Issuu on Google+


Yeni Evrede

KAPÝTALÝZM TOPLUMSALLAÞMIÞ ÝNSANLIKLA KARÞI KARÞIYA

Başyazı

Mücadele Birliði

U

zlaþmacý küçük burjuva sosyalizminin iþçilerin sosyal statüsünü ve halk kitlelerinin maddi koþullarýný ele alýþ tarzý, sýradanlýðý, sýðlýðý aþamýyor. Sosyal teori alanýnda hiçbir ilerleme göstermeyen yazýlar, tam anlamýyla usanç verici. En ileri gidilen nokta ise derlemeciliktir. Birçok konuda, bir yýðýn laf ediliyor, fakat bir görüþ, bir tez ortaya konamýyor. Daha doðrusu bir tez, bir görüþ ileri sürülemediði için bir yýðýn laf ediliyor. Emekçi halk kitlelerinin içinde olduðu koþullarý bütün gerçekliði içinde kavramak için, küçük burjuva sosyalizminin ufkunun ötesine gidilmelidir. Sosyal geliþim yasalarýný anlamak için ekonomi biliminin en devrimci dönüþümünü temsil eden Marx’ýn teorisine dayanmalýyýz. Güç koþullarda yaþayan proletarya ve proleter olmayan emekçilerin, büyük ekonomik krizle birlikte durumlarý daha da güçleþti. Güç yaþam koþullarý, halkýn hoþnutsuzluðunu git gide büyütüyor. Çeþitli biçimlerde ortaya çýkan yýðýn eylemleri, halkýn hoþnutsuzluðunun dýþa vurmasýdýr. Burjuvazinin buna çözüm bulma çabasý ise pratikte sonuçsuz kalýyor. Kapitalistlerin, halkýn büyüyen öfkesine, hoþnutsuzluðuna ve ayaklanmalara varan tepkisine çözüm arayýþlarý, sorunun özüne dokunmamýþ, sadece ertelemiþtir. Karþýtlýklar ve çeliþkiler ertelenerek, fakat birikerek çok daha keskin bir þekilde öne çýkmýþtýr. Ýþçilerin sömürülmesi, tüm kapitalist ülkelerde büyük bir yoðunluk kazandý. Ýþçilerin artý emeðinin sömürülmesinin artmasý, zenginlerle yoksullar arasýndaki uçurumu iyice derinleþtirdi. Proletarya artý-deðer yoluyla sömürülürken, diðer emekçiler de, ekonomik olarak eziliyorlar. Bunun kaçýnýlmaz sonucu, tekelci burjuvaziye karþý geniþ halk kitlelerin mücadeleye atýlmasýdýr. Kapitalizm çerçevesinde bugüne dek çeþitli ekonomik modeller izlendi ve farklý sosyal programlar devreye sokuldu. Sosyal alandaki uygulamalarý yansýtan siyasi seçenekler öne çýkarýldý. Çünkü siyasal alana göre sosyal alan daima temeldir, birincidir; politik olan ise ikincidir. Ve sosyal alaný yansýtýr. Ortaya konan tüm bu programlarýn, modellerin ve giriþimlerin sýnýfsal özü kapitalisttir. Sonuçta hepsi denendi ama burjuva ekonomik sistemin krize girmesini ve çökmesini önleyemedi. En parlak ekonomik ve sosyal programlar bile son büyük bunalýmda tepetaklak oldu. Burjuva üretim biçiminin tüm çeliþkileri, arýzalarý, gerilimleri ve karþýtlýklarý kendini

büyük bir þiddetle ekonomik bunalým sýrasýnda açýða vurur. Devrimci marksistler bu yýkýcý, sarsýcý, alt üst edici durum karþýsýnda kapitalizme karþý, en sert eleþtirilerini yöneltip en yýkýcý ve en öfkeli dili kullanýrken, uzlaþmacý küçük burjuva sosyalizmi eleþtiri adý altýnda son derce korkakça, oportünistçe, kaypakça bir dil yumuþatýcý bir dil kullanýlýyor. Fark ve hedef ayrýlýðý çok açýktýr. Uzlaþmacý sosyalizm, kaypak, belirsiz ve silik üslubuyla emekçileri, en geri eylem çizgisinde tutmaya çeliþirken, devrimci marksistler dönemin eksiksiz ve açýk bir tablosunu çizerek iþçi sýnýfýný ve emekçi kitleleri somut görevler temelinde devrime hazýrlýyor. Devrim tarihsel geliþme tarafýndan ekonomik, sosyal ve siyasal kriz biçiminde güncel ve pratik olarak önümüze getirilmesine karþýn, onu belirsiz bir geleceðe býrakmak, burjuvaziyle uzlaþma içine girmektir. Uzlaþma ise burjuva sýnýrlar içinde kalýr. Dolayýsýyla bu uzlaþmadan egemen güç kazançlý çýkar. Devrimci kitlelerin yapacaklarý çok açýktýr: Küçük burjuva hareketlerin uzlaþmalarýný bir kenara iterek, ortaya çýkan uygun durumu devrime çevirmek için kararlý bir amaçlýlýk göstermelidir. Devrimci bir alt üst oluþ olmadan, emekçilerin hiçbir sosyal ve siyasal giriþimi burjuva toplumun çerçevesinin ötesine geçemez. Ekonomik krizlerin bir sonucu da sermayenin az sayýdaki büyük tekelde toplanmasýdýr. Kriz sonrasýnda zayýf olanlar yýkýma uðrarken, en güçlü olanlar ayakta kalýr ya da ayakta kalmak isteyenler, birleþmelere giderler. Her krizden sonra, daha az sayýda kapitalist toplumda güç ve söz sahibi oluyor. Bir tarafta çok büyük bir zenginlik birikimi, diðer tarafta ise emekçi halkýn çok büyük sefalet birikimi. Toplumsal uçurum, kamplaþma ve sosyal çeliþki çok belirgindir, elle tutulur haldedir. Sermayenin bu merkezileþmesi karþý bir hareket olmasaydý, þimdi çoktan kendi çeliþkilerinin aðýrlýðý altýnda yýkýlýp giderdi ya da emekçi sýnýf bu sistemi çoktan devirirdi. Karþý hareket sermayenin yeniden bölünmesidir. Sermaye birbirinden ayrýlan tekelci kapitalistlerin aileleri arasýnda bölünür veya devletler sermayenin sýnýrlý ellerde daha fazla merkezileþmesini önlemek için denetim getiriyorlar vb. Sermayenin en ileri, en güçlü tekellerde merkezileþmesi süreci ayný zamanda fiili toplumsal üretim sürecidir ve burada bir avuç kapitalist, toplumsal insanlýkla karþý karþýyadýr. Bu tarihsel diyalektik süreç kendi yadsýnmasýný da yaratmýþtýr. Halk yýðýnlarý, el koyanlara, el koyacak bir noktaya gelmiþtir. Bu tarihi ey234. Sayý / 1 - 15 Mayıs 2013

lemin ilk örnekleri geçen yüzyýlda ortaya çýktý ve günümüzde geliþen yeni eylemlerle devam ediyor. Süreç, birçok ülkede ortaya çýkan halk eylemlerinin yeni zaferleriyle büyük bir hýz kazandý. Yok edenlerin, yok ediliþi her yerde yaklaþmaktadýr. Marx, kapitalist toplumu bir bütün olarak analiz eder. Kapitalist üretim biçimi, maddi yasalara dayanýr, ama bu yasalar önsüz sonsuz deðildir. Marx, bütün toplumsal olgularý belli bir tarihsel çerçeve içinde ve karþýlýklý iliþkileri içinde ele alýr. Ve bu üretim biçiminin ve yasalarýnýn geçici olduðunu gözler önüne serer. Ýþçi sýnýfýnýn görevi burjuva toplumun þu ya da bu yanýný iyileþtirmek deðil, eski toplum biçiminin yerine yeni ve daha yüksek toplum biçimini koymaktýr. Ýþçi sýnýfýnýn evrensel görevi, kapitalist toplumdan komünist topluma geçmektir. Toplum daha ileri bir temelde yeniden örgütlenmezse varolan iliþkiler, toplumsal aksaklýklarý, gerilim ve karþýtlýklarý sürekli olarak üretecektir. Demek ki, tüm toplumsal kaosun, gerginliklerin ve çatýþmalarýn temelinde içsel bir zorunluluk var. Emek, ücretli emek olarak varlýðýný sürdürdükçe, toplum üretici emeðe dayandýkça, buna baðlý olarak toplum sosyal çalkantýlardan kurtulamaz. Çözüm emeðin yeniden örgütlenmesidir. Fakat emeðin yeniden örgütlenmesi her yerde ayný biçimde olmaz; her ülkenin somut þartlarýna göre þekillenir. Amaç, sýnýflarýn kaldýrýlmasýdýr. Sýnýflar yalnýzca sýnýf mücadelesi yoluyla ortadan kaldýrýlýr. Hedefe ekonomik mücadele yoluyla deðil, siyasi mücadeleyle varýlýr. Sýnýf mücadelesinin asýl yürütücü gücü ve önderi olan proletaryanýn bilinçli ve örgütlü mücadelesiyle hedef özneye daha yakýnlaþmýþ olur. Dolayýsýyla bu süreç, edilgen evrimcilerin düþündüðünden farklý olarak sýçramalý, patlamalý ve kýsa süreye büyük geliþmelerin sýðdýðý bir süreçtir. Amaca devrimle varýlýr. Devrim ise devrimci sýnýfýn eylemiyle yapýlýr. Devrimci öznenin son derece aktif olduðu eylemle. Öylesine bir tarihsel momente vardýk ki, uzun dönem edilgen olan Avrupa proletaryasý aktif eylemler ortaya koyabiliyor. Türkiye ve Kürdistan’da ise iþçi sýnýfý ve emekçi halklar ve gençlik yýllardýr son derece aktif ve kesintisiz bir devrimci mücadele yürütüyor. Özcesi, emekçi kitlelerin etkin ve devrimci toplumsal mücadelesi devrimin zaferi yolunda hýzla ilerliyor. C.DAÐLI

3


Yeni Evrede

Devrimci Öncülük

Mücadele Birliði

SIRADAN ÖNCÜLÜKLE DEÐÝL GERÇEK DEVRÝMCÝ ÖNCÜLÜKLE

B

urjuvazi, kendisine karþý, çalýþan sýnýf yönünde, ciddi bir eylem dalgasý estiðinde, egemenliði korumak ve dizginleri elinde tutmak için, eylemcilere bazý tavizler verebilir. Varolan koþullar devam ettikçe, eski toplumu devirmeye yönelen devrimci bir hareketin, toplumsal sistem içinde, belli bir süre sonra sönümleneceðini düþünür. Avrupa’da ve baþka yerlerde uzlaþmacý sosyalist ve komünist partiler on yýllarca, sosyal reform çizgisini aþmayan bir politika izlediler. Aldýklarý tavizler için, uzun süre, sermayenin diktasýna boyun eðdiler. Bu durumda olan sosyalist ve komünist partiler, kendilerine, hareket edebilecekleri bir alan yarattýlar, ancak yaratýlan alaný korumak uðruna, bulunduklarý noktadan daha ileriye gitmediler, sermayenin çýkarlarýna dokunmadýlar. Sermaye karþýsýnda etkin bir politika izlemediler, bunun sonucu olarak proletaryanýn gerçek sýnýf hareketi olmaktan çýktýlar ve burjuvazinin yedeðine düþtüler. Devrimin çýkarlarý her koþulda savunulmadan, egemen sýnýfýn politikalarý ödünsüz bir eleþtiriye tabi tutulmadan, sömürücü sýnýf karþýsýnda baðýmsýz bir çizgi izlenemez. Çeþitli ülkelerde, bir süreden beri, iþçilerin sýnýf örgütlerinin -sendikalar olduðu kadar, politik partilerin de- neden güç yitirdiði, zayýflayýp, etkisiz duruma geldiði üzerine düþünce ortaya konuyor fakat, asýl yönün üzerinden atlanýyor. Burjuva sistemin çerçevesini aþmayan, devrim hedefiyle yapýlmayan bir emek mücadelesi, yenilmekten kurtulamaz. Emeðin sermayeye karþý mücadelesi büyük bir yükseliþ gösterirken, bugüne dek verilen savaþýmdan, gelecek çatýþmalar için berrak sonuçlar çýkarýlmalýdýr. Burjuva topluma karþý verilen mücadelede, bu toplumun geldiði nokta gözönünde tutulmalýdýr. Burjuva toplumun, insan ve doða üzerinde yarattýðý tahribat çok ileri boyut kazanmýþtýr. Bugünkü iliþki biçimi devam ettikçe, daha aðýr sorunlarla karþý karþýya geleceðiz. Burjuva toplum varlýðýný baþka biçimde sürdüremez. Bu yüzden, burjuva toplumu devirmek için en büyük hareketi baþlatmak insanlar için bir varlýk-yokluk sorunu olmuþtur. Bu yönde bir mücadele dalgasý çoktandýr ortaya çýkmýþ durumda. Burjuva sistemin son yýllarda içine girdiði büyük yýkýcý ekonomik kriz, politik ve toplumsal bir krize de dönüþtüðü için, eski sisteme karþý verilen mücadeleye yeni bir itilim verdi. Geniþleyen küresel iç savaþ, burjuvaziyi zayýflatmýþ ve sarsmýþtýr. En önemlisi de, emeðin sermayeye karþý mücade-

4

lesi, ezilen ve sömürülenlerin burjuva egemenliðine karþý verilen savaþýmýn devrimci biçimler almasýdýr. Toplumun ve koþullarýn dönüþümüne yönelmek yerine, durumun “iyileþtirilmesine” yönelinirse, iþçi sýnýfý hareketini bekleyen yozlaþma ve daðýlmadýr. Yürürlükte olan sisteme karþý geliþen hareket hangi açýdan bakýlýrsa bakýlsýn, baþarýlý olmak zorundadýr. Tersi durumda, burjuva sistem, gerek ideolojik kuþatma yoluyla, gerekse toplumsal iliþkileri aracýlýðýyla, onlarý yozlaþtýrýr ve etkisizleþtirir. Bu süreçte eðer, emekçiler yenilirlerse bu daha çok, yönünü toplumsal reformlara çevirmiþ, uzlaþmacý ve darkafalý liderleri izlemeleri nedeniyle olur. “Tepedekilerin” bugünkü durumuna bakýlýrsa, onlar emekçiler karþýsýnda bir zafer saðlamaktan çok uzaklar. Saldýrýlarýný arttýrmalarýnýn altýnda, sistemin patlamalarý ve bunalýmlarý yatmaktadýr. Ýçinde bulunduklarý durumdan bir çýkýþ yolu bulamamalarý ve emeðin geliþen devrimci hareketini durduramamalarý yatmaktadýr. Böylesine patlamalý, krizli, gerilimli çatýþmalý bir durum ortaya çýkmýþken “alttakiler” doðmuþ olan yeni þartlardan yararlanýp, hedefleri yönünde daha güçlü ataklar yapabilirler. Çalýþan sýnýfýn en ileri kesimi, burjuva kurumlara karþý bir çok yerde, atak üzerine atak yapýyor. Bütün bu hücumlarýn baþarýya ulaþmasý için, hangi görüþlere dayanmalýdýr, ya da taktiðini hangi görüþe dayandýrýrsa, baþarýlý sonuçlar alýr? Mesela, emekçi kitleler varolan iliþki biçimini deðiþtirip, baþka bir iliþki biçimini olanaklý yapmak yerine, sýnýflar arasýnda bir denge arayan görüþlere dayanan bir hareket baþarýlý olabilir mi? Kesinlikle olamaz. Burada bir yenilgi emekçiler yönünden kaçýnýlmaz olur. Baþarýlý olmak için, taktiðimizi, devrimci görüþlere dayandýrmamýz gerekiyor. Sistemin içine girdiði büyük yýkým süreci, devrimci bir durum yarattý. Tepedekilerin yönetemezlik hali, alttakilerin kesintisiz süren ve durmadan büyüyen savaþýmýyla derinleþiyor. Toplum sürekli çatýþma içinde, ve devamlý alt üst oluþ halinde. Toplumsal iliþkilerin, bu kadar çalkantýlý, gerilimli kramplara girdiði bir yerde toplumun tepesindekiler gerçekten nasýl egemen olabilir ki. Orada oturanlar, devrimci süreci bozmak için, yeni bir saldýrý dalgasý baþlatýrsa, bilmelidirler ki; bu saldýrýnýn sonucunda oturduklarý yerlerden tepetaklak edileceklerdir. Devrimci durum, ortaya çýktýðý her yerde, devrim için uygun ortam yarattý, devrimci bir ayaklanmanýn gerçek koþullarýný oluþturdu.

