Page 1

1,.�. .J.Il\':Yla b tarafından

TÜSTAV·. bağı

BAGMSIZLlK DEMOKRASi SOSYAliZM içiN HAFTALıK SiYASi HABER VE Y ORUM DERGiSi - SAYı: 15

22

TEMMUZ

1975

5 TL. -

TiP GENEL BASKANININ DEMECi:

nDEMOKRATiK GUCLERiN mEM BiRLiGin -


" Yalancıııııı

lllUlIlU

. . . "

ODTU'dc devre sonu sınavinnnı" başladığı gün rektör Somcr. bit' basın toplantısı dUzenledi. Gazete­ lere yansıyan ve ı\ICRT televizyonunda gödlntUlerlc "erHen bu basın toplantısında Somer'tn kamu oyunu yanıllmak amacını güden eski tskUğini sUrdUrdlibÜ ' rüldü. Ilem "sosyal-adaletçl" hemde MC'ci olan Somer ODTÜ REKTÖRÜ sınavlara girme oranının if 25 dolayında olduğunu SOMER: iddia etti. Halbuki. yardımcısı Y. T. Kurat'ın hergün CskUlteleri bizzat dolaşarak yaptığı Istatistiklere göre GÖRÜNEN KÖYE bu oran r; 4J, 5 kadar. Deme!, ki rektör ve yardım­ KILAVl:Z ARAYAN ADAM cısı arasında bilgi akımı pek iyi değtl. Tüı'klye'deki bütün ilerici ve demokratik üniver­ site öğretim üyelerinin katıldığı TÖO'ün ODTÜ için cilere aynı zamanda tatlı vaadlerde de- bulunuyordu. yayınladığı bildiri rektörün çok canını sıkmış olacak Sınava girecek öğrencilere öğ"retlm Uyelerinin. bir ki bu derneğin ODTti'de yalnız dört üyesi olduğunu ağabey. bır baba şefkat] ve anlayışı göstereceğini ileri sürmek gibi bir gariplik de yaptı. Gene anlaşı­ söyleyerek açıkça. bu öğrencilere iyi not verileceği­ lıyor ki Somer. rektörü olduğu üniversitenin öğretim ni duyuruyordu. Öğretim üyelerinin haberi olmadan üyelerini pek iyi tanımıyor. çünkü. ı..:urulmasından onların cebinden ö�rencilere not dağıtan Somerte ile­ bu yana daha iki ay bile geçmemiş olan rÖO'ün ODTU rici öğrellm üyelerinden bile şimdiye dek hiç bir tep­ deki i.i\·e sayısı dört değil tam yüzyedi kişi. Rektör kl gelmedi. Eskalım ODTÜ öğretim üyeleri. rektör­ Somer. üniversitesinin yönetmeliklerini de bilmiyor. lerinin bu vaadinin akademik ve bilimsel özgürlüğil "İki sömesıre arka arkaya sınıfta kalan öğrenci üni­ zedelediği gerçeğinin ne zaman farkına varaeaklar. versitede" uzaklaştırılır" diyor, Y:ınlış ki ne yanlış. Rektör Somer. ODTÜ öğretim üyelerini temsıı Gerc:ek şu: ODTÜ'den öğrencilerin atılması sınıfta kaldıkları sömestre sJyısına göre değiL. genel not edebııecek tek kuruluşun ODTÜ Öğrellm Üyeleri Der­ ortalamalarına göı'e olur. Somer. bilgisizliğinden neği oldub'Unu veya bilerek bu iddiayı ortaya atmakla sınavlara gir­ de ilerici öğretim üyelerini üyelikten atan. üyelik meyen öğrencileri. "sınavlara girin yoksa atarız için başvuranları da reddeden bu dernek. Rektörlük haa : .. lehtidlyle korkutmsk istiyordu. Bunda ne ka­ binasının karşısında son derece lüks bır binada icra­ dar başarılı olduj:,lUnu isC' Kurat'ın istatistik defterin­ yı Caallyet eyllyor. Üye sayısı ne Cazla ne eksik. tam den öğrenmek mümhiin. 223. Yani 900 öğretim üyesinin üçte biri bile değiı. Somer. abanın altından sopa gösterirken öğrenDernekler Yasası'na göre üniversite sınırları içinde

g

faalıyet göstermesi yas sk olan bu dernegln yemek. oturma, dinlenme ve televizyon salonlarını "tefrtş" etmek için RektörlUk 630 bin liracık vermiş. Dernek acaba kimi temsil ediyor dersiniz ? Derneğin şimdiki yöneticııerl AP-MHP mili­ tanları. Hele aralarında bir tanesi var ki. Türkiye' deki ilk ırkçı-turancı hücre teşkııatını ODTÜ'de ku­ ran kişi. "Tonyukuk Okulu" adı verilen bu hücre teş­ kila.tı ünlü ırkçl-111rancılaroan Nejdet Sancar'ın göze­ tim. deneUm ve yönetimi altında. 1965 yılında faşist­ lerln yuvalandıgı Üniversiteliler KültUr Derneği'nde kurulrhı. O zamanın Hazırlık Okulu ve birinci sınıf öğrencilerinden bazılarını faşist ideolojiye göre bi­ çimlendirerek eğitmek amacını güden bu hücre. ODTÜ öğrencilerinin devrimci ideoloji yönünde .hızla iler­ temeleri sonucu darmadağın oldu, Ama artıkları ha­ la. var. işte böyle kişilerin yönettiği bir derneğin ODTÜ öğretim üyelerinin lek temsilcisi olduğunu id­ dia etmek. öğretim üyelerine a,ık bir hakaret.

KORUTÜRK'ÜN MC'YE SAKARYA HEDİYESİ Çankoya beklenen imzayı oUı , Cumhurbaikanı Korutürk , 41 val i yi merkeze o lo n, 1 9'unun do yerini değiitiren kararnameyi onay ladı . Yeri değiiti r i l en , merkeze o l ı non ve yeni atanan valilerin isimleri gazetelerde ç ı ktı . Yeni atanan val i leri n çoğu "nurcu", "ieriatçı" olarak bi­ l i nen isimler. Fakat ası l önem l i olon bu değ i l . Kararnamenin altıno aıılan imzan ı n tarihi daha önem l i : 1 5 Temmuz . Sakarya'da yapılan Belediye Boikan­ I ığ ı seçimlerinden iki gün sonrası, Ver i len onayı , Çankoya ' n ı n Mi l l iyetçi Cephe'ye hediyesi olarak değerlendirmek mümkün . Üste l i k bu bir abortmo do sayı ımamol , . Cumhurbaikanl ı ğ ı ndan ç ı kon diğer bazı önemli kararıarda do benzeri bir para l e l l i k kuru la�iliyor. ilk paralel Mayıs ayı ndan . ismail Cem kararnamesiyle i l gi l i . Karar-

namenin imzal anma tarihi 16 Mayı s Cuma. Bu gUnün önemi te!� ba�ına değ i l . Ancak , ü ç gün önces i , Vural Önse l ' i n Dem i re l ' i yumru klodığı gün. Vural Önsel , neyin nesi kimin fesi olduğunu sonradan söyled i . Hiç olmazsa deliye ç ı karıldı , Buna karid ı k Cem Güven l i k Mahkemesi kararlarıyla temize ç ı kt ı , ikinci paralel , Haziran'dan, Ömer Naci Bozkurt'un Ankara Vol ii iği ­ ne atanması y la i l g i l i . Kararnamenin imza larihi 20 Haziran. imzadon Uç gün önce, hükümetin ABD'ye verdiği nota var. iki gün önce de, Cumhurbaikan ı ­ n ı n Ecevi t ' l e hükümet politikasını desteklemesini iıtemek üzere görüimesi . Bozkurt 'un atanması da bu arada bir hediye iz lenimini veriyor. Aynı ol ayda tersine bir paral e l l i k de var: Bozkurt'un kararnamesi ni n onaylondı ğı gün Ge­ rede'de Ecevit'e saldı r ı l d ığ ı , ve alanda sadece 6 polis oldUğU gün.

·Protokolu Sırası mı ?

W

eUd.leı1ıı1n yetenlı.llttn·

den _rada bır yakındı­

\anık oldufumıu: Sa)"1ll Korutlirk, _yrıca Cumhıır rıo.ın .tatüle­ riyle i1rıu bır \alam Iııtelderde de bul , BIıı Devlet tauıııan y.ıı.u,rin yeterli oldalu kanı• •mdayız. tldDcl ke:; yecett ıçın pollllk besaplar dı· ,ında kalmaaı kolaylafan bır Uslün ki,Wi\n­ den pçle eUndekl yel­ IdJerl ber ....n .. toplum I_n dotruıtuaund_ cek. pulUeranıal denıey\ koru, yabU...k bır du . Z ten yetldlerin arttırılması bır Anay.... dotlşlklltlnl cenklır· dltınden yle bır öneri ,Imell· Ilk .öz konusu edUemez. Bunun dışında Cumhurb... kanlannın ıtatüleri DallLI oım. hdır? latanbul'cIa bır yazlık ko­ nut ,erekll midir? Görev süred

fına

bafkanJ.a

ıııımaldadır Batkanına

IleÇUem�

.Cumhurbaflı;am, aiacafı

çıkar, kullaııabU.,.

rumdadır

...

vtlRl:rt1JŞ

biten ya da - Tann reelnden \'ersln - ölen bır Cumburb.... kanına ne (ibi bır tören düzen. lenmelldlr? Yaşamları boyunca eski Cumhurbaşkanlan özel' bır durumdan yararJaumalı mıdır· lar? TürJdye BQyUk Millet MeeU.ı Dlrle,lk ToplaniLSI lçti!züfil, Cumhurbaşkanının seçilmeal u· sulAyle blrllkte ,öreve başlar· ken uyruıanacak törenl de sa.,. taım,lır. Görev sona er4.ll'lnde tçtü'lük her hanp bır töreQl ön�örmemektedJr. B1ı.ee bu ye­ rlndedlr. Süresini tamamlayan Cumhurbaşkanı vicdan rahatlı· /:ı ıçınde rtder, • evinde olurur, üsteUk onun devlet yaşamı Ue m,kl,1 de k de r, Anayasamız kendisine dota. üyelik hakkı \aDlDllŞtır. Orada )· Inl , ,enı, bUrt ve tecrü· beılyle Parlamento çalışmalan· na yardımcı olur. Sayın Koru­ türk dot_ı UyeUıe ıeçen .. Jd

..UmIş

..

kUeIl

alır

13 Cumhurbaşkanlanadan Senato­ ya devam l:orunluCunun kaldı. rılmasını Istemektedir. Biz bu Istetı dotru bulmuyoru.. AJıa. yasamıZ" eakl CumhurbaşkanJa. rlna Senato dotal üyelIk bak. kını talllJ1llf ama bunu zorunlu kılmamıştır, Senalo çalışmaı.. rma katılmayı yorucu bulan bır eski Başkan, dilerse üyellk bak· kından pek ili vaz ,eçebWr. Nitekim eski bır Cumhurbaşkr,.. nı olan Sayın Sunay, Senato'd. kı koltuluna yerleştltı (Ünden bu yana bemen hiç bır oturu· mu kaçınnamacasma ,örevini a e kt r r

;!

�� :a� �: ;:��io, ��dJ = man, eski CUmhurbaşkaDı sıla. tlyle bır takım Isteklerde bu. lunmuştu. Emrine bır otomobıl \'crllmeıı, Parlamenloda ö'lel bır odası, bır de' öul sekretert ol. malıydı. Yasalarımız da, demok. rntlk sağduyu da elyennedllt ıçın bu Istekler yertne ,etlrll�

TEMMt:Z

1975

i i i i

i i

ii� ıl ii

ii Cumhuriyet

medt. Cuınlıurbaşkanlanna konut olarak Ankara'da Cankaya, ıs.. tanhul'da da Florya Kösk.lerl. nın bulundutunu bUlyoruz. S. raylarm bakım ve yönetim tt­ ıçın, lerini TBMM

yijrüllüfil

Florya'dakl kalabalıktan boşl!iu. mavan Sayın Korutürk'e belkl BOıtazlçl'nde bM' saraydan ya..­ rarlanmak olanalı satlanabUlr. Ama ne htanbul'da, halla ne dr Ankara'da Cumhurbaşkanını omtlaka ralan yerde yatıp kalk· ma,'a �orlavan bır vasa yoktur. Fransa 'eta a. Cumhuriyetten be­ ri Elv!'ef' Sarayı devlet başkan. larının resmi Itonulu saylldıta halde kimi Cumhurbaşkanları unıa" zaman <"vlerlnde oturma· VI vet tutmtı�lardır. Yanlış anII1lJllamıvor.mk. Başkan Pom· ıllduu. !'Iam.vda deitll, Salnl · 1.01111' Adasındaki aparımanında ölmü�(ür. !:,Imdlkl nll!�kan (as, urd d'E!ltalng'ln de sık ıık

e\'lnde ıectledlilnl daymaJda.. yız. Öliime geıınce, Sa�ın Koru. türk Çankaya'da �örüştütU Par· lamf'ntcrlerdt'n bu konu Sle U· (iii öneriler hazırlamalann. da istemişttr. Biz bu konunun da kL<ı:kah protokol kurallanna uyularak düzenlenebilecett ka­ ru.!'l11dıı değiliz. ister !türev başında, Ister son. ndan olsun, yaşamdan ayrılan bır başkana yapılacak lörenln ı:örkt"ml, her şeyden önce ku.!iiu7. . onun klşllltt lle oranbl. olacaktır. Hele «rahmeUI- Cum· hurbaşkanlarım anma diye re­ el bır tüzlik ya da yasa çıbf'o' manın r:erekslt.Utl apaçık orta· dadır. Vaktiyle Atatürk'ü tilUm :nldönümlertnde anmak: üzere ,"Ürürlüge konan yau bile ara-­ dan bunca yıl (eçtiılten Bonn (erçek anlamını yltfrmeye bat· ıamadı mı?

kuş­

n

J

NADİR NADt

HAFTAl ı K SiYASi HABER VE YORUM DERGiSi

SAHi B i : N ihat SARG I N SORUMLU YÖNETME N . Toner TUNCEL TEI<NiK S EKRETER: Ugur OKMAN

ADRES: Konur Sokok 15/8 Yeniıehir - ANKARA Te l : 1 7 45 81 ABONE K O ŞU L LAR I: Y d l ,k: 200. - TL 6 Ay l , k : 100. - TL 0 ,1 ulkel ere obone bedel i i k i koııdı r .

iLAN :(OŞULLARI: Arka K ' ıpok Renki i 7 . 500 .- T L Arka Kapak Siyoh Beyoz 6 . 000. - T L 20 .- TL iç sayfalardo sUtun santimi i ç ,oyfalordoki yayın ilanlor. : % 50 ind i r i m l idir . Dizgi : ÖNCÜ Orset Tel : 17 79 19 Ankora

Bask ı : Karoeo Of,el Motbooedık Dağ ı t ı m : Hürriyet Gazete Dağıtım Tel efon 28 50 20 i s t . Kaynak gösteri l meden a l ı ntı ya­ p ı l amaz . Gtsnderi len yazı ve Fo­ tOğraf lar iade edi Imez . K APAK DÜZE N i ibrohim "liVAZ i OClU

i


K A P i TAıi Z M i N

GÜllERi

SAKARYA'DA DURUM DEGERLENDİRMESİ YAıÇiN KÜÇÜ K Sakarya'da Halk Partisi aday ı n ı n toplamı) olduğu oyları , belediye se­ çiminin kazanl ıamam ı) olmasına rağmen, bir bo�or t soymak mümkün. Adalet Partisi 'nin elde ettiği sonucu ise , bir bo)orı soymamak gerek. Ortaya çı kon sonu ç , Adalet Partisi 'nden çok l i derine, r;ok muhtaç olduğu mora l i sağl aya­ cak. Ancak sadece kısa bir süre i ç i n . Çünkü AP l iderinin de b i l eceği gibi , yerel seç imler , genel olarak, hükümetteki par t i l ere eğilim gösterir. Bu bir kural . Üsteli k Türkiye gibi yerel yöne tim lerin olanakları!"ın sınır ı . olduğu bir ül kede ve hükümetin kendisi nden olmayan belediyeleri cezalandırdığı bir za­ manda bu kura l ı n doha etki n olmasına )o�momok gerek. Buna eklenecekler var. Sakarya'da Ada let Partisi 'nin en gUçl ü prapa­ gandası n ı n , bir tehdit olduğu bi l i ni yor . AP , seçimi Halk Partisi'nin kazanma­ sı hal inde , Adapazarı 'nı n da diğer Halk Parti l i belediyeler gibi cezalandırı­ lacağı n ı gUçl U bir si lah alarak kul lanmasını bi ldi . Bu s i lah ı n da eJkisi olmal ı . Ayrıca yerel seçimlerde ki�i ler önem kazanıyor. Yerel ki�i ler . Buna kor�ı1lk Türkiye çopındoki k i � i l er i n ki�isel etkileri azalıyor. Yerel seçimde oday alan ki�i i l e TUrkiye çapındaki ki�injn presti ji ni birle�tirmek kolay deği l . BUtün bunlara bakarak, al ınan sonucu kUçUmsemeye imkôn yok. An­ cak yine de ortada bir sonuç var. Bu sonuç , bir durum değer lendirmesini ge­ rektirecek önemde. Hal k Partisilni n oyları nı n dohafazla artı r ı l amamı� olması , Halk Partisi için de , bütün demokratik gUçler için de otu�up bir değerlendir­ me yapmayı gerektiriyor. Değerlendirmeye yine yerel yönetimlerden ba�lanabi l i r . TUrkiye art ı k küçüldü. şu anlamda: Büyük küı l e l e r , Türkiye 'nin baık a kenılerindeki gelil­ m e l eri yakından görUp değerlendirebi lecek duruma geldi . Sakaryal ı lor , istan­ bu l 'd a , izm ir 'de , Adana'da veya Ankara'da ne alup bittiğini bi lebi l iyor. En azı ndan Ha l k Partisi 'nin kontrolundaki yerel yönetimlerdeki ba1arı derecesini ölçebi l ecek durumda. Hol k Partisi 'nin yerel yönetimleri ne verd i ? istanbu l , izmir ve Adana örnekleri ne gösterdi ? Bu soru l ar ı sormak ve bu sorulara cevap aramak gerek­ l i . Buradaki gösteri l e n örneklerin Adapazarı seçimlerini etkilemediğini dü�un­ rnek sa: l ı k l a"n en büyüğü . klık kUII.,el haberleıme ve kUllesel hareke ı l i l i k b u k�ntlerdeki ba\arı v�ya ba�ar ısız I ı ğ ı özel olmaktan Çı karıyor. Özel olmak­ tan ç ı kardı . ister b i l inçli olsun, isterse bi l inçsiz olsun, Adapazarıl dar bu se­ ç i m lerde diğer kentlerdeki örneklerden etki lend i . Değerlendirmeye, bu etki­ lenme sürecinden ba)lamak zorun lu . Halk Partisi 'nin yerel yönetimleri , tam bir ba)arı s ı z l ı k örneği oldu . Bunun ba1arıs ı z l ı k olduğunu tartı �mamak gerekl i . Bu bo�ar ı s ı z l ığJ, yerel yö­ netimlerin sını r l ı olanakları i l e açı k lamak kolay değ i l . Daha doğrusu , olanak­ lor ı n sınırl ı l ığ ı n a sı ğ ı nmak i�i kolaydon olmak olur. Olanakların s ı n ı rlı olduğu söz götUrmez . Ancak dünyanı n ba1ko ülkelerinde olanakların bUtün s ı n ı r l ıiı ­ g ı na kor11 n , yerel yöneti mleri , ha lktan yana i leriye dönü� uygula;naları n ka­ l ı cı örnekleri biçimine sokan denemeler oldu . Halk Partisi'nin bir çok yerel yönetimi , bir yakla11m deği�ikliği bi le sağlayamodı . Halbu!:i , Avrupa' nı n bir çok kentinde i l eri ci parti l er , yerel yönetimleri , genel yönetimde yapabi lecek­ lerinin bir mode l i olarak. kul l anması nı bi ld i l er . Bi ldi kleri için de seçim Uze­ rine seçim kazandı lar . Bu, bi r . ikincisi , Halk Partisi 'nin yerel yönetimlerindeki ba�arısı z l ı k , MC Hu­ kUmetiinin cezalandı r ı c ı uygulamasıyla do açı klanamaz. Böyl e bir uygulama­ n ı n var l ı ğ ı do tartı ıma götUrmez . Ama tartl1ma gtStUrmeyccek bir nokta daha unutu lmamal ı . Halk Partisi'nin hukUmette olduğu zaman do Halk Partisi 'nin genel yönetimi , yerel yönetiminin yardımına koşmadı . içhde olanlar, bu du­ rumu çak iyi bi i ir . şu aoda daha fazl a açmak gerekı i deği i. Eğer, kar�ı t ı söy-

lenecek olursa, örnekleri ortaya koymak; Hal k Partisi 'nin genel yöne ti m i n i n , yerel yönetimin önemini anl amadığını , yerel yönetimleri hal k yararına ku l ­ lanmanı n değer ini kavrayamadığını , olaylarla göstermek mUmkün. Hattô olay­ lara d�yanarak Halk Partisi 'n;n genel yönetiminin kUtlel'!rden �açarcasına yerel yönetimden kaçtığını vurgulamak do mUmkUn. Bu, i ki . Bu iki durum değerlendi rmesinden bi r sonuca doğru uzanmak imkôn dqhi l inde . Bunun i ç i n de Hal k Partis i ' n i n yerel yönetimleri i ç i nde çok ba)a­ rı I ı bir örneğe dayanmak zorunl u . Yerel yönetimlerden sözederken, Sezar! n hakkını Sezara vermek i ç i n , Ankara Belediyes i ' nden ve Bo�kanı Dalokay'dan söz etmek kaçınılmaz. BütUn s ı n ı r l ı olanakl ara ve genel yönetimden pek az yardım görmesine kar11 n , Vedat Dalokay , Türkiye standartl ar ı nda çok ba�ar ı l ı b i r yerel yönetim örneği verdi . Boiarısı , TUrkiye'nin her tarafın::!a duyu l du . BugUn istanbul dahil Türkiye 'nin her kenti nde yeni bir seı;imi kaz.:ınma �ans ı ­ n o sahip. Neden? Dalokay ' ı n ba�arısını , ki1i l iği ne veya iehir planloması eği ti ­ m i n e bağ lamak mUmkUn. Ancak b u d a i 1 i n koloyı . Bunların etkisiz olduğu söylenemez. Fakat bunların be l i rleyici etkenler olduğu do iddia edi lemez . Ki�isel beceri k l i l i k ve eğitim önem l i . Ancak her i�te olduğu gibi , yerel yö­ netimin baiar ı s ı nda da bel i r l eyici değil. Öyl eyse Vedat Dalokay ' ı n iu onda görünen ba�arı sı nas ı l açı k l anaca k ? Öneml i olanların birincisi i u : Dolokay , Hal k Partisi 'nin ı:: U yUk kent belediye baikanları i ç i nde sosyal izmle en çokyakı n l ı k kurabi lmi� olon . Yerel yönetim­ deki ba�arı s ı nda bunun ralU olmal ı . ÇünkU bir açıdan, sosyal i zm küt l e l erle i l i�ki kurmayı bi l me k demek. Ama hemenunutulmadansöylenme l i . Bo yetmez. Sosyal izme yakın almu� olmak sosyalist örgUt ve kütlelere dayanmodıkça 00�arının. anahtarı olamaz . Fakat Ankara Belediye Ba�kanının bir ba�ka )ansı daha var. Dalokay, Halk Partisi 'nin Ankara örgUtUne dayanmıyor. istanbu l Be l ediye Bo�kanı gibi konteniandan oday aldu . Yalnız istanbul Belediye Ba)kan ından far k l ı olarak, ii örgUtüı.den gelmedi . i ı örgütünden bağımsız oldu . Doğr'Jdan doğruya, An­ kara kentini n kUt l e l erine dayanmak ihtiyacını duydu. Uygulaması , bunu gös­ teriyar . Ba)arı s ı n ı n nedeni de burada yatıyor. Diğer Halk Partisi yerel yöne­ timlerinin ba1ar ı s ı z l ı ğı nı n nedeni de burada yatı yor . Yerel yönetimlerin, ye­ rel parti örgUtleri nin kıskacı ndan kurtulamamas ı . Yerel örgUtlerin de kütl e l eri, kOt l e lerdeki nabz ı yansı tmamas ı . Sakarya 'da durum değerlendirmesi yapı l ı rken Uzeri:ıde duru lacak nak­ taların bir yanı , bu . Hal k Partisi ve dı)ındaki demokrotil-: gUçlerin Uzerinde durmoları gerekli noktalardan i l ki . ikincisi ise daha gene l . Yerel pol itilı.ayı a)an bir gene l liğe sahip. ikinci yanı do �öy l e açık lamak mümkün: Ay�e i le me1e karşı l o�tırma­ s ı na dayanarak ne öl çUde kUtlelerin i Igisi devam etti r i l ebi l i r ? Sakarya'da ko­ nU1an bazı Hal k Partisi yönetici lerinin aç ı klamalar ı ndon bosına yansıtmaya değer bulunanların i ç i nde Ay�e i l e me1e kar)ı1a�tırmasl , önde bir yer al ıyor . Ay� e , Kıbrıs ç ı kartması i ç i n ku l l anı lan parol a. Me�e ise, bi l i ne n meıe . Ada­ pazarı seçimlerinde propoganda yapan Hal k Partisi yöneticisi dinleyici lerine " k ı z ı n iyisi Ay�e , odunun iyisi me�e" dem i ) . Bo1ka söz bu larnamı ) . Halk Partisi , ba�ka söz söylemeyecek m i ? M C HükUmetinin uygula­ malarına yöne l ti len haklı ele)tiri ler i n dı)ında, kUtlelerin ekonom i k , toplum­ sal ve siyasal sorunları yl a i l g i l i somut ve tutar l ı öner i l er!e ç ı kmayacak m ı ? BUtUn strateji Ecev i t ' i n kUtlel erden gördUğU heyecan \.l e i lgiye m i dayandırı ­ lacak? Eğer bUtun strateji , Ecevit ima i ı etrafı nda yOğunlaşacaksa, daha i le ­ r i y e gidememek sUrpriz almamal ı . Sakarya'da durum değerlendirmesinin özeıi bundan ibaret.


YURDYtI$

roRKIYE' DE

sokak hakimiyeti denemelerinden örgüt hakimiyeti denemelerine dogru sınıfı üzerine oynanan oyunlardan iki perdelik bölüm

İşçi

--------�

önceki haftanın son iki gününde

Oyunun ikincisi de Etibank'ın

ardı ardına Iki oyun sergilendı' Bun­

Seydişehir'de kurulu alüminyum te­

lardan Ilki özellikle TRT mikrofon ve

sisleri işyerinde. yine bu Işyerinde

ekranlarında "iki karşı gurubu" çatış­ : ması' ve "polislerin olayları pnledi­

kanın genel kurulunda sahnelendİ.

