Issuu on Google+

YENİ DEMOKRASİ YOLUNDA

işçi-köylü www.iscikoylu.org

Say›: 2004-1

25

*Y›l:2 *3-16 Ocak 2004 *Fiyat›: 500 000 TL ISSN:1303-9350

Biliyor ve inan›yoruz ki 2004 y›l› özgür bir gelece¤e DAHA GÜÇLÜ ADIMLARLA YÜRÜYÜfiÜMÜZE TANIKLIK EDECEKT‹R YÜKSELEN, EMPERYAL‹ZM‹N YEN‹LG‹ GRAF‹⁄‹D‹R 2003 y›l›, emperyalizmin yaflad›¤› krizden ç›k›fl için ç›rp›n›fllar›na sahne oldu. Yaflanan kriz derinlefltikçe emperyalizm daha fazla sald›rganlaflt› ve sald›rganlaflt›kça kendi sonunu daha da h›zland›rd›. Afganistan ve Irak fiili olarak iflgal edildi, ancak istenilen sonuç her iki ülke aç›s›ndanda elde edilemedi. Emperyalizmin tüm sald›r› silahlar›na ra¤men buralar birer direnifl cephesi ve emperyalistlerin korkulu rüyas› haline geldi. Çünkü onlar› batakl›¤a sürükleyen ve halk›n tüm kay›p ve ac›lar›na ra¤men ayakta kalarak ve örgütlenerek yürüttükleri mücadele her geçen gün biraz daha büyüyor. TÜRK HAK‹M SINIFLARININ SALDIRI DOLU B‹R YILI Emperyalizmin mevcut bu tablosunun ülkemize yans›mas› da beklenildi¤inden farkl› olmad›. Efendisinden daha fazla batakl›¤a batm›fl durumda olan Türk hakim s›n›flar› 2003 y›l›n› da yönetememe krizi ile geçirdiler. AKP hükümeti oylar›n› ald›¤› kesimlerin bile isteklerine cevap veremeyecek nitelikte oldu¤unu çok k›sa sürede belli etti. Emekçilere sald›r›lar›n yo¤unlaflt›¤› 2003 y›l›nda meclis tarihinin rekor denemeleriyle sald›r› paketlerini bir bir onaylayarak halk›n gündemine soktu. KÜRT HALKINA YÖNEL‹K BASKILAR B‹TMED‹ T. Kürdistan›’nda ve ülkemiz co¤rafyas›n›n her kar›fl topra¤›nda Kürt halk› yok say›ld› ve imha politikalar› h›z›ndan birfley kaybetmeden devam etti. Tasfiyecilik sürecinin h›zlanan ad›mlar› devletin bask› ve sindirme politikalar› ile yan›t buldu. 2003 y›l›n›n son ay›nda devlet tutsaklar› yaka paça F tipi ve D tipi hapishanelere koyarak sald›r›lar›na yeni bir halka daha ekledi. YEN‹ YILDA ESK‹ SALDIRILAR SÜRECEK Tüm bu ç›kmazlar›n içinde k›vranan Türk hakim s›n›flar› her zaman “yeni” birfleyler bularak yaflad›klar› krizi bu flekilde atlatmay› amaçl›yorlar. Yeni y›la yeni vergiler, yeni zamlar, yeni sald›r›lar ile girilirken onlar “yeni” bir y›l olaca¤›n› öne ç›kartarak sald›r›lar›n› gizlemeyi amaçl›yorlar. Oysa onlar›n yeniden anlad›klar› sadece yeni sald›r›lar ile halk›n tepkilerini bast›rmakt›r.

“MEZAR T‹P‹” UYGULAMAYA KONDU! Türkiye F Tipi hapishanelere geçifl sürecinde yaflanan katliam›n ac›lar›n› yaflarken, ‘mezar tipi hapishane’ olarak adland›r›lan ve yap›m› bir süre önce biten 622 kiflilik kapasiteye sahip olan Diyarbak›r D Tipi Hapishanesi’ne sevkiyatlar bafllad›. Devletin hapishanelere yönelik bafllatt›¤› sald›r›lar›n bir devam› olan bu sevklerin ilki Diyarbak›r E Tipi Kapal› Hapishanesi’nden 7 araçla D Tipi

Hapishane’ye yap›ld›. D Tipi hapishanelerde 600-700 metrekare büyüklü¤ünde, 50’fler kifli-

lik 2 spor sahas› da bulunuyor. 50 kifli kapasiteli kütüphane bulunan hapishanede tutsaklar kütüphane d›fl›ndaki kitaplar› edinemeyecek. D Tipi’nde herkes kendi odas›nda yemek yiyecek ve ayd›nlatma d›fl›ndaki elektrik masraflar› da hükümlülere ait olacak. Görüflmeler ise, çift caml›, 36 kiflilik kabinlerde yap›labilecek. 6 görüflme kabininde, telefon arac›l›¤›yla görüflme yap›labilecek.

‹flçi-köylü’den

IRAK HALKI D‹REN‹fiLE, ‹fiGALC‹LER ‹SE YARATTIKLARI CANAVARI YAKALAMA SEV‹NC‹YLE(!) MEfiGUL

Sayfa 30


3-16 Ocak 2004

2

25

19 Aral›k birçok ülkede protesto edildi Londra

HANNOVER 19 Aral›k 2000 zindanlar katliam› ve direnifli üzerinden üç y›l geçti; 28 flehit, yüzlerce yaral› ve bedenlerinden baflka silah› olmayan, ölümü yaflam karfl›s›nda hiçlefltiren, komünist ve devrimci tutsaklar›n ölüm orucu direnifli, 107 flehit ve onlarca gazi. Mevsimler ard arda dizilirken, direniflin tüm görkemi dalga dalga yay›ld›, dört bir yandan dört bir k›taya. Dünya ve Türkiye devrim tarihi ilk kez böylesine bir direnifli yaflad› ve devrimler tarihinde; bir yaprak daha alt›n harflerle yerini alm›flt›. 19 Aral›k ve ölüm orucu direnifli; ayn› zamanda iki farkl› dünyan›n iki farkl› tarihini de yazm›flt›. Bir yanda; yarasa karanl›¤› vampirler dünyas›n›n kanl› tarihi, öte yanda; ayd›nl›k gelece¤in insanlar› olarak, halk›n yi¤it evlatlar›n›n kahramanl›k tarihi. Bir yan; binlerce polisi, askeri, özel timi eflli¤inde her türlü silahlar›yla, gaz bombalar›yla, yang›n bombalar›yla; insanl›¤›n tüm erdemlerinden uzak barbarlar›n temsilcileri ve yenilenler. Öte yandaysa; bilinçleriyle, inançlar›yla bedenlerini siper etmifl ve her bir yüre¤i silah bilmifl ezilen milyonlar›n temsilcileri ve teslimiyete boyun e¤meyip zaferi kazananlar. Belki bu 盤l›klar henüz adresine ulaflamam›flt›, belki bu 盤l›klar henüz kar topu misali büyümemiflti. Fakat biliyoruz ki; akacak nehir yata¤›n› bulur, ve bundand›r ki; su damlas›na s›¤d›r›lan yaflamlar, elbette okyanusa akacak nehirlerin ak köpü¤ü kadar berrak ve bir o kadar yata¤›nda h›rç›n akacakt›r. Biliyoruz ki; bir hamlede de¤il onlarca hamle sonras› özgür gelece¤imizi ellerimizle, t›rnaklar›m›zla yarataca¤›z. Bundand›r ki; bofluna sevinmesin Akbaba sürüleri, bofluna sevinmesin s›n›f düflmanlar›m›z ve bunlar›n yan›nda y›lg›nl›¤›n teorisini yapan tükenmifller, masa bafl›nda bofluna ömürlerini tüketmesinler! Y›llar öncesi buz k›r›lm›fl ve yol aç›lm›flt›, ve bunun yan›nda her bir direniflimiz, her bir düflenimiz ayd›nl›k gelece¤in ›fl›klar› olarak yerlerini çoktan alm›fllard›. Kavga bayra¤› hiçbir zaman yere düflmedi ve her daim daha yukar›lara, zirvelere tafl›nd›. Çünkü bizler, inanc›m›z›, ideolojimizin bi-

limselli¤inden ve do¤rulu¤undan al›yoruz. 19 Aral›k zindanlar katliam› ve direniflinin üçüncü y›ldönümü vesilesiyle, bizler Hannover’da bulunan Partizan, D. Demokrasi taraftarlar› ile birlikte "19 Aral›k ve Ölüm Orucu fiehitleri"ni anma etkinli¤i çerçevesinde, ortak bir anma toplant›s› gerçeklefltirdik. Suskunlu¤un revaçta oldu¤u bir dönemde,"F Tipi" hapishanelerdeki Komünist ve devrimci tutsaklara sahip ç›kmada, bir ses de Hannover’dan gelmesi, bu dönem aç›s›ndan önemlidir. Yüzün üzerinde kitlenin kat›l›m› ile gerçeklefltirilen etkinli¤imiz; sayg› duruflu ve aç›l›fl konuflmas› sonras›, Grup Ya¤mur Vakti güzel bir müzik dinletisi sunarak etkinli¤imize destek verdi. Ard›ndan yurtsever sanatç›, fliir dostu bir arkadafl›n sundu¤u fliir dinletisi ile programa devam edildi. Türkiye’den Aç›l›m Hukuk Bürosu Avukatlar›ndan bir arkadafl›n, süreci anlatan konuflmas› sonras›; 19 Aral›k ve ölüm orucu direniflini yaflam›fl bir devrimcinin 12 yafl›ndaki k›z› taraf›ndan okunan fliir, etkinli¤imize ayr› bir güzellik katt›. Tohum Kültür Merkezince haz›rlanan "Su Damlas›na S›¤d›r›lan Yaflam" adl› belgesel gösterimi ile devam eden etkinlik, 19 Aral›k ve ölüm orucu direniflçisi iki siperdafl›n o dönemi anlatan konuflmalar›, henüz belgeselin etkisini üzerinden atamayan kitleyi, daha da etkiledi. Anma toplant›m›z Grup Yol’un birbirinden güzel Türkçe, Kürtçe ezgileri türküleriyle bitirildi. Olumlu geçen anma toplant›s› elbette ki eksikliklerimizi görmenin yan›nda, sürecin getirdi¤i sorumluluklar› daha kararl›, daha bilinçli bir tarzda kavrayarak, hareket etmemizi bir kez daha hat›rlatt›¤› gibi; ilerici, demokrat, yurtsever kurum ve bireylere de sorumluluklar›n› hat›rlatmas› gibi bir iflleve de sahip olmufltur. LONDRA 19 Aral›k katliam› karfl› devrimin s›n›f düflman› olarak gördü¤ü devrimci ve komünistlere yönelik kendi s›n›f kinleriyle yapt›klar› ve direkt iflçi s›n›f›n› ve onun ideolojik hatt›n› hedef alan bir katliamd›. 19 Aral›k katliam›n› anlamak ezen ve ezi-

işçi-köylü senin sesin!

lenlerin aras›ndaki mücadelenin tarihini anlamaktan geçiyor. 19 Aral›k katliam› tesadüfi bir operasyon de¤ildir. Bu katliam devrimle karfl› devrim aras›ndaki s›radan bir mücadele de¤il; burjuva s›n›f bilincini kuflanm›fl yönetenlerin, iflçi s›n›f› önderli¤indeki ezilen halklar› hedef alarak yapt›klar› stratejik öneme sahip bir sald›r›yd›. 19 Aral›k katliam›yla tüm topluma; direniflin ve karfl› koyuflun böyle katliamlarla bitece¤i mesaj› verildi. 19 Aral›k öncesi dönemin hükümeti IMF’nin politikalar›n› hayata geçirmede, özellefltirmeleri h›zland›rmada, istedikleri kanunlar› meclisten geçirmede, toplumsal dinamikleri susturup etkisizlefltirmede ilk ad›m› hapishaneler sald›r›s› olarak görmüfl ve bunu hayata geçirmifltir. Bu katliam sonucu devrimci komünistlerin elindeki önemli mevzilerden biri olan hapishaneler mücadelesi önemli bir darbe ald›. Fakat 19 Aral›k ve sonras›nda geliflen sald›r›lar bir kez daha kan›tlad› ki devrimci komünist tutsaklar›n s›n›f düflmanlar› karfl›s›ndaki direngenli¤i er yada geç bu s›n›fl› topluma son verebilecek gücü tafl›maktad›r. Bu katliam›n sonuçlar› devrim aç›s›ndan geri bir ad›m olarak nitelenmemelidir. Objektif olarak düflman›n kat ve kat üstün oldu¤u bir mevzide, sanki baflka bir ülkeyi ilhaka gider gibi haz›rlan›lan bu sald›r›da, devrimci komünist tutsaklar ideolojik olarak teslim al›namam›fllard›r. Zaten devlet böyle bir teslim almay› baflarabilse, L tipi, yüksek güvenlikli hapishaneleri, tek tip elbise gibi yeni uygulamalar› dayatmaya ihtiyaç duymazd›. Yeni katliamlara izin vermemenin yollar›ndan birisi de yap›lanlar› unutmamakt›r. Biz de bu bilinçle Londra’da UPOTUDAK (Uluslararas› Politik Tutsaklarla Dayan›flma Komitesi), DESTUDAK (Devrimci Siyasi Tutsaklarla Dayan›flma Komitesi) ve ÖTDK (Özgür Tutsaklarla Dayan›flma Komitesi) olarak iki günlük bir etkinlik yapt›k. Etkinli¤in ilk gününde Kürt ve Türk nüfusunun yo¤un oldu¤u alanda bir yürüyüfl gerçeklefltirdik. Yürüyüfl, yap›lan bas›n aç›klamas›yla birlikte bitirildi. ‹kinci günde ise, yine ayn› üç yap›n›n kat›l›m›yla bir panel gerçeklefltirildi. Panelde de konuflmac›lar 19 Aral›k katliam›n›n geliflti¤i koflullar› ve hedeflenenleri anlatt›lar. Konuflmalar soru cevap bölümüyle bitirildi.

STUTTGART 19 Aral›k Katliam›’n›n üçüncü y›ldönümü vesilesiyle Stuttgart’ta, ‹flçi-köylü, At›l›m, Devrimci Demokrasi ve Al›nteri okurlar› olarak 19 Aral›k günü, flehir merkezinde, katliam› görsel anlamda sergileyen bir stand açt›k, ç›kart›lan ortak bildiri ve DETUDAK bildirileri yo¤un bir flekilde da¤›t›ld›... 20 Aral›k Cumartesi günü Stuttgart Tohum Kültür Derne¤i’nde, bir panel gerçeklefltirildi... Panelistlerimiz; Aç›l›m Hukuk Bürosu’ndan Av. Gül Altayl›, Devrimci Demokrasi ve Al›nteri okurlar›ndan 19 Aral›k katliam›n›n iki canl› tan›¤› idi... 19 Aral›k katliam›nda yaflananlar›, bu katliam esnas›ndaki duygu ve düflüncelerini anlatan gazilerimiz sözlerini bitirdikten sonra, Aç›l›m Hukuk Bürosu’dan Av. Gül Altayl›, katliam sürecinde avukatlar cephesinde yaflananlar› ve bu katliam›n hukuk cephesinden görünüflünü anlatt›ktan sonra ikinci gün etkinli¤imizi noktalad›k... 21 Aral›k Pazar günü ise Tohum Kültür Derne¤imizde bir Kültür fiöleni gerçeklefltirdik... fiölende Tohum Müzik Grubu dinleti verdi. Üç günlük faaliyetimizin en olumlu yan›; katliama karfl› devrimci dostlar›m›zla birlikte bir durufl sergileyerek sessizli¤i y›kma noktas›nda olumlu bir ad›m atm›fl olmak ve bu faaliyet kanal›yla yeni kitlelere ulaflabilmek olmufltur... (Stuttgart Tohum Kültür Derne¤i)

PAR‹S Son dönemlerde, gündeme gelen D ve L tipi mezarl›k hücrelerine, Tek Tip Elbise (TTE) sald›r›s›na ve ortaya ç›kabilecek yeni sald›r›lara dikkat çekmek ve 19 Aral›k katliam›nda flehit düflen devrimcileri anmak amac›yla, Paris’te 19 Aral›k 2003 Cuma günü bir miting düzenlendi. ‹flçiköylü, At›l›m, D. Demokrasi, Al›nteri ve Odak okurlar› taraf›ndan düzenlenen mitingde, 19 Aral›k katliam›nda flehit düflenlerin flahs›nda, tüm devrim flehitleri için

‹SV‹ÇRE ‹sviçre’nin Zürih kentinde 13 Aral›k günü TKP/ML, MKP, T‹KB taraf›ndan kitlesel kat›l›mla düzenlenen protesto yürüyüflü, Zürih Konsoloslu¤u önünde yap›lan konuflman›n ard›ndan devrim and› ile sona erdi. Etkinlikte ayr›ca iki Ölüm Orucu direniflçisi de birer konuflma yapt›. Yap›lan konuflmada; “Faflizmi döktü¤ü kanda bo¤aca¤›z” slogan›yla sona eren yürüyüfle bir grup ‹ranl› mülteci de destek verdi.

ABONEL‹K fiARTLARI 6 AYLIK: 10.200.000 1 YILLIK: 20.400.000

OKU-OKUT! ABONE OL! ABONE BUL!

NOT: ‹stedi¤iniz süreye denk gelen oranda paray› hesap numaralar›m›za yat›rarak banka dekontunu yay›nevimize fakslay›n›z ya da postalay›n›z. Abonelik ücretine posta masraflar› dahildir.

yap›lan sayg› duruflu ile baflland›. Yap›lan konuflmada, bu sald›r› ile faflist devletin, toplum üzerinde tecriti amaçlad›¤›, devrimci-komünist tutsaklar› inançlar›ndan soyutlamay› amaçlad›¤›; ancak tutsaklar›n, bu sald›r›y› geçmiflten ald›klar› direnifl gelene¤ini daha da boyutland›rarak cevaplad›¤› belirtildi. "Devrim flehitleri ölümsüzdür", "Devrimci tutsaklar onurumuzdur", "‹çerde, d›flar›da hücreleri parçala", "Kahrolsun faflist Türk devleti", vb sloganlar›n at›ld›¤› mitinge yaklafl›k 200 kifli kat›ld›. Mitingde, müzik ve fliir dinletilerinin yan›s›ra katliam görüntülerinin yerald›¤› bir sinevizyon gösterildi, oldukça ilgi çeken miting, bundan sonras›nda geliflebilecek sald›r›lara karfl›, tüm emekçilerin haz›rl›kl› olmas›na dikkat çekilerek bitirildi.

Yurtd›fl› Hesap Numaralar› Sema Gül Euro Hesab› Ziraat Bankas› ‹stanbul Aksaray fiubesi: 0 751 00 38 65 97 00 00 009 Halk Bankas› Laleli fiubesi: 3474/63487 Vak›f Bank Valide Sultan fiubesi: 401 20 35


3

25

S›n›fsal Bak›fl YEREL SEÇ‹MLERE ‹L‹fiK‹N GENEL TAVRIMIZ ÜZER‹NE 3 aydan az bir zaman kalm›flken, yavafl yavafl ›s›nan yerel seçimler platformunda, s›n›f bilinçli proletaryan›n görüfllerini, perspektif düzeyinde bu yaz›m›zda açacak, önümüzdeki say›lar›m›zda ise ayr›nt›land›rmaya çal›flaca¤›z. Is›nman›n yavafl olmas›n›n nedeni, dünya, bölge ve ülke gündemin hayli yüklü geliflmesinden ötürüdür. Her ne kadar AKP hükümeti 1 y›l› az süre geçkin icraat› döneminde, ciddi ölçüde y›prat›c› bir aflamadan geçtiyse de, hakim s›n›f klikleri içerisinden ve halk muhalefeti aç›s›ndan etkili ve güçlü bir alternatifin yarat›lamad›¤› günümüz koflullar›nda, esasen kendini fazla rahats›z etmeyen bir konumda bulunmaktad›r. Bunun hakim s›n›flar cephesindeki as›l nedeni, ABD ve AB emperyalistleri aç›s›ndan AKP’nin öncelikli tercih seçene¤ini (haz›rlanm›fl model) sürdürüyor olmas› iken, halk muhalefeti yönünden ise genel olarak örgütsüz, önderliksiz tablonun hakimiyetini devam ettirmesidir. Yerel seçimler, kendine özgü bir seçim faaliyeti olsa da ço¤u flartlarda siyasi iktidarlar›n güvenoylamas› özelli¤i tafl›rlar. Emperyalistlerin o süreçte devreye soktuklar› kimi politikalar ve uygulamalar›n yerel seçimler yoluyla al›nacak taze kan sayesinde daha ›srarl› bir biçimde dayat›lmas›, bu sayede mümkün olabilmektedir. Yine aksi yönde bir sonuç, bu politikalara karfl› örülecek barikat ve direniflin gücünün gösterilmesi bak›m›ndan önemlidir. Yani seçim sonuçlar›n›n, özelden baflka genel manada da rol oynamas› söz konusudur. Bu yüzden yerel seçimlerin hiçbir bak›mdan hafife al›nmas›ndan söz edilemez. 28 Mart’ta yap›laca¤› kararlaflt›r›lan 2004 yerel yönetim seçimleri; emperyalizmin özellikle son 5 y›l içinde olgunlaflt›rd›¤› ve (IMF, DB, OECD, AB anlaflma, kredi, flart ve raporlar›, 1999-2001-2002) AKP hükümeti eliyle projelendirerek “reform” paketi olarak piyasaya sürdü¤ü “ida-

ri yap›lanma” hamlesi aç›s›ndan ayr›ca önem kazanm›flt›r. ‹çinde yasa tasar› ve taslaklar›n› bar›nd›ran bu kamu “reform” paketinin en önemli ayaklar›n› yerel yönetimdeki düzenlemeler oluflturmaktad›r. Birbirini tamamlar nitelikteki düzenlemelerin özü, “yerellefltirme” ad› alt›nda “özellefltirme”dir. “Yerel”i güçlendirme örtüsüyle, ya¤ma ve talan s›n›rs›z ve dizginsiz hale getirilmekte, sendikas›zlaflt›rma ve örgütsüzlefltirmeyle beraber, azg›n bir sömürü ve keyfi bir çal›flma ortam›nda, sosyal haklar›n k›r›nt› düzeydeki kazan›lm›fl olanlar› da ö¤ütülmekte, tam bir tafleronlaflt›rma furyas› bafllat›lmaktad›r. Özcesi, yerel yönetimler, halk› sa¤mada merkezi yönetimden sonra ikinci birer istasyon olarak planlanmaktad›rlar. Ama do¤rudan, ama komprador ya da emperyalist sermayeye arac› olarak. ‹flte bu haz›rl›klar, hakim s›n›f partileri aç›s›ndan yerel yönetimleri, geçmifl dönemlere göre çok daha çekici hale getirmifl bulunuyor. Eskiden de, hayli genifl olanaklar› aç›s›ndan oldukça cazip kurumlar olmalar› nedeniyle hep ifltahlar› kabartan özellik tafl›m›fllarsa da bu durumun bu kez çok daha farkl› oldu¤u san›r›z yeterince aç›kt›r. Nitekim yeni yasa taslaklar›; e¤itimden sa¤l›¤a uzanan bir sektörel geniflleme, özellefltirmede engin bir alan yaratma, vergi almada yetki kapasitesinin art›r›m›na, ihale aç›l›m›ndaki düzenlemelere kadar yerel yönetimleri eskisiyle k›yaslanamayacak bir duruma getirmektedir. Buradaki merkezi iktidar denetiminin (idari vesayet) hiç gevfletilmedi¤ini, yani iplerin elden b›rak›lmad›¤›n› vurgulamaya gerek yok san›r›z ama, hakim s›n›f klikleri aç›s›ndan bunun halk taraf›ndan san›ld›¤›n›n aksine pek de fazla ciddi bir problem oluflturmad›¤› da bilinmelidir. Yerel yönetim seçimlerine, faflist Türk devleti böyle bir yap›lanma haz›rl›¤› içinde, belki de bunu belli ölçüde tamamlam›fl olarak girecektir.

3-16 Ocak 2004 Daha önemlisi, bölgedeki emperyalist iflgalin en önemli payandas›n› oluflturan bir konumda girmeye haz›rlan›yor. Ülkedeki bütün ad›mlar›, önümüzdeki süreçte geliflecek daha büyük/önemli savafl-direnifl-çat›flma olgular›na haz›rl›kl› olmak ad›na at›lmaktad›r. Hem devlet olarak uygun bir yap›lanma oluflturmak hem de ekonomik olarak ayakta durabilecek bir düzenek yaratmak istemektedir. Ayn› zamanda AB ve ABD ile iliflkilerinde uygun bir konum elde etmeyi hedeflemektedir. Birçok fleyi bir arada kotarmak efendilerinin kendisinden istediklerini harfiyen yerine getirmesine ba¤l›d›r. ‹flte att›¤› ad›mlar›n önemli bölümü onun tercihinden çok kendisine dayat›lanlard›r. Olan bitenleri büyük oranda bu flekilde okumak gerekmektedir. Bunun böyle oldu¤unu anlamak için ilgili emperyalist kurulufllar›n raporlar›n› hatta yay›n organlar›n›n makalelerini incelemek dahi ço¤u zaman yeterince aç›klay›c› olabilmektedir. Komünistler, tav›r belirlerken bütün meselelere önce en genel k›staslar› olan, s›n›f mücadelesini ilerletici rol oynay›p oynamamas› aç›s›ndan bakarlar. Bunu yaparken objektif flartlar› de¤erlendirir; yani s›n›flar›n gücünü ve mevzileniflini analiz ederler. Sonra, kendi güçlerini ve di¤er yak›n güçleri de¤erlendirmeye tabi tutarlar. Dolay›s›yla, tak›nacaklar› tavr›n pratikte ne anlam ifade edece¤i, yani neye yarayaca¤›, hangi ifllev görece¤i belirlenmifl olur. Bunun o an için çok büyük roller oynamas› söz konusu olmayabilir. Bu neticede güç sorunudur çünkü. Ancak, do¤ruyu ortaya koymak, tutarl› olmak, öngörülü olmak, kitlelerle kurulan iliflkilerde güven tesis etmekte son derece önemlidir. Yerel seçimler, kitlelerin, düzeninin meflrulaflt›r›lmas›, parlamentonun ifllevli kabul edilmesi, seçim tezgah›/oyununa do¤rudan alet edilmesi, gibi kritik hususlarda genel seçimlerden ayr› bir özellik gösterirler. Bu yüzden de sorun, yaz›m›z›n bafl›nda vurgulad›¤›m›z anlamda hem genel hem de özel manada ikili bir boyut kazanmaktad›r. Genel boyut, s›n›f mücadelesinin o evredeki somut durumuyla, özellikle de emperyalizmin ve siyasi iktidar›n yürürlükteki politikalar› ile ilgilidir. Bunu flu özgülde

yan›tlayacak olursak, mevcut hakim s›n›f partilerinin hiçbirisinin, hiçbir aday› istisnas›z desteklenmemelidir. Burada, yani ilk aflamada aday›n niteli¤inden öte partinin niteli¤i anlam›nda bir s›n›fsal durufl söz konusudur. fiu andaki koflullar bize böyle bir saflaflmay› dayatmaktad›r. ‹nce taktiklerden öte daha aç›ktan bir konumlan›fl gerekmektedir. Bu durum, ABD emperyalizmi önderli¤inde dünya çap›nda gelifltirilen büyük çapl› sald›r› dalgas›n›n, bölgemiz ve ülkemiz aya¤›nda da hissedilir bir boyutta sürmesinden ileri gelmektedir. Bu kampanyaya, ülkemizdeki hakim s›n›f partilerinin tamam›, aç›k veya örtülü bir biçimde destek vermektedirler. Kimi alanlardaki kimi adaylar› bak›m›ndan, bu konuda en fazla kafa kar›fl›kl›¤› yaratmaya aday partilerden “sosyal demokrat” etiketli CHP’nin “muhalefet”te iken erime süreci yaflamas›n›n nedenleri, “muhalefet” yapamay›fl› de¤il yapmay›fl›d›r. Zira AKP, “laiklik” meseleleri ile “suni” biçimde gündemlefltirilen mevzular hariç, kimi beceriksizlikler ve kazalar d›fl›nda, büyük bir heves ve gayretle bal gibi son derece sad›k bir emperyalist uflakl›¤› baflar›yla sergilemektedir. SHP’nin ise son iki seçimdir reformist partilerle giriflti¤i flörtlerle, özellikle bafl›nda bulunan katliamc› kadrolar›n kanl› geçmiflinden kendini ay›klamaya çal›flmas› mümkün de¤ildir. Özeldeki boyuta geldi¤imizde ise gerek kendi ba¤›ms›z adaylar›m›z gerekse de koydu¤umuz k›staslara uygun özellikler tafl›yan adaylar›n desteklenmesi ve bu do¤rultudaki ittifak anlay›fl›m›z› açmam›z gerekiyor. Bunun için öncelikle yerel yönetim politikam›z› genel bafll›klar halinde derli toplu olarak bir kez daha hat›rlatmak istiyoruz: Yerel yönetim ya da son dönemlerdeki bir baflka ifadesiyle yerinden yönetim, eski kullan›l›fl›yla belediyeler; bir co¤rafi alanda, merkezi iktidar›n, denetimini koruyarak, bir tak›m kamu görev ve yetkilerini, yerele aktarmas› anlam›na gelmektedir. Bunlar, çeflitli devletlere, yönetimlere göre farkl›l›klar göstermektedir. Kimilerinde sadece s›radan hizmetlerle s›n›rl› kalmakta, kimilerinde ise siyasi iktidara ya-


k›n yetkilere kadar ulaflabilmektedir. Ama konu ne federatif yönetimlerle ne de “yerel siyasi iktidar” kavram› ile kar›flt›r›lmamal›d›r. Bizimki gibi faflist diktatörlüklerin hüküm sürdü¤ü ülkelerde demokratik, kat›l›mc›, halkç›, üretici, vb. niteliklere sahip bir yerel yönetimin uzun süre yaflat›labilmesi pek olanakl› de¤ildir. Bu konuda geçmifl y›llardaki Fatsa vb. kimi deneyimler çok yönlü ö¤reticidir. Bununla beraber, bu durum nas›lsa böyle onun için yerel yönetimleri kazanman›n ya da yerel yönetim meclislerinde görev alman›n hiçbir yarar› olmaz anlay›fl› da do¤ru de¤ildir. Aksine yerel yönetim seçimleri, yörenin somut sorunlar›/talepleri üzerinden bir kampanyay› ve çal›flmay› gerektirece¤inden halkla do¤rudan “kitle iliflkisi”ni gelifltirecektir. Yerel yönetim meclisinde yer al›nd›¤›nda bu iliflkinin daha da ilerletilmesinin zemini güçlendirilmifl olacakt›r. Seçimin kazan›lmas›n›n sonuçlar› ise çok daha farkl›d›r. Bu durumda elde edilecek deneyimlerin, iyi de¤erlendirildi¤i takdirdeki getirileri, halk savafl›n›n örgütlenme prati¤i aç›s›ndan önemli de¤erler ifade edecektir. Yerel yönetimler, iyi iflletildi¤i takdirde demokrasinin en iyi biçimde uygulanabildi¤i alanlard›r. Halk›n yönetime ve denetime kat›lma prati¤i ciddi kazan›mlar sunmaktad›r. Buna uzun süreli halk savafl› mücadelesinde çok büyük ihtiyac›m›z oldu¤u aç›kt›r. Adaylar›m›z, o alandaki s›n›f mücadelesi içerisinde eme¤i ve bu nedenle sayg›nl›¤› olan; devrimci, demokrat, yurtsever özellikler tafl›mal›d›rlar. Bu özellikler ayn› zamanda destekleyebilece¤imiz adaylarda da arayaca¤›m›z k›staslar olacakt›r. Bunun daha aç›k ifadesi, aday›n, anti-emperyalist, anti-faflist, anti-flovenist bir kimli¤e sahip olmas›d›r. Emperyalizmin dünya çap›nda gelifltirdi¤i sald›r›lara, onun ülkemizdeki temsilcilerinin bugünkü AKP hükümeti eliyle gelifltirdi¤i uygulamalara ve özellikle Kürt ulusuna yönelik ulusal zulüm ve imha politikas›na karfl› tav›r gelifltirilmesi aç›s›ndan tutarl› bir tutum içerisinde olmal›d›r. Adaylar›m›z, yerel yönetimlerde, halk›n her safhada söz ve karar sahibi k›l›nd›¤› tipte bir demokrasiyi(halk kurullar›/meclisleri), tam kat›l›mc›l›k ilkesi çerçevesinde, tam bir saydaml›k anlay›fl›yla savunacaklar; AKP hükümetinin “kamu reformu” kapsam›nda haz›rlad›¤› “yerel yönetimleri güçlendirme” oyununu teflhir edecekler; denetim ve geri ça¤›rma ilkelerini ifllerli k›lan mekanizmalar› kitlelerle paylaflacaklard›r. Yerel yönetimlere geldi¤imizde nas›l bir politika izleyece¤imizin yan› s›ra, seçim kampanyam›z, düzenin çok yönlü teflhiri ile birlikte sürdürülecektir. Adaylar›m›z› saptarken bunun tek bafl›m›za ya da bir ittifak neticesinde oluflturuldu¤u durumlar da söz konusu olabilmektedir. Özellikle de yerel seçimler gibi bir konuda merkezi ittifak gibi bir anlay›fl›m›z›n olmad›¤›n› bir kez daha açmay› gerekli görmüyoruz. Bu koflullarda da gerek adaylarda arayaca¤›m›z gerek yerel yönetimlerde savunaca-

25

4

3-16 Ocak 2004 ¤›m›z ilkelerimiz de¤iflmemekle beraber, ajitasyon propaganda faaliyetimizden taviz vermeyece¤imiz bilinmelidir. Hiç flüphesiz ittifaka girece¤imiz güçlerin s›n›fsal nitelikleri adaylarda arad›¤›m›z asgari koflullarla uyumlu olmak durumundad›r. Belirtti¤imiz k›staslarda olup, di¤er baz› koflullar›n da uygun olmas› halinde destekleyece¤imiz öteki kifliler, devrimci çevrelerden ba¤›ms›z adaylar olabilece¤i gibi, kimi reformist partilerin adaylar› da olabilir. Bu durumda öncelikle yukar›da kendi adaylar›m›z aç›s›ndan koydu¤umuz asgari k›staslar› tafl›malar› gerekmektedir. Destek verebilmemiz için o alanda örgütlü faaliyetimizin olmas› gerekti¤i unutulmamal›d›r. Kampanya döneminde destek verdi¤imiz aday›n seçim faaliyetini gölgelememek kayd›yla, kendi özgür çal›flmalar›m›z› yürütmemize ambargo koyulmamas›, bizim için ilkesel bir kofluldur. Burada inisiyatif, yap›m›z›n en üst organ›na b›rak›lm›fl durumdad›r. Onun de¤erlendirmesi do¤rultusunda, örgütlü bulunulan bütün alanlarda, d›fl›m›zdaki adaylar yukar›daki anlay›fl›m›z çerçevesinde desteklenebilir. Buradaki k›stas, çok genel anlamda s›n›f mücadelesine mevzi kazand›r›lmas›d›r. Bunun reformizme mi, devrimci demokrat, yurtsever güçlere mi mevzi kazand›rd›¤› ayr›m›n› yapacak olan, alan örgütlülü¤ünden bilgilenmek suretiyle parti önderli¤idir. Görüldü¤ü üzere, gerek kendi adaylar›m›z›n saptanmas›nda, gerek ittifaklar oluflturulmas›nda, gerekse de destekleme politikam›zda sorun dar bir çerçevede tutulmam›fl, en genifl güçlerin birlik ve ç›karlar›, halk›n ve devrimin ç›karlar› perspektifiyle hedeflenmifltir. Yerel yönetim olgusunun özünde yer alan ilkeler hat›rland›¤›nda, bunun demokratik halk devrimi ›fl›¤›nda yoruma tabi tutulmas›, böylesi bir sonucu kaç›n›lmaz k›lmaktad›r. Bu çerçeve kapsam›nda de¤inece¤imiz bir baflka husus da muhtarl›k seçimlerine iliflkindir. Bilindi¤i gibi, gerek köy gerekse de mahalle muhtarl›klar›, esasen daha çok kimi idari görevlerle donat›lm›fllard›r. “Hizmet”leri bununla s›n›rl›d›r. Böyle olmas›na karfl›n, içlerinden biri olarak seçilmifl olma s›fat›yla bulunduklar› bölgede halkla iliflkilerde küçümsenmeyecek bir role sahiptirler. Mahalle, semt ve köyün bir dizi sorun ve çeliflkisinin paylafl›m ve çözümünde, yine çok yönlü iliflki ve dayan›flmada muhtarlar yerine göre fonksiyonel ve etkin olabilmektedir. Bütün bu ve baflka nedenlerle muhtarlar ve muhtarl›k kurumu, özellikle köylerde ve küçük yerleflim birimlerinde, kentlerin ise gecekondu semtlerinde a¤›rl›¤›n› korumaktad›r. Oysa muhtarl›k seçimleri bu önemlerine paralel bir ilgiyi taraf›m›zdan da görememifllerdir. Bu konuya da ayn› duyarl›l›kla yaklaflmak zorunda oldu¤umuz aç›kt›r. Muhtarl›k seçimlerinde; devletin resmi tarifesi d›fl›nda ekstra bir ücret al›nmayaca¤›ndan, ifllemlerin kolaylaflt›r›laca¤›na dair bir tak›m pratik yönetim anlay›fllar›yla ilgili vaatlerden; sorunlara

sahip ç›k›laca¤›na ve dayan›flma mesajlar›na dair kimi propagandalardan öte bir kampanya tasarlanamasa da adaylar›m›z veya desteklenebilecek adaylar hiç flüphesiz, yerel yönetimler için belirtti¤imiz k›staslara uygun olmak durumundad›r. Zira muhtarlar›n s›n›f mücadelesinde düflündü¤ümüz anlamda rol oynayabilmesinin yegane yolu bu vas›flar› tafl›yabilmesinden geçmektedir. Aksi takdirde, sadece “solcu” “CHP’li” vs. türden bir tak›m adaylar›n desteklenmesi, ya da faflist bir baflka aday›n kazanmas›ndansa anlay›fl›yla di¤erinin desteklenmesi pratik anlamda dahi çok fazla bir fley ifade etmeyecektir. Halk saflar›nda de¤erlendirdi¤imiz çeflitli güçlerin bir bölümünün bugüne kadar yapm›fl oldu¤u aç›klamalardan edindi¤imiz bilgiler, merkezi düzeyde bir ittifak›n kurulmayaca¤›, bir “çat› partisi” oluflumunun gerçekleflmeyece¤i yönündedir. Bölgesel düzeyde ise reformist parti ve guruplar›n (ço¤u kez SHP’yi de katarak) kendi aralar›nda, baz› yerlerde ise kimi devrimci yap›lar› da dahil ederek flimdiden belirli platformlar oluflturduklar›na dair aç›klamalar yap›lmaktad›r. Yine belirli alanlarda gerek komünistlerin gerekse de kimi devrimci gruplar›n ba¤›ms›z adaylarla hem çal›flmalar yürüttükleri hem de ittifak görüflmeleri bafllatt›klar› bilinmektedir. Bu iliflkilerde, meseleler ne yaz›k ki genelde ilkesel, siyasal temelde de¤il, grupsal ç›karsal bazda ele al›nd›¤›ndan sa¤l›kl› sonuçlar üretilmesi, gerçek manada kal›c› güç birlikleri yarat›labilmesi mümkün olamamaktad›r. Nitekim as›l sorunlar daha sonra bafllamaktad›r. 3 Kas›m seçimleri öncesindeki görüflmeler bu konuda traji-komik deneylerle doludur. fiunu özellikle vurgulamak gerekiyor

ki, gerçekleflecek olan›n ad› yerel seçim de olsa, bu nihayetinde s›n›f mücadelesinin özgün bir yans›mas› olarak bilince ç›kar›lmal›d›r. Ancak böyle kavran›lmas› sayesinde, sorunun flu veya bu beldeyi kazan›p kazanmamak, flu veya bu kadar encümen üyesi sahibi olup olmamak, flu ya da bu kadar muhtarl›¤› elde edip etmemek olmad›¤› anlafl›l›r. Hiç kuflkusuz bir tak›m mevzileri kazanmak önemlidir ve bunlar› elde edebilmek için de bu seçimlere kat›l›nmaktad›r ama bu seçimlerin en az bunun kadar hatta daha önemli bir di¤er yan› da emperyalizme ve faflizme karfl› halk kitlelerinin gerek tek tek alanlarda gerekse de genelde karfl› durufl ve karfl› koyuflu sergilemesini baflarabilme meselesidir. Kitlelerin 3 Kas›m’da bile ne kadar haz›r bir durumda oldu¤u, sand›¤a gitmeyen ve oy kullanmayanlar›n oran›yla sabitti. Aradan geçen zaman dilimi, bunun flartlar›n› daha da olgunlaflt›rm›fl bulunuyor. AKP, her bak›mdan seleflerini fersah fersah katlad›. Bunu de¤erlendirmede yerel seçimler bize önemli bir f›rsat sunmaktad›r. Taktik ad›na, küçük hesaplar u¤runa, reformizmin tam da bu dönemde bilinçli olarak parlat›lmas›n›n cazibesine kap›larak tuza¤a düflmemek gerekiyor. Özetleyecek olursak; 2004 yerel seçimlerinde, Marksist-Leninist-Maoistlerin tavr›; faflist partilerin hiçbirisinin hiçbir beldedeki aday›na oy verilmemesi; komünistlerin gösterecekleri veya destekleyecekleri adaylara oy verilmesi, bu nitelikte bir aday›n bulunmad›¤› koflullarda ise hiçbir adaydan yana tercihte bulunulmamas› fleklindedir.