234. Sayý / 1 - 15 Mayıs 2013

Sosyalist iþçiler, devrimci kitleler, ufuklarý burjuvazi tarafýndan daraltýlmýþ olan, uzlaþmacý sosyalistlerle baðlarýný koparamazlarsa, doðmuþ olan bu en uygun durumdan bile, kendi kurtuluþlarý yönünde yararlanamazlar. En uygun ortamý, devrime çevirmek için, oportünist sosyalizmin ufkunun ötesine gitmek gerekiyor. Burjuva üretim biçimi, insana yaþamýný böylesine büyük yýkýma sürüklemiþken, yeryüzü bu sistem tarafýndan bu denli tahrip edilmiþken ve geri döndürülemez bir yýkýmla karþý karþýya býrakýrken, burjuvaziye karþý ýlýmlý bir politik çizgi izlemek onlardan yana olmaktýr. Ýnsanlar arasýnda ve insanla doða arasýnda baþka bir iliþki mümkündür ve zorunludur. Bu, burjuvaziye karþý, son derece devrimci bir mücadele çizgisini gerektirir. Devrimci mücadeleyle, zora dayalý devrimle, eski toplumun yapýsýnda oluþmuþ olan yeni toplumun doðumu hýzlandýrýlabilir. Koþullarý oluþmuþ olan kapitalizmden komünizme geçiþi hýzlandýracak olan toplumsal devrimdir. Bu tarihsel ve devrimci geçiþ çabuklaþtýrýlmadan, kapitalizm bizi daha büyük tehlikelerle yüz yüze býrakacaktýr. Burjuva üretim tarzýnýn, bu son kölelik biçiminin yýkýlmasýnýn zorunlu olmasý, kendi geliþimin sonucudur, yani tarihsel sürecin bir ürünüdür. Eski üretim biçiminin tasfiye edilmesi, ayný zamanda, günün koþullarý tarafýndan da destekleniyor. Kapitalist sömürünün yoðunlaþmasý devlet baskýsýnýn artmasý, yýkýmlar, bunalým, kapitalist mülkiyet iliþkilerinin, insanlýðýn geliþmesini nasýl týkadýðýný ve ondan kurtulmanýn nasýl kesin bir zorunluluk durumuna geleceðini en açýk biçiminde gösteriyor. Siyasi iktidar emekçi sýnýfýn eline geçmesi halinde, siyasi iktidara dayanarak, toplumun devrimci dönüþümünü hýzlandýrabilir. Günün þartlarý bunun bütün olanaklarýný sunuyor. Burjuvazinin devamlý zayýflamasý, buna karþýn iþçi sýnýfýnýn, emekçilerin savaþýmlarla gün gün çok daha güçlenmesi vs. siyasi iktidar olmanýn geliþen olanaklarýnýn nasýl çoðaldýðýný ortaya koyuyor. Artan olanaklarýn en iyi biçimde kullanýlmasý iþçi sýnýfýnýn ve partisinin etkin mücadelesine baðlýdýr. Açýktýr ki, gerek ortaya çýkan yeni olanaklarýn ve araçlarýn deðerlenmede oluþu, gerekse emekçilerin mücadelesini bütünlüklü yönetmek olsun, bütün bu görevler sýradan bir öncülükle deðil, iddialý, yetkin ve gerçek devrimci bir öncülükle yerine getirilir.


UÇUÞA MI UÇURUMA MI? U

Yeni Evrede

Güncel

Mücadele Birliði

ludað’da toplandýlar, tutuþmuþ eteklerini karlara yatýrýp söndürebilirlerdi ancak. Hepsi Türkiye ekonomisinin en tepesindeki isimler, tekellerin, bankalarýn yöneticileri... Endiþelerini fýsýltýyla umutlarýný, kameralar önünde yýlýþýk kahkahalarla paylaþtýlar. Birbirlerine poz verdiler, gayrete getirdiler ve son moda bir sözü tekrarlayýp durdular: “Barýþ bizi uçuracak.” Tecrübeyle sabittir, eðer ekonomi üzerine birleri “-cek, -cak” ile biten cümleler kuruyorsa, bilin ki, varolan durumlar berbattýr. Toplantýya katýlan tekel temsilcileri, durumu iyi bildikleri için temkinli konuþsalar da, gazýn büyüðü dýþarýdan geldi. Dünyanýn her yerinde “felaket tellalý” ünvanýyla bilinen iktisat profesörü Nouriel Rubin, cebine týkýþtýrýlan dolar tomarýnýn þiþkinliðinden olsa gerek, “Türkiye en büyük baþarý hikayeleri arasýna girebilir.” dedi. Milliyet yazarý Güngör Uras da, kendi köþesinde þöyle cevap verdi: “Yalanýn azý karar, çoðu zarar.” Yani, ufak at da civcivler de yesin lafýnýn nazikçesi. Bir tarafta büyük umutlar, diðer tarafta büyük korkular. Bu iki uçurum, vakum gibi büyük yalanlarý da kendine çekiyor doðal olarak. Aðýz laf yapar, rakamlar konuþur. Uludað’ýn zirvesine kaçsalar da, rakamlarýn soðuk gerçekliði buz gibi rüzgarlar eþliðinde toplantý salonlarýnýn kapý altlarýndan içeri sýzýp durdu. Bu yüzden, Türkiye ekonomisinin uçuþa geçmeye hazýr olduðunu söyleyen konuþmacýlar, salonlarý bir türlü ýsýtamadý. Nasýl olsun? Özel sektörün yatýrým harcamalarýnýn en son çeyrekte % 10’a yakýn azaldýðý bir yerde, bu uçuþ hikayeleri ancak kuru fasulye etkisiyle göklerde süzülen Gazman fantezisine uygun düþerdi. Geriye elle tutulur bir umut vadeden tek bir hikaye kalmýþtý: “Barýþ bizi uçuracak.” Gerçekten öyle mi, yoksa tekelci sermayenin þimdi sarýldýðý son ip, onun idam ipi mi?

Nerede O Marabalar? Çokça sözü edilen barýþýn nasýl bir barýþ olduðunu bir yana koyup, tekellerin bu süreçteki ekonomik beklentilerine odaklanýrsak þunu görürüz. Beklentiler listesi þöyle: Askeri harcamalar düþecek, Kürdistan’da yatýrým yapacak, bol ve ucuz emek gücü yeni ve yüksek karlar getirecek. Barzani ile kol kola dünyaya petrol pazarlanacak... Nasrettin Hoca fýkrasý gibi di mi? “Peþin parayý duyunca nasýl da gülersin köftehor!..” Eðer gerçekleþirse gerillanýn sýnýr dýþýna çekilmesi, sýnýr içinde yürütülen operasyonlar azalacaktýr, doðru: Süper Cobralar daha az havalanacak, F-16’lar daha az bomba atacak, mermiler daha az yakýlacak. Fakat bunlar her yýl

10 milyar dolarý geçen savunma harcamalarý içinde devede kulak. Kürdistan’ýn ilhak statüsü devam ettiði sürece sayýlarý 300 bini geçen ordu yýðýnaðýnýn, özel timlerin sýnýr ve yol devriyelerinin, yüzbinleri geçen polis kalabalýðýnýn muazzam miktardaki harcamalarý son bulacak gibi görünmüyor. Üstelik barut fýçýsýna dönmüþ bir Ortadoðu’da, Türkiye’ye biçilen rol, emperyalist kapitalist sistemin karþý-devrim üssü olmak iken... Karadeniz’de dev tatbikatlar yapan ve füzelerini buraya doðrultmuþ Rusya, her fýrsatta Türkiye’yi vurmakla tehdit eden Ýran, düþman ülke ilan eden Irak ve Suriye ortasýnda kalan Ankara hükümetinin, askeri harcamalardan kurtulacaðýna kim inanýr? El-Nusra denen Ortaçað kaçkýný gerici faþist çetelere tek seferde 300 milyon dolar aktardýðý söylenen Türkiye’nin þimdi bu harcamalarý kýsmasý demek, kurtlar sofrasýnda uysal bir koyun gibi oturmaya yeltenmesi demektir. Kürdistan’da barýþ ortamýnda yatýrýmlar yapacaðý laflarýna ise burjuvazinin kendisi de inanmýyor. Bu yalan, sefaletin sefaletini yaþayan Kürt halkýný kandýrmaya yeltenen zavallý bir giriþimden ibaret. On yýllarýn savaþ tecrübesiyle artýk devrimci ve örgütlü bir halk olan Kürt halký, sermayenin bu yatýrým iþtahýnýn ardýnda yatan azgýnca sömürü arzusunu þimdiden görüyor. Daha þimdiden politik özgürlüðün ekonomik özgürlükle tamamlanmasý gerektiði üzerine fikirler ortaya atýyor. Bu anlamda DTK, Nisan ayý baþýnda, tarým proletaryasýnýn sorunlarýný masaya yatýran konferanslar düzenliyor ki, ulusal kurtuluþ hareketinin tarihinde bu bir ilktir. Sermayenin iþtahý, Kürdistan proletaryasýný çok ucuza çalýþtýrabileceðine olan inançtan besleniyor. Bugüne kadar yapýlan buydu. Urfa’dan, Amed’den kalkan tren katarlarýna yüzbinler halinde doluþup uzak diyarlarda çalýþan Kürt tarým ve inþaat iþçileri, linçlere maruz kaldýlar, politik baský ortamýndan bu iþçilere sefaletin sefaleti bir ücret dayatýlabildi. Burjuvazi, sefalet ücretlerini, örgütlü bir halkýn proleterlerine ancak böylesi olaðanüstü politik baský koþullarýnda dayatabilirdi. Burjuvazinin barýþý bu politik baský koþullarýný birazcýk bile gevþetse, neler olacaðýný hep birlikte göreceðiz. Öte yandan Ýstanbul’daki asgari ücretin neredeyse yarýsýna 15 saat çalýþmayý barýþ adýna kabul edecek bir Kürt iþçi hayal edenler, halen daha Züðürt Aða filmindeki marabalarýn var olduðunu sanan budalalardýr. Böylesi ham hayal kuranlara, Kürdistan iþçi sýnýfýnýn örgütlenme ve eylem kapasitesine dair tek bir örnek vermekle yetinebiliriz. Yine böyle açýlým rüzgarlarýnýn estiði bir dönemde, yani üç yýl önce, Amed’de tuðla fabrikalarýnýn iþçilerinin, kendi patronlarýný

234. Sayý / 1 - 15 Mayıs 2013

dize getirmek için, sadece üç güne ihtiyaçlarý oldu. Ýlk gün bir tek fabrikada iþçiler “Artýk yeter!” dediler ve daha akþam olmadan Amed’in bütün tuðla fabrikalarýnda benzer sesler yükseldi. Ertesi gün binlerce iþçi bir araya geldi, komitelerini oluþturup sözcülerini seçtiler, taleplerini listelediler. Üçüncü gün hep beraber sokaklara çýktýlar ve ayný akþam tüm talepleri kabul edildi. Bu iþçiler hayatlarý boyu tek bir sendikanýn önünden geçmemiþ iþçilerdi. Bir halkýn devrimci eylem kapasitesi, devrimci birikimi, iþte böyle en net ve parlak biçimde, proletaryanýn önünü açar, en çok proletarya yararlanýr bu birikimden.

Barýþý Pazarlamak Geriye kalýyor, Güney Kürdistan’ýn muazzam petrol rezervleri üzerine kurulan hayaller. Yeni yatýrýmlarla birlikte, buradaki petrol üretiminin yýllýk 30 milyar dolara ulaþacaðý hesap ediliyor. Ancak ABD hem büyükelçisi hem de bakanýyla Türkiye’ye açýk bir þekilde bu pastada istediði payý kapamayacaðýný ifade etti. Türkiye, Barzani’yle özel petrol anlaþmalarý imzalamaya kalkýnca ABD’nin sert tavrýyla karþýlaþtý. Emperyalist merkezler böyle bir kriz içindeyken, ciddi bir petrol kaynaðý üzerinde Türkiye’nin söz sahibi olmasýna izin vermezlerdi. Öyle de oldu. Þimdilik Türk sermayesi, hiç olmazsa petrol boru hatlarýyla biraz para kazanýp, Barzani’nin petrolünden elde ettiði geliri Türkiye’de harcamasý için dua etmekle yetinmek zorunda. Hiç de garantiye alýnmýþ bir iþbirliði deðil. Bütün bunlar göz önüne alýndýðýnda “Barýþýn ekonomiyi uçuþa geçireceði” umudundan geriye ne kalýyor? Anlaþýlan Türk tekelci sermayesinin morali fena halde bozuk, kendisinin ile inanmadýðý yalanlardan medet umduðuna göre... Roubini, bir anlamda doðru söylemiþ: Türkiye’nin baþarýnýn kendisini deðil ama hikâyesini yazmaya ihtiyacý var. Yoksa yýllardýr Türkiye’ye Ortadoðu’nun karþý devrim üssü olmasý için para akýtan dünya finans baronlarý, musluðu kapatacaklar. Ýçeride ordusu gerilla tarafýndan periþan edilen, her an topyekûn bir ayaklanma tehdidiyle karþý karþýya bulunan AKP hükümeti hiç de güven vermiyor. Bu yakýn tehdidi bir ölçüde savuþturarak, borç verenlerin kuþkularý daðýlabilir, kredi musluklarý bir süre daha açýk kalýr. Ama orada da bir baþka sorun var. Sermaye yatýrýmlarý % 10 azalmýþken, bol ve ucuz krediye raðmen insanlar harcamalarýný kýsmaya baþlamýþken, o musluklar sonuna dek açýlsa, hiçbir kele merhem olamaz. Burjuvazinin devrim mücadelesini geriye çekeceðini sananlar meseleye bir de bu açýdan bakmalýlar.

5


Editör

FAÞÝSTLERE ANLADIKLARI DÝLDEN... Geçtiðimiz yýlýn Aralýk ayýnda ODTÜ’de öðrenci gençliðin yaptýðý küçük yerel bir ayaklanmayý andýran devrimci eylemi, sonraki aylarý boydan boya kesecek öðrenci gençliðin devrimci eylemlerinin iþaret fiþeði gibi oldu. ODTÜ eylemi, yarattýðý politik etki ile hükümetin ve toplumun gündeminin ortasýna oturmuþtu. Hükümetin eylem karþýsýnda gösterdiði tepki alýþýlmýþýn dýþýndaydý. Eylemin politik etkisini artýran etkenlerin biri de buydu. Bunu takip eden aylarda öðrenci gençliðin devrimci kitle eylemleri peþ peþe patlak vermeye baþladý. Devrimci eylemler, yakýn zamana kadar esas olarak polis þiddeti, tutuklama, soruþturma tehditleri gibi yöntemlerle hükümet tarafýndan bastýrýlmaya çalýþýlýyordu. Hükümet bu yöntemden istediði sonucu alamadý. Eylemler deðiþik üniversitelere yayýldý ve daha kalabalýk bir kitlenin katýlýmýyla gerçekleþmeye baþladý. Polis baskýsý, üniversite soruþturmasý, gözaltýlar, Özel Güvenlik saldýrýlarý eylemlerin önünü almaya yetmeyince, hükümet bilinen en eski yönteme baþvurdu: Dinci faþist öðrencileri devrimci öðrenci gençliðin üzerine sürmek. Bu, ne devlet ne de hükümet için yeni bir yöntemdi. Karþý-devrimin 70’li yýllar boyunca genel olarak devrim hareketine, özel olarak devrimci öðrenci gençlik hareketine karþý kullandýðý bir yöntemdi. Devlet ve hükümet, MHP’li ya da dinci faþistleri öðrenci gençliðe karþý kullanma yöntemini hiçbir zaman tümden býrakmýþ deðildi. Ancak bugünün dünden farký, bunun yavaþ yavaþ sistemli hale getiriliyor olmasýdýr. Týpký 70’li yýllarda olduðu gibi, sivil faþistler polisin açýk himayesinde, sopa, býçak, silah gibi araçlarla öðrenci gençliðe saldýrmaya baþladýlar. Bunun en açýk ve kaba örneðini Dicle Üniversitesi’nde gördük. Burada bir avuç dinci faþistin polisin korumasý altýnda ellerinde her türlü saldýrý aleti olduðu halde devrimci öðrencilere saldýrdýðýný bütün Türkiye gördü. O kadar öyle ki, Ýdris Naim Þahin’i aratmayan yeni Ýçiþleri Bakaný, polisi savunan bir açýklama yapmak ve “polisin bir grup öðrenciyi koruduðu” iddiasýný

6

yalanlamak zorunda kalmýþtý. Ne de olsa kimsenin yalan söylemekten öldüðü görülmüþ þey deðildi. Devlet ve hükümet devrimci öðrenci gençlik karþýsýna sivil faþistleri çýkarmakla bir planý hayata geçirmeye baþlamýþ oluyor. Bu planýn esasý, öðrenci gençliðin terörize edilmesine, sindirilmesine, korkutulmasýna dayanýyor. Bu planda hedef sadece devrimci öðrenciler deðil. Hatta diyebiliriz ki, devrimci öðrencilerden çok genel öðrenci kitlesi daha öncelikli hedef durumunda. Faþist devletin bu politikasý 70’li yýllarda sýradan öðrencilerin öldürülmesi, kaçýrýlmasý, iþkenceden geçirilmesi biçiminde ortaya çýkmýþtý. Amaç, tüm öðrencilerin terörize edilerek hareketsiz kýlýnmasý, mümkün oldukça da faþizmin kitle temeli haline getirilmesiydi. Bu nedenle, þiddete baþvuran her zaman faþistler ve onlarý himaye eden devlet güçleri oldu. Yine 70’li yýllarda ilk kez silah kullanarak önce Kerim Yaman adlý devrimci öðrenciyi, bir yýl sonra da Yýldýz Teknik’te Þahin Aydýn adlý devrimci öðrenciyi öldüren sivil faþistler oldu. Devrimci öðrenci gençlik bu faþist teröre devrimci þiddetle karþýlýk vermekte gecikmedi. Devrimci yöntemlerle faþist çetelerin elebaþlarýnýn saf dýþý býrakýlmalarý amaçlandý. Bu alanda elde edilen üstünlük öðrenci gençlik kitlesine moral, güç ve cesaret verdi. Öðrenci gençlik, kitleler halinde devrimci saflara katýlmaya baþladý ve çok zaman geçmeden sayýlarý on binlerle ölçülen kitle eylemleri gerçekleþtiði görül234. Sayý / 1 - 15 Mayıs 2013

dü.

