Issuu on Google+


Yeni Evrede

Başyazı

ÝÞÇÝ SINIFININ DEVRÝME VE HALKA ÖNDERLÝK ETMESÝ Mücadele Birliði

A

yaklanma yeni siyasal koþullar doðurdu. Yeni siyasal koþullar baþlamamýþ gibi yeni bir tarihsel dönem açýlmamýþ gibi davranamayýz. Deðiþen politik durum, yeni görevler, yeni sorumluluklar getirmiþtir. Eski toplumsal sistemin ve onun siyasal sisteminin ne kadar kof duruma geldiði, ne denli çürümüþ olduðu, her türlü çaðdaþ geliþme önünde sökülüp atýlmasý gereken bir ayakbaðý olduðu iyice açýða çýkmýþtýr. Bu ayaklanmanýn devrimci sonuçlarýndan biridir ve denebilir ki, en önemli sonucudur. Kitleler, eski politik yapýyý yýkma, onun yerine kendi tarzýnda, kendi gereksinimlerini ve çýkarlarýný karþýlayacak yeni bir politik yapý kurma ve devrimci politik yapýya dayanarak, güncel toplumun ayak baðlarýndan kurtulma ve insanca bir gelecek kurma yönünde arzularýný ortaya koymuþ oluyorlar. Yalnýzca isteklerini ortaya koymakla kalmýyor, bunlarý gerçek yapmanýn araçlarýný da örgütlüyorlar. Kendi tarzýnda yýðýn örgütleri oluþturuyor, buralarda kendi tarzýnda demokrasi gerçekleþtiriyorlar, yapýlanlarýn kitlelerin devrimci mücadelesinde nasýl bir yer tuttuðunu anlamak için egemen sýnýfýn ve devlet iktidarýnýn tehditlerine baskýlarýna, saldýrýlarýna ve aldýðý önlemlere bakmak yeterlidir. Büyük ezilen sýnýf hareketlerini sýð, ciddiyetsiz ve geri bir bakýþ açýsýyla deðerlendirenler, bu topraklarda gerçekleþmiþ büyük ezilen sýnýflar savaþýmýna, ayaklanmaya da ayný biçimde bakýyorlar. Bu çevreler önceki siyasal geliþmelerin, toplumsal durumun bir ayaklanmaya doðru ilerlediðini, görememiþlerdi. Þimdi de beliren yeni durumdan, milyonlarýn devrimci mücadelesinden ileri bir sonuç çýkmaz, buradan bir devrim çýkmaz diyorlar. Kendi düþünce tarzýndaki çoraklýðý devrimci sürece, halkýn büyük mücadelesine maletmeye kalkýþýyorlar. Küçük burjuva darkafalýlýk onlarýn, olaylarýn büyüdüðünü, devrimci içeriði, derinliði ve yol açaca-

ðý genel devrimci ve tarihsel sonuçlarý görmelerinin önünde engel. Oysaki ezilen ve sömürülen yýðýnlarýn büyük politik giriþimi bugünden ilk devrimci sonuçlarýný doðurmuþtur. Daha bir dizi sonuçlara yol açacak ve yeni geliþmeleri tetikleyecektir. Ýçinden geçmekte olduðumuz döneme damgasýný vuran halk ayaklanmasý, daha önceden gerçekleþen birçok olayýn akýþý içinde oluþtu. Alýnmasý gereken mesafeyi kýsalttý. Dolayýsýyla, sýnýf savaþýmýnda ve emekçi halk kitlelerinin geliþmesinde gerçek bir ilerleme oldu. Politik alanda görülen alt üst oluþ, kültür ve sanatta da etkisini gösterdi. Bugüne kadar dünyayý deðiþtirme devrimci amacýna baðlý olarak ve bu amacýn bir parçasý olan yüksek nitelikli sanat eserleri verildi. Devrimci, toplumcu sanat, burjuvaziye karþý verilen genel devrimci mücadelenin, proletaryanýn devrimci sýnýf savaþýmýnýn hep etkin bir cephesi oldu. Zengin sanat, estetik, kültür birikimi halk ayaklanmasýyla bir patlamaya dönüþtü, duygu patlamasý, eleþtiri patlamasý, yaratýcýlýk patlamasý… Bu devrimci bir patlamadýr. Entelektüel geliþme bakýmýndan, halk ayaklanma öncesine göre daha faklýdýr. Eylemler ve tartýþmalar park forumlarýndaki özgürce tartýþmalar, görüþ açýklama belirgin bir deðiþim saðladý. Emekçilerin devrimci mücadelesinin geldiði düzeyi saptarken yalnýz 31 Mayýs’ta baþlayan, Haziran’da devam eden, varlýðýný ve etkisini bugün de devam ettiren halk ayaklanmasýný göz önünde tutmuyoruz; ayaklanma bugüne kadarki en ileri giriþim olsa da, sýnýrlý bir deneyimdir. Bu topraklarda on yýllardýr süren zengin pratik mücadele deneyimleri ve birikimi var. Tümünün bugüne etkisini ele alýyoruz. Burjuvaziyi senelerce yönetemez duruma getiren iþçilerin, halk yýðýnlarýnýn, uzun bir dönemi kapsayan devrimci savaþýmýdýr. Tepedekiler, gerçek anlamda 243. Sayý / 18 Eylül - 2 Ekim 2013

egemen deðilse, geleceklerine güven duymuyorlarsa, iþte bu durumu yaratan, yýllarýn mücadelesinin getirdiði sonuçlardýr. Diðer etkenlerin yanýnda, sömürücü sýnýfý zayýf düþüren güncel toplumun çözülüp, daðýlmasýný hýzlandýran kitlelerin devrimci enerjisidir. Mücadele tutarlýlýðýdýr. Ezilen ve sömürülen sýnýflarýn temel istemleri ve geliþen arzularý, eski toplum çerçevesinde çözülemez. Çözüm devrimi dayatmýþtýr. Kitleler bunun için en büyük kavgayý göze almýþ durumdadýr. Burjuvazinin yýðýnlarýn istemlerine verdiði yanýt, siyasi çeliþkileri ve çatýþmalarý daha da þiddetlendirmiþtir. Tekelci sermayenin, kapitalizmin baskýsýndan kurtulma, ezilen sýnýflarýn en acil sorunudur. Kapitalizmin emekçiler üzerindeki baskýsýna proleter sýnýf son verebilir. Bu proletaryanýn tarihsel devrimci görevidir. Ýþçi sýnýfý burjuvazinin ezdiði tüm kesimleri özgürleþtirmeden, kendisini özgürleþtiremeyecektir. Bu kent ve kýr yoksullarýnýn yani iþçi sýnýfý ve halk yýðýnlarýnýn iþçi sýnýfý önderliðinde ortak hareketini gerektirir. Ortak hareketin oluþmasýnda elbette ki, pratik öncü rol oynamasý gereken proletaryadýr, sýnýf bilinçli proletaryadýr, sýnýf bilinçli partidir. Kapitalizm, aþýlmýþ bir üretim biçimidir, toplumsal sistemdir. Sosyalizmin, toplumsal bir sistem olarak ortaya çýkýþý ve geliþmesi, burjuva sistemin aþýldýðýnýn en ikna edici, en tarihsel kanýtýdýr. Dolayýsýyla çözülüp daðýlan eski toplumsal üretim tarzýný ve üretim iliþkilerini devam ettirmek insanlýðý aðýr sosyal yýkýmla karþý karþýya býrakmaktýr. Bu toplumsal sistem, yarattýðý kötülüklerle insanlýk için her gün daha büyük tehdit durumuna geliyor. Ýþçi sýnýfý kendisini, insan toplumunu bu durumdan kurtarabilir. Ýnsancýl bir gelecek kurabilir. Gerçek insancýl bir gelecek maddi koþullarla ilgilidir. Ve bu maddi temel oluþmuþtur. Bizim gelecek için

3


Yeni Evrede

Başyazı

söylediklerimiz maddi temellere dayanýyor, yoksa boþ bir ütopik duygusal düþünceden hareket etmiyoruz. Bu temel iþçi sýnýfýnýn, ezilen sýnýflarýn egemen sýnýfa karþý sýnýf kavgasýnýn yükseldiði zemindir. Proletaryanýn, tüm emekçilerin, tüm yoksullarýn genel temsilcisi durumuna gelmesi için marksist programa sahip olmasý yeterli deðildir; pratikle de sermaye ve faþizme karþý mücadelenin baþýný çekmesi gerekiyor. Ezilen ve sömürülen kitleleri, devlet iktidarýna, tekelci sermayeye karþý, coþkun bir ortaklýkla birleþtirdiðinde, o zaman toplumsal kurtuluþun yolu açýlmýþ olacaktýr. Gerçekleþen devrimci halk ayaklanmasý ve bundan doðan ortam, iþçi sýnýfý için, devrimin ve halkýn önderi ve genel temsilcisi olma, yýðýnlarý devrimci amaca yöneltmek açýsýndan çok uygun bir durum yarattý. Fakat bu olanaklar deðerlendirilemedi. Bu hem kendi zayýflýklarýndan, hatalarýndan, yetersizliklerinden, bir kelimeyle kendi durumundan kaynaklanan nedenlerle hem de sendikacýlarýn taþýdýklarý burjuva anlayýþtan ötürü gerçekleþemedi. Ama buradan eðitici dersler çýkarabiliriz, tüm ezilenleri ve dolayýsýyla kendisini de özgürleþtirmek için kendinden kaynaklý engelleri aþabilir ve yeni ayaklanma giriþimlerine daha etkin olarak katýlabilir. Burjuvazi realist çýkarlarý için gerici olan ne varsa onunla uzlaþabilir. Burjuva devrimleri döneminde savaþtýðý soylularla uzlaþmýþtýr. Ýþçi sýnýfýnýn toplumsal devriminden duyduðu büyük korku, onu devrimi yarý yolda býrakmaya götürmüþtür. Ýþçi sýnýfý ise, tutarlý devrimci bir sýnýftýr. Mücadeleyi sonuna dek götürür. Eski toplumun devrimci dönüþümü yoluyla, ezilen sýnýflarý, kendini kurtarabilir. Ýþçi sýnýfý devrime ve halka önderlik ederek, büyük devrimci amaca giden yolu açabilir.

4

C.DAÐLI

Mücadele Birliði

AHMET ATAKAN ÖLDÜ YAÞASIN DEVRÝM!

Devrimin þehri Antakya’da bir fidanýmýz daha kýrýldý. Ahmet Atakan, polis tarafýndan katledildi. Ahmet Atakan Antakya’da katledilen ikinci kahraman evladýmýz. Ýsmail Ali de Eskiþehir’de katledilen bir baþka Antakyalý kahraman evladýmýzdý. Devletin polisi, bu devletin baþbakaný, baþimam Tayyip’in dediði gibi “destan” yazmaya devam ediyor. Baþka çareleri de yok; devam edecekler çünkü “destan”larýnýn bittiðini ilan ettikleri gün kendileri de bitmiþ olacak. Kan içerek, cinayetler iþleyerek ayakta duruyorlar. Buna son verdikleri gün, daha doðrusu artýk bunu yapamaz hale gelecekler gün yýkýlmýþ olacaklar. Öldürmeleri, polisi cinayete teþvik etmeleri, cinayet iþleyenlere“destan yazýyor” demeleri bundandýr; baþka türlü davranamazlar. Cinayetleri katliam boyutlarýna ulaþtý. Suriye’de katil sürülerine kimyasal silahlarý verip ortalýða salan bunlardýr; dünya âlem bu gerçeði biliyor. Baþka türlü artýk yapamazlar; kan dökerek ayakta duruyorlar, nefes alýp vermeleri dökecekleri kan miktarýna baðlýdýr artýk. Halklarýn önünde iki yol var. Ya bunlardan bir devrimle, halk iktidarýyla sonuçlanacak bir devrimle kurtulacaðýz ya da evlatlarýmýzý, en iyilerimizi bunlara kurban vermeye devam edeceðiz. Haziran Ayaklanmasý, bunlardan kurtulmanýn mümkün olduðunu gösterdi. Türkiye’de, Suriye’de ve dünyanýn daha pek çok yerinde iþledikleri cinayetler, bunlardan kurtulmanýn zorunlu olduðunu gösterdi. Ayaklanma ve devrim artýk sadece mümkün deðil ama ayný zamanda zorunludur da.. Ya bu tarihsel görevi yerine getirip hem kendimizi hem de gelecek kuþaklarý kurtaracaðýz ya da bu katiller sürüsü biz kan denizinde boðacaklar. Sorun sadece þimdiki iktidar partisi deðil. Sorun devletin kendisidir, polisidir, ordusudur, bürokrasisidir, tekelci sermaye sýnýfýdýr, bütün bunlarýn arkasýndaki emperyalizmdir. Korkuyorlar. Suriye’de kardeþlerimizi, baþlarýný keserek katletmeleri, kadýnlarý, çocuklarý, yaþlýlarý, önlerine gelen herkesi öldürmeleri; Türkiye’de palalý, sopalý, silahlý çeteleri halkýn üzerine salmalarý, tam bir cinayet þebekesi gibi çalýþan polis için “destan yazýyor” demeleri bundandýr. Korkularýný gerçeðe çevirebiliriz; çevirmeliyiz. Nasýl ki onlar ayakta kalmak için öldürmek zorunda iseler, bizler de hayatta kalmak için bunlardan kurtulmak zorundayýz. Ama biz halkýz! Güçlü olan biziz, tarih ve yaþam bizden yana. Onlar ise çürüme, yýkýlýp gitme sürecindeler. Korkularý, bu gerçeðin farkýnda olmalarýndandýr. Öyleyse, Haziran’da yarým býrakýlan iþ þimdi tamamlanmalýdýr. Bayraðýmýza “Hükümet Ýstifa, Ýktidar Halklara” þiarýný yazarak meydanlara, sokaklara koþmanýn zamanýdýr. Sorumlulardan hesap sorulmasýný istemekle yetinemeyiz. Yetinirsek en büyük hatayý yapmýþ oluruz. Çünkü bizi kandýrmak, aldatmak, oyalamak ve zaman kazanmak için feda edecekleri birkaç kiþiyi her zaman bulabilirler; bu konuda çok tecrübeli olduklarýný bilmeliyiz. Bizi daha fazla aldatmalarýna, oyalamalarýna, kandýrmalarýna izin vermeyelim. Tek çözüm, bunlarýn tümünden kurtulmaktýr. Emekçi sýnýflar Haziran Ayaklanmasý sýrasýnda “Hükümet Ýstifa” þiarýyla bu gerçeðin farkýnda ve bilincinde olduklarýný gösterdiler. Kahraman Antakya halký bir evladýný daha feda ederek devrimin yolunu açýyor. Acýlarýmýz büyük ve bu büyük acýlarýmýzý artýk sadece bir devrim, büyük bir devrimci zafer dindirebilir. Yaramýz derin ve bu yaramýzý artýk sadece bir halk iktidarýnýn ilaný sarabilir. Bunu baþaracaðýz; baþarmak zorundayýz. 243. Sayý / 18 Eylül - 2 Ekim 2013


AYAKLANMANIN POLÝTÝK HEDEFLERÝ NET OLMALI

Yeni Evrede

Editör

Mücadele Birliði

Yeni bir ayaklanmanýn tüm belirtileri ortaya çýkamaya baþladý. ODTÜ öðrencilerinin “Yol Yapýmý” gerekçesiyle yapýlacak çevre katliamýna karþý baþlattýklarý eylemler, baþta cýlýz ve sýnýrlý kalsa da, sonradan daha güçlü ve daha genel eylemlere dönüþme eðilimine girmiþti. Arkasýndan, yine Ankara’da bu sefer Cemevi/Cami bahanesiyle Alevileri yok sayan, küçümseyen, asimile etme amaçlý projeye karþý Tuzluçayýr/Mamak halkýnýn baþlattýðý eylemler baþladý. Bu eylemlere devletin þiddetle karþýlýk vermesi fýrtýnanýn, yeni bir ayaklanmanýn ilk haberci esintilerini yarattý. Ayaklanma “geliyorum” diyor. Devrimci kitle eylemlerinin özelliðidir: Ortalýðýn tutuþmaya hazýr bir bozkýra dönüþtüðü koþullarda her eylem yeni ve daha büyük eylemlerin kapýsýný aralar. ODTÜ ve Tuzluçayýr’da çakýlan kývýlcým iþte böyle Antakya’ya sýçradý. Korku ve panik halde zaten yeni bir ayaklanma beklentisi içinde olan hükümet, kendinden bekleneni yaptý ve eylemi bastýrayým derken eylemlerin tüm Türkiye’ye yayýlmasýna neden olacak adýmý attý. Ahmet Atakan, polis þiddeti sonucu yaþamýný yitirince emekçi sýnýflar ve gençlik her tarafta sokaklara dökülerek yanýt verdiler. Bu gün, devrimci kitle eylemlerinin yaygýnlýk kazandýðý ikinci gün. Devrimci kitle eylemleri, nicelik olarak henüz Haziran Ayaklanmasýnýn uzaðýnda görünüyor. Ama yayýlma eðilimi içinde olduðunu ortaya koydu ve hükümetin uykularý kaçmaya baþladý bile. Ne var ki, devrimci kitle eyleminin daha da büyümesinin, genel bir halk ayaklanmasýna dönüþerek sonuç alýcý bir güce kavuþmasýnýn önünde aþýlmasý, giderilmesi gereken ciddi eksiklikler var. Bu eksikliklerin baþýnda politik hedef belirsizliði geliyor. Oysa eylemlerin belirlenmiþ bir politik hedefe yönelmiþ olmasý son derece önemlidir. Çünkü birincisi, kitleler ne için eylem yaptýklarýný, ne için savaþtýklarýný ve uðruna savaþtýklarý hedefin büyük bedeller ödemeye deðer olup olmadýðýný bilmek isterler. Eylem halindeki kitlelerin bu konuda bilinçlerinin son derece açýk olmasý onlarýn mücadele kapasitelerini çok daha ileri taþýr.

