Page 1


Yeni Evrede

Başyazı

Mücadele Birliði

EMEKÇÝLERÝN BÝLÝNÇLÝ HAREKETÝ

E

zilen ve sömürülen kitleler, kendi koþullarýnýn farkýnda. Ve bu koþullarýn deðiþmesinin gerekliliði, zorunluluðu bilinciyle hareket ediyorlar. Tekelci kapitalist düzene karþý geliþen yýðýnsal eylemlerin ve eylemcilerin sayýsýnýn sürekli artmasý bunun en ikna edici kanýtýdýr. Emekçilerin yaþadýklarý koþullarýn bilincine varmasý, dünyada yükselen isyanlar, ayaklanmalar, toplumsal devrimler, yani dünya devriminin geliþimi, kýsacasý dünya koþullarý tarafýndan belirleniyor. Sosyalizmin dünyadaki gücünün emekçilerin görüþlerini ve toplumsal hareketini nasýl etkilediði göz önüne alýnmadan emekçi yýðýnlarýn bilincinin geliþme düzeyi anlaþýlamaz. Emekçi ve sömürülen kitlelerin büyük devrimci dalgasýnýn oluþmasý onyýllara malolan devrimci mücadeleye dayanýyor. Bugünkü ileri düzeye, büyük alt üst oluþlarla gelindi. Buradan daha ileri gitmek için, yýðýnlarda büyük bir azim, þevk ve istek var. Fakat iþçiler, emekçiler adýna ezilenler adýna hareket ettiðini söyleyen politik hareketlerin çoðunluðunda, toplumsal hareketi daha ileriye götürme perspektifi, istek ve politikasý yok. Onlar bahar aylarýnda tam bir isyan ve baþkaldýrý içinde olan kitlelerin pratiðinin devrimci anlamýný ortaya koyabilmiþ deðiller. Büyük halk kitleleri gücünü ve enerjisini ortaya koymuþtur. Burada eleþtirilmesi gereken “muhalefet” çizgisini aþmayan uzlaþmacý sosyalist hareketlerdir. Yýðýnlar dövüþüyor, mücadele þiddetleniyor, isyanlar, ayaklanmalar genel bir biçim kazanýyor, devrimci kriz derinleþiyor ama, uzlaþmacý hareketlerin süreci karþýlayacak açýk bir politikalarý yok. Sistem toplumsal olaylarla temellerinden sarsýlýrken, onlar doðmuþ olan durumu devrime çevirecek bir anlayýþa sahip deðil. Halk kitlelerinin eylemlerinin, sýnýf çatýþmalarýnýn, proletaryanýn önderliðindeki emekçilerin, toplumsal hareketiyle zafere ulaþacaðýna güvenleri yok. Ýþçilerin ve tüm devrimci kitlelerin ortak mücadelesiyle özgür bir ortam yaratacaðýna güven duymuyorlar. Kendilerine güvenleri yok, fakat proletarya hareketinin devrimci ve dönüþtürücü gücüne de güven göstermiyorlar. Onlarýn bu durumlarý ve gerçek toplumsal karakterleri halen onlarýn etkisinde olan kitlelere anlatýlmalý. Yani yýðýnlar onlara ne

denli destek verirse versin, kendilerini destekleyen kitlelerin isteklerini ve beklentilerini karþýlayacak devrimci bir bakýþ açýsýna sahip deðiller. Dikkatimizi ve çalýþmalarýmýzý esas olarak kitlelere, kitle hareketine ve eylemlerine yöneltmeliyiz. Yýðýnsal eylemler, mitingler ve gösteriler kitlelerin yakýnlaþmasýný ve kaynaþmasýný saðlýyor. Gerçek devrimci kitle gösterilerinde kitlelerin yakýnlaþma ve kaynaþmasý, tam bir bütünlük düzeyine varýyor. Yýðýnlarýn yakýnlaþmasý, kaynaþmasý ve bütünleþmesi devrimin temel bir koþuludur. Kitlelerin kendi aralarýnda kaynaþmalarý için çok uðraþýldý, çaba gösterildi. Yýðýnlarýn birbirine yakýnlaþmalarý ve kaynaþmalarýný diðer sokak gösterilerinin yanýnda, 1 Mayýs’ta bütün etkileyiciliðiyle gördük. Bu saflaþma, kaynaþma ve kenetlenme burjuva güçlerle mücadele içinde saðlanmýþtýr ve ancak bu þeklide gerçekleþebilirdi. Kitle hareketleri, geliþmesi ve aldýðý biçimler sýradan bir yaklaþýmla anlaþýlamaz. Yýðýnlarýn toplumsal hareketi, devrimci bir bakýþ açýsýyla, burjuvazinin devrilmesi ve emeðin iktidarý bakýþ açýsýyla deðerlendirilebilir. Kapitalistler toplumsal kutbun bir ucunda, proletarya karþý ucunda yer alýr. Sýnýflarýn toplumsal kutuplaþmalarý, yalnýzca nesnel durumdan kaynaklanan “kendinden” saflama deðil, sýnýf mücadelesinin de saðladýðý bir kaplaþmadýr. Ýþçi sýnýfýnýn, emekçi kitlelerin hareketinin sistemi sarsmasý ve devrim yönünde ilerlemesi karþýsýnda sermaye güçleri “düzen partisi” biçiminde davranýyorlar. Tekelci burjuvazi, þiddetlenen kapýþmayý kazanmak için devlet iktidarýný sürekli güçlendirirken, ittifak içinde emekçilere saldýrýrken, iþçi ve emekçi halk kitleleri de egemen güçlere karþý sokakta, eylemde, mücadele birliðini saðlamak güçlendirmek ve perçinlemek için tutkulu bir coþkunlukla hareket ediyor. Günlük olarak yaþanan ve kesintisiz duruma gelen çatýþmalar, olaylar, olgular neyi gösteriyor? Tüm bunlar güncel devrimin olgularýdýr. Toplumsal olaylar ve mücadeleler, iþçi sýnýfýnýn büyük tarihsel rolüyle devrimle baðý içinde ele alýnmazsa anlaþýlamaz. Toplumsal kapýþmalar sýnýfsal anlamýndan, emekçilerin büyük amacýyla baðý dýþýnda 215. Sayý / 18 Temmuz - 1 Ağustos 2012

kavranamaz. Doðru sonuçlar çýkarmak için, toplumsal durumun ve mücadelelerin bir çözümlemesi yapýlmalýdýr. Ýþçi sýnýfýnýn, emekçilerin, Kürt halkýnýn yoðunlaþan devrimci mücadelesi politik durumu büyük ölçüde deðiþtirmiþtir. Tekelci güçler, kendi aleyhine dönen politik durumu yeniden kendi lehine çeviremiyorlar. Ne düzenin ekonomik durumu buna izin veriyor ne de kitlelerin artan devrimci eylemleri. Tersine sistemin ekonomik krizi ve ekonomik çöküþü sürekli daha da derinleþiyor ve yýkýcý hale geliyor. Ýþçilerin ve emekçi halklarýn politik mücadelesi tam bir yükseliþ içinde özcesi geliþmeler burjuva egemenliði sarsan zayýflatýcý ve alt üst edici yönde ilerliyor. Sistemin derinleþen krizinden iþçilerin emekçilerin devrimci iktidarýndan, emeðin iktidarýndan baþka çýkýþ yolu yoktur. Uzun zaman önce sosyo-ekonomik ve politik geliþmelerden çýkardýðýmýz bu devrimci sonuç her gün olup biten olaylar tarafýndan doðrulanmýþ ve gerçekleþmesini ivedileþtirmiþtir. Devrimci çýkýþý yapacak olan iþçi sýnýfý, emekçi kitlelerle birlikte büyük bir dönüþüm içindedir. Yoðun devrimci mücadelelerden geçen devrimin öznesi, bütün bu sercin sonunda, tarihi görevini yerine getirecek bir konum kazanmýþtýr. Bugün yýðýnsal savaþýmýn en etkin, en büyük ve ateþli gücü devrimcileþmiþ, dönüþüme uðramýþ olan dünün sýradan kitleleridir. Oportünist sosyalistler koþullarda bir deðiþimin yaþanmadýðýný durmadan söylerler fakat halk kitlelerindeki deðiþimi göremiyorlar. Her yeni eylem, her yeni toplumsal olay ve çatýþmayla sürekli olgunlaþan devrimci durum, yani egemenlerin eksisi gibi yönetememesi ve yönetilenlerin de eskisi gibi yönetilmek istememesi, emekçilere devrimci savaþýmý daha ileriye götürmeleri halinde, zafer olanaðý sunuyor. Bu olanaklardan ve araçlardan, devrimci bir anlayýþla sonuna dek yararlanabilecek miyiz? Asýl sorun ve asýl görev bu. Devrimci kriz koþullarýnda reformist politika ve çizgi zorunlu olarak çöker. Devrimin güncellik kazandýðý, açýk kapýþmanýn öne çýktýðý ve belirleyici olduðu bir süreçte, devrimci mücadele yolu dýþýnda baþka bir yönelik etkili olmaz ve sonuç alamaz. C.DAĞLI

3


Ortadoğu

ÝÞTE HALEP ÝÞTE ARÞIN

Suriye’nin F-4 Phantom jetini düþürmesiyle, koca bir balon patlayýverdi; balonu dolduran yalan-dolan, temelsiz fantaziler, kibir ve hamaset ortalýða döküldü. “Kral Çýplak” hikayesinde olduðu gibi, küçük ve yaramaz bir çocuk herkesin görmezden geldiði ama bildiði gerçeði ortalýk yerde yüksek sesle söyleyiverince, dünya alem kralla alay etmeye baþladý. En ciddi Arap gazeteleri, tam anlamýyla dalga geçmeye baþladýlar Türk hükümetiyle: “Uçaklarý düþünce, sýnýrlarý gördüler” manþetleri atýlýyor. Uzun yýllar bu ülkenin imajý haline gelecek karikatürler kaldý hafýzalarda. Her dönem Türk hükümetlerine mesafeli duran Ýngiliz gazetesi The Guardian: “Suriye krizi Ankara’nýn bölgesel süper güç olmak için giriþimlerinin akýlsýzlýðýný ve zayýflýðýný ortaya çýkardý” diye yazýyor baþ makalesinde; durumu en açýk sözlü ifade edenlerden. Ama bir de, bu kadar açýk sözlü olmayanlar var. ABD sermayesinin en etkili gazetesi Wall Street Journal, bu konuda Ankara hükümetinin yalanlarýný dünyaya duyurmakta sakýnca görmezken, Türkiye’yle tarihi bir stratejik ortaklýk yakaladýklarýný her fýrsatta yineleyen Pentagon ve Beyaz Saray, LUST haberini “Sýzýntýyý kýnýyoruz” ifadeleriyle doðrulamakla yetindi. Böylece AKP hükümeti, hem ABD, hem Avrupa hem de Ortadoðu ülkeleri gözünde öyle zavallý duruma düþtü ki, Kýlýçdaroðlu öfkeyle tepinmekten kendini alamadý: “Bölgenin þamar oðlanýna döndük.”

Kibrin Kör Gözü Jetin düþürülmesi sonrasýnda, belki, yalnýzca diplomasi kanallarýyla sýnýrlý bir kuru gürültü ile yetinilseydi, bunun en azýndan, Türk hükümetinin bölgede bir savaþ istemediðine dair olumlu bir algýyý desteklemesi mümkündü. Ama, neo-Osmanlýcý fantazilerle þiþirilmiþ kibir, yerinde durmadý, duramadý. Baþbakan, mehter marþýnýn kudümleri eþliðinde “Bendimi çiðner aþarým” .nidalarýyla sahneyi öyle bir kapladý ki, bu kadar olur; Suriye’ye gözdaðý vermek için, gitti, “Hürkuþ” adý verilen, zirai ilaçlama uçaðýndan hallice bir uçaðýn kokpitinde savaþ pozlarý verdi. Böylece, Suriye’nin son model MÝG-29’larýyla kýyaslama yapýlan, dayanýl-

4

maz komiklikte bir dizi karikatürün çizilmesine vesile oldu. Ama kibrinin kör gözü, bu kadar dersle yetinmedi. Sýnýra füze yýðýnaðý manþetlerinde görülen, en fazla 4 km menzilli Stinger füzeleriyle donatýlmýþ kariyerler, Suriye’nin elindeki son model Rus füzeleri yanýnda, çocuk çata patýna dönüþüverdi. Bir hükümetin politikasý, yüzlerce karikatüre kaynak olmaya baþladýysa çukurun dibi görülmüþ demektir. Durumun iç politikaya etkileri sarsýcýydý. Þovenist duygularla baðýrlarý her daim davul gibi þiþkin kesimler bile “Bu savaþta bizi koruyacak ordu bu mu?” sorularýný sormaya baþladýlar. Her daim azmaya meyilli þovenistleri bile sarsan bu kýrgýnlýk, jetin düþürülmesinden hemen sonra Suriye elçiliði önünde güvenlik alan çevik kuvvet polislerine, boþuna mesai yaptýrdý. Tek bir çýðýrtkan bile görülmedi, ne o elçilik önünde, ne de baþka yerde. Birden bire savaþ karþýtý mý kesildi bu arkadaþlar yoksa? Hayýr. Þovenizmin genel karakteridir bu: Askeri zafer garanti deðilse, kendi içine çöker. Tüm bu gerçekler, AKP’nin her adýmda bir iç politika malzemesi haline getirdiði “küresel gücüz, oyun kuran ülkeyiz” laflarýný çöpe çevirdi. Dünya lideri pozlarýyla lanse edilen baþbakanýn prestijinde, bin tane stadyum kongresinin kaldýramayacaðý aðýrlýkta bir gölge býraktý.

Sadece Prestij Meselesi Deðil... Kuþku yok ki, tüm bu yaþananlar, hükümetin bölgesel güç olma fantezilerini sarsmakla kalmayacak. Ne de olsa bu fanteziler, Neo-Osmanlý düþlerinden çok daha ötede bir anlam taþýyordu: Salt düþlerle kalmayan, basbayaðý ekonomik temeli, yapýsý ve dinamikleri bulunan bir fantezi bu. Türkiye, bölgesel güç olma kibri ile þu ana dek yaþamsal önemde iki ekonomik öðeyi ayakta tutmayý baþarabilmiþti: Ýlki, ucuz döviz kredisi; ikincisi, enerji hatlarýnýn transfer merkezi olma çabalarý. Bölgenin karþý-devrim merkezi olarak sivrilmenin Türkiye’ye nasýl bol ve ucuz döviz kredisi akýþý yarattýðýný artýk herkes biliyor. Hemen tüm ciddi ekonomik raporlarda “Yatýrým yapýlamaz” kabul edilen Türkiye’ye yüksek faiz ve oynak kur avantajlarý i215. Sayý / 18 Temmuz - 1 Ağustos 2012

Yeni Evrede

Mücadele Birliði

çin gelen kredi paranýn yaný sýra, bölgedeki bu karþý-devrim üssünü ayakta tutmak için gelen paralar, azýmsanamaz ölçülerde. Giderek artan ölçüde cari açýðý kapatmaya yarayan “kaynaðý belirsiz” akýþlar, buna iþaret etmekte. Ve þimdi, yerlerde sürünen prestij, en çok, kolay kredi olanaklarýný zora sokmuþ görünüyor. Türkiye ve Kürdistan topraklarý, komþularýnda üretilen petrol ve doðal gazý Avrupa’ya taþýmak üzere inþa edilen binlerce kilometrelik boru hatlarýyla bölünüp duruyor. Bu hatlarýn iþlevini yüklenebilmek için Türkiye, çevresine sözünü geçiren güçlü bir görüntü vermek zorundaydý. Komþularýn ellerindeki vanalarý, her uzlaþmazlýkta kapatmalarýna izin vermeyecek bir ülke olmak, bu hatlarý iþler kýlmanýn tek koþulu. Peki ya þimdi? Türkiye, o boru hatlarýndan çektiði doðal gazla ürettiði elektriði, jetinin düþürülmesinden sonra bile, tek bir kesinti yapmadan Suriye’ye satmaya devam etmek zorunda kaldý. Çünkü elektrik satýþýnda kesinti, doðal gaz kullanýmýnda bir kesinti demek ve bu, boru hatlarý güvenliðine aykýrý bir tutum. Böylece, prestij nesnesi boru hatlarý bir anda, ayýnýn burnuna takýlmýþ kölelik halkasýna dönüþüverdi. Düþler Tarlasýndan Mayýn Tarlasýna Dýþ politikayý adeta yýkýma uðratan bu ciddi prestij kaybýnýn, iç politikaya, iç savaþa yansýmalarý önemli olacaktýr. Denilebilir ki, daha önceki hiçbir hükümet dýþ politikayý bu kadar yoðun, bu kadar yýðýlýmlý, bir iç politika malzemesi haline getirmemiþti. Dýþ politika kulvarýndaki fantezi fýrtýnasýnýn gizlediði ne kadar sorun, çeliþki, çatýþma varsa, bir anda tüm aðýrlýðý ile gündeme düþmeye baþladý: En basitinden dile getirirse, emekçilerin çoðunluðu “kendi içimizde bu kadar sorunumuz varken, komþumuz Suriye’ye ayar çekmek haddimize mi?” diyor. Süregiden iç savaþý tüm çýplaklýðýyla görmek açýsýndan basit ama son derece etkili bir mantýk yürütmedir bu. Dahasý, olasý bir dýþ savaþta kendi hükümetinin yenilgisi þiarýyla çalýþan leninistlere, olaðanüstü uygun bir ortam doðmuþ bulunuyor. Ne de olsa, sirk çadýrýnda yangýn çýktýðýnda, kimse trapezcinin yerinde olmayý istemez.


