Page 1


Yeni Evrede

ÇELÝÞKÝLER VE ÇATIÞMALAR Başyazı

Mücadele Birliði

S

ermayeyi yýkýma götürecek olan çeliþkileridir. Sermayenin çeliþkiye düþmesidir. Çeliþkiler derinleþip keskinleþtikçe, burjuva toplumsal iliþkiler büyük bunalýmlara girer ve iþçiler çeliþkileri çözecek koþullara kavuþur. Üretici güçler ve servet artarken, iþçiler deðerini yitirir, en yaþamsal fonksiyonlarýný kaybeder; uzlaþmaz karþýtlýklar ve çeliþki geliþir; bunun sonucu olarak krizler, gerilemeler, yýkým ve çatýþmalar zorunlu olur. Eylemlerin patlamalar biçiminde baþ göstermesinin temelinde uzlaþmaz sýnýf çeliþkilerinin geliþip keskinleþmesi vardýr. Sistemin þiddetlenen çeliþkileri, patlayýcý toplumsal durum yarattý. Ama patlayýcý durum sadece potansiyel bir durum deðil, çeþitli olaylarla açýða çýkan bir durumdur. Burada bilmemiz gereken, sosyopolitik eylemlerin, mücadelenin, olaylarýn ardýnda uzlaþmaz sýnýf çeliþkilerinin olduðudur. Kuþkusuz olaylar birbirinden tamamen kopuk deðildir. Bütün bir sürecin, bütünlüklü bir durumun parçalarýdýr. Ortak toplumsal ve siyasal temellere dayanýyorlar. Varolan koþullarýn deðiþimini ifade ederler. Devrimci dönemlerde yoðun savaþým sýrasýnda, ayaklanmada, büyük bir toplumsal güç birikiminin açýða çýktýðý koþullarda olaylar aniden ve arka arkaya patlar, birbirini zincirleme etkileyen olaylar dizisi olarak akýp gider. Fakat çeþit çeþit ve son derece zengin biçimde. Her olay baþka bir biçimde baþka bir görüntü içinde kendini gösterir. Her olay yerini hemen yeni bir olaya býrakýyor. Ýþte geçmekte olduðumuz tarihi süreç, böyle olaylar yönünde çok zengin ve çeþitlilik gösteriyor. Yýllarca kesintisiz olarak süren olaylar, ezilen ve sömürülenlerin tekelci burjuvaziye karþý verdiði devrimci mücadele niteliðindedir. Bunun anlamý, devrimin, devrimci olaylar dizisi biçiminde geliþtiðidir. Mücadelenin ilk baþlarýnda, toplumsal olaylar, devrimci eylemler pek sýk görülmez, fakat bazen toplumda büyük yanký yaratýrlar. Etkileri uzun yýllar devam eder. Mücadelenin yoðunlaþtýðý, ileri tarihsel dö-

nemlerde, daha önce yapýlan eylemler tekrar görülmekle birlikte, önceki etkiyi yaratamazlar. Eskisi kadar dikkat çekmedikleri gibi, sýradanlaþýrlar. Kitleler, yeni koþullarda, eskiyi aþan çok sayýda eylem örgütleyecek duruma gelirler. Olaylarýn niceliðinde ve niteliðinde belirgin bir ilerleme ortaya çýkar. Bu süreçte artýk devrimi örgütlemek ve baþarmak söz konusudur. Devrim emekçilerin kolektif çabasý, giriþimleri ve eylemleriyle baþarýya ulaþabilir. Sonuç alýcý mücadele yoðun, yüklü, yýðýnsal kolektif devrimci mücadelelerdir. Türkiye ve Kürdistan’da onyýllardýr süren devrimci mücadelenin gerçek tarihçesine bakýldýðýnda olaylarýn ne denli çeþitlilik ve zenginlik gösterdiði açýk olarak görülebilir. Yeter ki, olaylar devrimci bir anlayýþla ele alýnsýn. Devrimci anlayýþ ifadesini gerçek anlamda kullanýyoruz. Ancak devrimci bir anlayýþla irdelersek olaylarýn basitten karmaþýða doðru olan geliþmesini ve devrimi oluþturduðunu anlayabiliriz. Devrimci bir zihniyete devrimci bir bakýþ açýsýna sahipsen, olaylarýn devrime, bugünkü durumdan daha yüksek bir toplumsal duruma geçiþ zorunluluðuyla olan baðýný kurabilirsin. Mücadelenin derinliði, kesintisizliði ve devrimci niteliði göz önünde tutulduðunda; devrimci mücadeleler ve devrimci eylemler temelinde geliþen harekete büyük tarihsel hareket özelliði kazandýrdýðý söylenebilir. Gerçi hareket, henüz sonuçlanmamýþtýr, fakat daha þimdiden yarattýðý büyük etki ortada. Bu hareket, bugünkü toplumsal duruma son verip, baþka bir toplumsal durum yaratacak dinamiklere, deðerlere ve niteliklere sahiptir. Türkiye ve Kürdistan’daki büyük tarihsel hareketi görmek için, kesinlikle devrimci biçimde düþünmek gerekiyor. Sýnýf mücadelesinin geliþme çizgisini anlamak için, olaylarýn seyrine bakýlmalýdýr. Çünkü sýnýf savaþýmý çatýþmalar, eylemlerde somutlanýr. Emekçi kitlelerin eylemlerinin yoðunlaþmasý, geliþmesi ve þiddetlenmesi, sýnýf mücadelesinin hangi noktada olduðunu gösterir. Grev, genel grev, fabrika iþgali, dayanýþma eylemleri, sokak gösterileri, çeþitli protesto biçimleri, politik mücadeleler, enternasyonal eylem233. Sayý / 17 Nisan - 1 Mayıs 2013

ler, isyan, iç savaþ, ayaklanma sýnýf savaþýmýnýn durumunu anlamamýzý saðlayan olgulardýr. Olgulara bütünlüklü olarak baktýðýmýzda, sýnýf mücadelesinin bu topraklarda ne denli ileri düzeylere vardýðýný görürüz. O büyük tarihsel hareket, proletaryanýn, ezilen ve sömürülenlerin etkin mücadelesinde yükseliyor. Çalýþan sýnýfýn, emekçilerin büyük tarihsel hareketi geçmiþe bakarak deðil, geleceðe bakarak ilerliyor. Tarihin ekonomik ve toplumsal geliþmeleri bu yöndedir. Üretici güçlerin yönü, üretim araçlarýnýn ve insanýn ulaþtýðý bugünkü geliþme derecesi, emekçilerin isteklerini karþýlayacak zeminleri yaratmýþtýr. Daha yüksek bir toplumsal durum, bu zeminler üzerinde kurulacaktýr. Kýsacasý, burjuvazi, emeðin baþarýlý olmasýnýn tüm tarihsel koþullarýný bir araya getirmiþtir. Demek ki, proleter sýnýfýn büyük tarihsel hareketinin sonuca varmasý için tüm koþullar, olanaklar ve durumlar yeterince vardýr. Yeni bir geleceðe doðru ilerleyen iþçi sýnýfýnýn büyük tarihsel hareketi, hedefi doðrultusunda daha bilinçli ve daha örgütlü davranýyor. Kazanmak için, emeðin sermayeye karþý mücadelesinin deneyimlerinden yararlanýyor. Emekçi sýnýfýn tarih sahnesine baðýmsýz bir güç olarak çýktýðý ilk dönemlerinden tamamen farklý olarak, sýnýflar mücadelesinin teorik, pratik birikimiyle yüklenmiþtir. Koþullarý deðiþtirirken kendisini de dönüþtürmüþ ve sýnýf savaþýmýnýn yeni çarpýþmalarýna, dövüþmüþ, dönüþmüþ ve yetkinleþmiþ olarak giriyor, öznenin hareketinden, eyleminden, mücadelesinden ayrý olmayan toplumsal olaylar, sosyal devrim yönünde geliþiyor. Kitlelerin güncel pratiði içinde etkin olarak yer almamýz, hareketin kendisine bir yön vermemiz, sürece müdahalede bulunmamýz, savaþýmýn geleceði için bir hazýrlýk yapmak anlamýna gelir. Geleceðe bugünden hazýrlanabiliriz. Hareket içinde, bugün aktif bir rol oynamadan, ileride tayin edici bir konuma gelemeyiz. Ama olaylar çabuk ilerliyor, bizim de elimizi çabuk tutmamýz gerekiyor. Dönemin gerektirdiði devrimci görevleri, zamanýnda, eksiksiz ve baþarýyla yerine getirmeliyiz. C.DAÐLI

3


Editör

T

BÝR DÖNEMÝN SONU

ürkiye’de bir dönem kapanýyor. Devlet ve hükümetin, Ýmralý’da Öcalan’la görüþmeler yaptýðýný açýklamasý, Öcalan’la görüþmek üzere, bizzat hükümetin onayý ile heyetlerin gitmesi, yine hükümetin ve devletin gözetimi altýnda Öcalan’ýn mektuplarýnýn PKK’ye, Kandil’e götürülmesi ve yanýtlarýnýn ayný yoldan geri getirilmesi; yani Öcalan’la PKK’nin dolaylý da olsa görüþmelerine hükümetin izin vermesi bir dönemin sona erdiðinin açýk, kesin, net kanýtlarýdýr. Bir dönemden söz ediliyorsa bunun hangi tarihsel kesit içinde yer aldýðý ve temel çizgilerinin ne olduðu da ortaya konulmalýdýr. Elbette tarihsel dönemlerin baþlangýç ve bitiþ tarihlerini kesin çizgilerle ortaya koymak mümkün deðil. Ama yine de bu dönemin yer aldýðý tarihsel kesit belirlenebilir. Biz bu tarihsel kesitin baþlangýcýný, öncesi olmakla birlikte, Kürt halkýnýn özgürlük savaþýnýn ayaklanma boyutlarýna ulaþtýðý 90’lý yýllarýn baþý olarak ele alýyoruz. Sözünü ettiðimiz dönemi öncesinden ayýran temel özelliklerden biri ve baþta geleni, Kürt halkýnýn özgürlük savaþýnýn bütün diðer çeliþkilerin, toplumsal sorunlarýn etrafýnda döndüðü bir eksen haline gelmesi; devletin ve ardý ardýna gelen tüm hükümetlerin temel gündeminin bu soruna endekslenmesi, Ulusal çeliþkinin, ulusal sorunun diðer tüm sorunlarý ikinci plana itmesidir. Bu belirlemeyi yaparken yirmi üç yýllýk süreçte Türkiye gündemine kýsa sürelerde damgasýný vuran Zindan Savaþlarý, Gazi Sokak Savaþlarý, Büyük Tekel Eylemi gibi yer yer ayaklanma boyutuna ulaþan büyük eylemleri unutmuþ deðiliz. Ama bu isyan, ayaklanma ve çarpýþmalar ortaya çýktýklarýnda ulusal sorunu geri plana atarak toplumsal gündemi belirlemiþ olsalar da kýsa bir süre sonra Kürt halkýnýn özgürlük savaþý tekrar ön plandaki yerini almýþtýr. Hiçbir toplumsal olayýn etkisi tek yönlü olmaz. Kürt halkýnýn özgürlük savaþýnýn etkisi de tek yönlü olmadý. Bu savaþ bir yandan birleþik devrime güç katarken diðer yandan da, özellikle de Kürdis-

4

Yeni Evrede

Mücadele Birliði

Bir dönemin kapanmakta olduðundan söz ediyorsak yeni bir dönemin de baþlamakta olduðundan söz ediyoruz demektir. Bu dönemin temel özelliði yukarýdaki tabloyu ters yüz etmek olacak. Özellikle ve öncelikle Kürdistan’da sýnýfsal çeliþkilerin üstündeki örtü yýrtýlacak; ön plandaki ulusal çeliþki, yok olmayacak, ortadan kalkmayacak ama en azýndan bir süreliðine ikinci plana düþecek.

tan’da, emek-sermaye çeliþkisinin arka plana itilmesi gibi bir rol oynadý. Ulusal çeliþki, sýnýfsal çeliþkinin üstünü örttü. Kürt halký, dikkatlerini, enerjilerini, özlemlerini, doðal olarak, özgürlük hakkýnýn elde edilmesine yoðunlaþtýrdýlar. Kürdistan burjuvazisinin yoðun sömürüsü, Kürt emekçilerinin birinci mücadele konusu olmadý. Ulusal çeliþkinin sýnýfsal çeliþkiyi örtmesinin yaný sýra, Türk tekelci sermaye sýnýfý da, yine olayýn doðal akýþý içinde, Türkiye’de þovenizmi yaymak, emekçi sýnýflarý þovenizmle zehirlemek, karþý devrimin kitle tabanýný bu þovenizm zehri sayesinde bir arada tutmak ve devrime karþý harekete geçirmek için Kürt halkýnýn özgürlük savaþýný gerekçe haline getirdi. Savaþta yorgun ve yenik düþen tekelci sermaye sýnýfý, her þeyi yitirmeyi göze almaktansa uzlaþma elini uzatmaya karar verdi. UKH ise türdeþ deðildi ve Kürt halkýnýn özgürlük savaþýnýn eteklerine yapýþan Kürdistan burjuvazisinin bir kýsmý, Kürdistan orta sýnýflarý uzatýlan bu eli devrim fikrinden kurtulmak için altýn fýrsat olarak deðerlendirdi. Çünkü devrim kelimesi, burjuvazinin mal-mülk düzenine yoksul, emekçi sýnýflarýn sataþmasý anlamýna geliyordu ve her burjuva sýnýf gibi Kürdistan burjuvazisi de bunu daha fazla 233. Sayý / 17 Nisan - 1 Mayıs 2013

duymak istemiyordu. Orta sýnýflar ise artýk “huzur” içinde ticaret yapmak istiyordu. Uzun yýllar süren savaþýn aðýr yükünü çeken Kürdistan iþçi sýnýfý ve yoksul köylüsü ise, baðýmsýz sýnýf çýkarlarýný ön plana taþýyacak, onlarý mücadelenin bayraðýna yazacak, savaþý tek baþlarýna, müttefiklerinden ayrý þekilde sonuna kadar götürecek durumda deðillerdi. Bunun için biraz zamana ihtiyaçlarý var. Ýþte bu koþullarda devlet ve hükümetten gelen, UKH tarafýndan da kabul gören uzlaþma görüþmeleri, ana çizgilerini ortaya koyduðumuz dönemi sona getirdi. Bir dönemin kapanmakta olduðundan söz ediyorsak yeni bir dönemin de baþlamakta olduðundan söz ediyoruz demektir. Bu dönemin temel özelliði yukarýdaki tabloyu ters yüz etmek olacak. Özellikle ve öncelikle Kürdistan’da sýnýfsal çeliþkilerin üstündeki örtü yýrtýlacak; ön plandaki ulusal çeliþki, yok olmayacak, ortadan kalkmayacak ama en azýndan bir süreliðine ikinci plana düþecek. Devlet/hükümet ile UKH arasýnda varýlacak bir uzlaþma sorunu çözmeyecek, sadece ertelemiþ olacak. Kürt halký, “çözüm” umuduyla bir süreliðine de olsa, dikkat ve enerjisini ulusal sorun etrafýnda deðil sýnýfsal çeliþkiler üzerinde yoðunlaþtýracak. Karþý devrim cephesine gelince.. Devletin ve tüm hükümetlerin devrime karþý kullandýklarý en önemli silah olan gerici faþist kitleyi zehirlemede, bir arada tutmada yararlandýklarý en önemli propaganda aracý olan þovenizm silahýný etkisiz kýlacak adýmlarý bizzat kendileri atmaya baþladýlar bile. Kürt halkýný aldatmak için söylenmiþ olsa da, Baþbakanýn “her türlü milliyetçiliði ayaklar altýna alacaðýz” sözü, örneðin MHP’li faþistlerin gözünde dinci faþistlerin “milliyetçilik” duygusunu hurdaya çevirmiþ bulunuyor. Karþý devrimci kitleyi bir arada tutan çimento daðýlýyor. Hükümetin, bir dönemi kapatmak için attýðý adýmlar yaratacaklarý sonuçlarla devrimin yeni bir perdesini açacak. Bu yeni sahnede devrim çok daha saðlýklý temeller üzerinde yol alacak.


