Page 1

YENİ DEMOKRASİ YOLUNDA

işçi-köylü www.iscikoylu.org

Say›: 2003-24

24 *Y›l:2 *19 Aral›k 2003-2 Ocak 2004 *Fiyat›: 500 000 TL ISSN:1303-9350

Irak’taki direniflin Saddam’›n yakalanmas› ile k›r›laca¤›n› hayal edenlere inat;

‹fiGALE KARfiI D‹REN‹fi SÜRÜYOR ABD ve ‹ngiliz emperyalizmi son kozu olarak “direniflin lideri” dedikleri Saddam Hüseyin diktatörünü yakalayarak “zafer 盤l›klar›” atmaya ve direnenlere “güç gösterisi” yaparak mesaj vermeye çal›fl›rken; Irak halk› direnifli büyüterek mesaj› yan›tl›yor. EMPERYAL‹STLER‹N HEVES‹ KURSAKLARINDA KALACAK Korku imparatorlu¤unun ödlek flefi Bush’un, kar›s›na bile haber vermeden illegal biçimde sabah›n köründe Ba¤dat’taki bir askeri birli¤e iki saatli¤ine moral gezisi düzenledi¤i flartlarda, flimdi de Saddam’›n "yakalanmas›" ile yeniden "zafer" flark›lar› söylemeye bafllad›lar. "Zavall›" bir k›l›kta ve "uysal" haldeki Saddam görüntüleri, iflgale karfl› direnifli k›rman›n en önemli argüman› k›l›nmak isteniyor. "Heykeli bile daha fazla direndi", "Torunu kadar olamad›" diye zafer 盤l›klar›n› alayl› bafll›klarla süsleyen para-medya kurulufllar›, kutlamalara girifltiler. Oysa Saddam’›n bir fare deli¤inde sakland›¤›n› söyleyerek dalga geçen emperyalistler halklar›n geliflen mücadelesi karfl›s›nda kendileri saklanacak delik dahi bulamayacaklard›r.

TAR‹H D‹REN‹fiLE YAZILIYOR Bugün için emperyalistler birçok fleyi yapmaya muktedir durumdad›r. Sisteme zor yoluyla da olsa hakimdirler. Ama tarihin çarklar›n› geriye do¤ru çevirmeyi baflarmalar› mümkün de¤ildir. Dünya halklar›n›n s›n›f mücadeleleri tarihi boyunca elde etti¤i kazan›mlardan kolay vazgeçmeyecekleri say›s›z deneyle sabittir. Filistin halk› anormal derecedeki askeri güç dengesizli¤ine ra¤men ‹srail savafl makinesine karfl› direnmektedir. Irak halk› önderlik ve örgütlülük aç›s›ndan büyük dezavantajlara karfl›n iflgale boyun e¤meyecektir.

EMPERYAL‹ZM‹N KORKULARI GERÇEKT‹R Emperyalistlerin ve faflistlerin korkular›n› diri tutan kendi gerçekliklerinin ay›rd›nda olmalar›d›r. Onlar farkl› manipülasyon noktalar› gelifltirseler de as›l tehdidin nereden geliflti¤ini ve geliflece¤ini iyi biliyorlar. Korkular›n› büyütecek olan ise bizim bu gerçekli¤in bilincine varabilmemizdir. Bu bilince varmam›z, o do¤rultuda cesaret kuflanmam›za ve harekete geçmemize neden olacakt›r. Bütün olgular, bütün geliflmeler bize döne döne bunu anlat›p duruyor..

Emperyalist Küreselleflme& Savafla Karfl›

BOMBAY D‹REN‹fi‹ 2004 Küreselleflme karfl›t› hareket giderek “karfl›lar” ve ard›ndan “alterler” hareketi haline dönüflürken, Halklar›n Uluslararas› Mücadele Ligi için Sosyal Forumcu anlay›fla karfl› ideolojik mücadele yürütmek anti-emperyalist cepheyi oluflturmak aç›s›ndan vazgeçilmez bir önemdedir. Verilen bu önemin bir göstergesi ve parças› olarak DSF’nin Hindistan-Bombay’da yapaca¤› y›ll›k toplant›s›yla eflzamanl› olarak, DSF’nin Hindistan-Bombay’da yapaca¤› y›ll›k toplant›s›yla eflzamanl› olarak, 17-20 Ocak tarihleri aras›nda Emperyalist Küreselleflme ve Savafla Karfl› Bombay Direnifli 2004 ad› alt›nda bir toplant› örgütlüyor.

‹flçi-köylü’den HALKLARIN HAKLI VE MEfiRU MÜCADELES‹ SALDIRGANLIKLA BO⁄ULAMAZ

Sayfa 30


19 Aralık 2003-2 Ocak 2004

2

ILPS ve DDSB’den D‹REN‹fi Z‹YARET‹ Tafleron olarak çal›flt›r›lan PTT iflçilerinin 2 ayd›r Bahçelievler Postanesi önünde sürdürdükleri hakl› ve meflru direnifle Halklar›n Uluslararas› Mücadele Ligi (ILPS) bileflenleri ve Devrimci Demokratik Sendikal Birlik (DDSB) destek ziyaretinde bulundu. 14 Aral›k günü "Yaflas›n s›n›f dayan›flmas›", "Birlik Mücadele Zafer" vb. dövizlerle "PTT iflçisi yaln›z de¤ildir", "Zafer direnen emekçinin olacak" sloganlar›yla iflçileri ziyaret eden ILPS ve DDSB, aralar›nda toplad›klar› yard›mlar› da PTT iflçilerine ilettiler. ILPS, DDSB ve Tuzla Deri‹fl Sendikas› ad›na yap›lan konuflmalar›n ard›ndan Tohum Kültür Merkezi çal›flanlar›n›n söyledikleri direnifl türküleri ve halaylarla ziyaret sona erdi. PTT iflçileri ad›na teflekkürlerini ileten iflçi temsilcisi de, bundan sonra seslerini duyurmak için daha yo¤un bir mücadele vereceklerini ve herkesi yanlar›nda görmek istediklerini ifade etti. (‹stanbul)

HPG gerillalar› Dersim’de topra¤a verildi 20 Kas›m 2003 tarihinde Bingöl Karl›ova ilçesinin Karacehennem bölgesinde TC kolluk güçleriyle HPG gerillalar› aras›nda ç›kan çat›flmada flehit düflen 14 HPG gerillas›ndan Erol Bul, 3 Aral›k 2003 günü ailesi taraf›ndan memleketi olan Dersim’e getirildi. Tunceli Cemevi’nde bir gün bekletilen Bul’un cenazesi 4 Aral›k’ta yaklafl›k 30 araçl›k konvoyla Pertek ilçesine ba¤l› Kacarlar köyü mezarl›¤›na götürüldü. Burada yaklafl›k 300 kifli Bul’u sonsuzlu¤a u¤urlarken, tüm devrim ve komünizm flehitleri için yap›lan bir dakikal›k sayg› duruflunun ard›ndan “fiehit nam›r›n” sloganlar› eflli¤inde defin ifllemi yap›ld›. Ayn› çat›flmada flehit düflen HPG gerillas› Metin-fiorefl kod adl› Akif Uruk’un cenazesi de ailesi taraf›ndan 6 Aral›k Cumartesi günü Tunceli Cemevine getirildi. Cenaze burada bekletilirken ‘bar›fl ve demokrasi’ yolunda flehit düflenler için bir dakikal›k sayg› duruflu yap›ld›. Cemevinde toplanan yaklafl›k 250 kifli cenazeyi alarak Tunceli Belediye Mezarl›¤›na götürdü. Defin iflleminin ar(Malatya) d›ndan kitle araçlara binerek mezarl›ktan ayr›ld›.

Türk-‹fl’te de¤iflen birfley yok Türk-‹fl 19. Ola¤an Genel Kurulu; sendika bürokratlar›n›n yo¤un kulis faaliyetlerinin, koltuk kavgalar›n›n gölgesinde, yap›lan elefltirilere ra¤men geçmiflte izlenen sar›-bürokrat-iflbirlikçi çizgisinde ›srar karar› al›narak gerçeklefltirildi. 3-7 Aral›k tarihlerinde Milli E¤itim Bakanl›¤› fiura salonunda düzenlenen kurulunun ilk günlerine damgas›na vuran baflbakan R. Tayyip Erdo¤an’›n konuflmas› oldu. Erdo¤an; ifl yasas›n› savunarak kamuda art›k kimsenin yatarak para kazanamayaca¤›n› iddia ederek özellefltirmelerin devam edece¤i müjdesini(!) verdi. Tepki gösteren sendikac›lar› da azarlayan Erdo¤an; sendikac›lar›n tüm toplumu temsil etmedi¤ini söyleyerek sert sözler sarftetti. Konuflmalara Tes-‹fl ve Yol-‹fl üyeleri yo¤un alk›fllarla destek verdiler. Öncesinde konuflan Salih K›l›ç’›n söylediklerini politik bir a¤›zla onu aratmadan ifade eden Erdo¤an, Türk-‹fl yönetimi ile aralar›ndaki s›cak iliflkiye vurgu yapt›. Belediye‹fl, Bas›n-‹fl, TEKS‹F, Deri-‹fl, Hava-‹fl, Türk-‹fl’in izledi¤i politikalar› elefltirerek ifl yasas›, özellefltirmeler, ifl güvencesi konular›nda s›rt›n› iflçiye döndü¤ünü söyleyerek bafltan afla¤› de¤iflim istediler. Haber-‹fl, fieker-‹fl ise Türk-‹fl yönetimine sahip ç›kt›. Petrol-‹fl’in yönetime yönelik elefltirileri dikkat çekerken Türk Metal sendikas› özelefltirmeleri savundu. Genel olarak sönük geçen kurultay›n en hareketli an› Petrol-‹fl Baflkan› Mustafa Öztaflk›n’›n konuflmas› oldu “K‹T’ler halk›nd›r sat›lamaz” slogan› atan delegeler özellefltirmelere tepki gösterdiler. Toleyis, Sa¤l›k-‹fl, Tar›m-‹fl, Liman-‹fl, Maden-‹fl de

19 Aral›k katliam› ve Irak iflgali protesto edildi 19 Aral›k 2000 katliam›n›n 3. y›ldönümü ve emperyalistlerin Irak iflgali Zürih'te yap›lan bir yürüyüflle protesto edildi. 13 Aral›k 2003'te saat 14:30'da Helvetia Platz'da bafllayan ve saat 16:30'da Zürih Türk Konsoloslu¤u önünde sona eren yürüyüfle yaklafl›k olarak 500 kifli kat›ld›. Bu yürüyüfle TKP/ML, MKP, T‹KB, MLKP ve dayan›flma amac› ile TKEP/L'nin yan›s›ra ‹ran Kürtlerinden olan ve siyasi mülteci talepleri reddedilen insanlar, yapt›klar› açl›k grevinin taleplerini dile getirmek ve eylemi desteklemek amac› ile yürüyüfle kat›ld›lar. Yürüyüflün en önünde 19 Aral›k katliam›n› k›nayan Almanca pankart›n yan›s›ra "Emperyalist ‹flgale Hay›r" pankart›n›n ard›s›ra yürüyüfle kat›lan örgütlerin pankartlar› yer al›yordu. Yürüyüfl boyunca bildiriler da¤›t›ld›. "Hücreler ölümdür, hücrelere hay›r", "‹zolasyon ölümdür, izolasyona hay›r", "Yaflas›n enternasyonal da-

yan›flma", "Yaflas›n devrimci dayan›flma", "Bedel ödedik bedel ödetece¤iz", "Faflizme karfl› omuz omuza" vb. sloganlar yürüyüfl boyunca Almanca ve Türkçe olarak at›ld›. Konsolosluk yan›na gelindi¤inde kitle hep birlikte "‹flte buras›, katiller yuvas›", "Analar›n öfkesi katilleri bo¤acak", "Faflist devlet hesap verecek" sloganlar›n› att›lar. Konsolosluk önünde Ölüm Orucundan ç›kan iki devrimcinin Ölüm Oruçlar›na ve emperyalist iflgale iliflkin yapt›klar› konuflmalardan ve devrim flehitleri için yap›lan bir dakikal›k sayg› duruflundan sonra, toplu halde ‹ranl› devrimcilerin kald›klar› yerin ziyaret edilece¤i söylendi. TKP/ML taraftarlar› ve di¤er devrimci örgütler açl›k grevinin yap›ld›¤› yere giderek, kendilerinden bir istekleri olup olmad›¤›n› sordular. ‹ranl› devrimcilerin kald›¤› bu yer, Zürih Gençlik ve Kültür Merkezi taraf›ndan düzenli olarak ziyaret edilmekte ve iliflki kurulmakta.

işçi-köylü senin sesin!

24

mevcut durumdan memnun olmad›klar›n› ifade ettiler. Kurul öncesinde TEKS‹F baflkan› Zeki Polat baflkanl›¤›nda bir listeden söz edildi. Ard›ndan Belediye-‹fl’in devreye girmesi ile Tes-‹fl’in baflkanl›¤›ndaki bir listede tutuldu. Ancak listeye destek veren ve baflkanlar kurulunda “K›l›ca bizden oy yok” tavr› belirleyen Tek G›da-‹fl; Genel sekreteri MustafaTürker’i K›l›nç’›n listesinden aday yapt›. Tes-‹fl Baflkan› Kumlu ise yine K›l›nç’›n listesinden sekreter aday› oldu. Yap›lan seçimlerde Hava-‹fl oy kullanmad›. K›l›nç’›n listesi seçimleri kazand›. Salih K›l›ç’la devam karar› verildi. AYNASI ‹fiT‹R K‹fi‹N‹N LAFA BAKILAMAZ Toplant›larda kat›l›m›n oldukça düflük oldu¤u kurulda Türk-‹fl’i destekleyen birkaç sendika d›fl›nda genel olarak bütün sendika baflkanlar› Türk-‹fl’in politikalar›n› elefltirerek bu flekilde devam etmeyece¤ini söyledi. Ancak ortaya ç›kan tabloya bak›ld›¤›nda Salih K›l›nç baflkanl›¤›nda tek bir listeyle seçime gidildi. Sendikac›lar›n yapt›klar› elefltirilerin ana yönü iflçi s›n›f›na yönelik sürdürülen kapsaml› sald›r›lar karfl›s›nda Türk-‹fl’in yüzünü s›n›fa dönmesi gereklili¤i idi. Bunun gerçekleflebilmesi için yap›lacak müdahale ise iflçilerin öfkesini yat›flt›rmak için yap›lan konuflmalardan öteye geçmedi. K›sacas› iflçi s›n›f›ndan binlerce iflçi iflten at›l›rken iflyerleri kurals›z, esnek çal›flma dayat›rken Türk‹fl’in s›n›fa dönük yaklafl›m›nda de¤iflen birfley olmayacak. (Ankara)

Yunanistan’da Irak halk›yla dayan›flma yürüyüflü Irak halk direnifli sadece kendi kaderinin de¤iflimini atefllememifl, dünya halklar›na da lokomotif bir güç olmufltur. Dünyaya hakim k›l›nmaya çal›fl›lan "Ka¤›ttan kaplan Amerikan yenilmezli¤i" de her yerde çat›rdamaya bafllam›flt›r. Bunun verdi¤i güç ve moralle birlikte halklar›n mücadelesi de her yerde boy vermektedir. Bu mücadelelerin önemli halkalar›ndan birini oluflturan Yunanistan’da da bu amaç do¤rultusunda 13 Aral›k Cumartesi günü Irak halk›yla dayan›flmak için bir eylem gerçeklefltirildi. ‹ki hafta öncesinden YKP/ML taraf›ndan yap›lan ça¤r›ya; sendikalar, dernekler, siyasi parti ve oluflumlar, ö¤renci dernekleri ve Türkiyeli devrimcilerden destek geldi. Fakat baz› örgütlerin imza atmalar›na ra¤men gelmemeleri ise ayr› bir olumsuzluktu. Ayr›ca Yunanistan’da yap›lacak se-

ABONEL‹K fiARTLARI 6 AYLIK: 10.200.000 1 YILLIK: 20.400.000

OKU-OKUT! ABONE OL! ABONE BUL!

NOT: ‹stedi¤iniz süreye denk gelen oranda paray› hesap numaralar›m›za yat›rarak banka dekontunu yay›nevimize fakslay›n›z ya da postalay›n›z. Abonelik ücretine posta masraflar› dahildir.

çimler dolay›s›yla meclis d›fl› önemli sol güçlerin bu eylemi gündemlerine almamalar› ise reformizmin kronik hastal›¤›n›n bir tezahürüydü. Bütün bunlara ra¤men eylem 13 Aral›k günü gerçeklefltirildi. Kitle Akademi’de toplanmaya bafllad›. ‹lk olarak çeflitli mesajlar›n okundu¤u eylemde, ard›ndan Ekmek ve Adalet dergisi taraftarlar›ndan oluflturulan SEVCAN çocuk grubu sahne ald›. Kürtçe, Türkçe ve Yunanca parçalar› seslendiren grup, kitle taraf›ndan be¤eni toplad›. Bunun ard›ndan kitle parlamentoya do¤ru yürüyüfle geçti. Irak halk›yla dayan›flma içerikli sloganlar›n at›ld›¤› ve pankartlar›n tafl›nd›¤› yürüyüfl toplanma alan›na gelinmesiyle son buldu. Yürüyüfle Türkiye’den At›l›m, Devrimci Demokrasi, Partizan ve Ekmek ve Adalet okurlar› kat›ld›. (Atina)

Yurtd›fl› Hesap Numaralar› Sema Gül Euro Hesab› Ziraat Bankas› ‹stanbul Aksaray fiubesi: 0 751 00 38 65 97 00 00 009 Halk Bankas› Laleli fiubesi: 3474/63487 Vak›f Bank Valide Sultan fiubesi: 401 20 35


3

24

19 Aralık 2003-2 Ocak 2004

ABD, Irak’taki t›kan›kl›¤›n› aflamayacak Saddam Hüseyin, Irak’›n Tikrit kentinde düzenlenen bir operasyonla sa¤ olarak yakaland›. Bu geliflme iflgalciler taraf›ndan direniflin zay›flayaca¤› yönünde gösterilmeye çal›fl›lsa da durumun böyle olmayaca¤› bugünden görünüyor. Irak’ta her geçen gün giderek büyüyen ve daha organize hale gelen direnifl, Saddam Hüseyin’i aylar öncesinden aflm›flt›r. ‹flgal alt›nda tutulan Irak’ta yeni geliflmelerle karfl› karfl›yay›z. 14 Aral›k tarihinde Irak’›n Tikrit kentinde ABD askerleri taraf›ndan yap›lan operasyonda Saddam Hüseyin yakaland›. Bu geliflme, iflgalciler taraf›ndan direniflin zay›flayaca¤› yönünde gösterilmeye çal›fl›lsa da, durumun böyle olmayaca¤› bugünden görünüyor. ABD emperyalizmi sürekli olarak Irak’ta giderek büyüyen direnifli Saddam Hüseyin’in yönlendirdi¤i fleklinde bir kampanya yürüterek, hem halk›n Saddam Hüseyin’e olan öfkesini kendi lehine çevirmeye çal›flt› hem de dünya kamuoyunu yan›ltmaya çal›flt›. Yay›nlanan ilk görüntülerinde Saddam Hüseyin bulundu¤u yerin bir yeralt› s›¤›na¤› olmas› ve yan›nda direnifli organize edebilecek hiçbir araç ve doküman›n bulunmamas›, direnifli örgütleyen bir komutan olmad›¤›n›, sadece kendini korumak için sakland›¤›n› ortaya koyuyor. Bu nedenle Saddam Hüseyin’in yakalanmas› iflgalcilere k›sa süreli bir moral olmaktan öte bir anlam ifade etmeyecek. Bugün Irak’taki direnifl Saddam Hüseyin’i çoktan aflm›fl durumdad›r. ABD’de yay›nlanan Time dergisi muhabirleri Brian Bennett ve Michael Ware taraf›ndan verilen haberde bu durum daha aç›k görünüyor. Direniflçilerle kald›klar› yerlerde görüflen, zaman zaman onlarla beraber sald›r›ya giden ve önemli bilgiler elde eden muhabirler, direniflin ABD’lilerin düflündü¤ünden çok büyük oldu¤unu vurguluyor. Görüfltükleri direniflçi bir hücre lideri, Ebu Ali adl› kiflinin “Bush’un tüm askerlerinin kendileri defoluncaya ya da çölü onlara mezar edinceye kadar birer birer öldürece¤iz” dedi¤ini aktar›yor. Washington Times gazetesine konuflan bir baflka direnifl grubu lideri ise, savafl›n bafllad›¤› günlerde kendisinin ABD yanl›s› oldu¤unu belirtiyor. Kod ad› Ebu Mücahit olan Ba¤dat’l› direnifl lideri, ekibinin ne Saddam Hüseyin’den ne de El Kaide’den emir ald›¤›n› belirtiyor ve Saddam tekrar iktidara gelirse ona karfl› da savaflacaklar›n› aç›kl›yor. ABD ordusuna deste¤ini “kurtar›c› gibi de¤il, iflgalci gibi” davrand›¤›n› gördükten sonra kesti¤ini belirten Mücahit, “hiçbirimiz ölmekten korkmuyoruz, ama bu ifl zor. Çünkü biz yaln›zca insan›z, iflçiyiz. Asker de¤iliz”

diyor. Mücahit’in bu sözleri, iflgalden sonra direniflin her geçen gün nas›l organize hale gelerek büyüdü¤ünü göstermesi bak›m›ndan önemli. Bugün Irak’ta geliflen direnifl, ABD emperyalizminin Ortado¤u üzerinde uygulamaya koydu¤u yeniden flekillendirme politikas›n›, etkileyen bir duruma gelmifltir. ‹flgalin bafllad›¤› 20 Mart’tan günümüze 448’i ABD’li olmak üzere toplam 528 iflgalci asker öldü. Bu direniflle birlikte Ortado¤u üzerinde uygulamaya çal›flt›¤› politikada, ABD emperyalizmi “Vietnam Sendromu” yaflamakta ve bir ç›kmaza do¤ru sürüklenmektedir.

çünkü Türkiye’de ABD emperyalizminin ç›karlar› do¤rultusunda örgütlenmifl bir devlet modeli vard›r. Y›llard›r ABD emperyalizmi özellikle Ortado¤u ve Kafkaslar’daki politikalar›n› Türkiye üzerinden uygulad›. Türkiye ABD’nin ç›karlar› için Kore’den Afganistan’a kadar asker gönderdi, “komünist tehlikeye” karfl› cephe ülkesi oldu. 1 Mart’ta meclisten asker gönderme tezkeresinin bir yol kazas› sonucu ç›kmamas›ndan ve sonras›nda tezkere ç›kart›lsa da Irak’a Türkiye askeri gönderilmemesi ya da flimdilik ertelenmesinden Türkiye’yi Irak iflgalinde ve sonras›nda kullan-

kiye’deki askeri varl›¤›n›n daha da art›r›laca¤› belirtildi. Bu noktada ‹ncirlik Üssü’ndeki ABD askerlerinin say›s› art›r›lacak. Tüm bu geliflmeler ayn› zamanda emekçi halka yönelik kapsaml› sald›r›lar› ifade etmektedir. Ülkenin sürüklendi¤i ç›kmaza karfl› anti emperyalist mücadelenin gelifltirilmesinin önemi çok büyüktür. Halka açl›k, yoksulluk ve katliamdan baflka verecek hiçbir fleyi olmayan emperyalist kapitalist sistemin içinde bulundu¤u ç›kmaz, mezar›n›n daha derin olmas›n› sa¤layacakt›r.

ABD Baflkan› Bush ve çetesi, Saddam Hüseyin’in yakalanmas›n› da özellikle baflkanl›k seçimlerinin yaklaflmas› ve seçimler öncesi her geçen gün düflen halk deste¤ini yeniden kazanmak için kullanacakt›r. Bu ç›kmaz› aflmak için ABD emperyalizmi çeflitli manipülasyon kampanyalar›yla kitleleri kazanman›n hesab›n› yapmaktad›r. ABD Baflkan› Bush ve çetesi, Saddam Hüseyin’in yakalanmas›n› da özellikle baflkanl›k seçimlerinin yaklaflmas› ve seçimler öncesi her geçen gün düflen halk deste¤ini yeniden kazanmak için kullanacakt›r. Mevcut ABD politikalar› için de en uygun olan Bush ve çetesi olmas› bak›m›ndan bu önemlidir. Bu k›sa pansuman da ABD emperyalizminin t›kan›kl›¤›n› aflmaya yetmeyecek, aksine direnifl bu t›kan›kl›¤› daha da büyütecektir. Bu durumun ABD emperyalizmi de fark›ndad›r ve bu t›kan›kl›¤› aflmak için daha birçok politika devreye sokmaya çal›flacakt›r. T›kan›kl›¤› aflmak için Türkiye’yi de önümüzdeki dönemde daha aktif olarak kullanmaya ihtiyac› vard›r. Daha aktif diyoruz,

mad›¤› ve kullanmayaca¤› anlam› ç›kmamal›. ABD emperyalizmi Ortado¤u’daki dengeleri de dikkate alarak Türkiye’yi en iyi flekilde kulland› ve kullanmaya devam ediyor. ABD Savunma Bakan› Danold Rumsfeld; “Türkiye’yi ülkenin kuzey bölümüne geçifl noktas› olarak kullan›yoruz” (13 Aral›k 03) diyor. 1 Mart tezkeresinin meclisten geçmemesi yol kazas›ndan baflka bir fley de¤ildir. TC’ye, yapt›klar›n›n cezas› olarak kulaklar› çekilerek yeniden bir çekidüzen verildi. ‹stanbul’da yaflanan son bombal› sald›r›lar› bahane ederek, Bush’un “Türkiye art›k bir cephe ülkesi” aç›klamas› bu çeki düzenden sonra TC’nin önümüzdeki dönemde nas›l kullan›laca¤›n›n bir göstergesi. Bu do¤rultuda ABD D›fliflleri Bakan Yard›mc›s› Marc Grossman’›n, 9 Aral›k’taki Türkiye ziyaretinde de ABD emperyalizminin Tür-

Bugün Irak’ta geliflen direnifl, ABD emperyalizminin Ortado¤u üzerinde uygulamaya koydu¤u yeniden flekillendirme politikas›n›, etkileyen bir duruma gelmifltir. ‹flgalin bafllad›¤› 20 Mart’tan günümüze 448’i ABD’li olmak üzere toplam 528 iflgalci asker öldü.


S›n›fsal Bak›fl S‹Z SAKLANACAK DEL‹K B‹LE BULAMAYACAKSINIZ! Tam 3 y›l önce, 20 hapishaneye birden ayn› günde, onbinlerce asker, polis, özel tim vd. güçler eliyle sald›r› düzenleyerek F tiplerinin kanl› aç›l›fl gösterisine giriflenler, katliam ve sevkten baflkaca bir fley elde edemediler. Ama televizyonlara ç›k›p “operasyonlar›n›n kutlamas›”n› yapm›fllar, baflar›lar›n›n övüncünü kamuoyu ile paylaflm›fllard›. ‹zolasyon/tecrit cenderesine ald›klar› devrimcilerin iradesini k›rmak için o tarihten beri bütün güçleriyle nafile bir çaba gösteriyorlar. Bir süredir ise, teslimiyet tan›maz direnifl karfl›s›nda yeni sald›r› hamleleri yapman›n haz›rl›klar› içerisindeler. ABD ve ‹ngiliz emperyalistleri ise Irak’a sald›r› bafllat›p Ba¤dat’a ulaflt›klar›nda, Saddam heykellerinin y›k›l›fl› görüntülerinin eflli¤inde, dünyaya meydan okuma demeçleri vermifllerdi. Aradan yirmi gün geçmiflti ki 1 May›s’ta savafl›n sona erdi¤ini ilan ettiler. Ne var ki çok de¤il bir ay sonra neye u¤rad›klar›n› flafl›rd›lar. Giderek büyüyen ve yayg›nlaflan direnifl karfl›s›nda, korku ve panik içinde, ölü ve yaral›lar›n› hesaplayamaz oldular. Korku imparatorlu¤unun ödlek flefi Bush’un, kar›s›na bile haber vermeden illegal biçimde sabah›n köründe Ba¤dat’taki bir askeri birli¤e iki saatli¤ine moral gezisi düzenledi¤i flartlarda, flimdi de Saddam’›n “yakalanmas›” ile yeniden “zafer” flark›lar› söylemeye bafllad›lar. “Zavall›” bir k›l›kta ve “uysal” haldeki Saddam görüntüleri, iflgale karfl› direnifli k›rman›n en önemli argüman› k›l›nmak isteniyor. “Heykeli bile daha fazla direndi.”, “Torunu kadar olamad›.” diye zafer 盤l›klar›n› alayl› bafll›klarla süsleyen paramedya kurulufllar›, kutlamalara girifltiler. Kurulacak bir düzmece mahkemede, yine kendi onaylar› ve azmettiricilikleri ile iflledikleri suçlar nezdinde emperyalist iflgal meflru k›l›nmaya çal›fl›lacak. Bu geliflme,

24

4

19 Aralık 2003-2 Ocak 2004

iflgalci zorbalar›n direnifle karfl› fliddetin ve katliam›n dozunu daha da art›rmas›n› beraberinde getirecektir. Ancak heveslerinin kursaklar›nda kalacaklar›na yine tan›k olunacak. Mutluluklar› k›sa sürecek, zafer flark›lar›n› tamamlayamayacaklard›r. Bugün için emperyalistler bir çok fleyi yapmaya muktedir durumdad›r. Sisteme zor yoluyla da olsa hakimdirler. Ama tarihin çarklar›n› geriye do¤ru çevirmeyi baflarmalar› mümkün de¤ildir. Dünya halklar›n›n s›n›f mücadeleleri tarihi boyunca elde etti¤i kazan›mlardan kolay vazgeçmeyecekleri say›s›z deneyle sabittir. Filistin halk› anormal derecedeki askeri güç dengesizli¤ine ra¤men ‹srail savafl makinesine karfl› direnmektedir. Irak halk› önderlik ve örgütlülük aç›s›ndan büyük dezavantajlara karfl›n iflgale boyun e¤meyecektir. Konu aç›k iflgal oldu¤unda bu durum bütün halklar aç›s›ndan büyük oranda geçerlidir. Yine ülkemiz aç›s›ndan ele ald›¤›m›zda, bugün için faflist diktatörlük diledi¤i gibi hüküm sürme konusunda pervas›z bir rota tutturabilmektedir. Komprador burjuvazi ve büyük toprak a¤alar›n›n devleti bütün kurumlar›yla sistemi elinde bulundurmaktad›r. Bu devlet y›k›l›p, sistem tasfiye edilene kadar da bu durum esas olarak böyle seyredecektir. Gerek ekonomik, akademik, demokratik mücadele alan›nda, gerekse de halk savafl›n›n safhalar›nda elde edilecek mevzi ve stratejik kazan›mlar olsa da bu gerçekli¤in hep bilincinde hareket edilecektir. Ancak onlar›n hiçbir zaman gücünün yetmeyece¤i fleyler de vard›r. Bunlar›n bafl›nda komünistlerin iradesi gelir. ‹flte, flartlar ne olursa olsun, güç dengesi nas›l kurulursa kurulsun, komünistler iradelerini prensip olarak teslim etmezler. Faflizmin komünistlerin iradesini k›rmaya, onlar› teslim almaya, boyun e¤dirmeye gücü yetmez. Yenilgiye u¤ra-

mak, tökezlemek, zaafiyet göstermek baflka bir fley, teslimiyet baflka bir fleydir. S›n›f mücadelesinin teslimiyet-direnifl ekseninde çözümlemesi, bir kararl›l›k ya da güçten öte s›n›f›n niteli¤iyle ilgili sonuçlar üretir. ‹leriyi temsil eden, gelecek ad›na rol oynayan, devrimci olan direnmek zorundad›r. Bu bilim ad›na da böyledir. Yine, tarihin ak›fl›n› durdurmaya çal›flana, geriye götürmeye kalk›flana karfl› koyulmak zorundad›r. Bu, do¤al manada insanl›¤›n ileriye dönük yüzünü yans›t›r. Proletarya ve onun önderli¤indeki halk s›n›flar›n›n mevzilenifli bu çerçevede anlam kazanmaktad›r. Gerek dünyada ve bölgemizde gerekse de ülkemizdeki geliflmeleri do¤ru okumal›y›z. ABD emperyalizmi aç›s›ndan 11 Eylül ile ivme kazand›rd›¤› operasyonlar zinciri devam ettirilmektedir. Azerbaycan seçimleri, Gürcistan’daki “kadife” darbe, Kuzey K›br›s seçimleri, AB’nin yeni üyeleri üzerinden Rusya’n›n kuflat›lmas›, Rumsfeld’in Grossman’›n s›ca¤› s›ca¤›na yapt›klar› ziyaretler ve verdikleri demeçlerle sergilendi¤i üzere, aç›ktan at›lan ad›mlard›r. Bush’un 15-20 Kas›m ‹stanbul eylemlerinin ard›ndan verdi¤i “fiimdi Türkiye terörle mücadelede bir cephedir.” demecinden sonra, Grossman’›n Ankara ziyaretinde, “Türkiye’yi terörle mücadelede merkez ülke olarak görüyoruz. ‹liflkilerimizi bu zeminde yeniden tan›mlayal›m, yeniden yap›lanal›m.” sözleri anlaml›d›r. Genel anlamda emperyalist sistem ve bunun tek tek ülkelerdeki yans›mas› olarak bütün ekonomilerde yaflanan krizlerin gelir da¤›l›m›ndaki adaletsizli¤i ileri boyutlara çekmesine paralel s›n›f mücadelesinin keskinleflmesi olgusu, hak ve özgürlükler alan›n› giderek daraltmaktad›r. Bu bütün rejimler aç›s›ndan geçerlidir. Dolay›s›yla emperyalistlerin s›kça telaffuz etti¤i “terörün küreselleflmesi” ifadesi, sözü edilen eylemler sayesinde “küreselleflme” ad› verilen s›n›rs›z talan ve sald›rganl›¤a alan açma argüman› haline getirilmektedir. Kontrol içi veya d›fl› “terör” eylemleri, istikrars›zlaflt›rma araçlar› olarak kullan›lmakta, “güvenlik” konsepti etraf›nda ve “önlem” ad› alt›nda terör es-

tirilmektedir. Bir zamanlar kendi elleriyle kurduklar›, besleyip büyüttükleri islamc› örgütlerden bugün için kendi kontrollerinden ç›kanlar›n oluflturduklar› tehdit emperyalistler ve faflistler aç›s›ndan yaflamsal bir boyut tafl›mamaktad›r. Bunlar›n dinsel motifler sayesinde hat›r› say›l›r büyüklükte bir kitleyi harekete geçirebilecekleri, etkileyebilecekleri söz konusu ise de bunun sistemi tehdit edecek bir çapa ulaflamayaca¤›n› onlar da iyi bilmektedir. Dolay›s›yla sorun iflçi s›n›f› ve emekçi kitlelerin durumu ile yak›ndan ilgilidir. Sorun komünist ve devrimci örgütlerin durumu ile daha da yak›ndan ilgilidir. Bu yüzden, “terör yasalar›”n›n güçlendirilmesinin istenmesi, halk›n muhbirli¤e teflvik edilmesi, fliddet ve terör edebiyat›n›n yurtseverler ve devrimciler çerçevesinde körüklenmesi, bir kampanyaya dönüfltürülmüfltür. Nitekim polislerin, o çaptaki eylemlerin san›klar›na karfl› tak›nd›¤› tutum ile onu takip eden haftalar içinde kamu emekçilerinin yasal kitle gösterilerinde yer alanlara karfl› giriflti¤i sald›r›lar aras›ndaki fark bir çok aç›dan anlaml›d›r. Bu fark bafl›ndan beri hapishanelerdeki komünist ve devrimci tutsaklar ile islamc› örgüt davalar›ndan yatanlar aras›ndaki büyük ayr›mda da kendisini göstermektedir. Faflizmin her renkten temsilcilerinin her konuda oldu¤u gibi son geliflmeler vesilesiyle de meseleyi “Kürt sorunu” ile iliflkilendirmeleri, Kürt ulusal hareketinin yürüttü¤ü savafl sayesinde yarat›lan “tehlikeli” kitle temeli/potansiyeli nedeniyledir. Sorun sadece inkarc›-imhac› geleneksel resmi refleks ile aç›klanamaz. Emperyalistlerin ve faflistlerin korkular›n› diri tutan kendi gerçekliklerinin ay›rd›nda olmalar›d›r. Onlar farkl› manipülasyon noktalar› gelifltirseler de as›l tehdidin nerden geliflti¤ini ve geliflece¤ini iyi biliyorlar. Korkular›n› büyütecek olan ise bizim bu gerçekli¤in bilincine varabilmemizdir. Bu bilince varmam›z, o do¤rultuda cesaret kuflanmam›za ve harekete geçmemize neden olacakt›r. Bütün olgular, bütün geliflmeler bize döne döne bunu anlat›p duruyor.

Samsun Gübre Fabrikas› iflçileri flalter indirdi TÜGSAfi Samsun Gübre Fabrikas›’n›n özellefltirme kapsam›nda ihaleye ç›kar›lmas›na karfl› fabrikada çal›flan iflçiler üretimi durdurdu ve iflyerini terk etmeme eylemi yapt›. Petrol-‹fl Sendikas› Samsun fiubesi taraf›ndan düzenlenen eylem 8 Aral›k Pazartesi günü yap›ld›. Sabah mesaisinden itibaren üretimi durdurarak, kendilerini fabrikaya kapatan iflçilerin eyleminin özellefltirme karar›ndan geri ad›m at›l›ncaya kadar sürece¤ini aç›klayan Petrol-‹fl Samsun fiube Baflkan› Necdet Kan TÜGSAfi’›n sat›lmas› için yap›lan ihaleye iflçilerin tav›r koydu¤u-

nu belirterek, fabrikadan ayr›lmayacaklar›n› ve sonuç al›ncaya kadar eylemin sürece¤ini sözlerine ekledi. Baflbakanl›k Özellefltirme ‹daresi Baflkanl›¤›’nca ihaleye ç›kar›lan TÜGSAfi Samsun Gübre fabrikas› için 3 firma teklif verdi. ‹haleye kat›lan Tunus flirketi, flartl› teklif verdi¤i gerekçesi ile ihale d›fl› b›rak›ld›. Toros Gübre 15 milyon dolar, Samsun’un yerel firmas› Y›ld›r›mlar D›fl Tic. Afi’nin ise 36 milyon 650 bin dolar teklif verdi¤i aç›kland›. Özellefltirme ‹daresi Baflkanl›¤› taraf›ndan Samsun Gübre fabrikas›na

istenilen fiyat›n verilmemesi nedeni ile ihalenin 9 Aral›k günü iptal edildi¤i aç›kland›. ‹halenin iptali iflçiler aras›nda sevinçle karfl›land›. Eyleme destek vermek amac›yla gelen Petrol-‹fl Genel Baflkan› Mustafa Öztaflk›n da iflçilerin aras›na kat›larak onlarla halay çekti. Öztaflk›n fabrikada yapt›¤› konuflmada özellefltirmelerden halk›n bir yarar görmedi¤ine de¤inerek “flu ana kadar 187 özellefltirme yap›lm›fl ve bir kaç› hariç hepsi üretim yapan, ülkenin kalk›nmas› için katk› koyan yap›lar›n› yitirmifllerdir” fleklinde konuflarak özellefltirmelerden ekonomik anlamda

bir yarar sa¤lanamad›¤›n›, aksine zararlara neden oldu¤unu, TÜGSAfi’›n özellefltirilmesinin de gelir getirmeyip ülke ekonomisine katk›s› olan bu tesisin sat›lmas› ile iflçilerin iflten at›larak iflsizler ordusuna eklenece¤ini, Petrol‹fl olarak özellefltirmenin karfl›s›nda olduklar›n› ifade etti. TÜGSAfi Samsun Gübre Fabrikas›’n›n özellefltirme ihalesinin iptaline karfl›l›k Gemlik Gübre Fabrikas› ihalesi yap›larak 83 milyon 100 bin dolar teklifi veren Y›ld›r›mlar fiirketi bünyesinde kurulan Y›lyak Yak›ta verildi. (Samsun)


5

24

19 Aralık 2003-2 Ocak 2004

“Bizim tutum ve davran›fl›m›z kimin ne kadar hakl›, kimin ne kadar haks›z oldu¤unu ispatlamak yerine, devrimci kamuoyunda, devrimci ahlakta böylesi bir sendikal anlay›fl›n mahkum edilmesine yönelik”

“Kimsenin bu kini tafl›mak gibi bir hakk› yok”

Geçti¤imiz y›l üç iflçinin yaflam›n› yitirdi¤i TÜMT‹S ve Nakliyat-‹fl aras›nda yaflanan olaylar›n çözümü için çeflitli sendikalardan oluflturulan komisyon üyelerinden Genel-‹fl 7 No’lu fiube Yönetim Kurulu üyesi Erol Ekici’nin görüfllerini ald›k.