Ýkincisi, eylem halindeki kitleleri kenardan, uzaktan izleyen, ne olacaðýný merak eden, ne için mücadele edildiðini tam olarak bilince çýkaramayan çok geniþ bir halk kesimi var. Bu kesimi esasýnda burjuva iktidardan, burjuva hükümetten kurtulmak istemesine raðmen bu konuda güçlü bir irade göremediði için kenarda durmaktadýr. Bu geniþ halk kesimlerini mücadeleye katmak için hem hedeflerde bir netlik olmalý hem de bu konuda güçlü iradenin, kararlýlýðýn, baþarma gücü ve azminin olduðu ortaya konmalýdýr. Yaþamlarýnda olumlu anlamda ciddi bir deðiþiklik olacaðýný bilmeleri ve buna inanmalarý kenarda köþede bekleyen bu geniþ kesimlerin mücadeleye katýlmasýný saðlayacaktýr. Üçüncü nokta ise, tüm güçlerin ayný nokta üzerinde yoðunlaþtýrýlmasý meselesidir. Sonuç alabilmek için çok geniþ alana, çok sayýda kente yayýlmýþ eylemlerin hedefinin, amacýnýn tekleþtirilmesi bir zorunluluktur. Sloganlarla ifade edilecek bu amaç ve talepler net biçimde ifade edildiðinde hedef üzerinde büyük bir enerjinin yükleneceðinden kuþku olmamalý. “Bu Daha Baþlangýç Mücadeleye Devam” sloganý, bir kararlýlýk ve mücadelede sürekliliði ifade etmesi anlamýnda çok önemlidir ama bu slogan bir politik hedef gösterecek, kitlelere ne için savaþýldýðýný anlatacak bir içerikte deðil. “Her yer Taksim Her Yer Direniþ” ya da sadece dayanýþma ifade eden, örneðin “Diren Antakya Taksim Seninle” gibi sloganlar için de ayný durum geçerli. Öte yandan salt “protesto” içerikli, polisi ya da devletin þahsiyetlerini, kurumlarýný hedef alan sloganlar da sözünü ettiðimiz iþlevi göremezler. Bunlar mücadele için gerekli olmakla birlikte politik hedefleri ortaya koyacak þiarlarýn yerini tutamazlar, onlarýn yaratacaðý etkiyi yaratamazlar. Yaratamadýklarýný gördük. Aslýnda Haziran Ayaklanmasýnýn ilk saatlerinde ve izleyen günlerde, geniþ halk kitlelerini mücadeleye çekecek, özlem ve isteklerine yanýt verebilecek slogan yine emekçi sýnýflardan ve gençlikten gelmiþti. Bu slogan “Hükümet istifa, Tayyip Ýstifa” idi. Eksik ve yanlýþ anlamaya müsait yaný olmakla birlikte –ayaklanmanýn enerjisi bu eksik ve yanlýþlarý fazlasýyla telafi edebilir243. Sayý / 18 Eylül - 2 Ekim 2013

bu slogan geniþ halk kitlelerinin ayný hedef üzerine yoðunlaþmasýný, ayaklanmanýn tüm vektörlerinin ayný nokta üzerinde birleþmesini saðlayabilirdi ve halen de saðlayabilir. Baþta Taksim Dayanýþmasý olmak üzere, sosyal reformist partiler ve çevreler CHP gibi gerici bir partiyle birlikte, kitlelerin dikkatini bu hedeften uzaklaþtýrmak için son derece bilinçli bir çaba içinde oldular. Emekçi sýnýflarýn dikkatleri daha geri istemlere, politik hedef göstermeyen þiarlara çekildi. Zamanla “Hükümet Ýstifa” sloganý unutturuldu ve daha cýlýz kullanýlýr hale getirildi. Oysa örneðin Alevileri, Kürt halkýnýn önemli bir kesimini, emekçi sýnýflarý, gençliði bir araya getirecek ve tüm enerjileriyle mücadeleye katýlmalarýný saðlayacak hedef bu idi. Bu hedefe bir halk ayaklanmasýyla varýlmasý Türkiye’de yepyeni bir sürecin yolunu açacak, birikmiþ devrimci enerjinin düzenin tüm kalelerini yýkacak kadar güçlü akmasýný saðlayabilecek. Ýktidarýn, hükümetin, CHP’nin, Taksim Dayanýþmasý dâhil sosyal reformist parti ve çevrelerin korkularý iþte bu idi. Bu yüzden, örneðin Taksim Dayanýþmasý ýsrarla bu talepten uzak durdu. Bir seçimle hükümetin gitmesi için can atacak olan CHP’nin bir halk ayaklanmasýnýn gücüyle hükümetin yýkýlmasýndan korkmasýnýn nedeni de bu. Geniþ halk kitleleri, emekçi sýnýflar, Kürt halký, gençlik, kadýnlar, ezilenler; kýsacasý toplumun ezici bir kesimi bu hükümetten, bu iktidardan; bunlarýn hepsini þahsýnda somutlaþtýrmýþ baþbakandan “sandýk” yoluyla deðil, ama devrimci yöntemlerle kurtulmak istiyorlar. Bunun baþarýlacaðý inancý kitlelere hâkim olduðu gün milyonlarca insanýn sokaklara döküleceðinden kuþku duyulmasýn. Haziran Ayaklanmasý bize bu gösterdi. Yaklaþmakta olan ayaklanmaya hazýrlanmak ve o ayaklanmayý hazýrlamak için emekçi sýnýflarýn, gençliðin, Alevilerin, ezilenlerin Kürt halkýnýn önüne þimdiden, “Hükümet Ýstifa” gibi net politik hedefler koyalým ve bu hedefi her yere, her kesime taþýyalým. Özgür býrakýlmýþ düþünceyle tüm yaratýcýlýðýmýzý ortaya koyarak bu görevi baþaralým. Leninistlerin çabasý bu konuda belirleyici olacak.

5


Yeni Evrede

Devrim

PROLETARYA DEVRÝM DERDÝNDE KÜÇÜK BURJUVAZÝ TOPLUMSAL UZLAÞMA

M

arx, Engels ya da Lenin olsun, hiçbiri proletaryanýn nihai hedefi olan sýnýflarýn ortadan kaldýrýlmasýný, güncel devrim mücadelesini ve bu devrimin hedeflerini nesnel koþullardan kopuk, keyfi olarak ele almazlar. Onlar devrimci görevleri belirleyip tezlerini ortaya koyduklarýnda sýnýflar mücadelesinde güncel devrimle günlük olaylar, olgular arasýndaki baðýn nasýl ele alýnmasý gerektiðini de gösterdiler, kendilerinden sonra gelecek olanlara da bir perspektif çizdiler. Tek tek olgular ve olaylara dair tutumu, devrimci ya da reformist yapan proletaryanýn tarihsel göreviyle arasýnda kurulan iliþki ve tarihsel toplumsal koþullarla baðlantýsý içinde ele alýnýp alýnmamasýdýr. Güncel devrim mücadelesinin sürdüðü günümüzde, günlük mücadelenin tek tek sorunlarýna karþý tutumu devrimci yapan, tarihsel toplumsal koþullarla baðlantýlý ele alýnmasý ve proletaryanýn devrim mücadelesindeki görevlerine baðlanmasý proletaryanýn kurtuluþu bakýþ açýsýyla deðerlendirilmesidir. Devrimin güncellik kazandýðý, somut bir olgu olarak, geliþmeye devam ettiði, pratik mücadelenin konusu olduðu bir yerde her bir tekil olayýn genel olanla, proletaryanýn devrimci hedefleriyle baðýnýn kurulmasý, çözümlerin burada aranmasý, her komünistin görevidir. Burada artýk her bir tekil sorun devrimin sorunu haline gelmiþtir, çözümü de ancak devrimde bulacaktýr. Bir komünist parti açýsýndan dönemin ve mücadelenin koþullarýnýn doðru çözümlenmesi, taktik hedeflerin buna göre belirlenmesi her zaman önemlidir. Ancak devrimin her geçen gün kendisini daha da belirgin olarak ortaya koyduðu güncel devrim mücadelesinin sürdüðü koþullarda bu, çok daha önemlidir. Toplumdaki sýnýflarýn karþýlýklý konumlanýþý ve buna baðlý olarak þekillenen sýnýflar arasý güç iliþkileri, bu mücadelede, proletaryanýn devrimci sýnýf partisinin etkisini ve rolünü belirler. Mücadelenin “direniþ” ya da “saldýrý” boyutunu almasý, herhangi bir partinin keyfi kararlarýna ve sloganlarýna deðil, tamamen sýnýflar arasýndaki bu güç iliþkilerine baðlýdýr. Bu genel belirlemeden sonra bugüne

6

Mücadele Birliði

Haziran ayaklanmasýna ve bu ayaklanmanýn devrimle baðýna gelelim. Sýradan insanlar, emekçi yýðýnlarýn, faþist devletin kolluk güçleriyle göðüs göðse çarpýþtýðý o müthiþ günlerde devrimi somut olarak gördüler. Sýradan insanlar burada devrimi görürken, marksizmi kabaca öðrenmiþ darkafalý küçük burjuva hareket ise burada “direniþ” gördü, “isyan” gördü. Kimileri ayaklanma dese de “direniþ” diyenlerle ayný þeyi söyledi. Bunun nedeni, küçük burjuva hareketin reformizmle sakatlanmýþ kendi algýsýdýr. Onlara göre burjuva toplumun, kapitalizmin temelleri o kadar saðlamdýr ki, bu temeller Haziran günlerinde olduðu gibi, milyonlarýn ayaklanmasýyla temellerinden sarsýldýðýnda bile onun yýkýlabileceðini düþünemezler. Onlar sadece “normal” duruma dönüþmesini, yaþamýn olaðan, bildik akýþýnýn devam etmesini isterler. Zaten yaþanan da devrimin güçlü bir atýlýmý, bir toplumsal patlama olarak ayaklanma deðil, direniþtir ya da amacý bile net olmayan bir isyandýr, öfke patlamasýdýr. Öfke boþalýnca yaþam normale dönmelidir. Küçük burjuva hareket, sorunlara “tüm toplumun çýkarlarý” perspektifiyle yaklaþýyor. Oysa sýnýflý bir toplum olan kapitalist toplumda da tüm sýnýflý toplumlarda olduðu gibi “tüm toplumun çýkarlarý” diye bir þey yoktur, olamaz. Günümüzde egemen olan ve sömüren sýnýf olan burjuvazinin çýkarlarýyla, ezilen ve sömürülen emekçi sýnýflarýn çýkarlarý karþýtlýk içindedir, asla ortak olamaz. Tarihte kýsa bir dönem için burjuva devrimler sýrasýnda böyle görünmüþ olsa da, tarih yerinde durmuyor, sürekli olarak deðiþim ve geliþme yaþanýyor. Kapitalizmin bugün ulaþtýðý aþamada sýnýflar arasý karþýtlýk ve çatýþma öylesine derindir ki, “tüm toplumun çýkarý” gerçekte deðil, ama olsa olsa küçük burjuvazinin kafasýnda yer alýyordur. Bütün reformist ve oportünist akýmlarýn ortak noktasý olgularý ele alýþlarýndaki sakat bakýþ açýsýdýr. Hiçbiri olgularý, olaylarý proletaryanýn sýnýfsal bakýþ açýsýyla ele almaz, proletaryanýn sýnýfsal çýkarlarý temelinde deðerlendirmez. Yani hiçbiri, proletaryanýn her türlü burjuva anlayýþtan baðýmsýz kendi devrimci sýnýf bakýþ açýsýna 243. Sayý / 18 Eylül - 2 Ekim 2013

ve perspektifine sahip deðildir. Bu nedenle onlar “tüm toplumun çýkarlarý” adýna hareket eder, “toplumsal uzlaþma” peþinde koþarlar. Genellikle vardýklarý yer sýnýf uzlaþmacýlýðý olur. Aslýnda bu bakýþ açýsýnýn özünde proletaryaya güvensizlik vardýr, devrime inançsýzlýk vardýr. Bugünü doðru olarak çözümleyip kavrayamayanlar gelecek üzerine de doðru bir öngörüde bulunamazlar. Gerek bizde gerek dünyada, devrimi günümüzün somut bir olgusu olarak görüp ona göre politika belirleyemeyenler, sürecin ve olaylarýn gerisinde kalýr, peþinden sürüklenir. Sosyalizm, dünya ölçeðinde olduðu gibi, bizde de kaçýnýlmaz bir zorunluluk, somut bir olgudur. Onu kaçýnýlmaz kýlan maddi koþullardýr. Tekelci kapitalizmin geldiði bugünkü koþullarda emeðin toplumsallaþmasýnýn ulaþtýðý aþama, sosyalizmi ve devrimi günümüzün somut bir olgusu olarak öne çýkardý. Kendisine marksist Leninist diyen her parti ve çevrenin ilk yapmasý gereken bu gerçeði görmesi, kabul etmesidir. Küçük burjuva sol hareketin söylemlerine bakýlýrsa, geliþmeleri, olaylarý, olgularý, hayale kapýlmaksýzýn gerçekçi bir bakýþ açýsýyla ele alýrlar. Onlara göre bu, her marksistin görevidir. Söylemde doðru gibi duruyor. Ama gerçek bir marksist Leninist için sorun bu kadarla sýnýrlý deðildir. Gerçek bir Leninist parti için tek tek olgulardan ya da eðilimlerden daha önemli olan, içinden geçtiðimiz tarihsel sürecin nesnel olarak bütünsel bir çözümlenmesi, kavranmasý; tek tek olaylarýn ve olgularýn bu bütünsel gerçeklikle baðý içinde ele alýnmasýdýr. Ýþte Haziran Ayaklanmasý da bütünsel olanla, yani uzun yýllara dayanan devrim mücadelesiyle baðý içinde ele alýndýðýnda, devrimle baðý kurulduðunda doðru kavranacak, doðru deðerlendirilecektir. Yoksa olaylarýn giderek sönmesiyle heyecanýný kaybedenler, bu ayaklanmadan da týpký 1995 Gazi Ayaklanmasý’nda olduðu gibi nasýl oy devþireceklerini düþünür, ayaklanmacýlarýn önüne seçim sandýðý koyarak, ayaklanmadan “toplumsal uzlaþma” çýkarýr, proletaryaya ve proletaryanýn tarihsel görevine deðil, burjuvaziye hizmet eder.


Yeni Evrede

Mücadele Birliði

S

Emperyalist Savaş

SURÝYE MAYINLARI

uriye bir yandan dünyanýn egemen büyük güçlerinin, diðer yandan bölge ülkelerinin birbirlerine karþý gövde gösterisi yaptýklarý mayýn tarlasý olmayý sürdürüyor. Yakýn zamana dek kiralýk katil sürüleri ve çeteci oluþumlarýn omuzlarý üzerinden birbirlerine ateþ edenler, anlaþýlan o ki, bizzat o mayýnlý tarlaya inmek zorunda kalýyorlar. Bu yazý kaleme alýnýrken, bütün dünya nefesini tutmuþ ABD’nin Suriye’ye yapacaðý saldýrýyý bekliyordu. Yarattýðý yýkýmýn dehþeti üzerinden egemen olmaktan baþka bir þey elinden gelmeyen bir sýnýf, bugününü kaybetmiþ ve geleceði olmayan bir sýnýftýr. Suriye’de patlayan kimyasal bombalar, kuþkusuz, dünya emekçilerinin tepkisine yol açan korkunç bir kýyýmdý. Ama bu dehþet görüntülere eþlik eden emperyalist yalanlara kimse inanmadý. Kimyasal saldýrýyý bahane edip Suriye’yi bombalamak üzere harekete geçen ABD ve Ýngiltere’de sokak gösterileri oldu ve bu saldýrýya karþý çýkanlarýn oraný daha önce hiç olmadýðý kadar yüksekti. ABD’nin fino köpekliðini yapmak konusunda yýlýþýk Tony Blair’e bile rahmet okutan David Cameron, istediði savaþ tezkeresini Ýngiliz Parlamentosundan geçiremedi ve büyük þok yaþadý. Eþekten düþen karpuza dönen bu sefille ayný kaderi paylaþmamak için, emperyalist baþkentlerde hükümetler alelacele aðýzlarýndan akan salyalarý silip, iþi aðýrdan almaya baþladýlar. (Bizim ‘Kandýralý’ hariç) Ýþin dikkat çeken yönü, Suriye’ye saldýrýyý haklý gösterebilmek için tek karar mekanizmasýna sahip BM’nin ne dediðini kimsenin önemsememesiydi. Önemsiyor görünenler ise, bunu, kendi kararsýzlýklarýný gizlemek için dile getirdiler. Anlaþýlan o ki, dünya, yalnýzca emekçi halklar ve sermaye sahipleri arasýndaki tarihsel yarýlma ile deðil, ama burjuva kamplar arasýndaki derin yarýlma ile de sarsýlýyor. Suriye, bu yarýlmanýn mayýn tarlasý...

