Issuu on Google+

YENİ DEMOKRASİ YOLUNDA

işçi-köylü

www.iscikoylu.org

Say›: 2003-10

10 *Y›l:1 *6-19 Haziran 2003 *Fiyat›: 500 000 TL

ISSN:1303-9350

15- 16 Haziran direnifli ve flehitlerimizin ça¤r›s›na kulak verelim

K‹TLELERE VE KEND‹ GÜCÜMÜZE GÜVENEL‹M Gücümüz örgütlülü¤ümüzdür Emperyalizmin ve yerli uflaklar›n›n ülkemiz ezilenlerine; iflçilere, köylülere, kamu emekçilerine ve gençli¤e dayatt›¤› yoksulluk ve sefalet zinciri örgütlü gücümüzle parçalanmaya mahkumdur. Bu yolsuzluk, sömürü çark›yla dönen ve ayakta duran sistemin yükünü çekmeye mecbur de¤iliz. Yeter ki kendi gücümüze güvenelim, örgütlenelim. ‹flten atmalar›n, sendikas›zlaflt›rmalar›n, özellefltirmenin boyutland›¤› bu dönemde örgütlülüklerimize daha fazla sar›lal›m. Tefeci, tüccara sat›lan eme¤imiz, açl›¤›m›z yetmiyormufl gibi, yaflad›¤›m›z, küçük bir parça ekme¤imizi kazand›¤›m›z topraklar›m›z› sat›l›¤a ç›karanlara karfl› öfkemizi alanlarda hayk›ral›m.

Hakl› mücadelemizden piflman de¤iliz Kürt ulusunun inkar›na yönelik flovenist uygulamalar›ndan taviz vermeyen faflist TC devletine karfl› hayk›ral›m; Biz Piflman de¤iliz. Y›llard›r verilen hakl› ve meflru mücadelede; yüzlercemizin kan› akt›, yerimizden, topraklar›m›zdan at›ld›k. Dilimizi, kültürümüzü, kimli¤imizi, devlet kurma hakk›m›z› elde etmek için yürüttü¤ümüz hakl› mücadelemizden asla piflman olmad›k.

Emperyalizme karfl› birlefl ve diren Kana doymayan emperyalizm Filistin’de, Afganistan’da, Irak’ta ak›tt›¤› kana flimdi de ‹ran halk›n›n kan›n› katma planlar› yap›yor. Emperyalizmin her türden sald›r›s›na karfl› dünyan›n mazlum halklar›n›n direnifl sesine kulak verelim, anti-emperyalist mücadeleyi yükseltelim.

Gözbebeklerindeki umutla topra¤a düflenlere

SELAM OLSUN

Hrant Dink

SÖYLEfi‹

Murat Ar›cak

Cem Karaca

Tokat’›n Almus ilçesinde ç›kan çat›flmada Emel K›l›ç adl› gerillan›n flehit düflmesinin ard›ndan Giresun’un Alucra ilçesinde ç›kan çat›flmada da Murat Ar›cak ve Cem Karaca isimli gerillalar flehit düfltüler. 1971 Malatya do¤umlu olan Murat Ar›cak’›n cenazesi ailesi taraf›ndan al›narak ‹stanbul Cebeci Mezarl›¤›’nda defnedilirken; Cem Karaca’n›n cenazesi ise yine ailesi taraf›ndan al›narak Elaz›¤ Gülmez mezarl›¤›’nda topra¤a verildi. Her iki cenaze için de yap›lan otopsi raporlar› ailelere verilmezken ailelerin anlat›mlar› cenazelere iflkence yap›ld›¤› yönünde. Sayfa 8

“Benim atalar›m›n bafl›na gelenleri birileri taraf›ndan kabul edilmesi, özür dilenmesi gibi kavramlarla bir ilgim yok.” Sayfa 20-21

‹flçi-köylü’den

F‹LLER VE KARINCALAR Sayfa 30


6-19 Haziran 2003

2

10

Deri-‹fl Tuzla fiubesi Baflkan› ve Sekreteri tutukland› lant›n›n ard›ndan al›nan kararlar aç›kland›. Al›nan kararlar flunlar: 1- 28 May›s 2003 tarihinde saat 8:00 ve 10:00 aras›nda ifl b›rakma eylemi 2-Üretim an›nda ifl yavafllatma eylemi 3-Tutuklanan yöneticiler b›rak›lana kadar T‹S görüflmelerine oturmama 4-Yöneticiler b›rak›lana kadar sürekli çeflitli eylemler yapmak

T‹S GÖRÜfiMELER‹NDE ANLAfiMA OLMADI Tuzla’da aylard›r süren Toplu ‹fl Sözleflmesi (T‹S) görüflmeleri 26 May›s 2003 tarihinde yap›lan görüflmeyle devam etti. Yap›lan toplant› sonras›nda bir sonuç alamayan taraflar özellikle “fabrikalar›n tafleron iflçi çal›flt›rmamas›” maddesinde anlaflmaya varamad›lar. Üzerinde anlafl›lamayan di¤er maddeler flöyle; 1-Esnek çal›flma yasas›n›n sözleflme de yer almamas›, 2-Deri-‹fl Tuzla fiubesi taraf›ndan %70’lik zam önerisine, patronlar taraf›ndan %25 yan›t› verilmesi. DEVLET‹N “DEMOKRAS‹” BALONLARI B‹R B‹R SÖNÜYOR 26 May›s’ta T‹S görüflmesinden bir sonuç ç›kmay›nca deri iflçileri 27 May›s 2003 tarihinde saat 8:00 ile 10:00 aras›nda ifl durdurma eylemi yapt›lar. ‹flçiler bu süre içinde çal›flt›klar› fabrikalar›n önünde oturdular. Fabrikalar› dolaflan Deri-‹fl Tuzla fiube Baflkan› Hasan Sonkaya ve fiube Sekreteri Musa Avyüzen iflçilerle sohbet ettiler. Son olarak Derimsan Fabrikas› önünde iflçilerle sohbet eden Sonkaya ve Avyüzen saat 10:00 olunca iflçilere iflbafl› ça¤r›s› yapt›lar. ‹flçiler fabrikaya girerken devriye gezen jandarma arabas› fabrika önünde durarak Sonkaya ve Avyüzen’e silah dipçikleriyle sald›rd›. Fabrika önünde dövülen sendikac›lar araba içinde de on jandarma taraf›ndan dakikalar-

ca dövüldü. Sendikac›larla birlikte 3 iflçi de gözalt›na al›nd› ancak iflçiler yar›m saat sonra serbest b›rak›ld›lar. Deri-‹fl yöneticilerinin gözalt›na al›nd›¤›n› duyan iflçiler 27 May›s günü tam gün ifl b›rakma eylemi yaparak yöneticilerinin yan›nda olduklar›n› bir kez daha gösterdiler. Sonkaya ve Avyüzen ise saat 15:30’da Tuzla Savc›l›¤›na ç›kar›ld›lar. Saat 17:00 s›ralar›nda ise tutuklanarak Kartal Özel Tip Hapishanesi’ne götürüldüler. Tutuklama sebebi olarak ise jandarmaya mukavemet ettikleri iddia ediliyor. ‹fiÇ‹LER TUTUKLAMALARI BASIN AÇIKLAMASIYLA KINADI Üretime kat›lmayan iflçiler ayn› gün tutuklama komplosunu k›namak için Deri-‹fl Tuzla fiubesi önünde topland›lar. Saat 18:00’de yap›lan bas›n aç›klamas›n› Deri-‹fl Genel Baflkan Vekili Musa Servi okudu. Servi yapt›¤› aç›klamada T‹S görüflmeleriyle ilgili yaflanan t›kanmaya de¤inerek tutuklanan sendika yöneticilerinin bir an önce serbest b›rak›lmas›n› istedi ve sald›r›lar› k›nad›. Bas›n aç›klamas›na kat›lan yaklafl›k 700 iflçi hep bir a¤›zdan “Sendika yoksa üretim de yok” slogan›n› atarak öfkesini gösterdi. “EYLEMLER ARTARAK SÜRECEK” Bas›n aç›klamas›n›n ard›ndan sendikada toplanan iflyeri temsilcileri ve toplu sözleflme komiteleri toplant› düzenleyerek yapacaklar› eylemleri tart›flt›lar. 3 saatten fazla süren top-

“D‹REN‹fi‹M‹Z SÜRECEK” Yap›lan toplant›n›n ard›ndan Derimsan ‹flyeri Temsilcisi Gülbey Göktekin, Deri-‹fl Tuzla fiubesi Yönetim Kurulu Üyesi Hakk› Özdo¤du ve Deri-‹fl Genel Baflkan Vekili Musa Servi’nin geliflmelerle ilgili görüfllerini ald›k. Gülbey Göktekin (Derimsan ‹flyeri Temsilcisi): Eylem s›ras›nda jandarma yöneticileri döverek gözalt›na ald›. Araban›n içinde de Hasan Sonkaya’y› 8-10 asker dövdü. Patron ben ve dört arkadafla “size iflbafl› yapt›rmayaca¤›m” dedi. Biz bu sald›r›lar› fliddetle k›n›yoruz. Bu sald›r›lar bizi kölelefltirmeye, hakk›m›z› gaspetmeye yöneliktir. Patron, jandarma, hakim, savc› hepsi karfl›m›zda koordineli çal›fl›yorlar. Biz bu sald›r›lar karfl›s›nda gücümüz oran›nda direnece¤iz ve teslim olmayaca¤›z. Hakk› Özdo¤du (Deri-‹fl Tuzla fiubesi Yönetim Kurulu Üyesi): Biz temsilciler kurulunda ald›¤›m›z kararla 27 May›s’ta 2 saatlik ifl b›rakma eylemi yapt›k. Eylemden sonra flube baflkan› ve sekreteri iflçileri iflbafl› yapmaya ça¤›rd›. Bu s›rada jandarmalar arkadafllar›m›z› döverek gözalt›na ald›. Daha sonra da tutukland›lar. Tutuklamalar patronlar›n kat› tutumu, kaymakam, jandarma, ‹flveren Derne¤i ve ‹flveren Sendikas› taraf›ndan düzenlenmifl bir komplodur. T‹S görüflmelerini sekteye u¤ratmak için arkadafllar›m›z tutukland›. Sürekli Tuzla’da OHAL uygulamalar› vard›. Bu son yaflanan olay bunun en güzel örne¤idir. Sald›r›lar karfl›s›nda flube baflkan› ve sekreteri b›rak›lmad›¤› sürece iflçinin tutumu sürekli eylemlilik olacakt›r. Haklar›m›z› alana kadar direnece¤iz. Musa Servi (Deri-‹fl Genel Baflkan Vekili): Bu sald›r›lar ne ilk ne de son olacak. Deri iflçileri ve sendikam›z ülkede yaflanan anti-demokratik uygulamalara karfl› oldu¤u için bölge de hedef haline geldiler. Patronlar jandarmay› da yan›na alarak sürekli sald›r›yor. Bu yaflanan sald›r› bunun örne¤idir. Al›nan eylem kararlar›n›n bofla ç›kar›lmas› için kazan›lm›fl haklar›n

I T ÇIK

iflçi-köylü senin sesin!

ABONE BUL!

TUTUKLAMAYA ‹T‹RAZ REDDED‹LD‹ Tutuklanan sendikac›lar›n serbest b›rak›lmas› için bir üst mahkemeye itirazda bulunan avukatlar›n bu talebi reddedildi. Tutuklamalar›n ard›ndan Tuzla’da sald›r›lar durmad› ve artarak devam ediyor. 2 Haziran 2003 günü 8 fabrika üretime ara vererek toplam 325 iflçiyi iflten att›. Bunun üzerine T‹S görüflmelerine tekrar bafllan›rken patronlar iflçilerin ifl akitlerini fesh ederek iflçileri iflten att›. Fabrikalar›na al›nmayan iflçiler fabrika önlerinde beklemeye bafllad›. Hemen olay yerine gelen jandarma ise iflçileri al›p karakola götürdü. Jandarma Karakolu’nda komutan›n tehditlerine maruz kalan iflçilere “sanayiye geri dönerseniz hepinizi ezer geçeriz” denildi. 1 saat sonra serbest b›rak›lan iflçiler sendikaya gelerek T‹S görüflmelerinin sonuçlanmas›n› beklediler. Ancak saatler sonra biten görüflmelerden de bir sonuç ç›kmad›. Özellikle Derimsan ve Uyguner fabrikalar› üretimi bafllatmamakta kararl›. fiu ana kadar iflten at›lan iflçi say›s› ve fabrikalar flöyle; Yaflanan bu geliflmelerin üzerine görüfllerini ald›¤›m›z Derimsan iflçisi Baki ‹nal 14 y›l sonra iflten at›ld›¤›n› belirterek “direnme hakk›m›z› elimizden almaya çal›fl›yorlar” dedi. Yine iflten at›lan iflçilerden biri olan Uyguner deri iflçisi ‹mam Sar›gül de iflçileri örgütsüz bir hale getirmek istediklerine de¤inerek sözlerine flöyle devam etti: “Tüm bu sald›r›lara ra¤men ekme¤ini al›nteri ile kazananlar olarak omuz omuza verip mücadele edece¤iz.” (Kartal)

Gerçe¤in tan›m›nda adland›k kavgalara kirli ç›karlara hücum ederek Gerçe¤in tan›m›nda yüklendik tabulara Öyle günler gelmiflti ki Çekik gözlü ö¤retmen nutuk att›kça Ka¤›ttan kaplan›n ç›rp›n›fl› s›klaflm›fl Yerkürenin mevsimi yeflillenmiflti Ve yüz çiçe¤in aç›l›fl› yüz fikrin aflikarl›¤›na döllenmiflti "Dönüfltüren eme¤iyle En büyük bilgin halkt›r" diyordu,

ABONEL‹K fiARTLARI 6 AYLIK: 10.200.000 1 YILLIK: 20.400.000

OKU-OKUT! ABONE OL!

gasp edilmesi karfl›s›nda durdu¤umuz için bu komployla arkadafllar›m›z tutukland›. Bu da gözda¤› vermektir. Yine tutuklamalar› protesto etmek için 30 May›s 2003 tarihinde Türk-‹fl Sendikalar Bölge Konfederasyonu’nda bir bas›n aç›klamas› düzenlendi. Federasyon önünde yap›lan bas›n aç›klamas›nda s›k s›k “Tuzla’da OHAL kalks›n”, “Yaflas›n örgütlü mücadelemiz” vb. sloganlar at›ld›. Aç›klamada Deri-‹fl ad›na Musa Servi ilk konuflmay› yaparken ayr›ca Petrol-‹fl Genel Baflkan› Mustafa Öztaflk›n, Türk-‹fl 1. Bölge Baflkan› Faruk Büyükkucak, Deri-‹fl Genel Baflkan› Yener Kaya birer konuflma yapt›.

NOT: ‹stedi¤iniz süreye denk gelen oranda paray› hesap numaralar›m›za yat›rarak banka dekontunu yay›nevimize fakslay›n›z ya da postalay›n›z. Abonelik ücretine posta masraflar› dahildir.

burcu ejderha olan Ve sosyal e¤iticili¤iyle En yüksek okul “y›¤›nsal pratik"... Bafl›m›za takt›¤›m›z gibi flapkay› Toprak iflgallerinin içine dald›k Demirdöküm, Gamax, Petrix, G›slavet S›n›f›n öfkesiyle vurulmufl rehavetti. fialterlerde inifl ve caddelere ç›k›fl bafllad›¤›nda bütün enerjimizle 15-16 Haziran'dayd›k (ve bu direniflten biz büyük dersler ç›kard›k)

Yurtd›fl› Hesap Numaralar› Sema Gül Euro Hesab› Ziraat Bankas› ‹stanbul Aksaray fiubesi: 0 751 00 38 65 97 00 00 009 Emlak-Halk Bankas› Atatürt Bulvar› fiubesi: 00 238 041 Vak›f Bank Valide Sultan fiubesi: 401 20 35


10

3

6-19 Haziran 2003

Türk hakim s›n›flar› aras›nda

KL‹K ÇATIfiMASI BÜYÜYOR Irak’›n ABD ve ‹ngiliz emperyalistleri taraf›ndan iflgal edilmesinin ard›ndan yap›lan 30 Nisan 2003 tarihli ilk MGK toplant›s› öncesinde yaflanan ve toplant›da çözülmeden ertelenen Türk egemen s›n›flar› aras›ndaki çat›flmalar, may›s ay› ola¤an toplant›s› öncesinde daha da boyutland›. ABD ile AB yanl›s› klikler aras›nda boy veren bu çat›flma önümüzdeki dönemde daha da boyutlanaca¤a benziyor. Türk hakim s›n›flar› aras›ndaki tüm bu çat›flmalar› emperyalist kapitalist sistemin içinde bulundu¤u durumdan ayr› ele alamay›z. Tek bir kelimeyle özetlersek emperyalist kapitalist sistem, uzun bir süredir bir iktisadi bunal›m yaflamaktad›r. Bu bunal›mla birlikte emperyalistler aras›ndaki pazar dalafl› daha da büyümektedir. Bugün emperyalist haydut ABD, içinde bulundu¤u iktisadi bunal›m› aflman›n çözümünü sald›rmakta bulmaktad›r. Asl›nda çözümsüzlü¤ünün bir göstergesi olan bu durum kendini, 11 Eylül sald›r›lar›n›n ard›ndan daha da belirgin gösterdi. 11 Eylül sald›r›lar› ABD emperyalizmi aç›s›ndan uzun süredir devam eden iktisadi bunal›m›n afl›lmas› için planlanan yeni konseptin bafllang›c› olmufltur. ABD, hegemonyas›n› kabul etmeyenlere sald›raca¤›n› aç›kça ilan ederek, ilk olarak hedef tahtas›na Afganistan’› koydu. Nitekim bu ülkeye sald›ran ABD, Kabil’de uflak bir yönetim kurdu. Sald›r›n›n ard›ndan Gürcistan, Azerbaycan, Özbekistan gibi ülkelere üsler kuran ABD, dünya enerji kaynaklar›n›n önemli bir bölümünün oldu¤u bölgede Rusya ve Çin önüne duvar örmekte ve Avrupal› em-

peryalistlere fark atma politikas› uygulamaya çal›flmaktad›r. ‹kinci hedefe ise özellikle Avrupa’n›n petrol sat›n ald›¤› Ortado¤u’yu koydu. Ortado¤u’yu yeniden flekillendirmeye giriflen ABD emperyalizmi yan›na ‹ngiltere ve bir kaç devleti daha alarak Irak’a sald›rarak iflgal etti. Bu iflgalin ard›ndan bölgedeki di¤er ülkelere de sald›r›lar düzenlenece¤i flimdiden aç›klanmaktad›r. TSK ‹Ç‹NDEK‹ ÇATLAK BÜYÜYOR Emperyalist kapitalist sistemde derinleflen iktisadi kriz ve çözüm olarak dünya halklar›na yönelik bafllat›lan sald›r› ve kendi aralar›nda artarak devam eden dalafl, TC’yi de kritik noktalara getirdi. ABD emperyalizmi taraf›ndan Irak’taki iflgal sürecinde uflakl›¤›n› dahi beceremedi¤i(!) için kula¤› çekilen ve ba¤›fllanmas› için daha da kapsaml› bir uflakl›k dayat›lan TC’de yönetememe krizi boyutlan›yor. ABD emperyalizmine 50 y›ld›r hizmette kusur etmeyen TC’nin en önemli kurumu olan TSK, efendisinin a¤›r elefltirilerine ve tehditlerine maruz kalmaktad›r. Di¤er yandan ülkedeki

AB yanl›s› klik bast›rmakta ve TSK’y› yönetimde etkisiz hale getirerek AB içerisine girmeye çal›flmaktad›r. Bu do¤rultuda meclis gündeminde yer alan 6. ve önümüzdeki aylarda gündeme gelecek olan 7. AB uyum paketi ile MGK sadece savunmayla ilgili bir dan›flma kuruluna dönüfltürülmek isteniyor. Genelkurmay ise Savunma Bakanl›¤›’na devredilecek. ‹flte bu yüzden devletin en önemli kli¤inin içinde yer alan ordunun dilinden ve ayn› kli¤in hakim oldu¤u baz› burjuva bas›n›n manfletlerinden, “Laiklik”, “irtica”, “bölücülük” ve son dönemde yeniden dillendirilmeye bafllan›lan “darbe” düflmemekte. Hükümetin 6. uyum paketini meclis gündemine tafl›mas›yla birlikte, May›s ay› MGK toplant›s› öncesinde klikler aras› çat›flma daha da boyutland›. Cumhuriyet gazetesinin “Genç Subaylar rahats›z” manfletiyle bafllayan “Ordu içinde bölünme” ve “Ordu AB’ye karfl���” yorumlar›yla devam eden “tart›flma”, Genel Kurmay Baflkan› Hilmi Özkök’ün özel olarak seçilen “akredite” sahibi burjuva bas›n temsilcileriyle MGK toplant›s›ndan bir gün önce yapt›¤› top-

lant›yla sürdü. Yap›lan toplant›da “laiklik” ve “irticayla mücadele” vurgular›n› s›kça yapan ve ordunun sars›lan imaj›n› düzeltmeye çal›flan Özkök, “TSK tek vücuttur”, “Gözümüz irtican›n üzerinde”, “28 fiubat bir sebep sonuç iliflkisidir. Sebep ortadan kalkmazsa, sonuç da kalkmaz” gibi sözleriyle de aba alt›ndan sopa göstermeyi de ihmal etmedi. AKP hükümetinin ise, burjuva bas›n›n manfletleri arac›l›¤›yla devam eden klik çat›flmas›nda, aç›klama olarak yapt›¤› tek fley, bir papa¤an gibi “TSK ile ahenk içindeyiz” sözünü tekrarlamak oldu. Belli ki AKP, Erbakan’›n bafl›na gelenlerin kendi bafl›na da gelebilece¤inin korkusunu yaflamakta ve bu yüzden her zamanki politikas› takkiyecili¤e bafl vurmakta. Tüm bu tart›flmalar›n ard›ndan 28 May›s’ta Çankaya Köflkü’nde 6 saat süren MGK toplant›s› yap›ld›. “Ola¤an” geçti¤i aç›klanan toplant›n›n sonuçlar› bas›na detayl› bir flekilde aktar›lmad›. Ancak toplant›n›n sonunda hükümetin haz›rlad›¤› 6. AB’ye uyum paketinin onaylanmas›n›n ertelendi¤i bildirildi. MGK’n›n Haziran ay› içerisinde AB konulu özel bir toplant› yapaca¤› aç›klanarak klik çat›flmas› belli bir süre daha ertelendi. Görünen o ki, önümüzdeki dönemde çok daha büyük klik çat›flmalar› izleyece¤iz. Ve bu çat›flmalar›n ürünü olarak çok büyük siyasi ve ekonomik krizler yaflanacakt›r. Tüm bu yaflananlar halka yönelik kapsaml› sald›r›lar›n da habercisidir. Çünkü her iki klik de ezen s›n›f›n kli¤idir ve kriz ortamlar›nda geliflebilecek halk muhalefetine karfl› azg›nca sald›racaklard›r.

Sald›rganl›kta yeni hedef; ‹ran ABD haydutunun Irak’a yönelik gerçeklefltirdi¤i sald›r› bitmeden, aksine tüm h›z›yla devam ederken hedefe ‹ran konuldu. 11 Eylül sald›r›lar›n›n ard›ndan ABD’nin ifadesi ile “fler ekseni” ülkeler aras›na al›nan ‹ran, bugünlerde ABD taraf›ndan daha önceden duymaya al›flk›n oldu¤umuz benzer hikayelerle birlikte telaffuz edilmeye baflland›. “Kitle imha silahlar›”, “gerici iktidarlar”, “terör” ve daha bir dizi tekerlemeyle daha önce Irak için planlanan senaryo ‹ran’la devam ettirilmeye çal›fl›l›yor. Irak’ta ak›tt›¤› kan henüz kurumam›flken, dünya halklar›n›n düflman› ABD tüm h›z›yla yeni sald›r› planlar›n› hayata geçirme u¤rafl›nda. Y›llard›r Ortado¤u’ya yönelik hedefledi¤i planlar›n› “terörizm ile mücadele” safsatas›yla, mazlum halklara bombalar ve kurflunlar ya¤d›rarak, birçok insanl›k d›fl› muamele uygulayarak hayata geçirme telafl›nda. Geçti¤imiz günlerde bas›nda ç›kan “biz Irak’ta kimyasal silah olmad›¤›n› biliyorduk ama kendi meflrulu¤umuzu kan›tlamak için bu aç›klamay› yapmaya mecburduk” aç›klamas› sald›rganl›¤›n bafllad›¤› günden itibaren vurgulad›¤›m›z gerçekli¤in kendileri taraf›ndan, büyük bir yüzsüzlükle halka itiraf edilmesidir. Ancak bu aç›klamalar ABD’nin dünya halklar› nezdinde teflhir olan katli-

amc› yüzünü gizlemeye yetmemektedir. Çünkü sald›rganl›¤›n yap›ld›¤› her ülkede yaflananlar dünya kamuoyunda yay›nlanarak, yaflanan vahflet ve insanl›k dram› kitlelerin haf›zas›nda silinmez bir yer etmifltir. ABD taraf›ndan hedef tahtas›na konulan ‹ran, Irak’a yönelik hedeflenen planlar daha tamamlanmadan büyük bir h›zla dillendirilmeye baflland›. ABD olanca h›z›yla ‹ran’›n iflgaline haz›rlan›yor. Ortado¤u pazarlar›n›n yeniden flekillendirilmesi için yap›lan bu sald›rganl›¤›n bafl›n› çeken ABD-‹ngiliz-‹srail ittifak› Irak‹ran ve Suriye üçgeni üzerine yapt›klar› planlar› zaman kaybetmeden gerçeklefltirme hedefindeler. Tabi bu ülkelere sald›r›n›n ard›ndan Ortado¤u’ya yönelik planlar›n son bulup bulmayaca¤› ise ayr› bir tart›flma. Çünkü “terörizm” tehlikesi her an baflka ülkeleri de etkisi alt›na alabilir. ABD-‹ngiliz-‹srail üçgeninin Ortado¤u’ya yönelik planlar›n›n bir parças› olan ‹ran’a yönelik yap›lacak sald›r› yeni bir sömürü ve talan pazar›n›n aç›lmas› anlam›na da gelmektedir. Ortado¤u’nun zengin petrol yataklar›na sahip olma hedefiyle yap›lan bu sald›rganl›k önümüzdeki günlerde emperyalistler aras›nda büyük dalafllar›n yaflanmas›na sebep olacak niteliktedir. Emperyalist güçlerin hiçbiri, özellikle de bu

pazarlarda belli bir hakimiyeti olan güçler bu pazarlar›n› kolayl›kla ABD’ye ve iflbirlikçilerine kapt›rmak istemeyecektir. Bu genel kabul gören düflüncenin nas›l bir somutluk kazanaca¤› ise önümüzdeki günlerde k›z›flacak olan pazar dalafl›nda daha somut gösterecektir. Di¤er önemli noktalardan biri ise bugüne kadar çeflitli kereler vurgulad›¤›m›z gibi ABD’nin terörizm safsatas› kendini ‹ran’a yönelik sald›r› haz›rl›klar›n›n yap›ld›¤› bugünlerde bir kez daha gösterdi. El Kaide’yi önce kendi eliyle besleyip, büyüten ABD daha sonra terörist ilan ederek savafl açt›. fiimdi benzer bir takti¤i uygulama peflinde. ABD ile birlikte ‹ran’a karfl› savaflan ve Irak’ta üslenen “Halk›n Mücahitleri Örgütü” aras›nda nisan ay›nda yap›lan “gizli” anlaflman›n etkileri kendini bugün daha somut göstermektedir. Daha önce terör listesine ald›¤› bu güçle flimdi anlaflma ve ittifak yapan ABD önümüzdeki dönem bu örgütlenmeyi kendine ba¤l› bir kukla olarak kullanma planlar› içinde. Geçti¤imiz hafta aç›klama yapan ABD Savunma Bakan› Paul Wolfowitz bir dönem “küresel ya¤ma çetesi” olarak tan›mlad›¤› bu örgütü ‹ran’a karfl› kullan›labilecek alternatif bir güç haline getirilmesinden söz ederken, bu örgütün savafl gücünün artt›r›lmas› ve sald›rganl›-

¤›n ard›ndan ülke yönetiminde yap›lacak de¤ifliklikte esas güç olarak kullan›lmas› yönünde görüfl bildiriyor. Bu elbette ki Wolfowitz’in düflünceleri de¤il bizzat ABD’nin düflüncelerinin ifade edilmesidir. Ülkedeki etnik güçlerin karfl› karfl›ya getirilmesi takti¤ini de bu sald›rganl›k sürecinde kullanan ABD bu tür örgütleri kendine ba¤l›, bölgede önemli bir güç olarak kullanma plan› ve hedefinde. ‹ran’a sald›r›n›n gündemlefltirildi¤i bugünlerde Türk hakim s›n›flar› aç›s›ndan da büyük bir telafl ve panik yaflanmakta. Irak s›nav›ndan baflar›yla ç›kamayan Türkiye efendisi taraf›ndan a¤›r bir flekilde cezaland›r›ld› ve sert ikazlarla karfl›laflt›. fiimdi önüne konulan ‹ran s›nav› var. Hakim s›n›flar›n Irak’›n ard›ndan ABD’ye “k›rg›nl›klar›” bu sald›rganl›k sürecinde telafi edilmeye çal›fl›l›rken klikler aras›nda yaflanan çat›flma kamuoyundan gizlenememekte. MGK toplant›s› öncesi ve toplant›da yaflanan tart›flmalar bunun en bariz örne¤idir. Uflakl›k rolünü bugüne kadar lay›k›yla oynamaya çal›flan Türkiye ABD’den “planlad›¤›m›z de¤ifliklikte yan›m›zda yer almazsan›z sizin de gözünüzün yafl›na bakmay›z” mesaj›n› net bir biçimde al›nm›fl durumda. ABD’yle yaflanan gerilimin giderilebilmesi için efendisinin ufla¤›ndan

istedi¤i fley “‹ran sald›r›s› s›ras›nda bize tam destek sunacaks›n›z ve Kuzey Irak’ta Kürtlerin imtiyazl› konumunu tan›yacaks›n›z” oldu. Yani bir anlamda Türk hakim s›n›flar›n›n y›llardan beridir dillendirdikleri ve üzerinde titizlikle durduklar› iki konuda “teslim olun” denildi. Büyük bir flovenist histeriyle y›llardan beridir dillendirilen Kürt sorunu konusunda ABD’nin yapt›¤› bu dayatma TC’nin korkulu rüyas›n›n daha da büyümesi oldu. TC’yi Kürt sorununu gündeme getirerek deyim yerindeyse can evinden vurmak isteyen ABD bu dayatmayla bir nevi flekillendirmek istedi¤i Ortado¤u pazar›nda Türkiye’ye görmek istedi¤i pencereyi de göstermifl oldu. Bu tart›flmalar önümüzdeki dönem daha da alevlenerek devam edecektir. Emperyalistlerin ve iflbirlikçilerinin dünya halklar›na yönelik gerçeklefltirdi¤i bu kapsaml› sald›r› sürecinde anti- emperyalist mücadelede ›srar bugün acil görevlerimiz aras›nda. “Irak’a sald›r› bitti, sald›rganl›k bitti” masallar›n›n anlat›lmaya çal›fl›ld›¤› bugünlerde sald›rganl›¤› teflhir ederek anti-emperyalist mücadelenin büyütülmesine ve ivmelendirilmesine öncülük etmek durumunday›z. Bu görev bugün somut olarak MLM’lerin omuzlar›ndad›r.


6-19 Haziran 2003

10

4

S›n›fsal Bak›fl ANA GÜNDEMDEN KOPMAK KULVARDAN ÇIKMAKTIR ! “Taze ve yeni bir vizyonla hareket etmeliyiz. Bu vizyon iyi yönetimin, saydaml›¤›n ve hesap sorulabilirli¤in hüküm sürece¤i, temel hak ve özgürlüklerle kad›n erkek eflitli¤inin üstün tutulaca¤› ve kaba, retorik ve sloganlar›n yerinin olmayaca¤› bir vizyon olmal›d›r. K›sacas› önce kendi içifllerimize çekidüzen vermeliyiz.” Türk D›fliflleri Bakan› s›fat›yla gönüllü ABD elçili¤i görevine s›k› s›k›ya sar›lan Abdullah Gül’ün, 28 May›s’ta Tahran’da kat›ld›¤› ‹KÖ (‹slam Konferans› Örgütü) toplant›s›nda yapt›¤› konuflmada sarf etti¤i sözler, ABD emperyalizminin Ortado¤u’ya iliflkin temel yönelimine ›fl›k tutar mahiyettedir. Dersini iyi çal›flt›¤› anlafl›lan bir eleman›n kurdu¤u cümleler, ayn› zamanda, 11 Eylül’le birlikte ivme kazanan YDD-“Küreselleflme” program›n›n art›k iyice netleflen temel hatlar›n›n da alt›n› kal›n bir biçimde çizen vurgular tafl›maktad›r. Zaten ABD’nin Kosova’dan gelip Afganistan’a uzanan ve flimdilik Ortado¤u’da yo¤unlaflan iflgal ve müdahalelerini bu eksende okumay› baflaramazsak, bugün ABD, AB (AlmanyaFransa), Rusya, Çin vd’ lerinin çeliflki ve kombinasyonlar›n› da, TC ile ABD ve AB aras› “sorunlar”› ve “AskerAKP çat›flmalar›”n› da anlamak mümkün olamayaca¤› gibi, Kürt sorunu hakk›nda baflta konunun aktörleri olmak üzere sergilenen tutumlar› ve politikalar› çözümlemeyi baflaramay›z. Dolay›s›yla bütün bunlara iliflkin politik tav›r ve taktiklerimizin sa¤l›kl› ve isabetli bir biçimde saptanabilmesi, dahas› hayata geçirilmesi, yani s›n›f mücadelesinin ak›fl›na müdahale olanakl› hale gelemez. Öyleyse öncelikle genifl pencereyi tan›mlamak, sonra da di¤er pencereleri do¤ru bir biçimde açmak ve yaflanmakta olanlar› arka plan›yla birlikte görmeyi baflarabilmek gerekiyor. Sorunlar aras›ndaki diyalektik ba¤›n kurulabilmesi anlam›na gelecek bu tahlil

sayesinde, politik unsurlar›n hamleleri yerli yerine oturarak anlafl›l›r k›l›nm›fl olacak ve görevlerimizin öncelik sonras› iliflkisi belirlenebilecektir. Duruflumuzun sa¤laml›¤›, bak›fl aç›m›zdaki netli¤e ve aç›kl›¤a ba¤l› oldu¤u kadar, çözümleme kapasitemizin geliflmiflli¤i ve yetkinli¤i ile de do¤rudan ilintilidir. Bugün dünyan›n hiçbir köflesi yoktur ki ABD emperyalizminin çapl› sald›r› ve yönelim program›ndan nasibini almas›n. Yine bugün dünyan›n bütün ülkelerinde hiçbir politik oluflum yoktur ki kendi varl›k koflulunu ve hedeflerini bu süreçten ba¤›ms›z belirleyebilsin. Bu durum, iradi olmasa bile objektif olarak, s›n›flar›n› temsilen hareket eden bütün güçleri bir flekilde yeniden konumlan›fla itmektedir. Sahnedeki yer al›fl› aktiflefltiren bu süreç, bir kaos görünümü alt›nda olsa da belirsizlikleri en aza indirmekte, keskinleflen s›n›f çeliflkisinin tesiriyle ortal›¤› ayd›nlatmaktad›r. ABD; en son BM GK karar›yla (Irak ambargosunun kald›r›lmas› ad› alt›nda ABD-‹ngiliz iflgalinin meflrulaflt›r›lmas›) bir kez daha görüldü ki, mevcut güç dengeleri içinde kendine hareket serbestisi ve hamle üstünlü¤ü kazand›ran bir siyasi-askeri egemenli¤i alabildi¤ine kazan›ma çevirme hedefiyle ve “acil” kodlamas›yla yüklenmektedir. Bugün için, ona karfl› kendi içinde de¤il bloklaflma, bunun sürecini bile ilerletmede güçlük çeken bir güç da¤›n›kl›¤› ve teslimiyet durumundan beslenmektedir. Küba defterini raftan indirip masaya koyan, Afrika’dan Uzak Asya’ya ve Avustralya’ya, (Endonezya) Latin Amerika’dan Do¤u Avrupa’ya Balkanlar’a uzanan ilgisini, kontak ve müdahalesini art›ran ABD emperyalizminin önündeki dosya elbette ki Ortado¤u’dur. Irak’taki debelenifliyle beraber, Ebu Abbas seçimiyle Siyonizmin “yol haritas›”n› iflletmeye çal›flmakta, Suriye, ‹ran ve Suudi Arabistan’a sab›rs›z bir kuflatmayla “de¤iflim” (tam tesli-

miyet) dayatarak çemberi daraltmaktad›r. Bu “de¤iflim”den beklenen, emperyalist-kapitalist sistemin bölgedeki payandalar›n›n güçlendirilmesidir. ABD, bir yandan hegemonya alan›n› geniflletmeye çal›fl›rken, öte yandan elinde bulundurdu¤u alanlarda aksayan, t›kanan, sallanan rejimleri reorganize/ tahkim etme peflindedir. Bu gündem içinde Türkiye’nin konumu, jeopolitik-jeostratejik öneminden hiçbir fley yitirmemifltir. ABD ve AB ile iliflkilerdeki gündemin yo¤unlu¤u ve tansiyonu ile iç dengelerdeki hesaplaflma hamlelerinin birbirini de tetikleyen mahiyette süreklilik arz etmesi, bunun en aç›k göstergesi olarak kabul edilmelidir. AKP’nin do¤uflu ve 3 Kas›m’da iflbafl›na getirilifli ile süren ABD operasyonu, AKP’nin misyonunu yerine getirmede gösterdi¤i basiretsizlik ve aksamalar nedeniyle ar›zalar gösterince, bu durumu de¤erlendirme ad›na yap›lan ataklar birden çok krizin birbirine eklemlenmesini do¤urmufltur. IMF programlar› AKP Genel Baflkan Yard›mc›s› Murat Mercan’›n deyifliyle “yeni evli bir çift”in heyecan›yla sürdürülürken (IMF 1. Baflkan Yard›mc›s› Anne Krueger: “Hükümetler gidici IMF programlar› kal›c›d›r.” 08.05.03); AB’ye üyelik aldatmacas› 6. Uyum Paketi tezgah›yla tazelenirken; iktisadi ve siyasi yap›lanma ad›na meclis bir dizi yasay› ç›karmak için zamana karfl› yar›flan bir tempoyla iflletilirken; özetle, emekçilerin boynundaki ilmekler art›r›l›rken, türban-protokol, kadrolaflma, uyum paketi uyuflmazl›klar› ile gündemlefltirilen “sorun”lar dikkat da¤›tman›n ötesinde efendiye mesaj niteli¤i tafl›maktad›r. Wolfowitz, Grossman ve Perle ile süren azarlama ve destur demeçleriyle, bütün hakim s›n›f kliklerine birden müdahale ederek hizaya getirme yöntemi sonuç elde etti¤indendir ki (A.Gül, “Wolfowitz’in konuflmas› gayet aç›k, samimi, pragmatist ve gelece¤e yönelik perspektifler ortaya koyan aç›klamalard›r.” 06.05.03), istenilen rotaya girilmesi ve sürece bütünüyle endekslenmede yeniden ivme kazan›ld›¤› görülmektedir. K›br›s meselesinden, Irak Kürdistan›’ndaki iflgal düzenlemelerine/ya¤mas›na, Kürt sorununa iliflkin AB ile uyumlu hamlelere kadar “çözüm” yolunda at›lan ad›mlar, bütün göstermelik itirazlara karfl›n (G.Kurmay 2. Baflkan› Yaflar Büyükan›t, “500 y›ld›r bölge

halk› Türkçe ile yafl›yor. Biz 500 y›ld›r onlara Türkçe ö¤retemediysek as›l ay›p budur.” 30.05.03) iflleme flans›na ve flartlar›na sahip durumdad›r. Kemalizmin inkarc›, asimilasyoncu, imhac› çizgisine vurgu ad›na diri tutulan ›rkç› damar›n islamc›l›ktan kopart›lmadan beslenmesine gösterilen önem ve hassasiyet, ideolojik harc›n ihmal edilemezli¤inden kaynaklanmaktad›r. Toplumsal muhalefeti de hem yeniden yap›lanma ad› alt›nda giderek kuflatan bir cendere yaratan hem de bu sorunlar etraf›nda farkl› potalarda eriten Türk hakim s›n›flar›, k›bleleri olan emperyalizme her zamankinden daha fazla tutunarak yön tayininde bulunmaktad›r. Bugün için net bir biçimde ifade ettikleri husus, “yeni” süreçte ve yar›nlarda daha ihtirasl› ve istikrarl› bir uflakl›k performans› sergileyecekleridir. Düflman cephesindeki bu derleniflle verilen istikamet, anti-emperyalist gündemin savafla-sald›r›lara karfl› yo¤unlaflan tansiyonunu düflürmeden yan›tlanmak zorundad›r. Zira tek tek bütün ülkelerdeki süreçler, esas› de¤ifltirmeyen farkl›l›klara karfl›n ayn› zeminden vücut bulmaktad›r. “Topyekün sald›r›” esprisi de böylesi bir anlam yükü tafl›maktad›r. Bugün için iflçi s›n›f›na ve kamu emekçilerine yönelik a¤›r sald›r›lar (Özellefltirmeler, Kölelefltirme Yasas›, Kamu Yönetimi Temel Yasas›, Yerel Yönetimler Yasas› vd. yasa ve tasar›lar) , Kürt sorunu ile ilgili politik tutum ve bu paraleldeki taktik ad›mlar (Piflmanl›k Yasas›, inkarc›l›k, hak ihlallerindeki art›fl›n h›zlanmas› vb.), ana temadan kopuk bir mücadele anlay›fl›yla yan›tlanamaz. Emperyalist sald›r›-savafl-iflgal-müdahale süreci bütün h›z›yla iflletilmekte, halklar›n direnifli baflta Irak olmak üzere dünyan›n dört bir yan›nda büyüyerek sürmektedir. Bütün alanlarda yürütülen mücadeleler bu perspektifle ele al›nmak durumundad›r. Birbirinden kopar›lmas› ve esas yönünün flafl›r›lmas› halinde karfl›-devrime su tafl›naca¤› aç›kt›r. “‹flimize bakal›m”, “kendi gündemimize dönelim” kisvesi/bahanesi ile zaten iflin ucundan ve de samimiyetsizce tutan anlay›fllarla hesaplaflmak durumunday›z. Enternasyonal boyutunun da hayli önem arz etti¤i koflullarda, en genifl birlikleri yaratma ve/veya muhafaza etme hedefiyle antiemperyalist mücadele zemininde ›srar etmeliyiz.

Yürüyüflte son istasyon

Birleflik Tafl›mac›l›k Sendikas›’n›n (BTS) 8 ilden 21 May›s’ta bafllatt›¤› yü-

rüyüfl 30 May›s’ta Ankara Gar›’nda sona erdi. “Nitelikli bir kamu hizmeti için geliyoruz” ad› alt›nda Van, Kap›kule, Nusaybin, ‹zmir, Kars, Malatya, Kayseri ve Zonguldak’tan bafllayan yürüyüfl, Türkiye’de bulunan 41 Kamu ‹ktisadi Teflekkülünün özellefltirilmesine karfl› bir tepkiyi ifade ediyor. Gebze, Adapazar›, Eskiflehir üzerinden Ankara’ya ulaflan emekçiler, Ankara Gar›’n›n giriflinde karanfillerle karfl›lan-

d›lar. ‹flçiler “Nitelikli kamu hizmeti devletin görevi”, “Kamuda talana hay›r” sloganlar› att›lar. Görüfllerini ald›¤›m›z BTS Genel Sekreteri Hasan Soysal, devletin yeniden yap›land›rma ad› alt›nda kamuyu tasfiye etti¤ini % 3 ulafl›m vergisinin getirilece¤ini, çal›flan say›s›n›n 38 binden 18 bine düflürülece¤ini belirtti. Soysal, konuflmas›n›n devam›nda devletin Ankara-‹stanbul, Ankara-‹zmir tren seferlerini özellefltirece¤ini aç›klad›.