Yeni Evrede

DENÝZÝN DÝBÝNDEKÝ ÝTÝBAR

Ortadoğu

Mücadele Birliði

Hükümetin izlediði Suriye politikasýnýn Türkiye’yi hangi noktalara getirdiðini görmek isteyenler þimdi Akdeniz’in dibinde yatan savaþ uçaðýnýn enkazýna bakabilirler. Orada bir savaþ uçaðýnýn enkazýný deðil, bir devletin itibarýný görecekler. Bölgenin “lideri” olma hevesindeki Türkiye, bir-iki yýlý geçmeyen kýsa bir süre içinde bölgenin en yalnýz, kendisini düþman ilan eden devletlerle çevrili ülke haline geldi. Irak, Türkiye’nin “düþman” bir devlet olduðunu ilan etti. Ýran, ABD veya Ýsrail’den kendisine gelebilecek bir saldýrýda Türkiye’yi vuracaðýný birkaç kez tekrar etti. “Düþman” ilan etmek için daha ne gerekiyor? Suriye ise malum. Gerçekte Suriye ile Türkiye arasýnda ilan edilmemiþ gerçek bir savaþ var. Türkiye, Suriye’ye karþý savaþý Libya’dan, Irak’tan, Ürdün’den, ABD’den toplanan paralý askerler üzerinden yürütüyor. Doðrudan bir savaþ ilan etmeye cesaret edemediði için þimdilik baþkalarýnýn omuzlarý üzerinden ve gerici Arap devletlerinin para desteði ile savaþýyor. Suriye’ye karþý emperyalistlerin, Arap gericiliðinin ve Türkiye’nin bir savaþ yürüttükleri kesin ama hiç biri bu savaþý resmen ilan etmeye ve üstlenmeye cesaret edemiyor. Manzara kýsaca þöyle: Emperyalistler Suudi Arabistan ve Katar’ý öne sürüyorlar, bu iki gerici devlet Türkiye’yi parayla arkadan itekliyorlar; Türkiye iþtah kabartan bu lokmaya tek baþýna uzanmaya cesaret edemiyor, eteklerine yapýþarak ABD ve NATO’yu savaþa sürüklemeye çalýþýyor. Baþlarý yeterince dertte olan NATO ve ABD, o kadar da deðil diyerek eteklerinden düþsün diye Türkiye’yi tekmeleyip duruyorlar. Ýlk “oldu-bitti”yi Türkiye’nin bir köyüne isabet eden iki mermi ile yapmaya çalýþtý. Evet, þaka deðil, iki mermiyi savaþ nedeni olarak göstermeye çalýþtý ve NATO’yu 5. Maddesini çalýþtýrmaya çaðýrdý. NATO, böyle bir komedinin figüraný olmak istemediðinden deðil ama savaþacak hali olmadýðýndan Türkiye’nin çaðrýsýna kulak asmadý.

Kürt halký, Türkiye iþçi sýnýfý ve diðer emekçi güçlere gelince... Birleþik devrimin bu toplumsal güçleri, karþýdevrim cephesinin gücünün sýnýrlý olduðunu, itibarýnýn yerlerde süründüðünü bilmekten elbette bir moral güç bulacaklardýr. Devlet, Kürt halkýna karþý, iþçi sýnýfýna karþý, birleþik devrime karþý dýþarýda elde edeceði zafer ve baþarýlarla üstün bir konum elde etmeye çalýþýyordu. Yanlýþ hesap Þam’dan döndü. Ýkinci “oldu-bitti” malum savaþ uçaðý ile yapýlmak istendi. Türkiye, hem Suriye’nin cesaretini-refleksini ölçmek hem de Suriye radarlarýnýn teknik kapasitesini test etmek için Malatya’dan kaldýrdýðý savaþ uçaðýný Suriye’nin burnunun dibine kadar soktu. Suriye, bu davranýþa uçaðý düþürerek yanýt verdi. Böylece, hem savaþa hazýr olduðunun hem de teknik kapasitesinin sanýlandan çok daha fazla geliþkin olduðunun mesajýný verdi. Baþka bir devleti savaþa kýþkýrtan bir devletin bu yanýttan sonra ne yapmasý beklenirdi? Savaþ ilan etmesi deðil mi? Ama ne gezer? Savaþ ilan etmek yerine Türkiye bir kez daha NATO ve ABD’yi savaþa sürükleyecek çaðrýlar yapmaya baþladý. Ýyi de bu iþbilir emperyalistler baþkasýnýn çaðrýsýyla savaþa girecek kadar ahmak deðillerdi. Üstü kapalý biçimde, “çok istiyor215. Sayý / 18 Temmuz - 1 Ağustos 2012

san buyur savaþa gir ama bizi bulaþtýrma” demeye getirdiler. Ama Türkiye’nin tek baþýna savaþa girecek ne hali ne de cesareti vardý. Türkiye tarihi boyunca ciddi bir savaþa girmiþ deðildi. 1. Dünya savaþýna emperyalistlerin iteklemesiyle savaþa girmiþti. 2. Dünya savaþýna girmesi için emperyalistlerin iteklemesi de yetmedi; girmedi. Bu durumda, savaþ naralarýyla mahalleyi ayaða kaldýran kabadayý ne yapabilirdi? Yavaþ yavaþ sesini alçaltmaya, alttan almaya, yüksek perdeden konuþmayý býrakmaya baþlamaktan baþka yapacak bir þey yoktu. Yapýlmasý gerekeni yaptý. Ama olan olmuþ, saða sola tehditler savuran, naralar atan, mahallenin haracýný toplamaya soyunan kabadayýnýn aslýnda kof, güçsüz, kavga için gereken yürek, cesaret ve yetenekten yoksun olduðu ortaya çýkmýþtý. Amerikan gazeteleri, “Suriye krizi”nin Türkiye’nin gücünün sýnýrlarýný ortaya koyduðunu yazmaya baþladýlar bile. Onlara göre Türkiye “çok gürlüyor ama hiç yaðmýyor”du. Gücü sýnýrlý, attýðý naralara uygun davranma cesaret ve yeteneðinden yoksun kabadayýya yapacak tek þey kalmýþtý: Denizin dibini boylayan itibarýný, pýlýný pýrtýsýný toplayýp köþesine çekilmek. Yine de bunu açýkça, kabullenerek yapacak deðildi; söylene söylene, kuyruðunu dik tutar gibi yaparak, kendisine çevrili gözlere gücünün sýnýrlarýný olduðundan farklý gösterecek homurdanmalar eþliðinde yapacaktý yapmasý gerekeni. Þimdi o sahneyi izliyoruz. Kürt halký, Türkiye iþçi sýnýfý ve diðer emekçi güçlere gelince... Birleþik devrimin bu toplumsal güçleri, karþý devrim cephesinin gücünün sýnýrlý olduðunu, itibarýnýn yerlerde süründüðünü bilmekten elbette bir moral güç bulacaklardýr. Devlet, Kürt halkýna karþý, iþçi sýnýfýna karþý, birleþik devrime karþý dýþarýda elde edeceði zafer ve baþarýlarla üstün bir konum elde etmeye çalýþýyordu. Yanlýþ hesap Þam’dan döndü. Þimdi birleþik devrim çok daha güçlü konumda.

5


Yeni Evrede

Bilgi Teorisi

Mücadele Birliði

TARÝHSEL ZORUNLULUÐUN GERÝ DÖNÜÞÜ

Küresel krizin patlak verdiði 2008’de baþlamýþtý “Kapitalizmin Sonu” tartýþmalarý; fakat henüz, sistemin artýk iþlemediði, zenginle yoksulun arasýnda uçurumun açýldýðý, milyarlarca emekçinin gelecekten umutlarýný kestikleri gibi olgularýn öne çýktýðý biçimiyle sürdü tartýþma. Bu yönüyle sorun, niceliksel açýdan ele alýnýyordu. Sonra Arap devrimleri, Avrupa proletaryasý ve ABD’li Wall Street iþgalcileri, kapitalizmin sonuna dair bu tartýþmayý yeni bir düzeye taþýdý. Þimdilerde, kapitalizmin sonunun tarihsel bir zorunluluk olduðu ve bu sistemin yýkýntýlarý arasýndan sosyalizmin maddi temellerinin fýþkýrdýðý daha net anlaþýlýr oldu. Þu ya da bu ülkeye, coðrafyaya, þu veya bu halka sýkýþmayan dünya çapýnda hüküm süren kapitalist sistemin týkanýþý, sistemi niteliksel açýdan tartýþýlýr hale getirdi. Tartýþmanýn, niceliksel dinamiklerden, niteliksel ayrýmlara gelip dayanmasýnýn sadece toplum bilimine deðil, ama felsefi ve temel bilimlere dair çok önemli sonuçlarý var. Buna yirmi yýl aradan sonra tarihsel zorunluluk ve belirlenimlilik ilkelerinin tahtýna dönüþü olarak da bakabiliriz.

Devrimler ve Kuarklar Hatýrlanacaktýr, 70’li yýllarda zirvesini yaþayan dünya devrimci dalgasý, köhnemiþ kapitalizmin kalelerine sosyalizmin zafer bayraðýnýn çekileceðine dair algýyý öylesine güçlendirmiþti ki, insanlýðýn geleceðinin bugünden belirlendiði fikrini tartýþmaya hiç kimse cesaret edemezdi. Devrimlerin yarattýðý bu genel algý, bu yoðun atmosfer, bilimsel akademik kürsüleri de etkisi altýna almýþtý. Dönem, günümüzün köklerini yüzyýllar öncesinde arayan Hobsbawm gibi tarihçileri; “Tanrý zar atmaz” diyen Einstein gibi fizikçilerin, bilimsel geliþim serüvenini tarihsel-sosyal paradigmalarla açýklayan T Kuhn’larýn dönemiydi. Tekelci sermaye cephesinde bile geleceði en ince detayýna dek tahmin etmeye giriþen Peter Drucker gibi fütüristlerin el üstünde tutulduðu rahatlýkla görülebilirdi. Derken o büyük deprem yaþandý. Sosyalist sistem, insanlýðýn geleceðini temsil eden bu sistem, bir dizi karþý devrimle daðýldý. Sermaye, dönemin yarattýðý kafa karýþýklýðýný, gürültülü ve azgýnca bir gericilik dalgasýyla kuþatýp emek örgütlerine saldýrmakla yetinmedi, insanlýðýn o güne dek bi-

6

riktirdiði tüm bilgi yýðýnýna yeni biçim vermek üzere hemen harekete geçti. Hedef tahtasýna, toplumsal bilgi alanýnda tarihsel zorunluluk, bilimsel alanda determinizm ilkesi konuldu. Böylece, o kötü ünlü “postmodernizm” iklimine cümbür cemaat giriþ yapýldý. Toplum bilimde tarihsel zorunluluk ilkesine ilk saldýrý, adý saný duyulmamýþ bir akademisyenin Francis Fkuyama’nýn “Tarihin Sonu” makalesiyle baþladý. Sýnýflar mücadelesi son bulmuþ, yerini çeþitli çýkar gruplarýnýn etkileri ve iþbirliði almýþtý, iddia edilen buydu. Hemen ardýndan, kýrk yýl önce unutulup gitmiþ bir profesörün Samuael Hungtinton’un “Medeniyetler Çatýþmasý” tezi tozlu raflardan indirildi, itibar kazandý. Tarih araþtýrmalarý, artýk günümüzün ve geleceðin sosyo-ekonomik dinamiklerine ýþýk tutmak için deðil, kültürelantropolojik farklýlýklarý ortaya serme derekesine düþürüldü. Bu gerici iklim, sol cenahtaki akademisyenleri bile etkiledi. Arrieh, Wallerstein gibi anti kapitalist kimlikleriyle tanýnan akademisyenler, sistemin tarihsel geçiciliðine vurgu yaparken, onun yerine geçmesi zorunlu sosyalist sistemi açýkça tarif etmekten kaçýnýr oldular. Evet, bu sistem yýkýlacaktý ama yerine neyin geleceðini tanrý bilirdi. Ve her þey, harekete geçen insanlarýn “arzularýna” göre belirlenecekti. Bu kavrayýþ, görünüþte, her þeyi mücadele eden insanlarýn belirleyeceði gibi “sol” bir içerik taþýyor olsa da; sosyalizmin tüm maddi koþullarýnýn bizzat kapitalizm tarafýndan yaratýldýðý olgusunun üzerinden atlayan bir arýzaya sahipti. Post-modernizmin gerici iklimi, marksizmin saflarýna güçlü biçimde sýzdý. Pek çok marksist, aslýnda Marx’ýn “Avrupa Merkezli” bir dogma ortaya koyduðunu; bu haliyle teorisinin evrensel geçerliliði olmayacaðýný ilan etmekte gecikmedi. Açýkça bu, bizatihi marksizmin içinden “tarihsel zorunluluk” ilkesinin çýkartýlmasý anlamýna geliyordu. Yerine konan “arzu” ilkesinin peygamberleri de, Negri, Zizek vb.’leri olacaktý. Schrodinger’in ünlü kedisi, sosyal bilimlerin tahtýnda keyifle gerinip duruyordu. Ayný kedi, temel bilimler alanlarýnda da ayný keyfi sürüyordu. Tanrý zar atmaz düsturunu benimseyen Einstein tezlerinin karþýsýna, Heisenberg’in “belirlenemezlik” ilkesi 215. Sayý / 18 Temmuz - 1 Ağustos 2012

çýkarýldý ve tüm akademi dünyasýnýn tahtýna kuruldu. Determinizm ilkesi, modernist çaðýn bir hastalýðý olarak aforoz edilerek, postmodernizmin zorunluluklardan arýnmýþ evresinde, olasýlýk ve kaos teorisyenleri, editör masalarýna, dekan koltuklarýna, kolaycacýk taþýnýverdiler. Parantez Kapanýrken Nihayet insanlýk tarihinin bu yirmi yýllýk karþý parantezi; bilimde, felsefede ve tarih yazýmýnda estirilen bu karþý devrim sona ermiþ görünüyor. Devrimler, ayaklanmalar ve arkasý kesilmeyen isyanlar ikliminde, sýnýf kavramý, tüm azametiyle geri döndü, sosyalizmi de yanýnda taþýyarak... Marx-Engels, 160 yýl öncesinden seslendikleri Komünist Manifesto ile, tarihsel zorunluluk ilkesine hak ettiði itibarý yeniden kazandýrýyor. Dünyaca etkili tekel gazeteleri bile, Komünst Manifesto ve Das Kapital’e yönelik kitlelerde uyanan muazzam ilgiyi görmezden gelemiyorlar. Bilim dünyasý da artýk, Schodinger’in yaramaz kedisinden rahatsýz görünüyor. CERN laboratuvarlarýnda en son yapýlan, son derece önemli deneylerde, kaos teorisyenlerini yanlýþlayan yorumlar aðýr bastý. Einstein ve onun ýþýk hýzý belirlenimi ile betimlediði evren teorisi, yeni ve en geliþkin deneysel bulgularla bir kez daha kanýtlanýyor. Gerici basýnýn “Tanrý Parçacýðý” adýný verdiði Higgs bozonuna ait ilk bulgular, Heisenbergci belirlenemezlik ilkesinin tahtýna bir çivi daha çakýyor. Ne demiþti Heisenberg: “Biz onu gözlemlemedikçe, bir parçacýðýn orada olup olmadýðýný belirleyemeyiz. Var da olabilir, yok da, bilimsel açýdan her ikisi de geçerli sayýlmalýdýr.” Higgs ise, “Biz onu gözlemleyemiyoruz ama, orada bir parçacýk olmasý zorunlu” diyordu. Zihinsel kavrayýþla, teorik çýkarsamalar yoluyla orada olduðu hesaplanan bozon, tam elli yýl sonra bulundu. Benzer bir kavrayýþla Lenin ne diyordu? “Tekelci kapitalizmin bütün pencerelerinden sosyalizm bize bakýyor” Biri perdeleri sýký sýkýya kapatmýþ olsa da ya da sen sýrtýný dönmüþ olsan da fark etmez. Pencereden bakan, fýrtýnalarýný toplar, pencereleri zorlar, perdeleri havalandýrýr. Ve insanlýk tarihine açýlmýþ o parantezi kapatýverir.