çalışan işçilerin üyesi olduğu sendi­

ği" gibi sıradanbir haber olRrak veri­ lirken ikincisine hiç yer vedlmedi. &ınuturken aynı tornadan çıktı­ olan oyunların

ğı her yönü ile

ac..ık

benzerlikleri"i

sıralamadan

oynandığı

ikinci perdesinin

oyunurı

önce.

sırada. MC hükümetinin başı ilginç

Seydişehir alüminyum tesisle­ rinde 8 bin Işçi çalışmakladır. Yakın­ da 20 bın Işçi olacağı bilinmektedir. Çevrede maden işletmeleri de vardır. Bu madenIerde de çok sayıda

işçi

büyük

bir

çalışmaktadır. İşçilerin

köyleriyle-topraklarıyla

bölümünün

açıklamasını Karabük'te yapıyordu.

ilişkileri henüz kesilmemiştir. işçi­

Diyordu ki: "Demokratik rejimin ol­

lik ve sendika tecrübelerı yoğun de­

madığı ülkelerde. bu hür kuruluşla­

ğildir. İşçilerin bu nitelikte kalmala­

rın (hür basın. hür üniversite. hür

rına sebep olanların başında elbette

tartışma ve HÜR SENDİKA) hiç biri­ . si mevcut değildir. .

uzun yıllardır bu yörelerde sendika­

Oyunun ilki KÖYYSE-İş sendl­ kaslOıo Ankara şube genel kurulunda sahnelendi. Her kuruluşta olduğu gibi Yol sı Elektrik Genel

Müdürlüğüne

bağlı 5 nci bölge müdürlüğündekı kad­ rolar da kıyıma uğratıldı. Bölge Mü­ dürü MC hükümeti tarafından göre­ vinden alınmış ve işçi kıyımı da baş­ lamıştı. Ne var kı. bu Işyerindeki işçi­ ler nitelik bakımından bır çok işyer­ lerindeki

Işçilere benzemediklerinI

göstermişlerdi: Muvakkat işçi .dlye tanımlanan Işçilerin toplu olarak Işi­ ne son verileceği ihbarı

y::ı.pılınca.

sendikanın genel merkezinin olayla­ rın üzerıne gidip Işçilere sahıp çık­ mamasına rağmen, sendika şube yet­ Işyeri­

Idlllerl harekete geçmişier,

nin tüm Işçilerlnin de bilinçli dire­ nişleri sonucu. işt.en çıkarılmak is­ tenilen Işçiler sınava tabı tutulmuş­ Işyerinde kaldığı gibi.

lar ve hepsi

ücret zammı dahilolmak U?ere bü­ tün

almışlardı.

haklarını

kolay

yutulur

Böylece

olmadıklarını

lokma

göstermişlerdi. Sendikanın genel merkezi, ' besinin bu gidişatından pek memnun değildir. Tabii Işveren de. İşveren bır

tek

yandan

tek

nakiL .. gibi

olavları sürdürmekte, ayrıca da kök­ LU çö?üm aramaktadır. Ve bulur da. kurulu. bulunan çözümU

�be genel

uygulama alanı olarak seçilir: fendika şubesinin genel kurulu­ na pek kısa zaman kala Işyerine 200'e yakın yenı Işçi alınır. Yenı işçilere ihtiyaç var mı sorusuna olumlu cevap vermek mUknün

cılık adına cirit atanlar gelmektedir. Bu yörede işf.·j lerin üz.';!rinde u­

İki sahneni n niteliği

değildir. Zira bır

zun yıllar Türk-İş'e bağlı iki sendika oynamıştır. Birisi Maden-İş

kumar

federasyonuna bağlı, diğeri de Metal­ İş Federasyonuna bağlı Iki sendika.

na gelen belirli yurtların sakini işçi­ leı' (:) delege kadı olmayanların içe­

leri ile kapışmışlar. 1973'lerde iş­

ri tedbirter kan�ısında biraz irkiHr,

ikısı

de

Türk-İş'e

bağlı

kolu meselesi çözümlenince Maden­ İş federasyonuna bağlı olan elini ay�­ ğını bu Işyerlnden çekmiş. lVIetal-Iş Özgür Alümınyum İş sendikası doğ­ muştur.

Bu yörede bu lUı' sendikal

mücadeleler

üst düzeyde sürdürül­

müş. özetlikle yerli-yabancı işçi ayı­

belirli

ka yöneticilerine rağmen iki kez dire­

Genel Kurulun yapılac8�1 6alon­ da faşizmi yeren dövizler göze çarı>­

lardır. Hakların alınması ile birlikte

maktadır ve bUyük bir düzenlilik 1çe­

hareket de bitmiş. ne sendika atalet­

risindedelegeleı- ve konuklar yerleri­

ten�kurtulmuş, ne de işçiler sendika­

ni almış, açılış saatini beklemekte­

ların. karşı tepki göstermişlerdir.

dirler.

1973 sonlarından bugüne geliş­

Bu sırada Vali Ömer Naci Boz­

te. özellikle Işçilik tecrübesl çok olan

kurt'un emrindeki polisler genel ku­

yoğunlaşmış.

rulun yapılacağı binanın önüne gelmiş­

bu harekete sendika yöneticileri de

lerdir. İçeriye alınmayan belirli öğ­

katılınca. Özgür Alümınyum İş sendI­

renci yurtlarının sakinleri dertlerini

kasının DİSK'e yönelişi hızlanmıştır.

polislere

anlatmaktndırlnt'. Toplum

Ve genel kurul yaparak sendikalarını

polislerinden birisi ile belirli öğren­

DiSK Uyesl Maden-iş sendıkasına kat­

ci yurtlarının sakini işçilerden biri­

Olaylar başlıyor ANKARA'DA

birler alınmış olduğunu görür ve ya­

İşe yenı alınan Işçiler (!) bili­

rasında, bu tedbirlerin bile az olduğu­

nen öğTenci yurtlarının saktnleridlr.

nu anlayacaklar. biraz daha bilenerek

Sendika genel merkez genel saymanı­

daltılacaklardır.

4

ki.

niş göstermişler ve başarıya ulaşmış­

dırgarlar. Ne varkı, genel kurul son­

22 Temmuz 1975 -

Bilinmektedir

rin bulunmadığı yerlerele olay C'ıkart­

Itibaren gelmeye başlayan üyeler, ar­

-

mektedir.

öğrenci yurtlarının sakinleri polisle­ mamaktadırlar.

kadaşları tarafından ola�anUstU ted­

YÜRÜYÜŞ

hırpalanmak istendiği göriilmüştür.

sözleşmesi hükümlerinin uygulanma­

ulaşılnmamışt1. Şimdi yeni işçi alma

linrnekledir.

dir ve kurula bu nedenle katılamazlar.

ması karşısında etkin olmayan sendi­

mak Istemişlerdir.

Saat 8 sularında loe, Glma önUn­ de toplanan ve ıkı koldan topluca ge-

Polislerin topladığı saldırıya uğrayaı>­ ların bu

gelmemiştir ve sessizlik hükilm

çalışmaları

polislerce toplanarak götürülmüşıur.

sendika üyelik işlemleri tamam değil­

fiye ve işçilik tecrübesi çok olanlar-

nasıl anlatıtablllrdl? Bu Sorunun ce­

nın da bu Işçilerle yakın Ilişkisi bl­

belirli yurıların sakini İşçilerin (!)

rek salona girmişlerdir. HenUz polis

nun yapılacağı salona saal 8, 30 dan

lardır.

likte, saldırıya uğrayanlardan LO kişi

Belirli amaçlarla işe alınan bu

ve yöresinden olmayanlar) daha kali­

lamaya sokulmak istenmiş. başarıya

haZlrlamış­

kasına kümelenirler.

Genel kurula katılan sendika üye

KÖYYSE-İş şube genel kurulu­

ilgililer elbette

5 dakika kadar süren çatışma­

leri ve konuklar. bu manzarayı göre­

Işçilerin

yen sendika genel merkezi genel say­ manı işçi ler tarafından dövülmüştür. dan sonra. yaralanan işçilerle bir­

nmı sendika liderlerince körüklen­

Bu dönemde işçiler. toplu Iş

saldırıya içeriden yardım etmek iste­

sonra da yol kenan He duvarların ar­

miştir. Yabancı lşı;i1er (Seydışehır

dır.

camlar kırılmıştır. Dışarıdan gelen

sonra geri çeki lmeye başlarıar. Daha

federasyonunun dağılması Uzerine de

slire önce'toplu işten çıkarma uygu­

vabını

nel kurulun yapı lacağı salonun kapısı­

olmasına

rağmen rakip iki sendika gibi birbir­

nin biraz ilerideki bakkal dUkkanında bır araya geldiklerI. dikkatli gözler­ den kaçmamıştır. Polislerin ve

genel

gelmesinde sonra

kurulun

çalışma saatinin

ynkla:;:ması Uzerine dışarıda görevli genel kurul üyelerinin Içeriye girmeye başladıkları sırada. belirli

öğrenci

yurtlarının sakin! işçiler önce taşlar­ la, sonra da silahlarla saldırıya bııŞ­ lamışlardır. Silah sesleri salonda özellikle kadın Uyeler arasında panik yaratm ış, dışarıdan atılan taş

ve kurşunlnrla

saldırganlarca

bile

sırada

SEYDİşEHİR'DE Seydişehir'de kurulu alüminyum öneml

bır

büyük

daha

tesislerinin

vardır. Bu yörede bu güne kadar ba­ sendika. hem de etliye­

ğımsız bir

sütıüye karışmayan bir sendika var­ buraya girmesi

ken. bugün DiSK'ln

SÖl. konusudur. Bu nedenle daha bü­ yoldan

yW< olayını' yaraııımalı, her yararlanılmuh

AslındH

egemendir.

görüşü

göreve hazır güçler vardır.

verilecek

rolü

oynamak için bekle­

mektedirler. şu­ Metnl-İş federasyonunun feshe­ dilmesinden

Türk-İş'e bağlı

sonra

olarak kurulan Türk-�(etal-Sendika­ genci

sı'nın seçimsi?

başkanı Kaya

Özdernil'. Kıı'ıkkale 'den ve başka yö­ releı-den

vuı�ucu

,;içlerini

' en CI önct..

Seydişehir'e yığmava başladı. Genci k'Uruldan yor" sloganını

da

bildiriler

taşıyan

kövlere kadur dağıtıldı. Muhtarlıır ve i�amtarlR ilişkiler sıklaşlırıldı. Usl düzeyde de ?engin sofl'ulı ve de içkili ziyafetler düzenlendi. Ölcekiyı lIar iş(.'ilerl.' �uhip çık­ mayn'llar. onları sutanlur tekı-ar Sah­ neye C'ıkmışlar ve saldırılar dUzenle­ meye başlamışlardı.

Bu

saldll'ılaı-­

dan bir de Özgül' A1Umin�'um İş sen­ binasıııu

dikosı'lIn

mcı'kez

taşların

sopalarla.

yapıldı.

Yarulananlar

oldu.... Saldırıya uğrayanlurın için­ de bulunan genel boşkı," hakkındil ise gösteri yUri.lyil. şUyasn�ınu len tutuklama kararı (:ıkarıldı.


"Büyük gözaltı" ERŞEN SANSAL Son zamanl arda "gözal tı" mUessesesi ne bir conl ı l ı k kazandırı ldığı ve geniı ölçUlerde ku l lanı ldığı görUlmektedir . Nitekim geçtiğimiz gUnlerde, Momak Askeri Cezaev i ' n i n koğu) larl , 200 kader öğrenc;:i i l e doldu ta)tı ve bu öğrenciler, haklarında bir hakim kararı olmaksızın 15 gUn, "gözetim a l t ı nda" bulundurulma adı y l a özgurl ük l erinden yoksun k ı l ı nd ı lar , öğrenimierinden ve sınavl arından alı konu ldu lar . Sonra do bu sUrenin dolması i l e serbest bırakı l ­ dı lar . Anayasa 'nın 30. maddesinde , yakal anan veya tutuklanan kimseni n , kırksekiz saat i çi nde hakim önüne ç ı kar ı l acağı belirtilmekte, ancak e n yakın mahkemeye gönder i l me için gerekl i sUrenin bundan hariç oldu�� do kayde­ di lmektedir . Gene maddeye gtsre , Devlet Güvenl ik Mahkeme lerinin görev ve yetkilerine giren suçlar, konunun açıkça bel l i ettiği hal l erde toplu ola­ rak i)lenen suçlar ve gene l likle sava) veya sıkıyönetim hal l erinde bu sUre, on be) gUnU geçemiyecekl ir . Anayasa ını n 30. maddesi , en çok deği)i k l i k gö­ ren maddelerden biridir . Madde, Anayasa 'nın halk oyl aması i l e kabul edi l ­ d i ğ i i l k �eklinde b u sUreyi yirmidört saat olarak koymu) , ayrıca � U veya bu hal ler ve sebeplerle bu sürenin uzatı labileceğine dair hiç bir istisnaya yer tanımamı)tı . Ceza Muhokemeleri Usulu Konunu do, daha 1929 y ı l ında kobul ed i l ­ diği )ek l i y l e , "yakalanan �ahıs, serbest bı raktımazsa hemen yakalandığı ma­ hal su l h hakimi huzuruna sevk ve hakim tarafından da nihayet ertesi günü sorguya çeki l i r" demekteyd i . 12 Mart rejiminin getirdiği v e memleketin hukuk alanını al lak bu l lak eden değ i ) i k l i kl erden , gözal tı mUessesesi i l e i l g i l i hukümler de hariç bıra­ k ı lmamı� , bunlar da yeni bir düzenlemeye tabi tutulmu)tur. I l k kez, 1 3 . 5 . 1 97 1 torihinde kabu l edilen Sı kıyönetim Konu nu'na ko­ nulan bir madde i l e , gözetim altında tutulabilme sUresi 30 güne ç ı karı l arak, bu sUren i n geni�leti lmesi yolunda zorlomaya ba)lanml)t ı r . Ancak Sıkıyönetim Kanunu , bu sUrenin yi rmidört saati a)amayacoğı yolundaki Anayasa maddesi i l e çeli)tiği i ç i n , o dönem yapı lan yarg ı l amalarda, S ı k ı yönetim Kanunu'nun Anayasa'ya aykı r ı l ı ğ ı yolunda yoğun bir biçimde itiraz lar ortaya ç ı k ı nco; 22 . 9 . 1 971 tarihinde Anayasa deği)tirilmi) ve bu sUre kural ol arak kırksekiz saate, kanunun açıkça bel l i ettiği toplu olarak i ) l enen suçlarda ise yedi gU­ ne ç ı karı larak Anayasa 'ya aykırı Iı k durumu gideri Imeye çal ı �ı lmı)tır. Buna rağmen, S ı k ı yönetim Konunu'nun i l g i l i maddesi gene de Anayasa Mahkemesi ­ nin ipta l i ndeıı kurtulamamı)tır . Bunlordon sonra Anayosa , 20 . 3 . 1973 tarihinde bir kez da ho değiıti­ r i l m i ) ve gözalt ı sUres i , yukarda bel irti Idiği gibi kırksekiz saat- onbe� gün sUresine ç ı karı l arak uzatıımı) ve Ceza Muhakemeleri Usu l ü Kanunu , Askeri �hkemeler Kuru lu)u ve Yargı l ama Usulü Kanunu i S ı kıyönetim Kanunu ve Devlet GUvenl i k Mahkemeleri 'nin Kuru lu� ve Yarg ı lama Usu l l eri Kanunu ' n ­ d a d a peyderpey deği ı i kli kler yap ı l arok, b u sUre ler hep geni ılet i lmiıti r . Gözaltı, adl i soru)turma nedeniyle kabul edi lmi) bir tedbir olmakla beraber , ki�inin özgürlüğünü kısı tlamak sonucunu doğurması bak ı m ı ndan çok önem to)ıyan hassas bir müessesedir . Bu bakımdan, kanunlordaki düzenleme-

Türk Metal Sendikası yetkilile­ ri bir gün önce dağıttıkları bildiride aynen "Sizlerin iradesi ve kararı üze­

bl r sendika haklmlyet kuramayacaktır ve Seydişe­

rinde

bizden

başka

hiç

hir'e gelemeyecektir. Gelseier bile

devletin giivenliğini korumakla görev­ li devlet kuvvetlerinin vatan bölücüle­ re gerekli ders i vereceğindp." şüphe­ miz

yoktur"

diye ya7.lyorlaroı.

bi l gi l er.

ifadedeki

Bu

aslında sahnelenen

oyunun niteliği ve kapsamını anlamak bakımından

yeterlidir.

Bu

ifadede

"Işçilerin iradesi ve kararı" önemli değııdir 'ben hakimiyet kurarım" de­ nilmektedir. Haklmiyoti kurarken de "devletin güvenliğini ,orumakı. görev ii devlet kuvvetleri benim yanımda­ dır" Ikaz i yapılmaktadır.

sizler bulunan

Sonun başlangıcı

lel­

sivil giysili polisler

de delegelerin ve konukların bulundu­ ğu salona girmişlerdir. Oysa bitmiş ve genel kurulun gerekmektedir.

Bu

olay lar

başlaması

durumu

gören

sendikanın genel başkan vekııı Safa Sert "salonda güvenlik

bir

olay

kuvvetierinin

olmadığını. salon dışında

tedbir aimaiarı gerektiğini" hatırlat­ mıştır. Bu hatırlatmadan kısa bır sU­ re sonra daha çok sayıda emniyet gö­ revlisi salona girerek yoklaması

de l eg e kartı

yapacaklarını

belirterek

salonun terkedilmesin! Istemişlerdir. Saldırganların

hain

dışarıda olduğu

hatırı.tı larak bu isteği karşı çıkılmış. ancak antrede toplanı labııeceltl karşı­ iı�ı verilmiştir.

Bir sUre tartışma­

dan sonra işçilerin önerisi kabul edıı­ miştir.

ANKA IlA' DA KÖITSE-iş

Oldukça çok sayıda resmi giy­ sili polislerin yanında. elierinde

sendikasının şube

işçi l er antre ve koridorda sıkı­

genel kurulunun başlamasından önce

şarak

cıkarılan olay önlendiklen sonra. be­

göstererek salona gireceklerini zan­

toptanırken

hemen

kartlarını

Brli öğrenci yurtlarının sakini işçi­

netml�lerdir.

ler ge ncI

gl remeyeceklerlni

lar. Polisler salonda yarım saal sU­

anlay,"ca geri çekıımişlerdlr. Ancak

ren bir arama yaptıktan sonra salon

kurulu

mesele herkesçe anlaşılmış. rin işçilerden renlerde"

vana

kimle­

ayrıca "iki

anladı­

kapısıi'lI açtı l ar , Karl

yana. kimierin işve­ olduğu.

Yanıldıklarını

tiyle

yoklaması yapmak sure­

delegeler

ve konukl.r

salona'

gurup arasında çalltima çıktı" diye

alınırken bir 81ra polislerce arama­

v:ınsııılan

ya tabi tutuldular. Salona girildiğinde

tUm

olaylarda

kimlertn

saldırgan olduğu da a�ık�a görUlmUş­

faşizmi yeren pankol'lIarın tamamının

tu.

polislerce kaldırılmış olduğu dikkat­

kanı

Bu sırada sendikanın genel baş-

boy

göstermiş. geri çekilen sal­

dırganların arasında söylenilen "ge­ nel kurulun

ertclenmesi"

görüşUnU

savunarak salona do�nı yönelmiştir. ,

ieri çekti. Delegelerin

ancak Uçte birinin

solona alınmasından sonrA, bilinme­ yen bir rulmu"

nedenle

C)

çoğunluğun

bu Işlem durdu­ salonun

dışında

lerin anti-demokratik niteliği bir yana, uygul amada kar) ı I�ı lan durumun da bir saptırma göstermesi , ciddi endi)eler uyandırocak tehlikeli sonuçlar ya­ ratmaktadır . Bir kere, daha 1 929'larda en geç bir gün olarak kabul edi lmi) olon bir sUreni n , sonraları bunun on be) misline, otuz m i s l i ne ç ı karı lması aldukço gariptir, ÇUnkü, orodon geçen 45 y ı l içerisinde, adl i mekanizmanın çal ı)­ masında sUr'ot kazandırıcı geli�meler, her halde ki�i güvenl iğinin ve özgUr­ IUğUnUn aleyhine değerlendiri lemez. ikinci olarak , )imdi çok geni)leti lmi� olon bu süreler uygulamada , " hakkı n kötUye ku l lanı l ması " �ekl i nde tece l l i eden sonuçlar ortayo koymak­ tad ı r . Örneğ i n , Anoyasa'da " onbe) gUnU geçemez" diye bel irtilen b u süre, tatbikatta sanki " onbe� günden a)oğı 'olamaz" )ek l i nde imi� gibi bi r uygula­ ma görmektedir. GUnlerd i r , h i ç bir yokı nı , hatta avukatı ile dahi görU)tU­ rUlmeyen bir sanığ ı n "ne durumda" olduğu sorul duğu zaman, bu sUre mutlaka doldurulmosı gerekl i bir süre imi) gibi "doha onbe� günUnU doldurmadı kiu deni lebi Imektedir . Gene b u sUre zarfında, konunlardaki tah l i ye isteklerinin ancak tu­ tu klamadan sonra yapı labi l eceği gerekçesi y l e , tahliye isteme imkônı lonın­ momoktad ı r . Oysa adli mekanizma, değ i l sür'atl i , normal iılelilse, sanık göz a l t ı na alınacak, sonra söz ge limi tutuklanacak, tah l i ye istekleri ıncele­ nip serbest bırakılacakve bütühbu iılemler en geç üç gUn içerisi nde bitecek­ tir. Kaldı ki, gözeti m altı nda bulunan bir kimseni n , tahliye talebinde bul u -· nomayacağı hakkında do, kanunl arda hiç bir hüküm mevcut deği ldir. 1 2 Mart hukukunun getirdiği yeni l i klere rağmen , ki)i özgürlOğünün, hakim kararı olmaks ı z ı n k ı s ı t l anamayacoğ ı , bugün hukukta yer olon bir i l ­ kedir. Oyso gözal t ı uygu lamalarında, hakim önüne ç ı karı fona kadar , ki)i özgürlüğünün onbe) güne kadar k ı sı tlanabi lmes i , özgür l ükleri kısıt layabilme yetkisi ni n , hatta uygulama n i te l iği bokımı ndan ceza landı rm:! hakkının yargı organları ndan, i dare organ larına devredi Imesi olmaktad ı r . Bu orada uygulamada, soru)turma görevl i merci lere i l et i lse , deği l on­ be� gün , onbe) dakika bile ki)inin özgürlükten yoksun edi l mesine konunun imkôn tanımadığı ve örnekleri nin de böyle görüldüğü mesel e lerde, soru)tur­ mo görevsi z makamlar tarafından yürütülmekted i r . Önemli olon bir nokta do "en yak ı n mahkemeye gönder i Ime için ge­ rek l i süre" , 1 975 TUrkiyesinin u l a�ım ve diğer olanaklarına rağmen , örneğin üç gün kadar geciktirilmekte, böylece göz al tı 1 5 gUnü de a�maktod ı r . Ne ferdi suç , toplu s u ç ; n e d e suçun mahiyeti ve niteliği g i b i ay­ rım larla 15 gUn gibi bir gözaltı süresi kabul etmek, demokratik i l kelerle bağ­ da�amaz . Gene bunun yanısıra, n i hayet soru�turma ve sorgulama için gere k l i görUlen gözal tı tedbirinin uzun sUreler ol ması , sonı k ı ara baskı ve i�kence edi Imesi ortamını da yaratmaktad ı r . Hukukun b u anti -demokratik kal ı n t ı l arı bünyesinden er-geç atacağı muhakkaktır; ne var ki , bu arada özgur l ü k leri nden yoksun edilen kimselerin koybalan haklorını hukuk nosı i telôfi edecektir?

olmasına rağmen, palisçe ad okuna­

Dışarıda saldırgan gurubun dağıtılma­

rak yoklama yapılacağı açıklanmıştır.

dığı öne sürülerek buna karşı çıkıl­

Uygulamaya konulan bu anlamsız iş­

mışsa da fayda vermemiştir. Saatier süren bu işlemin yapıl­

lem saatlerce sürmüştür, Delegelerin büyiik çoğunluğunun salonun dışında olduğu. bu nedenle bu Işlemin anlamsızlığı defalarca anla­ tılmış, son hatırlatmada ise kimliklerin de polislerce

ayrıl.!p.

görilieceği

bir önceki Işlemin Uzerine eklenmiş­ tir. Yanında kimlik kartı olmayanla­ rın

sendika

tanındıkları,

v erııebııe ce�1 şerıerlnl

yöneticileri

tarafından

dığı

sırada, aralarında

çok

sayıda

kadınların da bulunduğu YÜ?lerce işçi. ... salon dışında ayakta ve bunallıeı ha­ vada daracık koridorlarda salona gir­ mek için beklemektedirler. Bıkkınlık genel

son

raddcye gelmiş.

kurulun yapılmaması için her

çareye baş vurulacağı anlaşılmış. ön­

gerekırse yazılı

belge

ce genel başkanın. sonra da polis şef­

gibi teminatlar

polis

lerinin ortaya

attığı.