Yeni Evrede

Mücadele Birliði

Devrimci öðrenci gençlik hem geçmiþ mücadele tarihinden hem de bu günden dersler çýkarmak zorunda. 1) Faþist terör kitleleri yýldýrmak amaçlýdýr ve baþarýlý olmasý halinde hem öðrenci kitlesini etkisizleþtirir hem de hatýrý sayýlýr bir kitle temeli edinir. 2) Bunu önlemenin yolu faþistlerle anladýklarý dilden konuþmaktýr. 3) Eylemde üstünlük ve baþarý esastýr. Dolayýsýyla yenik ayrýlacaklarý önceden belli bir eylem ya da çatýþmadan mümkün olduðunca kaçýnýlmalýdýr. 4) Baþarý ve üstünlük için eylemin koþullarý ve ortamý devrimci öðrenciler tarafýndan belirlenmelidir. Bu konuda hiçbir ön yargý ya da kalýp davranýþa angaje olunmamalýdýr. Göz önünde bulundurulacak tek kural, eylemde üstünlüktür. 5) Faþistlerin anladýðý dilin ve eylem yerinin seçiminde yaratýcýlýk, kendine güven, inisiyatif son derece önemlidir. Devrimci öðrenci bu konuda kendini tümüyle özgür hissetmelidir. 6) Öðrenci kitlesini devrimci öðrenciler etrafýnda toparlamak, birlikte hareket etmek, toplu bulunmak, öðrenci kitlesine güven vermek gerekir. Öðrenci gençlik, liseli gençlik buna dâhil, faþizme ve kapitalizme karþý ciddi bir mücadele potansiyeli taþýdýðýný son eylemlerle bir kez daha gösterdi. Bütün mesele, devrimci öðrencilerin kendi görevlerini layýkýyla yerine getirerek öðrenci gençlik kitlesiyle güçlü baðlar kurmasýnda yatýyor.


Yeni Evrede

Mücadele Birliði

DOKUZ EYLÜL’DE FAÞÝZME BOYUN EÐMEYECEÐÝZ

22 Nisan günü sabah saatlerinde Ýzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi içerisinde çalýþmalarýný sürdüren Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF) masasýna bir grup faþist tarafýndan saldýrý düzenlemiþti. Bu saldýrý ardýndan bir araya gelen Devrimci Öðrenci Birliði (DÖB), Öðrenci Kolektifi, Gençlik Muhalefeti, Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF) okul içerisinde bir arada durarak, olasý bir saldýrýya karþý ortak tavýr alarak beklemeye baþladýlar. Gün boyunca faþistler dýþarýda, devrimciler içeride bekledi. Öðrenciler, üniversiteleri faþizme mezar etmek için tüm gençleri anti-kapitalist, anti-emperyalist ve anti-faþist mücadeleye çaðýrdýlar.

Yaþasýn Gençliðin Anti-Faþist Birliði Yaþanan saldýrýnýn ardýndan devrimci gençlik örgütleri, 24 Nisan’da saldýrýnýn gerçekleþtiði yerde yeniden stand açtýlar. Pazartesi günü standa saldýran faþistlerin standlarýn önünden geçmesiyle devrimci öðrenciler müdahale ettiler. Müdahalenin ardýndan araya giren sivil polisler SGD’li bir öðrenciyi gözaltýna alýrken, standlarý da daðýttý. Bu sýrada kampüs içinde çevik kuvvet ekipleri yerlerini alýrken, faþistlerin sayýsý da gittikçe arttý. Devrimci öðrencilerse alkýþlarla ve sloganlarla standlarýný yeniden açtý. Bu duruma dayanamayan faþistlerin saldýrýsý gecikmedi. Faþistlere taþ ve þiþelerle cevap verildi. Bir arkadaþýmýz kafasýndan býçakla yaralandý. Arbedenin ardýndan devrimci öðrenciler okul kantininde barikat kurdu. Polisin faþistleri okuldan uzaklaþtýrmasýyla, hep birlikte okuldan çýkýlarak gözaltýna alýnan öðrencinin serbest býrakýlmasý için karakol önüne gidildi. Devrimci öðrenciler sýk sýk “Dokuz Eylül Faþizme Mezar Olacak”, “Taksim Kýzýldýr Kýzýl Kalacak”, “Yaþasýn 1 Mayýs-Biji Yek Gulan”, “Yaþasýn Devrim Yaþasýn Sosyalizm”, “Gençlik Gelecek Gelecek Sosyalizm”, “Gençlik Devrimle Özgürleþecek”, “Katil Polis Üniversiteden Defol”, “Yaþasýn Gençliðin AntiFaþist Birliði” sloganlarý attýlar. DÖB’lü öðrencilerin de olduðu DEÜ öðrencileri 25 Nisan tarihinde tekrar 1 Mayýs standý açarak baskýlara karþý mücadeleye devam edeceklerini ilan ettiler. Ancak stand açan devrimci öðrencilere sabah 10.30 civarý sivil polisler ve özel güvenlikler saldýrdý. Standlarý daðýtan ve öðrencileri darp eden sivil polis ve özel güvenliklere karþý koyan devrimci öðrencilere çevik kuvvet müdahale etti. Öðrenciler kantinlerden birine doðru çekildiler. Okuldaki gergin bekleyiþ sürerken ÝHD ve ÇHD’den avukatlar geldi, Ýzmir Barosu da valiliðe bir faks çekerek durumu protesto etti. Mahkemenin ald��ðý yürütme kararýyla baþarý kazanan Ýzelman iþçileri ve DÝSK de yaptýklarý eylemde duruma tepki göstererek güvenlik güçlerinden saldýrýlardan vazgeçmelerini istedi. Öðrenciler yeniden ortak stand açarak baskýlara karþý mücadele bayraðýný yükseltiyorlar. Baskýlar Bizi Yýldýramaz! Dokuz Eylül Faþizme Mezar Olacak! Yaþasýn Devrim, Yaþasýn Sosyalizm! Ýzmir Devrimci Öðrenci Birliði 234. Sayý / 1 - 15 Mayıs 2013

Öğrenci Gençlik

BEYAZIT’TA TOSUNCUKLAR ÝÞBAÞINDA!

Dicle Üniversitesinde baþlayan bir çok yere yayýlan, yaklaþýk bir haftadýr Ýstanbul Üniversite’de devam eden dinci gerici faþistler saldýrýlarýný sürdürüyor. 16 Nisan’da Ýstanbul Üniversite içinde gerici faþist “Müslüman Gençlik” isimli güruh bir devrimci öðrenciyi kýstýrarak saldýrmasý ile faþistler ve devrimciler arasýnda çatýþma çýktý. Gericilerin saldýrýlarýnda yaralanan öðrenciler oldu. Polis üniversiteye girerek 58 öðrenciyi gözaltýna aldý. Öðleden sonra üniversite bahçesinde toplanan devrimci, yurtsever öðrenciler sloganlarla üniversite ana giriþ kapýsýnda toplandýlar. Yüzlece öðrencinin katýldýðý eylemde sýk sýk “Baskýlar Bizi Yýldýramaz”, “Hizbulkontra Üniversitelerden Defol”, “Yaþasýn Devrimci Dayanýþma”, “Gözaltýlar Tutuklamalar Baskýlar Bizi Yýldýramaz”, “Hizbul Þeytan Kürdistan’dan Defol”, “Katil Polis Üniversiteden Defol, “Beyazýt Faþizme Mezar Olacak” sloganlarý atýldý. “Gericilere, Faþistlere, Polise Karþý Beyazýt Ayakta” pankartý açan öðrencilere Eðitim Sen destek verdi. Ýstanbul Öðrencileri adýna açýklama yapan Kübra Býçak “Perþembe günü kendine Müslüman Gençlik diyen güruhun Cuma günü ÝBDA-C ile birleþerek üniversite öðrencilerine saldýrdý. Dün ise Dicle Üniversitesi’nde Hizbul- Kontracýlar, sis bombasý, býçak ve satýrla girmeye çalýþtýar, bugün ise Edebiyat Fakültesi de devrimci- demokrat öðrencilere saldýrdý. Polisin göz yumduðu saldýrýda 4 öðrenci yaralanýrken, Hizbul- Kontracýlar’ýn okuldan çýkmasýnýn ardýndan polis uzun süre üniversite öðrencilerine saldýrdý ve 56 öðrenciyi gözaltýna aldý. ... Bizler biliyoruz ki, bu saldýrýlar AKP eliyle palazlanan gerici-faþist güruhlarýn üniversiteye hakim olma çabasýnýn ürünüdür. Ortada ne münferit bir olay vardýr be de anlaþýlmayan karþýt görüþlü öðrenciler, ortada üniversiteye, üniversite öðrencilerine ve üniversitenin aydýnlýk birikimine gericifaþist saldýrý vardýr.” ifadelerini kullandý. Eylem Beyazýt Meydaný’ndan tramvay yolu üzerinden geçilerek Sirkeci’ye kadar yapýlan yürüyüþle sona erdi.

7


1 Mayıs

Yeni Evrede

1 MAYIS’TA 1 MAYIS ALANINDAYIZ

DÝSK, KESK, Türk Ýþ, TTB ve siyasi parti temsilcileri Taksim Gezi Parkýnda bir araya gelerek 1 Mayýs Taksim’de olacaklarýný açýkladýlar. 25 Nisan günü Taksim Gezi Parký’nda gerçekleþtirilen basýn açýklamasýnda “Yaþasýn 1 Mayýs” pankartları açýldý. Eylemde “Yaþasýn 1 Mayýs!”, “Biji Yek Gulan!”, “1 Mayýs’ta 1 Mayýs Alanýndayýz!” sloganlarý sýklýkla atýldý. “Bir kez daha Taksimdeyiz! Bir kez daha 1 Mayýs alanýndayýz!” diyerek baþlanan eylemde tertip komitesi (Türk-Ýþ, DÝSK, KESK, TTB) adýna ortak basýn metinin okuyan DÝSK Genel Baþkaný Kani Beko, bu sene Taksim Meydaný’ndaki “yayalaþtýrma projesi” nedeniyle fiziki ve teknik engellerin olduðunu fakat bunlarýn aþýlamayacak engeller olmadýðýný ifade etti. Beko “Bir kez daha halkýmýzýn bilmesini istiyoruz ki: hiçbir sýkýntýya yer býrakmadan, sorumluluk duygularýmýz ve bütün coþkumuzla, birlik ve dayanýþma içerisinde Taksim 1 Mayýs alanýnda olacaðýz. Baskýcý, otoriter, ýrkçý/gerici yönetim anlayýþýna kaþý; adalet, eþitlik, özgürlük ve demokrasi için 1 Mayýs’ta Taksim 1 Mayýs alanýndayýz!” diyen Beko, bu sene mitinge ITUC Genel Sekreteri Sharan Burrow’un da katýlacaðýný ifade etti. Yapýlan açýklamanýn ardýndan konfederasyonlar, Ýstanbul Valisi Avni Mutlu ile görüþmeye gittiler. Taksim Meydaný’nda süren inþaat nedeniyle Taksim Meydaný’nýn fiziki þartlarýnýn bir mitinge uygun olmadýðýný söyleyen valilik, Taksim Anýtý’na çelenk konularak Kazancý Yokuþu’nda sembolik bir anma yapýlabileceðini, 1 Mayýs kutlamalarý için Kazlýçeþme Meydaný vb miting alanlarýný sendika temsilcilerine önerdiklerini söyledi. Valilikle yapýlan görüþmenin ardýndan DÝSK adýna açýklama yapan Arzu Çerkezoðlu “baþka bir meydan”ýn söz konusu olmadýðýný, 1 Mayýs’ta Taksim’de olacaklarýný, sadece yürüyüþ kortejlerinin aðýrlýðýný Dolmabahçe ve Beþiktaþ’a kaydýracaklarýný vurguladý. Çerkezoðlu 1 Mayýs iþçilerin, emekçilerin dayanýþma ve mücadele gününü en iyi þekilde kutlamak istediklerini söyledi.

TAKSÝM KAZANILMIÞ BÝR HAKTIR

Türk Ýþ, DÝSK, KESK ve TTB Taksim Hill Otel’de yaptýklarý ortak basýn açýklamasýnda Taksim Meydaný’nda olacaklarýný bir kez daha yenilediler ve Baþbakanla görüþme talep edeceklerini söylediler. Türk Ýþ Bölge Teþkilatlandýrma Sekreteri Nazmi Irgat 2013 1 Mayýs’ýn geçen iki yýl gibi sorunsuz kutlamak istediklerini söyledi. Irgat, Valilikle 25 Nisan’da görüþmede uzlaþmaya varamadýklarýný “hukuksal olarak ve fiziki olarak Taksim’de miting yapmaya müsaade etmeyeceðiz” denildiðini hatýrlattý. Türk Ýþ olarak bütün teþkilatlarýna Taksim Meydaný’nda olacaklarýný beyan ettiklerini, 1 Mayýs günü Beþiktaþ Barbaros Meydaný’nda toplanarak yürüyüþe geçeceklerini söyledi. Ardýndan KESK Genel Baþkaný Lami Özgen söz alarak 1 Mayýs Taksim’in devrimcilerin, sosyalistlerin, ezilenlerin, mücadelesi ile kazanýldýðýný altýný çizerek “1 Mayýs’a Taksim’e kolay gelmedik, tabii bu yýl da Taksim’de olacaðýz” dedi. Özgen “Ýstanbul valiliði ile yapýlan görüþmelerde sorun yoktu, son anda yine yasakçý zihniyetle

8

Mücadele Birliði

yine Taksim Meydaný iþçilere, emekçilere kapatýlmak isteniyor. Buradan bir kez daha hükümeti uyarýyorum yasaklarým, ben yaparým anlayýþýný deðiþtirmesi lazým.” dedi. Ýstanbul Ýl Koordinasyonu ÝKK sözcüsü Zafer Gürsoy, Taksim Meydaný’yla ilgili yapýlan yayalaþtýrma projesinin “yayalaþtýrma” olmadýðýnýn altýný çizerek Taksim Meydaný’nda fiziki açýdan bazý önlemlerin alýnýp kutlanabileceðini söyledi. TMMOB’dan Mücella Yapýcý Taksim Meydaný’nýn Kadýköy ve Çaðlayan Meydanlarý’ndan daha büyük ve daha fazla giriþinin olduðunu söyledi. Yapýcý 2 defa Taksim Meydaný’nda inceleme yaptýklarýný, yapýlan inþaat çalýþmalarýnýn miting yapýlmasýna engel olmayacaðýný altýný çizdi. Yapýcý “Valilik normal þartlarda insanlarý, þantiyelerde oluþacak tehditlerden korumak zorundadýr” dedi. Valiliðin hukuksal olarak da Taksim’de kutlamalara izin vermeyeceðini belirtmesi üzerine Avukat Arzu Becerik, gösteri ve yürüyüþ kanunlarý ve AÝHM kararlarýný hiçe sayarak kutlanmalara izin verilmediðini söyledi. AÝHM kuralarýna göre yetkililerin böyle açýklamalar yapmasýnýn bile suç teþkil ettiðini belirti. Son olarak DÝSK Genel Baþkaný Kani Beko Taksim’de inþaat çalýþmalarýnýn bir handikap yaratýðýnýn, ama kutlamaya engel olmadýðýnýn altýný çizdi. Beko, “Taksim Meydaný iþçilerin, emekçilerin kazanýlmýþ bir hakkýdýr. Bu hakký kaybetmeyeceðiz” diye konuþtu.

