fiyatmm dii$ilriilmesinin veya enflasyona kar$I milcadelede pahah para politikasmm yeterli olacag1 gibi. 8

E.Von B6hm-Bawerk, K.Marx and the close of his system, New York: Merlin Press, 1975, s.74. Kitabm ilk bask1s1 1898'de yapthr. Bohm-Bawerk'ln ele~tirisine Hilferding ve degerden uretim fiyatlanna ge<;i~ taru~ma~tm ba~latarak von Bartkiewicz cevap verirler. 9 F.Hahn, "Reflections on the Invisible Hand", Lloyds Bank Review, Londra, Nisan 1982. JO B.Guerrien, Concurrence, flexibilite, stabilite. Fondements theoriques de la notion de flexibilite, Paris: Economica, 1989.

l l


Gunumiizun iktisat soylemine egemen olan neo-klasik men iktisat soyleminin gunumuzde hala "inamhr" ologreti, varsayimlanmn bilimselliginin bedelinin, toplummaya devam etmesi, ba$ka bir olguya i~aret eder. iktisat soyleminin ic;: ele$tirisi, toplumsal tahayyOl kendini sal gerc;:egin c;:ok genel, egilimsel $ekilde ele almmas1 oldugunu iddia eder. Klsmi denge kurammm babas1 Marsiktisadi tahayyOI ic;:inde tammlad1g1 surece, sonuc;:suz bir hall, insanlann eylemlerinden olu$an toplumsal gerc;:ec;:aba olarak kalmaya mahkumdur. Siyasal iktisadm ele$gin dii$0nulemez geni$likte ve c;:e$itlilikte oldugunu katirisi, bu anlamda bitmi$tir. Marksist siyasal iktisat ele$bul edip, hatta bu toplumsal alam butunuyle bic;:imsiz tirisi, bu ele$tirinin belki ic;:erigini tuketmi$ ama, bunu olarak vas1flandmr. Marshall'a gore, "insanlann eylemyaparken b~vurdugii "diyalektik materyalizm yontemi" lerinin bu yigmla$an birikimini, normalize bir butune, ele$tirdigi ~eyin bic;:imini yeniden uretmi$tir. B~ka bir olc;:Olebilir eylemlere indirgemek gerekir". iktisatc;:i ilk deyi$le, Marx'm Feurbach'm din elC$tirisi ic;:in yapngi tesahlaki-siyasal sec;:imini yapmI$, anlamh toplumsal eybit, $imdi Marksist siyasal iktisat ele~tirisi ic;:in gec;:erlidir.13 Ele~tiri, ele~tirdiginin esiri olmu~tur. Bu nedenle, lem bic;:imi olarak, olc;:ulebilir olam sec;:mi$tir. Daha dog20. yOzyil sonunda, toplumun deVrimci don0$tiir0lmerusu, ic;:inde ya$ad1gi toplumsal tahayyOlun degerlerine, "bilimsel" etiketini yap1$tlLOI$tlr. Unutmayahm ki zasini dli$linmek ic;:in, dli$linun kokten degi$ik bir alana man, aruk parayla olc;:Olen bir uzunluktur. gec;:mesi ve siyasal iktisadm ele$tirisini degil, siyasal ikArna 20. ylizyil iktisatc;:1s1, bu indirgemeyle yetinmez. tisadm biti$ini dli$linmek gerekir. Amk, insan davram$lannm normatif rasyonel bir bic;:iiktisadm biti$i, bizim ekonomik olarak nitelendirdimi, bilimsel c;:oziimlemenin kabul edebilecegi tek dav- . gimiz toplumsal olgulann yok olu$U demek degildir. ikram~ modeli olarak kabul edilecektir. Halbuki iktisattisadm biti~ini bolluk toplumunun ol~umunda du~un足 c;:1lann, yontemsel bireycilik c;:erc;:evesinde rasyonel davmek, iktisat sorunsalmm, yani c;:ag1mmn ufkunun ic;:~n- 揃 ram$lar tammmm d1$mda b1rakug1 birc;:ok davram$ da de yer almak demektir. iktisadm biti$i, "ekonomik" olrasyoneldir. Saf rekabet sistemi, rasyonel bireylerin davgulara insanotesi bir guc;:, insanotesi bir varhk atfedilram$lanndan turedigi ic;:in rasyonel veya optimal midir? mesinin toplumsal anlammm biti~idir . Bu toplumu ikEger oyleyse ve saf rekabet sisteminin denge yerine dentisadi guc;:ler mekanizmas1 olarak goren tasanmm yerini yeni bir siyasal-toplumsal tasanma b1rakmas1 demekgesizlik uretmesi, kuramsal olarak daha fazla ihtimal dahilindeyse, o zaman bireylerin saf rekabet diizenini kont" tir. Bu yeni tasanmm ilk belirtileri, geli$IDi$ toplumlarrol altma alacak, bunu duzenleyecek kurum veya kuda kendini zaten gostermeye ba$lamI$llr. insanlann ili$rumlar kurmalan da rasyoneldir. Ba$ka bir deyi~le, saf kilerine, varolu$lanna verecekleri bu yeni toplumsal anrekabet sisteminin "rasyonel olarak" devleti yaratugi, bu lam ic;:inde, ekonomik olgular, bir toplumsal gerc;:egin semanuk zinciri ic;:inde savunulabilir. bepleri degil, toplumotesi hic;:bir gfJcOn top\um gerc;:egiBenzer bir $ekilde, neo-klasik iktisatc;:ilar, rasyonalite ni belirlemedigine inanan insanlann ald1klan kararlann sonucudurlar. prensibini benimserlerken, ona baz1 k1s1tlayic1 kayitlar ilave etmekten de kac;:mmazlar. Omegin rasyonel bireyler iktisat soylemi, modem toplumun kurucu soylemi olamulkiyet haklanna dokunmaya c;:ah$mazlar. Halbuki ikrak i$levini gormli$tiir. Modem toplumun a$1lmas1, toptisat tabirleri ic;:inde ifade edersek, "ba~langic;: sermayesi" lumun kendini iktisat soylemi ic;:inde tahayyOl etmesizayif olanlann birlC$ip, b~langic;: sermayesi yliksek olannin otesine gec;:mekle mumkundur. Ancak toplumsal talann mulkiyetine el koymaya c;:ah~malan da, bu c;:1kar hayyOliin bu deVrimci don0$iimuyle, c;:ag1mmn "a~ila足 mekanizmas1 ic;:inde rasyoneldir. Buna kar$1hk ba$lanmaz ufku" olan iktisat ve onun ele~tirisi a$1labilir. gic;: sermayesi yliksek olanlann kaynaklannm bir kism1m, 11 Bu omekleri ald1gim1z i;ah~ma, B.Guerrien, L'economie neomulkiyetlerini savunacak kurumlar (silahh guc;:, mulkiclassique, Paris: La Decouvene, 1989. yetin kutsalhgm1 ogretecek okul, vs .. ) ic;:in harcamalan 12 A.Bugra, iktisadm ii;inde bulundugu ai;maz1 ~Oyle tammhyor: da, ayn1 c;:1kar mekanizmas1 ic;:inde rasyoneldir.11 Bu du"iktisat1;1lann i~levi zor, c;unku kaynak ktthgim bir geri;ek olarumda, rasyonel davram$lann, yalmz bir turunu kabul rak kabul etmeleri ve bir geri;ek ~1 davram~ varsayimmdan b~ka etmek, siyasal bir tercihin ifadesi degil midir? iktisatc;:1 bir gerc;ek d1~1 varsayima gei;mekten sakmmalan gerekiyor. Bencil ikinci siyasal-ahlaki tercihini yapml$tlr. Bu sec;:im de yainsan veya digerkam insan varsayimlan uzerinde, ii; tutarhhg1 saglam, evrensel yasa ge~tirme yetenekleri mukemmel 'bilimsel' p1ld1ktan soma ortada, "bilim" olarak iktisat degil, dumodeller kurulabilir. Arna insam oldugu gibi ele alma i;abas1 guzen soylemi olarak iktisat kahr. Arna bu duzen soylemi den modellerin boyle bilimsel c;ekicilige sahip olacaklan i;ok ku~足 12 de, iktisadm c;:1k1$mdaki soylemden uzakla$mI~tlr. kulu. Arna kavramsalla~urd1klan toplumlar da, piyasa toplumu SiYASAL iKTiSADIN ELESTiRiSiNDEN, iKTiSADIN BiTi~iNE

22

Neo-klasik iktisadm varsayimlanna yoneltilen bu ele$tiriler, Ay$e Bugra'mn hanrlatugi gibi, yeni degildir. Arna varsayimlannm ele$tiriye bu denli ac;:1k olmasma rag-

veya sosyalist toplum modellerinin insan iradesine b1Takmadan kendiliginden geri;ekle~tirme, guce yer b1rakmama ozelliklerinden yoksun olacaklar, yani ne bilim ne de toplum idealleri ai;1smdan pek makbul sayilmayacaklardlf''. 13 Bkz. j.Baudrillard, Le miroir de la production, Paris: Casterman, 1973 ve C.Castoriadis, L'institution imaginaire de la sociere, Paris: Seuil, 1975. Birikim 6 / EKiM 1989


Siyasal iktisad1n c;Okii~ii * ALAIN CAILLE

Modem devletler siyasal iktisat yard1m1yla idare edilirken ve hemen hemen butun toplumbi\imleri, siyasal iktisada teslim olurken, bu disiplinin c;:ok11$11nden soz etmek garip kac;:abilir. Hatta iktisatc;:1lann yapogi gibi, saytsal gostergelerle degerlendirecek olursak, disiplinin hic;:bir zaman bu kadar iyi durumda olmad1gi bile soylenebilir. Omegin George Stigler'e gore, 1978 y1hnda, sadece ingilizce konu$ulan ulkelerin iktisatc;:1lan, 800 kitap ve 5000 yaz1dan olu$an bir uretim gerc;:ekle$tirrni$ler. Oretiinin ytlhk artt$ oram ise ylizde 5.1 Fakat Doktor Knock'dan beri bildigimiz gibi, saghk iyiye alamet degildir. • • Ostelik bizi burada ilgilendiren, iktisatc;:1lann profesyonel gelecekleri de degil. Onlann bugunku sosyetik sukseleri, iktisadi d11$11ncenin, iki yfu)'lldan beri olU$turdugu eserinin sonuna geldiginin i$areti degil midir? Laft fazla uzatmadan, temel soruyu ortaya koyahm: siyasal iktisat alanmda d11$11nulecek bir $ey kaldt mt? Okuyucul~nn tahmin edecegi gibi, cevab1m1z haytrdtr. Bize gore siyasal iktisat d11$11nebilecegi her $eyi hemen hemen d11$11nm11$ ve uzerinde kendini var ettigi varsaytmlara dokunmadan, dolay1s1yla bugunku disiplin bic;:imi altmda kendi kendini yok etmeden daha ileri gidemez duruma gelmi$tir. BAC';D~TIRMACILIK (SENKRETiZM)

iktisat biliminin tukenme egiliminin en anlamh belirtisi, yakm zamana kadar uzla$maz kabul edilen kuram ve okullar arasmda giderek artarak kendini gostermeye ba$layan bagda$Urrnac1hkur. Tum bagda$Urrnac1hklarda oldugu gibi, bu bagda$ma da sivrilikleri yumu$atlp, her kuramsal soylemin ozgullugunu asgariye indirmek pahasma elde ediliyor. Bu nedenle Kolm'un $U sozlerini kabul etmek zor: "iktisatc;:1lann tav1tlanmn Walras, Keynes ve Marx'm lie; noktasm1 olu$turduklan bir uc;:gen ic;:inde dagild1gm1 ~abul edersek ( ... ) ve bu lie; nok-

tanm aslmda bir tek nokta oldugunu gosterebilirsek, o zaman iktisatc;:1lann ayn1 $eyi d11$11nduklerini ispat etmi$ oluruz. Eger, buraya kadar gitmeden, gerc;:ekte bu uc;: noktanm d11$11nuldugunden daha yakm oldugunu gosterebilirsek, aym $eyin diger tum iktisatc;:Ilann tavtrlan ic;:in de gec;:erli oldugunu ispatlam1$ oluruz." 2 Bu $11phesiz a$m bir iddia. Am-deger kuramc1s1yla, denge durumundaki pazar ekonomisinde kann yok oldugunu varsayan Walras arasmda ne ili$ki var? Para)'l sadece nakdi odeme arac1 olarak tammlaytp, tum iktisat el kitaplannm dedigi gibi, bunu gerc;:ek ekonomi uzerine serilmi$ bir ortu olarak kabul eden genel denge kuramc1s1yla, her $eyden once parasal ekonominin kuramc1s1 arasmda ne ili$ki var? Fakat, tammlamam1z gereken bir okuma seviyesinden bakmca, Kolm'un gerc;:ekten haksiz oldugu $11pheli. Marksist, Walras-Paretocu veya Keynesci ortodoksileri terk eder etmez, bunlann arasmdaki gec;:i$ noktalan, kesi$meler, tercumeler (veya ihanetler?), tum ters ve yanh$ anlamlanyla birlikte, ortaya c;:1k1yor. Bu uc;:u arasmdaki denklik aruyor. Oniversite ogretim uyesi, ara$Urrnac1 ve profesyonel iktisatc;:1lann korkunc;: bir h1zla c;:ogalmalan, temel olarak, bu denkle$tirme ugra!?ma yarad1. Baz1 cepheleriyle uretken bir ugra$U bu. ilk soylemlerin fakirle$mesi pahasma gerc;:ekle$mi$ de olsa, bu ugra$, disiplinin aksiyomatik temellerinin ve sozdiziminin aydmhga kavu$turulmasma katk1da bulundu. Bu bagda$Urrnac1 egilimin en belirgin tezahurlerini k1saca haurlatahm: - Bildigimiz gibi , ilk $11phe, belirsizlik ve anlamama G.Scigler, The Economist as preacher, Blackwell, Oxford, 1982. S.Ch. Kolm, Philosophie de l'economie, Seuil, Paris, 1986, s.165.

• Revue du Mauss, Mart 1989, yeni seri say1: 3. • • ima edilen, jules Romaine'nin Dokcor Knock adh ciyacro eseridir (<;:.N.)

23


24

anmdan soma, neo-klasik iktisat, ozellikle Hicks ve Samuelson'un <;ah$malanyla, Keynes'in heterodoks onerilerini gene! denge kuram1 i<;ine yerle$tirmeyi ba$ard1. Bugiin hala makro-ekonomi egitimine temel olu$turan 15-LM $emas1* klasik kavramsal ara<;lann terk edilmesine gerek olmad1g1m, <;iinkii paramn ve emegin hem fiyatmm, hem de miktanmn arz ve taleple belirlendigini gosterir. BOylece Keynesgil eksik istihdam dengesi, gene! dengenin ozel bir durumu oluyordu. - Tersine, R. Clower ve A. Leijonhufvud'un <;ah$malanyla daha yakm bir tarihte ortaya <;1kan dengesizlik kuram1, Walrasgil gene! denge <;oziimlemelerinin biiyiik ol<;iide gorelile$mesi sonucuna vard1. Walras gene! dengeyi, bir e?zamanh denklemler sistemi yaz1mmm otesinde, somut olarak makul kilabilmek i<;in, kendileri pek makul olmayan iki hipoteze b~vurmak zorunda kalm1$n. Bunlar, pazar komiseri (tellal) ve nakdi para hipotezleriydi. Tellal, borsada oldugu gibi, ilan edilen degi$ik fiyatlar i<;in olu$an tiim arz ve talep onerilerini merkezile$tirmekle gorevliydi. Degi$im ancak, denge fiyatmm kesin bir $ekilde ortaya <;1kmasmdan soma ger<;ekle$iyordu. Boyle bir <;oziimlemede para ancak edilgin bir rol oynayabilirdi. Fiyatlar paranm varhgmdan bag1ms1z bir $ekilde olu?uyorlard1. Dengesizlik kuramc1s1 iktisat<;1lar, bu bi<;imsel oldugu kadar ger<;ekdl?l varsayunlan bir kenara b1rak1rsak, ne olur diye sordular. Ka<;:m1lmaz olarak ve paradoksal bir $ekilde, pazar ekonomisini merkeziyet<;i ve paras1z bir ekonomi <;:izgileri i<;inde dii$iindiirten pazar komiserinden kurtulsak, ne olur? Sonu<; <;:ok gizemli degil. iktisadi aktorlerin ger<;ekte, istedikleri zaman kullanabilecekleri bir paralan varsa, denge fiyanna ula?1lmadan miibadelede bulunabilecekleri a<;1k. Hatta as1l kural bu. Bu durumda, dengesizlik kuram1, dengesiz dengeler veya daha somut olarak, WalrasParetogil gelenegin kabul ettigi ideal dengeden ayn dengeler olu$acagm1 gostermeye ba$lad1. Bundan boyle, Walrasgil gene! dengenin kendisi, prototipini Keynesgil eksik istihdam dengesinin olu$turdugu dengesiz dengelerin ozel bir durumu konumuna ge<;iyordu. ¡Ne var ki, bu ger<;ekle$tirilirken, makro-ekonomiyle mikroekonomi arasmdaki siireklilige sad1k kalm1p, hatta bu gii<;:lendirilip, iki soylemin bir senteze ula$masmm kac;m1lmaz oldugu da vurgulamyordu. - Baz1 yazarlar, ozellikle pazar kavram1 yerine devre (circuit) kavram1 iizerine kurulmu$ bir siyasal iktisat yoniinde c;ah$an iktisat<;:tlar, Keynesgil iktisad1, Keynes'in kendini kurtarmaya c;ah$t1g1 neo-klasik gelenege indirgeyen bu egilime kar$1 c;1k1p, mikro ile makro c;oziimlemeler arasmda koprii olmad1gm1 iddia ediyorlar. Fakat neo-1\lasik sentezlerin bu red edili$inin kendisi ba$ka bagda$Urmac1hklarm yolunu ac;1yor. Bu kez WalrasMarshall-Keynes c;izgisine degil, Quesnay-Marx-Keynes c;izgisine vanhyor. 3 Ne var ki, Keynesgil dii$iincenin tad1m kaybetmesi ve onun ortodokslarca ele gec;irilmesi-

ne kar$1 hakh bir ofkeyl'e hareket eden bu yeni sentetik <;abamn kendisi de, biraz tarafgir olmaktan vazge<;emiyor. Kapital'in ikinci kitab1m yazan, sermayenin degi$ik devrelerinin kesi?mesinin c;oziimleyicisi Marx't haurhyorlar. Arna Kapital'in birinci kitabm1 yazan Marx'1 ise unutuyorlar. - Ostelik bu devre dii$iincesinin onciilleri ve kuruculanm aramak eglenceli ve paradoksal yollardan gec;iyor. BOylece, kendini gerc;ek bir Keynesgil makro-ekonomi olarak kabul eden kuramm i<;ine, Avusturya ekoliiniin sermaye kuram1, yani, BOhm-Bawerk'i, Fiyat ve Oretim'in yazan ve Keynes'in a<;1k hasm1 Hayek'e baglayan sermaye kavram1 giriveriyor.4 ' KURAMSAL BELiRSiZLiK VE EKONOMETRiK PRAGMATiZM

Biitiin bu gozlemlerden soma, Kolm'a bir yerde hak verip, tum kuramlann bir tek kurama indirgenmemesine ragmen, hie; olmazsa kendi aralannda giderek daha fazla dayam$ma ic;inde olduklan soylenebilir. Tek tek hepsi, digerlerinin miimkiin ve hatta biitiiniiyle me?ru bir yorumu gibi gozukiiyor. Fakat bu goriinii$e ragmen, gene de ayn1 $eyleri soylemeyip, genellikle birbirleriyle taban tabana zit sonuc;lara vanyorlar. Ayn1 devre sorunsah i<;:inde yan yana gelen Hayek ve Keynes'den hangisine inan-. mah? i$sizlige kar$I, Keynes'e uyup, kamu harcamalanm arttmp, para emisyonunda rm bulunahm? Yoksa tersine, Hayek'i izleyip, bunahmm c;oziimiinii faiz hadlerinin yiikseltilmesi, emisyon hacminin daraluhp, kredilerin azalulmas1 ve dengeli bir biitc;ede mi arayahm? Birc;ok bak1mdan $evk kmc1 ve sinirlendirici bu c;eli$ki ve z1thklar, bizi iktisat kurammm i<;:inin bombo? oldugu sonucuna vard1rmamah. Bu konuda ger<;ek daha basit ve daha vahim: bir iktisat kuram1 ne kadar giic;lenirse, hakkmda o kadar karar verilemez duruma geliyor. Sadece basit, ve ka<;:m1lmaz olarak basitc;i kuramlar, tiim durumlar i<;in gec;erli olacak, a priori ve tekanlamh iktisat politikas1 onerileri sunmaya kendilerinin yetkili olduklanm samyorlar. Buna kar$1hk daha ince ve karma$Ik bir kuram, okuyuculanna verebilecegi az1msanmayacak entellektiiel yararlar bir yana b1rak1hrsa, buyiik ol<;:iide belirsiz olmak mahzurunu ta?1mas1 ka<;1mlmaz. Marx'm, kar orammn azalmas1 egilimi konusunda kesin bir kuram b1rakmam1$ olmas1 <;ok ele$tiriidi. Fakat Marx bOyle bir i$e kalk1$Ir kalk1$maz, bu azalmay1 engelleyebilecek etmenler O.zerine egilecek, ve bu kez kaBu yondeki fikri egilimi saglam bir ~ekilde kamtlayan bir i;ah~­ ma ii;in bkz; F.Poulon, Macro-economie approfondie; equilibre, desequilibre, circuit. Cujas, Paris, 1982. 4 Bkz; F.Poulon , a.g.e., s.223 ve devam1. â&#x20AC;˘ Hicks ve Hansen'in, ma! ve hizmet pazanyla, para pazannda dengeyi saglayabilecek bir tek faiz haddinin bulundugunu gosteren ~emas1. Tasarruf ve yatmm fonksiyonlanm Ortodoks faiz kurammdan, likidite tercihi ve para arzm1 ise Keynes'in faiz teorisinden ahp, bir senteze ula~ular. (<;: .N.) 3

Birikim 6 / fKiM 1989


1

ba saba kolayc1hkla suc;lanacaku. Marksist kuram basitc;i olmad1g1 ic;in, ona her ~eyi soyletmek, arzulanan tum iktisadi politika onlemlerinin kuramsal me?ruiyetini onda bulmak mumkun. Eger Kapital'in birinci cildine, yani arn-deger, iiretken olmayan emek ve bir cephesiyle paranm miktar kuramlanna dayamyorsak, iktisadi bunahmdan c;1kmak ic;in, liberal onlemlerin hepsini, ucret indirimini, kredilerin daralulmasm1, vs ... uygulamak ic;in bir an bile tereddut etmemeliyiz. Tersine ikinci ve iic;iincu ciltteki onermeleri, yani sermayenin donii~um hm ve gerc;ekle?me bunahmlan c;oziimlemelerini destek ahrsak, bu kez Keynesgil onlemlere sanlmam1z gerekecek. Marksist veya paramarksist sol partiler, sec;men kitlesi nezdinde daha etkili olan Keynesgil yoruma hep yatkm oldular. Fakat iktidar tecrubeleri, onlann Kapital'in birinci cildine daha bir yakmhk duymalanna yo! ac;m1?a benziyor. Bu, kuramm sadece kendisinin karar vermekte giderek iktidars1z kald1gmdan ba~ka bir ?CY demek degildir. T1pta oldugu gibi , burada da her ?ey bir olc;ii sorunudur. Giiniin ayn saatlerinde ahnan aym ilac;, degi~ik sonuc;lar verebilir. ideal pozoloji, her hasta ic;in farkh olmayt onerir. Arna zorluk, bunun hangi olc;iileric;inde yap1lmas1 gerektigini belirtecek somut hic;bir bilgiye sahip olmamam1zda yatar. Biitc;e ac;1gm1 azaltmak m1, artnrmak m1 gerekiyor? Bu kuram ve dogma sorunu degil, bir olc;ii sorunudur. Devaliiasyon yapmak gerekir mi ve bu hangi ora~da olmahd1r? Gene olc;ii sorunu. Vergileri azaltmak m1, arturmak m1 gerekir? Biitiin bunlar oziinde bir olc;ii sorunudur. Fakat olc;ebilir miyiz? Neyi ve nas1l olc;ecegiz? i~te bundan daha az emin olabilecegimiz.ba?ka bir ?CY yok. Olc;u ve tahminlerin verimliligini kestirme denemeleri , c;ok miitevazi sonuc;lara vanyoriar. Bunlann verimlilikleri ne olaganiistii, ne de berbat. Vasat bir noktada. Buna kar~1hk kesin olan bir ~ey var: sistem gec;mi~te tamd1g1 ili~kileri tekrardan urettigi olc,.ude, dolay1s1yla sistem goreli olarak istikrarh oldugu siirece, iktisadi tahminlerin normal bir dogruluk pay1 olabiliyor. Kesin olan ikinci bir ?ey varsa, o da, ekonometrik modellerin ne arzulanabiliri ifade etmeye, ne de bunun gerc;ekle~ebilirlik derecesini 6lc;meye olanak vermedikleri. Butun bu sm1rlanna ragmen , ekonometrik modelcilik siyasal iktisadm gelecegini c;iziyor. C:unku, onerilerinin pratik uygulamalan konusunda kendileri belirsiz olan kuramsal c;ozumlemeler arasmda somut olarak sec;im yapabilmeyi olanakh kilan tek alan, ekonometrik modelcilik. 0 kadar ki, dune kadar modern toplumlarda temel ideolojik tam~ma konusu olan, pazar ekonomisine devletin mudahalesinin gerekli derecesi sorusu, kuram ac;1smdan amk giderek bir olc;ii sorunu olmaya ba?lad1. Fakat olc;u kendi ba?ma sec;im yapamayacag1na gore, gerc;ek sec;imler, yani kuramcilann degil, siyasilerin sec;imle1;, gec;mi?te oldugu gibi, gunun modas1y-

la ve daha da onemlisi, degi~ik siyasal mu?teri c;evrelerinin arasmdaki dengelerle belirlenecek. SiYASAL iKTiSADIN KENDiNi TAMAMLAMASI

Yukanda biraz c;abuk ifade edilen c;6ziimlemeler c;ok yanh? degilse, o zaman iktisat kurammm geli?mek ic;in alabilecegi yollan c;1karmak zor degil. Bunlar sonuc;ta c;ok mutevazi yollar. ilk, en basit ve en emin olam, ekonometrik modellerin artan bir ?ekilde incelip, zerafetlerini armrmalan. Modern hesap olanaklanmn giicii sayesinde, modellerin dikkate ald1klan degi?ken say1s1m ve denklemleri c;ogaltmak i?ten degil. Parametreler ve gec;mi?te gozlemlenen ili?kiler arasmda daha iyi istatistiki kestirimlere ula?mak da olanakh. Fakat butiin bunlann gerc;ek ongorflm olanaklanm veya iktisat politikalanmn etkinligini armrabilecekleri c;ok ?Upheli. Reagan'm medyatik ~aklabanhklanmn, ABD ekonomisinin buyiimesine katk1s1 en iyi uzmanlann en geli~rni? c;oziirnlernelerinden daha fazla oldu. Ostelik rnodellerin a?m karma~1k足 la?masmm bizi basit sagduyumuza ba?vurmaktan uzakla~urmayacag1 da kesin degil. Arna bundan boyle, iktisat du?unu ic;inde, degi?ik kurarnlan pratik ve i~lemsel smama testi, bu kurarnlann model yaratma kabiliyetleri olacak. Burada siyasal iktisadm onune daha iddiah ikinci bir geli?rne yolu ac;1hyor. ilk c;1k1?lanndaki halleriyle kendi aralannda c;eli~kili kuramlann sentezini '?lu?turmak. Daha once gordugiirnuz gibi, bu yolda epey mesafe katedilmi? dururnda. Eger siyasal iktisat alanmda buyuk bir isirn ortaya c;1kacaksa, bu bir turlu meta-teori veya butunsel soylem iireterek, kendinden onceki tum dii?Unce okullanm bunun ic;inde bir yere oturtup, bunlann rnumki.in dogurganhklanm ve k1smi olduklan olc;ude nas1l sm1rh kald1klanm g6sterecek yazann ismi olacaktir. Boyle bir sentez tart1?mas1z buyuk bir entellektuel ba?an demektir. Fakat bir ?ey devirecegi, gorulmemi? dii?iinme ve anlama ufuklan ac;abilecegi ise pek ?liphelidir. C:unku boyle bir c;aba kac;1mlmaz olarak bic;imsel diizeyde kendini var etrnek zorundad1r. Dii~unulmesi mumkiin tiirn iktisadi dii?iincenin ve gerc;ek sistemin bic;imsel sisternliligi olc;usiinde anlamh olan iktisadi sistemin sozdizimini gun 1~1gma c;1kamp, ac;iklayacaknr. Arna bu c;abanm sonunda, bir sozdizirnine indirgenen, tum anlamsal hedefini ve iktisadi biiyukluklerin anlamlanm yorumlama projesini bir kenara b1rakan ekonomi politigin, bize gayet basit (trivial) ?eylerden ba?ka soyleyecek bir ~eyi olrnad1g1, modernligin en onemli esin kaynag1 olarak iki yflzy1ldan beri oynad1g1 tarihsel roliin sonuna geldigi apac;1k ortaya c;1kacakur. Bunu daha ac;1k ifade edelim. Mallann pazarda bir fiyau oldugunu tespit etrnek kolay. Bu fiyatm, mah iiretmek ic;in kullamlan rnallann fiyauyla ili?kisi oldugu varsay1rnm1 yaprnak da zor degil. Bu fiyatlann arz ve talebe bagh olduklanm kabul ettikten sonra, c;e?itli fiyatla-

25


nn kendi aralanndaki bag1 ifade eden bir denklemler sistemi yazmak ve arz ve talep fonksiyonlannm parametrelerini kestirmeye c;:ah~mak, bunlardan daha zor degil. C::i.inki.i bi.iti.in bunlar, iktisat sozdizimi olarak kabul ettigimiz ~eyle ilgili. Arna fiyatlann ne anlama geldigini sormaya ba~laymca b~ler kan~1yor. Siyasal iktisadm entellekti.iel ve ideolojik gi.ici.ini.i olu~turan, kendisinin bu sorunun cevab1m verebildigi iddias1 oldu. Fakat hangi soru ve hangi cevap? Tekrar ele ahrsak, soru ~u : eger fiyatlar, i~levsel ve sozdizimsel olarak arz ve talebi ifade ediyorlarsa (ki bu ti.im iktisat kuramlanmn-ortak yegane aksiyomudur), arz ve talebin kendisi neyi ifade ediyor? Bunlann, kaynak ve zenginlik dag1hmmm durumundan b~ka bir ~ey ifade edebilecegini di.i~i.inmek zor. C::1k1$taki sadece ampirik soru, bu kez hafifc;:e yer degi~tirip, bu dag1hm1 belirleyen nedir sorusuna doni.i~i.i足 yor. Daha ac;:1k bir ~ekilde sorarsak soru ~u : rasyonel ve dogru bir dag1hm ne? Veya, rasyonel oldugu ic;:in dogru ve dogru oldugu ic;:in rasyonel bir fiyat sistemini nasil tammlayabiliriz? Goriildugi.i gibi iktisat, kelimenin tam anlam1yla hep siyasald1. Pazar ekonomilerinin somut i~足 leyi$inin c;:oziimlenmesinden oteye, iktisadm arad1g1, iyi toplumun vas1flannm ne olduguydu. Ona gore bu sorunun cevab1 iktisadi biiyiikliiklerin anlamlannm anlamsal yorumundan gec;:iyordu. Bu bi.iyi.ikluklerin bir anlam1 olmahyd1 ki, onlann i~leyi~inden etik ve siyasal sonuc;:lar c;:1kartabilmeyi umut edebilelim. Omegin bunlann, tatmin edilmesi gereken ihtiyac;:lar, uyulmas1 gereken bireysel tercihler, \istesinden gelinmesi gereken ant\ ropolojik nedret anlamma gelmesi gerekiyordu. Fakat bu anlamsal amac;:, bu rasyonel etik arayi~1, siyasal iktisadm kurulu~u geregi beceremeyecegi bir $eydi. iKTiSADi DU.SUNCEYE MUNDEMi( SINIRLAR

\

26

Biraz once, c;:agda$ bir iktisat kuramc1smm besleyebilecegi en biiyi.ik emelin, ti.im gec;:mi~ iktisat kuramlanmn sozdizimini nihayet ortaya c;:1karmak ve boylece bunlara verilmesi gereken onem ve biitiin ic;:inde almalan gereken yere karar verilmesine olanak saglamaknr, demi$tik. Bu yazmm sm1rhhg1 ic;:inde iddia edecegim $eye bir kamt kmnt1s1 bile verecek durumda olmamakla beraber, $ahsen bu sozdizimsel aydmlatmanm biiyi.ik olc;:iide yap1lm1$ oldugunu dii$iiniiyorum. Bu, en ac;:1k, en belirgin $ekilde Marx'm iktisa~ kuram1 iizerinde bulunuyor. Degi$ik iktisadi kuramlann birbirlerinin kar$1hkh yorumc\.llan olarak ele almabileceklerini belirtmi~tim. Kammca, Kapital'in iic;: cildinin olu$turdugu biitiin, bize en gi.ic;:li.i gene! yorumlayioyi veriyor. Bir gene! yorumlayic1, hem yeni pazar kuram1, hem de devre kuram1 ic;:eren (yani Walras ve Keynes'in ayn ayn incelediklerini gene! bir kuramda bi.iti.inleyen) tek kuram, Marx'mki degil mi? Ostelik, daha gene! bir ~ekilde, bu kuram buti.in olarak iktisadi siirecin degi$ik "anlan"nm yerini gostermiyor mu?