Çöküþün Aynasý Patlatýlan kimyasal bombalarýn, Suriye’de devam eden iç savaþ kadar, dünyanýn güç dengeleriyle de yakýndan iliþkisi var. Dünyanýn güç dengelerinin her deðiþimi, doðrudan Suriye iç savaþýný da etkiliyor. Bu dengelerin baþat faktörü, dünyanýn büyük halk ayaklanmalarýyla sarsýlýyor olu-

þudur. Devrim ve ayaklanmalar, emperyalistkapitalist sistemin altýndaki halýyý þiddetle çekiyor ve onu, artýk hiç bir bölge ve kýtada kendi planlarýný uygulayamaz hale getiriyor. Sarsýntýyý en tepede yaþayan ABD’nin küresel hegemonya kaybý öylesine görülür hale geldi ki, daha düne kadar bu emperyalist dinozora iþkembeden baðlý olduðu düþünülen ülkeler bile, su alan gemiyi terk eden fareler gibi davranýyorlar. Ekonomik gücüyle Çin, askeri ve diplomatik gücüyle Rusya, bu boþluðu dolduracak kapasiteye sahip olup olmadýklarýný Suriye üzerinden test ediyorlar. Eski adýyla Leningrad olan St.Petersburg’da toplanan G-20 zirvesine bu güç dengeleriyle girecekti. Fakat zirve tarihi yaklaþtýkça, ABD ve Rusya arasýnda ipler iyice gerildi. Obama ve Putin, birbirlerine karþý basýn önünde hakarete veren suçlamalar getirdiler. Ve bir anda herkes yeniden “Soðuk Savaþ” yýllarýný anýmsamaya baþladý. Bu gerilimde rahat olan taraf Rusya. Çünkü batan ABD gemisinden firar eden farelerin bir kýsmý Rus gemisine binmenin telaþýndalar. Bu farelerin en tosunu Suudi Arabistan’ýn krallýk yönetimi, el altýndan Rusya’ya öyle bir teklifte bulunmuþtu ki, kendi hegemonyasýnýn sýçramalý çöküþünü tescilleyen bu manzara karþýsýnda ABD’nin dehþete düþtüðünden kimsenin kuþkusu olmamalý. Dünya basýnýndan gizlenen, fakat kimi gazetelerin yan sütunlarýnda minicik bir haberle görülen bu gizli teklife göre Suudi krallýðý, Ýran’ýn ipini sýký tutmasý karþýlýðýnda Rusya’ya, dünya enerji piyasalarý üzerinde kontrol saðlayabileceði koþullarý altýn bir tepside sunmuþtu. Þimdi, Doðu Akdeniz’de ABD filosu ve Rusya donanmasý karþý karþýya. Elbette birbirlerine karþý ateþ açacak kadar zývanadan çýkmýþ deðiller. Ama gerçekleþirse tüm dünyanýn gözü önünde, resmen Rusya’nýn korumasý altýndaki bir ülkeye, yine bizzat Rus donanmasýnýn yaný baþýnda saldýrarak, ABD kendi gücünü test etmeye kalkýþmýþ olacak. Bu katliam giriþiminin, yalnýzca Rusya’ya bir gözdaðý olmadýðýný bilmekte yarar var. Ayný zamanda bu, ayaklanmýþ halklara da bir gözdaðý... Kaybetmenin Hýrçýnlýðý Onbeþ yýl önce NATO 21. yüzyýl için 243. Sayý / 18 Eylül - 2 Ekim 2013

“Ayaklanmalar yüzyýlý” tespiti yapmýþ, devrimci süreçleri bastýrabilmek için kendi bünyesinde “acil müdahale ordularý” kurmuþtu. Emperyalist efendilerin hesaplayamadýklarý þey, ayaklanmalarýn bu denli geniþ çaplý, yaygýn ve kendi ittifaklarýný da yangýn yerine çevirecek kadar güçlü oluþlarýdýr. Efendiler bu dersi çok çabuk kavradýlar ve ayaklanmalarý, bulabiliyorlarsa kendi iþbirlikçileri, bulamýyorlarsa en uysal muhalefet üzerinden yozlaþtýrma politikasýna geçiþ yaptýlar. Ýlk anda iþe yarar görünen bu politik çevirme adýmlarý, çok daha geniþ koalisyonlu yeni ayaklanmalara zemin hazýrladý. Devrimci ayaklanmalar karþýsýnda, yalnýzca politik çevirmeyle sonuç alýnamadýðý açýða çýkýnca, o eski usul savaþ-dehþet numaralarýna geri dönülüyor. Suriye, emperyalist güçlerin BM kararý olmadan müdahaleler yapmaya muktedir olduklarýný gösterebilmeleri için seçilmiþ bir kurban. Ama þimdiden herkes, bu saldýrýnýn emperyalist dünya aleyhine sonuçlanacaðýný görüyor. Suriye’ye saldýrý gerçekleþsin ya da gerçekleþmesin, her durumda daha þimdiden kaybeden onlar. ABD’nin fýrlatacaðý tek bir füzenin bile, Suriye’de kimin patlattýðý belli olmayan yüzlerce kimyasal bombadan daha fazla tepki doðurduðunu gördüðünde, Obama, selefi, düþük zekâlý Bush’un rahatlýðýný kýskanacak. Olacaklarý þimdiden gören ve kendi halkýnýn gazabýndan korkan Ýngiltere geri çekildi. Obama da kongre onayýna ihtiyaç duyduðunu açýklamak zorunda kaldý. Emperyalist merkezler kaygýlarýyla boðuþurken, tüm dünya “Tek bir gün yetmez, Kosova’da olduðu gibi haftalarca bomba yaðdýrýlmalý” diyen bir baþbakanýn ölüm kusan sözlerine dehþetle tanýklýk etti. Tek baþýna bu söz bile, tüm Arap dünyasýnda RTE’yi “Persona Non Grata” (Ýstenmeyen Kiþi) ilan etmeye yeter. Büyük güçlerin bilek güreþine ve kendi zaaflarýný test etme yerine dönüþen Suriye, özellikle bir hükümetin, AKP hükümetinin prestijini bütün dünyada sýfýrlamakla kalmadý, ortak bir nefret odaðýna dönüþtürdü. Böyle bir hükümete yönelen her ayaklanmanýn, tüm dünyada ama özellikle dünya halklarý içinde büyük destek bulacaðýnýn bundan daha saðlam garantisi oluþturulamazdý. Ne diyelim? Ýçinden çýkaný kulaðýnýn duymadýðý aðzýna saðlýk “büyük usta”!

7


Yeni Evrede

Ayaklanma Dersleri

Mücadele Birliði

AYAKLANMANIN GÖSTERDÝKLERÝ VE DEVRÝMCÝ GÖREVLER

31 Mayýs’ta baþlayýp Haziran boyunca süren ayaklanma, dünyanýn diðer ülkelerine de ilham verdi. Brezilya’dan Ýspanya’ya, Mýsýr’a dek sokaða çýkan, eyleme geçen kitleler tarafýndan selamlandý. Ayaklanma çeþitli boyutlarýyla deðerlendirildi. Bu yazýmýzda da incelemeye devam ediyoruz. 79 kentte birden gerçekleþen, on milyonlarca kitlenin katýldýðý Haziran ayaklanmasý, Tunus, Mýsýr, Brezilya olsun ya da bu dönemdeki diðer ayaklanmalarda olsun, hepsinde görülen ortak bir özellik var. Bu ayaklanmalara sendikalý-sendikasýz iþçiler, iþsizler, komünistler, sosyalistler, anarþistler, öðrenciler, memurlar, mühendisler, doktorlar, saðlýkçýlar, çevreciler, yeþiller, LGBT bireyler ve yaygýn olarak kadýnlar katýldýlar. Pek çok sýnýfsal katmandan ve çevreden insanlar katýldý yani. Bütün emekçi sýnýflardan ve kesimlerden insanlarýn katýlýmýyla gerçekleþen bu ayaklanmalar, bu yanýyla cephesel karakterli ayaklanmalar oldu. Bu, planlý-programlý kurulmuþ bir cephe deðil, ama eylem içinde, ayaklanmanýn yarattýðý kendiliðinden bir cephe. Bu, Seattle’dan, Occupy Wall-Street eylemlerine kadar, yeni evrede gerçekleþen bütün isyan ve ayaklanmalarda öne çýkan ortak yan oldu. Buna bir süre daha tanýk olacaðýz. Bunun nedeni, bütün bu ayaklanmalarýn ortaklaþtýðý hedeflerdir. Bu hedeflerden biri anti-kapitalizm, diðeri de anti-faþizm. Bütün bu ayaklanmalar, dünyanýn devrim yoluyla deðiþimini iþaret ediyor, yeniden öne çýkarýyor. Bu gözönüne alýndýðýnda, komünist hareketin, iþçi sýnýfý hareketinin sürecin dýþýnda kalmasý olasýlýðý da yoktur. Hatta belirtmek gerekiyor, bu süreç komünist partileri de etkileyip öne çýkaracaktýr. Çünkü çaðýmýz kapitalizmden komünizme geçiþ çaðý ve bu çaðda dünyanýn devrim yoluyla dönüþümünü gerçekleþtirebilecek tek sýnýf iþçi sýnýfýdýr. Ýþçi sýnýfýnýn ve onun örgütlü gücü devrimci sýnýf partisinin dünyayý devrim yoluyla deðiþtirme bilincinin yeniden öne çýkmasý, bu sürecin doðasýnda var. Haziran ayaklanmasý, daha önceki her büyük eylem gibi kendini aþan sonuçlar yaratacaktýr. Bugüne kadar böylesine büyük ve yaygýn bir kitle eylemi, milyonlarýn ayak-

8

lanmasý yaþanmadý. Bu yanýyla olmasý bile, yaratacaðý etki bakýmýndan kendini aþan eylemler yaratacaktýr. Zaten bizde olsun dünyada olsun her büyük eylem, bir süre sonra daha büyüðünü ve daha þiddetlisini yarattý. Bu eylem, bu ayaklanma, kitlelerde büyük bir kendine güven yarattý, devrime olan inancý pekiþtirdi. Þimdi yoðun bir tartýþma yaþanýyor. Büyük bir eylem yaþandý. Þimdi bilinç sorunu, örgütlenme sorunu gündemde. Her an, herhangi bir nedenle yeniden alevlenmesi mümkün. Ama bunu bir yana koyarsak, devam eden tartýþmalardan, her sýnýfýn kendi sýnýfsal konumuna, istemlerine ve ulaþmak istediði hedeflere dair bir ayrýþma bir saflaþma yaþanmasýný beklemek gerekir. Bu tartýþmalarýn sonuç vermesi için bir süre daha devam edeceði de görülmesi gereken bir durum. Bu ayaklanmayý hazýrlayan nesnel sürecin kendisidir. Emperyalizmin yeni evresi, sermaye birikimini alabildiðine yoðunlaþtýrýp merkezileþtirdiði gibi açlýk, yoksulluk ve sefaleti de çok daha geniþ olarak toplumsal tabana yaydý. Baðýmlý ülkelerde uygulanan tam ilhak politikalarý süreci daha da keskinleþtirdi. Alt orta sýnýflardan hiç kimse yarýnýndan emin deðil, herkesin konumu güvensiz. Bu da ayaklanmanýn her an yeniden alevlenmesinin koþullarýnýn varlýðýný gösteriyor. Burada belirtmek gerekiyor, bu sürecin dýþýnda kalan, sürece ayak uyduramayan hiçbir devrimci, ilerici politik örgüt ve hareket, kendi konumunu koruyamaz. Tarih sýçramalý olarak devrimci dönüþümlerle ilerliyor. Buna ayak uyduramayan bunun dýþýnda kalýr. Dünya ölçeðinde proletaryayla burjuvazi arasýnda süren sýnýflar mücadelesinin tarihi, her bakýmdan devrimci bir sýnýf olan proletaryayý öne çýkarýyor. Bu mücadelede proletarya, kapitalizmi yýkýp yeni bir toplumu kurabilecek tek sýnýf olduðunu hem teorik hem de pratik olarak gösterdi. Bu büyük eyleminde proletaryaya öncülük edecek tek partinin de proletaryanýn devrimci sýnýf partisi olduðu görüldü. Bu topraklarda yaþanan yüz yýllýk sýnýf mücadelesinin tarihine bakýldýðýnda, bu bü243. Sayý / 18 Eylül - 2 Ekim 2013

yük ayaklanmayý hazýrlayanýn nesnel koþullarýn yaný sýra örgütlü devrimci mücadelenin kendisi olduðu da görülecektir. Bu hareketin bugün geldiði noktadan daha ileriye gitmesinin güvencesi de iþçi sýnýfý hareketidir, komünist harekettir. Yaþanan bu büyük ayaklanma, Leninist Parti’nin teorik tezlerini doðruladýðý, komünist öngörüsünü gösterdiði gibi, Leninistlerden daha çok öne çýkmalarý için gereken koþullarý da hazýrladý; onlarý öne doðru itekleyip teþvik etti. Sosyal reformistlere ve ortalama sola gelince, kimileri ayaklanma dese de devrimle baðýný kuramadý, direniþ diyenlerden farklý bir þey söylemedi. Kimileri bu ayaklanmadan sonra devrimci durum tespiti yaptý. Ama hiçbiri bu tarihsel olayý, bu ayaklanmayý bütünlüklü olarak ele almadý. Her büyük olayda olduðu gibi yine eklektik olarak ele aldý. Oysa yapýlmasý gereken ayaklanmayý sýnýflar mücadelesindeki yeriyle, devrim mücadelesiyle, uzun iç savaþla baðý içinde ele almaktýr. Önümüzdeki dönemde bu ayaklanmanýn sonuçlarý daha açýk olarak görülecektir, sýnýflar savaþýnýn daha þiddetli çarpýþmalarýný hep birlikte yaþayacaðýz. Onlar yine olaylarýn peþinden sürüklenmeye devam edecekler. Ne bugün iþbaþýnda bulunan hükümet ne de tekelci sermayenin kendisi böyle bir ayaklanmadan sonra eski konumunu sürdüremez. Daha sert, daha saldýrgan bir tutum almalarýný beklemek gerek. Ancak, korku duvarýnýn aþýldýðý, burjuva þiddetin sonuç vermediði bir döneme girdik. Bu dönemde artarak kullanýlacak þiddetli saldýrýlar da sermayenin istediði sonucu vermeyecek, olsa olsa daha büyük bir karþý þiddet doðuracaktýr. Leninistlerin burada yapmasý gereken, bu süreçte belirgin olarak görülen baþeðmez tutumu, devrimci kararlýlýðý, cüretkar atýlýmlarý bilince çýkarmak, daha da ileriye taþýmaktýr. Gerek ideolojik, politik donanýmýyla, gerek pratik deneyim ve birikimiyle kitleleri devrime götürecek, zafere götürecek yegane güç proletaryanýn devrimci sýnýf partisidir, Leninist partidir. Devrim biziz, biz devrimiz.


Yeni Evrede

GEZÝ’DEN ODTÜ’YE

Mücadele Birliði

Ýktidarýn “Eylül sendromu”, bizzat onun baskýcý adýmlarýyla bir gerçekliðe dönüþmeye baþladý. ODTÜ ve Yüzüncü Yýl mahallesinden geçecek yol inþaatý ve Tuzluçayýr’da temelleri atýlmaya çalýþýlan Cami-Cemevi projesi, bu yoðun baský ortamýnda fitili ateþlemeye yetti.

“ODTÜ Cumhuriyeti” Ýleri Atýldý! Ýlk ileri atýlan ODTÜ’ oldu. Ayaklanma sonrasýnda baþlayan forumlarýn 100.Yýl ayaðý olan Ýzci Parký Forumu da önceleri diðer forumlar gibi baþlamýþtý. Ancak Ýzci Parký’nda insanlar her akþam toplanmaya devam ederken, her akþam arkalarýndaki viyadük inþaatý son sürat yükselmeye devam ediyordu. Yaklaþýk iki ayýn sonunda viyadük ayaklarýndan iki tanesi bittiðinde, o zamana kadar takip edilen hukuksal iþlemlerin artýk çok da iþe yaramadýðýný gören 100.Yýl ve Çiðdem halký evlerinin önünden geçirilmeye çalýþýlan 8 þeritli bu otoyola engel olmak için Aðustos ayýnýn sonlarýna doðru þantiye alanýyla ODTÜ’nün 100.yýl çýkýþýndaki A4 kapýsýnýn arasýna çadýrlarýný kurdular ve orasýný yeni direniþ alaný ilan ettiler. Ancak daha çadýrlarýn kurulmasýnýn üstünden iki saat geçmemiþken 6 otobüs çevik kuvvet aracý ve bir TOMA ile polis geldi. “Çadýrlarý kaldýrmak bizim tek derdimizdir” diyen polislere halk “çadýrlarý kaldýracaðýz ama buradan gitmiyoruz” cevabýný verdiler. Niyetlerinin sadece çadýr olmadýðýný göstermeleri çok uzun sürmedi. 100. Yýl, Çiðdem halký ve ODTÜ öðrencileri 13 gün boyunca yolun geçeceði alanda sabahladýlar. Geceli gündüzlü orada kalan halka daha fazla katlanamayan Ankara Büyükþehir Belediyesi ve onun sadýk kullarý çevik kuvvet ekipleri 6 Eylül sabaha karþý direniþ alanýný bastýlar ve 14 arkadaþýmýzý gözaltýna aldýlar. O gün boyunca yakýp yýktýklarý ve ardýndan çok büyük güvenlik önlemleri aldýklarý alanýn önünde halk bekleyiþini sürdürdü. Aðaçlarý sökmeye çalýþan iþ makineleri her çalýþtýðýnda polisle halk arasýnda arbedeler yaþanýrken, polis ara sýra gaz sýkmaktan kendi-

Sokaklar

ni alamadý. Akþama doðru gözaltýna alýnanlarýn da serbest býrakýlmasýyla ve gün boyunca mahalledeki Migros önüne yapýlan çaðrýlarla iþ makinelerinin ve TOMA’larýn olduðu yere Ankara’nýn her yerinden insanlar gelmeye baþlamýþlardý. Sökülen aðaçlarýn yerine getirilen bitki halk tarafýndan sembolik olarak dikilmek istenince, polis þantiye alanýný korumak adýna halka biber gazlarýyla saldýrdý. ODTÜ’nün A4 çýkýþýna barikat kuran halk gece boyunca aralýksýz çatýþtý. Bütün gece bir yandan çatýþmalar sürerken, diðer yandan da kepçeler çalýþmaya devam etti. Ertesi gün, 7 Eylül Cumartesi saat 17.00’de tekrar toplanan insanlar “Kahrolsun Baðzý Yollar” ve “Gökçek Elini Mahallemden, ODTÜ’den Çek” pankartlarýyla yürüyüþe baþladýlar. Yürüyüþ “Otoyol Yapma Boþuna Yýkacaðýz Baþýna”, “Bu Daha Baþlangýç Mücadeleye Devam”, “Hepimiz Ali’yiz Öldürmekle Bitmeyiz”, “Katil Polis Mahallemden Defol” sloganlarýyla devam ederken, mahalle halkýnýn katýlmasýyla kalabalýk çoðaldý ve yaklaþýk iki bin kiþiyle þantiye alanýna gelindi. O kadar insan karþýsýnda ne yapacaðýný þaþýran çevik kuvvet ekipleri, uzun bir süre barikat kurmaya baþlayan gençleri seyretti ve sonra daðýlmalarý için uyarý yaptý. Bir 15 dakikalýk bekleyiþin ardýndan polis olanca gücüyle kitleye saldýrmaya baþladý. Birkaç saat devam eden çatýþmalar daha sonrasýnda A4 kapýsýnda devam etti. Henüz ODTÜ’de çatýþmalar sürerken ayný gece Tuzluçayýr Mahallesinde bir Gülen-Doðan asimilasyon projesi olan Cami-Cemevi inþaatýný engellemek isteyen Tuzluçayýr halkýna polis saldýrmaya baþladý ve ertesi gün de gece geç saatlere kadar süren çatýþmalarda birçok insan plastik mermilerle ve gaz bombalarýyla yaralandý. 100. Yýl halkýndan yeteri kadar öfkesini çýkaramamýþ olan polis, saldýrýsýna sert bir þekilde devam etti. Ayný akþam sokaklara dökülen Dikmen halký da saatler boyunca polisle çatýþtý.