Biz böyle bir komisyon oluflturma gere¤ini her iki sendikan›n da tutumunu onaylamad›¤›m›z için hissettik. Devrimci sendikal anlay›fl› savunan, bunu hayata geçirmeye çal›flan her iki sendika da üye kapma yar›fl›nda. Ama böyle olmamal›yd›. Üç tane insan öldü. Ortada böyle bir gerçek var. Sadece bununla da kalmay›p, daha sonra birçok yerde yaflad›klar› s›k›nt›lar var. Sorun üye kapma sorunu. Bir kere tarz bu olmamal›, ikna yöntemi olmal›yd›. Kendileri de ifade ediyor. Bu sald›r›lar›n daha öncesi de var. Temsilcilerin dövüldü¤ü söyleniyor. Yani o üç tane insan›n ölümünden önce bir sürü olay yaflan›yor. fiimdi bu olaylar karfl›s›nda her iki sendikan›n bu olaylar›n önlenmesine yönelik çok da önemli bir çaba göstermedikleri de aç›k. Bir zaman sonra bak›yorsunuz kendilerinin önleyemedi¤i bir olay devletten bekleniyor. ‹flte herkesin kamuoyunun da bildi¤i gibi üç tane insan öldükten sonra

Emekçinin Gündemi

SEND‹KAL ÖRGÜTLENMEDEK‹ SORUNLARA DO⁄RU YAKLAfiALIM! Sendikal anlay›fllar›n, pratik cepheleflmelerdeki yans›malar›n›n, s›n›f mevzilerinin art›r›lmas›, s›n›f ç›karlar›n›n korunmas›, gasp edilen haklar›n yeniden kazan›lmas› ve yeni haklar›n elde edilmesi, sermaye güçlerinin topyekün sald›r›lar›na karfl›, s›n›f dayan›flmas›n›n örülerek, topyekün bir karfl› koyuflun yarat›lmas› vb. ekseninde olmas› gerekirken, pratikte bundan uzaklaflm›fl görüntüler, örnekler, tarihimizin kara lekeleri olarak, sendikal sürecin mücadele oklar›n›n yönelece¤i olumsuz pratiklerdir. Zeytinburnu, Ambarlar’da yaflanan ve 3 öncü iflçinin hayat›n› kaybetti¤i sald›r› türü pratikler, bu sürecin geldi¤i aflamay› göstermesi aç›s›ndan, önemli bir olay olarak ele al›nmak zorundad›r. ‹flçilerin istedikleri sendikada örgütlenebilmesi, demokratik hakk›n› kullanmas›, en temel iflçi hakk› olarak görülüp tan›nmas› ve pratik olarak buna r›za gösterilmesi gerekirken, Ambarlar olay› benzeri yaklafl›mlarla bunun pratik olarak ortadan kald›r›lmas›, Özal’›n sermaye s›n›f›na “sendikalar aras› rekabetten korkmay›n, o sizin iflinize gelir” dedi¤i yaklafl›mlar›n› hakl› ç›karm›flt›r. Zira rekabet, s›n›f hak ve ç›karlar›n› koruyup, bunlar› yükseltmek olmaktan ç›km›fl, ‹ETT örne¤inde oldu¤u gibi, sendikas›zlaflmak, örgütsüzleflmek ve hak kay›plar›na u¤ramak olarak yer bulmufltur. TÜMT‹S gibi ilerici bir sendikadan istifa edip, yine bir baflka ilerici sendika olan Nakliyat- ‹fl’e üye olma isteklerinin düflündürücü ve bir kadar da hakl› olabilece¤i gerçe¤i, Çimse‹fl’ten istifa edip, Kristal- ‹fl’e üye olan iflçilerin gerçe¤i kadar hakl› ve nesnel bir durum olarak karfl›lanmas› gerekirken, hatta tersine, bu geçifllerin nedenleri üzerinde durarak, bunlar›n araflt›r›larak, bundan do¤ru dersler ve sonuçlar ç›kar›lmas› gerekirken, sald›rgan tutumlarla bunun önüne geçmeye çal›flmak, bunun için ölümlere varan sald›rganl›klara yol açacak söylem ve tutumlara yönelmek, dahas› buna bir de

kol kanat germek, s›n›f tarihimizin affetmeyece¤i türden geliflmelerdir. Buralardaki taraf güçlerin bu süreçteki rolleri, bunlar›n niteli¤ine iliflkin somut veriler de sunmaktad›r. Sendikal süreç içerisinde sa¤duyulu, do¤ru temelde, s›n›f ç›karlar›na denk düflen bir çizgi ve pratik yerine, ortaya ç›kan olumsuz ortam›n taraflar›n›n gelmifl oldu¤u noktay› göstermesi aç›s›ndan da önem tafl›maktad›r. Bu taraflardan birisi bilindi¤i gibi Eme¤in Partisi ve çevresidir. Genel bir de¤erlendirme yapacak olursak, Eme¤in Partisi’nin sendikal çizgisi, gelinen aflamada etkin oldu¤u sendikalarda sa¤ sekter, grupçu, ben merkezci bir seyir izlerken, d›fl›ndaki devrimci-demokratik sendikal çal›flmalara karfl› ise sol sekter, grupçu, sald›rgan ve da¤›t›c› anlay›fllarla yürümektedir. Kendi d›fl›ndaki devrimci-demokratik sendikal yönetimlere tahammülü olmayan, devrimci dinamiklerin etkiledi¤i mevzileri “korumak” yerine, onlar› ortadan kald›rmaya ve örgütsüzlefltirmeye dönük bir pratik hatta sahiptir. Kendilerinin etkinli¤indeki sendikalarda örgütlü iflçileri grupçu bir yaklafl›mla kendi etkinlik ve eylemlerine götürme; buna karfl› duranlar› ise aforoz etme, buna tahammül edemeyerek sendikadan istifa edip de, bir baflka sendikaya üye olma giriflimlerine ise sald›rma prati¤i, sendikal çizgilerinin temel yönelimi halini alan bu oportünist-tasfiyecilerimizin sesi olan Evrensel gazetesi arac›l›¤›yla her türlü yalan, demagoji, iftira ve çamur atma kampanyalar› düzenleyen bu yaklafl›m sahiplerinin devrimcilere sald›r›s› sadece Nakliyat-‹fl örgütlenmesinde de¤il, Deri-‹fl’te de, Enerji-‹fl kolunda ve genel hizmetler ifl kolunda da de¤iflik biçim ve boyutlarda yaflanagelmifltir. Tafl›mac›l›k ifl kolunda TÜMT‹S’ten istifa ederek, Nakliyat ‹fl’e toptan geçen iflçilerin bu demokratik hakk›na ve iradesine bile tahammül edemeyerek, iflçilerin do¤rudan katline yönelik

devlet güçleri araya girdi. Her iki sendikaya da ça¤r› yapt›¤› söyleniyor. Oysa kendi hukuku içerisinde çözülebilirdi. Birisi mevcut üyelerini koruma telafl›nda di¤eri yer kapma telafl›nda. Çünkü her iki taraf da istekli gibi görünse de, istekleri sadece kendilerinin hakl› oldu¤unu göstermek. Oysa bizim tutum ve davran›fl›m›z kimin ne kadar hakl›, kimin ne kadar haks›z oldu¤unu ispatlamak yerine, devrimci kamuoyunda, devrimci ahlakta böylesi bir sendikal anlay›fl›n mahkum edilmesine yönelik. Kim, nas›l, nereden gelirse gelsin bunlar›n mahkum edilmelerine yönelik genifl bir kamuoyu oluflturulmak gerekiyor. Yoksa aksi takdirde iflte o günden bugüne iflte Kocaeli-‹zmit’te oldu. Daha sonra Konya ambarlar›nda gündeme geldi. Yar›n baflka bir yerde olmamas›n›n garantisi yok. E¤er tek bafllar›na b›rak›l›rsa. Genifl bir kamuoyu içerisinde bu insanlar›n devrimci sendikal anlay›fl› e¤er

sald›r›larda bulunanlara kol kanat germeleri ve düflmanl›k tohumlar› ekmeye devam etmeleri ilk ve son örnek de¤ildir. Daha önce de Tuzla Deri-‹fl’in örgütlenmesi sürecinde (ölümlere varmam›fl olsa da) benzer pratik sergileyen bu kesimlerin hevesleri her seferinde, devrimcilerin bunlara karfl› ak›lc›, do¤ru ve sa¤duyulu yaklafl›mlar›yla bofla ç›kar›lm›fl, ancak her seferinde iflçiler aras›nda mücadele k›r›c›l›¤› tutumlar›yla tan›nan, bilinen en olumsuz unsurlar› sahiplenip, onlarla sendikal politika sürdürmeleri bir türlü önlenememifltir. En son Tuzla’da, daha önce buran›n örgütlenmesine eme¤i geçen, sendikal kazan›mlarda katk›s› olan, ama sonradan kiflisel kariyer h›rs›ndan tutum ve davran›fllar›yla sermaye saflar›na geçen bir pratik sergileyen, devrimcilere sald›ran ve ihanet ederek onlar› gammazlayan bir unsurla ve onun feodal çevresiyle birleflerek, birlikte devrimci direnifl odaklar›na sald›rmalar›yla, Ambarlar’daki pratik birbiriyle örtüflen bir hal alm›flt›r. Anlay›fl ayn›, pratik ayn›. Her seferinde kendilerine ra¤men var olan direnifl, sendikalaflma ve iktidarlaflmaya tahammülsüzlü¤ün vard›r›ld›¤› noktad›r. Günlük gazetelerinde, yay›nlar›nda, röportajlar›nda zorlama soru ve çarp›tma yorumlarla devrimci sendikac›lar›n “iflçileri sa¤c›-solcu” diye ay›rd›klar›, tafleronlaflmaya izin verdikleri, iflçilerin kendilerinden korkar hale geldi¤i ve iflten ç›kar›ld›klar› vb. yalan, iftira ve çarp›tmalar›yla, Devrimci Demokratik Sendikal öncülere sald›ran bu çevrenin, Tuzla Deri alan›nda birleflti¤i, güvendi¤i ve sa¤›na soluna oturtularak Eme¤in Partisi’nin Genel Baflkan›na toplant›lar tertipledikleri unsurlar›n kiminin ispiyoncu, kiminin sendika örgütlülü¤ünün karfl›s›nda duran, kiminin ise tafleronluk yapan unsurlar oldu¤u gerçe¤ini gizlemek mümkün de¤ildir. Peki bunun do¤ru ve nesnel bir yaklafl›m oldu¤u söylenebilir mi? Devrimci dayan›flman›n, birlikte mücadelenin en çok ihtiyaç duyuldu¤u günümüzde, devrimci dayan›flma yerine, devrimci güçler aras› kavgalara vard›r›lan yaklafl›m ve prati¤in sahipleri, “amaca giden yolda her fley mubaht›r” Makyavelist yaklafl›m›yla, sermaye güçlerinin ekme¤ine ya¤ sürdü¤ünü göremeyecek kadar körleflmifltir. Bulundu¤u güzergahta dizginsiz ilerleyen; bu haliyle iflçi s›n›f ve emekçi halk›m›z›n bilincini çarp›tarak,

savunuyorlarsa anlay›fl›n bu olmad›¤› teflhir edilmeli. Aksi takdirde kimseyi al›p yarg›layacak ya da sorgulayacak durumda de¤iliz. Devrimci kamuoyunda bu tür davran›fllar›n yeralmamas› yönünde ça¤r›lar›m›z oldu. Ama ne yaz›k ki komisyon üyeleri d›fl›nda çok fazla birfley bulamad›¤›m›z da aç›k. Buna ra¤men devam ediyor. E¤er gerçekten kendisine sol diyen, devrimci diyen sendikalardaki anlay›fl içerisinde bu tür fleyler varsa, ki iddia ediliyorlar. Bunlar›n temizlenmesi yine devrimci demokrat kamuoyuna düflüyor. Bunlar›n bu kini tafl›mak gibi bir haklar›n›n olmad›¤›n› da belirtmek gerekiyor. Bunun d›fl›nda ne yap›labilir ki dedi¤im gibi yarg›lamak, sorgulamak gibi bir sorunumuz yok. Ama sol kamuoyu içerisinde teflhir edilmesinin bu gün yap›labilecek en iyimser ya da en sonuç al›nabilecek davran›fl biçimi oldu¤unu düflünüyorum.

düzenin kuyru¤una takan anlay›fllar› gözönüne getirildi¤inde, ne yapt›klar› ve ne yapmak istedikleri a盤a ç›kmaktad›r: düzene yaranma ve düzene çivilenme.....ne zamana kadar! Devrimci halk güçleriyle iliflkilerde soruna do¤ru yaklaflmamak, sol sekter, hotzotçu, y›k›c› bir pratik sergilemek, bu çevrenin genel prati¤i haline gelmifltir. Oysa halk güçleri aras›ndaki çeliflkiler hiç de bunlar›n yapt›¤› gibi sald›rgan, y›k›c› yaklafl›mlarla çözülmez. Tersine derinleflir, kangren halini al›r, sonuç daha yüksek boyutlarda ve giderek s›n›f mücadelesine zarar vererek, sermaye güçlerinin ekme¤ine ya¤ sürecek bir nesnel ortam yarat›lm›fl olur. Bu da devrimci bir yaklafl›m ve pratik olamaz. Sözün buras›nda Nakliyat-‹fl’e iliflkin de de¤inmekte yarar var. Nakliyat-‹fl’e bu süreçte egemen olan sendikal anlay›fl sol, sekter bir karakter tafl›maktad›r. Ambarlar’da ortaya ç›kan bu nesnel durumu tüm ülke çap›na yayarak neredeyse TÜMT‹S’in örgütlü bulundu¤u bütün iflyerlerini örgütlemeye yönelik giriflimleri ve bunu engellemeye yönelik olarak TÜMT‹S’ten gelen taban›na sahip ç›kma giriflimlerini fliddetle bast›rma yoluna gitmesini de hofl karfl›lamam›z mümkün de¤ildir ve beklenmemelidir. Örgütsüz alanlar›n örgütlenmesi as›l hedefleri olmal›yken, bunun yerine TÜMT‹S’in örgütlü oldu¤u yerleri birincil örgütlenme alanlar› seçmeleri veya kamuoyuna böyle bir görüntü vermeleri ve her yerde kanl› kavgalar›n yaflanmas›na ortak olmalar› s›n›f mücadelesine zarar vermekte ve iflçi s›n›f›n›n sendikalara olan güveninin daha fazla afl›nmas›na yol açmaktad›r. Fillerin tepiflmesinden emekçiler zarar görmektedir. Bu çevre de bu tutumunu gözden geçirmeli ve kulland›¤› üslubu ve s›n›f mücadelesine zarar veren tutum ve giriflimlerini terk etmelidir. *Zeytinburnu-Ambarlar’da yaflanan olay›n y›ldönümünde, iki ilerici sendika aras›ndaki bu sorunun çözülmemesi üzerine iki say›d›r devam eden yaz›m›z, s›n›f›n ç›karlar›n› herfleyin üstünde tutanlara/tuttuklar›n› iddia edenlere do¤ru anlay›fl sunulmas› ihtiyac›n›n bir ürünü olarak kaleme al›nm›flt›r. Ayr›ca sorunu çözmek üzere kurulan Komisyon’un daha ifller hale gelmesi do¤ru sendikal anlay›fl›n gelifltirilmesi, ileriye dönük yaflanabilecek sorunlar›n çözümünde de örnek teflkil edecektir.


19 Aralık 2003-2 Ocak 2004

24

6

Bursa’n›n Gemlik ilçesi Ergücük köyündeki zeytin üreticileri, desteklenmediklerini söylüyor

“Köylünün hali duman” Bir yandan taban fiyatlar›n›n kald›r›lmas›, bir yandan devletin destekleme ad›na hiçbir ad›m atmamas›, tüm üreticiler gibi zeytin üreten köylüleri de s›k›nt›ya sokuyor. Bu sene sadece gübre ve ilaçlama için 1.5 milyar harcayan köylüler Marmara Birlik, ödemeleri geç yapt›¤› için tüccar›n insaf›na terkediliyor ve ürününü yar› fiyat›na satmak zorunda kal›yor. Emperyalistler ve yerli uflaklar› tüm alanlarda, ezilenler üzerindeki sömürü politikalar›n› günbegün art›rarak sürdürüyorlar. Egemenlerin çeflitli dayatmalar› sonucu köylülük, art›k neredeyse yaflayamayacak duruma geldi. Bu y›k›m politikalar› sonucu, bu¤day, pancar, tütün, çay, f›nd›k ve hayvanc›l›k gibi sektörler yok olmakla karfl› karfl›ya. Köylülere karfl› sömürücülerin bu kadar pervas›zca hareket etmelerinin en büyük nedeni yoksul köylülerin örgütsüz oluflu. Bu sömürü ve talan, di¤er alanlarda oldu¤u gibi zeytin üreticisine de darbe vurmaktad›r. Bunun en büyük nedenlerinden biri devletin denetiminde olan kooperatiftlerin üreticinin elindeki tüm mal› almamas›, ald›¤›n›n da zaman›nda paras›n› ödememesinin üreticiyi tefeci ve tüccarlar›n a¤›na düflürmesidir. Bursa’n›n Gemlik ilçesine ba¤l› Engürücük köyünde zeytin üreticileri yaflad›klar› s›k›nt›lar› anlat›yorlar. Nazif Solmaz (Zeytin üreticisi): Engürücük köyündenim. Üretti¤imiz mal› istedi¤imiz fiyata satam›yoruz. Mesela 1 milyon maliyeti varsa, 1 milyon 300 bin liraya bizden al›yorlar. 300 bin lira da bizi kurtarm›yor. ‹laçlanmas›, gübrelenmesi, bak›m› çok zor. Fakat verdi¤imiz mal›n paras›n› da zaman›nda alam›yoruz. -Mallar› hangi kooperatife veriyorsunuz. Kooperatifle yaflad›¤›n›z sorunlar› anlat›r m›s›n›z? -Genellikle tüccarlara veriyorduk. Çünkü kooperatifler fiyat belirlemesi yapmad›¤› için bir de paray› geç ödedi¤i için kimse vermek istemiyor. Herkes zaten zor durumda. Elde etti¤imiz mal› hemen para-

evlet el atsa, ilac›n›, gübresini bize verse, kooperatifleri zaman›nda açsa, fiyatlar› önceden belirleyip peflin ödese ve bizi tefeci, tüccar›n eline düflürmese belki bir geliflme olur.

D

ya çeviriyoruz. -Mallar›n›z› tüccarlara pazarlaman›z›n sebebi sadece paray› peflin ödemesi mi? -Evet genel olarak peflin ödemeden dolay›. Kooperatif zaman›nda peflin ödeme yaparsa kooperatife veririz. Baflka bir yere vermek zorunda kalmay›z. Yani elimizdeki zeytini hemen oldu¤u gibi kooperatife verrirsek, paras›n› da peflin alamad›¤›m›z takdirde, gübre, ilaç, mazot gibi harcamalara karfl›l›k yapt›¤›m›z borçlar› zaman›nda ödeyemiyoruz. Bu nedenle çok zor duruma düflüyoruz. -Zeytin üretiminde kulland›¤›n›z gübre ve ilaçlar› nerelerden al›yorsunuz? Size ne kadara mal oluyor? Ayr›ca bu ilaçlar›n ne flekilde kullan›lmas› gerekti¤i hakk›nda Tar›m Bakanl›¤›’n›n bir bilgilendirmesi var m›? -Benim 450 a¤ac›m var. 1.5 milyar ilaç ve gübreleme paras› ödedim. Bu gibi ihtiyaçlar› Umurbey Kooperatifi’nden al›yoruz. Bu harcamalara mazot ve yevmiyeleri de katm›yorum. Zaten ilaç dükkanlar›n› ziraatç›lar açm›fl. Geliyorlar bize “flu ilac› kullan›n” diyorlar. Al›p paray› gidiyorlar. Daha önce Göbetoks diye bir ilaç kullan›yorduk. Sonra kansere yol aç›yor diye kald›rd›lar. fiimdi de ya¤l› bir ilaç ç›kard›lar. Onu kullan›yoruz. O da pek rand›man vermiyor. Kulland›¤›m›z ilaçlar hakk›nda bilgimiz yok. Faydal› m›, faydas›z m› bilmiyoruz. Tar›m Bakanl›¤›’n›n bu konuda bizleri bilgilendirmesi laz›m. -Senede ne kadar zeytin geçiyor elinize. Elde ettiniz zeytinler sizi kurtar›yor mu? -5-6 ton zeytin geçiyor elimize. O da ancak zarar›m›z› karfl›l›yor. Kendi emeklerimiz olmasa ayakta kalamay›z. -Bugün devletin bünyesindeki kooperatiflerin size önerdi¤i fiyatla, tüccarlar›n

önerdi¤i fiyatlar aras›nda ne kadar fark var? -Çok fark var. Marmarabirlik kilosuna 2 milyon 400 bin verirken, biz burada 1 milyon 800’e tüccara veriyoruz. Çünkü kooperatife mal vermek için üstüne 1,5 milyon para ödemen gerekiyor. Bu paray› ödeyemedi¤imiz için daha ucuza tüccarlara veriyoruz. -Peki nas›l bir çözüm düflünüyorsunuz? -Devlet el atsa, ilac›n›, gübresini bize verse, kooperatifleri zaman›nda açsa, fiyatlar› önceden belirleyip peflin ödese ve bizi tefeci, tüccar›n eline düflürmese belki bir geliflme olur. Seyfettin Aytepe (Zeytin üreticisi): Geçen sene iyiydi. Bu sene zeytinde ifl yok. Daha önceki senelerde 5-6 ton zeytin al›yordum. Bu sene çok ufak ve c›l›z. Bu iflin bak›m› çok pahal›. Bir kutu ilaç 20 milyon. Onu da ancak bir ton kere kullan›yoruz. 400 tane a¤ac›m var. 2 tanker gidiyor. 6 yafl›ndan beri bu ifli yap›yorum. Bursa’da 30 sene çal›flt›m. Emekli oldum. Emekli olmadan önce de haftan›n 5 günü orada 2 günü burada çal›fl›yordum. Birfley elde edemedim. Bütün kazanc›m buras›. Mustafa Çetin (Zeytin üreticisi): Engürücük köyündenim. Üreticiyim. -Üretti¤inizin karfl›l›¤›n› alabiliyor musunuz? Pazarlayabiliyor musunuz? Üretimdeki zorluklar› anlat›r m›s›n›z? -Üretti¤imizin karfl›l›¤›n› falan alam›yoruz. ‹laçlama olsun gübreleme olsun fiyatlar› artt›. Bizde fiyat de¤iflmedi. Geçen seneyle ayn› fiyata sat›yoruz. -Ürettiklerinizin bu kadar ucuza gitmesinin sebebi nedir? Kooperatifler mi alm›yor, yoksa pazarlama alanlar›n›z m› dar? -Tüccar al›yor bu zeytinleri, alm›yor de¤il. O da ucuza al›yor. Mal›n de¤erine

alm›yor. Paras›n› almak da 2 seneyi buluyor. Birçok ifli kendimiz yapt›¤›m›z için pek göze gözükmüyor. Gübresi olsun, ilac› olsun çok tutuyor. ‹laçlar bu sene 1,5 milyar gübre ise 1 milyar tuttu. Bir de insan gücü yani yevmiye, mazot herfley maliyeti art›r›yor. Bunun sonunda olsa olsa 6 ton ürün elde ediyoruz. Mesela Marmara Birlik bu sene yaklafl›k 2 milyon 300 bin lira taban fiyat verdi. Ama bu sene 0 kalitede zeytin yok. Ödemeleri de haftada bir sefere indirmifl. Benim borcum var kooperatife, mecburen veriyorum. Borcum bittikten sonra kesece¤im. Kesinlikle bu fiyata zeytin vermeyece¤im. Ataca¤›m havuzuma bekleyece¤im. -Kendi kooperatiflerinizi kurup elden tüketiciye ulaflt›rma imkan›n›z yok mu? -Kendi köyümüzde var ama o aflamada de¤iliz daha. Paras›zl›ktan rand›manl› çal›flm›yor. -Seçim dönemleri her parti gelip “ben iflçinin, köylünün hakk›n› arayaca¤›m” diyor. Hakk›n›z› arayan siyasi parti var m›? -Onlar seçim zaman› iflte. Bizlere faydas› yok. Bizim u¤rafl›m›z ekmek davas›. Kalk›nma falan yok, köylü de bitti. Murat Efe (Zeytin üreticisi): Ben de üreticiyim. Bu sene halimiz duman. Zeytinler zay›f ve c›l›z. Bunlar› ancak ya¤danl›k için al›yorlar. Bunu da tüccarlara sat›yoruz. Çünkü kooperatif, fiyatlar› geç belirliyor. Kooperatife versen bile üye olman laz›m. Üye olman›n flart› da en az 1 milyar de¤erinde zeytin ya da para ödemek gerekiyor. Daha satmadan para ödüyoruz. Köylünün hali duman. (Bursa)

u sene halimiz duman. Zeytinler zay›f ve c›l›z. Bunlar› ancak ya¤danl›k için al›yorlar. Bunu da tüccarlara sat›yoruz. Çünkü kooperatif, fiyatlar› geç belirliyor. Kooperatife versen bile üye olman laz›m.

B


7

24

19 Aralık 2003-2 Ocak 2004

F›nd›kta fiyat istikrars›zl›¤›ndan köylü ma¤dur Türkiye’de 550 bin hektar› aflan f›nd›k alanlar›nda y›ll›k ortalama 600 bin tona yak›n f›nd›k üretimi yap›lmaktad›r. Bu yönüyle Türkiye dünya f›nd›k üretimi ve sat›fl›nda %73’lük payla ilk s›rada olmas›na karfl›n emperyalizmin sömürü politikalar›n› uygulayan hükümetlerin ç›kard›¤› yasalarla, üretici ma¤dur edilmektedir. Tüccar›n ve ihracatç›n›n belirledi¤i fiyatlarda sezon içerisinde ya-

flanan iktidars›zl›k nedeniyle neredeyse f›nd›k üretiminden vazgeçirilecek bir aflamaya gelinmifltir. F›nd›k hasad›n›n bafllad›¤› eylül ay›n›n ilk haftalar›ndan itibaren fiyatlardaki istikrars›zl›¤a devletin müdahale etmemesi iç piyasa al›m fiyatlar›yla ihracat fiyatlar› aras›nda farkl›l›¤a neden olmufltur. ‹ç piyasada f›nd›k fiyatlar› 2 milyon 500’den 2 milyon 350 bin liraya kadar gerilemifltir.

‹hracat ise son dönemde 371 dolar civar›nda seyretmektedir. Bu flekilde serbest piyasada oluflan de¤iflken fiyatlar gelir ve üretim kay›plar›na neden olmaktad›r. ‹hracat›n büyük bir bölümünü ise Avrupa Birli¤i ülkelerine gerçeklefltiriliyor. ‹hracat›n 14. haftas›nda ihraç etti¤i 93 bin 202 ton f›nd›k karfl›l›¤›nda, 331 milyon 864 bin dolar döviz elde edildi. Karadeniz F›nd›k ve Mamülleri ‹hracatç›lar› Birli¤i kaynaklar›na göre geçen y›l›n ayn› dönemine denk gelen ihracat›nda 132 bin 821 kilo f›nd›ktan 269 milyon 989 bin dolar al›nm›flt›r. Geçen y›la oranla bu sene yaflanan fark›n etkileri AB ülkelerindeki al›c› firmalar›n

stoksuz çal›flmaya bafllamalar› ve ürünlerindeki f›nd›k oran›n›n azalt›lmas› yan›nda ‹talya ve ‹spanya f›nd›¤›n› tercih etmeleridir. Emperyalist tekel Cargill, niflasta bazl› fleker üretimi için Ülker ile ortak olarak m›s›r iflletme tesisleri kurmufl ve pancar üreticileri ve birlikleri ile yalan ve çarp›t›c› ilan haberleriyle m›s›r üreticileriyle pancar üreticilerini karfl› karfl›ya getirmifltir. Cargill Sakarya’n›n Hendek ilçesi Kargal› Hanbaba Köyünde ihracat f›nd›k iflleme deposu kurmufltur. 2000 metrekare alan› kaplayan ve çelikten yap›lan deposu ile f›nd›k ifllem tesislerinde üretim yapacakt›r. (Samsun)

Kamu Yönetimi Reformu’nun Tar›ma Etkileri Ülkemizde eme¤in sömürülerek, üretimin her alan›nda tasfiyesini hedefleyen yasalar haz›rlayan AKP hükümeti “Kamu Yönetimi Temel Kanunu Tasar›s›” ile bu sald›r›lar›n› daha sistemli ve boyutlu bir hale getirmeyi hedefliyor. AKP hükümeti, bu tasar›yla kamu hizmetlerinde yap›sal de¤ifliklikler ve yeni düzenlemelerle “devletin hantal›ktan kurtulaca¤›n›” ve “hizmetlerin daha etkin yürütülece¤ini”(!) iddia ediyor. Gelinen süreçte IMF, DB, DTÖ gibi emperyalist kurulufllar do¤rultusunda uygulanan politikalar sonucunda birçok alanda oldu¤u gibi tar›msal üretimi de zaafa u¤ratan özellefltirmeler gündemdeki yerini koruyor. Desteklemelerin kald›r›lmas›n›, kooperatiflerin ifllevini yitirmesini öngören yasalar›n ç›kar›lmas› ile birlikte, tar›ma dayal› sanayinin önemli de¤erleri olan fleker pancar›, tütün, pamuk gibi ürünlerin üretimini azaltan kota uygulamalar› da üreticinin belini büküyor.

Bunlarla birlikte tar›m iflletmeleri olan köy yollar›n›n yap›m› ve onar›m› gibi Türkiye fieker Fabrikalar› Afi, TEKEL hizmetlerden tamamen yoksun kalagibi kurulufllar›n özellefltirmeleri de cakt›r. Meclisten k›sa sürede ç›kar›lmagündemde. s›n›n hedeflendi¤i Kamu Yönetimi TeKamu’da reform mel Kanunu Tasar›s›’nda ad›yla haz›rlanan kanun merkezi idarelerin görev tasar›s› uygulanan tüm asa ile amaçlanan yetki ve sorumluluklar›bu talan politikalar›na n›n belirlendi¤i maddeKöy Hizmetleri ek olarak haz›rlanm›flGenel Müdürlü- lerden birinde “ulusal t›r. Yasa ile amaçlanan ¤ü, Türkiye Zirai Dona- düzeydeki kamu hizKöy Hizmetleri Genel t›m Kurumu, Tar›m Re- metlerini gerekti¤inde Müdürlü¤ü, Türkiye formu Genel Müdürlü- merkez, taflra ve yurtd›Zirai Donat›m Kurumu, fl›nda örgütlenerek yeri¤ü, GAP Dairesi BaflTar›m Reformu Genel kanl›¤› gibi bakanl›kla- ne getirmek”, bir baflka ra ba¤l› kurumlar›n Müdürlü¤ü, GAP Damaddesinde “hizmetlere kald›r›lmas›d›r. iresi Baflkanl›¤› gibi bailiflkin ulusal politikalar› kanl›klara ba¤l› kurumlave genel standatlar› ber›n kald›r›lmas›d›r. Her ne kadar mev- lirlemek” vb. bölümleri bulunmaktad›r. cut yap›lar› itibar›yla egemenlerin siya- Bu maddelerden anlafl›lmas› gereken si ç›karlar› do¤rultusunda hareket et- merkezi idarelerin yürütece¤i hizmetlemeleri nedeniyle, vermeleri gereken ri yerel yönetimlere devretmesi ancak hizmetleri vermeseler de bu kurumlar›n bu egemenlerin ulusal politikalar› ve kald›r›lmas› durumunda üretici, tohum belirledikleri genel standatlar› yerel gübre, sulama sistemleri, su da¤›t›m›, yönetimleri kullanarak özellefltirile-

Y

TOPRAKLAR ARTIK BESLEYEMEYECEK DURUMDA Ziraat Mühendisleri Odas› Adana fiube Baflkan› Ayhan Barut, Genel Kurul’da yapt›¤› aç›klamada tar›m›n küçülmesi nedeniyle topraklar›n halk› besleyemez hale geldi¤ine dikkat çekti. Oda Baflkan› Ayhan Barut’un tek aday oldu¤u genel kurul, divan baflkan› ve divan üyelerinin seçimin ard›ndan 1 dakikal›k sayg› duruflunda bulunulmas›yla bafllad›. Genel Kurula, CHP Adana milletvekilleri Gaye Erbatur, Ziya Yergök, Kemal Sa¤, CHP Mu¤la milletvekili Erol Ergin, AKP Adana milletvekili Zeynep Tekin, Çukurova Üniversitesi Rektör Yard›mc›s› Nebahat Sar›, Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dekan› R›fat Dar›c›’n›n yan› s›ra siyasi parti, sivil toplum örgütü temsilcileri kat›ld›. Genel Kurulda Divan Baflkanl›¤›’na seçilen Güven Burma, Türkiye’de tar›m›n bitirildi¤ini ifade ederek Türkiye’de 76 ilin ekonomik olarak ayakta kalmas›n›n tek nedeninin tar›m ekonomisi oldu¤unu söyledi. Burma’n›n ard›ndan genel kurulun aç›l›fl konuflmas›n› yapan ZMO Adana fiubesi Baflkan› Ayhan Barut, Türkiye’nin giderek daha fazla tar›m ürünü ithal eder duruma geldi¤ini dile getirdi. (Mersin)

rek uygulanmas›n›n ve emperyalist örgütlenmelerin hizmetine sunmas›n› gerektiriyor. Tasar›n›n baflka bir maddesinde de “tar›m ve köyiflleri bakanl›¤› taflra teflkilat›n›n görev ve yetkileri ile araflt›rma enstitüleri, okullar, laboratuvarlar, devlet üretme çiftlikleri, haralar, di¤er üretim merkezleri bina, araç gereç, tafl›n›r ve tafl›nmaz mallar› alacak ve borçlar›, bütçe ödenekleri ve kadrolar› ile birlikte olmak üzere personel il özel idarelerine devredilmifltir” denilmekte. Bu maddeye göre ulusal ve bölgesel faaliyet gösteren enstitüler ve laboratuvarlar merkezde tutuluyor, Tar›m ve Köy ‹flleri Bakanl›¤›n›n geri kalan tüm taflra teflkilatlar› il özel idarelerine personeli ile birlikte devrediliyor. Köylere ücretsiz olarak verilen sulama sistemleri, yol yap›m› ve onarm› vb. hizmetlerin iflleyifl ve denetimleri döner sermayeden kanunun belirtti¤i miktarlarda üreticiye müflteri anlay›fl›yla sunulacakt›r. (Samsun)

TARIM ORKAM-SEN’DEN AÇIKLAMA Tar›m Orkam-Sen Genel Baflkan› Sezai Kaya, Çevre ve Orman Bakan› Osman Pepe’nin orman çal›flanlar›n› bilgisizlikle suçlayarak, hakaret etti¤ini belirterek, Pepe’yi bu insanlardan özür dilemeye davet etti. Çevre ve Orman Bakan› Osman Pepe’nin, K›z›la¤aç ve Kestaneliklerin orman a¤ac› say›lmamas›n› öngören yasaya karfl› ç›kanlar›, “K›z›la¤aç ve kay›n a¤ac›n› ay›ramayan kimseler var” sözünü kullanarak orman çal›flanlar›n› bilgisizlikle suçlamas›na, Tar›m Orkam-Sen Genel Baflkan› Sezai Kaya yaz›l› aç›klama yaparak tepki gösterdi. Kaya, yasaya karfl› ç›kanlar›n yaflamlar›n›n orman içinde geçen ve orman köylülerinin temsilcileri olan, bünyesinde binlerce orman mühendisi, orman teknikeri, orman muhafaza memuru ve di¤er ormanc› meslek gruplar›n›n temsilcisi niteli¤indeki dernek, sendika, oda ile kamuoyunda do¤a ile do¤a ve çevreye olan duyarl›l›klar› ile bilinen ve faaliyet gösteren TEMA, K›rsal Çevre, DHKD gibi alan›nda sorumlu örgütler oldu¤una iflaret ederek, “Bu alanda uzman kiflileri Orman Fakülteleri yetifltirmektedir” dedi. Bakan Pepe’nin yapt›¤› aç›klamayla orman alan›nda çal›flan kiflilere hakaret etti¤ini kaydeden Kaya, Pepe’yi ormanc›l›k camias›ndan özür dilemeye davet etti. (H. Merkezi)


19 Aralık 2003-2 Ocak 2004

24

8

Uzlaflma ça¤r›lar› katliamlarla yan›tlan›yor KADEK’in tasfiyesini yak›n tarihte ilan eden ulusal hareket önderli¤i yeni projeleriyle Kürt sorununa “çözüm aray›fllar›n›” devam ettiriyor. Yaflanan geliflmeler ulusal hareket nezdinde somutlanan tasfiyecili¤in rengini her gün biraz daha belirginlefltirdi. Tasfiyecili¤in farkl› renklerdeki tezahürünü ulusal hareket gerçekli¤inde gördük ve yaflad›k. Bilinmedik sürpriz geliflmeler olmamakla birlikte, geriye do¤ru at›lan her ad›m kendi içinde yeni geliflmeleri de do¤urarak ilerliyor. Tüm bu yaflan›lanlar belki de en bariz flunu gösterdi ki ulusal hareketin tüm tasfiye giriflim ve ad›mlar›na ra¤men egemenlerin Kürt ulusuna yönelik sald›r›lar› devam ediyor, halk›n yaflad›¤› ac›lara her gün bir yenisi ekleniyor. Bar›fl ve ateflkes ça¤r›lar›na devletin yan›t› gerillalar› katletmekle yetinmeyerek cesetlerine vahflice iflkenceler yapmak oluyor. Çözüm yollar›na karfl›l›k ça¤r›lar› devlet taraf›ndan her seferinde kendi bildi¤i çözüm yolunu yani inkar› ve imhay›, iflkence ve bask›y›, dili ve kültürünü yok saymak olarak kendini gösterdi. fiimdi bu süregelen egemen politika devam ettiriliyor. Tüm tasfiye ve uzlaflma ça¤r›lar›na ra¤men. KONGRA-GEL ulusal mücadelede bir ad›m daha geri atmak olarak tarihteki yerini al›rken ayn› flekilde devletin de her geri ad›mda ulusal hareketi biraz daha teslim almak, geriletmek ve daha da önemlisi yok etmek yönlü sald›r›lar› da tarihteki yerini ald›/al›yor. Kürt halk›n› sindirme amaçl› yap›lan sald›r› ve hak ihlalleri h›z›ndan eksilme göstermeden sürüyor. 80

Kürt halk›n› sindirme amaçl› yap›lan sald›r› ve hak ihlalleri h›z›ndan eksilme göstermeden sürüyor. 80 y›ld›r Kürt ulusuna yap›lanlar ço¤u zaman ülkemiz gerçekli¤ini yans›tmak aç›s›ndan trajik tablolar ç›karm›flt›r önümüze. y›ld›r Kürt ulusuna yap›lanlar ço¤u zaman ülkemiz gerçekli¤ini yans›tmak aç›s›ndan trajik tablolar ç›karm›flt›r önümüze. Faflizmin en belirgin örneklerine tan›k olduk T. Kürdistan›’nda. Ulusal hareketin tüm demokrasi, bar›fl ve birlik ça¤r›lar›na ra¤men bu uygulamalar gündemden hiç düflmedi. Kürt halk›n›n en demokratik talebine dahi bölücülük paranoyas› ile sald›r›ld›. Tasfiyecili¤in revaçta oldu¤u günümüzde devlet tüm demokrasi maskesine ra¤men bu tasfiyecili¤i daha fazla derinlefltirmek için sald›r›yor. Abdullah Öcalan’a uygulanan yasaklar devam ederken kendisi bu hafta da avukatlar› ve ailesi ile görüfltü-

rülmedi. Yap›lan aç›klama ise “keyfi gerekçelerin uygulanarak bilinçli bir görüfl yasa¤› uyguland›” fleklinde oldu. Birçok ilde bu uygulamalar› protesto etmek ve “bar›fla katk›” sunmak amac›yla yap›lan mitinglere sald›ran devlet, Mersin gibi Kürt halk›n›n yo¤unluklu yaflad›¤› illerde bu sald›r›lar›n› daha pervas›z bir flekilde uygulad› ve miting sonras› yap›lan ev bask›nlar›yla gözalt› furyas›na devam edildi. DEVLET T. KÜRD‹STANI’NDA OHAL’‹ ARATMIYOR T. Kürdistan›’nda devam eden hak ihlalleri OHAL’i aratmayacak kadar yo¤un. Yarg›s›z infazlar ve gözalt›lar yo¤un bir flekilde devam ediyor. 3

Aral›k günü Diyarbak›r’da yap›lan ev bask›n›nda yarg›s›z infaz yap›larak iki kifli katledildi. Gerekçe ise KADEK gerillas› olduklar›. Oysaki bas›nda yaflanan infaz›n ard›ndan ç›kan haberler katledilenlerin gerilla olmad›klar›n› ve yaflananlar›n devletin T. Kürdistan›’nda iflletti¤i yasalardan biri oldu¤unu aç›k ve net gösteriyor. Halka yaflat›lan bu olaylar büyük bir sindirme amac› tafl›mas› ile birlikte halk›n bar›fl› bu kadar yo¤un dillendirdi¤i bir dönemde olmas› devletin politikalar›n› kavramak aç›s›ndan da çarp›c›. Emperyalizm ufla¤› faflist devlete karfl› at›lan her bar›fl slogan›n›n yan›t› ya kap›m›z› bir gece çalan yarg›s›z infaz ya da d›flk› sürdürülerek sokaklarda gezdirildi¤imiz, k›r›lan ve parçalanan onurumuz oluyor. Irak’ta ABD askerlerinin kulland›¤› çuvall› gözalt› yöntemi, art›k onlara özgü bir yöntem olmaktan ç›karak ülkemizde de kullan›lmaya baflland›. Batman’da evi gece yar›s› bas›lan Hadi Canpolaten ve ailesi kafalar›na çuval geçirilerek gözalt›na al›nd›. Bu geliflmelerin yan›s›ra DEHAP Diyarbak›r ‹l Kad›n Kollar› Yöneticisi Afife Mintafl 9 Aral›k gecesi kaç›r›larak iflkenceye ve tecavüze u¤rad›. Gülbahar Gündüz’ün ard›ndan yaflanan bu olay devletin genel sald›r›lar›n›n d›fl›nda bir anlam içeriyor. Ardarda yaflanan bu sald›r›lar Kürt halk›n› hakl› mücadelesinden cayd›rarak teslim alma sald›r›lar›n›n bir parças› olarak uygulan›yor. Her geri ad›mda bu ad›mlar› daha da h›zland›rmak isteyen devlet sald›r›lar› ile bu süreci h›zland›rmaya çal›fl›yor.

PSAKD ETK‹NL‹KLER‹NE DEVAM ED‹YOR PSAKD Kad›köy fiubesi 7 Aral›k 2003 günü, toplumu yak›ndan ilgilendiren Kamu Yönetimi Temel Kanunu’yla ilgili bir panel düzenledi. Saat13:30’da bafllayan panele; E¤itim-Sen Kad›n Sekreteri Zehra Ünal, E¤itim-Sen 2 No’lu fiube Y.K. Üyesi Nihal Emeksiz, SES Anadolu Yakas› Üyesi Dr. Berrin Çalar, BES Anadolu Yakas› fiubesi YK Üyesi Turabi Mufllu kat›ld›. Panelde ilk sözü Nihal Emeksiz ald›. Emeksiz genel olarak yasan›n ç›kar›l›fl amac›, kime hizmet etti¤ine de¤indi. Emeksiz ayr›ca “Bu sald›r›y› ifl güvencesi yasas›yla birlikte de¤erlendirmek gerekiyor. Bu yasa, esnek çal›flma, ödünç iflçilik gibi zorunluluklar getirirken, k›dem tazminatlar›n›n ve örgütlenmelerin önüne geçmektedir. Ayr›ca performans kriteriyle iflten at›lmalar ve emek sömürüsü artacakt›r. Toplam kali-

te uygulamas›yla çal›flma saatleri 16 saate ç›kar›lacakt›r” diyerek konuflmas›na son verdi. ‹kinci olarak sözü Dr. Berrin Çalar ald›. ‹fl Güvencesi Yasas› ve Kamu Yönetimi Temel Kanunu Yasas›’n› karfl›laflt›rarak konuflmas›na bafllayan Çalar; iki yasan›n da amac›n›n ve etkilerinin ayn› oldu¤unu, sadece Türkiye’de de¤il dünyadaki birçok ülkede de bu yasalar›n uygulanmaya çal›flt›¤›na, buna karfl› muhalefetin de geliflti¤ine de¤indi. Yasan›n sa¤l›k alan›ndaki etkilerine de vurgu yapan Çalar flöyle devam etti; “Genel olarak sa¤l›k paral› hale getirilecek, paras› olan tedavi edilecek, olmayansa ölüme terk edilecek”. Üçüncü olarak Turabi Mufllu söz ald›. Yasan›n etkilerinin çok genifl oldu¤unu; e¤itimin, sa¤l›¤›n yan›nda tar›m›n da tasfiye edilmeye çal›fl›ld›¤›n›, uygulanan politikalarla emperyalizme ba¤›ml› hale getirildi¤ine vurgu yapt›. “Adli

alanda uluslararas› tahkimle ulusal yarg› müdahale edemez duruma gelmifltir, örne¤in Bergama ve Eurogold davas›. Bu yasalara karfl› sadece yasal anlamda hak aramalar›n d›fl›na ç›k›lmas› gerekiyor. Oda¤a emperyalizm ve kapitalizm

oturtularak, bütün örgütlülüklerin birleflerek ses getiren eylemlerle alanlara ç›kmas› gerekmektedir” diyerek sözlerine son verdi. Son bölümde ise soru cevap k›sm›nda kat›l›mc›lar görüfllerini dile getirdiler.