Marx'm iktisadmm kuvvet ve karma~1khgmm nedenlerinden birisi, hemen tiim suadan iktisadi ac;:1klamalann tekrarc1 (tautologique) ve devrevi (circulaire) olduklannm en fazla Marx'm bilincinde olmas1d1r.5 Ona gore, bir k1s1r dongi.i ic;:lne s1k1$Uklanmn c;:ogunlukla bilincinde olmad1klan ic;:in bu manuki dongiilerden kurtulamayan iktisatc;:1lar, bayag1yd1lar. Tekrarc1hktan kurtulma konusundaki bu Marksist gereklilige s1kica uymak gerekirse, hangi siyasal iktisat bayag1 degildir ki? Fakat iktisadi anlamsal olu~turma hedefinden ayn dii~iiniilemeyecek olan tekrarc1hgm otesine gec;:me arayi$1, hem Marksgil iktisadm gt1ci.im1n kaynag1m, hem de onun tek zayif yamm olu$turuyor. Bu aray1~, tiim iktisatc;:ilann payla$Ug1, ama Marx'da doruk noktasma varan bir fantazmayi besledi. Bu fantazma onu, iktisad1 kapah bir sistem olarak dii$iinmeye goti.irdii. Sistemin ic;:indeki biiyi.ikliikler oz olarak ve sadece iktisadiydiler ve bunlar, sistemin gizli kanunu oldugu varsayilan bir prensipten itibaren, ba~tan a~ag1 hesaplanabilir ve c;:1karsanabilirlerdi. i~ zamam ise sistemin gizli kanunuydu. Bu durumda, emek gi.ici.iniin degeri, art1-degerin ve kann miktan, her ~ey prensipte hesaplanabilir ve c;:1karsanabilir oluyordu. Gerc;:ekten de, eger salt iktisat sozdiziminin bic;:imciliginden ve bu saf bic;:imcilige mi.indemic;: karars1zhktan kac;:mmak istenirse, bir iktisadi anlamsal (semantik) aramak, bu bic;:imsel iktisadi buyukliiklerin oziinun ve nedenlerinin kuram1m olu$turmak gerekiyor. hin ac;:maz noktas1 da burada zaten. Bu ac;:1klayic1 nedenin kendisinin de iktisadi di.izeyde yer ald1g1m varsaymak miimki.in degil. Aksi takdirde anlamsah sozdizimine indirgemek ve dolayis1yla kendisinden kurtulmayi umdugumuz fasit dairenin ic;:ine yeniden dii~mek soz konusu. Mallann degerini, onlann faydalanyla ac;:1klayabilecegini di.i$i.inen marjinalist kuramlann b~ma gelen bu oldu. Fayda kavram1 mi.ikemmel bir tekrarc1hk oldugu ic;:in hic;:bir $ey ac;:1klayamaz duruma dii$ti.iler. Fayda, afyonun uyutma hassas1 kadar az ac;:1klay1CI bir kavram. Marksist emek zamam kavram1yla, belki daha ince ve daha karrna$1k bir $ekilde, ama ayn1 $ey gerc;:ekle$ti. C::iinku bu kavramm, ac;:1klamakla yiikiimli.i oldu- . gu sonuc;:lann d1~mda, onlardan ayn olarak tammlanmas1 miimkiin degil. Daha da onemlisi emek, Marx'm dii$iinmeye c;:ah$Ugmm tersine, ne iktisadi, ne de antropolojik bir kategori. Siyasal iktisadm altmdan kalkamayacagi zorluklann kokeninde, bic;:imselligi 3$mak istediginde, mallann degeri kuramm1 iiretmesi gerekliligi yanyor.6 Fakat bu ku5

6

Tekramhk tehlikesi ka~1smda Marx'mkine benzer bir bilinr; ifade eden tek iktisatr,;1, "burjuvazinin Marx'1" denen Bohm-Bawerk'tir. Bu, Sennaye ve Faiz Kuramlannm Ele$tirel Tarihi adh kitabmda ozellikle belirgindir. Bir deger kavrammm neden mannken miimkiin olmachgim "Deger ve Bedavahk" adh yaz1da gl\stermeye r;ah$m1$Um. Bkz. Economie, sa}'I 1, Universite de Perpignan, 1978. Birikim 6 / EKiM 1989


ram, siyasal iktisadm ul~amayacag1 bir ~eydir. iktisadi bir deger kurariu olamaz, <;iinkO degerin kendisi iktisadi duzeyde bir fenomen degildir. Aym ~eyi daha somut bir ~ekilde soylemek mumkun. Siyasal iktisat mallann degeri kuramm1 ol~turmaya kendini muktedir zannetti. Arna, bilgimiz dahilinde, boyle bir iddianm geri;ekten ne anlama geldigi hi<; apk~ soylenmedi. Bu iddia, mallann degerini insanl..-.n degerinden bagtmsiz olarak dO~Onmek olanagt demektir. Ve bu i;ok buyiik bir i~tir. Salt bi<;imsel ve basit<;i olmayan her iktisadi kuramm geri;ek onvarsayim1 budur. Bu onvarsayim ilk elde anlams1z degildir ve zaten bu nedenle siyasal iktisat bu kadar uzun donem inandmc1 kalabildi. Anlams1z degil <;OnkO, pazar ekonomisinde, yaban toplumlardan farkh olarak, paranm insanlardan bagtms1z bir degeri vard1r. Fiyat, ahcmm toplumsal statiisO ne olursa olsun, O<; a~ag1 be$ yukan aymdir. Benzer bir ?ekilde, modem toplumda, toplumsal statOniin iktisadi statiiye yakmdan bagh oldugu varsayim1 da sa<;ma degil. Marx'1 tiksindinen geri;ek de buydu. Bugiin Pierre Bourdieu • bize bunun neredeyse antropolojik bir kanun olduguna inand1rmaya <;ah$1yor. Fakat bu . iktisadi statOniin kendisi nereden geliyor? iktisadi aktorlerin, rasyonaliteleri sayesinde, iktisadi alanda nemaland1rmak zorunda old.u klan varsayilan kaynaklann bu bariz e?itsiz dag1hm1 nereden geliyor? i?te bu anda, ekonomi politigin ba?vurdugu mant1ki ters i;evirme operasyonunun haz1rland1gtru hissediyoruz. Siyasal iktisat ?eylerin degerini salt ?eylerin degerleriyle izah edebilecegini zannediyor. Ve bu birinci denemenin uzanusmda, insanlann degerlerini de ?eylerin degerleriyle ai;1klamaya giri?iyor. Bu manuki ters i;evirme bir<;ok yonden verimli ve i?lemsel. <;:unkii giinOmOzde fiilen insanlann degeri giderek onlann $eylerle ili?kilerinde kendini ifade ediyor. lfakat bu, ne manuken, ne de antropolojik ve sosyolojik baklmlardan, insanlann degerini belirleyenin ne oldugu sorusunun, ?eylerin degeri sorusundan soma geldigi anlamma gelir. Bunu bir ii<;iincii bi<;imde soylemeye i;ah?ahm. Siyasal iktisadm i;1kmaz1, iktisadi sistemin toplumsal sistemden aynlabilecegi varsayim1yla, ve iktisadi btiyiikliiklerin sadece toplumsal ili?kilerin ikili ifadeleri olduklanm unutarak kendini kurabilecegi inancmdan kaynaklamyor.

iktisadi olanla toplumsalm aynlamazhgmm yaramgt sorunlan, iktisati;1lann, iktisati;1hklanndan vazge<;meden a?abilmeleri i<;in yonelebilecekleri bir tek manuki yol kahyor geriye: hi<; toplumsal ili?ki yokmu~ gibi davranmak ya da, yok eger varsa, onun da iktisadi ili~kile­ re indigini ilke olarak kabul etmek. Veya en azmdan rum toplumsal, siyasal, hissi, simgesel ve diger pratiklerin, kendileriyle ayn1 dogada olan iktisadi pratiklerle e~bi­ <;imli olduguna kendini inand1rmak. Bu, bildigimiz gibi Chicago okulunun izinde, "yeni iktisat<;1lar"m benimsedikleri <;ozum. Benzer bir ?ekilde, Fransa'da, Marksist bir perspektiften hareketle, nas1l kapitalizmin kendini yeniden Oretmesi i<;in gerekli toplumsal ili?ki bii;imini kurdugunu dii$0nmeye i;ah?an duzenleme okulunun yapmaya <;ah$Ug1 da bu. Bir<;ok unlu sosyologun, omegin R.Boudon ve P.Bourdieu'niin denemeye i;ah~uklan da bu.7 Bugun siyasal iktisat, <;1kl?mdaki sm1rlan a?arak, <;6~0nu zafere dondtirmeye ~h~1yor. Kendi marjinal kuramsal verimliliginin azalmas1 ve kendi simgesel kar oranmm d0$mesiyle tahrik olan bu emperyalist te~ebbo­ sOn, bilgi ufkumuza, kurucu tekrarc1hklan ve bi<;imselciliklerinden ba$ka katk1da bulunabilecegi ~upheli. iki yiizyildan beri ara~urd1g1 d0$tin alamnm geri;ekten yenilenmesi, siyasal iktisadm kendi projesinin dogasmm son kenede siyasi (politikac1 anlammda degii) oldugunu kabul etmesini gerektiriyor. Arna o zaman da siyasal iktisat, iktisat olmaktan <;1kmayacak m1d1r? Nitekim bugiin, toplumsal sei;im kuram1, siyasetin temel sorusunu benimseme egilimindedir. Benzer ?ekilde, Rawls, Nozick gibi Amerikah siyaset felsefecileri, iktisad1 ve ekonomi politigi dikkate almayi biliyorlar. Bu alanda, sadece bi<;imsel olmayan, verimli bir d0$0nce alanmm olu?tugunu gorebiliyoruz. C::unkti bu alan, "toplum bilimleri"nde sorulmaya degen tek soruyu onaya koyuyor: daha dogru ve dogru oldugu i<;in, arzulanabilir siyasal ve toplumsal rejimi nas1l tammlayabiliriz? <;:eviren : AHMET iNSEL

Sosyologlann bu iktisatc;1 biiylilenmesinin nedenlerini ba~ka bir yaz1da ac;maya c;ah~um : "La sociologie de l'interet est-elle interessante". Sociologie du travail, sayi: 4, Paris, 1981. • "Habitus" ve "simgesel sermaye" kavramlanna dayanarak, neoMarksist ve faydac1 bir gene! sosyoloji kuram1 o lu~turmaya c;ah~an Frans1z sosyologu. (<;:.N.) 7

27


Global verirnlilik tap1nrnas1 * WOLFGANG SACHS

Gezegenimizin ahvaline ili$kin raporlar birbirini izliyor. Gaia-Atlas ve Worldwatch Enstitiisii'nfm "Diinyanm Durumu" ba$hkh raporu bir diizineden fazla dilde ya)'lmlamyor~ World Resources lnstitute'nin (Diinya Kaynaklan Enstitiisii) Y1lhk Raporu, Birle$mi$ Milletler yetkililerinin ellerinin altmda sa)'lhr; diinyanm dort bir yanmda <;:evreciler Brundtland Komisyonu'nun raporunu kendi iddialannm tasdiki $eklinde degerlendiriyorlar. Yine de memnuniyetimi belirtmeliyim. Global hayat krizinin iizerindeki sessizlik perdesi kalkm1$ ve giiniimiiziin tehlike ve korkulannm <;:izdigi iirkiitiicii manzaray1 gosteren bir dizi bilgi ve tablo gozler oniine serilmi~ durumda. Deliller art1k tartl$JT\a goturmiiyor. Aym ~ekilde , uzun siiredir ihmal edilen acil eylem <;:agns1 yeni yeni yank1 bulmaya ba$hyor. Bir degi~im ka<;:1mlmaz g6riiniiyor. Yine de raporlara duydugum sayg1, sonu<;:lanna olan giivensizlikle gittik<;:e lekeleniyor. Onerilen kaynak yonetimi politikalan, korkanm ki, ak1lhca bir kendini kis1tlama se<;:enegini gormezden geliyor ve ekolojiyi daha yiiksek bir verimlilik bi<;:imine indirgiyor. Bu tiir bir indirgemeciligin, ortiik olarak iktisadi-diinya bak1~ a<;:lSlmn ge<;:erliligini kabul ettigini ve sonu<;:ta, uzun vadede gene! dayanabilirlik amacm1 da tehlikeye sokarak zihinlerin ve ali~kanhklann Bat1hla$tmlmas1m daha da yaygmla$Uracag1m dii$0nuyorum. (OK AZDAN HAREKETLE DAHA (OK

28

Birbirinden farkl1 80 Worldwatch raporunun her biri global duruma ili~kin kabaca ~oyle bir tablo <;iziyor: Bir yandan, nufus artlp e$itsizJik yiikselirken, yiyecek, bannma saghk veya enerji ihtiyac1 giderek artan insanlann bu ihtiya<;:lanna cevap beklediklerini goriiyoruz. Ote yandan ise, ekonomilerin bu talepleri kar~1laya bilecek potansiyellerini kaynaklan tiiketerek, <;:evreyi tahrip ederek ve harcamalan yukan <;:ekerek nas1l israf cttigi bize

gosteriliyor. ihtiya<;:lar daha da basurmaya ba$larken eldeki ara<;:lar azahyor: Bu tabloda aslmdan daha biiyiik onem kazanan ~ey , global bir dayanabilirlik (idame ettirme) s1k1~mas1d1r. Ornegin, doganm bir milyon y1lda iiretebildigi fosil yakit bir y1lda tiiketilmckte, atmosferdeki karbondioksiti arturmakta ve enerji tasarrufuna yatmm yapmaktan daha fazla mali kiilfet gctirmektedir. Su kaynaklannm yanh~ kullamm1 insanlan , hayvanlan ve bitkileri hayaun temel bir aracmdan mahrum etmekte, diinyadaki su rezervlerini gelecekteki uzun bir donem boyunca da kirletecek bir 'goriiniim arzetmekte ve kurulan yeni su tesisleri milyarlarca dolarhk bir etiket ta~1maktad1r. Ornekler <;:ogalulabilir. Neyse ki Worldwatch uzmanlan tablonun tamamen karanhk olmad1gm1, tiinelin ucunda az da olsa bir 1~1k bulundugunu soyliiyorlar. Daha az tahrip edici ara<;:lara yonelmek ve verimlilik meselesi iizerinde yogunla~mak, onlar i<;:in sorunun <;:6ziimii demek olabiliyor. Yenilenebilir yak1tlar, korumac1hk ve itinah bir i~leunecilik yoluyla elde edilen hassas bir uyum (denge), istenilen kaynak verimliligi hedefine yonelik tipik yamtlard1r. Eger Worldwatch Enstitiisii'niin giri~ine kazmmak iizere bir ibare. onerilecek olsayd1, bu <;:ok a<;:1k ki "<;:ok azdan harckctlc daha <;:ok" olabilirdi. Bu yakla~1mm gerekliliginden ku~kum olmad1g1 gibi onerilen alternatif <;:6ziimlerin miikemmelligi konusunda tarn~maya girmeyi de du~Onmiiyorum. Ancak, ekolojik politikay1 yeni bir kamu vicdam olu~turmaya yonelik bir <;agn olmaktan <;:1kanp bir dizi yonetsel stratcji haline getiren gizli bir indirgemecilige dikkatleri r;e kmck istiyorum . Pensenin iki ucunda uygulanan baskmm , pcnscnin gev~etilmesiyl e ortadan kalkmas1 gibi, artan talcplc yeâ&#x20AC;˘ La revue du mauss, say1 : 3, 1989

Birikim 6 / EKiM 1989


tersiz arac;lar arasmdaki tehlikeli s1k1?mI?hgm ortad:rn kalkmasmm iki yolu var: Bir taraftan, talebin insanlan aydmlatarak sm1rlandmlmas1, diger taraftan da ula~1la 颅 bilir arac;lar ic;in gayretle c;ah$mak. Worldwatch uzmanlan, sadece ikinci altematifin alum c;iziyor; birinci altematifin gozlerden yitip gitmesine izin veriyor. Raporlannda arac;lann verimli kullamm1 konusunda uyanda bulunuyor; mikro ekonominin kurallanm, milli (hatta global) politikalann zorunluluklan olarak yilceltiyor. Tabii ki, boyle yaparak c;1ku-merkezli ekonomiden bu.t un kaynaklann GSMH'yi art1rmak ic;in harcanmad1g1 ancak posas1z ve amks1z bir geli~me saglamak ic;in tam verimlilikle kullamld1g1 girdi-merkezli bir ekonomiye gec;i?in onculugunu ustleniyorlar. Bu yeni rec;etelere gore ekonomilerin, II. Dunya Sava?I sonrasmdaki on yilda oldugu gibi rekorlar k1rana degin vucutlanm adalece geli?tirmek yerine, tam bir forma girene dek "i~lemeleri " icap ediyor. (ag1mmn duzeni maksimizasyon degil optimizasyondur; muhendisler ve iktisatc;1lar, arnk her birim c;1kt1 ic;in, asgari girdiyi bnlma oyunundan yepyeni bir haz almaktalar. Birinci altematifi gozonune almamak (yani arz-tercihli taleplerin ak1lhca bir tahdidine yonelmemek) Worldwatch uzmanlanm iktisadi-dunya bak1~ ac;1s1 tuzagma du$urmektedir. Boyle bir yakla$tmda, her toplum, uretimi kendi degerler listesinin en ba?ma koyacak ve ekonomik organlanm geni$leterek ve onlara ivme kazand1rarak daha iyi bir hayat arayi?ma girecektir. Boylece raporlar, ekonominin toplumdaki ba$at konumunu c;ok ender sorgulayarak dunya kultiirlerinin, daha fazla maddi uretim arzusu noktasmda birbirlerine yakla?acagm1 da ortuk olarak ba$tan kabul etmektedir. Ye bu onyarg1, uretim-tuketimin duzeyini, hacmini, yap1s1 ve hlZlm toplumun dayaulan hedellerine uydunnaya c;ah~an -ve hatta c;ok geli?mi$ Kuzey ulkeleri ic;in de gec;erli olan- bir ak1lhca kendini k.1S1tlama politikas1m daha yakmdan incelemenin yolunu uk1yor. Bu yanh$hga du~erken raporlar, daha az meta-yogun, daha az profesyonel ve daha du~uk bir buyume hmna sahip toplumlan irsi bir noksanhk temelinde degerlendirmeye kauyorlar. Orta karar maddi taleplerle isteyerek ya?ayan farkh kulturleri hayal bile edemedikleri ic;in, iktisadi bakJ?J insan hayatmm dogal bic;imi olarak sunmaktan ba~ka bir ~ey yapam1yor. Sonuc; olarak global bakt? ac;1lan, butiin ko~ullann once iiretimin, hatta c;evresel a.;1dan rasyoncl olan iiretimin bile zorunluluklanna gore degerlendirilmcsi gibi, "geli~me" teorisinin gelenegini izleyen bir devamhhk onerisi oluyor. bte yandan, talepteki kararh arll~l kabullenen ve verimli ara<;lann te~vikiyl e yetinen <;evre politikalan, ekoloji adma, diin yamn daha da rasyonel bir hale getirilmesi tuzagma dii~mu ~ oluyor. HER YERDEKi KA YNAKLAR

Gclcnckscl iktisat<;Iiann dargi"irO~li"1lligi"1 hcrkcs<;c bilinir hale geldi .路 Gcn;cklcn de scrmayc vc cmcgin roli:tne

bakarken diger bin;ok zenginlik kaynagm1 ihmlil etmi$lerdir. Bu kaynaklar, diinya uretiminin yedegini olU$lUran odenmeyen kadm emeginden dogamn idamesini saglayan su, besin ve enerjilerin sessiz i?leyi~ine degin bir c;c$itlilik ic;erir. (cvrc gcli~tirmecilcri bu dar bakl$1 yenmek ic;in yola c;1km1?lard1r. Uzun vadede kaynaklann idame ettirilmesini saglamak ic;in hayati oncm ta$Iyan geni$ bir faktorler dizisi ongormu$lerdir. Kendi c;crc;eveleriylc gunluk hayatm bir parc;as1 olarak kabul gorcn sayis1z ?cy vc harckct yeni ve dramatik bir onem kazamp degerli kaynaklar haline gelmi~tir. Omegin Sencgalli koyluler tarafmdan bir kaptaki suyu 1s1tmada kullamlan inek d1~k1s1 , birdenbirc bir enerji kaynag1 haline gelmi$tir. Perulu bir gecekonducunun kulubesine ek in~aat yapmada kulland1g1 hurda metal, girdilerin yenidcn kullamlabilccegini gostermi~tir. Koy alanlanm eken Kcnyah kadmlar g1da uretimini arurmada insan faktorleri olarak kc~fedilmi$tir. Worldwatch'm goziindc dunyanm, sayilan giderek artan pek c;ok bolgesi yeni bir statii edinmi~. yerel ic;eriklerinden kopanlarak, kaynaklar olarak yeniden tammlanm1~ur. Neyin 1$Ig1 alunda hareketler, ?Cyler ve insanlar, "kaynaklar" olarak yeniden tammlanmaya ba$lanm1?t1r? Oncm kazanacaklan gayct ac;1k, c;unkii daha ulvi amac;lar ic;in yararh olarak goriilmektcdirler. Onemli olan ne olduklan dcgil, ne olabilecckleridir. Simdiye degin kendileri ic;in varolanlar amk gelecekte bir ba~kasmm kullamm1 ic;in varolacaklard1r. Bir kaynak, ba$ka bir $eye donu~tiiriilmedikc;e, degeri olmayan bir !?eydir. Asil degcri nc olursa olsun; daha iistiin c;1karlar ugruna yok olup gider sonunda. Yiiz y1h a!?km bir suredir "kaynak" terimi, sanayi ic;in yararh gird\lerin ara~tmlmas1 anlammda kullamlmaktad1r. Sonuc; olarak, alg1layi?1m1z ormanlara bak1p kcreste gormek, kayalara bak1p madcn ccvheri gormek, kirlara bak1p gayrimenkul gormek ve insanlara bak1p insan kaynaklan gormek olarak egitilmi!?tir. Dolay1s1yla bir ?eye "kaynak" demek, onu iiretimin egemenligi aluna vcrmck demek oluyor. "Kaynaklar"m cski moda e~anlamhs1 olan "hammadde", dilin nas1l yazg1yi verebileccgini ac;1kc;a gostermcktcdir. "Hammadde"yi, onu bir imalat surecindc mamul halinc getirmekten ba$ka ne yapabilirsiniz? Ne var ki, herhangi bir verimli kullamm bir !?eyi kaynak yapmaya yetmez. Gujarat'taki koyliiler inek d1~k1s1m toprag1 verimli hale gctirmek ic;in kullamyor olabilir. Ancak bu, sadcce ulusal urctim c;erc;evesinde goriildugiindc bir kaynak halini ahr. Ulusal (veya global) degerlendirmelcrde, kaynaklar belirlenir, olc;uliir ve goreli verimliliklerine gore deger bic;ilir. Bir kaynag1 olu$turan $CY GSMH'yi artmna kapasitesidir Bir !?eye kaynak demck ona ulusal c;1karlar dogrultusunda kullamlma imkamm bah~eder. Oysa ekonomik olmayan bak1~ ac;1smdan $Cyler, kendilcrinin s1mrs1z bir kullammma kaf$1 direnmeyi saglayan bir anlam ta?trlar. Ornegin bir Hint koyilnde her zaman dokunulmaz bir kut-

29


sal agar; ya da kutsal koru vardir. Tannlann bu agar;:lann golgesinde oturduklan kabul edilir; bunlan kereste ir;:in kesmek koyli ulvi himayesinden mahrum edecektir. Bir ba~ka omek alahm: Bolivya'dan eski r;:ag Almanyasr'na kadar, madenler yav~ bir gebelik siirecinde, ir;:erisinde metallerin biiylidiigii, Yerylizii Ana'mn rahimleri olarak goriiliirdii. S1rlarla ciolu bu yeraln diinyasma girmek, bir e~ikten ger;:ip insana ait olmayan bir alana girmek anlammr ~ird1. Sorumluluk ve dikkat gerekliydi ve Ana'dan comertlik dilemek ir;:in ayinler diizenlenirdi. Kuzey Amerikah "Cree"ler geyik avlamaya gittiklerinde de doganm i~birligini saglamak zorundayd1lar. Bu yerliler ir;:in hayvanlar,orac1kta oldiiriilmek ir;:in giri~i­ len bir oyun baglammda dii~iimilmezdi oyuna kanlmam1~lard1; ayinler ve ikramlar diyaloguyla kendilerini avcrlara sunmaya ikna edilmeleri gerekiyordu. Yani avc1hk siradan insan ili~kilerinde oldugu gibi insanlarla hayvanlar arasmda dostluk, sevgi ve zora dayah bir degi~­ toku~tu. Ozet olarak, agar;:lan, kayalan ve hayvanlan, her birinin ayn fakat ili~kili bir kimlik ta~1d1g1 geni~ bir evren ir;:erisinde ya~ayan varhklar olarak anlamak, kullammlan iizerinde ir;:sel sm1rlar oldugunun kabuliinii zorunlu k1hyordu. ~eyleri "kaynaklar" diye yaftalamak, sahip olduklan koruyucu kimliklerini silip gotiirmek ve onlan d1~an­ dan gelebilecek miidahalelere maruz birakmak demektir. Suya, topraga, hayvanlara ve insanlara kaynak olarak bakmak, onlan planlamac1lann idari ar;:1dan ele alabilecekleri ve iktisatr;:1lann krymet bir;:ecekleri hirer nesne olarak tammlamaknr. Verimli kullammlanm azami diizeye r;:1karmak ir;:in "kaynaklar" olarak yeniden adlandmlsalar bile, iktisadi bulutlann meydana getirecegi kiiltiirel serpintilerden otiirii, gelecekte onlara ir;:sel bir saygr duymak daha da giir;:le~ecektir. ASIA YETMEZ

30

Saatlerimizin 12'ye 5, hatta daha az kald1gr yolunda bir uyan var. Gala, Worldwatch veya Brundtland olsun, saatin alarm1m kurdular ve bizi gezegenimizdeki hayata yonelm~ tehdite ka~r uyarmaya r;:ah~1yorlar. Mesajm gii• venilirliginden k~kumuz yok. Arna sonur;: fazlas1yla r;:ift yanh: "hayan giivenceye almak", sorumluluk yliklenmi$ tiim planlamac1hk olaylan ir;:in ilan edilmi~ bir hedeftir. Arna birincil kaygrs1 hayatm1 idame ettirmek olan bir toplum var m1d1r, ya da hi<; var oldu mu boyle bir toplum? Muhtemelen hayrr. Gor;:ebeler kurakhktan kar;:abilirler, Floransa kenti vatanda~lan vebadan saklanm1~ olabilirler, Verdun'daki askerler son yedek kuvvetlerini seferber edebilmi~ olabilirler, ama bir toplumun yap1smm hayanmn devamhhgrm giivenceye almak dogrultusunda donanlmasr gerektigi ~imdiye kadar ne zaman onerilmi~tir? Tabii ki, bizden onceki kiiltiirler hayatlanmn devamhhgrmn gereklerini asla ihmal etmediler, ama buna fazla bir onem de atfetmediler. Gelenek-

leri ve kurallan ne olursa olsun, saplannlan ve hayalleri ne olursa olsun, fiziki varolu~un ko~ullan, o kiiltiiriin daha onemli amar;:lanm gerr;:ekle~tirmenin seyri ir;:erisinde yerine getirilmi~ti. Hayan idame ettirmek, daha biiylik ba~anlann bir yan iiriinii olmaktan ote bir ~ey degildi. Belirtik bir kayg1 degil, verili bir bayag1hkt1. Servet birikiminin tarihi r;:aglarda oldugu gibi oncesine rastlanmayan bir bir;:imde birincilligi almas1 gibi bu kez de r;:evre geli~tirmeciler dort bir yandan seslerini ylikselterek hiikiimetlerin ve insanlann hayatm idamesine oncelik vermesini istiyorlar. <;:e~itli Worldwatch yayrnlan ve yrlhktan, bollugun yitirili~i ve k1t11gm dizginleri ele ah~ma ili~kin olaylardaki son geli~melere deginiyor. Ktsa bir siire oncesine degin, buharla~ma, yogunla~ma ve yagmurun yagmas1yla, su kaynaklanmlZl tamamiyle yenileyen o biiylik doga dongiisii gayet giizel ~liyordu. Fakat sulama tesisleri ir;:in a~m pompalanmas1 su seviyesinde bir dii~ii~e yol ar;:arken, sanayi arnklan sudaki kirliligi artnrarak suyun giivenilmez bir hale gelmesine neden oldu ve sonur;:ta taze su bir krt11k maddesi haline geliverdi. C:ok eski zamandan beri, sinek ve kurtr;:uklar topragm yiizeyinin yenilenmesini saglarlard1, fakat kullamlan kimyasal maddeler ve marjinal topragrn a~m kullamm1 ~imdi erozyon hlZlm art1rd1. Ve sonur;:ta global yagmur dii~ii~iine (ormanlar) giine~ 1~mlanmn radyasyonuna (ozon tabakasmdaki delik) ve s1cakhga (sera etkisi) ili~kin olarak benzeri kotii donii~iimler ya~and1 . Endiistriyel ve tanmsal iiretim yogunla~1p, diinya r;:apmda genelle~ince bolluk yerini krthga birakt1. Sonur;:ta hayatm idamesine yonelmi~ bir tehdit ile kar~l kar~1yay1z; oyle ki, insan iyi bir hayat siirmenin maddi iiriinlerin varhg1 ile ozde~­ le~mi~ olmas1 gerr;:egini ifade etmekten utan<; duyuyor. Kithk, sonur;: olarak madalyonun bir yliziidiir, diger ylizii ise s1mrs1z iiretimdir. Sayrlan giderek kabaran r;:evre uzmanlan, kendi uzmanhk alanlanm madalyonun birinci yliziine agrrhk vererek tammlarken obiir yliziinii golgede birakryorlar. World Resources Institute 1987 yrh raporunun ilk sayfasmda programh bir ~ekilde belirtildigi gibi: "Global r;:evre, bir oriimcek agr gibidir... insan soyu r;:evreye bagrmhdir ve dolayrs1yla onu rasyonel bir bir;:imde i$letmelidir." Ar;:1k ki buradaki "dolayrs1yla", sorunun kritik noktas1d1r: Bir zamanlar bol olanm krt11grm dogrulamakta yeni bir tiir i~letmeciligintemeli oldugu kastedilmektedir. Ciimlede ifade edilen varsayrmlar tum kiiltiirler ir;:in dogru olmasma kar~m, sonur;: olarak sundugu, iktisadi baki~ ar;:1smm gizlenmi~ aksiyomunu ar;:1ga r;:1kartmaktad1r: Maddi ilerleme sm1r tammayacaknr. Sadece bu aksiyom kendini hakim krld1gr zaman suyun havanm ve topragm kithg1 olur. Onlann gorevi arnk kit bir kaynak haline gelen ~eyleri gozetim alnnda tutmak ve bunun iistesinden gelmeye r;:ah~maknr. Bu durum gelecekteki biiylimenin teyit edilebilirligini tehlikeye sokBirikim 6 / EKiM 1989


mayan bir optimum kullamm diizeyi tuttunnak ic;in biitiin uzmanhk becerilerini gostennelerini gerektirecektir. "Hayatm idamesi" gibi bir hedef ekseninde biraraya gelmek, yalmzca doganm sm1rlanm siirekli smama zorunlulugu ile yonla.en bir toplumda soz konusu oldugu gibi ba~ka tiirliisii de pek miimkiin gon1nmiiyor. Mikro ekonomi gozliigii takarak, yani amaca vannada en etkili arac;lan sec;me teknigi ile c;evre geli~tinne足 ciler, sonu olmayan biiyiime aksiyomundan kac;amazlar. jevron ve Walras'm zamanmdan bu yana, iktisatc;ilar ic;in bu arac;lar prensip itibanyla yetersizdir; ve yetersizlikleri ~eylel'in dogal diizeninin bir parc;as1 olarak belirginlik kazamr, yoksa aruk amac;lann arac;lara iistiin c;1kageldigi baz1 ozel durumlar olarak degil. Tarihin dogrusal varsayilan seyri boyunca isteklerin siirekli artarak arac;lan yetersiz kilacagi ~eklindeki magrur 19. yiizyil beklentisi, ne zaman iktisatc;1lar soziim ona kit olan arac;lan en iyi bic;imde kullanmanm yollanm ara~tlrsa足 lar, ~eylerin dogasma ortiik bir aksiyom olarak ginni~足 lerdir. Arac;lanmz1 "ak1lhca idare etmek" suretiyle, nihayetinde hangi amac;lara ula~abileceginizi asla soylemezler. Onlann goziinde amac;lann bir c;ehresi yoktur. Tek bir bic;imsel karakteri vardir amac;lann: Sm1rsizd1rlar iktisadi yakl~1m uyannca, ihtiyac;lar her zaman maddi iiretimde talep haline donii~iirler. Bu yakla~1ma gore maddi ac;1dan iyi durumda olmak, r;:ok ~eye sahip olmak olarak yeniden tammlamr. Toplumun refah1, dolayis1yla ilk once maddi c;1kulara baghd1r. "Global kaynaklar"m idaresi maksad1yla yola koyulan Worldwatch uzmanlan, bu kendine ozgii modem gon1niimiin diinya c;apmdaki zaferini a fait accompli (emrivaki) olara~ gon1rler. Onlan geleneksel iktisatc;1lardan ayiran ~ey iiretim iizerindeki r;:evresel s1mrlamalan dogrudan dogruya kabul etmeleridir. Ne var ki onlan iktisadi bak1~ ac;isma baglayan ~ey ise iiretimin ba~athg1 iizerindeki kiiltiirel s1mrlamalardir. Bu kiiltiirel sm1rlamalar iiretimi daha az onemli hale getirir ve sonuc;ta c;evresel bask1lan da hafifletir. Geleneksel iktisatc;ilar kadar Worldwatch uzmanlan ic;in de dogal zenginlikler yetersiz hale gelmeye mahkumdur. Bunun nedeni, diinyanm hem zengin hem de fakir bolgelerinin kac;m1lmaz olarak maddi biiyiime dogrultusunda yol alacak olmaland1r. iyi bir hayat siinnenin farkh birc;ok yolu ortiik bir bic;imde daha yiiksek bir hayat standard1 ir;:in ko~ulan adeta tek bir atletizm pistine indirgenmi~tir. Eger toplumlar biitiin enerjilerini iiretimi arttlnnak yoniinde sarfetselerdi, ne Senegal'de canh renklere sahip kuma~lar olabilirdi, ne Hindistan'da c;1lgmca ugra~ iiriinii olan Mongul bahc;eleri, ne de Fransa'da bir gotik katedral. Bu toplumlar ne denli farkl1 olsalar da, yine de elde ettikleri art1g1 r;:ok biiyiik projelerde kullanmamn otesinde ortak bir noktalan vardi. Banda bu aruk, giderek artan c;1kular ir;:in harcanmaktayken r;:evre geli~tinneciler bu formiilii biitiin diinya ir;:in z1mnen kabul ediyorlar.

HER ZAMAN RASYONEL

Worldwatch yayinlannda s1k s1k insanlann ozel meziyet sahibi olduklan dii~iincesi hakimdir. Diinyadaki hayatm kabul edilebilir ve dayamhr oldugu iitopyas1 homo sapiens'in r;:ok yakm gec;mi~te ortaya c;1kan yeni bir tiirii olan, verimliligin bilincinde bireyler tarafmdan meskun kilmmakta. i~ gelip de cam ~i$eleri ayn kasalarda muhafaza etmeye, odun ate~lerinin yerinin sobalara b1rakilmasma, saban yerine daha az c;iftc;ilik gerektiren tekniklere yonelmeye ya da sulama kanallan yei;ine daha modem teknikler kullanmaya dayand1ginda, oneriler ne denli akla yatkm da olsalar, sonuc;ta verimlilik tapmmasmm propagandasm1 yap1yorlar. Elinde iki ampul ile dinleyicilerinin kar$1Sma c;1kan Amory Lovins r;:evre geli~tirmecilerin haleti ruhiyesini c;arp1c1 bir bic;imde sunuyordu. Ampullerden eski tip olam 75, yenisi 18 watt olmasma ragmen e$it derecede parlak 1$tk veriyorlardi. "Elektrik tasarrufu saglayan aletler almaya sanki evimizde kiir;:iik bir elektrik santrali kuruyonnu~uz gibi kendimizi ah$tlrmahyiz" diyerek ac;1khyordu durumu. Yeni ampul aslmda 57 negawattlik elektrik iiretiyordu, yani kullamlmayan enerjiyi. Boylelikle tasarruf edilen elektrik bir ba~ka mii~teriye saulabilecek ve dolayis1yla, yeni enerji santrallanm gereksiz kilacakur. Bu durum verimlilik ethosunu ozlii bir $ekilde ifade ediyor: "Negawatt iiret!" Ku$kusuz buradaki mesaj c;ok zarif duruyor ve basit ev i$lerinden verimlilik ethosuna dogru kaymayi ortme egiliminde goziikiiyor. Ev i$lerinin iyi yap1lmas1, kendine yeterli alma u~1 ir;:indeki hanelerin geleneksel idealidir. Toplanmayan, saklanmayan ve yeniden kullamlmayan ne kahr ki! Yiyecekler depolamr, aletler dikkatlice bak1mdan gec;irilir, mobilyalar ku~aktan ku$aga gec;er. Zorunlu e$yalar sonuna kadar kullamhrken d1$andan harcamalar asgaride tutulur. Her kuru$un hesab1 harcanmadan once iki kere yap1hr. Biitiin harcamalara ihtiyatla, hatta bazen ku$kuyla girilir. Arna ev i$lerinin iyi yap1lmasmm piif noktas1, yatmm yapmak ic;in tasarruf etmek degildir, bagtms1zhg1 korumak ir;:in tasarruf yapmakur. Etkili bir aracm sec;iminin ise, harcamalan dii$iik tutmayla ilgisi yoktur; daha fazla yannm yapmada kullamlacak kaynaklann serbest birakilmas1 ir;:in daha yiiksek bir kar elde etmeyi amac;lar. Tasarruf ise tam tersine, ir;: ekonomiyi daha biiyiik ekonomilerin bask1lanndan korumak ir;:in pazar ili$kisini dii$iik diizeyde tutmay1 hedefler. Verimlilik firsatlar pe~indedir, tasarruf ise giivenlik. Birisi smirs1z ilerlemeyi c;agn$tlnrken, obiirii ise yeterlilik duyusundan tiirer. Her ikisi birden, verimlilikteki artl$ paraya ihtiyar;: duyar duymaz birbirleriyle r;:eli$ir. Hindi koylii, daha az hayvan d1$k1sm1 kullanarak ayn1 olr;:iide s1cakhg1 elde edecegi biodigester aleti satm almaktansa, hi<;: para harcamayi gerektirmedigi ir;:in tezek yigmlanm yakmayi tercih edebilir. Daha temel olarak, koylii hir;:bir $eyi umursamayabilir.

31


<;:unku hayatta ba~ka tercihleri vard1r. Verimliligin zonmlu k1ld1g1 talepler, au! hic;bir ~eye yer b1rakmamakta ve bir hedefe ula~mak ic;in asgari masrafh yolun (para, ~aba ve c;evresel sonuc;lan bak1mmdan) sec;ilmesini getinnektedir. Koylumuz, belki de mutaahhitlerin in~a ettigi su gec;innez c;audan memnun degildir ve her yil onanm gerektiren, yaprak ve dallardan olu~an geleneksel c;at1s1yla degi~tirir. Zaten bu c;atl onanm1, koy11 bir hafta boyunca eglendirecek bir ~enliktir. Etkin olmaya haz1rd1r koylu, verimli olmaya degil. insanlar budala olmad1klan ic;in, her zaman etkin olmak isteyecekler ve belirli bir sonucu elde etmek ic;in davranacaklard1r. Etkinlikler diger kaygilann olu~turdugu agm ic;erisinde yer ald1g1 ic;in verimlilik bir hayli otede bir yerde duruyor. 6megin, insanlar aile uyelerine geleneksel ziyaretlerini yapmak ic;in hergun uzun saatlerini harcayabilir ya da parasmm c;ogunu koy eglencelerinde harcayabilir. Verimlilik c;agns1 (teknik olarak) en iyi yolu geciktiren ve sapnran diger oncelikleri zedeleyebilir. Eylemler c;ogunlukla ust-belirlenmi~tir ve birden c;ok amaca hizmet ederler; etkililikten verimlilige donmek, diger kaygilan silmek ve basit arac;lar-sonuc; ili~kisine ayncahk tammak demektir. Bu ayncahk bir kez tanmd1 m1, yani sadece araiylar hesaba kaulmaya ba~lad1 m1, ic;erige, nitelige, uslup veya estetige ili~kin herhangi bir kayg1 an-

lams1z hale gelir. Rasyonel sec;im modeli gerc;ekte, arac;lann baglamlanndan anndmlm1~ oldugu varsay1mma dayamr. <;:unku onlann genellikle ya para ya da enerji gibi tek bir olc;ute gore hesaplanabilir ve en yuksek kazanca gore kar~1hkh degi~ebilir olduklan varsayihr. Verimli davram~ , kulturun yonlendirdigi davram~lar pahasma yayihr, iyi ve dogru hayatm ekonomik olmayan nosyonlanm zayiflaur. Elbette ki dunyamn durumunu, "kaynaklar", "i~letme" ve "verimlilik" gibi terimlerle ac;1klamak planlamac1lara ve iktisatc;ilara cazip gelebilir. Ancak geli~meye kulturel bir misyon payesi atfetmek ve dunyayi Ban'nm imgesinde bic;irnlendinne anlay1~1 halen devam ediyor. Raporlar sadece yeni stratejiler olu~turmaktan ote i~ler de yap1yor: insanlara dogay1, toplumu ve kendi eylernlerini nas1! goreceklerini si:iyluyor. Dilleri dunyada benimsendikc;e dogay1, bir kaynak olarak degil de sayg1 baglammda gi:irrnek, toplumu bir uretim olarak degil de bir ortak deger baglammda alg1lamak ve eylemi verimlilik olarak degil de bir erdem olarak gormek o kadar zorla~acak. Ozlu bir ~ekilde ifade etmek gerekirse: Doganm idarne ettirilrnesini istiyorlar, ama kulturlerin idame ettirilmesini a~mdmyorlar. Ve bu kesinlikle doganm da yaranna degildir. <;:ev: AKDOGAN OZKAN-MEHMET )ENOL

1

32 Birikim 6 / EKiM 1989


Simya, doga bilimleri ve zamansall1k * MIRCEA ELIADE

Eger c;oziimlemeler ve yorumlanm1z dogruysa, simya "homo faber"in (iireten/yaratan insan, <;:.N.) c;ok eski bir hiilyasmm devam1 ve. sonuc; noktas1d1r diyebiliriz. Bu, insamn kendi miikemmelle~mesini saglarken, aym zamanda Maddenin miikemmelle?mesine de yard1m etmesi hiilyas1d1r. Biitiin bu c;abalardan ortak bir i?aret c;1kiyor: insan, Doga'yi degi~tirmenin sorumlulugunu alarak, Zaman'a ikame oldu. Yeraltmm derinliklerinde ya binlerce yil bekleyerek, ya da Eonlann miidahalesiyle "olgunla?abileni", * * madenleri eriten ki?i ve daha da onemlisi simyac1, birkac; haftada elde edebilecegine inamyordu. Ocak, yeraltmdaki do! yatagmm yerini ahyordu. Ru~eyrn (embriyon) madenler geli~melerini bu ocakta tamamhyorlard1. Ashnda simyacmm ocaklan, kamileri daha da iddiah bir rol oynuyorlard1. Bu aletler, ilk Kaosa donii~iin, evrendogumun (kozmogoni) bir tekranmn gerc;ekle?tigi mekanda yer ahyorlard1. Ve bu mekanda maddeler altma donii~mek ic;in oliip, yeniden diriliyorlard1. Simya sanaunm manevi cephelerini yeterince gordiik daha once. Simdi ona d1?ardan bak1p, Maddenin degi~imi ic;in diizenlenmi? bir c;aba olarak onu ele alabiliriz. Bu ac,:1dan, simyanm ugra?m1, tarihoncesi c;aglarda, Doga'yi degi?tirmek, yeni bic;imler elde etmek, kisacas1 Yaratan ile i~birligi yaparak, Yarat1h?1 miike.mmelle?tirmek ic;in ate?le oynayan "anifex" ugra?mm devam1 olarak gorebiliriz. Medeniyeti Getiren Kahraman Demirci'nin Afrika'da mitosla~m1? sureti, demiri i?leme i?inin dini anlamm1 giiniimiizde hala sakhyor: Semavi Demirci, yarat1h?1 tamamlayip, diinyayi diizenliyor, kiiltiirii kurup, esrarengizin bilinmesine dogru insanlan yonlendiriyor. . "Doga'nm degi~mesi"ni ozellikle ate~ saglar. Zaten ate~in denetlenmesi, madeni i?lemeye bagh kiiltiirel ilerlemelerde oldugu gibi, bilinen en eski ?aman biiyii ve mistiklerini kuran psiko-fizyolojik tekniklerde de ken-

dini gosterir. Ate?, kiiltiiriin bu eskil a?amasrndan beri "donii~iim" unsuru olarak kullamltr: ~amanlann yanmaz olu~lan , onlann insanhk konumunu a!?t1klanm ve "ruhlann" konumuna kat1ld1klanm ilan eder. Yunan mitos ve efsanelerinde bile izleri olan baz1 inisyasyonlarda da ate!?, donii?iim etkenidir. Kimbilir belki, cesetlerin yakilmas1 adeti de ate?le donii?iim umudunu yans1uyordu. Biitun bu dinsel-buyusel \::irtamda, "aw~e hakimiyet", a?ag1 yukan bir maneviyat olarak adland1racag1m1z ?eyin onemini aynca belirtiyor. Saman, ve daha soma yoga ustas1, veya mistik ki?i, ruhun ic; dunyas1nm uzmamd1rlar. Deh?ete dii?iiriicii ate?ten zuhurlan, mistik a!?krn en ho~ alevleri ve en aydrnhk teccllileriyle bagda?t1rd1g1 gibi, bunlan ruhun say1s1z "tutku" ve "yam?1yla" birle?tirebik n son derece karma?1k bir sembolizmdir bu. Degi?ik seviyelerde ate!?, alev, goz kama?tInCI I!?Ik, ic; ate?, hep manevi deneyleri, kutsalm ilhak1m, Tann'nm yakmhgm1 ifade ederler. Simyaolar kadar, madenleri eritenler ve demirciler de "ate?in ustas1" idiler. Onlarda simyanlar gibi , Doga'nm eserinin olu?masma yard1m edip, cismaninin ritmini h1zland1rarak, sonuc;ta Zaman'a ikame oluyorlard1. KH?kusuz simyac1lann hepsi, kendilerinin Zaman'm ese rine â&#x20AC;˘

Bu metin Mircea Eliade'm Demirci ve Simyac1 adh kitabmm son bolumunden ahnm1~ur Metinde de gorukcegi gibi Eliade bu kitapta madencilik ve simyac1 hgm Bau'da ve Asya'daki tarihini ozetler. Kendi ifadesiyle, kitabm amac1 "insamn madde kar~tsmda giderek artan bir sorumlulugu uzerine almas 1n1 saglaya n eskil teknikl.e rle ili~kili birka~ mitoloji ve se mholiin geli~mesini " izlemektir. (C::.N .) â&#x20AC;˘ â&#x20AC;˘ Eon, zaman , sonsuzluk anlamma gelen Yunancadaki "aton" kokunden gelir. irfanilerde (gnostikler) Yilce Varhktan inti ~ar eden sonsuz gu~leri ifade eder. Bu inam~a go re, Yuce Varhk diinya uzerinJe eylemini bu eonlar arac1hg1yla ger~ekle~tirir . Simyanlann inam~ma gore tum madenler zaman i~ ind e ve dogal olarak olgunla~irlar, yani ustun maddeye donu~iirl er . Bu ustiln madde ise ahmd1r. ((:.N.)