MODERN ÝSTÝKLAL MAHKEMESİ

Yeni Evrede

KCK Mahkemesi

Mücadele Birliði

193 kiþinin yargýlandýðý KCK Ana Davasý, 2 Temmuz günü Silivri’de baþladý. Prof. Dr. Büþra Ersanlý ve yazar Ragýp Zarakolu’nun da yargýlandýðý KCK duruþmasý için Silivri’ye giden aileler, siyasetçiler ve halk, hemen her yerde engellemelerle karþýlaþtý. Türkiye ve Kürdistan’ýn dört bir yanýnda þehir çýkýþlarýnda durdurulan araçlarýn hareketi çeþitli gerekçelerle engellendi. Silivri’de de araçlar ilçe giriþinde durduruldu, halk milletvekilleriyle birlikte araçlardan inerek yürümeye baþladý. Ýlk gün duruþmayý izlemeye gelenlerden ancak aileler ve siyasi parti liderleri duruþma salonuna alýndý. Mahkeme salonunda yapýlan yoklamada tutsaklar “Ez Li Virim (buradayým)” dedi. Tutanaklara “Türkçe dýþýnda baþka bir dil kullandýðý görüldü” diye yazdýrýlmasý üzerine avukatlar itiraz etti, mahkeme heyeti baþkaný kimlik tespitini býraktý. Duruþmada söz alan Diyarbakýr Baro Baþkaný Mehmet Emin Aktar, “Bu sanýklar Kürtlerle ilgili siyaset yaptýklarý için tutuklu. 20 milyon Kürdün kullandýðý dile bilinmeyen bir dil derseniz, yargýlama yapamazsýnýz. Tarafsýzlýðýnýzý yitirmiþ olursunuz. Bu konuda karar vermeniz gerekiyor” derken, avukatlardan Meral Danýþ Beþtaþ da, duruþmada söz alan kiþinin kendisini nasýl iyi ifade edebiliyorsa öyle konuþmasý gerektiðini belirterek, “Bu herhangi bir suç davasý deðil, bu insanlar yaptýklarý için yargýlanýyorlar. Bu iddianamede BDP’nin bütün faaliyetleri yer alýyor. Esas olarak BDP yargýlanýyor” dedi. 2. duruþma, Silivri Cezaevi Kompleksi içerisindeki duruþma salonunda baþladý. Bazý avukatlar, cübbeleri ve kimlikleri olmasýna raðmen jandarma tarafýndan duruþma salonuna alýnmadý. Ýtiraz eden avukatlar, mahkeme heyeti baþkaný bir þey yapmayýnca, alkýþlarla duruþma salonunu terk ettiler. Avukatlar çýkarken jandarma, avukatlara sert bir þekilde saldýrdý, duruþma salonuna coplu ve kalkanlý robocop jandarmalar yerleþtirildi. Mahkeme heyeti duruþmaya ara verince avukatlar, saldýrý yerini gören kamera kayýtlarý ile askerlerin sicil numaralarýný is-

tedi, mahkeme heyeti duruþmanýn devamýnda izleyicileri salona almadý. 4. duruþmada savunma avukatlarý, duruþma salonuna telefonlarýyla girmelerini dahi engelleyen jandarma hakkýnda “görevi kötüye kullanmak”tan suç duyurusunda bulundu. Bu duruþmada mahkeme heyeti, savunma avukatlarýnýn bütün taleplerini reddetti. BDP’li milletvekilleri ile beraber duruþmalara katýlan Bitlis Milletvekili Hüsamettin Zenderlioðlu, KCK üye ve yöneticisi olduklarý gerekçesiyle tutuklu bulunan kiþiler hakkýnda somut bir suçlama bulunmadýðýný söyledi. AKP Hükümetinin partilerine ve Kürt halkýna diz çöktürmek ve kendi isteði doðrultusunda bir yönlendirme yapmak için binlerce insaný cezaevinde bir rehin gibi tuttuðunu belirtti ve Ýstiklal Mahkemeleri’ne atýfta bulundu. 11 Temmuz günü yapýlan duruþma öncesi açýklama yapan Diyarbakýr Barosu Baþkaný Mehmet Emin Aktar, 3. Yargý Paketi’nin yargýya iliþkin sorunlarý çözmeyeceðini söyledi. Bahçelievler Katliamý faillerinin infazýnýn durdurulduðunu hatýrlatan Mehmet Emin Aktar, “7 kiþiyi öldürmekten yargýlýyorlardý. Buna raðmen haklarýnda kendileri açýsýndan olumlu karar çýktý. Bu durum, yargýnýn Kürtler açýsýndan ayrýmcý bir tutumu olduðunu bir kez daha doðruluyor. Bir ideolojik bakýþ hakim” dedi. 12 Temmuz günü yapýlan 7. duruþmayý tutuklu yakýnlarýnýn yaný sýra, Ýngiltere Russel Vakfý’ndan Tony Simpson, Ýspanya CEOSI’den Paloma Valverde, Brüksel Üniversitesi’nden Prof. Patrick Deboosere ve Londra Ekonomi Okulu’ndan Yard. Doç. Ayça Çubuklu ile BDP Eþ Genel Baþkan 215. Sayý / 18 Temmuz - 1 Ağustos 2012

Yardýmcýsý Filiz Koçali de izledi. Mahkeme, 3. Yargý Paketi kapsamýnda “örgüt propagandasý” ve “2911 sayýlý Toplantý ve Gösteri Yürüyüþleri Yasasý’na muhalefet” suçlamasýyla açýlan davanýn durdurulmasý istemini reddetti. Öðleden sonraki oturumunda Kürt siyasetçilerinin savunmalarýnýn alýnmasýna baþlandý. Ancak mahkeme, kimlik tespiti sýrasýnda sadece Türkçe yanýt verenlere söz hakký vereceðini, Kürtçe konuþanlara söz hakký vermeyeceðini söyledi. 13 Temmuz günü görülen duruþmada avukatlar, iddianameyi eleþtirerek, bir kez daha anadilde savunma talebini dile getirdi, avukatlardan Kadir Tunç, yargýlamayý protesto ederek cübbesini duruþma salonunda býrakarak dýþarý çýktý. Duruþma sonunda, izleyiciler alkýþlarla mahkeme heyetini protesto ettiði için, öðleden sonraki oturum izleyicisiz yapýldý. Bu duruþmada Prof. Dr. Büþra Ersanlý’nýn da aralarýnda bulunduðu 16 kiþi tahliye edildi. Mahkeme, tutuklu 140 sanýktan sadece 16 kiþi hakkýnda tahliye kararý verirken, savunmanýn bütün taleplerini reddetti. Mahkeme tarafýndan, anadilde savunma hakkýyla ilgili daha önce karar verildiði gerekçesiyle, yeni bir karar verilmeyeceði açýklandý. 6253 sayýlý yasanýn geçici 1 /2 sayýlý maddeye istinaden dosyanýn Anayasa Mahkemesi’ne götürülmesi talebi reddedildi. Mahkeme, iddianamenin tazmini talebini de reddetti. Mahkeme heyeti, gizli tanýk “Haydar”ý deþifre ettikleri gerekçesiyle avukat Ender Yaðmur ve avukat Sinan Zincir hakkýnda suç duyurusunda bulunmayý kararlaþtýrdý. Erkan Yanýk’ýn dinlenmesi, Ýrfan Dündar’ýn ifadelerinin dosyaya konulmasý talepleri ve gizli tanýk “Haydar”ýn ifadelerinin dosyadan çýkarýlmasý talebi de reddedildi. Mahkeme, 6 hasta tutuklunun Adli Týp Kurumu’na sevk edilmesini kararlaþtýrdý. Bununla birlikte savunma avukatlarý hakkýnda, salondaki görüntüler izlendikten sonra, mahkemeye ve savcýlara hakaret ettikleri gerekçesiyle suç duyurusunda bulunulmasýna da karar verildi.

7


Yeni Evrede

Sokaklar

Mücadele Birliði

AMED’DE SERHILDAN

14 Temmuz : Yasak kararýna, devlet tarafýndan evlerden çýkýlmamasý yönünde yapýlan anonslara, abluka altýna alýnan þehirlere raðmen Kürdistan’ýn dört bir yanýndan kopup gelen halk, Ýstasyon Meydaný’ndaki “Öcalan’a Özgürlük” mitingi için sokaklardaydý. Sokaklardaki Kürt halkýný engellemek için devletin silahlý güçleri de, copu, gaz bombasý, biber gazý, tazyikli suyuyla halkýn karþýsýndaydý. Sonrasý, her büyük eylemin sonrasýndaki manzara. Önce coplar devreye girdi, sonra tazyikli su, ardýndan gaz bombalarý, biber gazlarý...Dört bir yanda þiddetli çatýþmalar yaþandý. 2006 Serhýldaný’ndan bu yana Ofis ilk kez savaþ alanýna döndü. Polisin piþkinliðiyse dikkat çekiciydi. Basýnýn önünde halka da milletvekillerine de faþistçe saldýran, fiziksel saldýrýla-

8

rýnýn kâr etmediðini görünce de küfürler ve tehditler yaðdýran polis, kadýnlarý gözaltýna alýrken taciz etmeyi de ihmal etmedi. Miting saati öncesi Koþuyolu Parký’ný boþaltmak isteyen polis, dýþarý çýkmak istemeyenlere ise “Kameralar burada diye böyle konuþmayýn, burada da aðzýnýzý yüzünüzü daðýtýrýz” þeklinde tehditler yaðdýrdý. Halkýn þiddetli tepkisiyle karþýlaþan polis, bir arada yürüyen dört kiþiye bile “Birlikte gezmeyin” uyarýsýnda bulundu. Kentin dört bir yanýnda, Ýstasyon Meydaný’na gitmesine izin verilmeyen halkla polis arasýnda þiddetli çatýþmalar çýktý. Çatýþmalar sonrasý hastaneye baþvuran 64 yaralý olduðu kaydedildi. Iðdýr milletvekili Pervin Buldan’ýn ayaðýna niþan alarak gaz bombasý atan, Diyarbakýr Büyükþehir Belediye Baþkaný Osman Baydemir’i coplayan, Gültan Kýþanak’a tazyikli su sýkan polis adeta “Milletvekil- lerinizi, seçtiklerinizi bu hallere getiriyorsak sizlere neler yaparýz” mesajý verir gibiydi. Milletvekillerine saldýrýlarý gören halk ise daha büyük bir coþku ve öfkeyle çatýþmalarý sürdürdü. Kapalý alanlarda kullanýlmasý insan saðlýðý açýsýndan ciddi tehditler oluþturan gaz bombasýn ý Sü mer park’ta ki binalarýn içine giren halka bina havalandýrmalarýndan atan polis, bir çok kiþinin baygýnlýk geçirmesine sebep oldu. Olaylar sýrasýnda çok sayýda gözaltý vardý; gözaltýna alýnanlar darp edilerek ve yerlerde sürüklenerek, coplanarak, taciz edilerek arabalara götürüldü. Fakat hiçbir þey Kürt halkýna geri adým attýramadý. Valinin mitingi yasaklamasý da, azgýn bir kana susamýþlýkla halka saldýran polis de, yaralanmalar da halký durduramadý. Çatýþmalar geç saatlere kadar devam ederken, milletvekilleri ve halk sabaha kadar Sümerpark’ta oturma eylemi gerçekleþtirme kararý aldý.

15 Temmuz: 15 Temmuz’un ilk saatlerinden itibaren Sümerpark’ta halaylar çekiliyor, marþlar söyleniyordu. Bütün günün yorgunluðuna raðmen, Kürt halký yýlmamanýn ve savaþmanýn engellenemez gururuyla halaylara durmuþtu. 2012 Newroz’unun ardýndan temkinli davranarak diðer illerden polis sevki yapan devlet, yine de Kürt halkýnýn ikinci darbesi olan 14 Temmuz mitinginden yenik çýktý. Gece halaylarla, sohbetlerle, stranlarla sabaha durdu halk. 215. Sayý / 18 Tem-


Yeni Evrede

Sokaklar

Mücadele Birliði

ZÝNDANLARDA ÝSYAN VAR

Sabah kahvaltýsýnýn ardýndan halaylar büyük bir coþkuyla yeniden baþladý ve 11’e doðru sona erdi. Saat 11’de devrim ve demokrasi mücadelesinde can veren tüm devrim savaþçýlarý için yapýlan bir dakikalýk saygý duruþunun ardýndan baþlayan basýn açýklamasýnda söz alan BDP Eþ Baþkaný Selahattin Demirtaþ, “Amed zindanýnda baþlayan direniþ, bugün her tarafta. Bizler o ruha baðlý kalýrsak, sindirebilirsek layýk olabiliriz. Kimse þundan þüphe duymasýn; zalim kendi zulmünde boðulacaktýr. Bu halkýn direniþi bunu saðlayacaktýr” þeklinde konuþtu ve bundan sonraki rotanýn tamamen direniþ olacaðýný, baþka bir yolun kalmadýðýný belirtti. Öcalan’ýn özgürlüðü üzerinde duran Demirtaþ, Kürt halkýnýn PKK önderi Öcalan’ýn özgürlüðünün peþini býrakmayacaðýný belirtti. Açýklama “Bi jî Serok Apo”, “Bê Serok Jîyan Na Be”, “Kürdistan Faþizme Mezar Olacak” , “PKK Halktýr Halk Burada”, “Þehîd Namirin”, “Öcalansýz Dünyayý Baþýnýza Yýkarýz” sloganlarýyla sona erdi. Küçük bir kýz tarafýndan atýlan “Öcalan’a Yaklaþým Savaþ-Barýþ Gerekçemizdir” sloganý ise alkýþ ve ýslýklarla karþýlandý. Mücadele Birliði/AMED

Mardin E Tipi Kapalý Cezaevi’nde kalan siyasi tutsaklar, Diyarbakýr’da düzenlenmek istenen “Özgürlük Ýçin Demokratik Direniþ” mitingine izin verilmemesini ve polisin saldýrýsýný protesto etmek için, 14 Temmuz günü saat 16.00’da bulunduklarý C-10 koðuþunu ateþe verdiler. Ýsyan haberi duyulur duyulmaz tutsak aileleri cezaevi önüne akýn etmeye baþladýlar. Mardin E Tipi Kapalý Cezaevi’nde tutsaklarýn ateþe verdikleri koðuþlardan dumanlarýn yükseliyor. Cezaevine çok sayýda robokop asker ve yaklaþýk 15 itfaiye aracýnýn cezaevi ne girdi. Cezaevi önünde yoðun önlem alan polisler ve aileler arasýnda ara ara gerginlikler yaþanýyor, ama cezaevi yetkililerinden bir açýklama yapýlmadý. Mardin Milletvekili Ahmet Türk, Erol Dora ve BDP Grup Baþkanvekili Hasip Kaplan da Mardin Cezaevi’ne gitti. Bu sýrada Abdurrahim Ýpek adlý tutsak Mardin Devlet Hastanesi’nde tedavi altýna alýndý. Cezaevinde görüþmeler yapan milletvekilleri adýna konuþan Ahmet Türk, cezaevindeki eylemin sona erdiðini açýkladý ve “Diyarbakýr’da polisin sert tepkisini protesto etmek için bazý arkadaþlar bu eylemi baþlatmýþ. O tepkiyi koyan da biraz bireysel bir tepki koymuþ. Ama sonuç olarak bütün arkadaþlarýmýz çok iyi. Cezaevi savcýsý, tutuklu ve hükümlü temsilcileri ile görüþtük. Kendileri hepimiz çok iyiyiz. Ailelerimiz rahatsýz olmasýn evlerine rahat gidebilirler. Hiçbir þekilde sýkýntýlarý yok. Sadece bir arkadaþlarýnýn ayaðýnýn üzerine kalorifer radyatörü düþmüþ. Devlet Hastanesi’nde yapýlan tedavisinin ardýndan cezaevine geri getirilmiþ. Þu an durumu iyi. Diðer tutuklu arkadaþlarýn ise hastanelik bir durumlarý yok. Koðuþ temsilcileri ile görüþtük. Hiçbir koðuþta sýkýntý yok müdahale yok. Tedirgin olmanýza gerek yok. Bu arkadaþlarýmýz siyasi fikirlerinden dolayý bugün zindanlardadýr. Bunun bilincindedirler. Tabi ki siyaseten bir hak talebimiz varsa bazen bedel de öderiz. Halkýmýz ve onlar da hazýrdýr” dedi. BDP Grup Baþkanvekili Hasip Kaplan ise açýklamasýnda koðuþlara herhangi bir müdahale olmadýðýný duyurdu. Batman M Tipi Kapalý Cezaevi’ndeki kadýn tutsaklar da 15 Temmuz günü Amed’de Kürt halkýna yönelik saldýrýlarý ve Öcalan üzerindeki tecridi protesto etmek için koðuþta isyan çýkardý. Siyasi kadýn tutsaklarýn koðuþta battaniyeleri ve nevresimleri ateþe vermesi üzerine baþlayan yangýný söndürmek için itfaiye araçlarý cezaevine gelerek yangýna müdahale etti. Tutsak aileleri, sivil toplum örgütleri ve halk haberi alýnca cezaevi önünde toplanmaya baþladý. Aileler içeriden bir haber alabilmek için sloganlarla beklerken, isyanýn sona erdiði haberi alýndý. Cezaevine giren Batman Barosu Baþkan Yardýmcýsý Ekrem Taþkýn, isyanda ölen ya da yaralanan kimsenin olmadýðýný duyurdu ve tutsaklarýn Batman valisiyle görüþerek taleplerini ilettiðini söyledi. Kadýn tutsaklarýn talepleri AKP’nin bu politikalarýnýn son bulmasý ve Öcalan ile görüþmelerin yapýlmasý. 14 Temmuz günü de Batman M Tipi Kapalý Cezaevi’nde kalan Bilal Doðan adlý tutsak da “14 Temmuz Diyarbakýr Zindaný Direniþi”nin yýldönümü nedeni ile bedenini ateþe vermiþti.