5

25

3-16 Ocak 2004

Sa¤l›k çal›flanlar› eylem yapt› Sa¤l›k emekçileri yaflad›klar› sorunlar›n çözümü, insanca bir ücret için ülke çap›nda 24 Aral›k’ta eylem yapt›lar. Hastalarla sa¤l›k emekçilerinin karfl› karfl›ya getirmeye çal›flan çabalara ra¤men eylemler gerçeklefltirildi. ‹STANBUL Türk Tabipler Birli¤i'nin (TTB) ça¤r›s›yla hizmet vermeyen doktorlar, "Bugün yine g(ö)revdeyiz. Sonuç al›ncaya kadar mücadele edece¤iz" diyerek hükümete uyar›da bulundu. Taksim Devlet Hastanesi'nde sabah›n erken saatlerinden itibaren toplanan doktorlar gelen hastalara eylemi anlat›rken, polisin hastane çevresinde yo¤un güvenlik önlemi almas› dikkat çekti. "2004 sa¤l›k bütçesi yüzde 5'e ç›kar›ls›n", "‹fl yerinde sa¤l›k", "‹yi ve onurlu hekimlik" dövizleri aç›p, s›k s›k "Herkese eflit ücretsiz sa¤l›k", "‹nsanca yaflam istiyoruz" sloganlar› atan doktorlar ad›na bir aç›klama yapan ‹stanbul Tabip Odas› (‹TO) Baflkan› Gençay Gürsoy, 5 Kas›m eyleminden sonra hükümetten yap›c› bir diyalog ça¤r›s› gelmedi¤ini, ikinci eylemi bunun için yapt›klar›n› söyledi. OKMEYDANI SSK Okmeydan› Hastanesi önünde topla-

nan hekimler de, E¤itim Hastanesi Poliklinikleri önüne kadar yürüdü. Sa¤l›k ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikas› (SES) üyelerinin de destek verdi¤i eylemde bir aç›klama yapan Dr. Beyza Kutay, Türkiye sa¤l›k ve hekimlik ortam›yla ilgili öneri ve taleplerini bir kez daha hükümete ilettiklerini belirtti. Aç›klamalar›n ard›ndan "Sa¤l›kta tasarruf olmaz", "Sistem çürüyor, emekçiler yürüyor", "Sözleflmeli de¤il kadrolu elaman" yaz›l› dövizler tafl›yan sa¤l›k emekçileri, "Eflitlik adalet istiyoruz", "‹nsanca yaflam demokratik Türkiye" sloganlar› atarak, Çapa T›p Fakültesi'nde yap›lacak bas›n aç›klamas›na kat›lmak üzere yola ç›kt›. ANKARA Saat 12:30’da Numune Hastanesi önünde biraraya gelen sa¤l›k emekçileri sorunlar›n›n çözümünü isteyerek, hastalar›n müflteri haline getirilmesini protesto ettiler. Oldukça sönük geçen eylemde Ankara Tabip Odas› ve SES ad›na bir bas›n aç›klamas› yap›ld›. Aç›klamada sa¤l›k alan›n›n neo-liberal, serbest piyasaya daha fazla aç›laca¤›na dikkat çekildi. 5 Kas›m’da yap›lan eylem ile hükümetin istedikleri mesaj› almad›¤› belirtilen aç›klamada; yet-

Emekçinin Gündemi Türk ‹fl Genel Kurulu ve bir anket

TÜRK-‹fi Y‹NE AYNI TÜRK-‹fi, KAZANAN Y‹NE STATÜKO.... 19. Genel Kurulunu yapan Türk-‹fl’te de¤iflen bir fley yok. Ayn› anlay›flla, ayn› kiflilerden oluflan bir yönetim, onca “elefltiriye”, onca sözüm ona muhalif görüntüye ra¤men iflçi s›n›f›n›n bafl›na yeniden bela edildi. Asl›nda ortaya ç›kan, daha do¤rusu devam eden tablo, Türk-‹fl’in niteli¤ine, sendikal anlay›fl ve prati¤ine uygun bir tabloydu. Ancak bilinmelidir ki, bir genel kurul öncesinde ve sonras›nda yayg›n tart›flmalar, kulisler, alternatif oluflumlar, elefltirilerle dolu bir süreç yaflan›r. Bu yaflanmakla kalmaz, bu canl›l›¤›n sonucu olarak genel kurula bu yans›t›larak, bu do¤rultuda müdahale edilmeye çal›fl›l›r. Bu genel kurulda bunun tersi olmufltur. Daha do¤rusu söylemlerle yap›lanlar farkl› olmufltur. Genel Kurulda onca elefltiriye, onca yak›nmaya, onca adaylaflma görüntüsüne ra¤men ne mevcut 5’lide bir de¤ifliklik olmufl (Tek G›da-‹fl’in aday› d›fl›nda) ne de anlay›fllar›nda bir de¤ifliklik.... Konuyla do¤rudan ba¤lant›l› bir anketten bahsetmek istiyoruz. Aktard›¤›m›zda görülecektir ki Türk-‹fl Genel Kurulunda yaflananlarla, yap›lan anketteki sonuçlar sonras›ndaki tutumlar nas›l da benzerlikler tafl›yor. Bak›n›z, Türk-‹fl Baflkanlar Kurulunun kararlar› do¤rultusunda Türk-‹fl Araflt›rma Merkezince bir anket yap›lm›fl. Anketin amac› “Türk-‹fl taban ve tavan yöneticilerinin özellefltirme uygulamalar› ve özellefltirmeye karfl› mücadelelerin biçim ve niteli¤i konusundaki e¤ilimlerini “ölçebilmek” olarak ifadelendirilmektedir(1)

Anketin denekleri ise Türk-‹fl’e ba¤l› sendika merkezleri ve flube yöneticileri niteli¤indeki sendikac›lard›r. Anketin di¤er sorular›n› ve cevaplar›n› bir yana b›rak›rsak, flu aktaraca¤›m›z soruya verilen cevaplar ve sonras›nda Türk-‹fl’te son Genel Kurulda yaflananlar ve sonuçlar gözönüne getirildi¤inde, trajikomik bir durumun varl›¤› kendili¤inden görülebilmektedir. Soru-1) Sendikan›z›n özellefltirme politikalar›n› nas›l de¤erlendiriyorsunuz? Cevap: “Yeterli” diyenlerin oran› merkezi düzeydeki sendikac›larda % 27.96 iken, flube düzeyindeki sendikac›larda % 8.12’dir. “Yetersiz, daha etkin flekilde özellefltirmeye karfl› ç›k›lmal›d›r diyenlerin oran›, merkezi düzeydeki sendikac›larda % 60.22, flube düzeyindeki sendikac›larda % 59.06’d›r. Yine “ yetersiz” deyip de, bunu özellefltirmeyi kabul edip, iflçi ve sendika haklar›n›n korunmas› olarak yorumlayanlar›n oran› ise % 11.83 ile % 22.82 olarak flekillenmektedir. Soru-2) Konfederasyonunuzun özellefltirme konusundaki mücadele ve faaliyetlerini nas›l de¤erlendiriyorsunuz? Cevap: “Yeterli” diyenlerin oran› merkezi düzeydeki sendikac›larda % 3.09 iken, bu oran flube düzeyindeki sendikac›larda % 4.76 d›r. “Yetersiz, daha etkin flekilde özelefltirmeye karfl› ç›k›lmal›” diyenlerin oran› merkezi düzeydeki sendikac›larda % 79. 38 iken, flube düzeyindeki sendikac›larda % 63. 95’tir. Yine “yetersiz” deyip de bunu özellefltirmenin ka-

kililerin sa¤l›k emekçilerini dikkate almalar› gerekti¤i vurguland›. AKP milletvekilinin de kat›ld›¤› eylemde aç›klamadan öte milletvekili gündemi kaplad›. “Söz yetki karar çal›flanlara”, “Kölelik yasas› geri çekilsin” sloganlar›n› atan sa¤l›k çal›flanlar› eylemden sonra tekrar iflbafl› yapt›lar. BURSA Türk Tabipler Birli¤i (TTB) ile SES taraf›ndan ülke genelinde yap›lan ifl b›rakma eylemi Bursa’da da gerçeklefltirildi. Eylemde Yüksek ‹htisas Hastanesi, SSK fievket Y›lmaz Hastanesi Poliklinik Servisi önünde bas›n aç›klamas› yapan TTB Bursa fiube Baflkan› Dr. Ünal sözleflmeli ve kadrolu çal›flan uygulamas›na de¤inerek çal›flma koflullar›n›n ve nerelerde çal›fl›laca¤›n›n belli olmad›¤›n› ve vatandafllarla karfl› karfl›ya gelmek istemediklerini, hakl› talepleri oldu¤unu vurgulad›. SAMSUN Sa¤l›k emekçilerinin Samsun’daki eyleminde acil servisler d›fl›nda tüm hastane ve polikliniklerde sa¤l›k hizmetleri durduruldu. Samsun-Sinop Tabip Odas› Yönetim Kurulu üyeleri sabah saatlerinden itibaren hastaneleri

bul edilip, ifl güvencesi ve sendikal haklar›n korunmas› için yorumlayanlar›n oran› ise % 17.53 ve % 31.29 olarak flekillenmektedir. Yani “yetersiz” görenlerin toplam oran› % 70 ile % 90 aras›nda de¤iflmektedir. Tabloyu açal›m: 1. soruda tek tek sendikalar de¤erlendirilirken, 2. soruda bu sendikalar›n ba¤l› bulunduklar› konfederasyon, yani Türk-‹fl de¤erlendirilmektedir. Bu tabloya bakarak söylenmelidir ki, ne flube yöneticileri kendi merkezlerinin özellefltirme konusundaki mücadele ve faaliyetlerini olumlay›p, yeterli görüyor ve bu kapsamda onlara güveniyor, ne de merkezi konumdaki sendikac›lar ba¤l› olduklar› konfederasyonun bu mücadeledeki konumunu ve tutumunu onayl›yor ve yeterli görüyor. “Evet hiçbiri bir üstünü yeterli görmedi¤i gibi, bunlar›n bu mücadeledeki konumlar›n› da sorgulayarak, özellefltirme sald›r›lar›na, tafleronlaflmaya, esnek çal›flmaya karfl› mücadele etmediklerini vurgulam›fl ve teyit etmifl oluyorlar. Bu tablo üzerinde birçok yorumda bulunulabilir. Ancak bunlar› bir yana b›rakarak diyebiliriz ki, b›rakal›m iflçilerin sendikac›lar›na güvenmesini, sendikac›lar bile birbirlerine güvenmiyorlar. Bu anket her ne kadar sadece özellefltirme konusundaki tutum ve politikalara iliflkinse de, bu genel bir tutumu göstermesi anlam›nda da önemli bir denek tafl›d›r. Zira özellefltirme süreci, hak gasplar› ve mevcut haklara yeni sald›r›lar›n, iflten at›lmalar›n, tafleronlaflt›rman›n, esnek çal›flman›n, iflsizli¤in, açl›¤›n, sefaletin, örgütsüzlefltirmenin, yetki düflürmelerin de sürecidir. Bu anlamda özellefltirmeye karfl› mücadele etmeyenlerin, bu aktard›¤›m›z tabloya karfl› mücadele etmeyeceklerini ve etmediklerini de vurgulamak zorunday›z. Biz de öyle ele al›yoruz. fiimdi soral›m: Bu ankete göre flube yöneticileri sendika merkezlerini, sendika

ziyaret ederek halk›n sa¤l›k hizmetlerinden yararlanmas› ve hekimlerin sorunsuz ve haklar›n›n gasp edilmedi¤i flartlarda çal›flabilmeleri için ifl b›rakma eylemi yapt›klar›n› anlatt›lar. Doktorlar›n gün boyu ifl b›rakt›klar› eylemde hastanelerde önemli bir sorun yaflanmad›¤› bildirildi. Muayenehanesi olan hekimler ise iflyerlerini açmad›lar. Devlet hastanesinde ifl b›rakma eylemi gece vardiyas›nda da devam etti.

merkezleri de konfederasyon yönetimlerini yeterli görmemelerine ra¤men neden bunun gereklerini yerine getirmiyorlar? Evet neden? Son genel kurullar sürecinde ortaya ç›kan tabloya bakt›¤›m›zda ne sendika merkezlerinde, ne de Türk-‹fl Konfederasyonunun yönetiminde bir de¤ifliklik olmam›flt›r. Yani bu demektir? “Elefltir”, “suçla”, “yerden yere vur”, ama de¤ifltirme, yerinde kals›n! Kimin ç›kar›na, elbette ki top yekun bu sendika bürokratlar›n›n ç›kar›na. Peki “bu ne perhiz, bu ne lahana turflusu” demezler mi? fiimdi tekrar bafla dönecek olursak, anket benzeri bir örnek son Türk-‹fl Genel Kurulunda yaflanm›flt›r. Türk-‹fl yönetimini savunan baflbakan R. Tayyip Erdo¤an ve bir-iki faflist yönetimli sendika d›fl›nda herkes bu yönetimin sendikal anlay›fl ve prati¤ini elefltirmesine ra¤men, bu yönetimi de¤ifltirme yönünde hiçbir ciddi çal›flma yapmad›klar› gibi, yine ayn› yönetimi iflçi s›n›f›n›n bafl›na bela ettiler. Ve bir kez daha tespit etmekteyiz ki, Türk-‹fl’te korunan, devam ettirilen yine statüko, yine iflbirlikçi, bürokrat sendikac›l›k olurken; kaybeden ise yine iflçi s›n›f› ve emekçiler olmufltur. ‹flte bu nesnel durum baflta Devrimci Demokratik Sendikal Güçlere, bütün duyarl› muhalif sendikac›lara ve iflçi s›n›f›n›n omuzlar›na, bu iflbirlikçi, bürokrat güruhun sendikalar›n tepesinden alafla¤› edilmesi tarihsel görevini yüklemifltir. Devrimci Demokratik Sendikal Birlik de bu bilinçle örgütlülü¤ünü sa¤lamlaflt›rarak, bütün muhalif sendikac›lar›, iflçi önderlerini, iflçi s›n›f›n› ayn› mücadele hatt›nda birlefltirme tarihsel sorumlulu¤una sahip olarak bu mücadeleyi omuzlamal›d›r. ............................................................ (1): Bu anket “K‹T’ler ve özellefltirme: ‹ddialar ve gerçekler” bafll›¤›yla kitaplaflt›r›lm›fl olan bir araflt›rmadan al›nm›flt›r.


3-16 Ocak 2004

25

6

fieker pancar›nda vurgun emperyalist flirketlerin Bir zamanlar “Avrupa’n›n tah›l ambar›” diye nitelenen Türkiye’de tar›m, emperyalist küreselleflme politikalar›n›n k›skac› alt›nda ya¤malanarak, parça parça can veriyor. Emperyalistler kendi ülkelerinde tar›ma büyük yat›r›mlar yapar ve üreticilerini sübvansiyonlarla desteklerken, bizim gibi ülkelerde sübvansiyonlar› ya kald›rt›yor ya da parça parça düflürüyorlar. fieker pancar› üretiminde genel durum; Ülkemizde fleker üretiminin esas yararland›¤› madde fleker pancar›d›r. fieker üretimi d›fl›nda, hayvanc›l›kta yem olarak, tar›mda gübre olarak, sanayide ise alkol mayas› ve biyo-kimya alanlar›nda kullan›lmaktad›r. fieker pancar› tarlas› ayn› büyüklükte bir ormandan üç kat daha fazla oksijeni do¤aya b›rakmaktad›r. Meyvesi, yapra¤›, küspesi gibi yan ürünleriyle 1 dekarl›k fleker pancar› ekimi 2 dekarl›k arpa ekimi kadar çiftçiye gelir-kazanç sa¤lar. fieker pancar› ülkedeki çeflitli alanlar›n ihtiyac›n› karfl›lamaktad›r. ‹flte böylesine de¤erli bir tar›m ürünü olan fleker pancar›n›n ekimi ve buna ba¤l› fleker sanayi -ülkemizde- öldürülmek isteniyor. Oysa pancar üretimi ABD’de son 30 y›lda 15 kat art›fl yaflad›. AB ve ABD, fleker pancar› üretimini kendi ülkelerinde destekliyor ve art›r›yorlar, yar›-sömürge ülkelerde ise fleker pancar› üretimini s›n›rlamaktad›rlar. Sözde “serbest ticaret” teraneleriyle de haks›z rekabet koflullar› yaratmaktad›r. fieker pancar› emperyalist ülkelerde % 9598’lik oranda fleker üretiminin temel sektörüdür. Ülkemizde son 5 y›lda %10 nüfus art›fl›na paralel olarak da fleker tüketiminde %10’luk art›fl olmas› gerekirken, 400 bin ton daha az tüketilerek %10-15’lik bir düflüfl yaflanm›flt›r. N‹fiASTA BAZLI fiEKER (NBfi) ÜRET‹M‹ Niflastayla da fleker üretiliyor. Patates, tapyoka, pirinç, m›s›r ve bu¤day gibi bitkiler niflastal› bitkilerdir. Bunlar aras›nda niflasta de¤eri en yüksek olan patatestir. Ama nedense patatesten NBfi üretilmiyor. Emperyalist ülkelerde NBfi üretimine %1-2’lik kota uygulan›yor. Çünkü NBfi’lerin sa¤l›k aç›s›ndan zararl› oldu¤u noktas›nda Avrupa kamuoyundan büyük bir tepki, karfl›tl›k, muhalefet yap›lm›flt›r. Bu nedenle NBfi’lerin tüketimi oldukça s›n›rlanm›flt›r. Ülkemizde ise NBfi üretimi kotas› %10 iken, emperyalizmin de bask›s›yla %15’e ç›kar›lm›flt›r. NBfi’ler ülkemizde s›v› olarak üretilmektedir. Ana maddesi m›s›rd›r. M›s›r flurubu da bu nedenden dolay› denilmektedir. Mevcut NBfi üretiminin %25’i sudur. Amaç ülkedeki (kotay› %15’e ç›kar›rken) NBfi’lerin esas üreticisi olan emperyalist tekellerin ürünlerini pazarlamak ve keselerini doldurmakt›r. Ayr›ca NBfi m›s›rdan üretilirken, kulland›¤› m›s›r› da ithal ediyor. Ülkemizde zaten var olan 1 milyon 500 bin ton ile 2 milyon ton aras› m›s›r a盤› daha da artmakta, dolay›s›yla bu kez de ithalata yönelinmektedir. Bu da hem ülkeyi ithal m›s›ra ba¤›ml›laflt›rmakta, hem de¤erli fleker pancar› üretimini zay›flatmaktad›r. Devlet fleker

Kamuya ait 30 fleker fabrikas›n›n ve pancar flekeri ile iliflkili tüm tar›m sanayi sektörlerinin iflas›, nispeten ulusal ve tar›msal dinamiklerin -ki ülkemizde milli dinamikle geliflen birikim zay›ft›r- yok oluflunu, buna karfl›n en baflta emperyalistlerin ve ufla¤› kompradorlar›n semirmesini getirmektedir. pancar› yerine m›s›r ekimini teflvik ediyor görüntüsü yaratmaya çal›flmaktad›r. Türkiye’de 5 NBfi fabrikas› var. Bunlar›n üçü yabanc› tekellere ait. Cargill’e ait bir fabrika bunlar›n en büyü¤ü. Cargill de dünyan›n (ABD) en büyük emperyalist tekellerinden biri. Yine Cargill’e ve Ülker’e ait bir fabrika daha var. O da ikinci büyük fabrika durumunda. Di¤er 2 NBfi fabrikas› ise yerli flirketlere ait. Biri Sunay biri de Tat adl› iki flirketin. Sektörün aslan pay› Cargill ve Ülker’in. Cola Turka da dahil olmak üzere Cargill-Ülker ortakl›¤› genifl kapsaml›d›r. Cola Turka ve Ülker’in flekerli mamulleri de NBfi kullanmaktad›r. Ülker, kola, meflrubat, flekerlemeler, çikolata, bisküvi ve çeflitli g›da sektörlerinde genifl yat›r›mlara sahip. Ayr›ca Oyak ve Ülker yine g›da sektöründe ortakl›klara sahipler. Ülker’in Türkiye da¤›t›mc›l›¤› Tayyip Erdo¤an ve o¤lu Burak Erdo¤an’a ait. Cola Turka da¤›t›mc›s› da Erdo¤anlar. fiimdi bu iliflkileri de ortaya koyduktan sonra, ayn› zamanda en büyük niflasta üreticisi olan Cargill ve Ülker’in ç›karlar› için ç›kar›lan bir karar› belirtelim. Niflasta ithalat›na uygulanan gümrük vergisi %135’lik bir miktara yükseltilmifltir. Böylece de ithal niflasta yerine ülkede üretilen niflastaya yöneltiliyor tüketiciler. Ülkedeki niflasta üretimine yönelimin art›fl› da en çok Cargill ve Ülker’in ç›kar›nad›r (-ki R. Tayyip Erdo¤an’la iliflkileri de beraber düflünülünce kafalar da aç›klamay› yap›yor.) SENTET‹K fiEKER TÜKET‹M‹ ÜZER‹NE fieker üretiminde ayr›ca sentetik türler vard›r. Bunlar ülkemizde üretilmemekte, fakat 400 bin ton flekere denk gelecek nitelikte sentetik fleker ülkemizde tüketilmektedir. Yani fleker kotas›n›n % 10’undan biraz fazlas›na denk gelen bir tüketim mevcuttur. Yapay olan bu flekerler kanserojen nitelikte olup öteki ad› da kimyasal tatland›r›c›d›r. Organik maddelerden üretilmemesi de ayr›ca sa¤l›¤a bir zarar› da bu yönlüdür. Hem

yerli fleker üretimine darbe vurup fleker alan›ndaki tasfiyenin bir yönünü olufltururken, hem de ucuzlu¤u, naklinin kolayl›¤› ve bir miktar›n›n ayn› miktarda normal flekerden bin kat bazen on bin kat daha etkili olmas› da tüketici aç›s›ndan bu ürünü cazip k›lmaktad›r. Hem NBfi hem de sentetik flekerler normal çay flekeriyle kullan›m özelli¤i görmeyip, esas olarak sanayiye yönelik ve tatland›r›c› niteliktedir. Normal flekerin besin özelli¤ini de tafl›maktad›rlar. Fakat pazardaki yeri her geçen gün büyüyen tasfiye sald›r›s›nda önemli bir yer iflgal etmektedir. fiEKER ÜZER‹NDE OYNANAN OYUNLAR NET‹CES‹NDE YAfiANACAK TASF‹YE ÜZER‹NE Kamuya ait 30 fleker fabrikas›n›n ve pancar flekeri ile iliflkili tüm tar›m sanayi sektörlerinin iflas›, nispeten ulusal ve tar›msal dinamiklerin -ki ülkemizde milli dinamikle geliflen birikim zay›ft›r- yok oluflunu, buna karfl›n en baflta emperyalistlerin ve ufla¤›

kompradorlar›n semirmesini getirmektedir. Bu da ayn› zamanda ülkemizin tar›m›n›n ve genel anlamda ekonomisinin daha boyutlu flekilde talan edilmesi demektir. Bir avuç iflbirlikçi talanc›n›n, vurguncunun ç›karlar› için, Cargill gibi emperyalist tekellerin ç›karlar› için, tar›m›n tasfiyesinin bir aya¤›nda da fleker pancar›, pancar flekeri ve m›s›r üreticilerinin tasfiyesi yaflanmaktad›r. Mevcut siyasal üst yap› y›k›lmad›kça, sosyo-ekonomik yap›dan kaynakl› ba¤›ml›l›k iliflkisi de afl›lamayacakt›r. Esas çözüm Demokratik Halk Devrimi’nden geçmektedir. Ama devrim öncesi ve devrim için yap›labilecek fleyler de mevcuttur. Bu da özellikle politik iktidar hedefli mücadele ekseninde köylü ve çiftçi haklar›n›n savunulmas›, kooperatifleflmeler, ithal mallar›n boykotlar›, ulusal nitelikli ba¤›ms›zl›kç› ekonomik örgütlenmelerin oluflturulmas›, do¤rudan üreticiden-tüketiciye uzanan ekonomi ile örgütlenmelerin yap›lmas› ve siyasal mücadelelerin, eylemlerin güçlendirilmesidir. Bunun için, köylüleri/çiftçileri çeflitli örgütlenmelerde birlefltirecek ad›mlar atmakt›r. Anti-emperyalist ve demokratik-ekonomik haklar için yap›lacak örgütlenmeleri, uluslararas› halklar›n mücadele birli¤inin bilefleni haline getirerek gücümüzü daha da üst seviyeye tafl›makt›r. Köklü siyasal taleplerimiz belki bununla gerçekleflemez ama “Gümrük Vergilerinin yükseltilmesi”, “Üreticiye sübvansiyon (karfl›l›ks›z destek) sa¤lanmas›” ucuz tohum, gübre ve mazot talepleri güncellefltirilebilir. Farkl› farkl› alanlardaki tar›m emekçilerinin, üreticilerinin sorunlar›n› da iflleyen kavramlar haz›rlay›p (örne¤in; F›nd›k, pamuk, bu¤day, tütün vb. üreticilerinin) tar›m emekçilerini bir çat› alt›nda birlikte mücadele içinde harekete geçirmeyi sa¤layabiliriz. Do¤ru politikalar›yla, çiftçi ve üretici köylülerle buluflmak ve anti-emperyalist, demokratik talepli mücadeleyi güçlendirmek için koflullar fazlas›yla elverifllidir. Tar›m›n tasfiyesi sald›r›s›, topyekün genel emperyalist sald›r›n›n bir parças›d›r. Pancar ve fleker üreticilerinin sorunu da tar›m sald›r›s›n›n bir parças›d›r. Genel sald›r›ya karfl›, her alanda direnifli yükseltmek ve bunu ba¤›ms›z demokratik bir ülke hedefine ba¤lamak kazanman›n tek yoludur.

Türkiye Tar›m› Felaket Noktas›nda 2003 y›l›nda tar›m alan›nda yaflanan geliflmeleri de¤erlendiren Türkiye Ziraatç›lar Derne¤i Genel Baflkan› ‹brahim Yetkin, üreticinin üretemez duruma geldi¤ini söyledi. 21 Aral›k 2003 tarihinde düzenledi¤i bir bas›n toplant›s› ile bir y›ll›k süreci de¤erlendiren Yetkin; IMF politikalar› ile ülke tar›m›n›n bitme noktas›na geldi¤ini söyledi. Ülke nüfusunun % 60’›n› köylülerin oluflturdu¤unu sözlerine ekleyen Yetkin, hükümetin bunu göremedi¤ini belirtti. Köylülerin borçlar›na da de¤inen Yetkin; üreticilerin kredi kullanamad›klar›n›, borçtan kurtulamad›klar›n› dile getirdi. Tar›m alanlar›n›n tahrip edilmesine de dikkat çeken Yetkin, konuflmas›nda tar›m alanlar›n›n yap›laflmamas› gerekti¤ini ifade etti. 2004 y›l› için taleplerinin; Do¤rudan Gelir Deste¤i’nin ödenmesi, Ziraat Bankas› ve Tar›m Kredi Kooperatifleri’ne olan borçlar›n yeniden yap›land›r›lmas› oldu¤unu söyleyerek girdi fiyatlar›n›n düflürülmesini istedi. (Ankara)


7

25

3-16 Ocak 2004

AKP hükümetinin tar›mda bir y›l› rin ç›karlar› gözetilerek IMF politikalar› do¤rultusunda bir önceki hükümet tüm tar›msal destekleri kald›rm›flt›. Onun yerine AB propagandas› yap›larak DGD konuldu. AKP hükümeti DGD’leri de köylüye çok görmüfl olacak ki 2003 y›l› bütçesinde köylüye ayr›lan 3 katrilyonluk ödenek hala da¤›t›lmad›. * “…F›nd›¤›n›z› satmay›n, biz gelece¤iz, eski hükümetin 1 milyon 615 bin lira olarak aç›klad›¤› fiyatlar› 2 milyon liraya ç›karaca¤›z” Emperyalistlerin ç›karlar›n› gözeten hükümet bundan ödün vermedi. Lafla peynir gemisinin yürümeyece¤ini bir kez daha gösterdi. Seçimler öncesi Karadeniz gezilerinde üreticinin yan›nda olaca¤›n› vaat eden Baflbakan

3 Kas›m seçimlerinden önce AKP’nin yalan vaatlerinden biri de “Tar›m sektörünü, bir önceki hükümetin tavizsiz uygulad›¤› IMF ve DB programlar›n›n yaratt›¤› tahribattan kurtarmak”t›(!) Seçimler sonras›nda hükümeti kuran AKP; geçen süre zarf›nda ise de¤iflmeyen “do¤ru”yu bir kez daha kan›tlad›. Zaten hiçbir hükümetin verdi¤i sözler pratikleriyle uyuflmad›/uyuflmayacak da. AKP hükümetinin iflbafl›nda oldu¤u 2003 y›l›nda da tar›mda uygulanan talan politikalar› kimi zaman alanlarda köylünün dillendirdi¤i öfke iken, kimi zaman aln›nda biriken terin tefeci-tüccar›n kasas›na akmas› olarak gösterdi gerçekli¤ini… NELER DED‹LER, NE YAPTILAR… * “Çiftçilerin ürünlerine uygulanan kotalar› kald›raca¤›z, herkes topra¤›nda diledi¤i ürünü yetifltirecek” AKP, tütünde ve fleker pancar›nda kotay› kald›rmad›. Tatland›r›c› sektörü lehine, fleker pancar› üreticisi aleyhine kotalar› yükseltti. Böylece emperyalist flirketlerin elindeki fleker kam›fl› ithalat›n›n önünü açt›. Sonuç; %50 yükseltilen kota ile yüzbin fleker pancar› üreticisi aile daha iflinden afl›ndan oldu… * “Devletin fiyatlara müdahalesi yerine fiyatlar›n serbest piyasada oluflmas› esas al›narak, üretimin pi-

yasa koflullar›ndaki talebe göre yönlenmesi sa¤lanacakt›r” AKP hükümetinin Tar›m Bakan› Sami Güçlü, 2003 y›l› bu¤day al›m fiyatlar›n› 310-325 bin lira olarak aç›klad›. Köylüler fiyata tepki gösterdi. Güçlü köylülere tüm piflkinli¤i ile “gözünüzü toprak doyurur” dedi. Oysa 2002 y›l›nda Türkiye’nin d›fl ülkelerden 1 milyon ton bu¤day ithal etti¤i, kilosuna da 375 bin lira ödedi¤i bas›nda yer alm›flt›. Emperyalist flirketlerin üstelik hastal›kl› (puseryumlu) bu¤day›na 2002 y›l›nda 375 bin lira verilirken, kendi köylümüzün binbir çileyle yetifltirdi¤i ürüne 325 bin lira reva görülüyordu. Sonuç olarak AKP’nin uygulad›¤› destekleme al›m fiyat› politikas›n›n, üreticinin üretim yapmas›n› engellemek amac› güttü¤ünü köylü bir kez daha yaflayarak gördü. * “…Mülkiyete dayal› olarak uygulanan Do¤rudan Gelir Deste¤i (DGD) sistemindeki aksakl›klar giderilecek, dar gelirli çiftçileri hedefleyen bir yap› oluflturulacakt›r” Bilindi¤i gibi emperyalist flirketle-

R. Tayyip Erdo¤an hasat zaman› tüm söylediklerini “unutarak” taban fiyat› aç›klamayacaklar›n›, serbest piyasa uygulanaca¤›n› dile getirdi. Öfkeli üretici tepkisini 9 A¤ustos 2003’te Ordu’da yap›lan bölgesel mitingde dile getirirken, birçok köylü serbest piyasa

uygulamas›n› reddederek ürününü orta¤› ve üyesi oldu¤u F‹SKOB‹RL‹K’e b›rakt›… * “Tar›m ve Köyiflleri Bakanl›¤› yeni flartlar ve ihtiyaçlar dikkate al›narak yeniden yap›land›r›lacakt›r.” Tar›m Bakanl›¤›’na ba¤l› 14 adet üretme istasyonu ile Araflt›rma Enstitüsü’nü kapatt›lar. Tar›m alan›ndaki Ar-Ge (Araflt›rma-Gelifltirme) çal›flmalar›n› durdurdular. Tar›msal alandaki bilimsel çal›flmalar› rafa kald›rd›lar. Tar›msal ‹flletmeler Genel Müdürlü¤ü’ne ba¤l› (T‹GEM) çiftliklerin ço¤unu patronlara peflkefl çektiler veya özellefltirdiler. Tüm bu yapt›klar›na “Yeniden Yap›land›rma” denildi. … Tüm bu örnekleri ço¤altmak mümkün; Devletin taban fiyat belirlemedi¤i, tüm desteklerin kald›r›ld›¤› bir ortamda özellikle de Türkiye gibi desteklemelere muhtaç bir ülkede ancak tar›m› bitiren bir politika olabilir. Asl›nda tüm bunlar›n gösterdi¤i tek bir gerçek var. O da AKP hükümetinin farkl› görünme çabalar›na daha do¤rusu göstermelik de¤iflikliklerine ra¤men her alanda ayn› y›k›m politikalar›n› devam ettirdi¤i ve ettirece¤idir. Bu aç›dan bak›ld›¤›nda egemenlerin tüm bu sald›r›lar›n› devam ettirmelerinin ve bunlar› yaparken hiç zorlanmamalar›n›n tek nedeni emekçilerin örgütsüz olmas›d›r. Bu genel tablo içinde en örgütsüz kesim ise köylülerdir. Ve bu yüzden devlet “Yeniden Yap›land›rma” ad› alt›nda köylülere y›k›m› dayatmaktad›r. Ancak bu tabloyu de¤ifltirmek yine köylünün kendi elindedir. Bunun yolu ise örgütlenmek ve emperyalizmin tüm sald›rganl›klar›na karfl› durarak kendi geleceklerine sahip ç›kmaktan geçiyor. (Samsun)

Köylüler ortak mücadele için topland› Geçti¤imiz hafta yap›lan "Türkiye Tar›m ve Hayvanc›l›k Kurultay›"nda üreticiler haz›rlad›klar› sonuç bildirgesinde sorunlar›n›n çözümünü istediler. Akhisar, Burhaniye, Alaflehir, Babaeski, Ordu, Rize ve Zile’de ürün baz›nda kurultaylar gerçeklefltiren üreticiler aras›ndan seçilmifl delegeler, deneyimlerini paylafl›p ortak mücadele yollar›n› konufltular. 117 delegenin tamam›n›n kat›l›m›yla gerçeklefltirilen kurultayda, köylü temsilcileri, örgütlenme modellerini de belirlediler. Köylü delegeleri, "sözleflmeli üreticilik yap›lan ürünlerde sendika kurmay›" kararlaflt›rd›lar. Kurultayda, "üzüm, tütün ve flekerpancar›" ürünleri sendikalar›n›n örgütlenmesinin 2004’te tamamlanmas› karara ba¤land›. "Çiftçilerin Sesi" gazetesinin organizasyonu ile gerçeklefltirilen kurultayda onlarca çeflit alandan üreticiler, sorunlar›n› ve ortak çözümleri dile getirmeye çal›flt›lar. (Ankara)


3-16 Ocak 2004

25

8

Ad› hakaret, infaz ve iflkence ile an›lan VAL‹ HÜSEY‹N AVN‹ COfi’UN ‹CRAATLARI

Bingöl’de kamuoyunun tepkisini çeken uygulamalar› ile dikkat çeken Vali Hüseyin Avni Cofl yeni bir düzenleme ile Aksaray’a vali olarak atand›; ancak 700’ü aflk›n hak ihlalinin yafland›¤›, 8’i faili meçhul olmak üzere toplam 38 kiflinin yaflam›n› yitirdi¤i Cofl’un 11 ayl›k dönemi, Bingöl’de kolay kolay unutulmayacak. 2003’ün Ocak ay›nda Bingöl’e atanan Cofl’un ilk icraat›, Newroz kutlamalar›n› yasaklamak oldu. Yasaklamalara ra¤men Newroz’u alanlarda kutlamak isteyenler ise solu¤u emniyette ald›. 21 Mart günü aralar›nda DEHAP Merkez yöneticileri ve gazetecilerin de bulundu¤u 38 kifli gözalt›na al›nd›, 15’i tutukland›. “A¤z›na kurflun doldururum” Cofl’un kamuoyunda flaflk›nl›k yaratan icraatlar›ndan biri, 1 May›s ‹flçi Bayram› kutlamalar› için izin isteyen sendikac›lara karfl› tavr› oldu. KESK Sözcüsü Özgür Bektaflo¤lu, Cofl’un h›flm›na u¤rad›. ‹ddiaya göre, çal›flt›¤› yere giden Cofl, Bektaflo¤lu’nun bo¤az›na sar›l›p küfürler savurarak, “Sen ne yapmaya çal›fl›yorsun

pis topal? Senin a¤z›na kurflun doldururum” fleklinde tehditler savurdu. Depremzedeler ikinci depremi yaflad› Vali Cofl’u en çok gündeme tafl›yan olaylar, 1 May›s Bingöl Depremi s›ras›nda yafland›. Depremin flokunu henüz üzerinden atamam›fl ve bar›nma ihtiyaçlar›n› gidermek için çad›r talebinde bulunan depremzedelere, polisler taraf›ndan müdahale edildi. Müdahale üzerine ç›kan olaylarda çok say›da kifli yaraland›, bir o kadar› gözalt›na al›nd›. Vali Cofl, olaylardan depremzedeleri sorumlu tuttu. Yard›mlara el konuldu Deprem döneminde, yard›m için çeflitli illerden gelen gönüllüler, “halk› kin ve düflmanl›¤a tahrik edecekleri” gerekçesiyle kente sokulmad›. Bölgenin birçok ilinden gönderilen yard›mlara el konulurken, yard›mlar depolarda çürütüldü. Depremzede çocuklar için etkinlikler düzenlemek ve aflevlerinde çal›flmak üzere Dicle Üniversitesi’nden gelen gönüllü ö¤renciler ise toplu halde gözalt›na al›nd›. Kad›nlar susturuldu 16 Haziran günü Türkiye’nin birçok kentinden gelerek Bingöl’de “Bar›fl Masas›” kurmak isteyen kad›nlar da Vali Cofl’un uygulamalar›ndan nasibini ald›. S›k› kontrol alt›nda kent merkezine girmeyi baflaran 125 kad›n›n kurmak istedikleri Bar›fl Masas›’na izin verilmezken, yap›lmak istenen bas›n aç›klamas› da polisin sald›r›s›na maruz kald›. Kad›nlar, yine Vali Cofl’un talimat›yla sonraki gün apar topar il s›n›rlar› d›fl›na ç›kar›ld›. Operasyon, ölüm ve iflkence! Cofl’un uygulamalar›n›n rakamlara yans›yan boyutu dikkat çekici. Bingöl halk›, bu dönemde operasyonlar, faili meçhul cinayetler, ölümler, iflkenceler ve seri gözalt›larla karfl› karfl›ya kald›. ‹nsan Haklar›

Derne¤i Bingöl fiubesi’nin verilerine göre 2002 y›l›nda 490 olan hak ihlali say›s›, Vali Cofl’un göreve bafllamas›ndan sonraki 11 ay içerisinde 700’ü afl›yor. Bu dönemde 8’i faili meçhul cinayet olmak üzere 38 kifli yaflam›n› yitirirken, bölgenin k›rsal kesiminde onlarca operasyon gerçeklefltirildi. Yine bu süre içerisinde 300’ü aflk›n kifli gözalt›na al›n›rken, 148 kifli iflkence ve kötü muameleye maruz kald›. Ormanlar yak›ld›, gerilla cesetlerine iflkence Vali Hüseyin Avni Cofl döneminde Bingöl’de en çok göze çarpan uygulamalardan biri de yap›lan seri operasyonlar ve orman yak›mlar› oldu. Baflta Karl›ova Karacehennem m›nt›kas› ve Genç ilçesi k›rsal kesimi olmak üzere birçok alanda askeri operasyonlar gerçeklefltirildi. 15 Haziran’da Merkez k›rsal›nda 22 Haziran’da ise Karl›ova k›rsal›nda ç›kan çat›flma sonucu yaflam›n› yitiren gerillalar, toplu mezarlara gömüldü. Yap›lan askeri operasyonlar› kolaylaflt›rmak amac›yla Bingöl’ün Genç ilçesi k›rsal kesiminde bulunan ormanlar, iddialara göre askerler taraf›ndan atefle verildi. Günlerce cay›r cay›r yanan ormanlar, söndürülemedi. Vali Cofl döneminde halk› en çok tedirgin eden olaylar ise ‘kontra’ eylemleri oldu. 6 Haziran günü Genç ilçesi Döflekkaya Köyü Muhtar› Ali Kelefl, kendini gerilla olarak tan›tan bir grup taraf›ndan kaç›r›larak, öldürüldü. Ard›ndan 10 Temmuz günü merkeze ba¤l› Pul mezras›nda 5 köylü yine ayn› flekilde öldürüldü. Bingöl’de son olarak 5 Kas›m tarihinde Yayladere ve Yedisu ilçesine ba¤l› köylerde 7-8 kiflilik bir kontra grubun dolaflt›¤› ve köylüleri rahats›z etti¤i ö¤renildi. ‹HD hedef haline geldi Yaflanan hak ihlallerini gündeme geti-

K›z Yurdundaki Boykot Karar›na, Faflist Müdür Engeli Dersim’de bulunun Anadolu Lisesi K›z Yurdu’nda verilen yemeklerin temiz olmamas› ve bozuk olmas›, yurtta ilaçlama da yap›lmad›¤› için yurtta zararl› böcekler oluflmufltur. Bu nedenle yurtta kalan k›z ö¤renciler, yurt idaresinden toplant› talebinde bulunmufl ve toplant›da bu durumdan duyduklar› rahats›zl›klar› dile getirmifllerdir. Fakat daha sonraki süreçlerde bu eksikliklerin hiçbiri giderilmemifl ve daha önceki süreçlerde ö¤rencilere personelin yapmas› gereken ifller yapt›r›lm›flt›r. Örne¤in patates soydurulmuflur. Daha sonras›nda ise daha da ileri giderek ö¤rencilere bozuk yemekler da¤›t›lm›flt›r. Bunun üzerine ö¤renciler 02 Aral›k 2003 tarihinde boykot karar› alm›fllard›. Ö¤renciler hem kötü giden yurt gidiflat›n› durdurmak hem de yurt idaresinin yapt›klar›n› protesto etmek için 1 günlük boykot ilan ettiler. Bunun üzerine ayn› akflam k›z yurdu müdürü Mehmet Öz, yurtta bir toplant› düzenleyerek k›z ö¤rencilere hakaretler ya¤d›rd› ve as›ls›z suçlamalarda bulundu. Ve daha da ileri giderek yemekleri ö¤rencilerin bozdu¤unu ve boykot karar›n›n da d›flardan bir güç taraf›ndan desteklendi¤ini savundu. Ve ö¤rencileri bu kararlar›ndan vazgeçirmek için “sizi yönlendirenlerin can›na okuyaca¤›m” diyerek tehdit etmifltir. Ayn› akflam yurtta arama yapan mü-

dür ve di¤er idareciler ö¤rencilerin dolaplar›nda ö¤len yeme¤inde okulda yemek için getirdikleri yiyecekleri sorgulamadan al›p ö¤rencilerin gözleri önünde ezmifl ve daha sonra da yakm›fllard›r. Ve her yerde oldu¤u gibi ö¤rencilerin içinde de idareyle iflbirli¤i içinde olan kifliler ç›km›fl ve müdür herkesin yiyeceklerini al›rken bunlara ise para verdi¤ine di¤er ö¤renciler tan›k olmufllard›r. Bu iflbirlikçilerin vermifl oldu¤u isimler do¤rultusunda 7 ö¤renci hakk›nda aç›lan soruflturma sonucunda ya at›lmalar› ya da uzaklaflt›rma almalar› bekleniyor. Yurt idaresinin yapt›klar› bununla da s›n›rl› kalm›yor. Yurt içinde her okulu ayr› ayr› katlara ay›rarak ö¤rencilerin birbirleriyle görüflmelerine engel olmak istemektedir. Bunu fark edip tepki gösteren ö¤renciler ise yurttan at›lmakla tehdit etmektedir.Yurt idaresinin di¤er bir icraat› ise gereksiz harcamalar yaparak ö¤rencilerin hayatlar›n› tehlikeye atmalar›d›r. Örne¤in yurtiçinde iki girifl kap›s› olmas›na ra¤men kat girifline aç›s› çok küçük olan kap›lar yap›lm›flt›r. Deprem an›nda ne yapmay› düflündükleri ise bir soru iflareti olarak kal›yor. (Üstelik tuhaft›r ki Bingöl Çeltiksuyu yat›l› okulununu müteahhiti ile Anadolu Lisesi K›z Ö¤renci Yurdu’nun müteahhiti ayn› kiflidir) (Tunceli ‹flçi-köylü okuru ö¤renciler)

ren ‹HD Bingöl fiube Baflkan› R›dvan K›zg›n da uygulamalardan pay›n› ald›. 8-9 Temmuz günlerinde R›dvan K›zg›n’› cep telefonundan arayan ve kendini Jandarma Alay Komutan› olarak tan›tan kifli, K›zg›n’dan hak ihlallerine iliflkin yapt›¤› aç›klamalar› tekzip etmesini ve alay komutanl›¤›na giderek kendisiyle görüflmesini istedi. Jandarma Genel Komutanl›¤› yapt›¤› bir aç›klamayla olay› yalanlad›. Ayr›ca Vali Cofl da bir yaz›yla K›zg›n’a koruma verilmesi teklifinde bulundu. K›zg›n teklifi reddetti ancak, “korumalar” fiili olarak verildi. Belediye çal›flanlar›n› panzerlerle durdurdu Vali Cofl, birçok kez belediye ile girdi¤i polemik ile de gündeme geldi. Cofl, deprem sonras›nda meydana gelen olaylar için “Belediye Baflkan›’n›n yak›nlar› oldu¤unu tespit etti¤imiz kifliler taraf›ndan bu olaylar organize edilmifltir” ifadesini kulland›. Cofl, çöp sahas›n› kapatmay› gündeme getirdi, daha sonra ise belediyeye ait mezbahane ve halk ekmek fabrikas›n› kapatma girifliminde bulundu. Belediyeye iliflkin en büyük müdahale giriflimi ise ‹tfaiye Müdürlü¤ü’nün bulundu¤u binay› panzer ve çevik kuvvet destekli özel harekat timleriyle ablukaya almas› oldu. Cofl son olarak, 8 Aral›k günü bofl araziye çad›r kuran ‹tfaiye Müdürlü¤ü’nü panzer ve çevik kuvvet destekli polisler taraf›ndan ç›kard›. Gerilla cenazeleri panzerlerle gezdirildi Bu sald›r›lar gerilla cenazelerinde daha da üst boyutlara ç›kar›ld›. Bingöl k›rsal›nda gerçeklefltirilen operasyonlarda flehit düflen gerillalar›n cesetleri panzerlere ba¤lanarak flehir merkezinde sürüklendi. Bu vahfleti Kürt halk› ve duyarl› kamuoyu unutmad›. (H. Merkezi)

DEVLET‹N “TERÖR” KORKUSU VE GÖZALTI TERÖRÜ Devletin özellikle ‹stanbul’da yap›lan bombal› sald›r›lar›n ard›ndan güvenlik önlemlerini art›rd›¤› yerlerden biri olan Tarsus Amerikan Koleji yo¤un bir abluka alt›nda. Resmi ve sivil polislerce 24 saat korunan kolejin önünde adeta kufl uçurtulmuyor. Kolej yolunun halka aç›k bir yer olmas›na ra¤men önünden geçenler durdurularak üst aramas› ve kimlik kontrolüne tabi tutuluyor. Son olarak 21 Aral›k Pazar günü kolejin önünden geçen Özgür Halk Dergisi Mersin da¤›t›mc›s› iki polis taraf›ndan üst aramas› ve kimlik kontrolü yap›larak üzerinde 70 adet Özgür Halk Dergisi ve bir fliir bulundu¤u gerekçesi ile gözalt›na al›nd›. Gözalt›na al›nan Mehmet Korkmaz ve Ömer fiipal’in evlerine yap›lan bas-

k›nlarda bir adet Takarrov marka tabanca ile flarjör ve Kas›rga Taburu adl› kitap bulundu¤u iddia edilerek haklar›nda KONGRA-GEL üyesi olduklar› gerekçesi ile dava aç›ld›. 23 Aral›k’ta savc›l›¤a ç›kar›lan san›klar savc›l›kça DGM’ye sevk edilerek Tarsus Kapal› Hapishanesi’ne gönderildiler. (Mersin)

PSAKD ESENLER fiUBES‹ KONGRES‹N‹ YAPTI 21 Aral›k 2003 tarihinde Pir Sultan Abdal Kültür Derne¤i Esenler fiubesi 5. Ola¤an Kongresini yapt›. Kongrede yap›lan konuflmalarda ülkedeki anti demokratik uygulamalara ancak örgütlü bir flekilde karfl› ç›k›labilece¤i belirtildi. Tek bir listeyle girilen seçimde Hüseyin Do¤an da yapt›¤› konuflmada Pir Sultan Abdal’›n çok sesli çizgisini kavrayarak ona göre davranmak gerekti¤ini vurgulad›.


