Issuu on Google+

SAYI: 1

1.000.000.- TL (KDV’L‹)


Merhaba,

15 Günlük Sanat Dergisi

Sahibi: ‹dil Kültür Yay›n Yay. Org. Rek. Film. Ticaret ad›na MUHARREM CENG‹Z Yaz›iflleri Müdürü: AHU ZEYNEP GÖRGÜN Yaz›flma Adresi: ‹D‹L KÜLTÜR MERKEZ‹ KULO⁄LU MAH. TURNACI BAfiI CAD. A⁄A KÜLHAN‹ SOK. A⁄A HAMAM APT. 13/8 BEYO⁄LU/‹STANBUL TEL/FAX: (212) 245 00 70 e-mail adresi: tavir@grupyorum.net ‹zmir: YAREN SANAT MERKEZ‹ 863 S. 23/2 KEMERALTI/‹ZM‹R TEL: (232) 425 26 10 Ankara ‹D‹L CAN KÜLTÜR MERKEZ‹ S‹NAN C. DAYANIfiMA S. NO:12 D‹KMEN/ANKARA TEL: (312) 481 69 64 Hesap No: (TL): 1116-0346785 HAKAN ALAK ‹fiBANKASI ORTAKÖY/‹STANBUL (DM): 1116-301000 HAKAN ALAK ‹fiBANKASI ORTAKÖY/‹STANBUL Ofset Haz›rl›k TAVIR YAYINLARI Bask› ASPAfi Da¤›t›m B‹RLEfi‹K BASIN YAYIN DA⁄ITIM A.fi.

Uzunca bir aradan sonra tekrar birlikteyiz. Sizlerle birlikte olmad›¤›m›z süre içinde ülkemiz hapishanelerinde büyük bir katliam ve büyük bir direnifl yafland›.... 2000 y›l›nda bedenlerini bir kez daha ölüme yat›ran devrimci tutsaklar bantlar›na lay›k oldular. Sözlerinden dönmediler ve ölümsüzlefltiler. 1984 ve 1996 y›l›nda bedenlerini açl›¤›n koynuna yat›r›p ölümü yenenlerin özgür bir dünya, özgür bir Türkiye özlemi bu kez onlar›n al›nlar›na takt›klar› bantlarda hayat buldu. Yaflam açl›¤›n koynunda bir kez daha canland›. Ölüm orucu 180’li günlerde sürüyor. Eskiye, çürümüfl olana, yalan ve hileyle donat›lm›fl dünyam›z›n ac›larla yüklü çarklar›na yanan bir fitil oluyor aç bedenler. Fitil yan›yor... yan›yor...Her fley yeni bir hayat için. Bunca açl›k, bunca bedel bugünün dünyas›n›n tüm çirkeflikleri son bulsun, emekçiler afla¤›lanmas›n, hor görülmesin, topraklar›m›z emperyalizme alk›fl tutan sat›l›k ellerin de¤il, memleketimizin namuslu ve çal›flkan insanlar›n›n özgürce yaflad›¤› bir vatan olsun diye. Ölüm s›ras›na girmifl, gönüllülük yar›fl›na tutulmufl genç, dipdiri, capcanl› bedenler... Tutsak düflmüfl ama beyinleri ve özgürce yaflam idealleri ele geçirilememifl insanlar... Özgür bir gelece¤in insanlar›. Beyinlerini özgürlefltirip gelece¤i bugünden görebilen ve tüm insanl›¤›n da o günleri yaflamas› için hem yardan, hem serden vazgeçen, mapuslu¤u al›nlar›n›n ak cefas› say›p "u¤runa ölünesi de¤erler vard›r" diyenler... Dört duvara s›¤ar m› onlar? Hele hücrelere hiç... Tav›r’›n sayfalar› onlar için. 19 Aral›k 2000’de ve devam eden günlerde ölüm oruçlar›nda yitirdi¤imiz devrimcilere, ve bugün bu tarihsel direniflin yarat›c›lar›na açt›k sayfalar›m›z›. Gönlümüzde onlar var. Onlar›n yaflad›klar› ve yaflatt›klar› bütün tazeli¤iyle yüre¤imizde, bilincimizde... Bugün Türkiye Hapishanelerinde ve d›flar›da da süren bu tarihsel direniflin TANI⁄IYIZ! Sizlere bu direnifl destan›n› aktarmay› bir görev, onurlu bir yaflam için kendilerini feda eden tutsaklara karfl› ise ödenmesi gereken bir borç olarak görüyoruz. Ülkemiz yine ya¤malan›yor. Yoksulluk her geçen gün büyüyor. Halklar›m›za reva görülen bu yoksullu¤un nedeni bu ekonomik krizi yaratan ülkemizi eme¤imizi her geçen gün daha fazla sömüren emperyalizmin ta kendisidir. Bugün hapishanelerde ölüme yatan devrimci tutsaklar›n ideallerinden biridir sömürüsüz , özgür ve ba¤›ms›z bir ülke. Bunun bedeli ödeniyor bugün duvarlar ard›nda. Uzunca bir aradan sonra ç›kard›¤›m›z bu ilk Tav›r’daki de¤ifliklikleri elbette sizlerde farkedeceksiniz.Bundan sonra Tav›r her an size ulaflabilecek bir dergi bazen de bir broflür olarak olarak sürdürecek yay›n›n›. Yani ne belli bir periyodumuz ne de teknik olarak tek bir biçimimiz olacak bundan sonra. Bunun bir nedeni s›kl›kla sizlerle buluflma ihtiyac› hissetmemiz, bir di¤er nedeni ise h›zla de¤iflen sürecin ihtiyaçlar›na kültür sanat cephesinden de cevap verebilmek. Bundan sonra bayiide gördü¤ünüz her yeni Tav›r süpriz bir zamanda “Merhaba” diyecek size. Fiyat›m›z› da bir milyon yapt›k. Bu ufak de¤iflikli¤i de anlay›flla karfl›layaca¤›n›z› umuyoruz. En k›sa zamanda tekrar görüflmek üzere... Dostlukla...


inceleme

Günümüz Nazi Kamplar› Kemal Koray............................................................3-6

de¤erlendirme

fliir

Kad›nlar›m›z Nesrin Taflç›.......................................................11-1 3

röportaj an›

Bir Görüfl Gününde Nazl› Can..............................................................16-20

Gerçek Hikaye Tav›r.....................................................................29-3 0 Bir Görüfl Kabininde...................................21

makale

deneme

Bir Mektubun Düflündürdükleri Tahsin ‹lkaya............................................................7-8

Gülsüman Dönmez Deniz Engin.......................................................14-15

fiimdi Zafer Hür Al›nlar›n›zda Parl›yor Seval Alp..................................................................9-10

Bir Mevsim Açl›¤a Yatt›k F›rat Tavuk................................................................22

Ekonomik Krizin Nedeni Yine IMF Güzin Karaduman..............................................26-28

haber yorum mektup O¤ula Son Mektup Gülsüman Dönmez.................................................23 Her fley Sizin Gelece¤iniz ‹çin fienay Hano¤lu..................................................24-25

Sahnede Kürtçe Yasak .........................................31 Y›lmaz Güney ‘e M‹T Ajan›suçlamas›...............31 Örgüt Yatakç›s› Roman........................................31 Grup Yorum’dan Single Kaset............................32 Hiç’in Azab-› Mukaddes’i.....................................32


inceleme inceleme kemal koray

GÜNÜMÜZ NAZ‹ KAMPLARI nsanl›k onurunun s›nand›¤›, tarihsel öneme sahip bir süreçten geçiyoruz. 19-22 Aral›k katliam›ndan sonra ülkenin çeflitli yerlerinde inflaa edilen F T‹pi Hapishanelere doldurulan devrimci tutsaklar ‘savafl alan›’ndan ç›k›p doldurulduklar› hücrelerde 180’li günleri çoktan aflarak ölüm orucunu sürdürüyorlar. Büyük bir ›srar, büyük bir inat, büyük bir inançla hemen hemen her gün verilen flehitlerle ölüm orucunu sürdürüyor, Bir deri bir kemik haline gelmifl, iskelet haline gelmifl vücutlar›yla direniyorlar. Ad›na “F Tipi Hapishane “ dedikleri nazi kamp› hücrelerde ve müdahale için kald›l›rd›klar› hastanelerde iflkence, teslim alma politikalar› h›zla sürüyor. Üç ö¤ün dayak yiyor örne¤in tutsaklar. Kafalar›n›n üzerindeki bir megafondan her sabah “Haz›roool” diyen

bir sesle uyand›r›l›yorlar. Onursuzca bir yaflam yerine ölümü tercih eden insanlara zorla yaflatma(!) iflkencesi yap›l›yor. Nas›l m›? Bir insan ellerinden ve ayaklar›ndan zincirlerle yata¤a ba¤lan›yor. Koluna tak›l› serum ve burnuna tak›l› sondayla “Yaflat›lmaya “ çal›fl›l›yor. Yata¤a ba¤l› insan durmadan ç›rp›n›yor ama ellerinden ve aya¤›ndan ba¤lanan zincirleri onun ç›rp›nmas›na bile izin vermiyor. Tehditler ediyorlar “Sakat kalmak m› istiyorsun yoksa yaflamak m›?” Ona bu iflkenceyi yapan bu ülkenin Mengeleleridir. Daha do¤ru bir tan›mlamayla Hitler’in katil ruhlu doktoru Mengelenin ucuz ve yerli birer versiyonlar›d›r. Y›l 1945’ler de¤ildir, y›l 2001’dir. Bilimler geliflmifl, teknoloji de¤iflmifl insanl›k tarihi pek çok keflfe ve bulufla daha imza atm›fl ama Hitler’in ö¤retileri, Hitlerin zihniyeti de¤iflmemifltir. Mesela diri diri insan yakmak, mesela tav›r / nazi kamplar› / may›s 2001 / say›: 1

3

ko¤ufllardan s›k›lan öldürücü gazlar ile insan bo¤maya kalkmak bir deri bir kemik kalm›fl insanlara türlü türlü iflkenceler uygulamak, toplama kamplar›na doldurup kimliksizlefltirmek egemenlerin Hitler’den ald›klar› mirast›r. Hücre Tipi Hapishane modeli ise yine ABD patentli, ABD’den ithal bir projedir. ABD’li psikiyatrist Dr Edger Shein’in 24 maddelik program› tamamen politik tutuklular› izole ederek kimliksizlefltirmeye yönelikti. “BEY‹N YIKAMA ÖZEL VARYANTLARI”, yani günümüzdeki tan›mlamas›yla TREDMAN... olacakt› bu kimliksizlefltirme politikalar›n›n ad›. Doktor Edger Shein’in program›ndaki ‹flte 24 maddeden baz›lar› flöyleydi.“Beyin y›kama amac›yla uyum içerisinde olmayan tüm grup etkinlik-


ler yasaklanmal›...” Yani “Tredman’a uyum sa¤layanlar, kütüphaneye, çok kullan›ml› spor alan›na götürülecektir”... Laboratuvar... “Kendi iradesiyle iflbirli¤i yapmay› kabul edenlere hofl görülü davran›lmal›, kabul etmeyenlere karfl› sert muamele... “Tutsaklara gelen posta (mektuplar vs) sistematik olarak denetlenmeli ve saklanmal›.” “Tutsaklar›n grup de¤erleri da¤›t›lmal›...” “Tutsaklar aras›nda, onlar›n sosyal düzenlerinden vazgeçtikleri ve tamamen tecrit olduklar› bir grup düflüncesi yarat›lmal›.” “Karakter zay›flamas› için teknikler uygulanmal›. Afla¤›lama, iftira gibi yöntemlerle fleref ve haysiyetle oyna-

ma, ba¤›rma, hakaret etme, suçluluk duygusu yaratma, uykusuz b›rakarak etkilenebilirli¤i sa¤lama, sert cezaevi yöntemleriyle arada bir düzenli olarak iflkence yapmak gibi...” “Bask›n›n kald›r›lmas› ve insani varl›k olarak, beyin y›kama amac›na uygun itaatli ve mütevazi, yaltakç› davran›fllar ödüllendirilmeli...” “...” Bütün bunlar tesadüfen ortaya ç›kar›lmad›..Kim, nas›l, nelere tepki veriyor her fley ölçülüp biçildi, birçok ülkede uyguland›... Bu örnekler Dr. Shein’in beyin y›kama program›m›n bir kaç noktas›d›r. Ülkemiz hapishaneler tarihinde defalarca kez buna benzer programlar uygulanm›fl, teknik olarak ufak tefek farkl›l›klar tafl›sa da amaçlanan fley ayn› olmufltur. Tarihe bir göz att›¤-

m›zda Dr. Edger Shein’in program›na benzer örnekler görürüz. 12 Eylül 198O CUNTA YILLARI... MAMAK... Otur... Kalk... Yat... Sürün... ‹stiklal Marfl› söyle... Askeri e¤itim... Komutan›n aya¤›n› öp... D‹YARBAKIR... Ç›r›lç›plak konulan, la¤›m pisli¤iyle dolu kuyular› olan hücreler... Komutan zorla tutsaklar›n birbirlerinin d›flk›lar›n› yedirmeye çal›fl›yor... Fareler... Pislik... Aç b›rakma... her türlü iflkence yöntemleri. METR‹S... Her gün operasyonla arama dayat›yorlar... Tek tip elbise giydirmek için her gün falaka, iflkence... Direnenleri tecrit hücrelerine al›yorlar... Doktorlar, hemflireler... ‹flkenceci doktor ve hemflireler... Bunlar ülkemizde hapishaneler tarihinin yak›n örnekleridir. 1985‘te yap›lan”TERÖR‹STLER‹N REHAB‹L‹TASYON SEMPOZYUMU” ‘na kat›lanlar, CIA’n›n iflkence yöntemlerini aktarmak için orada bulunuyorlard›. ‹çlerinde kimler yoktu ki... Önceleri isimleri gizli tutuluyor ama sonradan a盤a ç›k›yordu. ‹flkence yöntemleriyle siyasi tutsaklar›n nas›l teslim al›nmas› gerekti¤i konusunda görüfl bildiriyorlard›.. Kiminin adlar›n›n önünde “Prof.” unvan› da vard›. Kat›lanlardan ikisi; Prof Dr. Turan ‹til,

tav›r / nazi kamplar› / may›s 2001 / say›: 1

4


Prof. Dr. Ayhan Songar’ d›. Cuntan›n bafl›ndan itibaren devrimci tutuklular üzerinde birçok deneyler yapt›lar. Ne oldu¤u belirlenemeyen ilaçlar› tutuklular üzerinde denemeye kalk›flt›lar... CIA Ajan› Paul Hanze’nin güvenini kazanm›fl iki CIA ajan›yd›lar... HZ‹ vakf›n›n en “temel çal›flmas›” tutuklular› bir “kobay” olarak kullan›p, teslim alma politikalar›n› denemesiydi. ‹flkenceler çeflitli ilaçlar, çeflitli psikolojik yöntemlerle tutuklular›n beyinlerini teslim almak, yani “beyinlerini y›kamak” yani “TREDMAN’uyum sa¤lamalar› amaçlan›yordu. Cunta devrimci tutsaklar üzerinde uygulamak istedi¤i program›nda baflar›l› olamad›. 1984’ te 75 gün süren ölüm orucunda dört devrimci onurlu yaflaman›n bedelini ödeyerek cuntaya diz k›rd›rd›, bugünlere tafl›nan bir gelenek b›rakt›. Dünya da da tarihsel örnekler yaflan›yor, politik tutuklular› kimliksizlefltirmek isteyen egemenlere karfl› direnifller gerçeklefltiriliyordu. 1943 y›l›nda Nazi’ler taraf›ndan kurulan Haydari kamp› da buna bir örnektir. “Yunan ruhunun çözülmesi, Yunan halk›n›n kölelefltirilmesi, Yunan kiflili¤inin yokolmas›. Plan buydu, uygulanmas› için de Haydari Kamp›’n›n kurulmas› gerekiyordu. Tek amac›, köle ruhlu, korkak, hain insanlar yetifltirmek olan Haydari Okulu’nun kurulmas› gerekliydi. Burada, Yunan halk›na kolera pani¤ini afl›lanacak özel mikrop kültürlerini haz›rlayan laboratuvarlar kurulmal›yd›.” (Haydari Kamp›, Syf:50-51) Naziler, içerideki tutuklular kadar, d›flar›daki halk› da “düflünmüfl”lerdi Haydari Kamp›’n› kurarken. Çünkü biliyorlard› ki, Haydari Kamp›’ndaki tutuklulara boyun e¤dirdiklerinde, d›flar›daki halka da boyun e¤dirmifl olacaklard›. O zaman tek yol tutuklular› teslim almakt›... Dara¤açlar› tutuklular› teslim al-

mak için kuruldu. Karfl›s›na yüzer yüzer dizildi devrimciler, yurtseverler. Uruguay’da S2 subay› olan Üste¤men Mengini, “Evet, asl›nda sizlerden sabun yapmal›yd›k” diyordu tutuklulara. Krematoryumlar›n bacalar›ndan yan›k insan etinin kokusu yay›ld› toplama kamplar›na. ‹nsan ya¤›ndan sabunlar yap›ld›... “Yahudileri kat kat, üst üste diz dik, yak›yoruz ancak yanm›yorlar. Sonra anlad›k ki bu, teknik bir prob lem ve hemen bu problemi giderdik. Tutuklular f›r›nlar›n etraf›na çepeçev r e k a n a l l a r ka z d › . Y a n a n l a r d a n a k a n ya¤lar orada topland›. Sonra tutuklu lar bu ya¤› kepçelerle al›p Yahudilerin üzerine döktüler. O zaman daha iyi yanmaya bafllad›lar. Tutuklular dikkat etmezlerse, nöbetçilerden biri gelip onu arkas›ndan fokurdayan ya¤›n içi ne itiverirdi. Ya¤›n içine itilenlerin ne kadar çabuk öldü¤ünü anlatamam, bugün bile düflündükçe hayretler içinde kal›yorum...” (Cumhuriyet Dergi, 18 Ekim 1998, Say›:656) Bu sözler Auschwitz-Birkenau toplama kamp›nda 19 ay bilimsel (!) araflt›rma deneyleri yapm›fl olan bir doktor, Hens Münch’ün sözleri. Krematoryumlarda yak›lmayanlar› ise hücrelerde daha fakl› fleyler tav›r / nazi kamplar› / may›s 2001 / say›: 1