215. Sayý / 18 Temmuz - 1 Ağustos 2012

9


Yeni Evrede

Sokaklar

Mücadele Birliði

SALDIRI PROTESTO EDÝLDÝ! DÜN DÝYARBAKIR ABLUKA ALTINDAYDI BUGÜN TAKSÝM

Diyarbakýr’da (Amed) “Öcalan’a Özgülük” mitingini yasaklanmasý sonucu yaþanan polis saldýrýlarýný protesto etmek için Halklarýn Demokratik Kongresi (HDK) Tünel’de toplanarak yürüyüþ yapmak istedi. Tünel’den Taksim’e yürümek isteyen kitle önünde polis barikatý kurarak engellemeye çalýþtý. Oturma eylemi baþlatarak, polisin tutumunu protesto etti göstericiler. Oturma eylemi sýrasýnda “Býji Serok Apo” sloganý atan kitleye polis müdahale etmek istedi. HDK Ýstanbul Ýl Yürütmesi adýna yapýlan açýklamada, “Newroz kutlamalarýnda yaþanan baský ve saldýrýlarýn izleri henüz geçmemiþken, AKP Hükümeti BDP’ye meydanlarda göz açtýrmamak, Kürt halkýnýn taleplerinin gücünün açýða çýkmasýný engellemek için her türlü bürokratik mekanizmayý kullanýyor” dedi. Açýklamanýn devamý þöyle; “Valiliðin görevi 14 Temmuz’da Diyarbakýr Ýstasyon Meydaný’nda yapýlacak mitingin saðlýklý bir þekilde geçmesini saðlamaktý. Ama durum böyle olmadý. Tam aksine AKP Hükümeti yine çözümsüzlüðü direterek Diyarbakýr’ý savaþ alanýna çevirdi. Polisin sert müdahalesi sonucunda çýkan olaylarda dört milletvekili yaralandý. Vekillerimiz Ayla Akat, Sýrrý Sakýk, ve Ýdris Baluken’in bulunduðu gruba, polis sert müdahalede bulundu. Müdahale sýrasýnda TOMA aracý milletvekili Ayla Akat’ý hedef almýþ ve yere düþen Akat yaralanmýþtýr. Yine Diyarbakýr Belediye Baþkaný Osman Baydemir baygýnlýk geçirdikten sonra hastaneye kaldýrýlmýþtýr. Vekillerden Pervin Buldan’ýn da ayaðýndan yaralanarak hastaneye kaldýrýldýðý bilgisini almýþ bulunmaktayýz. Polsin Ýstasyon Meydaný’ýnda gerçekleþtirdiði sert müdahale sonucunda yüzlerce insan yaralanmýþ, onlarca ev ve iþyerlerine gaz bombasý atýlmýþ ve insanlar evlerini terk etmek zorunda kalmýþtýr.” Eyleme Mücadele Birliði Platformu da destek verdi. Alkýþlarýyla polisin engellemelerini protesto eden kitle, slogan atarak daðýldý.

10

Amed’de “Öcalan’a Özgürlük” mitinginde yaþana polis saldýrýlarýný protesto etmek için Halklarýn Demokratik Kongresi (HDK) Galatasaray Lisesi önünde toplanarak 15 Temmuz günü Taksim Meydaný’na yürüyüþ yapmak istedi. Yaþanan polis saldýrýlarýný iki gündür protesto etmek isteyen HDK ve BDP’ye polis yine izin vermedi. Polis, Galatasaray Lisesi’nden Taksim’e yürümek isteyen kitlenin etrafýný panzer ve çevik kuvvet barikatýyla çevirerek yürüyüþe izin vermedi. Bunun üzerine oturma eylemi ile polisin tutumu protesto edildi. Oturma eylemi sýrasýnda “Býji Serok Apo” sloganý atan kitleye polis yine saldýrmak istedi. Eyleme Mücadele Birliði Platformu da destek vererek, “Zindanlar Yýkýlsýn Tutsaklara Özgürlük”, “Yaþasýn Halklarýn Mücadele Birliði”, “ Kürdistan Faþizme Mezar Olacak” sloganlarý attý. Galatasaray Meydaný’nda oturan yüzlerce kiþi, “Kürt Halkýna Ýmha Dayatýlmaz”, “Kürdistan Faþizme Mezar Olacak”, “Biji Serok Apo”, “Zindanlar Yýkýlsýn Tutsaklara Özgürlük” sloganlarý attý; polis “Kürdistan Faþizme Mezar Olacak”, “Biji Serok Apo” sloganlarýnýn atýlmamasýný istedi. Eylem sýrasýnda BDP Ýstanbul Ýl Baþkaný Asiye Koçak basýna bir açýklama yaparak, dün Diyarbakýr’da bir vahþet yaþandýðýný söyledi ve “AKP iktidarý tanklarý, Tomalarý, gaz ve coplarý ile iþkenceyi sokaða taþýrmýþtýr. Halkýn seçilmiþ vekillerine, direnen halkýmýza hunharca saldýrarak teslim alamamanýn öfkesini kusmuþtur” dedi. Asiye Koçak, “dün Diyarbakýr abluka altýndaydý. Ýþgal güçlerinin, görüntülerini yaþadý. Þehir tamamen gaz bombalarýnýn etkisi altýnda kaldý. Diyarbakýr’daki beþ bin polise ilaveten, civardan gelen polislerle takviye edilerek, þehri iþgal altýna alýndý. Halkýn sokaða çýkmasýna izin verilmedi. Fiili olaðanüstü hal ilan edildi. Eþ Baþkanlarýmýz Selahattin Demirtaþ ve Gülten Kýþanak darp edildi” dedi. Konuþmasýnýn devamýnda da “Kürt Halký özgürlüðü uðruna bedel ödemeye hazýrdýr. AKP hükümeti þunu iyi bilmelidir ki, bu baskýlara boðun eðmeyeceðiz ve onun faþizmine teslim olmayacaðýz” diyerek, ertesi gün Çaðlayan Adliyesinde baþlayacak mahkeme öncesinde yapýlacak basýn açýklamasý için herkese çaðrý yaptý. Konuþmalardan sonra kitle daðýldý ve eylem sona erdi.

215. Sayý / 18 Temmuz - 1 Ağustos 2012


ÝKTİDARIN SOKAKLA İMTİHANI

Yeni Evrede

Sokaklar

Mücadele Birliði

Grev, anadil, protesto... Ücret artýþý, basýn açýklamasý, gösteri ve yürüyüþ... Sendika, parasýz eðitim, demokrasi, özgürlük... “Anayasal yurttaþlýk”, eþitlik, özerklik... Ýþ cinayetleri, baský, sömürü... Þþþþþ! Faþist katiller çýktý, tutuklamalar sürüyor; taþlar baðlý itler serbest... Sus! Yasssaaak!... Biber gazý, tazyikli su, cop... Gaz bombasý, ses bombasý, kurþun... Panzer, akrep, TOMA... Gözaltý, iþkence, savcý... Gizli tanýk, ihbar mektubu, elektronik postalar... DGM, ÖYM, Aðýr Ceza, Bölgesel Terör Mahkemesi... Tutuklama... F Tipi, L Tipi, Özel Tip... Zindan!.. Ýþçiler iþten atýlýr, eylem yapar... Öðrenciler birþeyleri protesto eder... Kadýnlar cinsel baský ve saldýrýlara baþkaldýrýr... Kamu çalýþanlarý örgütlenmelerinin önündeki engellere karþý sokaklara çýkar... Kürt halký özgürlüðü için, özgürlük hakký için meydanlara akar... Polis, gaz, cop, mahkeme, zindan... Sermaye iktidarýnýn emekçi yýðýnlar ve Kürt halkýyla savaþtýðýnýn, onlar karþýsýnda egemen olamadýðýnýn, onlarý yönetemediðinin, ancak ve ancak savaþarak ayakta kaldýðýnýn resmidir. Akla gelebilecek her alanda, her toplumsal olayda karþýlaþýlan manzara budur. Yönetemeyen, savaþan bir sýnýf!.. Hiç kuþku yok, bu “savaþkan iktidar”ýn

temel dürtüsü güçten deðil güçsüzlükten, korkudan, yarýnýndan emin olmamaktan geliyor. Savaþmayý býraktýðý gün, yýkýlýp gideceði gündür. Biliyor, görüyor ve korkuyor. 14 Temmuz’da Amed sokaklarýndan yansýyan görüntüler tamý tamýna budur iþte. Ne eksik, ne fazla. Çocuðundan yaþlýsýna bir halka karþý panzeri, bombasý, mermisi, helikopteri, TOMA’sý, copu... elinde ne varsa onunla savaþan, egemen olamadýðý için tüm gücüyle toplumsal hareketi bastýrmaya uðraþan bir sýnýf ve devlet var karþýmýzda. Ýçi boþ bir þiþinme, her yerinden dökülen bir güçlü devlet/iktidar imajý, “Türk’ün Türk’e propagandasý” türünden eveleme gevelemeler Amed sokaklarýnda bir kere daha yerle bir edildi. “Devlet-i Ali”, BDP’nin düzenlemek istediði “Özgürlük Ýçin Demokratik Direniþ” mitingini yasaklayýverdi. Týpký birkaç yýl öncesine kadar 1 Mayýs’larda Taksim’e kimseyi çýkarmamak için kale savunmasýna giriþtiði gibi, Amed sokaklarýný, çevre il baðlantýlarýndan baþlamak üzere, ablukaya aldý. Tüm ufkunun askeri-polisiye teknik ile sýnýrlý olduðunu da ortaya koymuþ oldu böylece. “Baþarýlý bir alan savunmasý” ile düþmaný toplanma merkezine sokmayacaktý! Týpký geçmiþte Taksim’i ablukaya aldýðý gibi Ýstasyon Meydaný’ný ablukaya aldý. Parklarda oturanlarý kovaladý, gözalt-

215. Sayý / 18 Temmuz - 1 Ağustos 2012

ýna aldý. Üç dört kiþinin bir araya gelmesinden bile rahatsýz oldu. Hemen tepelerine bindi. Ýktidar, böylelikle mevcut hareketi bir ayaklanma, bir serhýldan olarak kabul ettiðini ilan etmiþ oldu. Ortada bir ayaklanma/serhýldan vardý, tüm yaklaþým da buna uygun olarak askeri teknik/taktik üzerinden belirleniyordu. Tüm düþünce ufuklarý tekil sokak eylemliliði ile sýnýrlý olanlar, devletin polis-asker gücüne, teknik anlamda eylemi engellemesine bakarak, karþýsýndakini güçlü addeder. Tek baþýna bu olgu bile olanca tafrasýna, güçlü görünme çabasýna raðmen devletin nasýl da güçsüz olduðunu, serhýldanlarla çevrelendiðini göstermiyor muydu! Üstelik “Ýstasyon Meydaný’na kimseyi çýkarmayacaðým” derken bütün bir kenti, hatta bölge illerini de büyük bir çatýþmanýn içine çekiveriyordu iktidar. Attýðý adýmla kendi güçsüzlüðünü herkese ilan etmiþ oluyordu. Amed’de iktidarýn sergilediði vahþet, onun serhýldanlarla karþý karþýya olduðunun ilanýdýr. Ve bu korkunç vahþete karþýn Kürt halký geri adým atmamýþtýr. Sýrrý Süreyya Önder’in isabetli deyimiyle “Bu devlet uçaðýný Akdeniz’in sularýna, itibarýný da Diyarbakýr’ýn küçelerine (sokaklarýna) gömmüþtür”. 

11


BÝRÝNCÝL AMAÇ POLÝT Yeni Evrede

Gündem

B

ir katil, 70’li yýllarýn “ünlü” cinayetlerinden birini, Adana Emniyet Müdürü Cevat Yurdakul’u katleden faþist, geçtiðimiz günlerde iktidarýn “Yargý Paketi” içinde salýverildikten sonra gittiði Elazýð’da salýverilmesini saðlayan baþbakan Erdoðan’a teþekkür etti. Teþekkürün konusu dinci faþizm hakkýnda hala þüpheler taþýyan “aydýn-demokrat” ahmaklar için ders niteliðindeydi. Þöyle diyordu katil faþist: “Sözünde durduðu için Sayýn Erdoðan’a teþekkür ediyorum.” Böylece öðrenmiþ bulunuyoruz ki, 70’li yýllarýn faþist katillerine verilmiþ ve yerine getirilmiþ bir “söz” var. Dahasý var. “Kadirbilir” faþist burada durmuyor ve 2010’da Anayasa Referandumunda “evet” oyu kullananlara da teþekkür etmeyi bir borç saydýðýný açýklýyor. Böylece hem demokrat hem de aydýn geçinen “yetmez ama evet”çilerin, iktidarýn bilinçli yardakçýlarý deðillerse, nasýl birer ahmak olduklarýný da göstermiþ oluyor. Peki, baþbakan Erdoðan neden ve neyin karþýlýðý faþist katilleri salma sözü vermiþ olabilir ve Erdoðan faþist katliamlarýn neresinde bulunuyor? Bunlar henüz yanýtýný bulamamýþ fakat günün birinde mutlaka yanýtlanmasý gereken sorulardýr. Þimdilik bilinen böyle bir sözün verilmiþ olduðu ve böyle bir sözün ancak ciddi bir iliþki, ciddi bir durum, ciddi bir karþýlýk halinde verilebileceðidir. Bilinen bir baþka husus, bir baþka somut olgu, bu iktidarýn “Hizbullah” denen katiller sürüsünü bundan birkaç yýl önce, yine “reform yapma” adýna salýverdiðidir. Bu iki icraatýn ortak özelliði, bu katiller sürüsünü ortalýða salacak yasa maddelerinin son anda göstermelik yasaya iliþtirildikleridir. Demek oluyor ki ortada bir rastlantý filan yok; aksine son derece bilinçli, planlý bir politika var. Faþist katilleri salýverme politikasý. Bir baþka ortak nokta, bu iki icraatýn da “yargýda reform-iyileþtirme” bahanesiyle yapýldýðýdýr. Buraya kadar yazýlanlardan þimdilik

12

Mücadele Birliði

iki net sonuca ulaþmak mümkün. Birincisi, bu iktidarýn baþlýca icraatlarýndan biri, geçmiþ tüm hükümetlerin salmaya cesaret edemediði faþist katilleri sokaða salmaktýr. Ýkincisi, bu hükümetin her “reform” giriþimi gerçekte faþist hareketi, faþistleri güçlendirme ve yüreklendirme adýmý olarak karþýlanmalýdýr.