25

9

3-16 Ocak 2004

TAYAD’dan demir kafesli eylem Tutuklu ve Hükümlü Aileleri Yard›mlaflma Derne¤i (TAYAD) üyesi bir grup, F Tipi Hapishaneleri ve tecriti protesto etmek için, haz›rlam›fl olduklar› demir kafeslere birbirlerini zincirleyerek, E-5 Karayolu'nu trafi¤e kapatt›. Gruba müdahale eden polis 5 kifliyi gözalt›na ald›. TAYAD üyesi yaklafl›k 100 kiflilik bir grup, "Tecrite ve sansüre son" yaz›l› pankart açarak, Okmeydan› Örnektepe Mevkii'nde E-5 Karayolu'nu trafi¤e kapatt›. Grubun bir k›sm› ise her birinin içinde birer tutuklu yak›n›n›n buludu¤u demir kafesleri yolu kapatacak flekilde yan yana dizerek, zincirlerle birbirine ba¤lad›. S›k s›k "Yaflas›n ölüm orucu direniflimiz", "Sonuna sonsuza sonuncusana kadar direnifl" ve "Analar›n öfkesi katilleri bo¤acak" sloganlar› atarak oturma eylemi yapan grup ad›na aç›klama yapan TAYAD üyesi Bülent Özdemir, 19 Aral›k Operasyonlar›'n›n halen devam etti¤ini belirtti. Özdemir, "19 Aral›k tüm vahfletiyle sürüyor. Diri diri yakanlar diri diri gömdükleri tabutluklarda çürüterek öldürüyorlar. 19 Aral›k sabah› megafonlarda yank›lanan 'Teslim ol' ça¤r›s› F tiplerinin her koridorunda her gün yank›lanmaktad›r. Tecrit teslim olmayan

çocuklar›m›z›, yak›nlar›m›z› öldürmeye devam ediyor. AKP iktidar› halk düflmanl›¤›ndan vazgeçmeli. Tecriti kald›rmal›, ölümleri durdurmal›d›r. Tecrite ve sansüre son verilmelidir" diye konufltu. Demir kafesler içinde gözalt›na al›nd›lar: Yolu 30 dakika boyunca trafi¤e kapatan grubun bir bölümü, polisin müdahalesiyle da¤›ld›. Bafllar›na beyaz

Dersimliler köylerine dönemiyorlar Devlet 1993-1994 y›llar›nda Dersim’de birçok köyü, mezray› yakm›fl, bombalam›fl, köylüleri zorla göç ettirmiflti. Aradan geçen süre zarf›nda birçok köylü köyüne geri dönmek istemifl ancak devletin, “köylerinize geri dönemezsiniz” cevab›yla ya da köylerinin ba¤l› bulundu¤u karakollar›n keyfi tutumlar›ndan dolay› köylerine geri dönemiyorlar. Bölgede OHAL’in kald›r›lmas›n›n ard›ndan birçok köylü, Tunceli valili¤ine veya ilçe kaymakaml›¤›na baflvurarak köylerine geri dönmek istemifllerdi. Köylülerin baz›lar›n›n bu talepleri kabul edilirken, köylülerin maddi manevi zararlar› devlet taraf›ndan karfl›lanmam›fl, elektri¤i, suyu, yolu tahrip edilen köylerine, kendi koflullar›n› yaratarak gitmeleri dayat›lm›flt›. Devlet yetkilileri Tunceli’de tüm köylerin aç›k oldu¤unu, isteyenin köyüne geri dönebilece¤ini söylese de bunun söylemden öteye gitmedi¤i, köylerine geri dönmek isteyenlere yetkililerin her türlü zorlu¤u ç›kard›¤› yaflanan bu son örnekte aç›kça görülmektedir. Ovac›k ve Hozat ilçelerine ba¤l› 31 köyden 178 kifli, köylerine geri dönmek amac›yla 2002 Haziran ay›nda ilçe kaymakaml›klar›na dilekçe verdi. Kaymakaml›klar köylülerin dilekçelerini kabul etmedi. Köylüler dilekçele-

rinin kabul edilmemesi üzerine kaymakaml›klar hakk›nda “görevi ihmal” ettikleri için dava aç›lmas›n› istediler. Ancak Tunceli Cumhuriyet Savc›l›¤› köylülerin dilekçelerine 30 Ekim 2003 tarihinde takipsizlik karar› vererek reddetti. Takipsizlik karar› üzerine köylüler ad›na karara itiraz eden Av. Hüseyin Aygün, Erzincan A¤›r Mahkemesi’ne baflvurdu. Ancak Erzincan A¤›r Ceza Mahkemesi’de Tunceli’de verilen takipsizlik karar›na yap›lan itiraz›n usul ve yasaya uygun bulunmamas› nedeniyle reddine karar verdi. (Malatya)

tülbent ve k›rm›z› kurdele takan kad›nlar›n içinde bulundu¤u demir kafesleri kald›rmaya çal›flan polis, uzun u¤rafllar sonucu demir kafesleri söktü. Polis, kafeslerin içinde bulunan 5 TAYAD'l›y› d›flar› ç›karmay› baflaramay›nca, çareyi kad›nlar› kafeslerle birlikte gözalt›na almakta buldu. Kafeslerin kamyona yüklenip polis merkezine götürmesiyle eylem son bulurken, yol da tekrar trafi¤e aç›ld›.

GÖZALTI TERÖRÜ SÜRÜYOR 6 Kas›m eyleminden sonra haz›rlad›klar› listelerle gözalt› terörü yaratan Ankara Emniyeti, gözalt›lara ara vermeden devam ediyor. Ankara’da geliflen ö¤renci muhalefetini bast›rmak amac›yla ç›kard›klar› listeleri; ‹HD’ye veren Ankara Emniyet Müdürlü¤ü son olarak da YÖK’e ‹syan Hareketi’nin Kurultay›na kat›lan ö¤rencileri gözalt›na ald›. Önce listeler ç›karan ard›ndan listede ad› geçenleri gözalt›na alan polis, ö¤rencilerde panik ve tedirginlik yaratmak istiyor. 13-14 Aral›k tarihlerinde YÖK’e ‹syan Hareketinin düzenledi¤i “Demokratik Üniversite Konferans›”nda Tertip Komitesi baflkan› Özge Kelekçi, konferansta Özgür Gençlik ad›na konuflan Göksan Çul ve ESP aktivisti Servet Polat ile birlikte 7 kifli gözalt›na al›nd›. 19 Aral›k katliam› ile ilgili bombal› eylem yapma haz›rl›¤›nda olduklar› iddias› ile gözalt›na al›nan ö¤rencilerden; Ahmet Yaman, Özge Kelekçi, ‹lden Dirini, “MLKP’ye üyelik ve örgüte yard›m ve yatakl›k” yapma iddias›yla tutukland›lar. (Ankara)

Devrimci kurumlara polis bask›nlar› artarak devam ediyor Malatya polisinin devrimci kurumlara ve devrimci ve sosyalist bas›na bask›lar› artarak devam ediyor. Son iki ay içerisinde Malatya polisi Malatya savc›l›¤›n›n da izni ile üç kez kurumlara keyfi bir flekilde gelmifltir. En son 18 Aral›k Perflembe günü Malatya Cumhuriyet Savc›l›¤›ndan hakim Bekir Çelik’ten “19 Aral›k 2003 tarihi Cezaevlerinde Hayata Dönüfl Operasyonlar›n›n y›ldönümü olmas› nedeniyle 18-24 Aral›k 2003 tarihleri aras›nda ilimizin muhtelif yerlerinde molotof kokteyli, tafll› sopal› korsan gösteriler düzenlenece¤i, gösteriler s›ras›nda ise illegal örgütlere ait pankartlar›n tafl›naca¤›, söz konusu eylemlerin planlar›n›n afla¤›da belirtilen legal kurulufllar›n adreslerinde gerçeklefltirildi¤i ve bu yönde toplant›lar yap›ld›¤›, bu eylemlerde kullan›lacak malzemelerin bu adreslerde muhafaza edildi¤i yolunda bilgiler elde edildi¤i belirtildi¤inden afla¤›da ad ve adresleri yaz›l› yerleri gündüzleyin bir defaya mahsus arama karar› verilmesi talep edilerek” Ekmek ve Adalet Dergisi, Malatya Gençlik Derne¤i, Temel Haklar ve Özgürlükler Derne¤i, At›l›m Gazetesi, Emekçi Kad›nlar Birli¤i ve Yeni Demokrasi Yolunda ‹flçi-köylü Gazetesi “suç delillerinin

elde edilebilmesi” için Malatya polisleri taraf›ndan bas›lmak istenmifltir. Perflembe günü birçok kurum kapal› oldu¤undan bas›lamam›fl, Malatya Temel Haklar ve Özgürlükler Derne¤i ise polisler taraf›ndan bas›lm›flt›r. Malatya polisi can› istedi¤i zaman arama karar›n› savc›l›ktan çok rahat bir flekilde ç›kartarak devrimci-demokrat kurumlara sald›r›yor. Bu kurumlar› illegal göstererek insanlar› korkutmaya, y›ld›rmaya, yal›tarak yaln›zlaflt›rmaya çal›fl›yor. Bunun yan›nda, yap›lan eylemlilikleri, etkinlikleri k›rmaya, sansürlemeye çal›flmaktad›r. Hapishanelerde uygulanan tecriti d›flar›da da böyle uygulamaya çal›flmaktad›rlar. Bunun son örne¤i 19 Aral›k katliam›n› protesto etmek için yap›lan eylemlerin haberlerinin yerel bas›nda yer almas›n› engelleme çabalar›d›r. Ancak tüm bunlara karfl› 19 Aral›k eylemleri birlikte ve coflkulu bir flekilde gerçeklefltirilmifltir. (Malatya)


3-16 Ocak 2004

25

10

Adli T›p’tan Korsakoff hastalar›na hapishane yolu

‹HD ‹stanbul fiubesi, daha önce “iyileflmesi mümkün de¤il” diye rapor verdi¤i Wernicke Korsakoff hastalar›na “iyileflti” raporu veren

Adli T›p Kurumu’nu bilimsel davranmamakla, siyasi erkin bask›s›yla devletin istedi¤i yönde rapor vermekle suçlad›.

‹HD Cezaevi Komisyonu üyelerinin 26 Aral›k Cuma günü, Cerrahpafla’da bulunan Adli T›p Kurumu Baflkanl›¤› önünde yapt›¤› bas›n aç›klamas›na TUYAB da destek verdi. Yap›lan aç›klamada, Ölüm Orucu eylemi s›ras›nda, iyileflmesi mümkün olmayan Wernicke Korsakoff hastal›¤›na yakalanan, bu yüzden tahliye olan tutsaklara “iyileflti” raporu veren Adli T›p Kurumu protesto edildi. Grup ad›na aç›klama yapan ‹HD Cezaevleri Komisyonu üyesi Ümit Efe, Adli T›p Kurumu’nun 2001 y›l›ndan itibaren, Korsakoff hastal›¤›na yakalanan birçok tutsa¤a “hastal›¤›n geri dönüflünün mümkün olmad›¤›” yönünde rapor verdi¤ini, bu raporlar sonucunda 500’ü aflk›n hükümlünün serbest b›rak›ld›¤›n›, 117’sinin ise cezas›n›n tamamen kald›r›ld›¤›n› hat›rlatt›. Ancak Adli T›p Kurumu’nun son zamanlarda daha önce verdi¤i raporlarla çeliflecek flekilde raporlar vermeye bafllad›¤›n› vurgulayan Efe, flöyle konufltu: “Ortada ne iyileflen Wernicke Korsakoff hastas› var, ne de bu hastal›k iyileflebilir niteliktedir. Bu hastalar gerçekten iyileflti ya da Türk doktorlar› taraf›ndan iyilefltirildi ise bu bilimsel mucize ya da baflar›, neden t›p dünyas›yla paylafl›lmad›. Yafla-

Hapishaneler ve ‹nsan Haklar› Sempozyumu yap›ld› 27 Aral›k 2003 tarihinde ‹HD Ankara fiubesi ve ‹HD Genel Merkezinin birlikte düzenledi¤i doktorlar›n, avukatlar›n, gazetecilerin, çeflitli aile kurumlar› ve ma¤durlar›n kat›l›mlar›n›n sa¤land›¤› bir sempozyum yap›ld›. Sempozyumda ilk konuflmay› ‹HD Genel Baflkan› Hüsnü Öndül yapt›. “Dünyada ve ülkemizde milyonlarca insan cezaevlerinde ise bu soruna dünya çap›nda yo¤unlaflmam›z kaç›n›lmazd›r. Bizler insan haklar› savunucular› olarak bilme hakk›m›z› kullanmaya ve bildiklerimizi kamuoyuna aktarmaya çal›fl›yoruz. Duvarlar›n ard›nda yaflananlar› a盤a ç›karmak için izleme kurullar› oluflturuyoruz ama engellerle karfl›lafl›yoruz” dedi. ‹stanbul Tabib Odas›ndan kat›lan fiebnem Korur Fincanc› yo¤unluklu olarak 399. madde ile ilgili yaflananlar üzerinde durdu. Ve “Devlet o günkü politik ç›karlar› do¤rultusunda tahliye etti¤i direniflçileri bugünkü politikas› gere¤i yeniden tutukluyor” dedi. ‹stanbul Barosu ad›na konuflan Avukat Gülizar Tuncer de esas olarak 399. madde üzerinde dururken “Geçmiflte Wernicke Korsakoff teflhisiyle ceza karar› alan Adli T›p ayn› kifliler için bu defa ek testlerin yan›nda disiplin cezas›n›n olup olmad›¤›n›, kaç gün açl›k grevi yapt›¤›n› veya infaz dosyas›n›n içeri¤ini istiyor. Adli T›p 10 Nisan 2003’te aç›klama yapt›. Wernicke Korsakoff’tan geri dönüfl olmad›¤›n›, hatta 1 y›l içinde ölebileceklerini söylediler. fiimdi rapor vermeyin deniyor. Adli T›p güvenirli¤ini tümden yitirmifltir” dedi. ÇHD Genel Baflkan› Hüseyin Biçen dernek olarak haz›rlad›klar› rapordan çeflitli hükümleri aktararak hapishanelerle ilgiyi muhatap bulamad›klar›n›, örnekler vererek anlatt›. Avukat Zeki

Rüzgar ise, 140 kiflinin tek bir gün Açl›k Grevi yapmad›¤› halde Wernicke Korsakoff tan›s›yla tahliye edildi¤ini, bunlar›n ise art›k itirafç› oldu¤unu söyledi. Baflkent Üniversitesi Hukuk Fakültesi ö¤retim görevlilerinden Günal Kurflun hapishanelerin tarihsel süreç içindeki anlam ve de¤iflimlerinden söz etti. Hapishanelerin genelgelerle de¤il yasalarla yönetilmesi gerekti¤ine vurgu yapt›. 3. Oturumda söz gazetecilerindi: Evrensel Gazetesinden Fevzi Argun, Sabah Gazetesinden Ersan Atar, Milliyet’ten Gökçer Tahincio¤lu, Vatan gazetesinden Kemal Göktafl’›n kat›ld›¤› oturumda medya ve hapishaneler gerçe¤i irdelendi. Bas›ndan kat›l›mc›lar, bu tür günlük bas›nda çal›flman›n çok zor oldu¤unu, ama genifl kamuoyuna ulaflmak için tek tek birey üzerinde de olsa buralarda gedik açman›n önemli oldu¤unu vurgulad›lar.

Panel konusunun ma¤durlar›ndan ‹hsan Civelek ve Süleyman tan›k olduklar› katliam› anlatarak “Tecriti bofla ç›kartamad›k ama teslim olmad›k, bu bir kazan›md›r” dediler. TAYAD’l› aileler verdikleri tecrit karfl›t› mücadeleden söz ederken, TUAD’l›lar ise Öcalan flahs›nda Kürt halk›na dayat›lan tecritin zulme dönüfltü¤ünü söylediler. TUYAB ad›na konuflan Seza Mis Horuz ise; Hapishaneler ve aileler gerçe¤ine parmak basarak, “Anayasada suçun kiflisel oldu¤unun söylenmesine ra¤men, yak›nlar›n›n suçlu oldu¤una inanmamakla birlikte onlarla birlikte bizleri de cezaland›r›yorlar. Devlet intikamc› davranmakta, muhalif kiflileri ezmenin, vazgeçirmenin bir yolu olarak ailelere bask› uygulamaktad›r. Aileler maddi, fiziksel ve psikolojik terörle yüz yüze b›rak›lmaktad›r” dedi. Kat›l›mc›lar›n az oldu¤unun gözlemlendi¤i Sempozyum 18.30’da sona erdi. (Ankara)

nanlar ne yaz›kt›r ki kurumun bilimsel ilkelerden uzaklaflt›¤›n›, adli bilirkiflilik görevini bilimsel gerçeklere dayanarak de¤il; siyasi, ideolojik, düflünsel yarg›lar ve önyarg›larla yerine getirildi¤ine dair ciddi flüpheleri ortaya koymaktad›r” dedi. Ard›ndan konuflan Ali Uyan o¤lu Sait Oral Uyan’›n 205 gün açl›k grevinde kald›¤›n›, Korsakoff hastal›¤› nedeniyle tahliye edildi¤ini ancak Adli T›p’›n sürekli hastal›k söz konusudur fleklinde verdi¤i rapora dayanarak o¤lu için tutuklama karar› ç›kar›ld›¤›n›, bununda tamamen devletin bask›s›yla verilen bir karar oldu¤unu belirtti. Kardefli Hamit Vahiç ad›na konuflan Huri Vahiç ve 96 ÖO direniflçisi Semiray Y›lmaz da ayn› endifleleri tafl›d›klar›n› ifade ettiler. Adli T›p’ta kimse yok Aç›klaman›n ard›ndan ‹HD fiube Baflkan› Kiraz Biçici ile dernek avukat› Ahmet Faz›l Tamer, taleplerini içeren mektubu Adli T›p Kurumu’na vermek için bina içine girdi. Bir süre sonra d›flar› ç›kan Biçici ve Tamer, içeride muhatap bulamad›klar› için mektubu teslim edemediklerini belirtti. Bunun üzerine Cerrahpafla Postanesi’ne yürüyen ‹HD ve TUYAB’l›lar, mektubu posta yoluyla gönderdiler. (‹stanbul)

19 ARALIK’TA TUTSAKLARIN AÇLIK GREV‹ F Tipi hapishanelerde tutsaklar 19 Aral›k katliam›n› ve sorumlular›n hala yarg›lanmamas›n› protesto etmek amac›yla 19-22 Aral›k tarihleri aras›nda açl›k grevi yapt›lar. Tutsaklar hapishane müdürlü¤üne, Adalet Bakanl›¤›’na “19-22 Aral›k katliam›n› ve katliam› yapan sorumlular›n yarg›lanmamas›n›, tecrit-izolasyon ve F tipi uygulamalar›n› protesto etmek için 19 Aral›k sabah›ndan itibaren açl›k grevine bafll›yorum” fleklinde dilekçe yazarak açl›k grevine bafllad›lar. (H. Merkezi)

YDG’DEN ESENLER KÜLTÜR MERKEZ‹’NDE ETK‹NL‹K 28 Aral›k Pazar günü Yeni Demokrat Gençlik, Esenler Kültür Merkezi’nde "Ka¤›ttan kaplanlar halk›n devrimci f›rt›nas› ile y›k›lacakt›r" bafll›¤› alt›nda bir etkinlik gerçeklefltirdi. Yeni bafllayan kampanyalar›n› daha iyi tan›tabilmek amac› ile bir panele de yer verilen etkinlikte ayr›ca Tohum Kültür Merkezi bünyesinde çal›flmalar›n› sürdüren Barbara Halk Sahnesi de k›sa bir oyun sergiledi ve emperyalist sald›rganl›k içeri¤i ile haz›rlanm›fl bir sinevizyon gösterimi yap›ld›. Panel bölümünde ise ‹stanbul Temel Haklar ve Özgürlükler Derne¤i’nden, ‹flçi köylü Gazetesi’nden ve Yeni Demokrat Gençlik Dergisi’nden birer konuflmac› kat›ld›. Konuflmac›lar genel anlamda emperyalizmin tarihine ve anti-emperyalist mücadelenin önemine vurgu yapt›lar. Etkinli¤in sonunda YDG Müzik Grubu Nisan Günefli bir müzik dinletisi sundu. (‹stanbul)


25

11

3-16 Ocak 2004

“Mezar Tipi” uygulamaya kondu! Türkiye F Tipi hapishanelere geçifl sürecinde yaflanan katliam›n ac›lar›n› yaflarken, ‘mezar tipi hapishane’ olarak adland›r›lan ve yap›m› bir süre önce biten 622 kiflilik kapasiteye sahip olan Diyarbak›r D Tipi Hapishanesine sevkiyatlar bafllad›.

Türkiye F Tipi hapishanelere geçifl sürecinde yaflanan katliam›n ac›lar›n› yaflarken, ‘mezar tipi hapishane’ olarak adland›r›lan ve yap›m› bir süre önce biten 622 kiflilik kapasiteye sahip olan Diyarbak›r D Tipi Hapishanesine sevkiyatlar bafllad›. Devletin hapishanelere yönelik bafllatt›¤› sald›r›lar›n bir devam› olan bu sevklerin ilki Diyarbak›r E Tipi Kapal› Hapishanesi’nden 7 araçla D Tipi Hapishaneye yap›ld›. 84 hükümlü E tipinden D tipi hapishaneye götürüldü. D tipi hapishanelerle birlikte F tiplerine sevkler de sürüyor. Bart›n Özel Tip Hapishanesi’nde kalan 100 PRD’li tutukludan 30’unun Kand›ra 2 No’lu F tipine sevk edildi¤i ö¤renildi. Ayr›ca Ceyhan Hapishanesi’nden Kürkçüler F Tipi Hapishanesi’ne 93 kiflinin sevkedildi¤i, Tekirda¤ F Tipi Hapishanesi’ne de ‹stan-

bul’daki Bayrampafla ve Ümraniye Hapishanelerinden 141 PRD’li tutsa¤›n sevkedildi¤i belirtildi. 23 Aral›k gecesi bafllayan sevklerde tutsaklar›n yanlar›na para ya da eflyalar›n› almalar›na izin verilmedi¤i, F tipi’ne konulurken ç›r›lç›plak soyularak aramadan geçirildikleri ö¤renildi. PRD’li tutsaklar›n uygulamalar› protesto etmek amac›yla 3 günlük açl›k grevi yapt›¤› bildirildi. Sevk uygulamalar›n›n Ayd›n, Nazilli ve Amasya hapishanelerinde bafllat›ld›¤› ö¤renildi. Ayd›n’dakilerin ‹zmir K›r›klar F tipine, Nazilli’dekilerin ise Mu¤la, Denizli ile Buca F tipi hapishanelere sevk yap›laca¤› aç›kland›. Amasya Özel Tip’teki 33 tutuklunun ise, Ankara Sincan 2 No’lu F Tipi’ne sevk edildi¤i belirtildi. “KONGRA-GEL çizgisindeki tutuklular” ad›na yap›lan aç›klamada, D tipi hapis-

hanelere yap›lan sevkler, “kendilerine yönelik ciddi bir sald›r›” olarak de¤erlendirildi. Aç›klamada, Diyarbak›r ve Batman’da D tipi hapishanelere yap›lan sevklere dikkat çekilerek, demokratik kamuoyuna bu izolasyon politikas›na sessiz kalmama ça¤r›s›nda bulunuldu. Yeni yap›lan bu hapishanelerin ise yine tecrit ve izolasyon amaçl› oldu¤u, özelliklerinden belli olmaktad›r. fiöyle ki; D Tipi Kapal› Hapishanesi’nde bulunan odalar 3-4 kifli kalacak flekilde yap›lm›fl. Genifl güvenlik önlemleriyle donat›lan bu hapishane Türkiye’de faaliyete geçen ilk D Tipi Hapishane olma özelli¤ini tafl›yor. Her taraf› kameralarla 24 saat izlenebilecek flekilde yap›lan hapishanede girifl ç›k›fllarda, elektronik sistem ve parmak izine duyarl› kap›lar kullan›lacak. Hapishanede disiplin ve denetleme amac›yla yap›lan 78 müflahade odas› da tek kiflilik olarak yap›lm›fl. 6-8 metrekare büyüklü¤ündeki odalar alçak tavanl› banyo, tuvalet ve mutfaktan olufluyor. Ayr›ca müflahade odalar›n›n kap›s› bulunmazken, odalar 24 saat gözetlenebilecek biçimde yap›lm›fl. D Tipi hapishanelerde 600-700 metrekare büyüklü¤ünde, 50’fler kiflilik 2 spor sahas› da bulunuyor. 50 kifli kapasiteli kütüphane bulunan hapishanede tutsaklar kütüphane d›fl›ndaki kitaplar› edinemeyecek.

D Tipi’nde herkes kendi odas›nda yemek yiyecek ve ayd›nlatma d›fl›ndaki elektrik masraflar› da hükümlülere ait olacak. Görüflmeler ise, çift caml›, 36 kiflilik kabinlerde yap›labilecek. 6 görüflme kabininde, telefon arac›l›¤›yla görüflme yap›labilecek. F tipi tecrit hücrelerinde yaflanan uygulamalar›n da gösterdi¤i gibi, D tipi hapishanelerde de insan yaln›zlaflt›r›lmaya, tecrit edilmeye, düflünemeyen insanlar olarak hayatlar›n› sürdürmeye zorlanmaktad›r. D tipine sevk edilen tutsaklar›n hepsinin PKK ya da KADEK davas›ndan tutuklu bulunmas›, devletin Kürt Ulusal Hareketine ve Kürt halk›na yönelik son dönem t›rmand›rd›¤› sald›rganl›¤›n›n devam› niteli¤indedir. fiu çok aç›kt›r ki, bar›fl ça¤r›lar›na cevap, D tipleri olmufltur. Devletin F tipi ve D tipi sald›r›lar›n›n sadece hapishanelere yönelik olmad›¤›, “yaflam›n hücrelefltirilmesi” mant›¤›n›n bir sonucu oldu¤u görülmelidir. Sald›r› topyekün oldu¤u için direnifl de topyekün olmak zorundad›r. Devletin her türden sald›r›s› devrimci iradeye çarpacakt›r, tutsaklar bunu ödedikleri bedellerle defalarca kan›tlam›flt›r. Sald›r›lar›n alt edilmesi için d›flar›da da genifl kat›l›ml› ortak mücadele süreci örgütlenmek zorundad›r. Devrimci kararl›l›k bir kez daha devletin hevesini kursa¤›nda b›rakacakt›r. (H. Merkezi)

“Ölü soyucu” zihniyet F tiplerinde kol geziyor Halk aras›nda ölü soyucu tabiri soygunun, sömürünün, düflkünlü¤ün vard›¤› boyutu göstermek için kullan›l›r. Yani kendini hiçbir flekilde savunamayacak bir insan›n dahi soyulmas› anlam›na gelir. Ülkemizde ve ülkemiz hapishanelerinde soygunun, sömürünün boyutu her geçen gün artmaktad›r. Bunun temelinde üretimden kopuk yaflam›n ve bunun uzant›s› olan ahlaki çöküntünün had safhaya varmas›n›n etkisi vard›r. Hapishanelerde kullan›lan elektri¤in paras›n› dahi tutsaktan ç›karmaya çal›flan devlet tutsaklar› neredeyse ihtiyaçlar›n›n tümünü kantinden almaya zorlayarak bu soygunu derinlefltirmeye çal›flmaktad›r. Hortumculara trilyonlar› ba¤›fllayan devlet, iliklerine kadar çürümüfl bürokrasiyi ve orduyu bünyesinde tafl›yan devlet, bunlara para yetifltirmek için her gün halk›n bo¤az›n› biraz daha s›kmakta, kamu kurufllular›na yapaca¤› ödemeleri her gün biraz daha azaltmaktad›r. Gelinen aflamada F tiplerinde yaflam daha da zorlaflmaktad›r. Yemekler gittikçe azalmakta ve kalitesi gittikçe düflmektedir. Y›¤›nla sa¤l›k sorunu yaflayan tutsaklar beslenememenin getirdi¤i farkl› sorunlarla da bo¤uflmak zorunda kalmaktad›r. Devlet bunu dayatarak tutsaklar› kantinden al›fl verifl yapmaya zorlamaktad›r. Kantinlerde ise kalitesiz ürünler fahifl fiyatlarda sat›lmaktad›r. Bunun yan›nda tutsaklar›n birço¤unun ailesinin maddi durumunun kötü olmas› da yaflad›¤›m›z bir gerçektir. Aileler binbir zorlukla ve ço¤u zaman kendi imkanlar›ndan k›sarak tutsaklara para getirebilmektedir. F tiplerin-

de zalimlikte s›n›r tan›mayan devlet, tutsaklar aras›nda maddi dayan›flmaya da tahammül edememektedir. Hesab›nda paras› olan›n, ailesi gelmeyen, maddi durumu kötü olan arkadafl›na para vermesi engellenmektedir. Havaland›rma duvar›ndan afl›larak at›lan ihtiyaçlar da ço¤u zaman k›r›l›p dökülmekte yada kullan›lmaz hale gelmektedir. F tiplerinde idari denetim insanl›¤›n bitti¤i yerde bafllamaktad›r F tiplerinde üç y›ld›r ayn› nevresim ve battaniyeler kullan›lmaktad›r. Nevresimlerin rengi art›k uzun süre kullan›lmaktan renkleri sararm›fl ve birazc›k silkelendi¤inde y›rt›labilmektedir. Battaniyeler ise her gün dökülen tüyleri sonucu ince telis durumuna gelmifltir. Tutsaklar›n yenilerinin verilmesi noktas›ndaki tüm taleplerine idare “ne yapal›m devlet ödenek vermiyor, isterseniz yeni nevresim tak›mlar›n› kantinden alabilirsiniz” diye yan›t vermektedir. Böylesi çirkinlikte dönen çarklar›n difllileri aras���na dönüflünü yavafllatan sonuçta da çark› parçalayan ve yerine insandan yana yeni bir çark oluflturma çabas›na girmeden bu bataktan kurtulmak mümkün de¤il. Ortak ve toplumsal refleksler örgütlemek her zamankinden daha yak›c› olmufltur. Maddi ve manevi çöküntünün girdab›nda bo¤ulmak istemiyorsak bu refleksi örgütlemenin, içinde yer alman›n politikas›n› mutlak ama mutlak oluflturmak ve yaflama geçirmek zorunday›z. Yar›n çok geç olabilir. (H. Merkezi)

AYDIN HAP‹SHANES‹’NDE OLAYLAR B‹TM‹YOR

Ayd›n E Tipi Hapishanesi’nde olaylar bitmek bilmiyor. K›sa bir süre önce iflkence iddialar› üzerine TBMM ‹nsan Haklar› Komisyonu’ndan bir grup milletvekilinin ve ‹HD’nin incelemelerde bulundu¤u hapishanede kalan çocuklar, gördükleri bask›lara karfl› yine isyan ç›kard›. Hapishane çat›s›na ç›kan 9 çocuk, kendilerini jiletledi ve “Bize yard›m edin” diye uzun süre ba¤›rd›. Olay›n duyulmas›n›n ard›ndan Cumhuriyet Baflsavc›s› Sabri Beytorun’un hapishaneye geldi¤i, isyan eden çocuklar›n savc›ya 6 ay ka-

pal› görüfl ve 1 y›l da aç›k görüfl yasa¤› ald›klar›n› aktard›klar› ö¤renildi. Olay›n ard›ndan aç›klama yapan çocuklar›n aileleri flu görüfllere yer verdiler. “Çocuklar›m›z›n izin günlerinde bizlerle görüfltürülmelerine izin verilmemesi, psikolojilerinin bozulmas›na sebep oldu. Buna bir an önce son verilmesini istiyoruz” denildi. Ayr›ca yine ayn› hapishanede M. Emin Baran (30) adl› tutuklunun kendini asarak yaflam›na son verdi¤i belirtildi. 8. Ko¤uflta tutuklu bulunan Diyarbak›r do¤umlu Baran’›n mahkemeye ç›kt›ktan sonra ko¤ufl tuvaletinde as›l› halde bulundu¤u ö¤renildi. Gasp suçundan tutuklu bulunan Baran’›n ölüm nedeni “intihar” olarak de¤erlendirilirken, ‹HD Ayd›n fiube Sayman› Mehmet fiener Sürlü, olayda ihmal oldu¤unu söyledi. Baran’›n daha önce de hapishanede 2 defa intihar girifliminde bulundu¤unu söyleyen Sürlü, hapishanede hiçbir önlem al›nmad›¤›n› dile getirdi. (H. Merkezi)


3-16 Ocak 2004

12

25

19 Aral›k katliam› 3. y›ldönümünde birçok ilde sokaklarda protesto edildi

19 Aral›k katliam›n›n sorumlular› yarg›lans›n

19 Aral›k 2003 tarihinde Eyüp Adliyesi’nde görülen duruflmada tutsaklar Bayrampafla Hapishanesi’nde “hapishane idaresine karfl› toplu ayaklanma ç›karmak” iddias›yla yarg›land›lar. Duruflmaya hapishanede olan tutsaklar getirilmezken, tahliye olan Faz›l Ahmet Tamer ve Sad›k Y›lmaz kat›ld›. Tamer yapt›¤› konuflmada sorumlular›n yarg›lanmas› gerekirken, kendilerinin suçland›¤›n›n alt›n› çizdi. * Eyüp Adliyesi’nde ayr›ca TUYAB ve TAYAD taraf›ndan ortak bir bas›n aç›klamas› düzenlendi. Mahkeme salonuna al›nmayan kitle, mahkeme önünde önce devrimci marfllar eflli¤inde halaylarla, z›lg›tlarla polisin tavr›n› protesto ettiler. Daha sonra katledilen devrimci tutsaklar›n resimleri ve “19 Aral›k”› unutmad›k, unutturmayaca¤›z”, “F tipine hay›r, tecrite son”, “Tutsaklar de¤il, katliamc›lar yarg›lans›n” yazan TUYAB-TAYAD imzal› dövizleri açt›lar. Yap›lan aç›klamada katliamlar›n sorumlular›n›n de¤il, tutsaklar›n yarg›lanmas›n›n devletin adalet anlay›fl›n› ortaya koydu¤u vurguland›. “KAT‹L DEVLET HESAP VERECEK” TUYAB, 19 Aral›k katliam›n› protesto etmek için 21 Aral›k 2003 tarihinde Taksim Mis Sokak’ta kitlesel bas›n aç›klamas› düzenledi. “19 Aral›k’› unutmad›k, unutturmayaca¤›z” yaz›l› pankart›n aç›ld›¤› eylemde TUYAB imzal› dövizler ve katliamda yaflam›n› yitirenlerin resimleriyle birlikte, “Katil devlet hesap verecek”,

“F tipi yaflama hay›r”, “Tek Tip Elbise’ye, zorunlu çal›flt›rmaya, tecrite hay›r” yaz›l› Partizan imzal› dövizler de aç›ld›. Kat›l›m›n yüksek oldu¤u eylemde, TUYAB ad›na Birsen Gülünay bas›n aç›klamas›n› okudu. Gülünay, devletin F tipleriyle yetinmedi¤ine ve tabutluklar›n mezara konmas› anlam›na gelen Yüksek Güvenlikli Hapishanelerin infla edildi¤ine dikkat çekti. Çeflitli sloganlar›n at›ld›¤› eylem Çav Bella marfl›n›n hep birlikte söylenmesiyle son buldu. PSAKD KADIKÖY fiUBES‹’NDE 19 ARALIK VE 24 ARALIK ANMASI 20 Aral›k Cumartesi günü PSAKD Kad›köy fiubesi 19-22 Aral›k 2000 tarihinde yaflanan hapishaneler katliam› ve 24 Aral›k 78 tarihinde Marafl katliam›nda yaflam›n› yitirenler an›s›na bir anma etkinli¤i düzenlendi. 19 Aral›k’la ilgili dernek yönetiminden Erdal Y›ld›r›m ve 24 Aral›k’la ilgili Dernek Baflkan› Fethi Bölükgiray birer konuflma yapt›lar. 19 Aral›k ve sonras› yaflanan sürecin içerde ve d›flardaki tan›klar› birer konuflma yapt›lar. Etkinlik, sürece iliflkin TKM’nin haz›rlad›¤› “Su Damlas›na S›¤d›r›lan Yaflam” adl› belgeselin gösterimiyle sürdü. Dernek üyelerinden bir kiflinin okudu¤u fliirin ard›ndan etkinlik müzik dinletisiyle sona erdi. ANKARA *18 Aral›k günü saat 17:00’de Yüksel Caddesi’nde toplanan gençler,

ellerindeki meflaleleri yakarak Abdi ‹pekçi Meydan›’na do¤ru yürüyüfle geçtiler. 19 Aral›k katliam-direniflini anlatan dövizler tafl›yan gençler Mithatpafla Caddesi’ne ç›karak yolu trafi¤e kapatt›lar. “Yaflas›n 19 Aral›k direniflimiz”, “Devrimci irade teslim al›namaz” sloganlar›n› atarak Abdi ‹pekçi Park›’na ulaflan kitle TAYAD’l› aileler taraf›ndan alk›fllarla karfl›land›. Birçok devrimci gençlik çevresi ad›na yap›lan bas›n aç›klamas›na yaklafl›k 150 kifli kat›ld›. Devrim Tiyatrolar›n›n; F tipinde kalan bir tutsa¤› yans›tan tiyatrosunun ard›ndan “Devrim flehitleri ölümsüzdür”, “fiehit nam›r›n” sloganlar› eflli¤inde eylem sona erdi. *19 Aral›k günü Ulucanlar Hapishanesi’nin önünde bir araya gelen devrimci-demokratlar burada bir bas›n aç›klamas› yapt›lar. “Yaflas›n 19-22 Aral›k direniflimiz, devrimci irade teslim al›namaz” pankart› açan eylemciler devletin yapt›¤› katliam› lanetlediler. Polisin hapishane önünde makinal› tüfeklerle set oluflturdu¤u eylemde, ÇHD de bir bas›n aç›klamas› yapt›. TümBel Sen ve BES’in de destek verdi¤i eylem devrimci dayan›flman›n güzel bir örne¤ini sergiledi. Ankara Gençlik Derne¤i, Ba¤›ms›z Devrimci S›n›f Platformu, ESP, Temel Haklar ve Özgürlükler Derne¤i, TAYAD, Kald›raç, Özgür E¤itim Platformu, Kurtulufl Dergisi, ‹flçi-köylü, ‹dil Can Kültür Merkezi, SDP ad›na yap›lan bas›n aç›klamas›nda sald›r›n›n bütünlüklü bir stratejinin parças› oldu¤u belirtildi. Kitle aç›klamadan sonra 5 dakikal›k oturma eylemi yapt›. Ard›ndan otobüslerle Karfl›yaka Mezarl›¤›’na giderek burada bir anma gerçeklefltirildi. *20 Aral›k Cumartesi günü ayd›n ve sanatç›lar›n kat›l›m› ile Abdi ‹pekçi Park›’nda TAYAD’l› ailelerin yan›nda bir bas›n aç›klamas› yap›ld›. ‹HD Ankara fiube Baflkan› Ender Büyükçulha’n›n söz ald›¤› aç›klamadan sonra, halaylarla kavga marfllar› söylendi. Çeflitli demokrat kesimlerin bir araya gelerek haz›rlad›klar› 19 Aral›k program›, 22 Aral›k tarihinde Ekin Sanat Merkezi’nde yap›lan bir etkinlikle sona erdi. Etkinlik Mehmet Özer’in kitleyi sayg› durufluna davet etmesi ile bafllad›. Etkinlikte aileler, Ölüm Orucu gazileri söz al›rken, Ahmet Telli fliirleriyle kitleyi coflturdu. Müzik dinletisi, Can fienli¤i oyuncular›n›n tiyatro gösterimi, dia gösterimi ile devam eden etkinlik ailelerin, gazi-

lerin ve kitlenin beraber söyledikleri türküler, “Yaflas›n devrimci dayan›flma” sloganlar› ile ayakta alk›fllarla sona erdi. 19 Aral›k haftas› do¤rultusunda yap›lan çal›flmalar Ankara’da eylem birlikteli¤inin güzel bir örne¤ini teflkil etti. ‹ZM‹R *19 Aral›k tarihinde TAYAD’l› aileler Buca Hapishanesi önünde saat 12:30’da biraraya gelerek katliam› k›nad›. “Hücreler y›k›ls›n, Tecrite son”, pankart›n› açan aileler ad›na yap›lan aç›klamada katliam k›nand›. TAYAD’l›lar hapishane bahçesine k›rm›z› karanfiller atarak eylemlerini bitirdiler. *Ayn› gün saat 13:00’de Buca Hapishanesi önünde bu kez ‹HD ‹zmir fiubesi eylem yapt›. Alk›fllarla toplanan kitle ad›na sayg› duruflunun ard›ndan aç›klamay› ‹HD MYK üyesi Ahmet Da¤l› okudu. Hapishane bahçesine k›rm›z› karanfiller atan ‹HD’liler eylemlerini bitirdi. Eyleme ‹flçi-Köylü okurlar›da destek verdi. *20 Aral›k tarihinde ise ‹HD bu kez Konak Sümerbank önünde resim sergisi eflli¤inde eylem yapt›. * ‹zmir’de 19 Aral›k katliam›n› protesto etmek için bir araya gelen Partizan, ÖMP, ESP, EKB, DHP, ‹flçi Gazetesi ve ‹HD ‹zmir flubesi 28 Aral›k Pazar günü ortak bir miting düzenledi. 500’ü aflk›n bir kitlenin kat›ld›¤› miting için Bornova Stadyum önünde toplan›ld›. Saat 12:00’de alk›fllarla miting bafllad›. Polisin yürüyüfle izin vermeme tavr› görüflmelerin ard›ndan kald›r›mdan yürünmesi ile de¤iflti. Eyleme "Direnifl sürüyor, umut büyüyor" pankart› Nergiz Gülmez, Muharrem Horoz ve ‹brahim Kaypakkaya afifllerinin yan›nda çeflitli dövizlerle kat›lan Partizan kitlesi s›k s›k "Partizan öfkesi zindanlar› y›kacak", "Faflizme isyan halka önder Partizan" vb. sloganlar›n› att›. Yürüyüflte en önde mitingi organize eden kurumlar›n flamalar› dalgalan›rken alana "‹çerde d›flar›da hücreleri parçala", "Devrimci tutsaklar onurumuzdur", "Zafer direnen emekçinin olacak" vb. sloganlar› ile girildi. Sayg› duruflu ile bafllayan mitingte ortak bir metin okundu. Ard›ndan Gülnaz ana, tan›klardan Kaz›m Özer ve Taflk›n Türkmen katliamda yaflad›klar›n› anlatt›lar. fiiir dinletisinin de yap›ld›¤› miting hep birlikte söylenen Enternasyonal marfl› ile bitirildi. Mitinge HÖC, SDP, Özgür Yaflam Kooperatifi, Komünist Gençlik, Mücadele Birli¤i ve Köz’de pankartlar› ile kat›ld›