Halaylarla coflkulu bir atmosfer yaratan iflçilere seslenen Genel Baflkan Fehmi Kutan; hükümetin “IMF ve DB’nin isteklerini yapmak zorunday›z. Baflka alternatifimiz yok” diyerek yapt›klar›n› meflru k›lmaya çal›flt›¤›n›, ülkeyi yabanc› sermayeye pazarlad›¤›n› ifade etti. TEKEL, Tüprafl, Sümerbank ve Bor madenlerinin özellefltirilmesine de de¤inen Kutan; bunlar›n ülkenin gelece¤ini karartmaya yönelik giriflimler oldu¤unu söyledi. (Ankara)


5

10

“fialter inecek bu ifl bitecek” 25 May›s günü Petrol-‹fl Sendikas›’n›n “özellefltirme hareketini durdural›m” fliar› ile Gökdere bulvar›nda düzenledi¤i ve 10 bini aflk›n emekçinin kat›ld›¤› mitingde AKP hükümetine ve Türk-‹fl yönetimine tepki ya¤d›. Mitinge Petrol-‹fl Sendikas› hemen hemen ülke genelinde kat›l›m sa¤larken Petrol-‹fl gibi özellefltirme tehdidi alt›nda olan G›da-‹fl, Hava-‹fl, Yol-‹fl, Türkiye Maden‹fl, Selüloz-‹fl ve Demiryol-‹fl Sendikas› üyeleri de çevre illerde yo¤un kat›l›m sa¤lad›lar. Bursa’da KESK, baz› siyasi partiler, BAT‹S, TÜMT‹S ve demokratik kitle örgütleri de mitinge destek verdi. Ayr›ca mitingde göze çarpan iki önemli pankart vard›. Bunlardan biri “2003 köylü eylemleri y›l› olacakt›r. Hak almay› ö¤reniyoruz. Mudanya Köylüleri”; bir di¤eri ise KESK içerisinde s›n›f sendikac›l›¤›n› savunan güçlerin biraraya gelerek oluflturduklar› platformun “Genel grev genel direnifl” pankart›. Emekçiler yürüyüfl boyunca “K‹T’ler halk›nd›r sat›lamaz”, “Suskun toplum istemiyoruz”, “Sat›l›k medya istemiyoruz”,

“TEKEL halk›nd›r, halk›n kalacak”, “‹flçiyiz hakl›y›z kazanaca¤›z”, “fialter inecek, bu ifl bitecek”, “Genel grev genel direnifl”, “Hükümet istifa” gibi sloganlar att›lar. Miting alan›nda Petrol-‹fl Bursa fiube Baflkan› Nuri Han, hükümetin bir yandan özellefltirmelerle iflçilerin gelece¤ini karart›rken, di¤er yandan da ç›kard›¤› yasalarla iflçileri kölelefltirdi¤ini söyledi. Petrol-‹fl Genel Baflkan› Mustafa Öztaflk›n ise AKP hükümetinin s›rt›n› iflverene dayad›¤›n›, iflçilere sald›rd›¤›n›, iflçilerin de kendilerine savafl açanlara karfl› savafl bafllataca¤›n› söylerken “Bugün burada 15 bin, yar›n ‹zmit’te 50 bin bu yetmezse Türkiye’nin her yerini miting alan›na çeviririz, bu da yetmezse genel greve gideriz” dedi. Türk-‹fl Genel Sekreteri Hüseyin Karakoç da konuflmas›nda “özellefltirme aflamas›ndaki tüm kurumlar›n›n vatan topra¤› kadar kutsal oldu¤unu ve ulusal egemenli¤in sembolleri say›labilecek stratejik önemde olduklar›n› söyledi. ‹flçiler Karakoç’un konuflmas› esnas›nda “Suskun toplum istemiyoruz”, “fialter inecek bu ifl bitecek” gibi sloganlar att›lar. (Bursa)

‹flçilerin AKP’yi protesto eylemleri sürüyor AKP hükümetine karfl› köylülerin, iflçilerin öfkesi her an patl›yor. Hangi aç›l›fl töreninin ya da gezinin protesto alan›na dönece¤i belli olmuyor. 19 May›s gezisinde Samsun TEKEL iflçilerinin protestosuyla karfl›laflan Baflbakan R.Tayyip Erdo¤an, “Böyle fleyler bizi yolumuzdan döndüremez. Biz kararl›y›z” diyerek uflakl›kta IMF’ye ne kadar sad›k oldu¤unu kan›tlanm›flt›. Bu kez de AKP Van Merkez ‹lçe fiubesi

1. Ola¤an Kongresi, özellefltirilmesi gündemde olan Sümerbank Kundura Fabrikas› iflçilerinin protestosuna sahne oldu. Deri-‹fl Sendikas› Van fiube Baflkan› Celal Tükyay’›n konuflma yapt›¤› Kongre’de iflçiler “Ekme¤imiz elimizden al›nmas›n”, “‹flçiyiz hakk›m›z› isteriz” sloganlar›n› att›lar. Divan Baflkan›’n›n tepki göstermesiyle sloganlar›na son veren iflçiler salonu terkettiler. (H. Merkezi)

DER‹ ‹fiÇ‹LER‹NDEN SEND‹KALAfiMA EYLEM‹

‹fiÇ‹ TEKEL’E SAH‹P ÇIKIYOR

‹zmir’in Karaba¤lar semtinde kurulu olan Dönmez Dericilik’te dört ayd›r sendikalaflma çal›flmalar› yürütülüyor. Dönmez Dericilik’te 180 iflçi çal›fl›yor. Dönmez Dericilik’in sahibi ve ‹zmirspor’un Baflkan› olan Kemal Dönmez kendisi ile görüflmek için ö¤le saatlerinde büroya gelen Deri-‹fl yöneticilerine sert tepki gösterdi. Dönmez’in sendikac›lar› “Sizin yetkiniz yok” diyerek kovmas› üzerine iflçiler saat 15:30’dan itibaren ifl b›rakma eylemi yapt›lar. Dönmez’e “Sendika girecek, sendika yoksa üretim de yok. Sendikal haklar›m›z› istiyoruz ve alaca¤›z da” diyen iflçiler ne kadar kararl› olduklar›n› gösterdiler. ‹flyeri önünde toplanan iflçilere çevredeki esnaf da destek verdi. Eylemde konuflan Deri-‹fl Genel Baflkan› Yener Kaya; patronlar›n sendikaya tahammülsüz oldu¤unu çünkü kendi ç›karlar›na ters düfltü¤ünü söyledi. (‹zmir)

‹stanbul’ da Cevizli TEKEL iflçileri, özellefltirmeye karfl› AKP ilçe baflkanl›¤› önünde bas›n aç›klamas› yaparak, “TEKEL halk›nd›r sat›lamaz” dediler. Tek G›da-‹fl ‹stanbul 2 No’lu fiube Baflkan› Taflk›n Günda¤ yapt›¤› konuflmada “TEKEL çal›flan›n, ekicinin, sat›c›n›n ve ülkenin gelece¤idir” dedi. Eylemde “ABD itleri satt›rmay›z K‹T’leri”, “Bu ülke, bu halk sat›l›k de¤il” vb. sloganlar atan iflçiler, daha sonra sendikalar›n›n Atatürk Caddesi’nde açt›¤› imza stand›na yöneldiler. Polisin engel olma çabalar›na karfl›n standa giden ve özellefltirmeye karfl› imza veren iflçiler, daha sonra fabrikalar›na döndüler. AKP binalar› önünde eylem yapan TEKEL iflçileri, özellefltirmeye karfl› daha etkili eylemler yapacaklar›n› duyurdular. Bir çok merkezde imza standlar› açan Tek G›da-‹fl Sendikas›, TEKEL için 1 milyon imza toplamay› hedefliyor. (Kartal)

Emekçinin Gündemi

15-16 HAZ‹RAN D‹REN‹fi‹N‹ B‹L‹NCE ÇIKARARAK FAAL‹YET‹M‹ZE YÖN VEREL‹M! Egemen s›n›flar›n derinleflen siyasi ve ekonomik krizi emekçi s›n›flara yönelik t›rmand›r›lan kapsaml› sald›r›larla kendini daha somut gösteriyor. Derinleflen yönetememe krizi ekonomik ve siyasi sald›r›larla kontrol alt›nda tutulmaya çal›fl›larak, kitlelerin tepki ve öfkesi bast›r›lmaya çal›fl›l›yor. IMF politikalar›n› daha büyük bir titizlikle uygulamaya bafllayan devlet, yapt›¤› aç›klamalarla aymazl›¤›n› sergilerken asl›nda kitlelerin sisteme yönelik tepkisini de daha fazla üstüne çekmekten kurtulam›yor. Bu koflullarda ç›kar›lan 1475 say›l› yasay› iflçi s›n›f›na yönelik uygulanan kapsaml› sald›r›lar›n önemli bir parças› olarak kavramak durumunday›z. Di¤er yandan TEKEL’in özellefltirilmesi çal›flmalar›na karfl› ülkenin birçok yerinde yap›lan eylemler yine bu sald›r› dalgas›na karfl› koyuflun bir parças›n› oluflturuyor. Yine bu sald›r›lardan biri de Tuzla Deri iflçilerine ve sendikalar›na yönelik gerçeklefltiriliyor. Bir süredir devam eden Toplu ‹fl Sözleflmesi görüflmeleri 26 May›s 2003 tarihinde t›kan›nca eylem karar› alan sendika ve iflçiler, 27 May›s günü yap›lan eylemle 2 saat ifl b›rakt›lar. Yap›lan bu eyleme sald›ran jandarma, Tuzla fiube Baflkan› Hasan Sonkaya ve fiube Sekreteri Musa Avyüzen’i gözalt›na alarak tutuklad›. Yap›lan bu tutuklamay› protesto eden iflçilere yönelik sald›r›lar da h›z›ndan birfley kaybetmeden devam ediyor. Örne¤in 2 Haziran tarihi itibar›yla 8 iflyeri kapat›larak 325 iflçi iflten at›ld›. Türkiye’de yaflanan birçok siya-

6-19 Haziran 2003

sal geliflmeye sessiz kalmayarak, tav›r gösteren Tuzla Deri-‹fl sendikas› ve direnifl oda¤› olan sanayi bölgesi, bu sald›r›larla bitirilmek isteniyor. Tuzla’da sendikal› iflçi say›s›n›n artmas› patronlar› rahats›z eden önemli noktalardan biri. Her sald›r›ya mevcut örgütlü güçleriyle karfl› durufl örgütleyen sendika ve Tuzla iflçisinin kararl› ve direngen duruflu iflçi k›y›mlar›yla bitirilmeye ve direnifl oda¤› haline gelen Tuzla ortadan kald›r›lmaya çal›fl›l›yor. Birkaç y›l öncesi kitlesel eylemleriyle bedel ödeyerek kazan›lan haklar bugün yo¤unlaflt›r›lan sald›r›larla geri al›nmak isteniyor. Türk-‹fl yapt›¤› aç›klamayla sendika yöneticilerini ve iflçileri maruz kald›klar› sald›r›lar karfl›s›nda sahipleneceklerini, bu duruma sessiz kalmayacaklar›n› aç›klad›. Türk-‹fl taraf›ndan yap›lan bu aç›klaman›n ne kadar gerçeklik pay› tafl›d›¤›n›(!) sendikan›n bugünkü mevcut gerçekli¤iyle birlikte düflündü¤ümüzde anlayabiliriz. ‹flçilerin öfke ve tepkisini Ankara meydanlar›nda boflaltarak geri dönen sendika yönetiminin prati¤i bundan farkl› olmayacakt›r. Sistemin bafl›n› a¤r›tmama telafl›nda olan sendika yönetimi, bu hassasiyetini koruma tutumunu devam ettirme anlay›fl›n› korumaya çal›flacakt›r. Tuzla iflçisinin ve sendikan›n maruz kald›¤› bu sald›r›lar›n püskürtülmesi ve iflçi s›n›f›n›n dayan›flma ve direnifl ruhunun gelifltirilmesi anlam›nda bu süreç iyi de¤erlendirilmelidir. Bunu baflarmak ise ancak bu önemli kesitte üzerimize düflen görevleri ve önderlik rolümü-

zü kavramakla olacakt›r. Sald›r›lar› gündemlefltirmek bizim elimizde. fiu anda hali haz›rda bulunan iflçi direnifllerine yap›lan bu sald›r›lar ziyaretlerle tafl›narak ortak eylemler örgütlemek durumunday›z. DDSB’liler olarak Tuzla iflçisiyle birlikte oldu¤umuzu göstermek için yap›lan eylemlere tüm gücümüzü seferber etmek durumunday›z. Faflizmin yo¤unlaflan bu sald›r› dalgas› ancak birlikte ve örgütlü bir tarzda hareket etmekle k›r›lacakt›r. ‹flten at›lan iflçilerin öfke ve tepkisi örgütlü bir güce dönüfltürüldü¤ünde patronlar›n ve sendika a¤alar›n›n korkulu rüyas› olacakt›r. Onlar›n bu kabusunu büyütmek için örgütlenme ve kitleleri bilinçlendirme çal›flmas›na a¤›rl›k vermek durumunday›z. Ç›karaca¤›m›z bildiri, afifl, pul gibi araçlarla süreci geç kalmadan örmeye bafllamal›y›z. Bu sald›r› Türk-‹fl yönetiminin daha fazla teflhir olmas›n› da beraberinde getirecektir. Örgütlü bir tarzda hareket edilmesiyle sendika yönetiminin zorlanmas› ve teflhir edilmesinin koflullar› bu süreçte daha fazla olacakt›r. Bilinçli, planl› kitlelerin kendili¤inden kabaran öfkesinin pefline tak›lmadan sürece iradi müdahalemizin oldu¤u ad›mlarla, basitten karmafl›¤a do¤ru iflletme görevi bizim omuzlar›m›zda. ‹flçi s›n›f›n›n biriken tepki ve öfkesi bir k›v›lc›m bekliyor. ‹flsiz, aç, yoksul milyonlarca iflçi bugün özellefltirme sald›r›s›n› daha somut yafl›yor. Bu sald›r› politikalar›n›n tümünü bugünkü somut biçimiyle iflleyerek, kitlelere götürmek örgütleme ve bilinçlendirme anlay›fl›m›z›n somut ad›m› olacakt›r. Yine içinden geçmekte oldu¤umuz süreç iflçi s›n›f›n›n flanl› 15-16 Haziran direniflinin de y›ldönümüne denk gelmektedir. Tarihsel deneyim ve tecrübeleriyle ö¤retici olan bu flanl› direnifli sonuçlar›ndan dersler ç›kararak, bugünkü pratik ad›m ve yönelimi besleyerek, büyütmeliyiz. “15-16 Haziran’dan sonra gelen ve üç ay süren s›k›yönetim, en zor koflullarda dahi mücadeleye devam etmenin ancak gerçekten devrimci

bir örgütlenmeyle, yasad›fl› bir temel atarak ve çal›flmalar› bu temel üzerine infla ederek mümkün olabilece¤ini gösterdi. Legaliteye bel ba¤laman›n, revizyonist örgütlenmenin, fliddetlenen s›n›f mücadelesi koflullar›nda halk›m›za zarar vermekten baflka bir ifle yaramayaca¤›n› gösterdi.” (‹brahim Kaypakkaya) Komünist önder ‹brahim Kaypakkaya’n›n 15-16 Haziran direniflinin ard›ndan yapt›¤› bu de¤erlendirme bugünkü çal›flmalar›m›za ›fl›k tutmas› aç›s›ndan dikkatle okunmas› ve üzerinde durulmas› gereken bir noktad›r. Yürüttü¤ümüz çal›flmalar›m›z›n tümü aç›s›ndan geçerli olan bu anlay›fl ve yaklafl›m, iflçi s›n›f› içinde yürüttü¤ümüz örgütleme çal›flmas› aç›s›ndan da rehber al›nmal›d›r. Çal›flmalar›m›z›n ana halkas›n›n ne olmas› gerekti¤i sorusuna yan›t olan bu de¤erlendirme bugün anlam›n› “kitle çal›flmas›nda yo¤unlafl parti inflas›nda derinlefl” fliar›nda ifade ederken bu fliar› iflçi s›n›f���n›n içinde bulundu¤u somut durumla bütünlefltirerek ele almak durumunday›z. Emperyalizm ve faflizmin sald›r›lar› hergün ivmelenerek devam ediyor. Böylesi keskin süreçlerde yürüttü¤ümüz kitle çal›flmas›n›n önemini yine 15-16 Haziran direnifline bakarak görebiliriz. Kitlelerin kendili¤inden patlayan öfke ve tepkisi örgütlenmedi¤i sürece sönmeye mahkumdur. Anl›k patlamalar›n bir ifadesi olan bu hareketliliklerin kal›c› sonuçlar almas› da zordur. Bu anlamda sendikal anlay›fl›m›z›n kendisini yönelime uygun bir tarzda büyüterek ele almas› ve bunu iflçi s›n›f› içerisine nüfuz ettirmesi olmazsa olmazd›r. Emekçi halka ve iflçi s›n›f›na yönelik kapsaml› sald›r›lar›n yo¤unlaflt›¤› bu dönemde kitlelere ve kendi gücümüze güvenerek süreci bilinçli müdahalelerimizle, ad›m ad›m örerek yürütmek ve ilerletmek omuzlar›m›zda duran önemli ve ertelenemez bir görevdir. Bu görevi yerine getirecek olan ise bizleriz.


6-19 Haziran 2003

10

6

Hükümet köyleri sat›l›¤a ç›kard› Devletin üreticilere yönelik sald›r›lar›na her gün bir yenisi daha ekleniyor. Geçen y›l ç›kart›lan bir çok y›k›m yasas›n›n bedelini de bu y›l yaflayan üreticiler art›k üretemez duruma düflürülmek isteniyor. Son günlerde özellikle TEKEL’in özellefltirme kapsam›na al›nmas› ile bir yandan çal›flanlar kara kara düflünürken bir yandan da üreticiler flaflk›nl›k içinde. Yüzlerce tütün üreticisi ailenin tek geçim kayna¤› olan ve Türkiye ekonomisinin de bel kemi¤i olan tütün üretimi özellefltirmeler ve ç›kart›lan yeni yasalarla bitiriliyor. Henüz bu sald›r›lar›n üstünden çok geçmeden yeni yeni yasalarla yeni sald›r›lar›n hesaplar›n› yapan devletin son hedefi de köyleri sat›l›¤a ç›karmak oldu. Önceden Türk filmlerine konu olan ve köy a¤alar›n›n üzerinde yaflayan insanlarla birlikte köylerini satmas› olaylar› art›k ç›kart›lan yasalar ile devlet taraf›ndan gerçeklefltirilecek. AKP hükümetinin kaynak yaratmak için yapt›¤›n› iddia etti¤i ancak as›l olarak S‹T alanlar›n›n ya¤mas›na yol açacak olan ve de yabanc› sermayenin istedi¤i köyü an›nda sat›n almas›n› sa¤layacak yasa ile yeni bir sald›r› dalgas›n›n daha ad›mlar› at›l›yor. Yasa ile yabanc› kiflilere 30 hektara kadar mülkiyet hakk› getirilirken ayn› zamanda köyleri sat›n almalar›n›n da önü aç›l›yor. Tasar› ayn› zamanda otlak ve yaylalara da s›n›rlama

Henüz bu sald›r›lar›n üstünden çok geçmeden yeni yeni yasalarla yeni sald›r›lar›n hesaplar›n› yapan devletin son hedefi de köyleri sat›l›¤a ç›karmak oldu

getiriyor. Tam anlam› ile bir talan yasas› da diyebilece¤imiz yasan›n getirecekleri sadece bunlarla da s›n›rl› de¤il. Daha önceden yürürlükte olan Köy Yasas›’n›n yabanc› kiflilerin köylerde arazi ve emlak almalar›n› yasaklayan maddesinin kald›r›lmas› bir yandan köylerin talan›n› olanakl› k›larken bir yandan da ileriki süreçler için tar›m› imkans›z hale getiri-

Tar›m yanl›fl politika kurban› Türkiye’de uygulanan yanl›fl tar›m politikalar› ve yanl›fl sat›fl fiyatlar›n›n bu¤day üretimini 23 milyon tondan 18 milyon tona düflürdü¤ünü belirten Ziraat Mühendisleri Odas› (ZMO) Adana fiube Baflkan› Ayhan Barut, k›rm›z› yar› sert Adana bu¤day›n›n kilosunun üretici kâr› ile beraber 400 bin liradan sat›lmas› gerekti¤ini söyledi. Ziraat Mühendisleri Odas› Toplant› Salonu’nda bas›n aç›klamas› yapan Ayhan Barut, Türkiye’de uygulanan yanl›fl tar›m politikalar› ile yanl›fl sat›fl fiyatlar›n›n bu¤day üretimini 23 milyon tondan 18 milyon tona düflürdü¤üne dikkat çekti. Bu y›ldan itibaren Türkiye’nin bu¤dayda ithalatç› konumuna geçece¤ini kaydeden Barut, “Savafl güvencesi ve stoku aldatmacas› ad› alt›nda 250 bin ton bu¤day ithal edilmifltir” dedi. 2003 y›l›nda 300 bin hektar civar›nda bu¤day ekim alan›n›n oldu¤unu ve bu y›lki rekoltenin 1.5 mil-

yon ton olaca¤›n› tahmin ettiklerini kaydeden Barut, “Fakat May›s ay›n›n ilk haftas›ndaki afl›r› s›cak ve poyraz gibi olumsuz hava koflullar›ndan dolay› bu y›l rekoltede belirgin bir düflüfl olaca¤› görülmektedir” diye konufltu. Geçen y›llarda bu¤dayda izlenen yanl›fl fiyat politikalar›n›n tekrar edilmemesi için bu y›l bu¤day ürününün fiyat›n›n en iyi flekilde ayarlanmas› gerekti¤ini kaydeden Barut, flunlar› kaydetti: “E¤er devlet, bu¤day› bizim istedi¤imiz fiyatlar›n d›fl›nda, Toprak Mahsulleri Ofisi’ne fiyat açt›racaksa bu fiyat› aç›klamamal› ve ofis sat›fl fiyat›n› yüksek tutup serbest piyasan›n çal›flmas› için gereken mekanizmay› oluflturmal›d›r.” Barut, 1 kilogram k›rm›z› yar› sert Adana bu¤day›n›n maliyetinin 320 bin lira ve üretici kâr› ile beraber 400 bin liradan sat›lmas› gerekti¤ini de ekledi. (Mersin)

yor. Köy kanununun daha önce yürürlükte olan 87. maddesi de¤ifltirilerek yabanc› kiflilerin, cemiyet ve flirketlerin 30 hektara kadar köy alan› sat›n alabilmesinin önü de aç›l›yor. Bu durumda köyde üretimin yap›l›p yap›lmayaca¤› noktas›nda da tek söz sahibi köyü sat›n alan flirket veya kifli oluyor. Yani üretim yaparak geçimini sa¤layan binlerce insan›n gelece¤i de ayn›

kiflilerin veya flirketlerin insaf›na b›rak›l›yor. Önüne gelen her kurumu özellefltirerek emperyalist efendilerine hediye eden AKP hükümeti, bu kez bu sat›fl ifllemini daha aç›ktan yapacak kadar yüzsüzleflmifl durumda. Aç›ktan a盤a içinde insanlar›n yaflad›¤› ve üretim yaparak geçimini sa¤lad›¤› topraklar yabanc›lara sat›lacak ve binlerce insan›n hayat› ile oynanacakt›r. Bu da farkl› söylemlerle hükümeti kuran AKP’nin di¤erlerinden tek fark›n›n daha yüzsüz ve uflak oldu¤unun gerçe¤idir. Asl›nda sat›fla ç›kart›lan bu alanlarda sadece tar›m de¤il bunun d›fl›nda birçok bitki örtüsü ve tarihi eser de peflkefl çekiliyor. Daha önceki yasalar gere¤i bu gibi koruma alt›na al›nan yerlerde a¤›l yap›m›na bile izin verilmezken flimdi ise bu yasa ile söz konusu alanlarda inflaat yap›m›na da izin veriliyor. Bu da bir yandan tar›m›n bir yandan tarihi eserlerin bir yandan da do¤al bitki örtüsünün yok olmas› anlam›na geliyor. Hem üretim anlam›nda hem de bitki örtüsü ve tarihi eserler anlam›nda hazine olarak nitelendirilen bir çok alan bu yasa ile sat›l›¤a ç›kar›lm›fl durumda. Tüm bunlar› “kaynak yaratma” ad›na yapan AKP hükümetinin ise buradan elde edece¤i kayna¤› -kayma¤›- kimin ekme¤ine sürece¤i ise aç›k. (H. Merkezi)

BALIKÇILARIN SORUNLARI TARTIfiILDI TMMOB Ziraat Mühendisleri Odas› (ZMO) Samsun fiubesi “Karadeniz’de su ürünleri avc›l›¤› sorunlar› ve çözüm önerileri” adl› bir panel gerçeklefltirdi. 29 May›s 2003 tarihinde DS‹ Konferans Salonu’nda gerçekleflen panelde konuflan ZMO Samsun fiube Baflkan› Ünal Ifl›ker “Ülkemizin dört bir yan› denizlerle çevrili olmas›na ra¤men bal›kç›l›¤›n avlanma ve üretim potansiyeli s›n›rl›d›r. Özellikle Karadeniz’de bal›kç›lar›n sorunlar›n› aktarabilece¤i, çözüm bulabilece¤i yeterince kurum yoktur. Bal›kç›l›¤›n ilimizdeki sorunlar›n› bu panelle kamuoyuna duyurmak ve çözüm üretilmesini istemek bizlerin de en do¤al hakk›d›r” dedi. (Samsun)

ÜRET‹C‹LER HÜKÜMETTEN HESAP SORDU Bu y›lki taban fiyat›n maliyetin dahi alt›nda verilmesi geçim s›k›nt›s› çeken binlerce üreticiyi patlama noktas›na getirdi. 24 May›s tarihinde bafllayan ve 3 gün süren Türkiye Ziraat Odalar› Birli¤i (TZOB) 23. Ola¤an Genel Kurul toplant›s›nda üreticiler tepkilerini dile getirdi. Genel Kurul’un ilk gününe DYP Genel Baflkan› Mehmet A¤ar, Türk-‹fl Baflkan› Salih K›l›ç, Türkiye Ziraatç›lar Derne¤i Üyeleri, eski Tar›m Bakan› Hüsnü Yusuf Gökalp, AKP Genel Baflkan› Yard›mc›s› Necati Çetinkaya ve Tar›m ve Köyiflleri Bakan› Sami Güçlü kat›ld›. TZOB Baflkan› R›fat Akyüz’ün konuflmas› ile bafllayan kurulda, Akyüz’ün hükümetin ulusal tar›m politikas› uygulama-

d›¤› yönlü sözleri yo¤un alk›fl ald›. Üreticiler kendilerinden önce, Bakan›n kürsüye ça¤r›lmas› üzerine “Önce bizi konuflturun, bizi dinlemeden gidecekler” diyerek tepkilerini gösterdiler. Sami Güçlü; Türkiye’nin flu anda içinde bulundu¤u konuma gelmesinde üreticiden, yöneticiye kadar herkesin sorumlulu¤u oldu¤unu söyleyerek IMF ve DB’yi doktora benzetti. Bu sözlere tepki gösteren üreticiler ise “Kurtuluflu anlat, teslimiyeti de¤il” sözleriyle karfl›l›k verdiler. ÜRET‹C‹LER DERT KÜPÜ Bal›kesir Ziraat Odas› Baflka-

n› Sami Özalp, üreticinin 7 milyon ton gübre kulland›¤› günleri mumla arad›¤›n› söyleyerek üreticilerin art›k gübre alamad›klar›n› dile getirdi. Bursa Ziraat Odas› Baflkan› Nuri Karac› da hükümetin dekara 8 litre mazot harcand›¤›n› aç›klad›¤›n› ancak domates için dekar bafl›na 54 litre, pancar için 41,5 litre mazot harcand›¤›n› söyleyerek dünyan›n en yüksek mazot paras› ödeyen ve en az destek alan üreticisinin Türkiye’de oldu¤unu belirtti. Van delegesi Nihat Çelik ise; 5 kilo bu¤day paras› ile ancak kahvede bir bardak çay içilebildi¤ini dile getirdi. (Ankara)


10

7

6-19 Haziran 2003

“Köylü Üretimden Kopuyor” Alternatif ürün projesi tütün, pancar, f›nd›k gibi ürünlerin ekilmesini yasaklayan devletin üreticilerin tepkisini azaltmak için gelifltirdi¤i bir yöntemdir

Tek G›da-‹fl Sendikas› Do¤u ve Güneydo¤u Bölge Baflkan› Macit Amaç, “do¤rudan destek” ödemelerinin ve alternatif ürün ekiminin teflvik edilmesinin, üreticiyi üretimden kopard›¤›n› söyleyerek bu konuda bir aç›klama yapt›. Amaç, alternatif ürünün toplumdaki tepkiyi azaltmak için gelifltirildi¤ini belirtti ve alternatif ürüne destekleme

ödemelerine baflland›¤› yönündeki haberleri yalanlad›. “Tar›msal Reform Uygulama Projesi” çerçevesinde, üretimin fazla oldu¤u alanlar›n daralt›lmas› amac›yla alternatif ürün ekimini desteklemenin y›llard›r konufluldu¤unu belirten Amaç, bu konuda bilimsel bir çal›flma yap›lmad›¤›n› söyledi. Do¤rudan Gelir Deste¤i’nin do¤-

rudan üretime yans›mad›¤›n› belirten Amaç, “daha önce Dünya Bankas›’n›n deste¤i ile ‘do¤rudan destek’ ad›yla yap›lan ödemeler, üreticiyi üretimden kopard›. Özellikle çok parçal› toprak sahipleri bu parçalar› yak›nlar›na, tan›d›klar›na icar edip paralar› ald›lar” dedi. Alternatif ürünleri destekleme ödemelerine baflland›¤› yönündeki haberleri de yalanlayan Amaç, bu tür haberlerin “vatandafl›n gözünü boyamaya yönelik” oldu¤unu söyledi. “Tütün, pancar, f›nd›k gibi ürünlerin ekilmesine yasak getirilmesinden sonra, kamuoyunun tepkisini azaltmak için alternatif ürün projesi gelifltirildi¤ini” vurgulayan Amaç, tütün ekilen alanlarda bir baflka ürün yetifltirmenin “imkans›zl›¤›na” de¤indi. Üreticilerin, ihtiyaçlar›n› karfl›layacak ve pazarlayacak güçlerinin olmad›¤›n› belirten Amaç, flöyle konufltu; ”Özellefltirmeyi yapacaklar, TEKEL’i satacaklar, tütünü yasaklayacaklar. Bu yüzden vatandafl›n gözünü bo-

yamaya ve kamuoyu deste¤i bulmaya çal›fl›yorlar. Tütün, pancar, f›nd›k gibi ürünlerin ekilmesine yasak getirilmesinden sonra toplumdaki tepkiyi azaltmak için alternatif ürün gelifltirildi. Üstelik tütünün alternatif ürünü yok. Tütün k›rsal alanlarda ayr›k otunun bile yetiflmedi¤i k›raç topraklarda yetiflen bir ürün. Virginia tipi tütünler sulak alanlarda yetifliyor. Bu tütünlerin belki alternatifi var ama Türkiye’de üretilen fiark tipi tütünün alternatif ürünü yok.” Daha önceki y›llarda örne¤in 12 Eylül döneminde tütün yerine soya fasulyesi ekiminin teflvik edildi¤ini sözlerine ekleyen Amaç, üreticiler ektikleri soya fasulyesini satamad›lar, ellerinde kald›. Dolay›s›yla bir daha ekimden vazgeçtiler. Burada, soya fasulyesi alacak iflleyecek sanayi yok. Sanayisi oluflturulmad›¤› için o ürünü buradan al›p Kocaeli’ne, Adana’ya götürmeye kalkt›n m› nakliyeden dolay› maliyeti iki üç kat art›yor. Dolay›s›yla bunlar rantabl ak›lc› ürünler de¤il” dedi. (H. Merkezi)

Üreticilerden bakana tep ki Bu y›lki bu¤day taban fiyat›n›n aç›klanmas›n›n ard›ndan tepkilerini gösteren üreticiler bu fiyatlar›n köylüyü bat›raca¤›n›, üretimi bitirece¤ini söyledi Bu¤day fiyatlar›n›n aç›klanmas›n›n ard›ndan Tar›m ve Orman Bakan› Sami Güçlü; Seyhan, Ceyhan ve Yüre¤ir Ziraat Odas› Baflkanlar› ile Tah›l Üreticileri taraf›ndan protesto edildi. Çukurova Tar›m Araflt›rmalar Enstitisü Müdürlü¤ü’nde Tar›m Bakan› Sami Güçlü’nün Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO) 2003 y›l› tah›l al›fl fiyatlar›n› aç›klad›¤› bas›n toplant›s›na Adana Valisi Kemal Ünal, AKP Adana Milletvekilleri Vahit Kiriflçi ile Abdullah Çal›flkan kat›ld›. Güçlü, yapt›¤› konuflmada, Türkiye’de tar›msal aç›dan mevsim flartlar›n›n iyi geçti¤ini ve ülkede 2003 tar›m rekoltesinin 30 milyon ton olaca¤›n› belirtti. Piyasaya bu y›l 18 milyon ton hububat arz edilece¤ini söyleyen Güçlü, Toprak Mahsulleri Ofisi’nin hububat piyasas›n› düzenlemesi gerekti¤ini de sözlerine ekledi. “ANADOLU BEYAZ SERT EKMEKL‹K BU⁄DAY 325 B‹N L‹RA” “Toprak Mahsulleri Ofisi’nin kaynak s›k›nt›s› yoktur. Anadolu Beyaz

sert ekmeklik bu¤day 325 bin lira, k›rm›z› yar› sert bu¤day 325 bin lira, beyaz sar› sert bu¤day 310 bin lira ve di¤er k›rm›z› sert bu¤daylar 275 lira, beyaz arpa 215 bin lira, siyah çak›r 200 bin lira, çavdar 225 bin lira, yulaf 250 bin lira ve m›s›r 210 bin lira olacak. Bunlar Toprak Mahsulleri Ofisi’nin al›fl fiyat› olacakt›r” diyen Sami Güçlü, ürün bedellerinin yüzde 50’sinin peflin, geri kalan k›sm›n›n ise bir ay içerisinde ödenece¤ini söyledi. Bunun üzerine üreticiler Bakana tepki gösterince salonda gergin anlar yafland›. Güçlü’nün aç›klad›¤› tah›l al›fl fiyatlar›n› yetersiz bulan Ceyhan Ziraat Odas› Baflkan› Yavuz Tezkanl›, konuflmaya müdahale ederek bu¤day al›m fiyat›n›n az oldu¤unu ve dinlenecek hiçbir fleyin kalmad›¤›n› belirtti. Bunun üzerine Bakan Güçlü müdahaleye sert tepki göstererek ‘D›flar› ç›k’ diye yan›t verince Bakan Güçlü’nün sözlerine tepki gösteren Adana Çiftçiler Birli¤i Baflkan› Cumali Do¤ru, Seyhan Ziraat Odas› Baflkan› Süleyman Girmen, Yüre¤ir Ziraat Odas› Baflkan› fiahin Tak›n, Ceyhan Ziraat Odas› Baflkan› Yavuz

Tezkanl› ile bir grup tah›l üreticisi bakan› protesto ederek salondan ç›kt›lar. Daha sonra Çukurova Tar›m Araflt›rmalar Enstitisü Müdürlü¤ü önünde aç›klama yapan Adana Çiftçiler Birli¤i Baflkan› Cumali Do¤ru, aç›klanan fiyatlar ile köylünün ‘bataca¤›n›’ söyleyerek, “Bu fiyatlar› protesto ediyoruz. Devlet piyasaya girmesin. Kazakistan ve Ukrayna’dan ithal edilen bu¤day›n fiat› 380 bin lira, biz de bu fiyat› istiyoruz” dedi. Yüre¤ir Ziraat Odas› Baflkan› Ya-

vuz Tezkanl› ise, AKP’nin seçim bildirgesinde köylüye sahip ç›kaca¤›n›n yer ald›¤›na dikkat çekerek, “Fakat bu fiyatlar göstermifltir ki AKP çiftçiye sahip ç›km›yor. Biz adalet istiyoruz. Çiftçi bu¤day›n› yerinden özel sektöre peflin olarak 350 bin liradan veriyor. ‹ki gündür ya¤an ya¤mur bu¤day›n yüzde 30’unun tarlada kalmas›na neden olmufltur. Bu fiyatlar›n aç›klanmas› da çiftçiye ikinci bir darbe olmufltur” dedi. (H. Merkezi)

TARIM ‹fiÇ‹LER‹N‹N SA⁄LI⁄I TEHL‹KEDE Çukurova Üniversitesi T›p Fakültesi taraf›ndan gerçeklefltirilen “Mevsimlik tar›m iflçilerinin sa¤l›k durumlar›” araflt›rmas›nda Çukurova bölgesine her y›l 100-150 bin mevsimlik tar›m iflçisinin geldi¤ini ve bu iflçilerin sa¤l›ks›z koflullarda çal›flt›¤› belirtildi. Araflt›rmaya göre bölgeye gelen 342 tar›m iflçisinde solunum yolu enfeksiyonu, 152’sinde ise hipertansiyon sorunu oldu¤u aç›kland›. ‹shal ve iliflkili ba¤›rsak hastal›klar›n›n, 115 kifli deri hastal›klar›n›n, 88 idrar yolu enfeksiyon hastal›klar›n›n da 68 kiflide görüldü¤ü belirtildi. Ayr›ca bölgede geçen y›l görülen 31 s›tma vakas›n›n 25’inin tar›m iflçileri ve çocuklarda tespit edildi¤i ö¤renildi. (Mersin)


6-19 Haziran 2003

10

8

GÖZBEBEKLER‹NDEK‹ UMUTLA TOPRA⁄A DÜfiENLERE

SEL AM OLSUN! Tokat’›n Almus ilçesinde ç›kan çat›flmada flehit düflen Emel K›l›ç adl› gerillan›n ard›ndan Giresun’un Alucra ilçesinde ç›kan çat›flmada da Murat Ar›cak ve Cem Karaca isimli gerillalar flehit düfltüler.

Murat Ar›cak Umut yüklü yüreklerle yürüyenler att›klar› her ad›mda, topra¤a düflenlerle büyütüyor umudu. ‘72 Nisan’›nda Türkiye halk›n›n umudu Proletarya Partisi’nin Kurucusu Komünist Önder ‹brahim Kaypakkaya’y› and›¤›m›z bu ayda üç halk savaflç›s›n› u¤urlad›k ölümsüzler kervan›na. Önce Emel K›l›ç ald› kendinden öncekilerden bayra¤›. Ard›ndan Murat Ar›cak ve Cem Karaca onurla dalgaland›rd›lar. TKP/ML MK SB imzas›yla posta kanal› ile gazetemize ulaflan “ön aç›klama”da; “Faflist Türk Ordusu’na mensup askerlerle, gerilla birliklerimiz aras›nda meydana gelen çat›flmalar neticesinde Tokat-Almus’da Emel K›l›ç, Giresun-Alucra’da Cem Karaca ve Murat Ar›cak yoldafllar›m›z› sonsuzlu¤a u¤urlam›fl bulunuyoruz” denilerek, flehit düflen gerillalara iliflkin bilgi veriliyor ve genifl aç›klamaya daha sonra yer verilece¤inin bilgilendirilmesi yap›larak aç›klama flu cümlelerle sona erdiriliyor: “Özgür bir dünyay› yaratma ad›na silah kufland›¤›m›z da¤larda, halk savafl›n›n ateflini körüklemek için bayrak açt›¤›m›z k›rlarda, partimizin kuruldu¤u andan itibaren gelifltirdi¤imiz silahl› mücadelenin sanca¤›n› elden ele geçirerek ölümsüzleflen ve flehitler kervan›na kat›lan yoldafllar›m›z›n umutlar› ve özlemlerinin tafl›y›c›s› olaca¤›z. Umutsuzlu¤a, y›lg›nl›¤a, kaçk›nl›¤a ve teslimiyete, bedenleri ve namlular›yla birer yan›t olarak topra¤a düflen flehitlerimiz; mücadelemizin en keskin zirvelerinde, öfkemizin

en güçlü patlamalar›nda ve partimizin bütün faaliyetlerinde en büyük ilham ve cesaret kayna¤›m›z olacakt›r. Onlar›n u¤runa can verdikleri demokratik halk devrimi mücadelesinin mutlaka zaferle taçland›r›laca¤›na, kanlar›n›n yerde b›rak›lmayaca¤›na, de¤erli hat›ralar› önünde and içiyoruz.” Giresun’da 21 May›s tarihli gazetelerde ç›kan haberlerde önce Giresun’un Alucra ilçesinde ç›kan çat›flmada 4 gerillan›n flehit düfltü¤ü haberi yay›nlanm›flt›. Ertesi gün yani 22 May›s tarihli gazetelerde ise bu say› 3 olarak yay›nland›. Giresun yerel gazetesi olan Giresun Ifl›k gazetesinin 23 May›s tarihli yay›n›nda Giresun Valisi Mustafa Kara’n›n çat›flmaya iliflkin yapt›¤› aç›klamaya yer verilerek ölüm haberlerinin do¤ru olmad›¤› yönlü aç›klamalar yap›ld›. Valinin yapt›¤› bu aç›klaman›n yay›nland›¤› akflam yani 23 May›s’ta Murat Ar›cak ve Cem Karaca’n›n aileleri aranarak cenazeleri almalar› için Giresun’a gelmeleri söylendi. Giresun’un Alucra ilçesi k›rsal›nda ç›kan çat›flmada flehit düflen halk savaflç›s› Murat Ar›cak (Duran), 1971 Malatya do¤umlu. ‹lk, orta ve liseyi Malatya’da okuyan Ar›cak ‹stanbul Teknik Üniversitesi Maden Mühendisli¤i bölümü mezunu. Devrimci düflüncelerle tan›flmadan önce üniversitede k›sa bir süre Büyük Birlik Partisi çevresine kat›lan Murat Ar›cak daha sonra devrimci düflüncelerle tan›flt›. Gençli¤in akademik ve demokratik mücadelesi içinde yer alan Murat Ar›cak içinde bulun-

FEDA EYLEMC‹S‹ SONSUZLU⁄A U⁄URLANDI 20 May›s 2003 tarihinde Ankara K›z›lay’da feda eylemi haz›rl›¤› içerisindeyken bomban›n kazara patlamas› sonucu flehit düflen fiengül Akkurt, 22 May›s 2003 tarihinde yoldafllar› ve dostlar› taraf›ndan Malatya fiehir Mezarl›¤›’nda sonsuzlu¤a u¤urland›. 22 May›s günü Malatya il giriflinde alk›fl ve sloganlarla karfl›lanan cenaze Cemal Gürsel’ deki evine getirildi. Cenaze k›rm›z› karanfillerle süslenirken önde “Kahramanlar Ölmez Halk Yenilmez” pankart› ve fiengül’ün resmiyle otobüslere kadar sloganlarla yüründü. Mezarl›¤a gelinirken jandarma kimlik kayd› ve üst aramas›ndan sonra kitlenin mezarl›¤a girmesine izin verdi. Yap›lan dini törenden sonra mezar bafl›na gelinirken kitle s›k s›k “fiengül yoldafl ölümsüzdür”, “Hesaplaflma günü korkunç olacak” vb. sloganlar› att›. fiengül Akkurt “Bize ölüm yok” marfl›n›n ard›ndan sonsuzlu¤a u¤urland›. Olay›n ard›ndan DHKP/C taraf›ndan yap›lan aç›klamada patlaman›n Akkurt, hedefine ulaflmadan önce meydana geldi¤i belirtilerek, sald›r›n›n Amerika ve iflbirlikçilerinin imha sald›r›lar›na, tecrit zulmüne karfl› yap›ld›¤› belirtildi. (Malatya)

du¤u kabu¤u k›rarak halk›n hakl› mücadelesinden yana saf tuttu. Üniversiteden mezun olduktan sonra Partizan, Özgür Gelecek ve Yeni Demokrat Gençlik adl› yay›nlar›n yaz›iflleri müdürlü¤ünü yapt›. Ç›kar›lan yay›nlardan dolay› hakk›nda aç›lan davalardan kaynakl› Eylül 1995’de tutuklanarak Bayrampafla Hapishanesi’ne konuldu. ‹ki ayl›k tutukluluk sürecinden sonra tahliye olan Ar›cak mücadelesine kald›¤› yerden devam etti. Giresun’da flehit düflen Murat Ar›cak’›n cenazesi ailesi taraf›ndan al›narak ‹stanbul’a getirildi. Polis ve jandarman›n yol boyunca yapt›¤› takip ‹stanbul’da da devam etti ve evinin önü adeta ablukaya al›nd›. Ailenin cenazeyi bekletme istemine ra¤men bask› yap›larak hemen gömülmesi istendi. Mezar› polisler taraf›ndan önceden belirlenerek kaz›lm›fl ve ailenin yapmak istedi¤i hiçbir fleye izin verilmedi. Polis ablukas› alt›nda Cebeci mezarl›¤›na götürülen Murat Ar›cak’›n cesedine ailesinin anlat›mlar›na göre iflkence yap›lm›flt›r. Yüz ve boyun k›sm›nda morluklar ve kafas›nda darp izlerinin yan›s›ra el ve ayak bileklerinde simetrik kurflun delikleri ve kalças›ndaki kurflun izleri ailesi taraf›ndan tespit edilmifltir. Ayr›ca Murat Ar›cak’›n ailesi-

nin otopsi raporunu istemesine ra¤men rapor kendilerine verilmemifltir. Yine ayn› çat›flmada flehit düflen Cem Karaca Tunceli’nin Çemiflgezek ilçesine ba¤l› Paflac›k köyünde 1978 y›l›nda do¤du. Elaz›¤’a 1983 y›l›nda zorunlu göçle gelen Cem Karaca ilk-orta ve liseyi Elaz›¤’da okudu. ‹zmir Ege Üniversitesi Çal›flma Ekonomisi bölümünden mezun oldu. Cenazesini almak için Giresun’a giden ailesi jandarma ve polis taraf›ndan önce sorguland›. Murat Ar›cak’ta oldu¤u gibi Cem Karaca’n›n da vücudunda iflkence izleri tespit edildi. ‹ki eli k›r›lm›fl olan Cem Karaca’n›n ayr›ca kafas›n›n arka taraf›nda ezikler oldu¤u görülmüfltür. Cem Karaca’n›n da otopsisini yapt›rmayan devlet, gerillalar›n ölüm nedenlerini gizleme çabas›ndad›r. Karaca’n›n cenazesi Elaz›¤’a ba¤l› Fevzi Çakmak Mahallesi’nde bulunan evi önünde bir süre bekletildikten sonra yaklafl›k 300 kiflinin kat›l›m› ile Gülmez Mezarl›¤›na götürüldü. Kürtçe a¤›tlarla topra¤a verilen Cem Karaca’n›n cenazesine kat›lanlar›n jandarma taraf›ndan kimlik ve adres tespitleri yap›ld›. Mezarl›¤›n yo¤un abluka alt›nda tutuldu¤u yerel kaynaklardan ald›¤›m›z haberler aras›nda. (H. Merkezi)

MKP- HKO GER‹LLASI fiEH‹T DÜfiTÜ Devletin gerillaya yönelik bafllatt›¤› kapsaml› sald›r› sürecinde 24 May›s 2003 tarihinde MKP- HKO gerillalar›yla faflist TC ordusu güçleri aras›nda ç›kan çat›flmada Aycan Tato isimli gerilla flehit düfltü. Aycan Tato’nun cenazesi devletin bask›s›na ra¤men halk›n kat›l›m›yla 25 May›s sabah› Dersim’de topra¤a verildi. MKP Yurt D›fl› Bürosu taraf›ndan yap›lan aç›klamada “1998 ilkbahar›nda yerel bir kad›n komitesinde örgütlendi. Ayn› y›l Temmuz ay›nda, örgütlü bir savaflç› sempatizan olarak Partimiz Maoist Komünist Partisi’ne ba¤l› Halk Kurtulufl Ordusu saflar›nda mücadeleye kat›ld›. Dersim bölge Komitesi taraf›ndan 2003 Nisan’›nda partiye aday üye olarak al›nd›. Daha sonra Do¤u Dersim Alt Bölge Komitesi tara›ndan M›nt›ka Komutanl›¤›’na atand›. Son olarak örgütlendi¤i M›nt›ka Komitesi’nde, çal›flma alan›nda kad›n hareketini örgütlemekle sorumlu k›l›nm›flt›” ifadelerine yer veriliyor. ‹ki çocuk annesi Aycan Tato sistemin dayatt›¤› tüm kölece al›flkanl›klar› ve boyunduru¤u k›rarak halk›n hakl› davas›nda bir soluk olmufltur. (H. Merkezi)


10

9

6-19 Haziran 2003

“Çocuklar›m›z ölümü hak etmemifllerdi” “Murat bizim herfleyimizdi. Onun yüre¤i ve gözleri p›r›l p›r›ld›. Herkese güler yüzle bakard›, ben onun as›k suratla gezdi¤ini hiç görmedim. A¤lad›¤›n› da hiç görmedim. A¤lasa bile biz üzülmeyelim diye bize hiç belli etmezdi.” y›p “yok” demifller. Bir hat›ras›n› istiyoruz. Ter kokan bir gömle¤ini istiyoruz. Onlar ne anneye ne de babaya sayg› göstermeyerek çocuklar›n›n ölüsünü onlara ç›r›lç›plak teslim ettiler. Murat’› bir gün herkes tan›yacak, onun düflüncelerini herkes ö¤renecek. Çünkü O kötü hiç bir fley yapmam›flt›.