örgütlenmeler yaratmaktý. Sonrasý biliniyor. Faþist Mehmet Aðar’ýn “bin operasyon yaptýk” sözüyle özetlenen kanlý bir iç savaþ süreci, gözaltýnda binlerce kayýp, binlerce “açýk infaz” on binlerce insanýn zindanlara atýlmasý, olaðanlaþmýþ sistematik iþkence politikasý geliþen devrimi bastýrmanýn baþlýca araçlarý olarak kullanýldý. Geçmiþ ve Bugün Bir ara sonuç: Özal’dan, Erdoðan’dan Türkiye’nin yakýn tarihine baktýðý- “demokrat” imal eden küçük burjuva aymýzda iktidarýn bu icraatlarýnýn benzerleri- dýn önemli ölçüde kýrýma uðramýþ, “aydýn” ni buluyoruz. Ýcraatlar, genç kuþaklarýn özelliklerini yitirmiþ, ahmaklaþmýþ bireyadýný bile anýmsamakta zorlandýðý ANAP dir artýk. Burjuva aydýna gelince, onun ve onun baþýndaki Özal’a; 1980’lerin sonu nesli tükeneli on yýllar oluyor zaten. ile 1990’larýn baþýna ait. Yani ANAP-ÖReformlarýn zal iktidarýnýn en güçlü olduðu, daha doðAldatma Aracýna Dönüþmesi ru bir ifadeyle, öyle göründüðü yýllar. Bu yýllarda, hem aydýn hem demokrat geçiTek baþýna ele alýndýklarýnda egemen nen ahmaklarýn desteðini arkasýna alan sýnýfýn kitleleri aldatmada kullanamayacapek “demokrat” Özal, tekelci basýnýn sý- ðý bir tek demokratik talebin olmadýðý gernýrsýz desteði ile toplumda “reform” hava- çeði yüzyýldan fazla zaman öncesinde sý, “deðiþim rüzgârlarý” estiriyordu. kanýtlanmýþtý. Ama elbette sýnýf savaþýnda, Söz konusu yýllar, ayný zamanda, de- politik yaþamda ders almak ve buna uyrin bir ekonomik bunalýmýn ve ona eþlik gun davranmak için bir þeyin kanýtlanmýþ eden politik bunalýmýn ufukta görünmeye olmasý yetmiyor. Ders almak ve bu derslebaþladýðý, ilk belirtilerin “Ýþçi Baharý” de- re uygun hareket etmek, politik bir yol iznilen yüzbinlerce iþçinin katýlýmýyla ger- lemek için bilimsel bir bakýþ açýsý, emekçi çekleþen kitlesel eylemlerle ortaya çýktýðý sýnýflara özgü saðlam bir karakter, burjuva yýllardý. Kýsacasý, 12 Eylül faþizminin ar- sýnýfla uzlaþmaz bir politik çizgiye sahip dýndan devrimci durumun mayalandýðý olmalý. Bunlar olmayýnca egemen sýnýfýn yýllardý. oyununa tekrar tekrar gelmek, ayný ya da Yýllar sonra, 1996’da, “Susurluk Sü- benzer hatalara tekrar tekrar düþmek kaçýreci”nde ortaya çýkýyor ki, o pek “demok- nýlmaz oluyor. rat” Özal, reformlardan, deðiþimden, Sýkýyönetim Mahkemelerini ele ala“devrim gibi” kararlardan söz ederken, da- lým. Sosyal reformist ve oportünist hareha da ilerisi, Kürdistan için “federasyon da ketler bu mahkemelerin kaldýrýlmasý konuþulabilir” derken alttan alta Abdullah talebini uzun yýllar boyu kitlelerin önüne Çatlý gibi katilleri yurt dýþýndan getirtiyor, koydular. Mücadele belli bir düzeye gelona iliþkiler aðý kurdurtuyor, katiller sürü- diðinde sermaye sýnýfý, “devrim gibi” kasünü toplamasýný saðlýyordu. rarlar propagandasý eþliðinde bu Sözün kýsasý, tekelci sermaye sýnýfý, mahkemeleri kaldýrdý. Ancak sermaye sýemperyalist devletlerin de desteði ile ufuk- nýfý bunlarý kaldýrýrken yerine Sýkýyönetim mumla aratacak ta gözüken devrimci duruma karþý önlem- Mahkemelerini lerini almaya baþlýyor, iç savaþ “DGM”leri, Devlet Güvenlik Mahkemehazýrlýklarýna giriþiyordu. Bu hazýrlýklarýn lerini kurdu. DGM’lerin gerçek iþlev ve içerikleriilk adýmý, 70’li yýllarýn faþist katillerini yurt dýþýndan getirtmek, paramiliter faþist nin ortaya çýkmasý için çok zaman geçme215. Sayý / 18 Temmuz - 1 Ağustos 2012


TÝK ÝKTÝDARIN FETHÝ Yeni Evrede

Gündem

Mücadele Birliði

zým. Ama bilimsel düþünenler kendi hakkýnda söylediklerine deðil, somut olgulara bakarlar ve deðerlendirmelerini bu olgularýn tahliline dayandýrýrlar. Somut olgulara baktýðýmýzda ne görüyoruz, baþlýklar halinde sýralayalým; Birincisi, mevcut iktidarýn, dolayýsýyla Türkiye’nin Suriye politikasý iflas etmiþ, Türkiye bu süreçten büyük yara almýþtýr. Kendi savaþ uçaðýnýn Suriye tarafýndan düþürülmesine hiçbir karþýlýk verememesi, emperyalist basýnýn deyimiyle çok gürleyip hiç yaðmamasý, Türkiye’nin gücünün sýnýrlarýný da ortaya çýkarmýþtýr. Suriye politikasý Türkiye’yi bölgenin en yalnýz devletine dönüþtürmüþtür. Öyle ki Rusya’nýn izolasyonundan söz eden Türk Dýþiþleri Bakaný burjuva yazarlarýn dahi espri konusu olmaya baþlamýþtýr. Ýkincisi, ayný konuda en güvendiði müttefiki ABD ve diðer emperyalistler tarafýndan yalnýz býrakýlmaya baþlanmýþtýr. Üçüncüsü, Kürt halkýnýn özgürlük hakký savaþýný önlemek bir yana, geliþmesini dahi durduramamýþtýr. Kürt halkýnýn savaþý her þeye raðmen geniþleyerek, yayýlarak, büyüyerek devam ediyor. Dördüncüsü, baþta iþçi sýnýfý olmak üzere emekçi sýnýflarýn ve devrimci güçlerin mücadelesini hiçbir biçimde bastýramýyor. Beþincisi, sermaye sýnýfý kendi içinde tam bir uzlaþma saðlayabilmiþ deðil. Egemen sýnýf içinde ve onun dayandýðý gerici-faþist güçler arasýnda þiddetli çatýþmalara daha sýk rastlamaya baþladýk. Ve sonuncusu, iktidar, emekçi sýnýflarý ve Kürt halkýný ancak onlara karþý savaSermaye Sýnýfý Egemen Deðil þarak egemenliði altýnda tutuyor. Bu, Ýktidarýn kendini çok güçlü gösterdiði, sermaye sýnýfý egemenliðinin sarsýlmakta Erdoðan’ýn “dünya lideri” ilan edildiði bir olduðunun en açýk ifadesidir. sýrada sermaye sýnýfýnýn topluma egemen Atý Arabanýn Önüne Koþmak Bu koþullarda emekçi sýnýflarýn ve Bu durumun kaynaðý ekonomik ve olmadýðýný ileri sürmek birilerine pek ipolitik iktidarýn özelliðidir. Politik iktidar nandýrýcý gelmeyebilir. Düþünceleri burju- Kürt halkýnýn önüne devrim ve iktidar dýsermaye sýnýfýnýn elinde olduðu sürece re- va propagandanýn baskýsý altýnda olanlarýn þýnda baþka bir hedef koymak devrime yaformlarýn tek baþýna alýnmalarý durumun- böyle düþünmesini normal karþýlamak la- pýlacak en büyük ihanet olacak. si gerekmedi. DGM’ler kýsa zamanda karþý devrim mahkemeleri olarak kurulduklarýný, kuruluþ amaçlarýnýn devrimci güçleri ve Kürt halkýný zindana týkmak olduðunu gösterdiler. Sosyal reformistlerle oportünistler bu sefer Sýkýyönetim Mahkemeleri için yaptýklarýný DGM’ler için yaptýlar. Onlarýn kaldýrýlmasý talebini emekçi sýnýflarýn ve Kürt halkýnýn önüne koydular. Süreç, baþka biçimlerde ve baþka koþullarda tekrarlandý. Hükümet “demokratikleþme” diyerek DGM’leri kaldýrdý; yerine onlardan yüz kat beter, burjuva hukuk normlarýný bile hiçe sayan, engizisyon mahkemeleri gibi çalýþan ÖYM’leri, Özel Yetkili Mahkemeleri getirdi. ÖYM’ler nedir sorusuna verilebilecek en kýsa yanýt, onlarýn bir iç savaþ mahkemeleri olduklarýdýr. “Gizli Tanýk”a dayanarak tutuklama ve mahkûmiyet veren, savcý ya da hâkimlerin suç þüphesinin yýllarý bulan mahkûmiyet için yeterli bulunduðu, Savcý ve hâkimlerin “özel” yetkilerle donatýldýðý bu mahkemeler ancak devletin kuruluþ yýllarýndaki “Ýstiklal Mahkemeleri”ne benzetilebilir. DGM’lerin kaldýrýlmasý için yýllar süren bir mücadele veren emekçi sýnýflar ve Kürt halký “demokratikleþme” adýna bir kez daha egemen sýnýf tarafýndan aldatýlmýþlardý. Verdikleri mücadelenin karþýlýðý kendilerine engizisyon mahkemeleri gibi çalýþan ve tamamen siyasal iktidarýn direktiflerine göre hareket eden ÖYM’ler olarak geri döndü. Bütün bu somut olgular ve en baþta iþaret ettiðimiz “Yargý Paketi” reformu, tek baþýna ele alýndýklarýnda egemen sýnýfýn emekçi sýnýflarý aldatmakta kullanamayacaðý hiçbir “demokratik” istemin olmadýðýnýn somut, tartýþma götürmez örnekleridir.

da onlarýn bir aldatma aracýna dönüþtürülmesinin önüne geçilemez. Buradan çýkarýlacak sonuç, emekçi sýnýflarýn önüne birinci ve güncel hedef olarak politik iktidarýn fethinin konulmasý gerektiðidir. Tam da bu nedenle, tek tek “demokratik” haklar için mücadeleyi önerenler ya da baþa alanlar esasýnda arabayý atýn önüne koþmuþ oluyorlar. Yapýlmasý gereken tam tersidir; atý arabanýn önüne koþmak yani politik iktidarýn fethini baþlýca amaç olarak öne sürmek, devrim hedefini birincil politik amaç olarak emekçi sýnýflarýn ve Kürt halkýnýn önüne koymaktýr. Bu söylediklerimiz “reformlar”ý önemsemediðimiz anlamýna mý gelir? Elbette deðil. Ancak iþçi sýnýfý ve diðer emekçi sýnýflarla birlikte Kürt halký devrim için, politik iktidarýn fethi için mücadele ettiklerinde egemen sýnýf, iktidarýný korumak için reformlara baþvurabilir ve o zaman da biz bu reformlarý büyük alacaðýmýzýn ilk taksiti olarak seve seve cebimize indireceðiz. Egemen sýnýf ya da onun politik zor aygýtý olarak devlet ne zaman reformlardan söz etme ihtiyacý duyar? Kendi iktidarýný tehlikede gördüðü zaman. Her zaman siyasi gericilik peþinde koþan tekelci sermaye sýnýfý böyle bir durumla karþýlaþmadýðý ya da tehlike kokusunu almadýðý sürece reformlardan, siyasi demokrasiden tek kelimeyle olsun söz etmez, bunun lafýný dahi duymak istemez. Demek ki, faþistleri salývermeyi baþlýca görevlerinden biri sayan bu iktidar bu gün reformlardan söz etme ihtiyacý duyuyorsa bu onun kendini pek de güvende hissetmediðinin iþareti olarak anlaþýlmalý.

215. Sayý / 18 Temmuz - 1 Ağustos 2012

13


Yeni Evrede

Sokaklar

Mücadele Birliði

HAK VE ÖZGÜRLÜKLERÝMÝZÝ KORUMAYA KARARLIYIZ! DÝSK, 13 Temmuz günü, Kýdem tazminatlarýnýn kaldýrýlmasý üzerine bir basýn toplantýsý yaptý. Konuþmayý yapan Genel Baþkan Erol Ekici, “Türkiye’de, iþçi sýnýfýnýn mücadelesi sonucunda ete kemiðe bürünmüþ Kýdem Tazminatýnýn mevcut uygulamasý konusunda çalýþanlarýn ‘köklü’ sorunlarý yok. Sorunu olanlar, iþçinin, emekçinin yýllarca birikmiþ alýnterinin karþýlýðý olan tazminatýn da kasalarýnda kalmasýný isteyen parababalarýdýr” diyerek baþladýðý konuþmasýnda, Kýdem tazminatýnýn fona devri yoluyla, ücretlerin ileride ödenmek üzere ayrýlmýþ bir parçasýna el konulduðunu söyledi. Erol Ekici, bu yeni düzenleme ile patronlarýn kýdem tazminatý ödemeden iþçiyi iþten çýkartabileceðini; iþten atýlma, kadýnlar için evlenme, gençler için askerlik hizmeti, emeklilik, kötü muamele nedeniyle istifa hali gibi pek çok durum için kullanýlan bu hakkýn büyük oranda budandýðýný dile getirdi ve kayýtdýþý çalýþtýrmalar durumunda ya da iþe kýdem tazminatý ödememek için girip çýkýþ yaptýrýldýðýnda, bu durumu ispat ettiðimiz koþullarda, dava yolu ile kýdem tazminatýný alma þansýn ortadan kalktýðýný anlattý. DÝSK’in buna karþý olduðunu da ifade eden Ekici kendi taleplerini þöyle duyurdu: “Buna karþýn taleplerimiz kýdem tazminatýnda Türkiye modelinin güçlendirilmesidir. Bu doðrultuda; iþçinin rýzasý ile ayrýlmasý halinde ya da 1 yýlý doldurmasa bile ücretinin ödenmeyen kýsmýný yani kýdem tazminatýný almasýný, Ücret Garanti Fonun kapsamýnýn geniþletilerek iþverenin ödeme güçlüðüne düþmesi durumunda ödenmemiþ ücret yanýnda ödenmemiþ kýdem tazminatýnýn da kapsama alýnmasýný, böylelikle bu hakkýn çeþitli nedenlerle kullanýlmamasýnýn önüne geçilmesini, Hak gasplarýna neden olan kýdem tazminatý üst sýnýrýnýn kaldýrýlmasýný, Ýþsizlik fonunun amacý doðrultusunda tüm iþsizler için kullanýlmasýný talep ediyoruz.” “Yüzlerce yýllýk mücadeleyle elde edilmiþ ve uðruna büyük bedeller ödenmiþ olan hak ve özgürlüklerimizi korumaya kararlýyýz” diyen Erol Ekici açýklamasýný: “‘Ucuz’ istihdamý hedefleyen ‘Ulusal Ýstihdam Stratejisi’ne, iþçiyi köleleþtiren ‘Özel Ýstihdam Bürolarý’na, kýdem tazminatýnýn gaspedilmesine, Toplu Ýþ Ýliþkileri Yasa Tasarýsý’na, sendikal grev yasaklarýna, esnek çalýþtýrmaya, taþeronlaþtýrmaya ve güvencesizliðe, sendikal hak ve özgürlüklerin kýsýtlanmasýna, iþçilerin iþ cinayetlerine kurban edilmesine karþý ‘Zalimin Zulmüne Karþý Direneceðiz’ adýyla baþlattýðýmýz eylem ve etkinliklerimiz devam ediyor. Ýþçi sýnýfýnýn ve çalýþan milyonlarca emekçinin temel haklarýna yönelik saldýrýlara gerekli yanýtý vermekten kaçýnmayacak, örgütlü bulunduðumuz iþyerlerinde en etkin þekilde üretimden gelen gücümüzü kullanacak ve 15-16 Haziran direniþ ruhuyla sokaklardaki yerimizi alacaðýz” diyerek bitirdi.

14

ÇAPA TAÞERON SAÐLIK ÝÞÇÝLERÝ SENDÝKALI OLDU

Taþeron Ýþçileri Derneði iþten çýkarmalara ve taþeron sisteme karþý Çapa Týp Fakültesi önünde kurduklarý çadýrda eylemlerinin 144. gününde Dev Saðlýk Ýþ’e üye oldular. Ýstanbul Üniversitesi Týp Fakültesi Çapa Taþeron Saðlýk iþçileri hastane bahçesindeki eylemlerini, Cerrahpaþa ve Haseki hastanesindeki taþeron iþçilerle birleþtirerek DÝSK’e baðlý Dev Saðlýk-Ýþ çatýsý altýnda sürdürme kararý aldý. Taþeron iþçiler bugün hastane bahçesinde yaptýklarý yürüyüþ ve basýn açýklamasýyla kitlesel bir þekilde sendikaya üye oldular. 13 Temmuz günü Çapa Týp Fakültesi önünde kurduklarý çadýrda toplanan taþeron hastane iþçileri hastane etrafýnda yürüyüþ düzenlediler. Yürüyüþte “ Ücret ve Yol Parasý Kesintisini Ýçeren Yeni Ýþ Sözleþmesini Ýmzalamýyoruz” pankartýný açarak, “Biz Haklýyýz Biz Kazanacaðýz”,” Direne Direne Kazanacaðýz” sloganlarý attýlar. Monoblok önüne gelen iþçileri burada karþýlayan Dev Saðlýk Ýþ’li sendikacýlar iþçileri alkýþlarla karþýladýlar. Ýþçiler adýna kýsa açýklama yapan bir saðlýk iþçisi “5 aydýr sürdürdüðümüz bu mücadeleyi bir konfederasyona baðlý Dev Saðlýk Ýþ’le sürdüreceðiz” dedi. TTB adýna açýklama yapan Prof. Dr. Taner Gören; Hastanelerin birer birer taþeron sistemine geçirildiðini belirtti. Gören “Taþeron iþçilerin bu mücadelelerinde biz TTB olarak her zaman arkalarýnda olacaðýz... Bu mücadelenin en önemli hususlarýndan biri örgütlenmektir. Hepimizin bu mücadelenin içinde olmasý gerekiyor. Çünkü koþullar bizi buna itiyor. Biz her zaman emeðin yanýnda olacaðýz” dedi. Dev Saðlýk Ýþ baþkaný Arzu Çerkezoðlu da “Sendikalý olmak noter kaðýdýný imzalamak deðildir. Sendikalý olmak demek;kendi çalýþma yaþamýmýzý, kendi hayatýmýza, kendimizin söz sahibi olacaðýný belirlemektir” dedi. Çerkezoðlu; artýk bu mücadeleyi hep birlikte büyüteceklerini söylerken bugün iþçilerin maaþlarýna göz diktiklerini, bu saldýrýlarý daha güçlü örgütlenerek kaldýrabileceklerini vurguladý. Taþeron Ýþçileri Derneðinden bir iþçi bu mücadeleyi buraya kadar iþ býrakmalarla, yürüyüþlerle, basýn açýklamalarýyla 144 gün boyunca getirdiklerinin altýný çizerek kurduklarý çadýrda kenetlendikleri mücadeleyi sürdüreceklerini söyledi. Konuþmalardan sonra iþçiler Dev Saðlýk Ýþ önlüklerini giyerek, sendika üyeliði formlarýný doldurarak notere sunacaklar.

