Page 1

YENİ DEMOKRASİ YOLUNDA

işçi-köylü www.iscikoylu.org

Ölümünün 27. y›l›nda Baflkan Mao bir kez daha hayk›r›yor;

“EMPERYAL‹ZM KA⁄ITTAN KAPLANDIR” Baflkan Mao’nun 110. yafl›nda Marksist-Leninist teoriyi temsil etmenin ve yüceltmenin günümüzdeki simgesi olan Maoizmin emperyalizme karfl› bütün cephelerde ve bütün biçimlerde yürütülen s›n›f mücadelesinde yükseklerde dalgalanan bir bayrak haline gelmesi için “Emperyalizm ka¤›ttan kapland›r” fliar›n› daha yüksek sesle hayk›ral›m. ✔ ‹fiGALC‹LER KAYBEDECEK! Zafer 盤l›klar›yla girilen Irak’tan art›k iflgalci güçlerin korku ve yenilgi 盤l›klar› yükseliyor. ABD’li askerlerin aileleri kayg›l› ve endifleli. Amerikan askerleri ise art›k Irak’tan dönmek istiyor. Sald›r›lar›n yaratt›¤› korku ve panikle ABD kad›n, çocuk demeden katliamlar›n› artt›rarak devam ettiriyor. Katil Bush aylar önce ulusa seslenifl konuflmas› yapt›¤›nda tarih 1 May›s’t›. Irak’ta zaferi ilan etmiflti. 8 Eylül konuflmas›nda ise zaferin de¤il korkulu ve zor günlerin kendilerini bekledi¤inin ilan›n› yapt›. ✔ ‹fiGALE ORTAK OLMAYALIM! Sald›rganl›kta hergün biraz daha yaln›zlaflan ABD, katliam ve sald›r›lar›na ortak ar›yor. Bir dönem “siz olmadan da biz bu ifli yapar›z” dedi¤i BM’den flimdi yard›m dileniyor. Uflak TC devleti ise emekçi halk›n çocuklar›n›n kan› üzerinde pazarl›k masalar›nda diplomasi trafi¤ini artt›r›yor. IMF’den al›nacak parayla Irak’a gönderilecek askerin pazarl›¤› yap›l›yor. Ve bu pazarl›¤›n ad›na da “Ulusal ç›karlar›m›z gere¤i” deniliyor. Bizim ulusal ç›karlar›m›z baflka bir halk›n kan›n› ak›tmakta de¤il ba¤›ms›zl›k ve sosyalizm mücadelesinin yürütülmesi ve büyütülmesindedir. Bu yüzden bu yalanlara inanmayal›m. Emperyalist iflgale ortak olmayal›m. ✔YEN‹LMEZ OLAN HALKIN ÖRGÜTLÜ MÜCADELES‹D‹R! Emperyalistlerin ve onlar›n yerli uflaklar›n›n en çok korktu¤u fley halk›n birleflik, örgütlü mücadelesidir. Onlar› nihai sonuca götürecek olan da bu gerçekliktir. Bu inançla ve örgütlülü¤ümüzden ald›¤›m›z güçle iflgale ve her türlü sald›r›ya karfl› örgütlenelim. Kendi gücümüze ve kitlelerin gücüne güvenerek “Emperyalizm için dökecek kan›m›z yok” fliar›n› her yerde hayk›rarak, hakl› ve meflru olan isyan›m›z› örgütleyelim.

“‹flçi” kodu ve “anti-Amerikanc›” maske

‹P’‹N GERÇEK YÜZÜNÜ G‹ZLEYEM‹YOR Sözde “anti-Amerikanc›” kisveyle Irak’›n iflgaline karfl› “ç›kan” ‹P, Türk Ordusunun Kuzey-Irak iflgalini en hararetli savunan bir pozisyondad›r. Sosyal flovenizm azg›n bir Türk milliyetçili¤iyle ‹P bünyesinde yakay› bir kez daha ele vermektedir. Türk egemenlerinin her zaman ifltah›n› kabartm›fl olan IrakKürdistan›’n›n iflgal edilerek s›n›rlar›na dahil edilmesi, TC’nin d›fl politikalar›ndaki temel stratejilerinden birini oluflturdu¤u aflikard›r. Irak’a asker yollama nok-

tas›nda bu konu ABD’yle yap›lan bir pazarl›k konusudur. Emperyalist efendileriyle yapt›klar› pazarl›kta s›k s›k Irak-Kürdistan›’n› masaya getiren TC gibi ‹P de, Irak-Kürdistan›’n›n iflgalini savunarak gerçekte TC ile ayn› zeminde yer almaktad›r. Dolay›s›yla Irak iflgali noktas›nda bu durufluyla gerçekte iflgal karfl›t› olmad›¤›n› gözler önüne sermifltir. Her fleyden evvel iflgal karfl›t› olmak demek Irak-Kürdistan›’n›n iflgaline karfl› olmaktan geçer. Sayfa 18-19

SÖYLEfi‹ “Amerika sürekli olarak ‹srail’i himaye ederken, Türkiye’yi maalesef amaçlar› için kullan›yor. Amerika Ahmet Varol ‹srail’e çok büyük destek sunmaktad›r. Bu hem ekonomik, hem siyasi ve hem de askeri olarak. Ama Türkiye’ye yap›lan destek yok denilecek kadar azd›r.” Sayfa 14-15

‹flçi-köylü’den M‹LL‹ GÜVENL‹K SEKRETERL‹⁄‹, YETK‹LER‹ VE ORTAYA ÇIKARDIKLARI Sayfa 30


12-25 Eylül 2003

2

17

Y›lmaz Güney Paris’te mezar› bafl›nda an›ld›

ÇIKTI

Zorluklarla ve yo¤un bir emek harcanarak yarat›lan de¤erlerimizi yok etmeye çal›flan egemen s›n›flar, hayat›n her alan›nda dünya halklar›na zulmetmeye devam ediyorlar. Dün dünyan›n birçok co¤rafyas›nda kan kusan emperyalistler bugün de Irak’ta kan dökmeyi sürdürüyor. Ezilen s›n›flar›n kendi örgütlülüklerini yaratmalar›n› engellemek için ellerinden geleni yap›yorlar. Çünkü bildikleri bir fley var; insanl›k tarihinde, kanla-canla yarat›lan tüm de¤erleri ancak karfl›lar›nda muhalif güçler olmasa yok edebilecekler. Bu gerçekten hareketle, toplumun öncü kesimlerine yönelik sald›r›lar›na ara vermeden devam ediyorlar. 19 Aral›k 2000 tarihinde Türkiye zindanlar›nda bulunan devrimci ve komünist tutsaklar› imha amaçl› gerçeklefltirdikleri katliam hala haf›zalar›m›zda canl›l›¤›n› koruyor. Bugün de Irak’ta halk›n bilinçlenerek iflgalcilere karfl› ayaklanmas›n› engellemek için emperyalistler panik halinde kendilerince çözüm arama çabas› içerisindedirler. Tüm insani yönlerimizi yok etmeye çal›flan bu haydutlar, kültürümüzü yok ederek yerine burjuva yoz kültürü yerlefltirme çabas› içerisindedir. ‹flte bu noktada tüm bu sald›r›lar karfl›s›nda onurlu bir durufl sergileyen, devrimci halk kültürünü insanlar›m›za tafl›yan devrimci sanatç›lar›m›zdan söz etmemiz gerekiyor. Birço¤umuzun akl›na devrimci sanatç› denince öncelikle, Y›lmaz Güney, Ahmed Arif, Hasan Hüseyin, Cigerxwun, Musa Anter, Enver Gökçe, Naz›m Hikmet ve ismini sayamad›¤›m›z di¤er ozan›m›z, flairimiz gelir. Bu devrimci sanatç›lar›m›z›n her biri yaflad›klar› dönemde, toplumsal olaylara, geliflmelere asla s›rtlar›n› dönme-

mifller ve varolan mücadelelere kendi alanlar›ndan katk› sunmufllard›r. Y›lmaz Güney’in söyledi¤i flu söz anlaml›d›r; “onurlu yaflaman›n bir tek yolu vard›r, onurlu yaflamak için mücadele etmek ve gereken zorluklar› göze almak. Savafl› ve kay›plar› göze almadan yeni bir dünya kurulamaz”. ‹flte bu bilinci alm›fl bir halk sanatç›s›yd› Y›lmaz Güney. Ondan ö¤renilmesi gereken bir çok fley var. O gördü¤ü gerçekleri halka anlatmakla yükümlü say›yordu kendisini. Devrim davas›na inanm›fl, gelece¤in yarat›lmas›n›n ancak mücadele edilerek baflar›laca¤›n› ifade ediyordu. Ülke topraklar›nda en ufak bir hak arama mücadelesini bast›ran, devrimci-yurtsever sanatç›lar› hapishanelere koyan, Kürt halk› üzerindeki bask›lar› artt›ran, ç›kartt›¤› teslimiyet yasalar› ile bu ulusu yok saymay› sürdüren, devrimci-komünist tutsaklar› F tiplerinde teslim almaya çal›flan, yetmedi 12 Eylül’le baflaramad›klar› Tek Tip Elbise (TTE) zorunlulu¤unu getirmeye çal›flan, yerin 1,5 metre alt›nda D tipi mezarl›k hücreleri inflaa eden, dünya co¤rafyas›nda ise, Ortado¤u’yu kan gölüne çeviren, yeralt›, yerüstü kaynaklar›n› ele geçirme h›rs› ile Irak halk›n› katleden, Liberya’da, Afganistan’da, Filistin’de, Nepal’de, Hindistan’da ve dünyan›n bir çok bölgesinde sab›kas› bulunan egemenlere karfl›, bu zorbal›klar›n hüküm sürdü¤ü bir dünyada devrimci sanatç›lar›m›za da sahip ç›kmak oldukça önemlidir. Y›lmaz

Avrupa Birli¤i Devlet ve hükümet Baflkanlar› dönem toplant›lar›n›n yap›ld›¤› Yunanistan’›n Selanik kentinde, ILPS ve AT‹K’in düzenledi¤i kamp›n çal›flma gruplar›nda sunulan yaz›lardan oluflan bu kitab›n Türkiye devrimci demokratik kamuoyu için yararl› olaca¤›n› düflünüyoruz. iflçi-köylü senin sesin!

Güney’in yaflam›ndan anlamam›z gereken en önemli olgu, O’nun yaflam›n›n bir devrim sevdal›s› oldu¤u gerçe¤idir. O, bir devrimciydi. Sanat›, kavgas›, yaflam› devrimciydi, sonuna kadar da devrimci kald›… En son nefesini verdi¤i anda bile, «üflüyorum üzerime Komünarlar›n battaniyesini örtün» demiflti. Her türlü yozlaflman›n ve sald›r›n›n artt›¤› bu dönemde, geleneksel olarak düzenledi¤imiz Y›lmaz Güney’i anma etkinli¤ini 6 Eylül 2003 tarihinde Paris’te bulunan mezar›n›n bafl›nda gerçeklefltirdik. 19. ölüm y›ldönümünde gerçeklefltirdi¤imiz ve yaklafl›k 50 kiflinin kat›ld›¤› anma etkinli¤imiz tüm devrim flehitlerimiz için yap›lan sayg› durufluyla bafllad›. Devam›nda konfederasyonumuz AT‹K ad›na yap›lan konuflmada, “Y›lmaz Güney’in yaflam›ndan ö¤renilmesi gereken en önemli noktan›n,

ABONEL‹K fiARTLARI 6 AYLIK: 10.200.000 1 YILLIK: 20.400.000

OKU-OKUT! ABONE OL! ABONE BUL!

NOT: ‹stedi¤iniz süreye denk gelen oranda paray› hesap numaralar›m›za yat›rarak banka dekontunu yay›nevimize fakslay›n›z ya da postalay›n›z. Abonelik ücretine posta masraflar› dahildir.

onun yaflam›n›n bir devrim gerçekli¤i oldu¤u, iflkenceyi, tutuklulu¤u ve ölümü göze alan Güney’in susturulamayan bir ses, bir kavga, bir kiflilik oldu¤u” belirtildi. Daha sonra Halklarla Dayan›flma Derne¤i ad›na söz alan bir kifli “ülke topraklar›nda ve dünya üzerindeki halklara yönelik sald›r›lar›n bofla ç›kar›lmas›n›n yarat›lan de¤erlere sahip ç›k›larak olaca¤›n›” belirtti. Bu konuflmadan sonra AT‹KYDG örgütlülü¤ü ad›na yap›lan konuflmada ise, “Biz YDG’liler bulundu¤umuz her alanda yeni ve ileri ne olan varsa sahiplenece¤iz. Bugünkü de¤erlerimizi yaratan devrim flehitlerini sahiplenece¤iz, devrimci halk kültürünü yaratma da Y›lmaz Güney’i, Ahmed Arif’i, Naz›m Hikmet’i, Musa Anter’i ve di¤er devrimci sanatç›lar› sahiplenece¤iz. Bu birikimlerden ç›kartaca¤›m›z dersler ›fl›¤›nda özgür gelecek mücadelemize devam edece¤iz.” denildi. Konuflmalardan sonra Y›lmaz Güney’in yazd›¤› fliirlerden oluflan bir dinleti sunuldu. Ayr›ca etkinli¤e At›l›m okurlar› da kat›larak destek verdiler. fiiir dinletisinin ard›ndan 28 Eylül 2003 tarihinde AT‹K taraf›ndan Paris’te yap›lacak olan Y›lmaz Güney’i anma gecesinde biraraya gelme ça¤r›s› yap›larak anma etkinli¤i bitirildi. Emperyalizm ve onun yerli uflaklar›, ölülerimizin tay da¤› kadar yüce olan, yaflamlar›nda ki güzelliklerden korkuyor ve bu güzelliklere sald›r›yor. Bizlere düflen ise, o güzellikler içerisindeki özgürlü¤e olan aflk› görmek ve ayn› duygularla donanarak ayn› güzelli¤e ulaflmakt›r. -fian olsun ölümleri ile yaflam› yüceltenlere! -fian olsun karanl›¤› ayd›nlatanlara! -fian olsun devrimci sanatç› YILMAZ GÜNEY’e! Paris ‹flçi-Köylü okurlar› Yurtd›fl› Hesap Numaralar› Sema Gül Euro Hesab› Ziraat Bankas› ‹stanbul Aksaray fiubesi: 0 751 00 38 65 97 00 00 009 Emlak-Halk Bankas› Atatürt Bulvar› fiubesi: 00 238 041 Vak›f Bank Valide Sultan fiubesi: 401 20 35


3

17

12-25 Eylül 2003

“Irak’a gelecek her yabanc›, iflgal kuvveti muamelesi görür”

“KAHRAMAN MEHMETÇ‹K” BA⁄DAT YOLCUSU ‹flgale karfl› direniflin ald›¤› boyuta paralel olarak ABD emperyalizminin 90 ülkeden asker göndermeleri için destek istemesi, Ürdün elçili¤ine, ard›ndan ise BM (Birleflmifl Milletler) binas›na yap›lan bombal› sald›r›larla birlikte yeni geliflmelere sahne oldu. Direniflin iflgalci güçlere korku vadetmesi hem Irak’ta bulunan ABD ve ‹ngiliz askerlerinde büyük korkulara yol aç›yor, hem de iflgale ortak olmak isteyen iflbirlikçi ve uflak devletlerin ABD’nin asker gönderilmesi talebini yeniden gözden geçirmelerine neden oluyor.

Emperyalist iflgal alt›nda tutulan Irak’ta, iflgalciler ve direniflci güçler aç›s›ndan yaflanan geliflmeler, sonuçlar› ve yönü bak›m›ndan önemle üzerinde durmam›z› gerektiriyor. Nitekim ABD ve ‹ngiliz emperyalizminin Irak iflgaline getirdikleri “gerekçe” ve bulunduklar› “vaatler”in Irak halk›n›n d›fl›nda, dünya halklar› nezdinde de hiçbir inand›r›c›l›¤› kalmam›flt›r. Irak’taki ABD ve ‹ngiliz güçlerine yönelik gerilla tarz› sald›r›lar›n yo¤unlaflmas›, giderek iflgalci güçlerin Irak’taki varl›¤›n›n dünya kamuoyunda daha genifl flekilde tart›fl›lmas›na yol açm›flt›r. Irak bugün ABD ve ‹ngiliz emperyalistleri ile sembolik olarak Irak’ta bulunan uflak devletler için batakl›k durumundad›r. ABD emperyalizmi Irak Kürdistan›’ndaki feodal afliret beylerinin üzerinden sa¤lad›¤› deste¤in d›fl›nda kitlesel bir destek sa¤layamam›flt›r. Kald› ki Irak-Kürdistan›’ndaki deste¤in uzun vadeli ve kal›c› olmas›n›n da garantisi yoktur. S›cak savafl ortam›nda yaflanan olas› geliflmeler, ileride Kürtler içerisinde anti-Amerikanc› yap›lanmalara zemin yaratabilir. Bugün ABD emperyalizmi, Kürt afliret reisleri üzerinden sa¤lad›¤› destekle dahi Irak’ta ihtiyaç duydu¤u istikrar› oluflturmaktan çok uzakt›r. Gelinen süreçte iflgale karfl› Irak halk›n›n direnifli baflta ABD olmak üzere emperyalist emelleri gizleyen maskeleri düflürmüfltür. ‹flgalin ard›nda yatan emperyalist ç›karlar deflifre olmufltur. Bugünkü boyutuyla homojen bir görüntü vermeyen silahl› direnifller, halk›n anti sömürgeci deste¤iyle birleflmifl ve Ba¤dat’›n düflmesinden k›sa bir süre sonra ABD ve ‹ngiliz emperyalistlerine ard› arkas›na vurdu¤u darbelerle kendi deyimleriyle batakl›¤a dönüfltürmüfltür. Bugün ise iflgalciler, sapland›klar› bu

batakl›ktan ç›kmak için politik manevralara baflvurmakta, yeni aray›fllara yönelmektedirler. Silahl› direnifl boyutland›kça da bu gereksinimleri daha da artmaktad›r. “STRATEJ‹K UfiAKLIK” GERE⁄‹ “MEHMETÇ‹K” BATAKLI⁄A SÜRÜLÜYOR ABD ve ‹ngiliz emperyalizminin Irak halk›n›n direnifli karfl›s›nda düfltü¤ü açmaz ve “istikrar aray›fl›”n›n bir sonucu olarak Türk ordusu Irak’a gönderilmek istenmektedir. Türk hakim s›n›flar› da Irak’a asker göndermenin uygun siyas› ve askeri koflullar›n› yaratmak için “stratejik uflakl›k” rolü gere¤i üzerine düfleni canla baflla yerine getirmeye çal›flmaktad›r. ANAR’›n A¤ustos ay› içerisinde yapt›¤› araflt›rmaya göre halk›n % 64’ünün Irak’a asker göndermeye karfl› oldu¤u ülkemizde “komfludaki yang›na kay›ts›z kalamay›z”, “Irak’›n istikrar› bizim yarar›m›za” vb. gibi yürüttükleri dezenformasyon kampanyalar›yla iflgale ortak olma gerekçeleri s›ralanmaya, iflgal karfl›t› muhalefetin önü al›nmaya çal›fl›l›yor. “Mehmetçi¤in” Irak’a gönderilmesi, devletin zirvesinde temel gündemdir. Ve ABD ile bu konuda gizli aç›k pazarl›klar sürdürülmektedir. Bu do¤rultuda ABD’nin NATO Avrupa Kuvvetleri Komutan› James Jons’un Ankara’ya gelifli, TC devletinin Irak’a gönderece¤i asker say›s›, maliyeti, komutas› ve görev bölgesinin belirlenmesi gibi iflin teknik boyutlar›n›n netlefltirilmesinde belirli bir yol katedildi¤ini göstermektedir. TC Devletinin asker göndermek için BM veya NATO karar› aramas›, ABD’nin BM’den yard›m talebi istemesinin Güvenlik Konseyi’nde Almanya, Fransa, Suriye, Rusya engeline tak›larak yetersiz bulunmas›, Irak hükümetinden davet

beklentisinin Irak’›n yeni D›fliflleri Bakan› Hoflyar Zebari taraf›ndan (daha sonraki aç›klamalar›nda Konseyin bütününün bu yönde düflünmedi¤ini söylemeye çal›flarak a¤›z de¤ifltirse de) kesin bir dille reddetmesi, Irak’taki Müttefik Kuvvetler Komutan› General Ricardo Sanchez’in Türk birliklerinin kendi komutas› alt›nda olmas› gerekti¤ini söylemesi ve görev yeri olarak TC ordusunun özellikle Ba¤dat’›n Kuzeyinden uzak tutulmaya çal›fl›lmas›na karfl›n yürütülen diplomasi trafi¤inin yönü, Türk hakim s›n›flar›n›n “Mehmetçi¤i” iflgal batakl›¤›na sürüklemedeki kararl›l›¤›n› göstermektedir. Asker göndermeye iliflkin, halk›n aldat›lmas›na yönelik göstermelik koflullar›n öne sürülmesinin alt›nda yatan neden ve çekincesi ise halk›n tepkisidir. Çünkü halk›n ezici ço¤unlu¤unun karfl› oldu¤u (Irak ve Türkiye’de) iflgalde, ABD’ye kalkan olmas› TC’nin uflakl›¤›n›n bariz göstergesi olacakt›r. Bu nedenle Türk hakim s›n›flar› efendisine sundu¤u deste¤i gerekçelendirme ihtiyac› duymaktad›r. ‹fiGAL ALTINDAK‹ B‹R HALKIN KARNAVALA ‹HT‹YACI OLAMAZ Direniflin en önemli merkezlerinden biri olan Felluce’de iflgal karfl›s›nda halk›n verdi¤i tepki “Irak’a gelecek her yabanc›, iflgal kuvveti muamelesi görür” biçimindedir. Irak halk›n›n önemli bir kesimi a¤›rl›kl› olarak bu düflünceyi tafl›maktad›r. Türk hakim s›n›flar› halk› aldatmaktan öte ABD emperyalizminin Irak’ta kendisine biçti¤i rolü çok iyi bildi¤i için “Irak halk›n›n Türk askerine s›cak bakmas›n› sa¤layacak” bir eylem plan› haz›rl›¤›nda. Türk ordusunun görev alaca¤› bölgelerde iftar çad›rlar›n›n kurulmas›, y›k›lan cami ve hasar görmüfl türbelerin onar›lmas› ve iflgali cilalamak için Türk ordusunun “öncü kuvveti” olarak ‹brahim Tatl›ses, Sibel Can, Hülya Avflar vb. gibi seçme arabeskçilerin Irak’a sokulmas›n› içeriyor. Türk hakim s›n›flar›n›n kaleyi içten fethetme gelene¤inin bir tezahürü olan bu halk düflman› siyasetin flimdiden tutmayaca¤› ise aflikar. ‹flgal alt›ndaki bir halk›n karnavala ihtiyac› olamaz. ‹flgalci güçlerin takt›klar› maske ne olursa olsun halk› teslim almak isteyenlere Irak halk› gereken yan›t› bugüne kadar oldu¤u gibi vermeye devam edecektir. K‹M‹N ÖLDÜRDÜ⁄Ü DE⁄‹L HANG‹ GEL‹fiMELERE YOL AÇACA⁄I ÖNEML‹ Di¤er yandan Ayetullah Muhammet Bak›r El Hakim’in bombal› bir sald›r›da öldürülmesi, iflgal ve direniflin gelece¤i bak›m›ndan daha karmafl›k bir sürecin yaflanaca¤›na iflaret ediyor. Yap›lan sal-

d›r›n›n kimin taraf›ndan yap›ld›¤›ndan ziyade üzerinde durulmas› gereken nokta bu sald›r›n›n hangi geliflmelere yolaçt›¤› ve hangi güçler taraf›ndan nas›l kullan›ld›¤›d›r. ABD’ye yak›nl›¤›yla bilinen ve Irak’ta nüfusun % 60’›n› oluflturan fiiilerin önemli liderlerinden biri olan El Hakim, silahl› direnifle karfl› ç›kmas›yla ve militan bir flekilde ABD iflgaline karfl› ç›kan di¤er fiii lider Mukteda El Sadr’a karfl› bir denge unsuru oluflturmas›yla biliniyordu. El Hakim’in öldürülmesiyle birlikte ABD’ye yeni manevra alanlar› yaratacak bir sürecin de bafllang›ç start› verilmifl oldu. Özellikle iflgal bafllad›ktan sonra ABD için en korkulu senaryoyu oluflturan Sunnilerin yan›s›ra fiiilerin de direniflteki yerini almas›yd›. Bugün ise El Hakim’in öldürülmesinden Saddam Hüseyin’in sorumlu oldu¤u düflüncesi a¤›rl›kl› olarak gündemde tutuldu¤undan fiiilerin direnifle kat›lmalar› olas›l›¤› bir dönem için ortadan kald›r›lm›fl oldu. Yine Ba¤dat’taki konseyi tan›mayan, bunun Irak halk›n› temsil etmedi¤ini söyleyen ve El Hakim’in konseyde yeralan kardeflini siyonist, iflbirlikçi olarak niteleyen El Sadr’› da zan alt›nda b›rakarak iflgale karfl› fiii direnifli içerisinde kuflku ve güvensizlik yarat›lmas› olas›l›¤› hiç de az de¤ildir. Bunun yarataca¤› sonuçlar ise ABD aç›s›ndan öldürülen El Hakim’in temsil etti¤i fiii kesiminin iflgalci güçlere daha da yak›nlaflmas›n› sa¤layacak ve direniflin bast›r›lmas› için elveriflli sonuçlar do¤uracakt›r. ‹fiGALC‹LER‹N KORKU DUYDU⁄U HALKIN TEPK‹S‹N‹ ÖRGÜTLEYEL‹M Baflta ABD emperyalizmi olmak üzere iflbirlikçileri ve uflaklar› için fiyaskoya dönüflerek kan kaybetmeyi sürdüren iflgale karfl›, Irak halk›n›n yükselen direnifli bizlere de önemli sorumluluklar yüklemektedir. ‹flgalci güçlerin ve Türk hakim s›n›flar›n›n en büyük çekincelerini oluflturan kitlelerin tepkisini, iflgal karfl›tl›¤›n› anti emperyalist bilinçle örgütlü bir mecraya çekmek bizlerin omuzlar›ndad›r. Türk hakim s›n›flar›n›n her türlü propaganda mekanizmas›n› devreye sokarak kitlelerin bilincini buland›rma, iflgale ortak olmak için kitle deste¤i sa¤lama çabas›; bizlere emperyalist sald›rganl›k ve iflgale karfl› kitlelerin bilinçlendirilmesi ve bu do¤rultuda örgütlenmesi görevini daha yak›c› olarak göstermektedir. Bu do¤rultuda çal›flmalar›m›z› çeflitli propaganda ve ajitasyon malzemelerini daha etkili bir flekilde kullanarak yo¤unlaflt›rmal› ve süreci bilinçli müdahalelerle örgütleme çabas›na h›z vermeliyiz.


17

4

12-25 Eylül 2003

S›n›fsal Bak›fl MARKS‹ZM-LEN‹N‹ZM ve B‹LHASSA MAO‹ZM! (Aram›zdan ayr›lal› 27 y›l oldu, Baflkan Mao 110 yafl›nda) “Bunca görev hayk›r›yor yerine getirilmek için Ve hepsi birbirinden acil; Devam ediyor dünya yuvarlanmaya, Zaman zorlamaya. Beklemeye gelmez onbin sene, Hükmünü geçir güne, hükmünü geçir her ana!” Mao Zedung Bugün her fleyden önce Maoist olmak, Baflkan Mao’nun fliirindeki son dizede vurguland›¤› üzere hükmümüzü her güne geçirmek, damgam›z› her ana vurmakla gerçeklik kazanabilir. Yaflam, s›n›f mücadelesinin f›rt›nalar› içinde, büyük f›rsatlarla beraber, müdahale etme ve böylelikle kimli¤imize/misyonumuza uygun bir durufl sergileme flans› verirken, Maoizmin 21. yüzy›la 盤›r aç›c› aç›l›mlar sunan felsefesini iyi kavramak zorunday›z. fiunu çok iyi bilmek durumunday›z ki, Marksizm-Leninizm-Maoizm; Marks, Engels, Lenin, Stalin ve Mao yoldafllar›n düflüncelerinin nicel bir toplam› de¤ildir. Bilimsel sosyalizmin sürekli geliflen teorisi, Marks ve Engels’in kurdu¤u günden bugüne, s›n›f mücadelesinin geliflmesine paralel olarak, nitel hamlelerle bir senteze ulaflm›flt›r. Proletaryan›n bu büyük ö¤retmenleri, tarihin ak›fl› içerisinde s›n›f savafl›m›n›n sorunlar›na özgünden evrensele uzanan bir perspektifle ›fl›k tutmufllar ve diyalektik materyalist felsefi yorumlarla komünist teoriyi gelifltirmifllerdir. Bilimsel teorinin, rehberlik etme misyonunu ilk andaki canl›l›¤› ve ayd›nl›¤› ile muhafaza edebilmesi de bu sayede mümkün olabilmifltir. Son zinciri oluflturmas› ba¤lam›nda, Mao Zedung yoldafl›n proletaryan›n bilimsel ideolojisine getirdi¤i katk›lar; günümüzde k›yas›ya süren s›n›fs›z toplum hedefli kavgaya net perspektifler sunan dersler ve de¤erlerle doludur. Halk demokrasisi, ba¤›ms›zl›k ve sosyalizm mücadelelerinin, çok çeflitli biçimlerle, inatla, sab›rla ve özveriyle yürütüldü¤ü bütün ülkeler, alanlar ve cephelerde kaydetti¤i aflamalar ve kazan›mlar, Maoizmin ayd›nl›k çözümlemeleri ile de¤erlendirilmek ve daha ileriye tafl›nmak zorundad›r. Marksizm-Leninizm ve bilhassa Maoizm; komünist ideolojinin en geliflmifl seviyesini temsil ad›na, dünyay›/olgular› yorumlama ve ona yeniden biçim verme/de¤ifltirme yolunda ufkumuzu ve zihnimizi berraklaflt›ran, umudumuzu ve ideallerimizi güçlü k›lan muazzam bir yol göstericilik tafl›maktad›r. MarksistLeninist teorinin zemininde, s›n›f mücadelesinin ba¤r›nda flekillenen bu bilimsel düflünce sistemati¤i, insanl›¤› kurtulufla götürecek yolda uluslararas› prole-

taryay› muzaffer k›lman›n anahtar› haline gelmifltir. Mao Zedung yoldafl, madde-bilinç diyalekti¤ini, M-L felsefeyi gelifltirici bir irdelemeyle sorgulam›fl, maddenin bilinci dönüfltürdü¤ü temel önermesinin, bilincin de maddeyi dönüfltürdü¤ü koflullar ile birlikte ele al›nmas› gerekti¤ine dikkat çekmifl ve Lenin yoldafl›n “Ne Yapmal›”daki can al›c› belirlemesine bütünleyici bir aç›l›m sunmufltur. Komünist ideolojinin proletaryaya kendili¤inden hareketin d›flar›s›ndan verilmesi gerekti¤i, siyasi mücadelenin ekonomik mücadelenin önünde olmas› meselesi, siyasi teflhir kampanyalar›n›n kitlelerin bilinçlenmesindeki önemi bu çerçevede anlam kazanmaktad›r. Sosyalizmde geriye dönüfl sorununun, “ideolojik mücadelenin tayin edici önemi” ile birlikte çözümlenmesi ve iki çizgi mücadelesinin tarihsel fonksiyonuna yap›lan vurgu da bu tahlil kapsam›ndad›r. Mao Zedung yoldafl›n, M-L felsefeye, “z›tlar›n/karfl›tlar›n birli¤i ve mücadelesi”ni di¤er bir deyiflle “çeliflki yasas›”n› diyalekti¤in eksenine oturtarak yapt›¤› aç›mlama tarihi önemdedir. Hareket ve geliflmenin, nicel birikim ve nitel dönüflümün, bunlarla ba¤lant›l› flekilde de her olgunun birbiriyle iliflkili bulundu¤u gerçe¤inin kaynak ve ç›k›fl noktas› olarak kavranmas› gereken “çeliflme”; inkar›n inkar› (yads›man›n yads›mas›) süreciyle tez, antitez ve sentez olarak geliflim göstermektedir. Bu felsefi derinlik içinde, yerli yerine sa¤l›kl› bir biçimde oturan diyalektik materyalizm sayesinde, olaylar ve olgular net bir biçimde çözümlenebilmekte, de¤iflim ad›na iradi müdahalenin isabetli olarak belirlenebilmesinin koflullar› yarat›lmaktad›r. Mao Zedung yoldafl›n bilimsel sosyalist teoriye bir di¤er önemli katk›s›, sosyalizmde s›n›f mücadelesinin sorunlar›na iliflkin gelifltirdi¤i tezlerle flekillenmifltir. Bugün baflta Rusya ve Çin olmak üzere bir düzineden fazla ülkedeki geriye dönüfl olgusu, bilimsel sosyalizmin en ciddi sorunlar›ndan birisini, bu temelde öne ç›karm›flt›r. Emperyalist burjuvazinin ideolojik sald›r› kampanyas›n›n en önemli argüman›n› bu oluflturmakta, modern revizyonizm, troçkizm, uluslararas› tasfiyecilik ve reformizm de buradan beslenmektedir. Baflkan Mao, “üretici güçler teorisi” ve ekonomizmin de¤iflik türleriyle büyük bir ideolojik hesaplaflmaya girerek, sosyalizm koflullar›nda s›n›f mücadelesinin fliddetli bir biçimde devam etti¤ini ortaya koymufl ve iktidar›n kapitalist yolcular taraf›ndan yeniden ele geçirilmesinin çok ciddi bir tehdit oluflturdu¤unu ileri sür-

müfltür. Mücadele ve çözüm noktas›nda gelifltirdi¤i tezlerin prati¤i “Büyük Proleter Kültür Devrimi” olarak cisimlenmektedir. Proletarya diktatörlü¤ü alt›nda s›n›f mücadelesinin teori ve prati¤ini gelifltirmek olarak özetlenebilecek BPKD; Mao Zedung yoldafl taraf›ndan 9. Parti Kongresi’ne sunulan raporda, “Geçmiflte, k›rsal alanlarda, fabrikalarda, kültürel alanda mücadele yürüttük ve sosyalist e¤itim hareketini uygulad›k. Ancak tüm bunlar sorunu çözmeyi baflaramad›, çünkü genifl kitlelerin, karanl›k yönlerimizi aç›kça, tepeden t›rna¤a ve alttan teflhir etmeleri için onlar› ayakland›rman›n biçimini, metodunu bulamam›flt›k. fiimdi bu biçimi bulmufl bulunuyoruz. Bu biçim, Büyük Proleter Kültür Devrimi’dir.”fleklinde tan›mlan›yordu. Mao Zedung yoldafl›n “kitleleri seferber etme” olarak getirdi¤i çözümleme, bir yönteme iflaret ediyordu. Bunun yal›n ifadesi “kolektif denetim”, bir baflka deyiflle “kitle denetimi”ydi. Baflkan Mao, kitlelerin tüm alanlarda inisiyatiflerinin yükseltilmesine dikkat çekiyor, aksi takdirde proletarya diktatörlü¤ünün yitirilece¤inden, partinin, bütün sosyalist iktidar biçimlerinin yozlaflaca¤›ndan bahsediyordu. Nitekim bu büyük at›l›ma, bu büyük kitle seferberli¤ine karfl›n Çin devrimi yenilgiye u¤ramaktan kurtulamad›. Burada, bu at›l›mda geç kal›nm›fl olabilece¤inden, kimi taktiksel tercihlerdeki yanl›fllara kadar bir dizi mesele sorgulanabilir. Ancak, geriye dönüfl sorunuyla ilgili en ileri derslerle dolu “Büyük Proleter Kültür Devrimi”nin iktidar gasp›n› on y›l kadar geciktirdi¤i somut bir gerçeklik olarak yaflanm›flt›r. Mao Zedung yoldafl›n komünist parti teorisine katk›lar› da toplumsal s›n›flar› ve s›n›f mücadelesini, irdelemesine paralel biçimde gerçeklik kazanm›flt›r. Bunun somut ifadesi, “iki çizgi mücadelesinin süreklili¤i” olgusudur. Bu, s›n›f mücadelesinin s›n›fs›z topluma kadar süreklili¤inin bir sonucu olarak kavranmal›d›r. Bu gerçeklik, çeliflki yasas›n›n proletarya partisi özgülünde iflleyiflidir ayn› zamanda. Hiç flüphesiz, do¤ru biçimde ele al›n›p kavrand›¤›nda, partiyi gelifltirici ve ilerletici bir rol oynamaktad›r. Nesnel bir gerçeklik olan s›n›flar, toplumsal iliflkiler içerisinde bir organizma olarak var olan proletarya partisinde kaç›n›lmaz biçimde uç verecekler ve proletaryaya yabanc› olanlarla süregiden çat›flma içinde komünist çizginin geliflip güçlenmesine hizmet edeceklerdir. Bu sentez aksi yönde sonuçlar do¤urdukça da mücadelede savrulmalar ve geri kalmalar yaflanmaktad›r. Komünist öncünün, s›n›f bilinçli iflçinin görevi, MLM silah›yla bu süreci do¤ru ve verimli bir biçimde yönlendirmekten ibarettir. Bunu yok saymak ya da yok etmeye çal›flmak her durumda olumsuz sonuçlara davetiye ç›karmaktad›r. ‹radenin, bilincin maddeyi dönüfltürmedeki rolünü her vesileyle vurgulayan Mao Zedung yoldafl; Marksizm-Leninizm’i yaflayan, savaflt›ran ve ilerleyen

bir eksende tutmay› hedeflemifltir. Bu konudaki motor elbette ki komünist partisidir. “Durgunlu¤a karfl› mücadele edilmelidir; parti, kitlelerden gelen gerçekten ileri ve devrimci inisiyatifle ahenk içinde olmay›, bunu zincirlerinden bofland›rmay›, pekifltirmeyi ve buna önderlik etmeyi hedeflemek zorundad›r.” derken kast etti¤i budur. Mao Zedung yoldafl›n, kitlelerin duygular›n›/istemlerini derinden anlaman›n önemini her zaman vurgulam›fl olmas›na ra¤men en az ayn› oranda alt›n› çizdi¤i bir husus da, bu “...da¤›n›k ve sistemsiz fikirleri tahlil yoluyla, yo¤unlaflt›r›lm›fl ve sistemli fikirlere dönüfltürmenin bundan sonra da kitleler bu fikirlere sahip ç›k›p kucaklay›nca kadar bu fikirlerde sebat etmenin gereklili¤i”dir. Baflkan Mao’nun komünizm bilimine bir di¤er önemli katk›s› da “savafl teorisi” ve devrim stratejisi alan›ndad›r. Halk Savafl› stratejisi ve onun bir biçimi olarak gerilla savafl›, salt “askeri” aç›dan de¤erlendirilerek önemli bir yanl›fla düflülmektedir. Oysa, di¤er tüm konularda oldu¤u gibi, bu mesele de M-L felsefe do¤rultusunda yo¤rulmufl ve proleter bir bak›fl aç›s›yla biçimlendirilmifltir. Devrimin kitlelerin eseri oldu¤u, savaflta silahlar›n de¤il insan faktörünün tayin edicili¤i, kendi gücüne dayanman›n esasl›¤›, siyasetin silahlara kumandas›, silahl› mücadelenin de¤ifltirici ve dönüfltürücü gücü, düflman›n stratejik zay›fl›¤›n› taktik zay›fl›¤a çevirmenin muzaffer olmadaki rolü, gibi ilke ve hususlarla harmanlanarak gelifltirilen halk savafl› stratejisi, bir devrim yolu olarak pratikte infla edilmifltir. Bütün aflamalar› (savunma, denge, sald›r›), taktikleri, silahlar›, örgütlenme ve savaflma ilkeleri ile muazzam bir strateji olarak flekillenen halk savafl›; yar›-sömürge ve sömürge ülkelerde, proletarya önderli¤indeki demokratik halk devriminin evrensel boyuttaki kurtulufl yoludur. Özetlemeye çal›flt›¤›m›z katk›lar›yla bilimsel sosyalizmi, teori-pratik diyalekti¤i içerisinde daha ileri bir senteze ulaflt›ran Mao Zedung yoldafl›n ünlü “emperyalistler ka¤›ttan kapland›r” benzetmesindeki esprinin, nice örnekten sonra en son Irak iflgal ve direnifli vesilesiyle bir kez daha do¤rulanmas›; “emperyalizmin yenilmezli¤i”, “her fleye muktedir oldu¤u”, “devrimlerin imkans›zl›¤›” üzerine kopar›lan yaygaralar› bast›ran bir a¤›rl›k tafl›maktad›r. Maoizm, M-L teoriyi temsil etmenin ve yüceltmenin günümüzdeki simgesi olarak dünya iflçi s›n›f› ve ezilen halklar›na yol göstermeye devam ediyor. Bir dizi ülkede MLM ideolojiyi rehber edinen komünist partilerin silahl› mücadele pratikleri faflist ve gerici iktidarlar› ciddi bir biçimde tehdit eden aflamalar kaydediyor. Maoizmin, emperyalizme karfl› bütün cephelerde ve bütün biçimlerle yürütülen s›n›f mücadelesinde, yükseklerde dalgalanan bir bayrak haline gelmesi için; hükmümüzü her güne, her ana geçirmeliyiz.


17

5

12-25 Eylül 2003

Tuzla’da sald›r›lar devam ediyor! TEK K‹fi‹L‹K GREV VE D‹REN‹fi Tuzla Deri Sanayi’de üretim yapan Cuman Deri fabrikas› patronu, sendikal yetkiyi ortadan kald›rmak için 14 iflçiyle görüflüp, tazminatla iflten ayr›lmalar›n› istedi. Patronun bu sald›r›s›n› kabul eden bir iflyeri temsilcisi, 12 iflçiyle birlikte tazminatlar›n› alarak iflten ayr›ld›lar. Böylece sendikaya karfl› gelifltirilen sald›r› ‘baflar›yla’ sonuçlanm›fl oldu. Bu sald›r›y› kabul etmeyen Deri-‹fl Sendikas› Tuzla fiube üyesi deri iflçisi, ‹lhami Çal›flkan ise tek kiflilik greve bafllad›. 28 A¤ustos 2003 tarihinde fabrika kap›s›na “Bu iflyerinde grev var” pankart› asan Çal›flkan, direniflini bafllatt›. Çal›flkan direnifl sürecindeyken sendika yönetimi, ‹nan Deri iflçileri ve di¤er fabrikalardaki birçok iflçi taraf›ndan ziyaret edildi. Evrensel gazetesine demeç vererek “sendikadan korkuyoruz” diyen Cuman Deri iflyeri temsilcisi, Evrensel okuru fienol Ekfli, sendikaya sald›r›s›n› pratikte de uygulam›fl oldu. Patronla anlafl›p tazminat›n› alan Ekfli, patronun saflar›na geçerek gerçek kimli¤ini de gösterdi. Sendikaya “yetkiye gerek yok” diyen Ekfli ayn› zamanda nas›l s›n›f düflmanl›¤› yap›l›r›n “dersini”de vermifl oldu.

SEND‹KANIN YETK‹S‹ DÜfiTÜ GREV ASKIYA ALINDI ‹lhami Çal›flkan grev pankart› as›ld›ktan iki gün sonra grev yerine gidince pankart›n indirildi¤ini gördü. fienol Ekfli, 12 iflçiyi de kand›r›p sendikadan istifa edince sendikan›n yetkisi mahkeme karar›yla düflürüldü. ‹flbirlikçi fienol Ekfli de böylece neden sendikadan korktu¤unu patronun saflar›ndaki ›srar›yla göstermifl oldu. Tuzla’da yaflanan bu geliflmeler üzerine direnen deri iflçisi ‹lhami Çal›flkan’›n görüfllerini ald›k. -‹flten at›lman›z› ve sonras›nda yaflanan geliflmeleri anlat›r m›s›n›z? -‹lhami Çal›flkan: Biz 8. ay›n 28’inde sendika nezaretinde yasal olarak grev pankart›m›z› ast›k. Sendikal› 13 arkadafl›m›z daha vard›. Bunlar patronun verdi¤i tazminat paras›n› al›p iflten ayr›ld›lar. Tek kabul etmeyen ben oldum. Ben bu arkadafllara flunu söylüyorum. Gittikleri yol yanl›fl bir yoldur. Bunlar sendikan›n sayesinde son model arabalar, evler ald›lar. Gidecekleri yerde namuslu, dürüst çal›fls›nlar. Bu patronlar iflçilere tazminat›, kömürü, ikramiyeyi kendili¤inden vermediler. Geçmiflte sendikas›z yerlerde çal›flm›fllar.