BÝ R LE Þ ÝK DE VR Ý M ÝN T E ME L T A LE P L ER Ý Yeni Evrede

Devrimin Şiarları

Mücadele Birliði

Devrimler, toplumsal geliþmenin önemli dönemeçlerinde tarihsel alt üst oluþlarla, sýçramalarla, tarihsel ilerlemenin muazzam hýz kazanmasýyla gerçekleþirler. Bu devinimi gerçekleþtiren en alttakiler, sömürülen, ezilen hor görülen sýnýflardan geniþ yýðýnlar için bu alt üst oluþ dönemleri, devrimler birer bayramdýr. Geniþ emekçi yýðýnlar, tarihin yapýcýsý olan halk kitleleri, devrim dönemlerinde çok büyük bir güç olarak tarih sahnesinde öne çýkarlar. Büyük dönüþümlerin gerçekleþtiði böylesi dönemlerde, olaðan zamanlarda hayal dahi edilemeyecek olaðanüstü bir hýzla ilerlemeler gerçekleþtirilir. Tarihin büyük bir hýz kazandýðý devrim dönemlerinde öncü sýnýfýn ve öncü partinin görevleri de, her zamankinden çok daha önemli ve yaþamsaldýr. Bu dönemlerde özellikle kitle önderlerini bünyesinde toplayan öncü partiler büyük bir cesaretle ve giriþkenlikle inisiyatif almalý, öne atýlmalýdýr. Böyle dönemlerde öncü parti, devrimin yerine getirmesi gereken görevleri daha açýk anlaþýlabilir ve daha kapsamlý olarak eylem halindeki kitlelere götürmenin yollarýný bulmalý, bunu baþarmalýdýr. Komünist partinin devrimin görevlerini açýkça gösteren þiarlarý, anlaþýlabilir olduðu kadar hareket halindeki kitlelere yol göstermeli, bir meþale gibi zafere giden yolu aydýnlatmalýdýr. Bu þiarlarýn peþinden giden kitleleri en kýsa yoldan devrime, zafere götürmelidir. Bugün devrimin böylesine yükseliþ içinde olduðu Türkiye ve Kürdistan’da Leninist Parti, bu görevinin bilincinde. Yýllar önce belirlediði üç temel þiarla dönemi karþýlarken, bir devrime ne kadar hazýr olduðunu da açýkça ortaya koymuþtu. Þimdi bu þiarlarýn altýný bir kez daha çizmek istiyoruz.

leri yapýldý vb. tutsaklar serbest býrakýldý. Ama ayný sorun çok kýsa sürede yeniden gündeme geldi. Türkiye ve Kürdistan’da devrim mücadelesi zafere eriþmeden, bu sorun halklarýmýzý gündeminden düþmeyecektir. Bu topraklarda 90 yýldan beri sosyalizm mücadelesi var ve bunun son 40 yýlý iç savaþ boyutlarýnda sert geçti. Tekelci sermaye bugüne dek ne yaptýysa, devrimin baskýsý altýnda yaptý. Sermayenin amacý dün olduðu gibi bugün de devrimci mücadeleyi durdurmak, devrimi yenmektir. Zindanlar burada hep önemli bir yere sahip oldu. Devrimci mücadeleye atýlan halklarýmýzýn en ileri evlatlarý, sermeye tarafýndan ya katledildi ya da iþkencelerden geçirilip zindanlar kapatýldý. Zindana kapatýlan devrimci tutsaklar, halklarýn mücadeleye atýlmasýný engellemek amacýyla rehin olarak tutuldu. Bu politika, 12 Eylül Askeri Faþist Cunta döneminde kýsmen sonuç verse de, özellikle 80’li yýllarýn ikinci yarýsýndan itibaren her iki ülkede de halklarýn mücadelesi yeniden yükseldi. Devletin zindan politikasý sonuç vermedi, 90’lý yýllarda artýk zindanlarda inisiyatifi elinden kaçýran devletin politikasý, 96’ya gelindiðinde Ölüm Orucu sonunda tamamen iflas etmiþti 90’lý yýllar güçler dengesini deðiþtirdi; sýnýflar mücadelesinde yeni bir durum doðdu; devrimin güçlü atýlýmý gündeme gelmiþti. Bu güç iliþkileri, zindanlarda da yeni bir durum doðmasýna yol açmýþtý. Tutsaklar ve halklarýmýz artýk zindan duvarlarýný kabul etmiyordu. Sermeye ve devleti de denetimi elinden kaçýrdýðý bu duruma razý deðildi. 21. yüzyýla girerken Türkiye tekelci sermayesi ve faþist devlet, ABD ve AB emperyalizminin etkin desteði ile F tipi zindanlarý gündeme getirdi. F Tipi saldýrýsý sermayenin o güne kadar yaptýðý en sert, en kapsamlý ve doðrudan Zindanlar Yýkýlsýn sýnýfsal bir saldýrý olarak uygulamaya konTutsaklara Özgürlük du. Sermayenin amacý, F tipi hücrelere Zindanlar sorunu Türkiye ve Kürdis- doldurduðu öncüyü teslim almak, öncüsüz tan halklarý açýsýndan cumhuriyet tarihi býraktýðý proletarya ve emekçi yýðýnlarý boyunca hep var oldu. Bugüne kadar defa- devrim ve zafer yolundan saptýrmaktý. larca af kanunlarý çýkarýldý, infaz ertelemeSermaye, böylelikle birleþik devrimi 233. Sayý / 17 Nisan - 1 Mayıs 2013

yenmeyi hedeflemiþti. Ama daha ilk adýmýnda yanýldýðý ortaya çýktý. 19 Aralýk 2000’de 20 zindana birden saldýrdý ve 20 zindanda birden güçlü bir karþý koyuþla, mücadeleyle karþýlaþtý. Zindanlardaki devrimci tutsaklar 4 gün 4 gece çýplak ellerine yüreklerini alýp savaþtýlar; devrimin yenilmezliðini bir kez daha gösterdiler. NATO’nun “en güçlü ordusu” bütün teknik olanaklarý, iþ makinalarý, zýrhlý araçlarý, helikopterleriyle, kimyasal bombalarý, gazlarýyla; medyayý da yanýna alarak bütün gücüyle saldýrdý. Devrimci tutsaklar kan bedeli, can bedeli savaþtý, teslim olmadý: 4 günün sonunda 28 tutsak katledilmiþ, yüzlercesi yaralanmýþtý. Sermeye ve faþist devlet, emperyalizmin desteðine raðmen bu savaþý kazanamadý, devrim ve devrimci tutsaklar, bu savaþtan politik bir zaferle çýktý. Zindan politikasýyla somutlanan devrime yönelik bu kapsamlý sýnýfsal saldýrý, daha ilk adýmýnda iflas etti. 4 gün savaþlarý sürerken proletarya ve emekçi kitleler, o güne kadar hiç olmadýk ölçüde devrimci tutsaklara sahip çýktý; pek çok kentte sokaklara çýkýp meydanlarý iþgal etti; polisle çatýþtý; sokak savaþlarýna girdi. Devrime ve devrimci tutsaklara sahip çýkarak, devrimi ne kadar istediklerini gösterdiler. 4 gün savaþlarýndan sonra bütün F tipi zindanlarda mücadele Ölüm Orucu savaþlarý ile sürdü. Bazý siyasi örgüt ve partiler 2002 yýlýnda eylem kýrýcýlýðý yapýp eylemi býraksalar da, bu savaþ 7 yýl sürdü: Halklarýmýzýn yüreðinde ve beyninde kazanýlmýþ bir zafer oldu. Birleþik devrim mücadelesi karþýsýnda daha da acizleþen tekelci sermaye, bu sefer Kürt halkýnýn politikada öne çýkan kesimlerini KCK operasyonlarýnda uydurma gerekçelerle kitleler halinde zindanlara doldurarak, Kürdistan Devrimini tasfiye etmeyi gündemine aldý. Burada amacý yine birleþik devrimi yenmektir. Bu saldýrý karþýsýnda Kürt halký ve tutsaklar da TC’nin faþist özel mahkemelerinde kendi anadillerinde savunmayý dayatarak mücadeleyi daha da yükseltti.

5


Devrimin Şiarları

Halklarýmýzýn gündeminden zindan sorunu hiç eksilmedi. Burjuvazinin egemenliði ve devrim mücadelesi devam ettikçe bu sorun da varlýðýný sürdürecektir. Burada tek gerçek çözüm, proletaryanýn, ezilen ulus ve ulusal topluluklarýn, emekçi sýnýflarýn politik özgürlüklerini kazanmak için, demokrasi ve devrim için mücadeleyi daha da yükseltmesi, tekelci sermayenin ekonomik ve politik ayrýcalýklarýna son vermesi, egemenlik aygýtý faþist devleti yýkarak, kendi iktidarlarýný kurmalarýyla gerçekleþecektir. Gerek bizde, gerek dünyanýn diðer ülkelerinde yaþanan devrim ve devrimci mücadele deneyimlerinde olsun, emekçi yýðýnlar ne zaman ciddi bir atýlým göstermiþ, eylemlerini yükseltmiþlerse, baþat talepleri arasýnda kendi tutsaklarýnýn serbest býrakýlmasý da yer almýþtýr. Bu talep, kitleleri doðrudan politik mücadeleye kazanmýþ, doðrudan politik mücadelenin bir konusu olmuþtur. Çünkü kendi önderlerine sahip çýkmayan bir sýnýf, bir halk, asla özgürlük yüzü göremez.

Uluslarýn Kendi Kaderlerini Tayin Hakký Kürt ulusunun özgürlüðünü kazanmak uðruna verdiði mücadeleye her biçimde destek olmak, enternasyonal bir görev olduðu kadar, ezen ulus proletaryasýnýn kendi özgürlüðünü kazanabilmesi için de bir zorunluluktur. Ama bunu söylemek, ulusal hareketin devrimci olmayan geri yanlarýný da desteklemek anlamýna gelmez, gelmemeli. Ulusal hareketi devrimci olduðu sürece ve devrimci olduðu ölçüde desteklemek gerekir. Devrimci olduðu ölçüde dedik. Zira ulusal sorunun son tahlilde burjuva bir sorun olduðu hiç bir zaman göz ardý edilemez. Bu yüzden týpký Filistin hareketi gibi, Kürt ulusal kurtuluþ hareketi de bir yanýyla devrimcidir, bir yanýyla da uzlaþmacý. Leninistler bu hareket devrimci olduðu sürece ve devrimci olduðu ölçüde ulusal kurtuluþ mücadelesini desteklerken, uzlaþmacý yanlarýný da eleþtirmeye devam edecektir Tarihin en devrimci sýnýfý olan proletarya ve bu topraklardaki öncü müfrezesi olan devrimci sýnýf partisi Leninist Parti, kayýtsýz þartsýz, ikirciksiz, açýk ve net olarak Kürt Ulusunun Kendi Kaderini Tayin Hakkýný savunmaya devam edecektir Leninistler, Kürt ulusunun ayrýlma hakkýný

6

Yeni Evrede

Ýþçiler, iþsizler, ezilen ulus ve ulusal topluluklar, küçük üreticiler, öðrenciler, saðlýk emekçileri, mimarlar, mühendisler, özelleþtirme maðdurlarý, kentsel yýkýma uðrayýp evlerini kaybedenler, HES’ler ve maden þirketleri tarafýndan yaþam alanlarý tahrip edilerek göçe zorlananlar... Velhasýl, daha burada sayamayacaðýmýz kadar çok nedenle yaþamý cehennem azabýna çevrilen çeþitli sýnýf ve katmanlardan emekçi yýðýnlar, her yerde kendi özgül sorunlarý için bir araya geliyor, örgütleniyor ve mücadeleye atýlýyorlar. bütün halkýn önünde ve olabilecek en geniþ kapsamýyla, cesurca tartýþmalý, savunmalý, açýklamalý; bu yönde geliþebilecek olanlar karþýsýnda hazýrlýklý ve insiyatifli olmalýdýr. Bu görevlerin ertelenmesi, küçümsenmesi, devredilmesi ya da savsaklanmasý Marksizm Leninizm deðil, olsa olsa onun dar kafalý bir yorumu, karikatürü olacaktýr. Kürt Ulusunun Kendi Kaderini Tayin Hakký, sadece bu hakkýn kabul edilip sahibine iade edilmesi, Kürt ulusal sorununun, Kürdistan sorununun çözümü anlamýna gelecektir. Bunun gerçekleþebilmesi, tekelci sermayenin bugünkü egemenlik aygýtý olan faþist devletin bir dizi devrimle köklü bir deðiþim geçirmesi; ordunun, militarist devlet aygýtýnýn ve merkezi bürokratik aygýtýn yapýsýnda köklü bir deðiþim geçirmesi saðlanmadan mümkün deðildir. Ýlhak edilmiþ bir Kürdistan, binlerce yoldan Türkiye tekelci sermeyesine baðlanmýþ, baðýmlý hale getirilmiþtir. Tekeller, Kürdistan’ý binlerce memesinden sömürüyor; yer altý, yer üstü kaynaklarýný ve zenginliklerini emip kurutuyor. Tekelci sermaye, bu bereketli memeleri öyle kolay býrakmaz. Faþist devlet varlýðýný sürdürürken, bunun “barýþ” yoluyla, parlamento yoluyla deðiþebileceðini savunmak, ham hayal deðilse eðer, kendi kendini aldatmak olur. Kürdistan’a özgürlük, birleþik devrimin zaferiyle gelecektir. 233. Sayý / 17 Nisan - 1 Mayıs 2013

Mücadele Birliði

Bütün Ýktidar Emeðin Olacak Türkiye ve Kürdistan’da sýnýflar mücadelesi, 40 yýlý aþkýn süreden beri iç savaþ boyutlarýnda sert bir seyir izledi. Proletarya, ezilen ulus ve ulusal topluluklar, emekçi yýðýnlar, onlarca yýldan beri kendi istedikleri bir yaþamý kurabilmek için mücadele veriyorlar. Sermayeye dayalý bu üretim sistemi, halklara açlýk, sefalet ve sömürüden baþka bir þey vermedi; veremiyor. Ýþçi ve emekçi sýnýflarýn her türlü ekonomik ve politik talebi, karþýsýnda faþist devlet terörünü buldu, askeri faþist darbelerle, polis zoruyla ve þiddetle bastýrýlmaya çalýþýldý. Mücadele zaman zaman duraksamýþ gibi olsa da, kýsa sürede eskisinden daha güçlü olarak yoluna devam etti. Türkiye, baðýmlý bir ülke olduðu için, tekelci sermayenin, iþçi ve emekçi yýðýnlarýn ekonomik taleplerini karþýlama olanaðý zaten yoktur. Buna bir de emperyalist kapitalist sistemin dünya ölçeðinde içine sürüklendiði yapýsal krizi eklenince, yýðýnlarýn yaþamý daha da çekilmez hale geldi. Özellikle 21. yüzyýl yaklaþýrken dünyada gerçekleþen deðiþim ve emperyalizmin yeni evrede uygulamaya koyduðu tam ilhak politikalarý, bütün baðýmlý ülkelerde olduðu gibi bu topraklarda da proletarya ve emekçi yýðýnlar daha derin ve geniþ bir sefalete sürüklendi. Bir yandan büyük bir servet, sermaye biçimi altýnda birikirken karþýt kutupta ise çok yaygýn ve çok derin bir yoksulluk, sefalet birikimi yaþandý. Servetle sefalet arasýndaki uçurum hiç durmadan açýlmaya devam ediyor. Özellikle Sovyetler Birliði ve sosyalist sistemin daðýlmasýyla birlikte tekelci sermayenin bütün dünyada uygulamaya koyduðu kapsamlý sýnýfsal saldýrý, proletarya ve emekçi sýnýflarý hedefine aldý; dünya proletaryasýnýn 150 yýlý aþkýn mücadelelerle elde ettiði kazanýlmýþ haklarý gaspetmeye giriþti. Proletarya ve emekçi sýnýflara, ezilenlere yönelen küresel bir iç savaþ dayattý. Pek çok baðýmlý ülkede olduðu gibi, zaten daha öncesinden emperyalizmin yerli iþbirlikçileri eliyle tezgahlanan askeri faþist cuntalar, bu ülkelerde proletaryanýn ekonomik ve politik örgütlerini oldukça zayýflatmýþ; artý-deðer sömürüsünü de hem mutlak olarak, hem de nispi olarak artýrmýþtý. Bu, bizde de 12 Eylül askeri faþist cunta döneminde yaþan-


Yeni Evrede

Mücadele Birliði

mýþtý. Yeni evrede uygulamaya konan kapsamlý sýnýfsal saldýrýlarla bu daha da derinleþti. Ücretli emekçilerin sendikal örgütlenmelerinin zayýflatýlmasý, proletaryanýn atomlarýna kadar daðýtýlýp örgütsüzleþtirilmesi, iþsiz nüfusun büyük oranda artýþýyla birleþince, iþ bulabilen “þanslý” kesimin durumu iyice güvensiz, güvencesiz duruma getirildi. Tam ilhak politikalarýnýn uygulanmasý sürecinde gerçekleþen özelleþtirmeler, taþeronlaþtýrmalar yoluyla iþten atmalar daha da yaygýnlaþtý; esnek çalýþma giderek bütün ücretli emekçilere, proletaryaya dayatýldý. Emeklilik yaþý iyice yükseltilerek, neredeyse ücretli emekçiler açýsýndan ulaþýlmasý imkansýz þartlara baðlandý. Eðitim, saðlýk gibi kamu hizmetleri özelleþtirilerek paralý hale getirildi. Saðlýk sigortasý ve emeklilik sigortasýna varana dek her þey özelleþtirilip tekellere yeni kar alanlarý açýldý. Kentsel yýkým projeleriyle, saðlýksýz da olsa emekçi, yoksul kesimlerin gecekondularý baþlarýna yýkýlýp ellerinden alýndý; kalanlar da alýnmaya çalýþýlýyor. HES’ler, altýn arayýcýsý þirketler, maden arama þirketleri, siyanür vb. zehirli kimyasal yöntemlerle doðayý talan edip tahribatlar yaratýyor; insanlar ve diðer canlýlar için yaþanmaz hale getiriliyor. Tarým sektöründe uygulanan tam ilhak politikalarý büyük yýkýmlara yol açýyor. Daha birkaç on yýl öncesine kadar Türkiye kendine yeten bir tarým ülkesi olduðu gibi, tahýl, canlý hayvan ve et ihracatçýsýydý. Oysa þimdi tahýl, mýsýr, et ve canlý hayvan satýn almak durumuna düþürüldü. Kendi doðal tohumlarýný ve tohum çeþitliliðini kaybettiði gibi, tarým tekellerinden her yýl tohum almak zorunda býrakýldý. Kýrlarda olsun, kentlerde olsun, küçük üretim yapan küçük mülk sahipleri büyük bir hýzla üretim ve geçim araçlarýný tekellere kaptýrýp mülksüzleþerek, iþsizler ordusunun saflarýna katýlýyor. Kýrlarda yaþayan nüfus fazlasý, hiç durmadan kentlere doðru süpürülüp yaþamdan kovuluyor. Ýþçiler, iþsizler, ezilen ulus ve ulusal topluluklar, küçük üreticiler, öðrenciler, saðlýk emekçileri, mimarlar, mühendisler, özelleþtirme maðdurlarý, kentsel yýkýma uðrayýp evlerini kaybedenler, HES’ler ve maden þirketleri tarafýndan yaþam alanlarý tahrip edilerek göçe zorlananlar... Velhasýl, daha burada sayamayacaðýmýz kadar çok nedenle yaþamý cehennem azabýna çevrilen çeþitli sýnýf ve katmanlardan emekçi yýðýnlar, her yerde kendi özgül sorunlarý için bir araya geliyor, örgütleniyor ve mücadeleye atýlýyorlar. Çok geniþ bir alanda çok zengin bir örgütlenme, mücadele çeþitliliði ve birikimi gerçekleþti. Ancak emekçi yýðýnlar, bu topraklarda yaþayan halklar, bugüne kadar verdikleri mücadelelerle bir sonuç alabilmiþ, kendi istedikleri yaþamý kurabilmiþ deðiller. Mücadele, bütün zenginliðine raðmen, henüz sermayenin iktidarýna, burjuva sýnýfýn ekonomik ve politik egemenliðine son verebilmiþ deðil. Ama hareket, artýk bir genel ayaklanmanýn eþiðine gelip dayandý. Burada Leninistlere düþen görev, bütün bu özgül talepleri kucaklayarak, özgül olaný genel olanýn içinde eritip bir tek potada birleþtirecek bir perspektifle geniþ kesimlere ulaþmak; Bütün Ýktidar Emeðin Olacak þiarý altýnda toplanmalarýný saðlayarak sermayenin ekonomik ve politik egemenliðini yýkmada onlara yardým etmektir. Leninist Parti’nin yýllar öncesinden açýkça ortaya koyduðu bu üç temel talep, bu þiarlar proletaryaya, ezilen ulus ve ulusal topluluklara, emekçi yýðýnlara kurtuluþlarýnýn yolunu gösteren devrimci þiarlardýr. Ancak bu þiarlar altýnda toplanýp mücadeleyi yükselterek devrime, zafere ulaþabilir.