21 May›s’ta Giresun’un Alucra k›rsal›nda ç›kan çat›flmada flehit düflen Murat Ar›cak’›n teyzesinden Murat’› dinledik. Bize Murat’› anlat›r m›s›n›z? Murat benim elime do¤mufltu. Babas› d›flarda bekliyordu. Müjdeyi ben verdim ona. ‘71 y›l›nda do¤du. Babas› “büyük o¤lumun ad› babam›n ad› bunun da ad› Murat olsun” dedi. Murat bizim herfleyimizdi. Onun yüre¤i ve gözleri p›r›l p›r›ld›. Herkese güler yüzle bakard›, ben onun as›k suratla gezdi¤ini hiç görmedim. A¤lad›¤›n› da hiç görmedim. A¤lasa bile biz üzülmeyelim diye bize hiç belli etmezdi. Üniversiteyi kendi eme¤i ve çabas›yla kazanm›flt›. Annesi terzi oldu¤u için çal›fl›rd›. Babas› rahats›zland›¤› için O üniversitedeyken uzun bir süre yan›na gelememiflti. Ama O buna ra¤men kendi kendini e¤itmesini bilen bir çocuktu. Birbirimize çok düflkündük. O benim ye¤enim de¤il yavrumdu. Murat’›n cenazesi için geldi¤imde annesi “o¤lun öldü abla” dedi. Zorluklarla Üniversiteyi bitirdi. Murat’› anlatmaya sözcükler yetmez. Abisi saz çald›¤›nda onunla Malatya’da eskiden söylenen “fakirlik” türküsünü söylerdik, çok severdi bu türküyü. Yavrumun birden bire gidifli içimize büyük bir ac› koymufltu. Ama o kötü bir fley yapmam›flt›. O adam öldürmemiflti, kimsenin namusuna yan gözle bakmam›flt›, h›rs›zl›k yapmam›flt›, yalan söylememiflti. Onun tek suçu düflünceleriyse o da suç de¤il. Çocuklar›m›z ölümü hak etmemifllerdi, onlar daha genceciklerdi. Ben Murat’›n kötü bir ifl yapt›¤›na inanm›yorum. Tertemiz bir kalbi vard› çünkü. Asl›nda ölümü hak eden o kadar çok insan var ki. Ama onlar y›ld›zlar gibi parlat›l›yorlar. Çünkü zengin onlar, paralar› var. Kardeflim onu dikifl dikerek al›nteriyle kazand›¤› parayla büyüttü.

Bize cenazeyi anlat›r m›s›n›z? ‹flkence yap›ld›¤›na dair izler oldu¤unu söylemifltiniz. Murat feci flekilde öldürülmüfltü. Bana en çok koyan bileklerinden, ayaklar›ndan vurulmas› ve kalças›ndan taranm›fl olmas›. Vücudunda öldürücü bir kurflun yaras› yoktu. Kafas›nda ve yüzünde darbe izleri vard›. Bunlar kurflun yaralar› ya da izleri de¤ildi, daha sonras›nda darbelerle yap›lan izlerdi. Murat’›n ölümüne dair binlerce soru var kafam›zda. El ve ayak bileklerinde kurflun yaralar› vard›. Yani yere yat›r›l›p arkadan vurulmufltu. Tecavüzcüler, h›rs›zlar dolafl›yor. Kimse onlardan hesap sormuyor. “Teyze benim ad›m fakir Murat” derdi. O fakir de¤ildi, onun yüre¤i ve kalbi zengindi. O bizim kral›m›zd›. Kalbimizde her zaman da bir kral olarak yaflayacak. Onlar en sevdiklerimizi bizim elimize tan›nmayacak flekilde verdiler. Elleri k›r›ls›n O’nu öyle yapanlar›n. Murat’›n cenazesini almaya giderken ve buraya getirdikten sonra nelerle karfl›laflt›n›z? Babas› ve day›s› gitti Murat’›n cenazesini almaya. Gittiklerinde sanki bir insan› de¤il de bir hayvan al›yorlarm›fl gibi davran›yorlar. En ufak bir sayg› olmad›¤› gibi sürekli terslemifller. Bunlar anarflistler diye korkular›ndan ne yapacaklar›n› bilememifller. Çok a¤›r ve kötü muamele yapm›fllar babas›na ve day›s›na. Day›s› çok üzülmüfltü bu yaflad›klar›ndan. “Bize bir emanet b›rakm›flt› onu ald›k geldik” dedi. Emaneti Murat’›n bedeniydi. Ve flunu sormak istiyorum; benim ye¤enim ç›plaklar kamp›nda m› bulunup öldürülmüfltü. Ç›plak m› savaflm›flt›? Bir tara¤›, aya¤›nda bir çorab› da m› yoktu, gözündeki gözlükler neredeydi. O gözlüklerini hiç ç›karmazd›. Ç›r›lç›plak ve çamurlar içinde teslim edilmifl yavrum. Babas› sormufl “tara¤› da m› yoktu” diye. Kafalar›n› salla-

Cenazesini polis mi gömdü? Biz cenazeyi bekletmek istedik. Çünkü Almanya’dan ve Malatya’dan teyzesi ve day›s› gelecekti. Ancak bekletmemize izin vermediler. Bir an önce gömülmesi için bize bask› yapt›lar. Asker ve polis kontrolünde götürdüler, hem camiye hem de mezarl›¤a. Bizi hiç yaklaflt›rmad›lar etraf›na. Bize “Örgüt gelip cenazenizi kaç›r›r” dediler. Anlam›fl de¤ilim kaç›r›p ne yapacakt› ki!.. Onun yeri art›k toprakt›. Biz otopsi yapt›rmak istedik. “Biz yapt›k” dediler. Ama otopsi raporunu istedi¤imizde de bize vermediler.

“Onlar bize ve buraya ait” dediler. Yerel halk iki jandarman›n öldü¤üne dair birfleyler söylemifl galiba babaya. Bu konuda neler biliyorsunuz? Babas›na “bu iki jandarman›n intikam›” demifller. Ordan halktan biri de iki jandarman›n öldü¤ünü söylemifl. Ancak bu iki jandarman›n nas›l ve nerede öldü¤üne dair hiç bir fley söylememifller. Bundan sonra ne yapmay› düflünüyorsunuz? Bundan sonra b›rakmayaca¤›z bunun peflini. Nas›l öldürdüklerini a盤a ç›karaca¤›z. Bunun peflini b›rakmayaca¤›z. Bunu bilmek bizim en do¤al hakk›m›z. Ayr›ca Murat’›n yazd›¤› yaz›lar var. Bunlar› bir kitap haline getirmeyi düflünüyoruz. Biz Murat’› herkesin tan›mas›n› istiyoruz. (H. Merkezi)


6-19 Haziran 2003

10

10

Devrimci ve sosyalist bas›n susturulamaz Devletin devrimci ve sosyalist bas›n üzerindeki bask›lar›n›; çal›flanlar›n›n gözalt›na al›nmas›n›, tutuklanmas›n› protesto etmek ve sorumlular hakk›nda suç duyurusunda bulunmak için devrimci ve sosyalist bas›n çal›flanlar› ‹stanbul’da 9 May›s’ta Sultanahmet Adliyesi önünde biraraya geldiler. Burada ‹çiflleri Bakanl›¤›, Emniyet Genel Müdürlü¤ü ve Terörle Mücadele fiubesi memurlar› hakk›nda suç duyurusunda bulunulduktan sonra ortak bir bas›n aç›klamas› yap›ld›. ‹flçi Köylü, At›l›m, Al›nteri, K›z›lbayrak, Barikat, Devrimci Demokrasi, Direnifl, Dayan›flma, Devrim, Ekmek ve Adalet, Ça¤r› gazete ve dergi çal›flanlar›n›n kat›ld›¤› aç›klamada bas›n aç›klamas›n› At›l›m gazetesi yaz›iflleri müdürü Özgür Çubuk okudu. “‹flçi ve emekçilerin gözünün önüne çekilen yalan perdesini y›rtarak onlara gerçekleri göstermemiz engellenmeye çal›fl›l›yor. Devletin bugüne kadarki keyfi ve hukuk d›fl› uygulamalar›n› k›n›yoruz” denilen aç›klama alk›fllarla sona erdi. (‹stanbul)

‹ZM‹R 23 May›s Cuma günü Konak Sümerbank önünde biraraya gelen ‹flçi-köylü, Yeni At›l›m, Al›nteri, Devrimci Demokrasi, K›z›lbayrak, Dayan›flma ve Ekmek ve Adalet gazetesi çal›flanlar› ve okurlar›, “Sosyalist bas›n susturulamaz” pankart› açarak son dönemde devrimci ve sosyalist bas›n üzerindeki bask›lar›n yo¤unlaflmas›n› protesto ettiler. Okunan metinde “AB-Kopenhag kriterleri’ ad› alt›nda demokrasi, insan haklar›, fikir özgürlü¤ü gibi kavramlar›n kitlelere yutturulmaya çal›fl›ld›¤› bir dönemde biz devrimci, sosyalist bas›na ve emekçilerine yönelik bask› ve sald›r›lar devletin gerçek yüzünü ortaya ç›kart›yor. Hemen hemen tüm gazetelerimiz ya toplat›l›yor ya da keyfi bir flekilde el konuluyor. Gazete çal›flanlar›m›z gözalt›na al›narak örgüt militan› diye tutuklan›yor. “Tutsak gazeteci arkadafllar›m›z serbest b›rak›ls›n”, “Bask›lar bizi y›ld›ramaz” sloganlar›n›n ard›ndan bas›n aç›klamas›na son verildi.

¤ini belirten Çal›flkan, komplolarla devrimci ve sosyalist gazete çal›flanlar›n›n tutukland›¤›na dikkat çekti. Çal›flkan, ‹flçi-köylü çal›flan› Memik Horuz’a 15 y›l hapis cezas› verildi¤ini, yine ‹flçi-köylü gazetesi Turhal Bürosu’nun 5 ay› aflk›nd›r kapal› oldu¤unu, Yaflar Camyar, Erdal Tan, Y›lmaz Yaflar ve Erol Zavar’›n halen hapishanede olduklar›n› belirtti. Çal›flkan “Bu kez komplonun hedefi Necati Abay ve Kamber Sayg›l› oldu. Gözalt›na al›nd›lar ve tutukland›lar” dedi. Kitle “Bask›lar bizi y›ld›ramaz”, “Devrimci, sosyalist bas›n susturulamaz”, “Tutsak gazetecilere özgürlük” sloganlar›n› atarak ayn› içerikteki dövizleri de tafl›d›lar.

* 31 May›s Cumartesi günü Kemeralt› Çarfl› giriflinde devrimci ve sosyalist bas›n tekrar bir araya gelerek bas›n aç›klamas› yapt›. Bas›n metninin okunmas›ndan sonra maketten yap›lan bir hücreye foto¤raf makineleri konularak 10 dakika sessiz oturma eylemi yap›ld›. 50’ye yak›n bas›n çal›flan› ve taraftarlar› s›k s›k “Devrimci sosyalist bas›n susturulamaz”, “Yaflas›n devrimci dayan›flma” sloganlar› att›lar. ANKARA 24 May›s 2003 tarihinde Yüksel Caddesi ‹nsan Haklar› An›t› önünde bir araya gelen At›l›m, Devrimci Demokrasi, Ekmek ve Adalet, ‹flçi-köylü, Kald›raç gazete ve dergi okurlar› devrimci, demokrat, sosyalist bas›na yönelik sald›r›lar› k›nayan ortak bir bas›n aç›klamas› yapt›. Bas›n aç›klamas›n› okuyan Umut fiener, 35 gazetecinin çeflitli gerekçelerle ve komplolarla tutsak edildi¤inin alt›n› çizerek, DGM ve polisin ise “sadece 5 gazetecinin tutuklu oldu¤u” aç›klamalar›n›n as›ls›z ve do¤ru olmad›¤›n› söyledi. “Memik Horuz’a özgürlük”, “Kamber Sayg›l›’ya özgürlük”, “Devrimci sosyalist bas›n susturulamaz”, “Bask›lar bizi y›ld›ramaz” vb. sloganla-

r›n at›ld›¤› eylemde, tutsak gazetecilerin resimlerinin yer ald›¤› dövizler de tafl›nd›. Eylem alk›fl ve sloganlarla sona erdi. BURSA Bursa’da devletin devrimci ve sosyalist bas›n kurumlar›na ve çal›flanlar›na yönelik yap›lan bask›, tutuklama, kapatma ve ceza terörü bas›n aç›klamas›yla protesto edildi. 24 May›s 2003 tarihinde saat 13:00’te Santral Garaj Metrosu önünde toplanan ‹flçi-köylü, Yeni At›l›m, Yeni Direnifl gazeteleri, Ekmek ve Adalet dergisi çal›flanlar› ve okurlar›, SDP, BAT‹S ve Enerji Yap› YolSen temsilcilerinin de destek verdi¤i aç›klamay› At›l›m çal›flan› Pelin Çal›flkan okudu. Çal›flkan “Düflünce ve haber alma özgürlü¤ü üzerine devletin yapt›¤› bütün flaflaal› aç›klamalara karfl›n devrimci, sosyalist ve ilerici bas›na yönelik sald›r›lar durmak bilmiyor. Komplolar, hiçbir hukuka dayanmayan keyfi sald›r›lar, onmilyonlarca liral›k para cezalar›, gözalt› ve tutuklamalarla bask› ve fliddet sürüyor” dedi. Gazete bürolar›n›n defalarca keyfi bask›nlara maruz kald›¤›n›, bask›nlarda bürolar›n talan edildi¤ini, araç-gereçlerine el konuldu¤unu ya da kullan›lmaz hale getirildi-

OKAN KÜLEKÇ‹ ANMASINA JANDARMA SALDIRISI 2001 May›s’›nda Ölüm Orucu direniflinde flehit düflen Okan Külekçi, 24 May›s 2003 tarihinde Sar›gazi’de mezar› bafl›nda dostlar› ve yoldafllar› taraf›ndan an›lmak istendi. Mezarl›¤› kuflatan jandarma kimseyi mezarl›¤a sokmazken kitleye sald›rarak 30 civar›nda kifliyi gözalt›na ald›. Gözalt›na al›nanlar›n içinde Ölüm Orucu gazilerinden Metin Sunay, Gülnaz Kuruçay, Melek Tokur, Ömer Ünal ve Mustafa Yaflar da bulunurken, gözalt›na al›nanlar 2 saat sonra serbest b›rak›ld›lar. Sar›gazi’de engellenen kitle, akflam 20.30’da 1 May›s Mahallesi’nde bir anma yapt›. Mustafa Kemal Caddesi üzerinde yaklafl›k 200 metre yürüyen kitle “Okan Külekçi ölümsüzdür”, “Yaflas›n devrimci dayan›flma”, “Halk›m›z saflara hesap sormaya” vb. sloganlar att›. Kitle alk›fllarla eylemi bitirdi. Al›nteri okurlar›n›n yapt›¤› eyleme ‹flçi-köylü okurlar› da kat›larak destek verdi. (Kartal)

YAYINEV‹M‹ZE KAPATMA DAVASI Yay›nevimiz taraf›ndan yay›nlanan “Saklanmaya Çal›fl›lan Bir Meflale ‹brahim Kaypakkaya” adl› kitaptan dolay› yay›nevimize aç›lan kapatma davas› devletin sosyalist bas›na olan tahammülsüzlü¤ünün bir göstergesidir. Yay›nevimiz Umut Yay›nc›l›k taraf›ndan yay›nlanan “Saklanmaya Çal›fl›lan Bir Meflale ‹brahim Kaypakkaya” isimli kitap hakk›nda bafllat›lan soruflturma tamamlanarak yay›nevimize ‹stanbul 2 No’lu DGM taraf›ndan dava aç›ld›. DGM savc›l›¤› taraf›ndan haz›rlanan iddianamede, kuruldu¤u günden itibaren tam 15 y›ld›r egemen s›n›flar›n tüm sald›r›lar›na ra¤men yay›n çizgisinden asla taviz vermeyen Umut Yay›mc›l›k’›n devletin uydurma gerekçeleriyle kapat›lmas› talep edilmektedir. Haz›rlanan iddi-

anamede “kitab›n yazarlar› Nihat Behram, Rag›p Zarakolu, Ali Taflyapan, Hasan K›yafet, Temel Demirer, Mihri Belli, Muzaffer Oruço¤lu, fiükran Soner, Oral Çal›fllar ve Nurgüzel Oral hakk›nda hiçbir yasal ifllem yap›lmas›na gerek yoktur” denilerek tam anlam›yla hukuksuzlu¤un hukukunu yapan DGM, kamuoyunda kitap hakk›nda aç›lan dava nedeniyle oluflacak muhalefeti de akl›s›ra törpülemeye çal›flmaktad›r. DGM taraf›ndan haz›rlanan uyduruk ve hukuk d›fl› iddianamede tek hedefin yay›nevimiz

oldu¤u aç›kça ortaya konulmufltur. DGM savc›l›¤› suç olarak kitapta TKP/ML T‹KKO isimli örgüte yard›m ve yatakl›k yap›ld›¤› iddias›yla TCK’n›n 169, 3713 Say›l› Kanunun 5, 8/2-3 ve son maddesi, TCK’n›n 31. maddeleri ile 5680 Say›l› Kanunun 16/4 ve Ek 2/1. maddelerinden dava aç›lm›flt›r. ‹ddianamede suç olarak ilan edilen yaz›lar›n yazarlar› belli olmas›na ra¤men yazarlar hakk›nda dava açmayarak hukuksuzlukta bir ilke daha imza atm›flt›r DGM. Kitap hakk›nda hem yay›nevinin eski Yaz›iflleri

Müdürü Bar›fl Aç›kel ve hem de yeni Yaz›iflleri Müdürü Beflir Kasap hakk›nda dava açarak bir kitap için iki yaz›iflleri müdürünü birden yarg›lamaya çal›flmaktad›r. Böylece hukuksuzlu¤unun s›n›r› olmad›¤›n› da göstermifltir. DGM’nin tüm becerisini sarf ederek haz›rlad›¤› hukuk d›fl› iddianame, devletin devrimci ve sosyalist bas›na tahammülsüzlü¤ünü de gözler önüne sermektedir. Tüm sald›r›lara ra¤men y›llard›r engellenemeyen yay›n çizgimiz bundan sonra da devam edecektir. (H. Merkezi)


11

10

6-19 Haziran 2003

Kay›p yak›nlar› kaybedenlerden hesap sorulmas›n› istedi

‹nsan Haklar› Savunucular› “Dünya Kay›plar Haftas›” çerçevesinde Makine Mühendisleri Odas›nda bir panel düzenleyerek gözalt›nda kaybedilenlerin faillerinin bulunmas›n› ve sorumlular›n yarg›lanmas›n› istedi. “Bir insan nas›l kaybedilir” konulu panele gözalt›nda kaybedilen Kenan Tekin’in avukat› Kamil Te-

kinsürek, ‘Cumartesi Anneleri’ kitab›n›n yazar› Berat Günç›kan, Uluslararas› Gözalt› Kay›plar›n› Araflt›rma Örgütü (‹CAD) Üyesi Ali Ocak, ‹HD Kay›p Komisyonu Sözcüsü Nimet Tanr›kulu ve çok say›da kay›p yak›n› kat›ld›. Aç›l›fl konuflmas›n› yapan ‹HD Kay›p Komisyonu Sözcüsü Nimet Tan-

“Bizi suçlayanlar kendi katliamlar›n› gizlemek istiyorlar” 17 May›s tarihli Zaman gazetesinde yer alan “Cezaevinde kalamaz raporu al›p 1 May›s’ta eylem yapt›lar” bafll›kl› haberi protesto eden TAYAD’l› aileler Aksaray’da bulunan dernek binas› önünde sembolik idam sehpas› kurd u l a r. Ölüm Orucu sonucu WernickeKorsakoff olan Ölüm Orucu gazilerinin de kat›ld›¤› eylemde Yusuf Kemaldinçer isimli kiflinin boynuna idam ipi geçirilirken aileler de boyunlar›na “Beni içerde tecrit ettiler, d›flarda da tecrit etmek istiyorlar”, “Yaflam›m›z suç”, “Cep telefonu kullanmam›z suç”, “Arkadafllar›m›zla birlikte olmam›z suç” yaz›l› dövizleri ast›lar. Grup ad›na bas›n aç›klamas› yapan Gülten Özdemir, “E¤er 1 May›s’a kat›lmak suçsa, cep telefonuyla konuflmak suçsa kendimizi ihbar ediyoruz. Evet bunlarla u¤rafl›yoruz. 1

May›s’ta tecrite karfl› direniflte flehit düflen arkadafllar›m›z›n foto¤raflar›n›, tabutlar›n› da tafl›d›k. Onlar için slogan da att›k. Korsakoff hastas›y›z. Yaflamlar›m›z›n baz› kesitlerini hat›rlam›yoruz. Vücut dengelerimiz bozuk ama hala bir beynimiz var. Niçin sakat kald›¤›m›z› da biliyoruz. F Tipleri bir ölüm makinesi olmaktan ç›ks›n istedik. fiimdi d›flarda yapt›¤›m›z en do¤al ihtiyaçlar›m›z suç say›l›yor. Bir mitinge kat›lman›n önünde hiç yasal engel yoktur. Suç iflleyen polistir, bu gazetedir. Bizi suçlayanlar, kendi katliamlar›n›, iflkencelerini, tecritteki ölümleri gizlemek istiyorlar. Buradan tekrar söylüyoruz, yasal mitinglere kat›lmak suçsa, bunu yapmaya devam edece¤iz ve yasal haklar›m›z› koruyaca¤›z. ‹stiyorsan›z as›n bizi.” fleklinde konufltu. (‹stanbul)

r›kulu, flu ana kadar kendilerine 800’e yak›n kay›p baflvurusu yap›ld›¤›n›, ama kay›tlara geçmeyen 2000’den fazla kay›p oldu¤unu söyledi. A¤r›’da gözalt›na al›narak kaybedilen Cemil K›rbay›r’›n annesi Befun K›rbay›r, “Ben 23 y›ld›r o¤lumun yolunu gözlüyorum. O¤lumu canl› bekliyorum, hiç olmazsa ölüsü bulunsun” diyerek gözyafllar›n› tutamad›. K›rbay›r’›n a¤abeyi Ali K›rbay›r ise, kardeflinin ak›betini araflt›rmak için gitti¤i karakolda kardeflinin iflkence yap›l›rken 盤l›klar›n› duydu¤unu söyleyerek “Onun izine bir daha rastlamad›k. Annem 23 y›ld›r evden d›flar› ç›km›yor. Ölene kadar y›k›k evde Cemil’in gelmesini bekleyecek” diye konufltu. Ferhat Tepe’nin annesi Zübeyde Tepe, çocuklar›n›n kay›p olmad›¤›n›, devlet yetkililerinin çocuklar›n›n nerede ve kimler taraf›ndan öldürüldü¤ünü bildi¤ini belirterek; “O¤lum Ferhat gözalt›na al›nd›ktan sonra Hazar Gölü’nde ölü bulundu. Cenazesini mezara götürdü¤ümüzde mezarl›k çevresinde

oturan insanlar bize flafl›rarak, ‘fiimdiye kadar bir tek siz cenazenizle geldiniz. Birço¤u habersiz getirilip bu mezara gömülüyor’ demiflti” fleklinde yaflad›klar›n› ifade etti. Türkiye’de birçok kiflinin kaybedilmesi olay›n› gerçeklefltirenlerin Newyork’ta özel uzmanl›k e¤itimi ald›¤›n› ifade eden ‹CAD üyesi Ali Ocak’›n ard›ndan söz alan Kenan Tekin’in avukat› Kamil Tekinsürek ise, müvekkilinin 12 Eylül 1994’te Ankara’da emniyet güçlerinin yapt›¤› bir operasyonda gözalt›na al›nd›¤›n› ve o gün bu gündür bir daha kendisinden haber al›namad›¤›n› belirtti. Gazeteci Berat Günç›kan ise, “Ben Cumartesi Annelerinin birço¤uyla görüfltüm ve yaflamlar›n› bir kitap haline getirdim. Türkiye’deki bas›n›n büyük bir bölümü devletin bask›s›na sessiz kal›p katillerden yana tav›r sergiledi. Bir avuç bas›n ve bas›n mensubu ise ellerini vicdanlar›na koyarak kay›p ma¤durlar›n›n seslerini bütün dünyaya duyurmaya çal›flt›” diye konufltu. (‹stanbul)

‹HD’L‹LERE HAP‹S CEZASI F Tipi hapishanelere karfl› sürdürülen ölüm oruçlar›n›n sona ermesi ve tutsaklarla dialog kurulmas› için ‹HD’lilerin yapt›¤› bas›n aç›klamas› ‹HD’lilere 1.5 y›l hapis cezas› getirdi. ‹nsan Haklar› Derne¤i (‹HD) ‹stanbul fiubesi konuyla ilgili bir aç›klama yaparak “Cezalara ra¤men mücadeleden vazgeçmeyece¤iz” dedi. ‹nsan Haklar› Derne¤i (‹HD) ‹stanbul fiubesi’nde yap›lan bas›n toplant›s›na ceza alan ‹HD’lilerin yan›s›ra aralar›nda gazeteci Rag›p Zarakolu’nun da bulundu¤u bir grup ayd›n kat›ld›. Toplant›da konuflan ‹HD ‹stanbul fiube Baflkan› Kiraz Biçici, F Tipi Hapishanelerin yap›m›n›n durdurulmas› için 22 Nisan 2000’de Sultanahmet’te yap›lan bas›n aç›klamas›na kat›lan 35 ‹HD üyesinin 1 y›l 6’flar ay hapis cezas›na çarpt›r›ld›¤›n› söyledi. Ceza alan ‹HD üyelerinden Yeliz Sayg›ner de, bir aç›klama yaparak kendilerinin henüz F Tipleri faaliyete

geçmeden yaflanacak facialar›n engellenmesi için bas›n aç›klamas› yapmak istediklerini hat›rlatt›. Sayg›ner ayr›ca; “Aradan geçen sürede hapishanelerde katliam yap›ld›, onlarca insan yaflam›n› yitirdi. F Tipi hapishanelere geçildi, bununla da yetinilmedi. Bugün ‘Yüksek Güvenlikli Hapishaneler’den sözediliyor. Bütün bu olaylar›n yaflanmas›n› istemedi¤imiz için aradan uzun bir zaman geçmesine ra¤men bize ceza verilmesi Türkiye’nin nerede oldu¤unu gösteriyor. Bu çok gülünç bir durumdur.” dedi. ‹HD’lilere destek olmak için toplant›ya kat›lan Gazeteci-Yazar Rag›p Zarakolu da Türkiye ve dünya kamuoyuyla alay edildi¤ini söyleyerek; “AB’ye uyum süreciyle birlikte antidemokratik uygulamalar daha da artt›. Dernek bask›nlar›, kitap toplatmalar›, düflünce k›s›tlamalar› giderek yo¤unlafl›yor. Türkiye’yi hükümet mi yoksa karanl›k bir güç mü yönetiyor. Bunu art›k bilmeliyiz” dedi. (‹stanbul)


6-19 Haziran 2003

10

12

MKP Kongresi ve dibe vuran tasfiyecili¤in son ç›rp›n›fl›!-3 Proletarya Partisi’nin tarihi, iki çizgi mücadelesi silah›n› kullanma yerine, hizipçili¤i, klikçili¤i, tasfiyecili¤i tercih edenlerle aras›na set çekme tarihidir. MKP TASF‹YEC‹L‹⁄‹N‹N TAR‹HSEL KÖKLER‹ Proletarya Partisi’nin tarihi çok yönlü mücadeleleri içeren bir tarihtir. Elbette ki iktidar mücadelesi veren bir parti olarak düflmana karfl› iktidar mücadelesi asli bir görevdir. Ama Proletarya Partisi tarihi ayn› zamanda iki çizgi mücadelesi tarihidir. Proletarya Partisi tarihi canl› örneklerle doludur. Marksist Leninist Maoist parti normlar›n›n, demokratik-merkeziyetçilik, iki çizgi mücadelesinin iflletildi¤i bir parti tarihidir. Ve yine Proletarya Partisi tarihi gerek içte gerek d›flta partiyi hedef alan ve revizyonizme, oportünizme, darbecili¤e, tasfiyecili¤e vb. her türden ak›mlara karfl› mücadele tarihidir. Ama MKP bunu göremiyor. Göremedi¤i gibi Proletarya Partisinin geçmiflini karal›yor ve sald›r›yor. Kendisiyle ayn› zeminde hareket eden di¤er tasfiyecilerle bir mevzide bulufluyor. Kronolojik olarak kendisi ve di¤er tasfiyecilerin de parti içinde ç›kmas›ndan ve söylemde “Maoizm”, “TKP/ML”nin çizgisini savunduklar›ndan yola ç›k›yor. Kitlelerin geri duygular›na yönelik popülist söylemlerle, tasfiyeci blokun partiye karfl› sald›r›s›n› eskiden oldu¤u gibi yine akl›nca gizleme aymazl›¤›na düflüyor. Ama bofluna! Parti tarihi DABK-Darbeci, 2. MK(Komün), Maoist-Merkez, Kavga Kaçk›n› Güruhu yads›m›fl, partiyi lav etmeye çal›flan bu güçlere karfl› mücadele ederek mahkum etmifl bir tarihtir. Parti tarihi, tüm yetmezliklerine ve eksikliklerine ra¤men, tasfiyecilerle uzlaflma, önünde secde etme tarihi de¤il, tersine bunlar›n ipli¤ini pazara ç›karma, çürütme, mahkum etme tarihidir. Proletaryan›n demokratik merkeziyetçilik esas›na dayanan normlar›n› sindiremeyenleri partiden ar›nd›rma tarihidir. Ve yine Proletarya Partisi’nin tarihi, iki çizgi mücadelesi silah›n› kullanma yerine, hizipçili¤i, klikçili¤i tasfiyecili¤i tercih edenlerle aras›na set çekme tarihidir. Görüldü¤ü gibi MKP Kongresi gerçekle ilgisi olmayan flaibelerle, çarp›tmalara dayal› tahrifatlardan oluflan bir jargonla Proletarya Partisi’ni karfl›s›na al›rken, beslendi¤i DABK Darbeci çizgisiyle kamuflaja yönelik “birlik” ça¤r›lar›yla da tekrar Proletarya Partisi’ne nüfuz etmek istemektedir. Oysa Proletarya Partisi geçmiflte yaflad›¤› olumsuzluklardan da bu tasfiyeci güçlerle aras›na derin ideolojik s›n›rlar çekmifltir. Bu durum günümüzde tasfiyecili¤in hafife al›nmas› anlam›na gelmemelidir. Çünkü günümüzde tasfiyecili¤in her türlü versiyonunun güçlü bir zemini vard›r.

Emperyalistler aras› talan ve ya¤ma kavgas›nda Rus Sosyal Emperyalizminin teslimiyet bayra¤› çekmesi, baflta uluslararas› mali sermaye ve modern revizyonizm olmak üzere, tüm karfl›-devrimci cenah›n estirdi¤i tasfiyecilik rüzgar› bilindi¤i gibi

Gelece¤e, partiye, devrime olan inançlar›n› yitirdiler. Parti çizgisini “elefltiri modas›na” kap›ld›lar, sa¤a sola savruldular. Elbette ki tasfiyeci rüzgara kap›lma ve savrulma salt bireysel boyutla s›n›rl› de¤ildi. Tasfiyecili¤in parti içine nüfuz et-

Maoist parti ve yap›lar›n d›fl›nda di¤er politik örgütlenmeleri büyük ölçüde etkisi alt›na ald›. Proletarya Partisi, üzerinde yükseldi¤i Marksist Leninist Maoist hatta sebat etti. Daha çok reformizm ve düzen içi hareketler fleklinde gözüken tasfiyecilikle aras›ndaki nitel s›n›r› korudu. S›n›f›n güzergah›nda ›srar etti. Ama daha çok ulusal kökenli hareketlerin tasfiyecili¤in manyetik alan›na girmesi dünya çap›nda kaotik bir atmosfer yaratt›. Bu kaotik süreç Proletarya Partisi ve kardefl Marksist-Leninist-Maoist partiler d›fl›nda tasfiyecili¤in damgas›n› vurdu¤u güçlü bir zemin oluflturdu. Proletarya Partisi içinde tasfiyecilik egemen olamam›flt›r. Partiyi ele geçirememifltir. Lakin içte belli etkileri olmufl, parti içinde hasarlar yaratm›flt›r. Bu belirlemeyi 7. Oturumunda parti iradesi söyle tespit etmifltir: “Genel olarak yaflanan tasfiyecilik partimizin bu sürecinde önemli derecede etkili olmufltur. Devrimci saflarda ve partimizde de tasfiyecilik, emperyalizmin dünya çap›nda vurdu¤u çok yönlü sald›r›lar ve do¤rultuda Türk hakim s›n›flar›n›n bas›nc› alt›nda umutsuzlu¤a, y›k›ma kap›lan küçük burjuva karars›zl›¤› olarak ortaya ç›kt›. Küçük burjuva tabakalardan partimize gelen, parti taraf›ndan yeterince dönüfltürülemeyen unsurlar, ideolojik, siyasi tasfiyecilikle, parti ve örgüt tasfiyecili¤ine savruldular.” Bu süreçte Proletarya Partisi içinden ç›kan bu unsurlar y›lg›nl›k ve karamsarl›¤a, hatta kendilerinden çok fleyler beklenen baz› önder unsurlar beklentilere cevap veremediler. O malum rüzgara kap›ld›lar.

MKP Darbeci çizgiyi objektif de¤erlendirmiyor. Parti sürecinin ta bafl›ndan beri nas›l objektif de¤erlendirmiyorsa, DABK sürecini de objektif de¤erlendirmiyor. Bir farkla! DABK’tan önceki tarihi inkar edip karalarken, DABK ve Darbe sonras›n› da tahrif edip süreci aklamaktad›r. mesi parti içinde de baz› tasfiyeci gruplara zemin yaratt›. Bu süreçte Proletarya Partisi içinde ç›kan tasfiyeci gruplar, partiyi ideolojik-politik güzergah›ndan çekip, küçük burjuvazinin çeflitli versiyonlar›n›n damgas›n› vurdu¤u anti-MLM güzergaha çekmek istediler. Tasfiyecili¤in özü genifl anlamda partiyi yok etme, feshetme, la¤vetme ve düzen içi ak›mlara dönüfltürmektir. ‹deolojik olarak içini boflaltmak, reformist, ekonomist çizgilerle içini doldurmakt›r. Tasfiyecili¤in dar anlamdaki biçimi politik olarak partiyi düzen içinde tutar ama ideolojik olarak onun proleter içeri¤ini boflalt›r. Sistemleflmifl oportünist-tasfiyeci zemine sokar. Örgüt politikas›n› da ayn› zemine sokar. Politik olarak küçük burjuvazinin devrimci mevzilerinde dursa da, ideolojik olarak proletaryadan kopar ve küçük burjuvazinin tas-

fiyeci çizgisini egemen k›lar. Bu anlamda kendi örgüt anlay›fl›yla hareket eder ama proleter örgütü reddeder. Onunla uyuflmaz dolay›s›yla partinin varl›¤›n› reddedenler, çok “partici” de kesilse parti karfl›tl›¤›n› sürdürürler. MKP, tasfiyecili¤inin Proletarya Partisi’ne karfl› oynad›¤› rol de budur. Her ne kadar “yeni-tasfiyecilik” olarak ortaya ç›ksa da tarihsel olarak Proletarya Partisi için yeni de¤ildir. Tarihsel kökleri 1987’de parti iradesine kendilerini dayatan DABK tasfiyecili¤ine kadar uzan›yor. Bilindi¤i gibi DABK, bir komünist partisinin iflleyiflinde temel ilke olan demokratik-merkeziyetçik ilkesini çi¤nemifl, partiye cepheden bayrak açarak kendi merkeziyetçili¤ini dayatm›flt›r. Salt askeri bak›fl aç›s›yla hareket etmifl, demokratik merkeziyetçili¤in Maoist yorumu olan iki çizgi mücadelesinden de ne kadar muaf oldu¤unu göstermifltir. Ellerinde bulundurduklar› partinin silahlar›n› partiye dayatmak mantalitesiyle hareket etmifllerdir. DABK’›n örgüt iflleyifli buydu. Onlar›n örgüt iflleyifline ve sosyal prati¤ine damgas›n› vuran salt askeri bak›fl aç›s› her fleye kadirdi. Aç›kt›r ki, bu anlay›fl Marksist Leninist Maoist bir partinin iflleyiflinden, örgüt politikas›ndan öz ve nitelik olarak çok farkl›d›r. Bu çizgi proletarya örgütünü nitel olarak anti-proleter bir rotaya sokmak demektir. Komünist partisinin örgüt normlar›n› tasfiye edip salt askeri bak›fl aç›s›n›n egemen oldu¤u bir yörüngeye sokmak demektir. Silahlar› parti çizgisinin kumandas›nda kullanmak yerine, kendi dar-bölgesel klik ç›karlar› do¤rultusunda kullanan bir prati¤e yön veren çizgi, do¤al olarak Marksist-Leninist-Maoist de¤ildir. Salt askeri bak›fl aç›s›n›n ve dogmatizmin kesiflti¤i bu çizgi, örgütü ideolojik-politik-askeri-örgütsel olarak tasfiye eden bir çizgidir. Bu çizgiye k›r küçük burjuvazisinin s›n›f karakteri damgas›n› vurmufltur. DABK’›n örgüt iflleyifli ve örgüt kültürü de elbette ki Narodnik çizginin Türkiye özgülündeki s›n›f yap›s›ndan besleniyordu. Bizzat MKP kongre belgelerinde bile s›kça itiraf edilmifltir. “Demokrasi kültüründen yoksun Maoist parti içi demokrasi anlay›fl›n› bütün kötülüklerin anas› olarak belirleyen bir anlay›fl›n k›r küçük burjuvazisinin yar›-lümpen ve feodal kültürünü, onun y›k›c› ve da¤›t›c› yan›n› törpülemesi, dahas› onu proleterlefltirmesi beklenemez. Bu baflar›lamad›¤› için küçük burjuvazinin örgüt içi iliflkilerdeki y›k›c› tarz› bir çizgi halinde partiye hakim olmufltu. Bu DABK kanad›nda daha da boyutlu bir hal alm›flt›.