Emekçinin Gündemi

KEND‹ ÖZ GÜCÜMÜZE GÜVENEREK SALDIRILARI BOfiA ÇIKARALIM! Gazetemizin geçen say›s›nda yay›nlanan “S›n›f Sendikac›l›¤› Hatt›na Karfl› Truva Atlar› Yine Sahnede!..” bafll›kl› yaz›da da ortaya konulmaya çal›fl›ld›¤› gibi, Devrimci Demokratik Sendikal hareket salt sermayenin sald›r›s›na maruz kalm›yor. Sald›r› daha çok s›n›f hareketi içindeki sermaye uzant›lar›ndan gelmektedir ve bu nedenle Sendikal Birlik sadece sermayeye karfl› mücadele ile yetinemez. Sermayeye karfl› yürütülen mücadelenin belki de birkaç kat fazlas›n› sendikalar içinde kümelenen iflçi s›n›f› düflmanlar› sar› sendika baronlar›na, alt sendika bürokratlar›na, oportünistrevizyonist siyasi ak›mlara, kariyeristlere, s›n›f iflbirlikçilerine karfl› da yürütmek zorundad›r. Buradaki mücadele proletarya ile burjuvazi, devrimle karfl›-devrim aras›ndaki mücadeleden ba¤›ms›z de¤ildir. Devrimci önderliklerin olmad›¤› sendikal alanlarda s›n›f uzlaflmac›l›¤› boy vermektedir. Kamu Çal›flanlar› Sendikalar›n›n durumu içler ac›s›d›r. ‹çinde devrimciler yoksa veya etkili de¤illerse, önderlik edenler reformistler ise, duyarl›l›¤›n en üst noktada olmas› gereken bir anda bile güçleri alanlara tafl›yamamakta ve geçmiflte sergilenen görkemli mücadele günleri birer an› olarak kalmaktad›r. Devlet ise bu güçsüzlü¤ün de verdi¤i cesaretle en son Ankara eyleminde oldu¤u gibi emekçilerin meflru taleplerini hayk›rmak için gerçeklefltirdi¤i en demokratik eylemleri yine “yasad›fl›” ve “terörist” eylemler olarak kamuoyuna sunma gayretine girmifl ve her bu tür dönemlerde oldu¤u gibi, ülkedeki genel sürecin de etkisiyle iflçi ve emekçi kesimlerin hak alma mücadelesinin önünü kesme giri-

flimlerine h›z vermifltir. Bunun içindir ki KESK içinde de toparlanmaya a¤›rl›k vermeliyiz. Var olan potansiyelimize ulaflmal›y›z. Buralarda da zincirin kopan halkalar›n› birlefltirmeliyiz. Önümüzde yine bir kongre süreci var ve biz biliyoruz ki bilcümle s›n›f düflmanlar› sermaye ile kol kola girerek çeflitli entrika, hile, dalavere çevirmelere ve çamur atmalara girifleceklerdir. Ortal›¤› buland›r›p bulan›k suda bal›k avlamaya çal›flacaklard›r. Bu onlar›n öteden beri yapt›klar› geleneksel yaklafl›mlar›d›r. As›l sorun Devrimci Demokratik Sendikal Birlik aktivistlerinin ne yapaca¤› sorunudur. Genelde tüm alanlarda ve özelde Tuzla’da derlenip, toparlanma, kitlemize yüzümüzü dönme, onlarla bütünleflme ve bizden çeflitli nedenlerden dolay› uzak duran potansiyelimizin kendi emeklerine sahip ç›kmalar›n› sa¤lamak olmal›d›r. Sürecin önümüze görev olarak koydu¤u fleylerin bafl›nda kitlemizi yeniden çeperimize dahil etme, zincirin kopan halkalar›n› yeniden birlefltirme çal›flmas›na ivme kazand›rmakt›r. Yine ev ev, sokak sokak, fabrika fabrika dolaflmal›, kahvehane ve lokallerde emekçilerle bütünleflmenin yollar›n› aramal›y›z. Bu konuda engin deneyimlere sahibiz. ‹flçi s›n›f›n›n nas›l örgütlendi¤ini, hangi zor flartlar alt›nda mevziler kazan›ld›¤›n› biliyoruz. ‹çinden geçti¤imiz flu günlerde ülkede yaprak k›p›rdamazken bu anlay›fl›n sahipleri ‹zmir-Menemen Deri Organize’de, 5 Fabrikada 700 civar›nda iflçinin sendikalaflmas›na önderlik etmifllerdir ve bu çal›flman›n devam etti¤i ve daha çok say›da iflçinin sendikalaflaca-

Hiç hak almam›fllar. Burada sendika sayesinde haklar›n› ald›lar. Ama bunlar sendikaya ihanet ettiler. Ben 23 y›ld›r onurlu ve dürüst bir flekilde deri sanayiinde çal›fl›yorum. Onurlu bir iflçi, iflçili¤in gerektirdi¤i flekilde çal›fl›r. Devaml›, saatinde iflinin bafl›nda olur. Ben buna uygun çal›flt›m. Hiç kimse bunun aksini iddia edemez. Ben merak ediyorum, bu arkadafllar sendikas›z çal›flsalard›, bu patron bunlara tazminat verir miydi? -Tazminat›n› alarak iflten ayr›lan iflçilerin içinde “sendikadan korkuyoruz” diyerek Evrensel gazetesine demeç veren iflyeri temsilcisi fienol Ekfli de var. Sendikaya sald›ran bu flahs›n davran›fl›n› nas›l de¤erlendiriyorsunuz? -Temsilci arkadafla diyorum ki; bu ifller öyle atmayla, tutmayla olmuyor. Sendikan›n nesinden korkuyor bilmiyorum. Sendikadan korkaca¤›na, sendikaya gelip ne yap›lmas› gerekti¤ini söylesin. Sendikaya hiç u¤ramadan, etmeden gidip fabrikadan paras›n› al›yor, sonra da çekip gidiyor. Bunun hakl› bir yan› yok. Bana göre temsilci, fabrikadan ayr›lan en son kifli olmal›. Ama temsilci ortal›kta bile yok. -Siz grev pankart›n›z› ast›ktan sonra

pankart›n indirildi¤ini duyduk. Bu geliflmeleri de anlat›r m›s›n›z? -fiu an pankart inmifl durumda. Sendikam›z bunun yasal ve hukuksal yönleriyle ilgileniyor. Ben sabah grev yerine gitti¤imde grev pankart›n›n indirildi¤ini gördüm. Elime 5 imzal›, ‹cra Memurlu¤u’ndan gelmifl bir ka¤›t verdiler. Durumu sendikaya söyledim. fiimdi sendikam›z bu durumla ilgileniyor. -Son olarak söylemek istedikleriniz nelerdir? -Temsilcilerin duyarl›, kendi s›n›flar›na ihanet etmeden onurlu bir flekilde davranmalar›n› istiyorum. Yani bizim fabrikadaki gibi olmamal›. Ben kifli olarak utanm›yorum. Çünkü ekme¤ime sahip ç›k›yorum. ‹flten ayr›lan iflçi arkadafllara yine sesleniyorum. Bizim ç›karlar›m›z ortak. Hak ald›ysak hep beraber ald›k, beraber kazand›k. Bunlar kolay kazan›lmad›. Burada da, Kazl›çeflme’de de bir sürü grev, direnifl yaflad›k. Yani bunlar› elimizin tersiyle itemeyiz. Özellikle bu 13 arkadafla söylüyorum bunlar›. Herfleyi sendikan›n sayesinde kazand›lar. Durduklar› yeri tespit edemiyorlar. Arkadafllara mesaj›m budur. Teflekkür ediyorum. (Kartal)

¤› beklenmelidir. Bu süreç ayn› zamanda bölgede çok s›cak bir iklimin yafland›¤› bir döneme denk gelmektedir. Tüm s›cak dönemlerde oldu¤u gibi, yine bu dönemde de devletin tüm emekçi kesimlere yönelik bask›lar›n›n dozu artacakt›r. Özellikle de iflçi s›n›f›n›n hareketli oldu¤u alanlara yönelik sald›r›lar h›z›n› art›racakt›r. Kongre dönemleri, hele de deri sektörü gibi, s›n›f›n y›llardan beri en hareketli alanlar›ndan birini oluflturan bir alana yönelik sald›r›lar, en son T‹S sürecinde Tuzla-Deri-‹fl sendikas›na ve buna ba¤l› olarak da sendika yöneticilerine yafland›¤› gibi, yine hiç kuflkusuz gündeme gelecektir. Bu tür süreçler devlete oldu¤u gibi, ayn› zamanda iflçi s›n›f›na yabanc›laflm›fl, kendilerini tüm dünyada esen tasfiyeci rüzgar›n etkisine b›rakarak, bu rüzgarda pupa yelken yol alanlar için de bir f›rsat do¤urmaktad›r. Bu güçlerin daha flimdiden bafllatt›klar› sald›r›lar, kongre yaklaflt›kça daha da artacakt›r. Bundan hiç flüphemiz yoktur. Ancak flüphemizin olmad›¤› bir fley daha var ki, o da s›n›f içinde umutsuzluk da¤›tan, s›n›f güçlerini bölmeye, parçalamaya çal›flan baz› anlay›fllar›n, bu güzergahta yol almaya devam ettikleri sürece, bu sistemin dolays›z bir parças› olacaklar›, sistem içinde eriyip gidecekleridir. Tüm tasfiyecilerin ve tasfiyecili¤in kaç›n›lmaz sonudur bu ve tarih bunun örnekleriyle doludur.Tekrar önümüzdeki sürece dönecek olursak; herkes sürece iliflkin muhasebesini yapacak ve kongreye dönük çal›flmalar›n› sürdürecektir. Evrensel Gazetesi gibileri ise bu f›rsat› “de¤erlendirerek” eteklerindeki tüm tafllar› dökecek, karalamaya, iftiraya, yalana- dolana dayal› bir hat izleyecek ve Devrimci Demokratik Sendikal Güçler taraf›ndan d›fllanm›fl unsurlar› bir araya getirerek onlara Devrimci Demokratik Sendikal hatta karfl› küfürlerini sergileyecekleri kürsüler yaratacakt›r. Bu anlafl›l›r bir fleydir. Çünkü tasfiyecili¤e ve tasfiyeci-

lere iliflkin yukar›daki yaklafl›m›m›za uygun bir davran›fl biçimidir bu. Anlafl›lmayan fley ise, baz› dostlar›m›z›n , ittifak içinde oldu¤umuz baz› güçlerin de ayn› koroya kat›lma giriflimleridir. Hem Devrimci Demokratik Sendikal güçlerle yönetimi paylaflacaks›n ve hem de her türlü sorumluluktan kendini s›y›rarak cepheden salvo at›fllar› yapacaks›n. Bu kabul edilemez, ayr›ca do¤ru bir yaklafl›m da de¤ildir. Biz flunu iyi bilmeliyiz: karfl› cephemize “Kutsal ‹ttifak” ç›kabilir. Bu mümkündür. Biz kendi öz gücümüze güvenmeliyiz ve bu gücü tahkim etmenin ve daha da güçlendirmenin çabas› içinde olmal›y›z. Hem devletin, hem de s›n›fa yabanc›laflm›fl unsurlar›n sald›r›lar›n› ancak öz gücümüze güvenirsek bofla ç›karabiliriz. Bu süreci ayn› zamanda yeni s›n›f önderleri yaratman›n, bunlar› yetkinlefltirmenin ve s›n›f mücadelesinin ön saflar›nda görev alabilecek ve bu görevlerin alt›ndan kalkabilecek donan›ma sahip duruma getirmenin bir f›rsat› olarak da de¤erlendirmek gerekmektedir. Sendikalarda, sendika yönetimlerinde s›n›f›n ç›karlar›na s›rt çevirmeden, kendini de¤il, s›n›f› var etmenin bilinci ve gayreti içinde olabilme potansiyeli tafl›yanlar› tespit etmek, bu yönlü geliflme içinde olanlar üzerinde yo¤unlaflmak, bu süreçteki görevlerimizden olmal›d›r. Tüm bunlar› bir bütünlük içinde de¤erlendirdi¤imizde DDSG’yi önümüzdeki süreçte ciddi görevlerin bekledi¤ini görebiliriz. Hem devletin, hem de s›n›fa yabanc›laflm›fl unsurlar›n sald›r› ve y›pratma çabalar› aras›nda geçecek gibi görünmektedir bu süreç. Ancak her benzer süreçlerde oldu¤u gibi, bu süreçten de aln›m›z›n ak›yla ç›kaca¤›m›zdan zerre kadar flüphemiz yoktur, tek yapmam›z gereken, eksiklerimizi iyi tespit etmek, ve bu eksiklerimizi giderme yönünde bir an önce harekete geçmektir. Ve yine tekrar etmek gerekirse, hepsinden önce de öz gücümüze güvenmek!


12-25 Eylül 2003

17

6

Tar›mda y›llard›r y›k›m politikalar› uygulan›yor

Ülkemizde “Tar›m Reformu” ad› alt›nda y›llard›r uygulanan IMF ve DB patentli y›k›m politikalar›yla tar›m sektörünün do¤rudan emperyalist tekellere ba¤›ml› k›l›nmas› için gerekli zemin haz›rlanarak tar›msal üretim bitirilme noktas›na gelmifltir. Türkiye DB ile kredi iliflkisine ilk kez 1950 y›l›nda girmifl, o tarihten günümüze 50 y›l içinde toplam 163 kredi anlaflmas› gündeme gelmifl, ortalama y›l bafl›na 3 kredi anlaflmas›ndan % 20’si tar›m sektörüne ayr›lm›flt›r. Bugüne kadar DB anlaflmalar› tar›msal girdi (gübre, zirai ilaç vb.) kredi ve sulama sistemlerinde kurumsal örgütlenmenin çözülmesini sa¤layarak; sübvansiyonlar›n kald›r›lmas›, kota uygulamas›, girdi fiyatlar›na yap›lan zamlarla ülke tar›m› yok edilmeye çal›fl›lm›fl ve do¤rudan emperyalist tekellere ba¤›ml› k›l›nmas› için gerekli zemin haz›rlanm›flt›r. IMF ve DB verilen taahhütlerle yap›lan anlaflmalarda 1984 y›l›nda bafllat›lan özellefltirme program› kapsam›nda Ta-

r›msal Kamu ‹ktisadi Teflekkülleri (K‹T)’nin sat›fl› ilk olarak 1985 y›l›nda Sümerbank I¤d›r Pamuk Dokuma Tesisi’nin sat›lmas› ile bafllam›flt›r. 1985’ten bugüne kadar özellefltirilen ya da özellefltirilmesi devam eden Tar›msal K‹T’ler flunlard›r: Girdi sa¤lama ve da¤›t›m› (TZDK); Yem Sanayii (YEMSAN), Gübre Sektörü (TÜGSAfi, ‹GDAfi), Süt ve Süt Ürünleri Kurumu (SEK), Et ve Et Ürünleri (EBK), Tohumculuk Sektörü (T‹GEM), Tütün ve Sigara Sanayi (TEKEL), fieker Sanayi (TfiFAfi), Hububat Tar›m› ve Depolanmas› (TMO), Çay Sektörü (ÇAY-KUR), Tar›m Sat›fl Kooperatifleri ve Birlikleri (F‹SKOB‹RL‹K, KARADEN‹Z B‹RL‹K, ÇUKUROVA B‹RL‹K vb.) Ziraat Bankas›, Tar›m Kredi Kooperatifleri. Türkiye’de Tar›msal K‹T’lerin özellefltirilmesi, öncelikle üretim miktar›n› azaltm›fl, üretilen ürünün de¤erini bulmas› engellenmifl, üretim yapamayan ve üretti¤i ürünün karfl›l›¤›n› alamayan

Pamukta hayal k›r›kl›¤› Türkiye Ziraat Odas› Birli¤i, 2003 y›l› pamuk primlerinin 28 cent olmas›n› istedi. TZOB Türkiye’de pamuk hasat döneminde pamuk d›fl al›m›n›n yap›lmas› için ça¤r› yapt›. TZOB pamuk çal›flma grubu Ankara’da toplant› yapt›. Toplant›dan sonra yap›lan aç›klamada pamuk üretim döneminde yaflanan ya¤›fllar›n köylülerin zarar görmesine, pamuk alanlar›n›n üretim d›fl› kalmas›na ekim döneminde gecikmelere neden oldu¤u belirtildi ve uygulanan yanl›fl politikalar yüzünden günden güne pamuk üretiminin azald›¤›na vurgu yap›larak pamuk prim fiyatlar›n›n 2003 y›l›nda kilogram bafl›na en az 28 cent olmas› gerekti¤ine, aksi halde pamuk ithallerinin artaca¤›na vurgu yap›ld›. Pamuk d›fl al›m›n›n özellikle pamuk hasat›

dönemine rastlamamas› istenirken, tar›m sat›fl kooperatiflerinin yönetiminde gerçek üreticilerin olmas› gerekti¤i belirtildi. Aç›klamada ayr›ca flu görüfllere yer verildi; “Hasat döneminde yap›lan ithal, üretimin fiyat›n› düflürmekte, ABD ve Yunanistan’dan ülkemize ithal edilen pamuklar karfl›s›nda Türkiyeli üreticiler haks›z bir rekabet ile karfl› karfl›ya kalmaktad›r. Çukobirlik ve Tarifl, IMF politikalar› etkisi ile oluflturulan politikalara paralel olarak finansman güçlü¤ü içine girmifllerdir, tar›m ürün sigortas› kanunu biran önce ç›kar›lmal› ve prim miktar› ekimden önce belirlenmelidir. (Mersin)

köylünün yoksullu¤u artm›flt›r. Üretici karn›n› doyuramad›¤› için köylerini terkederek kentlere yerleflmek zorunda kalm›flt›r. Dünya Bankas›, 1980-2000 y›llar› aras›nda dünyada kentleflme oran› en yüksek üçüncü ülkenin Türkiye oldu¤unu söylüyor. Bunun anlam› 1980’den bugüne kadar dünyada köylüsü, çiftçisi en çok ezilen ülkelerin bafl›nda Türkiye gelmektedir. Türkiye’de 1980 y›l›nda nüfusunun %56’s›n› oluflturan köylerdeki nüfus, 2000 y›l›nda % 35’lere düflmüfltür. Yoksullaflan köylü büyük flehirlere göç etmek zorunda kalm›fl. Göç edenler kentlerin varofllar›na yerleflerek, ne kentli ne de köylü olabilmifllerdir. Ülkenin 81 ilinde, 883 ilçe, 75 bin’in üzerinde bucak, köy ve köy alt› (mezra vb.) yerleflim alan› vard›r. Bucak ve köylerde tek ekonomik faaliyet olan tar›m, bu özelli¤i yönünden yerel sermaye birikiminin de en önemli araçlar›ndand›r. Tar›m, d›fl sat›mda önemli bir paya sahip olmas›n›n yan›nda, sanayi sektörüne hammadde üretmekte ve ayr›ca sanayi sektörü ürünlerinin de tüketicisi konumundad›r. Türkiye’de mevcut destekleme politikalar›ndan vazgeçilmesini savunan IMF ve DB programlar›n›n uygulay›c›s› egemenlerin öne sürdükleri gerekçe, bunlar›n kamu maliyesine yüksek maliyet getirdi¤idir. Egemenler bu sav› güçlendirmek için abart›l› rakamlar öne sürmektedirler. Fakat ülkede tar›msal desteklemenin oran› %1-2 aras›nda, kamu aç›klar›n›n oran› ise %15’i aflm›flt›r. 2000 y›l›nda bütçe faiz ödemelerinin milli gelire oran› %15’i geçerken, tar›ma uygulanan destekleme ödene¤i ise %0.7’sini oluflturmaktad›r. 2000 y›l›na kadar uygulanan mevcut destekleme uygulamalar›n›n yerini Do¤rudan Gelir Deste¤i (DGD) modeline b›rakmas› 2000/267 say›l› Bakanlar Kurulu Karar› 14 Mart 2000 tarihli resmi

gazetede yay›nlanarak yürürlü¤e girmifltir. DGD modeli tek bafl›na hiçbir ülkede uygulanmamaktad›r. ABD’de DGD’nin toplam destekleme içindeki önemi %10 s›n›rlar›nda kalmakta, Pazar fiyat deste¤i %50, girdi kullan›m›na dayal› destek ise %10 boyutlar›ndad›r. DGD’nin uygulamas› ise üretim fazlas› olan ürünlerde alan veya ürün kotalar›n›n çiftçi gelirlerinde yarataca¤› afl›nmay› telafi etmek amaçl› olmaktad›r. Türkiye’ye önerilen DGD modeli ise her türlü üretimi ve verimlili¤i art›racak; sübvansiyon girdileri, krediler, fiyat deste¤i vb.den bütünüyle vazgeçilerek, bütün bu uygulamalardan yal›t›lm›fl bir DGD modeli empoze edilmifltir. DGD’nin ülkemizde tek bafl›na tar›msal destekleme uygulamalar›n› kapsamas› mümkün de¤ildir. Ayr›ca Türkiye nüfusunun iflgücü istihdam›n›n %40’›n›n tar›mda topland›¤› ve kay›t sisteminin geçerli olmad›¤› bir alanda baflar›yla uygulanma koflullar› da bulunmamaktad›r. ‹lk DGD uygulamalar›ndan ç›kan bir baflka gerçek ise, uygulamada önemli bir bürokrasinin olmas›d›r. DGD’nin de sistem uygulay›c›lar› taraf›ndan çok sürdürülmeyece¤i aç›klanmakta, ancak üreticiye aç›k bir tarih verilmemektedir. 2003 y›l›na gelindi¤inde mevcut tüm destekleme uygulamalar› kald›r›larak, DGD eksik ve parçal› olarak ülke geneline yay›larak uygulanmaya baflland›. Tütün, flekerpancar›, f›nd›k, pamuk gibi tar›msal sanayinin hammaddesi olan ürünler ülke iç piyasas›n›n oluflumu ve d›fl sat›m›nda önemli bir paya sahiptir. IMF ve DB’ye verilen taahhütlerle ç›kar›lan yasalarda kota uygulamas› bafllat›larak sözleflmeli çiftçi sistemi oluflturulmaya bafllanm›flt›r. Sözleflmeli çiftçi modelinde köylüler kendi topra¤›nda emperyalist tekellere ve destekçisi tefeci tüccara çal›flan tar›m iflçisi olma yoluna gitmektedir. (Samsun)

Köylüye ayçiçe¤i darbesi IMF politikalar›yla bitirilmeye çal›fl›lan tar›m, her geçen gün daha da kötüye gidiyor. Köylünün ekin ekmemesi için elinden geleni yapmaya devam eden devletin, ayçiçe¤i fiyat›n› 460 bin liradan göstermesi köylüyü hüsrana u¤ratt›. Ayçiçe¤inin maliyetinin 500 bin oldu¤una dikkat çeken Ziraat Odalar› baflkanlar› bu duruma tepki gösterdi. Edirne Ziraat Odas› Baflkan› Cengiz Yorulmaz, Ayçiçe¤i fiyat›n›n en az 700 bin lira olmas› gerekti¤ini belirterek “Türkiye genelinde ayçiçe¤i üreticisi zor durumdad›r. Üreticinin daha fazla zarar görmesine göz yumamay›z. Hükümetin fonlar› yükseltmesi, ihracat› durdurmas› ve

haks›z rekabeti önlemesini istiyoruz” dedi. K›rklareli Ziraat Odas› Baflkan› Necmi Koyuncu’nun da düflünceleri farkl› de¤il. Yine Türkiye Ziraat Odalar› Birli¤i (TZOB) 2003 y›l› ayçiçe¤i prim fiyatlar› kg. bafl›na en az 15 cent (210 bin lira) olmas›n› istedi. Düflük Gümrük vergileri ile ithal edilen ayçiçek ve ayçiçek ya¤› nedeniyle üreticinin haks›z yere rekabete sürüklediklerine dikkat çekti. (‹zmir)


7

17

12-25 Eylül 2003

Hayvanc›l›¤›n öldürülmesine karfl› ç›kal›m “Tar›mda oldu¤u gibi hayvanc›l›kta da bizim de¤il emperyalizmin ç›karlar› korunuyor. Buna izin vermeyelim. Devletten, üreticinin ç›karlar›n› esas alan kredilendirme politikalar›n›n yaflama geçirilmesini isteyelim. Bizim üretti¤imiz et-süt-peynir sat›n al›ns›n ve bunlar›n üretimi desteklensin.” Yerel kaynaklardan edindi¤imiz bilgilere göre Türkiye Komünist Partisi/Marksist Leninist Karadeniz Bölge Komutanl›¤› taraf›ndan “Hayvanc›l›¤›n öldürülmesine hay›r” bafll›kl› bildiri da¤›t›ld›. “Besledi¤imiz birkaç koyunla, inekle çoluk çocu¤umuza bak›yor, geçinmeye çal›fl›yoruz. Fakat fakir-fukaran›n kan›n› emerek, çocu¤unun r›zk›na el koyarak yaflamaya al›flm›fl bir avuç zengin, yapt›¤›m›z hayvanc›l›¤a, üretti¤imiz süte-peynire de göz koydu. Devlet taraf›ndan baz› emperyalist flirketlerin yarar›na ‹ngiltere’den, ‹talya’dan, Hollanda’dan et-süt-yo¤urt ithal edilmeye baflland›. Uygulanan politikalarla tar›m ve hayvanc›l›kta kendi kendine yetebilen bir ülkeyken d›flar›ya muhtaç hale getirildik. Bizim ürünlerimiz daha sa¤l›kl›yken, devlet ‹ngiltere’nin deli danal› etini, sütünü, yo¤urdunu getiriyor. Emperyalist flirketlerin bu ürünlerinin daha rahat sat›labilmesi için Et ve Bal›k Kurumu, Süt Endüstrisi Kurumu, Yem Sanayi Türk Afi’yi emperyalizme ‘özellefltirme’ ad› alt›nda peflkefl çektiler. Tüccarlar›n insaf›na terk edildik. Aç m› kald›k? Ürünlerimizi satam›yor muyuz? Bunlar›n hiçbiri hesaplanmad›, hesaplanm›yor ve yaflad›klar›m›zdan biliyoruz ki hesaplanmayacak. Çünkü bu devlet köylünün, iflçinin devleti olmad› hiçbir zaman, hep bir avuç zenginin devleti oldu. Hep ABD’nin ve çeflitli emperyalist devletlerin ufla¤› oldu, onlar›n ç›karlar›n› korudu. Bu yüzden haklar›m›za biz sahip

ç›kaca¤›z ve hayvanc›l›¤›n öldürülmek istenmesinin, bizim çocu¤umuzla, eflimizle açl›¤a mahkum edilmemizin hesab›n› sormal›y›z” fleklinde bafllayan bildiri, “Hayvanlar›m›z› yaylalara ç›karmam›z› engelleyemezler” bafll›¤› ile devam ediyor. Bildiride ayr›ca “D›flar›dan getirilen ürünlerle hayvanc›l›k öldürülürken, yem fiyatlar› da aydan aya h›zl› bir flekilde art›yor. Art›k hayvanlar›m›z için gerekli olan miktarda yem alam›yoruz. Önceden hayvanlar›m›z› al›r, yaylalara, otlaklara giderdik. Hayvanlar›m›z› fleker pancar›m›z›n yapraklar›yla, küspeyle beslerdik. fiimdi bu olanaklar› da elimizden al›yorlar. fieker pancar›na getirilen kotalarla, d›flar›dan ithal edilen tatland›r›c›larla, verilen deste¤in kald›r›lmas›yla fleker pancar› üretimini de öldürmeye çal›fl›yorlar. Art›k bunu da kullanam›yoruz. Yaylalar› Irak’taki savafl bahanesiyle, devrimciler geldi bahanesiyle yasakl›yorlar. Oysa ki yap›lmak istenen emperyalist flirketler gelip ürünlerini rahatça sats›nlar diye ülkemizde hayvanc›l›¤›n, tar›m›n öldürülmeye çal›fl›lmas›d›r. Tüm bu gerçekleri görelim, bizleri kand›rmalar›na izin vermeyelim. Yayla yasaklar›na karfl› ç›kal›m, çolu¤umuzun, çocu¤umuzun r›zk›n› haram yemeye al›flm›fl olan bu doymazlara yedirmeyelim!” deniliyor. “Tar›mda oldu¤u gibi hayvanc›l›kta da bizim de¤il emperyalizmin ç›karlar› korunuyor. Buna izin vermeyelim. Devletten, üreticinin ç›karlar›n› esas alan kredilerindirme politikalar›n›n ya-

flama geçirilmesini isteyelim. Bizim üretti¤imiz et-süt-peynir sat›n al›ns›n ve bunlar›n üretimi desteklensin. Yem fiyatlar›n›n art›fl› ile süt-peynir-et fiyat›n›n art›fl› dengeli olsun. Yayla yasaklar› kald›r›ls›n. Tüm bunlar hakk›m›zd›r, hakk›m›z› talep edelim, hakk›m›z›

koruyal›m. ‹flçinin-köylünün iktidar› olan Demokratik Halk ‹ktidar› için Partimiz önderli¤inde örgütlenelim, eme¤imize sahip ç›kal›m.” denilerek devam eden aç›klama “Kurtuluflumuz TKP/ML’dedir!” slogan› ile son buluyor. (H. Merkezi)

Ziraat Odalar›ndan f›nd›k üreticisine uyar›

Ülkemizde egemenler taraf›ndan uygulanan IMF politikalar›yla, tar›mda desteklemelerin kald›r›lmas›yla, f›nd›¤›n serbest piyasada tüccar›n ve Fisko-

birlik’in aç›klad›¤› fiyatlarla 2003 ürününü sat›n alaca¤› ve bu y›l›n kurak geçmesiyle rekoltenin % 60 oran›nda azalmas› köylüleri olumsuz yönde etkiledi. F›nd›k üreticileri Fiskobirlik taraf›ndan aç›klanan 2.5 milyon lira al›m fiyat›ndan memnun de¤il. Rekolte düflük oldu¤u için köylüler, ürettikleri f›nd›¤›n paras› ile iflçi giderleri ve maliyet masraflar›n› karfl›layam›yor. Ziraat Odalar› ve Muhtarlar Derne¤i’nin bafllatt›¤› kampanyalarla f›nd›k üreticilerini korumak amac›yla Samsun, Ordu, Giresun gibi f›nd›k üretiminin yap›ld›¤› il, ilçe ve köylere uçaklarla “F›nd›¤›n›z› g›d›m g›d›m sat›n”, “F›nd›¤›n›z› emanete vermeyin, verecekseniz Fiskobirlik’e verin” gibi sloganlar›n yaz›l› oldu¤u bildirilerin

havadan da¤›t›m› yap›ld›. Fiskobirlik Genel Müdürlü¤ü, eylül-ekim aylar›nda 50 bin ton f›nd›k al›m›n›n hedeflendi¤ini aç›kland›. Fiskobirlik Genel Müdürü Cemal Öztürk, “Destekleme Fiyat ‹stikrar Fonu’ndan 2003 ürününün al›m kampanyas›nda kullanmak ve geriye ödemek üzere 125 trilyon liral›k kaynak sözü ald›klar›n›” aç›klad›. Fiskobirlik’in bundan sonra özel sektör gibi çal›flaca¤›, ald›¤› ürünü iflleyerek sataca¤› aç›klamalar› yap›ld›. Öte yandan yap›lan mitinglerle f›nd›k üreticisi tepkisini gösterirken AKP hükümeti de yeni oyunlar›yla yine üreticiyi kendilerine mecbur etmek için çeflitli gerekçeler getiriyor. F›nd›k taban fiyatlar› aç›klanmazken flimdi de destekleme al›m› yapacak olan F›nd›k

Tar›m Sat›fl Kooperatifleri Birli¤i’nin (Fiskobirlik) al›mlar›n› engellemeye çal›fl›yor. Hükümet, köylülerin Birlik’e f›nd›k satabilmelerini Tar›m ‹l Müdürlü¤ü’nden al›nacak “üretici belgesi”ne sahip olmalar› kofluluna ba¤lad›. “F›nd›¤›n fiyat› piyasa koflullar›nda belirlenmeli” sözleriyle de yine köylüleri tüccar›n insaf›na b›rakt›¤›n› gösteriyor. Ordu Ziraat Odas› Baflkan› Onur fiahin, yap›lan dayatmalara tepki göstererek “Bu saçmal›kt›r, üreticiyi bo¤mak için yap›lan bir uygulamad›r. Burada kabahat Fiskobirlik’in de¤il Tar›m Bakanl›¤›’n›nd›r. Bu belgeyi üreticinin zaman›nda almas› için çal›flma yapmal›yd›” diye konufltu. Yine üreticiler toplad›klar› f›nd›klar›yla kendilerine ç›kar›lan engellere öfkeli. (Samsun)


12-25 Eylül 2003

17

8

Askerler Van’da iki y›lda 805 at› öldürdü 4 A¤ustos’ta askerler taraf›ndan Van’›n Baflkale ilçesinin Çiçekli bölgesinde kaçak mazot tafl›d›klar› için 75 at, yak›larak imha edilmifl; köylüler hakk›nda da soruflturma aç›lm›flt›. Soruflturma aç›lan Dursun Demir ve Selam Aldemir isimli köylülere 4926 say›l› kaçakç›l›k yasas›na göre ifllem yap›larak tafl›nan her litre mazot için 400 bin lira para cezas› verildi. Köylüler ald›klar› para cezas›n› bir ay içerisinde yat›rmak zorunda. Paray› yat›rmad›klar› taktirde bu kifliler hakk›nda yasal ifllem bafllat›lacak. Köylülerin 50 bidon mazot tafl›d›¤› iddia edilirken toplam ald›klar› para cezas› ise 1 milyar 250 milyon lira. Köylülere bu ifllem yap›l›rken köylülerin atlar›n› keyfi bir flekilde ve vahflice öldüren askerler hakk›nda ise hiçbir ifllem yap›lmad›. Köylülerin hem ekmek paras› olan atlar› imha edildi, hem de para cezas›na çarpt›r›ld›lar. Bu arada son iki y›lda Baflkale’nin Esenyamaç, Mahmutabat, Afla¤› Dikmen, Yukar› Dikmen, Aç›kal›n, Koru, Erenler ve Koçda¤› köylerinde askerlerin keyfi bir flekilde öldürdükleri at ve kat›r say›s› 805 olarak belirlenmifl. Mahmutabat köylüleri yaflad›klar› sorunlar› dile getirirken “Arazimiz çorakt›r, herhangi bir ürün yetifltiremiyoruz. Hayvanc›l›k da yapam›yoruz. Çünkü, yaylalar›m›z hala yasak, hayvanlar›m›z› köy d›-

Van’›n Baflkale ilçesinin Çiçekli bölgesinde kaçak mazot tafl›d›klar› gerekçesiyle atlar› öldürülen köylülerin zararlar› tazmin edilmedi¤i gibi haklar›nda 1 milyar 250 milyonar lira para cezas› verildi.

fl›na ç›karam›yoruz. Mahmutabat köyü yak›nlar›nda bir su kanal› var, 10 y›ld›r bu suyun köye getirilmesi için Baflkale Kaymakaml›¤›’na baflvuruyoruz; ancak ilgilenen yok. Evimizin önündeki a¤açlar dahi kurudu. Zaten çat›flmalar döneminde köyün d›fl›na ç›kmak yasak oldu¤u için hayvanlar›m›z telef oldu. Kalanlar› ise satmak zorunda kald›k.

fiimdi ne tar›mla u¤raflabiliyoruz ne de hayvanc›l›k yapabiliyoruz, tek umudumuz mazot ticaretidir. S›n›r ticareti de yasaklanm›fl. Biz de aç kalmamak için kaçak yollardan mazot getiriyoruz. E¤er eskisi gibi tar›m ve hayvanc›l›¤› gelifltirseler, biz de bu iflten vazgeçeriz. Bunun d›fl›nda yapabilece¤imiz birfley yok. Ya ölümü göze alarak mazot getire-

ce¤iz ya da açl›ktan ölece¤iz” diyorlar. Köylülerin anlat›mlar›ndan da anlafl›laca¤› gibi devlet köylülerin hiçbir problemleriyle ilgilenmedi¤i gibi, köylülerin zor durumda kalmalar›na sebep olmufltur. Devlet köylüleri zor durumda b›rakarak köylerini terk etmelerini istemektedir. Türkiye Kürdistan›’nda devletin bask› ve zulmüne u¤ramayan köy yoktur. Bölgede 3000’e yak›n köy yak›lm›fl, y›k›lm›fl, köylüler zorla göç ettirilmifltir. Tüm bask›lara ra¤men köylerinde kalanlar ise bu ve buna benzer zorluklarla karfl› karfl›ya kalmaktad›rlar. Yaylalara ç›karken izin, akflam hastas›n› doktora götürmek için izin, kaybolan hayvan›n› aramak için izin. K›sacas› yapt›¤›, etti¤i her fley için en yak›n karakoldan izin almak zorunda. Buna karfl›n köyleri yakan, y›kan, köylülere iflkence yapan askerler hakk›nda hiçbir ifllem yap›lm›yor. Karakol askerleri can› isterse at öldürüyor, can› isterse dur bile demeden insan öldürebiliyor. Bugün egemenlerin dayatmalar› sonucu çaresizlikten mazot kaçakç›l›¤› yapmak zorunda kalan köylülerin devlete olan kini, nefreti her geçen gün artmaktad›r. Kabaran kin ve nefret, s›n›f bilinciyle harmanland›¤›nda devletin üzerinde bir bomba olarak patlayacakt›r. (Malatya)

Dersim’de 392 köyün, 101’i bofl durumda

Tunceli Barosu A¤ustos ay›nda “Tunceli’de bofl köy ve mezralar›n durumu, köye geri dönüflte engeller ve çözüm önerileri” ad› alt›nda bir

rapor haz›rlad›. Rapora göre Tunceli’nin köylerinin büyük bir bölümü 1994 sonbahar›nda boflalt›lmaya bafllanm›fl ve devam eden y›llarda bu uy-

gulama süreklileflmifltir. Bu uygulamaya gerekçe olarak “terörle mücadele” stratejileri gösterilmifltir. Özellikle 1990’lardan sonra yo¤unlaflan ‘düflük yo¤unluklu savafl’ ortam› köylerin boflalt›lmas›n›n da temel dayana¤› olarak gösterilmifltir” denilen raporda devletin Tunceli’de ve bölgede izledi¤i köy boflaltma politikas›n›n ulusal ve uluslararas› insani hukuka ayk›r› oldu¤u belirtiliyor. Raporda, zorla göçettirme s›ras›nda halk›n yaflad›¤› zorluklar dile getirilirken “göçettirme s›ras›nda kiflilerin yaflama, onur, özgürlük ve güvenlik haklar›na sayg› gösterilmedi¤i, baz› yerleflim bölgelerinde köylerin boflalt›lmas›ndan sonra baz› insanlar kaybolmufltur, baz› köylerde kötü ve onur k›r›c› davran›lm›flt›r” deniyor. Yine raporda Tunceli’deki bofl durumda olan köyler 2003 A¤ustos ay› verilerine göre belirtilirken, Tunceli’nin 392 köyünün 101’inin bofl oldu¤u, bu köylere ba¤l› 2-5 aras›nda mezran›n bofl bulundu¤u da dikkate al›nd›¤›nda ortalama 300 civar›nda mezran›n da

bofl durumda oldu¤unun alt› çiziliyor. Dolu olan köylerin birço¤unda ise 1-3 ailenin yaflad›¤› belirtilen raporda, bu köylerin de bofl kabul edilmesi gerekti¤i belirtiliyor. Raporda köye geri dönüfllerdeki engeller ve çözüm önerileri de sunulurken, devletin ve zorunlu iç göç ma¤durlar›n›n aras›nda kopukluk oldu¤u, bu kopuklu¤un bir koordinasyon oluflturularak köylü, valilik ve sivil kurumlar›n bir araya getirilmesi isteniyor. Raporda son olarak köye geri dönüflteki kimi uygulamalar›n son bulmas›, kimi karakollar›n ‘güvenlik’, ‘may›nlar’, ‘operasyon’ vb. gerekçelerinin geçersiz oldu¤u ve bu gerekçelerin bertaraf edilmesi ve köye geri dönüfllerin sa¤lanmas›n›n gerekti¤i vurgulan›yor. Bu arada yerel kaynaklardan edindi¤imiz bilgilere göre, askerlerin Dersim’de yo¤un olarak operasyona bafllad›¤›, özellikle Ovac›k, Hozat ve Pertek’in köylerinde hava karard›ktan sonra köylülerin köyün d›fl›na ç›kamad›¤› belirtiliyor. (Malatya)


9

17

12-25 Eylül 2003

DEPREMZEDELER ANKARA’DA ÇADIR KURDU

17 A¤ustos depreminin üstünden y›llar geçmesine ra¤men deprem ma¤durlar›n›n çilesi bitmiyor. 2 Eylül’de Ankara’da Abdi ‹pekçi

lere duyurmaya” çal›fl›yor. Beraberlerinde getirdikleri naylonlarla kendilerine “ev” yapan depremzedeler, Depremzedeler Derne¤i

Beraberlerinde getirdikleri naylonlarla kendilerine “ev” yapan depremzedeler, Depremzedeler Derne¤i ile örgütlenerek haklar›n› almaya çal›fl›yorlar. Park›’nda bir araya gelerek çad›r kuran depremzedeler ya¤murun alt›nda, so¤u¤a ald›rmadan seslerini “yetkili-

ile örgütlenerek haklar›n› almaya çal›fl›yorlar. Polisin sürekli olarak rahats›z etti-

DEVLET‹N DERS‹M’DEK‹ MEZAR FOB‹S‹ DEVAM ED‹YOR Dersim’de devlet taraf›ndan gerilla mezarlar›n›n foto¤raflar› çekilerek 20 aile hakk›nda soruflturma aç›lm›flt›. Yine Pertek’te de PKK gerillas›yken girdi¤i çat›flmada flehit düflen bir gerillan›n mezar tafl› ve mezar tafl› üzerinde bulunan resmi askerler taraf›ndan tahrip edilmiflti. Bu olaylar›n davalar› hala devam ederken devletin yeni yap›lan, yap›lacak olan mezarlara da tahammülsüzlü¤ü devam ediyor. Elaz›¤’da çocuklar›n›n mezar tafllar›n› yapt›ran ve mezar tafllar›n›n üzerinde “Öldüler ama yenilmediler” yaz›lar›n› yazd›ran ailelerden Ayd›n Koç, Celal Günefl ve yanlar›nda bulunan Erkin Zengin ve mezar ustalar›, mezarlar› yapmak için 31 A¤ustos 2003 günü Tunceli Çemiflgezek’e ba¤l› Aktürk köyüne gittiler. Köye gidenler ihbar üzerine jandarma taraf›ndan gözalt›na al›nd›lar. Gözalt›na al›nanlardan mezar ustalar›, savc›l›k taraf›ndan tutuksuz yarg›lanmak üzere serbest b›rak›l›rken, Ayd›n Koç, Celal Günefl ile Erkin Zengin, mezarlar› DHKP-C örgütünün yapt›rd›¤›, örgüt propagandas› yapt›klar› gerekçesiyle tutuklanarak Elaz›¤’da bulunan Keban Aç›k Hapishanesi’ne gönderdiler. Mezar tafllar› ise incelenmek üzere Malatya DGM’ye gönderildi. Bu arada, mezarlar› yap›lacak olan Hayri Koç’un 10 Ekim 1991’de, Asuman Koç’un 3 Eylül 1994’te, Kamer Günefl’in 24 Ekim 1996’da devletin kolluk güçleriyle girdikleri çat›flmalarda flehit düfltükleri ö¤renildi. (Malatya)

¤i, çad›r kurmalar›na dahi izin vermedi¤i, ya¤murun alt›nda kalan depremzedelerle görüflerek seslerini duyurmay› amaçlad›k. Erol Zengin (Depremzedeler Derne¤i Yönetim Kurulu Üyesi): Çal›flmalar›m›z 1 y›l önce bafllad›. Düzce’de iki deprem yafland›. Orta hasarl› evlerde yaflayan ailelere prefabrik evler verildi. Bizim problemimiz burada yaflayanlar›n ç›kart›lmak istenmesi ile daha da büyüdü. Görüntü kirlili¤ine yol açt›¤› için valilik bu alanlar› boflaltmak istiyor. Biz depremzedelerle bir araya gelerek heyetler oluflturduk. Ankara’ya geldik. Miting, oturma eylemi vs. yapt›k. Bu tepkilerden sonra geri ad›m att›lar. fiu an boflaltmaya dönük çal›flmalar›n alt yap› haz›rl›klar› var. Prefabrik yan›na kal›c› konutlar yap›ld›. Yaln›z bunlar›n masraf› çok fazla. fiehrin d›fl›nda ve ulafl›m sorunu var. Alt yap› yok. Bunlar›n %40’› bofl. ‹nsanlar masraflar›n› karfl›layam›yor. Bunlara bir çözüm bulmak için 650 kifli ile bir araya geldik. Devletin bize yönelik hiçbir yaklafl›m› yok. Polis elektri¤imizi kesti. Yan binadan bize elektrik veren komflumun elektri¤ini mühürlediler. Muflambalar›m›z›n iplerini kestiler. Bizim gitmemizi istiyorlar ama biz

net bir cevap alana kadar gitmeyece¤iz. Hakk›m›z olan konutumuzu ve arsam›z› istiyoruz. Emine Sat›lm›fl (Depremzede): 17 A¤ustos’u “güzel” bir flekilde yaflad›k. Sa¤olsun devlet uzman olmayanlar› gönderdi. 12 Kas›m depreminde sekiz komflum enkaz›n alt›nda kald›. Ailemle 3.5 saat enkaz alt›nda kald›m. Çad›rda üç ay yaflad›k. Prefabrikte ise iki y›l. “Görüntüyü bozuyor” diyerek prefabrikleri boflaltt›lar. Alt yap›s› olmayan, fareli, y›lanl› bir yere yollad›lar. ‹ki y›ld›r oraday›z. Kal›c› konutlarda 750 milyona yak›n masraf var. 7 bin tane ev yap›ld›. 3 bin tanesi dolu di¤erleri bofl. Biz hakk›m›z› alana kadar buraday›z. Yavuz Selim (Gümüflp›nar prefabrik temsilcisi): Halk› prefabriklerden ç›karmak istediler. Görüntüyü bozuyor diye. Yapt›klar› kal›c› konutlar›n sa¤l›¤› ortada. Binalar dökülüyor. Biz kime güvenelim? Defalarca Ankara’ya geldik ama bir sonuç alamad›k. Bay›nd›rl›k bakan› bizimle köfle kapmaca oynad› ama befl dakika ay›rmad›. Arsalar›m›z› versinler biz imece usulü evlerimizi yapar›z. (Ankara)

= ADANA’DA POL‹S SÜNNET DÜ⁄ÜNÜNE SALDIRDI Adana Seyhan ilçesine ba¤l› Ova mahallesinde polis sünnet dü¤ününde bulunan kitleye atefl açt›. Atefl sonucu 4 çocuk çeflitli yerlerinden yaraland›. Murat Erol adl› kifli çocuklar›na sünnet dü¤ünü yapt›rmak istedi ama dü¤ün, sivil polisin müdahalesiyle kana buland›. Olay› gören görgü tan›klar› flunlar› söylediler; “Murat Erol, çocuklar›n› sünnet ettirmek amac›yla fiakirpafla Polis Karakolu’ndan izin alarak bir flölen düzenledi. fiölene kat›lan yaklafl›k bin kifli taraf›ndan “Biji serok Apo”, “Sa¤l›¤› sa¤l›¤›m›zd›r” slogan› at›ld›.

