Issuu on Google+


MERHABA GENÇ YOLDAÞLAR;

Yeni bir sayýmýzla yine sizlerle birliteyiz. Geçen sayý çaðrýsýný yaptýðýmýz “Gerçekçi Ol Ýmkansýzý Ýste!” Yürüyüþü’nü beþ ayrý ilde gerçekleþtirildi. Che’yi anmak önemli dostlar. Çünkü Che’yi anmak Alevi halkýnýn asimilasyonuna, onlara karþý gerçekleþtirilen linç politikalarýna dur demektir. Che’yi anmak Bedaþ, Hey Tekstil, THY... iþçilerinin yanýnda olmak demektir. Che’yi anmak zindanlarda devrimci tutsaklarý sahiplenmektir. Che’yi anmak Kürt halkýnýn özgürlük þiarýný haykýrmaktýr. Che’yi anmak ezilen halklarýn umudu olmak demektir. Özellikle emperyalist bir savaþa adım adım ilerlediğimiz þu günlerde Che’yi anmak daha fazla önem arz etmiþtir. Çünkü Che bize emperyalizmin yenilebileceğini gösterdi. Che emperyalist bir savaþta devrim ateþini tutuþturmamýz gerektiðini gösterdi. Che emperyalistlerin, kapitalistlerin korkulu rüyasý, ezilen halklarýn dostu, sosyalizmin umudu oldu. Evet dostlar emperyalist bir savaþýn içine sürüklenmek isteniyoruz. Faþist devlet savaþ çýkarmak için elinden ne geliyorsa yapýyor desek yanlýþ bir þey söylemiþ olmayýz. Ellerinden ne geliyorsa yapsalarda devlet hala halk nezdinde destek bulabilmiþ deðil. Kimse onlar için öldürmek, onlar için ölmek istemiyor. Brecht’in þiirindeki gibi; Bu gelen savaþ ilk deðil./Çok savaþ oldu bundan önce./Bittiði gün en son savaþ /bir yanda yenilenler vardý gene,/bir yanda yenenler vardý./Yenilenlerin yanýnda/kýrýlýyordu halk açlýktan./Yenenlerin yanýnda /halk açlýktan kýrýlýyordu. Evet bir savaþ burjuvalarý açlýða, sefalete ve ölüme sürüklemeyecek. Bir savaþta ilk ölenler biz olacaðýz, açlýk ve sefaleti onlar deðil biz çekeceðiz. Peki ne için onlar daha fazla kazansýn diye. Biz onlarýn çýkarý için savaþmaktansa ezilen halklar, iþçiler, emekçiler... Kýsacasý kendimiz için savaþma yolunu gösteriyoruz ve diyoruz ki bu savaþý ancak ve ancak Halk Devrimi - Halk Ýktidarý önler! Bir sonraki sayýmýzda görüþmek üzere... Hoþçakalýn.


MARKSÝZM -LENÝNÝZMÝN YOL GÖSTERÝCÝLÝÐÝNDE Umut Güneþ

Gençlerde umutsuzluk ve dýþlanmýþlýk hissi arttýkça, gençler kapitalizmi de dýþlayacak ve kapitalizme dair tüm umutlarýný yitirecektir. Ama burada karþýmýza çýkan sonuç ne yapýlmasý gerektiðidir. Ýþte gençler bu yüzden Marksizmi Leninizmi öðrenmek zorundadýr. Çünkü gençlere yaþam için bir yolu yalnýzca Marksizm Leninizm vermektedir. Çünkü gençlere yaþadýðý sorunlarý ve bu sorunlarýn kaynaðýný tüm çýplaklýðý ve dürüstlüðü ile Marksist Leninist örgütlenmeler göstermektedir. Ve yalnýzca Marksizm Leninizm bizlere özgürce yaþayacaðýmýz dünyanýn yolunu aydýnlatmakta, bizlere cesaret vermektedir.

2

“...biz iþçiler sadece Marks’ta ve Lenin’de / yaþam için bir yol görürdük görsek görsek...” Beltolt Brecht’in Ninniler þiirinde böyle yazýyor. Bir ananýn kendi çocuðuna yakarýþlarýnda, kendileri ve kendisi gibi olanlarýn yaþamýn sýkýntýlarýndan ve karmaþýklýðýndan nasýl kurtulacaklarýnýn yolunu gösteriyor. Çünkü dönem ikinci emperyalist savaþ dönemidir ve iþçiler yoksulluktan kýrýlýrken, kendi çýkarlarýna olmayan bir savaþta genç iþçiler, kadýnlar harap olmaktadýr. Yaþam için bir yolu yalnýzca Marksizm- Leninizm vermektedir. Marksizm- Leninizm bir bilimdir, iþçilerin, emekçilerin, sömürülenlerin, kapitalist toplumda en fazla baský altýnda bulunan sömürülen sýnýflarýn kurtuluþunun bilimidir. 20. yy ve içinde bulunduðumuz 21. yy’da hala toplumlar, Marksist- Leninist yol ve yöntemlerin öncülüðünde kendi kurtuluþlarýný yaþadýlar ve yaþýyorlar. Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti, Doðu Avrupa devrimleri, Küba devrimi, Kore Halk devrimi, Vietnam, Angola ve daha pek çok ülke, kapitalist sömürüden ve emperyalizmin savaþlarýndan, faþizmden ancak Marksist- Leninist ideoloji ve partilerin kurmaylýðýnda zafer kazandý. Bugünün gençliði de ayný þekilde Marksist Leninist ideolojinin yol göstericiliðinde, mücadelesini ileriye taþýyacak ve sosyalizmin kurulmasýnda yer alacaktýr. Peki, biz bugün neden bu konuyu ele alýyoruz? Gençlik neden Marksizmi- Leninizmi öðrenmelidir? Bugün gençliðin içinde bulunduðu durumu göz önüne alýrsak, cevabý da kendiliðinden ortaya çýkar. Toplumun önemli bir kesimi gençlikten oluþuyor. Üstelik gençlik dinamik ve hareketli bir güçtür. Gelecek demektir. Öyleyse gençliðimiz, yani geleceðimiz ne durumdadýr? Gençlik toplumda bir sýnýf teþkil etmez. Genel olarak gençliði; iþçi, emekçi ve öðrenci gençlik diye ayýrmak mümkündür. Gençlik kesiminin her bi-

rinin kendine özgü sorunlarý olmakla birlikte ortak sorunlarý da vardýr. Zaten bu ortak sorunlar yaþamda tüm bu gençlik kesimlerini yan yana getirir. Þimdi bunlarýn her birini inceleyelim! Lenin yýllar önce Bolþevik partiye þöyle sesleniyordu; “gençliðe gidin baylar, gençliðe, çünkü savaþýmýn sonucunu gençlik belirleyecektir, özellikle iþçi gençlik!” Bu sesleniþ hala canlýlýðýný koruyor. Ýþçi gençlik savaþýmýn sonucunu belirleyecek güçtür. Ama ne yazýk ki, bu topraklarda geliþkin bir iþçi gençlik örgütlenmesi mevcut deðildir. Geçmiþte çeþitli deneyimler yaþanmýþ ve birçok devrimci kadroyu sýnýf mücadelesine kazandýrmýþ örgütlenmeler olsa da yeterli deðil. Ýþçi gençlik örgütlenmesinde sosyalist hareket yetersiz bir durumdayken, iþçi gençliðin sýnýf mücadelesine kazandýrýlmasý için nesnel koþular son derece olgundur. Bu çeliþki çözülmek zorundadýr. Çünkü yaþanan son devrim örnekleri de gösteriyor ki, gençlik belirleyici konumdadýr. Türkiye’de Genç iþçiler ekonomi de büyük yer kaplýyor. Ýstatistiklerle gençlik 2011 adlý raporda Türkiye’de 15- 24 yaþ grubunda 12 milyon 542 bin kiþi bulunduðu belirtiliyor. Raporda, 2011’de gençlerde iþgücüne katýlým oraný yüzde 39,3 olarak belirtilmiþ. Ucuz emek olarak görülen gençlik kapitalist sömürüde önemli bir yere sahip. Bu rakam resmidir ve her resmi sonuçta olduðu gibi gerçek bir parça gizlenir. Zira birçok yerde çalýþtýrýlan gençlerin, önemli bir kesimi de bu resmi rakamlara dahil edilmemektedir. Sonuçta gençlik ekonomide daha büyük bir yer kaplýyor. Burada artýk kapitalizmde sürekli hale gelen iþsizliðe ve genç iþsizlere de deðinmek gerekiyor. Düzeni esas korkutan da bu kesimdir. Raporda yine 15- 24 yaþ arasýndaki gençlerde iþsizlik oraný yüzde 18,4, tarým dýþý iþsizlik oraný yüzde 22,1 olarak açýklanmýþ. TÜÝK lise ve dengi meslek lisesi mezunu gençler arasýndaki


iþsizlik oranýný yüzde 21,8 olarak saptamýþ. Bu kategoride erkekler arasýndaki iþsizlik oraný yüzde 18,6 iken, kadýnlarda iþsizlik oraný yüzde 27,3 olarak açýklanmýþ. Yükseköðretim görmüþ gençlerde iþsizlik oraný ise yüzde 30 olarak yer almýþ. Yükseköðretim görmüþ genç erkeklerde iþsizlik oraný yüzde 24 iken, genç kadýnlarda iþsizlik oraný yüzde 35,6 olduðu belirtilmiþ. Ýþte bu resmi rakamlara bakýldýðýnda dahi gençliðin örgütlenmesi anlamýnda ne kadar uygun koþullara sahip olduðumuz görülebilir. Bununla birlikte genç kadýnlarýn oraný, genç kadýnlarýn devrimci mücadele içerisinde giderek daha fazla yer almasýný açýklýyor. Genç kadýnlar zincirlerini kýrýyor, daha fazlasýný da kýrmalýyýz! Bu gidiþat sadece bizde deðil, dünyanýn pek çok bölgesinde böyle. Yunanistan, Ýspanya ve daha pek çok ülke… ÝLO’ dan ( Uluslararasý Çalýþma Örgütü) yapýlan açýklamaya göre ise, genç iþsizlerdeki artýþ önümüzdeki 4 yýl boyunca devam edecek ve korkutucu boyutlara ulaþacak. Örneðin Afrika’da kayýp bir kuþaktan bahsediliyor. Kayýp bir kuþak geleceðimizin kaybedilmesi demektir. Ve geleceðimizin kaybedilmesi resmi rakamlarla her yýl açýklanýyor… Gençliðin diðer bir kesimi olan öðrenci gençlik ise iþçi gençliðe göre daha örgütlü ve sosyalizm mücadelesinde çok daha aktiftir. Geçen yýllarda liselilerin sokaklara dökülmesi ile birlikte bu alanda çok genç yaþtaki öðrenciler dahi sosyalizm mücadelesine kapitalizm karþýtý mücadeleye dahil olmaktadýr. Kapitalizm öðrenci gençliðe hiçbir þey vermemektedir. Yukarýda genç iþsizlere dair verilen rakamlarda lise ve üniversite gençliðinden gençliðin iþsizlik gibi bir sorunla karþý karþýya olduðunu ve yarýnlarýnýn koca bir hiçlik olduðunu görüyoruz. Kaldý ki bu rakamlarýn çýplak gerçeði yansýtmadýðýný belirtelim. Zira eðitimde yaþanan sorunlar sadece bunlar deðil ve her þey rakamlarýn donukluðunda ifade edildiði gibi de deðil. Örneðin sýnav baskýsýndan intihar eden öðrenciler… Ya da kamu alanýnda ve diðer alanlarda çalýþan genç emekçilerin yaþadýðý sorunlar… Hizmet sektöründe de genç emekçilerin yoðunluðu vardýr ve çok yansýmasa da giderek sokaklarý zapt edecek güçlerden olacaklardýr.

Umutsuzluk, Öfke ve Ýsyan Buraya kadar açýklamaya çalýþtýðýmýz þey; gençliðin kapitalizmde her gün daha fazla sorunlar yumaðý ile karþý karþýya olduðu ve kapitalizmin buna bir çözüm bulamadýðýdýr. Bizler gerçeklerin, düzenin resmi kurumlarýnýn ifade ettiðinin çok daha ötesinde olduðunu biliyoruz. Ama tüm engellemelerine raðmen kendilerinin de itiraf ettikleri bir þey var; gençlerde yaþanan sorunlarýn sonuçlarý… Afrika gibi Avrupa’da da kayýp kuþak olabileceði uyarýsýnda bulunan ILO’ ya göre, gençler arasýnda umutsuzluk yaygýnlaþýyor, iþ bulamadýkça baþarýsýzlýk ve dýþlanmýþlýk hissi artýyor. Bu nedenle yaklaþýk altý milyon gencin iþ aramayý býrakacak noktaya geldiði, birçok gencin kendi eðitiminin ve kapasitesinin altýnda, çoðunlukla vasýfsýz iþlerde çalýþmak sorunda kaldýðý da raporda yer alýyor. Okurun dikkatini gençlerde artýþ gösteren umutsuzluk, dýþlanmýþlýk gibi hislere vermek istiyoruz. Bu his Tunus’ta kývýlcýmý yakan histi. Lenin umutsuzlukla birlikte yükselen devrimci mücadelenin baðýný yýllar önce ortaya koymuþtu. Gençlerde umutsuzluk ve dýþlanmýþlýk hissi arttýkça, gençler kapitalizmi de dýþlayacak ve kapitalizme dair tüm umutlarýný yitirecektir. Ama burada karþýmýza çýkan sonuç ne yapýlmasý

gerektiðidir. Ýþte gençler bu yüzden Marksizmi Leninizmi öðrenmek zorundadýr. Çünkü gençlere yaþam için bir yolu yalnýzca Marksizm Leninizm vermektedir. Çünkü gençlere yaþadýðý sorunlarý ve bu sorunlarýn kaynaðýný tüm çýplaklýðý ve dürüstlüðü ile Marksist Leninist örgütlenmeler göstermektedir. Ve yalnýzca Marksizm Leninizm bizlere özgürce yaþayacaðýmýz dünyanýn yolunu aydýnlatmakta, bizlere cesaret vermektedir. Düzene karþý umutsuzluk ve öfkeyle birlikte isyan dalgalarý da her yere yayýlýyor, burada isyanlarýn zaferle sonuçlanmasý için gençlerin sýký bir örgütlenmeye ve Marksist Leninist eðitime ihtiyaçlarý vardýr. Bu öyle bir bilimdir ki, yaþamýn tüm temel sorunlarýný çözecek anahtarý vermektedir. Bu çaðrý sadece tüm gençlere deðildir, özellikle sosyalizm mücadelesi içerisinde yer alan genç devrimcileredir. Çünkü Marksizm Leninizmi bilmeden düþmanýmýzla nasýl savaþacaðýmýzý bilemeyiz. Nasýl ki bir asker silah kullanmayý bilmiyor, sürünmeyi, siper kazmayý bilmiyor ve yenik düþüyorsa; Marksizmi Leninizmi yeterince öðrenmemek de ayný sonuca yol açar. Sosyalizmin zaferi, gençliðin sömürüden ve faþizmden kurtulmasý için Marksizmi- Leninizmi öðrenelim!