5

bekliyordu: Tecrit, yaln›zlaflt›rma, iflkence, bask›, yasak... Örne¤in, yeni do¤an bir bebe¤in, anne sütü olmadan kaç gün yaflayabilece¤i, yüzlerce yeni do¤mufl bebek kullan›larak ö¤reniliyordu. Çin’de devrim öncesinde, devrimcilerin tutuklan›p konuldu¤u Çin hapishanelerinde hücreler vard›. Bu hücreler “Ma¤ara”, “Beyaz Saray” vb. isimlerini al›yorlard›. Bu hapishanelerde, d›fl duvarlar, binalar, hapishanenin çevresindeki kayalar, hatta a¤aç kökleri; tutuklular kaçma girifliminde bulunduklar› zaman rahat görünebilsin diye beyaza boyanm›flt›. Bu hapishaneler ayn› zamanda kan rengi k›rm›z›yla, insan vücudundaki morluklarla, karalarla ünlüydü. Çünkü burada bir yudum su fazla içti diye iflkenceden geçiriliyordu tutuklular. Özgürlük, demokrasi, insan haklar›; hücredeki tutukluya verilen bir avuç pirinç ve bir yudum sudan ibaretti, bu hapishanelerde... 1960 y›l›nda ABD iflgali alt›ndaki G.Vietnam’daki “Kaplan Kafesleri”... Kaplan Kafeslerinde, tutuklular her türlü özgürlüklerini yitiriyorlard›. Yaflam denilen fley sadece bir tuvalet büyüklü¤ündeki hücrelerden ibaretti. “Burada gece-gündüz düflman›n bak›fllar› alt›nda yaflars›n›z. Bu dayan›l-


maz bir psikolojik durum yarat���r. Her an bafl›n›za bereleyici herhangi bir nesnenin düflmesini beklersiniz: bir tafl h›zla f›rlat›lm›fl, bir sopa, hatta yan›k bir izmarit...(Direnme Savafl›, syf:175) Kaplan Kafesleri’nde her türlü sebep dayak bahanesi yap›labilir. ‹flkenceler sürer... Ne giyecek bir giysi ne de havaland›rma, tuvalete ç›karma... Mazgallar, pislik kab›n›n içine konmufl bir tas pirinç lapas› ve 2-3 bardak su d›fl›nda hiçbir zaman aç›lmaz. Hücre kap›lar› tek bir sebep için aç›l›r; o da sald›r›, ölesiye dayak... Kaplan Kafesleri, Beyaz Saray, Ma¤ara, Cehennem Delikleri, Metris, F Tipi Hapishaneler... En ilkelinden en donan›ml›s›na, en modernine dünyan›n dört bir taraf›nda kurulan bu iflkence yuvalar›n›n, kurulma sebebi ayn›d›r: devrimcileri, ilericileri, direnenleri yoketmek. Hepsinin temelinde faflizm, katliamc›l›k vard›r. Bütün bu iflkence yuvalar›nda milyonlarca devrimci, demokrat, muhalif, onlar gibi düflünmeyen insanlar katledilmifltir, yokedilmifltir ve yokedilmeye de devam edilmektedir. Faflizm, tarih boyunca kendine muhalif çevreleri, sosyalistleri yoketmek için hep ayn› en vahfli yöntemlere baflvurmufltur. Bugün ülkemizde yaflanan gerçeklik dünyada yaflanan örneklerden

Seyhan Do¤an’›n yanm›fl cesedi

hiç de farkl› de¤ildir. Hitlerin gaz odalar›, krematoryumlar› yeniden kurulmufl insanlar hapishanelerde diri diri yak›larak katledilmifllerdir. Faflizm tüm bu insanl›k d›fl› uygulamalar›yla teflhir olmufl ve dünyada lanetlenmifl bir sistemdir. Bugün Kand›ra, Sincan, Edirne, Tekirda¤, Kartal... hücrelerindeki binlerce tutsak hergün iflkence görüyor tesilim alama politikalar›na karfl› canlaar›n› ortaya koyarak direniyorlar. Tüm dünya Hitler’in gaz odalar›n›, toplama kamplar›n› ö¤rendi, gördü. Hitler’i ve onun zihniyetini lanetlediler. Elbette, bugün Türkiye’de yaflananlar› da tarih yazacak ve faflizmin ülkemizdeki bu büyük katliam› ve devrimcileri teslim alma politikalar› da dünya halkal›r nezdinde lanetlenecektir. Bugün F Tipi Hapishanelerde 180’li günlerinde ölüm s›n›r›n› aflm›fl olan tutsaklar faflizmin en kirli yüzünü görüyorlar ve 1930’lu, ‘40’l› y›llar›n Nazi Almanyas›’n› aratmayatav›r / nazi kamplar› / may›s 2001 / say›: 1

6

cak uygulamalarla karfl› karfl›ya olduklar›n›n bilincindeler. Bugünün Türkiyesi’nde belki daha modern yöntemler, aletler kullan›l›yor, modern ortamlarda kal›n›yor fakat, bu modern görüntü; bunun alt›nda yatan zulmü gizleyemiyor. Mant›k ayn› faflist mant›k, uygulamalar ayn› Hitler uygulamalar›d›r. Devrimcileri, kendilerinden taraf olmayan herkesi nas›l hunharca, vahflice, herkesin gözü önünde çekinmeden öldürüp, iflkence yapabileceklerini, o kadar demokrasi, insan haklar› 盤›rtkanlar›na karfl›l›k tüm dünyan›n gözleri önünde nas›l bu kadar aç›ktan her türlü fleyi yapabileceklerini çok iyi gösteriyorlar. 19 Aral›k sonras› “*ölüm orucu yok”diyenlerinde yalanlar› ölen 14 devrimci tutsa¤›n flehitli¤iyle parçaland›. Arda arda gelen ölümlerle acze düflen devlet hala sorunu çözmek yerine ‘Ortak kullan›m alanlar› aç›lacak “ diyerek asl›nda tecriti kald›rmayan demogojilerle kamuoyunu aldatma peflindedir. ‹çerde ise tutsaklar her gün ölmeye ve her gün sakat kalmaya devam ediyorlar. Bugün faflizm gerçe¤ini bilen bir kimse bu uygulamalar› da görmezden gelemez. Bu gerçekli¤e gözlerini kapayamaz. Hitleri 1945’ler de de¤il 2000’ li y›llar›n Türkiye’sinde aramak ve lanetlemek gerekiyor...J


makale makale tahsin ilkaya

B‹R MEKTUBUN DÜfiÜNDÜRDÜKLER‹ “Merhaba Yasemin, Sizi hat›rlayamad›m. Tan›yamad›m. Beni nereden tan›yorsunuz bunu da bilmiyorum. Sizi tan›masam da merak içinde kalman›z› istemiyorum. Bu yüzden yaz›yorum. Buraya nas›l geldi¤imi, neden tutukland›¤›m› bilmiyorum. Neden bu kadar a¤›r hastaland›¤›m› da bilmiyorum. Asl›nda size yazmam›n temel nedenlerinden biri Kemal Abimin arkadafllar› olman›z. Bizimkiler öyle dedi. Sa¤l›¤›m› sormuflsunuz. Hiç kesilmeyen bafla¤r›lar›, bel a¤r›s› uyuflma. Ve unutkanl›k. Doktor haf›za kayb› var dedi. Bu bilgileri not defterimden yaz›yorum. Neden öyle oldu bilmiyorum. Nuran’a sordum, ateflli hastal›k geçirdin dedi. Sizden önce Kemal Abime de mektup yazd›m. ‹lk defa cezaevine girdi¤im için koflullar› bilmiyorum. Ama Antep’e benzemiyor buras›. Bir de unutkanl›k. Benim için her gün yeni bir gün. Bir önceki gün sabah oldu¤unda siliniyor. Burada Hatice ve Banu ad›nda iki kifli var. Tan›m›yorum. Hatice adl› kifli ile hiç konuflam›yorum. Kaç›p gelmifl. Bu yüzden. Ve herfleye küfür ediyor. Niye böyle bilmem ama Kemal Abim Böyleleriyle konuflmam› istemez bu yüzden uzak duruyorum. Banu’yu burda tan›d›m. Elim aya¤›m tutmazken bana yard›m etti. Onunla da mesafe var. Nuran birlikte

olun dedi¤i için birlikteyiz. Bu kadar. Yaflam›m ilaçlarla geçiyor. Doktor unuttu¤un y›llar› bir daha hat›rlamayabilirsin üzülme diyor. Bu günden sonrakileri belki kaydedersin diyor ilerde. Al›flmaya çal›fl›yorum. Daha ne yazsam bilmiyorum. Kemal Abimin arkadafllar› oldu¤unuz için yaz›yorum. ‹sterseniz mektuplafl›r›z. Benim için de iyi olur. Yaz›m için kusura bakmay›n. Kolum elim uyufltu¤u için öyle. Bir de ben 87 Y›l›nday›z diyorum bana gülüyorlar. Burada adliler var. Ben daha üç y›l daha yatacakm›fl›m öyle diyorlar. Gazeteler, TV... her fley de¤iflik ve yabanc› geliyor bana. Hemen cevap yazamad›m. Ancak yo¤unlaflabildim. Daha sonra detayl› yazamaya çal›fl›r›m. Sa¤l›cakla kal›n. Selamlar... Semra Askeri Bu mektubu Tekirda¤ Hapishanesinden Semra Askeri, Manisa’daki baflka bir tutukluya yazm›fl. Noktas›na virgülüne kadar yay›nlayarak bir girifl yapt›k. Gelin bu mektubun içine girip sat›rlar› aras›nda dolafl›rken, yaflananlara bir kez daha tan›k olal›m. “Merhaba Yasemin.. Sizi tan›yamatav›r / direnme hakk› / may›s 2001 / say›: 1

7

d›m” diyor Semra Oysa Yasemin’le birlikte Çanakkale Hapishanesinde y›llar›n› geçirmifl. Semra Askeri ölüm orucuna bafllad›¤›nda, Yasemin de varm›fl yan›bafl›nda. Birlikte kahkahalar atm›fllar mahpuslu¤a inat. Birlikte özgür günleri hayal etmifller... ‹çerde katliamlar yafland›¤›nda, canlar dostlar›n›n ac›s›n›, yüreklerinde beraberce duymufllar. Bir görüfl gününün tatl› yorgunlu¤unu paylafl›p, mektuplar geldi¤inde ko¤uflta bir solukta hep bir a¤›zdan okumufllar. Gecelerini, gündüzlerini paylaflm›fllar. fiimdi ise Semra, Yasemin’i hat›rlam›yor. “Beni nereden tan›yorsunuz, bilmiyorum?” diyor. Semra Askeri ülkemiz hapishanelerinde yaflanan katliam›n ard›ndan, zorla müdahale edilerek, sakat b›rak›lan ilk insan. Kütahya hapishanesinde kal›rken tak›lan serumu ç›kartm›fl, yine takm›fllar, ç›kartm›fl, yine takm›fllar, ç›kartm›fl... Ve tüm bu iflkenceler sonucunda Semra art›k haf›zas›n› kaybetmifl durumda. “Yaflam kurtard›k” diyenler, o’nu adli tutuklularla kald›¤› Tekirda¤ Hapishanesi’ne yollam›fllar. Sonra Banu Coflkun ve Hatice Demirer gelmifl


yan›na ama Semra, Çanakkale Hapishanesi’nde birlikte yatt›¤› Banu’yu da tan›mam›fl. fiimdi ise, ailesinin deyimiyle eski bir Osmanl› zindan› olan Edirne Hapishanesi’nde adlilerle birlikte kal›yor. Art›k Tekirda¤› ve oradakileri de hat›rlam›yor. Belle¤i en fazla üç-dört saatlik bir kay›t yapabiliyor. “Beni neden buraya getirdiler?” diye soruyor. Edirne Devlet Hastahanesi’nde çal›flan ve o’na “bakan” doktor “ben mi aç kals›n dedim ona, yapmasayd›.” diyor. Semra bir de¤erlendirme yapam›yor. “Çok kötü bir doktor beni buradan götürün.” diyor. O art›k bir bitki gibi yafl›yor... Dört duvar aras›nda gün gün soluyor. Mektubunda Nuran dedi¤i kifli kardefli, Kemal abim diye s›kça ad›ndan bahsetti¤i ise a¤abeyi. A¤abeyine mektup yazd›¤›n› söylüyor Semra. O’nu Antep Hapishanesi’nde san›yor. Görüflüne gidemedi¤i için k›z›p k›zmad›¤›n› soruyor. Ne yaz›k ki Kemal Askeri bu mektubu asla cevaplayamayacak. Çünkü 1994 y›l›nda öldürüldü. Ama Semra 1987 y›l›nda yaflad›¤› için bunu bilmiyor. Kendisine öldü¤ü söylense bile, birkaç saat sonra bunu unutuyor. Haf›zas›nda son 14 y›l hiç yok. Kendini 24 yafl›nda san›yor ve aynaya bakt›¤›nda gözlerinin alt›ndaki halkalar›n nedenini aç›klayam›yor. Neden yaflad›¤›n› bile bilmiyor Semra... Haf›zas›z.. Daha do¤rusu zorla müdahale ile ‘Haf›zas›z’ b›rak›ld›. Yaflam›n kutsall›¤› konusunda söylenenler; onun nas›l yaflad›¤›n› önce kendilerine sormal›lar. Samra’n›n nas›l bu hale getirildi¤ini yan›tlamal›lar. Belle¤i olmadan yaflaman›n anlam›n› biliyorlarsa aç›klamal›lar. De¤ilse, direnme haklar›n› son nefeslerine dek kullananlara “Ölmede böyle yafla” demenin yeni Semralar› yarataca¤›n›n bilincine varmal›lar. Ac› ama gerçe¤imiz bu. Semra’dan sonra Hatice Yazgan, Eylem Yeflilbafl, Bar›fl Kaya, Serkan Aydo¤an , Ayfle Bafltimur’ da sakat b›rak›ld›lar. Elleri, ayaklar› zincirlenerek yaflayan bir ölü haline getirildiler. Evet, yaflayan bir ölü. Yaflamak ne, ölmek ne? Semra yafl›yor mu gerçekten?

Hatice,Ayfle, ve di¤erleri yafl›yor mu? Günlerini nas›l geçiriyorlar? Onca iflkenceden sonra ›ss›z bir köfleye, hücrelerin karanl›¤›na at›ld›lar. As›l flimdi ölüme terkedildiler... Bir daha haf›zalar›n›n yerine gelmesi çok zor, hatta imkans›z. Yaflama de¤il ölüme dönen yüzleriyle, nereye bakt›klar›n› bilmeden yafl›yorlar. Serumu dayayarak; onlar› ömür boyu öldürenler hani nerede? “Adalet Bakanl›¤›n›n doktorlar›, sözcüleri, yetkilileri nas›l bir yaflam sundular onlara? Katledildiler fark›nda m›y›z? Zorla müdahale iktidar›n yeni ölüm politikas›d›r. “Seni ancak ben istedi¤im gibi öldürürüm . ‹stedi¤iniz gibi yaflayamazs›n›z da, ölemezsiniz de “ demektir. Bu yüzü iyi tan›yoruz. 19 Aral›k’› bir kez daha hat›rlayal›m. O zamanda “Sen de¤il ben yakar›m, ben katlederim- ad›na da yaflam kurtarma derim, flefkat derim” demifllerdi. fiimdi yerli Mengelelerin deste¤iyle; yeni ölümlerin dü¤mesine bas›yorlar. Her gün bir yenisi daha ekleniyor Semra’lara. Onlar›n direnme hakk›na her gün bir sald›r› daha düzenleniyor. Zorla Müdahale iflkencesi devletin elinde bir silah. Ve bu silah s›k›l›rken pek çok kifli maç sonras› etrafa s›k›lan kurflunlar› seyrettikleri gibi yaflananlar› izliyorlar... Seyirci kal›yor, ya bilinçli yada bilinçsiz desetek ç›k›yor. Her söz, her çatlak ses onlar› bir kez daha öldürüyor. Yaflam Kurtarma yaflama veda anlam› tafl›yor. Yaflam› bu denli savunanlar; onlar›n bilinçli olarak girdikleri bu eylem biçitav›r / direnme hakk› / may›s 2001 / say›: 1

8

mine sayg› duymal›d›r. Direnme Hakk›na sayg› duymal›d›r. Eylem biçimlerini onaylamayabilirler. Ama bu korkunç ölümler görmezden gelerek Semra’lara s›rtlar› çevirerek; geçmifllerinin, bu günlerinin hatta geleceklerinin silindi¤ini düflünsünler bir an için... Onlarca ölü, yüzlerce sakat ve k›yamet gibi bir katliam ve ard›nda onlara söyleyecek baflka bir söz bulmal›lar. Yoksa aramal›lar. Hay›r, d›flarda de¤il, önce kendi içlerinde. Aramal›larki bundan sonra da söylenenleri anlayacak birileri olsun duvarlar›n ard›nda. F T‹pinde, üstelik sakat bir yaflam› insanlar›m›za reva görenler, art›k kendi gömütlüklerinden ç›k›p; yaflam›n ve ölümün ne oldu¤una bir kez daha bakmal›lar. Bu vahfli ölüm manevras›na ses ç›kartmay›p seyirci kalanlar›n vebali çok büyük kamuoyunda bu konuda ç›t ç›km›yor. Vicdan›m›z›n oyu kimden yana Yaflamdan m›? Ölümden mi?


makale makale seval alp

fi‹MD‹ ZAFER HÜR ALINLARINIZDA PARLIYOR...

aflamak bir a¤aç gibi tek ve hür, ve bir orman gibi kardeflçesine demifl ozan. Yaflamak güzeldir. Yaflamak ekme¤ini tafltan ç›kartarak, bir lokmay› paylaflarak yaflamak ömrünü insanl›¤a adayarak gelecek güzel günler için dostlarla kardefllerle ve özgürce yaflamak.... Böyle yaflad›lar k›sac›k ömürlerini. S›ralar› geldi¤inde fiöyle ceketini omzuna al›p bir "Eyvallah" dercesine birer birer düfltüler topra¤a, gittiler. Kimisi k›rk, kimisi henüz ondokuz yafl›ndayd›. Ama ayn› sevdaya vurgundu yürekleri. Sevdan›n böylesine ölüm ne ki ? Vurgun yemifl bir yürekti tafl›d›klar› sol gö¤üslerinin üzerinde. Ölüyorlard›, Birer birer ikifler ikifler ölüyorlard›. Befler onarda ölmeye haz›r günler, kap›da bekliyordu. Gülümseyen foto¤raflar› süslüyordu gazete sayfalar›n›. Ölüyorlard› ve ölürken gülümsüyorlard›. Yaflam› ölecek kadar seviyorlard›, seviyorlar. Çünkü yaflamaktan anlad›klar› bir fleyleri feda etmek demekti bedel ödemek demekti hayat› sevmek. Bu büyük sevday› çekmek cefa çekmesini de bilmek gerektirirdi.