Devrimin Şiarları

VENEZUELA SOSYALİZMDE ISRARLI

L

atin Amerika’ya ve dünyaya son yýllarda damgasýný vuran bir sosyalist lider olan Hugo Chavez kansere yenik düþtüðünde, tüm kapitalist dünya bunu ayakta alkýþlarla karþýlamýþtý. Onlara göre lider ölürse ya da giderse sosyalizm yýkýlýrdý! Venezuela halký bir kez daha emperyalist-kapitalist sistemin bu gerçek dýþý hayallerini boþa çýkardý. Önderleri Hugo Chavez’i yitirmenin yasýný tutan Venezuela halký, onun mirasýna sahip çýktýðýný seçimlerde Nicolas Maduro’yu seçerek gösterdi. Venezuela’da 14 Nisan’da düzenlenen seçimlerde Gran Polo Patriótico koalisyonunun devlet baþkaný adayý Nicolas Maduro seçimleri kazanarak 2013-2019 yýllarý arasýnda devlet baþkanlýðý yapmaya hak kazandý. Oylarýn %50.6’sýný alarak (7 milyon 505 bin oy) seçimleri kazanan Maduro, muhaliflerin adayý Henrique Capriles’i geride býraktý. Muhalefet ise oy sayýmlarýný kabul etmediðini duyurdu. 1962 Caracas doðumlu Nicolas Maduro, bir otobüs þoförü olarak Metro iþçileri sendikasý için çalýþmýþ; Beþinci Cumhuriyet Hareketi Partisinin (MVR) kurucularýndan biri olarak 1998’de Temsilciler Meclisi’ne, 1999’da Kurucu Meclis’e, 2000 ve 2005’te Ulusal Meclis’e girmiþti. 2012 Ekim’de de devlet baþkaný yardýmcýsý oldu an Maduro, Chavez’in hastalýðý boyunca ülkeyi yönetmiþ ve Chavez tarafýndan halefi olarak gösterilmiþti. Karþý-devrimciler tarafýndan “Üniversite eðitimi olmayan bir kamyon þoförü” diye alay konusu edilmek istenen Maduro, Chavez için “devrimci, gençliðine raðmen muazzam tecrübeleri olan, büyük bir fedakarlýk ve çalýþma kapasitesiyle en zor durumlarýn dahi üstesinden gelebilecek bir adam” idi. 

233. Sayý / 17 Nisan - 1 Mayıs 2013

7


Sokaklar

KAZA DEÐÝL ÇOCUK ÝÞÇÝ CÝNAYETÝ

Ýstanbul Ýþçi Saðlýðý ve Ýþ Güvenliði Meclisi (ÝSÝG) 3 Nisan günü Kadýköy Ýskele Meydaný’nda Mart ayýna ait iþ cinayetlerini raporunu açýkladý. “13Yaþýndaki Ahmet Yýldýz Perste Can Verdi! - Ýþ Cinayetlerine Son! Adalet Ýs-ti-yo-ruz!” yazýlý pankart açýlan basýn açýklamasýnda “Çocuk Ýþçilik Yasaklansýn!”, “Kaza Deðil Bu Bir Cinayet!”, “Çocuklar Ölüyor Sermaye Büyüyor!” sloganlarý atýldý. Basýn açýklamasýný Ýstanbul Ýþçi Saðlýðý ve Ýþ Güvenliði Meclisi (ÝSÝG) adýna Ýbrahim Sarýkaya yaptý. Hazýrlanan rapora göre Mart ayýnda en az 55 iþçi, iþ cinayetlerinde yaþamýný yitirdi. Ýþçi ölümlerinin 15’i inþaat, 6’sý metal, 6’sý madencilik ve 5’i kimya sektörlerinde yaþandý. Ýstanbul’da 10, Muðla’da 5, Ýzmir ve Sakarya’da ise 4’e iþçi hayatýný kaybetti. Adana’da ise 13 yaþýndaki çocuk iþçi Ahmet Yýldýz pres makinesine sýkýþarak can verdi. Son iki yýlda yapýlan bazý yasal düzenlemeler ile çocuk iþçiliðin altyapýsýnýn iyice pekiþtirildiðine de vurgu yapýlan açýklamada, 4+4+4 eðitim sistemi ile 9,5 yaþýndan itibaren çocuk iþçi çalýþtýrýlmasýnýn meþru hale getirildiði vurgulandý. Yýllýk staj gününün 120 günden 150 güne çýkarýlacaðý da hatýrlatýlan açýklamada son olarak 17 Þubat’ta Çalýþma ve Sosyal Güvenlik Bakanlýðý’nýn çýkardýðý bir yönetmelikle bu sömürünün daha da derinleþtirildiði ve “Çocuk ve Gençlerin Çalýþma Usullerini Düzenleyen Yönetmelik” baþlýðýyla çýkan son yönetmelikle 16 yaþýndan gün almýþ çocuklarýn kiremit, tuðla ve ateþ tuðlasý iþleri ile parafin ve plastik imalatý, selüloz üretimi gibi iþlerde çalýþtýrýlmasýnýn önünün açýldýðý belirtildi. Yaratýlan emek cehenneminin çarklarýna, her geçen gün acýmasýzca daha fazla çocuk yollanmakta olduðunun altýný çizen Sarýkaya ÝSÝG olarak Türkiye’nin çocuk iþçi ölümlerine sahne olmamasý için mücadele edeceklerini ifade etti. Basýn açýklamasý iþ cinayetlerini protesto eden sloganlarla sonlandýrýldý.

8

Yeni Evrede

Mücadele Birliði

DAÝYANG’DA ANLAÞMA SAÐLANDI

Tekirdað Çorlu’daki Daiyang-SK fabrikasýnda Birleþik Metal-Ýþ üyesi iþçilerin sürdürdüðü grev, 11 Nisan günü Daiyang-SK patronu, Çorlu Kaymakamý ve Birleþik Metal-Ýþ temsilcilerinin görüþmelerinin ardýndan TÝS imzalanarak sona erdi. Ýmzalanan toplu iþ sözleþmesine göre 70 liralýk sosyal paket, % 8 maaþ zammý, 800 lira geriye dönük alacak ve birer ikramiye konularýnda uzlaþma saðlandý; karþýlýklý açýlan davalar da geriye çekilecek. Bir ay içinde fabrikayý kapatma kararý alan Daiyang-SK, iþçileri 1 ay daha çalýþýyor gibi gösterecek, iþçilerin 1 aylýk ücret ve sigortasý yatacak ve bir ayýn sonunda iþçilerin kýdem ve ihbar tazminatlarý dahil tüm alacaklarý ödenecek. Sözleþme iþçinin iþe giriþ tarihinden, iþ akdinin fesih tarihi olan 13 Mayýs 2013 tarihine kadar geçerli olacak. Sözleþmeye göre daha önce iþten çýkarýlan 9 iþçinin iþe iadesi reddedilirken, bu 9 iþçiye kýdem ve ihbar tazminatlarý ödendi, ancak iþçiler grevde geçen sürenin parasýný alamadý.

“ZAMMI VE AYRIMCILIÐI KABUL ETMÝYORUZ”

ÝTÜ Taþkýþla Kampüsü ana giriþ kapýsý önünde bir arya gelen 6 nolu Eðitim Sen Üniversiteler Þubesi üyesi öðretim görevlileri yemeklere yapýlan zammý protesto ettiler. 2 Nisan günü Eðitim Sen üyesi Öðretim görevlileri ÝTÜ ana giriþ kapýsý önünde “Personel “Zammý ve Ayrýmcýlýðý Kabul Etmiyoruz” yazýlý pankart açarak “Herkese Eþit Nitelikli Yemek”, “Rektör Karaca ÝTÜ Karartma”, “Personel Zammý Geri Alýnsýn” þeklinde sloganlar attýlar. Basýna açýklama yapan Eðitim Sen 6 Nolu Üniversiteler Þubesi yöneticilerinden Arzu Acar “Eðitim Sen olarak ÝTÜ çalýþanlarýnýn haklý tepki ve taleplerini sonuna kadar destekliyoruz. Rektör Mehmet Karaca’nýn göreve geldiði günden itibaren alýþkanlýk haline getirdiði keyfi ve hukuksuz uygulamalardan bir diðeri olan yemek zammý geri alýnana kadar mücadelemizi sür dü re ce ði mizin ÝTÜ çalýþanlarý ve kamuoyu tarafýndan bilinm e s i n i istiyoruz.” diye konuþtu. Eylem sloganlarla sona erdi.

233. Sayý / 17 Nisan - 1 Mayıs 2013


Yeni Evrede

Sokaklar

Mücadele Birliði

MERSÝN LÝMANI’NDA ÝÞÇÝLERÝN ZAFERÝ

34 gündür eylemde olan Mersin Liman iþçileri dýþarýdan kaçak iþçi ve operatör alýmlarýna karþý tepki olarak ve taleplerinin gerçekleþmesi amacýyla içeride ve dýþarýda tüm iþçilerin kararý ile 3 Nisan’da saat 13.00 itibariyle tüm þalterleri indirerek MIP’de iþi durdurdular. Vardiyalý olarak 08.00-16.00 arasý çalýþan iþçiler, durdurduklarý vinçlerin üzerine çýkarak eylemlerini kazanana kadar devam ettireceklerini duyurdular.16.0024.00 vardiyasýnda çalýþan iþçiler de içerideki arkadaþlarýna destek olarak dýþarýda eyleme baþladýlar. Ýþçiler makinalarý durdurduklarý sýrada dýþarýdaki iþçiler de sloganlarla içeri girmek isteyince iþçilerle polis arasýnda çatýþma çýktý. Çýkan çatýþmanýn ardýndan 6 iþçi gözaltýna alýndý. Gözaltýna alýnan iþçilerin ifadeleri alýndýktan sonra serbest býrakýldý. Ýþçiler “Mücadelemiz devam edecek! Ya çözülecek ya çözülecek!’ diyerek eylemlerine sonuna kadar devam edeceklerini söylediler. Ýçeride 400 iþçi, dýþarýda 500 iþçi eylemde. Mersin Limanýnda sendikalý çalýþan 1500 iþçi var. Ancak patronlar, 2 sene içinde taþerona geçerek sendikalaþmanýn önüne geçme hedefinde olduðunu duyurmuþtu. MÝP patronlarý içeri giriþ ve çýkýþlarý yasaklayarak iþçilerin yemek ve su ihtiyaçlarýnýn alýnmasýný engellemeye çalýþýyor. Gece saat 03.00 sýralarýnda Limana gelen çevik kuvvet polisleri iþçilere daðýlmalarýný ve çadýrlarýný kaldýrmalarýný istedi. Bunu kabul etmeyen iþçiler birbirlerine ke-

netlenince polis gaz bombalarýyla saldýrdý ve çadýrý söktü. Bu esnada yaralanan 10 iþçi hastaneye kaldýrýldý. Gözaltýna alýnan 12 iþçi ise öðle saatlerinde serbest býrakýldý. Sabah saatlerinden itibaren liman içinde ve dýþýnda sayýlarý artan iþçiler yine sloganlarla bekleyiþi sürdürdüler. 3 Nisan’da getirtilen 400 kaçak taþeron iþçiye Ýstanbul’dan getirilen 240 iþçi daha eklendi. Bu iþçiler iþ býrakan sendikalý iþçilerin yerine çalýþtýrýlmak istenince, Liman-Ýþ’te örgütlü 400 kadar iþçi 70 metre yüksekliðindeki vincin üzerine çýkarak eylemi sürdürdü. Ýþlerin tamamen durdurulduðu Limanýn çevresi, karþýsýndaki MÝP þirketi etrafýnda polis yýðýnaðý var. Ýþçilere aileleri de deste-

ðe gelirken, Mersin’de bulunan sendikalar da Liman önüne geldiler. Saat 13.30 civarýnda da üniversite öðrencilerinin limana gelmeleri bekleniyordu. Öðle saatlerinde “Mücadeleniz Mücadelemizdir” diyen Mersin Üniversitesi öðrencileri Liman iþçilerini ziyarete geldi. Akþamüzeri ise, vincin üzerindeki iþçilerden Serdar Altun inmek isterken vinçten düþtü. Bacaklarýnda kýrýk olduðu öðrenilen iþçi, ambulansla hastaneye kaldýrýldý. 5 Nisan günü bir iþçi daha fenalaþarak hastaneye kaldýrýldý. Buna raðmen iþçiler ne olursa olsun “Ölmek Var Dönmek Yok!” diyerek eylemde kararlý olduklarýný belirttiler. Eylemin 36.gününde, Liman Ýþ Sendikasý ve patron arasýnda yapýlan görüþmede uzlaþma saðlandý. Anlaþmada çýkan kararlar kýsaca þunlar: Atýlan 34 iþçinin 30’u geri alýnacak, bunlardan 18 tanesi iki ay içinde iþe baþlayacak; sendika temsilcilerinin oluþturduðu diðer 4 kiþinin konumlarý deðerlendirilecek ve bu süre içerisinde ücretleri ödenecek; Ýþçiler hakkýnda açýlan davalar geri çekilecek; Vinçlerde direniþ gösteren iþçiler, iki gün ücretli izne ayrýlacak; Toplu iþ sözleþmesi baþlayacak; Ýçeride taþeron iþçiler çalýþtýrýlmayacak. Görüþmelerin ardýndan vinçlerdeki iþçiler, saðlýk kontrolü için hastaneye sonrasýnda ifadeleri alýnmak üzere karakola gönderildi. Ýþçiler, arkadaþlarý ve aileleri tarafýndan coþkuyla ve sloganlarla karþýlandýlar.

BOSCH İŞÇİLERİ TÜRK METAL'İ İSTEMİYOR

Bosch iþçileri, 2 Nisan günü Ýstanbul Maslak’ta bulunan Bosch’un Genel Merkezi önünde bir araya gelerek yaptýklarý basýn açýklamasýnda sarý sendika Türk Metal’i istemediklerini bir kez daha belirterek iþten çýkarýlmalarýný protesto için Genel Merkez önünde çadýr kurdular. Ýþçiler Türk Metal’den ayrýlýp DÝSK’e baðlý Birleþik Metal Ýþ’e üye olunca 3 iþçi iþten atýlmýþtý. Birleþik Genel Ýþ Sendikasý Baþkaný Adnan Serdaroðlu, iþçiler adýna yaptýðý açýklamada; Ýstanbul Maslak’ta devasa binanýn önünde bir haksýzlýða, hukuksuzluða dur demek için bir araya geldiklerini söyledi. Serdaroðlu, Bosch iþ yerini bir kez daha ziyaret ettiklerini, fakat bu sefer kalýcý olarak buraya geldiklerini dile getirdi. Serdaroðlu “Bosch iþvereni þimdi her yerde itibar kaybediyor. Avrupa’nýn bütün ülkelerinde iþletmeleri var. Orada bunlarý yapabiliyor musun? Kendine güveniyorsan bunu Almanya’da yap. Bir yýldýr bu insanlara eziyet çektiriyorsun. Zombilerle, sarý sendikalarla insanlarýn hakkýný çiðnemekten vazgeçin” diye konuþtu. “Biz Bosch iþçisiyiz, sarý sendikayý göndereceðiz” diyen binlerce kiþinin kendi iradeleri ile DÝSK’in kapýsýný çaldýðýný vurgulayan Serdaroðlu patrona bir çaðrý yaparak, iþçilerin iradesini ortaya koyacak bir referandum yapýlmasýný talep etti. Serdaroðlu, MESS’in bütün imkanlarýný zorlayarak patronlara destek verdiklerini, bunun sebebinin DÝSK’ten korkmalarý olduðunu söyledi. 233. Sayý / 17 Nisan - 1 Mayıs 2013