10 Böylesi bir parti ortam›nda ve parti içi iliflkilerin dejenere edildi¤i bir örgütsel iflleyiflte s›n›fa yabanc› her türden düflünce ak›m›n›n ve kiflili¤in yan› s›ra karfl› devrimci unsurlar›n da parti içerisinde boy vermesi ve uzun süre varl›¤›n› devam ettirebilmesi anlafl›lmaz de¤ildir.’’ (MKP Kongre Belgeleri) K›r küçük burjuvazisinin ifade edilen kültürü aç›kt›r ki proletaryan›n parti kültürü de¤ildir. Parti iflleyifli de elbette ki farkl› olamazd›. Elbette ki bir örgüt iflleyiflleri söz konusudur. Kendi s›n›f yap›lar›na ve üzerinde yükseldikleri dogmatik-salt askeri bak›fl aç›s›na tekabül eden bir örgüt hukuku vard›r. Ama bu hukuk proletaryan›n hukuku de¤ildir. “Bu kültürün tarihsel kökeni eskiye dayanmakla birlikte esas olarak 1986-1987 y›llar›nda partinin gündemine sokulmufl ve sonras›nda ise bir çizgi halinde sürdürülmüfltür.” (agy) Bu kendisini parti içi iliflkilerde de göstermifltir. Öyle ki DABK’›n örgüt anlay›fl›nda kurals›zl›k kural halini alm›flt›r. Proleter bir partinin normlar›ndan öz olarak yabanc› bir iflleyifl söz konusu olmufltur. Öyle ki, “ne üyeler ne de aday üyeler do¤ru-dürüst bir e¤itimden geçirilmiyor adeta birer naylon üye fleklinde partiye al›n›yordu.” (abç), (agy) Hile ve entrikaya dayal› bir iflleyiflin hakim oldu¤u bir örgütün Proletarya Partisi’nin geleneklerinden ne kadar uzak oldu¤u herhalde aç›kt›r. Dolay›s›yla lafz›n› yapt›klar› Proletarya Partisi’nden ayn› ölçüde uzak bir zeminde durduklar› da aç›kt›r…. Kitle çizgileri de mevcut niteliklerine göre flekillenmiflti. “Savaflç›lardan ve kitleden ö¤renme anlay›fl› ve prati¤i oldukça zay›ft›. Kitleler küçümsenmekte ve dikkate al›nmamakta; DABK kanad› kitle çizgisi noktas›nda oldukça savrulmufl, parti tarihindeki en olumsuz kitle çizgisine sahipti. Halkla iliflkilerindeki sekter tarz›, halkla yap›lan tart›flmalarda olsun kitleden gelen elefltiri ve önerileri dinleme ve onlardan ö¤renme noktas›nda olsun çok sert yaklafl›mlarla ve kitlelerin elefltirilerinin bast›r›lmas› fleklinde kendisini gösteriyordu. Halka karfl› alçak gönüllü olma, halk› sonuna kadar dinleme sabr›n› gösterme, olumlu elefltirilerini kabul edip özelefltiri verme tavr› DABK kanad›nda yok gibiydi. Kitlelere dayanma, onlar› ikna, e¤itim, de¤ifltirip dönüfltürme çizgisi de¤il zor ve korkuya dayal› bir egemenlik kurma çizgisi iflleniyordu.” (agy) Kitlelere dayanmayan kemikleflmifl bu çizgi, aç›kt›r ki “devrim kitlelerin eseridir” fliar›yla hareket edemez. Kitlelere devrimde önderlik rolünü oynayamaz. Tasfiyecili¤in vard›¤› boyutu kongre belgelerinde “parti ortam› o kadar kaoslu bir hale getirilmiflti ki devrimci ile karfl› devrimciyi ay›rt edebilmek çok kolay de¤ildi” (agy) fleklinde belirtilmesi DABK döneminin tasfiyecili¤inin tan›mlanmas›ndaki ürkütücü boyutu ifade etmektedir. DABK’ta bu çizgi sistemleflmifltir. Sonraki prati¤ine de bu anlay›fl yön vermifltir. 1994 Darbesini yapanlar da bu çizgiden beslenmifllerdir. Darbeci çizgi, DABK çizgisinin devam›d›r. Geçici Birleflik Merkez Komitesi (GBMK) döneminde olsun, 5. Konferans ve sonras›nda olsun, tasfiyecili¤in her aflamas›nda DABK ve Darbecilik ayn› karakteristik motiflerle ortaya ç›km›fllard›r. Proleter parti ve proleter parti birli¤i anlay›fl›n› kavramayan DABK zihniyeti GBMK döneminde de partiye karfl› ayn› tutumlar› beslemifltir. Devaml› ben merkezci ve kendini dayatan tav›rlar içine girmeyi, GBMK’ da kendine bir ayr›cal›k olarak görmüfltür. Silahlar› klik ç›karlar› u¤runa partiye dayatan savafl

13 a¤alar› bu dönemde de ayn› tutumlarla hareket etmifllerdir. MKP Darbeci çizgiyi objektif de¤erlendirmiyor. Parti sürecinin ta bafl›ndan beri nas›l objektif de¤erlendirmiyorsa, DABK sürecini de objektif de¤erlendirmiyor. Bir farkla! DABK’tan önceki tarihi inkar edip karalarken, DABK ve Darbe sonras›n› da tahrif edip süreci aklamaktad›r. Sözde geçmiflin de¤erlendirmesi ad› alt›nda DABK’a ve Darbecili¤e yön veren prati¤in ard›ndaki çizgiyi gizlemeye çal›flmaktad›r. Tasfiyecilik; görüldü¤ü gibi Marksist-Leninist-Maoist süreci karalarken, tasfiyeci süreci akla-

Proletarya Partisi kendisini arkadan hançerleyen DABK darbecili¤ine karfl› gerçek parti birli¤ini tekrar sa¤layarak sorumlulu¤unu yerine getirmifltir. Evet, Proletarya Partisi’nin bu sorumlulu¤u olmufltur. Bu sorumluluk, parti normlar› do¤rultusunda parti iradesinin DABK darbecili¤ine karfl› duruflu fleklinde geliflmifltir.

ald›¤› ideolojik-politik hatt›n ad›n› koymuyorlar. Koymad›klar› gibi tasfiyecili¤in üzerini küllemeye çal›fl›yorlar. Ve sonuçta MKP, her fleyi kiflilerin “kötü niyetlerine” ba¤l›yor. Olaylar› çarp›t›p, flaibeler yarat›p karalamaya gidip, kiflileri teflhir ederek sonuçta “SB ve OPO kli¤i” ad› alt›nda sürecin günahlar›n› sözde Proletarya Partisi’ne ç›kar›yorlar! SB’nin kendince “kötü niyetli” sekreterine ve onun “etraf›ndaki kli¤e faturay› ç›kar›yor”! Oysa DABK tasfiyecili¤i parti ilkelerini 5. Konferans’tan hemen sonra çi¤nemifl, parti iradesini karfl›s›na alm›flt›r. O çokça sözü edilen ticaret iflini partiye açm›fl ve teflhirde malzeme olarak kullanm›flt›r. ‹lkelere göre hareket etmemifl; DABK tasfiyecili¤i iki bafll› örgüt anlay›fl›yla, örgüt içinde örgüt mant›¤›yla parti iradesine tav›r alm›flt›r. Hem de 5. Konferans’tan 3-4 ay sonra…. “AK kli¤i ise 1993 EylülEkim aras›nda yapt›¤› toplant›n›n raporunda aç›ktan a盤a SB’yi teflhir ediyor ve orduya hedef gösteriyordu. Bunu da ‘Yaflas›n ‹brahim Kaypakkaya Düflüncesi’ fliar› ile süsleyerek yap›yordu. AK bununla yetinmemifl, AK raporuna ekledikleri ek bir yaz› ile kirli ifli partiye açm›flt›. “Lortlar Kamaras› ve fiövalyeleri” bafll›kl› bu yaz›, barda¤› tafl›ran son damla olmufltur. Aral›k 1993’de yay›nlanan bu yaz› alt organlara indirilince kaos, klik bafllar›ndan partinin tümüne yay›lm›fl oldu”. (MKP Kongre Belgeleri) Görüldü¤ü gibi darbe önceden böyle örgütlenmeye bafllanm›flt›r. Yoksa 17’sinden 18’ine aniden olan bir olay de¤ildir. Ve yine bu darbe süreci kifli-

maktad›r. Karalama-aklama mant›¤›yla hareket ediyorlar. Tabi ki birbirine taban tabana z›t olan bu rolleri oynarken, ona yön veren idealist dünya görüflünün yörüngesinde hareket ediyorlar. Bu süreçleri çarp›tmalarla tüm günahlar› kiflilere yüklemekte, parti tarihinin en cüretkar tasfiyeci hareketini meflrulaflt›rmaktad›rlar. Darbecili¤i, tasfiyecili¤i kiflilere mal ederek, bunun bir çizgi sorunu oldu¤u gerçe¤ini gizlemek istemektedirler. MKP, ifli oldu bittiye getirerek kiflilerin üzerinden sorunu kapatmak istiyor. DABK-Darbe sürecini de¤erlendirirken tasfiyecilikte oynad›¤› sorumlulu¤un hesab›n› vermekten kaç›n›yor. Bu kayg›yla hareket ediyor. Getirdi¤i “elefltirilerde” bu kayg› kendisini ele veriyor. Öyle ki darbe-tasfiye sürecini de¤erlendirirken sa¤›r sultan›n bile haberdar oldu¤u ve kendisi için kambur oluflturan malum kültürüne, iflleyifline, kitle çizgisine vb. iliflkin Maoizm kisvesiyle bile gizleyemedi¤i baz› kararlar›n› “elefltiri” görüntüsü alt›nda üzerinden atarak, s›rt›ndaki kamburdan kurtulmak istiyor. Ama kamburun üzerinde yükseldi¤i çizgiyi net tan›mlam›yor. Ve en önemlisi yine Darbe eylemine dek varan kendilerinin de yer

lerin olay› de¤ildir. Bölgede bulunan MK, AK (Askeri Komisyon), Genel Komutanl›k (GK) gibi organlar yönetici organlard›r. Ve bu organlar ve bilefliminde olanlar›n ço¤unlu¤u Darbe örgütlenmesine kat›lm›fllard›r. MK üyelerinin ço¤unlu¤u AK, GK olmak üzere di¤er alt örgütlenmelerin ço¤u da darbe örgütlenmesinde darbecilerin yönlendirmesiyle yer alm›fllard›r. Karfl› koyan yoldafllar ise az›nl›ktad›r. Konferans kökenli MK üyeleri daha çok bat›da görevliydiler ve ço¤u da düflman taraf›ndan engellenmiflti. Bölgedeki SB üyesi, 1 MK üyesi ve darbenin öngünlerinde bölgeye gelen TMLGB Sekreteri Mehmet Demirda¤ yoldafl ile, alt organlardaki partili yoldafllar DABK’›n iki bafll› hizipçili¤ine karfl› ç›km›fl parti ilkeleri do¤rultusunda hareket etmifllerdir. Ama devaml› DABK kli¤inin tacizine maruz kalm›fllard›r. NT’nin bafl›n› çekti¤i klik taraf›ndan devaml› provoke edilmifllerdir. Güçler dengesindeki nicel üstünlü¤ünü riyakarca istismar eden DABK kli¤inin yöneticileri her türlü ilkeleri ihlal etmifllerdir. “Bu tür yanl›fl anlay›fl ve pratikleri de SB’nin iflini kolaylaflt›rmak yerine daha da zorlaflt›r›yordu. ‹flin

6-19 Haziran 2003 en vahim yan› ise AK sekreteri olan NT’nin SB üyesi olmas›na karfl›n SB’nin ifllerini daha da zorlaflt›rmas› idi. Ona yard›mc› olmak yerine SB’nin faaliyetlerini engellemek için özel çaba sarf ediyordu. (abç) Daha sonra de¤inece¤imiz gibi bir yandan NT’nin bafl›n› çekti¤i AK kli¤i, öte yandan ise HH’nin bafl›n› çekti¤i klik 1993 sonbahar›ndan sonra gizliden gizliye hizipçi faaliyetlerini daha da art›rd›lar.” (MKP Kongre Belgeleri) Bir taraftan “SB’ye zorluk ç›karan NT” deniliyor. Nedir bu zorluk? Niçin zorluk ç›kar›yor? Aralar›nda çeliflki nedir?.... Öz-elefltirel gibi görünen “itiraf”, ama gerçekte kifliler aras›ndaki ihtilaf ve klik çekiflmesiyle sorunu sözde aç›kl›yorlar! Bu hizip faaliyetleri olurken MK üyeleri, yönetici organlar vb. organlar parti d›fl›nda m›? Bunlar›n tavr› ne olmufltur? Nas›l bir durufl göstermifllerdir? Bizim için aç›k olan bu sorular›n yan›t›n› tasfiyecilik vermiyor. O geliflmelere yön veren çizgiyle u¤raflm›yor. Oysa her pratik hareket mutlaka bir çizgiye tekabül eder. Her harekete yön veren, kumanda eden bir ideolojik-politik düflünce sistemati¤idir. MKP materyalist dünya görüflünden yoksun oldu¤u için kendi öncellerinin bizzat birinci derecede rol ald›¤› darbenin örgütlenmesindeki tarihi nesnel ele almaktan uzakt›r. ‹dealist kurgularla hareket ederek, bir kez daha metafizi¤e tenezzül ediyorlar. Ayn› yöntemle partinin tarihine kara çalan tasfiyecilik, bu kez kendi tarihini akl›yor. Tasfiyecili¤in slogan› “Marksist-Leninist-Maoist tarihi inkar etme, karalama; darbeci-tasfiyeci tarihi aklama” olarak kendisini gösteriyor. Öyle ki onlar bir yere kadar “ajan” NT’yi de akl›yorlar. Kendilerince darbe örgütlenmesini kifliler flahs›ndaki hizipler mücadelesi olarak gösterip SB sekreterini öne “ç›kar›yorlar.” NT’ye tali rol biçiyorlar “Sonuç olarak ayr›l›¤›n esas sorumlusu HH ve denetimindeki OPO kli¤iyken, sol sekter tasfiyeci AK kli¤i de ikinci dereceden rol oynam›flt›r.” (abç) Kongre belgelerinde bu anlamda “ajan” NT’yi bile bir yere kadar aklamaktad›rlar. Partiyi bölmek gibi düflman›n görevini icra eden “ajan” NT’nin aklanmas›na da ihtiyaç duyuyorlar. Çünkü “ajan” NT’nin peflinden sözü edilen süreçte t›p›fl t›p›fl gidenler, kendi sorumluluklar›n› sorgulayacak ve deflifre edecek parti hukukundan ve etik anlay›fltan yoksundurlar. “‹kinci Kaypakkaya” dedikleri bir “ajan”›n her eylemine parmak basanlar, kendilerini ve oynad›klar› rolü yarg›lama cüretine sahip de¤illerdir. Parti tarihinin yar›s›n› aflan bir süreçte tasfiyeci kulvarda kalanlardan Marksist-Leninist-Maoist’lere has bir davran›fl beklenemez. Aksine partiyi yads›yan, hedef alan eylemlerini s›radan bir ayr›l›km›fl gibi gösterip, bunu da HH’nin flahs›na mal edip partili yoldafllara yükleyip darbeyi de inkar etmektedirler. Sorumlulu¤u bir “ajan”da de¤il, parti iradesinden yana, parti bölünmesin diye tav›r koyanlara mal ediyorlar. Çünkü bilindi¤i gibi darbeye karfl› tav›r tek tek kiflilerin tavr› de¤ildi. Darbeci-tasfiyecili¤e karfl› genel bir parti iradesinin tavr› idi. Parti hukuku ve parti tüzü¤üne göre hareket eden, bütünü ifade eden, partiye ve gerçek parti birli¤ine sahip ç›kan, ideolojik birlik temelinde nitel bir hareketti. Aylar öncesinden sinsice planlanm›fl bir darbeye karfl›, ancak parti ruhuyla donan›ml› olanlar tav›r koyabilirler. Nitekim Proletarya Partisi bu ruhla, kolektif bir iradeyle parti karfl›t› güçlere


6-19 Haziran 2003

karfl› Marksist-Leninist-Maoist normlar›n emretti¤i bir mevzide partiye sahip ç›km›fllard›r. Bu bir ayr›l›k de¤ildir! Hele hele parti iradesinin sorumlu gösterildi¤i bir ayr›l›k de¤ildir. Tasfiyeci bir darbeye karfl› parti iradesinin tüzük ve iflleyifl do¤rultusundaki Marksist-Leninist-Maoist bir durufltur. M K P soru-

nu böyle koymuyor. Sorunu çarp›t›yor ve kendi darbeci rollerini gizleyerek Marksist Leninist Maoist’leri sorumlu tutan bir ayr›l›k olarak lanse ediyor. ‹deolojik temeli olmayan bir birli¤e gitmekle Proletarya Partisi yanl›fl bir ad›m atm›flt›. Proletarya Partisi yaflad›¤› ac› tecrübe sonucu bunu görebildi. Elbette ki bu birlik Proletarya Partisi’ne zarar vermifltir, pahal›ya mal olmufltur. Sonunda ayn›lar›n ayr›larla bir olamayaca¤› bir birlik ve sonucunda gelen darbeye karfl› parti tekrar tasfiyeci klikle aras›na örgütsel hatt›n› çekmifltir. Biz bunlar› aç›kl›kla söylüyoruz. Ama MKP tarihi burada da çarp›t›p, darbeyi Marksist-Leninist-Maoist’lerin ayr›l›¤›ym›fl gibi gösteriyor. Üstelik Marksist-Leninist-Maoist’leri suçlayarak darbecili¤in üzerini küllüyor, meflrulaflt›r›yor. Oysa parti tüzü¤ü her türlü hizipçili¤e, darbeye, klikçili¤e vb. partiye cepheden bayrak açan pratik tutumlara tavr› içermektedir. Elbette ki partinin bu ilkesini içsellefltirenler partinin emretti¤i ilkeler do¤rultusunda, parti düflman› pratiklere karfl› durufl sergileyebilirler. Proletarya Partisi kendisini arkadan hançerleyen DABK darbecili¤ine karfl› gerçek parti birli¤ini tekrar sa¤layarak sorumlulu¤unu yerine getirmifltir. Evet, Proletarya Partisi’nin bu sorumlulu¤u olmufltur. Bu sorumluluk, parti normlar› do¤rultusunda parti iradesinin DABK darbecili¤ine karfl› duruflu fleklinde geliflmifltir. Yoksa bu tasfiyecilerin iddia etti¤i gibi Marksist Leninist Maoist’lerin masum ve gereksiz bölünmesi de¤ildir. MKP darbeyi bölünmeymifl gibi göstermekte ve darbedeki suçunu gözlerden ›rak tutmaktad›r. Ard›ndan da birlik ça¤r›lar› yapmakta… K›sacas› darbede oynad›¤› rolü ve sorumlulu¤u inkar etmekte, ard›ndan da oportünist k›l›flarla tarihi bir kez daha çarp›tmaktad›r. Partiye karfl› planl› darbe örgütleyenler aç›kt›r ki partiyi yads›rlar. Proletaryan›n s›n›f normlar›na uygun iflleyifli çi¤nerler, k›r küçük burjuvazisinin yar›-lümpen, anarflik yeri geldi mi komploculu¤a, darbecili¤e dayanan karakteristik özelliklerine sahip olan-

10

14

lar, aç›kt›r ki proletarya ve partisine, ilkelerine yabanc›d›rlar. Yabanc› olduklar› ilkeleri uygulamazlar. Nitekim DABK’ta proleter bir partinin ilkelerine göre de¤il, kendi bilinen o malum “ilke”lerine göre hareket etmifltir. Ama yeri geldi mi de bol bol “ilke”lerden bahsetmektedir. Özellikle OPO’nun, AK ve

GK’n›n ça¤r›lar›na “uymamas›n›” elefltirmekte, kendilerince parti ilkelerine ayk›r› hareket etti¤ini ve “ayr›l›¤a” neden oldu¤unu vurguluyorlar. Oysa ilkeleri çi¤neyen DABK kökenli MK üyeleri, AK ve GK gibi yönetici organlard›r. OPK kararlar›n› çi¤nemifl klikçi faaliyetler ve teflhire yönelik kampanyalar yürütmüfllerdir. OPO kendi biriminde bu faaliyetler a盤a ç›kt›¤›nda yazd›¤› yaz› ile durumu partiye bildirmifltir. DABK Hizbi giderek OPO’dan rahats›z olmufl onu sindirmek, bask› alt›na almak, tasfiyecili¤i t›rmand›rmak istemifltir. Nitekim darbenin öngünlerinde AK sekreteri NT imzas›yla OPO’ya gönderilen talimatta da bu kendisini göstermektedir. “Bu sorumluluktan dolay›, söz konusu Ordu Parti Organ›n›n hizipçi ve bölücü, grupçu faaliyeti partiye daha büyük zarar vermemesi için Askeri Komisyon ad›na organ›n›z›n donduruldu¤unu ve bu soruflturma sonuçlanana kadar, görevini iptal edip denetimindeki birlikle birlikte belirlenen yere acilen gelmesini istiyoruz. Bu bir talimatt›r 01.04.1994 TKP(ML) Askeri Komisyon Sekreteri” (MKP Kongre Belgeleri) görüldü¤ü gibi AK sekreteri imzas›yla OPO’nun donduruldu¤u ve resmen kendilerine gelip teslim olunmas› istenmektedir. Benzeri bir ça¤r›y› hemen ard›ndan Genel Komutanl›k (GK) da yapm›flt›r. Bu sefer ça¤r› salt OPO’ya de¤il, tüm partiyedir. “AK sekreterli¤inin notundan k›sa bir süre sonra Genel Komutal›k da HH’nin denetiminde bulunan OPO ve Ordu güçlerine ça¤r› yapm›fl ve belirlenen tarihte, belirlenen yerde olmas›n›n talimat›n› vermifltir. (abç) AK sekreterinin verdi¤i talimatla ve ald›¤› dondurma karar›yla yetkisini aflt›¤› ve yetkisini kötüye kulland›¤› ve bütün Askeri Komisyon üyelerinin görüflleri almadan darbeci bir flekilde böyle bir yetki kulland›¤› aç›kt›r.” (agy) Bu ültimatom GK’ca salt OPO’yla s›n›rl› olmay›p “HH ve denetimindeki OPO ve tüm Ordu güçlerine” yöneliktir. Yani bir bütün olarak partiye karfl›d›r. Aç›kças› parti darbeyle silahs›zland›r›l›p, teslim al›n›p tasfiyecili¤in egemenli¤i hedeflen-

mektedir. MKP ayn› içerikte iki ültimatomda AK sekreteri imzal› olan› “yanl›fl”, GK imzal› olan› ise do¤ru bulmaktad›r. Bu sefer “ilke”leri sözde hat›rl›yor, demokratik merkeziyetçilikten dem vuruyor. “Ancak genel komutanl›¤›n ça¤r›s›na, talimat›na uymamak aç›kça merkeziyetçili¤ini tan›mamaktad›r.” (abç) (agy) Burada ilkeci kesilen MKP, oportünist takiyeye baflvuruyor ve kendi malum ilkelerini devreye sokuyor. AK sekreteri imzal› bildiride sekreterin kendi yetkisini kötüye kulland›¤› gerekçesiyle yanl›fl bulunurken, ayn› içerikli GK’n›n ça¤r›s› do¤ru bulunuyor. Peki, GK’n›n yetkisi partinin üstünde midir? GK’n›n ça¤r›s› salt OPO’yla s›n›rl› de¤il darbeci tasfiyecili¤e karfl› duran partiye yöneliktir. GK hangi yetkiyle parti iradesine böyle tehdit ve ültimatomda bulunmaktad›r? GK’n›n partiye karfl› kendisini dayatmas› parti hukukuna ayk›r› de¤il midir? Gerçekte ayn› içerikte GK’n›n, hem de partiye yönelik talimat› do¤ru, AK sekreteri imzal› talimat yanl›fl de¤erlendirilirken, MKP darbe eylemini gizliyor. Ak›llar›nca sorumluluklar›n› “ajan” ilan ettikleri NT’ye yüklüyorlar. Vur abal›ya mant›¤›yla her fleyi “ajan”a bindirip kendilerini temize ç›kar›yorlar. Ancak az önce de de¤indi¤imiz gibi bunu da beceremiyorlar. Bir yanda parti güçlerinin “ayr›l›¤›ndan” bahsedenler, bu “ayr›l›¤›n” esas sorumlusunu HH ilan edip, “ajan” ilan ettikleri NT’nin sorumlulu¤unu tali plana indirmek zorunda kal›yorlar. Bu garip “çeliflkiye” düflmelerinin esas nedeni bugün bu kararlar› alanlar›n o dönem darbe-tasfiyecilikte kendi rollerini gizleme çabas›ndan kaynaklanmaktad›r. Yeni tasfiyeci baylar›m›z›n “ajan” ilan ettikleri bir kifliyi böylesine can siperane korumalar›n›n baflka ne anlam› olabilir ki! Çünkü MK içindeki darbeci kadrolar ve AK, GK gibi yönetici organlar ile NT o dönem bir birliktelik içinde hareket etmifllerdir. O dönemin “ ‹kinci Kaypakkaya”s›n›n pefline tak›lanlar, darbe eyleminin tüm günahlar›n› bu sefer “ajan” NT’ye mal etmektedirler. Oysa “ajan” NT ve dönemin darbe örgütleyicileri 6-7 ayl›k darbe süresince bölgede birlikteydiler. Daha bafltan 5. Konferans (1. OPK) karar›n› tan›mad›lar, parti iradesini çi¤nediler. Klik faaliyetlerini, teflhirleri birlikte örgütlediler. Partili yoldafllar› birlikte taciz ettiler, birlikte provoke ettiler. Ve gi-

mesine h›z verdiler. AK, GK imzal› ça¤r›larla ve en sonu 18 Nisan tarihli 6 darbeci MK üyesinin imzal› bildirileriyle tüm silah ve mal varl›¤›yla partiye adeta “teslim ol ça¤r›s› yapt›lar” sonra da kalk›p GK imzal› ça¤r›ya uyulmam›flt›r diyerek parti hukukçusu kesiliyorlar. Oysa GK’n›n o ça¤r›s› darbe uygulamas›n›n bir parças›d›r. AK’nin ça¤r›s› gibi, 18 Nisan bildirisi gibi… Eylül-Ekim ay›ndan itibaren parti iradesine bayrak açan ve partili yoldafllarca yap›lan tüm uyar›lara ra¤men t›rmand›r›lan darbe faaliyetinin bir parças›d›r GK imzal› ça¤r›… Demokratik merkeziyetçilik yerine darbecili¤in merkeziyetçili¤ini dayatan, iki çizgi mücadelesini silahlarla bast›ran savafl a¤alar›n›n darbe eylemini içermektedir ve parti normlar›m›za yabanc›d›r. GK ça¤r›s› darbeden çok k›sa süre önce yap›lan darbe operasyonunun sinsi bir ad›m›d›r. Dolay›s›yla parti aç›s›ndan hiçbir ifllevi ve hiçbir hükmü yoktu. Nitekim o ültimatomdan çok k›sa bir süre sonra darbe 18 Nisan’da tamamlanm›flt›r. GK’n›n ça¤r›s›na uyulmamas›na demokratik merkeziyetçili¤e ayk›r›d›r diyen MKP tasfiyecili¤i, görüldü¤ü gibi darbeyi nas›l da meflrulaflt›rmaktad›r. Partiyi tehdit eden, silahs›zland›ran, teslime zorlayan bu ça¤r›yla darbeyi nas›l da sahiplenmektedir. Akl›nca özelefltiri kisvesi alt›nda, günah keçisi NT’ye her fleyi de yükleyerek oportünist takiyelerle kendilerini de pirü pak ilan ediyorlar. MKP’nin tasfiyeci çizgisi parti karfl›t› bir darbeyi elbette ki objektif de¤erlendiremez. Nitekim darbeyi hep ayr›l›k olarak göstermifllerdir. Sadece 18 Nisan tarihli MK imzal› bildirinin ç›kmas›nda darbecilik görüyorlar! “ ‹flte darbecilik burada yap›lmaktad›r” diyerek 18 Nisan tarihli bildirinin yaz›m›yla sözde darbecili¤i geçifltiriyorlar. MKP’ye göre darbe çarflambadan-perflembeye oluyor. Darbe sürecini bütünsellikten kopar›yorlar. Sürecin son günü olarak gösteriyorlar. Sürecin bütününe damgas›n› vuran darbeci-tasfiyeci örgütlenme onlar›n gözünde normaldir. 18 Nisan onlara göre bir tepkinin ürünü olarak hemen olufluyor! Diyalektikle çeliflen bu anlay›fl elbette ki 18 Nisan’a getiren geliflmeleri dikkate almaz ve bunu bütünlük içinde de¤erlendirmez. Kongre belgelerinde partiyle darbeci- tasfiyeci zemindeki süreç hep “ayr›l›k” olarak gösteriliyor. Sözde 18 Nisan bildirisine “‹flte darbecilik burada” diyerek bir bütün darbe sürecini gözlerden gizlemeye çal›fl-

maktad›rlar. derek birlikte ültimatomlarla darbe örgütlen-


10

15

Kald› ki burada da samimi de¤iller. 18 Nisan darbe bildirisini OPO’nun 14 Nisan tarihli partiye yazd›¤› yaz›ya dayand›r›yorlar. OPO’nun yaz›s› aç›k kamuoyuna de¤il partiye yaz›lm›flt›r. Partinin içinde bulundu¤u tasfiyecidarbeci geliflmelere karfl›, endiflelerini ifade etmekte ve Ola¤anüstü Parti Konferans› önerisi getirmektedir. Her parti organ›n›n ola¤an dönemlerde bile partiye yaz› yazma hakk› vard›r. Kald› ki yaz›n›n yaz›ld›¤› flartlar örgüt iradesine karfl› cephe aç›ld›¤› ve hiyerarflinin olmad›¤› ola¤anüstü flartlard›r. MKP sözde bu yaz›y› öne sürerek 18 Nisan tarihli darbe bildirisinin yaz›ld›¤›n› belirterek darbe gerekçesini kendince hafifletiyor. Kald› ki 18 Nisan darbe bildirisi bu gerekçeden de çok 17 Nisan tarihli MK ola¤anüstü toplant› ça¤r›s›na “gelmeyen MK üyelerinin partiye karfl› baflkald›r›” gerekçesi olarak gösterilmifl ve yaz›lm›flt›r. fiimdiyse MKP, kongre belgelerinde OPO’nun yaz›s›yla gerekçelendiriyor. “17 Nisan tarihli ça¤r› hiçbir yana ulaflt›r›lmadan OPO’nun 14 Nisan tarihli ça¤r›s› söz konusu alt› MK üyesinin eline geçmifl ve bu yeni durumdan dolay› 17 Nisan tarihli bildiri geri çekilmifl, bilinen 18 Nisan tarihli MK bildirisi kaleme al›nm›flt›r.” (MKP Kong. Bel. Syf 454) yukar›daki

MKP belgelerinde 18 Nisan tarihli bildirinin kaleme al›nmas› 14 Nisan OPO ça¤r›s›na dayand›r›l›yor. Oysa 18 Nisan bildirisi 17 Nisan ola¤anüstü parti toplant› ça¤r›s›na “kat›l›nmamas›na” ba¤lan›yor. “Partimiz, ordumuz ve sizlerin üyesi oldu¤unuz komünist örgütümüzün önünde engellik teflkil eden ve onun k›z›ll›¤›na leke süren ‘H‹Z‹PÇ‹’, ‘BOZGUNCU’, kariyerist unsurlar› tespit etmifl ve bu amaçla (PMK) bir toplant› düzenlemeyi kararlaflt›rm›fl ancak bafl›n› HH’nin çekti¤i Revizyonist mafya Hizbi toplant›ya kat›lma cesareti gösterememifl ve alelacele teflhir ve tecrit olacaklar› kayg›s›yla parti disiplinini tan›mayacaklar›n› aç›kça ilan etmifllerdir.”(18 Nisan darbe bildirisi.) fiimdi OPO yaz›s›n› bahane ediyorlar. B›rakal›m, Dersim’in d›fl›ndaki di¤er bölgeleri, Dersim’in co¤rafik koflullar›nda bile bir günde tüm MK üyelerinin eline ça¤r› geçmez. Bunu flimdi ak›l ederek 18 Nisan tarihli Darbe bildirisini OPO’nun yaz›s›na dayand›rarak, darbe bildirisine daha “mant›kl›” bir gerekçe kazand›r›yorlar!!! Ak›llar›nca, yine çeliflkiler yuma¤› içerisinde, özelefltiri kisvesi alt›nda, bir kez daha Darbeyi meflrulaflt›rman›n telafl› içerisine düflüyorlar. Ama kafl yapay›m derken göz ç›kar›yor-

PUSULA ÖRGÜTLENMEK ‹Ç‹N H‹ÇB‹R ZAMAN GEÇ KALINMIfi DE⁄‹LD‹R 7. Yönelimin ana damar›, “Süreklili¤i sa¤lanm›fl gerilla savafl› için, kitle faaliyetinde yo¤unlafl, parti inflas›nda derinlefl”tir. Bu fliar›, temel görev olarak s›n›f bilinçli proletaryan›n önünde durmaktad›r. Bu fliar›n bütünlüklü kavran›fl›, her sürecin özgün geliflim düzeyinde yo¤unlafl›larak ve öne ç›kar›lacak görevin kavranmas›yla kazan›ma dönüflür. Gazetemizin bu köflesinde, a¤›rl›kl› olarak, temel yönelimin aç›l›m›n› ve her somut geliflmede somutlanmas› gereken görevlerin anlafl›lmas›na katk› sunmaya çal›fl›yoruz. Kitle faaliyetinde yo¤unlaflman›n amac› kitleleri parti etraf›nda örgütlemektir. Bu görev devrimin bafl›ndan sonuna kadar, temel bir görevdir. 7. Yönelimin mevcut sürecinde “kitle faaliyetinde yo¤unlafl parti inflas›nda derinlefl” fliar›, gerilla savafl›n›n süreklileflmesi amac›na a¤›rl›k kazand›rmay›, kitleler içinde kök salm›fl, elefltiri-özelefltiri silah›n› korkusuzca kullanan Proletarya Partisi’ni yaratmay› hedeflemektedir. Bütün çal›flmalar, tespit edilen yönelimin, belirlenen fliar›n maddi güce dönüflmesini amaçlamaktad›r. Niçin kitle faaliyetinde yo¤unlafl›l›p, parti inflas›nda derinleflilecektir? ‹vmesi her geçen gün yükselen, kesintisiz, alt yap›s› kurumlaflm›fl, askeri-politik niteli¤i, niceli¤i her yönden kendini daha ileri düzeyde üreten, yo¤unlaflarak, yayg›nlaflan bir gerilla faaliyeti yaratmak için. Kitleler içinde kök salm›fl, teoriyle

prati¤i ustaca uygulayan, çelik disiplinli bir Proletarya Partisi yaratmak içindir. Çünkü proletaryan›n partisi, en büyük silaht›r, bu silah olmadan devrim gerçekleflmez, bunsuz güç ve iktidar olunmaz. Her faaliyet alan›nda vazgeçilmez olan örgütlemenin temel ilkeleri ve vazgeçilmez anlay›fllar› vard›r. Teorinin kitaplar aras›ndan ç›kar›larak, yeniden sürecimize yön veren ö¤reti olmas› için kitle içinde parti çal›flmas›nda yo¤unlaflmak, her süreçte vazgeçilmez görevdir. Proletaryan›n bilimsel dünya görüflü, MLM sadece kitaplar arac›l›¤›yla kavran›lmaz ve kavrat›lmaz. Sosyal ve politik yaflamda ortaya ç›kan her haks›zl›k, her bask› örneklerinde de aç›klanarak kavrat›l›r. Bu ö¤reti, sosyal-politik her olay›n bilimsel aç›klanmas›n›n anahtar›d›r. Bu ö¤reti arac›l›¤›yla toplumsal yaflamdaki her olgu, her geliflme do¤ru ve bilimsel tarzda aç›klan›r. “Bu ö¤reti, her türlü haks›zl›¤a, her türlü bask›ya, her türlü soyguna karfl› savafl›m ö¤retisidir.” Lenin. Bilimsel ö¤retiyi kitlelere mal etme mücadelesi, sürekli ve sistemli olmal›d›r. Proletarya ideolojisi, di¤er bütün ideolojilere karfl› sürekli savafl›m içinde güçlenerek, öncü durumuna gelmifltir. S›n›f karfl›tl›klar›yla bölünmüfl bir toplumda s›n›flar d›fl› ya da s›n›flar üstü ideoloji yoktur, olamaz da. Proletaryan›n ideolojisi kendi s›n›f›n› en güçlü ve en donan›ml› tarzda s›n›f

6-19 Haziran 2003

lar. K›sacas› kral ç›plakt›r. Ama tasfiyecili¤in bugünkü uzant›s› MKP yine geçmifl Darbeci-tasfiyeci argümanlara sar›l›yor. Demokratik merkeziyetçilikten, iki çizgi mücadelesinden yoksun eskinin savafl a¤alar›n›n silahlar›na ve Darbeci eylemine sahip ç›k›yor. Yöntemi, çizgisi, tarz› ayn›d›r. Kurgularla, çarp›tmalarla, kinayeli laflarla, kendini kamufle etmeye çal›fl›yor. Riyakarl›¤a, karalamaya, inkara, dedikoduya dayal› yöntemlerle tarihimize kara çalmaya çal›fl›rken tasfiyecili¤i ise aklamaya çal›fl›yor. Ne demifltik geçmiflte! “Komutan›n cesedine lanet, ruhuna el fatiha” Yeni tasfiyeci baylar›m›z›n bugün ald›klar› kararlar ve özelde de darbeyi “ayr›l›k” gösterip, bizzat kendi ilan ettikleri “ajan” NT yerine esas sorumlu olarak da bu ayr›l›kta partiyi, parti ilkelerini sahiplenenleri göstermelerinin baflka anlam› olabilir mi? Bugün devrimci kamuoyunu yan›ltmaya çal›flanlar sorunu, DABK-Konferans ayr›l›¤› ile gösterenler bizzat geçmifl süreci çarp›tma gayreti içindedirler. Bizzat kendileri de darbe sürecinde yer alm›fllard›. Ama bugünkü yaklafl›mlar›yla kendilerini o sürecin d›fl›nda tutuyorlar. Ve süreci de¤erlendirirken de “DABKKonferans kanatlar›” diyerek kendilerini partinin üstünde görüyorlar. Geçmifl sü-

reçten muaf tutuyorlar. Peki, MKP ad›na bu de¤erlendirmeleri, birlik ça¤r›lar›n› yapanlar DABK-Konferans “kanatlar›”n›n d›fl›nda ve üstünde kendilerini gösterenler, geçmifl tarihte ayda m›yd›lar? E¤er yok diyorlarsa parti içindeki mücadelede saflar› neresiydi? Geçmifli de¤erlendirme kula¤a belki hofl gelir. Ama kabul edilmelidir ki, de¤erlendirmeden de¤erlendirmeye fark vard›r. Daha kuruluflundan itibaren Lin Biaocu “Emperyalizmin toptan çöküfl” teorisinin Proletarya Partisi’ne yön verdi¤ini hem de 25 y›l sonra tekrar tespit(!) ederek parti tarihini de¤erlendirenlerin partiyi ileriye götürecek çözümler üreten bir çizgi yerine geçmiflin çözümsüzlüklerine sapland›klar› ve iyice debelendikleri bir k›s›r döngüye kap›ld›klar› görülmektedir. Ç›karacaklar› sonuç kara ve inkarc› bir sonuçtur. Ve yine tasfiyecili¤i de meflrulaflt›ran ve kendilerine mevzi edilen bir sonuçtur. “Yeni tasfiyecilik” bu sonucu ç›kar›yor. MKP kisvesiyle yeni bir hamle yap›yor, lakin; üzerinde yükseldi¤i DABK-Darbecilik zemini oldu¤u için tarih çarp›t›c›s› olarak yakay› yine ele veriyor. K›r küçük burjuvazisinin köylü kurnaz› mant›¤›yla, sözde kendisini aklad›¤›n› zannediyor. Oysa, tarih onu bu kez de, hem de daha ç›plak olarak mahkum ediyor.

karfl›tlar›na karfl› örgütlenme konusunda örgüt bilimiyle silahland›rm›flt›r. Örgütleme silah›n› bilimsel tarzda kullanma, geçmiflin oldu¤u gibi günümüzün ve gelece¤in ertelenemez görevidir. Bu görev tarihsel ve s›n›fsal olarak proletaryan›n omuzlar›ndad›r. Örgütleme, bilime ihtiyaç duymaktad›r. Bu bilime ise en fazla ihtiyac› olan s›n›f proletaryad›r. Kitlelere tafl›nmayan bilinç, gecikmifl, ertelenmifl, ihmal edilmifl bilinçtir. Bu bilincin tafl›nmas›ndaki bofllu¤un s›n›f düflmanlar› taraf›ndan dolduruldu¤u/doldurulaca¤› aç›kt›r. Sab›rs›z bir flekilde proletaryan›n yata¤›na akmayan her nehrin, s›n›f düflmanlar›n›n yata¤›na akaca¤› muhakkakt›r. S›n›f bilinçli proletarya niçin mücadele etti¤ini, ne istedi¤ini kitlelere en etkili ve çarp›c› tarzda aç›klamal›d›r. Bu süreç uzun soluklu olmal›d›r. Dikkatli ve hiç ara vermeden olmal›d›r. ‹lk baflta aç›klanan, anlat›lan ‘yeni’ fley çok zaman, amac›na ulaflmaz. Tam da burada proletaryan›n sabr›, dayan›kl›l›¤› ve sebat› gerekir. Kitleler, ilk baflta birlikte mücadele etmeyi beceremeyebilir, niçin mücadele etmeleri gerekti¤ini, ne istemeleri gerekti¤ini bilemeyebilirler. Ancak süreç içinde birlikte mücadele etmeyi, birlikte hareket etmeyi ö¤renerek, birlikte, kolektif tarzda s›n›f hareketiyle herfleyin daha kolaylaflt›¤›n› ö¤renecektir. Yaflam›n, s›n›f çat›flmalar›n›n ö¤retisi kal›c› ve etkilidir. Genç iflçiler, genç emekçiler, genç köylüleri örgütlemenin daha kolay oldu¤u bir gerçektir. Onlar›n e¤itilmemifl, deneyimsiz olmalar› bizleri korkutmamal›d›r. ‹nisiyatife, çal›flma ve örgütleme planlar›na önem ve öncelik verilerek, namuslu geliflmeye aç›k, dinamik,

her genç iflçiyi komitelefltirmek görevi s›n›f bilinçli proletaryan›n önünde durmaktad›r. Daha cesur, daha h›zl› genç savaflç›lar› kazanmak gereklidir. Bunun için örgütleme reflekslerimiz, s›n›f hareketlerimiz genç bir militan›n dinamizm gücünde olmal›d›r. “KAPIYI ÇALIN, AÇILACAKTIR” diyor, Lenin yoldafl. Lenin yoldafl, politik çal›flmada politik ajitasyon ve propaganda faaliyetini s›n›f savafl›m› aç›s›ndan vazgeçilmez bir faaliyet olarak belirttikten sonra, bu çal›flman›n hiç bir zaman bofla gitmifl bir faaliyet olmad›¤›n›, olamayaca¤›n› her f›rsatta belirtmektedir. Baflar›n›n ölçüsü, sadece bir defal›k çal›flmada, kitlelerin ço¤unlu¤unu etkileyememe durumunda karamsarl›¤a kap›n›lmamas› gerekti¤ini ifade etmektedir. Baflar›y› bir hamlede, bir mücadelede, bir defada elde edemeyebiliriz. Bu mümkündür. Ancak inatla, sab›rla y›lmadan yürütülen çal›flma sonucunda baflar› mutlaka proletaryan›n olacakt›r. S›n›f bilinçli proletarya örgütleme sanat›n›, MLM ö¤reti ›fl›¤›nda 7. Yöneliminde, devrim gerçeklefltirmifl ülkelerin deneyim ve tecrübelerini daha güçlü kuflanarak, ö¤renmek göreviyle karfl› karfl›yad›r. Bu görev bugün daha yaflamsald›r, yakalanan ivmenin ç›tas› yükseltilerek yürüyüfl h›zland›r›lmal›d›r. Paran›n ve karfl› devrimci zorun iktidar oldu¤u toplumlarda, ekonomik-sosyal-politik kazan›mlar› koruma güvencesi, daha fazla haklar elde ederek, en genifl kesimleri örgütleyip, iktidar perspektifiyle yürüme güvencesi, proletaryan›n örgütlü gücündedir. S›n›f savafl›m tarihi ve 7. Yönelim, yürüyüflümüzü uygun hale getirip, niteli¤i yükselterek, h›z› art›rmam›z› istemektedir.