Y

Mesela ölmekti, hayat›, insanlar›, kavgay› sevmenin bedeli, ya da bir hücrede yaln›z bafl›na bir insan sesine hasret kalmakt›. Sevdiklerinin yüzleri dahil her fleyi unutmakt›. Ya da bütün ömrünü yazd›¤›n haf›zan› bir günde yitirmekti. An›lar›n›, hat›ralar›n›, sevdiklerini, unutuvermek bir daha hat›rlayamamak demekti. .Yürüyememek demekti. Koflamamak, kendi ihtiyaçlar›n› bile karfl›layamamak demekti. Bir bardak suyu bile tek bafl›na içememek, birinin yard›m›na hep muhtaç hale gelmek demekti. Bedeller daha da ço¤alabilirdi. Ama bunlar bir insan›n ödeyebilece¤i en a¤›r bedeldi. Bu bedeli aylard›r ödüyorlar. ‹dealleri u¤runa, halka adanm›fl yürekleriyle çekerek cefas›n› hayat›n, ac›larla bileyerek öfkelerini çekiyorlar sevdan›n büyü¤ünü. Hasretin en ›rakta olan›n› çekiyorlar ve yürüyortav›r / ölüm orucu / may›s 2001 / say›: 1

9

lar yollar›n dönülmezinde. Çoktan yakt›lar gemileri. Dönüflü yok, dönmek demek esas› demektir çünkü ölümün.. Ölmek iflte o zaman. Ölümle yaflam içiçe her gün ölerek ama her gün direnerek yaflamak usta ifliydi. Ustas›yd›lar hayat›n, ustas›yd›lar sevmenin... Onurlu ve her karesi hakedilerek yaflanan bir hayata sahip ç›kman›n bedeli gerekti¤inde bir hayattan vazgeçmek demekti. Ölüm yaflama baflka türlü tercih edilemezdi. Hiçbir ideolojide, hiçbir düflüncede ölümle yaflam bu kadar içiçe geçemezdi. . Yaflam› ölerek ölümsüzlefltirmenin baflka hiçbir aç›klamas›, anlam› olamazd›... Bu ülkenin hapishanelerinde bulunan tutsaklar ölmek için yar›fl›yorlard›. Hayattan bu kadar b›km›fl olmalar›ndan m›yd› bu ölüm yar›fl›? Yoksa yaflam denilen fleye çok de¤er


verdiklerinden miydi? Onlar›n gözlerindeki ›fl›lt›y› ancak onlarla ayn› sevdaya tutulanlar görebilirdi. . Ölüme kilitlenmifllerdi ve daha aylar öncesinden veda ediyorlard›; “Hep mektuplar›m›z›n sonuna yazd›k. ‘Hoflçakal›n’lar›m›z›. Bafla ald›k bu kez. Çünkü bu mektubumuzu elveda ile noktalayaca¤›z. Evet, biz gidiyoruz, siz hoflçakal›n. Hoflçakal›n anam, yarim. Hoflçakal kardeflim, arkadafl›m. Hoflçakal›n dostlar›m›z, hoflçakal›n geride b›rakt›klar›m›z. Hoflçakal›n da¤lar, ovalar, sokaklar. Hoflçakal›n deniz, gökyüzü. Sen de hoflçakal ka¤›t kalem. Yaflam yolunun yeni ufuklar›na yelken aç›yoruz. Devrim yolumuzun yeni bir engebesini afl›yoruz. Gidiyoruz, belki bir daha hiç dönmeyece¤iz. Her kilometre tafl›nda birimiz düflerek. Nihai hedefe daha yak›n mesafeleri gösterece¤iz. Sizleri hep sevdik, terk etmek istemedik. Bizi bu yola koyan, ölümü bekletmeyece¤iz. Hoflçakal›n iflçiler, köylüler, memurlar. Hoflçakal›n tüm halk›m›z. Vatan›m›z› satanlara bir ders daha verece¤iz. Sizin için ölece¤iz. Ölümü bekletmeyece¤iz. ‹sterseniz yumun gözlerinizi, t›kay›n kulaklar›n›z›... ‹sterseniz duyun, izleyin bizi. Seyredin hücre hücre eriyiflimizi... Anlat›n çocuklara masallarda, y›ld›zlar aras›nda, y›ld›zlar

Cengiz Soydafl

gibi kay›fl›m›z›... Ama önce hoflçakal›n... Belki son vedaya vakit kalmaz. Belki vedalaflmak dar vakitlere s›¤maz. Biz gidiyoruz. Bu bizden size son veda, ELVEDA...” Vedalaflt›k onlarla.. Her birimiz usulca vedalaflt›k. sözlerini tuttular, fazla bekletmediler ölümü. Sab›rs›zd›lar. Ölüm zafer demekti. Susuzluktan çatlayan dudaklara dökülecek bir ya¤mur damlas› gibiydi ölüm. Hasrettiler birbirlerine. Ve kavufltular iki sevdal›... Di¤erleri s›rada sab›rs›zl›kla bekliyorlard› ölümü amans›z bir yar›fl sürüyordu.Ölümlü olan bedendi, can de¤il. Canlar ölümsüzdü. Tüm mesele can olabilmekteydi. Ve bugünün dünyas›nda can olma idealini gerçek k›lmak için yaflam›fllard›. Böyle yaflam›fl olmaktan ve böyle ölümsüzleflecek olmaktan haz duyan canlard› onlar. Bu öyle bir yar›flt› ki, aylara yay›ld› dü¤ün haz›rl›klar›... Hepside gönüllüydü. Hepside ölümün böylesine kavuflmak için sevdal›ya kavuflman›n arzusu ile yan›p tutufluyordu adeta. Çünkü ölüm zaferdi art›k ve onlar bundan dolay› “Merhaba Zafer, Hoflgeldin Ölüm” diyorlard›... Bu yar›flta “Halk›m için de, yoldafllar›m için de önce ben ölmeliyim" dendi de baflka bir fley duyulmad› baflka. Yüztav›r / ölüm orucu / may›s 2001 / say›: 1

10

lerce dudak, yüzlerce yürek bunu hayk›rd›lar... fiimdi ölüm en yak›n dostlar›, ittifaklar›yd›. Ölüm bir silahsa silah› kullanan güçlüydü, onlar kazanacaklard›. Zafer ki açl›¤›n koynundayd›, bitecekti açl›k ölümün koynunda. ‹flte insan ancak böyle bir ölümü yenilgiye u¤ratabilir, yaflam› sürekli k›labilirdi. Onlar›n yaflam› hiç sonlanmad›. Ölüm bir son ise e¤er hayatlar›n›n bu "son"dan sonraki ad› ölümsüzlük oldu. Özgürlük ve ba¤›ms›zl›k için buradalard›, Hak ve adalet için buradalard›, Namussuzluk ve onursuzlaflt›rmaya karfl› olduklar› için buradalard›, Halklar› için ve halklar› u¤runa buradalard›. U¤runa hayatlar›n› adad›klar› ne varsa tehdit alt›ndayd› flimdi. Halklar›, kimlikleri, düflünceleri, düflleri... hepsi, hepsi sald›r› alt›ndayd› art›k. Dayat›lan ya teslimiyet ya ölümdü... Madem ki teslimiyet ve ölümdü seçenekleri onlar ÖLMEY‹ SEÇT‹LER... Birer birer düfltüler ölümün koynuna. Her biri zaferi gamzesinden öperek dolu dolu yaflad›klar› hayat› tarihe yazarak .Ad›na ölümde dense asla unutulmayacak bir ölümle bulufltular. Ve fiimdi zafer art›k onlar›n Hür al›nlar›nda parl›yor...J


de¤erlendirme de¤erlendirme nesrin taflç›

HER B‹R‹ B‹RER M‹TRALYÖZ HER B‹R‹ B‹RER JEANNE d’ARC HER B‹R‹ B‹RER MAN‹FESTO OLAN KADINLARIMIZ...

ünlerden 19 Aral›k 2000’di. Ülkenin bütün hapishaneleri kuflat›lm›flt›. Çanakkale Hapishanesinde barikatlar›n ard›ndan “Sald›r›y› durdurmazsan›z kendimi yakaca¤›m.” diyen bir ses duyuldu. Bu ses ölüm orucu direniflçisi Fidan Kalflen’e aitti. Aradan çok fazla bir zaman geçmemiflti ki bu sesin sahibi kendini atefle verdi. Halk› ve yoldafllar› için içinde büyüttü¤ü feda ruhuyla bedenini tutuflturdu. Sald›r›ya komuta eden bir üst düzey yetkili Fidan’›n alev alan bedeni karfl›s›nda donakalm›flt›. Açl›¤›n›n 61.günündeydi ve ölüme gidiyordu. Fidan’›n alev alan bedeni karfl›s›nda donakalm›fllard› ama bu da yap›lacak olan katliam› engelleyemeyecekti. Fidan’›n bedeni tutufltu, alev ald›. Alev büyüdükçe büyüdü bütün bedenini sard›. Fidan yap›lan sald›r›y› durdurmak için kendini yakarak feda ederken gelene¤e yeni bir halka ekliyordu. Bu gelenek “Feda Gelene¤i”ydi. *** Farkl› yaflamlardan gelmifllerdi. Kimisi ö¤renciydi, kimisi gecekondulu. Kimi yokluk yoksulluk gördü. Kimi görmedi ama yaflad›klar› bu düzenin çirkin bir yan›n› gördü. ‹nsanlar›n açl›¤›n›, yoksullu¤unu, ya¤malanan de¤erleri, dejenere

G

edilen bir kültürü gördü, çi¤nenen geleneklerini gördü , bu ülkede mücadele etmek bir zorunluluktu. Tercihlerini devrimden yana yapt›lar. Yapt›klar› iflin ne kadar erdemli onurlu bir ifl oldu¤unu kavrad›kça s›k› s›k›ya ba¤land›lar mücadeleye. Bunca kirlili¤in çirkefli¤in, adaletsizli¤in riyakarl›¤›n, ikiyüzlülü¤ün ve yalanlar›n ortas›nda namuslu bir hayatta vard› yaflanacak olan. Kendileri ve halklar› böyle bir hayat yaflamal›yd›. Bu yüzden bir fleyler de¤iflmeliydi. Onurlu ve adaletli bir yaflam› seçtiler, devrimci oldular. Onlar halklar›n› ileriye tafl›yacak öncü kad›nlard›. Ö¤rendikçe ö¤rettiler mücadeleyi, hakl›l›klar›n› ve halktan ald›klar›n›. Halk› kimliksizlefltiren ve birbirlerine yabanc›laflt›ran düzene karfl› ç›kt›lar. Ve bir o kadar kenetlendiler birbirlerine. tav›r / devrimci kad›n / may›s 2001 / say›:1

11

Y›l 2000’di ve s›ra onlardayd›. ‘96’da ilk kad›n ölüm orucu flehidi olan ‹dil’den devrald›klar› direnme gelene¤ini sürdüreceklerdi. Bu gelene¤i kendilerinden sonrakilere b›rakma zaman› gelmiflti. Tüm kad›nlara alternatif bir yaflam sunuyorlard› mücadeleleriyle. Bu alternatif devrimci olmak ve devrimci gibi yaflamakt›. Ülkenin topraklar›na s›k› s›k›ya ba¤l› olmakt›. Onlar Kurtulufl savafl›nda büyük kahramanl›klar gösteren Anadolu kad›n›ndan alm›fllard› mayalar›n›. Günümüzdeki devrimci kad›n profili ise onlar›n direniflçi, direngen kimli¤inde somutlan›yordu. Onlar›n mücadeleye kat›l›m›, yaflad›klar› ülkenin ekonomik, siyasi, sosyal ve kültürel koflullar›nda hayat buldu. Onlar düzenin çizdi¤i s›n›rlar› aflmas›n› bilenlerdi. Onlar dü-


flünen, elefltiren, üreten ve kararl›l›klar›yla örnek olan devrimci kad›nlard›. Onlar ezilen Anadolu kad›nlar›n›n önderleri ve kendilerinden sonra gelenlerin yolunu ayd›nlatan rehberdiler. Yaflan›lan adaletsizlikleri görüp, bunlara çare arayan devrimcilerdi . Faflizmin en kirli yüzünü gösterdi¤i F Tipi Hapishaneler sürecinde onlar kendi onurlar›n›n ve namuslar›n›n oldu¤u kadar halk›n onur ve namusu için savaflan birer kad›n savaflç›, birer ö¤retmendiler. Yaratt›klar› devrimci kad›n kiflili¤iyle bir “Manifesto” bir “Mitralyöz” olacaklard›... Kavgan›n içinde tutsak düfltüler. ‹dealleri ba¤›ms›z, demokratik bir ülkeydi. Onlara yüzy›llar boyunca edilgen, ikinci s›n›f, korkak, ya da sadece bir meta kimli¤ini lay›k gören sistem, flimdi onlar›n yaratt›¤› devrimci kad›n kiflili¤ini hazmedemiyor, kimlikleri ve kiflilikleri üzerinden türlü türlü demogojileri de yaparak, insanl›k onurlar›na sald›r›yordu ama onlarca kad›n ölüm oruççusu vard› bu kez karfl›lar›nda. Devrimci kad›n tutsaklar kendilerine sistemin sundu¤u düzen kad›n› kimli¤ini reddedip devrimci olmufllard› ve flimdi devrimci kimliklerine karfl› yap›lan bir sald›r›yla karfl› karfl›yayd›lar. Hücrelerde onlar› yoldafllar›ndan ay›r›p, tek bafl›na kimliksiz ve kifliliksiz birer robotlar haline getirmek istiyorlard›. Bunu reddettiler. “Teslim olun”diyorlard›. Ama Sibel yoldafllar›n›n da dedi¤i gibi “Biz hiç tes-

lim olmad›k ki” diyorlard›... Sabo’nun, Eda’n›n dedi¤i gibi “Varsa cesaretiniz gelin” diyorlard›, ve ‹dil’in dedi¤i gibi “Yaflam›fl say›lmazd› zaten yurdu için ölmesini bilmeyen”... Y›llar boyunca dört duvar aras›nda Anadolu kad›n›n›n fedakarl›k ba¤l›l›k gibi de¤erlerinden güç alarak halklar›na ve ülkelerine ve devrimci de¤erlerine ba¤l›l›klar›yla her zaman özgür tutsak kimliklerini ortaya koydular. Özgür kad›n tutsaklar olarak her zaman direneceklerdi. Bunun için ölüme yürüyorlard› yavafl ama emin ad›mlarla. Onlar halka ve kendilerinden sonra gelenlere örnek olmal›yd›lar, onlar›n yolunu ayd›nlatan birer meflale olmal›yd›lar. Ülkemiz topraklar›nda faflizme bir ders daha vereceklerdi... Sab›rs›zd›lar. 19 Aral›k gecesi gelip çatt›¤›nda iflte bu bilinçle donanm›flt› her biri. Kimbilir hepsinin ne idealleri vard› yaflam üzerine... Do¤ru ya, ölmek için yaflamazd› insan hayat› boyunca. Ama kendinden sonrakileri yaflatmak için ölmek gerekti¤inde iflte hiçbirinin gözlerinde tereddüde yer kalmayacakt›. 19 Aral›k gecesi tüm hapishanelerde ve d›flarda yataklar›nda uyuyanlar s›çrayarak uyand›lar. Tutsaklar patlayan bombalarla uyand›r›ld›lar. Bayrampafla Kad›nlar Ko¤uflu ise çat›flman›n en s›cak, en yo¤un haliyle yafland›¤› yerlerden biriydi. Televizyon ekran›na yans›yan görüntülerde yan›k insan yüzleri yanm›fl insan vücutlar›n› izliyorduk. Daha sonra yazd›klar› mektuplardan, ve ziyaretlerde yüzyüze görüflmelerden operasyonun kendilerine nas›l yans›d›¤›n› anlatacaklard›; “Ani bir bask›na u¤rad›k. Çat›dan gelen seslerden bir operasyon oldu¤unu anlad›k. Mazgallardan alev silahlar›yla alev püskürtüyorlard›. Benim zaten kafam tutuflmufl ve bay›lm›fl›m. Betav›r / devrimci kad›n / may›s 2001 / say›: 1

12

ni Mine merdivenlere kadar sürüklemifl orada b›rak›p ko¤ufla ç›km›fl di¤er arkadafllar› kurtarmak için. Ama kimseyi görememifl alevlerden. Mine’ de bu yüzden yanm›fl. Hacer, fiefinur alev ald›¤›nda onu söndürmek için çok u¤raflm›fl. fiefinur tamamen yan›yormufl sonra ikisi birden tutuflmufl... Hiç bir fley yoktu elimizde kendimizi korumak için biliyor musun... Hiç bir fley yoktu. Karfl› ko¤ufla geçtik ufac›k bir yere topland›k. Onlar ne yap›yordu biliyor musun? Ufac›k bir delik bulsalar bize atefl edip öldürmeye çal›fl›yorlard›. Songül’ün kolunda bomba patlam›fl, ço¤umuz yaral›yd›k zaten...” Bunlar› flu anda vücudunun yüzde otuzu yan›k olan Ebru Dinçer anlat›yor. Operasyondan sa¤ kurtulanlar›n ço¤unun elleri yan›k. Birbirlerini kurtarmak isterken ço¤unun elleri yanm›fl. Çat›dan püskürtülen alevler nedeniyle de yüzleri. Öncelikle ölüm oruççular›n› korumak için onlar›n üzerlerine kapanm›fllar. Bunlardan bir örnek Özlem Ercan’d›r. fiehit düflmeden k›sa bir süre önce Ölüm üzerine yap›lan bir sohbet s›ras›nda hiç konuflmad›¤›n› görenler onun düflüncesini sorduklar›nda “Ben yeri ve zaman› geldi¤inde bir devrimcinin nas›l ölmesi gerekti¤ini herkese gösteririm” diyecek, ve bir devrimciye yak›flan biçimde flehit düflecekti Özlem, zaman› geldi¤inde. Ölüm oruççusu Suna Ökmen’in üzerine kapanarak alevlere kendini siper ederek...