9


Yeni Evrede

Sokaklar

Mücadele Birliði

THY’DE GRE VE GÝ DÝ LÝR KEN

Sözleþme’de grev aþamasýnda olunduðunu kaydetti. Bugüne kadar anlaþmaya el uzatmayan tarafýn sendikanýn olduðunun lanse edildiðini vurgulayan Ergözde; Sendika tarafýndan son defa 1 Nisan günü THY yönetimini masaya çaðýrdýðýný iþten çýkarýlan 305 iþçi ve çalýþan binlerce THY emekçilerinin bütünsel sorunlarýný yönetim kurulunda deðerlendirmek için 8 Nisan’da görüþeceklerini beyan ettiklerini, Hava Ýþ Sendikasýnýn da 9 Nisan tarihinde grev kararý ile ilgili deðerlendirme yapýlacaðýný hatýrlattý. Ergözde konuþmasýnýn devamýnda “tüm bunlar yaþanýrken, grev kararýna karþý iþveren destekli büyük bir koro ses çýkarak sendikamýza ve 313 gündür süren direniþimize saldýrmaktadýr” dedi Ahmet Erdoðan Ergözde son olarak “Buradan bir kez daha THY yönetimine sesleniyoruz, Hava Ýþ’in 305 iþçinin iþe iadesinin saðlanmasý ve çalýþma koþularýnýn iyileþtirilmesi ile ilgili ö5 Nisan günü Sabah Gazetesi önünde toplanan THY iþçilenerilerini görmezden gelmeyin. Bizler bilimsel verilerin ýþýðýnda ri, kendilerini ve Hava Ýþ Sendikasýný hedef alan Hýnçal Uluç’u sorunlarý masada konuþmaya her zaman hazýrýz. Ancak sendika gazete binasý önünde protesto ettiler. Türkiye Gazeteciler Sendiiradesi hiçe sayýlarak diyalogdan kaçýldýðýnda, kavgayý sokakta kasý, Tek Gýda Ýþ, Deri Ýþ, Hey Tekstil iþçileri ve Mücadele Birsürdürmeye de her zaman varýz. Biz bunu aylar önce söyledik ve liði Platformu da eyleme destek verdi. gereðini yapýyoruz, yapmaya da devam edeceðiz.” diye konuþtu. THY iþçileri gazete önünde sýk sýk “Yandaþ Basýn Bunu da Eylem destekçilerin dayanýþma konuþmalarýndan sonra haYaz”, “Hava Ýþ Burada Hýncal Uluç Nerede”, “Vur Vur Ýnlesin laylarla sona erdi. Hýncal Uluç Dinlesin”, “Yandaþ Basýn Ýstemiyoruz” sloganlarý atarak “Haklý Mücadelemizi, Sendikamýzý ve Anayasal HakkýGrev Kararý Asýldý mýz Grev Hakkýmýzý Karalayan Hýncal Uluç’u Kýnýyoruz” panHava Ýþ Sendikasý THY yönetimi ile anlaþma saðlamamasý kartý açtýlar. üzerine sendika grev’e çýkma kararý aldý. Sabah Gazetesi önünde konuþma yapan Hava Ýþ Genel Baþ10 Nisan günü Bakýrköy’de bulunan Hava Ýþ Sendikasý Gekaný Atilay Ayçin, 305 iþçinin 312 gündür sürdürdükleri mücanel Merkezi binasýnda açýklama yapan Atilay Ayçin “THY yönedelede atýlan iþçilerin seslerini duyurmaya çalýþtýklarýný belirtti. timinin uzlaþmaz tutumu nedeni ile sendikamýz bu iþletmede 14 Ayçin; iþçilerin iþlerin atýldýðý bir ülkede diktatörlüklerin oldubine yakýn üyesi adýna bugün grev kararý alýyor.” dedi. ðunu, diktatörlüklerin olduðu ülkelerde faþizmin olduðunu söy60 günlük görüþme süresinin patron tarafýndan 7. gününde ledi. kesildiðini, 107. madde bulunan toplu iþ sözlemesinde sadece 23 Ayçin “Allah aþkýna býrak Ortaköy’de zýkkýmlanmayý... amaddede deðiþiklik önerildiðini altýný çizen Ayçin, “Bu uyuþmazyaklarýnýn üstünde kimsenin yalakasý olmadan dur, senden istelýðýn temelinde THY’nin sendika ve toplu iþ sözleþmesine yönediðimiz adam ol adam” diye konuþtu. lik sistemli bir saldýrýsý bulunmaktadýr.” dedi. Daha sonra THY iþçileri Sabah Gazetesini yakarak protesto Ayçin sürecin temel taleplerinin baþýnda iþten çýkartýlan 305 ettiler. Eylemin ardýndan Tek Gýda Ýþ Sendikasý üyesi Pakmaya iþçinin iþlerine geri dönmesi olduðunu hatýrlatarak, iþten hukukiþçilerini ziyaret eden THY iþçileri “Yaþasýn Sýnýf Dayanýþmasý”, “Pakmaya Ýþçisi Yalnýz Deðildir” sloganlarý atarak iþçilere destek verdi.

Ýþçiler 8 Nisan’ý Bekliyor 6 Nisan günü Hava Ýþ Sendikasý binasý önünde toplanan THY iþçilerine Tek Gýda Ýþ temsilcileri, Hey Tekstil Ýþçileri, Mücadele Birliði Platformu, Devrimci Ýþçi Komiteleri, Devrimci Öðrenci Birliði ve bir çok emek örgütü destek verdi. “THY ve Teknik’te Ýþten Çýkarýlan 305 Ýþçi Geri Alýnsýn” pankartý açarak Özgürlük Meydaný’na yürüyen iþçiler sýk sýk “305 Dönecek Sözleþme Bitecek”, “Ýþten Atýlanlar Geri Alýnsýn”, “Þarteller Ýnecek Bu Ýþ Bitecek” sloganlarý attýlar. Hava Ýþ Sendikasý ve THY iþçileri adýna konuþan Ahmet Erdoðan Ergözde THY. AO. ile sendika arasýnda süren 24. Toplu

10

233. Sayý / 17 Nisan - 1 Mayıs 2013


Yeni Evrede

Sokaklar

Mücadele Birliði

suzca atýlan iþçilerin mahkemelerin iþe iade kararlarýnýn THY yönetimi tarafýndan uygulanmadýðýný, 305 iþçinin iþlerine geri dönmeleri halinde Toplu Ýþ Sözleþmesinde anlaþma olabileceðini söyledi. Ayçin “THY yönetimi bundan bir yýl önce, tam bir yýl geciktirilen toplu iþ sözleþmesinde tam da grev kararý alýnacaðý sýrada AKP milletvekillerinden havacýlýk iþlerinde anti-demokratik grev yasaðý talep etmiþ ve bu isteði jet hýzýyla yerine getirilmiþti. Bu anti demokratik yasaða hayýr diyen barýþçýl, demokratik bir eylem yapan THY iþçilerinden 305 arkadaþýmýz hukuksuzca iþinden edilmiþti. Haksýz ve hukuksuzca iþten çýkarýlan iþçiler mahkemelerde suçsuz bulundu, yani grev yasaðý kaldýrýldý. Ýþçilerin suçsuzluðu ispatlandý ancak THY yönetimi bu konudaki inadýný sürdürüyor iþçileri geri almýyor” diye konuþtu. Atilay Ayçin THY’nin çalýþanlarýn haklarýna saygý göstermediðini belirterek, “Yürürlükteki toplu iþ sözleþmesi sürekli ihlal edilerek kural dýþý mesai ve görevlendirmelere yönelik baskýlarla uçuþ emniyeti riske edilmektedir. Hýzlý büyüme ve eksik personelle yürütülen uçuþ operasyonunda personel giderek artan bir iþ yükü ile yorgunluða sürüklenerek yine uçuþ emniyeti zaafý oluþturulmaktadýr. Sadece maliyet ve rekabet kaygýsýyla vardiya sistemleri çalýþma sürelerinin sürekli deðiþtirilmekte fazla mesai haklarý eksik ödenmekte, yýllýk izinler keyfince ortadan kaldýrýlmakta iþçiler yýllýk izinde iþe çaðrýlmaktadýr. 6’þar aylýk enflasyonun bile altýnda yüzde 3’lük yetersiz ücret artýþlarý önerilmiþ, THY’yi iki kat büyüten personelin katkýsý hiçe sayýlmýþtýr” diye konuþtu. “THY Yalnýz Deðildir” þeklinde açýklama yapan Maliye Bakaný Mehmet Þimþek’e de, “Hangi demokratik ülkede bir bakan bir özel havayolu patronunun yanýnda iþçilerin haklarýný tehdit eder pozisyonda tavýr alabilir” diyen Ayçin “Alýrsa da bir gün sonra istifa etmek zorunda kalýr” diye yanýt verdi. Basýn toplantýsýna iþten çýkartýlan THY iþçileri, Hey Tekstil Ýþçileri, BOCH Ýþçileri, Mücadele Birliði, Birleþik Metal Ýþ temsilcileri ve bir çok emek örgütü temsilcisi katýldý. Basýn açýklamasý sýrasýnda salonda “305 Dönecek, Sözleþme Bitecek”, “Grevse Grev, Direniþse Direniþ”, “Ölmek Var Dön-

mek Yok” sloganlar atýldý. Havalimaný Genel Müdürlük önüne gelen Hava Ýþ Sendikasý baþkaný Atilay Ayçin, Türk Ýþ Bölge Sekreteri Faruk Büyükkucak ve THY iþçileri, Genel Müdürlüðün giriþindeki camýna grev kararýný astýlar.

“Þalterler Ýnecek Bu Ýþ Bitecek” 13 Nisan Cumartesi günü Bakýrköy’de Hava Ýþ Sendikasý binasý önünden Özgürlük Meydaný’na yürüdüler. Sendika binasý önünde toplanan iþçiler “THY A.O’da ve Teknik A.Þ’de Ýþten Çýkarýlan 305 Ýþçi Geri Alýnsýn” pankartý açtýlar. Eyleme Tek Gýda Ýþ Sendikasý temsilcileri, Cam Seramik Sendikasý temsilcileri, DÝSK Emekli Sen, Mücadele Birliði Platformu ve bir çok emek örgütü destek verdi. Eylemde sýk sýk “305 Dönecek Sözleþme Bitecek”, “Þalterler Ýnecek Bu Ýþ Bitecek”, “Yaþasýn Ýþçilerin Birliði” sloganlarý attýlar. Özgürlük Meydaný’na gelen iþçiler adýna Hava Ýþ Sendikasý Genel Baþkaný Atilay Ayçin konuþma yaparak 24. Toplu Ýþ Sözlemesinin THY yöneticileri taraf arasýnda süren toplantýlarda anlaþma saðlamamasýnýn birincil nedeninin grev yasaðýna karþý çýkan THY iþçilerinin iþlerine geri iadelerinin saðlanmamasý olduðunu bir kez daha altýný çizdi. Ayçin grev kararýnýn THY Genel Müdürlüðüne asýldýðýný hatýrlatarak, greve gidebilmek için yasal olarak 60 günlük süre dolmadan iþten atýlanlarýn tekrar geri alýnmasýný, 24. Toplu Sözleþme görüþmelerine tekrar baþlanmasýný talep etti. Atilay Ayçin; Eðer THY çalýþanlarýnýn sorunlarý çözülmez ise grev çýkmaktan hiç bir þekilde geri çekilmeyeceklerini belirti. Ardýndan Mücadele Birliði Platformu adýna konuþan Ali Ekber Sever THY yönetiminin AKP Hükümetini arkasýna alarak masa altýnda THY iþçilerine sopa göstermeye çalýþýldýðýný belirterek; “Sizin yasalarýnýz, egemenliðiniz varsa bizim de iþçi sýnýfýmýz var, bu sýnýfýn üretimden gelen gücü de var.” ifadelerini kullandý; faþist hükümet ve devletlerin iþçileri, emekçileri sömürerek var olduklarýný altýný çizdi. Sever, “Ýþçiler ancak hükümetlerini devirerek proleter bir iktidar kurarak sömürüden ve zulümden kurtulabilir” dedi. Kurum temsilcilerinin adýna yapýlan kýsa dayanýþma konuþmalarýndan sonra eylem halay ve sloganlarla sona erdi.

233. Sayý / 17 Nisan - 1 Mayıs 2013

11


Gündem

KÜRDÝSTAN

UKKTH’nýn gerçek kullanýmýnýn önündeki en büyük engel iþbirlikçi tekelci sermaye sýnýfý ve onun politik aygýtý olan faþist devlettir. Dolayýsýyla, sorunun önündeki engel olarak sadece devleti görmek yeterli ve doðru olmaz. Sorunun gerçekten demokratik ve tam hak eþitliðine dayalý çözümünün önündeki engel, devletle birlikte tekelci sermaye sýnýfýdýr, tekelci kapitalizmdir. Kürt ulusunun kendi kaderini tayin hakkýnýn önündeki engellerin bu þekilde tespit edilmesi bizi bir devrimin zorunluluðu noktasýna götürür ki gerçek çözüm buradan geçer. “Kürdistan Sorunu”nu Türk, Kürt ve bütün halklarýn birleþik devrimine baðlý olmasýnýn temeli budur ve Leninist Parti iþte bu çizgide yürüyor. 12

Yeni Evrede

Mücadele Birliði

Yakýn zamana kadar “Kürt Sorunu” olarak bilinen, böyle adlandýrýlan meselenin aslýnda “Kürdistan Sorunu” olduðunu ilk açýklayan, ortaya koyan Leninistler oldu. Leninistler sorunun adýný bu þekilde ortaya koyana kadar Türkiye ya da Kürdistan sol/devrimci güçlerinden hiç kimse böyle bir isimlendirmeden, kavramlaþtýrmadan söz etmedi. Ancak þimdi þimdi, bu isimlendirmenin, kavramlaþtýrmanýn öncelikle Kürdistan sol/devrimci çevreleri tarafýndan benimsenmeye ve kullanýlmaya baþlandýðýný görüyoruz. Kürdistan sol/devrimci çevrelerinin bu kavramlaþtýrmayý, adlandýrmayý benimsemelerinden sonra yakýn gelecekte tüm sol/devrimci güçlerin de ayný yoldan yürüyeceklerini iddia edebiliriz. Çünkü doðru olan budur ve bunun benimsenmesi bu yüzden kaçýnýlmaz. Türkiye devrimci hareketini oluþturan bileþenlerin bu isimlendirmeyi bu güne kadar kullanmamýþ olmasýný anlýyoruz. Kullanamazlardý çünkü kullanmalarý ve benimsemeleri halinde kendilerini Leninistlerin peþinden gitmiþ olarak düþüneceklerdi. Ama Kürdistan’da kimi çevrelerin bunu kullanmaya baþlamýþ olmasý, önlerindeki bu “engeli” kaldýrmýþ olacak. Yakýnda, “Kürdistan Sorunu” kavramýný Türkiye sol devrimci çevrelerin aðzýndan sýkça duymaya baþlayacaðýz. Sorun, basit bir kavramlaþtýrma sorunundan çok daha ötede bir önem taþýyor. Çünkü bir sorunun doðru çözümü için gerekli ilk adým sorunun adýný doðru koymaktýr. Burada kavramlarýn önemi ortaya çýkýyor. Bir konuda, bir sorunda kitlelerin eðitimi, bilinçlendirilmesi, ikna edilmesi konusu gündeme geldiðinde politik güçler kavramlara baþvururlar. Çünkü kavramlar ya da sorunun adýnýn doðru konmasý olaylarýn, olgularýn ortak özelliklerinin soyutlama yoluyla, mümkün olduðunca kýsa sözcük ya da sözcüklerle isimlendirilmesidir. 233. Sayý / 17 Nisan - 1 Mayıs 2013

Geniþ kitleler kavramlarla düþünür, düþüncelerini benimsedikleri kavramlarla þekillendirirler. Politik güçler için de, çoðu kez, durum aynýdýr. Bir politik güç bir soruna bakýþýný, yaklaþýmýný, çözüm önerisini soyutlama yoluyla, konuyu kavramlaþtýrarak ortaya koyar. Sorunun “Kürt Sorunu” olarak deðil de “Kürdistan Sorunu” olarak ele alýnmasý, bir ülkenin ilhak edildiði ve bu ilhaka karþý mücadelenin kabul edildiði anlamýný içerir. Doðru olan da budur. “Kürt Sorunu” kavramý toprak meselesini kapsamaz ya da en azýndan bu konuda yeterince açýk bir anlam içermez. Sorunun bu yaný görülmüþ olmalý ki, UKH, önceden kullandýðý “Öcalan’a Özgürlük Kürtlere Statü” sloganýný “Öcalan’a Özgürlük Kürdistan’a Statü” biçiminde deðiþtirdi. Böyle yapmakla UKH bir yanlýþýný düzeltmiþ oldu.