24

9

Diyarbak›r’da infaz Polis Diyarbak›r’da bir eve bask›n düzenleyerek HPG gerillas› oldu¤u iddia edilen Hüseyin Altun ve ‹brahim K›l›nç’› infaz etti. Yap›lan bask›n s›ras›nda polis evde çat›flma ç›kt›¤›n› belirtirken görgü tan›klar› ise eve atefl aç›ld›ktan yaklafl›k bir saat sonra “teslim ol” ça¤r›lar›n›n yap›ld›¤›n› belirtti. 4 Aral›k Perflembe günü polis, Ba¤lar Belediyesi 5 Nisan mahallesinde saat 19:00 s›ralar›nda yo¤un güvenlik önlemleri almaya bafllad›. Görgü tan›klar›na göre; saat 20:00 s›ralar›nda silahlar›n s›k›lmaya bafllad›¤› yaklafl›k bir saat sonra ise “teslim ol” ihtar›nda bulunuldu¤u çat›flman›n ise iki saat sürdü¤ü belirtildi. Bask›n s›ras›nda evde bulunan Hüseyin Altun ve ‹brahim K›l›nç yaflam›n› yitirirken vali taraf›ndan yap›lan aç›klamada 'evde yap›lan aramada 1 adet 9 milimetrelik tabanca, 1 adet flarjör üç adet savunma tipi el bombas›, ve 2 adet cep telefonun bulundu¤u iddia

19 Aralık 2003-2 Ocak 2004 Hüseyin Altun’un cenaze töreni

edildi. Olay›n ard›ndan cenazelerin Diyarbak›r devlet hastanesi morguna götürüldü¤ünü ö¤renen aileler, hastaneye ak›n ettiler. Hastane önünde bekleyen aileler morgun camlar›n› k›rd›klar› gerekçesiyle gözalt›na al›nd›lar. ‹nfaz edilenlerden ‹brahim K›l›nç’›n babas› ise o¤lunun inflaat iflinde çal›flt›¤›n›, zaman zaman abisinin yan›nda kald›¤›n› hiçbir örgütle iliflkisinin olmad›¤›n› belirtti. Çat›flmada yaflam›n› yitiren Hüseyin Altun’un cenazesi hastane morgundan al›narak Yeniköy mezarl›¤›nda topra¤a verildi. Altun için mezarl›kta bir tören düzenlendi. Törene DEHAP ve ‹HD il ilçe yöneticileri ve dört yüze yak›n kifli kat›ld›. Mezarl›¤a getirilen Altun’un cenazesi "fiehit Nam›r›n" sloganlar›yla karfl›land›. Kitle cenazede s›k s›k "Günflin yoldafl ölümsüzdür", "Hüseyin yoldafl ölümsüzdür" sloganlar› att›. (Mersin)

DERS‹M’DE EGEMENLER‹N ‹DEOLOJ‹K SALDIRILARINA YEN‹ B‹R HALKA HALKIMIZA SAYGI ‹LE DUYURULUR; EGEMENLER‹N ‹DEOLOJ‹K SALDIRILARI DERS‹M HALKI TARAFINDAN BOfiA ÇIKARILACAKTIR 24 Kas›m 2003 tarihinde Dersim’in baz› ilçeleri ile köylerine al›c›lar›n isimleri ve adresleri yaz›larak gönderilen yaz›larla aileler ç›kar›lan piflmanl›k yasas› konusunda ikna edilmeye çal›fl›l›yor. Sözde “Topluma Kazand›rma Yasas›” çerçevesinde ele al›nan bu yaz›; bizlere bir kez daha göstermektedir ki egemenler bu yasayla istedikleri sonucu alamam›flt›r. Bu yasa ilk ç›kt›¤›nda “flu kadar kifli baflvurdu”, “daha bu kadar kiflinin baflvurmas›n› bekliyoruz”, “Bu yasa eski yasalardan daha farkl› ve kapsaml›” vs. sözlerle yasadan birçok kiflinin yararlanaca¤› egemenler taraf›ndan dillendiriliyordu. Ama olmad›. Bu yasa-

dan itirafç›lar d›fl›nda iki eldeki parmak say›s›n› geçmeyecek oranda kifli yararland›. Bu yasadan yararlanmak isteyenler çetin ama onurlu s›n›f mücadelesinde ve ulusal mücadelede yorgun düflenlerdi. Bunlar onur ve onursuzluk aras›ndaki seçimlerini onursuzluktan

Bar›fl Mitingi’nde GÖZALTI TERÖRÜ Mersin’de 30 Kas›m’da DEHAP’›n düzenledi¤i “demokratik çözüm için bar›fl” mitinginin ard›ndan yap›lan operasyonlarda aralar›nda 17-18 yafllar›ndaki gençlerin de oldu¤u yaklafl›k 48 kifli gözalt›na al›nd›. 30 Kas›m’da yap›lan mitingde PKK-KADEK-KONGRA-GEL bayraklar›n›n aç›lmas›n›n ard›ndan polis kitleye sald›rm›fl ve yaflanan arbede sonucu birçok polis ve mitinge kat›lanlar yaralanm›flt›. Bu olay›n ard›ndan Tarsus ve Mersin’de baz› mahallelere operasyon düzenlendi. Tarsus’ta Fahrettin Pafla ve Barboros Mahalleleri’nde Mersin’de ise Günefl ve Demirtafl Mahallelerinde yap›lan operasyonlar sonucu yaklafl›k 48 kifli gözalt›na al›nd›. Gözalt›na al›nanlardan yafllar› 17 ve 18 olan 27 kifli serbest b›rak›l›rken 21 kifli ise tutuklanarak Mersin Kapal› Hapishanesi’ne gönderildi. (Mersin)

Bu yasa da eski yasalar gibi fos ç›kt›. Yasadan istedi¤i verimi alamayan egemenler halk› kand›rman›n, ikna edebilmenin, teslim alabilmenin yeni yollar›n› denemeye bafllad›lar.

yana kullananlard›. Faflist Kemalist diktatörlü¤ün sözcüleri ise yasayla birlikte kapsaml› bir flekilde psikolojik savafl›m bafllatt›lar. Yasadan yararlanmak isteyenlere bar›nma merkezleri, bu merkezlerde tüm ihtiyaçlar›n›n karfl›lanaca¤›, özel savc›lar taraf›ndan sorgulanaca¤› vb. vaatlerle devrimci ve yurtseverleri kand›rabileceklerini, teslim alabileceklerini düflündüler. Ama çok geçmeden kendileri de gördü ki bu yasa da eski yasalar gibi fos ç›kt›. Yasadan istedi¤i verimi alamayan egemenler halk› kand›rman›n, ikna edebilmenin, teslim alabilmenin yeni yollar›n›

GENÇLER, “DKÖ’LERE SAH‹P ÇIKALIM” Yeni Demokrat Gençilk, açl›k grevlerine destek verdi¤i gerekçesiyle kapat›lan Mustafa Kemal Üniversitesi Ö¤renci Derne¤i (MKÜ-DER) ile ilgili olarak duyarl›l›k ça¤r›s› yapt›. 7 Aral›k günü Yüksel Caddesi’nde biraraya gelen Yeni Demokrat Gençlik ve Gençlik Dernekleri; 1992 y›l›nda kurulan MKÜ-DER’in geçti¤imiz günlerde kapat›lmas›n› protesto ederek, devletin demokratik kitle örgütlerine yönelik bask›nlar›n› dile getirdiler. “DKÖ’lere Sahip Ç›kal›m, Hatay MKÜ-DER Kapat›lamaz” yaz›l› ve YDG, ILPS imzal› pankart açan gençler; “‹flgale de¤il direnifle ortak ol”, “‹çerde d›flarda hücreleri parçala” vb sloganlar atarak bir bas›n aç›klamas› yapt›lar. Aç›klamada demokratiklefliyoruz söylemlerinin halk› manipüle etti¤i belirtilirken sald›r›lara karfl› örgütlü mücadele edilmesi gerekti¤ine vurgu yap›ld›. Eyleme destek veren TAYAD’l› aileler de tecrit sald›r›s›na de¤inerek bu iflkenceye karfl› direneceklerini ifade ettiler. (Ankara)

denemeye bafllad›lar. Dersim’deki ailelere gönderilen mektup da bunun bir parças›d›r. Mektupta, ailelerin çocuklar›na sahip ç›kmad›¤›, teröristlerin yabanc› uyruklu oldu¤u, insanlar›n teröristlere kendi ç›karlar› do¤rultusunda yard›m etti¤i, teröristlerin en verimli ça¤lar›n› da¤larda geçirdi¤i, aç susuz kald›¤› vb. dile getirilmektedir. Dersimliler kendi çocuklar›n› iyi tan›rlar. Kime yard›m edip etmeyece¤ini iyi bilirler. Kimin suçlu olup kimin halk›n ç›kar›na hizmet etti¤ini bizzat yaflad›klar› pratiklerden çok iyi bilirler. Bu anlamda bu tür yaz›lar da halk›n devletin yalanlar›na kanmas›n› sa¤lamaya yetmeyecektir. (Malatya)

‹zmir’de iflkence iddialar›na bir yenisi daha eklendi ‹zmir’de 16 yafl›ndaki H.B. ile 18 yafl›ndaki A.A. Alsancak Karakolu’nda iflkence gördükleri iddias›yla ‹zmir Barosu ‹flkenceyi Önleme Komisyonu’na baflvurarak kendilerine iflkence yapan polisler hakk›nda yasal ifllem bafllat›lmas›n› istedi. Olay› anlatan 16 yafl›ndaki H.B, 11 Aral›k gecesi di¤er 5 arkadafl› ile birlikte hap alm›fl bir durumda otururlarken yanlar›na yunus polis ekiplerinin geldi¤ini, içlerinden birinin arkadafl›n›n kafas›n› polis otosunun cam›na vurmas› sonucunda cam›n ve arkadafl›n›n burnunun k›r›ld›¤›n›, ard›ndan dövülerek gözalt›na al›nd›klar›n›, karakolda da iflkencenin devam etti¤ini söyledi. Ayr›ca araban›n cam›n›n k›r›lmas›n›n kendilerinin üzerine y›k›lmaya çal›fl›ld›¤›n› belirten H.B. gece yar›s› da gelip dövmeye bafllad›klar›n›, ard›ndan herbirinin farkl› karakollara götürüldüklerini, iflkenceye orada da devam edildi¤ini aç›klad›. 18 yafl›ndaki A.A. da para kazanamad›klar›nda evdekilerin k›zd›¤›n›, bu yüzden paralar› olmay›nca sokakta kald›klar›n› söyledi. (‹zmir)


19 Aralık 2003-2 Ocak 2004

24

10

Rahats›zl›klar› nedeniyle tahliye edilenler SA⁄LIKLARI DÜZELMEDEN YEN‹DEN TUTUKLANIYORLAR Hapishaneler genel olarak tüm tutuklu ve hükümlüleri özel olarak da siyasi muhalifleri bedensel ve düflünsel olarak zay›f düflürmeye, kimi zaman da yok etmeye yönelik mekanizmalar olarak egemenlerin elinde fliddet arac› olarak kullan›lmaktad›r. Hapishaneler; uzun mücadeleler sonucu kazan›lan k›sa dönemli soluk almalar d›fl›nda hep zulmün, zorbal›¤›n, kimliksizlefltirmenin bir arac› olarak varl›¤›n› sürdüregelmifltir. Son 4 y›ld›r bu durum, çok daha boyutland›r›larak adli ve siyasi tutsaklara dayat›lmaktad›r. En son F Tipi hücre sald›r›s› bunun doruk noktas› oldu. 19 Aral›k hapishaneler katliam›n›n vard›¤› boyut, hücre politikas›n›n yürütülmek istendi¤inin de göstergesi oldu. Devlet kendi cephesinden “ne pahas›na olursa olsun bu sistemi oturtaca¤›m” dedi. Bunun için içerde ve d›flarda ak›l almaz katliamlara yöneldi. Tecritin a¤›r flekilde uygulanmas› için elinden geleni ard›na koymad› ve bu uygulamalar hergün yeni biçimlerle devam ediyor. Ancak zulüm, tarih boyunca hep anti tezini yani direnifli de beraberinde getirmifltir. Devletin bu fliddetine karfl› tutsaklar da kendi cephelerinden zorlu direnifller ördüler, örmeye de devam ediyorlar. Tutsaklar›n bedenlerinde uzun y›llar›n yaratt›¤› bir tahribat söz konusuydu. Buna 19 Aral›k katliam›n›n insanl›k d›fl› sald›r›lar› da eklendi. Bununla da kal›nmad›. Devletin tecrit politikas›na karfl› can bedeli direnifller örüldü. Demokratik kamuoyunun zay›flad›¤› bir dönemde bedelleri daha da a¤›rlaflt›rd›lar. Ölüm Orucu direniflinin yayg›n olarak sürdürüldü¤ü bir süreçte devlet iki nedenden dolay› 399. maddeyi kullanarak tutsaklar› tahliye etti. Bu maddeye göre ciddi

Birtan Altunbafl davas›nda erteleme 1991 y›l›nda, iflkence yap›larak katledilen Birtan Altunbafl’›n davas› yine ertelendi. Türkiye’nin en uzun süren iflkence davas› olan Altunbafl davas› polisin aklanmas›n›n da örne¤i ayn› zamanda. Mahkeme taraf›ndan sürekli ertelenen davada zamanafl›m›na do¤ru yaklafl›l›yor. 5 Aral›k Cuma günü yap›lan duruflmada Altunbafl’›n avukatlar› haz›r bulunurken iflkenceci polisler duruflmaya kat›lmad›. 2. A¤›r Ceza Mahkemesi’nde süren davan›n duruflmas›nda sözalan Altunbafl’›n avukat› Oya Ayd›n; bir ay sonra davan›n 13. y›l›na girece¤ine ve polislerin zamanafl›m›ndan yararlanaca¤›na dikkat çekti. Ayd›n; davaya hiç kat›lmayan polis Süleyman Tinkil’in Denizli’de yaflad›¤›n›, adresinin bilindi¤ini buna ra¤men yakalanmad›¤›n› ifade etti. Mahkeme heyeti san›klar›n tutuklanmas›n› redderek duruflmay› 16 Aral›k 2003 tarihine erteledi. (Ankara)

sa¤l›k problemi yaflayan ve günlük yaflam›n› idame ettirmede zorlanan tutsaklar›n Adli T›p raporlar›yla 6 ay süreyle tahliye edilmesi gündemlefltirildi. Bu tahliyelerin arkas›nda yatan birinci gerçek; mevcut direnifli bu tahliye sald›r›s›yla k›rmak, ikincisi ölümün efli¤ine gelmifl bu insanlar› ailelerinin üzerine “atarak” hem maddi külfetten kurtulmak hem de hapishanede ölümlerin azalmas›n› sa¤layarak kamuoyu tepkilerini azaltmakt›. Bu süreçte a¤›r fiziksel ve psikolojik tahribat yaflayan tutsaklar›n ço¤u t›bb›n da yetersiz kalmas› nedeniyle -tam olarak düzelemedi- ki özellikle ülkemiz t›bb› için bu yeni bir durumdur. Onca uzun süren açl›k grevinin organlarda yapt›¤› tahribat ve tedavisi konusunda bir dizi bilinmezlik vard›. Tutsaklar ya hiç iyileflemedi ya da çok az iyileflti. Tecrit koflullar›n›n sa¤lam insanlar üzerinde de a¤›r tahribat› mümkünken bu durumda olan insanlar›n yeniden tecrit koflullar›na mahkum edilmesi insanl›k d›fl› bir uygulamad›r. 399. maddenin keyfi bir flekilde kullan›ld›¤›, yaflanan son tutuklamalarla a盤a bir kez daha ç›km›flt›r. O dönemin politika-

s› gere¤i tutsaklar› tahliye eden devlet, flimdi yine adli t›p arac›l›¤›yla tutukluyor. Zira daha dün “sürekli rahats›zl›k söz konusudur, raporumuzun arkas›nda her zaman dururuz” diyen Adli T›p, flimdi de “cezaevinde kalabilir” diye rapor veriyor. Ve bu raporlarla sabit bir olgudur. Sorun bununla da kalmay›p, daha vahim bir noktaya vard›r›lmaktad›r. Adli T›p, savc›l›¤a yazd›¤› yaz›larda tutuklunun hapishane yaflam› boyunca kat›ld›¤› açl›k grevlerinin ve sicil cezalar›n›n olup olmad›¤›n› veya ne ölçüde oldu¤unu soruyor. Bir t›p kurumunu ilgilendiren yan, kiflinin sa¤l›k durumudur. Rapora kaynakl›k edecek gerçek bu olmal›d›r. Tutsa¤›n cinsiyle, milletiyle ya da sicil cezas› olup olmad›¤›yla ilgisi yoktur. Bunun aç›k anlam›; muhalif kimli¤ini sürdürmüflse tutsa¤›n bu maddeden yararlanmas›n› engellemektir. Avukat Gülizar Tuncer’in verdi¤i bilgilere göre tutuklama karar› ç›kan hükümlüler flunlar: Muhnis Özgül, Bülent Kurtbafl, Esral Karagöz, Serkan Aydo¤du, Bekir Boyamaz, Savafl Erdelbafl, Veysel Ya¤an, Me-

lahat Akay, Sakine Altun, Nuran Ekingen, Eylem Çelik, Özgür Yolcu, Meryem Algör, Elif Atefl, Ali R›za Aydar, Nizamettin Do¤an, Rauf Erdem, Tekin Y›ld›z, Bekir Balyemez, Kas›m Aksakal, Tülin Da¤, Ayfle E¤ilmez. ‹dris Yi¤it adl› hükümlüye ise Adli T›p taraf›ndan rapor verildi¤i halde, Savc›l›¤›n tutuklama talebinde bulunmas› ise karar›n keyfi bir flekilde verildi¤ine küçük bir örnek. 12 Eylül cuntas›n›n pervas›z yarg›lamalar›yla onbinlerce insan, haks›z, hukuksuz, delilsiz, hatta savunmas›z a¤›r cezalar ald›. Uzun y›llar süren hapislikten dolay› kamuoyunun da tepkisiyle flartl› tahliye ile 1991 y›l›nda tutsaklar tahliye edildi. Ki o dönemde de çifte standartç› davran›lm›fl 125. maddeden yarg›lananlar (PKK’li tutsaklar ve kimi Kürt örgütlenmelere üye olanlar) tahliye edilmemiflti. fiartl› tahliye sonucu tahliye olanlar boyunlar›nda Demoklesin k›l›c› görevini gören infaz›n yak›lmas› tehdidiyle uzun y›llar yaflamaya mahkum edildiler. Bu hukuksuzluk halen devam etmektedir. Ayn› taktik 399’dan süreli tahliye edilenler için de kullan›ld›. Her an tekrar içeri al›nma tehdidi a¤›r fiziksel ve psikolojik travma geçiren insanlar için de uygulanmaya baflland›. Hapishanede tutar›m ya da her an hapishaneye al›r›m tehdidiyle toplumu yönetmeye çal›flan, muhalefeti engelleyece¤ini düflünen devlet, yan›lg› içindedir. Türkiye’de her on kifliden biri sab›kal›d›r. Sistem bozuksa ona karfl› duranlar da tarih boyunca olmufltur, olacakt›r da. Sa¤l›k nedeniyle tahliye edilip flimdilerde tekrar içeri al›nmaya bafllayan insanlar›m›za aileler, hukukçular ve demokratik kamuoyu olarak sahip ç›kmak devletin çirkin ve insan› yok eden yüzünü teflhir etmek en insani sorumluluktur.

Katiller beraat etti ‹stanbul Emniyet Müdürlü¤ü Terörle Mücadele fiubesi’nde 23 Ekim 2001 tarihinde “ölü bulunan” Yunus Güzel’in mahkemesi karara ba¤land›. Kendisini nezarethane ranzas›na asarak intihar etti¤i öne sürülen Güzel’in, ölümü sonras›nda dönemin ‹stanbul Emniyet Müdürü fiefik Kul, Terörle Mücadele fiube Müdürü Mehmet Artunay ve ayn› flubede bulunan Osman Kurflun, Sald›ray Öztürk, Celil Ziyao¤lu, Yücel Ceylan ve Ahmet As›m Ifl›k adl› polisler hakk›nda görevi ihmalden ölüme sebebiyet vermek iddias›yla dava aç›lm›flt›. Dava 3 Aral›k 2003 tarihinde yarg›lanan polislerin suçsuz bulunarak beraat etmeleriyle sonuçland›. Duruflmada polislerin avukatl›¤›n› yapan ‹lhami Yelekçi, müvekkillerinin görevini ihmal etmediklerini belirterek beraatlerini talep etti. Güzel’in

avukat› olan Behiç Aflç› ise “Yunus Güzel’in boyu 1.80 cm dir. Kendini ast›¤› iddia edilen ranzan›n boyu ise 1.95 cm dir. Bize göre kendini bu flekilde asmas› mümkün de¤ildir. Bilirkifli incelemesi daha önceki orijinal flekline göre yap›lmam›fl olup, de¤iflen nezarethanedeki duruma göre

yap›lm›flt›r. Bilirkifli incelemesini kabul etmiyoruz. Tam olarak araflt›rma yap›lmadan iddianamenin düzenlendi¤i kanaatindeyiz. Dosyan›n savc›l›¤a iade edilmesini istiyoruz” dedi. Ancak hakim, suç unsurlar› bulunmad›¤› gerekçesiyle polislere beraat verdi. Karar› kabul etmeyen TAYAD üyeleri mahkeme ç›k›fl›nda adliye önünde bir araya gelerek bas›n aç›klamas› yapt›. Bas›n aç›klamas›n› yapan Bülent Solgun “Yunus Güzel iflkencede katledildi. ‹ntihar etti diye yalan söylediler. Güzel yap›lan iflkencelerin ard›ndan as›larak infaz edildi. Bugün burada tarihi bir karar verildi. Bu karar iflkenceci katilleri ödüllendiren ve cesaretlendiren bir karar oldu” dedi. TAYAD’l›lar bas›n aç›klamas›n› yapt›ktan sonra da¤›ld›. (H.Merkezi)


11

24

19 Aralık 2003-2 Ocak 2004

Hapishanelere yönelik yeni bir sald›r› dalgas›

Son günlerde burjuva medyada Avrupa Birli¤i uyum yasalar› çerçevesinde hapishanelerin yeniden “yap›land›r›laca¤›” haberleri bolca yaz›l›p çiziliyor. Buna göre Meclis Adalet Komisyonu’nda görüflülen cezalar›n infaz›na iliflkin yasa tasar›s› mecliste kabul edilirse köklü de¤iflikliklere gidilecek. Yasan›n amac›n›n “suçlular› yeniden topluma kazand›rmak” olmas› as›l hedeflenenin ne oldu¤unu üstü kapal› da olsa ortaya koyuyor. Devrimci tutsaklar özgülünde, de¤er yarg›lar›ndan uzaklaflt›rmak, kimliksizlefltirmek, boyun e¤en, itaat eden bir tipleme yarat›p teslim almak. Adli tutuklular üzerinde ise birkaç yeni düzenleme ile devlet hem AB’ye flirin gözükme hem de “zorunlu çal›flma” ile emek sömürüsünü yaratma telafl›nda. Buna göre yap›lacak yeni düzenlemeler flunlar: * Tutsaklar›n “üretime katk›da bulunmadan” zaman geçirmeleri engellenecek. Çal›flma zorunlulu¤u getirilecek. Hangi iflte çal›flacaklar›, meslek ve sanatlar› ile hapishane koflullar› dikkate al›narak belirlenecek.

Ve üretimleri ile “do¤ru orant›l›” ücret verilecek. * 12-18 yafl aras› çocuklar için özel hapishaneler kurulacak. * 0-3 yafl grubundaki çocuklar gündüz kreflte, akflam ise anneleri ile ayn› ko¤uflta kalacak. 3 yafl›n üzerindekiler annelerinden al›narak yetifltirme yurtlar›na verilecek. * Kad›n tutsaklar için sadece kad›n personelin çal›flaca¤› özel hapishaneler oluflturulacak. * “Kader Mahkumlar›” ile “suç makineleri” ayn› ortamda tutulmayacak. Tutsaklar›n hangi hapishanede kalaca¤›, hangi infaz rejimine tabi tutulaca¤› hapishanelerde kurulacak “s›n›fland›rma merkezleri” ile belirlenecek. Gözlem kurulu 60 günlük gözlem sürecinden sonra s›n›fland›rma yapacak. Hükümlünün yafl›, mesle¤i, iflledi¤i suçun özelli¤i, suça bak›fl aç›s›, daha önce suç iflleyip ifllemedi¤i gibi kriterler belirleyici olacak. *“Din ve vicdan özgürlü¤ü” çerçevesinde dini vecibelerini herhangi bir k›s›tlama ile karfl›laflmaks›z›n yeri-

ne getirebilecek. Din adamlar› hapishaneye gelip görüflebilecek. Maddeler tek tek üstünde durularak incelendi¤inde görülecektir ki oldukça genifl ve mu¤lak tutulan cümlelerle devlet yine keyfi uygulamalara imza atacak. Böylelikle de bu keyfi uygulamalar “yasallaflm›fl” olacak. Örne¤in çal›flma zorunlulu¤u. Kiflinin kendi iradesi d›fl›nda çal›flt›r›lmas› hem etik hem de hukuki kurallara ayk›r›. Kald› ki bu kifli hapishanede “devletin sorumlulu¤u” alt›nda ise bu uygulama tamamen “elinin alt›nda bulunan” tutsaklardan maddi ç›kar sa¤lama, yo¤un bir emek sömürüsüne tutma, ayn› zamanda kiflinin iradesini parçalamaya yönelik bir uygulama. Hapishanelerde tek otoritenin kendisi olmas› gerekti¤inden hareket eden faflizan mant›k tüm bu uygulamalar› tutsaklara dayat›p, zorla kabullendirebilece¤ini san›yor. Ancak devrimci tutsaklar böyle bir uygulamay› kabul etmeyecektir. Geçmiflte de yap›lan pek çok sald›r›ya karfl› bedeller ödenmifl ve devrimci irade teslim al›namam›flt›r. Bu çarp›k iflleyifl devam ettikçe daha yeni sald›r›lar› da deneyecektir devlet. Çünkü en büyük suçlu kendisidir asl›nda. Ve bir suç makinesi aran›yorsa o da tüm çarklar› ile birlikte y›k›lmaya mahkum olan sistemin ta kendisidir. 3 yafl›n üzerindeki çocuklar›n hapishanelerden al›narak yetifltirme yurtlar›na verilmesi ya da çocuk hapishanelerinin kurulmas› ise tamamen göz boyamaya yönelik uygulamalard›r. Her geçen gün ortaya ç›kan haberler gösteriyor ki yetifltirme yurtlar› da hapishanelerden farkl› de¤il. Belki daha da kötü. Ayd›n’da Buca’da yaflananlarda bunu gösteriyor.

Küçükarmutlu davas› ilerlemiyor

5 Kas›m 2001 tarihinde Küçükarmutlu’da F tiplerini protesto etmek için bedenlerini Ölüm Orucu’na yat›ranlar›n bulundu¤u direnifl evlerine operasyon düzenlenerek 4 devrimci katledildi. Katliam›n ertesinde ise operasyonlarda gözalt›nda al›narak tutuklanan 19 kifli hakk›nda aç›lan dava 5 Aral›k 2003 tarihindeBefliktafl DGM’de görülmeye devam edildi. Sabah saatlerinde mahkemeye getirilen san›klar ring arac›ndan indirilirken “Yaflas›n Ölüm Orucu direniflimiz”, “Yaflas›n

Armutlu direniflimiz” sloganlar›n› att›. Slogan atmalar›n› engellemek için jandarmalar tutsaklar›n a¤›zlar›n› kapatmaya çal›flt›. Mahkemeyi izlemek için Almanya ve Yunanistan’dan A‹HM, ‹HD, sendikalar ve çeflitli demokratik kitle örgütleri ile bas›n çal›flanlar›ndan Küçükarmutlu için oluflturulan delegasyon üyeleri de kat›ld›. Savunma için söz alan Vedat Çelik, hükümetin bir an önce tecrit politikalar›na son vermesi gerekti¤ini ifade ederek, “Küçükarmutlu davas›nda bizler de¤il, sorumlular yarg›lanmal›” diye konufltu. Ahmet Güzel ise yaz›l› olarak haz›rlad›¤› savunmas›nda Eylem Göktafl için “Bu kiflinin savunma hakk›n›n k›s›tland›¤› yönünde çeflitli haberler yap›lm›flt›r. Halbuki bu davada kelepçe olmad›¤› için getirilmeyen bizleri bas›n hiç yazmam›flt›r” dedi ve tahliyesini istedi. Duruflmaya ara verildi¤i s›rada tutsaklar›n birbirine sar›larak vedalaflmas›na izin verilmemesiyle bafllayan gerginlik bas›n mensuplar› ve tutsak yak›nlar›n›n salondan ç›kar›lmas›na neden oldu. Tutsaklar›n tartaklanmas›na tepki gösteren yak›nlar› ile polisler aras›ndaki gerginlik DGM koridorunda da devam etti. Duruflma bitiminde Almanya’dan gelen Av. Koralakis Panagiotis ile Yunanistan’dan gelen Atina E¤itim Sendikas› Baflkan› Poplamatas Kostas da polislere tepki göstererek Yunanca “Özgürlük istiyoruz” slogan›n› att›. (H. Merkezi)

TEMEL HAKLAR VE ÖZGÜRLÜKLER DERNE⁄‹ 1. YILINA GENEL KURULLA G‹RD‹ 7 Aral›k 2003 tarihinde La Bella dü¤ün salonunda Temel Haklar ve Özgürlükler Derne¤i 1. Ola¤an Genel Kurulu yap›ld›. Saat 12:00’de bafllayan Genel Kurul’da divan üyeleri olarak Aynur Karaasalan, Naime Kara ile Behiç Aflç› seçildi. Kurul gündeminin okunmas›yla aralar›nda ILPS’nin de bulundu¤u çeflitli kurumlar›n mesajlar›na yer verildi. Genel Kurul’da “Örgütlenme ve mücadele”, “Emperyalizm, ABD emperyalizminin impartorluk hevesleri ve yeni sömürge Türkiye gerçe¤i”, “Ülkemizin ekonomisi IMF’ye teslim edilmifl, halk›m›z IMF programlar›yla hergün daha da yoksullaflmaktad›r”, “Kürt sorunu üzerine”, “Hapishaneler tecrit ve mücadele”, “E¤itim sorunu üzerine” bafll›klar› alt›nda ilgili konular de¤erlendirildi. Yaklafl›k 400 kiflinin kat›ld›¤› 1. Ola¤an Genel Kurul’da Temel Haklar ve Özgürlükler Derne¤ini iki y›l süreyle yönetmesi için Mehmet Göçebe, Nazmiye Kaya, Gülsen Salman, Tigin Öztürk, Özkan Köylüo¤lu, Gülay Özpolat, Nergis Do¤an belirlendi. (H. Merkezi) ‹HD ‹ZM‹R fiUBES‹ YEN‹DEN YAPILANMA KURULTAYI YAPTI ‹HD ‹zmir fiubesi 5-6 Aral›k 2003 tarihlerinde Alsancak Kültür Merkezi’nde Yeniden Yap›lanma Kurultay› gerçeklefltirdi. Yaklafl›k 100 ‹HD üyesinin kat›ld›¤› kurultaya GYK üyeleri de kat›ld›. ‹ki gün süren kurultay›n 1. günü ö¤lene kadar herkese aç›k olurken, ayn› gün ö¤leden sonra ve 2. gün sadece üyelere aç›k yap›ld›. Kurultay›n 1. aflamas›nda “Türkiye ve Dünyada ‹nsan Haklar›” tart›fl›l›rken, 2. aflamada ise “Üyelik kriterleri”, “Organlar›n ifllevi”, “‹nsan haklar› e¤itimi ve kurumsallaflmak”, “Resmi kurum ve DKÖ’lerle iliflkiler” bafll›klar› tart›fl›ld›. Birçok kurum ve ‹HD üyesi de kurultaya tebli¤lerini sundular. 1. aflamada aç›l›fl konuflmas›n›n öncesinde Türkiye ve dünyada insan haklar› mücadelesinde yaflamlar›n› yitirenler için 1 dakikal›k sayg› duruflu yap›ld›. Aç›l›fl konuflmas›n› ise ‹HD ‹zmir fiubesi Baflkan› Mustafa Rollas yapt›. Kurultay›n birinci aflamas›nda Partizan ‹zmir temsilcili¤i, ‹zmir Yeni Demokrat Gençlik, ÖMP, ESP, EKB, DEHAP, SDP, Limter-ifl, Devrimci Mücadele, DHP ve birçok kurum ve ‹HD üyesi tebli¤lerini sundular. Verilen k›sa bir aran›n ard›ndan ikinci bölüme geçildi. Bu bölümde ise T‹HV ‹zmir temsilcili¤i sekreteri Günseli Kaya ‹HD ‹zmir fiube sekreteri Mihriban Karakaya, ‹HD GYK üyesi Ahmet Da¤l›, ‹HD ‹zmir fiubesi Baflkan› Mustafa Rollas, ‹HD GYK üyesi Hasan Coflar, Av. Özlem Mungan, gazetemiz ‹zmir büro çal›flan› Erdinç Özbay, ÖMP’den bir arkadafl ve bir çok kifli tebli¤lerini sundular. Genel merkez ve ‹HD ‹zmir fiubesi ad›na yap›lan baz› konuflmalarda ‹HD’nin içine girdi¤i süreç olumlu bulunurken, genel ço¤unluk taraf›ndan elefltirildi. Bu aflamda özellikle de¤ifltirilen tüzük tart›fl›l›rken yine genel ço¤unluk taraf›ndan elefltirildi. Genel ço¤unluk taraf›ndan ‹HD’nin ezilenlerin mücadelesi yan›nda olmas› gerekti¤i vurguland›. ‹flçi Köylü, Devrimci Demokrasi, Al›nteri okurlar› ve SDP’nin yan›s›ra birçok kifli taraf›ndan tüzü¤ün tekrar gözden geçirilmesi için önergeler divana verildi. (‹zmir)


19 Aralık 2003-2 Ocak 2004

24

12

Emekçiler Kamu Yönetimi Yasa Tasar›s›’n› protesto etti

Ankara B‹NLERCE MEMUR 11 ARALIK’TA ‹fi BIRAKTI KESK üyesi kamu emekçileri Kamu Yönetimi Temel Kanunu’na karfl› 10 Aral›k’ta viziteye ç›kma, 11 Aral›k’ta ise ifl b›rakma eylemi yapt›. Eylemlere Türk-‹fl, TTB, D‹SK ve TMMOB da destek verdi. Birçok yerde polis barikatlar› ve sald›r›s›yla karfl›laflan kamu emekçileri kararl›l›klar›n› dile getirdiler. Ço¤unlu¤unu E¤itim-Sen üyesi ö¤retmenlerin oluflturdu¤u kamu emekçileri, saat 12:00’den itibaren Beyaz›t Meydan›’nda toplanmaya bafllad›. Yaklafl›k 2000 emekçi KESK pankart› arkas›nda “Kölelik yasas›na hay›r” slogan›n› att›. KESK’e ba¤l› sendikalar›n yan›s›ra eylemlerine destek vermek için üniversite ö¤rencileri, Halkevleri, Mücadele Birli¤i, ÖDP, EMEP, Özgür Gençlik, ESP, PTT iflçileri, B‹S, DPG, D‹SK Genel-‹fl temsilcileri ve üyeleri kat›ld›. Kamu emekçileri bas›n aç›klamas› yapmak için Sultanahmet’e yürümek istedi. Ancak barikat kuran çevik kuvvet, buna izin vermedi. Bunun üzerine oturma eylemi yapan emekçiler barikatlar kalkana kadar eylemlerini sürdüreceklerini aç›klad›lar. Sloganlarla barikatlar›n kalkmas›n› bekleyen kitle, eylem komitesinin bas›n aç›klama yapma talebinden vazgeçerek eylemi sonland›rmak istemesi üzerine tepki gösterdi. Eylem komitesi ise durumu aç›klamaya çal›flmak yerine ö¤retmen olan baz› emekçilerin kamu emekçisi olmad›¤›n› iddia etti. Bunun üzerine kimliklerini gösteren emekçiler; “sizlere güvenip de bir daha ifl b›rakmayaca¤›z. Resmen sendika a¤as› olmuflsunuz bofluna m› ifl b›rakt›k?” diyerek alan› terkettiler. (‹stanbul) KESK’TEN V‹Z‹TE EYLEM‹ Kartal’da Ö¤retmenevi önünde toplanan yaklafl›k 1000 kamu emekçisi, Kartal Meydan›’na do¤ru yürümek istedi. Ancak polis kitlenin AKP önünden yürümesine izin vermeyince gerginlik yafland›. “Emekçiye de¤il IMF’ye barikat” slogan›n› atan kitle, polisin keyfi tutumuna tepki gösterdi. Baflka bir yoldan meydana yürümesine izin verilen kitle “Sa¤l›k ve e¤itim hakk›m›za, ifl ve sosyal güvencemize sahip ç›k›yoruz” KESK ‹stanbul fiubeler Platformu arkas›ndan çeflitli pankartlar tafl›rken; yürüyüfl boyunca sürekli “Zafer direnen emekçinin olacak”, “MA‹, M‹GA, Tahkim kahrolsun emperyalizm” sloganlar›n› att›. Burada bas›n aç›klamas›n› yapan KESK E¤itim ve Örgütlenme Sekreteri Güven Gerçek “‹flimizi, ifl güvencemizi, haklar›m›z› savunmak için buraday›z” dedi. (Kartal)

ANKARA 7 Aral›k’ta biraraya gelen KESK üyeleri, Ankara SES flubesinden AKP il merkezine kadar yürüyerek buraya siyah çelenk b›rakt›lar ve 11 Aral›k ça¤r›s› yapt›lar. 10 Aral›k günü de Belediye Hastanesi önünde biraraya gelen Yap› Yol Sen, ESM Ankara flubeleri 11Aral›k’ta grev ça¤r›s› yapt›. Tüm Bel -Sen’in de kat›ld›¤› eylemde Mamak Belediyesi’nde çal›flan iflçilerin sevklerinin müdürler taraf›ndan imzalanmad›¤› ancak iflçilerin kararl› duruflu sayesinde imzaland›¤› belirtildi. 11 Aral›k günü; Maltepe Adliye ve Kurtulufl Park›’nda toplanan kamu emekçileri, Ziya Gökalp Caddesi’nde biraraya geldiler. BES, Tüm Bel-Sen adliye önünden yürüyüfle bafllarken Yap› Yol-Sen, Haber-Sen Maltepe’den yürüyüfle bafllad›lar. “Kamu Yönetimi Reformu Aldatmacas›na Hay›r” pankart› açan E¤itim-Sen flubeleriyle beraber Ziya Gökalp Caddesine do¤ru “Direne direne kazanaca¤›z” sloganlar› ile yürüdü. Di¤er sendikalar›n kat›l›m› ile say›lar› 5 bini bulan emekçiler, kölelik yasalar›n› geçirmeyeceklerini hayk›rd›. Polis, panzerleriyle kitlenin önünü keserken bir konuflma yapan KESK Genel Baflkan› Sami Evren devlet kurumlar›n›n özel flirketlere peflkefl çekildi¤ini söyledi. 13:30’a kadar süren eylemde sendika yönetimlerinin pasifli¤i ve etkin bir eylemlilikten çok uyar›larla yetinmeleri dikkat çekiciydi. BURSA E¤itim emekçileri milli e¤itim dispanseri ve sa¤l›k ocaklar›ndan ald›klar› vizite ifllemlerini tamamlayarak Uluyol Caddesi’nden sloganlarla yürüyerek Osmangazi metro istasyonuna gelirken, di¤er kamu emekçileri ve sendika flubeleri de Fomara Meydan›’nda toplanarak Osmangazi metro istasyonu önünde birlefltiler. Burada yap›lan bas›n aç›klamas›n› KESK flubeler platformu dönem sözcüsü Sayim Gültekin yapt›. Baz› iflçi sendika temsilcileri ve devrimci sosyalist bas›n okurlar›yla eyleme destek verdiler. Ayr›ca özellefltirme yoluyla sat›lan Gemlik Gübre fabrikas›n›n iflçileri de “Gemlik Gübre fabrikas›n› peflkefl çektirmeyece¤iz” pankart› alt›nda kitleye destek verdi. 1000’in üzerinde emekçinin destek verdi¤i eylem alk›fl ve sloganlarla sona erdi. 11 Aral›k 2003 günü ise ifl b›rakan kamu emekçileri, Fomara Meydan›’nda toplanarak kortejler oluflturduktan sonra AKP il binas›n›n önüne yürüdüler. Halkevleri Bursa fiubesi Fomara Meyda-

n›’ndaki AKP il binas›n›n önünde Meclis’e sunulan hükümetin demokratikleflme ve hantal devletin küçültülmesi olarak sundu¤u, Kamu Yönetim Reformu Yasa Tasar›s›’n› bas›n aç›klamas›yla protesto ettiler. Bas›n aç›klamas›n› okuyan Bursa Halkevi fiube Baflkan› Nuray Büyücek “Biz zaten AKP’nin gerçek yüzünü biliyoruz” dedi. G‹RESUN KESK Giresun fiubeler Platformu bas›n aç›klamas› yaparak, Kamu Yönetimi Temel kanunu Yasa Tasar›s›’na tepki gösterdi. Osman A¤a Meydan›’nda yap›lan bas›n aç›klamas›na, KESK Giresun fiubeler Platformu’na üye sendikalardan 100 dolay›nda yönetici ve üye kat›ld›. KESK Giresun fiubeler Platformu Dönem Sözcüsü ‹brahim Kol, e¤itim, sa¤l›k, sosyal güvenlik hizmetlerinin temel insan haklar› oldu¤unu ifade ederek, “Kamu hizmetlerini paral› hale getirmek insan haklar› ihlalidir’’ dedi. ‹brahim Kol, haz›rlanan Kamu Yönetimi Temel Kanunu Yasa Tasar›s›’nda, kamu emekçilerinin toplu sözleflmeli, grevli sendikal haklar› konusunda bir ad›m at›lmad›¤›n› kaydetti. MALATYA 10 Aral›k 2003 tarihinde Malatya devlet hastanesi önünde bir araya gelen kamu emekçileri hükümetin 2004 bütçe tercihlerini ve yeni kamu yasa tasar›s›n›, hep bir a¤›zdan hayk›rd›klar› “IMF’ye de¤il emekçiye bütçe” slogan›yla ve yapt›klar› bas›n aç›klamas›yla protesto ettiler. Özbey aç›klamas›nda “kararl›l›¤›m›z› bir kez daha ifade ediyoruz. Bize ra¤men bizi yönetmek isteyenlere siyasi gelecek yok” dedi. Malatya’daki Kamu emekçileri 11 Aral›k Perflembe günü ise üretimden gelen güçlerini kullanarak ifl b›rak›p hükümeti uyard›lar. Kamu emekçileri saat 13:00’de Malatya Merkez Postanesi önünde bir bas›n aç›klamas› yaparak üretimden gelen güçlerini kullanmaya, alanlar› doldurmaya devam edeceklerini belirttiler. Dersim’deki kamu emekçileri de viziteye ç›kma eylemine kat›l›m sa¤lad›lar. Yaklafl›k 400 kifli 10 Aral›k Çarflamba günü sabah viziteye ç›kt›ktan sonra saat 12.00’de Tunceli Yeralt› Çarfl›s› üzerinde bir araya gelerek bas›n aç›klamas› yapt›lar. Bas›n aç›klamas›nda, Kamu Yönetimi Temel Kanunu Tasar›s›’n›n geri çekilmesini isteyen emekçiler, bu yasa geri çekilmedi¤i müddetçe üretimden gelen güçlerini kullanacaklar›n› belirttiler. Kamu emekçileri vizite eylemini akflama kadar devam ettirerek ifl

bafl› yapmad›lar. Dersim’de 11 Aral›k günü ifl b›rakma eylemine D‹SK, TTB, EMEP, DEHAP’›n yan›s›ra çeflitli kitle örgütleri de destek verdi. 12 Aral›k 2003 tarihinde saat 12:30’da Malatya tren gar› önünde biraraya gelen KESK’e ba¤l› kamu emekçileri bas›n aç›klamas› ve yar›m saatlik oturma eylemlilikleriyle hem hükümetin bütçe rakamlar›n› hem de Irak’taki iflgali protesto ettiler. “Irak halk› yaln›z de¤ildir”, “Kamu yönetimi yasas›na hay›r” vb. dövizler açan emekçiler hep bir a¤›zdan “IMF’ye de¤il emekçiye bütçe”, “ABD askeri olmayaca¤›z”, “Direne direne kazanaca¤›z” sloganlar›n› att›. ‹ZM‹R KESK’e ba¤l› E¤itim-Sen fiubeleri, Tüm Bel-Sen, Haber-Sen, BTS ve Kültür SanatSen 10-11 Aral›k 2003 tarihlerinde alanlara ç›karak ifllerini, ifl güvencelerini, haklar›n›, kamu hizmetlerini, geleceklerini sahiplenerek savunmak için, yeni ç›kan yasay› protesto ettiler. 10 Aral›k 2003 tarihinde Saat 11:00’de Basmane, Konak YKM önü ve Gümrük Türk Telekom önünde toplanan yaklafl›k 4000 kamu emekçisi Konak Meydan›’na yürüdüler. Basmane’den gelen grubun önü Konak Sümerbank’›n önünde kesilirken, YKM ve Gümrük’te toplanan kamu emekçilerinin önü ise polis barikatlar› kurularak kesildi. Kamu emekçilerini alana sokmayaca¤›n› belirten polis, Sümerbank önündeki emekçilere gaz ve su s›karak sald›r›rken, panzerleri de kitlenin üstüne sürdü. Birçok kamu emekçisi s›k›lan gazlardan etkilenirken, sald›r› üzerine oturma eylemi yap›ld›. Barikatlar kalkana kadar oturan emekçiler, polise geri ad›m att›rd›lar. Polis barikatlar› kald›r›rken kamu emekçileri att›klar› sloganlarla alana girdiler. Burada KESK ad›na yap›lan aç›klamay› KESK ‹zmir fiubeler Platformu Dönem Yürütmesi ad›na SES ‹zmir fiube Baflkan› Dr. Ergün Demir okudu. Demir IMF ve AKP hükümetinin sald›r›lar›na de¤indi. 11 Aral›k 2003 tarihinde ise yine Konak Meydan›’nda buluflan kamu emekçileri bir kez daha polisin barikatlar›yla karfl›laflt›. “Gerekirse çat›fl›r›z, alana gireriz” diyen kamu emekçilerinin kararl› tutumu karfl›s›nda barikatlar yine kald›r›ld›. YKM yönünden gelen emekçilerle, Sümerbank yönünden gelen emekçiler Konak Meydan›’ndaki ‹zmir Büyükflehir Belediye Baflkanl›¤› önünde bulufltular. Burada D‹SK, Belediye-‹fl 4 No’lu fiube, ‹zmir Tabip Odas› ve KESK de birer konuflma yapt›.