Ayçe ‹dil E r k m e n


Fatma Ersoy

Evet... 19 Aral›k gecesi bu ülkenin Bayrampafla denilen hapishanesinde alt› kad›n diri diri yak›ld›. T›pk› Ortaça¤’da önce ülkesini ingilizlere karfl› koruyarak kurtaran koskocaman bir orduyu yenerek zafer kazanan daha sonra ise cad› ilan edilerek engizisyon ateflinde yak›lan Jeanne d’arc gibi... Katliamdan sa¤ kurtulanlar ise bütün yaflananlar›n tan›¤›yd›. Sonra kapat›ld›klar› hapishanelerde gülen yüzlerini gördük. Bunca ac›n›n içersinde gülebiliyorlar ve hayata s›k› s›k›ya ba¤l› olabiliyorlard›. Ne yapt›¤›n›n ve ne için yaflad›¤›n›n bilincinde olan kendine güvenen devrimcileflen kad›n profilleriydi her biri. Bu operasyondan sa¤ kurtulan Filiz Gencer bir mektubunda yaflad›klar› anlar› flöyle ifade ediyordu: “Kendi yaflam›n› hiçe sayman›n bir örne¤iydi yaflad›klar›m›z. Yoldafl›n› ateflin içinden ç›karmak için alevleri hiçe sayarak dal›fl›m›z. Onlar› sürükleyerek, gücümüzün son haddine kadar kullanarak çekip al›fl›m›z. Ve içerden ç›karamad›klar›m›z›n içimize sald›¤› atefl... ‹flte bunlar› belki de en iyi siz birlikte yürüdüklerimiz anlayabilirsiniz.. Bu yaflad›klar›m›za ve elbetteki kurtuluflun kap›s›na vararak dosta da düflmana da devrimci iradeye, yenilmezli¤i ve ölümsüz-

lü¤ü gösterenlerimize hala çok kimse inanmakta güçlük çekiyor. Onlara inan›lmaz gelen bu irade bu güç biziz. B‹Z‹M KADINLARIMIZ” Tarih devrimcileflen kad›n kiflili¤inin nas›l kahramanlaflt›¤›na defalarca kez tan›k oldu. Bizim ülkemizde yaflanan kahramanl›k destan› ise hiç bir ülkede efli benzeri görülmemifl bir destand›r. Kad›nlar›m›z yeni yeni de¤erler gelenekler yarat›yorlar. Gülsüman Dönmez 147 gündür sürdürdü¤ü ölüm orucunda flehit düfltü. Kimsenin ak›l s›r erdiremedi¤i ancak onunla ayn› yola bafl koyanlar›n anlayabilece¤i dilden bir destan yazarak. Çok yönlü bir hayat yaflad› Gülsüman Dönmez. Marksist Leninist klasikleri bilmezdi belki, okumufllu¤u yoktu, hatta okuma yazmas› bile yoktu ama devrimcilik nas›l yap›l›r, bir halk nas›l sevilir, onurlu nas›l yaflan›r bunlar› çok iyi biliyordu. O yaflam› seviyordu yaflamda o’nu. O halk›n› ve bu ülkenin her kar›fl topra¤›n› seviyordu. Bir emekçiydi. insanl›k onuruna, ülkesine ve halk›na hayat›ndan vazgeçebilecek kadar ba¤l›yd›. Dünyada ilk örnekti Gülsüman Dönmez. fiehitli¤i herkese çok fley ö¤retti. Sarst›, sorgulatt›. Açl›¤› yoksullu¤u görmezden gelenler korkup kabu¤una çekilenler Gülsüman’›n flehitli¤iyle bafllar›n› öne e¤mek zorunda kald›lar. De¤erlerini unutanlara de¤erlerini hat›rlatt› Gülsüman, cesaretini yitirenlere güç verdi. inanc›n› yitirenlere ise bir ders verdi. Bir insan inanc› ve de¤erleri u¤runa nas›l ölür bunu gösterdi. Gülsüman flehitli¤iyle bir kez daha ö¤retti. Bugün ülkemiz Nazi kamplar›nda da onlarca kad›n devrimci faflizme karfl›, idealleri ve onurlar› için bir savafl yürütüyorlar. Çanakkale Hapishanesinde Faflizmin sald›r›s›na karfl› bedenini atefle vererek kahramanlaflan Fidan Kalflen, Bayrampafla Kad›nlar Ko¤uflunda diri diri yak›lan Yazgül Güder Öztürk, Özlem Ercan, fiefinur Tezgel, Nilüfer Alcan, Gülser Tuzcu ve Seyhan Do¤an , Uflak hapishanesinde kendini feda eden Yasemin Canc›, Berrin B›çk›lar, Çanakkale’de katledilen Sultan Sar›, Ölüm Orucunda ‹dilden sonra flehit düflerek tav›r / devrimci kad›n / may›s 2001 / say›: 1

13

Gülsüman Dönmez

bayraklaflan Fatma Ersoy ve Nergis Gülmez 19 yafl›nda ölüm orucuyla hayat›n› feda eden Canan Kulaks›z gibi yi¤it kad›nlar›m›z Anadolu topraklar›n›n yaratt›klar› kahramanlard›r, bu savafl›n galipleridir. Direnen kad›nlar›m›z tarihin yeni bafle¤meyen devrimci kad›n kiflilikleridir. Kad›nlar›m›z Anadolu topraklar›nda sömürü sürdükçe yeni kahramanl›klar yaratmaya onurlar›n› ve devrimci kad›n kifliliklerini korumaya devam edecekler...J

Fidan Kalflen


deneme deneme deniz engin

B‹R ANNE B‹R YOLDAfi B‹R EMEKÇ‹ B‹R KAHRAMAN...

GÜLSÜMAN DÖNMEZ isan’›n dokuzuncu gününde, Armutlu tepelerinde bir konduda Gülsüman Dönmez tarihin en onurlu sayfalar›ndan birini daha yazd›. Otuz sekiz y›ll›k ömrünün son 147 gününü idealleri u¤runa ölümü her gün bir kez daha yenerek yaflad›. 147 Gün boyunca her gün eriyen bedeniyle onurlu ve namuslu bir yaflam›n sembolü oldu. Bir anneydi Gülsüman, bir emekçiydi. Yokluk yoksulluk ondan sorulurdu, dolu dolu bir halk sevgisini onurlu ve özgür bir yaflam ideallerini tafl›yordu yüre¤i. Ac›lar›n en katmerlisini kald›rabilecek kadar güçlüydü. Bir Anadolu kad›n›yd› Gülsüman. Fedakar ve yi¤it olurdu Anadolu kad›n›, cesur ve mert olurdu. Gülsüman’da öyleydi. O da¤ gibi yüre¤ini gizleyecek kadar mütevazi, biraz utangaçcayd› yüzü. Ve Ölüm Orucuna bafllad›¤› andan itibaren kafaya koymufltu; ‹dil’den sonra kad›n ölüm orucu flehidi olacakt›. Dedi¤ini yapt›, hem de dünyada bir ilke imza at›yordu gün gün eritti¤i bedeniyle. Dünyan›n en zor ölümünü seçerek 147 gün boyunca direnerek yaflama, de¤erlerine s›k› s›k›ya ba¤l› kalarak yaflad› hayat›n›n 147 gününü...

N

Nas›l yaflan›rd› bir hayat? Boyun k›rmadan nas›l yaflan›rd›? Bir köflede sessiz sakin bekleyerek insanlar›n çekti¤i zulmü açl›¤› yoksullu¤u seyrederek te yaflan›rd› elbet, zevkü sefa içinde de yaflan›rd›, korka korka da yaflan›rd› elbet, diline ve yüre¤ine kilit vurarak ta yaflan›rd›. Görmezden gelerekte. Gülsüman’›n gözleri görüyordu. Yoksullu¤u gördü önce, sonra zulmü . Ac›y› çekti sonra. Ac›lar›n en büyü¤üne dayand› yüre¤i, paralanmad›. insan olmak demek birileri daha ayn› ac›lar› çekmesin diye bir fleyleri feda etmek demekti. Anadan geçilirdi, yardan geçilirdi, ama yoldafl sevgisi derler bir fley var, iflte ondan geçilmezdi. Geçemedi Gülsüman... yoldafllar›n› ve halk›n›, bir de vatan dedi¤i topraklar› u¤runa ölecek kadar tav›r / ölüm orucu / may›s 2001 / say›: 1

14

seviyordu. Sevginin bedelini can›yla ödedi. Hem de gülerek hem de gülümseyerek yüzünde binbir gülücükle düfltü ölüm yollar›na. Elleri vard› Gülsüman’›n ifl görmüfl, çocuk büyütmüfl, bir sevday› nak›fllam›fl, kalem tutmufl, ve ömrünün son deminde k›nalanm›fl, yumruk olup s›k›lm›fl zafer olup dikilmifl, elleri... Ne çok ifl görmüfltü Gülsüman’›n elleri... Son anlar›n› yaflad›¤› s›ralarda son yolculu¤unda ona refakat edenler


baflucunda marfllar söylediler “Yaflamak direnmektir, ölmektir hem yaflamak Yaflamak zindanlarda inad›na yaflamak...” Kapat›ld›klar› hücrelerde direniyordu Gülsüman’›n yoldafllar›. 147 gün boyunca onlar› düflündü, güç verdi, güç ald›. Açl›¤›n›n yüzlü günlerinde hapishane kap›s›na vard›, kardeflinin yaflad›klar›n› ö¤rendi. Katliamdan sa¤ kurtulmufltu ama flimdi kapat›ld›¤› hücrede her an kendisini bulacak ölümü bekliyor, onurlu bir yaflam için direniyordu. O içerde Gülsüman d›flarda, t›pk› bir türkünün nakarat›na efllik eder gibi, ayn› havay› solur gibi, hatta belki de “ekme¤i tuza ban›p yer gibi ‘, ‘geceleyin atefller içinde uyan›p dayay›p çeflmeye a¤z›n› kana kana su içer gibi’, öyle doygun, yaflad›¤› hayat›n her an›n›n bedelini ödemifl olman›n gönül rahatl›¤›yla düfltüler s›ralar› geldi¤inde. Gülsüman ve tutsak yoldafllar› öyle s›rt›n› duvara yaslay›p görevini yerine getirmifl olman›n tatl› yorgunlu¤uyla düfltüler memleket dedikleri topra¤a. Düfltükleri topra¤›n her kar›fl› onlar›nd›. Her kar›fl› haketmifllikleri vard›. Bu topraklar helaldi onlara. Çünkü helal lokma geçmiflti bo¤azlar›ndan, ve hakettikçe kendinin olurdu insan›n yurdu. Bu memleket u¤runa ölündükçe güzelleflir, esa-

ret zincirlerinin bir halkas› daha parçalan›r ve özgürleflirdi. “Yaflam›n onurlu bir yan› vard›r” diyordu Gülsüman o¤lu Sinan’a yazd›¤› son mektubunda. Gülsüman yaflam denilen fleyin en onurlu yan›yd›... Bir anneydi. Fedakar olurdu anneler. Yemez yedirir, giymez giydirirdi. . En tatl› uykular›n› bölmek demekti annelik. . Ve kocaman olurdu annelerin yüre¤i. Bir anneydi Gülsüman. Bebeler büyüttü kendi o¤lu kadar sevdi¤i. Ekmek paras› u¤runa kendi bebesini b›rak›p gitmek zorunda kald›. Sinan’›n bo¤az›ndan helal lokma geç-

tav›r / ölüm orucu / may›s 2001 / say›: 1

15

sin diye düfltü el kap›lar›na. Sinan kadar sevdi büyüttü¤ü bebelerini. Onlarda Gülsüman’› sevdi en az anneleri kadar. Sinan büyüsün okullara gitsin aç aç›kta kalmas›n diyeydi çekti¤i derdi. fiimdi Sinan özgür bir ülkenin bafl› dimdik ve onurlu bir evlad› olsun diye can›ndan geçiyordu. Sinan gibi nice çocu¤un onuru için gelece¤i için ve koskaca bir halk›n tarihinde teslimiyet denilen utanç dolu bir sayfa olmas›n diye geriye bakt›klar›nda utanacak hiç bir fleyleri olmas›n diye tarihin en onurlu sayfalar›ndan birini yaz›yordu Gülsüman ömrünün son 147 gününde. Kahramanlafl›yordu her gün eridikçe. Ve davul zurna istiyordu ölümünde. Ölümü zafer demekti. Bunca yalanlara, bunca riyakarl›¤a bunca çirkefli¤in ortas›nda gözünü k›rpmadan ölüme gitmek özgür ba¤›ms›z sömürüsüz bir ülke ideallerini yaflam›n›n son an›na kadar savunmak ancak Gülsüman gibi fedakar ve yi¤it insanlar›n ifliydi. Öyle da¤ gibi bir yürek tafl›mak gerekiyordu Gülsüman’›n yüre¤i da¤ gibiydi. Direnecekti solu¤unun bitti¤i yere kadar. Direnecekti ve öylede yapt›. Solu¤u kesilene kadar bafl› dimdikti...J


an› an› nazl› can

B‹R GÖRÜfi GÜNÜNDE...

gün tören günüydü, ve c›v›l c›v›ld› ortal›k. Anneler, babalar, kardefller, yoldafllar biraraya gelmifl, aradaki çift camlara ve parmakl›klara ald›rmaks›z›n bir sevinç yuma¤› içindeydiler. Heyecanl›yd›m. Görüfl kabininin bu taraf›nda durmak pek al›flk›n oldu¤um bir fley de¤ildi, ç›kt›m ç›kal› bir türlü al›flamam›flt›m "bu tarafa". Çok heyecanl›yd›m. Keflke o tarafta onlar›n yan›nda olsayd›m. "Fifl" dedi gardiyan. "Efendim? " dedim. "Fifl fifl!" dedi. Elimdeki ka¤›da bakt›m, ondan bahsediyordu. Yani ziyaret fiflinden. Uzatt›m. fiimdi o imzay› ataca¤›m ve yoldafllar›mla buluflaca¤›m. "Hadi be! Hadi be! Ne kadar uzun sürüyor o deftere benim ad›m› yazmak” Kafam arkaya dönük. "‹mza!" dedi gardiyan. ‹kinci defa tekrar etti¤inde sinirliydi. Hemen imzalad›m ve ilk kabine att›m kendimi. -Merhaba... -Aaaa! Merhaba, sen bilir miydin buralar›n yolunu? - Aflkolsun yaaa... Bana deme bari bunu. -B›rak b›rak... -Nas›ls›n?