Gökçek Yolun Yol Deðil Baþlangýcý ODTÜ yaptý dedik, ama aslýnda bütün bunlar ne sadece ODTÜ’lü hocalar tarafýndan 20 sene öncesinden çizilen ODTÜ’den geçecek yol projesi meselesi, ne de basit bir “yolsuzluk”. Medyada sürekli yaratýlmaya çalýþýlan ODTÜ’lü marjinaller deðillerdi bu kadar gürültüyü koparan. “ODTÜ, 100.yýl ve Çiðdem’den geçecek otoyolu istemiyoruz. Çünkü bu yol ODTÜ arazisinde en az 3 bin aðacýn katliamý demek. Bu yol mahallemizi orta yerinden ayýran bir duvar demek. Bu yol Melih Gökçek’in ODTÜ ormanlarýna giriþinin ilk basamaðý demek. Bu yolun yapýlmasý peþinden kentsel dönüþüm baskýsýnýn gelmesi ve mahallemizden sürülmemiz demek. Bu yol balkonumuzda günde 40 bin aracýn geçmesi demek.” diyor 100.Yýl Ýnsiyatifi. Ý.Melih Gökçek’in çýlgýnlýklarýna katlanan halk için bu yolsuzluk bardaðý taþýran son damla oldu. Bunun anlamý þudur: bu

243. Sayý / 18 Eylül - 2 Ekim 2013

9


Yeni Evrede

Sokaklar

Mücadele Birliði

YAZI ÝÞLERÝ MÜDÜRÜMÜZ SAMÝ TUNCA TUTUKLANDI

kadar gürültüyü koparan, “türbanlý öðrencileri okuldan atmaya çalýþan, yurtlarýnda öðrencileri fuhuþa zorlayan ya da çocuk düþürten” ODTÜ öðrencileri deðildir. O yol baþta olmak üzere, yaþam alanlarýna dokunulmasýna hatta ötesinde yaþam alanlarýndan kovulmalarýna çýkan her “YOL”a karþý mücadele eden 100.Yýl ve Çiðdem Mahallesi sakinleridir, esnafýdýr, çalýþanýdýr, emekçisidir, öðrencisidir. Aylardýr mücadele eden çoðu tatilde olan öðrenciler deðil, aksine orada yýllardýr yaþayan ve yaþamaya devam edecek olan mahalle halkýdýr. Bu Daha Okullarýn Açýlmamýþ Hali Haziran ayaklanmasý tüm illere Taksim’den, Gezi Parký’ndan yayýlmýþtý ama ayaklanmanýn öðrencilerin final dönemine denk gelmesi, öðrenciler için talihsizlikti. Bütün yaz boyunca Eylül’ün gelmesi boþuna beklenmedi. Asýl bu nedenle, hükümetin Eylül korkusunu haksýz çýkarmamak belki de en çok ODTÜ’nün hakkýydý. Evet, öðrencilerden, ODTÜ’lülerden, ODTÜ’den korkuyorlar. Korkmakta da haklarý var. Çünkü bu sorun her ne kadar sadece ODTÜ’nün sorunu olmasa da ülke genelinde ODTÜ isminin duyulmasý bile insanlarý sokaða dökmeye yetiyor. “Biz her þeyin en iyisini biliriz” diyenler en çok da bunu bilirler. Bilenleri yanýltmak adetimiz deðildir. Yeni Haziranlar için, ODTÜ’den 100. Yýl’a, Tuzluçayýr’dan Dikmen’e tüm Ankara Halký isyaný büyültmeye, Haziran ruhuyla herkesi sokaklara çaðýrýyor.

10

Ankara Devrimci Öðrenci Birliði

17 Eylül günü sabaha karþý baskýnla gözaltýna alýnan yazý iþleri müdürümüz Sami TUNCA tutuklanarak Metris Cezaevi’ne götürüldü. Haziran ayaklanmasý da dahil pek çok eylemde Sarýgazi halkýyla yan yana omuz omuza duran bir devrimci olan Sami TUNCA, ertesi gün çýkarýldýðý mahkemede “örgüt üyesi olmak, eyleme katýlmak, molotof ve taþ atmak, yurtdýþýna kaçma þüphesi” gerekçeleriyle tutuklanarak Metris Cezaevi’ne gönderildi. Herhangi bir suç delili olmadan varsayýmlara dayalý tutuklamalar, son dönemlerde sistemin halka karþý baþvurduðu en önemli cezalandýrma araçlarýndan biri haline geldi. Son bir yýlda yüzlerce insan varsayýmlarla tutsak edildi. Devlet Sami TUNCA’yý tutuklayarak iki yönlü bir saldýrý gerçekleþtirmiþ oldu. Bir taraftan Sarýgazi halkýný onlarla her alanda omuz omuza duran bir devrimciden uzaklaþtýrýrken, yayýnevimizi ve dergimizi de yazý iþleri müdürsüz býrakarak yayýnlanmasýný güçleþtirmiþtir. Sami TUNCA’nýn savcýlýkta olduðu saatlerde Yeni Evrede Mücadele Birliði dergisi olarak ÝHD Ýstanbul Þubesi’nde bir basýn açýklamasý yaptýk. Dergi olarak yaptýðýmýz açýklamada “Son aylarda gün geçmiyor ki birinin kapýsý sabaha karþý çalýnmasýn, evi basýlýp didik didik edilmesin, yaka paça alýnýp götürülmesin... Özellikle Gezi Ayaklanmasý baþladýðýndan bu yana yüzlerce genç, ülkenin dört bir yanýnda sabaha karþý alýnýp götürüldü, gözaltýna alýndý, onlarcasý da tutuklandý. Adana muhabirimiz Ulaþ YILDIZ, Haziran’ýn ilk günlerinden bu yana, dün üçüncü defa evi basýlarak gözaltýna alýndý. Adana’da Gezi Eylemlerinde de yerini alan muhabirimiz Ulaþ YILDIZ, akþam üzeri mahkemeye çýkarýlarak serbest býrakýldý. Dergimiz Yazý Ýþleri Müdürü Sami TUNCA, ayný saatlerde bulunduðu ev basýlarak gözaltýna alýndý. Vatan Caddesi’nde bulunan Emniyet Müdürlüðü Terörle Mücadele Þubesi’ne götürülen Sami TUNCA için Gazi Mahallesi’nde yapýlan eylemler gerekçe gösterildi. Sami TUNCA ile ayný saatlerde Gazi Mahallesi’nde bulunan dört kiþi de ‘bir araca ateþ açan kiþinin yanýnda olmak’ ile suçlandýlar” dedik. Bu süreçte basýna yönelik baskýlarý, cezalarý ve basýn emekçilerine uygulanan baský ve þiddete de deðinerek “Aylardýr ülkenin dört bir yanýnda yaþanan olaylarý yazan, gösteren, anlatan isimler art arda kovuldu, tutuklandý ya da saldýrýya uðradý. Son bir hafta içinde yaþanan eylemlerde haber yapan, polisin ve devletin yüzünü açýða serdiði için saldýrýya uðrayan gazetecilerin sayýsý bile yaþananlarý gösteriyor. Ve çok sayýda gazete, tv ard arda cezalar aldý, kapanma tehlikeleriyle karþý karþýya kaldý” dedik. Açýklama, “Yazý Ýþleri Müdürümüz Sami TUNCA da, Sarýgazi Mahallesi’nde yaþanan eylemler sýrasýnda halkýn yanýnda yerini aldý. Binlerce Sarýgazili ile her zaman iç içe olan Sami TUNCA da somut herhangi bir suç unsuru gösterilmeden ‘eylemler’ gerekçe gösterilerek gözaltýna aldý. Sosyalist bir yayýnýn yazý iþleri müdürünü gözaltýna alýp tutuklama ile karþý karþýya býrakaran devlet, bu þekilde hem o yayýný devre dýþý býrakýp, hem de Sarýgazi gibi bir emekçi semtinde sevilen, daima iþçi ve emekçilerin arasýnda olan bir devrimciyi devre dýþý býrakmak istemiþtir. Burjuva sistem ne yaparsa yapsýn, yeniden yükselen ayaklanma dalgasýný bastýramayacak; devrimi engelleyemeyecek. SOSYALÝST BASIN SUSTURULAMAZ!, SAMÝ TUNCA DERHAL SERBEST BIRAKILSIN!” denilerek sona erdi.

243. Sayý / 18 Eylül - 2 Ekim 2013


Yeni Evrede

Mücadele Birliði

SARIGAZÝ HALKI SAMÝ TUNCA’NIN YANINDA

Yeni Dönem Yayýncýlýk şirket sahibi ve Yazý Ýþleri Müdürü Sami Tunca’nýn savcýlýk tarafýndan tutuklanmasý Sarýgazi’de protesto edildi; Demokrasi Caddesinde yürüyüþ yapýldý. 18 Eylül günü akþam saatlerinde Sarýgazi, Demokrasi Caddesi’nde toplanan Mücadele Birliði okurlarýna Kaldýraç, Kýzýlbayrak, DHF ve bir çok kurum eyleme destek verdi. Eylem Demokrasi Caddesi üzerinde bulunan Vural Market önünden yürüyüþe baþladý. Kaymakamlýk önünde hazýr bekleyen TOMA ve çok sayýda çevik kuvvet ekibi kitle tarafýndan “Katil Polis Sarýgaziden Defol” sloganýyla protesto edildi. Yürüyüþte “Gözaltýlar Tutuklamalar Baskýlar Bizi Yýldýramaz”, “Sami Tunca Yalnýz Deðildir” yazýlý pankart açýldý ve sýk sýk “Sami Tunca Yalnýz Deðildir”, “Zindanlar Yýkýlsýn Tutsaklara Özgürlük”, “Yaþasýn Devrimci Dayanýþma”, “Yaþasýn Haklarýn Mücadele Birliði”, “Katil Devlet Hesap Verecek”, “Katil Polis Sarýgazi’den Defol” sloganlarý atýldý. Sarýgazi Meydaný’na gelince basýn açýklamasý okundu. açýklamada Haziran ayaklanmasý da dahil pek çok eylemde Sarýgazi halkýyla yan yana omuz omuza duran bir devrimci olan Sami TUNCA’nýn, bugün çýka rýl dý ðý mahkemede “örgüt üyesi olmak, eylem e ka týl mak, molotof ve taþ atmak, yurtdýþýna kaçma þüphesi” gerekçeleriyle tutuklanarak Metris Cezaevi’ne gön de ril diði belirtildi. A çýk lamada “Bütün Sarýgazi halkýnýn sesiz kalmamaya; Sami Tunca’ya ve tüm devrimci tutsaklara sahip çýkmaya çaðýrýyoruz. Çünkü devrimci tutsaklar özgürleþmeden iþçi sýnýfý ve emekçi halklarda özgürleþemez” denildi. Eylem sloganlarla sona erdi.

Sokaklar

BAÞBAKANLIK YAKININDAN GEÇMEK SUÇ

Merhaba dostlar; Ben Yusufcan Yýldýrým, belki hatýrlarsýnýz; Gezi Parký Eylemleri’nden sonra 18 Haziran’da Ankara’da tutuklanmýþ, daha sonra serbest býrakýlmýþtým. Bugün yaþadýðým bir olayý sizlerle paylaþmak istiyorum. Bugün, yani 17 Eylül günü, okuluma, SBF’ye gitmek için evden çýktým. Evden okula giderken yolum mecburen Güvenpark’tan geçiyor. Güvenpark’ta, Baþbakanlýk vb. kurumlara yakýn olduðu için, son dönemde artan eylemlerden sonra da sürekli GBT kontrolü yapýlýr. Bugün beni de çevirdiler, herhangi bir aranmam vb. olmamasýna raðmen beni Güvenpark’ta kurduklarý “mini karakol”a götürdüler. Çantamý aramak istediler, arama kararlarý olup olmadýðýný sordum, arama kararýný gösterdiler. O zaman gördüm ki, Ankara 7. Sulh Ceza Mahkemesi’nin verdiði karar dolayýsýyla, polisin Kýzýlay’da “þüpheli” gördüðü herkesin arabasýný, çantasýný vb. arama yetkisi varmýþ. Kimi caný isterse hepsini arayabilir yani. Çantamý aradýlar, “þüpheli” bir þey olmadýðýna dair tutanak da tuttular; ama beni gene de býrakmadýlar. ”Gözaltýnda mýyým?” diye soruyorum, “Hayýr, deðilsin. ” diyorlar; “o zaman gideceðim” dediðimde de býrakmadýlar ve Ankara Terörle Mücadele Þubesi’nden amirlerin benimle “sohbet etmek” için Emniyet Genel Müdürlüðü’nden yola çýktýðýný söyleyerek, býrakmadýlar. Amirler geldi, onlara tekrar sordum “Gözaltýnda mýyým?” diyerek, “Hayýr, sohbet etmek istiyoruz.” cevabýný aldým. Bu sefer de “Eðer elinizde beni tutmak için bir karar yoksa, ben sizin sohbetinizi sevmiyorum, sizinle konuþacaðým bir þey yok” dedim, gene býrakmadýlar. Tekrar çantamý aradýlar, Güvenpark’ta ne yaptýðýmý sordular, “Okula gidiyorum” deyince amirlerine telefon edip, okula gittiðimi anlattýlar. Yani sizin anlayacaðýnýz, ben okula gideceðim diye Ankara Emniyeti ayaða kalktý. Tabi bir de, Güvenpark Baþbakanlýk’a yakýn olduðu için, Baþbakanlýk’ýn korumalarý da geldi; fotoðrafýmý çekmek istediler, izin vermedim. Ama kimliðimin fotokopisini çekmelerine engel olamadým. Buradan herkes bilsin ki, yarýn öbür gün bir olayda benim kimliðimi bulurlarsa, onu oraya polis yerleþtirmiþtir. Beni býrakmadan önce imza atmam için tutanaðý gösterdiler ve orada gördüm ki, Ankara Terörle Mücadele Þubesi yememiþ, içmemiþ 1 deðil, 2 deðil, 3 deðil tam 11 kere (yazýyla on bir yanlýþlýk yok) benim “Terör örgütü üyesi olduðuma” dair kayýt tutmuþ. Herhangi bir mahkeme kararýna falan ihtiyaç duymadan, beni 11 kere “örgüt üyesi” ilan edip, fiþlemiþler. Bir kez daha gördüm ki, polisler gençlerden, üniversite öðrencilerinden çok korkuyor; beni de korkutmaya çalýþýyorlar. Sadece Baþbakanlýk’ýn yakýnýndan geçtiðim için beni 1,5 saate yakýn alýkoydular. Ama yýlmak yok. Ethem için, Ahmet için, Ali Ýsmail için, Mehmet için, Abdullah için, Medeni için yýlmak yok. Bugün yaþadýklarýmý sizler aracýlýðýyla duyurmak istedim. Teþekkür ederim.

243. Sayý / 18 Eylül - 2 Ekim 2013

11


SAVAÞ TEHLÝKESÝNÝN Yeni Evrede

Gündem

E

ylül ayýnýn ilk iki haftasýnda dünya nefesini tutmuþ Ortadoðu’da baþlayacak sonu gelmez bir savaþýn baþlama vuruþunun yapýlýp yapýlmayacaðýný bekliyordu. ABD, kendinin hala dünyanýn efendisi ve jandarmasý olarak kabul edilmesini isteyen bu diþleri sökülmüþ yaþlý emperyalist Suriye’yi vuracaðýný açýklamýþ; savaþ gemilerini, askerlerini, savaþ araçlarýný bölgeye göndermiþti. Herkes saldýrýnýn gerçekleþmesine kesin gözüyle bakýyordu. Açýklamalara göre iþ artýk sadece “zamanlama”ya kalmýþtý. Gerçi Ortadoðu’yu savaþ cehennemine sürükleyecek bu adýmýn atýlmasý konusunda emperyalist cephede ortaya çýkan korku ve tereddütler dünyanýn gözü önünde idi. Ýngiltere hükümeti girdiði “savaþ taahhütleri”nden kurtulmak için Ýngiliz Parlamentosunun ipine sarýlmýþtý. Parlamento, Ýngiliz hükümetinin kucaðýndaki ateþ topunu, “savaþa hayýr” diyerek aldý ve Suriye’yi deðil ama hükümetini kurtarmýþtý. ABD adýna, bu ihtiyar ve çaptan düþmüþ emperyalistin baþkaný Obama, attýðý savaþ naralarýnýn gereðini yapamayacak durumda olduðunu iyi biliyordu ve aslýnda saðýnda solunda onu düþtüðü durumdan kurtaracak birileri var mý diye bakýnýyordu. O da Ýngiliz hükümeti gibi topu Kongre’ye attý ve beklemeye baþladý. Ama o Ýngilizler gibi açýktan çark edemezdi. Onun için bir yandan, kendisini bataklýða daha da çeken savaþ çýðlýklarýna devam ederken öte yandan saldýrýnýn “sýnýrlý, kýsa süreli” bir bombalama biçiminde olacaðýný ve ABD askerinin botlarýnýn Suriye topraðýna deðmeyeceðini tekrarlayýp duruyordu.