6-19 Haziran 2003

10

16

“‹deolojik, politik ve örgütsel donan›m yaflamdaki tüm hücreleri parçalamaya muktedirdir” Ülkemizde hapishaneler/zindanlar sorunu esas olarak iktidar sorunudur. Nihai kurtulufla kadar karfl› devrim cephesi ile devrim cephesi aras›nda mücadelenin di¤er alanlar›nda oldu¤u gibi zindanlarda da bir dizi muharebe yaflanacakt›r. Mevziler kazan›l›p, mevziler kaybedilecektir. Bu diyalektik döngü kaç›n›lmazd›r. ‹ki y›l› aflk›n bir süredir devrimci tutsaklar F tipi zindanlarda karfl› devrimin amans›z sald›r›lar›na karfl› devrimci kimli¤in özüne uygun bir flekilde direnmektedirler. Karfl› devrimin amac› devrimci tutsaklar› teslim al›p, halk›n geliflen ve geliflmekte olan muhalefetini sindirmek, böylece kendisine rahatl›kla at koflturabilece¤i “dikensiz bir gül bahçesi” haz›rlamakt›. Halk›n devrimci bir yönelime girmesini engellemekti. Bu amaca ulaflmak için 19 Aral›k’la birlikte, nitel bir s›çramayla sald›r›lar›n› doruk noktas›na ç›kard›lar. Karfl› devrimin doru¤a ulaflan topyekün sald›r›s›na devrimci tutsaklar topyekün bir direniflle karfl›l›k verdiler. Yaflanan muharebede onlarca devrimci tutsak katledilirken onlarcas› da yaraland›. Bu muharebe sonucunda zorla F tipi zindanlara hapsedilen devrimci tutsaklar Ölüm Orucu direniflinde onlarca flehit ve yüzlerce gazi vererek kavgay› sürdürdüler. Bu süreçte Nergiz ve Muharrem yoldafllar ise bilge evrenin ilk Ölüm Orucu flehitleri olarak durufllar›, direniflleri, kararl›l›klar› ve ölümü hücre hücre yenmeleriyle abidelefltiler. Düzenlenen topyekün imha ve topyekün teslimiyet sald›r›s›n›n sonucunda tutsaklar›n direnifli kaybedilen mevzilerin kazan›lmas›n› sa¤layamasa da devrimci tutsaklar direnifl çizgisinde sonuna kadar sebat ederek tarihi bir direnifl sergilediler. Direnifl çizgisinden ödün vermemek bu sürecin en büyük ve en önemli baflar›s› olmufltur. Di¤er yenilgilerin telafisi vard›r ama ideolojik yenilginin ve teslimiyetin telafisi çok zordur. Bu aç›dan direngen tutumu sonuna kadar sürdürmek ve bu durufltan asla ödün vermemek hayati önemdedir. Bu süreçte bu baflar›lm›flt›r. Çünkü sürece damgas›n› vuran karfl› devrimin en vahfli sald›r›lar›n›n karfl›s›na devrimci iradenin y›k›lmaz bir barikat olarak dikilmesi olmufltur. Tutsaklar devrimci kimliklerinden ödün vermeden bu duruflu devam ettirmektedirler. Bu durumun bu süreçte bizim aç›m›zdan özgünce ifade edilifli “Nergizce ve Muharremce” olmufltur. Karfl› devrimin devrimci tutsaklar› ideolojik olarak teslim alma plan› tutmad› ve hüsranla sonuçland›. Tutsaklar mevzilerini önemli oranda kaybetmifl olsalar dahi hala devrimci ve komünist kimlikleriyle ve örgütlülükleriyle dimdik duruyorlar düflman›n karfl›s›nda. Devrimci tutsaklar›n elinde nihai zaferin garantisi iflte bu kararl›, onurlu ve bilinçli direngen durufltur. Tutsak Partizanlar aç›s›ndan bu duruflu sa¤layan ve sürdürecek olan ise parti ve s›n›f bilincidir. Türkiye Devrimci Hareketi’nin zindanlardaki mücadelesi otuz y›ll›k birçok de¤er yaratt› ve direnifl çizgisi büyütüle-

rek bugünlere tafl›nd›. Yarat›lan bu de¤er amans›z mücadeleler ve ödenen a¤›r bedeller sonucunda kal›c›laflt›r›ld›. Bilge evrenin zindanlardaki direnifl gelene¤i ise mayas›n› 1973’te ‹brahim Kaypakkaya yoldafl›n Diyarbak›r Zindan›’ndaki direniflinden alm›flt›r. Bu tarihsel miras›n ›fl›¤›nda zindanlar mücadelesinde köklü bir direnifl gelene¤i yarat›lm›flt›r. Bugün bu gelene¤in sürdürücüleri olan tutsak Parti-

zanlar 19 Aral›k’ta doruk noktas›na ulaflan ve günümüze kadar devam eden zorlu s›namalardan esas olarak al›nlar›n›n ak›yla ç›km›fllard›r. Devrimci ve komünistler kimliklerini çok a¤›r bedeller pahas›na korumufltur. Devrimci dostlarla birlikte dünyada efli benzeri görülmedik bir direnifl yarat›lm›flt›r ve gelecek kuflaklara b›rak›lm›flt›r. Ülkemizde hapishaneler/zindanlar sorunu esas olarak iktidar sorunudur. Nihai kurtulufla kadar karfl› devrim cephesi ile devrim cephesi aras›nda, mücadelenin di¤er alanlar›nda oldu¤u gibi zindanlarda da bir dizi muharebe yaflanacakt›r. Mevziler kazan›l›p, mevziler kaybedilecektir. Bu diyalektik döngü kaç›n›lmazd›r. Tarih bunun say›s›z örnekleriyle doludur. 12 Eylül AFC’sinden önce kazan›lan haklar 12 Eylül AFC’siyle birlikte kaybedildi. Tek tip elbise dayatmas› oldu. Buna karfl›n tek tip elbiseye karfl› direniflle bafllayan süreçte ad›m ad›m bir dizi mevzi kazan›ld›. 90’l› y›llar›n bafllar›nda bafllayan hak gasplar› 96 y›l›nda Ölüm Orucu ve SAG direnifli ile birlikte kazan›larak bu sald›r› dalgas› geçici bir süreli¤ine püskürtüldü. Geçici bir süreli¤ine diyoruz. Çünkü kazan›lan zaferler hiçbir zaman nihai ve mutlak olamaz bu süreçte. Nitekim bu tarihten itibaren düflman zindanlar› tekrar hakimiyeti alt›na almaya çal›flt› ve gelinen son süreçle birlikte burada önemli oranda baflar›l› da oldu. Bu tarihsel ke-

sit de bize gösteriyor ki yenilgi ve zafer, ilerleme ve gerileme iç içedir ve nihai zafere kadar bu böyle devam edecektir. Zindanlar mücadelesi t›pk› Demokratik Halk Devrimi mücadelesi gibi, halk savafl› gibi uzun soluklu bir mücadeledir. Zaferler ve yenilgiler sarmal›ndan oluflur. Bu gerçekli¤i çok iyi anlamam›z ve kavramam›z gerekir. Belirleyici olan somut koflullardaki güçler dengesidir. ‹çinde bu-

Zindanlar mücadelesi t›pk› Demokratik Halk Devrimi mücadelesi gibi, halk savafl› gibi uzun soluklu bir mücadeledir. Zaferler ve yenilgiler sarmal›ndan oluflur. Bu gerçekli¤i çok iyi anlamam›z ve kavramam›z gerekir. Belirleyici olan somut koflullardaki güçler dengesidir. lundu¤umuz koflullarda bu belirleme kendi güçlerimizin durumu, dostlar›n durumu, kitlelerin durumu, düflman›n durumu ve dünyadaki ve ülkemizdeki genel durum gözönünde bulundurularak yap›lmal›d›r. Bu belirlemeler sonucunda güçler dengesinin kimin lehine oldu¤u ortaya ç›-

kar. Bizim lehimize oldu¤u durumlarda do¤ru bir yönelimle muazzam zaferler kazanabiliriz. Düflman›n lehine oldu¤u koflullarda ise do¤ru bir yönelimle onlar›n sald›r›lar›n› ancak belli bir seviyede tutabiliriz, durdurabiliriz ya da mevzi kaybetmemiz geri çekilmemiz olas› olabilir. Ama koflullar bizim lehimize evrildi¤inde tekrar ata¤a kalkmak için haz›r olmak gerekir. Tabi bu ancak koflullar›n lehimize geliflmesi için sürekli müdahalede bulunmay› gerektirir. Nas›l ki bu savaflta sald›r›n›n yan›s›ra geri çekilme de oluyorsa, politikada da durum bundan pek farkl› de¤ildir. Gerekli zamanlarda geri çekilme takti¤inin politikas›n› yapmak gerekir. Öyle zamanlar olur ki güç dengeleri sonuca ulaflma lehinde olmayabilir. Bu durumda somut koflullara uygun politika gelifltirmek gerekir. Aksi taktirde yani kat› bir dogmatizmle hareket edildi¤inde, s›n›f mücadelesi dümdüz bir do¤ru olarak görüldü¤ünde sonuç duvara toslamaktan baflka birfley olamaz. S›n›f mücadelesinin zigzaglar çizerek ileriye do¤ru yol alan tarihi bize muazzam zaferler tatt›rd›¤› gibi al›nan yenilgileri ve a¤›r kay›plar› da yaflatm›flt›r. Bunlar yaflanmaya devam edecektir. Fakat burada önemli olan her tökezlemeden, her kay›ptan ö¤retici dersler ç›karmak ve bu dersler ›fl›¤›nda daha güçlü, daha do¤ru yöntemlerle mücadeleyi yükseltmektir. Aksi taktirde tutarl› olmak ad›na yanl›flta diretmek çok daha büyük hatalara ve kay›plara neden olur. Kazan›m elde etme ve zafer kazanma, bugün oldu¤u gibi s›rf tutsaklar›n direnifliyle mümkün olmayabilir. Çünkü esas olarak kitlelere dayanmayan, onlar› örgütleyip arkas›na almayan ve savaflt›rmayan bir direniflin zafer kazanma olas›l›¤› çok düflüktür. Zafer kazan›lsa bile uzun vadede bu zaferin kal›c› hale getirilmesi imkans›z olur. Bu gerçekli¤in bilincinde olup koflullara uygun politika üretmek ve politik esneklik göstermek zorunludur. Mevcut gücümüzü abartarak yapaca¤›m›z hamleler bizi “sol” oportünizme; mevcut gücümüzü küçümseyerek yapaca¤›m›z hamleler ise bizi sa¤ oportünizme, yani yerinde saymaya ve gerilemeye götürür. Bu nedenle her zaman tetikte olmal›, hem kendi durumumuza hem de koflullara uygun bir durufl göstermeliyiz. Maoist politika budur. ‹çinde bulundu¤umuz dönemde bizim için as›l önemli olan esasta düflman›n ilkelerimize ve devrimci kimli¤imize karfl› yürüttü¤ü sald›r›y› gerekti¤i gibi karfl›lamak ve püskürtmektir. Kaybedilen mevzilerin ve haklar›n an›nda geri al›naca¤› beklenmemeli. Mevzilerin ve haklar›n ad›m ad›m kazan›laca¤› uzun soluklu mücadelelere flimdiden haz›rl›kl› olunmal›d›r. Bu hem içerisi hem de d›flar›s›


10 için geçerlidir. Peki “haz›rl›kl› olunmal›d›r”dan ne anlafl›lmal›d›r? Burada esas olarak ideolojik, politik ve örgütsel haz›rl›klar kastedilmektedir. Ayr›nt›l› olarak açmaya çal›flaca¤›m›z bu haz›rl›klar sadece içerisi için de¤il d›flar›s› için de geçerlidir. Hatta d›flar›s› aç›s›ndan daha yak›c› bir önemdedir. Çünkü, birincisi; tüm faaliyet boyunca bu donan›ma sahip olmak zorunludur. ‹kincisi; zindanlar da mücadelenin bir alan›, hem de önemli bir alan›d›r. Ve her devrimcinin bu alana zorunlu durak olarak u¤rama olas›l›¤› vard›r. Kimsenin kendisini yar›n hücrelerde bulmayaca¤›n›n hiçbir garantisi yoktur. Zindanlarda mevcut koflullardan kaynakl› k›sa vadede bu haz›rl›klar› gerçeklefltirmek d›flar›ya göre çok daha zordur. Çünkü mevcut tecrit koflullar› bunun önünde ciddi bir engel teflkil etmektedir. Ayr›ca flu ankinden çok daha kat› bir tecritin uygulanmayaca¤›n›n (Ulrike Mainhoflarda oldu¤u gibi ya da Bobby Sandsler zaman›ndaki gibi) hiçbir garantisi de yoktur. Fakat d›flar›da hem koflullar, hem de olanaklar k›sa vadede bilinçlenmeye elverifllidir. Bu nedenle bahsetti¤imiz haz›rl›klar mümkün olan en k›sa zamanda gerçeklefltirilmeye çal›fl›lmal›d›r. Zindan mücadelesi aç›s›ndan bunun anlam› fludur: Tutsak düflen her militan tutsakl›¤›n ilk gününden itibaren kendini yeni koflullara haz›r hissetmeli ve direnifl saflar›ndaki yerini almal›d›r. Aksi taktirde her türlü sapman›n kol gezdi¤i, azg›n sald›r›lar›n yafland›¤›, düflmanla yüzyüze olunan bu ortama haz›rl›ks›z yakalanmak ciddi zaaf ve eksikliklerin bafl göstermesi anlam›na gelecektir. Böylece direnifl cephesinde bir gedik yarat›lm›fl olacakt›r. F tipi zindan sald›r›s›n› püskürtmenin en temel ilkelerinden biri d›flar›dayken asgari bir donan›ma sahip olmakt›r. fiimdi ideolojik, politik ve örgütsel haz›rl›¤› s›ras›yla aç›klamaya çal›flal›m. ‹DEOLOJ‹K HAZIRLIK ‹deolojik haz›rl›ktan kastedilen fley öncelikle s›n›f mücadelesinin gerçekli¤ini ve bu gerçeklik içinde kendi rolümüzü kavramakt›r. Yani s›n›f bilinçli proletaryan›n ideolojisi olan MLM’yi ö¤renmek, kavramak ve kiflili¤imizde cisimlefltirmektir. Dost ve düflman ayr›m›n› iyi yapmak, kendi s›n›f›m›za ve onun öncü müfrezesi olan Proletarya Partisi’ne güvenmek ve bunu bilimsel bir temelde kal›ba dökmektir. Temelsiz, bilinçsiz ve biçimsel bir durufl ve direnifl uzun vadede yalpalamaya yatk›nd›r. Genelde an›n coflkusuyla, saflar›n niceli¤iyle (azl›k-çokluk) hareket eder bir durumda olanlar. Bu gerçeklik her alanda geçerlidir. Fakat s›n›f bilinciyle donanan sa¤lam bir durufl ve direnifl ideolojik yenilenme sürdü¤ü müddetçe ayn› sa¤laml›kla hatta daha da sa¤lamlaflarak devam eder. Bundan dolay› MLM’yi onun üç bileflenini (felsefe, ekonomi politik ve bilimsel sosyalizm) ve s›n›f mücadelesinin yasalar›n› ö¤renmek için imkan ve olanaklar›m›z› sonuna kadar seferber etmeli ve zorlamal›y›z. Zira bu faaliyet bizim aç›m›zdan hayati önemdedir. Bunun yan›s›ra bilge evreyi de iyi tan›mal›, ne için ve nas›l mücadele yürüttü¤ümüzü kavramak için çaba harcamal›y›z. Tüm bunlar bizim ad›m ad›m nesne ol-

17 maktan ç›karak özne olmam›za hizmet edecektir. Bir di¤er önemli nokta ise zindanlar mücadelesinin yasalar›n› kavramakt›r. “F tipi zindanlar›n, tecritin, tredman›n amac› nedir?”in derinlikli tahlilini yapabilmeliyiz. “Neden ve nas›l direnmeliyiz” sorusunun yan›t› kafam›zda net olmal›d›r. Bunu sa¤lamak da ülkemiz devrim hareketinin zengin tarihi tecrübelerinden ö¤renmek ve uluslararas› alanda da yaflanan tecrübeleri ve birikimleri ö¤renmekle mümkün olabilir. Bu tarihsel tecrübeler bize yol gösterici olmal›d›r. Bu sayd›klar›m›z›n hepsi ideolojik haz›rl›klar kapsam›na girer ve ö¤renilip bilince ç›kar›ld›¤› ölçüde bizi daha güçlü k›lar. Karfl› devrimin ideolojik sald›r›lar›na en çok kendi ideolojimize s›ms›k› sar›larak karfl› koyabiliriz. POL‹T‹K HAZIRLIK Politik haz›rl›k ideolojik haz›rl›kla yak›ndan ilintilidir. Ve bu ikisi birbirini tamamlar. Politik olarak yetkinleflmedikçe dünyada ve ülkemizde yaflanan geliflmeleri, bu geliflmelerin birbirine etkilerini ve birbiriyle iliflkilerini, neden ve sonuçlar›n›, bizim aç›m›zdan bu geliflmelerin ne anlam ifade etti¤i ve yaflanan geliflmeler özgülünde tavr›m›z›n ne olmas› gerekti¤i vb. takip edilip bilince ç›kar›lmadan yaflamak, ad›m ad›m s›n›f mücadelesinden uzaklaflmak anlam›na gelir. Oysa bizim amac›m›z her ne flekilde olursa

olsun hayat›m›z› devam ettirmek de¤il, tam aksine üretmek, s›n›f mücadelesine ve Proletarya Partisi’ne daha faydal› olabilecek hale gelmek için yaflamakt›r. Devrimin ihtiyaçlar› do¤rultusunda donanmakt›r. Elbette prati¤e uygulanacak ve pratikte s›nanacak bir donan›m olmal›d›r bu. Çünkü ancak prati¤e uyguland›¤›nda bir anlam ifade eder; hatalar›m›z› görmemize, güçlenmemize ve geliflmemize hizmet eder. Politik uyan›kl›k ve politik öngörü noktas›nda gitgide daha fazla uzmanlaflmay› hedeflemeliyiz. Hem zindan muharebesinde hem de yaflam›n di¤er tüm alanlar›nda politik donan›m ve yetkinlik olmazsa olmazd›r. Düflman› anlamak, amaç ve araçlar›n› deflifre etmek, püskürtmek ve mevziler ele geçirmek için bu flartt›r. Ayr›ca zamanlama da çok önemlidir. Do¤ru politikalar› do¤ru zamanda ve do¤ru araçlarla yürütmedi¤imiz taktirde baflar› ve kazan›m bize çok uzak olacakt›r. Bilindi¤i gibi Marksist-Leninist-

Maoist politikalar›n temel ilkesi somut koflullar›n somut tahlilidir. Bir dönem ön aç›c›, gelifltirici olan bir ad›m baflka bir dönemi t›kay›c› ya da engelleyici olabilir. Bu nedenle hataya düflmemek için somut koflulun somut tahlilini do¤ru yapmak ve diyalektik bak›fl aç›s›n› kavramak flartt›r. Somut koflullar›n somut tahlili ayn› zamanda do¤ru an› yakalamak demektir. Bu da ancak politik öngörü ve politik yetkinlikle mümkün olabilir. Tüm bunlardan ortaya ç›kan sonuç politik öngörü ve yetkinli¤in ideolojik duruflla birlefltirilmesinin zorunlu oldu¤u gerçe¤idir. ÖRGÜTSEL HAZIRLIK Esas olarak kolektifin bir parças› oldu¤umuzu, her hareket ve davran›fl›m›zda ona tabi olmak zorunda oldu¤umuzu ve her zaman Proletarya Partisi’ne ve yarat›lan de¤erlere lay›k olmam›z gerekti¤i gerçe¤ini bilmek, yaflama uygulamak için kendimizi donatmakt›r. Tek bafl›m›za olsak dahi Proletarya Partisi’nin politikalar›n› uygulayabilmek ve Proletarya Partisi’nin çizgisinde hareket etme cüretini ve kararl›l›¤›n› göstermek flartt›r. ‹deolojik, politik ve örgütsel donan›m bizim için temeldir ve yaflam›m›z›n her an›na damgas›n› vurmak zorundad›r. ‹deolojik politik ve örgütsel donan›m özellikle kendisini acelecilik ve pasiflik biçiminde gösteren sol ve sa¤ oportünizmin de ilac›d›r. K›smi ideolojik sa¤laml›k, geçici politik derinlik ve yetersiz örgütsel bilinçle uzun vadede sa¤lam bir durufl ve direnifl sergilenmesi mümkün de¤ildir. ‹deolojik, politik ve örgütsel durufl ayn› zamanda yaflam biçimiyle de harmanlanmal›d›r. Hem tecritin hem de genel anlamda yaflam›n hücrelefltirilmesinin en önemli amaçlar›ndan biri devrimci kimli¤imize sald›rarak, kiflili¤imizi parçalamak ve bizi teslim almakt›r. Bundan dolay› da esas olarak kifliye bireyci ve bencil bir yaflam dayatmaktad›r. Özellikle hücre flartlar›nda düflman kifliyi yaln›zlaflt›rarak, kolektivizmden uzak tutarak bunu baflarmaya çal›flmakta ve mevcut hücre sistemi bu amaca uygun olanaklar› ona fazlas›yla vermektedir. Tek ve üç kiflilik hücrelerde insanlar kendi kabu¤una çekilme ortam›yla karfl› karfl›yad›r. Yaln›zl›k hissinin bir virüs gibi tüm bedeni sar›p sarmalamas› an meselesidir. Bu durum biraz da fliddet olgusuyla birleflti¤inde e¤er kifli ideolojik donan›m aç›s›ndan yetersizse bilinci çok k›sa bir süre içinde dumura u¤ray›p kendisini çaresizli¤in insan› yutan girdab›nda bulabilir. Böyle bir durumda kifli kendi dünyas›nda yaflamaya bafllar; yard›mlaflma, dayan›flma, kolektivizm ve devrimci dostluk gibi kavramlar kifliye gittikçe daha uzak kal›r. Bencillik, içe kapan›kl›k ve geçimsizlik gibi burjuva hastal›klar yavafl yavafl bünyede hakimiyetini kurar. Düflman›n istedi¤i tam da budur. Posas› ç›km›fl bir insan. Son zamanlarda bas›na da s›kça yans›yan hapishanelerde yaflanan psikolojik rahats›zl›klar, intiharlar ve de yaflamdan uzaklaflmalar›n temelinde tecrit koflullar›n›n etkisi olmakla birlikte bu durum esasta devrimci yaflam biçiminin hayata geçirilememesinin bir sonucudur. Bu da ideolojik, politik ve örgüt-

6-19 Haziran 2003 sel duruflun zay›fl›¤›yla ve bunlar›n sosyal hayatla ba¤›n›n kurulamamas›yla ilintilidir. Bu nedenle yaflam›n her alan›nda devrimci kimli¤e uygun bir pratik sergilemek ve devrimci bir kiflilik oluflturmak görevi ile karfl› karfl›yay›z. ‹deolojik, politik ve örgütsel donan›m›n sosyal yaflamda (politik) alaca¤› biçim kolektivizm, paylafl›m, dayan›flma, yard›mlaflma, devrimci dostlarla ve halk›m›zla olan iliflkilerde devrimci kimli¤imize uygun hareket etmek olmal›d›r. Bencilli¤i, benmerkezcili¤i, kapal›l›¤› ve çaresizli¤i ancak kendi de¤erlerimize s›ms›k› sar›ld›¤›m›z ölçüde y›kabiliriz. Bunun için ise denetim ve müdahale silah›na sar›lmam›z flartt›r. Hem kendi kendimize müdahale edece¤iz hem d›fl›m›zdan gelen müdahalelere aç›k olaca¤›z. Hem de çevremize müdahale edece¤iz. Bugün yaflam›n her alan›nda muazzam bir yabanc›laflma yaflan›yor. Burjuva-feodal sistemin ideolojik sald›r›lar› bilinçleri haz›rl›ks›z yakalad›¤›nda hemen dumura u¤ratabiliyor. Kifli kendisine, eme¤e ve yaflama yabanc›lafl›yor. Yabanc›laflma bugün geçmifle oranla çok daha ciddi bir tehlikedir. Bu tehlikeyi bertaraf edebilmek için yarat›lan emek ve de¤erleri sahiplenmek ve büyütmek gerekir. Bunun için de emek harcamak, de¤er yaratmak flartt›r. De¤er yaratmayan›n yarat›lan de¤erleri, gere¤i gibi sahiplenmesi de beklenmemelidir. Bu aç›dan ideolojik, politik duruflumuzu yaflamla sürekli bütünlefltirme çabas›nda olmal›y›z. Bu da ancak üretmekle, emek harcamakla ve de¤er yaratmakla mümkün olur. Üretmekten kastedilen; bir emekçi gibi çal›flmak, yaz›l› ve sözlü bir ürün ortaya ç›karmak, kitlelerle olan iliflkilerde yarat›c› ve üretken olmak vb. Bunlar›n hepsi bir de¤er yarat›r. Ancak bu yolla, yani ideolojik, politik seviyemizi yaflama kanalize etmekle ve yaratt›¤›m›z de¤erleri sahiplenmekle yabanc›laflmay› ve asalak yaflama tarz›n› alt edebiliriz. Yaflam›n her alan›nda ve zindanlarda sürekli bir muharebe içindeyiz. Yukar›da s›ralad›klar›m›z bu muharebeyi zaferle taçland›rmak ve nihai kurtuluflta emin ad›mlarla ilerlemek için gerekli olan en temel fleylerdir. Bunlara s›k› s›k›ya sar›ld›¤›m›zda en güçlü silahlardan bile daha güçlü olan bu silahla donanm›fl olaca¤›z. Yukar›da s›ralad›klar›m›za daha birçok ilave yap›labilir. Yapmam›z gereken bunlar› bulundu¤umuz alanlar›n koflullar›na ve kendi kiflili¤imize uygulamak ve gelifltirmektir. Temel olan ideolojik sa¤laml›k, politik derinlik ve örgütsel bilinçtir. Bunlar bizim kiflili¤imizle cisimleflmiflse ya da yavafl yavafl cisimlefliyorsa o zaman ne zindanda, ne k›rda, ne flehirde k›sacas› s›n›f mücadelesinin tüm alanlar›nda bizim için afl›lamayacak hiçbir güçlük ve korkulacak hiçbir fley yoktur. Vars›n s›n›f düflmanlar›m›z korksun ve titresin bizim bu sars›lmaz gücümüzden. Çünkü bu güç zindanlar› y›kmaya k›rlar› tutuflturmaya ve flehirleri zaptetmeye muktedir bir güçtür. Çünkü bu güç Parti bilinciyle donanan MLM bir güçtür. O zaman dört elle sar›lal›m bu güce. Nergizce ve Muharremce


6-19 Haziran 2003

18

10

Piflmanl›k Yasas› genel af m›? Yoksa teslimiyet dayatmas› m›? Onurlu bir bar›fl, tepeden t›rna¤a silahla donanm›fl bir düflman karfl›s›nda silah›n› b›rakarak elde edilemez. Silah elden düflünce özgürlük iradesi ve özgürlük tercihi de ortadan kalkacakt›r. Bu durum kabul edilemez. Onurlu hiçbir özgürlük savaflç›s› ve onurlu hiçbir Kürt bunu kabul etmemelidir. PKK özgürlük savaflç›lar› da bunu kabullenmemelidir. Emperyalizmin gelifltirdi¤i, faflizmin uygulamaya koydu¤u silahs›zland›rma politikas›, piflmanl›k yasas› kabul edilmemelidir. Silahs›zlanma ve piflmanl›k yasas›, ezilenlerin özgürlük iradesinin ortadan kald›r›lmas›d›r. ABD ve suç orta¤› ‹ngiliz emperyalistleri, Irak’› iflgal ve ilhak ederek, operasyonunu bu ad›mlarla sonland›rmayaca¤›n› gazetemizde yer alan çeflitli yaz›larla dile getirmifl, bu konudaki görüfllerimizi her somut geliflmede, ifadelendirmeye çal›flm›flt›k. Irak petrollerini ve yer üstü zenginliklerini ele geçirerek ya¤malayan, bölgede denetimini ve hakimiyet üstünlü¤ünü art›ran emperyalistler, ayn› zamanda kendisine ba¤l› uflak ve kukla bir yönetim için de ad›mlar atmaya çal›fl›yor. Bu ad›mlar henüz tamamlanabilmifl de¤ildir. Irak’ta yönetimi oluflturmakla görevli Amerikal› Paul Bremer’in iflinin hayli zor oldu¤u aç›kt›r. Irak’ta sa¤lanamayan huzur ve güven ortam›n›n, sa¤lanamayan istikrar ve normale dönülemeyen yaflam koflullar›n›n sorumlusu olarak gördükleri ‹ran’›n faaliyetleri ve müdahalesi iflgalci zorbalar›n ifllerinin kolay olmayaca¤›n› aç›kça göstermektedir. Bölgede kendi denetimi d›fl›nda hiçbir silahl› güce tahammül göstermeyen emperyalistler ‹ran yönetimine karfl› mücadele eden halk›n mücahitlerini de silahs›zland›rarak, kendi denetim ve kontrollerine ald›lar. Kendi iradeleri ve kontrolleri d›fl›na ç›kma ihtimali tafl›yan, hiçbir silahl› gücün varl›¤›na müsaade etmeyen iflgalciler, baflta Irak halk› olmak üzere, bölgedeki silahl› bütün güçleri silahs›zland›rmaya giriflti. Bu ad›mlar›n önemli bir parças›n› da PKK-KADEK güçleri oluflturmaktad›r. Uzun bir dönemdir Irak’›n kuzeyinde üslenen ve faaliyet yürüten PKK-KADEK güçlerinin de silahs›zland›r›lmas› yönünde çeflitli düzeylerde giriflimler devam etmektedir. Emperyalistlerin Irak iflgali boyunca, gerçeklefltirdikleri katliamlar ve imha karfl›s›nda sessiz kalmay› tercih eden PKK, adeta ölü sessizli¤ine gömülmüfltür. PKK-KADEK güçlerini silahs›zland›rma sorumlulu¤unu üstlenen ABD emperyalistleri, Türk hakim s›n›flar›na “bu ifli bize b›rak›n” diyerek, göreve bafllad›. Böylece Türk hakim s›n›flar›n›n y›llard›r bafl›n› a¤r›tan en önemli bir sorunu çözme iflini üstlenerek onlar› büyük bir “terör belas›ndan” kurtard›lar. Bu iflin çözümünün bir parças› olarak da PKK-KADEK güçlerinin ç›kar›lacak bir genel afla silahs›zland›r›lmalar›, kültürel ve siyasal sürece kat›lmalar› konusunda bir k›s›m Türk hakim s›n›f temsilcileri görevlendirildi. Bu konuda efendi ile uflaklar aras›nda belli görüfl ve yaklafl›m farkl›l›¤› olsa da ABD’nin belirledi¤i çözümün esas al›na-

ca¤› muhakkakt›r. Bu görüfl ve çözüm farkl›l›¤›n›n olmas› uflak TC devletinin çok farkl› tav›r gelifltirmesine fazla müsaade edilmeyece¤i ortadad›r. Emperyalistler taraf›ndan gelifltirilen projenin TC devleti taraf›ndan uygulamaya konulmas›nda belli s›k›nt›lar›n olmas› projenin uygulanmas›nda önemli bir sorun yaratmayacakt›r. TC devleti taraf›ndan, PKK-KADEK’in silahl› güçlerini silahs›zland›rarak da¤dan indirilmesini amaçlayan piflmanl›k yasas›n›n ç›kart›lmas› gündeme gelip buna uygun yap›lan giriflimler karfl›s›nda, PKK-KADEK güçlerinden beklenen tepki hemen geldi. Medya TV’ye aç›klamada bulunan Baflkanl›k Konseyi Üyesi Osman Öcalan “da¤larda piflmanl›k yasas›ndan yararlanabilecek hiç kimseyi bulamazs›n›z” diyerek, Adalet Bakan› taraf›ndan gelifltirilmeye çal›fl›lan ve k›sa süre içinde yasallaflmas› beklenen piflmanl›k yasas› karfl›s›ndaki tav›rlar›n› ortaya koymufl oldular. PKK-KADEK güçleri, ad›na piflmanl›k yasas› denilen onursuzlu¤u kabul etmeyeceklerini, böyle bir yasan›n kabulünün mümkün olamayaca¤›n› belirttiler. Ancak, piflmanl›k yasas› de¤il de tüm güçleri kapsayacak bir genel affa her zaman aç›k olduklar›n› belirterek, bu konudaki yaklafl›mlar›n› çeflitli düzeylerde ifadelendirmekten geri kalmad›lar. “Piflmanl›k yasas›na HAYIR! Genel affa EVET” diyerek, özetlenen tav›rlar›n› aç›klad›lar. Devlet güçlerinin dikkatlerini bu konuya çekerek, bafllatt›klar› genel af kampanyas›yla bu konudaki tutumlar›n›

ortaya koydular. Piflmanl›k yasas›na karfl› ç›kan, ancak genel affa evet diyen, PKK güçlerinin ne kendi savafl›m tarihlerinden ne de KürtKürdistan tarihinden yeterince ders ç›karmad›klar› anlafl›l›yor olacak ki, ABD emperyalistleri taraf›ndan haz›rlanan, faflist TC devleti taraf›ndan yürürlü¤e konan silahs›zland›rma politikalar› karfl›s›nda oldukça yumuflak, esnek bir tutum sergileyerek, “ç›kacak bir genel afla silahs›zlanmaya aç›k” olduklar›n› belirterek, büyük bir yan›lg› içinde olduklar›n› sergilediler. “E¤er affedildikten sonra siyasi yaflama kat›lmam›za izin verilirse silahlar›m›z› hiç tereddüt etmeden teslim ederiz” aç›klamas›n› yapan Osman Öcalan, emperyalistlerin ve Türk hakim s›n›flar›n›n senaryolar›n›n ve oyunlar›n›n arkas›nda yatan teslimiyet ve iradesizlefltirme politikas›n›n fark›nda de¤iller galiba. Bu tutum, teslimiyete aç›k bir tutumdur. PKK önderli¤inin affedilmesi, kendilerinin siyasal sürece kat›lmalar› ve kültürel k›r›nt›lar pahas›na at›lacak ad›m›n gafleti büyüktür. Bu ad›m özgürlü¤ün, kültürel haklar›n elde edilmesi de¤il tamamen Kürt ulusunun özgürlük iradesinin elinden al›nmas›d›r. Kendi kaderini tayin hakk›n›n çi¤nenmesi, özgürlük taleplerinin emperyalist oyun ve faflist senaryolar karfl›s›nda gasp edilmesidir. Aldatmaya ve oyunlara gelinmemelidir. Faflizm koflullar›nda özgürlük iradesinin silahs›zland›r›lmas›, ölümdür, yok olma, soyk›r›m ve asimilasyona aç›k da-

vetiye ç›karmad›r. Keza KADEK Yürütme Kurulu Üyesi Dursun Ali Küçük’ün 26 May›s tarihli Özgür Politika gazetesine yapt›¤› aç›klamada taleplerini dile getiriyor. “Sabr›m›z ve mücadelemiz demokrasi ve onurlu bir bar›fl›n sa¤lanmas› içindir”, “Baz›lar›n›n sapt›rd›¤› gibi oyun ve taktik yapm›yoruz”, “Devletin bizi ‘affedecek’ bir ortama ihtiyac› vard›r”, “Türkiye Kürtlerle bar›fls›n, Türkiye demokratik ve sosyalist güçlerle bar›fls›n, Türkiye emekçilerle ve sivil toplum kurumlar›yla bar›fls›n, Türkiye KADEK ve Genel Baflkan›m›zla bar›fls›n. Toplumsal ve iç bar›fl› sa¤lama yasalar› her kesimi kapsas›n.’’ Bu taleplerin gerçekleflmesi ancak özgür bir ortamda demokratik bir iktidar taraf›ndan mümkündür. Bu taleplerin gerçekleflmesini faflist bir iktidardan, tarihi soyk›r›m ve katliamlarla dolu bir devletten beklemek büyük bir yan›lg›d›r. Bu taleplerin istenmesi durumunda bile TC devleti taraf›ndan gerçeklefltirilmesi mümkün de¤ildir. Gerçekleflmeyecek duaya ise amin denmez. Sicili bozuk, tarihi imha ve yok etmeyle, inkar ve yok saymayla, katliam ve soyk›r›mlarla dolu olan ›rkç› floven ve faflist bir devletten bu talepleri beklemek, idam sehpas›nda idam edilmeyi bekleyenin cellad›ndan kendisini affetmesini beklemek kadar kocaman bir yan›lg›, safl›k ve tarih bilincinden yoksun olmay› gerektirir.


10 Faflist TC tarihine bakal›m! Geçmifl yüzy›ll›k Osmanl› tarihine bakal›m! Her türlü katliam ve soyk›r›mlar›n planlay›c›s›, uygulay›c›s› olan Osmanl›lar, Jön Türkler, Kemalistler de¤il midir? Bunlar ne çabuk unutuluyor, yok say›larak, sanki tarihte hiçbir fley yaflanmam›fl, olmam›fl gibi davranma gafletine nas›l düflülebilir? Bu konuda en fazla tarihi tecrübeye sahip olan, en fazla katliam, soyk›r›m ve ac›y› yaflayanlar nas›l da yaflananlar›, nas›l da tarihi unutabilirler? Tarih karfl›s›nda bellek kayb›na bu denli düflülemez. Bu denli gaflete ve yan›lg›ya düflülemez. En yak›n tarihe bakal›m! 5 No’lu zindan tarihine, Diyar-› Bekir zindan tarihine bakal›m! Tepeden t›rna¤a zulüm ve fliddet yaflanmad› m›? Tepeden t›rna¤a ac› ve ölüm yaflanmad› m›? Her türlü Kemalist faflist kurallar›n kabulünün, sonradan teslimiyete dönüfltü¤ü nas›l unutulabilir? Her türlü teslimiyetin ihanete kadar gitti¤i ne çabuk unutuldu? Bütün yurtseverler, devrimci ve komünistler, birlikte bunlar yaflanmad› m›? Yaflanmad› denilenebilir mi? Bu tarih yok say›labilir mi? Kanla, ac›yla, bedelle yaz›lan tarih unutulmaz, yok say›lamaz! Bu tarihi süreci en fazla ac› çekerek, en fazla bedel ödeyerek yaflayan ve ö¤renenler, o dönemin PKK’li yurtseverleri olmufltur. O dönemin devrimcileri ve komünistleri olmufltur, kanla ac›yla bedelle yaz›lan tarihin tan›klar› yafl›yor, tan›klar›n en fazlas› da PKK saflar›nda yaflamaktad›r. Bugün, PKK-KADEK’in konsey düzeyinde, önderlik düzeyinde yer alanlar bu tarihin yaflayanlar›, tan›klar› olmufltur. Geçmifl Kürt isyanlar›na, ayaklanmalar›na bakal›m! Ne görece¤iz! Katliam, soyk›r›m, tehcir ve en a¤›r flekilde asimilasyon ve yok etme politikalar›n›, uygulamalar›n› görece¤iz. ‹hanet, her türlü hile, aldatma ve Osmanl› oyunlar›n› görece¤iz! Akla hayale gelmeyen oyunlar›n, senaryolar›n yarat›c›s›, uygulay›c›lar›n› görece¤iz. Kardeflin kardefle k›rd›r›ld›¤›, mazlumun zalime tabakta meyva olarak sunuldu¤unu görece¤iz. Kürt ve Kürdistan tarihinin her bir sayfas› direnifl, baflkald›r›, hile, oyun ve katliamlarla doludur. Önderli¤in affedilmesi ve siyasete kat›l›m pahas›na, kültürel k›r›nt› pahas›na, binlerce flehidin milyonlarca halk›n ac›s› yok say›lamaz, yaflanmam›fl kabul edilemez. Kürt tarihi ve PKK savafl tarihi bir manifestodur, ö¤renmek isteyen için yetecek kadar zengin ve ö¤reticidir. Bu tarihten ö¤renmeme, ders ç›karmama haks›zl›k ve gafletdir. PKK-KADEK güçleri bu hakk›, haks›z flekilde kullanmamal›d›r.

DOMUZ POSTUNDAN KÜRK, FAfi‹ST TÜRK’TEN DOST OLMAZ! “Toplumsal bar›fl, demokratik kat›l›m, serbest siyaset, düflünce özgürlü¤ü her türlü kimli¤in, kültürün özgürce yaflanmas›, bask›lar›n sona ermesi” vb. taleplerin gerçekleflmesi ancak demokrasinin egemen oldu¤u bir yönetimde, ancak demokratik halk iktidar›nda yaflam hakk› bulur. Kürt ulusunun bu demokratik taleplerinin gerçekleflmesinin mevcut iktidar ve hükümetle mümkün olamayaca¤› aç›k de¤il midir? Hiçbir globalizm, yeni dünya düzeni

19 politikalar› ve sahte de¤iflim söylemleri, Kürt ulusal güçlerinin özgürlük iradelerini etkilememeli, belirlememelidir. Ça¤›m›z, emperyalizm ve proleter devrimler ça¤›d›r. Bu ça¤da hiçbir demokratik ve özgürlük hakk›, devrim iradesi ve özgürlük iradesi olarak örgütlenmeden gerçekleflmesi mümkün de¤ildir. Proletaryan›n ve ezilen dünya halklar›n›n, ezilen ba¤›ml› uluslar›n kurtulufl ve özgürleflme ideolojisi olan MLM bilimi kuflan›lmadan, bunun u¤runa sonuna dek uzun süreli halk savafl› stratejisi do¤rultusunda savafl›lmadan hiçbir özgürlük ve ba¤›ms›zl›k elde edilemez. Dört y›ll›k silahl› mücadeleyi b›rakma pahas›na elde edilen ne oldu? Dört y›ll›k suskunluk pahas›na her f›rsatta katliam ve sald›r›lara maruz kalan PKK-KADEK gerillalar› ve Kürt halk› olmad› m›? TC devletinin bu kanayan sorunun çözümü için att›¤› en küçük bir ad›m oldu mu? En küçük bir iyilefltirme? En küçük bir hak iadesi oldu mu? Tam tersi fleyler yaflanmad› m›? Silahl› mücadeleye son verme güçsüzlük, bitifl olarak ifadelendirilmedi mi? TC devleti ne Nepal ne Filipin ne Endonezya ne de bir Latin Amerika ülke devleti de¤ildir. Bu devletin geçmifl ve yeni sahiplerinin nam›, zulüm ve zorbal›kla eflde¤er olmufl bir devlettir. Osmanl› ve yeni TC devletinin tarihi kanla doludur, k›y›c›l›kta üstüne olmayan bir zulüm devletidir. Bin y›l zulüm ve katliamlarla halklar› yönetenlerin yönetme tarz› aç›k ve anlafl›l›r de¤il midir? Bu devletin anlayaca¤› tek dil vard›r, o da devrimci fliddettir. Ezilen uluslar›n ve halklar›n özgürlük ve ba¤›ms›zl›k iradesinin devrimci fliddetle ifadelendirilmesi ancak kurtuluflun flah damar› olabilir. Kendi ulusundan halk›na karfl› en küçük bir demokratik talep karfl›s›nda her türlü zor ve fliddeti uygulamaktan çekinmeyen bir otorite, bir iktidar ve yönetim baflka ulustan bir halk›n taleplerine karfl› kesinlikle çözücü ve hoflgörülü olamaz. Hiçbir demokratik tarzda çözümü kabul etmez, buna yanaflmaz. Sürekli oyalama, “bekle-gör”, “sabret-çözülecek” söylemleriyle aldatma, kand›rma ve imha etme politikas›, faflist TC devletinin tarih boyunca uygulad›¤›, vazgeçmeyi akl›n›n ucundan geçirmedi¤i politika ve yöntemlerdir. Demokratl›k, ilericilik bir kimliktir. Bu kimli¤e komprador burjuvazi ve toprak a¤alar›n›n sahip olmas› beklenemez. Bu kimli¤e sahip olmak bir tercih ve istem sorunu de¤ildir, tamamen s›n›fsal bir sorundur, üretim karfl›s›ndaki duruflla ilgilidir, üretimden ald›¤› payla ilgilidir. Toplum içindeki s›n›fsal konumlan›fl, s›n›fsal durufldan ba¤›ms›z, ondan ayr› bir kimlik sahibi olunamaz. Demokrat ve ilerici olmak, insan haklar›na sayg›l› olmak tamamen s›n›fsal tercihlerle, s›n›fsal bak›fl aç›s›yla ilgilidir. Demokratik haklar› tan›mak, serbest siyaset yapmak, kültürün özgürce yaflanmas› talepleri tamamen demokratik tercihlerdir. Yaflam›nda demokratl›¤›, insan haklar›n› bir kez bile akl›na getirmeyen ya da demokratl›k denilince kendi sömürü, talan ve bask› sopas›n› anlayanlar, demokrat olamaz. Onlardan demokratl›k beklenemez.

6-19 Haziran 2003 Soyk›r›m, katliam konusunda uzman olan kültürel k›y›mlarda en fazla deney ve tecrübelere sahip olup, tarihe Hitler faflisti olarak ün yaparak, kara sayfalarda bafl yeri alanlar›n bile baflvurdu¤u tarih, Faflist TC tarihidir, faflist M. Kemal Atatürk’tür. BA⁄IMSIZLIK VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELES‹ EN TEMEL DEMOKRAT‹K B‹R HAKTIR Ezilen, bask› alt›nda tutularak, topraklar› faflist bir güç taraf›ndan iflgal edilen bir ulusun isyan etmek, baflkald›rmak ve silaha sar›lmak kadar demokratik bir hakk› olamaz. Uluslar›n kendi kaderini tayin etme hakk›n› demokratik tarzda kullanma hakk› o ulusa aittir, bu hakk›n belirlenip kullan›lmas› kimseye ait olamaz. Halklar›n isyan etme hakk› meflrudur. Bu hakk› onurluca kullanmak, kesinlikle teröristlik olamaz. Bu hakk›n kullan›lmas›n› böyle tan›mlayanlar ancak zorba egemenler, sömürücü, iflgalci ve talanc›lar olmufltur. Ba¤›ms›zl›k ve özgürlük mücadelesi asla affedilme gibi bir onursuzluk beklentisi içinde olamaz. Affetmesi gerekenler affedilmeyi bekleyemezler. S›n›f savafl›m›nda özgürlük ve ba¤›ms›zl›k savafl›m›nda affedilme beklentisi köleli¤in beklentisidir, efendisinin aff›n› isteyenler, efendisinin iradesini kabullenmeye haz›r demektir. Bu irade, özgürlü¤ü kullanma iradesi olamaz, olsa olsa köleli¤in kabulü olur. Türk egemenlerinin iradesinin kabulü tarih boyunca itaat, boyun e¤me katliamlara maruz kalma, soyk›r›mlara, en a¤›r asimilasyon politikalar›na u¤rama, yok olup gitme, tarih sahnesinden silinme iradesizli¤i, güçsüzlü¤ü olmufltur. Efendinin iradesinin kabulü, boyun e¤me itaat ve onursuzlu¤u kabullenmedir. Egemen Türk s›n›flar›n iradesi kesinlikle özgürlü¤ün ifadesi olmam›flt›r. Tamamen itaat, kimliksizlefltirme, onursuzlaflt›rma ve hiçlefltirmedir. Faflist

TC’nin zindan tarihleri bu tespiti do¤rulayan say›s›z örneklerle doludur. Piflmanl›k yasas› itaat etme, köleli¤i kabul edip, onursuzca yaflamay› kabul etmedir. Bu nas›l ki aç›k bir flekilde kabul edilmiyorsa ayn› flekilde silahs›zlanma önerisi de kabul edilemez. Tepeden t›rna¤a fliddet, zulüm ve zorbal›kla silahlanm›fl gerici otorite karfl›s›nda mazlumlar›n, ezilenlerin silahlanmas› kadar do¤al ve onurlu bir siyasal tercih, onurlu bir hak olamaz. Bu tercih, ayn› zamanda nas›l yaflanaca¤›n›n da tercihidir. Onurlu özgür bir yaflam m›? Yoksa onursuz bir köle yaflam m›? Bu ikilem içindeki tercih, ayn› zamanda silahlanma ya da silahs›zlanma karfl›s›ndaki tutumun belirlenmesidir. Silahs›zlanma tercihinin kabulü, zora boyun e¤menin, zulme itaat etmenin, iradesizleflmenin de kabulüdür. Bu tercih hakk›n›, onurlu her insan›n ve özgürlük ve ba¤›ms›zl›k ideali tafl›yan, özgürlük savafl›m›n› bir siyasal tercih olarak belirleyenler, silah›n› düflmana teslim etmeme tutumunu belirler. Onurlu bir bar›fl, tepeden t›rna¤a silahla donanm›fl bir düflman karfl›s›nda silah›n› b›rakarak elde edilemez. Silah elden düflünce özgürlük iradesi ve özgürlük tercihi de ortadan kalkacakt›r. Bu durum kabul edilemez. Onurlu hiçbir özgürlük savaflç›s› ve onurlu hiçbir Kürt bunu kabul etmemelidir. PKK özgürlük savaflç›lar› da bunu kabullenmemelidir. Emperyalizmin gelifltirdi¤i, faflizmin uygulamaya koydu¤u silahs›zland›rma politikas›, piflmanl›k yasas› kabul edilmemelidir. Silahs›zlanma ve piflmanl›k yasas›, ezilenlerin özgürlük iradesinin ortadan kald›r›lmas›d›r. Piflmanl›k yasas› onursuzluktur. Kabul edilemez. Silahs›zlanma teslimiyettir. Teslimiyet kabul edilemez! Teslimiyet ölümdür!