33


34

ikame oldugunun bilincinde degillerdi. Fakat bunun pek onemi yok. Onemli olan, eserlerinin, yani donu~iimiin, ~u veya bu bic;:imde, Zaman'm ilga edilmesi boyutunu ic;:ermi$ olmas1d1T. Ben Jonson'un bir kahramam bunu $6yle ifade eder: "kur$un ve diger metaller, eger yeterli zamanlan olsayd1, alun olurlard1". Ba$ka bir simyac1 da hemen ilave eder: "bizim sananm1z i$te burada kendini gosterir." 1 Ne var ki, Tann'nm yard1m1yla c;:ah$nklanna inanan simyac1lar, eserlerini, Tann'nm goz yumdugu, hatta destekledigi bir Doga'y1 mukemmelle$tirmek ugra$I olarak kabul ediyorlard1. Eski metalurjist ve demircilerden c;:ok uzak olmakla beraber, gene de onlann Doga kar$ISmdaki taVIrlannm devamc1s1yd1lar. Eskil madenci ve banh simyac1 ic;:in, Doga kudsi zuhurdur. Doga sadece "canh" degil, aym zamanda ilahidir. En azmdan ilahi bir boyutu vard1r. Maddelerin ince ve anla$1lmas1 guc;: gorunumlerinin i$aret ettigi Doga'nm kudsiyeti sayesinde simyac1 haceri felsefiyi, * yani donii$iimii saglayacak etkeni ve Olumsuzliik $erbetini elde edecegi inancmdadu. Opus alchymicum (simya eserinin) inisyasyonla ili$kili yap1sm1 bir daha ele alm1yoruz. Yalmz $Unu hanrlatahm: Zaman'm kanunundan Doga'mn kurtulmas1, muridin azat olmas1yla gerc;:ekle$ir. , Geleneksel simya prensipleri, yani madenlerin geli$mesi, metallerin donii$limu, Serbet ve giz mecburiyeti Ronesans ve Reform donemlerinde ele~tiriye ugramad1lar. 18. yuzyilda bile alimler, madenlerin geli~mesi varsayimma kar~1 c;:1km1yorlard1. Simya, Doga'ya bu siirec;:te yard1m edebilir mi diye kendilerine soru sorarlarken, "bunu gerc;ekl~tirdiklerini iddia edenler namuslu insanlar m1yd1lar, aptal veya sahteci miydiler"2 diye ara$tlnyorlard1. Doneminin en buyuk "ak1lc1" kimyaos1 olarak kabul edilen ve butiiniiyle ampirik deneyleriyle unlii Herman Boerhaave (1664-1739), daba hala metallerin donli$iimiine inamyordu. Newton tarafmdan gerc;:ekle$tirilen bilimsel devrimde simyanm onemini biraz sonra ele alacag1z. Ortac;ag simyasmm ufku Yeni-Platonculuk ve Hermesc;iligin** etkisiyle degi$ir. Marsilio Ficino ve Pico della Mirandola tarafmdan yeniden ke$fedilmesinden soma, bu iki felsefi dli$iince c;ok etkili olmaya ba$larlar. BOylece Doga'nm eserine simyanm yard1m edecegi inanc1 isa'ya ili~kin bir anlam kazamr. Aruk simyac1lar, isa'nm olumu ve yeniden dirili~iyle insanhgm gunahlanm temizlemesi gibi, opus alchymicum'un da Doga'nm ye ~ niden kurtulu$unu saglayabilecegini iddia etmeye ba$larlar. 16. yuzy1lm iinlii bir Hermesc;isi olan Heinrich Khunrat~ , Haceri felsefiyi isa'ya, "Biiyiik Evren'in Oglu'na" benzetir. Aynca, isa nas1l insana, yani kuc;:iik evrene manevi biitunliigu verdiyse, Hacer'in ke$finin de buyuk evrenin gerc;:ek dogasm1 gozoniine serecegini umar.3 Opus alchymicum'un hem insam, hem de Doga'y1 kurtarabilecegi inanc1, radikal bir renovatio (yeni-

den kurulu$) ozleminin devam1yd1. Bu ozlem Gioacchino da Fiore'den beri ban H1ristiyanhgmm giindemindeydi. imparator II. Rudolphe'a donii$limun s1mna vak1f oldugunu soyleyen, unlu simyac1, matematikc;i ve ansiklopedistjohn Dee (dogumu 1527), "gizemli operasyonlar" ve en onemlisi simyanm harekete gec;:irecegi giic;:ler sayesinde dunyayi kapsayan bir manevi reformun gerc;:ekle$ecegini tahmin ediyordu. 4 Aym $ekilde, ingiliz simyac1 Elias Ashmole simya, astroloji ve magia naturalis'i tum bilimlerin kurtanc1s1 olarak goruyordu. Gerc;ekten de, Paracelse ve Van Helmont'un yanda~lanna gore, Doga ancak "kimya felsefesi" (yani yeni simya) veya "gerc;:ek up" tarafmdan anla$Ilabilirdi. 5 Semanm ve yerin esranm c;:ozecek anahtar, astronomi degil, kimyaydi. Madem ki yaranh~ bir kimyasal surec; olarak ac;:1klanabiliyordu, semavi ve dunyevi olaylar kimya terimleriyle ac;:1klanabilirdi. "Kimyac1 filozof', biiyiik evren - kiic;:uk evren ili~kilerini dikkate alarak, Yeryiiziiniin oldugu gibi, semai varhklann da esranna vakif olabilirdi. Ornegin Robert Fludd, gune~in dairesel hareketine benzetilerek yap1lm1$ kan dola~1mmm kimyevi betimlemesini sunuyordu.6 Donemlerinin diger insanlan gibi, Hermesc;:iler ve "kimyac1 filozoflar" da, tum kulturel, toplumsal ve dint kurumlann radikal ve genel reformunu bekliyorlar, hatta ic;lerinden bazilan bunu hararetle haz1rhyordu. Bu evrensel renovatio'nun ilk ve vazgec;:ilmez 3$amas1 bilgi reformuydu. 1614'de yayimlanan, yazan belirsiz kuc;:uk bir kitap, Farma Fratemitatis, yeni bir egitim modeli talep ederken, aym zamanda da gizli bir cemiyetin, Rosenk1

Ben Jonson, The Alchemist, ikinci boliim, ikinci sahne. "Surly : The egg's ordained by nature to that end, And is a chicken inpotentia. Subtle : The same we say of lead, and other metalls, Which whould be gold, if they have time. Mammon : And that Our art doth furter." Edgar Hill Duncan, 'Jonson's Alchemist and The Literature of Alchemy" adh yaz1smdajonson'un ender bulunur bir simya bilgisine sahip oldugunu vurgular. PMLA, 61, eyliil 1946, s.699-710. 2 Betry j.T. Dobbs, The Foundation of Newton's Alchemy, 1975, s.44. 3 Betry j.T. Dobbs, a.g.e. , s.54. " Peter French, john Dee: The World of an Elizabethan Magus, Londra, 1972; R.j.W. Evans, Rudolf II and his world: A Study of Intellectual History, Londra, 1975, s.218.john Dee'nin Khunrath iizerindeki etkisi icin bkz., F. Yates, The Rosicrucian Englihtment, Londra, 1972, s.37-38. 5 A.C. Debus, "Alchemy and the Historian of Science", History of Science, 6, 196 7, s.134. 6 A.C. Debus, The Chemical Dream of Renaissance, Cambridge, 1968, s.7, 14-15. â&#x20AC;˘ Haceri felseff, veya felsefe ta~1. simyac1lara gore tiim madenleri altma cevirecek olan ta~ur, (<;:.N.) â&#x20AC;˘ â&#x20AC;˘ Hermescilik veya "hermetisme" icin bkz. H.Corbin, islam Felsefesi Tarihi, (C:ev: Hiiseyin Hatemi), ile~im Yay., 1986, s.131134. (<;:.N.) Birikim 6 / EKiM 1989


reutz'im varh~m if$a ediyordu. Bu cemiyetin kurucusu, iinlii Christian Rosenkreutz* nbbm ve giderek tiim bilimlerin "gercek s1rlanna" vak1ft1. Daha sonra C.Rosenkreutz epey kitap yazmI$tl ama bunlar saC!ece tarikatm iiyelerince okunabiliyordu. 7 Farma Fratemitatis'in yazan, bilginin reformunu gercekle$tirmek, daha b~­ ka bir de!i$le, Ban diinyasmm yenilenmesini ("renovatio ") h1zland1rmak icin, Avrupa'nm tiim alimlerini tarikata kanlmaya davet ediyordu. Bu cagnnm e$Siz bir etkisi oldu. On yildan az bir zaman icinde, bu esrarengiz tarikatm teklif ettigi program yiizlerce kitap ve bro$iirde tart1$1ld1. Kimi tarihcilerin Farma Fratemitatis'in yazan oldugunu iddia ettiklerijohann Valentin Andreae, 1619 yilmda Christianopolis'i yaymlad1. Bu eser muhtemelen Bacon'un New Atlantis'ini etkiledi. 8 Andrea, "kimya felsefesine" dayah yeni bir egitim felsefesi olu$turmak icin bir alimler cemaati kurulmas1m oneriyordu. Christianopolis adh iitopik eserde kimya laboratuvan bir a~­ urma merkezi olarak ele ahmyordu. Burada "Serna ve Yer evlenip, memleketin iizerinde iz buakan ilahi s1rlar k~fedilecek"ti. 9 Farma Fratemitatis'te talep edilen bilgi reformunun. hayranlan arasmda, "Royal College of Physicians" iiyesi Robert Fludd da bulunuyordu. Fludd aym zamanda mistik simyamn ate$li bir savunucusuydu da. Gizemli bilimleri derinlemesine incelemeden tabiat fdsefesine vak1f oh~namayacag1m iddia ediyordu. Fludd'a gbre "gercek up", tabiat felsefesinin temeliydi. Kiiciik evreni, yani insan viicudunu anlamak, bize Evren'in yap1sm1 gosterecek ve bizi, en sonunda, Yaratan'm yanma gotiirecekti. Ostelik Evren'i daha iyi anlad1kca, kendi kendimizi de daha iyi anlayabilirdik. 10 Doga bilimleri ve gizemli bilimlerin ciiretli bir sentezi arac1hg1yla, Avrupa kiiltiir ve dinini yenile$tirmeyi amaclayan bu genel hareket icinde, Newton'un da rolii olmu$ olabilecegi yakm zamanlara kadar akla gelmiyordu. Gercekten de Newton, baz1lanmn ba$anyla sonucland1gm1 iddia etmesine ragmen, kendi simya deneylerinin sonuclanm hie;: yayinlamad1. Newton'un, l 940'a kadar bilinmeyen sayis1z elyazmas1, profesor Betty Teeter Dobbs'un, The Foundations of Newton Alchemy adh; l 975'de yayinlanan, cok dikkatli ve ince ara$tlrmas1yla giin yiiziine c1kn. Betty Dobbs'un iddia ettigine gore Newton, koskoca simya literatiiriinde tammlanan deneyleri, "ne kendisinden once, ne de kendisinden sonra ula$Ilmayan boyutlarda" denemi$ti (a.g.e., s.88). Newton, simyanm yard1m1yla, kiic;:iik evrenin yap1sm1 ke$fetmeyi ve boylece bu kiic;:iik evreni kozmolojik sistemine oturtmay1 umuyordu. Yerc;:ekimi kanununun, gezegenleri yoningelerinde tutan giiciin ke$fi onu yeterince tatmin etrniyordu. 1669'dan 1696'ya kadar yorulmadan deneylere devam ettiyse de, cisimciklere egemen olan giicii tesbit edemedi. Ne var ki, 1679-80 yillannda, yoriingesel hareketin dinamiklerini incelemeye ba~lad1gmda,

Evren'e kendfsinin "kimyevi" cekim anlayi$ml uygulad1.11 Mc Guire ve Rattansi'nin gosterdikleri gibi Newton, 'Tann'nm, din ve tabiat felsefesinin s1rlanm once birkac ayncahkl1ya soyledigi inancmdayd1. Bu bilgi daha sonra kaybedilmi~ti. Arna daha sonra bu bilgi ele gec;:irilmi~, mitoslar, efsaneler ic;:ine dahil edilmi~ ve burada, miiptedil olmayanlann anlamayacagi bir ~ekilde saklanm1$tI. Fakat giiniimiizde bu bilgi deney yoluyla, hem de daha giiclii bir $ekilde elde edilebilirdi."12 Bu nedenle Newton, ozellikle simya literatiiriiniin en deruni boliimlerini incelerken, bunlann gerc;:ek s1rlan ic;:ermesini umut ediyordu. Modem mekanigin kurucusunun ne gizli ve ilk vahiy gelenegini, ne de donii$iim prensibini reddetmemesi ilginc;:tir. Newton'a gore, "cisimlerin I~1ga ve I~1gm Cisme donmesi, Doga Kanunlanna tamamen uygundur; c;:iinkii Doga Donii~iime hayrandu":13 Dobbs, "Newton'un simyasal dii~iincesi o denli oturmu~tu ki, hicbir zaman bu simyasal dii~iincenin genel dogrulugunu reddetmedi. Bir anlarnda, Newton'un 1675'den sonraki biitiin kariyerini, simya ve mekanik felsefeyi oiitiinle~tirmek c;:abas1 olarak yorumlayabiliriz", der.14 Principia'mn yayimlanmasmdan sonra has1mlan Newton'un "giiclerin~n" aslmda "gizemsel" (occulte) nitelikte 7

A.C. Debus, a.g.e., s.17-18. Farma Fratemitatis'in terciimesi Frances Yates'm The Rosecrucian Enligthment adh kitabmda vard!r. Bernard Gorceix, Farma'mn Confessio Fratemitatis'in ve Christian Rosenkreutz'iin Noces Chimiques adh eserinin Fransizcalanm La Bible des Rose-Croix ad1yla l 970'de Paris'te yaymlad1, 18. yiizyil ba~mda, (in, Tantrik (hinduizmin bir bi<;imi) ve Hellenistik metinlere has eski senaryoyu yeniden canlanm1~ buluruz. Bu, <;ok yakmda yeniden ke~fedilmi~ ama sadece miiptedilerin eri~ebilecekleri ilk ve temel vahiy senaryosudur. 8 Felix Emil Held terciimesi, Christianapolis', an Ideal of the Seventeenth Century, New York-Londra, 1916. Bkz, F.Yates, a.g.e., s.145-146; A.C.Debus, a.g.e., s.19-20. 9 Christianapolis, Held terciimesi, s.196-197. 10 Robert Fludd, Apologia Compendiaris Fratemitatem de Roseo Cruce Suspicionis et Infamioe Maculis Aspersam, Veritatis quasi Fluctibus abluens et abstergens, Leiden, 1616, s.88-103, belirten Debus, a.g.e., s.22-23. 11 R.S. Wetfall, "Newton and the Hermetic Tradition", Science, Medecine and Society in the Renaissance. Essays to honor Walter Pagel, (yay. A.G. Debus), ir;inde, New York, 1972, Cilr II, s.183-198; Dobbs, a.g.e., s.211. 12 Dobbs, a.g.e., s.90, Mc Guire ve P.M. Rattansi'nin "Newton and the 'Pipes of Pan' " yaz1sma gonderiyor, Notes and Records of the Royal Society of London, 21, 1966, s.108-143. 13 "Nature ... seems delighted with Transmutation": Optics, Lond- . ra, 1704. l 730'daki diirdiincii baskmm l 952'de New York'ta yap1lan yeni bask1s1 i<;inde, s.374. 14 A.g.e., s.230. â&#x20AC;˘ Frans1zcas1, Rosenkreutz'iin terciimesi olan Rose-Croix tarikati, 17. yiizyil ba~mda Almanya'da kuruldu. ~m mistik ve kapah olan bu tarikat iiyeleri, kendilerinin en iist derecede iffet, bilgelik ve dindarhga sahip olduklanm ve yakm zamanda diinyadaki her ?eyin daha iyi duruma getirilecegini, bunun i<;in de iyi ve kiitii ruhlann yard1mmm saglanacag1m iddia ediyorlard1. Gumlmiizde tarikat varhg1m siirdiirmektedir. ((:.N.)

35


36

oldugunu iddia etmi$lerdi. Dobbs, bir anlamda, onlann hakh oldugunu kabul ediyor: "Newton'un giir;leri, Ronesans gizemsel literatiiriiniin bahsettigi gizli sempatiler ve antipatilere r;ok benziyordu. Buna ragmen Newton bu giir;lere, madde ve hareketinkine denk bir ontolojik rejim atfetmi$ti. Gur;lerin nicelendirilmesiyle daha belirginle$en bu denklik, mekanik filozofl.mn impact mechanism tasavvurunun iizerinde bir seviyeye yiikselmelerine olanak verdi" (s.211). R.Westfall, Newtoncu giir;ler anlayt$Inl incelerken, modem bilimin Hermesr;i gelenekle mekanik felsefesinin bfrle$mesinin bir iiriinii oldugu sonucuna vanyor. 15 "Modem bilim", gozahc1 geli$imi ir;inde, Hermesr;ili0in mirasm1 ya bilmezlikten geldi, ya da reddetti. Ba$ka bir deyi$le, Newtoncu mekanigin zaferi, Newton'un kendi bilimsel C.lkiisiinii yok etti. Gerr;ekten de Newton ve r;agda$lan bambo .: bir bilimsel devrim bekliyorlardi. Ronesans'm ye ,ti -.;imyac1lan, ozellikle Doga'nm kurtulu$U umut ve Lulcfini surdiiriip, geli$tiren Paracelse, John Dee, r ·rnenius,j.V. Andreas, Fludd veya Newton gibi birbiri ..... en r;ok farkh zihin, simyada ciiretli bir te?ebbus modeli buluyorlard1. Bu insanm yeni bir bilgi metoduyla miikemmelle?tirilmesi te$ebbiisuydii. Onlann bak1$ ar;1sma gore boyle bir metod, Hermesr;i gelenek ve doga bilimlerini, yani up, astronomi ve mekanigi, kilisenin kau kahplanndan anndmlml$ bir H1ristiyanhk ir;inde blitiinle$tirebilmeliydi. Bu sentez, H1ristiyanhga Platonizm, Aristotemizm ve Yeni-Platonculugun daha once gerr;ekle$tirilen katk1lanndan r;1kan parlak sonur;lar gibi, yeni bir Hiristiyanhk yaratmak demekti. Bu "dii$lenen" ve 18. yiizyilda k1smen geli$tirilen bilgi, H1ristiyan Avrupa'da denenmi$ en son "butiinct'\l" te$ebbiistiir. Benzer "biitiinciil bilgi" sistemleri Yunan diinyasmda Pitagor ve Platon tarafmdan onerilmi$ti. Fakat bu tiir bilgi sistemleri, daha r;ok, kozmolojik, ahlaki ve "varolu?sal" sonur;lan ve onvarsay1mlan olmadan, sanat, bilim veya teknigin anl~ilabilir olamad1gi geleneksel \:in kiiltiiriinii tammlarlar. • Simyanm tarihin giindeminden kayboldugu ve kimyasal degeri olan deneysel bilgisinin tiimiiniin kimya ir;inde eridigi y~ad1gim1z donemde, ne de bu gen<; kimya bilirnin ir;inde simyacilann ideolojisinin kalmulanm izlemenin yeri bu r;ah?rna degil. Yeni kimya bilimi, simyac1lann -ne kadar r;ok ve onemli oldugunu tahmin etsek de- sirnyanm as1l esprisini yans1tmayan ampirik bulgulanm kullamyor sadece. Ancak yeni deneysel bilimlerin zaferinin simyacilann ideal ve hulyalanm yok ettigini zannetmemek gerek. Tersine, sm1rs1z ilerleme mitosu etrafmda billurla$an, sanayile$me ve deneysel bilimlerle dogrulamp, saygmhk kazanan ve biitiin 19. yiizyila ilham verip, onu hiikmii aluna alan yeni donemin ideolojisi, radikal bir ?ekilde diinyevile$mesine ragmen, simyacmm bin yilhk hiilyasm1 bir kez daha benimseyip, onu gerr;ekle$tirmeyi iizerine ahyor. Simyac1lann

gerr;e.k hiilyalannm devarn1m, insanm asil gorevinin Doga'yi degi?tirmek, donii$tiirmek oldugunu, bunu insanm Doga'dan daha iyi ve daha <;abuk yapabilecegini ve insanm ileride Doga'nm efendisi olrna yolunda ilerledigini iddia eden, bu 19. yiizyila ozgii dogma ir;inde aramak gerekiyor. Miikemmelle?me ve, sonur; olarak, doganm kurtulU$U dogmatik mitosu, Doga'nm tiimden "donii$mesini", "enerjiye" r;evrilmesini hedefleyen sanayi toplumlanmn dokunakl1 programlan ir;ine gizlenmi$, ya$Iyor. insan, doga ile ili?kilerinde kendini Zaman'a ikarne etmeyi, sanayinin geli$mesi ve fiziko-kimyasal bilirnlerin egemenligi altmdaki, 19. yiizyilda ba$ardi. Ancak bu donemden soma, maden, komiir ve petrol yataklannm gittikr;e daha r;ok ve daha etkili bir $ekilde i?letilmesiyle, insanm o giine kadar hayal bile edemeyecegi olr;ekte, zamanm ritmini h1zland1rma arzusu gerr;ekle$ti. Ancak bundan soma, Ya$am'm mineral temellerinin s1mm zorlamak ir;in biitiiniiyle harekete ger;mi$ organik kimya, say1s1z "sentetik" mamuliin yolunu ar;ti. Bu sentetik marnuller, ilk kez Zarnan'm yikilabilecegini, Doga'nm bu bollukta ancak binlerce yilda iiretebilecegi maddelerin, fabrika ve laboratuvarlarda hazirlanabilecegini ispat ettiler. Birkar; rniitevaz~ protoplazma hiicresi $eklinde bile olsa, "hayatm sentetik olarak haz1rlam$1" hiilyas1, 19. yiizyilm ikinci yans1 ve 20. yiizy1lm ba$mm en iistiin hiilyas1 oldu. Bu dJ ayn bir simyac1 hiilyas1, homunkiiliis yaratrna hiilyas1d1r. • • Kultiirel tarih noktasmdan soruna yakla$1rsak, simyacilann, kendilerini Zaman'a ikame etme arzulanyla modem diinyanm ideolojisini oncelediklerini soyleyebiliriz. Kimya, simyadan miras olarak goriinii$te birkar; onemsiz kmnu topladi. Bu mirasm as1l kiitlesini ba$ka yerde aramak laz1m. Balzac, Victor Hugo, natiiralistlerin edebiyat ideolojilerinde, Marksist veya liberal kapitalist Ekonomi Politik sisteminde, materyalizmin, pozitivizmin ve sm1Ts1z ilerlernenin dunyevile$IDi$ dinlerinde, homo faberin sm1rs1z olanaklanna olan inancm fi$kird1g1, r;ah$manm, teknigin ve dogamn bilimsel kullammmm eskatolojik (k1yamet ve ahrete dair) anlam1mn0ortaya r;1kng1 her yerde bu miras1 buluyoruz. Daha dikkatli dii$iiniince, bu kendinden ger;mi$ heyecamn bir tek inanr;tan beslendigini goriiriiz: fiziko-kimyasal bilimlerle Doga'y1 egemenligi altma alarak, insan'm Doga'yla yan$abilecegi ve en onemlisi, bunu Zaman kaybetmeden yapabilecek giir;te oldugu inanq. Bundan b6yle Zaman'm eserini bilim ve r;ah$ma gerr;ekle$tirecektir. RS. Westfall, Force in Newton's Physics. The Science of Dynamics in the Seventeenth Century, Londra ve New York, 1971, s.377-391; Dobbs, A.g.e., s.211. • Bunu inan!.$lar ve Dini DCl.$iincenin Tarihi adh kitab1mizm ii<;iincii cildinde ele alacag1z. (Histoir des croyances et des idees religieuses Payot, Paris, 1983, <;:.N.) •• Latince kiic;iik adam demek olan "homunculus", simyacilann yaratmaya c;ah~uklan kiic;uk boyda insan benzeri yaraukur. (<;:.N.) JS

Birikim 6 / EKiM 1989


Kendisinin en onemli unsurlan olarak kabul ettigi uygulamah zekas1 ve c;ah?ma kapasitesiyle, modern insan zamansal siirenin i?levini yiiklendi. Modern insan zamanm yerini ald1 arnk. 19. ve 20. yiizyilm homo faberinin ideolojisi ve konumuna ili?kin dile getirdigimiz birkac; gozlemi geli?tirrnenin yeri buras1 degil. Simyac1lann hiilyalanm, homo faberin ha?metli sanayi projeleri ve deneysel bilimlere olan inanc;lannda aramak gerektigini gosterrnek istiyorduk sadece. Simya modern diinyaya, ilkel bir kimyadan daha fazla ~ey b1raku. En 6nemlisi, simya mo~ dern diinyaya Doga'nm donii~iimiine olan inancm1 ve Zaman'a egemen olmak arzusunu miras b1raku. Elbette bu miras, modern insan tarafmdan bamba~ka bir cepheden anla~1hp, gerc;ekle~tirildi. <;:ah~mayi bir ayin, Doga'yi da kudsi zuhur kaynag1 olarak goren arkaik insanm davram~m1 siirdiiriiyordu simyac1. Buna ka~1hk modern bilim, Doga'nm kutsalhg1m yok ederek kendini var edebildi. Arnk gerc;ek bilimsel olaylar, kudsi zuhurun yok olmas1 pahasma kendilerini gosterebiliyorlar. Zanaat ritlerinin dayam~mac1, kudsi usul ve siralar gozeten c;ah~ma diizeni, sanayi toplumlanna ters geliyordu. Bu tiir bir c;ah~ma diizenini fabrikada devam ettirrnenin olanag1 yoktu. Tiim diger zorluklar bir yana, bunu gerc;ekle~tirebilecek bir inisyasyon, bir sanayi "gelenegi" yoktu her ~eyden once. Burada ba?ka bir olguyu daha vurgulamak gerek. Simyac1 kendini Zaman'a ikame ederken, bunu ac;1kc;a ifade etmekten de kac;m1yordu. Hem diinyevi ritmi h1zlandmp, dogadan daha h1zh altm yapmay1 dii~liiyor, hem de iyi bir "filozof' veya mistik olarak, Zaman'dan korkuyordu. Bu nedenle simyao kendisine, 6zellikle diinyevi bir varhk oldugunu itiraf etmiyor, Cennet'in giizellikleri ka~1smda ii;: c;ekiyor, sonsuzlugu dii~liiyor, oliimsiizliigu, Hayat Serbeti'ni anyordu. K1sacas1 simyac1 tiim modern c;ag 6ncesi insanhk gibi davramyordu. Yani, her tiirlii yolu kullanarak Zaman'm geriye donii~siizliigiiniin bilincini gizliyordu. Bu nedenle, ya evrendogumun devrevi tekranyla Zaman'1 "yeniden doguruyor", ya Zaman'1 dini ayinlerle kutsalla?tmyor, ya da iki anlamh, dolay1s1yla "kutsal" eylemler arasmda, dini olmayan zamanlan dikkate almay1 reddedip, Zaman'1 "unutuyordu". Simyac1 ancak, ilk Kaosu ve evrendogumu aletleri ic;inde sembolik olarak tekrarlad1g1 zaman ve "oliim ve yeniden dirili~" inisyasyonlanna maruz kalmca "Zaman'a hakim" olabilirdi. Her inisyasyon, oliime, yani diinyevilik-zamansalhga kar?1 kazamlml? bir zaferdi. Miiptedi kendini "oliimsiiz" ilan edip, y1k1lmaz oldugunu iddia ettigi oliim 6tesi bir varolu~ yarauyordu kendine. Fakat simyacmm bireysel hiilyas1 tiim toplum tarafmdan ve bunun topluca gerc;ekle?tirilebilecegi tek alan olan fiziko-kimyasal bilimler ve sanayi alanmda gerc;ek,le~tirildigi zaman, zamana kar?l savunma aruk miimkiin degildi. Modern insanm trajik biiyiikliigii, ilk ola-

rak Doga'ya ka~1 Zaman'm eserini gerc;ekle~tirrneyi iizerine alma ciiretini gosterrnesinden geliyor. Bu goz kama~tmc1 kazammlann, ba?ka bir alanda, nas1l simyac1lann ozlemlerini yansnngm1 gordiik. Fakat daha da otesi var: modern toplumlann insam, Zaman'm gorevler' yerine getirrne sorumlulugunu sadece Doga ile olan ili ~ ­ kilerinde degil, kendi kendisine kar~1 da iizerine al • :· durumda. Boylece.felsefi planda insan kendini Z;'-::1 ... r. salhkla olu?mU?, tarihsel olmas1 kac;m1lmaz diinyevi bir varhk olarak gorrneye ba~lar. 19. yiizy1l bilim ve sanayileri, eserini olgunluga erdirrnek ic;in Doga'nm ihtiyac; duydugu c;e~itli zaman siirelerinin Ueolojik, botanik, zoolojik zamanlar), yani Zaman'm yerini insanm c;ah~may­ la ahp, doganm eksigini giderebilecegini ve zekayla Doga'nm s1rlanna vak1f olup, insanm Doga'dan daha h1zh ve daha iyisini yapabilecegini ilan ettiler. Boylece modem diinya, hem kendine gorkem talep edip, hem de dram1m ya~amayi kabullendigi olc;iide, bir biitiin olarak, 19. yiizyil bilim ve sanayilerinin davetine uyup, kendisinin Zaman'la ozde~le~tigi hissine kap1ld1. Bu c;agnya ka~1 koyabilmek imkans1zd1. Binlerce yil boyunca insanlar, Doga'dan daha c;abuk yapmanm hiilyasm1 ta~1m1~lard1. Bu durumda, kendi bulu~lannm ac;ng1 inamlmaz perspektif kar~1smda insanm bir an tereddute dii~mesini beklemek brn;;unayd1. Fakat bunun kac;m1lmaz bedelini de saklamamak gerek. Kendini zamanla ozde~le~tirmeye, ic;inden yapmak gelmese bile, Zaman'm eserini gerc;ekle~tirmeye kendini mahkum etmeden Zaman'a ikame olunamazd1. Zaman'm eserinin yeri ancak zihinsel ve 6zellikle bedensel i?le doldurulabilirdi. Muhakkak tiim zamanlarda insan c;ah~mak zorunda kalm1~t1. Ne var ki bu zorunlulukla modern zorunluluk arasmda temelli bir fark var: 19. yiizy1lm hiilya ve ihtiraslanna gerekli enerjiyi saglamak ic;in c;ah~ma diinye" ile~meliydi. insan, tarihinde ilk kez, gec;mi~ toplumlarda c;ah~may1 dayamlabilir k1la"{l ayinsel boyuta sahip olmadan, "Doga'dan daha iyi ve daha c;abuk yapmak" i~i gibi c;ok zor bir i~i iizerine ald1. Ve modem insan, kesinlikle diinyevile~mi? , ba?ka her ogesinden annmI?, saat ve harcanm1~ enerji birimlerine boliinmii~ bu c;ah?ma diizeni ic;inde, diinyevi zamam, bu zamanm agirhgm1, yava~hgm1 en ac1mas1z ?ekilde hissetmeye, s1kmus1m c;ekmeye ba?lad1. Sonuc; olarak, modem toplumlann insammn, kelimenin gerc;ek anlammda, Zaman'm i~levini iizerine ald1g1m, Zaman'm yerine c;ah?mak ic;in kendisini tiikettigini ve arnk sadece diinyevi bir varhk oldugunu soyleyebiliriz. Zaman'm geriye donii~siizliigii ve bo~lugu butiin modern dunya ic;in (yani Yahudi-H1ristiyan ideolojisi ile tum baglanm koparrm~ ki?ilerde) bir dogma oldugu 6\c;ude, insanm gerc;ekle?tirmeyi iiz.erine ald1g1 ve uygulad1g1 dunyevilik, felsefi seviyede, tum insani varolu~un hic;liginin trajik bilincinde ifadesini buluyor. Neyse ki tutkular, imgeler, mitoslar, oyunlar, eglenceler, ruyalar -mo-

37


dem insana ait olmayan bir ufukta yeralan <linden soz etmezsek- varhklanm surdun1p, bu trajik bilincin felsefeden ba~ka bir alanda da ifade bulmas1 ve hakim olmasm1 engelliyorlar. Bu birkac;: gozlem ne eskil ve yabaml toplumlann ovgusu, ne de modem dunyanm ele~tirisi amac1 ta~1yor. Modem toplumun birc;:ok cephesini ele~tirebilecegimiz gibi, diger toplumlann belli cepheleri 'de ele~tirilebilir. Fakat bunlann c;:ah~mam1z ic;:inde yeri yok. Biz sadece simyamn, proto-tarih ic;:ine kok salm1~ ana fikirlerinin ne dereceye kadar 19. yflzyil ideolojisi ic;:inde devam ettigini ve ne sonuc;:lar verdigini gostermeye c;:ah~nk. Modem dunyamn bunahmlan uzerine du~unmeden once, bu dunyanm butunuyle yepyeni bir medeniyet bic;:iminin ac;:1h~m1 yapngm1 gozonune almak gerek. Bu medeniyetin gelecekteki geli~melerini 6nceden ~estirmek mumkun degiL Ancak ~unu hamlatmakta yarar var: bu yeni medeniyetle kar~1la~tmlabilir tek devrim olan tanmm ke~fedilmesi, vehametini c;:ok zor tahmin edebilecegimiz manevi y1k1mlar ve ~oklara yolac;:m1~tL Goc;:men avcilann saygm dunyas1, dinleri, mitolojileri, ahlaki degerleri ile yik1hyordu. Tanmm olume yollad1g1 "eski dunyamn" temsilcilerinin yakm1~lanm butunuyle susturmak ic;:in binlerce yil gerekti. insan'm .durup, varhgm1 kesege baglama karannm yaratug1 derin manevi bunahmm toplumla butunle~ebilmesi ic;:in as1rlar gec;:ti. Goc;:ebe ya~amdan yerle~ik ya~ama gec;:erken "tum

degerlerin altust olu~unu " , ve ozellikle bunun psikolojik ve du~unsel yans1malanm tahayyfll edebilmemiz imkans1z. Modem dunyanm teknik bulu~lan, Zaman ve Mekan'a hukmedi~i, benzer okulerde bir devrimi temsil ediyor. Biz bunun tum sonuc;:lanm ic;:imize sindirip eritmekten daha c;:ok ui?:ag1z. Ozellikle c;:ah~mamn dunyevile~me.~i, modem toplumlann bunyesinde ac;:1k bir yara olarak duruyor. ileride yeni bir kutsile~menin olmayacagm1 soylemek de imkans1z. insan'm varolu~unun dunyeviligine gelince, bu daha vahim bir bulu~u temsil ediyor. Bu dunyevilikle yeniden ban~mak elbette mumkun. Arna Zaman'm daha dogru alg1lanmas1 ko~uluyla. Bu tur sorunlan derinle~tirmek bu c;:ah~manm amac1 degiL Amac1m1z sadece modem dunyanm manevi bunahmmm kendi uzak onculleri ic;:inde, demircilerin, metalflrjistlerin, simyac1lann demiurgos* hulyalanmn da bannd1g1m gostermekti. Modem insan, butun bu mitos ve hulyalann mirasc;:1si. Arna hulya ve mitoslann ilk anlamlanndan kendini s1yirarak, bunlan gerc;:ekle~tirebil­ mi~ olsa bile, Banh insanm tarihsel bilincinin c;:ok uzak atalannm icraatlan ve idealleri ile yakmhk ic;:inde oldugunu ke~fetmesi de iyi olacaknr. <;ev: AHMET iNSEL â&#x20AC;˘ Yunanca, "demiourgos", mimar kelimesinden gelen bu kavram, Eflatunculann Evren'i yaratan, in~a eden giice verdikleri addir. (~ . N . )