Ise

gurubun

tatmin

etmemiş

"kimliği

saldırgan

olmayanların gidip evlerinden alma­

ERTELEME

ları"

hükümet

ellerinde

telsiz

bulunan sivil

glysııı polis şerıerlnce önerıımlştır.

görüşü

başınc!an beri savunduğu.

yavgınlaşmış.

komiserinin

düzenledl�i

GUVENLiK gerekçeii erteleme tutana-

_


Ornek bir "müL' l ii r "

I{o rl�ut

DESIGN OF M�'� DAMS

Özal

MSP'nin önde gelen l iderleri nden , bakon o lmodan önce Shel l ' i n do­ n l imonı , Türkiye tekel l eri n i n örgütU olon Türk Sanay i c i leri ve i� Adamları Derneğ i ' n i n Genel Sekreteri , MC HükUmet i ' n i n Gıda , Tarım ve Hayvancı l ı k Bakanı Korkut Özol " Korde�inizin" bUyuk b i l imsel eserini tanıt ıyoru z . Böy­ lece mUsIUmanl ıcp ki mseye bırakmayan bu par t i n i n önde gelen bir l ider i n i n nas ı l bil imsel b i r tlmüe l l if" v e n e denli h ı z l ı b i r profesör olduğu or­ taya ç ı k ı yor. "MUel i i f" profesör ve h ı z l ı müslüman bakan Korkut Özal ' ı n k i tabı n ı n adı , " KU çük Toprak Barajlorın Planloma, Projelendirme, ın�oot ve 1�let­ me Esasları" . Ameriko'da do bu isme benzer i sirnde bir kitap yay ı nlonm ı � . Adı , " Design of Smai l Dams " . Türkçesi : " Küçük Boraj lar ı n Tasarım ı " , Ameri ka Birleıik Devl etleri 'nde, sulama, toprak i y i l e�tirme ve barai yopımı , gelenek­ � el olarak i ç iıleri bakanl ı ğ ı n ı n görevi , Amer ika'da yayı nlanan ki tabı do i ç 1� leri Bokan l ığ ı haz / r 1 am l ı , Korkut Özol ' ı n kitabının baıl ı ğı i le Ameri kan iç iılcri Bakan l ı ğ ı ' n ı n yay ı nladığı kitabın kapağı birbirine yakı n , Bu as l ı nda çok �a)ı l acak bir du­ rum deği l , Kitap baı l ı klar ıı ı ı değiıtirmek veya birbi r i ne benzer adlarla k i tap yayınlamak normal . Fakat, Korkut Özol ' ı n kitab ı n ı n iç sayfalarına bakınca, degi)tiri lmeyen bir çok nokta olduğu ortaya çı kıyof. Kitabın çok büyük bö­ lümü olduğu gibi ve aynen kopye edi l m i ı . Korkut Özal , kendisinin çevirdiği veya " kardeilerinden" birisine çevirttiği bi r kitabın üzerine yazar diye imza atmıı · Bir örnek, her i k i kitabın do üçüncü bölümünden. Amerikan iç iıleri Bakan l ı ğ ı ' n ı n ki tabı nın üçüncü bölümü , " Selection of Type of Dam" ba) l ıgı n l taıı yor . Türkçe , " Barai Tipi ni n Seç i m i " anlam ı n a g e l i yor , Bokan Profesör Korkut Ozal ' ı n k i tabı n ı n üçüncü bölümü de aynı baıl ı k l a bai l ı yor. Ve devam ediyor : " A-Class i f i cation of Types" . Türk'iesi : " A- Bora j l a­ r ı n Sını flandırı lması " . Özol ' l n kitabında d a böy l e . Sonraki ba�l ı k : " General " . Türkçesi , "genel" demek . Özal ' ı n ki tabında do öy l e . Sonro bir ba� l ı k doha: " C l assifieation According to Use" . Anlam ı , " Ku i lo nı) Maksadına Göre S ı n ı f­ londırmo . " Bakan Profesörün ki tabında do aynı . Burada' üç baraj türünden söz edi l iyor . Korkut Özo l ' ı n kitabı nda do bu üç baraj türü yer al ıyor. Üçüncü ara ba� l ı k , "Cl assifi cation by Hydrau l i c Design" , Korkut Özal , bunu, " Hidrol i k Karakteri st i klerine Göre Sı nı rı andırma" al arak Türk­ çeye çevirm i ı . Çeviri c i l er i n , "serbest çevirme" dediği türden bir çevi r i . Fena d o almam ı � , Çünkü henüz daha "design" kelimesinin tom v e herkesçe kabul edilebi l ir bir Türkçesi bulunamad ı . " Tasarı m" diye bir kel ime var oma, müslüman profesörün bu kelimeyi ku l l anması beklenmiyor. Bu yüzden " karak­ feristi kiL kel imesi ni seçmi) olmal ı . Korkut Özo l ' ı n bu ki tabı nı , ingi l i zce bi l en in)aat mühendisleri veya i n)aat mühendis l i ğ i öğretim üyeleri inceleyebi l i r , Bunu i ncelemelerinde ya­ rar var. Hem Bakan profesörün kopyec i f i kteki baıarısı ortaya konabi i i r . Hem de eski v e yeni kopyeci l ere örnek olab i l i r . Müslüman Bakan profesörü n ki tabı i l e Amerikan i ç i)leri Bakanlığı ' n ı n kitabı n ı n tari hlerini yay ı n l om ıyoruz . Bu d o Erbakon Hoca Necmedd i n 'e olan saygımızdan . Her halde Hoca Necmeddi n bu yaz ı yı okuduktan sonra )öyle der : " Selametin ünü Amerika'ya kodar yay ı ı m ı ) . Koca Amerika Bir l e� i k Dev­ letleri Korkut Kardeıimizin k i tabı nı kopye etmi)" . Erbakan Hoca Necmedd i n iimdi bu gel i�me lerden çok sevinecek. Ccnt�1

... ğı iml.alanmıştıl'.

J.. u rula egc­

kurUu

ro?ctler

ya pıy or . l T ype ol Dam Seleclion o• • �_' 24 lfa7.iran 1975 günü

b i l' bölümünlin

işç'i

p ı l m a s ı n ı önlemede başarılı olmuşlar­

sonra 'mlaşılacaktır

Türkeş vapıvordu. Bl r gü n önce Oi"aı-­

bakır'da geçen olavlardan sonra konuş­ masını v:ıpamadun l'rra 'ya dOğru yola

çrkan Türkt H f i o öze ı ı ık l e Siverek'ten geç işi s ı rasında

geziye büyük hayalieric ç ık m ı ş t ı . ı\YHP Toprak v e T a r ı m Reformu

K üÇüK

Difil':'e kaıı Ima konusunda inanç­ l ı işçiler

sabahın

erken

saatlerinde

genel l-urulunyapılacagı salonun önün­ de top l a n m ı ş lard ı r. s.,at 06. 00 su l a ­

rında birden Konya'dan getil'ilen top­

lum polislerinin coplu saldırısına uğ­ ravan bu

i ş ç' i l e ı' neve

uğrad ıklarını

anlamadan dağı l m ı ş l a ı'. vel'lel'i n i ise "Türk-iş ' e bağlı Türk

yakalarında

�ıClal Sendikasına i l l ibak Istiyorum" ya? ı l ı ve bozkurt res i m l i kağıt rozet i l iştirmiş kişilerin aldı�ını görmüş­ lerdir. Aynı zamama bunların işye­ rinde çalışan

i ş ç ı ı e r olmayıp civar

köy lerln

sakinleri"!

köylerin

sakinleri

olduklarını

anla­

m ı ş lardır. s., atler i lerledikçe çok sayıda jandarma Seydışehı r'e gelm i ş , sokak başları

ile i yol

kenarlarına iki sıra

....

h.linde d i z i l m işlerd i r . Pervaneli ke­ şif uçaldarı ile çok gürültü

çıkaran

hel ikopte rler sUrekli alçak uçuş yap­ maya başlamışlardır. Özgür Alümınyum iş send ikosı­

biraz

n ı n DİSK'e katılma konulu ve tok gün­ dem ıı genel kurulunun yapı lac�ğı sa­ lonun d ı ş ı nd a kesin olarak iklve bö­ lünmUş

bin lerce

insan Icel'l gfrmel<

i ç i n beklemeye b . ş l a m ı ş t ı r , Binlerce i şç i sözcü� gerçeltl yansıtm.dığın­ dan "insan"olarak kullanılmak zorun­ luluğu vard ı r , ÇlinkU yakRlarında boz-

YÜ ııüyü

-

22 Temmuz

1975 -

6

insanın Bunlar

götüriiirnek

görülmüşlUr,

Bunun

yapılması

için

d l v a n ı n teşekkUlüne geçi lmeden hükü­ "Güven l ı k " gerekçesi

Ile geoel kurulu ertelediğini l ion et­ miştir,

TUrk-iş'e b a i!' i ı TUrk ıtetal Se n ­

450 c i varında

olduğu

sayısının

b i l i nmekted i r :

Bil' hafta önee ni sapsı? olarak top­ Lanması gereken genel kurulu DiSK yan l ı s ı lşçl leı' ge l me m i ş l e rd i r , TUrk Metal Sendikası ise bütl!n tararı a rln­ rını

450

toplayarak kışı

Çoğunluk

gel m i ş ,

toplayabiıdırıı

topu

topu

görülmllşlilı',

sağlanamadıliından

�I1fP

yan­

l ı s ı bağımsız beledive başkanı beledi­ ye başkan ı .

a.uAJ

L'r!a C I IP teşkllntı ı�inde

önemli b i l' yed olan büyük toprak sa­ hibi ve Crfa ticaretinin \'üzde .jO ·sin­ elinde

tutan

seç t l m i ş t i .

Demirkol

Davet l i ler

Konuşmal ardan

hakkında lutuk­

i ş�' i 1el'in

)

bU\'Ucek b i r

l'rfu ' n ı n

nras ında

sonra Türkeş.

tombala usulü torbadan i l k hak sahi-

rekete katılmayanların sayısının ise

Isteyen

�. �-

Dağ ı t ı m ı n \'a ­

köyünde

Saim Kendir de bulunuyordu.

yönlinde göslerlye dönU ş m ü ş , bu ha­

dlkasını

.

'rak

Istenlnce de işçilerin tepkisi ile kar­

komlserl

hesaIJllyorlardl.

süla.lesinin gayreti i le bağ ı m s ı z ola­

ş ı l a n m ı ş t ı r . Tepkiler DiSK'e katılma

met

Dibek

den fa7.lasml

l ı s ı sendika genci başkanı ortaya çık­

kurul

düşledikleri kö,' modellerini bu yolla

'-" .... --- (.........

8UAJ 11'1";1' SEÇiMI \'E TorRAK 'ROJE KRIT't'JU.ERI

lama kararı olan DİSK 'e kfl t ı l m a yan­

genel

9 Iş ı k bildi rge lerinde

açıkt ı .

yeni., bandosunu get i r m i ş t i . Bu beledi­

Bin k i ş i l i k sulonda üçbine yakın

üzerine

amacı

ç'ad ı r kurulmuştu.

buluna mayan lardı.

pek az oldu(ıu

MHP'

nin bu müsteşa rlığı ele geçirmekteki

sonra l'rfa',va gelindi.

su toplantı salonuna Bokul m a imkanı

tal'afından

da Erkovanlı 'y a bağlanıvordu.

p ı l acağı

köylerden geı irilen ve send i k a l ı olma­

m ı ş . polisler

çok sonra be l l i olmuştu. DiE 'nin ,'a ­ nıııda Toprak Reformu l\1ü�teşarlığl

bu dilşleri gÖl'ü,·or'Clu. Diyarbakır'dan

dığı gıbı i şç i dc olmayan, daha doj'(ru­

Salonda,

Devlet

Türkeş de dağıtım iç'in " o l a ç ı karken

kul'uI bi .. hana sonraya b ı rakı l m ı ş t ı r . Genel kurula egemen olamnyanlar. genci kurulun y apı lmasını

genc i

önlemede

başarı l ı olmuşlard ı r .

Ve SO

ler � I ı rımaya başlan m ı ş t ı r . Bu işlem

Işçi v"rdı.

oldugu

Erkovan l ı ' v a bağLa­

sızabilcceklerini

önemli

sayıda

geçirmek iç'1Il bUyük

yaratabilecek lerini. köylere' bu yolla

A NKAııA ' DA

bittiği T1de. yakasında b07,}..-uı'ılu kağıt­ ların bulunduğu ç'ok

bağlı

Bakanlığını ele

nacak kurumlar hükümet kuru lduktan

Planlama, Proıelendirme Inşaat ve Işletme Esasları

olmadığı

dışarıda kaldığı görü lmüştür.

Müsteşarlığının caba harcam ı ş t ı .

TO P R A K BA RAJ LA R I N

lama yaparak toplantı salonuna işçi­

SEYDişEııiıı DE

olağanüstü güvenlik

tedbirleri a l ı nm ı şt ı . Oysa Tiirkeş bu

Konya'dan gelen polislerin yok­

dır.

erin 'nın.

Akçakale i lçesinin Dlbek kövlinde ı l k vapıld ı . Dağ ı t ı m ı , loprak da�ıtımı

taşıyanların

men olam:.ıyanlill'. genel J..\Jı�ulun yu­

refor

Genel

kurul

Avni Yalçıntaş. fabrikada elek­ trik teknisyeni olarak ç a l ı ş m akta olUl\

işç'ileri ihbar etmekle ve toplu sözleş­

meden doğduğu halde veri Imeven hak­

' L ar

larını almak için ma hkeme�'e başvu­ ran işçilerin aleyhinde şehudetLc bu­

delegeler in in Srl­

lunmald a tanı nmaktad ı r .

londan cıkal'ılması önemli sorun ya­ ratm ı ş t ı r . polis

Ellerinde

10-15

şefieri

halinde dışarı

telsiz

kişilik

bulunan gurup l a r

ç ı karacağını i ş ç i l e r e

b i l d i rm i şt i r , H e m de bu hususta pa­ zal'lık yıtpmayacağ ı n ı R ç' l k l aYUI'M. İş­ ç' i 1er buna topluca iti raz ederek. can gi.lvenliklel'i

yönlinden

toplu

olarak

lar

başlam ı ş l u ı'CIIl'.

l'I"ce kabul edilmiş, Işçiler toplu ola­ rak dışarı ç ı k m ı şlardıı·. Sa ld ı rganlnr ise sindikleri ve saldırıya hazırlan­ dıkiarı yel'1erden ç'lknmamışl nl', ken­

lardıl'.

Aynı glini.in akşamı senc1 i 1, n şube başkanı ile b ı r başko yetki l i , polisler t B ı' afındulı göz altına alınmak U7.erc evlerinden götil rülmüşleı'd l r , SEYDişEHİıı ' D E Erteleme k o r a n Uzerine salon boş a l t ı l m ovu başlanı rken sendika ge­ ' nel başkanı tutuklanmış , d ı ş a l'lda d a o l a y ı n ı' çatışmaya v8ı'CI l l'l l .:n IŞlI1'. TııT Genel MliclU ı'U Nevzat Yal­ çıntaşlın kaı'de,i Avni Yalç'ıntaş, top­ lum polislerine DiSK yanlısı işçilerin öndel' l e l' l ııdeıı bil'lnl eliyle Işaret et­ m i ş , bu Işçi polis copları Ilc komaya sokulmuştur,

göz

altına a l ı n m ı şt ı r. Türk l\letul Sendi­ kası t n r u n a r l a r ı yakalar ı nd ak i KL' RT­ BAŞLı kağıt rozetlerle ayırdcdilme� tedil'ler, Top luluğun tamamen dağılma­ sındun sonra Tlil'k �letrıl Sendika s ı n ı n vurucu giiç'lcl'i biı' oloblislc Sevdişc­ hir1j tCI'kcderkcn

jundarmn

"ük ıli a�­

kcri araç' lar bu olabiisleri i 7. l e m i ş ler­

dir.

d i güvenl ik tedbi rler'ini kend i leri nlnn bi linç' l i işç'I ICl'e yeniden snldıramamış

Yaralananlarla bir­

likte ç'ok sayıda DiSK vanltsı işçi

çıkmak lstem i nde d i retm l ş lcrdir . 50nuçtn Işçilerin gö rUşleri polis şcne­

Çok sn�' ıclu polis v e jandarma­ insafsızca topluluğu duğıtma�'a

Faşist

sold ı n lrt r ın

doğrudan

i ş ç i l e r i n üzerine ka" d ı r ı l m rık istemi­

nin seq�itendiğı saatlerde. Korubük­ tc

MC

"Bugii n

boşı

Demi ı' c ! ' l n

iilkcmi7.de

hih'

SÖl'led iği sCç'i m . hi.ir

basın . hür i.iniveı'si te . hül' ..,arlamen­

to,

ırüıı SENDiKA, lIüıı TAııTI �MA

bır

ke? dııhn okun m n l ıd ı r .

vardır . . . " söz l e r i n i n

altı

ç' iz i lel'ck

Devnmln söy lediği şu sÖ71er d e

SOrU hnline dönlişUiıi.ilerek IX' m i l'el'c sorulmıılıd ı r : olmadı�ı

"DomokraliJ..

rej i m in

U1kclcıdc hUr kuruluşların

hiç b i l' i s i mevcuı deıtilcliı' . . , " di\'or­ sunu?., TUl'kivo 'clı' hiÜ' senlfıku. hHI' turlışmu ortam i. ikt itlarda bu lunduğu­ nu? bu gii nle ı"tlc va mı "!


Urfa örgütü blnln Ismini çektı ' �(1jsllm Kara adın­ da bır kişinin adı çıktı . TU rkeş "bls­ mi!lah" d iyerekbelgesini eline verdi. Bundan som'asını Oibek köyli.i­ lerinden dınlevelım: "MUslim Kara. Dlbek köyUııU � eski sahibidir. KöyU. 1970 yılında. şımdı elinden alınıp ka­ mulaştırılan kişiye satmıştır. Aldığı para ile Crfa'ya yerleşmiş ve bir apartma" ile iki kamyon almıştır. Şö­ fdrler derneğinin yönelici lerindendir. Çiftçilikle uğraşmamal'tadır." Evet. t:rfa'da ilk toprak Müsllm Kara adın­ daki bu yoksu L . topraksız C) köylüye verilmişti. 24 llaziran günU tomba!a usulü çekilişler devam etmiş ve 124 kişiye toplum 20 bin dönüm civarında toprak verilmişti. Bundan sonrasının ne olduğunu kimse bi lmemekte. Çün­ kü köylUye hak sahibi oldu� toprağın parsel numarasını ve yerini gösteren bır belge verilmiş ve "hadi git bu top­ rak senindir" denmlşU. Geçmişte uy­ gulanmış olan 4753 sayılı Çlftçiyl Topraklandı rma yasasından da daha kötü bır uygulama söz konusu. Kısaca­ sı MC anlayışına tam uygun bır yasa uygulanışı. Topraksız köyHi-azap bu uygu­ lamayı gördilkten sonra artık reform­ dan ümit kesmiş gibiydı' Çukurova yolu yeniden görünüyordu. 1 Haziranla kadar bölge başkanlığı binasının önün­ den ayrılmaya" azaplar Adana yolunu tutarken şunu soruyorlardı: "300 bın dönüm toprak kamulaştırıldı. Bunla­ rın büyiik kısmı büyUk toprak sahlple­ rlne alt. Bu kamulaştırma işlerini yapan adamlar, Kendir ve Doğanay görevden alındı. Demirel yaptı bunu. Atalar söyledı' "Biz gittik söyledik" dediler; bu hilkUmet bizim hükümeti­ miz dedııer. O tarihtenbu yana kamu­ laştırma da durdu. Belki dedik. Ama dağıtıma geldi sıra, söyledikleri ta­ rthte yapmadılar. Ecevit'In baskısı Uzerine mecbur kaldılar. Dağıta dağı­ ta bır iki küçük toprak sahibinin ara­ zl.lnl dağıttılar. Neden DemIrkolla­ rın, Avşarlarm elinden alınıp kamu­ laştırılan arazilerdağıttlmadı ilk ağız­ da. Bizi Inandı rmak I stıyorlarsa bu,,", ları ddıtsalardı. " Azapların yakınması bu kadar­ la da bitmiyor: "124 aileye "Işte se­ nin toprağın burada yazılı. hadi git al" dediler. Madem böyle olacaktı, gelişi güzel. o hanım aylarca kimin kimlerle geçlnebııeceğlni. kan davası olup olmadığını. buraya nereden gelip yerleşUğimlzl neden araştırdı. Bize şlmd i toprak veriliyor. Ben bu köyde­ ylm toprak verdikleri yer öbür köyün arazisi Içinde. davalıyım onlarla, Kaldı kı her gün kilometrelerle yol gidip çıftç ılık ml yapacağım. Koope­ ratlfçilik dedııer. Birden o sözler de yok oldu. "İşte". diyorlar. "senin top­ rağının oldu� yer burada yazılı. ha­ di git çiftçi lik yap sana toprak ver­ dik. " Bu şartlarda benim toprağım olmuş olmamış ne fark eder. " İlk dağıtımın yarattığı dUş kı­ rıklıfp azapları Adana yollarına dö­ herken . Urfa'da bu kez Urfa halkını kızdıran Işler olmakta, Urradakl böl­ ge başkanlığı örgütü MHP'nln yuvası halıne getlrıımek Isteniyor. Dolıanay ın yerıne getirilen yeni başkan. esas görevi Ankara'da. Merkezde olmakla beraber ba�kanlık görevini tedvlr et­ mektedir. Haziran ayının başından bu yana merkezden ıkl ıayın yapılmış­ tır bölgeye. BIri MHP'1i diğeri MSP i i ıkı klşl. Adapazarı'ndan Urfa'ya gönderııen bır 7.lraat mUhendlsl var­ dır, "kın Şehirlioğlu, 21 Mayısçı olan bu klşl TUrk�ş' In yakın adamı oldultu söylenmektedir. Bunların dışında şimdiye dek bölgeye 9 tame komando

gönderilmiştir Ankara'dan. Zıraat FakUltesl öğrencisi olan bu "tosuncuk­ lar" merkezden verilen bir emirLe 60 lira yevmiye Ile çalıştırılmaktadır. Bölgedeki uzmanlarla beraber köyle­ re çıkan komandolar. Urfa'da Use mUdü rUnUn bu genç lere Ikametgah do 1durdu� söylenmekledlr. ÖtıUmUzdekl günlerden 200'e yakın komandonun da­ ha geleceğı t:rfa'da halk arasında yay­ gın olarak söylenmektedir. Komando­ ların gelişi Ile beraber. daha önce bölgedeki iş lerde yardımcı olmaları ıçın işe alınmış bulunan 60 Urfa'lı gencin işlerine son veri1ece�i bunla­ rın yerine Ankara'dan gelen komando­ ların yerleştirileceği söylenmektedir. Bu gelişmeler t:rfa'lıyı tedirgin etmiş . Daha öncesi uygulamada böl­ ge başkanlığı. genellikle IIseyi bitlr­ miş. yüksek öğrenimine devam ede­ miyen işsiz Urfa'lı gençleri işe almış, Bu gençleri günde 40 lira yevmiye ile Işe başlatmışlar. Şimdi bu gençler Işten çıkartılmak Istenmekte. Anka­ ratdan getirtilen komandolara verilen yevmiye ise günde 60 ııra. Şaldr Dilmenci. Adem Şahın. İsmail Karataş. Ferit Kıvanç. Mus­ tafa Artık ve dalarını tesbıt edemedI­ ğimiz dığer 4 komando şu anda Vrfa teşklıatında çalıştırılmaktadır. Bu komondolar Ankıı.ra'dan Zıraat Fakül­ tesinden bır Asistan tarafından seçi­ lip M'ıisteşarlığa tavsiye edilmekte ve bu yoldan Urfa'ya gönderilmektedIr­ ler. Büyilk Toprak sahipleri azap­ lardan sonra şimdi 'Crfalnın yerli hal­ kını da karşılarına almış durumdadır. t:rfa'lılar bölgede çalışan Urfa' lı genç­ lerin Işten çıkarı lmaları haıınde şe­ hir içinde gerglnıığin artacağını söy­ lemektedlrler. Ankara'dan gönderilen komandoların geceleri nedere olduk­ ları bil inmemektedir. Crfa'lılarıo söylediğine göre. bölgeye tayin yolu ııe gelen 21 Mayısçı mühendis çalışma saatleri dışında devamlı t:rfa MHP teşkııatında çalışmaktad ır. Bu konu­ da MHP eğilimli belediye başkanından da yardım görmektedir. Şimdi bölgedeki çalışmalar dur­ muş bir vaziyette MC'nin iş başına geldiği tarihe kadar bölgede yapılan kamulaştırma mıktar olarak 250 bin dönUmü bulmuştu. O tarihten bu yana geçen stire içinde Ise toplam olar nı, ancak 2 bın dönUm civarında kamulaş­ tırma yapılmıştır. öte yandan yenı MUsteşar dağıt ımın yapıldığı gGn Te­ levlzyonda konuşan yenı MUsteşar her 15 günde bır dağıtımyapılacağını. re­ form çalışmalarının geçmiş olduğunu söylUyordu. Oysaki ıık dağıtımdan bu yana bır aya yakın zaman geçmiştir. ve başkaca bır dağıtım yapılmamış­ tır. Bu durumdan şımdı bUyUk toprak sahipleri de şlkayetç ldlr. Şikayetlerı ne olacaklarını bı ıememekten gel­ mektedir. MC'nln izlemek Istedilıl poııtlka Ise başkadır. Urfa'da ekim­ de Senato seçimleri var. Bu seçimler için reformu kullanmak ister. Hem dalııtım yapıyormuş görUntusünde .­ zapları etkııemek. dığer yandan da bUyUk toprak sahiplerine bakın işte dağıttılıımız toprakları görUyorsunuz, size bir zararımız yok demek amacı­ n" yöneııktir. Bölgede özellikle CHP­ ye dUş en görev bU Uk ama, şu andaki örgütle bunun Usteslnden gelmek 7.or gibi . Örgüt ıçınde etklnıığı olan Ba­ kır Meıı� grubu bUyUk toprak sahibi. CHP'nln bu konuda dikkatli olması gerek. ,heıııkle de Senato seçimle­ ri ıçın aday olacaklarını kişilikleri konusunda. Listeye girecek klşııer. açıkça söyleyelim. Urfa'da C HP'ye .eç Imde kaybetti rebl IIr.

Işçi yararın a yasalar

mı,

patronlara yeni h i zmet m i? i l HAN AKALIN

iıçiye h i zmet (!) yonl'"l MC ikti Jan n , n kazond 'ğ' propogandas, yay­ g ı n l aıtırı l mayo çal ı ıı l ı yor. Öyle ya , iıçi emek l i lerinin ayl ı klorını arttırmak­ la kalmad ı l ar , bir de kıdem tazm i natını 15 gUnden 30 gUne çıkardı lar. Her iki yasodaki hukUmler tırnak ucu i l e biraz kazındığında a l t ı ndan çı kanlar olmasa, ya da ç ı kartanlar olmasa iıler daha iyi gidecek oma . Bi l i ndiği gibi önce iıçi emekl i l erine i l iıkin yasanı n ipl iği pazara ç ı k­ tı . Bu iıçi l er i n emekli maaılarına zam yapı lmııtı oma , bunun faturas ı nı ça­ I ı ımakto olan iıçi lerin ödemesi de yasa hukmU haline geti rilmiıt i . Nas ı l m ı ? Bundan böyl e ilÇi ler her oy yUzde i ki eksik Ucret alocaklor. Sigartaya yUzde on yerine yUzde 12 prim ödeyecekler. iıte bu po�alar iıçi emekl i l erinin ar­ t ı r ı l an ay l ı kları nı karı ı l ayacak. Ya iıverenler? lıverenler de yUzde Uç ora­ nında fazla prim ödeyecekler . Peki ama i)verenlerin bu prim artııına diıe dokunur ölçOde karı i çı kmamoları neden? Jıverenlerin Sosyal Sigortalar Ku­ rumu lna iki buçuk mi lyar l ira prim borcu vardı r dersek bu sorunun cevabını herhalde vermiı oluruz. Yani iıverenler , iıçilerin Ucretlerinden sigorta prim­ lerini keserler, bunun Uzerine kendi paylarını ekleyip Kurum lo vermeleri ge­ rekirken bunu yapmay ı p , Uste l i k iıçiden kestiği primleri de ku l lanma imkô­ n ı na sahip olurlar. Bu mi ktar son bilgi lere göre iki buçuk m i l yar l iradı r . Biraz d o kıdem tozminatı i l e i l g i l i yasanı n moddelerini tırrıakl ayarak altından Çı kanları görmeye çalı�al ı m . Bi l i ndiği g i b i e n cazip y�nU 1 5 gUnlUk miktarın 3 0 gUne çı karı lmıı olması . Ne var ki yaygın toplu iı sözleımelerine bakı ldığında 30 gUnlUk se­ viyeye uloıdm , ı , hotto geçilmiı olduğu görUlmekted i r . Demek oluyor ki 30 günlük seviye örgütlü iıçi ler için pek önem l i deği l . Bu m i k tar ı n toplu s�zleımelerle arttı rı labi leceği hükmü de yasada yer olm,ı . iyi de, bir diğer hukUm olmazsa iyi . Bir diğer hükUm ıu: Bir ayı.k k ı ­ dem tozm inatı tutarı asgari ücretin 7 buçuk katından fazla olamaz. BugUn i ç i n 9. 000 l ir a . iıte bu hukUm 30 gunluk süreyi sözle�me i l e arttırmanın bir öl çuden sonra fayda getirmeyeceğini gösteriyor. Bir de i � yasası n ı n 26 ncı maddesinin 2 nci fıkrası metinden çıkarı I ­ mıı . Bu fı kra ücretin tan ı m ı ndon sonra k ı dem tazminat ları n ı n hesabedilmesin­ de göz �nUnde bulundurulması gereken Ucreti arttırıcı niteli kte idi . Den i l i ­ yordu ki : Kıdem tazm inatı n ı n hesabında, Ucret dı ıı nda i�çiye sağ l anm ı � olan para ve parayl a ölçUlmesi mUmkUn akdi ve konundon doğan menfaatler de , göz önUnde bulundurulur. Yani kıdem tozminatı hesabed i l i rken iıçinin Ucreti , artı , Ucret dıı1n­ do sağlanan menfaatlerin mi ktarı göz önünde bulundurulurdu. Şimdi bu hu­ kUm de ortodon kald m l m , ı , baıko bir deyimle hok getiri l irken bir tokım hak­ lar do göturUlmüıtur. Bu götUrUleni yukarıda belirttiğimiz s ı nırlama i l e bUtunleıtirirsek i�­ çi lere atılan kozığın buyuklUğünu daha iyi anlamıı oluruz . iı bu kodarıo kalsa gene iyi . Bir de "Fonl meselesi var. Deni l i yor k i : sadece ya�h l ı k , emek l i l i k , mal li l l u k , öJum v e toptan ödeme hallerine mah­ sus olmak Uzere , devlet veya kanunla kurul u kuruml arda veya % 50 hisseden faz lası devlete ait bir bankodo veya kurumda iıveren tarafından kıdem taz­ minatı i l e i l g i l i bir fon tesis edi l i r . Bu ifodeyi sadele�tirirsek , i�verenler iıçi lerin o y ı l içinde hakettik­ leri Ucret tutarında kıdem tazminatını bu fona muntazaman ( � ) yatırocak, iı­ ç i l er emekli olduklar ı nda bu fondon kıdem tazm i natlarını olacaklar, anlamı ç ı kar . Bir kere, iıçiye ödenecek kıdem tozminatı emekli olduğu zamanki Ucreti Uzerinden ödeneceğinden, iıveren fona bir kazı k atmli ofmaktodı r . Her y ı l mevcut Ucreti Uzerinden iıveren fona yatırocak, son Ucreti i l e eski y ı l ­ daki Ucretleri aras ı ndaki farklar fonun yediği kazık olacaktı r . Eğer fonun te­ sisi için bir devlet kurumu se ) i l irse kazığı n u cu vergi ödeyen bUtUn vatandaı­ l aro dokunacok demekted i r . Iıverenin yUkum l u l uğu böylece votondoıloro ok­ tarı I m ı ı olacaktır. ikinci olarak do iıverenlerin bu yUkUmluluklerini yerine getirip ge­ tirmeyecekleri söz konusudur . Yani fona gerek l i parayı yatı racak m ı , yatır­ mayacak m ı ? Buna kari i l i k olarak mUeyyide getiri lebi l eceği öne sUrUlebi l i r . Bu karıd' ğ' uygul amado görulenler l e korıdamak mu",kUndUr: iıverenlere s i ­ gorta primlerini ödeme zorunluluğu getiri lmi ı , mUeyyidesi d e beraber . Buna rağmen bugUnkU rakamlara göre iıverenler kuruma 2 buçuk m i l yar borç l u . Bu mUeyyide konusunda eklenecek b i r nokta daha var. Son çı kar ı l an of yasosında sigorta mUkellefiyetlerini yerine getirmeyen l erin mUkellefiyet­ leri de kopsam i çine ol ı nmııh . Bu yol bundan böy l e de mutlaka iıleti lecektir. Böylece iıverenlerin faizsiz sermaye bulmaları , yani sigorta primlerini öde­ memeleri adeta teıvik edi Imiı olmaktadır. Aynı iılem kıdem tazminatı fonu i ç i n de geçerli olacakt ı r . Bu cUmleden olmak Uzere UçUncU noktay' d o bel irtmek gerekmekte­ d i r : "Fonlıda birikecek paraeıkiarın ku l lan ı l ması meselesi . Bu meseleyi öyle uzun boylu oç, k l omoya gerek yok. Bu fonda toplanabi len paracoklar bel i r l i çevrelerin emrine omôde kı l ı nacaktır . Bunların i ç i nde elbette Devlet de kendine dllıen poy ' alacokt". Sigarta ve MEYAK fonlonnda olduğu gibi . • . . Bu açı klamalardon sonra ıu sorunun cevabı do her halde veri lmi� ol ­ maktad ı r : i şçi YARAR ı NA YASALAR M I , PATRON lARA Y E Ni HiZMET M i ?