1 Haziran-Taksim DEHAP’›n Piflmanl›k Yasas› ile ilgili eylemi


6-19 Haziran 2003

20

10

Devletten Ermenileri asimile etmek için yeni kampanya KEND‹ TAR‹H‹N‹ ‹NKAR ‹Ç‹N YARIfi Y›llard›r “az›nl›klar üzerinde, az›nl›klar›n azalt›lmas›” politikas›n› güden ve bunun için onlarca katliam yapan devlet, flimdi de Ermeni çocuklara asimilasyon dayatmakta, kendi tarihlerini reddetmeleri istenmekte. Soyk›r›m iddialar›na karfl› kurulan “Az›nl›k Soyk›r›m ‹ddialar›yla Mücadele Koordinasyon Kurulu” taraf›ndan haz›rlanan ve Milli E¤itim Bakanl›¤› taraf›ndan tüm okullara gönderilen genelgeyle “Ermeni iddialar›n›n as›ls›z oldu¤u” fleklinde bir kompozisyon yar›flmas› bafllatt›. Konuyla ilgili Ermenice ve Türkçe yay›n yapan haftal›k Agos gazetesi Genel Yay›n Yönetmeni Hrant Dink’le yapt›¤›m›z söylefliyi yay›nl›yoruz. Son dönemde Milli E¤itim Bakanl›¤› taraf›ndan “As›ls›z soyk›r›m iddialar›na karfl› mücadele” ad› alt›nda bafllat›lan kampanya çerçevesinde bir kompozisyon yar›flmas› bafllat›ld›. Bakanl›k taraf›ndan tüm okullara gönderilen genelgeyle hedeflenen sizce nedir? Bu yar›flman›n çocuklar üzerindeki etkileri neler olacak? Kampanya laf› bence yerinde kullan›lm›fl bir kelime. Ama önüne isterseniz baflka bir fley daha ekleyelim. Ermeniler taraf›ndan dile getirilen ve dünyada art›k daha çok kabul gören söylemlere iliflkin Türkiye belli ki art›k ciddi bir flekilde karfl› kampanya bafllatm›flt›r. Bu karfl› kampanyan›n bence temelleri de bundan üç y›l önce at›ld›.Yani bu kez yap›lanlar yukardan afla¤›ya örgütlü bir karfl› kampanyan›n verileri olarak gözüküyor. Çünkü üç y›l önce malum Amerikan kongresinde biliyorsunuz çok sert tart›flmalar ve çok sert günler yafland›. Bu soyk›r›m›n kabulü hususunda ve Clinton’›n son anda giriflimiyle kongrede bu karar engellendi. ‹flte o noktadan itibaren Türkiye yöneten erki daha do¤rusu derin devlet diyebilece¤imiz erk flunu düflündü: “Bugün atlatt›k ama bundan sonrakileri atlatamayabiliriz. Ne yapmal›y›z? Bir fleyler yapmal›y›z. Ve daha organize bir karfl› koyufl göstermeliyiz” gibisinden bir kayg›dan hareketle, Ankara’da “as›ls›z Ermeni iddialar›yla mücadele” kapsam›nda bir komite kuruldu. Bunun ad› da “ As›ls›z Soyk›r›m ‹ddialar›yla Mücadele Koordinasyon Kurulu”. Bunun baflkanl›¤›n› dönemin baflbakan yard›mc›s› Devlet Bahçeli yapt›. Kurul’un koordinatörlü¤ünü MGK Genel Sekreteri Baflyard›mc›s› yap›yor. Kurul’da Genelkurmay Baflkanl›¤›ndan Daire Baflkan› ve Adalet, ‹çiflleri, D›fliflleri Bakanl›¤› müsteflarlar› var. MGK Genel Sekreterli¤inden, Milli Güvenlik Siyaseti ve Toplumla ‹liflkiler baflkanlar› var, M‹T müsteflar› var. Devlet Arflivleri Genel Müdürü var. Türk Tarih Kurumu Bakan› ve Baflbakanl›k Tan›tma Fonu temsilcileri var. Bu

kurulun çal›flma yönetmeli¤i de Resmi Gazetede yay›nland›. Bu art›k bir devlet kurumudur. Yani art›k bu devletin “As›ls›z Soyk›r›m ‹ddialar›yla Mücadele Koordinasyon Kurulu” ad›yla bir resmi yap›lanmas› var. ‹flte bu kurul daha sonra ald›¤› bir tak›m kararlarla YÖK bünyesinde ayr› bir kurul oluflturdu. YÖK bünyesinde bu olufluma “Türk- Ermeni ‹liflkileri Milli Komitesi” ad› verildi. Arkas›ndan bir bakt›k hemen hemen bütün üniversitelerde p›t›rc›k gibi böyle “Türk-Ermeni iliflkileri araflt›rma merkezi” oluflturuldu. Bununla yetinilmedi, YÖK bünyesindeki ders kitaplar›na (‹nk›lapç›l›k ve Atatürkçülük ders kitaplar›na) bu konu, yani “Ermeni iddialar›n›n ne kadar gerçek d›fl› oldu¤unu belirten” flekliyle konuldu. Arkas›ndan bununla da yetinilmedi. Bu sefer ilk, orta ve lise ö¤rencilerini kapsayan “bir e¤itim” kampanyas› bafllat›ld› ve son olarak bu ek genelge yay›nland›. Tabi bu ek genelge bu y›l neden ç›kt›? Çünkü bu konular önümüzdeki y›ldan itibaren ders kitaplar›na müfredat olarak konulacak. Bu seneki ders kitaplar›na yetiflmemiflti. Bu seneyi bofl geçirmeyelim dediler ve “komposizyon yar›flmas› açal›m, sempozyumlar düzenleyelim” diye bir genelge yay›nlad›lar. Genelgenin seyri yani Türkiye’nin bu son üç y›l içerisinde karfl› kampanyan›n bir tezahürü bu. ‹kinci bir tezahür, son zamanlarda özellikle televizyonlarda belgeseller bafllad› karfl› kampanyaya yönelik. Velhas›l y›llar sonra görüyoruz ki Türkiye Cumhuriyeti devleti, bugüne kadar de¤iflik zikzaklar çizdi¤i Ermeni sorunu konusundaki tutumunun yeni bir zikzak›na geldi. fiimdi yeni bir tutum de¤iflikli¤ine do¤ru gidiyoruz. Bu zikzaklar› bafl›ndan itibaren al›p incelersek bir ara “bu ülkede hiç Ermeniler yaflamam›fl” dediler. Sonra bakt›lar olmuyor “Ermeniler vard› ama azlard›” dediler. Sonra “azlard› ama azm›fllard›” derken “ihanet ettiler, düflmanla birlefliyorlard›” dediler ve hatta “onlar bize yalvar›yorlard› biz onlar› göçertelim diye. Çünkü ne

zalim uygulad›klar› Türklerden korkuyorlard›, intikam alacaklar diye”, “ne olur bizi buralardan, baflka yerlere gönderin diyorlard›” vb. tezleri ifllediler. Bir dönem ise hiç konuflulmad›. Bu konu tamamen sus pus edildi. Yani ne “sol” ne de “sa¤” konufltu. Bakarsan›z “solun” tarihine de bu konuda sicili çok temiz de¤ildir. Ermeni soyk›r›m› gibi bir konu yoktur hiç gündemlerinde. Ya da vard› ama o konuya girmek gereksizdi, tehlikedeydi. Ama art›k bugün görüyoruz ki bu kadar tabu say›lan bir konu art›k ilk okul ö¤rencilerinin kompozisyon konusu olacak denli aya¤a düflmüfl vaziyette. Bu genelgeyi yay›nlayanlar›n niyeti aç›s›ndan bakarsan›z kötü bir fley. Ama bu seyri ifllersek çok da kötü de¤il. Sonuçta Türkiye çok tabu bir konudan s›yr›l›p bu konuyu art›k konuflabilece¤i bir noktaya geliyor. Tabi genelgede istenen flu; tek tarafl› konuflulsun, as›ls›z vb. Ama tabi ki bu seçmece karpuz de¤il. Bu böyle kalmaz. Yani sonuçta bu konuyu e¤er topluma mal ediyorsan›z o toplum eninde sonunda bu konuyu bütün ayr›nt›lar›yla karfl› alternatifleriyle de yavafl yavafl sorgulamaya bafllar demektir. Gelinen süreci ben böyle de¤erlendiriyorum. Genelgedeki niyet ise çok kötü bir fleydir. Çünkü okullar bilginin sorguland›¤› yerlerdir. Dikte edildi¤i yerler

de¤ildir. Burada tamamen bir fleyler dikte edilmeye çal›fl›l›yor ö¤rencilerin kafas›nda. Ve bence çok yanl›fl yap›yorlar. Böyle e¤itim olmaz. ‹kincisi tarihsel olarak bir tak›m s›k›nt›lar konusunda e¤er büyükler daha bu s›k›nt›n›n üzerinde bir tart›flma yürütememiflse, bu konuda bir çözüme ulaflamam›flsa, bunu o çözümsüz haliyle çocuklara intikal ettirmek ve onlardan medet ummak çok garip bir beceriksizlik örne¤i. Dolay›s›yla benim bir örne¤im var onu flöyle söyleyeyim; en sert uçurumlar›n, en vahfli yarat›klar› olan kartallar ve flahinler bile kanl› et parçalar›n› kendi yuvalar›ndaki yavrular›na tafl›madan önce midelerine indirir, burada ö¤ütür ve bir miktar›n› sindirdikten sonra kalan›n› yavrular›na verirler. Bizim çocuklar›m›z›n böyle bir fleyi sindirmesi mümkün de¤il. Bu çok vahfli bir flekilde konuyu ortaya sürüfl biçimidir. Yani bu kanl› konu, bu kadar sert haliyle çocuklara verilmemeli. Bu bütün çocuklar›m›z›n; Ermeni, Türk fark etmez sindiremeyece¤i bir besin parças›d›r. Sindirilemez. Burada bir art› gerabet ise Ermeni okullar›na da bu genelgenin gönderilmifl olmas›d›r. Bu ise barda¤› tafl›ran damlan›n en doruk noktas›ndaki damla. Bugüne kadar kendi tarihini ö¤renmekten aciz kalm›fl bir toplumun çocuklar›n› siz bugün “sen kendi tarihini


10

inkar edecek cümleler kur bana” diye bir genelge yay›nlarsan›z ve hatta buna da yar›fl diyorsan›z siz o zaman bu çocuklara resmen psikolojik iflkence yap›yorsunuz demektir. Ben bu genelgeyi psikolojik iflkence olarak görüyorum. Bu konu ders kitaplar›ndan bu haliyle kald›r›lmal›d›r. Bu konu bir daha bu tür genelgelerle çocuklara tafl›nmamal›d›r. Bu konu için Türkiye’de yap›lmas› gereken baflka ifller vard›r. ‹lk önce tarih tart›fl›lmal› ve herkese alternatif tarih okuma flans› tan›nmal›d›r. Onun için bu konuda ilk önce Ermeniler ne diyor, karfl› tez ne diyor? Bütün bu kitaplar, yay›nlar ve organlar lehte ve aleyhte oldu¤una bak›lmaks›z›n Türkiye’de toplumun tart›flma hakk›na sunulmal›d›r. Bu konuda okullar›nda bir fleyler yapmas›n› istiyorlar ise olmas› gereken genelge bir diktasyon yerine sorgulay›c› ve araflt›rmaya davet edici üslup kullan›lmal›d›r. Ve çat›flma kültürüne de¤il, bar›fl kültürüne davet etmelidir. Oysa yay›nlanan bu genelge aksine çocuklar›n ruh dünyas›nda birbirlerine yönelik karfl›tl›k ve çat›flma kültürünü oluflturacak ve onlar› ruh hastas› yapacak denli bir dayatmadan ibarettir. Türkiye kuruldu¤u günden itibaren bir az›nl›k politikas› var. Bu politikan›n hangi mant›¤›n bir ürünü oldu¤unu Milli E¤itim’in yay›nlad›¤› genelgede görmek mümkün. Ermeniler’in karfl›laflt›¤› tüm sorunlar› di¤er az›nl›k ve Kürt ulusu da yaflamaktad›r. Mesela geçen hafta Genelkurmay ikinci baflkan› Org. Yaflar Büyükan›t, Kürtler için “biz befl yüz y›ld›r onlara Türkçe ö¤retemeseydik as›l ay›p budur” demektedir. Bu noktada Türkiye’nin az›nl›klara ve ezilen uluslara yönelik politikas›n› nas›l de¤erlendiriyorsunuz? E¤er Kürt kardefllerimize befl yüz y›ld›r Türkçe ö¤retemediysek yaz›k bize. Ama yaz›klar olsun bize

21

ki biz de o Kürt kardefllerimizin Kürtçesini ö¤renemedik. Evet Türkiye’de bir az›nl›k politikas› var. Cumhuriyet tarihi öncesi de var. Ama oraya girmeyece¤im. Cumhuriyetten önce Milletler sistemi vard›, az›nl›klar sistemi vard›. O tarih bambaflka bir tarihti. Ama Cumhuriyet tarihindeki az›nl›klar politikas›nda da yine o kadar sicili temiz çok temiz bir cumhuriyet gelene¤i görmüyoruz. Az›nl›klar›n azalt›lmas›na yönelik bir politika sürekli güdülmüfltür. 1942’deki varl›k vergisi uygulamas›, 1956’daki 6-7 Eylül olaylar› az›nl›klar›n hep k›r›ld›¤› noktalar olmufltur. Az›nl›klar›n azalt›lmas›, tek parti döneminde CHP’nin o meflhur 9. raporunda çok net vard›r. 9. raporu bulmak için R›dvan Akar’›n kitaplar›na baflvurabilirsiniz. Buradaki özet fludur; “az›nl›klar ço¤almamal›d›r, asimile edilmeli ve azalmal›d›r” Bu bütün devlet gelene¤i de Cumhuriyet tarihinde yeri geldi¤inde yerine getirmifltir. Bunun için sa¤-sol, demokrat, milliyetçi, ‹slamc› parti diye ay›rm›yorum hepsini ayn› kab›n içerisine koyuyorum. Biraz da flunu tart›flmak gerekiyor. Ermeni sorunu son dönemde sürekli gündeme gelmekte. Özellikle baz› ülkelerin soyk›r›m tan›mlamalar› ve Amerika’da da sürekli gündeme gelmesinin ard›ndan bu çok tart›fl›l›yor. Evet baz› ülkelere soyk›r›m tan›n›yor. Ama flöyle bir durum da var. D›fl politikada bu durum malzemede yap›l›yor. Bunu nas›l de¤erlendiriyorsunuz? Ben tarihte benim halk›m›n bafl›na gelenin ne oldu¤unu çok iyi biliyorum. Anadolu’dan bütün Ermenilerin kökleri kaz›nmak istendi. Ve bu büyük oranda baflar›ld›. Bunun ad›n›n soyk›r›m m›, k›r›m m›, katliam m›, flu mu bu mu olmas› uluslararas› hukuk terminolojisi aç›s›ndan bir ad koymak gibi bir sorunsall›¤› beraberinde getiriyorsa, benim bununla bir ilgim yok. Atalar›m›n bafl›na gelen-

lerin birileri taraf›ndan kabul edilmesi, özür dilenmesi gibi kavramlarla bir ilgim yok. Ben atalar›m›n bafl›na gelen ac›n›n ne oldu¤unu biliyorum. O ac›ya vak›f, onlar›n evlad› bir insan›m. Ben onlar›n s›rt›ma yükledi¤i o a¤›r yükü onurla tafl›yorum. Bunun için kimseden yard›m istemem. Çünkü benim kendi tarihimden her hangi bir flüphem yok. Yani dünya kabul edince mi ya da Amerikan senatosu kabul edince mi benim tarihim gerçeklik kazanacak? Ne ilgisi var? Bugün o insanlar bu gerçe¤i yeni mi ö¤reniyorlar? Asla…Bafl›ndan beri olaylar›n içinde idiler. Onlar benim atalar›m›n bafl›ndan geçen bu dram› uluslararas› politik iliflkilerinin bir mezesi haline getirdiler. Meze bildi¤iniz gibi her zaman yenilen bir fley de¤ildir. Ben bu konunun bu hali ile kullan›lmas›ndan b›rak›n umut beklemeyi, büyük oranda s›k›nt› duyuyorum. Onursuzluk duyuyorum. Vars›n onlar›n tan›mas› kendilerine kals›n. ‹sterse hiç kimse tan›mas›n. Bunlar hiç önemli de¤il. Kökü bitirilmek istenen o halk›n ben devaml›l›¤›n› sa¤layabilirim.

6-19 Haziran 2003

Ben bu genelgeyi psikolojik iflkence olarak görüyorum. Bu konu ders kitaplar›ndan bu haliyle kald›r›lmal›d›r. Bu konu bir daha bu tür genelgelerle çocuklara tafl›nmamal›d›r. Bu konu için Türkiye’de yap›lmas› gereken baflka ifller vard›r. ‹lk önce tarih tart›fl›lmal› ve herkese alternatif tarih okuma flans› tan›nmal›d›r. Onun için bu konuda ilk önce Ermeniler ne diyor, karfl› tez ne diyor? Bütün bu kitaplar, yay›nlar ve organlar lehte ve aleyhte oldu¤una bak›lmaks›z›n Türkiye’de toplumun tart›flma hakk›na sunulmal›d›r. Bu konuda okullar›nda bir fleyler yapmas›n› istiyorlar ise olmas› gereken genelge bir diktasyon yerine sorgulay›c› ve araflt›rmaya davet edici üslup kullan›lmal›d›r. Ve çat›flma kültürüne de¤il, bar›fl kültürüne davet etmelidir.


6-19 Haziran 2003

10

22

Dünyan›n patronlar›n›n Bilderberg Toplant›lar›

“Burada gaye, sözü geçen hükümetlerin kendilerine yak›n olan hükümetlere yaflam hakk› vermeleri, kendilerine uzak olanlara ise yaflama hakk› vermemeleridir. Yani uygulamama noktas›nda veya muhalefet noktas›nda flans›n›z yok, sizi her alanda s›k›flt›r›rlar ve yaflam hakk› elinizden al›n›r.” Emekli Büyükelçi ‹smail Berduk, her sene May›s ay›n›n son haftas›nda gerçeklefltirilen Bilderberg Toplant›lar›nda al›nan kararlar› “üçüncü dünya ülkelerinin” uygulamama flans› olmad›¤›n› bu sözlerle özetliyor. 1954’te kurulan (ad›n› ilk toplant›n›n yap›ld›¤› Hollanda’daki Bilderberg otelinden al›yor) ve her y›l bir ülkede “çal›flmalar›na” devam eden ancak özellikle 1970’lerde araflt›rmac›lar›n ilgisini çekmeye bafllayan Bilderberg Toplant›lar› içeri¤inden çok gizlili¤i ile gündemlefliyor. Toplant›n›n ne denli büyük bir gizlilik içinde yürütüldü¤ünü grubun etkinliklerini araflt›ran Robert Eringer’in “Bilderberg Group, The Global Manipulators” (1980) adl› kitab›nda, grubun toplant›lar›na kat›lan ülkelerin d›fliflleri bakanlar›na (CIA de dahil olmak üzere) yazd›¤› mektuplara ald›¤› yan›tlar aç›kça gösteriyor. Gelen yan›tlarda ad› geçen d›fliflleri bakanlar› ve CIA böyle bir grubun varl›¤›n›

bilmediklerini belirtiyorlar. Üstelik bu toplant›ya az›msanmayacak say›da gazeteci kat›lmas›na karfl›n içeri¤i, al›nan kararlar ya da nelerin tart›fl›ld›¤› konusunda medyada tek sat›r yer alm›yor. Bu kadar gizli olunca ve tüm dünyada uygulanacak politikalar, projeler gelifltirilirken gazetecilerin ilgisini çekmemesi de mümkün olmuyor. Hatta toplant›lar› “yak›ndan” takip eden gazeteciler “The New World Order Intelligence Update” adl› bir gazetede ç›kar›yorlar. Bu toplant›lar›n ikinci önemli özelli¤i ise (en önemlisini sona b›rak›rsak) bu elit toplant›ya kat›lanlar›n k›sa sürede y›ld›zlar›n›n parlamas›/parlat›lmas›d›r. Bunun onlarca örne¤i çeflitli ülkelerde mevcut. Ad› yolsuzluklara kar›flm›fl bir eyalet valisiyken Bill Clinton Bilderberg Toplant›s›na davet edildi ve ertesi y›l baflkan koltu¤una oturdu. Silik bir muhafazakar politikac› olan Margaret Thatcher de bu toplant›ya kat›ld›ktan bir y›l sonra partisine baflkan, ‹ngiltere’ye baflbakan oldu. Tony Blair’in de Baflbakanl›k yolculu¤u Bilderberg’den geçmiflti. Bunun yan›nda Bilderbergciler kat›l›mc›lar›n› vezir edebildi¤i gibi rezil de edebiliyor. ‹flte sayelerinde Baflbakan olan Thatcher yine sayelerinde gözden düflürülüveriyor. Sebep, “kraliyet yönetimine son ver” bask›lar›na diren-

mek. Ülkemizde de Cem Boyner, ‹smail Cem, Kemal Dervifl ve Dinç Bilgin gibi kat›l›mc›lar›n nas›l da parlat›l›p önümüze konuldu¤unu an›msamakta fayda var, zira onlar da yollar› Bildenberg’den geçenlerden (her ne kadar sonuçta parlat›ld›klar› yere gelemeseler de) Bu sadece kiflilere yönelik de de¤il tabi ki. Kanada’da yay›nlanan Toronto Star isimli gazetede “Bilderberg çok güçlüdür. Ald›¤› her karar› istedi¤i ulusa dayatma gücüne sahip. Dolay›s›yla bir ülkeyi yükseltmesi de çöküntüye sevk etmesi de an meselesidir.” (30 May›s 1999) belirlemesi de bu toplant›lar›n tüm dünyaya yön vermek üzere gerçeklefltirildi¤ine yönelik. Zaten Bilderberg’in en önemli özelli¤i de Yeni Dünya Düzeninin tafllar›n›n yerine oturtulma çal›flmas› ya da “uluslararas› sermayenin uluslararas› platformu” (‹flçi-köylü say›:38) olma özelli¤i. Bunun çeflitli örnekleri mevcut: “The New World Order Intelligence Update” gazetesinin 1998 zirvesiyle ilgili de¤erlendirmesi flöyleydi: “E¤er Kosova sorunu engellenirse s›ra K›br›s’a gelecek ve K›br›s’ta savafl ç›kabilir. Kosova’da savafl ç›kt›. NATO’nun müdahalesiyle birlikte bitme noktas›na geldi ve ateflkes ilan edildi. Ayn› y›l G-8 toplant›s›nda bir araya gelen geliflmifl ülkelerin liderlerinin üzerinde mutab›k olduklar› konular›n bafl›nda ise ne tesadüf K›br›s’a iliflkin nihai bir çözüm bafl› çekiyordu. Bu geliflmelerin hepsi de yani hem Kosova olaylar› hem de K›br›s’ta ön flarts›z bir anlaflma iste¤i dünyada meydana gelen olaylar›n birer tesadüfilikten ziyade program dahilinde gerçekleflti¤ini gözler önüne seriyor; “Yeni Dünya Düzeni”. (Yeni Dünya Düzeninin Düflünce Platformu –Yasin Ya¤c›) Emperyalizmin politikalar›n› tamamen bu üç günlük toplant›da belirleyip uygulamaya koyar kuflkusuz. Ama bu ve benzeri toplant›larda tart›fl›lan konular önümüzdeki süreçte emperyalizmin yönelimini belirleyen niteliktedir. Ayr›ca bunun gibi “Bilderberg Çocu¤u” olarak da

bilinen Trilateral Commission (Üç Tarafl› Komisyon) ABD-Avrupa-Japon siyasi eliti aras›nda ortak bir zemin aramak amac›yla 1970’lerin bafl›nda David Rockefeller’in inisiyatifi ile kuruldu. Davos Toplant›lar› da daha genifl kat›l›ml› bir baflka emperyalistlerin üst düzey toplant›s›. Ancak tüm bu güçlü görüntüye, gizlili¤e, komplo teorileri üreten/ürettiren yap›ya ra¤men yüksek gizlilik ünvanl› bu toplant›larda al›nan kararlar› uygulamada (kendi aralar›ndaki çeliflkiler de önemliyse de) bu zinciri k›rabilecek esas özne dünya halklar›d›r. Dünyan›n patronlar› hangi kuklaya bafl rol verece¤ine, hangisini gözden düflürece¤ine karar verebilir ve bunu kukla ve uflaklar›na uygulatabilirler. Ama halklar›n direnifli ve örgütlü mücadelesi konusunda ise bu politikalar›n yaflam hakk› yoktur. Zaten en önemli korkular› da bu de¤il midir? ‹flte önemli bir Bilderbergci olan Lord Healey genç bir ‹ngiliz gazetecinin “Ama bu bir komployu ça¤r›flt›rm›yor mu?” sorusuna yan›t›: “Bu sorunuz saçma. Aptalca ve saçma. Ben hayat›mda böyle bir saçmal›k duymad›m!.. Anlatt›¤›m bir komplo de¤ildir; size anlatt›¤›m dünyan›n ta kendisidir. Bu dünyada ifller böyle yürüyor. Ve böyle olmas› do¤rudur da… Ama ben size flunu söyleyeyim: Afl›r›lar ve militan gruplar›n liderleri Bilderberg’in kendilerini haklamaya çal›flt›¤›na inan›yorlarsa, bu do¤rudur. Evet, bizler bunu yapmaya çal›fl›yoruz…” (Aktaran: Fikret Ertan 01.06.2002) Sonuç olarak bu y›l Fransa’n›n Versailles kentinde yap›lan Toplant›ya Türkiye’den Ali Babacan, Mehmet Ali Bayar ve Özdem Sanberk kat›ld›. Londra Büyükelçisiyken emekli olan ve Türkiye’de “yolsuzluklarla mücadele” konulu araflt›rmay› yürüten TESEV’in direktörü olan Sanberk geçti¤imiz y›l da kat›lm›flt› bu toplant›ya. Ali Babacan ve Mehmet Ali Aybar için biçilen rolleri ise önümüzdeki süreçte görece¤iz.

‹ran’da y›llard›r süren mücadele: Behflahr Tekstil’de grev 1934 y›l›nda kurulup 1937 y›l›nda üretime geçen ve 1994’te özellefltirilen Behflahr Tekstil Fabrikas› iflçileri 1997’den beri iflçilerinin durumunun belirsizli¤i, o y›llardan beri ödenmeyen ücretler ve iflten ç›karma sorunlar›yla bo¤ufluyor. Sorunlara karfl› sürekli direnifller ve protestolar düzenleyen iflçilerin bu direnifl dalgas› son aylarda geniflledi ve Behflahr kentinin tüm halk› iflçileri desteklemek için gösteri ve yürüyüfl saflar›na kat›ld›. Nisan ay›nda yeniden bafllayan direnifl ve protestolar flöyle geliflti: 4 Nisan: ‹flçilerin bir bölümü 24 ayd›r ücret alamay›fllar›na ve iflten ç›kar›lmalar›na karfl› valilik önünde protesto gösterisi düzenledi.

14 Nisan: ‹flçiler bir gösteri düzenlediler. Ücretlerini alamayan öteki tekstil fabrikalar›n›n iflçileri de saflara kat›ld›. Bu direnifl halk taraf›ndan güçlü biçimde desteklendi. Gösteriye binlerce kifli kat›ld›. Hamaneyi’nin Behflahr temsilcisi Rahmani kentinin durumunu ola¤anüstü olarak niteledi. Göstericiler Millet Park›nda topland›, ‹slam Cumhuriyeti kolluk kuvvetleri yüzlerce polis ve göz yaflart›c› bomba kullanarak iflçilere sald›rd›. Halk ve bask› güçleri aras›nda çat›flma bafllad›. Göstericiler “Top, tank, mitralyöz bizleri y›ld›ramaz!”, “Beceriksiz Rahmani Medresene geri dön”, “‹flçiler birleflin” fleklinde slogan att›lar. 18 Nisan: ‹flçi temsilcileri ile patro-

nun yapt›klar› görüflmelerden bir sonuç ç›kmad›. 20 Nisan: ‹flçiler eylemlerini örgütlemek için fabrikan›n “üç düdü¤ü”nü kulland›. ‹lk düdükle iflçiler bir araya geldi. ‹kinci düdük yetkililere son ihtard›. Üçüncü düdükle iflçiler kente do¤ru akmaya bafllad›. Dükkanlar kapand› ve halk iflçilere kat›ld›. Binlerce iflçi ve Behflahr halk› kent sokaklar›nda ve valilik önünde topland›. ‹slam Cumhuriyeti yetkilileri iflçilerle yeniden görüflmeye bafllay›p halk› da¤›tmaya çal›flt›. 21 Nisan: Kentte genifl önlemler al›nmas›na ve s›k› yönetim ilan edilmesine ra¤men iflçiler gösteri yapt›. 10 May›s: ‹flçiler yeniden protesto gösterisi düzenledi. ‹flçilerin ve onlar›

destekleyen halk›n yürüyüflü sonucu yollar kapand›. 12 May›s: Tekstil iflçileri yeniden alanlardayd›. Kortejlerle kente do¤ru yürüyüfle geçen iflçiler yollar› kapatt›. Behflahr Tekstil iflçilerinin direnifli daha yo¤un bir halde sürmektedir. ‹flçiler taleplerine ulafl›ncaya kadar mücadeleye devam edeceklerini duyuruyorlar. fiu anda çal›flt›klar› fabrikay› iflgal eden iflçiler kimseyi içeri alm›yor. ‹flçiler 1 aydan beri daha güçlü ve birleflik biçimde taleplerini hayk›r›yor ve direnifllerini sürdürüyorlar. ‹flçiler tüm taleplerini elde edene kadar mücadelede kararl›lar. (‹lk kez www.kargaran.org sitesinde Farsça yay›nlanan yaz›dan k›salt›larak al›nm›flt›r.)


23

10

6-19 Haziran 2003

Emperyalistlerin G-8 Zirvesi emekçilerin öfke duvar›na çarpt› 1-2-3 Haziran tarihlerinde Fransa’n›n Evian kasabas›nda yap›lmas› düflünülen G-8 toplant›s›n›n sözde gündem maddeleri “terörizmle mücadele”, “ekonomik kalk›nma”, “bölgesel sorunlar” olarak belirlense de herkes biliyor ki bu toplant›lar yeni bask› ve sömürü politikalar›ndan öteye bir fley olmayacakt›r. ‹sviçre’de bir hafta önceden bafllayan protestolar son üç gün kala daha da hareketlendi. Gösterilerde aralar›nda TKP/ML taraftarlar› ve ILPS’nin de yer ald›¤› 100 bini aflk›n kitle soka¤a döküldü. Lozan ve Cenevre’de üç gün önce bafllayan protestolar aktif sald›r›ya dönüfltü. Büyük tekellere ait binalar›n ve iflyerlerinin camlar› k›r›ld›, buralara “G 8 = Faflizm”, “G 8 = Bask› ve sömürü”,

Dünyadan Notlar EMPERYAL‹ST DEVLETLER‹N ‹K‹YÜZLÜLÜ⁄Ü ABD emperyalizminin Irak sald›r›s› ve ard›ndan gelen iflgalinde çok somut olarak ortaya ç›kan dünya hegemonyas› politikas›, emperyalist devletler aras›ndaki kavgay›, sömürgecilerin as›rlar boyu devam eden sömürgeler ve nüfuz bölgeleri üzerindeki kavgas›n› kaç›n›lmaz olarak fliddetlendirmektedir; Bu hükmetme politikas›, Amerikan emperyalizmi ile buna karfl› ç›kan öteki emperyalist devletler aras›ndaki mücadeleleri de fliddetlendirmektedir. Bu mücadeleler, emperyalistlerin ç›kar çat›flmas›ndan do¤mufltur ve emperyalizm var oldukça kaç›n›lmaz olarak yaflanacakt›r; bu durum emperyalizmi temelden etkiler; emperyalist has›mlar birbirlerine esasen ve nihayetinde aman vermezler, çünkü nihayetinde her biri ötekilerini bo¤ma çabas›ndad›r. En son “Irak’›n silahs›zland›r›lmas›” politikas›n›n sonucu gündeme gelmifl olan sald›r› ve iflgal de emperyalistler aras›ndaki mücadelenin ürünüdür. Meselenin Irak’›n silahs›zland›r›lmas› olmad›¤› gayet aç›k oldu¤u bugün daha net olarak ortaya ç›km›flt›r. Bu bir aldatmacayd› ve emperyalist sald›rganl›¤a ve iflgale karfl› dünya kamuoyunu ikna etme politikas›yd›. Buna ra¤men, savafl borazanlar›n›n, sat›lm›fl, uflak ruhlu memur-ayd›nlar›n yo¤un çabalar›yla bu aldatma politikas› gündemde tutulmufltu. Ancak gelinen aflamada ABD Savunma Bakan Yard›mc›s› P. Wolfowitz kat›ld›¤› bir radyo program›nda “Irak’ta kitle imha silahlar›n›n bulundu¤u aç›klamas›, dünya kamuoyunu yan›m›za çekmek içindi” diyerek gerçek durumu aç›klad›. Bu aç›klamay› ABD Savunma Bakan› D. Rumsfeld “kitle imha silahlar› bahane de¤ildi” diyerek yalanlamakta gecikmedi. Ancak Irak’ta kitle imha silahlar›n›n halen bulunmamas› ve bundan sonra da bulunmayaca¤› düflünüldü¤ünde (bulundu¤u ifade

edilirse kendilerinin yerlefltirdiklerini ve bunun bir karfl› propaganda olaca¤›n› ak›ldan ç›karmamak gerekiyor) kimin do¤ru söyledi¤i rahatl›kla anlafl›l›r. Bu sald›r› ve iflgal, dünya kamuoyunun hükmüne kolayca vard›¤› gibi ABD’nin hegemonyas›n› koruma ve sa¤lamlaflt›rma politikas›n›n sonucuydu. ABD’nin sars›lmaz, dokunulmaz egemenlik kurma h›rs›n›n ürünüydü. Ve bu sald›rganl›k tüm emperyalistlerin, tüm sömürücülerin kaç›n›lmaz politikas›d›r. Dün bu politikay› Roma imparatorlu¤u uygulad›; dün bu politikay› ‹spanya, ‹ngiltere, Fransa, Almanya, ‹talya uygulad›, bugün bu politikay› ABD uygulamakta. Bu kaç›n›lmazd›r, çünkü kapitalizmin yasalar› vahfli orman yasalar› gibi güçlünün, ölene kadar egemenli¤ini korumak zorunda olmas›n› ve bu nedenle sald›rganlaflmas›n› mecbur k›lar. Kapitalist-emperyalist sistem varoldu¤u sürece, kapitalist emperyalizmin kanunlar› ifllemeye devam eder. Emperyalistler, içte, kendi halklar›n› daima ezer ve sömürür, d›flta da, öteki uluslara karfl› sald›r›lara giriflerek buradaki halklar› daima ezer ve sömürürler. Emperyalistler için di¤er ülkeler daima birer refah kayna¤›d›r. Emperyalist devletler kendileri için birer refah kayna¤› olan bu pazarlar›, hammadde kaynaklar›n›, nüfuz bölgelerini paylaflmak için birbirleriyle sürekli mücadele ederler. Bu mücadele içinde baz› uzlaflmalar, hatta “devletler aras›nda ittifaklar” do¤abilir; ama her gevfleme, uzlaflma veya ittifak emperyalistler aras›nda daima ve kaç›n›lmaz olarak daha keskin, daha fliddetli ve daha yayg›n mücadelelere yol açar. Kapitalist ülkelerin eflit olmayan geliflmeleri bugün oldukça berrakt›r ve bu eflit olmayan geliflmelerin emperyalistler aras› bir entegrasyonu ya da çat›flmas›z bir birleflme-

yi/oluflumu (küreselleflme) de¤il çat›flmay› zorunlu k›lan bir birli¤i (emperyalizm) yaratt›¤› tümüyle ispatlanmaktad›r. Emperyalizmin küresellefltirdi¤i, zenginlik, bar›fl vb. de¤il sömürü, talan ve kendi içindeki kaç›n›lmaz çeliflkileridir. Tüm dünya’ya kafa tutmaya bafllayan ABD ile dünyan›n bafll›ca emperyalist devletleri aras›ndaki çeliflme daha da fliddetlenmifltir. ABD’nin, tahammül s›n›rlar›n› aflm›fl bulunan tahakkümü di¤er emperyalistler taraf›ndan bertaraf edilmek istenmektedir. Bunun fark›nda olan ve güçsüzleflme emareleri son on y›lda sürekli artan, dünya ekonomisinin istikrars›z karakterinin en a¤›r darbelerine maruz kalacak ve en büyük kay›plar›n efendisi olacak olan –mevcut yap›n›n bafl›nda olmas›ndan kaynakl›- ABD; buna izin vermeye hiç niyetli de¤ildir. Irak sald›r›s› öncesindeki BM sürecindeki tart›flmalar bu temelde ele al›nd›¤›nda tamamen anlafl›l›r hale gelecektir. Burada çat›flmas›z birleflme; bar›fl›n hakim oldu¤u bir oluflum, çat›flmas›z bir birlik de¤il ezilen uluslar›n kurban oldu¤u yo¤un bir dalafl var. Emperyalistler aras› çeliflkilerin Irak sald›r›s› ve iflgali dolay›s›yla en s›radan gözle dahi görülebilir biçimde a盤a ç›kt›¤› ve küresel “bar›flç›lar›n”, tarihe sözde son verenlerin geçici egemenliklerinin nihayet ortadan kalkt›¤› bu süreçte dünya hegemonyas› ve dünyan›n yeniden paylafl›m› için haz›rl›klar üst seviyeye ç›kar›lmakta. ABD, bu haz›rl›¤a erkenden bafllayarak rakiplerini ekarte etmek istedi¤ini gösterdi; ezilen uluslar›n kurban olarak paylafl›m›na flimdiden bafllad›. ABD, bilindi¤i üzere, Ortado¤u’yu hedefe koyan ve Türkiye’yi direkt olarak ilgilendiren “yeni savunma” stratejisini son on y›ld›r uygulamaktad›r. “Demokrasi ve “özgür dünya” ad›na dünya efendili¤ini tüm devletlere kabullendirmeye ve bunu süreklilefltirmeye gayret gösteren ABD’nin 11 Eylül öncesinde haz›rlanan raporlardaki (Wolfowitz’in mimar› oldu¤u iddia edilen raporlar) gerçek niyeti dikkate al›nd›¤›nda Hazar’daki enerji kaynaklar›n› kontrol etmeye yönelik gelifltirilen stratejisi ile Irak’› iflgal politikas› ba¤lant›l›d›r. ABD yeni döneme güçlü bir at›l›m ile gir-

“Onlar 8 biz 6 milyar›z”, “her fleyimizi çalan onlar” fleklinde yaz›lamalar yap›ld›. Banka otomatikleri molotofland› ve emekçiler yaflam› bir haftal›¤›na durdurdu. Eylemler medya taraf›ndan her zaman oldu¤u gibi çarp›t›larak verildi. Eylemcilerin ad› “k›r›c›lar”, “da¤›t›c›lar” olarak lanse edildi. 1 Haziran günü saat 11:00’de Cenevre taraf›ndan bafllayan yürüyüflte ilk saatlerde 35 bin olan kitle say›s› ilerleyen saatlerde Fransa’ya do¤ru 100 bini aflt›. Bir ucu Cenevre’de di¤er ucu Lozan’da olan yürüyüflte kitle toplant›n›n yap›ld›¤› alana yak›nlaflt›kça daha da öfkelendi. Üç gün süren eylemlerin sonunda Lozan’da meydana gelen çat›flmalar sonucunda ikisi a¤›r onlarca yaral› ve 400 gözalt› oldu. (‹sviçre)

mekten baflka yol olmad›¤›ndan emin gözüküyor. Bunun engellenebilmesi için di¤er emperyalistlerin yapt›¤› ortakl›k geçicidir ve belirleyici de¤ildir ve gerçekte ikiyüzlüdür. As›l belirleyici güç, ezilen uluslar ile emperyalizm aras›ndaki çeliflkinin çözümüne katk› sunacak güçtür; proletarya önderli¤indeki ezilen uluslar›n birli¤i olmaks›z›n bu sald›r› ve iflgallerin engellenebilmesi mümkün olmayacakt›r. Bu zorunluluk kavranmal›d›r. Çünkü burjuva anlay›fllar bu zorunlulu¤u karartmakta ve ezilenleri emperyalizm karfl›s›nda silahs›zland›rmak için yo¤un çaba harcamaktad›r. Hedefin berraklaflmas›, mücadelenin genifl bir kesime aç›k olmas›, en geri seviyedeki kesimlerin dahi savafl›n mant›¤›n› kavramas› ve kazan›labilecek tüm mevzilerin kazan›lmas› için ABD emperyalizminin suçlu sandalyesine oturtulmas› yanl›fl de¤ildir; ama emperyalizmi bir sistem olarak onaylamaya varan her anlay›fla karfl› tavizsiz, net ve kat› bir durufl kesinlikle gereklidir. Bu olmazsa olmaz devrimci bir politikan›n gerçe¤i olarak böyledir. Dün Irak sald›r›s› ve iflgali karfl›s›nda yer alan Fransa, Almanya, Rusya, Çin de emperyalizmin esas tafllar›d›r. Savafl karfl›tl›¤›n› bu emperyalizmle buluflturacak her türden yaklafl›m zehirlidir. Bu zehre karfl› da amans›z olmak zorunday›z. ABD’nin ikiyüzlülü¤ü aç›kt›r ve ç›karlar› ortaklaflanlar›n, sat›lm›fllar›n ve ahmaklar›n d›fl›nda kimse, hiç kimse bu haydutlar çetesinin bafl›na inanmamaktad›r. Bu sald›rgan haydut devlete karfl› mücadele devam ettirilmelidir, arkada kalan gerçekler halka gösterilmeye devam ettirilmelidir. Buna uygun olarak, ayn› zamanda emperyalizmin sistem olarak teflhirini, BM’nin emperyalizmi koruyan ve yücelten ruhunu da, burjuva-pasifizminin “savafla karfl› bar›fl” aldatmacas›n› da kavramal›y›z. Bu aldatmacaya uygun davranan oportünist yaklafl›mlara karfl› devrimci uyan›kl›¤› terk etmemeliyiz. Emperyalizm hükmünü sürdürdükçe El-Kaide denen, ne oldu¤u belirsiz oluflumlar, Irak benzeri devletler ve bu devletlere sald›r›lar söz konusu olacakt›r. Bu emperyalizmin kendi gerçe¤idir.