‹zmir


13

24

“Suç”lular denetlenmeye devam edecek ‹stanbul’da meydana gelen sald›r›lar sonras›nda “al›nmas› gereken güvenlik önlemleri “tart›flmas› sürüyor. ‹stanbul’daki meydan, kavflak ve sokaklara kurulacak 150 kamera için 300 milyon dolar ödenek ayr›ld›. Sistemin kurulmas›nda araç ve salon ihtiyac›n› ‹stanbul Ticaret Odas›, Sanayi Odas› ve Deniz Ticaret Oads›’ndan oluflan bir konsorsiyum karfl›layacak.

Sistemin “suç” tan›mlamas›na giren ve gözalt›nda tutmak istedi¤i halka zarar verici olaylar (h›rs›zl›k, gasp, uyuflturucu-kad›n pazarlama...) de¤il, kendi zarar›na olan olaylard›r. Bu da do¤all›¤›nda sistemi de¤ifltirme iddias›nda olan hareketler, hakk›n› alma mücadelesini güdenlerdir. ‹stanbul’da meydana gelen sald›r›larla birlikte son günlerde al›nacak “güvenlik önlemleri” tart›flmas› yaflan›yor. Y›llard›r kurulmas› düflünülen güvenlik sistemi 300 milyon dolarl›k ödenekle hayata geçirilmeye çal›fl›l›yor. Merkezi meydan ve sokaklarda varolan güvenlik sistemleri de gelifltirilecek. Seyyar Elektronik Entegrasyon Sistemi ad› ile bafllayacak uygulama ile ‹stanbul elektronik haritadan izlenirken, 3 bin emniyet arac›na da GPRS (Küresel Pozisyon Sistemi) sistemi ve 24 metrekarelik görüflü olan optik kameralar yerlefltirilecek. Bu sistemin kuruldu¤u yerlerde halk›m›z kameralarla kare kare foto¤raf› çekilerek takip edilecek. Kurulacak sistem, insanlar›n d›fl görünüflüne göre çal›flm›yor. Eflkalinizi de¤ifltiremiyorsunuz. Saç›n›z›n, gözünüzün rengini veya yüzünüzün fleklini de de¤ifltirmeniz bir ifle yaram›yor. Kamera, herkeste farkl› olan göz ile burun aras›ndaki bölgede yüz taramas›yla kifliyi tan›yor. Tüm al›flverifl merkezleri, kalabal›k yerler, çevre yollar›, metro,

demiryolu ve deniz yolu terminalleri, flehrin girifl ç›k›fllar› 24 saat izlenecek. Yüz taray›c› sistemle an›nda tespit edilen insanlar›n dijital gözlerden kaçmas› oldukça zor. Örne¤in 180 km ile giden bir arac›n plakas› ve içindekiler tespit edilebilecek. Sistem oluflturulduktan sonra 3 bin polis arac›na GPRS (Küresel Pozisyon Sistemi) cihaz› tak›larak polis araçlar›n›n en az yar›s›nda ise diz üstü bilgisayar olaca¤›n› belirten ‹stanbul Valisi Muammer Güler; “Muhtarl›klardaki bütün bilgiler merkezimizden kontrol edilebilecek. Bu sistemle polis araçlar›n›n nerede oldu¤u görülebilecek, telsiz muhaberat›na gerek kalmadan araçlar istenilen noktalara yönlendirilebilecek. Bu iflin içinde plaka okuma sistemi var. Çal›nan araç trafi¤e ç›kt›¤›nda an›nda tespit edilecek. Özel hayat›n gizlili¤i prensibi dikkate al›narak(!) evler sürekli bu sistemle gözetlenebilecek. Polisin her yerde gözü olacak” dedi. Valinin özel hayata yönelik yapt›¤› belirlemenin kimlere ve nas›l uyguland›¤›n› hepimiz burjuva bas›ndan bile takip etti¤imiz yan› ile bilmekteyiz. En çok telefonu dinlenenlerin, herhangi bir hak gasp›na u¤ray›p polise müracaat edenlerin aylarca, y›llarca mahkeme mahkeme süründü¤ünü halk›m›z çok iyi bilir. Art›k halk›m›z bafl›na gelen bir olumsuz olayda suç duyurusunda bile bulunmak istemiyor. Sözde h›rs›zl›klar›n, kap-kaçlar›n, uyuflturucu sat›c›lar›n›n, “terör” suçlular›n›n “suç”lar›n›n önüne geçilmesi için oluflturulan sistemin asl›nda neyi hedefledi¤i oldukça aç›kt›r. ‹nsanlar›, halk›m›z› her yönüyle “denetlemek”. Bu de-

netleme yaygaras› ile “Bak, seni izliyorum, yapt›¤›n herfleyi görüyorum, duyuyorum, bana dokunamazs›n. Ona göre hiçbir fleye kar›flma” anlay›fl›n› bilinçlere kaz›mak. Bahsedilen bu geliflmifl sistemin yeni olmad›¤› ise bilinen bir gerçek. Dünyan›n birçok ülkesinde “kameral›” sistem olarak özetleyebilece¤imiz bu sistem uygulan›yor. Tabi amaç de¤iflmiyor. Türkiye’de de bu dönemde uygulanmaya bafllanacak olmas› (son sald›r›lar bahanesiyle) oldukça planl› ve bilinçli bir uygulamad›r. Dünyadaki gözetleme kameralar›n›n onda biri ‹ngiltere’de bulunuyor. ‹ngiliz halk› yaklafl›k 3 milyon kamerayla sürekli gözetleniyor. Bu say›n›n 4 y›la kadar 25 milyona yükseltilmesi hedefleniyor. Yani iki kifliye bir kamera düflüyor. Gün içerisinde birçok kez fark›nda olmadan insanlar kameralara çekiliyor. Kiminle, nerede, ne zaman konufltu¤unuz, nereye gitti¤iniz hepsi denetim alt›nda. Yine ‹ngiltere’de gelifltirilen bir baflka sistemle ma¤azalarda sat›lan ürünlere (k›yafetlere) telsiz sinyali yayacak kum tanesi büyüklü¤ünde elektronik yonga tak›larak müflteri ma¤aza d›fl›na ç›kt›ktan sonra da her yerde gözetlenebilecek. ‹stanbul Emniyet Müdürü ve valisinin yapt›¤› aç›klamalar sistemin “suç”lar› engelleyece¤i yönünde. Sistemin “suç” tan›mlamas›na giren ve gözalt›nda tutmak istedi¤i halka zarar verici olaylar (h›rs›zl›k, gasp, uyuflturucu-kad›n pazarlama...) de¤il, kendi zarar›na olan olaylard›r. Bu da do¤all›¤›nda sistemi de¤ifltirme iddias›nda olan hareketler, hakk›n› alma mücadelesini güdenlerdir. Özellikle son sald›r›lardan sonra dile getirilerek uygulamaya çal›fl›lan güvenlik ve gözetleme sistemi, sistemin kendi güvenli¤ini tehlikeye sokan “suç”lular› ortaya ç›karmaktan baflka bir amaca hizmet etmeyecektir. Ancak flu da bir gerçek ki emperyalizm ve uflaklar›n›n son teknolojilerini kullanarak oluflturduklar› sistemler, silahlar devrimci ve komünistlerin, karfl› silahlar› ile bofla ç›kar›lacakt›r.

19 Aralık 2003-2 Ocak 2004 TMLGB’DEN EYLEMLER Elimize posta kanal› ile ulaflan bir habere göre TMLGB militanlar› Ese Yaylas› flehitlerini anmak için çeflitli semtlerde eylemler yapt›. Bu habere göre; Bahçelievler So¤anl› mahallesinde caddeye ç›kan GB militanlar› molotof kokteylleriyle yolu trafi¤e kapatarak “Marks Lenin Mao-Önderimiz ‹bo-savafl›yor T‹KKO” ve “Mehmet Demirda¤ ölümsüzdür” sloganlar›n› att›lar. Bu s›rada halk›n da alk›fllarla eyleme destek verdi¤i görüldü. GB militanlar› bölgeden kay›p vermeden çekildiler. *TMLGB militanlar› taraf›ndan Okmeydan›’nda yaz›lama eylemi gerçeklefltirildi. “Demirda¤ yoldafl ölümsüzdür”, “Umudun ad› TKP/ML”, “Kahrolsun emperyalizm yaflas›n halk savafl›”, “‹flgale de¤il direnifle ortak ol”, “Yaflas›n halk ordusu T‹KKO” vb. birçok slogan ve çok say›da da TKP/ML T‹KKO ve TMLGB imzalar› yaz›ld›. *Bak›rköy’de merkezi bir yere “Mehmet Demirda¤ ölümsüzdür- TKP/ML T‹KKO” yaz›l› bir pankart, yan›na bomba süsü verilmifl bir paketle birlikte as›ld›. *Sar›gazi’de ve Pendik-Gebze aras›ndaki tren hatt›na “fian olsun 7. Konferans›m›za”, “Emperyalizm ka¤›ttan kapland›r”, “Yaflas›n halk savafl›”, “Yaflas›n Irak halk›n›n hakl› mücadelesi” TKP/ML T‹KKO ve TMLGB imzal› pullamalar yap›flt›r›ld›. *Gebze’de “Komünist önder Mehmet Demirda¤ ölümsüzdür”, “‹bo yafl›yor T‹KKO savafl›yor”, “Kahrolsun ABD emperyalizmi” vb. sloganlar›n geçti¤i yaz›lama eylemi yap›ld›. (H. Merkezi)

YÖK PROTESTOSUNA GÖZALTI TERÖRÜ 6 Kas›m YÖK protestosuna kat›lan ö¤renciler, Ankara Emniyeti’nin gözalt› terörüne maruz kald›lar. Ankara Cumhuriyet Savc›l›¤› taraf›ndan haz›rlanan 67 kiflilik listede bulunanlar, evlerine yap›lan polis bask›nlar› ile gözalt›na al›nd›lar. Bask›nlardan önce haz›rlad›klar› listeyi önce ‹HD Ankara flubesine veren polis, böylece ö¤renciler üzerinde bask› kurarak geliflecek tepkiyi sindirmeyi tasarl›yordu. Gözalt›na al›nan 14 ö¤renci hakk›nda savc›l›k taraf›ndan tutuklama karar› verildi. Sorgu hakimli¤ine ç›kar›lan ö¤rencilerden 5’i tutuklanarak Ulucanlar Hapishanesi’ne götürüldü. Burada 2 gün kalan ö¤renciler, savc›l›k taraf›ndan 200 milyon liral›k kefalet karfl›l›¤›nda serbest b›rak›ld›. Ö¤renciler savc›l›k ve polisin bu keyfi tutumunu 6 Aral›k günü bir bas›n aç›klamas› yaparak protesto ettiler. Saat 12:30’da Yüksel Caddesi’nde biraraya gelen Devrimci Proleter Gençlik, Ekim Gençli¤i, Özgür Gençlik, Yeni Demokrat Gençlik ve Özgür E¤itim Platformu; “Yaflas›n Devrimci Dayan›flma”, “Bask›lar Bizi Y›ld›ramaz” vb. sloganlar atarak gözalt›lar› k›nad›lar. Buradan Sakarya Caddesi’ne do¤ru yürüyüfle geçen ö¤renciler; “Üniversiteler Susmayacak Direnecek”pankart› açt›. TAYAD’l› ailelerin de destek verdi¤i eylemde; tutuklanan 2 ö¤renci söz alarak yaflad›klar›n› anlatt›. Eylem halaylar›n çekilmesi ve türküler eflli¤inde coflkuyla sona erdi. (Ankara)

ÜN‹VERS‹TE REKTÖRÜNÜN POL‹SLE ‹fiB‹RL‹⁄‹ Temel Haklar ve Özgürlükler Derne¤i 3 Aral›k 2003 tarihinde Malatya’daki dernek binas›nda saat 16.00’da bir bas›n aç›klamas› yapt›. Bas›n metnini dernek ad›na Hatice Y›lmaz okudu. Y›lmaz, “‹nönü Üniversitesi ö¤rencileri Malatya’da kat›ld›klar› 1 May›s mitingi nedeniyle gözalt›na al›nd›lar, mahkemeye ç›kar›ld›lar ve beraat ettiler. ‹nönü Üniversitesi’ndeki 4 ö¤renci de mahkemede beraat ettiler ancak polis bask›s›ndan kurtulamad›lar. Polis, ö¤rencilerin üniversiteden ceza almas› için sözde e¤itim kurumu olan üniversiteyi kullan›yor. Üniversite rektörü polisle iflbirli¤i yap›yor, polisin talimatlar› do¤rultusunda ‘karakol katibi’ gibi hareket ediyor” dedi. (Malatya)


19 Aralık 2003-2 Ocak 2004

14

24

Seçimler sonras› süreçten sonra AKP hükümetinin politikalar›n› elefltiren Mehmet Bekaro¤lu;

“Hükümet tam bir teslimiyetçi tav›r sergiledi” AKP hükümetinin Kamu Yönetimi Reformu Yasa Tasar›s› baflta olmak üzere ç›karmaya çal›flt›¤› yasalar, ABD emperyalizminin Irak’› iflgali s›ras›nda ve sonras›nda tak›nd›¤› uflak tav›rlar›, 19 Aral›k Hapishane katliam› vb. konularla ilgili Prof. Dr. Mehmet Bekaro¤lu’nun görüfllerini ald›k.

-AKP seçimlerden önce birçok vaatlerde bulunarak iktidara geldi. 2003 y›l› içerisinde yaflanan geliflmeler göz önünde tutuldu¤unda AKP’nin uygulad›¤› politikalar› nas›l de¤erlendiriyorsunuz? -Mehmet Bekaro¤lu: AKP; biraz uluslararas› konjonktürün, biraz 57. hükümet döneminde yaflanan a¤›r ekonomik krizin tepkisiyle gelip iktidara oturdu. Asl›nda seçimlerden önce de yaflanan ekonomik, sosyal sorunlara radikal müdahaleler edece¤ine dair hiçbir fley söylememiflti. Ama insanlar böyle bir beklenti içindeydiler ve AKP’ye bu flekilde oy verdiler. “Sorunlar›m›z› azalt›r, önceki hükümet gibi yapmaz” gibi bir beklenti içindeydiler. Ama bir senelik hükümet performans›nda AKP, vatandafl›n beklentilerine de¤il de söylediklerine uygun davrand›. Hemen hemen hiçbir alanda hiçbir fley yapmad›. Dikkat edilirse, AKP’nin haz›rlad›¤› 2003-2004 bütçesinde daha önce Kemal Dervifl’in haz›rlad›¤› 2002 bütçesinden farkl› bir fley yoktur. Dolay›s›yla Dervifl ile bafllayan IMF dönemi AKP hükümeti ile devam etti. Ekonomik anlamda hükümetin IMF’den ba¤›ms›z bir politikas› olmad›. Sadece ekonomik anlamda de¤il siyaset, insan haklar›, özgürlükler, toplumsal konular AB sürecine endekslendi. Uluslararas› iliflkilerde de önceki hükümetin devam› olarak Amerika, ‹srail eksenli bir politika izlemeye devam etti. Yani AKP halk›n beklentisi olan hiçbir fley yapm›fl durumda de¤ildir. AKP birinci y›l›n kredisini kulland›. Ama insanlar yavafl yavafl rahats›zl›klar›n› dile getiriyorlar. Geliflen süreçte AKP’ye karfl› tepkiler geliflebilir. AKP geçmifli hat›rlatarak “s›rt›nda yumurta küfesi var hareket edersen rezil olursun” gibi bir psikolojinin içinde. Cumhurbaflkan›, Yarg›, MGK anayasal olan ve olmayan birçok kurum hükümeti sürekli engelliyor. Bu güçler 1950 y›l›ndan beri maalesef bu iktidarlar› hep yendiler. AKP içerden ge-

len bask›lar› aflmak için d›flar›daki güç odaklar›na dayanm›fl durumda. Türkiye’de demokrasi güçlerinin, seçilmifllerin atanm›fl kurumlar›n bask›s›na karfl› yard›mc› olmas› gerekir. Bunu AKP’nin yapt›klar›n›n do¤rulu¤undan yanl›fll›¤›ndan ba¤›ms›z söylüyorum. -Bu y›l birçok yasal de¤ifliklik yap›ld›. Son olarak da Kamu Yönetimi Yasa Tasar›s› gündemde. Sizce nas›l bir devlet örgütlenmesine gidiliyor? -‹nsan haklar›, özgürlükler konusunda günlük yaflant›da bir tak›m iyilefltirmelerinden dolay› AB-Türkiye sürecini destekliyorum. Yaln›z flunu görmek gerekiyor. Uluslararas› arenay› belirleyen ç›karlar vard›r. AB’nin ilerleme raporlar›na bak›ld›¤›nda asl›nda uluslararas› sömürüyü, neo-liberal iflleyifli bozacak bu güçlere karfl› halklar›n ç›karlar›na hizmet edecek genel düzenlemeler olmad›klar› görülür. Neo-liberal, yeni sömürgecilik iki fleyden rahats›z bir; sosyal devlet ad› alt›nda literatüre giren iflçilerin, köylülerin bask›lar›ndan. ‹ki; bu co¤rafyadan özellikle de ‹slam ülkelerinden yükselen itirazlardan. Bu AB Türkiye iliflkilerinde AB’nin taleplerine yans›yor. Halk›n büyük ço¤unlu¤unu ilgilendiren herhangi bir özgürlükle ilgili talepte bulunmuyor. Türkiye’de çal›flma yaflam› ile ilgili ciddi problemler var. Bu konuda hiçbir talep gelmiyor. AB görünürde düflünce, ifade, örgütlenme özgürlü¤ünü savunmas›na ra¤men çal›flma yaflam›nda bunlarla ilgili asla bir fley söylemifl de¤ildir. Çünkü; neo-liberal iktisat çevreleri paylar›n› art›rmak istiyorlar, sosyal devlet üzerinde çal›flan kesimlere aktar›lanlardan ciddi bir flekilde rahats›zl›k duyuyorlar. Sa¤l›ktan e¤itime kadar paylar›n azalt›lmas›n› istiyorlar. Yap›lan bir tak›m düzenlemeler var. Bunlar güzel fleyler. Ama içinde eksiklikler var. Dernekler yasas›, kültürel haklarla ilgili de¤ifliklikler var. Öteden beri Türkiye’den Kamu Yönetimi’nin çok hantal, maliyetli oldu¤u, bürokrasinin bulundu¤u, vatandafl› b›kt›rd›¤› fleklinde flikayetler var. Bunlarla birlefltirilen yeni düzenleme talepleri var. Bu talep de neo-iktisat donan›ml› sömürgecili¤in dünyaya dayatt›¤› bir konsepttir. Vatandafl›n flikayetleri üzerinden giderek bunlar› iyi fleyler olarak sunuyorlar. “De¤ifliklikler ile Ankara’n›n iflini

rahatlat›yoruz” diyorlar. Ama bana öyle geliyor ki 81 tane Ankara yarat›lmaya çal›fl›l›yor. Çünkü söz sahibi olan merkezden atanan Vali. Genel olarak amaç sermayenin hareketinin önündeki bütün engelleri kald›rmak, finans kapitalizmin, uluslararas› sermayenin istedi¤i flekilde düzenlemek. Bankac›l›kta, fleker, tütün, enerji piyasalar›nda bunlar yap›ld›. Halklar›n ç›karlar›n› de¤il sermayenin ç›karlar›n› temsil ediyor. “Her fleyi Ankara belirliyor, yerelde bir fley yok” deniliyor. Evet bunlar do¤rudur bunun kalkmas› gerekiyor. Ama bu itirazlar sosyal devleti ortadan kald›ran özellefltirmeleri öne ç›karan bir iflleyifl, iliflkiler a¤› dayatacak. Bunu görmek gerekiyor.

Bir senelik hükümet performansında AKP, vatandaşın beklentilerine değil de söylediklerine uygun davrandı. Hemen hemen hiçbir alanda hiçbir şey yapmadı. Dikkat edilirse, AKP’nin hazırladığı 2003-2004 bütçesinde daha önce Kemal Derviş’in hazırladığı 2002 bütçesinden farklı bir şey yoktur.


24 -2003 y›l›nda dünyada çok önemli geliflmeler yafland›. Bunlardan en önemlisi ABD emperyalizminin Irak’› iflgali idi. Bu süreçte AKP’nin tutumunu nas›l de¤erlendiriyorsunuz? -AKP hükümet olarak tam bir teslimiyetçi tav›r ortaya koydu. AKP’nin Türkiye’deki yerel güç odaklar›na karfl› meflruiyetini halktan ald›¤› oylarla de¤il ABD’den, AB’den ald›¤› destekle sa¤lamaya çal›flaca¤› bafltan beri ortada idi. Erdo¤an daha iflin bafl›nda “evet ahlaki olarak önceli¤imiz bar›flt›r ama siyasi önceli¤imiz Türkiye’nin ç›karlar›d›r” diyerek Amerika’n›n söylediklerini yapt›. 1 Mart’ta kazara tezkere reddedildi. T. Erdo¤an “Amerika istedi karar› ald›k, Amerika istemiyor, gitmeyece¤iz” demiflti. AKP’nin politikas› bu. Bizim yorum yapmam›za gerek kalm›yor. ABD Türkiye’yi çok önemsiyor. Asla vazgeçmez. ABD Türkiye’yi istiyor. Türkiye’yi bölge ülkeleri ile iliflkilerinde model olarak kullanmak istiyor. ABD için bütün dünya düflman. ABD için Türkiye halk› da düflman bir halkt›r. Türkiye nüfusunun %90’› Müslüman bir halkt›r. ABD de müslümanl›kla savafl›yor. Kim ne derse desin. Haçl› seferine ç›kt›lar. Bu halkta % 90’lara varan ABD nefreti var. ABD’nin bugün hükümetle, Genelkurmayla aras› iyi olabilir. Ama ilerde belki de ABD’nin savaflaca¤› bir halkt›r Türkiye halk›. ABD Türkiye’yi sürekli kontrol ediyor. Sadece askerle de¤il ayn› zamanda ekonomi ile kontrol alt›nda tutuyor. Türkiye müthifl borçlu bir ülkedir. Bu borçlar da ABD Maliye Bakanl›¤›’na ba¤l› uluslararas› çevrelerden, bankalardan gelmifltir. Dolay›s› ile Türkiye’yi tam olarak hareket edemez hale getirmifltir. - ‹stanbul’daki bombal› sald›r›lar, Türkiye’nin ABD ile iliflkilerini nas›l etkileyecek? Örne¤in sald›r›lardan sonra Bush Türkiye’nin art›k teröre karfl› bir cephe ülkesi oldu¤unu söyledi. Bunu nas›l yorumluyorsunuz? - ‹stanbul’daki sald›r›lardan sonra fiaron da aç›klamalar yapt›. “Yahudiler için en güvenli yer ‹srail” fleklinde. ‹srail’den negatif bir göç var. Sald›r› s›ras›nda Bush ve Blair toplant› halinde idi. Hemen ne kadar hakl› olduklar›n› aç›klad›lar. Bu sald›r›lar›n en önemli özelli¤i Türkiye’yi

15

Amerika yağmalıyor. Buna terörizmle savaş adını veriyor. “Kimyasal silahlar, biyolojik silahlar var” dediler, işgal ettiler. “Demokrasi getireceğiz” diyerek insanları öldürdüler. Iraklılar da direniyorlar, düşmanla savaşıyorlar.

19 Aralık 2003-2 Ocak 2004 Amerika-‹srail eksenine engaje etmesidir. R. Tayyip Erdo¤an, Abdullah Gül ne söylerse söylesin bu hükümete oy veren taban Türkiye’de geleneksel olarak en ABD karfl›t› olan taband›r. Bu taban›n; hükümetin, devletin içindeki etkisi bu sald›r›larla k›r›lm›flt›r. ABD “terörle savafl” kavram›n› bütün eylemlerinde kullan›yor. 11 Eylül’ün en büyük sonucu hak, özgürlük sisteminden güvenlik sistemine geçilmesidir. Avrupa’da da özgürlükler ad›na kazan›mlar güvenli¤e kurban edilmifltir. Bu Türkiye içinde geçerlidir. Demokratikleflme, iyileflme yönünde at›lan ad›mlarda bu kullan›lacakt›r. Amerika bütün Ortado¤u’da yapt›¤› etkinliklerde bunu araç olarak kullanacakt›r. Kimin yapt›¤›ndan ziyade neticede böyle bir durumla karfl› karfl›yay›z. Gazetelerde ç›kan haberleri incelersek Suriye, ‹ran ba¤lant›lar› kuruluyor. Sürekli olarak bu bölgeler iflaret ediliyor. Elbette ki buralar› bask› alt›nda tutman›n bir arac› olarak da kullan›lacakt›r bu sald›r›lar. Genel olarak ‹slam co¤rafyas›nda yükselen itiraz› k›rmak için öbür taraftan da Türkiye üzerinde ‹ran, Suriye’ye bas›nç uygulanacakt›r. Terör, emperyalizme karfl› direnifl hareketlerini yok eden bir kavram olarak kullan›lmaktad›r. “Terörizmle savafl” budur. ABD “Ben terörizmle savafl veriyorum” diyerek yak›yor, y›k›yor, iflgal ediyor. Amerika ya¤mal›yor. Buna terörizmle savafl ad›n› veriyor. “Kimyasal silahlar, biyolojik silahlar var” dediler, iflgal ettiler. “Demokrasi getirece¤iz” diyerek insanlar› öldürdüler. Irakl›lar da direniyorlar, düflmanla savafl›yorlar. Türkiye’de televizyon kanallar›nda, bas›nda yaz›lar var. “Irak’ta terörist sald›r›lar” fleklinde. Irakl›lar Amerikan karargah›na sald›rm›fl. Bu insanlar direniflçidir, terörist de¤il. Ancak ‹stanbul’da patlayan bombalar ile Irak’ta patlayan bombalar› ayn› kefeye koyuyorlar. “O da terörist bu da terörist” yaklafl›m› var. ‹slami kesimden gelebilecek tepkileri bast›rmak için terör kavram› kullan›lacakt›r. ‹stanbul’da siyasal bir amaçla Sinegog’un önünde bomba patl›yor, bu terördür. ‹badet eden, sokaktan geçen insanlar öldürülüyor. Ancak öte yandan topraklar› iflgal edilmifl, bir ülkede karargahlara düzenlenen sald›r›lar terör eylemi olamaz. Bu vatan› savunma savafl›d›r. Örne¤in Filistin’de yap›lan eylemler. Ayn› fley-

lermifl gibi görünüyor ama ayn› de¤iller. Bunlar› anl›yorum. Masum insanlar›n öldürülmesini anlam›yorum. Terör hareketlerinden yola ç›karak direniflleri karalamak söz konusu. Buna dikkat etmek gerekiyor. Demokratik, ekonomik hak arama eylemleri de ayn› kapsama al›nacakt›r. Direnifller ABD’nin yöntemini kullanarak savaflmamal›d›r. Bir canavar› yok etmeye çal›fl›rken kendimiz canavar olmamal›y›z. - Sizin de bildi¤iniz gibi 19 Aral›k katliam›n›n y›ldönümündeyiz. Siz bu süreci yak›ndan biliyorsunuz. Bununla birlikte son olarak hapishanelerde yaflananlar ile ilgili söylemek istedi¤iniz bir fleyler var m›? - 19 Aral›k’›n temelinde F tipleri ve tecrit vard›. ‹nsanlar› tecrit etme, yaln›zlaflt›rma, muhalif olan› yok etme ikna edemediklerini tecrit ederek izole etmek, hapsetmek. Bu bütün iktidarlar›n öteden beri kulland›klar› bir yöntemdir. Türkiye’de 12 Eylül’den hemen sonra bafllayan özel hapishane projesi budur. Bu muhalif olan›n muhalefetini k›ramad›¤›nda onu yok etmek, tecrit etmektir. Buna karfl› bir direnifl, bir cevap vard›. ‹nsanlar zorla hapishanelere götürüldü. ‹nsanlar bitti san›yor ama tecrit devam ediyor. ‹nsanlar› di¤er insanlar›n yan›nda tecrit ettiler. Terörle Mücadele Yasas›’n›n alt›nc› maddesinde yap›lan de¤ifliklikler, baflka cezaevi infaz yasas›’nda yap›lan de¤ifliklikler ve flu anda mecliste bulunan infaz yasas› muhalif olan› di¤eri ile görüflüyormufl gibi göstererek yaln›zlaflt›rmay› getirmektedir. Bu yaln›zca hapishane ile s›n›rl› de¤il. Böyle bir tecrit toplumda da var. Ankara’da da böyle bir tecritin içindeyiz. Muhalif tavr›m›z› koyam›yoruz. Bizi marjinallefltiriyorlar. Susturuyorlar, konuflur gibiyiz ama sesimizi kimse duymuyor. Bunun bedelini ödeyenler, yaflayanlar oldu. O süreçte Ecevit’in “Türkiye’ye hakim olmak için cezaevlerine hakim olmal›y›z” fleklinde söylemleri oldu. Sistem oradakileri örnek bir yere koyuyor. Ancak 1980’de hapishanelerde uygulanan tek tip elbise uygulamas›nda oldu¤u gibi. Orada hapishanedekiler aylarca don gömlek kald›. Ama tek tip elbiseyi giymedi. Bu iktidar› ç›lg›na çeviriyor ve daha fazla dayatmada bulunuyor. Burada da hapishanedekiler direndi. F tiplerinde de direnifl sürüyor. Amaç muhalif olan› teslim almakt›r. Hapishaneye koyuyor. Ard›ndan toplumdan tecrit ediyor. Yine de rahat de¤il. fiimdi yeni düflünülen L ve D tipi hapishaneler ile sermayenin ucuz ifl gücü karfl›lanmak isteniyor. Bunu “üretime kat›yoruz, meslek sahibi yap›yoruz. Ç›k›nca emeklili¤inden düflecek” fleklinde propaganda edecek. Bak›n›z Amerika’da 2.5-3 milyon insan hapishaneye giriyor. Türkiye’de de bu yap›lacak. Sadece muhalif olanlar de¤il.


19 Aralık 2003-2 Ocak 2004

16

24

Yoksulluk ve iflsizlik oran›n›n hergün biraz daha büyüdü¤ü ülkemizde egemenlerin “sosyal patlama” korkular›n› da ortadan kald›rmay› hedefleyen 2004 Bütçesi bu korkuyu daha da büyütecek nitelikte. Geçti¤imiz haftalarda “büyük bir baflar›” belgesi olarak -asl›nda bir utanç belgesi olarak- kamuoyuna sunulan 2004 bütçesinde sosyal harcamalar yine en alt seviyede tutulurken bütçeden aslan pay›n› faiz ödemeleri ald›.

2004 YILI BÜTÇES‹ ‹LE FATURA HALKA ÇIKARTILMAK ‹STEN‹YOR

AKP hükümetinin her f›rsatta sürekli vurgu yapt›¤› “adalet”, “enflasyonu indirdik”, “halktan yana hükümet”, “halk› enflasyona ezdirmedik” vb. söylemlerinin yalan oldu¤u bugünlerde gündeme gelen 2004 y›l› bütçesi ile bir kez daha gözler önüne serilmifl oldu. Rakamlar› ile birlikte bak›ld›¤›nda önümüzdeki y›l›n geçti¤imiz y›ldan daha da zor geçece¤inin habercisi gibi görünen 2004 y›l› bütçesinde de¤iflmeyen en önemli yan emekçi halk›n sa¤l›k, e¤itim vb. ihtiyaçlar›na ayr›lan pay›n oldukça küçük olmas›n›n yan›nda aslan pay›n›n faiz ödemelerine ayr›lm›fl olmas›. Tamam› IMF politikalar›na göre flekillenen bütçenin sosyal boyuttan yoksun olmas›n›n yan›nda verilen hedeflerin tutmas› da oldukça zor, hatta imkans›z gibi. Bütçe rakamlar› ile birlikte incelendi¤inde görülecek olan bir di¤er gerçek de kamu emekçilerine ödenecek olan ücretlerin son alt› y›l›n en alt seviyesindeki ücretler oldu¤udur. Bundan k›sa bir süre önce de enflasyonun hiç olmad›¤› kadar afla¤›lara çekildi¤ini iddia eden ve bu iddias›n› rakamlar üzerinde sahtekarca oynayarak, kelime oyunlar› ile ispatlamaya çal›flan ve ekonomiyi “yürüyen bir gemiye” benzeten AKP hükümetinin Maliye Bakan› flimdi de 2004 y›l› bütçesi için “ayakkab› gibi s›k› s›k› ba¤lad›k” diyor. “Yürüyen bir gemi”ye benzettikleri ekonominin daha çok su alan ve batmak üzere bir gemi-ekonomi oldu¤u gerçekli¤indeki gibi AKP hükümeti s›k› s›k› ba¤la-

d›klar› ayakkab›n›n alt›n›n da delik deflik oldu¤unu görmezden ve göstermemezlikten gelmeye çal›fl›yor. Ayakkab›n›n alt› delik deflik. Çünkü bütçenin en büyük deli¤ini, a盤›n› faiz ödemeleri oluflturuyor. Ve 2004 y›l› bütçesi de bu delikleri kapatmak yani bu borçlar› ödemek yerine ancak borçlar›n›n faizi ile u¤raflmaya mahkumdur. Yani 2004 y›l› bütçesinde de aslan pay› yine faiz ödemelerinin olacakt›r. Yüzümüzü AKP hükümetinin yalan aç›klamalar›na de¤il rakamlara dönersek bu gerçe¤i daha rahat görürüz. Toplam 150.5 katrilyon olan 2004 bütçesinin 66.2 katrilyon liras› yine faiz ödemeleri için ayr›lm›fl durumdad›r. Bütçede di¤er alanlara ayr›lan paya bak›ld›¤›nda da bu gerçek ayn› aç›kl›kla görülmektedir. Yat›r›m, kamu personel harcamalar›, sosyal güvenli¤e ayr›lan pay faiz ödemelerinin yan›nda oldukça küçük bir rakama karfl›l›k gelmektedir. Örne¤in 2004 bütçesinde sa¤l›¤a ayr›lan pay sadece 4.7 katrilyon lirad›r. Yani % 3.1. 2003 y›l› ile k›yasland›¤›nda; 2003 y›l›nda % 2.3 olan bu rakam 2004 y›l›nda % 3.1’e ç›km›fl gibi görünmektedir. Ama bu ilk bak›flta düflülen bir yan›lsamadan ibarettir. Bir y›l içinde ücretlerde yaflanan erime, enflasyon rakamlar›n›n yükselen de¤erleri vb. yan›nda yaflanan bu “art›fl”› asl›nda bir art›fl olarak bile de¤erlendirmemek gerekir. Yine ayn› koflullar içerisinde bak›ld›¤›nda; 2003 y›l› bütçesinde sosyal hizmetlere ayr›lan pay 229 trilyon 993 milyar iken bu rakam 2004

y›l› bütçesinde 297 trilyon 828 milyar olmufltur. Bu pay aç›kt›r ki yaflad›¤›m›z koflullar içerisinde hiçbir sorunu gidermeyecek aksine yeni yeni sorun ve s›k›nt›lar yaratacakt›r. Söz konusu bu bütçeden e¤itime ayr›lan pay ise sadece % 8 oran›nda.Yoksulluk s›n›r›n›n 1 milyar 371 milyona vard›¤›; bölgeler aras› eflitsizli¤in nerede ise uçurum olarak tabir edildi¤i; günde 1 dolar ile geçinen 14 milyon insan›n bulundu¤u Türkiye’de bu “art›fl”lar› anlatabilecek tek sözcü¤ün trajikomik kelimesi oldu¤u aç›kt›r. Öyle ki yukar›da sayd›¤›m›z koflullar söz konusu bütçenin yaflama geçirilmesi ile daha da zorlaflacakt›r. Çünkü 2004 y›l› bütçesinde hali haz›rda var olan vergi yükümlülükleri art›r›lm›fl, bunun yan›nda son alt› y›l›n en düflük rakamlar›n› içeren yat›r›mlar sembolik ve göstermelik olarak kalm›flt›r. Yine sosyal harcamalar olabildi¤ince k›s›larak kamu kurulufllar›n›n ihtiyac› olan insanlara yapt›¤› indirimli hizmetlere son verilmifltir. HALK ‹Ç‹N DE⁄‹L IMF ‹Ç‹N BÜTÇE * “IMF program› sürdürülmekte, sa¤l›k çal›flanlar› benden iyilefltirme beklemesin” * “Sa¤l›¤a yat›r›m için kaynak yok, yeni sa¤l›k yat›r›mlar› yapmak mümkün de¤il” * “Size verirsek iflçiden köylüden almak zorunda kal›r›z” 2004 bütçesini bu sözlerle aç›klamaya çal›flan sa¤l›k bakan›n›n sözleri hükümetin bu bütçeyi kimlerin direk-

tifleri do¤rultusunda haz›rlad›¤›n› ve emekçileri nas›l karfl› karfl›ya getirmeyi amaçlad›¤›n› göstermektedir. “Her fley Türkiye için” slogan›n› büyük bir utanmazl›k içinde sürekli tekrarlayan AKP hükümeti asl›nda “Her fley IMF için” diyerek 2004 y›l› bütçesine son noktay› koydu. IMF ile görüflmelerinden dolay› emekçilerin kendisinden en ufak bir hak dahi talep etmesini adeta yasaklayan AKP hükümeti halk› birbiri ile karfl› karfl›ya getirmenin de ad›mlar›n› bu sözler ile at›yor. Hangi kesime yönelik olursa olsun bütün halka seslenifl konuflmalar›nda “size verirsek di¤erlerinden almam›z gerekir” diyen AKP hükümetinin ç›kard›¤› veya ç›karmaya çal›flt›¤› di¤er yasalar ile birlikte ele al›nd›¤›nda 2004 y›l› bütçesi halk› gözden ç›karan tam bir y›k›m bütçesidir. Nitekim Maliye Bakan› Kemal Unak›tan 2004 y›l› bütçesi ile ilgili kamuoyuna yapt›¤› aç›klamalarda bütçedeki rakamlar›n ne kadar az oldu¤unu fark›nda olmadan itiraf ederken bu düflük rakamlar› iki nedene ba¤lad›; birincisi iflçi ve kamu emekçilerine verilen zamlar, ikincisi ise köylülere verilen sübvansiyonlar. Bu sözleri ile emekçilere, köylülere “bundan sonra size bir fley yok” diyen hükümet bir utanç belgesi niteli¤inde olan bütçe ile halk düflmanl›¤›n› iyice boyutland›rm›fl oluyor. Oysa rakamlar›n itiraf etti¤i tüm bu gerçeklere ra¤men hükümet hala bu bütçeyi “büyük bir baflar›” olarak göstermeye çal›fl›yor. Bunun nedeni de bu y›l Türkiye’nin dünyan›n en bü-


24 yük ekonomileri s›ralamas›nda bir ad›m “ilerleyerek” 20. s›radan 19. s›raya yükselmesi. Asl›nda böyle bir “ilerleme” iddias› bile hükümetin bundan bile medet umacak kadar düflkün oldu¤unu gösterirken biz di¤er bir rapora, BM ‹nsani Geliflme Raporu’na göz atal›m. Bu rapora göre Türkiye insani hizmetler s›ralamas›nda 85. s›radan 96. s›raya düflmüfl durumda. Yani Türkiye bir yandan bir ad›m ileri atarken bir yandan da on bir ad›m geri gidiyor. Bu geri ad›mlar› kendi raporlar›nda dahi görmek mümkün. Örne¤in T‹SK’in (Türkiye ‹flveren Sendikalar› Konfederasyonu) yapt›¤› bir araflt›rmaya göre bugün % 16 olan iflsizlik oran› bu politikalar uygulanmaya devam edilirse 2010 y›l›nda % 32 düzeyine ulaflacak. ASGAR‹ ÜCRET % 10 ER‹D‹ Bunun yan›nda bir de asgari ücretin tespit edilmesi ve bu rakamda yaflanan erimeyi de hesaba katmak gerekir. 2003 y›l›n›n Ocak ay›ndan itibaren 225 milyon 999 bin liraya yükseltilen asgari ücret aradaki sekiz ay boyunca sabit tutulmufl ancak bu arada emekçiler için hayati olan bütün giderlerde h›zl› bir art›fl yaflanm›flt›r. Bu rakamlar üzerinde yap›lan araflt›rmalara göre asgari ücret 2003 y›l›n›n ilk sekiz ay›nda % 10 de¤er kaybetmifl durumda. Devlet istatistik Enstitüsü’nün rakamlar›na göre 2000 y›l›nda % 14; 2001 y›l›nda % 13.7 gerileyen asgari ücretin 2003 y›l›nda gerçekleflen fiyat art›fllar› ile birlikte al›nd›¤›nda % 10 geriledi¤i görülüyor. ‹flte bu somut koflullar alt›nda AKP hükümeti dünyan›n en büyük ekonomileri s›ralamas›nda 20. s›radan 19. s›raya “ç›kmas›n›” büyük bir baflar› olarak de¤erlendirebiliyor. Oysa asgari ücretin Asgari Ücret Tespit Komisyonu raporlar›ndan yap›lan tan›m›na göre; iflçinin g›da, konut, giyim, sa¤l›k, ulafl›m ve kültür gibi zorunlu ihtiyaçlar›n› günün fiyatlar› üzerinden asgari düzeyde karfl›lamaya yetecek ücret olarak tan›mlan›yor. Bu durumda kira, ulafl›m, su, haberleflme vb. daha nice temel giderler göz önü-

17

19 Aralık 2003-2 Ocak 2004

ne al›nd›¤›nda dört kiflilik bir ailenin geçinebilmesi için en az 1 milyar 372 milyon liraya ihtiyaç duyuluyor. Oysa ne bugüne kadar verilen asgari ücret miktarlar› ne de bu y›l tart›fl›lan ve netleflecek olan rakam tahmini olarak bak›ld›¤›nda bu rakama uzaktan yak›ndan yaklaflmamaktad›r. Zaten böyle bir dertleri olmayaca¤›n›, bütçeyi

çeyi ç›kart›lmak istenen di¤er yasalarla birlikte ele almak onu daha anlafl›l›r k›lacakt›r. Örne¤in Kamu Yönetimi Reformu Yasas› ile birlikte ele al›nd›¤›nda sa¤l›k bakan›n›n “art›k hastalar memnun edilecek, müflteri olarak kabul edilecek” sözleri daha rahat anlafl›l›r. Söz konusu yasa için yap›lan elefltirilerin odak noktas› zaten emekçi-

da artmas›ndan baflka bir fley getiremeyecektir. Bu tablodan yola ç›k›larak de¤erlendirildi¤inde AKP hükümetinin söyledi¤i her fleyin emekçiler için farkl› anlamlara geldi¤ini anlamak zor de¤il. Hükümet ekonomiyi “yürüyen bir gemiye” benzetti¤inde emekçileri daha zor günlerin bekledi¤i görünen bir ger-

haz›rlarken emekçilerin de¤il büyük patronlar›n taleplerini dikkate ald›klar›n› Devlet Bakan› Ali Babacan kat›ld›¤› toplant›larda aç›kça dile getirmekten kaç›nmamaktad›r. Açl›k s›n›r›n›n dahi alt›nda olan 350 milyon lira üzerinden tart›flmalar›n yürütüldü¤ü asgari ücret görüflmeleri 2004 y›l›n›n emekçiler için daha da zor geçece¤inin kan›t› durumunda. Yukar›da da söyledi¤imiz gibi AKP hükümetinin haz›rlad›¤› bu büt-

leri müflteri yerine koyarak verilecek tüm hizmetleri de para karfl›l›¤› verilecek hale getirmesi idi. Asgari ücreti % 10 oran›nda eriyen ancak bunun yan›nda temel ihtiyaçlar› sürekli fiyat art›fl›na maruz kalan emekçiler bunlar›n yan›nda zaten çok sa¤l›kl› alamad›klar› en insani hizmetleri dahi ancak paras›n› ödediklerinde yani müflteri olarak görevlerini yerine getirdiklerinde alabilecekler. Bu ise yukar›da çizdi¤imiz tabloda açl›k, ölüm, sefalet durumlar›n›n daha

çekti. fiimdi ise 2004 y›l› bütçesi için “s›k› s›k› ba¤lanan ayakkab›” örnekleri verilmektedir. Bütçeyi gerçekten s›k› s›k› ba¤lanm›fl bir ayakkab›ya benzetirsek bile alt›n›n delik oldu¤unu söylemenin yan›nda s›k› s›k› ba¤lanan yan›n emekçilerin ücretlerinde yaflanacak olan art›fllar ve halk›n ihtiyaçlar› olaca¤›n› söylemek yanl›fl olmaz. Hükümetin ba¤lad›¤›, önünü s›k› s›k› kapatt›¤› ve düflünmedi¤i tek fley budur. Düflünülen ise kendilerinin ve efendilerinin ç›karlar›d›r.


