Page 1


Yeni Evrede

ÝÞÇÝ SINIFI HAREKETÝNDE ÝKÝ EÐÝLÝM

Başyazı

Mücadele Birliði

K

itleler, yýllarca süren sýnýf savaþýmýnýn þiddetli geçen geliþimi boyunca, az ya da da çok, bir deðiþikliðe uðradýlar. Devrimci yýðýnsal eylemler ve geliþtirilen kitle inisiyatifleri deðiþimin en somut göstergesidir. Halk kitleleri kendi inisiyatiflerini çeþitli biçimlerde ortaya koyuyorlar: sokak gösterileri, mitingler, grevler, vb.. inisiyatiflerini, aktivitelerini, hareketlerini gitgide daha belirgin biçimde iþçi komite, konseylerine ve halk komitelerine dayandýrýyorlar. Emekçi ve sömürülen kitleler, sermayenin ve faþizmin aðýr baskýlarý ve saldýrýlarý nedeniyle, kendi inisiyatiflerini geliþtiremediler. Egemenler, çýkarlarý gereði halk yýðýnlarýna, inisiyatiflerini geliþtirecekleri bir hareket alaný tanýmadý. Kitlelerin eski düzene karþý her giriþimi ve eylemi çok aðýr biçimde cezalandýrmýþtýr. Kitleler inisiyatiflerini ve mücadelelerini tüm bu aðýr koþullara, baský ve saldýrýlara raðmen geliþtiriyorlar. Halkýn kitlesel toplumcu hareketinin, inisiyatifinin ve etkinliklerinin geliþmesinde, örgütlü devrimi güçlerin mücadelesi ve etkisi çok açýktýr. Sadece ara sýra miting yapýlmýyor, her gün çok sayýda eylem gerçekleþtiriliyor. Her tarafta sistem eleþtirisi var; her tarafta devrim için ajitasyon yapýlýyor. Kitleler yeni bir toplum için mücadeleye çaðýrýlýyor; orda burda devrim ezgileri söyleniyor, kitap, bildiri, broþür, dergi daðýtýlýyor. Sýnýflar hareket içinde, devrim kesin bir yükseliþ çizgisinde. Burjuvazi bu gidiþi önleyemiyor. Baskýlarý, saldýrýlarý ve önlemleriyle gidiþi durduramadýðý gibi, yaptýklarýyla ezilen ve sömürülen yýðýnlarda büyük bir öfke yaratýyor, öfke yeni eylemleri tetikliyor. Dünya genelinde doðan bu durum, Türkiye ve Kürdistan’da çok daha yoðun yaþanýyor. Sermaye ve resmi iktidarla komitelerde örgütlenen halk daha sýk karþý karþýya geliyor. Ve bununda ötesinde, kesintisiz olarak kapýþýyor. Halkýn, halklarýn içine girdiði çatýþma durumu ve çatýþma gücü, her ülkede kolay kolay gelinen bir düzey deðildir. Kitlelerin git gide daha yaygýn olarak örgütlendiði komite ve konsey örgütlenmesinin büyük bir hýzla geliþim göstermesi, öncekini aþan bir kapýþmaya doðru gidildiðini gösteriyor. Gelinen nokta, sýnýflar iliþkisinin yeni bir düzlemdir. Burada asýl sorun, iþçi ve kitle hareketinin hangi yönde ilerleyeceðidir. Oysa küçük burjuva sosyalist çevreler günün acil sorunlarýna yanýt vermeden gelecek topluma yönelik yýðýnlarda sadece istek ve beklenti yaratýyorlar. Halk yýðýnlarý, yýðýnlarýn toplumsal hareketi devrim yönünde geliþme göstermesi, gelecek hakkýnda söylenen umut ve beklentinin ötesine geçmez.

Reformist ve Oportünist hareketleri yýllarca bunu yaptýlar ve halen ayný düþünceleri ileri sürüyorlar. Emekçi kitleler toplumsal yaþamlarýnda ancak devrim yoluyla köklü bir deðiþiklik yapabilirler. Hareket devrim yönünde ilerlemedikçe, yýðýnlar, bugünkü toplumda iyileþtirmelerle, reformlarla oyalanmýþ olur. Yaygýnlýk kazanan kitlesel devrimci savaþým, küçük burjuva politik anlayýþý aþýyor. Bu eylemler, mücadelenin hangi yönde gideceðini gösteren dinamiklere sahiptir. Yýðýn eylemleri devrim yönünde ilerliyorlar. Kitle hareketinde, ana çizgileriyle söyleyecek olursak, iki eðilim var olagelmiþtir. Devrimci proleter eðilim ve uzlaþmacý küçük burjuva eðilim. Kitleler, devrim yönünde, devrimci bir çizgide ne zaman ileri atýlsalar, uzlaþmacý küçük burjuva hareketler onlarý geri çekmek için çaba göstermiþlerdir. Bu anlamda devrimci kitleler, kendi önlerine çýkan küçük burjuva anlayýþlarla mücadele ederek ilerlemek durumunda kalmýþtýr. Küçük burjuva oportünist hareketlerin iþçi sýnýfý üzerinde etkide bulunduðu dönemler, proleter sýnýfýn henüz politik bakýmdan olgunlaþmadýðý, yetersiz bir bilinç durumunun olduðu dönemlerdir. Emekçi sýnýfýn politik bakýmdan olgunlaþtýðý siyasal devrimci bilincinin ileri bir düzeye çýktýðý günümüzde eski etkiyi yaratamýyorlar. Bunun açýk bir kanýtý, he geçen gün daha fazla emekçinin gerçek devrimci gücün yanýnda yer almasý ve devrimci sloganlarý benimsemesidir. Devrimci kitlelerin gücü ve yönelimi yalnýzca devrimci Marksizmin saflarýnda yer almasýyla sýnýrlý deðildir. Daha devrimci bir kitle bulunduðu alanda Leninist Partinin görüþlerini yaþama geçiriyor, onu maddi bir güç haline getiriyor. Ýþçilerin devrimci partisinin proleter kitleler ve emekçiler üzerinde etkisinin artmasý devrimin zaferi yolunda bir dönüm noktasýdýr. Hiç kuþkusuz bu bir süreçtir, fakat nesnel devrimci koþullarýn varlýðý nedeniyle süreç ani dönüþümlere ve kýsa sürede büyük sýçramalý geliþime gebedir. Nesnel durum, toplumsal koþullar, kendi içinde devrimci patlamalarý ve sýçramalarý içerse de, devrimci bir bakýþ açýsýna sahip deðilsen, tüm bu devrimci ögelerin varlýðýný algýlayamaz ve düne göre farklý bir durumun doðduðunu saptayamazsýn. Oysa ki, Türkiye ve Kürdistan’da emekçi kitleler devrim yönünde ilerleyerek, hareketlerine devrimci bir biçim vererek, dönemin barýndýrdýðý devrimci olanaklarýn bilincinde olduklarýný bize gösteriyorlar. Yaþamlarýnda köklü bir deðiþim getirecek olan devrimci mücadelede yer almak halkta her zaman büyük bir heyecan yaratmýþtýr. Devrim

208. Sayý / 11 - 25 Nisan 2012

bayraðýný her koþulda ve her durumda dalgalandýranlara karþý daima sempati ve yakýnlýk duymuþlardýr. Böylesi içten tutarlý devrimci bir güçle birlikte mücadeleye atýlmak, hep derin bir coþku uyandýrmýþtýr. Devrimci olana sahip çýkma, yanýnda yer alma çaðrýlarýna yanýt verme, halk kitlelerinin bir eðilimidir. Böylesi güçlü ve baskýn bir eðilim -ki bunun nesnel temelleri var- her oportünist grubun kendisine devrimci bir görünüm vermesine zorlamýþtýr. Toplum büyük bir tarihsel olayýn eþiðine, bir sosyal devrim noktasýna, kendi arasýndaki ekonomik iliþkilerin niteliði sonucu gelir. Ýþçi sýnýfýyla kapitalist sýnýfýn ekonomik çýkarlarý birbirine karþýttýr ve çözülemez çeliþkileri kendi içinde taþýr. Ekonomik iliþkilerin geliþimi zorunlu olarak sýnýf çatýþmalarýna yol açar. Ýþçi emeðinin yabancýlaþmasýndan dolayý emeðinin yabancýlaþmasýna ona el koyan kapitaliste isyancý olarak karþý koyan durumundadýr. Ýsyanlar ayaklanmalara; ayaklanma devrime dönüþür. Oportünist sosyalizm bu tarihsel geliþmeyi genel olarak kabul eder fakat, tekelci sermaye egemenliðini devirecek devrimci koþullarýn bugün oluþtuðunu göremiyor ve bunun gerektirdiði devrimci görevleri yerine getirmeyi benimsemiyor. Tarihsel geliþim, ekonomik ve toplumsal durum, politik çatýþmalar devrimin bütün koþullarýný bir araya getirmiþtir. Devrimci durumu doðmuþ ve kitlelerin devrimci eylemlerinde belirgin bir artýþ var. burjuvazi barut fýçýsýnýn üzerinde oturuyor. Her bakýmdan bir devrim bir iklimi oluþmuþ durumda. Burada devrimci görev son derece açýktýr: Bütün gücümüzle devrimci mücadeleye yüklenip, hareketi kesin baþarýya ulaþtýrmak. Baþarýya giden yol, iyileþtirmeci, reformist bir çizgide gidilerek deðil, köklü dönüþümle, devrimci çizgi izlenerek açýlýr. Kapitalist dünyada bir süreden beri ortaya çýkan ayaklanmalar, inceden kazanýlmýþ haklarýn geri alýnmak istenmesi karþýsýnda baþlamýþtýr. Ýþçi sýnýfýnýn mücadele tarihinde bu durumla karþýlaþýlmýþtýr. Ýnsanlar kazanýlmýþ haklarýný, ulaþýlan geliþme düzeyini yitirmemek için için devrime baþvuruyorlar. Küçük burjuva sosyalistleri ise dünyanýn bir çok yerinde ve bizde, emekçi sýnýflarýn haklarýna karþý yýllardýr sürdürülen ve son dönemde iyice yoðunlaþan burjuva saldýrýlar karþýsýnda, kapitalistlerin egemenliðine dokunmayan politik kampanyalarla kitleleri oyalýyorlar. Ve kapitalistlerin egemenliðinin ayakta kalmasýný saðlamýþ oluyorlar. Ýþte iki eðilim ve iki sonuç. C.DAÐLI

3


Toplumsal Hareket

DEVRÝM

Yeni Evrede

Mücadele Birliði

DEVRÝMCÝ KÝTLELERÝN ESERÝ OLACAKTIR

Egemen sýnýflarla emekçi ve sömürülen kitlelerin arasýndaki çatýþmalar her geçen gün geniþlerken, kitlelerle çok sýký baðlar geliþtirmenin, öncülerini partiye kazanmanýn önemi daha da artmýþtýr. Kitlelerle doðru bir iliþki geliþtirmek için, onlarýn nasýl bir devrimci dönüþüm sürecinden geçtiðini bilmek gerekiyor. Tekelci sermayeye ve onun devlet iktidarýna karþý verilen savaþýmý her gün geniþleten, güçlendiren ve ileriye götüren bir kitle gücü sürekli eylem içindedir. Kitlelerin en ileri kesimi bugüne dek mücadele içinde olmuþtur fakat, daha geniþ bir kitle mücadelenin dýþýnda kalmýþtýr. Israrlý ve inatçý bir devrimci mücadele onlarý eyleme geçirene kadar, egemenlerin etkisi altýnda kaldýlar. Bu etki, kararlý devrimci mücadeleyle kýrýldý ve kapitalist sistemin ezdiði ve sömürdüðü geniþ kitleler, eski sisteme karþý harekete geçtiler. Eylemlere her zaman katýlmadýlar fakat, yapýlan devrimci eylemlerde kendi isteklerinin ve arzularýnýn ifadesini gördüler. Ýstekleri, özlemleri var olan toplumsal sistemle karþýttýr ve bu sistemden doðmuþtur. Bu nesnel durum nedeniyle, kendilerini ezen ve sömüren sisteme karþý geliþen her gerçek harekete sempatiyle yaklaþmýþlardýr. Sempati giderek bir eðilime, eðilim eyleme dönüþtü. Kapitalist egemenliði yýkmaya yönelen hareket de, milyonlarýn hareketine dönüþtü. Devrimci hareket iþçi sýnýfýnýn ve halk kitlelerinin en bilinçli, en tutarlý ve en kararlý unsurlarýnýn hareketi olmaktan çýkýp, büyük halk kitlelerinin hareketi haline geldi. Bu durumda devrimci öncülerin, iþçi sýnýfýnýn politik hareketinin, sýnýf mücadelesine ayak uydurmasý ve sürece devrim yönünde etkide bulunmasý için ortaya çýkan geliþmeye göre davranmasý gerekiyor. Sýnýf çatýþmasý, iþçi sýnýfýnýn, emekçilerin, sömürücülerin ve ezilenlerin kapitalist sýnýfla mücadelesi, sýnýflý ve yerel deðil, genel düzeyde sürüyor. Toplumsal iliþkilerin bütün alanlarýnda ve sýnýf savaþýmýnýn bütün biçimleriyle sürüyor. Çatýþmanýn yaygýnlýðý, þiddeti ve çapý, emekçi sýnýfýn ve ezilen yýðýnlarýn gücünü gösteriyor. Bu güç var ve her gün ilerleme gösteriyor. Devrimci hareket bugünkü nicel ve nitel gücüne uzun ve çetin bir mücadele döneminden geçerek geldi. Hareketin ön saflarýnda bulunanlar ileri bir savaþým kapasitesi ve yeteneðine sahip devrimci bir güce dayanarak hedeflerine yürüyeceklerdir. Yeter ki sýnýfýn ve kitlelerin en ileri unsurlarýna ulaþýlsýn; yeter ki onlarla mücadeleci kitlelerle saðlam iliþkiler kurulsun; yeter ki, gerçek proleter partinin mi-

4

litanlarý, burada ýsrarlý ve inatçý bir çaba içinde olsunlar. Komünistler salt günlük mücadelenin karþýlarýna çýkardýðý sorunlar ve bu sorunlarýn çözümüyle kendilerini sýnýrlandýrmazlarsa, yönlendirmeleri gereken nasýl büyük bir halk gücü olduðunu göreceklerdir. Yalnýzca, günlük sorunlarla uðraþmak bakýþ açýsýný daraltýr, mücadelede perspektifsizlik baþ gösterir. Sonuçta, gerçek devrimci partiyle geniþ mücadeleci iþçilerin ve kitlelerin bir araya gelmesi gecikir. Çok yavaþ hareket ediyoruz ve geç kalýyoruz. Uzlaþmacý sol hareketler, burjuvazinin kendilerine sunduðu olanaklarý kullanarak, kitlelere ulaþmak için çok daha tez davranýyorlar. Eylemci ve arayýþ içindeki insanlara erken ulaþmanýn ya da aniden geliþen olaylarda, o sýrada, doðru bir tavýr koymanýn yolu, öncelikle, yaratýcý bir inisiyatifle davranmaktan geçer. Bizde ve bugün dünyanýn bütün kapitalist ülkelerinde olaylar artýk aniden geliþiyor. Ýçinden geçmekte olduðumuz devrimci sürecin bu özelliðinden dolayý, inisiyatifli ve üretken olmamýz gerekiyor. Her gün kitlelerin ve olaylarýn içinde olan kadrolar, beklemeksizin birdenbire ortaya çýkan geliþmeler karþýsýnda pratik düþünceyle hareket etmeli ve giriþken olmalýdýr. Somut durum çözümlemelerinden pratik görevlere iliþkin doðru sonuçlar çýkaralým. Devrime önderlik etme iddiasý, pratikte, buna uygun davranmayý gerektirir ya da pratikte devrimci biçimde hareket eden, kitlelerle güçlü baðlar kuran, onlarý etkileyen bir parti, öncülük iddiasýný boþ bir söz olmaktan çýkarýr, gerçek bir öncü olarak hareket etmiþ olur. Devrimci öncülük devrimin zaferiyle baðýntýlýdýr. Devrimin zaferi, proleter partinin önderlik ettiði devrimci kitlelerin eseri olacaktýr. Hareketin bugünkü düzeyini dünle karþýlaþtýrdýðýmýzda, bugün teorik, pratik deneyimleri yönünden çok daha donanýmlý olduðunu görüyoruz. Düne göre daha bilinçli ve örgütlü bir kitle gücüne dayanýyor. O halde bugün çok daha ileri gidilmeli ve zafere ulaþýlmalýdýr. Nesnel koþullar ve sýnýflar iliþkisinin bugünkü durumu bize bu olanaðý veriyor. Sýnýflar iliþkisi doðru kavranmalý ve doðru sonuçlar çýkarýlmalý. Bugünkü kilit soru þudur: Sýnýflar iliþkisinden nasýl bir sonuç, nasýl bir taktik çýkar. Leninist Parti bu soruyu sormuþ ve yanýtýný vermiþtir: Bugün deðiþen sýnýflar iliþkisinden, devrimci taktik çýkar. Devrimci koþullarýn devrimci bir ayaklanma yoluyla devrime dönüþtürülmesi, sýnýflarýn bugünkü nesnel iliþkisinden çýkarýlmasý gereken biricik Marksist-Leninist taktiktir.

208. Sayý / 11 - 25 Nisan 2012

Devrim günlerini yaþýyoruz. Devrimci yükseliþ, devrimci mücadelenin kabarýþý, devrim günleri demektir. Yaþadýðýmýz günlerin devrim günleri olduðunu anlamak için, her gün olup bitene, devrimci kitle hareketine, çatýþmalara, isyan ve ayaklanmalara bakmak yeterlidir. Devrim günleri, devrimin kendisiyle, devrim anýyla karýþtýrýlmamalý. Devrim günleri ya da devrimci yükseliþ, devrimi olgunlaþtýran ve güncelleþtiren devrimci süreçtir, devrimci savaþýmdýr, devrimci durumdur. Ama bu öyle bir durum ki, bizi devrime götürür. Devrime, devrimde zafere giden yol, uzun, þiddetli ve sancýlý olmuþtur. Daha fazla acý çekilmemesi için kitlelerin mücadeleye daha aktif olarak katýlmasý, devrimci mücadeleyi her yönden güçlendirmesi gerekiyor. Sonuca daha kýsa sürede ulaþmak için devrimci mücadeleyi geniþletmek, güçlendirmek ve ileriye götürmekten baþka bir yol yoktur. Devrimci mücadele ve devrimci yöntem sonuca götüren en kýsa yoldur. Egemen sýnýfla anlaþma peþinde koþan sosyal-reformist ve oportünist gruplarla baðlarýn koparýlmasý, hedefe giden süreci kýsaltýr, zaferi çabuklaþtýrýr. Sýnýf uzlaþmacý hareketler, reformlarla, koþullarýn “iyileþtirilmesi” çabalarýnda ýsrar ederek, kitleleri devrim mücadelesinden uzaklaþtýrmayý hedefliyorlar. Bu yöndeki uðraþlarý yýllardýr sürüyor. Reformist çabalar, kapitalist sýnýfa hizmet ediyor. Ýþçi sýnýfý, reformizm yönünde deðil, toplumsal devrim yönünde yürümelidir. Devrimci mücadeleyi sonuna dek, tutarlýca götürmek, devrimci bir sýnýf olarak tarihsel görevidir. Devrimci iþçiler tarihsel görevine sýrt çevirmeyecektir. Dünya proletaryasýnýn devrimci bir gücü olarak, emeðin evrensel kurtuluþu mücadelesini içtenlikle sürdürecektir. Dünya devriminin büyük adýmlarla büyümesi ve kýsa sürede geliþme göstermesi, hedefimize varmamýzý kesinlikle hýzlandýrýyor, emekçileri ve gençlik kitlelerini ateþliyor. Kapitalist dünyada esen devrimci fýrtýna, Türkiye ve Kürdistan emekçi kitlelerinin mücadelesine sadece bir güç ve boyut katmakla kalmýyor, bakýþ açýlarýný da deðiþtiriyor. Mücadeleci kitleler olaylara artýk, dünya proletaryasýnýn devrimci hareketinin bakýþ açýsýyla bakýyorlar. Burjuvazi, iþçilerin, halk kitlelerinin ayaklanmasý için tüm koþullarý olgunlaþtýrýyor, tüm ögeleri bir araya getiriyor. Doðmuþ olan bu durumu, devrimin zaferiyle sonuçlandýrmak için kitleleri etkilemek, örgütlemek ve yönlendirmek, devrimci marksizmin görevidir.