3


GENÇLÝÐÝN ÝÇÝNE SIZAN

SAÐ SAPMALAR K. ÇİÇEK İÇLİ

Ýþçi, iþsiz ve öðrenci gençlik kitlesinin bu coþkulu çýkýþý tekellerde büyük bir korku yarattý. Anti-kapitalist hareket sokaklarda gençlik eylemleriyle büyürken bütün reformist hareketleri de þu ve ya bu biçimde etkiledi. Kimileri ne denli uslanmaz oportünistler, burjuvazinin sadýk hizmetkarlarý olduðunu ispatlarken, kimi resmi komünist partiler içinde ise art arda ayrýþmalar gündeme geldi. Ancak hiçbirisi bu hareketi sürükleme yeteneðini gösteremediði gibi bu kabuk ve içerik deðiþtirme hala tamamlanamadý.

4

Y

eryüzü kýtamýzda dinamik ve köklü- güçlü deðiþimler arzulayan bir gençlik kitlesi var. Avrupa’dan Asya’ya, Afrika’dan Ortadoðu ülkelerine dek, 21. yüzyýla tekellerin yakasýna eylemlerle yapýþmýþ olan büyük bir gençlik kitlesinin devrimci umutlarý her yana yaymasýyla girdik. Ýþçi, iþsiz ve öðrenci gençlik kitlesinin bu coþkulu çýkýþý tekellerde büyük bir korku yarattý. Anti-kapitalist hareket sokaklarda gençlik eylemleriyle büyürken bütün reformist hareketleri de þu veya bu biçimde etkiledi. Kimileri ne denli uslanmaz oportünistler, burjuvazinin sadýk hizmetkarlarý olduðunu ispatlarken, kimi komünist partiler içinde ise art arda ayrýþmalar gündeme geldi. Ancak hiçbirisi bu hareketi sürükleme yeteneðini gösteremediði gibi bu kabuk ve içerik deðiþtirme hala tamamlanamadý. Sokaklarda tekellere yönelmiþ, zoru da içeren eylemlerden büyük bir ürküntü duyan kapitalizm bu hareketi hem bölmek hem de içeriðini boþaltmak için büyük bir çaba içine girdi. Burjuvazi, genç iþçi, iþsiz ve öðrencilerin baþýný çektiði bu anti- kapitalist hareketi önce anarþizme mal etmeye çalýþtý. Öyle ki sanki sokaklarda yalnýzca bunlar varmýþ gibi göstermeye gayret etti. Ancak Avrupa’dan gelen haberler durumun hiç de öyle olmadýðýný gösteriyordu. O günlerde kitapevlerinde aranan ve yeniden basýmý yapýlan kitap Marks’ýn büyük eseri Kapital’di. Bu bile kendi içinde genç kitlelerin arayýþýný göstermeye yeterlidir. Burjuvazi bu sosyalist eðilimin önünü almak için büyük bir hýzla kollarý sývadý ve ardýndan on yýllar öncesinden kalma 3. Yol tezlerini yeniden hortlatmaya baþladý. Sosyalizm yerine; ‘kapitalizm deðil ama adaletli paylaþým’, sýnýf yerine; ‘çoðunluk’, marksizm-leninizm; yerine ‘ Nietzche -Bakunin ya da Anarþizm’i vb. koymak için çabaladý. Bu durumun üzerine o güne kadar kýyýda köþede kalmýþ bütün troçkistler, anarþistler, sözde

devrimciler ve sözde komünistler atladý. Sovyetler Birliði’nin büyük devrim deneyimiyle ortaya koyduðu proletarya diktatörlüðü baþta olmak üzere alttan alta ya da doðrudan Marksizm-Leninizme saldýrmaya baþladýlar. 21.yüzyýlýn ilk on yýlýný daha devirmemiþtik ki, Avrupa’da iflas eden ülkeler, dev tekeller gündeme geldi. Halk ayaklanmalarý biçiminde görülen kitle eylemleri burjuva kulvarlarda dolaþmaktan yosun tutmuþ resmi sosyalist partileri bile sokaða çýkmaya zorladý. Ancak cesetleþmiþ olanlardan ileri bir hareket, kitlelerin eylemlerini yönlendiren devrimci bir hareket yaratýlamazdý. Özel bir örnek de olsa, Yunanistan’da sadece Aralýk 2008 Yunanistan ayaklanmasýndan sonra art arda onlarca yeni örgüt kuruldu. 2008 ayaklanmasýndan sonra içine girilen sürecin sertleþmesi zoru öne çýkartmýþtý ve resmi komünist partisine duyulan bir tepkinin de sonucu olarak Yunanistan’da kurulan örgütlerin büyük kýsmý ya anarþist ya da anarþizme yakýn örgütler oldu. Bu örgütler devrimci dalgalanýn yükseldiði sýralarda ortaya çýkýp kitle eylemlerinin son bulmasýyla da yok olmaktaydý. Zaten anarþist gruplarýn geçmiþ zamandan beri bütün tarihleri tutarsýzlýklar ve sürekli daðýlmalar biçimindedir. Bu süreci karþýlamaya ne anarþist hareketin, ne de resmileþmiþ komünist- sosyalist partilerin yetmeyeceði çok açýktý. Burada asýl dikkat çekilmek istenen þey, sýnýfsal çeliþkilerin her yerde yoðun ve sert yaþanýyor olmasýyla, kitlelerin de sürdürdüðü sýnýfsal mücadelenin sertlik kazanmasýdýr.

Buraya kadar çok kýsa bir özet tablo çýkarmaya çalýþmamýzýn asýl nedeni Türkiye ve K. Kürdistan’daki gençliðin de dünyada yaþanýlan geliþmelerden etkilenimini irdelemek isteyiþimizdir. Burjuvazinin alttan alta verdiði destek ve çabalarla Avrupa’dan ortaya saçýlan sað sapma düþünceler bugün birçok ülke gençliðini düþünsel ve pratik açýdan etkilemektedir.


Baþta üniversiteli gençlik olmak üzere genel olarak gençlik kitlelerinin içine sýzmaya çalýþan ‘Bakunin- TroçkiNietzche’ karýþýmý sol düþünce içindeki sapma bir “akým” olduðu gerçeðiyle karþý karþýyayýz. Tam da baþta belirttiðimiz, Marksizm-Leninizme saldýrý biçimindedir bu “akým”. Örgütlülükten ziyade örgütsüzlüðü, kapitalist iktidarý yenmek için iþçi sýnýfýnýn iktidarý yerine biçimsiz bir “devlet” anlayýþýna, kapitalizmi bugün alt etmek yerine belirsiz bir geleceðe ertelemeye, iþçi sýnýfýnýn yok olduðu gibi temelsiz ve yanlýþ bir saptamaya uzanan, Sovyetler Birliði’nin en büyük hatasýnýn proletarya diktatörlüðünü kurmak olduðu sonucuna varan, ayný zamanda kitlelerin mücadelesini küçümseyip “bireysel devrim” gibi kavramlarý öne çýkaran, bir dizi tutarsýz, tarihsel ve nesnel bakýþ açýsýndan yoksun olan düþünceler silsilesi var karýþýmýzda. Eðer bunlar gençlik içinde tartýþýlmayan konular olsaydý, yalnýzca gülüp geçerdik ama uzun yýllar önce ele alýnýp sonuçlandýrýlmýþ bu tartýþmalarý bir kez daha dergi sayfalarýnda da olsa ele almaya çalýþacaðýz. Burjuvaziye karþý savaþta önemli bir güç olan gençliðin sýnýfsal mücadele de tutarlý ve doðru bir düþünceyle donanmasý, Marksist- Leninist bir bakýþ kazanmasý burjuvazinin kesin olarak yenilmesini getirecektir. Öncelikle þunun anlaþýlmasý gerekiyor, kapitalizmi yok etmek, tarih sahnesinden kaldýrmak ancak sýnýflar savaþýnýn proletarya ve ezilenler lehine sonuçlanmasýyla mümkündür. Toplumun sýnýflý karakterine son verecek yegane sýnýf proletaryadýr. Kapitalizmi kapitalizm yapan en önemli þeylerden birisi emeðini satarak yaþayan iþçiler ordusudur. Yani, artý deðer sömürüsü iþçi sýnýfýnýn emeðinin sömürülmesiyle gerçekleþtirilmektedir. Kapitalist zenginliðin asýl kaynaðý hala buradan gelmektedir. Banka kasalarýnda sürekli biriken sermayenin yaratýcýsý ne borsa oyunlarý, ne hisse ve tahvil kaðýtlarýdýr. Artý-deðer olmadan bu kaðýtlarýn hiçbir kýymeti harbiyesi yoktur. Marks’ýn “insanlar tüketmekten nasýl vazgeçemezlerse üretmekten de vazgeçemezler” sözü kapitalist sistem için de þöyle ifade edilebilir: Kapitalist, sermaye sýnýfý var olduðu sürece ezilen, sö-

mürülen, üreten iþçi sýnýfý da olacaktýr. Ýþsizlerin oranýnýn yüksek olmasý ya da makineleþmenin üretimde giderek yetkin- hakim duruma gelmesi iþçi sýnýfýnýn niteliðini deðiþtirmez. Ýþsizliðin devasa boyutlara gelmesi sermaye sýnýfýnýn yýkýcýlýðýnýn en büyük göstergelerinden biridir. Ýþsizlik bu denli büyükken üretim oranlarý hala yüksek ise bu, çalýþan iþçilerin daha fazla sömürüsünü ispatlar, onun niteliðinin deðiþimini ya da yok olduðunu deðil. Ama bu “akým”ýn çevreleri bugün kapitalizmin sýnýfý yok ettiðini, bu nedenle de sýnýfýn artýk belirleyici olmadýðýný, bunun yerine ezilen çoðunluk olduðunu iddia etmektedir. Oysaki kapitalist sistem günümüzde her lise ve üniversite öðrencisini dahi kalifiye olsun ya da olmasýn iþçileþtirme eðilimindedir. Bedava ya da ucuz iþçi gözüyle bakmakta, kullanmaya çalýþmaktadýr. Üretimdeki makineleþme ise, iþçilerin sömürüsünü yoðunlaþtýran ama ayný zamanda kapitalizmi de vuran önemli bir geliþmedir. Bugün birçok sektörde onlarca iþçinin yapacaðý iþi makineler yapabilirken, iþçiler makinenin bir parçasý haline gelmekte. Hatta þunu söyleyebiliriz ki, bizatihi kapitalizm eriþilen teknolojik geliþimin üretime yansýmasýný gerici bir sýnýf olarak engellemekte. Çünkü ölü emek olan makinelerden artýdeðeri gerçekleþtiremeyeceðini bütün akademisyenlerden daha iyi bilmektedir. Ve bugün emperyalist kapitalist sistem bütün toplumun büyük bir refah içinde yaþama ve insanca çalýþma koþullarýnýn önündeki en büyük engeldir. Öte yandan kapitalizm içine girdiði derin bunalým nedeniyle geliþkin üretim araçlarýný üretimde kullanmak kendisine daha pahalýya geldiðinden alabildiðine kol emeðine yönelmiþ durumda. Makineleþme bu aklýevvel beyefendileri deðil, Marksistleri haklý çýkarýr. Marks on yýllar önce kapitalist üretimi tahlil ederken iþçilerin nasýl da makinelerin birer parçalarý haline geldiðini ortaya koymuþtur. Günümüzde kapitalizm bir yandan ucuz emek gücünü týpký sermayenin ilkel birikim sürecinde vahþi biçimde kullanýrken diðer yandan artan ve giderek daha da geliþen makineleþmeyle de emek sömürüsünü katlamaktadýr. Ýþçi sýnýfýnýn varlýðýnýn, belirleyiciliðinin tartýþýlmasý, onun yerine “çoðun-

luk” gibi belirsiz bir kitlenin getirilmesi demek kapitalistlerin de zamanla ortadan kalkabileceðini, kapitalizmi yýkmak için de bir devrime gerek olmadýðýný söylemek demektir. Peki, o halde bu mücadele nereye varacak? “Çoðunluk” kapitalizm yerine neyi koyacak? Sosyalizmi proletarya diktatörlüðünden ayýrýrsak ondan geriye ne kalacak? Tüm bunlara bu çevrelerin elbette bir sözü var ama hepsi birbiriyle çeliþen, tutarsýz sözlerdir. Hepsini burada bu yazýda iþlemek mümkün deðil. Ancak genel olarak ele alýp tartýþabiliriz. Ýþçi sýnýfýný ve onun tarihsel devrimci misyonunu el çabukluðuyla hiçleþtiren bu aklýevvellerin sözlerinin neden tam da kitlelerin devrimci ayaklanmalarýnýn her yerde görüldüðü bugün ortaya çýktýðýný iyi düþünmek gerekiyor. Çünkü deðiþim diye ortaya koyduklarý þeyler uzun yýllardýr kapitalizmin içinde geliþmektedir: Sürekli büyüyen iþsizler yýðýný ve teknolojik ilerlemenin üretimde yaygýnlýk kazanmasý kapitalizmin kendi doðasýnda vardýr. O halde geriye bir tek þey kalýyor. Onlarýn, on yýllar önce dönek Kautsky’nin öncelleri ve ardýllarýnýn yapmaya çalýþtýðý iþçi sýnýfý ve ezilen halklar arasýnda burjuvaziyle iþbirliðine dayanan oportünizmi güçlendirmek, yaymak istemeleri. Bugün bunu ortaya atmak çürümüþ emperyalist-kapitalist sistemi yýkma hedefinden kitleleri uzaklaþtýrmaya çalýþmaktýr. Bu çevrelerin böylesi tartýþmalarýna basit akademik tartýþmalar gözüyle bakamayýz. Çünkü bunun devamý sýnýf savaþýmýnýn reddine kadar gitmektedir. Öyle ya madem ortada “çoðunluk” var, bu savaþa da “çoðunluk- azýnlýk” savaþý demek gerekir! Ýktidarý da belirsiz bir “çoðunluk” alacaðýna göre… Yoksa almayacak mý? Aman þimdi iktidar olmayý baþýna bela mý etsin, doðrudan komünizmi kurup devleti ortadan kaldýrýversin! Okura bunlarý böyle okumak komik gelebilir. Ama iþte durumlarý da zaten komedidir. Yazýmýzýn ilerleyen bölümlerinde devlet- sosyalizm olarak neyi ortaya koyduklarýný daha uzun biçimde tartýþacaðýz. Þimdilik duruma iliþkin genel bir tablo çýkarmakla kalalým. DEVAMI GELECEK...