Savaþa Arkadan Ýtilmek Suriye iç savaþýnýn ilk aylarýndan itibaren ABD, sanýlanýn aksine, bir savaþa, bir askeri iþgale yanaþmak istemediðini çeþitli biçimlerde ortaya koymaya baþlamýþtý. Barýþçýl karakterinden dolayý deðil; yeni bir savaþa, hele de Ortadoðu’da sonu belirsiz bir savaþa giriþmek için ne gücü ne de cesareti

12

Mücadele Birliði

olmadýðýndan. Ama birileri onu, bazen NATO aracýlýðýyla, bazen de doðrudan savaþa sürüklemek istiyordu. Bu birilerinin baþýnda Türkiye, Katar ve Suudi Arabistan geliyor. Bu üçlüye Ýsrail ve Fransa’yý da ekleyebiliriz. ABD ise, savaþlardan yorulmuþ ordusu, kriz içindeki ekonomisi, savaþtan býkmýþ ve yeni bir savaþa asla ikna olmayan halkýyla doðrudan bir savaþa girmek yerine bölgedeki iþbirlikçilerini, katil sürülerini sahneye sürerek sonuç almak istiyordu. CIA, Ürdün’de binlerce dinci faþist katili eðitiyor, Türkiye üzerinden tonlarca silahý katil sürülerine ulaþtýrýyor, eðitilmiþ adamlarýný savaþ alanýna göndererek operasyonlarý bazen bizzat yönetiyordu ama tüm bunlar sonuç almaya; dolayýsýyla baþta Türkiye olmak üzere bölgedeki savaþ mihraklarýný “tatmin” etmeye yetmiyordu. Saydýðýmýz ülkeler ve diðerleri ABD doðrudan savaþa girmeden sonuç alamayacaklarýný çoktan anlamýþlardý. Yapmalarý gerekeni kavramakta gecikmediler: Bir provokasyonla ABD’yi savaþa girmeye “mecbur” býrakmak. Ýsrail’i bir tarafa býrakýrsak, ABD ve NATO’yu savaþa sürüklemek için sadece son bir yýl içinde Türkiye’nin 5-6 provokasyon giriþiminde bulunduðunu görüyoruz. Bunlarýn baþlýcalarýnýn özet listesi Türkiye’nin Ortadoðu’yu saracak bir savaþýn peþinde nasýl koþtuðunu anlatmaya yetecek. Ýþte özet liste: 22 Haziran 2012’de Türk Savaþ Uçaðý Lazkiye açýklarýnda düþürüldü: 2 pilot öldü. Türkiye NATO’yu göreve çaðýrdý. NATO Türkiye’ye “soðukkanlý ol” dedi. 3 Ekim 2012’de Akçakale’ye NATO kayýtlý havan topu düþtü 5 kiþi öldü. Türkiye’nin denetimi altýndaki katil sürülerinin yaptýðý çok açýk olan bu provokasyon giriþiminden sonra Türkiye, “saldýrý altýndayým” havasý yaymaya çalýþtý, savaþa bizzat girmeye isteksiz olan emperyalistler Türkiye’ye “itidal” çaðrýsý yaptýlar. 11 Þubat 2013’te Hatay Cilvegözü sýnýr kapýsýnda bombalý araç patlatýldý 14 kiþi öldü. Türkiye, olayýn dumaný henüz tüter243. Sayý / 18 Eylül - 2 Ekim 2013

ken ve hiçbir araþtýrma yapýlmamýþken saldýrýnýn Suriye tarafýndan düzenlendiðini ilan etti ve “müttefiklerini” kendini korumasý için göreve çaðýrdý. Oysa saldýrýnýn Türkiye tarafýndan korunan ve kollanan katil sürüleri tarafýndan düzenlendiðini dünya âlem biliyordu. Türkiye, feryat figanýyla baþ baþa kaldý; ABD tavsiyelerde bulunmakla yetindi. R.T. Erdoðan’ýn ABD’ye yapacaðý geziye saatler kala bu sefer Hatay Reyhanlý’da bombalý araç patlatýldý: 53 kiþi öldü. Hükümetin amacýný çocuklar bile görebiliyordu. Suriye suçlandý ama olayýn sipariþ üzerine katil sürüler tarafýndan düzenlenmiþ bir provokasyon olduðunu Reyhanlý halký dahil, bilmeyen yoktu. R.T.Erdoðan eli boþ döndü. Türkiye ve Ortadoðu’da onunla “kader birliði” yapmýþ devletler, ABD ve NATO’yu Suriye’de topyekun bir savaþa sürüklemek için daha çaplý bir provokasyon gerektiðini anlamýþlardý. 21 Aðustos 2013’de Þam kýrsalýnda emirlerindeki katil sürülerine kimyasal silah kullandýrýp bunu Suriye üzerine yýkarak þanslarýný bir kez daha denediler. Önceden hazýrlandýðý çok belli bir kampanya Katar, Suudi Arabistan ve Türkiye televizyon kanallarýyla basýn organlarýnda baþlatýldý. Oysa Rusya, kimyasal silahýn kullanýldýðý füzenin dinci faþist çetelerin mevzilerinden fýrlatýldýðýný anýnda tespit etmiþti. Rusya, somut kanýtlara dayanarak dinci faþist katil sürülerini iþaret etmiþti ama ABD ve onun baþýndaki Obama, “doðruluk” adýna kendi beslemelerini ve dahasý bölgedeki dayanaklarý olan iþbirlikçi devletleri suçlayacak deðildi ya! O da Suriye’yi iþaret etti. Diðer emperyalistler ona eþlik etmede hiç zaman kaybetmediler. Fransa, bunlarýn önde gideniydi; bu saldýrgan emperyalist savaþ baltalarýný kuþanmýþ büyük abisinden, ABD’den, gelecek ilk adýmý bekliyordu. Kimyasal silah kullanýlarak düzenlenen provokasyon katliam, ABD’yi “aþaðýsý sakal, yukarýsý býyýk” vaziyetine sokmuþtu. Yutkunmak, yani katliamý görmezlikten gel-


N KAYNAÐI TÜRKÝYE Yeni Evrede

Gündem

Mücadele Birliði

mek olacak þey deðildi. Gerçek failleri ilan etmek, bölgedeki tüm dayanaklarýný yitirmek anlamýna gelirdi ki, “doðruluk” adýna bunu yapacak kadar “ahmak” deðildi. Geriye tek yol kalýyordu: Suriye’yi suçlayarak ona karþý savaþ açmak. Ama ortada bir sorun vardý: Bütün bir bölgeye, belki de dünyaya yayýlacak ve sonu kestirilemeyen bir savaþ için ABD’nin ne cesareti, ne imkânlarý ne de askeri yeteneði vardý. Halk savaþtan býkmýþ, ordu savaþ yorgunu, ekonomi kriz içindeydi. ABD’nin yaveri gibi hareket eden Ýngiltere’nin durumu da farklý deðildi. Bu durumda vaziyeti kurtaracak bir “orta yol” bulunmalýydý. Baþýný Türkiye’nin çektiði iþbirlikçi devletler ABD’nin kucaðýna bir ateþ topu býrakmýþlardý. Obama bu orta yolu, önce saldýrýnýn zamanlama olarak kýsýtlý, askeri olarak da sýnýrlý olacaðýný ilan ederek, sonra “Kongre Kararý” þartýna baðlayarak buldu. Ateþ topu artýk ABD Kongresinin kucaðýndaydý. Ýngiliz hükümeti ise, kucaðýna býrakýlan ateþ topunu anýnda Ýngiliz Parlamentosunun kucaðýna býrakmakta elini çabuk tuttu; Parlamentonun yanýtý “savaþa hayýr” kararýyla hükümeti “kurtarmak” oldu. Fransa da, son yýllarýn aðzý salyalý bu saldýrganý ise, büyük aðabeylerinin savaþtan yan çizdiðini görünce topu Parlamentoya atacaðýný açýkladý. Ýki emperyalist devlet, bayraktarlýðýný Türkiye’nin yaptýðý, aralarýnda Fransa ve Ýsrail’in de olduðu birkaç ülke tarafýndan arkadan itilerek düþtükleri bataktan en az hasarla çýkmanýn yolunu böyle buldular.

Savaþ Mihraký: Türkiye ABD’nin Suriye’ye saldýracaðýný ilan etmesi üzerine bayram sevinci yaþayan Türk hükümeti ilk hayal kýrýklýðýný Obama’nýn saldýrýnýn zaman ve askeri hedef bakýmýndan sýnýrlý olacaðýný açýklamasýyla yaþadý. Türkiye’nin Obama’ya yanýtý “sýnýrlý saldýrý bizi tatmin etmez” ve “Kosova gibi olmalý” yani bombalama günlerce, haftalarca sürmeli biçiminde oldu. Türkiye’yi savaþtan aþaðýsý kurtarmazdý.

Savaþ konusunda açýk çek de veriyordu Türkiye: Her türlü koalisyona varýz. Bu sözler Türk hükümetinin baþbakanýna aitti. Mýsýr’da öldürülen bir kadýn için avýný yutan bir timsah kolaylýðýnda gözyaþlarýný saçan R.T. Erdoðan, bir ulusun, bir halkýn günlerce, haftalarca bombalanmasý için feryat figan baðýrýyordu. Bir halkýn genç yaþlý, kadýn çocuk demeden bombalanmasýnda bir beis görmüyordu dinci faþistler. Neyse ki emperyalistler birilerin feryat figanýyla savaþa girmeyecek kadar iþbilir idiler. Ýngiliz Hükümetini Ýngiliz Parlamentosu kurtarmýþtý. Peki ya Obama’yý? Onu da Putin’in can simidi kurtardý. Rusya, Suriye’deki kimyasal silahlarýn imhasý ve teslimi üzerine yaptýðý öneriyle Esad’tan çok Obama’ya, bir cankurtaran simidi atmýþ oldu. Obama, Rusya’nýn önerisine can havliyle sarýldý ve “askeri çözümün en mantýklý çözüm olmadýðýný” ilan etti. Tekelci burjuva baþýnýn sözleriyle söylersek “dünya derin bir oh çekti.” Savaþ bulutlarý yavaþ yavaþ daðýlmaya baþlamýþtý. Söylemeye gerek yok, bu durumdan en büyük rahatsýzlýðý, kimyasal silahlarla yapýlan provokasyona büyük umutlar baðlayan ve neredeyse sonuç alacaðýna kesin gözüyle bakan Türk hükümeti oldu. Türk hükümeti ve onun baþbakaný için sonuç hüsran, hayal kýrýklýðý tarif edilmez derinlikteydi. Onlara savaþ lazýmdý ve savaþ neredeyse kýyýdan dönmüþtü. ABD’nin “kuyruðu dik tutmak” amaçlý, askeri seçenek açýklamalarýný ciddiye almazsak topyekûn savaþ ihtimalinin þimdilik rafa kalktýðýný söylemek mümkün. Yine de “savaþ aþký”yla yanýp tutuþan Türk hükümetinin bunca geliþmeden sonra “pes” edeceðini ve son þansýný kullanmayacaðýný düþünenler yanýldý. 16 Eylül 2013’te silahsýz olduðu anlaþýlan bir Suriye helikopterini savaþ uçaklarýna vurdurarak Türkiye bir kez daha savaþ kýþkýrtýcýlýðý yaptý. Umudu, Suriye’nin bu saldýrýya vereceði karþýlýk ile bir savaþ ortamýnýn doðmasýydý. Suriye, dinci faþistlerin sandýðýndan çok daha akýllýydý. Saldýrýyý sineye çekti; sesini çýkarmadý. 243. Sayý / 18 Eylül - 2 Ekim 2013

Sonuç Yerine Tekelci sermaye sýnýfý, devletiyle hükümetiyle bir devrimden korkuyor. Haziran Ayaklanmasý bu korkuyu son derece canlý hale getirdi ve ona tarihin karanlýk sayfalarýndaki yerini görmesine fýrsat veren kapýyý araladý. Devrim son derece canlý biçimde karþýsýnda duruyordu. Etrafýnda dinci faþist iktidarlarýn olduðu ülkelerden oluþan bir kuþak yaratmak onun için bir kalkan olabilirdi. Suriye’de, Irak’ta, Mýsýr’da bu hedeflerin peþinde koþtu. Mýsýr’da “Müslüman Kardeþler”inin yediði yaþamsal darbe Mürsi’den çok R.T. Erdoðan’a vurulmuþ oldu. Gözyaþlarý onun içindi. R.T. Erdoðan Mýsýrlý genç kadýna deðil, kendine aðlýyordu. Dinci faþist iktidarlardan oluþan kalkanýn halkalarýnýn bir bir çözüldüðünü çaresiz gözlerle seyrediyorlar. Mýsýr gitti, Suriye sandýklarýndan çok dirençli çýktý ve hava giderek aleyhlerine dönüyor; Irak’ta istedikleri sonucu alamadýlar, Tunus’taki “Kardeþler”i alaþaðý edilecekleri günü korku dolu gözlerle bekliyorlar. Bütün bunlar devleti ve hükümeti Suriye ve Ortadoðu’nun genelinde savaþ kýþkýrtýcýsý olmaktan vazgeçirir mi? Tam tersine, Türkiye devleti ve hükümetiyle savaþ kýþkýrtýcýlýðýna artan bir þekilde devam ediyorlar; edeceklerinin tüm iþaretlerini veriyorlar. Savaþ artýk onlarýn yaþam nedeni haline gelmeye baþlýyor. Suriye’ye yönelik savaþ emperyalist saldýrý ihtimalin azaldýðý bir sýrada Türkiye’nin Suriye sýnýrýna füze bataryalarý yerleþtirmesi, katil sürülerini artan bir þekilde desteklemesi; pervasýzlýðýný artýrmasý baþka anlama gelmez. Bu durumu ortadan kaldýrmanýn tek yolu muzaffer bir halk ayaklanmasýyla devrimci demokratik bir iktidarýn kurulmasýdýr. Haziran Halk Ayaklanmasý bunun hem mümkün hem de zorunlu olduðunu ortaya koydu.

13


Yeni Evrede

Sokaklar

“ORTADOÐU’DA EMPERYALÝST MÜDAHALEYE HAYIR”

14 Eylül günü Galatasaray Lisesi önünde bir araya gelen HDK ve BDP Ýstanbul il örgütleri, savaþa karþý bir basýn açýklamasý yaptýlar. Basýn açýklamasýndan önce TOMA, çevik kuvvet ekipleri ve sivil ekiplerle Galatasaray Meydaný ablukaya alýndý. Toplanan kitle “Ortadoðu’da Emperyalist Müdahaleye Hayýr”, “Hükümet Demokratik Çözüm Ýçin Adým At” pankartý açtý ve sýk sýk. “Bijî Berxwedana Rojava”, “Diren Rojava, Ýstanbul Seninle”, “Biji Serok Apo”, “Katil El Nursa Ýþbirlikçi AKP” sloganlarý attý. Basýn açýklamasýný HDK Ýstanbul Ýl Yürütmesi’nden Fatma Ýnce okudu. Suriye’deki savaþta sivillerin, kadýnlarýn çocuklarýn zarar gördüðünü vurgulayan Ýnce, yüz binlerce insanýn yerini yurdunu terk ettiðini, onbinlerce insanýn öldüðünü hatýrlattý. Ýnce; Suriye’de ve Rojava’da El-Nusra çetelerinin Kürt halkýna yönelik saldýrýlarýna ve katliamlarýna sessiz kalan ve bu çetelere lojistik destek veren AKP hükümeti olduðunu belirtti. Ýnce, “Kürt halkýnýn temel hak ve özgürlüklerinin karþýlanmasý kapsamýnda PKK Lideri Abdullah Öcalan ile varýlan mutabakata uygun hareket etmek çözüm sürecini hýzla iþletmek yerine ayak sürümeye devam ediyor. AKP hükümetinin baský ve þiddetle bastýrmak istediði her haklý ve demokratik mücadelenin içinde olacaðýmýzý bir kez daha belirtiyoruz” dedi. Oturma eyleminin ardýndan Tophane yönüne ve Tarlabaþý tarafýna yürüyen gençlere polis plastik mermilerle saldýrdý. Gençler taþlar ve havai fiþeklerle karþýlýk verince uzun süre çatýþma yaþandý.