25 ÇUKUROVA * Mersin’de 19 Aral›k protestolar› Demirtafl semt pazar›nda yap›lan yürüyüfl ile bafllad›. 14 Aral›k Pazar günü ‹flçi-köylü, Devrimci Demokrasi, Al›nteri gazetesi ve ESP, HÖC taraf›ndan oluflturulan ‹flgal Ve Tecrit Karfl›t› Bileflen’in yapt›¤› eylem, saat 16:00’da “19Aral›k katiam›n› unutmad›k” pankart›n›n aç›lmas›yla bafllad›. Çeflitli sloganlar›n at›ld›¤› eylemde halk›n eylemi sahiplenmesi olumluydu. Yine tecrit karfl›t› bileflenin “19 Aral›k cezaevleri katliam›n› unutmayal›m” bafll›¤›yla ç›kard›¤› yaklafl›k 5000 bildiri Tarsus ve Mersin’in çeflitli semtlerinde da¤›t›ld›. * 19 Aral›k Cuma günü Haklar ve Özgürlükler Cephesi üyesi bir grup AKP ‹l binas› önünde bas›n aç›klamas› düzenlemek istedi. “Tecrite ve sansüre son” pankart›n›n aç›ld›¤› eylemde bas›n metni okunurken polis kitleye sald›rd› ve 12 kifliyi gözalt›na ald›. Gözalt›nda fiziki iflkeceye maruz kalan 12 kifli ayn› gün ç›kar›ld›klar› savc›l›k taraf›ndan serbest b›rak›ld›. * 20 Aral›k Cumartesi günü Mersin DEHAP Merkez ‹lçe binas›nda ‹flçi-köylü, Al›nteri, Devrimci Demokrasi ve ESP’nin ortak düzenledi¤i bir anma gerçeklefltirildi. 19 Aral›k flehitleri flahs›nda tüm devrim ve komünizm flehitleri için sayg› duruflunun ard›ndan tertip komitesi ad›na yap›lan aç›l›fl konuflmas›nda 19 Aral›k katliam›n›n tüm topluma dayat›lan tecritin ilk ad›m› oldu¤una de¤inildi ve tecrit karfl›t› mücadelenin önemine vurgu yap›ld›. Ard›ndan 96 Ölüm Orucu gazisi ve 19 Aral›k sürecini hapishande karfl›layan Eyüphan Baflar ve Hülya Harman birer konuflma yapt›. * 21 Aral›k Pazar günü ise Adana’da bir miting düzenlendi. Mimar Sinan Aç›k Hava Gösteri Merkezi önünden bafllamas› gereken mitinge valilik taraf›ndan izin verilmedi. Buna ra¤men Belediye önünde toplanan yaklafl›k 400 kifli U¤ur Mumcu Meydan›’na kadar yürüdü. Çeflitli sloganlar›n at›ld›¤› miting yap›lan konuflmalar›n ard›ndan son buldu. Partizan kitlesi de mitinge “Birlik Mücadele Zafer” pankart› ile kat›ld›. SAMSUN 19 Aral›k günü Haklar ve Özgürlükler Cephesi ‹stiklal Caddesi Süleymaniye Geçidi’nde eylem yapt›. Haklar ve Özgürlükler Derne¤i ad›na konuflan Erim Altan “ad›na kurtarma dedikleri operasyon tarihe kanl› bir katliam olarak geçti. Bas›n aç›klams› okunduktan sonra eylem alk›fllarla ve sloganlar at›larak sona erdi. BURSA * 19 Aral›k katliam›yla ilgili etkinlikler düzenleyen ‹HD Bursa fiubesi’nin 18 Aral›k’ta Tek G›da-‹fl Sendi-

13 kas›’nda yapmak istedi¤i film gösterimi ve söylefli polisin sendika yönetimine uygulad›¤› bask› ve tehditler sonucu SDP’de yap›ld›. Saat 19:00’da bafllayan etkinlikte ‹HD fiube Sekreteri Gülcün Taflk›ran’›n aç›l›fl konuflmas›n›n ard›ndan sayg› duruflu yap›ld›. Katliamla ilgili sinevizyon gösterimi yap›ld› ve fliirler okundu. Ard›ndan yap›lan söylefliye 19 Aral›k katliam› sürecini yaflayan Çi¤dem Diren K›rkoç ve Hayriye Gündüz kat›ld›. Çi¤dem Diren K›rkoç “Devlet sinsice vermek istedi¤i bu mesajla d›flardakilerin beyinlerine de hücreleri yerlefltiriyor” dedi. Hayriye Gündüz ise 19 Aral›k gecesinden itibaren yaflananlar› dile getirdi. Kat›l›mc›lar›n da katliamla ilgili fikirleri al›n›p tart›fl›ld›. * 19 Aral›k günü ‹HD Bursa fiubesi, Bursa Hapishanesi önünde “19 Aral›k katliam› sorumlular› yarg›lans›n” pankart›n› açarak bas›n aç›klamas› yapt›. ESP, SDP, Partizan, Ekmek ve Adalet, Halkevleri gibi kurumlar etkinli¤e destek verdi. Aç›klamay› okuyan ‹HD fiube Baflkan› Ayfle Batumlu 19 Aral›k katliam›n› yaratan koflullara de¤inerek “19 Aral›k iflte bu koflullar›n ürünü bir tarihtir. dedi. Kitle sloganlar atarak marfllar eflli¤inde yürüdü. MALATYA * 19 Aral›k Cuma günü “Tecrite ve Sansüre Son” pankart›, “19 Aral›k

katliam›n› unutmad›k, unutturmayaca¤›z”, “Yaflas›n 19 Aral›k direniflimiz” vb dövizleriyle saat 11.00’de Malatya E Tipi Hapishanesi’nin önünde toplan›ld›. Tüm devrim ve komünizm flehitleri için yap›lan bir dakikal›k sayg› duruflunun ard›ndan 19 Aral›k katliam› ve sonras›nda ÖO direniflinde flehit düflen 107 direnç çiçe¤ini temsilen götürülen karanfiller hapishane kap›s›na b›rak›lmak istendi. Topluca hapishane önüne gidilmesine izin verilmeyince, bir ana hapishane kap›s›na giderek karanfilleri hapishanenin içine att›. * 20 Aral›k Cumartesi günü ise saat 13.30’da Malatya Temel Haklar ve Özgürlükler Derne¤i’nde ‹dil Kültür Merkezi’nin haz›rlad›¤›, 19 Aral›k katliam›n› anlatan k›sa metrajl› film gösteriminin ard›ndan ÖO gazisi ‹brahim Bozay ile ÖO’nun 512. gününde 102. flehit Feride Harman’›n anas› Hatice anan›n konuflmac› olarak kat›ld›¤› bir söylefli yap›ld›. *21 Aral›k Pazar günü saat 13.30’da hücreyi and›ran bir demir kafesle AKP Malatya il binas› önüne gidildi. “Tecrite ve Sansüre Son” pankart› aç›ld›. Bas›n metni a¤aca zincirle ba¤lanan demir kafesin içinde okundu. Polisin hiç beklemedi¤i bu durum karfl›s›nda oldukça flafl›rd›¤› görüldü. Kafesin ne oldu¤unu anlamaya çal›fl›rken bir taraftan da “yolu kapat›yorsunuz, oturman›za izin

3-16 Ocak 2004 vermem, 3 dakikan›z var kalkmazsan›z sizi al›r›m” tehditlerine ra¤men kitlenin kararl› tutumu karfl›s›nda polis geri ad›m atmak zorunda kald›. Bas›n metninin okunmas›n›n ard›ndan 5 dakika oturma eylemi yap›ld›. KATL‹AMCILAR TEfiH‹R ED‹LD‹ * 22 Aral›k Pazartesi günü akflam saat 17.30’da Paflaköflkü Cami önünde polisin engelleme çabas›na ra¤men meflalelerle yolu trafi¤e kapatarak Emeksiz kavfla¤›na do¤ru bir yürüyüfl yap›ld›. Yürürken onlarca kifli bas›n metnini hep bir a¤›zdan hayk›rarak okudu. Sesleri duyan çevredeki binalardan insanlar balkona, pencereye ç›karak eylemcileri ilgiyle izleyip, dinliyorlard›. Bas›n metninin ard›ndan “Devrimci tutsaklar onurumuzdur”, “‹çerde d›flarda hücreleri parçala”, “Yaflas›n 19 Aral›k direniflimiz” sloganlar›yla yürümeye devam edildi. Bu eylem tarz› Malatya’da uzun süre sonra olmas› aç›s›ndan da çok önemliydi. * 18 Aral›k 2003 tarihinde ise Malatya Temel Haklar ve Özgürlükler Derne¤i ile ESP, 19 Aral›k katliam›n›n sorumlular›n›n yarg›lanmas› için Adliye’ye giderek suç duyurusunda bulunarak bas›n aç›klamas› yapt›lar. Bas›n aç›klamas›na ‹flçi Köylü gazetesi okurlar› da destek verdiler.


3-16 Ocak 2004

14

25

Seçimlerin ard›ndan tart›flmalar›n halen devam etti¤i K›br›s’ta yaflanan sorunlar›n esas kayna¤›n›n ABD ve ‹ngiltere oldu¤u dile getiriliyor

K›br›s’›n sorunlar›nda elebafl›

ABD VE ‹NG‹LTERE’D‹R! K›br›s’ta gerçeklefltirilen seçimleri de¤erlendirmek üzere K›br›s Sosyalist Partisi Eski Baflkan› Mehmet Süleymano¤lu ile yapt›¤›m›z söylefliyi yay›nl›yoruz. -K›br›s’ta seçimler sonras› siyasal durumu nas›l de¤erlendiriyorsunuz? -Biz bu durumu bar›fl ve demokrasi isteyen halk›m›z›n ve onlar›n çeflitli siyasi temsilcilerinin, TC ve KKTC’nin afl›r› sa¤c› burjuva yönetimine karfl› kazand›¤› kesin bir zafer durumu olarak görmekteyiz. -Halk›n beklentisi neydi? Seçim sonuçlar› halk›n beklentilerine yan›t olabilecek mi? -Halk›m›z›n beklentisi, burjuvaemperyalist düzen de¤iflime u¤rat›lmasa da, elde edilecek sonuçlar K›br›sl› Rum ve Türk halk›m›z için yeni ve zor de¤iflikliklere gebe olsa da, K›br›s’ta savafl haline son vermek, K›br›s’ta bar›fl› elde etmek ve bunlara karfl› direnen bujuva sa¤ kanad› tüm seçim hilelerine ra¤men yenilgiye u¤ratmakt›. Seçim sonuçlar› esasta bu sonucu vermifltir. Halk›m›z hemen hemen tek bir vücut olarak bar›fl ve demokrasi saflar›nda yer alm›flt›r. Ve sa¤ kanad› yenilgiye u¤ratm›flt›r. Tüm bunlara ra¤men parlamento aritmeti¤inde bir t›kanma oluflmufltur. Sa¤ kanat, seçmen kütü¤üyle ba¤›nt›l› oluflturdu¤u sahtelikle yani ihtiyaç kadar yeni vatandafll›klar oluflturarak, kendi seçim yasalar›n› kendisi çi¤neyerek ve dahas› TC kökenli vatandafllar› tehditle ve rüflvetle kendilerine oy verdirterek bu sonucu elde edebilmifltir. Ama tüm bunlar, sa¤ kanad›n alt›n›n oyuk oldu¤unu, Kuzey K›br›s’ta hiçbir kitle temeline sahip olmad›¤›n› belirgin k›lmaktad›r. Ve bu basit olgu hem halk›m›z hem bar›flsever partilerimiz, hem de statüko taraf›ndan bilinmektedir. TC hükümeti ve “derin devleti” de bunu bilmektedir. Tam ve kesin bir yenilgiye u¤ra-

d›klar›n› bilen bu kesimler flu anda tam bir ricat halindedirler. Denktafl’›n avukat› ve yoldafl› Fuat Veziro¤lu’nun TC baflbakan› Erdo¤an’a karfl› yazd›¤› ve bu yenilginin suçunu onun s›rt›na y›kmaya çabalad›¤› mektup bunun aç›k bir belirtisidir. Tabii ki bu mektup baflka bir fleye daha iflaret etmektedir. Disiplinsiz bir ricat halindeki gerici ordular›n her halt› yemeye haz›r olduklar› ve de her halt› yedikleri, Stalingrad yenilgisi sonras› geri çekilen Nazi barbarlar›n›n yapt›klar›ndan dolay› iyi bilinir. ‹flte benzeri durumda olan KKTC sa¤c›lar›n›n bu temsilcisinin bu mektubu ayn› zamanda Türkiye’deki afl›r› gerici güçleri, K›br›s’›n sa¤c›lar›n› yerle bir eden K›br›s halk›na karfl› sald›r› örgütlemeye teflvik eden bir mektupdur da. Gel gelelim, en demokratik haklar› bile ayaklar alt›na al›nd›¤›nda, yine de demokratik yöntemlerle hak aramak ve demokrasinin kurallar›n› tüm çarp›tmalara karfl› korumakta ve uygulamakta ›srarl› olan K›br›s halk› ve onlar›n siyasi temsilcileri gericilerin tüm muhtemel provokasyonlar›n› da püskürtecek ve bar›fl için sürdürdü¤ü demokratik mücadelesini zafere ulaflt›racakt›r. K›sacas›, statükocular diye bilinen TC ve KKTC’nin sa¤ burjuva güçlerini tüm hilelere ra¤men kesin bir yenilgiye u¤ratm›fl olan halk›m›z, bu zaferine dayanarak bar›fl› da elde edecektir. Seçimlerden istedi¤ini elde etmifltir ve tüm istediklerini de elde edecektir. Emperyalist canavarlar›n dayatt›¤› flartlarda bar›flç›l olarak yaflama imkan›n› elde etmek için bile kararl›, örgütlü, halk›n tüm güçlerini birlefltirici ve sürekli bir mücadele verilmelidir. K›br›s’ta bu mücadelemiz bitmemifltir. Büyük bir ileri at›l›m yap›lm›flt›r. -K›br›s sorununun çözümü için ön plana ç›kart›lan Annan Plan› gerçekten de halk›n beklentilerine yan›t olabilecek mi? Yani K›br›s’taki sorun çözüme kavuflabilecek mi? -Annan Plan› burjuva-emperyalist bir pland›r. Ta 1960’da ülkemize empoze edilmifl olan üç garantör ülke (Türkiye, Yunanistan ve ‹ngiltere) sömürge siyasetini, yurdumuz silahs›zland›r›l›rken bu ülkelerin ülkemizde

silahl› güç bulundurmalar›n› ve de ‹ngilizlerin ülkemizde tüm Ortado¤u halklar›na karfl› kulland›klar› üslere sahip olmas›n› onaylamaktad›r. Ülkemizin etnik ve co¤rafik temelde ikiyi bölünmesini onaylamaktad›r. Ülkemizin yarg› sisteminde dahi son söz hakk›n› yabanc›lara vermektedir. Bu anlaflma K›br›s Sorunu’nu çözme anlaflmas› de¤ildir. Ülkemizde burjuva-emperyalist düzeni yeni flekillerde sürdürme anlaflmas›d›r. K›br›s sorununu çözmeyecektir. Tüm emperyalistler yurdumuzdan sökülüp at›lmad›kça bu sorun çözülmüfl olmayacakt›r. Biz 1960 anlaflmalar›n›, ülkemize empoze eden Birleflmifl Milletler’in, son 30 y›ld›r tak›nd›¤› tav›rlarda ülkemize karfl› ifllenen emperyalist zorbal›klara ses ç›karmayan bir BM’nin gözetiminde ülkemizin sorunlar›n›n çözülemeyece¤ini defalarca ortaya koyduk. BM uygulamakta oldu¤u siyasetlerle kendi alt›n› kendi eliyle oymaktad›r. Bu durum art›k, Irak’ta oldu¤u gibi ezilen uluslar›n BM’ye karfl› savaflmak zorunda olduklar› bir sonuca yol açm›flt›r. Ülkemizdeki emperyalist uygulamalara karfl› ç›kmak yerine onlar› korumakta devam ederse, ülkemizde de BM’ye karfl› savafl açmak er veya geç zorunluluk haline gelecektir. Fakat flu anda, kendisinden çok güçlü emperyalist güçler ve de emperyalist bir siyaseti uygulamakta kararl› bir BM ile karfl› karfl›ya olan halk›m›z, bu emperyalist flartlarda bugunkünden daha iyisini elde etmenin kavgas›n› vermektedir. Emperyalizmi yok etmenin de¤il. Bu dar, burjuva-emperyalist çerçevede bak›ld›¤›nda Annan Plan› halk›m›za belirli imkanlar sunmaktad›r. Onun elde edilmesi halk›m›z›n mücadelesi aç›s›ndan ileri bir ad›m anlam›na gelecektir. Mesela Kuzey K›br›s’ta hem K›br›s’›n tüm bar›flsever güçlerini tam bir katliamla tehdit eden hem de Türkiye’deki yoldafllar›m›z› tehditten öte katleden afl›r› gerici güçler zay›flat›lacakt›r. Partimiz, K›br›s Sosyalist Partisi ve tüm bar›flsever partilerimiz ve küçük nüfusuyla halk›m›z bu yönde büyük bir baflar› elde etmifltir. Bu yönde daha da kesin sonuçlar elde edinceye kadar da bu mücadele sürdü-

rülecektir. Tabii ki bu mücadele, içinde ülkemizden emperyalizmi kovman›n flartlar›n› da haz›rlamaktad›r. Bu flartlardan birincisi, emperyalizme karfl›tl›¤› ve de ülkemizi bilgisayarlaflt›rmak üzerinden komünizme ulaflt›rmadaki kararl›l›¤› gayet iyi bilinen, Stalin’in ö¤rencilerinden oluflan K›br›s Sosyalist Partisi (KSP)’nin kurulmufl olmas›, onun halk›m›z› örgütlemeye bafllam›fl olmas›d›r. Bu flartlardan bir di¤eri de Türkiye, Yunanistan ve ‹ngiltere’deki emperyalist burjuva yönetimlerin alt edilmesi amaçl› mücadelenin bafllam›fl olmas›d›r. K›br›s bu iki e¤ilimin birlikteli¤i üzerinden emperyalist tahakküme bir son verebilir ve de verecektir. -Bunun d›fl›nda Denktafl’›n K›br›s sorunun çözümü için ABD’ye müdahale etmesi yönünde ça¤r›s› oldu. ABD emperyalizminin K›br›s halk›na bir çözüm sunabilece¤ini düflünmek mümkün mü? Özellikle dünya genelinde sald›rganl›¤›n›n ve buna ba¤l› olarak sömürüsünün en azg›n flekilde sürdürdü¤ü düflünüldü¤ünde ABD Adaya ne getirebilir ki? -ABD ve ‹ngiltere ülkemizdeki bölünmeler, katliamlar ve zorbal›klar›n esas kayna¤›d›rlar. ‹çinde bulunulan süreçte, BM çat›s› alt›nda çözüm, Annan Plan› alt›nda çözüm her ne kadar bu güçlerin ç›karlar›n› zedelemez görünse de, ülkelerde istikrar›n bu güçler aç›s›ndan zararl› olaca¤›, bar›fl flartlar›nda K›br›s halk›n›n dikkatlerini bu güçlere yöneltece¤ini ve onlar›n emperyalist yöneticilerinden nefret etti¤ini gayet iyi bilen bu barbarlar›n, Annan Plan› çerçevesinde dahi bir anlaflmaya taraf olduklar›n› düflünmüyoruz. Bu iki emperyalist ülke, dünyan›n en gerici, en barbar, en emperyalist zorbalar›d›rlar. K›br›s’taki tüm sorunlar›n ele bafl› bunlard›r. K›br›s’ta bunlara taviz üstüne taviz veren esas güçler burjuva sa¤c› güçlerdir. Stotüko güçleridir. Bar›fl sever sol güçlerin en sa¤ kanad› dahi bunlar›n ne rezil emperyalist odaklar oldu¤unu gayet iyi bilir. Tabii ki, içinde bulundu¤umuz flartlarda onlar›n bar›fl sever çabalar›na hiçbir itiraz›m›z yoktur. Buyursunlar bar›fl flart›n› olufltursunlar. Ya oluflturmazlarsa? ☞


25 ABD ve ‹ngiltere ülkemizdeki bölünmeler, katliamlar ve zorbal›klar›n esas kayna¤›d›rlar. ‹çinde bulunulan süreçte, BM çat›s› alt›nda çözüm, Annan Plan› alt›nda çözüm her ne kadar bu güçlerin ç›karlar›n› zedelemez görünse de, ülkelerde istikrar›n bu güçler aç›s›ndan zararl› olaca¤›, bar›fl flartlar›nda K›br›s halk›n›n dikkatlerini bu güçlere yöneltece¤ini ve onlar›n emperyalist yöneticilerinden nefret etti¤ini gayet iyi bilen bu barbarlar›n, Annan Plan› çerçevesinde dahi bir anlaflmaya taraf olduklar›n› düflünmüyoruz. Bu iki emperyalist ülke, dünyan›n en gerici, en barbar, en emperyalist zorbalar›d›rlar. K›br›s’taki tüm sorunlar›n ele bafl› bunlard›r. K›br›s’ta bunlara taviz üstüne taviz veren esas güçler burjuva sa¤c› güçlerdir. Stotüko güçleridir. Bar›fl sever sol güçlerin en sa¤ kanad› dahi bunlar›n ne rezil emperyalist odaklar oldu¤unu gayet iyi bilir. -Türkiye ve Yunanistan’›n Adaya yönelik müdahalelerini nas›l de¤erlendiriyorsunuz? -Türkiye ve Yunanistan’›n K›br›s’la ba¤›nt›l› kendi emperyalist emelleri vard›r. Gel gelelim bu emeller s›k› s›k›ya ABD-‹ngiliz ç›karlar›na, NATO ç›karlar›na ba¤lanm›flt›r. Bu iki ülkenin K›br›s’taki faaliyetlerinin esas sonucu, ülkemizde NATO etkinli¤ini korumak olmufltur. ABD-‹ngiltere fler ittifak› taraf›ndan ülkemiz yaflant›s›nda devreye sokulmalar›n›n esas nedeni de budur. Bunlardan Yunanistan’›n Güney’deki etkisi 1974 darbesi sonras›nda rölatif olarak zay›flam›flt›r. En az›ndan Güney K›br›s’ta iç siyasetin

15

flekillenmesinde pek aktif ve de etkili olamamaktad›rlar. Türkiye’nin Kuzey’deki durumu ise tam tersidir. Türkiye gerek tafl›d›¤› kolonlarla, gerek oluflturdu¤u yap›yla Kuzey K›br›s’ta, “ülke içi” siyasette de etkin ve karar verici bir konumdad›r. 14 Aral›k seçimlerinin bir anlam› da bu etkinin k›r›lmas›d›r. Bu etki pratik siyasi yap›land›r›lmada daha hala ortadan kald›r›lamad›ysa bile, K›br›sl› Türkler aç›s›ndan bitmifltir. Bu etkinin temsilcisi Denktafl ve flürekas› bitmifltir. Bizler aç›s›ndan 14 Aral›k seçimlerinin en önemli yönlerinden biri de budur. -Bir bütün olarak K›br›s halk› egemenler taraf›ndan dayat›lan politikalara karfl› nas›l bir birliktelik sa¤lamal›? -Bu birlikteli¤in ülkemizden emperyalizmi kovmay›, emperyalist zinciri K›br›s’ta k›rmay› hedefleyen bir birliktelik olmas› gereklidir. KSG ve KSP bu yöndeki çabalar›n› ve ça¤r›lar›n› durmaks›z›n sürdürmektedir. Gel gelelim halk›m›z saflar›nda aktif olan bar›flsever ve demokratik, ve de yurtsever güçler, ülkenin karfl› karfl›ya bulundu¤u afl›r› zor durumu göstererek bu tür bir birlikteli¤e yanaflmamaktad›r. Halk›m›z saflar›nda da, bizce esas olarak bu partilerimizin siyaseti nedeniyle, emperyalizme

karfl› top yekün bir mücadele e¤ilimi görülmemektedir. Etnik düflmanl›klar bu yönde etkin bir rol oynamaktad›r. Bu flartlarda KSG ve KSP do¤rudan emperyalizme karfl› mücadele yan›nda, halk›m›z› daha tutarl› anti-emperyalist konumlara çekmek, onlara kendi güçlerini ve Türkiye, Yunanistan ve ‹ngiltere’deki müttefiklerinin güçlerini gösterecek dolayl› mücadele yollar›n› devreye sokmufltur. Bu burjuva-emperyalist reform türü çal›flmalarda flu anda karfl›laflt›¤›m›z en önemli sorun, Türkiye, Yunanistan ve ‹ngiltere’deki müttefiklerimizin güçlerini ortaya koymadaki zaaflar›d›r. -Son olarak Türkiye’deki devrimci kamuoyundan beklentileriniz ve talepleriniz nelerdir? Bir ça¤r›n›z var m›? -Biz, Türkiye’deki tüm yoldafllar›m›za, Mart ay›ndaki yerel seçimler sürecini iyi kullanma, bu süreçte tam bir birliktelik oluflturma ve yerel seçimler üzerinden Türkiye’nin sa¤, gerici güçlerine güçlü bir darbe vurma ça¤›r›s› yap›yoruz.

3-16 Ocak 2004

Birlefliniz, ve yerel seçimler üzerinden tüm afl›r› sa¤c›lar›n yüreklerine korku, K›br›s halk›n›n yüre¤ine umut ve sevgi yay›n›z. Bu esas dile¤imiz ve talebimiz yan›nda, sizlere seçimler döneminde KSP’nin yapt›¤› duyurular› yenilemek isteriz. Bunlardan biri, TC egemenlerinin kay›ts›z flarts›z K›br›s halk›n›n kendi kaderini tayin hakk›na sayg› göstermesi ve K›br›s’ta iflgal durumuna, statükoya son vermesi, askerlerini Adadan çekmesi do¤rultusunda her türlü bask›n›n yap›lmas› ve her platforumda kampanya yürütülmesi. ‹flgalci bir ülkenin devrimcilerinin iflgal alt›ndaki ülke halk›na karfl› bu yönde önemli bir sorumlulu¤u vard›r. Bir di¤eri de sizlerin ‹ngiliz emperyalistlerinin Adam›zdaki üslerine karfl› kampanya yürütmenizdir. Biz sizden, tüm yoldafllardan bunu seçim döneminde talep ettik. Seçim dönemi, tüm dikkatlerin K›br›s’a yöneltildi¤i bu dönemde ‹ngiliz üslerine karfl› Türkiye, Yunanistan ve ‹ngiltere’de yöneltilecek bir kampanyan›n önemine dikkat çektik. Böyle bir kampanyan›n ülkemizde yürütülmesi konusundaki zorluklar da malumunuz olmal›d›r. Lütfen tüm Türkiyeli yoldafllarla ve mümkünse Yunanistan ve ‹ngiltere’deki yoldafllarla birlikte böyle bir kampanya bafllat›n›z. Tam zaman›d›r.


3-16 Ocak 2004

16

25

2003 y›l›nda yo¤unlaflan emperyalist sald›rganl›k bir kez daha gösterdi

DÜNYA HALKLARINI TESL‹M ALMAYA GÜCÜNÜZ YETMEZ Nepalli Maoist gerillalar

S›n›f mücadelesinde yo¤un çat›flmalar›n yafland›¤› bir y›l› daha geride b›rakt›k. S���n›f mücadelesi tarihinde egemen s›n›flar, saltanatlar›n› ancak bask›, sömürü ve zorbal›kla koruyabilirler. Egemen s›n›flar ç›karlar› için, yalan üzerinden politikalar gelifltirir, katliamlar gerçeklefltirir, haks›z savafllar ç›kart›rlar. Bu gerçekler 2003 y›l›nda da en belirgin flekilde kendini gösterdi. Özellikle ABD ve ‹ngiliz emperyalistleri sömürüye dayal› düzenlerinin ömrünü uzatmak için iflbirlikçilerini ve uflaklar›n› da yanlar›na alarak, vahflet yaratan bombalar›yla, binlerce insan›n kan›n› ak›tarak, Irak’› iflgal ettiler. Yeni gelifltirdikleri silahlar› Irak halk›n›n üzerinde denediler, misket bombalar›yla binlerce çocu¤un bedenini parçalad›lar, sivil halk› “terörist” ilan ederek sokak ortas›nda kurflunlad›lar. ABD Baflkan› Bush “Irak’a sokak sokak özgürlük getiriyoruz” dedi. Ancak Irak sokaklar›na parça parça çocuk cesetleri, kan içinde yaral›lar d›fl›nda baflka hiçbir fley götürmediler. Tüm bunlar› sömürü düzenlerini korumak için yapt›lar. Ama onlar›n korkusu bitmiyor. Bugün Irak halk›n›n direnifli iflgalcilerin korkular›n› daha da büyütüyor. Dünyan›n birçok co¤rafyas›nda emperyalist kapitalist sistemin yaratt›¤› yoksullu¤a, iflsizli¤e karfl› kitlelerin kendili¤inden geliflen eylemleri emperyalistleri rahats›z ediyor. IRAK SALDIRISI ÇARES‹ZL‹⁄‹N ADIDIR ABD ve ‹ngiliz emperyalistlerinin uzun bir süredir haz›rl›¤›n› yapt›¤›

Irakl› direniflçiler “‹flgal bitene kadar savaflaca¤›z” diyorlar.

Irak sald›r›s› 20 Mart 2003 tarihinde sabaha karfl› bafllad›. Sald›r› öncesinde Irak’›n kitle imha silahlar›na sahip oldu¤u ve “kitle imha silahlar›ndan ar›nd›r›lmas›”, “bölge ülkelerine yönelik tehlikenin etkisizlefltirilmesi”, “Irak’›n BM ile iflbirli¤i yapmad›¤›”, “BM kararlar›na uymad›¤›” vb. yo¤un bir yalan ve aldatmaca kampanyas› yürüttüler. Ne var ki Irak’ta onlarca kez arama yapan BM Silah Denetçileri Irak’ta kitle imha silahlar›n›n olmad›¤›n› belirten raporlar haz›rlad›lar. Ancak ABD ve ‹ngiliz emperyalistleri bu demagojilerinde ›srar etti. ‹flgal sonras› Irak’ta kitle imha silah› olmad›¤› ortaya ç›k›nca, kitle imha silahlar›n› iflgal için bahane oldu¤unu aç›klad›lar. Önce Rumsfeld “Belki Saddam kitle imha silahlar›n› savafltan önce imha etmifltir” dedi, bu tutmay›nca Wolfowitz “Kitle imha silahlar› sorunu kongre ve kamuoyunda savafl›n meflruiyetini art›rmak için öne ç›kan bürokratik bir gerekçeydi” diyerek öteden beri yüzlerine takt›klar› yalanc› maskeyi ç›kart›p att›. ABD emperyalizmini Irak’a çeken nedenin Irak halk›n› Saddam rejiminden kurtar›p özgürlük götürmek olmad›¤› bugün dünya halklar› taraf›ndan daha net görülmektedir. Onlar› Irak’a çeken hem Ortado¤u’da bir manevra ve harekat alan› sa¤lamak hem de Irak petrolleri üzerinde denetim kurmakt›r. Nitekim, iflgal ordular› Ba¤dat’a girerken korumaya çal›flt›klar› ve koruduklar› yerlerin bafl›nda Irak’›n ‹çiflleri ve Petrol bakanl›klar› vard›. Baflta Irak’›n tarihi ve kültürel zenginlikleri

olmak üzere, birçok fley ya¤malan›rken, bu yerler özel korumaya al›nd›. ABD emperyalizmi için petrolün önemi, yaln›z krizde olan ekonomisi için de¤il, ayn› zamanda rakip emperyalistler üzerinde belli yönleriyle denetim kurmak, onlar›n hareket alan›n› daraltmak için de geçerlidir. Ortado¤u petrollerinin önemi ve dünya ekonomisinde oynad›¤› rol tart›fl›lmaz. Baflta kimi AB üyesi emperyalist devletler olmak üzere Rusya, Çin, Japonya gibi emperyalistlerin bölgeye yönelik denetim ve petrole dönük çabalar›n› bu yaklafl›mla ele almak gerekir. Irak iflgalinin ayn› zamanda ABD emperyalizminin rakip emperyalistlerle aras›ndaki fark› büyütmeye yönelik bir ad›m olmas› Fransa, Almanya gibi emperyalistlerin Irak iflgalinde ABD ile ters düflmesine neden oldu. Hiç süphesiz bu terslik Fransa, Almanya gibi emperyalistlerin bar›flsever olmalar›ndan kaynakl› de¤il, bölgesel ç›karlar› gere¤iydi. TC EMPERYAL‹ZM‹N CEPHE ÜLKES‹D‹R Irak iflgaline ba¤l› olarak bölgede siyasal nüfuzunu daha da pekifltirmek isteyen emperyalist güçler, özellikle ABD emperyalizmi, bölgeye yeni bir flekil vermekten bahsederken, bu yöndeki emperyalist emellerini dile getirmektedir. Ama bölgede siyasi istikrar oluflturmada bir hayli zorland›¤› ve zorlanaca¤› görülen bir gerçektir. ABD emperyalizminin Irak özgülündeki sald›rganl›¤› dünyada ve Ortado¤u’da kitleler nezdinde teflhirini beraberinde getirdi. Öyle ki,

ABD kuklas› Arap rejimleri kitlelerin korkusuyla emperyalist efendilerine eskiye k›yasla destek vermekte çekingen davranabilmektedir. K›sacas› ABD emperyalizmi bölgedeki çeliflkilere çözüm olmad›, aksine daha da derinlefltirdi. Irak iflgalinin gündeme gelmesi ABD ile Türkiye aras›nda yeni s›k›nt›lar› da ortaya ç›kard›. ‹flgal öncesinde ABD, Kuzey cephesininin aç›l›fl›yla TC’ye yükledi¤i misyonla Irak’a kuzeyden daha güçlü bir sald›r› planl›yordu. Nitekim bunun üzerine bafllat›lan pazarl›klar tamamlanmadan, ABD Türkiye’nin birçok üslerini, limanlar›n›, havaalanlar›n› adeta iflgal edercesine, her türden a¤›r silahlar›yla, askeri teçhizatlar›yla, asker ve personeliyle adeta y›¤›nak yapt›. Lakin Türkiye ile ABD aras›nda “pazarl›klar›n” uzamas› yeni sorun ve s›k›nt›lar› su yüzüne ç›kard›. Özellikle önceleri bu kendini mali “pazarl›kta” hissettirdi. Ekonomik aç›dan iyice dibe batm›fl Türk hakim s›n›flar› temsilcisi AKP hükümeti, böyle bir “f›rsat›” de¤erlendirmek için, emperyalist efendilerinden önceleri hayli yüksek mebla¤lar koparmak istedi. Lakin efendi uflak iliflkisine uygun olarak istenilen mebla¤lar reddedildi ve istenilen mebla¤lar›n çok alt›nda kredi verilece¤i aç›kland›. TC ABD emperyalizmine 50 y›ll›k ba¤›ml›l›¤› gere¤i bunu kabul etti. Ancak Irak’a asker göndermeyle ilgili 1 Mart tezkeresi 3 oy farkla reddedildi. Bu durum Türkiye ve ABD aras›nda yeni s›k›nt›lar›n yaflanmas›na neden oldu. Hiç süphesiz 1 Mart tezkerisinin reddedilmesinde Irak’a yönelik sald›rganl›¤a karfl› ül-


25 kede ve dünyada geliflen kitle eylemlerinin etkisi vard›r. Bu geliflme ABD emperyalizminin Irak’a yönelik sald›r›s›nda birçok plan›n›n de¤iflmesini de beraberinde getirdi. Savafl›n bitti¤inin ilan edildi¤i 1 May›s’tan sonra ABD emperyalizminin TC’nin kulaklar›n›n yol kazas› nedeniyle çekmesini beraberinde getirdi. Irak pastas›n›n k›r›nt›lar›n› bile TC’ye koklatmayan ABD emperyalizmi, Irak Kürdistan›’nda TC’nin etki alan›n› daraltt›. Irak Kürdistan›’n›n Süleymaniye kentinde 11 Türk Kontrgerilla mensubunun ABD askerleri taraf›ndan tekme tokat, bafllar›na çuval geçirilerek gözalt›na al›nmas› Irak Kürdistan›’ndaki TC’nin geleneksel politikas›n›n da sona geldi¤ini göstermesi bak›m›ndan önemlidir. Lakin TC, Irak Kürdistan›’n›n mevcut durumunu sindirememektedir. Ne pahas›na olursa olsun Kürtlerin varl›¤›n›n hiçbir parçada, hiçbir yerde tan›nmamas› ve inkar edilmesi üzerine kurulu olan Türk hakim s›n›flar›n›n devleti, Kürtlerin gündeme geldi¤i her konudan rahats›zl›k duyuyor. Nitekim Irak Kürdistan›’nda gündeme gelen her yeni bir geliflmeden, kendi devlet

s›n›rl a r › içindeki Türkiye Kürdistan› pazarlar›n› kaybetme endiflesi de gündeme gelmektedir. TC bu endiflesini ve itiraz›n› ABD’ye devaml› yapt›. Hatta, Irak sald›r›s›n›n öncesine kadar, ABD Irak Kürdistan›’n›n kontrolünü kerhen de olsa TC’ye yapt›rm›flt›r. Irak’a fiili sald›r›n›n bafllamas›yla birlikte, ABD’nin Irak Kürtlerine yükledi¤i yeni misyonlar, TC’nin ABD’nin kendisine biçti¤i stratejik görevleri Kürtlere de biçmesi kayg›lar›n› art›rd›. Bölgede ABD’nin en etkin ve en güvenilir stratejik ufla¤› olmay› arzularken, varl›¤›n› hiçbir zaman tan›mad›¤› ve inkar etti¤i, Irak Kürtlerine emperyalist efendilerince böylesi bir rolün uygun görülmesi, TC ile ABD aras›ndaki yeni s›k›nt›lar› do¤urmufltur. Ne var ki TC’nin bu s›k›nt›larda efendisi karfl›s›nda havlu atmaktan da baflka fleçene¤i yoktur. Öyle de olmufltur. Bu-

17 günlerde TC rahats›zl›klar›n› eskisi gibi dillendirmemektedir. ABD emperyalizminin iste¤i do¤rultusunda Ekim ay›nda asker göndermeyle ilgili tezkere meclisten geçti. Ancak ABD emperyalizmi TC’nin Irak’a asker göndermesini flu aflamada istememektedir. Bu ABD’nin TC’nin militarist gücünü kullanmayaca¤› anlam›na gelmez. Öyle ki ‹stanbul’da ilk önce Sinagoglara, daha sonra da ‹ngiliz Konsoloslu¤u ve HSBC Bankas› Genel Merkezine düzenlenen bombal› sald›r›lar›n ard›ndan Bush’un yapt›¤› ilk aç›klama “Türkiye art›k bir cephe ülkesidir” oldu. Bu ABD emperyalizminin ilerleyen dönemde TC’yi daha aktif kullanac›¤›n›n da göstergesidir. Bu noktada flunu da belirtmek gerekiyor. Belki TC Irak’a asker göndermemifl olabilir ama bunun d›fl›nda tüm imkanlar›n› ABD’nin hizmetine sunmufltur. Yani TC zaten ABD emperyalizminin ç›karlar› için Ortado¤u’da sürdürülen haks›z savafl›n içindedir. Ve

savaflan bir cephe ülkesidir. ‹stanbul’da gerçeklefltirilen bu sald›r›lar›n sorumlusu kim olursa olsun, ortaya flöyle bir sonuç ç›kmaktad›r; TC’nin emperyalist efendileriyle ters düfltü¤ü birçok geleneksel politikadan vazgeçirilerek, emperyalizme hizmet için yeniden kal›ba dökülmesi söz konusudur. Bu yeniden yap›land›rma ABD emperyalizminin hizmetinde, “küresel teröre karfl› savafl” yalan› alt›nda gerçeklefltiriliyor. Bundan sonra TC’ye, bölge halklar›na yönelik sald›r›larda “hakl›l›k ve meflruluk” sa¤lanmak istenmektedir. Yani bu sald›r›larla TC’nin hareket kabiliyeti art›r›larak hem Irak’a, hem de di¤er bölge ülkelerine yönelik emperyalistlerin müda-

halelerinin koflulu da iyice art›r›lm›fl olacak. T›pk› 11 Eylül sald›r›lar›n›n ard›ndan, ABD emperyalizminin bu sald›r›lar›, “terörizmle mücadele” ad› alt›nda kendi hegemonyas›n› korumaya yönelik askeri sald›rganl›¤›n› art›rmaya meflruluk sa¤lamas› gibi. Yani TC’nin de bir 11 Eylül’ü var art›k. Gerek emperyalizm ve gerekse de onun ülkemizdeki uflaklar› terörizmin bizzat yarat›c›lar› ve uygulay›c›lard›r. Egemen s›n›flar kendi saltanatlar›n› sürdürebilmek için bugüne kadar ‹slam dini de dahil olmak üzere her türlü yolu kulland›lar ve kullanmaya da devam ediyorlar. Bugün gerek emperyalizm ve gerekse de bizim gibi yar› sömürge ülkelerde “terörizm” safsatas›, as›l olarak ezilenlerin mücadelesine yönelik sald›r›lara meflruluk kazand›rmak için kullan›lmaya çal›fl›lmaktad›r. Irak ve Filistin’deki hakl› direnifllerin emperyalistler taraf›ndan “terörizm” olarak adland›r›l-

mas› bunun sonucudur. Ne var ki, Irak halk›n›n üzerine tonlarca bomba atarak binlerce sivili katleden ve bu ülkeyi sömürüsünü sürdürmek için iflgal edenler, Filistin’i kan gölüne dönüfltürenler dünyan›n en büyük teröristlerdir. IRAK VE F‹L‹ST‹N’DEK‹ D‹REN‹fi DÜNYA HALKLARINA UMUT OLUYOR Irak halk›, “tarihin geri kalan k›sm› bizim taraf›m›zdan yaz›lacak” diyen Bush’a, tarihin kitleler taraf›ndan yaz›ld›¤›n› gösterdi. Evet, Irak halk› kanlar› üzerinden devam ettirilmeye çal›fl›lan sömürü düzenine karfl› direnifli büyütüyor. ‹flgalin bitti¤inin ilan edildi¤i 1 May›s 2003 tarihinden

3-16 Ocak 2004 günümüze bakt›¤›m›zda Irak halk› direniflin iflgalciler Irak’tan defoluncaya kadar sürece¤ini gösteriyor. Son olarak Saddam Hüseyin’in yakalanmas› hiçbir fleyi de¤ifltirmeyecektir. Öyle ki direniflin ald›¤› boyut Saddam Hüseyin’i çoktan aflm›flt›r. Irak cephesinde direnifl nedeniyle ABD emperyalizmi zor günler yaflamaktad›r. Irak bugün art›k ABD emperyalizmi için yeni bir t›kan›kl›¤›n ad›d›r. Filistin cephesinde de ayn› fley geçerlidir. Filistin’deki direnifl hem dünya halklar›na umut olmas› hem de emperyalizmin bu bölgedeki ileri karakolu durumundaki ‹srail’e zor günler yaflatmas› bak›m›ndan önemlidir. ABD emperyalizminin Ortado¤u’da uygulamaya çal›flt›¤› politikalar dikkate al›nd›¤›nda, ‹srail devletinin yaflat›lmas›, muazzam derecede önemlidir. Bu nedenle ‹srail’in yapt›¤› katliamlar, özellikle ABD emperyalizminin hakimiyeti alt›ndaki devletler taraf›ndan görmezden gelinmeye çal›fl›lmaktad›r. “Terörizmle mücadele” ad› alt›nda dünyan›n çeflitli bölgelerine sald›r›lar düzenleyen emperyalistler, ‹srail devletinin terörünü gizlemeye çal›flmaktad›r. Aksine Filistin halk›n›n direnifline “te-

r ö rizm” yaftas› vurularak, direnifli bast›rmaya ve Filistinlilere en azg›n sald›r›lar› meflrulaflt›rmaya çal›flmaktad›r. Ne var ki emperyalistlerin yürüttü¤ü “terörizm” kampanyas› hiçbir sonuç getirmemektedir. Dünya halklar› ‹srail devletinin en büyük terörist devletlerden biri oldu¤unu çok iyi bilmektedirler. Dünya halklar›n›n Filistin’de yaflanan katliamlara sessiz kalmamas›, ayn› zamanda kendi devletlerinin katliamlar› aç›kça desteklemesini engellemektedir. ‹srail’in Filistin’i büyük bir hapishaneye dönüfltüren “utanç duvarlar›na” ABD emperyalizmi ve birkaç devlet d›fl›nda tüm devletlerin karfl› olduklar›n› aç›klamas›, hiç flüphesiz direniflin ve dünya halklar›n›n deste¤inden kaynaklanmaktad›r. Filistin halk› emperyalizmin her türlü sald›r›lar›na y›llard›r direndi¤i gibi, bugün dünya halklar›n› deste¤iyle direniflini daha da büyütmektedir.