KATLEDÝLENLER ANILDI

1977 1 Mayýs’ta katledilen iþçiler 1 Mayýs Tertip komitesi tarafýndan anýldý. Ýþçilerin katledildiði Kazancýyokuþu, Þiþhane ve Kadýköy’de karanfiller býrakýldý. 29 Nisan günü Gümüþsuyu’nda bulunan Türk Ýþ binasý önünde sabah saatlerinde bir araya gelen DÝSK, Türk Ýþ, KESK, TTB temsilcilerinde oluþan 1 Mayýs Tertip komitesi Kazancýyokuþu’na kadar “Yaþasýn 1 Mayýs” yazýlý pankart açtýlar. Kazancýyokuþu’nda katledilen iþçiler anýsýna dikilen heykel önünde konuþmalar yapýldý. Ýlk önce katledilen 36 iþçi için saygý duruþunda bulunuldu. Ardýndan Tertip komitesi adýna konuþan, KESK Genel Baþkaný Lami Özgen 1977’de katledilen iþçileri saygýyla andýðýný, onlarýn anýsýný sonsuza kadar yaþatacaklarýný belirti. Özgen, 1977 katliamýnýn üzerinden yýllar geçmesine raðmen aydýnlatýlmadýðýný hatýrlattý, “1977 katliamý karanlýkta býrakýldý” dedi. Özgen, Taksim Meydaný’nýn 1 Mayýs’ý kutlayacak iþçi ve emekçilere kapatýlmak istenmesine karþý Taksim’de olacaklarýnýn altýný çizdi. Ardýndan söz alan DÝSK Genel Sekreteri Arzu Çerkezoðlu, “1 Mayýs 1977’de katledilenleri anmak bu ülkeye, bu meydana, geleceðe, tarihe sahip çýkmaktýr. Taksim Meydaný bu ülkenin güzelliklerini üretenleri yok sayanlara karþý direniþin ve kararlýlýðýn adýdýr. Mücadelenin meþrutiyetinin ve haklýlýðýnýn simgesidir. Ve bu meydan yýllar sonra yeniden mücadele ile kazanýlmýþtýr” diye konuþtu. Çerkezoðlu, 1 Mayýs günü Taksim’de olacaklarýnýn altýný çizerek konuþmasýný bitirdi. Buradaki anmadan sonra Mehmet Akif Dalcý’nýn katledildiði Þiþhane’ye doðru yürüyüþe geçildi. Ýstiklal Caddesi boyunca bildiri daðýltýldý. Þiþhane’de Mehmet Akif Dalcý’nýn öldürüldüðü yere karanfiller býrakýldý. Kýsa konuþmalardan sonra saygý duruþunda bulunuldu. Eylem boyunca kitle sýk sýk “1 Mayýs Þehitleri Ölümsüzdür”, “Yaþasýn 1 Mayýs”, “Býji Yek Gulan” sloganlarý attý. Tertip komitesi 1996’da Kadýköy’de katledilen 4 iþçiyi anmak için Kadýköy’e geçti.

234. Sayý / 1 - 15 Mayıs 2013


Yeni Evrede

Mücadele Birliði

1 MAY IS Ç AL IÞ MAL AR INDA N... “Yasaklamalara Raðmen 1 Mayýs’ta Taksim’de Olacaðýz” Ýþçi ve emekçilerin mücadele günü olan 1 Mayýs yaklaþýyor. Yaklaþtýkça da çalýþmalar hýz kazanýyor. Sizlere yaptýðýmýz çalýþmalardan bahsedeceðiz biraz. Çünkü bu çalýþmalar sýrasýnda iþçi ve emekçilerin 1 Mayýsý ve Taksim’i heyecanla beklediklerini görüyoruz. Bizler bu yýl da emekçilere “Denizlerin Bayraðýyla 1 Mayýs’ta Taksim’e” çaðrýsý yapýyoruz. Taksim, Mecidiyeköy, Nurtepe, Okmeydaný, Gazi Mahallesi’nde yaptýðýmýz afiþler ve çaðrý insanlarýn ilgisini çekiyor. Çünkü Denizlerin kitleler üstündeki etkisi o kadar büyük ki, iþçi sýnýfýnýn en büyük mücadele gününde, devrimimizin önderiyle yürümek herkesi heyecanlandýrýyor. Yine sabah saatlerinde iþçiler iþine, öðrenciler okuluna giderken bildiri daðýtýmlarý gerçekleþtirdiðimizde de ayný heyecaný görmek mümkün. Taksim kitlelerin bilincinde o kadar yer etmiþ ki, baþka bir alternatifi tartýþmýyorlar bile. Çaðlayan’da yaptýðýmýz bildiri daðýtýmý sýrasýnda, bir kadýn emekçi bildiri alýp “Taksim’e çaðýrýyorlar ama Taksim yasaklandý” deyince, yine bildiri verdiðimiz diðer kadýn emekçi ise “Ne yasaklamasý, Taksim’i kim yasaklayabilir ki, orada olacaðýz tabi!” diyerek bize bile fýrsat vermeden kafalardaki kuþkularý daðýtmak için harekete geçiyordu. Kitleler mücadele içerisinde geliþiyor, bunu daðýtýlan bildirileri ilgiyle okumalarýndan ve yazýlanlarý tartýþmak, konuþmak istemelerinden rahatlýkla anlamak mümkün. 2013 1 Mayýsý bu yýl da Taksim’de olacak. En azýndan bizler Denizlerin yoldaþlarý olarak kitleleri Taksim’e çaðýrýyoruz ve onlar bizim her daim orada olacaðýmýzý biliyor. Ýçiþleri Bakanlýðý yaptýrmayacaðýný söylese de bu, devrime yürüyen kitleleri sindiremez, sadece öfkesini daha fazla biler. Kitlelere Taksim çaðrýsýný yapmaya devam edeceðiz. Ýstanbul’dan GEB’li Ýþçiler Ankara’da Saldýrýlara Devam Ankara’da 1 Mayýs, 4 Mayýs Emeðe Ezgi Konseri ve 6 Mayýs Denizler Anmasý için yapýlan çalýþmalara devletin tahammülsüzlüðü, 21 Nisan günü bir kez daha kendini gösterdi. Ankara’nýn emekçi mahallelerinden Tuzluçayýr’da 1 Mayýs, 4 Mayýs ve 6 Mayýs

için afiþ ve bildiri daðýtýmý yapan Mücadele Birliði okurlarý, öðle saatlerinde polisin müdahalesiyle karþýlaþtý. Üç Mücadele Birliði okuruna kimlik kontrolü yapýldý ve ardýndan Tuzluçayýr Yavuz Selim Karakolu’na götürüldüler. Karakolda yaklaþýk bir saat süren iþlemlerin ardýndan 2 Mücadele Birliði okuruna 182’þer lira para cezasý verildi. Afiþ ve bildirileri polislere vermeyen Mücadele Birliði okurlarý, karakoldan çýktýktan sonra Tuzluçayýr’da yoðun bir þekilde afiþ çalýþmasý yaptý. Faþizmin baþkentinin bütün sokaklarýnda bütün mahallelerinde olacak, mücadelemizi kararlýlýkla sürdüreceðiz. Ankara Mücadele Birliði Platformu

Yenidoðan’da Polis Engeli Mücadele Birliði dergisi okurlarý olarak Yenidoðan Mahallesi’nde 1 Mayýs’a iliþkin yaptýðýmýz ajitasyon konuþmalarý ve bildiri daðýtýmýna halkýn ilgisi yoðundu. Ýnsanlarýn kapýlara çýkýp bildiri almasý ve 1 Mayýs’a katýlacaklarýný söylemeleri, bu seneki 1 Mayýs’a katýlýmýn nasýl olacaðýný açýk bir þekilde gösteriyordu. Bu ilgi ve sohbetlerden kaynaklý polis, sivil araç ve 10 yakýn sivil polisle çalýþmamýza engel olmak ve halka gözdaðý vermek için “þikâyet var” bahanesiyle durdurarak GBT sorgulamasý yaptýlar Bizleri tahrik etmek isteyen polise karþý Mücadele Birliði okurlarý olarak tavrýmýzý gösterdik. Yenidoðan’ýn iþçi emekçi insanlarý polisin tavrýna karþý yanýmýzda oldular. En234. Sayý / 1 - 15 Mayıs 2013

1 Mayıs

gelleme giriþimlerine slogan ve ajitasyonlarýmýzla cevap verdik. Ve kýsa bir süre sonra çalýþmalarýmýza kaldýðýmýz yerden devam ettik. Sarýgazi Ve Yenidoðan’dan Mücadele Birliði Okurlarý

Kadýköy’de Saldýrý 22 Nisan Pazartesi günü Kadýköy’de, Devrimci Öðrenci Birliði’nden olan bizler Mücadele Birliði Platformu’nun 1 Mayýs için çaðrý afiþlerini yaptýðýmýz sýrada güvenlik görevlilerinin saldýrýsýna maruz kaldýk. Afiþ yaptýðýmýz sýrada gelen güvenlik görevlileri, bizleri engellemek istedi. Bizlerde bu afiþlerin izinli olduðunu ve duvarlarda diðer afiþlerin de olduðunu söyleyerek afiþ yapmaya devam ettik. Bunun üzerine güvenlik görevlileri bizlere fiziki olarak saldýrdý. Bir arkadaþýmýzýn kafasýna telsizle vurarak trafiðin akýþ halinde bulunan yola itti. Bunun üzerine arkadaþýmýz güvenlik görevlisine karþý kendini savunmak için elindeki fýrça ile vurduðunda hem arkadaþýmýz hem de güvenlik görevlisi baþlarýndan yaralandý. Daha sonra güvenlik görevlisinin þikayeti üstüne arkadaþýmýz gözaltýna alýndý. Serbest býrakýldýktan sonra hastaneye götürülen arkadaþýmýzýn baþýna dikiþ atýldý. 1 Mayýs çalýþmalarýna baþladýðýmýz zamandan beri çeþitli müdahalelerde bulunan burjuvazi, bizleri yýldýramayacak. Denizlerin bayraðý ile 1 Mayýs günü Taksim Meydaný’nda, 6 Mayýs günü de Denizlerin baþucunda ve meydanlarda olacaðýz. Devrimci Öðrenci Birliði /Ýstanbul

9


Yeni Evrede

TAKSÝM SAVAÞI HER YERDE!

1 Mayıs

10

Mücadele Birliði

Ýþçi sýnýfýnýn birlik, mücadele ve dayanýþma günü olan 1 Mayýs, Taksim’de kavga ile geçti. Ýþçi sýnýfý ve burjuvazi arasýnda süren sýnýf savaþýmýnýn en önemli arenalarýndan biri olan Taksim’deki mücadele, iþçi sýnýfýnýn gücünü gösterdi. Burjuvazinin 1 Mayýs’ýn Taksim’de kutlanmasýný önlemek için aldýðý tüm tedbirler, tüm þehrin kara ve deniz ulaþýmýný kesmek, Unkapaný Köprüsünü kesmek ve Galata Köprüsünü kaldýrmak gibi önlemlerine raðmen Taksim’e çýkan hemen tüm cadde ve sokaklar iþçi ve emekçiler tarafýndan savaþ alanýna çevrildi. Tüm sokaklarda çýnlayan “direniþ” sloganlarýna raðmen, direnmekte olan burjuva sýnýftý. Sendikalar ve çok sayýda devrimci kurum, sabah erken saatlerde DÝSK önünde toplanmaya baþlarken, ilk çatýþma haberi Beþiktaþ’tan geldi. Beþiktaþ’ta toplanarak Taksim’e yürümek isteyen kitleye polis biber gazý ve tazyikli sularla saldýrdý. Barbaros Bulvarý üzerinde toplanan kitle her saldýrý sonrasý yeniden toparlanarak yürüyüþe geçti. Her tür ulaþýmýn kesilmesine raðmen iþçi sýnýfý yaratýcýlýðýný kullandý. Emekçi semtlerden gelen iþçiler küçük motorlarla Eminönü’nden Karaköy’e, oradan Ýstiklal Caddesi ve Dolapdere civarýna çýktýlar. Þiþli’de ise DÝSK önünde toplanan emekçiler ve devrimciler “Yaþasýn 1 Mayýs” pankartý açarak 08.30’dan itibaren yürüyüþ kortejlerini oluþturdu. Mücadele Birliði Platformu da “Yaþasýn 1 Mayýs, Biji Yek Gulan” pankartý ve bayraklarý ile kortejde yerini aldý. “Yaþasýn 1 Mayýs”, “Taksim Kýzýldýr Kýzýl Kalacak” sloganlarýyla kortejlerini oluþturan iþçiler, marþlar eþliðinde yürüyüþe hazýrlandýlar. Halaskargazi Caddesi’ne inmek isteyen iþçi ve emekçilerin önünü polis barikatý kesti. Konfederasyonlar yönetimi ile emniyet müdürlüðü arasýnda yapýlan görüþmelerde ancak 10-15 kiþinin geçiþine izin verilebileceði söylendi. Emekçiler bunu kabul etmeyince saat 09.25 civarýnda iþçi ve emekçilere cadde üzerinde ilk saldýrý gerçekleþti. Harbiye ve Mecidiyeköy yönünden gelen panzer ve TOMA’lar tazyikli su ve gaz bombalarýyla saldýrdý. Rüzgarýn tüm semte daðýttýðý gaz bombalarýndan polis dahil çok sayýda kiþi yaralandý ve ambulanslarla hastanelere taþýndý. Mücadele Birliði okurlarýndan da 5 iþçi yüzlerine ve baþlarýna isabet eden gaz bombasý ile yaralandý. Þiþli’de bibergazýndan etkilenen bir hukuk öðrencisinin ciðerlerinden kan gelirken, astým hastasý DTCF’li bir öðrenci de baygýnlýk geçirdi; ODTÜ’den gelen bir öðrenci de gaz bombasý etkisiyle düþerek kolundan yaralandý. DÝSK’ten çýkarak ara sokakta merdivenlerden caddeye inmeye çalýþan Enerji Sen’li iþçilere yönelik saldýrýda Enerji Sen Genel Baþkaný Kamil Kartal ve pek çok kiþi yaralandý. DÝSK binasýna taþýnan yaralýlar için gelen ambulanslarýn geçiþine izin vermeyen polis, DÝSK binasýna da gaz bombalarý ile saldýrdý. Sokakta da polis saldýrýlarýna karþý emekçiler tekrar tekrar toparlanarak yürüyüþe geçti. Þiþli Camii’den Harbiye’ye kadar polis barikatlarý ile çevrilen her sokakta çatýþmalar yaþandý. Polis biber gazýnýn yaný sýra kimyasal madde karýþtýrýlmýþ olan tazyikli suyla saldýrdý. Þiþli’nin her bir sokaðý savaþ alanýna dönerken, barikatlar Hak-Ýþ için açýldý. Þiþli’de DÝSK’e Beþiktaþ’ta KESK’e saldýran sermaye, yandaþ

234. Sayý / 1 - 15 Mayıs 2013


Yeni Evrede

1 Mayıs

Mücadele Birliði

konfederasyonuna Taksim Meydaný’ný açtý, yaklaþýk 100 kiþi anýta çelenk koyarak halaylar çekti. Öðle saatlerinde Taksim Meydaný’na ulaþmayý baþaran ÝHD’liler bir açýklama yaptýlar. Ümit Efe ve Gülizar Tuncer’in de aralarýnda olduðu avukatlar saldýrýlarý protesto ederek anýta karanfil býrakmadan ayrýldýlar. Saatler 12.00’yi geçerken DÝSK Genel Baþkaný Kani Beko, eylemi sona erdirdiklerini duyurdu. Bu çaðrýnýn ardýndan iþçiler ve devrimciler, Taksim’e yürümek için Bomonti, Feriköy, Dolapdere ve Tarlabaþý’na ulaþtý. Çatýþmalar ve saldýrýlar da bu güzergah üzerinde sokak sokak yayýldý. Ara

sokaklarda toma ve panzerlerin saldýrýlarýna karþý koyan eylemciler kaldýrým taþlarýný sökerek sapanlarla, taþlarla, molotoflarla polisi geri püskürttüler. Pek çok yerde panzerler ve tomalar darbelendi, devrilme tehlikeleri yaþadý. Polisin attýðý biber gazlarý eldivenlerle yakalanarak su dolu kovalarda söndürüldü ya da polise geri fýrlatýldý. Þiþli’den Tarlabaþý’na uzanan çatýþma hattýnýn hemen her sokaðýnda bulunan Leninistler, 5’er 10’arlý gruplarla gerilla tarzý çatýþtýlar. Hedefi sürekli Taksim’e çevirmeye çalýþan Leninistler, Feriköy-Bomonti civarýnda saatlerce çatýþtý. Çatýþmalarýn sürdüðü sokaklarda mahalle sakinleri gazdan fenalaþanlarý, yaralananlarý evlerine alarak tedavi etti, eylemcilere pencerelerden limon, su ve fularlar attý. Tarlabaþý sokaklarýnda yurtsever gençlerin de katýlýmýyla güçlenen çatýþmalar, akþam saatlerine kadar sürdü. Saatler 19.00’u geçerken Taksim’e ve Ýstiklal Caddesine açýlan tüm sokaklar barikatlarla kapalý idi ve caddeler araç trafiðine kapalýydý. Gün sona ererken, Avrupa yakasýnýn hemen tüm caddelerinde çatýþan iþçi ve emekçilerin içinde Taksim Mey da ný’na ve Anýta ulaþamamýþ olmak bir sýzý olarak kalmýþtý.