O

-Seni sormal›. Bizim buralar bildi¤in gibi. Haberler sende. At›fl›yoruz. Hani gelecektin gelmedin, mektubuma cevap vermedin. Asl›nda ben sana küsmüfltüm ama bak dayanamad›m konufluyorum, ya yapma bak gelirim oralara eflit flartlarda oluruz, falan derken o geldi. Elim aya¤›m titremeye bafllad›. Belli etmemeliyim. Bu hallerime k›zar. Belli etmemeye çal›flsam ne olacak o benim bu hallerimi anlar. Nitekim anlad›... - Hoflgeldin. -Hoflbulduk Gülseren.. -Nas›ls›n... -iyiyim... -Eeee.. ne var ne yok? - Herfleyi anlataca¤›m Gülseren size neler neler anlataca¤›m ama arkadafllar flöyle bir toplans›n. -Gelirler flimdi. Senin geldi¤ini haber verdiler mi ko¤ufla? -Bilmem, daha yeni geldim. -Nas›l gidiyor kampanya? - Gülseren... K›s›k sesle söylemifl olmal›y›m ki duyam›yor kula¤›n› parmakl›¤›n tel ›zgara bölümüne day›yor. -Öyle güzel olmuflsun ki... tav›r / flehitler / may›s 2001 / say›: 1

16

Bana teflekkür ediyor. Bana bir keresinde ‘96 Ölüm Orucu’na seçilmedi¤inde yaflad›¤› hayal k›r›kl›¤›n› anlatm›flt›. fiimdi onu çok iyi anl›yorum. Ama gerçekten öyle güzel olmufl ki.. Mutlulu¤u her halinden belli oluyor. Eliyle bant›n› düzeltiyor. Bant bütün aln›n› kaplam›fl, saçlar› dökülüyor bant›n›n üzerine. Koskocaman y›ld›z› öyle mecazi anlamda de¤il, gerçekten parl›yor. Bir de gözlerinin içi parl›yor. Gü-

Gülseren Öztürk


Omuz bafl›m›zdakiler, yan›bafl›m›zdaki ranzada yatanlar, coflkulu bir halayda omzundan tuttuklar›m›z. Bir bardak çay›, bir lokma ekme¤i paylaflt›klar›m›z. Beraber voltaya durduklar›m›z gün olur düflerlerdi, daldan yaprak düfler gibi, dal›m›zdan kopup düflerlerdi. Bafllar›nda yeminler ederdik. Onlar›n ideallerini yaflatmaya sözler verirdik. Can pahas›na yaflat›lacakt› o idealler. Onlar önderdiler, kurtuluflun yolunu gösteriyorlard› bize. Bizler ise onlar›n ö¤rencileri onlar›n yoldafllar› olman›n gururuyla atard›k ad›mlar›m›z›. Bu duygular› kimse anlayamazd› bizim gibi. Köflelerinde yazan yazarlar anlayamazd›, kendini ayd›n sananlar anlayamazd› bizleri, geçici yol arkadafllar›m›z anlayamazd›. Bizi bizden iyi kimse anlayamazd›. Anlayamad›klar›ndand›r ki anlatamazlard›. Biz "Gençlerdik" onlara göre. Mapus dam›nda y›llar› devire devire gençlikte kalm›yordu adamda ama olsun onlar anlamamak için bir fley bulurlard› yine. Kaç senedir çi¤neye çi¤neye çürüttükleri sak›z› hala çi¤neyip hem nal›na hem m›h›na vurmaya devam ederlerdi. "Devletin fliddeti kötü ama, terörde kötü"... Ba¤›ms›z bir ülkede özgürce yaflamak istiyorduk. Biz onurlu insanlard›k. Bu halk› seviyorduk. Yoksullu¤a, haks›zl›¤a horlanm›fll›¤a dayanam›yorduk. Bütün nedenimiz buydu. Ve hapishanelere doldurulduk. Bazen görüfle gelen ziyaretçilerimiz flafl›r›r kal›rd›. Nas›l oluyorda böyle gülebiliyorsunuz? Niye gülmeyelim? Tutsak düfltük diye mi? Biz yaflamay› öyle çok seviyoruz ki...Öylesine ba¤l›y›z ki... O yaflam denilen fleye öyle de¤er verdik ki u¤runa özgürlü¤ümüzü bile verdik. Dahas› m›.. Onuda veririz yeri geldi¤inde. Elbette güleriz.. Hayat›n bir anlam› var çünkü. Biz burada halk›m›zdan uzak yaflam›yoruz ki, yüre¤imiz, beynimiz, bilincimiz onlarla, bir ömür böyle kalacak, tutsakl›kta da kavgan›n içindeyiz. O yüzden böyle gülüyor yüzümüz. Özlem geldi o gülen yüzüyle. Özlem... - Nas›ls›n Özlem? tav›r / flehitler / may›s 2001 / say›: 1

17

-iyidir... -... -.... - Eeee.. böyle akflama kadar susacak m›y›z? Valla sen susars›n ama ben biliyorsun en fazla on saniye dayanabilirim. Daha önce denemifltik hat›rl›yorsan. Gülmeye bafll›yor. Ufak ufak kahkahalara dönüflüyor. Çocukça gülüyor Özlem. Zaten yafl› da benden oldukça küçüktür. "Küçü¤üm" diye tak›l›r›m ona bazen. "Küçü¤üm", fliirlerde kulland›¤›m bir hitap fleklidir. Birbirimize yazd›¤›m›z fliirleri okuruz. fiiir gece yaz›l›r. Biz fliirleri hep gece yazar›z. El ayak çekilince.. Sessizlikte. Benim fliirlerimi benden çok sever, unuttu¤um fleyleri o ezberden söyler. Çay› sever, fazla sigara içmez. O Samsun içer ben Maltepe. Sigaram bitti¤inde ondan al›r›m. De¤ifltirmifl olurum bu da öksürtür. Bir türlü Maltepeye al›flt›ramad›m onu. Yine gülüyor. Bu sefer nedeni farkl›. -Atk›n sana çok yak›flm›fl. Bu sözde bir serzenifl var. Biliyorum atk›ma gülüyor. "Ne yapay›m annem ald›.." "Tahmin ettim" Gülüyoruz. Annemle zevkle-

Özlem Ercan

lümsüyor sürekli. "Ben flimdi gelece¤im tamam m›?" diyor ve gidiyor. Gitmesene Gülseren.. diyemiyorum. Seninle sohbete doyulur mu Gülseren sabahlara kadar konuflsak dinlersin beni. Yazd›¤›m yaz› olmam›flt›r. Ben kafllar›m› çatar›m genelde böyle durumlarda. Sen anlars›n... "K›zma can››m, bak ne demek istemifliz biz bu yaz›da? Peki onu ifade edememiflsek? Ama senin elinden kurtulur mu? Yazars›n. Ne yapal›m on defa da olsa yeniden yazaca¤›z. "Yok can›m k›zm›yorum ne alakas› var..." ‹flte be¤enmedi yine yaz›m›. K›zard›m içten içe. Ama yaza yaza ö¤renirdim birfleyleri. Do¤ruydu, hakl›yd›. Bak flimdi yeni yazd›¤›m daha iyi oldu. Aylar geçiyordu. Ben ona göre, onun çal›flkan ö¤rencilerindendim. "Sen flimdi bunu iki dakikada yazars›n, ben senin h›z›na yetiflemem.." Güvenirdik birbirimize. Bana bir ifl verdi mi gözü arkada kalmamal›yd›. O güveni bofla ç›karmamal›yd›m. Ne çok sigara ne çok çay içiyordu. Gecesini gündüzüne katar uyumazd›. Kimi zaman daktilonun bafl›nda kimi zaman elinde yaz›lar onlar› okuyor, yaz›yor çiziyor. Gitti iflte flimdi... Ko¤ufla gitti, gelecek. Ne çok zay›flam›fl. Zaten hep zay›ft›, ama flimdi daha çok zay›f görünüyor gözüme. Açl›¤›n k›rk›na dayand›lar. Kolay m›... Kabinim bir an bofl kald›. K›z›l bantl› yoldafllar›m› seyrediyorum. F›rat'› göremedim daha. Nerelerde acaba? Hepsini görmeliyim ama vedalaflmak gibi geliyor, bunu istemiyorum. Ne vedas›.. Biz hiç ayr›lmayaca¤›z ki... Düfleriz belki kavgada olur ya, düfleriz ama ayr›l›k de¤ildir bunun ad›. "Hoflçakal›n dostlar›m..." Bu parça tahliye törenlerimizin olmazsa olmaz parçalar›ndand›. "Sizi can›mda can›m›n içinde kavgam› kafamda götürüyorum" "Tek hecesiz Elveda..." Bu elveday› demek zorundayd›k. Olur ya düflerdi gidenler. Bu kap›dan kimleri u¤urlam›flt›k... fiehit haberlerini duydu¤umuzda a¤lamamay› ö¤renmifltik. A¤lamazd›k, a¤lamamal›yd›k. Peki ya kalanlar? Birer birer düflerlerdi gün olur Boran F›rt›nalar›nda.


atefli hiç düflmüyor. Lanet olsun hiç düflmüyor. Yan›yor can›m yoldafl›m benim. Atefller içinde yan›yor. - Hay›r özlem! Üstünü örtmeyece¤im! Niye kötü kötü bak›yorsun? “K›zma..” diyor. Ama sanki ekme¤ini çalm›fl›m gibi bak›yor. Ateflini ölçüyorum. Dereceyi düflürmeyi de beceremiyorum, o düflürüyor, elime veriyor. Allah kahretsin. Nefret ediyorum bu rakamdan. Otuz dokuz buçuk! Kesik kesik nefes al›yor. Moralim bozuk. fiimdi beni hiç bir fley güldüremez. -Bir fley söyleyece¤im gelsene.. Yanafl›yorum. Kula¤›m› veriyorum. -Ben... Ölürsem -Aman Özlem yaaa, saçmalama! Dinlemiyorum seni. Ne oluyor ya ölüm , mölüm. Düflecek bu ateflin. Sen yaflayacaks›n hayret bir fley yaa.. -Ben ölece¤im. -‹yi . Öl o zaman. Küsüyoruz. On dakika geçmifl olabilir. S›k›ld›k küslükten. Onu ikna ettim. Yaflayaca¤›na söz veriyor. Hem de ne söz... Büyük bembeyaz bir gemiye binece¤iz. Birlikte aç›laca¤›z. Geminin kaptan› olmam› flart kofluyor. Yapma Özlem, etme Özlem ben ne anlar›m o ifllerden, bineriz bir vapura olur biter. Olmaz. O zaman hayal olmaz. Tamam . Gemiyi , ya da tekneyi her neyse ben sürece¤im kabul. Nas›l olacak bilmiyorum ama ç›k›nca bu kaptanl›k iflini bir f›rsat›n› bulup ö¤renece¤im. Kimleri alaca¤›z gemiye? Dur bakal›m düflünürüz. Denizi çok seviyoruz. Denizi, yosun kokular›n›, o uçsuz bucaks›z mavilikler nedense çekiyor bizi. O zaman sen de iyilefl bakal›m. Sen iyileflmessen, bu ateflin düflmezse bende fliir miir yazmam bir daha. Tehditlerim sökecek mi bilmiyorum. Uyuyor. Onun uyudu¤undan emin olduktan sonra uyuyorum bende. Apar topar hastaneye gönderiyoruz sabah. Hastaneden bir not geliyor, durum felaket!... ‹nanmas› güç ama Özlem öldürücü bir hastal›kla bo¤ufluyor. Bilinmeyen bir verem çeflidiymifl. Doktor ne tedavi uygulayaca¤›n› biletav›r / flehitler / may›s 2001 / say›: 1

18

miyor. Herkes telafll› ve düflünceli. Yavafl yavafl kalabal›k da¤›l›yor. Bana söz verdi diyorum usulca. "Ne sözü? " diyor arkadafl? Cevaplayam›yorum bir anda soruyu. Tam gidecekken a¤z›mdan dökülüyor kelimeler. - Gemiye binecektik... -Ne gemisi? - Bilmem.. öyle büyük beyaz bir gemi iflte... Özlem... Özlem sözünü tutacaks›n. Yoksa... Yoksa... fliir miir yazmam. Sana fliir yok bundan sonra. Karikatür de çizmem. Hatta espri bile yapmam görürsün gününü. Hadi bakal›m bir tutma sözünü... Yan›na refakatçi gönderece¤iz. Kim gidecek? O’na orada birinin bakmas› laz›m. Kim gidecek acaba? Gülser! O gidiyor Özlemin yan›na. Bundan isabetli bir karar olamaz. Herkes buna çok seviniyor. Gülser.... O bizim annemiz... Elinden her ifl gelir, o kadar becerikli, o kadar sevecen ki Gülser. Emekçi bir insan. Hiç birimiz onun gibi olamay›z. Eline her ifl yak›fl›r, daha do¤rusu elinden hiç bir ifl kurtulmaz. Dünyan›n en güzel yemeklerini yapar, yoktan var eder. O yoklukta yoksullukta bütün yarat›c›l›¤›n› kullan›r. "Gülser ben doymad›m..." "Gülser bu s›va tutmuyor içine ne katmak laz›m?"

Gülser Tuzcu

rimiz çok farkl›. Bu yüzden hep Özlem'in tiflörtlerini giyerdim. Giderken bana verdi onlar›. Hiç giyemedim d›flarda. Dürdüm kald›rd›m öylece duruyor herkes bir hat›ra verdi, hiçbirine dokunamad›m ç›k›nca. - Özlem... seni çok seviyorum biliyor musun? -Biliyorum. - Sen ç›k›nca nerelere gidece¤imizi belirledim. Seninle gidece¤imiz yerlere hiç gitmiyorum. Çünkü oralara seninle birlikte gidece¤iz. söz mü? -Söz! Ama.. -Ne ama? - Sen yine de flimdiden git. Benim yerime de git nereye istiyorsan. -Aman özlem yaa.. - .... -.... -... Yine bafllad›k susmaya, bak on saniye geçmedi ben konuflurum. demedim mi sana. Eee neler yap›yorsunuz içerde, ben gittim gideli neler de¤iflti? -Oooo, çok fley de¤iflti. Bana de¤ifliklikleri anlat›yor. Nas›l seviniyorum... “Hayat güzel” diyor. Hayat dolu dolu geçiyor. Özlem ince, uzun, öyle narin bir yap›s› var. Bir de öyle zay›ft›r ki bünyesi, hemen hasta olur. Çok a¤›r bir hastal›k geçirdi içerde. Yemeden içmeden kesildi, geceleri terlemeye bafllad›, atefli bir türlü düflmüyordu. Doktorun verdi¤i ilaçlar bir türlü fayda etmiyordu. Ah mapusluk! Kucaklay›p götüremiyorsun ki bir hastaneye. Acil bir durumda ç›kman için bile birkaç saat laz›m. Özlem hasta, çok hasta. Atefller içinde yan›yor. Hemen yan›ndaki ranzada yat›yorum. Kitap okuyormufl numaralar›yla ona bak›yorum. Her an›n› izliyorum. Atefli biraz düflse ne olur biraz düflse. Hay›r düflmüyor. Elimde kocaman bir tasla yan›na geliyorum. Yüzünü buruflturuyor. Hin hin gülümsüyorum. "Pek hofluna gitmeyecek ama... Buna mecburum" Sa¤l›kç› söyledi bana. Bu so¤uk suda bezi ›slatarak vücuduna sürece¤im ve ateflini düflürece¤im. O buz gibi su ›l›k su haline geliyor, Özlem titriyor, ama