ANTEP’TE SAVAÞ KARÞITI EYLEM

7 Eylül Cumartesi günü saat 17.00’de Antep Yeþilsu Parký’nda Suriye’ye yönelik savaþ çýðýrtkanlýðýna karþý yüzlerce kiþi yürüdü. “Katil ABD Ýþbirlikçi AKP”, “AKP Elini Suriye’den Çek”, “Susma Haykýr Savaþa Hayýr”, “Yaþasýn Halklarýn Kardeþliði”, “Katil ABD Ortadoðu’dan Defol” sloganlarý ile Balýklý Parký’na gelindiðinde basýn açýklamasý okundu. Savaþ Karþýtý Platform adýna açýklamayý okuyan Ömer Faruk Koç, Suriye’de iki yýldýr kanlý bir iç savaþý körükleyen ABD emperyalizminin þimdi de kimyasal silah kullanýmýný gerekçe göstererek bu ülkeye yönelik doðrudan askeri müdahalenin planlarýný

14

Mücadele Birliði

yaptýðýný aktardý. Ayrýca “Kimyasal silahlarýn kim tarafýndan kullanýldýðýnýn objektif bir araþtýrmayla kamuoyunun bilgisine sunulmasý ve sorumlularýnýn bir an önce yargýlanmasý gerekirken bu silahlar, daha önce Irak ve Libya’da olduðu gibi yine daha fazla kan dökmenin, daha fazla vahþetin gerekçesi haline getirilmeye çalýþýyor(...) Daha önce Irak’ta, Afganistan’da, Libya’da bugünkü gibi yine ‘özgürlük ve demokrasi’ sözcüklerinin ardýna gizlenerek benzer bir vahþetin altýna imza atanlar, geride milyonlarca ölüm býraktýlar. Sadece 2 yýldýr Suriye’de sürdürülen iç savaþ nedeniyle yüz binlerce insan hayatýný kaybetti(...) AKP iktidarý ise baþýndan itibaren Suriye’de sürdürülen iç savaþýn destekleyicisi ve tarafý olmuþtur. AKP iktidarý Suriye’nin kaderinin Suriye halklarýnýn elinden alýnmaya çalýþýldýðý bu iki yýl içinde Suriye’de etnik ve mezhepsel çatýþmalarý sürdüren silahlý çeteleri desteklemekten, kardeþ halklarla savaþý ve düþmanlýðý körüklemekten geri durmamýþtýr. Ýnsani ve týbbi yardýmlara dahi sýnýrlarý kapatarak katliamlarý destekleyen AKP iktidarý, bugüne dek ülkemizi NATO’nun askeri yýðýnaðýna çevirmiþtir” diyen Koç, AKP’nin bölgesel güç olma hayallerinin çöküþünü bu savaþla durdurmaya çalýþtýðýný söyledi. Ve son olarak “Gelin ülkemizi savaþa sürükleyecek güçlere karþý birleþelim. Yarýn çok geç kalabiliriz. Ülkemiz ve ilimizi savaþýn olumsuz etkilerinden hep birlikte tepkilerimizi koyarak koruyalým. Bu savaþ kimin savaþý? Emperyalistlerin çýkarlarýna hizmet eden bu savaþa dur diyelim. Suriye halklarýnýn geleceðini ellerinden alan ve yaþadýðýmýz topraklarý ABD emperyalizminin kirli üssü haline getirenlere yanýtýmýz her zaman eþit, özgür, demokratik ve baðýmsýz bir ülke mücadelemizi yükseltmeye devam edeceðiz” diyerek açýklamayý sonlandýrdý. Mücadele Birliði/Antep

ÝZMÝR FAÞÝZME KARÞI YÜRÜDÜ

Ýzmir’de 12 Eylül 1980 Askeri Faþist Darbesinin 33. yýldönümü nedeniyle 12 Eylül Perþembe günü saat 18.00’da Basmane Meydaný’ndan Konak Meydaný’na yürüyüþ ve basýn açýklamasý düzenlendi. Yürüyüþ esnasýnda sýk sýk “Darbeciler Halka Hesap Verecek”, “Darbelerden Hesabý Emekçiler Soracak”, “Faþizme Karþý Omuz Omuza”, “Gezi Þehitleri Ölümsüzdür”, “Gezi Tutsaklarý Onurumuzdur”, “Her Yer Taksim Her Yer Direniþ”, “Her Yer ODTÜ Her Yer Direniþ” sloganlarý atýldý. Çevik kuvvet ekiplerinin yürüyüþ güzergahý boyunca kitleyi takip etmesine tepki göstermek amacýyla sýk sýk “Polis Defol Bu Sokaklar Bizim”, “Katil Polis Hesap Verecek”, “Polis Simit Sat Onurlu Yaþa”, “Bedel Ödedik Bedel Ödeteceðiz”, “Hesaplaþma Günü Korkunç Olacak” sloganlarý atýldý. Konak Meydaný’na gelindiðinde 78’liler Vakfý Adýna Gürsel Ulaþ basýn metnini okudu. Metnin Kürtçesini ise Musa Karbadað okuduktan sonra eylem yine sloganlarla sona erdi. Mücadele Birliði/Ýzmir

243. Sayý / 18 Eylül - 2 Ekim 2013


Yeni Evrede

Mücadele Birliði

NARLIDERE HALK FORUMU...

Narlýdere Halk Forumunun düzenlemiþ olduðu konserde, tutuksuz yargýlanmak üzere serbest býrakýlan Gezi tutsaðý Mitat KAVAK da söz alarak konuþma yaptý. Mitat Kavak konuþmasýnda gözaltýna alýnýþ ve cezaevi süreçlerini anlattý: “Bizleri götürdükleri blokta hiç siyasi tutsak yoktu. Bir tarafýmýzda Hizbulahçýlar diðer yanýmýzda diðer dinci gerici faþistler vardý, geri kalanlarda adlilerdi. Bizler her seferinde o dinci gerici faþistlerle kavga ediyorduk. Ýdareye söylüyorduk, fakat hiç bir þey yapmýyorlardý. Oysa biz slogan attýðýmýz için bir ayda bize tam dört tane soruþturma açýlmýþtý; örneðin saç týraþýna gidenleri temizlik yapmaya zorluyorlardý, telefon görüþme hakkýmýzý kullanmamýzý engellemek için görüþme yaptýðýmýz kiþi ile karþýlýklý tekmil vermemiz gerekiyormuþ(!) vermediðimiz taktirde telefonumuzu yarýda kesiyorlardý. Bu durumdan dolayý Faruk ve Hicri adýnda iki gezi tutsaðý arkadaþýmýz acýmasýzca darp edildiler. Belki duymuþsunuzdur, þu an Þakran Cezaevinde bir kadýn arkadaþýmýz %50 özürlü olmasýna raðmen hala cezaevinde. Elif Kaya arkadaþýmýz Þakran Cezaevinde çýplak aramaya maruz kaldýðý ve bu onursuz armayý kabul etmediði için çeþitli cezalara maruz kalmýþtýr. Yani kýsaca zindandaki bu baskýlarla devrimci iradeyi teslim almak istiyorlar. Son olarak 10 Eylül’de ilk duruþma olacak. Unutmayýn ki biz dýþardaki kamuoyunun ve örgütlülüðün sayesinde özgürüz. Sizi o yoldaþlarý asla yalnýz býrakmamaya çaðýrýyorum, ancak o zaman onlar da özgürleþecekler: ZÝNDANLAR YIKILSIN TUTSAKLARA ÖZGÜRLÜK!” Mitat KAVAK’tan sonra söz alan kardeþi Songül KAVAK da “Milyonlarca insaný tutuklayamayacaklarýnýn onlarda farkýndalar. Korktuklarý için devrimcileri tutuklayarak halkýn gözünü korkutmaya çalýþýyorlar ama biz bu numaralarý yememeliyiz. Çünkü tüm deðerlerimize saldýrýldý. Þunu da bilsinler ki Gözaltýlar Tutuklamalar Baskýlar Bizi Yýldýramaz! Sizleri de yýldýrmasýn. Sizlerden tek istirhamým: mücadelemize sahip çýkýn.” dedi. Mücadele Birliði/Ýzmir

GEZÝ TUTSAK AÝLELERÝNÝN 7. HAFTASI

Gezi tutsaklarý ailelerinin eylemleri Ýzmir’de yedinci haftasýnda da sürdü. 15 Eylül günü 17.00’de YKM önünde kitlenin toplanmasýyla baþlayan eylemde, Ýþ Bankasý önüne yüründü. Yürüyüþ boyunca yapýlan konuþmalarda, 10 Eylül günü görülen Gezi tutsaklarýnýn ilk mahkemesinde tahliye çýkmamasý eleþtirildi; Antakya’da yitirdiðimiz Ahmet Atakan’ýn ölümüne dikkat çekildi. Ýþ Bankasý önüne gelince oturma eylemine baþlamadan basýn açýklamasý okundu. Ýlk önce Gezi tutsaðý Barýþcan Yalçýn’nýn kýz kardeþinin yazdýðý yazý, ardýndan tutsak Orhan Yýldýz’ýn hasta tutsak Burcu Koçlu için yazdýðý mektup okundu. Tutsak Kubilay Ý-

Zindanlar

yit’in yine tutsak olan Elif Kaya için yazdýðý mektup okundu. Tutsak Miraç Vayiç’in ölümsüzleþen Ali Ýsmail için Korkmaz yazdýðý þiir ve tutsak Cem Barýþ Çakýr’ýn mektubu kitleyle paylaþýldý. Gezi olaylarý sýrasýnda 4. dalgada tutuklanan ve sonrasýnda tutukluluk incelemesinde tutuksuz yargýlanmak üzere serbest býrakýlan Esra Ayyýldýz konuþtu ve onurlu davrandýklarý için tutuklandýklarýný ve hala tutuklu bulunan arkadaþlarýnýn varolduðunu, mahkemelerin bir senaryodan ibaret olduðunu belirtti. Duvara Karþý Tiyatro Topluluðu’nun þiir okumasýnýn ardýndan eylem Gündoðdu Marþý ile bitirildi. Mücadele Birliði/Ýzmir

ÝNSANLIK ONURU ÝÞKENCEYÝ YENECEK!

17 Eylül Salý günü saat 12.00’de Ýzmir Buca Kýrýklar F Tipi Cezaevi önünde tutsaklara yapýlan iþkenceleri ve cezaevi koþullarýný protesto etmek amacýyla yürüyüþ ve ardýndan basýn açýklamasý yapýldý. Yürüyüþ esnasýnda sýk sýk “Hasta Tutsaklar Serbest Býrakýlsýn”, “Gezi Tutsaklarý Onurumuzdur”, “Ýçerde Dýþarda Hücreleri Parçala”, “Devrimci Tutsaklar Onurumuzdur” sloganlarý atýldý. Eylemi kamera kaydýna alan polisleri protesto etmek amacýyla da “Polis Defol Bu Sokaklar Bizim”, “Katil Polis Hesap Verecek” sloganlarý atýldý. Yürüyüþün ardýndan basýn açýklamasý okunarak, “F Tipi hapishanelerde Devrimci Tutsaklara her geçen gün azgýnca saldýrýlar artarak devam ediyor. (...) Bugün kapýsý önünde durduðumuz Kýrýklar 2 No’lu F Tipi Hapishanesinde de iþkenceler yoðun bir þekilde devam ediyor. ‘Slogan attýn, kapý dövdün, telefon görüþmesinde tekmil vermedin’ diyerek bahaneler üretilip, tutsaklara azgýnca saldýrarak iþkence yapýyorlar. Gezi Tutsaðý Faruk Erdoðan yapýlan iþkencelerden dolayý konuþmakta ve ayakta durmakta zorlanýr hale gelmiþtir. Bizler Ýzmir Dayanýþmasý olarak bir kez daha Þakran Hapishanesi, Kýrýklar 1 ve 2 No’lu F Tipi Hapishanelerinin idarecilerini uyarýyoruz. Yoldaþlarýmýza, evlatlarýmýza iþkence yapmaktan vazgeçin. Ýþkence insanlýk suçudur, insanlýða karþý yapýlan hiçbir suç cezasýz kalmaz. Bunca iþkencenin, zulmün olduðu yerde savcýlar görevini yapmýyor; birkez daha ve özellikle uyarýyoruz hiçbir halk, sonsuza kadar adaletsiz yaþayamaz. Derhal yoldaþlarýmýza, evlatlarýmýza iþkence yapanlar hakkýnda gerekli iþlem yapýlmalýdýr. Evlatlarýmýz sahipsiz deðildir.” denildi. Basýn açýklamasý sloganlarla son buldu.

243. Sayý / 18 Eylül - 2 Ekim 2013

15


Yeni Evrede

Sokaklar

Mücadele Birliði

“122 GÜNDÜR ADALET VE HUKUK ARIYORUZ”

Hava-Ýþ üyesi THY iþçileri iþten atýlmalarýnýn 472. günü olan 13 Eylül’de, Ýstanbul Adliyesi önünde bir kez daha eylem yaparak THY yönetiminin grev kýrýcýlýðýný protesto ettiler. Çaðlayan’daki Ýstanbul Adliyesi önünde saat 14.00’de “Hukuk Garabetinden THY Harabesinden Sýkýldýk Adalet Ýstiyoruz-Hava-Ýþ THY Grevcileri” yazýlý pankart açan THY iþçileri yaptýklarý açýklamada “122 Gündür THY Grevimiz sürüyor, 122 gündür adalet ve hukuk arýyoruz. Anayasal, demokratik temel evrensel hakkýmýzýn kullanýlmasý THY yönetimince olaðanüstü bir saldýrýya uðratýldý” dedi. Basýn açýklamasýný okuyan Melis Gök þöyle devam etti, “Çalýþma ve Sosyal Güvenlik Bakanlýðý’nca grev kapsamý dýþýnda býrakýlan 6356 sayýlý yasa gereði üretimde bulunamayacak 700 kiþi açýkça grev kýrýcý olarak çalýþtýrýlýyor. Grevin baþladýðý 15 Mayýs 2013 tarihinden sonra 6356 sayýlý yasada kesin olarak yasak olmasýna raðmen 1000’e yakýn yeni iþçi alýnýyor ve grev kýrýcý olarak çalýþtýrýlýyor. Grevdeki iþçiler yerine baþka bir iþveren olan Sun Expres ve Jet Airways iþçileri THY üniformasý giydirilerek grev kýrýcý olarak çalýþtýrýlýyor.” Bütün yasa dýþý iþlemlerin, delil tespiti, bilirkiþi raporlarý ve mahkeme kararlarý ile tespit edilmiþ olduðuna dikkat çeken Gök, grev kýrýcýlýðýn durdurulmasý için mahkemenin ihtiyati tedbir kararý aldýðýna hatýrlatarak, bu kararýn verilmesinin üzerinden 2 ay geçmesine raðmen uygulanmadýðýný belirtti. Yargý ve devletin resmi makamlarýnýn THY A.O. yönetimine söz geçiremediðini, iþçilerin haklarýný koruyamadýðýný söyleyen Gök, Yargýtay 22. Dairesi ihtiyati tedbir kararý veren 5. Ýþ Mahkemesi kararýný 8 gün içinde jet hýzýyla sudan sebeple bozduðunu belirtti. 122 gündür adalet beklediklerini hatýrlatan Gök, her türlü zorluða raðmen yasal yollardan haklarýný alabilme mücadelesini sürdürdüklerini belirterek adliye görevlilerine seslendi ve “Sizin çocuklarýnýz grevde olsaydý nasýl karar verirdiniz, þimdi de öyle karar verin” dedi. Eylemde Hava-Ýþ Genel Baþkaný Atilay Ayçin de bir konuþma yaparak THY yönetiminin hukuksuzluklarýna tepkilerini dile getirdi. THY A.O’yu Avrupa birincisi, dünya birincisi yapan, kargo hizmetlerinin altýn madalya almasýný saðlayan iþçilerinin haklarýný aradýklarý zaman iþten atýldýðýný belirten Ayçin, 122 gündür adalet hukuk arayýþý içinde olduklarýný belirterek “Uçaklar, duayla, tespihle uçmaz, bilimle, teknolojiyi kullanarak, insan sevgisiyle uçar” dedi. Mahkeme kararýnýn uygulanmasý ve iþçilerin iþlerine geri dönebilmesi için mahkemelere gittiklerini, ama heyetlerin, savcýlarýn kendilerine “Aman bunlar için ne olur bize gelmeyin” diyerek neredeyse yalvar yakar olduklarýný, hiçbir yargý mensubunun gereken kararý uygulatmaya gücünün olmadýðýný belirtti. Masa baþýnda anlaþmaya çalýþtýklarýný ama seslerini duyuramadýklarýný, adalet ve hukukun iþlemediðini bu nedenle de alanlara çýkmaya devam edeceklerini belirtti. Eyleme uzun süredir direniþte olan Hey Tekstil iþçileri de katýlarak destek verdi. Ýþçiler açýklamanýn ardýndan sloganlarla adliyeden ayrýldý.

16

ANTEP’TE GREVDEKÝ ÝÞÇÝLERE DESTEK

TÜMTÝS sendikasýnda örgütlendikleri için iþten çýkarýlmýþ olan Araç Muayene Ýstasyonunda çalýþan iþçilerin fabrika önündeki grevleri sürüyor. 7 Eylül’de TÜMTÝS, Araç Muayene Ýstasyonu önünde bir basýn açýklamasý düzenleyerek, çýkarýlan iþçilerin geri alýnmasý gerektiðini ve bunun için tüm engelleri aþacaklarýný ve talepler kabul edilene kadar grevin devam edeceðini belirtti. Eyleme destek veren KESK ve DÝSK yöneticileri, basýn açýklamasý öncesi iþletme Müdürü Tacettin Beyzat ile görüþtü. Sendika yöneticileri iþçilerin sendikalý olduklarý için iþten atýldýklarýný belirtirken, iþletme müdürü Tacettin Beyzat böyle bir þeyin olmadýðýný, iþten çýkarýlmadýklarýný, gerekli performansý sergilemedikleri için sadece iþlem yapýldýðýný söyleyerek, iþçilerin sendikalý olduklarý için iþten çýkarýlma gerçeðini örtbas etmeye çalýþtý. Görüþme sonrasý basýn açýklamasý sýrasýnda konuþma yapan KESK dönem Sözcüsü Ömer Faruk Koç, müdürün açýklamasýnýn komik bir durum olduðunu, bir gerçeði örtbas etme çabasý ile hareket edildiðini, sendikalý olmanýn iþçilerin yasal bir hakký olduðunu ve bu hakkýn önünde hiçbir engelin olamayacaðýný; bunun içinde ellerinden gelen her desteði sunacaklarýný belirtti. Sözü DÝSK Bölge temsilcisi Ali Güdücü alarak, iþçilere uygulanan yasadýþý tutum karþýsýnda patronun korunduðunu belirtti ve bu grevin kazanýlmasý için gerekirse 5 bin üyelerini buraya yýðacaklarýný aktardý. Eylem “Tüvtürk’e Sendika Girecek Baþka Yolu Yok”, “Tüvtürk Þaþýrma Sabrýmýzý Taþýrma”, “Sendika Hakkýmýz Engellenemez” sloganlarý ile sonlandýrýldý. Mücadele Birliði / Antep

243. Sayý / 18 Eylül - 2 Ekim 2013


Yeni Evrede

ANTAKYA’NIN BÝR EVLADI DAHA KATLEDÝLDÝ

Sokaklar

Mücadele Birliði

Antakya halkýnýn Abdullah Cömert katillerinin bulunmasý için 9 Eylül günü yaptýðý yürüyüþe polis saldýrdý. Akþam saatlerinde BP önünde oturma eylemi baþlatan halk, ODTÜ, Tuzluçayýr, Okmeydaný için dayanýþma sloganlarýný haykýrdý. Çok geçmeden polisin TOMA ile saldýrýsý baþladý; akrepler sokak aralarýna girerek gaz bombasý attý. Armutlu Mahallesi sokaklarýna giren halk, sokak ve caddelere barikatlar kurdu. Polisin gaz bombasý atmasýna taþ ve havaiyi fiþeklerle karþýlýk verildi; polis ile halk arasýnda sert çatýþmalar yaþandý. Ara sokaklara giren akrepler, kitlenin üzerine gaz

bombalarýný yaðdýrýrken, çok sayýda kiþi polisin hedef gözeterek atýðý gaz bombasý ve plastik mermilerle yaralandý. Gece saat 01.30 civarýnda polisin attýðý gaz bombasýyla aðýr yaralanan Ahmet Atakan, Hatay Devlet Hastanesine kaldýrýldý. Ortaya çýkan kamera görüntülerinde, Ahmet Atakan’ýn yüksekçe bir yerden vurularak, bilincini kaybedip yere düþtüðü anlaþýlýyor. Hastaneye kaldýrýlan Ahmet Atakan için hastane önünde toplanan halk kalabalýklaþýrken, 2 çevik kuvvet otobüsü hastane önüne sevk edildi. Polisler hastaneye girmeye çalýþýnca arbede yaþandý, hastane önünde bekleyen kalabalýða gaz bombasý atarak saldýrmaya baþladý. Armutlu Mahallesinde de çatýþmalar yoðunlaþarak devam etti.

