Issuu on Google+


MISIR VE TUNUS DEVRÝMLERÝ ÜZERÝNE NOTLAR

Yeni Evrede

Başyazı

Mücadele Birliði

Devrime hazýrlanan her ülkedeki proletarya, dünya proletaryasýnýn mücadele deneyimlerinin ve gerçekleþmiþ devrimlerin deneyimlerini, derslerini ve dünya emekçi hareketinin politik savaþýmlarýnýn deneyimlerinin “son sözünü” öðrenmek için büyük bir çaba gösterir. Dünya halkalarýnýn deneyimleri, enternasyonal hareketin dersleri ve birikimleri burjuvaziyle mücadelede, proletaryaya kesin bir üstünlük saðlar. Devrimler birçok geliþmenin, olayýn bir noktada birleþmesiyle meydana gelir. Bu açýdan zengin bir içeriðe sahiptir. Mýsýr ve Tunus’ta gerçekleþen devrimler de görünüþte aniden ortaya çýkan çeþitli sorunlarýn patlak vermesiyle gerçekleþmiþtir. Oysa ki, sorunun temeline, ta kalbine inildiðinde sýnýflar iliþkisinin ve çeliþkilerinin uzun bir evrimi olduðu görülecektir. Her iki ülkede gerçekleþen devrim, daha önce gerçekleþen devrimler gibi içerik olarak zenginliði ve çeþitliliði barýndýrýr. Tunus ve Mýsýr’da halk devrimleri daha ortaya çýkar çýkmaz, burada gerçekleþenin bir devrim olduðunu hemen belirttik. Devrimler geliþtikçe baþka yönleri üzerinde de durduk. Karþýmýzda büyük bir tarihsel olay olduðu için, bu tarihsel giriþimin her seferinde yeni bir yönü üzerinde durma zorunluluðu ortaya çýkýyor. Aþaðýdaki notlar bu çerçevede yazýlmýþtýr. 1- Tunus ve Mýsýr’da, Bin Ali ve Hüsnü Mübarek’in toplum üzerindeki egemenliði yýkýldý fakat, burjuvazinin emekçiler üzerindeki egemenliði çok daha çýplak bir þekilde ortaya çýkmýþtýr. Buralardaki baskýcý rejimlerin çökmesiyle birlikte buralarda asýl sorunun iþçi sorunu, emekçiler sorunu olduðu iyice açýða çýkmýþtýr. Burjuvazinin parlamenter cumhuriyeti kitlelerin büyük mücadelesiyle ne kadar ileri götürülürse götürülsün, parlamenter burjuva cumhuriyet burjuva sýnýf egemenliðinin bir biçimidir. Kaldý ki Mýsýr ve Tunus’ta henüz bu noktaya bile ulaþýlmýþ deðil. 2- Her iki ülkede gerçekleþen þu anki

Devrimler birçok geliþmenin, olayýn bir noktada birleþmesiyle meydana gelir. Bu açýdan zengin bir içeriðe sahiptir. Mýsýr ve Tunus’ta gerçekleþen devrimler de görünüþte aniden ortaya çýkan çeþitli sorunlarýn patlak vermesiyle gerçekleþmiþtir. Oysa ki, sorunun temeline, ta kalbine inildiðinde sýnýflar iliþkisinin ve çeliþkilerinin uzun bir evrimi olduðu görülecektir. Her iki ülkede gerçekleþen devrim, daha önce gerçekleþen devrimler gibi içerik olarak zenginliði ve çeþitliliði barýndýrýr. birliktelik, oradaki sýnýf iliþkilerinin ve sýnýf çeliþkilerinin geçici bir evresidir. Bu evre sona ermek durumundadýr. Devrime katýlan her sýnýf, her politik hareket devrime kendi yönünde bir içerik kazandýrmaya çalýþýyor. Ýþçiler, emekçiler, yoksul halk bu devrimi kendi istemlerini gerçekleþtirmek üzere daha ileri götürme mücadelesini veriyor, oradaki verili koþullar nedeniyle devrime katýlan burjuva çevreler ise devrimin burjuva çerçeveyi aþmamasý çabasý içerisindeler. Bu geçici ve fiili birliktelik daha fazla devam edemez. Farklý sýnýflarýn birlikte yer aldýklarý bütün devrimlerde olduðu gibi, Mýsýr ve Tunus’ta da, devrime katýlanlar, devrimden sonra, silahlarýný birbirlerine çevirirler. 3- Emperyalizm ve iþbirlikçi burjuvazi, halkýn devrimci deðiþim istemini ve hareketini önleyemeyeceðini anladýðý içindir ki, halk mücadelesini kabul edilebilir sýnýrlarda tutmak için büyük bir gayret gösteriyor. Varlýðýný halen sürdüren eski iktidarlardan kalma ordu, bürokrasi, mahkemeler deðiþmemiþtir. Bu devlet aygýtlarý burjuva güçlerin toplum üzerindeki hâkimiyetinin devamýný saðlayacak ö182. Sayý / 23 Şubat - 9 Mart 2011