Sorunun Kaynaðý ve Çözümü Meselenin gerçekte “Kürdistan Sorunu” olduðunun görülüp kabul edilmesi sorunun kaynaðýna da iþaret etmek anlamýna geliyor. Sorunun temeli Kürdistan’ýn ÝranIrak-Suriye-Türkiye tarafýndan dört parçaya bölünerek ilhak edilmesine ve bu topraklar üzerinde yaþayan Kürt ulusunun “ezilen ulus” konumuna getirilmiþ olmasýna dayanýyor. Ulusal baský her zaman, eninde-sonunda, ulusal baþkaldýrýya yol açar. Kürt halkýnýn on yýllardýr aralýklarla ortaya çýkan ve çoðu kez kanlý biçimlerle bastýrýlan ayaklanmalarýnýn temeli bu toplumsal/tarihsel gerçeðe dayanýyor. Kürt ulusu ezilen ulus konumuna son vermek ve baþka uluslarla tam hak eþitliðine sahip olmak için savaþýyor. Bu savaþ sadece Kuzey Kürdistan’da deðil ama Kürdistan’ýn diðer parçalarýnda da on yýllardýr sürüyor. Bütün bu tarihsel süreç sonucunda Kürt halký, özgürlük ve tam hak eþitliði yolunda önemli bir mesafe kaydetti ve bel-


N SORUNU Yeni Evrede

Mücadele Birliði

li bir düzeye geldi. Özellikle Kuzey Kürdistan’da son otuz yýl boyunca sürdürülen çetin mücadele, özgürlük savaþý devrimci bir halkýn ortaya çýkmasýna yol açtý. Bilinçli, örgütlü devrimci bir pratiðin çelikleþtirici okulundan geçmiþ, politik bakýmdan birikimli Kürt halkýnýn savaþým kapasitesi geleceðin de güvencesidir. Her sorunun gerçek ve kalýcý çözümü sorunun kaynaðýnýn ortadan kaldýrýlmasýný gerektirir ve buna dayanýr. Bunu içermeyen her “çözüm” gerçek, kalýcý bir çözüm deðil, sadece sorunun ertelenmesi, savaþan güçler arasýndaki dengenin yeniden kurulmasý için zaman tanýnmasý anlamýna gelir. Sorunun kaynaðý Kürdistan’ýn ilhak edilmiþ, Kürt ulusunun da ezilen ulus durumuna getirilmiþ olmasý ise, kalýcý çözüm de ilhak ve ezilen ulus durumuna son vermekle mümkün olur. Bugün hükümet ile UKH arasýnda yürütülen görüþmelerde çözümün bu biçimi öngörülüyor mu? Kesinlikle hayýr. Hükümet, otuz yýldýr devam eden sert savaþta yenilmiþ ve moralsiz duruma düþtüðü için bu görüþmelere yanaþtý. Amaç Kürt ulusunun tam hak eþitliðine dayalý, özgür, eþit ve gönüllü birlik temelinde bir çözüm deðil; bu biliniyor. UKH’nin ileri sürdüðü talepler ise ayný içeriði saðlamaktan uzak, bu içerikten geri bir konuma denk geliyor. Doðru olan Kürt ulusunun kendi kaderini tayin hakkýný, ayrýlýp kendi devletini kurma hakký da dâhil, koþulsuz savunmaktýr. Leninist Parti, sorunun gerçek, kalýcý, demokratik tek çözümünün bu olduðunu savunuyor. Çünkü ancak ayrýlma hakkýný da içeren bir çözüm uluslarýn gönüllü birliðine giden yolu açabilir. Ayrýlma hakkýný savunmak, Kürt ulusunun ayrýlmasýný istemek ya da onu bu konuda teþvik etmek anlamýna gelmez. Týpký evliliklerde boþanma hakkýný savunmanýn boþanmayý savunmak anlamýna gelmemesi gibi. Ama biz ayrýlma hakkýný savunmadan gönüllü birlikten söz edilemeyeceðini

de biliyoruz. UKKTH’nýn gerçek kullanýmýnýn önündeki en büyük engel iþbirlikçi tekelci sermaye sýnýfý ve onun politik aygýtý olan faþist devlettir. Dolayýsýyla, sorunun önündeki engel olarak sadece devleti görmek yeterli ve doðru olmaz. Sorunun gerçekten demokratik ve tam hak eþitliðine dayalý çözümünün önündeki engel, devletle birlikte tekelci sermaye sýnýfýdýr, tekelci kapitalizmdir. Kürt ulusunun kendi kaderini tayin hakkýnýn önündeki engellerin bu þekilde tespit edilmesi bizi bir devrimin zorunluluðu noktasýna götürür ki gerçek çözüm buradan geçer. “Kürdistan Sorunu”nu Türk, Kürt ve bütün halklarýn birleþik devrimine baðlý olmasýnýn temeli budur ve Leninist Parti iþte bu çizgide yürüyor. Yani sorunun tam hak eþitliðine ve gönüllü birliðe dayalý çözümü birleþik devrimden geçiyor. Sorunun bu þekilde ele alýnmasý çözümün mutlak biçimde devrim sonrasýna ertelenmesi anlamýna mý gelir? Kesinlikle hayýr. Leninist Parti, tekelci kapitalizm altýnda zayýf bir olasýlýk da olsa, çözümün mümkün olduðunda ondan yana tavýr alacak.

Süreç Nereye Doðru? Leninist Parti, UKH’nin bugün ileri sürdüðü taleplerin uluslarýn kendi kaderlerini tayin hakký noktasýndan geri bir nokta olarak deðerlendirmekle birlikte ona karþý bir tepki içinde deðil ve olmayacak da. Leninist Parti, sorunun tek gerçek, kalýcý ve demokratik çözümünü ortaya koymak, halklara göstermek ve bunun için mücadele etmekle ilgilidir; baþka bir þeyle deðil. Kürt halký, hükümetle yapýlan görüþmeleri, hükümetin böyle bir adým atmak zorunda kalmasýný kendisi açýsýndan bir kazaným, mücadelede bir mevzi olarak deðerlendirebilir. Yine de þunun altýný çizmek lazým: Elde edilecek kazanýmlar olsa 233. Sayý / 17 Nisan - 1 Mayıs 2013

Gündem

da bunlarýn güvencesi anayasadaki deðiþiklikler deðil Kürt halkýnýn kendisidir, mücadele gücü ve kapasitesi olacak. Türkiye halklarý açýsýndan da durum böyledir. Geleceðin güvencesi, baþta proletarya olmak üzere halklarýn kendisidir. Dolayýsýyla hükümet ile UKH arasýnda yapýlacak anlaþma ne olursa olsun, halklarýn temel sorunlarý, çözülmeden orta yerde kalacaðý için mücadele de devam edecek, halklar devrim yolundaki yürüyüþlerini sürdüreceklerdir. Bu nedenle, sürece birleþik devrimin zaferi bakýþ açýsýyla yaklaþan Leninist Parti, yapýlan ya da yapýlacak anlaþmanýn sýnýrlý sonuçlarýný temel almýyor. Leninist Parti, bütün bu mücadele sürecinin bir devrimin zaferi için yarattýðý devrimci deðerlerin bütününü göz önünde tutuyor. Bu deðerlerin birisine ve en önemlisine, halklarýn devrimci mücadele kapasitesine deðindik. Bir diðeri ise, dünyadaki devrimci durumun da etkisiyle, Türkiye ve Kürdistan’da güçler dengesinin halklar lehine deðiþmiþ olmasýdýr ki hükümeti, devleti ve tekelci sermaye sýnýfýný UKH ile görüþmeler yapmak zorunda býrakan etkenlerin baþýnda bu deðiþiklik geliyor. Türkiye ve Kürdistan halklarý sürece bu kazanýmlarý, bu deðerleri arkalarýna almýþ biçimde giriyorlar. Kürt ulusunun özgürlük hakký için verdiði savaþ, birleþik devrim için güçlü bir kaldýraç görevini gördü. Ancak girilen süreçte ulusal çeliþki ön plandan arka plana çekilirken hem Türkiye’de hem de Kürdistan’da sýnýfsal çeliþkiler ön plana çýkmaya baþlayacak. Bu, ulusal sorunun ortadan kalktýðý anlamýna gelmiyor. Ancak bu sorun için mücadele, yani “Kürdistan Sorunu” için mücadele yeni koþullar altýnda ve yeni biçimlerle sürecek anlamýna geliyor. Bu bakýmdan birleþik devrimimiz yeni süreçte ulusal-sýnýfsal mücadele temelinde çok daha güçlü ve saðlam temellerde ilerleyecektir.

13


DÝSK OLAÐANÜSTÜ GENEL KURULU YAPILDI

Yeni Evrede

Sendika

Devrimci Ýþçi Sendikalarý Konfederasyonu’nun (DÝSK) Olaðanüstü Genel Kurulu 6 Nisan’da Beþiktaþ’taki Mustafa Kemal Kültür Merkezi’nde yapýldý. Genel Kurul gerginlikle ve protestolarla baþladý. Emekli-Sen üyeleri, “DÝSK Emekli-Sen’de Tasfiye Politikalarýna Ýzin Vermeyeceðiz”, Devrimci Ýþçi Hareketi ise “DÝSK’te Patron Sendikacýlýðýna Ýzin Vermeyeceðiz” pankartlarý açarak, sloganlarla DÝSK yönetimini protesto etti. DÝH üyelerinin salona giriþine görevliler izin vermeyince gerginlik yaþandý. Ýçeriye alýnmayan iþçiler durumu, kapýlara vurarak sloganlarla protesto ettiler. Ýçeriye alýnmayan tüm iþçilerin ýsrarlý protestosu artýnca kapýlar iþçilere ve basýna açýlmak zorunda kalýndý. Genel Kurul saygý duruþuyla baþladý. Ýlk konuþmayý Nakliyat-Ýþ Sendikasý Genel Baþkaný Ali Rýza Küçükosmanoðlu yaptý. DÝSK’te yaþanan yönetim krizine deðinen Küçükosmanoðlu, Olaðanüstü Genel Kurul kararýný sorunun çözümü için aldýklarýný belirtti. Konuþma sýrasýnda Nakliyat-Ýþ Sendikasý üyesi Kargo iþçileri, “Yaþasýn MNG Kargo Direniþi”, “Hak Verilmez, Alýnýr, Zafer Sokakta Kazanýlýr” sloganlarý ve DÝSK’i destekleyen sloganlar attý. Genel kurulda çalýþma raporu okunmadý, üzerinde konuþma yapýlmadan kabul edildi. Genel-Ýþ Sendikasý Genel Sekreteri Kani Beko ve Nakliyat-Ýþ Sendikasý Genel Baþkaný Ali Rýza Küçükosmanoðlu, DÝSK Genel Baþkanlýðý’na aday oldu. Genel sekreterlik için ise Devrimci Saðlýk-Ýþ Sendikasý Genel Baþkaný Arzu Çerkezoðlu ve Birleþik Metal-Ýþ Sendikasý Genel Baþkaný Adnan Serdaroðlu aday oldu. Yönetim kurulunun diðer üyeliklerine ise Alaaddin Sarý, Celal Ovat, Ergün Tavþan, Metin Ebetürk ve Muzaffer Subaþý aday oldu. DÝSK’in Olaðanüstü Genel Kurulunda konuþan Genel Baþkan adayý Kani Beko, DÝSK’in 1967’deki kuruluþ sürecini hatýrlattý, iþçi sýnýfýnýn çýkýþ yolunun birlikte düþünerek, ortak tavýr ve ortak söylemi kurarak inþa edileceðini belirtti. Kürt sorununda yaþanan geliþmeler konusunda ise barýþýn ancak halklarýn iradesiyle gelebileceðini söyleyen Beko, yeni yönetimin belirlenme-

14

Mücadele Birliði

siyle de görevlerin sürdürüleceðini ifade etti. DÝSK, bir bütün olarak iþçi sýnýfý mücadelesinde her dönemde ve her koþulda daima kararlý ve iddialý olduðunu söyleyen Beko, “kamu çalýþanlarý sendikalarý da içinde olmak üzere düzenin çarký haline gelmemiþ tüm sendikal örgütlerle iþçi sýnýfýnýn sendikal geleceðini ayný masa etrafýnda konuþmaya baþlamamýz gerekiyor. Ýþçi sýnýfýnýn çýkýþ yolu birlikte düþünerek, ortak tavýr ve ortak söylemi kurarak inþa edilecektir.” dedi. Beko, emek gücünün düþürülmesi anlamýna gelen yeni istihdam biçimlerini DÝSK yönetiminin gündemine almasý gerektiðine de vurgu yaparak DÝSK’in yeni kadrolarýný yetiþtirmesinin önemli olduðunu ifade etti. DÝSK Genel Baþkanlýðýna aday olan Nakliyat Ýþ Sendikasý Genel Baþkaný Ali Rýza Küçükosmanoðlu da, emperyalizmin bölgedeki savaþ hazýrlýklarýna deðindi. AKP iktidarýnýn da emperyalizmin siyasi ve ekonomik temsilcisi durumunda olduðunu belirterek Suriye’deki savaþa iliþkin olarak de “Emperyalizme karþý direnen Suriye halkýnýn yanýndayýz” dedi. Çalýþma yaþamýndaki sorunlara iliþkin olarak da Ýþ yasalarýnýn sýnýf sendikacýlýðýný tasfiye etmek için çýkarýldýðýný belirten Küçükosmanoðlu, sermaye sýnýfý ve iktidarý olan AKP iktidarýnýn ekonomik ve siyasi zulmü artarak devam ettiðini belirtti ve 12 Eylül döneminde yaþanmayan olaylarýn bugün yaþanmakta olduðunu söyledi. Genel Sekreterliðe adaylýðýný koyan Arzu Çerkezoðlu,ise DÝSK’in Geçen yýlki genel kurulun ardýndan bir yýl içinde temsiliyet sorunuyla ve emekçi halklara karþý sorumluluklarýný yerine getiremez hale geldiðini ifade etti. Ýþçi sýnýfýnýn en büyük geniþlemesini ya233. Sayý / 17 Nisan - 1 Mayıs 2013

þadýðý bir dönemde sendikalarýn zayýfladýðý bir sürecin yaþandýðýný hatýrlatan Çerkezoðlu, Kürt sorununun çözümü konusunda önemli sürecin yaþandýðý, üç seçimin önümüzde bulunduðu, AKP’nin yönetme krizini yaþadýðý bir dönemde genel kurulun toplandýðýný belirtti. Çerkezoðlu, DÝSK’in ileriye yürüyecek güce sahip olduðunu belirterek “Ancak kapalý kapýlar ardýndan yapýlan pazarlýklarla bunu baþaramayýz, geleneksel sendikal anlayýþlarla bu süreci yönetemeyiz. Yenilenmeye ihtiyacýmýz var” dedi. Çerkezoðlu Genel Sekreterliðe adaylýðýný koyduðunda bir takým tepkilerle karþýlaþtýklarýný ifade ederek “Genel Sekreterliðe adaylýðýmýzý koyduk, farklý görüþlerde olabiliriz, fakat her þeyden önce DÝSK içinde mücadele verenler olarak yoldaþýz” dedi. Genel Sekreter adayý Birleþik Metal Ýþ Sendikasý Genel Baþkaný Adnan Serdaroðlu, Türkiye’de sendikalaþma oranýnýn yüzde 5’e düþtüðünü hatýrlatarak bu süreçte, neoliberal politikalarýn önündeki engellerin kaldýrýldýðý, KESK ve DÝSK’e yönelik baskýlarýn arttýðý bir dönemde, DÝSK olarak birlik ve beraberliðe ihtiyaçlarý olduðunu belirterek, Genel Ýþ Sendikasý’ndan gelen genel sekreterlik teklifine karþýlýk, Birleþik Metal Ýþ’in yönetimde olmamasýnýn eksiklik olacaðýný söyledi ve “Biz birlikte yürümek istiyoruz. Görev verirseniz, dönemin sonuna sürdürmek, daha saðlýklý bir genel kurul yapacak þartlarý oluþturma mücadelesini ortaya koymak istiyoruz” dedi. DÝSK Olaðanüstü Genel Kurulu’nda ilk turda adaylarýn yeterli oyu alamamasýndan dolayý 2’nci tur yapýldý. DÝSK Genel Baþkanlýðý için 354 oyun kullanýldýðý 2’nci turda Genel-Ýþ Sendikasý Genel Sekreteri Kani Beko 280 oy, NakliyatÝþ Sendikasý Genel Baþkaný Ali Rýza Küçükosmanoðlu 56 oy aldý. Bu sonuca göre Kani Beko DÝSK Genel Baþkaný oldu. DÝSK Genel Sekreterliði için yapýlan oylamada ise Devrimci Saðlýk Ýþçileri Sendikasý Genel Baþkaný Arzu Çerkezoðlu 181 oy, Birleþik Metal-Ýþ Genel Baþkaný Adnan Serdaroðlu ise 161 oy aldý. Bu sonuca göre ise Arzu Çerkezoðlu DÝSK Genel Sekreterliði’ne seçildi. Sonuçlar alkýþ ve sloganlar eþliðinde karþýlandý.