NEDEN SEN DE ÇOK ERKEN GÝTTÝN AHMET

Bir ateþ daha düþtü Antakya’nýn kalbine. Þimdi bir baþka ananýn çýðlýklarý duyuluyor sokaklarda. Þimdi Armutlu sokaklarýnda Abdullah’tan sonra yeni bir kan izi var. Dün gece ODTÜ eylemlerine destek vermek, Cemevine dönük yapýlan saldýrý ve Abdullah’ýn katillerinin bulunmasý için yapýlan eylemde, Ahmet yoldaþýmýz da vardý. Görgü tanýklarýnýn söylediðine göre gaz kapsülünün isabet etmesinden sonra yere düþen Ahmet Atakan, valinin açýklamasý ile olmayan “yedinci kattan düþerek” hayatýný kaybetmiþ oldu. Adli Týp raporu da o yönde hazýrlandý Ahmet vurulduktan sonra ambulansý arayan mahalleliye “çatýþma bölgesine geçemiyoruz” denilmesine raðmen basýn, eylemcilerin ambulansa izin vermediði þeklinde yalan haberler yansýttý. Yine bir katliam ve yine katiller aklanýyor. Bu da öfkeyi arttýrýyor. 10 Eylül günü cenazeye katýlmak isteyen herkes, dün Ahmet’i katleden katillerin kurduklarý barikatlarýn yanýndan geçmek zorunda kaldý. Adana Adli Týptan getirilen cenaze karþýlanýp Akdeniz Hastanesine götürüldü. 14.00

sularýnda hastaneden yine bir yürüyüþle evlerine götürüldü. Son hazýrlýklarýn yapýlmasýnýn ardýndan Ahmet, “Analarýn Öfkesi Katilleri Boðacak”, “Aðlama Anne Evlatlarýn Burada”, “Hepimiz Ahmet’iz”, “Devrim Þehitleri Ölümsüzdür”, “ Katil Polis Hesap Verecek” sloganlarýyla son yolculu-

ðuna uðurlandý. Ali’nin ve Abdullah’ýn aileleri de cenazeye katýldýlar. Yürekleri ayný acý ile yanan üç ana acýlarýný paylaþtý. Ali’nin annesi “neden sen de çok erken gittin Ahmet. Artýk anneler aðlamasýn” diye haykýrýyordu. Kapýsýnda savaþ davullarý çalan ve Reyhanlý katliamýndan sonra üç yiðidini topraða veren Hatay halkýnýn öfkesini þimdi ne dindirebilir? Verilecek hangi söz, hazýrlanacak hangi demokrasi paketi, yapýlacak hangi anayasa bu acýyý dindirebilir? O üç ananýn çýðlýðýný iþiten hangi yürek, o üç fidanýn yarým býrakmak zorunda kaldýklarý yoldan yürümeden edebilir, o yolun sonunda bekleyen güzel günler için mücadele etmez? Cenazeden sonra Uður Mumcu’ya bir yürüyüþ yapýldý, oradan merkeze geçmek isteyen kitleye polis yeniden saldýrdý. ve çatýþmalar sürüyor. Antakya halký þimdi sokaklarda Ahmet için çarpýþýyor. Daha önce Ali için, Abdullah için verdiði sözü þimdi Ahmet için veriyor: “Size Sözümüz Devrim Olacak!” Mücadele Birliði/Antakya

243. Sayý / 18 Eylül - 2 Ekim 2013

17


Yeni Evrede

Sokaklar

Mücadele Birliði

AHMET ATA KAN’ IN KA TLED ÝLMES Ý HER YERD E PROT EST O EDÝL DÝ “Büyük adam olmadýysak hayallerimizi satmadýðýmýzdan” duvar yazýsý önündeki resmiyle tanýdýðýmýz Ahmet Atakan 10 Eylül günü topraða verildi. Cenazesi onbinlerce kiþinin omuzlarý üzerinde yükselen Ahmet Atakan’ýn katledilmesi, tüm bir toplumu yasa ve öfkeye boðdu. Haberi alýp da rahat evinde oturabilen kimse olmadý; her þekilde tepkisini gösteren halk, hemen her yerde protestolar ve anmalar örgütlemeye baþladý. Taksim Dayanýþmasý’nýn saat 19.00’da eylem olacaðýný duyurmasýnýn hemen ardýndan öðle saatlerinde Taksim ve Ýstiklal Caddesi’nde polis yýðýnaðý baþladý, hemen Gezi Parký kapatýldý; polis Taksim’de barikat kurdu. Sýraselviler ve Þiþhane tarafýnda çatýþmalar baþlarken, Meydan giriþinde de Taksim Dayanýþmasý ile polis karþý karþýya geldi. Ýstiklal Caddesi’nden ise “Bu Daha Baþlangýç Mücadeleye Devam” sloganlarý yükselirken polisin gaz bombalý saldýrýsý baþladý. Cadde’de “Hepimiz Ahmediz Öldürmekle Bitmeyiz”, “Ahmet’in Katili AKP Polisi” sloganlarý atan kitle, polisin gaz bombalý saldýrýlarý karþýsýnda yeniden yeniden toplanýp harekete geçerek, havai fiþeklerle saldýrýya karþýlýk verdi. Taksim Meydaný giriþinde Taksim Dayanýþmasý ve milletvekili Sabahat Tuncel, Sýrrý Süreyya Önder’in de aralarýnda bulunduðu kitle bir süre oturma eylemi yaparak saldýrýyý protesto etti ve basýn açýklamasý yapmayacaðýný duyurdu. Ardýndan konuþma yapan Sabahat Tuncel de polis saldýrýsýnýn derhal durdurulmasýný ve Taksim Meydaný’nýn açýlmasýný, polis ablukasýnýn kaldýrýlmasýný istedi. Ardýndan alandan ayrýlan Taksim Dayanýþmasý, kitle içinde çok tepki çekti. Bu sýrada Kadýköy Boða’da toplanan binlerce kiþi Ýskele Meydaný’na oradan vapurla Karaköy’e ulaþtý ve Tünel’den Taksim’e ulaþmak istedi. Sloganlarla Tünel’e ilerleyen kitleye polis saldýrýnca kitle Þiþhane’ye yöneldi.

18

Ýstiklal Caddesi üzerinde”Katil Devlet Hesap Verecek”, “Ahmet Yoldaþ Ölümsüzdür” sloganlarý ile barikatlar kuruldu, polise havai fiþek, taþ ve maytaplarla karþýlýk verilince polis, her slogan atana gaz atmaya baþladý; tomalar hasar gördü; polis insanlarý rastgele gözaltýna almaya baþladý. Bu sýrada Kasýmpaþa Stadý’nda oynanan Türkiye-Ýsveç U21 maçý biber gazý nedeniyle hakem tarafýndan iptal edildi. Taksim’de polisin tavrý gözaltýlarla birlikte sertleþmeye baþladý. Cihangir’de toplanan kitle üzerinde yoðun gaz ve ses bombalarý kullanýldý. Cihangir sokaklarýnda barikatlar kuruldu, molotoflar yakýldý. Ateþe verilen barikatlarda geç saatlere kadar çatýþma sürdü, marþlar söylendi, alkýþlarla “Katil Polis Hesap Verecek”, “Taksim Bu Gece Bizim Olacak” sloganlarý haykýrýldý. “Hepimiz Ahmet Atakan’ýz Öldürmekle Bitmeyiz” sloganlarýna polis olanca þiddetiyle saldýrýnca binlerce kiþi kendilerine kol kanat geren Cihangir halkýnýn evlerine, binalarýna sýðýndý. Cihangir’de gece geç saatlere kadar marþ ve sloganlarla bekleyiþi sürdüren gençler, barikatlarý kaldýrmak için gelen kepçelerdeki iþçilerin araçlarý býrakmasý üzerine iþ makinelerini ele geçirdiler: “Kepçe kullanmayý bilen var mý?” Bu süreçte taþýnma saldýrýsý ile karþý karþýya olan Taksim Ýlkyardým Hastanesi de tam hizmet veremediði için yaralýlarý geri çevirmek zorunda kalýyor. Baþýndan ve gözünden yaralanan çok sayýda kiþi var. Haseki ve Okmeydaný Hastanelerine giden eylemcilerin 243. Sayý / 18 Eylül - 2 Ekim 2013

gözaltýna alýndýðý haberleri üzerine hastanelere avukat çaðrýsý yapýldý. Bilinen 46 gözaltý var Taksim’de. Kadýköylüler Taks i m ’ d e çatýþmalarýn sürmesi üzerine saat 23.30’da herkesi Boða’da buluþmaya çaðýrdý. Anadolu yakasýnda Kadýköy’de toplananlar Taksim’e gitmek için yürüyenlere Söðütlüçeþme Metrobüs Duraðý civarýnda Toma ve biber gazýyla saldýrýldý. Ve Kadýköy Bahariye Caddesi’nde direniþin ilk barikatý kuruldu, “Bu Daha Baþlangýç Mücadeleye Devam” sloganlarý yükseliyor ve barikatlara koltuk ve dolaplar taþýnýyor. Kadýköy Belediyesi açýklama yaparak Belediye binalarýnýn sýðýnmak isteyen tüm eylemcilere açýk olduðunu söyledi. Bunun yaný sýra Süreyya Operasý ve Rýhtým’daki binalar eylemcilere sýðýnabilmeleri için kapýlarýný açtý. Kadýköy’de eylemciler “Polis Teslim Ol, Etrafýn Sarýldý!” diyorlar, Moda’ya kadar gelen polis, tüm ara sokaklara plastik mermi ve gaz bombasý attý. Sarýgazi’de halk Vatan Ýlkokulu önünden Demokrasi Caddesi’ne doðru yürüyüþe geçti. Ýkitelli halký “HepimizAhmet’iz öldürmekle bitmeyiz” sloganlarýyla yürüyüþe geçti. Cadde üzerinde barikatlar kuruldu, polislere havai fiþeklerle karþýlýk verildi. Polis ise plastik mermi kullanarak helikopterden biber gazý yaðdýrdý. Kartal halký, Kartal Meydaný’nda “Elbet bir bildiði var bu çocuklarýn” pankartýyla toplanýrken, Nurtepe’de polis saldýrýsýyla karþýlanan kitle içinde gözünden vurulan Eren Karaman’ýn gözünü kaybetme ihtimali var. Gazi’de ise iki tane akrep ateþe verildi. Eskiþehir’de kitle tren yolu geçidi üzerinde oturma eylemi yapmaya baþladý ve uzun saatler boyunca tren seferlerini durdurdu. Antakya Armutlu’da yürüyüþe geçen halka saldýran polis Semt Pazarýnda da Tomalarla evlere tazyikli su sýkarak camlarýný kýrdý, akreplerle mahalleye sürekli gaz bom-


Yeni Evrede

Sokaklar

Mücadele Birliði

balarý yaðdýrdý. Antakya Gündüz Caddesi’nde barikatlar sabah saatlerine kadar yandý. Ýzmir’de Ahmet Atakan için yürüyenlerin Basmane’ye giriþine izin vermeyen polis, halka saldýrdý. Basmane Lozan Kapýsý önünde de çok þiddetli çatýþmalar yaþandý. Adana’da yürüyüþe geçen kitleye saldýran polis her yeri gaza boðdu. Halkýn direniþine engel olmak için elektrik kesintisine baþvurdu. Bursa’da Ahmet Atakan’ýn polis tarafýndan öldürülmesini protesto eden Bursalýlar Sertbaþý’ndan yasaklý Heykel’e yürüdü. Yürüyüþ sýrasýnda polisin kitlenin yanýnda yürümesine izin vermeyen eylemciler polisleri kovdular. Heykel bir süre eylem yapan kitle buradan AKP Ýl Baþkanlýðý’na yürüdü. Ankara Kýzýlay’da toplanan halka da “daðýlýn” anonsu yaptý, kitle daðýlmayýnca Selanik ve Yüksel Caddelerine gaz bombasý yaðdýrýldý. Sayýsý giderek artan Mamak korteji Kurtuluþ’u geçip Kýzýlay’a doðru yürürken, polis de kafelere gaz bombasý yaðdýrdý, bir otelde yangýn baþladý. Halk polislere “Katiller biz halkýz” diye haykýrdý. Tuzluçayýr Meydaný’nda toplanan yüzlerce kiþiye de polis akreplerden gaz bombalarý yaðdýrmasýna raðmen barikatlar kuruldu, polis mahalleye sokulmadý. Bunun üzerine mahallenin elektriði kesildi. Buna raðmen polis mahalleden kovuldu. Dikmen’de halk polisin sert saldýrýsýna havai fiþeklerle karþýlýk verdi. Ankara halký barikatlara aracýný çekerek barikatlarý güçlendiriyor, tepelerinde dolanýp duran helikoptere meydan okuyor. Hemen her yerde çatýþmalarla geçen gün içinde,çok sayýda kiþi yaralanýrken; Antakya Armutlu’dan Cevdet Gillioðlu, Ýstanbul Sarýgazi Mahallesi’nden Ýnan Coþar, Ýstanbul Gazi Mahallesi’nden Erdal Kanbur aðýr yaralýlar arasýnda.

GAZÝ AHMET ATAKAN ÝÇÝN SOKAKTAYDI

Gazi Mahallesi’nde Antakya Armutlu’da katledilen Ahmet Atakan için 10 Eylül günü bir yürüyüþ gerçekleþtirildi. Gazi halký “Gezi Savaþçýsý Ahmet Atakan Ölümsüzdür” ve “Ahmet Atakan Ölümsüzdür, AKP Halka Hesap Verecek” pankartlarýyla Eski Karakol’dan yürüyüþe baþladý. Yürüyüþ boyunca “Ahmet Atakan Ölümsüzdür”, “Antakya’da Düþene Dövüþene Bin Selam”, “Her Yer Taksim Her Yer Direniþ” sloganlarý atýldý. Kitle Bahar Duraðý’na geldiðinde ajitasyonlar yapýldý; saldýrýlarýn sürdüðü sürece her akþam saat 20.00’de yürüyüþ yapýlacaðý duyuruldu. Bunlardan hemen sonra polis kitleye gaz bombalarý ve TOMA ile saldýrmaya baþladý. Ancak Gazi halký da barikatlar kurarak, polisin saldýrýlarýna karþýlýk verdi. Çatýþmalar kitlenin yürüyüþ sýrasýnda gelmiþ olduðu Bahar duraðýnda devam etti. Çatýþmalar sýrasýnda mahalleye “13 MART GKB – TKEP/L” pankartý da asýldý. Gece saat 01.30 sýralarýnda eylem, halkýn inisiyatifi ile bitirildi. Eylem sýrasýnda 2 kiþi gaz bombalarý ile vurularak yaralandý ve Okmeydaný Hastanesi’ne kaldýrýldý. Gazi Mahallesi’nden Leninistler

AHMET ATAKAN ÝÇÝN ANTEP YÜRÜDÜ

Antep halký, Hatay’da polis tarafýndan katledilen Ahmet Atakan için yürüdü. 10 Eylül günü saat 17.00’de Yeþilsu Parký’nda toplanarak Balýklý Parký’na doðru yürüyüþe geçen kitle “Hatay’da Düþene Dövüþene Bin Selam”, “Bu Daha Baþlangýç Mücadeleye Devam”, “Katil Polis Vuruyor, Faþist Devlet Koruyor”, “Hükümet Ýstifa”, “Savaþa Hayýr Barýþ Hemen Þimdi”, “Býji Býratiya Gelan” sloganlarýnýn yaný sýra ODTÜ ve Tuzluçayýr için destek sloganlarý da attý. Balýklý Parký’na gelindiðinde Ahmet Atakan þahsýnda Gezi ve Taksim Ayaklanmasýnda ölümsüzleþenler için saygý duruþu yapýldý. Ardýndan DÝSK Bölge Temsilcisi Ali Güdücü konuþma yaptý. Konuþmasýnda yine bir gencin AKP’nin polisleri tarafýndan katledildiðini, ölümleri istemediklerini, ancak ölümlerle de bu halkýn isyanýný bastýramayacaklarýný belirtti. Her bir ölümde binlerle karþýlýk verildiðini ve bunun daha baþlangýç olduðunu vurgulayarak konuþmasýný sonlandýrdý. Ardýndan eylem içerisindeki üniversite gençliði Yeþilsu Parký’na doðru dönerek orada oturma eylemi baþlattý. Mücadele Birliði/Antep

243. Sayý / 18 Eylül - 2 Ekim 2013

19


Yeni Evrede

Sokaklar

M E R S Ý N A H M E T A TA K A N Ý Ç Ý N E Y L E M D E

Antakya’da polis tarafýndan katledilen Ahmet Atakan için Mersin’de 10 Eylül günü yürüyüþ yapýldý. Ahmet Atakan’ýn öldürülmesini protesto etmek amacýyla Merkez Yeniþehir ilçesi Barýþ Parký’nda bir araya gelen yüzlerce kiþi “Ahmet Atakan Ölümsüzdür” pankartý açarak “Hükümet Ýstifa”, “Katil Polis Hesap Verecek”, “Bedel Ödedik, Bedel Ödeteceðiz”, “Bu Daha Baþlangýç, Mücadeleye Devam”, “Hepimiz Ahmet’iz Öld ü r m e k l e Bitmeyiz” sloganlarýyla yürüyüþe geçtiðinde kitleye polis saldýrdý.. Kitlenin yürümek istemesi üzerine arbede yaþandý. Polis coplarla kalabalýða saldýrýrken, 1 kiþi yaralandý, 4 kiþi de gözaltýna alýndý. Feci þekilde yaralanan eylemci ambulansla Mersin Üniversitesi Týp Fakültesi Hastanesi’ne kaldýrýldý. Gözaltýna alýnan 4 kiþi ise polis otobüsüne bindirilerek Mersin Emniyet Müdürlüðü’ne götürüldü. Daha sonra polis, Barýþ Parký’ný abluka altýna aldý, 4 kiþi gözaltýna alýndý.