nemli dayanaklardýr. 4- Burjuvazi devrimin sonuçlarýný burjuva sýnýrlara çekmek için çok yönlü bir faaliyet içerisinde. Bu konuda dünya burjuvazisinin kesin desteðine sahiptir. Yeni kurulacak burjuva hükümet iþçi ve emekçi hareketine, sosyalistlere ve devrimci gençliðe saldýrmadan ve onlar üzerinde baský kurmadan devrimin sonuçlarýný burjuva sýnýrlara çekemez. 5- Dün eski rejimler adýna hükümet edenler, bundan böyle halk adýna hükümet edeceklerdir. Halkýn çoðunluðunun desteðine sahip olmakla, halk kitlelerinin çýkarlarýný temsil etmek ayný þey deðildir. Orada dünkü muhalif burjuvazi bugün devrim rüzgarýný arkasýna alýp, halk kitlelerinin geniþ desteðini saðlasa da gerçekte halkýn çýkarlarýný savunmayacaktýr. Burjuvaziye dokunmadan, kapitalist mülkiyete dokunmadan emekçilerin çýkarlarý savunulamaz. Bu gerekçelerle emekçiler, oradaki yeni burjuva hükümetleri destekleyemezler. Tersine burjuva hükümetlere karþý açýk tavýr almalýdýrlar. Devrim ve belli bir halk desteðine sahip yeni hükümetler hemen devrimci yöntemlerle devrilemiyorsa, bunun koþullarýný oluþturacak biçimde burjuva yönetimine karþý kitleler içerisinde düþmanlýk bilinci yaratýlmalýdýr. Burjuva hükümetler kesinlikle teþhir edilmeli, onlarýn emekçilerin hiç bir temel sorununu çözemeyecekleri ikna edici biçimde ortaya konmalýdýr. 6- Ýþçi sýnýfý, emekçi kitleler burjuvaziden tamamen ayrý hareket etmelidir. Burjuva partilerle ortak hareket etmek emekçi hareketi yýpratýr, güçten düþürür. Ýþçi sýnýfý baðýmsýz bir çizgi izlerse devrimi ileri götürebilir ve toplumu dönüþtürebilir. Emekçi sýnýf kendi kurtuluþunu kapitalist toplumda aradýðý sürece giriþeceði her hareket zorunlu olarak yenilgiye uðrar. 7- Proletarya devrimle birlikte toplumdaki aðýrlý artmýþ, toplumu dönüþtürecek yeteneðe sahip bir sýnýf olduðunu ortaya koymuþtur. Uluslararasý burjuvazi proletaryanýn her iki ülke devriminde oy-

3


Başyazı

Mýsýr ve Tunus devrimleriyle birlikte uzun süredir devam eden gericilik dalgasý kýrýlmýþtýr. Devrimler yeni bir dalgayý, proleter, sosyalist, devrimci dalgayý ortaya çýkarmýþtýr. Bu, çok önemli tarihsel bir sürece iþaret etmektedir. Bölgede bugüne kadar bir varlýk göstermeyen komünist ve devrimci hareketler devrimin yarattýðý dalgaya dayanarak öne çýkabilir ve toplumu deðiþtirecek etkin devrimci güç haline gelebilirler. Bu, tamamen onlarýn burjuvaziden ayrý ve onlara karþý baðýmsýz ve gerçek devrimci bir güç olarak hareket etmesine baðlýdýr. Leninistler bu konudaki görüþlerini bölge komünist partilerin katýldýðý bir toplantýda açýkça ifade etmiþlerdir. Devrim deneyimleri proletaryanýn tarihsel rolünü yerine getirebilmesi için bütün burjuva güçler karþýsýnda baðýmsýz bir güç olarak davranmasýnýn ne denli belirleyici olduðunu göstermiþtir.