5


EZÝLEN HALKLARIN UMUDU HALK DEVRÝMÝ- HALK ÝKTÝDARI! CEM BORAN

“Sürekli ve demokratik barýþ isteyen herkes, hükümetler ile burjuvaziye karþý bir iç savaþtan yana olmak zorundadýr.” V.İ.LENİN

“Bu görev ancak þu slogan ile doðru olarak ifade edilir: Emperyalist savaþý iç savaþ durumuna çeviriniz; ve savaþ sýrasýndaki bütün tutarlý sýnýf savaþýmlarý, ciddi bir biçimde yürütülen bütün ‘yýðýn hareketleri’, eninde sonunda bu amaca yönelmelidir. Güçlü devrimci bir hareketin, büyük devletler arasýndaki birinci mi, yoksa ikinci mi emperyalist savaþ sýrasýnda olacaðýný; savaþtan önce mi, savaþtan sonra mý patlak vereceðini þimdiden söyleyemeyiz, ama ne olursa olsun bizim görevimiz bu yönde sistemli olarak, yýlmadan çalýþmaktýr.”

6

Her geçen gün Suriye ile yaþanacak olasý bir savaþa, emperyalist bir savaþa bir adým daha yaklaþýyoruz. Karþýlýklý top atýþlarý, tezkerenin meclisten çýkmasý, sýnýrda mevzilerin kazýlmasý vs.. Böyle bir savaþa ne kadar yakýn olduðumuzu bizlere gösteriyor. Faþist devlet Suriye ile bir savaþa girmek için elinden ne geliyorsa yapýyor. En son Moskova’dan Þam’a giden bir yolcu uçaðýný F-16’larýn zoruyla Ankara’ya indirdi. Buna gerekçe olarak da silah bulunduðuna dair istihbaratýn geldiðini gösterdi. Sonuç yine fiyasko... Uçaktan beklenilen roketler, füzeler, aðýr silahlar yerine telsizlerin çýkmasý TC’yi içinden çýkýlmaz bir duruma daha soktu. Devlet savaþ propagandasýný tabi ki burjuva medya üzerinden de yapýyor. Ana haber bültenlerini takip edebilenler bunu daha net kavrayabilecektir. Örneðin Suriye uçaðýný indirme meselesinde Mehmet Ali Birand saçmalýðý aslýnda aðzýndan kaçýrsa da bizim her ne olursa olsun Baþbakanýn, bakanlarýn dediklerine kayýtsýz þartsýz inanmamýz gerektiðini yineleyip durdu.

Peki halk bu haydutlara, yüzleri kýzarmadan yalan söyleyenlere ne kadar inanýyor. Açýkçasý hiç ama hiç inanmýyor. Buna ne AKP’nin, ne MHP’nin, ne de CHP’nin tabaný inanýyor. Konuþmalarýnýz, sohbetleriniz sýrasýnda savaþtan yana tavýr alan kaç kiþi ile karþýlaþtýnýz? Kaç kiþi Suriye’ye girmenin gerekliliðini savunabiliyor? Ýnanýn çoðu AKP ve MHP milletvekili bile böyle bir savaþýn tutulur yanýnýn olmadýðýnýn farkýnda. Zaten savaþ için can atanlarýn istedikleri gibi adým atamamasý bu nedenledir. Çünkü istedikleri kitle tabanýný bulabilmiþ deðiller. Salt bu da deðil TC destek olarak gördüðü ABD, NATO gibi emperyalistlerin arkasýnda durmamasý yüzünden de rahat hareket edememektedir. Kitlelerin emperyalist savaþ karþýtlýðý aleni bir þekilde gözükmekte ve insanlar kimlerin savaþ çýðýrtkanlýðý yaptýðýný, kimlerin onlarý emperyalist bir savaþa sürüklediðini çok açýk bir þekilde görmekteler. Ancak kitlelerin kendiliðinden hareketi devrimcilerin doðru politikalara, hedeflere yönlendirmesi sayesinde zafer ile taçlanabilir. Þimdi politikalaramýzýn hayata geçme aciliyeti kendini daha fazla dayatmaktadýr. Þimdi savaþa dair söylediklerimiz, eylemlerimiz, çalýþmalarýmýz kat be kat önemlidir. Ýnsanlarýn savaþa karþý olduklarý açýktýr. Bunu meclisten tezkere çýkar çýkmaz Taksim’de toplanan binlerce kiþide görmek mümkün. Bunu Akçakale’ye bomba düþer düþmez halkýn kaymakamlýða yürümesiyle de gördük. Akçakale’de insanlar niye Suriye’ye saldýrmayý deðil de kaymakama yürümeyi, ona saldýrmayý seçtiler? Çünkü bu olayýn TC’nin emperyalist savaþý azgýnca bir þekilde istemesi ve körüklemesi sonucunda yaþandýðýnýn bilincindeydiler. Doðal olarak hedef doðrudan faþist devlet


kurumlarý oldu. Evet, insanlar emperyalist bir savaþa karþý! Evet, kimse emperyalistler için ne ölmek ne de öldürmek istiyor! Peki kitlelerin kendiliðinden gerçekleþtirmiþ olduklarý savaþ karþýtlýðý yeterli midir? Irak savaþýný sokaklara dökülen ve “Savaþa Hayýr” diyen milyonlarca insan durdurabildi mi? Irak’ta 1 milyon insanýn ölmesi engellenebildi mi? Binlerce insanýn kaybolmasýnýn, iþkence görmesinin önüne geçilebilindi mi? Kitlelerin kendiliðinden geliþtirmiþ olduklarý emperyalist savaþ karþýtlýðý deðerlidir. Ancak devrimciler bununla yetinemez, yetinmemeli. “Bu duygularýn bilinçli bir duruma gelmesi, derinleþmesi ve biçimlenmesinde yýðýnlara yardým etmek bizim görevimizdir.” diyordu Lenin ve devam ediyordu: “Bu görev ancak þu slogan ile doðru olarak ifade edilir: Emperyalist savaþý iç savaþ durumuna çeviriniz; ve savaþ sýrasýndaki bütün tutarlý sýnýf savaþýmlarý, ciddi bir biçimde yürütülen bütün ‘yýðýn hareketleri’, eninde sonunda bu amaca yönelmelidir. Güçlü devrimci bir hareketin, büyük devletler arasýndaki birinci mi, yoksa ikinci mi emperyalist savaþ sýrasýnda olacaðýný; savaþtan önce mi, savaþtan sonra mý patlak vereceðini þimdiden söyleyemeyiz, ama ne olursa olsun bizim görevimiz bu yönde sistemli olarak, yýlmadan çalýþmaktýr.”

BU SAVAÞ

YOKSULLAR ÝÇÝN DEÐÝL!

Biz sosyalistler salt emperyalist savaþ karþýtlýðý ile yetinemeyiz. Ýþçiler, emekçiler, emekçi kadýnlar, gençler... Evet bizler savaþýn karþýsýndayýz. Ancak her türlü savaþýn deðil. Emperyalist bir savaþ tabi ki karþý olacaðýmýz bir þeydir. Ancak iþçiler, emekçiler, emekçi kadýnlar, gençler... Kendi özgürlükleri için emperyalistlere- kapitalistlere verdikleri savaþýn destekleyicileri, savaþçýlarýdýrlar. Çünkü böylesi bir savaþ ezilen halklarýn umudu, halklarýn kardeþliðinin gerçek ifadesi, iþçilerin-emekçilerin tek kurtuluþ yoludur. Emekçi kadýnlarýn cinsel-ulusal-sýnýfsal sömürüden kurtulma umudu bu savaþtadýr. Gençlerin özgürlük þiarý, öðrencilerin parasýz-bilimsel-anadilde eðitim istemi ancak ve ancak böylesi bir savaþla, burjuvalarýna karþý verdikleri uzlaþmaz bir savaþ ile gerçekleþtirilebilir. Bizlerin hedef tahtasýnda ne Suriye’li iþçi-emekçiler, ne Suriye’li kadýnlar ve gençler vardýr. Bizlerin hedefinde emperyalist- kapitalistler, faþistler, ezilen halklarýn düþmaný haydutlar var. Sizlerin sonu bizim özgür günlerimiz yakýndýr. Bizler biliyoruz ki emperyalist bir savaþý ancak Halk Devrimi-Halk Ýktidarý önler. Ezilen halklarýn kurtuluþu ancak bu þekilde gerçekleþebilir. Þimdi her yerde bunu öne çýkarma zamanýdýr. Ýnsanlarla iletiþime geçtiðimiz her yerde, eylemlerde, sokaklarda, çalýþmalarýmýzda emperyalist savaþý iç savaþa çevir þiarýný yükseltme zamanýdýr. Daha fazla çocuðun katledilmesini istemiyorsak, emperyalist haydutlar uðruna ölmek ve öldürmek istemiyorsak Halk Ýktidarý için savaþma zamanýdýr.

Bu ülke bir savaþa giriyor, artýk bu an meselesi. Bu savaþ birilerinin iþtahýný kabartýyor. Nedenini belki de bilmediðimiz bu savaþ baþlayýnca artýk hiçbir þey eskisi gibi olmayacak. Kimimiz havan toplarýyla parça parça edileceðiz, çocuklarýmýz kurþunlarýn altýnda delik deþik edilecek, iþkencelerden geçirilecek kimilerimiz, tecavüze uðrayacak, katledileceðiz. Açlýk ve hastalýklarla boðuþacaðýz. Asker üniformasý giydirecek, cepheye gönderileceðiz. Ölecek, öldüreceðiz. Tüm bunlardan bize kalacak olansa bombalarla yerle bir edilmiþ kentler, alt üst olmuþ yaþamlar. Ama ne için? Kim için? Ta dünyanýn ötelerine tanklar, silahlar gidiyor; sýnýr ötelerine savaþmaya biz gençleri yolluyorlar. Ama bizim ne sorunumuz var ki bir Afganla, bir Mýsýrlýyla, bir Tunuslu ya da bir Suriyeli ile? Eðer yoksa o cepheye gönderilen neden biziz? Topun aðzýna sürülen neden biz oluyoruz? Bu savaþ yoksullar için deðil, ezilenler için deðil; bu savaþ ezenler için, egemenler için, tahtlarý sallantýda olanlar için. Onlarýn yaptýðý kar kazanmak için kan dökmek. Kendi menfaatleri uðruna milyonlarýn canýný, yaþamýný, geleceðini hiçe saymak; umutlarýný yok etmek. Hayýr! Bu savaþ bizler için deðil. Bu savaþta taraf olmak zorunda deðilsiniz. Sizler insansýnýz, makine deðil! Kendinizi bu vahþiliðe teslim etmeyin. Savaþacaksanýz eðer, esaret altýna alýnmak için deðil, özgürlüðünüz için savaþýn. Savaþacaksanýz eðer onlarýn vataný için deðil, ulusal sýnýrlarýn olmadýðý bir dünyada yaþamak için savaþýn. Ýnsanlýðý çürüten bu düzenin köleliðini sürdürmek için deðil, dünyanýn özgürleþmesi için; hýrstan, nefretten, açgözlülükten arýndýrýlmýþ insancýl bir dünyada yaþabilmek için savaþýn! Geleceðimizi kurtarmak bizim elimizde! GEB’li Bir Ýþçi

7


Antep Yargýsýnýn Sosyalistlere Tahammülü Yok

Geliþen devrimci durumun korkusu ve Kürt halkýnýn özgürlük mücadelesi, devletin kendisine karþý tehdit gördüðü her þeye saldýrmasýna neden oluyor. 6 Mayýs’ta yapýlacak olan Deniz Gezmiþ anmasýný yasaklayan, yayýnevimizin çýkardýðý afiþ ve bildirilere toplatma kararý çýkaran Antep 1. Sulh Ceza Mahkemesi, bu defa da yayýnevimizden çýkan kadýn broþürüne ve Z.K.Genç Yoldaþ, Y.E.Mücadele Birliði dergilerinin son sayýlarýna toplatma kararý çýkardý. 17 Ekim günü aldýðý karar doðrultusunda Þubat 2012’de yayýnlanan Emekçi Kadýn Broþürü ve dergilerimiz için 19 Ekim günü yayýnevimize yapýlan tebligatta, “Gaziantep Ýl Emniyet Müdürlüðü Terörle Mücadele Þube Müdürlüðü ekiplerince yapýlan çalýþma sýrasýnda, Türkiye Komünist Emek Partisi/ Leninist (TKEP/L) adlý terör örgütünün fikir ve görüþleri doðrultusunda yayýn yaptýðý deðerlendirilen Emekçi Kadýnlar Broþürü 2012 isimli broþür, Zafere Kadar Genç Yoldaþ Sayý:66, Eylül 2012 isimli dergi ile Yeni Evrede Mücadele Birliði Dergisi Sayý:220, 26 Eylül-10 Ekim2012 isimli dergilerin ele geçirildiði ve ele geçirilen dergi ve broþürlerin yapýlan incelemesinde; terör örgütünün propagandasýný içeren suç unsuru niteliðinde ibarelerin tespit edildiði ve 3713 sayýlý yasa kapsamýnda konusunun suç unsuru niteliði taþýmasý nedeni ile; 5187 sayýlý yasa 25/2maddesinde yer alan 3713 sayýlý Terörle Mücadele Kanununun 7. maddesinin 2. ve 5. fýkralarýnda öngörülen suçlarla ilgili olarak, basýlmýþ eserlerin tamamýna hakim kararýyla el konulabilir hükmü dikkate alýndýðýnda isimli derginin tamamýnýn toplatýlmasý ile el konulmasýna karar verildi” denildi. Yayýnevimiz bünyesinde yasa olarak aylýk ve 15 günlük olarak yayýnlanan ve daðýtýmý yapýlan Z.K.Genç Yoldaþ ve Y.E.Mücadele Birliði dergilerini “olaðanüstü çalýþmalar yapýla-

P

8

KK ve PJAK tutsaklarýnýn baþlatmýþ olduklarý açlýk grevleri devam ediyor. Her geçen gün açlýk grevine katýlanlarýn sayýsý artmakta. Tüm cezaevlerine yayýlan açlýk grevlerinde 12 Eylül’den bu yana süresiz- dönüþümsüz açlýk grevini sürdürenlerin durumu ise kritik eþikte. 50’li günlerine yaklaþýlan süresiz- dönüþümsüz açlýk grevine 12 Eylül’de baþlayanlarda burun kanamasý, sese duyarlýlýk rahatsýzlýklarý... vb. baþladý. Tutuklu ve Hükümlü Aileleri Dernekleri Federasyonu (TUAD FED) Baþkaný Zübeyde Teker yaptýðý açýklamada: “Açlýk grevinin temelini 15-20 yýldýr cezaevinde bulunan hükümlüler oluþturuyor. Bu nedenle bunlarýn yaþlarý 35-40’ýn üstünde. Sayý bugün 615’e çýktý ve her gün artýyor. Birçok cezaevlerinde grevdeki eylemcilere þeker, limon, tuz ve B1 vitamini verilmiyor. Bazý mahkumlar da B1 vitaminini kendile-

rak ele geçirilmiþ” olan yasa dýþý yayýnlarmýþ gibi lanse edildi. Emekçi Kadýnlarýn ezilmiþliðini, sömürüsünü toplumlar tarihi ile açýklayan ve kurtuluþ yolu olarak örgütlenmelerini, mücadele etmelerini söyleyen, 9 ay önce 8 Mart Emekçi Kadýnlar Günü çalýþmalarý sýrasýnda yayýnevimizden özel sayý olarak çýkan Emekçi Kadýnlar Broþürü de bu saldýrýdan payýný aldý. Aylardýr ülke çapýnda ve Avrupa’da daðýtýmý yapýlan kadýn broþürü, 9 ay sonra “sakýncalý olduðu ve terör örgütünün fikirlerini taþýdýðý” gerekçesi ile toplatýldý. Faþizmin hiçbir saldýrýsý, bugüne kadar devrimcileri, sosyalistleri yýldýramadý, yýldýramayacak. Emperyalist-kapitalist devletler, dünya çapýnda korkulu günler-geceler geçirmeye devam edecekler.