"Lavabo akm›yor, t›kanm›fl nas›l açay›m?" "Bu hamur kabarm›yor... " "Gülser hani Vietnam’da bir anlaflma yap›l›yordu, Vietnam ikiye ayr›l›yordu, Kuzey Vietnam, Güney Vietnam diye, Ho fii Minh'in takti¤i diye örnek verilirdi ya.. Sen hat›rlars›n" "Ko¤uflta fare var çabuk yetifl!..." Hayat›n her an›nda vard›. Kimi zaman kitaplara gömülmüfl har›l har›l çal›fl›rken kimi zaman bir arkadafl›n ayakkab›s›n› tamir ederken, kimi zaman tahta bafl›nda seminer verirken, kimi zamanda sabah›n köründe kalk›p havaland›rman›n bir köflesinde daha kimse uyanmam›flken sac›n bafl›nda gözleme yaparken bulurduk onu. "Gülser kulakl›¤›n› biraz açsana bak ne diyece¤im" Kula¤›n›n biri hiç duymuyor, biri ise kulakl›k yard›m›yla az da olsa duyuyordu. Buna ra¤men hiç bir iflini eksik b›rakmazd›. Komüncümüzdü. Elleri , beyni har›l har›l çal›fl›r, her gün yaflama onlarca fley katard›. Hastaneden güzel haberler gelmeye bafllad›. Özlem h›zla iyilefliyordu. Doktorlar da flaflk›nd›. Normal tedaviye cevap veriyordu! Özlem iyilefliyordu. "‹laçla falan alakas› yok Gülser'in yemekleri ifltah›n› açm›flt›r." "Gülser ona aç a¤z›n› bakiimm! Diyerek zorla yedirmifltir." Kahkahalar yükseliyor. H›zl› h›zl› volta atmaya bafllad›k bir arkadaflla. "Ben" dedim. "Hiç flafl›rmad›m iyilefliyor olmas›na" "Neden?" dedi. "Gemi!" dedim. “ Ne?” dedi. "Hadi görüflürüz, ko¤ufla ç›k›yorum...." Arkamdan bakakald›. Isl›k öttürmem gerekiyor bundan sonra ama bir türlü beceremiyorum ›sl›k öttürmesini. Gülseren bana ›sl›k öttürmesini ö¤retecekti. Herkes halay çekerken öyle güzel ›sl›klar öttürürdü ki.. K›skan›rd›m. Çocuktuk kimi zaman flen flakrak. “Ben flimdi var ya iki sektiriflte bu sigara izmaritini flu mazgal deli¤inden içeri sokar›m” “Yok yaa.. Hadi deneyelim bakal›m!”O küçücük ko¤uflun içine dünyalar s›¤ard›. Karn›m›z› tuta tuta güldü¤ümüz çok olurdu. Hüzünlendi¤imiz de... Ama

paylafl›rd›k her fleyi. "Sorun varsa, çözümü de vard›r” demifl ya Niyazi Day›. Herfleyin bir çözümü vard›. Biz çözerdik. Bugün olmazsa yar›n, ama her fleyin bir çözümü vard›. Öyle ya biz dünyay› de¤ifltirmek için yola ç›km›flt›k. Koskocaman bir dünyay› de¤ifltirecek olanlard›k. Saltanatlara kafa tutanlar›n yoldafllar›yd›k. Onlar›n miras›n› tafl›yorduk. Ne ifl yapt›¤›m›z›n ve ne için yaflad›¤›m›z›n fark›ndayd›k. Seviyorduk bu memleketi. Sevdal›yd›k. Biz bu memleketin insanlar›yd›k. Biz Anadoluyduk. Anadolu öyle saf öyle temiz, öyle bereketli kals›n istiyorduk. Bizim memleketimiz dünyan›n en güzel vatan›yd›. Ama hür oldukça, hür kald›kça vatan›m›z› savundukça, bu memleket, u¤runa ölündükçe güzellefliyordu. Ç›k›nca kim nereye gidecek, bunun hayallerini kurard›k. Kürdistan da¤lar› geçit vermez. Kürdistan da¤lar›nda çatacakt›k kleflleri... Binbo¤alar›, Toroslar›, o sarp yamaçl› Karadenizi Bülentler’in, Cömertler’in düfltü¤ü da¤lar› yaln›z b›rakmayacakt›k. Ege Da¤lar›n›n havas› bir baflkayd›. Erhanlar bir yan›k türküydü Ege Da¤lar›ndan bize ulaflan. Me¤er, Berdan’›n ayak bast›¤› da¤lara varacakm›fl, baflucunda yeminler etmifl, sözler vermifl bilemedik. Oralara da ayak basacakt›k. Bizsiz olmazd› Anadolu. Bizim de da¤lar›m›z vard›... Ve her tutsa¤›n gönlünde bir aslan yatard›... Kabinim birden doldu taflt›. K›pk›z›l bir renge büründü. Hepsi geldiler...Hepsi! Bir kalabal›k ki kabinim. Bir arkadafl Gülseren'e gönderme yap›yor; "Dersimliler kapt› bantlar› bize kalmad›!" Ölüm oruççular›na bakmaya doyam›yorum. Hepsine o kadar yak›flm›fl ki... "Ne kadar güzel olmuflsunuz, murad›n›za ermiflsiniz..” diyorum. Bana hediyelerini gösteriyorlar. Herkes bir hediye vermifl, ölümsüzlü¤e do¤ru yol alanlara. Kabinlerde bir fley anlat›rs›n bu anlatt›¤›n fley ne ise hemen ko¤ufla giden birisi taraf›ndan aktar›l›r. Herkesin haberi olur, o yüzden yeni gelene bunu tav›r / flehitler / may›s 2001 / say›: 1

19

fiefinur Tezgel

anlatmazs›n çünkü biliyorsundur ki az önce ö¤renmifltir. Bende d›flar›ya iliflkin ne anlatsam hemen duyuluyordu ko¤uflta. -Sen de o gazeteciye bizden selam söyle. Gelebilirse ziyaretimize bekleriz. -O olay›n demokratik yollarla çözümünden yanaym›fl, ölüm orucunu do¤ru bulmuyormufl -Biz demokrasi mücadelesini böyle veriyoruz. Gerekirse ölerek. Kendisi nas›l bir demokrasi mücadelesi vermeyi düflünüyor? Yazd›klar›ndan dolay› DGM'ler de sürünerek mi? Bu ülkede DGM' ler kald›r›lmadan demokrasi olur mu? Ali Atefl’i göremedim daha. Birine sordum, flimdi buralardayd› gelir dedi. Hadi gel art›k Ali. ‹ki çift laf›n belini k›ral›m. Geldi. -Nas›ls›n? Ne var ne yok? Kendine ait bir aksan› var. O Adanal› m› Sivas'l› m› hep kar›flt›r›rd›m. Aslen Sivas'l› ama Adana' da da yaflam›fl. Ali konufluyor. normalde de 'Ali' demezdik. O hep "Ali Atefl" ti. Bir arkadafl geldi. Sohbetinizi bölmeyeyim dedi. 'yok yok gel' dedik. Biraz üçümüz konufltuk. Sonra Ali gitti ve bir daha gelmedi... Gözlerinin içi gülüyordu. Çok mutluydu Ali çok... -fiefinur nerde? diyorum. Gelmeye niyeti yok galiba. Akflam oldu ben gi-


dece¤im. " Gelir flimdi" diyorlar, bir kifliyle de haber gönderiyorlar. Kesin ko¤uflta. Buralarda olsa kahkahas›n› duyard›m mutlaka. Birde bugün görüfl günü. fiefinur kesin çocuk peflinde koflturur. Mutlaka a¤latmas› laz›m onlar›. Bütün çocuklar› ›s›r›r, ayakkab›s›n› saklar, çocuk y›rt›n›r a¤lamaktan, bir bakars›n›z sanki hiç bir fley olmam›fl gibi top oynuyorlar, saklambaç oynuyorlar. Bir saat boyunca top oynayabilirler. fiefinur bunu ciddi bir iflmifl gibi yapar. . Numaradan oynamaz, oyunu. Çocu¤u ciddiye al›r çünkü. Çocuklar ko¤ufla girer girmez o'nu sorarlar. Merak ederiz ne yap›yor da bu kadar sevdiriyor kendini. “Eee!.. Hiç bir fley yapm›yor. Seninle benimle konufltu¤u gibi konufluyor çocuklarla da...” Çocu¤a büyük bir insanm›fl gibi davran›yor. Kimbilir çocuklar belki de bunu istiyor. Onun yan›nda kendilerini rahat ifade edebiliyorlar. Bilmiyorum, akl›m almad› gitti. Bütün çocuklar O'na hayran. O önde çocuk arkas›nda dolafl›r dururlar... Kimbilir “emek vermek”dedikleri bu olsa gerek. Emek veriyor ve karfl›l›¤›n› al›yordu... Akl›ndan geçen her fleyi hemen orac›kta ifade ediverirdi. Yal›nd›, sadeydi fiefinur. Dobrac›da denir ya biraz. Dobrayd›. Kendi kendini iyi görürdü. Kendi eksiklerini ifade etmekten çekinmezdi.

Seyhan Do¤an

Delikanl›yd›... Halk aras›nda böyle denir. Mertti. Yaflamda böyle olan kavgada da böyle olur. Kavgada da böyleydi. Deli damar›, inad› tuttu mu... Çok sonra duyacakt›m ki deli damar›n›n tuttu¤unu... Ve hiç flafl›rmayacakt›m. Gelmedin be fiefinur. Sensiz yapamam gel. Nilüfer’le birlikte aç›k görüfle gitmifller. Çok dertliler. Dertleri büyük. Bir ziyaretçiye soruyorlar. “Yine Ölüm Orucu Ekibine seçilemedik. Bize söyleyebilece¤in bir teselli sözün var m›?” Yok... Ne desin ki ziyaretçi. Bir fley diyemiyor. Ama bu fiefinur delidir. Gözü karad›r. Çocuklu¤undan beri öyleymifl, annesi anlat›rd›. Farkl›ym›fl di¤er çocuklar›ndan... Seçilemedi ölüm orucuna ama, dur bakal›m o bofl durmaz, f›rsat›n› bulsun bir delilik yapar, dur bakal›m... Merakl› gözleriyle bana bir soru soruyor Seyhan; -Söylesene ne ö¤renmeliyim içerde? D›flar› ç›k›nca en çok ne laz›m oluyor? Sen de ne varsa o laz›m oluyor Seyhan... Yoldafll›k sevgisi laz›m oluyor mesela. Sendeki gibi öyle bolca bir halk sevgisi laz›m oluyor kat›ks›z›ndan saf ve duru. Cesaret laz›m oluyor. Fedakarl›k laz›m oluyor. Bir lokma ekme¤in varsa onu paylaflman icaboluyor. Aç kalman, günlerce uykusuz kalman gerekiyor. H›zl› düflünüp h›zl› karar vermen gerekiyor. Düfleni kald›rman, cesaretsize cesaret vermen bilinçsize bilinç vermen gerekiyor. Birde Seyhan... Devrime inanmak gerekiyor. Öyle hep senin yapt›¤›n gibi devrim hayalleri kurmak, hem de “Devrimden sonra flöyle olur, böyle olur”diyerek de¤il, “fiunu flöyle yapar›z, bunu böyle yapar›z” demek gerekiyor. Sanki o günleri görecekmifl gibi yaflamak gerekiyor... Sen biliyorsun ya bunlar›, bunlar sende var ya Seyhan... Senin da¤arc›¤›n dolu, sana bir ömür yeter. Yok ama yok ona bunlar yetmez. O herfleyi ö¤renme merak›yla doludur. Ö¤renecek. Kimi zaman dalacak kitaplara kimi zaman bir noktay› saatlerce tart›flacak. Netleflmesi laz›m o konunun mutlaka tartav›r / flehitler / may›s 2001 / say›: 1

20

t›flacak. Boflverlere yer yok onun yaflam›nda.Tart›flacak. Bir çal›flmada söz al›p konufluyor: -Düzen afla¤›l›yor kad›nlar›. Zaten afla¤›l›yor. Kad›n› yüceltmemiz laz›m. Kad›n›n devrimcileflmeden önce de kendine has özellikleri vard›r. Fedakard›r kad›n, öyle de¤il mi? Anadolu kad›n› nas›l da fedakard›r... Çocuk do¤urur bakar büyütür, yemez yedirir, giymez giydirir. Sad›kt›r ve vefal›d›r bizim kad›nlar›m›z, emekçidir. Yüzy›llar›n afla¤›lanm›fll›¤›na, hor görülmüfllü¤üne ra¤men o özelliklerini korumufltur bugüne kadar. Seyhan konufluyor... Anlat›yor anlat›yor.. Konufltukça devrimci kad›n› yüceltiyor... -Eee soruma cevap vermedin ne ö¤renmem gerekiyor burada? Hani d›flar› ç›k›nca... -..... Saatler ilerliyor. Görüfl neredeyse bitecek. Kabinim iyice kalabal›klaflt›. Sanatç›lar›, kampanyay› anlatt›m onlara bol bol. Yaflam›n ayr›nt›lar›n› döktüm, bol bol güldük. - Haftaya gelecek misin? - Gelmeye çal›flaca¤›m.. -Bu demektir ki gelmeyeceksin.. O zaman Hoflçakal diyelim. - Hay›r! demeyelim.... - .... -.... - Böyle yapma ama.. - Ben... Sizsiz yaflamaya çok zor al›flt›m d›flarda. Beni sizsiz b›rakmay›n... fiimdi hoflçakal›n.... El sallaya sallaya ayr›ld›k. Gözlerim arkamda. Gidiyorum. Hep böyle oluyor bu gidifller. Gidiyorum iflte onlar› arkamda dimdik b›rakarak. Bir daha görememekte var iflin içinde. Ama ben gidiyorum. Biri bana sesleniyor, "Fifl bayan Fifliniz" " Al lanet olas› fiflini. Senin olsun. Ben neler götürüyorum buradan senin bilmedi¤in, senin hiç bir zaman göremeyece¤in, görsen de anlayamayaca¤›n neler neler götürüyorum yüre¤imde.... Bizim olan ve kimsenin dokunamayaca¤› kadar B‹ZE A‹T OLAN!...J


(Anne)

Ne kadar da ufalm›fl bedenin Gözyafl›ma s›¤d›n sen Açl›k m› yemifl ömrünü yavrum Al sütümü iç k›z›m (K›z)

Saçlar›n beyaz›na m› saklad›n alevini Yoksa günefl sende mi bat›yor geceleri? Eriyen bedenimi düflünme Gö¤ü giydim üstüme Yüzünü asma kederine anam Yi¤itler bitmez bizde (Anne)

Bir atefl olup yaksa da gidifliniz Analar biter mi? Ölüm toplasa da çiçekleri Çiçekte tohum biter mi?


deneme deneme f›rat tavuk

bir mevsim açl›¤a yatt›k Yine bir yola ç›kt›k, yine uzun, yine zorlu. Ama onurlu. Yine açl›¤a yatt›k, süresiz açl›¤a ölüm orucu'na. Bir mevsim aç olaca¤›z art›k. Yürüyece¤iz bir mevsim boyunca. Açl›¤›m›z kadar onurlu, gururlu, dik ve pak. Açl›k m›? Hay›r... Hay›r. ‹nanc›m›z›, sevgimizi, davam›z› koyduk stoklar›m›za. Onlarla beslenece¤iz. Onlarla ölece¤iz. Göçmen kufllar giderken uzak diyarlara "Hoflçakal›n" diyecekler bize. "yine görüflürüz" Onlar giderken aç olaca¤›z, Döndüklerinde yine aç. Onlar giderken onurlu olaca¤›z, döndüklerinde yine onurlu Belki az kalaca¤›z. Belki de hiç kalmayaca¤›z. Ama kal›rsak dik, ölürsek dik olaca¤›z. Bakmay›n kanatlar›m›z›n olmad›¤›na. Biz de uçar›z hem de yükseklerde. Doruklar› mekan eyleriz. Ve bir gün, bir gece vakti süzülürüz yaflama... Bir mevsim aç olaca¤›z, zulmün karanl›¤›n› yarmak için, Ölece¤iz teslim olmamak için... Ölüm bizim, gelecek sizin olsun halk›m›z. Bir mevsim aç olaca¤›z. Her mevsim onurlu olmak için. F›rat TAVUK.

tav›r / ölüm orucu / may›s 2001 / say›: 1

22


mektup mektup gülsüman dönmez

O⁄ULA SON MEKTUP

Can›m o¤lum. Seni çok seviyorum. Yeryüzündeki bütün insanlar› sevdi¤im gibi. Sinan’›n sevgisi baflkad›r benim için. Seni can›mdan çok seviyorum. Bunun için ölüm orucunday›m ya... Beni yan›nda istiyorsun can›m o¤lum. Ben senin yan›nda olmak istemem mi? Anne olmak sadece sana bak›p senin yan›nda olmak de¤ildir. Bana k›z›yorsun küçü¤üm; neden yan›mda de¤il de, ölüm orucunda diye. Neden burada oldu¤umu büyüyünce anlayacaks›n. Biz devrimci abilerle, ablalarla içiçe yaflad›k herzaman. Muharrem amcan› düflünsene onunla oyunlar oynar onu çok severdin. “Bende büyüyünce senin gibi olaca¤›m” derdin Muharrem amcana. O flimdi flehit düfltü. Ama sen onu küçükken tan›mana ra¤men hala unutmad›n. Senin sevdi¤in kadar bende seviyorum flehitlerimizi. Hele tan›d›klar›m›z bizim için daha farkl›yd›. Bir ço¤u flehit düfltü sevdiklerimizin, birço¤u da tutsat düfltü. Latif amcan›, Eyüp abini, Yüksel abini çok seviyordun. fiimdi onlar tutsak ve o sevdiklerini hücrelere koymak istiyorlar. Can›m yavrum bizde onlar› hücrelere koydurmamak için ölüm orucuna hem içerde hem d›flar›da bafllad›k. fiimdi benden uzaktas›n ama yanl›z de¤ilsin. Ben seni yoldafllar›ma emanet ediyorum. Yoldafllar›ma... halk›ma emanet ediyorum.