= S‹‹RT’TE MAYINA BASAN 2 ÇOCUKTAN 1’‹ YAfiAMINI Y‹T‹RD‹! Siirt-Eruh yolu üzerinde bulunan askeri at›fl poligonunda may›na basan iki çocuktan biri yaflam›n› yitirirken, 1’i a¤›r yaral› olarak Dicle Üniversitesi T›p Fakültesi Hastanesi’ne kald›r›ld›. Siirt’te saat 19:00 s›ralar›nda meydana gelen olayda, çobanl›k yapan R.D (16) ve M.K (15) isimli çocuklar yol üzerinde bulunan askeri at›fl poligonunda may›na bast›. Meydana gelen patlama sonras› olay yerinde yaflam›n› yitiren M.K’n›n cenazesi Siirt Devlet Hastanesi’ne otopsi için kald›r›l›rken, a¤›r yaralanan R.D, Dicle Üniversitesi T›p Fakültesi Hastanesi’nde tedavi alt›na al›nd›. (D‹HA)

Slogan at›lmas› üzerine olay yerinde bulunan 01 UF 384 plakal› sivil polis arac›, kitlenin içine girerek müdahale etmek istedi. Yaflanan arbedede polis kitlenin üzerine atefl açt›. Aç›lan atefl sonucu yafllar› 11 ile 17 aras› dört çocuk yaraland›”. Yaral›lar Adana Devlet Hastanesi’ne kald›r›ld›. Yaral›lardan N.E’nin (11) durumunun ciddi oldu¤u bildirildi. Adana Devlet Hastanesi’nde bulunan sivil polisler, bas›n› içeri almazken ülke genelinde bas›n aç›klamalar›yla bu olay protesto edildi. (Mersin)

= ÖLÜYE P‹fiMANLIK ÇA⁄RISI 1987’de PKK saflar›na kat›lan 1993 y›l›nda da yaflam›n› yitiren Çetin Gidici’nin Topluma Kazand›rma Yasas›’ndan yararlanmas› için Batman fiirinevler’de oturan ailesine Türkiye Cumhuriyeti imzal› bir mektup gönderildi. Mektupta “çocu¤unuzun biran önce size kavuflmas›, size sar›lmas› ve normal yaflam›na dönmesi için elinizden gelen deste¤i verece¤iniz umuduyla mutlu ve huzurlu yar›nlar diliyoruz” deniliyor. Ç›kart›lan Topluma Kazand›rma Yasas›’n›n istenilen ilgiliyi bulamamas› sonucu bafllat›lan “ikna” çal›flmalar› Batman’da flaflk›nl›k yaratt›. Çetin Gidici’nin kardefli Mehmet Gidici, a¤abeyi Çetin’in 1987’de PKK’ye kat›ld›¤›n›, 1993’te yaflam›n› yitirdi¤ini belirterek “öldükten sonra kazanmak isteyen bir zihniyet bana tuhaf geliyor. Ayr›ca a¤abeyim yaflasayd› da bu kampanyadan yararlanmazd›” dedi. Gidici “Evimize gönderilen mektubu al›nca 1990 y›llardaki bask›lar›, yaflad›¤›m›z kötü günleri an›msad›m, köylerimiz zorla boflalt›l›p, evlerimiz yak›ld›, bunlardan sonra bizden neyin piflmanl›¤›n› yaflamam›z› istediklerini bilmiyorum” dedi. (Mersin)


12-25 Eylül 2003

17

10

19 Aral›k katliamc›lar› kay›p!

F Tipi hapishaneleri hayata geçirerek devrimci ve komünist tutsaklar› teslim alaca¤›n› sanan faflist TC, 1922 Aral›k 2000 tarihlerinde 20 hapishaneye ayn› anda katliam amaçl› operasyonlar düzenlemifl, onlarca tutsa¤› katletmifl, yüzlercesini de yaralam›flt›. Üzerinde en ince ayr›nt›s›na kadar çal›fl›larak düzenlenen bu operasyonda görev alan jandarmalar flimdi her ne

hikmetse(!) tespit edilemiyor. Bayrampafla Hapishanesi’nde katledilen 12 tutsa¤›n ailelerinin baflvurusu üzerine soruflturma bafllatan Eyüp Savc›l›¤›, 21 ayd›r katliama kat›lan güvenlik güçlerinin isimlerini tespit edemedi(!) Tam sekiz kez jandarmadan isim isteyen savc›l›k, her defas›nda “belge ve bilgiye ulafl›lamad›¤›” yan›t›n› ald›. Yine ayn› fle-

= KADINLAR “IRAK’A ASKER GÖNDERMEYE HAYIR” DED‹ Irak’a asker gönderilmesi çal›flmalar› bir taraftan h›zla sürdürülürken di¤er taraftan da asker gönderilmemesi için hergün eylemler, bas›n aç›klamalar› ve çeflitli etkinlikler yap›l›yor. ‹zmir Kad›n Platformu üyesi bir grup kad›n, Irak’a asker göderilmemesi için eski Sümerbank önünde zincir oluflturarak Cumhuriyet Meydan›’na kadar “ABD askeri olmayaca¤›z”, “Irak’a gitme kardefl kan› dökme” vb. sloganlarla yürüdüler. Polis kad›nlar› meydana sokmad›. Bunun üzerine kad›nlar oturma eylemi yapt›lar. DEHAP Kad›n Kollar› üyesi P›nar Aytekin, burada bir aç›klama yapt›. Aytekin dünyada ve ülkemizde kad›nlar›n sürekli ve kal›c› bar›fl için çal›flt›klar›n› ve çal›flacaklar›n› belirtti. (‹zmir) = F T‹P‹NDE FELSEFE YASA⁄I F tipi hapishanesinde mahkumlar›n hapishane d›fl›na yaz› yollamalar› soruflturma konusu oluyor. Edirne F Tipi Hapishanesi’nde bulunan Kenan Güngör hakk›nda felsefe kongresinde sunumunun yap›lmas› ve da¤›t›lmas› için haz›rlad›¤› yaz›dan dolay› Edirne Cumhuriyet Savc›l›¤› taraf›ndan soruflturma bafllat›ld›. Soruflturma aç›lmas›n›n ard›ndan yaz›l› aç›klama yapan Güngör’ün avukat› Kaz›m Bayraktar, soruflturman›n amac›n›n F tipi hapishanelerde okuman›n, yazman›n ve araflt›rman›n yasaklanmak istenmesi oldu¤unu belirtti. Bayraktar, F tipinde 3 kitaptan fazla bulundurulmas›n›n güvenlik gerekçesiyle yasak oldu¤unu söyleyerek, felsefi çal›flmalar›n dahi engellendi¤ine dikkat çekti. (Kartal)

kilde 4 devrimci tutsa¤›n katledildi¤i Ümraniye Hapishanesi’nde de aç›lan soruflturmada Ümraniye Savc›l›¤› gerekli bilgi ve belgelere ulaflamad›(!) Burada üstelik valilik taraf›ndan, operasyonda görevli jandarmalar hakk›nda soruflturma aç›lmas›na izin dahi verilmedi. Gerekçe ise dönemin Valisi Erol Çak›r taraf›ndan flikayetlerin as›l amac› “devletin otoritesine karfl› bir baflkald›r› ve güvenlik güçlerini y›pratma amac› tafl›d›¤›” fleklinde aç›kland›. Eyüp Savc›l›¤›’n›n bilgi istedi¤i Jandarma Genel Komutanl›¤›, 21 May›s 2002’de Adalet Bakanl›¤›’na gönderdi¤i yaz›da operasyonun Adalet ve Sa¤l›k Bakanl›klar›yla koordineli bir flekilde yap›ld›¤›n› belirterek flöyle diyor: “... ‹stenilen emir, cezaevi idaresine karfl› toplu ayaklanma suçundan yarg›lanan mahkumlar›n eylemleri ile do¤rudan iliflkisi bulunmad›¤›ndan, yarg›laman›n esas›n› etkileyecek mahiyette olmad›¤› de¤erlendirilmektedir. Yarg›lamaya iliflkin hangi hususla ilgili bilgi istendi¤i anlafl›lmam›flt›r. Operasyon Adalet Bakanl›¤› koordinasyonunda ve görev sorumlulu¤u prensibi içerisinde ya-

p›lm›flt›r. Bu nedenle yarg›lanma makamlar›nca müdahaleye iliflkin bilgi ve belge taleplerinin yarg›laman›n esaslar›n› ilgilendirip ilgilendirmedi¤i hususunun incelenerek, bu taleplerin Adalet Bakanl›¤›’nca karfl›lanmas›n›n uygun de¤erlendirildi¤i...” Görüldü¤ü gibi tüm dünyan›n gözleri önünde yaflanan bu katliamda yer alan sorumlular›n bulunup yarg›lanmas›, bilinçli olarak sürekli uzat›l›p bundan önceki benzer örneklerinde oldu¤u gibi davan›n zaman afl›m›na u¤rayarak katliamc›lar›n yeni katliamlar›n› yapabilmelerine uygun ortam yarat›lmaya çal›fl›lmaktad›r. Öte yandan ayn› katliamda yaralanan di¤er tutsaklar ise kendi arkadafllar›n› öldürmekten yarg›lan›yorlar. Daha önce de Diyarbak›r Hapishanesi katliam›nda, Ulucanlar Hapishanesi katliam›nda vb. di¤er katliamlarda oldu¤u gibi... Bütün bunlar yetmiyormufl gibi katliam›n bizzat uygulay›c›lar›ndan olan dönemin Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürü Ali Suat Ertosun da yapt›¤› katliamlardan dolay› devlet taraf›ndan “üstün hizmet madalyas›yla” ödüllendiriliyor. (H. Merkezi)

Y D G ’ l i l e r d e n “ Anti-emperyalist ” etkinli¤i mücadeleyi yükselt” Anti-emperyalist mücadeleyi yükseltmek amac›yla uzun bir süre önce bafllatt›klar› kampanya çerçevesinde Yeni Demokrat Gençlik, Ba¤c›lar EMEP binas›nda bir etkinlik düzenledi. Aç›l›fl konuflmas›na Baflkan Mao’nun “Emperyalizm ka¤›ttan kapland›r” sözüyle bafllayan bir YDG’li, emperyalizme karfl› her yerde örgütlü bir duruflla mücadele etmenin ve teflhir etmenin önemine dikkat çekti. Devrim ve komünizm flehitleri için yap›lan sayg› duruflunun ard›ndan; savafl›n etkileri, y›k›m, vahflet ve direnifl görüntülerinin yer ald›¤› dia gösterimi fliirler eflli¤inde sunuldu. Böyle etkinliklerin bütün YDG’lilere örnek olmas› ve ço¤alt›lmas› gerekti¤i ve anti-emperyalist mücadelenin ancak örgütlü mücadeleyle gelifltirilece¤inin vurguland›¤› YDG dergisinin gönderdi¤i mesaj›n ard›ndan Grup Nisan Günefli sahne ald›. Söylenen türküler, marfllar ve hep birlikte çekilen halaylarla kitle cofltu. Etkinli¤in ikinci bölümünde “Irak’a asker gönderme” ile ilgili bir panel yap›ld›. Panele Tohum Kültür Merkezi, ‹flçi Köylü gazetesi ve Yeni Demokrat Gençlik dergilerinden birer konuflmac› kat›ld›. ‹lk olarak TKM’den arkadafl emperyalizmin günümüzde derin ekonomik krizler yaflad›¤›n›, bu krizden ç›kmak için yar› feodal, yar› sömürge ve sömürge ülkelerde bölgesel savafllar ç›kard›¤›n›, oralar› iflgal ederek petrol yataklar›na sahip olmaya çal›flt›¤›n›, ve bu bölgelerde hakimiyet kurmak istedi¤ini söyledi. Sözlerini

“nas›l ki emperyalizm kendi içinde örgütlüyse dünya halklar› da emperyalizme karfl› birleflerek örgütlenmelidir” fleklinde bitirdi. ‹flçi Köylü gazetesinden arkadafl ise ABD emperyalizminin Ortado¤u’daki amaçlar›ndan, buraya gelifl nedenlerinden bahsederek Irak’taki yerleflim yerlerinde, burada yaflayan Kürt, fiii ve Sünni nüfusun da¤›l›m›na ve direniflin bafllad›¤› yerlere dikkat çekti. Son olarak Türkiye’nin Irak’a asker göndermesinin nedenleri ve sonuçlar›ndan bahsederek sözü YDG’li arkadafla b›rakt›. YDG’li arkadafl da genel olarak anti-emperyalist mücadelenin gelifltirilmesi ve örgütlenmenin zorunlulu¤undan bahsetti. Dinleyicilerin büyük ilgi gösterdi¤i soru cevap bölümününde ise gerek sorulan sorular, gerekse kendi düflüncelerini ortaya koymalar›, tart›flma ortam›n› daha da canland›rd›. (‹stanbul)


11

17

12-25 Eylül 2003

TAYAD, hapishaneler raporunu aç›klad› Tutuklu ve Hükümlü Aileleri Yard›mlaflma Derne¤i (TAYAD), taraf›ndan aç›klanan ‘A¤ustos Ay› Hapishaneler Raporu’nda Türkiye’de bulunan hapishanelerin hemen hemen hepsinde ayn› sorunlar›n yafland›¤› belirtildi. Dernek binas›nda yap›lan aç›klamaya tutsak yak›nlar› da kat›ld›. Raporu okuyan TAYAD Baflkan› Tekin Tangün, hapishanelerde kalan tutsaklar›n yaflad›klar› sorunlar› kamuoyuna duyurmak için bundan sonra her ay bu tarz raporlar haz›rlayacaklar›n› belirtti. “Hapishaneler sorun kayn›yor” diyen Tangün, haz›rlad›klar› rapora iliflkin ise flu bilgileri verdi: “Edirne F Tipi Hapishanesi’nde bulunan birçok tutuklu hayati tehlikesi buludu¤u halde tedavi edilmemekte. Ercan Kartal’›n da aralar›nda bulundu¤u birçok tutuklu da yo¤un bir tecrite maruz b›rak›lmakta. Yaflan›lan bu uygulamalar tutuklular›n var olan

rahats›zl›klar›n›n yan›s›ra daha farkl› hastal›klara yakalanmalar›na neden olmaktad›r. Ayr›ca bu tutuklular vasi olmad›¤› gerekçesiyle avukatlar›yla görüfltürülmemektedir. Kartal Özel Tip Hapishanesi’ne yak›nlar›n› görmeye giden tutuklu yak›nlar› ise keyfi uygulamalara maruz kalmaktad›r. Burada bulunan bayan tutuklular›n hücreleri hemen her gün “tünel var m›” bahanesiyle aranmakta. Bak›rköy Kad›n ve Çocuk Hapishanesi’nde de di¤er hapishanelerde yap›lan keyfi uygulamalara rastlanmaktad›r. Özellikle burada bulunan çocuk yafltaki adli tutuklular dövülmekte ve eflyalar›na el konmaktad›r. Sincan F Tipi Hapishanesi’nde ise, kuyuda su olmad›¤› gerekçesiyle 2 ayd›r tutuklu ve hükümlülere su verilmemekte ayn› zamanda d›flar›dan gönderilen eflyalar›na da el konulmaktad›r. Bu durum birçok tutuklunun sinir krizi geçirmesine ve intihara yönelmesine neden olmaktad›r.

Tekirda¤ F Tipi Hapishanesi’nde de ayn› sorunlar yaflanmakla birlikte, tutuklular taraf›ndan yaz›lan yaklafl›k 300 mektup Cezaevi Mektup Okuma Komisyonu taraf›ndan keyfi nedenlerle imha edilmifltir. ‹mral› Hapishanesi’nde bulunan KADEK Genel Baflka-

n› Abdullah Öcalan’a ise özel bir tecritin uyguland›¤› ve sa¤l›k sorunlar›n›n giderilmedi¤ini avukatlar› arac›l›¤›yla ö¤renmekteyiz. Bu uygulamalar› sadece bu hapishanelerde de¤il Türkiye’de bulunan bütün hapishanelerde görmek mümkün.” (H. Merkezi)

D‹DAR fiENSOY MEZARI BAfiINDA ANILDI

COCA COLA ‹ÇME, KATL‹AMA ORTAK OLMA! 6 Eylül 2003 günü ABD’nin tüm katliamlar› için finans kaynaklar›ndan biri olan Coca Cola, “Rock’n Coke ‹stanbul” ad› alt›nda Had›mköy’de bulunan Hazerfen Havaalan›’nda bir festival düzenledi. Irak’ta Savafla Hay›r Koordinasyonu ayn› gün bir bas›n aç›klamas› yaparak Rock’n Coke festivalini protesto etti. Saat 13:00’te festival alan›na iki otobüsle gelen 70 kiflilik grup Jandarma taraf›ndan konserlerin oldu¤u alana al›nmad›. Jandarmayla görüflmeler devam ederken, oraya gelen bir grup TAYAD üyesi de pankart açarak bas›n aç›klamas› yapmak istedi. Grubun bas›n aç›klamas› yapmas›na izin vermeyen jandarma, ailelere sald›rd›. TAYAD üyeleri, Koordinasyon ad›na gelenlerin müdahalesiyle Jandarman›n elinden al›nd›. Daha sonra “Coca Cola Kullanma Katliama Ortak Olma” pankart› ve “Yaflas›n Halklar›n Kardeflli¤i”, “Irak’a asker Göndermeye Hay›r” dövizleri açan grup ad›na TAYAD’l› ailelere yap›lan sald›r›y› k›nayan konuflman›n ard›ndan, Koordinasyon ad›na bas›n metnini Grup Yorum eleman› Özcan fienver okudu. Aç›klamada “ABD emperyalizminin simgesel tekellerinden olan Coca Cola, acaba bu festival için kaç iflçinin eme¤ini çald›, kaç iflçinin kan›n› ak›tt›? ABD emperyalizminin, dünya genelinde halklara yönelik katliam, iflkence, kültürel yozlaflma sald›r›lar›, bu simgesel flirketler taraf›ndan yürütülmekte veya tüm bunlar bu gibi flirketler taraf›ndan finanse edilmektedir. Bu nedenle herkesi Coca Cola içmemeye ve bu festivale kat›lmamaya ça¤›r›yoruz. Coca Cola içerek Irak halk›na s›k›lan kurfluna, baflta Kolombiya olmak üzere Coca Cola flirketlerinde çal›flan iflçilerin katliam›na ortak olma!”denildi. S›k s›k “Katil ABD Ortado¤u’dan defol”, “Yaflas›n halklar›n kardeflli¤i”, “Coca Cola içme katliama ortak olma”, “Gün gelecek devran dönecek ABD halka hesap verecek”, “ABD askeri olmayaca¤›z” sloganlar›n›n at›ld›¤› eylem alk›fllarla sona erdirildi. (‹stanbul)

Didar fiensoy, 1 Eylül 2003 tarihinde ‹HD ‹stanbul fiube yöneticileri, ailesi, tutsak yak›nlar› taraf›ndan Feriköy’deki mezar› bafl›nda an›ld›. 1940 y›l›nda Hitler faflizminin iflgali alt›ndaki Yugoslavya’da do¤mufl, Arnavut kökenli bir ailenin çocu¤u olan 3 çocuk annesi Didar fiensoy, 12 Eylül döneminin yapra¤›n k›p›rdamad›¤›, her türlü hareketin azg›nca bast›r›lmaya çal›fl›ld›¤› günlerinde hapishane önlerinde kendisi gibi tutsak yak›n› ve dostu olanlarla birlikte kararl› bir mücadele vermifltir. Ölümünün 17. y›l›nda biraraya gelen sevenleri Didar fiensoy’un mezar›n› karanfillerle süsledi. Anmada konuflan ‹HD ‹stanbul fiube Baflkan› Kiraz Biçici “Didar abla, insan haklar› mücadelesinin y›lmaz ve kararl› bir savunucusuydu. Onun önünde sayg›yla e¤ili-

yoruz” dedi. Oluflturduklar› insan haklar› kütüphanesine onun ad›n› verdiklerini de sözlerine ekledi. ‹HD Cezaevleri Komisyonu Üyesi Ümit Efe ise; Didar fiensoy’un 12 Eylül’ün ard›ndan hapishanelere yönelik sald›r›lara karfl› mücadelenin ilk tohumlar›n› att›klar›n› belirterek “bugün de F Tipi Cezaevleri L ve D tiplerine dönüfltürülmeye çal›fl›l›yor. Didar’›n yolundan gidece¤iz ve cezaevlerindeki bask›lara karfl› mücadelemizi sürdürece¤iz” dedi. Anmaya kat›lan tutsak analar›ndan Selvi Gülmez Didar fiensoy için a¤›t yakarken Güzel fiahin de bir konuflma yaparak “O ölmedi kalbimizde yafl›yor, o bizim onurumuzdur” dedi. Konuflmalar sonunda özgürlük ve demokrasi flehitleri için yap›lan bir dakikal›k sayg› duruflunun ard›ndan alk›fllarla anma sona erdi. (H. Merkezi)


12-25 Eylül 2003

17

12

Emperyalistler için dökecek kan›m›z yok! Gelinen süreçte iflgale karfl› Irak halk›n›n direnifli baflta ABD olmak üzere di¤er emperyalistlerin planlar›n› suya düflürmekle kalmam›fl ayn› zamanda emperyalistlerin sald›r›n›n ard›ndaki gerçek emellerini gizleyen maskelerini de düflürmüfltür. Bu çerçevede birçok ilde yap›lan 1 Eylül Dünya Bar›fl Günü etkinliklerinde ana vurgu Irak’ta iflgalin son bulmas› ve Türkiye’nin ABD’nin ç›karlar› için Irak’a asker göndermemesi oldu. Kiminle ve kimin için bar›fl önemli bir sorudur. Soyut ve “s›n›flar üstü” bir bar›fltan söz edilemez. Bar›fl, her zaman somuttur ve çat›flmal› bir durumun son bulmas›n› ifade eder. Çat›flmal› bir durumun, bir savafl›n ya da bir uzlaflmazl›¤›n nedenlerini, temelindeki sorunlar› çözerek ortadan kald›rmakla gerçekleflebilecek bir olgudur. Bu nedenle savafllar›n as›l temelinde emperyalist kapitalist sistem vard›r. Ve bu sistem varoldu¤u müddetçe savafllar da kaç›n›lmazd›r. Bu çerçevede “1 Eylül Dünya Bar›fl Günü” de baz› gruplar›n soyut bar›fl talepleri dile getirilmesiyle birlikte, devrimci gruplar ise anti-emperyalist mücadelenin gelifltirilmesinin önemine vurgu yapt›lar. Ancak tüm gruplar›n ana vurgusu ise Irak’ta fiili olarak devam eden iflgalin son bulmas› ve Türkiye’nin ABD ç›karlar› için Irak’a asker göndermemesi oldu. ‹STANBUL 1 Eylül Dünya Bar›fl Günü çerçevesinde ‹stanbul’da 31 A¤ustos tarihinde Abide-i Hürriyet Meydan›’nda miting gerçeklefltirildi. Irak’ta Savafla Hay›r Koordinasyonu ve Emek, Bar›fl, Demokrasi Blo¤u taraf›ndan ortak organize edilen mitinge yaklafl›k olarak yirmi bin kifli kat›ld›. Mitinge kitlesel kat›l›m› DEHAP gerçeklefltirirken, TAYAD’l› ailelerin “107 ölü var, hangi bar›fl” yaz›l› pankart› dikkat çekti. ILPS kortejinin arkas›nda PART‹ZAN ve YDG de mitinge pankartlar›yla kat›ld›. Partizan “Emperyalizm için dökecek kan›m›z yok”, YDG “Emperyalizme karfl› mücadeleyi örgütle, cesaretle ilerle” pankartlar›n› açt›. Kortejde, “Irak’a asker göndermeye hay›r”, “Asker göndermek iflgale ortak olmak demektir” vs yaz›l› dövizler tafl›nd›. Miting süresi boyunca “Kahrolsun emperyalizm, yaflas›n halklar›n kardeflli¤i”, “Katil ABD, ufla¤› AKP” vb. sloganlarla birlikte Partizan kortejinde “Kürt ulusuna özgürlük halk savafl›yla gelecek”, “Partiyi Örgütle Cesaretle ‹lerle” vb sloganlar da at›ld›.

‹ZM‹R VE MERS‹N’DE DEVLET TERÖRÜ ‹zmir Valisinin ‹zmir Fuar›n› gerekçe göstererek “güvenli¤i sa¤layamay›z” bahanesi ile izin vermedi¤i 1 Eylül Dünya Bar›fl günü’nde devlet terör estirdi. 1 Eylül günü bir araya gelen siyasi parti, dernek ve devrimci

1 Eylül Dünya Bar›fl günü etkinli¤i Mersin’de çevre illerden gelen kat›l›mc›larla birlikte 31 A¤ustos’ta kutland›. Yaklafl›k onbin kiflinin kat›ld›¤› kutlamalar Metropol alan›nda yap›ld›. Yeni Demokrat Gençlik de “ABD askeri olmayaca¤›z” pankart› ile kat›larak “Kürt halk› Partizanla öz-

cadele Zafer” vb. sloganlar› atarak tertip komitesinin bu vurdum duymaz tavr›n› protesto ettiler. Miting alan› alk›fllarla terk edildi. TAYAD’l›lar›n gözalt›na al›nmas›n› protesto etmek için 5 Eylül tarihinde ‹flçi-Köylü, Temel Haklar ve Özgürlükler Cephesi, Ezilenlerin Sosyalist Platformu ve Devrimci Demokrasi taraf›ndan Tafl Bina’n›n önünde bas›n aç›klamas› yap›ld›. ANKARA Ankara’da ise Ankara Savafl Karfl›t› Platform’un organize etti¤i Dünya Bar›fl Günü mitingi Abdi ‹pekçi Park›’nda gerçekleflti. Saat 10:30’da Toros Sokak’ta toplanmaya bafllayan Demokratik Kitle Örgütleri üyeleri ve temsilcileri açt›klar› pankartlar ve tafl›d›klar› dövizlerle Abdi ‹pekçi Park›’na kadar sloganlar atarak yürüdü. Sendikalar, dernekler, devrimci gazete ve dergiler ve siyasi partilerin kat›ld›¤› mitingde ortak aç›klamay› ‹HD

‹stanbul çevreler Cumhuriyet Meydan›’na do¤ru sloganlar ile yürüyüfle geçti. Bunun üzerine polis, kitlenin önüne barikat kurarak yürüyüflü engellemeye çal›flt›. K›sa süreli yaflanan bir tart›flman›n ard›ndan polis, barikat› kald›rmak zorunda kald›. Tekrar yürüyüfle geçen kitle yürüyüfl s›ras›nda “Katil ABD Ortado¤u’dan defol”, “‹flgale gitme kardefl kan› dökme”, “Kahrolsun ABD emperyalizmi” vb. sloganlar atarak Cumhuriyet Meydan›’na yürüdü. Alan› panzerle ile çevirmifl olan polis kitleyi alana almayaca¤›n› belirtti. Burada yaklafl›k 1 saat boyunca yap›lan oturma eyleminin ard›ndan tertip komitesinin çabalar› da sonuç vermeyince, polis kitlenin üzerine azg›nca sald›rd›. Ve kitlenin direnifli karfl›s›nda havaya atefl açt›. Bu sald›r›lar s›ras›nda birçok insan yaralan›rken gözalt›na al›nan 26 kifli ertesi gün ç›kar›ld›klar› savc›l›k taraf›ndan serbest b›rak›ld›.

Ankara gürleflecek”, “Kahrolsun ABD emperyalizmi” vb. sloganlar att›. Mitinge “107 ölü var. Hangi bar›fl?” pankart›yla kat›lmak isteyen TAYAD’l› ailelere polis sald›rd›. Sald›r› sonucu on kifli gözalt›na al›nd›. Polisin bu keyfi tutumu karfl›s›nda tertip komitesi sessizli¤ini bozmad›. Gözalt›lar sonras› devrimci ve sosyalist bas›n okurlar› biraraya gelerek “Gözalt›lar serbest b›rak›ls›n”, “Bask›lar bizi y›ld›ramaz”, “Yaflas›n Devrimci Dayan›flma”, “Birlik Mü-

Ankara fiubesi Baflkan› Ender Büyükçulha yapt›. Partizan pankart›n›n da aç›ld›¤› miting Kemalé Amedé’nin söyledi¤i Kürtçe türkülerle sona erdi. 1 Eylül nedeniyle Adana, Malatya, Samsun, Bursa ve Elaz›¤’da da bas›n aç›klamalar› düzenlendi. Genel olarak bas›n aç›klamalar›nda Irak’ta devam eden iflgalin son bulmas› ve Türkiye’nin ABD emperyalizminin ç›karlar› için Irak’a asker göndermemesi istendi.


13

17

12-25 Eylül 2003

Kamu emekçilerinin hak mücadelesi sürüyor KESK ve Kamu-Sen ile hükümet aras›nda devam eden toplu sözleflmeler sonuçsuz kalmaya devam ediyor. Her iki sendika da ekonomik temellerde haklar› olan art›fllar›n yap›lmas›n› isterken ve bu do¤rultuda eylemlerine devam ederken, devlet, tüm taleplere gözlerini kapatarak kamu emekçilerini yoksullu¤a, açl›¤a terk etmek istiyor. Sendikal› kamu emekçilerinin düzenledi¤i eylemlere de azg›nca sald›ran devlet, emekçilerin taleplerini bast›rmay› planl›yor. Devletin tutumu karfl›s›nda eylemlerine “Uzlaflt›rma

Kurulunun” raporu aç›klan›ncaya kadar devam KESK, çeflitli illerde kitlesel eylemler düzenlerken KamuSen’li yöneticiler de Açl›k Grevi bafllatarak hükümetin tavr›n› protesto etti. KESK EYLEM‹NDEN SONRA GÖZALTI TERÖRÜ 23 A¤ustos’ta insanca bir yaflam için Ankara’da bir araya gelen kamu emekçileri eylem sürecinde ve sonras›nda devletin sald›r›lar›na maruz kald›/kal›yor. Eylem devam ederken emekçileri “terörist” olmakla suçlayan Baflbakan R. Tayyip Erdo¤an sonras›nda da KESK’i karalamaya devam ederek emekçi düflman› yüzünü gösterdi. Ankara polisi, KESK eyleminden sonra “yasad›fl› örgüt operasyonu” iddias› ile terör estirdi. Aralar›nda BES 2 No’lu fiube üyesi Servet Tuna Ayd›n’›n da oldu¤u yedi kifli evlerine, iflyerlerine yap›lan bask›nlarla ve sokakta kaç›r›larak gözalt›na al›nd›.

Gözalt›na al›nanlar›n hepsinin yaral› olduklar› dikkat çekerken bunlardan Volkan Ayaz, Emrah Yayla, Cemaat Ocak ve Do¤an Karatafl DHKP-C örgütüne üye olduklar› iddia edilerek tutukland›. 25 A¤ustos tarihinde bafllayan operasyonlarda Fatma An›l (65) ve Hac› Osman An›l (70) isimli yafll› bir çift de o¤ullar›n›n teslim olmas› için rehin al›nd›. O¤ullar›n›n gelmesine ra¤men çift on saat gözalt›nda tutulduktan sonra serbest b›rak›ld›. Operasyon yapan polise Ankara

Valili¤inin de efllik etmesiyle aralar›nda KESK Baflkan› Sami Evren’in de bulundu¤u 14 sendikac› hakk›nda 2911 say›l› Toplant› ve Gösteri Yürüyüflleri Kanunu’na muhalefet etme iddias› ile soruflturma aç›ld›. KESK EYLEMLER‹ SAMSUN’DA SÜRÜYOR KESK Samsun fiubeler Platformu’na ba¤l› sendikalar, toplu görüflmeler sürecinde AKP hükümetinin, kamu emekçilerine yönelik sald›rgan tutumu ile 23 A¤ustos Ankara yürüyüflünün ard›ndan KESK’in anti demokratik eylem ve bölücülük yapt›¤› iddias›yla suçlanarak eyleme kat›lanlar›n gözalt›na al›n›p sendika yöneticilerine dava aç›lmas›n› protesto ediyorlar. 26 A¤ustos’ta DS‹ 7. Bölge Müdürlü¤ü bahçesinde saat 12:30’da bir araya gelen kamu emekçileri, burada bir bas›n aç›klamas› yapt›. KESK Samsun fiubeler Platformu Dönem

Sözcüsü Adem Kocao¤lu, Ankara eylemine dikkat çekerek “bas›n aç›klamas›ndan önce Ankara valili¤inin tutumu ve bas›n aç›klamas›ndan sonra da hükümetin, bizzat baflbakan R. Tayyip Erdo¤an’›n eylemi, amac›ndan farkl› göstermesini ve k›nama giriflimlerini kabul etmiyor, bu anti-demokratik tutumu k›n›yor ve protesto ediyoruz” dedi Yap›lan eylemlerin ikincisi ayn› hafta 28 A¤ustos Perflembe günü saat 17:45’te ‹stiklal Caddesi Süleymaniye geçidinde yap›ld›. “Sadaka de¤il top-

lu sözleflme”, “Toplu sözleflme hakk›m›z, grev silah›m›z”, “IMF’ye uflak emekçiye Kas›mpaflal›” vb. sloganlar ve düdüklerle bafllayan eylemde KESK Dönem Sözcüsü Adem Kocao¤lu bir konuflma yapt›. 4 Eylül Perflembe günü Konak sinemas› önünde eylemlerini sürdüren KESK fiubeler Platformu üyesi kamu emekçileri bir araya gelerek bas›n aç›klamas› yapt›lar. Dönem Sözcüsü Adem Kocao¤lu, silahlanmaya, fliddet ve savafl politikalar›na dayanan bütçe anlay›fl›ndan vazgeçilmesi gerekti¤ini vurgulayarak “sendikal hak ve özgürlüklerin önündeki tüm engeller kald›r›lmal›” dedi. Bas›n aç›klamas› at›lan sloganlarla son buldu. BURSA’DA OTURMA EYLEM‹ 28 A¤ustos günü saat 17:30’da KESK Bursa fiubeler Platformu öncülü¤ünde 150’yi aflk›n kamu emekçisi Çiçekler Park›’nda oturma eylemi

yapt›. Eylemde Platform ad›na KESK Bursa fiubeler Platformu Dönem Sözcüsü Saim Gültekin hükümetin duyars›z tutumundan vazgeçmesi gerekti¤ini söyleyerek kamu emekçilerinin taleplerini yerine getirmek için ça¤r›da bulundu. 1 saate yak›n oturan kamu emekçileri sloganlar ve alk›fllarla eylemi bitirdiler. KAMU-SEN AÇLIK GREV‹ YAPTI Kamu-Sen, kamu emekçilerinin ekonomik talepleri için birçok ilde çad›rlar kurarak açl›k grevi bafllatt›. 1 Eylül’de bafllat›lan açl›k grevleri 3 gün sürdü. Kamu-sen’liler bu eylemlerinde hükümetin uzlaflmaz tutumunun kendilerini açl›k grevi noktas›na getirdi¤ini belirttiler. DEVLET KEND‹ KURUMUNU D‹KKATE ALMIYOR Toplu görüflmelerin ikinci toplant›s›ndan çekilen KESK, hükümetin ça¤r›s› üzerine Kamu-Sen ile hükümet aras›nda yap›lan görüflmelere kat›ld›. Ancak hükümetle yap›lan bu görüflmelerden de bir sonuç ç›kmay›nca yasa gere¤i görüflmeler son buldu ve “Uzlaflt›rma Kurulu”nun önerisine baflvuruldu. Yüksek Hakem Kurulu Baflkan› ve dört üniversite ö¤retim üyesinden oluflan “Uzlaflt›rma Kurulu” 30 A¤ustos’tan itibaren çal›flmalar›na bafllad›. Uzlaflt›rma Kurulu 4 Eylül günü toplanarak taraflar› dinledi. KESK Baflkan› Sami Evren kuruldan %12’lik kayb›n ödenmesini istediklerini belirterek önerilerinin dikkate al›nmas›n› istedi. Görüflmeler sürerken yaklafl›k 250 KESK üyesi emekçi kurul binas› önünde eylem yapt›. Görüflmelerin sona erdi¤i 5 Eylül günü de yaklafl›k 100 Tüm Bel-Sen üyesi “Direne direne kazanaca¤›z” sloganlar› ile bir bas›n aç›klamas› yapt›. Aç›klamay› okuyan Tüm BelSen Genel Baflkan› Vicdan Kara hükümetin hakl› taleplerine gözlerini kapatmamas›n› istedi. “Uzlaflt›nma Kurulu” 6 Eylül tarihinde karar›n› aç›klad›. Kurul karar›nda, 2004’ün ilk alt› ay› için yüzde 10, ikinci alt› ay› için yüzde 8 zam önerdi. Ayr›ca kurul kamu emekçilerinin 2003 y›l› kay›plar› için 200 milyon önerdi. Kurulun bu önerisi sendikalar taraf›ndan taleplerinin alt›nda olmas›na ra¤men olumlu karfl›lan›rken, hükümet kurulun aç›klad›¤› rakamlar› hiçbir bilimsel dayana¤› olmad›¤›n› belirterek tan›mayaca¤›n› gösterdi. Hükümetin kurulun önerisini dikkate almadan karar verme yetkisi bulunmakta.


14

12-25 Eylül 2003 4 Irak ‹slam Devrimi Yüksek Konseyi Lideri fiii Önder El Hakim, Necef kentinde u¤rad›¤› bombal› sald›r› sonras› yaflam›n› yitirdi. Irak’ta fiii nüfusunun önderlerinden olan El Hakim’e yönelik yap›lan bu sald›r›, Irak’›n önümüzdeki süreçte daha da kar›flaca¤›n›n

göstergesi.

17

4 ABD emperyalizminin El Hakim’e yönelik yap›lan sald›r›y› Sünnilere yüklemeye çal›flmas›, bölgede yarat›lmak istenen fiii-Sünni çat›flmas›n›n ve bu sayede de direniflin bast›r›lma planlar›n›n yap›ld›¤›n› gösteriyor. Bu konuyla ilgili olarak Ortado¤u’da birçok ülkede bulunan ve buralar›n üst düzey yöneticileriyle görüflme f›rsat› bulan ayn› zamanda El Hakim’i de tan›yan yazar Ahmet Varol ile yapt›¤›m›z söylefliyi yay›nl›yoruz.