3-16 Ocak 2004 ÜLKEM‹ZDE AKP HÜKÜMET‹N‹N SALDIRILARLA DOLU B‹R YILI 3 Kas›m 2002 seçimleriyle iktidara gelen AKP hükümeti uygulad›¤› ekonomik programla, di¤er hükümetlerden hiçbir fark›n›n olmad›¤›n› çok k›sa sürede ortaya koydu. Birçok yalan ve demagojik söylemle oy avc›l›¤› yapan ve hükümeti kuran AKP, söylediklerinin tam tersi bir flekilde oylar›n› ald›¤› halk kesimlerine, onlar›n haklar›na karfl› bir sald›r›ya giriflti. Peflpefle yap›lan zamlar, geçici vergilerin kal›c› hale getirilmesi ve art›r›lmas›, özellefltirmenin tüm h›z›yla devam etmesi, ifl yasas›n› sermaye güçlerinin istem ve beklentileri do¤rultusunda yeniden düzenlenmesi, Kamu Yönetimi Reformu’yla dizginsiz sömürü dayatmas›, tar›mda hiçbir desteklemeye gidilmemesi, aksine tar›m›n imhas›na yönelik sald›r›lar›n daha da yo¤unlaflmas› gibi birçok sald›r›yla, uygulanan ekonomik program›n daha öncekiler gibi IMF ve DB’nin istemleri do¤rultusunda emperyalistlerin ve onlar›n ülkemizdeki temsilcilerinin ç›karlar› için çal›flt›klar›n› hiç flüpheye yer b›rakmadan gösterdiler. Hiç flüphesiz sermaye güçlerinin AKP eliyle iflçi s›n›f›na yönelik sald›r›lar›n›n bafl›nda eski 1475 yeni 4857 say›l› ifl yasas› gelmektedir. Yeni ‹fl Yasas›, esnek çal›flma biçimleriyle emperyalizmin ve çeflitli sermaye kesimlerinin dönemsel ihtiyaçlar›na uygun olarak flekillendirmektedir. Dolay›s›yla emekçilere yönelik ideolojik sald›r› yasas›d›r. Ülkemizde AKP hükümeti döneminde yasallaflan bu Yeni ‹fl Yasas› özellikle 1990 sonras› dünyan›n birçok ülkesinde uygulamaya geçirilmifltir. Çal›flma yaflam›ndaki emekçiler lehine kazan›lm›fl birçok hak reform ad› alt›nda yeni ifl yasalar›yla birer birer gaspedilmektedir. Hiç flüphesiz bu yasalarla emperyalizm art›k gelinen t›kanma noktas›nda sorunsuz ve haklar›ndan yoksun olarak çal›flt›r›lmak isteniyor. Stok yerine “siparifle göre üretim” yapmak ve bunu yapmak için de yeni yeni dayatmalara sahip olmak istiyor. Düzenli bir çal›flma hayat› yerine, düzensiz, hareketli sosyal güvencesiz ve sosyal haklar›n t›rpaland›¤› bir çal›flma yaflam› öngörüyor. AKP hükümeti taraf›ndan yasalaflt›r›lan Yeni ‹fl Yasas›’n›n birçok iflletmelerde zaten yasadan önce fiili uyguland›¤› gerekçesiyle sar› sendikalar bu yasaya karfl› seslerini yükseltmediler. ‹stanbul Sendikalar Birli¤i bu yasaya karfl› fiili eylemler gerçeklefltirdi. Yasan›n neler getirip neler götürdü¤ü kamuoyuna yeterince anlat›lmad›. Hiç flüphesiz bunda en büyük etken sar› sendikalar›n patronla ortak hareket etmesiydi. Devletin halka yönelik genifl çapl› sald›r›s›n›n bir

18 di¤er aya¤› ise Kamu Yönetimi Reformu oldu. E¤itimden sa¤l›¤a kadar birçok alan›n emperyalist flirketlere devredilmesi anlam›na gelen Kamu Yönetimi Reformu, binlerce kamu emekçisinin haklar›n›n da gaspedilmesini beraberinde getirecektir. AKP hükümeti bu yasay› “kamuda devrim” sloganlar›yla yans›tt›. Bu yasal de¤ifliklikler, devlet ya da yerel yönetimler taraf›ndan daha ucuz, daha temiz, daha etkin sa¤l›k, e¤itim, ulafl›m, sosyal hizmet, enerji gibi hizmetlerin verilmesini yasaklamaktad›r. Yeni yasa her türlü hizmeti emperyalist tekel-

F T‹P‹ HAP‹SHANELER Devlet politikas›n›n en iyi flekilde uygulanmas›n›n önündeki en büyük engellerden biri olarak gördü¤ü devrimci ve komünist tutsaklara yönelik tecrit uygulamas› daha da geliflerek devam etmektedir. Devlet, tutsaklar› hücrelerde izole ederek, tüm toplumu da susturmay› planl›yordu. Ne varki ne toplum açl›¤a, yoksullu¤a, katliamlara karfl› sustu ne de tutsaklar› düflüncelerinden yal›t›labildi. Bu nedenle devlet F tipleriyle de yetinmeyerek Yüksek Güvenlikli Hapishaneleri de

Filistin

25 yerek toplumu susturmaya, muhalefeti bast›rmaya çal›flmaktad›r. Ne var ki egemenler büyük bir yan›lg› içindedir. Egemen s›n›flar›n her türlü katliam, iflkencesinden geçilse de, halklar hiçbir zaman teslim al›namayacak. Bugün Filistin halk›na yönelik y›llard›r devam eden her türlü bask› ve zulme karfl› Filistin halk› direniflten vazgeçmemifltir. Bask› ve zulüm oldu¤u müddetçe direnenler hep olacakt›r. Bugün devletin infla etti¤i Yüksek Güvenlikli Hapishanelerde ve tecrit uygulamas›yla ne toplumu teslim alabilecekler ne de devrimci komünist iradeyi b›rakabileceklerdir. Tarih bunu defalarca ispatlam›flt›r. Tutsaklar tecrite karfl› çeflitli araçlarla direnifllerini bugün de sürdürmektedir. Bu araçlar›ndan biri olan Ölüm Orucuna devam DHKP-C’den iki tutsak bu y›l içinde flehit düfltü.

8 Haziran 2003-Umudu Tohumca Büyütelim Pikni¤i

lere devretmektedir. Örne¤in; flehirlerin su ihtiyac›n› karfl›layan barajlar, belediyenin su iflletmecili¤i, çöp toplama iflleri, metro vb. yerel yönetimlere aktar›lan hizmetler birer birer emperyalist flirketlerin kâr arac› haline gelecektir. Böylece bu durum bir yandan bölgesel eflitsizlikleri art›r›rken bir yandan da bu hizmetlerde yaflanacak fiyat art›fllar› yüzünden halk birçok ihtiyac›n› gideremez hale gelecektir. Daha önceki y›llarda oldu¤u gibi 2003 y›l›nda da özellefltirme çal›flmalar› tüm h›z›yla sürdürülmektedir. Birçok köylü art›k üretimden vazgeçmifl durumdad›r. Di¤er yandan üretici köylüye tar›m›n imhas›nda sesini ç›karmamas› için tam bir aldatmacayla verilen Do¤rudan Gelir Deste¤i ödemeleri dahi do¤ru düzgün yap›lmamaktad›r. Devlet art›k bu paray› da vermemek istemektedir. Tüm desteklemelerin bitirildi¤i ülkemizde, DGD’lerin de ödenmemesi devletin art›k köylüden tamamen vazgeçti¤inin göstergesidir. Tüm bu geliflmeler yaflan›rken AKP hükümeti ekonominin iyi yolda oldu¤u safsatas›n› sürdürdü. Ancak bu, yalan ve demagojiden baflka birfley de¤ildir. 2003 y›l›nda binlerce iflçi iflinden olmufltur, özellefltirmeler tüm h›z›yla sürmektedir. Yoksulluk daha da artm›flt›r. 2003 y›l›nda asgari ücret %10 de¤er kaybetmifltir. AKP istedi¤i kadar ekonomi iyi yolda desin, halk hergün daha fazla açl›kla karfl›laflmaktad›r.

uygulamaya soktu. Diyarbak›r’da inflas› tamamlanan yüksek güvenlikli hapishaneye 19 Aral›k 2003 tarihinde ilk sevkler yap›ld›. Di¤er yandan tek tip elbiseden, zorunlu çal›flt›rmayla ucuz emek gücünden yararlanmaya çal›flan devlet, bir yandan tutsaklar› yok etmeye çal›fl›rken di¤er yandan onlar› iliklerine kadar sömürmeyi planl›yor. fiüphesiz devletin hapishanelere yönelik bu yo¤un sald›r›s›, d›flar›n›n teslim al›nmas›na yöneliktir. Devlet devrimci ve komünist tutsaklara yönelik bask›lar›n› daha da art›rarak “senin de sonun böyle olur” di-

DEVLET DEMOKRAS‹C‹L‹K OYUNUNU OYNAYAMIYOR 2003 y›l›nda da devlet demokrasicilik oyununu oynayarak, halka demokrasi için biraz daha sabretme ça¤r›s›n› yapt›. Ard› ard›na ç›kan AB uyum yasalar›yla “demokrasi” önündeki engellerin kald›r›ld›¤›n› söyleyen devlet, di¤er yandan iflkenceye, infazlara, demokratik haklara yönelik sald›rganl›¤›n› daha da art›rd›. Gerçekten de 2003 y›l›nda “demokrasi geliyor” safsatas›yla onlarca yasa ç›kartan devlet pratikte bunlar› uygulamad›.


25 Faflist diktatörlükle bu yasalar›n sadece halk›n gözünde çok kez teflhir olmufl olanlar›n da k›smi de¤ifliklikler yaparak bir manipülasyon kampanyas› oldu¤unu çok k›sa sürede gösterdi. Demokratik ve ekonomik haklar için alanlara ç›kan kamu emekçileri yine devletin gaz bombas› ve copuyla karfl›laflt›lar. En küçük direnifller bile devletin azg›n sald›r›s›na maruz kald›. Di¤er yandan paras›z, bilimsel, ana dilde e¤itim mücadelesi veren ö¤renciler her zaman devletin azg›n sald›r›lar›ndan en çok nasibini alanlar oldu. Ö¤renci gençli¤in demokratik eylemlerine kolluk kuvvetleri azg›nca sald›r›rken üniversite rektörleri de kapsaml› bir soruflturma terörüyle ö¤rencileri mücadelelerinden vazgeçirmeye çal›flmaktad›r. Özellikle son haftalarda ‹stanbul Üniversitesi’nde bu uygulamalar ayyuka ç›km›fl durumdad›r. Di¤er yandan kuruldu¤u ilk günden beri varl›¤›n› hep inkar etti¤i Kürt ulusuna yönelik imha ve inkar sald›r›s› 2003 y›l›nda daha da yo¤unlaflarak devam etti. Türkiye Kürdistan›’n›n dört bir yan›ndan iflkence, köy boflaltma, yarg›s›z infazlar haberleri gelmeye devam etmektedir. Devletin Kürt ulusuna yönelik bu pervas›z sald›r›s› karfl›s›nda ulusal hareket teslimiyetçi ve tasfiyecilikte bir ad›m daha ileri giderek yapt›¤› kongreyle KADEK’ten KONGRA-GEL’e uzanan bir yol izledi. Yapt›¤› her kongreyle devrimci ö¤elerden biraz daha uzaklaflan ulusal hareket, bugün örgütlülü¤ün feshedilmesine kadar geldi ve önümüzdeki dönem devletle uzlaflma noktas›nda at›lacak daha ileri ad›mlarla bu tarihsel süreç iflletilecek. Ulusal Hareket KADEK döneminde gerçeklefltirdi¤i kampanyalarla “çözümün masada” pazarl›kla bulunmas› ve bunun için gerillan›n büyük bir bölümünün silahs›zland›r›lmas› yönünde att›¤› geri ad›mlara TC’nin yan›t› “teröristli¤ini koruyorsun” oldu. Tasfiyecili¤ini daha da ileriye tafl›yan ulusal hareket Irak’ta binlerce insan›n katili ABD emperyalizminden medet umar hale geldi. Hatta ABD emperyalizmine TC’nin iyi bir müttefik olmad›¤›n› vurgulayarak kendilerinin iyi bir müttefik olabileceklerini ima ettiler. Yani “bize biraz aç›l›m sunun, sizin ufla¤›n›z olal›m” ulusal hareket bugün ABD emperyalizmine bu teklifte bulunmaktad›r. Ne var ki bunca geri ad›m, ulusal hareketin t›kan›kl›¤›n› açmak bir yana daha da büyütmektedir. TC ulusal hareket her geri ad›m att›¤›nda gerillaya yönelik operasyonlar›n› daha da yo¤unlaflt›rarak imha politikas›na tüm h›z›yla devam ediyor. 2003 y›l›nda ç›kart›lan “Topluma Kazand›rma Yasas›” yani “Piflmanl›k Yasas›” da ulusal hareketin imhas›na yönelik kapsaml› bir sald›r›d›r. Devlet bu yasayla özelde ulusal hareketi, genelde

19 devrimci hareketi tasfiye etmeye çal›flsa da, devlet istedi¤i sonucu elde edememifltir. Ulusal hareket cephesinde, devletin bu sald›r›s› geri püskürtülse de, bu sald›r›ya karfl› izledi¤i politikan›n özü yine tasfiyeye yöneliktir. Bugün Kürt ulusuna ne ulusal hareketin önderli¤inin ne de emperyalist güçlerin verebilecek bir fleyi yoktur. Y›llard›r bask› ve zulüm alt›nda yaflayan Kürt ulusu bu tasfiyecilik çemberini k›racakt›r. EMPERYAL‹ZM HALKLARIN FIRTINASIYLA YIKILACAKTIR Bugün emperyalizmin dünya halklar›na yönelik yo¤un bir sald›rganl›¤›yla karfl› karfl›yay›z. Afganistan ve Irak fiili olarak iflgal alt›nda tutulmaktad›r. Dünyan›n her yerinde açl›k ve yoksulluk 盤 gibi büyümektedir. Tüm bu sald›rganl›¤a karfl› kitlelerin kendili¤inden geliflen öfkesi her geçen gün daha da artmaktad›r. ABD emperyalizminin Irak’› iflgalini protesto eden milyonlarca insan alanlara ç›karak Irak halk›n› desteklediler. Açl›k ve yoksulluk içinde yaflayan milyonlarca insan dünyan›n dört bir yan›nda yapt›klar› eylemlerle art›k açl›k ve yoksulluk içinde yaflamak istemediklerini hayk›r›yorlar. Kendili¤inden geliflecek kitle hareketleri sistemi rahats›z etse de asla alternatif olamaz. Bugün alternatif olmak; kitlelerin öfkesini ve tepkisini ba¤r›ndan kopartarak, örgütlü bir güç haline dönüfltürmektedir. Çünkü kitlelerin gücü örgütlülü¤ünden gelmektedir. Örgütsüz kitleler güçsüzdür, yönetilmeye, aldat›lmaya, oyalanmaya mahkumdur. Bu nedenle dünya gündeminde geliflen “küreselleflme” karfl›t› hareket özünde örgütsüzlü¤ü simgelemektedir. Say› olarak ne kadar kalabal›k olsalar da sisteme altenatif olmamaktad›r. De¤iflmesini istedikleri düzen de¤iflmemektedir. Ancak devrimci bir önderlik etraf›nda flekillenen örgütlülükler her yerde o ülkenin egemen s›n›flar›na ciddi ölçüde rahats›zl›k vermektedir. Bugün Nepal’de, Hindistan’da, Filipinler’de, Kolombiya’da vb. ülkelerde devrimci komünist örgütler egemen s›n›flara alternatif olduklar›n› göstermektedir. Ülkemizde Proletarya Partisi, 7. Konferans›yla gerilla savafl›ndaki ›srar›n›n alt›n› çizerek, mücadelesini daha da gelifltirici ad›mlar atm›flt›r. Bu ayn› zamanda egemen s›n›flara alternatif olman›n da ad›d›r. Emperyalizmin özellikle tasfiyeci sald›r›lar› karfl›s›nda birçok örgütün silahlara veda ederek, emperyalizmden medet umdu¤u bir dönemde Karadeniz da¤lar›nda savaflarak verilen flehitler mücadeledeki ›srar›n simgeleri olmas› bak›m›ndan önemlidir. Y›l boyunca Karadeniz bölgesinde kapsaml› operasyonlar düzenleyen devlet, geril-

3-16 Ocak 2004

lan›n manevralar› ve taktikleriyle istedi¤i sonucu elde edemedi. Ne varki, Proletarya Partisi devlet güçleriyle girdi¤i bu çetin muharebelerde üç flehit verdi. 15 May›s’ta Tokat’›n Almus ilçesinde gerillalar›n devlet güçleriyle girdi¤i çat›flmada Emel K›l›ç flehit düflmüfltür. 21 May›s tarihinde Giresun’un Bulancak ilçesi Bektafl Yaylas›’nda ç›kan çat›flmada ise Murat Ar›cak ve Bülent Ertürk flehitler kervan›na kat›lm›flt›r. Say›s›z muharebelerin yafland›¤› Karadeniz’de devrimci güçlerden MKP ve DHKP-C de flehitler vermifltir. MKP önderli¤inde savaflan HKO gerillalar›yla devlet güçleriyle ç›kan bir çat›flmada MKP iki MK üyesini flehit verdi. Devletin gerillaya yönelik bu kapsaml› sald›r›lar›n›n özü ülkenin emperyalistler ve onlar›n uflaklar› için dikensiz gül bahçesine dönüfltürmenin çabas›d›r. Ancak bunu baflaramad›lar ve baflaramayacaklar›n› tarih defalarca ispatlam›flt›r. Sömürünün ve zulmün oldu¤u yerde direnenler hep olacakt›r. Proletarya Partisi’nin bugün örgütlenmek olgusuna s›k s›k vurgu yapmas›n›n önemini bu noktada aramak gerekir. 7. Konferans›n fliar› “kitle faaliyetinde yo¤unlafl, parti inflas›nda derinlefl”tir. Bu perspektifinin özü de merkezi göreve uygun olarak ihtiyaca yan›t olabilecek nitelikli örgütlülüklerin yarat›lmas› için, kitle faaliyetinde yo¤unlaflarak, buradan yeni güçler ç›kart›p, bunlara dönük

1 May›s, 18 May›s ve pikni¤i kapsayan kampanya kitle faaliyetine büyük aç›l›mlar sunmufltur. Kampanya süresi boyunca yürütülen yo¤un kitle çal›flmas›yla, hem kitleleri, sorunlar›n› daha iyi tan›ma imkan› bulundu hem de onlardan ö¤renilecek çok fleyin oldu¤u görüldü. 7. Konferans›n perspektfi kitle çal›flmas›yla pratikte yaflam buldurulmaya çal›fl›lm›flt›r. Hiç flüphesiz faliyette birçok sorunla karfl›lafl›lsa da, do¤ru müdahalelerle bu sorunlar›n çözülebilece¤ini yine faaliyet ö¤retmifltir. Bu faaliyetin sonucunda merkezi olarak ele al›nan 1 May›s’ta ‹stanbul’da toplan›lm›fl ve hep birlikte kavga türküleri söylenmifltir. Keza kampanyan›n son etkinli¤inde binlerce insan umudun sofras›nda bir araya getirilmifltir. Bu kampanya dönemi kitleye gitmedeki eksiklikleri belli ölçülerde gidermesi, kitlelere ö¤retmen olmadan önce ö¤rencisi olmay› ö¤retmesi aç›s›ndan da önemlidir. Keza Proletarya Partisi bu geliflmeye 2. MK toplant›s›nda dikkat çekmifl, bu geliflmenin daha da büyütülmesi, kitle faaliyetinin gelifltirilmesinin önemini vurgulam›flt›r. Bu do¤rultuda Proletarya Partisi 2. MK toplant›s›ndan ç›kan “Partiyi örgütle cesaretle ilerle” slogan›n›n emperyalizmin siyasi askeri ve ideolojik sald›r›lar›na karfl› halk›n kurtulufl mücadelesinde b›k›p usanmadan, y›lg›nl›¤a düflmeden dönüfltürülece¤ine olan inançla ilerlemenin ça¤r›s›d›r.

1 May›s 2003-‹stanbul

ideolojik ve siyasal e¤itimde yo¤unlaflmakt›r. Proletarya Partisi 7. Konferans› ile birlikte örgütsel zaaflar›n› gidermede önemli bir hamle yapm›flt›r. 7. Konferans sonras› “kitle faaliyetinde yo¤unlafl, parti inflas›nda derinlefl” perspektifiyle yo¤unlaflan faaliyet do¤ru yolda ilerledikçe, örgütlülü¤ün geliflmesi önündeki engellerin de birer birer kalkt›¤› görülmektedir. 7. Konferans›n “kitle faaliyetinde yo¤unlafl, parti inflas›nda derinlefl” perspektifiyle ele al›nan ve 24 Nisan,

Ülkemizde Proletarya Partisi, 7. Konferans›yla gerilla savafl›ndaki ›srar›n›n alt›n› çizerek, mücadelesini daha da gelifltirici ad›mlar atm›flt›r. Bu ayn› zamanda egemen s›n›flara alternatif olman›n da ad›d›r. Emperyalizmin özellikle tasfiyeci sald›r›lar› karfl›s›nda birçok örgütün silahlara veda ederek, emperyalizmden medet umdu¤u bir dönemde Karadeniz da¤lar›nda savaflarak verilen flehitler mücadeledeki ›srar›n simgeleri olmas› bak›m›ndan önemlidir.


3-16 Ocak 2004

20

25

Hakl›l›k ve meflruluk üzerine yükselen DEVR‹MC‹ ISRAR VE YÜRÜfiÜMÜZÜ BÜYÜTEL‹M Tarihsel hakl›l›¤›na inananlar kitlelerin kahredici gücüne güvenenler, say›sal azl›¤›na, daralm›fl kitle gücüne bakmadan, s›n›f savafl›m›n›n bu kesitinde tarihin ve partinin kendilerine yükledikleri görevleri yarat›c› bir tarzda yerine getirmek için tereddütsüzce çabalar›n› yürütürler. Bu tereddütsüzlük kendine duyulan özgüvendir. S›n›f savafl›m›z›n öznesi olan devrimci militanlar›n ruh halleri, moral düzeyleri en zor koflullarda dahi ç›k›fl yolu bulabilme iyimserli¤ine, sabr›na ve direngenli¤ine sahip olmak zorundad›r. Ve bu zorunlulu¤u yaflam tarz› haline getiren olgu da, devrim ve sosyalizm davas›na karfl› duyulan inançt›r. Kazan›lan ideolojik netliktir. E¤er ideolojik duruflta tereddütler ve kayg›lar varsa, günlük pratik faaliyette yani kitle çal›flmas›nda, kolektif uyumda, disiplinde devrimci yarat›c›l›kta problemlerin olmamas› düflünülemez, çünkü sorun bir niyet sorunu de¤ildir. Sorun durufl ile yürüyüflün uyum ya da uyumsuzlu¤undad›r. Di¤er bir ifadeyle durufltaki ideolojik netli¤in pratik yürüyüflte sergiledi¤i kararl›ca tutumdur. Ya da ideolojik netsizli¤in, pratikte sergiledi¤i karars›zca tutumdur. Hakl›l›k-meflruluk gücünü toptan-tüfekten, büyük otoriteden alm›yor. Hakl›l›k ve meflruluk gücünü tarihsel hakl›l›¤›ndan ve tarihin yarat›c›s› olan kitlelere duyulan büyük güvenden al›yor. Tarihsel hakl›l›¤›na inananlar kitlelerin kahredici gücüne güvenenler, say›sal azl›¤›na, daralm›fl kitle gücüne bakmadan, s›n›f savafl›m›n›n bu kesitinde tarihin ve partinin kendilerine yükledikleri görevleri yarat›c› bir tarzda yerine getirmek için tereddütsüzce çabalar›n› yürütürler. Bu tereddütsüzlük kendine duyulan özgüvendir. Özgüven yitimine u¤rayanlar b›rakal›m sürecin karmafl›k sorunlar›n› çözmeyi; kendileri sorunlu hale gelir. Burada önemle görülmesi gereken, özgüven yitimi yaflayan her militan›n özünde kitlelere olan güvenini, hakl›l›k ve meflrulu¤una olan inanc›n› yitirdi¤i gerçe¤idir. ‹deolojik siyasal anlamda yaflanan bu çözülme ve yozlaflma siyasal iktidar mücadelesinde kolektifin bir parças› olarak ortaya koyulan iradenin yeniden geri çekilerek, sistemle bar›fl›k yaflaman›n iradesizli¤idir. Bu iradesizli¤in gerekçeleri, kendini farkl› gösterme çabalar› nas›l olursa olsun bu sonucu haz›rlayan burjuva düflünüfl tarz›d›r. Bencil-bireyci yaflama duyulan özlemdir. Kolektifin bir parças› olamama, güçsüzlü¤ün ve iradesizli¤in ta kendisidir. Burada önemle görülmesi gereken gücü belirleyenin say›sal nicelik de¤il, ideolojik ve siyasal nitelik oldu¤udur. Örne¤in polis sorgusunda ideallerine sad›k kalan bir militan, fiziki olarak tek bafl›nad›r. Ama yaln›z de¤ildir; ideolojik, siyasal anlamda bir taraf› temsil etmektedir. Ve yine orada sürdürdü¤ü savafl›m› da gücünü fiziki sa¤laml›¤›ndan, temsil etti¤i gücün ideolojisine duydu¤u inançtan al›yor. Onu yenilmez k›lan da budur. Bu örnekleri daha da ço¤altmak mümkündür. ‹NCELEMEDE ÇOK YÖNLÜ,

ÇALIfiMADA KOLEKT‹F OLMALIYIZ Bugün aç›s›ndan soruna bakt›¤›m›zda dezavantajlar›m›z› avantaja, olumsuzluklar›m›z› olumlulu¤a çevirmenin biricik yolu devrimci ›srardan ve iddiadan geçiyor. Bu iddian›n gerçekleflmesi plans›z bir çal›flman›n yön verdi¤i kör bir pratikle de¤il, bilakis gücünü bilimsel bir çözümlemeden alan devrimci bir pratikle ancak mümkün olabilir. Bunun için çal›flmalar›m›zda hedeflerin somutlanmas› ve somutlanan bu hedefler üzerinde kolektif bir iradeyle yo¤unlafl›lmas› olmazsa olmazd›r. Kolektif çaba pratik içinde ortaya ç›kan farkl› fikir ve düflüncelerin giderilmesine, daha güçlü hizmet eder. Var olan siyasal gerili¤in afl›lmas›, taktik politika üretmedeki yetmezliklerin giderilmesi de ancak böylesi bir çabayla mümkün olabilir. Kolektif faaliyete yönelmeyen, bireysel çabalar üzerinde yürütülen çal›flmalar bu süreçte ne daha çok ihtiyaç duydu¤umuz kadrolar›n a盤a ç›kar›lmas›na ne de sözünü etti¤imiz tecrübe ve dina-

mizmin bütünlefltirilmesine hizmet eder. Tüm bu çabalar›n yan›s›ra hem geçmifl prati¤imizde hem de di¤er devrimci güçlerin pratiklerinde; uluslararas› Marksist-Leninist-Maoist pratiklerin özellikle son süreçlerdeki pratiklerden ö¤renmeliyiz. Bunun için araflt›rma ve varolan belgeleri incelememiz gerekli ve zorunludur. Di¤er bir anlat›mla ülkemiz-

deki di¤er devrimci parti ve örgütlerin yay›nlar›n›, kardefl örgütlerin yay›nlar›m›zda ç›kan belgelerini, dahas› baz› ayd›n yazarlar›n-ekonomistlerin ülke, böl-

ge ve dünyadaki geliflmelere iliflkin de¤erlendirmelerini sürekli incelemeliyiz. Aksi takdirde “baflka pratiklerden ö¤renmeliyiz” söylemimizin bir hükmü kalmaz. Elbetteki ö¤renme, olumlu ve olumsuz tecrübeleri içeriyor. Di¤er bir anlat›mla neleri yap›p ve neleri yapmamam›z gerekti¤i konusunda kendimize, sürecimize zenginlik kataca¤›z.

Yaln›z devrimci ve komünist cephede de¤il, ayn› zamanda karfl› devrimci cephedeki geliflmeleri de dikkatlice izlemeliyiz. Burjuva haberlerini, militarist güçlerin ve sermaye çevrelerinin ç›kard›¤› dergi ve kitaplar› takip etmeliyiz. Böylece emperyalist kapitalist sistem ve iflbirlikçileri hakk›nda daha somut bilgiler edinmifl oluruz. Bu somutluk propaganda ve ajitasyon araçlar›n›n daha zengin ve ikna edici bir tarzda kullanmas›n› sa¤lar. Yine yazarken daha somut veriler sunma ve soyut söylemlerden önemli oranda uzaklaflma flans› elde ederiz. Elbetteki Marksist-LeninistMaoist temel bak›fl aç›m›zda zay›fl›klar olursa, yorumlama ve de¤erlendirme sorununda ciddi s›k›nt›lar yaflayaca¤›m›z aç›kt›r. Daha önceki çeflitli yaz›lar›m›zda temel bak›fl aç›s›n›n gereklili¤i ve zorunlulu¤u konusunda gereken dikkati çekmifltik. Özellikle sürecimizin zorlu¤u ve bize yükledi¤i sorumluluklar› dikkate ald›¤›m›zda Proletarya Partisi’nin her militan›n›n varolanla yetinme veya önüne büyük görevler ve hedefler koymama lüksüne sahip olmad›¤› aç›kt›r. Hedeflerde somutluk ve netlik ve ayn› zamanda çal›flmalar›m›zda sürekli hedeflerimizi yükseltme temel prensibine sahip olmal›y›z. Unutmamak gerekir ki özgüven, yarat›c›l›k, tecrübe ancak bu somut pratikler üzerinde her birimizin çal›flmas›nda maddi bir güç ve yaflam tarz› haline gelir. ENTERNASYONAL DAYANIfiMAYA VE DEVR‹MC‹ DOSTLUKLARA ÖNEM VERMEL‹Y‹Z Gerek enternasyonal alanda ve gerekse devrimci eylem birlikleri noktas›nda görev ve sorumluluklar›m›z› yerine getirme konusundaki yetmezliklerimize ve eksiklerimize daha önceleri de dikkat çekmifltik. Bunlar› giderme yönünde ortaya konulan çabalar henüz oldukça yetersiz.


21

25 Bu tablo elbette ki s›n›f savafl›m› içindeki düzeyimizden ba¤›ms›z de¤ildir. Ve s›n›f savafl›m› içinde ileriye do¤ru yapaca¤›m›z her devrimci ç›k›fl, her olumlu hamle bu alandaki geliflmemizi de olumlu yönde etkiler. Ayn› zamanda gerek devrimci eylem birlikleri ve gerekse enternasyonal alanda gelifltirece¤imiz devrimci pratikler, yarataca¤›m›z devrimci ve enternasyonal dayan›flma kültürü mücadelenin her alan›nda bulunan güçlerimizi de olumlu yönde etkileyecektir. Dahas› siyasal de¤erlendirmelerde dar ve ulusal bak›fl aç›s›na düflme tehlikesini de önleyecektir. Devrimci eylem birlikleri noktas›nda teorik olarak bir bak›fl aç›s›na sahibiz. Tüm sorun teorik düzlemdeki bu do¤rular›m›z› prati¤e uygulamadaki ›srar›m›z ve taktik esneklikteki ustal›¤›m›zda dü¤ümleniyor. Öncelikle kavran›lmas› gereken, s›n›f savafl›m›n›n zorluklarla dolu oldu¤u ve her alanda yürütülen çaban›n yo¤un bir emek ve ›srar gerektirdi¤i gerçe¤idir.

Evet devrimci dayan›flma kültürünün zay›flad›¤› do¤rudur. Ama do¤ru olan ve do¤ru oldu¤u kadar bugün gerekli ve zorunlu olan karfl› devrimin sald›r›lar›na karfl› devrimci bir eylem birli¤i temelinde barikatlar›n örülmesi ve örgütlenmesidir. Ve bu çabay›-çal›flmay› da günlük devrimci görevlerimizin bir parças› olarak ele almal›y›z. Bu Proletarya Partisi’nin her militan›n›n tafl›mas› gereken bir sorumluluktur. Hiçbir militan kavga dostluklar›n› yaratma görevini unutmamal›d›r. Gözden kaç›r›lmamas› gereken di¤er bir olguysa; bu yönlü ataca¤›m›z her olumlu ad›m›n s›n›f savafl›m›na ve dolay›s›yla Proletarya Partisi’nin geliflmesine de katk› sunaca¤› gerçe¤idir. Yine dünyan›n birçok bölgesinde emperyalist kapitalist sistem ve onun iflbirlikçilerine karfl› yükselen her devrimci ç›k›fl›, geliflen her hakl› ve meflru mücadeleyi devrimci bir sorumluluk ve enternasyonal bir bilinçle sahiplenmeliyiz. Bugün somut olarak bafl›n› ABD’nin çekti¤i iflgal güçleri ve iflbirlikçilerinin

PUSULA TOPLUMSAL GEL‹fiMEN‹N ‹T‹C‹ GÜCÜ OLARAK SINIF SAVAfiIMININ ÖNEM‹ S›n›f savafl›m›, toplumsal geliflmedeki itici güçtür. Devrimci fliddet eskinin y›k›m› yeninin inflas›d›r. Bu yasa evrensel bir yasad›r, bu yasay› reddetmek aç›kt›r ki s›n›f düflmanlar›na hizmeti beraberinde getirir. S›n›f savafl›m›n›n tarihi boyunca ad›na “legal Marksistler”, “Yasalc›lar” denilen revizyonistler ve sa¤ oportünistler, toplumsal geliflmenin fliddet olmadan de¤iflece¤ini savundular. Yani s›n›f savafl›m›na ihtiyaç olmad›¤›n› savundular. Proletaryan›n devrimi olmadan kapitalizmin kendi kendine sönüp gidece¤i, kapitalizmin öyle durup dururken çürüyüp yok olaca¤›n› geçmiflten günümüze dek savunanlar, revizyonistler ve reformistler olmufltur. Günümüzde ayn› benzer anlay›fl› savunanlar yine reformist-tasfiyecilerdir. Proletaryan›n usta önderi, devrimin kurmay› Lenin yoldafl, yüzy›l önce proletaryan›n devrimi olmadan kapitalizmi devirmenin olanaks›zl›¤›n› ö¤retti. Onun ö¤retisi günümüze ›fl›k tutmaya devam etmektedir. Onun ö¤retileri geçmiflten günümüze dek uzanan devrimci Marksistler ile reformist-tasfiyecilerin niteli¤inin bütün ayr›m noktalar›n› ortaya koymaktad›r. Devrimci fliddet, yani devrimci zor olmadan eskinin, burjuva-feodal gericili¤in y›k›lmas› mümkün de¤ildir. Proletarya ve müttefiklerinin kurtuluflu s›n›f savafl›m›yla elde edilir. Bu evrensel yasadan ve bilimsel ö¤retiden küçük bir uzaklaflma, kurtulufl umudunu karanl›¤a gömer, gelece¤i belirsizli¤e teslim eder, burjuvaziye hizmetten kaç›namaz. Toplumsal de¤iflimin ve geliflimin s›n›f savafl›m› olmadan, kendili¤inden de¤iflece¤i düflüncesi tarih boyunca savunulagelmifltir. Ancak bu savunu baflta iflçi s›n›f› olmak üzere emekçi kitleleri, ezilenleri kurtulufla götürmedi¤i gerçekli¤i yaflanan toplumsal pratikler sonucu ortaya ç›km›flt›r. Günümüzde bu anlay›fl›n henüz ortadan kaybolmad›¤›, halen bu düflünce izlerinin etkisinin devam

etti¤i görülmektedir. Özellikle yasalc›l›¤›, parlamentarizmi, düzen içi mücadeleyi esas al›p, kurtulufl umudunu yasal bir tak›m de¤iflimlere “çözüm gücünü” emperyalist efendilerin icazetine b›rakanlar, sadece iflçi s›n›f› ad›na ortaya ç›kanlar olmam›flt›r. Ezilen ulusun burjuva temsilcileri olan “PKK-KADEKKONGRA-GEL” de bu “yasal”c›l›k, “çözümü d›flar›da” arama anlay›fl›ndan etkilenmifl, süreç içinde bu anlay›fl› benimseyerek, gelece¤i karanl›k olan yolda belirsiz ve umutsuz bir tarzda yol almaktad›r. Sosyal devrim yerine sosyal reformu savunanlar, küçük bir tak›m sosyal-kültürel hak k›r›nt›lar›yla yetinenler, “egemen ulusla (siz bunu egemen s›n›f anlay›n)” bar›fl içinde yaflamay› programlar›na koyanlar, kapitalist sistemin yamal› bir parças› olmaktan kurtulamam›flt›r. KONGRA-GEL de kapitalist-emperyalist sistemin yamal› bir parças› olmaktan kurtulamayacakt›r. S›n›f savafl›m› tarihi, toplumlar›n geliflim ve dönüflüm tarihi, aç›kça göstermifltir ki ba¤›ms›zl›k ve özgürlük kendili¤inden kazan›lmam›fl, demokrasi “d›flar›dan” gelmemifltir. Bu bilimsel ö¤reti, Kürt ulusal hareketi için de geçerlidir. Kürt ulusal mücadele tarihinin her bir sayfas› kan ve ac›yla yaz›l›d›r. Kürt ulusal mücadele tarihi ö¤retici ve çarp›c› derslerle doludur. Yaflanan yak›n geçmifl prati¤inden bile ders ç›karamamak, ç›karmak istememek basiretsiz ulusal burjuva reformistlerin s›n›fsal niteli¤ini ortaya koyar. Günümüz koflullar›nda toplumsal de¤iflimin köklü ve kal›c› çözüm yolu, demokratik ve özgür de¤iflimin yolu devrimci fliddettir. Bu evrensel yasa baflta iflçi s›n›f› olmak üzere bütün ezilen ba¤›ml› uluslar ve mazlum emekçilerin kurtuluflu için de geçerli bir yasad›r. Devrimci fliddetin evrensel geçerlili¤i kadar bu yasan›n nas›l uygulanaca¤› sorunu da yaflamsal önem tafl›maktad›r. S›n›f sava-

yaln›z Ortado¤u’da de¤il, dünyan›n birçok bölgesinde ezilen halklara, devrimci ve ilerici ulusal güçlere karfl› askeri, siyasi ve ekonomik sald›r›lar›n› daha bir yo¤unlaflt›rd›klar› bir süreçten geçiyoruz. Bu çok yönlü ve kapsaml› sald›r›ya karfl› en genifl birliktelikleri oluflturman›n, dünyan›n hangi bölgesinde olursa olsun geliflen anti-emperyalist ve iflgal karfl›t› mücadeleleri destekleyip sahiplenmenin yapmam›z gereken do¤al bir görev oldu¤unu unutmamal›y›z. “Bu kavga en sonuncu kavgam›zd›r art›k. Enternasyonalle kurtulur insanl›k” Enternasyonal marfl›n bu sözleri ezilen halklar›n kurtuluflu için savaflan her proleter militan›n uymas› gereken bir talimat niteli¤indedir. Bu talimat›n uygulanmas› enternasyonal bir düflünüfl ve yaflam tarz›n› zorunlu k›lar. Bu düflünüfl tarz›na sahip olmayan bir militan baflta uluslararas› planda geliflen Marksist-Leninist-Maoist hareketler olmak üzere di¤er devrimci ve ilerici güçlerin mücadelesine karfl› gereken duyarl›l›¤› gösteremez.

fl›m› hangi araçlarla nas›l yürütülecektir? Bu sorunun yan›t› iflçi s›n›f›n›n kurtulufl bilimi olan Marksist-Leninist-Maoist teoride, halk savafl› stratejisinde sakl›d›r. Günümüz koflullar›nda yaflanan ekonomik-sosyal-politik askeri geliflmeler ve olgular “Emperyalizm ve proleter devrimler ça¤›n›n” özelliklerini tafl›maktad›r. Bu özellikler, kapitalist-emperyalist sistemin geliflim yasalar›nda, hareket tarzlar›nda, uygulad›¤› ekonomik-politik askeri politikan›n sonuçlar›nda görülmektedir. Günümüzün toplumsal-siyasal dünyas›, halen ça¤›m›z›n belirgin karakteristik özelliklerini tafl›yorsa, bu ça¤›n kurtulufl yolunun karakteristik özelliklerini de beraberinde tafl›yor demektir. Nedir bu kurtulufl yolu? Düzen içi k›smi iyilefltirmeler, reformlar, yasal bir tak›m de¤ifliklikler midir? Reformlarla elde edilen k›smi de¤iflimlerin anayasal boyutta güvence alt›na al›nmas›, emperyalist noter taraf›ndan tasdik edilmesi midir? Elbetteki hay›r! Hangi yasal de¤ifliklikler, k›smi düzelmeler, c›l›z reform ad›mlar› baflta iflçi s›n›f› olmak üzere ezilen s›n›f ve uluslar›n ekonomik-demokratik-siyasal-kültürel sorunlar›na yan›t olmufltur? Elbetteki hiçbiri! Emperyalizm denilen ahtapot kendi kollar› aras›na alarak ezip yok etti¤i kurban›na kurtulufl flans› tan›r m›? “Uygarl›k” ve bilimin hangi geliflim düzeyi, bilim ve teknolojinin hangi gücü, emperyalizm denilen canavar›n kollar›n›n aras›na ald›¤› kurban›n kurtulmas›n› sa¤lam›flt›r, ona yaflam flans› tan›m›flt›r? “Hür dünya-Amerika”, “Uygarl›¤›n befli¤i-Avrupa”, hangi ezilen ba¤›ml› ulusa, hangi sömürgeye ba¤›ms›zl›k ve özgürlük tan›m›flt›r? Kendi topraklar›nda yaflayan topluluklara, ezip sömürdükleri s›n›f ve tabakalara hangi insan hak ve özgürlüklerini onlar›n mücadelesi olmadan onlara tan›m›flt›r? Kad›nlara, göçmenlere, siyah ›rka hangi hak ve özgürlükler kendili¤inden tan›nm›flt›r? Kurtulufl umudunu, düzen içi reform aray›fl›nda, bir tak›m yasal de¤iflimlerde, parlamento ah›r›n›n karanl›k kulislerinde, “D›fl güçlerde” arayanlar asla muratlar›na ermemifltir, asla “hayallerinde” yaflatt›klar› iddialar›na kavuflamam›fl ve besledikleri umutlar› büyütememifltir. Bugün bir kez daha sömürülen ve ezi-

3-16 Ocak 2004 Bu düflünüfl tarz›na sahip olmayan bir militan, yan›bafl›nda iflgal alt›nda köleli¤e mahkum edilip yok edilmeye çal›fl›lan bir halk›n ac›lar›na ve kavgas›na ortak olur mu? Tüm bu sorulara kolayca evet demek mümkün de¤ildir. Ama tüm bunlar› mümkün k›lmak için, uluslararas› planda emperyalist-kapitalist sistemi hedef alan, teflhir eden tüm hakl› ve meflru mücadeleleri sahiplenmemiz, bu konudaki duyarl›l›¤›m›z› daha da art›rmam›z gerekir. Yine uluslararas› planda bu eksende geliflen ve kat›lma koflullar›n› yaratt›¤›m›z her türlü protesto etkinliklerine, toplant›lara planl› ve etkin bir flekilde kat›lmal›y›z. Bu vesileyle tan›ma ve tan›tma diyalekti¤ine uygun olarak varolan dostluklar› daha da derinlefltirme ve yeni yeni dostlar kazanmak için de çaba yürütmeliyiz. Tüm bu pratikler enternasyonal bilincimizin daha da geliflmesine ve anti-Marksist-Leninist-Maoist anlay›fllara karfl› mücadele etmede daha da derinleflmemize hizmet eder. Çünkü her bir pratik tan›ma, araflt›rma ve sorgulama sürecine olumlu katk›lar sunuyor.

lenlerin, kurtulufl yolu olan MarksizmLeninizm-Maoizm bilimine yaflamsal ihtiyac› vard›r. Bugün bir kez daha devrimci teoriye ekmek ve su gibi ihtiyaç vard›r. Bu teori insanl›k tarihinin bilimsel tarzda incelenmesidir. Toplumsal geliflmelerin nereye gidece¤inin k›lavuzudur. Kazanman›n yoludur. Var›lacak hedefin, gidilecek yolun aç›k bir flekilde görülmesidir. Bugün Devrimci Teoriyle eksiksiz donanmak daha fazla yaflamsal ihtiyaçt›r. Ça¤›m›z›n emperyalist ve proleter özellikleri s›n›f savafl›m›n›n nas›l yürütülece¤inin de yolunu göstermektedir. Devrimci teorinin eylem k›lavuzlu¤u, nas›l savaflmak zorunda oldu¤unu da göstermektedir. Bu zorunluluk halk savafl›ndan baflkas› olamaz. Akl›n› yitirmeyen, emperyalizmin “Yeni Dünya Düzeni’nin sald›r›lar› karfl›s›nda yolunu flafl›rmayan, ideolojik olarak bozulmayan, vicdan›n› amerikan dolar›na satmayan her namuslu toplumsal kurtuluflçu için Ortado¤u’da yaflananlar devrimci teorinin bilimselli¤ini ve hakl›l›¤›n› bir kez daha kulaklar› parçalarcas›na ispatlamaktad›r. Burjuva-feodal boyunduruktan kurtulmak, ba¤›ms›zl›k ve özgürlük elde etmek devrimci fliddetin örgütlenmesinden baflka yolla mümkün de¤ildir. Zay›f ve güçsüz olan komprador burjuva ve feodal güçlerin emekçi halk› ezmekten baflka ç›kar yollar› yoktur. Kemalist diktatörlük, tarihi boyunca az›nl›klar›n ve Kürt ulusunun bütün temel hak ve özgürlüklerini gasp etmifl, onlar› amans›z bir milli zulüm alt›nda ezmifltir. Dillerini kültürlerini yasaklam›fl, her alanda Türk flovenizmini k›flk›rtm›fl, zorla Türklefltirme politikas›n› vazgeçilmez bir politika olarak uygulam›flt›r. Ülkemizde ulusal bask› politikas›n›n savunucular› ve uygulay›c›lar› komprador burjuva ve toprak a¤alar› s›n›f›d›r. Bu s›n›flar ortadan kalkmadan, ulusal bask› politikas› ortadan kalkmayaca¤› gibi Kürt ulusu demokratik hak ve özgürlüklerini de elde edemeyecektir. Devrimci teorinin yol göstericili¤inde devrimci savafl› örgütlemek, savafl›mc›lar›n en bilinçli bölümünü proletaryan›n davas› için örgütlemek, proletaryan›n partisi etraf›nda kitleleri savafl›m için örgütlemek gereklidir. Bunlar yap›lmadan ba¤›ms›zl›k, özgürlük, kurtulufl elde edilemez. Bu böyle biline!