4

Yeni Evrede

nadýðý etkin ve tayin edici rolü uzun süre gözden uzak tutmaya çalýþmýþtýr. Fakat devrim ilerledikçe orada devrimlerin etkin gücünün emekçiler ve sosyalistler olduðu açýða çýkmýþtýr. 8- Devrimin gerçekleþmesinde böylesine büyük bir rol oynayan emekçi halk ve sosyalistler, devrimin yarý yolda kalmamasý ve gerçek bir halk egemenliðiyle sonuçlanmasý için sýnýrsýz özveri ve kahramanca giriþimler göstermeleri gerekmektedir. 9- Burjuvazinin bütünlüðüne karþý tavýr alýnmadan, savaþýlmadan daha ileri gidilemez. 10- Görünen o ki, iþçi sýnýfý bilinç yetersizliði ve örgütlenme yetersizliði nedeniyle devrimi emeðin iktidarýna kadar götüremiyor. Bu durumda ikinci bir devrimin gündeme gelmesi kaçýnýlmazdýr. Yeni bir devrim, emekçi halkýn isteklerini gerçekleþtirecektir. Geniþ emekçi kitlelerini örgütleme ve harekete geçirme becerisi böylesi bir devrimin ön koþuludur. Ýþçi sýnýfý devrim sýrasýnda büyük bir hareket yeteneði kazanmýþ, devrimci enerjisini hareket geçirmiþ ve önemli bir savaþ kapasitesi kazanmýþtýr. Kýsacasý kendi isteklerini gerçekleþtirecek ve tüm emekçileri kurtaracak koþullara, malzemeye ve olanaklara sahiptir. 11- Emekçi hareket, sosyalist hareket, emekçilerin kapitalizmden kurtuluþunu saðlayacak bir hareketi geliþtirirken, sosyalizmin dünyadaki nesnel durumu ve dünya devriminin yarattýðý büyük olanaklarý ve etkiyi gözönünde tutmalýdýr. Özcesi hem içerde devrimi yaratan koþullar, hem de dünya devriminin yarattýðý koþullar daha ileri gitmek için son derece uygundur. 12- Mýsýr ve Tunus devrimleri gençliðin devrimde, toplumun dönüþümünde ne denli etkin bir rol oynadýðýný gözler önüne sermiþtir. Her iki devrimde de iþçi ve iþsiz gençliðin devrimin gerçekleþmesinde ve sürdürülmesinde çok aktif ve sürükleyici bir rol oynadýðý özellikle belirtilmelidir. Ýþçi sýnýfý gençliði yanýna çekmeden, onun dinamizmini ve enerjisini harekete geçirmeden baþarýya ulaþamaz. 182. Sayý / 23 Şubat - 9 Mart 2011