“AMER‹KA KUVVET D‹L‹NDEN ANLIYOR”

Amerika, fiiileri onlarla iyi iliflki içerisine girmek suretiyle etkisiz hale getirmeyi tercih etti. Bu amaçla baz› fiii liderlerle iliflki içersine girdi. El Hakim’in geri dönmesine f›rsat verilmesi ve ona baz› kolayl›klar sa¤lamas› bu nedenledir. Amerika bu kolayl›klar› sa¤lay›nca El Hakim de flunu düflündü; iflgalin henüz kavgas›z olarak bir çözümü var. Bu çözümü tüketmeden, yani masa bafl›nda ifli çözme seçene¤ini tüketmeden, silahl› mücadeleye geçilmesin. -El Hakim kimdir? -El Hakim’in ailesinin Seyit ailesinden yani peygamber soyundan geldi¤ine inan›l›r. Bu aile ayn› zamanda Irak’taki fiiilerin tan›nm›fl ilim adamlar›n› yetifltirmifltir. El Hakim’in babas› da sa¤l›¤›nda Irakl› fiiilerin bir dini otoritesidir. Kendisi önce babas›ndan, sonra Necef’teki fiii medreselerden tahsil görmüfl ama di¤er okullar› pek okumam›flt›r. Ve medreselerde hocal›¤a bafllam›flt›r. Daha sonra ‹slami ilimlerdeki baflar›s›ndan dolay› Ba¤dat Üniversitesi’nin ‹slami ‹limler Fakültesi’nde yanl›fl hat›rlam›yorsam 22 yafl›nda hocal›¤a bafllam›flt›r. Ama Saddam döneminde bask›ya maruz kalmas› nedeniyle buradaki vazifesini sürdürememifltir. Zaten görevi devam etti¤i sürede iki kez tutuklanan El Hakim’in görev yapt›¤› fakülte Saddam taraf›ndan kapat›lm›flt›r. Daha sonra genel afla hapishaneden ç›kan El Hakim, hocas› Muhammet Bak›r El Sadr’›n (o da sa¤l›¤›nda Irak’taki fiiilerin dini otoritelerindendir) öldürülmesi ve Irak’ta yaflanan bir tak›m s›k›nt›lar ne-

deniyle Suriye’ye geçmifl. Üç ay bu ülkede kald›ktan sonra, ‹ran’a geçmifltir. ‹ran’da o zaman sürgünde olan Irakl› fiii otoriteleriyle birlikte önce Irak Mücahit Alimler Birli¤i’ni kuruyor. Daha sonra bunu Irak ‹slam Devrimi Yüksek Konseyi’ne dönüfltürüyorlar. Bafllang›çta bu konseyin baflkan› de¤ildi ama daha sonra El Hakim bu konseyin bafl›na getiriliyor. Kendisiyle bundan iki y›l önce Tahran’da bir ziyaret esnas›nda bir saatlik görüflme imkan›m olmufltu. Ben bu zat›n pek fazla diktatörlük yanl›s› biri olmad›¤›n› düflünüyorum. Bilakis aç›k görüfllü, d›fla aç›k ve bütün iliflki içerisinde olmaya taraftar oldu¤u yönünde bir düflünce oluflturdu bende. Irak’›n ABD iflgalinden sonra El Hakim Irak’a geri döndü. -‹flgalden sonra ülkesine geri dönen El Hakim, geçti¤imiz günlerde bir bombal› sald›r› sonucu yaflam›n› yitirdi. Sizce bu sald›r› kimin ifline yarad›? -Sizin de ifade etti¤iniz gibi bir fiil hukuki aç›dan takip edilirken ilk önce bu soru sorulur, yani bu fiilden kim istifade eder? Son zamanlarda Avrupa’da insanlar›n ahlaki yönden iyice afla¤› derecelere düflmesi nedeniyle zevk için cinayet iflleyenler ortaya ç›kt› ama genel olarak insanl›k tarihinde zevk için pek cinayet ifllenmemifltir. Mutlaka bir istifade, bir fayda için cinayet ifllenmifltir. fiimdi bu cinayetten kim yararlanm›fl olabilir? Son dönemde Amerika Irak’ta kendi önüne iki seçenek koymufltu. “Ya biz burada otoriteyi sa¤layaca¤›z ya da buras› kar›flacak.” Yani “ya ben, ya hiç” gibi bir anlay›fl› var. Tabi bu otoriteyi sa¤lamaya çal›fl›rken karfl›s›nda, bir direnifl olufltu. Bu direnifl bekledi¤inden fazla oldu. Bir de fiili olarak direnifl yok ama potansiyel olarak direnifl gücü olanlar var. Bunlar da fiiiler. Sünni kesim direnifli fiili olarak bafllatt›. Kürt gruplar›yla baz› anlaflmalardan dolay› (özellikle bu Barzani ve Talabani gruplarla, yine Müslüman Kardefller’in o bölgedeki teflkilat› durumunda olan Kürdistan ‹slam Birli¤i) Kürtlerle ciddi bir kavgas› olmad›. Türkmenlerin gücü zay›f. Geriye sadece fiii ve Sünni olan insanlar kal›yor. fiiiler asl›nda Irak’ta güçlüdür. Çünkü oran olarak bir defa Irak nüfusun yüzde 60’›n› oluflturuyor. Irak’taki Araplar›n ise yüzde 7075’ini oluflturuyorlar. Onun için Amerika, fiiileri onlarla iyi iliflki içerisine girmek suretiyle etkisiz hale getirmeyi tercih etti. Bu amaçla baz› fiii liderlerle iliflki içerisine girdi. El Hakim’in geri dönmesine f›rsat verilmesi ve ona baz› kolayl›klar sa¤lamas› bu nedenledir. Amerika bu kolayl›klar› sa¤lay›nca El Hakim de flunu düflündü; iflgalin henüz kavgas›z olarak bir çözümü var. Bu çözümü tüketmeden, yani masa bafl›nda ifli çözme seçene¤ini tüketmeden, silahl› mücadeleye geçilmesin. Kendisi bunu

bizzat söyledi. Hatta cinayetin ifllendi¤i gün hutbede bunlar› söylemifl. Tabi bu onun görüflüdür. ‹flin gerçe¤inde, bu görüfl benim kanaatimce yanl›flt›r. Çünkü Amerika orada kuvveti kullanarak bu iflgali gerçeklefltirmifl ve sadece ve sadece kuvvet dilinden anl›yor. Orada anlad›¤› baflka bir dil yok. ‹srail, nas›l Filistin topraklar›nda sadece kuvvet dilini kullan›yorsa, Amerika da ayn› flekilde Irak’ta kuvvet dilini kullan›yor. Ama El Hakim’in düflüncesini de normal karfl›l›yorum. Çünkü burada bir art niyet yok. Ama Amerika aç›s›ndan bir potansiyel tehdit oluflturuyor. El Hakim; biz kuvvet dilini konuflturmayal›m, çünkü elimizde baflka seçenekler var fleklinde düflünürken Amerika da bir sonraki sorunda bu seçenekler tükenince kuvvet dilini de konuflturacak bu adam diye düflündü. Onun için El Hakim’i ve fiii kitlesini bir tehdit olarak görüyordu. Öte yandan flu anda Irak’taki direnifl Irak halk›n›n çok az bir kesiminin direniflidir. Yani Irak halk›n›n tümü bu direnifli fiili olarak desteklemifl olsayd› ve büyük bir k›sm› bu direnifle kat›lm›fl olsayd›, Amerika flu anda Vietnam’dakinden çok daha berbat bir duruma düflecekti. Ama flu anda bu kanallar› kullanarak baz› kesimleri etkisiz hale getirmeye çal›fl›yor. ‹flte fiiileri de bu flekilde etkisiz hale getirmeye çal›flt›. Ama flimdi Amerika burada yanl›fl yapt›. Belki oradaki kitleleri bu ifli ben yapmad›m fleklinde inand›rmak için yo¤un bir propaganda faaliyeti yapacakt›r. Hatta FBI elemanlar›n› gönderdi bu cinayetle ilgili araflt›rmalar yapmak için ve bu araflt›rmalar›n sonucunda Amerika’n›n d›fl›nda bir suçlu bulunacakt›r. Bunlar ikna edici olur mu, olmaz m› bilmiyorum ama benim gördü¤üm kadar›yla, Amerika aç›s›ndan esas amaç burada önemli bir tehdidin ortadan kald›r›lmas›d›r. Amerika aç›s›ndan burada ikinci bir hedef daha vard›r, o da Irak’ta fitnenin zeminini oluflturmakt›r. T›pk› Lübnan’daki gibi. fiimdi bak›n Lübnan’da 1978’de bafllad› fitne. Lübnan ile Irak aras›nda çok büyük benzerlikler var. Lübnan’da H›ristiyan, Müslüman dengesi vard›r. Bu dengeyi kar›flt›rd›¤›n›zda her fley birbirine giriyor. 1978 y›l›nda Filistinli mültecilere karfl› H›ristiyanlar› para vererek kulland›. Ama burada H›ristiyanlar› halk olarak kastetmiyorum. Falanjistler grubunu kulland›. Onlara para vererek Filistinli mültecileri oradan silah zoruyla ç›karacaks›n›z dedi. Bunlar bunu yap›nca Müslümanlar dedi ki; hay›r olmaz Filistinlilere sahip ç›kmal›y›z. Bunun üzerine H›ristiyanlar ile Müslümanlar birbirine düfltü. Sonra ifl o hale geldi ki bir süre sonra neden kavga ettiklerini unuttular. Ne için birbirlerini vurduklar›n›n fark›nda de¤illerdi, sadece H›ristiyan ve Müslüman olduklar› için birbirlerini vuruyorlar. 1988

y›l›ndaki anlaflmadan sonra ben üç kez gittim Lübnan’a. Orada H›ristiyanlarla oturduk konufltuk. Bakt›k ki bir sorun yok. Yani din ayr›l›¤› bu tür kavgalar›n, birbirini vurman›n gerekçesi olamaz. Bu H›ristiyanlar için de böyle, Müslümanlar için de böyle. Ama bu fitneyi tahrik edenler, 1978 ile 1988 y›llar› aras›nda Lübnan’› kar›flt›rd›lar. Ayn› fley bugün Irak’ta fiii ve Sünni dengesine karfl› kullan›lmak isteniyor. Burada da bak›n fiiiler ile Sünniler ikisi de Müslüman. Arada baz› farkl›l›klar olabilir. Hiçbiri di¤erine sen müslüman de¤ilsin demiyor. Ama Amerika bunlar› kar›flt›rmak istiyor. E¤er Necef’teki bu cinayeti sünnilerin üzerine yükleyebilirse fiiileri tahrik edebilece¤ine yani Lübnan’daki gibi birbirine düflürece¤ine inan›yor. E¤er ki bir gün Lübnan’dakine benzer bir fley Irak’ta gerçekleflmifl olursa, emin olun iki sene sonra bu insanlar ne için kavga ettiklerini unutacaklar. Sadece fiii ve Sünni olduklar› için birbirlerini vuracaklar. Amerika’n›n istedi¤i de budur. Bir fitnenin zeminini oluflturmak ve bir de potansiyel bir tehdidi ortadan kald›rmak. Bu nedenlerden dolay› bu iflten Amerika istifade etmeyi hedeflemektedir. ‹leride hedefine uygun bir geliflme olacak olursa, bundan yararlanacak olan sadace Amerika’d›r. Peki bu ifli Saddam taraftarlar› yapm›fl olabilir mi veya Irak’taki direnifl yanl›lar› ifllemifl olabilir mi? Direniflçiler aç›s›ndan hiçbir yarar yoktur, hatta zarar›nad›r. Saddam taraftarlar› geçmiflten kalan bir kinle diyelim ki gerçeklefltirdiler bunu. Bu da mant›ks›z geliyor. fiu anda Saddam’›n meselesi geçmiflin defterlerini kar›flt›rmak de¤il. fiu anda Saddam can havliyle mücadele ediyor. Saddam geçmiflte zalim ve çeflitli suçlar ifllemifltir ama flu anki durumu geçmiflteki konumundan çok farkl›. O yüzden bu geçmifl defterleri kar›flt›rabilece¤ini pek ihtimal dahilinde saym›yorum. -ABD emperyalizmi daha önceki aç›klamalar›nda, Suriye ve ‹ran’› hedef tahtas›na koymufltu. Amerika’n›n Irak’ta geldi¤i durum aç›s›ndan bu ülkelere yönelik tehditlerini nas›l de¤erlendiriyorsunuz? -fiu anda Amerika Irak’ta sürekli kay›p veriyor. Bak›n Amerika Somali’ye girerken de uzun hedeflerle girmiflti. Amerika “Umut Operasyonu” ad› alt›nda girdi¤i Somali’de, iddias› oradaki insanlar› açl›ktan kurtarmakt›. Ama o askeri harcamalar için verilen paralar›n belki yar›s›yla, belki de daha az›yla o insanlar›n açl›ktan kurtar›lmas› mümkündü. Ama Amerika o insanlar› açl›¤a mahkum bir flekilde b›rakarak kendisi, askeri operasyon düzenledi. Çünkü baflka hedefleri vard›. O “umut” bofl bir umuttu. Orada as›l amac› Afrika Burnu denilen bölgeyi kontrol alt›na almak.


17

Oradan kuzeye do¤ru yani Etiyopya ve Sudan’a operasyon düzenlemek ve Sudan’› kontrol alt›na almak. Çünkü Sudan, Amerika için özellikle Do¤u ve Orta Afrika Bölgesi’nde ciddi bir problem teflkil ediyor. Bu nedenle Sudan’a yönelmek istiyordu ama baflaramad›. Çünkü Somali’de her gün kay›p verince ve askerlerini de Afrika flartlar›na uygun olmamas› nedeniyle bakt› ki bu ifl yürümeyecek ve çekti gitti. Irak’a sald›r› düzenlenirken de hedef sadece Irak de¤il. Birinci hedef Suriye’yi kontrol etmek. Çünkü Suriye ‹srail aç›s›ndan en ciddi problemdir. Yani flu anda Arap ülkeleri aras›nda Filistin meselesine siyasi aç›dan en samimi bir flekilde yaklaflan devletin Suriye oldu¤una inan›yorum. Suriye’yi yönetim olarak be¤eniriz be¤enmeyiz bu ayr› bir fley. Ve ben yönetim olarak destekliyor de¤ilim. Suriye’ye iki kez gittim ve orada D›fliflleri Bakanl›¤›’yla ve üst düzey yöneticileriyle görüfltüm. Gerçekten de Suriye flu an itibar›yla samimidir. Bir Suudi Arabistan, Filistin meselesini sürekli istismar eder ve kullan›r ama kesinlikle samimi de¤ildir. Ama Suriye öyle de¤il. Bu tabi ‹srail’i ve Amerika’y› rahats›z ediyor. Bir di¤er proplem ise ‹ran. ‹ran’›n problem teflkil etmesi hem ‹srail aç›s›ndand›r, hem de anti-Amerikanc› bir politika izlemesindendir. Bir önemli s›k›nt›s› da ‹ran’›n, eski Yugoslavya Federasyonu liderli¤inde yürüttü¤ü bir “Ba¤lant›s›zlar Hareketi” vard›, ona benzer bir hareket oluflturma giriflimleri oldu. Yani bütün anti-emperyalist devletleri bir araya getirerek bir “Ba¤lant›s›zlar Hareketi” oluflturmaya çal›flt›. Buna tam olarak “Ba¤lant›s›zlar Hareketi” denmiyor ama ona benzer bir fley. “Ba¤lant›s›zlar Hareketi”nin toplant›s› oldu¤u zaman ben Tahran’dayd›m. Küba en büyük deste¤i verenlerin aras›ndayd›. Yani bu da önemli birfley ve bu da Amerika’y› rahats›z ediyor. Yani mesele sadece bir nükleer kavga falan de¤il. fiu anda Amerika dünyada karfl›s›nda bir blok oluflturulmas›n› istemiyor. Problem devletler olabilir, onlar› pek fazla ciddiye almayabilir, ama blok oluflturulmas›na

15

kesinlikle karfl› ç›k›yor. Çünkü tek merkezli bir dünya oluflturmak istiyor. ‹ran’dan bir de bu nedenle rahats›zl›k duyuyor. Onun için Irak’› çok ciddi bir hedef olarak görmüyor. Irak’› daha çok bir üs olarak de¤erlendirmek istiyor. Ama bunu yapabilmesi için Irak’ta bir istikrar›n sa¤lanmas› laz›m. Yani Irak’ta Amerika’ya hizmet edecek, Afganistan’daki Karzai hükümetine benzer bir yönetimin kurulmas› laz›m. Sonra Irak’ta direniflin ortadan kalkmas› laz›m. ‹flte bu direnifl flu anda tam olarak y›prat›labilmifl de¤ildir. Onun için Amerika bu ifli fitneyle halletmeye çal›fl›yor. Yani Sünnilerle fiiileri birbirine düflürerek halletmek istedi. Ama flimdiye kadar bu konuda baflar›l› olabilmifl de¤il. E¤er bu direniflin önüne geçilirse, Suriye ve ‹ran’a yüklenecektir. Ama Amerika Irak’ta direniflle karfl› karfl›ya kal›rsa, Suriye ve ‹ran’a elini uzatmas› kolay de¤ildir. ‹flte bu nedenlerden dolay› da Türkiye’yi devreye sokmaya çal›fl›yor. Türkiye’nin böyle bir fleye yard›mc› olmas› Amerika’n›n Suriye ve ‹ran’a yönelik planlar›n›n da önünü açmas› demektir. Onun için Türkiye’nin böyle bir fleye yard›mc› olmas›, hele hele orada “bar›fl› sa¤layaca¤›z” hikayesi kesinlikle inand›r›c› de¤ildir. -Bugün gelinen aflamada Türkiye’nin Irak’a asker göndermesi gündemde. Bu durumu nas›l de¤erlendiriyorsunuz? -Bu sefer Amerika ifli biraz daha ciddiye al›yor. Ve AKP hükümeti de biraz daha ifl olmufl bitmifl gibi bak›yor. Bak›n bugün meclis toplanm›fl ve henüz bir karar vermifl de¤ilken, Amerikal› komutanlarla askeri pazarl›klar yap›l›yor. Halbuki ortada bir fley yok, neyin pazarl›¤›n› yap›yorsun sen. Bu da biraz Türkiye’de demokrasinin sorgulanmas›n› da zorunlu k›lmaktad›r. Yani, e¤er demokratik olarak meclisin karar verece¤i bir konu söz konusuysa ortada, meclisin karar› daha beklenmeden ifl bitmifl gibi hareket edilmesi, meclisin by-pas edilmifl olmas› anlam›na gelir. Onun için Türkiye’deki demokratik yap›y› sorgulamak gerekir. Ondan sonra bizim demokratik

mekanizmaya yüklenmemiz gerekiyor. Ben mesela kiflisel olarak, bundan önceki dönemde bu tezkere konusunda bütün sosyal etkinliklere, imkan›m do¤rultusunda kat›lmaya çal›flt›m. Yani savafl karfl›t› ve bu tezkereye karfl› ç›kanlar›n etkinliklerine sol kesim olsun, islamc› kesim olsunmümkün mertebe kat›ld›m. Tabi hepsine ulaflamad›m. Yine bireysel olarak, bütün milletvekillerine internet arac›l›¤›yla mesaj gönderdim. Emin olun bir milletvekiline on tane mesaj gitsin mutlaka etkilenir. Sürekli olarak mesajlarlarla, fakslarla milletvekillerini, buradaki halk›n tercihinden yana oy kullanmalar› için ça¤r› yapmak gerekir. Bu noktada biz biliyoruz ki halk asker gönderilmesinden yana de¤ildir. Türkiye lehine hiçbir fley yoktur burada. Tamamen Amerika’n›n lehine ve tamamen burada Türkiye’nin kullan›lmas›n›n amaçland›¤› görünüyor. Bu meseleyi kredilerle, ba¤›fllarla izah etmek mümkün de¤ildir. Çünkü burada insan can› pazarl›¤› ediliyor. -Türkiye’nin Amerika ve ‹srail’le olan iliflkilerini nas›l de¤erlendiriyorsunuz? -Burada Amerika sürekli olarak ‹srail’i himaye ederken, Türkiye’yi maalesef amaçlar› için kullan›yor. Amerika ‹srail’e çok büyük destek sunmaktad›r. Bu hem ekonomik, hem siyasi ve hem de askeri olarak. Ama Türkiye’ye yap›lan destek yok denilecek kadar azd›r. Türkiye Amerika’n›n bölgedeki planlar›na alet olurken, “Amerika ile olan iliflkilerimize zarar gelmesin” deniliyor. ‹yi de Amerika ile olan iliflkilerimizden flimdiye kadar ne yarar gördük ki zarar gelmesin. Bir de burada yarar sadece makyavelist bir felsefeyle izah edilmemeli. Amerika’n›n devlet felsefesi makyavelist bir felsefedir. Belki Amerika ile olan iliflkilerimizden büyük yararlar sa¤lasak bile, bunu bir de insanc›l aç›dan de¤erlendirmek laz›m. Yani her fley yararla m› halledilecek? Türkiye bunu da dikkate almak zorundad›r. Ama maalesef son zamanlarda dikkat ederseniz, hep “ulusal ç›kar›m›z” deniliyor. ‹yi de “ulusal ç›kar” her fleyin çözümü müdür

12-25 Eylül 2003 acaba? Bir de kendi “ulusal ç›karlar›m›z›” düflünürken Irak halk›n›n ulusal ç›karlar›n› düflünmeyecek miyiz? Amerika için böyle bir fley yok. Amerika “ulusal ç›kar› da” bir yana b›rak›n, ne yap›yorsa tamamen emperyalist ç›karlar için yap›yor. Bunun için Türkiye’yi de ve baflka ülkeleri de kullan›yor. Maalesef Kore’de Türkiye’yi kulland›, flu an Afganistan’da kullan›yor ve flimdi de Irak’ta kullanmak istiyor. Bundan Türkiye’nin lehine hiçbir fley olmad›¤› gibi emperyalist ç›karlara alet olmam›z›n da bir insani sorumlulu¤u var. -Son olarak birfley söylemek istiyor musunuz? -Teflekkür ederim bize göstermifl oldu¤unuz bu yak›nl›ktan ve ilgiden dolay›. Son olarak Filistin meselesiyle ilgili baz› hususlar› hat›rlatmak istiyorum. Türkiye’de ne yaz›k ki Filistin meselesi medya organlar›n›n yan›ltmas› nedeniyle, çok yanl›fl aç›lardan ele al›n›yor. Sanki Filistin halk› ‹srail’e karfl› terör eylemleri düzenliyormufl gibi bir imaj oluflturuluyor. Halbuki Filistin halk› gasp edilmifl haklar›n›, hürriyetlerini geri almak için mücadele ediyor. fiunu da özellikle ifade edeyim, Filistin’deki mücadele bir hak mücadelesidir her fleyden önce ve mücadelede Filistin’de bütün oluflumlar ortak bir çizgi üzerindedirler. Bu mücadele bir ideolojik mücadele de¤ildir. Yani Hamas’›n verdi¤i mücadele bir islamc›l›k mücadelesi de¤ildir. Herfleyden önce Hamas islami bir örgüt olmakla birlikte, Filistin halk›n›n haklar› için mücadele etmektedir. Filistin’deki h›ristiyanlar, islamc›lar, solcular gasp edilmifl haklar için ittifak halindedir. Filistin halk›n›n verdi¤i mücadelenin meflru oldu¤u gerçe¤ini bilmek laz›m.

Amerika “ulusal ç›kar› da” bir yana b›rak›n, ne yap›yorsa tamamen emperyalist ç›karlar için yap›yor. Bunun için Türkiye’yi de ve baflka ülkeleri de kullan›yor. Maalesef Kore’de Türkiye’yi kulland›, flu an Afganistan’da kullan›yor ve flimdi de Irak’ta kullanmak istiyor. Bundan Türkiye’nin lehine hiçbir fley olmad›¤› gibi emperyalist ç›karlara alet olmam›z›n da bir insani sorumlulu¤u var.


12-25 Eylül 2003

16

NEO-L‹BERAL‹ZM‹N fi‹ARI: SOSYAL YIKIM Emperyalizm, s›n›f mücadelesinde sosyal devlet teorisiyle aldatmaca olarak kulland›¤› sürecin yükünü art›k kald›ramaz durumdad›r… Sosyal y›k›ma gitmektedir. Emperyalizm tüm dünya çap›nda iflçi s›n›f›na ve halklara yönelik y›k›ma gitmekte. Ama kendi oto y›k›m›na da zemin yaratmakta… Dolay›s›yla iflçi s›n›f› ve emekçiler ba¤›fl›kl›k kazand›klar› kazan›mlar›n›n törpülenmesine karfl› direneceklerdir. Bu gerçe¤i burjuva ideologlar› bile 21. yüzy›l›n hemen arifesinde, “yeni yüzy›l›n ayaklanmalar yüzy›l› olaca¤›” tespitiyle belirlemifllerdi… Uluslararas› kapitalist-emperyalist sistem, girdi¤i bunal›mla üretti¤i sorunlar› ve yaratt›¤› çeliflkileri iyice çözemez bir sürece do¤ru yol almaya bafllam›flt›r. Öyle ki, zemin teflkil etti¤i çeliflkileri çözemedi¤i gibi, yeni çeliflkilerin de kayna¤›n› oluflturur durumdad›r. Dünya çap›nda oluflturdu¤u çeliflkiler yuma¤›na her geçen gün birini daha eklemekte, yeni sorunlar katmaktad›r. Dolay›s›yla sosyal-pratik, günümüz küresel boyutlar›nda da, yüzy›l öncesinde dünya sistemi halini alan uluslararas› kapitalizmin çözüm de¤il, çözümsüzlük içerdi¤ini bir kez daha göstermektedir. Genel bunal›ma ba¤l› olarak tarihinde yaflad›¤› krizleri geçici ve göreli olarak aflan kapitalist-emperyalizm, bu defa içinde bulundu¤u küresel-emperyalizm güzergah›nda neo-liberalizmin damgas›n› vurdu¤u krizler silsilesini aflamaz duruma gelmifltir. Süreç yeniden paylafl›ma ve emperyalist iflgallere h›z kazand›rm›flsa da, kendisini yap›sal krizlerde ifade eden küresel sistem, yaflad›¤› t›kan›kl›¤› aflamam›flt›r. Aflamad›¤› gibi özellikle 11 Eylül’le birlikte yaflad›¤› t›kan›kl›k iyice a盤a ç›km›flt›r. Yeni emperyalist kutuplaflmalarla ve klasik sömürgeci iflgallerin yan›s›ra, tüm dünya çap›nda emperyalist güçler sosyal y›k›ma da h›z kazand›rm›fllard›r. Bir baflka deyiflle, uluslararas› mali sermayenin pazar kavgas›n›n kazand›¤› ivme ile iflçi s›n›f› ve tüm emekçilerin varolan kazan›mlar›n›n gasp› ayn› h›zla el ele yürütülmektedir. SOSYAL HAKLARIN ÜZER‹NDE YÜKSELD‹⁄‹ ZEM‹N Emperyalist tekeller ve onlar›n bask› ayg›t›n› oluflturan devletleri, siyasal temsilcisi olan hükümetleri üzerinden afl›r› üretim ve mali krizin tüm külfetini, iflçi s›n›f›na ve di¤er emekçilere yüklüyorlar. Yar›sömürgelerdeki varolan çok az s›n›rl› haklar›, neo-liberal politikalarla talan eden uluslararas› tekelci burjuvazi, emperyalist metropollerdeki emek cephesinin haklar›na da yönelmifltir. Uluslararas› kapitalizmin genel bunal›m› çerçevesinde krizler silsilesiyle debelendi¤i bir süreçte, 17 Ekim Devrimi’yle sosyalist devrimlerin ça¤a damgas›n› vurmas› ve istikrarl› bir rotada köklü ekonomik baflar›lar göstermesi sonucu, emperyalist metropollerdeki iflçi s›n›f›n›n bu baflar›lara öykünmesi ve bu baflar›lar do¤rultusunda verdi¤i mücadeleler ve devrim fliarlar›na sar›lmas› burjuvaziyi pani¤e sokmufl; eme¤in sosyalizme sempatisinin önünü kesmek için 20. yüzy›l›n ‘30’lu y›llar›nda ve ikinci paylafl›m savafl› sonras›nda sosyal haklar vermek zorunda kalm›flt›r. 2. Paylafl›m Savafl›yla gelen y›k›m›n ard›ndan sermayenin yeniden üretim sürecinde istikrarl› bir rotada seyir izlemesi de

elde edilen sosyal haklar›n iktisadi temelini oluflturmufltur. Sermayenin ve art›-de¤erin istikrarl› bir zeminde gerçekleflmesi, geniflletilmifl yeniden üretimle, ekonomiyi h›zl› bir geniflleme sürecine sokmufl, sermaye birikimine de yeniden yo¤unluk kazand›rm›flt›r. Ve en önemlisi de emperyalist nitelikleri gere¤i yar›-sömürgelerden elde ettikleri sömürüyle de sermaye birikimlerini ve kâr oranlar›n› durmadan art›rm›fllard›r. Yar›-sömürgelerde uygulanan “‹thal ‹kameci Model”le gelen kârlar bir taraftan kapitalizmin iç pazar›nda ekonominin büyümesine hizmet et-

mifl, di¤er taraftan pazarlara katlamal› bir flekilde sermaye olarak ihraç edilmifltir. Emperyalist zincirin kal›n halkalar›ndaki bu istikrarl› ivme sosyal haklar ve güvenceler için zemin teflkil etmifltir. Özellikle 2. Paylafl›m Savafl› sonras›nda y›k›ma u¤rayan emperyalist ekonominin imar›, Keynesyen politikalar do¤rultusunda, devletin müdahalesiyle devreye sokulmufltur. Harap olan ekonomi, devletin üretim sürecine müdahalesiyle yeniden infla edilmifltir. Aç›lan yeni fabrikalar ve iflyerleriyle, hem istihdam art›r›lm›fl, hem de ürünün arz ve talebi art›r›larak istihdamla olan dengesizlik ve uyumsuzlu¤u giderilmifltir. Keynes devaml› talebin desteklenmesini flart koflmufl, ama, bunun için de istihdam›n ve ekonominin de devlet deste¤iyle büyümesini de flart koflmufltur. Böylece hem iç pazardan, hem de d›fl pazarlardan gelen ve bankalarda yo¤unlaflan sermaye üretim ve dolafl›m süreçlerinde daha fazla yer alm›fl, dev tekellerin ve iflletmelerin kontrolünde h›zl› bir birikim sürecine girmifltir. Kredi hacmi, faiz oranlar› üretime ve dolafl›ma göre ayarlanm›flt›r. Para arz› da üretimi ve talebi destekler duruma

getirilmifl, bütçe a盤› ve fazlas› da yat›r›mlara dayal› finansman politikalar›yla kontrol alt›nda tutulmufltur. Böylelikle sermaye, üretim içinde hacmini daha fazla geniflletme imkan› bulmufltur. Ekonominin devlet deste¤inde Keynesçi zeminde yap›land›r›lmas›, devrevi krizlere karfl› daha uzun süreli istikrar› getirmifl, istihdam› art›rm›fl, iflsizli¤i kald›rm›fl ve ekonomiyi uzun süreli bir büyüme sürecine sokmufltur. Burjuvazinin söylemiyle sosyal devlet denilen bu süreç sosyal

emek cephesinin bask› ve muhalefetinde kendisini ifade etmifltir. Bir baflka deyiflle bu koflullar, ancak kazan›lan sosyal talepler için koflul oluflturabilmifltir. Çünkü sermaye ancak deforme olmufl bir kapitalizmin onar›m›nda üretimde ve dolafl›mda istikrarl› bir zeminde tutulmakta, talep artmakta ve metan›n gerçekleflmesi kesintisiz olmakta, beraberinde de¤er ve sermaye de kesintiye u¤ramadan gerçekleflmekte olup, üretim kapasitesi ve ekonomide büyüme sa¤lanmaktad›r.

haklar›n en yo¤un oldu¤u süreç olmufltur. Uygulanan ekonomi politika da bu sürecin altyap›s›n› oluflturmufltur. Sovyetler Birli¤inden sonra, Çin ve bir dizi Avrupa ülkesinin de savafl sonras›nda sosyalizme evrilmesi ve kapitalist ülkelerdeki iflçi eylemlerinin yo¤unluk kazanmas›, burjuvaziyi ürkütmüfltür. Emekçilerin sosyalizme olan sempatisi, muhalefeti ve eylemleri de sosyal kazan›mlar aç›s›ndan, burjuvazi üzerinde subjektif bir bask› ve yapt›r›m oluflturmufltur. Keynesyen politikalarla uluslararas› kapitalist-emperyalist ekonominin geniflleme sürecine girmesi ve istikrarl› bir hat tutturmas›, telafla kap›lan burjuvazi için adeta bir cankurtaran simidi olmufltur. Tüm burjuvazi liberal politikalar› terk etmifl, Keynesçi politikalara dört elle sar›lm›flt›r. Liberal politikalar›n aksine Keynesyen politikalarla iflçi s›n›f›n›n talep etti¤i ekonomik, sosyal, demokratik haklar› karfl›lanagelmifltir. Bir baflka deyiflle, uluslararas› tekelci burjuvazi, eme¤in düzen içi taleplerini ancak Keynesçi politikalarla karfl›layabilmifltir. Tabi ki, bunda bu politikalar›n uygulanmas›n›n objektif ve subjektif koflullar›n›n varl›¤› önemlidir. Bu koflullar harap ve tahrip olmufl ekonominin onar›m› ve

NEO-L‹BERAL‹ZM VE SOSYAL YIKIM Burjuvazi taraf›ndan verilmeyen, iflçi s›n›f› ve emekçi kesimler taraf›ndan mücadeleler sonucu elde edilen sosyal haklar, bir anlamda s›n›f aç›s›ndan da sus pay› oluflturmufltur. ‹flçi s›n›f›n›n düzen içi elde etti¤i talepleri vermek zorunda kalan burjuvazi iktidarda olman›n avantaj›yla, yapt›¤› manipülasyonlarla s›n›fla bir mutabakat olarak yans›tm›flt›r. Daha da ileri giderek, sosyal devlet formülasyonuna “s›n›flar üstü” bir anlam yüklemifltir. Elbette ki bu bir aldatmacadan baflka bir fley de¤ildir. Çünkü s›n›flar ve s›n›f mücadelesi ortadan kalkmam›flt›r. Bugünün neo-liberalizm flartlar›nda bu gerçek daha aleni bir flekilde kendisini göstermektedir. Düzen içi taleplerin elde edilmesi iflçi s›n›f›n›n mücadelesindeki ivmeyi düflürmüfltür. Hatta baflta sendikalar olmak üzere güçlü bir iflçi aristokrasisi de türemifltir. Sosyal devlet demagojisiyle kapitalizmin en istikrarl› dönemlerinde emek cephesinin iktidar perspektifli mücadelesi de, deyim yerindeyse dibe vurmufltur. Lenin’in deyimiyle dünya devrim zincirinin kal›n halkalar›n› oluflturan emperyalist ülkelerdeki s›n›f mücadelesinin pasifize olmas› ve burjuvazinin denetimine girmesinde, pazarlardan akan sömürüdeki kârlar›n ciddi pay› rol oynarken; di¤er ciddi bir nedeni de s›n›f›n politik mevzilerini kaybetmesinde yatmaktad›r. Modern-revizyonizmle birlikte geliflmifl kapitalist ülke partilerinin de büyük ölçüde etki alan›na girmesi proletaryay› öncü mevzilerden yoksun k›lm›flt›r. Düzen içi partiler haline gelen ve modern-revizyonizmin uzant›s› olan partiler, do¤al olarak s›n›f›n güzergah›nda iktidar mücadelesi vermemifllerdir. ‹ktidar mücadelesinden uzak kald›klar› gibi, sosyal-emperyalizmin klik partileri olarak, onun emperyalist ç›karlar› do¤rultusunda hareket etmifllerdir. Yeni burjuvazinin do¤as›na uygun bir durufl sergileyen partilerden elbette ki s›n›f› temsil etmeleri beklenemezdi… Nitekim bu dönüflümler, iflçi s›n›f›n› mücadelesinde, devrim ve iktidar perspektifiyle donan›ml› öncü müfrezelerden


17 yoksun b›rakm›flt›r. Sendikalar›n da giderek mali sermayenin denetimine girmesi, iflçilerin ve emekçilerin burjuvazinin o ölçüde kontrolüne girmesini ve edilgen duruma gelmesini beraberinde getirmifltir. Ekonomik, sosyal ve demokratik haklar› en elveriflli k›lan zemin, sermaye ihrac› yapan geliflmifl kapitalist ülkelere özgüdür. Onu var eden flartlar da sistem içindedir. Kapitalizmin ekonomik, siyasal ve sosyal olarak en istikrarl› dönemeçlerine tekabül eder. Dolay›s›yla kriz ve bunal›m süreçlerinin d›fl›nda gündeme gelir. Eme¤in bask› ve mücadelesine paralel, sosyal haklar› s›rtlayacak gücü bar›nd›rd›¤›nda gündeme gelmifltir. Do¤al olarak da kapitalizmin tüm tarihinde gündemde olmam›flt›r ve olmaz da… Her fleyden evvel kapitalizmin en ileri aflamas› emperyalizm ça¤›nda bile genel bunal›mlar› bar›nd›rm›flt›r ve bar›nd›racakt›r da… Hele günümüz küresel kapitalizminde genel bunal›m› daha depresif bir ton alm›fl ve kendi içinde daha k›sa aral›klarla ve daha etkili krizler bar›nd›r›r olmufltur. Afl›r› üretime dayal› depresif krizler dalgas›, mali krizlerle birleflmifltir. Mevcut an›n bu krizler ivmesi, “küresel” kapitalizmin en önemli karakteristik özelliklerinden birini oluflturmaktad›r. Onun içindir ki, krizlere tekabül eden sermayenin afl›r› birikimi süreci afl›lamamakta ve daha kronik bir rotaya do¤ru yol almaktad›r. Üretim kapasitesi düflmekte, de¤er ve sermayenin gerçekleflmesi kesintiye u¤ramakta, tüketimin manipülasyonlarla teflvikine ra¤men talep ve pazar daralmakta, kat be kat artan sermaye pazarlar taraf›ndan emilememekte… Teknoloji geliflmekte ama geliflti¤i oranda da emek gücünde nispi azalma olmakta ve iflsizler ordusuna yol açmaktad›r. Sonuç; ekonomi küçülmekte, kâr oran› düflmekte, iflaslar artmakta, sermaye daha tefecileflmekte, üretimin ve yat›r›m›n d›fl›nda hareket ederek iflsizli¤in ve sefaletin artmas›na sebep teflkil etmektedir… K›sacas› uluslararas› kapitalizm geniflleme ve istikrar sürecini, küçülme ve krizler sürecine b›rakm›flt›r. Do¤al sonuç olarak da, sosyal haklar› uygulayamaz olmufltur. Giderek sald›rganlaflm›fl ve emekçilerin sosyal haklar›n› budamaya, kazan›mlar›n› törpülemeye, ifl güvencelerini bir bir gaspetmeye yönelmifltir. Demokratik ve siyasi haklar›n da k›s›tlanmas›na gidilmektedir. Faflizan yasa ve uygulamalar h›zl› bir flekilde devreye sokulmaktad›r. ‹flçilerin ve di¤er emekçilerin tepki ve hoflnutsuzlu¤undan çekinen burjuvazi, olas› muhalif gösteri ve eylemlere karfl› anti-demokratik yasalar› da gündeme getirerek iç faflistleflmeye gitmektedir. De¤iflen konjonktürle birlikte, burjuvazi Keynesçi politikalar› terk etmifl, s›n›fa ve dünya halklar›na karfl› daha sald›rgan yönelime girmifltir. Tekrar liberalizme sar›lm›flt›r. Neo-liberalizm olarak de¤erlendirdi¤i bu süreç iflçi s›n›f› ve tüm emekçiler aç›s›ndan sosyal ve demokratik haklar›n gasp›nda ifadesini bulan sosyal y›k›m› içermektedir. Öyle ki, “sosyal refah”›n en çok oldu¤u AB, ABD, Japonya gibi ülkelerde emperyalist burjuvazi kazan›mlar› dumura u¤ratmakta, hedef tahtas›na koymaktad›r. Küresel kapitalizmin karakteristik özellikleri sermaye birikimindeki mu-

17 azzam s›çrama, teknolojinin geliflimi ve arz yuvarla¤›n›n küçülmesi, sermayenin hareketinde daha serbestlik kazanmas› ve daha rantiye bir nitelik almas›, para arz›ndaki fliflme, afl›r› üretim ve mali krizler içinde debelenmesi, pazar kavgas›n›n derinleflmesi ve ekonominin askerileflmesi iken; bunlara ba¤lant› ve koflut olarak sosyal y›k›m ve sefaletin derinleflmesi de neoliberalizmin bir di¤er özelli¤i ve sonucudur. Öyle ki, uluslararas› tekelci burjuvazi metropol ülkelerde h›zla k›s›tlamalara ve gasplara gitmektedir. Tafleron firmalar yayg›nlaflt›r›lm›fl, adeta ifl bulma kurumlar›n›n yerini al›r olmufltur. Baflta Almanya olmak üzere ifl bulanlar›n ezici ço¤unlu¤u bu firmalar üzerinden ifl bulmakta, karfl›l›¤›nda ücretlerin yar›s› da bu firmalara kalmaktad›r. Bu da çifte sömürüyü beraberinde getirmektedir. Süresiz ifl sözleflmeleri yerine yayg›n olarak birkaç haftal›k sözleflmeler yap›lmakta ve iflçilerin sözleflmeleri tek tarafl› olarak iflverenler taraf›ndan feshedilebilmektedir. Ve yine ç›kart›lan yeni yasalarla tek yanl› iflten ç›karmalarda tazminat ödemesi kald›r›lm›flt›r. Tüm bu uygulamalar neo-liberalizm dönemine tekabül etmekte ve son y›llarda uygulamaya koyul-

mesinde de bulunmayacaklard›r. Sa¤l›k sorununda ç›kan yasayla, hastalar›n ilaç al›m›nda cepten ödedikleri para miktarlar› ilaçlar›n büyüklü¤üne göre artacakt›r. Ayr›ca hastane masraflar›n›n bir k›sm› da yine hastalar taraf›ndan ödenecektir. Bu miktar, ev doktorunun sevki olmadan uzman doktora giden hastalar için daha yüksek olacakt›r. Brüt ayl›ktan kesilen sa¤l›k prim kesintilerinde de¤ifliklik daha netleflmemifltir. Sa¤l›k kasalar› gözlük masraflar›n› sadece çocuklar, gençler ve çok a¤›r hastalar için ödeyecekler. Ayr›ca yine çal›flanlar için özel ek sigorta yapt›r›lmas› da planlanmaktad›r. ‹fl “Güvence” Yasas›’nda yap›lan de¤ifliklikle, 5’ten fazla iflçi çal›flt›ran iflyerlerinde ç›k›fllar›n kolaylaflt›r›lmas› karara ba¤lanm›flt›r. 5’ten fazla iflçi çal›flt›ran iflyerlerinde ise s›n›rl› sözleflme ile iflçi alma olana¤›n›n tan›nmas› da onaylanm›flt›r. Bütçeye iliflkin yap›lan de¤iflikliklerle memurlar›n noel paras›n›n sadece yüzde 60’›n›n ödenmesi, memur emeklilerinin noel paras›n›n ödemeleri ise yüzde 86’dan yüzde 50’ye düflürülmesi karar alt›na al›nm›flt›r. Ayr›ca tüm memurlar›n izin paralar›n›n kesilmesi de kararlaflt›r›lm›flt›r. Ayr›ca konut teflvik priminin kald›r›lmas› da plan-

mufltur. Ve yine Almanya’da Schröder Hükümeti’nin “Ajanda 10” çerçevesinde gündeme getirdi¤i iflsizlik paras›n›n ödenme süresinin k›s›tlanmas› onaylanm›flt›r. Yap›lan de¤iflikli¤e göre, daha önce üç y›l olan iflsizlik paras› ödemesi 55 yafl›n alt›ndakiler için 12 aya, 55 yafl üzerindekiler için ise 18 aya indirilmifltir. ‹flsizlik paras›n›n süresi doldu¤unda ifl bulamayanlar sosyal yard›m paras›yla yetineceklerdir. Bu uygulama ile sosyal yard›m ile iflsizlik yard›m›n›n birlefltirilmesi ad› alt›nda, iflsizlik yard›m› t›rpanlanarak, büyük ölçüde daha az ödenekli sosyal yard›ma çevrilecektir. Çünkü tafleron firmalarda birkaç haftal›k çal›fl›p da tekrar iflsiz kalanlar iflsizlik yard›m›ndan muaf kalacaklard›r. Ç›kart›lan yeni yasalarla sosyal yard›m paras› alanlar da, sosyal yard›m kuruluflu taraf›ndan kendilerine gösterilen ifllerde saat bafl› birkaç Euro’ya çal›flmak zorunlulu¤uyla b›rak›lm›fllard›r. Kendilerine gösterilen ifllerde çal›flmayanlar›n sosyal yard›m›nda kesintiye gidilecektir. Sosyal yard›m kuruluflunun çal›flmaya gönderdi¤i iflçileri çal›flt›ran iflverenler hiçbir prim öde-

lanmaktad›r. Ve yine iflyerine özel araçlar› ile gidip gelen çal›flanlar için 10 km’den fazla mesafeler için tan›nan vergi kolayl›klar›, de¤ifltirilerek, bu oran 20 km’nin üzerine ç›kart›lm›flt›r. Bu uygulamalar gelecek y›ldan itibaren yürürlü¤e girecektir. Emeklilik süresinin tüm Avrupa ülkelerinde yükseltilmesi gündemdedir. Bu oran Fransa’da 70 yafl olarak belirlenirken, Almanya’da 67 yafl olarak düflünülmektedir. Ayr›ca emekli ayl›klar›n›n 1 Temmuz 2004 tarihi itibar›yla 6 ay süresince dondurulmas› ve emeklilerin hastal›k sigortas› aidat pay›n›n yüzde 50’den yüzde 53’e ç›kart›lmas› planlanmaktad›r. “Anti-Terör” yasas› ile DKÖ ve benzeri örgütlenmelerin kontrol alt›na al›nmas› hedeflenmektedir. Polise s›n›rs›z yetkiler verilmektedir. Özellikle ABD ve ‹ngiltere’de bu yetkiler savc›l›¤›n iznine tabi olmadan da verilerek polis keyfi yetkilerle donat›lm›flt›r. fiehirlerin merkezlerine konulan kameralarla polisiye devlet görüntüsü verilmifltir. Yabanc›lar Yasas›nda ve ‹ltica Yasas›nda anti-demokratik k›s›tlamalar getirilmifl olup, ›rkç›l›¤a adeta çanak tutulmaktad›r.

12-25 Eylül 2003 ‹ngiltere’de vatandafll›k kazanan yabanc›lar›n ‹ngiltere için tehlike arzetme durumunda vatandafll›k haklar›n›n geri al›nmas› için yeni yasa ç›kar›lm›flt›r. Ayr›ca Belçika’da da suç iflleyen yabanc›lar›n vatandafll›k haklar›n›n geri al›nmas› uygulamaya geçilmifltir. Faflizan yasa ve örgütlenmelerle iç faflistleflmeye gidilmektedir. Nitekim mantar gibi türeyen faflist partiler baz› ülkelerde hükümetlerde bile yer al›r olmufltur. Baflta ABD olmak üzere emperyalist devletler daha çok faflist söylemlere sar›lm›fllard›r. Öyle ki, Bush yönetimi emperyalist emellerini temellendirmek için faflist ideolojiyi resmi ideoloji haline getirmek için var gücüyle u¤rafl vermektedir. Neo-liberalizmle, tekelci burjuvazi burjuva demokrasisinin çeperindeki demokratik haklar› da hedef alm›flt›r. Kitlelerin geliflebilecek olas› örgütlenmelerini anti-demokratik k›s›tlamalarla, sendikas›zlaflt›rma politikas›yla, faflizan yasalarla flimdiden engellemeye çal›flmaktad›r. Faflizmin deneyimini 2. Paylafl›m Savafl› koflullar›nda yaflam›fl emekçi kitleler, burjuvazinin emperyalist ülkelerde dayatt›¤› faflizmin afla¤›dan yukar›ya do¤ru örgütlenmesine itibar etmiyor. Tekelci burjuvazinin en gerici, en flovenist, en terörist klikleri iflçi s›n›f› ve emekçi kitlelerin örgütsel ve siyasal haklar›n› ç›kard›klar› anti-demokratik ve ›rkç› yasalarla törpüleyerek, emek cephesini tümden örgütsüz k›lmay› hedeflemektedirler. ‹ç faflistleflme yoluyla burjuvazinin yukar›dan dayatmas›na karfl› iflçi s›n›f› ve emekçi kitlelerin duruflu tayin edici öneme sahiptir. Burjuvazi zorluyor ve zorlayacakt›r ama uzun bir süreçtir sahip oldu¤u kazan›mlar› iyice sindiren emekçi kitlelerin de bu kazan›mlar› ›rkç› ve faflist söylemlere terk etmesi pek olas› görülmüyor. En az›ndan flimdilik. Irak savafl› dönemindeki düzen içi de olsa gösterdikleri durufllar›yla, burjuvazinin her söylemine kanmayacaklar›n› göstermifllerdir. Sosyal y›k›m ve getirece¤i sefaletin derinleflmesi durumunda emekçi kitlelerin daha uç boyutlarda harekete geçece¤i aç›kt›r… Sonuç olarak; uluslararas› mali sermaye s›kça kulland›¤› liberalizme yine ihtiyaç duymufl. Hem de yeni diye lanse ederek piyasaya sürmüfl. Lakin s›kça kullan›larak iyice pespayeleflen bu ekonomik politikalar›n kapitalist-emperyalizm için çözüm olmad›¤›, tersine açmazlara gebe oldu¤u maddi yaflam nezdinde bir kez daha görülmüfltür. Ba¤›ml› halklara karfl› dozunu art›rd›¤› sald›r›lar› art›k yine artan dozda kendi emekçilerine karfl› da art›rm›flt›r. Nitekim emperyalizm, s›n›f mücadelesinde sosyal devlet teorisiyle aldatmaca olarak kulland›¤› sürecin yükünü art›k kald›ramaz durumdad›r… Sosyal y›k›ma gitmektedir. Emperyalizm tüm dünya çap›nda iflçi s›n›f›na ve halklara yönelik y›k›ma gitmekte. Ama kendi oto y›k›m›na da zemin yaratmakta… Dolay›s›yla iflçi s›n›f› ve emekçiler ba¤›fl›kl›k kazand›klar› kazan›mlar›n›n törpülenmesine karfl› direneceklerdir. Bu gerçe¤i burjuva ideologlar› bile 21. yüzy›l›n hemen arifesinde, “yeni yüzy›l›n ayaklanmalar yüzy›l› olaca¤›” tespitiyle belirlemifllerdi…


12-25 Eylül 2003

18

17

“‹flçi” kodu ve “Anti-Amerikanc›” maske

‹P’‹N GERÇEK YÜZÜNÜ G‹ZLEYEM‹YOR ‹P’in düzen partisi oldu¤u iyice a盤a ç›km›flt›r. Kendisini gizleme çabas› beyhudedir. Baz› sol terminolojiler ve popülist söylemler kullanmas› s›n›flar›n mevzilenmesinde ve politik saflaflmada yer ald›¤› karfl›-devrim cephesini kamufle edememifltir. Öyle ki, ‹P devrimci, demokrat, yurtsever kamuoyunda iyice teflhir olmufl ve tecrit olmufltur. Ülkemiz toplumunun en ileri kesimlerince d›fllanan bu politik yap›lanma, ayn› zamanda bu kitlelerin genel hükmünde Türk hakim s›n›flar›n›n saflar›nda de¤erlendirilmifltir.