38 Birikim 6 / EKiM 1989


"i~~i s1n1fin1n lokomotifi"

harekete

ge~erken

TANIL BORA

4 May1s'ta ba$lay1p 17 Eylul'e kadar suren demir-c;elik 揃 tas1 olmu$tuT. grevi, suresi (137 g\in) ve kaulan i$c;i sayis1 itibanyla (24 Genel olarak da, Tiirkiye'de uzla$mac1 ve korporatist bin) yalmzca 12 Eylul sonrasmm degil, Turkiye i$c;i s1etmenler ic;eren bir sendikal pratigin tarihsel yilkiinli tamti tarihinin "buy11k" grevlerinden biri oldu. Grevin one- $Iyan kamu sektorli i$c;ilerinin 12 Eyliil sonrasmda stmi salt "blly11klugunden" de gelmiyordu. Grevin oz.neeak sendikal mucadeleye yonelme surecii ic;inde MayisEylul DC: grevi, '89 bahar eylemlerinin ivmesini Urmansinin ta$1d1gi soyut ve somut tarihsel y11klemler, olayin anlamm1 derinl~tirecek nitelikteydi. Grevci i$c;iler, uluslararas1 sosyalist sendikal soylemde "i$c;i sm1fmm loko1 Karabiik D('nin kurulu ko~ullan hakkmda: Nora Seni. Emperyalist Sistemde "Kontrol Sanayi" ve Eregli Demir-<;:elik, Birikim motifi" sayilan metal i$c;ileriydi; am, Tlirkiye'de metal Yaymlan, 1978, s.39-43. i$c;ileri ic;inde bir "sessiz c;ogunluk" olu$turan, mucade2 iskenderun D('nin in~as1 s1rasmda, on bini ~km yap1 i~isi senleci bir gelenege sahip bulunmayan iskenderun ve Kadikal haklar almak ic;in radikal bir miicadele yiiriittii. 16 Hazirablik Demir-<;:elik (D<;:) i$c;ileriydi. Her iki i$letme de, ran 1974'de polis ile askerin 20 bin i~inin direni~ine mlldahalesi sonucu 3 i~c;i oldii. iskenderun'da i~c;i hareketinin radikalTC'nin stratejik ekonomi-politik kaygilan dogrultusunle~mesini Onlemek ic;in, MC hiikllmetlerinin de c;abas1yla D( fabda, mucadeleci, radikal sendikal pratiklerden uzak kalrikasma militan fa~ist kadrolar l 974'den itibaren yerle~tirilme足 malanm saglayacak her rurhi yol kullamlarak kurulmll$ye ba~land1. l 974'den sonra da D<;: fabrikalannda anti- fa~ist ir tu. Karabuk Omeginde bu "onlem alma" saiki cograft terc;ilere yonelik fa~ist teror, devlet gllc;lerinin de destegiyle sllrdllcihleri bile belirlemi$; Zonguldak'ta i$c;i sm1fmm "a$m" riildo. l 974'de in~at i~c;ilerinin mllcadelesi hakkmda: ismet Demir, Amlar-Deneyler, 1980, s.79-93. 1974-1976 donemindeki y~gunla$mas1m onlemek ic;in, fabrika, uretimde kullamllcadeleler: Tllm iktisatc;1lar Birligi, Tiirkiye i~i Smtft Mucamlan kOmurun kaynagimn 100 km. uzagmda "konu$deleleri Tarihi, 1976, s.284, 296, 305, 316, 320, 323, 324. landmlm1$0".1 iskenderun'da ise, fabrikanm kurulu$ 3 M(P'nin yan-resmt yaym orgam Yeni Dii~unce'nin 25 Agustos a$amasmda in$aat i$c;ilerinin radikal mucadele gelene1989 sayismda "(elik-i~ grevi neden bu kadar uzun siirdll?" b~足 hgi altmda yaz1lan saurlara yans1yan' hayret duygusu, sahibinin ginin D<; i$c;ilerine aktanlmamas1 ic;in, yogun devlet ve sesinden bu tariht misyonu haurlanyor: "12 Eyliil l''mcesinde bifa$ist terOru uygulanml$U.2 Bugun greve giden <;elik-i$ le bu tllr bir anla~mazhga sahne olmayan bu sektorde ~imdi nisendikasmm 1980 oncesinde ta$1d1g1 misyon, iskendec;in grev var? 1980 oncesinde bile elde tutulan ipler kai;u m1? run ve Karabuk D<;'lerin sendikal-siyasal huzur ve em(...) Demir-(elik i~letmelerinin yoneticileri genellikle hep. aym niyetini g\ivencelemek olmu$tu.3 Bu misyon, muhalif gorii~te bu cephede. Yani kimse ne grev tahrikc;iligi yapm1~. ne de ideolojik bir icraat ic;erisine girmi~. Yine <;:elik-i~ yonetlcileri (devrimci veya Alevi veya CHP'li) i$c;iler iizerindeki fa-' de genellikle aym t;izgide insanlar. Yani grev taraftan olmayan, $iSt terOr unsurunun oitadan kalkmas1 d1$mda, 12 Eymemleketsever, milliyett;i insanlar. Sol gorii~IO tamnan sendika lul'den sonra da siirdii. Nitekim, grev oncesinde iskenyoneticileri bile asla kamuoyunun resmini c;izdigi k~laruc1, yiderun ve Karabuk D<;'de en yilksek kademedeki i$c;iklCI ideolojik sendikac1 tipinden c;ok uzak kalm1~. c;:elik-i~ i~i足 si ise diinkll i~t;i. Degi~en pek fazla bir ~ey yok. c;:e~itli kanallarnin ald1g1 iicret, <;elik-i$'in teslimiyetc;i sendikal pratidan degi~ik ti pier bu sektorde c;ah?maya ba~lasa bile bunlar yOginin ni$anesi olarak, ancak Eregli D<;'deki bir 9. kadenetici seviyesinde daha goziikmemi?ler." me i$c;isinin iicretine denk geliyordu. Kisacas1, 13 7 giinf Y1ldmm Koc;, Guniimuzde i~i Stmfi ve Sendikalar, Metis Yaluk grev, Karabiik ve iskendenm DC: tarihindeki ilk s1yinlan, 1989, s.24, 25, 36, 38. Sohbet-Tant?ma: Y1ldmm Kat;, cak sendikal miicadele olmas1 nedeniyle bir donum noki~iler ve Toplum, Sayi 5, 1988, s.62-63.

39


dmna i;;leviyle yiizyiize geldi. Sendikal soylemde "kamu i?vereni" olarak kodlanan devletin aruk "i?c;isini" kollay1C1 patemalist-korporatist elbiselerini c;1kanp kapitali~t i~ve ren k1yafetine biirO.nmesi, en c;arp1c1 goruniimiiyle D(:'de ortaya c;1kmaktayd1. Karabiik ve iskenderun DC:: i?letmeleri, Ba?bakan Ozal'm emriyle 6 ~u­ bat l 986'da, Tiirkiye'de burjuvazinin en belirgin ve "sava?kan" miicadele aygm olarak simgele?mi? bu\unan MESS'e (Madeni ~ya Sanayicileri Sendikas1) baglanmI?ll. i~verenin geleneksel "devlet" giivencelerini ic;ermeyen kapitalist, "salt i~veren" kimliginin devreye girmesi, sendika yonetimini ve i~(,;ileri radikalle?tiren etkiler yarattl . (:elik-i~ ic;inde, Tiirk-i?'in ve gene! olarak metal sektoriindeki sendikal yap1lanmalann bile~imini , niteligini etkileyecek bir hareketliligin/ kampla?manm varhg1, grevin reel politik oneminin bir ba?ka boyutuydu. GREvi BASLATAN 'TUHAF" BiLESiM

40

gm1, yetkinin MESS'de oldugunu ac;1klayan <;:ah$ma Bakam imren Aykut'un agzmdan uzl~ma "tehlikesine" kar~1 miidahale ettiler. Bu a!?amada, toplu sozle!?menin masada baglanmas1na sendika ic;inde kar$I c;1kanlar, ~imdi ANAP'la ili~ki­ de olan fa~ist kokenli <;:elik-i~ kadrolan oldu. En "saf' halleriyle iskenderun ~µbe yonetiminde temsil edilen bu kadrolann hedefi, Tiirk-i$ ic;inde ANAP'm f~izan kanadmm agirhg1m olu$turan Turk-Metal Sendikas1'yla birle~mekti. Bu birle$me karanm sendikanm gene! kongresinden c;1kartabilmek ic;in mevcut sendika yonetimini y1pratmak gerekliydi; bu nedenle, Karabiik ve iskenderun DC::'de yonetim adma "ba~anh" bir toplu sozle$me gerc;ekle~memeliydi. Tiim sendika iiyelerinin yasal olarak 2 Haziran'a kadar iiyeliklerini notere onaylatmalan gerekirken, iskenderun <;:elik-i$ $Ube yoneticilerinin Nisan ve May1s aylannda "iiye olmasamz da olur, iyi bir toplu sozle$me c;1kacag1 yok, belki de ba~ka sendikaya gec;eriz" propagandas1yla bu i$lemleri yava?latuklan biliniyor. Hatta, 1 7 Eyliil'de toplu sozle$meyi yetkileri olmad1g1 halde imzalayan iskenderun Sube Ba$kam Ali Ulukangil ve iic; $Ube yoneticisinin kendi iiyelik yenileme i~lemlerini de yapmad1klan, dolayis1yla resmen sendikanm iiyesi olmad1klan belirlendi! iskenderun $Ube yonetimi, I$m <;:elebi ile <;:elik-i$ merkez yonetimi arasmda saglanan ve 17 Eyliil'de kendi imzalayacaklan sozle$mede belirlenen $artlara ula~an uzla~­ maya radikal bir tutumla kar$I c;1karak, toplu sozle$me goru~melerinin ukanmasma katk1da bulundu. Boylece, DYP'ye yakm, sosyal demokrat ve az sayida sosyalist egilimli i$c;ilerin olu$turdugu bir tabana dayanan C::elik-i~ merkez yonetiminin, "i?c;iyi seven ve demir-c;elik olay1m bilen" I~m C::elebi'yle kurduklanm umduklan uzla~ma zemini, ayaklannm alundan kayd1. i$veren/ dev·let tarafmda I~m C::elebi geri c;ekildi, standart iicret zamm1 oranlanm a~mamaya kararh bir iislupla Devlet Bakam Cerni! C::ic;ek ve MESS devreye girdi, gorii?meler kesildi, 4 Mayis'ta grev ba$lad1. Bu noktada inisyatifi biiyiik olc;iide elinde tutan MESS'in hedefi, iiyesi bulunan firmalann stoklanh1 eriterek ve ith lat yoluyla ekonomik olarak "rehabilite" edilmelerini saglamaku. Ozellikle iskenderun'da ~ikeli bir miicadeleci-radikal soyleme sahip

Anlam1 ve onemi bak1mmdan nesnel olarak boylesi bir zemine oturan grev, ashnda bu anlam ve oneme tekabiil etmeyen saiklerin, unsurlann yonetiminde ba?lad1. Hiikiimet ve ANAP ic;inde, 1 Mayis'ta devlet teroruniin getirdigi kredi kaybm1 telafi etme ve gene! olarak "yumu~ama" yanhs1 "liberal" unsurlan temsil eden l?m C::elebi ile pazarhk masasma oturan (:elik-i~ merkez yonetimi, uzla~ma egilimindeydi. Greve gotiiren uzla?mazhk; sermayenin bir fraksiyonu, hiikiimet ve ANAP'm baz1 unsurlan ile (:elik-i~ ic;indeki bir kanadm meydana getirdigi tuhaf bir bile~imin miidahalesiyle giindeme geldi. 24 Ocak sonrasmda girilen "ihrac; ikamesi" dogrultusu ic;inde ekonomik yap1 ic;inde hegemonik konumunu yitiren ve iiretim kapasitesinin/ yap1smm om\ gore bic;imlendigi ic; pazann daralmasmm getirdigi ukamkhg1 5 ya?ayan demir-c;elik sanayicileri, "makul" bir grevi belki de en bilinc;li olarak isteyen tarafi meydana getiriyorlardt. Demir-(:elik Oreticileri Demegi'nin l 989'un ilk yansmda yaymlad1g1 raporlara gore, 3 ila 3.5 milyon ton iiretim fazlasmm biriktigi ve i(,; piyasamn alabildigine darald1g1 ko?ullarda, Tiirkiye'de demir-c;elik iiretiminin yiizde 26.9'unu gerc;ekle?tiren Karabiik ve iskenderun D<;: fabrikalannm bir siire devre dI?I kalmas1, sermayenin MESS tarafmdantemsil olunan fraksiyonunun istedigi bir sonuc;tu. Toplu sozle:?me gorO.~meleri siirmek- . teyken, 1 7 Mart'ta alman ve Resmi Gazete'de yaymlans Tiirkiye'nin uluslararas1 i~boliimii ic;indeki konumunun yeniden madan once ilgililer1ne 10 giin haz1rhk ve baglanu yaptammlanmas1yla, demir-c;elik sanayii "hegomonik" veya "kontrol sanayi" vasf1m yitirdi (Bu kavramsal c;erc;eve i<;in: Nora ~eni, ma $~ns1 tamyan "demir-c;elik ithalatmdan giimriik verEmperyalist Sistemde "Kontrol Sanayi" ve Demir <;:elik). Gelegisinin kaldmlmasma dair karar", MESS iiyesi $irketler neksel iirOn-mal ihracatmm sanayi mallanyla ikame edilmesi ve ic;inde, ithalatc;1 yan kurulu$lan olanlann daha geni$ ekonomik yap1lanmanm i<; pazar oncelikli olmaktan ~tkmasma "vurgun" imkanlanm kollad1klanm da gosteriyordu. Hiiili~kin donii~iimii tartI~an bir yaz1 : Tulay Ann, "Azgeli~mi~ Kapitalizm ve Tiirkiye", 11. Tez, say:i 3, 1986, s.86-125. Diinya Bankiimet ve ANAP ic;inde MESS'in temsil ettigi sermaye kasi , daha 1979'da, Tiirkiye'nin yatmm mallan sanayiine ve fraksiyonuyla ic;ic;e olanlar, Ozal'm gene! olarak sendidemir-c;elige agirhk vermemesi gerektigini ve bu alanda ithalatkalara kar$I miicadelede benimsedigi "burun siirtme" $itan kac;mmamak gerektigi dogrultusunda rapor vermi~ti. Musanm payla$an unsurlann <la seferber olmas1yla; I$m <;:etafa Sonmez, Tiirkiye Ekonomisinde Bunabm, Beige Yay:inlan, lebi'nin toplu sozle!?me gorii$melerinde yetkili olmad11980, s.94-95.

Birikim 6 / EKiM 1989


olan ~izan kadrolann g(!diimiinde varsayilan deneyimdigince c;:abuk ve genel merkezi kahramanla~urmayacak siz i~c;:ilerin ; grevin ekonomik ve siya~al sonuc;:lanna 路 bir ~ekilde bitirme arayi~ma giren iskenderun $Ube youzun sure dayanamayacaklan ve genel merkezi ne olursa netimi agirhkl1 Ai'1AP'h fa~izan muhalefetin etkin bir bUtiinliigii engelleyiCi varhg1yd1. 6 Bu unsurlar, 1$m (eleolsun masaya oturup uzla~maya zorlayacag1 hesap edibi'den sonra hiikiimet adma grev meselesiyle ilgilenmeye liyordu. Boylece hukumet "burun surtme" cinsinden tayin edilen milliyetc;:i-muhafazakar Devlet Bakam Ce6nemli bir galibiyet kazanacak; (elik-i~'teki muhalefet de genel merkezin bu yenilgisini ilk kongrede degerlenmil (ic;:ek'le gizli g6rii~meler yiiriittiiler. direcekti. M~RUiYET BUNALIMI

GREviN DiNAMiGi Ancak, surec;:, ongoriildugu gibi gerc;:ekle~medi. i~c;:i s1mfmm, egemen blokun varsaymad1g1 bir siyasal rii~dle hareket etmesi, sonucunda beklenen c;:ozulmenin olmayi~1, grev miisabakasmda siyasal inisyatifin egemen blokun elinden c;:1kmasma yolac;:n. Karabiik ve iskenderun'da ~c;:i tabam, beklenmedik olc;:ude kararh bir direnc;: g6sterdi. Ozellikle Karabiik'te, baz1 sosyal demokrat ve sosyalist egilimli sendika ve i~c;:i 6nderlerinin inisyatifiyle, 1988 sonunda toplu s6zle$me taslagmm ic;:eriginin belirlenmesi ic;:in tabandaki i$c;:ilerin du$iincelerine muracaat edilmesiyle ba~layan tart1~ma ve kararlara kauhm siireci, ku~kusuz bu direnc;: gilcunun dogmasmda c;:ok etkili oldu. Birc;:ok i~letme biriminde kendiliginden, informel taru~ma-yard1mla$ma aglannm olu$tugu biliniyor. Geleneginde kapsamh bir grev haz1rhg1, 6rgutlenmesi (nerede kald1 ki grev fonu) bulunmayan sendikanm hic;:bir yard1m yapamayacak durumda olmasma ragmen, i~c;:ilerin 4.5 ay boyunca c;:ozulme belirtisi g6stermeden grevi surdurmekte direnmeleri, egemen sm1flar ac;:1smdan oldugu kadar Karabuk ve iskenderun'un yap1sm1 bilen sosyalistler ac;:1smdan da ~a~1rt1c1 bir siyasalla~manm, militanla~manm ifadesiydi. Sendika genel merkezi ve (elik-h merkez yonetimi ve Genel Bil$kan Metin Tiirker, bu siireci kavramakta b~anh oldu; 17 Eyliil'de anl~ma noktasma yakla~1ld1gi anda, bundan sonra izlenecek tutumu i$c;:ilere dam$mak uzere, taban inisyatifinin guc;:lu oldugu Karabuk'e gitmesi, bu dinamigi kavrad1gmm 6nemli bir ifadesiydi. Ancak sendika y6netiminin gene] haz1rhks1zhg1 ve ideolojik olarak geleneksel korporatist sendikal pratiklerden-soylemden kopmam1$ olmasmdan gelen tutuklugu, grevin yaratabilecegi toplumsal 6rgiltlenme imkanlanm ve ulusal siyasal gundemde meydana getirebilecegi potansiyel etkiyi k1s1tlad1. 12 Eyliil sonrasmda 6zellikle Otomobil-i~'in Neta~ ve Deri-i~'in Kazhc;:e$me grevlerinde biriken kapsamh dayam$ma deneyimleri degerlendirilemedi; grev uzun sure kendi ic;:ine kapah, mahallf bir atmosfer ic;:inde geli~ti. Ancak grevin uc;:uncu ayim doldurmasmdan sonra, sendika d1~mdan gelen c;:agnlann da katkis1yla gorece etkili ve ulusal duzeyde bir dayam$ma gundeme gelebildi; uluslararas1 dayam~ma kanallan zorlanmaya ba$land1. (elik-h'in onemli bir zaaf1 da, grevin c;:ozulme belirtisi olmaks1zm dayanmas1 uzerine inisyatiflerini yitirdiklerini goren ve bu kez grevi mumkiin olabil-

Grevin ongoriilenin otesinde uzamas1, sermaye fraksiyonlan arasmdaki c;:eli$kiyi derinle~tirdi; egemen blok ic;:inde ciddi bir me$ruiyet ve temsiliyet bunahmmm dogmasma yolac;:u . 17 Mart'ta ahnan ve demir-c;:elik ithalatma geni$ serbestlik getiren karar, MESS ic;:indeki, ithalatc;:1 yan kurulu~lan da bulunan baz1 devler d1$mda kalan demir-c;:elik sanayicilerinin tepkisiyle kar$1lanm1~颅 t1. iki ay siireli olan bu karann, grevin ba~lamasmdan soma, 17 May1s'ta siiresiz uzanlmas1, bu tepkiyi yogunl~nrd1; demir fiyatlanmn biiyiik oranda yiikselmesi iizerine, ba~ta in$aat olmak iizere, DC:: iiriinii kullanan sermaye gruplanndan tepkiler gelmeye ba~lad1. 7 Bu arada, MESS'in "6rg(!tlii" mensuplan d1$mda, yeralu sermayesinin de demir ithalatmda devreye girerek pastadan pay almaya ba$lamas1, -tam da Ozal'm, gec;:mi$te Demirel'in "kara para" kar$ISmdaki teslimiyetini yeniden gilndeme getirmesinin arifesinde-, metal sanayii sermayesinin biitiinsel c;:1karlanm tehdit eden bir ba~ka etken olarak devreye girdi. Burjuvazi ic;:inde "sanayici-spekiilat6r" kavramlan iizerine ahlakf taru~malar s1kla~u; I~m (elebi kendisini 6liimle tehdit eden c;:1kar c;:evrelerinden s6z ac;:n; Devlet Bakam Giine$ Taner, demir ithal eden firmalann, ki$ilerin "ticari gizlilik prensipleri" uyannca ac;:1klan(a)mayacagm1 soyledi. Ortaya c;:1kan tablo, basmm iizerinde ittifak ettigi tabirle "c;:irkin"di. Grevde gec;:en siirenin uzamas1 ve iki aydan itibaren grevin ac;:ug1 maddi zarann, (elik-i~'in istedigi zam oranmm getirecegi 6

7

(elik-i$ merkez yonetimine bu konuda grevin sonw;:lanmasmdan once yoneltilen bir ele$tiri : "Tiirk-Metal, (elik-i$ ve i~i;:ileri Arkadan B1i;:akhyor", i~ilerin Sesi, sayi 7, s.5. Demir-(elik Oreticileri Demegi Gene! Sekreteri Hami Kanay, 17 Man karanndan sonra $U ai;:1klamay:i yapn: "Oreticilere giimriiksiiz ithalat karanyla darbe vurulmu$tUr. Hiikiimet bu karan acilen gozden gei;:irip, kald1rmahd1r." (Mehmet (etingiilei;:, Ferman Padi$ahm Vurgun Bizimdir, 1989, s . 2~). 17 May1s'ta karan n gei;:erliliginin siiresiz uzaulmasmdan sonra demir-i;:elik sanayicilerinin tepkisi sertle$ti: "1989 y1lmda ii; talebe gore ihracat zorunlu ve en az 3.5 milyon ton iiretim fazlahgmm mevcut olacag1 geri;:egi ortada iken, TD(i grevi gereki;:e gosterilerek; ihracatta, rakiplerimize e$deger te$vikleri getirmemek; giimriiksiiz demiri;:elik ithal karanm siiresiz $ekilde uygulamada b1rakmak, geri;:ekten d~iindiiriicii ve sektiir a~ISmdan endi~ vericidir. (...) Grevin siirmesinden i;:1kar umanlar, sanayiciler degil spekiilatorlerdir." (Demir-(elik Oreticileri Demegi, yayinlanmam1~ ai;:1klama, 29.6.'S9) Tiirkiye in$aat Miiteahhitleri ve metal sektorundeki kiii;:iik sanayiciler de "grevden ~1kar saglayan ~evreler"e kar~1 tavn ald1lar. (M.(etingiilei;: Ferman Padi~ahm Vurgun Bizimdir, s.39, 52.) .

41


yiikii a~mas1yla ortaya c;:1kan irrasyonel durum; MESS ve hiikiimetin elinden "memleket menfaati" argiimamm da ald1 ve grevin siirmesini, iiyelerinin "c;:irkin" c;:1karlanm gozeten MESS'in istedigi dii~iincesi kamuoyunda yaygmla~tl. Oyle ki, ic;:ine dii~iilen me~ruiyet bunahm1, MESS'in 1979'da Ecevit hiikiimetine kar~1 verdigi ofansif gazete ilanmdan on yil sonra ilk kez, bu ithamlara kar~1 defansifbir ilan verme geregini duymas1na yolac;:n. SINIFSAL-SiYASAL TEMSiL BUNALIMI

42

Bu me~ruiyet bunahm1, "c;:irkin" tablo ve sermaye fraksiyonlan arasmda asgari mii~terekleri saptamanm zorla~mas1, grev siirecinde hiikiimetin ve sermayenin soziinii soyleyecek olan organ(lar)m, vekillerin saptanmasmda ciddi bir temsiliyet bunahm1m beraberinde getirdi. Baz1 sermaye sozciileri, kibarca "yetki karga~as1"ndan soz etmeye ba~lad1lar. Kamuoyu oniinde oldugu gibi, sermayenin (hatta kendi mensuplannm) biitiinsel c;:1karlanm temsil etme me~ruiyetini yitiren MESS, geri c;:ekildi ve devreden c;:1kn. "Serbest toplu pazarhg1", yani toplu sozle~melerde devletc;:i miilahazalann tamamen tasfiye edilerek mutlak i~veren sendikas1 bak1~ ac;ismm benimsenmesini savunan (ah~ma Bakam imren Aykut, "gorii~melerde tek yetkilinin MESS oldugunu" soylemekten vazgec;:ti. S1mfsal-siyasal temsil ili~kileri, daha onemlisi bu ili~kiye ili~kin resmt tasanm ve kavramlar, bu kez hiikiimetin ustahkh bir taktigi icab1 degil; c;:aresizlikten, 'inisyatifsizlikten ve egemen sm1fsal-siyasal giic;:lerin bu siirec;:te taraf olduklanm unutturma gayretine girmelerinden dolay1 darmadagm1k oldu. Son a~amada pazarhg1 hiikumet/i~veren adma yiiriiten Cerni! (ic;:ek, bu bak1mdan inorganik bir konumu temsil ediyordu: Ne MESS, ne "arabulucu-devlet" ne "i ~veren - devlet" adma, bazen hepsi, bazen hic;:biri adma konu~uyordu. Eyliil ayina gelindiginde, gerek sermaye gerek hiikiimet, artJk ekonomik ve siyasal olarak yuk getirmeye ba~layan bu grevin "bir ~ekilde" bitmesinden yanaydi. Sendikamn ve i~c;:ilerin "bumunu surtme" imkam da ortadan kalkm1~足 n. 5 Eyliil'de Demir-(elik hletmeleri Genel Miidiirliigii'niin mahkemeden, "toplum zaranna ve milli serveti tahrip edici bulundugu" gerekc;:esiyle grevi kaldiran bir karar i;:1kartmas1, grevin "galipsiz-maglupsuz", "nesnel ve tarafs1z" bir goriinum altmda bitmesini saglamay1 amai;:hyordu; ancak bu mahkeme karan da kamuoyunda buyiik tepkiyle ka~1land1. Sonuc;:ta, MESS'in "maglup" say1lmamak ii;:in bo~altug1 i~veren koltugunda yetkisiz olarak oturan Cemil (ii;:ek, sendika yonetiminin galip say1lmamasm1 saglamay1 son c;:are olarak goren yetkisiz muhalefet kanahyla masaya oturarak; grevi "re'sen" bitirdi. Grevin biti~ bii;:imi, egemen blokun ya~ad1g1 me~足 ruiyet ve temsiliyet bunahmm1 komedi olc;:ulerinde ui;:la~uran, e~i bulunmaz bir bii;:imdi. Boylece go.ya grev hiikumetin ihsamyfo bitmi~, sendika yonetiminin ne ka-

dar kau ve uzla~maz, dolayis1yla grevin tahribatmdan sorumlu oldugu sergilenmi~ oluyordu. MESS, "yetkisiz imzalanan bu sozle~meyi kabul etmeyecegini, Demir-<::elik i!?letmeleri'ni disiplin kuruluna verecegini" ac;:1klad1, boylece "radikal" ve "ilkeli" bir tutumla iktidars1zhgm1 gizlemeye c;:ah~u. MESS'in, hiikiimetin miidahalesini sorgulayacak bir "s1mfsal" ilkesellikten ihtiyatla uzak dururken, Tiirkiye Demir (elik i~letmeleri'ni "yetkisiz toplu sozle~me imzalad1g1 ve olc;:ulerin uzerinde zam oramm kabul ettigi" ic;:in disiplin kuruluna verdigini ac;:1klamas1, kamu sektoriindeki sendikal mucadelel~rde populist miilahazalann tamamen "saf' kapitalist olc;:iitlerle ikame edilmesi yoneliminde sermaye adma onemli bir g~足 ri ad1mm belirtisi sayilabilir. (Bu geri ad1mm, ku~kusuz i~c;:i sm1fmm yerli 'Thatcherizme" kar~1 bir ba~ans1 olmakla birlikte; bir yandan da geleneksel korporatist sendikac1hk gelenegi ic;:in restorasyon umudu yaratacak ko~ullar dogurdugu da dii~iiniilebilir. Buna bir sonraki boliimde deginilecek). Bu oyunda aktorliigii kabul eden (elik-i~'in muhalif kanad1 ise, i~c;:ilere dagmlacak 750'~er bin lirahk avanslann getirecegi ilk rahatlamanm rannm yemeyi umdu. Ancak grevin bitirilmesi a~amasmda devre d1~1 b1rak1lan sendika yoneticilerinin iskenderun ve ozellikle Karabiik'te gordiikleri ac;:1k destek, bu oyunun i~c;:iler tarafmdan de~ifre edildigini hemen gosterdi. 8 BAZI ARA SONU<;:LAR

Biiyiik demir-c;:elik grevinin sendikal alandaki reel politik sonuc;:lanna gec;:meden once, iki onemli gene! gozlem yap1labilir: Birincisi, grev s1rasmda egemen blok ic;:inde ortaya c;:1kan me~ruiyet-temsiliyet bunahmmdan yola c;:1karak; ikincisi, (elik-h biinyesinde ya~anan radikalle!?menin saiklerine bakarak. 1) Hiikiimetin, MESS'in ve sermayenin degi~ik fraksiyonlannm grev siiresince kendi ic;:lerinde ve d1~a doniik olarak s,i.glam bir mutabakat iiretebilmekteki yeteneksizlikleri; oldukc;:a kapsamh bir me~ruiyet ve temsiliyet bunahm1m haber veriyor. Son aylarda "istanbul diikahgt" ba~ta olmak iizere, agirhkla sanayi sermayesinin ba~1m c;:ektigi ele~tiri dalgas1yla beraber dii~iiniildugunde; demir-c;:elik grevi, ANAP iktidanmn sermayenin biitiinsel i;:1karlanm temsil etme giiciinii yitirmesinin yeni bir gostergesi, belki de ~amas1 oldu. Grev, iktidann, ekonomiksm1fsal ihtilaflan "manage" edebilmesini saglayacak sergileri, manevra alamm vs. yitirdigini gosterdi. "iktidar altematifi" SHP ile DYP de bu konuda genel bir tasanma sahip olduklanna <lair ipucu verecek bir tavir sergi8

Karabiik'te i~~iler, Gene! Ba~kan Metin Tiirker'i omuzlara ald1lar ve onun konu$masm1 dinledikten sonra toplu halde i$ba$I yapular. iskenderun'da, anla$maya yetkisiz olarak imza atan Sube Ba$kam Ali Ulukangil'in "i$~ileri satmad1klanm" anlamgi konu$masm1 ise 13 bin i$~iden yalmz 3 bini dinledi (Cumhuriyet, 19.9.'89). Birikim 6 / EKlt.11989


likle fa?ist harekete saglad1g1 zemin dii?iiniildiigiinde, leyemediler. <;:elik-i~ Ba~kam Metin Turker, 19 Eylul giii;:ok onemli olan bu donil?iimun imkan saglayabilecegi nu yapng1 basm toplantlsmda, her iki parti liderinin de yeni bir tur depolitizasyon riskine de dikkat i;:ekmek gekendileriyle yapnklan goru~melerde '\:ocuklar, il<;:e berek. Ekonomik gii<;:luklerin ve mucadelenin dayatmas1yla ~e bakmaym, bitirin ~u grevi" dediklerini ai;:1kladi. Belli h1zlanan bu sm1f kimligine sanlma egiliminin ve hemki, bu partilerin de, sistem-i<;:i s1mfsal <;:eli~kilerin gi:ire$ehrilik vs. yams1ra siyasal parti kimligini de terketmece karma~1k bir ~ekilde ustuste bindigi bi:iylesi durumye di:inuk etkisi, burjuva partilerinden uzakla?mayi saglara ili~kin somut <;:ozumleri, "sagduyu"dan ba~ka onelad1g1 icin genellikle sendikal alandaki sosyalist yazm rileri yoktur. Yerle~ik resmi politika alam d1?mda da bUicinde olumlamyor. Ancak ekonomik-tepkisel oldugu tunluklu bir siyasal altematifin ve buna temel olacak surece, bu egilimin partileri, politikay1 kategorik olarqk giincel tahlillerin uretildigi si:iylenemez. Demir-<;:elik grevinin ba?lamasmdaki ve biti?indeki bi<;:imleri tesadUfreddeden, radikal goruniimlu de olsa menfaat<;:i-ekonomist bir depolitizasyonla biitiinle~mesi miimkun. Yerlerin, komplolann, reflekslerin bu oli;:ude belirleyebille?ik sendika biirokrasilerinin de radikalle?me dinamimesi, herhalde salt <;:elik-i~ yonetiminin yetersizliklegini, soylemlerini bu dogrultuda yeniden kurarak yakariyle ai;:1klanamaz; bir bak1ma, sosyalistlerle i?ci harelamaya cah~nklanmn sayis1z omegi verilebilir; popuketinin inisyatifsizliginin yans1mas1d1r. Egemen blokun list bir soylemden uvriyerist bir soyleme geci? de hie ya~ad1g1 temsiliyet ve me?ruiyet bunahm1m sm1rh kazor degildir. Ozellikle MHP'li, CHP/ SHP/ DSP'li, AP/ zammlar elde etmenin otesinde, butunsel bir DYP'li vs. kimlilderinin h1zla ve izlenmesi zor bir karkar~1-me~ruiyet ve kar?1-hegemonyay1 uretecek siyasal ma$a i<;:inde y1kild1g1, renk ve saf degi?tirdigi <;:elik-i? eylemlilik olu~mam1?Ur. Bahar eylemleri gibi demir-i;:elik grevini de, egemen blokun maddi-maneVr gerileyi~ine omegi, i?cilerin sm1f kimligine yonelme siirecinin ald1g1 goruniimler bakimmdan zengin bir laboratuvar. Ozetyolacan kazammlanm onemseyerek, ama "buyilk zafer" le, sm1f kimligine kendinde ve kendiliginden yilklenemertebesinde kutsamadan ele almak gerekiyor. bilecek bir dizi olumlu siyasal sonucla, bu sonu<;:lann 2) Demir-celik grevi, i?<;:iler ve sendikacilarda h1zh ve sosyalizmle mesafesini yitirrnemenin onemini vurgulakahc1 sonuclar da uretecek bir radikalle~meyi berabemak gerekiyor. 9 rinde getirrnekle birlikte; i$<;:ilerin kollektif bilincinde, geleneksel korporatist sendikal soylem ve anlayi?tan ke<;:ELiK-i$'iN GELECEGi VE SENDiKAL BiRLiK TARTI$MASI sin bir kopu?un ger<;:ekle?tiginden emin olmak hala 17 Temmuz 1989 tarihli Resmf Gazete'de yaymlanan mumkiin degildir. MESS tarafmdan toplu sozle?me gorfi$melerinden u:z:un sure ahkonulan Demir-<;:elik i?letson istatistiklere gore, Tiirkiye'deki toplam 1.834.969 meleri Gene! Miiduru Sencer imer'in ve Demir-<;:elik i?sendikah i$r;inin 428.329'unu, yani yiizde 25'e yakm1m, metal i?i;:ileri olu?turuyor. Bu i?cilerin sendikalara daletmeleri'nden sorumlu Bakan I$m <;:elebi'nin, "D<;: fabg1hm1 $6yle: Tiirk-Metal 134.225 (yilzde 31.33), c;:elikrikalannm devlet adma esas sorumlulan" olarak goru~颅 i? 46.297 (yilzde 10.80), Otomobil-1$ 46.009 (yilzde melerde s6z sahibi olmalan durumunda, anla$manm ko10.74), Ozdemir-i$ (Hak-i$'e bagh) 43.349 (yilzde 10.12). layhkla saglanabilecegi duslincesi, sadece yonetimde dei$ci sm1fmm "lokomotifi" saytlan bu sektor, sendikal gil, iscilerde de yaygm. Bu dusunce, kamu sektilrunde gene devletin, yani hOkOmetin, yaili oy hesaplannm devalanda OrgOtsel bak1mdan en boyOk dag1mkhgm gorulrede olmasma; salt ekonomik rasyonalitenin ve "saf" kado~ sektOr. "GOcleri birl~tirme" ve "birlik-beraberlik", pitalist saiklerin her seyi belirlemedigi populist sendibaton sendikal-siyasal egilimlerin Qzerinde ittifak ettikal ili$kilerin restorasyonu Ozlemini yansltlyor. MESS'gi motifler; birligin bicimine ili$kin tasanmlar ku$kusuz farkh . Demir-celik grevinin urmand1rd1g1 radikalin grevin son a$amasmda devreden c1kmas1 anla$malt$menin yams1ra, grevin sendika i~i mQcadeleyi $iddetnm sonucta gene hOkOmetin giri$imiyle noktalanmas1, ardmdan MESS'in Demir-<;elik 1$letmeleri'ni (belki de lendirrnesi ve Ozellikle de bu mQcadelenin taraflanmn ihrac etmek Qzere) "disipline" sevketmesi bu restoras- 路 Oteden beri TQrk-Metal'in birl~me ve/veya TQrk-1$'e kayon Ozlemine gQc verdi. Sendikal alanda, sendikal mOulma tercihleri ekseninde netle$mesi, metal i$<;ilerinin cadeleci cizgi ile bu restorasyoncu, korporatist egilimOrgQtsel bitligine ili?kin ta111$malarda <;elik-1$'i odak kolerin, muhalefet cephesi icinde daha uzun sure gerilim . numuna getirdi. l 970'lerde, ideolojik-siyasal akrabas1 konumundaki konusu olacag1 dii$iiniilebilir. Tiirk-Metal'le birle?mek, <;elik-i$ yOnetiminin uzun st\re Grevin getirdigi radikalle$me siirecinin en onemli sonuclanndan biri, Karabiik ve iskenderun'da i?ciler arape$inden gittigi temel hedefti. 1976'da TQrk-1$ ii;indesmda heffi$ehrilige, dine, mezhebe ve siyasal parti menki, 1979'da Tiirk-Metal icindeki miicadeleler ve dengesubiyetlerine dayanan aynmlann biiyilk Olciide silinip ler, birle$meyi son anda engellemi$ti. l 980'den sonra sm1fsal kimligin One c1kmas1. Bu, 12 Eyliil sonrasmda 9 Omer Laciner, "~i S1mfmm Kendinde Devrim Bilinci'', Birikim, i$Ci sm1& hareketi ii;indeki genel ve dogrusal bir geli$sayi 5, s.13-19. me. Eski aynmlann i$Ci sm1fim bOliicii etkisi ve Ozel-