Mücadele Birliði

Gençlik artýk burjuva ölçütlere göre yaþamak istemiyor. O, her yerde konmuþ olan burjuva sýnýrlarý parçalamak için bir eðilim ve hareket içinde. 13- Mýsýr ve Tunus devrimleriyle birlikte uzun süredir devam eden gericilik dalgasý kýrýlmýþtýr. Devrimler yeni bir dalgayý, proleter, sosyalist, devrimci dalgayý ortaya çýkarmýþtýr. Bu, çok önemli tarihsel bir sürece iþaret etmektedir. Bölgede bugüne kadar bir varlýk göstermeyen komünist ve devrimci hareketler devrimin yarattýðý dalgaya dayanarak öne çýkabilir ve toplumu deðiþtirecek etkin devrimci güç haline gelebilirler. Bu, tamamen onlarýn burjuvaziden ayrý ve onlara karþý baðýmsýz ve gerçek devrimci bir güç olarak hareket etmesine baðlýdýr. Leninistler bu konudaki görüþlerini bölge komünist partilerin katýldýðý bir toplantýda açýkça ifade etmiþlerdir. Devrim deneyimleri proletaryanýn tarihsel rolünü yerine getirebilmesi için bütün burjuva güçler karþýsýnda baðýmsýz bir güç olarak davranmasýnýn ne denli belirleyici olduðunu göstermiþtir. 14- Tarihi sadece pasif bir evrimci geliþme biçiminde görenler Mýsýr ve Tunus’taki devrimci halk ayaklanmalarýný açýklayamazlar. Orada mücadele kendi içinde sýçramalarý ve patlamalarý barýndýrmýþtýr. Orada tarih Marx’ýn söylediði gibi, yirmi yýl bir günden daha uzun deðildir. 15- Mýsýr ve Tunus’taki devrimleri ve bu devrimleri yaratan koþullarý doðru kavramak için olaylara dünya devrimi bakýþ açýsýyla bakmalýyýz. Bugüne dek Leninist Parti’nin somut dünya devrimi üzerine ortaya koyduðu görüþler karþýsýnda sessiz kalanlar þimdi yüzeysel bir þekilde eklektik olarak dünya devriminden söz etmeye baþladýlar. Dünya devrimi uzun süredir bir süreç olarak geliþiyor ve her tarafta kendi sonuçlarýný yaratýyor. Bir süre önce Latin Amerika’yý temellerinden sarsan toplumsal ayaklanmalar ve toplumsal devrimler, þimdi Afrika’yý ve Ortadoðu’yu sarsýyor. Dünya devrimi zincirleme devrimler biçiminde ilerliyor. Dünya devrimi yükseliþ çizgisinde. Yaþasýn Dünya Devrimi! Dünya Emeðin Olacak! C. Daðlý