6-19 Haziran 2003

10

24

“Onun mücadelesine sonuna kadar sahip ç›k›yoruz” 8 Haziran 1991 Dersim’de ç›kan çat›flmada yaral› ele geçirilen Naki Göksu, Mazgirt’e ba¤l› Ataç›nar köyünde iflkencede katledildi. Naki Göksu’nun yaflam›na iliflkin a¤abeyi Celal Göksu ile yapt›¤›m›z röportaj› yay›nl›yoruz.

Celal Göksu Ve daha nice Naki’ler topra¤a düflecek. Ne ilktir Naki, ne de son olacakt›r. Bu onurlu mücadaleyi aln›m›z ak ve bafl›m›z dik olarak yaflat›yoruz. Biz de yaflam›m›z›n her noktas›nda elimizden geldi¤ince O’nun b›rakt›¤› yerden devam edecek ve yaflataca¤›z. -Naki Göksu’nun çocuklu¤u, aile yaflam› ve okul dönemini anlatabilir misiniz? Çocuklu¤u Malatya merkezde geçti. ‹lk, orta ve liseyi Malatya’da okudu. Okulda ve d›flar›da arkadafllar›yla uyumlu, kavgac› olmayan, herkesle bar›fl›k olmay› tercih eden bir yap›s› vard›. Sevecen, hoflgörülü, herfleyi paylaflmas›n› bi-

Naki Göksu len, yap›lmas› gerekli olan ne varsa ailesine söyleyip ve onlarla birlikte hareket eden bir yap›s› vard›. Kendisine ait olan birfleyi kardeflleriyle paylaflan, ailesine aitmifl gibi herkese bunu hissettiren bir kiflili¤i ve yap›s› vard›. Ve Yap› Lisesi’nde okudu¤u döneminde siyasi yap›s› olufltu. Tam o dönemde Mecidiyeköy Dere’de amca-

m›n o¤lu Gazi Göksu polis taraf›ndan vurulmufltu. Bu hem bizi hem de Naki’yi çok etkilemiflti. O’nun ölümü bizim hayat›m›z› de¤ifltirdi. O bask›ya, zulme, haks›zl›¤a korkusuzca direnen ve siyasi mücadelenin içinde olan biriydi. Ve O’nun ölümü sanki hayat›m›z›n sonuymufl ve art›k yaflaman›n, nefes al›p vermenin bir anlam› yoktu. ‹flte tam bu dönemler Naki’nin siyasal mücadeleye h›z verifl dönemidir. -Ailesiyle iliflkileri ve ailesinin mücadeleye bak›fl› nas›l oldu? Ailesiyle dostane, sevecen, içten, s›cak ve duygusal bir yap›s› vard›. Olumsuz hiçbir geliflmeyi ailesine ve kardefllerine yans›tmamaya çal›fl›rd›. S›r küpüydü sanki. Annemle iliflkileri farkl›yd›. Daha içten ve samimi davran›r, bizden daha çok annemi sevdi¤ini aç›kça belirtirdi. Bu sevgi sanki bir vefa borcunu anlat›r gibiydi. Mücadeleye bak›fl aç›m›zda tabi ki elefltirilecek yanlar vard›, eksikler vard›. Ama buna ra¤men mücadelesine sonuna kadar sahip ç›k›yoruz. O bir bedel ödedi. Biz sahip ç›kmayaca¤›z da kim sahip ç›kacak? Dünya var oldukça insanl›k tarihi ve emek-sermaye çeliflkisi var oldukça bu mücadele devam edecek. Ve daha nice Naki’ler topra¤a düflecek. Ne ilktir Naki, ne de son olacakt›r.

Bu onurlu mücadaleyi aln›m›z ak ve bafl›m›z dik olarak yaflat›yoruz. Biz de yaflam›m›z›n her noktas›nda elimizden geldi¤ince O’nun b›rakt›¤› yerden devam edecek ve yaflataca¤›z. Zaten O bizimle yafl›yor. Hayat›m›z›n her alan›nda bizimle beraber, arkam›zda duran bir dev gibi bizimle beraber bunu biliyoruz. Ve zaten flu an O bizi yaflat›yor. Hayat›m›z› ve gelece¤imizi O’na borçluyuz. Bizden alacakl› gittin. Gözün arkada kalmas›n. -Siyasi yaflam› hakk›nda sizin bilginiz var m›yd›? fiehit düfltü¤ü haberini nas›l ald›n›z? Siyasi yaflam› ve mücadelesi hakk›nda bilgimiz vard› ve konuflurdu. Ama faaliyetlerini s›n›rl› anlat›r, fazla girmezdi. fiehit düfltü¤ü haberini ben ‹stanbul’da ald›m ve o an bana

söylenmedi. Ben yaraland› veya yakaland› diye düflündüm. Malatya’ya gitti¤imde o an; ac›l› ve dayan›lmaz bir and›. Sanki dünya, günefl ve bütün evren üstüme y›k›lm›flt›. Alt›nda kalm›flt› herkes, ailecek yok olmufltuk. Art›k yaflam›m›z›n bir anlam› kalmam›flt›. Yaflam›n art›k hiç bir tad› ve tuzu yoktu art›k. Niye yafl›yoruz, niye var›z diye uzun süre düflündük. Hayat bize kabus gibi geliyordu. Bizleri çok etkilemiflti. Hayata umutlu ve sevecen bakam›yordum. Ve O’na karfl› borçlu oldu¤umuzu hissediyorum. -Son olarak Naki Göksu ile ilgili söylemek istedi¤iniz bir fley var m›? Son olarak; düfltü¤ün yerde flimdi bir ç›nar oldun. Gölgende yoldafllar›n tüfek çat›yor, çay demliyor. Ölümüne sigara tüttürüyorlar.

fian olsun halk için topra¤a düflenlere

Aziz Akp›nar

Aziz Araz

M. fi. Karaa¤aç

Hüseyin Gözlü

Mehmet Kalkan

H›d›r Do¤an

Zülfü Y›ld›z

17 Haziran 1978’de Tarsus’ta polisler taraf›ndan katledilen Aziz Akp›nar’›; 16 Haziran 1980’de ‹stanbul’da gözalt›na al›narak iflkencede katledilen Aziz Araz’›; 19 Haziran 1982’de Dersim Hozat’a ba¤l› Beyazda¤ eteklerinde ç›kan çat›flmada flehit düflen Mahmut fiefik Karaa¤aç ve Hüseyin Gözlü’yü; 14 Naziran 1987’de Diyarbak›r’da iflkencede katledilen Mehmet Kalkan’›; 6 Haziran 1992 tarihinde Dersim Limek’te çat›flmada flehit düflen H›d›r Do¤an’›; 8 Haziran 1993’te yurtd›fl›nda geçirdi¤i kalp krizi sonucu yaflam›n› yitiren Zülfü Y›ld›z’› ölüm y›ldönümlerinde sayg›yla an›yoruz.


10

25

6-19 Haziran 2003

1 9 H a z i r a n 1 9 8 7 Kahramanl›k Günü

Peru’da 19 Haziran 1987’de devrimci tutsaklar, hükümetin katletme politikalar›na karfl› ayakland›lar. Ele geçirdikleri az say›daki silahla gardiyanlar› teslim alarak hapishaneyi kontrol alt›na alan tutsaklar hayatlar›n›n korunmas› için hükümetin imzalamay› kabul etti¤i anlaflman›n ihlal edilmemesini talep ettiler. Bunun üzerine Peru devleti Lima civar›ndaki üç hapishanede katliama giriflti. Tutsaklar yirmidört saat sapan, m›zrak ve el yap›m› silahlarla her türlü sald›r›ya karfl› kahramanca direndi. Callao Hapishanesi’ndeki 75 tutsa¤›n 2’si çat›flmada katledildi. 6’s› a¤›r yaraland›. Lurigancho Hapishanesi’ndeki PKP üye ve taraftar› olmakla yarg›lanan 135 erkek tutsa¤›n tümü katledildi. Fronton’da 115 tutsak katledildi ve yine bu say›n›n yar›s› kadar tutsa¤›n da ak›betlerinden haber al›namad›.

Kahramanl›k Günü ilan edilen bu tarihi günle ilgili Gonzalo “Parti ve devrim için can vermek” adl› yaz›s›nda flunlar› söylemektedir: “Onlara ilk g›das›n› veren, yürümesini ö¤reten, y›lmak bilmeyen kitlelerdi; s›n›f mücadelesi düflüncelerini flekillendirdi ve toplumsal örgütlenmenin bafll›ca ve en yüksek biçimi olan Parti, onlar› Marksizm-Leninizm-Maoizm, rehber düflünce ile silahland›rarak, siyasi bilinçlerini yükseltti, Halk›n Gerilla Ordusu içinde örgütleyerek savaflç› ruhlar›na güç katt› ve yoksul köylü kitleleri ile kaynaflt›rarak bedenlerini ve ruhlar›n› halk savafl›n›n sönmeyen oca¤›nda çeliklefltirdi. Savafl esiri olduklar›nda asla dize gelmediler, tersine savaflmada, seferber etmede ve üretmede sebat ettiler ve zorlu çarp›flmalarla eskimifl ve çürümüfl Peru devle-

tinin köhne zindanlar›n› savafl›n par›ldayan siperlerine dönüfltürdüler. Halk savafl›n›n ilerleyifli, onun yank›lar yaratan, isabetli ve amans›z darbeleri, gericili¤i k›rbaç yemifl bir s›rtlan gibi tirtir titretti. Ve onun gürüldeyen talepleri bugün her zamankinden daha faflist ve daha korporativist olan APRA hükümetinin çamurlu ve çalkant›l› kabuslar›nda ve hatta onun bafl›n› çeken demagojik ç›rak bozuntusu “führer”in h›rsl› hülyalar›nda yank›land›; bu nedenle gericilik, hükümet ve soyk›r›mc› Garcia, halk savafl›na y›k›c› bir darbe indirip onu tayin edici bir flekilde ezmeyi hedefleyen kara ve kanl› planlar düfllediler. Devrimin ve hayatlar›n›n müdafaas› için baflkald›ran savafl esirleri bu sinsi kitle katliam planlar›n› kamuoyuna teflhir ettiler; hükümetin emirleri do¤rultusunda ve gereken herfleyin yap›lmas› için verilen izinle hareket eden silahl› kuvvetler ve polis taraf›ndan halka karfl› duyduklar› kör hiddet ve sap›k bir katliamc› öfkeyle gerçeklefltirilen bu cani ve alçak soyk›r›m, ideolojilerinin, cesaret ve kahramanl›klar›n›n bayra¤›n› öfkeli savaflç› cüretkarl›¤›yla açarak yükseklerde dalgaland›ran yoldafllar›n, savaflç›lar›n ve halk evlatlar›n›n fliddetli, y›lmayan, çelikten direnifliyle karfl›laflt›; gerici canavar, ölüm bar›fl›n› empoze etmek amac›yla onlar›n kan›n› içerken, onlar›n zalimce bast›r›lm›fl yoksul yaflamlar› ölümsüzleflti, El Fronton, Lurigancho ve Cal-

lao’nun par›ldayan üç heybetli savafl siperine flekil verdi; bu tarihi kilometre tafl›, Kahramanl›k Günü’nün yüceli¤ini ebediyen ilan edecektir. ‹ndirmek istedikleri y›k›c› ve tayin edici darbe, onlar› muazzam ölçüde teflhir ederek geri tepti; faflist ve korporativist APRA partisi, hükümetini ve kendi devlet yasalar›n› ihlal ederek cumhurbaflkan› geçinen kifliyi vahim ve halen çözümsüz bir siyasi kriz içerisine itti. Bu nedenle savafl esirlerinin baflkald›r›fl› hayatlar›na mal oldu¤u halde Partiye ve devrime muazzam bir manevi, siyasi ve askeri zafer kazand›rtt› ve bundan da öte büyük at›l›m›n baflar›yla sonuçland›r›lmas›na muhteflem bir katk›da bulunarak ona alt›n mührünü vurdu. Ve ilk kampanyayla Peru devletini emsali görülmemifl derecede derinden sarsan devrimci üs alanlar› gelifltirmeyi, amaçlanan yeni plan›n temelini atarak halk savafl›na bugüne kadar Peru’da ve d›flarda elde etti¤i en büyük etkiyi kazand›rd›. Bu nedenle savafl esirleri o efsane kahraman› gibi mezar›n ötesinden de zafer kazanmaktad›rlar. Çünkü bizler yeni zaferler kazand›kça onlar içimizde yaflamakta, bizimle birlikte savaflmaktad›rlar. Par›ldamaya devam eden, bizlere bugün, yar›n ve ebediyen can›m›z› Parti ve devrime adamam›z› ö¤reten güçlü ve ebedi varl›klar›n› hisset. Kahramanl›k gününe flan olsun. Peru Haziran 1987”

15-16 Haziran Büyük ‹flçi Direnifli 15-16 Haziran büyük iflçi direnifli, s›n›f›n kendili¤inden gelme mücadelesinin en büyük örneklerinden birisidir. 15-16 Haziran direnifli, o dönemde dünyadaki geliflmelerle paralel bir flekilde grevler, direnifller, boykotlar, yürüyüfller, toprak iflgalleri, ulusal taleplerle kendili¤inden gelen mücadelelerin h›zla boyut kazand›¤› bir dönemde gündeme geldi. 274-275 say›l› sendikalar yasas›ndaki de¤iflikliklerle o dönem TÜRK-‹fi’ten bir ad›m daha ileri olan ve 1967’de kurulan D‹SK’in tasfiyesi gündeme gelmiflti. 274 Say›l› yasa; bir iflçi sendikas›n›n Türkiye çap›nda faaliyet gösterebilmesi için o ifl kolundaki toplam iflçi say›s›n›n en az üçte birini üye olarak bar›nd›rmas›, ayn› flekilde iflçi federasyonlar›n›n kendi ifl kollar›ndaki toplam iflçi say›s›n›n en az üçte birini

ve iflçi konfederasyonlar›n›n da bu flartlara uygun sendika ve federasyonlar›n en az üçte biri ve ülke çap›nda toplam sendikal› iflçi say›s›n›n en az üçte birini üye olarak bar›nd›rmalar› gerekti¤ini belirtir fleklinde de¤ifltirilmek isteniyordu. Bafllarda D‹SK taraf›ndan örgütlenen 15-16 Haziran direnifli iflçi ve emekçilerin mücadelesinin büyümesiyle D‹SK barikat›n› da aflt›. “Ancak direnerek hak alabiliriz, direnerek egemenlere diz çöktürebiliriz” diyen 150 bin iflçi, eylemlerle gösterdi kitlelerin gücünü. 15 Haziran’da ‹stanbul ve ‹zmit’te 113 iflyerinden 70 bin iflçi direnifle geçti. ‹flçiler birçok yolu trafi¤e kapatt›lar. 16 Haziran günü 150 bin iflçi, direnifle geçti. ‹stanbul’un her yerinde iflçiler direniyordu. Devlet iflçilerin direniflini k›rmak ve biraraya gelmelerini engellemek

için Haliç köprüsünü açt›rm›flt›. Bunun üzerine iflçiler kay›klarla karfl›ya geçtiler. Kad›köy’de birleflen iflçilere polis atefl açt›. Çat›flma s›ras›nda Yaflar Y›ld›r›m, Mustafa Bayram ve Mehmet G›dak flehit düfltü. Ayn› zamanda bir polis ve bir de esnaf öldü. 16 Haziran akflam› tam üç ay sürecek bir s›k›yönetim ilan edildi. Direnifl devam ederken

radyolara D‹SK Baflkan› Kemal Türkler’i ç›kararak iflçilere teslim olmalar› yönünde ça¤r› yapt›r›ld›. Kemal Türkler’in konuflmas› iflçilerin direniflleriyle yan›tland›. Eylemlerin sonucunda 275 Say›l› tasar› Meclise dahi sunulmadan geri çekildi. 274 Say›l› Yasa Tasar›s›nda yap›lan de¤iflikliklerin önemli bir bölümü ise iptal edildi.


6-19 Haziran 2003

26

10

K A D I N I N YER‹ YOK n büyük onursuzluklardan biri olan tecavüz bir anlamda yasallaflm›fl oluyor. Çünkü evlenmek istedi¤i bir kad›na tecavüz eden bir kifli tecavüzden sonra hem ceza almaktan kurtulacak hem de istedi¤ini elde edecektir. Tecavüz etti¤i için mükafatland›r›lacakt›r yani.

E

Ülkemiz topraklar›nda flairin dedi¤i gibi “öküzümüzden sonra yeri gelen kad›n”›n kimli¤i hiçe say›lm›fl, hiçe say›lan kad›na yasalar çerçevesinde de bu kimli¤i resmi olarak benimsetilmek istenmifltir. Geldi¤i ilk günden beri halk›m›z›n büyük tepkisini toplayan politikalar›yla AKP hükümeti; çarp›k anayasal düzenlemelerinden birine daha imza atmaya çal›fl›yor. Türk Ceza Kanunu’na yeni bir tasar› getiren AKP Hükümeti bu tasar›yla ikinci planda kalan kad›n›n yerini daha bir afla¤›ya çekerek, “ça¤dafllaflma” ad› alt›nda kad›n kimli¤ini tümden yok etmeye çal›fl›yor. Zaten törelerle, feodal ö¤elerle dört duvar içerisinde s›k›flan kad›n bu kez de yasal olarak hiçbir flekilde haklar›n› arayamaz hale getiriliyor. Tasar›da dikkat çekilmesi gereken noktalardan baz› maddeleri açmaya çal›fl›rsak; 31. Madde; Bu madde “haks›z tahrikle” ilgili. Bu bafll›k alt›nda ifllenen suçlar, kapsam dahilinde “namus temiz-

leme” gerekçesiyle indirime tabi tutulacak. Yine tasar›yla indirim miktar› hakimin inisiyatifine b›rak›l›yor. Yani ifllenecek cinayetler yine cezas›z kalacak. Bu konu üzerinde araflt›rma yapan Avukat Vildan Yirmibeflo¤lu; “300 namus cinayeti dosyas› üzerinde hakim ve savc›lar›n namus cinayetleri iflleyenlere az ceza vermek için ellerinden geleni yapt›klar›n› hatta hiç olmayacak maddelerden ceza indirimine gittiklerini” söylüyor. ‹flledi¤iniz bir suçla ilgili hakimi ayarlayabilirseniz (rüflveti kastediyoruz) ve iyi bir kurgu yap›p kendinizi hakl› ç›kartabilecek yalan söyleme yetene¤ine sahipseniz ceza almak ne kelime mükafatland›r›labilirsiniz bile. Ama yeni tasar›yla; yalan söylemenize dahi hiç gerek yok. Çünkü; namus cinayeti ifllemenin hiçbir cezas› yok. Aksine bir “aferin” bile alabilirsiniz. 150. Madde; Bu madde “Zorla ›rza geçme” ile ilgili. Tasar›yla; evlilikte yaflanan efller aras›ndaki zorla iliflki suç say›lm›yor. 18 yafl›ndan büyüklere tecavüz edenler ancak flikayet dahilinde ceza alabilecek, ›rza geçen bir erkek ise kad›nla evlendi¤i taktirde ceza almaktan kurtulabilecek... Yani en büyük onursuzluklardan biri olan tecavüz bir anlamda yasallaflm›fl oluyor. Çünkü evlenmek istedi¤i bir kad›na tecavüz eden bir kifli tecavüzden sonra hem ceza almaktan kurtulacak hem de istedi¤ini elde edecektir. Tecavüz etti¤i için mükafatland›r›lacakt›r yani. Bunun olmayaca¤›, kad›n›n evlili¤i kabul etmeyece¤i durumlar da olacakt›r. Ancak yaflad›¤›m›z toplum içinde tecavüz edilen kad›na “kirlenmifl” gözüyle bak›ld›¤› için kad›n›n da farkl› bir seçme flans› pek fazla olmayacak ve kendisine tecavüz eden adamla evlenmek zorunda b›ra-

k›lacakt›r. Bu anlay›fl asl›nda kad›n› ikinci s›n›f bir mal olarak görmenin yasalardaki yans›mas›ndan baflka bir fley de¤ildir. Yine evlilik içi tecavüz suç olmaktan ç›k›yor. “Efliniz sizi döver de sever de” anlay›fl›yla evlilikte yaflananlar flikayet konusu olmaktan ç›kar›l›yor. Tasar›n›n bir baflka kad›n› afla¤›layan yönü de tecavüze u¤rayan kad›n›n evlendi¤i taktirde flikayetinin geçersiz say›lmas›. Feodal ö¤elerin a¤›r bast›¤› bir toplumda bu maddenin pratikte zaten ne kadar hayat buldu¤unu biliyoruz. Özellikle Do¤u ve Güneydo¤u bölgelerinde kad›n için töresel bir yasa olan bu uygulama art›k resmi olarak da yasalafl›yor. ‹steseniz de, istemeseniz de o hiç istemedi¤iniz ve uzun süreler bedeninizden ve belle¤inizden ç›kartamad›¤›n›z, izlerini hissetti¤iniz tecavüz olay›n›n, size o i¤renç duygular› yaflatan insana bir ömür boyu ba¤lanman›n resmilefltirilmesi sa¤lan›yor yani. Yine düflünün 15 yafl›n alt›ndaki çocuklar e¤er r›za gösterirlerse (yani flikayetçi olmazlarsa) u¤rad›klar›

tecavüz suç olmayacak. Henüz psikolojik, zihinsel ve bedensel geliflimini tamamlamam›fl 15 yafl›n› doldurmam›fl çocuklar›n cinsel istismar›nda “r›za”dan bahsedilmesi trajikomik bir durum. Tasar›y› özetleyecek olursak; tasar› “Tecavüz iyi bir fleydir. Tecavüz edersin, daha sonra evlenirsin, kurtulursun hatta evlenmesen de yine tecavüz edebilirsin” diyor. Tecavüzü tamamen meflrulaflt›ran yasa tecavüze tam anlam›yla bir özgürlük getiriyor. Tasar›; “a¤›r tahrik” maddesine getirdi¤i namus cinayetlerinin maruz görülmesiyle y›llard›r törelerin kurban› olan kad›n›n “namussuzlu¤unu”(!), “öldürme özgürlü¤ü” ile yasalaflt›r›yor. Yani yasa; “Sen öldür, ben senin arkanday›m” diyor... Kad›nlar, art›k törelerin yan›nda bir de yasal olarak hiçe say›l›yor. Düflünün elimizden “en az›ndan küçük k›r›nt›lar da olsa” haklar›m›z›n al›nmas› ve daha a¤›rlar›yla yer de¤ifltirmesi söz konusu. Geçti¤imiz aylarda 1475 say›l› yasa Meclisten geçerek iflçilerin tam anlam›yla köleleflmesi gerçekleflti. fiimdi de kad›n›n kölelefltirilmesine çal›fl›l›yor. Tüm topluma yönelik bu sald›r›lar kad›n›n daha da köleleflmesi içindir. Sistem kad›nlardan kendisine köle gibi hizmet etmesi ve hiçbir flekilde haklar›n› savunmamalar›n› istiyor. Tüm bunlara karfl› kad›nlara düflen görev de bu tür uygulamalara boyun e¤meden sald›r›lara karfl› örgütlenmektir.

Kad›n iflçilere iflten atma cezas› Siirt’te Ayd›nlar Kuruyemifl Fabrikas›’nda çal›flma koflullar›na iliflkin, “11 saat 4 milyona çal›flt›r›l›yorlar” bafll›¤›yla bas›nda yer alan haberin ard›ndan 25 kad›n›n ifllerine son verildi. Fabrika sorumlusu Mesut Ören, “E¤er daha iyi para veren ifl bulabiliyorlarsa oraya gitsinler” dedi. Siirt’te Ayd›nlar Kuruyemifl Fabrikas›’nda f›nd›k ve ceviz k›rma ifli yapan 25 kad›n›n günde

11 saat çal›flarak sadece 4 milyon lira kazand›¤›na dair bas›na yans›yan haberlerin ard›ndan kad›nlar iflten ç›kar›ld›. ‹flçilerden Hatice Yaflar, flunlar› söyledi: “29 May›s sabah› ifle saat 07:00’de bafllad›k ve saat 09:00’a kadar çal›flt›k. Sonra Seyit ad›ndaki ustabafl›m›z geldi ve ‘gazeteye foto¤raf vermiflsiniz, bilgi vermiflsiniz, bir daha ifle gelmeyin’ dedi. Bunun üzerine biz

de fabrikada bulunan yaklafl›k 25 bayan iflten ayr›larak eve geldik.” Sigortal› çal›flan 3 iflçi d›fl›nda bütün gündelikçi iflçilerin ifle gelmemelerinin istendi¤ini belirten Kaçar, “Ustabafl› ‘Can› isteyen gelsin istemeyen gelmesin, paran›z ne kadar kalm›flsa veririz’ diyerek bizi iflten ç›kartt›. Ama benim hâla iflyerinden 68 milyon lira alaca¤›m bulunuyor” dedi. 6 y›ld›r fabrikada

gündelikçi iflçi olarak çal›flan Sadiye ‹lbafl da, gazetecilere konufltuklar› ve foto¤raflar› yay›nland›¤› için ifle gelmemelerinin istendi¤ini belirterek, “Bize haks›zl›k yap›l›yor. Çapa’ya gidenler 6 milyon para al›rken, biz sabahtan akflama kadar çal›fl›yoruz ve sadece 4 milyon al›yoruz. Üstelik ö¤len yeme¤imizi de kendi param›zla karfl›l›yoruz” diye konufltu. (D‹HA)


10

27

6-19 Haziran 2003

Diyarbak›r’da Kültür Sanat Coflkusu Bu y›l üçüncüsü düzenlenen Diyarbak›r Kültür ve Sanat Festivali ilk olarak Çiftkap›’daki Ahmet Arif Park›nda düzenlenen folklor gösterisiyle bafllad›. Diyarbak›r Büyükflehir Belediyesi taraf›ndan bu y›l üçüncüsü organize edilen festivalde onlarca ayd›n ve sanatç› 23 May›s-2 Haziran tarihleri aras›nda Diyarbak›r halk›yla bulufltu. Naz›m Hikmet, Ahmed Arif ve bu y›l 100. do¤um y›ldönümü olan Cigerxwin’in flahs›nda yap›lan sayg› durufluyla bafllayan ve 9 gün süren festivalde sanat›n birçok dal›nda etkinlikler gerçeklefltirildi. fiiir, müzik, halkoyunlar›, tiyatro, resim, foto¤raf vb. dallarda y›llarca yasaklarla çevrilmifl Amedlilerle bulufltu. Kürtçe, Türkçe, Ermenice, Süryanice ezgilerin yer ald›¤› coflkulu konserlerde kimlikleri yok edilmeye çal›fl›lan Kürt halk›, halklar›n kardeflli¤ine olan özlemlerini dillendirirken y›llard›r kendi dillerinde konuflamaman›n, kendi dilinde sanat yapamaman›n verdi¤i öfkeyle TC kimliklerini havaya kald›rarak s›k s›k “Bu kimli¤i istemiyoruz” fleklinde taleplerini dile getirdiler. Silahlar›n gölgesinde yaflamaya art›k al›flm›fl olan, silah seslerinin, tanklar›n günlük yaflam›n art›k bir parças› haline geldi¤i Diyarbak›r’da seslendirilen Kürtçe, Türkçe, Ermenice türküler özgürlük taleplerinin güzel bir flekilde harmanlan›fl›n›n ifadesi oldu. Neler yoktu ki festivalde… Yumurtalar üzerine çizilen resimlerden oluflan sergi, foto¤raf sergileri, kitap standlar›, tiyatrolar, konserler, fliir flölenleri, paneller, söylefliler…. K›sacas› 9 gün boyunca Diyarbak›rl›lar kültür sanat ak›n›na u¤rad›. Geçen iki festivale göre yasaklar›n daha az oldu¤u bu festivalde de devletin her zamanki keyfi tutumu kendini hissettirdi. Geçti¤imiz y›l Diyarbak›r Festivali kapsam›nda sahnelenmesi beklenen Jiyana Nu tiyatrosunun ‘Ta’ ve ‘fiermola’ adl›

Kürtçe, Türkçe, Ermenice, Süryanice ezgilerin yer ald›¤› coflkulu konserlerde kimlikleri yok edilmeye çal›fl›lan Kürt halk›, halklar›n kardeflli¤ine olan özlemlerini dillendirdi.

oyunlar›n›n OHAL gerekçe gösterilerek yasaklanmas›n›n ard›ndan Teatra Evina Welat’›n ‘Strana Cinan’ adl› Kürtçe oyunu Diyarbak›r’da ilk kez seyircisiyle bulufltu. Boflalt›lm›fl bir köyde yaln›zl›ktan s›k›lan cinleri konu alan oyun resmi anlamda ilk kez sahnelenen Kürtçe tiyatro oldu. Yine festivalde aç›lan Bingöl deprem foto¤raflar›n›n da yer ald›¤› resim sergilerinde a¤›rl›kl› olarak kad›nlar›n yaflad›¤› ac›lar sergilendi. Kiflisel sergi açan Ressam Sait Ç. Kelefl, “Can çekiflmek” ad›n› verdi¤i siyah tonlar› kulland›¤› tablolar›nda bölge kad›n›n›n ac›s›n› tablolaflt›rm›flt›. Festival kapsam›nda Bingöl’deki depremzede çocuklar›n çizdi¤i resimler de sergilendi. Ayr›ca Radikal gazetesi muhabirlerinden Ahmet fi›k da Irak sald›r›s› s›ras›nda çekti¤i resimleri sergiledi. Sergilenen foto¤raflar, Irak sald›r›s›n›, yaflanan ac›lar› Diyarbak›r halk›na bir kez daha hat›rlatt›. Diyarbak›r Festivali için Diyarbak›r’a giden sanatç› Cemale Abdo, yumurta kabuklar› üzerine yapt›¤› ilginç çal›flmas›n› sergiledi. Festivalde “Welat M›n Beriyate Kiriye” adl›

eseri polislerce yasaklanarak söküldü. Bunun üzerine bir de¤erlendirme yapan Mire Hekan, “Kocaman bir devlet bir yumurtadan korkup ona karfl› ç›k›yor. Bu bir yumurta foto¤raf›, bir may›n, bir bomba de¤il. Yaflam bir hapis gibidir. Hapis de yumurta. ‹sterim ki herkes yumurtas›n›n kabu¤unu k›rs›n ve kurdu¤u dünyadan d›flar› ç›ks›n” sözleriyle devletin sanattan dahi ne derece korktu¤unu ifade etti. Hemen hemen herkesin pop sanatç›lar›n›n dahi Kürtçe müzik yapmaya yöneldi¤i, Kürtçe müzik yapt›¤› flu günlerde birçok pop sanatç›s› Diyarbak›r’da da Kürtçe türküler söyleyerek sözde Kürtlerin dilini özgürce kullanmalar› gerekti¤ini savundu. fiu ana kadar hiçbirinden ses ç›kmayan ve birden bire serbest olan Kürtçe müzi¤in ard›ndan her biri Kürtçe müzik savunucusu kesildiler. Diyarbak›r festivaline Kürtçe Türkçe türküleriyle kat›lan Selda Ba¤can da bu durumu elefltirerek “Y›llard›r Kürtçe söylüyoruz medya itibar etmiyor. Popçu, Kürtçe söyledi¤i zaman esas al›n›yor” fleklinde

medyan›n yanl› tutumunu elefltirdi. fiark›lar›n›n bu yörelerin müzi¤i oldu¤unu söyleyen Ba¤can sanat›n as›l bu gibi yerlerde anlam kazand›¤› de¤erlendirmesini yapt›. Birçok dilden söyledi¤i türkülerle Türkiye halk›n›n sesi olmaya çal›flt›¤›n› söyleyen Selda Ba¤can, insanlar›n kimliklerini yeniden bulmaya çal›flt›klar› söyledi. Hindistanl› müzisyen Rashmi Bhatt, Ermeni müzisyenler ‹lya Simonyan ve Suren Asaduryan ile aç›l›fl resitalinde sahne alan Bhatt, ‹ranl› müzisyen Ali Shaigan ile birlikte Diyarbak›rl›lara çeflitli dillerden oluflan bir müzik ziyafeti verdi. Festival kapsam›nda yine çeflitli konularda söylefliler yap›ld›. Festivalin konu¤u olarak Diyarbak›r’a giden Cezmi Ersöz kat›ld›¤› bir söyleflide iletiflim a¤lar›n›n dünyay› birbirine ba¤lad›¤›n›, ülkeler ve kültürler aras›ndaki ba¤lar›n çok güçlendi¤ini ifade ederek 1980’lerden sonra Türkiye’de insanlar›n kimliklerini kaybetti¤ini vurgulad›. Türkiye’nin masumiyetinin Denizlerin idam›ndan sonra bitti¤i söyleyen Cezmi Ersöz Denizlerle yaflad›¤› an›lardan kesitler anlatt›. Yine festivalin 8. gününde Kürt flairi Cigerxwin’in 100. do¤um y›ldönümü nedeniyle bir panel düzenlendi. “Cigerxwin’in yaflam› ve fliirleri” konulu panelde konuflan flair Ehmed Huseyni, Cigerxwin’in fliirleriyle Kürt ayd›nlanmas›na öncülük etti¤ini vurgulad›. 2 Haziran’da Sertab Erener, Sabahat Akkiraz, Mo¤ollar ve Koma Çiya’n›n verdi¤i konserlerle sona eren festivalin sonunda bir de¤erlendirme yapan Belediye Baflkan› Feridun Çelik, gelecek y›l için flimdiden haz›rl›klara bafllad›klar›n› söyledi. ‹lk iki festivalde dünyan›n de¤iflik yerlerinden sanatç›lar›n festivale kat›ld›¤›n› söyleyen Çelik, “Diyarbak›r Festivali art›k dünya festivali olacak” yorumunu yapt›. (H. Merkezi)

BAfiKAYA DAVASINA TEPK‹ 27 May›s’ta Mali Müflavirler ve Muhasebeciler Odas›’nda biraraya gelen kurumlar, Fikret Baflkaya’ya aç›lan dava ile ilgili olarak bir bas›n aç›klamas› yapt›lar. T‹HV, ‹HD ve Mazlum-Der taraf›ndan organize edilen bas›n toplant›s›na Pir Sultan Abdal Derne¤i, KESK, 78’liler Vakf›, Özgür Üniversite Ortado¤u Forumu, TMMOB, TTB, ayd›n ve sanatç›lar destek verdi. 6. Demokratikleflme Paketi ile TMY’nin 8. maddesinin kald›r›l›rken yerine daha da a¤›rlaflt›r›lm›fl bir yasan›n eklendi¤ini ifade eden Hüsnü Öndül, Türkiye’de yaflanan düflünce özgürlü¤ü probleminin devam etti¤ini ve Fikret Baflkaya’n›n 3 Haziran’da yap›lacak duruflmas›nda yerlerini alarak destek vereceklerini söyledi. Hakk›nda daha önce hapis yatt›¤› halde dava aç›lan Fikret Baflkaya da; “Ben özgür de¤ilsem, hiçbiriniz özgür de¤ilsiniz, hiç kimse özgür de¤ildir” ifadelerini kullanarak mücadelesine devam edece¤ini belirtti. Bas›n toplant›s›nda ayr›ca TMMOB Baflkan› Kaya Güvenç, TTB 2. Baflkan› Metin Bakkalc› ve Ortado¤u Forumu Baflkan› Pafla Öztürk de birer konuflma yapt›. (Ankara)


6-19 Haziran 2003

10

28

Devletin y›k›m politikalar› ile iflsizler ordusuna hergün yeni yeni insanlar kat›l›rken birçok kifli de geçimini çöplerden ka¤›t toplayarak, seyyar sat›c›l›k yaparak sa¤lamaya çal›fl›yor. Ancak bunu yaparken geçim s›k›nt›s›n›n yan›nda bir de zab›talar›n, polislerin bask›s›na maruz kal›yorlar. Seyyar sat›c›lar›n tek geçim kaynaklar› olan arabalar› zab›talar taraf›ndan k›r›l›yor, malzemeleri yerlere dökülüyor. Ka¤›t toplayanlar horlan›yor, d›fllan›yor, gözalt›na al›n›yor. Bu zulme dönüflen yaflamlar› bir de kendi a¤›zlar›ndan dinleyelim.

Çöplerden geçinen yaflamlar A¤z›na kadar ka¤›t dolu, demir arabalar› ile çöplerin bafl›n› tutan ka¤›tç›lar› flimdi hat›rlam›yor olsak bile birço¤umuz görmüflüzdür. Yaflam›m›zda öylesine bir yer edinmifllerdir. Sürekli kofluflturuyoruz, yetiflmesi gereken ifllerimiz vard›r. Ço¤unlukla da geç kalm›fl, istedi¤imize ulaflamam›fl›zd›r. Bize çizilen veya kendi çizdi¤imiz, d›flar› aç›lan pencelerini kapatt›¤›m›z tek dünyal›k bir yaflant›m›z... Buna ra¤men herfleyden ve herkesin sahip oldu¤undan önemli ve sars›c›d›r problemlerimiz. Biz en sorunlu, en çok ac› çeken, en dertli. Yoktur bizden bunal›ml›. Mutlu olamay›z yaflam›n kendisinden, çünkü o kadar problem var ki. Tabi birço¤u çözümsüz. Etraf›m›zda binlerce canl› yaflar, bir o kadar geliflme-de¤iflim yaflan›r. Herfleye ra¤men dünyan›n merkezine koyar›z kendimizi. Eve giderken, yolda yürürken ve yahut parkta gezerken ellerindeki sopalarla yürümeye çal›flan tek bacakl› birini gördü¤ümüzde birço¤umuz önemsemez, farketmez bile. Çok az bir k›sm›m›z ise 30 saniye gözlemleriz sadece. Sonra da kald›¤›m›z yerden devam ederiz yolumuza. 30 saniyesi bile korkutur, ürkütür ve devam›nda görülebilecekleri hat›rlat›r bize. A¤z›na kadar ka¤›t dolu, demir arabalar› ile çöplerin bafl›n› tutan ka¤›tç›lar› flimdi hat›rlam›yor olsak bile birço¤umuz görmüflüzdür. Yaflam›m›zda öylesine bir yer edinmifllerdir ki etraf›m›zdaki bir a¤aç, oturdu¤umuz bir bank veya bir otobüs gibi hiç flafl›rmaz, merak etmez, dikkat de etmeyiz. Varl›klar› ve yokluklar› aras›ndaki tek fark çöpte duran ka¤›tlard›r. Ne de olsa onlar› da biz de¤il çöpçüler görüyor, böylece fark› da sadece çöpçüler biliyor. Ya¤mur alt›nda, k›fl›n so¤u¤unda, rüzgarda onlar›n durumu çok önemli de¤ildir. Oysa aç kalmamak için çal›flmak zorundad›rlar. “Kelle koltukta” gezerler hep. Her an bir otobüsün alt›nda kalabilir, bir sarhoflun sald›r›s›na u¤-

rayabilir, taciz ve tecavüze maruz kalabilir veya h›rs›z, gaspç› suçlamas›yla gözalt›nda iflkence görebilirler. fiiddete, bask›ya en yak›n onlard›r; aileleri, yak›nlar›, arkadafllar›, tan›d›klar› yoktur. Gündüz so-

kakta yürüyenlerin, esnaf›n tav›rlar›ndan çekinirler, gece ç›karlar ka¤›t toplamaya. Her ayr›nt› önemlidir ve herfley paraya dönüflebilir onlari için. Bir kola kutusu, belki bir karton. Sürekli hesap yaparlar sizinle beraber yürürken. “Pik demir kilosu en az 400 bin” bir süre sonra anlars›n›z yap›lan hesab›n, belediye taraf›ndan yol kenar›na yapt›r›lan zincirler için oldu¤unu. Daha fazla ka¤›t toplaman›n tek yolu bölgedeki semtleri ve çöplerin ç›k›fl saatini bilmektir. Gün boyunca biriktirdiklerini bir depoda toplarlar. Depo sahibi de 100 binden ald›¤› ka¤›d› fabrikaya 300-800 bine satar. Birço¤u baba daya¤›ndan kaçm›flt›r. Kimlikleri, tan›d›klar› yoktur. Tek odada camlar k›r›k oldu¤u halde 2 battaniye ile befl kifli beraber yatarlar. Patronlar› öteki 2 battaniyelerini deponun yan›na yapt›¤› kulube için kullanm›flt›r ac›mas›zca. Mutfaklar› yoktur. ‹htiyaçlar›n› toplad›klar›ndan, bakkaldan ald›klar› ile karfl›larlar. Birbirlerini daha önce görmemifllerdir. Kollar›nda, boyunlar›nda, gö¤üslerinde

att›klar› jilet yaralar› vard›r. Herfleye ra¤men yaflam›n karfl›s›nda dimdik, e¤ilmeden durabilmek, gözlerindeki isyan›, direngenli¤i koruyabilmek y›lmadan, tükenmeden mücadele etmek ve yaflam karfl›s›nda cüretli olmak. Dayat›lan bask›lara, sisteme, devlete karfl› yanan koca yürekler, asi, h›rç›n, gözükara, kaybedecekleri tek bir can. Böylesine bir yaflam bunu gerektirir zaten. Bask› ve sömürü, direnifl ve mücadele ayr›lmaz birbirinden. Tek eksik siyasal bilinç. Öfkeyi, kini birer kurflun mermisine dönüfltürebilmek. ‹syan› örgütlemek; bütün iflçiler, emekçiler için geçerli evrensel bir ilke. Bir zorunluluk, ortak yaflam, paylafl›m, sosyalizm; sorun fark›na varabilmekte. Biraz zaman, biraz sab›r, do¤ru yöntem ve çokça umut; hepsi bu. MAHMUT KORKMAZ

Hakkari Yüksekova’dan daha iyi bir ifl yapmak için geldim. Ailem orada, babam memurdu. Emekli oldu. Babam benim daha iyi bir ifl yapmam için gönderdi. fiu anda benim ka¤›t toplad›¤›m› bilmiyor, konfeksiyonda çal›flt›¤›m› biliyor. Biz befl kardefliz. Orada benim için hayat daha güzel, istedi¤im yerde oturabilirim, konuflabilir, arkadafllar›m var gezebilirim. Ama hep kald›¤›m için d›flar›lar› gezmek istedim. 3 y›ld›r buraday›m. Ankara’ya geldi¤imde bir hafta aç kald›m, hale gittim. Karn›m› doyurdular. Oradan beni ‹skitler’e gönderdiler. 1,5 ay kald›ktan sonra köye geri gittim. Sonra tekrar geldim. Burada yaz-k›fl çal›fl›yoruz. K›fl›n zor oluyor. K›fl›n ka¤›t paras› düflüyor. Günde 60-100 kilo ka¤›t toplayabiliyorum. Depoya 100 bin liraya sat›yoruz. Depo fabrikaya 200 bine sat›yor. Ama bildi¤imiz kadar› bu. Yani bizi al›p götürmüyorlar.


10

29

6-19 Haziran 2003 deyince tuttum adam› b›çaklad›m ben de. Kaçt›m. Ben çok ezildim, bu yüzden TC’ye askerlik yapmayaca¤›m. Ben al›nterimle ka¤›t topluyorum ve bununla gurur duyuyorum. Ka¤›t toplamaktan utanm›yorum. Kan davas›na karfl›y›m, abimi kardefllerimi de vursalar ben gidip vurmam.