YtlRUYtlŞ - 22 Temmuz 1975 -

7


TiP GENEL BASKANI •

BEmCE BORAN kasına dört e l l e sarı l ı nm ı �t ı r . Amerikan amb�rgosu kar­ � ı s ı nda al ı nacak tedbirler, Ilgeçici statü"nün niteliği her"ne olursa olsun, MC Hükümeti ve egemen sınıf bur­ juvazi aynı siyaseti gütmeye çal ı ıacak, ABD i l e i l iı­ ki leri deği�tjrecek köklü tedbirler al mayacaktı r .

1969'DAN Bı: YANA Bı:RJl'VAZi HEM KENDi iSTEKLERiNE C EVAP VEREN. HEM DE ÜLKEyi YÖNETEBiLEN iSTİKRARLI. GÜÇLÜ BiR iKTİDAR OLVŞTı:RAMAMışTm. AP'DEN ı:Mı:T KESiLiNCE VE ONı:N YERİNi ALABiLECEK GÜÇLÜ TEK BİR PARTi ORTAYA ÇIKAMAYINCA. Bı:RJl"VAZi KENDi i ç iNDEKİ Ç E KişMELERİ ARKA PLANA ALIP DERLENİP TOPARLANMA. İKTİDARINI PEKiŞTİRM.E YOLı:NA GiTMişTiR.

• MC iktidarının tutumunu ve geleceğini nasıl görüyorsu nuz ?

M i l l iyetçi Cepheni n olu�turulması ve i ktidara ge­ tiri l i �i egemen sı n ı f burjuvazinin gUçsUzI UğUnUr. bir ifa­ des i d i r . Burjuvazi bir taraftan iiÇi sı nıfı ndan ve emekçi kitlelerden gelen demokratik ve ekonom i k bas k ı l ardan, öbür yandan do kendi i ç i nden ayrtim1i, az çol< bölUn­ mU) olmasından ötürü güçlü bir iktidar olu)turomomok­ tadır . Bu olgunun teme l i nde de ekonom iyi gel iitireme­ mesi ve ekonomik ve sosyo i sorunlara kitle lerde oz çok kabu l edi lebi l ecek öl çüde dahi çözümler getirememesi yatmaktadır . AP burjuvozi n i n i ktidar partisi olma yete­ neğini yi tirmiitir. 1 969'dan bu yana burjuvazi hem ken­ di isteklerine cevap veren, hem de ulkeyi yönetebi len isti krarl ı , gUç l U bir iktidar oluituramam litı r . AP'den umut kes i l ince ve onun yerini alabilecek gUçlu tek bir parti ortaya çı kamayınca, burjuvazi kendi içindeki çe­ kiirneleri arka plana al ı p derlenip toparlanma, i ktida­ rını pekiitirme yoluna gitmi,tir . Sonuç, MC'nin kurul ­ ması ve i ktidara getiri l i i i almuitur. MC Hükümetinin politikas ı n ı n esas n i te l i ğ i , bur­ juvaz inin gUçlUklerine çareler aramak ve getirmek 9i­ riiimlerid i r . Kredi koynaklarını geniileten i ç ve dli tedbirler, " teıvik" tedbi rlerinin iki düzineyi oıan sa­ yr ıara vard ı r ı lmosı , gUbre ve demir çel ik fiyatları nda yapı lan i ndirimler bu cOmledend i r . Aynı zamanda MC HOkumeti , burjuvaz i n i n dı, destekçisi çevrelerin istek­ lerini kol /amak durumunda do kalmakta, petrol iirket­ lerine isted i kleri fiyat art ııln! bir kalemde verdiği gibi , OECD ve IMF çevrelerinden gelen isteklerin baskısı altına da girmekted i r . Burjuvaziyi kol loma si yasetinde MC HUkUmeti yine de istenilen ba�arıyı gösterememek­ tedir. Ti caret , sanayi ve tarım burjuvazisi arasındaki çeliıki ve sUrtUımeler MC HukUmetinin ulke kapi tal iz­ mini geliıtirme pol i t i kası n ı güçleıtirmekte, or.u baca­ layan bir duruma dUıUrmekted i r . Kitlelerden gelen baskı l ar v e b i r erken seçim ih­ tima l i yUzUnden MC HUkUmeti kit leleri kendince tatmin etme yollarını da aramaktadı r . iıçi emekl i l i k ayl ı kları­ n ı n yUkse lti Imesi , kadı nlara yirmi yı lda emekli i i k hakkı ,

devlet personel ine aktarı lan mi Iyorlar, hastahanelerde yoksu l / ar ı n ücretsiz bakımını kolaylaıtırmak, sağ l ı k sigortası çı karı lması öner i l eri bu Çeiit giriiimlcr i n i fa­ desidi r . Ama hem burjuvazinin çı karları n ı kollamak, hem de emekçi k i t l elerin durumlar ı n ı i y i l eıtirmek, on­ ları tatm i n etmek mümkün olmadı ğ ı ndan, MC Hül{ümeti bu konuda da bocalamaktod ı r ve çareyi baskı ve ıid­ det pol i t i kası uygulamalarında bulmaktad ı r . Ül keyi yönetmede, ekonom i k ve sosyal sorunlara geçer l i çö­ zümler getirmedeki aczini pol i t i k ve sosyal muhalefete karıı baskı ve sald ı r ı ları arttırarak kapatmaya çal ı ımak­ tad ı r . Konımca 1 971'den önce b i r erken seçim olacak­ t ı r . Sonbahardaki kısmi seçimler pol i t i k güçler duru­ munun bir göstergesi olacak ve sonuç lar MC parti leri ­ nin l ehinde de, aleyhinde de olsa erken bir seçime g i tme zorunluluğu bel i recekti r . Seçime, sol 'un bastı­ r ı ldığı bir baskı ve s i ndirme ortamında gidilmek isten­ mekted i r . Yeni b i r askeri müdahale bana yakın gelecekte zayıf bir ihtimal görünmekted i r . isteni len, burjuva partilerine inhisar eden , sol 'un tüm ortadan kaldı r ı l ­ masa bi l e �idde t l i baskı al t ı nda tutulduğu , çok parti l i , parlamenter bir durumu sürdürmekt i r ."

AMERİKAN AMBARGOSC KARŞıSıNDA ALıNACAK TEDBiRLER. '·GEçiCi STATÜ"NÜN NİTELiGi HER NE OLı:RSA OLSı:N. MC HÜKÜMETi VE EGEMEN SINIF BCRJL"VAZİ AYNI SiYASETi GÜTMEYE ÇALıŞACAK. ABD iLE iLiŞKiLERi DEGiŞTiRECEK KÖKLÜ TEDBiRLER A LMAYACAKTIR.

• Siz. MC iktidannın

ve CIIP'nln

dış palitik.daki tutum larını nasıl değerlendiriyorsunu z . dış politika üzerine görüşleriniz nelerdi r ?

B i z sosyalist lerin y ı l lardan beri ısrarla bel irtti­ ğimiz Uzere, bizim burjuvazinin ve onun iktidarlar ı n ı n NATO'ya giri�ler i , ABD i l e i ki l i anı a�malart yar>mala­ rı , ül kede NATO ve Amerikan Us leri kurulmasına mü­ saade etmeleri , daha sonra AET'ye orta k l ı k anla�mosı i l e boğ l anmaları askeri ve ekonom i k tercihlerin deği l , pol i ti k bir tercihin sonucudu r . Her ne kadar hep Ulke­ n i n güven l iğinden söz ed i l iyorsa da , asl ı nda söz konusu olan burjuvaz i n i n güvenl iği , Türkiye kapita l izminin güvenl iğidir . Türkiye 'deki sol 'a, sosyal izme gidii po­ tansiye l i nin gücü b i l i nmekte, toplum yapıs ı ndaki sol geli�meler gUçl enerek açığa çı kmaktad ı r . Bunun i çin ABD'ye, ardı ndan da Botı Avrupa'ya kapı l onma pol i t i -

SEKiz YıLDAN BERi D E Bı:RJl'VAZ İ V E İKTİDAR­ LARı FiNANSMAN ZORLı:KLARINI SOVYETLER BİRLiGi'NE BAşVURARAK GİDERME Dltlı:MUNDA KALMIŞTIR. Bı:GÜN DE. F i NANSMAN KAYNAKLARI BAKIMINDAN EN SIKIŞD< KALINDlGI BİR ZAMANDA SOVYETLER BİRLiGi'NDEN 700 MİLYON DOLAR SAG LANIVIJŞTIR. SOSYALİST ÜLKELERLE iYi ilişKİLEniN SÜRDÜRÜLMESİ VE GE LiŞTiRiLMESi TÜRKiYE' NİN DIŞ pOLiTİKASININ ESAS l·NSı:R­ LARıNDAN BiRi OLMALIDm.

Dt� politi kada CH P'nin tutumu as l ı nda aynıdı r . C H P sadece aynı i l i�ki ler çerçevesi i ç i nde "dahc. ba­ ğımsızu , "daha k i ı i l iği olan" bir d l i po l i t i ka istemek­ tedir. Oysa emperyal ist-kapitalist dünyan ı n ekonomi k , mal i , askeri i l i�ki l eri ağı i ç i nde kal ı p bağımsı:. v e k i ­ i i l iği olan bir d ı � pol i tika gerçekle�tirmek mümkün de­ ğ i ldir. Türkiye i ç i n geçerli dıı pol i t i ka , askeri bloklar dııı , bağ lant ı s ı z , s i l ôhsız lanmadan ve barlitan yana bir pol i t i ka gütmektir. Türkiye toplumsal yapısı y l a , emperyalizmin sömürü ve baskısı altında, d ı ı a bağ ı m l ı geri kapitalist b i r ülkedir . Yeri üçüncü dünya den i len anti -emperyal ist ülkeler safı ndad ı r . Türkiye bu duru­ munun b i l i ncinde al arak bu ülkelerle iyi i l i iki ler ge­ l i �tirmel i , onların anti -emperyalist direni � l er i n i , hare­ ketlerini ve sava�larınl desteklemel idir . Egemen s ı n ıfların ve iktidarların yukarıda kı saca bel irttiğim dı� pol i ti kas ına rağmen objektif ıartlar on­ ları yine de aksi yönde giri�im lere zorlam ı ıtır . Büyük bir gecikmeyle, üçüncü dünya i l e i l iiki leri i y i l e�tirme giri,imlerine az çok gidi Idiği gibi , Orta Doğu sorununa ve Arap ü l kelerine kar�ı da daha faz l a bir i lgi göste­ riimeye bailanm ı �tı r . Sekiz yı ldan beri de burjuvazi ve iktidarları fi nansman zorluklarını Sovyetler Bir l i ğ i ­ n e bai vurarak giderme durumunda kal m l it ı r . Bugün de, fi nansman kaynakları bakımı ndan en s ı kl i ı k kal ı ndığı bir zamanda Sovyetler Bi r l i ğ i 'nden 100 mi Iyon dolar sağlanmı�tı r . Sosyal ist ü l kelerle iyi i l i �k i l erin sürdür ü l ­ mesi v e geliıtiri l mesi TUrkiye 'nin d1i pol i tikas ı n ı n esas unsurları ndan biri olr.ıal ıd ı r . Türkiye d ı ı güvenl iğini ; Birle�mi� Mil let ler'de. Avrupa Güven l i k ve iıbi rliği Konferansı ve genel si lah­ sızlanma gibi askeri bloklann giderek tasfi yesine yöne­ l i k kol lektif hareket ve tedbirl erde , çevresindeki ü l ke­ lerle saldı rmaz l ı k ve dostluk andla�maları ndaarama l ı dır . emperyal ist-kapitalist kampa bağ lanmaktan vaz geçme­ lidir. Kısacası , TUrkiye'de i ktidarların bugUne kadar i zledi kleri ve ıimdi de i z l emede direndi kleri d l i pol i ­ ti ka Türkiye'nin objektif durumunun gerekle:-ine ve gerçek m i l l i çı karlarına ters dUımüıtUr ve dUımektedir . Sorun , bu durumun deği,tiri lmesidir .

• Geçtiğimiz günlerde komandol. ı- .

KÖV- YSE-iş Sendikası Ankara 5 . Şube

ve

Seydişehir Özgür Aıümin)1.ım -iş

Sendikası kongrelerine saldırtı ldı. Bu olayların önemi ve anlamı nedi r ?

Bu konuda yay,nlad'ğ, m o z bi ldiride de be l irtti ­ ğimiz g i bi , MC HukUmet i n i n ve onun yardı mcısı ko­ mandolann ve diğer gUç l er i n sürdUrd Oğ ü baskı ve ıiddet


"DEMOKRATiK GüCLERiN EYLEM SiR!iGi" -

uygulamalarını n as, 1 hedefi iıçi s ı nı f.dır . Di kkat edi ! ine i azgın saldırı hareketleri yüksek öğrenim genç l i ğ i n i n d ı ş ı na tOjırı lm l i l Gerede 'deki olaylarla s i y as i parti l ere ve ytlnet ici lerine , Diyarbakır'da do demokratik özgür­ lükleri n i ku l l anarak fOjizmi protesto eden halka çev­ ri lmiştir. Şimdi ise , Seydijehir 'de ÖzgUr Alüminyum-ii ve Ankara'da Köy YSE-iı 5 . Şube kongrelerine baskın­ lar yapı l arak işçi sınıfının gerçek sendikal horeketine yöne l t i Imiştir . Burjuvazi ve MC i k tidarı iıçi sınıf,nın pol i t i k ve ekonomi k taleplerinden ve mücadelesinden çok rahat­ s ı zd ı r . Sermoyeci s ı n ı f burivilazi s&nUrüyü yoğunloi­ tmp kôrler ı n ı arttırabiirnek i çi n ijçi sını f, nı mutlaka baskı ol fına olmak isteği ndedir . OECD ve I MF gibi dı� destekleyici leri de i�çi taleplerinin dizginlenmesi ge­ reğini bel i r tmektedi ler . Ayrıca demokrasinin temel direğ i n i n , güvencesi nin ve di namosunun i�çi s ı n ıfı o l ­ duğunu b u dı� v e i ç sömürücü çevreler bi lmektedirler. Bunun i ç i n de tüm fa�izan baskı ve saldırı l ar ı n esas he­ defi i�çi s ı n ı f ı n ı n ekonom i k ve po l i ti k hareketi ve ba­ ğ ı ms ı z örgütleridir .

• YÜRÜYÜ�·i.in ı·ı. sayısında "AP ' nil, C I I P'ye yumuşarna öneri si :

�ıı ı p .

�[SP ve

Tip'j

kapaımak"

başlıCı ile bir haber çıktı.

Bu habe ri. TİP bakımından değerlendiriyorsunuz ?

nasıl

Baskı v e sal d ı r ı l ar ın ba� hedefinin i�çi s ı n ıfı o l ­ duğunu v e bunun nedenlerini a z önce be l i rttim. Tip'iı kapatma niyeti bunun bi r parçasıdı r . Anti -demokrati k , fa�izan yönetimler de:nokrosi y i hepten tasfiye giri�imi­ ne , her yerde ve her zaman, i�çi sınıfının bağımsız po­ l i t i k partisini ve gerçek , özgür send i kaları ortadan kaldırmakla bailarlar . AP i ktidarı zamanında esl:i T i p'i kapatmak için de defalarca Anayasa Mahkemesine ba� vurulmu�tu , oma partiyi kapatmak, 1961 Anayesas ı n ı n fi i len askıya a l ı ndığı 1 2 Mort dönemi nde ancak müm­ kün olabi Idi . Üç kez değiitiri Imi) bugünkü Anayasa dahi yürürlükte oldukça partim i z i n kopatı labi Imesi hu­ kuken mümkün deği Idir . Ama hukuk her zaman zorla­ nabi i i r , zorlanı yor do . Ne var ki bugün Türkiye , top­ lum yapısıyla, 1971 öncesinden çak daha i leri bir çiz­ gidedir. 12 Mart dönem i , onu uygulayanları n umduğu gibi , sol ' u , k i t lelerin demokratik gel i)mesini bastıra­ mam1i, si ndirememi ) t i r . Toplumun sol doğrul tusunda gel i)mesi daha güçl enmi�ti r . TUrkiye art ı k , sadece sağcı part i l ere inhisar eden, burjuva partileri n i n nöbetle)e i ktidara gel i p gittiği göstermel i k , sözde bir "demok­ ras i " n i rı hUküm sürebileceği bir ülke olmaktan Ç ı km ı ) ­ tır.

• Demokralik ortamın sağlanması ve güvence�'e alınmasında neleri öng9rü\'orsun u z ?

.

GünUmüzde ve önUmüzdeki sUrede güncel ve ive­ di sorun po l i t i k demakratikle)medir . DÜ)ünce ve örgüt­ lenme özgür l üklerine set çeken fa)ist 1 4 1 . ve 142 . mad­ delerin kaldırı lması , Toplantı ve Gösteri YUrüyUil eri , Dernekler Kanu nları n ı n demokrati k bir i çeriğe kavuı­ turulmalar ı , GUven l i k Mahkemeler i n i n l ağvedi lmes i , referandum , memurlar dah i l tUm çal ı)anlara grevl i , top­ lu söz le)meli sendi kala)ma hakkı , genel grev , dayanı)­ mo grevi ha�.. ı ar ı n ı n yasala)mosı , vb. hedefler Türki­ ye'deki demokrasiye i l er i bir düzey kazandırac:ı� he­ derıerdir. Ama bunlar ı n kazanı lmasında i l k koıu l , ba�-

YÜRÜYÜŞ, 1 5 TEMMUZ G Ü N Ü , TÜRKiYE i şçi PARTisi GENEL BAŞKAN l ' NDAN BiR DEMEÇ AL D ı ' BU SAYFALAR ıMIZDA, SAY I N BEHicE BORAN ' I N DEMEC i N i OKUYACAKS I N I Z .

ANT i - DEMOKRAT i K , FAŞizAN YÖNETiMLER DEMOKRASiyi HEPTEN TASFiYE GiRi şiMi N E , HER YERDE VE HER ZAMAN, i şç i S ı N ı F ı N ı N BACIMSIZ POtiTiK PARTisi N i VE GERÇE K , ÖZGÜR S E N Di KALARI ORTADAN KALDIRMA K LA BAŞLARLAR. AP i KT i DARı ZAMAN I N DA E S Ki T i p ' i KAPATMA K içiN DE DEFALARCA ANAYASA MAHKEMESiNE BAŞVURULMUŞTU, AMA PARTiyi KAPATMAK , 1961 ANAYASAS ı N I N F i ilEN ASKıYA Alı N D ı C ı 1 2 MART DÖNEMiNDE ANCAK MÜMKÜN OlABi lDi . Üç KEZ DECi şTiR i lMi ş BUGÜN KÜ ANAYASA DAHi YÜRÜRlÜ KTE OLDUKÇA PAR T I M I Z I N KAPATılABilMESi H U K U K E N MÜMKÜN DECilDiR. AMA HU KU K HER ZAMAN ZORLANABiıiR, ZORLA N ı Y OR DA. N E VAR Ki BUGÜN TÜR K iYE , TOPLUM YAP ı S ı YLA , 1971 ÖNCESiNDEN Ç O K DAHA i l E R i B i R ç i Z G i DEDiR . 1 2 MART DÖ NEMi , ONU UYGU LAYANLARıN UMDUCU G i B i , S OL ' U , KiTLELER i N DEMOKRATiK G E ı i şM E S i N i BASTıRAMAMI Ş , S i N DiREMEMişTiR. TOPLUMUN SOl DOCRULTUSUNDA G E ı i şMESi DAHA GÜÇlENMi şTi R . TÜRKiYE ARTı K, SADECE SACCI PAR TilERE i N H i sAR EDE N , BURJUVA PAR T i lER i N i N NÖBETlEŞE i KT i DARA GElip G i n i C i GÖSTERME ı i K , SÖZDE B i R " DEMOKRAS i " N i N H Ü KÜM SÜREBilECECi BiR Ü l KE OlMAKTAN Ç ı KMı ŞTıR .

ta i�çi s ı n ı fı olmak üzere tUm emekçi s ı n ıflar ı n , demok­ ratik güçlerin kararl ı mücade lesidir . Demokrasi müca­ delesi özünde bir s ı n ı f mücadelesi d i r . Bu unutul mama:­ ı ı d ı r . Çünku anti -demokrat i k eği l im ve uygulamalar ı n kaynağı burjuvazidir . Onun i çindir ki demokrasinin savunulması n ı n ve geni�leti lmesinin en karor l ı gücü i�­ çi s ı n ı fı d ı r . Mu bakımdan demokrasi mücadelesi soyut b i r öz­ gürlük mücadelesi değ i ld i r . Somut olarak. be l l i s ı nıf­ lara, egemen s ı n ırı ara karil verilen ve ver i l mesi gere­ ken bir mücadel edir . Anti -demokrat i k eğ i l i m l er i n , fa­ )izmi n enge l l e nmesi ve demokrasinin geli�tiri lmesi için burjuvaz inin pol i t i k iktidar ı n ı n teme l i olan ekonom i k gücü de en az ı ndan s ı n ı r l anma l ı d ı r . Burjuvazinin eko­ nomik kalelerinin tasfiyesini hedef almayan bir demok­ rasi mUcadelesi ka l ı cı ba�arıya u l a)amaz . Dı) ticare­ t i n , bankaları n , sigorta �irketlerinin, teke l lerin kamu­ la�tı r ı l ması , yurt çapında ve kısa sürede uygulanarak gerçekle)tiri lecek bir toprak reformu yapı lması bu he­ derıer aras ındad ı r . Ayrıca, burjuvaz i n i n buıunle)tiği emperya l i zm de hedef al ınma l ı di l . Emperya l i zm i n , kendi sömUrü 09 1 i ç i nde olan ülkelerin demokratikle�mesine nos ı l kori ' koyduğu , e l i nden geldiğinde b u mücadel eleri nası l bos­ tırdığı ve bu yolda ne gibi tertiplere girdiği herkes ta­ rafından bi i inmekted i r . Ancak b u i k i durumu dikkate o l o n bir demokrasi mUcadelesi ba�arıya u l a�abi l i r . Aksi halde, geçici ba­ �arılar elde edilse bi l e , fa)izm tehli kesi yine olur ve faiist mi hraklar yine fırsat kol l omakta devam eder l er. Bülün demokrat i k gUçler bunu n b i l i ncinde ol m ak zorun­ dad ı r . Demokratik güçler bu bi l i nç l e demokrasi mUca­ delesinde yerlerini olmak durumundadırlar . Böyle bir bi l inç ve eyl em platformunda sağ la­ nacak demokratik gUçlerin eyl em birliği , fa)izme ve emperyal izme kar�ı m Ucadelenin kaç ı n ı lmaz bir zorun­ l u luğudur. Bu eylem birliği ve dayanı )mada, i�çi s ı n ı ­ fı nı n öncUlüğunü soğlamak v e peki�tirmek i s e sos}'a list­ leri n ba)ta gelen görevid i r . Partimiz i n Merkez Yöne­ tim Kurulu tarafından kabu l edilen demokrasi mUcade­ lesine i l i)kin, " Demokrasi Bildirgesi" önUmUzdeki gUn­ lerde kamuoyuna açı k l anacaktı r .

• Bazı k i ş i ler. bugünün !sorununu. yalnızca demokrasi mücadelesi olarak sınır1 lyorlar ve bu yüzden de C HP'nin desteklenmesini veya C HP'nin bu görevi yerine geti rmesini beklemeyi öneriyorlar. Bu öneriyi nasıl değerlend i riyorsunu z ?