HALKIN ENGEL TANIMAYAN GERÇEK ÝRADESÝ

Yeni Evrede

Halkın İradesi

Mücadele Birliði

2012 Newroz’u pek çok açýdan tarihi öneme sahiptir. Gözü kör eden, ciðeri parçalayan, deriyi kavuran gaz bulutunun arasýndan geçerek panzer barikatlarýný aþan Kürt halký, ikili iktidara gerçek bir zemin kazandýran o muhteþem örgütlenmenin de müjdesini veriyor: Halkýn iradesinin doðrudan organlarý, halkýn kendi baðrýndan çýkmýþ özörgütlülüklerin müjdesi... Bu geliþmenin devrim açýsýndan önemini kavramak için, onu önceki durumlarla kýyaslamak en doðrusu olacaktýr. Geçen yaz, Kürt halkýnýn öncüleri tarafýndan ortaya atýlan “Demokratik Özerklik” -her ne kadar uluslarýn kendi kaderini tayin hakkýný (UKKTH) karþýlamasa da- politik hedef olarak ilan edildiðinde halk tarafýndan büyük bir heyecanla sahiplenildi. Bu ilaný gerçekleþtiren DTK çevresinde kalabalýk bir halk çeperi oluþtu. Komiteler ve il/kent konseyleri de bu geliþmenin ivmesiyle müthiþ bir politik etkinlik kazandý. Yine de, bu haliyle, DTK ve onun altýnda toplanan komiteler, “yukarýdan” kurulmuþtu. Halkýn doðrudan iradesinin bir sonucu olmaktan çok, öncülerin kurgulayýp temelini attýðý bir kurumlaþmaydý. Buna raðmen Kürt halký, kendi derin özlemlerini dile getiren bu kurumlaþmalara sahip çýktý, destek verdi, onlarýn iradesini kabul etti. Bu geliþmeyi biz, bu sayfalarda “ikili iktidar” olarak tespit etmiþtik. Ayný zamanda ikili iktidar durumunun sürgit devam edemeyeceðini, ya sermaye iktidarýný devirme yoluna gireceðini ya da sermayenin acýmasýz darbelerine maruz kalacaðýný dile getirdik. Her durumda, sýnýflar mücadelesinin ve Kürt halkýnýn özgürlük savaþýnýn olaðanüstü ölçüde sertleþmesi kaçýnýlmazdý. Öyle de oldu.

Korkutan Deðil Korkunun Operasyonlarý Geçen yaz ortaya çýkan bu oldukça özgün tarihi koþullar, tekelci sermayenin bütün müzakere masalarýný devirmesine yetti. Onlarca yýllýk egemen konumunun sermayeye öðrettiði, sýnýflar mücadelesinin ihmale gelmez kesinlikte kurallarýna göre, kendisine yönelen bu yaþamsal tehdidi bertaraf edebilmek için hiç tereddüt göstermedi. Sözler onunla çiðnendi, protokollerin kaðýt parçalarý havalarda uçuþtu. Sermaye-

nin dümenine, akýl deðil korku geçmiþti.... O günden bu yana, Kürt halkýnýn iradesini temsil eden tüm kiþi ve kurumlar polisiye operasyonlarýn hedefi oldu. Altý bin insan cezaevlerine dolduruldu. Ýkili iktidarý ortaya çýkartan sýnýf dengelerini lehine çevirebilmek için sermaye, adeta kudurmuþcasýna bir korkuyla hiçbir yasal sýnýrlama tanýmadan her tür tedbiri aldý. Kürt halký ise, kendi iradesini teslim ettiði insanlarýn kamyon kamyon zindanlara dolduruluþunu izlemek zorunda kaldý. Bir anlamda, üstteki örgütlü yapý neredeyse tamamen eritildi. Öyle ki, BDP yetkilileri “Artýk tutuklanacak insanýmýz bile kalmadý” sözleriyle yakýnacaklardý. Fakat halk, sadece sermayeye deðil, bir ölçüde kendi öncülerine de tarihi bir sürpriz hazýrlýyordu. Korkunun yönettiði polisiye operasyonlar olsa olsa aðacýn yapraklarýný sallayabilirdi, köklere dokunamazdý bile... O köklerden her daim fýþkýran devrim kendini gösterebilmek için Newroz’u bir fýrsat olarak gördü. Kürt halký bu kez, bizzat kendi baðrýndan çýkan, yukarýdan belirlenmemiþ, kurgulanmamýþ; yalnýzca en derin özlemlerinin yol göstericiliðinde kurduðu binlerce komiteyle Newroz’a hazýrlandý. Ve böylece biz ilk kez bu topraklarda milyonlarýn bizzat baðrýndan çýkan, bu milyonlarýn irade ve bilincini doðrudan yansýtan muazzam bir özörgütlenme deneyiminin sonuçlarýný Newroz alanlarýnda gördük. Þimdilik bir adý yok bu özörgütlülüklerin, henüz kendi sözcülerini çýkarabilmiþ deðil; keza politik hedeflerini de ilan etmiþ deðil. Ancak hiç sýnýr tanýmayan polisiye operasyonlardan sonra bile milyonlarýn sokaða dökülmesi, diþe diþ bir kavga sonucunda sermayenin yasaklarýný delerek Newroz alanlarýný fethetmesiyle halkýn özörgütlülükleri adeta “Ýþte buradayým!” diye baðýrdý. Alabildiðine önemli bir geliþme, kendi devrimci sonuçlarýný yaratacaktýr, yaratýyor da...

Nihayet Meselenin Özü Ýlk önemli sonuç þu oldu: Kürt halký artýk reform vaatleri ile anayasal hayallerle oyalanmýyor. Konuya en kestirme ve en devrimci noktadan giriyor. Bu halk artýk doðrudan kendi kaderini tayin hakkýný konuþuyor, dayatýyor. Nihayet, meselenin UKKTH noktasýna gelmesi, milyonlarýn 208. Sayý / 11 - 25 Nisan 2012

meseleyi bu noktadan ele almasý, her þeyi deðiþtirebilecek güçte bir geliþmedir hiç kuþkusuz. Bu noktada sermaye ve ezilen ulus “kargý kargýya” gelmiþtir; arada, reformlarla oyalanacak hiç bir manevra alaný kalmamýþtýr. Kürt halký, UKKTH’yi sahiplenerek, tekelci sermayenin faþist politik baðlarýný kopartacak nirengi noktasýna gelmiþtir. Leninistlerin her dönem öne çýkardýklarý UKKTH þiarýnýn gerçek gücü buradadýr. Ezilen ulusu sermayenin politik etkisinden tümüyle kurtarmak. Kabul etmek gerekir; sermayenin eline yüzüne bulaþtýrdýðý “açýlým” tiyatrosu; bu geliþmeyi hýzlandýran etmenlerden biridir. Çünkü bu sayede Kürt halký reform vaatlerinin, sermaye egemenliði altýnda nasýl bir aldatma-oyalama aracýna dönüþtüðünü en açýk þekilde kavradý. Sermaye sýnýfý iktidarý elinde tuttukça, özgürlüðü kazanamayacaklarýný; elde ettikleri en güdük kazanýmlarýn bile her an polis panzeri altýnda ezileceðini anladý. Ve nihayet, politik tutumlarýndan tek bir geri adým atarlarsa, onlarý bekleyenin, Roboski katliamý, Pozantý alçaklýðý olduðunu gördü. Ayaklar altýna alýnan onur ve parçalanmýþ bedenler, engel tanýmayan bir halk devriminin öfke fitilleridir. Sonuç olarak, 2012 Newroz’u bir süre için bastýrýlan ikili iktidar durumunun, þimdi çok daha köklü, yaygýn ve gerçek bir temelle birlikte geri dönüþüne sahne olmuþtur. Milyonlarýn iradesinin doðrudan organlarý olan, Newroz’un kavga alanlarýnda kendini kanýtlayan bu özörgütlülükleri görmezden gelmek, tarihi bir hata olacaktýr. Aksine, bu organlarýn politik temsil ve etkinliðini saðlama almak, onlarý en otoriter araçlarla donatmak ve bu yoldan sermaye egemenliðini yýkacak bir iktidar organýna dönüþtürmek ertelenemez bir görevdir. Kürt halký, bu konuda boþa harcanacak zaman ve tereddüte yer olmadýðýný; aksi halde bunun bedelinin son bir yýlýn operasyonlarýna rahmet okutacak bir sermaye zulmü olacaðýný bilmelidir. Bunu baþaracak güç, irade ve bilinç Kürt halkýnda vardýr. Yeter ki, ortaya çýkan bu güç ve iradeyi sermayeyle müzakere yolunda harcamasýn.

5


Yeni Evrede

Çağrı

Antep’ten Denizlerin Yoldaþlarýna Çaðrý BASINA VE KAMUOYUNA

Bu topraklarda yýllardan beri sürdürülen devrimci bir mücadele var. Ýþçi sýnýfý ve ezilen halklar, kendisini ezen ve yaþamdan kovan sisteme karþý her gün daha da artan bir öfkeyle bileniyor ve ataða geçiyor. Hemen hemen her gün bir eylem haberini duymak mümkün. Artýk emekçiler sokaklara her iniþinde þunu gösteriyor ki sömürünün, yozlaþmanýn, çürümenin, iþsizliðin, sefaletin, katliamlarýn, savaþlarýn, yok sayýlmalarýn yaþandýðý, inkâr ve imhaya maruz kaldýklarý, böylesi bir düzende yönetilmek istemiyorlar. Yeni dünyanýn umudunu ve özlemini içinde barýndýrarak ileriye doðru adým atýyorlar. Tabii iþçi-emekçi ve ezilen halklarýn özgürlüðe inançla attýklarý her adým burjuvazinin korkulu rüyasý haline geldi. Son süreçte, KCK operasyonlarý adý altýnda Kürt halkýna, iþçi, emekçi, aydýn, gazeteci, yazar ve avukatlara yapýlan gözaltýlar, tutuklamalar; hak gasplarýna karþý sokaklara dökülen iþçi-emekçilere yönelik saldýrýlar; geleceksizliðe karþý sokaklara dökülen öðrencilere yönelik yapýlan saldýrýlar, burjuvazinin bu korkusunun bir göstergesidir. Bu korku ile yaþayan burjuvazi öncelikli olarak kitlelerin öncülerini yok ederek kitleleri pasifize etmeye, sindirmeye çalýþýr. Ýþçilerin, emekçilerin devrimci hareketi yükseldikçe, burjuvazinin egemenliðini yitirme korkusu da büyür. Devrimci hareketin yükseliþinin önüne geçmek isteyen burjuvazi, onlarýn devrimci mücadeleyi yükseltmesini, sokaklara dökülmesini istemez çünkü bu, onun için hayati bir önemdedir. Yoksul emekçi halklara devrim ve sosyalizm yolunu gösteren, onlarýn gerçek kurtuluþunun, onlarý açlýða, sefalete iten bu sistemin yýkýlýþýnda olduðunu gösteren devrimci öncüleri engellemek için her türlü yolu dener. Devrimci öncüleri zindanlara atarak, onlarý katlederek kitlelerle onlarýn baðýný yok etmek ister. Ancak burjuvazinin bu çabasý her zaman boþa çýkmýþtýr. Bu topraklarda devrim ateþinin kývýlcýmýný yakan öncülerden Deniz Gezmiþ, Yusuf Aslan, Hüseyin Ýnan’ý idam ederek 70’li yýllardaki devrimci mücadeleyi bastýrabileceðini sanmýþtý. Oysa ki iþte bugün de görülüyor ki kitleler yine sokakta ve ellerinde Denizlerin bayraklarý ile yeni dünyanýn kavgasýný yürütüyorlar. Emekçi halklara kurtuluþ yolunu gösteren üç yiðit devrimci öncü Deniz Gezmiþ, Yusuf Aslan, Hüseyin Ýnan, iþçi-emekçi ve köylülerin eylemlerinde, öðrencilerin eylemlerinde onlara gerçek kurtuluþ yolunu haykýrmaktan geri durmadýlar. Onlar en önde yer aldýlar. Ve hala bugün de Denizler yoksul halklarýmýzýn öfkeli bilincinde, Denizler iþçilerin-emekçilerin kararlýlýðýnda, Denizler yiðit Kürt halkýnýn özgürlük mücadelesindeler. “Devrim Ya Ruhumuzdadýr Ya Da Hiç Bir Yerde” diyen önderlerimizin bir 6 Mayýs günü haykýrdýðý sloganlar, bu topraklarýn meydanlarýnda, eylem alanlarýnda yankýlanmaya devam ediyor. Ýrade, atýlganlýk, militan duruþlarýyla üç yiðit devrimci bu topraklarda yaþayan tüm ezilen halklarýn yüreðinde ve bilincinde yer edinerek, mücadele anlayýþlarý ile kitlelere örnek olarak, izlerini takip eden binlerce devrimciye esin kaynaðý oldular. Onlar uzlaþmazlýðýn, mücadelede kararlýlýðýnýn, olanaksýzlýk ve güçsüzlükler karþýsýnda boyun bükmemenin isimleri oldular. Bizler de yine bugün “Denizleþenlerimizle Yürüyoruz” diyerek onlarýn yolundan yürüdüðümüzü, onlarýn mücadele anlayýþýna sahip çýkarak devam ettirdiðimizi tüm herkese göstermek ve onlarý ölümsüzlüklerinin 40. yýlýnda anmak için sokaklarda olacaðýz. Ve tüm emekçi halklarýmýzý 6 Mayýs 1972’de ölümsüzleþen Deniz Gezmiþ, Yusuf Aslan, Hüseyin Ýnan’ý anmak için 6 mayýs Pazar günü 12.30’da Kýrkayak Parký’nda toplanýp Yeþilsu Parký’na yürüyerek burada gerçekleþtireceðimiz mitingimize çaðýrýyoruz. Basýn emekçilerini ve iþçi-emekçi halklarýmýzý davet ediyoruz. Halkýn Denizi Denizleþen Halkla! Yaþasýn Kürt- Türk Halklarýnýn Mücadele Birliði! Antep Miting Tertip Komitesi

6

Mücadele Birliði

EMPERYALÝST SAVAÞLARA VE FAÞÝZME KARÞI YÜRÜYORUZ!

Dünyada savaþ davullarý çalýyor. NATO ve iþbirlikçi kapitalist, gerici ülkeler aracýlýðýyla, Libya’yla yeniden görülen emperyalist savaþlar ve iþgaller yaygýnlýk eðilimi gösteriyor. Yeni bir iþgal hazýrlýðý ise sýnýrlarýmýzda, Suriye’ye dönük hazýrlanýyor. Dahasý Türkiye, Arap gericiliði ve emperyalizmin desteklediði paralý askerlerle Suriye’de bir savaþ sürüyor. Türkiye bu planýn koçbaþlýðýný yapmak istiyor ve AKP hükümeti bir dýþ savaþ hazýrlýðýný el altýndan yürütüyor. Ýþçi, Emekçi, Öðrenci Gençliðimiz! Emekçiler! Yaþanacak olasý bir dýþ savaþ kimin çýkarýna yürütülecek? Dünyanýn bütün zenginliklerini ellerinde bulunduran bir avuç tekelin çýkarýna! Bu nedenle yaþanacak bir savaþ, emperyalist bir savaþ olacaktýr. Dünyayý sömüren bir avuç asalaðýn cepleri daha fazla dolsun diye biz gençliði cephelere sürüp, çöküp gitmekte olan çürümüþ sistemlerini ayakta tutmaya çalýþacaklar. Sermaye sýnýfý ve onun faþist devleti bizlerin elinde olan tüm umutlarýný, hayallerini yok ediyorlar! Geleceðimizi yok ediyorlar. Þimdi de bizleri, Suriye halkýný ve gençliðini kurþunlarla delik deþik etmek için savaþa sürmek istiyorlar. Buna izin verecek miyiz? Türkiye 1 Nisan’daki “Suriye’nin Dostlarý” toplantýsý ile savaþ hazýrlýklarýna hýz verdiðini gösteriyor. “Suriye’nin Dostlarý” dedikleri aslýnda, Türk, Kürt, Arap ve diðer halklarýnýn kanýný emen bir avuç asalaðýn temsilcilerinden oluþuyor. Emekçi Kadýnlar, Analarýmýz! Binbir emekle büyüttüðünüz çocuklarýnýzýn, böylesi anlamsýz savaþlarda yok olup gitmesine göz yumacak mýsýnýz? Emeklerinizin top ve süngülerle yok edilmesine izin verecek misiniz? Emekçiler! Faþizmin baskýsý altýnda sömürülüyor, ellerinizde ne var ne yoksa, sermaye sýnýfý tarafýndan gasp ediliyor. Savaþ denen þey, açlýðý, sefaleti ve gözyaþýný arttýracaktýr. Buna karþý birlikte mücadele yürütecek miyiz! Ýþçi, Emekçi, Üniversiteli, Liseli Gençliðimiz! Bizler tüm bunlarýn karþýsýnda kararlý ve inatçý bir mücadele yürütmeliyiz. Olasý bir dýþ savaþýn önüne geçmek için örgütlenmeli ve tüm çabamýzla sosyalizm mücadelesini büyütmeliyiz! Yine emekçi Suriye halkýnýn çocuklarýna kurþun sýkmamalýyýz! Bizler enternasyonalist bir tavýr alarak, emperyalist savaþlarýn karþýsýnda diðer halklarýn emekçi gençliði ile birlikte kapitalizme karþý mücadele etmeliyiz. Eðer emperyalist savaþlarýn karþýnda isen, faþizme karþý isen, 14 Nisan Cumartesi günü, saat 15.00’da Taksim Tünel’de toplanýyoruz. Sesimize sesini, soluðumuza soluðunu katarsan birlikte baþarabiliriz! Emperyalist Savaþlara Ve Faþizme Karþý, Örgütlenelim Sosyalizm Mücadelesini Büyütelim! (DÖB) Devrimci Öðrenci Birliði