19 Aralık 2003-2 Ocak 2004

18

24

Emperyalist Küreselleflme & Savafla Karfl›

BOMBAY D‹REN‹fi‹ 2004 Halklar›n Uluslararas› Mücadele Ligi’nin de aralar›nda bulundu¤u anti-emperyalist güçler ve Hindistanl› örgütler ise Dünya Sosyal Forumu ile ayn› tarihler aras›nda Mumbai Resistance-2004 Against Imperialist Globalization&War (Emperyalist Küreselleflme&Savafla Karfl› Bombay Direnifli-2004/MR2004) ad› alt›nda bir program gerçeklefltirecek.

1980 ve 1990’l› y›llara emperyalizmin dünya halklar›n›n önüne sürdü¤ü, parlak sözlerle süsledi¤i “küreselleflme” efsanesi ve bu efsanenin gerçekli¤ini ortaya ç›karanlar ve buna karfl› mücadele edenler damgas›n› vurdu demek abart›l› bir yaklafl›m olmayacakt›r. Bu dönemde mallar›n (ticaretin) küreselleflmenin yan›nda sermayenin uluslararas›laflmas› sürecinde “yeni bir aflama” ortaya ç›kt›. Yani sermayenin “ulusal s›n›rlarla çevrili” ülkelere rahatça girip ç›kmas›, bu ülke ekonomilerini bir anda felakete sürükleme becerisiyle asl›nda, emperyalizmin sömürü alanlar›n›n geniflletilmesi, uluslararas› sermaye önünde tüm ülkelerin secde etmesi hedefleniyordu. Bunun emperyalizmin do¤as› ve karakteri olmas›n›n ötesinde, emperyalistler ve onlar›n karfl›s›ndaki dünya halkalar› aç›s›ndan önemli bir sürece iflaret ediyordu. Zira sosyal emperyalist ülkeler tarih sayfalar›ndaki yerini alm›fl “So¤uk Savafl” olarak adland›r›lan dönem kapanm›fl, ve bu sosyalizmin y›k›l›fl› olarak ezilenlerin hanesine bir eksi olarak empoze edilmiflken “küreselleflme” efsanesi tüm ihtiflam› ile bir kesim d›fl›nda herkesin gözlerini kamaflt›r›yordu. Bu kesime gelmeden önce, onlar›n d›fl›ndakiler neo-liberal politikalar›n pefline tak›lmak için “küreselleflmeyi” kutsuyor, emperyalist burjuvazinin bedava, gayri-resmi temsilcileri olarak “emperyalizmin galibiyeti-

ni” kutluyorlard›. Böylece de paral› uflaklar›ndan da geri-afla¤› konumlar›nda h›zla yol kat ediyorlard›. Ama süreç hiç de istenen flekliyle yürümedi/yürümesi de imkans›zd›. Onca ideolojik bombard›man ile ortaya sürülen “küreselleflmenin” nemenem bir fley oldu¤u halklar›n bizzat yaflamlar›ndaki felaketlerle a盤a ç›kmakta gecikmedi. 21. asr›n ilk y›l›nda s›kça yaz›ya dökülen istatistikler “küreselleflme” diyerek yutturulmaya çal›fl›lanlar›n masal bile olmay›p kabus oldu¤u görülüyordu. “Küreselleflmenin” h›zland›¤› süreçte bak›n rakamlar bize neler söylüyordu, hat›rlayal›m: 1990-2000 y›llar› aras›nda 89 ülke 23 kat yoksullaflm›flken, refah düzeyi yükselen ülkeler: ABD, AB ve Japonya olmufl. 19802000 y›llar› aras›nda küresel sermaye ifllemlerinin dünya üretimine oran› 1/15’ten 1/78’e yükselmifl. G-7’ler dünya nüfusunun % 11’ini olufltururken, 2000 y›l›nda dünya toplam Gayr› Safi Milli Has›la’n›n 2/3’ünü toplamaktaym›fl. Dünya mafyas›n›n kontrol etti¤i toplam sermayenin 8.4 trilyon dolar oldu¤u ve bunun % 70’inin ABD mafyas› taraf›ndan kontrol edildi¤i tahmin ediliyordu. Dünyan›n üretti¤i toplam gelirin % 58’i ABD’ye aitti. Daha da uzat›labilecek bu rakamlar Dünya Bankas›’n›n “Küresel Ekonomist Görünüfller 2000” raporuna ait. Bu raporun üzerinden 3 y›l geçmiflken ve Afganistan ve Irak iflgal-

leriyle her alandaki çeliflkiler daha da k›z›flm›flken bu rakamlar›n flimdiki de¤erlerini düflünmek bile insan› ürpertebiliyor. O sürece geri dönersek; emperyalizm “küreselleflme” sald›r›s›yla ezilenlere bu tabloyu sunarken, ezilenler cephesinde ise yaflad›klar›na tepki ve bu tepkinin ifadesi olan protesto eylemleri gelifliyordu. Bunun ilk büyük ad›m› ve tüm dünyan›n -ezileniyle, ezeniylegözlerini ve dikkatlerini bu noktaya çekti. 1999’da Seattle Dünya Ticaret Örgütü’nün 3. Bakanlar Toplant›s› için seçti¤i yerdi. Seattle yaln›zca Dünya Ticaret Örgütü’nün toplant›s›na de¤il, küreselleflme ma¤durlar›n›n” dünyan›n lanetlilerinin eylemlerine de ev sahipli¤i yapt›. Microsoft’un sahibi Bill Gates’in kentinde, dünyan›n en büyük endüstri flirketi Boing’in merkezinde yaflanan Seattle Savafllar› yeni bir hareketi de do¤urmufltu. “Küreselleflme karfl›tlar›”. Bu “karfl›tlar” yelpazesinde tüm “küreselleflme ma¤durlar›” mevcuttu ve giderek tüm büyük ekonomi ve finans kurumlar›n›n toplant›lar›, Davos, Washington, Nice, Cenova vb. onlar taraf›ndan kuflatma alt›na al›nmaya bafllad›. Burada, “Küreselleflme” efsanesine yönelik ikinci bir darbenin de 11 Eylül’de Dünya Ticaret Örgütü ve Pentagon’a yönelik intihar sad›r›lar›yla al›nd›¤›n› ifade etmek gerekir. Kimin, ne için yapt›¤›, sivillerin ölümü vb. tart›flmalar› ayr› tutarak bu sald›r›yla emperyalizmin ve kurumlar›n›n nas›l da bir anda, teknik olarak hedefe k›yasla basit denilebilecek bir yöntemle yerle bir edildi¤ini görmek gerekir. Bu sald›r›larda Seattle’deki protestolar gibi emperyalizmin yenilmez, y›k›lmaz gücünün sahteli¤ini kamuoyunun gözleri önüne seriyordu. Ama bunlar›n tümü sadece görmek isteyenlere, yüzünü emperyalistlere de¤il, onun karfl›s›ndaki halklara çevirenlere mesaj› veriyordu. “KÜRESELLEfiME KARfiITLARI” VE YOL AYRIMI Tüm dünyaca “Küreselleflme Karfl›tlar›” olarak isimlendirilen ve onlars›z uluslararas› sermayenin tek bir toplant›-

s›n›n gerçekleflmedi¤i bu genifl yelpazede bir yol ayr›m›n›n süreç içinde kendisini göstermesi kaç›n›lmazd›. Zira ilk olarak 2001 y›l›nda Brezilya’n›n Porto Alegre kentinde Dünya Sosyal Forumu’na alternatif olarak düzenlenen Dünya Sosyal Forumu a¤› çok genifl bir çevreyi bünyesinde toplam›flt›. “Baflka Bir Dünya Mümkün” slogan›yla etraf›nda toplanan çok büyük bir güç, heterojen bir yap› içinde hareket etmeye bafllad›. Dünya Sosyal Forumu’nun y›ll›k toplant›lar›na dünyan›n dört bir yan›ndan binlerce örgüt ve onbinlerce insan kat›ld›. 2003 Ocak’ta yap›lan 3. toplant›ya 121 ülkeden, 4 bin 962 örgüt, 29 bin 704 delegasyon kat›ld›. Bu toplant›lar herkesin gözlerini kamaflt›ran görkemli gösteriler, binlerce aktivite ile gerçeklefltirilmekte. Ama “her parlayan fley alt›n de¤ildir”. Bu Forumun ya da Forumcu anlay›fl›n s›n›rlamalar›, finans kaynaklar›, belirsizlik dolu söylemleri ve son noktada emperyalizme karfl› gerçekten mücadele eden, dünya halklar›na gerçek kurtulufl yolunu gösterenlere kap›lar›n› kapatmas› bu sözü bir kez daha do¤rulad›. Sosyal Forumcu anlay›fl›, yeni kurtulufl yolu olarak göklere ç›karanlar, dünyan›n bu hareket yoluyla de¤iflece¤ini pompalayanlar yaln›z gözleri kamafl›p yolunu flafl›ranlar de¤ildi. Emperyalist kurumlar dahi “onlar› dinlemeye”, “beraber dünyay› de¤ifltirmeye” davetlerde bulunuyorlard›. Çünkü “yürümekle yollar afl›nmaz” gibi “elefltirel düflünerek ve tart›flarak” saltanatlar y›k›lmaz” mant›¤›n›n yan›nda halklar›n kendilerini ve saltanatlar›n› yerlebir edecek olan öfkelerinden ve bu öfkenin do¤ru yere kanalize olmas›ndan böylece kurtulabileceklerini hesapl›yorlard› onlar da. Ayr›ca Birleflmifl Milletler gibi emperyalist bir kurumun “insan haklar›”na ay›rd›¤› fonlar mevcutken ya da Dünya Bankas›’n›n “yoksullu¤u, eflitsizli¤i azaltma” projeleri ortaya at›l›p dururken; böylesi kendisini hedeflemeyen ve ticaretin düzenlenmesi, Tobin vergisi vb. reformlarla “küreselleflmeyi ›slah etmeyi” planlayan hareketlerle ancak pazarl›k noktalar›nda anlaflmazl›¤a düflebilirlerdi.


24

19

19 Aralık 2003-2 Ocak 2004

Ve son noktada Sosyal Forumcu- rihinde tüm y›ll›k toplant›lar›n› Bre- lay›flt›r. ‹flte Cenova Alternatif Zirve- infla etme yönteminin bir parças› lar ve “küreselleflme” aldatmacas›- zilya’n›n Porto Alegre kentinde ger- sinin sonuçlar›ndan birkaç ifade: olan uluslararas› bir toplant›d›r. Sen›n emperyalizmin kirli yüzü oldu- çeklefltirdi. 2003’te yapt›¤› son top- “IMF ve DB’de radikal bir de¤iflim attle sonras› küreselleflme ve savafl ¤unu görenler, emperyalizme karfl› lant›da ise “Porto Alegre co¤rafi ola- istiyoruz, çünkü dünyada giderek ar- karfl›t› hareket içinde kurulan milimücadelenin “elefltirel düflünce” ile rak, hareketin uluslararas› do¤as›n› tan yoksulluk ve eflitsizli¤in kökenin- tan geleneklerin takipçisidir. Embaflar›ya ulaflmas›n›n imkans›z ol- yeterince yans›tmad›¤›, ayr›ca kitle- de bu iki kurum bulunmaktad›r. Kon- peryalist küreselleflme ve savafllar›du¤unu propaganda edenler ve bu lerin bu kente ulaflabilmesinin son ferans, IMF ve Dünya Bankas›n›n na karfl› örgütlü direnifl için “elefltiyolda ilerleyenler aras›na bir çizgi derece zor oldu¤u” gerekçesiyle aç›k ve demokratik bir hale gelmesi rel düflünce ve tart›flma”n›n s›n›rlakoyman›n gereklili¤i ve zorunlulu- 2004 y›l›nda toplant›s›n› Hindistan’›n ça¤r›s›nda bulunur… Bu kurulufllar›n r›n›n ötesinde bir alternatiftir” flek¤u bir gerçeklik olarak kendini da- Bombay kentinde yapacak. Halklar›n gelecekteki varl›¤›, yap›s› ve politika- linde tan›ml›yor. MR-2004 DSF’nin yatt›. Dünya Sosyal Forumu içinde Uluslararas› Mücadele Ligi’nin de lar› demokratik bir süreçte kararlaflt›- sundu¤u “Baflka bir dünya mümkün” samimi olarak emperyalizme karfl›t aralar›nda bulundu¤u anti-emperyalist r›lmal›d›r. Dünya Bankas›n›n ve slogan›n›n sonuçsuzlu¤unu görerek, olan ama bu “elefltirel düflünce kulü- güçler ve Hindistanl› örgütler ise IMF’nin politikalar› insan haklar›na emperyalizm ve DB, IMF, DTÖ, Ulus bünün” açmazlar›n› göreötesi flirketler gibi dünya meyenlere gerçekleri göskapitalist sisteminin kutermek için dahi Dünya rumlar›n›n kontrol, hakiSosyal Forumu içinde bumiyet ve boyunduru¤unlunman›n imkan› ortadan dan toptan kurtulufl da, kald›r›l›yordu, zira DSF kendi gücüne güven üzetoplant›lar›na giderek darinde infla edilen somut alha net bir biçimde bu ternatif bir sosyo-ekonogruplara kap›lar›n› kapat›mik yap›y› tan›mlamaya yordu. Forum içindeki çal›flmaktad›r. Bu ise sonu anti-emperyalist güçlerle gelmez ve ço¤u zaman anbirleflebilmek ad›na bu lams›z tart›flmalarla de¤il, toplant›lara kat›lmak hala mücadeleyle kazan›labilir. önemliyken esas olarak ‹flte bu alternatifi gös“küreselleflmeye” karfl› termek için MR-2004 mücadelenin yönünün DSF’nin delegeleri, ko“anti-emperyalist mücanuflmac›lar› ve ziyaretçidele” oldu¤u gerçe¤ini leri de dahil tüm gerçek aç›kça ifade edebilecek anti-emperyalist güçleri toplant›lar düzenlemek ve MR-2004’ün emperyalist buradan tüm dünya çap›nküreselleflme ve savafla da sa¤lam ve gerçek antikarfl› do¤ru direnifl yöneMR-2004, emperyalist/kapitalist sistemi dünya halklar›n›n bafl düflman› olarak emperyalist cepheyi yalimine kat›lmaya ve onu ratmak u¤rafl› verilmesi kabul ederek, bu sistem ortadan kald›r›lmad›kça halklar›n kurtuluflunun mümkün güçlendirmeye ça¤›r›yor. daha önemli bir hale geli- olmad›¤›na inan›yor. Yani “emperyalizm reforme edilemez-o yok edilmelidir” diy- Herkesi MR-2004’ün seyordu. erek sosyal forumun emperyalizme “insani bir yüz verme” bofl çabalar›n› da minerlerine ve yürüyüflü‹flte, Küreselleflme ne; Hindistan’da ve dünmahkum ediyor. Karfl›t› Hareket giderek yada geliflen direnifle ka“karfl›lar” ve ard›ndan t›lmaya ça¤›r›yor. “alterler” hareketi haline dönüflürken Dünya Sosyal Forumu ile ayn› tarihler sayg›l› ve teflvik edici olmal›d›r.” ‹flte (MR-2004 hakk›nda daha fazla tüm dünya çap›nda yap›lan bir ça¤r›y- aras›nda (17-20 Ocak tarihleri aras›n- bu ifadeler “radikal”, “demokratik” bilgi için www.mumbairesistanla 2001 y›l›nda anti-emperyalist güç- da) Mumbai Resistance-2004 Aga- de¤iflimler isteyerek emperyalizmin ce.org sitesine baflvurabilirsiniz.) lerin birli¤ini ifade eden Halklar›n inst Imperialist Globalization&War en gözde kurumlar›n›n nas›l insanc›lUluslararas› Mücadele Ligi (Inter- (Emperyalist Küreselleflme&Savafla laflt›r›laca¤›n›n yolunu gösteriyor. BuMR-2004 Kapitalist national League of Peoples’ Struggle- Karfl› Bombay Direnifli-2004/MR- nun için dahi ça¤r› yap›lan taraf halkgüçlerin büyüyen ILPS) “Emperyalistler flimdi daha çok 2004) ad› alt›nda bir program gerçek- lar de¤il, emperyalist kurumlar›n yine yo¤unlaflmas›na ve korksunlar” diyerek kuruluflunu ilan lefltirecek. kendisi oluyor. Bunun yan›nda MRetti. Geçmiflini emperyalizme karfl› MR-2004, emperyalist/kapitalist 2004 de tart›flmalar›n önemli oldu¤uemperyalist büyük devrimci kitle mücadelelerin- sistemi dünya halklar›n›n bafl düflman› na inan›yor, ancak bu tart›flmalar›n kaküreselleflmenin den alan ILPS, anti-emperyalist ve de- olarak kabul ederek, bu sistem orta- t›lanlar› ve çevresindeki güçleri ad›m tahribatlar›na karfl› güçlü mokratik mücadele için mümkün olan dan kald›r›lmad›kça halklar›n kurtulu- atmaya yönlendirmesi flart›yla. Bu anbir hareket infla etme yönen genifl kitleyi seferber etmeyi amaç- flunun mümkün olmad›¤›na inan›yor. lamda “elefltirel düflünce ve tart›flma” teminin bir parças› olan l›yor. Halklar›n Uluslararas› Mücade- Yani “emperyalizm reforme edile- gibi sosyal forumcu anlay›fllar›n kitleuluslararas› bir toplant›d›r. le Ligi için Sosyal Forumcu anlay›fla mez-o yok edilmelidir” diyerek sosyal leri emperyalizme karfl› mücadeleye karfl› ideolojik mücadele yürütmek forumun emperyalizme “insani bir sevk edemeyece¤inin alt›n› çiziyor. Seattle sonras› anti-emperyalist cepheyi oluflturmak yüz verme” bofl çabalar›n› da mahkum Sosyal Forumla aras›na kal›n çizgiler küreselleflme ve savafl aç›s›ndan vazgeçilmez bir önemdedir. ediyor. Bu anlay›fl dünya halklar›n›n koyan MR-2004 kendini “Kapitalist karfl›t› hareket içinde 2004’TE BOMBAY’DA emperyalizme ve kendi ülkelerindeki güçlerin büyüyen yo¤unlaflmas›na kurulan militan ‹K‹ AYRI TOPLANTI iflbirlikçi ve uflaklar›na yönelik müca- ve emperyalist küreselleflmenin tahgeleneklerin takipçisidir. Dünya Sosyal Forumu, 3 y›ll›k ta- delesini zaafa u¤ratan, tehlikeli bir an- ribatlar›na karfl› güçlü bir hareket


20

19 Aralık 2003-2 Ocak 2004

24

Aç›kl›k ve samimiyet üzerine Sistemden kopuflumuzu her pratikte kendini gösteren gerçekli¤imize yönelerek ve bu gerçekli¤i sürekli tan›mlayarak yapaca¤›z. Devrim mücadelesinde de¤ifltirilmeye muhtaç kitleler anlay›fl› ve yaklafl›m›yla de¤il de¤ifltirirken sürekli de¤iflmek diyalekti¤ini kendimize rehber alarak sa¤lam ad›mlarla yürüyece¤iz. Emperyalistler ve egemenler mevcut sistemlerini salt zor yoluyla ayakta tutamazlar. Uygulad›klar› militarist zor, ayakta durmalar›n›n teminatlar›ndan birini ve önemli birini olufltururken; di¤er bir önemli ve belirleyici yan da ideolojik sald›r›lar› ve ideolojik ayg›tlar›d›r. Militarist zor ayg›tlar›n›n yan›s›ra kitleleri ve daha özelde de toplumu oluflturan bireylerin beyin ve yüreklerine ya da yaflamlar›n›n her an›na hükmetme mücadelesini de vermektedir. Kitlelerin yürek ve beyinleri bir kez kazan›l›p, ba¤l›l›klar› teminat alt›na al›nd›¤›nda bu ba¤l›l›¤›n kolay kolay y›k›lmayaca¤›n› egemenler de çok iyi bilmektedir. ‹flte bu yüzden tüm teknolojik geliflmeleri de arkas›na alarak bu kapsaml› sald›r›lar›na devam ediyorlar. Bireylerin dünyas›na hükmetme ve bu dünyan›n boflluklar›n› mevcut sistemin difllileriyle doldurma çabas› ise bugün kitleler üzerinde yank›s›n› bulmuyor de¤il. Sistemin yozlaflt›rma politikalar›n›n kitleleri hedef alarak yapt›¤› tüm manevralar›n yank›s›n› yaflam›n her alan›nda görmek mümkün. “Ben” duygusuyla bilinçleri doldurulmaya çal›fl›lan toplum yüzy›llard›r verilen daha birçok gerici düflünce ve kültürle büyük bir kuflat›lm›fll›k içinde tutulmaya ve bu kuflat›lm›fll›¤›n içinde kendi yaflam›na hapsedilmeye çal›fl›l›yor. Kendini mevcut çevresine kan›tlama çabas› içinde olanlar›n say›s› hiç de küçümsenmeyecek oranda. Bu kan›t ve ispatlama ise y›llar›n afla¤›lanm›fll›¤›n›n ac›s›n› ç›kar›rcas›na delil ve ispat gerektirmeyecek kadar basit. Y›llard›r mevcut egemen sistem taraf›ndan her türlü hor görmüfllü¤ü, afla¤›lanmay› yaflayanlar egemenlerden “intikam al›rcas›na” bu afla¤›lanmay› aflma “mücadelesi” veriyor. Yine egemenlerin yüzy›ll›k geleneklerinin ve politikalar›n›n yaratt›¤› böylesi toplumsal karakterlerin tüm yüreklilikle ba¤›rd›klar› ve her konuflmalar›na bafllad›klar›nda “ben asl›nda”l› cümlelerin bitmek bilmez sonlar›… Yalan ve abart›l› sözcüklerle geçmifli ret ve inkar eder nitelikte. Mevcut gerçekli¤in d›fl›nda fliflirilmifl bir birey ve kendini toplumda kan›tlaman›n beyhude çabalar›. Bu çevrelenmifllik ve kuflat›lm›fll›k içinde toplumsal sistemi y›kma ve al-

yorsak o zaman önce kendimizi tan›yaca¤›z. Kendimizi tüm yanlar›m›zla, bizi var eden zemin ile tan›yaca¤›z. Kendimizi toplumdan ve toplumun hastal›klar›ndan soyutlayarak de¤il tam tersine bu hastal›klardan fazlas›yla nasiplendi¤imiz gerçekli¤ini bilerek de¤ifltirece¤iz. De¤iflim dönüflüm diyalekti¤ini do¤ru kavramak dedi¤imiz fley mevcut gerçekli¤i do¤ru kavramak ve müdahale etmekse o zaman gerçekli¤i inkar etmeksizin yani kendimizi tüm ç›plakl›¤›yla ortaya koymakt›r temel mesele. Kimi zaman flöylesi yan›lg›l› düflüncelere kap›ld›¤›m›z olur;

edelim, tüm bunlar› yaflayarak örgütlülük içinde kalmaya ve bu mücadelede kendimizi var etmeye çal›fl›yoruz. ‹nkar etmeye çal›flt›¤›m›z gerçekli¤imiz yaflam›n her an›nda döne döne yüzümüze vuruyor kendisini. Ve her yüze vurumun yaratt›¤› derin tahriple ya da tam tersi bofl vermifllikle gelece¤i kendimizde var etmeye çal›flmak! Bu çeliflki, olmas› gereken ile olan aras›ndaki uçurumu kapatmay› bir kenara b›rakal›m uçurumu daha da büyütür. Toplumun onca çürümüfllü¤ünden söz edip kendimizi mükemmel insanlar olarak koyma trajedisi kendimizi var

“fiunu anlatmasam da olur.” Küçük anlat›lmam›fll›klar›n büyüyerek yaratt›¤› büyük y›k›mlar. Zamanla biriken anlat›lmam›fll›klar›n yaratt›¤› bas›nçla yaflanan derin patlamalar. Belki de hiçbir art niyet tafl›madan yapt›klar›m›z›n zamanla böylesi y›k›mlar yarataca¤›n› nereden bilebiliriz ki. Ço¤u zaman kendimize yak›flt›ramad›¤›m›z duygu ve düflüncelerimizi bu yak›flt›rmama anlay›fl›yla paylaflmamak. Ancak biz kendimize yak›flt›rmamaya devam

etmenin, gerçekli¤imize gözümüzü kapatman›n en basit yolu. Toplumun bilinçli kesimlerini oluflturman›n verdi¤i bu ayr›cal›k kimi zaman uzun soluklu bu yolu ad›mlamada solu¤umuzu kesen nedenlerden biri olmufltur. Sistemin bir sonucu olarak flekillenen abart› ve yalan›n bizlerde de var olabilece¤ini inkar etmek gerçekli¤imize göz kapatmaktan baflka bir fley de¤il. Ve bu abart› ve yalanlar yine kötü ya da art niyetlerimizin sonucu de¤il.

endimize duydu¤umuz aç›kl›k ve samimiyet örgütlülü¤e gösterece¤imiz aç›kl›k ve samimiyetin de göstergesi. Kendimize aç›k olmay› baflaramad›¤›m›z sürece karfl›m›zdakilere aç›k olmaya çal›flmak bofluna kürek sallamak gibi bir durumdur. Samimiyeti ve dürüstlü¤ü önce kendi içimizde sa¤layaca¤›z ki yoldafllar›m›za ve partiye de aç›k olabilelim.

K

ternatifini yaratma mücadelesine kat›lanlar yani bizler için özellikle de bu ideolojik bombard›man›n yaratt›¤› derin etki ve tahribatla kendimizi ve toplumsal sistemi yenileme mücadelesi içinde yeniyi özellikle de kendimizde var edebilmek; ne san›ld›¤› kadar kolay ne de abart›ld›¤› kadar afl›lamayacak, imkans›zd›r. Gerçekli¤imizi gelece¤imizle çarp›flt›rarak ve her çarp›flmada aradaki uçurumu kapatma enerji ve çabas›n› bir kat daha artt›rmal›y›z. Ve en önemlisi de gelece¤i bir düfl olmaktan ç›kararak kendimizde; yani beynimizde ve yüre¤imizde, kiflili¤imizde somutlama cesaret ve cüretini gösterebilmeliyiz. KEND‹M‹Z‹ TANIMAK VE TANIMLAMAK Mevcut toplumun bir parças›ysak ve en genel ifadesi ile sistemin tüm hastal›klar›n› içimizde tafl›yarak devrim yürüyüflüne ve örgütlülü¤e kat›l›-


21

24 Ama bizi sistemle s›k› s›k›ya ba¤l› tutan temel zaaflardan biri olma niteli¤ine bürünebiliyor. Kendi gerçekli¤imize körlü¤ümüzün ve kendimizi oldu¤umuzdan farkl› yans›tma mant›¤› ve düflüncesinin neden oldu¤u bu önemli sorunlar, müdahaleyi bekleyen önemli zaaflar›m›zdan sadece birkaç›. ZAAFLARIMIZI AfiMANIN TEM‹NATI AÇIKLIK VE SAM‹M‹YET Bunca yetmezlik ve zaaf nas›l afl›lacak ve nas›l üstesinden gelinecek? S›n›f mücadelesinin nesnel yasalar› yaflam›n tüm ayr›nt›lar›nda, att›¤›m›z her ad›mda kendini gösteriyor. fiu temel bir soru neden ve niçin var›z? Neden örgütlü yaflam tercihi? Örgütlülük içinde bizi tutan ne? gibi daha birçok soru sorabiliriz. Bunlara yan›t›m›z›n netleflmesi ise varl›k zeminimizi do¤ru alg›lamak ve kavramakla alakal›. Di¤er bir yan ise kendimizi ve bilincimizi berraklaflt›rmak. Sistemden kopuflumuzu her pratikte kendini gösteren gerçekli¤imize yönelerek ve bu gerçekli¤i sürekli tan›mlayarak yapaca¤›z. Devrim mücadelesinde de¤ifltirilmeye muhtaç kitleler anlay›fl› ve yaklafl›m›yla de¤il de¤ifltirirken sürekli

de¤iflmek diyalekti¤ini kendimize rehber alarak sa¤lam ad›mlarla yürüyece¤iz. fiu gerçekli¤i yüre¤imizin derinlerine kadar ifllemek durumunday›z; Örgütlü yaflam ve örgütlülü¤e aç›kl›k bu de¤iflimi sa¤layacak temel dinamiklerden biri ve esas› niteli¤indedir. Partiyle bütünlefltikçe, partili olma bilincini kufland›kça bu zaaflar›m›z›n üstesinden gelmek çok daha rahat olacakt›r. Bu kuflanm›fll›k ise ancak yine s›n›f mücadelesi içerisinde kendimizi nerede nas›l konumland›rd›¤›m›zla ilintilidir. S›radan de¤il en önde olma istek ve bilinci. Milyonlar›n yaflad›¤› büyük ac›y› yüreklerde ve bilinçte hissetme sorunu yani. Ve di¤er bir anlam›yla hakl›l›¤›m›za ve meflrulu¤umuza duydu¤umuz sonsuz güven. Bu güven s›n›f mücadelesinde kendimizi nas›l konumland›raca¤›m›z›n da temellerinden biri. Egemen kültür ve de¤er yarg›lar›n›n flekillendirmesiyle ayk›r› ya da ay›p gördü¤ümüz düflünceler listesine ço¤u zaman yaflad›klar›m›z› koyar›z. Listesi büyütülebilecek bu düflünceleri açmayarak ve paylaflmayarak biriktirme hakk›n› kendimizde görebiliriz. “Gizli ve korunmas› gereken” özel yaflam›m›z ve duygular›m›z yine y›llarca içinde yaflad›¤›-

PUSULA PART‹ RUHUNU GÜÇLEND‹REL‹M Parti ruhu demek teori ile prati¤in eflsiz zenginli¤ini birlefltirmek demektir. Parti ruhu güçlü s›n›f dayan›flmas› ve s›ms›k› disiplin, ortak dava u¤runda bütün özverilere haz›r olmak demektir. Kitleleri örgütleme ve onlar› en karmafl›k koflullar içinde do¤ru olarak yönetme beceresinde usta bir parti yaratmak demektir. Teori ve prati¤in yoksunlu¤u, söz ve eylem aras›ndaki kopukluk k›saca her türden düflünsel, pratik durgunluk, edilgenlik ve pasifizm, parti ruhunu zay›flat›r. Yaflayan canl› bir organizma olan Proletarya Partisi her fleyiyle hareketli olmal›d›r. Düflünsel hareket, pratiksel hareket, kitlesel hareket, üretken hareket parti ruhunu yükseltir, canl›l›k yarat›r. Subjektivizmden kurtulmayan düflünce, tek yanl›l›ktan kurtulmayan yaklafl›m, nesnellikle örtüflmeyen politik talepler, zaaflar› büyütür. Zaaflar ve gerilik çözümsüzlü¤ü do¤urur, her çözümsüzlük karamsarl›¤› ve beraberinde gerilemeyi yarat›r. Yaflanan geçici dura¤anl›¤›n her alanda tersine çevrilmesinin ilk ad›m›, düflüncenin geliflimini zincirleyen subjektivizmden ve dogmatizmden kurtulmakt›r. Proletaryan›n devrim yürüyüflündeki geliflimini kelepçeleyen tehlike subjektivizmdir. Temel yönelim perspektifiyle

ad›mlar›n uygun hale getirilerek güçlendirilmesi, parti ruhunu güçlendirir. Proletarya partisi temel yönelimine uygun at›lan ad›mlar›n›n güçlenmesini sa¤lamal›, yönlendirme ve denetlemesini art›rmal›d›r. S›n›f savafl›m›nda çok yönlü ürün elde etmek ve kazan›mlar›n kal›c›laflt›r›lmas› isteniyorsa her alanda devrimci çal›flman›n ç›tas›n› yükseltmek gerekir. Daha nitelikli parti çal›flmas›, daha nitelikli kitle çal›flmas›, daha nitelikli kitle eylemlikleri örgütlemek, parti ruhunun canlanmas›n› sa¤lar. Parti yaflam›n›n en yüksek düzeyde örgütlenmesi, kitle çal›flmas›n›n örgütlenmesi, devrimci savafl›n örgütlenmesi, devrimci yay›n faaliyetinin örgütlenmesi, enternasyonal faaliyetin örgütlenmesi, cephe gerisinin örgütlenmesi, demokratik kitle faaliyetinin örgütlenmesi, sendikal hareketin örgütlenmesi vb. her alanda yürütülen canl› politik çal›flma parti ruhunun canlanmas›na ve sa¤lamlaflmas›na hizmet eder. S›n›f savafl›m›n›n geliflim yasalar›na uygun ileri do¤ru at›lan her ad›m, her türlü örgütlenme prati¤i parti içi canl›l›¤› yarat›r. Bu canl›l›k düflünsel ve pratik yarat›c›l›¤› gelifltirir. Proletarya Partisi için kabul edilmez olan, zihinsel durgunluk, edilgenlik, üretimsizlik ve pasifizmdir. Dura¤anl›k ve edilgenlik s›n›f savafl›m›n›n

m›z kültürün saflar›m›zda yans›mas›n›n farkl› bir görünümü. Kimi zaman günlük yaflam içinde bizleri rahats›z eden yaklafl›mlar› elefltirmeyerek ya da bunlar› sorunlar›n muhatab›yla konuflmayarak kendi içimizde biriktirmek, açmamak hangi kayg›m›zdan? diye sormal›y›z kendimize. Kald› ki bu elefltiriler konuflulmad›kça ve ifade edilip bütünde tart›fl›lmad›kça hem genel ortama hem de bireylere tepki duymam›z› ve bu tepkilerle kendi içimizde bo¤ulmam›z› beraberinde getirir. Di¤er bir yan ise bizi belirleyen örf ve geleneklerimize göre paylafl›lmas› sak›ncal› olan düflüncelerimiz. “Ay›plad›¤›m›z” ancak di¤er taraftan da yaflad›¤›m›z duygular ve pratikler. Kimi zaman yanl›fl oldu¤unu bile bile yaflad›¤›m›z pratiklerin kendi içimizde aç›klamas›n› ve muhasebesini nas›l yap›yoruz? Kaçamak sorular ve bu kaçamak sorulara verdi¤imiz kaçamak yan›tlarla m›? B›rakal›m örgüte aç›k ve samimi olmay› bilmeliyiz ki biz önce kendimizi kand›r›yoruz. Yani kendimize aç›k, samimi ve dürüst yaklaflm›yoruz. Ki kendimize duydu¤umuz aç›kl›k ve samimiyet örgütlülü¤e gösterece¤imiz aç›kl›k ve samimiyetin de göstergesidir. Kendimize aç›k olmay›

önüne sürekli bir tarzda sorun yaratma ortam› haz›rlar. Nitelik, güçlü niceli¤i yarat›r. Niteli¤in olmad›¤› yerde nicelik sa¤lanamaz. Nitelik; s›n›f ve parti bilincidir. Nicelik; kitleselleflmektir. Niteli¤in ç›tas› yükseldikçe nicelik büyüyecektir. Parti ilke ve kurallar›yla yürümeyen her türlü yürüyüfl, zay›f ve güçsüz kalmaya mahkumdur. Güç MLM bilimidir, güç partinin ve devrimin ilkeleridir, güç kitlelerdir. Edilgenlikten pasifizmden kurtulup, daha canl› bir pratik faaliyet daha canl› kitle faaliyeti, daha canl› propaganda ve ajitasyon çal›flmas›, daha canl› örgütleme ve savafl prati¤ine ad›mlar at›ld›kça parti ruhu kazan›l›r. Devrimci ruhun olmad›¤› yerde canl›l›k, üretkenlik, ileriye s›çrama sa¤lanamaz. Parti ruhu demek, proletarya baflta olmak üzere yoksul köylüleri ve emekçi halklar› iktidar savafl›m› için durmaks›z›n örgütlemek, savaflt›rmak ve e¤itmektir. Her alanda parti çal›flmas›n› örgütlemektir. S›n›f bilinçli proleterler, proletaryaya ait olan bütün silahlar› daha güçlü ve etkili kullanmas›n› ö¤renmelidir. Bu silahlar, proletaryan›n bilimidir, elefltiri-özelefltiridir, proletaryan›n örgütleme ve savafl ilkeleridir. Bu silahlar›n bafl›nda parti ayg›t› gelir; bu ayg›t güçlenip, niteli¤i yükseldikçe, hedefe do¤ru yürüyüfl h›z kazan›r. Bu olmadan hiçbir fley yarat›lamaz, kal›c› hale getirilemez. ‹ktidar savafl›m›nda önderlik rolünü oynayacak kadar cesur, karmafl›k koflullarda yönünü flafl›rmayacak kadar deneyimli, hedefe giden yolda önüne ç›kan engelleri ustaca

19 Aralık 2003-2 Ocak 2004 baflaramad›¤›m›z sürece karfl›m›zdakilere aç›k olmaya çal›flmak bofluna kürek sallamak gibi bir durumdur. Samimiyeti ve dürüstlü¤ü önce kendi içimizde sa¤layaca¤›z ki yoldafllar›m›za ve partiye de aç›k olabilelim. Samimiyetimizi ise yukar›da vurgulad›¤›m›z bu gerçeklerden soyutlayarak ele alamay›z. S›n›f mücadelesi prati¤inde att›¤›m›z her ad›mda kendini gösteren samimiyetimizi, ideolojik duruflumuzdan kopararak ele alamay›z. Samimiyetimizi ya da samimiyetsizli¤imizi belirleyen olgu s›n›f mücadelesi karfl›s›ndaki durufltur. Bu da beraberinde örgütlülü¤e karfl› samimi olup olmama durumunu belirlemektedir. Yüre¤inde s›n›f mücadelesini gerçek ve ciddi anlamda hissedip yaflayamayanlar›n örgütlülük karfl›s›nda aç›k ve samimi olmas›n› beklemek do¤ru ve gerçekçi bir beklenti olmayacakt›r. Kendimizle hesaplaflmam›z›n ana yönünü sürekli gelece¤e bakarak, tayin etmek zorunday›z. Ancak dünü ve bugünü inkar ederek de¤il. Aksine bu gerçekli¤in üstüne basarak gelece¤i bugünden yaflamaya çal›flma mücadelesi verece¤iz ve Engels’in de dedi¤i gibi flunu hiç unutmayaca¤›z; “Herfleyin bafl› dürüstlüktür.”

aflabilecek kadar esnek, savaflç› ve militan bir ruha gereksinim vard›r. Böyle bir ruha sahip bir parti ancak her türlü zorlu¤u ve engeli aflar, emperyalizmi ve her türden gericili¤i alt edebilir. Parti ruhu demek, MLM teoriye güçlü bir flekilde çok yönlü hakim olmak, önder ve örgütleyici rolü yerine getirme bilincinde olmak demektir. MLM teori ›fl›¤›nda do¤ru yönü bulma, toplumun geliflim yasalar›n›n, s›n›f savafl›m› yasalar›n›n halk savafl› yasalar›n›n geliflim yönünü görebilmek, hangi yönde nas›l geliflece¤ini görebilmek ve buna uygun taktik politikalar belirleyerek, geliflimin yönünü iktidar hedefine çevirmektir. Bu teoriye sahip olunmadan bu teorinin ›fl›¤›nda s›n›fsal olaylar›n de¤erlendirmesini beceremeden, devrimci hareketin geliflim yönünü göremeden, çeliflme sanat›nda ustalaflmadan ileriye do¤ru güvenle yürünemez. Bu teoriyi özümsemek s›n›f savafl›m›n›n de¤iflen koflullar› içinde devrimci hareketin pratik sorunlar›n›n çözümü için kullanmay› bilmektir. Bu teoriye güçlü ve bütünlüklü hakim olmak Proletarya Partisi ve s›n›f bilinçli proleterler için vazgeçilmez yoldur. MLM teoriye sahip olmak, devrimci hareketin yeni deneyleriyle, yeni tezleri ve sonuçlar›yla zenginleflmek demektir. Önderlik ve örgütleme rolü ileri teoriyle donand›kça baflar›l›r, bunun için s›n›f savafl›m›nda çok yönlü geliflime ihtiyaç vard›r, s›n›f savafl›m›n›n ihtiyaçlar›na çözüm olacak planl› ideolojik-teorik e¤itim, güçlü pratik kat›l›m, parti birli¤ini sa¤lamlaflt›r›r, geliflimi güvence alt›na al›r.