MEHMET DEM‹R A¤r›, Eleflkirtliyim. Ankara fientepe’de do¤dum, büyüdüm. Ben küçüklü¤ümden beri ka¤›t topluyorum. 16 yafl›nday›m. Yenimahalle Bahçeli, Esat’a gidiyoruz. 2 kifli gidiyoruz. Çöplerin aras›ndaki ka¤›tlar› topluyoruz. Bir günde 60-100 kilo topluyoruz. Ka¤›d›n kilosunu 100 bine sat›yoruz. Benim babam, abim de ka¤›t topluyor. Polisler bize hayvan muamelesi yap›yorlar. Özellikle Bahçeli’de 12:00’den sonra burdan gidin diyorlar. Küfür ediyorlar, afla¤›l›yorlar. H›rs›zl›¤a teflebbüsten 15-20 kere gözalt›na ald›lar. H›rs›z olmak için ka¤›t toplamak yeterli. Bafl›m›z sürekli polisle belaya giriyor. Siyasi flark›lar söylüyorum diye beni gözalt›na ald›lar, evi bast›lar. “Önderimiz ‹bo bizim, Cihan›m›z vard›r bizim. Biz isyan atefliyiz yanar›z alev alev” kaseti vard› bizde. Kitaplar›m›z› ald›lar Abdullah Öcalan’›n, Mahir Çayan’›n, Deniz Gezmifl’in kitaplar› vard› bizde. 5 kifli çal›fl›yoruz. Kiray› beraber ödüyoruz. Depo kurduk, bizim fikrimizdi, ortak kullanacakt›k. Sonra baflkas› ald›. O yüzden biz de inan›yoruz. Birçok problem yafl›yoruz. Bekçilerle, polislerle sorun yafl›yoruz. Sarhofllarla bafl›m›z belaya giriyor. Sanayiden geçerken 10 yerde polisler bizi al›p götürüyor. Bizi insandan saym›yorlar, afla¤›l›yorlar. Geçen gün 4 arkadafl Migros’a gittik. Kafeye oturduk, sonra bakt›k ne kadar polis varsa bafl›m›za topland›. Bize kimlikleri sordu. Bize sordular “nerden gelip nereye gidiyorsunuz”. Ben de polise sordum “o kadar insan›n içinde niye gelip bize kimlik soruyorsunuz, adamdan saym›yor musunuz?” Yok dedi, tart›flt›k. Bizim de böyle yerlere gitmeye hakk›m›z var, al›flverifl yapmaya hakk›m›z var. D›fll›yorlar bizi. Ben ka¤›t iflini b›rak›p daha iyi bir ifl istiyorum. Ka¤›tlar›n içinden yemek ç›kar›yoruz, ekmek ç›kar›yoruz, yiyoruz. Ama bunlar çok sa¤l›ks›z. Bunlar› düzeltmek için dernek kurmaya çal›fl›yoruz. Ben 10 kilo ka¤›t için kilometrelerce yürüyorum, en az›ndan kilosunu 200300 bin liraya satmak istiyorum. Ama bunlar› patronlar kabul etmezler. Patronlar bizim eme¤imizi al›yorlar. Duvarlara dergileri yap›flt›r›yoruz. Dergileri buraya gelince gördüm. ‹flçiler vard› üzerinde. ‹brahim Kaypakka-

ya’y› burada tan›d›m. Okudu¤um kitaplar hep devrime yönelik. ‹brahim Kaypakkaya’n›n devrimci oldu¤unu, halk için, Kürtler için mücadele etti¤ini biliyorum. HASAN YILMAZ Ben Hakkari Yüksekoval›y›m. 7 kardefliz. Hakkari’de bir kan davam›z vard›. Benim akrabalar›m kavga etmifller, bizden birisini silahla öldürdüler. Biz de gururumuza yediremedik, onlardan birini vurduk sonra da 2 kifli daha gitti. Daha fazla sürmesin, daha do¤rusu beladan kaçt›k. Bursa’ya gittik. Ben babamla tart›flt›m. Ordan Hakkari’ye gittim. Sonra Bursa’ya dönecektim. Param Ankara’ya kadar yetti. Burada bir hafta aç kald›m. Açl›ktan dudaklar›m kurumufltu. Biri bize yemek verdi, buraya gönderdi. Genelde gece 20:00-21:00’de ç›k›yorum. Bahçeli, Maltepe, Etlik, Keçiören’e gidiyorum. Bir günde 100 kilo ka¤›t topluyorum. Burada 5 kifli beraber çal›fl›yoruz. Birçok sorun yafl›yoruz. Geçen gün 10 kifli b›çakla sat›rla sald›rd›lar. Zengin çocuklar› bizim gibi garibanlar› sürekli eziyorlar. Bir gün Kürtçe konufluyorduk, benim yan›mda büyük b›çak vard›, bir kifli bize dönüp “bu Ankara’y› Kürtler bat›rd›”

‹SMA‹L ANIL Mardin Midyatl›y›m. 18 yafl›nday›m. 9 kardefliz. Bir sene önce babamla tart›flt›m, evden ayr›ld›m. ‹stanbul ve Antalya’da çal›flt›m. Burada akrabam, tan›d›¤›m yok. Antalya’dan buraya geldim. Gençlik Park›’n›n orada arkadafllar ka¤›t topluyordu, onlarla beraber buraya geldim. 4-5 gibi ifle ç›k›yoruz. Gece 24:00 gibi geri geliyoruz. Her türlü problemimiz var. Polislerin kimisi vuruyor, kimisi dövüyor. H›rs›z muamelesi yap›yorlar. Polis beni tutup “sen balicisin, sokak çocu-

¤usun” diyor. Her türlü afla¤›lamay› yap›yor. Bir günde en fazla 100 kilo ka¤›t topluyorum. Toplad›¤›m paray› bankaya koyuyorum ama flu anda toplad›¤›m para benim geçimimi sa¤lam›yor. Burada hastaland›¤›m›zda arkadafllar bak›yor, baflka kimse bakm›yor. Param›z olmad›¤›ndan sendikalara yazd›r›yoruz. Ç›rak-Der diye bir dernek çal›flmam›z var. Ka¤›tç›lar›, ç›raklar› çal›flt›raca¤›z. Burada yaflayan gençlerin kötü al›flkanl›klar› var, bunlar› düzeltmek, sahip ç›kmak için kuruyoruz. Burada ka¤›tlar› 80-100 bin liraya sat›yorlar. Fabrikalar ise 700-800 bin liraya al›yor. Buna dur demek için dernek faaliyetine bafllad›k. Ankara’da Mercedes’i olan adam bunlar› sat›p para kazan›yor. ‹skitler’de en az 100 iflçi var, burada sokaklarda yatan insanlar var. Devlet buradaki insanlara gayr›-meflru gözüyle bak›yor. Yoldan geçerken bile sürekli rahats›z ediyor. Evimizin 2 cam› da k›r›k. 6 kifli bir odada kal›yoruz. 2 tane battaniyemiz var.

Benim akrabalar›m kavga etmifller, bizden birisini silahla öldürdüler. Biz de gururumuza yediremedik, onlardan birini vurduk sonra da 2 kifli daha gitti. Daha fazla sürmesin, daha do¤rusu beladan kaçt›k. Bursa’ya gittik. Ben babamla tart›flt›m. Ordan Hakkari’ye gittim. Sonra Bursa’ya dönecektim. Param Ankara’ya kadar yetti. Burada bir hafta aç kald›m.


6-19 Haziran 2003

30

‹flçi-köylü’den F‹LLER VE KARINCALAR Son haftalarda kamuoyunda bir Avrupa Birli¤i tart›flmas›d›r gidiyor. Gerçi bu tart›flma konusu itibar›yla uzunca bir süredir devam eden bir tart›flma. Bu yönüyle pek yeni bir tart›flma de¤il. Ancak son günlerdeki tart›flman›n taraflar› itibar›yla üzerinde durulmas› gereken yanlar› da bulunmaktad›r. Taraflardan birisini iflbafl›na 3 Kas›m seçimleriyle gelen ve mecliste ço¤unlu¤u sa¤layan Adalet ve Kalk›nma Partisi (AKP) olufltururken, di¤er taraf› da Türk Silahl› Kuvvetleri (TSK) oluflturmaktad›r. Tart›flman›n üzerinde yükseldi¤i zemin Avrupa Birli¤ine üyelik sürecinde TC’nin uymas› gereken kriterler ve yapmas› gereken yasal düzenlemeler. Avrupa Birli¤i’ne üyelik TC aç›s›ndan bir “devlet politikas›”, “milli hedef”, “muas›r medeniyetler seviyesi” olarak aç›klanm›flken, adeta bir bardak suda kopart›lan f›rt›na sebepsiz olmasa gerek. Tart›flman›n bir taraf›nda bulunan AKP kamuoyunda TSK’n›n Avrupa Birli¤ine karfl› oldu¤u yönlü bir hava yaratm›flken (bunda TSK’n›n 6. uyum paketinde baz› noktalara itiraz etmesinin önemli bir pay› vard›r) TSK ise bizzat en üst yetkilisinin a¤z›ndan Avrupa Birli¤ine karfl› olmad›klar›n›n alt›n› çizme gere¤ini hissetmesi anlaml›yd›. Ancak TSK en yetkili mercisi arac›l›¤���yla bunu yaparken de yine aba alt›ndan sopa göstermeyi ihmal etmedi. Genelkurmay Baflkan› Hilmi Özkök bas›nla yapt›¤› görüflmede “28 fiubat bir sebep-sonuç iliflkisidir. Sebep ortadan kalkmadan sonuç da kalkmaz…” diyerek AKP’ye rejimin kollay›c› ve silahl› gücünün kendileri oldu¤unu, daha do¤rusu Avrupa Birli¤i yolunda at›lan ad›mlarda bir güç olarak temsil etti¤i kurumun dikkate al›nmas› gerekti¤inin alt›n› çizmifl oldu. Bunu yaparken de art›k darbecilik

yapmayacaklar›n› söyleyerek zevahiri kurtarmaya çal›flt›. Tart›flmalar ya da Avrupa Birli¤i yolunda “ortaya ç›kan bu çeliflkiler” hiç kuflkusuz ki yeni de¤il. 3 Kas›m seçimlerinden bafllayan ve ABD’nin Irak sald›r›s› ve tezkere tart›flmalar›n›n ard›ndan da 23 Nisan resepsiyonuna uzanan bu “gerginlik” bu günlerde bir Avrupa Birli¤ine üyelik ve uyum paketi olarak sürdürülmeye çal›fl›l›yor. Birkaç hafta önce AKP’nin “milli görüfl elbisesini ç›kartt›k” aç›klamas›, asl›nda AKP’nin de sürece uyum sa¤lad›¤› yada daha do¤ru okumak gerekirse rejimin temelleriyle u¤raflmak gibi bir niyetinin olmad›¤›n› bir kez daha deklare etmesi aç›s›ndan anlaml›yd›. Tüm bu aç›klamalara ve AKP’nin “bir inançs›zlar güruhu!” kimli¤ine bürünmesine ra¤men, bu manevralar TSK’n›n “h›z›n›” kesmedi. Haftalard›r medyada tart›fl›lan “kadrolaflma”, “laiklik tehlikesi”, “genç subaylar tedirgin” haberlerini bu gerçeklik içerisinde de¤erlendirmek gerekiyor. TSK elinde bulundurdu¤u “rejimin koruyucusu ve kollay›c›s›” misyonu rolünü iyi oynuyor. Her f›rsatta “siyaset üstü bir kurum” oldu¤u iddia edilen ve bunun propagandas› yap›lan TSK, buldu¤u her f›rsatta aç›klamalar yapmaktan ve halk kitlelerini kendi politikas› do¤rultusunda yönlendirmeye çal›flmaktan çekinmiyor. Hatta denilebilir ki TSK çeflitli Sivil Toplum Kurulufllar›’na da elini uzatarak, demokrasinin ve laikli¤in koruyucusu görevini bir üst aflamaya s›çratarak yerine getiriyor! (Avrupa’da çeflitli kurumlarla yap›lan ve irtica tehlikesine dikkat çekilen toplant›lar iyi örneklerdir.) “Bu memlekete komünizm laz›msa onu da biz getiririz” örne¤indeki gibi Sivil Toplum Örgütlerini de yönlendirmeye çal›fl›yor. Bu politika

10

yank›s›n› bulmakta gecikmiyor. Üniversitelerde Türk Solu adl› bir çete peydahlan›yor, bugüne kadar zerre kadar bir anti emperyalist durufl sergilemeyen TSK baz› çevrelerce anti emperyalizmin kabesi haline getiriliyor. Ordunun anti emperyalist “duruflu!” üzerinden politika yap›l›yor vs…vs.. Tüm bu tart›flmalar›n ard›nda yatan neden ise ne AKP’nin irticac› olmas› (içindeki bu yönlü güçler bir yana) ne de TSK’n›n demokrasiyi, laikli¤i korumas›d›r. Türk hakim s›n›flar› içerisinde bir süredir devam eden ve kendisini gerek AB üyeli¤i ve gerekse de kadrolaflma, laiklik, darbe tart›flmalar›nda ifade eden çeliflkinin yans›mas›d›r. Çeliflkinin as›l nedenini ise Türk hakim s›n›flar› aras›nda inisiyatifi ele alma yada daha do¤ru ve yerinde bir ifadeyle emperyalizmin hem ülke içerisinde ve hem de ülke d›fl›ndaki politikalar›n›n uygulay›c›s› olma tart›flmas›/dalafl› olarak ele almak gerekiyor. K›sacas› Türk hakim s›n›flar› içerisinde varolan kliklerin emperyalizm için uflak olabilme dalafl›na tan›k oluyoruz. Ve bu dalaflta Türk hakim s›n›flar›, her zaman yapt›klar› gibi halk kitlelerini kendi politikalar›n› güçlendirmek için kullanmak istemektedirler. Nitekim gerek AKP aç›s›ndan ve gerekse de TSK aç›s›ndan bu politika baflar›yla uygulanmakta ve halk kitleleri, taraf olmaya itilmektedir. Bir yanda demokrasi öte yanda darbe, bir yanda laiklik öte yanda irtica…vb. Ve hatta denilebilir ki bu politika öylesine baflar›l› olmaktad›r ki kendisine ilericiyim-demokrat›m diyenler bile ordudan ya da AKP’den yana taraf tutmaktad›r. Örne¤in son dönemde özellikle “ordunun ABD emperyalizmi taraf›ndan hedef al›nd›¤›”, “Türkiye’nin tam bir ABD sömürgesi haline getirilmek istendi¤i”, “ABD’nin Irak’ta silah ve iflgalle yapt›¤›n›, Türkiye’de ülke içinde tuttu¤u mevzilerle yapmaya çal›flt›¤›” vb.. yaklafl›mlar gelifltirilmeye baflland›. Bunlar› yazanlar ve ifade edenler hiç kuflkusuz ki Türk hakim s›n›flar›n›n niteli¤ine ve TC’nin faflist karakterini, kuruldu¤u günden beridir emperyalizmin yar› sömürgesi oldu¤u gerçe¤ini unutmufla benziyorlar. Ancak bu

unutmuflluk onlar›n b›rakal›m bu gerçekleri görmelerini (ki hat›rlasalar iyi olur) en az›ndan bugün bu güçlerin hiçbirisinin emperyalizm karfl›s›nda tutarl› bir tav›r içerisinde olmad›¤›n›, b›rakal›m emperyalizmin karfl›s›nda net bir duruflu, örne¤in emperyalizmin ülkemizdeki politikalar›n›n uygulay›c›s› olan IMF’nin politikalar›na karfl› bir durufl sergilemediklerini rahatl›kla göreceklerdir. Türk hakim s›n›flar›n›n demokrasi, kadrolaflma, laiklik, darbe ba¤r›flmalar› içerisinde gerçeklefltirdikleri tepiflmede, emekçi halk kitlelerine IMF programlar›, özellefltirmelerle birlikte gelen iflsizlik, yoksulluk, açl›k ve sefalet düflmektedir. Daha birkaç hafta önce binlerce iflçiyi soka¤a atan ve iflsizler ordusunu büyüten ve iflçiler taraf›ndan “kölelik yasas›” olarak adland›r›lan yasay› meclisten geçirdiler. Ve bunu elbirli¤iyle yapt›lar. Özcesi Türk hakim s›n›flar› kendi aralar›nda, kendi ç›kar dalafllar› için tepiflirken, öte yandan emekçi halk kitlelerine yönelik politikalar›nda ortaklaflmaktad›rlar. Ve dikkat edilirse hep “böyle ortam›n gerildi¤i anlarda” iflçi s›n›f› ve emekçi halk çeflitli sald›r›lar ve yapt›r›mlarla yüzyüze kalmaktad›r. Bu tür ortamlarda hakim s›n›flar kendi gündemlerini iflçi s›n›f› ve emekçi halka dayatarak, iflçi s›n›f› ve emekçi halk üzerindeki politikalar›n› daha rahat uygulama f›rsat› bulmaktad›rlar. ‹flte tam da bu yüzden emekçi halk kitlelerinin tavr› Türk hakim s›n›flar›n›n belirledi¤i politikalar›n peflinden gitmekte de¤il, tam aksine kendi gündemini oluflturarak, bu gündem do¤rultusunda mücadelesini yürütmekten ve yükseltmekten geçmektedir. Kendi kaderini kendi eline alan emekçi halk kitlelerinin tarihi bize göstermifltir ki, kendi gelece¤ini kendi ellerine alan ve bunu hayata geçirmek için örgütlenen ve savaflan hiçbir halk yenilmemifltir. Unutmayal›m filler ne kadar iri ve güçlü olursa olsun, kar›ncalar kadar çok olan bu güç birleflti¤inde ve örgütlendi¤inde pek çok fili yerle bir edebilecek bir güce ulaflan emekçi halk kitlelerinindir. Bu gücün fark›nda olal›m ve bu gücü örgütleyelim.

ÖZEL OKULLARA DESTEK KAMUYU TASF‹YED‹R

TELEKOM’UN ÖZELLEfiT‹R‹LMES‹NE TEPK‹

29 May›s Perflembe günü Milli E¤itim Bakanl›¤› önünde bir bas›n aç›klamas› yapan E¤itim-Sen, devletin özel okullara destek projesini protesto etti. E¤itim-Sen Genel Baflkan› Alaaddin Dinçer’in okudu¤u bas›n aç›klamas›nda “MEB’in projesi kamuyu tasfiye etmek ve e¤itimi paral› hale getirmenin ön ad›m›d›r” ifadelerini kulland›. Bat›k bankalar›n devlet eliyle kurtar›lmas› gibi, özel okullar›n da devlet eliyle kurtar›lmak istendi¤ini söyledi. Dinçer, 4 Haziran’da Dan›fltay’a konuyla ilgili suç duyurusunda bulunaca¤›n› da belirttikten sonra, E¤itim-Sen üyeleri ile birlikte K›z›lay’dan Zafer Çarfl›s›’na kadar bildiri da¤›t›m› yap›ld›. (Ankara)

29 May›s günü bir grup Telekom çal›flan›, Telekom’un uluslararas› tekellere peflkefl çekilmesi ile ilgili olarak Maliye Bakanl›¤›’n›n önünde bir bas›n aç›klamas› yapt›. K›z›lay’da toplanan Telekom emekçileri buradan Maliye Bakanl›¤›’na yürüdü. Pankart ve dövizlerin aç›lmad›¤› yürüyüflte polis, Milli Savunma Bakanl›¤›’n›n önünden geçerken alk›fl tutan kitleye müdahale ederek yolu kesti. Alk›fllar›n sona ermesi üzerine kitlenin önünü tekrar açan polis, yol boyunca slogan at›lmas›n› önlemeye çal›flt›. Haber-Sen, TMMOB, Elektrik Mühendisleri Odas›, ‹nflaat Mühendisleri Odas› ve MMO’nun kat›ld›¤› aç›klamay› Haber-Sen Genel Baflkan› Kemal Kelefl okudu. (Ankara)


10

6-19 Haziran 2003

31 Bafltaraf› Sayfa 32”de Merhaba Günü umuda tafl›yanlara bir selamd›r 18 Ma-

y›s. 18 May›s tanr›lar da¤› Olimpos’tan atefli çalan Prometheus’lardan günümüze flavk›yan ateflin, büyüyerek yeni Prometheus’larla yoluna devam etmesinin tarihidir. May›s’›n 18’i zulmedenlerin kendi inlerinde yenilebilece¤inin bir kez daha tarihe flerh olarak düflüflünün ad›d›r. May›s’›n on sekizi tüm insanl›k d›fl› iflkencelere ra¤men idealleri u¤runa “Ser verip s›r vermemenin”, ölümü büyük metanetle karfl›laman›n tarihidir. Deniz üstünde atefl izlerini yaratman›n önde-

flitli semtlerde yap›lan panellerle ‹brahim Kaypakkaya’n›n düflünceleri kitlelere kavrat›lmaya çal›fl›ld›. 1 May›s Mahallesi, Esenyurt, Gebze’de yap›lan panellere kitlenin ilgisi ve kat›l›m olumluydu. Kaypakkaya’n›n düflüncesi ve ideolojisiyle bugün yaflanan geliflmeler ve çeflitli gündemlere iliflkin yap›lan tart›flmalar panellerin daha hareketli geçmesini sa¤lad›. 1 May›s Mahallesi’nde saat 17.00’de Yeni Demokrat Gençlik taraf›ndan yap›lan etkinlik ile ‹brahim Kaypakkaya, katlediliflinin 30. y›l›nda bir kez daha an›ld›. Anma etkinli¤ine sayg› duruflunun ard›ndan Kaypakkaya’n›n hayat› ve mücadelesinin anlat›lmas›yla baflland›. Ard›ndan panel bölümüne geçildi. Panele YDG temsilcisinin yan›nda ‹flçi-köylü Gazetesi ad›na U¤ur Parlak kat›ld›. Parlak; ‹brahim’in Türkiye devrim mücadelesindeki önemine de¤inerek

Bursa ri, co¤rafyam›zda bu yolda ›fl›¤›m›z olan, yar›n› yaratma düflünü gerçeklefltirmenin yegane yolunu bize gösteren yeflil gözlümüz ‹brahim Kaypakkaya yoldafl›n MLM’nin Türkiye topraklar›nda cisimleflmifl hali olan güzergah› yolumuzdur. Bir kez daha ‹brahim Kaypakkaya gibi bir öndere sahip olman›n ayr›cal›¤› ile an›s› önünde sayg›yla e¤ilirken sizleri selaml›yoruz. Ifl›kl› yolu takip etmenin coflkusu ile Tekirda¤ F Tipi Hapishanesi Tutsak Partizanlar 21. yüzy›l›n pratikte hayk›rd›¤› ya sosyalizm ya barbarl›k ça¤r›s›na, Nergiz ve Muharrem’in tafl›d›¤› meflalelerin ayd›nlatt›¤› bir çift yeflil gözdeki ideolojik berrakl›¤›n-durulu¤un Türkiye co¤rafyas›ndaki tüm ezilen halklar›n ve milliyetlerin bilincinde, yüre¤inde yaflamlaflarak sosyalizm tercihini yükseltece¤i bir tarihi süreci yafl›yor olman›n coflkusuyla Proletarya Partisi’nin 31. y›l›na giriflini selaml›yoruz... Gebze Hapishanesi’ndeki Tutsak Kad›n Partizanlar Faflist diktatörlü¤ün 18 May›s 1973 y›l›nda Diyarbak›r ‹flkencehanelerinde katletti¤i komünist önder ‹brahim Kaypakkaya, Türkiye’nin birçok ilinde ve yurtd›fl›nda yap›lan etkinliklerle an›ld›. TKP/ML TMLGB militanlar› taraf›ndan çeflitli tarihlerde eylemler yap›ld›. Elimize posta kanal›yla ulaflan haberlere göre ilk olarak 16 May›s tarihinde Ümraniye ve Okmeydan›’nda “‹bo yafl›yor T‹KKO savafl›yor TKP/MLTMLGB” imzal› bomba süsü verilmifl pankartlar as›ld›. Ayr›ca Sar›gazi’de 18 May›s gecesi 20 kiflilik bir grupla korsan gösteri düzenleyen TMLGB militanlar›, akflam saatinde ellerinde meflalelerle caddeye ç›karak yolu trafi¤e kapatt›lar. Eylemde “‹brahim’den Mehmet’e selam olsun Parti’ye”, “Yaflas›n partimiz TKP/ML” vb. sloganlar at›ld›. Ayr›ca yine ‹stanbul’da 17 May›s günü sabaha karfl› “Komünist Önder ‹brahim Kaypakkaya Yafl›yor” yaz›l› TKP/ML TMLGB imzal› bomba süsü verilmifl pankart Bak›rköy- ‹ncirli araba köprüsüne as›lm›flt›r. Bu eylemlerin yan›s›ra yine ‹stanbul’da çe-

onun ülkenin yar› feodal-yar› sömürge tespitini, ulusal sorunu, halk savafl›n› ve devrim program›n› anlatt›. fiiir ve müzik dinletisinin ard›ndan etkinlik saat 20.00’de sona erdi. Ayr›ca yine ‹stanbul Üniversitesi’nde bir anma düzenlendi. Saat 13.00 Merkez Kampüsteki Hukuk kantininden bahçeye kadar ortak pankart ve sloganla yürüyüfle baflland›. Üniversite bahçesine “K›z›l meflalemizin açt›¤› yolda ‹syan› büyütelim” YDG imzal› pankart as›ld›. Sayg› duruflu ve devrimci dostlar›n mesajlar›n› okumalar›n›n ard›ndan YDG müzik grubu Nisan Günefli’nin dinletisi ve çekilen halaylarla anma etkinli¤i son buldu. ‹stanbul’un d›fl›nda çeflitli illerde de yap›lan etkinliklerle Kaypakkaya an›ld›. Tokat’ta Partizan okurlar› ve YDG’liler taraf›ndan düzenlenen piknikle ‹brahim Kaypakkaya an›ld›. Yap›lan aç›l›fl konuflmas›n›n ard›ndan, çeflitli konularda yap›lan tart›flmalar›n yan›s›ra fliirler okundu. Söylenen marfllar›n ard›ndan anma etkinli¤i bitirildi. Sakarya’da ise Sakarya YDG ve Bolu YDG taraf›ndan yap›lan anmada 1 dakikal›k sayg› duruflunun ard›ndan Kaypakkaya’n›n hayat› ve mücadelesine iliflkin haz›rlanan metin okundu. Söylenen marfllarla ve halaylarla anma etkinli¤ine devam edildi. Çukurova Üniversitesinde 21 May›s günü R1 kantini önünde saat 12:00 ile 13:00 aras›nda yap›lan anma di¤er devrimci gençlik çevreleriyle ortak yap›ld›. Anmaya sayg› durufluyla baflland›. Ard›ndan üniversite içindeki ö¤rencilerin oluflturdu¤u müzik grubunun parçalar›yla devam edildi. Ayr›ca anman›n yap›ld›¤› gün okulun merkezi bir yerine “Ad›n Önde, And›n Bizle Yafl›yor/ Kaypakkaya Ölümsüzdür” yaz›l› pankart as›ld›. 22 May›s günü yine R1 kantininde dia gösterimi ve “K›rm›z› Gül Buz ‹çinde” belgeselinin gösterimi yap›ld›. Hatay’da da Kaypakkaya’n›n hayat› ve mücadelesini konu alan bir anma etkinli¤i düzenlendi. Ayr›ca yine çeflitli fakültelere Partizan imzal› Kaypakkaya afifllemeleri yap›ld›. Ankara; Hacettepe Üniversitesinde yo¤un olarak yap›lan pullama ve afiflleme çal›flmalar›-

n›n ard›ndan 21 May›s günü yurt kantininde di¤er devrimci gençlik çevreleriyle ortak bir anma düzenlendi. Etkinlik tüm siyasetlerin ortak metninin okunmas›yla bafllad› ve devrim flehitleri için 1 dakikal›k sayg› durufluyla devam etti. Ayr›ca yine 22 May›s tarihinde de yap›lan çeflitli etkinliklerle ‹brahim Kaypakkaya an›ld›. ONU ANMAK SAVAfiMAKTIR 18 May›s 1973’te Diyarbak›r iflkencehanelerinde katledilen komünist önder ‹brahim Kaypakkaya’n›n katlediliflinin 30. y›l›nda Kaypakkaya’y› anmak ve O’nu kitlelere anlatmak amac›yla Ankara’da Beynam Ormanlar›’nda biraraya gelen Partizan okurlar› baz› aksakl›klar ve ya¤mura ra¤men güzel bir piknik gerçeklefltirdi. Kahvalt›n›n ard›ndan davul ve zurna eflli¤inde omuz omuza çekilen halaylarla programa baflland›. Etkinlik Parti ve Devrim flehitleri ad›na 1 dakikal›k sayg› durufluyla bafllay›p, Hacettepe Üniversitesi ö¤rencilerinin oluflturdu¤u “Kinem Müzik Toplulu¤u”nun söyledi¤i türkülerle devam etti. “Umut Mektuplar›” adl› tek kiflilik tiyatronun sahne almas›n›n ard›ndan ö¤le yeme¤i için komün bir sofra oluflturuldu ve herkesin ortak yemek yemesi sa¤land›. Yeme¤in bitmesiyle birlikte bast›ran ya¤mur yüzünden alan› temizleyip erken gitmek zorunda kal›nd›. Ancak otobüslerde söylenilen türküler ve marfllarla, okunan fliirlerle ‹brahim Kaypakkaya an›lmaya devam edilerek piknik coflkusuna, kal›nd›¤› yerden devam edildi. (Ankara) ‹ZM‹R’DE KAYPAKKAYA ANMASI 25 May›s Pazar günü ‹zmir YDG ve Partizan okurlar› taraf›ndan 30 y›l önce Diyarbak›r iflkencehanelerinde katledilen Komünist Önder ‹brahim Kaypakkaya’y› anmak için Karagöller taraf›nda bir etkinlik yap›ld›. Sabah saat 09:30’da hareket eden araçlar saat 11:00 gibi piknik alan›nda oldu. Etkinlik öncesi ortak sofralar kurularak kahvalt› yap›ld›. Kahvalt›n›n ard›ndan 15 May›s 2003 tarihinde Tokat Almus’ta flehit düflen Emel K›l›ç ve Komünist Önder ‹brahim Kaypakkaya nezdinde tüm parti ve devrim flehitleri için bir dakikal›k sayg› duruflu yap›ld›. Etkinlik, aç›l›fl metninin okunmas›yla bafllad›. Metinde ‹brahim Kaypakkaya’n›n Türkiye ve Türkiye Kürdistan›’na getirmifl oldu¤u bak›fl aç›s› ve bu aç›n›n do¤rulu¤una ve sonucunda da egemenler taraf›ndan ‹brahim Kaypakkaya’n›n oldukça tehlikeli görülmesi ve iflkencede katledilmesine de¤inildi. Daha sonra YDG’liler “‹brahim’in Destan›”n› coflkulu bir flekilde sahnelediler. Bunun ard›ndan yine YDG’liler taraf›ndan oluflturulan müzik grubu sahneye geldi. Grup günün anlam›na denk düflecek kavga türküleri ve fliirleri seslendirdi. Grup, sahnedeyken ya¤mur bafllad›. Aileler araçlara bindirilirken gençler ya¤mur kesilene kadar halay çekti. Ya¤mur kesildikten sonra programa devam edildi. Bunun ard›ndan oldukça verimli geçen “‹brahim kimdir” slogan›yla bir söylefli yap›ld›. Söyleflinin bitiminden sonra halaylar çekildi. Program Partizan and›n›n içilmesi ve parti sloganlar›yla son buldu. (‹zmir)

O’NU ANMAK DÜfiÜNCELER‹N‹ YAfiATMAKTIR Komünist önder ‹brahim Kaypakkaya’y› anma etkinliklerinden biri de Bursa’da Partizan, YDG ve ‹flçi-köylü okurlar› taraf›ndan yap›ld›. Hava koflullar›ndan kaynakl› bir hafta geciken etkinlik 1 Haziran günü Uluda¤ eteklerinde yap›ld›. Piknik alan›na gelindikten sonra ortak kahvalt›lar yap›ld›. Parti ve devrim flehitleri ad›na yap›lan bir dakikal›k sayg› duruflunun ard›ndan gazetemiz ve YDG ad›na iki ayr› konuflma yap›ld›. Gazetemiz ad›na yap›lan konuflmada dünyada ve Türkiye’de bugün yaflanan zorlu süreçlerde ‹brahim Kaypakkaya’n›n düflüncelerine daha fazla sar›lmak gerekti¤i belirtilirken YDG ad›na yap›lan konuflmada ise Kaypakkaya’y› di¤er devrimci önderlerden ay›ran özellikler üzerinde duruldu. Konuflmalar›n ard›ndan fliirler okundu. Ortak yenilen ö¤len yeme¤inin ard›ndan türkü ve marfllar söylendi. (Bursa) TRAKYALI PART‹ZANLAR KAYPAKKAYA’YI ANDI Trakyal› Partizanlar, 18 May›s’ta “Önder yoldafl ‹brahim Kaypakkaya’y› anma etkinlikleri” çerçevesinde bir k›r toplant›s› düzenledi. Art›k gelenekselleflen bu anma toplant›lar›n›n bu y›lki amac›, rutin bir anman›n ötesinde Kaypakkaya yoldafl›n düflüncelerini bilince ç›karmak, bu düflünceleri yeni yönelim do¤rultusunda prati¤e uygulamakt›. Alana gelindikten sonra uygun bir yer seçip, önce birlikte al›nan yiyecekler yendi. Sonras›nda ‹brahim Kaypakkaya’n›n posterleri ve Marks, Engels, Lenin, Stalin, Mao ç›kartmas›n›n bulundu¤u Partizan flamas› as›ld›. Daha sonra fliirler eflli¤inde sayg› durufluna geçildi. Sayg› duruflunu takiben bir kiflinin Kaypakkaya’n›n do¤umundan ölümüne kadar yaflam›n› anlatan konuflmas›ndan sonra bir baflka kifli de ‹brahim Kaypakkaya’n›n Çapa Ö¤retmen okulundan bafllay›p, Proletarya Partisi’ni kurana kadar geçirdi¤i siyasi geliflimi anlatan bir konuflma yapt›. Daha sonra iki arkadafl›n yönlendirdi¤i, özellikle Kemalizm konusunda sorular›n soruldu¤u bir panel düzenlendi. Sonras›nda kitle kendi söyledi¤i türküler eflli¤inde halay çekti. Türküler ve halaylardan sonra bir kifli ‹brahim Kaypakkaya’n›n De¤irmenköy’deki köylü isyan›na kat›l›fl›n› ve sonras›nda Trakya’da faaliyet gösteren flehit düflen ikinci Genel Sekreter Süleyman Cihan ve yine flehit düflen üçüncü Genel Sekreter Kaz›m Çelik daha sonras›nda Ölüm Orucu flehitleri Nergiz Gülmez ve Muharrem Horoz’un da bir dönem bu bölgede faaliyet yürüttü¤ünü anlatan bir konuflma yapt›. Son olarak Proletarya Partisi’nin 7. yönelimi do¤rultusunda kitleselleflmek ve kitleleri savafl›ma sevketmek konusu vurguland›ktan sonra anma toplant›s› bitirildi. Ayr›ca ‹brahim Kaypakkaya’y› anma etkinlikleri çerçevesinde Trakya’n›n birçok ilçe ve köylerinde önder yoldafl›n afifllemeleri yap›ld›.

Adana


BÜROLAR

YEN‹ DEMOKRAS‹ YOLUNDA

B‹Z HALKIZ GELECEK ELLER‹M‹ZDED‹R

UMUT YAYIMCILIK VE BASIM SANAY‹ LTD. fiT‹ Yönetim yeri: Gureba Hüseyin A¤a Mah. ‹mam Murat Sok. No:14/1 Aksaray-Fatih/‹STANBUL. Tel: (0212) 521 34 30, 531 48 53 FAKS: (0212)621 61 33 Sahibi ve Yaz›iflleri Müdürü: Beflir KASAP Bask›: Gün Matbaac›l›k Genel Da¤›t›m: YAY-SAT @mail: umutyayimcilik@superonline.com

➧ KARTAL: HAMAM SOK. DEM‹RL‹ ‹fiHANI NO: 57/14 KARTAL, TELEFAKS: (0216) 306 16 02 Cep: 0 544 521 34 30 ➧ ANKARA: MEfiRUT‹YET MAH. KONUR SOK. NO: 14/24 KIZILAY/ANKARA TEL: (0312) 418 25 26 Cep: 0 535 562 33 72 ➧ ‹ZM‹R: GAZ‹OSMANPAfiA BULVARI, KOÇAfi ‹fiHANI NO: 87, DA‹RE:318 KONAK, TELEFAKS: (0232) 441 93 09 Cep: 0535 310 31 84 ➧ MALATYA: DABAKHANE MAHALLES‹, BOZTEPE CAD., BABACAN ‹fiHANI NO:9 KAT:1/16 MALATYA TEL: (0422) 325 78 13 Cep: 0 536 558 45 04 ➧ BURSA: GÜMÜfiÇEKEN CAD. ERKMEN ‹fiHANI, NO:7/21, HEYKEL, TEL: (0224) 224 09 98 Cep: 0 536 612 81 98 ➧ SAMSUN: KALE MAH., YUSUF KEFEL‹ ‹fiHANI, KAT: 6 NO: 9 , TEL: (0362) 435 64 57 Cep: 0 537 427 71 48 ➧ TURHAL: YAVUZ SULTAN SEL‹M MAH. TANRI-VERD‹ SOK. 19/15 2. NOTER YANI TURHAL/TOKAT TEL: 0356 276 37 20 Cep: 0533 414 65 54 ➧ MERS‹N: ÇANKAYA MAH. S‹L‹FKE CAD. ÜZÜM ‹fiHANI KAT :1 NO: 47 MERS‹N CEP: 0 533 768 36 98 ➧ AVRUPA MERKEZ BÜRO: WESELER STR 93 47169 DUISBURG-DEUTSCHLAND TEL: 0049 203 40 60 958 FAKS: 0049 203 40 60 959

Katlediliflinin 30. y›l›nda Komünist Önder ‹brahim Kaypakkaya etkinliklerle an›ld› 18 May›s 1973’te Diyarbak›r iflkencehanelerinde katlediliflinin 30. y›l› dolay›s›yla Türkiye’nin birçok ilinde ve Avrupa’da ‹brahim Kaypakkaya’y› anma etkinlikleri düzenlendi. Etkinliklerde genel olarak O’nun düflüncelerinin bilince ç›kar›lmas› ve bu düflüncelerin Proletarya Partisi’nin yeni yönelimi do¤rultusunda hayata geçirilmesi gerekti¤i üzerinde duruldu.

Tekirda¤ Hapishanesi tutsak Partizanlar 18 May›s kart›

KAYPAKKAYA AVRUPA’DA COfiKUYLA ANILDI Komünist Önder ‹brahim Kaypakkaya yoldafl›n katlediliflinin 30. y›ldönümünde yap›lan anma etkinli¤i coflkulu bir flekilde sonuçland›. Aylar öncesi bir araya gelen Gece Tertip Komitesi bu y›lki çal›flmalarda daha fazla kitlelere gitme, onlara Önder Kaypakkaya’n›n düflüncelerini tafl›ma görevini önüne koyarak ifle bafllad›. Bu anlamda on binin üzerinde afifl ve otuz binin üzerinde el ilanlar› bas›larak, Avrupa’n›n birçok ülkesinde genifl bir propaganda faaliyeti yürütüldü. Proletarya Partisi’nin 7. Konferans› ›fl›¤›nda yürütülen bu çal›flmalarda, bir yandan Komünist Önder Kaypakkaya’n›n fikirleri kitlelere anlat›l›rken, öte yandan 7. Konferansta bilince ç›kar›lan 7. yönelimin anlat›lmas› ve kavrat›lmas› için yo¤un bir çaba harcand›. Geçmifl çal›flmalara oranla daha genifl ve yo¤un bir faaliyet yürütüldü. Ve tarih 24 May›s 2003 gösterdi¤inde Avrupa’n›n çeflitli ülkelerinden gelen kitle ile salon dolmaya bafllad›. Kitleyi devrim ve komünizm flehitleri an›s›na sayg› durufluna ça¤›rmadan önce, çeflitli dillerden Enternasyonal Marfl çal›nd›. Ard›ndan Proletarya Partisi’nin marfl› eflli¤inde sahnede yak›lan havai fiflekler ve ayn› anda sahnenin önünde yukar›ya do¤ru yükselen “Yaflas›n Partimiz TKP/ML’nin 7. Konferans›” pankart› kitlede müthifl bir coflku yaratt›. “Yaflas›n Partimiz TKP/ML”, “Yaflas›n Halk Savafl›” sloganlar› adeta salonu inletiyordu. Sahnede yer alan Hamburg ve Wetzlar Halk Oyunlar› Ekiplerinden sonra, bafl-

ta Proletarya Partisi’nin önder, kadro ve savaflç›lar› olmak üzere birçok devrimci yap›n›n flehitlerinin yan›s›ra Enternasyonal Proletaryan›n ö¤retmenleri Marks, Engels, Lenin, Stalin ve Mao Zedung tek tek sinevizyonda gösterilerek, onlar için sayg› durufluna ça¤r›ld›. Hemen peflinden Gece Tertip Komitesi ad›na yap›lan konuflmadan sonra, sahnede yer alan Partizan Toplulu¤u söyledi¤i devrimci marfllarla geceye ayr› bir renk katt›. “Y›k›las› ‹stanbul”, “18 May›s’› unutmam”, “Parti ve Ordu marfllar›”na kitlenin efllik etmesi ile birlikte salonda dev bir koro olufltu. Arkas›ndan sahnede yer alan Ozan Siyamed ve Grup Ç›¤ söyledikleri birbirinden güzel Türkçe ve Kürtçe ezgilerle kitleyi hem hüzünlendirdi hem de coflturup halaya kald›rd›. Program›n 2. Bölümü Berlin Folklor Ekibi’nin oynad›¤› Kafkas Oyunla-

layarak, kitleyi mücadeleye ça¤›rd›. MK ad›na yap›lan coflkulu konuflmada doruklara ulaflan coflku, sanatç› Suavi’nin devrimci tavr› ile birlikte salona s›¤maz oldu. Yediden yetmifle herkesin dilinde dolaflan sloganlar ve salonda gençler taraf›ndan dalgalanan bayraklar kitlenin devrime ba¤l›l›¤›n› gösteriyordu. Geceye Almanya Marksist-Leninist Partisi, Nepal Komünist Partisi, Filipinler Komünist Partisi temsilcileri birer konuflma yaparak, enternasyonal dayan›flman›n güzel örne¤ini gösterdiler. Gece bitiminden önce Mazlum Çimen ve daha sonra y›llard›r onurunu korumay› bilen de¤erli sanatç› Edip Akbayram’›n söyledi¤i coflku ve hüzün dolu parçalarla gece sona erdirildi. Geceye Yunanistan Komünist Partisi/Marksist-Leninist, T‹KB-Almanya

r›ndan sonra, TKP/ML-MK ad›na bir kifli k›sa bir konuflma yapt›. Konuflmas›nda kitleyi Kürtçe ve Türkçe selamlad›ktan sonra, içinden geçti¤imiz süreci, ‹brahim Kaypakkaya’n›n Proletarya Partisi ve Türkiye Devrimi aç›s›ndan önemini, 7. Yönelimini, emperyalist sald›rganl›k ve görevlerimiz konusunda Proletarya Partisi’nin görüfllerini anlatt›. Konuflmas› s›k s›k kitle taraf›ndan kesilerek, “Yaflas›n Partimiz TKP/ML”, “Yaflas›n Halk Ordusu T‹KKO”, “‹bo yafl›yor, T‹KKO savafl›yor” gibi sloganlar at›ld›. Birçok gecede oldu¤u gibi, bu gecede de kitle ile bütünleflmeyi bilen Suavi, sadece söyledi¤i türkülerle de¤il, özellikle yapt›¤› konuflma ile kitlelere önemli mesajlar verdi. May›s ay›n›n hüzün ay› oldu¤unu vurgulayan sanatç›, sadece bir günde de¤il, 365 günde 18 May›s’› anman›n gerekti¤ini vurgu-

Komitesi, MLKP-Almanya Yönetimi, MKP-Yurt D›fl› Bürosu, Menden ve Çevresi Alevi Kültür Merkezi ve DDSB birer mesaj göndererek devrimci dostlu¤u ve dayan›flman›n örne¤ini gösterdiler. Toplam 5.000 kitlenin kat›ld›¤› etkinlik, Komünist Önder ‹bra-

him Kaypakkaya ad›na lay›k bir flekilde an›larak sona erdirildi. Filipinler Komünist Partisi Merkez Komitesi gönderdi¤i mesajda; “Yoldafl Kaypakkaya’n›n Türkiye Proletaryas› ve ezilen halklar› için önemi büyüktür. Çünkü, O, TKP/ML’yi kurmufl, O’na ideolojik muhtevas›n› vermifl ve emperyalizme ve Türkiye’deki iflbirlikçilerine karfl› mücadelede Partiye önderlik etmifltir. O, revizyonizme, reformizme, parlamentarizme ve her türden anti-Marksist ideolojiye karfl› devrimi savunmak için tutarl› bir ideolojik mücadele yürütmüfltür. Biz de TKP/ML’li yoldafllar gibi ‹brahim Kaypakkaya’y› ve hayat›n› ba¤›ms›zl›k, demokrasi ve sosyalizm mücadelesine vererek flehit olmufl di¤er yoldafllar› sayg›yla an›yoruz, selaml›yoruz” dedi. Yine geceye mesaj gönderen Nepal Komünist Partisi de; “Nepal’de k›z›l iktidar› korumak ve gelifltirmek için gereken her fleyi yap›yor ve emperyalizme meydan okuyoruz. Bu zaferi dünya çap›na yaymakta kararl›y›z. Bu önemli süreçte, biz gerçek devrimciler olarak enternasyonal proletaryan›n bu sorumlulu¤unu yerine getirmek için birleflmeliyiz. Bu ayn› zamanda yoldafl Kaypakkaya’ya olan devrimci sorumlulu¤umuzdur” dediler. Yunanistan Komünist Partisi/Marksist Leninist ise “Sizler güçlü ve azimli bir flekilde onun devrimci yolunda ilerliyorsunuz. Bu zorlu mücadelenizde bizlerin gerçek dostlu¤unu, yoldafll›¤›n› ve dayan›flmam›z› kabul edin. Emin olun ki bizleri nihai zafere götürecek mücadelenizde, sorumluluk ve görevlerde her zaman yan›n›zda savaflaca¤›z” diyerek geceye destek oldular. Devam› 31’de


YDYIK10