207. Sayý / 28 Mart - 11 Nisan 2012


ONBÝNLER KADIKÖY’DE EYLEMDEYDÝ

Yeni Evrede

Sokaklar

Mücadele Birliði

Pir Sultan Abdal Kültür Derneði (PSAKD), Alevi Bektaþi Federasyonu (ABF), Hacý Bektaþ Veli Anadolu Kültür Vakfý, Avrupa Alevi Birlikleri Federasyonu baþta olmak üzere 100’ün üzerinde Alevi örgüt ve derneklerinin katýlýmýyla on binlerce insan Sivas Katliamý Davasý’nýn zaman aþýmýndan düþürülmesini protesto etmek üzere Kadýköy’de düzenlenen mitingdeydi. Mitinge Alevi derneklerinin yanýnda çok sayýda yöre dernekleri, devrimci örgütler, taraftar gruplarý, eylemci iþçiler de pankartlarýyla katýldýlar. Mitinge katýlacak olanlar Kadýköy’de Tepe Nautilus Alýþveriþ Merkezi, Haydarpaþa Numune Hastanesi, Et Balýk Kurumu önü olmak üzere 4 yerde toplandýlar. Sivas Madýmak Otelinde yaþamýný yitiren aydýn ve sanatçýlarýn resimlerinin bulunduðu pankartlar baþta olmak üzere çok çeþitli pankartlar açýlýrken, onbinlerce kiþi ellerinde “Sivas Katliamýný Unutmadýk”, “Sivas’ý Roboski’yi Unutma” yazýlý dövizler taþýdý. Mitinge Mücadele Birliði Platformu da “Dün Maraþ’ta Bugün Sivas’ta Çözüm Faþizme Karþý Savaþta”,”Fabrikalar, Siyasi Ýktidar Her Þey Emeðin Olacak” pankartlarý ile katýlarak Tepe Nautilus yürüyüþ kolunda yerini aldý. Mitinge Sivas’ta yaþamýný yitirenlerin yakýnlarý da katýldý ve en önde kol kola girerek yürüdüler. Yürüyüþ ve mitin boyunca “Davamýz

Mahþere Kalmayacak”, “Zaman Aþýmýný Tanýmýyoruz”, “Sivas’ý Yakanlar AKP’yi Kuranlar”, “Sivas’ýn Hesabý Sorulacak”, “Dur De Zaman Aþýmýna Dur De”, “Gün Gelecek Devran Dönecek Akp Halka Hesap Verecek”, “Dersim, Sivas, Koçgiri; Unutulmaz Hiçbiri”, “Roboski’den Sivas’a Adalet Ýstiyoruz”, “Pir Sultanlar Ölmez, Direniþ Sürüyor”, “Sivas’ýn Iþýðý Sönmeyecek”, “Davamýz Mahþere Kalmayacak”, “Zaman Aþýmýný Tanýmýyoruz”, “Dün Maraþ’ta Bugün Sivas’ta Çözüm Faþizme Karþý Savaþta”, “Emekçi Aleviler Birleþin Devrim Ýçin Savaþýn”, “Yaþasýn Halklarýn Mücadele Birliði” sloganlarý atýldý. Alana gelindiðinde pek çok pankart ve Madýmak Oteli’nde yaþamýný yitirenlerin resimlerinin olduðu pankartlar rýhtýmdaki yüksek binalara asýldý. Mitingde Ýstanbul Alevi Dernekleri Semah Ekibi’nin geleneksel oyunlar sergilemesinin ardýndan Zeynep Altýok aileler adýna konuþarak 19 yýldýr süren bir acýyý yaþadýklarýný ve adaleti bulmak için ellerinden geleni yaptýklarýný belirtti. “19 Yýldýr bizimle alay ettiler, gerçek failler yargý önüne taþýnmadý. 19 yýldýr biz intikam gütmedik sadece senede bir gün yakýnlarýmýzý anmak istedik bir de eli kanlý katillerin adalet önüne çýkartýlmasýný istedik.(...) Ýnsanlýk suçlarýnda zaman aþýmý olmaz, bu bir dünya gerçeðidir. Uludere’nin de zaman aþýmýna uðramamasý için buradayýz” dedi. Pir Sultan Derneði Baþkaný Hüseyin Güzelgün de dünyada insanlýk suçunda zaman aþýmý olamayacaðýný, bunu bütün dünyanýn bildiðini ve en büyük kötülüðün insanlarýn onurunu ayaklar altýna almak olduðunu ifade etti. Sanýklarýn zaman aþýmýndan yararlandýrýlmasýný kabul etmediklerini belirten Güzelgün, Baþbakan’ýn “Hayýrlý Olsun” sözüne atýfta bulunarak bunun nefret suçunu teþkil eden bir söylem olduðuna dikkat çekti ve bunun 21. yüzyýlda yaþanan bir nefret suçu olduðunu belirterek bu Baþbakaný tanýmadýklarýný ifade etti. Hacý Bektaþ Veli Anadolu Kültür Vakfý Genel Baþkaný Ercan Geçmez, “Bu dava yarýda kalmayacak, mahþere kalmayacak” diyerek katillere zaman aþýmý uygulayanlarýn insanlýðýn vicdanýnda katil olarak kalacaklarýný ifade etti. Uludere katliamýna da deðinen Geçmez, yalnýz Sivas katliamýný de207. Sayý / 28 Mart - 11 Nisan 2012

ðil, Gazi, Maraþ, Çorum katliamlarýný, Denizleri, Mahirleri unutturmayacaklarýný belirterek, Alevilerin eþit yurttaþlýk hakký istediklerini dile getirdi. Avrupa Alevi Dernekleri Baþkaný Turgut Eker, “Madýmak’ý yakanlar bugün iktidardaysa, onun karþýsýnda bu ülkenin yiðit insanlarý hepimiz bir araya gelerek gazlara raðmen mücadeleye devam edebiliriz” diyerek KESK emekçileri gibi hayatýn her alanýnda direnilmesi gerektiðini ve ancak direnilerek kazanýlacaðýný belirtti.. Alevi Kültür Dernekleri Genel Baþkan Yardýmcýsý Engin Gündük ise Sivas’ta yakanlarýn katillerinin 19 sene yakalanmadýðýný belirterek o da “Hayýrlý olsun” sözüne atýfta bulunarak “Sen bu ülkeye yobazlýðý diktayý getiren baþbakan. Sana seslendiðin gibi sesleniyoruz. Senin anladýðýn dilden konuþuyoruz. Bu yoldan ölmek var dönmek yok” diyerek Erdoðan’ýn bu ülkenin baþbakaný olamayacaðýný ifade etti. Alevi Bektaþi Dernekleri Federasyonu Baþkaný Selahattin Özer “Aleviler hiçbir zaman kimsenin köyünü basmadý, duvarlarýna yazý yazmadý” diyerek Baþbakan Erdoðan’ýn bölücülük yaptýðýna, seçim meydanlarýnda Alevileri yuhalattýðýna deðinerek, Alevilerin asimile edilmeye çalýþýldýðýný söyledi. Onur Akýn, Sebahat Akkiraz, Tolga Sað ve Pýnar Aydýnlar’ýn da katýldýðý miting, türküler ve marþlarla sona erdi.

7


Yeni Evrede

Öğrenci Hareketi

Mücadele Birliði

GELECEÐÝMÝZ ÝÇÝN, SOSYALÝZM ÝÇÝN FAÞÝZMÝ YIKALIM!

Bir süredir baþta Ýstanbul Üniversitesi olmak üzere, bir çok yerde faþist saldýrýlarýn hýz kazanmasýyla, üniversiteler durulmuyor. En son DÖB’lü bir öðrenciye dönük yapýlmak istenen faþist saldýrý, yoldaþýmýzýn slogan atýp üniversitedeki öðrencileri uyarmasý ve öðrencilerin sahip çýkmasýyla engellenmiþtir. Bizler de Devrimci Öðrenci Birliði (DÖB) olarak hem yoldaþýmýza dönük faþist saldýrý giriþimine, hem de baþta Ýstanbul Üniversitesi olmak üzere, diðer üniversitelerde de yaþanan faþist saldýrýlara karþý Beyazýt’ta bir eylem gerçekleþtirdik. Eylem 28 Mart Çarþamba günü saat 12.00’de Beyazýt Meydaný’nda gerçekleþtirildi. Ayný gün 4+4+4 yasasýný protesto etmek için 2 gün iþ býrakan KESK’lilerin de eylemi vardý ve KESK’liler de yaptýðýmýz eyleme destek verdiler. Eylemimiz meydanda bulunan kitleye dönük çaðrýyla baþladý. Yapýlan faþist saldýrýlara karþý birlikte olmamýz gerektiði ifade edildikten sonra okunan basýn açýklamasýnda “ Faþizm saldýrýlarýna devam ediyor. Faþizm saldýrýlarýyla devrimci, yurtsever öðrencileri yýldýrmaya ve sindirmeye çalýþýyor. Son dönemde baþta Ýstanbul Üniversitesi olmak üzere, birçok yerde faþist saldýrýlar hýz kazandý. Ellerinde satýrlarla, býçaklarla sokaða salýnan faþistler, bu saldýrýlarla gençliðin devrimci mücadelesini engellemeye ve sindirmeye çalýþýyor. Yine Ýstanbul Üniversitesi’nde DÖB’lü bir öðrenciye dönük yapýlmak istenen faþist saldýrý planlý, programlýdýr. Arkadaþýmýz ‘Beyazýt Faþizme Mezar Olacak’ sloganýný atarak, çevredeki öðrencileri uyarmýþ ve öðrenciler arkadaþýmýza, devrimcilere sahip çýkmýþtýr. Bu sahiplenme karþýsýnda gerileyen faþistler arkadaþýmýza zarar verememiþtir. Ardýndan olay yerine gelen polisler ‘seni farklý bir gruptan zannetmiþler’ diyerek, bu saldýrý giriþiminde kendisinin de rol aldýðýný göstermiþtir... ... Bu saldýrýlarla devrimci, yurtsever gençliðin mücadelesinin

engellenemeyeceði, yine bu saldýrýlara karþý, gençliðin verdiði cesur mücadele ile görülüyor! Faþizm halklarýmýza yüzünü hep katliamlarla, yasaklarla göstermiþtir. Daha dün Roboski’de savaþ uçaklarýyla 34 Kürt gencini katleden, Sivas Davasýný zaman aþýmýna uðratarak katliamcýlarý aklayan ayný faþizmdi. Faþizm kendini okullarda, öðrenci gençliðe dönük her türlü saldýrýyla birlikte, soruþturmalarla, uzaklaþtýrmalarla göstermektedir! Üniversite ve liselerde polis baskýsý ve saldýrýlarýyla, eðitim sisteminin þovenist ve gerici oluþuyla göstermektedir. Faþizm; iþçi ve emekçilere dönük hak gasplarýyla, eylemlere kalkýþan emekçilere dönük polis copuyla kendisini göstermektedir. Kürt halkýnýn asimilasyonu, inkarý ve Kürt halkýnýn evlatlarýna yapýlan satýrlý, býçaklý saldýrýlarla göstermektedir. Kimyasal silahlarýn kullanýlmasýyla görülmektedir. Ancak katliamlarla, saldýrýlarla yaratýlmaya ve yükseltilmeye çalýþýlan korku duvarlarý yine mücadele tarafýndan yýkýlmaktadýr. Bizler; devrimci öðrenciler olarak bu korku duvarlarýný yýkmak için gençliði mücadeleye çaðýrýyoruz. Faþist saldýrýlara karþý birlikte mücadeleyi yükseltmeliyiz. Faþizmin halklarýmýz üzerinde estirdiði teröre karþý mücadele yürütmeliyiz. Geleceðimiz Ýçin, Sosyalizm Ýçin, Faþizmi Yýkalým!” denildi. KESK’lilerin yapacaðý eyleme de çaðrý yapýldýktan sonra eylem sonlandýrýldý. Buradan bir kez daha ilan ediyoruz ki, faþizm saldýrýlarýyla yükselmekte olan devrimci mücadeleyi engelleyemeyecek. Gençlik faþizme karþý örgütlü, militan mücadelesiyle devrimci mücadeleyi büyütecek. Faþizme Karþý Kitlesel Devrimci Þiddet! DÖB

BAÞKALDIRIYORUZ!

29 Mart günü ODTÜ’de, tutsak öðrencilere dikkat çekmek adýna toplanan öðrenciler “Eþitlik, Özgürlük Ve Adalet Talepleriyle Baþkaldýrýyoruz” eylemi yaptýlar. Ýlk olarak saat 16.30’da Fizik Bölümü önünde toplanan öðrenciler, daha sonra A1 kapýsýna doðru yürüyüþe geçtiler. Yürüyüþ sýrasýnda “Devrimci Tutsaklar Onurumuz-

8

dur”, “Gençlik Gelecek, Gelecek Sosyalizm” ve “Yaþasýn Devrim Ve Sosyalizm” sloganlarý atýldý. A1 Kapýsýnda kitlenin AKP’ye yürümesine izin vermeyen polis, kitlenin basýn açýklamasýný yapýp daðýlmasýný istedi. Bunun üzerine öðrenciler, oturma eylemine baþladý. Oturma eyleminin sonunda bir basýn açýklamasý yapýldý. Ancak kitlenin yürüyüþe geçmek istemesi üzerine 208. Sayý / 11 - 25 Nisan 2012

polis öðrencilere tazyikli su ve biber gazýyla saldýrdý. Yaklaþýk iki saat süren çatýþma ardýndan öðrenciler A1 kapýsýna barikat kurup, halaylar çekti. Daha sonra A1 Kapýsýndan yurtlar bölgesine yüründü ve eylem sloganlar eþliðinde sona erdi. Ankara Devrimci Öðrenci Birliði


EÐÝTÝM EMEKÇÝLERÝ YENÝ EÐÝTÝM YASASINA KARÞI

Yeni Evrede

Sokaklar

Mücadele Birliði

Kamuoyunu uzunca bir süredir meþgul eden ve yoðun tepkilere neden olan “4+4+4” yasa tasarýsý KESK tarafýndan eylemlerle protesto edildi. KESK Genel Baþkaný Lami Özgen, eðitim sisteminin her kademesinin paralý hale getirildiðini ve mevcut eðitim sisteminin çözülmemiþ yüzlerce sorunu bulunduðunu vurgulayarak yýllardýr öðretmen, derslik, bina açýðýný gidermeyen, ýrkçý, gerici, anti-demokratik ders müfredatýnýn deðiþtirilmesi için kýlýný kýpýrdatmayan iktidarýn ‘4+4+4’ kademeli eðitim düzenlemesi ile yaþanan sorunlarý çözmek yerine daha karmaþýk hale getirdiðini belirtti. Lami Özgen, hükümetin uyguladýðý politikalara karþý direnmekte kararlý olduklarýný ifade ederek “Sadece bizim sendikal hak ve özgürlüklerimizi deðil, insanca bir yaþamý hak eden bu ülkenin bütün insanlarýnýn haklarýnýn gasp edilmesini hedefleyen yasa tasarýlarýnýn geri çekilmesi için, KESK olarak Türkiye’nin dört bir tarafýndan gelen on binlerle 28-29 Mart tarihlerinde Ankara meydanlarýnda olacaðýz” dedi. Herkesi 28-29 Mart’ta alanlarda olmaya çaðýrdý. Eðitim-Sen Ýstanbul 4 No’lu Þube üyesi eðitim emekçileri genel grev öncesi “Yasayý Derhal Geri Çekin” diyerek bir uyarý eylemi yaptý. 26 Mart günü Gaziosmanpaþa Cumhuriyet Meydaný’nda bir araya gelen Eðitim-Sen Ýstanbul 4 No’lu Þube üyeleri, 28-29 Mart günü yapýlacak genel grev öncesinde basýna açýklamasý yaparak yasanýn geri çekilmesi çaðrýsýnda bulundu. “Çocuklarýmýzýn Geleceði Kararmasýn! 4+4+4’e Hayýr!” pankartý açan eðitim emekçileri “Anadilde Eðitim Ýstiyoruz” ve “Toplu Sözleþme Hakkýmýz Grev Silahýmýz” sloganlarý atarak tepkilerini dile getirdiler. “Bizim sözümüz bitmedi. 28-29 Mart’ta iþ býrakarak Ankara’da ve Türkiye’nin bütün alanlarýnda olacaðýz. Buradan bir kez daha sesleniyoruz; Ülkemizi karanlýða sürükleyecek bu tasarý meclisten geçmemelidir ve derhal geri çekilmelidir” dediler. 27 Mart günü akþam saatlerinde Kadýköy Altýyol’da bir araya gelerek “Karanlýða Teslim Olmayacaðýz” yazýlý pankart açan eðitim emekçileri Kadýköy Ýskele Meydaný’na yürüdüler. Ýskele Meydaný’na gelindiðinde basýn açýklamasý yapýldý. Açýklamada “Çocuklarýmýzýn geleceklerinin karartýlmasýna, eðitim hakkýnýn ticarileþtirilmesine, çocuk gelinler yaratýlmasýna, çocuk emeði sömürüsüne ve eðitimde cins ayrýmcýlýðýna, din, inanç ayrýmcýlýðýna izin vermeyeceðiz” dendi. Otobüsler Durduruldu Ýzmir’den gidecek olan 500 kiþiye yakýn KESK üyesi ve onlara destek verenlere polis saldýrdý. 27 Mart akþamý saat 21.30’dan itibaren

Ýzmir’in çeþitli ilçelerinden kalkacak araçlara polis, evraklar eksik diyerek el koydu. Polisin otobüsleri götürmesine izin vermek istemeyen KESK üyeleri otobüslerin önüne geçerek yolu trafiðe kapattý. Yapýlan sözlü tartýþmalar sonuç vermeyince KESK üyeleri “Otobüslerle gitmemize izin verilmiyorsa biz de yürüyerek Ankara’ya gideriz” diyerek Konak’tan Basmane’ye doðru yürümeye baþladýlar. Fevzipaþa Bulvarý’na ulaþtýklarý sýrada önleri 3 TOMA, zýrhlý polis aracý ve çevik kuvvet tarafýndan kesilen KESK üyelerine polis, tazyikli su ve biber gazý ile saldýrdý. Eylem yerine gelen DÝSK Ege Bölge Temsilcisi Ali Çeltek ve TMMOB Ýzmir ÝKK sözcüsü Ferdan Çiftçi burada birer konuþma yaptýlar. Daha sonra Eski Sümerbank önünde oturma eylemine baþlayan KESK üyeleri gece saat 03.30’a kadar eylemlerini sürdürdüler. KESK üyeleri 28 Mart günü saat 12.00’de Konak’ta basýn açýklamasý ve oturma eylemi yapacaklarýný belirterek tüm emek ve demokrasi güçlerini kendilerine destek vermeye çaðýrarak eylemlerini sonlandýrdýlar. Eðitim emekçileri, 28-29 Mart günleri yapacaklarý grev için 27 Mart gecesi tüm illerden Ankara’ya doðru yola çýkmak istediler. Ancak hemen hemen tüm þehirlerde polis, þehirden çýkýþlara engel oldu. Otobüsleri baðladý, biber gazý sýktý, gözaltýna aldý. Ankara’nýn ise tüm giriþleri polis tarafýndan kapatýldý, þehre giriþler engellendi. 28 Mart günü Ankaralý eðitim emekçileri ve diðer kamu emekçileri, sabah saat 09.00’dan itibaren GMK Bulvarý üzerindeki Eðitim Sen 2 Nolu Þube önü ve Ziya Gökalp Caddesi’nde Mithatpaþa köprü altýnda iki merkezde toplandýlar. Saatler 13.00’e gelirken emekçiler GMK bulvarýný trafiðe kapattýlar ve Kýzýlay Meydaný’na doðru yürüyüþe geçmek istediler. Sayýlarý binleri bulan emekçiler, polisin saldýrý hazýrlýklarý ve tehditleri üzerine Bulvar üzerinde oturma eylemine baþladýlar. Bu sýrada þehre girmeyi baþaran Manisa ve Aydýn’dan gelen emekçiler de GMK bulvarýnýn gerisinde Demirtepe Nokta Duraðýnda toplandýlar. Önleri polis tarafýndan kesilmiþ olan e-