Senin annen güçlü bir anad›r. Sana istedi¤in herfleyi vermeye çel›flt›m. Bütün çabalar›m iyi bir insan olarak yetiflmendi. Sana devrimci ol diyemem. Ama benim gönlüm ister ki; Bütün flehitlerimiz gibi; Muharrem amcan gibi ve devrimci abilerin, ablalar›n gibi devrimci ol. Devrimci olmasan da iyi bir insan olman› isterim. Ben flehitlerimize-halk›m›za ba¤l› oldu¤um için ölüm orucu gönüllüsü oldum. Kendi iste¤imle bu eylemde yer ald›m. Sevincimi nas›l anlatay›m bilemiyorum. Ancak bu duygular› ölüm orucuna yatanlar bilir. Ben ölüme gülerek gidiyorum yavrum. Bu ölüm bir gün olacakt›. O zamanda annesiz kalacakt›n. Ama yaflam›n onurlu bir yan› vard›r. Ölürken de bu onuru tafl›mak gerekiyor. 96 y›l›n› hat›rl›yorsun de¤il mi o¤lum? ‹lginç abitav›r / ölüm orucu / may›s 2001 / say›: 1

23

ni, Berdan abini, Yemo abini hat›rl›yorsun de¤il mi? Onlarda senin için, senin gibi binlerce çocuk iyi yaflas›n diye flehit düfltüler. Sen 7 yafl›ndayd›n o zamanlar olar› çok sevdi¤in için 15 gün hiçbirfley yedirememifltim sana. Sen o yüre¤ine devrimcilerin sevgisi çoktan katt›n. Bana yazd›¤›n mektuptaki gibi; “ Anne neden orada oldu¤unu biliyorum ve seninle gurur duyuyorum” demifltin. Ben flehit düfltü¤ümde yine gurur duyacaks›n, duymal›s›n. As›l annelik görevini o zaman yerine getirece¤im. Seni çok çok seviyorum. Hasretle öpüyorum can›m o¤lum. Beni anlayaca¤›n› umut ediyorum. Hoflçakal... Annen GÜLSÜMAN DÖNMEZ


HER fiEY S‹Z‹N GELECE⁄‹N‹Z ‹Ç‹N

Can›m k›z›m P›nar, yavrum Erdem belki flimdi küçüksünüz. Annem bizi b›rak›p gitti diye k›z›p a¤l›yorsunuz. Ama bilin ki anan›z sizlerin daha iyi koflullarda büyümesi için bedenini ölüme yat›rd›. Can›m k›z›m ve o¤lum sizler kundaktan beri devrimci abi ve ablalar›n›z›n kucaklar›nda büyüdünüz. Asl›nda sizinle birlikte büyüdük. Can›m P›nar’›m ve Erdem’im inan›yorum ki yar›n büyüdü¤ünüz, ana baba oldu¤unuzda sizde anneniz gibi ayn› fedakarl›¤› göstereceksinizdir. Bu düzende zulüm ve ac› sürdükçe, bizim düflledi¤imiz vatan topraklar›nda yaflayamayacaks›n›z. Latif abini hat›rla... Neden onu çok sevdi¤ini düflün... Hani bir defas›nda hasta olmufltun. Seni hastaneye üç defa götürmüfltü. Baban o zaman cezaevindeydi. Bize k›zd›¤›nda, merak etti¤in bir fley oldu¤unda seninle sürekli konuflurdu, hep anlat›rd›. Seni çok sever Latif abin. Sende onun için hep, iyi insan derdin, onu çok sevdi¤ini söylerdin. Can›m k›z›m benim, devrimcilik böyle bir fleydir iflte. En zorda oldu¤un günlerde senin yan›ndad›r, en sevinçli gününde de seninle birliktedir. Ya fiefinur ablan... Seninle oyun oynard›, yeme¤ini yedirir, üstünü de¤ifltirirdi. Sen hep onu arad›n. “Neden gelmedi?” diye sorard›n. fiefinur ablan senin için bir taneydi. K›z›m devrimciler hep böyle iyi insanlard›r. Devrimciler herkesi düflünürler. Sadece kendileri için yaflamazlar. “Biz” kavram› geliflmifltir ak›llar›nda. Bende devrimciyim k›z›m. Sizin ve halk›m›z›n gelece¤i için bütün çabalar›m›z. Seninle en son Bayrampafla Hapishanesi’nde aç›k görüflte görüflmüfltük. Bizim ne kadar sevinçli oldu¤umuzu görmüfltün de¤il mi? Bantl› abilerin ve ablalar›nla s›ms›k› kucaklaflm›flt›k. ‹flte orada siz bizim ailemizi görmüfltünüz. Ailemiz diyorum çünkü onlar senin gerçek ailen k›z›m. Sizi ne kadar çok sevdikleri gözlerinden okunuyordu. Erdem’e ve sana ne kadar de¤erli, güzel fleyler yapm›fllard› de¤il mi? Elleriyle örmüfller. De¤er verdiklerini anlayabiliyorsundur. Çiçe¤im benim birtanem. Güzel gözlerinle bak dünyaya. Bak ki bizi anla ve insanlar› düflün. Çöplüklertav›r / ölüm orucu / may›s 2001 / say›: 1

24


de ekmek toplayan arkadafllar›n› düflün. Onlar ne çileler çekiyorlar. ‹flte bizim mücadelemiz kimsenin bu halde olmamas› içindir. Anlam veremiyorsun belki, “neden?” diyorsun. “Siz mi de¤ifltireceksiniz?” diyorsun. Bil ki k›z›m biz de¤ifltirece¤iz. Buna inan. Sende büyüyünce devrimci olacaks›n ve o zaman beni ve bizi çok daha iyi anlayacaks›n. Erdem de öyle. Hem de öyle bir olacaks›n›z ki siz bizi de geçeceksiniz. Çünkü siz kimleri tan›d›n›z, kimlerle büyüdünüz. Siz Armutlu’nun, gecekondunun çocuklar›s›n›z. Direnmek sizin mayan›zda var. Evlerimizi y›kmaya geldiklerinde beraber direndik onlara karfl›. Canlar›m benim. Sak›n ola ki sizi b›rak›p gitti¤imi düflünmeyin. Her fley sizin gelece¤iniz içindir. Daha rahat, daha güzel bir yaflam sunabilmek için. Ve sizler benimle, baban›zla gurur duyacaks›n›z. Bafl›n›z her zaman dik olsun. Biz utan›lacak bir fley yapmad›k, yapmay›z da bir tanem. Asl›nda P›nar’c›¤›m, Erdem’im size anlatmak istedi¤im çok fley var. Biz kendimizden baflka herkesin ac›s›n› ac›m›z olarak düflündük, sevincini sevincimiz bildik. Kufllar›n c›v›lt›s› bile bizi sevindirir, senin kedini sevmen gibi. Yavrular›m biz de yaflamay› çok seviyoruz. Bu vatana da, u¤runa ölecek kadar de¤er veriyoruz. Sizin ve insanlar›m›z›n gelecek güzel günlerde yaflamas› için herfley. Özgür vatan› arma¤an edece¤iz size. Babanla ve benimle, yoldafllar›mla her zaman gurur duyman›z› istiyorum. Bafl›n›z her zaman dik olsun. Sizleri kucakl›yor ve öpüyorum, sevgili yavrular›m benim... Anneniz fienay Hano¤lu

tav›r / ölüm orucu / may›s 2001 / say›: 1

25


makale makale güzin karaduman

ekonomik krizin nedeni Y‹NE IMF!

az› kelimeler insanda birtak›m ça¤r›fl›mlar yapar. Mesela k›fl deyince ilk olarak so¤uk gelir insan›n akl›na. So¤uk deyince odun kömür, çocuklar›n okul masraf› vb. Yaz deyince s›cak, günefl deniz kum ya da belki kurakl›k gelir belki tarladaki ürün belki bol meyve sebze. Peki ya emperyalizm deyince? Do¤al olarak ilk akla gelen sömürü, açl›k yoksulluk savafllar ve beraberinde kan ve gözyafl›... Ülkemiz emperyalizme ba¤›ml› bir ülkedir. Bugünlerde ülkemizi bir kabus gibi saran ekonomik kriz alt›nda bütün bir halk olarak eziliyoruz. Her gün iflten ç›karmalar, batan bankalar, kulland›¤›m›z her fleye gelen zamlar ve borçlar, borçlar, borçlar... Ödeyemedi¤imiz faturalar evlerimize gelen hacizler, mutfa¤›m›zda zor kaynatt›¤›m›z tencere, çocu¤umuza veremedi¤imiz harçl›k, alamad›¤›m›z ayakkab›, alamad›¤›m›z ilaç bir bayraml›k elbise belki.. Yani yoksullu¤umuz, yani fakirli¤imiz, fukaral›¤›m›z... Kabusumuz her geçen gün büyüyor... Peki neden bu kabusu görüyoruz? Kabus mu yoksa gerçek mi... en ac› taraf› ise yaflad›klar›m›z›n bir kabus de¤il düpedüz bir gerçek olmas›. Niçin bu ka-

B

dar yoksulluk içinde yafl›yoruz? o kadar verimsiz ve kurak bir ülke miyiz? Afrika gibi miyiz mesela? Hay›r de¤iliz. Bunun böyle olmad›¤›n› bugün bir ilkokul ö¤rencisi çocuk dahi biliyor. Topraklar›m›z dünyay› doyuracak kadar bereketlidir. Afl›m›z ekme¤imiz sofram›zdan çal›nmasa...

tav›r / emperyalizm / may›s 2001 / say›: 1

26

Bir IMF laf›d›r s›kl›kla duyuyor telaffuz ediyoruz. IMF’nin Türkiye masas› flefi Bay Cotarelli s›k s›k gelir mesela ülkemize. Gelir, bir tak›m toplant›lar yapar gider. Kredi falan verir. Her nedense o gittikten sonra ülkede bir dizi ekonomik önlemler al›n›r ve biz biraz daha yoksullafl›r›z. Yoksullu¤umuzun, ekonomik darbo¤az›n hatta bu ülkede ya-


flanan bütün s›k›nt›lar›n nedeni uygulanan IMF politikalar›d›r. Emperyalizm sadece açl›k yoksulluk olarak de¤il hayat›m›z›n her alan›na nüfuz etmifl durumda. Kurakl›k, açl›k, çevre kirlili¤i, göç ediflimiz, katliamlar, iflkenceler F Tipi Hapishaneler... Yani her fley IMF’nin belirledi¤i politikalara göre uygulan›yor bu ülkede. Peki nereden ç›kt› bu IMF? K›saca emperyalizmin tarihine bir bakacak olursak: 19. YY’›n sonlar›nda emperyalist devletler aç›k iflgallerle elde ettikleri hammaddeleri kullan›yor, sermayeleri için ucuz hammadde sa¤l›yorlard›. Her zaman daha fazla kar peflinde koflan emperyalistler kendi aralar›ndaki çeliflkiler nedeniyle I. Dünya Savafl›n› bafllatt›lar ve sonucunda olan yine ezilen halklara oldu. Bilanço a¤›rd›. 10 Milyon insan katledilmifl, yirmi milyon insan sakat b›rak›lm›flt›. Geride kalanlar ise savafl›n bedelini açl›k ve yoksulluk olarak ödeyecekti. Ama emperyalistler aras›ndaki çeliflkiler bitmemiflti. II. Dünya Savafl› bafllad› ve bitti. Bu sefer otuz milyon insan öldürülecek, otuz befl milyon insan sakat kalacak ve dünya halklar› bir kat daha yoksullaflacakt›. ... ‹kinci Dünya Savafl›n›n sonunda ise ç›kard›klar› baz› dersler vard›. Devrimler peflpefle geliyor, ulusal bilinç uyan›yordu. Emperyalistler pazarlar›n› kaybediyordu. Bu nedenle sömürü yöntemle-

rinde birtak›m de¤ifliklikler yapmak zorundayd›lar. Art›k aç›k iflgalin yerini gizli iflgal al›yordu Art›k sömürge ülkelerin ekonomilerinin denetimlerini kendileri yapacaklard›. Sömürge ülkeleri ekonomik olarak denetim alt›na almaya bafllayan emperyalistler sonunda bu denetimi politik ve askeri düzlemde de sürdürmeye bafllad›lar. Emperyalizmin bir kurumu olan Dünya Bankas› savafl sonras› ekonomileri bir faciaya dönüflen sömürge ülkelerin ekonomilerini “düzeltme” görevi üstlendi. IMF ise Dünya Bankas›n›n direktiflerinin yerine gelip gelmedi¤ini denetleyen bir müfettifl gibi çal›flacakt›. Yani neyin nerede üretilece¤ine Dünya Bankas› karar verirken , paran›n de¤erinden ücretlere kadar günlük ekonomi politikas›n› ise IMF belirleyecekti. Bizim ülkemizin kaderi de bundan farkl› olmad›. Ülkemiz emperyalizmin sömürge bir ülkesiydi ve her fleyi bu ülkede IMF belirliyordu. S›k s›k bura-

tav›r / emperyalizm / may›s 2001 / say›: 1

27

ya gönderip talimatlar ya¤d›ran heyetlerinin ad› ise ‘‹yi Niyet Heyetleri” oluyor . Bu iyi niyet heyetleri burada kapal› kap›lar ard›nda toplant›lar al›yor ve yap›lan stand by anlaflmalar›yla memur anlaflmalar›ndan iflçi ücretlerine kadar her fley IMF taraf›ndan belirleniyor. Yedi¤imizden içti¤imize her fleye IMF el at›yor, al›m gücümüz azal›yor. Bu da yetmedi mi? Yeni yeni vergilerle halk›n elinde avucunda ne varsa al›n›yor. Yoksullu¤umuz bütün yaflam›m›z›n alt üst olmas›na neden oluyor. Yaflad›¤›m›z bunal›m gecekondulaflma, iflflizlik ve sayabilece¤imi onlarca sorunda yine emperyalizmin imzas›n› görürüz. Bugün sömürü düzenini sürdürmek için yeni terör yasalar› ve F T‹pi Hapishaneleriyle halk bask› alt›nda tutuluyor. Bu bütün dünyada böyle sürüyor. IMF Politikalar› nedeniyle Afrika’da, Latin Amerika Ülkelerinde do¤u Avrupa ülkelerinde Rusya’da, Asya’da ülke ekonomileri alt üst oluyor iflsizlik açl›k ve yoksulluk her geçen gün büyüyor. Büyüyen açl›k ve yoksullukla birlikte emperyalizme, IMF’ye karfl› tepkilerde her geçen gün ço¤al›yor. Dünya Halklar› kendilerine yoksullu¤u ve açl›¤› reva görenlerin kimler oldu¤unu biliyor...Dünya’n›n pek çok ülkesi anti emperyalist gösterilere sahne oluyor.


Bugün ülkemizde tutsaklar›n direnifli IMF’nin politikalar›na karfl› direnifltir. Çok yak›n bir süreçte yaflanan esnaf eylemleri açl›¤a ve zulme karfl› tepkilerin ne boyutta oldu¤unu gösteriyordu. Öfke emperyalizmeydi, öfke ülkemiz oligarflisineydi, öfke bir avuç sömürücü az›nl›¤ayd›. Ülkemizin dört bir yan›nda Ankara’ da ‹stanbul’da Samsun’da Gaziantep’te Kastamonu’da, Ayd›n’da Tokat’ta Malatya’da Bursa’da, Elaz›¤’da esnaf ve köylüler IMF Defol sloganlar›yla yürüdüler, yollar› trafi¤e kapad›lar. Bir günlük kepenklerini kapad›lar. ‹flten ç›karmalara, yap›lan zamlara açl›¤a ve yoksullu¤u tepkilerini dile getirdiler. Karfl›l›¤› ise terör ve fliddet oldu. Demokratik yollarla tepkilerini dile getirmeye çal›flan emekçilere polis sald›rd›. Yap›lan eylemler esnaflar›n tarihinde görülmüfl en yayg›n ve kitlesel eylemlerdir. Verilen bir kavgad›r, “Ekmek Kavgas›d›r”. Hatta eylemler sadece metropollerde de¤il ilçelerde ve köylerde de olarak her geçen gün yayg›nlaflmaktad›r. Amerikan›n atad›¤› Kemal Dervifl’in

talimatlar›yla yap›lan özellefltirmelerle yüzlerce iflçinin at›ld›¤› ülkemizde art›k bu kesiminde direnmekten baflka çaresi kalm›yor. Ülkemizde anti emperyalist mücadelenin kökeni çok eskilere dayan›r. Bu nedenle ki emperyalistlerde bizim halklar›m›z› yak›ndan tan›r. Bu ülkede uygulanan terör yasalar› bunun içindir. IMF tek kelimeyle açl›k, yoksulluk, sömürü demektir. Yaflanan ekonomik kriz derinlefltikçe halklar›m›z›n da anti emperyalist bilinci gelifliyor, öfkesi büyüyor. Halklar›m›z›n öfkesini do¤ru yere kanalize edecek öncü güçler ise devrimcilerdir. Öncü güçlerin susturulmas›, bask› alt›na al›nmas› ve hatta yokedilmesi IMF için önemlidir. Çünkü devrimci düflüncelerin yokedilmesi demek IMF için sömürge bir ülkede olabilecek olan en gerekli ve temel fleydir. Bunun için en s›radan bir hak alma eylemi bile terörle bast›r›l›yor, ve F T‹pleri Hapishanelere at›l›yor insanlar. Bugün IMF’nin program› her alanda ve bütün yo¤unlu¤uyla sürüyor. F Tiplerinde devrimci-

tav›r / emperyalizm / may›s 2001 / say›: 1

28

leri kimliksizlefltirme ve katletmek olarak d›flarda ise halka gözda¤› tehdit bask› tutuklama iflkence ve katliam olarak sürüyor. Ba¤›ms›z bir ülkede yaflamak her ülke vatandafl›n›n hakk›d›r. Bizim ülkemizde de verilen mücadele emperyalizmin bütün terör yasalar›na ra¤men sürüyor.. Mücadele elbette her cephede sürecektir. Ama verilen her mücadelede oldu¤u gibi örgütlenmeyi esas alarak yürütülecek bir mücadelenin kazan›mlar› ve sonuçlar› da olacakt›r.. Bugün bu ülkede bütün bir halka direnmekten baflka ç›kar yol b›rak›lmad›. ‹nsanlar›n açl›¤› yoksullu¤unu hiç umursamayan bir iktidarla yönetiliyoruz. Böyle bir iktidar›n yönetti¤i bir ülkede ya açl›k ve sefaletle yaflanacak, hastam›z hastane kap›lar›nda kalacak sofram›za koymaya bir lokma afl bulamayaca¤›z çocu¤umuzun okul masraflar›na karfl›layamayaca¤›z, ser sefil yaflayaca¤›z ya da IMF iktidar›na karfl› direnecek mücadele ederek kazanaca¤›z. J


röportaj röportaj tav›r

gerçek hikaye

Son dönemde, ülkemizde yafla nan politik geliflmelerin film diliyle ifllenip seyirciye ulaflt›r›lma çal›flma lar› h›z kazanm›fl gibi... Olanaklar› k› s›tl› olsa da, kay›plar› anlatan “Bo ran”; 1996 Ölüm Orucu’nu ele alan “70. Gün” ve flimdi de Ulucanlar Kat liam› ile “Gerçek Hikaye”. Filminiz ile ilgili özel sorulara geçmeden önce bu sürece iliflkin düflüncelerinizi ö¤rene bilir miyiz? Asl›nda, bugüne dek bu alanda geri kalmam›z hata. Bugüne dek kendimizi anlatmay› hep baflkalar›na b›rakm›fl›z. Ve ortaya ç›kan tablodan da hep flikayet etmifliz. Ya da bize hep pompalanan flekliyle sinemay› yap›lmas› olanaks›z, hayalgücü çok yüksek insanlar›n ifli olarak görmüflüz. Oysa devrimci mücadelenin içinde yeralan insanlar›n anlatacak binlerce öyküsü, bir filmden öte, bir devrimi hayal edecek buna çabalayacak hayal güçleri vard›r. Dedi¤im gibi asl›nda bugüne dek durmam›z hata. Bence, sinema onu yapanlar›n düflüncelerini aktarma, izleyenlerle paylaflmas›nda sanatsal bir araçt›r. Kafam›z›n içinde binlerce an›, duygu düflünce varken durmam›z hata. Tabi teknik olarak çok fazla eksikliklerimiz var ama tüm dünyada bu olanaks›z-

l›klarla baflyap›t düzeyinde eser ortaya ç›karm›fl sünemac›lar var. E¤er anlatacak iyi bir öykümüz varsa ve bunu sinema diliyle anlatabilecek güveni kendimizde görüyorsak, durmam›z hata gibi. Peki, ‘Gerçek Hikaye’ye gelirsek; projenin oluflumundan biraz bahse der misiniz? ‘Gerçek Hikaye’yi yapma fikri as›l olarak 1999 y›l›n›n Aral›k ay›nda do¤du. Daha önce kendimizi gelifltirme amac›yla oluflturdu¤umuz senaryolar vard›. Ulucanlar Katliam› sonras›nda, bu katliam› anlatma fikri olufltu ama nas›l anlatacakt›k. Öncelikle, hikayenin çat›s›n› oluflturacak öykü üzerinde çal›flt›k. Bu konuda FOSEM’li arkadafllar ve Halk Sahnesi Genel Sanat Yönetmeni Yi¤it Tuncay senaryo üzerine yo¤unlaflt›k. Yer yer kesintilerle senaryo, may›s sonunda tamamland›. Ve çekimlere 18 Eylül ‘de bafllad›k. Senaryonun bitiminden, çekimlerin bafllad›¤› tarihe dek bir yandan oyuncu kadrosunu oluflturuyor, bir yandan da provalar› yap›yorduk. Yine senaryo üzerinde de tav›r / röportaj / may›s 2001 / say›: 1