19 Aralık 2003-2 Ocak 2004

22

24

I R A K H A L K I NIN D‹REN‹fi‹ T Ü M S A L D I R I L A R A KARfiI SÜRÜYOR

ABD emperyalizminin "imparatorluk" hayalleriyle, tüm dünyay› kontrolü alt›na alarak "Yeni Amerikan yüzy›l›n›" ilan etme yolundaki ad›mlar›n›n h›z›n› kesen, ikinci bir ad›m atmas›n›n önünde engel oluflturan Irak halk›n›n direniflinin hayallerini kabusa çevirdi¤i, geçti¤imiz haftalarda yine gözler önüne serildi. ABD’li askeri yöneticiler, flimdiye kadarki uygulamalar›n›n yanl›fl oldu¤u "özelefltirisini" vererek, asl›nda sorunlar›n (yani direniflin) kendilerini iflgal güçleri olarak tan›mlayarak, bu vas›fla iflleri yürütmedikleri için sürdü¤ü tespitini yapt›. Bu "tespit" önemliydi; zira bu aç›klamalar›n ard›ndan Irak’ta geliflen ve hala sürmekte olan zaman diliminde bu sözlerin anlam›n›n daha aç›k bir flekilde daha çok katliam, daha çok zulüm oldu¤u ortaya ç›kt›. Yani art›k iflgal güçleri "eflyaya ad›yla hitap etme"nin ötesinde bir fley yapmayarak, ama yüzündeki "Irak halk›n›n kurtar›c›s›", "özgürlük misyonerleri", "bar›fl elçileri" maskelerini bir yana f›rlatarak, amaçlar›n› gerçeklefltirmeye girifltiler. Yani sanki daha önceden yap›yorlarm›fl gibi direniflçi-sivil halk ayr›m›n› ortadan kald›rd›klar›n› ilan ettiler.

D‹REN‹fiE KARfiI ‹SRA‹L MODEL‹ Bu aç›klamalar›n yap›ld›¤› süreçte "ne tesadüf ki" bir grup ‹srail stratejistin, istihbaratç› Amerikan askerlerine e¤itim verece¤i aç›klanarak, Irak yoluna düfltüler. Ve bugün iflgal askerleri ‹srail’in, topraklar›n›n iflgaline karfl› direnen Filistin halk›na uygulad›¤› zulmün ayn›s›n› uygulamaya bafllam›fl durumda. Savafl›n bitti¤i ilan edilen 1 May›s tarihinden bu yana ilk kez füzelerini kullanmaya bafllayan emperyalist iflgalciler, direniflçilerle birlikte ailelerini cezaland›rmaya, hatta direniflçilerin bulundu¤unu "tahmin etti¤i" köyleri dikenli tellerle çevirerek di¤er bölgelerden tecrit etmeye bafllad›. Yani, t›pk› Filistin topraklar›nda oldu¤u gibi, iflgal askerlerine karfl› sald›r› düzenlenen evler ve direniflçilerin ailelerinin evleri dozerler ve tanklarla y›k›l›yor, yerle bir ediliyor. Direniflçilerin aileleri tutuklan›yor. Bu sald›r›lar›n bir örne¤i Ba¤dat’›n kuzeyindeki Samarra’da yafland›. Bu kentte u¤rad›klar› bir dizi sald›r›ya misilleme olarak ABD askerleri kentin bir bölümünü yerlebir edip, ortal›¤› kan gölüne çevirdi. Sald›r›da 54 kiflinin öldürüldü¤ü aç›kland›. fiimdiye kadar, katlettikleri dire-

niflçilerin foto¤raflar›n› boy boy yay›nlayan, bas›na da¤›tan, hatta "bas›n›" da yan›na alarak operasyonlar›n› sürdüren iflgalciler, Samarra’da katledilenlerin tek bir foto¤raf›n› yay›nlamad›lar. Ancak kentte "ifllerini bitirdikten" sonra delik deflik edilmifl evlerin, camilerin foto¤raflar› yay›nlanabildi gazetelerde ve bir de halk›n ac› ve öfke dolu görüntüleri. ABD, Irak’ta ‹srail modelini uyguluyor. Ama ‹srail, bugüne kadar uygulad›¤› ve yeni utanç duvarlar›yla perçinledi¤i zulmü Filistin halk›n›n direnifli karfl›s›nda çaresiz kalm›flt›. Irak direnifli de bu yolu izleyecek ve iflgalciler ülkeyi terk edinceye kadar sürecektir. SADDAM’IN YAKALANMASI D‹REN‹fi‹ ENGELLEYEMEYECEK ABD ve uflaklar› bugüne kadar artarak ve örgütlenerek geliflen direnifli hep Saddam diktatörüne ba¤layarak direnifli karalamaya u¤raflt›. Dünya halklar›n›n Saddam’a yönelik öfkesini ve nefretini kullanarak, sözde kendi meflrulu¤una inand›rmaya ve Irak halk›n›n direniflini gözden düflürmeye çal›flt›. Saddam’›n o¤ullar› Uday ve Kusay’› öldürdüklerinde kanl› cesetlerini yay›nlayarak tüm direnenlere mesaj verilmeye çal›fl›ld›. Ancak direnenler mesaj› bir baflka mesajla yan›tlad›lar; sald›r›lar›n› fliddetlendirerek, iflgale karfl› direnifl cephesini büyüterek. ABD yönetiminin "Saddam’› yakalayamama ihtimalimiz yok" aç›klamas›ndan k›sa denilebilecek bir süre sonra Saddam’›n memleketi olan Tikrit’te yakaland›¤› duyuruldu ve ilk görüntüleri yay›nland›. "Güçlü bir imaj›" olan Saddam, saç›-sakal› uzam›fl zavall› bir halde geçirildi kamuoyunun karfl›s›na. Bu görüntülerde hep tek bir amaç vard›; direniflin bafl› olarak adres gösterdik-

leri, lider olarak lanse ettikleri Saddam flahs›nda direnifli gözlerden düflürmek, "her fleye kadir" güçlerini göstermek ve böylece iflgale karfl› direnifli ve deste¤i k›rmak. Ama bir yandan da ABD iflini sa¤lama almak istiyor ve öfkeyle çocuklar›n›n Irak’ta ne ifli oldu¤unu soran halk›na, Saddam’›n yakalanmas›yla fliddetin hemen bitece¤inin san›lmamas› mesaj›n› vermekten geri durmuyor. Saddam Hüseyin yakaland›. Ama neden flimdi? Bugüne kadar yakalanamaz m›yd›? Aylard›r Tikrit’te oldu¤unu tespit eden iflgalciler, ev ev arama yaparak, "direniflin bafl›n›" yakalayamazlar m›yd›? Asl›nda bu sorular›n yan›t› ABD’nin Irak’ta nas›l bir batakl›¤a sapland›¤›n› da gösteriyor. Art›k ABD, Irak’ta öyle bir durumdad›r ki, bitmifl-tükenmifl bir diktatör eskisinin "yakalanmas›ndan" medet ummakta, moral bulmaya çal›flmaktad›r. "Saddam’›n yakalanmas› ABD’nin çaresizli¤idir", bunu Irak halk›n›n direniflini sürdürerek tüm dünyaya gösterecektir. Bunu El Cezire televizyonunun yapmakta oldu¤u anketten de görebiliriz: Bir gün içinde, Saddam Hüseyin’in yakalanmas› sizce Irak direniflinde duraksamaya yol açacak m›?" sorusunu toplam 10 bin 509 kifli yan›tlad›. Kat›lanlar›n yüzde 86,7’si, anket sorusuna "Hay›r" diye yan›t verdi. Soruyu "Evet" diye yan›tlayanlar›n oran› ise yüzde 13,3’te kald›. Bu direniflin sürmesi, ABD’yi ciddi sorunlarla yüz yüze getirecektir. Çünkü bu güne kadar son kozlar› olarak Saddam’› saklam›fllard›. Bunu West Virgina’dan Demokrat Parti Senatörü Rockefeller’in, bu durumu önemli ve rahats›z edici buldu¤u, çünkü bunun "asilerin Saddam Hüseyin için savaflmad›¤›, ABD’ye karfl› savaflt›¤›" anlam›na geldi¤i sözlerinde de görmek mümkündür.

İran’da “Öğrenci Günü”nde gösteri ‹ran’da, Tahran Üniversitesi’nde reform yanl›s› ö¤renciler, "Ö¤renci Günü"nde gösteri düzenledi. 7 Aral›k günü gösteri yapan ‹ranl› ö¤renciler, kendilerinin ve halk›n taleplerini, sosyal adaleti, ö¤renci haklar›n› savundu¤unu ifade eden ve Anayasay› Koruyucular Konseyi’nin (AKK) seçimlere kat›lan adaylar›n denetim hakk›n›n son bulmas›n› isteyen pankartlar tafl›d›lar. Son ‹ran fiah› Muhammed R›za Pehlevi döneminde, 1953 y›l›nda, dönemin ABD Baflkan Yard›mc›s› Richard Nixon’›n Tahran ziyaretini protesto s›ras›nda üç ö¤rencinin öldürülmesinin an›ld›¤› "Ö¤renci Günü" gösterisinde, üniversitenin yerleflkesinde toplanan 1000 kadar ö¤renci; "ifade özgürlü¤ü", "siyasi mahkumlar serbest b›rak›ls›n" ve "diktatörlü¤e ölüm" sloganlar› att›. Ö¤renci lideri Leyla Zencani, ‹slam Devrimi’nden 25 y›l sonra en büyük taleplerinin özgürlük oldu¤unu ve Cum-

hurbaflkan› Muhammed Hatemi’nin sözlerini yerine getirecek cesarete sahip olmad›¤›n› belirterek, "Maalesef Hatemi, söz verdi¤i demokratik reformlar› alt› y›ld›r uygulamada baflar›s›z kald›ktan sonra genç neslin güvenini yitirdi" dedi. Polis ve özel güvenlik güçleri, üniversite yerleflkesi d›fl›nda toplanan "sertlik yanl›lar›n›n" üniversiteye giriflini engelledi. HATEM‹ “SERTL‹K YANLILARINA” TEDB‹R ‹STED‹ ‹ran Cumhurbaflkan› Muhammed Hatemi, bakanlardan, özgürlü¤ü savunan ve izinli siyasi toplant›larda konuflan kiflilere sald›ran ve "sertlik yanl›lar›"olarak nitelendirdi¤i reformcu ö¤rencilere karfl› tedbir al›nmas›n› istedi. Hatemi, reformcu milletvekili ve kendisine yak›nl›¤›yla bilinen Meclis Ulusal Güvenlik ve D›fl ‹liflkiler Komisyonu Baflkan› Muhsin Mirdamadi’nin bu ö¤rencilerce dövülmesi üzerine, ‹çifl-

leri Bakan› Abdülvahid Musavi Lari ve ‹stihbarat Bakan› Ali Yunusi’ye, yasal siyasi toplant›larda konuflanlar›n, bu toplant›lara kat›lanlar›n korunmas› ve güvenli¤inin sa¤lanmas› talimat› verdi. Öte yandan, Hatemi, Bakanlar Kurulu’nda yapt›¤› konuflmada, Ö¤renci Günü’nün üniversitelerin halk›n özgürlü¤ü ve ülkenin ba¤›ms›zl›¤› için verdi¤i mücadele olarak kayda geçti¤ini söyledi. N‹XON’IN TAHRAN Z‹YARET‹ 1953 y›l›nda, ABD Baflkan› Dwight Eisenhower’›n yard›mc›s› Richard Nixon’›n Tahran’› ziyareti s›ras›nda Tahran Üniversitesi taraf›ndan doktora ile ödüllendirilmesi plan›n› protesto eden ö¤rencilere müdahale eden polisin öldürdü¤ü ö¤rencilerden Mustafa Bozorgnia, fieriat Rezavi ve Nas›r Gandçi’nin an›s›n› yaflatmak için her y›l 7 Aral›k "Ö¤renci Günü" olarak an›l›yor.

‹RAN’DA HALK POL‹SLE ÇATIfiTI Bu gösterilerden 2 gün önce 5 Aral›k günü de ‹ran Ö¤renci Haber Ajans›’n›n (‹SNA) haberine göre, polisin dur ihtar›na uymayan bir araca atefl açmas› sonucu araçta bir kiflinin ölmesi ve halk›n bu cinayete tepki göstermesi üzerine olaylar ç›kt›. Ülkenin güneydo¤usundaki Sistan ve Belucistan eyaletinin Savaran kentindeki olaylarda, polisin öfkeli kalabal›¤›n üzerine açt›¤› ateflte 4 kifli daha yaflam›n› yitirdi. Göstericilerin olaylar s›ras›nda rejim karfl›t› sloganlar att›¤› ve ortal›¤› yak›p y›kt›¤›, durumun sakin oldu¤u, ancak bu sakinli¤in uzun sürmeyebilece¤i belirtildi. A¤ustos ay›nda ülkenin orta kesimindeki ‹sfahan eyaletinin güneyindeki Semirom kentinde meydana gelen olaylarda da 2’si polis 8 kifli ölmüfl, 70 kifli yaralanm›flt›.


23

24

L o n d ra ’ d a I L P S t a n › t › m ›

AT‹K’in Avrupa çap›nda gerçeklefltirdi¤i ILPS tan›t›m toplant›lar›ndan biri de Londra’da yap›ld›. Toplant›ya kat›lmas› gereken konuflmac›lar›n bürokratik engellerden dolay› toplant›ya kat›lamamalar›na karfl›n toplant› verimli geçti. Toplant›ya Filipinler’den ve AT‹K komisyonundan birer temsilci kat›ld›. AT‹K komisyonundan konuflmac› olarak kat›lan arkadafl konuflmas›nda ILPS’ nin hangi ihtiyac›n ürünü olarak kuruldu¤una, kuruldu¤u dönemdeki politik geliflmelere ve

de AT‹K’in ILPS içindeki konumuna de¤indi. Filipinler temsilcisi arkadafl ise; Bush’un Asya-Pasifik ülkelerine yapt›¤› ziyaret s›ras›nda gerçeklefltirilen kitle eylemlerinden ve bu eylemlerin içinde ILPS’nin etkin rolünden bahsetti. Konuflmalardan sonra "Ban Bush" adl› k›sa bir film gösterimi yap›ld›. Film Bush’un Filipinler’i ziyareti s›ras›nda on binlerce kiflinin kat›l›m›yla yap›lan protesto gösterilerini içeriyordu. (Londra)

Dünyadan Notlar F‹L‹ST‹N HALKINA YEN‹ TUZAK; CENEVRE G‹R‹fi‹M‹ Ortado¤u’nun y›llard›r çözülememifl bir sorunu olarak Filistin Sorunu için "çözüm" olarak dayat›lan Oslo Süreci, Camp David Anlaflmas› ve son olarak "Yol Haritas›"n›n iflas› ve her sözde bar›fl girifliminin ard›ndan daha büyük ve kanl› iflgallerin yaflanmas›* Filistin halk›n›n önüne yeni bir tuzak döflenmesini getirdi geçti¤imiz haftalarda. ‹srail’de muhalefetteki ‹flçi Partisi’nin eski bir bakan› ve 10 y›l önceki Oslo görüflmelerinin mimar› Yossi Beilin ve Filistin yönetiminin eski Enformasyon Bakan› ve Meclis üyesi Yaser Abid Rabbo, Cenevre’de iki y›l boyunca gizli yap›ld›¤› iddia edilen müzakereler sonucu, bir "bar›fl" anlaflmas›yla geçtiler kamuoyunun karfl›s›na. Bar›fl tuzaklar›n›n sonuncusunun ad› "Cenevre Giriflimi" olarak adland›r›ld› ve 1 Aral›k günü 50 sayfal›k sözleflmeye bin kiflinin kat›ld›¤› görkemli bir tören sonras›nda imzalar at›ld›. Gösteri iyi haz›rlanm›flt› ama Filistin halk›n›n özgürlü¤ü herhalde "unutulmufltu" o kadar haz›rl›k içinde. "Alternatif Bar›fl Anlaflmas›" olarak lanse edilen giriflimin temel noktalar› flu flekilde s›ralan›yor: * Cenevre Anlaflmas›, ‹sraillilerle Filistinliler aras›nda kal›c› bar›fl sa¤lamak amac›yla haz›rlanm›fl bir uzlaflma modeli. Buna göre, taraflar, öncelikle her tür hak talebinden vazgeçiyor. ‹sraille Filistin aras›nda bu anlaflma uyar›nca nihai ve de¤ifltirilemez bir s›n›r çiziliyor ve ister BM kararlar›yla olsun, ister baflka anlaflmalarla önceki tüm s›n›rlar da geçerlili¤ini yitiriyor. * Filistinliler Yahudilerin devlet sahibi olma hakk›n› kabul ediyor ve her iki taraf

da ‹srail ve Filistin’i di¤erinin ulusal anavatan› olarak tan›yor. Kudüs iki devlet taraf›ndan da paylafl›l›yor. Kentin do¤usundakiler de dahil olmak üzere tüm Yahudi mahalleleri, ‹srail’in egemenli¤i alt›na giriyor ve Filistinliler de yeni s›n›rlar›yla Kudüs’ü ‹srail’in baflkenti olarak tan›yor. Ayn› flekilde, Kudüs’ün Araplar›n yaflad›¤› bölümleri de Filistin devletine ait say›l›yor ve Filistin devletinin baflkenti de yine Kudüs oluyor. * Haremüflflerif, güvenli¤inin uluslararas› bir güç taraf›ndan sa¤lanmas› ve her dinden kiflilere aç›k olmas› kayd›yla Filistinlilerin egemenli¤ine veriliyor. Yahudilerin burada ibadet etmesi ya da arkeolojik kaz› yapmas› da yasaklan›yor. Ama a¤lama duvar›n›n da bulundu¤u geniflçe bir bölge ‹srail egemenli¤ine b›rak›l›yor. * Filistinli mülteciler konusunda ise, metinde geri dönme ya da geri dönmeme hakk› ifadeleri yer alm›yor. Anlaflma uyar›nca ‹srail nihai rakam› kendi belirleyece¤i s›n›rl› say›da Filistinliyi kabul ediyor. Di¤er mültecilerin de isterlerse Filistin’de ya da üçüncü bir ülkede yaflayabilece¤i belirtiliyor. ‹srail’in mültecilere sembolik de olsa bir miktar tazminat ödemesi de öngörülüyor. * Cenevre Anlaflmas›, ‹srail’in 30 ay içinde 1967 savafl› öncesindeki s›n›rlar›na çekilmesini ve bire bir oran›nda toprak de¤ifl-tokuflunu da öngörüyor. ‹srail ordusunun ise üç y›l için daha Ürdün vadisinde kalmas›na izin veriliyor. G‹R‹fi‹M, YOL HAR‹TASI’NIN DEVAMI Bu anlaflma metninin neye iflaret etti¤ini anlamak için maddelere flöyle bir bak›l›rsa, "kal›c› bar›fl› sa¤lamak", "uzlaflma

19 Aralık 2003-2 Ocak 2004

Tokyo’da protesto gösterisi ABD liderli¤inde emperyalizmin ve iflbirlikçi ve uflaklar›n›n Irak’taki iflgali Irak halk›n› katlederek devam ederken, özellikle iflgale askeri olarak da destek veren ülkelerdeki halklar protesto gösterileri yaparak askerlerin geri çekilmesini istiyorlar. Bu ülkelerden biri de Japonya. Baflbakan Juniçiro Koizumi hükümeti, 9 Aral›k günü Irak’a asker gönderme karar› ald›klar›n› aç›klam›flt›. Bu kararla Tokyo yönetimi, 2. Emperyalist Paylafl›m Savafl›’ndan sonra denizafl›r› topraklara en büyük Japon askeri konuflland›r›lmas›na izin vererek Irak’a asker göndermeyi onaylad›. Baflbakan, böylece Japonya-ABD ittifak› ve uluslararas› iflbirli¤ine yönelik vaatlerini yaln›zca sözle de¤il eylemle de göstermeyi deneyeceklerini kaydetti. Japon hükümetinin asker gönderme karar›n› ülke nüfusunun yaln›zca % 17’si destekliyor. Japonya’n›n baflkenti Tokyo’da binlerce kifli, 14 Aral›k günü hükümetin bu kararla Irak’a asker gönderme plan›n› protesto için gösteri yapt›. Ülkenin en büyük sendikas› taraf›ndan düzenlenen gösteriye, muhalefet milletvekilleri de kat›ld›. Muhalefet yetkilileri, asker gönderme karar›na, anayasaya ayk›r› oldu¤u için karfl› ç›kt›klar›n› belirttiler. 5 bin kadar kiflinin kat›ld›¤› gösteride, "Savafla Son", "Asker Göndermeye Hay›r" yaz›l› pankartlar tafl›nd›.

modeli" vb. saçmal›klar bir yana b›rak›l›rsa bu "sivil giriflimci cesur insanlar›n" da Filistin halk›ndan haklar›ndan vazgeçmesi, kendi topraklar›n› iflgalci ‹srail’e hediye etmesini beklediklerini görmek mümkündür. Ya da sonuçtan bakarsak; ABD Baflkan› W. Bush’un Giriflimin "yararl› olabilece¤ini" ifade etmesi (4 Aral›k), ABD D›fliflleri Bakanl›¤› sözcüsü Adam Ereli’nin "Cenevre Giriflimi"nin "Yol Haritas›" ile çeliflmedi¤ini söylemesi (5 Aral›k), ABD D›fliflleri Bakan› Colin Powell’›n "umutlar› yeflerten bu çabalar›" takdirle karfl›lamas› (yine de ABD’nin tercihinin "Yol Haritas›" plan›n›n oldu¤unu vurgulasa da) bu Cenevre Giriflimi’nin de kimleri memnun etti¤i a盤a ç›kmaktad›r. ABD’deki seçimler öncesinde halk›n gözünü boyama ihtiyac› da iflin esas›n› de¤ifltirmeksizin bugünkü politikalara yön vermekte. Oysa Filistin topraklar›ndaki gerçek bar›fl, hiçbir zaman ABD emperyalistlerini sevindirmeyecektir. "Kimin çözümü", "Filistin halk›n› temsil ediyor mu" sorular› bir yana teknik olarak da uygulanmas› mümkün olmayan (iki taraf›n da vazgeçmeyece¤i Kudüs’ün ikiye bölünüp iki devletin de baflkenti olmas› gibi) bu anlaflma için, Giriflim’in mimarlar›n›n ifadeleri de havada kalan sözleri geçmiyor. Anlaflma için Beilin: "‹mzalad›¤›m›z belge sanal, ama kendimiz gerçe¤iz ve kalbimizin at›fllar› gerçek"; Rabbo: "Bizi elefltirenler, bu anlaflman›n sivil toplum de¤il, ancak resmi kiflilerce imzalanmas›n›n bir anlam tafl›mayaca¤›n› söylüyorlar. Resmi kifliler görüflmüyorlarsa biz ne yapal›m? ‹ki ulusun felakete daha da sürüklenmesini mi bekleyelim?" diyor. Ne demek istediklerini, taraflar›n kabul etmeyece¤i bir anlaflman›n anlam›n› anlayabilene aflk olsun! "YURDA DÖNÜfi HAKKINDAN TAV‹Z VERENLER BU YURDA DÖNEMEZLER" ‹srail’in topraklar›n› iflgal etmesinden bu yana "bar›fl" söylemlerini çokça dinle-

yen Filistin halk›n›n büyük ço¤unlu¤u bu tuza¤›, sivil toplumcular taraf›ndan söylettirilen bu anlaflman›n içeri¤ini görmekte ve tavr›n› da bu yönde almaktad›r. Özellikle mültecilerin yurda dönememesini protesto eden Filistin halk› "Yurda dönüfl hakk›ndan taviz verenler, bu yurda dönemezler" diyerek Anlaflmaya imza atanlar›n M›s›r üzerinden Gazze’ye dönmeye çal›flmalar›na karfl› koydu. Yine birçok mülteci kamp›nda yurda dönüfle yer vermeyen Giriflim protesto ediliyor. Arafat, Giriflimi üstü kapal› bir biçimde onaylarken; Filistinli direnifl gruplar› ise tek tek herhangi bir ateflkese karfl› olduklar›n› ifade ederek Anlaflma maddelerini "Filistin halk›n›n topraklar› üzerindeki hakimiyet hakk›ndan taviz vermesi, mültecilerin yurtlar›na dönüfl haklar›ndan taviz vermesi, Mescid-i Aksa ve Kudüs gibi kutsal yerlerde taviz verilmesi" olarak de¤erlendiriyorlar. Yani Filistin halk› ac›lar›ndan ö¤reniyor, ac›lar›n› gelece¤e yürüyüflünde basamak yap›yor. Filistinliler için gerçek bar›fl ve özgürlük için her ad›m›n ilk noktas› ‹srail’in iflgalci olarak kabul edilip, iflgal etti¤i topraklar› kay›ts›z flarts›z terk etmesi ve Filistinlilerin kendi kaderlerini kendilerinin tayin etmesi olmal›d›r. Bunun d›fl›ndaki tüm "çözümler" kim taraf›ndan haz›rlanm›fl olursa olsun Filistinliler için birer tuzak olmaya devam edecektir. *‹srail’in tan›nm›fl gazetelerinden Yediot Aharanoot’un solcu yazar› Yehud Litani: "…Oslo Anlaflmas›’n›n gölgesinde her zamankinden çok toprak iflgal ettikleri gerçe¤ini görmezlikten geliyorlar. Yine ayn› anlaflman›n gölgesinde o topraklarda 90’l› y›llar›n ortalar›ndan bu yana yüzlerce yerleflim alanlar›n›n infla edildi¤ini görmek istemiyorlar." ("Bar›fl ‹flgal Getirdi" bafll›kl› yaz›) Son Yol Haritas›’n›n da fiyaskoyla sonuçlanmas›n›n ard›ndan ‹srail tüm mülteci kamplar›n› operasyonlar düzenleyerek onlarca Filistinliyi katletti, yeni yerleflim alanlar›n› açmaya giriflti.


KAVGADA ÖLÜMSÜZLEfiENLER Ali Sa¤can: Uflak Banaz Hatipler köyünde do¤an Ali Sa¤can, TKP/ML sempatizan›yd›. Uflak’ta M‹T taraf›ndan iflkencede katledildi. Ali Kepez: Elbistan do¤umlu olan Ali Kepez, TKP/ML düflünceleriyle istanbul’da tan›flt›. Ümraniye gecekondu yap›m›nda çal›flt›. Yurtd›fl›nda 23 Aral›k 1979 tarihinde kald›¤› evde ç›kan yang›nda yaraland›. Kald›r›ld›¤› hastanede yaflam›n› yitirdi. Ali Y›lmaz: TKP/ML ‹stanbul Bölgesi Gerilla Komutan› olan Ali Y›lmaz, 30 Kas›m 1978’de ‹stanbul Maltepe’de kendi yapt›¤› bomban›n patlamas› sonucunda yaraland›. Bunun üzerine tutsak düflerek 24 Aral›k 1978’de katledildi. Mustafa fiiflman: Aslen Sivasl› ve TKP/ML ileri sempatizan› olan Mustafa fiiflman, 24 Aral›k 1978’de Proletarya Partisinin yürüttü¤ü “MHP, ÜGD kapat›ls›n M‹T Kontrgerilla da¤›t›ls›n” adl› kampanyan›n afifllerini ast›¤› s›rada, Topkap› Mithatpafla’da fabrika bekçisi bir faflistin açt›¤› atefl sonucu katledildi. ‹smail Bahçeci: 21 Aral›k 1994’te gözalt›nda kaybedildi. (DHKP-C) ‹smail Cüneyt: T‹KB MK üyesi olan ‹smail Cüneyt 21 Aral›k 1983’de iflkencede katledildi. Erkan Uzunemina¤ao¤lu: 1977 y›l›nda Devrimci-Yol’un önderlerinden olan, 12 Eylül AFC’si sonras› Artvin Bölgesinde oluflturulan silahl› direnifl birli¤inin sorumlusuyken, 26 Aral›k 1980’de fiavflat’›n fialc› köyünde TC askerleriyle ç›kan çat›flmada flehit düfltü. Yaflar Okçuo¤lu: 1976 y›l›nda THKP-C/ML saflar›nda örgütlü mücadeleye kat›ld›. Dev MadenSen’in kurucular› aras›nda yer ald›. 1980 AFC’si sonras› polisten kaçmaya çal›fl›rken vurularak a¤›r yaraland›. 21 gün sonra 26 Aral›k 1980’de flehit düfltü. Ölüm Orucu fiehitleri: F tipi tecrit sald›r›s›na karfl› 20 Ekim ve 9 Aral›k 2000’de bafllat›lan Ölüm Orucu”nda Ali Çamyar (T‹KB) 2 Ocak 2002 tarihinde Berkan Abatay (DHKPC) 20 Aral›k 2002’de flehit düfltüler.

24

24

19 Aralık 2003-2 Ocak 2004

Alt› direnifllerle çizilen tarihleri, yazan ve gelece¤e tafl›yan

ER YA DA GEÇ B‹Z OLACA⁄IZ! Tarih, alt› direnifllerle çizilerek yaz›l›yorsa, bunlar egemenlerce silinmeye-karart›lmaya çal›fl›l›r. Egemenler, halklar›n difliyle-t›rna¤›yla yaratt›¤›, destekledi¤i, halklara umut olan, ›fl›k tutan tarihleri sürekli silmeye çal›fl›rlar. Belleklerde silinemeyecek izler b›rakan tarihlerin, kendi istedikleri gibi yaz›lmas›, yeni nesillere istedikleri gibi tafl›nmas› için de; tarihi çarp›tarak aktarma ve özünü karartman›n her türlü manevras›n› gerçeklefltirirler. Amaç; ezilenlerin uyanmamas›d›r. Ezilenlerin, egemenlerin istedi¤i yolda yürümesidir. Varolan sistemin korunmas›, onu sarsacak düflüncelerin-davran›fllar›n filizlenmesine izin vermemektir. Ve amaç; ezilenlerin tarihten ö¤renerek, direnifl tarihlerini sahiplenerek, umudun ayd›nl›¤›yla yürümesinin de¤il-umutsuzlu¤un girdab›nda bo¤ulmas›n›n hakim k›l›nmaya çal›fl›lmas›d›r. 19 Aral›k katliam›; ne bundan önceki katliamlardan, ne de bundan sonraki geliflmelerden ba¤›ms›z bir tarih de¤ildir. Ne sadece zindanlaradevrimcilere-komünistlere yöneliktir ne de sadece bu tarihle bafllay›p-bu tarihle bitmifltir. 19 Aral›k katliam› öncesinde, Diyarbak›r, Buca, Ümraniye, Ulucanlar... katliamlar› gerçeklefltirilirken, son nokta Eskiflehir tabutlu¤u tekrar aç›lmaya çal›fl›ld›. Ancak gerek zindanlardaki direnifl, gerekse genifl halk kesimlerinin tepkisiyle, egemenler cephesinde bu noktay› koymak mümkün olmad›. Egemenler taraf›ndan katliamdan yaklafl›k 1 y›l önce, ideolojik-politik ve bunlar›n pratik ayaklar›n› oluflturacak büyük bir haz›rl›k yap›ld›; Katliam›n planland›¤› dönem; egemenlerin kendi krizlerinden dolay›, bask›y›-sömürüyü daha da art›rman›n planlar›n› yapt›klar›; Kürt Ulusal Hareketi’nin TC devletiyle savafl› sonland›rabilmek için her ad›m› atabilece¤inin garantisini verdi¤i-bunu kendi prati¤iyle de kan›tlad›¤›; emperyalistler cephesinde, kendi aralar›ndaki ç›kar çat›flmalar›n› ve ekonomik-siyasi krizlerini aflabilmek için, egemenlikleri alt›ndaki ülkeleri, ç›karlar›na uygun-çok yönlü olarak flekillendirmek zorunda kald›klar›, bunlar› yaparken; halklardan gelebilecek tepkileri öncesinden-olabildi¤ince- hedef flafl›rtarak törpülemek zorunda olduklar› bir dönemdi. Katliam öncesi tüm bunlara paralel, halklar›n ve devrimci-komünist hareketlerin bilincini buland›rmaya yönelik bir dizi sald›r› da gerçeklefltirildi; En küçük hak talepleri dahi yo¤un bir fliddetle bast›r›l›rken, AB’ye uyum ad› alt›nda, iflkence kamuoyunda aç›k bir flekilde tart›fl›lmaya-tart›flt›r›lmaya baflland›. ‹flkencenin yap›ld›¤›na dair kabullenmeler kamuoyuna genifl bir biçimde yans›t›ld›. Ard›ndan, büyük bir kampanyayla, bas›ndantelevizyona her gün “yeni bir af” kapsam›nda; ya-

salar›n de¤ifltirilece¤i, tutsaklar›n büyük bir ço¤unlu¤unun serbest b›rak›laca¤› yönlü bir bayram havas› estirilmeye baflland›. Hedef; bilinçleri buland›rmak, bu bulan›kl›k içerisinde güçlü bir vuruflla büyük bir yenilgi-y›lg›nl›k-umutsuzluk yaratmak, bu vurufla karfl› oluflacak tepkileri-direniflleri öncesinde durultmak, belleklere; “Ezilenler hep egemenlerin istedi¤i gibi yürürler, buna karfl› at›labilecek-kazan›labilecek tek bir muharebe yoktur. Ezilenlerin kazand›¤› anlar, tarihin derinliklerine, bir daha canlanmayacak biçimde gömülmüfltür” mesaj›n› kaz›makt›. 19 Aral›k öncesinde bilinç buland›rmaya yönelik tüm bu sald›r›lara ra¤men; bu sald›r›lar›n sebepleri devrimciler-komünistler taraf›ndan net bir flekilde ortaya kondu. Ve buna karfl› gerçeklefltirilecek tav›r da netti. TESL‹M‹YET DE⁄‹LD‹REN‹fi! KURfiUNLARA-BOMBALARA, HER TÜRLÜ SALDIRIYA KARfiI DEVR‹MC‹ ‹RADEYLE D‹REN‹fi! 19 Aral›k’ta, sabaha karfl› 20 hapishaneye, ayn› anda büyük bir sald›r› gerçeklefltirildi. Çeflit çeflit gaz bombalar›ndan kurflunlara dek, çeflitli silahlar kullan›ld›. Sald›r›, pervas›z-azg›n bir katliama dönüfltürüldü. Bu katliamda 28 devrimci, yak›larak, kurflunlanarak, bombalanarak katledildi. Yüzlerce tutsak yaraland›. Bedeninden baflka hiçbir silah› olmayan tutsaklar, bu vahflet ortam›nda, onurlu bir flekilde direndi. Hapishanelerde; bedeni ve bilincinden baflka hiçbir silah› olmayan tutsaklara, “teslim olun” ça¤r›lar› yap›ld›. Tutsaklar›n yan›t›; “Bizi tutsak ettiniz, ama teslim alamad›n›z. Biz teslim olmay›z. Son nefesimize kadar direnece¤iz” oldu. Tutsaklar, ad›m atacak tek bir ko¤ufl kalmayana dek; dolaplardan, sandalyelerden, masalardan ördükleri barikatlar›n ard›nda direndiler. Ve tüm ko¤ufllar atefl, gaz alt›nda kald›ktan, zindan duvarlar› delik-deflik edildikten sonra; sloganlarla-kenetlenerek d›flar›ya ç›kt›lar. Tutsaklar, çeflitli iflkencelerle F tipi hapishanelere nakledildi. Bu azg›n sald›r›ya, yaln›zlaflt›rman›n her türlü yönteminin bu sald›r›n›n devam› olarak uygulanmas›na ra¤men, birçok beden, tek bir eylemde birleflerek, tek bir vücut olmay› baflarabildi. Ve tarihe gömülemeyecek vurufllarla yaz›lan Ölüm Orucu Direnifli bafllad›. Egemenler aç›s›ndan böylesine güçlü bir sald›r› sonras›, yek vücut olunabilmesi, parçalad›klar› tutsaklar›n, böylesine bir direnifl etraf›nda kenetlenebilmesi korku vericiydi. Ve zorla müdahaleden, tahliye sald›r›s›na dek bir dizi sald›r›yla, bu direnifl parçalanmaya çal›fl›ld›. Ölüm Orucu Direniflinin esasta bitirilmesinin ard›ndan; halka yine AB’ye girmek üzere demokratik ad›mlar at›laca¤›n›n vaadleri s›ralanmaya baflland›. Böylesi bir süreçte, emperyalistlerin Irak’a sald›r›lar› gündeme geldi-gerçekleflti. Kürt Ulusu’na bir dizi haklar›n verilmesi yönünde va-

Katliam›n Sorumlular› Yarg›lans›n 19 Aral›k 2000 tarihinde 20 hapishaneye birden yap›lan katliam›n üzerinden tam üç y›l geçti. Üç y›ld›r katliam›n sorumlular› “yarg›lanamad›”. Yeni katliamlar›na imza atabilmek için yeni tasar›lar› gündemde “Hayata dönüfl” ad› alt›nda yap›lan ve 28 devrimci tutsa¤›n flehit düflmesiyle sonuçlanan katliam›n birinci dereceden sorumlular› olan dönemin baflbakan› olan Bülent Ecevit, Adalet Bakan› Hikmet Sami Türk, Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürü Ali Suat Ertosun hakk›nda TUYAB’l› aileler suç duyurusunda bulundu. 15 Aral›k 2003 tarihinde saat 12:00’de Sultanahmet Adliyesi’nde buluflan TUYAB’l› ailelere ESP, Belediye-‹fl 2 Nolu fiu-

be, TÜM-Bel-Sen ve Tohum Kültür Merkezi de destek verdi. Öncelikle bas›n aç›klamas› yapan kitle bundan üç y›l önce yaflanan katliam› hat›rlatarak sorumlular›n›n hala yarg›lanmad›¤›n› belirterek “Bizler bugün burada bir kez daha, öldürülen, sakat b›rak›lan çocuklar›m›z de¤il; katliam› yapanlar yarg›lans›n diyoruz” dediler. Tecritin insanl›k suçu oldu¤unu, 19 Aral›k katliam› sorumlular›n›n yarg›lanmas›n› içeren dövizlerin tafl›nd›¤› aç›klamada “‹çerde d›flarda hücreleri parçala”, “devrimci tutsaklar onurumuzdur” vb sloganlar at›ld›. Ardndan suç duyurusu dilekçeleri savc›l›¤a verildi. (‹stanbul)

adler yayg›n bir flekilde s›ralanmaya baflland›. Tüm bu sald›r›lar kapsam›nda, yap›lan her planda-at›lan her ad›mda, halk daha fazla sömürülmeye, sessizleflmesi içinde bast›r›lmaya çal›fl›lsa da; Irak’›n iflgalinden-Kürt Halk›’na yönelik sald›r›lara, özellefltirmelerden-iflsizlefltirmeye; halka yönelik tüm sald›r›lar, halk›n sesini sessizli¤e dönüfltüremedi. Vaadlerle-yap›lanlar aras›ndaki çeliflki, bunu mümkün k›lamazd›. ‹flçiler; örgütsüzlefltirilmelerine, emeklerinin karfl›l›¤›n› alamay›fllar›na karfl›, köylüler; ürünlerininemeklerinin günden güne daha yo¤un bir biçimde gaspedilmesine karfl›, Kürt Halk›; kimli¤inin tan›nmamas›ndan-sald›r›ya u¤ramas›na, göçettirilmesine karfl›, ö¤renciler; e¤itimin özellifltirilmesinden-örgütlenmelerine yönelik indirilen her darbeye karfl›; nihayetinde hepsi birden, emperyalizmin sald›r›lar›na karfl›; dönem dönem c›l›zdönem dönem güçlü, ama kesinlikle sessizleflmeden tepkilerini dile getirdiler-getiriyorlar. Bugün, az›msanmayacak ö¤retilerle dolu bu süreçten; kay›plar›m›zla-kazan›mlar›m›zla, yanl›fllar›m›zla-do¤rular›m›zla ö¤renerek ilerliyoruzilerlemeliyiz. Evet! 19 Aral›k katliam›, ne öncesinden, ne de sonras›ndan ba¤›ms›z bir an olarak ele al›namaz. Egemenler sadece 19 Aral›k tarihiyle-zindanlar›n yerle bir edilifliyle s›n›rl› bir sald›r› içerisinde de¤illerdi-de¤iller. KAYBETT‹N‹ZKAYBETMEYE MAHKUMSUNUZ bilincini yaymaya, köklefltirmeye, y›lg›nl›k-umutsuzluk güzergah›n› sabitlemeye çal›fl›yorlar. Katliam ve sonras›ndaki direnifllerle birlikte, halka yönelik gerçekleflen çok yönlü sald›r›lara ra¤men sessizli¤in hakim olmay›fl›, KAZANACA⁄IZ-KAZANMAYA MAHKUMUZ bilincinin hedefe ulaflmam›z için olmazsa-olmaz oldu¤unu gösteriyor. Tarihi, sald›ranlar›n-katledenlerin fliddetlerinden ibaret de¤il, direnenlerin-mücadele edenlerin cephesindeki kazan›mlarla yazacak olan bizler; s›n›flar oldukça, s›n›f mücadelelerinin de bitmeyece¤inin, direnenlerin yaratt›¤› de¤erlerle yürüyerek bu mücadeleyi er ya da geç kazanaca¤›m›z›n bilincini sürekli ileriye tafl›mal›y›z. Tarih egemenlerin istedi¤i gibi kaleme al›nsa da, direnenlerin yaratt›¤› de¤erlerle ilerlenirse, tarihin yaz›c›lar› er ya da geç direnenler olacakt›r. Dünyada ve ülkemizdeki s›n›f mücadeleleri tarihi bunu bize defalarca gösterdi, göstermeye devam ediyor. Alt› direnifllerle çizilen tarihleri; yazan ve gelece¤e tafl›yan biz olaca¤›z! Yeter ki; karanl›klar›n de¤il-ayd›nl›¤›n, umutsuzlu¤un de¤ilumudun, cehaletin de¤il-bilimin, y›lg›nl›¤›n de¤il-kararl›l›¤›n, hantall›¤›n de¤il-azmin, egemenlerin de¤il-ezilenlerin saçt›¤› ›fl›kla yürümesini bilelim!