43


Celik-i~ yonetimi, bu kez Tiirk-Metal'le birle~me yeri-

44

ne, ayn bir sendika olarak Tiirk-h biinyesine kat1lma c;:abasma girdi; ancak bu c;:aba da Tiirk-i~'in l 982'deki genel kurulunda benimsenmedi. 10 l 983'den soma, C:elik-i~'te iic; birle~me formiilii c;arp1~u: l 983'den itibaren sendika yonetiminde belirleyicilikleri azalan fa~ist kadrolar, gene Tiirk-Metal'le birle~meyi savundular. AP/ DYP ve sosyal demokrat egilimli unsurlann ittifakma dayanan merkez yonetim c;:ogunlugu ise, iki formol arasmda karars1z kald1: Ayn bir sendika olarak Tiirki:?'e kaulmak, veya Bagtms1z Otomobil-i~ ve Hak-h'e bagh Ozdemir-i$ ile birle~erek guc;:li.i bir bag1ms1z sendika olu~turmak. Demir-c;elik grevine, sendika yonetimini takatsizle~tirerek Tiirk-Metal'e kat1lma formiiliinii dayatma hedefiyle giren fa~ist muhalefet; ugrad1g1 ciddi itibar kayb1, grevin ba~anya ula~arak (elik-i~'in sendikal rii~dunii elde etmesi ve tabanda grev siirecinin geli~tir足 digi sm1fsal ozgiiven dii~iiniildiigiinde, bu hedefini gerc;ekle~tirme ~ansmdan uzak goruniiyor. Tiirk-Metal'in, C::elik-h tabamnda ciddi bir itibar kaybma ugramas1 da bu ~ans1 azaluyor. Turk-Metal, grev siiresince, C::elik-i~'in i$kolunda toplu sozle~me yapma yetkisini saglayan yiizde 10 baraj1m gec;medigi dogrultusunda (ah$ma Bakanhg1'na itirazda bulunarak; Tiirk-h'in dayam$ma programma kar$1 c;:1karak ve iskenderun'daki dayam$ma mitingini, valilige "olaylar c;:1kacak" ihbannda bulunup engelleyerek, ac;:1k bir "s1mf dii~manltg1" sergiledi. Aynca, C::elik-i~'in yiizde 200'ii a~an bir zam oramm almay1 ba$armas1, Tiirk-Metal'in en giic;:lii silahm1 elinden ald1: Bu silah, Tiirk-Metal'in ANAP'm fa$izan kanad1yla olan organik ili$kileri sayesinde, sozle$me masasmda sahip oldugu oncelik ve itibard1. Demir-c;elik grevi, boylesi bir "itibar"m, gerc;:ek sendikal miicadeleyle elde edilebilecek kazammlan ikame edemeyecegini geni$ i$c;:i kitlesine gosterdi. Ostelik, Turk-Metal, hiikiimetin ve devlet guc;:lerinin yard1m1yla yerle$tigi; MESS'in de salt Eregli'deki devrimci sendika gelenegini kirabilme kayg1s1yla kendi sm1rlanm biraz a$arak l 987'de verdigi yuzde 115 zamla oviinerek tutunmaya c;:ah$t1g1 Eregli Demir-(elik fabrikalannda 11 da kudretli imajmdan c;ok $ey yitirmi$ oldu. Eregli Demir-C:elik Fabrikas1'nda i$c;:ilerin, (:eliki$ grevine maddi yard1m yapmayan Tiirk-Metal'den bag1ms1z olarak, kendi inisyatifleriyle Karabiik'e 8 milyon lira yard1m gondermeleri, Eregli'de l 987'den beri en onemli muhalif k1p1rdanma say1labilir. Sonuc;: olarak, Turk-Metal, yakm gelecekte C::elik-i$'in iltihak1yla varmayi umdugu -son aylann popiiler deyimiyle "giic; odaklan "nm da jeo-politik ve stratejik kayg1larla memnuniyet duyarak destek verdigi-, ii<; biiyuk demir-c;:elik kompleksini (Eregli, Karabiik, iskenderun) biinyesinde birle$tirme hayalini terketmek zorunda kalacak. Turk-Metal, kas1mda yap1lacak olan Tiirk-i$ Kongresi'ne yonelik hesaplanndan da herhalde vazgec;:ecek. C::elik-i$'in erken bir yenilgiye ugramas1 iizerine sendikada c;:1kan bunah-

mm kendilerine kat1lmayla sonuc;:lanmas1 durumunda, Tiirk-Metal'in Tiirk-i$ Genel _Kurulu'na gonderecegi delege say1smda onemli bir art!$ olacak ve sendika ba$ka111 Mustafa Ozbek'in Tiirk-i$ ba$kanhgma sec;:ilme $ans1 l 987'ye gore oldukc;:a yOkselecekti. Ku:?kusuz, bu, ANAP ac;:1smdan da c;:ok istenen bir sonuc;:tu. Simdi, c;:ok zor goruniiyor. C::elik-i$ merkez yonetiminin, 1983'den beri, iki ayn birle$me formiilii arasmda yalpalad1gma deginilmi$ti. Demir-c;:elik grevi, ayn sendikal varhg1m siirdurerek Tiirk-i$'e kaulma egilimini belirgin bic;:imde giic;:lendirdi. Turk-i$'in agustosta yogunia$maya ba$iayan dayam$ma kampanyas1, ilk kapsamh grev qeneyiminde sm1fsal dayam$manm onemini kavrayan C::elik-i$ yonetimi ve tabam nezdinde oldukc;:a etkili oldu. Gene Tiirk-i~ ic;:indeki dengeler bak1mmdan dii~uniildugunde, eski AP milletvekili Sevket Y1lmaz ic;:in, eski Karabuk AP ilc;:e ba$kam Metin Tiirker'in ba~kanhgindaki bir <;:elik-i$'in konfederasyondaki varhgmm sevindirici olacag1 iizerine de spekiilasyonlar yap1labilir. Sorun, kas1mdaki Tiirk-i$ Kongresi'nde, konfederasyon biinyesinde aym i$kolu~足 da birden fazla sendika bulunamayacag1m vazeden (fiilen battal hale gelmi~) tuziik maddesinin degi~tirilme足 sinde. C::elik-i~'le Tiirk-i~ arasmda bu yonde g6rfl$ teatilerinin yogunla~ug1 da biliniyor. C::elik-i$'in bu yoneliminin, metal i$kolunda tek "sosyalizan" sendika olan Bagtms1z Otomobil-i~ ic;:indeki sendikal birlik arayi~lanna da dogrudan etkisi olacak. Otomobil-h Gene! Merkezi'ndeki c;:ogunluk kanad1, C::elikTurk-i$ kurulu~unda "Demir-C:elik Ag1r Sanayi i$,ileri Sendikast" ad1yla bulunan C:elik-i$, 1961 'de Maden-i$'e kauld1. Bu sendika onderligi, Maden-i$'in, Tiirk-i$'in apolitik ,izgisinden uzakla~mas1 iizcrine 1965'de aynlarak, Bag1ms1z <;:elik-i~ 'i kurdu. 1974/75'e kadar Karabiik DC:'ye dayah bir serrdika olan C:eliki$. l 976'da Turk-Metal'e kaulma karan ald1; ancak Hali! Tun' ba$kanhgmdaki Turk-i~ yonetimi , CHP ile ili$kilerini bozmama kayg1s1yla bu ba$vuruyu geri <;evirdi. l 979'da, Tiirk-Metal'le C:eliki$. 'Turk C:elik Metal Sendikas1"m olu$tunnak uzere anla$ma imzalad1lar. Bu kez Turk-Metal i<;indeki <;eki$meler nedeniyle , birle$me ger,ekle$medi . l 980'den soma, C:elik-i$ yonetimi, ayn bir sendika olarak Turk-h'e girmek i,in <;aba gosterdi. Ancak Turki~ yonetimi konfederasyon bunyesinde ayn1 i~kolunda birden fazla sendika olmamas1 gerektigi dogrultusundaki tuzuk maddesine dayanarak bu ba~vuruyu gerl <;evirdi. (<;:elik-i~, 7. Gene! Kurulu'na Sunulan <;:ah~ma Raporu, 1982, s.99-107.) l l Eregli Demir-<;:elik'te, l 985'de Otomobil-h sendikasmm, karma$1k prosediiriin agma tak1lan baz1 ihmallerinden de yararlanan Tiirk-Metal/hiikiimet i~birligiyle, Tiirk-Metal'in MESS'le yapt1g1 grup s6zle~mesi te$mil edildi (Tami Bora, i$,iler Te~milze足 de , Yeni Giindem, 1-15 Eylul 1985, s.10-11). 1986/ 87'de Otomobil-i~ 'in onder kadrolan ag1r bask1 altmda yiprauld1 (Tami Bora, "SendikanlZl Se<;emezsiniz", Yeni Gundem , 22-28 Mart 1987 ; Otomobil-i$ Sendikas1, Erdemir'de Seytan Oi;:geni, bro~ur, 1987) ve sonu, ta toplu s6zle$me yetkisini Turk-Metal elde etti. Eregli Demir-C:elik geleneginde ilk kez "solcu olmayan" bir sendikanm yerlqikle~(tirilebii)mesi egemen blok a<;1smdan son derece onemli bir donumdii (Refik SOnmezsoy, 10 Yilhk <;:ile Bitti, Tercuman, 24-25 Arahk 1987). lO

Birikim 6 / EKiM 1989


h'le birle:;;erek Tiirk-i;; biinyesine dahil olma formiiliine yakm duruyor. (Bu durumda ortaya \tkacak birle;;ik sendika, yakla!?tk 92 bin i!?\iyle, -sendikas1zlar dahil- biitiin metal i!?\ilerinin yiizde 21.54'iinii biraraya getirmi!? olacak.) l If Ekim'de yap1lacak olan Otomobil-i:;; Genel Kurulu'nda, giindemi muhtemelen bu tarn;;ma belirleyecek. Otomobil-h'teki Devrimci i:;;\i Muhalefeti ise, sendika biinyesinde uzun siiredir bir ba;;ka alternatif olarak tart1;;1lan, <;:elik-h/Otomobil-i!?/Ozdemir-i;; birle;;mesinden yana. Yonetim mevkilerinin payla;;tmlmas1yla degil, "tabanm soz ve karar sahibi oldugu", i!?yeri komite ve konseylerinin orgiitlenmesini ongoren daha uzun vadeli bir birle:;;meyi hedefleyen Otomobil-i!? Devrimci i:;;\i Muhalefeti'nin program1, -sendikas1zlar dahiltilm metal i:;;\ilerinin yakla;;1k yiizde 32'sini biraraya getirecek olan gil\lii bir birle~ik metal i;;\ileri sendikasmdan hareketle, "DiSK'in hatalanndan annm1~" yeni bir konfederasyonu ger\ekle~tirme ufkunu i\eriyor. 12 Siyasal alanda oldugu gibi, sendikal alanda da -birliksosyalistlerin \ogunlugunun ilzerinde ittifak ettigi bir hedef. Hele, 12 Eyliil yasalannm getirdigi yiizde 10 yetki barajmm olu~turdugu baskt, birlik yoluyla ula~tlacak yiiksek orgutluliik oranlanm sendikalar apsmdan hayati bir giivence haline getiriyor. Ozellikle, Turkiye'de i~\i sm1fmm sendikah kesiminin yakla~1k yuzde 25'ini olu:;;turan metal sektorunde, orgiitsel birlik, buyuk bir kudretin ifadesi olacag1 i\in \Ok 6nemli. Ne var ki , bir birlikten dogacak kuvveti dii;;unurken, sendika-i\i/ sendikalararas1 gil\ ve denge hesaplannm one \tkmas1 durumunda meydana gelebilecek zaaflan g6zard1 etmemek de 6nem ta~1yorn Demir-\elik grevinin, i~\i smifmm

kollektif bellegine vurdugu en kahc1 damgalardan biri olacag1 anla;;1lan "sm1fsal ve orgutsel" dayam~ma deneyiminin izinden gitmenin, olumsuz "yan etki" ihtimallerini asgariye indirecek bir yontem oldugu du~ilnule足 bilir. <;:elik-i~ genel ba~kanmm sezgisel olarak yakla~t1g1, degindigi; formel ya da informel, orgiln bir dayam;;ma agmm orgutlenmesi, kapsamh bir dayam;;ma geleneginin/ ahlakmm yerle;;ikle;;tirilmesi, hakiki ve saglam bir orgiltsel birligi saglamakta son derece etkin bir hareketlilik potansiyelini yaratabilir. Mevcut sendika burokrasileriyle ortil~meyerek tabanm da etkin katthm1m seferber edebilmeleri durumunda, geleneksel sendikal ayg1tlann bunyelerinde yer bulamayan alternatif kurumla~malara ( ornegin i~\i-tiiketici orgiitleri/kampanyalan, spor-sanat-kiiltur faaliyetleri) da zemin haz1rlayabi~ lir. Otomobil-i~ Devrimci i~\i Muhalefeti'nin ortaya koydugu tiirden bir ihtiyat ve tabanm inisyatifine koyulan vurgu, bu gibi milmkiln ve muhtemel a\thmlara vard1nlarak dii~ilniililrse, ger\ekten verimli ve i\i dolu bir "birlik" perspektifine yonelmeyi saglayacak bir tutumun ilk ad1m1 say1labilir. 12

13

Otomobil-i? Devrimci i?~i Muhalefeti Duyurusu/Sendikal Anlayt?1m1z (bro~iir), KtVIktm Yaymlan, 1989 ve Otomobil-i? ve Giirevlerimiz (Otomobil-i? Devrimci i?~i Muhalefeti'nin yaymlanmamt? a~1klamas1) . Tiirkiye'de sosyalist hareketin sendikal alandaki ge~mi?i dii?iiniildiigiinde, devasa merkezi ayg1tlann kolayca biiriinebildikleri hantalhktan uzak yerel ve ku~iik sendikalarda olu?an birikimleri de unutmamak; dolay1s1yla merkezi ve biiyuk sendikal yapilan radikal, kapsamh bir miicadelenin asli ko?ulu ve hele gevencesi saymamak gerek. Bu konuda somut bir yaz1 Muzaffer Bal, "Mahalli Sendikalar", Zemin, say1 5 (Subat 1987), s.36-39.

45


METiN

TURKER

VE

ABDULLAH

K A P' L A N ' L A

SOYLE$i

13 7 gunluk ,grevden izlenimler ve "dersler" TANIL BORA

(:elik-i$ Cenel Ba$kam Metin Turker, 1980'den once Karabak'te AP il(e sekreterligi ve il(e ba$kanhg1 yapt1. 1980'den sonra, 1983'e kadar $ukril Korkmaz Cider ba$kanhgmdaki eski fa$izan yonetimde; 1983'den itibaren de $ilkril Korkmaz Cider kadrosunu devirerek yonetime gelen AP!DYPCHP/ SHP/DSP koalisyonuna dayah yonetimde (elik-h 'in gene! sekreterligini yuriltta. 1988 sonunda gene! ba$kan Mehmet Kurtulan 'm olama uzerine genel ba~kanhga getirildi. Abdullah Kaplan ise "yeni" bir sendikaci: 1980 oncesinde Karabak CHP Cendik Kollan Ba~kanlzg1 yapt1; 1987'de $Ube yoneticiligi deneyimi de olmadan dogrudan sendika genel merkezine se(ildi. (eliki{teki sol kanadm gene! merkezdeki temsilcilerinden olan Kaplan, Ara$ttrma ve Mevzuat Sekreterligi gorevini yuriltuyor. Turker ve Kaplan 'la ayn ayn yapilan go~meler, 13 7 ganlak grevden sendika onderliginin pkard1g1 sonu(lan, sen'dika i(i ve sendika-hakamet/ MESS arasmdaki (el~kile足 rin boyutlanm ve grev surecinin alg1lam$ bi(imini ortaya koyuyor. - Crevin

46

ba~lama

surecini kISaca ozetler misiniz?

A.Kaplan : Biz l 988'in Eyliil-Ekim aylannda, "ne tiir bir toplu sozle$me istiyorsunuz?" diye, i!?<tilerimize anket dagnnk. Bu anket sonrn;:lanna gore i$\:ilerin istegi l ton demirdi. i!?\:ilerin yiizde 70'i bu talep noktasmda aym dili konu~mU$tU. Toplu sozle$me taslag1m1Z1 bu anket neticeleri dogrultusunda haz1rlad1k. Biz 1 ton demir ol\:USiinii o giinden bugiine kadar savunduk. ~ubat aymda yemek yememe, servis arabalanna binmeme, fazla mesaiye kalmama eylemlerini gundeme getirdik. 22 Mart'ta hiikumetin grevimizi ertelemesi, i~\:ideki infiali

arurd1. Dam!?tay'a ba~vurduk. Gene! ba~kamm1z uretimi sif1rlayacag1z dedi; ve fabrikalarda uretim yiizde l S'lere, yuzde 20'lere indi. 4 Mayis'ta greve \:lktlk.

- Grevin ba~lang1cmda ve sonraki a$amalannda sendika i(inde, Turk-Metal'le birle$meyi savunan iskenderun ~ube yonetimi onderligindeki muhalefetle gene! merkez arasmda bir gerginligin varoldugu biliniyor. Bu gerginlik grev oncesinde ve sirasmda ne gibi etkiler yaratt1? A.Kaplan: (elik-i$ i$\:ileri arasmda, ge\:mi~te Turk-Metal'e hayranhklan olanlar vard1. iskenderun'daki ~ube yonetim kurulu, bir uyesi hari\: diyebilirim, ge\:mi~ten beri Turk-Metal'le s1cak ili$kisi olan insanlard1. Karabuk'te, sosyal demokrat bir yap1s1 oldugunu soyleyen $Ube ba$kam Enver Bora'nm da, Turk-Metal'in gene! sekreteri Salih K1h\:'la ~oven duygularla girdigi bir ili$ki var. ~ube b~kamm1z Duzceli, Salih Kih\: Adapazarh. Genelde de, DC:: fabrikllan bunyesinde Tiirk-Me~l'in yanda~lan vard1. Ozellikle iskenderun'da bu yanda$ kitlesi \:Oktu. An. cak, Turk-Metal, bizim MESS'le g6rii$melerimiz surerken, i~kolundaki baraj1 a$mad1g1m1z, yetkisiz oldugumuz dogrultusunda itirazda bulundu. Bu grev kmc1 itiraz, \:Ok biiyiik tepki gordu i~\:ilerde . Zaten Turk-Metal bugiin Turkiye'de metal i~kolunda ger\:ekten emekten yana bir sendikac1hk yapm1$ olsa, i~\:i sm1fmm lokomotifi olan metal i$kolunda bayraktarhgi ustlenmi~ olurdu. Turk-Metal 1987 yilmda Kmkkale, Etibank'taki i~足 yerleri, Seydi~ehir Aluminyum gibi buyiik lokomotif i$yerlerinde kendi ba$ma hareket ederek toplu sozle$melere imzalan basmasayd1; belki Turk-i~ kendi i\:indeki \:eli$kileri a~arak fiilen bir gene! greve yonelebil ~cekti. Ancak demiryollannda Demiryol-i~'i de pe~ine - takan Turk-Metal, boylesi bir dalgayi ba$tan engellemi$ oldu. Birikim 6 / EKiM 1989


/

Tekrar bizim greve donersek: Karabuk ve iskenderun ~ube ba~kanlan, Karabuk'te Turk-i~'in destek mitingi 6ncesinde ~unu soyluyorlard1: "Biz Sevket Y1lmaz'a ~OV yapurtmay1z!" Biz de ;;unu diyorduk: Sevket Y1lmaz bireysel olarak ~ov da yapsa, bu, Turkiye i~r,:i sm1fi ir,:in onemli bir dayam;;mad1r. Turk-h ilk defa bag1ms1z bir sendikayla dayam~ma yap1yordu! Miting hazirhklan s1rasmda da Turk-i~ yoneticileri, bahar eylemleri somasmda yuzde 14 2'lik zam oramm kabul etmi~ olduklan ic;in kendilerinin yuhlanabilecegi endi;;esini ta;;1yorlard1. Hie; 6yle bir ~ey olmad1. "i;;c;iler elele gene! greve" slogam auld1; yasaklanan iskenderun mitingi yerine de aym gorkemlilikte, "korsan miting" dedigimiz uc; miting yap1ld1. Siyasi iktidar mudahale edemedi. Bu mitinglerden her iki ;;ube yonetimi de rahats1z oldu. Hesaplan, kotu bir sozle;;menin yap1lmas1, i~c;inin saulmas1, boylece mevcut sendika yonetimini y1karak rahatc;a (:elikh'i Turk-Metal'e ta~1makt1. Bozuldu. M.Tiirker: iskenderun ~ube ba~kam Ali Ulukangil'in be. lirli bir siyasal istikrarhhg1 da yok. Eski MHP'li ama ~imdi M(.P'li degil. ANAP'm bir grubuna dahil olmaya c;ah~1yor. Macerac1 bir ki;;iligi var. Dengesiz. Karabiik'teki ;;ube yonetimi ise son derece tecriibesiz bir yap1ya sahip. Subelerimizin bu durumu, bizim guciimiizii c;ok azaltt1. Biz ise birlik ve beraberligi tesis etmek istedigimiz ic;in, 6zel, gizli gorii~meler yuriitmedik; butiin gorii~melere bu arkada~lanm1z1 da gotiirdiik. Arna bu gorii~melerde bizi zor durumlara.soktular. Hukurnet, sendikalann ic; politikas1yla, delege sec;imleri a~amasma vanncaya kadar ic;ic;eydi. Gazetelerde okuduk, Cerni! (:ic;ek "yakmda onlann ~ube sec;imleri var, delege sec;irnleri var" gibi ;;eyler soyledi. Cerni! (:ic;ek ne anlar bu i~lerden? Demek ki tarafur. Hukiimet, grevi once ser,:im miinasebetiyle ertelerni~ti. Soma, grevin k1sa siirecegi istihbaratmm kendisine gelmesi iizerine miisaade etti. ic;imizdeki i~bir足 likc;ileri, "herkes ac;, susuz bagmyor, 15 giine kalmadan isyan eder" gibi bilgiler ilettiler, limit verdiler. Hiikiimet ve MESS, Tiirk-i;; anla;;mas1yla belirlenen yuzde 14 2'den fazla zam vermeyecegiz dediler. Arna i~c;i direndi ve boliinmeden direndi. Ac;1k bulamad1lar.

- Hi.iki.imet ve sennaye gruplan aras111da da grev oncesinde ve szras111da i;eli~kiler ortaya pktz. Bunlan nasrl yorumlad1111z? M.Tiirker: Zaten biitiin sermaye gruplannm hirer iki;;er bakam var. Kimse tek ba~ma degil. Bu Amerika'da da, Avrupa'da da boyle. Kar!?1hkh rii;;vet verilmiyor da hediye veriliyor, sec;irnde destek veriliyor. ANAP da boyle finansma~ temin ediyor. I~m (:elebi'ye gelince: Bu olayda yanh~ degerlendirildi . i~c;iye en olurnlu yakla~an bakan oydu bu siirec; ic;inde. ithalat serbestisi konusu da yanh~ degerlendirildi. Tabii ki iilkenin dernir-

siz kalmamas1 gerekiyor; o bak1rndan demirde ithalat serbestislnin getirilmesi normaldi. I~m (:elebi, eskiden r,:ah~ng1 Meta;;'m dedigini yap1yor olsa, ithalau k1s1tlarnas1 gerekirdi. (:iinkii Meta~ dernir iireticisidir ve r,:ok daha fazla vururdu bu durumda. Bence Cerni! (:ic;ek'in de sozle~menin baglanmasmda acele davranmasmm nedeni, yeniden I~m (:elebi'nin miidahale ederek i~i baglamasmdan iirkmesindendi. Biz ise gene! miidiirii ve I~m (:elebi'yi bekliyorduk gorii;;meleri sonuc;land1rrnak ic;in ...

- Grevin bit~indeki yorumluyorsunuz?

karga~ay1

naszl

ya~admzz?

Nas1l

A.Kaplan: 17 Eyliil Pazar giinu, bizim d1;;1m1zda toplu sozle~me imzaland1. Biz dedik ki, i~c;iyle birlikte taslak haz1Tland1, onlara dam~mahy1z. 18 Eyliil Pazartesi gunii Tiirkiye'de ilk defa c;ocuklanmIZ eylem koyacak, okula gitmeyeceklerdi. Hiikiirnetin teklifiyle aram1zda 50 lirahk bir fark kalm1~n , i~in as1l sahibi olan gene! miidur devreye girdikten soma; biz Karabiik'e, 50 lirayi b1Takahrn rn1 yoksa devam edelirn mi diye i~c;iye dam~rna足 ya gittik. i~c;iler, 50 liramn da kavgasmm verilmesi gerektigini soylediler bize. Ankara'ya dondugumuzde ise, gene! ba~kan vekili olan vatanda~la ~ube ba~kanlannm sozle;;rneyi irnzalad1gm1 gorduk. Dernir-r,:elik i~c;isi, bu grevde once tekelleri ve onlann sozcusii olan MESS'i, soma da hiikiimeti geriletmi~ti. i~c;inin bu ba~ansmm, bizim i~r,:ilerin vekili oldugunu iddia ettigimiz sendika gene! yonetirn kuruluna malolmasm1 isterneyen siyasal iktidar, sendika ic;indeki yanda~lan arac1hg1yla ~ubele足 re bunu irnzalatt1rd1. Ertesi gun gene! ba~kamm1z, Karabiik'te on bin i~c;iye , bu sozle~meyi irnzalayan ki~ile足 rin Tiirkiye i;;c;i sm1fmm tarihine hain olarak ger,:eceklerini anlam. i~c;iler ~ube yoneticilerini istifaya davet ettiler. Onlan sendikanm disiplin kuruluna vermemizi is. tiyorlar. Arna bizim dii~iincemiz ~oyle : Gene! kurullan yakmdir, i~r,:i bunlan cezalandirsm. Tiirkiye'de ilk defa, sendikadan be~ kuru~ para talep etrneden 137 gun grev yapan bir i~c;iyi yoneticilerin aralanndaki tepi~meyle kirmalan, Tiirkiye i~r,:i sm1fmm tarihine bunlann namussuzlugu olarak yaz1lacakur.

- Karabi.ik ony1llard1r, iskenderun da D(: fabrikasmm i~letmeye a<;zld1g1 yakla~1k 15 senede11 beri, sendikal eylemlilik bak1m111dan "yaprak k1m1ldamayan" yerlerdi. Karabi.ik ve iskenderunlu iKilerin eylemliligindeki bu onemli doni.i~i.imii nas1l apkhyorsunuz? M.Tiirker: Aslmda Karabiik DC:: fabrikas1 ilk kuruldugunda da i~c;iler arasmda bir hareketlilik vard1. Arna bir rniiddet sonra belirli bir mah1m siyasal yap1ya baglamnca, bir siyasal partiyle biitiinle;;ince sendika, siyasal partiler arasmdaki c;eki~me one c;1kt1. Ancak 12 Eyliil'den

47


sonra i~c;:ilerin dunya gon1$ii, olaylara baki$1 tamamen degi$ti. hc;:iler aruk siyasal partilere bakmaktan ziyade, sendikal miicadeleyi gerc;:ekten kim iyi yiin1tebilir diye bakarak ona yoneliyorlar. A.Kaplan: Tiirkiye'de 12 Eyliil rejimi Tiirkiye i$c;:i sm1fmdan hesap sordu ve i~c;:i sm1fma c;:ok biiyiik yaralar verdi. Donemin devlet ba$kam, c;:1kip Adana'da "benden fazla maa$ alan i$c;:iler var" dedi. Sald1rganhklanm daha o zaman gosterdiler. i$c;:iler bunu farketti artik. Ve i$c;:iler, ben AP'liyim, o CHP'li, obiin1 MSP'li diye senelerce birbiriyle ugra$mt~ken; esasen bir sm1f olduklanm gordiiler. c;elik-i$, 1980'e kadar solculann giremedigi, hatta solculann i$kencelerle katledildigi, sendika binasmm oniinden s1rasmda AP'linin bile gec;:emedigi bir yerdi. 12 Eyliil'den sonraki uygulamalar y~amrken, birc;:ok MHP'li i~c;:i bile, kendi kendisine, "ben bununla aym durumdayim ; ben vaktiyle niye bunu 'solcu' diye, 'komiinist' diye vurmaya kalknm?" diye sordu. Karabiik'te 137 giinliik grevde bunun omegini c;:ok ya$ad1k. Tabii diizenin savunuculan bu durumdan dolayi biiyiik rahats1zhk ic;:inde. Deginilecek bir ~ey daha var. l 982'de de Karabiik DC::'de birkac;: gl1n siireyle, baz1 haklann odenmemesine kar~l yemek direni~leri, servis direni~­ leri yap1lm1~n . Bu direni~ler Qzerine tugay komutam fabrikaya geldi, kiirsii kuruldu, "tamam, paranm alacaks1mz, yemeklerinizi yiyin" dedi. 0 gl1n de boykot siirdii; ertesi gun paralar odendi. Bu olayla, Karabiik'te i~c;:iler ilk kez "hak verilmez ahmr" dii~iincesine yakla$maya ba~lam1~lard1 .

- Galiba iskenderun, Karabiik'e gore eski yapism1 daha fazla koruyor...

A.Kaplan: iskenderun'da da Karabiik'tekine benzer bir siirec;: sozkonusu aslmda. Oniimiizdeki ay ic;:indeki ~u­ be sec;:imlerinde bu olay ortaya c;:1kacaknr. Tabii iskenderun'un Karabiik'ten daha hassas bir yap1s1 var. Dengeler c;:ok kan~1k. Siinni-Alevi, Kiirt-Tiirk, yerli-yabanc1 gibi aynmlar var. Gec;:mi~te siyasi kutupla~malann c;:ok yogun oldugu bir yer. l 980'den once DC::'den 7 i~c;:iyi taram1~lard1 trende. Kar(lbiik'te daha yerle~mi~ bir yap1 var. Omegin genel ba~kammum babas1 DC::'den i~c;:i emeklisi, kendisi DC:: i$c;:isi, c;:ocugu stajyer olarak DC::'de i~c;:ilik yapn! Karabiik'te iic;:iincii ku$ak i$c;:iler var artik. .. Tabii Karabo.k'te de b~ta hem$ehricilik olmak iizere c;:eki$meler var; fakat iskenderun'daki boyutlarda degil. Sun u da soylemek gerek: Siyasal ve partisel aynmlar da iskenderun kadar net degil. .

48

- <;elik-i~'in (Ok az: sendikada rastlanan bir yapm var. <;ok farkh siyasal ge(m~leri, go~leri olan unsurlar aym (at1 altmda. Siz bu deneyiminizden ne gibi sonu(lar pkardm1z, pkanyorsunuz?

M.Tiirker: Ben her yerde soyliiyorum: Bizim sendikada her siyasal g6rii$ten yoneticiler var. Arna hepsi once sendikac1. Bu c;:ok c;:ok onemli bir niians. Sendikac1hg1, d1$mdaki bir atmosfere ta$Imak isteyenler elendiler. Sendikao her siyasi partiyle miinasebet kurabilmeli. Ben Sosyalist Parti'nin de, DYP'nin de, SHP'nin de toplanulanna gidiyorum; Tiirk-i$'in panellerine kauhyorum, Otomobil-i$'le oturup ortak ac;:1klama kaleme ahyorum. Bunlar kay1p degil. Bu hareketler, Turk i$c;:i hareketinde yeni bir alamm oldugunu gosteriyor. Her siyasi partiden insanlar olacak sendikada; ama sendikac1 olacaklar! Su da var ki, sendikac1, MC::P'li de olsa, ekonomik bakimdan, ekonomiye bak1~1 bak1mmdan sonu¢ta sola meyyaldir. Genellikle boyle olur. Ben $Una inamyorum: Patti, bolge vs. aynmlanm on plana c;:1kanrsak, i$c;:iler olarak hepimiz zarar gon1yoruz. <::elik-i$ yillard1r hic;:bir egitim yapmam~u. Bu grev, pahah da olsa, bizim ic;:in c;:ok onemli ve iyi bir egitim oldu. Bir sosyal demokratla bir eski MHP'li beraber c;:ah~abildi bu siirec;:te. Her iki tarafta da! iskenderun ~ubesi eski MHP'li, Karabiik $Ubesi ba$kam sosyal demokrat; onlar da genel merkeze kar~1 beraber hareket edebildiler! Onemli olan burada gerc;:ekten sendikac1hk yapmakla hiikiimetin, i$verenin . kuc ..gmda sendikac1hk yapmak arasmdaki aynm. Eskiden AP ile MHP veya MSP, CHP ile de bazen MSP i$birligi yapard1 sendikalarda. 12 Eyliil'den sonra i~c;:inin diinya gon1~ii degi$ti. Ne a$m sola veya saga, ne de p1smk liberal bir c;:izgiye gitmez kolay kolay. Uyamk bir $ekilde, kendi haklam, hukU:kunu koruyabilecegi yollan anyor. Bu nitelikte yoneticileri anyor. A.Kaplan: Genel ba$kamm1z Dogru Yolcu. Ben solcuyum. <;:izgilerimiz hala farkhdir. Arna kitle oniinde bir biitiinii temsil ediyoruz. 17 Eyliil gl1n0., Karabiik'ten gelen dort i$c;:i arkada~, sozle~meyi imzalayanlara sald1rd1 genel merkezde. Yeni kurulan Ankara ~ubesinin ba~kan­ hgma atanan Naci Bayamh da sald1rd1. KarabO.k'ten gelen i~c;:iler solcu, Naci Bayamh eski MHP'li. Saldird1g1, kendi eski iilkiida~lan! Neden solcularla bir olup o insanlara saldmyor? Klasik solculuk, devrimcilik ~ablon­ lanm b1rakmak gerekiyor. Tiirkiye i$c;:i sm1fi bir robot degil artik. Lenin'in Sol Komiinizm: Bir <;:ocukluk Hastah~' m boyle ~ablonculuk yapanlann iyi okumas1 laz1m. Tiirkiye'de solcu gec;:inen birc;:ok insan at gozliiguyle bak1yor geli~melere. 50-60 ya~mda insanlar iistiinii soyunup yiin1dii Karabiik'te, "hen sm1fim" diye bag1rd1. 1980'den evvel yiin1tebilir miydiniz, dedirtebilir miydiniz? Bug11n diizenden yana olanlan rahatsIZ etmeye ba~layan, kendiliginden geli~en bir hareketlilik var i~c;:i sm1fmda. Dii$iiniin, neden Tiirk-Metal'in ba$kam Mustafa Ozbek c;:1k1p 'Tiirkiye'de i~c;:iler parti kursun!" diyor? Sendikamn tabamndaki kipirdanmalar dedirtiyor ona bunu.

Birikirn 6 / EKIM 1989


- Grevden elde ettiginiz temel dersleri, sonu(lan aktanr mmmz? M.Tiirker: Bu uzun siireli grevde, yasalarda grev hakk1mri uygulanmas1m k1s1tlayan ac;:1klan; ve i~veren orgiitlerinin ve hiikiimetin yasalarda ac;:1kc;:a belirlenmi~ noktalarda bile nas1l yontemler kullanarak grevi kmc1 hareketler yapabildigini gordiik. Bu bir. iki: Ozel sektor i~yerlerinde i~verenlerin bir i~giiriii bile kaybetmemek ic;:in imkanlanm zorlarken, kamu i$yerlerinde i$verenin, bilhassa da hiikiimetin ne kadar duyars1z olabildigi goriildii. Oysa mesele, i$ye.r inin esas sorumlusu denebilecek gene! miidiire sorumluluk b1rak1ld1g1 zaman i$ ne kadar c;:abuk halledildi! Bu grevde, Tiirkiye i$c;:i hareketinde 1980 oncesinde bile olmayan bir dayam~ma ruhunun yaranlabildigi, yaranlabilecegi de ortaya c;:1kn. Birbirimizi kar$Ihkh olarak ele~titdigimiz Hak-i~ ve Tiirki~, aynca bagims1z Otomobil-i$, Tiirkiye c;:apmda biiyiik destek verdiler. Bunun yamnda ferden i~c;:iler de dayam~ma gosterdi. Boyle bir dayam$maya ihtiyac;: oldugunu da biz gordiik. Eskiden sendikalar ve i~c;:iler kendilerini ilgilendirmeyen grevlerde duyars1z davramrd1. Bundan sonra boyle olmas1 miimkiin degil. Gerc;:ek i$c;:i dayam~masm1 yaratabilmek ic;:in koordinasyonun gerekliligi de ortaya c;:1kt1. Ben ~oyle dii$iiniiyorum: Grevlerde bu dayam$mayi biiyiik boyutlara ula~nrabilmek ic;:in, farkh sendikalann temsil edilecegi bir koordinasyon orgiitlenmesi gerc;:ekle~tirilebilir, bunun ic;:in c;:ah~mahyiz . Yalmzca grevde kullamlmak iizere biiyiik grev fonlan olu~turulmah. Ve bu artik miimkiindiir. Simdi iskenderun'da, Karabiik'te bizim i$c;:imize gidip "arkada$, falan yerde grev var, 10 bin lira at" dendigi zaman, 20 bin lira atar i~c;:i. <;:iinkii hem kendisi ic;:in boyle bir dayam~­ mamn yap1ld1gm1 gordii, hem de liizumuna inand1. Eskiden sendika ic;:in 25 kuru~ fazla para kestirildigi zaman k1Z1yordu kamu i$c;:isi. Biz grev b~lad1gi zaman yard1m yapacak imkanlara sahip degildik. i~c;:i de bizden hie;: para istemeden karar verdi, ba$lad1 bu greve. Herkese 50 bin lira vermeye kalksamz bile, 1.5 milyar lira ediyor. Biz ancak, c;:ok acil durumda olan iiyelerimize ufak miktarlarda yard1mlar yapabildik. A.Kaplan: Grev, dost kim, dii~man kim, onu gosterdi. Kimi durumda, agabeyi, karde~i bir i~c;:iye ekonomik anlamda yard1mc1 olmad1. Fakat gec;:mi~te birbirine ters say1lan i~c;:i gruplan, sendikalar birbirine en azmdan ekonomik anlamda yard1mc1 oldu. Ekmeginin dilimini payla~masm1 bildi. Bu dayam~ma bize c;:ok biiyiik giic;: verdi. Bundan sonra, ba$ka i~kollannda yap1lacak grevleri, bizim ~c;:imiz sonuna kadar destekleyecektir. Tiirk-i$ c;:ok kapsamh bir dayam~ma gosterdi. Bunu niye yapn? <;:unkii tabanmda, bir ~eyler yapmas1m isteyen bir kitle ol~tu Tiirk-i~'in. 1989'a girilirken, Tiirkiye'de, daha sonra "ba-

har eylemleri" ad1 tak1lan eylemlerin yap1lacagm1 ongoren bir tahlil var m1yd1? i~c;:ilerin kendiliginden geli~en tepkisel eylemleri ba~lad1 Tiirkiye'de. Bunu kimse onleyemez ve amk sendika yoneticileri de bu tepkiye duyarh olmak mecburiyetindedir. iskenderun'u bilmiyorum, ama Karabiik'te esnaf c;:ok biiyiik yanh~hklar yapn. Esnaf, grevin bir an evvel bitmesi isteginde oldugu ic;:in, "sendika grevi mahsus uzauyor, para alm1~lar" gibi dedikodularla, sendika yoneticilerini i~c;:ilere kar~1 karalamaya c;:ah$tI. Grev uzad1kc;:a i~c;:iyi suc;:lad1. i~c;:ile­ rin evine mektup gondererek bon;lanm odemeye c;:agird1 birc;:ogu. Zaten i~ yapamad1klanm soyleyip diikkanlanm kapatmaya, kepenklerini indirmeye yonelik c;:agnlara ka~1hk vermediler. Hatta 18 Eyliil Pazartesi giinii ge- • nel ba~kamm1z grevi bitirirken tiim Karabiik halkma ve bu arada esnafa te~ekkiir ettigi zaman, i$c;:iler esnaf1 yuhalad1. Esnafa kar~1 bir tepki olu$tU. Bu da i~c;:ilerin mesela diger ba$ka sendikalara giivenebilecekleri gibi esnafa giivenemeyeceklerini; kiic;:iiguyle biiyiigiiyle sermayeden ayn, bag1ms1z bir sm1f olduklan dii$iincesini giic;:lendirdi. - Bir ay i(inde ~ube kongreleriniz, sene sonunda gene! kongreniz var. Sendika i(:i mucadeleler ve Turk-i$'Ie

birle$me du$1incesi uzerine ne dli$tlnuyorsunuz? M.Tiirker: Grev bitti. Aslmda dayam$manm bundan sonra da siirmesi laz1m. Tiirkiye'de yasalardan kaynaklanan kis1tlamalar, bo~luklar dayam$mayla a~1labilir. Ve tek bir konfederasyon ic;:inde biitiin sendikalann yeralmasmm yolunu bulmak laz1m. Ayn yakla$1mlar olabilir, gene de aym konfederasyon ic;:inde yer ahnabilir. Otomobil-i$'te de zannederim bu egilim var. A.Kaplan: Tiirk-i$ bu genel kurulda tiiziigiinii degi$tirmek isteyecek. Prensipteki d11$iinceleri ~u: Birden fazla sendika da (aym i~kolunda) biinyelerine girebilsin, sonra biinye ic;:inde birle$sinler. Biz Tiirk-i$ bunyesine girebiliriz, fakat kesin olarak Tiirk-Metal'le birle$meyiz. <;:iinkii Tiirkiye'de sendika ic;:i demokrasiyi katleden bir sendikad1r Turk-Metal. Sendikadaki muhalif kanat, yani yetkili olmad1klan halde bu sozle$meye imzayi atanlar, bu noktada Tiirk-i$'e kaulmamayi yegleyeceklerdir. <;:unkii sendikanm ezilip, zayiflayip, giic;:siizl~ip ondan sonra Tiirk-Metal'e kat1lmak zorunda kalmasm1 saglamak isteyeceklerdir. Hatta l 990 ba~mda yayinlanacak olan i~­ kolu istatistiklerinde <;:elik-i~'in yetki barajm1 gec;:memesini saglamak ic;:in birtakim hareketler yap1labilir. Biz bu bakimdan, ozellikle iskenderun'da fabrika yonetiminin, birc;:ok i~c;:iyi disiplin kuruluna vererek aulmalanna yo! ac;:abilecek uygulamalann oniine gec;:meye doniik 6nlemlere, toplu sozle~menin ek protokoliinde yer vermeye biiyiik onem veriyoruz.