Bir önceki sorunuzu cevaplarken be lirttim, de­ mokrasi mUcadeles i n i n kararl ı gü<:.ü i�çi s ı n ı f ı d ı r . De­ mokrasinin güvencesi de odur. i)çi s ı n ı f ı n ı n bağımsız pol i t i k hareketini n , partis i n i n olmadığı yerde demok­ rasi mUcadelesi aksor, be l i r l i bir çizginin ötesine ge­ çemez, s ı n ı r l ı ve güdük ka l ı r . Ancak iiÇi s ı n ı f ı karar l ı , tutar l ı , sebatl ı , sonuna dek giden mücadele ver i r , kay­ pokl ığa, z i k zaklara dU�mez , tes l imiyetçi almaz . Bu ­ gUnün ivedi gUndem maddesi demakı atikl e�medi r; de­ mokratik hak ve özgUrl ü k lerin tom boyutlar ı y l a ya�om­ do gerçekl e)tiri Imesidi r ; bu doğru . Ama bunu sadece CHP'den beklemek yan l ı ) t ı r , bir anl amda kaytormocı­ I ı kt ı r . C H P ' n i n kendi çizgisi nde tutorlı kalabilmesi bi­ l e onun solunda i)çi s ı n ı f ı n ı n bağı ms ız pol it i k hareke­ ti n i n gel i ımesi ne ; ağ ı r l ığı n ı , i tici gücUnU duyurmosına bağl ı d ı r . BugünUn sorunu demokrasi mUcadelesidir diye i)çi s ı n ı fı n ı CHP'nin "peiine tokmak ise , i�çi s ı n ıfı ha­ reketini saptırmakton öte, demokrati k le)me hareketinin gel i�mesini de köstekler. Kaldı ki , az önce i)aret etti­ ğim gibi , tutar l ı bir politik demokrasi mücade lesi geri­ ci l iğ i n , faıizmin ekonom i k temeline ve emperyal i st­ kapitalist dUnya ile olan i l işki l ere kar�ı do verilmek zorundad ır . Bu ise CHP'nin demokrasi anlayı ıı n ı ve programını a)maktadı r . Demokrati k hak ve özgurl ukleri n tom boyutların­ da gerçekle)ti ri l mesinden yana olon tüm örgUt ve hare­ ketler, C H P dahi l , bu uğurda mUcade lede, bu yönde 9iriıimler yapmada beraber olabi l irler , eylem birliği olu)turabi l i rler " Amo demokrasi mUcode lesini siyasi por­ ti olarak C H P'ye bırakmak, mücodelenin yürUtulü)unü ondan beklemek, yukarda k ısaca belirttiğim neden ler l e , demokrasi hareketine yarar deği l , zarar verir.


Tekerlekli arac üretiminde •

ulusal sanay İ var mıı ? ders

almaya

gerek yoktu .

Geç mişi

değerlemek . larlhln akışına bakmak

tfleeek savunma ihtiyaçları aynı de­ recede bağım l ı lık doğuracak.

yeterli id I . Eğer sosyalistler y ı l l arca önceden,

SAVUNMA SANAy i i N i KURMA AMAC IYLA SAC'>LANAN E K FONLAR, YABANCI SERMAYEli YAT ı R ı M LARDA BAC'>IML l L l K YARATACAK BiçiMDE KULLAN ı l ıRSA, YALNıZCA SERMAYE s ı N ı F ı NA YENi MADDi OLANAKLAR SAC'>LAR.

Türkıye'yı

onu yarı yolda

bağımlı

kılan,

bı rakacak olan,

ikili ya d a çok

taraflı

tüm

anlaşmalara

karşı ç ı k m ı ş , ulusal savunma sana­ yiinin bir an evvel kurulması yolunda mücadele

vermiş

ise bunun

nedeni

sağlam bir kı lavuza sahip olmaların­ dadır. O kılavuz d a tarihtir.

yaşadı.

m i kısma, ithalatı durdurma girişim­

Daha

da

önemlisi

Iki

gün

kal a ,

işbirlikçi sermaye sınıfının iktidarın­ Türkiye'de

Silahlı

Kuvvetler.

dürülen. çok yönlü tartışmalara ne­

ca. istekleri kabul edilerek sömürü­ lerini sürdürme olanağı sağland ı .

den

çalara. Türkçeye denkdüşen kavram­

amaçlı olarak yanlış bir görüşe te­

lar bulmada son derece eaşarılıdır.

kiye'ye gelen ve gerçek anlamıyla ba­

Vi' es kutusu yerine kavrama kutusu,

mellendlrilmek isteniyor. Bu yanlışı

ortaya koymak. bu konuda tüm yurt­

ğımhhğın somut

paletli araçlar yerine tırtıllı araçlar

severleri uyarmak tarihin bize yük­

uluslararası kuruluşların sermayele­

denilmesİ

lediği yenı bır görev.

verilebilecek çok

örnekten

yatnızca

Türkçe

i ld s i .

sayıda

Bu

kullanılması,

kavramlano

fından aktarma. MHP yanlısı müste­ şarının " İsraf Ekonomisi" adlı yapı­ tının "Dildeki israr' bölümüne. TRT Işgalcısı Yalçıntaş'ın "Anayasa Dili" anlayışına ne derece denk düşer b i ­ lemeylz ama bunların kulağa b o ş gel­ diğin/ söyleyeb i l i r i z .

Mi l l i

Savunma

Bakanlığınca

ların " m i l li sanayi"den karşıl anacağı belirtiliyor,

Sorun,

tekerlekli

araç

Teke "Iekıl

devlet

sermaye birikimi

ortaya çıkmış. bu

birikim 1950 le rderı

sonra daha d a

kulağa hoş gelen kavramla dan biri

artarak sermayenin yoğun laşması ve

de "Tekerlekli Araç l a r " . Milli Savun­

merkezileşmesi olayına dönüşmüş ve

m a Bakanlığı

son 10-15 yılda tekelleşmeye yol aç­

ler Ş,obesl bu araçlarla ilgili b i r açık­

mıştır,

lama yaptı. Açıklamaya göre Silahlı

lişmiş

Kuvvetlerin tekerlekli

ihtiyacı

leşmelerden fark l ı yönleri var. Tür­

Bu

kiye'deki tekellerin dünya çapında ya­

araç

sanayi"den karşı tanacak.

"milli

amaçla. ordunun ıo y ı l l ı k çeşitli cins

Ancak bu tekeııeşmenin ge­ ' kapitalist ülkelerdeki tekel­

tırımları,

etki

ve güç leri

yok.

En

ve tonaJdaki taktik ve Idari tekerlekıı

öne m l i s i ,bu teke llerin işbirlikçi olma­

araç

oranda

ları ve ne kadar büyüyüp güçlenseler

yerlı parça kullanılarak. yurt içinde

de dışa bağı mlı hklarını sürdürmele­

Imal edilmesi koşuluyla ihaleye çıka­

rI.

ihtiyaç ları

en

yüksek

nhyor.

savunma sının

ister­

Bildiride ayrıca e lektron/k sa­

lerini. kendi ilikesinden. güç durum­

nayiinin kurulması konusunun- d a ele

d a kaldığında ikmal kesintisi olmak­

a l ı ndığı

s ı z ı n sağlamak istiyor, TUm Ilerici

Bu

amaçla da

"Elektronik Sanayiini Geliştirme Politikası Esasları" Kararnamesinde

yurtseverlerin.

öngörülen " Elektronik Sanayii Anonim

özlemi bu yönde. Bu nedenle açıkla­

Ortaklığı " n ı n

kuruluşunun

hızlandı­

ro lacağı belirtiııyor.

başta işçi sınıfı ol­

mak üzere asker ve sivil ayd ınların mada da

"milli

mek yalnızca

ve

SOSYALiSTLER

sanayi" kavramına

SERMAYE

list Ulkelerden sağlanan tüm yardım­

S ıN ı Fı

TIirkiye'de

üreti lemeyen

parçaları

kendi ü lkele. in den ithal ediyorlar. Bu . parc;'alardan bi rinin hulunmaması i.ire­ timln durm:ısı

demek. Aynen kritik

durumlarda A . B. D. nin uçak lastiği yollam�.ması veya Ataş'ta Mobil veya She l l ' i n üretimi durdurması gibi.

Anonim Ortaklığı " nı n hızlandırılaca�ı

belir­

ti liyor. 26 Kasım 1974 g\in ve 15074 sayı lı

Resmi

Gazetede

yer

alan

"Elektronik Snnayiiı'i Geliştirme Po­ litikası Esasl a r ı " na ilişkin kararna­ mede: "yurt içi talep seviyesi ve ima­ gözönünde tutularak ihracata dönük olmak üzere yabancı sermaye Ilişkisi Uzerinde

ç a l l ş l lncaktıl'.'·

deniliyor.

Bu hüküm de gösteriyor k ı bu sanayi kollarının

da

yeni

b ı r yutturmacasıyla

karşı

karşıyay ı z . Amerıkan askeri yardımı ne kadar bağ ı m l ı l ı k yaratıyorsa, em­

sanayiinin

devlete olmayan. bağı mlılık yaratıcı

kuruluş çalışmaları ve bunun gerçek­

hükümler taşıyan a , . ı aşmal,rla Ba�ln­

mını beklerneye ve bu somut olaydan

nan,

dış kredilerle özellikle yabancı

sermaye ile kurulmuş teke ııeree ilre-

Yazıda

vaş olacak veya Türkiye savaşacak. Son günlerde

Bu

nedenle

� .:ıvunma

Milli

Bütçesi 'ne ek . ödenekler

sağlanıyor.

Parlam ento

olağanüstü

toplantılar yapıyor. Savunma sanayii­ ni kurma amacıyla sağlanan ek öde­ nekler. planlı temel ilkelere dayan­ d ı r ı lmaksızın. yabancı sermaveli ya­ tırım larda. bağımlılık yaratacak bi­ çimde kullanılırsa . \·alnızca . sermaye sınıfına yeni maddi olanaklar sağlar.

ÇÖZÜM NEDİR? Clusal savunma sana�ıiinin ku­ rulması bir sorunluluk. Ancak bunun sağlanmasında

temelinde

önem le üzerinde du­

nılması gereken noktalar var. Özel­ likle

üzerinde

durulması

gerek"'!n

nokta. " m i l l i savunmamızın. y a l n ı z ­ c a yurt savunması gerekleri a ç ı s ı n ­ dan yeniden clü 7.enlenmesi ve örgüt­ lenmesi"d i r .

n i k san"yilne de değınilerek "Elek­ kuruluşunun

deği L .

durumunda. Ya d a Türkiye'yi savaşa

S::>zkonusu açıklamada elektro­ tronik Sanayi

işten

ran ö?el sanayi dışarıda pazar buLma

l i k fab rfka ları büyük ölçiide yabancı

bag1mlı1lk

ilişkisi var. " M i l l i l i k " içeride üret­ mek deği ı . tümüyle yerlı üretimi sağ­ lamak.

Savunma sanayi i n i n özel kesime bırakılması. işbirlikçitiğini mış

sermaye

sınıfını

ispatla­

doyurmaktan

öte bi r yarar sağlayamaz ve Türki­ ye'yi bağımlılıktan kurtaramaz. Tür­ kiye'de sanayiin ulusallığı düşüni.i1e­ meyeceği gibi

giderek

bağımlılığın

arttığına şahit olmaktayız.

Bu koş u ı ı ard a �(\il'kiye ' n i n ulu­

sat sav\lnm:;ı: sanay i i n i bir bütün için­

de düşürımek ve bi l' yandan temel sa­ nayileri

kurmaya

çalışı rken

diğer

yandan devlet eliyle kurulacak i ş let­ melerle sözkonusu sanayii geliştirme­ ye çalışmak

gerek i r .

Ama

mutlaka

tüm bağı m l ı lıklnrın orladan kaldırıl­ ması en önde gelen temel çözümdUr . . iki l i ve çok ta raflı anlaşmalarla k"U­ rula.n

DAHASı DA VAR Sermaye,

bu

gelişmelerden

sınıfından

ulaş'yor. Ordunun te­

derek güçlenecek. Bu güçlenme tekel­ leşmeyl

de beraberinde

ge' Irecek.

Tekel, devlete satacağı malın fiyatını tek taraflı saptar ve fiyatını', dl ledl­ ğ1nce yUksel! ebi ii r. YUrüyüş'te Ekonomisi

çıkan,

"Amerikan

U'lerine" başlıklı

yazıya

burada değinmekteyarar vaı·. Ameri­ kan

ekonom isinde.

Temmuz 1975 - ı o

.,

özellikle

ittifak lsrln

getirdikleri

artık

açıkça görüldU.

kerlekli araç ihalesini alan firma gi­

peryal i s t ilikelerden alınan, devletten

leştlr/lmesl ı ç ı n 1974 Kıbrıs bunalı­

dönUşmesi

sindeki amac; :labu. İç piyasayı doyu­

sermaye payı bulunmayan b i r yatırım

yana çözilme

Bu koşullarda sermaye s ı nıfı ­ nın

ne

özellikle "savunma sanayi i " denilme­

de yabancı

çekişmesi fiilen seı"maye

lara karşı ç ık ı ş ı n ı n haklılı!:ını tarıh

22

ü retip

çok mutlu olsa gerek. Llusal savunma

doğru ladı. Tarihin akışı geleceğı be­

-

istek Türkiye'de

sanayiinde devlet mi, özel sektör mü

ları b ı r görü ş . Sosyaııstlerln. bağım­

YÜ RÜYÜ Ş

araç

Ayrıca. zaman içinde güçlenen savunma sanayi i n i n b i r savaş s ' nayii­

Türkiye'de yok. En azından tüm las­

içinde

iŞBi R l i KÇi

lamalara karşın cesaretle savunduk­ lılık yaratan anlaşmalarla, emperya­

üretimin yurt

yerlı üretım demek.

Yıllar boyu. i l e r i c i yurtseverlerin tUm suç- .

savunma

izin

mevcut üretici lerden birine veri lecek.

larıyla. !eknoloJ)slyle. sermayesiyle

Ulusal savunma sanayiinin ku­

ı;lusal

çıkarı lacak bu

yapılmas' demek değiL. Tüm p�rça­

rulınası önerileri yeni değiL.

lirler,

dünya

teke llerinin

yer veri l m i ş . Ancak milli sanayi de­

ULUSAL SAVUNMA SANAYİ

lişmelerin TUrkiye'de de i � leneceğini söy lemek mUnecclmli k deği L .

latın yliksek teknik bilgi gerektirmesi Türki�'e,

açıklanıyor.

ve

sermayeye dayanıyor. Bunlar ayrıca

sektörünün

oluşturduğu elverişli koşullarda bır

Basın ve Halkla ilişki­

üret i m . ancak

Tekerlekli ar:ıç üretiminde du­

denli " m i l l i " olabi leceğinden doğuyor ve hızlı bir tekelleşmenin giderek ağırlık kazandığı ülkemizd� hangi sa­

veren bu

rum bu=-.dan farklı olmayacak. İhale­ ye

nayiin m i l l i liğinin ne tür bi r mercek­

örneğini

veı"diği ölçUde v e siirede yapı l abi l i r ,

üretebilecek mevcut yatırımların. ne

ve özel sektörü koruyucu politikanın

Kuvvetlerin kullandıgı,

yapılan

açıklanan bildiride. tekerlekli araç­

Türkiye'de.

i HALESi

Yabancı sermaye kanunuyla Tür­

riyle

le bulunacağında düği.imleniyoı".

TEKERLEKLİ ARAÇLAR

Silahlı

sanayii,

kapitalizminin

çeşit

Ticaret Bakanlığı'nın sermaye sını­

savunma

arttırabllıyorlar.

sürüklemek zorunda. Ya çevrede sa­

Amerikan yapısı araç. gereç ve par­

olan ulusal

biçimde

camaktan da kaçınmıyorlar. Aynı ge­

leri. Devlet, tüm yurtsever bürok­ ratlarırı çabalarına rağmen bunlarla

m l l U leştırilme lerine

Sermaye sınıfı Iktidarınca sür­

biı'

ğinde kend ilerine ters düşenieri har­

sağlanan hükümel değişikliği sonuc';.

YENİ GÖREV

hızlı

İşte. Kıbrıs

Ataş raftnerisindeki oyunları. Üreti­

ç ıkamadı.

fiyat ını, tüketici­

Devlelle b'utünleşmlş bu tekeller gere­

harekatı sı rasında Mobil ve ShelPln

başa

�a l l a r ı n

kadar

Hat ı r l anabtlecek

yakın örnekler bunlar.

k

lere mal satan tekp.llerden çok daha

Türkiye bunun somut örnekle-o rini

sanaviinde ver alan tekeller. devlete sattı ları

savaş

TUrkiye'de sosyalistler olarak. amaçlı olarak bu tür yanlış temelle­

re dayandırı lmaya çalışılan girişim­ lerin, geçel'li çözümler getirmeyecc­ ği inancını taşıyoruz. TUm yurtseveı'­ ler de bu düşünceyi payı_şmak duru­ munda. Son söz hUkUmetin olabilir. sorumluluk mutlaka cephe iktfdarıntn­ d ı r. Ancak bu yanlışlığın yine hatır­

tatılmas ında ve Silahlı Kuvvet lerin, bu konudaki çalışmalara katılan. i Le­ rici yurtsever teknik kadrosunun. ge­ rekıı girişimlerde bi r kez daha bulun­ masında yarar var. Aksi haldo, olay­

lar yenıden sosya listleri doğrulaya­

cak.


Dış ilişkileri • •

TUSIAD mı belirliy or ? Türk Sanay i c i l eri ve I�odomlorı Derneg; (kısa odırıo TÜSiAD) yen; bir girişimin i çi nde . Iran'den sonra Suud i Arabistan lo i l i�ki leri n ge l i�tiri lmesine çal ı�ıyor. Derneği n yayı n organında ıöyle yazıyor : " TüsiAD tarafı ndan baj­ lotdon Iran i l e ticari i l i ş k i l er i n , hü­ kümet/er düzey i nde sürdürUl üp gel işti ­ r i lmesi ve nihayet Devlet Başkanl arı aras ında i ki ü l ke yarar ı nasonuçlar ve­ rebilecek anloşmaların imzal anması �emnunluklo karş ı lanm ı ş t ı r . TüsiAD, Iran konusundaki tecrübenin olumlu so­ nuçları n ı n verd iği cesaret ' I e benzer bir i l işkiyi Suudi Arabistan iı adamları i l e tesis etmeye çal ı şmaktad ı r . it Yakın­ da Suud; Arabistan iş adam ları Türki ... ye'ye gelecek. Turkiye sermaye s ı nı fı do z iyareti iade edecek.

TÜSiAD

"r

KUikusuz bunlar rast lantı değ i l . Orta Doğu ı da Ameri kan emperya l i z ­ m i n i n iki önem l i bekçisi var : Amerikan ç ı karlarını korumak i ç i n , hal k ı n ı k ı z­ g ı n saç üzerinde k ızartan iran ve Or­ taçağ karan l ı kları nda yaiayan insanlar ül kesi Suudi Arabistan . Ameri ka bu i ki ü l ke l i gerici i ttifakına Türkiye ıyi de kotmak istiyor. TüSiAD ' ı n giriiimleri­ n i n bu yönde geliimesi gerçeklen i l ­ g i n ç . libya'nı n , Orta Doğu'nun bu i k i gerici ül kesinden ç o k farkl ı b i r durumu var,

SERMAYE S ı N ı F ı , DEVLET ve EMPERYALİ.ZM BÜfÜ N LÜCÜ

Sermaye sı nıfı nı n devletin gö­ revlerini y� kl enmesi pek yadırganmı yor.

Yadı rgamaman ı n hak l ı nedenleri yok deg i l . Sermaye sı n ı fı devletle öylesine i ç l i d l � l ı oldu ki kimsenin akl ı n a, Der­ nekler Yosası lna göre kurulmu� b:r der­ neğ i n , Türkiye'yi tems i l yetki sini ne­ reden ald ı ğ ı n ı sormak gelmiyor. Bakan­ I ı kların en yetki i i yerleri ne kendi i ç i n ­ den yetiime adam l ar ı n ı geliren serma­ ye sı n ı fı , yetenekl i-bürokratları zaman zaman kadrolarına aktararak devletle bUtUnl·ı;yor. Bu orada sermaye s ı nıfı n ı n eko­ nomide kari ı l aitığı tı ka n ı k l ı kları ha­ tırlarsak, u l kel erarası i l iiki l eri gelii­ tirmede devletin de önüne atı l arak aceleci davrpnmaları n ı n nedenini kav­ royabi liriz . Sermaye s ı n ı f ı n ı n i ki ö-

S ERMAYE S ı N ı F ı

TüsiAD, Türkiye'de s ı n ı f esasına göre kurulmu� derneklerden biri . Ser­ maye sı n ı fı n ı n i ç çel iiki lerini n doğur­ duğu farkl ı laima sonucu ortaya Çı kan ve büyük ö l çüde tekelci kesimin çı kar­ ları n ı kol l ayan bir dernek . 1 960'larda belirg i n l e�meye ba�l ayon sanayi l eime, sanay i c i kesimi tüccar kesiminden ayı ­ rarak, kendi adına ve ç ı karı na istem­ ler i l eri sürmeye zorladı . içten içe sü­ ren , finansman kaynaklar ı n ı n e le geç i ­ r ilm esi savai l , sanayici kesimle tica­ ret ve tar ı m burjuvazisi aras ı ndaki çe­ l iıkiye neden oluyor. Tüs iAD bu çe­ I i�ki ni n somuttaki görünüm lerinden biri. Sanayi ooalar ı n ı n ve bir üst kurulu� olarak Türkiye Ticaret Odalar ı , Sanayi Odaları ve Borsalar Bi r li ğ i 'nin yasal kurulu�lar olarak var l ı kları hat ı r l ana­ cak olursa TüsiAD ayrı l ığ ı ndaki anlam daha do açık olarak anla� ı l abi l i r .

EM PERYALiZMiN SADıK BEKÇ i LERi YLE i LişKi LER Türkiye'de dı� i l iiki leri düzen­ leyen , Türkiye'yi devletler katında temsil eden, i l i i k i l er i gel i �tiren , tüm onlaima yapma yetki leri ni , olanaklar çerçevesinde bünyesinde bulundurmaya çal ı ıan bir bakanl ı k var: Dliiiler i 80kanl ı ğ ı . Bo�ar ı l ı ya da bOiarı s ı z , an­ cak yetki O 'nun . Yasalar gereği böy­ l e . Fakat son zamanlarda bu bakanl ığa bir rakip ç ı ktı : Türk S"anay i c i l er i ve ii Adamları Dernegi . Gerçe�ten, iro n ' l a Türkiye ara­ s ı ndaki i l i�kilerin canl anması i ç i n i l k adımlar TüsiAD tarafından at ı ld l . Da ­ h o sonra Cumhurba�kanı ' n ı n iran z i ­ yaretine katı lan Çağlayang i l baikan­ l ığ ı ndaki Dliiileri Bakan l ı ğ ı heyeti , sermaye s ı n ı f ı n ı n ç ı karlar ı n ı yak ı ndan i l g i lendiren anlo�maları imzatadı . Ser­ maye s ı n ı fı mutl uydu . O tarihe kadar duragon bir görUnUme sahip TUrkiye­ iran i l i�ki l eri bir raya olurtuluyordu . ii adam l ar ı n ı n i r o n ' ı ziyaretine kadar bir Büyükelçi atamayı akı l edemiyen Dliiilerine, bu görev ı dönUilerinc.Je ii adamlarınca hatırlat ı l ı yor , aylarca boı bulunan Tahran ııuyUke l ç i l;g; de böy lece büyüke l ç isine kavuıuyord� , Bu sonuçton gUven olon TÜSIAD �imdi Suudi Arabistan ' ı n peıinde. Er­ bakan ' ı n beceremedi ğ i ni gerçekleitirmeyi amaç l ıyor. Ancak daha önce ku­ rulan ve geliıliri lebi lme olanağı çok yUksek b;r i l ;ıki daha var. Yal nı z bu ; I ;ık; C H P tarafından kuru l du. Geliı­ tirilmesi bu dönem iktidarlarına dutl U . Her nedense Dernek , Libya i l e yete­ rince i l g i lenmeye yatkın gÖrUnmUyor .

DIŞ TİCARET AÇıCı H I Z L A A RTI Y OR 1975 y ı l ı yaı�ıland ı , Yarım y ı l ı n dış ticaret bilançosu. fac ia. 677

2

ithalat

bin

t e k kelimeyle

milyar

dolara

367

ulaş ırken. 729

m i lyon

İthalatta ise hızlı artışa karşın a l ı nan önemli bir tedb i r yok. Her ne

799

ayı nda ayı

da

hızlı

artışını

m u h afaza

etti ,

kadaı' demirde

c'f

i gümrükle ithalat

bin

olanağı ortadan kalktıysa da �� iden hiç değilse bir kısım demir çeşilleri

Haziran

i ç i n aynı olanağın sağlanacağı söyle­

Hai' İ ı an

niyor.

dolar. İthalat

mesi öngörüıüyor.

ihracat

637 m i lyon 878 bin dolar dolayında. Açık. i m i lyar

yap ı l m as ı . iade 01'an1a1'ının yükseltil­

m i lyon

ithaı'au 480 m i lyon dolar.

Bu arad a . açığın tuzla büyüme­

Buna

karşın ihracat geçen yıla oranın çok

sine karşın

düşük b i r seyir i z.liyol', Haziran ayı

i hracatta tedbil' alınmaması.

dövize

ihracatı 104 m i lyon dolaı'.

çevrilebilir

yoluyla

İhracatın al'U ı n lamamasl cep­

gerek

ithalatta gerekse

mevduat

hesabı

yeni olanakların sağlanmasına bağla­

hec ileri huzursuz edlyoı'. Bu nedenle

nab i H r , Ancakbu son olanağın doğur­

ihracatı artırıcı tedbirler alıyorlar.

duğu bir sonuç var. Devalüasyon yap­

Ancak alınan tedb irler de para etmi­

ma olasılığı bit' hayli zayıflad ı . Mer­

yor. Bu

kez Bankas ı ' nın kur garantisi verme­

can

konuda

simidi

ençok

İhracatta

sarıldıkları

Vergi

bdesi.

Bu konuda bir dizi yeni tedbirler alı­ nıyor. Vergi iadesinin hızla ve derhal

si.

yapılacak

devalüasyonda.

farkın

ı8z1ne kaynakları ndan ödemIL�si run lu luğunu dOğuruyor .