Yeni Evrede

Mücadele Birliði

ÝZELMAN’DA TAÞERONA KARÞI EYLEM

Son ihaleyi kaybeden Ýzelman’da, idari iþlerde çalýþan 650 iþçinin iþten atýlmalarý bekleniyor. Ýhaleyi Hanoðlu Zigana ortaklýðý taþeron þirketi aldý. 1 Mayýs’ta iþten atýlmalarý beklenen 650 iþçi yerine, yeni gelen iþçilerin taþeron firmada iþe baþlamasý planlanýyor. Bu durumu protesto etmek amacýyla DÝSK’e baðlý Genel-Ýþ Þubeleri 8 Nisan Pazartesi günü saat 16.30’da Ýzmir Konak Belediyesi önünde toplandýlar. Genel-Ýþ Þubelerinin yarým saat sürecek bu eylemine Tüm BelSen destek verdi. Ýzmir Konak Belediyesi önünde toplanan Genel-Ýþ Þubeleri iþçileri eylemde sýk sýk “Direne Direne Kazanacaðýz”, “Yaþasýn Sýnýf Dayanýþmasý”, “Hak Verilmez Alýnýr Zafer Sokakta Kazanýlýr”, “Birleþe Birleþe Kazanacaðýz”, “Taþerona Geçit Vermeyeceðiz”, “Yaþasýn Örgütlü Mücadelemiz”, “Ýþ Ekmek Yoksa Barýþ da Yok” sloganlarý atýldý. Mücadele Birliði Platformu’nun da destek verdiði eylemde sürekli taþeronlaþmaya iliþkin, sýnýf örgütlülüðüne, mücadeleye, ve iþçi sýnýfýnýn kararlý mücadelesine iliþkin ajitasyon konuþmalarý yapýldý. Bu eylemin 30 Nisan’a kadar devam edeceði bildirildi. Bir sonraki eylemin 10 Nisan Çarþamba saat 15.00’da belediye önünde gerçekleþeceði bildirildi. 15 dakika süren oturma eyleminden sonra iþçiler daðýldýlar. Mücadele Birliði / Ýzmir

ÝZMÝR BELEDÝYE ÝÞÇÝLERÝ BASKI VE SALDIRILARA KARÞI YÜRÜDÜ

DÝSK’e baðlý Genel-Ýþ Sendikasý üyeleri Ýzmir Büyükþehir Belediyesi’nin iþçilerine dönük taþeronlaþtýrma saldýrýlarýna ve iþten atmalara karþý 10 Nisan günü Konak Pier önünden Ýzmir Büyükþehir Belediyesi’ne bir yürüyüþ gerçekleþtirdi. Yürüyüþ esnasýnda sloganlar atýlýrken, sýk sýk taþerona izin verilmeyeceðine deðinildi. Yürüyüþ sýrasýnda BMC iþçilerinin açtýðý imza standýndan geçen iþçiler “Yaþasýn Sýnýf Dayanýþmasý”, “BMC Ýþçisi Yalnýz Deðildir” sloganlarý atýldý. Yürüyüþün ardýndan iþçiler Büyükþehir Belediyesi’nin önüne giderek basýn açýklamasýna geçildi. Basýn metninin okunmasýndan önce Genel-Ýþ Sendikasý 3 no’lu þube baþkaný Memiþ Sarý kýsa bir konuþma yaparak toplu sözleþmede elde ettikleri haklarý geri vermeyeceklerini söyledi. Arkasýndan Genel-Ýþ 2 No’lu þube baþkaný Taner Þanlý basýn açýklamasýný okudu. Açýklamada “Kuralsýz ve esnek çalýþmaya hayýr diyoruz. Toplu sözleþmede kazanýlmýþ haklarýmýza dokunmayýn. Baský ve cezalandýrma anlayýþýndan vazgeçin. Çünkü bizler kazanýlmýþ haklarýmýzdan vazgeçmeyeceðiz. Biz var olan toplu sözleþmelerimize ve þu anda süren TÝS görüþmelerinde yeni kazanýmlarla mücadeleye devam edeceðimizi eþit iþe eþit ücret politikasýný burada olduðu gibi her yerde savunacaðýmýzý bir kez daha üyelerimizle ve kamuoyuyla paylaþýyoruz” denildi. Eylem çekilen halaylarýn ardýndan sona erdi. Mücadele Birliði /Ýzmir

Sokaklar

HEY TEKSTÝL ÝÞÇÝLERÝ SALDIRIYI PROTESTO ETTÝ

Hey Tekstil iþçileri, 11 Nisan günü yaþadýklarý polis ve zabýta saldýrýsýný Galatasaray Lisesi önünde protesto etti. Saldýrýda çevik kuvvet ekipleri panzer ve zabýtlar eþliðinde iþçilerin Baðcýlar’da bulunan Hey Tekstil fabrikasý önünde kurduklarý çadýrý yýkmýþ ve el koymuþtu. 12 Nisan günü Galatasaray Lisesi önünde toplanan iþçiler yaþadýklarý saldýrýyý protesto ettiler. “Hey TekstilPL-Çavdarlý Patronlarý Saldýrýlarýnýz Yýldýramaz Bizleri, 427 Gündür Direnen Hey Tekstil Ýþçileri” yazýlý pankart açtýlar. Basýna açýklama yapan Zeki Gördeðir “Patronlarýmýz Bektaþlar sýrtlarýný iktidara, odalar birliðine, emniyet güçlerinin korumasýna dayamýþlar, aylardýr, gasp ettikleri haklarýmýzý ödemiyorlar” dedi. Gördeðir, yaþanan saldýrýlarýnýn sonuncusuna dün maruz kaldýklarýný belirtti, “Fabrikanýn önündeki direniþ çadýrýmýz, Baðcýlar Emniyet Müdürlüðü Terörle Mücadele Þubesi ekiplerince TOMA araçlarý ve Baðcýlar Belediyesi Zabýta Ekiplerince saldýrýya uðradý” ifadelerini kullanan Gördeðir, açýklamayý þu sözlerle bitirdi: “Dün akþam direniþ yerimizi yeniden düzenledik, þimdilik derme çatmada olsa çadýrýmýzý yeniden kurduk. Hey Tekstil patronundan hakkýmýzý son kuruþuna kadar alana dek bu mevziimizi terk etmeyeceðiz”. Hey Tekstil iþçileri emek örgütlerini fabrikanýn önünde süren eylemlerine destek vermeye çaðýrdý. Eylem atýlan sloganlarla sona erdi.

KAZOVA ÝÞÇÝLERÝ FABRÝKA ÖNÜNDE

Kazova Tekstil iþçileri üç ay önce hiçbir haklarý ödenmeden iþten çýkarýlmýþlardý. Maaþlarýnýn ve tazminatlarýnýn ödenmesi için daha önce de eylemler yapan iþçiler, 10 Nisan günü Þiþli Camii önünden fabrikaya yürüdüler. Þiþli Camii önünde toplanarak “Kazova Tekstil Patronlarý Mustafa Somuncu Ve Ümit Somuncu’ya Haklarýmýzý Yedirtmeyiz. Kozava Tekstil Ýþçileri” pankartý açan iþçiler, taleplerini dile getiren sloganlarla Þiþli Camii önünden fabrika önüne yürüdü. Ýþçiler yürüyüþ sýrasýnda “Zafer Direnen Emekçinin Olacak”, “Haklarýmýzý Ümit Samuncu’ya Yedirtmeyeceðiz”, “Sadaka Deðil Hakkýmýzý Ýstiyoruz” sloganlarý attýlar. Fabrika önünde açýklama yapan Bülent Ünal, 27 Mart’tan beri direniþte olduklarýný belirterek, “Pazar günü Ümit Somuncu’nun evine gittik. Ama öðrendik ki, ev sahibine kira ödemeden oradadan taþýnmýþ. Patronlarýmýz daha önce defalarca vaat etmesine ve binayý satmýþ olmalarýna karþýn alacaklarýmýzý vermiyor” dedi. Haklarýný alýncaya kadar eylemlerini sürdüreceklerini belirten Ünal, “Biz buradan binayý alan kiþiye sesleniyoruz. Ýþçiler olarak bu binada bu fabrikada bizlerin de hakký var. Direnen iþçilerin parasýný kendisinin vermesini diliyoruz. Ýlan ediyoruz ki; bizi oyalayarak köþe bucak kaçan patronlar bilmeliler ki; nereye kaçarsanýz kaçýn. Haklarýmýzý almadan yakanýzý býrakmayacaðýz.” dedi. Eylem sloganlarla sona erdi.

233. Sayý / 17 Nisan - 1 Mayıs 2013

15


Sokaklar

Yeni Evrede

DEMÝRYOLU EMEKÇÝLERÝ ANKARA’YA YÜRÜYOR

Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryollarý (TCDD) iþletmelerinin özelleþtirilmesine karþý Birleþik Taþýmacýlýk Sendikasý, Türk Ulaþým Sen gibi bir çok sendika, dernek, vakýflarda örgütlenmiþ ulaþým iþçileri ve memurlar, 1-2-3 Nisan günleri 6 koldan Ankara’ya yürüyüþ baþlattýlar. 1 Nisan günü Haydarpaþa Tren Garý’nda bir araya gelen emekçiler “Özelleþtirme ve Tasfiye Yasasýna Hayýr” yazýlý pankart açtýlar. Demiryollarý Dayanýþma Platformu adýna yapýlan konuþmada “156 yýllýk þerefli geçmiþi olan Demiryollarýmýzýýn kaderini ve geleceðini tayin edecek olan bir yasal düzenlemenin arifesindeyiz. Ulaþým, ekonominin, üretimin ve ülkenin kalkýnmasýnýn motor gücüdür.” denildi. Açýklamanýn devamýnda; “Türkiye Demiryolu Ulaþtýrmasýnýn Serbestleþtirilmesiyle ilgili yasa tasarýsý 06.03.2013 tarihinde TBMM’ne sevk edilmiþ ve Ýmar, Bayýndýrýlýk, Ulaþtýrma ve Turizm Komisyonundan geçmiþtir. Yasa tasarýsýnýn komisyondan geçtiði haliyle incelediðimizde, yapýlmak istenenlerle ilgili endiþe duymaktayýz.” denilerek maddeler halinde þöyle sýralandý: Küresel sermayenin öngördüðü neo-liberal politikalar gereðince, Demiryollarýndaki devlet tekelinin kaldýrýlmasý öngörülmektedir. TCDD hizmet bütünlüðü içinde yer alan liman Ýþletmeciliði ile banliyö hizmetleri ile ilgili baþlatýlan özelleþtirme sürecinin yapýlan düzenleme ile hýz kazanacaðý, Bu düzenleme ile TCDD çok uluslu þirketlerin eline geçecek ve yüksek fiyatlarla yapýlacak taþýmacýlýkta, hem milli ekonomimize darbe vurulacak hem de demiryolu hizmetinden yararlanan halkýmýz cezaladýrýlacaktýr. Açýklamada sýralanan 17 maddeden bazýlarý böyle idi. Basýn açýklamasýnýn devamýnda, TCDD iþletmelerinin özelleþtirilmesine karþý Birleþik Taþýmacýlýk Sendikasý, Türk Ulaþým Sen gibi bir çok sendika, dernek, vakýflarda örgütlenmiþ ulaþým iþçileri ve memurlarý 1-2-3 Nisan günleri 6 koldan Ankara’ya yürüyüþ baþlattýlar. 3 Nisan’da TBMM önünde kitlesel basýn açýklamasý yapacaðýný ve 16 Nisan’da bir günlük iþ býrakma eylemi gerçekleþtireceklerini duyurdular. Açýklamanýn sonunda “Ortak mücadele ile henüz TBMM Genel Kurulu’nda görüþülmemiþ olan Kanun olarak baþlatýðýmýz mücadeleye tüm kuruluþlarýmýzý ve çalýþanlarýmýzý davet ediyoruz.” denildi. Demiryolu Çalýþanlarý Platformu, tasarýnýn geri çekilmesi için baþlattýklarý yürüyüþü 4 Nisan günü Ankara’da TBMM önünden Meclis Dikmen kapýsý önüne yapýlan basýn açýklamasý ile tamamladý. Yürüyüþ kollarý ve Ankara’daki emekçiler saat 09.00’da TCDD Ankara Gar önünde buluþtu ve önce TCDD Genel Müdürlüðü önüne, oradan da Meclis Dikmen kapýsý önüne sloganlarla yürüdü. Meclis Dikmen kapýsý önünde demiryolu emekçilerine destek veren KESK ve sendikalarýn Merkez Yönetim Kurulu üyeleri, KESK Þubeler Platformu üyesi sendikalarýn üye ve yöneticileri ile milletvekillerinin katýlýmýyla basýn açýklamasý yapýldý.

16

Mücadele Birliði

22 KESK’LÝ TAHLÝYE OLDU

25 Haziran 2012 tarihinde tutuklanarak çeþitli illerde cezaevlerinde bulunan 22’si tutuklu, toplam 72 KESK’li için, KCK suçlamasý ile açýlan davanýn ilk duruþmasý 10 ay sonra, 10 Nisan 2013 tarihinde Ankara’da yapýldý. Dava için bütün illerden sabah saatlerinden itibaren Ankara Adliyesi önüne gelindi. KESK’in üyesi olduðu uluslararasý sendikalardan da temsilciler destek verdiler. Uluslararasý Sendikalar Konfederasyonu (ITUC), Ýsveç Memur Sendikalarý Konfederasyonu (TCO), Alman Öðretmenler Sendikasý (GEW), Ýngiltere Öðretmenler Sendikasý (NASUWT), Yunanistan Orta Öðretim Çalýþanlarý Federasyonu (OLME), Kýbrýs Türk Öðretmenler Sendikasý (KTOS,) Kýbrýs Türk Orta Eðitim Öðretmenler Sendikasý (KTOEOS), Yunanistan Ýlkokul Öðretmenleri Sendikasý (DOE), Öðretmenler Birliði (DLF), Fransa Öðretmenler Sendikasý (SNES-FSU), Ýsveç Öðretmenler Sendikasý (Lararförbundet) temcileri ile milletvekilleri ile siyasi parti temsilcileri de katýlarak destek verdiler. Alana yürüyerek gelen emekçiler “Zindanlar Yýkýlsýn. Tutsaklara Özgürlük”, “KESK’li Tutsaklar Serbest Býrakýlsýn”, “Direne Direne Kazanacaðýz”, “KESK’li Tutsaklar Onurumuzdur”, “Kurtuluþ Yok Tek Baþýna Ya Hep Beraber Ya Hiç Birimiz” sloganlarý attýlar. Ankara Adliyesi önünde KESK Genel Sekreteri Ýsmail Hakký Tombul bir konuþma yaptý ve “Emek ve demokrasi mücadelesinden asla vazgeçmeyeceklerini belirterek, bu dava, emekten, demokrasiden, barýþtan yana olanlarýn davasýdýr. Ne yaparlarsa yapsýnlar bizi asla yolumuzdan, mücadelemizden döndüremeyeceklerdir.” dedi. Daha sonra uluslararasý sendika temsilcileri de kýsa konuþmalar yaptý. Davanýn baþlamasý üzerine mahkeme salonundaki duruþmaya geçildi. Dava baþlarken savunmanýn kimlik tespitinin Kürtçe yapmak istemesi üzerine, kimlik tespitleri Türkçe, savunmanýn Kürtçe yapýlacaðý söylemi üzerine kýsa süreli tartýþmalar yaþandý. Bu sýrada dýþarýda bekleyen KESK’liler, halay çekerek, slogan atarak eylemlerini devam ettirdiler. Duruþmada yargýlanan tutuklular Kürtçe, Zazaca ve Türkçe savunmalarda bulundular. Akþam saat 18.30 civarýnda davanýn ilk duruþmasý sonuçlandý. Aralarýnda Eðitim Sen Genel Sekreteri Mehmet BOZGEYÝK’in de bulunduðu 22 KESK’li, tutuksuz yargýlanmak üzere tahliye edildi.

233. Sayý / 17 Nisan - 1 Mayıs 2013


Yeni Evrede

KOÇ ÝÞÇÝLERÝ ÝÞE GERÝ DÖNDÜ

Mücadele Birliði

Koç Üniversitesi’nde ISS taþeron þirketine baðlý 180 iþçi Üniversite ve firma arasýnda süren sözleþmenin bitmesiyle 1 Nisan günü iþten çýkarýldý. Ýþçiler üniversite önünde eylemdeler. ISS þirketine baðlý olarak Koç Üniversitesi’nde yýllardýr çalýþan 180 iþçi, okul idaresinin akþam mesai bitiminde apar topar servis araçlarýna bindirilerek, okuldan iki kilometre uzaklaþtýktan sonra iþ akitlerinin fesholduðunu öðrendiklerini, bunun üzerine servis araçlarýndan inerek topluca üniversiteye yürüdüklerini, okula girmeye çalýþtýklarýný ama içeriye girmelerine izin verilmediðini, bunun üzerine üniversitenin giriþinde gece gündüz nöbet tutmaya baþladýklarýný söylediler. Taþeron iþçiler taleplerinin yerine getirilene kadar üniversite önünde gece gündüz mücadele edeceklerini belirtiler. Ayrýca üniversite ile anlaþma yapan yeni taþeron firmanýn iþçilerinin bu sabah iþ baþý yapmak için geldiklerini, ama kendileri tarafýndan engellediklerini, onlarý üniversiteye sokmadýklarýný söylediler. Taþeron iþçilerin üniversite önünde baþlatýklarý, üniversitenin öðretim görevlileri ve öðrencileri tarafýndan sahiplenilerek sürdürülen mücadelede öne sürülen 16 ta-

lep üniversite tarafýndan kabul edildi. Ýþçilerin yeni taþeron þirkette sözleþmeye imza atacaklar ve eski taþeron firmadan tazminat haklarýný da alacaklar. Ayrýca öðrenci-akademisyen-iþçi temsilcilerinden oluþacak bir ‘Taþeron Denetleme Komisyonu’ kurulacak. Üniversite idaresi, iþçilerin iþ güvenceleriyle ilgili taleplerinin çoðunu kabul etti. 8 Nisan günü Koç Üniversitesi yönetimi ve yeni taþeron firma iþçilerin taleplerini kabul ettiðini söyledi, ancak sözleþme henüz imzalanmadý. Ýþçiler ve öðrenciler üniversite önünde yaðmurun altýnda bekleyiþlerini sürdürüyor. Üniversitenin anlaþtýðý iki taþeron firma (Eurest ve Mavi Yaka Ýnsan Kaynaklarý) ile çalýþmak isteyen iþçiler üniversitede çalýþmaya devam edebilecekler ve Pazartesi günü iþ baþý yapabilecekler. Ýþçi, öðrenci ve öðretim üyesi temsilci-

Sokaklar

lerinden oluþan Taþeron Ýzleme Kurulu, avukatlarla birlikte çalýþarak 22 maddelik bir talep listesi oluþturmuþtu. Bu maddelerin 19’u kabul edildi. Kabul edilmeyen maddelerin en önemlisi, iþçilerin olasý bir taþeron deðiþikliðinde tekrar iþten atýlmayacaklarýný temin ediyordu. 19 Nisan günü Sosyal Bilimler Fakültesi Dekaný kapýya indi, yönetimin olasý bir taþeron deðiþikliðinde iþçilerin atýlmayacaðýný temin ettiðini, bunu teknik sebeplerden dolayý taahhütnameye yazamayacaklarýný, fakat 200 öðretim üyesinin bu olayýn garantörü olacaðýný söyledi. Bunun üzerine bir toplantý yapýldý, iþçiler oy çokluðuyla taahhütnameyi bu haliyle imzalayarak nöbeti sonlandýrmaya karar verdi. Ayrýca okulun taahhütnameyle kabul ettiði maddeler arasýnda, “Öðrenci, akademisyen ve iþçi temsilcilerinden bir Taþeron Ýzleme Kurulu oluþturularak iþçilerin koþullarý ile ilgili þikayetlerinin deðerlendirilmesi”, “Ýþ yükünün gözden geçirilerek azaltýlmasý için çaba sarfedilmesi”, “Ýþçilerin istirahat saatlerinde dinlenebilecekleri yerler oluþturulmasý” gibi birçok önemli maddenin de kabul edilmesi iþçiler için kazaným oldu.