49


Deniokratik kitle orgiitlerinin yeni yiizii: Bir teorik \:er\:eve taslag1 SUKRO AKSU

50

l 980 oncesi tarihimizde ozgiin bir yeri olan demokratik kitle orgutleri (DKO), 1974-80 aras1 donemde toplumsal muhalefetin evriminin, ba$an ve ba$ans1zhklanmn izlenebilmesini saglamas1 bak1mmdan da onemli gorunmektedir. Sendikalar, meslek odalan, ogrenci-ogretmen-memur demeklerini ic;:eren bir orgiitler kompleksi olarak faaliyette bulunan DKO'ler, 1980'lere gelirken olu$an kaosun ic;:inde etkinliklerini giderek yitirdiler. Her $eye kar$1Il, kendini duzene muhalif olarak tammlam1$ yiizbinlerce insamn siyasal faaliyeti ic;:in platform olan bu orgiitler, bugiine, ozgiiri ve gelecek ic;:in ac;:1hmlar saglayacak deneyimler b1rakt1lar. Son y1llarda canlanan sol ic;:i "muhasebe" tattI$malannda bu orgiitlere ve orgiitlerin ic;:inde gosterilen politik faaliyetin bic;:imine ili$kin soylenecekc;:ok $ey olmahd1r. DKO'lerin nas1l orgiit olmaktan c;:1k1p B.Brecht'in deyimiyle 1 aygit (kemiksel c;:an, iskelet) haline donii$tuklerinin ve bu siirec;:te kitlelerin orgiitlerinden "dokiilmelerine" yolac;:an faktorlerin neler oldugunun aynntllanyla incelenmesi gereklidir. Bu orgiitlerin ozerkliklerinin gormezden gelinmesi, "en geni~ kitle ic;:inde en dar kadro c;:ah$masmm" yap1labilecegi yerler olma ozelliklerinin one c;:1kanlmas1, ba$ka bir yerde de yaz1ld1g1 gibi 2, "sol siyasetlerin DKO'ye etki etmeyi kendi performanslanna tercih etmeleri", geni$ kitlelerin siyasete kahCI olarak kat1lmas1m saglayacak demokratik kurumsalla~mamn olu$turulamamas1, insanlara-bireylere yukardan bakan, onlan "bilinc;:lendirmeyi", "k1Z1$tlrmayi" hedefleyen ve ic;:inde ileti$im kavram1 bannd1rmayan bir soylemin egemenligi hemen akla gelen faktorler. Dogal ki, l 980'lere gelirken artan olumsuzluklardan sadece bu orgiitlerin yonetimlerinde etkin olmu~ sol siyasetleri sorumlu tutmak ac;:1klayic1hga sahip degildir; donemin c;:ok yonlii sosyolojik-siyasal analizi gerektiren ko$ullan ve "ic;: sava$"a varan terorize olmu~ toplumsal ortam1 yu-

kanda sayilan faktorleri ku$atmaktad1r. Bununla birlikte, kendi eksikliklerimize-politika yapma tarzlanm1za donuk ele~tiriler DKO degerlendirmesinde ozel bir ag1rhk ta$Imak zorundad1r. Gec;:mi$, olanca karma$1khg1, hayati hatalan ve bugune umut ta~1yan ozellikleriyle bizim (toplumumuzun, orgiitlerimizin) gec;:mi$imizdir ve gelecek, yaratilmayi beklemektedir. Son 4-5 yilm pratiginin de gosterdigi gibi, daha bilirn;li olarak yaraulmayi bekleyen gelecekte DKO'lerin onemli yeri olacaktir. 1980 sonrasmda, toplumun cans1z, statukoya raz1, umutsuz tutulmasm1 kahc1la$t1rmak ic;:in yap1lan onca yigmaga ragmen, geli$en, geli$meye aday olan toplumsal muhalefet her duzeyde kendi orgiitlerini aramakta, kendisi ic;:in d6$enmi$ raylann d1$mdaki eylem bic;:imlerine yonelmektedir. Giderek ag1rla$an ekonomik-toplumsal krizin devlet krizi ile tamamlanmaya dogru gittigi (ekonomik krizin ya$anan, manevi bir kriz olarak alg1lanma belirtilerinin goruldugu) bir doneme girilirken, a~ag1dan gelen hareketler ic;:in kahc1 muhalif kulvarlar yaratmak ve buralarda verili toplumun ic;: mekanizmalanna alternatif yap1lar kurmak bir gorev olarak oniimiizde durmaktad1r. Bu gorevin yerine getirilmesinde DKO'nun c;:ok onemli i$levi olabilecektir. Bu yaz1, bir meslek orgutu ic;:indeki deneyimlerden yola c;:1karak DKO uzerine d11$11nmeyi amac;:lamaktad1r. l

2

B.Brecht, Bay Keuner'in Oykiileri, s.28 Orgiit ve ayg1t: Stalin'in iiliimiinden sonra parti yeni bir i$leyi$ ic;ine girdiginde, bag1rd1 bir <;ogu: "Bizde orgiit yok, aygu var' Kahrolsun aygu!" Yold~ Keuner: "Aygtt partinin giiciinii ve partinin i$leyi$ini olu$turan kemiksel bir c;aud1r. Siz uzunca bir zaman salt bir iskelet gordiiniiz. 5imdi bunu siikiip atmaymiz. Eger sizler bu ayg1tm kaslanm, sinirlerini ve diger路 organlanm olu$turursamz , iskelet goriinmez duruma gelir" dedi. Ra$it Giikc;eli, Demokratik Kitle Orgiitleri Ozerine; K1yi Yayinlan, S.28 Birikim 6 / EKiM 1989


GENi~ KiTLELERiN SiYASETE KATILMA OIANAKIARI VE DEMOKRATiK KiTLE QRGUTLERi

Bugiin, yakalanmas1 gereken ve kai;:mlmas1 ii;:in egemen siyasi giir;:lerin biitiin yollan denedigi temel moment, geni$ kitlelerin siyasete kan$mas1-kaolmas1d1r. Bu amai;: ii;:in yola i;:1karken, toplumsal statiikoyu biitiin noktalanndan zorlayatak her tiirden muhalif egilimleri-akimlan kapsayabilecek bir kitle-siyaset ili$kisi bak1$ma ihtiyai;: vardir. 1980 sonras1 donem, kitle-politika, insan-politika ili$kisinin olumsuzland1gi ve bireylerin kendi toplumsal geleceklerine miidahale etme ihtiyacmm gei;:ersizle$tirilmeye i;:ah$1ld1gi, boylece "toplumsal paralizi" yaraolmaya u~1ld1gi ozel bir donemdir. Daha onceki donemin tehlikeli olarak nitelenen toplumsal muhalefeti, "daha ikinci giin bile dolmadan denetim altma almabilen ve i;:ok sayida siyasal ka~1 giii;: odagi olmayan gorece basit toplumsal yap1"nm 3 miisaade ettigi otoriter rejimle etkisizle$tirilmi$tir. Bu sonui;:ta, 1980 oncesindeki DKO'de, kitlelerin ve tek tek bireylerin orgiitleriyle kurdugu ili$kide belirlenme, yonetilme "arai;:la$tmlma", "manipiile edilmeye elveri$li" konumda goriilmeyi ii;:eren bir siyaset-kitle ili$kisinin bulunmas1 da az1msanmayacak bir rol oynam~nr. insanlarla, kendileri ii;:in miicadele eden, bu nedenle agir sorumluluklarla kar$1 ka~1ya olan yoneticiler arasmda egemen siyaset yapma kahplanna benzer bir i$b6liimiiniin olmas1, kitlelerin kendi ba$lanna gelen biri;:ok olumsuzluktan yoneticilerini ve yoneticilerinin ait oldugu egilimleri sui;:lamasma, sonui;:ta da, toplumsal geleceklerinde soz sahibi olma hakkindan gomillii olarak vazgei;:melerine neden oldu. Tek tek bireyler, kendi ki$iliklerine ii;:tenlikle hiirmet edildigi, verili kurumlar ii;:inde ya$ayamad1klan ili$kileri iiretebildikleri kitle orgiitii imajma sahip olamad1lar. Eklenebilecek biri;:ok nesnel ve oznel faktoriin de etkisiyle 1980 oncesi DKO'leri, geni$ kitlelerin siyasete kaulma isteklerini kahnla$Uracak demokratik olanaklan yaratamad1lar. Diinyadaki ve iilkemizdeki geli$meler, ozellikle son bir yil gozoniine almd1gmda, kitle inisyatiflerini temel alan, ~itlik ve hak soylemlerini one i;:1karan yeni bir toplumsal muhalefet dalgasmm belirtilerini sezdirmektedir. Bau iilkelerinde modern kapitalizmin yaratllg1 sorunlar i;:eri;:evesinde ortaya pkan, Polonya, Macaristan ve SSCB'de yonii heniiz belirlenmemi$ ama demokratik degerlere doniik duran hareketlerin izdii$iimlerini iilkemizde de bulmak miimkiindiir. Son bir yildaki i$i;:i-hekim eylemleri ve bu eylemlerin onaya i;:1kard1g1 kitle dinamikleri, geni$ kitlelerin kendilerine dayaulan statiikonun ve ya$anan krizin sonur;:lanm emmeye yonelik politikalann (ANAP'ta temsil edilen sag populist soylem) etkisinden s1ynlmaya ba$lad1gm1 gostermektedir.

Yukanda deginilen ve her yoniiyle yeni oldugunu sezdiren bir doneme girildigi dii$iiniildiigunde, a$agidan gelen hareketlerin 6rgiitlenmesinde, kitlelerin sosyo-psikolojik durumunu anlayan ve onlann yeni bir orgiitinsan, kitle-politika ili$kisi istediginin farkinda olan DKO'niin onemli bir olanak olacag1 soylenmelidir. Boylesi bir DKO anlayi$mm olu$turulmasmda, benzer sorulan kendi iilkeleri ii;:in soran ve kitleler ii;:in yeni siyasalla$ma bii;:imleri-ii;:erikleri sunmas1yla geni$ tartl$malar yaratan Bau'daki yeni muhalif akimlar esinleyici olabilecektir. "TOPLUMSAL <;:ELi~KiLERiN YAPISAL <;:OGULLA~MASI" VE DKO'LER

Demokratik kitle orgiitlerinin hangi toplumsal r;:eli$kilerden dogan tepkileri orgiitleyecegi ve bu r;:eli~kilerle kapitalist toplumun temel i;:eli$kisi arasmdaki dolayimlann nas1l kurulacag1 onemli bir konu ba~hgim olu$turmaktadir. Ger;:mi$te, 6zgiil i;:eli$kilerin dogas1 iizerine analitik bir yakla$1mla egilinmemesi bu orgiitlerin diizen ii;:i ve d1$1 i$levleri konusunda ka~1kl1ga yolai;:m1$0r. Bau'daki yeni muhalif akimlan hazirlayan nesnel surei;:ler, konuyla ilgili solcu dii$iiniirleri ilgilendiren en onemli konudur. Bunlardan biri olan Claus Offe'nin Bau Almanya'daki gozlemlerinden yola i;:1karak soyledikleri ve onerdigi kavramlar, DKO ii;:in de yararh olabilecek ozellikler ta$1maktadir. 4 , Offe, "sosyal refah devletinin, buna bagh olarak devleti;:i ideolojinin ve bu mutlu toplumsal tablonun ekonomik-siyasal etmeni olarak korporatist ili$kilerin yeni uygulanan politikalar tarafmdan tasfiyesi" siirecinin nesnel nedenlere bagh oldugunu ileri siiriiyor ve "sosyal refah devletinin, kapitalizmin uluslararas1 orgiitlenme senaryosu ii;:inde arnk yerinin olmad1gim, gelecekte de olamayacagm1 belirliyor." 5 Bu nesnel siirecin, ba$ka faktorlerle birle$erek (ornegin, "ihtiyai;:lann arnk mal bii;:iminde tatmin edilemeyecek olmas1" vs.) zorunlu gibi goriinen bir devlet bunahmma yolai;:t1gm1, bunun da hem egemen sm1flar tarafmda hem de isyanc1 giii;:ler tarafmda "devleti es gei;:mek" formiiliiniin kullamlabilecegi geli$melere neden oldugunu belirtiyor: "... Aym $eyler ka~1 tarafta, $ehirde, ekolojide, okulda, saghk kesiminde, i$letmelerde i;:eli$kileri ta$1ya,n ve dile getiren toplumsal hareketler ve giii;:ler ii;:in de soylenebilir - orada da, Ball Alman devletinin siyasi kurumlar sistemi ii;:inde asla 6ngoriilmemi$, yap1lanmalar ve eylem bii;:imleri sozkonusu. Yani hem egemen sm1flar tarafmda -eger meseleyi basitle$tirmek ii;:in bu kavram1 kullanacak olursak- hem de isyanc1 giir;:ler tarafmda bii;:imlerden kopma var: herkes siyasal sistemin ve kurumlann olu$turdugu yap1 ii;:inC.Offe, "Devleti es ge~mek mi?", soyle?i, Defter, sayi: 7, s.22-36 A.g.y. s Tami Bora, "Offe'nin soyle?isi iizerine sesli dii~iinceler", Defter, sayi: 7, 1988, s.18, 21

3 ~

SJ


de do?enmi? raylann d1?lha ta?an eylem bic;imlerine el anyor." Offe, yeni muhalif ak1mlann, "toplumsal c;eli?kilerin yap1sal c;ogulla?mas1" olarak tammlad1g1 siireci yans1tngm1 ve bunun bir anla.m da "toplumsal c;eli?kilerin tiimiinii sm1f c;eli?kisi odagma indirgemek ve ondan sonra da her diizeydeki c;eli?kiyi bu c;eli?ki hiicresinden tiiretmek" ?eklinde ozetlenebilecek Marksist ortodokslugun ba?ans1zhg1 olarak yorumlanabilecegini soyliiyor. Hemen arkasmdan, 'Toplumsal rakibimizin saldmlacak dort noktasm1" ayirdediyor: 1) Emek-sermaye ili?kisi, 2) Bundan ayirdederek, teknolojik rasyonalitenin egemenligi, gene bundan ayirdederek, 3) BOrokratik rasyonalitenin egemenligi ve son olarak, 4) Aile ve patriyar~ kal bic;imler, toplum mensuplanmn giindelik yeniden Oretimi. Offe'nin geli~mi~ kapitalist Olkelerdeki gozlemlerine dayanan formiilasyonlanmn Olkemiz ic;in aynen gec;erli olmas1 mumkiin olmamakla birlikte, bizi ba~ka r;eli~足 ki alanlannm bu yakla~1mla analiz edilmesi yonunde uyanyor ve bagh olarak, DKO'lerin c;aguacag1 tepkilerin hangi c;eli?ki alanlanndan ureyecegi konusunda gorfl? ufku saghyor. Bu baglamda dikkate almmas1 gereken temel noktay1, iilkemizde de 1980 sonras1 uygulanan yeni ekonomik politikalann "sosyal devlet"i yoketmeye yonelik ozellikleri gozonflne almd1gmda, bu sOrecin ortaya c;1kard1g1 muhalif potansiyellerin nerede ve nas1l orgOtlenecegi olu~turmaktadu. DKO, gec;mi~te oldugu gibi, bugOn de geni? kitlelerin tepkilerini donu?tflrmek iizere orgutleyebilecek temel orgutlenmeler olarak goriinmektedir. Yukanda belirtilen c;eli~ki alanlannm ozgOlliigune hiirmet edilerek olu~turulacak-yap1lan足 dmlacak DKO politikalan umulan toplumsal-siyasal tepkilerin orgutlerine akmas1m saglayabilecektir. DKO'ler, Offe'nin formulasyonu izlenerek soylenecek olursa, daha c;ok emek-sermaye c;eli?kisi dt?mdaki alanlardan iireyecek tepkileri orgutlemeye aday goriinmektedir. Bununla birlikte, Olkemizde emek-sermaye c;eli~足 kisi diger c;eli?ki alanlanm Bau iilkelerine gore daha az dolay1mla ku?atmaktad1r. Bu nedenle, yukanda say1lan c;eli?kilerin emek-sermaye c;eli~kisiyle ili~kilendirilme足 si daha fazla onem kazanmaktad1r. DEMOKRATiK KiTLE ORGOTLERiNiN i$LEvi i<;:iN <;:ER<;:EVE

52

Yukandaki analiz DKO'nun i~lev r;erc;evesinin daha geni~ ve bu orgOtlerin ili?ki kurdugu kitlelerin ya$ad1gi c;eli?kilere daha hurmetkar olarak tammlanmasma olanak saglamaktad1r. Bu olanak sayesinde, DKO ic;inde yuriitulecek miicadelenin tum toplumsal sistemi kapsamasmm dolayimlan da elde edilebilecektir. Gec;mi$te DKO'ye yiiklenen "kitlelerin ekonomik-demokratik haklan ic;in miicadele etmek" i$levi, kitlepolitika ili$kisi konusunda ac;1khga-derinlige sahip de-

gildi ve/veya ongoriilen daha yiiksek mflcadeleler ic;in kitlelerin "arac;la?tmlmasm1" z1mnen ic;ermekteydi. Yine bu tamm, DKO ic;inde yuriitiilen mucadele ile toplumsal sistemin tumden ortadan kaldmlmas1 mflcadelesi arasmdaki ili$kilerin dolayimlanm gozden kar;trma tehlikesi ic;eriyordu. Bu a~lay1$m dogrudan sonucu, neredeyse butun DKO'de yiiriitiilen mflcadelenin benzerligi oldu. Vurgu, surekli miicadelenin amacma yap1ld1gmdan, bireylerin miicadele ve orgflt ic;indeki i?levi hep ikincil goriildo. Bu 6rgiitlerin 6zgul r;eli$kiler alanmda yapabilecekleri "hafifsendi" ve nihai miicadele kahb1 biitiin dokunulmazhgt ile her yeri kaplad1. Daha once sozO edilen donemin 6zg0l ko~;ullannm da etkisiyle, bir sure soma insanlar kendileri ile 6rg0tleri arasmdaki ili$kiyi kavrayamaz hale geldiler ve bugflne sarkan olumsuz amlarla 6rgiitleriyle aralannda kendi sinizmlerine de tekabul eden bir duvar ordiiler. Bu saptamalann I$Igmda, bugiin, DKO'niin i$levlerinin yeniden ve berrak bir bir;imde tammlanmas1 gerekmektedir. 1. DKO'ler, verili toplumsal ili$kilerin Orettigi ve her toplumsal grup ir;in farkhhk arzeden, bu nedenle de s1mf c;eli~kisi odagma ancak dola)rimlan ile indirgenebilecek c;eli$kilerin Orettigi toplumsal ve siyasal tepkilerin orgutlenmesini amac; edinmelidir. Bu orgutler, kitlesinin ya?ad1g1 c;eli$kilerin ozgiilliigiine hiirmet etmek ve bu c;eli$kilerin varolan toplum ic;inde c;6z0lmesi ic;in mucadele etmeyi amac;lamakla birlikte, kapitalizmin bir ekonomik-toplumsal sistem olarak ortadan kaldmlmasm1 bir "ufuk" olarak 6nlerine koyacaklard1r. 2. DKO'ler, kuracag1 yapilarla, ya$anan ve bireylerin inisyatiflerini d1?anda b1rakan anti-demokratik siyasetinsan ili$kisini kiran, bunun yerine insanlann butOn zenginlikleri ile varolmalanna olanak saglayan altematif orgutler olmahdir. 3. DKO'ler, daha once sozu edilen "toplumsal c;eli$kilerin yap1sal r;ogulla$mas1" temelinde radikal demokrasi amacma doniik olarak, "politik mucadelenin verildigi mekanlann c;ogullugunun in~asma" 6 yard1m edebileceklerdir. Bu nokta, sol ak1mlann siirekli gundemde tutmas1 gereken "toplumun sivil orgutlerinin devletle arasmdaki mesafeyi bulamkla~urmaya ba$lamas1, boylece koklu bir devletc;ilikten koparak, politik perspektifine ozgiirlukc;ii bir boyut kazand1rmas1" 7 ile ilgili olup, iilkemiz ac;1smdan ozel bir onem arzetmektedir. 4. Yukanda say1lan ve daha c;ok geni~ i$lev olarak nitelenebilecek i$levlerin yamsira, DKO'ler, kitlesinin k1sa donemli isteklerinin (omegin hekimlerin nobet paralan vs.) c;ozOmlenmesi ic;in hic;bir "hafifseme" ta$1madan aktif mucadele yuriitecektir. Bir ba$ka deyi$le, es0 E.Laclau , "S1mf

Sava~1

ve Sonras1", Birikim, Eylill 1989, say1: 5,

s.27 7 A .g.y.

Birikim 6 / EKiM 1989


kiden kullamlan ekonomik-demokratik haklar i<;in mucadele amac1 ile diger ama<;lar arasmda hiyerar~ik bir ili~ki kurulmadan ve/veya diger amai;lara zemin te~kil etmeyi ama<;lamadan (Bu bak1~ta pragmatizm gizliydi ve kitleler bunun farkmdayd1: "Biz kitlelerin ekonomik-demokratik haklan i<;in mucadele edersek onlarla ili~ki kurmam1z kolayla~1r") mucadele gundemini belirleyecektir. 5. DKO'ler, i<; yap1lannda ve soyleminde tek tek bireyleri dikkate almah, onlann verili kurumlar i<;inde ger<;ekle~tiremedigi yetenekleri-yaranc1hklan i<;in kanallar ai;may1 hedeflemelidir. 8 SOSYALiST MUCADELE VE DEMOKRATiK KiTLE ORG0T0 iLiSKiSi 0ZERiNE BiRKA<;: SOZ

DKO'ler, varolan toplumun en radikal muhalifleri olmalan dolay1s1yla sosyalistleri dogrudan ilgilendillllektedir; ge<;mi~te oldugu gibi, bugun de halkm, demokratikligi asli oge olarak ta~1yan orgutlenmelere sahip olmas1 en i;ok onlarca istenebilir. Ge<;mi~te yap1lan yanh~lann tekrarlanmasm1 onleyecek teorik-pratik berrakhga ve hayale sahip olmak, bugun, her zamankinden daha onemlidir. • Sosyalistler, kendi toplum projelerinin ozelliklerini hayann her alanmda gorunur k1lmay1 becem1eli, bunu yaparken insanlann daha <;ok ozgflrluk, daha <;ok bireyselliklerine hurmet edilme arzulanm dikkate almahd1r. insanlann, hiyerar~iyi, kauhklan, bireyi atomize eden, haddini bilmesini i<;selle~tiren anlay1~lan i<;eren verili orgiitlenmelerden, benzer ozellikleri ~u veya bu bi<;imde ta~1yan orgutlenmelere gelmesini beklemek ger<;eklikten uzakur. • DKO'lerin "yararlamlabilecek" orgfltler olarak gorulmesi terkedilmelidir. Gei;mi~te s1k<;a ya~anan, orgiit yonetimlerinin her ne pahasma olursa olsun ele ge<;irilmesi manngmm yola<;ng1 aci olaylar ak1ldan <;1kanlmamahdir. Bu orgiitler, sosyalistler aras1 k1yas1ya mucadelenin platformu yap1lmamah, orgutlerin ozerkliklerine ve kendi dinamiklerine azami ozen gosterilmelidir. • DKO'lere yalmzca, kapitalist toplumda varolabilecek orgiitler olarak degil, sosyalist toplumda da onemli i!?levler yiiklenebilecek bir perspektifle bak1lmahd1r. • Bu saptamalann I!?Igmda ve yukanda anlanlmaya <;ah!?Ilan DKO anlayi~1 <;er<;evesinde sosyalist miicadele ile DKO'de yiirfltiilen miicadelenin eklemlenmesinde "kar!?I-hegemonya" kavrammm yararh olabile~egi dii!?iiniilebilir. Sosyalistler, DKO'ye egemen sm1flara kar!?I "hegemonik biitiinle~tirme"nin saglanabilecegi orgfltler olarak bakabilirler. Bu baki~ , yazmm ba~mdan beri vurgulanan DKO'niin 6zerkliginin-6zgfllliiguniin korunmasm1 saglayacag1 gibi, hegemonyanm yonetimler diizeyinde kavrarunas1 yerine, kitleler diizeyinde kavranmasma olanak saglayacaknr.

OLASI SORUNLAR

Bu yaz1, ge<;mi!?te ihmal edilenlerin vurgulanmas1 ve daha <;ok kitle-politika ili~kisinde geni~ orgfltlerin onemine dikkat <;ekineyi ama<;lamas1 nedeniyle, DKO'nun gene! siyasi miicadele i<;indeki yerini abartma izlenimine yolai;abilecektir. Yeni donemde, sosyalizm ile demokrasi arasmdaki ili~kinin berrakla~nnlmas1 ve genel olarak her tiirden "devletin" olumsuzlanmas1 temalannm tartl~ma giindemine girecegi gorulmektedir. Bu saptama i~1gm­ da, DKO ve degi~ik muhalif ak1mlan toplayacak orgfltlerin ta!?1yabilecegi misyon onem kazanmaktadir.9 Bu nedenle, sozii edilen "abartma izleniminin" ho~gorul­ mesi gereklidir. Bununla birlikte, DKO'niin ve genel olarak yeni muhalif akimlann ta~1yabilecekleri anti-statiiko potansiyelin sm1rlannm ve ortaya <;1kabilecek sorunlann farkmda olunmas1 da onemlidir. DKO'de verilecek mucadeleyi ve yeni muhalif ak1mlan bekleyen en onemli tehlike, "Bir iktidar olu~umuna, egemen sisteme meydan okumaya varmayan, sadece sistemin periyodik olarak rahats1z edilmesine" 10 yola<;an ozellikler gostermesidir ve bu daha <;ok yeni muhalif ak1mlar i<;in sozkonusudur. DKO i<;in esas tehlike, diizen i<;in rahatsiz edici gu<;lerin, ba~ta sendikalar olmak iizere "kasaya konulmas1, baglanmas1 ve sonu<;ta bu orgutlerin mu~terek icra kurumlan haline donu~turulerek 1hmhla~tmlmas1 ve kendi kendilerini k1s1tlamalandir." 11 Bu tehlike, yonetimlerine sosyaldemokrat ve/veya "reformist" <;izgilerin egemen oldugu kitle-meslek orgiitleri i<;in yakm zamanda ya~anm1~ bir tehlikedir ve bir omegi haziran aymdaki hekim eylemleri s1rasmda gorulmii~tiir. 12 Olkemizde, devleti;i ideolojinin tek tek bireylere nufuz eden gii<;liilugii dii~iinuldiigiinde, DKO'lerin bu ideolojik etkiden bireyleri kurtarabilme olanaklan yaratmas1 gerektigi gibi, yonetimlerin ve orgiit i<;i yap1lann bir kategori olarak devletle teorik hesapla~masmm onemi buyiiktiir. DKO'leri devletle her tiirden eklemlenmeyi anmda reddedecek kontrol mekanizmalanm kurmah ve buna donuk siyasi-ideolojik berrakl1gi kendi i<;:inde olu~8

9

10

R.Goki;eli, a.g.e., s.28. "Bagims1z bireylerin demokrat olarak nitelendirilmeleri altmda yatan geri;egin ..." ~eklinde ba~layan paragraf olduki;a i<;erde bir yerlerde duran bireylere bile nas1l bak1labildigini gostcrmektedir. Mahir Say:m, "Birligin engcli: Dogmatizm'', Sosyalist Birlik, sayi: 5, s.45. ".. Eger sosyalist demokrasi ba~hg1 altmda soylenen ve daha soylenebilecek olanlan kendi ya?amlanmn ve miicadele bi<;imJerinin ger<;ek yaraUCISI durumuna getirebilmi~ 6rgiitJcnme\er olu~abilirse, bunlar arasmda pratik yakmla~mala­ ra temel olacak giri~imlerde de bulunmak gerekiyor. Boyle bir yakla~1mm ilk omekleri kitle orgiitlenmeleri i<;erisinde verilebilir.." C.Offe, "Devleti es gei;mek mi?", a.g.y.

11

Ag.y.

12

Siikrii Aksu, "Hekim Hareketi Eyliil 1988 - Haziran 1989'', Birikim, say1: 3

SJ


turmahdir. "Mu~terek icra orgam" alma tehlikesi bir sosyal-demokrat hukumet doneminde daha guclu bir olasil1k oldugundan, gelecek doneme yonelik teorik-pratik yigmak ~imdiden yap1lmahd1r. SONU<;:

DKO'ler, sosyalizmin temsil ettigi degerler sistemiyle geni~ kitlelerin temasa gecebilmesinin olanaklanm yaratabilme ve varolan to plum bicimine muhalif her turden potansiyelin orgiitlenebilmesi icin vazgecilmezligini bugiin de - belki dunden daha cok korumaktad1r. Gecmi~ deneyimler, toplumsal mucadeledeki geni~lemeyi dikkate alarak degerlendirilmeli, gecmi~ten sarkan ve kitlelerin belleginde hala korkuyu besleyen amlar olarak duran yanh~lann tekrarlanmasm1 onleyecek yap1sal mekanizmalar du~uniilmelidir. Kitlelerin taleplerini anla-

mayi saglayacak (kendi taleplerimizi onlann yerine ikame etmeyi onleyecek) ileti~imlerin kurulmas1, butun bunlann yanmda mucadele-birey, politika-birey ili~ki足 sindeki dolayimlann analitik bir cabayla yeniden incelenmesi gereklidir. Bitirirken, Rudolf Bahro'nun l 980'de soyledigi "insanlann (mucadeleye) olumlu (bir icerikle) baglanmalan, ancak bireyliklerini koruyup geli~tirebildikleri bir hareket alam olu~turabildikleri veya hatta buradan yola c1karak yeni bir kllltiirel blltiinliik, yeni bir cah~ma ve hayat bicimi yaratabildikleri noktada anlamhdrr" 13 sozlerinin bizim kitle orgiitu ve genel siyasi mucadele pratigimiz icin de cok onemli oldugunu dil~iinuyorum . !3

R.Bahro, Nasil Sosyalizm, Hangi Y~il, Ne i~in Sanayi, C:ev. Tami Bora, Aynnu Yaymlan, 1989, s.93-94.

54 Birikim 6 / EKiM 1989


K

T

A

p

E

L

Frans1z Devrimi'nin sesi TURKAY DEMiR

"B uylik" Frans1z Devrimi, ~-------tarihin kaydettigi en muaz~ ~ I e • • ••I zam toplumsal altust olu~­ lardan birisidir. Benzersiz DEVRDt YAZILARI olmakla birlikte "klasik" olarak tammlanm1~ ve siyasal yazmda da genellikle kendisiyle kurulan benzerlikler ve k1yaslar arac1hg1yla amlm1~ur. Marx, Fransa'nm siyasal yap1sma ili~kin c;ozumlemelerinde, ilkinde "trajedi", ikincisinde "komedi" olarak tarih Haz: Vedat Gunyol; Beige Ya· sahnesine c;1kan ki~ilerden y1nlan; 1st. 1989; 315 sayfa. ve olgulardan soz ac;u. Lenin, l 903'te, Rus Sosyal Demokrat i~c;i Partisi'nin Bol~evik ve Men~evik kanatlara boliinmesini Frans1z Devrimi'ndeki Jakoben-Jironden boliinmesiyle ka~1la~t1rd1. 1926'dan sonra Sovyetler Birligi'ndeki ic; miicadelelerde "Sovyet Tennidoru" deyimi olanca deh~etiyle yer ald1. Troc;ki, 1904'de Lenin'e yonelttigi bir ele~tiri vesilesiyle Marksizm ve Jakobenizmi birbirlerine kar~1t ola. . . .- . . . . . . . . 1• • 1 • I

t

, ••••• . ••• a•~•• I

E

T

A

s

rak tammlad1 ve sonralan da bu ili~ki iizerine defalarca birbirinden tamamen farkh degerlendinneler yapu. Frans1z Devrimi uzun bir sure "nesnel" bir tarih malzemesi olamad1. Klyaslama ve benzeti, gozleyicinin, devrimin giic;lerinin konumlan ve miicadeleleri ic;inde kendisini bir taraf addetmesine yol ac;1yordu. Siyasal bir tar~ma amac1yla devrim tarihine egilenler, ya~ad1klanm c;agn~nran bir e~ olaylar zinciri goriiyorlardi. 1 0 ~aira­ ne dinsel soyleyi~le : Ne ki olmu~ idi, olacak idi. Bu yakla~1m, dogal olarak, Frans1z Devrimi konusunda saglam bir gorii~e varmayi engeller. Siyasal yazmm en usta kalemlerinin Frans1z Devrimi'ne ili~kin yorumlanmn c;eli~ik vargdan ic;ermekten kurtulamamas1 bundand1r. Frans1z Devrimi siirekli bir hareketlilik ic;inde olmu~, fikirde ve eylemde zengin bir c;e~itliligi bannd1rm1~t1r. Ortaya c;1kt1g1 yer ve zamanm ozellikleri nedeniyle, oylesine kan~1k sm1f ve c;1kar farkl1hklanm, mutlakiyetc;ilikten komiinizan gorii~lere kadar oylesine c;eli~ik fikirleri ic;eriyordu ki, biitiin bu manzaranm smirs1z bir tartl~ma alam ac;mas1 kac;m1lmazd1. Devrime ili~kin tartJ~malarda bir kam birligine vanlm1~ olan noktalardan biri, onun bir "burjuva devrimi" oldugudur.2 Arna bu ortak ba~hk altmda soylenenler birbirinin aym, hatta birbirine ya~m degildir. Ortaya c;1kan sonuc;tan hareket ederek, devrimin geli~im evrelerinde bu sonucun i~aretlerini aramak bizi bir ac;1klamaya vardmr, ama bu ac;1klamamn dogrulugu ~iiphelidir. Boyle bir yorum nesnellikle c;ak1~ug1 durumda dahi, yigm eylemliliginin hakknp vermedigi olc;iide basitle~tidii~iiniip,

1

2

Bu benzetmelerin ne kadar etkili olabildiklerine giizel bir Omek olarak, Bkz. I. Deutscher, T~ki, II. cilt; Agaoglu Yay., 1970. Ozellikle ~u sayfalar: 325-330, 360 ve devamt, 445, 4 71-4 77. Bu konuda bir tartt~ma ir;in bkz. Franr;ois Furet, Fransiz Devrimini Yorumlamak, Alan Yay., 1989. s.137-141.