EKONOM İK U ZMA!'J I)AN YOKSUN MUHAlEFET:

TüsiAD, iRAN'DAN SONRA ŞiMDi SUUDi ARABi s TAN ' I N PEşiNDE. DERNE K, N E DE NSE LiBYA iLE PE K iLGiLENMiYOR. BU E L BETTE BiR RASLANTI DE�iL . Ç Ü N K Ü , SUUDi ARABISTAN, AME R I KA' N I N ORTA DO�U BE KÇiLE R i N i N i Ki NC is i .

nem l i dar boğaz i var. Dı) kredi ve pazar . iç kredide s ı n ırlara gel inmesi , dı ) kt!diyi zorunlu kı l ı yor. Dıı kredi sağlamada karıı laı ı l an gU ç l Ukler bu tUr i l iiki ler i ç i nde çözUmlenmeye çal ı � ı ­ l ıyor. H ı z l ı fiyat artııları ise içeride satınalma gücünü k ı s ı t lad ı ğ ı ndan d ı� pazar bulmak zorunlul uğunu ortaya Çı karıyor, Bu açıdan iran ve Suud i Arabistan, petrolden kazand ı kları do di kkate al ı nırsa, önem l i i k i pazar ola­ rak değerlendiri lebi l i r . Ayr ı ca serma­ ye s ı n ı f ı n ı n tüm gücüyle ve tom ikti ­ dardayken en kısa zamanda dliar ı y l a iıbirl i ğ i ni yoğunla�tırması v e giderek, emperyalizmle bütünleimesi nihai 0 maçlarına do uygun dü�üyor . Amaç i ktidarlar ı n ı mümkün olduğunca uza­ tobi lme k . Ancak bunun zorluğunun far k ı ndalar. Dernekler Yasası , derneklerin pol i ti kayla uğra�amayacağı n ı hükme bağl ıyor. Bu hükmü yasaya koyan ser­ maye part i l eri . Ama sermayeyi temsi l eden bir dernek, bırakın i ç pol i t i kayla uğra�mayı , dı� pol i t i kada do etkin oluyor. HükUmet politi kası nı yönlen­ diriyor, daha ua ötede i l iiki /er kuru­ yor. Bunun önündeki parovana, "mi i ­ I i c.J ı � po l i t i ka" yutturmacası . " Dl i po­ l i t i kanın pol i ti k görü�lerle i l i�kisi yoktur" teranesi . As l ı nd a , sermaye s ı nı fı n ı n , dev­ letin d l i politi kas ı n ı resmi ya do gayrı resmi yol l ardan bel irlemesi arası nda büyük bir fark yok . Fakatasıl önem l i s i �u : Sermaye s ı n ı f ı na açı lan gayrıresmi kapı ları n ba�kalarına sı k ı sı kıya kapon­ ması . Dernekler yasas ındaki , u l uslar­ arası i l i�ki l er kurmaya nası lsa i zin ve­ ren hükmün sadece be l l i kuru lUilar i ç i n uygulanmas ı . " Mi l l i d 1 i pol i ti ka" teranes i y l e , kitlelerin ve i�çi s ı n ıfı nı n d l i po l i t i konı n bel irlenmesi ne katı lma­ s ı nı n engel lenmesi . Hattô siyasi parti­ lere bi le bunun yasaklanması ,

C HP

OSMAN SAFFET AROLAT MC Hükümeti kar�ısında ono muhol efet görevini sürdüren c:HP kurmayı ç o k önem l i bir k6nuda güçsüz l ü ­ ğ ü n ü h e r geçen g ü n biraz daha bel i rg i n iekilde ortaya koymaktad ı r . ECe,vit ve çevresindek i l er , tartı�malürı mümkün olduğU kadar .r:: konomik konular d ı � ına kayd ı r ­ maya çal ı �moktodırl ar . Bu demokrasi sorununun yüzey­ sel bir iekilde ele a l ı nması demekti r . Kimi l erine göre, b u tut�m öze l l i kle d ı � e konom i k meselelerde C H P ' n i n entegrasyonuno olan bag ı m l ı l ı ğ ı ­ n ı n , M C Hükümetinden b i l e daha sağ bir tutum doğu ­ racağ ı n ı n açı�a ç ı kması endiiesinden i leri gelmekted i r. ....i m i l erine göre, iç pol i ti kada C H P ' n i n i�birliğj helin­ de bulundugu büyük sermaye gruplar ı nı , öze l l i kl e Koç grubunu ürkütmeme Jil eğ i ne dayanmaktadı r . i�tanbul sermayes i n i n , Adana grubu kar�ı s ı nda son y ı l larda ye­ digi darbe ler kariısında, CH P'ye yakı nla�t ı gı , bu konu­ da MSP-CHP koa lisyonunun dağ ı lmas ı na etkenmesele­ ler çı ktığı , art ı k tartı�ı lması ve örtülmesi güç gerçekler olarak ortada durmaktad ı r . Ancak, bizim burada tartı �acağ ı m ı z konu ,bunun , biraz farkl ı bir yan ı dı r . C H P Merkez Yönetimi uzun bir süredir ekonom i k konu larda uzmans ı zd ı r . C H P'ye yaı ­ dıma haz ı r , ekonomi k konul arda bilgi l i birçok öğretim üyesi ve devlet görevl isi , Ecevit çevresindeki merkez kadrosu tarafından önemsenmemektedir . Ecevit de son yaptığı konuımaları ekonom i k konul ardan ç.)k pol i t i k mesel el ere dayamaktad ı r . Bir anlamda yüzeysel demok­ rasi mese l e l eri m i t i ng alanlaı ı n ı n en önem l i tarlı�ma konusu hal i ne getiri Imekıedir .

C H P ekonomi k uzmandon yoksun bir muhalefettir , Demirel bi l e Yük�ek Plan lama Kuru l u nda TUrkiye üzerin' de projeler bazında tortı�mayı sürdürmektedi r . C H P ' n i n buna verebi l eceği birçok cevap vard ı r . AP ve M C Hü­ kümetleri konı. ısunda yüzün üstünde projen; ' aksaması onlat ı l ı p bunun 30 m i lyar üstünde zarara sebep olduğu orlayo konulabi l i r , Ancak, bu ve benzeri cevaplar bu­ günkU CHP kurmayı n ı n gücü dı�ı ndadı r. Bilgisi d ı � ı nda­ d ı r . CHP kurmayı projeler baz ı nda, ekonom i k mese le­ ler bazı nda "Türkii'"'� had tasından yoksundu r. " Ülkenin " içi�leri mese l el eri n i " bi l en' bir Orhan Eyupog l u , gUnde l ; k siyasal polem;kler; yUrUteb; lecek bir Orhan Birg i l , maliye meselelerinde konu�mak duru­ munda kolon Deniz Baykal i l e güç l iJ bir ekonomi k mu­ halefet i n kurulmasına imkan yoktur. Parli i ç i ndeki m i l ­ letvek i l i veya çe� i t l i kademelerde görev olon uzman­ lar ise i merkez yönetim i tarafından hiçbir i�e karı itı ­ r ı lmaz hale getir i l mj�tjr . C H P i n i n 14 Ekim seçimleri sırası ndaki en önem l i s l oganlarından " H a l k Sektörü" M S P kadrolar ı n ı n agır sa l dı rı s ı na rağmen , hiçbir �ekilde savunulmamektad l r . C H P merkez yöneti m i n i n bu hakimiyeti devam ederse önümüzdeki se;im lerde de C H P kadrolorı nı n konu�maları ekonom i k i çerikten yoksun , demokrasi meseles i n i n yU­ zeysel ele' ol ı ndlğ l , emperyal ist teke l l erl e olon i l i�ki ­ lerin geı; i�tirildiği bir n i tel i kte sürdürUlecektir. C H P " rakam lar ı n konuiulmadıgı bir muholefetle iktidara gel ­ m e yolundadı r , "

yünüyüş -

22 Temmuz 1973

-

II

ı


c

Ambarg o oyununda yeni perde kUmetini s ı k ı şt ı rmakt ı , ImkUmeUn alacağı kararı önce­

Geçtiltimiz perşembe gUnü. Mi 1lIye�1 Cephe hUkümetlnln. Amerika'yu

Perşembenin gelişi. . .

verilen mUhletin sona ermesi ü7.crine

aldı�t karar Dışişleri Bakan ı n ı " yap­ tığı basın toplantısıyla açıklandı. Bu kuruı' , oyalama politikası.,ın ardığı son noktavı belgeliyordu Kamuoyu uzun

sürediı' "geç ici

stRtü'nün ne olduğunu öğrnemc bekle­

den

Dağın bu kez nedoğuracağı. gö­ liildU�U gıbı beklenmiyor değildI. Dış­ Işleri

uzmanları, Amerikıln scnalo­

sundan geçen son uzlaştı rma tasarısı­ n ı n aslında hiçbiryenilik �etirmediği­ MC hükümeti

n i uc:ıklaya dursunını,.

v iş i iç indeyd i . Daha bir ay önce sap­

Amerika ile kendisi arasında yeni b ı r

son haftaya kada i·

YÜŞ·ün i�. sayısında beııı·ti ldiği gıbı'

açıklanan

tandı�ı

için

belirlenmesi

" gecici

slalü " nün

ciddi bir adım atılmadığı YÜRÜYÜ "ün 1:1. sa"ısında V 8 7. ı l m ı ş t ı . Daha Dışiş­

leri bakanı SÖ7. konusu basın toplantı­ sını yapmadan önce. Pel'şcmbc günkü gazetelerde. geçici stutünün "Ameri­

kan hükümet inin kararınagöre" ayar­ lunacağı u<:ıkland l . Yine aynı perşem­ üsleri n be günü çıkan ga7.etelerde. bÜ�'ük

kapat ı lacağı

ilan

manşetlerle

"uzlaşma"nın peşi ndeyd i , Yine YÜRÜ­ Amerikan Kongresi i le Ford vönctimi danışıklı

arası ndaki

Tüı'kiye'nln alacağı rUmesini

aslında

döviiş

Nitekim

lG

Ha7.iran Çarşamba giinü, yenı tasarı-

111'1 Tems i l c i l e r l\h�clisi'nde göl' üşUI­ mcsinin bir hafta ertelendiği açıklan­

dı. Böylece, Tü rkiye'nin verdiği müh­ let doluyol'. konusu

ancak yeni b i l' gelişme olmuyardu. Amerika'nın

edili rken. kUçük puntolarkı bir ek va­

söz

re. , .

tasurıyı Kongre'dc bekleterek i\LC hü-

pılıvordu: Amerika n ı n tutumuna gö­

tutumu, amba ı'go�'u

------•

kaldıran

kısrne"

Çarşamba günü

GUvenlik Kurulu'nun

yapılan toplantısından sonra yayınla­ nan açıklamayd ı .

Açıklamada. hükU­

mete, önceden alınan kararları "uygun gördüğü tarihte" uygulamas ı n ı n tavsi­ ye

bildiriliyordu. Oysa. b ı r

ed i ldiği

a y önce yapılan

açıklamada,

geçici

statünün saptandığı ve sürenin dolma­ sıyla birl lktc gec:ici statünUn otoma­ tik olarak yürür lüğe gi receği söylen­ m i şt ! .

kaı'aı'ın gecikti­

amaçlıyordu.

Mıllı

gelişme.

Ilk

veren

haber

B i r lemenni

:

Li,:I'1 !JııııyU !i'1 \ :1.,1 -.vıırl.,.lIltln iur .... ) , dL� pflIJtiklı lf' "' IQlum '1'IIIOII'Jr tı/ı;� 'j,,, ollı r1l u�un l ı kioH·ıo !lö\lo�qmın. Bir tolum yersiz end'şd'�r Türkl�'o'yi ,ii' YAlun komşu lar ı

..

ile iU.şIcUer;ni tıuı.dolabına 1(,!ldırmayn ıtmiş. hf'l'.Jn(·R dışArdnlü mnr�eıJer8 b8u konu ln rd b8�lılık bızi y'I,ril7;iI�1ı <ı!ırlil"ı ,'mı,.tır 1963 \'0 It167'lIo Wlll"" \sır,'n )(lhrlR bıınA­ lımlarlOln "TtlrkJy�'d "eodln(.t .ıetlnnelilwrlo" I:.noınii rollı:tri oımıış1ur, t;rıroqır,d ·, "nDR. huntl sormadan" m.Ui t,:tkarlurlll1lı Içın hnrıJ • ••to

a

...

s.ıoçcbıie<:t:�imızJ dl..ı rıyt\·

Mi)fltordı�

a

r.UÇt·fl y

J(orçokloştiriJoo Kıbrıc: ıl.,rı, f hırııklltı jqı' dış politiknmııda LU yıldon bari Attıtın �Ur,11ı (Inım

lürın �onucudur. " Artık hiI7J �crçf!ltcrı �"buı etmek 7,nrundlı_ OrttJıJo�u'�'1J !(ü"mol:.. Islnoı ııı � " "-rindt'n ıçmok, Rusyo'�'ı ve pHyHoro"'!. d, ,I•• " ilan ctmok. üçüncii ntinya WkIJIr::ir,o YIIIJ"ıjnı,ltnfl

rı,

Türkiye'ye ne kaznnd:rauJ).:lr ? Tarih ve ':o4r�r'fun1Jl bll.ı �opmRı boSlarl j8klaşlırdıgı lslôm dii n ya",l ıl p()ıı:�k va okono­ mik alanda işbirliRi yapma� '1 i" ı i ( 'ye Rf1dec

Q

faydo getirocoKttr

V lı p"'trolU olindo DünYAnın "n 'Lilçlii �ilı i nçılan liir�i­ bulundu rfln Uı,t6do�u'ya ;ıl bir sUrc "1�O m solesini 1,. " )o'oın

A

lHrçut

icerisinde ('li/,",em(ı�j içııı ·.1·' .1':

..

hiç bir sebep

Ne var ki Dışişleri Bakan ı ' n ı n b a s ı n toplantısında ortaya çıkan başka birşey oldu. Geç ici statü'nUn yüriir­ Hiğe girmesi leknik h a z ı r l ı k l a ı' gere­ ğince "pek kısa bir süre" için erlele­

Bu

niyordu.

kararın. hükümetin

:ıha

önceki açıklamalarıyla tutarlı olarak açıklanmasının olanağı elbette yoktu, Çünkü , verııen bir aylık sürenin ge­

rekçesi de teknik haz ı rl ı k l a m ı .

Çarşamba günkü Bak a n l a r Kuru­ lu toplantısı sı rasında Dışişleri Baka­

n ı n ı n Kissinger'den birka<: tel efon al­ mesajların

Bu

verildi.

haber

dJğl

içeriği ise karanlık deği ld i . Amerikan

hükümeli. aradaki yumuşamanın teh­

likeyc atılmamasını ve Til rk hüküme-

Portekiz ------

Işçi sınıfı devrimi sürdürmeye kararlı II Tem muz'da Sosyal ist Partili

nonun Partisinin devamı olan Demok­

bir ·TIXSAL Kı:RTı: Lı:Ş

kend isini

HAREKETi·· olarak tanımladı. Bu n i ­

bakanları" çekilmesiyle sallant ı l ı dö­

ratik ve Sosyal i\lerkez (C OS), Kurucu

raıık Halk Partisi (PPD) nin de çekil­

Parti ve Demokratik Halk Paı' tisi'n­

p o l i t i k y a p ı s ı n ı saptamak durumunda.

luk" kurulmasını önermekte. böylece

deği şiklikler ve bir Llusai Haik �ıec­

b ı rakmayı a(,'ıkc:a

ş ı lamaya yöne l i k . vebu yüzden karşı­

nemegi ren Portekiz hükümeti Demok­

i\Iecliste kendisi i l e b i l'1ikte Sosyalist

alması sonucu. 17 Tem­

den oluşacak bi i' "demokratik çoğun­

me

kararı

muz'da düştü,

Türkiye'dc pek çok ilerici <:ev­

PKP'yi v� Poı'ıeki7 Demokratik l I a l'e­

rede de geçerli bir görüşe göre buna­

ket i hükümct d ı ş ı

l ı m ın kaynağında, "Sosyalist Partinin

ileri sürmekted i r . Tnbanı i l e ters dli­

koyması" (Rcpublica h i ç b i r 7.aman pSP'nin yayın organı olmadı. bk. YÜ

b ı r t a v ı r almak gereğini duymamaktu­

ga7.ctesi

" Republica" y a

işçilerin

el

rlivüş, S. 13) var. Sosyalist Parti YO­ neticileri Ise SKII (Silahlı Kuvvetler Hareketi) Genel « urulu'nun 8- 9 Tem­ mU7.'da aldıkı kararları öne sürüyor­ lar.

Psp·vc göre bu kararlarla SKH­

Partiler paktı

ihlal

Kurucu

ed i l d i .

Meclisin tüm vetkileri elinden a l ı nd ı . askerilcşt irildi. Mario

hayat

Biv�si

Soaı'es daha da ileri gitli. SKH'ni üL­

tipi bir dikta kurmaıda

kede Sala,ar suç lad ı .

Ekonomiyi

fe lce

uğratma

te!ıdltinl savurdu. Sosya l i stlerle bir­ likte Halkçı demokrat l a r da Gonçalves hUkümetini lerkctti .

4 Siyasal parti

ve askerlerden oluşan koalisyon böy­ lecedağıldı.

Bu noktaya kuşkusu?

bir­

denbire varılmadı.

Karşı-devrim uyumuyor Daha dün :;0 y ı l lık bir fa ş i z m i n pençesinde i n leyen kücücük b ı r Porte­ kizlın ç ı k ı p bü,iik sermayey i , onun teke llerini

hedef alması. ·'so8yali81

devrim" sürccine girmesi NATOtnun Avrupa

scrmayesinin

ha7.medcccği

b ı r olay de(:l l . içerdeki gerici yuvalar bu dış çevrelerle eşzamanlı ve eşgü­ dUmIU olarak Porlekl?devrim 8ürecl­ ne sürekli ıertiplerle karşı ç ı k t ı l a r . So8yallsl Partinin v e Demokratik Halk PartisPni" son kararı da bu tertipler ıçınde yer alıyor:

şerı b i ı' tavıı'la PSP bu konuda kesin d ı r . Üni vers i ıelerde sun'i o l a rak baş­ latılan öğrenci hareket l e r i , devrimci hükUmeti zor duruma dUşürmek için

Devrım Konsey i ' n i n yapısında gidilen Hsi formülü İşte bu gereksinmeyi kar­ devı'imci gHc:lerin. iç ve dış gericile­ rin

şimşeklerini

çekti.

Çünkü

SKH

Devı'lmin c:izgisini hiçbir ku şkl.ı�'a yer vcrmeyecek biçimde ortaya koydu: "Daha c:ok i ş . daha az lana ve somut­ ta i lerici p:ırtilerle b i r l i kte sosyallsl

giı'işilen grevler,

devrimi en son gerek lerine kad a r yii­ ı'ülmek . " Genel Kurul ' un deni7.ciler

len saldırılar karşıs ında PSP hiçbir

kanadı en küçük biryanl ı ş anl:ışılmayı

bazı

sektörlerde

Başbakan Vaseo Gon<:alves ' c yönelti­

lepkl göstermernekte. adeta bu girişim lerı onaylamaktad ı r . Üstelik, P S P yöncticileri. i ş i , sahte belg:elcl"dcn m cd e t ummaya ka­ dar vard ı r m ı ş l a rclı ı-, " Halk demokra­ sisi Poı'teki ... :dt: yürümez.. çünkU b i ­ :dm Sovyetler B i r l iği ilc ortak s ı n ı r ı ­ m l 7. yok" gıbı i l k e l anli- Sovyet tavı l' ­ larla nercye varılmak isteniyo r ?

Bu

tım araçlarının toplumun elinde bulu­ naca�ı s ı n ı fs ı z biı' toplum demek olan sosyal izmi kurmnk. amacıyla devrim­ ci iktidarı güçlendirmek, emekçi y ı ­ ğınlarla d a h a sıkı ilişkiler v e b.�lur kurmak 7.o l'undad ı r. "

tinin gitmesi istcnd i . gitt i . Amu bunun yerine KomUnist bakans17. bir hükUmel ml gelecektir sanılıyor? Hayır. lecek

olan.

hiçbir

Partinin

ge ­

temsil

ed l l m lyecep;ı bır hükümet olacuktır. ve bundan d a Sosyalist Parti

knzanç­

I ı çıkmayacaklır, Bu olumsuz tavrını yenı durumda d a sUrdürürse. PSP do­ itacak Honuçlar. da kallanaeak. bed el i ­

Devrimin geleceği

Bil' Devrimi başarıyn �ölül'ıne­ li

olan

siyasal

SKII'nin

iktidarcl ı ı' .

Inyacak b i r Iktidar

olmazsa devrim

ortaya ç ı ktılar, Evet. işçi sınıfı için sosyalizm özgürlükten ayrı diişlinüle­ mez, Portek i z devrimi. bu yUce ama­ Halkla

c ı gerçek leştirecek gUç t ed l r . SK H'nin bL'liği

iç ve dış

sürdükçc.

gericiler Devri m i zor tedbi r leri n lma. ya itmedikçe, k ı s ı n t ı s ı ? ola rnk. özgilr­

çoııu iculuk

bağdaşabili r.

devrim le

Devrım le bağtJ ışmıyan. knpilnl izmdir. bUyük lekellerın egem enliğidir, Halkın her alanda çok ve etkin bir bic:imde SÖ7. sahibi olabilmesi ic:in girişilen yerel örgütlenmelcr. ne sen­

l:ırına kağmen işçi sınıfı ve onun öncü öl·gULU PKP gitlikçe güçleniyor. Tabanda d a giiQ geçtikçe geniş­ leyen PKP·nin bugün. gençlik

litik, ekonomik ve sosval cephelerde

100. 001l'j aşan

gelişiyor. Ya iktidarı ellerinde tutan­

Aleyhlc girişi­

len tiim yalan vc kuralnmn kampanya­

üyeleri

ve

asker

üyeleri

kollurı d ı ş ında,

m i l i l a n ı va rd ı r . İşçi sınıfının siyasal hareketi olElrak PKP

lar hem kendı aralarında hem dl'tnban

ne kadar gelişirse.

Ile birIIp;ı sağlarlar, yada hUkümetlen

olursadcvrim d e o kadar ileriye gide­

çekilirler.

Olan bu. olacak olan bu.

iç ve dış geric i l i k

SKırnl

bölmeyı.

onu halktan koparmay ı ; içindeki ileri ­ ci unsurları ortadan kaldırmayı ve Iş­ çi smıfı

devrimcilerini

Hükümetlen

uzaklaştı rmayı 1stiyorlar, olnnca güç­ leri Ile bu yolda ç a l ı ş ıyorlar. Bu çok yönlU 8aldırll"r karşı."'''

tertıp peşinde oldulıu b i l iniyor. Caeta_

cuduyla loplanan SKH Genel Kurulu.

da P K P Uçlllönerisl n l ye n l led l : Parti;

YÜRÜY()Ş - 22 Temmuz 1975 - 12

mokratik düzeni kOl"\lmak olduğunu görmeden b i r özgürlük demogoj i s i i l e

tehli keye düşer. Gerici sald ı r ı la r po­

21 Haziran·da 240 k ı , ı ı l k mev­

dU ,manların ın

demokratik bir devlet kurmak ve de­

dikaların ve ne de , hele işçi s ı n ı fı n ı n

binbir

Devrım

bildikleri

yöneticileri

Partisi

konusu olmnm a l ıd ı ı'.

onayladığı devrimci Pı'ogl'am i uygu­

oyundurbu. �imrllki ko.lisyon hüküme­

H:ılk

yoldan şaşmad ı 1a r . İki tcmel görevin

öncüsü P K P ' n l n y e r i n i a I m a I a n söz­

işçi s ı n ıfı ka rarlı

lar Için de son kertede tehlikeli bır

oynayan­

va yaratmak . . . Ama PSP Demokratik

A. Cunhal"in bellrttiiti gibi. seçim ve

sos�ralizmin

"insanın insanı sömürmeyeceği . Ure­

de iyi bi l' Program yetme7.. Ası ı önem­

Bu oyunu

taband.a ortak eyleme elverişli bir ha­

ne olduğunu :

beli ı·tiyor

b i r oyun; uına sadece

için tehlikcli

devrim Iç in deği i :

görüşmelere b a ş lamak:

lüklerden yararlanma. Portekiz dev­ riminin belirleyici özelliği olacakt ı r ,

dar tUm çelmeleri başa r ı l ı ve serin­ kanlı bir karil r l ı l ı k l a alteden Devrim

ka r ş ı l ı k l ı

hücumları

arasınd aki

önlemek istercesine ayrıntılı olarnk

çok tehlikeli b i r oyundur. Bugüne ka­

n i de a it ı r b ı r biç imd e ödeyecektır.

Soares ateşle oynuyor

teliği Jle de ülke geleceğinin b i ç i m i n i .

ler

durdurmak;

cektir.

Bunun

ne

kadar güçlü

içindir ki

PKP halkı

bir leşmeye. SKH'nin devrimci do�rul­

lU8unda onun la bi rtik olmayu çn�ıı'l­ yor. Bunun içindir ki PKP bu blrll!!;in c:1nıenlosu olma görevini üstleniyor.

Bunun i ç i nd i r ki tüm geriCi girişim le­

ri n , tüm bölücü tertiplerin karşısına ç ı kıyor. işçi s ı n ı f ı n a özgil bır karar­ l ı l ı kl a devr i m i Ileriye götürüyoı·.


linin �'ar3r vermekte acelc etmemes i­ n i ist iyordu. fkınun anlamı, geçici statU'nün ertelenmosln t istemekten başka

birşey değildI. Daha önce, Washıngton'da bulun n ABD BüyU kel­ çisi

Macombe r ' l n .

oradaki Kam rnn

lı,.n ve Melih Esenbe l ' e

ayıu

d i le!tt

i lettiltl biıiniyordu. " Ol lek"le, Tem­ silciler

Mec l i s i ' ndeki

görü,melerln

beklenmesi b i ld i r i l iyordu. Ancak. ko­ layca

önceden

görülebileceği

gibi.

Temsilciler Meclisi 'nde konunun ele alınmasının gecikmesi üzerine Türkl­ ye'nin biraz daha bekleme sı gereki­ yordu.

Olay ların

arkaplan,

de biliyor .

dlitlnl ortaya koymakta. Yine bu m an­

laşmaları Ihlal etmesine bakıp. "Vay

tık, ikili anl8şmaların "karşılıklı 88wnma" Ile b ı r ılışkısı olmadıitını,

bunu nasıl yapar, bu nasıl mütteftk"

dolayısıyla bambaşka stratejIk hesap­

diye ş a ş ı rınanın da b i r anlamı olma­

lara

dıkını

Kaldı kl, Amerıkaının I k i l i an­

Anlaşma

giln bIraz daha ortaya çıkması karşı­

bır

sında çaresizlik ıçınde.

unutmamak

sonuca

geı'ek.

varmak, kamuoyunu

bu

sonuca ikna etmel( ve buna dayalı bl r

kü ortada mantıks.1 bır çelişki var.

Bu çelişki " anlaşmalarn riayet" ede­ blyatını bütünüyle çürUtUyor. Çel işki şu: Bir ülke, "ortak savunma" çerçe­

tıksal olarak ''kendi savunm a s ı n ı teh­

\merikan Kongresinde tartışıl­ makta olan tasarının. ambargoyla or­

la. öteki ülkeyi tehdIt ediyor. Bununı. d a kalmıyor Iş.

taya çıkan duruma hiçbir yenilik getir­ medlğlnl gizlernenln zorluğunu çeki­

kendi

silah satışlarını keserek. yani man­

yor. İkili anlaşmalar ı geçersiz saydı­ ğını ilan eden �IC. sankl şimdi anlaş­ maların hükümlerine dönülmüş

gıbı bir Izlenim yaratma çabasında. Oysa. yeni rormüle göre. Amerikan hüküme­

tinin Türkiye'ye karşı hiçbir taahhüde giremeyeceğini . Türkiye'nin muhata­ bının artık doğrudan doğruya Ameri- . kan silah firmaları olduğ nu kend isi u

likeye düşürmesi" gereken bir karar­

yine

'lortak

Tehdit

edilen

ülke.

savunma" gerp.kçestyle

topraklarında

kurulmuş

olan

üsleri kapatacağını. yani yine "kendi gü venıığini etki leyecek'! bi r d a vranı ş­ ta bulunacağ ını açıklayarak karşısın­ dakine m i a tHeme yapıyor� İşte Tür­

Çaresizlik

burada

bilmiyor.

Son y ı l l a r sermayenin çaresizlik y ı l ­ ları . B u çaresizlik d ı ş poULike al .nı ­ ta ıçınde MC temsilcisi İslam Ülkel9konferansına

katılıp

geri

döndi1 .

bütün "ortak savunma" nın tutarlılıktan yoksun

anlaşmaları­ olduğunu ve

-zay ılın kuvvetliye baltımlılığını glzle-

Fakat

Konrerans sonunda İsrail'In uluslar­

de buna

katı ld ı .