Emek sermaye mücadelesinde burjuvazi, iflçi s›n›f›n› etkisiz hale getirmek için birçok arac› devreye sokar. Baflta, uygulad›¤› zor ile proletaryan›n iktidar mücadelesini bast›rmaya çal›fl›r ve üzerinde uygulad›¤› diktatörlü¤ü sürekli k›lmak ister. Zor, proletarya üzerinde diktatörlü¤ün sa¤lanmas›nda burjuvazinin kulland›¤› temel ve karakteristik uygulamas›n› oluflturur. Zor uygulamas›n› kendi s›n›f niteli¤ine uygun olarak oluflturdu¤u burjuva devlet ayg›t› üzerinden gerçeklefltirir. Amaç iflçi s›n›f› ve tüm emekçileri iktidar› alt›nda tutup, sömürü ve tahakkümünü yerine getirmektir. Ancak temel ald›¤› zorun d›fl›nda bu hedefine destek sunan de¤iflik mekanizmalar› ve yöntemleri de devreye sokmaktan kaç›nmaz. Emekçilere kendi ideolojisini ve kültürünü devaml› fl›r›nga ederek kendi s›n›f kimliklerinden muaf tutmaya, onlar› “burjuvalaflt›rmaya”, devaml› sisteme entegre etmeye çal›fl›r. “S›n›flar üstü” söylemlerle sistemin içinde tutmaya çal›fl›r. “Ulusal kimlik”, “ortak ç›karlar”, “ülke bütünlü¤ü” vb. argümanlarla iflçi s›n›f›n›n bilincini köreltmeye, s›n›f mücadelesine yabanc›laflt›rmaya çal›fl›r vs… Tüm bu klasik yöntemlerin d›fl›nda, burjuvazinin ayn› amaca hizmet için kulland›¤› bir baflka mekanizmas› daha vard›r. ‹flçi s›n›f› içinde ajan partiler, ajan örgütlenmeler oluflturur. Bunlar üzerinden iflçi s›n›f›n› ve emekçileri aldatmak, yan›ltmak ve iktidar mücadelesi hedefinden al›koymakt›r. Nitekim “sosyalist”, “iflçi”, “sosyal demokrat” hatta “komünist” kisveli birçok parti ve örgütlenmeler günümüzde de ço¤u ülkelerde yayg›n olarak ideolojik düzlemde “ajan rolü” oynamaktad›rlar. Asl›nda egemen sistemin ve burjuvazinin partileri olan bu ajan partiler, sözde iflçilere hitap eden isim ve tan›mlamalarla, iflçi s›n›f› ve emekçilerin hakl› ve meflru taleplerini burjuvazinin potas›nda eritmeye,

onlar üzerinde denetim ve kontrol sa¤layarak ba¤›ms›z örgütlenmelerini engellemek ve eylemlerini düzen içine hapsetmek rolünü oynarlar. “‹P” ÜLKEM‹ZDE AJAN PART‹ ROLÜ OYNAYAN EN T‹P‹K ÖRNEKT‹R Ülkemizde de, iflçi s›n›f› ve emekçilerin mücadelesini dumura u¤ratma, s›n›f fliarlar› do¤rultusunda örgütlenme ve mücadele yürütmelerinin önünü kesme rolünü oynayan parti ve örgütlenmelerin varl›¤› s›r de¤ildir. Tüm ülkelerde oldu¤u gibi ülkemizde de bunlar›n varl›¤› söz konusudur ve kan›ksanm›flt›r. Bunlardan biri de ‹P’dir. Genifl kitlelere hitap edemeyen ve kitlesellik yaratamayan bu parti daha çok, uç söylemleriyle dikkat çekmektedir. Kulland›¤› “iflçi” kodu ve “anti-Amerikanc›” laf›zlarla, kendisini gizlemeye çal›flan ‹P, üzerinde hareket etti¤i ideolojik-politik zeminle, emperyalizme ba¤›ml› egemen sistemin ve egemen devletin bekas›n› savunmaktad›r. “‹flçi Partisi” ad›n› tafl›r ama gerçekte s›n›f›n bilimsel dünya görüflüyle hiçbir ba¤› sözkonusu de¤ildir. ‹flçi s›n›f›n›n tarihsel devrimci rolünü ve oynad›¤› devrimci rolü reddeder. Tarihsel materyalizmin perspektifi ve ilkelerinden uzaktan yak›ndan ilgisi yoktur. S›n›f mücadelesindeki duruflu ve mevcut prati¤iyle emperyalizme ba¤›ml› bir yar›-sömürge olan ülkemizin egemen s›n›flar›n›n iktidar›n›n proletaryan›n önderli¤inde devrimle y›k›lmas› perspektifiyle uyuflmamaktad›r. Ve yine s›n›f mücadelesindeki duruflu ve mevcut prati¤iyle, ça¤›m›z emperyalist sisteminin sosyalizme ve s›n›fs›z topluma dönüfltürülmesini içeren dünya proleter devrimleri hatt›ndan öz ve nitel olarak uzakt›r. Kendisini iflçi s›n›f›n›n temsilcisi olarak iddia etmesine ra¤men s›n›f›n ideolojisinden, siyasetinden, gelenek ve de¤erlerinden yoksundur. Proleter dev-

rimci olmay› b›rakal›m, ça¤›m›zda devrimci olman›n temel kriteri olan antiemperyalist niteli¤e sahip de olmad›¤›ndan, küçük-burjuva, ulusal burjuva devrimci bir hareket de de¤ildir. Tersine düzen içi bir hareket olup bu pratik hatta hareket etmektedir. Aç›kt›r ki, bir politik yap›lanman›n niteli¤ini belirleyen ve gösteren onun sosyal pratikteki durufludur. Emperyalizme ve uflaklar›na karfl› politik tavr›d›r. Egemen sistemin tüm politik kurumlar›na karfl› durdu¤u mevzidir. Oysa ‹P’in durdu¤u mevzi devrimci de¤ildir, karfl›-devrimcidir. S›n›f mücadelesi ve iktidar mücadelesinde karfl›-devrimin güzergah›nda yer almakta olup, emperyalizmin ve Türk hakim s›n›flar›n›n damgas›n› vurdu¤u politik rejimin statükosundan yanad›r. Öyle ki, Türk hakim s›n›flar›n›n icazetinde hareket etmektedir. Faflist TC’nin tabu olan “Kemalizm” ideolojisini rehber alan ‹P, hakim s›n›flar›n ve devletin bu resmi ideolojisinin en sad›k savunuculu¤unu yapan kliklerden biridir. Kemalizm söylemiyle di¤er egemen s›n›f partileri gibi parlamenter “mücadeleyi” önüne koyarak, kitlelerin s›n›f mücadelesini parlamenter s›n›rlarda hapsetme, hareket noktas›n›n oda¤›n› oluflturmaktad›r. S›n›f›n içinde ajan rolü oynayan di¤er emsalleri gibi, kitlelerin devrimci dinamizmini köreltmek ve düzene entegre etmek asli görevidir. Nitekim düzenin yüzünü gizleyen egemen s›n›flar›n parlamentosunu kitlelere alternatif olarak gösterirken, faflist rejimin en gerici ve en temel kurumunu, ordunun gerçek niteli¤ini de gizlemeye çal›flmaktad›r. Faflist parlamentoyu alternatif göstererek, orduya da “antiemperyalist”, “devrimci” roller biçerek, emekçi kitleler üzerinde sömürü ve bask› mekanizmas› oluflturan devletin gerçek niteli¤ini çarp›tmaktad›r. ‹flçi s›n›f› ve emekçi y›¤›nlar› “s›n›flar üstü” sloganlarla aldat-

maya çal›flan ‹P, tüm hempalar› gibi egemen sistem ve egemen rejimin kulvar›nda yerini almaktad›r. ‹P’‹N “ANT‹-AMER‹KANCILI⁄I” ÜÇ DÜNYA TEOR‹S‹N‹N C‹LASIDIR ‹P, ideolojik g›das›n› karfl›-devrimci Üç Dünya Teorisinden almaktad›r. Bilindi¤i gibi bu teori so¤uk savafl konjonktüründe ortaya at›lm›fl olup, dönemin bafl haydutlar› ABD ve Rus Sosyal Emperyalizmi d›fl›nda, dünya halklar›n›n, di¤er emperyalistlerle ve yeni-sömürgelerdeki emperyalizmin ufla¤› karfl›-devrimci iktidarlarla s›n›f uzlaflmac›l›¤›n› öngören bir teoriydi. ‹flçi s›n›f›na ve emekçi y›¤›nlara s›n›f mücadelesi yerine, emperyalist sistem ve her türden egemen s›n›flarla uzlaflmay› ve bütünleflmeyi savunarak, emperyalist sistemin tek tek ülkelerde proletarya önderli¤indeki devrimlerle y›k›lmas›n› öngören dünya proleter devrimini yads›yan bir öze sahiptir. S›n›f›n ve halklar›n, ikinci dünya kategorisinde gösterdi¤i tekelci burjuvazi ile üçüncü dünya kategorisinde gösterdi¤i komprador-burjuvazi ve toprak a¤alar› ile s›n›f iflbirli¤ini savunarak, gerçekte devrimleri imkans›z k›lan ve emperyalist statükoyu meflrulaflt›ran bir içeri¤e sahiptir. Üç Dünya Teorisi, karfl›-devrimci yüzünü gizlemek için bulundu¤u her süreçte en azg›n, en sald›rgan, en öne ç›kan emperyalist güç veya güçleri sözde “hedef” göstererek, karfl›-devrimci yüzünü gizlemeye çal›fl›r. Nitekim so¤uk savafl döneminde ABD ve Rus Sosyal Emperyalizmi s›n›f uzlaflmac› bu teorinin cilas›n› olufltururken; mevcut süreçte bu maskeleme “anti-Amerikanc›” söylemle yerine getirilmektedir. Emperyalist dengelerdeki de¤ifliklikten hareket ederek, Üç Dünya Teorisini daha çok “Kuzey-Güney” çat›flmas› fleklinde formüle eden ‹P, ABD’ye karfl›, di¤er emperyalist bloklar› alternatif olarak göstermektedir. Özellikle Rus ve Çin emperyalizminin yörüngesinde hareket edilmesini, TC devletinin bunlar›n oluflturdu¤u fianghay Forumu kutbunda yer almas›n›n savunuculu¤unu yapmaktad›r. Bunu yaparken de egemen devletin s›n›f temelini gözlerden ›rak tutmakta, “s›n›flar üstü” devlet anlay›fl›yla egemen devleti ezen ve ezilen s›n›flar›n ortak kurumuymufl gibi göstererek, içte ezen s›n›flarla, d›flta da emperyalistlerle kölelik iliflkilerinin devam›n› savunmaktad›r. “Kuzey-Güney Çat›flmas›” tezini, Üç dünya Teorisinin bir versiyonu olarak kullanan ‹P’in sözde “anti-Amerikanc›”l›¤› da ajan niteli¤ini kamufle eden bir tabeladan baflka bir fley de¤ildir. “‹flçi” yaftas›yla da ajanl›k rolünü gizlemek istese de, ‹P’in üzerinde yükseldi¤i ve hareket etti¤i ideolojik ve politik hatta Türk hakim s›n›flar›n›n karakteri ve yönelimi kendisini hemen ele vermektedir.


17 Nitekim ‹P, Türk egemenlerinin ve devlet iktidar›n›n temel ideolojik harc›n› oluflturan “Kemalizm”, “Türk ulusalc›l›¤›”, “Kuvayi Milliye”, “Kurtulufl Savafl›”, “Cumhuriyetin Savunuculu¤u”, “Bölücülük”, “Laiklik” vs. gibi argümanlardan hareket ederek, egemen devletin kurumlar›n›n, iç ve d›fl politikalar›n›n, faflist uygulamalar›n›n ba¤nazca savunuculu¤unu yapmaktad›r. Genelkurmay ve ordu savunuculu¤uyla, sözcülü¤ünü yapan ‹P, Türk egemenlerinin bu temel kurumlar›na “devrimci”, “anti-emperyalist” misyonlar yükleyerek hedef flafl›rtmac›l›¤› yapmakta, hatta baz› dönemler ancak bu kurumlar›n gizli istihbarat servislerinden sa¤lanabilecek aç›klamalarla iliflkilerini ele vermektedir. Geçmiflte devrimcilerin isimlerini yay›nlar›nda çarflaf çarflaf yay›nlayan bu ajan örgütlenmesi devrimcilere yönelik teflhir ve sald›r› eylemlerini daha da art›rarak, okullarda, mitinglerde MHP’li ve gericilerin devrimci-yurtsever güçlere yönelik sald›r›lar›n› bu az›l› faflist ve gerici odaklardan bilfiil devralarak kendisi uygular olmufltur. Devrimci hareketin, emekçi s›n›flar›n, Kürt ulusunun devlete yönelik muhalefetinde aç›ktan devletin yan›nda taraf tutmakta olup, sisteme yönelik eylem ve gösterilerde yer almayan ‹P, giderek Kemalistlerle, MHP’yle en gerici platformlarda yer almaya bafllam›flt›r. Ulusal sorunda da, devletin resmi politikalar›n›n ba¤naz savunuculu¤unu yapan ‹P, Kürt ulusu üzerindeki katmerli ulusal bask›n›n devam›ndan yanad›r. B›rakal›m proleter devrimcili¤i, s›radan bir demokrat olman›n önkoflulu olan “Uluslar›n Kendi Kaderlerini Tayin Hakk›” ilkesini bile reddetmektedir. TC Hükümetinin 7. Uyum Paketi çal›flmalar›nda Kürtlere iliflkin göstermelik ve sözde “kültürel” düzenlemelere bile tahammül edememifltir. Öyle ki bu düzenlemelerin BM’nin “Halklar›n Kaderlerini Tayin Hakk›”’ maddesini ifade etti¤ini ileri sürmüfl, baflkanlar› bu noktada Cumhurbaflkan›ndan randevu alarak devletin zirvesinde bu konuda tahammülsüzlü¤ünü dile getirmifl, ayn› zamanda, az›l› Kürt Ulusu düflmanl›¤›n› bir kez daha sergilemifltir. Bu tutumlar›yla mevcut AKP hükümetinin bile gerisine düflmüfllerdir. Sözde “anti-Amerikanc›” kisveyle Irak’›n iflgaline karfl› “ç›kan” ‹P, Türk Ordusunun Kuzey-Irak iflgalini en hararetli savunan bir pozisyondad›r. Sosyal flovenizm azg›n bir Türk milliyetçili¤iyle ‹P bünyesinde yakay› bir kez daha ele vermektedir. Türk egemenlerinin her zaman ifltah›n› kabartm›fl olan Irak-Kürdistan›’n›n iflgal edilerek s›n›rlar›na dahil edilmesi, TC’nin d›fl politikalar›ndaki temel stratejilerinden birini oluflturdu¤u aflikard›r. Irak’a asker yollama noktas›nda bu konu ABD’yle yap›lan bir pazarl›k konusudur. Emperyalist efendileriyle yapt›klar› pazarl›kta s›k s›k Irak-Kürdistan›’n› masaya getiren TC gibi ‹P de, Irak-Kürdistan›’n›n iflgalini savunarak gerçekte TC ile ayn› zeminde yer almaktad›r. Dolay›s›yla Irak iflgali noktas›nda bu durufluyla gerçekte iflgal karfl›t› olmad›¤›n› gözler önüne

19 sermifltir. Her fleyden evvel iflgal karfl›t› olmak demek Irak-Kürdistan›’n›n iflgaline karfl› olmaktan geçer. Irak-Kürdistan›’ndaki Kürt liderlerinin ABD emperyalizmine uflakl›k yapmalar› ve hiçbir gerekçe oran›n iflgalini hakl› ve meflru k›lmaz. Elbette ki Irak Kürtlerinin ABD’ye verdi¤i destek kabul edilemez ve desteklenemez, ama, Irak-Kürdistan›’na yönelik gerici ve flovenist gerekçeli iflgal ve her türlü askeri fetih ve sald›r›lara da karfl› ç›k›l›r. Gerçek devrimci tutum ve enternasyonalizm ve gerçek antiemperyalist durufl bunu gerektirir. ‹P “anti-Amerikanc›l›¤›n” lafz›n› yapmakla bulundu¤u pratik hatt› küllemeye çal›fl›yor. Ama nafile! Sahte ve s›n›f temelinden yoksun “anti-ABD’ci” 盤›rtkanl›kla karfl›-devrimci özünü ve niteli¤ini gizleyemez. Gerçek “anti-Amerikanc›l›k”, yar›m as›rdan fazla ABD emperyalizminin uflakl›¤›n› yapm›fl, onun ç›karlar› do¤rultusunda hareket etmifl ve flekillenmifl Türk hakim s›n›flar›n›n devletine, kurumlar›na, politikalar›na, resmi argümanlar›na vb. topyekün tav›r almaktan geçer. Tutarl›, istikrarl›, gerçek anti-emperyalizm; emperyalist sisteme devrimci tarzda, iktidar hedefine yönelik s›n›f mücadelesi prati¤iyle tümden tav›r almay› emreder. Aç›kt›r ki, ‹P bunlardan yoksundur. Onun “itiraz›” neo-liberalizmin mevcut anda uflak devletleri küresel kapitalizme göre yeniden düzenlemesinedir. Yörüngesinde hareket etti¤i MGK’n›n ve TSK’n›n daha fazla yetkilerinin k›s›tlanmas›na karfl›d›r. K‹T’lerin devlet mülkiyetinde varl›¤›n› sürdürmesi ve ithal ikameci modelin devam›ndan yanad›r. So¤uk Savafl döneminin yap›lanmas›n› savunmaktad›r. Çünkü So¤uk Savafl sürecinde temelleri at›lan Üç Dünya Teorisi ‹P’in beslendi¤i ideolojik zemini oluflturur. Dolay›s›yla bu zemine göre flekillenmifltir. Ve pratik hatt›na da onun tezleri kumanda eder. Hepsi bu kadar! Aç›kt›r ki, “itirazlar”› ve çeliflkileri sistem içine ve egemen s›n›flar›n kendi aralar›ndaki çeliflkiler kategorisine tekabül eder. Dolay›s›yla çeliflkileri de egemen s›n›flar›n kendi aralar›ndaki iç çeliflkileri kapsar. ‹P-MHP-KEMAL‹ST ‹TT‹FAKI ÇIPLAK KRALIN SON G‹YS‹LER‹N‹ DE SÖKÜP ATMIfiTIR Nitekim ‹P’in düzen partisi oldu¤u iyice a盤a ç›km›flt›r. Kendisini gizleme çabas› beyhudedir. Baz› sol terminolojiler ve popülist söylemler kullanmas› s›n›flar›n mevzilenmesinde ve politik saflaflmada yer ald›¤› karfl›-devrim cephesini kamufle edememifltir. Öyle ki, ‹P devrimci, demokrat, yurtsever kamuoyunda iyice teflhir olmufl ve tecrit olmufltur. Ülkemiz toplumunun en ileri kesimlerince d›fllanan bu politik yap›lanma, ayn› zamanda bu kitlelerin genel hükmünde Türk hakim s›n›flar›n›n saflar›nda de¤erlendirilmifltir. Emekçi s›n›flar›n tepki ve hoflnutsuzlu¤unu egemen s›n›flar›n dünya görüflleri do¤rultusunda faflist TC’nin potas›nda eritme rolünü önüne koyan ‹P’in prati¤ine hükmeden çizgisi, onu çoktan ele vermiflti. Ama halk düflmanl›¤›nda h›z›n› ala-

mam›fl olacak ki, faflist MHP, “Atatürkçü Düflünce Dernekleri” (ADD) ile ittifaklar ve eylemler örgütlemeye bafllam›flt›r. Karfl›-devrimin mevzileri ‹P’i art›k böylesine azg›n ve sald›rgan odaklarla pratik eylem ve birlikteliklere itmifltir. Ad›n› Turanc› bir efsaneden alan “K›z›l Elma” ittifak›nda yer alan ajan yap›n›n yüzündeki son cilalar da dökülmüfltür. Binlerce devrimcinin katilidir MHP… Marafl’ta, Çorum’da kitlesel katliamlar›n sorumlusu olan MHP, üniversitelere, fabrikalara, gecekondulara yapt›¤› sald›r›larla ö¤rencileri, iflçileri, halktan çeflitli insanlar› ac›mas›zca katletmifltir. Alçakça katletti¤i komünistlerin ve halk güçlerinden devrimcilerin kan› daha kurumam›flt›r. Burjuva savafl kurallar›n›n sözde de olsa yasaklad›¤› kurallar›n d›fl›na ç›karak yer ald›klar› özel timlerde gerilla savaflç›lar›n›n hunharca katliamlar›nda yer alm›fllard›r. Kürt köylerinin yak›l›p-y›k›lmas›nda da görev alm›fllard›r. Türk devletin kolluk güçlerinin yetiflemedi¤i yerlerde onlar›n görevini onlar icra etmifllerdir. Kurulufl amac›n› “komünistlere karfl› devletin bekas›n› sa¤lamak” olarak aç›klayan bu faflist parti, devletin gizli servisleriyle çal›flm›fl, kontr-gerillada, Susurluk çetelerinde aktif rol alm›flt›r. Ve TC’nin Kafkaslar, Orta-Asya, Irak gibi bölge ve ülkelerde is-

12-25 Eylül 2003 tihbarat çal›flmalar›nda, suikastlarda, darbe giriflimlerinde de, aktif olarak yer alm›fllard›r. Ve yine ADD’nin bilefliminde yer alan emekli bürokratlar, eski bakanlar, eski sivil kadrolar, emekli askerler faflist TC’nin birimlerinde görevli olduklar›nda tüm halk güçlerine karfl› her türden sald›r›larda yer alm›fl, suç ifllemifllerdir. Devrimciler ve halk›m›z tarih nezdinde bu faflistlerin tüm suçlar›na tan›kt›r. Ve bunlar›n suçlar› asla unutulmayacak ve tarih önünde mutlaka hesap sorulacakt›r. ‹flte günah defteri böylesine kabar›k faflist mihraklarla eylem ve güç birlikleri oluflturan ‹P, mahrem yerlerindeki son giysileri de atarak ç›plak kral gibi iyice ortada kalm›flt›r. Irak politikas›ndaki aç›k iflgalci egemen kliklerden bu üçlü mihrak›n baz› noktalarda ayr›flmalar›, mevcut konjonktürdeki egemen güçlerin aras›ndaki çeliflkilerden öte bir fley de¤ildir. ABD iflgaline karfl›tl›k yüzlerini gizleyen bir tül perdesidir. Lakin, nitelikleri ve Irak özgülündeki di¤er egemenler gibi Irak Kürdistan›’n›n aç›ktan iflgalinden yana olmalar›, bu üçlü mihrak›n yüzündeki tül perdeyi an›nda düflürmüfltür. Yaz›m›z›n özel olarak konusunu oluflturan ‹P’in “anti-Amerikanc›l›¤›na” gelince… MHP ne kadarsa O da, o kadard›r!…


20

12-25 Eylül 2003

17

Yönelimi kavrayarak, sorumluluklar›m›z› yüklenerek

CESARET VE ‹NANÇLA YÜRÜYEL‹M Faflizmin hüküm sürdü¤ü ülkemiz koflullar›nda dünden bugüne ve yar›na s›n›f mücadelesinin sürdürülmesinde illegal parti örgütlülü¤ünün oluflturulmas›, yayg›nlaflt›r›larak sa¤lamlaflt›r›lmas› mücadelemizin esas›n› ve olmazsa olmaz›n› oluflturmaktad›r. Ancak bu genel do¤ru bizi legal örgütlenmelerin gereksizli¤i, buralarda çal›flma ve faaliyet yürütmenin önemsizli¤i gibi bir sonuca götürmemelidir. Devrim yürüyüflünün zorlu¤u ve afl›lmay› bekleyen sorunlar›, at›lacak ad›mlar›n önündeki bir dizi engellerin afl›lmas› ve ad›mlar›n daha da h›zland›r›lmas› dün oldu¤undan daha acil ve önemle önümüzde duruyor. Yürüyüflün her türlü engeline ra¤men inançla, kitlelere ve kendi gücümüze güvenerek ad›mlar›m›z› h›zland›rmak, yönelimin ›fl›¤›nda belirlenen politikalara güvenerek kararl›l›kla yürümek bugün her militan›n önünde duran temel görev olmak durumunda. Bu görevi ve yürüyüflün ana yönelimini, perspektifini belirleyen Proletarya Partisi bilindi¤i üzere bir süre önce ikinci toplant›s›n› yaparak 7. konferanstan bu yana yaflanan süreci bütünlüklü de¤erlendirerek önümüzdeki dönemin politikalar›n› belirlemifl, ortaya koymufltur. 7. yönelimin ard›ndan süreç, kampanyalar biçiminde ele al›narak ifllenmifl ve bu süreçten olumlu kazan›m ve deneyimlerle ç›k›lm›flt›r. Kitle çal›flmas›ndaki deneyimsizlik, tecrübesizlik ve kimi yanl›fl yaklafl›mlar kendini bu süreçte daha somut göstermifl ve yap›lan müdahalelerle bu tarz yaklafl›mlar›n k›r›lmas›nda belli ad›mlar at›lm›flt›r. Kitle çal›flmas›nda yakalanan bu ivmenin bir üst aflamaya s›çrat›larak somutlanmas› ve daha ileri düzeyde ad›mlar›n at›lmas› bugün önümüzde duran en önemli görevlerden biridir. Proletarya Partisi’nin yapt›¤› ikinci toplant›s›nda kamuoyuna duyurdu¤u ve tüm örgütlü kitlesine kavratmaya çal›flt›¤› yönelim de bu olmufltur. Belli bir ivmenin yakaland›¤› kitle çal›flmas›n›n süreklili¤inin sa¤lanarak, kitle içinde örgütlülüklerin ve yeralt› örgütlülüklerinin yarat›lmas› perspektifi, tüm örgütlü militanlar›n önüne konulmufl durumda. “ … çal›flmalar›n yo¤unlaflaca¤› halka, illegal örgütlenmeler oluflturmak üzere, iliflki kurulan kitleyle ba¤lar› kuvvetlendirmek ve sürekli hale getirmektir.” ( 2. toplant› kararlar›ndan) Bu politikan›n hayata geçirilmesi ve yaflamda karfl›l›k bulmas› ise ancak hali haz›rda bulunan mevcut örgütlülüklerin kendi misyonlar›n› kavramas›yla olacakt›r. Devrim yürüyüflündeki rollerini bilince ç›kararak ve s›n›f mücadelesi karfl›s›nda ideolojik durufltaki çarp›kl›¤›n eksik ve yanl›fllar›n giderilmesinde Proletarya Partisi’ne aç›k olmakla birlikte yanl›fllar›m›z›n üzerine samimi bir flekilde giderek ve tüm örgütlü bünyemizin ortak hareketini sa¤lamak aç›s›ndan yap›lan de¤erlendirmeleri kavrayarak ve elefltiri-birlik anlay›fl›n› özümseme çabas› içerisinde olarak bu yönelimin hayat bulmas›n› sa¤layaca¤›m›z› görmek ve kavramak durumunday›z. ‹llegal parti örgütlülüklerinin yara-

t›lmas›nda legal olanaklardan yararlanma ve bu mücadele alanlar›n› do¤ru kavrayarak yön verme anlay›fl› bugün üzerinde önemle durmam›z gereken önemli noktalardan biri. Özellikle de legal alandaki mücadelenin önemli bir yelpazesini kapsayan demokratik alanda, Demokratik Kitle Örgütleri içerisindeki mücadelemiz, üzerinde yo¤unlafl›lmas› gereken konular›n bafl›nda geliyor. Faflizmin hüküm sürdü¤ü ülkemiz koflullar›nda dünden bugüne ve yar›na s›n›f mücadelesinin sürdürülmesinde illegal parti örgütlülü¤ünün oluflturulmas›, yayg›nlaflt›r›larak sa¤lamlaflt›r›lmas› mücadelemizin esas›n› ve olmazsa olmaz›n› oluflturmaktad›r. Ancak bu genel do¤ru bizi legal örgütlenmelerin gereksiz-

gütlenmesi birkaç kadro ve militandan oluflturulmufl dar örgütlenmeler olarak flekillenir ve oturur. Bulundu¤umuz ve faaliyet sürdürdü¤ümüz alanlarda parti hücre ve komitelerini oluflturmak bizim görevimiz olarak de¤il, militan ve kadrolar›n ifli olarak görülür. Demokratik Kitle Örgütleri, kapsam› bak›m›ndan genifl bir çeperi içerisinde bar›nd›rmaktad›r. Yöre derneklerinden, çevre derneklerine, mahalle derneklerinden kültürel derneklere kadar var olan bu yelpaze ayn› zamanda bizim içinde bulunarak faaliyet yürütebilece¤imiz bir zemini de kendi ba¤r›nda tafl›maktad›r. Ülkemizde bu örgütlülüklerin oluflum ve kuruluflu a¤›rl›kl› olarak kitlelerin kendi sorunlar›n›n çözümünden, amaç ve hedeflerle ku-

li¤i, buralarda çal›flma ve faaliyet yürütmenin önemsizli¤i gibi bir sonuca götürmemelidir. Ya da legal mücadele ile illegal mücadeleyi karfl› karfl›ya getirmek gibi yanl›fl bir sonuca itmemelidir. Proletarya Partisi kendi varl›¤›n› ve süreklili¤ini kendi etraf›nda oluflturdu¤u yayg›n legal örgütlülüklerin içinde parti hücreleri veya komiteleri kurarak sa¤lar. Bu genifl çeperin ve kollar›n içinde parti kendini koruyarak, sürekli taze kanla beslenir. Bunlardan soyutlanm›fl bir illegal mücadele k›sa zamanda deflifre olmaya, düflman darbelerine aç›k olmaya ve darlaflmaya mahkum olmufl bir faaliyet olarak kendini gösterir. Proletarya Partisi aç›s›ndan illegal çekirdeklerin oluflturulmas› ve sa¤lamlaflt›r›lmas› kitle çal›flmas›ndan, kitlelerin yayg›n olarak bulundu¤u örgütlülüklerde çal›flmaktan kopuk ve ba¤›ms›z ele al›namaz. Meseleyi bu gerçeklikten kopararak ele ald›¤›m›zda illegal parti ör-

rulmufl, kitlelerin kendi öz örgütlülükleridir. Bu örgütlerde kitlelerin hem mevcut sorunlar› için mücadele ve örgütlenme esas anlay›fl biçimi iken, mevcut sistemin kapsaml› sald›r›lar›na karfl› ç›kma ve hak alma mücadelesinde mevcut sistem içerisinde bir bas›nç unsuru olmak gibi yanlar› da içinde bar›nd›rmaktad›r. Bu örgütlülükler kitlelerin ekonomik, demokratik, politik haklar›n› savunmak için oluflturulan legal örgütlenmelerdir. Mücadele ve hak alma mücadelesi ise bu yasal çerçevenin içinde flekillenerek kendini var etmektedir. Ancak burada yanl›fl anlafl›lmamas› aç›s›ndan flunu vurgulamak gerekir ki bugün egemen sistem taraf›ndan bask› ve sindirme içine çekilmeye çal›fl›lan bu örgütlülüklerin meflrulu¤u tart›flma gerektirmeyecek kadar aç›kt›r. Bu anlamda yasall›k ve meflruluk karfl› karfl›ya getirilmeyerek sorun ele al›nmal›d›r. Yine bu örgütlülükler kitlelerin kendili¤inden gelme hareket tarz›n›n yaratt›¤› bir örgütlenme olma-

s›ndan dolay› kendi içinde bir düzey ve kitlesellik tafl›maktad›r. Ancak aç›kt›r ki bu örgütlenmeyi kitleler kendili¤inden de olufltursalar, hatta bu kendili¤inden geliflen kitle mücadeleleri sonunda kendini dayatan bir ihtiyac› karfl›lamak zorunlulu¤unun bir ürünü de olsa, hedefledi¤i kitleyi en genifl flekilde ba¤r›nda toplamay› ve amac› do¤rultusunda mücadeleye sevk etmeyi hedeflemek durumunda. Bu kitle örgütlülüklerinin kendi çeperinde tuttu¤u kitle sistemden flu yada bu flekilde zarar gören, ezilen, bask› alt›nda tutulan kesimlerdir. Di¤er bir ifadeyle örgütlenmeye ve mücadeleye kat›lmaya da en yak›n olan kesimlerdir. Bugün bu yelpaze içerisinde var olan mücadelemiz daha da büyütülerek sistemlefltirilmeli ve örgütlü bir hale getirilmelidir. “Kitle çal›flmas›n›n örgütlü hale getirilmesi, parti örgütlülü¤ünün gelifltirilmesi zorunlu bir görevdir. Bu olmaks›z›n kitle çal›flmalar›nda ilerleme kaydetmek mümkün olmad›¤› gibi, anlams›zd›r da.” Bu yönelim ve anlay›fl bugün üzerinde önemle durarak bulundu¤umuz bu tarz örgütlenmelerde hayata geçirilme çabas› içerisinde olunmal›d›r. Parti örgütlülüklerinin oluflturulmas›n› hedeflemeyen kitle faaliyeti bir süre sonra kendini tüketme gerçekli¤iyle yüz yüze kalacakt›r. Niteli¤i basitten karmafl›¤a do¤ru artt›r›lmayan bu tarz çal›flmalar, kendi içinde biriktirdi¤i enerjiyi bir yerlere kanalize edemedi¤inden bir süre sonra bu enerji de kaybolma gerçekli¤iyle yüz yüze kalacakt›r. Bu anlamda kitle faaliyetinde a盤a ç›kan genç ve yeni insanlar› örgütleyerek, faaliyet içinde e¤iterek ve illegal mücadele biçimlerini bu inisiyatiflerini gelifltirece¤imiz insanlardan basitten, bugün en alt düzeyden ele alarak oluflturma hedefine sahip olmal›y›z. Bulundu¤umuz alanda yürütülen her tür demokratik çal›flmay› Proletarya Partisi’nin ortaya koydu¤u politikalar do¤rultusunda de¤erlendirerek, bu çal›flmalar›, belirlenen politikalar›n en genifl kitlelere ulaflt›r›lmas›n›n bir arac› haline getirebilmeliyiz. Bu konuda herhangi bir tereddüt yaflamamak ise bu tarz örgütlülüklerin içinde parti örgütlülüklerinin yarat›lmas› ve bu örgütlülüklerin meflrulu¤una inanmak ve bu gerçekli¤i kavramakla ilintili. Var olan potansiyeli dar hedeflerin, dar politikalar›n içinde de¤il Proletarya Partisi’nin politikalar› do¤rultusunda harekete geçirme hedefine her zaman sahip olmak durumunday›z. Bu tarz alanlar bizler aç›s›ndan s›n›f mücadelesinin gelifltirilmesi, büyütülmesi, yeni genç ve dinamik unsurlar›n mücadele içine çekilebilece¤i alanlar olarak de¤erlen☞ dirilmelidir.


21

17 Bugün belli anlamda söz edilen legalizm hastal›¤›n›n ne oldu¤unu da anlamak durumunday›z. Legalizm diye ortaya konulan olgu legal olanaklar›n kendisinden yararlanmak ve faydalanmak ise bu de¤erlendirmenin yerli yerine oturmad›¤›n› görmek gerekir. Legal örgütlülüklerin misyonu ile illegal örgütlülüklerin misyonunu karfl› karfl›ya getirmek do¤ru bir yaklafl›m olmamakla birlikte s›n›f mücadelesi aç›s›ndan böylesi yaklafl›mlar sorunu mekanik bir tarzda ele alman›n da bir yans›mas›d›r. Var olan olanaklar›n tümünden yararlanmak genel anlay›fl›m›zd›r. Ancak önemli olan bu olanaklar› nas›l ele ald›¤›m›z ve de¤erlendirdi¤imizdir. Bulundu¤umuz alan› s›n›f mücadelesinin merkezine koyarak mücadeleye sadece bu pencereden bak›yorsak, yanl›fl olan ve mahkum edilmesi gereken bu yaklafl›md›r. Tüm bu olanaklar› Proletarya Partisi’nin büyümesi ve geliflmesi, bu geliflimin de s›n›f mücadelesinin gelifltirilmesi anlam›na geldi¤ini hiçbir zaman unutmamal›y›z. 7. oturumun ard›ndan yönelime uygun flekillendirilen çal›flmalar bize ayn› zamanda flunu göstermifltir ki yönelime uygun genifl kitlelerin harekete geçirilmesi örgütlenme imkanlar›n› art›r›rken, parti örgütlülü¤ünün de gelifltirilmesi imkan›n› artt›rm›flt›r. Bu yaklafl›m yine faaliyetçilerimizin kavramas› ve üzerinde durmas› gereken temel noktalardan biridir. Genifl kitlelerle kurulan ba¤ ve

bu ba¤›n hareketlenmesi, beraberinde birçok olana¤› ve özellikle de parti örgütlenmelerinin çekirdeklerinin oluflturulmas› zeminini bize sunacakt›r. PART‹ VE K‹TLELERE GÜVENEL‹M Belli bir süredir yürütülen çal›flmalar bize flunu gösterdi ki kitlelere do¤ru bir flekilde gidildi¤inde harekete geçirmek ve örgütlemek mümkün. Ve flunu da gördük ki kitleler bugün örgütlenmeye dünden daha aç›k. Sistemin sald›r›lar›ndan dolay› her gün biraz daha yoksullaflan kitleler, bu gerçeklikle birlikte sisteme daha fazla tepki duymakta ve öfke biriktirmekte. Bu mevcut durum bizim kitleler içinde örgütlenme zeminimizi daha da güçlendirmekte. Bu durumu en iyi biçimde de¤erlendirmek ise ancak onlar› kitlelerin devrim yürüyüflündeki rolünü kavramak ve onlara güvenmekle ilintili. Sürekli vurgulad›¤›m›z; kitleler olmadan devrimi gerçeklefltirmenin mümkün olmad›¤› gerçe¤i kendini bir kez daha tüm ç›plakl›¤›yla göstermekte. Kitlelerin bu gücünü a盤a ç›karmak ise ancak örgütlü bir güç durumuna getirmekle mümkündür. Örgütsüz y›¤›nlar›n hareketi, devrim mücadelesinde kal›c› sonuçlar›n al›nmas›nda etkili olamayacakt›r. Kitleleri örgütleyecek, onlar› do¤ru politikalar do¤rultusunda harekete geçirecek ise bizleriz. Sahip oldu¤umuz ideoloji önümüzdeki her türlü engeli aflacak ve yürüyüflü h›zland›racak güce sahip,

PUSULA PART‹ ÖRGÜTLER‹N‹ SA⁄LAMLAfiTIRMAK Yaflanan bir y›ll›k pratik süreç flu gerçekli¤i çok aç›k bir flekilde ortaya koymufltur ki parti örgütlerini sa¤lamlaflt›rmak görevi bafll›ca bir sorun olarak, s›n›f bilinçli proletaryan›n önünde durmaktad›r. Bu sorun, devrimin bafl›ndan sonuna kadar süren temel bir sorundur. Dönemsel, anl›k ve geçici bir sorun de¤ildir. Dolay›s›yla bu soruna yaklafl›rken daha ciddi, daha bütünlüklü ve çözücü yaklaflmak gerekir. Devrimi gerçeklefltirme sorunu, yani halk savafl› sorunu ayn› zamanda bir parti sorunudur. Parti sorunuyla devrimin strateji sorunu iç içe geçmifl iki halka gibidir. Sorunlar birbirlerinden ayr›lamaz derecede iç içe geçmifl durumdad›rlar. Partinin her alandaki önderlik kademesi, kendisini pratik çal›flmadan koparmamal›d›r. Sa¤lam bir militan partinin yarat›lma sorunu ayn› zamanda devrimin ak›fl› içinde ortaya ç›kan pratik sorunlar› en yetkin ve do¤ru tarzda müdahale sorunudur. Pratik faaliyetten kopuk, kitlelerin örgütlenme faaliyetinden kopuk faaliyet, her türlü burjuva hastal›klar›n habercisi durumunu yarat›r. Bürokratizmin, öznelcili¤in ve kendili¤indencili¤in beslendi¤i yer subjek-

tivizmdir, bu da düflünce ile nesne aras›ndaki, teori ile pratik aras›ndaki kopukluktur. Parti komiteleri kendini devrimci bir çal›flmaya hasretmelidir. Özel bir görev konusunda sorumluluk üstlenerek, bir ifli yüklendikten sonra onu derinlemesine inceleyip haz›rlayarak sonuna kadar götürmelidir. Bunun d›fl›ndaki çal›flma tarz›, keskin lafazanl›k, muazzam bir vakit ve güç heba eden bir çal›flma tarz› olur. Devrimci çal›flma güçlü bir istek ve bitmez bir arzu, tükenmek bilmeyen emek ve çal›flma ister. Parti komiteleri hantal uzmanl›ktan yoksun çal›flamaz. Profesyonel devrimcilerin tecrübelerinden ders ç›karmal› ve baflkalar›n›n tecrübelerinden yararlanmay› mutlak olarak bilmeli ve ö¤renmede doyumsuz olmal›d›r. Alan önderliklerinin düzgün çal›flabilmesi için, alt komitelerin kendilerini yeniden örgütlemesi gerekir. Uzmanlaflan ve daha çok ifl yapan örgütler haline gelmelidir. Komitelerin iç çal›flmalar› mücadeleye önderlik edecek, her türlü gericili¤e karfl› mücadeleyi harekete geçirecek tarzda düzenlenmelidir. ‹flçiler, yoksul köylüler, emekçiler aras›nda olup

yeter ki buna sar›larak yürüyüflümüzü flaflmadan devam ettirelim. Bugünkü mevcut gerçekli¤imizi olumluluklar› ve olumsuzluklar›yla abartmadan görmek, nedenlerine kafa yormak ve çözüm üretmek her militan›n görevidir. Yaflananlar›n hiçbiri bizim d›fl›m›zda, bizden ba¤›ms›z yaflanmamakta. Kendimizi yaflam›n gerçekli¤i d›fl›nda tutarak de¤erlendirme yapt›¤›m›zda varaca¤›m›z sonuç yak›nma ve güvensizlik olacakt›r. Bir süre sonra kendimizden ba¤›ms›z ifllerin neden ray›nda gitmedi¤ini sorgulamaya bafllar›z. Ve sonuç biz iyiyiz baflkalar› kötü ve olumsuz olur. Bunu k›rmak ise ancak kendimizi örgütlülü¤ün bir parças› olarak görmekle, bu gerçekli¤i kavramakla olacakt›r. Güvensizli¤imizin maddi zeminini sorgulad›¤›m›zda a盤a ç›kacak olan sonuç öz olarak kendimize duydu¤umuz güvensizliktir. Bu da s›n›f mücadelesi karfl›s›ndaki duruflumuzla ba¤lant›l› yaflanan kaç›n›lmaz bir gerçekliktir. Tüm bu olgular› sorgularken, mevcut gerçekli¤imizle birlikte ideolojimize ve siyasetimize güvenmenin ç›k›fl yol oldu¤unu görmek durumunday›z. Bu da soyut anlamda yaln›zca bir fleyleri inceleyerek, araflt›rarak de¤il bizzat yaflam›n içinde görerek ve kavrayarak olacakt›r. Sürece do¤ru tarzda müdahaleler yap›ld›¤›nda ortaya ç›kan sonucu bugün belli pratiklerimizde görmekteyiz. Siyaseti hayata geçirmeye çal›flt›¤›m›zda kitleler taraf›ndan bir yank›s›

biten her fleye önderlik edebilmek için, bütün semtlere, köylere girip ç›kabilmek, çok say›da iflçi, emekçiyi tan›mak her çeflit yola sahip olmak gerekir. Devrimci yay›nlar›n düzenli da¤›t›m›n› yapan ve yürütülen çal›flmalar› rapor haline getirerek sorumluluk bilincini güçlendiren komiteler kurulmal›d›r. Parti komitelerinin yeniden örgütlenirken izlemesi gerekenler bunlar olmal›d›r. Her s›n›f bilinçli proleter çal›flmalar› hakk›nda ayr›nt›l› ve iyi haz›rlanm›fl bir rapor düzenlemelidir. Her türden gericili¤e karfl› kendi faaliyetlerini gizleyen parti komiteleri kendi iç yap›lanmas›nda bir o kadar aç›k ve yal›n olmal›d›r. Her türlü legal örgütlenmeler (DKÖ, sendikalar, kooperatifler vb.) illegal çekirdeklerin görüfllerini kitleler aras›nda yaymak için oluflturulmufl mevzilerdir. Bu mevzileri proletaryan›n s›n›f ç›karlar› ve s›n›f bak›fl aç›s›yla de¤erlendirmek gerekir. S›n›f bilinçli proletarya bu soruna bu bak›fl aç›s›yla bakmal›d›r. Yani bu ne demektir; Bunun en yal›n ifadesi flu demektir; illegal olan› legale uydurma politikas›d›r. Bu uydurma kaba ve kendini a盤a ç›karan tarzda olamaz. Çal›flma alan›n›n yasalar›na ve kurallar›na, ortam›na uyarlanmal›d›r. Çal›flma tarz› aç›s›ndan bak›ld›¤›nda legal faaliyet kendisini illegal fikirlere uydurur. Yani her türlü legal çal›flma kendisini illegal çal›flma tarz›na ve anlay›fl›na tabi k›lmak zorundad›r.