55


56

rici olmaktan kac;:mamaz. Fransa'da kapitalizmin geli~i足 mini one si.iriip, burjuvazinin feodalizmi tasfiye ettigini nesnel ko$ullar ve tarihi ilerleme retorigi ile kolayca ac;:1klay1veren kaba Marksist yakla~1mm boyle bir hatas1 vard1r. Esasta, Frans1z Devrimi, burjuvazinin feodalizme kar~1 mi.icadelesinden c;:ok daha fazlasm1 ic;:ermektedir. 1789'a on gelen yillarda, burjuvazi, c;:1kar farkhhklan olan c;:ok sayida gruba boli.inmi.i~ti.i , soyluluk da bir zi.imre olarak siyasal bir dayam~ma ic;:inde degildi. Ki.ic;:iik kthc;: soylulan paraya tiiredilere, toplumsal degi!?kenlige dii!?manhk duymaktayd1lar. Biiyiik ya da yonetici soylular arasmda da c;:an~ma eksik degildi. 3 Zanaatkar tabakamn toplumda onemli bir yer tutmas1 nedeniyle kent emekc;:ilerinin ortak tutum ve c;:1karlanndan s6z etmek giic;:le~iyordu. Zanaatkarlann yamnda c;:ah~anlar, korporasyonlann s1k1 disiplinine, maniifaktiirlerde c;:ah!?anlar i~ yerlerini terketmelerini giic;:le~tiren "i!?c;:i kirnlik belgelerine" baghyd1lar. Niifusun en biiyiik boliimiinii olu!?turan koyliiler genellikle yoksul ve agu yiikiimliiliikler alnnda ezilmi!? durumdayd1lar. Ancak, toprak sahibi koyliiler de vard1 ve Paris c;:evresinde ise gerc;:ek bir tanm burjuvazisi ortaya .;:1km1~t1. 4 i!?te devrim biitiin bu sm1f ve ziimreleri hareketlendirmi!?ti. Birbiriyle c;:eli!?en, kan~an, c;:ak1!?an, aynlan c;:1karlar, sonuc;:ta burjuvazinin egemenligini ortaya c;:1kard1. Arna biitiin devrim siireci boyunca "yurtta!?" sozciigiiniin e~itleyen adlandmc1hg1 altmda, devrime kanlan sm1flann ic;: miicadelesi siirekli olarak giindemdeydi. Jakoben onderlerin yaz1lanna gec;:meden once, c;:ok ktsa bic;:imde, devrimin Konvansiyon Meclisi olu~ana dek nas1l bir seyir izledigine deginmekte yarar var. 1 789'u onceleyen y1llarda Frans1z toplumu hukuken soylular, rahipler ve Tiers Etat (Uc;:iincii Simi) olmak i.izere ziimrelere ay nlm1~u, ancak bunlar gerc;:ek anlamda toplumsal sm1flar degillerdi. Krahn, vergi toplama i~inde bir dam~ma kurulu olan Etats Generaux'yu toplanmaya c;:agud1g1 1789 y1Imda, Frans1z halk1 bir Kurucu Meclis ic;:in temsilciler sec;:mekte tereddiit etmedi. Soylulann ve rahiplerin temsilcilerine kar~ 1 c;:ogunluk olu~turabilecek say1daki Tiers Etat temsilcileri de, kendilerini, kralm c;:ag1rd1g1 goreve degil, bir yasama organmm i~i olan anayasay1 olu!?turma gorevine uygun buldular. Burjuvalardan olu~an Tiers Etat temsilcileri 5 17 Haziran'da "Millet Medisi", 9 Temmuz'da "Kurucu Millet Meclisi" ad1ri1 aldilar. Krahn zor kullanmaya yeltenmesi iizerine Meclis'i korumak amac1yla ba~layan halk ayaklanmas1, mutlak iktidann ve eski diizenin y1k1lmas1m saglad1. 26 Agustos 1 789'da Kurucu Meclis, "insan ve yurtta~ haklan bildirisi"ni kabul etti. Bildiri, ozgiirliik, giivenlik, bask1ya direnme ve mi.ilkiyet haklanm kutsuyor ve dokunulmaz ilan ediyordu. 3 Eyliil l 79l'de sm1rh bir monar~iyi ongoren anayasa yiiriirliige girdi. XVI. Louis aruk Fransa Krah degil, "Frans1zlann Krah"yd1. 10 Agustos 1 792 ayaklanmasmdan sonra da Meclis, kralhgm

devrildigini ve Konvansiyon Meclisinin toplanmas1 gerektigini bildirdi. 20 Eyliil l 792'de yerini Konvansiyon'a b1rakn. ROBESPIERRE

Kamu Selamet Komitesi'ne sec;:ildigi Temmuz l 793'ten itibaren bir yd siireyle devrimci hiikiimetin gerc;:ek ba~足 kam olan Robespierre, Frans1z Devrimi'nin bu sembol ki~isi, Jakoben 6nderlerin en iinliisii ve en onemlisidir. Ki~iliginde ve soylevlerinde yans1yan devrimci tutkusu, aristokrasiye ve biiyiik burjuvaziye ka~t miicadelesi, ozgurliige ve e~itlige olan inanc1 ile devrimciler nezdinde geni~ olc;:ude sempati toplam1~; fakat 1 789 Meclisi'nin c;:1kard1g1 i~c;:i aleyhtan yasalan yiiri.irlukte buakmas1, "halk ic;:in, halk yaranna" c;:ah~1rken halkm eylemliligine ku~kuyla yakla~mas1 ve teror doneminde binlerce ki~inin giyotine gonderilmesinin ba~ sorurnlulanndan olmas1, kimilerinin gozi.inde onu bir diktator olarak resmetmi~tir.

Robespierre, halkm ozgurlugi.ini.in ve mutlulugunun "hiiki.imetin yap1sma ve politik kurumlann yaratt1g1 sonuca" bagh oldugu kamsmdad1r. (sy. 25) 6 "Devlet gemisini yonetmek ve onu limana ula~nrmak ic;:in saglam ve usta eller gerekmektedir." (sy.27) Buradan devrimci bir hiikiimetin i~leri ele almasmm zorunlu oldugu fikrine vanr. Devrimci hukiimetin diktatorliigii, "liman"a vanld1gmda, yerini demokratik yonetime b1rakacakur. Bu yiizden, uygulanmas1 teror ve sava~ doneminin sona ermesine baglanan demokratik 1 793 Anayasas1 hie;: uygulanamam1~t1r. Robespierre ic;:in devrimci hiikiimetin diktatorliigii, ko~ullann gerektirdigi gec;:ici bir yonetim tamd1r. ileride Babeufun daha aynnnh bic;:imde kuraml~urd1g1 bu devrimci diktat6rliik anlayt~t, dogrudan dogruya ezilenlerin demokrasisi olarak tammlanan Marksist anlamdaki devrimci diktatorliik kavrammdan farkhdu. Robespierre'e gore "toplumun ilk eregi, insanm zaman a~1mma ugramayan haklanm korumaktir. Bu haklann ilki ya~ama hakk1d1r." Bu nedenle, basit ve ak1lc1 gori.inen, burjuvazinin, miilk sahiplerinin ve yoksulluk ic;inde k1vranan halkm c;:1karlanm uzla~tlracak bir ara yolu savunur. Onerisi ~udur: "Toplumun butun Clyelerine, yeryuzii iiri.inlerinin ya~amalanna gerekli olan boliimiinden yararlanma hakk1 tammak, ma! mulk sahiplerine ve c;:iftc;:ilere de emeklerinin kar~1hgm1 saglamak ve arta kalam da serbest ticarete bITakmak. ( ... ) Bunlar ne ticaretin c;:1karlarina zarar verir, ne de miilkiyet haklanna." (sy. 32-33) Borsa ve pazann oyunlanna kar~1 degildir. Fakat buna, insan hayatmm siirdiiri.ilmesi ic;:in gerekli Furet, a.g.e., s. 124-125. Murat Sanca, Frans1z ihtilali, Ger\ek Yay., 1981, s.16-22. 5 Temsilcilerin hemen tamam1 burjuva idi. Bu, se\imlerde vergi odeme ilkesinin esas almmasmdan dolayidir. 6 Parantez i\indeki sayfa numaralan Devrim Yaz1lan'na aittir. 3

4

Birikim 61EKIM1 989


Onlnlerin herkes tarafmdan saglanabilmesi kayd1yla, bir s1mr i;izer. "Benzerlerinin ac1s1m azaltmak zevki ve yurduna hizmet etmenin onuru"ndan soz ai;arak, varhkhlan "e$itlik ve erdemin saglad1g1 derin hazlan" tatmaya i;agmr. Marx'm dedigi gibi, a$m yoksulluk ile.a$m zenginlik arasmda, soy demokrasiye ula~mayi engelleyen bir olgudan ba$ka bir $ey gormemi$tir. Robespierre, yOnltme gOcOne ka~1 hep ku$ku ii;indedir. "Toplumdaki kotOlOkler hii;bir zaman halktan gel. mez, hOkO~etten gelir." (sy.43) Yasa koyucular hep hOkOmetin gOcOnO korumaya i;ah$ml$Ur. Oysa "her anayasanm amac1 kuramsal ve bireysel ozgOrlogo korumak olmahdir." (sy.44) Bundan da ~u sonui;lan i;1kanr: "iktidar sOreleri kisa olmah, hie kimse aym anda biri;ok gOrev almamah, kamu gorevlilerinin sayis1 anunlarak iktidar bolOnmeli, yasama ve yOrOtme gOi;leri, aynca yOrOtme gOcOnOn dallan birbirlerinden aynlmahd1rlar. Devamla, hepsi de demokratik nitelikte olan diger onlemleri siralar: Yoneticilere bOyOk paralar vermekten kai;mma, toplannlann balk onOnde yapilmas1, kararlann halkla birlikte ahnmas1, balk tarafmdan atanan kamu gorevlilerinin balk tarafmdan gorevden almabilmesi, yOnltme gOcOnOn Oyelerinin denetlenmesi, meclis toplanulanna kaulan yunta$lara tazminat v~rilmesi." 7 (sy. 48-49) Robespierre, halk ile hOkOmet arasmdaki ili~kiyi, halkm egemenligini ortaya koyabilecegi bir bii;ime kavu$turmak arzusundayd1. Ne ki toplum sorunlanm, diger Jakoben onderlerde de gonllebilecegi Ozere, hOkOmethalk-yasalar arasmdaki ili$ki ii;inden kavram1$Ur. Toplumdaki kotOlOkler ancak hOkOmetten kaynakland1gtna gore, momkon en iyi hokometin ve en "erdemli" yoneticilerin bulunmas1 gerekmektedir. "Erdem", Robespierre'de anahtar sozcOklerden birisidir. "Demokratik veya halki;1 yonetimin temel ilkesi. ( ...) erdemdir." (sy.81) Robespierre, apklad1gt temsili yOnetim ilkelerini uygulayamad1. Ve erdemin hemen yamba~ma teronl koydu. <;:onko, "balk hokometinin dayanag1 ban$ta erdem ise eger, devrim ii;inde de hem erdem, hem ytldmd1r. (...) Y1ldm, tetikte duran, sen, yum~ama bilmez bir adaletteri ba$ka bir $ey degildir. Demek ki yildmmn kaynagi erdemdir." (sy.85-86) Onun nezdinde, cumhuriyeti;ilerden ba!?ka yunta!? yoktur. Bu yOzden yildm, "genel demokrasi ilkesinin bir sonucudur." (sy.86) SAINT-JUST, DANTON, MARAT

Saint-Just'On toplumsal sorunlara yakl~1m1, takipeisi oldugu Robespierre'e nazaran olduki;a safdildir. B~hca zihinsel gidasm1 Rousseau ve Montesquieu'dan alml!? olan Saint-Just, "duragan toplum yap1sm1" yasalann canlandird1gt kamsmdadir. (sy. 111) Yasakoyucu gelecege yon verecektir ve insanlann nasil olmasm1 istiyorsa onlan Oyle yapmak onun i!?idir. (sy. 111) Ote yandan "erdemli ki~ilerin yasalar koyup, insanlan OzgOrliige kavu~tur-

duklan dOnemler parmakla sayilacak kadar azd1r." (sy. 120) Saint-Just, Jakoben iktidann yasalannm devrimci olduguna inamr. Giderilemeyen ve ortaya i;1kan sorunlan ise yasalan uygulayanlann devrimci olmayi!?1yla ai;1klar. (sy.121) Saint-Just'iin soylev ve raporlan, Jakobenizmin bir "vatan tehlikede" doktrini oldugu gorO~One goi;lo bir kamt olu$turmaktadir. Yaz1lar, "fesat yuvalan, zorbalar, komplocular, erdem yoksunlan, hainler" vb. sozcoklerin yarattig1 gerilimli bir hava ta!?tmaktadir. Ku!?kusuz tehlike abaruh bii;imde dile getirilmektedir.8 <;:onko, Brissot'nun dedigi gibi, "Devrim'in bOyOk ihanetlere ihtiyac1 vard1r." Sonralan teronln ula!?ug1 boyuttan rahats1zhk duyan, "boylesine ac1mas1z bir devlet yonetiminin" sOremeyecegini soyleyerek (sy. 259) teror yonetimine ka~1 i;1kan Danton, b~langii;ta Devrim Mahkemelerinin en !?iddetli savunuculanndand1. l 793'teki bir konu$masmda ~oyle der: "Kaf$I devrimcilerin cezalandmlmas1 ii;in kurulm~ bulunan mahkemelerin vakit gei;irilmeden i$ine ba$lamasm1 talep ediyorum. (...) Konvansiyonun tiim diinyaya, Frans1z halkma, devrimci oldugunu, ozgOrlOgiin hayata gei;irilecegini, anayurdu zehirleyen tum yilanlan bogacag1m, a$m devrimci bir yasa ile de olsa tum canavarlan ezecegini ai;1klamasm1 talep ediyorum." (sy. 236) Bu "a$m devrimci" yasa, bir yil soma Danton'un iizerine de olanca agtrhg1yla i;okecektir. idama mahkam edildiginde $Unlan soyler: "Dii!?U.nOyorum da, bir yil once, boylesi bir gOnde kurmu~tum Devrim Mahkemesi'ni. Tann'dan ve insanlardan ozOr diliyorum." (sy. 259) Kendi yazgis1 hakkmdaki son sOzunO ise galiba onceden soylemi~ti : "Hesaba kitaba uygun bir devrim yap1- 路 lamaz. Devrim yollannm, zaman zaman iyi yurtta~lann kamna girmemesi imkans1zdir." (sy. 258) ingiliz siyasal dozenini ele!?tirdigi Koleligin Zincirleri adh kitab1yla devrim oncesinde de On kazanm1!? olan ve devrim s1rasmda Halkin Dostlan gazetesini i;1karan Marat, diger onderlerden daha i;ok "yazar" olmasma kar$1Il, Devrim Yaz1lan'nda kendisine ancak kui;iik bir yer bulabilmi$. Bu i;ok k1sa ve yetersiz yaz1larda, daha Once deginilenlerden ozgOn bii;imde aynlan bir fikir yoktur. Halkin temsilcileri arac1hgtyla egemenligini kurmas1, temsilcilerin yetkilerinin sm1rlandmlmas1, gOi;ler aynhgi vb. konularda, diger onderlere paralel bii;imde dii~Onmektedir.

7

8

Bu sonuncu c'ineri ozellikle anlamhd1r. Yoksul halkm, c;ah~mak颅 tan feragat edemeyecegi. i<;in toplanulara ilgisiz kalabilecegi. dii~iiniilmii~, <;ah~madan ge<;e<;ek siire i<;in bir miktar para verilmesi onerilmi~tir. Engels, Marx'a yazd1~ 4 Eylul 1870 tarihli mektubunda ~oyle sOyler: "TerOr, biiyiik <;apta, bizzat korkan ki~ilerin kendilerini giivenlik i<;inde duyabilmek i<;in giri~tikleri gereksiz bir kan dokuciiliikten ba~ka bir ~ey degi.l. " Aktaran, Furet, a.g.e., s.14 7.

57


BABEUF

Frans1z Devrimi tarihinde, sosyalistlerin, kendi soy zincirlerinde adm1 en <;:ok and1klan ki~i Babeuftiir. Marx da, Roux ile Babeufii komiinizmin atalan arasmda say. ml?tlr. Babeuf teror yonetimine kar~1 <;:1km1~, 1793 Anayasas1'nm uygulanmasm1 istem~tir. Robespierre'in 9 Termidor'da devrilmesini once sevin<;:le kar?1lam1~, soma tiranhgm bir elden digerine ge<;:tigini soylemi~, daha sonra da Robespierre'i desteklememekle hata ettigini a<;:1klam1~ur. Kurdugu ~itler Demegi arac1hg1yla bir ayaklanma diizenlemeye <;:ah~m1~, ancak eyleme ge<;:emeden yakalanm1~t1r.

Arahk l 795'te "Halkm Kiirsiisii"nde yaymlanan bir yaz1S1nda "devrim halkm mutlulugu demektir, oysa bu mutluluga eri~ilmi~ degildir" der. (sy. 281) Buradan, devrimi "halkm devrimi oluncaya kadar" siirdurmek gerektigi fikrine vanr. (sy. 281) jakoben onderlerin, toplumsal sorunlan basit bir bi<;:imde kavramalanna kar~m, Babeuf, bir sm1f sava~1 gorii~une yakla~m1~ur. Zenginlerin yoksullara kar~1 sava~1mm1, e~itsiz silahlarla yap1lan bir i<;: sava~ olarak tammlar. (sy. 297) Devlet kurumunun somuriicii sm1flann <;:1karlanm savunmaya yatkmhg1 farkeder. (sy. 283) Babeuf, kanunlar oniinde e~itligi "~ekli e~itlik" diye tammlar ve yeterli gormez. E~itler Manifestosu'nda geri;ek e~itlik "uretimden e~it pay almak" olarak ai;1klamr. Babeufiin uzerinde en i;ok durdugu konu budur. Oretim sorunu iizerinde durmaks1zm, toplumsal zenginliklerin adil dag1hmmm gerekliligini surekli vurgular. Bu yflzden, ogretisi bir "bolu~me komunizmi" ya da "tiiketim sosyalizmi" olarak tammlanm1~ur. 9 . Babeufun jakobenlerle payla~ug1 pek i;ok fikir vard1r. Omegin, bUtiin sosyalisti;e gorii~lerine ragmen, ideal diizeni antik toplumlarda aramaktan o da geri durmam1~足 ur. "Gracchus"' adm1 bundan dolay1, sonradan alm1~t1r. Devrim Yazilan'nm Babeufe ait olan sayfalannda yer alan sonradan konmu~ ba~hklar, Babeufte olandan fazlasm1 gorme istegini yans1tmaktad1r. "Devlet somuriicu sm1fm bask1 arac1du'', "burjuva devletin y1kilmas1", "XVIII. yflz}'ll kapitalist duzeninin ele~tirisi" gibi ba~足 hklar altmda Babeufun soyledikleri i;ok yetersiz kalmaktad1r. MARX'TA FRANSIZ DEVRiMi

Marx, Frans1z Devrimi'ne ili~kin bir kitap yazmay1 istemi~, ancak bunu geri;ekle~tirememi~ti . Yine de, Fransa'nm siyasal ve toplumsal yap1sm1 ele ald1g1 unlii iir;:lusfmde s1k s1k bu konuya degindi. Siyasal duzeye ait i;6-

zumlemelerinde, siyasal mucadeleye degindigi metinlerde, olaganustu bir zenginlige sahip olan Frans1z tarihine egildi; ama hayatmm ugra~1 olan, en fazla zamam harcad1g1 ekonomi alanmda konu~acag1 zaman ingiliz tarihine yoneldi. Frans1z Devrimi'nden soz ai;ng1 r;:e~itli yaz1lannda, birbirinden farkh, hatta i;eli~ik yorumlar vardu. Gene! olarak 1848 devrimleri s1rasmda jakobenizme yakm oldugu, 1865-1870 }'lllanndajakobenizmden uzakla~ug1 soylenebilir. jakoben onderlerin hepsinde goriilen antik toplumlardan esinlenme konusunda ~oyle der: "Robespierre, Saint-Just ve partileri, geri;ek kolelik temeli uzerinde yflkselen gerr;:eki;i, demokratik antik cumhuriyeti, ozgiir kolelige dayanan maneviyatp ve demokratik i;agda~ temsili devletle, burjuva toplumla kan~urd1klan ii;in yenik dii~mu~lerdir." 10 1793-1794 hakkmda en tanmm1~ sozlerini "Burjuvazi ve Kar~1 Devrim"de soylemi~ti : "l 793-l 794'te proletarya ve diger kent sm1flan, burjuvaziye ait olmayan bir ush1pla burjuvazinin pkarlanm muzaffer k1lmak ir;:in mucadele etmekten ba~ka bir ~ey yapmam1~lardir. " l 793'un olumlu ir;:erigini daha r;:ok vurgulad1gi b1r ba~足 ka yerde ise onu ~oyle yorumlad1: "(1793) Burjuva siyasal egemenliginin proletarya tarafmdan }'lk1lmas1, ancak bu }'lk1h~m nesnel ko~ullarla r;:ak1~mamasmdan dolay1 'ger;:ici' olmas1(d1r)." Devrime ili~kin hemen butun yorumlan sivilto.plum ile devlet arasmdaki bagmla~1mm ke~fini amai;lar. Erken tarihli yazilannda, devletin sivil toplumca belirlendigi fikrinin alu r;:izilidir. Sonraki yaz1lannda, devletin kendi ozgul geli~im tarihine sahip oldugu fikrine varan bir bak1~ ar;:1sma yakla~u: (Robespierre), devrimci devletin, iizerinde yukseldigi burjuvaziden gei;ici ozgiirle~足 mesini saglamI?tlr. Bu ozgurle?me, burjuvazinin i;1karlanndan da bag1ms1zla~ma anlamma m1 gelmektedir? Yoksa devlet, nesnel ~leyi~i dola}'lSiyla burjuvazinin gene! r;:1karlanna hizmet edecek midir? Marx, bu ikinci ?Ikk1 one surer ve "ozgiirl~mi~" sozcugune Bonapartizmi i;agn?nran bir anlam verir. Son olarak Marx, Frans1z Devrimi'nde bir sm1fm eski siyasal sistem uzerindeki zaferinden i;ok fazlasm1, Avrupa toplumu ii;in yeni bir siyasal sistemin duyurusunu, diinyanm ihtiyar;:lannm ifadesini gordu. Dogruydu, Frans1z Devrimi diinyayi ba~ka bir dunya yap1yordu. 9 10

M. Sanca, a.g.e., s.112. Burada ve daha a?ag1da Marx'tan yap1lan ahnular, Franc;ois Furet'nin Marx ve Frans1z Devrimi adh kitabmm bas1lmam1? c;evirisindendir.

58 Birikim 6 / EKiM 1989


R E S

M

L

G

A

Y

R

R

E

S

M

T

A

R

H

AtatOrk olaylara kan~mam1~ dahi olsalar " seyirci " kalanlann sOrgOnOnden yana olup bunu " ~1ddet"le savunurken, inonOve digerleri ise ~iddetin 61r;;Os0n0 kar;;1rmamaktan yana tavir ald1lar.

Ataturk ve sorunlar1n 9ozum 91ekll 23 Arahk 1930 da izmir in Menemen kazasmda irticai bir hareket neticesinde Kubilay isminde gen\: bir subay1mm ~ehit ettiler. Bu olay benim orduma bagh bolgede oldugundan Dahiliye Vekili Sukru Kaya ile hemen Ankara dan izmir e gi.tik. Burada ogrendiklerimizi Sukn1 Kaya Ankara ya bildirdi. 1 Ocak 1931 de de Hiikiimet, Menemen, Manisa, Bahkesir ve kazalannda orfi idare ilan ediyor ve te~kil edilen divamharp reisligine de Korgeneral Muglah Mustafa y1 getiriyordu. 2 Ocak Cuma giinii Siikru Kaya ile beraber trenle Bandmna ya oradan istanbul a geldik, 3 Ocak giinii ogle yemegini Dolmabah\:e de Gazi Mustafa Kemal ile yedik, bu arada kendisine gerekli izahat verildi ak~am da ekspresle Ankara ya dondiik. 4 Ocak, Ankara karla kaph, .. Mare~al Fevzi C:akmak ve Milli Savunma Bakam Zekai Bey gripten hasta olduklanndan goru~emedik. 5 Ocak, Yiiksek Askeri Sura toplannsmda bulundum, 6 Ocak, Cumhurba~kam Atatiirk istanbul dan geldi. 7 Ocak, C:ankaya da Cumhurba~kam tarafmdan kabul edildim, Ogle vakti Ba~bakan inonii, Meclis Ba~kam general Kaz1m Ozalp, Dahiliye Vekili Siikn1 Kaya, Savunma Bakam Zekai Bey lerin kauld1klan toplannda Menemen va-

kas1 konu~uldu .. Bu konu~ma bana bir talimat mahiyetinde oldugundan not ettim. Simdi tarihi bir beige olarak bu notlan aynen naklediyorum: ismet Pa~a: - Sark ta ki ~eyhlerin ermenilerle nas1l birle~tikleri vesaire hakkmda divamharbe malumat verelim, daha evvel bir tertip oldugu a~ikardir . Koyliiler bir jandarma karakolunun bas1lmasm1 teklif ediyorlar, bunlar jandarma ile ili~kimiz yoktur diyor. Kuvvete \:arpmak istemiyorlar, soma bir subay1 vuruyorlar, irticai bir hareketle biiyiik bir halk kitlesini elde etmek istiyorlar, askeri de tabiau ile alacaklar. Seyh ve halifelerle ne vakit gorii~iilmii!?tiir? Te~kilau ele alahm. Rovelverle vurulmu!? olmas1 ahali tarafmdan vuruldugunu gosteriyor. Tetkiki laz1mdH. Gazi Hazretleri: - Politika menba1 umumidir? Esas tetkikat bu olacakur. Ceza edilemeyen kesif yerler de orfen dag1t1lmahd1r, mahkum olanlan hirer iki~er tecziye etmelidir, hepsi nihayete birak1lmamahd1r, en az kabahau seyirci kalm1!? Menemen halk1 oray1 terketmelidir. Hepsi miittehimdir. Bahkesir de Sururi efendi Kibns a ka\:acak tevkiften birak1hyor. Vehbi Bey intihap zamanmda hen burasm1 bHak1p \:lkacag1m demi~ , Sururi , ~imdi irtica aieyhtan oluyor, halbuki biitiin halk 0 nun miirididir. Abdulgafur da boyledir. Simdiye kadar malum olan siyasi halleri bu meselede alakadar olduklanna deli! kafidir. Son Posta, Yann gibi gazeteler Hukumet aleyhine miiteveccih ne kadar menfi anas1r varsa 59


Divaniharp Reisi Muglal1 Mustafa -Y1ld1z1daha sonra Ozalp olaylannda 33 koylOnOn oldOrOlme emrini vermesi ile parlad1. Ancak 1950'de yarg1land1 ve 20 y1I hOkOm giydi. hepsine ciiret ve cesaret vermek ic;in ve herc;ibadabad Hiikiimet i Haz1ra y1 dii~iirmek ic;in efkan umumiyeyi nekadar bozmak laz1msa bozmu~lardu. Hiikiimet, korkulacak bir ~ey degildir, fikrini vermi~ ve koriik.lemi~足 lerdir. Onlann cesaretini takviye eden avamilden bu gazete mesul miidiirleri divamharbe gelmelidir. Terakkiperverler in bir k1sm1 behemehal bu siyaset ic;indedir. Fethi Bey degildir. Kaz1m Karabekir Hiiradam da imzas1z makaleler yazmaya ba~lad1. Hiikiimeti dii~iirmek ic;in bir harekettir. 5imdiye kadar c;1karamamas1, ve ~imdi c;1karmas1 ciiret ve cesareti umumiyeyi amrmaga sebeb olmu~tur, bu gazetecilere de temas etmek ve hic;bir ~ey yap1lmasa bile Divamharpte sorguya c;ekmek laz1md1r. Ali Seydi nin babas1 Nak~ibendi nin ~eyhlerindenmi~, kendisi de 0 na baghym1~ . Osman $evket Pa~a da oranm miiridi imi~ . Bunlar Nak~ibendi yapmak emelindedir. Miiritler $eyhe bilakayd1 ~art itaatla miikelleftir, bu sebeple daha fenad1r. Aruk bu adam bu i~te kalamaz. 0 na da Divamharpte sormak laz1md1r:? $eyhin kimdir? Kac; miirit yeti~tirdin? Zabitan ic;inde miiritlerin kimlerdir? Seydi Bey e de aym ~ey yap1lmahdu. Bu tarikau ekraze etmek. Pek c;ok miiritten bahsolunuyor bunlann hepsi korkunc; olamaz fakat konvenkii olanlar mussirdu her ~eyi yaparlar. ismet Pa~a: - Konvenkii olanlara h1yanete alet olduklan ikna ve ihsas etmelidir ki manen itham edilmi~ olsunlar. Serbest Fuka nm bunlann riiesas1 ile bir itilaf yapuklanm aray1p c;1karmahd1r. Gazi Pa5a : - Menemen Belediye Reisi aym zamanda Turk Ocag1 reisidir. Nutkunda ~u ciimle varm1~: Bu Serbest Cumhuriyet F1rkas1 m lekelemek ic;in tertip olunmu~tur.

60

ismet Pa~a: - Frans1zlann ne~riyau: Gazi ve ismet Pa-

~alar Serbest F1rka yi ezmek ic;in bunu tertip ettiler. Dog-

"Saniklar" - Menemen olay1 sarnklari , denildigi g1bi muhalefetin ezilmesine yonelik b1r tertibin kurbarn m1oldular? ru mudur diye soruyorlar, bu bir propagandad1r. Gazi Pa~a: - K1sa zamanda bu i~i bitirmeli, her c;1kmazsa da zaran yok ayn bir safha olur.

~ey

Kaz1m Pa~a: - Na~ibendi te~ekkiilii siyasidir, biitiin isyanlar bunun hareketi ile ba~lam1~tu. Abdiilhamit de bundand1r. Eski ihtilallerde one dii~en ~eyhler hep Nak~ibendidir. Bu malumatla divamharp bu isyam yapan bu tarikatm siyasi oldugunu ve tekkeler kapand1ktan sonra faaliyetlerinin bir irtica hareketi oldugunu tesbit eder ~eyhleri mevkufen mahkemeye ahr. Tarihi ananeler bOyledir. Tekkeler ya mektep yap1lmah yahut yakilmah. Bunlarla irtiban olan diger ~ah1slar da etraftan celbedilmelidir. Gazeteler hakkmda da c;ok ~iddetli muamele yap1lmasm1 politik bulmam. Bunu daha tedrici ve daha sakin bir zihniyetle yapmahd1r. Gazi Pa~a: - Pa~am, hiirriyet asnnda mevkute sahiplerinin yerleri mahpesler degildir, Yann 6 Kanunsani gibi Birikim 6 / EKit.11989


sc'lzler ~ok muhimdir. ismet Pa~a: - Bunlar derlerse ki, benim soziim bu kadar agirsa ya Fethi Bey in soyledigi sozler daha m1 hafif? Gazi Pa~a : - Onlar hatalanm anladilar sustular. Fakat bunlar devam ediyorlar ve bu yaz1lan yazdiranlan ve talimat verenleri soyleriz diyorlar. Gelsin soylesinler. Gazeteci.lik yapanlara hiirriyeti matbuatm boy le olmad1gi divamharpte sorguya ~ekilmekle anlaulmahdir. Sukrii Kaya: - Bayburt ihtilalinde askerimizi kesen ler Na~ibendilerdi. 31 Mart Vakasmda Yahdeti de Na~i idi. Kaz1m Pa~a : - Bitlis de de biiyiik bir isyan oldu idi . Bozk1r isyamm yapanlarda da Nak~ibendiler vard1r. Gazi Pa~a : - Bu te~ekkiild e kadm mensuplar mese lesi de muhimdir, bunlara musamaha etmek dogru degildir. Kumandanlar bilmelidirler ki bu tarikat yok edilecektir, siyasi irtibat aranacakur. Kaz1m Pa~a: - Bu tarikat muz1r bir yiland1r, mahvedilmelidir. Gazi Pa~a: - Hi~bir yerde kutup ve kutbiil ektap b1rak1lmamahdir.

6- Kadm mensuplar miihimdir, miisamaha olunma; mahd1r. (Bahkesir de Seyh 路Hali! den sorulsun) 7- Bu meseledeki esas siyaset biitiin alakadarlara liizumu gibi anlaulmahd1r. (Radikal ve ibret verici misal olacak icraat) 8- Muamelat1 zatiye ~efi Osman Sevket ve Ali Seydi Beylerle daha bu gibiler tahkike tabi tutulacakur. 9- O~uncii maddenin 2. f1kras1 i~in ~u manada kanun maddesi ve onun tatbiki laz1mdH: Orfi Divamharp liizum gordiigii kimseleri memleketin bir mahallinden diger mahalline muvakkat veya daima olarak tedip eder uzakla?tmr. Mahal tayininde hukiimetle mutab1k kahr. 10- Seyhlik ve miiridlige fiil en miidavim olduklan sabit olanlar hakkmda agu ceza tatbiki i~in kanun , 11- Sonposta, Yann, Koroglu, Hiiradam, Yenias1r gibi gazetelerin tesir dereceleri aranmah ve ona gore muamele yap1lmahd1r. Kaz1m Karabekir in Hiiradam a makale yazmas1 ?ayam dikkattir. 12- Menemen Belediye Reisi nin nutkundan silinen

Siikrii Kaya : - Cenab1hak isterse kafirlerle de Miisliimanhg1 muhafaza eder hadisi ile propaganda vardtr bu da ingilizler gelirse zaran yoktur demektir ve telkindir. ismet Pa~a : - Ba?kumandan a seferde idam selahiyeti verilecegi Te?kilau Esasiye ye girmelidir. Bunda idam cezas1 meclise aittir. Zekai Bey: - Boyle bir kanun vaz1 Te~kilau Esasiye ye muhaliftir, amrha meclis ~ 1karm1?t1r. 595 say1h kanundur. ismet Pa~a : - Te~kilau Esasiye menafidir, idam cezalan bahsedilmemi~tir, icra edilemez. Gazi Pa?a: - idam cezasm1 Meclis tasdik etsin .. (Buna karar verildi). Menemen ve malum koyler ahalisinin kamilen tehcirini Gazi Pa?a ~ok ?iddetle ileri siiruyordu . ismet Pa~a muhalefet ediyor, mahzurlanm say1yor, Kaz1m Pa?a ile Siikrii Kaya ismet Pa?a ile beraber. Fakat Gazi mussir olmakla beraber k1? ge~inceye kadar kalsmlar diye miihlet veriyor ve miizakereyi ~oyle hiilasa ediyorlard1: 1- Vaka, irticai, miirettep ve siyasidir. Umumi veya mmukavimidir? (Bolgesel veya genei midir) 2- Nazanm1z ya lmz bir mmukaya miinhasJr kalmayacaktir. 3- Alakas1 tebariiz edenler tecziye olunacakur, kesif muhitler dag1t1larak temizlenecektir. 4- idam cezalan beklemeksizin k1s1m k1s1m derhal tatbik olunmahd1r. (Meclis tasdik edecektir) 5- Menemen ve alakadar koylerin sorumlu ilan edileni ve gaynmeskun hale konmas1 i~in hususi kanun ~1kanlacaknr.

Ataturk sorunlari 96zmede son derece pratik olabiliyordu: Halk olaylara seyirci kald1ysa surgune yollarsin; oyunu istedigi gibi kullanmada 1srarliysa mitralyozle bi9ersin.

61


Se<;:imi kendilerinin birilerini ger<;:ekte n se<;:ebilecekleri turden bir $ey sarnnca yarnld1lar ve canlanrn zor kurtard1lar.

(Vas1f sildirmi ~) ciimlelerin maksad1 ara~tmlac a knr. Bahkesir de Vehbi Bey, Ali Hikmet Pa ~ a ya "asker ate ~ etmezse ne yaparsm1z. Biz onlara ka r~1 gogsiimiizii ac;:anz" demesi ~ aya m dikkattir. Antalya da askere ta ~, sandalye atanlar kimlerdir? Seyhler midir? Abdiilkemali nin adami ile tekbir bayrak gibi ~e yler var m1d1T? Ara ~tmla­ caknr. Feneryolu nda Bagdat Caddesi nde Hiiseyin Pa~a Ko ~kii nde mukim Bedirhaniler den Kurt Hiiseyin Pa~a damad1 Erkamharbiye miralayhgmdan miitekait ve halen sigorta miifetti ~ i Fevzi iizerinde dikkatle durulacaknr. Fevzi Bey e Seyh Esad m halifesi di yorlar. Abdiilkadir Kemah nin takibi liiz1md1T. Aydm eski belediye reisi Mehmet Emin Bey h alk1c;:1 ve metin bir zat idi. istifa ettirilmi~ . Simdiki Halk F1Tkas1 reisi Adnan Bey (Menderes) evvelce Serbest F1rka reisi idi , a nla y1~h bir genc;:tir.

Ben aruk kendimi tutamad1m: "Pa~am, eger biitiin memlekette Samsun Valisi gibi bir kanun tamyan idare memuru da bulunmazsa aruk bizlere aglamak dii ~ erdi! Eger her tarafta idare memurlan bu kabil insanlar olsayd1lar hie; ~iiphe yoktur, intihaplarm dortte iic;:iinii biz kazamrd1k! Bizim bu dostumuzu goriiyor musunuz? (Sofrada haZIT olan Sukrii Kaya Beyi gosterdim) o da pek mahirane hareket etmedi. Her tarafta polis, jandarmay1 yalmz bize kar?I c;:1kard1. Hie; olmazsa goriinii~ii kurtarmak ic;in birkac; yerde de Halk F1Tkasma kar~1 c;1karmahyd1! " Siikrii Kaya Bey giildii, "Goriiyor musunuz Pa~am benim dostlanm1 neler soylerler'" dedi. Gazi sinirlenmege ba?lam1~ t1. Biraz yiiksek sesle,

Fahrettin Altay, 10 Yd Sava~ 1912-1 922 Ve Sonras1,

insel Yay., istanbul, 1970 , s.4 33-4 39

Mitralyoz getirip oradakileri biq'erdim ! ••

62

Gazi devam etmedi ve sofraya gec;:tik. Sofrada bana hitaben, "intihaplan kazamyorsunuz, degil mi?" "Hem maglup olmak, hem de alay edilmek c;:ok ac1 ~ ey­ dir pa?am' " dedim. "Amma bak1mz, Samsun'da kazand1mz!"

.RE vYMiiiVERBcEGIZ ~:==..":"~

••• r:~.::::.::--=~-=...::=-= · ._"':-""'t::....-:0. £/-Jil• , Fv lc. e1tij 1, Vo ta11 ~--"loruu T•

Edto1fc K.dor

/l~rige

• ..:-=:.:-:.-

--==.::.:..-==--=----

GOIV111•1iltil I..