3-16 Ocak 2004

22

25

Sosyal haklar›n k›s›tlanmas›na karfl› eylemler sürüyor! Almanya’da çeflitli reform programlar›yla, kazan›lm›fl sosyal haklar›n gasp› gerçeklefltirilmeye çal›fl›l›yor. Ki birçok sosyal hakk›n k›s›tlanmas› Rürup, Hartz vb uygulamalarla gerçeklefltirildi. Agenda 2010 Reform ad› alt›nda sosyal haklar›n k›s›tlanmas› daha kapsaml› olup, emperyalizmin astar› durumundaki ekonomik krizini emekçi halklara yüklemenin program›d›r. Buna karfl› Berlin’de toplumun çeflitli kesimlerinden tepkiler yükselmekte. Bu tepkilerin bir k›sm› k›saca flöyle s›ralanabilir; 01 Aral›k 03 tarihinde “Berline Bündnis” organizesiyle sosyal y›k›m ve ya¤malama politikalar›na karfl› yürüyüfl gerçeklefltirildi. Alexanderplatz’dan bafllayan yürüyüfle binin üzerinde insan kat›ld›. AT‹F ve ILPS de pankart, flama, döviz ve k›z›l bayraklarla kat›ld›lar. Merkezi megafondan AT‹F ad›na yap›lan konuflmada geliflmeler ve bundaki amac›n ne oldu¤una dair flöyle deniyordu. “Emek ücretlerinin sürekli düflürülmesi, iflsizlik yard›m› paras›n›n kesilmesi veya sosyal yard›m düzeyine çekilmek

istenmesi, sa¤l›k sigortalar›na yap›lan ve sürekli art›r›lan ek ödemeler ve de en önemlisi emeklilik, ö¤renim, sa¤l›k, iflten ç›karma vb. haklara yap›lan sald›r›lar ve eme¤in esneklefltirilmesi amaçl› yap›lan yeni uygulamalar Almanya’da yaflayan milyonlarca emekçinin al›flageldi¤i yaflam standartlar›ndan vazgeçmesini ve giderek fakirleflmesini kaç›n›lmaz k›lacakt›r. Bu sald›r›lar›n temel gerekçesi fludur; Dünyan›n ihracatta bir numaras› durumunda olan Almanya, küresel çapta hammadde, ticaret ve mali alanlarda k›yas›ya yürütülen vahfli orman rekabeti esnas›nda ‘formunda’ olabilmek için ‘fazlal›klar›n›’ üzerinden atmak istiyor. Yani patronlar kazan›lm›fl sosyal haklar› gereksiz fazlal›klar olarak de¤erlendiriyor art›k. Böylece, Alman Mali Sermayesi rekabette daha atak ve daha sald›rganca davranabilecektir. Dolay›s›yla da transnasyonal tekellerin kârlar›n›n maksimize edildi¤i pazar denilen kap›flma arenas›nda birbirleri ile dalaflmalar›na devam edebilecekler. Ve bunlar açl›k, sefalet ve ölümün Avrupa k›tas›n-

‹srail ‘güvenlik duvar›’ karfl›tlar›n› vurdu

‹srail’in Bat› fieria’da infla etti¤i “güvenlik duvar›”n› protesto için düzenlenen gösterilerde kan akt›. ‹srail askerleri, 27 Aral›k günü Kalkilya kentinde aralar›nda ‹srailli ve yabanc›lar›n da bulundu¤u bar›fl eylemcilerinin üzerine atefl açt›. Olayda bir ‹srailli ve bir ABD’li eylemci yaraland›. Öte yandan ‹srail askerleri, Bat› fieria’n›n Nablus kentinde ç›kan çat›flmada Filistinli bir genci öldürdü. Bat› fieria’n›n Kalkilya kentinde, aralar›nda ‹srailli ve yabanc›lar›n da bulundu¤u bir grup bar›fl yanl›s›, ‹srail’in bölgede infla etti¤i “güvenlik duvar›”n› protesto için gösteri düzenledi. Eylemciler Kfar Mascha yahudi yerleflim birimini çevreleyen dikenli telleri y›kmaya çal›flt›. ‹srail askerleri, göstericileri uzaklaflt›rmak için önce uyar› atefli açt›. Ar-

d›ndan da gelen talimat üzerine, ‹srail askerlerinin eylemcilerin üzerine açt›¤› ateflte, bir ‹srailli ile bir ABD’li eylemci yaraland›. ‹srail, Bat› fieria ile aras›na infla etti¤i duvar›n “teröristlerin topraklar›na s›zmalar›n› engelleme” amac›n› tafl›d›¤›n› öne sürüyor. Filistin halk› ise güvenlik duvar› projesinin ‹srail’in Filistinlileri tecrit politikas›n›n bir parças› oldu¤unu savunuyor. NABLUS’TA B‹R F‹L‹ST‹NL‹ ÖLDÜRÜLDÜ Öte yandan, Bat› fieria’n›n Nablus kentinde ç›kan çat›flmada ‹srail askerleri Filistinli bir genci öldürdü. Kurtarma görevlileri ve sa¤l›k çal›flanlar›, ‹srail askerlerine tafl att›¤› için s›rt›ndan vurularak öldürülen gencin 20 yafl›ndaki Recai Rayan oldu¤unu, çat›flmada 7 Filistinlinin de yaraland›¤›n› belirttiler.

da da eskiden oldu¤u gibi kol gezmesi pahas›na yap›lacakt›r.” Bu eylemde TKP/ML de pankart ve flamalar›yla yer ald›. Ayr›ca üniversite ö¤rencileri de grevde olup, çeflitli boyutlarda eylemlikler dizisi gerçeklefltirdiler/gerçeklefltiriyorlar. Ö¤renciler bu süreçte Berlin belediye binas›n›, iktidar büyük orta¤› SPDParti binas›n›, (Offene kanal) Televizyon kanal› stüdyosunu iflgal ettiler ve yay›na kendileri devam ettiler.

Yine 13 Aral›k 03 tarihinde üniversite ö¤rencilerinin Avrupa çap›nda gerçeklefltirdikleri eylemlikler zincirinin bir tanesi de Berlin’de gerçekleflti. K›rk binin üzerinde kat›l›m›n sa¤land›¤› eyleme AT‹F ve ILPS de yürüyüfle kalabal›k kitle seferber ederek kat›ld›lar. AT‹F ve ILPS pankartlar› aç›l›p, bayraklar› dalgaland›r›ld›. Ayr›ca eylemde TKP/ML yaz›l› k›z›l bayraklar aktivistlerin elinde coflkuyla tafl›nd›. (Berlin)

ABD insan haklar› ihlallerinde de lider Tüm dünyaya “insan haklar› dersi” vermeye soyunan ve bunu da ezilen halklara sald›r›n›n bir gerekçesi olarak kullanan ABD’nin gerçek yüzü, bir kez daha Guantanamo’daki tutuklulara yönelik iflkenceleri ile gözler önüne serildi. 11 Eylül sonras›, yo¤un bir tutuklama kampanyas› bafllatan haydut devlet ABD, Afganistan’a sald›r› sürecinde tutuklad›klar›n›n d›fl›nda binlerce insan› “flüpheli” vasf›yla gözalt›na ald› ve tutuklad›. Bir toplama kamp› niteli¤inde olan ve tutuklular› serbest kald›klar›nda yaflad›klar›n› anlatamayacak duruma getiren yerin ad›; Guantanamo Üssü. Bu üs’te hala yüzlerce insan tutuklu bulunuyor. Küba parlamentosu, yapt›¤› aç›klama ile Guantanamo üssünün “toplama kamp›” oldu¤unu ifade etti. Guantanamo’nun, ABD deniz kuvvetleri taraf›ndan yasad›fl› olarak iflgal alt›nda tutuldu¤unun ifade edildi¤i aç›klamada, “burada, yüzlerce yabanc› tutuklu tan›mlanamaz eziyetlere maruz kal›yor” denildi. Küba Ulusal Meclisi’nden yap›lan aç›klamada, “serbest b›rak›lan baz› tutuklular›n, bu

toplama kamp›nda dehfleti yaflad›klar›n› anlatt›klar›” belirtildi. Ayr›ca, üs’te tutulan 90’a yak›n tutuklunun savunmas›n› üstlenen Avukat Necip el-Naumini Stocholm’de gerçeklefltirilen bir konferansta ABD’nin tutuklama ç›lg›nl›¤› ve üs’teki keyfi uygulamalar› anlatt›. Naumini, Guntanamo’do bulunanlar› üç gruba ay›r›yor. Birinci grupta, Taliban ve El-Kaide üyeleri yer al›yor. ABD’ye karfl› savaflt›klar›n› ve savaflmaya devam edeceklerini söyleyen bu birinci gruptakilerin say›lar› oldukça az. ‹kinci grubun “yanl›fl zamanda, yanl›fl yerde bulunun ve yanl›fl dini inanca sahip olan” ö¤rencilerin oluflturdu¤unu söyleyen Naumini, üçüncü grupta ise hiçbir fleyden haberi olmayan ve siyasetle ilgileri bulunmayan kifliler bulundu¤unu ifade ediyor. ABD, farkl› ülkelerden 600’ü aflk›n kifliyi yaklafl›k 2 y›ld›r Guantanamo’da esir tutuyor. ABD, Küba devriminden önce bu ülkeyle imzalad›¤› bir anlaflmayla Guantanamo’yu kiralam›flt›. Castro yönetimi ise ABD’nin burada yasad›fl› bir iflgalci oldu¤unu öne sürüyor.

IRAK ‹fiÇ‹ KONSEYLER‹ VE B‹RL‹KLER‹ KONFERANSI Irak ‹flçi Konseyleri ve Birlikleri’ni Oluflturma Haz›rl›k Komitesi’nin (IIKBOHK) yedi ayl›k aral›ks›z çal›flma ve çabas›ndan sonra 8 Aral›k 2003’te iflçi konseyleri ve birliklerinin ilk konferans› Ba¤dat’ta gerçekleflti. Bu konferans IIKBOHK’nin Irak çap›nda birçok iflçiyi konseyler ve birliklerde örgütleme ve yerel düzeyde iflçileri bölgesel konsey ve birliklerde bir araya toplamak için aral›ks›z çabas›n›n ürünüydü. Gündem maddelerine iliflkin yedi saatlik tart›flmalardan sonra iflçilerin taleplerinin ana hatlar› belirginlefltirildi: ‹flçilerin ivedi taleplerinin bir listesi, Irak Emek Bildirgesi’nin yeni bir tasla¤› ve tüzü¤ünün ana hatlar›, ayr›ca yürütme konseyinin seçimleri gerçeklefltirildi. Kat›l›mc›lar daha sonra bir bildirgeyi onaylayarak IIKBOHK’nin feshini ve Irak ‹flçi Konseyleri ve Birlikleri’nin (IIKB) kuruluflunu ilan ettiler.


23

25

‹ran halk› depremle sars›ld› ‹ran’›n Bam kentinde 26 Aral›k günü maydana gelen deprem, tahmini olarak 25 binin üzerinde insan›n yaflam›n› yitirmesine neden oldu. Geliflmifl ülkelerde çok daha fliddetli depremlerde can kayb› çok az olurken, ‹ran’da 6.3 fliddetindeki depremde 100 bin nüfuslu kentin üçte ikisinin ölü ya da yaral› olmas› dikkat çekicidir. Depremde yaralanan ‹ranl›lar için kentin havaalan› sahra hastanesi haline getirilirken, depremzedeler için 15 bin çad›r kuruldu. Ayr›ca di¤er kentlere havayoluyla 10 bin yaral›n›n sevk edildi¤i bildirildi. ‹ran halk›n›n yafla-

d›¤› trajedi sürerken, t›pk› Marmara depremi sonras›ndaki gibi tart›flmalar da bafllad›. ‹ran medyas›, hükümeti onbinlerce insan›n depremlerde ölmesine ra¤men tedbir almamakla suçlad›. “Bu defa s›ra Bam’da... Y›llard›r yaflanan tecrübeler, yap›lan uyar›lar bir ifle yaramad›. 36 y›lda 100 bin kifli depreme kurban gitti” yorumunun

yan›nda bir baflka gazetede ise birçok kez deprem konusunda kesin ve önleyici önlemlerin acilen al›nmas› uyar›lar›n›n yetkililerce kulak ard› edildi¤i belirtilldi. Haberde ayr›ca depremde yine hayati öneme sahip hastane, polis ve itfaiye binalar› ile kurtarma çal›flmalar› için tahsis edilmifl binalar›n ve okullar›n çöktü¤üne dikkat çekildi.

Dünyadan Notlar “‹T‹RAFÇI VE P‹fiMAN” KADDAF‹’Y‹ K‹M ÖRNEK ALIR? 11 Eylül sonras› Ortado¤u katliam, ac› ve gözyafllar›yla bir kez daha yo¤urulup ve flekillendirilmeye çal›fl›l›rken, 1970’li y›llar›n “h›zl› anti-emperyalisti”, “Yeflil Kitap gibi bir flaheserin sahibi”, “üçüncü teorinin yarat›c›s›” Libya Devlet Baflkan› Muammer Kaddafi’nin sesini pek duymad›k. “Ba¤›fllay›c› ve yüce Allah’›n ad›na, ey Libya halk›. Senin hür iradeni uygulamak, yüce emellerini gerçeklefltirmek, çaba ve inisiyatif gerektiren, devrim ve mücadele arzusunu tutuflturan ar›nma ve de¤iflim ça¤r›lar›na tam bir yan›t vermek için, silahl› kuvvetlerin çürüyen ve çökmekte olan gerici rejime son vermifltir…” ‹flte bu sözlerle 1 Eylül 1969’da kans›z bir darbeyle iktidara yerlefltikten sonra ABD ve ‹ngiltere ile ipleri koparan, bu ülkelere karfl› tüm örgüt ve gruplar› destekleyen Kaddafi, 2003 y›l›n›n son günlerinde, kitle imha silah› gelifltirme programlar›n› tasfiye edeceklerini, silahlar› yok edeceklerini ABD ve ‹ngiltere ile iyi iliflkiler gelifltirece¤ini aç›klad›. Yani Kaddafi, 30 y›l sonra “yanl›fl yapt›¤›n› anlad›” ve basit bir itirafç› edas›yla, özellikle ABD’nin “fler ekseni” olarak niteledi¤i ‹ran, Suriye ve Kuzey Kore gibi ülkelere yönelik “Libya’n›n ad›mlar›n› takip etmeli, Libya’dan örnek almal›lar. Böylece halklar›n›n bafl›na gelebilecek trajedileri önleyebilirler” nasihatlar›yla ça¤r›lar yapt› ve bugüne kadar yard›mda bulundu¤u binlerce ismi de Amerikan ve ‹ngiliz gizli servislerine teslim etti. Bu “basit itirafç›” tavr›ndan öte bir fley de¤ildir ve Onun bir devlet baflka-

n› olmas› da bu gerçe¤i de¤ifltirmez. Ama, Kaddafi’nin geçmiflteki sözde antiemperyalistli¤inin gerçek içeri¤ini, “tüm Araplar› birlefltirme misyonunu” kuflanarak kaleme ald›¤› “Yeflil Kitab›”n› bir yana b›rakal›m; bu basit ça¤r›ya ilk olarak kimlerin kulak verdi¤i ayr›ca ilgiye ve dikkate de¤er bir durumu ifade etmekte. “L‹BYA VE YANSIMALARI”NI DO⁄RU OKUMAK Bir süredir girdi¤i yönelimi malum olan Özgür Gündem gazetesinin 24 Aral›k tarihli say›s›nda “bak›fl” adl› köflede “Libya ve yans›malar›” bafll›kl› yaz›da Kaddafi’nin son süreci aktar›lm›fl ve bu geliflmenin yans›malar› ise flu flekilde de¤erlendirilmifl: “Olumlu ad›m: Kaddafi’nin att›¤› bu ad›m› olumlu karfl›lamak gerekir. ‘Korktu, tehdit ve uyar›lara boyun e¤di’ diyerek maniple etmek, içinde bar›nd›rd›¤› olumlu ö¤eleri görmezden gelmek gerçekçi bir yaklafl›m de¤il. Kaddafi olumlu bir ad›m atm›flt›r. Bu ad›m, ABD-Libya iliflkilerinde yeni bir süreç bafllatabilir. Yine Bat›’ya daha da yak›nlaflt›rabilir. Afrika’da Çat, Fas gibi gerici feodal rejimler aç›s›ndan yeni bir model oluflturabilir. K›tasal de¤iflimin yolunu açabilir. Sadece Afrika de¤il, Ortado¤u’da da temel sorunlar, çeliflmeler üzerinden pozitif sonuçlar yaratabilir(?) Hem pozitif sonuçlar yaratabilir, hem de de¤iflim ve demokratikleflmenin yolunu açabilir. Silahlanmaya, hegemonik yap›lar› güçlendirmeye dayal› rejimlerin y›k›lmas› ya da demokratik de¤iflime u¤ramas› bölge halklar›n›n da önünü açacak, demokratik

3-16 Ocak 2004 BULGAR‹STAN’DAN ABD ÜSLER‹NE ‹Z‹N

Bulgaristan parlamentosu ABD emperyalizmine uflakl›¤›n› kan›tlarcas›na bir karar ald›. ABD’den bir talep gelmeksizin ülkede askeri üslerin kurulmas›na izin veren bir karar ald›. 19 Aral›k günü 200 milletvekilinin deste¤iyle onaylanan deklarasyona, muhalefetteki Bulgaristan "Sosyalist Partisi"nden sadece 3 milletvekili karfl› ç›kt›. Deklarasyonda, ABD yönetiminin Almanya’daki askeri üslerini Do¤u ve Güneydo¤u Avrupa ülkelerine tafl›ma girifliminin desteklendi¤i belirtildi. Deklarasyona ret oyu kullanan BSP milletvekillerinden Andrei Pantev ise al›nan karar› "Utanç verici" olarak nitelendirdi. Pantev, Bulgaristan tarihinde ilk kez yabanc› askerlerin ülkede konuflland›r›lmas›na izin verildi¤ini hat›rlatarak, "Bu ba¤›ms›zl›ktan bahseden bir devlet için büyük bir utanç kayna¤› olmal›d›r" dedi. Deklarasyonda ayr›ca, devlet kurumlar›n›n Bulgaristan’›n NATO’ya üyelik çal›flmalar›na destek verildi ve uluslararas› terörizmle mücadele ile kitle imha silahlar›n›n kullan›lmas›n›n engellenmesinin, Bulgaristan’›n bafll›ca öncelikleri aras›nda oldu¤u vurguland›(!)

alternatiflerin geliflmesine olanak sunacakt›r. Dolay›s›yla silahs›zlanma ya da kitle imha araçlar›ndan ar›nma salt ABD aç›s›ndan de¤il, bir de aç›dan de¤erlendirilmelidir(?)” Yani Kaddafi’nin tutumu olumlu de¤erlendirilmelidir; çünkü esas sorun yani halklar›n esas sorunu ABD ile devletlerinin iliflkilerinin düzelmesidir, çünkü Bat›’ya yak›nlaflmas›d›r sorun. Bu tezlerin saçmal›¤›n› görmek için bizim ülkemize bakal›m. TC devletinin ABD ile iliflkileri gayet yak›n ve iyidir. Zaman zaman baz› kazalar olsa da “dostlar” aras›nda her zaman olabilir böyle fleyler. Bat›’ya da gayet yak›n bir ülkemiz var. AB’nin kap›s›n› y›llard›r afl›nd›rmaktay›z, Bat›’ya dahil olmak için. Hatta ülkemiz özellikle Arap ülkelerine “örnek gösterilecek kadar da laik ve demokratik bir ülkedir” emperyalist ideologlar›n ve taraftarlar›n›n söylemlerine göre. Ve ne kadar demokratik ve ülke halk›n›n önünün aç›k oldu¤u bizzat kendi yaflad›klar›ndan ve yaflamakta olduklar›ndan belli de¤il mi? Ayn› köfle yaz›s›nda “Özellikle Irak örne¤i son derece uyar›c› oldu. Bir iç sorgulamay›, de¤iflen bölgesel ve küresel flartlara göre yeni özellikler, biçimler almay› getirdi” deniliyor. “‹ç sorgulama” sonucunda ortaya ç›kan tablo ise anlafl›ld›¤›na göre “ABD emperyalizminin yenilmezli¤ini anlamak, Ona biat etmek ve teslim olmakt›r”(!) O zaman bu olumlu örne¤i takip etmeli ve biz de ayn›s›n› yapmal›y›z(!) T›pk› Kaddafi’nin söyledi¤i gibi. K‹TLE ‹MHA S‹LAHLARI S‹LAHLAR K‹M‹N EL‹NDE, K‹M KULLANIYOR? Bugün en büyük nükleer ve kitle imha silah›n›n üreticisi ve sat›c›s› kimdir? ABD. Kim bu silahlar›, emperyalist ç›karlar› için dünya halklar›n›n üzerinde kullan›yor ya da bunu bir tehdit olarak

EN AZ GÜVEN‹LEN POL‹T‹KACI BLA‹R

‹ngiltere’de bir internet sitesi taraf›ndan yap›lan araflt›rma, Baflbakan Tony Blair’in ülkenin en az güvenilen politikac›s› oldu¤unu ortaya koydu. Anketi yapan CyberBrtiain.com adl› internet sitesi, Muhafazakar Parti liderli¤inden geçen aylarda yap›lan güvensizlik oylamas› sonucu ayr›lmak zorunda kalan Ian Duncan Smith ve kabinedeki görevlerinden istifa eden eski Uluslararas› Kalk›nma Bakan› Clare Short ve eski Parlamento Baflkan› Robin Cook’un bile Blair’den daha ön s›ralarda yer ald›klar›na dikkat çekti. 13 bin kifli aras›nda yap›lan ankette 4 bin kiflinin, en az güvenilir politikac› olarak Blair’e oy verdi¤ini aç›klayan CyberBrtiain.com adl› site, seçimin 30 kiflilik listeden yap›ld›¤›na iflaret etti.

kullan›yor? ABD. Peki bu “süper güç” karfl›m›zdayken, Libya’n›n elindeki çok düflük düzeydeki kitle imha silah› programlar›n›n ne de¤eri vard›r? Ya da Ortado¤u’nun ortas›na yerleflen ‹srail, nükleer silah yar›fl›nda en ön s›ralardayken, neden Libya örnek al›nmal›d›r? Özgür Gündem gazetesi bu konuya da aç›kl›k getirmifl ve ABD’ye, nas›l demokratikleflece¤i konusunda ak›l da vermifl: “ABD dönüfltürürken, kendini de dönüfltürdü¤ü oranda bar›flç›l ve demokratik olabilir.” ABD’nin amac› dünya bar›fl› ve demokratikleflme midir ki, kendini de dönüfltürsün. Önce Avrupa Birli¤i’ne girerek ülkenin demokratikleflece¤ini düflünenler, ondan da büyük bir gücü gördü¤ünde “‹ç sorgulamas›n›” yap›p, direksiyonu en süper güç gördü¤ü ABD’ye k›rmaktad›r. Oysa “güç meselesi” ‹brahim Kaypakkaya’n›n da belirtti¤i gibi göreceli/izafi bir kavramd›r. Karfl›s›ndakinin konumuna göre de¤iflir, karfl›s›ndaki olmaks›z›n güçlü ya da güçsüz belirlemesinin ayaklar› havadad›r. Emperyalizmin karfl›s›nda örgütlü dünya halklar› ve proletaryan›n ideolojisi varsa korkacak bir fley yoktur, emperyalizm öylesine güçsüzdür; ama halklara güven duymuyorsan, ve elindeki de burjuvazinin bayra¤› ise do¤rudur, korkmak gerekir(!) Ya dünya bar›fl›; dünya bar›fl› ise ancak emperyalist-kapitalist düzenin ortadan kalkmas› ile sa¤lanacakt›r. Yani dünya bar›fl›n› istiyorsak; Kaddafi’yi alk›fllamadan önce emperyalizmin ikiyüzlülü¤ünü teflhir edecek ve onlar›n silahs›zlanmas›n› isteyece¤iz. Emperyalizmin ve iflbirlikçi ve uflaklar›n›n kendi¤ilinden silahs›zlanmas›n›n mümkün olmad›¤›n› da biliyorsak; ona karfl› mücadele etmekten ve silahlar› kuflanmaktan baflka yapacak bir fley olmad›¤› görülecektir. Bunlar çok zor görülecek fleyler de de¤ildir; yeter ki yüzümüz s›n›f mücadelesine dönsün, yeter ki dünya halklar›n›n ç›kar›n› savunmay› kendimize görev bilelim.


25

24

3-16 Ocak 2004

"PART‹YE ÖLÜMÜNE BA⁄LIYDI" 15 Ocak 1997’de 1996 SAG VE ÖO süreci sonras› yakaland›¤› akci¤er kanseri sonucu, devletin tahliye etmeyerek, tedavisini engelleyerek katletti¤i Proletarya Partisi’nin önder kadrolar›ndan Polat ‹yit’in yengesiyle yapt›¤›m›z söylefliyi yay›nl›yoruz.

-Bize Polat ‹yit’in yetiflti¤i koflullar hakk›nda bilgi verir misiniz? Kendi halinde bir ailenin çocu¤uydu Polat, zengin de de¤ildi, çok yoksul da de¤ildi. Ben Polat’› ilkokul ikide tan›d›m, ben ikiye giderken o 5. s›n›fa gidiyordu. Ankara lasti¤i dedikleri cinsten bir lastik vard› aya¤›nda, s›rt›nda bol kareli bir ceket. Saçlar› uzundu, hep böyle hat›rl›yorum çocukken. Aram›zda hep bir ba¤l›l›k vard›, bir yak›nl›k vard›, kardefl gibiydik. ‹lkokulu köyde okudu, daha sonras›nda ortaokula Ovac›k’ta gitti. Eflim hala daha anlat›r ortaokulda Polat’la beraber okuduklar› zamanlar›. Paralar› yetmedi¤i için ekmek alamad›klar›n›, küflü ekme¤i kardefli yemesin diye kendisinin yiyip, sa¤lam›n› ona verdi¤ini anlat›r. Sonras›nda 1983 y›l›nda biz evlenip ‹stanbul’a tafl›nd›k, belli bir süre görüflemedik. -Polat’›n belli bafll› kiflilik özellikleri nelerdi? Nas›l bir insan olarak tan›n›rd› aile çevresinde? Sevecen ve sayg›l›yd›, asla kimsenin kalbini k›rmak istemezdi. Çok iyi bir insand› diyebilirim. Aile içinde ayr› bir yeri vard›. Sohbetlerimizde sürekli geçiyor, onu unutmam›z mümkün de¤il zaten. -Devrimci düflüncelerle ne zaman ta-

n›flt›, nas›l örgütlendi bunlar› biliyor musunuz? O ta çocuklu¤undan beri böyleydi diyebilirim. Anlat›lanlara göre; k›z arkadafllar› falan var o dönemden bir de yafll›lar›n anlat›mlar› var, çocuklu¤unda davar gütmeye giderken bile politik konulardan bahsetti¤i anlat›l›yor. Oynad›klar› oyunlar bile bu yöndeydi. Köye gelip giden gerillalar›n da etkisi vard› tabi devrimci olmas›nda. Küçükten beri vard› yatk›nl›¤›, ileriki y›llarda da buna uygun davrand›. -Pekçok kere hapishaneye girdi, hapishanedeyken görüflme imkan›n›z oldu mu? Tabii. Hemen her hafta görüfle gidiyordum, ben de ailenin di¤er fertleri de gidiyordu sürekli. Son ana kadar konuflmalar›nda sürekli hakl›l›¤›n› vurguluyordu. Partiye ölümüne ba¤l›yd›. Hiçbir flekilde zarar gelmesini istemezdi. Eve geldi¤inde parti de¤eri diyerek hiçbir gereksiz harcama için para harcamazd›. En zor anlar›nda dahi, tuttu¤u yoldan asla vazgeçmeyece¤ini, bunun do¤ru oldu¤unu savunurdu. Ben do¤du¤umdan beri böyleyim derdi hep. Bu yolda bafl›m› verece¤im diyordu. -Defalarca iflkence görmesine ra¤men çözülmedi. Düflman›n size yönelik bir bask›s› oldu mu? Olmufltu. Mersin olay› olmufltu, kaçm›flt› düflman›n elinden. O zaman gece saat iki buçukta evi basm›flt› çevik kuvvet. Arama yapt›lar her yerde, bize de bask› yapt›lar. Birkaç defa tekrarland› bu olay. -Gerillaya kat›lmadan önce size bundan bahsetmifl miydi? Bunlar› konufluyor muydunuz? Ailesi istemiyordu, b›rak bunlar› diyordu. Ama O kesinlikle böyle konuflmay›n diyordu. Böyle konuflacaksan›z konuflmayal›m, ne siz beni k›r›n ne de ben sizi k›ray›m diyordu. Tavr› aç›k ve netti. Kesinlikle mücadeleyi b›rakmayaca¤›m diyordu. -Hapishanede Süresiz Açl›k Grevi’nin bafllad›¤›n› ö¤rendi¤iniz zaman nas›l etkilendiniz, size bu durumu nas›l aç›kl›yordu? Üzülüyorduk biz bu durumda olan her aile gibi, ama görüfllere gidiflimiz asla de-

KAVGADA ÖLÜMSÜZLEfiENLER Hayri Aslan: 1950 Tunceli do¤umlu olan Hayri Aslan Ocak 1980’de flehit düfltü. Mevlüt Ç›nar: TKP/ML T‹KKO savaflç›s› olan M. Ç›nar 9 Ocak 1980’de ‹stanbul’da flehit düfltü. Hasan Do¤an: 1958 Mazgirt do¤umlu olan Hasan Do¤an çal›flmak için gitti¤i ‹stanbul’da MLSBP’de örgütlenir. Bir operasyonda tutuklanarak 7 y›l hapis yatar. D›flar› ç›kt›¤›nda 12 Eylül AFC’sinin etkilerini görerek, TKP/ML saflar›na geçer. Birçok askeri eylemde ve birçok devrimciyi katleden Muhsin Bodur’un cezaland›r›lmas›nda görev al›r. Ulafl Bardakç›’n›n katili Habib Gür’ün cezaland›r›lmas› s›ras›nda 10 Ocak 1991’de ‹stanbul’da ç›kan çat›flmada flehit düfler. Mehmet Günalp: 1960 Erzincan Refahiye do¤umlu olan M.Günalp ‹stanbul Y›ld›z Teknik Üniversitesinde okurken tan›flt› devrimci düflüncelerle. 16 Ocak 1980’de ‹stanbul fiiflli’de sivil faflistler taraf›ndan katledildi.

¤iflmedi sürekli gittik. O çok kararl›yd›, bize de söyleyecek bir fley kalm›yordu. O süreçte de sürekli gittik görüflüne, Onu görüflte her geçen gün biraz daha zay›flad›¤›n› görerek üzülsek de gene de sürekli gidiyorduk yaln›z b›rakmamak, destek olmak için. -Hapishanede akci¤er kanseri oldu¤unda, tahliye edilmeyece¤i tahmin ediliyordu. Kendisi de bunu biliyordu. Peki bu durum sizi nas›l etkiledi? O süreçte hastaneye götürüp getirilirken izin vermiyorlard› yaklaflmam›za, görmemize. Buna ra¤men eflim her hastaneye ç›kar›l›fl›nda gizli gizli de olsa Onu görmeye gidiyordu. Geldi¤inde durumunu bildiriyordu bize. Elini sallad›, gözgöze geldik, belki de beni görmüfl olabilir diyordu. Sürekli takip ediyordu, avukatlarla görüflüyordu eflim tahliye edilmesi için. Hastaneye getirilirken bile elleri kollar› kelepçeliydi, o kadar hasta olmas›na ra¤men. Eflim gördüklerini evde anlatt›¤› zaman biz çok üzülüyorduk, sürekli gözyafl› döküyorduk diyebilirim. Eflim avukatlarla görüfltü¤ünde ölümünden birkaç hafta önce tahliye edilir diye bekliyorduk, öyle bir fley olmay›nca resmen y›k›ld›k. Son nefesinde bile ailesiyle olmas›na izin verilmemiflti çünkü. En son mahkemede ç›kmas›n› bekliyorduk,

Cuma günüydü san›r›m, ç›kar düflüncesiyle onun yata¤›n› haz›rlad›m, yeni çarflaflar ç›kar›p serdim akflama gelecek diye. Akflam olup eflim geldi¤inde b›rak›lmad›¤›n› söyledi¤inde y›k›ld›m gerçekten. Ömrümün en üzüntülü günleriydi diyebilirim. -Peki onunla ilgili bizimle paylaflmak istedi¤iniz bir an› var m› anlatmak istedi¤iniz? Ben o zaman yeni evliydim onun u¤rafllar› olurdu evde yaz› falan yazard›, sürekli beraberdik bu yüzden. Patates k›zartmas› ya da hamur k›zartmas›n› çok severdi. Aile içerisinde bile ac›ndan ölse onu getir, bunu getir demezdi. Ancak ben zorluyordum, ac›kmad›n m› diye, o zaman söylüyordu sana zahmet olmazsa diyordu. Asla kimsenin rahats›z olmas›n› istemezdi, kimseye karfl› bir sayg›s›zl›¤› yoktu. Çocukla çocuk, büyükle büyük oluyordu. Düflüncelerini bizimle paylafl›rd›, kendi fikirlerini söylüyordu anlat›yordu bize. -Gazetemiz arac›l›¤›yla mücadele arkadafllar›na, okurlar›m›za iletmek istedi¤iniz herhangi bir mesaj var m›? Hepsine sayg›m sevgim sonsuz, hepsine buradan sevgilerimi iletiyorum. Polat asla unutulacak bir insan de¤il, hala gönlümüzde yafl›yor.

Yoldafllar›n›n kaleminden Polat ‹yit ‹flkencede ser verip s›r vermeme ilkesini yaflatand›. Bayrampafla Hapishanesi’nin “komutan”›yd›. Saz çalan ama türkü söylemeyendi. Yoldafllar›n›n siyasi ve ideolojik e¤itimiyle ilgilenen yanl›fl düflünceleri olanlar› ikna etmeye çal›flan, hiçbir zaman sekter tavr› olmayand›. Sakindi, bütün görevlendirmelerde yer aland›. Hastal›¤› süresince moralini yüksek tuttu. Haf›zas›n› kaybedinceye kadar canl›yd›, espriliydi. “Elini tafl›n alt›nda koymaktan” çekinmeyendi... Tekirda¤ F Tipi Hapishanesi tutsak Partizan “Ben Polat ‹yit. Büyük olas›l›kla 28 Ocak’taki mahkemeye de gelemeyece¤im. Çünkü o süre doldu¤unda ben çoktan komprador patrona¤a devletinin karanl›k zindanlar›n› paramparça edip, önümü kesip engellemeye çal›flt›klar› MLM biliminin ›fl›kl› yolunda yürüyerek Sar›gazi’yi k›z›llaflt›rm›fl olaca¤›m...” (Polat ‹yit’in yazd›¤› ve flehit düfltükten sonra ‹stanbul 2. No’lu DGM’de 30 Mart’ta yap›lan duruflmas›nda yoldafllar› taraf›ndan okunan savunmas›ndan)

Artvin Borçka fiehitleri K›fl için bar›nak haz›rl›klar› yapan T‹KKO gerillalar›, Nilüfer Atav’›n nöbette oldu¤u bir gün düflman›n yo¤un kuflatmas›n› farkedip çat›flmaya bafllar, düflman geri püskürtülür. Gerilla birli¤i çat›flma bölgesini terkederken, Nilüfer Atav ve Adem Asal birlikten ayr› düflerler. Gerilla birli¤iyle iliflkiye geçmek için tüm kanal ve olanaklar› kullan›rken 3 Ocak 1994 tarihinde Artvin/Borçka U¤ur Köyünde düflman güçleriyle tekrar karfl›lafl›rlar. Ç›kan çat›flmada Nilüfer Atav flehit düflerken, Adem Asal yaral› olarak tutsak düfler ve 9 Ocak 1994’te iflkencede katledilir.