P TT ’ Y Ý T AL AN E T TÝ R ME Y EC E Ð Ý Z

PTT A.Þ. Yasa Tasarýsý 11 Nisan günü TBMM’de yeniden komisyonlarda görüþülürken, PTT emekçileri bu yasa tasarýsýna karþý olduklarýný haykýrdýlar. PTT özelleþtirilmesi için hükümetin önerdiði yasa tasarýsý, Ýstanbul’da Galatasaray Lisesi önünde protesto edildi. Galatasaray Lisesi önünde bir araya gelen PTT emekçileri “PTT Halkýndýr Satýlmaz” pankartý açtýlar. Basýn Açýklamasýný KESK Haber Sen Ýstanbul Þubeleri adýna Beyoðlu Þube Baþkaný Engin Baþçý yaptý ve 27 Mart’ta PTT emekçilerinin yaptýðý bir günlük grevi hatýrlatarak, “Baþlangýçta destek veren Memur Sen’e baðlý Birlik Haber-Sen, hükümetin talimatýyla ve hükümetten gelen telkinlerle gece yarýsý grevden çekildiðini açýklamasý ve grevden vazgeçen bu sendika, 27 Mart’taki grev kýrýcý tutumunu bugün de iþyeri iþyeri dolaþarak PTT yönetiminin temsilciliðini üstlenmekle sürdürmekte, PTT A. Þ. Tasarýnýn yasalaþmasý için katký sunmaktadýr.” ifadelerini kullandý. Baþçý 27 Mart bir günlük iþ býrakma eyleminde PTT yönetiminin, iþ býrakan emekçileri fiþleme ve sürgün tehditleri baþlattýðýnýn altýný çizdi. Engin Baþçý PTT’yi Anonim Þirkete dönüþtürecek yasa tasarýsýnýn kýsa vadede taþeronlaþtýrma, uzun vadede özelleþtirme amacýna hizmet edeceðini, verilen kamu hizmetinin kar hýrsýna teslim edilmesine ve pahalýlaþmasýna yol açacaðýný, PTT emekçilerine, güvencesiz çalýþmayý ve kazanýlmýþ haklarýndan vazgeçmeyi dayatacaðýný söyledi. AKP hükümetinin PTT’yi özelleþtirilmesine yol açacak bu yasa tasarýsýný geri çekmediði gibi, temel mantýðýnda da hiçbir deðiþiklik yapýlmadýðýný söyleyen Baþçý “Yani PTT’nin talan edilmesi noktasýnda kararlýdýr ve çeþitli aldatmacalarla yoluna devam etmektedir.” diye konuþtu. Eylem sloganlarla sona erdi. 233. Sayý / 17 Nisan - 1 Mayıs 2013

17


Yeni Evrede

Öğrenci Gençlik

Mücadele Birliði

ÜNÝVERSÝTELER DÝNCÝ FAÞÝZME KARÞI AYAKTA

8 Nisan Dicle Üniversitesi Dicle Üniversitesi’nde Hizbullah’ýn Eðitim Fakültesi’ne Kutlu Doðum Haftasý’na iliþkin afiþ asmak istemesi üzerine dinci gerici faþistlerle üniversite öðrencileri arasýnda tartýþma çýktý. Tartýþmanýn ardýndan tekbir getiren grup satýr, sopa ve demir çubuklarla yurtsever öðrencilere saldýrdý. Polis yurtsever öðrencilere gaz bombalarý ile saldýrdý. Olaylarda 6 öðrenci yaralanýrken, polis iki yaralý öðrenciyi gözaltýna aldý. Bunun üzerine Eðitim Fakültesi önünde toplanan yüzlerce öðrenci, 2 yaralý arkadaþlarýný polis aracýndan almak istedi. 2 öðrenci serbest býrakýldý, olay yerine gelen ambulanslara alýnarak tedavi edildi. Yaralý arkadaþlarýný alan yüzlerce öðrenci, “Kürdistan faþizme mezar olacak” sloganlarýyla Fiskaya semtine doðru yürüyüþe geçti. Polisin saldýrýsý sonucu Dicle Nehri’ne atlayan ve 7 Nisan’da kafasýnda bir kurþun izi ile cenazesi bulunan Murat Ýzol’a sahip çýkmak için Fiskaya semtine doðru yürüyüþe geçen yüzlerce öðrenciye polis tekrar gaz bombalarý ile saldýrdý. Arazide toplanarak, yeniden ana caddeye doðru yürüyüþe geçen öðrencilerin önünü polis Fiskaya Köprüsü üzerinde barikat kurarak kesti, rastgele attýðý gaz bombalarý ile öðrencileri daðýtmak istedi. Öðrenciler de polise taþlarla karþýlýk verdi, rüzgarýne etkisiyle gazlar polise gelince çok sayýda polis fenalýk geçirdi.

9 Nisan Dicle Üniversitesi Dýþardan gelen ve Hizbullahçý olduðu belirtilen faþist grubun saldýrýsýný protesto etmek için konferans düzenledikleri Kongre Merkezi önünde açýklama yapmak isteyen öðrenciler yürüyüþe geçti. Polis barikatýný aþan öðrenciler, sýk sýk “Dicle Faþizme Mezar Olacak” Ve “Hizbul Þeytan Nerede Apocular Burada” sloganlarý attý. Polis araziden yürüyen öðrencilere helikopterden de öðrencilere gaz bombasý attý. Öðrencilere destek vermek için DTK Eþbaþkaný Aysel Tuðluk da üniversiteye geldi, ancak gazlardan rahatsýzlandý. 10 Nisan ODTÜ ODTÜ’lü devrimci yurtsever öðrenciler Dicle Üniversitesindeki olaylarý protesto etti. Üniversitenin giriþinde toplanan öðrencilere çevik kuvvet ekipleri, biber gazý ve tazyikli suyla saldýrdý, öðrencilerse polise taþ, demir bilyelerle karþýlýk verdi. Ýki buçuk saat süren çatýþma, havanýn kararmasýyla sona erdi. Daha sonra öðrenciler “ODTÜ’den Dicle’ye selam” sloganýyla kampüste yürüyüþ yaptý.

11 Nisan Ondokuz Mayýs Üniversitesi Samsun Ondokuz Mayýs Üniversitesi (OMÜ) Kurupelit Kampüsü’nde bulunan Eðitim Fakültesi binasý önünde Samsun Ülkü Ocaklarý tarafýndan “Türksüz Anayasa Türksüz Anadolu istemiyoruz” sloganýyla imza kampanyasý standý kuruldu. Standýn kurulmasýna izin vermeyen öðrencilerle faþistler arasýnda kavga çýktý, Kampüsün içine giren polisler öðrencilere gaz bombalarýyla saldýrdý. Polisler faþist gruba herhangi bir müdahalede bulunmazken, 42 öðrenciyi gözaltýna aldý.

11 Nisan Ýstanbul Üniversitesi Ýstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde Dicle Üniversitesi’yle dayanýþma afiþi asan Öðrenci Dayanýþmasý’nýn standýna “Müslüman Gençlik” saldýrdý. Kýsa süreli çatýþmanýn ardýndan polis gelerek saldýrgan grubu okuldan çýkardý. Polis bir süre fakülteye giriþ çýkýþý yasakladý. Edebiyat Fakültesi’nden merkez kampüse geçmek isteyen öðrencilere ÖGB ve polis tekme ve copla saldýrdý. Öðrencilerin “polis okuldan çýksýn, olaylar bitsin” çaðrýsýnýn ardýndan polis okuldan ayrýldý.

18

233. Sayý / 17 Nisan - 1 Mayıs 2013

BEYAZIT’TA TOSUNCUKLAR ÝÞBAÞINDA

12 Nisan günü Dicle Üniversitesi’nde baþlayan Hizbullahçý, dinci gericilerin saldýrýlarýna karþý Ýstanbul Üniversitesi’nde devrimci öðrencilerin yapmak istediði basýn açýklamasýna da dinci gericiler saldýrmaya çalýþtýlar. Ýstanbul Üniversitesi ana kapý giriþi önünde toplanmaya baþlayan sosyalist, yurtsever öðrencilere Eczacýlýk Fakültesi tarafýnda gizlenmiþ yüzleri maskeli dinci, gerici faþistler “Yaþasýn Þeriat” sloganý atarak ceketlerinin içinde sakladýklarý sopa ve soda þiþeleri fýrlatmaya baþladý. Ýstanbul Üniversitesinin her tarafýna yayýlmýþ polis ve sivil polisler grubu “görmedi”, solcu öðrenciler uyarýlarla basýnýn dikkatini Eczacýlýk Fakültesinde gizlenmiþ faþist gruba çekerek o tarafa yönelmelerini saðladý. O zaman polis araya girdi. Daha sonra Eczacýlýk Fakültesi önünde toplanan faþist güruh Fen Edebiyat fakültesine doðru kaçarken ellerindeki soda þiþelerle fakülte içerinde bulunan öðrencilere saldýrdý. ÝÜ ana giriþi önünde toplanan sosyalist yurtsever öðrenciler engellenmek istenen basýn açýklamalarýný burada gerçekleþtirdiler. Toplanan yüzlerce sosyalist öðrenci, dinci gerici faþistlerin saldýrýlarýný protesto ettiler. Üniversitelerde gerici faþistlere müsamaha gösterilmeyeceðini onlara karþý mücadele edeceklerini belirttiler. Ardýndan sosyalist öðrenciler üniversiteye içine döndüler ve faþistlere “Cesaretleri varsa gelsinler” dediler. Sosyalist öðrenciler üniversitenin içinde bir süre bekledikten sonra topluca tekrar çýkýþ yaptýlar.


Yeni Evrede

Mücadele Birliði

DOKUZ EYLÜL ÜNÝVERSÝTESÝ’NDE FAÞÝST SALDIRILAR

Ýzmir Dokuz Eylül Üniversitesi’nde günlerdir süren gerilim, çatýþmaya dönüþtü. 1 Nisan Pazartesi gününden bu yana süren faþistlerin tacizleri, 4 Nisan günü Dokuz Çeþmeler Kampüsünde ÖGB ve kampüsteki sivil polisler tarafýndan sürdürüldü. Okulda stant açan yurtsever arkadaþlarýmýza saldýrýp, standa bulunan gazete ve dergileri yýrtan ÖGB ve sivil polisler, arkadaþlarýmýzýn kimliklerine de el koydu. Saldýrýlarý duyan diðer devrimci öðrencilerin kampüse gelmesiyle birlikte çevik kuvvet ekipleri de kampüs içine girdi. Olaylar üzerine sloganlar atýlarak, tüm devrimcilerin yayýnlarýnýn bulunduðu ortak bir stant açýldý. Polisin bu standa saldýrýsý gecikmedi. Çevik kuvvet polisleri tarafýndan etrafý çevrilen öðrenciler sloganlarla, alkýþlarla ve zýlgýtlarla karþýlýk verdi. Çevik kuvvetin çekilmesinin ardýndan da bir yürüyüþ gerçekleþtirilerek eylem sona erdirildi. Yaþanan tüm bu gerilimlerden sonra 5 Nisan günü tekrar Dokuz Eylül Üniversitesi Buca Eðitim Fakültesi Kampüsü’nde polis, stant açan devrimci demokrat yurtsever öðrencilere saldýrdý. Bir haftadýr yaþanan tacizler üzerine eylem kararý alan devrimci demokrat yurtsever öðrenciler, sabah saatlerinden itibaren Dokuz Eylül Üniversitesi Buca Eðitim Fakültesi Kampüsü’ndeydiler. Eylem saat 12.00’da standýn açýlmasý ve alkýþlarla baþladý. Standýn açýlmasýnýn ardýndan ÖGB standa gelerek masanýn kaldýrýlmasýný istedi, öðrenciler tarafýndan masadaki yayýnlarýn yasal yayýnlar olduðu söylenince de ÖGB “yayýnlar yasal olabilir ama içeriði yasal deðil” diyerek cevap verdi. Daha sonra öðrenciler tarafýndan bir süre halaylar çekildi. Bu kez de sivil polisler gelerek standýn kaldýrýlmasýný istedi. Öðrencilerin cevabý ise standýn kaldýrýlmayacaðý oldu. Bunun üzerine çevik kuvvet ve TOMA’yla saldýran polise öðrenciler de taþ ve þiþelerle karþýlýk verdi. Aralarýnda DÖB’lü bir öðrencinin de olduðu çok sayýda öðrencinin gözaltýna alýndýðý öðrenilirken; üç öðrencinin de yaralandýðý bildirildi. Akþam saat 19.00’da Konak Eski Sümerbank’ýn önünde ortak bir basýn açýklamasý yapýlarak, saldýrý ve gözaltýlar protesto edildi. Basýn açýklamasýna Devrimci Öðrenci Birliði, Ekim Gençliði, Demokratik Yurtsever Gençlik, Öðrenci Kolektifi, Gençlik Cephesi, Gençlik Muhalefeti gibi birçok kitle gençlik örgütü katýldý. Basýn açýklamasýnda “Okullarda son dönemde ÖGB, sivil polis ve faþist iþbirliði ile devrimci, ileri öðrencilere yapýlan baskýlar saldýrýlar arttý. Bizler Dokuz Eylül Üniversitesi öðrencileri olarak faþist ablukayý daðýtacaðýz. Tarihimizden aldýðýmýz güçle anti-faþist mücadelemize devam edeceðiz. Son 1 haftadýr yaþanan gerginlik bugün faþizmin saldýrýsý ile devam etti. Dokuz Eylül Eðitim Fakültesinde bugün polisle çýkan çatýþmada aralarýnda Devrimci Öðrenci Birliði, Ekim Gençliði, Demokratik Yurtsever Gençlik, Gençlik Cephesi olmak üzere toplam 23 arkadaþýmýz gözaltýna alýndý. Þuan terörle mücadele de tutulmaktadýrlar. Gözaltýna alýnan arkadaþlarýmýzýn derhal serbest býrakýlmasýný istiyoruz” denildi. Basýn açýklamasýnýn ardýndan eylem, atýlan sloganlarla sona erdi. Gözaltýna alýnan öðrenciler, ertesi gün serbest býrakýldý. Gözaltýlarý ve faþist saldýrýlarý protesto etmek için 11 Nisan Perþembe günü Dokuz Eylül Üniversitesi Eðitim Fakültesi’nde yürüyüþ ve basýn açýklamasý yapýldý. Devrimci Öðrenci Birliði (DÖB), Ekim Gençliði, Gençlik Muhalefeti, Öðrenci Kolektifleri ve Sosyalist Gençlik Derneði (SGD)’nin örgütleyicisi olduðu yürüyüþe Gençlik Cephesi de destek verdi. Açýklamadan hemen önce ölümsüzleþen devrimci öðrenciler nezdinde saygý duruþu yapýldý. Okunan açýklamada, artan faþist saldýrýlara karþý gençlik anti-faþist, anti-emperyalist, anti-kapitalist birliklere çaðrýldý. Atýlan sloganlarýn ardýndan pankart okula asýlarak yürüyüþ sona erdirildi. Ýzmir Devrimci Öðrenci Birliði (DÖB) 233. Sayý / 17 Nisan - 1 Mayıs 2013

Öğrenci Gençlik

“ O R TA K M Ü C A D E L E Y Ý B Ü Y Ü T ME Y E Ç A Ð IR I YO R U Z ”

Dicle Üniversitesinde devrimci yurtsever öðrencilere, Hizbullahçý saldýrlarýndan sonra 12 Nisan’da da Ýstanbul Üniversitesi’nde bir saldýrý yaþandý. 13 Nisan günü Taksim Meydaný’nda toplanan devrimci yurtsever öðrenciler, faþistlerin saldýrýlarýný protesto ettiler. Öðrenciler “ODTÜ’den Dicle’ye Direniþ Sürüyor” yazýlý Türkçe, Kürtçe pankart açtýlar. Galatasaray Lisesi’ne yürüyen öðrenciler sýk sýk “Hizbul Þeytan Kürdistan’dan Defol”, “Üniversiteler Bizimle Özgürleþecek”, “Biji Berxwedana Dicle’ye”, “Murat Ýzol Yoldaþ Ölümsüzdür” sloganlarý attýlar. Galatasaray Lisesi önünde Kürtçe ve Türkçe okunan basýn açýklamasýnda, Dicle Üniversitesinde baþlayan dinci gerici faþistlerin saldýrlarýn polisin desteðini alarak organize edildikleri belirtti. Olaylarýn baþlangýcýnda polis tarafýndan katledilen Murat Ýzol’un cenazesine katýlan öðrencilere saldýran polis-çete iþbirliðinin, Samsun, Eskiþehir, Ýzmir ve son olarak da Ýstanbul’da devrimci, yurtsever öðrencilere saldýrdýðý vurgulandý. Açýklama, “Biz üniversite öðrencileri olarak AKP’nin gerici ve faþist çeteleri üzerimize salarak bizi sindirmeye çalýþmasýna karþý bu mücadeleyi büyütmekte olan kararýmýzý yineliyoruz. Eþit, parasýz, bilimsel, anadilde, cinsiyetçi olmayan bir eðitim için, baþta Türk ve Kürt halklarý olmak üzere tüm halklarýn kardeþliði için, sermayeye ve onun siyasal iktidarý AKP’ye, bu iktidarýn polisine, askerine, faþistine, gericisine, Hizbullahçýsýna karþý tüm üniversite bileþenlerini ortak mücadeleyi büyütmeye çaðýrýyoruz” diye bitirildi. Eyleme Hey Tekstil Ýþçileri ve DÖB’lü öðrenciler destek verdi. Eylem sloganlarla sona erdi.

19


Yeni Evrede

Sokaklar

TÜM KAYIPLAR BULUNUNCAYA KADAR...