234. Sayý / 1 - 15 Mayıs 2013

11


1 MAYIS TAKSÝM’DÝR; Yeni Evrede

Gündem

2

013 1 Mayýs’ýnýn tarihe geçtiði kesindir. 1 Mayýs’ta sadece Ýstanbul deðil tüm Türkiye ve Kürdistan tarihi bir gün yaþadý. Sermaye sýnýfýnýn, devletin, hükümetin devrimden korkusu yýllar sonra ilk defa Ýstanbul’un en kritik, en önemli köprülerini açtýrdý. Bu tablo, köprülerin ayaklarýnýn havada olduðu tablo, akýllardan silinmeyecek! Sadece bu mu? Tepeden týrnaða silahlý, gaz bombalarý, basýnçlý su araçlarý, biber gazlarýyla donatýlmýþ polislerle devrimcilerin göðüs göðse savaþýný, þehir içinde gerilla savaþýný aratmayan çarpýþmalarýný, çoðu yerde polisi geri püskürten cesaretlerini ortaya koyan sahneleri kim unutur! Devlet ve hükümet 1 Mayýs’ýn Taksim’de kutlanmasýndan nasýl bir korkuya kapýldýðýný Ýstanbul’un trafiðini felç eden kararlar alarak, tramvay, metrobüs, otobüs, metro, vapur seferlerini durdurarak, ilan edilmemiþ bir sýkýyönetim uygulayarak gösterdi. Alýnan kararlar korkunun büyüklüðünü de gösterdi. Ýstanbul, yýllar sonra, ilk defa bu tür yasaklara sahne oldu. Devletin Ýstanbul’daki baþý Vali, çatýþanlarýn “üç bin beþ yüz kiþilik marjinal gruplar” olduðunu ileri sürüyor. Öyle olsun! Ýstanbul’da, polisle göðüs göðse çatýþmaya, gerilla savaþýný aratmayan bir savaþa girmeye hazýr üç bin beþ yüz kiþi az mý? Belli ki devletin Valisinin sayý mef-

12

Mücadele Birliði

humu yok; devrimci çatýþmalara hazýr binlerce kiþinin varlýðýnýn ne anlama geldiðini bilmiyor! Kaldý ki, Valinin açýkladýðý rakamýn gerçeðin çeyreði bile olmadýðýný biliyoruz. Sayý þu kadar ya da bu kadar ne fark eder! Dünya, Türkiye’de 1 Mayýs’ýn savaþ sahneleri eþliðinde kutlandýðýna tanýk olmadý mý? Bütün bunlar 1 Mayýs’ýn Taksim’de kutlanmasýnýn basit bir “alan” ýsrarý olmadýðýný yeterince kanýtlýyor. Sermaye sýnýfý ve faþist devlet, Taksim’e çýkmýþ iþçi sýný-

fýnýn dev gövdesinde devrim hayaletini görüyor. Onun için Taksim meydanýnda böyle bir hayaletin dolaþtýðýný düþünmek bile istemiyor. Sermaye sýnýfý ve hükümet açýsýndan sorun 1 Mayýs kutlamalarý deðil ama 1 Mayýs’ýn Taksim’de kutlanmasýdýr. Hükümetin baþbakaný hükümetin ve sermaye sýnýfýnýn bu yaklaþýmýný “Biz 1 Mayýs’ý kutlamayýn demiyoruz ama gidin 234. Sayý / 1 - 15 Mayıs 2013

Kazlýçeþme’de ya da baþka bir yerde kutlayýn diyoruz” sözleriyle ortaya koydu. Ayný konuþmada ayný Baþbakan TKP’nin Kadýköy mitingini iþaret ederek kendi çýkarlarýna uygun olan yeri de açýklamýþ oldu.

Kýzýl 1 Mayýs Olmaz; Yeþil ya da Sarýsýný Verelim! Leninist Parti uzun yýllar boyunca Türkiye ve Kürdistan devrimci hareketine Taksim’de ýsrarýn devrimde ýsrar olduðunu; basit bir alan tartýþmasý olmadýðýný anlatmaya ve her yýl Taksim’e çýkarak örnekler yoluyla kavratmaya çalýþtý. Taksim’in yolunu açmak devrimin yolunu açmaktý. Ýki ülkenin devrimci hareketi, Leninist Partinin yarattýðý devrimci politik etkiye daha fazla direnemedi ve yüzünü Taksim’e çevirmek zorunda kaldý. Devrimci güçlerin ve kitlelerin Taksim ýsrarý dayanýlmayacak bir baský gücüne eriþince sermaye sýnýfý ve faþist devlet, yasal kanallar açarak bir deneme yapmak istediler. 1 Mayýs’ýn Taksim’de yasal olarak kutlanmasýnýn önünü açtýlar. Amaç, 1 Mayýs’ý devrimci özünden uzaklaþtýrmaktý. Ama onlarýn farklý amaçla açtýklarý yoldan kitleler kendi özlemlerini gerçekleþtirmek üzere milyonlar halinde yürümeye baþladýlar. Geçtiðimiz yýl Taksim’e çýkan kitle sayýsý bir buçuk milyonu bulmuþtu. Mayanýn tutmadýðý görüldü. O halde


TAKSÝM DEVRÝMDÝR! Yeni Evrede

Gündem

Mücadele Birliði

yeni bir yol denenmeliydi. Dinci/gerici sendikacýlara Taksim yolunu açmak ve TKP denen sosyal reformist partiye Kadýköy meydanýna göndermek; böylece kýzýl 1 Mayýs’ý “yeþil ya da sarý” 1 Mayýs’a çevirmek; þimdi denenen yol budur. Bunun için Hak-Ýþ, bizzat devlet tarafýndan Taksim’e gönderilirken TKP’ye de Kadýköy’de midevrimci çevre Taksim’den vazgeçmedi; ting görevi verildi. Yeþil sevmeyenlere sarý vazgeçmeye cesaret edemedi. Buna sendi1 Mayýs alternatifi olsun diye! kalarýn büyük bir kýsmý dâhil. Burada bir kez daha yýllar boyu TakGöl Maya Tutar Mý? sim’e çýkarak 1 Mayýs’ýn kýzýl kalmasýný Tutmaz! Hükümet bu gerçeði öðrensaðlayan Leninist Partinin devrimci politik menin bedelini sokak savaþlarýyla ödedi. Ne Hak-Ýþ’e Taksim yolunu açmak ne de etkisine iþaret etmek gerekiyor. Bu etki saTKP’yi Kadiköy mitingiyle görevlendir- yesinde öyle bir yola girildi ki, bundan mek 1 Mayýs’ýn kýzýl renginde geçmesini böyle Taksim’den vazgeçen çevrenin poönleyebildi. Devlet “yasak” kararýný gün- litik iflasla karþý karþýya kalacaðýný artýk ler öncesinde ilan etmesine raðmen hiçbir herkes görüyor, kabul ediyor. Týpký, iki yýl önce “Taksim’i kazandýk sýra memleketi

234. Sayý / 1 - 15 Mayıs 2013

kazanmaya geldi” diye yazan sosyal reformist TKP’nin bugün uðradýðý politik iflas gibi. Bu yýlýn 1 Mayýs’ýnda Kadýköy’de politik bir ceset vardý. Taksim’in yolu uzun yýllar önce ve aðýr bedeller pahasýna Leninist Parti tarafýndan açýlmýþtý. DÝSK’ten KESK’e, oradan pek çok çevreye kadar çok geniþ bir yelpaze Taksim yoluna girdikten sonra sermeye sýnýfýnýn ve devletin kitleleri bu yoldan geri çevirme þansý kalmadý. 2013 1 Mayýs’ýnda Taksim için savaþan binlerce insanýn varlýðý bunun kanýtýdýr. Kitleler yüzünü devrime çevirmiþken kitlelerin en ileri kesimlerine devrim için savaþmak düþüyor. Taksim için yapýlan savaþ buydu. Bundan þüphesi olanlar bu yýlýn 1 Mayýs Ýstanbul resimlerine baksýn! O resimlerde þunu görecekler: 1 Mayýs Taksim’dir; Taksim devrimdir!

13


SÝBEL ÝÇÝN AYIÞIÐI’NDA... Devrim Savaşçıları

“Ýnsanlarýn idealleri için yaþamasý ile idealleri için ölmesi arasýnda fark göremiyorum” diyen Sibel Sürücü’yü anmak için ailesi, yoldaþlarý ve dostlarý 21 Nisan Pazar günü Ayýþýðý Sanat Merkezi’nde toplandý. 12 sene önce zindanlarda süren Ölüm Orucu Eyleminde 122 gün sonunda ölümsüzleþen Sibel Sürücü için bir anma etkinliði düzenleyen Emekçi Kadýnlar, kýsa bir þiir dramatizasyonun ardýndan Ayýþýðý Sanat Merkezi’nin hazýrladýðý

14

Yeni Evrede

Mücadele Birliði

belgeseli izletti. 22 Nisan 2001 günü ölümsüzlüðe uðurlanan Sibel Sürücü þahsýnda tüm ölümsüzleþen devrim savaþçýlarý için herkesi saygý duruþuna davet ettikten sonra, “Böyle puslu bir bahar sabahý uðurladýk Sibelimizi güneþe... 12 bahar geçti üzerinden. Bizler de istedik ki, hem yoldaþýmýzý analým, hem de onu tanýmayanlara anlatalým” diyerek kýsaca Sibel Sürücü’yü tanýttýlar. “Sibelimiz güneþimiz Tokat’ta tanýþtý devrimci mücadeleyle. Ve kýsacýk yaþamýna uzun bir kavga sýðdýrdý. Ýstanbul’un yoksul semtlerinden illegal alana, oradan zindanlara taþýdý mücadelesini. 19 Aralýk 2000’de yaþanan zindan savaþlarýnda Ümraniye zindanýnda 4 gün boyunca dünyanýn en güçlü ve donanýmlý ordularýndan birine karþý savaþtý. 4 günün sonunda Kartal Zindaný’na götürülen Sibel Sürücü, hücrelerde tutsaðýn tek silahý olan bedenini ortaya koyarak savaþtý. 122 gün süren Ölüm Orucu eylemine bedeni yenik düþtü, ölümsüzleþti.” dedikten sonra onu þiirlerle anlatmaya baþladý Emekçi Kadýnlar. Yazdýðý mektuplarla, þiirlerle Sibel’i anýmsattýlar tanýyanlara, tanýmayanlara da tanýttýlar. Sibel’i asýl anlatan, Sanat Merkezi’nin hazýrladýðý çalýþma oldu. F tipi cezaevlerine geçiþle, 19 Aralýk katliamýyla baþlýyordu. Döneme ait görüntüler ve Sakine Ananýn anlatýmlarý ile o günlere gidildi. 19 Aralýk’tan Ümraniye Zindaný ve Kartal Hastanesi’ne uzanan öykü; görüntüler, anlatýmlar, mektuplar, þiirle örülmüþtü. Sibel’in çocukluðundan Ayazma Mezarlýðýna kýsa yaþamý fotoðraflarý ve tiyatro sahneleri ile anlatýldý. Dostlarýmýzýn kýsa süre önce elimize ulaþtýrdýðý cenaze töreni görüntüleri ise duygularýn en yoðunlaþtýðý anlar oldu. Yaklaþýk 1 saat süren etkinlik, Sibel’in “Senin bir sürü çocuðun var, yalnýz biz deðil. Ne olursa olsun yaptýklarýn boþa gitmeyecek ve unutulmayacak, bunu bilmelisin. Farkýnda bile deðilsin ama tarihsel anlamý olan güzellikler yaratýyorsun. Bizim için deðil yalnýz, tüm çocuklar için...” sözleriyle Sakine Ananýn sahneye davet edilmesi ve onun kýsa anlatýmýyla son buldu. Sohbet etmek için geçtiðimiz salonda da Sibel Sürücü’nün Tokat’taki ilkokul öðretmeni bize Sibel’i anlattý. Bir anma etkinliði daha O’nu tanýyan, onunla omuz omuza mücadele edenlerin O’nu ilk günkü gibi hatýrlamalarý ve gençlerin de O’nu tanýyamamýþ olmanýn hüznü ile sona erdi.

234. Sayý / 1 - 15 Mayıs 2013


Yeni Evrede

Devrim Savaşçıları

Mücadele Birliði

ÇOCUÐUMUN MEZARINA TAÞ DOLDURULMUÞ Küçükçekmece Belediyesine baðlý Ayazma Mezarlýðý’nda bulunan mezarlar ailelerin haberi olmadan baþka mezarlýklara taþýndý. Habersiz taþýnan mezarlardan biri de TKEP/L davasý tutsaðý ve Ölüm Orucu savaþçýlarýndan Sibel Sürücü’ye ait. Ayazma’da gecekondularýn yýkýmýndan sonra baþlatýlan My World Europe konutlarýnýn büyük bölümü tamamlandýktan sonra yol, park vb. yapýlmasý için Ayazma Mezarlýðý’nýn yýkýlmasýna geldi sýra. Naaþlar, ailelere haber verilmeden baþka mezarlýklara taþýndý. Sibel Sürücü’nün dayýsý Þenol Budak yeðenin ölüm yýldönümü yaklaþýrken, mezarýn bakýmýný yapmak için Ayazma Mezarlýðý’na gittiðinde gördükleri karþýnda þaþkýna döndüðü belirtti; hemen Sibel Sürücü’nün annesi Sakine Sürücü’yü telefonla arayarak olayý bildirdi. Ardýndan Küçükçekmece Belediyesi’ne baðlý Mezarlýklar Müdürlüðü’nü aradý. Mezarlýk Müdürlüðü’nden yetkili Ýlyas Büyük ile görüþen Þenol Budak, Ayazaða Mezarlýðý’nda bulunan yeðeninin mezarýnýn nasýl haber verilmeden taþýndýðýný sorduðunda “Sizlere ulaþamadýk” cevabýný aldýðýný söyledi. Kendilerine ulaþýlamadýðý gerekçesine “Bu mümkün deðil nüfus kaydýnda ailenin, bizlerin ulaþabileceði her türlü kaydý bulunuyor” diyerek yetkiliye tepki gösteren Budak mezarýn nereye taþýndýðýný sorduðunda, Hadýmköy Gülbahçe Mezarlýðý’na götürüldüðü öðrendi. Þenol Budak yeðeni Sibel Sürücü’nün

kemiklerinin gerçekten Gülbahçe Mezarlýðý’na nakledildiðinden þüphe ettiðini söyledi. Budak “Ayazma Mezarlýðý’na gittiðimde bütün mezarlar boþaltýlmýþ, talan edilmiþti, mezarlýðýn üst tarafýnda yol çalýþmasý var. Sibel’in mezarýnýn üzerine hafriyat dökülmüþ üzerinde koca kaya parçalarý var, mezarýn küçük bir kýsmý görülüyor.” dedi. Budak, Sibel Sürücü’nün mezarýnýn hemen yanýndaki asker mezarýnýn hafriyattan korunduðunu ve mezarýn taþýnmadýðýnýn altýný çizdi. Budak; “Nasýl oluyor da o mezar korunuyor da bizim mezarýmýzýn içi taþ ve toprakla örtülü oluyor. Bu, insanlarýn ölülerinin bile eþit olmadýðýný gösteriyor” dedi. Sibel Sürücü’nün F tipi cezaevlerine karþý baþlatýlan Ölüm Oruçlarýna katýlan ve TKEP/L davasýndan yargýlanan bir devrimci olduðunu hatýrlatarak, “Sibel Sürücü Ýkitelli halký tarafýndan çok sevilen ve saygý duyulan bir kiþiydi. Cenazesini binlerle uðurladýk. Sibel Ýkitelli yoksul halkýný çok severdi, onun vasiyeti üzerine Ayazma Mezarlýðý’na gömdük.” ifadelerini kullandý. Anne Sakine Sürücü, durumu öðrenmesi üzerine Ýstanbul’a gelerek kýzý Sibel Sürücü’nün mezarýný gördüðünde þok olduðunu söyledi. Sakine Sürücü, Tokat’tan her yýl kýzýnýn ölüm yýldönümünde anma yapmak için geldiðini belirtti. Bu yýl da yine Ýstanbul’a geldiðinde kýzýnýn hafriyat ve taþ dolu mezarýyla karþýlaþtýðýný aktardý. Mezarýn baþýnda durarak, “Bu mezarýn içi

234. Sayý / 1 - 15 Mayıs 2013

taþ dolu, üsten aþaðý taþý yýkmýþlar, yanýndaki de mezar, onu kormuþlar; bizim mezara gelince içi taþ dolu. Benim çocuðumun kemiklerinin burada olduðunu düþünüyorum çünkü ben burada yoktum. Çünkü ben güvenemiyorum. Bize hiç bir haber vermeden, sormadan bizim çocuðumuzu almýþ götürmüþler, kafalarýna göre kendileri belirlemiþler, bu bizim çocuklarýmýz benim çocuðum, nasýl kendi baþlarýna karar veriyorlar. Benim yanýmda tapum var, bu mezarýn bir tapusu var, tapuyu sormadan, bizim tapulu yerden çocuklarýmýzý alýp baþka yere nakletmiþler.” dedi. Sakine Sürücü kýzý Sibel Sürücü’den bahsederek; Sibel Sürücü’nün devrimci olduðunu ve TKEP/Leninist davasý tutsaðý olarak Ölüm Orucu eyleminde ölümsüzleþtiðini söyledi. Sakine Sürücü, “Ben bunun peþini býrakmayacaðým avukata vekalet verdim, tazminat davasý açacaðým, gereken her þeyi annesi olarak yapacaðým ve hakkýmý acýyacaðým. Böyle bir adalet olmaz. Eðer bir eþitlik varsa, þu mezar korunmuþ benim çocuðumun mezarý niye taþ doldurulmuþ, yok edilmiþ, böyle bir memleket olamaz, böyle bir memleket böyle bir dünya istemiyorum. Ýnsanlara gerçekten saygý, sevgi gösteren bir memleket istiyorum, iyi yaþamak istiyorum. Biz bu memlekete yaþayamýyoruz, ölülerimiz de kendimiz de, saygý sevgi görmüyoruz” diye konuþtu. Anne Sakine Sürücü Avukatlarý aracýlýðýyla Mezarlýklar Müdürlüðü hakkýnda suç duyurusunda bulunacaklarýný aktardý.