Peki

İsrail

kimin

mütteflklyd l . Türkıye klmJn mütlefl­ kıyd i ? 1tI rklye'nln Amerika ile itti­ fakı Orta Doğu'da ne gibi rol oynuyor­ du ? Bunlar elbette cevapsız kalacak­ t ı . Bu sorulara ilginç bır cevap Per­ şembe gOnkü

Tercüman gazetesin i n

zının foLoğrarını bu sayfada bulacak­

ülke

Için uluslararası

sınız. Yapıl acak lek yorum herhalde

ortamın zorladığı gereklcre sermaye­

sermayenin geleneksel taktiklerlnin

luk çektiğini göste rd I . Orta Doğu so­

dIğI. Ne var ki. özellikle Türkıye

runu karşısınd a alı nacak tutum MC 'nin

bi

nin kendini uydurmakta ne denli zo r­

önemli açmazlarında" b i r i . Çağlayan­ gii,

Knnferans'tan dönüşünde TürkI­

ye'nin sorunla ilgili görüşünü.

Arap

tin1ilerin

mantık.

Ulkelerlnln

konuda yine BUSUŞ Içindeyd I .

sözcüsünün yaptığı açıklamalar Tür­ kiye gibi bır

laşmaların

Bu

Arap

FKÖ'nU tanıdıkları açıklandı .

sütunlarında v e r a l d ı . Söz konusu va­

topraklarının boşaltılması ve " F i lls­

bu.

Yine Konrerans'ta

MC b u

Konferans s ı rasında v e ertesinde MC

kiye 1Ie Amerika arasındaki ikili an­ mantığı

k u l t anmı� olmaktan m ı korkuyordu ?

arası örgUtlerden ç ı kar ı lmasını iste­

na gltllkçe yayılıyor. Geçtiğimiz haf­ 1·1

kendı devletini kurma

halkının

hakkından BÖZ ederse ''komUnist alızı"

yen ,bı r karar kabul edi ldI. Türkıye

O r l a - Ooj! u

politika yürütmek mUmkü n d!'kl l . Çün­

vesi Iç inde bır dığeı' ülkeye yaplı!iı

İşte

mellnlerinln ıçınde dönUp dolaş.rak

Gerçekie MC a!izından ç ı kanla­ ge r i almanın ?orl\l� içinde. İlk

önce.

belgelemekte.

şımdı MC hükUmeti bu mantıitın her

bundan

Ibarettı.

d.y.ndıitını

lin

meşru hnkl ::ı rı r ıı n

olarak belirtli.

Iadesi"

ınasını büyil k b l r açıklıkla d i le getir­ kapitalist

ülkelerde

gi­

sermayenin

bu tUr "dönü ş"lerl l'ahatlıkla vapab l l ­ mesi kolay deği i . E n a7.ından serma­ venin siyasal temsilcilerinin değiş­ mesini gerektirecek nitelikte.

o

He le .

ü lkede sermayeyi temsil eden ikti­

Bu Ifade. en

gerici

darın içinde "Moskova' va bayrak dik­

sinde idi. Yoksa L\LC sözcüsü.

FiHs:.

yer alıyorsa .

Arap rejiminin ifadclerlnin dahj gı' ri ­

me" hayalleri ıçınde yaşayanlar d a

.

Avrupa güvenligİ çıkmaza sokuıuy or� WRKİYE ' İN TVTUivlU

TARTlS1vIA KONUSU

14 Temmuz 'da dUnya ajansıarı önemli bir haber geçti ler: Avrupo GUve n l i k ve i�bi r l i ğ i Konferansı 'nı n 3 0 Temmuz'da toplanması konusunda, çal ı�malara katı ­ lan 35 devlet arasında görU� birliğine ni hayet varı Imı�­ tı . Ne var ki aradan daha bir tam gün geçmeden yeni­ den karamsar bir havanın ortayo ç ı ktığı , h;ıtta görü�me­ lerin ç ı kmaza girdiği haber veri ldi . Haberde, ç ı kmaz­ daki en önem l i sorunun , askeri manevraların önceden bi ldiri lmesi i ç i n konulan 25 bin ' l i k asker s ı n ı r ı n ı n da­ raltılmasının Türkiye tarafından istenmesi olduğu bi Idi­ r i l iyordu . Türkiye'nin böy le bir isteği olduğu bundan iki hafta önce de açıklanmı�tı . Ancak daha sonra yeni bir açı klama olmom ı � , Cenev:-e'de yapı lan çal ıımalarda bcmba�ko konular ortaya ç ı km ı � , son anda Malta'nın i tirazı görüımeleri zorla�tırmı�tı . Ni hayet Mal ta'nın itiraz ı n ı geri almasıyla anla�maya varı ldı . Türkiye 'ni n , anlaimaya verıldı ktan sonra eski talebini yeniden ortayo ç ı korması , Cenevre'deki gel i�meleri geriden i� lediği ve iı iiten geçti kten sonraharekete geçtiği iz lenimini ver­ di . 14 'ünde varı lan karara ula�mak i ç i n onbir y ı l beklenmesi gerekm iıt i . Sosyal i s t ülkelerin temsi l ei leri 1 966 Haziran ' ı nda Budope�te'de toplanarak böy le bir konferans ı n toplanmasını önermi �Ierd i . Büyükelçi ler seviyesindeki i l k haz ı r l ı k çal ı �molorına ba�lanmasl i ç i n aradan 6 yı l geçmesi gerekti . Bu göruvne ler ancak 1972 Kos ı m ' ı nda Fransa 'nın Dipoli kentinde bailadı . Ertesi y ı l 3 i l e 7 Haziran günleri otuzbeı ülkenin dı�iileri Bakanları Helsinki 'de AGi K 'nın i i k a�amosı içi n birora­ ya geldi ler . Kanferonsın i ki nci aıaması , 1 973 Ağustos­ unda Cenevre'de baııad ı . Konferansı n i k i nci a�aması n ­ da gündem e g i ren çal ıımaların tomomlanması i ç i n bugU­ ne kodor i ki y ı l beklemek gerekti . Temel ilkeler

Son a�cmos ı n ı n ba�lama tarihi yine belirsizliğe giren AG i K ' n ı n i lôn edeceği temel i l kelerin zamanımız i ç i n tar t ı � ı lmaz bir önemi var. Bu i l keler ıunlar : Devlet­ lerin egemen l i k hakl arı nda eıi tli ğ i , kuvvete ya da kuv­ vet yoluyla tehdide ba�vurulmomosı , s ı nırların ihlôl edi ­ lemezl iğ i , devletlerin toprak butUnlUğUne sayg ı , uzlaı­ maz l ı k l ar ı n barı�çı çözUmü , i çiılerine karı�mama, insan hoklorıno ve temel özgurluklere soygı , holklorın hak eıi tliği . . . Ar t ı k gUnluk yoıom ı n po l i t i ko d i l inde çok rastlad ığ ım ı z bu sözlerin uluslararası i l iıkilerin temel i l keleri olorak i l ôn edi lmesi i çi n gereken çabaların bo­ yutu , bu i l ke l erin önem i n i kanı t l ıyor . Bu i l kelerin i k i nci bUyUk ve tarimel önemi , bir birinden ayrı toplumsal sistemlere sahip alan devletle­ r i n borıı i ç i nde birarada yaiomaları i l kesin i n , iki dUn-

ya sava� ı n ı n patladığı ve bugUn de i ki dünya sistem ı n ı n s ı n ı r çizgisinin geçtiği kı tada b i r "hukuk i l kesi" hal ine getirilecek olmas ı . Yine aynı ıek i lde, 1970 .Ağustos 'un­ da Sovyet-.A.meri kon anla�mas ı yl a ba�lamış olan "yumu­ �ama" , böylece Avrupa düzeyinde yeniden doğrulanmı� oluyor . Engeller

Son haftalar hatta aylar, Konferans çal ı ımala­ r ı n ı n sUrdUr UldUğU Cenevre'de yoğun ve yorucu çal ı � ­ malora tan ı k oldu . Konferans ı n son �amas ı n ı n Temmuz sonunda toplanmas ına yöne l i k çabalar Avrupa l ı kapi­ tal ist ul kel erden gelen buyUk engel lerle korı ı l oıtı . Son olarak, tarihin saptanması i ç i n hoftal ar ı n geçmesi ge­ rekti . şu anda bir kere daha, harcanan çabalar bo�a g i tme tehlikesiyle kar�ı karşı ya. Konferans ı n yığınla engel l e kar�ı l a�masına �aı­ mamak gerekl i . Herieyden önce Konferans Avrupa'du t i ki oplumsal sistemin varl ı ğ ı n ı n tan ı nmas ı n ı gerektiri­ yor . Lôflarla bu gerçeği tanıyan Avru pa l ı yönetici ler gerçekte ise bu gerçeği ortadan kaldırma hayal lerinden kurtulmuı değ i l ler . TUm Avrupo'do iıbi r l iği n i n geliı­ mesi , daha i l erde ortak bir gUven l i k sisteminin olu�tu­ rulmos ı n ı , devletlerin askeri çabalar ı n ı n koordine edi l ­ mesini ve topyekun s i l ahsız lanmayo doğru gidi lmesini gerektirecek n i te l i kte. Bu ise , kend ini gittikçe gUven­ siz l i k içinde hisseden Avrupa kapitalizminin ve onun l iderliğini hôlô koruyan Amerikan emperyal izminin ko­ lay kolay razı olobi leceği ıey d_ğ i l . Avrupa savunma birligi

Bir yandan tUm Avrupa'da iıbi rl iğinin geliıtir i l ­ mesi yolunda sosyal i s t ulkelerin çabaları birbirini ka­ valarken, diğer yandan " KUçUk Avrupa " n ı n kendi i ç i nde yeni askeri kombinezonlara hoz ı r lanması bunun en iyi kanıtı . Bu kambinezonları açığa vuran en yakın açık-

lama, AET Komisyonu 'nun açı klamas ı . Açı klama tari'ıi Temmuz . Açı k l amada�öy l e denil iyor: " Avrupa birliği , ortak bir savunma üzerine yükselecektir . Avrupa 'n ın dış politika alanında birliği , zamanı geldiğinde, zo­ runlu olarak savunma alanı nda da sonuçlar verecek t ir . " Avrupa kapital izminin savunucuları , tasar ladı k ­ l arı "birl iğin" emperyal ist n i tel i ği n i gizremek i ç i n bu­ nun NATO'dan ayrı bir olgu olduğunu, hofta Avrupa' nı n bağımsı z l ığ ı n ı amaç l adı ğı n ı i leri sürüyorlar . Bu id­ dianın geçersizliği y i ne söz konusu açıklamada d i l e ge­ l iyor. Şöyle deniyor: IIAtlantik ittifak ı , Kıta Avrupa­ s ı n ı n gUvenl iği nde bel i r leyici bir rol oynamaktadır ve oynamaya devam edecektir; ancak, birliğin güven liğ i , uzun dönemdeki bUtUnlUğu v e halkların dayonliması , birliğin kurulması anında savunma sorunlar ı n ı n sadece bir kenara bırak ı l ması hal inde yeteri nce korunmom ı ı olacakt ı r . " AG i K çal _ ımaları nda AEPhin dokuzları ndan gelen enge l l erin önceden hesaplandığı çe�itli ieki l l er­ de ortaya ç ı ktı . Bunun yeni bir örnfllğ i de önceki hafta görUldU. 8 Temmuz'da Dokuz 'ların dı� bakan lar. Roma­ da bi raraya geldi ler . Bunun hemen ardı ndan Cenevre­ deki delegasyan lar , toplantı tarihiyle i lg i l i kararı n bir hafta kodar al ı nmaması n ı ve o zamana dek sorunlar çö­ zU IUrse 1 5 Temmuz'da karar a l ı nmasını istediler. Ceııevre'deki açmaz �u ana kadar çözulmü� de­ ğ i l . Konferans çal ı ımolar ı n l h iu ona dek kar� ı l a�tığı zorluklar bir tek olguyu gösteri yor : Yumuıamaylo elde edilen sonuçları n h ô ç de koloy l ı k l o elde edilmed iğ i , yumuıama olgusunun emperya l i zm i n n i teliğini deği�tir­ mediği ve eldeki kazançların korunması i çi n harcanan çobalara ara verilınemesi gerektiğ i . , Çı kar ı l acak i kinci hisse TUrkiye i l e i lg i l i . TUr­ kiye Cenevre'deki tutumuyladunya devlet leri ve barı�­ Çı gUçler önUnde bir sı nav verecek . � anda bu s ı navın en baıar ısız noktas ı nda olduğu ve MCnin dizgin leri a l t ı nda doha da açmaza gömüleceği görUlUyor. Bundan b!ıy le MC barııçı l ığını kime anlatocak? i

YtlRtlvUŞ

-

22 Temmuz 1975 - 13


Uzayda buluşma Sovyet v e Amerıkan uzay araç­ larının uzayda buluşmasını ve uzayda ortak deneyler yapılmosını öngören Apoııo-Sayuz projesı bugünlerde ta­ mamlanmı ş olacak. Uzay çalı şmalarında en ileri düzeyde olan Iki ülkenin. çulışmala­ rındakl yükleri paylaşmaları ve lş­ birU� anlamına gelen bu deneme, uzay çalışmalarında yenı bır dönemin açılışına tanıklık ediyor. İki devlet arasındaki lşblrlijti. uzayın barışçı ve insancıl amaçlarla kullanılması olanaklarını geııştlrlyor. Yine bu lş­ birııği. il\Sanhğ!n aynı yöndeki çaba­ larının birleştirilmesiyle. eskisine göre daha fazla verım elde edilmesi­ ne yönelik. Apollo-Sayuz proJealnln özelli­ ğine gelince. bu deneme, özellikle uzayda insan hayatının güvenliğini artırmayı ve gerektiğinde uzayda 91'1zalanan bir aracın dOnyadan atılan yeni bir araçla kurtarı lmas! sistemi­ ni geliştirmeyi amaçlıyor. İkinci ola­ rak da uzayda ortak deneyleri öngörü­ yor. Kuşkusuz. ortak uzay ç-a1ışma­ tarının barışın pekişmesine yardım etmesi. SSCB ile ABD arasındaki yeryüzündeki siyası ilişkilerin bu amacı destekleyen yönde gelişmesine bağlı. Ne var ki . uzay çalışmaları-

mn artaklaı;ıt ırılması. farklı sosyal sistemlere sahıp ülkelerin barış Için­ de birarada yaşamalarının insanlık ıçın nasıl yararlı sonuçlar verdillinin bir kanıtı. Ywnuşama politikasının hangi aşamaya vardıjtının bır göater­ ges!. Sayuz uzay gemisi kumandanı Aleksey Leonov. bir gazetecinin. "Ulkelerimiz ıçın. genel olarak uzay bilimlnın �el!şmesi ıçın uçuştan han­ gi sonuç ları bekliyorsunuz ? " şeklin­ deki sorusuna şu cevabı verd i : " Bu soruya. ortak uçuşun bi lim­ sel ve teknik öneminden değil. bu de­ nemeılinyapılması gerçeğinin insanla· rın akıl ları üzerinde yaptığı etkiden başlaya ı'ak cevap vermek isterim. relevizyon ekranlarında bizi llk kez gören -ki bu yayımları mi lyonlarca Amerikalı Izledi- herhangi bır kimse sanık la hayrete dUştü: Bakın. bunlar normal deııkanlılar. düşünebi liyor. şaka yapıyor. çalışabiliyorlar. Biz. uluslararasıgerginliğin yumuşaması­ nın aleyhinde olanlar tarafından nasıl bır propaganda yürütüldüğünü biliyo­ ruz ve astronotlarla ortak çalışmamı­ zın bu propagandaya hissedilir bir darbe indirdiğine inanıyoru z . " "Okyanusun ötesinde bulunan ben, pek çok Amerikalının en çeşitli

------

SOVYET KOZMONOTLARI KUBASOV VE LEO N OV ÇALI ŞMALAR SıRASıNDA alanlarda Ulkelerimlzln lşblrıııtınln geli şmesinden yana olduğunu kaç kez gözledım. Birleşik Devletler'de. önü­ müzdeki uçuşu. giderek daha Cazla ülkeyi kendi yörüngesine çekecek olan uzay biliminın gelişmesi ıçın özellik­ Le yararlı sayan aklı başında kişile­ rin oldukça fazla olmasından çok mut­ luyum. ,. " Kuşkusuz. uçuşumuz uluslar­ arası işblrliıtı yolunda sadece ilk adımdır. Fakat şimdi uzayda Sovyet­ Amerikan işbirliğinin devanu için ilginç planlar tasarlanması sevindi ri­ cidir. Kuşkusuz bunların gerçekleş­ tirilmesi. dünya etrafındaki boşlukta uluslararası işbirliğinin geniş şekil­ de gelişmesi dünyadaki tüm insanlara yarar sağlayacakt ı r . . '

Cezayi r

1975 yılının öneml! uzay çalış­ maları sadece Apollo-Sayuz proJesiy­ le sınırlı değil. Geçen Hazıran'ın 8 ve Wünde. Sovyetler Bırlığı' VenUs gezegenlntn ve çevresindek i alanın araştırılması amacıyla VenUs-9 ve VenUs-lO'u uzaya göndermlşti.n! . İki araç Ekim ayında Venüs'e ulaşa­ caklar. Araçlardan biri gezegenin yü­ zUne inmeye ve oradan dUnyaya çe­ şllli bilgiler göndermeye çalışacak. i i ve 21 Ağustos'ta Amerikalı­ ların Mars'a iki araç göndermesi bekleniyor. Gönderilen araçlar Marsra 1976 Hazl ran'ında ulaşacak. Viklng adı verilenbuproje. Mars'da geçmiş te kalmış ya da şimdi varolan yaşam � biçimlerini aramayı ve kendi güneş s istemimizde yaşamın nası i başlayıp geliştiğini anlamayı amaçlıyor.

------�---

Dönüm noktasında geriye bakış Cezayir önem l i bir dönUm nokta­ sına gelmi� bulunuyor . 1 30 y ı l l ı k sömür­ gele�me süreci sonunda Fronsız emper­ yal izminin boyunduruğunu kıran Ceza­ yir 'de, yeni anayasol reforml ar ı n yü­ rürlüğe konocağı bildiri liyor.

BiRAZ TAR i H

Fransa'nın Cezayir'del�i ticari Çı karları nı yeri nden gözetmek i çin bu ü l keyi ele geçirmesi 1830 yı l ına rastlar. Frans ı z j�galiyle birli kte, i�gale kar�ı direnmeler de ba�ladl . 1945 yı l ı , Ce­ zayir hal k ı n ı n bağımsızl ı k isteğ i n i , toplu o larak i i k kez açığa vuru�una ta­ n ı k oldu . Setif'te meydana gelen bir olay sonucu öldürülen 100 kadar Fran­ sız 'o kar�ı 45 . 000 Cezayir ' l inin öldü­ruldUğü tarih kitaplarında yazı l ı d ı r . Cezayir'de ;ömUrgeci lere kar�ı en buyuk ayoklonmo 1954 yı l ı ndo boj­ l od ı . Bu tarihlen sonra giderek yoğun­ la�an bağıms ı z l ı k mücade lesi , 1 962 yı ­ l ı nda boğıms ı z l ığı n kozonı lmasıyla nok­ tolondı . 1963 y ı l ındo Ben Bel l o U i ­ kenin i l k cumhurba�kanı seçi ldi . Ben Bel l a yönetiminin hal ktan yana giri�im­ leri kor�ı�ında havat olanı daralan ' burjuvazi U l kede kar� ı devrimci yol lara boıvurmoyo boılod ı . Ben Bel lo 1 965 'te askeri bir hUkUmet darbesiyle iktidar­ dan uzaklaıtı rı l d ı . Darbe sonundo i k t i ­ dara g e l e n Bumedyen yönetimi , bur juvaz i n i n umduğunu vermed i . Yeni yö­ netim sosyo-ekonomi k al anda olumlu giriıimleri sUrdürdU . Cezayir �imdi bir dizi onayasal reform ları n eıiğinde . U l u ­ s a l Hal k Mec lisi 'nin v e cumhurbaıka­ n ı n ı n seçimi gibi konuları kapsayan bu reform tasarı ları , ' U l kede siyasal ha­ yat ı n demokratikleıtirilmes i ' olarak yorumlanıyor.

KAPiTALizM E KARŞI

Bağıms ı z l ı ğ ı n kazanılması ndan sonra Cezayir HukUmeti iıe ba�larken hedeflerini ıöyle ortaYQ koydu : Savaıı n y ı ktl� JI ekonomiyi canlandırmak, i l eri bir ekonomi kurmak , kırda ve kentte oturan i nsanların yaıam dUzeyini yUk-

YlJRUYlJŞ - 22 Temmuz 1975 - 14

\

seltmek. Bu temel hedefle'; gerçeklej­ tirmede Cezayir yönetimi , aslı nda bir­ birine s ı k ı sı kıya bağ l ı iki �eyi reddet­ t i : 1- Ulusal ekonom i n i n yabancı bo­ yonduruğuna girmesini ; 2- ,Kapi talist yoldan kal k ı nmayı . Hüküme t , sava� sonras ı n ı n o güç ko�u l larında kararlı bir bdım attı ; yabancı l ar ı n sahip oldu­ ğu fabr i ka l arı , madenieri ve bankaları m i l l i l e�tirdi . D ı � - ti caret , kitle haber­ I ��me araçları ve u l a�ı m olanaklar ı n ı n önem l i b i r kısmı devletin kontroluno geçir i ldi . Aynı zamanda, yabanc ı l arı n kaçarken terk ettikleri topraklar Uze­ ri nde kendi kendini yöneten kamusal ç;ftl; kler kuru ldu . BugUn kırsol bölge­ lerdeki kamu sektörünUn temel i n i bu kuruluılar olu�turuyor. Cezayir ' i n sanayileıme al an ı nda­ ki ba�arı ları söz götürmez . Cezay irl i iktisat ç ı l ar ı n tahminlerine göre sanayi , 5-6 yı i içinde gayri safi ulusal has ı l a­ n ı n yarısından çoğunu oluıturacak. Cezayir HukUmeti , gerçekçi ve uzok görUıl U b;r yokloı ı m l o , ulke ; ç ; n tamamen y e n i bir ekonomi dal ı n ı , de­ mir-çe l i k sanayi i ni kurdu . 1980'lerde, Cezay i r ' i n çel i k i hraç edeceği tahmin edilmekte. Cezayir U l usal Petrol Şirketi 'nin (SONATRACH) yöneH ci le'; , bu eko­ nomik gel i�menin teme l i n i petrolUn oluıturduğu ve ge lecekte de olu�tur­ maya devam edeceğ i görUıUne kat ı lm 1 yar ı tır. Diyorlar ki , " Gerçekten de bu hammaddenin ihracı bUyUk gelir sağ l a ­ maktadır . Fakat biz b u kaynağı Ba tı ­ daki bazı çevrelerin di ledikleri bi ç i m ­ de kul l anmak istemiyoruz . E n erj i kay­ naklarımız sonsuz deği ldir ve Cezayir yalnı zca petrol e daya l ı bir ekonomiden kaçınmaya çal ı �moktad ı r . Bi z , petro l ­ d e n sağladığımtz gelir leri , istikrar l ı v e bağıms ı z bir ekonom i n i n teme l l erini oluıturmak i ç i n , sanay i i n geliıtiri lmesi ve modern bir tarım sektörUnUn kuru l ­ mosı i ç i n ku l lan ıyoruz . " Birkaç y ı l önce durum tamamen

farkl ı ydı . P� t � ol i�i yobancı teke l lerin e l i nde y di . Bağ ı m s ı z l ı ktan hcmen sonra­ ki y ı l larda HükUmet, devletın petrol ve doğal gaz üretimindeki katk ı s ı n ı artırmak i ç i n bazı tedbi rler aldı . SO ­ NATRACH , o günl erde kuro ldu . Ancok bu tedb; rl er yeters;z koldı . 1971 Şubo­ tında Devlet, bütün yabancı petrol �ir­ ketlerinin hisselerinin % 51 ' i ne el koy­ du , Aynı zamanda bUtün doğal gaz kaynakları m i l l i le�tir i l d i . Petrol üreti­ m i n i n bUyük bir kısm ı ve Cezayir top­ rakları ndaki petrol boru hatları devle­ tin malı oldu . Bununla birli kte yabancı �irketler pes etmedi l er. Uzmanlar ı n ı geri çağırdı lar, Cezayir ' e kar�ı boykot u yğu l adı lar ve Cezayir petrol ünün u l us ­ lararası pazarlarda satı ı ı n ı önlemek i s ­ tedi l er. Ne var ki butUn bu giri�imler ba�arı l ı olamadı . 1 973 yı l ı nda sona eren Birinci Dört Yı l l ı k Plan çerçevesinde, ü l kenin sanayi le�mesi n in teme l l eri atı lmı� , kır­ sal olanl arda geni� çaplı deği�imler bOj l o t ı l m l j oldu . 1973 y ı l ı ndo sermoye yat ı r ımları , 1969'0 oranla üç kat arttı . Yuksek öğrenimde reform gerçek le�ti ­ r i Idi ; yeni öğretim kurumları açı l d ı . Okul çoğındok; çocuklor ı n tUmUne te­ mel eğitim olanakları sağlandı . Yine 1 973 yı l ı nda, toplumsal re­ formlar alanında bazı önem l i adı m l ar atı ldı . Tarım i�çi l er i n i n asgari Ucreti 0/0 25 , sanayi ve hizmet sektöründe çal ı �anl orı nki ise % 20 artı rı l dı . Üc­ retsiz tı bbi bakım uygu l amaya konu ldu . YUzbin'den fazl a iıçi çal ı ıtıran onbir komusal endUstri kurumunda, iıçi l eri n karar organ l ar ı n a seçi Imesi sağlandı . Çal ı ıanlar ı n yönetimde etkin bir rol oynayocağı anlamına gelen bu giri�im , 1971 'de kobu l ed; len Kurumlorın Sosyo­ l ist ÖrgUtlenmesi Yasası ' n ı n gerçekleı­ tiri l mesi için otı l m ı ı bir i l k adım nite­ l iğ i nde . Cezayi r l i bir se ndi ka yöneti ­ cisi , bu uygulamanı n gel ecekte özel sektör kuru luılar ı n ı da kapsayacağ ını belirtiyor.