ÝKTÝDAR HEDEFLÝ MÜCADELE

Yeni Evrede

Devrimler Çağı

Mücadele Birliði

P

roletaryanýn, emekçilerin, ezilen kitlelerin verdiði mücadele sistemin çeliþkilerini, krizini derinleþtiriyor; burjuva güçleri zayýf düþürüyor. Devrimin gerçekleþmesi, iktidarýn emekçiler tarafýndan ele geçirilmesi nesnel bir zorunluluktur. Devrimin zorunluluðu, burjuva toplumu yýkýma sürükleyen emeksermaye çeliþkisinin keskinleþmiþ olmasýndan ve yerine uzlamaz çeliþkileri dýþta býrakacak, üretim araçlarýnýn ortak mülkiyetine dayalý toplumu koyacak maddi koþullarýn olgunlaþmasýndan ileri geliyor. Demokratik Halk Devrimi’yle baþlayacak olan bu devrimci süreç, bütünlüklü ve kesintisiz bir süreçtir. Ýkna edici olmak için devrimi zorunlu yapan maddi koþullar kesin olarak saptanmalýdýr. Maddi koþullarýn geliþimidir ki, proletaryayý, eski toplumsal düzeni yýkacak denli yetenekli bir duruma getirmiþtir. Emeðin ve üretim araçlarýnýn kapitalist toplumsallaþmasýnýn ileri düzeye varmasý; sömürü ve þiddetin yoðunlaþmasý ve keskinleþmesi; sýnýf savaþýmýnýn ileri boyutlar kazanmasý, emekçi ayaklanmalarýnýn sýk sýk ortaya çýkmasý devrimi tarihi geliþmenin merkezine koymuþtur. Maddi koþullarýn ilerlemesi toplumun önüne çýkan sorunlarýn çözümünü koyduðu halde, küçük burjuva çevreler koþullarýn gereðini yerine getirmiyor, sýnýflar savaþýmýný kendi sonucuna, emeðin iktidarýna kadar götüremedikleri bunu göze alamadýklarý için yarý yolda duruyorlar. Oysa ki bu topraklarda ciddi bir devrimci durum, derin bir devrimci kriz var. Yani tarihi bir dönüm noktasýndan geçiyoruz. Karþýtlarýn savaþýmý kendini bütün þiddetiyle gösteriyor. Burjuva toplumun krizi karþýtlarýn þiddetli kapýþmasýnýn etkisiyle daha derin bir boyut kazanýyor. Büyük tarihsel olay bu çatýþmanýn temelinde oluþuyor. Tarihsel geliþme karþýtlarýn savaþýmýdýr. Kendi istekleri ve hedefleriyle bu çatýþmada yer alan, yani tarihin oluþumuna bilinçlice katýlan proletarya, emekçi kitleler ve ezilen halklar. Yýllarca süren sokak gösterileri yýðýnsal devrimci eylemleri ve baðýmsýz siyasi örgütlenmesiyle etkin politik bir güç durumuna geldi devrimci kitleler. Politik gücüne dayanarak ve politik mücadele yoluyla iktidarý ele geçirmeyi hedefliyor. Devrimci yýðýnlar geliþen süreç ve olaylar karþýsýnda son derece aktif bir tavýr koyuyor, eylemler ve düþünceleriyle çevresini etkiliyor, birleþtiriyor, harekete geçiriyor ve dönüþtürüyor. Devrimci mücadele sürecinin derinleþmesiyle birlikte emekçilerin üretken inisiyatifi de geliþiyor. Bunun açýk ve somut kanýtý eylemlerin çeþitliliði ve zenginliðiyle devrimci kitle örgütlenmelerinin yaygýn olarak ortaya çýkmasýdýr. Ýþçi komiteleri ve Kürdistan’da hýzla çoðalan halk örgütlenmeleri emekçi kitlelerin yaratýcý inisiyatifinin ürünleridir. Dünyanýn baþka yerlerinde büyük tarihsel rol oynayan emekçilerin bu örgütlenmesi ve savaþým aracý bizde de ortaya çýkmýþsa neden bunun üzerinde durmayalým. Devrimci yýðýn örgütlenmeleri temelinde yükselen halk eylemlerinin kitlesel ve devrimci niteliði çok belirgindir. Yeni katýlýmlarla durmadan büyüyen emekçilerin yýðýnsal devrimci savaþýmý toplumun itici, etkileyici ve sürükleyici gücüdür. Savaþýmýn hedefi sermaye egemenliðidir, tekelci kapitalist düzendir, burjuva toplumudur. Büyük bir yoðunluk kazanan emekçi ve sömürülenlerin devrimci savaþýmý eski toplumda bir fýrtýna gibi esiyor, onu altüst ediyor. Þimdi tüm enerjimizi, düþüncemiz ve politikamýzý, taktiðimizi yýðýnlarýn devrimci hareketinin baþarýya ulaþmasýna yoðunlaþtýrmalýyýz. Hareketin baþarýya ulaþmasýný engelleyecek, kitleleri düzen içi deðiþiklerle oyalayacak her anlayýþ ve hareketi kesin olarak teþhir etmeliyiz. Gerçek devrimci hareketin baþarýsý, emekçi yýðýnlarýn gözünde küçük burjuva reformist eðilimlerin açýða çýkarýlmasý ve mahkum edilmesine baðlýdýr.