15


SAVAÞMADAN ASLA KAZANAMAYIZ

Yeni Evrede

Sokaklar

Mücadele Birliði

Ýz mir’de 18 Nisan günü DÝSK, Türk-Ýþ, K E S K , TMMOB ve TTB’ne baðlý iþçi ve emekçiler, taþerona ve güvencesiz çalýþmaya karþý sokaða çýktý. Ýþten atýlacak olan Ýz e l m a n iþçileri ve aylardýr maaþlarýný alamayan BMC iþçileri için de sokaða sýkan emekçiler, toplanma yeri olan Basmane Meydaný’na iki ayrý yürüyüþ kolundan geldi. DÝSK’e baðlý iþçiler Genel-Ýþ Sendikasý önünden gelirken, Türk-Ýþ’e baðlý iþçiler de Belediye-Ýþ Sendikas’ýnýn önünden yürüdüler. Eyleme Mücadele Birliði Platformu da katýlarak destek verdi. Mücadele Birliði eylem esnasýnda sýk sýk “Ýþçiler Birleþin, Devrim Için Savaþýn”, “Zafer Savaþan Iþçilerin Olacak”, “Yaþasýn Ýþçilerin Mücadele Birliði” sloganlarýný attýlar ve iþçileri 1 Mayýs’ta Taksim’e çaðýrmak için bildiri daðýttýlar. Yapýlan kitlesel yürüþün ardýndan eylem yeri olan Ýzmir Büyükþehir Belediyesi’nin önüne gelindi. Kitlenin toplanmasýnýn ardýndan basýn açýklamasýnýn okundu; taþeronlaþtýrma ve iþ güvencesinin ortadan kaldýrýlmasýna karþý emeðin birliðini yaratmak için bir araya geldikleri ve haklarý çiðnenen ve iþten atýlan iþçiler için mücadele ettikleri belirtildi. Basýn açýklamasýnýn ardýndan eylem müzik dinletisi ile sona erdi. 22 Nisan Pazartesi günü saat 16.00’da Genel-Ýþ Sendikasý Þube baþkanlarý ve iþçileri, Ýzmir Büyükþehir Belediyesi Çetin Emeç Konferans Salonunda 1 Mayýs’ta iþten atýlacak olan 650 iþçi ile ilgili alýnan bir dizi eylem kararlarýný açýklamak üzere toplandýlar. Ýlk sözü alan þube sekreteri Can Baðdýr “Bizler belediye iþçileri olarak bugüne kadar çok görkemli eylemler yaptýk. Gücümüzü iþçi sýnýfýnýn örgütlü mücadelesinden alýyoruz. Þube sekreteri tekel iþçilerinin sokak mücadelesini örnek göstererek kazanmak bizim elimizdedir” dedi, sözü DÝSK Bölge Temsilcisi

16

Ve 3 Nolu Þube Baþkaný olan Memiþ Sarý’ya býraktý. “Eylem gün ve saatlerimizi Genel-Ýþ 1-2-3-4-5 þubeleri ile ortak karar aldýk. Ýlk olarak 24 Nisan Çarþamba günü saat 15.30’da Ýzmir Büyükþehir Belediyesinin önüne 6 metre büyüklüðünde 24 saat açýk olacak þekilde direniþ çadýrý kuracaðýz. Bu çadýr yalnýzca 650 Ýzelman iþçisinin deðil taþerona karþý mücadele eden tüm iþçi sýnýfýnýn çadýrýdýr ve herkes orayý sahiplenmelidir. 25 Nisan Perþembe günü saat 15.30’da herkes Genel-Ýþ önünde toplanacak. En önemlisi olacak eylemimiz, 26 Nisan Cuma günü Genel-Ýþ’in örgütlü olduðu tüm ilçe ve birimlerde tam gün iþ býrakma eylemi gerçekleþecektir. Ayrýca o gün Belediyeye ait toplu taþýma araçlarýnýn da 650 iþçi ile dayanýþma adýna tam gün iþ býrakacaktýr” dedi. Sözü alan 2 nolu þube baþkaný Taner Þanlý da “Bu ülkede bir çok süreç yaþandý. Bizler ne gördük ve neler yapmalýyýz. Sorun 650 iþçinin sorunu deðil tüm iþçi sýnýfýnýn sahiplenmesi gerektiði genel bir sorundur. Bu dönemde sendikalarýn güven vermesi gerekir. Bu süreçte birbirimizi anlamalý ve mücadelemize sarýlmalýyýz unutmamalýyýz ki savaþmadan asla kazanamayýz” dedi. Ýzmir Büyükþehir Belediyesi’nin taþeronlaþtýrma saldýrýlarýna karþý bir süredir eylem halinde olan Ýzelman iþçileri ve Genel-Ýþ Sendikasý Ýzmir þubelerine üye iþçiler 24 Nisan tarihiyle Büyükþehir Belediyesi’nin önünde bir eylem çadýrý açarak eyleme baþladýlar. Saat 15.30’da belediye önünde toplanarak “Taþerona Geçit Vermeyeceðiz” pankartý açan iþçiler eylem esnasýnda sýk sýk “Birleþe Birleþe Kazanacaðýz”, “Susma Haykýr, Taþerona Hayýr”, “Yaþasýn Örgütlü Mücadelemiz” sloganlarý attýlar. Genel-Ýþ Sendikasý adýna yapýlan açýklamalardan sonra “Taþerona Karþý Nöbet Çadýrý” kuruldu. Bu sýrada Dokuz Eylül Üniversitesi’nde devrimci öðrencilere yönelik faþist saldýrý haberini alan iþçiler öðrencilerin yanýna gitmek istediler. Ancak olaylarýn durulduðu haberi gelince eylem alanlarýndan ayrýlmadýlar. Ýzelman iþçilerine sabaha karþý bir saldýrý oldu. Sabah saat 06.00 civarýnda saldýran ve iþçilerin çadýrýný kaldýran sivil polis ve çevik kuvvet ekipleri, iþçilerin Konak’ta çadýr kurmasýnýn yasak olduðunu, çevreyi kirlettiklerini iddia ettiler. Ýzelman iþçileri, saat 10.00’da yaptýklarý basýn açýklamasýyla saldýrýlarý kýnadý. Ýþçiler ilk önce bildiri daðýtarak iþçi ve emekçileri bilgilendirdiler ve 1 Mayýs’a çaðrý yaptýlar. Kurduklarý çadýrýn önünde toplanan Genel-Ýþ Sendikasý üyeleri ve Ýzelman iþçileri, baský ve saldýrlarýn kendilerini yýldýrmayacaðýný haykýrdýlar. Eylemde sendika adýna konuþan DÝSK Ege Bölge Temsilcisi Memiþ Sarý valinin çadýrýn kent estetiðine uymadýðý gerekçesiyle kaldýrýlmasýný istediðini söylerken, baskýlara ve saldýrýlara karþý eylemlerine devam edeceklerini belirtti. Ýki duyuru yapýldý. Ýlk duyuru iþçilerin iþlerini kaybetmelerine neden olan ihaleye karþý açýlan davaya iliþkindi. Mahkemenin yürütmeyi durdurma kararý aldýðýný öðrenen iþçiler, haberi

234. Sayý / 1 - 15 Mayıs 2013


Yeni Evrede

Sokaklar

Mücadele Birliði

sevinç çýðlýk la rýy la ve sloganlarla karþýl a d ý . Böylece iþçiler eylem le ri ne neden olan ihaleyi kýsa bir süreliðine durdurmuþ oldular. Ýkinci duyuru ise Dokuz Eylül Üniversitesi’nde 1 Mayýs çalýþmasý yapan devrimci öðrencilere dönük saldýrýlara iliþkindi. 1 Mayýs’ýn iþçi sýnýfý açýsýndan öneminden bahseden Memiþ Sarý, “çocuklarýmýza ve gençlerimize dokunmayýn” dedi. Akþamüzeri gelen haber ise, kutlamalarý artýracak nitelikteydi. Büyükþehir Belediyesi için ihaleye giren taþeron Hanoðlu-Zigana ortaklýðý, ihaleden çekildiðini açýkladý. Böylelikle belediyenin iþçileri iþten atmak için de gerekçesi kalmamýþ oldu. Mücadele Birliði/Ýzmir

DHL’DE MÜCADELE DEVAM EDÝYOR

TÜMTÝS Sendikasýna üye olduklarý için iþten çýkartýlan ve DHL önünde eylemde olan iþçiler için Sendikal Güç Birliði Platformu Alman Konsolosluðu önünde eylem yaptý. Alman Konsolosu ile Petrol-Ýþ Genel Baþkaný Mustafa Öztaþkýn ve Kristal-Ýþ Genel Baþkaný Bilal Çetintaþ birlikte görüþmede bulundular. TÜMTÝS Genel Baþkaný Kenan Öztürk eylem sýrasýnda yaptýðý konuþmada, DHL’nin Alman devletinin de ortaðý bir þirket olduðunu belirterek “DHL’deki mücadelemiz tüm baskýlara ve oyunlara karþýn 10 aydýr devam ediyor. Mücadelemizin 180’inci gününde Hak-Ýþ’e baðlý Öz Taþýma-Ýþ’in patronla iþ birliði içerisinde, bir emek örgütüne yakýþmayacak onursuzluk içinde, direniþi kýrma giriþimlerini gördük. Bu onursuzluðu unutmak kolay deðil, mücadelemize devam ediyoruz.” diye konuþtu. Sendikal Güç Birliði Platformu adýna ise dönem sözcüsü Kristal-Ýþ Genel Baþkaný Bilal Çetintaþ konuþtu. Sendikal Güç Birliði Platformu olarak TÜMTÝS’in mücadelesinin yanýnda olduklarýný belirten Çetintaþ, tüm emekçilerin 1 Mayýs Bayramý’ný kutladý. Çetintaþ 1 Mayýs’ta Sendikal Güçbirliði’nin Beþiktaþ’ta toplanarak Taksim’e yürüyeceði bilgisini de verdi.

ÇAYKUR İŞÇİLERİNİN GREVİ 1 GÜN SÜRDÜ!

Tek Gýda Ýþ Sendikasý’nýn örgütlü olduðu Çaykur’da patronlarla anlaþma saðlanamayýnca 22 Nisan’da iþçiler greve gitti. Yaklaþýk 300 iþçi, sabah saat 08.00’de Çaykur Genel Müdürlüðü önünde toplandýktan sonra bina giriþine “Bu Ýþ Yerinde Grev Vardýr” pankartý astý. Tek Gýda-Ýþ Sendikasý üyeleri, 58 iþletmede de grev pankartý astý ve 4’er grev gözcüsü, önlüklerini giyerek nöbete baþladý. Çaykur Genel Müdürlüðü önünde toplanan iþçilere, Sendikal Güç Birliði Platformu’na baðlý sendika genel baþkanlarý ve KESK’li emekçiler katýlarak destek verdi. Tek Gýda-Ýþ Sendikasý Genel Baþkaný Mustafa Türkel, grevin bölge ve Çaykur tarihinde bir ilk olduðunu belirterek, 5 yýldýr toplu iþ sözleþmesinden mahrum býrakýlan 10 bin iþçinin taleplerinin toplu sözleþme masasýnda karþýlýksýz býrakýldýðýný söyledi. Türkel, normalde 20 Mayýs’ta iþbaþý yaptýrýlan 7 bin mevsimlik iþçinin 20 Nisan’da “Acele gelin, iþbaþý yapýn” denilerek Çaykur iþletmesi tarafýndan grev kýrýcýlýðý yaptýrýldýðýný söyledi. Ýþçiler, Çaykur önünde halay çekerek, horon tepti ve “Birleþe, Birleþe Kazanacaðýz”, “Çaykur Ýþçisi Yalnýz Deðildir”, “Ýþçiyiz, Haklýyýz Kazanacaðýz” sloganlarý attý. Ardýndan grev gözcülerini Çaykur önünde býrakarak Tek Gýda-Ýþ Sendikasý Rize Þube Baþkanlýðý’na yürüdüler. Sendika her iþçi için, 5 yýl geriye dönük kampanya primi ve “yýpranma zammý” olarak 500’er TL ücret artýþý istemiþti. Çaykur Genel Müdürü Ýmdat Sütlüoðlu ise bunun kuruma altýndan kalkýlamayacak yük getireceðini belirterek karþý çýkmýþtý. “Çaykur grevi, Türkiye’de kamudaki son 20 yýlýn en büyük grevi olacak!” diyen Tek Gýda-Ýþ Sendikasý Genel Baþkaný Mustafa Türkel, akþam saatlerinde greve katýlýmýn çok az olduðunu söyleyerek “iþçileri maðdur etmemek için” grevin bitirildiðini duyurdu, iþçilere iþbaþý yapmasý çaðrýsýnda bulundu. Tek Gýda Ýþ Sendikasý, henüz ayrýntýlý bir açýklama yapmadý.

234. Sayý / 1 - 15 Mayıs 2013

17


Yeni Evrede

Sokaklar

HEKÝMLER ÖLÜYOR

Saðlýk emekçileri tüm yurtta “Þiddeti doðuran ve besleyen saðlýk sistemine karþý mücadele için G(ö)rev de yiz” diyerek iþ býrakma eylemi yaptýlar. 17 Nisan günü Ýstanbul Çapa Týp Fakültesi önünde bir araya gelen saðlýk e mek çi le ri, geçen yýl Antep’te bir hasta yakýný tarafýndan öldürülen Dr. Ersin Arslan anýsýna ve saðlýk kurumlarýnda saðlýk çalýþanlarýna artan þiddetin önlenmesi için bir günlük iþ býrakma eylemi gerçekleþtirdiler. Ýstanbul Çapa Týp Fakültesi bahçesinde Türk Tabipler Birliði, Tabip Odasý, SES, Dev Saðlýk Ýþ, çaðrýsýyla bir araya gelen saðlýk emekçileri sabah saatlerinden itibaren toplanmaya baþladýlar. Saat 11.00’da yürüyüþe geçen emekçiler ellerinde öldürülen hekimlerin resimleri ve “Böyle Saðlýk Sistemi Sona Ersin”, “Hekimler Ölüyor Yetkililer Seyrediyor”, “Saðlýk Ýþi Ekip Ýþidir” yazýlý dövizlerle yürüdüler. Çapa Týp Fakültesi’nden Millet Caddesi’ni trafiðe kapatarak yürüyen kitle, Sultanahmet’te bulunan Saðlýk Ýstanbul Ýl Müdürlüðü önüne kadar yürüdüler. “Saðlýkta Þiddet Sona Ersin”, “Eþit, Parasýz Saðlýk” sloganlarý atan saðlýk emekçilerine bir çok saðlýk örgütü ve Mücadele Birliði, Devrimci Emekçi komiteleri de eylem destek verdi. Saðlýk Ýl Müdürlüðü önüne gelen kitle burada ilk önce saðlýk kurumlarýnda öldürülen saðlýk çalýþanlarý için saygý duruþunda bulundu, ardýndan Dr. Ersin Arslan için bir parça söyledi. Saðlýk örgütlerinin ortak hazýrladýklarý basýn metnini Tabipler Odasý Genel Sekreteri Ali Çerkezoðlu okudu. Dr. Ersin Arslan’ýn Gaziantep’te bir hasta yakýný tarafýndan býçaklanarak öldürüldüðünü hatýrlatan Çerkezoðlu, “Aradan bir yýl geçti, ancak saðlýk çalýþanlarý her gün ülkenin dört bir yanýnda þiddete görmeye devam ediyor.” dedi. Saðlýk çalýþanlarýný, hasta ve hasta yakýnlarýyla karþý karþýya getiren akýl dýþý bir saðlýk sistemini olduðunu belirten Çerkezoðlu, tüm bunlarýn sonucunun bozuk bir saðlýk sistemi, tedavi olamayan hastalar, çalýþanlara yönelmiþ öfke ve þiddet olarak ortaya çýktýðýný söyledi. Açýklamadan sonra eylem sloganlarla sona erdi.