29

bu süreçte küçük redaksiyonlar yap›yorduk. Bunlar çekim aflamas›nda da sürdü. Ve hikayeyi bir TV programc›s› n›n üzerinden anlatmaya karar ver diniz... Evet. Çal›flmaya bafllarken, olay› d›flardan yani hapishane d›fl›ndan anlatmaya karar vermifltik. Ve d›flardan anlat›lacak hiçbir öyküde medya es geçilemez. O günleri bir yana b›rak›rsak, 19 Aral›k’ta bunu daha s›cak yaflad›k. Temeli bir televizyoncu üzerinden kurmufltuk ama anlataca¤›m›z hikaye bir medya elefltirisinden ziyade, bir sistem elefltirisiydi ve sistemin tüm bask› ayg›tlar›n› bu hikaye üzerinden kurmaya çal›flt›k. D›flardan bak›ld›¤›nda mutlu gibi görünen çekirdek aileyi çat›rdatt›k. Bu düzenin insan akl›na zarar bir yap›s› oldu¤unu belki de seyircinin gözüne sokarcas›na iflledik. Ve tabi ki belgeselci anlat›mdan yararlanarak katli-


ama iliflkin bilgiler verdikçe Elimizdeki otopsi görüntülerinden ziyade, belgesel havas› tafl›yan görüntüler çektik ve bunu gerçek pay› tafl›yan anlat›mlarla birlefltirdik. Kurdu¤umuz ifadeler ne tam olan bir olay›n belgeleriydi, ne de tamamen kurmaca bir öyküye aitti. Biz gerçekli¤e ayk›r› oldu¤u iddia edilemeyecek bir tarzda ifllemeye çal›flt›k bunlar›. Bunu bütün filmde bu flekilde ele almaya çal›flt›k. Bunun içinde Brecht, bizim için büyük bir esin kayna¤› ve ö¤retmen oldu. Evet, s›k s›k bu anlat›m›n teknik lerinin ifllendi¤ini görüyoruz hatta, filmin sinemasal havadan daha çok tiyatral bir havada geçti¤i hissi de uyan›yor. Ben buna kat›lm›yorum. Yani tiyatral havada geçti¤i elefltirisine. Diyaloglar›n yer yer yo¤unlaflmas› ve olay›n belli mekanlarda bu kan›y› yarat›yorsa bu yanl›fl bir düflünce kan›m› iyice pekifltiriyor. Çünkü, diyaloglar bir çok yerde iradi olarak yo¤unlaflt›r›ld›. Belli mekanlarda geçmesi de as›l hücrenin d›flarda kuruldu¤u fikrinden yola ç›k›larak oluflturuldu. Brechtyen tarz biçim olarak filmin tasarlan›fl›nda belirleyici oldu. Filmin

her an›nda, izlenilen fleyin bir film oldu¤u gerçe¤i izleyiciye vurguland›. Hiçbir karakterle özdeflleflmesine izin verilmedi. Hemen hepsiyle karakter olarak aras›na bir perde kondu. Ve o karaktere elefltirel bir gözle bakmas›na olanak sa¤land›. Bir film oldu¤u gerçe¤i bazen seyircinin gözüne baka baka okunan repliklerle, bazen karakteri seyirciyle konuflturarak yarat›lmaya çal›fl›ld›. 17 Ocak’ta filmin galas› yap›ld›. Bu tarihten sonra gösterimler yap›ld›

tav›r / röportaj / may›s 2001/ say›: 1

30

m›? Tabi; flu ana kadar sekiz gösterim yap›ld› ve bu gösterimlerde 1500’ün üzerinde izleyiciye ulaflt›. Bundan sonra da gerek ‹stanbul’da gerek Anadolu’da gösterimler yap›lacak. Ayr›ca, 25 fiubat’ta filmin Avrupa galas› Frankfurt’ta yap›ld›. Filmin Avrupa gösterimleri de Almanya, Hollanda, Fransa, ‹ngiltere, Finlandiya, Belçika, ‹sveç, Avusturya ve bir çok Avrupa ülkesinde yap›lacak. Bizim filmimizi tabi ki da¤›t›mc›lar›n icazetiyle izleyici ile buluflturma gayretimiz yok. Biz halka ulaflman›n tüm kanallar›n› yaratarak filmimizi izletiyoruz. Temel hedefimiz, filmi ait oldu¤u kesime, halka ulaflt›rmak. Bunun için u¤rafl›yoruz. Bundan sonras› için oluflan proje ler var m›? Öncelikli olarak ‘Gerçek Hikaye’nin tan›t›m› için u¤rafl›yoruz ama tabi bir yandan yeni projeler için u¤rafl›yoruz. önümüze koydu¤umuz bir hikaye var ama tabi daha taslak halinde. Bu sefer daha içerden 19 Aral›k Katliam›n› anlataca¤›z ve bu seferki hedefimiz uzun metraj bir çal›flma.. Bundan sonraki çal›flmalar›n›zda baflar›lar diliyoruz... Teflekkürler...J


HABER YORUM

Sahnede Kürtçe Yasak! ‹ktidara geldi¤i günden bu yana, "Avrupa Birli¤i" ve "demokrasi" yalanlar›yla Kürt Halk›' n› kand›rmay› amaçlayan 57. Hükümet, gerçek yüzünü hiçbir alanda gizleyemiyor. Bir taraftan Kürtçe E¤itim Hakk›n› bile tart›fl›yor görünen iktidar'›n, as›l amac›n› sergileyen son örnek Diyarbak›r fiehir Tiyatrosu'nda yafland›. 13 Ocak 'ta, Murathan Mungan'›n Diyarbak›r fiehir Tiyatrosu'nda sahnelenen 'Mahmud ile Yezida' oyunu yasakland›. ‹lk gece t›kl›m t›kl›m bir salonun alk›fllarla izledi¤i oyun, cumartesi günkü ikinci temsilde, kullan›lan fiivan Perver parças› ve Kürtçe baz› kelimeler gerekçe gösterilerek yasakland›. Diyarbak›r'da Metin Boran'›n sahneye koydu¤u oyun daha önce ‹stanbul ve Ankara'da oynanm›fl oldu¤u halde neden hiçbir engelle karfl›laflmam›flt› da Diyarbak›r'da yasaklanm›flt›? Bu da iktidar›n demokratikleflme çabalar›ndan olsa gerek! 

Y›lmaz Güney’e M‹T Ajan› Suçlamas› Ülkemizde ezilen ço¤unlu¤un yan›nda olan sanatç›lar her zaman oldu¤undan farkl› gösterilmeye çal›fl›lm›fl, bir tak›m çarp›k düflüncelerle halk nezdinde kirletilmeye çal›fl›lm›fllard›r. Bunlardan biride Y›lmaz Güney'dir. Dönem dönem ayn› konular› sanki yeni keflfediyormuflças›na bir hararetle ç›kar›yorlar karfl›m›za. Eski M‹T mensubu Mahir Kaynak'›n Yeni fiafak gazetesinde yay›mlanan an›lar›ndan hareketle bir tart›flma bafllad›. Y›lmaz Güney'in bir M‹T Ajan› oldu¤una dair bafllayan bu tart›flman›n sebebide Hürriyet gazetesiydi! Bu gazete Y›lmaz Güney'in bir M‹T ajan› oldu¤unu ima eden bölümü al›p haber yapt›. Oysa bu mesele, daha önce bir baflka M‹T mensubunun an›lar›nda ayr›nt›lar›yla anlat›lm›fl ve o zamanlar ne Y›lmaz Güney'in efli ne de çocukluk arkadafllar› ortaya ç›k›p bir fley söylemiflti. Mehmet Eymür'ün Analiz adl› an› kitab›nda Y›lmaz Güney olay› epey ayr›nt›l› anlat›l›yor. “Hay›r, Güney M‹T ajan› de¤ildi ama onun bir çocukluk arkadafl› (Necati) M‹T mensubuydu ve aralar›ndaki bu iliflki bile onun ajan oldu¤unun göstergesiydi. “Devrimci kiflili¤i ile halk›n gönlüde taht kuran sanatç›lara her zaman dil uzat›lm›fl ve kirletilmeye çal›fl›lm›flt›r. Bundan bir süre sonra yine halk›n karfl›s›na ayn› tart›flmalarla ç›k›labilir. fiafl›rmay›z! 

Örgüt Yatakç›s› Roman! Kürt edebiyat›n›n tan›nm›fl isimlerinden Mehmet Uzun'un kitab› "Aflk gibi ayd›nl›k, ölüm gibi karanl›k"a DGM taraf›ndan yasad›fl› örgüte yard›m ve yatakl›k suçlamas›ndan dava aç›ld›. Kitap 1998'de Kürtçe yay›mland›¤› ve 1996'dan bu yana on bask› yapt›¤› halde ceza alan ilk kitap iddianamedeki nedenler ise flöyle s›ralan›yor: Kürt halk›n›n da¤daki mücadelesini anlatmas›, roman kahramanlar›n›n silahla da¤a ç›k›fl› ve ad› belirtilmesede PKK'nin k›rsal alanda gerçeklefltirdi¤i faaliyetleri ima etmesi nedenler aras›nda.Ayr›ca kitap örgüte sempati duyanlara okutuluyor. Kahraman ve olaylar hayali oldu¤u halde bir yazara yard›m yatakl›k suçlamas› yap›l›yor. Ama ne yaz›k ki verilen cezalar gerçek! 

tav›r / haber yorum / may›s 2001 / say›: 1

31

Foto¤raf ve Sinema Emekçileri (FOSEM) 24 Ocak 2001 Karanfiller Kültür Merkezi’nde gösterilen “Gerçek Hikaye” film gösterimine yaklafl›k 100 kifli kat›ld›. 29 Ocak 2001 Ça¤layan Kültür Merkezi’nde gösterilen “Gerçek Hikaye” film gösterimine yaklafl›k 150 kifli kat›ld›. 10 fiubat 2001 ‹zmir Yaren SanatMerkezi’nde düzenlenen film gösterimini yaklafl›k 250 kifli izledi. 17 fiubat 2001 Ba¤c›lar Karanfiller Kültür Merkezi’nde düzenlenen film gösterimine 50 kifli kat›ld›. 18 fiubat 2001 CHP’nin Bahçelievler fiubesinde düzenlenen film gösterimini yaklafl›k 120 kifli izledi. 23 fiubat 2001; Gerçek Hikaye, Köln üniversitesinde gösterildi. 130 kiflinin kat›ld›¤› gösterimin ard›ndan filmin yönetmeni Hakan Alak ile bir söylefli yap›ld›. 25 fiubat 2001; Frankfurt’ ta yap›lan galaya yaklafl›k 200 kifli kat›ld›. Film sonras›nda k›sa bir söylefli yap›ld›. 2 Mart 2001 Avc›lar E¤itim- Sen’ de düzenlenen film gösterimini yaklafl›k 60 kifli izledi.


HABER YORUM

Grup Yorum’dan Single Kaset

Grup Yorum 24 fiubat 2001; Almanya’n›n Dortmund flehrinde ‹KM (izolasyona Karfl› Mücadele Komitesi) taraf›ndan düzenlenen 2000 kiflinin kat›ld›¤› gecede yer ald›. 3 Mart 2001; Hollanda’n›n Den Hang flehrinde “Gerçek Hikaye” adl› filmin galas› yap›ld›. 160 kiflinin kat›ld›¤› galan›n sonunda filmin müziklerini yapan Grup Yorum k›sa bir dinleti verdi. 5 Mart 2001; Rotterdam’da Anadolu Kültür Merkezinde Ölüm Oruçlar› ve Hapishaneler konulu bir halk toplant›s›na kat›ld› ve bir dinleti verdi. 10 Mart 2001; Elaz›¤ Konseri, Cuma günü saat 19:00’ da 2500 kiflinin kat›l›m›yla yap›ld›. ‹ki seans olarak planlanan konserin gündüz seans› polis taraf›ndan engellendi. 29 Mart 2001; ‹TÜ’deki yemeklere yap›lan afl›r› zamlar› protesto etmek amac›yla bafllat›lan boykotun 5. Haftas›nda Grup Yorum ‹TÜ Maslak Kampüsünde destek amaçl› bir dinleti verdi. 4 Nisan 2001; ‹TÜ Maçka’da yemek boykotuna destek için k›sa bir dinleti verdi.

Grup Yorum’un “Seçmeler”den sonra ç›kan albüm çal›flmas› Eylül, dört parçay› içeren bir albüm. Albümdeki Eylül parças› hapishaneler sürecini anlatan bir parça, bu çal›flmada Grup Yorum d›fl›nda vokallerde Nejat Yavaflo¤ullar› ve Engin Aslan’› dinliyoruz. Ayn› parçan›n enstrumantali de albümde yer al›yor. Seslenifl ve Analar adl› parçalar ise gözalt›nda kay›plar ile ilgili çekilen Boran adl› k›sa metraj filmin müzikleri. Albümü özel yapan ülke gündemini s›ca¤› s›ca¤›na yans›tmas›. Süreci takip eden her insan›n duygu ve düflüncelerine hitap eden dört parçal›k bu albüm, Grup Yorum’un ilk single çal›flmas› niteli¤ini tafl›yor. Neden EYLÜL? “EYLÜL kanunlar›yla pençesine at›ld›k yoklu¤un, yoksullu¤un, açl›¤›n...EYLÜL kanunlar›yla dayat›ld› tek tip elbiseler...Bizimkiler direndi, bizimkiler öldü ve yine bizimkiler kazand›...” 

Hiç’in Azab-› Mukaddes’i Kalan Müzik, kendi arflivinin yan›s›ra Kubilay Dökmetafl’›n Neyzen Tevfik ile ilgili y›llard›r biriktirdi¤i görsel ve ses kay›t arflivinden yararlan›larak”Hiç’in Azab› Mukaddes’i” adl› albümü yay›nland›. Arfliv serisinden ç›kartt›¤› albüm kay›tlar› Neyzen A.fienol Filiz taraf›ndan biraraya getirilmifl ve Mehmet Ergün ise kapakta, sanatç› için bir metin derlemifl. Ergün, Neyzen Tevfik’in ilginç kiflilik özelliklerinden birkaç›n› flöyle s›ralam›fl : Kimi zaman sokaklarda sabahlay›p kimi zaman padiflah karfl›s›nda ney çalmak, kimi zaman ise ayn› ifli içki paras› için mendil açarak yapmak. Neyzen Tevfik’in birçok koflula sahipken dünyevi zevklere s›rt çevirmesi onun ilginç kiflili¤i hakk›nda bize fikir veriyor. Neyzen Tevfik’in günümüze ulaflan üç fliir kitab›, yüze yak›n olduklar›n› belirtmesine karfl›n çok az› günümüze ulaflm›fl pla¤› vard›r. Daha önce baflka firmalarda yay›nlanan ney taksimlerinin de dahil edildi¤i albümde baz› taksimlere viyolonsel efllik ediyor. 

Yeniler Cengiz Özkan Ah ‹stanbul KALAN

R›fat Turhan A¤aç Gizli Büyüdü KALAN

Özgürlük Türküsü 31 mart-1 Nisan 2001 Günlerinde Yaren Kültür Merkezi’nde birer konser verdi.

Gülay

Bengi

Damlalar

Sel Gider Kum Kal›r KALAN

KALAN

tav›r / haber yorum / may›s 2001 / say›: 1

32



2001 1 mayis