12-25 Eylül 2003 mutlaka olmaktad›r. Bu gerçekli¤i görerek bunun üzerinden hareket etmek durumunday›z. Yaflam›n canl› prati¤inden ç›kan sonuçlara sar›larak sab›rla yürüyüflü devam ettirmenin prati¤inden bu güvensizli¤i k›rabilir ve üstesinden gelebiliriz. Mücadelemiz bugün inançla, sab›rla yürüyenlerin omuzlar› üzerinden yükselirken yapt›klar›m›za ve yapacaklar›m›za inanarak yürüyelim. Devrimin s›radan de¤il s›ra neferleri iddias›n› tafl›yarak, bedel ödenerek yarat›lan de¤erlere ve mirasa sahip ç›karak bu anlamda otuz y›ll›k tarihimizin yol göstericili¤iyle yürüyelim, Bugün Proletarya Partisi’nin d›fl›na ç›karak otuz y›ll›k tarihe kara çalmaya çal›flanlara verilecek yan›t›m›z bu tarihi mirasa sahip ç›karak, partiye daha fazla sar›larak ve mücadelemizi büyütmenin inanc›yla verilece¤ini bilerek yürüyelim, Her gün biraz daha yoksullaflt›ran ve bugün yoksulluk s›n›r›n› büyüten bu sistemi y›kacak tek mücadele biçiminin halk savafl› oldu¤u gerçekli¤ini kavrayarak att›¤›m›z her ad›m›n bu savafl› büyütmek anlam›na geldi¤ini bilince ç›kararak yürüyelim, Bulundu¤umuz her alanda partiyi örgütleyerek, kendimizi örgütleyerek, kitleleri örgütleyerek omuzlar›m›zda olan sorumluluklar›n bilinci ve olgunlu¤uyla yönelimi kavrayarak, cesaret ve inançla yürüyelim…

Bütün kitle örgütlerinde parti komiteleri kurmak bu örgütleri proletaryan›n mücadele hedeflerine ve s›n›f mücadelesine yöneltmek. ‹flçilerin, düflman denetimine aç›k olan legal örgütlenmelerde yer almak istemeyiflleri, illegal oluflumlara daha yak›n durmalar› anlafl›lmal›d›r. Parti komitelerini sa¤lamlaflt›rman›n önemli ad›m›, yürütülen her çal›flmay› (demokratik, politik, kültürel) gerçek bir parti çal›flmas› haline getirmektir. Partiyi sa¤lamlaflt›rma ad›mlar› sadece bir görev ve sorumlulu¤un yerine getirilmesiyle daralt›lamaz. Sa¤lam bir flekilde illegal olarak örgütlenme, sistemli bir flekilde ç›kan devrimci yay›nlar›n en genifl da¤›t›m›n› gerçeklefltirmek ve kitlelerle çok yak›n bir temas halinde yaflayan s›n›f bilinçli proleterler yetifltirmek gibi at›lan ad›mlar ancak partiyi güçlendirir. Bugünkü süreçte partiyi sa¤lamlaflt›rma çal›flmas›nda daha az tecrübeli, daha az bilgili ve daha az e¤itilmifl olanlarla ifle bafllanabilir, ancak kitlelerle genifl politik ba¤lar› olmal›d›r. Bugün “eski” devrimcilerin ideolojik olarak sars›larak, politik olarak bunald›¤› bir süreçte bu yolu izlemenin daha yaflamsal oldu¤u unutulmamal›d›r. Belki ilk bafllang›çta genç ve tecrübesiz yoldafllar›m›z hata yapacakt›r, bundan kesinlikle korkmamak laz›m. Sovyet devrimi Çin devrimi bu yolu korkmadan izlemifltir. Biz de bu yolu izlemekten korkmayal›m.


12-25 Eylül 2003

22

17

Nepal’de görüflmeler sona erdi! Nepal Komünist Partisi (Maoist) ile Nepal devleti aras›nda süren “Bar›fl Görüflmeleri” Nepal devletinin ateflkese uymamas› ve Maoistlerin temel taleplerini kabul etmemesi üzerine 3. raunttan sonra sona erdi. Süreç ile ilgili Nepal Komünist Partisi (Maoist)’in baflkan› Prachanda’n›n yapt›¤› aç›klama flöyle: “‹ç savaflta güç dengesinin geldi¤i spesifik durum ve halk›n bar›flç›l politik ç›k›fl istekleri üzerine, Partimiz ateflkes ilan› ile eski devletle bar›fl görüflmeleri yolunu ciddiyetle ve istekle bafllatm›flt›. Partimiz görüflmeler yoluyla süren politik çözümü gelifltirmek için ateflkes ilan etmifl ve do¤al olarak eski devlet taraf›ndan da ayn›s›n› beklemiflti. Önderli¤imiz alt›ndaki Halk Kurtulufl Ordusu, en bafl›ndan beri ateflkesin ruhuna ve hareket kural›na tamamen uymufl, eski devletin Kraliyet Ordusu ise onu sürekli ihlal etmifltir. Ateflkes ilan›ndan sonra dahi, Kraliyet Ordusu yaln›zca keyfi kontrol ve tutuklamalarla kalmam›fl; Darchula, Makawanpur, Bhojpur’da kadrolar›m›z› so¤ukkanl›l›kla öldürmeye devam etmifl, Kanchanpur’da konaklayan Halk Kurtulufl Ordusu nedeni bilinmeyen bir flekilde kuflat›larak tutuklanm›flt›r. (...) Buna ra¤men ülkeye ve halka karfl› derin sorumluluk duygusuyla, Parti resmi diyaloglar›n zora girmesine neden olacak atmosfere izin vermemek için çabalar›n› sab›rla sürdürmüfltür. Sonunda görüflmelerin birinci raundu bafllam›fl, Partimiz ilk toplant›da asgari ölçüde politik bir taslak sunmufltur. Kraliyet Ordusunun istenmeyen faaliyetlerinin zay›flatt›¤› ateflkes anlay›fl›n›n ve hareket kural›n›n uygulanmas›n› güçlendirerek, görüflmeleri devam ettirebilmek için, Kraliyet Ordusunun k›fllalar›n›n 5 kilometre çevresinin d›fl›na ç›kmamas› konusunda bir anlaflmaya var›ld›. Kraliyet Ordusu görüflmelerin 2. raundunda var›lan bu anlaflmay› tamamen reddetmenin yan›nda objektif olarak; hükümet de onun bask›s›yla de¤ifltirildi. Bu faaliyet ve bar›fl olas›l›¤›na ve politik çözüme inanç üzerinde geliflen ciddi krizle görüflme yolunun kendisi ç›kars›z hale

geldi. Uzun bir tart›flmadan sonra eski devletin yeni müzakere grubunun mektuplar yoluyla bir dizi ba¤lant›s› ve Merkez Komitemizin hapisteki üyelerinin serbest b›rak›lmas› ve eski hükümetle Kraliyet Ordusunun disiplin alt›nda tutulmas› da dahil politik konularda teorik olarak tart›flma yapma anlaflmas› karfl›s›nda Partimiz yeni bir umutla müzakere grubunu görüflmelerin 3. raunduna kat›lmas› için gönderdi. Görüflmelerin 3. raundunda, eski hükümetin sundu¤u Konsept Yaz›s›, ülkenin yüzyüze bulundu¤u temel sorunlar› vurgulamamakla kalm›yor, reformist flekere bulanarak feodalizmin sa¤lamlaflt›r›lmas› için yap›lan 4 Ekim gizli anlaflmas›n› da do¤ruluyordu. “Konsept Yaz›s›” anayasal bir monarfli ve temel parlamenter partilerin çok partili demokrasi taleplerini bile ifade etmekte yetersiz kald› ve bizi silahlar›m›z› b›rak›p politik olarak teslim olmaya zorlayarak, objektif olarak diyaloglara son verdi. Bizim müzakere grubumuz bu iste¤i tamamen ve kesinlikle reddetti ve eski devlet anayasal meclisi gelifltirme önerisi ile geldi¤i takdirde görüflmelerin 4. raundunun mümkün olabilece¤ini; aksi takdirde görüflmelerin sona erece¤ini aç›kça ilan etti. Görüflme masas›n›n üçüncü aflamas›nda tart›flma sürerken, Kraliyet Ordusu bir bölge komitesi toplant›s›nda silahs›z 17 Parti kadrosunu ve iki s›radan insan› Ramechhap bölgesinde Doramba’da gözalt›na al›nd›ktan ve elleri arkadan ba¤lad›ktan sonra so¤ukkanl›l›kla tek tek katlettiler. Bundan dolay›, objektif olarak, eski hükümetin görüflmelerin üçüncü raundunda sunduklar› “Konsept Yaz›s›” politik olarak, Kraliyet Ordusunun Doramba’da 19 insan› katletmesi askeri olarak görüflmelerin iptal edilmesini deklare etti. (...) Tüm bunlara karfl› aç›kt›r ki, Partimiz halk cumhuriyeti için savaflan devrimci bir partidir. Nepal’in ulusal egemenli¤ine karfl› eski devlet vas›tas›yla yabanc› faaliyet ve müdahale tehlikesinin büyümesini durdurmak ve halk kitle-

lerinin bar›fl isteklerini yerine getirmek için, bizler, diyalog masas›ndan, acil bir slogan olarak Halk Cumhuriyeti’ni erteleyerek, Anayasal Meclis vas›tas›yla problemlerin çözülmesi evrensel yöntemini dile getirdik. Anayasal Meclis slogan› komünist devrimci bir slogan de¤ildir. (...) Bugünkü durumda, üçlü bir güç mücadelesi sürer ve bundan dolay› ulusal ba¤›ms›zl›k üzerindeki tehlike büyürken; baflka hiçbir araç halka kendi karar›n› vermekten ülkenin yarar›na ve daha bilimsel olamaz. Onlar›n meclis seçimi vas›tas›yla halk›n egemenli¤ini sa¤lamaktansa, ülkeyi harap olmufl olarak görmeyi tercih etmeleri paradokstur. (...) Bu ba¤lamda, Nepal halk› için eski devletin ülkeyi satan, halk karfl›t› ve despot yönetimine direnmekten ve ulusal ba¤›ms›zl›k ve kendi egemenlik hakk› için mücadele etmekten baflka bir alternatifi olmad›¤› çok daha aç›k hale gelmifltir. (...) Partimiz, flimdiki süreç için, ateflkes, hareket kural› ve görüflme yönteminin gündem d›fl› haline geldi¤ini ve sona erdi¤ini aç›klamak istemektedir. Partimiz, bar›fl yoluyla sorunlar›n çözümü için çabalayan, görüflmelerde yer alan tüm arabuluculara, ülkenin birçok politik partisine, insan haklar› örgütleri ve kurumlar›na, ayd›nlara, genifl halk kitlelerine ve ülke d›fl›ndan dostlara teflekkürlerini ve minnettarl›klar›n› ifade etmek istiyor. Halk›n egemenlik hakk› ve temel ç›karlar›n›n tesis edilmesi flart› ile, yeniden görüflmelere oturaca¤›z. Partimiz, böyle bir koflulun ve atmosferin yarat›lmas› için ülke içindeki ve d›fl›ndaki tüm ileri halk güçlerinden ve topluluklardan yard›m talebinde bulunmaktad›r.”

NEREDE KAOS, ORADA EDELMAN! ABD’nin yeni Büyükelçisi Edelman, görev yapt›¤› her yeri ‘Kar›flt›rm›fl’: ABD’nin yeni Ankara Büyükelçisi olarak göreve bafllayan Eric Edelman’›n daha önce görev yapt›¤› tüm ülkelerde rejim de¤iflikliklerine kadar varan kaoslar yaflanmas›, kritik süreçte bulunan Türkiye-ABD iliflkileri aç›s›ndan bu atamay› tart›flmal› hale getirdi. Türkiye’ye geliflinde kendisini karfl›layan gazetecileri, k›sa sürede gelifltirdi¤i Türkçesiyle selamlayarak dikkat çeken Edelman’›n internette yer alan biyografisi oldukça çarp›c› bir ‘sicili’ gözler önüne serdi. Son olarak ABD Baflkan Yard›mc›s› Dick Cheney’in özel ekibinde yer alan Edelman’›n daha önceki görev yerleri ve ‘‹craatlar›’ ise flöyle: “Ukrayna göçmeni Yahudi bir aileden gelen Edelman, 14 Aral›k 1952 y›l›nda Ohio’daki Columbus’da dünyaya geldi. K›sa zamanda kritik yerlere gönderilerek

diplomat oldu. 1980 y›l›nda Amerikan D›fliflleri Bakanl›¤›ndaki ilk görevinde ‹srail, Kudüs’ü baflkent ilan etti. Edelman’›n ikinci görev yeri Sovyetler Birli¤i’ndeydi. Amerikan D›fliflleri Bakanl›¤›’na özel dan›flmanl›k yapan Edelman, 1984-1986 y›llar›nda SSCB’nin çöküflüne tan›kl›k etti. Daha sonra 1989-1990 y›llar› aras›nda Do¤u Avrupa Masas› Direktörlü¤ü yapt›. Bu görevi s›ras›nda da Berlin Duvar› y›k›ld›, Almanya birleflti ve Varflova Pakt› çöktü. 1993 y›l›nda Çekoslovakya’da Prag Büyükelçi müsteflar› olarak görev yapmaya bafllamas›yla birlikte Çekoslovakya ikiye bölündü ve Çek Cumhuriyeti ile Slovakya ad›nda iki yeni ülke kuruldu. Edelman bu icraatlar›ndan sonra ABD’nin ‘gölgedeki baflkan›’ olarak gösterilen Dick Cheney’in özel ekibinde yer ald›. Bush’un seçilmesiyle Ulusal Güvenlik fiefli¤i’ne getirildi. Edelman, 11 Eylül, Afganistan ve Irak olaylar› s›ras›nda bu birimin bafl›ndayd›.” (D‹HA)

Maoist Müzakere Grubu MAO‹STLERLE DEVLET ARASINDA ÇATIfiMA Nepal’de Nepal Komünist Partisi (Maoist)’e ba¤l› gerillalarla devlet güçleri aras›nda meydana gelen çat›flmalarda, 9 gerilla ve 5 güvenlik görevlisinin öldü¤ü iddia edildi. Devlete ait kaynaklar, baflkent Katmandu’nun 550 kilometre bat›s›ndaki Kalimati bölgesindeki çat›flmalarda 6 gerilla ve 2 askerin öldü¤ünü, bir polis karakoluna düzenlenen bask›nda ise 3 polisin öldü¤ünü bildirdi. NEPAL’DE BEfi K‹fi‹ B‹RARAYA GELEM‹YOR Nepal devleti, MKP(M) gerillalar›n›n “fliddet eylemlerinde bulunabilece¤i” gerekçesiyle, baflkent Katmandu’da 5’ten fazla insan›n biraraya gelmesini yasaklad›. Hükümet yay›nlad›¤› bildiride, yasa¤› ihlal edenlerin, 3 aya kadar hapisle cezaland›r›laca¤›n› duyurdu. Dini toplant›lara ise izin verilece¤i bildirildi.

F‹L‹ST‹N BAfiBAKANI ABBAS ‹ST‹FA ETT‹ ABD’nin “Yol Haritas›”n›n çözümsüzlü¤e girmesi ve çat›flmalar›n yeniden fliddetlenmesi üzerine FKÖ lideri Yaser Arafat ile güç mücadelesi içinde olan Filistin’in kukla Baflbakan› Mahmud Abbas “hem içerden hem de ABD ve ‹srail’den kaynaklanan engelleri” gerekçe göstererek istifa etti. Siyonist ‹srail ve emperyalist ABD’nin deste¤iyle göreve gelen Abbas, ateflkesin bozulmas› üzerine 4 Eylül’de milletvekillerinden kendisine ya tam destek vermelerini ya da görevden almalar›n› istemiflti. Filistin Kurtulufl Örgütü’nün (FKÖ) ›l›ml› üyesi “Ebu Mazen” olarak bilinen Mahmud Abbas, yeni kabinenin Filistin parlamentosundan güvenoyu almas›ndan bir gün sonra 30 Nisan’da baflbakan olarak atanm›flt›. Hamas yönetim kadrosunu tasfiye etme karar› alan ‹srail ordusu,

Gazze’ye düzenledi¤i sald›r›da Hamas lideri fieyh Ahmed Yasin’i hedef ald›. Sald›r›da sa¤ omzundan hafif yaralanan fieyh Yasin, korumalar› taraf›ndan hastaneye götürüldü. ‹srail’in sald›r›s›nda 15 Filistinli de yaraland›. Hamas, fieyh Yasin’in tedavi gördü¤ü hastaneden bir aç›klama yaparak, ‹srail Baflbakan› Ariel fiaron’u öldürme tehdidinde bulundu. Gazze’de ‹srail sald›r›s›ndan hafif yaral› olarak kurtulan Yasin, geçmifl olsuna gelen yüzlerce Filistinliye hitaben konuflurken, “Direnece¤iz. Düflmana asla unutamayaca¤› bir ders verece¤iz. Bunu pahal›ya ödetece¤iz” dedi. Yasin, kendisine yönelik sald›r›ya ‹zzeddin El Kassam Tugaylar›’n›n karfl›l›k verece¤ini, bunun yerini ve zaman›n› da onlar›n bilece¤ini söyledi.


23

17

12-25 Eylül 2003

Cancun’a do¤ru köylü hareketi

13-17 Eylül günlerinde kurtlar, bir kez daha sofraya oturuyor. Dünya Ticaret Örgütü’nün 5. Bakanlar Toplant›s› bu y›l Meksika’n›n Cancun kentinde yap›lacak. Yine dünya çap›nda ama özellikle de Cancun’da protestolarla karfl›lanacak olan toplant›da ana gündem olarak Singapur konular›n›n (Yat›r›mlar, Rekabet Kurallar›, Hükümet Sat›n Almalar› ve Ticaretin Kolaylaflt›r›lmas›) al›nmas› bekleniyor. Ancak Cancun öncesi yap›lan toplant›larda, Singapur konular›nda emperyalistler aras›nda var olan çat›rdamalar›n giderilemedi¤i görülüyor. 5. Bakanlar Toplant›s›nda, Tar›m Anlaflmas› (AOA), Ticaretle ‹gili Bilgi Mülkiyeti Haklar› Anlaflmas› (TR‹PS) ve Hizmet Ticareti Ge-

nel Anlaflmas› (GATS) ele al›nacak. Tar›m Anlaflmas› (AOA); gümrük tarifelerinin dondurulmas›, azalt›lmas› ya da iptal edilmesini sa¤l›yor. Ayn› zamanda da, yerel üretimin desteklenmesinin ve tar›m ürünleri için ihracat sübvansiyonlar›n›n kald›r›lmas›n› taahhüt ederek, geri b›rakt›r›lm›fl ülkelerin tar›m›na büyük bir darbe vurmay› gündemine al›yor. AOA, tar›m üretimleri için hükümetin ve ihracat desteklemelerinin tamamen ortadan kald›raca¤› ve emperyalist ülkelerden ithal edilen tar›msal ürünler için tüm engelleri iptal ederek yoksul ve sömürülen ülkeleri istila etmesini getirece¤i için dünya çap›nda köylülerin güçlü protestolar› ile karfl›lanmaktad›r. Aç›kt›r ki, bu

Dünyadan Notlar “BAfiKA B‹R ULUSU EZEN B‹R ULUS ÖZGÜR OLAMAZ” Irak iflgal alt›nda. Bu iflgal Irak halk› için sürekli bir korku, dehflet ve zulümden baflka bir fley olmamakt›r. Bu iflgalin süreklili¤i sadece Irak halk› için bölgedeki di¤er tüm halklar için de korku ve dehfletten baflka bir gerçek sunmayacakt›r. Bugün ABD öncülü¤ünde Irak iflgalinin derinleflmesi, kal›c›laflmas› için gerek BM’de mevcut kukla hükümeti destekleme kararlar› al›nmakta ve gerekse de BM karar›na gerek duyulmaks›z›n “paraya ihtiyac›” olan devletlerden askeri destek istenmektedir. Terörizm aldatmacas›n›n hiçbir geçerlili¤inin olmad›¤› uzun zamand›r a盤a ç›km›fl durumdad›r. Bunun yerini art›k, herkesin rahatl›kla anlayaca¤› gibi devletler nezdinde “paral› askerlik” alm›fl durumdad›r. ABD iste¤ine riayet eden devletlere bakt›¤›m›zda bu gerçek oldu¤u gibi a盤a ç›kmaktad›r. Do¤u bloku devletleri, Kafkas devletleri vs. Bu ülkelerin Ortado¤u politikalar›ndaki rolü san›r›z hiç kimse için s›r de¤ildir. Türk devleti bu isteme riayet edip de kendince farkl› gerekçelere sahip tek devlet. Çünkü, Türk devleti bölgenin bir parças›d›r. Bu durumdan faydalanma iste¤ini dizginleyemeyen bu faflist devletin emperyalist ve iflgalci ABD’ye riayet etmesi, Irak’a iflgal için Türk askeri gönderme çabas›nda olmas› bu ülke halk›n›n özgürlükten ne kadar uzak oldu¤unun bir baflka göstergesidir. Türk ulusu özgür de¤ildir. Y›llard›r Kürt ulusu üzerindeki floven politikalar›n

bask›s› alt›nda olan Türk ulusu bugün de Irak halk›n›n iflgal ile bask› alt›na al›nmas›n›n bir parças› haline getirilmektedir. Kürt ulusuna uygulanan bask›n›n Türk halk›na neler kaybettirdi¤i ortadad›r. Kürt ulusu üzerindeki bask›n›n Türk halk›na hiç ama hiçbir faydas› olmam›flt›r/olamazd› da. Bugün Türk ulusunun egemen s›n›flar› ve bu egemen s›n›flar›n koruyucusu faflist Türk devleti Irak’›n iflgali için verilecek deste¤in faydalar›ndan bahsetmektedir. Irak’ta sa¤lanacak istikrar›n gereklili¤i, Irak halk›n›n kendi kendini yönetme hakk›ndan, bunun sa¤lanmas›ndan vs. bahsedilmektedir. Bu bir aldatmacad›r. Çünkü Irak’ta istikrar sa¤lamak iflgalle mümkün olmayacakt›r. Çünkü, Irak halk›n›n kendi kendini yönetmesi iflgalle mümkün de¤ildir. ‹flgal tüm bu hedeflerin tam karfl›t›d›r. ‹flgal bu hedefleri yerine getirmenin önündeki birincil engel durumundad›r. Bunun aksini iddia etmek iflgali bilmemektir ya da iflgali gizlemektir. Türk devleti ve tüm hedeflerden bahsedip de iflgal karfl›t› olmayanlar iflgali gizleme tutumu içindedirler. Ama bir iflgal gizlenemez. ‹flgal üzeri örtülebilir bir olgu de¤ildir. Nas›l ki, uflak devletlerin emperyalistlere ba¤›ml›l›¤›n›n üzeri örtülemiyorsa, nas›l ki iflçinin iflçi olma, patronun patron olma gerçekli¤i örtülemiyorsa bu da ayn› flekilde üzeri örtülemez bir gerçektir. O nedenle faflist Türk devletinin kendince gerekçelerinin kitleleri bu biçimde aldatmas› mümkün de¤ildir.

anlaflmalar›n onaylanmas›ndan en çok ac› çekecek ve yoksullaflacak olan da yar›-sömürge, yar›-feodal ülkelerin halklar› olacakt›r. DTÖ, e¤er GATS Anlaflmas›n› onaylarsa, birçok geri b›rakt›r›lm›fl ülkenin zaten çöküflte olan ekonomilerini tahrip edecek. Bu tür ülkelerin ço¤unda, yabanc› flirketlerin kontrol etmedi¤i bölge olarak yaln›zca hizmet sektörü kalm›flken, Cancun’da bu anlaflma imzaland›¤› takdirde, tele-komünikasyondan medyaya, tafl›mac›l›¤a kadar tüm mali sektörlerin kap›s› çok uluslu flirketlere ard›na kadar aç›lacak. TR‹PS ise, g›da güvenli¤i ve yaflam çeflitlili¤i üzerinde korkunç sonuçlara yol açacak. Genetik olarak de¤ifltirilmifl ürünler, insan tüketimi için güvensiz ve çevreye de zararlarla doludur. Dünya halklar› emperyalist ülkeler ve onlar›n çok uluslu flirketlerinin, baflta yar› sömürge ve yar› feodal ülkelerin olmak üzere tüm halklar›n zarar›na yaflama geçirmeye çal›flt›¤› bu politikalara karfl› olmal›d›r. 2001 y›l›nda kurulan Halklar›n Uluslararas› Mücadele Ligi (ILPS) de Cancun’da yap›lacak olan bu toplant› ile ilgili bir aç›klama yaparak, 200’ü aflk›n üyesine, dost örgütlere ve ilerici birey ve kurumlara 13 Eylül’de DTÖ’ye karfl› dünya çap›nda yap›lacak protestolara kat›lmaya ça¤›rd›. Di¤er taraftan DTÖ’nün bu toplant›s›na

Aldatmacan›n esas› burada de¤ildir. Aldatmacan›n esas› iflgalin Türkiye için faydal› sonuçlar do¤uraca¤› tespitindedir. Türkiye halk› bu aldatmacaya karfl› uyar›lmal›d›r. Ve, Türkiye halk› emperyalizme boyun e¤mifl devletin karfl›s›nda yer alarak, güçlü bir muhalefetle bu aldatmacay› yerle bir edebilece¤ini anlamal›d›r. Irak’ta bulundurulan her iflgalci asker Irak halk› için esaretin büyümesi ve esaretin her büyümesi de direnifl gereksiniminin artmas›d›r. Irak’a gönderilecek her asker, iflgal için maliyetlerin artmas›d›r. Ve maliyetlerin artmas› da iflgalci güçlerin piflmanl›klar›n›n artmas› anlam›na gelecektir. Türk devleti iflgal ile birlikte Irak’ta maddi olanaklar elde edeceklerini, ABD deste¤inin büyüyece¤inden, Irak’taki siyasal geliflmelere müdahale hakk› elde edece¤inden bahsetmektedir. Bunlar›n hiçbirinin Irak’ta istikrar anlam›na gelmedi¤i ve yine bunlardan hiçbirinin Irak halk›n›n kendi kendini yönetmesi anlam›na gelmeyece¤i aç›kt›r. Bunlar kadar aç›k olan bir fley daha var, ki bunlar burada s›ralad›klar›m›zla direkt iliflkilidir. ‹flgalin büyüyerek devam etmesinin sonucu Irak’ta maddi olanaklar›n artmas› demek de¤il, aksine maddi harcamalar›n büyümesi demek olacakt›r. ABD deste¤i direniflin büyümesi, Irak halk›n›n ülkesine sahip ç›kmas›yla yoksul ülkelere destek verme gücü de azalacakt›r. Hatta, ABD içine girdi¤i darbo¤azdan ç›kman›n bir gere¤i olarak asker talebinde bulundu¤u da düflünülürse bunun hiç de gerçekçi olmad›¤› daha net olarak görülecektir. Üstüne üstlük, emperyalizmin hiçbir deste¤i –bugüne kadar oldu¤u gibi- gerçek anlamda bir destek de¤il, tefecinin müflterilerine yapt›¤› destek gibi bo¤azlama, sömürme anlam›ndad›r. Irak’taki siyasal geliflmeleri

karfl› Hindistan, Nepal ve Filipinler’in militan köylü örgütleri taraf›ndan Asya Köylü Koalisyonu (AKK) kuruldu. Koalisyon, hem kendi ülkelerinde ve hem de Meksika’da emperyalistlerin en önemli kurumlar›ndan DTÖ’ye karfl› eylemler örgütleyecek. Çeflitli örgütlerden binlerce köylü, Asya’n›n çeflitli kentlerinde, hükümetlerinin DTÖ’den çekilmesini isteyerek, kitlesel protesto eylemleri bafllatarak, dünya çap›nda di¤er köylülerle dayan›flmay› gelifltirmeyi planl›yorlar. Hindistan’da örgütlü Tar›m ‹flçileri ve Marjinal Çiftçiler Birli¤i Federasyonu’na üye binlerce köylü ve tar›m iflçisi di¤er halk örgütleri ile güçlerini birlefltirerek eylemlerine 4 Eylül’de bafllad›. Nepal, DTÖ üyesi bir ülke olmamakla birlikte, Nepalli köylü örgütleri, köylülük üzerindeki fliddetli sald›r›lara karfl› duruyor. Nepal’de güçlü bir örgüt olan Tüm Nepal Köylüleri Birli¤i, Nepal’deki di¤er köylü örgütleri ile elele vererek, Nepal devletinin DTÖ’ye kat›lma karar›n› protesto ediyor. Koalisyon üyesi örgütlerden Filipinler Köylü Hareketi (KMP) ülke çap›nda 10 Eylül’de efl zamanl› olarak 20 bini aflk›n kitlenin kat›lmas›n›n beklendi¤i bir gösteri düzenleyecek. Ayn› gün öfkeli köylüler ve di¤er köylü örgütleri, ABD Büyükelçili¤i önünde bir protesto eylemi gerçeklefltirecek.

belirleyecek olan hiçbir zaman iflgalci güçler olmayacakt›r. Direniflin niteli¤i çok net bir biçimde göstermektedir ki, mevcut siyasal yönetimler yönetememe durumundad›r ve bunun tersine çevrilmesi de mümkün gözükmemektedir. Irak’a asker göndermenin anlam› aç›k olarak fludur: Efendinin deste¤e ihtiyac› var ve uflak da bu deste¤i yerine getirmekle yükümlüdür. Türk devletinin Irak Kürdistan› üzerindeki emelleri de ne efendisi taraf›ndan ve ne de o bölge güçleri aç›s›ndan kabul edilebilir bir nitelikte de¤ildir. ABD orada var olman›n, kal›c› hale gelmenin yollar›n› ararken güvenece¤i gücün TC olamayaca¤›n›n fark›ndad›r. Bunun fark›nda olup da, bu gerçe¤in sanc›s›n› yaflayan Türk devletidir. Türk devleti ne kadar zorlasa da bu alandaki istemlerini baflaracak bir konum elde edememifltir/edemezdi de. Türkiye halk›, arac› edilerek sokulmak istenen bu oyuna güçlü bir flekilde hay›r demelidir. Bunun için gereken tüm çal›flmalar yerine getirilmelidir. Irak halk›n›n içine sokuldu¤u esarete en güçlü bir flekilde karfl› ç›kmas› gereken güç bugün Türkiye halk›d›r. ABD’nin zulüm ve talan politikalar›n›n y›llard›r sanc›lar›n› yaflayan bir halk olarak, bölgedeki bu i¤renç politikalar› bozmakta önemli bir gücü tafl›makla bu görev Türkiye halk›n›n omuzlar›ndad›r. Ya onursuz bir uflakl›¤›n maflas› olmaya evet diyecek, ya da bölge halklar›na güç verme anlam›na gelecek olan onurlu, halklar›n ortak tutkular›n›n simgesi olacak bir tepkiyle hay›r diyecek. Bölge halklar›n›n ve Türkiye halk›n›n ihtiyac› olan fley emperyalizme karfl› olmakt›r. Bölge halklar›n›n ihtiyac› olan fley özgürlüktür. Bunu somut oalrak göstermenin olanaklar› elimizdedir.


Kavgan› sürdürüyor yoldafllar›n

SÜLEYMAN C‹HAN 1947 y›l›nda Dersim’in Ovac›k ilçesi Hülükufla¤› köyünde dünyaya geldi. Lise ö¤renimini Elaz›¤’da yapan Süleyman Cihan, o dönemde Proletarya Partisinin düflünceleriyle tan›flt›. 1944 y›l›nda ‹stanbul’da Tunceli Kültür ve Dayan›flma Derne¤i’ni kurarak bizzat baflkanl›¤›n› yapt›. Ayn› y›llarda Bat› Bölge Komitesi’ne seçildi. ‹natç›l›¤›, kararl›l›¤›, azimli ve alçakgönüllülü¤üyle önderlik vas›flar›n›n en güzel örne¤i olan Süleyman Cihan, Partiyi tasfiye giriflimlerine karfl› kararl› ve sab›rl› bir flekilde mücadele yürüttü. Ocak 1981’de Proletarya Partisinin II. Konferans›’nda MK üyeli¤ine ve MK taraf›ndan da Genel Sekreterli¤e seçildi. Süleyman Cihan, 28 Temmuz 1981 tarihinde tutsak düflerek aylarca yo¤un iflkencelerden geçirildi. ‹flkencede ‹brahim Kaypakkaya’dan devrald›¤› “ser verip s›r vermeme” gelene¤inin sürdürücüsü oldu. Gözalt›na al›nmas› ile ilgili ailesi ve yoldafllar› taraf›ndan yap›lan kampanyalar sonucu devlet 15 Eylül 1981’de Süleyman Cihan’›n gözalt›nda öldü¤ünü aç›klamak zorunda kald›. Umutsuzluklar an›nda oldu¤u gibi At›l›m zamanlar›nda da umulmad›klar vard›r Tarih dedi¤imiz zaman ve mekan kuca¤›nda, Bu da üzen ve sevindiren yönleriyle Kaç›n›lmas› olmayan, istek d›fl› bir kurald›r Yani dünya kadar kin büyüten Partiyi gerçeklerle e¤iten Bir süreçti dolu-dizgin geçilen Bir kez daha ö¤retmenimizi yitiriyorduk en nadide can›m›z; Cihan’›m›z O s›cak yüre¤imiz Beynimiz, bilincimiz Çelikten irademiz Tutsakt›... Hey can yoldafllar hey

17

24

12-25 Eylül 2003

Düflman› küçümsemenin bedeline Yaflam›m›z düflüyordu; Yeniden ruhumuz üflüyordu Koltuk altlar›nda bin so¤uk ter damlac›¤› Ruhumuz üflüyordu Zindanlara ve yoksul evlere Ve zirvelerde yol gözleyenlere O kahredici haber üflüflüyordu Cihan›m›z, can›m›z; Ö¤retmen Önderimiz ‹lkinki kadar ikirciksiz ‹lkinki kadar tereddütsüz Yaflam›n› sancak sancak örerek Dilini duvarlara gömerek Ser verip s›r vermeyerek Ölümsüzlerin kat›na uçufluyordu... (Sansaryan Han’daki iflkence günlerinde O’nu son gören bir yoldafl tutuklan›p gönderildi¤i hapiste Gözlerinden yafllar dökerek flöyle anlatt›: “Hücrelerin önünde bir bank’a birini uzatt›lar Mazgal›n küçük deli¤inden dikkatli bakt›m Cihan’d›. Belini k›rm›fllard›. Onu d›flarda ça¤›rd›¤›m gibi seslendim: ‘Bavo, bavo(*).. dedim Ve hücremin kap›s›n›n dibine çöküp a¤lad›m Öyle hassas bir yürekti ki h›çk›r›¤›mdan beni tan›m›flt›. Beni kod ad›mla ça¤›rd› (Ho; ape’, ho, sensin he; dedi “Dinle; Bedeniniz etten ve kemiktendir: ezilir de, k›r›l›r da, kanar da; benimki gibi bu do¤ald›r S›k› durun ve unutmay›n ‹rademiz çeliktendir Ape ho Halk bükülmez Bafl kalkm›flsa bir kez o e¤ilmez ‹flkencecinin ›srar›n› k›r›n Ve aç›kça yüzlerine hayk›r›n PART‹ VER‹LMEZ...” dedi Ve biraz sonra Battaniyenin içine konarak götürüldü Ve bir daha getirilmedi Görülmedi bir daha... (*) Baba-baba (Bar›fl Cem)

“S›rma, halk›n› çok seven, fedakar birisiydi”

14 Eylül 1978 tarihinde Tuzla’n›n Yayla Mahallesinde MHP’li faflistlerle Partizanc›lar›n girdi¤i çat›flmada S›rma Boyo¤lu, ald›¤› kurflun yaras›yla flehit düflüp ölümsüzleflti. Katlediliflinin 25. y›l›na girerken S›rma Boyo¤lu’yu anlatmas› için ayn› çat›flmada yer alan a¤abeyi Adil Boyo¤lu ile görüfltük. -Bize S›rma Boyo¤lu yoldafl›n k›sa ama onurlu süren yaflam›n› anlat›r m›s›n›z? -S›rma 1958’in Eylül ay›nda Erzincan’da do¤du. Ekonomik koflullardan kaynakl› birçok insan gibi biz de ‹stanbul’a, Tuzla’ya tafl›nd›k. S›rma çok k›sa bir süre içinde mahalle halk›na kendisini sevdirmiflti. fiimdi hala insanlar›n gözünde alçakgönüllü, iyi insan, güzel insan olarak an›l›yor. Mücadeleye bak›fl aç›s› benimle birlikte oldu. ‹brahim Kaypakkaya’n›n düflüncelerine ve mücadelesine çok sempati duyuyor, takdir ediyordu. Örgüt içinde çok yo¤un, aktif görevler almasa da, ‹brahim’e sempati duyuyordu. Mahallede gitti¤i evlerde, çok k›sa sürede insanlar›n sevgisini, sayg›s›n› kazan›yordu. Bu yüzden flehit düflmesinin üzerinden y›llar geçmesine ra¤men insanlar S›rma’y› sayg›yla anarlar. Ad› geçti¤inde Onu sevgiyle anarlar. K›sac›k yaflam›n› onurlu ve güzel bir flekilde yaflad›. -S›rma’n›n nas›l flehit düfltü-

¤ünü anlatabilir misiniz? -O zamanlar Tuzla’n›n Yayla Mahallesi’ni bilenler bilirler ki, özellikle Yayla Mahallesi örgütün kalesi gibiydi. Bu yüzden hem devletin hem de sivil faflist güçlerin sald›r›s›na u¤rayabiliyordu. Tabi bu mahalle birçok defa devlet güçleri MHP’li faflistlerin sald›r›s›na u¤rad›. Biz de devrimci güçler olarak yo¤un bir mücadeleyle buna karfl› duruyorduk. Bunlar›n bir tanesinde çevre ilçeler ve mahallelerden sivil faflistlerin yo¤un geldi¤i ve bizim de haz›rl›ks›z oldu¤umuz bir günde bildiri da¤›tma giriflimleri oldu. Burada az say›da yoldaflla birlikte karfl› koyduk. Yo¤un bir çat›flma bafllad›. Karfl›m›zdakiler say›ca bizden çok fazlayd›. Buna ra¤men mahalleye büyük bir korkuyla gelmifllerdi. Çat›flma ç›k›nca faflistler da¤›lmaya bafllad›. Ben faflistleri kovalarken bir soka¤a girdim. S›rma Bac› da arkamdan geliyordu. O da tafllarla faflistlere sald›r›yordu. Elinde sadece tafllar vard›. Bu sokakta MHP’li faflistlerin silah›ndan ç›kan bir kurflunla benim 30-40 metre gerimde flehit düfltü. S›rma çok fedakar bir insand›. Halktan birçok insan korkup kaçarken O, cesaretle faflistlerin üstüne yürüdü. Yayla Mahallesinde bu mücadelesiyle dillere destan oldu. Tuzla’da da, Türkiye çap›nda da çok konufluldu. O s›ralar Sivas’ta yaflanan Alevi-Sünni çat›flmalar› vard›. Bu yüzden Tuzla’daki bu çat›flma da Alevi-Sünni çat›flmas› olarak Milliyet, Hürriyet gibi gazetelerde ç›kt›. Sivas’taki yaflananlar›n Tuzla’ya da s›çrad›¤› söyleniyordu. Tabi ki böyle de¤il. Tamamen s›n›f mücadelesidir bu. S›n›f mücadelesinin, iflçi s›n›f›n›n yo¤un oldu¤u, örgütün içinde yo¤un oldu¤u bir yerdi Tuzla. Bu yüzden devlet ve sivil faflistler buraya çok yükleni-

yordu. S›rma flehit düfltükten sonra, örgütün iflçiler içindeki yo¤unlu¤undan kaynakl› S›rma, çok kalabal›k bir kitle taraf›ndan topra¤a verildi. ‹flçiler S›rma’y› sahiplendi. -S›rma’n›n aile içindeki, halk içindeki iliflkilerini anlat›r m›s›n›z? -Aile içerisindeki iliflkileri çok iyiydi. Zaten S›rma okulda çok baflar›l›yd›. Sürekli karnesi takdirle gelirdi. S›rma Lise 1’deyken bir kardeflimiz olmufltu. Özürlüydü. S›rma bu yüzden okulunu tereddüt etmeden b›rak›p, onunla ilgilenmeye bafllad›. Annem de hasta oldu¤u için O ilgileniyordu. S›rf kardefline bakmak için parlak olan ö¤renimini b›rakt›. Böylesine fedakar birisiydi. Halk içinde de sevilen birisiydi. Özellikle yoksul insanlar›n evlerine gitti¤inde çok üzülerek gelirdi. Gitti¤i evlerde bir eksiklik görürse hemen imkanlar› çerçevesinde o eksikli¤i gidermeye çal›fl›rd›. Ya da arkadafllar› aras›nda küçük kampanyalar düzenleyerek yoksul insanlara ufak da olsa katk› sunmaya çal›fl›rd›. fiu an bile, 25 y›l geçmesine ra¤men S›rma’n›n insanlara yapt›¤› yard›mlar›, hiç duymad›¤›m yard›mlar› yeni yeni duyabiliyorum. Yaflasayd› hareket için önemli bir önder olabilirdi. Bu nitelikte bir insand› S›rma. -Son olarak söylemek istedi¤iniz bir fley var m›? -Siyasal çizginin, flehitlerine karfl› böyle bir sorumluluk hissederek sahip ç›kmas›, flehitler albümü ç›karmas› güzel bir giriflim. Onlar halk›m›z›n yüre¤inde, bilincinde hep kalacaklard›r. Onlar› yeni nesillere tafl›man›n, yeni nesillere tan›tman›n siyasal çizginin bir görevi oldu¤unu arkadafllar çok iyi kavram›fllar. Bu yönlü giriflimleri de tabi ki çok sevindirici olarak görüyorum.

Onlar, alt›nça¤a uzanan köprü oldular Hasan Saz 1940 y›l›nda Marafl’›n Tan›r köyünde do¤du. 1969 y›l›nda çal›flmak için gitti¤i yurtd›fl›nda devrimci düflüncelerle tan›flt›. O dönemler PDA ile iliflki kurmufltu ancak 1974 y›l›nda ‹brahim Kaypakkaya’n›n görüfllerinin yurtd›fl›nda yay›lmas›yla birlikte Proletarya Partisi’nin görüfllerini benimsedi. Hasan Saz, 22 Eylül 1977’de Almanya’da geçirdi¤i bir trafik kazas› sonucu yaflam›n› yitirdi. H›d›r Yeter 1963 y›l›nda Dersim Hozat Taçkirek köyünde dünyaya geldi. 1982 y›l›nda Proletarya Partisi öncülü¤ünde savaflan Halk Ordusu’na kat›ld›. H›d›r Yeter, 25 Eylül 1986 tarihinde Erzincan Tercan’a ba¤l› Yollarüstü Karakolu bask›n› s›ras›nda ç›kan çat›flmada yaraland› ve iflkencede katledildi. Karakol bask›n› s›ras›nda bir astsubay ve bir çavufl ölürken birçok er

de yaraland›. Zühre Dersim Proletarya Partisi taraftarlar›ndan olan Zühre Dersim, 14 Eylül 1988 tarihinde ‹sveç’te yakaland›¤› bir hastal›k nedeniyle yaflam›n› yitirdi. Ölmeden önce yoldafllar›na söyledi¤i flu söz çok anlaml›d›r: “‹yi ki dünyan›n güzelliklerine düflman düzenbazl›klar› görüyoruz. ‹yi ki hayat›m›za mal olacak kadar zulümleri biliyoruz. Bundan de¤il mi af dilemiyor ve affetmiyoruz”. Bektafl Daflgöl 1 Haziran 1945 y›l›nda Sivas Kangal’da dünyaya geldi. ‹flçi olarak gitti¤i Almanya’da Proletarya Partisi’nin düflünceleriyle tan›flt›. AT‹F Türkiyeli ‹flçiler Derne¤i’nde aktif olarak çal›flan Bektafl Daflgöl, Berlin’de yakaland›¤› karaci¤er hastal›¤› sonucu yaflam›n› yitirdi.