18

Mücadele Birliði

ANTEP’TE SAÐLIK EMEKÇÝLERÝ EYLEMDE

17 Nisan 2012 yýlýnda görev yaptýðý Av. Cengiz Gökçek Devlet Hastanesinde bir hasta yakýný tarafýndan býçaklanarak öldürülen Dr. Ersin Aslan’ýn birinci yýldönümünde anmak için bir yürüyüþ ve basýn açýklamasý gerçekleþtirildi. Eylemde saðlýkta yaþanan þiddetin son bulmasý dile getirilirken AKP’nin adým adým yaþama geçirdiði saðlýk politikalarý eleþtirildi. Basýn açýklamasý, ismi Dr.Ersin Aslan Devlet Hastanesi olarak deðiþtirilen hastanenin giriþinden baþladý. Saat 13.00’te toplanmaya baþlayan saðlýk çalýþanlarý ve destek için gelen birçok kurum ve kitle örgütleri 13.30’da Demokrasi Meydanýna doðru sloganlarla yürüyüþe geçti. Yürüyüþ öncesi Türk Saðlýk Sen ve SES arasýnda kýsa bir gerginlik yaþandý. Birçok farklý ilçelerden gelen saðlýk kurumlarý ve Türk Saðlýk Sen’in pankart açmasýna raðmen SES Sendikasýna hem pankart açmasýný hem de tutuklu bulunan SES üyesi bir emekçinin dövizinin taþýnmasýný istemediler. Ancak tüm baskýlara raðmen Saðlýk Emekçileri Sendikasý pankart ve dövizleri ile yürüyüþe geçti. Eylemde sýk sýk AKP’nin saðlýk politikalarýný eleþtiren ajitasyon konuþmalarý yapýlýrken “Saðlýkta Dönüþüm Ölüm Demektir”, “Saðlýkta Þiddete Hayýr”, “AKP Saðlýða Zararlýdýr”, “Saðlýkçýya Uzanan Eller Kýrýlsýn”, “Baskýlar Bizi Yýldýramaz” sloganlarý atýldý. Demokrasi Meydaný’na gelindiði sýrada Tabipler Odasý tarafýndan açýklama yapýldý. Açýklamada 1 günlük iþ býrakma eylemine atfen “17 Nisan 2013 günü öldürülen meslektaþýmýz Dr. Ersin Aslan’ý anýp Türkiye’de saðlýk alanýndaki þiddeti, nedenlerini, çözüm önerilerini tartýþacaðýmýzdan dolayý acil hastalar, kanser hastalarý, diyaliz hastalarý ve yatan hastalar dýþýnda saðlýk hizmeti sunamayacaðýz.” denildi. Eylem 10 dakikalý oturma eylemi ile sonlandýrýldý.

234. Sayý / 1 - 15 Mayıs 2013


Yeni Evrede

Sokaklar

Mücadele Birliði

SAÐLIKÇILAR ÝZMÝR’DE DE EYLEMDEYDÝ

17 Nisan günü saðlýk emekçileri Ýzmir’de de iþ býraktý, acil ve yatan hastalarla kanser hastalarý dýþýnda çalýþmadýlar. Saðlýk emekçileri 12.30’da da Ege Üniversitesi poliklinikler önünde toplanarak eylemlerine baþladýlar. Her hastanenin kendi pankartýyla bulunduðu eylemde, ayrýca “Saðlýk Çalýþanlarýna Þiddetin Nedeni Piyasalaþan Saðlýk Sistemidir”, “Bu Ýþ Yerinde Grev Var”, “Ölmek Ýçin Okumuyoruz”, “Böyle Saðlýk Sistemi Olmaz. Bu Þiddet Sona Ersin” pankartlarý açýldý. Kürsüden TTB MK üyesi Fatih Sürenkök söz aldý ve AKP hükümetinin ve sermayenin saðlýkta dönüþüm programýný eleþtirdi. Daha sonra SES MYK üyesi Zülfikar Kartal kýsa bir konuþma yaptý. Saðlýk alanýnda örgütlü kurumlarýn ortak hazýrlanan basýn metnini ise ÝTO Baþkaný Mete Güzelanýt okudu. Okunan basýn metninde saðlýk emekçileri taþeron sistemini ve performansa dayalý çalýþmayý ve saðlýkçýlara dönük þiddeti protesto ettiler. Eylemde ayrýca Genel Saðlýk-Ýþ Sendikasý, Türk Saðlýk Sen, SES Ýzmir Þube Baþkaný, Dev Saðlýk-Ýþ, Ýzmir Diþ Hekimleri Odasý, Ýzmir Aile Hekimleri Odasý birer konuþma yaptý. Eyleme KESK Þubeler Platformu, DÝSK Ege Bölge Temsilciliði, Genel-Ýþ Þubeleri, Belediye-Ýþ 6 No’lu Þube Baþkaný, TMMOB destek verdi. Mücadele Birliði/Ýzmir

EMEK DÜÞMANI YASALARA HAYIR

Saðlýk emekçileri, Okmeydaný Eðitim ve Araþtýrma Hastanesi, Aðýz ve Diþ Hastalýklarý binasý önünde bir araya gelerek Kanun Hükmünde Kararnameler’in(KHK) sorunlarý katmerleþtirdiðine dikkat çektiler. 18 Nisan günü emekçiler, hükümetin hastaneleri özelleþtirmek için attýðý adýmlarla tüm çalýþanlarýn güvencesiz, kölelik yasalarýna göre çalýþtýrmak için çýkarýlan KHK’lerle sadece saðlýk çalýþanlarýnýn deðil tüm hastalarýn maðduriyetine yol açtýðýnýn altýný çizdiler. Þiþli SES Þubesi’nin çaðrýsýyla hastane önünde toplanan Türk Saðlýk Sen, Dev Saðlýk Ýþ üyesi iþçiler de açýklamaya katýldýlar. Basýn açýklamasýný Özlem Duyar okudu. Performans sistemiyle emekçilerin birbirine düþürülmeye çalýþýldýðý bu dönemde kendilerine dayatýlan emek düþmaný yasalara karþý koymanýn hayati önem taþýdýðýný kaydeden Duyar, “Biz saðlýk emekçileri olarak emekliliðimize yansýyacak ‘Saðlýk Hizmet Tazminatý’ istiyoruz. Ýnsanca yaþanacak bir ücret ve Saðlýðýn en aðýr ve tehlikeli iþ kapsamýna alýnarak saðlýklý ve çalýþma barýþýnýn saðladýðý iþ yerini yaratmaya tüm gücümüzle çalýþacaðýmýzý buradan duyuruyoruz.” dedi. Eylem sýk sýk “Kanser Olmak Ýstemiyoruz”, “Saðlýksýz Proteze Hayýr” sloganlar atan emekçiler, bu yasanýn kaldýrýlmasý için mücadele etmeye devam e de cek le ri ni belirterek eylemi sonlandýrdýlar.

98 YIL OLDU! UNUTTURMAYACAÐIZ

Taksim Meydaný’nda bir araya gelen yüzlerce Ermeni, Süryani, devrimci demokratlar 1915 yýlýnda Ermeni ve Süryanilere yapýlan soykýrýmda ölenler için anma düzenledi. 24 Nisan günü Meydanda toplanan yüzlerce kiþi, anmalarýný polis kordonu altýnda gerçekleþtirdi. Oturma eylemi yapan kitle Ermeni þarkýlar çaldý, yere Türkçe, Ermenice “Unutmayacaðýz, Unutturmayacaðýz, 98 Yýl Oldu!” pankartlarý açýldý, karanfiller konarak mumlar yakýldý. Anma boyunca soykýrýma uðrayan kiþilerin fotoðraflarý taþýndý, isimleri okundu, yaþadýklarý olaylar aktarýldý. Anmaya milletvekili Sýrrý Süreyya Önder ve birçok sanatçý katýldý. Basýna açýklama yapan Gençay Gürsoy 24 Nisan 1915 günü Ýstanbul’da Ermeni ilerigelenlerine karþý düzenlenen operasyonda 240 kiþinin tutuklandýðýný ve bir kaç gün içinde tutuklananlarýn sayýsýnýn 2345’e ulaþtýðýný da aktardý. Gürsoy tutuklananlarýn haklarýnda hiç bir yargýsal süreç iþletilmediðini, Ayaþ ve Çankýrý’ya sürüldüklerini, 761 kiþinin öldürüldüðünü söyledi. “Bu kitlesel tutuklamalarýn hedefi Ermeni toplumuna yönelik imha politikasýnýn uluslararasý kamuoyuna aktarýlmasýný önlemekti.

Çünkü onlar Ermeni toplumunun dünyaya açýlan kapýsý niteliðindeydi. 24 Nisan bu yüzden Ermeni Soykýrýmýnýn baþlangýcý sayýldý.” diye konuþtu. Gürsoy “Çocuklar ana babasýz, ana babalar çocuksuz kaldý. Birbirlerini bir daha bulamadýlar. Onbinler hastalýktan, açlýktan yýðýnlar halinde öldü. Sürgüne gönderildikleri yerlerde bir daha kýlýçtan geçirildiler. 20. yüzyýlýn ilk soykýrýmý bu topraklarda uygulandý.” ifadelerini kullandý. Ardýndan 98 yýl geçtiðini vurgulayan Gürsoy inkarýn sürdüðünün, Ermenilere düþmanlýðýn devam ettiðinin altýný çizdi ve “Ýttihatçýlarý atalarý belleyenler 2007’de Hrant’ý aldýlar aramýzdan, 2011’de de gencecik Sevag’ý. Planlayanlar, suç ortaklarý, katilleri serbest. Soykýrýmýn inkarý politikasýnýn doðal bir sonucu bu olanlar.” dedi. Gençay Gürsoy konuþmasýný þöyle bitirdi: “1915’in acýsýný da yasýný da paylaþýyoruz. Acýlar paylaþmak, ortak düþünmenin, geleceði birlikte kurabilmenin, yani Türkiyeliler olarak, eþit yurttaþlýk iliþkisi içinde bir arada yaþayabilmenin de bir parçasý aslýnda. Birbirini anlamak, tanýmak, yaralarý sarmak, geçmiþimizle yüzleþmek geleceði birlikte tasarlamanýn da yoludur. Burada, 1915’te katledilen bütün yurttaþlarýmýzýn anýsý önünde ve torunlarýyla yan yana, saygýyla eðiliyoruz.” Açýklamanýn ardýndan anma etkinliði sona erdi. 

234. Sayý / 1 - 15 Mayıs 2013

19


Yeni Evrede

Sokaklar

“KAYIPLARIN HESABI ANCAK SOSYALÝZMDE SORULUR”

Mücadele Birliði

Bu haftaki eylemde Dargeçit’te kaybedilenlerin resimleri ve karanfilleri konularak, birisi 3 yaþýndaki çocuk olmak üzere Dargeçit’te kaybedilenlerin akýbetleri soruldu. Ýlk olarak 1995’te gözaltýnda kaybedilen Davut Altunkaynak’ýn dayýsý Ramazan Turan konuþtu. 18 yýldýr kayýplarýn akýbetini sorduklarýný hatýrlatan Turan, Davut Altunkaynak’ýn ve onunla birlikte gözaltýna alýnan 6 kiþinin akýbetinin hala bilinmediðini belirtti. Hasan Ocak’ýn Annesi Emine Ocak ise 18 yýldýr adalet aradýklarýný oðlunun gözaltýna alýndýðýný öðrendikten sonra çalmadýk kapý býrakmadýðýný, aramalarý sýrasýnda kafasýna silahla vurulduðunu aktardý. Murat Yýldýz’ýn annesi Hanife Yýldýz, 18 yýldýr kanayan yaralarýyla kayýplarýný aradýklarýný ama bir sonuç alamadýklarýna vurgu yaparak barýþ sürecine iliþkin yapýlan tartýþmalardan da umutlu olmadýðýný dile getirdi. Nihat Aydoðan’ýn eþi Halime Aydoðan ise 1994 yýlýnda eþinin evden karakol komutaný ve Sarhoþ Kemal lakaplý kiþi tarafýndan alýndýðýný, bu kiþinin hacca gittiðini aktardý ve eþinin kemiklerinin yerini öðrenmedikçe hakkýný helal etmeyeceðini ve haccýn kabul olmayacaðýný söyledi. Dargeçit’te 1995’te 13 yaþýndayken jandarma taburunda iþkenceyle katledilen Seyhan Doðan’ýn kardeþi Kadri Doðan da “Benim kardeþimi 95’te iþkenceyle katleden komutan bugün Sivas’ta CHP’den Belediye Baþkaný olmuþ. CHP’liler hangi yüzle buraya geliyorlar. Kardeþimin katilinden hesap sormadan buraya nasýl gelebiliyorlar? Barýþ sürecinde bir þey yapmýyorlar, katillerimizi belediye baþkaný yapýyorlar, bir de utanmadan buraya geliyorlar.” diyerek eyleme katýlan CHP milletvekillerine tepki gösterdi. 12 Eylül döneminde kaybedilen Hayrettin Eren’in kardeþi Ýkbal Eren Akil Ýnsanlar Heyeti’ne deðinerek “Biz kayýplarýmýzýn kemiklerini istiyoruz. Mezarlarýna çiçek býrakýp her gün ‘Merhaba ey güzel çiçek’ demek istiyoruz. Akil insanlar bize bunu verebilecekler mi?” diye sordu ve eðer barýþ için bir þeyler yapýlacaksa öncelikle kayýplarýn bulunmasý, faillerinden hesap sorulmasý gerektiðini belirtti. Ro-

boski ve Dargeçit katliamlarýný hatýrlatan Eren, çocuklarý kaybeden düzenin henüz deðiþmediðini, çocuklarýn üzerine bomba yaðdýrýldýðýný söyledi. Hasan Güney’in yakýný ise gerçekten barýþ olabilmesi ve kayýplarýn hesabýnýn sorulabilmesi için öncelikle bu sistemin deðiþtirilmesi gerektiðini ve sosyalizmin gelmesi gerektiðini belirterek sözlerini “Yaþasýn Sosyalizm” diye bitirdi. Rýdvan Karakoç’un kardeþi Hasan Karakoç ise insanlarýn 18 yýldýr kayýplarýnýn akýbetini sorduðunu ve artýk kayýplarýndan da vazgeçip kemiklerini aradýklarýna dikkat çekerek tepkisini dile getirdi. Barýþ görüþmelerine de deðinen Karakoç “Barýþýn olmasý için öncelikle bizimle bir helalleþmeleri lazým. Bunu yapmadan barýþý nasýl saðlayacaksýnýz?” dedi. Bu haftaki basýn açýklamasýný Gülbahar Bozkurt okudu. 23 Nisan Çocuk Bayramý’na dikkat çeken Bozkurt, “Bu 23 Nisan’da da devleti yönetenler þenlikli kutlamalar düzenleyerek dünyanýn ilk ve tek çocuk bayramýna sahip olmakla övünecekler. Bizler de savaþýn hüküm sürdüðü 90’lý yýllarda ilköðretim çaðýndaki onlarca çocuðun, devletin güvenlik güçlerince gözaltýna alýnýp iþkenceli sorgulardan geçirilerek kaybedildiði gerçeðini bugüne taþýyacaðýz” dedi. 3 yaþýndaki Dilek Serin’in, 23 Eylül 1994 tarihinde, Dersim Gökçek köyü Mirik Mezrasý civarýnda gerçekleþtirilen askeri operasyon sýrasýnda kaybedildiðini, Davut Altýnkaynak (12), Seyhan Doðan (13) ve Nedim Akyön’ün (14), Dargeçit Jandarma Taburu’nda iþkencede öldürülüp kuyulara atýldýðýnýn ise savcýlýk fezlekesinde yazýldýðýný belirten Bozkurt; Türkiye Ýlyas Diril (14), Münir Sarýtaþ (13), Ýkram Ýpek (14), Orhan Yakar’ý (15), gözaltýnda kaybetmekten Avrupa Ýnsan Haklarý Mahkemesinde mahkum olduðuna dikkat çekti. Bozkurt sözlerini “Buna raðmen çocuklarýmýzýn minicik bedenlerine en vahþi iþkence yöntemlerini uygulayanlar, oyun çaðýndaki çocuklarýmýzý kuyulara gömenler, helikopterle uçurumlara atanlar yargý önüne çýkarýlmadý. Silahlarýn susmasýnýn barýþ anlamýna gelmediðini biliyoruz. Demokratik hak ve özgürlükleri hedeflemeyen giriþimlerden barýþ çýkmayacaðýný biliyoruz.” diyerek bitirdi.

REHÝNELERÝ SERBEST BIRAKIN

KCK adý altýnda yapýlan operasyonda tutuklanan gazetecilerin 22 Nisan’da görülecek duruþmasý öncesi Taksim’de bir yürüyüþ gerçekleþtirildi. 20 Nisan günü Galatasaray Lisesi önünde bir araya gelen yüzlerce gazeteci, “Rehineleri Býrakýn” pankartý açarak Taksim’e yürüdüler. Yürüyüþ öncesi Gündem Gazetesi Genel Yayýn Yönetmeni Avukat Eren Keskin basýna açýklama yaptý. Keskin “Bugün hala tutuklu gazeteci arkadaþlarýmýzýn yazdýklarý tüm yazýlar, yaptýklarý haberler, çektikleri fotoðraflar, bu talebin vücut bulmasýna olanak saðlamak içindir. O nedenle Türkiye’de Kürt sorununda yaþanan son geliþmeler gazeteci arkadaþlarýmýzýn hukuki olmayan davasýnýn siyasi temellerini de çökertmiþtir. Onun için bu dava bu defa bitmeli diyoruz” dedi ve Silivri’de görülecek davaya çaðrý yaptý. Ardýndan “Özgür Basýn Susturulmaz”, “Zindanlar Yýkýlsýn Tutsaklara Özgürlük” sloganlarý ile Taksim’e yürüyüþ baþladý. Ýstiklal Caddesi üzerinde kendilerine “genç türkler” diyen faþist bir grubun önünden geçerken kitle “Kürdistan Faþizme Mezar Olacak”, “Faþizme Karþý Omuz Omuza” sloganlarý attý. Eylem Taksim Meydaný’nda sona erdi. Tutsak gazetecilerin duruþmasý 26 Nisan’da tamamlandý. 4 gün süren duruþma süresince burjuva basýnýn Kandil’de olduðuna ve bu sebeple gazetecilere yapýlan tüm suçlamalarýn mesnetsiz olduðunu vurgulamalarýna raðmen duruþmada iki gazeteci hariç herkesin tutuklu yargýlanmalarýna devam edildi. Zeynep Kuray ve Sadýk Topaloðlu tahliye edilirken mahkeme 17 Haziran’a ertelendi.