208. Sayý / 11 - 25 Nisan 2012

mekçiler Bulvarý trafiðe kapatarak beklemeye baþladýlar. Ziya Gökalp Caddesi-Mithatpaþa Köprüsü civarýndaki emekçiler de Kýzýlay Meydaný’na yürümeye kalktýklarýnda yollarý polisçe kesildi, emekçiler Caddeyi trafiðe kapattýlar ve onlar da oturma eylemine baþladýlar. Saatler 15.00’e gelirken, polis ilk önce Ankara dýþýndan trenle Tren Garý’na Kürdistan’dan gelen emekçilere gaz bombasý ve tazyikli su ile saldýrarak, kitleyi daðýtmaya çalýþt, yaralananlar oldu. Tandoðan’daki emekçiler ise, polis barikatýný aþarak Maltepe üzerinden sloganlarla GMK’daki emekçilerin yanýna ilerlemeye baþladýlar. Haberi alan emekçiler, oturma eylemini bitirerek sloganlarla gelen arkadaþlarýný beklemeye baþladýlar. Saatler 17.00’ye gelirken, Ziya Gökalp Caddesi’nde yolu kapatýp bekleyen emekçiler de ilerleyerek GMK Bulvarý önündeki eðitim emekçileri ile birleþtiler. Emekçiler geceyi Bulvar üzerinde konaklayarak geçirmeyi, yarýn yeniden eyleme devam etmeyi planlýyor. Ýlan Edilmemiþ Sýkýyönetim Adana’da ise emekçilerin önü otoban giþelerinde kesildi. Emekçiler keyfi olarak bekletilmelerini protesto edince polis saldýrdý ve 74 emekçi saat 04.00 sýralarýnda gözaltýna alýndýlar. Gözaltýlar duyulunca, Eðitim-Sen Adana þubesinde emekçiler sabahýn erken saatlerinde toplanmaya baþladýlar. Yaþanan gözaltýlara tepki olarak saat 10.00’da þube önünde eyleme baþladýlar. Sloganlarla parka geldiler. Burada basýn açýklamasý yapýldý. Gözaltýlar serbest býrakýlana kadar parkta oturma eylemi yapacaklarýný duyuran emekçiler, saat 14.00’a kadar gözaltýlarýn serbest býrakýlmasýný beklediler. Adli Týp’a götürülmüþ olan emekçileri almak için Atatürk Caddesi boyunca sloganlarla yürüyüþe geçildi. Adli Týp önünde Enerji-Sen üyesi iþçilerin eyleme katýlmasýyla coþkulanan kitle hep bir aðýzdan “Yaþasýn Sýnýf Dayanýþmasý” sloganý attýlar. Saat 17.00’da serbest býrakýlan emekçileri kitle sloganlarla karþýladý. KESK Ýstanbul Þubeler Platformu 28 Mart günü Beyazýt Meydaný’ndan Caðaloðlu’nda bulunan Milli Eðitim Müdürlüðü’ne yürüyüþ gerçekleþtirdi. Eyleme Mücadele Birliði, Devrimci Öðrenci Birliði, bir çok emek ve meslek örgütü destek verdi. Saat 12.00’da Beyazýt Meydaný’nda toplanan eðitim emekçileri “4+4+4 Ýle Çocuklarýmýzýn Geleceði Ýle Oynanmasýna Ýzin Vermeyeceðiz” pankartý taþýyarak, tramvay yolu üzerinden Milli Eðitim Müdürlüðü’ne yürüdüler.

9


Yeni Evrede

Sokaklar

Konak Sümerbank önünde saat 12.00’de toplanan KESK Ýzmir Þubeler Platformu üyeleri, Ankara’ya gidiþlerinin engellenmesini, Konak Saat Kulesi önünde düzenlemek istedikleri basýn açýklamasý ile protesto etmek istedi. KESK’liler, polisin Ýzmir Büyükþehir Belediyesi önüne kurduðu barikat engeliyle karþýlaþtý. Kitle yürümekte ýsrar ederek demirlerden oluþan barikatý aþtý. Barikat aþýldýðý gibi tazyikli su ve biber gazýyla saldýrýldý. Yaþanan kýsa süreli çatýþmada yaralananlar ve gözaltýna alýnanlar oldu. Ýzmir Büyükþehir Belediyesi önünde gerçekleþtirmek istedikleri basýn açýklamasý için görüþmeler sonrasýnda polis barikatlarý kaldýrýldý. KESK Þubeler Platformu adýna Eðitim Sen 2 No”lu Þube Baþkaný Mustafa Beyazbal basýn açýklamasý yaptý. Konuþmanýn ardýndan halaylar çekildi. Oturma eylemiyle süren eyleme DÝSK, TMMOB, Barýþ anneleri, BDP yöneticileri ve Kadýn Meclisinden destek vardý. Kýzýlay’da 2. Gün Saldýrýlar Baþladý Geceyi Kýzýlay’a açýlan GMK Bulvarý üzerinde ateþler yakarak, yüzlerce kiþi ile halaylar çekerek geçiren eðitim emekçilerini sabah yeniden polis barikatlarý karþýladý. 29 Mart günü saatler 09.30’u gösterirken, polis barikatlarýný hazýrlayýp eyleme hazýrlanan emekçilere anonslar yapmaya baþladý. Saatler 12.30’a geldiðinde Eðitim Sen Genel Baþkaný ve KESK Genel baþkaný Lami Özgen art arda konuþmalar yaptýlar. Lami Özgen alanda bulunan herkesle birlikte saat 14.00’te Meclisin önünde basýn açýklamasý yaparak daðýlacaklarýný ilan etti. Bu duyurunun ardýndan çevik kuvvet polisleri kasklarýný takarak saldýrý hazýrlýðýna baþladý. Saat 14.00’e kadar süren bekleyiþin ardýndan kitle kol kola girdi, 5’er adým 5’er adým polis barikatýna doðru ilerlemeye baþladýlar. Polis de art arda gaz bombalarý atmaya baþladý. Ýzmir Caddesi’ne çekilen emekçiler, Meclise gidebilmek için üstlerine gelen gaz bombasý ve tazyikli suya raðmen yeniden GMK Bulvarýna, polis barikatýna doðru sloganlarla yürümeye çalýþtýlar. Polis ise Ýzmir Caddesi’ne doðru ilerlemeye ve gaz bombasý-tazyikli sularla saldýrmaya baþladý. Kitle Necatibey Caddesi’ne doðru çekildi ve caddeyi kapattý; polis ise Caddenin Ýzmir Caddesi ve GMK çýkýþýný çevirdi. Emekçiler Necatibey kapanýnda beklerken, bir grup emekçinin de Tandoðan’a çekildiðini haber aldýlar. Bunun üzerine Maltepe üzerinden Tandoðan’a ulaþmaya çalýþtýlar. Barikatlarý aþarak Tandoðan’a ulaþmayý baþaran kitlenin etrafý yeniden polislerce çevrildi. Emekçiler bu defa da Tandoðan Meydan’ýnda abluka altýnda sloganlarýný atarak beklemeye baþladýlar. Bu sýrada saldýrýda Sakarya Caddesi’ne doðru çekilen emekçilere de polis gaz bombasý ve tazyikli suyla saldýrdý. Saat 17.00’e gelirken,

10

Mücadele Birliði

artýk Tandoðan Meydaný’ndan daðýlmaya çalýþan emekçilere polis tekrar saldýrdý. Gaz bombasý ve tazyikli su ile saldýrýya uðrayan emekçiler, Büyükþehir Belediyesi civarýnda bulunan otobüslerine ulaþmaya çalýþtýlar. Farklý illerden gelen emekçiler otobüslerine, Ankaralý emekçiler ise evlerine dönerken karþýlaþtýklarý bu saldýrý, ülke çapýnda öfke ile karþýlandý. Emekçiler Öfkeli KESK Ýzmir Þubeler Platformu grevin ikinci gününde saat 12.00’de Eski Sümerbank önünde toplandý. Eðitim-Sen 2 Nolu Þube üyeleri saat 12.20’de Konak Sahil yolunu ters þeritten kapatarak eylem alanýna yürüdüler. Polis eðitim emekçilerini önlemek istese de eðitimciler yürümekte ýsrarcýydý. Saat 12.40’da yaklaþýk 5 bin kiþi Ýzmir Büyükþehir Belediyesi’ne doðru yürüdü. Saat 16.00 civarýnda, Ankara’da KESK’e yapýlan saldýrýnýn haberi alýndý. Belediye önündeki kitle öfkeli bir þekilde AKP Ýl Binasýna doðru yürüdü. Koþar adým yürüyen kitle “Faþizmi Döktüðü Kanda Boðacaðýz”, “Faþizme Karþý Silah Baþýna”, “Kavga Bitmedi Daha Yeni Baþlýyor”, “Zafer Savaþan Ýþçilerin Olacak”, “Savaþa Savaþa Kazanacaðýz”, “Baskýlar Bizi Yýldýramaz”, “Her Yer Direniþ Her Yer Ankara”, “Biz Çocuklarýmýza Onurlu Bir Gelecek Býrakacaðýz Yaz Siz” sloganlarý atýldý. Kitle öfkeli bir þekilde AKP binasýna yaklaþýrken KESK Þube baþkanlarý ve yöneticileri kitleyi sakinleþtirmeye çalýþtý. Yaklaþýk 1 saatlik bir bekleyiþten sonra eylem sona erdi. Grevin 2. gününde DÝSK’e baðlý Genel-Ýþ 2, 3, 5 Nolu þubeleri, TMMOB, BDP Ýl Yönetimi, Mücadele Birliði Platformu, BDSP, Kaldýraç, DHF destek verdi. Her Yer Kýzýlay Her Yer Ankara! Ýþ býrakma eyleminin ikinci gününde Adana’da AKP Ýl Binasýna bir yürüyüþ gerçekleþtirildi. Saat 12.30’da Eðitim-Sen Þubesi önünde “Her Yer Kýzýlay Her Yer Ankara!” sloganlarýyla toplanan KESK’li emekçiler ve demokratik kitle örgütleri yürüyüþe baþladýðý sýrada önleri polis tarafýndan kesildi. Kitle bu uyarýya Gündoðdu Marþý’yla cevap vererek kararlý bir duruþ sergiledi. Barikatý protesto etmek için kýsa bir süre oturma eylemi yapan emekçiler, sonrasýnda AKP Ýl Binasýna doðru yürüyüþe baþladýlar.

208. Sayý / 11 - 25 Nisan 2012

Ýl binasý önünde basýn açýklamasý yapýldý. Eyleme TEDAÞ iþçileri de katýlarak destek verdi. Eylem “Yaþasýn Sýnýf Dayanýþmasý” sloganýyla sona erdi. Antep’te de KESK’li emekçiler Demokrasi Meydaný’nda hem basýn açýklamasý yapýp hem de imza standý açarak iki gün boyunca eylem yaptýlar. 29 Mart günü saat 17.00’de Yeþilsu Parký’nda, Ankara’ya giden emekçilere yapýlan saldýrýlarý protesto etmek için bir basýn açýklamasý yapýldý. Ertesi gün 30 Mart’ta 18.30’da yine Yeþilsu Parký’nda ayný þekilde hem saldýrýlarý hem de mecliste görüþülecek olan eðitim ve 4688 yasalarý protesto etmek için bir basýn açýklamasý daha gerçekleþtirildi. 2 Nisan’da da TBMM genel kurulunda görüþülmeye baþlanacak olan 4688 sayýlý Kamu Görevlileri Sendikalarý Kanununda deðiþiklik yapýlmasýna dair kanunu tasarýsýnýn geri çekilmesi talebi ile KESK Antep Þubeleri 18.30’da Yeþilsu Parký’nda bir basýn açýklamasý daha gerçekleþtirdi. Yapýlan basýn açýklamasýnda çýkarýlmaya çalýþýlan yasanýn içeriðinden ve yol açacaðý hak kayýplarýndan bahsedildi. Basýn açýklamasý, 5 dakikalýk oturma eyleminin ardýndan sloganlarla sona erdi. Grevin 2. Gününde KESK Ýstanbul Þubeler Platformu üyeleri ve eðitimciler Cevahir Alýþveriþ Merkezi önünde toplandý. Saat 13.00’da toplanmaya baþlayan kitle, Ankara’daki emekçilerle birlikte hareket etme kararý almýþtý. Ankara’daki KESK’li emekçilerin baþlatacaðý yürüyüþle ayný anda yürüyüþe baþlamak için uzun bir süre beklenildi. Bekleyiþ esnasýnda emekçiler þarkýlar türküler, þiirler, halay çektiler. Ankara’dan saat 14.00’da gelen yürüyüþün baþlayacaðý haberi ile Mecidiyeköy yol güzergahý trafiðe kapatýlarak Þiþli AKP Ýlçe binasýna kadar yürüyüþ baþladý. Yürüyüþe, Mücadele Birliði, Devrimci Öðrenci Birliði, BDSP, Tüm ÝGD, DÝSK, TTB bir çok emek ve meslek örgütü destek verdi. AKP ilçe binasýna yaklaþýlýnca, polis ve emekçiler arasýnda ufak tartýþmalar yaþandý. AKP ilçe binasý önünde panzer ve çevik kuvvet polislerin yoðunluðu dikkat çekti. Basýn açýklamasýndan sonra Ankara ve diðer bölgelerde eðitim emekçilerine yapýlan saldýrýlarý protesto etmek için 18.00’da Taksim Meydaný’nda yapýlacak eyleme çaðrý yapýldýktan sonra eylem sona erdi. Meslek Odalarý Koordinasyonu, KESK üyelerine yapýlan saldýrýlarý protesto etmek amacýyla Taksim Tünel’den Tramvay Duraðýna bir yürüyüþ düzenledi. Saat 18.00’de Tünel Meydaný’nda bir araya gelen göstericiler sloganlarla Taksim Meydaný’na yürüdü. Burada çeþitli konuþmalar yapýldý. Eylem yeni yasa tasarýlarýný ve KESK üyelerine yapýlan saldýrýlarý protesto eden sloganlar atýlarak bitirildi.


MALTEPE ÝÞÇÝLERÝ KAZANDI!

Yeni Evrede

Sokaklar

Mücadele Birliði

Eylemlerinin 100. gününe gelen Maltepe iþçilerinden Ahmet Ekici ve Ýlhan Yýldýrým, 29 Mart günü sabah erken saatlerde yine Maltepe Belediyesi önüne gelip pankartlarýný açmýþlardý. Belediye binasýna korumalarý eþliðinde giren Maltepe Belediye Baþkaný Mustafa Zengin de eylem yerinde bulunan iþçilerle konuþmak istediðini belirtti. Ýlhan Yýldýrým konuþmak üzere Zengin’in yanýna gittiðinde Zengin tehditler savurarak ve küfür ederek tekme attý. Yaþanan saldýrý üzerine Ahmet Ekici de arkadaþýna yanlarýna gidince tartýþma devam etti Mustafa Zengin belediye binasýna girdi. Ardýndan polisler gelerek Ahmet Ekici ve Ýlhan Yýldýrýma saldýrarak gözaltýna aldý. Bu saldýrýda Ýlhan Yýldýrým’ýn kolu kýrýldý. Maltepe Belediyesi yönetiminin saldýrýsý öðle saatlerinde de devam etti. Ýlhan Yýldýrým ve Ahmet Ekici’nin gözaltýna alýnmasýnýn hemen ardýndan eylem alanýna gelen diðer taþeron iþçileri arkadaþlarýnýn nöbetini devralmýþtý. Çevik kuvvet polisleri bu kez de eylem alanýnda bulunan Maltepe Belediyesi taþeron iþçileri ve onlara destek verenlere saldýrarak darp etti ve toplu olarak gözaltýna aldý. 17 kiþi polis araçlarýna bindirilerek Maltepe’deki Cumhuriyet Polis Karakoluna götürüldü. Ýþçilerin gözaltýna alýnmasýnýn ardýndan eylem alaný, belediye tarafýndan tamamýyla bariyerlerle kapatýldý. Saldýrý, gözaltý ve eylem yerlerinin bariyerlerle örülmesinin ardýndan Maltepe Belediyesi Taþeron Ýþçileri ertesi sabah saat 09.00’da belediye önünde yaptýklarý bir basýn açýklamasýyla eylemlerini sürdüreceklerini bildirdiler. Ýþçiler açýklamada “Bugün yine buradayýz, hiçbir baský, hiçbir saldýrý ve tehdit bizim anayasal hakkýmýzý kullanmamýza engel olamayacaktýr” dedi. Mücadeleyi yalnýzca Maltepe Belediyesi iþçileri olarak sürdürmediklerini söyleyen iþçiler, önümüzdeki günlerde yapýlacak olan Taþeron Ýþçileri Kurultayý’nýn çalýþmalarýný yürüttüklerini

belirtti. Eylem boyunca sloganlar atýlýrken, araçlarýyla yoldan geçenler ise korna çalarak ve el sallayarak destek oldular. Saat 11.30 sýralarýnda çevik kuvvet ekipleri iþçilerden astýklarý pankartý indirmelerini istedi. Ýþçiler buna itiraz etmesi üzerine, aralarýnda sivil polislerin de bulunduðu 30-40 kadar polis iþçilere saldýrarak biber gazý sýktý ve pankartý alarak uzaklaþtý. Saldýrý bir yandan sloganlarla protesto edilirken, iþçiler yine pankart asarak yapýlan her türlü saldýrýya raðmen eylemlerini sürdüreceklerini bir kez daha göstermiþ oldular. 7 Nisan günü Taksim’den Galatasaray Lisesine yapýlan yürüyüþe HEY Tekstil Fabrikasý önünde 60 gündür eylemde olan iþçiler, Mücadele Birliði Platformu, Grup Emeðe Ezgi, BDSP, Devrimci Anarþistler de katýldý. Maltepe iþçilerinin “Taþeronluk Ölüm Demektir, Direnen Kazanýr” pankartý, HEY Tekstil iþçilerinin de “Haklarýmýz Geri Verilsin Hizmet Ödülü Ger Alýnsýn” pankartýný açtýðý yürüyüþ boyunca “Maltepe Ýþçisi Yalnýz Deðildir”, “HEY Tekstil Ýþçisi Yalnýz Deðildir”, Yaþasýn Sýnýf Dayanýþmasý”, “Kahrolsun Ücretli Kölelik Düzeni”, “Taþeron Sisteme Köle Olmayacaðýz” sloganlarý atýldý. Eylemin 108. gününde iþçiler zafer elde ettiler. Maltepe Belediyesi baþkan yardýmcýsý ve DÝSK genel baþkaný Erol Ekici ile birlikte 4 iþçi toplantý yaptý. Ýþçilere sunulan öneride üç iþçinin yakýn bir CHP belediyesinde diðer 6 iþçi ise Maltepe Belediyesi’nde iþe baþlayabilecekleri, baþka yerde çalýþmak isteyecek olan üç iþçinin ihbar ve kýdem tazminatý hakký ve 4 aylýklýk maðduriyetlerinin giderileceði söylendi. Ýþçiler, verilen bu söze raðmen önümüzdeki günlerde belediye yönetimi ve DÝSK genel baþkaný Erol Ekici ile birlikte yapacaklarý basýn açýklamasýna kadar eylemelerine belediye önünde devam edeceklerini bildirdiler. Açýklamadan sonra eylem sona erdi.