Cumartesi Anneleri 420. haftaya girdikleri oturma eylemlerinde bu hafta 12 Eylül 1980 faþist darbesinde gözaltýnda iþkencede öldürülen Nurettin Yedigöl’ün akýbetini sordular. Eylemde ilk sözü alan 1995 yýlýnda gözaltýnda kaybedilen Murat Yýldýz’ýn annesi Hanife Yýldýz, Gebze M Tipi Hapishanesi’ndeki kadýn tutsaklarýn selamýný getirdiðini söyledi. 1980 faþist darbesinden kaybedilen Cemil Kýrbayýr’ýn aðabeyi Mikail Kýrbayýr, 12 Eylül’de uygulanan faþist politikalarýn hala devam ettiðini vurgulayarak, 12 Eylülcülerin kaybettiði Nurettin Yedigöller, Hayrettin Erenler, Cemil Kýrbayýrlar, Hasanlar, Toramanlar ve Bilginler gibi devrimcilerin dünyada saygýyla anýldýðýný, onlarý kaybedip bu suçu iþleyenlerin ise lanetlendiðini ifade etti. 12 Eylül döneminde kaybedilen Hayrettin Eren’in kardeþi Ýkbal Eren “Kayýplar gerçeði hala var. Sabah evinden çýkan bir kiþinin evine dönemeyeceði riski devam ediyor” dedi ve tüm kayýplar bulununcaya kadar mücadele edeceklerini söyledi. Nurettin Yedigöl’ün kaybedilmesine tanýk olan ÝHD Ýstanbul Þube Baþkaný Ümit Efe Nurettin’in kendi kaldýðý evden alýndýðýný söyleyerek, Nurettin’in gözaltýna alýndýðýnýn 4. gününde katledildiðini söyledi. Ýþkenceden önce intikam amacý güdüldüðünü belirten Efe, Nurettin’in sosyalist kimliðinden dolayý katledildiðini belirti. Oðlunu kaybedenlere hakkýný helal etmediðini söyleyen Zeycan Ana, öldüðünde oðlunun kemiklerinin kucaðýna konulmasýný istedi. Yedigöl 1981’de, 26 yaþýnda Ýstanbul Ýdealtepe’de bir eve yapýlan baskýnda gözaltýna alýndý. Ýstanbul Emniyet Müdürlüðü 1. Þube’de iþkence gördü. Ýþkencecilerden birisi Garip kod adýndaki Ercan Sert’ti. Ýþkenceciler Yedigöl’ün arkadaþlarýna kanlar içindeki bedenini gösterip “konuþ, yoksa senin de sonun Nurettin gibi olur. Ýþte gözlerinizle gördünüz, onu öldürdük, bizden kimse hesap soramaz” dedi. Nurettin Yedigöl’ü siyasi þubede gördüklerine tanýklýk eden yedi kiþi “Þahidiz, iþkencede öldürüldü” diye ifade verdi, ancak savcýlýðýn yanýtý “böyle þey olmaz, devlete iftira atmayýn” oldu. Bu haftanýn basýn açýklamasýný okuyan Gönül Sonbahar, “Nurettin’in kaybedilmesinde 13 kiþi tanýk. Bugüne kadar yapýlan tüm suç duyurularý takipsizlikle sonuçlandý. Anayasa Mahkemesi ve Avrupa Ýnsan Haklarý Mahkemesinde süren davalar var. Geçmiþin vahþetiyle yüzleþmek zorundayýz. Bunun için göstermelik deðil, gerçek bir 12 Eylül yargýlamasý istiyoruz” dedi.

20

Mücadele Birliði

CEVÝZLÝDERE HALKI MADENLERE KARÞI

Burjuvazinin Dersim’e saldýrýlarý her þekilde devam ediyor. Önce köyler yakýldý insansýzlaþtýrýlmaya çalýþýldý, þimdi ise yine ayný þekilde insansýzlaþtýrma çalýþmalarý devam ediyor. Bunun tek nedeni burjuvazinin Dersim’den ve Dersim halkýndan korkmasýdýr. Siyanür, bulunduðu tüm çevrede doðal yaþamý yok edecek, hatta bir damlasý tüm canlýlarýn ölümüne neden olabilecek güçtedir. 2000 yýlýndan bu yana Dersim’in Ovacýk ilçesine baðlý Cevizlidere köyünde siyanürle maden arama çalýþmalarý kapsamýnda sondaj çalýþmalarý baþlamýþtý. Ana firma Rio-Tinto’nun taþeronluðunu þu an Çalýk Grubu üstlendi. Sýk sýk tepkilerle karþýlaþan taþeron firmalar tepkilerden kaynaklý korkup kaçmakta ve sürekli deðiþmekte. Cevizlidere köyünde sondaj çalýþmalarý baþlamýþ olsa da köy halkýnýn siyanürle maden aramalarýna karþý olduklarýndan süreç sürekli olarak sekteye uðramaktadýr. Ama her defasýnda burjuvazi daha fazla yüklenerek çalýþmalarýna devam etmektedir. Cevizlidere Köyü’nde altýn, kalay vb. için siyanürle açýlmak istenen madenler ve önümüzdeki süreçle ilgili Sarýgazi’de 13 Nisan 20013 Cumartesi günü Cevizlidere köylüleriyle bir toplantý gerçekleþtirildi. Toplantýya DEDEF temsilcisi ve Ovacýk Derneði baþkaný Veysel Diri, sanatçý ve Ovacýk Derneði yönetim kurulundan Nurettin Güleç, Teslim Keser, Aydýn Çýlgýn ve Cevizlidere köylüleri katýldý. Toplantýda son süreçte neler yapýldýðý anlatýlarak DEDEF’in önümüzdeki günlerde neler yapacaðýndan bahsedildi ve bu konuyla ilgili çalýþmalarýn devam ettiði, hiç bir þekilde siyanürle maden çalýþmalarýna izin verilmeyeceði vurgulandý. Daha önce mitingler, basýn açýklamalarý, paneller ve Dersim Festivali’nde yürüyüþ ve basýn açýklamasý yapýlmýþtý. Veysel Diri 28 Nisan 2013 günü de Dersim’de kitlesel bir yürüyüþ daha yapýlacaðýný söyledi. Cevizlidere köyünün öneminden de bahseden Diri, köylülerin topraklarýný satmamalarý gerektiðini ve bu sürecin çok önemli olduðunu; bu konuyla ilgili mücadelelerinin süreceðini belirtti. Daha sonra karþýlýklý soru cevaplarla toplantý sona erdi.

233. Sayý / 17 Nisan - 1 Mayıs 2013


Yeni Evrede

Mücadele Birliði

TÝYATRO SÝMURG CAN YÜCEL’LE ADANA’DA

Sokaklar

30 Mart Cumartesi günü hem Can Yücel’in anýsýný Adana’da yaþatmak amacýyla hem de 27 Mart’ýn Dünya Tiyatro günü olmasý nedeniyle, Tiyatro Simurg’un “Sözcükler Can Yücel’i Özler” oyunun gösterimini gerçekleþtirdik Etkinlik öncesi Adana’da birçok kafeye etkinliðin afiþi asýldý. Birkaç hafta öncesinden sendikalara, liselere ve üniversiteye davetiyelerle etkinliðin duyurusu yapýldý. 30 Mart günü saat 16.00’da tiyatronun sergileneceði Büyükþehir Belediyesi tiyatro salonuna konuklarýmýz gelmeye baþladý. Tiyatro baþlayana kadar sohbet edildi. Can Yücel’in þiirlerinden ve yaþamýndan kesitlerle Can Yücel’in yaþamý Tiyatro Simurg’un canlý performansý ile anlatýldý. Ýzleyenler çoðu defa oyuna kahkahalarla eþlik etti. Can Yücel’in fotoðrafýnýn sahneye getirilmesi ile son bulan oyun, izleyiciler tarafýndan yoðun bir alkýþ aldý. Etkinlik sonunda, oyun ile ilgili olumlu deðerlendirmeler aldýk. Adana’da ilk defa böyle bir organizasyonu yapýyor olmak bizim için önemliydi. Etkinlik salonundan ayrýlýrken davetlilere sanat merkezinin broþürü daðýtýlarak birlikte üretime çaðrý yapýldý. Adana Ayýþýðý Sanat Merkezi

EMEK BÝZÝM, ÝSTANBUL BÝZÝM!

Emek Sinemasýnýn önünde toplanan yüzlerce kiþi “Emek Yerinde Güzel”, “Sermaye Emeðime Dokunma”, “Emekle Sermaye Uzlaþmayacak”, “Demirören Yýkýlsýn Tayip Altýnda Kalsýn” diyerek Emek Sinemasý’nýn yýkýmýný protesto ettiler. Emek Sinemasý önünde küçük bir platform kurarak konuþmalarýn yapýldýðý eyleme çok sayýda sanatçý katýldý. “Emek Yerinde Güzel”, “Emek Bizim, Ýstanbul Bizim”, “Sanatçýlar Örgütleniyor, Sanat Özgürleþiyor” dövizlerinin taþýndýðý eyleme destek veren Çarþý’nýn açtýðý “Burasý Yeþilçam, Hollywood Deðil” pankartý dikkat çekti. Yeþilçam Sokaðý giriþindeki kürsüye çýkarak söz alan Nurgül Yeþilçay “Bizim olan bize sorulmadan yýkýlýyor” diyerek tepki gösterdi. SÝYAD Baþkaný Tunca Arslan “Kamer Ýnþaat, üç yýldýr festival öncesine gelecek þekilde kendini hatýrlatýyor. Her festival baþlangýcýnda ya basýn açýklamasýyla ya inþaat süreciyle provoke ediyor” dedi. Yönetmen Yüksel Aksu da “Emek Sinemasý bizim için çok önemli bir yer. Festivallerden sonra bizim soðuk kýþ günlerinde ýsýndýðýmýz bir yerdi. Madem emeði yýkýyorsunuz o zaman Dolmabahçe Sarayýný da alýþveriþ merkezi yapýn. Emek eðer ticari kaygýlar nedeniyle yukarý taþýnýyorsa o zaman iþi bir adým daha ileri götürelim, Ayasofya’yý, Sultanahmet’i de yukarý taþýyýp AVM’ye dönüþtürelim.” dedi. Konuþmalardan sonra Emek Sinemasýnýn bulunduðu sokaða giren kitle burada “Emek Bizim” yazýlamalarý yaptý. Eylem Taksim Meydaný’na kadar yapýlan yürüyüþle son buldu. Emek Sinemasý’nýn yýkýmýný protesto için 7 Nisan Pazar günü yapýlan eyleme polis saldýrmýþ; Costa Gavras gibi dünyaca ünlü sanatçýlarýn da aralarýnda olduðu kitleyi gaz bombalarý ve tazyikli su ile daðýtmýþtý.

SARIGAZÝ 1 MAYIS’A HAZIRLANIYOR Mücadele Birliði Platformu’nun pek çok yerde olduðu gibi Sarýgazi’de de 1 Mayýs çalýþmalarý devam ediyor. Mahallenin her yanýný afiþlerle donatan Mücadele Birliði Platformu, açtýðý stantlarda sesli ajitasyonlarla tüm iþçi ve emekçileri 1 Mayýsa davet etmeye devam ediyor. 14 Nisan günü Ayýþýðý Ekin Sanat Derneði’nde 1 Mayýs ile ilgili bir kahvaltý yapýldý. Herkesin getirdiði börekleri, çaylarý, þekerleri ve sýcak sohbetleriyle baþlayan kahvaltý, ilerleyen saatlerde halaylar ve küçük bir dostumuzun baðlamasý ve kadýn arkadaþlarýn türküleriyle devam etti.

Kahvaltýda 1 Mayýs’ýn önemi ve bizim Taksim’i neden önemsediðimizden, bunun için ödediðimiz bedellerden ve bugün Taksim’in kazanýlmasýnda en büyük rolü leninistlerin oynadýðýndan bahsedildi. Herkesin 1992 yýlýnda MÝT ajaný Doðu Perinçek’in arkasýndan gittiðinden ve 1 Mayýslarda Taksim’e o günden 2006 yýlýna kadar tek baþýmýza çýktýðýmýzdan; ancak 2007 yýlýnda sendikalarýn da çýkmak istemesi üzerine ortalama solun da çýktýðýndan bahsedildi. Toplantý daha sonra yerini eðlenceye býraktý ve insanlarla bir daha buluþmak üzere kahvaltýmýz sonlandýrýldý. 233. Sayý / 17 Nisan - 1 Mayıs 2013

ANKARA’DA 1 MAYIS BASKILARI BAÞLADI

5 Nisan günü sabah saatlerinde Ankara’da Kýzýlay’a 1 Mayýs afiþi yapan 2 DÖB’lü öðrenciye önce kimlik kontrolü yapýldý. Daha sonra Çankaya Emniyet Müdürlüðü’ne götürülerek 182’þer lira idari para cezasý verildi. Yanlarýnda bulunan afiþlere ise savcý talimatýyla polis el koydu. Ankara’da devletin 1 Mayýs çalýþmalarýna yönelik baskýsý çalýþmalarýmýzý engelleyemeyecek. Ankara’nýn emekçilerini ve gençlerini 1 Mayýs’ta Taksim’e çaðýrmaya devam edeceðiz. BASKILAR BÝZÝ YILDIRAMAZ!

Ankara Mücadele Birliði Platformu

21


Yeni Evrede

Anma

Mücadele Birliði

DEN ÝZOLUPAKMAYA! 11NisangünüÝHDÝstanbulÞubesi’nde MücadeleBirliðiPlatformubirbasýnaçýklamasýdüzenleyerekTHKOönderleriDenizGezmiþ,YusufAslanveHüseyinÝnan’ý idamlarýnýn41.yýlýanmaprogramýnýaçýkladý.BasýnaçýklamasýnaMücadeleBirliði PlatformutemsilcisiAliEkberSever,Tertip KomitesiadýnaAv.SevinçSarýkayaveEmeðeEzgikatýldý. ÝlkkonuþmayýMücadeleBirliðiPlatformuadýnaAliEkberSeveryaparak,her yýl6MayýstaTürkiyedevrimininönderleri DenizGezmiþ,YusufAslan,HüseyinÝnan’ý anmaetkinlikleri,mitinglerdüzenlendiðini hatýrlattý.Sever;2006’danbuyanaheryýl KadýköyÝskeleMeydaný’ndaDenizlerianmakiçinyapmakistedikleriMitinggiriþimlerinin,ÝstanbulValiliðitarafýndan“Suçuve suçluyuövmek”suçlamasýylayasaklandýðýnýveengellenmeyeçalýþýldýðýnýsöyledi. Sever,“YasaklamalarDenizlerianmamýzý,halkýnDenizleþmesiniengelleyemedi. GerekMezarbaþýndayapýlananmalara,gerekKadýköy’deyaptýðýmýzanmaeylemlerine emekçi seli Deniz olup aktý. Israrlý çabalarýmýzsonuçverdi.SonikiyýldýrKadýköy’dedüzenlediðimizmitinglereizinverildi.2011ve2012’dekýzýlbayraklarlaDeniz olupaktýkKadýköy’e.”ifadelerinikulandý. 2012’deDenizleriÝstanbul,Ankara,Ýzmir,AdanaveAntep’teyürüyüþvemitinglerleandýklarýnýsöyleyenSever;geçenyýl Antep’teyapmakistediklerimitinginyasak-

22

landýðýný,yasaðainat6Mayýsgünüsokaða çýkaninsanlaradadavalaraçýldýðýnýveEmeðeEzgimüzikgrubunundabuanmada marþlarýnýsöylediðiiçinyargýlandýðýnýhatýrlattý. AliEkberSeverkonuþmasýný“HalklarýndevrimciönderleriDenizlerinyoldaþlarýolarakbizlerdehiçbirþekildeO’nlarý anmaktan, onlarýn mücadelesini yükseltmektengeridurmayacaðýz.DenizlerinYoldaþlarýolarakbusenedeyasaklansakda O’nlarýnölümyýldönümündebinlerolup çoðaldýklarýnýhaykýrmakiçinKadýköyMeydaný’ndaolacaðýz.Herkesi6MayýsGünü KadýköyÝskeleMeydaný’naDenizleþmeye davetediyoruz.”diyesürdürdü. ArdýndanTertipKomitesiadýnasözalanAvukatSevinçSarýkayavalilikveemniyet birimleri ile miting için yaptýklarý görüþmelerde“nedenmitingyapýyorsunuz”, “birbasýnaçýklamasýyapýnyetmezmi”þeklindepazarlýkyapýlmakistendiðini,miting kararýndanvazgeçmeyeceklerini,izinçýkmasadahiDenizGezmiþveyoldaþlarýnýayný gün ve yerde anacaklarýný söyledi. Sarýkayadahaöncemitingizinialýndýðýiçin buyýldasorunolmayacaðýnýdüþündüklerinisöyledi. EmeðeEzgiadýnakonuþanSinanKoçumda2012’deDenizGezmiþveyoldaþlarý içinAntep’teyapýlananmadasöyledikleri marþlar yüzünden Adana 10. Aðýr Ceza Mahkemesitarafýndandavaaçýldýðýnýhatýr-

233. Sayý / 17 Nisan - 1 Mayıs 2013

lattý.Butüryargýlamalarýn“Denizleriastýk, onlarýnpeþindeolanlarýnasýlasarým”ýnhesabýolduðunusöyledi.Koçum“müzikgrubunun elemanlarýný geçen yýl açtýklarý komikdavailedahadadevrimcileþtirdiler, geçenyýlDenizleriçinyapýlananmalarýn birinekatýlabilmiþtik.Buyýlüçildekatýlarak,‘bizlerDenizleridahaçoksahipleniyoruz’diyeceðiz”ifadelerinikullandý. Ýllerdeyapýlacaketkinliklerþöyle: ANKARA MezarBaþýAnmasý Tarih:6Mayýs Saat:10:00 Yer:KarþýyakaMezarlýðý2.Kapý ANKARAKonser Tarih:4Mayýs Saat:15:00 Yer:SakaryaMeydanı ÝZMÝRYürüyüþ ToplanmaYeri:KonakYKM Tarih5Mayýs Saat:14:00 ANTEPMiting ToplanmaYeri:KýrýkayakParký MitingAlaný:YeþilsuParký Tarih:5Mayýs Saat:12:30 ADANAYürüyüþ Tarih6Mayýs Saat:12:30 ToplanmaYeri:BüyükþehirBelediyesiKarþýsý


s233  
Advertisement