BASKILAR BÝZÝ YILDIRAMAZ! SOSYALÝST BASIN SUSTURULAMAZ!

ri almýyor. Eylemin baþladýðý ilk yedi cezaevindeki 63 kiþinin durumu her geçen gün gittikçe aðýrlaþýyor. Kanamalar baþladý, genel semptomlar aðýr bir þekilde görülüyor. Kritik aþamaya gelenler var, eylemler fiilen ölüm orucuna dönüþüyor. Adalet Bakanlýðý, Türk Tabipleri Birliði’nin uzman bir heyetle, bütün cezaevlerindeki eylemcileri muayene etmek için baþvurusuna olumsuz yanýt verdi. Bakanlýk ‘bilinçlerini kaybetsinler müdahale edeceðim’ diyor, hiç bir talebi kabul etmiyor. Açlýk grevine baþladýklarýnda ilk 10 gün B1, þeker ve tuz verilmedi. Þu anda 58 cezaevinde grev var, PKK ve KCK tutuklularýnýn olduðu ülke genelindeki 76 cezaevine yayýlacaktýr yakýnda. Bu sayý ay sonu binlere ulaþýr.” dedi. Sizleri cezaevlerindeki bu sürecin takipçisi olmaya, zindanlarda ki tutsaklarýn yalnýz olmadýðýný göstermeye çaðýrýyoruz.


SENDÝKALAR ve GENÇLÝK DORUK ARAS

Gençliðin militan yanýnýn kokuþmuþ sendikal bürokraside çürüyüp gitmemesi için sendika tabanlarýnda yer alan gençleri mücadeleye çekmeli ve onlarýn devrimci enerjisini sadece sendikal mücadeleyle sýnýrlý olmamasý gerektiðini anlatmalýyýz. Biz gençler, kuracaðýmýz komitelerle sendikalarý sýnýfýn sendikalarý haline getirebilir ve sýnýfýn uzlaþmazlýðýnýn güvencesi haline gelebiliriz. Genciz ve tüm militanlýðýmýzla devrimci enerjimizle gençliði yanýmýza çekebiliriz. Kuracaðýmýz, kurmamýz gereken komitelerle sendikalardan baðýmsýz çalýþmalýyýz. Sýnýf mücadelesinin asýl alanýnýn sendika koridorlarý deðil sokaklar olduðunu unutmamalýyýz.

Devrimin kendini dayattýðý, kapitalizmin tüm çatlaklarýndan gelecek güzel günlerin bize göz kýrptýðý þu günlerde, biz genç emekçilerin bulunduðumuz her alanda daha çok politik teþhir ve daha çok örgütlenme yapmasý gerekiyor. Halkýn örgütlendiði, bir araya geldiði her alanla; sendikalarla, odalarla, inanç ve yöre dernekleriyle iliþkiler geliþtirmek ve halk kitleleriyle saðlam baðlar kurmamýz gerekiyor. Buralarda, baþta gençlik ve kadýnlar olmak üzere tüm ezilenleri “Bütün Ýktidar Emeðin Olacak”, “Uluslara Kendi Kaderini Tayin Hakký”, “Zindanlar Yýkýlsýn Tutsaklara Özgürlük” talepleri etrafýnda emek emek örmemiz, gerçek kurtuluþun ancak politik iktidarý fethederek, emeðin iktidarýný kurduðumuzda gerçekleþeceðini anlatmamýz gerekiyor. Bunu baþarmanýn yol ve yöntemlerini bulmak ve geliþtirmek zorundayýz. Bu çalýþmalarý yapabileceðimiz önemli alanlardan biri de hiç þüphesiz sendikalardýr. Sendikalarla genç emekçilerin iliþkisine göz atarken sendikalara hakim mevcut uzlaþmacý reformist anlayýþýn tutumlarýna deðinmektense ‘biz neler yapabiliriz’ sorusuna cevap aramaya çalýþacaðýz. Sendikalar sýnýf ve kitle örgütleridir. Ama bu örgütlerin son dönemlerde ne hale geldiðini ve süreci karþýlamakta ne kadar yetersiz olduðunu hepimiz görüyoruz. Birbirinin karþýtý ve birbiriyle savaþan iki sýnýfý uzlaþtýrmaya çalýþmakla meþgul, mevcut sendikalist anlayýþ süreci karþýlayamaz. Ýçinde yaþadýðýmýz süreci karþýlayacak olan yegane araç; bugünün ayaklanma yarýnýn

ise iktidar organlarý haline gelecek olan komite ve konseylerdir. Sendikalarý iþçilerin, emekçilerin militan mücadele araçlarýndan biri haline getirmek için biz gençlerin sendikalarda yer almasý ve sendikalarý “sýnýf ve kitle” sendikasý haline getirecek ideolojik ve politik kavgayý vermesi gerekir. Sendikalarýn asýl söz ve karar merciinin taban olduðu ve yönetim kurullarýnýn tabandan gelen kararlarýn yürütücüsü olacaðý “yürütme kurullarý” olmasýnýn gerekliliði sendikalarda örgütlü bütün emekçilere anlatýlmalýdýr. Asýl kazanýmlarýn sokakta verilecek militan mücadeleyle olacaðýnýn propagandasýný yapmalýyýz. Sendikalarda örgütlü ya da örgütsüz emekçi gençliði mücadelede birer özne haline getirmek için komite ve konsey örgütlülüðünü temel almalý ve propagandasýný her alanda yapmalýyýz. Zira sendikalar yasal kurumlar olduðundan devlet onu yasaklayabilir ya da kapatabilir, bu ise mücadelenin geçici de olsa sekteye uðramasýna yol açar. Ama komite ve konsey örgütlenmesinde yasal sýnýrlamalar, tüzüksel sýnýrlamalar yoktur. Her þey komitelerde bulunanlarýn kararlarýyla hayata geçer ve burjuvzinin denetleyemeyeceði, engel olamayacaðý mücadele birlikleri oluþturulmuþ olur. Sendikalarda da bu örgütlenme araçlarýyla sarý sendikacýlýk denen uzlaþmacý anlayýþa karþý kararlý bir mücadele yürütülebilir. Tabiri caizse emekçilerin kendi kendilerini yönetmesini saðlayacak araçlardýr komite ve konseyler. Ayrýca sendikalarý ivmelendirmek için genç emekçileri bir arada tutabile-

cek “gençlik komisyonlarý” kurmalý, eðer varsa komisyonlar, bu komisyonlarý birer politik teþhir mecralarýna çevirmemiz gerekir. Gençliðin militan yanýnýn kokuþmuþ sendikal bürokraside çürüyüp gitmemesi için sendika tabanlarýnda yer alan gençleri mücadeleye çekmeli ve onlarýn devrimci enerjisini sadece sendikal mücadeleyle sýnýrlý olmamasý gerektiðini anlatmalýyýz. Biz gençler, kuracaðýmýz komitelerle sendikalarý sýnýfýn sendikalarý haline getirebilir ve sýnýfýn uzlaþmazlýðýnýn güvencesi haline gelebiliriz. Genciz ve tüm militanlýðýmýzla devrimci enerjimizle gençliði yanýmýza çekebiliriz. Kuracaðýmýz, kurmamýz gereken komitelerle sendikalardan baðýmsýz çalýþmalýyýz. Sýnýf mücadelesinin asýl alanýnýn sendika koridorlarý deðil sokaklar olduðunu unutmamalýyýz. Var olan sendikalarda proletaryanýn baðýmsýz sýnýf tavrýný egemen kýlmak için, sendikalý emekçi gençler büyük bir inat ve ýsrarla reformizmi teþhir etmeli, yapay gündemlere müdahale etmeli, emekçilerin baðýmsýz gündemini saptamalý ve devrimci politikalarý geliþtirmeli, eðitim çalýþmalarýný örmeli, tabanýn tepkilerini örgütlemeli, toplumsal olaylarda pratik kararlar alarak fiili eylemler düzenlemelidir. Kýsacasý proletaryanýn baðýmsýz sýnýf tavrýný her yerde ortaya koymalýyýz. Ancak bu yöntemlerle sendikalarý devrim mücadelesinin birer silahý haline getirebiliriz.

9


ANKARA GENÇLÝK BULUÞMASI

Saat 12:00’de baþlayan panelde ilk önce açýlýþ konuþmasýný yapacak olan Liseli DÖB’lü yoldaþýmýz söz aldý. Sözlerine baþlamadan önce, katýlýmcýlarý ölümsüzleþen bütün devrim savaþçýlarý için saygý duruþuna çaðýrdý. Saygý duruþundan sonra, konuþmasýnda gençliðe yönelik sürekli yeni politikalar ortaya atýldýðýndan, paralý, gerici, faþist karakterli eðitim gibi öðrencilerin birçok sorunu olduðundan; ancak bunlarýn sebeplerini anlayabilmek için faþizmi, emperyalist savaþý ve ulusal sorunu anlamak gerektiðini, bu yüzden panel konularý olarak bunlarýn seçildiðini anlattý. Panelin konularýna ve iþleyiþine dair bilgi verdikten sonra, sözü panelistlere býraktý.

10

Devrimci Öðrenci Birliði, geçen yýl Þubat ayýnda merkezi olarak gerçekleþtirdiði “Gençlik Buluþmasý – Gençlik Ne Yapmalý” panellerini çalýþma yürüttüðü illere yayarak, buralarda güncel konularý tartýþmaya devam ediyor. 13 Ekim günü Ankara’da yapýlan panel de bunun bir ayaðý oldu. Elektrik Mühendisleri Odasý Genel Merkezi Toplantý Salonu’nda yapýlan panelde, faþizm, emperyalist savaþ ve ulusal sorun tartýþýldý. Saat 12:00’de baþlayan panelde ilk önce açýlýþ konuþmasýný yapacak olan Liseli DÖB’lü yoldaþýmýz söz aldý. Sözlerine baþlamadan önce, katýlýmcýlarý ölümsüzleþen bütün devrim savaþçýlarý için saygý duruþuna çaðýrdý. Saygý duruþundan sonra, konuþmasýnda gençliðe yönelik sürekli yeni politikalar ortaya atýldýðýndan, paralý, gerici, faþist karakterli eðitim gibi öðrencilerin birçok sorunu olduðundan; ancak bunlarýn sebeplerini anlayabilmek için faþizmi, emperyalist savaþý ve ulusal sorunu anlamak gerektiðini, bu yüzden panel konularý olarak bunlarýn seçildiðini anlattý. Panelin konularýna ve iþleyiþine dair bilgi verdikten sonra, sözü panelistlere býraktý. Ýlk olarak sözü alan DÖB’lü öðrencinin konusu, “Türkiye’de Faþizmin Geliþimi ve Gençliðe Etkileri” idi. Konuþmasýna Komintern’in faþizm tanýmýyla baþlayarak, faþizmin “tekelci sermayenin en gerici, en þoven, en emperyalist unsurlarýnýn açýk terörist dik-

tatörlüðü” olduðunu ve bir devlet biçimi olduðunu vurguladý. Ýtalya’da ve Almanya’da yaþanan faþizm örneklerine deðinerek, faþimin niteliklerini ve uygulamalarýný örneklerle açýkladý. Daha sonra Türkiye’de faþizmin nasýl geliþtiðini anlattý; bunun askeri darbeler yoluyla olduðunu, 12 Mart 1971’de devletin faþistleþmeye baþladýðýný, 12 Eylül 1980’de ise devletin bütün kurumlarýyla tamamen faþizmin egemen olduðunu açýkladý. Bu yüzden faþizme karþý mücadelenin sadece sivil faþistlerle mücadele olarak algýlanmamasý, tekellere ve onlarýn iktidarýna karþý mücadele etmek olarak ele alýnmasý gerektiði anlattý. Faþizmden kurtulmak isteniyorsa, tekellerin ekonomik temellerini ve politik iktidarýný yýkmak gerektiðini açýkladý. En son olarak da, son dönemde kullanýlan “AKP Faþizmi” tanýmlamasýnýn tamamen bir bilinç bulanýklýðýnýn ve faþizmin ne olduðunu bilmemenin bir sonucu olarak ortaya çýktýðýný, bu kavramý kullananlarýn, faþizmi sadece AKP’ye baðlayarak, aslýnda burjuvazinin bir kanadýna yedeklendiðini, devleti akladýðýný açýkladý. Sunum, katýlýmcýlarýn sorularý ve söylemek istedikleri ile devam etti. Verilen aradan sonra, son derece güncel olan emperyalist savaþ konusuna geçtik. “Savaþý Nasýl Durdurabiliriz” konu baþlýðý altýnda ele alýnan emperyalist savaþa dair hazýrladýðý sunumunu yapan DÖB’lü öðrenci, öncelikle kýsaca son günlerde yaþananlarý hatýrlattý.