20

234. Sayý / 1 - 15 Mayıs 2013


Yeni Evrede

Sokaklar

Mücadele Birliði

THY ÝÞÇÝLERÝ GREVÝ BEKLÝYOR

20 Nisan da Bakýrköy Hava Ýþ Sendikasý önünde toplanan THY iþçilerine Mücadele Birliði Platformu, Devrimci Ýþçi Komiteleri ve birçok emek örgütü katýldý. Sendika önünden baþlayan yürüyüþ “Ya 305 Dönecek Ya Þartel Ýnecek”, “Atýlan Ýþçiler Geri Alýnsýn”, “Grevse Grev, Direniþse Direniþ” gibi sloganlarla baþladý. Yolu trafiðe kapatan iþçiler “THY A.O’dan ve Teknik A.Þ’de Ýþten Çýkarýlan 305 Ýþçi Geri Alýnsýn” pankartý açarak Bakýrköy Özgürlük Meydaný’na geldiler. Hava Ýþ Sendikasý Genel Baþkaný Atilay Ayçin, THY Genel Müdürlüðüne asýlan grev kararýný hatýrlattý. Greve çýkabilmek için yasal olarak 60 gün bekleme süresince THY yönetimine tekrar çaðrýda bulundu, “Grev yasaðýna karþý çýkan ve sýrf basýn açýklamasýna katýldýklarý için iþten çýkartýlan 305 iþçiyi iþlerine geri alýn” dedi. Ayçin, Tek Gýda Ýþ Sendikasýnýn 22 Nisan’da greve gidecek olan Çaykur iþçilerine de “iþçi sýnýfý adýna helal olsun” dedi. Ardýndan destek veren kurumlar adýna destek konuþmalardan sonra eylem halaylarla sona erdi. Eylemlerinin 434. gününde olan THY iþçileri, 27 Nisan Cumartesi günü de Hava-Ýþ Sendikasý Genel Merkezi önünde “THY A.Þ. ve THY Teknik’te Ýþten Atýlan 305 Ýþçi Ýþe Geri Alýnsýn!” pankartý açarak sloganlarla Bakýrköy Özgürlük Meydaný’na yürüdüler. THY iþçilerinin yürüyüþüne Eðitim-Sen 1 Nolu Þube üyeleri, Mücadele Birliði, TKP, SDP, TKP1920, HDK de destek verdi. Bakýrköy Özgürlük Meydaný’na kadar yolu trafiðe kapatarak yürüyen iþçiler, grev kararýnýn asýlmasýnýn ardýndan greve hazýr olduklarýný bir kez daha dile getirmek için yürüyüþ sýrasýnda sýk sýk “Direniþse Direniþ, Grevse Grev!”, “305 Dönecek Sözleþme Bitecek!”sloganlarý attýlar. Özgürlük Meydaný’nda THY iþçileri adýna Hava-Ýþ Sendikasý Genel Baþkaný Atilay Ayçin konuþma yaptý. Gelecek hafta grev tarihini açýklayacaklarýný söyleyen Ayçin, 10 Nisan’da grev kararýný astýklarýný yasal sürenin dolmasýyla grev tarihini açýklayacaklarýný hatýrlattý. Ayçin son günlerin öne çýkan tartýþmasý “barýþ süreci” konusunda ise hükümetin, emperyalistlerin istekleri doðrultusunda bir barýþ anlayýþýna sahip olduðunu belirterek, emperyalistlerin ve Avrupa Birliði’nin istediði bir barýþýn bölge halklarýnýn ihtiyacý olan bir barýþ olamayacaðýný söyledi. Ýþçilerin emekçilerin haklarýnýn gasp edildiði, taleplerinin dikkate alýnmadýðý, esnek güvencesiz çalýþmanýn dayatýldýðý ve 1 Mayýs alanlarýnýn yasaklandýðý bir ülkede demokrasiden bahsedilemeyeceðini belirten Ayçin 1 Mayýs’ta Taksim’de olunup olunamayacaðý tartýþmalarýna da tepki gösterdi. “Biz sizinle hiçbir zaman 1 Mayýs’ý tartýþmadýk, tartýþmýyoruz da. Biz izin istemiyoruz. 1 Mayýs Alaný Taksim’dir ve biz orada olacaðýz” dedi. Ayçin’in konuþmasýnýn ardýndan eyleme katýlarak destek verenlerden Eðitim Sen 1 No’lu Þube Baþkaný Barýþ Uluocak, HEY Tekstil direniþçisi Zeki Gnnördeðir, Bakýrköy Birarada Yaþam Derneði’nden Ýsmail Koç, TKP’den Ruþen Olgunlu, HDK’den Ýsmail Turgut THY iþçilerini destekleyen ve 1 Mayýs’ta Taksim’de olunacaðý mesajý veren kýsa birer konuþma yaptýlar. Eylem slogan ve halaylarla sona erdi.

DEMÝRYOLU ÇALIÞANLARI GREVDE!

16 Nisan günü Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryollarý’nýn (TCDD) özelleþtirilmesini öngören yasa tasarýsýný protesto eden binlerce demiryolu iþçisi, bir günlük iþ býrakma eylemi baþlattý. Demiryollarýnýn Serbestleþmesi Hakkýnda Kanun Tasarýsý’ný protesto eden iþçiler, tasarýnýn geri çekilmesini istiyor. Demiryolu emekçileri, demiryollarýnýn özelleþtirilmesinin, esnek ve kuralsýz çalýþmanýn önünü açan yasa tasarýsýna karþý 24 saatlik grevine 15 Nisan gece saat 24.00 itibariyle baþladý. Demiryolu iþçileri, Ýstanbul Haydarpaþa Garý’nda sloganlarla taleplerini dile getirerek tasarýyý geri çekmesi için hükümeti uyarýrken; Memur-Sen’in grev kýrýcý tavrý protesto etti ve garýn duvarýna “Burada Grev Kýrýcýlar Var” yazýsý asýldý. Grev kýrýcýlar alkýþlar ve sloganlarla protesto edildi. Greve Kamu-Sen destek vermedi. Günler öncesinden grevin baþarýsýz olmasý için çalýþan Memur-Sen, üyelerinin çalýþma saatlerini de buna göre ayarladýðý belirtilerek, sendikanýn tavrý protesto edildi. Bu nedenle, Haydarpaþa Garý’nda banliyö tren seferleri aksamadan devam ettirilmiþ oldu. Ancak Sirkeci Garý, Adana, Mersin, Diyarbakýr ve Ýzmir’de greve yüzde 100 katýlým saðlandý. Haydarpaþa Garý’nda yapýlan açýklamada ilk olarak Türk Ulaþým-Sen Ýstanbul 2 No’lu Þube Baþkaný Özer Alpak konuþtu. Alpak, “Hükümet güdümlü sendika” olarak tanýmladýðý Memur-Sen’in grev kýrýcýlýðý yapmasýný eleþtirdi. Ardýndan Demiryolu Çalýþanlarý Platformu adýna BTS Eðitim Sekreteri Mithat Ercan açýklama yaptý. Yasanýn dünyada uygulanan neo-liberal politikalarýn demiryollarýna yansýmasý olduðunu belirten Ercan, bu politikalarla demiryolu trafik güvenliði zaafa uðrayacaðý için, kazalarýn artacaðýna dikkat çekti. Ercan güvencesiz, esnek ve kuralsýz iþ yaþamý, kayýt dýþý sektörün özendirilmesi, iþsizliðin artmasý ve iþçi ücretlerinin düþmesini ise diðer sonuçlar olarak sýraladý. Yasa ile birlikte TCDD’nin taþeronlara açýlacaðýna da iþaret eden Ercan, taþeronluðun demiryollarýný kaosa sürükleyeceði uyarýsýnda bulundu. Ercan, “Yasa tasarýsý ayný zamanda ekmeðimize, iþyerimize bir tehdittir. Bu tehditlere karþýn biz demiryolcular dün olduðu gibi bugün de, yarýn da iþimize, iþ yerlerimize sahip çýkacaðýz. Tasarý geri çekilmediði durumda mücadelemizi yükselterek sürdüreceðiz.” dedi. Açýklamanýn ardýndan grev halaylarla sürdü. Demiryolu çalýþanlarý grevlerini gece yarýsýna kadar sürdürecek.

234. Sayý / 1 - 15 Mayıs 2013

21


Zindanlar

F TÝPLERÝ KAPATILSIN!

Ýnsan Haklarý Derneði Tekirdað 2. Nolu F tipinde 27 siyasi tutsaðýn baþlatýðý açlýk grevi 32. günü geride býraktý. Ýnsan Haklarý Derneði/ Cezaevi Komisyonu ve Tutsak Aileleri Derneði (TUAD) Mis Sokak’ta bir araya geldiler ve “F Tipi Hapishaneler Kapatýlsýn”, “Tutsaklarýn Talepleri Kabul Edilsin, Açlýk Grevi Sona Ersin” pankartlarý açarak tutsaklarýn sesini duyurdular. Galatasaray Lisesi’ne kadar yürüyen kitle adýna ÝHD yönetiminden Elif Akaya basýna açlýklama yaptý. Tekirdað 2 nolu F tipi hapishanesinde bulunan tutsaklarýn talepleri kabul edilinceye kadar açlýk grevine devam edeceklerini söyledi. Elif Akaya, tutsaklarýn taleplerini þöyle sýraladý: * Hapishaneye giriþte dayatýlan çýplak arama uygulamasýna ve fiziki iþkencelere son verilmeli. * Tutsaklara yönelik baþta fiziki ve psikolojik iþkence olmak üzere hakaret ve aþaðýlayýcý tavýr ve uygulamalara son verilmeli. * Havalandýrma hakký günde yalnýzca bir

saat ile sýnýrlandýrýlan ve hiçbir sosyal faaliyete katýlýmýna izin verilmeyen “aðýrlaþtýrýlmýþ müebbet” hükümlülerin koþullarý iyileþtirilmeli. * 45/1 nolu “Sohbet Hakký” genelgesi tam olarak ve tüm mahpuslara ayrýmsýz uygulanmalý. * Aramalar amacýna uygun yapýlmalý, talan etme ve baþta el yazmasý aný, öykü, þiir vb. içerikli olan defterlerimize el koyma uygulamasýna son verilmeli. * Keyfi bir biçimde açýlan disiplin soruþturmalarý ve kesinleþen cezalar iptal edilmeli. * Hastane sevklerindeki kelepçeli muayene tedavi dayatmasýna son verilmeli. * Mahpuslarýn hangi hücrede kimlerle kalacaðýna dair alýnan kararlarda kiþinin tercihi esas alýnmalý, zorla ve yaptýrým amaçlý yer deðiþikliði uygulamalarýndan vazgeçilmeli. *Mahpuslar arasý dayanýþmaya izin verilmeli, bu kapsamda adýmýza kayýtlý su ýsýtýcýsý, televizyon, buzdolabý gibi eþyalarýn ihtiyacý olan arkadaþlarýmýza verilmesi önündeki engeller kaldýrýlmalý.

Yeni Evrede

Mücadele Birliði

“Hapishaneler tarihi iþkenceler ve katliamlarla anýlmaktadýr” diyen Akaya; “iþkence, zalimane, insanlýk dýþý veya aþaðýlayýcý muamele ve ceza, ulusal ve uluslararasý hukuka göre yasaklanmýþtýr. Hala mahpuslarýn iþkence iddialarý nedeniyle yakýnmalarýn ve uygulamalarýn tarafýmýzdan da defalarca tespit edilmiþ olmasý kabul edilemez bir gerçekliktir.” ifadelerini kullandý. 33.gündür tutuklu ve hükümlüler son derce insaný talepler için açlýk grevi yaptýklarýný söyleyen Akaya, “mahpuslarýn beyanlarýna göre B1 vitamini verilmemekte, su þeker kýsýtlamalarý yapýlmaktadýr. Hapishanelerde bir kiþinin dahi ölmesi ya da sakatlanmasýný bir kez daha yaþamak istemiyoruz. Sorunlarýn çözülmesi için acil olarak derneðimizin bu giriþimlere dahil edilmesi, iþkence ve kötü muamelede bulunun görevlilerin görevden uzaklaþtýrýlarak, iddialarýn araþtýrýlmasý ve sorunlarýn yargý önüne çýkarýlmasýný, mahpuslarýn taleplerinin kabul edilerek açlýk grevi sona edilmelidir. Keyfi uygulamalardan derhal vazgeçilmelidir.” dedi.

AÇLIK GREVÝNE DESTEK VE KAZANIM

Tekirdað 2 nolu F tipi Cezaevinde disiplin cezalarý, çýplak arama, iþkence, ve bir çok uygulanan baskýlara karýþý 34 gündür süren süresiz dönüþümsüz açlýk grevi için Tutsak Yakýnlarý Derneði (TUAD), Özgür Hukukçular Derneði (ÖHD) ve BDP’liler Galatasaray Lisesi önünde bir araya gelerek tutsaklarýn sesi oldular. “Siyasi Tutsaklar Onurumuzdur, Biji Berxwedana Zindana” pankartý ile yürüyüþe geçen kitle “Bijî Serok Apo”, “Siyasi Tutsaklar Onurumuzdur”, “Kürdistan Faþizme Mezar Olacak”, “Politik Tutsaklara Özgürlük”, “PKK Halktýr Halk Burada” sloganlarý attýlar. Demirören önüne gelen kitle burada kýsa süre oturma eylemi yaptýktan sonra yeniden yürüyüþe geçti. Mis Sokak yakýnlarýna gelen kitlenin önüne “Genç Türkler” denen faþistler çýktýlar. “TC” dövizleri ve Türk bayraklarýyla gelen faþistlere yurtseverler müdahale etti. Eylemcilerin tartakladýðý kiþiyi polis ellerinden aldý ve iki grubun arasýna çevik kuvvet polisleri barikat kurdu. Yürüyüþe devam eden kitle adýna ilk söz alan TUAD Baþkaný Avukat Sinan Zincir konuþtu ve “Baþta Kürt Halký önderi Abdullah Öcalan olmak üzere tüm PKK davasý tutsaðý Kürt halkýnýn kalbidir. Kürt Halkýnýn maneviyatýdýr” dedi. Hükümeti uyaran Zincir, Tekirdað 2. Nolu F tipinde devam eden açlýk grevine herhangi bir müdahalede Kürt halkýnýn her yeri cehenneme çevireceðini vurguladý. BDP Ýstanbul Ýl Eþbaþkaný Ali Rýza Bilgili de “Diyarbakýr zindanlarýnda baþlamýþ olan zindan direniþ ruhu ile 68 günlük açlýk grevlerinin ülkeye getirmiþ olduðu demokratik çözüm sürecini bozmaya kimsenin hakký yoktur ve kimsenin buna gücü yetmeyecektir” diye konuþtu.

22

Bilgili’nin ardýndan basýn açýklamasýný okuyan Özgür Hukukçular Derneði’den Avukat Hüseyin Boðatekin, PKK davasý tutsaklarýnýn 25 Mart’ta Tekirdað 2 no’lu F tipi cezaevinde baþlayan süresiz dönüþümsüz açlýk grevlerine gruplar halinde katýlýmlarýn sürdüðünü altýný çizdi. Boðatekin “MLKP, Devrimci Karargah ve PKK davasý tutsaklarýndan oluþan 30 kiþilik grup süresiz dönüþümsüz açlýk grevine devam etmektedir. Siyasi tutsaklara karþý bu iþkence merkezinde 12 Eylül faþizminin Diyarbakýr, Metris, Mamak uygulamalarý devam ettirilmekte, tutsaklar akýl almaz iþkencelerle karþý karþýya kalmaktadýr” diye konuþtu. Tutsaklarýn taleplerini yineleyen Boðatekin’in konuþmasýnýn ardýndan eylem marþlarla sona erdi. 29 Nisan günü açlık grevindeki tutsaklar bir açıklama yaparak taleplerinin kabul edilmesi üzerine eyleme son verdiklerini duyurdular. Tutsaklar "Açlık grevi direnişimizin 30'uncu gününde cezaevi idaresi tarafımızla ilişkiye geçmiş ancak cezaevi idaresinin güvensiz yaklaşımı nedeniyle eylem sonlandırılmamıştır. En son Adalet Bakanlığı ve Ceza Tevfik Evleri Genel Müdürlüğü yetkilileri ile Tekirdağ Cezaevi Savcısı ve Tekirdağ Cumhuriyet Başsavcısının tarafımızla yapmış olduğu görüşmeler ile yol alınmış taleplerimiz konusunda gerekenin yapılacağı tarafımıza bildirilmiştir. Heyetlerin taleplerimizin makul talepler olduğunu dile getirmeleri ve bu konuda iyileştirmelerin derhal yapılacağını belirtmeleri üzerine İHD ve TUAD heyetinin de sürecin takipçisi olacağı yönündeki karşılıklı kabulle eylemimizi sonlandırıyoruz." dediler.

234. Sayý / 1 - 15 Mayıs 2013



s234