208. Sayý / 11 - 25 Nisan 2012

11


Gündem

ÝSYAN-AYAKLA

Egemen sýnýflar, kitle hareketi karþýsýnda zayýf düþtükleri zaman esas olaný, ekonomik ve politik iktidarý yitirmemek için her türlü tavizi vermeye, her türlü geri adýmý atmaya her zaman hazýrlar. Çünkü egemen sýnýf için esas olan iktidarýn kendisidir. Egemen sýnýf onu elde tuttuðu sürece ilk fýrsatta tüm yitirdiklerini geri alabileceðini bilir ve hesabýný ona göre yapar. Demek ki, sorun iktidarýn hangi sýnýfýn elinde olduðu meselesidir. Baþka bir ifadeyle, politik iktidar burjuvazinin elinde olduðu sürece emekçi sýnýflarýn, devrimin toplumsal güçlerinin mücadelelerle elde ettikleri hiçbir kazanýmýn güvencesi yoktur, yaþamsal sorunlarýnýn hiç birinin kalýcý çözümü söz konusu olamaz. Buradan çýkarýlacak sonuç artýk bellidir: Kürt halký ve emekçi sýnýflar ayný talepler için dönüp dönüp ayný mücadeleyi vermek istemiyor ve yaþamsal sorunlarýnýn kalýcý biçimde çözümünü istiyorlarsa eylemlerini isyan, ayaklanma boyutuna vardýrmak ve bir devrimle iktidarý ele geçirmek zorundalar.

12

Yeni Evrede

Yaþamsal Sorunla Mücadele Birliði

T

ürkiye ve Kürdistan topraklarý her gün ve hemen her yerde eylemlere tanýk oluyor. Kürt halký ve emekçi sýnýflar, yaþamsal sorunlarýnýn çözümü için büyük bir savaþ içindeler. Kürt halký ve emekçi sýnýflar, egemen sýnýfa ve onun politik egemenlik aygýtý olan devlete, hükümete karþý sert ve çetin bir savaþ yürütüyorlar. Verilen savaþ yaþamsal sorunlarýn kalýcý çözümünü gerçekleþtirmek içindir. Çözümün kalýcýlýðý meselesi, Kürt halký açýsýndan olsun Türkiye’nin emekçi sýnýflarý açýsýndan olsun son derece önemli. Çünkü Kürt halký da emekçi sýnýflar da boþuna savaþmak istemiyorlar. Sorunun düðüm noktasý da burada iþte. Birleþik devrimin bu toplumsal güçleri bu güne kadar sert ve yýllar boyu süren bir savaþ vermelerine karþýlýk yaþamsal sorunlarýnýn çözümünü saðlayabilmiþ deðiller. Neredeyse ayný talepler için dönüp dönüp ayný mücadeleyi vermek, dönüp dönüp ayný noktaya gelmek zorunda kaldýlar. Bu sert, çetin ve uzun yýllara yayýlan mücadeleye raðmen, egemen sýnýfýn gelmiþ geçmiþ tüm hükümetleri, düzen için gereken önlem ve yasalarý, bu önlem ve yasalar emekçi sýnýflarýn, Kürt halkýnýn ne kadar sert tepkisine yol açmýþ olursa olsun, yaþama geçirmekten geri durmadýlar. Geri adým atar göründükleri sýrada bile, bunu sadece zaman kazanmak için yapmýþ, ama ellerine geçen ilk fýrsatta planlarýný yaþama geçirmekten çekinmemiþlerdir. Buna sayýsýz örnek verilebilir. Tekel iþçilerinin büyük Ankara eylemi buna bir örnektir. Zonguldak maden iþçilerinin 1991’ eylemi bir baþka örnektir. Daha ibretlik dersler de var. Alevi halkýn din derslerinin zorunlu olmasýnýn kaldýrýlmasýný beklediði bir sýrada Kuran’ýn ders olarak okutulmasý durumuyla karþý karþýya kalmalarý gibi. Bu son örnek, hükümetin, 208. Sayý / 11 - 25 Nisan 2012

devletin kitlelerin istemleriyle alay etme noktasýna kadar geldiðinin niþanesi oldu. Daha önce de iþaret ettik ve bunun somut, yaþanmýþ, kanýtlanabilir örneklerini verdik: Egemen sýnýf ve politik egemenlik aygýtlarý olarak devlet ve hükümet, düzen için yaþamsal önem taþýyan temel konularda barýþçýl kitle gösterileriyle, “savunma” içerikli eylemlerle hedeflerinden vazgeçirilemiyorlar. Bu sadece Türkiye tekelci sermeye sýnýfýna, devlet ve hükümete özgü bir durum deðil. ABD, dünya çapýnda milyonlarca insanýn sokak gösterilerine karþýn Irak’ý iþgal amacýndan vazgeçmemiþti. Demek ki, “savunma” içerikli kitle eylemleri nicelik bakýmdan ne kadar güçlü olurlarsa olsunlar egemenleri amaçlarýndan vazgeçirmeye yetmiyor. Eðitim sistemine getirilen, dinci bir toplum yetiþtirme amaçlý 4+4+4 yasasýnda öyle olmadý mý? Kitle örgütlerinin, KESK’in, salt protesto amaçlý yaygýn gösterileri Meclisin bu yasayý çýkarmasýna engel olabildi mi? Olamadý ve olamazdý da. Bu gerçek en baþta KESK yönetimi tarafýndan biliniyor, bilinmesi gerekiyor. Öyleyse, salt protesto amaçlý eylemlerin amacý nedir? Kitlelerin enerjisini olmayacak bir þey için harcamaktan baþka ne iþe yarar? Nasýl Yapmalý? Öyle ise, þimdi sorulmasý gereken soru budur. Kitleler, yaþamsal sorunlarýnýn çözümü için nasýl ve ne yapmalýlar? Buraya kadar ortaya koyduðumuz örnekler ve kitle hareketinin tarihi, esas olarak, nasýl yapmamalýyý bize göstermiþ durumda. Ama ayný kitle hareketi tarihinin bazý örnekleri, bize nasýl yapmamýz gerektiðini de gösteriyor. Bu yýlýn Newroz kutlamalarý, ama özellikle Diyarbakýr örneði bunlarýn baþýnda geliyor. Tarihimizde bunun baþka örnekleri de var. 15-16 Haziran eylemi, Leninistlerin 1 Mayýs’ý 1 Mayýs


ANMA-DEVRÝM Yeni Evrede

arýn Çözüm Yolu: Mücadele Birliði

Alaný Taksim’de kutlamak için ortaya koyduklarý ve yýllar boyu süren mücadele anlayýþý bir baþka örnek oluþturur. Bu üç örneðin ortak çizgisi, üçünün de “savunmacý”, “muhalefet yapma” içerikli deðil, “saldýrýcý”, önüne konan engelleri aþan, hedefine varmak için bütün engelleri yýkacak bir enerji ortaya koyan eylemler olmalarýdýr. Biliniyor, Diyarbakýr’da Kürt halký hükümetin yasaðýný dinlemeyerek, polis barikatlarýný yýkýp yasaklanan meydana girdi ve Newroz kutlamasýný yaptý. Leninistlerin 1 Mayýs’ý 1 Mayýs Taksim Alanýnda kutlama ýsrarlarý da ayný sonucu verdi. Uzun yýllar boyu ýsrarla sürdürülen politika ve mücadele çizgisi, sadece hükümete deðil sosyal reformist ve oportünist hareketlere de geri adým attýrarak 1 Mayýs Kutlamalarýnýn Taksim 1 Mayýs Alanýna alýnmasýný saðladý. Burada da egemen sýnýfýn, devletin, hükümetlerin koyduklarý engeller bedeller göze alýnarak mücadeleyle aþýldý ve hedefe ulaþýldý. 1516 Haziran eylemi üzerinde ayrýca durmaya gerek yok. Mýsýr’ýn “Tahrir’i, Tunus devrimi ayný anlayýþýn nasýl sonuç verdiðinin baþka örnekleri oldular. Bütün bunlardan çýkarýlabilecek ortak sonuç, kitlelerin isyan ettiði, isyanlarýný ayaklanma ve devrim noktasýna kadar getirdikleri durumda sonuç aldýklarý, egemen sýnýflara boyun eðdirdikleridir. Çözüm Yolu Yer yer ayaklanma boyutuna varan isyanlarýn, saldýrýcý karakterdeki eylemlerin hükümete, egemen sýnýfa boyun eðdirdiði, geri adým attýrdýðý bir gerçektir. Ancak bu ne kadar gerçek ise elde edilenlerin hiçbir güvencesinin olmadýðý da bir o kadar gerçektir. Denilebilir ki, kitle mücadelesi ve kitlenin bilinci, elde edilenlerin güvencesidir. Ama bunu doðru kabul etsek bile hükümet ya da devletin ellerine geçecek ilk

fýrsatta yitirdiklerini geri almak için saldýrýya geçeceklerini unutamayýz. Bu söylediklerimizin sayýsýz örneði, sayýsýz kanýtý var. Egemen sýnýflar, kitle hareketi karþýsýnda zayýf düþtükleri zaman esas olaný, ekonomik ve politik iktidarý yitirmemek için her türlü tavizi vermeye, her türlü geri adýmý atmaya her zaman hazýrlar. Çünkü egemen sýnýf için esas olan iktidarýn kendisidir. Egemen sýnýf onu elde tuttuðu sürece ilk fýrsatta tüm yitirdiklerini geri alabileceðini bilir ve hesabýný ona göre yapar. Demek ki, sorun iktidarýn hangi sýnýfýn elinde olduðu meselesidir. Baþka bir ifadeyle, politik iktidar burjuvazinin elinde olduðu sürece emekçi sýnýflarýn, devrimin toplumsal güçlerinin mücadelelerle elde ettikleri hiçbir kazanýmýn güvencesi yoktur, yaþamsal sorunlarýnýn hiç birinin kalýcý çözümü söz konusu olamaz. Buradan çýkarýlacak sonuç artýk bellidir: Kürt halký ve emekçi sýnýflar ayný talepler için dönüp dönüp ayný mücadeleyi vermek istemiyor ve yaþamsal sorunlarýnýn kalýcý biçimde çözümünü istiyorlarsa eylemlerini isyan, ayaklanma boyutuna vardýrmak ve bir devrimle iktidarý ele geçirmek zorundalar. Bunun koþullarý var mý, sorusuna duraksamadan “var” yanýtýný verebiliriz. Kürt halký Roboski katliamýndan bu yana hemen her fýrsatta ayaklanmacý bir ruh haline sahip olduðunu ve yaþamsal sorunlarýnýn, daha açýk bir ifadeyle kendi kaderini tayin hakkýný kalýcý þekilde elde etmek için her türlü bedeli ödemeye hazýr olduðunu eylemleriyle ortaya koyuyor. Newroz, bu ayaklanmacý ruh halinin son örneði oldu. Sadece Diyarbakýr da deðil, Ýstanbul, Adana, Mersin gibi Türkiye’nin belli baþlý illerinde de Kürt halký polis barikatlarýný yýkan bir ayaklanmacý ruh haliyle hareket etti. Kürt halkýný Türkiye emekçi sýnýflarý ve diðer devrimci güçleri ayný ayaklanmacý, ayný isyancý ruh 208. Sayý / 11 - 25 Nisan 2012

Gündem

haliyle hareket ediyor. Kürt halkýnýn ve emekçi sýnýflarýn içinde bulunduðu koþullar bir dizi isyan ve ayaklanmalara baþvurmadan, bu yolla bir devrime doðru yol alýnmadan çözülemez. Ýþçi sýnýfýna, Kürt halkýna ve devrimin toplumsal güçlerine bu gerçek bütün yalýnlýðýyla anlatýlmak zorundadýr. Çünkü koþullar ve mücadelenin kendisi Kürt halkýný olsun, emekçi sýnýflarý olsun bir ölüm kalým noktasýna çoktan getirmiþtir. Çözüm, iþçi sýnýfýnýn iktidarý ele geçirmesidir. Bunun dýþýndaki tüm çözüm önerileri Kürt halkýnýn ve emekçi sýnýflarý bir beklentiye sokmaktan, dolayýsýyla, sermaye sýnýfýna, devlete, hükümete zaman kazandýrmaktan baþka bir iþe yaramayacaktýr. Hiç kimsenin iþçi sýnýfý adýna, Kürt halký adýna böyle davranmaya hakký yoktur. Þu gerçek çok açýk: Türkiye’de ve Kürdistan’da devrimci anlayýþa sahip bir halk ve iþçi kuþaðý var. ancak bu güçler bu güne kadar, öncü bildikleri, öncü kabul ettikleri “önderler” tarafýndan ayaklanmaya, devrim yapmaya çaðrýlmadýklarý, onlara böyle bir yol gösterilmediði için bütün güçlerini, bütün potansiyellerini, bütün yaratýcýlýklarýný açýða çýkarmýþ deðiller. Demek ki sorun, Kürt halkýnda, iþçi sýnýfýnda ve halk kitlelerinde deðil, örgütlü politik güçlerin anlayýþýndadýr. Kürt halkýna, devrimci iþçi-emekçi kuþaðýna kendilerine bu güne kadar olduðundan çok daha büyük bir rol ve sorumluluk düþtüðünü anlatmak örgütlü politik güçlerin görevidir. 1 Mayýs’ý bu görevin yerine getirilmesi, sorunlarýn kalýcý çözümünün isyan etmekten, ayaklanmaktan, bir devrim sonucu iktidarý ele geçirmekten geçtiðini anlatma fýrsatýna çevirelim!

13


Yeni Evrede

Sokaklar

Mücadele Birliði

KESK SOKAKTA!

KESK, Sendikalar Kanununda Deðiþiklik Yapýlmasýna Dair Kanun Tasarýsý’nýn geri çekilmesi talebiyle eylemdeydi. Baþbakanlýk önünde bir araya gelen KESK üyeleri, TBMM Dikmen kapýsý önüne yürümek istedi. Fakat yürüyüþ güzergahýný kapatan polis KESK’lilerin yürüyüþüne izin vermedi. Polisin kurduðu barikatý alkýþ, ýslýk ve sloganlarla protesto eden grup, yaklaþýk yarým saat burada bekledi. Görüþmelerin ardýndan KESK’lilerin yürüyüþüne izin verildi. Emekçiler polisin yýðýnaðý arasýndan Meclis’in Dikmen Kapýsý’na kadar sloganlarla yürüdü. KESK Genel Sekreteri Ýsmail Hakký Tombul burada yaptýðý açýklamada, “Tasarý 400 bin kamu emekçisinin örgütlenme hakkýnýn engellenmesini içeriyor. Grev hakkýmýz görmezden gelinip, yasal teminat altýna alýnmak istenmiyor. AKP, kendi kollarý altýnda büyüttüðü konfederasyon ile ‘al gülüm ver gülüm’ hesabý yapýyor. Milyonlarca kamu emekçisinin geleceðini kendilerine baðlýyorlar” dedi. KESK olarak grev haklarýnýn yasal teminat altýna alýnmasýný istediklerini ifade eden Tombul, belediyelerle imzalanan TÝS’in devam etmesini, 400 bin kamu emekçisinin önündeki örgütlenme engellerinin kaldýrýlmasýný talep etti. “Sahte sendika yasasý ge-

14

ri çekilsin, baskýlar sona ersin” dedi. Açýklamanýn ardýndan KESK’liler, tasarýnýn genel kurulda görüþmelere baþlanacaðý saat olan 14.00’e kadar oturma eylemi yaptýktan sonra daðýldý. Ýstanbul’da da Galatasaray Lisesi önünde toplanan emekçiler “Sahte Sendika Yasasýna Hayýr”, “Grevsiz Toplu Sözleþme Toplu Sözleþmesiz Sendika Olmaz”, pankartlarýný açarak Taksim meydanýna doðru yürüyüþ gerçekleþtirdiler. Taksim Meydaný’nda yaptýklarý 15 dakikalýk oturma eyleminden sonra açýklama yaptýlar. Tasarýnýn toplu görüþmeden bile daha geri bir düzenleme getirilmek istediðinin altý çizilen açýklamada, “KESK olarak bu tasarýnýn asgari standartlarýnýn; * Grev hakkýmýzýn yasal teminata alýndýðý özgür bir toplu sözleþme düzeni * Örgütlenme özgürlüðü önündeki tüm engellerin kaldýrýlmasý * Her sendikanýn kendi üyeleri adýna toplu sözleþme yapabilmesi * Belediyelerde yýllardýr yapýlan Toplu sözleþmelerin güvence altýna alýnmasý *Çalýþma yaþamýnýn demokratikleþtirilmesine uygun olmasýný istiyoruz” dendi. Adana’da bir araya gelen KESK üyesi emekçiler, saat 12.30’da Ýnönü Parký’nda yapýlan bir eylemle yasayý protesto ettiler. “Grevsiz Toplu Sözleþme, Toplu Sözleþmesiz Sendika Olmaz” pankartý açan emekçiler “Toplu Sözleþme Hakkýmýz Grev Silahýmýz”, “Hükümet Yasaný Al Baþýna Çal”, “Sahte Sendika Yasasýna Hayýr”, “Yaþasýn Örgütlü Mücadelemiz” sloganlarý atarak, görüþülmeye baþlanacak olan sendikalar yasasýnýn geri çekilmesini talep ettiler. Basýn açýklamasýndan sonra emekçiler oturma eylemi yaptýlar. Ýzmir’de saat 17.30’da yapýlan eylemle yasa protesto edildi. Konak YKM önünde toplanan KESK üyeleri, Ýþ Bankasý önüne yürüdüler. Polisin barikat kurarak Konak Meydaný’ný kapattýðý eylemde “Grevsiz Toplu Sözleþme Toplu Sözleþmesiz Sendika Olmaz- Kesk Þubeler Platformu” pankartý açýldý. Yasanýn geri çekilmesinin istendiði eylemde Eðitim-Sen Genel baþkaný Ünsal Yýl208. Sayý / 11 - 25 Nisan 2012

dýz ve KESK MYK üyesi Ali Kýlýç da söz alarak baskýlara karþý mücadele etmeye devam edeceklerini ve Ýzmir emekçilerinin 26- 27- 28 Mart’taki eylemlerini selamladýklarýný belittiler. Ankara’da KESK Genel Baþkaný Lami Özgen, konfederasyon yürütme üyeleri ve baðlý sendikalarýn genel baþkanlarý, Çalýþma ve Sosyal Güvenlik Bakaný Faruk Çelik ile görüþmek için bakanlýðý gitti. Ancak Faruk Çelik’in Bakanlýk’ta olmadýðý söylenince, KESK heyeti Bakan Çelik makamýna gelinceye ve kendileriyle görüþünceye kadar Bakanlýktan ayrýlmayacaklarýný söylediler. KESK heyeti Bakanlýk’ta bulunurken, KESK üyeleri de bakanlýk önünde beklemeye baþladýlar. Lami Özgen burada yaptýðý açýklamada, Çalýþma ve Sosyal Güvenlik Bakanlýðý Özel Kalem odasýnda beklediklerini söyledi ve Çalýþma Bakaný’nýn, aylarca dile getirdikleri yasayla ilgili görüþlerini dikkate almasýný istedi. “Sahte Sendika Yasasý Geri Çekilsin” pankartý açan ve “Sahte Sendika Yasasýna Hayýr”, “Zafer Direnen Emekçilerin Olacak”, “Gün Gelecek Devran Dönecek AKP Halka Hesap Verecek” sloganlarý ile bekleyen KESK’liler, eylem boyunca müzik eþliðinde halay çektiler. KESK’lilerin Çalýþma ve Sosyal Güvenlik Bakaný Faruk Çelik’in makam odasý ile bakanlýk önündeki oturma eylemi geç saatlerde sona erdi.