215. Sayý / 18 Temmuz - 1 Ağustos 2012


Yeni Evrede

Mücadele Birliði

YAÞASIN ÝÞÇÝLERÝN MÜCADELE BÝRLÝÐÝ

BEDAÞ iþçileri, Hey Tekstil, THY, BEDAÞ iþçileri için Galatasaray Lisesi önünden BEDAÞ Genel Müdürlük binasý önüne kadar yürüyüþ gerçekleþtirdiler. Ýþten çýkarýlan enerji iþçilerine destek olan diðer eylemdeki iþçiler “Kavga Bitmedi Daha Yeni Baþlýyor” sloganýyla yürüyüþü gerçekleþtirdiler. Nakliyat Ýþ üyesi iþçiler, Tümtis üyesi iþçiler, KESK Ýstanbul Þubeler Platformu, Ýstanbul Tabip Odasý, TMMOB, DÝSK, Mücadele Birliði ve Devrimci Öðrenci Birliði eyleme destek verdi. 6 Temmuz günü saat 15.00’te Galatasaray Lisesi önünde toplanan iþçiler “Direnen Ýþçiler Onurumuzdur” pankartý açtýlar. BEDAÞ iþçileri “BEDAÞ’tan Atýlan Ýþçiler Geri Alýnsýn”, hemen arkasýnda Hey Tekstil iþçileri “Yaþasýn Sýnýf Dayanýþmasý” pankartý ile yürüdüler. Türk Hava Yollarý emekçileri, onlarýn arkasýnda Mücadele Birliði, “BEDAÞ Ýþçisi Yalnýz Deðildir”, “Yaþasýn Sýnýf Dayanýþmasý”, “Kavga Bitmedi Daha Yeni Baþlýyor”, “Yaþasýn Ýþçilerin Mücadele Birliði”, “BEDAÞ Þaþýrma Sabrýmýzý Taþýrma”, “Yaþasýn Ýþçilerin Birliði” sloganlarýyla yürüyüþ gerçekleþtirdiler. Mücadele Birliði Platformu’nun da destek verdiði eylemde “Yaþasýn Ýþçilerin Mücadele Birliði”, “Fabrikalar Tarlalar Siyasi Ýktidar Her Þey Emeðin Olacak”, “BEDAÞ Ýþçisi Yalnýz Deðildir”, “THY Ýþçisi Yalnýz Deðildir, “Hey Tekstil Ýþçisi Yalnýz Deðildir”, “Ýþçiler Birleþin Devrim Ýçin Savaþýn” sloganlarý attýlar. Taksim Meydaný’nda basýna açýklama yapan BEDAÞ iþçilerinden Hacý Ömer Yazýcý ülkeyi yönetenlerin sermayenin ihtiyaçlarý doðrultusunda emekçilerin kazanýlmýþ haklarýný ortadan kaldýrmak için adýmlar attýðýný diðer yandan baský ve zor politikalarýyla iktidarlarýný sürdürdüklerini söyledi. Yazýcý; en son Kamu Emekçileri Sendikalarý Konfederasyonu’na yapýlan operasyonda tutuklanan sendikacýlara deðinerek, en çok Türkiye’de muhalif politikacýnýn, gazetecinin, sanatçýnýn tutuklu olduðunu, belirtti. Yazýcý; “her ‘özgürlük’ dediklerinde özgürlükleri boðmak için bir adým atýlýyor; her ‘adalet’ dediklerinde halkýn boðazýný sýkýyorlar; her ‘demokrasi’ dediklerinde diktatörlüðüne bir perçin daha atýyor, her ‘refah’ dediklerinde yeni bir soygun ve talan dalgasýný yükseltiyorlar” dedi. Hacý Ömer Yazýcý basýn açýklamasýnda konuþmasýný þöyle sürdürdü; “Bu süreçte grev haklarý gasp edilen ve direndikleri için iþten atýlan, direniþlerini sürdüren 305 THY çalýþaný HAVA- ÝÞ üyeleri, sendikalý olduklarý ve haklarýný talep ettikleri için iþten çýkartýlan ve direniþte olan 120 Enerj- Sen BEDAÞ iþçileri, maaþlarýný alamadýklarý için direnen ve iþten çýkartýlan Nakliyat Ýþ Borusan iþçileri, maaþlarýný alamadýklarý için direnen ve iþten çýkartýlan HEY Tekstil iþçileri, kadro haklarý verilsin diye mücadele eden ve iþten çýkartýlan ve direniþlerini sürdüren ÇAPA saðlýk iþçileri ile emek mücadelesinde bizde varýz diyenler olarak bugün birlikteyiz” dedi. Taksim Meydaný’nda yapýlan açýklamadan sonra cadde trafiðe kapatýlarak Elmadað’a, oradan da BEDAÞ binasýna yürüyüþ gerçekleþtirildi. Destek veren kurumlarýn iþçilere yaptýðý dayanýþma konuþmalarýndan sonra BEDAÞ patronu ile görüþme için Enerji Sen Baþkaný Kamil Kartal DÝSK yönetiminden Ali Küçükosmanoðlu ile birlikte bir grup sendikacý iþçilerin geri alýnmasý, haklarýn kazanýlmasý konusunda görüþmek için toplantýya gittiler. 215. Sayý / 18 Temmuz - 1 Ağustos 2012

Sokaklar

HEY TEKSTÝL ÝÞÇÝLERÝ EYLEMDE

HEY Tekstil iþçileri 5 Temmuz günü Türkiye Odalar ve Borsalar Birliði (TOBB) ve Ýstanbul Sanayi Odasý (ÝSO) önünde protesto eylemleri gerçekleþtirdi. 145. gündür Hey Tekstil fabrikasý önünde çadýrda eylem halinde olan iþçiler fabrika patronu Aynur Bektaþ’ýn üyesi olduðu TOBB ve ÝSO binalarý önünde “Aynur Bektaþ’tan Hesap Soracaðýz” sloganlarý atýldý. Bir çok ilde tekstil fabrikalarý olan Aynur Bektaþ’ýn fabrikalarýn iflasa girmesi ile iþ makinelerini fabrikadan kaçýrdýðý, bazý tekstil fabrikalarýyla anlaþarak üretimi sürdürdüðü söyleniyor. Fabrikalarýn iflasa girmesiyle iþçilerin kýdem ve ihbar tazminat haklarý ve ödenemeyen aylýk maaþlarýný vermeden ortan kaybolduðunu söyleyen iþçiler 145 gündür eylem yaparak haklarýný istiyorlar. Levent Gültepe Mahallesinde bulunan TOBB binasý önünde “Aynur Bektaþ’tan Hesap Sorulsun”, “ Gece Gündüz Çalýþtýk Sokaklara Atýldýk” sloganlarýný attýlar. Hey Tekstil iþçileri Aynur Bektaþ TOBB Kadýn Komisyonu baþkaný olduðu için TOBB baþkanýyla görüþme talep ettiler. TOBB’tan yönetimden kimse olmadýðý bilgisi gelince, iþçiler “biz üç dört gün içerisinde burayý ziyaret edeceðiz” denildi. Taksim Tepebaþý’nda bulunan Ýstanbul Sanayiciler Odasýna gelen iþçiler burada da sloganlar atarak Aynur Bektaþ’ý protesto ettiler. “ÝSO Aynur Bektaþ’ý Koruma”, “Direne Direne Kazanacaðýz” sloganlarý atýldý. ÝSO yetkileri ile görüþen iþçiler, ÝSO ancak Aynur Bektaþ’ýn üyeliðini düþürebileceðini, ama mahkeme kararýnýn sonuçlanmasýný beklemek gerektiði bilgisini aldýlar. Hey Tekstil iþçileri eylemlerini sloganlarla bitirerek, fabrika önüne geçtiler.

15


Yeni Evrede

Sokaklar

Mücadele Birliði

ESENYURT DAVASI GÖRÜLDÜ Esenyurt’ta 11 Mart 2012 tarihinde Marmara Park AVM inþaatý þantiyesinde çadýrda çýkan yangýn sonucu Bayram Egepehlivan (48), Çetin Coþgun (42), Seyfittin Topal (38), Abdurrahman Demir (42), Sevdin Özen (28), Ýsa Topal (22), Ahmet Yaðal (30), Barýþ Kýyak (30), Hakim Alican (46), Fatih Acun (23) ve Ahmet Keskin (47) yanarak yaþamlarýný yitirmiþti. Açýlan davaya iliþkin ilk duruþma 14 Temmuz’da Bakýrköy 4. Aðýr Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Mahkeme öncesi Ýþ Cinayetlerinde Hayatlarýný Kaybedenleri Yakýnlarý ve Esenyurt’ta Hayatýný Kaybedenlerin Adalet Arayan Aileleri birlikte bir basýn açýklamasý yaptýlar. “Esenyurt’u Unutmadýk Unutturmayacaðýz” yazýlý pankart açýlan eylemde basýn açýklamasýný Arka Sýradakiler dizisinin çekimleri sýrasýnda yaþamýný yitiren Selin Erdem’in ablasý Sema Erdem okudu. Ýþ cinayetlerinde yaþamýný yitirenlerin aileleri olarak Esenyurt’ta yaþamýný yitiren ailelerle dayanýþmak için burada olduklarýný, Davutpaþa’da, Ostim’de, BEDAÞ’ta, Sultanbeyli’de, Van Bayram Otel’de, Arka Sýradakiler dizi setinde, Tuzla tersanelerinde, ev temizliðinde hayatlarýný yitirenlerin aileleri olarak bunlarýn iþ cinayetleri olduðunu ýsrarla dile getirdiklerini belirten Erdem, her Pazar günü Galatasaray Meydaný’nda Vicdan ve Adalet Nöbeti eylemiyle seslerini duyurmaya çalýþtýklarýný vurguladý. Davalarda, bilirkiþi raporlarýnda, iþ müfettiþleri raporlarýnda da belirtildiði gibi denetim eksikliði, ihmal, kar hýrsý ve iþçinin hayatýna kýymet vermemekten dolayý iþçilerin hayatlarýný kaybettiklerini açýk olduðunu ifade eden Erdem, Cumhuriyet Savcýlýðý tarafýndan düzenlenen iddianamede 13 kiþinin yargýlanmakta olduðu Marmara Park þirketinden, Kayý Ýnþaata, Kaldem Ýnþaattan Maritek’e ve diðer sorumlulara kadar yargýlamanýn adil ve etkin sürdürülmesi için çaba göstereceklerini ifade etti. Kaybettikleri canlarý geri getiremeyeceklerini bildiklerini, gidenlere boyun borcu, geride kalan iþçilere karþý da yükümlülüklerini gördüklerini ve bu mücadeleyi sürdüreceklerini ifade e-

16

den Erdem, iþ cinayetlerinde hayatlarýný kaybeden iþçilerin aileleri, destek veren dostlarý, avukatlarýyla birlikte Esenyurt’u unutmadýklarýný ve unutturmayacaklarýný belirtirken “Ýþ kazasý deðil, cinayet diyoruz. Bütün sorumlularýn yargýlanmasýný istiyoruz” diyerek sözlerini tamamladý. Basýn açýklamasýnýn ardýndan duruþma salonuna girildi. Duruþmaya yangýnda yaþamýný yitiren aileleri, sorumlularýn bulunmasý ve cezalandýrýlmasý için þikayetçi olurken, 11 avukat müþteki olarak katýldý. Ayrýca ÇHD Ýstanbul Þubesi avukatlarý ve Ýþçi Ölümlerine Son Platformu davaya müdahil olmak istediklerini belirttiler. 11 Ýþçinin ölümünden sorumlu bulunanlar arasýnda ana þirketten kimsenin sorumlu tutulmamasý, ayrýca Çalýþma ve Sosyal Güvenlik Bölge Müdürlüðü, Belediye gibi inþaat alaný ve çalýþanlarýn güvenliðine iliþkin denetimden sorumlu hiçbir devlet kurumu ve yetkilinin de sanýk olarak yer almamasý dikkat çekti. Sanýklarýn ifadelerinin alýnmasýnýn ardýndan yangýnda yaþamýný yitiren iþçilerin ailelerinin daha önce alýnmýþ ifadeleri üzerinden müþteki olarak katýlýp katýlmayacaklarý soruldu. Müþtekilerin ifadelerinin alýnmasý sýrasýnda, yangýnda yaþamýný yitiren ailelere Kayý Ýnþaat tarafýndan 200 bin TL “yardým parasý” denilerek ödeme yapýldýðý, daha sonra ise bazý ailelerin aranarak mahkemeye gitmemeleri için imza alýndýðý öðrenildi. Hayatlarýný kaybeden iþçilerin ailelerinin ifadelerinin alýnmasýnýn ardýndan ailelerin avukatlarý inþaatýn asýl sahibi firma olan Marmara Park A.Þ’nin altýnda 13 tane taþeron firma bulunduðunu dolayýsýyla da olayýn çözümlenmesinde sorumlular konusunda tam bir karmaþa yaþandýðýný, inþaat alanýnda gerçekleþen iþ kazasýnda Marmara Park A.Þ’nin iþin asýl sahibi olmasý nedeniyle baþta olmak üzere tüm þirketlerin sorumluluklarýnýn bulunduðuna dikkat çekildi. Yine ailelerin avukatlarýndan Av. Fatma Hapikoðlu, denetlemede sorumluluðunu yerine getirmeyenlerin arasýnda, Belediye, Çalýþma Bölge Müdürlüðü Müfettiþleri’nin de bulunduðuna dikkat çekerek, bu mercilerde sorumlu olanlarýn re’sen tespit edilerek soruþturmaya dahil edilmelerini talep etti. Av. Mehmet Ali Ada hazýrlýk soruþturmasýnýn tam yapýlmadýðýný vurgulayarak Marmara Park, Kayý Ýnþaat, Kaldem Ýnþaat, Desat, Mirateks, Tapas Sanat Yapý Denetim ve Ýnþaat ve Marmara Park A.Þ. ve onun altýndaki taþeron firmalarýn tümünün tespit edilerek bunlarýn Ticaret Sicil Memurluðundan araþtýrýlarak sorumlularýnýn bulunmasýný ve yargýlanmasýný, yine Marmara Park A.Þ. Genel Müdürü’nün tutuklanmasýný talep etti. Mahkeme heyeti, Marmara Park Genel Müdürü Hohlman’ýn tutuklanmasý talebini reddederken avukatlar ve ailelerin diðer taleplerini kabul etti. Duruþma 14 Eylül 2012 tarihine ertelendi.

215. Sayý / 18 Temmuz - 1 Ağustos 2012


Yeni Evrede

Mücadele Birliði

MÜCADELEMİZ SÜRECEK

BEDAÞ iþçileri, sayaç okuma endeksörünü teslim etmek için BEDAÞ binasýna girmek istediler; polis iþçilere engel oldu, güvenlik gaz sýktý. Bedaþ iþçileri düzenledikleri yürüyüþte “BEDAÞ’ta Ýþten Atýlan Ýþçiler Geri Alýnsýn” pankartý açtýlar. Galatasaray Lisesinden baþlayan yürüyüþ Galatasaray Lisesi önünden BEDAÞ Genel Müdürlük binasý önüne kadar sürdü. Sýk sýk “BEDAÞ Ýþçisi Yalnýz Deðildir”, “ BEDAÞ Þaþýrma Sabrýmýzý Taþýrma”, “Yaþasýn Ýþçierin Mücadele Birliði”, “Yaþasýn Ýþçilerin Birliði”, “Fabrikalar Tarlalar Siyasi Ýktidar Her Þey Emeðin Olacak”, “Yaþasýn Köprü Eylemimiz” sloganlarý atan iþçiler, yürüyüþ sonunda ellerinde kalan sayaç okuma endeksörlerini teslim etmek için binaya girmek istediler. Polis endeksörlerin teslim edilmesine izin vermedi. BEDAÞ kapýsý önüne barikat kurudu. Ýþçiler duvardan atlayarak binaya girmeye çalýþtýlar. Slogan atan iþçilere güvenlik ve çevik kuvvet saldýrdý, güvenlik görevlileri iþçilere gaz sýktý. Polis duvardan atlamak isteyen iþçilere sert þekilde saldýrdý ve Enerji Sen

MALTEPE ÝÞÇÝLERÝ ÝÞE ÝADE DAVASINI KAZANDI

Maltepe Belediyesi’nde taþeron iþçi olarak çalýþýrken sendikal faaliyet yürütmeleri nedeniyle iþten atýlan ve 104 gün boyunca eylem yapan 7 iþçi Kartal 4. Ýþ Mahkemesi’nde açtýklarý iþe iade davasýný kazandý. Mahkeme sendikal faaliyetlerinden dolayý iþten çýkarýlan taþeron iþçilerin Belediye’nin asli iþçileri olduðu ve kadrolu iþçi olarak iþe alýnmalarý yönünde karar verdi. CHP’li Maltepe Belediyesi’nde taþeron iþçi olarak iþten atýlan ve Maltepe Belediyesi önünde iþe geri alýnmalarý ve taþeron çalýþma sisteminin kaldýrýlmasý için verdikleri 104 günlük eylem boyunca defalarca polis ve zabýta saldýrýsýna uðrayan Maltepe Belediye Baþkaný’nýn “Bunlar benim elemaným deðil” dediði iþçiler hukuki mücadeleyi kazandý. 11 Temmuz’da görülen davada Kartal Cevizli’deki Ýþ Mahkemesi iþçilerin sendikal nedenlerle iþten atýldýðý yönünde görüþ bildirerek Maltepe Belediyesi’nin haksýz bir þekilde iþi feshettiðine hükmetti. Mahkeme Maltepe Belediyesi’nin 12 maaþ tutarýnda sendikal tazminat ödenmesi, ayrýca boþta geçen 4 aylýk süre için de maaþ ödenmesini karara baðlarken, belediyenin iþçilere iþbaþý yaptýrmamasý durumunda ise toplam 16 aylýk ücret ödemesine hükmetti.