Bunlar ne demek diye sorarak, bu soruya devletin umudu savaþ desek yanlýþ olmaz dedi. Daha sonra savaþýn emperyalizmle olan iliþkisine deðinerek günümüz için asýl meselenin Türkiye’nin Türkiye ve K. Kürdistan’da yükselen devrimi durdurmak isteði olduðunu belirtti.Haklý haksýz savaþ ayrýmý yapmanýn savaþ karþýsýnda alýnacak tutumu belirlemek açýsýndan önemli olduðunu söyledikten sonra bugünkü savaþýn emperyalist nitelikte bir savaþ olduðunu söyledi.Bir savaþ karþýsýnda kitleleri devrimci iktidar hedefli eylemlere yöneltmeyen yalnýzca savaþa hayýr demenin yanlýþ bir tutum olduðunu ve savaþý önlemeyeceði ve ortadan kaldýramayacaðýný belirtti. Ayný zamanda Esad yanlýsý tutum almanýn da sosyalistlerin savunmamasý gereken bir tutum olduðunu söyledi.Çünkü Suriye’de iktidarda olan sýnýfýn burjuvazi olduðunu ve Esad’ýn da burjuvazinin temsilcisi olduðunu belirtti. Bir savaþý önlemenin ve durdurmanýn en iyi yolunun emperyalist savaþý iç savaþa çevirmek olduðunu söyledi ve kitlelerin devrimci iktidar hedefli eylemlere yönelmesi gerektiðini belirtti. Bir savaþ durumunda yapýlacak belli baþlý þeylerin þöyle sýralanabileceðini söylendi: Kesinlikle emperyalist savaþ karþýsýnda tutum almak, iç barýþ anlayýþýndan vazgeçmek çünkü bu ciddi anlamda sýnýf savaþýmýný kabul etmek demektir, özgürlüklerin kýsýtlandýðý her yerde alternatifler yaratmak, kendi hükümetinin, devleti-


nin yenilgisini istemek ve bunun için mücadele etmek, askere gidenlere cephelerde kardeþleþmenin önemini propaganda etmek ve burjuvazinin savaþ yanlýsý yalan söylemlerini teþhir etmek. Son olarak da savaþlarý ortadan kaldýrmanýn koþulunun sýnýflarý ortadan kaldýrmak olduðunu söyledi. Bir iç barýþ ve dünya barýþýnýn sýnýflar kalktýðý zaman mümkün olacaðýný söyledi. Bir sonraki sunum “Kürt Ulusal Sorununa Bakýþ” baþlýðý altýnda yapýldý. Sunumu yapan DÖB’lü öðrenci sunuma baþlarken dinleyicilerden kendilerini bir Kürt çocuðunun yerine koymalarýný ve o þartlar altýnda büyüyen bir çocuðun özgür bir geleceði nasýl düþleyebileceðini sorgulamalarýný istedi. Daha sonra ülkesi iþgal ve ilhak edilmiþ bir çocuðun böyle düþler kuramayacaðýný ve bunun nedeni olarak ilhakýn açýklamasý yapýldý. Sömürünün en aðýr biçimi olarak ilhaka deðinilirken özellikle bunun basit bir sýnýr geniþletilmesi olmadýðý, daha fazla topraðýn daha fazla pazar alaný, daha fazla ucuz iþ gücü ve daha fazla yer altý zenginliði oldu��u vurgulandý. Ýlhaký sömürgeden ayýran en belirgin özelliðin de bir halkýn yok sayýlmasý, dilinin ve kültürünün yasaklanmasý, topraklarýnýn ezen ulus tarafýndan kendi topraklarýna katýlmasý olduðuna deðinildi. Devamýnda bu nedenlerden ötürü Kuzey Kürdistan koþullarýnda ulusal sorunun salt ulusal mücadele ile çözülemeyeceði söylendi. Bunun en önemli belirtisinin iþçi ve emekçilerin arasýnda Kürt halkýndan çok sayýda insanýn olmasý söylendi. Sorunun çözüm kýsmýna gelindiði zaman bunun tek çözümünün Kürt ulusuna kendi kaderini tayin hakkýnýn tanýnmasý olduðuna vurgu yapýldý. Bu hakkýn kendine sosyalist diyen, kendini Kürt halkýnýn yanýnda gören ve mücadelesine destek veren herkesin þartsýz koþulsuz kabul edilmesi gerektiðinin altý çizildi. Faþist devletle müzakereler, katliamlar için özür dilenmesini istemek, anadilde eðitim için kampanyalar düzenlemek ya da özerklik ya da federasyon gibi faþizmin egemenliðini kaldýrmayacak öneriler getirmek hiçbir þekilde sorunu gerçek anlamda çözmeyecektir. Çünkü Uluslarýn Kendi Kaderini Tayin Hakký, ezilen

ulusun kendi devletini kurmasý demektir, diðer önerilerin hiç biri UKKTH ilkesinin kendisi ya da gerçekleþtirilmesi olamaz denildi. Ulusal sorunun çözümü için onun çýkýþ noktasýnýn, yani faþist devlet yapýsýnýn yýkýlmasý ve bunun için Türkiye tarafýndan tüm iþçi ve emekçilerle birlikte mücadele edilmesi gerektiði ama asýl bizlere düþenin Kürt halkýnýn yanýnda olduðumuzu pratikte göstermek olduðunu dile getirilmesi ile sunum bitirildi. En son olarak ise, DÖB’lü bir öðrenci “Sonuç Yerine” baþlýðý altýnda sunumunu gerçekleþtirdi. Sunumunda öðrencilerin yaþadýklarý sorunlara deðinerek baþladý, bu paneli gerçekleþtirme sebeplerinin öðrencilere ve gençlere yönelik ortaya sürekli yeni politikalar atýlýrken, öðrencilerin bu konularda konuþmalarýný saðlamak olduðunu, ancak bunlarý anlayabilmek için faþizmi, savaþý ve ulusal sorunu anlamanýn, bunlar üzerine tartýþmanýn ve konuþmanýn zorunlu olduðunu söyledi. Burada kapitalizmin durumuna deðinirken, kapitalistlerin artýk yönetemediðini, emekçilerin ve gençlerin de eskisi gibi yönetilmek istemediðini bütün dünyada yaþanan deneyimlerin bizlere gösterdiðini söylerken, bunun adýnýn devrimci durum olduðunu belirtti. Devrimci durumun olduðu bir yerde, artýk örgütlenme tiplerinin de, hedeflerinde devrimci olmasý gerektiðini, okullarda dernek- topluluk gibi örgütlenmelerin süreci karþýlamayacaðýný, kendi kararýný kendi alan, hýzlý ve kendini sadece devrimin yasalarýyla sýnýrlayan komiteler ve konseyler kurulmasý gerektiðini,

hedeflerin de sadece okul içi olmamasý gerektiðini, emekçilerin ve gençlerin bütün sorunlarýný sahiplenmeleri, destek olmalarýnýn zorunluluðunu, okul içi sorunlarýn ancak diðer emekçiler ve gençlerle birlikte devrim için mücadele ederek çözülebileceðini belirtti. Bunun dýþýnda, savaþ hazýrlýðýnýn direk olarak öðrencileri ilgilendirdiðini, savaþ baþladýðýnda öðrencilerin zorla asker yapýlacaklarýný, bu yüzden savaþýn durdurulmasý mücadelesinin öðrenciler için önemini vurguladý. Okullarda ulusal kimlikleri ve inançlarý yüzünden ezilen öðrenciler olduðunu belirterek, özellikle Alevi ve Kürt öðrencilerin sorunlarýnýn çözümü için birlikte mücadele etmek gerektiðinin öneminden bahsetti. Öðrencilerin kendilerini sadece öðrenci olarak deðil, toplumsal devrimin bir parçasý olarak görmeleri gerektiðini,bu yüzden diðer emekçilerle baðlar kurmalarýnýn zorunluluðunu vurgularken, en önemlisinin de öðrenci gençlikle, iþçi ve emekçi gençliðin birlikte hareket edebilmesinin koþullarýný ve örgütlenmesini saðlamak gerektiðini vurguladý. Öðrencilerin gerçek özgürlüðünün ancak devrimle saðlanabileceðini, bu yüzden her sorunun çözümünün devrim mücadelesi ile baðlanmasýný tekrar vurgulayarak sunumunu bitirdi. Bu sunum da yapýlan tartýþmalarla devam etti. Böylece “Ankara Gençlik Buluþmasý – Gençlik Ne Yapmalý” paneli sona erdi. Ankara/ Devrimci Öðrenci Birliði

11


“Barýþ Ýsteyen Sav

Emperyalist bir savaþýn kesin olarak karþýsýnda olunmalýdýr! Her yerde emperyalist savaþ karþýtý komiteler oluþturulmalý ve bunun bizim savaþýmýz olmadýðý anlatýlmalýdýr. Üniversite kampüsleri, kantinleri birer kürsüdür ve oradan sesimiz yankýlanmalýdýr. Atölyeler, sokaklar birer kürsüdür. Savaþ konusunda söylenecek sözleri sokakta dinlemeyecek insan yok, ajitasyon ve propagandamýzý her yere yayalým!

12

Ekim ayýna TBMM’de çýkartýlan tezkere ile girdik ve savaþa doðru bir adým daha attýk. Ayný zamanda tezkere kararýndan sonra sokaklarý dolduran emperyalist savaþ karþýtý eylemcilerin güçlü karþý koyuþu ile... Sonrasýnda ise savaþ yaþamýn her alanýna her zamankinden daha fazla yer almaya baþladý. Üniversitelerde öðrenciler, eylemdeki iþçiler, Kürt halký bu konuya daha fazla yer vermeye ve savaþýn önüne nasýl geçeriz tartýþmasý sokaktaki en apolitik insanýnýn dahi kafa yormaya baþladýðý bir konu oldu.Türkiye zaten Suriye politikasý ile yeterince dünyada küçük düþmüþken, ardýndan Suriye’nin Rusya’dan havalanan uçaklarý Ankara ve Erzurum’da “silah var” gerekçesiyle indirmesi onu daha da zor duruma soktu. Kriz daha da büyüdü ve bu konuda atýlan her adým hükümet partisi AKP’ye ve devlete toplumda daha fazla tepki duyulmasýna yol açýyor. Emekçi yýðýnlar ve özellikle gençlik bir savaþa ve savaþla birlikte gelecek olan felaketlere karþý daha politik, daha öfkeli ve daha kararlý olarak harekete geçiyor... AKP hükümeti belki de hiç olmadýðý kadar sýkýþtý. Çünkü zindanlardan da açlýk grevi dalgasý yayýlmaya baþladý. Yaklaþýk 10.000 civarýnda tutsak açlýk grevine giriyor. Kürt halký bu hamleden sonra olduðu yerde duramaz ve bunun herkes farkýnda. Geliþmeler büyük bir dikkatle izleniyor ve herkes Rubikon’un ne zaman geçileceðini bekliyor! O saate kadar kýlýçlar bileniyor, saflar düzene sokuluyor ve savaþýn tüm psikolojik, fiziksel hazýrlýðý son noktaya yaklaþýyor. Bu þartlar altýnda gençlik nasýl bir politik hat izleyecek? Mücadelesine nasýl yön verecek? Dikkatleri nerede yoðunlaþtýracak? Güçlerini nerede toplayacak? Rubikon geçildiðinde savaþ sancaðýnda ne yazacak? Þimdi önüne devrim hedefini koymuþ olan gençliðin sormasý gereken sorular bunlardýr. Ve bu sorulara devrimci cevaplar verilmek zorundadýr!

“Barýþ Ýsteyen Savaþa HazýrOlsun!” Roma imparatoru Sezar’ýn savaþ ve barýþ diyalektiðini çok iyi anlattýðý bu sözü bugün pek çok sol- sosyalist hareket tarafýndan kavranabilmiþ deðil! Hemen her konu da pasifist ve uzlaþmacý olan ortalama sol, halklarýn yaþamýnda dönüm noktasý olabilecek savaþ gibi temel konularda neredeyse burjuvaziye hizmette sýnýr tanýmayacak durumdadýr. Bu misyonlarý ile de gençliðe ve emekçi halklara köleliði sunmaktadýrlar. Tezkere çýktýðýnda ortalama solun en çok söylediði þey “Savaþa Hayýr” ve “Ýçeride Dýþarýda Savaþa Hayýr” sloganlarý idi. Ýþçi emekçi gençliðimiz ortalama sol tarafýndan savunulan bu politikalara karþý her yerde devrimci politikayý, Leninist emperyalist savaþ karþýtý politikayý savunmalýdýr. Ortalama solun bilinç bulanýklýðý yaratma çabalarýna karþý her yerde mücadele etmelidir. Ýlkin Leninist savaþ karþýtý politikayý açýklayalým ve sonrasýnda ortalama sola bakalým. Lenin ve proletaryaya ihanetinden önce 2. Enternasyonal, emperyalist bir savaþ karþýsýnda alacaklarý tutumu þöyle belirtiyorlardý. Gerici bir savaþta proletarya kendi hükümetinin yenilgisini istemek zorundadýr, bu bir aksiyomdur. Çünkü bu savaþýn yürütücüsü olan politika burjuvaziye aittir ve proletaryanýn politikasý böylesi bir savaþta burjuvaziye karþý savaþmaktýr. Proletarya böylesi bir savaþta devrim ve iktidar için yararlanacaksa, baþka halklarla kardeþçe birlik kuracaksa, savaþýn yarattýðý yoksulluk, sefalet ve her türlü insanlýk dýþý olaylara karþý bir tavýr sergileyecekse burjuvazinin karþýsýnda olmalýdýr. Bu da emperyalist bir savaþta iþçi sýnýfýnýn kendi iktidarýný kurmasý için, “Emperyalist Savaþý Ýç Savaþa Çevir” politikasýný savunmasý ile olur. Lenin iþçi sýnýfýnýn etkili bir savaþ karþýtlýðý yapmasýný savunur ama proletaryanýn her türlü savaþýn karþýnda olmasýný deðil. Lenin emperyalist savaþýn


vaþa Hazýr Olsun!”

Ama þunu herkese ilan edelim! Biz bu emperyalist savaþýn karþýsýndayýz ve engel olmak için de elimizden gelen tüm güçle mücadele edeceðiz! Ama savaþ baþlar ise silahlarýmýzý Suriye halkýna deðil, sizlere, siz burjuvalara ve onun devletine çevireceðiz! Emekçilerin savaþsýz ve sömürüsüz iktidarý için mücadele edeceðiz. Bize Lenin‘in gösterdiði yolun dýþýnda yol gösterenleri burjuvazinin hizmetçisi olarak ilan edeceðiz!