Yeni Evrede

Sokaklar

Mücadele Birliði

TEDAÞ’TA MÜCADELE SÜRÜYOR!

Ýþe geri dönmek için TEDAÞ Demirköprü Müdürlüðü önünde eylemlerini sürdüren iþçiler, eylemlerine her gün bir yenisini ekliyor. 28 Mart: Saat 14.00’da Seyhan Baraj Gölü kenarýnda bulunan TEDAÞ Genel Merkezi önüne doðru aileleriyle birlikte yürüyüþe geçen iþçiler “Yasalar Uygulansýn, Atýlan Ýþçiler Geri Alýnsýn” pankartý açtýlar. Ýþçiler yürüyüþ boyunca “Ýþimizi Geri

Ýstiyoruz”, “Biz Haklýyýz Biz Kazanacaðýz”, “Direne Direne Kazanacaðýz” sloganlarý attýlar. Enerji-Sen üyesi iþçiler müdürlük önüne geldiklerinde bir iþçi anasýna söz verildi. Yaþadýðý zorluklarý anlatan ana, artýk aç olduklarýný ve bir an önce çocuklarýnýn iþe geri dönmelerini istedi. Ardýndan iþçiler adýna hazýrlanan ortak basýn açýklamasý okundu. Basýn açýklamasýnda, “Bu mücadele iþ, ekmek ve onurlu bir gelecek mücadelesidir. Deðil 5 gün aylarca sürse bu mücadele kazanýmla sonuçlanýncaya kadar mücadelemizi sürdüreceðiz” denildi. Eylem sonrasýnda iþçiler hep birlikte Adli Týp önüne giderek KESK’li emekçilere destek oldular. Gözaltýlarýn serbest býrakýlmasý için eylem yapan KESK üyeleri iþçileri “Yaþasýn Sýnýf Dayanýþmasý” sloganlarýyla karþýladýlar.

3 Nisan: Ýþçiler 30. günlerine ulaþtýklarý için bir yürüyüþ yaptýlar. Ýþçi paydos saati olan 17.00’da TEDAÞ önüne gelen atýlan iþçiler, “Atýlan Ýþçiler Geri Alýnsýn” pankartý açtýlar. Kýsa bir süre müzik eþliðinde halay çeken iþçiler, daha sonra yürüyüþün baþlayacaðý Atatürk Parký’na doðru yolun her iki yanýndan sloganlarla yürüyerek bildiri daðýttýlar. Bildiri daðýtýmý sýrasýnda iþçiler Adana halkýný saflarýna çaðýrarak destek istediler.

Ýþçi ailelerinin de katýldýðý yürüyüþ, saat 17.30’da baþladý. Ýnönü Parký’na doðru yürüyen iþçiler yol boyunca “Ýþimizi Geri Ýstiyoruz”, “Biz Haklýyýz Biz Kazanacaðýz”, “Taþeron Ýþçiyiz Örgütlüyüz Güçlüyüz”, “Zafer Direnen Emekçinin Olacak” sloganlarý attýlar. Yürüyüþ sonrasý iþçiler adýna basýn açýklamasýný okuyan Tayfur Karakaya þunlarý söyledi; “Yapýlmak istenen þey açýkça ortadadýr. Amaç taþeron sistemini, güvencesiz çalýþma hayatýný sürdürmek, taþeron sistemine karþý geliþen tüm karþý çýkýþlarý cezalandýrmak, bastýrarak ezmektir. Dikkat edilirse iþten çýkarýlan iþçilerin tamamý sendika üyesi ve enerji iþ kolunda uzun yýllardan sonra güvenceli iþ hakký mücadelesi yürüten arkadaþlarýmýzdýr. Bugün yaþanan sorun sendikal mücadeleye katýlarak taþeron sistemine karþý mücadele yürütenleri cezalandýrma politikalarýndan kaynaklanmaktadýr. Ancak bilinmelidir ki bizim mücadelemiz iþ, ekmek ve onurlu bir yaþam mücadelesidir. Deðil bir ay, aylarca dahi sürse bu mücadelemizden vazgeçmeyeceðiz” Açýklama sonrasý tekrar müzik eþliðinde halaya duruldu ve eylem sloganlarla bitirildi. Mücadele Birliði/Adana

SAÐLIK ÝÞÇÝLERÝ ÇADIR KURDU!

DÝSK’e baðlý Devrimci Saðlýk Ýþçileri Sendikasý (Dev SaðlýkÝþ) 5 Nisan günü “Ýnsan ihaleyle çalýþtýrýlmaz, saðlýkta taþeron olmaz” pankartýný açarak Okmeydaný Eðitim ve Araþtýrma Hastanesi’nin bahçesine “Güvenceli Ýþ, Ýnsanca Yaþam” çadýrý kurdu. 8 ilde önümüzdeki günlerde çadýrlarýn Adana, Ankara, Samsun, Diyarbakýr, Bursa, Kocaeli ve Antalya’daki üniversite ve devlet hastanelerinde de kurulacaðý, 22 Nisan’da ülkenin dört bir yanýndaki hastanelerden ve sosyal hizmet kurumlarýndan Ankara’ya Saðlýk Bakanlýðý önüne gideceði ve çadýrlarýn Bakanlýk önünde açýlacaðý belirtildi. Dev Saðlýk-Ýþ Sendikasý Genel Baþkaný Dr. Arzu Çerkezoðlu, “Adana’da Çukurova Üniversitesi Balcalý, Ankara Hacettepe, Samsun Gazi Devlet, Diyarbakýr Dicle Üniversitesi, Bursa Uludað Üniversitesi, Kocaeli Üniversitesi ve Antalya

Akdeniz Üniversitesi Hastaneleri’nde çadýrlar açýlacak. Ardýndan Ýstanbul’un ve diðer kentlerin farklý hastanelerinde devam edecek. Bizler haklýlýðýmýza olan inancýmýzla, insan olmanýn ve bir saðlýkçý olmanýn sorumluluðuyla 150 bin taþeron saðlýk emekçisi, bu ülkede saðlýk hakkýný, emeðin haklarýný savunan herkesle birlikte karþýnýza dikiliyoruz” dedi. DÝSK Genel Baþkan Yardýmcýsý Ali Rýza Küçükosmanoðlu da taþeron sisteminin kölelik olduðunu belirterek “Taþeron, her gün 34 iþçi arkadaþýmýzýn iþçi cinayetiyle kaybettiðimizin, güvencesiz, düþük ücretlerle çalýþtýrmanýn adýdýr. Kamuda 450 bin taþeron çalýþýyor. Taþerona karþý örgütlü mücadeleyi hayata geçirmemiz gerekir” dedi. Açýklamalarýn ardýndan Dev SaðlýkÝþ Sendikasý üyeleri, Okmeydaný Eðitim ve Araþtýrma Hastanesi’nin bahçesine “Güvenceli Ýþ, Ýnsanca Yaþam Çadýrý”ný kurdu.

208. Sayý / 11 - 25 Nisan 2012

15


“BÝR BABA OLARAK ELÝ BOÞ EVE GÝTMEK ÇOK ZOR”

Yeni Evrede

Röportaj

Tuzla Organize Sanayi Bölgesi’nde bulunan ve Rahmi Koç’a ait RMK Tersanesi – Elta Gemi Elektrik iþçileri 14 Mart’tan beri iþyeri önünde eylemdeler. Elta Gemi Elektrik iþçileri seslerini duyurabilmek için 25 Mart günü Taksim’de eylem yaptýlar. Ýstiklal Caddesi Emek Sinemasý önünden Galatasaray Lisesi önüne kadar sloganlarla yürüdüler. Esenyurt’taki iþyerleri önünde 18 gündür eylemde olan MEPA metal iþçileri de eyleme katýlarak destek oldular ve bundan sonraki süreçte eylemde olan mücadelelerini ortaklaþtýracaklarýný ifade ettiler. Elta iþçileri ile eylemlerinin 15. gününde görüþerek düþüncelerini aldýk. Mücadele Birliði: Merhaba arkadaþlar, eyleminizin ikinci haftasý.. Biraz Elta iþçileri olarak kendinizden ve bu eylem sürecine nasýl geldiðinizden bahseder misiniz? Murat Akýrmak: Ben 33 yaþýnda bir iþçiyim 8,5 yýldýr Elta Elektrik iþçisi olarak, 2 yýldýr da RMK Tersane iþçisi olarak çalýþýyorum... doðrusu çalýþýyordum... Þimdi gördüðünüz gibi burada kapýnýn önünde direniþe baþladýk... Mücadele Birliði: Bildiðim kadarýyla daha önce de haklarýn alýnabilmesi için bir giriþimde bulunulmuþ, o süreçte durumunuz neydi? Murat Akýrmak: Evet bir grup arkadaþ yýlbaþýndan önce taleplerini dile getirmiþler ve iki günlük bir direniþin ardýndan bu talepleri kabul ettirmiþlerdi. Biraz da onlarýn baþlatmasýyla geliþti olaylar... O zaman benim arkadaþlarla diyaloðum yoktu açýkçasý... Yýlbaþýnda yeni maaþ oranlarý belli oluyor... TÝB-DER’li arkadaþlar bu süreci düþünerek yýlbaþý öncesinde maaþlarýn iyileþtirilmesini talebine iliþkin çalýþmalar baþlatmýþlardý. Sonra bir metin hazýrlayarak imza toplamaya baþladýlar. Ben o süreçte konuþtum ilk olarak.. Bir arkadaþ gelip yaþadýðýmýz sömürüyü, aldýðýmýz maaþýn ihtiyaçlarýmýzý karþýlamadýðýný, yol paralarýmýzýn bile nasýl ciddi bir sorun olduðunu anlatarak, insanca yaþanacak bir ücret talebinde bulunduklarýný, birlikte hareket edebilmek ve hakkýmýzý alabilmek için de imza topladýklarýný söyledi... Metni okudum, gerçekten burada taþeron olarak çalýþanlarýn durumunu açýkça ortaya koyun bir metin, ben de imzaladým.. Sonra gerisi geldi iþte... Mücadele Birliði: Bir imza verdim, ne olduysa ondan sonra oldu mu diyorsunuz? Murat Akýrmak: Aynen öyle oldu aslýnda... Ama iyi de oldu.. Burada yaþadýðýmýz sö-

16

Mücadele Birliði

mürüyü anlatmak gerçekten çok zor... Çok aðýr bir iþimiz var, tehlikeleri çok fazla ve tersanelerde taþeron iþçilerin aldýklarý ücret 650-700-800 lira civarýndadýr... Bu ise deðil emeðinin karþýlýðý, hiç bir derdine çare olacak bir ücret deðil... Zaten yol parasý sorunumuz var en baþta... Mücadele Birliði: Eski bir çalýþansýnýz, diðer iþçilerin tepkileri ne oldu? Murat Akýrmak: Farklý tepkiler var... Patron hayretler içinde kaldý tabii, onu söylemek lazým... Yani benden böyle bir þey beklemiyordu... Çalýþanlardan bazýlarý haklýlýðýmýzý kabul ederek olumlu yaklaþýrken bazýlarý da diyaloðunu kesmeye baþladý... Mücadele Birliði: Nasýl davranýyorlar... Tepkilerini dile getiriyorlar mý, yoksa konuþmamaya mý çalýþýyorlar... Murat Akýrmak: Keþke tepkilerini dile getirseler... Murat Usta sen ne yapýyorsun?... Bu adamlarla ne iþin var... Ya niye böyle bir þey yaptýn deseler daha iyi... En azýndan ben de diðer arkadaþlarýn bana anlattýklarý gibi onlara anlatacaðým... Bu sömürü, sefalet nereye kadar... Yýllarca zam almadan çalýþmýþýz, ikramiyelerimizi kesmiþler, eski iþçilerine yaptýklarý zam 25 lira... Senin hakkýn olan bu mudur deyip anlatacaðým... Tavýrlarý böyle deðil, konuþmamaya, uzak durmaya çalýþýyorlar... Mücadele Birliði: Çalýþma þartlarýnýn düzeltilmesi, maaþlarýn arttýrýlmasý talebiyle harekete geçen iþçiler pek hoþ karþýlanmaz, hele bir de eylem yaparsanýz.... Terörist denmeye bile baþlanýr hakkýnýzda.. böyle olmuþtur belki.. Murat Akýrmak: Biz eski iþçileriz, bizi burada herkes tanýr... Ama diðer arkadaþlar için benzeri þeyler deniyordu doðrusunu söylemek gerekirse... Zeynel burada 6-7 ay kadar çalýþtý. Ýþçileri bir araya getirmeye çalýþan arkadaþlar için, diðer safta yer alanlar bizlere farklý anlatýyorlardý onlarý elbette... Ama konuþunca, dinleyince anladýk ki, bizim derdimizi dile getiriyorlar tam olarak.. 208. Sayý / 11 - 25 Nisan 2012

Mücadele Birliði: Þu andaki düþünceniz nedir? Murat Akýrmak: Ben yýllardýr burada çalýþan iþçiyim... Benim bunca yýllýk emeðimin karþýlýðý 25 lira zam olabilir mi? Bu korkunç sömürüye karþý bir þey yapmak gerekiyordu... Biz de geçinebileceðimiz bir ücret istedik. Bize yýlbaþýnda mesai yok... Çalýþan çalýþsýn, çalýþmayana güle güle denildi... Bunca yýllýk emeðimizin karþýlýðý bu olabilir mi? Ne demekmiþ insanca yaþanacak ücret?.. Mücadele Birliði: Böyle mi karþýladý patron talebinizi? Zeynel Kýzýlaslan: Maaþlarýmýzýn iyileþtirilmesi için bir metin hazýrlayýp öyle imza toplamýþtýk. Metinde insanca yaþanacak bir ücret talep ettiðimiz yazýlýydý. Patron bu metni okuyunca “Ýnsanca yaþanacak ücret mi?... Ýnsan mý?... dedi. Bu dikkat çekici bir durum gerçekten... Bir de birlik olmamýza karþý tepkisi oldu tabii... Patron için kabul edilemez bir durum, iþçilerin birlik olmasýný asla hoþ karþýlayamazlar. Mücadele Birliði: Siz kendinizi tanýtýr mýsýnýz? Ýbrahim Aydýn: Ben 5,5 yýllýk Elta iþçisiyim. 1,5 yýldýr da RMK’da çalýþýyorum. Aldýðýmýz ücretin önemli bir kýsmýný yol parasý olarak veriyoruz... Bunun arttýrýlmasýný ya da servisle gidip gelmemizin saðlanmasýný istedik... Fakat Elta RMK’ya topu atýyor RMK Elta’ya... Arkadaþlarýmýz evli, çocuklarý var, ev kiralarý borçlarý var. Mesailer verilirken güçlükle idare etmeye çalýþýyorduk ama mesaileri de kesince artýk kimsenin geçinme imkaný kalmadý... 25 lira zam kimin hangi derdine çözüm olacak... Bizler hakkýmýz olaný, emeðimizin, alýnterimizin karþýlýðýný istedik... Mücadele Birliði: Sizin eylem sürecine geliþiniz nasýl oldu? Ýbrahim Aydýn: Ben de imza topladýklarý süreçte arkadaþlarla diyalog kurdum. Yýlbaþýndan sonra mesailerinde de verilmemesi, bizim geçinmemizi imkansýz hale getirdi. Birlikte davranýp geçinebileceðimiz bir ücreti istemekten baþka çaremiz yoktu. Hakkýmýz olaný, emeðimizin karþýlýðýný istedik... Mücadele Birliði: Direniþe baþlama kararýný nasýl aldýnýz? Ýbrahim Aydýn: Ýþten atýlýnca ya býrakýp gideceðiz ya da hakkýmýz olan, emeðimizin karþýlýðý olan parayý alacaðýz.. Arkadaþlarla ne yapabileceðimizi konuþtuk ve burada hakkýmýzý alýncaya kadar eylem yapmaya karar verdik. Baþka da çözüm yolumuz yoktu...


Yeni Evrede

Mücadele Birliði

Mücadele Birliði: Merhaba, siz de kendinizden bahseder misiniz? Nihat Harmancý: Ben de eski iþçilerdenim.. Üç tane çocuðum var ve okula gönderiyorum... Arkadaþlarýn anlattýðý gibi bize mesaileri kaldýrýyoruz, çalýþýrsanýz çalýþýn çalýþmayana güle güle dediler... Verdikleri zam 25 lira.. Bu zammý yapmasýnýn hiç bir anlamý yok ki... Benim borçlarým var yaþlý anne babam ve üç çocuðumla 7 kiþilik bir aileyi geçindirmeye çalýyorum... Bu ücretle ve verdiðim yol parasýyla geçinme imkaným kalmadý.. Geçinebilecek bir maaþ istedik.. Arkadaþlarla konuþtuðumda buradaki her taþeron iþçinin talebini dile getirdikleri gördüm. Birlikte bu talebimizi patrona bildirdik... Geçinebileceðimiz bir maaþ istedik... Mücadele Birliði: Eylem konusundaki düþünceniz nedir? Nihat Harmancý: Ýþten çýkarýlýnca arkadaþlarla birlikte karar verdik. Burada yýllardýr çalýþýyoruz. Ýþten çýkarýlýyorsak da bize tazminatlarýmýzýn ödenmesi gerekir. Yýllardýr çalýþan iþçileriz ama geçinebileceðimiz bir maaþý alamýyoruz. Bir de iþten çýkarýldýk. Emeðimizin karþýlýðý almak için bu eylemi yapmamýz gerektiðine karar verdik. Zaten taþeron iþçiler olarak çok zor þartlarda yaþýyoruz. Ýþten çýkarýldýysam tazminatýmý almalýyým ki, bir süre daha ihtiyaçlarýmý karþýlayabileyim. Patronun insafýna býrakamayýz. Bu yüzden de arkadaþlarla birlikte buradayým.. Mücadele Birliði: Cumartesi günü sizinle birlikte döviz taþýyarak yürüyen bir çocuk vardý. Sizin oðlunuz olduðunu söyledi arkadaþlar.. Kendisi mi istedi gelmeyi? Nihat Harmancý: Evet, Adý Ferhat. 12 yaþýnda... Ýki de kýzým var, onlar daha küçükler. O iþten çýktýðýmý, burada direniþte olduðumu biliyor. Neden direniþte olduðumuzu anlattým. Kendisi geldi bizimle... Baba sen

haklýsýn, hakkýný alýncaya kadar ben sana destek olurum dedi.. Akþamlarý gidince çoðu zaman oturup iki arkadaþ gibi konuþuyoruz. Mücadele Birliði: Çevresinde olup bitenleri gözlemleyen, akýllý bir çocuk demek ki... Daha önce sorunlarýnýz konusunda konuþur muydunuz? Nihat Harmancý: Yani maddi konularda sýkýntý olduðunda söylerdim, oðlum þu zaman alalým þöyle yapalým diye.. Bunlarý anlayan bir çocuktu, ama iþten çýkýp direniþe baþlayýnca da söylediðimde tepki vermek yerine destek verdi.. Kýzlarým daha küçükler onlar pek anlayamýyorlar daha direniþ nedir iþsizlik, para alamamak nedir? Asýl onlar bir þey isteyip de alamayýnca o zaman zor geliyor... Bir baba olarak eli boþ eve gitmek çok zor... Taþeron iþçiyiz maddi sýkýntýmýz hep var.. Ama emeðinin karþýlýðýný alamamak, çocuklarýnýn küçük bir isteðini yerine getirememek daha aðýr.. Oðlum moral veriyor bana... Emeðimizin karþýlýðýný almak için de buradayým iþte. Mücadele Birliði: Arkadaþlarla konuþtuk, sizin de düþüncenizi alalým.. Mustafa Börekçi: Ben de 6 yýllýk iþçiyim. 30 yaþýndayým. Benim de bir çocuðum var. Yani hepimiz evli barklý, çocuk sahibi bir aileyi geçindirmeye çalýþan taþeron iþçileriz. Arkadaþlarýn anlattýklarý gibi iþ çok aðýr bir iþ, maddi sýkýntýmýz çok büyük... Burada Ýzmit’ten gelip çalýþan arkadaþlar vardý. Yýllarca çalýþmýþ insanlara, yol parasý için, resmen baþýnýzýn çaresine bakýn denildi... Ben arkadaþlarla daha önce tanýþtým... Daha doðrusu Zeynel geldikten bir süre sonra onunla konuþmaya baþladýk. Önceden tanýyordum... TÝB-DER’li arkadaþlarla da böylece konuþmaya baþladýk... Zeynel Kýzýlaslan: (Gülerek) Evet, ben iþe baþladýktan bir süre sonra bana selam verdi “Bu beni tanýdý, kim olduðumu biliyor be-