17

25

12-25 Eylül 2003

“Halk Savafl› kaç›n›lmaz olarak muzaffer olacakt›r”

Peru Komünist Partisi’nin önderi Baflkan Gonzalo (Abimael Guzman), 12 Eylül 1992 tarihinde gerici Fujimori rejimi taraf›ndan tutsak edildi. 24 Eylül’de Lima’daki

Antiterör Polis Karargah› Merkezi’nde yüzlerce gazetecinin önüne demir kafes içinde ç›kart›lan Baflkan Gonzalo, Fujimori yönetimi taraf›ndan afla¤›lanmaya ve kü-

çük düflürülmeye çal›fl›ld›ysa da demir kafes içindeki davran›fllar› ve konuflmas›yla komünistlerin her koflulda hesap sorma cüretini dünyaya gösterdi. 24 Eylül’de Baflkan Gonzalo, tüm dünyan›n gözü önünde yapt›¤› ça¤r›da flunlar› söylemiflti: “Tarihsel bir dönemden geçmekteyiz. Herbirimiz bunun böyle oldu¤unun fark›nday›z. Kendimizi aldatmayal›m. fiimdi zorluklar›n üstesinden gelmek, görevlerimizi yerine getirmeye devam etmek için, mümkün olan bütün güçleri seferber etmeliyiz. Yap›lmas› gereken iflte budur.... Biz ülkenin, ulusun muhtemel bir bölünme tehlikesi karfl›s›nda oldu¤unu düflünüyoruz; Peru ulusu tehlike içindedir. Onu parçalamak, bölmek istiyorlar. Niyetleri böyle olanlar kimdir? Her zamanki gibi emperyalistler, sömürücüler ve baflta olanlar. Bizim yapmam›z gereken nedir? Bu durumda ne yap›lmal›? Elbette ki, halk›n kurtulufl hareketi güçlendirilmelidir. Çünkü ulusu ve vatan› savunan, herzaman halk ol-

mufltur. Bunun anlam› Halk Kurtulufl Cephesi’ni yaratmak demektir; Halk Gerilla Ordusu temelinde bir Halk Kurtulufl Ordusu yaratmak ve gelifltirmek demektir. ‹flte budur flimdi gerekli olan! Ve bizim yapaca¤›m›z da budur! Bizler bunu gerçeklefltirme süreci içindeyiz ve bunu gerçeklefltirece¤iz. Baylar siz de buna flahit olacaks›n›z.... Yaflas›n Peru Komünist Partisi! Halk Savafl› kaç›n›lmaz olarak muzaffer olacak! Peru Halk Cumhuriyeti’nin gelen do¤umuna flimdiden bin selam! Diyoruz ki flan olsun Marksizm Leninizm Maoizm’e! Ve son olarak diyoruz ki; fian ve fleref olsun Peru halk›na!” 11 y›ld›r Peru devleti taraf›ndan özel bir adada tecrit edilen Baflkan Gonzalo’nun, geçti¤imiz günlerde tecrit koflullar›n› protesto etmek için açl›k grevine bafllad›¤› ö¤renildi.

Kanla yaz›lan tarih silinmez Türkü yoktu, fliir yoktu Eylül günü zindanda Bombalar›n türküsüydü Tek duyulan o anda Çetindi savafl, çetindi Barikatta, duvarlarda Bombaya, f›flk›ran suya Ölümüne direnildi Özgürlük yanan yürekti Ölüme gülmekti h›nçla Zindanda bir avuç canla Ordulara direnmekti fiiir yoktu, türkü yoktu Belki o gün zindanda Ama yaflanan destand› Bir arma¤and› yar›na (Katliamdan sonra Buca’da yaz›l›p bestelenen bir fliir) Buca katliam› 17 Temmuz 1995 tarihinde dört devrimci tutsa¤›n görüfl yerlerinin demirlerini keserek firar etmesinin ard›ndan hapishane idaresi adeta tutsaklardan öç almak istiyordu. Firar eyleminin ard›ndan birçok bedel ödenerek kazan›lan haklar birer birer al›nmaya bafllad›. ‹ki ayl›k süreçte ayakkab›

aramas› dayatmas›, mahkemeye gidifl gelifllerde arama ad› alt›nda yap›lan sald›r›larda onlarca tutsak yaraland›. Bu sald›r›lara karfl› tutsaklar çeflitli fiili direnifllerle teslim al›namayacaklar›n› gösteriyorlard›. 10 gündür süren say›m vermeme eyleminin sonunda (PKK tutsaklar› d›fl›nda tüm tutsaklar kat›lm›flt›) 21 Eylül’de bafllar›nda savc› ve müdürün de bulundu¤u kaskl›, gaz maskeli özel timler, jandarmalar Buca Hapishanesinde kalan devrimci ve komünist tutsaklara sald›r›y› bafllatt›. Hemen kurulan barikatlar›n arkas›nda hayk›r›lan “Operasyonlar›n›z bizleri y›ld›ramaz” sloganlar› kocaman bir orduya karfl› tek silahlar› bedenleri olan devrimci ve komünist tutsaklar›n cüretini gösteren sözlerdi. DHKP-C tutsaklar›n›n bulundu¤u 6. ko¤ufla sald›ran özel timler, jandarmalar, saatler süren çat›flman›n ard›ndan üç devrimciyi Turan K›l›ç, U¤ur Sar›aslan ve Yusuf Ba¤’› katlettiler. Diyarbak›r Katliam› Tam 69 gün süren SAG ve ÖO direniflinin üzerinden henüz bir ay geçmiflken faflist devlet bu kez katliamc› yüzünü Diyarbak›r Hapishanesi’nde gösterdi. 24 Eylül 1996’da PKK dava tutsaklar›, görüflten ko¤ufllar›na dönerken maltadaki flebeke kap›lar›n›n kapat›lmas›yla dar bir alana s›k›flt›-

r›ld›lar. “Teslim Olun” ça¤r›lar› eflli¤inde çivili kalaslar, demir çubuklarla devlet, yeni bir katliama daha imza at›yordu. Darac›k alanda kendilerini koruyamayan onlarca tutsa¤›n kafalar› ezildi. Sald›r›da Cemal Çam, Mehmet Aslan, R›dvan Bulut, Hakk› Tekin, Edip ‹pekçi, Ahmet Çelik, M. Sabri Gümüfl, Nimet Çakmak, Kadir De-

mir, Erkan Periflan flehit düfltü. Katliamdan sonra tüm hapishanelerdeki tutsaklar, rehin alma, malta iflgali, say›m vermeme, vb. eylemlerle katliam› protesto ederken Bayrampafla Hapishanesi’nde Hamdullah fiengüller ve Vedat Aydemir isimli PKK’li tutsaklar da kendini yakarak flehit düfltü.

Tarihten Notlar...Tarihten Notlar...Tarihten Notlar...Tarihten Notlar... 12 Eylül 1980: Türkiye’de askeri faflist darbe gerçekleflti. 12 Eylül 1982: Diyarbak›r Zindan›nda Ölüm Orucuna giden Kemal Pir, M. Hayri Durmufl, Akif Y›lmaz ve Ali Çiçek adl› PKK tutsaklar› flehit düfltü. 12 Eylül 1977: Güney Afrika Cumhuriyeti’nin “apartheid” politikas›na karfl› silahl› bir direnifl hatt› oluflturan gruplardan olan SASO’nun kurucular›ndan ve ö¤renci hareketinin önderlerinden Steve Bico hapishanede u¤rad›¤› iflkenceler sonucu katledildi. 13 Eylül 1982: TKP/ML Hareketi militanlar›ndan Erol Boyraz ve Ali fiahin Adana’da bildiri da¤›t›rken sokak ortas›nda katledildi. 14 Eylül 1973: fiilili devrimci sanatç› Victor Jara kurfluna dizildi

14 Eylül 1980: TKP/ML Hareketi MK sekreteri ‹rfan Çelik flehit düfltü. 16 Eylül 1976: Devlet Güvenlik Mahkemelerine karfl› direnifller bafllad›. 16 Eylül 1942: Arnavutluk’ta komünistlerle devrimci milliyetçileri biraraya getiren Ulusal Kurtulufl Genel Konseyi’nin oluflturdu¤u Peza Konferans› topland›. 17 Eylül 1978: M›s›r ve ‹srail aras›nda ABD’de Camp David anlaflmas› imzaland›. 20 Eylül 1985: Ruhi Su yaflam›n› yitirdi. 20 Eylül 1992: Musa Anter katledildi. 23 Eylül 1923: Bulgaristan’da Komünist Parti önderli¤inde anti faflist ayaklanma bafllad›. 24 Eylül 1969: Taylan Özgür katledildi.


12-25 Eylül 2003

26

17

Sistemin sundu¤u bar›fl gününde

DE⁄‹fiEN B‹RfiEY YOK! Bugün Irakl› kad›n ve çocuklar›n katledilen yak›nlar›n›n ard›ndan, onlardan ald›klar› güçle gelece¤i yaratma düflleri gerçekleflene kadar bar›fl emperyalistlerin yak›n›ndan bile geçemez. Dünya Bar›fl Gününü geride b›rakt›¤›m›z günlerin ertesinde Bar›fl Gününü kad›nlar ve çocuklar yaflanan s›cak çat›flmalar ortas›nda nas›l hat›rlad›lar acaba? Hangi bar›fl, kimin getirdi¤i bar›fl sorular› ise baflka bir yaz›m›z›n konusu. Savafl bölgelerinde yaflam›n› sürdürmeye çal›flan kad›n ve çocuklar için ise bar›fl, belki de katledilen onlarca yak›nlar› gibi çok uzakta kalm›fl bir düfl… Savafl gerçekli¤ine yüzdelerde yans›yan sonuçlar› ile bakarak bar›fl için sistemin neler yapt›¤›n› anlamaya çal›flal›m: Savafllarda ölenlerin %90’›n› aralar›nda daha çok kad›n ve çocuklar›n oluflturdu¤u siviller yer al›yor. Dünyada 70 milyon ülkede, 60-70 milyona yak›n bulunan may›n tarlalar›nda her y›l 26 bin sivil ölüyor ve bunlar›n üçte birini çocuklar oluflturuyor. Savafl koflullar›nda yaflayan gebe kad›nlar›n ço¤u ise yetersiz beslenmeden ölüyor. Savafl alanlar›nda tecavüz ve fiziksel fliddet ise kad›n› ölüme götüren di¤er bir olay. 7 ve 65 yafl aras›ndaki en az 20 bin k›z çocu¤u ve kad›n 1992’de eski Yugoslavya’da yaflanan çat›flmalar s›ras›nda tecavüze u¤ram›flt›r. 1990 ve 2000 y›llar› aras›nda yaklafl›k 339 ülkenin %65’inde silahl› çat›flmalara kat›lan 18 yafl alt›ndaki k›zlara karfl› fiziksel güç uygulanm›fl, birçok kad›n ise savafl bölgelerinde u¤rad›klar› tecavüz sonras›nda hamile kald›¤› için ihtihar› tercih etmektedir. Yine bir-

çok kad›n, hamileli¤i s›ras›nda yaflad›¤› sa¤l›k sorunlar›ndan kaynakl› ölüyor. Sa¤l›ks›z beslenme sonucu do¤an çocuklar›n %75’i ise iki yafl›na basamadan yaflam›n› yitiriyor. ‹kinci Emperyalist Paylafl›m Savafl›’n›n bafllang›ç tarihi olarak kabul edilen 1 Eylül 1939 tarihi insanl›¤›n gördü¤ü en kanl› ve haks›z savafllar›n, paylafl›mlar›n daha da yo¤unlaflt›¤› y›llar› sembol ediyordu. 1 Eylül 1939’dan bu yana geçen sürede insanl›k yine haks›z savafllara, iflgallere, sivil ölümlerine flahitlik etmeye devam etti. Birleflmifl Milletler ise 1984 y›l›nda savafllar›n kayna¤› olarak gördü¤ü 1 Eylül tarihini ‘savafllar›n ac›lar›n›n bir daha, hiçbir yerde yaflanmamas› için’ Dünya bar›fl Günü olarak ilan etti. Bu y›l dünyan›n birçok yerinde 19. kez kutlanan Bar›fl Günü ise baflta ilan edenlerce gerçekte nas›l bir bar›fl› istediklerini ortaya koymufl oldu. Bunun için bar›fl için harcanan bütçeye bile bakmak yeterli. Askeri harcamalar için dünya genelinde 1 trilyonluk dev bütçeler ayr›l›rken, dünyan›n birçok yerinde insanlar açl›k ve sefaletle 1 dolarl›k bir bütçe ile yaflam›n› sürdürmeye çal›fl›yor. ‹flte bize sunulan bar›fl›n anlam› bu. Dünyada son 11 y›lda gerçekleflen savafllarda 2 milyon çocuk ölürken, 4 milyon insan sakat, 1 milyon çocuk ise öksüz kalm›flt›r... Dünyada açl›ktan her gün 24 bin kifli ölüyor.

800 milyon kifli beslenme bozuklu¤u çekiyor, tar›m ilaçlar› yüzünden günde 600 çocuk, içme suyunun kirlili¤i yüzünden 5 binden fazla çocuk, 27 bin çocuk ise önlenebilir bulafl›c › hast a l›klar yüzünden yaflam›n› yitirmeye devam ediyor. 100 milyondan fazla insan bar›nma imkanlar›ndan tamamen yoksun. Okuma-yazma bilmeyen insanlar›n say›s› ise yaklafl›k 1 milyar... ‹flte bar›fla harcanan bütçenin görünmeyen yüzünden kesitler... Bar›fl ancak emperyalist sistemin

dünya üzerinden tamamiyle ortadan kalkmas›yla gerçekleflecek. Bugün Irakl› kad›n ve çocuklar›n katledilen yak›nlar›n›n ard›ndan, onlardan ald›klar› güçle gelece¤i yaratma düflleri gerçekleflene kadar bar›fl, emperyalistlerin yak›n›ndan bile geçemez. Bar›fl› bizler y a n i halklar›n emperyalistler karfl›s›nda oluflturdu¤u- örgütlü güçleri yarataca¤›z. Ve bu hiç de öyle kolay olmayacak. Direnerek, savaflarak ve özgürleflerek kazanaca¤›z bar›fl›!

TARIMDA KADIN SÖMÜRÜSÜ

‘Bu kadar› da olmaz’ dedirten iki haber!

Tek geçim kayna¤› tarlada çal›flmak olan köylü kad›nlar üzerinde Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tar›m Ekonomisi Bölümü’nün yapt›¤› araflt›rma sonuçlar› incelemeye de¤er veriler sunuyor. Özellikle yaz aylar›nda göçebe hayat› yaflayan kad›nlar, nerede ifl varsa oradan oraya bohças›n› ve çocuklar›n› s›rtlanarak yolculuklara ç›k›yor. Adana’da pamuk toplamaktan, Ordu’da f›nd›k toplamaya, Ankara-Çorum’da nohut ve mercimek yolmaktan Afyon’da viflne toplamaya kadar özelde Do¤u illerinden Kürt kad›nlar›m›z göç yolculu¤una bafll›yorlar. Nedeni ise geçim s›k›nt›s› ve bulunduklar› illerde yaflanan yo¤un iflsizlik. Yaz›n ne kadar para biriktirirlerse k›fl› rahat geçirmeleri de o derece kolay olacak çünkü. Evde dört duvar aras›nda, kocas›na, çocuklar›na yemek yap›p, onlar›n bak›m›na s›¤d›r›lan yaflamlar› ile kad›nlar için köyden ç›kmak, eskiden bir hayal iken flimdi ise köyden ç›k›p gittikleri baflka köylerin tarlalar› ayn› yaflam›n sürmesinde sadece mekan anlam›nda bir farkl›l›k sa¤lam›fl. Kad›nlar›n tek gördükleri,

Pakistan’da ‹ngilizce yay›nlanan The News gazetesinin bir haberi ve ‹slamabad’da yaflanan bir olay “bu kadar› da olmaz” dedirten haberler aras›nda. ‹ki farkl› olaydan ç›kard›¤›m›z ortak sonuç ise kad›n›n yine köle gibi muamele görmesi. The News’in haberine göre; Karana’da bir kad›n hizmetçi, hasta oldu¤u için toprak sahibinden bir günlük izin ister. Buna sinirlenen patronu ise kad›n› ç›r›lç›plak soydurarak köy pazarlar›nda dolaflt›rarak teflhir eder, bu da yetmezmifl gibi kad›n›n kendi ayakkab›s›ndan su içmeye zorlar. Evet hepimizin bu haberi okuyunca tüyleri diken diken olmufltur. Kad›nlara yönelik fliddetin meflrulaflt›r›lmaya çal›fl›ld›¤› günümüzde Pakistan’da yaflanan bu olay kad›na köle gibi muamele yap›lmas›nda birfley de¤iflmedi¤ini gösteriyor. Toprak sahibi yapt›¤›n› kendisine verilmifl bir hak gibi yap›yor ve bundan dolay› da kendisini hiçbir flekilde sorumlu hissetmiyor. Hizmetçi kad›n ise yap›lanlara karfl› kendini savunmay› sayg›s›zl›k olarak görüyor ve kendisini buna katlanmak zorunda hissediyor... ‘Bu kadar› da olmaz’ dedirten di¤er bir haber ise yine Pakistan’dan. Baflkent ‹sla-

göç ettikleri tarlalar ve ellerine verilen çapa, orak... De¤iflen birfley yok; ellerindeki nas›rlarda, yüzlerindeki derin çiziklerde ve bel a¤r›lar›nda... 9 ilde yap›lan ankette vurgulanan yüzdelikler bu olay› anlamam›z› daha da somutluyor. Ankete kat›lan kad›nlar›n %59.9’u çal›flt›klar› bu süre içinde herhangi bir nedenle kente gitmediklerini, %14’ü ise ancak sa¤l›k sorununda ya da al›flverifl amaçl› kente inebildiklerini vurgulam›fl. Tarlada çal›flmaktan baflka geçim kayna¤› olmayan kad›nlar›n tek iste¤i ise art›k bu flekilde süren yaflamdan kurtulmak. Kad›nlar›n %30.4’ü bu yaflamdan kurtulup düzenli bir yaflam kurmak istiyor. “Olanaklar›n›z olsa, bundan sonra ne yapars›n›z” fleklinde bir soruya ise kad›nlar›n %23.6’s› ev veya araba almak, %21.8’i ise evde rahat bir yaflam sürmek cevab›n› vermifller. Sadece tar›mda çal›flan kad›nlar›n de¤il genel anlamda kad›nlar›m›z›n bir sorunu olan dünyadaki ve Türkiye’deki geliflmelere karfl› ilgisizlik ise bu kesimde flöyle yans›m›fl. Kad›nlar›n ancak binde 5’i haftada bir kez, binde 3’ü ise ayda bir kez gazete okuyabiliyor.

mabad’da iflini b›rakmak istemeyen Gül Marjan isimli bir kad›n›n elleri kocas› taraf›ndan kasap b›ça¤›yla kesilmeye çal›fl›ld›. Geçim s›k›nt›s› çeken ailesine bakmak sorumlulu¤u ile baflka evlere çamafl›r ve bulafl›k y›kamak için ifle giden Majan yaflad›¤› olay› flöyle anlatt›; “Sabah ellerimde bir ac›yla uyand›m. Kocam ellerimi kasap b›ça¤›yla kesmeye çal›fl›yordu. Ben sadece çocuklar›m için çal›fl›yorum. Çocuklar›ma güzel bir gelecek vermeye çal›flman›n bedeli ise iflte bu. Kocam ise hala çal›flm›yor.” Kad›na yönelik fliddetten kesitler sunan bu iki olay düflündürücü bir özelli¤e sahip. Kad›nlar yine cinsel, ulusal, s›n›fsal bask›ya maruz kal›yor. Etnik kökeninden dolay› köle gibi ç›r›lç›plak pazarlarda dolaflt›r›l›yor, patron taraf›ndan erke¤e oranla daha fazla sömürülüyor ve kad›n olma kimli¤inden kaynakl› yine fliddete maruz kal›yor. Evet, emperyalist sistem taraf›ndan modern diye yutturulmaya çal›fl›lan ça¤›m›zda ‘bu kadar› da oluyor’, ‘bu kadar› da kad›na uygulan›yor’!... Dünyan›n neresinde olursa olsun kad›nlara uygulanan zulüm, bask›, fliddet farkl›laflm›yor.


27

17

12-25 Eylül 2003

Julies Fucik 100 yafl›nda Çek halk›n›n yi¤it evlatlar›ndan Julius Fucik, 8 Eylül 1943’te Plötsensee Hapishanesinde as›larak idam edildi. Pankrac Hapishanesi’ndeki direniflçi tutumu, iflkencecilere meydan okuyuflu, gelece¤i kazanmaya olan inanc› dilden dile dolaflt›. S›n›rs›z, s›n›fs›z, sömürüsüz bir dünya kurmaya adanm›fl bir yaflam! Julius Fucik, 23 fiubat 1903’te Prag’da do¤du. Babas› çelik iflçisiydi. Fucik henüz 12 yafl›nda ortaokul ö¤rencisiyken ç›kmas›na ön ayak oldu¤u gazetede (Slovan) sosyal geliflmelere iliflkin haber ve yorumlar, ekmek için ç›kar›lan karneler, kültür–sanat vs. üzerine bilgileri yay›nlayarak gençleri ayd›nlatmaya çal›flt›. 15’ine geldi¤inde O, art›k tam anlam›yla gazeteci olmufltu. ‹flçi yaflam› ve mücadeleleriyle ilgili haberlere öncelik veriyordu. Fucik, Çekoslovakya’n›n 1918’de ba¤›ms›zl›k ilan›n› büyük bir coflku ile karfl›lad›. Edebiyata yöneldi, Çek yazarlar›n neredeyse tamam›n›, dünya edebiyat›ndan seçmeleri yo¤un bir biçimde okudu ve araflt›rmaya bafllad›. 1920’de yüksek ö¤renim için tekrar Prag’a döndü. Ayn› dönem sosyal demokrat partiye üye olup sol kanad›nda yer ald›. Ertesi y›l Komünist Partisi’ni kuranlarla birlikte hareket etti. Okulu bitirdikten sonra “Kmen”adl› dergide redaktör olarak çal›flmaya bafllad›. Ayn› dönem Komünist Partisi’nin kültürel çal›flmalar›ndan sorumlu

oldu. Yal›n bir dille yazd›klar›yla, olaylar hakk›ndaki yorumlar›yla edebi çevrelerde be¤eni kazand›. Partinin yay›n organ› “Rude Pravo”daki çal›flmalar›, siyasi polisin dikkatini çekti. De¤iflik gerekçelerle defalarca gözalt›na al›nd›. Polisin amac› belliydi. Fucik’in etkileyici ajitatörlü¤ünden ve yazd›klar›ndan hareketle Onu “Tvorba” dergisinin sorumlu redaktörlü¤ünden ve Most bölgesindeki madencilerin grevinden uzak tutmak istediler. Ancak Fucik, engelleme çal›flmalar›n› bofla ç›kararak iflçilere yönelik faaliyetlerini sürdürdü. Sovyetler’deki sosyalist inflay› daha yak›ndan gözlemleyip dergiye yans›tmak için 1930’da dört ayl›¤›na Moskova’ya gitti. Geri döndü¤ünde iflçi s›n›f› davas› ve Sovyetler aleyhine yap›lan toplant›lar›n korkulan ateflli tart›flmac›s›yd›. 1934’de Sovyetler’e tekrar giderek bu kez orada iki y›l kald›. En ücra köflelere kadar sosyalizmin yurdunu bafltan bafla dolaflarak röportajlar yapt›. Buradaki deneyimlerini gözlemlerini ülkesine aktard›. Geliflmekte olan Alman faflizmi tehlikesine dikkat çekerek ayd›nlatma ifllevini yerine getirdi.

Hitler, 1938’de Avusturya’y› iflgal etti¤inde s›ran›n Çekoslovakya’ya gelece¤i gün gibi belliydi. Nitekim 1939 Mart’›nda faflistler Çekoslovakya’y› iflgal etti. Komünistlere yönelik sald›r›lar Alman Nazilerince yürütülüyordu. Her yerde Gestapo iflkencehaneleri aç›l›yordu. Bu koflullarda Fucik yeralt› yaflam›na geçti. ‹flgal boyunca partinin direnifli örgütleme mücadelesinde yay›nlar, önemli rol oynad›. Fucik’in kaleme ald›¤› “Bakan Göbbels’e aç›k mektup” ve “Biz hepimiz Hitler’e karfl› savafl halindeyiz” yaz›lar› ile antifaflist mücadelenin yaln›z komünistlerin ifli olmad›¤›n›, dürüst yurtseverlerin, demokratlar›n, bilim adamlar›n›n da sorunu oldu¤u gerçe¤inin görülmesini sa¤lad›. 1941’de Komünist Partisi Merkez Komitesi’nin tutuklanmas› üzerine, Merkez Komite üyeli¤i sorumlulu¤unu üstlendi. Ve 24 Nisan 1942’de Fucik, yoldafllar›yla bir buluflmada Gestapo taraf›ndan yakaland›. Defalarca iflkence tezgahlar›ndan geçirilen Fucik, 1943 Nisan’›nda Prag Pankrac Hapishanesi’nde bir gardiyan›n yard›m›yla an›lar›n› yazmaya bafllad›. Bin bir güçlükle yazmay› sürdürdü. Kolinski adl› Çek gardiyan,

fiili Halk›’n›n flark›l› yüre¤inin unutulmaz ismi;

PABLO NERUDA “...Barbarl›k ‹spanya’n›n üstüne çökmüfl, Garcia Lorca ölmüfltü. Bir ülkenin flark›l› yüre¤ine kan veren ne varsa hepsi yabanc› istilac›n›n tehdidi alt›ndayd›. ‹flte böyle bir anda bir ses duyuldu, duru mu duru, ‹spanyol hazinesini kayna¤›ndan al›p dünyan›n gözleri önüne, kas›rgan›n üstüne, gemileri yutan dalgalar›n ulaflamayaca¤› kadar yükse¤e ç›karan bir ses.. Asilerin atefli alt›nda, ‹talyan ve Ma¤rip taburlar›n›n önünde birbirlerinden ayr›lm›fl kardefller yeniden kavufltular birbirlerine. Güney Amerika’n›n ‹spanyolca konuflan ülkelerinden gelmifl bu yazarlar, varl›klar›yla yaral› ‹spanya’ya, Kastilya edebiyat tarihine yeni bir gelece¤in ve eflsiz bir umudun kap›lar›n› açan kardefllik arma¤an›n› sunuyorlard›. fiili’li Pablo Neruda da onlar aras›ndayd›. Madrid’de d›flardan gelmifl bir yolcu de¤ildi O. Bir zamanlar ülkesinin konsolosu olarak bulundu¤u bu kentin derdini bölüflmüfltü. Cumhuriyetçilerin yan›nda öylesine aç›kça yer alm›flt› ki, sonunda fiili hükümeti O’nu ülkesine

geri ça¤›rmak zorunda kalm›flt›. Bu gözüpek adam öte yandan, flairdi de. Ve yaflayan flairlerin en büyüklerinden biriydi. ‹spanyol iç savafl›ndan önceki y›llarda sesinde dehan›n s›k›lgan ama o kendine güvenen havas› vard›. Tonunu asla yükseltmeyen bir fliirdi bu, önce f›s›lday›p, sonra yo¤unlaflan bir fliir. Bütün bir evren sesini duyurmak için usul usul ak›yordu O’na. Ve bu evren hiç de öyle düfl gücü ürünü de¤ildi; dünyan›n tozunu, topra¤›n›, nesnelerin özünü, tafllar›, bitkileri, ilk yazla ülkeden ülkeye uçuflan o usul pamuk liflerini, madenleri, kufllar› oluflturan en sade malzemeden yo¤rulmufltu...” Pablo Neruda’y› ölümünün ard›ndan bu sözlerle anlat›yor bir baflka devrimci flair olan Aragon. Ülkesinde yaflanan bask›lara karfl› tepkisiz kalmam›fl ve devrimci kiflili¤iyle tüm bask›lara karfl› koymufl bir yaflam, ayn› zamanda da bir flairdi Neruda. S›n›fs›z, sömürüsüz bir dünya kurma özlemi O’nu ülkesinden al›p baflka ülkelere sürgüne ç›kartm›flt›. En güzel fliirlerini de sürgündeyken yazm›fl, ülkesine duydu¤u özlemi hayk›rm›flt›. Yirmi aflk fliiri ve umutsuz bir flark›, Sonsuz insan›n giriflimi, Evdeki adam ve umudu, Yeryüzündeki bar›nak, Tan üstüne, Yürekteki ‹spanya, Macchu P›cchu Tepeleri, Gökyüzünün tafllar›, Rhodo ile Rosie, fiili’nin Tafllar› kavga flairinin kitaplar›ndand›r. (H. Merkezi)

1 May›s halk› festivalde bulufltu Y›llar önce aralar›nda 5 partizan›n ve iki bebekle bir çocu¤un da bulundu¤u 11 kiflinin yaflam›n› yitirmesiyle kan, can bedeli kurulan 1 May›s Mahallesi’nin kuruluflunun 25. y›ldönümü, yap›lan üç günlük festivalle kutland›. PSAKD Ümraniye fiubesi ve Mustafa Kemal Mahallesi Güzellefltirme Derne¤i’nin öncülü¤ünde yap›lan festival, devrimci kurumlar ile siyasi partiler taraf›ndan da desteklendi. 1-2-3 Eylül 2003 tarihlerinde saat 20.00’de bafllayan etkinlikler saat 24.00’e kadar sürdü. 3 günlük festival boyunca Ekrem Ataer, Yavuz Top, Nurettin Güleç ve daha birçok sanatç›yla birlikte halkoyunlar›, fliir, belgesel gösterimleri de yap›ld›. Yap›lan konuflmalarda yoz kültüre karfl› durulup muhalif kültürün yayg›nlaflt›r›lmas›na de¤inildi. Partizan, Tohum Kültür Merkezi, BEKSAV, ESP, DEHAP, SDP, Devrimci Demokrasi ve daha birçok kurumun

stant açt›¤› festivalde Partizan stand›na yo¤un ilgi vard›. ‹brahim Kaypakkaya’n›n kitaplar›na yo¤un ilgi varken komünist önderin yafll› insanlar taraf›ndan resimlerinin öpülmesi, a¤layan insanlar›n olmas› bizlere bir kez daha gösterdi ki; saklanmaya çal›fl›lan meflale egemenler taraf›ndan gizlenemiyor. Festival 3 gün boyunca olumlu bir flekilde geçerken son gün Partizan, ESP, Ekmek ve Adalet, Devrimci Demokrasi, Al›nteri, K›z›l Bayrak ve siyasi partilerin de kat›l›m›yla yap›lan eylem halktan yo¤un destek ald›. Sahneden flehitlerin ismi okunurken kitle taraf›ndan “Yafl›yor” fleklinde slogan at›ld›. Gecekondu flehitlerinin resimlerinin de aç›ld›¤› eylemde “Devrim flehitleri ölümsüzdür”, “Yaflas›n devrimci dayan›flma”, “Irak’ta iflgale hay›r” vb. sloganlar da at›ld›. (Kartal)

yaz›lar› tek tek d›flar›ya ulaflt›rd›. Pankrac Hapishanesi’ndeki direniflçi tutumu, iflkencecilere meydan okuyuflu, gelece¤i kazanmaya olan inanc› dilden dile dolaflt›. Bundan korkan faflistler O’nu yarg›lamak üzere Berlin’e götürdüler. Çek halk›n›n yi¤it evlatlar›ndan Julius Fucik, 8 Eylül 1943’te Plötsensee Hapishanesinde as›larak idam edildi. Efli Agustina Fucik de o s›ralar Ravensbrück’teki kad›n toplama kamp›nda yaflam mücadelesi veriyordu. “Kurtar›lm›fl ana yurduma döndü¤ümde, t›pk›, Alman kuflatmac›lar› taraf›ndan sürüklenip say›s›z iflkence cehennemine at›lan, kocalar›n›, efllerini, çocuklar›n›, ana ve babalar›n› arayan binlerce insan gibi ben de durmadan kocam› arad›m” diyen Agistina, eflinin idam edildi¤ini, Hitler faflizminin 1945 May›s’›nda kesin yenilgiye u¤ramas›ndan sonra ö¤rendi. Çok genç yaflta kendini iflçi s›n›f› davas›na vermifl bu yi¤it ve inançl› insan›n hapishanede yazd›klar› çok sonralar› efli taraf›ndan toplanarak kitap haline getirildi. “Dara¤ac›ndan notlar” diye bas›m› yap›lan kitap 90 dile çevrilerek ve 20. yüzy›l›n en çok bas›lan kitab› ünvan›n› ald›.

Sar›gazi Kültür Festivali Sar›gazi Belediyesi’nce 29-31 A¤ustos tarihleri aras›nda “kardeflçe birlikte yaflama flenli¤i” ad› alt›nda bu y›l beflincisi düzenlenen Sar›gazi Festivali adeta bir karnaval havas›nda geçti. Festival süresince müzik dinletileri ve halk oyunlar› kitleyi coflturdu. Güncele iliflkin verilen mesajlar›n zay›f olmas› dikkat çekerken devrimci ve demokrat kifli ve kurumlar›n ortak bir flekilde ABD ve Irak’taki iflgale karfl› att›klar› sloganlar halk taraf›ndan coflkuyla karfl›land›. Yiyecek, giyecek, süs eflyas› standlar›n›n yan›nda kitap gazete ve dergi standlar›n›n da yer ald›¤› festival süresince Jandarman›n adeta insanlar› taciz edercesine insanlar›n içinde dolaflmas›, standlardaki yay›nlar›n tek tek isimlerini alarak kontrolden geçirmesi kitlenin tepkisini çekti. Hatta yay›nevimizin stand›na gelerek “‹. Kaypakkaya Seçme Yaz›lar I” adl› kitaba toplatmas› oldu¤u gerekçesiyle el koyup çal›flan›m›z Kamil Tafl’› gözalt›na almalar›, Yeni uyum yasalar›n›n alt›n›n ne kadar bofl oldu¤unu bir kez daha göstermifltir. Bununla da yetinmeyen Jandarman›n bir kifliyi gözalt›na almak istemesi, standlar›n oldu¤u soka¤›n giriflinde üst aramas› yapmas› kitlenin tepkisini çekmifltir. Festival süresince kitlenin içinde Partizan, ‹flçi Köylü ve Yeni Demokrat Gençlik gazete ve dergilerimizin yan›nda “Irak’a Asker Göndermek ‹flgale Ortak Olmakt›r” bafll›kl› bildirilerimizin yo¤un bir flekilde da¤›t›m›n› yapan okurlar›m›z festivalin son gününde ise “Yeni Demokrat Gençlik” imzal› pankart açarak sloganlarla kitle içinde dolaflmalar› Sar›gazi halk› taraf›ndan coflkuyla karfl›land›.


28

12-25 Eylül 2003

17

Yeni ö¤retim y›l›na eski sorunlarla devam Yeni bir ö¤retim y›l› daha eski tarzda fakat sözde de¤iflikliklerle bafllarken; ö¤renciler de, veliler de, e¤itimciler de her sene oldu¤u gibi bu sene de sistemin yükledi¤i s›k›nt›larla ad›m at›yor yeni ö¤retim y›l›na. Ö¤renciler hala gelecekten korkuyor. Veliler çocuklar›na “iyi bir e¤itim, iyi bir gelecek” haz›rlama telafl›nda ve ayn› zamanda ne yapaca¤›n› bilemez durumda. Herfley atefl pahas›. Kitap... defter... kalem... önlük... derken bir de velileri iyice zor durumda b›rakan fakat “olmazsa olmaz” kay›t paralar›... Evet bu y›l da geçen y›llardan farks›z bafll›yor okul... Bu y›l›n geçen y›llardan tek fark› ise geçim koflullar›n›n iyice kötüleflmesi olsa gerek. Asgari ücretle geçinen ya da geçinmeye çal›flan bir aile, nas›l okutabilir ki çocuklar›n›? Bak›n gelecek endiflesiyle yeni ö¤retim y›l›na bafllayan 13 yafl›ndaki Gülseren nas›l bak›yor yaflama, daha çocuk yafl›nda nas›l yüklenmifl yaflam›n a¤›r yükünü. O yük ki büyükler bile tafl›yamazken art›k çocuklar bile fark›nda yaflam›n o ac› yüzünün... “Bu sene ortaokula geçtim. Bu sene geç yazd›lar beni. Ö¤retmenlerimi çok seviyorum. Kardefllerimle sürekli ilgilendi¤im için çal›flam›yorum, derslerime fazla zaman ay›ram›yorum. Bu yüzden ortayla geçtim. Maddi durumumuz iyi de¤il. 5 kardefliz, 4’ü okuyor. Annem çal›fl›yordu iflten ç›kt›, babam köyden

para gönderiyor. Annemden 40 milyon kay›t paras› ald›lar. Durumumuz iyi olmad›¤› için kitaplar› ikinci el ald›k. Ben okumak istiyorum ama imkanlar›m›z yok. Meslek Lisesi’ne gitmeyi düflünüyorum. Düz liseye gidersem üniversiteyi kazanabilirim ama imkanlar›m›z az. Kazanamazsam birfley yapamam. E¤er Meslek Lisesi’ne gidersem hemen meslek sahibi olurum. Meslek Lisesi’ne daha k›sa sürede para kazanmak için gitmek istiyorum. Kardefllerimi okutmak istiyorum ama imkan yok. Derslerimle daha fazla ilgilenmek istiyorum, yaln›z kardefllerimle de ilgilenmem laz›m.”...‹flte bugünün çocuklar›; koflup oynamas›, derslerinden baflka birfley düflünmemesi gereken ça¤lar›nda hayat›n yükünü omuzlamak zorunda kalan çocuklar›m›z. Evet çocuklar sorumluluk almal›, sorumluluk sahibi bireyler olarak yetiflmeli ama bu kadar› da fazla de¤il mi onlar için! ‹flte bir veli çocuklar›n› okutmak için aç yaflamaya raz›; yeter ki çocuklar› okusun. Ama ifl burada bitmiyor tabi ki. Okulunu bitiren de iflsiz. Bir day›n olacak ki yukar›larda bir yerlerde! ‹flin de olsun evin de. ‹flte flu sözlerle ifade ediyor Asiye Toka çaresizli¤ini; “2 çocu¤um üniversitede okuyor. Biri Ege Üniversitesi’nde, biri Aç›kö¤retimde. Babalar› emekli, 330 milyon maafl al›yor. Üniversiteye giden çocuk inflaatta çal›fl›yor, harçl›¤›n› biriktiriyor. Baflka bir gelirimiz yok.

“Bunlar›n yaflanmas›n›n temel nedeni e¤itim sistemi” Tanju Bakar (Gazi Üniversitesi Fizik Ö¤retmenli¤i Bölümü Ö¤rencisi): “Ö¤renci olarak bir sürü zorlukla karfl›lafl›yoruz. Maddi imkanlar istedi¤in gibi olmuyor. Burslara baflvuruyorsun ç›km›yor. Gerçi burslar›n da nereye gitti¤ini çok iyi biliyoruz. Günlük 2, 3 milyon ö¤le yeme¤i paras› veriyoruz. Sabah ve akflamla beraber düflünürsek ayda 150-200 milyon sadece yemek paras› oluyor. Sonra kald›¤›n ev okula yak›n de¤ilse yol paras› oluyor. En afla¤› 70 milyona ev bulursun, yol paras›n› da 45 milyon hesaplarsak ayda 250-300 milyon para gidiyor. Üniversiteyi kazanmadan önce dersaneye de 500600 milyon para veriyoruz. Bunlar›n yaflanmas›n›n temel nedeni e¤itim sistemi. Ö¤rencilere normalde ilkokuldan bafllayarak ilerdeki mesle¤i hakk›nda, e¤ilimi hangi yönde ise o yönde e¤itim verilmeli. Bizde öyle de¤il. 5 y›l okursun, çocuk 8 yafl›nda okula bafllasa bile liseyi bitirdi¤inde 18-19 yafl›nda oluyor. Bu yafla gelmifl çocuk nas›l meslek ö¤rensin. Gençleri götürüp ç›rak olarak veremezsin. Bence ilkokul 5, 6, 7’den sonra kifliyi mesle¤e yönlendirmek gerekiyor. Üniversitelerde bir de kitap problemi yafl›yoruz. Her dönem kitap de¤iflir, bizim gibiler de ders notlar› ile idare eder. Bu sene Fizik Ö¤retmenli¤iden 20 kifli atand›, bir sürü al›namayan insan var. Bütün herfley altyap›da biter. Altyap›y› çözdüklerinde herfley biter. Bizim bütün olaylarda oldu¤u gibi bu konuda da dayan›flma yok. ‹nsanlar›n hükümete güveni yok.”

Üniversiteye giden çocu¤umun bursu kesildi, geçen sene savafl yüzünden burs vermediler. Ayda 200 milyon para gönderiyoruz. Biz de burada gecekonduda yar› tok, yar› aç yafl›yoruz. Babas›n›n çal›flaca¤› bir ifl yok. Öteki çocuk, 2 y›ll›k bitirdi flimdi iflsiz. ‹fl bulam›yor. 4 y›ll›¤› bitirenler ifl bulam›yor o nas›l bulsun? Tan›d›¤›n bir day›n olmazsa ifl bulam›yorsun. Nereye gitsen bir day›n olacak. Bizim de kimsemiz yok. Bu devlet böyle giderse iflimiz periflan. Devlet kendi çolu¤una, çocu¤una ifl buluyor. Fakirlere hiç yard›m etmiyor. 4 y›ll›k okusan da sana ifl vermiyor. Üstümüze bir fley alam›yoruz. Yemiyoruz, içmiyoruz para gönderiyoruz. Nas›l düzelecek bilmiyorum. Hayat flartlar› zor. Millet aç-susuz, periflan. Yöneticilerin kar›nlar› tok, karfl›dakini düflünmüyor. Bu adamlar namuslu, dürüst olsa bu ülkede aç insan kalmaz.” Yaflaman›n zor oldu¤u bir ülkede okumak nas›l kolay olsun ki. Aileler çocuklar›n› okutabilmek için yar› aç, yar› tok yaflamaya raz›. Yafl›yor yaflamas›na da, ya çocuklar, onlar yaflayabiliyor mu ailelerinin aç kalmak pahas›na gönderdikleri üç-befl kuruflla. Hem çal›fl›p hem okumak zorunda çocuklar›m›z. Kolay de¤il öyle bu ülkede meslek sahibi olmak. Önce binbir türlü eziyetten geçmek zorundas›n. Bu ülkeyi yönetenlerin umurunda m› senin meslek sahibi olman. Hadi diyelim tüm bu zorluklar› aflarak bitirdin üniversiteyi ve meslek sahibi oldun. Ya sonras›... Mesle¤ine devam edebilecek misin? Devam etsen de ald›¤›n anti-bilimsel, ezberci e¤itimin ard›ndan ne verebileceksin bu halka? Yaflam her yan›yla zorlaflt›r›l›rken emekçi halk çocuklar›na, s›rf birileri daha rahat yaflas›n diyedir. Kendi çaresizli¤i ile baflbafla kalm›fl insanlar. Çözüm ar›yorlar. Ve asl›nda biliyorlar çözümün ne oldu¤unu ve neden bu zorluklarla yaflamak zorunda b›rak›ld›klar›n›. Eksik olan birfleyler var yaflamda. Hak ettiklerini almak için birlikte hareket edilmesi

gerekir. Baflka türlü imkans›z. Hiç kimse al›n hakk›n›z demeyecek, öyleyse birlik olmak düflüyor emekçi halk y›¤›nlar›na. E⁄‹T‹M HIZLA ÖZELLEfiT‹R‹L‹YOR Bir de e¤itimciler aç›s›ndan bakal›m e¤itim-ö¤retim sistemine. Onlar daha genifl aç›dan yaklaflabiliyor sorunlara. E¤itim sisteminin çok yönlü ve köklü sorunlar›na sistem aç›s›ndan bakarak sorguluyor. ‹zmir E¤itim-Sen 1 No’lu fiube Hukuk Sekreteri ve Anadolu K›z Meslek Lisesi Ö¤retmeni Haflim Kozakbafl bak›n neler söylüyor bu konuya iliflkin; “E¤itim sistemimizin çok yönlü ve de köklü sorunlar› var. Bunlar e¤itimci yetifltirmeden tutun da müfredatlar, okullar›n hizmet ve donan›m sistemleri ve de s›nav sistemleri, bunlar tamamen e¤itim sisteminin sorunlar›n› ortaya koymakta yeterli veriler. fiimdi devlet bütçesinden ayr›lan pay son 10 y›ld›r çeflitli iktidarlar›n çabas›yla %14’ten %8’e geriledi. Bu da flunu gösteriyor devlet zorunlu görevlerinden biri olan ve her bireyin anayasal hakk› olan e¤itim, h›zla görev olmaktan ç›kart›lma yolunda okullar›n özellefltirilmesi ve paral› hale getirilmesi için altyap› oluflturulmaktad›r. Bunun son örne¤i devlet okullar›nda 48.000 ö¤renci istihdam ö¤renci istihdam edebilecek kapasite varken 10 bin ö¤renciyi özel okullara kanalize ederek devlet bütçesinden özel okullara 20 trilyon lira para transferi yap›lmas›d›r. E¤itim h›zla devlet taraf›ndan özellefltirilmeye çal›fl›l›yor. Ö¤renciler bir an önce özel okullara al›nmak isteniyor. Asgari ücretle çal›flan bir iflçi veya bir memur, çocu¤unu özel okulda okutmak istese, y›ll›k ortalama maliyeti 6 milyar lira. fiu an okullarda istenen yasal hiçbir dayana¤› olmayan 20 milyon veya 50 milyon kay›t paras›n› veremezken bu paray› nas›l versin. Bir de velilerden ve ö¤rencilerden ba¤›fl ad› alt›nda para al›nmas› söz konusu.