Sokaklar

baþkaný Kamil Kartal’ý duvardan düþürmeye çalýþtý. Saldýrý üzerine iþçiler yolu trafiðe kapattý. Ara ara süren gerginlikten sonra iþçiler çadýrlarýna doðru geçtiler. Enerji Sen baþkaný Kamil Kartal iþçiler adýna yaptýðý açýklamada, BEDAÞ yönetimiyle toplantýda sayaç okuma endeksörlerinin geri teslimi için anlaþtýklarýný ve geriye almak istemedikleri iþçileri de geri alacaklarý sözlerini verdiklerini, ama BEDAÞ’ýn oyunlar yaptýðýný söyleyerek iþçiyi mücadeleden býktýrmak istediklerini belirtti. Kartal zaferi kazanana, iþçilerin tümü geri alýnana kadar bu mücadeleyi sürdüreceklerinin altýný çizdi. BEDAÞ binasýnda yetkilerle görüþmek için içeriye bir kaç iþçiyle giren Kartal; “içeriye girdik yetkili kimseyi bulamadýk, görüþtüðümüz herkes, endeksörleri bir baþkasýna teslim etmemezi istiyor. Biz de ne endeksörleri ne de senetleri geri vereceðiz” dedi. Açýklamadan sonra iþçiler türkülerle halaya durdular. 

BORUSAN LOJİSTİK İŞÇİLERİ KAZANDI

Sendikaya üye olduklarý için “performans düþüklüðü” gerekçe gösterilerek iþten atýlan Borusan Lojistik iþçileri, 25 Mayýs’tan bu yana eylemde idi. Borusan iþçilerinin bu mücadelesi, anlaþma ile sonuçlandý. Bir açýklama yaparak anlaþmayý duyuran Nakliyat Ýþ Sendikasý, yaptýklarý görüþmeler sonucunda varýlan anlaþmayý da þöyle açýkladý: “1- Borusan Lojistik’de sendikal örgütlenmeye saygý gösterilecek. Sendika üyelerine baský yapýlmayacak. 2- Tazminatsýz olarak iþten çýkartýlan iþçilere kýdem ve ihbar tazminatlarý ödenecek. Ýþten çýkanlarýn iþsizlik sigortasýndan yararlanacak þekilde çýkýþlarý düzenlenecek. 3- Ýþbaþý yapmamanýn karþýlýðý olarak tüm iþçilere altý ay brüt maaþ üzerinden ödeme yapýlacak” dedi. Nakliyat Ýþ Sendikasý “Görüþmelerde gelinen aþama direniþçi iþçilerle deðerlendirilmiþ ve oy birliði ile kabul edilmiþtir. Anlaþma gereði iþçilere yapýlmasý gereken tüm ödemeler bir defada ödenmiþtir. Sendikamýzýn Borusan Lojistik’de örgütlenme çalýþmalarý devam etmektedir. Borusan Lojistik Direniþçilerinin Mücadelesi zaferle sonuçlanarak iþçi sýnýfýmýzýn mücadelesinde yerini almýþtýr. Daðýnýk ve örgütsüz binlerce iþçinin çalýþtýðý Lojistik Sektöründe örgütlenmenin önünü açan bir direniþ-mücadele olmuþtur. Ayný zamanda farklý alanlar direniþ alanýna dönüþtürülerek Borusan Kültür Sanat Merkezi’nin iþgali ile mücadele taçlanarak örnek bir direniþ olmuþtur” dedi.

215. Sayý / 18 Temmuz - 1 Ağustos 2012

17


Yeni Evrede

Sokaklar

GELECEÐÝMÝZÝN KARARTILMASINA ÝZÝN VERMEYECEÐÝZ!

Geleceðin kamu emekçisi adayý üniversite mezunlarý Facebook üzerinden örgütledikleri eylemde Ýstanbul, Ankara ve Ýzmir’de yürüyüþ düzenlediler. Soru kitapçýklarýnýn 25 bin TL’den satýlmasýný protesto eden gençler 2012 KPSS Sýnavýnýn her iki oturumunun da iptalini istedi. Binlerce üniversite mezunu genç 2010’dan beri sürekli yaþanan kopya-þifre-sýnav skandalýyla geleceklerinin karartýldýðýný belirterek “Güvenceli Ýþ, Ýnsanca Yaþam” taleplerini dile getirdi. 2012 KPSS Sýnavý’nýn yapýldýðý sýrada henüz sýnav bitmeden soru kitapçýðýnýn Diyarbakýr’da 25 bin liradan satýldýðý Haber Ajanslarýna Düþmüþtü. Geleceðin Kamu Emekçisi Adayý Binlerce Üniversite Mezunu Genç “KPSS Ýptal Edilsin, Dava Açýyorum” diyerek eylem yaptı. 15 Temmuz günü Ýstanbul Taksim Galatasaray Meydaný’nda “KPSS Ýptal Edilsin Grubu” olarak saat 14.00’de bir araya gelen eylemciler, “KPSS 2012 Ýptal Edilsin Sorumlular Hesap Versin”, “Oðlum (Ali Demir) Bak Git”, “ÖSYM’de ‘SIZINTI’ Var”, “ÖSYM Bizi Güvenirliði Kalmayan Sýnavlarla Ölçme-Deðerlendirme -AYÖP- KPSS Ýptal Edilsin Grubu” pankartlarý açarak sloganlarla Taksim Meydaný’na yürüdü. Basýn açýklamasýný öðretmen adayý Hatice Þahin yaptý. 7 Temmuz 2012 tarihinde yapýlan KPSS’ye giren farklý meslek gruplarýndan, daha güvenceli bir meslek ve hayat için “kamu personeli” olmak isteyen ve sorularýn sýzdýrýlmasý nedeniyle maðdur edilen memur adaylarý adaylarý olduklarýný belirten Þahin, “2012 KPSS’de yine sorular açýk arttýrmaya çýkarýldý” dedi. Sorularýn sýzdýrýlarak para karþýlýðý satýldýðýýný bunun Dicle Haber Ajansý (DÝHA)’nýn Beyaz Kalem Yayýnevi’nin Ýnternet Sitesi’nden alarak yayýnladýðý sorularla sýnav sorularýnýn ayný olmasýndan kolayca anlaþýldýðýný ifade ederek “Hatta o kadar aynýdýr ki, imla hatalarý bile birebir örtüþmektedir” dedi. Sýnavda sadece sorularýn deðil geleceklerinin de çalýndýðýný ifade eden Þahin farklý illerden yüzlerce kiþinin ÖSYM hakkýnda suç duyurusunda bulunduðunu söyledi. Birkaç güç içinde 95 bin üyeye ulaþtýklarýný belirten protestocular, hukuki süreci takip edeceklerini, Ankara ve Ýzmir’de ayný anda gerçekleþtirdikleri eylemlerinin devam edeceðini söyleyerek geleceklerinin karartýlmasýna izin vermeyeceklerini belirttiler. Eylem sloganlarla sona erdi.

18

Mücadele Birliði

YETKÝLÝLER BÝZE YENÝ ÖLÜMLERLE CEVAP VERÝYOR

Ýþ cinayetlerinde yaþamýný yitiren iþçilerin aileleri 9 haftadýr “Vicdan ve Adalet Nöbeti” tutuyorlar. Aileler bu hafta Esenyurt’taki Marmara Park AVM Ýnþaatý’nda çalýþýrken kaldýklarý çadýrda yanarak can veren iþçilerin aileleriyle buluþtu. Eylemde Esenyurt yangýnýnda yaþamýný yitiren Seyfettin Topal, Ýsa Topal ve Barýþ Kýyak’ýn yakýnlarý, Bayram Otel’de Van depreminde yaþamýný yitiren Cem Emir’in kardeþi, Davutpaþa patlamasýnda yaþamýný yitiren Heybettin Güleç’in aðabeyi Hakký Güleç, Arka Sýradakiler dizisinin setinde yaþamýný yitiren Selin Erdem’in ablasý Sema Erdem katýldýlar. Aileler “Bu nasýl bir iþ kazasýdýr, hep ölümle sonuçlanýyor.. Bu kadar insanýn ölümü kaza olabilir mi? Bu ölümler kader olabilir mi? Artýk yeter bu ölümler dursun.. Baþka canlar ölmesin, baþka yürekler kan aðlamasýn” diyerek bir kez daha vicdanlara seslendi. Ýþ cinayetlerinin son bulmasý için adalet arayýþlarýný sürdüreceklerini belirttiler. Vicdan ve Adalet Nöbeti eyleminde bu hafta “Ýþçiler Ölüyor Vicdanýmýz Nöbette!”, “Ýþ Kazasý Deðil Bu Bir Cinayet! - Ýþ Cinayetlerini Unutmadýk, Unutturmayacaðýz” yazýlý pankartlar asýldý. Ýþ cinayetlerinde yaþamýný yitirenlerin fotoðraflarýnýn yere serilerek üstlerine karanfiller konurken, Seyfettin Topal’ýn ailesi oðullarýnýn niþan resimleriyle gelerek genç yaþta yitirdikleri oðullarý için adalet istedi. Davutpaþa patlamasýnda yaþamýný yitiren Heybettin Güleç’in aðabeyi Hakký Güleç aileler olarak þu talepleri dile getirdi; “-28 Nisan tarihinin tüm dünya ülkelerinde olduðu gibi ‘Ýþ Kazalarýnda hayatýný kaybedenler için ANMA/YAS Günü’ ilan edilmesini istiyoruz. -Davalarda tüm sorumlularýn yargýlanmasýna mani olan, idarenin yargýlanmaya müsaade etmeyen tutumunu terk etmesini istiyoruz. -Mecliste bu hafta görüþülerek yasalaþan ve uygulamasý ötelenen ‘Ýþ Güvenliði Yasasý’nýn yeniden görüþülmesini, sendikalarýn, meslek odalarýnýn ve biz aileler ve avukatlarýnýn önerileri doðrultusunda deðiþtirilmesini istiyoruz. -Mevcut yasal mevzuatýn etkin uygulanmasýnýn saðlanmasý için; Ýþ Müfettiþleri sayýsýnýn arttýrýlarak, özerkliklerinin güçlendirilmesini istiyoruz. -Ýþ kazasýnda hayatýný kaybedenlerin ailelerinin, sosyal-ekonomik haklar bakýmýndan ‘þehit ailelerine’ tanýnan haklardan yararlandýrýlmasýný istiyoruz.” Ramazan ayý nedeniyle Vicdan ve Adalet Nöbeti’ne 16 Eylül 2012 tarihine kadar ara verildiði duyurularak eylem bitirildi.

215. Sayý / 18 Temmuz - 1 Ağustos 2012


Yeni Evrede

Sokaklar

ÇORUM KATLÝAMINI UNUTMA UNUTTURMA

Mücadele Birliði

Ýzmir Alevi Yol Kültür Derneði ve Ýzmir Çorumlular Federasyonu 1980 yýlýnda Mayýs-Temmuz aylarý boyunca gerekçeleþen ve 57 kiþinin ölümüyle sonuçlanan Çorum katliamýný bir basýn açýklamasýyla andýlar. Anma 4 Temmuz Çarþamba günü saat 19.00’da Eski Sümerbank önünde gerçekleþtirildi. Anma da “Katiller Yargýlanmadan Hesap Sorulmadan Bu Dava Bitmez!/ÇORUM Katliamýný Unutmadýk Unutturmayacaðýz” pankartý açýldý ve “Çorum’u Unutma Unutturma”, “Dün Maraþ’ta Bugün Çorum’da Çözüm Faþizme Karþý Savaþta”, “Zorunlu Din Dersi Kaldýrýlsýn”, “Eþit Yurttaþlýk Hakký Ýstiyoruz”, “Faþizmi Döktüðü Kanda Boðacaðýz”, “Katil Devlet Hesap Verecek” sloganlarý atýldý. Yapýlan açýklamada, “12 Eylül öncesi orduya darbe ortamý hazýrlamak, emekçilerin sýnýfsal mücadelesini bastýrmak ve halklarýn özgürlük yürüyüþünü saptýrmak için bir katliama daha imza atmýþtýr. Kurulduðu günden itibaren kan üzerine yükselen devlet Çorum ve Maraþ

ki’de Kürt halkýna yönelen katliamcý, asimilasyoncu zihniyet Alevileri, iþçileri, emekçileri, Ermenileri ve daha birçok kesimi ayný þekilde yok saymaya devam ediyor… Bizler Türkiye’de yaþayan emekçilerin bir parçasý olarak buradan diyoruz ki; ‘bugün Alevilere yönelik ev iþaretlemeleri sadece Alevilerin sorunu deðildir’. Bunlara karþý birlikte mücadele etmek ve insanlýk suçu olan katliamlarýn sona ermesi için yaþadýðýmýz ülkeyi ve dünyayý deðiþtirmek þarttýr. Buradan bir kez daha diyoruz ki mezhep çatýþmalarý yoluyla bu deðiþimin önüne geçemezsiniz. Bu eylemi örgütleyenlen kurumlar olarak Çorum katliamý nezdinde tüm katledilenleri anýyor, tüm katliamlarýný sað-sol olaylarý olarak gös- baský ve zulüm politikalarýna karþý savaþtererek bizleri aldatmaya çalýþýyor. Çorum maya devam edeceðimizi haykýrýyoruz…” katliamýna varan süreç Maraþ’ta, Malat- denildi. ya’da, Elazýð’da ve daha birçok þehirde Açýklamanýn ardýndan eylem sloganyaþanan olaylardan baðýmsýz ele alýna- larla sona erdi. Anmaya Mücadele Birliði maz… Dersim’de, Maraþ’ta ve daha bir- Platformu, BDSP, Partizan ve Halkevi çok yerde halklarý katleden zihniyet isim destek verdi. deðiþtirerek devam ediyor. Bugün RobosMücadele Birliði/Ýzmir

CUMARTESÝ ANNELERÝ’NE ÝZMÝR’DE DESTEK

“Yüzlerce insanýmýz gözaltýnda kaybedildi… Kimisi kör gece yarýlarýnda kimselerin olmadýðý sokaklarda alýndý, kimisi tüm topluma gözdaðý verircesine gün ortasýnda kalabalýklar içerisinde. Karakollar, adliyeler saðýr-dilsiz oldular sorulara. Kimisinin ayakkabýlarý konuldu evlerinin önüne, arkalarýnda baþka hiçbir iz kalmadý. Bazýlarýnýn yol kenarýnda cesetleri bulundu. Asit kuyularýnda eriyen bedenler, boþ arazilerden çýkan kemikler bulundu.” ÝHD Ýzmir Þubesi 380. haftasýnda olan Cumartesi Annelerine destek olmak için 7 Temmuz Cumartesi günü “Kayýplar Belli Failler Nerede” diyerek basýn açýklamasý yaptý. Saat 12.30’da Eski Sümerbank önünde yapýlan eylemde kayýplarýn fotoðraflarý taþýnýrken, slogan atýlmadý. Bugünkü kayýp öyküsü Tüm Bel-Sen 2 nolu þubesi baþkanlýðýný da yapmýþ Ýkram Mihyaz’a ait. Mihyaz’ýn mücadelesi ve nasýl kaybedildiði anlatýldý. ÝHD Ýzmir þubesi adýna okunan basýn açýklamasýnda: “Kaybetmek istedikleri geleceðimizdir… Geride gülen yüzleri kaldý belleklerimizde ve bir de istatistik olsun diye sayýlar… Bizler kayýp yakýnlarý ve insan haklarý savunucularý yýllardýr bu meydanlarda kaybettiklerimizi arýyoruz. Faillere sesleniyoruz. Siz nerede olduklarýný biliyorsunuz. Susmayýn Konuþun!” denildi. Eylem, 5 dakikalýk oturma eylemi yapýlarak sona erdirildi. Mücadele Birliði/Ýzmir 215. Sayý / 18 Temmuz - 1 Ağustos 2012

19


Yeni Evrede

Sokaklar

“ F T ÝP Ý H A PÝ SH A N E L ER K A PA T I LS IN ”

Ýnsan Haklarý Cezaevi Komisyonu, zindanlara dikkat çekmek için her hafta yaptýðý oturma eylemlerinin 26.’sýný gerçekleþtirdi. Taksim Tramvay duraðýnda bir araya gelen komisyon “Tecrit Öldürüyor, F Tipi Hapishaneler Kapatýlsýn” pankartýyla F harfi oluþturarak, bu hafta 1 Mayýs’ta bazý bankalarýn camlarýný kýrdýklarý iddiasýyla tutuklanan 15 genç için açýklama yaptýlar. Eylemde sýk sýk, “Tecrit Ýþkencesine Son”, “Ýnsanlýk Onuru Ýþkenceyi Yenecek”, “F Tipi Hapishaneler Kapatýlsýn”, “Çýplak Arama Ýþkencesine Son” sloganlarý attýlar. ÝHD adýna açýklama yapan Gönül Sonbahar, 15 gencin eylemlerinden dolayý deðil düþüncelerinden dolayý cezaevinde olduðunu söyledi. Açýklamanýn ardýndan eylem sona erdi. 27. haftada ise “Hapishanelerde A Takýmý’nýn Ýþkenceleri devam ediyor...” denildi. 14 Temmuz akþamý Taksim tramvay duraðýnda yapýlan eylemde ÝHD’liler Van F tipi hapishanelerinde insanlýk dýþý uygulamalarýn ve iþkencenin en aðýr biçimiyle sürdüðünü söylediler. “Ýnsanlýk Onuru Ýþkenceyi Yenecek”, “F Tipi Zindanlar Kapatýlsýn” sloganlarý atan ÝHD Cezaevi Komisyonu adýna açýklamayý yapan tiyatro sanatçýsý Akasya Asýltürkmen yaptý. Açýklamada zindanlarda yaþanan iþkence, taciz, haberlerine örnekler verildi ve Siirt E tipi Kapalý hapishanesinde bulunan siyasi kadýn mahpuslarýn görüþtürme bahanesiyle koðuþlardan çýkartýlarak, sivil polislerle görüþtürülerek, ajanlaþtýrma çalýþýldýklarýnýn basýna yansýdýðýný, Bitlis E tipi Hapishanesinde bulunan 13 siyasi kadýn tutuklunun ise, Ýzmir’in Aliaða ilçesinde bulunan Þakran F tipi Hapishanesine sürgün edildiðini söylediler. Asýltürkmen açýklamada “Yani görüldüðü üzere sadece üç gün içinde üç mahpus yaþamýný yitirirken, iþkenceler, baskýlar da devam etmektedir” dedi.