Röportaj

nim” dedim içimden... Mustafa Börekçi: Yani arkadaþ biraz deðiþmiþ filan ama... Ben onu tanýdým yine de... Ben Zeynel’i Betasan direniþinden biliyorum. Buraya iþe baþladýktan bir süre sonra Zeynel olduðunu fark edince selam verdim. Sonra konuþup sohbet etmeye baþladýk... Mücadele Birliði: Siz “Bir imza attým her þey öyle baþladý” demiyorsunuz yani... Mustafa Börekçi: Yok benim durumum öyle deðil... Tabii ben de imzayý attým. Ama arkadaþlarla konuþup tartýþýyordum, derneðe gittim, orada arkadaþlarla konuþtuk, tartýþtýk... Burada ne yapabiliriz, nasýl yapabiliriz... Bunlarý konuþuyordum arkadaþlarla... Mücadele Birliði: Siz biraz daha bilinçli durumdasýnýz, eylem yaþayan arkadaþla diyaloðunuz var en azýndan... Mustafa Börekçi: Tabii, çok deðil ama biraz daha farklý belki diðer arkadaþlardan... Geçen yýl taleplerini dile getirdikleri süreci biraz daha iyi biliyorum. Bizi iþten atan patronun tazminatlarýmýzý vermesi için eylem yapmaktan baþka çözüm yolu yoktu. Þimdiye kadar tazminatlarýmýzý vermiþ olmasý gerekirdi. Mücadele Birliði: Bir gününüz nasýl geçiyor? Biraz da bunlar hakkýnda bilgi verir misiniz? Zeynel Kýzýlaslan: Sabah 07.00 gibi dernekte buluþuyoruz. 07.15 - 07.20 gibi de burada oluyoruz. Sabah 08.00 iþbaþý yapýldýðý için iþçiler geldiðinde biz burada oluyoruz. Onlarý karþýlamýþ oluyoruz yani... Akþamlarý da taþeron iþçilerin çýkýþ saatine kadar buradayýz.. Onlarýn paydosu sýrasýnda slogan atýyoruz. Taþeron iþçilerden bir kýsmýyla diyaloðunuz oldukça iyi... Tabii arkasýný dönüp gidenler de var... Ama kadrolu iþçilerle diyaloðumuz yok... Ýçlerinden duyarlý olanlar var ama sayýlarý çok az...

AMARA YÜRÜYÜÞÜNÜN ENGELLENMESÝ PROTESTO EDÝLDÝ

Urfa Amara’da doðan Abdullah Öcalan’ýnýn doðum gününü kutlamak için Amara’ya gitmek isteyen Kürt Halkýnýn çevre illerden kalkan araçlarýnýn engellenmesi ve yaþanan saldýrýlarda gözaltýna alýnan kiþilerin serbest býrakýlmasý için Ýstanbul’da Tutuklu Aileleri Derneði tarafýndan Taksim Tramvay Duraðýnda protesto eylemi yapýldý. 5 Nisan günü, polis ve TOMA aracýlarýnýn yoðun olduðu eylemde, Tutuklu Aileleri Derneði baþkaný Mahmud Taþdan bir açýklama yaptý. Kürt Halkýnýn, PKK lideri Abdullah Öcalan’ýnýn doðum gününü kutlamak için günlerdir yollarda olduðunu bu kutlama sebebiyle Ýçiþleri Bakanlýðý, halký ülkenin her yerinde adeta sýkýyönetim koþullarý

ile karþý karþýya getirdiðini söyleyen Taþdan; Kürt Halkýnýn 90 yýldýr çözülmeyen Kürt sorunun çözümüne yönelik imha ve inkar konseptiyle bir soykýrýma tabi tutulduðunun altýný çizdi ve Newroz kutlamalarýnda Kürt Halkýnýn yasaklara karþý ortaya koyduðu kararlýlýk karþýsýnda her türlü zor araçlarýn pervasýzca halka karþý kullanýldýðýný, bunun sonucunda Ýstanbul BDP Arnavutköy Ýlçe yöneticisi Hacý Zengin’in polislerce katledildiðini ifade etti. Taþdan son olarak, Abdullah Öcalan’ýnýn doðum günü olan 4 Nisan’da yapmak istedikleri kutlamanýn yasaklanmasý ve engellenmesinin sorunu derinleþtirmekten baþka iþe yaramayacaðýný söyleyerek açýklamasýný bitirdi.

208. Sayý / 11 - 25 Nisan 2012

17


Yeni Evrede

Sokaklar

KIZILDERE: BÝR DEVRÝMCÝ DAYANIÞMA ÖRNEÐÝ

THKO’nun kurucularýnda Deniz Gezmiþ, Yusuf Aslan, Hüseyin Ýnan’larýn idamlarýný engellemek için NATO’nun Ünye Radar Üssü’nde 3 teknisyenin kaçýrma eylemini gerçekleþtiren THKC’nin kurucularýndan Mahir Çayan, Sinan Kazým Özüdoðru, Hüdai Arýkan, Saffet Alp, Sabahattin Kurti, Ertan Saruhan, Nihat Yýlmaz, Ahmet Atasoy ve THKO militanlarý Cihan Alptekin ve Ömer Ayna, 30 Mart 1972’de Niksar’ýn Kýzýldere köyünde kuþlatýldýklarý kerpiç bir evde çatýþmada öldürülmüþlerdi. THKC ve THKO militanlarýnýn Denizleri kurtarmak için birlikte gerçekleþtirdikleri eylemin yýldönümünde, ülkenin her yerinde anýldýlar. Ýstanbul’da da bir çok siyasi örgüt ve emek örgütünün düzenlediði yürüyüþte, Kýzýldere’de katledilen devrimciler anýldý. Taksim’de 30 Mart günü saat 12.30’da bir araya gelen kitle, “Devrim Şehitleri Ölümsüzdür”, “Direniþ Tarihi Onurumuzdur”, “Gün Gelecek Devran Dönecek Katiler Halka Hesap Verecek” sloganlarý atarak Galatasaray Lisesine kadar yürüdüler. Burada ölümsüzleþen tüm devrimciler için yapýlan saygý duruþundan sonra bir basýn açýklamasý yapýldý. Kýzýldere’nin bir devrimci dayanýþma örneði olduðunun vurgulandýðý açýklama, “siyasal iktidarýn tüm devrimci deðerlere ve kiþilere saldýrýlarýný yoðunlaþtýrdýðý bu dönemde bir kez daha devrimci devrimci dayanýþmayla tarihimize sahip çýkýyoruz” sözleriyle sona erdi.

18

Mücadele Birliði

AVUKATLAR GÜNÜ KUTLANIYOR(!)

5 Nisan “Avukatlar Günü”nde Çaðlayan Adliyesi önünde toplanan onlarca avukat, “Avukatlar Günü”nü kutladý! Savunmaya Özgürlük Platformu altýnda toplanan avukatlar, kürsü kurarak konuþmalar yaptýlar. Burada yaptýklarý konuþmalarda “28 Ekim ve 22 Kasým 2011 günü sabaha karþý evleri ve iþ yerleri basýlarak gözaltýna alýnan 41 meslektaþýmýzdan 37’si halen tutukludur... iþte bu nedenlerle; bütün engellemelere karþýn, adalet ve özgürlük gerekleþinceye kadar hak arama mücadelesini sürdüreceðiz, aydýnlýðýn azaltmaya, karanlýðý büyütmeye dönük her çabanýn karþýsýnda olacaðýmýzý buradan bir kez daha ifade etmek istiyoruz” dediler. Konuþmalar 15.00’a kadar sürdü. Platform üyesi avukatlar tutuklu arkadaþlarý için akþam saat 19’da da Taksim’de eylem yaptýlar. Avukatlar, Taksim Tramvay Duraðý önünde saat 19.00’da toplanarak Ýstiklal Caddesi’nden Ýstanbul Barosu binasý önüne doðru yürüdüler ve Ýstanbul Barosu’nun tutuklamalar sýrasýnda tepkisiz kalmasýný protesto ettiler. Yürüyüþ baþlamadan önce yürüyüþe izin vermek istemeyen polis, avukatlarýn önünü çevik kuvvet ve TOMA’larla kesti. Uzun tartýþmalardan sonra polis barikatý açtý. “Savunmaya Özgürlük” pankartý açýlan yürüyüþ boyunca “Tutuklu Avukatlar Serbest Býrakýlsýn”, “Baskýlar Bizi Yýldýramaz”, “Savunmaya Özgürlük”, “Çeteler Mecliste Avukatlar Hapiste” sloganlarý atýldý, “Savunmaya Özgürlük”, “Tutuklu Avukatlara Özgürlük” dövizleri taþýndý. Ýstanbul Barosu önünde yapýlan açýklamada; “Siyasal iktidar terörle mücadele adý altýnda; toplumsal, siyasal ve sendikal muhalefete dizginsiz bir terör uyguluyor. Saðlýk, barýnma, parasýz eðitim gibi en temel haklarý talep etmek siyasal iktidar tarafýndan terörist ilan edilmek için artýk yeterli sayýlýyor” denildi. Açýklamadan sonra eylem sona erdi. Ayný gün “Kamu Avukatlarý” da cübbelerini giyerek saat 14.00’de Ýstanbul Caðaloðlu’nda bulunan defterdarlýk önünde bir araya geldiler. Kamu kurum ve kuruluþlarýnda görev yapan Kamu Avukatlarý olarak, maðduriyetlerinin acilen giderilmesi ve ekonomik koþullarýn gözetilerek eþit iþe eþit ücret ilkesi gereðince özlük haklarýnda iyileþtirme saðlanmasý için yetkililere çaðrýda bulunmak ve kamuoyunu bilgilendirmek ihtiyacý duyduklarýný dile getirdiler.

208. Sayý / 11 - 25 Nisan 2012


Yeni Evrede

Sokaklar

Mücadele Birliði

CÝNAYETLERE TAÞERONLUK ETMEYECEÐÝZ!

1 Nisan günü, ilki Tunus’ta yapýlan “Suriye’nin Dostlarý” toplantýsý Ýstanbul Kongre Merkezi’nde yapýldý. Toplantý, Taksim’den Kongre Merkezi’ne yapýlan bir yürüyüþle protesto edildi. NATO ve Füze Kalkaný Karþýtý Birlik, NATO ve Füze Karþýtý Öðrenciler, Mücadele Birliði Platformu, Teori ve Politika Dergisi tarafýndan “Onlar Suriye’nin Dostlarý Deðil, Halklarýn Düþmanýdýr. Emperyalist ve Ýþbirlikçi Uþaklarý Ortadoðu’dan Defolun” ve “Emperyalizm Yenilecek Direnen Halklar Kazanacak, NATO ve Füze Kalkanýna Geçit Yok” yazýlý pankartlarý açýldý. Taksim Tramvay Duraðý’nda bir araya gelen yüzlerce kiþi sloganlarla Harbiye’de bulunan Kongre Merkezi’ne doðru yürüdüler. Ýstanbul TRT Radyosu önünden itibaren panzer, hazýrda bariyerler ve çevik kuvvet yýðýnaðýyla karþýlaþýldý. Yapýlan basýn açýklamasýnda, “Suriye’nin Dostlarý” adý altýnda gerçekleþtirilen toplantýda emperyalistler ve iþbirlikçileri tarafýndan Suriye ve Ortadoðu halklarýna dönük saldýrý ve yýkým planlarýnýn masaya yatýrýldýðý, bu uðursuz çabalarýn “Suriye’nin Dostlarý” gibi iki yüzlü bir isim altýnda gerçekleþtirildiði belirtildi. Bu toplantýyý gerçekleþtirenlerin ne Suriye ne de baþka bir Ortadoðu ülkesinde halklara dost olmadýklarýnýn altý çizilen açýklamada, “Özgürlük götüreceðiz” yalanýyla Irak’ý iþgal ederek 1,5 milyona yakýn insaný katleden, Afganistan’dan Libya’ya emekçi halklarýn üzerine bombalar kusan ABD emperyalizmi ve onun suç ortaklarýnýn Suriye halkýnýn þiddete maruz kalmasý-

ný dert edinemeyeceðine dikkat çekildi, Filistin halkýna karþý sayýsýz vahþi katliamýn gerçekleþtiren siyonist Ýsrail’e özel himaye saðlayanýn Suriye halkýnýn acýlarýný sona erdirmeye çalýþtýðýný söylemesinin tam bir arsýzlýk olduðu ifade edildi. Emperyalizmin aktif taþeronluðuna soyunan TC devletinin ön safta yer alarak bir yandan Suriye halkýný emperyalist namlularýn hedefi yaparken, bir yandan da ülke topraklarýný gerici savaþlarýn ve boðazlaþmalarýn merkezi haline getirmeye çalýþtýðý vurgulandý. Olasý bir Suriye müdahalesinde emperyalistlerin koçbaþý olma misyonu üstlenen AKP iktidarýnýn Suudi A-

rabistan-Katar ikilisiyle birlikte Suriye’nin içiþlerine doðrudan müdahale etmek istediðini ve Suriyeli gerici muhaliflere de kucak açtýðý belirtildi; iki ülke sýnýrýna tampon bölge oluþturma gibi çabalarla yüksek perdeden savaþ çýðýrtkanlýðý yapýldýðý ifade edildi. “Ýçeride ve dýþarýda savaþ ve saldýrganlýk” pozisyonunda olan TC devleti’nin Kürt sorunundaki imha, inkar ve asimilasyon politikasýný da derinleþtirdiðine, iþçi ve emekçilere dayattýðý kölelik ve sefaleti daha da aðýrlaþtýrdýðýna deðinilen açýklamada “Bizler çok iyi biliyoruz ki, emekçi halklarýn özgürlüðü ve geleceði hiçbir biçimde emperyalistler ve iþbirlikçilerinin-uþaklarýnýn umurunda deðildir. Çünkü emperyalistler özgürlük deðil, her zaman olduðu gibi iþgal, yaðma ve egemenlik peþindedir” denildi. Suriye halkýnýn gerçek anlamda özgürleþmesinin yolunun emperyalist kapitalist sistemin zincirlerinden tamamen kurtulmasýndan geçmekte olduðunu ifade edilen açýklamada, “Bizler bu ülkenin devrimcileri ilerici güçleri, sosyalistleri olarak ‘Suriye’nin Dostlarý’ maskesi takan haydutlarýn önünde bir kez daha haykýrýyoruz. Kardeþ Suriye halklarýna karþý iþlenecek cinayetlere taþeronluk etmeyeceðiz. Emperyalist savaþ ve saldýrganlýk politikalarý karþýsýnda ‘Ýþçilerin Birliði Halklarýn Kardeþliði’ þiarýný haykýrmayý sürdüreceðiz” diyerek sona erdi. Basýn açýklamasýnýn ardýndan kitle yine pankartlarý flamalarýyla slogan atarak Taksim Tramvay Duraðý’na geri yürüyerek eylemi sonlandýrdý.

ANTEP AYIÞIÐI SANAT MERKEZÝNDE FÝLM GÖSTERÝMÝ

Ayýþýðý Sanat Merkezi’nde 25 Mart Pazar günü “3 Ýdiots” adlý filmin gösterimi yapýldý. Film, daha çok yaþadýðýmýz kapitalist sistem içerisinde eðitim sisteminin yarattýðý öðrenci karakterlerini ve onlara zorla dayatýlan kazanma güdülerini ve hep baþkalarýnýn istediði bir yaþama mahkûm ediliþlerini konu alýyordu. Eðitim sisteminde mantýðýn olmadýðýný sadece ezbere dayalý olduðunu ve bilimin öðrenme, anlama, kavrama, içselleþtirme yönünü budayarak öðrencilere sunulduðunu, diðer öðrencileri rakipleri olarak görüp bir yarýþ sahnesine itildiðini anlatýyor. Tabi Ranço ve arkadaþlarý, içinde bulunduklarý öðrenci karakterleri ile mizahi bir dil kullanarak eðitim sisteminin eleþtirisini yapýyor. Sýnavýný kazanamayan ve intihar eden gençlerin aslýnda bir cinayete kurban gittiðini, filmde intihar eden gencin mezarý baþýnda Ranço’nun Dekana sarf ettiði sözler anlatýyor: “Haberler iyi efendim. Ne polis ne de Joy’un babasý biliyor. Herkes bunun bir intihar olduðunu sanýyor. Raporda yazan þey: Soluk borusuna aþýrý baský uygulanmasý sonucu nefes alamama. Herkes gýrtlaðýna giden baskýdan öldüðünü sanýyor. Son 4 senedir beynine giden baskýya ne demeli? Bu, raporda yazmýyor. Mühendisler de zekiymiþ hani. Psikolojik baskýyý ölçecek bir makine icat edemediler. Çünkü etselerdi, o zaman herkes bilirdi… Bunun intihar deðil, cinayet olduðunu.” 2 saat 50 dakika olan film, akýcýlýðý ile de izleyenleri etkiledi. Büyük küçük herkesin izleyebileceði ve içinden birçok ders çýkarabileceði güzel ve eðlenceli bir film “3 Ýdiots”. Antep Ayýþýðý Sanat Merkezi 208. Sayý / 11 - 25 Nisan 2012

19


Yeni Evrede

Açıklamalar

AYAKLANMA VE GEÇÝCÝ DEVRÝM HÜKÜMETÝ HEDEFÝYLE 1 MAYIS’A

Türkiye ve Kürdistan iþçi sýnýfý, 2012 1 Mayýs’ýný Kürt halkýnýn, emekçi sýnýflarýn faþizme, kapitalizme, açlýk ve sömürüye karþý isyan duygularýyla, ayaklanma eðilimi ile yüklü olduklarý koþullarda karþýlýyor. Newroz kutlamalarý, Kürt halkýnýn özgürlük için ayaklandýðý bir sürece dönüþtü. Kürdistan’ýn her bir yaný ayaklanmalara, devlet güçleriyle Kürt halkýnýn çatýþma alanýna dönüþtü. Faþist devlet ve hükümet Newroz kutlamalarýný bir irade savaþýna dönüþtürdü; ama bu savaþtan büyük bir yara alarak çýktý. Türkiye’de emekçi sýnýflar, çalýþanlar her fýrsatta eyleme geçerek devletin, hükümetin baskýsýna, düzenin kendilerini açlýk ve sefalete sürüklemesine artýk katlanamayacaklarýný, katlanmak istemediklerini ortaya koyuyorlar. Türkiye’nin her tarafý eylem alaný haline gelmiþ durumda. Köylüler, kapitalizmin ve sömürücü sýnýflarýn devlet ve hükümet eliyle doðayý tahrip etmesine, ürünlerinin yok pahasýna ellerinden alýnmasýna, tarým girdilerinin artan fiyatlarýna her gün isyan ediyorlar. Öðrenciler, okul yönetimlerinin, polisin ve faþistlerin baskýsýna, eðitimin paralý hale getirilmesine, yurt ve harç ücretlerinin yüksekliðine karþý her gün eylem halindeler.