karþýsýnda olmak gerektiðini söyler ve emperyalist savaþ karþýtý politikayý da, proletaryanýn devrim için mücadelesi ile birlikte ele alýr. Fakat ortalama sol pasifist ve uzlaþmacý bir tutum takýnarak, bu politikanýn sadece “Savaþa hayýr” kýsmýný ele alýrlar. Hem Leninizmi çarpýtýrlar hem de kendi küçük burjuva kafa yapýlarýný ortaya koyarlar. “Ýçeride Dýþarýda Savaþa Hayýr” sloganý ortalama solun tam olarak ne düþündüðünü ortaya koyuyor. Ýçeride süren savaþ sýnýf savaþýdýr. Sýnýf savaþýna hayýr demek, kapitalizmin aðýr sömürüsünün ve her türlü insanlýk dýþý sonuçlarýnýn devamýný istemek demektir. Çünkü yoksulluða, açlýða, iþsizliðe, yozlaþmaya, akademik ya da demokratik sorunlarýn tam anlamýyla ve kalýcý olarak çözülmesi kapitalizmin ve onun faþist devletinin yýkýlmasý ile mümkündür. Bu sýnýf savaþýmýný sonuna kadar götürmek anlamýna gelir ki, bu sloganýn anlamsýzlýðý daha doðrusu proletaryaya ve gençliðe þu biçimde seslenmekten baþka bir anlama gelmez; “kapitalizmde savaþlar vardýr, ama hep kötü yöneticiler sayesinde. Bu kötü yöneticiler olmasa ne güzel olurdu. En iyisi onun kötü yanlarýný törpüleyelim, bakýn o zaman kapitalizm nasýl bir sistem! Kapitalizme karþý savaþ mý!? Nerde kaldý o zaman sizin savaþ karþýtlýðýnýz? Hayýr, kapitalizme karþý savaþmak olmaz, onunla anlaþabiliriz. Burjuvaziyle anlaþabiliriz! Sonuçta insanlar konuþa konuþa anlaþýr deðil mi?” Ýþte size bir reformistin bilinçaltýnda yatanlar! Bizler böyle bir yolu izlemeyeceðiz. Bizler Dünya halklarýnýn öncüsü Lenin’in bizlere söylediði gibi burjuvaziyle uzlaþmaz bir savaþ içerisindeyiz ve bu savaþý zaferle sonuçlandýracaðýz. O-

nunla uzlaþamayýz çünkü aramýzda milyonlarca emekçinin kaný var! Gençler Görev Baþýna, Burjuvaziyi Yenmek Ýçin! Reformizm kendi yolunda biz kendi yolumuzda yürüyelim! Somut geliþmeler gösteriyor ki burjuvazi içeride yükselen devrim mücadelesini boðmak için bir savaþ istiyor. Ama bu savaþa tek baþýna girmeye cesaret edemiyor. Emperyalist efendilerinin arkadan pohpohlamalarý ve itelemeleri de ona yeterince güven vermiyor. Fakat bir savaþa öyle ya da böyle adým adým ilerliyoruz ve biz bu gidiþata karþý bir þeyler yapmalýyýz. Tüm iþçi ve emekçi, öðrenci gençliðe sesleniyoruz! Emperyalist bir savaþýn kesin olarak karþýsýnda olunmalýdýr! Her yerde emperyalist savaþ karþýtý komiteler oluþturulmalý ve bunun bizim savaþýmýz olmadýðý anlatýlmalýdýr. Üniversite kampüsleri, kantinleri birer kürsüdür ve oradan sesimiz yankýlanmalýdýr. Atölyeler, sokaklar birer kürsüdür. Savaþ konusunda söylenecek sözleri sokakta

dinlemeyecek insan yok, ajitasyon ve propagandamýzý her yere yayalým! Ama þunu herkese ilan edelim! Biz bu emperyalist savaþýn karþýsýndayýz ve engel olmak için de elimizden gelen tüm güçle mücadele edeceðiz! Ama savaþ baþlar ise silahlarýmýzý Suriye halkýna deðil, sizlere, siz burjuvalara ve onun devletine çevireceðiz! Emekçilerin savaþsýz ve sömürüsüz iktidarý için mücadele edeceðiz. Bize Lenin‘in gösterdiði yolun dýþýnda yol gösterenleri burjuvazinin hizmetçisi olarak ilan edeceðiz! Þimdi üniversitelerde, liselerde, atölyelerde, fabrikalarda ya da gençliðin bulunduðu her alanda iþte bu politikalarý savunmalýyýz! Bu politikalarýn ajitasyonunu, propagandasýný ve örgütlenmesini yapmalýyýz. Emperyalist bir savaþý bir devrimin önleyebileceðini bilmeli, ona göre hareket etmeliyiz. Þimdi gençliðin tüm gündemi emperyalist savaþla baðlantýlý olarak ele alýnmalýdýr. Çünkü böylesi bir savaþ burjuvazinin iktidarýný kurtaramasa da, proletaryanýn iktidarýný hazýrlayabilir!

13


GERÇEKÇİ OL İ

ÝSTANBUL

“Ýþçi ve öðrenci gençlik olarak Che’yi anýyoruz! Onun “Gerçekçi Ol Ýmkansýzý Ýste” çaðrýsýný hayata geçiriyoruz! Bugün Emperyalist savaþlara ve faþizme karþý Che’nin yolunda gitme vaktidir” diyen iþçi ve öðrenci gençlik, Che Guevara’yý ölümsüzleþmesinin 45. yýlýnda eylemlerle andý.

Yürüyüþ boyunca Che Guevara’nýn devrimci ve enternasyonalist kimliði üzerine, Küba devrimi üzerine konuþmalar yapan gençler, þimdi Che gibi olmak gerektiði, Che gibi savaþmak gerektiðini anlattýlar. “Che ve idealleri ezilen ve sömürülen halklarýn mücadelesinde yaþýyor! Che ve hayatýný adadýðý kavga emperyalizme karþý ayaða kalkmýþ olan Arap halklarýyla yaþýyor! Che ve fikirleri dünyanýn her yerinde sokakta, fabrikada, okulda emeðin kurtuluþu için mücadele edenlerce yaþýyor! Che ve Che’nin emperyalist sisteme olan nefreti bugün kapýmýzdaki bir emperyalist savaþa, ‘Emperyalist Savaþý Halk Devrimi Önler’ diyen Denizlerin yoldaþlarýyla yaþýyor!” dediler.

Devrimci Öðrenci Birliði (DÖB)-Genç Emekçiler Birliði(GEB) yaptýklarý basýn açýklamasýnda “Comandante Che 45 yýldýr aramýzda yok! Ama düþmanlarý 45 yýldýr rahat yüzü göremiyor! Çünkü her ayaklanmada, sokak çatýþmalarýnda Che’nin resimlerini görüyorlar ve korkuyorlar! Çünkü Che’nin mücadelesi 45 yýldýr devam ediyor ve bugün tüm dünya üzerinde devrime yürüyen halklar, emperyalizme ve sömürülmüþlüðe karþý ayaklananlar Che’nin ‘Daha Fazla Vietnam’ çaðrýsýný hayata geçiriyorlar! Ýþte bizler bugün burada ‘Gerçekçi Ol, Ýmkansýzý Ýste’ diyerek onun çaðrýsýný yerine getireceðimizi söylüyoruz!

14

Açýklamalarýný “Bizler Che’nin ve Denizin yolunda yürüyenler; bu topraklarda ezilen uluslarýn kendi geleceðini belirleme hakkýný tanýyarak ve bunun için mücadele ederek bu çaðrýyý yerine getireceðiz! Kürt halkýnýn yanýndayýz ve onun isyanlarýný, devrimlerini selamlýyoruz! Selam olsun halk devrimini gerçekleþtiren Kürt halkýna! Çünkü Che olsaydý Güney Batý Kürdistan’da halk devrimini gerçekleþtiren Kürt halkýnýn cesur inisiyatifinden övgüyle söz eder ve ihtiyacýmýz olan budur derdi. Bu cesaret!” diye bitiren gençler son olarak “Bu topraklarda da sosyalizmin insaný özgürleþtirmesi için, sosyalizmin kýzýl bayraðý dalgalansýn diye ‘Ya Devrim, Ya Ölüm’ diyerek mücadeleyi sürdüreceðiz!” dediler.


İMKASIZI İSTE! ANTEP

Gün nihayet 9 Ekim. Hepimizde heyecan… Her þeyi gözden geçiriyoruz bir kez daha; evet her þey tamam. Che’nin gençliði olarak sokaklara çýkmaya, “Che’den Denize, bayraklarý ellerimizde” demek için HAZIRIZ! Ve “Gerçekçi Ol Ýmkansýzý Ýste” yürüyüþü baþlýyor. Okulu kýrýp sokaklara akan bir çok genç var alanda. Açýklamadan sonra biri þöyle diyor: “Her genç bunu yapmalý!” Yürüyüþ boyunca sloganlar kesilmiyor. “Deniz Ýsyan Devrim, Gerçekçi Olun Ýmkansýzý Ýsteyin, Dünya Emeðin Olacak, Emperyalist Savaþý Halk Devrimi Önler, Yaþasýn Devrim, Yaþasýn Sosyalizm” Zindanlarý selamlamayý da unutmuyor Che Gençliði. “Bugün Che’nin yolundan gidenleri devlet zindanlara atýyor. Biz de Che’nin yolundayýz ve Che’nin yolundan giden zindandaki yoldaþlarýmýzý buradan selamlýyoruz, hep birlikte yoldaþlar; Zindanlar Yýkýlsýn, Tutsaklara Özgürlük”.

Açýklama okunuyor; Kürt halkýnýn mücadelesi ve Batý Kürdistan’daki halk iktidarý selamlanýyor. Gençliðin emperyalist savaþa karþý halk iktidarý için mücadele etmesi gerektiði vurgulanýyor, Che’nin emperyalizme karþý yürüttüðü enternasyonalist mücadeleyi örnek almamýz ve “Zafere Kadar Devrim” þiarýyla, kararlý ve cesurca mücadeleyi yükseltmemiz gerektiði söyleniyor. Açýklama boyunca Che gençliðinin sloganlarý eksik olmuyor.

Açýklama bittiðinde Çav Bella yeniden söyleniyor, kýzýl bir coþku sarýyor Yeþilsu Parký’ný, Che gençliðini; ayný kýzýl coþku, karanlýk bir korku salýyor Che’yi katlederek mücadeleyi bitireceði yanýlgýsýna kapýlanlarýn varislerine. Sýkýlý yumruklarýmýz, yüreklerimizdeki devrim ateþi ve bilincimizdeki sosyalizm kararlýlýðý, zafer sözümüz oluyor Che Yoldaþ nezdinde, ölümsüzleþen tüm devrim savaþçýlarýna! Zafer sözümüz korku salýyor düþmanýn bedenine, yüreðine, bilincine.

15


CHE’DEN DENİZ’E SÜ

ANTAKYA

!

ANTAKYA’DA YASAKALAMALARA RAĞMEN CHE EYLEMİ GERÇEKLEŞTİRLDİ

6 Ekim günü saat 18.00’de Saray Caddesi giriþinde “Gerçekçi Ol Ýmkansýzý Ýste”, “Emperyalist Savaþý Devrim Önler” yazýlý DÖB ve GEB imzalý pankartlarýmýzý açtýk. Megafon ile bir yandan ajitasyon ve Suriye gündemi ile ilgili konuþmalar yaptýk, basýn açýklamasýna çaðrýda bulunduk. Daha sonra Çav Bella Marþý hep birlikte söylendi.

Bu sýrada evlerinden Che posterleri alarak gelen dostlar kortejde yerlerini almaya baþladýlar. Bir süre daha ajitasyon yapýldýktan sonra yürüyüþe geçileceði duyurusunun yapýlmasýyla birlikte çevik kuvvet kortejin etrafýný sardý. TMÞ amirleri gelerek daha önce Antakya Valiliði’nin aldýðý karar doðrultusunda yürüyüþ yapýlamayacaðýna dair uyarýda bulundu ve yürüyüþe izin vermeyeceklerini söyledi. Bu engellemeyle karþýlaþýlacaðý bilindiði için basýn açýklamasýnýn gerçekleþtirileceði Ulus Meydaný’na ayný pankart ile baþka bir grup DÖB’lü ve GEB’li çýktý.

Ýki grubun yan yana gelmesi coþkuyla, sloganlarla gerçekleþti. Eylem boyunca “Emperyalist Savaþý Devrim Önler”, “Che Yaþýyor Savaþýyor”, “Baskýlar Bizi Yýldýramaz”, “Devrim Savaþçýlarý Ölümsüzdür” gibi sloganlar atýldý. Önce gitar eþliðinde þiirler okundu, marþlar söylendi. Bunun ardýndan basýn açýklamasýna geçildi ve açýklamada “…Kapýmýzda savaþ davullarý çalýyor! Bu emperyalist bir savaþtýr! Bizler bu savaþa karþýyýz! Bizler Suriye halkýna ve çocuklarýna silah çekmeyeceðiz! Bizler bir avuç haydut uðruna ölmeyecek, öldürmeyeceðiz! Çünkü bu savaþa destek vermek demek emperyalizme hizmet etmek demektir. Oysa emperyalizm halklarý köleleþtirir. Emperyalizm insaný hayvanlaþtýrýr! Emperyalizm bugün Suriye’de, dün Irak’ta, Afganistan’da, Vietnam’da olduðu gibi kadýnlarýn, çocuklarýn acýmasýzca öldürülmesi demektir! Emperyalizm insanlýðýn özgürlüðe dair son düþlerini, hayallerini ve isteðini yok etmek

Ve buradan bir kez daha haykýrýyoruz: Emperyalist ve kapitalist haydutlar duysun bu sözümüzü; sizlerin savaþlarýnda yer almayacaðýz! Bizler sizlere karþý ve sizlerin yenilgisi için, sizi tarihin çöplüðüne atmak için mücadele edeceðiz, çünkü Che olsaydý böyle yapardý! Bizler halklarýn özgürce yaþayabileceði, savaþsýz ve sömürüsüz yaþayabileceði sosyalizm için mücadele edeceðiz! Bugün insanlýða sosyalist dünyanýn örneklerini gösteren halklara selam olsun! Selam olsun Küba halkýna, selam olsun sosyalist Kore’ye, Vietnam’a ve selam olsun sosyalizm yolunda yürüyen ezilen ve sömürülen halklara! …Ve son olarak Che’yi öldürmekle mutlu olacaðýný sanan, ölümü ile kendini avutanlar duysun bizi; Che burada, bizlerle bayrak tutuyor, slogan atýyor. Deniz burada bizlerle yumruðunu sýkýyor, devrim diye haykýrýyor!” dedik.

16


ÜRÜYOR BU KAVGA! İZMİR

Devrim bayraðý Leninist gençliðin ellerinde büyümeye devam ediyor. Dünya halklarýnýn komünist önderi Che’nin katlediliþinin 45. yýlý. Bizler onu anmak ve selamlamak için bir basýn açýklamasý ve yürüyüþ gerçekleþtirdik. Eylemimiz Konak YKM önünde toplanarak baþladý.

“Che yoldaþ sen devrim bayraðýný biz genç komünistlere devrettiðin günden bugüne tam 45 yýl geçti. Fakat devrim bayraðý daha yukarýlara yükselmeye devam ediyor. Avrupa’da, Kuzey Amerika’da halklarýn düþmaný emperyalistlerin kalbinde bile iþçiler, emekçiler, siyahiler, Latinler, baský altýnda tutulan ve yok sayýlan halklar sosyalizm uðruna mücadeleye devam ediyor. Dünya halklarý seni en yukarýlara, hak ettiðin yere taþýmaya; uðruna mücadele ettiðin ezilen uluslarýn özgürlüðü, iþçi sýnýfýnýn iktidarý hedefini zaferle taçlandýrmaya adým adým ilerliyorlar.

Bizler, senin bizlere gösterdiðin yoldan mücadele eden gençler; sana ve devrim için ölümsüzleþen tüm yoldaþlarýmýza söz veriyoruz. Devrimi yapacak ve halklarýmýzýn özgür ve mutlu dünyasý sosyalizmi kuracaðýz. Bizlere gösterdiðin onurlu yoldan týpký haykýrdýðýn gibi yaþayacaðýz. Gerçekçi olup imkansýzý isteyeceðiz! Bunu baþaracak güçteyiz ve baþaracaðýz!” diyerek sonlandýrdýk.

ANKARA

9 Ekim salý günü Devrimci Öðrenci Birliði uzun süredir çalýþmasýný yaptýðý “Gerçekçi Ol Ýmkansýzý Ýste” yürüyüþünü Ankara’da gerçekleþtirdi.