-L-•-•-• SizDe BilirsinizKi Bu Meml1 "Apostol. lann Firkast Y

Son Pasta . Muhalif bir gazete ya da AtatOrk'e gore hukumeti dLi$Lir· mek ii;:in kamuoyu bozan gazete.

a Birikim 6 / EKiM 1989


"Efendi! Her tarafta ana~i beliriyor. Antalyada kumandamn kafasm1 iskemle ile k1rm1~lard1r. Bu kumandan c;:ok biiyiik ve sab1rh adamm1~! Ben olsayd1m bir boliik mitralyoz getirip oradakileri bic;:erdim. Ba~ka yerlerde de bunun emsali olmu~tur." "Pa~am, kumandanm intihap yerinde ne i~i vard1r?" "Anar~iye mani olmak ic;:in gelmi~!" "Hayir! Ana~i tam onun oraya gelmesinden c;:1kar! Gazi Mustafa Kemal Pa~a bir Cumhuriyet kurmu~, bu Cumhuriyetin dayand1g1 kanunlar halka intihaba i~tirak etmek hakkm1 vermi~tir. Halk bu salahiyetini kullanmak ic;:in sand1k ba~ma geliyor ve kar~lSlnda silahh kuvvetler goriiyor! C:arp1~ma tabiidir." Gazi biitiin biitun hiddetlendi, "Efendi! Anar~i var, anar~i! Sizin haberiniz yok, gafilsinizl Ve bununla beraber de benden tarafs1z kalmakhg1m1 istiyorsunuz! " Ahmet Agaoglu Serbesc Fikra Hatiralan , istanbul, 1969, s.63-64

intlkam1m1 alacaklar1ndan eminlm •••

saya yatm1~, Atatiirk de ba~mda . Bana: - Kemal Bey, Nuri Conker galiba apandisit olmu~, ameliyat edeceksiniz, dedi . - Pa~am, miisaade buyurursamz bir muayene edelim, diye cevap verdim. Nuri Conker'i masadan kaldird1k. Nuri Conker kulag1ma: - Hay Allah raz1 olsun, diye f1s1ldad1. Kendisini mii~ahede altma ald1k. Apandisiti olmad1g1 goruldu. Yine bir gun saraydan telefon geldi. Atatiirk beni c;:agutm1~ . Derhal Dolmabahc;:e'ye gittim. Atatiirk o gun Ankara'dan geliyordu. Kendisini Dolmabahc;:e'nin nhummda kar~Iiad1m. Yammda o zamanki Meclis Ba~kam Kaz1m Ozalp vard1. - Kemal Bey, Kaz1m Pa~a'nm boynunda bir ur c;:1km1~; derhal bunu alacaksm1z, dedi. Kaz1m Ozalp'1 hemen hastaneye gotiirdiik ve uru ald1k. i~te Atatiirk dostlannm s1hhatine bu derece ehemmiyet verirdi. Halbuki biraz da kendi s1hhatine ehemmiyet verse ne olurdu?" Yakinlanndan Hacrralar, (Mim Kemal Oke) Sel Yaymlan, istanbul, 1955

Heyet-i aliyenizi kemal-i hurmetle selamlanm. Muhterem izmirlilerin ve havalisi halkmm, asil hem~ehrile­ rimin aleyhime tertip olunan suikastten dolayi izhar eyledikleri derin teessiirata, yiiksek heyecana minnettarane muttali oluyorum. C:ok miitehassisim. Necip Milletimin beni ne kadar sevdigini biliyorum. Bu tezahiirat bana olan muhabbettin, ~efkatin bilhassa mu~terek mefkuremize olan merbutiyetin ali derecesini teyit eden yeni bir delildir; miite~ekkirim , mesudum. Beni oldiiriirlerse vatanda~lanmm intikam1m1 alacaklanndan eminim. Ben · oliirsem necip milletimizin beraber yiiriidiigiimiiz yoldan asla aynlmayacagm1 mutmainim ; bununla miisterihim. ( ... ) 20.VI.1926 Atatiirk'iin Soylev ve Deme(leri V, Turk ink1lap Tarihi Enstitilsil Yay., Ankara, 1972, s.44

Biiyiik kurtar1c1, doatlar1n1 agr1lar1ndan naa11 kurtar1rd1? Sabahlara kadar biitiin geceyi uykusuz gec;:iren Atatiirk s1hhatine pek dii~kiin degildi. Fakat arkada~lanmn s1hhati iizerine titrerdi. Bilhassa Maarif Vekili Necati'nin olumunden sonra yamndakilerin s1hhatine kar~1 fevkalade bir titizlik gostermeye ba~lam1~t1. Bir a~am K1hc;: Ali bey bana telefon etti, Ataturk beni aratm1~ Nuri Conker'i muayene etmemi istiyormu~ . Kalkip dogru Si~li S1hhat Yurduna gittim. Bir de baknm ki Nuri Conker ma-

Nuri Conker· Agnsina " yanilmaz ~ef"in koydugu te~his sonucu az da: ha canindan oluyordu . $ef'in y6ntemi tekti: Kesme·biQme.

63


D

E

ikametgah ilmuhaberi ve . iyi hal kagtdi

64

ic;erigi ve sonuc;lan iizerinde heniiz asgari mii$lereklerde dahi bir g6rii$ birligine vanlamamI$ olsa da, siyasal karar alma mekanizmalannm "siville$mesi" onerisi, baz1 anayasal ve yasal kurumlarda gorev yapacak ki$ilerin askeri liseden mi yoksa Miilkiye'den mi mezun olduklan meselesinde nkamp kalabiliyor. Cografi olarak Tiirkiye'nin bansmda yer alan herhangi bir iilkenin herhangi bir iiniversitesinde miihendislik tahsili iizerine bir de i$ idaresi okumu$ olmasmm "sivilci" kabul edilmesine yeterli karine olu$turabiliyor. Ote yandan, ulkemizdeki devlet/ birey ve devlet/ toplum ili$kilerinde, bu ili$kilerin daha gev$ek 6rgiitlenmi$ (veya hie; 6rgiitlenmemi$ ve orgiitlenemeyecek olan) taraflan ac;1smdan ho$ olmayan so-

N

nuc;lar doguran bir dengesizligin mevcut bulunmas1; ve bu dengesizligin giinliik ya$anum1zdaki etkilerinin "bunaluc1" olmas1, son derece "hakiki" ve canahc1 bir tepki potansiyeli olU$turuyor. Bu dengesizlige ili$kin (ANAP'm 1983 sec;im retoriginde oldugu gioi) demagojik imalar bile, onemli bir muhalefeti seferber edebiliyor. B3$lang:ic;ta belki sembolik duzeyde kalsa bile, soz konusu dengesizligi "gostermeye", sorgulamaya donuk etkinlikler, bu muhalefeti ac;1ga c;1kartabilecek radikal bir ac;1hma yolac;abilecektir. Bu turden bir giri$ime bir ba$lang1c; noktas1 olarak, toplumsal ya$ant1m1zm aruk fark edilemeyecek hatta hissedilemeyecek olc;ude ic;selle$mi$ ve vazgec;ilmez bir parc;as1 haline gelmi$ olan "ikametgah ilmuhaberi" ve "iyi hal kag1d1" miiesseselerinin irdelenmesini oneriyorum. ikametgah ilmuhaberi muessesesinin varhk ne-

M

E

deni ve uzerine bina edildigi temel, soyut olarak "devletin", somut olarak da kendini devletle ozdC$le$tiren burokrasinin, bu ulkenin cografi sm1rlan ic;erisinde y3$ayan her bireyin nerede ikamet ettigini bilme hak ve yetkisine haiz oldugu anlayi$m!Il kayits1z $artsiz kabul edilmi$ olmas1du. Devlet burokrasisi herkesin adresini bilmekle de yetinmeyip bunun yetkili mercilerce formel bir $ekilde "teyid edilmesini" gerekli gordugunden; bu adres kayd1 i$lemi, teorik olarak kuc;uk olc;ekli yerle$im birimlerinin belli b3$h sorunlannm "sec;ilmi$" temsilciler vas1tas1yla takibine ve halline yonelik olarak faaliyet gostermesi gereken "muhtarhk" orgiitlenmesinin aslr gorevi haline dOn11$m11$tiir. Bu da surer; ic;erisinde, devlet burokrasisi nezdinde kendilerini sec;enleri temsil etmesi gereken muhta'rlann fiilen sec;menler nezdinde devlet burokrasisini temsil etmesi gibi bir durumun orta-

L

E

R

ya c;1kmasma yolac;m1$tlr. Kl.sacas1 devlet (biirokrasisi) vatanda$1 ile herhangi bir ili$ki kurmadan once, bu vatanda$1Il kendisini "................ adresinde oturan" ve ".............. nufus idaresine kayith ... ...... no.lu nufus huviyet cuzdam hamili" olarak ifade etmesini ve bu ifadesini uygun bir $ekilde belgelendirmesini zorunlu gormektedir. Kammca bu yakla$1ID i$in b3$mda bu ili$kinin ilerde herhangi bir insani ya da medeni boyut kazanabilmesi olas1hgm1 kaldmc1 niteliktedir. Vatanda$, yine teorik olarak temel gorevi vatanda$lann kendi kendilerine c;ozemedikleri sorunlann c;ozumune yard1m etmek olmas1 gereken burokrasiye, sorununu anlatab~lmek ic;in dahi, var oldugunu burokrasinin uygun gordugu bir $ekilde belgelendirmek zorunda kalmakta ve i$in trajik boyutu da $Udur ki bu zorunluluk kesinlikle yad1rganmamaktad1r. Vatand3$m yine teorik olarak bu ili$kinin C$it hak Birikim 6 / EKiM 1989


ve yetkilere sahip diger tarafi oldugu anlayt$ma gore, devlet burokrasisi ile yiizyiize geldiginde vatanda$m da burokrasinin kendi varhgim (ve gerekirse ikametgah adresini, vb.) uygun bir $ekilde belgelendirmesini talep etme hakkma sahip olmas1 gerekir. Oysa, (mevzuatta baz1 ozel durumlarda bunu mumkun k1lan baz1 hukiimlerin yer ald1g1 yolunda baz1 naif itirazlar olabilir ama) pratikte bu turden en masumane giri$imlerinin hie;: de ic;: ac;:1c1 olmayan sonuc;:lara yo! ac;:ng1 herkesin malumudur. iKAMETGAH iLMUHABERiNiN "EKONOMi POLiTiGi"

ikametgah ilmuhaberi zorunlulugunun yaramg1 mali yiik de unutulmamahd1r. Her tiirlu kirtasiye masrafmm vatanda$ tarafindan ka~1lanmasma ragmen, bir de muhtarlar tarafindan "imza ve muhiir" iicreti tahsil edilmektedir. Bu da kammca muhtarhk sec;:imlerinin bu kadar canh ve heyecanh gec;:mesinin en onemli nedenlerinden birisini olu$turmaktad1r. Kald1 ki burada ciddi bir manuksal ~rp1k­ hk sozkonusudur: Eger bu belgenin diizenlenmesi devlet biirokrasisi ac;:1smdan gerekli ise (ki vatan da$ ac;:1smdan hic;:bir $eki ! de gerekli olmad1g1 ac;:1k~· : ortadad1r), masrafm1 da devlet odemeli ve vatanda$ herh;mgi bir ilave yukiimliiliik altmda b1rak1lmamahd1r. Bn durumda muhtar maa$lannda baz1 diizenlemeler yap1labilir ve sorun boylelikle halle-

dilebilir. Aynca muhtarlann bu $ekilde saglad1klan gelirler bildigimiz kadanyla herhangi bir $ekilde vergilendirilmeme kte, bOylece ekonominin hemen tum sektorlerinde al1$1lageldigi iizere vergisiz ve zahmetsiz bir rant yaranlmakta ve ozPllikle biiyiik kentlerde muhtarhgm cazip bir ekmek kap1s1 haline gelmesine yolac;:1lmaktad1r.

iYi HAL KAGIDININ ETiGi

iyi ha! kagid1 miiessesesi de (kendi ic;:inde adliyeden alman iyi hal kagid1, muhtarhktan ahnan iyi hal kagid1 gibi kategorilere aynlmakla birlikte) toplumsal y~anom1zm 6rgiitleni$ini anlamak ac;:1smdan son derece biiyiik bir onem ta$Imaktad1r. Bu muessese, yukanda degindigimiz devlet (burokrasisi)-vatanda$ ili$kisinde, ili$ki kurulmadan onceki ikinci a$amayi simgelemektedir: Yani devlet (biirokrasisi) vatanda$InI dinlemeden once, vatanda$m kimligini ve nerede oturdugunu belgelemesi ile yetinmemekte, c;:ogu zaman bunlara ek olarak vatanda$m "iyi halli oldugunun" yine usuliine uygun $ekilde yetkili mercilerce teyid edilmesini $art ko$maktadir. Bu muessese, biraz abaruh bir ifade ile de olsa "her muhtar, mahallesinde oturan herkesin ne halt ettigini bilir ve bilmek zorundad1r" anlayi$ma dayamr. Boylelikle, muhtarlann herhangi bir vatanda$m iyi halli mi yoksa kotii halli mi oldugu konusunda birakm fikir yii-

rutmeyi (ki sozkonusu vatand~m o mecliste bulunmamas1 halinde bu ac;:1kc;:a dedikodu anlamma gelir) resmen belge diizenleme hakkim nas1l kendilerinde gorebildikleri konusunun sorgulanmasma kesinlikle izin vermez. Katolik bir toplulukta giinah c;:1karma muessesesinin rahiplere topluluk uyelerinin ic;: diinyalanna ve sirlanna belli bir olc;:ude de olsa nufuz etme olanag1 saglamas1 nedeniyle, belki bu rahipler c;:evrelerindeki insanlar hakkmda bir du$11nce sahibi olabilirler. Ancak onlar da bu bilgi ve dD.$D.ncelerini kendilerine saklamakla yiikumludilrler. <;:ok biiyiik c;:ogunlugu Musluman olan bir toplumda, imamlann dahi kan$mayacag1 boyle bir i$e muhtarlann yetkili k1lmm1$ olmas1 ilginc;:tir. • HAWK SAHiNTURK

A('.hk grevleri uzerine "mecburi" bir soz alma denemesi

Hayattan vazgec;:meye degen inanc;:larm ve bu inanc;:lan sonuna kadar savunabilen insanlann dunyada hala varoldugunu gosteren bir ulkede ya$Iyoruz. Bu durum her $eyin olc;:iilebilir, tan1labilir, saulabilir oldugunu sanan insanlann egemen oldugu dunyam1zda 6zenle korunmas1 gereken bir "erdem"i ic;:eriyor bence. Bu "erdem"in uygulay1c1lanm, siirduriiculerini, savu-

nuculanm saygiyla amyorum. Ve "insani duygulann" heniiz olmedigi bir iilkede ya$amaktan, bu duygulann ta$1y1c1s1 olan insanlara -becerebildigim olc;:ude- omuz vermekten onur duyuyorum. Arna meselenin bir de 6bur yam var!.. Gerek "ic;:erde", gerekse "d1$arda" olan butiin duzenkar$lll giic;:lerin diizenle olan hemen her c;:eli$kilerini c;:ozmekte ba$vurduklan bir eylem bic;:imi var: Ac;:hk grevleri ... Bir eylem turii olarak -neredeyse- "klasik" haline gelen ac;:hk grevlerinin giic;: dengeleri iyi hesaplanmadan ilk akla gelen eylem turii haline donii$mesi yiizunden "geri tepme" noktas1na geldigini dii$iinuyorum ... insanlann kendi hayatlanndan vazgec;:melerinin butun etkileyiciligine ragmen belli stratejik kayg1lar ta$mmadan yap1lan · her taktik eylemin hedefe -c;:ogu zaman- varamayacagm1, benzeri her hatanm bedelinin giderek agirl~a­ cag1m belinmek istiyorum. 1) Bence eylem -esas olarak- istenilen $eyin ag1rhgmdaki tepki bic;:imleriyle yapilmah! "Hayat" iflsanlann bir kez sahip olabildikleri bir $eydir ve de kar$1dakini geriletmek ic;:in koz olarak ileri siiriildiigiinde butiin bir hayata degecek bir ;;ey istenmelidir. Aksi, hayatm -tabirimi bag1$laym, ama bu kendi ve ba$kalannm hayatfna verdigim onemden ileri geliyor- "c;:arc;:ur" edilmesi demektir.. . Duzen giic;:lerinin, diizenkar$ltl giic;:lerden ne kadar c;:ok ve

65


etkin oldugu d~iim1liirse, diizenkar~1t1 giielerin hayatlanm bir koz olarak ileri siirerken biraz "cimri" davranmalan geregi kendiliginden ortayasikar samnm; en azmdan kendileri ve savunduklan ad1na ... • 2) "Hayattan vazgeemeyi" bir tepki olarak one e1karmanm pek gerekmedigi hallerde bu etkili kozu kullanarak kal"$1tm1 geriletmek ba~langieta eok kolay olsa bile zamanla bu koz etkisini yitirebilir, yitiriyor. Ve ba~kalanrun gereekten "olmeye degecek" gerekeeleri ortaya . e1kngmda bu etki giicii eok zayiflam1~ olabilir, oluyor. Hayal giielerini b~ka et-

kili eylem tiirleri bulmak iein zorlamadan hayattan vazgeemenin etkileyici giiciinii olmeye degmeyecek gerekeeler iein kullananlar, daha sonra bir ba~ka­ sma eok gerekebilecek etki giiciinii calarak, onlann hayatlannm \ :areur" edilmesine -farkmda olmadan- zemin haz1rlayabilirler, haz1rhyorlar. 3) Konumlan eok farkh olmasma ragnien, aehk grevleri hem "ieerdekiler"in hem de "d1~ardakiler"­ in ortak benimsedikleri bir eylem tiirii ... "icerdekiler"in durumu eok anla~1hr: Hareket sahalan eok sm1rh ve diizen guclerinin baskism1 iizerlerinde daha dolays1z hissetmekteler. Ve eogu za-

man tepkilerini d1~a vuracak tek eylem bieimi aehk grevleri olmakta. "D1~ardakiler"in * * gerekeeleri ise bana hie inandmc1 gelmiyor. D~ar­ da olmamn getirdigi binlerce imkam zorlam.adan, en son ba~vurulmas1 gereken kozu en ba~ta kullanarak eok onemli taktik hatala! yapnklanm dii~ii­ niiyorum: "Y~amaya sevdah" olanlann, "giine~i zaptetmekten" soz edenlerin neden daha ee~itli Ve etkili ba~ka eylem tiirlerini hayal edemediklerini ( =etmediklerini) dogrusu hie anlam1yorum. Ve kendilerine ac1 eektirerek ne tip bir guzelligin pe~inde ko~tuklanm, nas1l bir hayat dii~lediklerini dogrusu

eok merak ediyorum. • OMER FARUK • Bunlan yazarken insanlann hayatlanmn -esas olarakkendilerine ait oldugunu; onu istedikleri gibi kullanma hakkma sahip olduklanm ve benim "olmeye degme" anlayi~1mla ba~kalan­ nmkinin 1;aki~masmm miimkiin olmad1gm1 -iistelik hi1; gerekmedigini- biliyorum, beklemiyorum . Amac1m, biitiin bunlan da akilda tutarak -vicdani bir sorun olarak kendim i1;in ka1;1mlmaz buldugum- gene! bir "hal" degerlendirmesi yapma 1;abasmdan ibarettir. • • Bu yaz1 daha 1;ok "d1~arda­ kiler"in hal-i piir melaline i~aret etmek ve a1;hk grevlerinin Tiirkiye giindeminde bir sure daha kalacag1 varsayilarak kaleme almm1~ur .

66 Birikim 6 / EKiM 1989


Birikiin Dizin Dokuz yilm birikimi .. sayi: 1, s.5-18 OMER LA(:iNER, Yeniden sosyalizm ve sosyalizmde devrim ........................ sayi: 1, s.19-32 CAN YVCEL, Yeniden <;rkacak olan Birikim ............................................. ........... sayr: 1, s.33 AHMET iNSEL, Liberalizm, muhafazakarhk ve Tiirkiye'de toplumsal tahayyiil ............................ sayi: 1, s.41 -54 BVLENT SOMAY, Once me~ruiyet ...... sayi: 1, s.55-58 OMER LA<;:iNER, Devrimci sosyalizmin giindemi ..................................................... sayr: 2, 8-12 (:AGLAR KEYDER , Kriz ve i~<;i sm1f1 .. sayi: 2, s.13-18 FARUK PEKiN, '89 Bahan ve i~<;i eylemleri iizerine ....................... sayi: 2, s.19-24 AHMET iNSEL, laiklik, cumhuriyet ve sosyalist hareket ..... ............... ............. say1: 2, s.25-34 iRFAN YAVRU, Sosyalist hareketteki krizin baz1 sonu<;lan iizerine .......... say1: 2, s.35-38 BULENT SOMAY, Diizen partisinden devrim partisine ................................. sayi: 2, s.39-43 OMER LA(:iNER, Devrim olarak sosyalizm: Bir bilan<;o ve imkanlar ............... .... sayi: 3, s.10-14 AHMET iNSEL, C::in'de askeri darbe ve komiinist rejimlerin me~ruiyet bunahm1 .................... ... ........................ sayi: 3, s.15-21 HUA LINSHAN, Barbar bir kiiltiiriin etkisi ........ ........ ...... ................................ sayi: 3, s.22-23 TANER AK(:AM, Marksist devrim teorisi ve sosyalizm .................................. ...... sayi: 3, s.24-28 HALiL BERKTAY, Sol'da siyaset sanatmm yerli yerine oturmam1~hg1 ............... say1: 3, s. 29~ 33 SiRiN TEKELi, '80'lerde Tiirkiye'de kadmlann kurtulu~u hareketinin geli~mesi .. ............. ..... ............. .............. sayi: 3, s.34-41 TANIL BORA, Yerel yonetim, sosyal demokrasi ve sosyalistler ············· ··· · say1: 3, s.42-52 SVKRO AKSU, Hekim hareketi Eyliil 1988Haziran 1989 ...................................... say1: 3, s.56-61 MURAT BELGE, Sosyalizm: "Zorunluluk" mu "etik se<;me" mi? ............ .......... ............. say1: 4, s.8-12 MICHAEL LOWY, Marksiz~ ve iitopik gorii~ ........................................ say1: 4, s.13-17 AKDOGAN OZKAN, Bir ele~tiri dolay1s1yla Althusser ............................................... sayi: 4, s.18-25 TORKAY DEMiR, Sosyalizm ve demokrasi ............. ............................ ... . sayi: 4, s.26-32 MURAT BELGE,

Cumhuriyetin ba~langrcmda filizlenen demokrasi ve "Takrir-i Siikun" Yasas1 .................... sayi: 4, s.33-40 OMER LA<;:iNER, i~<;i sm1fmm kendinde devrim bilinci ..................................... sayi: 5, s.13-19 ERIC HOBSBA WM, Klasik i~<;i hareketine elveda m1? ............ ................................ sayi: 5, s.20-23 ERNESTO LACLAU, S1mf sava~l ve sonras1 ................................................... sayi: 5, s.24-27 RALPH MlLIBAND, S1mf siyaseti .......... sayi: 5, s.28-31 SEMiH AYTA(:LAR, Marksizm: Cognitive bili~sel ya da "iitopik" talepler ........................... sayi: 5, s.32-37 AHMET iNSEL, Frans1z Devrimi'nde "devrimci teror" donemi .................. sayi: 5, s.38-46 AHMET iNSEL, Jakoben diinyasmda devrim ve ~iddet ... .................................................. sayi: 5, s.47-55 ATA SOYER, A<;hk grevi ve hekim sorumlulugu ... ........................ sayi: 5, s.56-58 TEVFiK <;:AVDAR,

MURAT TASDEMiR,

Tiirkiye'de cezaevi ............................. sayi: 5, s.59-66 OMER LA(:iNER, Dini akrmlann yiikseli~i ve islami hareket ......................................... say1:6, s.6-14 AHMET iNSEL, Toplumsal tasanm olarak iktisat ve iktisadm a~1lmas1 ............................... sayi: 6, s.15-22 ALAIN CAILLE, Siyasal iktisadm <;okii~ii ................................................... say1: 6, s.23-27 WOLFGANG SACHS, Global verimlilik tapmmas1 ............................... ............... say1: 6, s.28-32 MIRCEA ELIADE, doga bilimleri ve zamansalhk ...... .................................... sayi: 6, s.33-38 TANIL BORA, "i~<;i sm1fmm lokomotifi" harekete ge<;erken ......... ..................... sayi: 6, s.39-45 SVKRO AKSU, Demokratik kitle 6rgiitlerinin yeni yiizii ............................................. say1: 6, s.50-54 GE(:EN A YIN

BiRiKiMi

26 Mart ve sonras1 i<;in bir <;er<;eve ............................................ say1: 1, s.34-40 1 May1s ve iktidann sonbahan .......... sayi: 2, s.3-7 "Sosyalist" iilkelerde neler oluyor? .... say1: 3, s.5-9 iktidann me~ruiyeti sorunu ve siyasi partiler ........................................... say1: 4, s.3-6 Kas1mlo'nun oliimil ve Ortadogu ufkumuz ..................................... sayi: 4, s. 7 A<;hk grevleri ve tarihsel hesapla~ma .......... ......................... ....... ..... say1: 5, s.3-6 c;;iv1 · 5, s.6-10 Cudi'den cudaya dogru ........... ..... Siyasal hareketlerde kimlik bunahm1 ................. ................................... say1: 6, s.3-5


DEGiNMELER

M(P, RP ve "islami Dirili~" ............. .-.... .................. sayi: 1, s.63-64 TANIL BORA,

MURAT TASDEMiR

i~kence uzerine notlar ...................... sayi: 1, s.64-68

Kac;mc1 hamur kiiltiir .......................... ..... ...................... sayi: 1, HAUL TURHANLl, Vaclav Havel ve ozgiir ruhlar .................... ..................... sayi: 1, FARUK CAN, Demokrasi Kurultayi .. . sayi: 2, NE.SE ERDiLEK, Demokratlann ka~1smdaki 163. madde sorunu ........................... sayi : 2,

ikametgah ilmuhaberi ve iyi hal kag1d1 ....................... .. :............. sayi: 6, s.64-65 OMER FARUK, Ac;hk grevleri iizerine "mecburi'' bir soz alma denemesi . say1: 6, s.65-66

HAWK $AHiNTURK,

BULENT SOMAY,

s.68-69 s.69-71 s.62-64 s.64-67

$iRiN TEKELi,

1. Kadm Kurultayi'nm ardmdan .... say1: 2, s.67-68 1. Kadm Kurultay1 ve kadm tarafi olmak ......... ...... ....... .......... sayi: 2, 68- 70 DEViN KUZU, Kurultay ve saghks1z bir aym;;ma ......... ................ sayi: 2, s. 70- 71 ~DOCAN OZKAN, 1 May1s iizerine .. sayi: 2, s.71-72 ATA SOYER: SAHiN KURTARAN, Son giinlerdeki "hekim" eylemleri ve Ankara Tabip Odas1 . sayi: 2, s.72-74 MURAT TA$DEMiR, Hekim hareketi ve istanbul Tabip Odas1 ........ ................ sayi: 2, s. 74- 76 MURAT BELGE, SHP'de "demokrasi"nin merkezile~tirilmesi .. ............. .............. sayi: 3, s.70-72 OMER LA<;:iNER, lrak Kiirtleri, Bulgaristan Tiirkleri ve milliyetc;ilik ..................... ............... say1: 3, s. 72- 73 ERCAN YASA, i~c;i Kurultay1'nda "soz i~c;ilerin" miydi? .... ............... .. ... say1: 3, s.73-74 KORAY DOCAN, ODTU'de ogrenci hareketi ve "otobiis eylemi" .. ........................... ... .. say1: 3, s.74-76 ASUMAN SUNER, II. Ulusal Sosyal Bilimler Kongresi'nin ardmdan ...................... say1: 3, s. 76-77 BULENT SOMAY, irfan Yavru'nun yaz1s1 uzerine bir not .... .. .... ........... .. say1: 3, s.77-78 MURAT BEJDUC, (erkesler sorunu, ... say1: 4, s.60-61 OMER FARUK, "Halk Ordusu" ve "sosyalist" askerler ............................. s~y1 : 4, s.61-62 METE TUN<;:AY, Popper'in demokrasi anlay1~1 iistline ............. .. say1: 5, s. 76- 78 ERCAN YA$A, Olkiicu-islamc1 bildiriler sava~1 ....................... .... ........ sayi: 5, s. 78- 79

ACANKO<;:AK,

MURAT TA$DEMiR,

Bulgaristan'm yapt1g1 ..... .................... say1: 5, s. 79-80

RESiMLi GAYRIRESMi TARiH

Bir koylu mebus adayi sec;imi ........ sayi: "Turk dehas1"nm uriinu muhte~em bir teori! ......................... sayi: Atatiirk'e gore spor ...... ...................... sayi: Ba~ans1z bir tacir, fakat zengin bir devlet adam1 ........................................ sayi: istiklal Mahkemeleri ve devlet terorii ....................................... . sayi: Atatiirk ve sorunlann c;ozum ~ekli ................................. .... .... say1:

1, s.59-62 2, s.56-61 3, s.66-69 4, s.55-59 5, s.71-75 6, s.59-63

KiTAP ELESTiRisi

iyi bir "aile fotografi" ...... .... ..................... ...... say1: 3, s.62-63 SEMiH AYTA<;:LAR, Gunluk hayat krizinin ta~1d1g1 devrimci potansiyel ............ sayi: 3, s.64-65 LEVENT KOKER , Kemalizmi yeniden du~unmek: Solidarizm, korporatizm ve demokrasi ................................... .......... sayi: 4, s.45-49 AKDOCAN OZKAN, "Doktor"un dilinden anlamak! .............................. say1: 4, s.49-51

MURAT BELGE,

TURKA Y DEMiR,

Frans1z Devrimi'nin sesi .................. say1: 6, s.55-58 SOSYALiZM TARiHiNDEN BELGELER METE TUN<;:AY, ~efik

Vazife'deki

Husnu'nun ......... ............. say1: 2, s.44-51

ba~yaz1lan

WILL KORD-RUWISCH

Tiirkiye'de

i~c;i

METE TUN<;:AY,

basm1 ..... .. ..... ............ say1: 4, s.41-44 Vazife'den iki yaz1, .. say1: 5, s.67-70

SOYLE_Si Yerel yonetimler daha da ... .................................. say1: 3, s.53-55 METiN TURKER - ABDULLAH KAPLAN, 137 giinliik grevden izlenimler ve "dersler" ..... sayi: 6, s.46-49 MURAT KARAYAL<;:IN,

yerelle~melidir


ekonomist/modernist to lumlara hay1r!..

NASIL SOSYALiZM? HANGi YE~iL? NE i~iN SANAYi? Rudolf Bahro Bahro, mevcut sosyalist sisteme "i~erden" en etkili ele~tiriyi "Alternatif" adh eseriyle yaptig1 i~in Bat1'ya ge~mek zorunda b1rak1ld1. Bu eserinde ise sosyalist sistemin "yeti~mek ve ge~mek!" hedefine gore ekonomist/modernist bir yan~mac1 zihniyetle kapitalizme tabi oldogunu soyli.iyor ve bi.iti.in olarak "sanayi uygarhg1"m yeniden tammlama ~abasma giri~iyor. "Maddi ihtiya~lanmm" yeniden di.izenlememiz gerektlgini belirterek, "ekolojik bir ban~ toplumu" i~in onerilerde bulunuyor.

~

Siyasi Polisiye 'Bekle' de dim

gOlgeye OMIT

KIVAN<;

ileti$im' den

AYUNTI

aynnt1lar onemlidir! ..

lleti#m Yaymlan Klodfarer Cad.

ileti~im Han 34400 CaOal<JOlu istanbul


GiifUsi• A Y L I K D E R G S0RG0N

M.Semih Gemalmaz D Avukat Ahmet Zeki

Ok~uoglu

ve Avukat Serhat Bucak ile

soyle~i

D NASIL BiR PARTi? Soru$turma Semih Gumu11, Mahir Saym, Ahmet

Ka~maz

D Cankaya ruleti Sureyya Orgen D Normal. .. Erdal Atabek D KOltOr mozaigi Tevfik <;avdar D Suyumuz mu 1sin1yor? Yucel <;aglar D $u "AT" sorunumuz Orhan Aydm D Kuzey Avrupa'da 1rk91hgm kalesi Gurhan U~kan D Sendikac1llkta "dogru"lar Y1ldmm K~ D En gOncel sorun ilhami Soysal D Sanc1ll sektor: Tarim ibrahim Yetkin D Egitim ve ogretimde 9agda~hk Vecihi Timuroglu D Birligi kim kuracak? Orhan Ko~ak D Hakem olmaktan hakim olmaya <;agatay Anadol D EylOI Oniversitesi Tahir Hatiboglu D K1bnsh'nin kimligi Ahmet An D GorO~me Refik Durba11 D 12 Mart s1k1yonetim1 Prof.Dr. Zafer Oskul D Sosyalizme ilerleyen sOrecin garantileri Ahmet Ka~maz I

E K I M ' 8 9

CIKTI

BU SAYIDA: Halil Berktay • Kemalist Devrim ile "Yeni Entegrasyon" arasmda B1c;ak Sirtmda Tiirkiye Mehmet Tanju Akad • Alaturka Kapitalizmin Ekonomi Politigi (veya Azgeli~mi~ligimizin Ozgiin Yanlan) Metin (ulhaoglu • ideoloji ve Politika: Kavramlardan Pratige Yakla~1m Denemesi ilhan Tekeli • l 990'h Y1llarda Tiirkiye'de Sosyal Bilimler Giirel Tiiziin • Tiirkiye-AT ili~kileri Ozerine Gozlemler Kenan Somer • AIOI, Sivil Toplum ve Bauhla~ma Ozerine Aykm Dii~iinceler Zafer Oskiil • i~c;i S1mfm1 Tammak Tank Demirkan • Dogu Avrupa Sosyalist Olkelerinde Reform Siirec;leri-2 "cem Erogul • Esas Sorun Devlettir Sargut Solc;iin • Giincelligin Dayamlmas1 Gereken Ag1rhklan Ozerine

SAYI2 KiTAP~I

VE BAYILERDE

Adres: Ankara: At~ Sk. No: 29/14 Yeni~ehir, Tel: 131 26 61, istanbul: Piyerloti Cad. Dostluk Yurdu Sk. No: 8, Kat: 2, Cagaloglu Tel: 516 23 27, Abone i~in Hesap: Arif Giiloksiiz, i~ Bankasi, 23567799, Ankara-Yeni§Chir. Abone: 1 Y1lhk 23,000 TL, Yurtdt§1: 45 DM DatJtun: Etkin, Tel: 513 77 10


SusgallslBidlk SOSYALiZM, PARTi, PROGRAM Taner Ak<;am

kendimiz -devrimci yol- Ozerine dO!;Onmek (2) ·

Yavuz Alogan

solun birligi ve program sorunlar1

Halil Berktay

devlet~i sosyalizm sona ererken kitleler, reformcular ''burjuva liberalizmi ' '

. Oral Cah$1ar

birlik sOreci ve sorunlari birlik

A.Ergun

(2)

i~in

yapamad1klar1miz

Mehmet Gunduz birlik, safla!Jma, program Kagan Guner

sosyalist ye!Jil perspektif (2) "birleljlik avrupa projesi uzerine du1j1unmek"

EKiM 1989 2500 TL

Ekim 1989 • Dogma Degil

Ger~eklik

L. Senji

• Yenilenmenin ideolojik Hedefleri I F.Mussi • Komi.inistler ve Sosyal · Demokratlar I Tarfl$ma • O~i.inci.i Di.inyanm Global Karakteri I K . Habib • Otoriteyi Kim Denetleyebilir/

N .Popo1·

diinyaya ba){1~

Ekim 1989

I

• Kiirt Sorunu Uzerine Tezler I Sere/ Y1ld1z

• Kurt Sorununun Diinii ve Bugiinii I A.Zeki Okfuoglu, Omer Agin, Serhat Bucak, Adnan Ozbingol, Kurtulu$ Parlak

• K1bris'ta Olumsuzluk Siirecini · Durdurmak Miimkiindiir I Zeki Erkut • Yeni Bir Kiiltiir Devrimciler i~in Gerekli Mi? I Omer Ju lgan . • Dag Fare Dogurdu I Haluk Akar • Yasalla~ma Politikas1 I Dogan Akta$ 18. SA YI (:IKTI


PETROL-iS SENDiKASI.KIRIKKALE SUBESi "EKMEK BARIS OZGURLUK" KONULU }iiR YARISMASI DUZENLEMiSTiR. .. Petrol-i~ Sendikas1 Kmkkale Subesi olarak; EKMEK BARIS OZGORLOK ~iir yan~masmda oncelikli ilkemiz: KATILIM VE PAYL\SIM. Bu du~uncelerin 1~1gmda ulusal duzeyde ~iir yan~mas1 duzenliyoruz ...

KATILIM KOSULLARI -

Belirlenen konunun 路dogrultusunda yan~ma tum ~airlere ac;:1kur. Yan~maya en fazla uc;: ~iirle kaulmabilir. (Her ~iir alt! nusha olarak gonderilecektir.) Aym zarf ic;:inde ~air ozya~1mm1 da yazarak Salih KUM RU P.K. 5 KIRIKKALE adresine pasta ile gonderecektir. Yan~maya son kaulma tarihi 20 KASIM 1989 olup, dereceler 10 ARALIK 1989 iNSAN HAKLARI GONO'nde ac;:iklanacaknr.

ODULLER BiRiNCiLiK OoOLO iKiNCiLiK ODOLO O<;:ONCOLOK 6DOLO DORDONcOLOK ODOLO BESiNCiLiK ODOLO

400.000 TL. 200.000 TL. 100.000 TL. Sendikam1z Yaymlanndan Sendikam1z Yaymlanndan

olu~an

olu~an

bir tak1m yaym seti. bir takim yaym seti.

SE(iCi KURUL Gulten AKIN (Sair),Julide GOLiZAR (Gazeteci-Yazar), Mustafa EKMEK<;:i (Gazeteci-Yazar), M.ilhan ERDOST (Yazari.H.D Ankara Sube Ba~kam.), Metin ERDAL (Petrol-h Sendikas1 Kmkkale Sube id. Sekreteri), Rernzi iNANC:: (Yaymc1Yazar), Salih KUMRU (Petrol-i~ Ost Kurul Delegesi-Halkevi il Sekreteri). TERTiP KOMiTESi ADINA HACI ARAP KARADURMUS Sube Ba~kam

METiN ERDAL Sube id. Sekreter

TUDAY CEZAEvi (:ALISMA GRUBU'NDAN 13 Mayis 1989 gunu F. Almanya'nm Koln kentinde '90'a yakin kurucu ve destekc;:i biraraya gelerek, TODAY (Turkiye Demokrasi ve insan Haklan Dayam~ma Demegi) Kurulu~ Kongresi'ni tamamladilar. Kongre oncesi c;:ah~malar aylarca surmu~ ve bu sure ic;:erisinde Turkiyeli ve Alman kamuoyunun en geni~ kesimlerile taru~malar yap1~m1~t1r. Sonuc;: olarak TODAY, farkh siyasal du~uncelere sahip; aralannda tanmm1~ yazar, sanatc;:1 ve bilim adamlanmn da bulundugu devrimci-demokrat ve ilericilerin, "demokrasi ve insan haklan" amacmda biraraya gelerek, Turkiye'deki demokrasi ve insan haklan mucadelesiyle uluslararas1 dayam~ma gorevini temel perspektif olarak 6nune koymu~tur. ilgi alanlanna ili~kin c;:e~itli c;:ah~ma gruplan TODAY bunyesinde 6rgutlenmi~tir. Bu gruplardan biri de, ic;:inde bulundugumuz toplumsal surec;:te insanhk d1~1 uygulamalar nedeniyle giindemden du~meyen "cezaevleri" c;:ah~ma grubudur.

Bizier, "TODAY Cezaevi (:ah~ma Grubu" olarak, hangi siyasal egilimden olursa olsun ba~ta politik tutuklu ve hukumluler olmak uzere, tum devrimci-demokratik ki~i ve kurulu~lardan; cezaevleri, i~kenceler, gozalu-soru~turma ve yarg1lamalar uzerine ka~1hkh bilgi ah~veri~inde bulunmak istiyoruz. Mektuplannm bekler, mucadelenizde

ba~anlar

dileriz.

Dostc;:a selamlanm1zla ... TODAY CEZAEvi (:ALISMA GRUBU Yazi~ma Adresi : TODAY, Hohenzollemring 32, 5000 Koln 1 DEUTSCHLAND


B06 1  
Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you