D Ý RE N A N TA K YA GA Z Ý SE N Ý N L E

11 Eylül günü akþam saatlerinde Gazi Mahallesi Eski Karakol bölgesinde toplanan halk, AhmetAtakan için Ýsmetpaþa Caddesi üzerinden yeni karakola doðru yürüyüþ geçti. Eylemde sýk sýk “Ahmet Atakan Ölümsüzdür”, “Katiller Halka Hesap Verecek”, “Katil Devlet Hesap Verilecek”, “Diren Rojava Gazi Seninle”, “Diren Antakya Gazi Seninle” sloganlarý atýldý. Karakol’un bulunduðu noktaya yaklaþan kitle, burada barikat kurdu; saldýran polisin hýzýný kesebilmek için barikatlar ateþe verildi. Akreplerden gaz bombalarýyla saldýran polise, kitle taþlarla karþýlýk verdi. Gece boyunca süren çatýþmalarda ara sokaklarda TOMA ve akreplere molotoflar atýldý. Eylem sýrasýnda silah sesleri de duyuldu. Çok sayýda kiþinin yaralandýðý eylem gece geç saatlere kadar sürdü.

O N L A R A S Ö Z ÜM ÜZ D E V R Ý M O LA C AK

11 Eylül Çarþamba günü Ýzmir Dayanýþma Platformunun çaðrýsýyla bir yürüyüþ düzenlendi ve saldýrýlar protesto edildi. Saat 20.00’da Sevinç Pastanesi önünden Kýbrýs Þehitleri ve Gündoðdu Meydaný’ndan Basmane Meydanýna doðru yürüyüþe geçen 2000

20

Mücadele Birliði

kiþilik kitle yürüyüþ esnasýnda sýk sýk “Her Yer ODTÜ, Her Yer Direniþ”, “Her Yer Taksim, Her Yer Direniþ”, “Faþizme Karþý Omuz Omuza”, “Ahmet Atakan Ölümsüzdür”, “Bedel Ödedik, Bedel Ödeteceðiz”, “Abdullah Cömert, Ethem Sarýsülük, Mehmet Ayvalýtaþ, Medeni Yýldýrým, Ali Ýsmail Korkmaz, Ahmet Atakan- Yaþýyor”, “Faþistler Halka Hesap Verecek”, “Katil Polis Hesap Verecek”, “Sokaklar Faþizme Mezar Olacak” sloganlarý attý. Kitle Basmane Meydaný’na ulaþtýðýnda polisin sert saldýrýsýyla karþýlaþtý. Kitle bu saldýrý üzerine çatýþarak Gündoðdu Meydaný’na doðru yürüdü. Kordon Boyundaki kafe ve restoranlarda oturanlara içinde Leninistlerin de bulunduðu grup tarafýndan ajitasyon konuþmalarý yapýldý. Tekrar Sevinç Pastanesi önüne gelindiðinde basýn açýklamasý, þiir ve marþlar okundu. Ýlerleyen saatlerde kitle daðýldý. Mücadele Birliði/Ýzmir

S A R I G AZ Ý ’ D E S O K A K LA R A L E V A L E V

12 Eylül akþamý saat 20.45 civarýnda Vatan Ýlköðretim okulu’ndan baþlayan halk yürüyüþü, Kaymakamlýðýn önüne ulaþtýðýnda, polis kitlenin önünü kesti. Halk havai fiþek ve taþlarla kitleyi ablukaya almaya çalýþan polise saldýrýya geçti. Polis de gaz ve ses bombasý ile niþan alarak halka ateþ açmaya baþladý. Kaymakamlýðýn 3 ayrý noktasýnda çatýþma yaþanýrken, çatýþmalar Belediye önüne de sýçradý. 4,5 saat kadar süren çatýþmada Kaymakamlýðýn önünde bir zýrhlý araç devrilirken, LPG’li bir araç da polis barikatýnýn önünde ateþe verildi. Patlama üzerine polis barikatlarýný terk etti. Sarýgazi’de eylemler, halkýn desteðini alarak ilerliyor. Her geçen gün yeni insanlar katýlýyor eylemlere ve devlet yerellerde sor duruma düþtüðünü bir kez daha farkediyor Sarýgazi’den Leninistler

243. Sayý / 18 Eylül - 2 Ekim 2013


Yeni Evrede

Mücadele Birliði

POLÝS ÞÝDDETÝ CAN ALMAYA DEVAM EDÝYOR

13 Eylül akþamý yine eylem günü idi. Kadýköy, Gazi, Sarýgazi, Tuzluçayýr, Akkapý ve daha bir çok yerde halk sokaklarda eylemde idi. Ve Ýstanbul’dan iki kötü haber geldi. Kadýköy’de günlerdir yoðun polis gazýna maruz kalan Serdar Kadakal, gece kalp krizi geçirerek hayatýný kaybetti. Kalp yetmezliði olduðu için kalp pili taþýyan 35 yaþýndaki Kadakal, Kadýköy’de olan evinde ve iþyerinde 3 gündür yoðun gaza maruz kalmýþtý. Kadýköy’ün ünlü konser mekânlarýndan Shaft Bar’ýn Tonmaister’i olan Kadakal, sürekli gaz solumaktan kaynaklý rahatsýzlanýyordu ve þikayetini dile getiriyordu. 13 Eylül gecesi de polisin gaz bombalý saldýrýlarý nedeniyle iþyerini erken kapatan Kadakal, kalp krizi geçirdi. Arkadaþlarý tarafýndan Kadýköy Þifa Hastanesi’ne kaldýrýlan Kadakal, doktorlarýn çabalarýna raðmen kurtarýlamadý. Serdar Kadakal’ýn ölüm sebebini belirlemek için otopsi yapýlacak. Biber gazý yüzünden son yýllarda pek çok ölüm yaþandý, bunlar arasýnda en bilinen isimler Metin Lokumcu ve Çayan Birben iken, Taksim Ayaklanmasý baþladýðýndan beri bu biber gazýndan dolayý yaþanan 4. ölüm oldu. Ankara’da 47 yaþýndaki Ýrfan Tuna, Avcýlar’da 55 yaþýndaki Zeynep Eryaþar, Taksim’de 88 yaþýndaki Selim Önder ve Kadýköy’de 35 yaþýndaki Serdar Kadakal Ayaklanmada katledilen adsýz 4 kiþi... Serdar Kadakal’ýn öldüðü saatlerde Sarýgazi’de de polis þiddetine karþý yapýlan eyleme polisin saldýrmasý sonucu çýkan çatýþmalarda bir kiþi daha gözünü kaybetti. Polisin hedef alarak ateþ ettiði Orhan Þahin’in gözü plastik mermi nedeniyle parçalandý. Orhan Þahin 14 Eylül günü öðle saatlerinde Ümraniye Araþtýrma Hastanesinde ameliyata alýndý. Hemen ertesi gün, Sarýgazi’de Burcu Metin, polisin saldýrýsýnda gözünden plastik mermi ile vuruldu. Kartal Eðitim ve Araþtýrma Hastanesi’ne götürülen Burcu’nun da gözünü kaybetmesinden endiþe ediliyor.

Sokaklar

14 EYLÜL’DE GAZÝ’DE

Gazi Mahallesi’nde polisin þiddet kullanarak halkýn protestolarýný bastýrmaya çalýþmasý ve Ahmet Atakan’ý katletmesini protesto etmek için 14 Eylül’de Eski Karakol’dan saat 21.00’da yürüyüþ gerçekleþtirildi. Yürüyüþ boyunca sýk sýk “AKP Halka Hesap Verecek”, “Her Yer Gazi Her Yer Direniþ”, “Berkin Elvan Onurumuzdur”, “Her Yer Taksim Her Yer Direniþ”, “Hükümet Ýstifa Ýktidar Halka”, “Yaþasýn Devrimci Dayanýþma”, “Katil Devlet Hesap Verecek”, “Antakya’da Düþene Dövüþene Bin Selam”, “Devrimci Tutsaklar Onurumuzdur”, “Zindanlar Yýkýlsýn Tutsaklara Özgürlük”, “Bu Daha Baþlangýç Mücadeleye Devam” sloganlarý atýldý. Kitle Bahar duraðýna geldiðinde, Gazi halkýný sokaða hesap sormaya çaðýrmak için ajitasyonlar yapýldý. Ajitasyonun ardýndan, Gazi halký polis karakoluna yürümek istedi. Polis, akrep ve tomayla Gazi halkýna saldýrdý. Polisin gaz bombalarýný, kitleyi hedef alarak ateþlediði görüldü. Gazi halkýyla birlikte Leninist Gençlik bu saldýrýya barikat kurarak karþýlýk verdi. Eylem anýnda Leninist Gençliðin sýk sýk “Yaþasýn Partimiz TKEP/L”, “Denizlerin Yolunda TKEP/L Saflarýna”, “Denizler Yaþýyor TKEP/L Savaþýyor”, “Faþizme Karþý Silah Baþýna”, “Yaþasýn 13 Mart Genç Komünistler Birliði”, “Gazi Faþizme Mezar Olacak”, “Gazi Goristan Ji Bo Faþistan” sloganlarýyla cevap verdiði gözlemlendi. Eylem, kitlenin inisiyatifiyle yaralý veya kayýp verilmeden saat 01.30-02.00 gibi sona erdirildi.

“EYLÜL SENDROMU” GERÇEK OLDU

8 Eylül Günü, Sarýgazi halký ODTÜ’ye, 100.Yýl ve Tuzluçayýr halkýna destek olmak için bir yürüyüþ düzenledi. “Hükümetin ‘Eylül Sendromu’ gerçek oldu” diyen Sarýgazililer, “Devlet Þiddetine, Asimilasyona Karþý Sarýgazi Ayakta” pankartý açarak, “Her Yer ODTÜ Her Yer Direniþ”, “Devletin Alevisi Olmayacaðýz”, “Emperyalizm Yenilecek Direnen Halklar Kazanacak”, “Yaþasýn Halklarýn Kardeþliði” sloganlarýyla yürüdü. Sarýgazi halký yaptýklarý basýn açýklamasýnda da ODTÜ ve Yüzüncü Yýl Mahallesi’nde gerçekleþecek olan doða yýkýmýna karþý çýkan ve eylemler yapan halka ve gençlere polisin saldýrýsýna ve çatýþmalara deðinerek “Rant uðruna sürekli yollar ve AVM’ler inþa edenler, halklarýn tepkilerini çekmeye devam edeceklerdir” dediler. Alevilerin Fethullah Gülen ve Cem Vakfý Baþkaný Ýzzettin Doðan’ýn baþlattýðý cami-cemevi projesine karþý tepkilerini göstermek için Tuzluçayýr’da baþlattýklarý eylemin de devlet terörüyle karþýlandýðýný söyleyen Sarýgazililer, Suriyeye yönelik emperyalist savaþ hazýrlýklarýna da deðindi; “Rojava’daki Kürt halkýnýn mücadelesini durdurmak isteyen ve ayný zamanda Suriye’ye yönelik emperyalist müdahaleye zemin yaratmak için egemenler; çetecileri halklarýn üzerine salmayý hatta sivil halk- çocuk demeden kimyasal silahlarla katletmeyi dahi göze alacak kadar pervasýzlaþmýþ durumdalar. Suriye’ye yönelik savaþ bizim savaþýmýz deðildir bu savaþ emperyalistlerin savaþýdýr. Ortadoðu’yu kana bulamak emperyalizmi çöküþten kurtarmayacak.” denildi. Sarýgazi halký eylemini Okmeydaný’nda vurulan Berkin Elvan’ý da andý ve Bagok’ta bulunan gerilla mezarlýðýnýn saldýrýya uðramasýný protesto ederek bitirdi. 243. Sayý / 18 Eylül - 2 Ekim 2013

21


Sokaklar

Y

EYLÜL’DE GEL-DÝK

Mücadele Birliði

az günleri sona ererken, herkesin dilindeki slogan aynýydý: “Eylül’de Gel”. Okullarýn açýlacaðý, gençlik baþta olmak üzere herkesin þehirlere döneceði zamandý sonbahar, Eylül... Ve forumlar Eylül’ün ilk adýmý olmasý için ForumFest adýyla pek çok ünlü ismi ve Ýstanbul halkýný bir araya getirecek bir festival planlamýþtý. Eylül olanca hýzýyla geldi. Bir anda ODTÜ’de çakan kývýlcým 3. gününde Tuzluçayýr’a, oradan tüm illere sýçramýþtý ki, Antakya’dan Ahmet Atakan’ýn ölüm haberi geldi; sokaklar tamamen tutuþtu. Ve ForumFest, doðallýðýnda ölümsüzleþenleri anma ve dayanýþma mitingine dönüþtü. Saat 15.00 olmadan Ýstanbul halký Kadýköy Ýskele Meydaný’nda toplanmaya baþlamýþtý. Uður Mumcu Halk Forumu, Kocamustafapaþa Dayanýþmasý, Okmeydaný Dayanýþmasý, Gaziosmanpaþa Dayanýþmasý, Cennet Mahallesi, Abbasaða, Beylikdüzü, Doðancýlar, Ýcadiye, Bebek, Büyükdere, Etiler forumlarý “Bu Daha Baþlangýç Mücadeleye Devam”, “Her Yer Taksim Her Yer Direniþ” sloganlarýyla alana geldi. Mücadele Birliði Platfformu’nun da aralarýnda olduðu binlerce kiþinin ölümsüzleþenleri anmasýyla baþladý etkinlik. Ve ilk olarak, Gezi eylemlerinin ilk günlerinde söyledikleri parçalarla simge haline gelen

Boðaziçi Caz Korosu sahne aldý. “Gözlerimizin Yaþarmasý Attýðýnýz

Gazdan Deðil Katlettiðiniz Canlarýmýzdan” dövizleri taþýyan binler, “Polis Kadýköy’den Defol” sloganýný haykýrýyor. On binlerce kiþinin katýldýðý mitingde, alanýn hemen karþýsýnda bulunan binaya Abdullah Cömert, Ali Ýsmail Korkmaz, Ethem Sarýsülük, Mehmet Ayvalýtaþ, Ahmet Atakan ve Medeni Yýldýrým’ýn resminin olduðu “Direniþe Can Verirken Polis Tarafýndan Öldürülen Kardeþlerimizin Katili AKP’den Hesap Soracaðýz” yazýlý pankart asýldý. Alanda da Gezi Ayaklanmasýnda polis tarafýndan katledilen gençlerin fotoðraflarý taþýndý. Etkinlikte ard arda sanatçýlar sahne alýrken, sýk sýk “Her Yer Taksim Her Yer Direniþ”, “Katil Polis Hesap Verecek”, “Ýsyan, Devrim, Özgürlük”, “Devrim Þehitleri Ölümsüzdür” sloganlarý atýldý. Etkinlik gece 21.00’a kadar sürdü. Büyük kalabalýðýn keyifle izlediði konser sonrasý sloganlarla Altýyol Boða heykeline doðru yürüyüþe geçti. Daha sonra AKP binasýna yönelen kitleye polis TOMA ve plastik mermilerle saldýrdý. Ara sokaklara daðýlan kitleye saldýran polis, pek çok kiþiyi gözaltýna aldý, gazeteciler de bu saldýrýdan payýna düþeni aldý. Barikatlar kurulan Kadýköy’de çatýþmalar geç saatlere kadar sürdü.

OKMEYDANI HALKI BERKÝN ELVAN ÝÇÝN BARÝKAT BAÞINDA

22

Yeni Evrede

Gezi ayaklanmasý sýrasýnda baþýna gaz bombasý isabet ederek yaralanan Berkin Elvan’ýn sesini duyurmak için yapýlan çaðrýlarla Okmeydaný Saðlýk Ocaðý önünde 9 Eylül Pazartesi sabahý çok sayýda kiþi toplandý. Berkin Elvan’ýn maskelerinin takýldýðý eylemde sýk sýk “Katil Polis Mahalleden Defol” ve “Diren Berkin Okmeydaný Seninle” sloganlarý atýldý. Okmeydaný esnafýnýn da bugün 14 yaþýndaki Berkin’e destek olmak için kepenk kapatacaðýný duyurduðu eylemde Okmeydaný halký, Çaðlayan Adliyesi’ne “adalet zinciri” oluþturmayý planlýyordu. Kitle Adliyeye doðru yürüyüþe geçtiði zaman polis gaz bombalarý, plastik mermi ve tazyikli su ile saldýrdý. Kitlenin polisin saldýrýlarýna taþ ve molotof kokteylleri ile karþýlýk verdiði eylemde barikatlar kuruldu, çatýþma geç saatlere kadar sürdü. 243. Sayý / 18 Eylül - 2 Ekim 2013



S243