Ýþçiler, Emekçiler, Sizi köleliðe mahkûm eden, açlýk ve sefalete sürükleyen, geçim araçlarýný ellerinizden alarak yaþamdan kovan tekelci kapitalist düzen, temellerinden sarsýlýyor. Bu koþullar, doðayý mahveden, insanlýðý barbarlýða sürükleyen, sizin ve çocuklarýnýzýn geleceðini karanlýða mahkûm eden tekelci kapitalizmden kurtulma olanaðýnýn ortaya çýktýðý tarihsel bir dönemden geçtiðimizi gösteriyor. Bu olanaklarý kapitalizmden, her türlü sömürüden kurtulmanýn, sýnýfsýz bir dünya kurmanýn kaldýracý haline ancak siz, yani iþçi sýnýfý getirebilir. Sadece iþçi sýnýfý, sömürücü sýnýflarý ortadan kaldýracak bir devrimi gerçekleþtirebilir ve sonucuna ulaþtýrabilir.

Bu büyük amaca ulaþmak için þimdi; KÜRT ULUSUNA KENDÝ KADERÝNÝ TAYÝN HAKKI, ZÝNDANLAR YIKILSIN TUTSAKLARA ÖZGÜRLÜK, BÜTÜN ÝKTÝDAR EMEÐÝN OLACAK, Þiarlarýyla ileri atýlmanýn, bu temel talepleri mücadele bayraðýna yazmanýn ve bunlarýn gerçekleþmesi için çetin bir mücadeleye girmenin zamaný. Bilmeliyiz ki, bir dizi ayaklanma olmadan ve bu ayaklanmalar sonucu bütün kazanýmlarýmýzý güvence altýna alacak, sömürücü sýnýflarýn direniþini bastýrmak için enerjik bir diktatörlük olarak çalýþacak Geçici Devrim Hükümeti kurulmadan bu temel taleplerimizi gerçekleþtirmemiz mümkün deðil. Öyleyse, bu temel talepleri mücadele bayraðýmýza yazarak, ayaklanma ve Geçici Devrim Hükümeti hedefiyle ileri atýlalým. Proletaryanýn birlik, dayanýþma ve mücadele günü olan 1 Mayýs, bu bilinç ve hedeflerin devrimin tüm toplumsal güçlerince sahiplenildiði gün olsun. YAÞASIN 1 MAYIS! YAÞASIN PROLETARYA ENTERNASYONALÝZMÝ! DÜNYA EMEÐÝN OLACAK!

20

MÜCADELE BÝRLÝÐÝ PLATFORMU

208. Sayý / 11 - 25 Nisan 2012

Mücadele Birliði

40. YILINDA DENÝZLEÞENLERÝMÝZLE YÜRÜYORUZ

6 Mayýs 1972’de üç devrimci önder Deniz Gezmiþ, Yusuf Aslan, Hüseyin Ýnan idam edildiler… Ýdam ediliþlerinin 40. yýlý!

6 Mayýs 1972’de Ýþçiler, emekçiler, köylüler doðan çocuklarýna Deniz’in, Yusuf’un, Hüseyin’in adlarýný verdi. 40 yýldýr Denizleþenlerimizle onlarýn baþlattýðý mücadeleyi sürdürüyoruz.

Ýþçiler, öðrenciler, emekçiler, köylüler, aydýnlar, her gün daha fazla kendilerini onlarla özdeþleþtiriyor. Onlarla bütünleþtiriyor. Adlarý, resimleri, konusu ne zaman geçse halk kitleleri büyük bir sevgiyle söz ediyorlar onlardan. Halkýn Denizi Denizleþenlerimizle büyüyor, umut oluyor.

Faþizm Denizleri idam etti. Çünkü onlar halklarýn özgürlüðü için mücadele ettiler ve özgürlüðü için mücadele edenler, þimdi Denizler gibi oluyor! Denizlerin bayraðýný izliyor!

Faþizmin baskýsý altýnda sömürülen, horlanan iþçiler, köylüler, Þimdi Deniz Olmalý! Deniz olup fabrikalardan, tarlalardan, atölyelerden sokaklara akmalý! Sömürüsüz, özgür bir dünya için! Çünkü Denizler bunun için mücadele etti!

Özgürlüðü için mücadele yürüten Kürt halký! Þimdi Deniz Olmalý! Deniz Gezmiþ yoldaþýn idam sehpasýnda söylediði gibi “Yaþasýn Türk ve Kürt Halklarýnýn Birlikte Mücadelesi” þiarý ile mücadeleyi büyütelim! Emekçi kadýnlar, Analarýmýz Þimdi Deniz Olmalý! Çocuklarýnýza verdiniz adlarýný. Denizler gibi olsun, sevilsin ve idealleri için mücadele etsin diye, adlarýný verdiniz; onlar gibi zulmün önünde eðilmesin diye!

Üniversitelerde, liselerde hala onlarýn sesi yankýlanýyor! Öðrenci gençlik þimdi Deniz Olmalý! Gençlik sosyalizm kavgasýný, Denizlerin kavgasýný zafere taþýmalý! Denizlerin Bayraðý gençliðe devrimin yolunu gösteriyor! Þimdi Deniz Olmalý! Þairin dediði gibi kahramanlar sende, bende, herkeste yaþarlar! 6 Mayýs günü Denizleri, yoldaþlarýmýzý, halklarýmýzýn bu yiðit evlatlarýný bir mitingle anýyoruz! Bu miting sizin eyleminizdir! Onlarýn baþlattýklarýný bizler tamamlayacaðýz! MÜCADELE BİRLİĞİ PLATFORMU


BÝLGÝMÝZÝ ARTIRMA ZORUNLULUÐU

Yeni Evrede

Fidel Yoldaşın Görüşleri

Mücadele Birliði

Yavaþ yavaþ ortaya çýkmaya baþlayan Libya’daki katliam görüntüleri insaný çileden çýkartýyor. Bu ülkenin doðal kaynaklarýný ele geçirmek için bahane olarak ortaya sunulan gerekçelerin dayandýðý yalanlar artýk su yüzüne çýkýyor. NATO savaþ uçaklarýnýn 25 bin sortiyle bu canavarlýða destek verdiðini de hatýrlatalým. Libya hükümetinin yurtdýþý fonlarda 200 milyar dolarýn üzerinde malvarlýðýnýn olduðu söyleniyordu, bu paranýn þu anda nerede olduðu ve bununla ne yapýldýðý bilinmiyor. Dünyadaki en güçlü ülkede yapýlan bir seçim yolsuzluðuyla George W. Bush adlý alkolik ve ahlaksýz kiþi baþkanlýk makamýný ele geçirdi. Bu kiþi West Point mezunu savaþ çýðlýðý atan generallere emir verdi ve dünyanýn kendi deyimleriyle karanlýktaki 60 noktasýna yapýlan askeri harekâtlar baþladý. Bu þekilde sorumsuz bir kiþinin dünya yüzeyinde insanoðlunun varlýðýný bir anda ortadan kaldýrabilecek derecede güçlü binlerce nükleer silaha komuta edebiliyor olmasý… Yanki süper gücünün karþýsýnda yine elinde Vodka þiseþi olan bir ayyaþýn Sovyetler Birliði’nin daðýldýðýný ilan etmesi ve 400 nükleer askeri tesisi kapatmasý da akla geliyor. Bu yaþananlar bizi þaþýrtmýyor. Yýllardýr verdiðimiz mücadele sonrasýnda öyle olaylar yaþadýk ki bu tür olaylar artýk bizi þaþýrtmýyor. Kurulmasý için büyük çabalar ve fedakarlýklar gösterilen ülkenin yeniden inþa edilebilmesi için bugün Rus liderler büyük bir çaba içinde. 1998 yýlýnda Papa II. Jean Paul’ün ülkemizi ziyaretinden önce çok kez ülkemize gelen temsilcileriyle bir araya gelme þansý bulmuþtum. Özellikle bir sohbetimizi çok net hatýrlýyorum. Devrim Sarayý’nda sohbet ediyorduk ve tam karþýmda Papa’nýn özel temsilcisi Joaquin Navarro Valls vardý. Yanýnda ise Papa’nýn ayinlerine eþlik eden baþka bir rahip bulunuyordu. Bazý ayrýntýlara verecekleri cevaplarý merak ederek Navarro

Valls’a þu soruyu sordum; “Sizce bu milyonlarca yýldýzý içeren gökyüzü sadece dünyada yaþayanlar geceleri seyretsin diye mi yaratýlmýþ?”. “Elbette” diye cevap verdi, “evrende yaþam olan tek gezegen bizimki olduðuna göre…” Daha sonra yanýndaki rahibe dönerek ona ne düþündüðünü sordum: “Bence baþka bir gezegende akýl sahibi hayat türlerinin yaþýyor olma ihtimali %99.9’dur.” Bu cevap herhangi bir dinî kuralý ihlâl etmiyordu. Bence rakam ne kadar yanýltýcý olsa da doðru ve samimi olan ciddi cevap buydu. Bugün bu asil rahiple dostluðumuz sürüyor, görüþme þansý bulduðumuzda fikirlerimizi paylaþýyoruz. Bu Perþembe günü tam da bu konuyla ilgili uzman bir Avrupa kurumundan þu þekilde bir açýklama geldi: “Uluslararasý bir astronomi ekibinin bulgularýna göre galaksimizde zayýf yýldýzlarýn yörüngesinde bulunan dünyadan çok da büyük olmayan miyarlarca gezegen olabileceði açýklandý.” “Bu süper-dünya gezegenlerinin kütlesi dünyamýzýn kütlesinin on katýna kadar çýkabilmekte, yapýlan gözlemlerden hareketle Samanyolu Galaksisinde cüce yýldýzlarýn sayýsýna enterpolasyon yapýlmýþtýr.” “Yapýlan yeni gözlemlerde kýrmýzý cücelerin %40’ýnda benzer þekilde süper-dünya türünde gezegenlerin yörüngede bulunduðu ve gezegen yüzeyinde sývý halde su bulunabileceði anlaþýlmýþtýr.” Açýklama Fransa’da bulunan Grenoble Üniversitesi Astronomi Bölümünde görevli Xabier Bonfills tarafýndan yapýlmýþtýr. “Kýrmýzý cüceler çok yaygýn olduðu için – Samanyolu’nda 160 milyar adet bulunuyor – bu tür gezegenlerden sadece galaksimizde on milyonlarca olmasý muhtemeldir.” “Çalýþmalarda bu süper-dünya türü gezegenlerin %41 oranýnda yaþanabilecek bölgede bulunduðu ortaya çýkýyor.” “Buradan þu soru ortaya çýkýyor, acaba sadece yaþamýn ortaya çýkmasý olanaklý olan deðil, hayatýn var olduðu bir gezegen var mý?” “Bazý gezegenler güneþin zararlý ýþýnlarýnýn etkisine çok yakýn olduðu için bazý durumlarda hayatýn var olma ihtimali görece çok azdýr.” “Grup üyesi olan Cenova Rasathanesinden Stephane Udry ise gezegenlerde hayat olup olmadýðýný görmenin bir yolunu bulduklarýný anlatýyor. Eðer oksijen gibi hayatla ilgili elementlere rastlarsak bu bize o gezegendeki hayata dair oldukça detaylý bilgi verebilir.” Bu haberlerin sadece okunmasý bile bugün sahip olduðumuz daðýnýk ve bölük pörçük bilgilerimizi geliþtirme-artýrma zorunda olduðumuzu hatýrlatýr. Belki de bunlar, bugün kültürel ve diðer sorunlarda yapýlan yorumlarýn yüzeyselliðini gösterir. Dünyamýzýn hayal edebildiðimizden daha da hýzlý deðiþtiðinden zerre kadar þüphem yok. Fidel Castro Ruz 29 Mart 2012/20.15

208. Sayý / 11 - 25 Nisan 2012

21


SÝZDEN ASLA VAZGEÇMEYECEÐÝM!

Yeni Evrede

Devrime Adanmış Yaşamlar

Bazen kelimeler, sözcükler biçimini yitirir, boðazda bir düðüm, içeriye akan bir deniz halini alýr. Anlatýlacak olan mirasýn en güzelini býrakmýþ, davanýn onurlu mücadelesini vermiþ bir Leninist ise sözcükler bir ýrmak seli olur akar gider. Onu anlatan, tanýmlayan betimlemeleri seçmektir zor olan. Sibel Yoldaþ, Sibel Sürücü 19 Aralýk 2000 de faþist devletin zindanlarda gerçekleþtirdiði katliam sonrasý zorla Kartal zindanýna sevk edilmiþ, burada baþladýðý süresiz açlýk grevini 30. gününden sonra Ölüm Orucu Eylemine çevirmiþti. Kararlý, güçlü, devrimci kiþiliði i-

Mücadele Birliði

le son ana kadar eylemini sürdürmüþ, düþmana boðun eðmemiþti. Sibel Yoldaþ, “kadýn bir kere mücadele etmeye görsün, asla vazgeçmez”i yaþamýyla somutlaþtýrmýþtý. Genç yaþlarda atýldýðý devrimci mücadelede; sabýrlý, naif-duygusal yapýya sahip olmasýna raðmen hiç tereddüt etmeden en riskli görevlerde yer alýp düþmana diz çöktürmüþ, doðaya- bilime olan meraký onun cezaevinde kýt kaynaklarda farklý icatlar yapmaya zorlamýþ, eyleminin son günlerine kadar þiir yazmaktan, öðrenmekten, öðrendiklerini yaþamýna geçirmekten vazgeçmemiþ yoldaþýmýz. Biz Leninist kadýnlara kendi gibi kocaman bir miras býraktý. Yoldaþýn komünist örgütçülüðü, militanlýðý, disiplinliliði ve dayanýklýlýðý, Leninist Partiye ve yoldaþlarýna olan güveni þu sözlerinden anlaþýlýyor. Mücadeleci kadýnlarýn nasýl bir sorumluluk yüklendiðini gösteriyor. “Bu uzun, upuzun destana yüreðimden ve bilincimden kopan bir dize ekleyebilmek beni nasýl mutlu ediyor bilemezsiniz. Yaþamda kalmanýn beni ben yapan; yüreðime ve bilincime güneþin çiçeklere verdiði gibi renk ve yaþama sevinci veren deðerlerime baðlý kalmanýn büyük onurunu yaþýyorum. Güneþ, su ve toprak bir çiçeðin yaþamasý için yeterlidir. Bir Leninistin yaþamasý için ise koþullar ne olursa olsun Leninizmin o yaldýzlý tarihine eklenebilecek bir satýr bulabilmesi

DEVÝNÝM OYUNCULARI SOKAKTA...

yeterlidir.” 28 Mart’ta Kartal zindanýndan zorla müdahale için hastaneye götürülürken yoldaþlarýna “Biz dostu da düþmaný da biliyoruz. Sizsiz bir yaþamý asla kabul etmeyeceðim. Sizden asla vazgeçmeyeceðim” demiþti yoldaþýmýz. Yaþamýnýn merkezine iþçi sýnýfýnýn mücadelesini koymuþ ve mücadelenin gerektirdiði her alanda yer almýþ; genç bedenini ölüme yatýracak kadar fedakar, eylemini sonuna kadar sürdürebilecek çelikten iradeye sahip. “Ben Ölüm Orucu savaþçýsý olarak bu eyleme katýlmýþ olmayý Leninist olmanýn doðal bir gereði sayýyorum, yine de Ölüm Orucu savaþçýsý olduðumda bundan büyük bir onur duydum ama bu onur, Leninist olmanýn verdiði onurdan daha büyük deðildir.” Sibel Sürücü 22 Nisan 2001 günü Ölüm Orucu eyleminin 127. gününde ölümsüzleþti. Biz Leninist kadýnlar yoldaþýmýzýn bize býraktýðý bayraðý iþçi sýnýfýnýn onurlu mücadelesinin gerektirdiði þekilde devrim yolunda yürüyerek taþýyacaðýz. Devraldýðýmýz bayrak bize komünist örgütçülüðü, militanlýðý, dayanaklýlýðý, disiplinliði, çelikten iradeyi, burjuvaziye diz çöktürmeyi gerektiriyor. Aldýðýmýz yol karanlýk, uçsuz bucaksýz sular deðil, yolumuzu aydýnlatan Deniz Fenerimiz var. Emekçi Kadýnlar Birliði (EKA)

27 Mart Dünya Tiyatro günü Ýstanbul Taksim’de çeþitli tiyatro gruplarý tarafýndan kutlandý. Gün boyunca çeþitli gruplar oyunlar sergileyerek ve yürüyerek Dünya Tiyatrolar Günü’nü kutladýlar. Ayýþýðý Sanat Merkezi’nde çalýþmalarýný yürüten Devinim Tiyatro Atölyesi oyuncularý da 27 Mart Tiyatro Günü nedeniyle “Yaþasýn Dünya Tiyatro Günü”, “Tiyatro Yaþamdýr”, “Umudumuz Kavgada, Kavgamýz Sanatýmýzla” diyerek deðiþik kýyafetlerle Ýstiklal Caddesi boyunca yürüdüler ve Galatasaray Lisesi önünde çalýþmasýný yaptýklarý oyundan bir bölüm sundular. Ýskenderiyeli kadýn matematikçi, gök bilimci Hypatia’nýn yaþamýndan kýsa bir kesit sunan Devinim oyuncularý bu kýsa bölümü, kadýna yönelik gittikçe artan þiddeti protesto ederek ve cinayete kurban giden ve þiddete karþý mücadele eden kadýnlara adadýklarýný belirttiler. Yürüyüþ ve tiyatro sýrasýnda oldukça ilgi gören Devinim Tiyatro Atölyesi oyuncularý halký iþçilerin emekçilerin sanatýný tiyatrosunu birlikte üretmeye ve paylaþmaya davet ederek geri Ayýþýðý Sanat Merkezi’ne doðru yürüdüler. Çevredekilerin isteði üzerine oyun, Rumeli Han önünde bir kez daha sergilendi.

22

208. Sayý / 11 - 25 Nisan 2012


s208  

C.DAÐ LI 208. Sayý / 11 - 25 Nisan 2012 B B a a ş ş y y a a z z ı ı M M ü ü c c a a d d e e l l e e B B i i r r l l i i ð ð i i Y Y e e n n...