25

25

Alman proletaryas› ve 3. enternasyonalin önderleri Rosa Lüxemburg ve Karl Liebknecht yoldafllar› an›yoruz! "Berlin’de düzen hüküm sürüyor!" Sizi budala zaptiyeler! Kum üzerine kurulu sizin düzeniniz. "Devrim daha yar›n olmadan" zincir flak›rt›lar› içinde yeniden do¤rulacakt›r" ve sizleri dehflet içinde b›rak›p, trampet sesleri aras›nda flunu bildirecektir;"Vard›m, Var›m, Varolaca¤›m." Rosa Lüxemburg "S›k› durun, kaçmad›k. Yenilmedik. Çünkü Spartaküs atefl ve ruh demektir, yürek ve can demektir, proleter devrimin iradesi ve eylemi demektir. … Biz ister yaflayal›m, ister yaflamayal›m, program›m›z yaflayacakt›r ve kurtulan halklar›n dünyas›na egemen olacakt›r, her fleye ra¤men." Karl Liebknecht 15 Ocak 1919’da Berlin’de Freikorps (serbest k›talar) adl› faflist çeteler taraf›ndan bafllar› dipçikle ezilerek katledilen Liebknecht ve Lüxemburg yoldafllar›n güçlü proleter enternasyonalist ruhlar› bugün dünya komünistlerine yol göstermeye devam ediyor, devam edecek. Her türden pasifist, sosyal floven, reviz-

yonist, emperyalist savaflta kendi burjuvazisi kuyru¤unda "Anavatan savunmas›" görevini icra ederken, Lüxemburg, Liebknecht ve yoldafllar› "olas› bir savafl›n iç savafla çevrilmesi"ni savunuyorlard›. 1. Emperyalist Paylafl›m Savafl› öncesi Lüxemburg, Liebknecht, Franz

Mehring ve Clara Zetkin bir araya gelerek Spartakistler Birli¤i’nin çekirde¤ini oluflturdular. Ulusal sorun, demokrasi gibi meselelerde düfltükleri baz› yan›lg›lara ra¤men, ömürlerinin sonuna kadar büyük ML’ler olarak her alanda komünizm davas›n› kararl›l›kla savunmufl, sosyal yurtseverli¤in, revizyonizmin

Metin Göktepe katledildi Ümraniye katliam› sonras›nda 7 Ocak 1996 gecesinden itibaren bafllayan operasyonlarla birlikte 8 Ocak’ta gözalt›na al›nanlar›n say›s› 2000’i geçmiflti. R›za Boybafl ve Orhan Özen’in cenazesine kat›lan binlerce kifli gözalt›na al›narak karakollara dolduruldu. Say›lar› 2000’i geçen gözalt›na al›nanlar art›k karakollara s›¤maz olmufltu, spor salonlar›na dolduruluyordu. Eyüp Stadyumu yan›ndaki spor salonuna doldurulan binin üzerindeki insan tekme, tokat ve küfürlerle iflkenceden geçiriliyordu. Burada gözalt›nda bulunanlar aras›nda Evrensel muhabiri Metin Göktepe polisler taraf›ndan dövülerek öldürüldü.

ihanetini, rezaletini ortaya koyarak Alman proletaryas› ve dünya proletaryas›na güçlü silahlar sunmufl bu önderlerimizin ad› entarnasyonal proletarya ve onun bir parças› olan ülkemiz poletaryas›n›n k›z›l sanca¤›nda ebediyen yaflayacakt›r. "Emperyalizme karfl› savafl, ayn› zamanda proleteryan›n siyasal iktidar› için savaflt›r, kapitalizm ile sosyalizm aras›ndaki kararl› çat›flmad›r. Enternasyonal proletarya emperyalizme karfl› uzlaflmaks›z›n bir bütün olarak dövüflürse, bütün gücünü ve kendini feda etme yetene¤ini bir araya getirip eylemine pratik ilke olarak ‘savafla karfl› savafl’slogan›n› seçerse sosyalizm amac›na ulaflabilir" sözleriyle Rosa Lüxsemburg Spartakistler Birli¤i’nin ilkelerini aç›klam›flt›. 1916’da tutuklanan Rosa ve Karl iki y›l sonra 8 Kas›m 1918’de serbest b›rak›ld›. Ocak 1919’da Berlin’de Spartakist Ayaklanmas› adl› sokak çat›flmalar› bafllad›. Rosa ve Karl 15 Ocak akflam› tutuklanarak katledildi. Bir kanala at›lan Rosa’n›n cesedi ancak May›s 1919’da bulunabilmiflti.

Göktepe’nin ölümü polis taraf›ndan farkl› bahaneler uydurularak karart›lmaya çal›fl›ld›, ama görgü tan›klar› dövülerek öldürüldü¤ünü belirtiyordu. Göktepe’nin öldürüldü¤ünü duyan devrimci ve sosyalist bas›n emekçileri (Özgür Gelecek, At›l›m, Al›nteri, Kurtulufl, Partizan Sesi, K›z›lbayrak, Sterka R›zgari) Ca¤alo¤lu’nda bulunan Gazeteciler Cemiyeti’nde ortak bir bas›n aç›klamas› ve yürüyüfl düzenleyerek katliam› protesto ettiler. Gözalt›nda katledilen Metin Göktepe’nin cenazesi 15 bin kiflinin kat›l›m›yla yürüyüfl yap›larak Esenler Mezarl›¤›’nda topra¤a verildi.

Ümraniye Katliam› Ümraniye Hapishanesi, 95 Temmuz’unda aç›ld›. Yeni tutuklanan siyasi tutsaklar›n götürüldü¤ü s›rada hala inflaat iflleri bitmemifl olan bu hapishanenin alelacele aç›lmas›n›n en önemli nedeni; devrimci tutsaklar›n kalesi olarak tabir edilen Sa¤malc›lar Hapishanesini tasfiye etmek, Ümraniye’de uygulad›klar› yeni politikalarla devrimci tutsaklar› sindirmekti. Daha birkaç ay önce 21 Eylül 1995’te Buca’da gerçeklefltirdikleri katliamla yetinmeyen faflist devlet, Ümraniye’de daha fazlas›n› hedefliyordu. Katliam için

yeterli olan bu gerekçenin arkas›na s›¤›narak 4 Ocak 1996’da harekete geçildi. Büyük bir direniflle karfl›lanan katliam›n bilançosu 4 flehit, onlarca yaral› olmufltu. DHKP-C tutsaklar› Abdülmecit Seçkin, R›za Boybafl, Orhan Özen ve Gültekin Beyhan Ümraniye flehitleri olarak, tarihe direniflle adlar›n› yazd›lar. Protesto sokaklara taflarken, katliamc› devlet binlerce kifliyi gözalt›na alarak tepkileri her zamanki gibi bask› ve iflkenceyle bast›rmaya çal›fl›yordu.

3-16 Ocak 2004 GÜNDE DÜN… 3 Ocak 1925. ‹talya'da Benitto Mussolini bütün yetkileri elinde toplad›. 1928. Nikaragua'da Augusto Cesare Sandino önderli¤indeki yurtseverler ayakland›. Amerika 1000'den fazla deniz piyadesini savaflmak üzere gönderdi. 1991. Türkiye'de yüzbinlerce iflçi 1 günlük ifle gitmeme eylemi yapt›. Devlet Güvenlik Mahkemeleri (DGM) eylem için soruflturma bafllatt›. 4 Ocak 1991. 36 gündür grevde olan binlerce maden iflçisi Zonguldak'tan Ankara'ya yürüyüfle geçti. 5 Ocak 1930. Sovyetler Birli¤i'nde tar›m›n kolektivizasyonu bafllad›. 6 Ocak 1969. Ortado¤u Teknik Üniversitesi'ni (ODTÜ) ziyaret eden Amerikan Büyükelçisi Robert Komer'in makam otomobili ö¤renciler taraf›ndan yak›ld›. 1977. Dev-Genç ‹stanbul Baflkan› Pafla Güven yakaland›. ‹stanbul Yurtsever Devrimci Gençlik Derne¤i kapat›ld› ve 39 kifli gözalt›na al›nd›. 1983. 10 kifli Bakanlar Kurulu karar›yla vatandafll›ktan ç›kar›ld›. Vatandafll›ktan ç›kar›lanlar›n aras›nda Y›lmaz Güney ve Cem Karaca da vard›. 1984. Tunus'ta ekmek fiyatlar›n›n yüzde 125 oran›nda artmas› üzerine ayn› gün ayaklanma bafllad›; 75 kifli öldü, s›k›yönetim ilan edildi. 7 Ocak 1963. Cibali Tütün Fabrikas›'nda 3500 iflçi yemek boykotu yapt›. 9 Ocak 1905. Moskova'da K›fll›k Saray'a yürüyen iflçilerin üzerine atefl aç›ld›. 1966. 800 kiflilik ilk iflçi kafilesi Almanya'ya hareket etti. 1996. Sabanc› Holding Yönetim Kurulu Üyesi Özdemir Sabanc›, Toyotasa Genel Müdürü Haluk Görgün ve sekreter Nilgün Hasefe Sabanc› Center'da vurularak öldürüldüler. Olay›, DHKP-C üstlendi. 11 Ocak 1929. Sovyetler Birli¤i'nde çal›flma süresi 7 saate indirildi. 1946. Arnavutluk'ta Kral Zogo tahttan indirildi; halk cumhuriyeti ilan edildi. 1948. Ankara Üniversitesi Senatosu baz› ö¤retim üyelerini sol e¤ilimli olduklar› için, Dil ve Tarih-Co¤rafya Fakültesi'ndeki görevlerinden uzaklaflt›rd›. Görevden al›nanlar aras›nda Pertev Nail Boratav, Niyazi ve Mediha Berkes, Behice Boran, Adnan Cemgil ve Azra Erhat vard›. 1969. Singer Fabrikas›'nda iflçilere polis müdahale etti; 9 polis ve 14 iflçi yaraland›. Fabrika bir gün önce (10 Ocak'ta) iflçiler taraf›ndan iflgal edilmiflti. 1973. ‹stanbul Türk Demir Döküm fabrikalar›nda 99 gün süren grev sona erdi. 1995. 30 Aral›k 1994'te ‹stanbul'da The Marmara Oteli'nin pastanesine konulan bomban›n patlamas› üzerine a¤›r yaralanan Onat Kutlar tedavi edildi¤i hastanede öldü. 12 Ocak 1983. 261 san›k hakk›nda idam cezas› istenen 759 san›kl› Fatsa Dev-Yol davas› Amasya'da bafllad›. ‹dam› istenenler aras›nda eski belediye baflkan› Fikri Sönmez de bulunuyordu. 1988. Tek tip elbise giymeyen tutuklu ve hükümlülerin ziyaretçileriyle görüfltürülmemesi hapishanelerde sorun yaratt›. 14 Ocak 1953. Josip Broz Tito Yugoslavya devlet baflkan› oldu. 15 Ocak 1986. 12 Eylül askeri darbesinden sonra ilk ö¤renci derne¤i kongresi ‹zmir'de topland›. 1988. Yarg›tay san›¤›n güvenlik görevlileri taraf›ndan bir hafta ifl ve gücüne engel olacak flekilde dövülmesi iflkence kapsam›na girmez yolunda bir karar verdi.


3-16 Ocak 2004

26

25

‹HD Diyarbak›r fiubesi yöneticilerinden Aygül Demirtafl ile kad›n›n yaflad›¤› cinsel fliddet ve tecavüz üzerine yapt›¤›m›z söylefliyi yay›nl›yoruz.

“Ortak problemler karfl›s›nda çok örgütlü bir tutum sergileyemiyoruz”

Aygül Demirtafl -Diyarbak›r ‹HD olarak gözalt›nda tecavüz ve cinsel fliddete karfl› ne gibi çal›flmalar yapt›n›z ya da yap›yorsunuz? -Çal›flma tarz›m›z flu. Ma¤dur bize ulafl›yor ve baflvuru al›yoruz. Baflvuru sonras› neler yapabilece¤imizi de¤erlendiriyoruz. Ma¤dura olay›n hukuksal yanlar›n› anlat›yoruz. Onun d›fl›nda hukuksal yard›m sunma mekanizmas› var ‹HD olarak. Bunun yan›nda ma¤duru yönlendirebilece¤imiz baz› alanlar vard›r. Bu Türkiye ‹nsan Haklar› Vakf›’d›r. Bu alan da ma¤durun yarar› aç›s›ndan birlikte çal›flt›¤›m›z kurumlardan biridir. Tecavüz ma¤duru kad›nlar büyük bir travma yafl›yor durumdad›r. -Son Medeni Kanun de¤ifliklikleri kad›nlara ne gibi uygulamalar öngörüyor? Bu konu bas›na oldukça yans›d›. Bu konuda ne düflüyorsunuz? -Medeni Kanun’da flüphesiz önemli de¤ifliklikler yap›ld›. Y›llard›r tart›fl›lan konulardan biriydi Medeni Kanun de¤ifliklikleri. Ama istenilen düzeyde olmad› ne yaz›k ki! Bizim maddi gerçekli¤imizden biraz uzak. Hani ka¤›t üzerinde güzel de¤ifliklikler yap›ld› ama çok da toplum yap›s›na uygun de¤il. Hemen mal rejimleri geliyor akl›ma. Yeni bir mal rejimi uygulamas›na gidildi. Ancak buna da süre s›n›rlamas› konuldu. Bu, eflten dolay› ma¤duriyet yaflayan kad›nlar›n pratikte hiçbir ifline yaramad›. Kanun olarak duruyor. Bizim en büyük talebimiz süre s›n›rlamas› olmadan tüm kad›nlara, tüm evli kad›nlara uygulanabilir olmas›. -Tecavüz eden kiflinin ma¤duru ile evlenmesi durumunda ceza almaktan kurtulmas› konusunda ne düflünüyorsunuz? -Bu kabul edilebilir bir durum de¤il. Zaten Adalet Bakanl›¤› Dan›flman› Do¤an Soyarslan’›n yapt›¤› aç›klama kabul edilebilir bir fley de¤il. Dernek olarak cevab›m›z› vermifltik, hemen o aç›klama sonras›nda. Bu korkunç bir mant›k, yani boflanan bir kad›n›n statüsünden çok daha iyi görüyor kendisi. Tecavüz edenin faille evlenmesi, ma¤duriyetini azalt›yor fleklindedir. Hay›r biz böyle düflünmüyoruz. Tecavüz bir kad›n›n bedenine yap›lm›fl bir sald›r›d›r ve onun kiflili¤ini parçalamaya yöneliktir. Ma¤dur faille evlendi¤i zaman bu parçal› kiflilik, bu travma ölünceye kadar devam edecek. O evlilik süresince devam edecek ve tecavüz sürekli tekrarlanacak, evlilik içerisinde tekrarlanacak. Buna kesinlikle karfl›y›z. -Gözalt›nda tecavüz ve cinsel fliddete maruz kalanlar›n daha çok siyasal kimli¤e sahip kad›nlar oldu¤unu söylediniz. Bu durumu sistemin özellikle muhaliflere yö-

nelik bir tutumu olarak de¤erlendirebilir miyiz? -Tabi ki biz bunu böyle de¤erlendiriyoruz zaten. Yap›lan bir anketteki sonuçlar gerçekten dikkat çekiciydi. Birço¤u ya savafl nedeniyle ya da siyasal kimli¤iyle al›nm›fl. Buradaki sald›r› kad›n›n hem cins kimli¤ine sald›r› hem de mensup oldu¤u di¤er düflünceye sald›r›d›r ki Gülbahar Gündüz vakas› da öyleydi. Son yaflanan Gülbahar Gündüz vakas› var. Failler tecavüz fiilini gerçeklefltirdikten sonra “git di¤erlerine anlat, haddinizi bilin” fleklinde mesajlar yollad›lar. Bask› arac› olarak kullan›l›yor bu. -O halde sistemin kendisi bunu do¤al bir politika olarak gördü¤üne göre varl›¤›n› devam ettirebilmek için bu yasalar› kald›rma yoluna gitmeyecektir. Varolan yasalar›n de¤ifltirilmesi için neler yap›lmas› gerekti¤ini düflünüyorsunuz? -Bask› gruplar› oluflturmak önemlidir. Yani her anlamda sadece yasal de¤ifliklikler düzeyinde demiyorum. Birçok alanda kad›n›n ma¤duriyeti söz konusu. Örgütlü yap›ya sahip olmak gerekiyor, birey olarak çok sesimizi ç›karamay›z ama toplumsal olarak ortak problemlerimiz hepimiz tecavüz ma¤duru olabiliriz. Hepimiz Medeni Kanun’un ya da TCK’n›n getirdi¤i geri anlay›fl›n ma¤duru olabiliriz. Bu anlamda gerçekten çok örgütlü bir güçle karfl›l›k vermek gerekiyor. Ben baflka bir gözlem düflünemiyorum. Örgütlü kad›n hareketi. -Kad›n bedeni devlet taraf›ndan savafl alan›n›n bir parças› olarak görülüyor. Ve bedene yap›lan her sald›r› savunulan düflünceye yap›lm›fl oluyor. O halde kad›n mücadelesini siyasal mücadeleden ayr› ele al›nmas›…. Bu anlay›fl gruplar› oldukça yayg›n… -Ben bu flekilde düflünmüyorum. Kad›n bedeni üzerinde e¤er baflka fleylere sald›r› söz konusuysa buna karfl› genifl bir mücadele vermek gerekiyor. Yap›lan sald›r›yla etnik kökenine sald›r›l›yorsa, dinsel grubuna sald›r›l›yorsa mensup oldu¤u siyasal mücadeleden ayr› düflünmemek gerekiyor o mücadeleyi de. Sadece kad›na yap›lan bir sald›r› de¤il, onun bir parças› olarak düflünülüyorsa çok daha genifl bir mücadele alan› gerekiyor. Ayr› düflünemeyiz…. -Bir de namus cinayetleri olgusu var. Bu konuda ne düflünüyorsunuz? -Biz bunun çok geliflmifl bir politika oldu¤una inanm›yoruz. Ortada çok aç›k tan›mlar var. Namus ad›na ifllenen cinayetler s›rf bölgemize özgü de¤il. Gazetelerin üçüncü sayfalar›nda çok küçük puntolarla yüzlerce kad›n cinayetleri geçiyor. Belki gündemlefltirme konusunda biz biraz daha çal›flkan davran›yoruz aç›kças›. Yoksa Türkiye’nin her yerinde namus ad›na ifllenen cinayetler var. Bu noktada da devletin sorumlulu¤u var kesinlikle. Yani Kadriye Demirel vakas›n›n birebir içindeydik. Olay olduktan hemen sonra hastane sürecini birlikte yaflad›k onun. Ve en ac› taraf› Kadriye Demirel, Savc›l›¤a gidip bu olaylar› anlatt›ktan sonra akflam eve döndü¤ünde öldürüldü. Yani mekanizmalar›n eksikli¤i çok net ortada. Halbuki Cumhuriyet Savc›lar›n›n tümü onun öldürülece¤ini biliyorlar. O kad›n›n yüzde

99 öldürülme riski var. Ama koruma mekanizmas› yok. Yasal düzenlemelerde eksiklik var. Kadriye Demirel’in ölümünün önüne geçebilirdik. Toplum olarak herkesi sorumlu görüyorum ben bu tarz ölümlerde. Devlet de dahil olmak üzere her bireyin sorumlulu¤u vard›r bu anlamda. -Bu noktada korucu terörüne ne diyorsunuz? Koruculardan özellikle köylerde pek çok kad›na tecavüz edildi¤i, bunlar›n pekço¤unun yans›mad›¤› görülüyor? -Maalesef korucu bizim için en can al›c› problemlerden birisi. Bu konuda yapt›¤���m›z çal›flmalarda dehflet veriler karfl›m›za ç›kt›. Korucular›n bölgede kar›flmad›¤› suç yok. Kaçakç›l›ktan tutun, silah tüccarl›¤›na, adam kaç›rmadan -bunun bir boyutu da k›z kaç›rma ve tecavüz vakalar›- yafland› bu bölgede. Hani devletin silah›n› eline alarak güç gösterisi yapan ve kontrolsüz bir flekilde suç iflleyen bir yap› düflünün. Bir an önce kontrol alt›na al›nmas› gerekiyor. Bunun da koruculuk sistemine son verilmesiyle oluflaca¤›n› düflünüyorum. Necla Karadeniz vakas›n› bilmem hat›rl›yor musunuz? O da Diyarbak›r’›n bir ara soka¤›nda korucu tecavüzüne u¤rad›¤› için öldürüldü. Namus ad›na öldürüldü, ama bir taraftan da korucu tecavüzüne u¤rad› ve korucu hakk›nda hiçbir yasal ifllem yap›lmad›. -Son olarak Tempo dergisinde Batman’da çok s›k meydana gelen kad›n intiharlar›n›n alt›nda intihar olmad›¤›, cinayet oldu¤u ama bas›na intihar olarak yans›d›¤› söylendi. Bu konuda ne düflünüyorsunuz? -‹ntiharlar›n öyle bir cümleyle anlat›lacak bir sorun oldu¤una inanm›yorum. Gerçekten çok farkl› boyutlarda de¤erlendirilmesi gereken bir problem. Her intihar vakas›n›n alt›ndan baflka bir fley ç›kabiliyor. Bir k›sm›nda evet var. Aile namus ad›na öldürme karar› verdi¤inde “ya sen kendini öldüreceksin ya biz seni öldürece¤iz” fleklinde telkinde bulundu¤u zamanlar da oluyor. Ve kad›n onlar öldürmesin diye intihara yöneliyor. Bu tür vakalar var ama intihar›n nedenlerini bu flekilde aç›klayamay›z. ‹flin içinde ekonomik problemler var. Çal›flma süreci sonras› travmalar var. Göç problemi var yani bir bütün o kadar dallar› olan bir sorun ki dolay›s›yla sadece birço¤unun alt›nda cinayet vard›r diyemiyoruz. Bir k›sm›n› böyle de¤erlendirebiliriz ama intihar› öyle dar cümlelerle de¤erlendirmek de do¤ru de¤il. -Gazetemiz arac›l›¤›yla okurlar›m›za iletmek istedi¤iniz herhangi bir mesaj›n›z var m›? -Benim mesaj›m flu. Kad›na yönelik fliddet her boyutuyla devam ediyor Türkiye’de. Bir karfl› durufl da var. Ortak bir problem. Ülkenin de¤iflikliklerinden tutun, insanlar de¤iflik problemlerle bir flekilde mücadele ediyor ancak çok örgütlü bir güç göremiyorum ben. Benim problemim sizin probleminizden çok farkl› de¤il gerçekten. Çok ortak problemler karfl›s›nda çok örgütlü bir tutum sergileyemiyoruz. Ortak çal›flam›yoruz. Çok ortak karfl› duram›yoruz. Benim en önemli sesleniflim bu. Bu soruna karfl› daha güçlü çözümler bulabilmek için herkesi örgütlü olmaya ça¤›r›yorum.

Afife’ye yap›lan sald›r› ilk de¤il

SON DA OLMAYACAK DEHAP Diyarbak›r ‹l Kad›n Kollar› Yöneticisi Afife Mintafl 9 Aral›k günü sivil iki kifli taraf›ndan kaç›r›lm›fl, cinsel fliddete maruz kalm›flt›. Malatya’da SES, Mazlum-Der, EMEP, DEHAP, CHP Kad›n Komisyonlar›, EKB, Malatya Barosu Kad›n Ve Çocuk Haklar› Komisyonu Afife Mintafl olay›n›n sorumlular›n›n a盤a ç›kar›lmas› için D›fliflleri Bakanl›¤› ve Diyarbak›r Valili¤ine faks gönderdi. Faks gönderdikten sonra bas›na bir aç›klama yapan ‹HD Malatya fiube Sekreteri Nihal Pekaslan “bu sald›r›, derin devlet uygulamalar›n›n; kurals›z, gizli ve yasayla ba¤l› olmayan, her türlü kirli yöntemi meflru gören psikolojik savafl yürütme anlay›fl›n›n bir ifadesidir. Bu olay ve öncesinde yaflanan benzer sald›r›lar, Susurluk çetelerinin iflbafl›nda oldu¤unu gösteriyor. Sald›r›y› gerçeklefltirenlerin silahl› olmas›, ölümle tehdit etme ve kulland›klar› ifadeler, bunlar›n kamu görevlisi oldu¤unu göstermektedir” dedi. Pekaslan konuflmas›n›n devam›nda “kad›n›n cinsel kimli¤ine ve insanl›k onuruna sald›r›y› sistemlefltiren, köhnemifl ve çürümüfl zihniyet sahiplerinin bir an önce yarg› önüne ç›kar›lmas›n› istiyor, Afife ile dayan›flma içerisinde olaca¤›m›z›, olay›n peflini b›rakmayaca¤›m›z› belirtiyoruz” dedi. Bas›n aç›klamas› “Afife Mintafl yaln›z de¤ildir” slogan›yla sona erdi. (Malatya)

Cinsel fliddete ve tecavüze protesto DEHAP Diyarbak›r ‹l Kad›n Kollar› yöneticisi Afife Mintafl’a yap›lan cinsel fliddet ve tecavüzle ilgili, 18 Aral›k günü Osmangazi Metro ‹stasyonu önünde toplanan Bursa Kad›n Platformu bileflenleri bir bas›n aç›klamas› yapt›. Bileflenler bas›n aç›klamas›n›n ard›ndan 5 dakikal›k oturma eylemi yaparak olay› protesto ettiler. Kitle taraf›ndan “Tecavüzcü devlet yarg›lans›n”, “Cinsel taciz, tecavüze hay›r”, “Bask›lar kad›nlar› y›ld›ramaz” vb. sloganlar at›ld›. Yine Bursa Kad›n Platformu bileflenleri 22 Aral›k günü Ulucami Postanesi’nde 19 Aral›k’la ilgili hapishanelerdeki kad›n tutsaklara kart gönderdiler. (Bursa)

Tunceli’de Kad›na Yönelik fi‹DDET PANEL‹ Tunceli ‹l Kad›n Platformu, “Kad›na Yönelik fiiddet” konulu bir panel düzenledi. E¤itim-Sen Tunceli fiubesi’nde düzenlenen panelde; TCK yasa tasar›s›nda yap›lmak istenen de¤ifliklikler, kad›na yönelik fliddet ve bölgedeki töre cinayetleri ele al›nd›. ‹lkay Dönertafl’›n yönetti¤i panelde konuflan avukat Y›ld›z ‹mrek Koluaç›k, savafltan en fazla kad›nlar›n zarar gördü¤ünü belirterek, “Kürt kad›nlar› ülkemizde hedef olduklar› gözalt›nda taciz, tecavüz ve her türlü kötü muamele gördüler” dedi. Koluaç›k, son olarak haz›rlanmak istenen TCK’n›n kad›n haklar›na yönelik yasa tasar›s›n›n baz› yönlerinin gerici, baz› yönlerinin de yenilikçi olmad›¤›n› belirterek, kad›n›n yine ma¤dur olaca¤›n› söyledi.


27

25

3-16 Ocak 2004

Proletaryan›n flairi N a z › m H i k m e t 3.Uluslarars› ‹stanbul 20. yüzy›lda en büyük flairlerimizden biri olan Naz›m Hikmet’in do¤umunun 102. y›l›n› yafl›yoruz. 61 yafl›ndayken aram›zdan bedenen ayr›lan usta Naz›m Hikmet’in ölümünün üzerinden 40 y›l geçti ancak Naz›m, b›rakt›¤› eserlerinde, görüfllerinde hala taptaze yafl›yor. Ve insanl›k varoldukça onu yaflatacak olan fley, geride b›rakt›¤› sanat yap›tlar› m›d›r yoksa sanat›n› ve yaflam›n› yönlendiren, dünyay› derinlemesine inceleyip, sosyalizmden yana saf tutan dünya görüflü müdür? Günümüzde ‘sanatç› sadece sanatla u¤rafl›r, siyaset onun ifli de¤ildir’ diyenlere inat verilebilecek en iyi örnek Naz›m olsa gerek. Kendisinin sözleriyle anlatacak olursak bu durumu “Her ça¤›n en büyük yazarlar›, dönemlerinin en öncü, kültürlü ve bilgili insan›yd›lar. Bizim zaman›m›zda yazar, ilerici toplumsal olaylar›n en ön saflar›nda bulunmak zorundad›r.” Bu sözler, sanatç›lar›n toplumsal gerçekçi niteliklerinin ne olmas› gerekti¤ini anlat›yor. Peki nedir “En öncü, kültürlü, bilgili insan” olmak? Bu her topluma göre de¤ifliyor olmas›na ra¤men yaflad›¤› toplumda en ileri s›n›f›n kültürüne ve bilgisine sahip olmak demektir. Bunu kapitalist topluma göre ele alacak olursak, öncü kültür ve ileri bilgi, mevcut toplumu de¤ifltirmeye, ileri götürmeye muktedir olan proletaryaya aittir. Ancak proletaryan›n kültürü ve bilimi, mevcut yap›lanmay› gerçekten parçalayabilir. Naz›m kendi kiflisel yaflam› ve mutlulu¤u için u¤raflm›yordu. Mücadelesi halk›n yaflam› ve mutlulu¤u içindi. Onun mücadelesinde kendi halk›n›n ve dünya halklar›n›n nabz› çarp›yordu. Naz›m’a göre gerçek sanatç›, maddi yaflam› ayd›nlatan sanatç›yd›. Tersini yapan sanatç›, yaflamdan kaçm›fl ve saman gibi anlams›zca yanmaya mahkum olacakt›r. Bunun için toplumsal gerçekçi yazar, haks›zl›¤a karfl› verilecek mücadelede yerini almak zorundad›r. “Davas› meselesi olmayan kitap, kitap de¤ildir. Davas› olan kitap kavgas› olan kitap demektir. Kavgas›z kitap hareketsiz kitapt›r, hareketsiz kitap ise ölüdür” diyor Naz›m. Her yerde davan›n kavgan›n yani dünya görüflünün tayin edicili¤inden bahseder. Hiç kuflkusuz ki Naz›m’› Naz›m yapan fley sosyalist ö¤retiydi. Naz›m’› tan›mak, anlamak, ö¤renmek için onun fliirlerini okumak yeter, çünkü onlarda bütün yaflam› boyunca hissettikleri çok aç›k bir flekilde ifade edilmifl. Kendisinin de özlemi en güzel anlatt›¤› fliirlerinden birisiyle bizde olan özlemi dile getirelim dedik:

Karikatür Sergisi

Seni düflünmek, güzelfley, ümitli fley seni düflünmek dünyan›n en güzel sesinden en güzel flark›y› dinlemek gibi birfley ama art›k ümit yetmiyor bana, ben flark› dinlemek de¤il flark› söylemek istiyorum...

Yeni Yüksektepe Kültür Derne¤i’nin düzenledi¤i 3. Uluslararas› ‹stanbul Karikatür Festivali’nin konusu “Su ve Yaflam”. Birleflmifl Milletler taraf›ndan 2003 y›l›n›n “Su y›l›” olarak ilan edilmesiyle iliflkilendirilen festival, 21 Aral›k Pazar günü Schneidertempeel Sanat Merkezi’nde yap›ld›. Dünyan›n farkl› yerlerinden 96 sanatç›n›n 286 karikatür ile kat›ld›¤› festival, seçme karikatürlerden oluflacak “su ve yaflam” konulu karma serginin aç›l›fl›yla bafllad›. Sergi aç›l›fl›n›n ard›ndan ‹TÜ’den Prof. Dr. ‹stemi Ünsal, Kültür Üniversitesi’nden Prof. Dr. Okay Eroskay, Dr. S›tk› Akyon ve Tan Oral’›n kat›lm›yla “Su ve Yaflam” konulu bir panel düzenlecek. Festival sergisi 5 Ocak 2004 tarihine kadar aç›k. Tüm etkinliklere kat›l›m ücretsiz.

Aziz Nesin 88 Yafl›nda

Esenyurt Kültür Merkezinde Resim Sergisi Mahinur Dönmez

Sait Oral Uyan

Su Damlas›na S›¤d›r›lan Yaflam Sait Oral Uyan ve Mahinur Sönmez’in resimlerinin sergilendi¤i sergi 17-30 Aral›k tarihleri aras›nda Esenyurt Belediyesi Kültür Merkezi’nde yap›ld›. Tam da 19 Aral›k katliam›n›n y›ldönümüne denk gelen sergide hapishane katliamlar›n› anlatan resimlerin yan›nda yoksullu¤u, açl›¤›, zorla göç edenleri görmek mümkündü. Halk›n ilgisinin oldukça iyi oldu¤u sergide hapishanelere yönelik sald›r›lar› ve Ölüm Oruçlar›n› anlatan sekiz tablo Kültür Müdürlü¤ü taraf›ndan sak›ncal› bulunarak sergilenmesi engellendi.

Aziz Nesin, do¤um günü olan 23 Aral›k’ta çeflitli etkinliklerle an›ld›. Bar›fl Derne¤i’nin Naz›m Kültürevi’nde düzenledi¤i programda Aziz Nesin sevenleri biraraya geldi. Ali Nesin ve Y›lmaz Onay’›n konuflmac› olarak kat›ld›¤› etkinlikte Metin Coflkun da meddahl›k gelene¤inden örnekler sundu. Ufuk Karakoç ise Aziz Nesin’in fliirlerinden uyarlama flark›lar söyledi. Sunumunu Orhan Ayd›n’›n üstlendi¤i etkinlikte babas› Aziz Nesin’i anlatan Ali Nesin, babas›n›n 1947 y›l›nda Bab-› Aliye geldi¤inde bile hiçbir birikimi olmad›¤›n› ve Dostoyevski’yi bile ancak 37 yafl›ndayken okuyabildi¤ini anlat›rken, onun bitmeyen bir azimle herfleyi derinlemesine analiz etti¤ini bu yüzden de birçok konuyu en ince ayr›nt›lar›na dek araflt›rd›¤›n› ve kendini yetifltirdi¤ini belirtti. Konuflmac›-

lardan Aziz Nesin’in yak›n arkadafl› olan Y›lmaz Onay ise “halk› bu kadar seven, halk›na bu kadar sayg› duyan Aziz Nesin ne yaz›k ki her zaman elefltiriliyordu. Çünkü halk kuyrukçulu¤una karfl› ç›k›yordu” diyerek Aziz Nesin’in her zaman düflünce özgürlü¤ünü koruyan bir ayd›n ve özgürlü¤ün sorumluluk oldu¤unun tipik bir örne¤i oldu¤unu söyledi. Y›lmaz Onay, “Edebiyat özgürdür ve sorumludur. Bu anlamda Aziz Nesin özgürlük ve sorumlulu¤un bir abidesidir ve sanat özgürse sorumludur” sözleriyle konuflmas›n› bitirdi. Orhan Ayd›n’›n Aziz Nesin’den fliirler okumas›ndan sonra etkinlik Metin Coflkun ve Ufuk Karakoç’un “yafll› adama ninni” adl› flark›y› birlikte seslendirmeleriyle sona erdi ve Aziz Nesin, sevenleri taraf›ndan ayakta alk›flland›. KAR‹KATÜR SERG‹S‹ Cumhuriyet Gazetesi kitap kulübünde ise “Aziz Nesin portreleri” resim sergisi düzenlendi. Ali Ulvi Ersoy, Feruh Do¤an, Yalç›n Çetin, Marko Pafla’n›n önemli çizerlerinden Mim Uykusuz, Necmi R›za Ayça ve Ratip Tahir gibi Aziz Nesin’in ça¤dafllar›n›n da çizimlerinin yer ald›¤› sergiye çok say›da tan›nm›fl karikatürist de kat›ld›.


3-16 Ocak 2004

28

25

Tekstil iflçilerinin kaybedecek birfleyleri yok Eme¤in en yo¤un sömürüye u¤rad›¤› ifl kollar›ndan biri olan tekstilde sadece ‹stanbul’da çal›flan binlerce emekçi var. Ve hiçbir sosyal haklar› olmadan, eme¤inin karfl›l›¤›n› alamayan, en insani talepleri bile patronlar taraf›ndan geri çevrilen ve patronlar›n her geçen gün daha fazla nas›l olur da sömürürüm diye düflündü¤ü tekstil iflçileri... ayn› zamanda en örgütsüz kesimi oluflturuyor. Nas›l oluyor da sömürünün bu derece yo¤un oldu¤u bir ifl kolunda tam anlam›yla iflçilerin haklar›ndan yana olan örgütlenmeler yarat›lam›yor. ‹flçiler örgütlenememelerini bu ifli yapacak çok insan›n olmas›n›n getirdi¤i ifl kaybetme korkusuna ba¤l›yorlar. Röportaj yapt›¤›m›z tekstil iflçileri örgütlenmenin ve sendikal faaliyetin en gerekli oldu¤u alanlardan birinin tekstil ifl kolu oldu¤unu, ancak bu konuda yaln›z olduklar›n› düflünüyorlar ve sesleniyorlar: “Bize sahip ç›k›n”. Ama tekstil ifl kolunda mevcut sendikalar iflçilerin talepleri noktas›nda hareket etmeyip, ço¤u zaman patronlar›n ç›karlar›n› gözeterek hareket ediyorlar. Bu ayn› zamanda iflçilerin sendikaya olan güvenlerini de azaltm›fl durumda. Birçok iflyerinde gerçeklefltirilen küçük çapl› eylemlerde bile patronun yo¤un bask›s›yla karfl›laflan iflçiler, hem iflsiz kalma korkusu. Hem de ifl kolundaki örgütlenmelerin/sendikalar›n tutars›zl›¤› nedeniyle bask›lara sessiz kal›yorlar. Ancak bir gerçek daha var ki mevcut durumun ya da koflullar›n de¤iflmesi gereklili¤ine inanç mevcut iflçilerde. Bu inanç devrimci-sendikal anlay›flla büyütüldü¤ü ve örgütlenmeler gerçekleflti¤i zaman iflçi s›n›f› mücadelesine büyük katk›s› olacakt›r. -Kendini tan›t›r m›s›n? Nerede çal›fl›yorsun? 1. ‹flçi: fiirinevler’de ‹fl Sanayi Merkezinin yan›nda bir tekstil atölyesinde çal›fl›yorum. Bulundu¤um yer bodrum katta. Daha yeni girdim bu iflyerine. -Ne ifl yap›yorsun ? 1. ‹flçi: Ben orada makineci olarak çal›fl›yorum. -Bize çal›flma koflullar›ndan bahseder misin? 1. ‹flçi: Sabah saat 8, akflam 7, mesailer oldu¤unda ise akflam 9’a kadar orday›z. Ücret olarak ayda 620 milyon al›yorum. Tabi bu rakam size çok gibi görünebilir; çünkü asgari ücretin alt›nda çal›flan çok fazla insan var; Ama ben sigortal› de¤ilim, sigortal› olup bu pa-

ray› almam gerekiyor. Çal›flt›¤›m yerde ço¤u patronun akrabas›. Patron özellikle daha az para vermek ve daha çok çal›flt›r›p ses ç›karmamalar› için kendi tan›d›klar›n› çal›flt›r›yor. Ve baflar›yor da. Çünkü dedi¤im gibi ço¤u akrabas› oldu¤u için ezildiklerini, sömürüldüklerini fark etmiyorlar bile. Mesela geçenlerde cuma günü elektrikler kesildi diye paydos ettirdiler. Cumartesi günü o günün yerine çal›flt›r›ld›k. Elektri¤in gitmesi bizimle alakal› bir durum de¤il ama faturas›n› bizden ç›kard›lar. Bir gün ifl kayb›n›n bedelini cumartesi mesai yapt›r›p mesai paras› bile vermeden cuma gününün yeri dolduruldu. Biz zaten cuma günü her zamanki gibi saat 8’de iflbafl› yapm›fl, çal›flmak için haz›rd›k; ancak hem kendileri paydos ettirdiler hem de daha sonra cumartesi günü tüm gün çal›���t›r›ld›k. Kimse itiraz etmedi bu duruma. Patronun akrabas› olmayan 4 kifli itiraz ettik. “Niye böyle yap›yorsunuz” diye sorduk. Derken bize siz sadece kendinizi düflünüyorsunuz. Benim bugün ifl ç›kartmam›n nedeni yemek paras› servis paras›, sizi buraya getirdim. Bu a盤› kapatmak için sizi bugün çal›flt›rmam gerekiyor. Biz direndik bask› yapt›k ama 4 kifliyle olacak bir ifl de¤ildi.

-Sigortas›z çal›flt›¤›n›z› söylediniz, sizce patronlar niye sigorta yapm›yorlar? 1. ‹flçi: Çünkü sigorta yapmalar› demek onlar için gelir kaynaklar›n›n azalmas› demek. Mesala hem sigortay› ayr› ödemek hem ayda 600 milyon vermek onlara zor geliyor. -Senin ya da di¤er iflçilerin bu yönde bir talebi olmad› m› ?

1. ‹flçi : Oldu, tamam diyorlar ama bu sefer de ald›¤›n ücretin yar›s›n› teklif ediyorlar. 180 milyon da sigorta paran, bunun d›fl›nda baflka da benden isteme diyor. Sadece param›z yar› yar›ya düflmüyor. Bu durumda sosyal hak verilen bir iflyerinde maafl›n kesiliyorsa sadece maafl de¤il senelik iznini, ilaç paran›, muayeneni, ifl kazas› oldu¤unda tazminat ya da hastaland›¤›nda çal›flmad›¤›n günlerin maafl›ndan kesilmemesi laz›m. Sigortas› olan birkaç kifli var sadece.

-Sigortas› olan o birkaç kifliyi sadece iflyerinde çal›flanlardan sigortal› olanlar da var demek için mi gösteriyorlar? 1. ‹flçi: Hem öyle hem de iflçilerin aras›nda haklar›m›z›n talebi söz konusu oldu¤unda öne ç›kan bir iki kifliyi biraz daha fazla para verdikleri ya da sigorta yapt›klar› kifliler bunlar. -Tekstil iflçilerinin çal›flma koflullar› her geçen gün daha da zorlaflt›r›l›r-

ken sence niçin iflçilerin tepkilerinde bir de¤iflme olmuyor? 1. ‹flçi: 3-5 kifli ç›k›yor bir fleylere itiraz ediyor gerisinden ses ç›km›yor. ‹nsanlarda flöyle bir düflünce var: “fiükür çorbam›z kayn›yor” diyorlar. Biz de çorba kayn›yor da yan›nda pilav da istiyoruz diyoruz. O zaman da bundan baflka ifl nerden bulaca¤›m diyorlar. Tam da asl›nda patronlar›n istedi¤i gibi sen haline flükret, öteki tarafta daha güzel bir yaflam›n olacak sözlerinin nas›l etkili oldu¤unu görüyoruz. ‹flyerinde bize sürekli arabesk müzik dinletiyorlar. Çünkü bu flekilde iflçilerin düflünmesini engellemifl oluyorlar. Adam çal›fl›rken kendini müzi¤in ritmine öyle bir kapt›r›yor ki son sürat çal›fl›yor, düflünemiyor. Bu da patronun bilinçli yapt›¤› bir fley, çünkü çal›flt›rd›¤› insanlar›n ço¤u genç ve gençleri böyle susturuyor diyebiliriz. Çünkü o müzikleri dinlerken kendilerinden, yaflad›klar›ndan, sorunlar›ndan (sosyal haklar›ndan, geleceklerinden) uzaklafl›yorlar. 10 yafl›n alt›nda bile çocuklar var. En yafll› say›labilecekler olanlar da 30 yafllar›nda. Tabi böyle olunca amac›na ulaflmas› kolay oluyor. -10 yafl›n alt›nda çocuklar›n oldu¤undan bahsettin, bu durumu biraz açar m›s›n? 1. ‹flçi: Evet çocuklar var. Sadece benim çal›flt›¤›m yerde de¤il her iflyerinde var. Özellikle de küçük k›z çocuklar› iç giyimde çal›flt›r›l›yor ve patronlar bunu erkek iflçiler mesai var dedi¤imde konufluyorlar. Baflkald›rabiliyorlar; ama k›z çocuklar› her fleyi kabulleniyor. Saat gece 12’ye kadar çal›flsalar da ses ç›karm›yorlar ve zaten bu çocuklara 100-120 milyon gibi bir para verip her ifli yapt›r›yorlar.