Yürüyüþ saati geldiðinde DÖB’lü öðrenciler toplanarak þiir ve sloganlarla yürüyüþü baþlattý. Basýn açýklamasýnýn yapýlacaðý Sakarya Caddesi’ne doðru yürürken “Gerçekçi Olun Ýmkansýzý Ýsteyin”, “Emperyalist Savaþý Halk Devrimi Önler”, “Gençlik Gelecek Gelecek Sosyalizm”, “Comandante Che Ölümsüzdür”, “Bir Ýki Bir Ýki Üç Daha Fazla Vietnam Ernesto’ ya Bin Selam” gibi sloganlar attýlar.

Sakarya Caddesi’ne gelindiðinde DÖB’lü öðrenciler baþta Comandante Che olmak üzere ölümsüzleþen bütün devrim savaþçýlarý adýna saygý duruþu gerçekleþtirdiler. Okunan basýn açýklamasýnda emperyalizme karþý sömürülen halklarýn savaþýný örgütleyen büyük komutan Che Guevara’nýn gençliðe örnek olduðunu ve insanlýðýn en soylu mücadelesi olan sosyalizm mücadelesini gerçekleþtirdiði vurgulandý. En son olarak ise “Comandante Che Emrindeyiz” denildi ve Söz Veriyoruz marþýný hep beraber söyleyerek eylem sona erdirildi.

17


HASTA LA VICT

CHE için söylenenler... *Yüzünde hep bir gülümseme, ölürken bile gülümsemiþ, inadýna gülümsemiþ... Siz beni öldürdünüz ama benim gittiðim yoldan gelenler bunun hesabýný soracak der gibi gülümsemiþ...

* “Bir çiçeði katledebilirsiniz ama baharý asla...”

* “Ben Ernesto’ydum sadece Ernesto, siz de sadece bir þey olarak var olursunuz. Che olmayý kendim istedim, sizde inanýrsanýz olursunuz, inanýrsanýz.”

*ERNESTO CHE GUEVERA; DOKTOR, BABA, AÞIK, KOMÜNÝST, YAZAR, KOMUTAN, ÝNANMIÞ BÝR YÜREK, TANRILARLA SAVAÞMAYI SEVEN MÝTOLOJÝK KÝÞÝLÝK...SELAM OLSUN BÝNBAÞI ERNESTO CHE GUEVERA’YA!

*ÖZGÜRLÜK SAVAÞÇILARINA, BÝN SELAM...

*Ölüm belki ayrýlýktý ama seni bize unutturacak kadar ayrýlýkçý degildir. Sen ERNESTO : Varlýðýnla binleri, ölümünle milyonlarý var eden adam, tüm emperyalist güçlerin hayal bile edemeyecekleri kadar büyük bir komutan, büyük bir liderdin. Belki ölüm ayýrdý bizi ama unutma seni yaþatan milyonlar, senin hayat felsefen ve ilkelerinle yasamaktadýr. Büyük lider ERNESTO CHE GUEVARA!

*BÝZ ÝÞÇÝ SINIFININ ASKERLERÝYÝZ BURJUVAZÝNÝN DEÐÝL !!!

18


ORIA SIEMPRE! CHE için söylenenler...

*Sömürüye baþkaldýrýþýn simgesi Ezilen halklarýn haykýrýþý, Güneþi, dostu, yoldaþý Gülen yüzü... *Sosyalizm ve Che sonsuza kadar var olacak.

*Bu konuda çalýþmalarýnýzdan dolayý sizi kutluyorum ve baþarýlar diliyorum, biliyorum ki en güzel þekilde organize olup birilerine biz varýz ve buradayýz, bizim hiç kimseyi unutturmayacaðýmýzý bilesiniz. Yurt dýþýnda olduðum için belki gelemeyebilirim ama yüreðim hep sizinle, baþarýlar dilerim. *Yoksula gülmedim, zenginliðe özenmedim, faþistleri sevmedim, ezilenleri dövmedim, ben devrimci doðdum, devrimci öleceðim... Ernesto Che Guevara... CHE’yi ölümsüzlüðünün 45.yýlýnda saygýyla anýyoruz...

*ERNESTO, KAPÝTALÝZME KARÞI SAVAÞTIR!

*Büyüdükçe büyüyor dünyada senin kavgan, kabus gibi çöküyor emperyalizmin üstüne. Sen ölmedin, yüreðin aramýzda bizlere güç veriyor. Sen rahat uyu yoldaþ kumandan CHE sevgi ve saygýyla anýyoruz.

*Che: tenimi bronzlaþtýrýyordum. Savcý: peki binayý neden havaya uçurdun? Che: güneþimi kapatýyordu.

19


Madenlerde, fabrikada Sokaklarda, meydanlarda Vurulup düþtük Kuþatýlmýþ sokakta.

LÝNÇTEN KURTULAN AÝLEYE MAHKEME “SUÇ UYDURMA” DEDÝ!

Hatýrlamakta güçlük çekmeyeceksiniz. Kýsa bir zaman önce Malatya’da Alevilere dönük bir linç giriþimi olmuþtu. Malatya Doðanþehir’de gerçekleþen olayý kýsaca tekrar hatýrlatalým. GeçtiVe Kamber Ateþ’in ðimiz Ramazan Ayýnda 28 Temmuz Annesinin sesi olduk… günü Sürgü Beldesi’nde Alevi aile ile Alanlarda kavgalara ramazan davulcusu arasýnda yaþanan Yarýnlarý kurtarmaya, tartýþmadan sonra dinci faþist güruhlaSöz verdik rýn Alevi aileyi linç etme giriþimleri, Sosyalizmi kurmaya! evlerinin taþlanmasý, ahýrlarýnýn yakýlmasý ve evlerinin yakýlmak istenmesi Þarkýlar umut oldu gibi kýsa sürede büyüyen olaylara iliþSilah oldu… kin hazýrlanan iddianamede; evleri taþHalklarýn dilinde, lý saldýrýya uðrayan Alevi ailenin Emekçinin dilinde, bireyleri Servet Evli ile Leyla Evli hakÝþçinin dilinde söyledik! kýnda hakaret ve örgütsel tehditten 14 yýla kadar, davulcu hakkýnda yaralama Dêrsîm’de Seyid Rýza ve mala zarar vermeden 10 yýla kadar, 6 Mayýs’ta Deniz, Yusuf, Hüseyin linç giriþiminde bulunan 48 gösterici olduk! hakkýnda ise 6.5 yýla kadar hapis cezaSokaklarda larý istenmiþti. Gazete kaðýdý örttü bizi; Kýsa bir süre ceza evinde kalan daYine de þarkýlarla vulcu hemencecik tahliye edilivermiþti. yarattýk umudumuzu! Davulcu’nun tahliyesinden sonra mahkeme ilginç bir karara daha imza attý. EMEÐE EZGÝ YALNIZ DEÐÝLDÝR! Savcý saldýrýya uðrayan ailenin bireyleAntep’ten DÖB’lü bir Öðrenci rinden Hasan Hüseyin Evli’nin olay tarihini yanlýþ verdiði gerekçesi ile ’Suç Uydurma’ suçundan 6,5 yýldan 15 yýla kadar hapsi istedi. Alevi aile Evli ailesinin avukatý Ali Hamamcý, “Saldýrýya uðrayan ve linç

edilmek istenen ailenin bireyi Hasan Hüseyin Evli, olaydan sonra savcýlýða verdiði ifadesinde olay tarihini 24 Temmuz olarak söylemiþ. Ancak soruþturmayý yürüten savcýlýðýn jandarmadan aldýðý bilgilere göre verilen tarihte böyle bir olay yaþanmamýþ. Ancak müvekkilimin verdiði ifadeler olay gecesi olan 28 Temmuz günü yaþananlarla bire bir örtüþüyor. Savcýlýk, bu nedenle yanlýþ tarih verdiði gerekçesiyle Hasan Hüseyin Evli hakkýnda ’suç uydurma’ suçundan 6,5 yýldan 15 yýla kadar dava açtý. Kasým ayýnda baþlayacak duruþmada gerekli savunmalarýný yapacaklarýný söyledi.

KADIN HAKLARINI SAVUNMAK BEYNÝN YIKANMASI MIDIR?

20

Merhaba yoldaþlar, Ben Ankara’da lise okuyan DÖB’lü bir öðrenciyim. Son sýnýf olduðum için derslerde sürekli ya test çözüyoruz ya da kitap okuyoruz. Her zaman ki gibi Çaðdaþ Türk ve Dünya Tarihi dersinde kadýn öðretmen bizi kendi halimize býraktý; bu yüzden ben de derste Emekçi Kadýnlar broþürünü okumaya baþladým. Öðretmen broþürü inceledikten sonra, yanýma gelip “beynimin yýkandýðýný” söyledi. (Ona göre kadýn haklarýný savunmak beynin yýkandýðýnýn göstergesidir.) Ýlk önce cevap vermek istemedim; çünkü bundan bir sene önce 5 gün uzaklaþtýrma cezasý almýþtým; “müdürü hedef göstermek ve okulda ayaklanma çýkartmak” gerekçesiyle. Ama öðretmen ben sustukça üstüme geliyordu. Ben de en sonunda; siz de bize okul adý altýnda faþizmi öðretiyorsunuz, dedim. Tartýþma uzun süre sürdü. Cuma günü olmasý nedeniyle okul çýkýþý “Ýstiklal Marþý”okunacaktý. Tartýþtýðým öðretmen biliinçli olarak arkamda durdu; söylemeyeceðimi biliyordu çünkü. Marþ bittikten sonra direk müdürün odasýna götürdü beni. Ýki olayý da abartýlý bir þekilde anlattý. Müdür de hiç düþünmeden ikinci uzaklaþtýrma “cezasýný” verdi. Ama bilmiyorlar BASKILAR BÝZÝ YILDIRAMAZ! Ankara’dan Liseli DÖB’lü Bir Öðrenci


“Dünya, sosyalist toplumun insanlýðýn diðer hayallerini de gerçekleþtirdiðini görecek”

Böyle yazýyordu Sovyet halkýnýn komünist gazetesi Pravda, dünyada uzaya gönderilen ilk uydu olan Sputnik1’in baþarýsýndan sonra. Sosyalizm insanlýðýn pek çok hayalini gerçekleþtirdi. Ýnsanlýk sosyalizmde her alanda büyük ilerlemeler kaydetti. Spor, sanat, edebiyat, týp, sinema, tiyatro vb. Bunlardan biri de uzay ve teknoloji alanýdýr. Ve kapitalist dünyaya karþý ilk büyük zaferi olan Sputnik 1’in uzaya gönderilmesi olayý ile baþarýlarýna baþarý katmýþtýr. Uzaya gönderilen ilk insan Sovyet kozmonot Yuri Gagarindir. Kadýnlarýn uzay çalýþmalarýndaki dayanýklýlýðý tartýþýlýrken uzaya gönderilen ilk kadýn yine bir Sovyet kadýnýdýr. Uzayda bir martý... Kendisine martý lakabýný alan sovyet kadýn kozmonot notlarýnda þöyle yazýyor... “Ufku gördüm. Açýk mavi, güzel bir þerit. Ýþte bu dünya. Ne kadar da güzel! Her þey çok iyi gidiyor.” 16 Haziran 1963 günü 12:30 itibariyle Asteðmen Valentina Tereþkova uzaya fýrlatýlan ilk kadýn oluyor. Valantina tekstil iþçisi olarak yaþamýný sürdürür ve havacýlýða duyduðu tutku onu bu noktalara getirmiþtir yalnýzca sosyalizmde bir emekçi kadýn böylesine düþleri kurabilir ve gerçekleþtirebilir. Sosyalizmin bilim alanýndaki geliþmeleri gizlenemez ve yok sayýlamaz. Bu nedenle hala Rusya’da Sputnik günü olarak anýlan 4 Ekim gününü kutluyoruz. Çünkü 4 Ekim sosyalizmin insanlýðýn diðer hayallerinin de gerçekleþebileceðinin ilanýdýr. Bu olay ayný zamanda emperyalist dünya ve onun baþ temsilcisi olan ABD ile, uzay alanýnda müthiþ bir yarýþýn baþlamasýna da neden oldu. Çünkü ABD uzaya ilk uydu aracýný kendisinin göndereceðini düþünüyordu. Ellerinde bulunan atom bombasý ile teknolojik üstünlüðün kendilerinde olduðuna inanýyorlardý. Ama Sovyet bilim emekçileri gizlice yürüttükleri çalýþmalarý; Sputnik 1’i Kazakistan’ýn ýssýz bozkýrlarýndaki füze üssünden fýrlattýklarýnda, tarih 4 Ekim 1957’ydi. Ve teknolojik üstünlük sosyalizmin eline geçmiþ kapitalistler, emperyalistler büyük korku duymuþlardý. Tam 50 yýl önce, Rusça “Yol arkadaþý” anlamýna da gelen 84 kilo aðýrlýðýndaki Sputnik, basketbol topu büyüklüðündeki alüminyum bir küre, 2 radyo vericisi ve 4 uzun antenden oluþuyordu. Fýrlatýldýktan birkaç saat sonra bu basit uydudan gönde-

rilen ilk sinyaller, operasyonun baþarýlý olduðunun ve Sputnik’in yörüngeye girdiðinin göstergesiydi. Sputnik’in yapýsý ise þöyle; 58,5 cm. çapýnda içi boþ iki yarým küreden yapýldý. Yarým küreler bir conta ve 36 vida ile birbirine baðlanarak hava geçirmez bir küre oluþturuldu. Kürenin içi 1,3 atmosfer basýnçta azot gazýyla dolduruldu. Kürenin dýþ kýsmýnda, 1 milimetre kalýnlýktaki alüminyum- magnezyum- titanyum alaþýmýndan yapýlmýþ koruyucu ceket vardý. Küreye yaklaþýk 2,5 metre boyunda 4 anten çubuðu takýldý. Sputnik’in içinde 51 kilo aðýrlýðýnda 3 adet gümüþ- çinko aküsü ve 3,5 kilo aðýrlýðýnda 1 watt gücünde iki radyo vericisi vardý. Radyo vericileri farklý frekansta sinyal gönderiyordu. Sýcaklýk, ýsýtýcý yardýmýyla sabit tutuluyordu. Sputnik’e çarpan meteorlar gövdeyi deler ve basýnç düþerse, radyo sinyalleri farklý zaman aralýklarýnda gelecek ve basýncýn düþtüðü anlaþýlacaktý. Sputnik’in bilimsel ve siyasi etkisi büyüktü. ABD, fen ve matematik eðitimine verilen önemi artýrdý, uzay çalýþmalarýný hýzlandýrdý. 1959’daysa Amerikan Uzay ve Havacýlýk Dairesi NASA kuruldu. ABD’li roket uzmanlarý, Vanguard roketi ile TV3 adlý uyduyu uzaya fýrlatýp SSCB’ye cevap vermek istedi. Uydu 1,8 kiloydu ve küçük olduðu için ona “Greyfurt” adý takýldý. Uyduyu taþýyan roket, 5 Aralýk 1957 günü basýnýn önünde ateþlendi. Roket, 120 cm. yükselip yanarak düþtü ve tepesindeki uydu yere yuvarlandý. Bu mahcubiyetten sonra ABD basýný yere düþen uyduya “Kaputnik” adýný taktý.