20

Mücadele Birliði

“ FA Ý L L ER B E L LÝ , K A Y I P L A R N ER E D E”

Cumartesi Anneleri Galatasaray Lisesi önünde 380. kez oturma eylemi yaptýlar. Kaybedilenlerin fotoðraflarýný taþýyan anneler “Failler Belli, Kayýplar Nerede” pankartý açtýlar. Yere açýlan pankart önünde oturan Cumartesi Annelerinden Hanife Yýldýz oðlu Murat Yýldýz’ýn kaybediliþini anlatý. ÝHD Cezaevi komisyonun’dan Gönül Sonbahar; okuduðu basýn açýklamasýnda Adalet Bakaný Sadullah Ergin’in, hazýrladýklarý 3. yargý paketiyle yargý hizmetlerinin daha etkin, süratli ve verimli sürdürülebilmesini, insan haklarý alanýnda standartlarýn yükseltilmesini hedeflediklerini iddia ettiklerini söyledi. Sonbahar konuþmasýnýn devamýnda; “Soruyoruz Bakan Ergin’e yargý paketleriniz kayýplar için ne getirdi? AÝHM kararlarýnda mahkum olduðunuz kayýp davalarý iç hukukta yeniden soruþturulacak mý? ÝHD’nin tespit ettiði 253 toplu mezar açýlacak mý? Adlarýný Galatasaray’dan açýkladýðýmýz, isimleri soruþturma dosyalarýnda yer alan failer yargýlanacak mý? Soruþturmaya yer yoktur diye kapatýlan kayýp dosyalarý yargýya taþýnacak mý? Gözaltýnda kaybetme ceza yasasýnda insanlýða karþý suç olarak tanýmlanacak mý? ‘Gözaltýnda kaybetme suçunda zaman aþýmý iþlemez’ hükmü yasada yer alacak mý?” diye soran Sonbahar; “Taleplerimizin yer almadýðý yargý paketlerinizde hangi reformdan bahsediyorsunuz?” dedi. Cumartesi Anneleri 381 haftalarýnda ise “Ýnsanlýk Suçu iþleyenleri affetmek hukuksuzluktur!” diyerek eylem yaptýlar. Cumartesi Annelerinin gündeminde “yargý reformuyla” 7 TÝP’li öðrencinin vahþice öldürüldüðü Bahçelievler katliamýnda serbest býrakýlanlar vardý. Kayýp yakýnlarý, “gazeteciler, milletvekilleri, belediye baþkanlarý, öðrenciler, siyasetçiler, sendikacýlar, akademisyenler cezaevlerinde tutuklamaya devam ederken, 7 gencin vahþice öldürüldüðü Bahçelievler katliamýnýn failleri ve siyasi cinayetlerin tetikçileri salýverildi” dediler. Cumartesi Anneleri adýna konuþma yapan Gülsüm Tav, “AKP’nin 10 yýllýk hükümet etme pratiði de kaybedenleri, katledenleri koruma zihniyetinin devamý yönünde oldu. Onlarýn katlettikleri kaybettikleri evlatlarýmýza dair tek bir soru sorulmadý. Kayýplarýmýzýn sorumlularý milletvekili, bakan, Mecliste komisyon baþkaný, müsteþar, baþbakan danýþmaný yapýldý” dedi. Tav Bahçelievler de katledilen öðrenciler için, “o insanlar, siyasi görüþleri nedeniyle, devlet yapýlanmasý olan kontrgerillanýn tetikçileri tarafýndan katledildiler. Bu katliamlar, Türkiye’nin de taraf olduðu uluslararasý insan haklarý belgelerine göre insanlýða karþý iþlenmiþ bir suçlardýr” dedi. Gülsüm Tav; katliamcýlarýn affedilmesinin Dr. Recai Aydýn’ý gözaltýnda kaybeden zihniyetin devamý olduðunu vurguladý ve “ama siz de bilin ki katledilen/ kaybeden evlatlarýmýz yalnýz deðiller, biz varýz” dedi.

215. Sayý / 18 Temmuz - 1 Ağustos 2012


Yeni Evrede

AYAKKABI BENZERLÝÐÝNE 11 YIL 3 AY HAPÝS

Mücadele Birliði

Diyarbakýr Dicle Üniversitesi Mimarlýk ve Mühendislik Fakültesi öðrencisi Barýþ Kaya “ayakkabý benzerliði”nden 11 yýl 3 ay cezasý Yargýtay tarafýndan onaylandý. 28 Nisan Diyarbakýr’da polis kurþunuyla katledilen Aydýn Erdem’in anmasýna ve KCK tutuklamalarýný protesto etmek amacýyla yapýlan eylemlere katýlan Barýþ Kaya çýkarýldýðý mahkeme tarafýndan 11 yýl 3 ay ceza aldý. Temyiz sürecinde yargýtay 11 yýl 3 ay olan cezayý onayladý. 8 Temmuz günü Taksim Meydaný’nda Devrimci Öðrenci Birliði (DÖB) tarafýndan yapýlan eylemde “burjuvaziden ve onun adaletinden medet umulmaz” denildi. Taksim Tramvay duraðýnda bir araya gelen devrimci öðrenciler, “Barýþ Kaya Yalnýz Deðildir, Zindanlar Yýkýlsýn Tutsaklara Özgürlük” pankartýyla Galatasaray lisesine önüne yürüyüþ düzenlediler. Yürüyüþ esnasýnda “Devrimci Tutsaklar Onurumuzdur”, “Urfa’nýn Katili Faþist TC Devleti”, “Yaþasýn Devrimci Öðrenci Birliði” þeklinde sloganlar attýlar. Devrimci Öðrenci Birliði adýna Özlem Deli basýn açýklamasýný yaptý. Açýklamada; cezaevlerinde 700’e yakýn üniversite öðrencisi olmak üzere toplamda yaklaþýk 2500 tutuklu öðrenci bulunduðunu söyledi. Özlem Deli; Bunlardan birisinin Diyarbakýr Dicle Üniversitesi öðrencisi Barýþ Kaya olduðunu belirtti. Barýþ Kaya’nýn devrimci bir öðrenci ve yiðit bir Kürt genci olduðunu söyleyen Deli, Barýþ Kaya’nýn kendi halkýnýn ve tüm dünya halklarýnýn kurtuluþunun sosyalizmde olduðunu bilen, bunun için mücadele eden bir genç, bir öðrenci olduðunun altýný çizdi. Deli, Barýþ Kaya’nýn tutuklanmasýna sebep olan iddialarýn ve delilerin komedi filminin senaryosuna benzemekte olduðunu vurguladý. Özlem Deli konuþmasýný þöyle sürdürdü; “Peki bu iddialar ve deliller nelerdir? Barýþ Kaya Diyarbakýr’da 2009 yýlýnda polis kurþunuyla katledilen Aydýn Erdem’in anmasýna ve KCK tutuklamalarýný protesto etmek amacýyla yapýlan gösterilere katýldýðý gerekçesiyle tutuklandý. Ýddianamenin komedi filmlerine taþ çýkaran yeri ise bilirkiþi raporuydu. Bilirkiþi bu eylemlerde yüzü tamamen kapalý olduðu için teþhis edemedikleri kiþinin ‘kuvvetle mümkün’ Barýþ Kaya olduðunu raporunda belirtiyor. Buna dayanak olarak da mont ve ayakkabý benzerliðini gösteriyor” dedi. Deli; son olarak konuþmasýnda “Bizler yoldaþýmýz Barýþ Kaya’nýn zindanlarda bulunan tüm tutsaklarýn yalnýz olmadýðýný gür bir sesle bir kez daha haykýrýyoruz. Burjuvazinin adaletini tanýmýyoruz!” denildi. Eylem sloganlarla sona erdi. 215. Sayý / 18 Temmuz - 1 Ağustos 2012

Sokaklar

ANTEP’TE 6 MAYIS KORKUSU

Antep’te 3 Temmuz günü, Deniz Gezmiþ anmasýna katýldýklarý gerekçesiyle 3 kiþi gözaltýna alýndý. Gözaltýna alýnanlarýn ikisinin TÜMTÝS üyesi iþçiler olduðu öðrenildi. 4 Temmuz günü öðle saatlerinde savcýlýða çýkartýlan iþçiler serbest býrakýldý. 6 Mayýs’ta Denizlerin 40. ölüm yýl dönümü olduðu için yapýlan eyleme Antep savcýlýðý tarafýndan soruþturma baþlatýldý. Eyleme katýlan kiþiler “2911 Toplu Gösteri ve Yürüyüþleri” kanununa muhalefet ettikleri ve “örgüt propagandasý” yaptýklarý gerekçesiyle soruþturma baþlatýldý. Bu çerçevede baþlatýlan gözaltý avýnda 3 Temmuz Salý günü öðle saatlerinde 3 iþçi gözaltýna alýndý. Alýnan iþçilerin Mücadele Birliði Dergisi okuru olduðu bildirildi. Gözaltýna alýnanlar ayný gün öðle saatlerinde savcýlýða çýkartýldýlar. Savcýlýk soruþturmasýnda susma haklarýný kullanan iþçiler serbest býrakýldýlar. Antep Mücadele Birliði Platformu tarafýndan yapýlan yazýlý açýklamada “Ýzin verilmemesine raðmen iþçilerin, emekçilerin, gençlerin, Denizleri kitlesel ve devrimci bir coþkuyla anmalarý sermayeyi o kadar rahatsýz etmiþ olacak ki sermaye bu gözaltý saldýrýsýna baþvuruyor. Sermayenin bu saldýrýlarýný Denizleþen bilincimizle boþa çýkartacaðýz. Gözaltýlar, Baskýlar Bizi Yýldýramaz” denildi.

21


Yeni Evrede

Ekin Sanat

ANTAKYA’DA SÝVAS KATLÝAMI ETKÝNLÝKLERLE ANILDI

Bizi bir araya getiren Yüzyýllar önce bir dostun eliyle atýlan Baþýmýza yaðan taþlardan daha aðýr Elimize aldýðýmýz kýzýl bir güldü. Bu topraklarda emekçi halklar yýllardan beri katliamlara þahit olmuþtur. ’93 yýlýnda yapýlan Sivas katliamý bunlardan biridir. Yýllardan beri devlet emekçi halklarý birbirine karþý kýþkýrtmaya çalýþmýþtýr. Bu, egemen sýnýflarýn devrim tehlikesi karþýsýnda sürekli baþvurduklarý bir yöntemdir. Adýyaman’da baþlayýp Antep ve diðer þehirlere yayýlan ev iþaretlemeleri devletin ve dinci faþist kesimin nasýl bir hazýrlýk içerisinde olduklarýný gösteriyor. Ayný zamanda devlet yapýlan katliamlarý meþrulaþtýrmak ve hafýzalardan silmek adýna çalýþmalar yapmaktadýr. Sivas davasýnýn düþürülmesi bunun göstergesidir. Bizde böylesi bir süreçte Sivas’ý unutmadýðýmýzý ve unutturmayacaðýmýzý göstermek adýna geçen sene Antakya’da gerçekleþtirdiðimiz Sivas’ta katledilen 34 aydýný anma etkinliðini beldelere taþýmak istedik. 1 Temmuz’da Harbiye, 3 Temmuz’da Samandað Belediyesinde etkinliklerimizi gerçekleþtirdik. Her iki beldede bir ay boyunca bildiri ve kart daðýtýmlarý afiþ çalýþmalarý ile emekçilere etkinliðimizin duyurusunu yapmaya çalýþtýk. Etkinlik programý içerisinde aylardan beri çalýþmasýný yaptýðýmýz bir þiir dinletisi yer aldý. Dinleyenleri Pir Sultandan Madýmak Otelinin dýþýndaki katliam hazýrlýklarýna götürdük. Dýþarýda kýzýlca kýyamet kopuyordu/ya düþeceklerdi kurumuþ yapraklar gibi/ya da fýþkýracaklardý yer altý sularýnca.. oradan içeriye otelde katledilenlerin yanýna gittik hep bir-

22

Mücadele Birliði

ve artýk taþýdýðýmýz bu hüznün isyana dönüþmesi ve Pir Sultan’ýn dirilmesi gerektiðini dillendirdik þiirlerimizle. Kompozisyonumuzun içerisinde katledilen aydýnlarýmýzýn resmini taþýyan çocuklar ve Sivas türkülerini dillendiren müzik grubumuz da vardý. Kompozisyonumuzu katledilen aydýnlardan, yangýndan kurtulma þansý yakalamýþken son anda doktor olduðunu hatýrlayarak içeride insanlarýn ona ihtiyacý olabileceði düþüncesi ile geri dönen Behçet Aysan’ý, sormamasý gereken sorular soran ve ibret için yakýlmasý gereken Metin Altýok’u, doðduðu topraklara çektiði özlemle giden ve doðduðu topraklarda konuþmasýný yapamadan katledilen Uður Kaynar’ý kendi þiirleriyle ve slayt yardýmý ile anlatarak bitirdik. Programa olaylara tanýklýk etmiþ bir yoldaþýmýzýn konuþmasý ile devam ettik. Konuþmasýnda Sivas’ta yaþanýlanlarý anlatarak devlet güçlerinin bu anlamda bilinçli olarak olaylara müdahalede bulunmadýðýnýn ve katliama seyirci kaldýðýnýn altýný çizdi. Bunun daha önce planlanmýþ olduðunun ve devlet tarafýndan yapýldýðýnýn gözler önünde olduðunu belirtti. Çeþitli illerdeki alevi evlerinin iþaretlemelerinden devletin yeni katliamlara ve savaþlara hazýrlýk yaptýðýný çýkartmamýz gerektiðini söyledi. Ve bunlarýn karþýsýnda bizlerin yani emekçi halklarýn mücadele birliðini oluþturmamýz gerektiðini ancak bu þekilde onlara karþý zafer kazanabileceðimizi söyledi. Konuþmanýn ardýndan müzik grubumuz Emeðe Ezgi Arapça Kürtçe, Ermenice ezgileriyle etkinlikte.. Son þiirini peçeteye yazan Uður liðimize büyük bir renk kattý. Sivas’ý Kaynar’ý gördük. Kalemin sýcaklýðý üstün- anlatan türküleriyle bizleri yeniden oraya deydi henüz bitmemiþ bir þiir vardý cebin- götürdüler. Etkinliðimizi her zaman oldude ve koca kent yangýnlardaydý gördünüz. ðu gibi Söz Veriyoruz marþý ile sonlandýrKatliamýn ardýndan dýþarýya gittik yeniden dýk. 215. Sayý / 18 Temmuz - 1 Ağustos 2012


s215  

215. Sayý / 18 Temmuz - 1 Ağustos 2012 B B a a ş ş y y a a z z ı ı M M ü ü c c a a d d e e l l e e B B i i r r l l i i ð ð i i Y Y e e n n i...

Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you