KANLA YAZILAN TAR‹H ASLA S‹L‹NMEZ EKB Malatya fiubesi 19 Aral›k katliam›n› unutmad›klar›n› belirtmek ve katliam›n gerçek yüzünü anlatmak amac›yla 14 Aral›k Pazar günü saat 15:30’da dernek binas›nda bir etkinlik düzenlediler. fiiir dinletisinin ard›ndan yap›lan aç›l›fl konuflmas›nda “19 Aral›k, bu ülke tarihinin en büyük hapishane katliam› olarak tarihe kan, atefl ve ölümle yaz›lm›flt›r. 20 hapishanede efl zamanl› olarak yürütülen ve her türlü silah›n pervas›zca kullan›ld›¤› vahfli bir terör eylemidir. 19 Aral›k katliam›nda 28 devrimci katledil-

di, yüzlercesi sakatland›. Yap›lan katliamlar tarih sayfas›na kanla yaz›ld›. Ve biliyoruz ki kanla yaz›lan tarih asla silinmez. Aral›k ay›n› zulüm ve katliam ay› olarak nitelendiriyoruz. Devletin hapishanelerde uygulad›¤› kirli politikalar›n› teflhir etmek, devrimci tutsaklar›n mücadelelerini selamlamak ve katliamlar› k›namak amac›yla bu etkinli¤i düzenledik” denildi. Konuflman›n ard›ndan Tohum Kültür Merkezi Sinema Birimi’nin haz›rlad›¤› Su Damlas›na S›¤d›r›lan Yaflam adl› belgesel gösterime sunuldu. Etkinlik saat 16:45’te sona erdi. (Malatya)


24

25

Dersim’den Marafl’a...

KATL‹AMLAR S‹STEM‹N GERÇEK YÜZÜDÜR ¤› zehirli gaz bombard›man› alt›ndad›r. Köylerin, ormanlar›n, arazilerin, evlerin yak›lmas›, hayvanlar›n öldürülmesi, sulara zehir kar›flt›r›lmas› ayn› düflmanl›¤›n farkl› uygulamalar› idi. 1938 Aral›k ay›, Dersim’in özgürlük mücadelesinin tarihi üzerine siyah perde indiren ve Dersim’in yenilgisini kaydeden feci bir tarih olmufltur. Katliamdan geriye kalanlar Trakya’ya ve Ege Bölgesi’ne sürgüne gönderilir. “Paraya ac›maks›z›n içlerinden çok adam kazan›p kullanmaya çal›flmak laz›md›r” denerek, “böl-parçala-yönet” politikas› bütün yo¤unlu¤u ile önerilmekte ve uygulanmaktad›r. Osmanl› ‹mparatorlu¤u’nun katliamc› gelene¤inin aynen devam ettiricisi olan

1937 Dersim isyan› ve 1938 Dersim katliam› Türkiye’de Cumhuriyet’in ilan›ndan sonra yaflanan iki önemli olayd›r. Dersim isyan›n› yöneten Seyit R›za ve di¤er afliret reisleri 2 Kas›m 1937’de Elaz›¤’›n Bu¤day meydan›’nda idam edildi. Seyit R›za idam edilirken “75 yafl›nday›m, flehit oluyorum. Kürdistan flehitlerine kar›fl›yorum. Dersim yeniliyor fakat Kürtlük ve Kürdistan yaflayacakt›r. Kürt genci intikam alacakt›r. Kahrolsun zalimler! Kahrolsun kahpe ve yalanc›lar!” sözleri ile korkusuzca ölümü kucaklad›. Devletin Dersim’e, Dersimlilere açt›¤› savafl, 1938 y›l›nda tekrar bafllar. Silahl› afliretler da¤lara s›¤›n›r. Binlerce genç kad›n kendini Munzur suyuna atarak intihar eder. Bölge top ve uçaklar›n saçt›-

TC devletinin 80 y›ll›k k›sa tarihi say›s›z irili ufakl› katliamlarla doludur. Say›s›z örneklerden birisi de 19-24 Aral›k tarihleri aras›nda gerçeklefltirilen Marafl katli-

am›d›r. Faflistlerin bilinçli k›flk›rtmas›yla 19 Aral›k 1978 günü Çiçek Sinemas›’nda anti-komünizm propagandas› yapan bir film gösterilirken, tahrip gücü zay›f bir bomban›n patlamas› sonucu, faflistler sinema salonunu terkederler. Burada daha sonra MHP milletvekilli¤i de yapan faflist Ökkefl Kenger’in (soyad›n› daha sonra fiendiller olarak de¤ifltirir) “Komünistler sinemay› ve camiyi bombalad›lar” demesi üzerine faflist gruplar, Alevilerin ve devrimcilerin yo¤un olarak yaflad›klar› bölgelere sald›rd›lar. Ertesi gün 20 Aral›k’ta senaryonun devam› olarak Alevi ve solcular›n gitti¤i kahvehane olan Ak›n K›raathanesi faflistler taraf›ndan bombaland›. Faflizm bu provokasyonlar sonucu kendilerine yarayacak katliam ortam›n› yaratamay›nca 21 Aral›k günü TÖBDER üyesi Hac› Çolak ve Muzaffer Yüzbafl›o¤lu adl› iki devrimci-demokrat ö¤retmeni vurarak katletti. Marafl halk› iki devrimci ö¤retmenin katledilmesini iflyerlerinin kepenklerini kapatarak protesto etti. Binlerce kiflinin kat›ld›¤› cenaze töreninde, ara sokaklardan polisin destekledi¤i ve bizzat kat›ld›¤› faflistler, kitlenin üzerine atefl açt›lar. Katliam›n bilançosu ç›kar›ld›¤›nda; 33 kifli ölmüfl, 300’den fazla kifli yaralanm›fl, 500’den fazla ev ve iflyeri tahrip edilmiflti. TC tarihinde “münferit” olaylar olmaktan çok, her zaman devletin sistemli bast›rma, y›ld›rma ve korkutma politikas› olmufl olan katliamlar, sistemin gerçek yüzünün çok net bir görüngüsüdür, ama bask› karfl›t› olan isyan› ve direnifli bast›ramam›flt›r/bast›ramayacakt›r. S›n›f mücadelesi tarihi sadece katliamlar›n de¤il, flanl› direnifllerin de yaz›ld›¤› bir tarihtir çünkü.

KOMÜN‹ST ÖNDERLER SINIF MÜCADELES‹NDE YAfiIYOR! 26 Aral›k 1893’te Hunan eyaletinde fiaofla Çung’da do¤du. 1911 y›l›nda Yeni Cumhuriyetçi Ordu’da 6 ay askerlik yapt›. 1911-1918 y›llar› aras›nda ise Hunan bölgesinin baflkenti olan Changsa’da ö¤retmen okuluna gitti. 1918 y›llar›nda Marksizm-LeMAO ZEDUNG ninizm düflünceleriyle tan›flan Mao Zedung, 1921 y›l›nda 12 delege ile Çin Komünist Partisi’nin kuruluflunu ilan etti. 1949 Çin Devrimi ve yaflam›n›n sonuna kadar mücadelesini sürdürdü. Marsizm-Leninizme felsefe. ekonomi politika ve bilimsel sosyalizm konular›ndaki katk›lar›ndan dolay› Marksizmin 5. ustas› olmufltur. Mao Zedung, 9 Eylül 1976’da yaflama veda etmifltir.

21 Aral›k 1879 tarihinde Gürcistan’da dünyaya geldi, 1898’de ‹lahiyat Fakültesi’den Sosyal Demokrat bir örgütlenme içine girdi¤i için at›ld›. Batum’da Rus Sosyal Demokrat ‹flçi Partisi (RSD‹P)’nin Kafkasya örgütünün yönetim kurulu’na seçildi. 1912’de RSD‹P Merkez Komite üyeli¤ine seçildi. Bir süre J.V.STAL‹N Pravda’n›n yay›n yönetmenli¤ini yapan Stalin 1913-1917 y›llar›n› sürgünde geçirdi. 1917’de Petrograd’a dönerek yeniden Pravda’n›n yay›n yönetmenli¤i görevine bafllad›. Parti içi mücadelede Lenin’in yan›nda yer ald›. Ekim Devrimi’nin gerçekleflmesinde önemli katk›lar› olan Stalin 1922’de RSD‹P’in 11. Kongresinde MK Sekreterli¤ine seçildi. Lenin’in ölümünden sonra da May›s 1924’te toplanan Parti kongresinde genel sekreterli¤e getirildi. Stalin’in mücadele dolu yaflam› 5 Mart 1953”te sona erdi.

19 Aralık 2003-2 Ocak 2004

GÜNDE DÜN… 20 Aral›k 1970. Polonya'da iflçilerin üzerine atefl aç›ld›. ‹flçiler yiyecek fiyatlar›n›n artmas›n› protesto ediyorlard›. Komünist Parti lideri Wladislaw Gomulka istifa etti, yerine Edward Gierek geçti. 1973. ‹spanya Baflbakan› Amiral Luis Carrero Blanco otomobilinde giderken havaya uçuruldu, öldü. Suikast› k›sa ad› ETA olan Bask Yurdu ve Özgürlü¤ü örgütü üstlendi. 21 Aral›k 1973. ‹stanbul'da Hac› Bekir'in Kad›köy, Karaköy, Beyo¤lu ve Eminönü iflyerlerinde grev bafllad›. 1990. Lice Kaymakaml›¤›'na bask›lar› flikayet etmek için giden köylülere atefl aç›ld›, 1 kad›n ve 1 çocuk öldü. 22 Aral›k 1932. Hindistan'daki ‹ngiliz yönetimi, 28.000 mahkûmu serbest b›rakt›. Mahkûmlar aras›nda Mahatma Gandhi de vard› 1975. Sosyal Sigortalar Kurumu'nda (SSK) görevli olan ve memur say›lan iflçiler Memur-‹flçi ayr›m›n› protesto etmek için direnifle geçtiler. Direnifle kat›lan 1248 iflçi 30 Aral›k günü iflten ç›kar›ld›lar. 24 Aral›k 1979. Tüm Ö¤retmenler Birleflme ve Dayan›flma Derne¤i, TÖB-DER Kahramanmarafl katliam›n›n y›ldönümünde Türkiye çap›nda direnifl ve protesto eylemleri düzenledi. Eylemler s›ras›nda 4 kifli öldü, 4000 kifli gözalt›na al›nd›. Ankara S›k›yönetim Komutanl›¤› TÖB-DER Genel Merkezi'ni kapatt›. 25 Aral›k 1970. Ankara'da Devrimci Gençlik Dernekleri Federasyonu, Dev-Genç üyesi Nail Karaçam ile Mehmet Demir'i faflistler kurflun ya¤muruna tuttu. Nail Karaçam hastaneye kald›r›l›rken yolda öldü. 26 Aral›k 1968. ‹stanbul Üniversitesi'nde ö¤renciler rektörlük binas›n› iflgal ettiler. Üniversite süresiz kapat›ld›. 1990. Metal iflkolunda da grevler bafllad›. Madeni Eflya Sanayicileri Sendikas›, MESS'e ba¤l› 216 iflyerinde 100 bin iflçi greve ç›kt›. 27 Aral›k 1945. 29 devletin üzerinde anlaflt›¤› ilkeler do¤rultusunda Uluslararas› Para Fonu, IMF kuruldu. 28 Aral›k 1970. Devrimci Gençlik Dernekleri Federasyonu, Dev-Genç üyesi ‹lker Mansuro¤lu yaflam›n› yitirdi. Mansuro¤lu, 5 gün önce, pusuya düflürülerek kurflunlanm›flt›. 1989. Yüksek Ö¤renim Kurulu, YÖK üniversitelerdeki baflörtü yasa¤›n› kald›rd›. 1991. ‹lk Kürtçe gazete Rojname yay›mland› 29 Aral›k 1969. ‹stanbul Topkap›'daki Gamak Elektrik Motorlar› Yap›m Fabrikas›'nda polis iflçilere sald›rd›; fierif Aygül adl› iflçi öldürüldü, 28 kifli yaraland›. ‹flçiler daha sonra fabrikay› iflgal ettiler. 30 Aral›k 1990. Türkiye ‹nsan Haklar› Vakf› kuruldu. 1 Ocak 1959. Küba'da devrimin zaferi. Diktatör Fulgenico Batista yeni y›l›n ilk saatlerinde Havana'dan kaçt›. Camilo Cienfuegos ve Che Guevara önderli¤indeki gerilla kollar› Havana'ya girmeye bafllad›. Bütün Küba'da iflçiler ve köylüler Fidel Castro'nun ça¤r›s›na uyarak genel greve bafllad›. 1987. Çin'in Tiananmen Meydan›nda on binlerce ö¤rencinin kat›ld›¤› büyük bir gösteri düzenlendi. 1994. Meksika’da köylü isyan› ç›kt›.


19 Aralık 2003-2 Ocak 2004

26

24

Bar›fl bir bayrak de¤il, eylemdir! 6-7 Aral›k 2003 tarihinde kad›na yönelik hak ihlalleri, savafl, göç ve muhalif kad›nlara yönelik politikalar›n tart›fl›ld›¤› “Savafl Dünyas›nda Kad›na Yönelik fiiddet” bafll›kl› Sempozyum, ‹stanbul Kad›n Platformu taraf›ndan Bilgi Üniversitesi-Dolapdere Kampüsü’nde gerçeklefltirildi. Kad›n üzerindeki fliddetin anlat›ld›¤› 3 oturum halinde gerçekleflen Sempozyum Dia Gösterimi ve aç›l›fl konuflmas›yla bafllad›. Birçok ülkeden kad›n temsilcilerin kat›ld›¤› ve ülkelerine yönelik kad›n sorunlar›n›n anlat›ld›¤› sempozyumun konuklar›ndan biri Maha Nassar’d›. Filistin Kad›nlar Birli¤i’ni temsilen Sempozyuma kat›lan Nassar; Filistin’de iflgal alt›ndaki kad›nlar›n psikolojik, sosyal ve ekonomik anlamda yaflad›¤› fliddete de¤inirken; buna karfl› Filistinli kad›nlar›n nas›l örgütlendi¤ini anlatt›. “Size Filistinli kad›nlar›n mesaj›n› getirmek benim için bir onur. Filistin’de tahrip edici silahlara sahip iflgal güçleriyle, hiç silah› olmayan fakir insanlar›n çat›flmas› de¤il sadece. Filistin’deki kad›n mücadelesi ayn› zamanda bir örnek de teflkil etmektedir. Sabah okula çocuklar›n› gönderirken geri dönece¤inden emin de¤iller. 284 kontrol noktas›nda Bat› fieria’da küçücük bir alanda birbirimizle ba¤lant› kuram›yoruz. Bu kontrol noktalar›n›n birinde flans eseri bir çocuk el sallamas›yla bile öldürülebiliyor. Hapishanelerde 650 çocuk var. ‹srailliler

bu çocuklar› gizliyor. 12 yafl›nda bu çocuklardan biri 3 defa intihara teflebbüs etti. Annelerin sorumlulu¤u, çocuklar› koruman›n önünde vatan› korumak. Çünkü ancak vatan› koruyarak çocu¤unuzu koruyabilirsiniz” diyerek Filistinli kad›nlar›n iflgal alt›nda nas›l bir yaflam savafl› verdi¤ini anlatt›. Kat›l›mc›lardan biri olan ‹HD Diyarbak›r flube yöneticisi Aygül Demirtafl ise; devletin militarist yap›s› ve kad›n üzerindeki bask› ve fliddetine de¤indi. “Savafl döneminde insan›n en temel hak ve özgürlükleri k›s›tlan›rken; militarizm kad›n› adeta bir intikam arac› olarak

kullanmakta, direkt cinsel kimli¤ini hedef almaktad›r” diyerek düflüncelerini ifade eden Demirtafl ayr›ca kad›n›n her alanda iflte, evde, sokakta, gözalt›nda sürekli fliddetle karfl›laflt›¤›n›, hergün 600’ün üzerinde kad›n›n fliddet sonucu yaflam›n› kaybetti¤ini belirtti. Bar›fl Annelerini temsilen sempozyuma kat›lan Müyesser Günefl de; Bar›fl Annelerinin ve Kürt kad›n›n›n mücadele içerisindeki tarihini anlatt›. “Kürt kad›nlar› çok ac›lar yaflad›lar. Çocuklar› hapishanelerde, çocuklar› mezarda çok ac›lar gördüler. 4 bine yak›n ev yak›ld›. Köyler boflalt›ld›” diyerek Kürt kad›nlar›n›n sorunlar›n› dile getirdi. Küresel Kad›n A¤›, Siyahl› Kad›nlar ve Bar›fl Mücadelesi konu bafll›kl› konuflmas›na bafllayan Nadia Gervoni; Küresel Kad›n A¤›, Siyahl› Kad›nlar ve bar›fl mücadelesine de¤indi. Bütün savafllar›n haks›z ve egemenlik kurma, di¤erlerinin suyuna, petrolüne sahip ç›kma iste¤inden ileri geldi¤ini belirten Gervoni; sorunlar›n bar›flç›l yoldan, diyalog yöntemiyle çözülebilece¤ine olan inanc›n› dile getirirken hakl› savafllar›, emperyalizme ve faflizme karfl› yürütülen savafllar› emperyalist talan

DEHAP yöneticisine cinsel fliddet ve iflkence DEHAP Diyarbak›r ‹l Kad›n Kollar› Yöneticisi Afife Mintafl 9 Aral›k gecesi aile ziyareti için gitti¤i Ferit Köflk Mahallesi civar›nda sivil giyimli 2 kifli taraf›ndan beyaz bir taksiye bindirilerek kaç›r›ld›. Olay›n ard›ndan ‹HD Diyarbak›r fiubesi’nde yap›lan bas›n aç›klamas›nda kaç›r›lan Afife Mintafl’›n 4 kifli taraf›ndan, cinsel, psikolojik ve fiziksel fliddete maruz kald›¤›, bo¤az›na b›çak dayanarak tehdit edildi¤i ve ajanl›k yapmas› için 1 hafta süre tan›nd›¤›n›n söylendi¤i belirtildi. Bas›n toplant›s›nda Afife Mintafl ad›na konuflan DEHAP Diyarbak›r Kad›n Kollar› Baflkan› Ezgi Dursun, ayn› gün Mintafl’›n a¤abeyinin gözalt›na al›narak Afife Mintafl hakk›nda

bilgi edinilmeye çal›fl›lmas›n›n olay›n faillerinin adresini çok aç›k bir flekilde iflaret etti¤ini dile getirdi. ‹zmir, Van ve Diyarbak›r’da da yap›lan bas›n aç›klamalar›yla Mintafl’a yönelik yap›lan cinsel taciz ve fliddet k›nand›.

Kad›na yönelik fliddet protesto edildi Emperyalist-kapitalist gerici sistemde her zaman bask›, sömürü ve yozlaflma yo¤un bir flekilde yaflan›r. Bu sistemde toplumun bütün kesimlerine bask› uygulan›rken, kad›nlara yönelik uygulamalar daha boyutlu, daha a¤›rd›r. Ülkemizde ise ç›kar›lan yasalarla her geçen gün kad›nlar geri plana itilmekte, yok say›lmakta, fliddete maruz kalmaktad›rlar. Bu fliddeti ve bask›lar› k›namak için 6 Aral›k 2003 günü E¤itim-Sen 2 No’lu fiube, SES Anadolu Yakas› fiubesi, BES Anadolu Yakas› fiubesi, fiahmeran Kad›n Evi, Pir Sultan Abdal Derne¤i Kad›köy fiubesi, EMEP, DEHAP’l› Kad›nlar, SDP’li Kad›nlar, saat 12:30’da Kad›köy ‹skele Meydan›’nda bir bas›n aç›klamas› yapt›lar. Çe-

flitli dövizlerin aç›ld›¤› bas›n aç›klamas›nda; “S›n›fsal, Ulusal, Cinsel Sömürüye Son” E¤itimSen 2 No’lu fiube imzal› pankart aç›ld›. Yap›lan aç›klamada; “Emperyalist paylafl›m savafllar›n›n faturas› hep ezilen halklara ve s›n›flara kesilir. Bu savafllar›n en büyük ma¤durlar› yine kad›nlar ve çocuklard›r. Bedenleri savafl ganimeti olarak görülen kad›nlar savafllar›n y›k›c› sonuçlar›ndan göç, sistematik tecavüz, iflkence, iflsizlik vb. do¤rudan etkilenmektedir” denildikten sonra talepler s›raland›. Son olarak da; “Dünyan›n her yerinde fliddetin ve yoksullu¤un olmad›¤› bir dünya kurmak için direnen kad›nlarla birlikte mücadeleye ça¤›r›yoruz” denilerek aç›klama sona erdirildi. (Kartal)

savafllar›yla bir kefeye koyarak ve “Silahl› mücadelenin kad›nlara özgürlük verece¤ine ben hiç inanmad›m” diyerek kad›n›n haklar›n› arayarak, insanl›¤›, onuru için savaflarak insanl›k mücadelesi vermesini ve bu mücadele içerisinde kimli¤ini kazanarak insan olma vas›flar›n› kazanmas›n› da reddediyordu. Göç-Der Baflkan› fiefika Gürbüz ise Göç-Der’in kurulufluna ve amaçlar›n› de¤indi. kad›n›n göç yüzünden yaflad›¤› s›k›nt›lar› vurgulayarak göçün ekonomik, sosyal ve kültürel anlamda en çok kad›n› etkiledi¤ini söyledi. Özlem Toker de esnek çal›flma ve kay›t d›fl› sektörün kad›n üzerindeki etkilerine de¤indi. Yoksullu¤un çevresinin kad›nlaflt›¤›n›, kad›nlar›n vas›fs›z ifllerde istihdam edildi¤ini ve kay›t d›fl› ekonomisinin parças› haline getirildi¤ine vurgu yapt›. Silahl› çat›flmalarda ortaya ç›kan ciddi cinsel fliddet suçlar›n›n kanuni takibindeki problemlere yönelik konuflan Francoise Hampson da; gözalt›nda iflkence, fliddet ve cinsel fliddet kültürünün tan›mlanmas›n›n çeflitli ülkelerde çeflitli anlamlara geldi¤ini belirtti. Ayr›ca suç unsuru içinde yer alan erkeklerin kültüründen de bahseden Hampson Türkiye sisteminde yasalar›n geniflletilmesi gerekti¤ine de vurgu yapt›.

DS‹’ye personel al›mlar›nda

C‹NS‹YET AYRIMCILI⁄I Devlet Su ‹flleri (DS‹) Genel Müdürlü¤ü’ne ba¤l› bölge müdürlüklerine, çeflitli branfllardan mühendis al›mlar›nda cinsiyet ayr›m› yap›l›yor. KESK Samsun Kad›n Platformu, ÖSYM Baflkanl›¤›’n›n Resmi Gazetede yay›nlanan yaz›s›na göre, DS‹ Genel Müdürlü¤ü’ne ba¤l› 19. Bölge Müdürlü¤üne, çeflitli branfllarda al›nacak personelde aranan özelliklerden birinin cinsiyetin erkek olmas› flart›n› ve DS‹ Genel Müdürü Veysel Ero¤lu’nun yap›lan cinsiyet ayr›mc›l›¤›na iliflkin bas›nda yer alan aç›klamalar›n› k›nayan bas›n aç›klamas›n› 9 Aral›k 2003 tarihinde sendika binas›nda yapt›. Platform ad›na aç›klamay› yapan ESM Kad›n Sekreteri Saliha Koyuncu, konuflmas›nda DS‹’nin 1951 y›l›ndan bu yana hizmet veren kurumlardan biri oldu¤una ve y›llard›r bayan mühendislerin zor arazi ve hava koflullar›nda gerekti¤inde flantiyelerde de çal›flarak görevlerini en iyi flekilde yapt›klar›na de¤inerek “y›llard›r süre gelen bu düflünce acaba Say›n Genel Müdürlü¤ümüz taraf›ndan neye istinaden de¤iflmifltir. DS‹ Genel Müdürlü¤ü’nün bu tavr› asl›nda kad›n mühendislerin görevlerinde baflar›l› olamad›klar›n› de¤il de 59. hüküme-

tin kad›na bak›fl aç›s›n› ve kad›n politikas›n› göstermektedir” fleklinde konufltu. DS‹ Genel Müdürü’nün, kad›n mühendis almamalar›n›n gerekçesini, burjuva bas›nda baz› köfle yazarlar›na gönderdi¤i yaz›da, “flantiyelerde çal›flan erkek iflçilerin aras›nda kad›n personeli koruman›n zorlu¤u” ve kad›nlar›n narin yap›lar› olarak belirtmesi ve çal›flanlar›n da “kad›nl›klar›ndan uzaklaflm›fl, erkekleflmifllerdir” yönlü ifadelerinin kullan›lmas› da kad›nlar›n tepkisini ald›. Bu konuyla ilgili Koyuncu “Genel Müdürümüzün bu ifadesinden DS‹’de çal›flan iflçi arkadafllar›m›z da nasibini almaktad›r. DS‹’de çal›flan bayan mühendislerin neden kendilerini üretimde katk›s› olan iflçi arkadafllar›ndan korumalar› gerekmektedir. Asl›nda kad›nlar›m›z, kendilerini evde kölelefltirmeye çal›flan ve ev hapsine olumlu bakan yasakç› zihniyete karfl› olmal›d›r” dedi. Gerçeklefltirilecek olan bu personel al›m›na yönelik yap›lan yanl›fl›n bir an önce düzeltilmesi için Enerji, Sanayi ve Maden Sendikas› (ESM)’n›n Türkiye genelinde eylem ve etkinliklerinin düzenleyece¤i duyurusu yaparak bas›n aç›klamas› sonland›. (Samsun)


27

24

19 Aralık 2003-2 Ocak 2004

"Felsefem özgürlü¤e inanmakt›r, silah›m gülmektir, lisan›m ise kalbimin sesidir"

Charlie Chaplin 1889-1977

John Steinbeck Kaliforniya’da bir ›rgat ailenin çocu¤u olan John Steinbeck, 1902 y›l›nda do¤du. Öteki yafl›tlar› gibi küçük yafllarda çiftçilik yapt›. Steinbeck yazd›¤› “Fareler ve insanlar”, “Sardalya Soka¤›” ve “Gazap Üzümleri” kitaplar›n›n yan›s›ra Zapatalar üzerine haz›rlad›¤› kitab›ndaki flu sat›rlar, onun yaflam felsefesini özetler niteliktedir; “Birgün gelecek, insanlar›n siyah; ama, alt›n gibi parlayan gözleri olacak; onlar, güzellikleri görecekler, pisliklerden ar›nm›fl ve tüm yüklerden kurtulmufl olacaklar, havalara yükselecekler, sular›n dibine inecekler, s›k›nt›lar›n› ve ellerinin nas›r ba¤lam›fl oldu¤unu unutacaklar. Birgün gelecek insanlar özgür olacaklar; kendi özgürlük kavramlar›n›n karfl›s›nda da özgür olacaklar. Bu, daha büyük bir özgürlük olacak, ölçüsüz ve bütün bir yaflam boyunca sürecek... Birgün gelecek, insanlar savanlar› ve bozk›rlar› yeniden keflfedecekler, uçsuz bucaks›za aç›l›p köleliklerine son verecekler; hayvanlar yükseklerdeki güneflin alt›nda insanlara, art›k özgür olan insanlara yaklaflacaklar ve dev kaplumba¤alar, filler, bizonlar birlik içinde yaflayacaklar, ormanlar›n ve çöllerin krallar›, özgürlüklerine kavuflmufl insanlarla birleflecekler, ayn› kaynaktan su içecekler, ar›nm›fl havay› soluyacaklar, birbirlerini parçalamayacaklar, bu, bafllang›ç olacak; bütün bir yaflam›n bafllang›c›...”

"Tukan'›n bir fliiri, en az 10 Filistinli savaflç› yarat›yordu" Filistin halk›n›n mücadelesinin en güçlü seslerinden biri olarak tan›mlanan ünlü Filistinli kad›n flair Fadva Tukan, Bat› fieria'da 86 yafl›nda öldü. ‹srail eski savunma bakanlar›ndan Mofle Dayan'›n "Tukan'›n bir fliiri, en az 10 Filistinli savaflç› yarat›yordu" dedi¤i bildirildi. 1940'lardan beri fliir yazan Tukan, eserlerinde daha çok Arap kad›nlar›n›n özgürlük mücadelesini iflliyordu. Filistinlilerin Ürdün ile ‹srail aras›ndaki kontrol noktas›nda yaflad›klar› afla¤›lanmay› anlatt›¤› en ünlü fliirlerinden "Alleby Köprüsü'nde Bekleyifl"te, Tuka, "Bekleyen, geçmek için yalvaran ac›nas› gözler" diye yazm›flt›.

1889'da Londra'nın en fakir semtlerinden birinde doğan Chaplin'i tüm dünya bastonu, büyük ayakkabıları, melon şapkası ve küçük bıyıklarıyla "Şarlo" tiplemesiyle tanıdı. Chaplin'in çocukluk yılları hep sıkıntı içinde geçti. Genç yaşında tanıdığı çöplükleri, dilencileri, hırsızları ve başı boş gezenleri filmlerinde konu etti. 19141923 yılları arasında 69 komedi filmi çeviren Chaplin milyonlarca insanı hem gülüp, hem de ağlatmıştı. 1930 yıllarında "Modern Zamanlar" ve "Diktatör" filmleriyle sosyal ve siyasal yaşama da el attı. 25 Aralık 1977 yılındayken 88 yaşında hayata veda eden Chaplin hayatını şöyle özetliyor: "Felsefem özgürlüğe inanmaktır, silahım gülmektir, lisanım ise kalbimin sesidir".

‹ngiliz sinema oyuncusu ve yönetmeni Charlie Chaplin; Amerikan yap›m› sessiz filmlerde canland›rd›¤› tiplemesiyle dünya çap›nda ün kazand›. ‹lk filmini 1914'te yapan Chaplin, iki y›l içinde ABD'nin en tan›nm›fl kiflilerinden biri olmufltu. The Tramp'te (1915; fiarlo Serseri), yaratt›¤› küçük serseri tiplemesiyle tan›nd› ve haf›zalarda bu tiplemeyle yerini koruyor. 1920’lerin bafllar›na gelindi¤inde Chaplin, komedilerinde ola¤anüstü bir baflar› sa¤layarak k›sa sürede kendi filmlerini yönetebilecek duruma gelmiflti. Yap›mc›l›¤›n› kendisinin üstlendi¤i filmlerde rol ald›. 1920'lerin sonlar›nda sesli sinemaya geçilmesinden sonra yaln›zca birkaç filmde görünmekle yetinmesine karfl›n, ilk dönem filmlerinin sinema klasikleri olarak de¤erlendirilmesi ve yeni izleyici kitlelerince de ilgi görmesi nedeniyle ününü hemen hiç yitirmemifltir. Uzun metrajl› büyük komedi filmleri aras›nda The Kid (1921; Yumurcak), The Gold Rush (1925; Alt›na Hücum), City Lights (1931; fiehir Ifl›klar›), Modern Times (1936; Asri Zamanlar) ve The Great Dictator (1940; fiarlo Diktatör) say›labilir. ...Chaplin 1942'de, savaşta Almanlara karşı ikinci bir cephe çağrısında bulunduğunda manşetlere çıktı. Siyasal tavrına yöneltilen saldırıda, hiçbir zaman ABD vatandaşlığına geçmemiş olmasının payı da vardır. “Mavi Sakal” öyküsünün iğneleyici bir uyarlaması olan Monsieur Verdoux (1947), pekçok çevrenin yanısıra Amerikan ordusunu da oldukça sinirlendirdi. ABD hükümetinin vergi borcu için sıkıştırması, ayrıca bazı politikacı ve köşe yazarlarının yıkıcı etkinliklerle ilişkisi olduğunu ileri sürmeleri üzerine Chaplin 1952'de ülkeyi terk etti. Geri dönüş hakkının ABD Adalet Bakanlığı'nca soruşturulacağını öğrenince 1953'te Cenevre'de bu haktan vazgeçtiğini açıkladı. Bundan sonra ailesiyle birlikte İsviçre'de Vevey yakınlarında Corsier-sur-Vevey'de yaşamaya başladı.

6. Uluslararas› Sinema-Tarih buluflmas› gerçeklefltirildi Türkiye Sinema ve Audiovisuel Kültür Vakf›’n›n (TÜRSAK), METRO Grup ana sponsoruyla gerçeklefltirdi¤i ‘6. Uluslararas› Sinema-Tarih Buluflmas›’ dans ve film gösterisiyle bafllad›. TÜRSAK Vakf›’n›n her y›l geleneksel olarak düzenledi¤i “Uluslararas› Sinema-Tarih Buluflmas›” Lütfi K›rdar Sergi ve Kongre Saray›’nda yerli ve yabanc› çok say›da sanat çevresinin kat›l›m›yla bafllad›. Aç›l›fl gecesi ünlü dansç› Micheal Popper’›n festival için özel olarak kareografisini yapt›¤›; “temas” ve “flevkat” temalar›n›n insan davran›fllar› üzerindeki anlam›n› beden diline aktaran bir dans tiyatrosu sunuldu. Popper’›n sundu¤u dans gösterisine ‹stanbul Y›ld›z Teknik Üniversitesi Modern Dans Program› Ö¤rencileri efllik ederken, Beyhan Murphy ile Melten Keskin ise misafir sanatç› olarak kat›ld›. Dans gösterisinin ard›ndan konuflma yapan TÜRSAK

Genel Baflkan› Engin Yi¤itgil, festivalle birlikte toplumlararas› dayan›flmaya ve bar›fla katk› sunmay› amaçlad›klar›n› belirterek, festivalin birçok kültürün bir araya geldi¤i ‹stanbul’da düzenlenmesinin anlaml› oldu¤unu söyledi. MUMCU’YA PROTESTO Yi¤itgil’in ard›ndan söz alan Kültür ve Turizm Bakan› Erkan Mumcu, konuflma yapt›¤› esnada salonda bulunan sanatç›lar›n protestosuyla karfl›laflt›. Bu y›lki Emek Ödülü Necip Sar›c›’ya, Onur Ödülü Ünsal Özkay’a, Uluslararas› ‹nsan Ödülü Polonyal› Yönetmen Agniezska Holland’a verilirken, festivale sponsor olduklar› için Metro Grup Türkiye Temsilcisi Nurdan Tümbek’e de bir plaket sunuldu. Ödül töreninin ard›ndan gece “Hayalciler Tutuklular ve Suçlular” adl› film gösterimiyle sona erdi. (D‹HA)


19 Aralık 2003-2 Ocak 2004

28

24

‹nsan Haklar› Raporlar›n›n ortaya ç›kard›¤› sonuç;

‹nsan haklar› emperyalizme karfl› mücadele ile kazan›l›r Ne kadar yasa ç›kart›l›rsa ç›kart›ls›n bu ülkede “demokratik devrim gerçekleflmeden demokrasi gelece¤ini” söylemek halka söylenecek en büyük yaland›r. Çünkü ortada yukar›dan afla¤›ya faflizmin yasalar›na göre örgütlenmifl bir devlet modeli var. Türk egemen s›n›flar› sömürü düzenlerini Kürt ulusunun inkar› ve imhas›yla, iflçi s›n›f› ve ezilen s›n›flar üzerinde bask› ve terörle sürdürebilmektedir.

‹nsan Haklar› Evrensel Bildirgesi’nin Birleflmifl Milletler’e üye ülkeler taraf›ndan 10 Aral›k 1948 tarihinde kabul edilifli vesilesiyle her y›l 10 Aral›k, ‹nsan Haklar› Günü ve 10-17 Aral›k da ‹nsan Haklar› Haftas› olarak kutlan›r. Bir insan›n en temel haklar›n›n s›raland›¤› ‹nsan Haklar› Evrensel Bildirgesi’nin Türkiye’de dahil BM’ye üye ülkeler taraf›ndan imzalan›fl›n›n üzerinden elli y›l› aflk›n bir süre geçti. Ne var ki emperyalist kapitalist sistem taraf›ndan en azg›n sömürüye tabi kalan insanl›k, bugün en temel haklar›ndan bile yoksun olarak yaflam mücadelesi veriyor. Her y›l kutlanan ‹nsan Haklar› Günü ve Haftas›n›n, yaflanan hak ihlallerinin belli bir k›sm›n›n raporlaflt›r›lmas› ve haklar›n geniflletilmesi temennilerinin yap›larak demokrasicilik oyununun oynand›¤› bir zaman olmaktan baflka bir anlam› yoktur. Emperyalist-kapitalist sistemin en azg›n sömürüsünün hüküm sürdü¤ü dünyada, milyarlarca insan›n çeflitli nedenlerle yaflama hakk› elinden al›nd›/al›n›yor. Bugün bu haklar› geri almak için verilecek mücadelenin özü emperyalizme karfl› dünya halklar›n›n verdi¤i mücadeledir. Emperyalizm tarihin çöplü¤ündeki yerini almadan dünya halklar›n›n en temel haklar›ndan bile söz edilemez. Bugün, günde 100 bin insan açl›k ve yan etkilerinden ölüyor. Sadece 2000 y›l›nda 36 milyon kifli sadece bu nedenle yaflam›n› yitirdi. Her 7 saniyede, bir çocuk hayat›n› kaybediyor. Açl›k sorunu her geçen gün daha da büyürken, 2000 y›l›nda silahlanmaya harcanan paran›n sade-

ce yüzde biri açl›k sorununu çözebilece¤i aç›kland›. Di¤er yandan emperyalistleraras› paylafl›m savafllar› ve bölgesel savafllar nedeniyle son yüz y›lda 100 milyonu aflk›n kifli yaflam›n› yitirdi. 1990-2000 y›llar› aras›nda meydana gelen savafllar nedeniyle 2 milyon çocuk öldü, 6 milyonu yaraland›. Her 20 dakikada bir kifli may›na basarak yaflam›n› yitiriyor. Bu rakamlar›n ço¤u BM’ye ba¤l› örgütler taraf›ndan haz›rland›. Emperyalist kapitalist sistemin yaratt›¤› bu gerçeklik, bu sistemin insanl›¤a verdi¤i/verece¤inin açl›k, yoksulluk, iflkence ve ölüm oldu¤unun en bariz göstergesidir. Nitekim son Irak iflgalinde dünya halklar› bir kez daha gördü ki, emperyalist kapitalist sistem kendi sömürü düzenini sürdürmek için milyonlarca insan›n yaflam hakk›n› elinden al›yor. ‹nsan Haklar› ‹zleme Komitesi (HRW) Irak ile ilgili haz›rlad›¤› raporda ABD ve ‹ngiliz askerlerinin kulland›¤› misket bombalar› nedeniyle yaklafl›k 1000 Irakl›’n›n öldü¤ünü aç›klad›. Yine ayn› raporda fiili iflgalin bafllad›¤› 20 Mart’tan, 20 Nisan’a kadar sadece bir ayda ölen Irak’l› sivillerin say›s›n›n 20 binden fazla oldu¤u aç›kland›. ‹flgalcilere karfl› Irak’taki direniflin büyümesiyle iflgalcilerin son dönemde sivil halka yönelik katliamlar›n› art›rd›¤› biliniyor. Bugün Irak’ta yaflananlar emperyalist-kapitalist sistemin “demokrasi”, “insan haklar›” anlay›fl›n› da ortaya koymaktad›r. “Irak’a demokrasi ve insan haklar› götürece¤im” diyerek iflgal eden ABD ve ‹ngiliz emperyalistleri, gerçeklefltirdikleri katliamlarla ve ülkeyi ekonomik olarak sömürmeleri ile de-

mokrasi anlay›fllar›n›n sadece kendilerine oldu¤unu göstermektedirler. Emperyalistlerin demokrasisi kendi egemenliklerini sürdürmektir. Sömürülerini devam ettirmek için gerçeklefltirdikleri katliamlar›n, iflkencenin, iflledikleri ve ifllettikleri cinayetlerin haddi ve hesab› yoktur. ‹flte dünyada emperyalist sald›rganl›¤›n en vahfli olarak yafland›¤› bu dönemde insan haklar› günü ve haftas› kutlanmaktad›r. Faflizmin bizzat yönetim flekli olarak hüküm sürdü¤ü Türkiye’de ‹nsan Haklar› Günü ve Haftas› yine egemen s›n›f taraf›ndan oynanan demokrasicilik oyunuyla geçti. Cumhurbaflkan›ndan baflbakan›na kadar egemen s›n›f temsilcileri ‹nsan Haklar› Günü ve Haftas› nedeni ile yapt›klar› aç›klamalar ve oynad›klar› demokrasicilik oyunuyla devletin Faflist Kemalist diktatörlük oldu¤unu bir anlamda itiraf ediyorlar. Bir yandan 80 y›ll›k faflist diktatörlü¤ü ile övünürken di¤er yandan demokrasi için halktan beklemelerini ve sabretmelerini istediler. 80 y›ld›r oynanan demokrasicilik oyunu art›k tutmamaktad›r. Baflbakan Recep Tayyip Erdo¤an, “demokratikleflme için yasal de¤ifliklikler büyük ölçüde tamamland›” derken, baflbakan›n bu sözlerini TBMM ‹nsan Haklar› Komisyonu Baflkan› Mehmet Elkatm›fl flöyle çürütüyor, “Bugüne kadar 13 bin yasa ç›kar›ld›, bunlardan 10 bini yürürlükte. Türkiye’de yeteri kadar yasa var. Sorun yasa de¤il.” Gerçekten de sorun yasalarda de¤ifliklik yapmak de¤il. Özellikle son AB’ye uyum paketleriyle halk›n en çok tepkisini çeken anti demokratik yasalarla

“k›smi iyilefltirmeler” yap›ld›. Ve bu çok büyük bir demokrasi ad›m› olarak ilan edildi. Ne de¤iflti? ‹flkence sona m› erdi? Yarg›s›z infazlar bitti mi? Emekçilerin en temel sosyal ve ekonomik haklar› m› verildi? Ö¤rencilere paras›z, demokratik, anadilde e¤itim hakk› m› verildi? Bu sorulara verilecek tek yan›t hay›r. Ne kadar yasa ç›kart›l›rsa ç›kart›ls›n bu ülkede demokratik devrim gerçekleflmeden demokrasi gelece¤ini söylemek halka söylenecek en büyük yaland›r. Çünkü ortada yukar›dan afla¤›ya faflizmin yasalar›na göre örgütlenmifl bir devlet modeli var. Türk egemen s›n›flar› sömürü düzenlerini Kürt ulusunun inkar› ve imhas›yla, iflçi s›n›f› ve ezilen s›n›flar üzerinde bask› ve terörle sürdürebilmektedir. Özellefltirme, sendikas›zlaflt›rma gibi çal›flma yaflam›ndaki hak gasplar›, emperyalizmin Türkiye gibi yar› sömürge ülkelerin önlerine koydu¤u yeniden yap›land›rma modelleriyle tüm h›z›yla sürmektedir. Birçok iflletmenin özellefltirme bahanesiyle kap›s›na kilit vurulmakta, iflçiler ifllerinden at›lmakta ve bu uygulamalara karfl› geliflen küçük çapl› direnifller bile devletin kolluk kuvvetlerinin en azg›n sald›r›s›na u¤ramaktad›r. Ülkemizde iflçi s›n›f› mücadelesiyle önemli bir örnek olan deri sanayisinde geliflen iflçi direnifllerine devletin sald›rganl›¤› bu duruma en iyi örnektir. Bir di¤er çarp›c› örnek ise ‹nsan Haklar› Günü’de devlet erkan› demokrasi flovu yaparken, ‹zmir’de ekonomik ve demokratik haklar› için eylem yapan kamu emekçilerine kolluk kuvvetlerinin gaz bombalar›yla sald›r›s› oldu.