Sputnik’in arkasýnda son derece titiz bir çalýþma bulunuyor, bu çalýþmanýn baþýnda ise Sovyetlerin efsanevi roket uzmaný S. Korolev bulunuyordu. Korolev 1954’te uydu hazýrlýklarýna baþladý. Sovyetlerin roket ve uzay çalýþmalarý çok gizliydi. Korolev’in adýný bazý yetkililer dýþýnda kimse bilmezdi ve ona sadece “Baþ Tasarýmcý” denilirdi. Sputnik dünyayý sarsarken, onu yaratan Rus bilim adamý Sergei Korolyov’un kimliði uzun süre sýr olarak kaldý. Ýsveç’teki Nobel komitesi, ödül için Nikita Kruþçev’den bu bilim adamýnýn ismini istediðinde, Kruþçev þöyle söyledi “Bu baþarý tüm halkýndýr, ödül de tüm halkýn olmalýdýr” Kendine inanmayan onca kiþiye raðmen, Sputnik’i Amerikalýlardan önce uzaya göndermeyi baþaran Korolev, ancak 1966’da ölümünün ardýndan Rus basýnýnda çýkan “Uzay programýnýn babasý” haberleriyle tanýndý. Korolev’in ekibinden, 95 yaþýndaki Boris Cherrtok, “Ýnsanlýk tarihine geçen bu basit uyduyu tüm dünya tanýdý. Biz ondan Korolev’in küçük oyuncaðý olarak bahsediyorduk. Bu küçük topun, insanlýk üzerinde bu kadar etki yaratacaðýný doðrusu biz de tahmin etmemiþtik” diyor. Korolev’in adý bugün Rusya’da bir kasabada, ay ile Mars’taki kraterlerde ve bir asteroidde yaþýyor.

21


YARIM ASIRDIR VARLIÐI ÝLE EMPERYALÝSTLERÝN KABUSU!

53 yýl geçti, 10 Amerika Baþkaný deðiþti, 638 kez devirme giriþiminde bulunuldu, ama yüzyýlýn komünü Küba ambargonun 50. yýlýna raðmen komünizm için savaþmaya devam ediyor. Amerika’nýn 50 yýldýr uygulamýþ olduðu ambargo ne deðiþtirdi. Hiçbir þey deðiþtiremedi, çünkü emperyalizmin tüm saldýrýlarýna karþý Küba halký örgütlülüðünü koruyarak ve örgütlülüðünü daha da güçlendirerek devam ediyor savaþa. Birkaç yýl önce Küba’ nýn ekonomik krizden dolayý reforma gitmesi emperyalistlerin hemen bunun anti-propagandasýný yapmaya baþlayarak Küba’ da sosyalizmin düþeceðinin yorumlarý yapýldý. Ama farkýnda olmadýklarý kendi çürümüþ sistemlerinin tarihin çöplüðüne gittiðidir. Neden Fransýz bir burjuva politikacý Eski bakan ve milletvekili Jack Lang Küba’ ya yönelik ekonomik kuþatmasýnýn ‘kabul edilemez, saçma ve desteklenemez’ olduðunun söylüyor. Çünkü, ekonomik kriz emperyalist – kapitalist ülkelerde kemer sýkma politikalarýna götürdü buda o ülkelerdeki halký huzursuz etti. Yaþam koþullarý iyice kötüleþtiren bu politikalar iþçileri, emekçileri ve gençleri sokaða döktü. Ekonomik kriz artýk ezilen sýnýflara, ezilen halkla-

22

ra ve gençlere bu sistemin çürümüþlüðünü görmesini saðladý ve onlara yeni arayýþlar içine soktular. Bu arayýþ doðal olarak insanlarý özgür Küba halkýna ve sosyalizme yakýnlaþtýrýyordu. Bu yüzden artýk ambargonun saçma olduðunu düþünüyorlar, çünkü, insanlarýn ayaklanmacý ruh halini bu þekilde bir nebze azaltmaya çalýþýyorlar. Tüm bu saldýrýlara raðmen sosyalist Küba dimdik ayakta durmaya devam ediyor. Tüm dünyaya sosyalizmin gerçekliliðini bir kez daha gösteriyor.

Sosyalizmin insanlýðýn kurtuluþunun tek seçeneði olduðunu kanýtlýyor. Sosyalizm ile insanlýðýn nasýl geliþtiðini dünyaya ispatlýyor. Sosyalizm ile Küba saðlýk ve eðitimde inanýlmaz bir ilerleme gösterdi. Saðlýkta dünyanýn en önemli ülkelerinden biri haline geldi. Uygulanan ambargoya raðmen saðlýk alanýnda iyi bir örgütlenme ve kolektif bir çalýþma ile mükemmel bir duruma geldi. Eðitim alanýnda tüm öðrenciler eþit þartlarda eðitim görüyor ve dil, din, ýrk vb. ayrým yapýlmaksýzýn bilimsel bir eðitim verilmektedir. Ulaþým alanýnda halen devrim döneminden kalma araçlarý kullanan Küba, ambargoyu bu alanda en çok hissediyor. Buna raðmen bu çok büyük bir sorun deðil çünkü toplu taþýma araçlarý yaygýn bir þekilde kullanýlýyor bu hem ülkede trafik sorununu yok ediyor hem hava kirliliði yok denecek kadar az. Barýnma sorunu ise Küba da yok. Çünkü evi olmayan insanlara sosyalist devlet barýnma olanaðý saðlýyor. Yüzyýlýn komünü Küba ABD tarafýndan uygulanan ambargonun 50. yýlýnda emperyalistler karþý savaþýna devam ediyor ve ezilen bütün halklara sosyalizmin gerçekliliðini ispatlamaya devam ediyor.


OKUMAK GÜZELDÝR

Sýrtýna yüklediði büyük çuvalý kaldýrýma dayadý, eðildi ve çöp kovasýnýn yanýna atýlmýþ kitaplarý aldý. Sanýrým bir üst sýnýfa geçmiþ bir çocuðun bir önceki seneye ait ders kitaplarýydý bunlar. Çünkü okullar kapanalý üç gün olmuþtu. Çocuk artýk onlara ihtiyaç duymayacaðý için çöpe atmýþ olabilirdi. Hemen karþýdaki inþaatýn köþesine oturdu, sýrtýný tuðla yýðýnýna yasladý ve kitaplardan birini alýp eline ortasýndan açýverdi. Baktý ve gülümsedi. Sayfalarý çevirdikçe yüzü þekilden þekle giriyordu.Gözlerini kocaman açýyor, elini çenesine yaslayýp düþünüyor bir ara, sonra birden yüzü gülümsüyor; her sayfada yüzü deðiþiyordu. Kitaplara þöyle bir baktý ve aralarýndan iki tanesini eline alýp diðerlerini çuvala attý. Yine yüklenerek kendinden büyük çuvalý yürümeye koyuldu. Belediyenin atýk kaðýt toplama aracý dolaþýyordu mahallede. Mahalle sakinlerinin bir haftadýr biriktirdikleri ve bu yüzden çöpe atmadýklarý atýk kaðýt ve ambalajlarý toplayýp geri dönüþüme kazandýrýyorlardý. Ýki tane çocuk ve belediye aracý ayný sokaktaydý. Çocuklar sýrtlarýnda kendilerinden büyük bir çuvalla belediye iþçilerinden önce atýklarý alabilmek için koþturuyor, iþçiler onlardan önce davranýyor hiç bir þey býrakmýyorlardý. Çocuklardan biri: “Abi hepsini aldýnýz ya, az da bize býraksanýz nolur.” derken iþçi gülümsedi ve görevim bu dercesine baþýný büktü. Üç çocuk topladýklarý atýklarý kartoncuya getirmiþlerdi, atýk yýðýnlarýnýn önünde kartoncu Hasan’ý bekliyorlardý. Kitaplarý bulan çocuk, ayýrdýðý iki kitabý paslanmýþ demir kapýnýn önüne býrakmýþtý. Diðer ikisi de içerideydi selamlaþtýlar, ayný mahallenin çocuklarýydýlar bu yüzden tanýyorlardý birbirlerini. Ýçerden bir adam çýktý, suratsýzýn teki. Çocuklarýn yüzüne bile bakmadan çuvallarýn birinin içini açtý. Ýlk baktýðý, ikilinin çuvalýydý. Elini çuvala daldýrýyor ve çoðuna iþe yaramaz deyip atýyordu yýðýnlarýn üstüne. Sonra cebinden üç-dört tane madeni para çýkarttý, çocuklardan erkek ve yaþça büyük olana uzattý. Çocuk hemen kaptý parayý çabucak ayrýldýlar oradan. Küçük kýz: “Abi bana da para vereceksin deðil mi? Ya da bir tane þeker alsan da olur.” dedi. Abisi ise “Sana para ne gerek kýzým, hem babam parayý harcadýðýmýzý anlarsa yersin o zaman þekeri.” diye çýkýþtý. Kapýdan çýkarken iki kitap gördü küçük kýz. Hemen aldý eline karýþtýrmaya baþladý. Abisi arkasýna döndü: -Onlar ne kýz, nereden çýkardýn onlarý? -Buradaydý abi içinde çok güzel resimler var. -Tamam at çuvala yarýn getiririz. -Bunlarý vermesek olmaz mý? Diðer çocuk da çýktý kapýdan, kitaplarýný aldýklarýný görünce sinirlendi:

-Býrakýn kitaplarýmý, benim onlar. Küçük kýz: -Nereden seninmiþ ben buldum burada. -Ben býraktým kýzým onlarý oraya, içeri götüreyim de kartoncu elimden mi alsýn. Ver çabuk. Büyük çocuk aldý kardeþinin elinden ve verdi kitaplarý çocuða. -Sen okuyabiliyor musun? dedi küçük kýz. Abisi de ilgisiz gibi duruyor ancak; kitaplarý incelemek istiyordu. Diðer çocuk: -Hayýr ama resimlerine bakýp, yazýlanlarý anlamaya çalýþýyorum. -Ben okumayý çok isterdim. -Ben de, dedi abisi ve anlatmaya baþladý: “Bizim mahallede asansörlü, büyük binada oturan bir çocuk var. Bazen bizimle top oynamaya geliyor. O okula gitmeyi, okumayý filan hiç sevmiyormuþ. Ben de okula gitmediðim için sevinmiþtim o zaman. Versene þu kitabýn birini bakayým.” Üçü birlikte kaldýrýma oturup kitaplarý incelemeye baþladýlar. Küçük kýz öyle heyecanlýydý ki gözleri yerinden fýrlamýþ gibi bakýyordu. Kahkahayla gülüyor, þaþýrýyor, kýsacasý þekilden þekile giriyordu. Kitaplarý bulan çocuðun bazen tutturduðu, bazen de yazanlarla hiç alakasý olmayan tahminlerini can kulaðýyla dinlediði oluyordu. Abisi çocuðun söylediklerine bazen katýlýyor, bazen de onun tahminlerine karþý çýkýyor; -Hayýr öðretmen orada þarký söylüyor, kitap okumuyor. Gibi þeyler diyordu. Küçük kýz abisine : -Abi okumak bence çok güzeldir. Senin arkadaþýn yalan söylemiþ. -Evet güzeldir herhalde. Küçük kýz ve abisi diðer çocuða iyi akþamlar diyip evlerinin yolunu tuttular.

23


FİLM TANITIM

“Dekan: Ne cüretle beni Joy’un intiharýndan suçlu tutarsýn? Bir öðrenci baskýyý kaldýramayýnca, bizim mi suçumuz oluyor? Hayat baskýlarla dolu, hep baþkalarýný mý suçlayacaksýn? Ranço: Ben sizi suçlamýyorum efendim, sistemi suçluyorum. Þu verilere bir göz atýn, Hindistan, intihar vakalarýnda dünya birincisi. Her 90 dakikada bir, bir öðrenci intihara kalkýþýyor. Ýntihar, hastalýklardan daha çok can alýyor. Ortada yanlýþ bir þeyler var, efendim. Dekan: Bunlar için bir þey söyleyemem. Hindistan’ýn en iyi okullarýndan biridir burasý. 32 yýldýr ben varým buranýn baþýnda. 28.likten 1.liðe yükselttim burayý. Ranço: Ne birinciliði hocam, neyde birinci? Burada yeni fikirler ya da yeni icatlar konuþulmuyor. Notlar konuþuluyor, meslekler, Amerika’ya yerleþme. Nasýl iyi not alýnacaðý öðretiliyor, mühendislik deðil.”

24

Hindistan’ýn en iyi mühendislik okulunda geçer hikaye. Ranço ve onun en yakýn arkadaþlarýnýn baþlarýndan geçenler, eðitim sistemini sorgulayýþlarý filmin konusunu oluþturur. Ranço karakteri okulun ilk gününden ne kadar farklý biri olduðunu, her þeye sorgusuz tamam demeyeceðini gösterir. Ranço’nun amacý ezberlemek deðil öðrenmektir. Bu yüzden derslere sýnavlardan yüksek not almak için girmez. Zaten çoðu dersten kovulduðu için derslere de doðru düzgün giremez. Ranço’nun sorgulayýcý tavrý baþta dekan olmak üzere okuldaki bütün hocalarý rahatsýz eder. Çünkü Ranço yýllardýr süren sistemlerini eleþtiriyordur ve istedikleri öðrenci profilinin dýþýna çýkmaktadýr. Ranço herkesin yeteneklerine ve isteklerine göre okumalarý gerektiðine inanýr. Kendisi birçok dersten kovulmasýna ve notlarý önemsememesine raðmen mühendisliði sevdiði ve gerçekleþtirmek istediði þey olduðu için sýnavlarda baþarýlý olur. En yakýn iki arkadaþýnýn notlarý kötüdür. Onlar sadece aileleri istediði için oradadýr ancak hayalleri ve olmak istedikleri þeyler çok farklýdýr. Ranço onlara da bu konuda yardýmcý olur ve hayallerini gerçekleþtirmeleri için elinden geleni yapar. Chetan Bhagat’ýn kitabýndan Vindhu Vinod Chopra tarafýndan senaryoya uyarlanan yönetmenliði Rajkumar Hirani’ye ait olan 2009 yýlý yapýmý film Hindistan’ýn en iyi mühendislik okuluna baþlayan öðrencilerin hayatý üzerinden sistemin daima yarýþ üzerine kurulu olduðunu, herkesin en iyi olmaya çabaladýðý bir okulda, sistemi deðiþtirmeye çalýþan bir öðrenci ve onun en yakýn 2 arkadaþýnýn baþlarýndan geçenlerin anlatýldýðý bir film. Ýzlenilmesi gereken bir film; özellikle öðrenciler için.



s67