29

17 Her sene genelge yay›nlayanlar bu genelgede veliden zorla ba¤›fl al›namaz diyor. Ama devletin okullara para aktarmamas›ndan kaynakl› okul idarecileri ve ö¤retmenler anayasal hiçbir dayana¤› olmadan velilerden okul ihtiyaçlar›n› gidermek için ba¤›fl ad› alt›nda para topluyorlar. Anayasa’n›n 42. maddesi gere¤i 8. s›n›fa kadar temel e¤itim zorunludur ve paras›zd›r. Para toplamay› bir tarafa b›rak›n durumu iyi olmayanlara yard›m etmek gibi zorunlulu¤u vard›r. 27 kalem maldan bütün insanlar e¤itime katk› pay› ödüyorlar. Bu paralar›n çok cüzi bir miktar› e¤itime aktar›l›rken geri kalan büyük k›s›m ise bat›r›lan 23 bankaya ve de rantiyecilere faiz olarak gitmektedir. Bu giden paralar›n e¤itime aktar›ld›¤›n› düflünürsek hiçbir s›k›nt› kalmayacak.” ‹stanbul E¤itim-Sen 5 No’lu fiube Baflkan› Necdet Uygun da bizimle flöyle paylafl›yor düflüncelerini; “Asl›nda her ö¤retim y›l› yeni sorunlarla, benzer sorunlarla bafll›yor. Bu y›l da e¤itim, ö¤retim y›ldönümüne ciddi sorunlarla girildi. En temellerinden biri deprem. Özellikle ‹stanbul aç›s›ndan deprem bölgesi olmas›ndan dolay› okullar›n deprem yönetmeli¤ine uygun onar›lmamas›. Bu velileri ve bizleri kayg›land›r›yor. Di¤er bir boyut özellikle okul kay›t dönemlerinde yo¤un bir karmafla yaflan›yor. Veliler bir okuldan, di¤erine gidip-gelip çocuklar›n› kaydettirmeye çal›fl›yorlar. Tabi okuldan içeri ad›m›-

Necdet Uygun

n› atar atmaz say›s›z sorunlarla karfl›lafl›yorlar. Bunlardan birisi de kay›t paras› ad› alt›nda sözüm ona gönüllülü¤e dayanan ba¤›fl olarak al›nd›¤› söyleniyor ama bu idarenin tutumuyla neredeyse zorunlu hale getiriliyor. Nitekim ‹stanbul Milli E¤itim Müdürlü¤ü’nün Bakanl›¤›n aç›klamas› da bu boyutuyla okul müdürlerini cesaretlendiriyor. Daha önceki y›llarda göstermelik de olsa bunun al›nmamas› noktas›nda ne verilirse onun al›nmas› noktas›nda aç›klama yap›l›yordu. Bu y›l bu da yap›lmad›. Bu y›l kitaplar›n ücretsiz da¤›t›lmas› tabi bizim de savundu¤umuz bir fley. Velilerin de beklentisi buydu. Fakat bunda da ciddi sorunlar yaflan›yor. Birincisi; kitap yay›nevlerine paralar akacak. ‹kincisi; içeri¤iyle ala-

“ÇÖZÜM ORTAK HAREKET ETMEKTE” Meral Abac› (Ev kad›n›): “2 tane çocu¤um var. O¤lum Orta 1’e geçti. Gecekonduda yafl›yoruz. O¤lumun okumas›n› istiyorum ama imkanlar›m›z›n el verdi¤i kadar. Hayat o kadar pahal› ki yaz geliyor, k›fl› düflünüyorsun. K›fl›n herfley zor oluyor, alam›yorsun. Sigorta yok, gelecek yok, emeklilik yok. Hiçbirfley yok. O¤lumun da ameliyat olmas› gerekiyor. Güvencemiz olmad›¤› için yapt›ram›yoruz. Hiçbir yard›m alam›yoruz. O¤lumun düz lise okumas›n› istemiyorum. Tan›d›k çok insan var, düz liseye gidiyor. Üniversiteye gidiyor ama bir ifl sahibi olam›yorlar. Hiçbir ifl bulam›yor, ilerde de birçok masraf› olacak. Bunlar bizim için sorun. Kitaplar›, k›yafetleri zor olacak. Dershane gerekecek, onlara güç yetmiyor. Bu sorunlar› yaflayan bir sürü kifli var. Zaten birço¤u k›z çocuklar›n› okutmuyor. Ben buran›n e¤itimi ile yurtd›fl›n›n e¤itimini gördüm. Orada okudu¤un zaman herfleyini devlet karfl›l›yor. Belirli bir harçl›k düzeni koyuyorlar ona kadar veriyorlar. Türkiye’de böyle olsa çok güzel olur. Her çocuk istedi¤i yere ulafl›r. Bunlar›n çözümü herkesin ortak hareket etmesidir. Böyle bir yere ulaflacaklar›na inan›yorum. Ama kimse kar›flmak, u¤raflmak istemiyor. U¤rafl›lsa, mücadele edilse baflar›labilir. Herkes bir olsa yaparlar. Kimse u¤raflmad›¤› için verilene raz› oldu¤u için bunlar yaflan›yor.”

kal› tereddütlerimiz var. Bunlar incelendi mi? Bir kurul oluflturuldu mu? E¤itim-ö¤retimin demokratiklefltirilmesine katk›da bulunacak m›? Bu konuda kayg›lar var. Hiçbir bilgi yok. Kitaplar elimize geçmifl de¤il. Biliyorsunuz özellikle bu e¤itime katk› pay› giderek bir zemin buldu. Bununla ilgili yasay› da ç›kard›lar. Art›k zorunlu bir paraya dönüfltü. Bundan dolay› ö¤renciler e¤itim süresince katk› pay› ödemek zorundalar. Hatta öyle bir aflamaya getirdiler ki, ö¤rencilerden direkt isteyerek onlar›n kiflilik erozyonuna u¤ramas›na da yol aç›l›yor. Özellikle ö¤retmenler ve idare taraf›ndan flimdi öyle say›s›z sorun var. S›n›flar halen kalabal›k. Türkiye’de toplam 110 bin dersli¤e ihtiyaç var. 80 bin civar›nda ö¤retmen a盤› bulunuyor. Ama geçici yöntemlerle sorunu çözmeye çal›fl›yorlar. E¤itimde f›rsat eflitli¤i ortadan kald›r›ld›. Paras› olan›n istedi¤i okulda okuyabilece¤i, olmayan›n ise e¤itim olanaklar›ndan yararlanamayaca¤› bir pozisyon ortaya ç›k›yor. Bu sadece bununla da s›n›rl› kalm›yor. Ö¤retmenin özlük haklar›yla ilgili düzenleme de yap›lmak isteniyor. Sözleflmeli personel yasas› vs. gibi. Bu flekilde e¤itim alan› hem kargaflal›k hem de tehdit alt›nda. Yeni e¤itim-ö¤retim y›l› bafllarken bu sorunlar halledilmeden daha karmafl›k bir flekilde bu e¤itim-ö¤retim y›l›na giriliyor. Burada iki fley öne ç›k›yor. Örgütsüzlük ve örgütlenme ihtiyac›n›n varolan sorunlar› çözmedeki önemi a盤a ç›k›yor. Bunun eksikli¤ini biz her dönem yafl›yoruz. Yani sadece ö¤retmen örgütlülü¤ü, sadece ö¤retim çal›flanlar›n›n örgütlülü¤ü bu devasa sorun karfl›s›nda çözüm gücü olmuyor. Yaflam›n tümünün örgütlü olmas› gerekiyor. Hele hele velilerin bu örgütlenmenin içinde olmas› gerekiyor. Maalesef böyle bir durum olmad›¤› için bunun yükünü E¤itim-Sen’liler çekiyor. Bu da tabii ne kadar baflar›l› oluyor diye bir soru sorulursa e¤er; çok pozitif bir yan›t vermek mümkün de¤il. Okullar›n durumunu bugün görüyoruz. Okullar gittikçe sokak çetelerinin istilas›na u¤ram›fl bulunuyor. Uyuflturucu vs. bunlar hep bas›na yans›yan fleyler. Bunlar›n elbette bir nedeni var. Yaflam daralt›l›rsa, ö¤rencilerin bilimsel gelifliminin önü kesilirse, paras› olan uç ve refah bir düzeyde yaflarken paras› olmayan›n daha kötü bir duruma sürüklenmesi oldukça, gerçekten e¤itim kurumlar›nda da bu türden olumsuzluklar yans›yacak ve yaflam gittikçe yozlaflacak, gençlik yozlaflacak. Bizim temel kayg›m›z bu. Nitelikli e¤itim, kaliteli e¤itim. Sadece ve sadece daha bilgi düzeyi yüksek insanlar ortaya ç›kar›r aç›s›ndan bakm›yoruz. Olay›n psikolojik ve pedagojik boyutu önemli. Yani bu

12-25 Eylül 2003 e¤itim sistemi bu düzenekte devam etti¤i sürece okullar daha önce fiikago’da filmlerde izledi¤imiz gibi çetelerin cirit att›¤› kendi toplumuna yabanc›laflm›fl insanlar›n bulundu¤u kurumlara dönüflecek. Temel kayg› bu asl›nda. Gerçekten ülkenin gidiflat› çok umut vermiyor bu boyutuyla. Bu e¤itim dönemine bafllarken bu kayg› önceki y›llardan daha yo¤un hissediliyor. Böyle bir durumla karfl› karfl›yay›z.” ‹flte veliler aç›s›ndan, ö¤renciler aç›s›ndan, e¤itimciler aç›s›ndan bu e¤itim-ö¤retim y›l› da sorunlarla bafll›yor. “‹yi dersler”

‹lkö¤retim kurumlar›nda yürürlü¤e giren yönetmelik =‹lkö¤retim kurumlar›, 7-15 yafllar› aras›ndaki ö¤rencilerine çocuk haklar›n›, uluslararas› sözleflmelere uygun olarak haklar›n› kullanmay›, evrensel kültür de¤erlerini tan›may›, sistemli düflünmeyi, giriflimcili¤i ve ça¤dafl teknolojileri kullanmay› ö¤retecek. =Ö¤rencilerin ülkenin kalk›nmas›na katk›da bulunabilen bireyler olarak yetifltirilmesi, do¤ay› korumas› amaçlanacak. =Yabanc› uyruklu ö¤rencilerin ‘Ö¤renci And›’n› söyleme zorunlulu¤u olmayacak. =‹lkö¤retim ö¤rencileri ‘siyasal’ simgeler kullanamayacak. =Bütün s›n›flarda her derste ve her durumda Türk dilinin do¤ru ö¤retilmesi temel hedef olacak. =‹lkö¤retim kurumlar›, dil, ›rk, cinsiyet, felsefi inanç ve din ayr›m› olmaks›z›n herkese aç›k olacak. =‹lkö¤retimde demokrasi bilincinin gelifltirilmesi sa¤lanacak. Karma e¤itim ö¤retim yap›lacak. ..... = ... Ülkenin birli¤ini ve bütünlü¤ünü bozan, bölücü, y›k›c›, siyasi amaçl› sembol kullanmamalar›, bunlarla ilgili amblem, afifl ve rozet ve benzerlerini tafl›mamalar›, bulundurmamalar› ve da¤›tmamalar›, siyasi amaçl› davran›fllarla okulun huzurunu bozmamalar›, Atatürk ilke ve ink›laplar›na ba¤l› kalmalar› ve bunun aksi davran›fllarda bulunmamalar›, yasalara, yönetmeliklere ve toplumun etik kurallar›na, milli, manevi ve kültürel de¤erlere uymalar›...


12-25 Eylül 2003

30

‹flçi-köylü’den M‹LL‹ GÜVENL‹K SEKRETERL‹⁄‹, YETK‹LER‹ VE ORTAYA ÇIKARDIKLARI Hem dünya ve hem de ülkemiz aç›s›ndan çok önemli geliflmelere tan›kl›k eden bir süreçten geçiyoruz. Ülkemiz aç›s›ndan AKP hükümeti bir yandan emperyalizme olan göbekten ba¤›ml›l›¤›n›n gereklerini yerine getirmeye çal›fl›rken bir yandan ise kitlelerde bu uflakl›¤a ve sonuçlar›na olan öfke artmaktad›r. Geçti¤imiz hafta içinde kamuoyunu oldukça meflgul eden ve tart›flmalara yol açan konulardan biri de ilk olarak Radikal gazetesinin manflete tafl›d›¤› ve ard›ndan birçok köfle yaz›s›na da konu olan MGK Genel Sekreterli¤i’nin yetkileri, amaçlar› ve özelikle de “Psikolojik Harekat” ad› verilen birimi oldu. Söz konusu bu gizli yönetmelikte yer alan maddeler ve aç›klamalar› bir yandan egemenlerin halk›n örgütlenmesinden duyduklar› tedirginli¤i ortaya ç›kar›rken bir yandan da bizimki gibi ülkelerde “demokrasi”, “parlamento” vb. konulara da aç›kl›k getiriyor. Tabi ortaya ç›kan gerçeklerden en önemlilerinden bir di¤eri ise parlamento maskesi alt›nda as›l önemli ve uygulanmas› gereken kararlar›n nerelerde, kimler taraf›ndan al›nd›¤›na dair ipuçlar›n› vermesi, halk›n nabz›n›n ölçülüp ona göre kampanyalar›n örgütlendi¤i oldu. Örne¤in kamuoyuna bu gizli anlaflmalar›n amac› kendi belgelerinde “milli birlik ve bütünlü¤ü sa¤lay›c› her türlü psikolojik tedbirin al›nmas›” olarak aç›klan›yor. Yine bu maddeler içinde önemli olan bir di¤eri de al›nacak “psikolojik tedbirler” ve “psikolojik harekatlar” bafll›klar›n› tafl›yor, oluflturuyor. Bu bafll›klara göre Genel Sekreterlik devlet çap›nda her türlü psikolojik harekat ihtiyac›n› saptar, de¤erlendirir, her türlü belgeyi toplar ve MGK kararlar›n› uygulayacak bakanl›klar›n baflbakanl›k direktiflerini haz›rlar. Bu ba¤lamda Psikolojik Harekat bafll›¤›

alt›nda hem sekreterlik hem de ona ba¤l› olan Toplumla ‹liflkiler Baflkanl›¤› (T‹B) her an, her koflulda bu harekat› bafllatabilmek için haz›r olacak durumda örgütlenmifltir. Daha gerilere giderek Psikolojik Harekat’›n kalbi durumunda olan Toplumsal ‹liflkiler Baflkanl›¤›’n›n tarihine gidersek 1983-85 aras›nda MGK Bafl Dan›flman› olan Ertu¤rul Zekai Ökte’nin sözlerine kulak vermek gerekir; “Psikolojik harekat her vas›tan›n kullan›ld›¤› bir hareket türüdür. Bizde bunu T‹B yapar” Yine Ökte bu oluflumun gerekçesini de “kafas› kirletilen halk› istedi¤i yöne çekmek” olarak aç›kl›yor. Ökte’nin sözleri adeta devletin gerçek niteli¤ini ortaya koyuyor. Ökte’nin bir di¤er inci niteli¤indeki sözü de “silah kullanmadan beyinleri etkilemek. ‹flin asl› bu” Bu ifl yap›l›rken her türlü arac›n kullan›labilece¤ini belirten Ökte “bu yap›l›rken her türlü vas›ta kullan›l›r. Medyayla yap›l›r. Karfl› taraf›n medyas› ile yap›l›r” diyerek de devletin araç zenginli¤ini ortaya koymaktad›r. Bir dönem MGK Sekreterli¤i yapan emekli Orgeneral Do¤an Beyaz›t’›n o dönemde Milliyet gazetesine verdi¤i bir demeçte “aslolan k›rm›z› kitap. ‹ktidara gelen parti kitab› görünce politikalar›n› de¤ifltirir” sözleri, flimdiki baflbakan R. Tayyip Erdo¤an’›n “hükümet olabilirsiniz ama iktidar olamazs›n›z” belirlemesini de daha bir anlafl›l›r k›lmaktad›r. Bu geliflmelerin yaflam bulmas›n›n ve Radikal gazetesinin manfletlerinin ard›ndan kimileri, bu yaflananlar›n “demokrasi” ile yönetilen bir ülke için utanç verici oldu¤u aç›klamalar›n› yapm›flt›r. Bu aç›klamalar› yapanlar aç›s›ndan bu tespitler, tek bir fleyi kan›tlamaktad›r. O da tespit

17

sahiplerinin Türkiye’yi tahlil etmekten oldukça uzak ve gerçeklerden bi haber olduklar›d›r. Türkiye devleti zaten her daim faflizan yasalar›n hüküm sürdü¤ü, devletin sürekli olarak halka karfl› düflmanca tedbirler ald›¤› ve fliddet, katliam, iflkencenin yan›nda psikolojik savafl ayg›tlar›n›n da kullan›ld›¤› bir ülke olmufltur. Ülkemizin tarihsel, toplumsal ve ekonomik koflullar› Türkiye parlamentarizminin kaba ve uydurma olmas›na yol açm›flt›r. Komünist önder ‹brahim Kaypakkaya’n›n sözlerine baflvurursak; “Türkiye’de burjuva demokrasisi bafl›ndan beri, Kemalist iktidar dönemi de dahil faflizan ve feodal bir karakter tafl›maktad›r.” Bu tescillenmifl faflizm, her ne kadar surat›na demokrasi paketini örtmeye çal›flsa da k›sa sürede as›l faflist yüzü ile s›r›tmaktan kurtulamam›flt›r/ kurtulamaz da. Kitlelerin nabz›n› tutarak flekillendirmek olarak da adland›rabilece¤imiz bu plan›n uygulan›fl›na verilecek örneklerden biri devletin K›br›s politikalar›nda baflvurdu¤u yöntemlerdir. Kuzey K›br›s’ta “K›br›sl›l›k” fikrinin yayg›nlaflmas›n›n önüne geçmek için MGK taraf›ndan yürütülen kampanya, psikolojik savafl ayg›tlar›n›n her türlüsünün kullan›ld›¤› bir örnektir. Yine bunun gibi Tansu Çiller’in Samsun’da yapt›¤› bir konuflma s›ras›nda “seçilmifl hiçbir genel baflkan onbafl› olma flerefsizli¤ini göstermedi” sözleri üzerine yine ayn› merkezden yürütülen bir kampanya ile Mehmetçik Vakf›, Gaziler Derne¤i, asker aileleri, askerli¤ini onbafl› olarak yapm›fl olanlar vb. kullan›l›p yürütüldü¤ü kampanyad›r. Ancak her ne kadar bugün bu tart›flma oldukça alevlenip güncelleflse de TC devletinin emperyalizme göbekten ba¤›ml› komprador burjuvazi ve büyük toprak a¤alar›n›n devleti oldu¤unu ve katliam, bask›, iflkence araçlar›n›n yan›nda psikolojik savafl ayg›tlar›n› da y›llard›r kulland›¤› bilinen bir gerçek. Asl›nda devlet aç›s›ndan bu psikolojik ayg›tlar oldukça geliflmifl durumdad›r. Bunun örnekleri sadece Türkiye’de de¤il dünyan›n birçok ülkesinde de görülmektedir. Örne¤in bu manipüle merkezlerinin

ABD’deki örneklerinden birinin ad› “Stratejik Etki Bürosudur.” Özellikle 11 Eylül sonras›nda bu tür araflt›rmalara h›z veren ABD, halk›n› sürekli “terörist tehdit alt›nday›z” masallar› ile tetikte tutmufl, ma¤dur pozisyonunda görünmeyi baflarm›fl ve di¤er halklar› özellikle Ortado¤u halklar›n› yard›ma muhtaç, geri, geliflmemifl, ABD’nin yard›mc› olmas› gereken bir duruma sokarak sald›r›da da bu durumdan yararlanmas›n› bilmifltir. Bu anlamda bugün ortaya ç›kart›ld›¤› iddia edilen asl›nda bir sürpriz de¤ildir. Kald› ki MGK bir kurum olarak emperyalizmden ba¤›ms›z de¤ildir. Hatta ba¤›ms›z olma bir yana emperyalistlerin de¤iflen süreçlerde Türkiye’ye biçtikleri rollerin yerine getirilmesinin bizzat yürütücüsüdür. Halka yönelik sald›r›lar›n bizzat planlay›c›s› ve uygulay›c›s› olan MGK’n›n sald›r›lar›n sonuçlar› üzerine de çeflitli politikalar tespit etti¤i ve devletin bunlara göre flekillendi¤i görünen bir gerçektir. Bu tür psikolojik savafl ayg›tlar›n›n özellikle “sosyal patlama” uyar›s› yap›ld›¤› dönemlerde çal›flmalar›n› yo¤unlaflt›rmas› da normaldir. Devlet bir yandan emperyalist politikalar› uygularken bir yandan da bu politikalar sonucunda oluflacak hoflnutsuzlu¤u gidermek, tepkileri baflka taraflara yönlendirmek zorundad›r. Ki insanlar aras›nda oluflan gelir adaletsizli¤inin, açl›¤›n, yoksullu¤un “terörü” artt›raca¤› da kendi tespitleri ile sabittir. En son örnek olarak Sivas Kongresi’nin y›ldönümü için Sivas’a giden Baflbakan Recep Tayyip Erdo¤an, her ne kadar kitlenin içinden yükselen “aç›m, aç” ç›¤l›klar›na kulaklar›n› t›kasa da sonuç olarak bu tepkinin kendisine yönelmemesi için tedbirlerini almak ve bu öfkeyi törpülemeye çal›flmak zorundad›r. Bu aç›lardan bak›ld›¤›nda ülkemizde gerçek demokrasinin yaflam bulabilmesi, halk›m›z›n özgür ve kardeflçe yaflayabilmesinin tek yolu devlete ve onun en önemli gücü olan MGK’ya, orduya karfl› mücadele etmekten geçer. Kulland›klar› psikolojik savafl yöntemleri ile halk›m›z›n öfkesini as›l hedeften uzaklaflt›rmaya çal›flan egemenlere karfl› mücadele yürütmek, gerçek anlamda demokrasinin köfle tafllar›n› döflemek demektir.

Deri-‹fl Baflkanlar Kurulu Topland› Deri-‹fl Sendikas› Baflkanlar Kurulu, 1 Eylül tarihinde Ankara’da toplanarak, ülkenin ve sendikan›n sorunlar›n› de¤erlendirdi ve çeflitli kararlar ald›. Toplant› sonuçlar›yla ilgili yaz›l› bir aç›klama yapan Deri-‹fl Sendikas›, mevcut iktidar›n ekonomi alan›nda IMF’nin, siyasi alanda ABD’nin güdümünde icraatlar›na devam etti¤ini vurgulad›. Özellefltirmeye karfl› hakl› ve meflru bir flekilde mücadele yürüten tüm iflçileri desteklediklerinin belirtildi¤i aç›kla-

mada, ifl yasas›nda yap›lan de¤iflikli¤in patronun yarar›na oldu¤unu, bu nedenle iflçiyi korumak için çal›flanlar›n güçlerini birlefltirerek mücadele etmesi gerekti¤inin alt› çizildi. Baflkanlar Kurulu’nun; kamu emekçilerinin, ekonomik ve demokratik haklar› için verdi¤i mücadeleyi destekledi¤i belirtilen aç›klama, ABD’ye yaranma ve Irak’a asker gönderme politikas›n› yürüten hükümete karfl›, bütün güçlere mücadele ça¤r›s› yap›larak son buldu. (H. Merkezi)


31

17 Bafltaraf› Sayfa 32”de KKE (Yunanistan Komünist Partisi) blo¤u. KKE, Yunanistan Sosyal Forum’un (YSF) genel çizgisini belirleyen en etkin güçtür. “Selanik mücadele inisiyatifi 2003” blo¤u. YSF içinde ve d›fl›ndaki de¤iflik sol güçler taraf›ndan oluflturuldu. “Avrupa Sosyal Forumu için Yunan ‹nisiyatifi” blo¤u. Bu da YSF içinde de¤iflik sol gruplar› ve çeflitli sosyal güçler taraf›ndan örgütlendi. Anarflist blok. Yunanistan’daki anarflist örgütlerin ço¤unun içinde yer ald›¤› blok. YSF içinde anti-emperyalist, komünist ak›m. Daha önceden kendisini A/snechia olarak adland›ran ve bu y›l yapt›¤› kongreyle Yunanistan Komünist Örgütü (YKÖ) ismini alan örgütün örgütledi¤i blok, Yunanistan Sosyal Forumu içinde faaliyet yürütüyor. Yukar›da da görüldü¤ü gibi, Dünya ve Avrupa Sosyal Forumu’nun bir bilefleni olarak genel çizgisini Yunanistan’da prati¤e geçirme amac›nda olan Yunanistan Sosyal Forumu, çok say›da siyasal-toplumsal güçleri içinde bar›nd›r›yor. Niteli¤i herkesçe bilinen reformist-revizyonist KKE (Yunanistan Komünist Partisi)’nin damgas›n› vurdu¤u YSF içinde, ne yaz›k ki Sosyal Forumun flaaflal› propagandas›na cezb olan baz› anti-emperyalist demokratik, devrimci güçler de var. Bu güçlerden baz›lar› Sosyal Forum’un flaflal› propagandas›na, medyatik manipülasyona cezb olurken, di¤erleri de “kitle orda, geliflme orda” mant›¤›yla “YSF’ye önderlik etme” hülyas›yla orda. Bu güçler y›¤›nlar›n ekonomik-toplumsal-siyasal sorunlar›na somut pratik durufllar›yla, eylemlilikleriyle sahip ç›karak Sosyal Forum etkisindeki kitlelerin güvenini kazan›p örgütlemeyi de¤il, kendi gücüne ve siyasetine güvensizli¤in bir sonucu olarak, Sosyal Forumun “büyüklü¤üne” ve “medyatikli¤ine” büyülenmekteler. Bu durufllar›yla karfl›-devrimin, anti-emperyalist devrimci-demokratik hareketinin önüne bilinçlice kurdu¤u “sivil toplumcu” pusulara, kazd›¤› “sosyal forum” tuzaklar›na -niyetleri ne olursa olsun- objektif olarak destek vermekteler. Karfl›-devrime güç veren, kan ve can tafl›yan böylesi barikatlar› -istemeseler de- ne yaz›k ki güçlendirmekteler. Ve bu durufllar›yla kitlelerin o muhteflem toplumsal enerjisini devrim ›rma¤›na ak›tarak s›n›f mücadelesini devrimci tarzda güçlendirmeye de¤il, gerici sistemin açt›¤› kanallara ak›t›p bo¤ulmalar›na hizmet ediyor. Komünist ve devrimci güçlerin ortakl›k yakalamadaki genel eksikliklerinin pay› ile, genel nitelikleri antiemperyalist oldu¤u halde, bilinçlice yo¤un flekilde estirilen sivil toplumcu-

luk rüzgarlar› sonucu baz› güçlerin emperyalizme karfl› durufllar› farkl› olabiliyor. Özellikle Yunanistan’da bu flekilde çok say›da güç var. “YSF içinde anti-emperyalist, komünist ak›m” diye bilinen blok veya bu blo¤un önderli¤ini yapmaya çal›flan güç (YKÖ) devrimci bir örgüttür. Ayr›ca YKÖ’nün demokratik kurumlar› ILPS üyesidir. Ancak Sosyal Forum çekicili¤inin ve “YSF’nin farkl› oldu¤u” yan›lg›l› anlay›fl›n›n bir sonucudur ki, bu örgüt, Yunanistan Sosyal Forumu’nun aktif bir bilefleni olarak hummal› bir faaliyet yürütüyor. Bu örgüt devrimci

emperyalizm hakk›ndaki kötü teorilerin gerçekçi olmad›¤›n› gösterdi. Düne kadar belirsiz sloganlarla, yapay düzeltme çabalar› ile gücüne güç katan revizyonist ve iflbirlikçi güçler, ABD’nin kuflku götürmez emperyal politikalar› karfl›s›nda ne yapacaklar›n› bilemez duruma geldiler. Zorunlu olarak sloganlarda bir netleflme ortaya ç›kt›. Sloganlar›n ana temas› “ABD ve emperyalist sald›rganl›k karfl›tl›¤›” oldu. Bu da, Komünistlerin benimsedi¤i ve ana tema olarak da savundu¤u yaklafl›mlar›n halkalar›ndan birini oluflturmaktayd›. Objektif süreç ister

Sloganlar›n ana temas› “ABD ve emperyalist sald›rganl›k karfl›tl›¤›” oldu. Bu da, Komünistlerin benimsedi¤i ve ana tema olarak da savundu¤u yaklafl›mlar›n halkalar›ndan birini oluflturmaktayd›.

enerjisini “YSF’yi devrimcilefltirme, komünist önderli¤i tesis etme” hedefiyle, deyim yerindeyse bofla harc›yor. Ya da daha iyimser bir söylemle yanl›fl ve çok tali yerde kullan›yor. Sosyal Forum ve benzerlerinin bu süreçte önemli bir dalgak›rana tak›ld›¤›n› görmek gerekir. Çünkü, bu süreç

istemez tutarl›l›k ve kararl›l›k dayatt› ve bu da subjektif güçlerdeki yans›mas›n› buldu. Selanik zirvesine yönelik protesto eyleminin süreçteki bu geliflmelerden ba¤›ms›z ele al›nmamas›, aksine tam da bu geliflmelerin belirginlefltirdi¤i politikalar etraf›nda de¤erlendirilmesi zorunludur.

12-25 Eylül 2003 Yoksa, ne görüfllerimizin gerçekçili¤i ve gereklili¤i ve ne de süreçteki politik farkl›laflmalar›n gerçek zeminini ortaya koymay› baflaramay›z. Ve sonuçta, sürecin ö¤retmenli¤ini de elimizin tersi ile itmifl oluruz. Özellikle günümüzde SF’nin flaflal›-medyatik propagandas›yla pusulay› flafl›rma potansiyelini tafl›yan tüm anti-emperyalist devrimci-demokrat dostlar›m›za yard›mc› olmak komünistlerin vazgeçilmez görevleri aras›nda bulunmaktad›r. Do¤ru bir çizgiye sahip olmak elzemdir, ancak bu kendi bafl›na yeterli de¤ildir. Bunu yap›c› ve gelifltirici ideolojik mücadeleyle, güçlü ve yarat›c› devrimci pratiklerle toplumsal güçlere ve y›¤›nlara mal-etmek gerekmektedir. Genifl y›¤›nlar›n ekonomik-toplumsal-siyasal sorunlar›n› ele alan ve taleplerini gündeme getiren eylemlere önderlik etmek ve bu eylemlere güçlü flekilde kat›lmak, mücadele alanlar›nda Sosyal Forum etkisindeki güçlerle yak›n iflbirli¤ine girerek onlar› antiemperyalist çizgiye kazanmak veya yak›n tutmak kesinlikle yar›na b›rak›lmayacak bir görevdir. Bu görevin yerine getirilmesi sürecinde, hem do¤ru çizgide sebat etmek ve hem de bu çizginin güçlendirilerek bütüne maledilmesinde her türlü f›rsat› kollamak ve de¤erlendirmek gerekmektedir. Bu da durmamacas›na bir hareketlili¤i, çal›flmay›, ayr›nt›lara hükmeden bir incelemeyi ve eylemde birlik konusunda inatç› ve sab›rl› olmay› gerektirir. Bu süre içinde çizgimizin do¤rulu¤unu bir kez daha gördük ve ispatlad›k. Ancak, bununla yetinmenin do¤ru olmad›¤›n› da gördük. Karfl› devrim, h›zla kendi çeliflkilerinin ve halklara telkin etti¤i görüfllerin alt›nda kalmaktad›r. Karfl› devrimin gücünden ve ideolojik sald›r›lar›ndan bunalarak bunlar›n etkisinde kalan ara güçlerin de h›zla saflaflma içine girece¤i bugünden öngörülmelidir. Dünya devriminin bir parças› olarak ülke devrimimizin güçlü bir destek bulmas› için ve devrim dalgas›n›n do¤ru bir ideolojik donan›m ve do¤ru bir siyasetle kumanda edilebilmesi için bu çözülme ve saflaflma sürecine bütünlüklü olarak haz›rlanma sorumlulu¤unu aktif bir flekilde omuzlamal›y›z. Devam Edecek

* Yunanistan Komünist Partisi (Marksist-Leninist), Türkiye Komünist Partisi/Marksist Leninist, Filipinler Komünist Partisi, Hindistan Komünist Partisi (ML) Halk Savafl›, Endonezya Devrimci Kurtulufl Merkezi’nin yapt›¤› ortak aç›klama.


BÜROLAR

iflçi-köylü YEN‹ DEMOKRAS‹ YOLUNDA

UMUT YAYIMCILIK VE BASIM SANAY‹ LTD. fiT‹ Yönetim yeri: Gureba Hüseyin A¤a Mah. ‹mam Murat Sok. No:14/1 Aksaray-Fatih/‹STANBUL. Tel: (0212) 521 34 30, 531 48 53 FAKS: (0212)621 61 33 Sahibi ve Yaz›iflleri Müdürü: Beflir KASAP Bask›: Gün Matbaac›l›k Genel Da¤›t›m: YAY-SAT @mail: umutyayimcilik@superonline.com

B‹Z HALKIZ GELECEK ELLER‹M‹ZDED‹R

➧ KARTAL: HAMAM SOK. DEM‹RL‹ ‹fiHANI NO: 57/14 KARTAL, TELEFAKS: (0216) 306 16 02 Cep: 0 544 521 34 30 ➧ ANKARA: MEfiRUT‹YET MAH. KONUR SOK. NO: 14/24 KIZILAY/ANKARA TEL: (0312) 418 25 26 Cep: 0 535 562 33 72 ➧ ‹ZM‹R: GAZ‹OSMANPAfiA BULVARI, KOÇAfi ‹fiHANI NO: 87, DA‹RE:318 KONAK, TELEFAKS: (0232) 441 93 09 Cep: 0535 310 31 84 ➧ MALATYA: DABAKHANE MAHALLES‹, BOZTEPE CAD., BABACAN ‹fiHANI NO:9 KAT:1/16 MALATYA TEL: (0422) 325 78 13 Cep: 0 536 558 45 04 ➧ BURSA: GÜMÜfiÇEKEN CAD. ERKMEN ‹fiHANI, NO:7/21, HEYKEL, TEL: (0224) 224 09 98 Cep: 0 536 612 81 98 ➧ SAMSUN: KALE MAH., YUSUF KEFEL‹ ‹fiHANI, KAT: 6 NO: 9 , TEL: (0362) 435 64 57 Cep: 0 537 427 71 48 ➧ TURHAL: YAVUZ SULTAN SEL‹M MAH. TANRI-VERD‹ SOK. 19/15 2. NOTER YANI TURHAL/TOKAT TEL: 0356 276 37 20 Cep: 0533 414 65 54 ➧ MERS‹N: ÇANKAYA MAH. S‹L‹FKE CAD. ÜZÜM ‹fiHANI KAT :1 NO: 47 MERS‹N ➧ AVRUPA MERKEZ BÜRO: WESELER STR 93 47169 DUISBURG-DEUTSCHLAND TEL: 0049 203 40 60 958 FAKS: 0049 203 40 60 959

Anti-emperyalist Kamp ve “Selanik Direnifli 2003” Raporu*

AB, AVRUPALI ‹fiÇ‹ SINIFI VE HALKLARININ DE⁄‹L,

BÜYÜK EMPERYAL‹ST GÜÇLER‹N B‹RL‹⁄‹D‹R! Emperyalist güçler aras› çeliflkinin bir sonucu olarak gündeme gelen ve ekonomik olarak mevcut emperyalist bloklar›n (NAFTA, APEC, fianghay Befllisi) en güçlüsü olan AB; di¤er emperyalist devlet ve birlikler gibi, proletaryan›n ve di¤er tüm ezilenlerin az›l› düflman› ve emperyalistler aras› hegemonya savafl›nda da galip gelme hevesi tafl›yan bir birliktir. Bu birlik, Avrupal› büyük tekelci sermaye gruplar›n›n ç›karlar›n› temsil ediyor. Bu birlik, kendi içinde çat›flmal› emperyalist bir birlik olarak, hem Avrupa iflçi s›n›f› ve halklar›n› hem de dünya iflçi s›n›f› ve halklar›n› sömürüp eziyor. Ve sadece emperyalizme ba¤›ml› yar›-sömürge, yar›-feodal ülkelerin iflçileri ve ezilen halklar› üzerinde de¤il, di¤er ezilen uluslar ve onlar›n hakl› ulusal devrimci-demokratik mücadelesi üzerinde de terör estiriyor. AB, böylesi bir s›n›fsal-ideolojik nitelikte oldu¤u ve emperyalist güçlerin ve onlar›n iflbirlikçi ve uflaklar›n›n gerici ç›karlar›n› korudu¤u ve gözetti¤i için, komünist ve devrimciler bu birli¤e karfl› ç›k›yor. Pusulas›n› emperyalist güçlerden veya bunlardan birisinden yana flafl›rm›fl ve dümenini emperyalist-kapitalist sömürü sisteminden yana k›rm›fl bir avuç tasfiyeci güç d›fl›nda dünya iflçi s›n›f›, halklar› ve ezilen uluslar› bu gerici emperyalist birli¤e karfl› ç›k›yor. Emperyalist burjuvazinin halk ve devrim saflar›ndaki ideolojik ajanlar› olan reformist, revizyonist, oportünist güçlerin pervas›z u¤rafllar›na, proletarya ve halklar› devrimci gelenekten sapt›rmaya yeminli “Avrupac›” tasfiyecilerin tüm iflbirlikçi çabalar›na ra¤men AB’nin; iflçi s›n›f› ve halklar›n ç›karlar›n› de¤il, emperyalist ve gerici güçlerin ç›karlar›n› temsil eden ve bu ç›karlar› en üst düzeyde koruyan emperyalist bir birlik oldu¤u gerçe¤i, halklar nezdinde her geçen gün daha anlafl›l›r hale geliyor. Son y›llarda, sadece emek ve halk düflman› politikalar› nedeniyle halklar›n güçlü tepkisini çeken IMF, Dünya Bankas›…vb emperyalist güçler de¤il, ayn› politikalar›n bir baflka merkezi olan AB’li emperyalist güçler de toplant›lar›n› rahat örgütleyemez duruma geldiler. Halk ve devrim saflar›ndaki ideolojik ajanlar›n›n tüm iflbirlikçi çabalar›, art›k fazla dikifl tutturam›yor ve onlar üzerinden emek cephesine manipüle edilen “AB hülyas›” da gerçekler karfl›s›nda günden güne sönmeye yüz tutuyor. Henüz istenilen nitelikte ve düzeyde olmasa da, komünist ve devrimci güçlerin bilinçli ve örgütlü çal›flmalar›n›n da etkisiyle, iflçi s›n›f› ve halklar›n emperyalist güçlere, bloklara ve ittifaklara karfl› uyan›fl› ve aya¤a do¤ruluflu günden güne gelifliyor. ‹flte bu uyan›fl ve aya¤a do¤ruluflun son bir örne¤ini, 20-21-22 Haziran 2003

tarihlerinde Yunanistan-Selanik’te, emperyalist bloklardan biri olan Avrupa Birli¤i’nin (AB) dönemsel zirve toplant›s› döneminde yaflad›k. “Selanik zirve toplant›s›”yla AB’nin dönem baflkanl›¤›, Yunanistan hükümetinden ‹talya hükümetine geçti. AB’nin “Selanik zirve toplant›s›” di¤er tüm emperyalist toplant›larda oldu¤u gibi, Avrupa ülkelerinin iflçi s›n›f› ve halklar›na ve Avrupa ülkelerinde yaflamak zorunda b›rak›lan de¤iflik ülkelerden göçmen ve mültecilere karfl› yeni sald›r›lar›n bafllat›lmas›na ve emperyalist ç›karlar›n en üst düzeyde korunmas›na karar verdi. Balkan halklar›n›n bilincinde güçlü flekilde yer edinen anti-emperyalist, anti-faflist durufl “AB’nin Selanik zirve toplant›s›”na karfl› düzenlenen protestoda kendisini bir kez daha gösterdi. Baflta Yunanistan olmak üzere Avrupa ve dünyan›n birçok ülkesinde anti-emperyalist, anti-faflist ve savafl karfl›t› çok say›da güç 50 binin üzerinde bir kitlesel kat›l›mla “Selanik zirve toplant›s›”n› protesto etti. AB’N‹N “SELAN‹K Z‹RVE

TOPLANTISI”NA KARfiI ÖRGÜTLENEN BLOKLAR Protesto günlerine ve gerçekleflen eylemlere geçmeden önce, “zirve” öncesi bu protestoya dair oluflan de¤iflik siyasal durufllara, bloklara de¤inece¤iz. Zira bu durufllar ve sonucu olan bloklaflmalar ayn› zamanda protestoya dair daha fazla bilgilenmeye ve farkl› siyasal durufllar› aç›klamaya yard›mc› olacakt›r. Bu bloklaflmalar›n kayna¤›n› oluflturan etmenler birincil olarak emperyalizme karfl› mücadelede sahip olunan görüfllerdir. Özellikle “küreselleflme” ad› alt›nda emperyalizmin gerçek özünü örten, onun sadece “kötü yanlar›na” karfl› mücadeleyi sal›k veren, mücadeleyi de bu eksene oturtmufl güçlerin görüflleri ile, bunun tam z›dd› olan görüfllerin bir mevzilenifli ve bu mevzilenmenin ürünü olan bir bloklaflmadan bahsetmek mümkündür. ‹lkeleri bir kenara iterek “duruma göre” tav›r gelifltiren kimi güçler de, görüfllerine tam uymasa da en geri zeminde di¤er güçlerle birlik yakalama çabas›nda oldular. Bu çabalar›n ürünü olan bloklar yukar›da

Objektif süreç ister istemez tutarl›l›k ve kararl›l›k dayatt› ve bu da subjektif güçlerdeki yans›mas›n› buldu. Selanik zirvesine yönelik protesto eyleminin süreçteki bu geliflmelerden ba¤›ms›z ele al›nmamas›, aksine tam da bu geliflmelerin belirginlefltirdi¤i politikalar etraf›nda de¤erlendirilmesi zorunludur.

ifade etti¤imiz temeldeki mevzileniflin ara tabakalar›n› ifade ettiler. Görüflümüzce, temel konularda, amaçta birlik yakaland›¤›nda en genifl ortakl›¤› oluflturmak yanl›fl de¤il, do¤rudur. Ancak, temel konularda ve amaçta birlik yakalanamad›¤›nda oluflturulan birlik, sözde bir birlik olur ve baflar›l› olma olas›l›¤› yoktur. Bu nedenle bu birliktelikler do¤ru de¤il, yanl›flt›r. Çünkü, gerçek sorun kitleleri do¤ru siyaset etraf›nda birlefltirmek ve harekete geçirmektir. Her eylem ve bu eylemlerin örgütlülü¤ü kitlelere bilinç tafl›man›n araçlar›d›r. E¤er tafl›nan bilinç yanl›fl bir siyaseti içeriyorsa ve e¤er do¤ru siyaset “genifl birliktelik” ad›na bir kenara b›rak›l›yorsa, o halde kitlelere yanl›fl bilinç tafl›nm›fl olur. Ve bunun da gelecek ad›na hiçbir umut tafl›yamayaca¤› aç›kt›r. “Genifl birliktelik” ad›na temel görüflleri bir kenara itmek, gerçekten de genifl gruplarla birlikte olman›n önünü açar. Ama, oluflturulan bu tür birlikteliklerin niteli¤i de geri olur. Kitlelerin gelece¤i hakk›nda bu tür birlikler devrimci anlamda söz sahibi olamazlar. Selanik’te bu anlamda, gerçekten de fazla bloklaflmaya tan›k olundu. Bu da hareketin genel durumu hakk›nda bize önemli bilgiler sunmaktad›r. Bu süreçte komünistlerin de ortakl›k kurma çabalar› olmufltur. Birincil olarak, komünistlerin birli¤i temelinde ortaya konulan anlay›fl ve ikincil olarak emperyalizme karfl› radikal devrimci durufl temelinde infla edilen bir ortakl›k zemini aranm›fl ve zorlanm›flt›r. Bunun bu protesto eyleminde en ileri düzeyde sa¤lanamam›fl olmas› da hareketin etkisinde bulundu¤u burjuva etkilenmelerin çap›n› ortaya koymaktad›r. Gerek Sosyal Forum’un burjuva devletlerce desteklenmesi ve bu nedenle öne ç›kart›lan gücünün yaratt›¤› etkiler ve gerekse de devrimci örgütlerin bunun etkisinde kalacak kadar karars›z ve tutars›z nitelikte olmalar›, bu konuda katedilmesi gereken uzun bir yol oldu¤unu göstermektedir. Ancak her fleye ra¤men bu yolun yürünmesi fikrinden ve amac›ndan vazgeçilmemelidir. “Zirve”den alt› ay, hatta bir y›l önce özellikle Yunanistan’dan her siyasal yap›lanma kendi ideolojik-politik çizgisi do¤rultusunda çal›flmalar›na bafllam›flt›. Eyleme kat›lan tüm güçler kendilerini alt› (6) de¤iflik blokta örgütlemiflti. Bu bloklar flunlard›: ILPS sponsorlu¤unda Yunanistan’dan ve dünyan›n de¤iflik ülkelerinden çok say›da siyasi ve toplumsal güçlerin anti-emperyalist temelde bir araya gelerek oluflturdu¤u “Selanik Direnifli 2003” blo¤u. Devam› sayfa 31’de

YDYIK17  

Baflkan Mao’nun 110. yafl›nda Marksist-Leninist teoriyi temsil etmenin ve yüceltmenin günümüzdeki simgesi olan Maoizmin emperyalizme karfl› büt...

Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you