29

24 Di¤er yandan üniversite ö¤rencilerinin paras›z, bilimsel anadilde e¤itim için verdikleri mücadele her zaman devletin hedefleri aras›nda yer ald›. Son 6 Kas›m’da kolluk kuvvetlerinin sald›rganl›¤›, ö¤renciler hakk›nda en demokratik hak olan dilekçe vermekten bile soruflturmalar aç›lmas› ve okuldan at›lmalar› ö¤renci cephesinden durumu çok iyi özetliyor. Kuruldu¤u ilk günden itibaren varl›klar›n› inkar ettikleri Kürt ulusu-

na yönelik inkar ve imha sald›r›s› her geçen gün daha da kapsaml› olarak devam etmektedir. T. Kürdistan›’nda 2003 y›l›nda yaflanan birkaç örnek bu durumu özetlemeye yetmektedir. Diyarbak›r’›n Hani ilçesinde ö¤retmene laf att›klar› gerekçesiyle gözalt›na al›narak “sorgulanan” ve yüzlerine insan d›flk›s› sürülerek flehir merkezinde gezdirilen B.D. (15) ile M.O. (14) egemen sistemin hem Kürt ulusuna bak›fl›n› hem de ‘de-

Ocak - Eylül 2003 Türkiye ‹nsan Haklar› ‹hlalleri Bilançosu I. YAfiAM HAKKI 1.Yarg›s›z ‹nfazlar Yarg›s›z ‹nfaz 3 ölü Dur ihtar›, rastgele atefl açma, silah kullanma yetkisinin ihlali 12 ölü 24 yaral› Köy korucular› taraf›ndan öldürülen/yaralanan 4 ölü 15 yaral› Toplam 19 ölü 39 yaral› 2. Cezaevlerinde Ölümler 15 ölü 3. Gözalt›nda Ölüm 2 kifli 4. Kaybedilenler Kay›p ‹htimali Bulunanlar 4 kifli Ölü Olarak Bulunanlar 1 kifli 5. Faili Meçhul Sald›r›lar 46 ölü 24 yaral› 6. Kuflkulu Ölümler 8 kifli 7. Sald›r›ya U¤rayanlar 186 kifli 8. May›n ve Sahipsiz Bomba Patlamalar› 9 ölü 35 yaral› 9. ‹flkence, Kötü Muamele, Afla¤›lay›c› ve ‹nsanl›kd›fl› Muameleye U¤rayanlar Gözalt›nda iflkence ve kötü muamele 562 kifli Resmi gözalt› merkezleri d›fl›ndaki yerlerde iflkence 175 kifli Cezaevlerinde iflkence 41 kifli Köy korucular› taraf›ndan yap›lan iflkence ve kötü muamele 12 kifli Toplumsal Gösterilerde Yaralananlar 267 kifli Kaç›rma, tehdit, muhbirlik teklifi 149 kifli Okulda fliddet 26 kifli Toplam 1232 kifli II. K‹fi‹ ÖZGÜRLÜ⁄Ü VE GÜVENL‹⁄‹, AD‹L YARGILANMA Gözalt›na Al›nanlar 8495 kifli Tutuklananlar 820 kifli III. ‹FADE ÖZGÜRLÜ⁄Ü 1. Sansür, Yasaklama, K›s›tlama, Toplatma Toplat›lan ve Yasaklanan Yay›nlar Dergi 42 (toplam 73 say›) Gazete 18 (toplam 44 say›) Kitap 18 Afifl, görsel malzeme vb. 24 (afifl, döviz, bildiri, pankart vb. gibi) Toplam 102 Yasaklanan Etkinlikler 35 Kapat›lan Gazete ve Dergiler 17 Bask›na U¤rayan Kitle Örgütü, Siyasi Kurulufl, Yay›n Organ›, Kültürel Kurulufl 22 (17 gazete ve dergi bürosu, 5 kültür ve sanat merkezi) IV. TOPLANTI VE GÖSTER‹ ÖZGÜRLÜ⁄Ü Yasaklanan/‹zin verilmeyen etkinlikler 26 Aç›lan Soruflturmalar 6 Aç›lan Davalar 17 dava (toplam 504 kifli) Sonuçlanan Davalar 17 V. ÖRGÜTLENME ÖZGÜRLÜ⁄Ü Bask›na U¤rayan Kurulufllar 26 Aç›lan Soruflturmalar 49 Aç›lan Davalar 33 Örgütlerin Kapat›lmas› 8 Sonuçlanan Davalar 29 VI. SOSYAL VE EKONOM‹K HAKLAR Siyasi ve ekonomik nedenlerle iflten ç›kar›lanlar 13641 kifli Sürgüne Gönderilenler 425 kifli ‹fl kazalar›nda Ölenler 98 kifli ‹fl kazalar›nda yaralananlar 395 kifli VII. E⁄‹T‹M VE KÜLTÜREL HAKLAR Üniversitelerin Disiplin Kurulunca Hakk›nda Soruflturma Aç›lan Ö¤renciler 355 ö¤renci Üniversitelerin Disiplin Kurulunca Cezaland›r›lan Ö¤renciler 111 Soruflturma Aç›lanlar 100 ö¤renci Sonuçlanan Davalar 122 kifli beraat etti, 13 ö¤renci toplam 28 y›l 6 ay hapis cezas›na çarpt›r›ld›, 9 ö¤rencinin toplam 13 y›l 6 ay hapis cezas› ertelendi

mokratiklefliyoruz’ söyleminin alt›n›n ne kadar da bofl oldu¤unu göstermesi bak›m›ndan çarp›c› bir olayd›r. Olay›n uzun süre kamuoyunda yer almas› nedeniyle polisler hakk›nda soruflturma aç›lsa da, bu davan›n ak›beti de daha öncekiler gibi oldu ve üzeri kapat›lmaya çal›fl›ld›. Ma¤dur ve tan›klar üzerinde terör estiren devlet, çocuklar›n ailelerine, çocuklar›n vücut veya yüzlerinde darp ve d›flk› izine rastlamad›klar› aç›klamas›n› yapt›rd›. Ancak çocuklar hiçbir biçimde gazetecilere gösterilmezken, mahkemeye de ç›kar›lmad›lar. Olay› haber yapan gazetelerin yaz› iflleri müdürlerine yalan haber yazmaktan soruflturma bafllat›ld›. Çocuklar›n ilk resimlerinin ise foto montaj oldu¤u söylendi. Olay›n kapanmas› için her yolu deneyen devlet, CHP Diyarbak›r Milletvekili Muhsin Koçyi¤it’in verdi¤i gensoruyu da geri çektirdi. Hakkari’deki Newroz kutlamalar›na kat›lan 13 kifli hakk›nda aç›lan dava ise devletin kendi kanunlar›n›n hiçbir anlam› olmad›¤›n› gösterdi. Newroz kutlamalar›nda halk›n foto¤raflar›n› çeken polisler, a¤›zlar› aç›k olan 13 kifliye “yasad›fl›” slogan att›klar›n›n “teflhis edilmesiyle” soruflturma bafllat›ld›. Ses kay›tlar› olmamas›na ra¤men bu kiflilerin foto¤raflar›ndan “yasad›fl›” slogan att›klar› gerekçesiyle tutuklama karar› ç›kar›lmas›, tüm hukuk normlar›n›

19 Aralık 2003-2 Ocak 2004 altüst etti. Son olarak 3 Aral›k gecesi Diyarbak›r’›n Ba¤lar beldesinde bir eve düzenlenen operasyonda Hüseyin Altun ile ‹brahim K›l›nç katledildi. Bas›na olay KADEK’lilerle çat›flma olarak yans›t›lmaya çal›fl›lsa da, görgü tan›klar›n›n ve ailelerin anlat›m›na göre olay bir yarg›s›z infaz. T. Kürdistan› hakk›nda verdi¤imiz örnekler orada yaflananlardan sadece birkaç›. Son bir y›l içerisinde Kürt ulusuna yönelik inkar ve imha sald›r›lar›n›n daha da yo¤unlaflmas›n› ulusal hareket bar›fl söylemleriyle yan›tlamaktad›r. Sistemle bütünleflme çabalar›n› ulusal hareketin önderli¤i sürdüre dursun, devlet en küçük hakk› bile tan›madan imhaya yöneliyor. ‹nsan haklar›yla ile ilgili olarak aç›klanan raporlar›, ancak emperyalist kapitalist sistemin insanl›¤a verebilece¤i hiçbir fleyi olmad›/olamayaca¤›n› görerek okumak bu raporlara bir anlam kazand›rmaktad›r. Aksi bir yaklafl›m›n kitleleri sisteme kanalize etmekten baflka bir anlam› yoktur. Bu gün bu raporlara bak›p da vah vah çekmenin bir anlam› yoktur. ‹nsanl›¤a sahip ç›kmak gibi bir derdi olan ya da bunu söyleyen herkes egemen sisteme karfl› mücadeleyi her alanda gelifltirmek zorundad›r. Emperyalizme karfl› mücadele, halklar›n kurtulufl mücadelesidir.


19 Aralık 2003-2 Ocak 2004

30

‹flçi-köylü’den “‹MPARATORLUK” HALKA ATTI⁄I ‹LK BOMBA ‹LE YIKILIfiINI ‹LAN ETT‹ HALKLARIN HAKLI VE MEfiRU MÜCADELES‹ SALDIRGANLIKLA BO⁄ULAMAZ ‹flbirlikçili¤in ve uflakl›¤›n böyle bir sonla da bitebilece¤ini gördük TV ekranlar›ndan. “Zavall› Saddam” belki de kendisi gibi olanlar›n düflebilece¤i hazin sonu gösterdi. Bir dönem emperyalistlerin ufla¤› ve ülkesinin efendisi Saddam; flimdi sözünü dinlemedi¤i efendilerinin elinde. Uflak ve iflbirlikçiler aç›s›ndan ç›kar›lmas› gereken çarp›c› bir ders. Emperyalist haydutlar›n ve yerli uflaklar›n›n yaflad›¤› ekonomik krizin derinleflmesinin ve ekonomik t›kanm›fll›¤›n bir sonucu olarak siyasal sald›rganl›¤›n geliflti¤i bir y›l› geride b›rakaca¤›z. Ayn› zamanda bu sald›rganl›¤a karfl› dünyan›n bir çok yerinde direnifller filizlenerek ezilenlerin mücadelesine umut oldu. ABD’nin yaflad›¤› ekonomik krizin bir sonucu olarak yapt›¤› iflgaller ve sald›r›lar “imparatorlu¤un” çaresizlik ç›rp›n›fllar› olarak flekillendi. ABD Irak’a att›¤› ilk bombayla ayn› zamanda hayalini kurdu¤u büyük imparatorlu¤un da çöküfl bombas›n› atm›fl oldu. Ve sapland›¤› Irak ç›kmaz›nda her gün biraz daha büyüyen direniflin çemberi içinde “zafer” 盤l›klar› at›yor. AKP hükümeti kendisi için de bir y›ll›k süreç anlam›na gelen bu zaman diliminde daha ifl bafl›na gelmeden ad›n› sald›rganl›k hükümeti olarak yazd›rd› ve yaflanan süreçte bu durumunu kan›tlad›. ‹flçi s›n›f› ve emekçilere yönelik gerçeklefltirilen bir dizi paket sald›r›n›n yan› s›ra son dönemde yaflanan önemli geliflmelerle uflakl›k misyonunun rengini biraz daha koyulaflt›rd›. “Teröre karfl› cephe ülkesi” olma statüsünü kazanan Türkiye’yi bundan sonra nas›l geliflmelerin bekledi¤i önemli. Çünkü ABD yapt›¤› planlarda Türkiye’yi bugüne kadar kulland›¤› uflak rolünden almayacak ancak daha fazla görev verecek, hareket kabiliyetini art›rarak

daha etkin kullanacak. Özellikle de önümüzdeki dönem daha da azg›nlaflacak olan Ortado¤u sald›rganl›¤›nda Türkiye’nin oynayaca¤› rol daha bir önem kazanacak. ABD aç›s›ndan bölgeye yönelik k›sa ve orta vadedeki politikalar›n hayata geçirilmesinde Türkiye önemli bir kap› rolü oynayacak. Bu rolünü zaten oynanm›yor muydu? Elbetteki oynan›yordu. Ancak önümüzdeki dönem bu rol -uflakl›k- biraz daha pekifltirilerek iliflkiler bu zeminde flekillendirilecek. Irak ç›kmaz› ve son sald›r›lar AKP hükümetine böyle yans›rken ABD aç›s›ndan süreç çok daha karmafl›k bir hal al›yor. Saddam’›n “yakalanmas›n›n” ard›ndan tüm psikolojik savafl araçlar›n› kullanarak büyük gürültüler koparan ABD günlerdir televizyonlarda izletilen malum görüntülerle “zaferini” duyurdu. Irak’ta ve Bush’un ABD’de halk›n yaflad›¤› güvensizli¤in ve negatifli¤in pozitif bir duruma evrilmesi için gerekli olan manevra yap›lmal›yd› ve yap›ld›; “Saddam yakaland›.” ABD D›fliflleri Bakan›’n›n aylar öncesinden “Saddam’› yakalamak bizim için sorun de¤il” aç›klamas› olay›n içeri¤ini kavramak aç›s›ndan önemli. Tam da Saddam’›n yakaland›¤› günlerde Türkiye’de halk›m›za mikrofon uzatan sat›lm›fl medyan›n ald›¤› flu cevap çarp›c›d›r; “ Saddam’› yakalamak onlar için basit iflti. Aylard›r yerini biliyorlard› niye yakalamad›lar. fiimdi yakalad›lar herhalde ABD halk›na Noel hediyesi yapmak için.” Yaflanan geliflmenin ard›ndan birçok ülkenin yapt›¤› aç›klamalar birbirinin tekrar› niteli¤inde. T. Erdo¤an ise dikta yönetimlerine ve bask›c› rejimlere karfl› olduklar›n› aç›klayarak “uluslararas› planda önemli bir baflar› sa¤land›” diyerek

Irak’taki “yeni dönemi” selamlad›. Bu selamlama çok geçmeden Irakl› direniflçilerin karakol önünde patlatt›klar› bombayla yan›tland›. Mesaj hem Bush’a hem de iflbirlikçi ve uflaklar›na isabetli bir flekilde iletildi. Saddam’›n yakalanmas›n›n direnifl üzerinde olumsuz bir etki yarataca¤›n› düflünenler aç›s›ndan da bir yan›t niteli¤i tafl›yan bu eylem, direniflin Saddam merkezli geliflmedi¤inin de önemli kan›tlar›n› sunmufl oldu. Ancak yakalanmas›n›n hemen ard›ndan ekrandaki görüntülerin gerek Irak halk› üzerinde gerekse de direnifli gö¤üsleyen belli bir kesim üzerinde moral bozuklu¤u yaratmayaca¤›n› söylemek de do¤ru olmayacakt›r. Ve yine gündeme getirilen bir di¤er tart›flma da “Saddam gibi bir diktatörü yakalayan ABD nas›l oluyor da Usame Bin Laden’i yakalayam›yor” oldu. “Terörizmle mücadelede 盤›r açan ABD” kendi çocu¤unu nas›l oluyor da ele geçiremiyor! Y›l› “baflar›yla” kapatan ABD böylelikle önümüzdeki dönem yap›lacak seçimleri de garanti alt›na alarak halk›n›n y›k›lan güvenini bu hamleyle yeniden kazand›! Ancak bu yapay güven Irak ç›kmaz› devam ettikçe kendini ne kadar koruyacak flu anda belli de¤il. Uzun bir süredir kamuoyunu meflgul eden K›br›s seçimleri ise 14 Aral›k Pazar günü yap›ld›. Ve seçimler öncesi yap›lan tart›flmalar›n benzeri tart›flmalar flimdi seçim sonuçlar› üzerinden yap›lmaya devam ediliyor. Yorumlar genel olarak K›br›s’ta yaflayan halk›n talepleri üzerinden de¤il emperyalistlerin ç›kar hesaplar› üzerinden yap›ld›¤› için as›l sonuca ulaflmak mümkün olmasa da do¤ru yorumlar› yakalayabilmek için inceleme aç›s›ndan önemli verileri ortaya koyabiliyor. Hiçbir partinin tam olarak istedi¤i sonuçlar› alamad›¤› K›br›s seçimleri K›br›s’ta kendilerini sol olarak adland›ran siyasi partiler aç›s›ndan asl›nda bir ilk’e tan›kl›k etti. Çünkü bu partilerin tarihi boyunca bu kadar yüksek oy ald›¤› bir seçim daha K›br›s tarihinde bulunmuyor. Halk›n büyük ço¤unlu¤unun sand›k bafl›na gitti¤i seçimlerde % 5 baraj›n› ancak dört parti aflabildi. Bu sonuçlar dikkate al›narak de¤erlendirildi¤inde meclise giren tüm partilerin eflit say›da milletvekili ç›kartabilecekleri görülüyor. “Yavru vatan” vb. söylemleri ile K›b-

24 r›s’taki konumlar›n› meflrulaflt›rmaya çal›flan ülkemiz hakim s›n›flar›na kendi milliyetçi borular›yla ‹flçi Partisi de “K›br›s’› veren Türkiye’yi de verir” afiflleriyle egemenlerin borusuna ortak oldu. Bu konuda s›n›f bilinçli proletaryan›n yaklafl›m› aç›k ve nettir. K›br›s’›n kaderini belirleyecek olanlar ne emperyalistler ne de onlar›n uflaklar›d›r. K›br›s’›n kaderini belirleyecek olan K›br›s halk›d›r. Halk›n kendi kaderini belirlemesi anlay›fl› dünden bugüne ve yar›na savunulacak tek do¤ru çözümdür. Yap›lan seçimlerin gösterdi¤i bir di¤er önemli gerçek ise Türkiye taraf›ndan sürekli diri tutulmaya çal›fl›lan “yavru vatan” söylemlerinin art›k K›br›s halk› üzerinde eskisi kadar etkili olmad›¤›d›r. Güzelyurt belediyesinde muhalefet partilerinin birinci parti olarak ç›kmas› bunun ispat›d›r. Keza Annan plan› uyguland›¤›nda Güzelyurt Güney K›br›s taraf›nda kalacakt›r. Kürt ulusal hareketinin att›¤› geri ad›mlara ve uzlaflma ça¤r›lar›na ra¤men egemenlerin geçmiflten beridir süregelen politikalar› kendini koruyor. T. Kürdistan›’nda yarg›s›z infazlar h›z›ndan bir fley kaybetmeksizin devam ediyor. Demokrasi makyaj›yla kald›r›ld›¤› iddia edilen OHAL tüm illerde devam ettiriliyor. Katledilen gerillalara karfl›l›k yap›lan misilleme eylemleri bugün için halk›n ac›lar›n› belli boyutlarda hafifletse de faflizmin sald›r›lar› devam ettikçe halk›n öfkesi sürekli diri kalacakt›r. Ve bir süre sonra bu misilleme eylemleri de halk›n ne öfkesini boflaltmaya yetecektir ne de ac›lar›n› dindirmeye. Bugün dünyada ve ülkemizde büyüyen ve büyüyecek olan direnifl “terörizm” damgas›yla bo¤ulmak isteniyor. Halklar›n tüm demokratik talepleri ve bu u¤urda yürütülen mücadelenin “terörizm”le s›fatland›r›lmas› bu mücadelenin hakl›l›¤›na ve meflrulu¤una gölge düflüremeyecektir. Filistin’de, Irak’ta ve dünyan›n daha birçok ülkesinde emperyalist iflgal ve talana karfl› direnen halklar›n onurlu mücadelesi emperyalizmin bu 盤l›¤›n› bo¤acak nitelik ve meflruluktad›r. Onlar direnifl ve mücadelenin çemberinden korkarak sald›r›rken dünya halklar› hakl› ve meflru mücadelelerinin onuruyla bu korkuyu büyütecek güce sahiptir. Bu gücü bizler dün de gördük, bugün de görüyoruz ve yar›n da görece¤iz.

fiiflecam grevi 2. kez yasakland› Kristal-‹fl üyesi iflçilerin, fiiflecam patronlar›n›n dayatmalar›na karfl› bafllataca¤› grev, “otomotiv sektörünün cam ihtiyac›” gerekçe gösterilerek 60 gün süreyle ertelendi. Karar›n resmi gerekçesi ise her zamanki gibi “grevin milli güvenli¤i bozucu nitelikte” bulunmas›. Karar› üzüntü ve öfkeyle karfl›layan cam iflçileri örgütlü olduklar› fabrikalarda bas›n aç›klamalar› yapt›lar. Fabrikalarda yap›lan ortak aç›klamada “AKP hükümeti sosyal hukuk devletinin de¤il patron devletinin savunucusudur” denildi. ‹flçiler aileleriyle birlikte Ankara’ya giderek AKP Genel

Merkezi önünde eylem yapt›. Fabrikalardaki eylemlerin de çeflitli biçimlerde sürmesi bekleniyor. Topkap› fiiflecam Fabrikas› Bafltemsilcisi Mürsel K›l›ç, iflçilerin birli¤ini sa¤layarak patronun sendikay› tan›mas› için giriflimlerde bulunacaklar›n› söyledi. Binlerce cam iflçisinin birlikte hareket edece¤ini dile getiren K›l›ç, “Dan›fltay’a bel ba¤lamaktansa iflçiler fabrikalarda yapacaklar›yla sonuca ulaflacaklar” diye konufltu. ‹fl Bankas›n›n milletvekillerine hediye etti¤i dizüstü bilgisayarlar› hat›rlatarak “laptop’a sat›ld›k” diyen K›l›ç, Baflkanlar Kurulu’nu K›br›s’ta yapan Türk-ifl’ ten

ise hiçbir fley beklemediklerini kaydetti. fiiflecam patronlar› taraf›ndan haks›z bir flekilde iflten at›lan fiiflecam Gebze Fabrikas› Bafltemsilcisi Selahattin Duran, yasa¤› Çay›rova servis duraklar›nda düzenledikleri bas›n aç›klamas›yla protesto ettiklerini bildirdi. Çeflitli sendikalar hükümetin grev yasaklama sald›r›s›n› k›nayarak, hükümetin grev k›r›c›l›¤› yapmas›ndan vazgeçmesini isteyerek fiiflecam iflçilerinin hakl› mücadelesini desteklediklerini bildirdiler ve bu sald›r›lar›n emperyalist sald›rganl›kla efl güdümlü ve efl zamanl› yap›ld›¤›na dikkat çektiler. (Kartal)


23

Bafltaraf› sayfa 32’de Fakat bu hiçbir zaman gerçekleflmedi. Daha sonra sözde uluslar aras› Yönetim Kongresi kuruldu. Seçimler oldu, fakat reformlar, sosyo-ekonomik yap›da hiçbir de¤ifliklik yapmad›. Bu süreçte, Baflbakan Indira Gandhi idi. Gandhi din ile halk› bask› alt›nda tuttu, ancak daha iyi yaflam standartlar›ndan bahsetmeye de devam etti. Muhalefet partileri sosyalizm hakk›nda konufluyorlard›. Fakat bu partiler de zeminlerini yitirdiler, rejim ise ezilen halka karfl› en çok dini kullanarak bask›s›n› sürdürdü. Di¤er tüm düflünceler düflman olarak kabul ettirildi, t›pk› Hitler Almanya’s›n›n Yahudilere düflmanl›¤› gibi. Hakim sistem bir program sundu ve yine bunun için de dini kulland›. Ve ayn› zamanda emperyalizmle ekonomik olarak iflbirli¤i bafllad›. Kaynaklar›m›z zengin fakat s›n›rl›d›r ve Hindistan da nüfusu çok büyük bir ülkedir. Bu yüzden planlamaya ihtiyaç vard›r. Bugün bakt›¤›n›zda özellefltirmelerin h›zla büyüdü¤ünü görebilirsiniz. Örne¤in son süreçte birçok hastane yap›lm›flt›r, fakat bunlar›n hepsi özel hastanelerdir. Yani durum her gün daha kötüye gidiyor. Kriz gittikçe büyüyor ve bunun sorumlusu iktidardaki tüm partileri, bat›l inançlar›, kültürel dejenerasyonu ve fanatik dincili¤iyle sistemin kendisidir. -Öncelikle Hindistan’daki devrimci hareketin durumu ve ard›ndan ikinci olarak Maoist Hareketin durumu ve faaliyetleri hakk›nda bilgi verir misiniz? Dünyan›n her yerinde antiemperyalist mücadelenin geliflmesiyle ba¤lant›l› olarak, bunun ülkenizdeki yans›mas› nas›ld›r? -Devrimci hareketin geçmifline bakt›¤›n›zda bunun çok uzun bir tarihe ve bir çok direnifl örne¤ine sahip oldu¤unu görürsünüz. Mevcut mücadele ya da genel olarak mücadele emperyaliz-

31

me karfl› mücadeleyle her zaman ba¤lant› içindedir. Fakat bu ayn› zamanda gerçekte devlete karfl› mücadeledir. Çünkü bunlar emperyalizmin uflaklar›d›r. Bu yüzden devlete karfl› mücadelenin ayn› zamanda emperyalizme ve onun ülkemizdeki sömürüsüne karfl› mücadele oldu¤unu anlamak durumunday›z. Cümlemi tamamlamak için bir örnek olarak; Hindistan ve Pakistan bir süre önce görüflmelerde bulundu ve Hindistan ABD’ye Pakistan’dan daha sad›k oldu¤unu ifade etti. Yaln›zca ABD emperyalizminin daha iyi ufla¤› oldu¤unu göstermeye çal›fl›yorlard›. Hükümet, kraldan daha kralc›yd›, çünkü o emperyalizme ba¤l›yd›. Burada mücadele her zaman vard›, bu ülke çeflitli parçalara bölünmüfl durumdad›r. Silahl› mücadele yürütülen Andra Pradefl gibi bölgeler mevcut. Uzun bir mücadele tarihine sahip olan Hindistan Komünist Partisi (Halk Savafl›) ad›nda bir parti var. Ülkemizde mücadeleye Halk Savafl› ve MCC (Maoist Komünist Merkez) adl› iki büyük parti taraf›ndan önderlik edilmekte. Bu iki partinin etkisi çok güçlü ve emperyalizmin kukla rejimi olan devlete meydan okuyorlar. Bugünkü ekonomik koflullar alt›nda, gerçekten itibar edilen, etkili ve emperyalizmi ve onun iflbirlikçi ve uflaklar›n› ifade eden bu sisteme karfl› mücadele edenler Maoistlerdir. Bunu yaln›zca ülkemiz için söylemiyorum. Tüm dünyada bu böyledir. Maoist gruplar bugünün dünyas›nda çok önemli bir rol oynayabilirler. Hindistan gibi bir k›tan›n yar›s›n› kaplayan muazzam büyüklükteki bir ülkede tüm ülkeye liderlik etmek çok zordur. Bu yüzden baz› bölgelerde farkl› çal›flma biçimleri yürütmek zorundas›n›z. - Bunlar ne tür farkl› çal›flmalar? Örne¤in k›rsal bölgelerde nas›l bir faaliyet yürütülüyor?

-Söyledi¤im gibi farkl› metodlar var, k›rsal bölgelerde en büyük sorun olarak köylülerin topraks›zl›k ve yoksulluk sorunuyla ilgilenmek zorundas›n›z. Ayn› flekilde e¤itim sorunu çok önemli bir gerçekliktir. Çünkü köylülerin ço¤unlu¤unun okula gitme flanslar› yok. Bu sorunlar›n her birini ayr› ayr› ele almak ve bunlara yönelik çal›flma yapmak zorunluluktur. -Son süreçte Nepal Komünist Partisi (Maoist) Merkez Büro üyesi Yoldafl Gaurav ülkeniz egemenlerince tutukland›. Bu konuda ülkenizdeki geliflmelerden bahsedebilir misiniz? -Gajurel, kendisine ait olmayan bir pasaportla Hindistan’da tutuklanm›flt›. Hindistan yasal sistemi Onu serbest b›rakabilirdi, çünkü ellerinde geçerli hiçbir fleyleri yoktu. Gajurel, NKP(M) Merkez Komite Üyesi oldu¤unu aç›klad›, ard›ndan bunun onlar›n genel bir politikas› oldu¤unu ö¤rendik. Yakaland›klar› zaman, gizlice öldürülmelerini engellemek için taktik olarak, Parti içindeki konumlar›n› söylüyorlar. Gajurel’in mahkemesi ile ilgili olarak, Nepal’e iadesi hala söz konusu, ki bunun anlam› yaflam›n›n tehlikeye girmesidir. Bu yüzden Onun iade edilmemesinden emin olmak zorunday›z. Gerçekte Hindistan devletinin bunu yapmaya hakk› yok, zira Gajurel politik tutsak. Tabi ki bu konuda çeflitli aç›klamalar ve protestolar ülkemizde sürmektedir. - Türkiye kamuoyunu da yak›ndan ilgilendiren bir konuda sormak istiyorum. Dünya Sosyal Forumu (DSF), tarihinde ilk kez y›ll›k toplant›s›n› Porto Allegre d›fl›nda bir yerde Hindistan’da gerçeklefltirecek. Biz biliyoruz ki, sizin de bahsetti¤iniz gibi Andra Pradefl’teki köklü mücadeleyi devlet pasiflefltirmek istiyor. Geçti¤imiz y›l da Asya Sosyal Forumu bu bölgede toplant›s›n› yapt›. Bu iki toplant›-

19 Aralık 2003-2 Ocak 2004

n›n ülkenizde gerçeklefltirilmesini nas›l de¤erlendiriyorsunuz? -Asya Sosyal Forumu da Dünya Sosyal Forumu taraf›ndan örgütlenmiflti ve bu iki güç gerçekte tek bir güçtür. Ve bu iki gücün temel noktas›n› NGO’lar, yani Hükümet D›fl› Örgütler oluflturmaktad›r. ASF ve DSF Hindistan’da revizyonist CPI(M) taraf›ndan desteklenmektedir. Marksistlerin ya da her nas›l adland›r›rsan›z, ülkelerinde silahl› mücadeleyi savunanlar›n ASF’ye kat›lmalar›na izin verilmedi. Bu ayn› zamanda Irak’taki iflgal güçlerine karfl› savaflan Irak halk›n›n, ülkelerindeki sald›rganl›¤a karfl› savaflan Filistin halk›n› ve tüm direnenlerin kat›lmas›na izin verilmedi¤i anlam›na geliyordu. Yani bu, emperyalizme, özellikle ABD emperyalizmine karfl› gerçekten savaflanlar›n kabul edilmedi¤i anlam›na geliyor. Ayn› zamanda bunlar emperyalist Küreselleflmeye “insani bir yüz” vermeye ve bu yolla gerçek karakterini gizlemeye çal›fl›yorlar. Tüm bu politikalarla, bu örgütler sistem politikalar›n›n gerçekte bir parças› olmaktad›r. Bu “küreselleflme”nin kutsanmas›d›r. Andra Pradefl ile ilgili olarak, buras› emperyalizme karfl› mücadelenin çok güçlü oldu¤u bir bölgedir, ASF bu yüzden Haydarabat’ta topland› ve DSF de toplant›s› için Bombay’› seçti. Bu toplant›ya alternatif olarak bir baflka toplant› daha gerçekleflecek ayn› yerde. Bu toplant›lar süreç aç›s›ndan gerçek bir ayna ifllevi görecektir. Bu yap›n›n içinde reformistler de var, ancak bu gruplar emperyalizme, Irak’taki iflgal güçlerine ve Filistin halk›na sald›ranlara karfl› mücadele ediyorlar. Bizler de bu mücadelenin bir parças›y›z. Ve bu mücadelemizde siz Türkiyeli yoldafllar›m›zla iliflkilerimiz çok önemlidir. Sizlerin ülkenizde verdi¤iniz mücadelenizi selaml›yoruz.


UMUT YAYIMCILIK VE BASIM SANAY‹ LTD. fiT‹ YENİ DEMOKRASİ YOLUNDA

işçi-köylü B‹Z HALKIZ GELECEK ELLER‹M‹ZDED‹R

Yönetim yeri: Gureba Hüseyin A¤a Mah. ‹mam Murat Sok. No:14/1 Aksaray-Fatih/‹STANBUL. Tel: (0212) 521 34 30, 531 48 53 FAKS: (0212)621 61 33 Sahibi ve Yaz›iflleri Müdürü: Beflir KASAP Bask›: Gün Matbaac›l›k

BÜROLAR ➧ KARTAL: HAMAM SOK. DEM‹RL‹ ‹fiHANI NO: 57/14 KARTAL, TELEFAKS: (0216) 306 16 02 Cep: 0 544 521 34 30 ➧ ANKARA: TUNA CAD. ÇANAKÇI ‹fiHANI NO:11 KAT:3 DA‹RE:32 ÇANKAYA TEL: (0312) 432 23 01 Cep: 0 535 562 33 72 ➧ ‹ZM‹R: GAZ‹OSMANPAfiA BULVARI, KOÇAfi ‹fiHANI NO: 87, DA‹RE:318 KONAK, TELEFAKS: (0232) 441 93 09 Cep: 0535 310 31 84 ➧ MALATYA: DABAKHANE MAHALLES‹, BOZTEPE CAD., BABACAN ‹fiHANI NO:9 KAT:1/16 MALATYA TEL: (0422) 325 78 13 Cep: 0536 697 94 19 ➧ BURSA: GÜMÜfiÇEKEN CAD. ERKMEN ‹fiHANI, NO:7/21, HEYKEL, TEL: (0224) 224 09 98 Cep: 0 536 612 81 98 ➧ SAMSUN: KALE MAH., YUSUF KEFEL‹ ‹fiHANI, KAT: 6 NO: 9 , TEL: (0362) 435 64 57 Cep: 0 537 427 71 48 ➧ TURHAL: YAVUZ SULTAN SEL‹M MAH. TANRI-VERD‹ SOK. 19/15 2. NOTER YANI TURHAL/TOKAT TEL: 0356 276 37 20 Cep: 0533 414 65 54

Genel Da¤›t›m: YAY-SAT

➧ MERS‹N: ÇANKAYA MAH. S‹L‹FKE CAD. ÜZÜM ‹fiHANI KAT :1 NO: 47 MERS‹N

@mail: umutyayimcilik@superonline.com

➧ AVRUPA MERKEZ BÜRO: WESELER STR 93 47169 DUISBURG-DEUTSCHLAND TEL: 0049 203 40 60 958 FAKS: 0049 203 40 60 959

“Maoistler, bugünün dünyas›nda çok önemli bir rol oynayabilirler” Çeflitli ülkelerdeki Maoist hareketlerin geliflimini takip etmenin, deneyimlerinden yararlanman›n önemli bir görev olarak önümüzde durdu¤unun bilinci ile kamuoyuna sundu¤umuz söyleflilerimizin sonuncusunda Hindistanl› Maoist bir yoldaflla yapt›¤›m›z söylefliyi sunuyoruz.

Hindistan gibi bir k›tan›n yar›s›n› kaplayan muazzam büyüklükteki bir ülkede tüm ülkeye liderlik etmek çok zordur. Bu yüzden baz› bölgelerde farkl› çal›flma biçimleri yürütmek zorundas›n›z. -‹lk olarak bize Hindistan’›n sosyo-ekonomik yap›s›ndan ve politik durumundan bahseder misiniz? -Hindistan’da halk›n % 60’›ndan fazlas› resmi istatistiklere göre gecekondu semtlerinde yaflan›yor. Örne¤in Bombay’daki gecekondu semtlerinde su yoktur, tuvalet yoktur, elektrik yoktur, yani insano¤lunun hiçbir ihtiyac› buralarda bulunmamaktad›r. Gücü elinde tutanlar›n, yani politik, ekonomik vb. güce sahip olanlar›n hükmettikleri yerlere bu insanlar gidemez, Anayasa Mahkemesi bu yasad›fl› hareketi desteklese bile, bunlar›n mülklerine izinsiz giremezsiniz. Yani bu insanlar buralar›n yasal sahipleri de¤ildir, buralar› iflgal etmifllerdir. % 60’l›k yoksul halk topraklar›n yaln›zca % 8’ini iflgal etmektedir yani çok küçük bir k›sm›n›. Küçücük yerlerde, 10 metrekarelik yerlerde 6-7 insan yaflamaktad›r. Dolay›s›yla gece yatarken mutlaka bir baflkas›na dokunursunuz, çünkü buralarda hiç bofl yer yoktur. Tahmin edebilece¤iniz gibi yasalar bu insanlar için ifllememektedir, ancak bu yüzden de zenginliklere sahip olanlar iktidar› da ellerinde tutuyorlar. Gecekondularda yaflayan insanlar suçlu ve h›rs›z olarak nitelendiriliyorlar. Özellikle flehirlerde, toprak sahibi kifliler taraf›ndan bu yak›flt›rmalar yap›l›yor. Zenginlerin evlerini temizle-

yenler, çocuklar›na bakanlar, evlerinin tüm ifllerini yapanlar suçlu olarak adland›r›lm›yorlar; fakat onlar ne zaman ki akflam evlerine, 10 metrekarelik evlerine dönüyorlar, iflte o zaman “suçlu” oluyorlar. Hindistan’da hizmetçiler gecekondularda yaflamak zorundalar ve çok lüks restorantlarda çal›flsalar bile kendilerine ait bir odaya bile sahip de¤iller. Yani onlar›n varl›¤› yasad›fl› çünkü çal›flmaya gittiklerinde onlar varlar, ama gecekondular›na geri döndüklerinde di¤erleri için art›k yoklar. ‹flçi ve memurlar toplumdaki en az ücretle çal›flanlard›r. Bu insanlara “nerede yafl›yorsunuz?” diye sorarsan›z, göreceksiniz ki % 90’› gecekondularda yaflamaktad›r. Dolay›s›yla, devlet için çal›flan memurlar›n bile hala bu kenar semtlerde yaflad›¤›n› görebilirsiniz. Hindistan’da karfl›tl›klar çok yo¤undur. Bu karfl›tl›k belki ülkenizde bile bu kadar yo¤un de¤ildir. Kuflkusuz dünyan›n her yerinde yoksulluk vard›r ve insanlar›n her gün açl›ktan öldü¤ü birçok ülke vard›r, ancak Hindistan’daki istatistikleri hiçbir yerde bulamazs›n›z. Kafan›zda canlanmas› için bir örnek anlatmak istiyorum. Ulusal bir parkla ilgili bir mahkeme vard›. Bu park›n bir bölümü ormanl›k alan›n bir k›sm›n› da kaps›yor. Bu orman›n 3 feet’i parka ait. Hükümetin bu konuda

çok ciddi s›k›nt›lar› var. Çünkü % 60’› kenar mahallelerde yaflayan yoksul bir nüfusa sahipler ve halk, do¤al olarak yaflayabilecek bir yere sahip olmak için bu parka geliyor. Hükümet bu % 60’l›k nüfusu baflkas›na ait topraklara girmekten cezaland›ram›yor, çünkü bunun anlam› bu kadar insan› için tüm flehri hapishaneye çevirmek olacak. Tabi ki flehri hapishaneye çevirmek hem mümkün de¤il hem de çok saçma. Bu ulusal park halk› buradan elbette tahliye edilebilirler, bu mümkündür. Hükümet bunun için bir talimat verdi. Sonra Bombay Ulusal Mahkemesi konuyu görüfltü. Ancak bu insanlar buradan tahliye edilirlerse, nerede yaflayacaklar? Buna yan›t veremiyorlar. fiu anda bile hiçbir düzenli sa¤l›k koflullar›na sahip de¤iller. Çocuklar›n hiçbiri doktor yüzü görmemifltir. Ayr›ca, bir de sözde çevre örgütleri var, halk›n ormanda yaflamalar›n›, havay› zehirlemelerini protesto ediyorlar ve hükümetten bu konuda bir fley yapmas›n› istiyorlar. Yani bunun gibi birçok saçma fley de yaflanmakta. Bu insanlara karfl›, çevreye zarar verdikleri gerekçesiyle birçok mahkeme ve dosya mevcut. -Bir fley sormak istiyoruz. Bu konuda, halka karfl› dava açan ya da hükümetin bu konuda birfleyler yapmas›n› isteyen örgütlerin varl›¤›ndan söz ettiniz. Gerçek anlamda bu insanlar›n haklar›n› savunan ilerici gruplar yok mu? -Evet, tabi ki var, bunlar yaln›zca çevre örgütleri de de¤il, baflka örgütler de var. Fakat onlar›n iflleri çok zor, çünkü Anayasa Mahkemesi flimdiden davalara bafllam›fl durumda. Ayn› zamanda halk için iyi avukatlar sa¤lamak da çok zor. Bir baflka fley, tüm bu örgütler birleflmifl durumda de¤iller, ayr› ayr› birçok grup var. Bunlar örne¤in farkl› ülke dilleri gibi baz› nedenlerden bölünmüfl durumdalar. Bombay’da hepsi Hindu dilini konufluyor, fakat onlar›n ço¤u Hindistan’›n farkl› farkl› yerlerinden geliyorlar. Tamil’den gelenler var örne¤in, bunlar kendi dillerini kullan›yorlar. Ayr›ca kast sistemini de unutmamak laz›m, yüksek s›n›ftan

gelen insanlar var ve onlar daha alt s›n›ftan gelen insanlarla ayn› yerlerde yaflam›yorlar. Baz›lar› “dokunulmazlar” ve bunlar hala dokunulmaz olarak adland›r›l›yorlar. Bunlar›n aras›nda birçok ayr›m var. Yine bu insanlar “kapitalist” flehirlerde bile yaflasalar, kültürleri kapitalist de¤ildir, bugün bile y›llarca önceki tarihte yafl›yorlar ve y›llard›r ayn› bask› alt›nda tutuluyorlar. Hindistan’daki s›n›flar aras› karfl›tl›klar çok keskindir. fiehirlerle ilgili olarak; Bombay’a neden bu kadar çok insan göç eder? Bombay özel bir yer de¤il, Kalküta gibi di¤er flehirlerde de durum farkl› de¤il. Teresa Ana’y› duymuflsunuzdur, kendisinin kutsal oldu¤una inan›l›r, gerçekte o zenginli¤i sever yoksullu¤u de¤il ve birçok zenginli¤e sahip olmufltur. Bir örnek verebilirim; Ronald Reagen Hindistan’a geldi bir keresinde ve Teresa beyaz giysiler içinde ona krallara yarafl›r karfl›lama düzenledi ve çevresinde dört döndü. -fiehirlere birçok insan›n göç etmekte oldu¤unu söylediniz, bu insanlar nerelerden ve niçin gelmektedir? -Bu insanlar k›rsal kesimlerden geliyorlar. Bunlar flehire geldiklerinde ifl bulabileceklerini düflünüyorlar, fakat ço¤unlukla iflsiz kal›yorlar. K›rsal kesimde sahip olduklar› hiçbir fleyleri yok. Bir fleylere sahip olanlar yaln›zca toprak a¤alar›d›r. Bu durumdan kaynakl› günde sadece bir ö¤ün yemek yiyebiliyorlar, bazen de hiç. Bu yüzden flehirlere geliyorlar, kalacak yerleri olmasa da en az›ndan günde iki ö¤ün yemek yiyebilmek için. -Bu kadar yoksulluk içinde oldu¤unu söyledi¤iniz ve karfl›tl›klar›n da keskinli¤inden bahsetti¤iniz bu ülke nas›l yönetiliyor? -‹ngilizler ülkemizi 1947 y›l›nda resmi olarak terk ettiklerinde insanlar›m›zda da bir umut ve beklenti do¤du. Onlar sistemin daha iyi olaca¤›n›, refah düzeyinin yükselece¤ini düflündüler ve örne¤in herkesin eflit olarak e¤itim alaca¤›na, sa¤l›k hizmetlerinden yararlanacaklar›na inand›lar. Devam› sayfa 31’de

YDYIK24  

EEmmppeerryyaalliisstt KKüürreesseelllleeflflmmee&& SSaavvaaflflaa KKaarrflfl›› ‹flçi-köylü’den www.iscikoylu.org EEMMPPEERRYYAALL‹‹SSTTLLE...

Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you