TARIM Cezay i r ' i n kar�ı kar� ıya bulundu­ ğu en büyük sorun , k ı rsal olanlarda köklü deği�im sağ l anmas ı . Boğıms ı z l ı k­ ton sonraki i l k yı ii afda , kendi kendini yöneten kamusal ç�ft l i k leri n kurulması , mücahitlere toprak dağ ı t ı lmos ı , köylü­ lerin yalnızca küçükbir bölümünü kop­ soyabi idi . Sanay i l e�me alanı ndaki ba­ �arı lordan sonra , toprak reformunun, ya da Cezayi r l i l erin deyimiyle 'Tarım Devrimi 'nin gündeme a l ı nması olanak kazandı . " Toprak i�leyenindir" i l kesine göre hazırlanan Tarım Devrimi Yosas ı , 1971 KOS l m ' l ndo kobu l ed; ld; . Cezayir'de bugün dokuz m i lyon hektar l ı k tarım arazisi ve sekiz m i lyon­ luk k ı rsal nufus var . Kamusal ç i ft l i k v e sova� gazilerine a i t tarımsal koope­ ratifler, tarım toprakları n ı n Uçte biri­ ni ol u�turuyor . Geri kolon üçte i ki Uzerinde ise be� m i lyon i nsan yaıamaya ç al ı �ıyor. Böylece, Cezay i r ' i n kırsal alanlar ı nda en be l i rgi n yapı halen özel mülkiyettir ve bu kesimde tabakala�ma ve s ı n ı f çatı�ması keskin biçimler 0 1 mııtı r . Toprak refarmu uyg'Jlamas l O ı n i l k 0ıomoSl 1972 y ı l ı ndo gerçekleıt; . Dev­ lete ve kamuya ait topraklar , özel bir komisyonun gözetiminde, köyl Ulere dağı t ı l dı . Uygulamanın i ki nci ve daha korma�ı k aıaması ise - özel mulklerle ô1gôl; Ojomo - 1 973 yozındo yUrürlUğe kondu . Böyl e l ô kle toprok reformu doho önem l i bir sosyo-ekonom i k içerik ka­ zandı ve doğol ol orak var l ı k l ı s ı n ı f l a ­ r ı n direnmesiyle kar� ı l o�t·ı . ı . Cezayir'de uygul anacağ ı b i l ­ diri len anoyasal reform ları , halkrnı yönetime daha etki n bir �ekilde katı l ­ ması amac ı y l a geçtiğimiz y ı l l arda ya­ pı lan giriıimler ve öze l l i k l e tarım se k ­ törUnUn yeniden ve daha radikal bir biçimde örgütlenmesi hedefine varma­ da sosyo - pol i t i k olanakl ar yaratma jek l ô nde değer lend;rmek mUmkUn.

1


KOLTOR VE SANATTA

Cumhuriyet edebiyatı niı ? H i KMET ALTIN KAYNAK Edebiyatla uzaktan yakı ndan i lgisi olan herkes bil iyor artık TUrk Di l 'nun c;olı�malar ı n , . Türk D i l Kurumu ayda bir dergi çı kanyor, ara 51ra sözcükler üretiyor, törenler yaporak, Un ve Ö<WI dağı tıyor, i htiyaç duydukça �o ki taplor yay ı m l ı yor . Atatürk'ün miras/yı o geçindiğinden parasal hiç bir sorunu dU�Unmüyor . I�te bu kuru m , ihtiyaç duymu� olocak !d (50 y ı l ı nı doldu­ ran Cumhuriyet için) Cumhuriyet Yazı nı ndan Örnekler adı. bir ontaloji yo­ y ı m l ad ı . Üstunde duru lup, kıyasıya eleıtirilmesi gereic:en bu ontaloji neden­ se, unululdu, kimseden bir ses çı kmadı . Bel ki bunun nedeninde gizlenen, tUzUğUnUn 4. maddesinde "devrimci i i k" yaz ı l ı olQn Türk D il Kurumu 'na du­ yulan bir çe�it soyg ıydı . Kimbi l i r ? Ama Türk Dil Kurumu , yayımladığı bu antolojiyle kendi amaç ve i l kelerine ters dÜitü. Edebiyatçı l arı olduğu gibi , okurl ar ı n ı do hayal kırı k l ığına uğrattı . Şunun i ç i n : Cumhuriyet Yaz ı n ı ndon Örnekler antalojisinde, Cumhuriyet edebiyatı bütUnüyle yok . Var .,Ian , ba�lang ı cl Tanz imat'a dayanan bir dönemi n ürünle­ r i . E l l i y ı l ı do kucaklayamamı� üste l i k . Yazarların sanatçı kj�i l i klerine de­ ğ i ni lmem i � . Kısa hayat h i kôyelerinin yanı sıra, eksik veri len eserleri 5lra­ lanm ı � . Seç i le n örneklerde kısa metinler , duyguya dayalı bu lan ı k , kapal ı , sözüm ono sanatsal ürünlere önce l i k tonınm l i . Her �ey bir yana, iiin üzUcü, dÜiündUrUcU ve haksız yanı ise , toplumcu/devrimci ne kadar yazar, ioir, e le�tirmen varsa, antolo i iye a l ı nmam ı � . Ama geri ci ler i l e ikinci Yeni ve o ç i zgiyi biraz aian (topl umcumsu) edebiyatçı lar bai kö�e ed i lmi� . 78 yazardon ancak toplumcu/devrimci LO kadar yazara lütfen yer ayr ı l ob i l m i � . iite benim de elejtirmek, üzeri nde durmak istedigim konu bu . Kim bu �oir, hikôyeci , romoncı ve ele�tirmenler? Kim hazırlamı� bu antolojiyi ? Ba�ta Nôz ı m H i kmet olmak üzere antolojiye al ı nmayan �airler �unlar: Hasan izzettin Dinoma, i l hami Bekir, Ercüment Behzat, A. Kodir, R ı fal l igaz, Ömer Faruk Toprak, Can YUcel , Enver Gökçe, Suat T05er, Cahit Irgot, N i ­ yazi Akıncıoğ l u , Fethi Giroy, Şükran Kurdaku l , Mehmet Kemal , Hasan H ü ­ sey i n , Nevzat Üstün , Muzaffer Arobu l , Sabri Al t ı ne l , Berin Ta�an, Kemal Özer i Bo�aran, Ataol Behram oğ l u , Nihat Behram , Süreyya Berfe , Özkan Mert, Refik Durba� , Aydın Hatipoğ l u , Tekin Sönmez , irfan Yal ç ı n , Ergin Günçe, Arif Madanoğ l u vb . . . Hal k iairlerinden hiç biri a l ı nmod ı g ı gibi , adından bi le söz edilmemii: Hi kôye yazarları ndan antolojiye sokulmayanların sayısı iairlere göre biraz dUiUk : Bekir Yı l d ı z , Fahri Erdinç , Mehmet Boiaran, Dursun Akçam , Hasan Kıyafet, ŞUkran Kurdakul , Kemal Bekir, Metin i l k i n , Erdal Öz, De­ m i rtai Ceyhu n , Leylô Erbi l , Ümi t Kahaneı oğ l u , Necati Güngör vb . . . Romancı lardan 011 nmayanıor: Sadr i Erlem , Suat Dervii, Hasan izzet­ tin Dinamo, R ı fat I Igaz Mehmet Kema l , Çelin Altan, Yu!uf Ziya Sohadı nl ı , Erol Toy , Ömer Polol vb . . . E l e�tirmenlerden ise iunlar: Fahir Onger, Cevdet Kudret , As ı m Bezir­ c i , Fethi Nac i , Adnan Binyazar, ZühtU Bayar vb . . . Ad sıralamaya tiyaITo, deneme, inceleme, gezi vb. türl erde devam edersek , sanırım sözü biraz uzatmli oluruz. Şimdi ge l e l i m antolojiyi haz ı r ­ layanlara: Antoloiinin sonunda, bir "yarkuru l " ca hazı r londıg: belirti l mii . Saila ise, ibrahi", Kuıluk 'un Önsöz 'ü yer al ı yor . Söylendigine göre de bu yarku­ ruldo Gul ten Akı n ve Al i PüskUı ı Uoğ lu görevl iymi j . Böylece onıolo i i ibrohim Kul l u k , GUlıen Ak ı n ve Ali Püsku l l üoğ l u ' nun OrUnU oluyor . ibrahim Ku ıl u k 'u tanımıyorum . Ama G ü l ten Akın i l e Ali PUskulI ' lu üstUne di lerim var .

iki açıdan türkiye işçi partisi davası •

Eğer kobu l lenir lerse . . . GOl ten Akı n , May ı s 1967'de Ş i i r Sanatı ad l ı derginin açtığı i t Şiirimiz ÜstUne Bir Soru�lurma"ya verdiği karı d ı kta Nôzım H i kmet'i TUrk ıiiri nin i l k v e e n önem l i hareketi olarak belirtmii, toplumcu ıairlerimizi övmUi, bu ora­ da iunları do yazmı�tı : " Bir kırk-k ı rkbei yı ldır yen i l ikçi diye adlandırd ı g ı m ı z ı i i r yazı lmaktad ı r . Çei i l l i dönemlerden geçi lmiıti r . Her iiir döneminin, o dönemdeki siyosa i l e yakından i l g isi almuitur . Şi irimiz, toplumdaki yönelii­ lere göre gurle�miı ya do yozlaimli oma kesinl i kl e geliimiitir. Bizce ilk ve en önem l i ii ir hareketi Nôzım'dı r . Orhan Vel i deği l . Orhan Vel i , NÔZJm­ don sonra gelen yozlaimanın simgesidir. Kurtului savail sonrası Türk toplumu, siyoso olarak AtatUrk siyosasını , ıiir olarak Nôzım iiirini ortaya ç ı karmlitı . Nôz ı m ı n �iiri toplumla anlaıan bir ii irdir . . . 1t Gülten Akın bu sözleriyle kolman l i ' Nôzım i çi n ii ir de yozm ı )t ı . Kırm ı z ı Karanfi l adını taiıyan ki tabına aldığı " Nôzım Nôzım" adl ı ıiir; ıu dizelerle bail ıyor : " Suç çagında suçsuzluğa katı ananları/ Ben iairim, nos ı l ba� l il ar ı m/ Gul değse incinen bu yUrekl Yandı bir bOiko biçimde Nôzım Naz ı m! . . . u Gulten Akı n ' ı n kiiiliği . bu i çten dizeleri gereken önemi hemen bu l ­ mUitu . i l kin As ı m Bezirci , 1t 0n Şair . On Şi ir" 00 1 1 incelemesine aldı onu . (On Şair , On Şi i ri Asım Bezirci 'nin incelemesi , May Yay ı n l arı , 1 97 1 ) . Ge­ çen y ı l Nôzım H i kmet i çi n yaz ı l anlar derlendi , Julten Akı n ' ı n buraya do " Nôzım Nôz ı m " iiiri seçi ldi . (Yazdı k Nôzım Nôzım Diye/ Zuhıu Boyar­ GUnel Altıntai l ı n derlemes i , Soyut Yayı nları , 1 974) Ama Gülten Akın zaman i l erledikçe, önce yazd ı klarını unuttu, sonra bazı ıeyleri y:ızmaktan geri dur­ du . Örnegin 1973 Si nan Y ı l l ığı Ina yazdığı "Türk Şiirinde i�lem Gel iiimi Üs­ tüne Notlar W'de toplumcu/devrimci �iirin adlhl bi le anmodı . Onu " On Şair" orası no olon Asım Bez irci tarafından kendisine hemen gereken uyarı ve eleıtiri yopo ldı . (Asım Bezi rci! " Yok Ed i len Şeirler" , Yeni A dergis i , Nison 1 973) . Ali PüskuI I Uoğlu'na gel ince , o do ioir. Onunda bir dergide �Oluium, "loylS 1974} yoy ı m l onan konujması vor. Diyor ki : " Çoğdoj dunya görUjU diye tek bir görüi bilmiyorum ben; çagdai dünya görüıleri vard ı r , 'kapi tal i z m ' gibi , 'sosyal izm' g i b i . . . Sanatç ı , iyi sanatçı i s e , hiç b i r vakit ' Kapi tal izmI yan l ı s ı olmamliı ı r . " Bu konUimada, yan l ı ı anlamamlisam Ali PUskUl lüoğlu "sosyalist" bir sanatçı oldugunu bel irhnek istemiit;r . Ama antolojiye hangi sosyal ist sanat­ ç ı yı olma yolunda oy ku l l anm l i t ı r ? Şimdi yeniden Cumhuriyeı Yaz ı n ı ndon Örnekler'e döne l i m . Bu anlo­ loji gerçekten bu oda , hottô hazırlayanları n ı n ad ı na lôyık bir eser m i di r? Bence Hayır� Mehmet Kaplan b i l e , Cumhuriyet Devri Türk Şiiri adını taiıyan kita­ bına, baita Nôzım Hikmet olmak üzere birçok toplumculdevrimci iairleri 01 mlitı r . O halde bu T D K ' n ı n yorkuru lunu alu�turan iairlerim i z i n yaptığı neyin ve kimin adına kı y ı c ı l ı k ve haksı z l ı kt ı r ? Yoksa . sayfası 40-50 l i radan veri len ücrete m i susmakt ı r ? Gü l len Akı n , yukarıda sözünü etligim iiirinde " Ben 9l i 1arım" diye feryat ededursun, acaba kendisini kim , nas ı l merak edi yorum . Ama �urası kesindir ki Gülten Akı n ' ı . Al i ibrahim Kuı l uk'u ya do Türk Dil Kurumu'nu kolay kolay ne ne de okurlar i ord ı r . Haberleri 0 1 0 . . .

O JlIan

behice boran

• Bi l im Yayı ncı l ı k Umi ted Ortak I ıgı Piyerloli Cod . 21 Çembeı i i laı iSTANBUL

P. K. 265 Sirkoci i STANBUL

behlce boran, savunma necla fertan hukuk açısından tıp davası

ıairim, nas ı l baboğl�layacakl ı r , Püskul lüoğlu 'nu , edebiyaıç ı l ar ve

DAC I T I M : iSlanbul , j zmir :GE-DA A n k ara : Seı ai K i lobevi

20 T L .

MAR KSiZM ve MAOizM

Ş i L i DEVRi M i ' N i N ÖCRETT i KLERi

Y E N i DEVR iM T E OR i L E R i N i N E LE ŞT i R i s i i . FANON v e AF R i K A'DA S ı N ı F LAR Jack WOOdis

i K i AÇıDAN TÜRKiYE i şç i PARTisi DAVASı

E N DÜSTR i L E ŞME SÜREC i N i N TEMEL SORUNLARI SCVYET DE NEyiMi 1925 - 1940 Yo l ç ı n Küçuk

S E NDi KALAR ÜZER i NE

KAPiTALiZMiN E KC N OMi POL i T i C i

DiYAL E K T i k ve TAR i H i MATERYA LiZM A . Spirkin - O. Yokhoı

AYD ı N LAR v e S I N IF MÜCADE LESi A . Casonova LO T L .

B i L IMSEL SCSYALiZM v e SCSYAL DEMOKRASi V. Vassi l'le - S . Gı i banov - i , Oundassynov 8 TL.

EMPERYAL iZMiN TÜR KiYE 'YE G i R i şi

V. Krivtsov Rene

Casıi l lo

1 2 . 50 T L . 15 T L .

Behi ce Boron

1 5 TL .

30 T L .

K . Marx - F . Engels - V . i . lenin

25 T L .

M . Ryndina - G . Chernikov

Ci .

Oı han Kuı mUj

ytlnPYP�

-

15 T L .

Prevo,l - J . Melz

20 T L .

'22 Tt'mmuz IH7:)


TÖB-DER GENEL BAŞKANı

CEMİL ÇAKIR

ii

SÖMÜ RÜLEN BiR ÜLKENİN YURTSEVER VE DEVRiMCi öGRETMENLERi OLARAK. EMEKÇi SIN1F VE TABAKALARIN KURTULUŞU ooGR ULTUSUNDA, BiLiNÇ TAŞıMA VE KU RTULUŞ MÜCADELEsiNDE ÖRGÜTLÜ OLARAK YERİMİZi A LMANIN, TARİHiN. ÜLKE KOŞı:LLARINlN 1932 Y ı l ı N DA SiNOP iLi N i N BOYABAT i LÇESiNE BA(;LI E NG i LE KiN KÖYÜNDE DOCOU. VE İçiNDE Bı:Lı:NDUCı:�tl;Z 1939 Y ı l ı NDA E N G i L E K i N KÖYÜNDE AÇiLAN E (; i TME N L i OKULU 1 942 Y ı L ı NDA BiTiRDi . 1944 Y ı l ı NDA MADDi HAYAT ŞARTLARININ KASTAMONU GÖL KÖY E NSTiTÜSÜ HAZ ı R l ı K S ı N ıF ı NA GiRDi VE 1949 Y ı l ı NDA OKULU BiTiREREK BiZE YÜKLEDici Ö(;RETMEN OLDU. L O Y I L K E N Di KÖYÜ OLMAK ÜZERE 16 YIL Ö(;RETME N Li K GÖREV i N i KÖYLERDE BiR GÖREV OLDUGU BiLİNCiNDEYİZ. YÜRÜTTÜ. 1966 Y ı l ı N DA AN KARA - ALTlNDA(; AYVALI i L K O KULUNA TAy iN EDiLDi . . AYVALI i L K O KULUNDAN 1 97 1 Y ı l ı N DA ETLi K i L KOKULUNA TAy i N E D i L E N CEMiL ÇAKIR 23 MART 1972 TAR i H i N DE TUTU KLAND ı ' E KiM 1972 ' DE TAHLiYE OLDU , MART 1 972 ' DEN MAY I S 11974' E DE K : AÇı KTA KALAN CEMiL ÇAKIR HALEN ETLi K i LKOKULU ÖCRETME Ni Di R .

TEMMUZ 1 965 ' TE TÖS ' Ü N ŞEREF L i K OÇ H i sAR ŞUBE S i N i N KURULMAS ı N DA E T K i N ÇAlı ŞMALARDA BULUNDU VE TÖS ŞEREF L i K OÇHisAR ŞUBESi BAŞKANL I (; I N A GETiRi LDi .

1 966 ' DAN i T i BAREN TÖS AN KARA ŞUBESiNDE BiR ÜYE VE YÖ NETiCi OLARAK ÖRGÜTSEL GÖREVi N i SÜRDÜRDÜ. TÖS AN KARA ŞUBE S i N i N BAŞKANı i KE N H A K K I NDA 1 2 DAVA AÇ ı LDı . EN iLGiNCi TÖS AN KARA ŞUBE S i N i N MALLAR ı N ı KURUCUSU VE BAŞKANı OLDUCU TÖB-DE R ' E DEVRETMESiYLE HAKK I NDA AÇ i LAN " SAHTE KAR L I K " DAVAS ıYOl . EVL i , E N BÜYÜCÜ L i S E i Ki D E ­ E N KÜÇÜ(;Ü i L KOKUL Ü Ç T E OLAN D Ö R T Ç O C U K BABAS ı D ı R .

layacagız .. &ınun yanı nda maddi ya�om ko�u l lorımızın günün ekonom i k ko�u l l arı no uydurulması , ücretin fiot­ l ar ı n önünde yer olması i ç i n , örgüt olarak ekonom i k mücadelemiz; surdu�� ceğ j z .

o TUrkiye'de öğretmenlerin qemokrası mücadele"1 içindeki yerini

TÖS-DER nasıi

değerlendiriyor?

O TÖS-DER'in gelişimi açısından son genel kurulu nasıl değerlend i riyorsunuz ?

o Türkiy e 'de i <:Sğretmen örgütçü l üğünün temel i, Bi rinci Payla�ım Savail y ı l l :ır ı na dayanı r . Bu nedenle , Türkiye öğretmenlerinin örgUt l enmede i örgütlü. müca­ delede, örgüt yönetiminde ve i�levinde bilgi leri ve de­ neyleri çoktur. Bi l i ndiği gibi , dört ayrı ekip, i l erici ve dev­ rimci öğretmenlerimizi n ekonomi k-demokrati k mücadele örgUtU olon TÖB-DE R ' i n 23-24 Hozi ron 1 975. günleri yapı lan olağanüstü kuru ltayına, örgütsel an /aYlilarınl ve çal ı �ma yöntem l erini sunarak , kurul taydan görev ta­ lebinde bulundular. Biz bu durumu ulkemizin bugünkU kOi u l l arı i ç i nde örgütümüzUn yer i , görevleri ve etki n l i ği açıs ı n ­ dan i l keler l e , ekonomik-demokratik mücadele yönt�m­ leri i l e yönetirnde görev tal ebi nde bulunmayı bir hizmet yarı il ve üyelerim i z i n örgüte bi l in ç l i bir iekilde sahip Çı kması al arak değer lendiriyoru z . Son genel kurulda veri l e n örgüt içi mücadele­ leri , ele�tiri , özele�tiri ve birlik i l kesi Iiığındo , örgütü daha i leri amaçlara u l a�tırmak i ç i n , verilen mücade le olarak görüyor ve bunun örgütümUz . için bir gel i�im ol ­ duğuna inanıyor, örgütümüzün sağ l ığı ve gel eceği ba­ kımından san derece önem l i ve demokratik buluyoruz .

O Mil Iiyetçi C ephe HükUmetınln öğ­

retmenlere � ,rşı uyguladığı poııtıkayı de­ ğerlendirlr ,ni"lni z ?

o :mperyal izmin v e yerli egemen güçlerin oluıturduklorı " M i l l iyetçi Cephe"den amaç ; i l erici i demokrat; k ve devrimci güçleri sindirmek, ezmek, ü l ­ keyi kendi sı n ı fsol ç ı korları doğru l tusunda yönetmekt i r . Kısocası , " M i l l iyetçi Cephe Horeketil! i l erici , demok­ rat ve devrimci kurulUilara koril , baskı ve teröre yöne­ l i k bir harekettir.

SömJrülen bir ul kenin yurtsever ve devrimci öğ­ retmenleri olarak, emekçi s ı n ı f ve tabakaJann kurtuluiu doğru ltusundaı bi l inç ta�ıma ve kurtuluı mücadelesinde örgüt l U olarak yerimizi alman ı n , tar i h i n , ü l ke ko�ulla­ rının ve i ç i nde bulunduğumuz maddi hayat �artlar ı n ı n b i z e yüklediği b i r görev olduğu bi l i nci ndey i z . Emekçi s ı n ı f ve tabakalar ı n , ü l kesine v e emeğ i ­ ne sahip ç ı kmadığı müddetçe sömürüsünü sürdürebi l e­ ceğini ço k i yi bi len egemen güçler i n , öğretmenlere baskı ve z u l üm yapmaları ve öldürmeleri bundan i leri gelmektedir . Ne var ki , yapılan tüm sal d ı r ı lar , kıyım­ lar ve öldürmeler, hal k ı m ı zla omuz omuza verdiğimiz bağ ıms ı zl ı k ve demokrasi mücade lesinden bizi al ı koya­ mayacaktır . şu hususu kesi n l i kl e bel irtmekte yorar gö­ rüyorum . Bu d a ı bize karil uygul anan tüm faiist sa ldı ­ r ı lar ve öldürmeler ı bizi bi lemekte vedolay ı s ı y l a m ü­ codele gücümüzü arttı rmaktad ı r .

O Ekonomik koşullar bakımından öğretmenlerin günümüzdeki durumu nedir ? ÖZ l ük sorunları TÖB- D E R ' i n çalışmalarında

nasıl bir yer tutuyor ?

o Emperyal ist - kapi talist sistemin halkalarını ol uituran geri bırakt ı r ı l m ı � ülkelerde, emperyalist-ka­ pital ist sömUrUden baita iiÇi sınıfı ve yoksul köy l ü o l ­ mak üzere, tüm emeği i l e geçinenler etki lenmekte, yaiom mücade l el erin; binbir güçlükle sürdürrneğe ça­ I l imaktad ır lar . Öze l l i kl e emperyalist-kapi tolist sistem, yapı s ı n ı n gereği , ekonom i k , sosyal ve pol i t i k buhran­ lara girdiği dönem l�rde, geri bıraktın I m l i ülkelerde emekçi s ı n ı f ve tabakaların ve tüm emeği i l e geçinen­ lerin yaiam kaiu I I :". daha da çok zorlaimaktad ı r . Ülkeonizde 1970'. göre, yUz l i ra birim ol ı ndı ­ ğ ı nda ı bu yüz liranın al ı m gücü , 1975'te 40 l iraya dÜi­ mü�tür. 1970'ten 1 975 ' e dek fiatlar % 1 1 2 artarken , maailar % 2S I l i k bir artli göstermiitir . Bu durum, öğ­ retmen lerim i z i n i çinde bu lunduğu ekonomik kOiu l ların gUçlUğUnU oçı k90 ortoyo koymokıod ı r , Ö z l ü k sorunlarımıza çal ı �mo program ı nda gere­ ken önem veri lmiit i r . i l k baitan iigücümUzün değerini kendimiz biçmek için, grev l i , toplu stszleimeli sendi ­ kalarda tsrgutlenme mücadelesi vereceğiz . iiveren du­ rumunda olon devleti toplu stsz l e�meye oturmaya zor-

,

o Emperyal izm i n ve fo�izmjn baskı , tahakküm ve sömürUsünden bo�to iıçi s ı n ı rı m ı z ve yoksul köylü­ müz olmak üzere , tüm emeği ile geçinenler tedirgin olmaktad t r . S ı n ı flar açısından bakı l d ı ğ ı nda, öğretmenler bi l f i i l üretimde çol ı �orokı üretim yapon bir s ı n ı f deği l ­ d i r . Fakat, üretim araç larına sahip d e deği l d i r l e r . Bu neden l e , Türkiye öğretmen lerinin yer i , hiç kUikusuz ki , bağ ımsızl ı k ve demokrasi mücadelesi veren emekçi s ı ­ n ı f v e tabakaları n yan ı d ı r . i l erici v e devrimci öğretmenlerim i z i n ekonomi k ve demokrati k nıücodele örgütü olon TÖB-DER, anti emperyal is t , anti -fa)ist bir örgüttür. Türkiye'de öğret­ menlerimizin verdiği bağ ı ms ı z l ı k ve demokrasi müca­ delesi , tek tek ver i len bir mücadele değ i l , örgüt lü bir mücade l ed i r . Anti -emperyalist ve anti -fa)ist n i te l iği ­ mizden dolayı , hal kı m ı z ı n verdiği bağımsı z l ı k , demok ­ rasi ve sosyal izm mücadelesi bütünlüğünün , bağıms ı z ­ l ı k ve demokrasi yanında yerimiz vard ı r . Ancak, bu mücadelede, öncü güç almadığ ı m ı z ı n , öncU gücün, ii­ çi s ı n ı f ı n ı n öncü müfrezesi yani partisinin o lduğu b i­ ! i ncindeyiz .

O TÖB-DER' i n siyasal partiler kar­ şısındaki rutumu nedir ?

O ÖrgütUmUzün b i r l ö k ve bütünl üğünU sağla­ mak i ç i n , örgütsel boğ ı ms ı z l ığ ım ı z ı t i t i z l i k l e koruma­ ya mecburuz . Par t i l ere korp örgütsel bağ ı ms ı z l ı ğ ım ı z ı t i t i z l i k l e korumaya mecburuz . Part i l ere karil örgütsel bağ ıms ız l ığ ı mı z ı koruyamozsok, tabonı m ı z ı y i t i r i r , yu­ karıda bir avuç az ı n l ığ ı n , strateji tortlimolan yaptı ğ ı b i r yönetim hal i n e gel iriz . Örgütü bi r adım i leri götü­ rebi lmenin tek yolu bu yanl l � l ığa dUyneme ktir . Bizler , parti ler kariı s ı nda örgUtümüzün boğ ı ms ı z l ı ğ ı n ı ve bUtün­ lüğünü t i t i z l i k l e koruman ı n , Ulkem i z , hal k ı m ı z ve öğ­ retmenlerimiz i ç i n , en doğru tavır olduğu görüiündeyi z . Ancak, b u tavırdon ül kemizi n v e hal kı m ı z ı n sorun l ar ına karil tarafsı z ol duğumuz anlam ı ç ı kart lamaz . Bizler, hal k ı m ı z ı n ç ı karlanno ve ü l kem izin sorunlarına koril ı tarafsız olmad ı ğ ı m ı z ı n bi l inci ndeyiz .

y_75_015  

HAFTALıK SiYASi HABER VE YORUM DERGiSi -SAYı: 15 22 TEMMUZ 1975 5 TL. - BAGMSIZLlK DEMOKRASi SOSYAliZM içiN TÜSTAV·. bağı 1,.� . .J.Il\':Yla...

Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you