25 -Çal›flanlar›n ço¤unun akraba olmas› haklar›n talebi söz konusu oldu¤unda ne gibi durumlar oluflturuyor? 1. ‹flçi: Tekstil ifl yerleri zaten aile flirketleri gibi, bu yüzden hak talepleri olmuyor desek yeri. Olsa bile tekstil iflçisinde iflten at›lma korkusu çok büyük. Çünkü çal›flan say›s› az. Patron istese hepsini bile iflten atabilir ve yerine yenilerini bulmas› da zor olmaz. Bir defas›nda çal›flma saatlerimiz uzat›lm›flt›, eski haline dönmesi için arkadafllarla konufltuk 1 hafta 10 gün topland›k. Onlar da tepkiliydi bu duruma. Ancak ifl normal ç›k›fl saatimizde flartelleri indirip gitmeye gelince bir iki kiflinin d›fl›nda b›rakan olmad› zaten. Ertesi gün de biz o birkaç kifli iflçileri k›flk›rt›yoruz diye iflten at›ld›k. -Son olarak gazetemiz arac›l›¤›yla söylemek istedi¤in bir fleyler var m›? 1. ‹flçi: Tekstil iflçilerinin sorunlar›na el at›lmas›n› istiyorum. Önemsiz gibi görüldüklerini düflünüyorum tabi ki tekstilde bir örgütlenme olacaksa bunu yaratacak olanlar iflçilerdir. Ancak onlar›n da bu konuda bilgilendirilmeleri gerek. Di¤er ifl kollar›ndaki sendikalar gibi tekstil iflçilerini savunacak bir kurumun olmas›n› istiyorum. ‹fiÇ‹LER ÖRGÜTLENMEL‹ B‹R OLMALI -Kendinizi tan›t›r m›s›n? 2. ‹flçi: Laleli’de deri tekstilinde çal›flan bir iflçiyim. -Ne ifl yap›yorsunuz ifl yerinde? 2. ‹flçi: Ben ayakç›l›k yap›yorum makineciyle ayn› ifli yap›yor parça bafl› çal›fl›yorum. -Ücret ne al›yorsun? 2. ‹flçi: Ücret parça bafl›na göre oluyor. Parça bafl›na 15 milyon falan ediyor. Bunun içinde yol, yemek, sigara her fley dahil. Sabah 7:30 gece 12’ye kadar çal›fl›yorsun. Günde 16 saat çal›fl›yoruz. ‹fl yeri eve çok uzak, servis yok, hiçbir sosyal güvence yok, yemek paydosu bile yok, zaten toplam 6 ay çal›fl›yoruz. -Çal›flma koflullar›n›z› ve ortam› biraz daha açabilir misiniz? 2. ‹flçi: Ald›¤›m›z haftal›ktan günlük 4 milyon yol paras›, 3 milyon yemek, arada bir sigara ald›¤›n› ya da baflka bir ihtiyac›n›n oldu¤unu düflündü¤ünde günlük 10 milyon harcaman oluyor. Sigorta yok. 1-2 ay ifllerin iyi oldu¤u dönemde sigortan var gibi gösteriliyor, ifller durdu¤unda sigortan› tekrar bitiriyorlar. Zaten sigorta flirketlerinden gelen de yok. Gelen olsa bile kap›dan patronu görüp biraz paras›n› al›p gidiyor. fiimdiye kadar hiçbir sigorta flirketinin gelip de iflçilerle konufltu¤unu görmedim. -Senin sigorta gibi bir talebin oldu mu? 2. ‹flçi: Oldu ancak patron yok dedi. Ben sana yapsam di¤erleri de isteyecek dedi. 40 kifli çal›fl›yoruz 5-10 kifliye (o da akrabalar›) sigorta yapt›. Bizim buras› da aile flirketi gibi o yüzden di¤erleri de hak talebinde bulunam›yor. 6 ay çal›fl›yoruz her bir montu Ruslar’a 200 dolara sat›p bunun sadece 10 milyonu-

29 nu iflçilere ay›r›yor. -‹fl yerinde di¤er bölümlerde çal›flanlar›n ücretleri ne kadar? 2. ‹flçi: Herkesin ald›¤› farkl›. El iflçisi normal haftal›k çal›fl›yor tam olarak ne ald›klar›n› bilmiyorum. Ç›rak olanlar da haftal›k, makineci ve ayakç›lar da parçabafl›na göre al›yorlar. -Çal›flmad›¤›n›z di¤er 6 ayda ne yap›yor sunuz? Çal›flt›¤›n›z yerden tazminat alabiliyor musunuz? 2. ‹flçi: May›s bafl›nda bitiyor. 3-4 ay öyle bofl bofl oturuyoruz. ‹fl yerinden o sürede hiçbir tazminat alam›yoruz. K›fl›n ortas›nda da 1-2 ay böyle. Aral›k Ocak aras›. -Tekstilin durumu hakk›nda ne düflünüyor sun? 2. ‹flçi: Tekstilde örgütlenmelerin yarat›lmas›n›n zor ve emek harcayan bir

gerçeklefltirmeleri daha rahat oluyor. -Son olarak burda çal›flan tekstil iflçilerine ve ‹K okurlar›na söylemek istedi¤iniz bir fley var m›? 2. ‹flçi: Burdaki iflçilerin örgütlenmesini, bir olmas›n› istiyorum. Devrimcilerden de bize sahip ç›kmalar›n› istiyoruz. - Nerde çal›fl›yorsun? 3. ‹flçi: Ben de arkadaflla ayn› yerde çal›fl›yorum. 5 y›ld›r Laleli’de bir deri tekstil atölyesinde ayakç›l›k yap›yorum, ancak geçen cumadan beri bofltay›z. Bu süre Ocak’›n 12-13’üne kadar sürecek ama daha da uzayabilir. 1 ay çal›flt›ktan sonra tekrar bofl geçecek ve biz bu süre içinde hiçbir para alm›yoruz. Yapacak baflka bir iflimiz de olmad›¤› için böyle gelip kahvede oturuyoruz. ‹fl yerleri boflal›nca kahveler doluyor.

ifl oldu¤unu düflünüyorum; çünkü bu krizde nereden ifl bulaca¤›m korkusu var. Çocuklar›ma ne götürece¤im korkusu var. Ve baz› fleylere ikna etmek, kabullendirmek çok zor. Tamam diyor bir bak›yorsun ertesi gün vazgeçiyor ya da 15-20 milyon farka kan›yor. -Tekstil iflçilerinin zor örgütlendi¤ini bir kaç milyon fazlaya di¤er taleplerinden vazgeçtiklerini söylüyorsun. Peki sence ne yapmak gerekiyor? 2. ‹flçi: Her yerde her zaman sistemi teflhir etmek gerekiyor. Herkesin ayn› flekilde düflünmesini sa¤lamak gerekiyor. Asl›nda herkes fark›nda da uygulamada sonuç yok. Burda devrimci yap›lara ifl düflüyor. Onlar da uzak duruyorlar, sadece ö¤renci kesimle devrim yapacaklar›n› düflünüyorlar herhalde. ‹flçilerden sadece sol düflünenlerin yan›na gelip gidiyorlar, sanki di¤erleri ayn› sorunlar› yaflam›yor. Ya da onlar›n fikirlerini alm›yorlar. -Siz fiahintepe ve Bayramtepe’de oturan tekstil iflçilerisiniz. Sence burda tekstil iflinde çal›flan iflçilerin ve ayn› zamanda iflyerinin fazla olmas›n›n nedeni nedir? 2. ‹flçi: Buralar flehire uzak oldu¤undan denetim olmuyor. Bir de burda oturanlar göç edip gelmifl. Baflka bir mesle¤i; okumas› yazmas› olmayan insanlar. Buralarda patronlar›n kendi isteklerini

-Bu bofl kald›¤›n›z süre neye göre belirleniyor? 3. ‹flçi: Bizim iflimiz d›fl piyasaya göre belirleniyor. Rusya’ya ba¤l›y›z. Onlar›n iflini yap›yoruz. Ama burada devlet katk›s› yok. Di¤er uzak do¤u ülkeleri Rusya’ya ihracat yapmak için kolayl›k tan›yor. Ama müflteriler Türkiye’ye gelmek için zorluklar yafl›yorlar. 5-6 y›l önce senenin 9 ay› çal›fl›yorduk. Sürekli buraya geliyorlard›. Ama flimdi Güney Kore’ye falan gidiyorlar. Buraya 4-5 ay geliyorlar. Biz de sadece bu süre içinde çal›flbiliyoruz. -Ne kadar süredir deri tekstil iflinde çal›fl›yorsun? Bu süre zarf›ndaki gözlemlerin neler? 3. ‹flçi: 18 y›ld›r bu iflle u¤rafl›yorum eskiden böyle ifl sorunu yoktu. Ama flimdi öyle de¤il, önümüzde 3-4 ayl›k bir süreç var, y›lda 4 ay çal›flm›yorum. 1 y›lda 3-4 ay çal›fl›yoruz. 500-600 milyon kazan›yoruz ama günde 16 saat çal›flarak. Normalde bir memur günde 8 saat çal›fl›yor. Biz 16 saat. Bizim 1 haftada çal›flt›¤›m›z süreyi onlar 2 haftada ancak çal›flabiliyorlar. Mesailerden ya da baflka birfleyden de para alam›yoruz. Parça bafl›na çal›flt›¤›m›z için kaç parça yaparsan ona göre para al›yorsun. Bu da bizim iflimizin en zor taraflar›ndan biri, ifl olmad›¤› sürede bofluz. Bofl kald›¤›nda da açs›n.

3-16 Ocak 2004 -Tekstil ifl kolundaki örgütlenmeler hakk›nda sen ne düflünüyorsun? 3. ‹flçi: Deri tekstilinde olsun normal tekstilde olsun flu an adam ak›ll› iflçinin haklar› için çal›flan bir örgütlenme, sendika yok. Zeytinburnu’nda bir sendika var, oras› da büyük bir firman›n sahibinin elinde o yüzden biz de gitmiyoruz. Biraz da biz deri iflçileri içinde bulundu¤umuz bu a¤›r koflullar› hak etti. Çünkü deri iflçisi ileriye dönük bir fley yapmad›. Bunu yapacak gücü de pek yoktu diyebiliriz. Çünkü hepimiz b›rak›p gitsek bile haklar›m›z› alamad›¤›m›zda yerimize gelecek o kadar çok insan var ki patronlar da sürekli bunu söylüyorlar “bir sürü iflsiz var gidip getiririm birkaç kifliyi 1-2 ay çal›flt›r›r 1-2 ayl›k sigortas›n› da yapar eline de birkaç kurufl verir, yollar›m düzenli çal›flmas› flart de¤il” diyorlar. Deri ifli patronlar için en avantajl› ifl kolu, normal tekstilde o gün yapacak ifli olmasa da iflçinin maafl› veriliyor ama bizde öyle de¤il. Hiçbir giderleri de yok. Çal›flan iflçiyi de sigortal› çal›flt›rm›yorlar. Deri tekstili patronlar için bir nimettir ki bu tekstil iflinin paras› da iyi patronlar için ve iflin en kritik k›sm› da bizim elimizden geçiyor. Bizim bir sendikaya, haklar›m›z için çal›flacak bir kuruma ihtiyac›m›z var. -Kendini tan›t›r m›s›n? 4. ‹flçi: Ayn› iflyerinde makinac› olarak çal›fl›yorum. Ben de arkadafllar gibi parça bafl›na çalfl›yorum. Ama ben en az›ndan çal›flt›¤›m 16 saat sürede oturuyorum. Onlar sürekli ayakta biz sürekli oturuyoruz, mola falan oldu¤unda onlar oturuyor biz de aya¤a kalk›yoruz. Çal›flma koflullar›m›z ayn›, günde 16 saat hiçbir molaya izin verilmeden parça bafl› denilen flekilde en a¤›r flartlarda çal›flt›r›l›yoruz. Y›llarca çal›flt›r›l›yorsun 1-2 ayl›k sigortan yap›l›yor. Mesela arkadafl›m›z hasta ameliyat olmas› gerekiyor. Onun içinde 4 ayl›k sigortas›n›n görünmesi gerekiyor ama patron y›llard›r yan›nda çal›flan iflçisine bunu bile çok görüyor. 2 ayl›k sigorta gösteriyor. Ve arkadafl›m›z ameliyat olam›yor. -Yapt›¤›n›z iflle ilgili ortaya ç›kan rahats›zl›klar var m›? 4. ‹flçi: Biz hayvan derilerini adam ediyoruz diyebiliriz. Bu hayvan derileri, onlar› ifllerken kulland›¤›m›z kimyasal maddeler, flu tinerci çocuklar›n çekti¤i baliyle tinerle çal›fl›yoruz ve bunlar orda çal›flan herkesin sa¤l›¤›n› tehdit ediyor. Cildimiz, ci¤erlerimiz bu maddelerden etkileniyor bu yüzden ci¤erleri çok kötü durumda olan, cildi tahrifl olan ve hatta çal›fl›rken düflen pek çok arkadafl›m›z oldu. B›rak›n önlem almay› birine bir fley oldu¤u zamanda bile yard›m edilmiyor. -Son olarak söylemek istedi¤iniz bir fley var m›? 4. ‹flçi: Biz zaten flu an ma¤dur durumday›z. fiu anda kaybedecek bir fleyimiz yok, bizi bir araya getirecek bir flemsiyeye ihtiyac›m›z var. Böyle bir fley olursa inan›yorum ki iflçiler de haklar›n› arayacaklard›r.


3-16 Ocak 2004

30

‹flçi-köylü’den IRAK HALKI D‹REN‹fiLE, ‹fiGALC‹LER ‹SE YARATTIKLARI CANAVARI YAKALAMA SEV‹NC‹YLE(!) MEfiGUL En son söyleyece¤imizi en baflta söylersek; nas›l ki Irak iflgalinin k›sa sürede gerçekleflmesi iflgalcilerin rahat yüzü görmesini ve direniflçilerin kurflunlar›na hedef olmaktan kurtarmas›n› sa¤lamad›ysa Saddam diktatörünün yakalanmas› da iflgalcileri yaflanan ve yaflanacak olan bu ak›betten kurtaramayacakt›r. fiu k›sa zaman dilimi dahi bu gerçe¤i gösteriyor. Yani iflgalciler yaratt›klar› canavarla meflgul olup zafer 盤l›klar› atarken direniflçiler Irak sokaklar›nda iflgalcilere karfl› kurflun ya¤d›rmaya devam ediyor. ‹flgalciler yaratt›klar› canavar› yakalamakla bir moral üstünlü¤ü yakalad›klar›n› ve ayn› zamanda iflgalcilerin birçok yalan›n›n a盤a ç›kmas›na da hizmet edece¤ini ilerleyen süreçte hep birlikte görece¤iz. Bugün öncelikle yap›lamas› gereken iflgalcilerin baflta Irak’ta olmak üzere bölge ve dünya halklar›na karfl› iflledikleri tüm suçlar› yaratt›klar› canavarlara yükleyip kendilerini aklama çabalar›n› en genifl flekilde teflhir etmeye ve Irak halk›n›n direniflini sahiplenmeye devam etmektir. Devrimciler ve komünistler aç›s›ndan Saddam’›n diktatörlü¤ü ve katliamc›l›¤› tart›fl›lmazken tart›fl›lmayacak di¤er bir gerçek ise; bu diktatörün yarat›c›s› ve destekleyicilerinin emperyalistler oldu¤udur. ‹flte bugün Saddam’› yarg›lamaya haz›rlanan iflgalcilerin Saddam’la birlikte iflledikleri suçlar›n k›sa bir bölümü; ‹ran, Irak savafl›n›n ortas›nda bunlar vard›. Baflta Halepçe katliam› olmak üzere Kürtlerin u¤rad›¤› her katliam ve k›y›m›n arkas›nda yine bunlar vard›. Ve yine Saddam diktatörüne sa¤lanan silahlar›n nereden geldi¤i s›r de¤ildir. Dolay›s› ile Saddam diktatörünü yarg›lamaya haz›rlanan iflgalcilerin amaçlar›ndan biri de iflledikleri suçlar› Saddam’a yükleyip bölge halklar› nezdinde kendilerini aklama çabas›d›r. Bu çabay› heyecanla destekleyip alk›fllayanlar yaln›z haf›za yitimine u¤ramam›fllar; ayn› zamanda emperyalist iflgalcilerin kendilerini aklama iki yüzlülü¤üne ve sahteli¤ine figüranl›k yapma rolünü de üstlenmifllerdir. Bugün bu figüranl›¤›n en uç temsilcileri Talabani ve Barzani’dir. fiu aç›k ki Talabani ve Barzani geleceklerini iflgalcilerin çöplü¤ünde ar›-

yorlar. Bu güçlerin niteliklerinin böylece daha da a盤a ç›karmas›, Kürt halk›n›n gelece¤ini nerede aramas› gerekti¤i sorusunu da süreç içinde gündeme getirecektir. Ve bu aç›k tablo üzerinde do¤ru ve yanl›fllar›n alt›n› çizmek daha da kolaylaflacakt›r. Ki as›l zor ve tehlikeli olanda utangaç “iflgal karfl›tlar›n›n” tutumudur. Bu durumun deflifre edilip a盤a ç›kar›lmas› Kürt halk›n›n gelece¤ini emperyalist kap›larda arama politikas›n›n yanl›fll›¤›n› ve yan›lg›s›n› ortaya koymaya hizmet eder. Hala emperyalistlerin ezilen halklar lehine sorunlar› çözece¤ine inananlar ve bugünün somutunda iflgalcilerden medet umanlar flu sorulara yan›t vermek zorundad›r. Bugün ‹srail siyonistlerinin Filistin halk›na her gün yapt›rd›klar› kan banyosunun arkas›ndaki güç kimdir? Tabi ki Saddam diktatörünü yarg›lamaya haz›rlanan ABD emperyalizmidir. Faflist TC’nin baflta Kürt halk› olmak üzere, devrimcilere ve komünistlere karfl› yürüttü¤ü katliam ve imha operasyonlar›n, yap›lan askeri darbelerin arkas›ndakiler yine bu emperyalistler de¤il midir? Bu emperyalist haydutlar›n, Vietnam, fiili vb bir dizi ülkede iflledikleri insanl›k suçlar›, yapt›rd›klar› askeri darbeler t›pk› bugün Irak’ta oldu¤u gibi sahte demokrasi gösterileriyle iktidardan alafla¤› etmeye veya yarg›lamaya çal›flt›klar› diktatörü ve katillerin say›s› oldukça çok de¤il midir? Tüm bu gerçekler orta yerde dururken, hala var olan tablonun bugünkü sonuçlar›ndan hareketle ilericilik, yurtseverlik ad›na ortaya farkl› sonuçlar ç›kararak, kitlelerin kafas›nda bilinç bulan›kl›¤› yaratarak ve ayn› zamanda emperyalist iflgalcileri flirin göstermeye çal›flman›n Kürt halk›na yarar de¤il zarar verdi¤i aç›k de¤il midir? Bunun böyle oldu¤u tarihi tecrübelerle defalarca ispatlanm›flt›r. E¤er tarihi tecrübeleri dikkatlice okur ve tarihin sesini can kula¤›yla dinlersek bugünkü tablonun nas›l bir sürece evrilece¤inin ipuçlar›n› görmekte de pek zorlanmayaca¤›m›z aç›kt›r. Hat›rlanaca¤› gibi Irak Kürdistan›’ndaki bugünkü Kürt önderlikleri ‹ran-Irak savafl›n›n bu haks›z savafl›n yarat›c›lar› da yine emperyalistlerdi.

Çeliflkilerden yararlanma ad› alt›nda Kürt halk›n› bölgedeki gerici ve faflist güçlerin ç›karlar› u¤runa savaflt›rmaktan çekinmemifllerdi. Yine bu feodal afliretçi Kürt önderliklerinin PKK hareketine karfl› izlemifl olduklar› sald›rgan tutum ve buna karfl›l›k TC’den ald›klar› yard›mlar tart›fl›lmayacak kadar aç›k ve nettir. Ba¤›ms›z düflünme ve hareket etme iradesinden yoksun olan bu iflbirlikçi önderlikler, bugün Kürt topraklar›n› ABD’nin gelecekteki üssü haline getirme çabas› içindeler. Elbetteki tüm bunlara ra¤men bugün dünün bir kopyas› de¤ildir. Süreçler aras›nda yaflanan belli farkl›l›klar vard›r. Bu farkl›l›klar› görerek gelecekte muhtemel geliflmelerin alt›n› çizmek daha do¤ru ve gerekli oland›r. Nedir bu farkl›l›klar? Her fleyden önce iflgalciler bugün Irak da oluflturduklar› geçici yönetimde en çok güvendikleri ve gelecek için üzerinde planlar yapt›klar› esas güçler Kürtlerdir. Dolay›s›yla yaln›z Kürt önderlikleri iflgalcilere de¤il, ayn› zamanda iflgalcilerin de Kürtlere ihtiyac› vard›r. Bundan dolay› emperyalistlerin Irak’a yerleflme planlar› Kürtlere yaklafl›mda geçmifle oranla daha özel bir politika içerece¤i aç›kt›r. Saddam diktatörünün yakalanmas›yla birlikte iflgalcilerin bu özel politikas›n›n uygulanmas›n› daha da h›zland›racak yeni geliflmelerin olmas› da kuvvetle muhtemeldir. Nedenine gelince; birincisi iflgali sürdürme gerekçelerinden biri olan Saddam yakaland›. ‹kincisi: Her f›rsatta unutturulmaya çal›fl›lan kimyasal silahlar da henüz bulunamad›. Kimyasal silahlar›n bulunmamas› d›fl kamuoyunda iflgal karfl›t› tepkilere yol açarken, Saddam’›n yakalanmas›yla birlikte iflgalcilerin hala Irak’› terk etmemeleri bugüne kadar iflgalcilere destek veren güçlerin içinde de iflgal karfl›t› bir tart›flman›n geliflmesi ihtimalde çok somut bir olgu haline gelebilir. Nitekim burjuva bas›na yans›d›¤› kadar›yla bir dizi fiii din adam› Amerikan askerlerinin Irak’tan ç›kmamas› halinde silahl› direnifle bafllayacaklar›n› aç›klam›fl durumdalar. Esas olarak Saddam ve iflgal karfl›t› olan bu güçler direnifl cephesinde kazan›lan her baflar›n›n Saddam hanesine yaz›laca¤› ve Saddam diktatörünün yeniden sahnede yeralaca¤› düflüncesini tafl›yorlard›. Ama Saddam’›n yakalanmas› bu psikolojik korkuyu ve atmosferi önemli oranda da¤›tt›. Dolay›s›yla Saddam taraftarlar›n›n d›fl›ndaki direnifl cephesi Irak’ta daha da büyüyerek geliflecektir. Ki geliflmelerde o yöndedir. Ama flunu da unutmamak gerekir ki; em-

25 peryalistler, iflgalci güçler bu cephenin büyümemesini yaln›z askeri sald›r›larla de¤il ayn› zamanda iç bütünlüklerini parçalamak içinde her türlü hile ve entrikaya baflvuracaklar›d›r. Direniflçi güçlerin zay›f olan ideolojik-siyasi zeminleri emperyalistlerin bu yönlü politikalar› için uygun zeminler yarat›yor. Özetlersek: Emperyalistlerin gerçek iflgal amaçlar›n›n ne oldu¤u düne oranla bugün daha da aç›k bir nitelik kazanm›flt›r. Emperyalist iflgalciler Saddam’› yarg›lama süreciyle birlikte Irak’ta kendilerine yönelik geliflen tepkileri mümkün oldu¤u kadar s›n›rlamaya ve hatta bunun için yarg›lamay› biraz daha sürece yaymaya çal›flacaklard›r. Tabi ki katil Bush’un bu yarg›lamay› ABD’de yap›lacak olan seçimlere endeksleme ihtimalini de gözard› etmemek gerekiyor. Tüm bunlar›n yan›s›ra elbetteki yarg›lama biçimi Saddam diktatörünün bu yap›lanma sürecinde sergileyece¤i tutumda mevcut gidiflat üzerinde etkilerde bulunacakt›r. Yaflanan tüm bu geliflmeler iflgalcilerin Irak’ta uzun süre kalma gerekçelerini güçlendirmiyor, bilakis zay›flat›yor. Buna ra¤men iflgalcilerin kendi istekleriyle kolay kolay Irak’› terk etmeyecekleri de aç›kt›r. Özellikle yak›n gelecekte de¤eri daha da artacak olan bölge petrolü, kriz için de olan ABD ekonomisi emperyalist iflgalcilerin bölgede kal›c›laflmak için çal›flacaklar›n›n aç›k ve net verileridir. Buna karfl› aç›k ve net olan di¤er bir olgu ise Irak topraklar›nda direniflin giderek daha da boyutlanaca¤› gerçe¤idir. Direniflin boyutlanmas› demek ABD emperyalistlerinin daha çok Talabani ve Barzani güçlerine dayanmas› demektir. Son süreçte ‹srail’in Irak Kürdistan›’na yönelik artan ilgisi de bu geliflmeleri do¤rular niteliktedir. Bu da özellikle Arap ve Kürt halklar› aras›nda düflmanl›klar›n geliflmesine neden olacakt›r. Bu durum bölgenin gelece¤i aç›s›ndan; ezilen halklar›n emperyalizme karfl› birlikte mücadele etmesi zeminini daha da zay›flatacakt›r. Ki bu birlikteli¤in s›n›rlar› zaten çok dar ve geri düzeydeydi. Son geliflmeler bu durumu daha da olumsuz bir rotaya do¤ru yöneltecektir. Bu tehlikeli geliflmeleri hesaba katmadan yap›lacak her de¤erlendirme ortaya do¤ru de¤il, eksik ve yanl›fl sonuçlar ç›karaca¤› aç›kt›r. Dolay›s›yla de¤erlendirmelerimiz her türlü duygusal, dar ulusal ç›karlardan uzak anti emperyalist mücadele ve bilincin geliflmesine, ezilen halkalar›n birlikte mücadele etme ruhuna hizmet edecek tarzda olmak zorundad›r.


31

25

3-16 Ocak 2004

Asgari ücret açl›k s›n›r›n›n alt›nda Di¤er y›llara göre tek fark ise sendika konfederasyonlar›n›n, geçti¤imiz y›llardaki asgari ücret belirlemesinde, hükümetle girdi¤i tart›flmalara bu y›l girmemesidir. Bu nedenle hükümet hem cellad› hem de papaz› oynuyor. Asgari Ücret Tespit Komisyonu 1 Ocak 2004 tarihinden itibaren uygulanacak yeni asgari ücreti belirlemek için, çal›flmalar›na bafllad›. 5 iflçi sendikas›, 5 patrondan ve 5 hükümet temsilcisinden oluflan komisyon 24 Aral›k günü yap›lan 5. toplant›s›nda asgari ücreti belirleyemedi. Komisyon toplant›lar›n›n d›fl›nda yürütülen tart›flmalarda, sendikalar›n asgari ücretle ilgili sessiz kald›¤›, AKP ve patronlar›n istedikleri gibi bir ücret belirlemeye çal›flt›¤› görülüyor. Yani her y›l oldu¤u gibi asgari ücretin belirlenmesinde bu y›l da iflçilerin hiçbir söz hakk› bulunmuyor. Di¤er y›llara göre tek fark ise sendika konfederasyonlar›n›n, geçti¤imiz y›llardaki asgari ücret belirlemesinde, hükümetle girdi¤i tart›flmalara bu y›l girmemesidir. Bu nedenle hükümet hem cellad› hem de papaz› oynuyor. Baflbakan R.Tayyip Erdo¤an, “Kendilerini üzmek istemem, ama asgari ücret baz› sanayicilerin çocuklar›n›n gece kulüplerindeki bir menü fiyat› de¤il. Bir aile nas›l geçinsin” sözleriyle asgari ücretle ilgili tart›flmalar› bafllatt›. Daha sora “asgari ücret 475 milyon lira olsun” sözlerinin ard›ndan, asgari ücrette egemen s›n›flar›n bafllatt›¤› tart›flma, daha do¤rusu oynanan oyunda sona gelinmifl durumda. Erdo¤an asgari ücretle ilgili söyledi¤i tüm sözleri unutarak, “asgari ücreti % 20 art›ral›m” diyerek asgari ücretin nas›l olaca¤›n›n da ipuçlar›n› vermeye bafllad›. Yaklaflan 28 Mart seçimlerine yat›r›m anlam›na gelen, baflbakan›n ç›k›fllar›n›n emekçileri aldatmaya yönelik manevralar oldu¤u son aç›klamas›yla daha da a盤a ç›km›fl durumda. Öyle ki, AKP hükümeti kurulduktan sonra, bir y›l› aflk›n bir süredir, s›n›fsal karakterine uygun olarak emekçi düflman› bir politika izlediler. ‹flçi ve emekçilerin birçok bedel ödeyerek elde ettikleri haklar› bir bir budayan yasalar ç›kartan AKP hükümeti, emekçilere verecek hiçbir fleyi olmad›¤›n› çoktan göstermifl durumda. Özellikle 4857 say›l› ifl yasas›yla, iflçileri esnek, sendikas›z, düflük ücretle çal›flt›rmaya yönelik kapsaml› bir sald›r›n›n alt›na imza atm›fl durumda. Erdo¤an’›n onca demagojik söyleminin ard›ndan, asgari ücretin % 20 art›r›lmas›n› isteyerek, emekçilerin ücretlerinde hiçbir iyilefltirmeye gidilmemektedir. Bu art›fl 2003 y›l›nda enflasyondan kaynakl› yap›lmas› gereken en düflük art›fl. Yani % 20’lik art›fl asgari ücrette hiçbir

iyilefltirme getirmemektedir. Buna göre bugün brüt 306 milyon lira olan asgari ücret 367 milyona yükseltilecek. Bu art›fl›n net de¤eri de 263 milyondur. Onca demagojik söylemin ard›ndan ç›kan rakam›n komikli¤i ortadad›r. Bu rakama patronlar a¤›z ucuyla onay vererek güçsüz bir flekilde daha fazla koparma amac›n› gütmektedir. Türk-‹fl’in Ekim 2003 ay› araflt›rmas›na göre, dört kiflilik bir ailenin yoksulluk s›n›r› 1 milyar 371 milyon 994 bin, açl›k s›n›r› ise 451 milyon 386 bin lira. Bu rakamlar dikkate al›nd›¤›nda 263 milyonun komikli¤i daha net görülmektedir. Di¤er yandan Devlet ‹statistik Enstitüsü de besiniçi ve besind›fl› harcamalar› dikkate alarak haz›rlad›¤› raporda asgari ücretin net 396 milyon 9 bin 971 lira olmas› gerekti¤ini belirtmektedir. Ancak devlet asgari ücret konusunda kendi kurumunun haz›rlad›¤› rakamlar› hiçbir zaman kabul etmemekte. Öyle ki D‹E 2003 y›l›nda 326 milyon önerirken aç›klanan asgari ücret 225 milyon oldu. Bu y›l da devletin D‹E’nin raporlar›n› da dikkate almayarak, % 20 art›fl yapaca¤›n› söylemek yanl›fl olmaz. D‹E’nin aç›klad›¤›

rakam bile açl›k s›n›r›n›n çok alt›nda bir rakamd›r. Ne varki Türk-‹fl D‹E’nin aç›klad›¤› rakam› olumlu bulmakta ve hükümetin bu rakam› dikkate almas› gerekti¤ini aç›klamaktad›r. Türk-‹fl kendi raporunda 451 milyonun açl›k s›n›r› oldu¤unu aç›klamakta, ama en az›ndan bu rakam için bile ›srar etmemektedir. Herhalde açl›k s›n›r› iflçiye göre farkl›, kendilerine göre farkl› belirlenmektedir. Türk-‹fl’in bu sessizli¤i, iflçi s›n›f›n›n haklar› için verilen mücadelede nerede durdu¤unu da göstermektedir. Öyle ki Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nda 5 kifli patronlardan, 5 kifli hükümetten ve 5 kifli de sendikalardan temsilci olarak yer almaktad›r. Ancak patronlar ve hükümet yapt›klar› pazarl›klar sonucu, istedikleri gibi bir asgari ücreti sendika temsilcilerini de katarak iflçilere kabul ettirmeye çal›flmaktad›r. Sendikalar o kadar sessiz ki, yer yer onlar›n yerine hükümet, iflçilerin “taleplerini” demagojik bir flekilde dile getirmektedir. Sendikalar aciz duruma getirilmifltir. Patronlar›n üzerinde tart›flt›klar› rakamlar›n hepsinin açl›k s›n›r›n›n çok çok alt›nda oldu¤u ortad›r. Bugün kay›tl› 5,5

AKP hükümeti kurulduktan sonra, bir y›l› aflk›n bir süredir, s›n›fsal karakterine uygun olarak emekçi düflman› bir politika izlediler. ‹flçi ve emekçilerin birçok bedel ödeyerek elde ettikleri haklar› bir bir budayan yasalar ç›kartan AKP hükümeti, emekçilere verecek hiçbir fleyi olmad›¤›n› çoktan göstermifl durumda. milyon iflçi, kay›ts›z ise milyonlarca insan bu ücretle yaflamlar›n› idame ettirmeye çal›flmaktad›r. Asgari ücret y›llard›r açl›k s›n›r›n›n alt›ndad›r. Ve milyonlarca iflçi ve emekçi açl›k s›n›r›n›n alt›nda yaflamaya mahkum edilmeye çal›fl›lmaktad›r. ‹flçi ve emekçilerin bugün aç›s›ndan en önemli talepleri açl›k s›n›r›n›n üstünde bir ücret, yani insanca bir yaflamd›r. Patronlar›n ise iflçilerin bu en insani taleplerini hep görmezden gelece¤ine hiçbir flüphe yok. Ancak verilecek örgütlü ve birlikte mücadeleyle bu rakam›n kazan›lmas› hiç de zor de¤ildir.


BÜROLAR

işçi-köylü YEN‹ DEMOKRAS‹ YOLUNDA

UMUT YAYIMCILIK VE BASIM SANAY‹ LTD. fiT‹ Yönetim yeri: Gureba Hüseyin A¤a Mah. ‹mam Murat Sok. No:14/1 Aksaray-Fatih/‹STANBUL. Tel: (0212) 521 34 30, 531 48 53 FAKS: (0212)621 61 33 Sahibi ve Yaz›iflleri Müdürü: Beflir KASAP Bask›: Gün Matbaac›l›k Genel Da¤›t›m: YAY-SAT @mail: umutyayimcilik@superonline.com

B‹Z HALKIZ GELECEK ELLER‹M‹ZDED‹R

➧ KARTAL: HAMAM SOK. DEM‹RL‹ ‹fiHANI NO: 57/14 KARTAL, TELEFAKS: (0216) 306 16 02 Cep: 0 544 521 34 30 ➧ ANKARA: TUNA CAD. ÇANAKÇI ‹fiHANI NO:11 KAT:3 DA‹RE:32 ÇANKAYA TEL: (0312) 432 23 01 Cep: 0 535 562 33 72 ➧ ‹ZM‹R: GAZ‹OSMANPAfiA BULVARI, KOÇAfi ‹fiHANI NO: 87, DA‹RE:318 KONAK, TELEFAKS: (0232) 441 93 09 Cep: 0535 310 31 84 ➧ MALATYA: DABAKHANE MAHALLES‹, BOZTEPE CAD., BABACAN ‹fiHANI NO:9 KAT:1/16 MALATYA TEL: (0422) 325 78 13 Cep: 0536 697 94 19 ➧ BURSA: GÜMÜfiÇEKEN CAD. ERKMEN ‹fiHANI, NO:7/21, HEYKEL, TEL: (0224) 224 09 98 Cep: 0 536 612 81 98 ➧ SAMSUN: KALE MAH., YUSUF KEFEL‹ ‹fiHANI, KAT: 6 NO: 9 , TEL: (0362) 435 64 57 Cep: 0 537 427 71 48 ➧ TURHAL: YAVUZ SULTAN SEL‹M MAH. TANRI-VERD‹ SOK. 19/15 2. NOTER YANI TURHAL/TOKAT TEL: 0356 276 37 20 Cep: 0533 414 65 54 ➧ MERS‹N: ÇANKAYA MAH. S‹L‹FKE CAD. ÜZÜM ‹fiHANI KAT :1 NO: 47 MERS‹N ➧ AVRUPA MERKEZ BÜRO: WESELER STR 93 47169 DUISBURG-DEUTSCHLAND TEL: 0049 203 40 60 958 FAKS: 0049 203 40 60 959

Vergiler halk›n s›rt›nda kambur Her hükümet de¤iflikli¤inde ç›kar›lmaya çal›fl›lan yasalar ve bu yasalar›n bir parças› olan vergiler her zaman emekçi halk›m›z›n aleyhine olmufltur. Hükümetlerin halk› aldatmak için yapt›¤› propaganda ise “daha iyi bir gelecek, daha güzel günler için biraz da halk›n kendini zorlamas›” gerekti¤idir. E¤itime katk› ad› alt›nda al›nan vergiler emekçi halk›m›zdan al›nmakta, buna ra¤men daha güzel günler görece¤i iddia edilen halk gençli¤inin yüzüne üniversite kap›lar› kapat›lmaktad›r; depremin her türlü zarar›n› gören hal-

k›m›z yine bu depremin vergisini ödemekte ama kal›c› konutlara bile yerleflememekte, k›fl›n ortas›nda çad›rlarda yaflamak zorunda kalmaktad›r; çevre temizlik vergisi ad› alt›nda yine halk›m›z vergi vermekte ama emekçi semtlerin birço¤una çöp arabalar› bile u¤ramamakta, yine zengin semtlerin zenginli¤ine zenginlik kat›lmaktad›r… Hükümetin sözcüsü Kemal Unak›tan’›n tabiri ile “ortada piflen bir yemek var”. Ama halk›m›z bu yeme¤in bedelini vergilerle ödemekte, sermaye ise ödemeden yemektedir. Hükümete geldi¤i günden beri halk›n ç›karlar› için hareket etti¤ini söyleyen AKP hükümeti, 1 y›l boyunca ne kadar halka hizmet etti¤ini IMF ve DB endeksli uygulamalar› ile, ç›kartt›¤› yasalarla gösterdi. Halka hizmet ad›na efendilerinin istekleri do¤rultusunda ç›kar›lan bu yasalar, sermayenin emperyalizmin ç›kar›na hizmetten baflka bir anlam ifade etmemektedir. En son ç›kar›lmaya çal›fl›lan Kamu Reformu Yasa Tasar›s› da özellefltirmelerin dayanak noktas› yap›lmak istenmektedir. Son olarak haz›rlanan 2004 bütçesi ile getirilen yeni vergi düzenlemeleri bu gerçekli¤in bir örne¤idir. Bu vergilerle yine halk›m›z krizin faturas›n› ödemek zorunda b›rak›lmaktad›r. “Sömürü iliflkisinin sürdü¤ü s›n›fl› toplumlarda, devletin uygulad›¤› vergi politikas› egemen s›n›f veya s›n›flar›n ç›karlar›n›n bir uzant›s›d›r” gerçe¤i ile bakt›¤›m›zda vergiler, her zaman esas itibar›yla iflçi ve emekçilerin al›nteridir. Bizim gibi ülkelerde üretilen art› ürünün en büyük bölümü nas›l emperyalistlerce gasp

edilyorsa, devletin emekçilerden zorla ald›¤› vergiler de flu veya bu yollarla emperyalistlere ak›t›lmaktad›r. Burjuvaziyi vergilendirmeyen ve onlar› vergi yükünden muaf tutan devlet, y›llar itibar›yla büyüyen bütçe aç›klar›n› iç ve d›fl borç yoluyla kapatmaya çal›fl›yor, bu da emperyalizme daha çok ba¤›ml›l›¤›n ifadesidir. Gün geçtikçe borçlar› 盤› gibi büyüyen Türk ekonomisinin karfl›s›nda ç›karlar›n› düflünen IMF vb. emperyalist kurulufllar›n “daha çok vergi al›n” demesi de bu yüzdendir. Yeni vergi düzenlemelerine bir bakacak olursak; *Özel ‹letiflim Vergisi (halk›m›z›n deyimiyle deprem vergisi) sürekli hale getirilecek. Cep telefonu aboneli¤inin tesisi s›ras›nda al›nan özel ifllem vergisi de bu verginin kapsam›na al›nacak. Özel

aç›k. Devlet gider kapsam›na ald›¤› bu vergilerle kulland›¤›n›z her türlü malzemeden hesap sormaktad›r. Bürokratik ifllemlerde flikayetçi siz de olsan›z, devlet kurumlar› da olsa yine vergiyi siz vereceksiniz. Tabi sadece bürokratik ifllemlerde de¤il, bizzat kendisinin destekledi¤i özel sektörlerin ifllemlerini de bu flekilde size ç›karmaya çal›fl›yor. Ki flans oyunlar›ndan özellikle y›lbafl› öncesinde çok gündeme gelen Milli Piyango kurumunda yap›lan her ifllem de (biletler özelinde ortaya daha net ç›km›flt›r) sizin gider hanenize yaz›larak vergi vereceksiniz. Milli Piyango gelirlerinin ise nereye gitti¤i art›k malum; Türk Silahl› Kuvvetlerine. Bu maddeyle yap›lan ifllemlerin vergisi gider kapsam›nda yine halk›n üzerine y›k›lmaktad›r. *Vize müracaat›nda bulunanlar›n ise “müracaat paras›” veya “ifllem paras›” ad› alt›nda ücret tahsil edilmesi

ifllem vergisine tabi baz› ifl ve ifllemler için ise yeni bir vergi getirilmedi. *Konutlara ait çevre temizlik vergisi su faturas› ile tahsis edilecek. Bu verginin tutar›, tüketilen su miktar›na ba¤l› olarak al›nacak. Yani halk bundan sonra bir de tüketemedi¤i maddelerin de vergisini vermifl olacak. Sudan ucuz ne var deyimi art›k bu madde ile tarihe kar›flm›fl olacak. Uzun zamandan beridir çevre temizli¤inin özel sektörlere devredilmesi, bu maddenin gerçek nedenini de gösteriyor. Devlet özel sektöre ödeyemedi¤i paray› yine halk›m›z›n cebinden ç›karacak. *Beyannameler üzerinden al›nan pay ve vergi, damga vergisi kanunu, flans oyunlar› üzerinden al›nan pay ve vergi, gider vergileri kanunu kapsam›na al›nacak. Buradaki amaç da çok

ve vize verilmese bile al›nan bu paralar›n iade edilmemesi için D›flifllerine yetki veriliyor. Bu madde bize kamuya memur al›mlar›nda yap›lan s›navlar›n, Ö¤renci Seçme S›nav›n›n öncesinde ödenen form paralar›n› hat›rlatmaktad›r. Milyonlarca iflsiz, ö¤renci müracaat etmekte -ki müracaat ederken de birçok para dökmektedir- ama sonuçta say›l› insan bu s›navlar› kazanabilmektedir. S›nav sonras› aç›klamalarda ise s›nav öncesi al›nan form paralar›n›n korkunç kazanc›ndan hiç bahsedilmemektedir. fiimdi de vize uygulamas›nda devlet ayn› yöntemi uygulamak istiyor.

Özellikle Avrupa ülkelerine ç›kmak için yap›lan vize baflvurular›n›n ço¤unun sonuçsuz kald›¤› ortadad›r. Yüzlerce insan her gün baflvuruda bulunmakta ama baflvurular› cevaps›z kalabilmektedir. fiimdi bu uygulamayla devlet bu yüzlerce insan›n bin bir emekle denklefltirip haz›rlam›fl oldu¤u paralar›n da üzerine konuyor. *Bir di¤er maddede ise ikamet tezkeresi harc›n›n kal›nan süreye göre belirlenmesi geçiyor. Yani art›k bir yerde ne kadar çok oturursan›z o kadar çok vergi ödeyeceksiniz. Bu uygulaman›n emekçi halk›m›z için pek de götürüsü olmayacak gibi. Çünkü artan kiralarla her an yeni bir ev bulma telafl›nda olan halk›m›z›n ev almaya durumu da müsait olmad›¤› için sürekli bir adresinin de olmas› pek mümkün de¤il. Burada sayamad›¤›m›z birçok madde ile hedeflenen yine IMF borçlar›n›n, krizin faturas›n›n halk›m›za ödettirilmesinden baflkaca bir fley de¤il. Halk›m›za vergiler ödettirilirken ayn› madde ve yasayla ise özel sektöre birçok olanak ve teflvik tan›n›yor. “Baz› mal ve hizmetlerdeki KDV oranlar›n›n düflürülmesi, gecikme zamm› oranlar›n›n %7’den 4’e indirilmesi, vergi ve cezalar›n kredi kart› ile ödenmesi…” gibi maddeler bulunan yeni vergi düzenlemesiyle sermayeye %10 dolay›nda vergi muafiyeti getirilecek. Örne¤in ülkemizin en büyük sermayelerinden bir grubun ya da kiflinin cirosu 100 trilyonsa ve kâr› da trilyonlar› bulurken, devlete ödeyece¤i miktar, 50 milyar dolay›nda olacak. Oysa ki bu grubun ya da kiflinin bünyesinde bulunan kurulufllarda çal›flan iflçi ve memurlar›n ödedikleri vergi her ay maafllar›ndan peflinen kesilirken, sermaye grubundan taksit taksit al›nacak. Tabi

e¤er “af”a u¤ramam›flsa. fiimdi yeni uygulamayla isterse kredi kart› ile de ödeyebilecekler. Maliye Bakan› Kemal Unak›tan’›n tabiri ile yeni düzenlemelerle “Her yeme¤in bedeli var. Ama yiyemeden, ama ödemeden” anlay›fl› hakim k›l›nacak. Zaten yiyemeyen emekçi halk›m›z ödeyecek, sermaye ise ödemeden emekçi halk›m›z›n ödedikleri ile yiyecek.


YDYIK25