Devrimci komünist hareket reformizme ve oportünizme karþý mücadelede zengin birikimlere sahiptir. Bu yetmiþli yýllara doðru baþlayan ve günümüze dek kesintisiz süren bir mücadeledir. Ýþçi hareketindeki uzlaþmacý görüþlerin açýða çýkarýlmasýnda verilen bu mücadelenin büyük bir önemi var. Reformizme karþý mücadelede elde edilen teorik ve politik birikim, yeni koþullarda ve yeni ifadelerle karþýmýza çýkan ayný eðilimlere karþý savaþýmda bize büyük kolaylýk saðlýyor. Kapitalistlerin kolektif egemenliðine karþý bütün alanlarda uzun ve zorlu bir mücadele yürütülüyor. Geniþ sayýlabilecek devrimci bir kitle bu sert ve þiddetli kavga içinde þekillendi ve dönüþüme uðradý. Uzun ve zorlu mücadele bir devrimin yýðýnlar üzerinde yaratacaðý dönüþtürücü etki kadar bir etki yaratmýþtýr. Kolay kazanýlan bir zafer, kýrk savaþým yýlýnýn halklar üzerinde yarattýðý etki kadar bir etki yaratmaz. Emekçi halk yýðýnlarý burjuvaziye karþý savaþýmda çeþitli avantajlara sahiptir. Avantaj kendini eylemlerin çabuk örgütlenmesinde, geniþ kitlelerin harekete geçirilmesinde, döneme uygun örgütlenmelerin yaratýlmasýnda ve baþka yollarla gösteriyor. Devrimci yýðýn mücadelesi belli bir yerde durmuyor; gerek kitlesellik gerek ileri istemler öne sürmesi ve gerekse daha þiddetli olmasý bakýmýndan ileri noktalara doðru ilerliyor. Hareket devrime doðru büyüyor. Yalnýzca son dönemlerde yapýlan sokak gösterilerine, iþçi eylemlerine ve gençlik eylemlerine baktýðýmýzda, hareketin katlanarak büyüdüðünü açýk olarak görürüz. Olaylar öylesine yaygýn ve hýzlý geliþiyor ki yetiþmek artýk zorlaþýyor. Türkiye ve Kürdistan sokak gösterileri çeþitli etkinlikleri ve pek çok aktif eylemleriyle dünyada ileri konum elde etmiþtir. Sloganlarýmýzýn politika ve taktiðimizin kitleler üzerinde istenilen etkiyi yaratmasý için, nesnel sürece, toplumsal gerçeklere ve dönemin gerektirdiði politik görevlere doðru olarak yaklaþmak gerekiyor. Birçok çevrenin teorik politikasýnýn yaþanan süreci karþýlamadýðý anlaþýlmýþtýr. Bu çevrelerin, Leninist Parti’nin sloganlarýný ve görüþlerini kendilerine maletmeye kalkýþmalarý bu yüzdendir. Sýnýf mücadelesinin geliþimi ve tarihin akýþý proleterlerin devrimci partisinin teorisini, ilkelerini ve taktiðini doðrulamýþtýr. Yalnýzca devrimci teoriyle donanmýþ gerçek iþçi sýnýfý partisi emekçi kitlelere önderlik edebilir, onlara kurtuluþ yolunu, hedefini gösterebilir ve zafere taþýyabilir. Toplumda köklü bir deðiþim isteyen ve bunu için savaþan önemli bir kitle gücü var ve sayýsý her gün artýyor. Þimdiye dek milyonlarca insan faþizme ve sermayeye karþý mücadele içinden geçti. Bugün de milyonlarca insan devrimci mücadele saflarýnda kavgaya atýlýyor. Milyonlarýn katýlýmýyla kavga büyüyor, hedef yakýnlaþýyor. Ýstekleri ve özlemleri ancak emeðin iktidarýnda karþýlanacak olan emekçi kitleler muhalefet çizgisiyle hedeflerine ulaþamazlar. Yalnýzca iktidara yönelen bir hareket, bugün sokaklara sýðmayan yýðýnlarý daha ileriye, devrime taþýyabilir. Bu topraklarda yýllardýr mücadele veren halklar Tunus halkýnýn yaptýðýný burada baþarabilir. Tunus halký ayaklanmasýyla bölgede ve dünyada büyük bir yanký yarattý. Orada halk ayaklanmayý ileri götürmek, devrimi tamamlamak için, eylemlerini ve sokak gösterilerini sürdürmekte kararlý. Tunus halkýyla karþýlaþtýrýldýðýnda, devrimi yaratan koþullarýn bizde yeterince oluþtuðunu, bu ayaklanmayý yapacak yýðýnlarýn çok daha uzun ve çetin bir mücadeleden geçtiðini, teorik politik olarak çok daha donanýmlý olduðunu ve daha örgütlü hareket ettiðini söyleyebiliriz. Ayaklanmanýn gerçekleþmesi ve sonuna kadar götürülmesi için dayanýlacak devrimci bir nitelik oluþmuþtur. Yeter ki iktidar hedefiyle hareket edelim.

182. Sayý / 23 Şubat - 9 Mart 2011

5


NAKLEN YAYIN DEVRÝM Devrimler Çağı

D

ünya tarihinin ilk naklencanlý yayýnlanan devrimine tanýklýk ettik. Bir polis arabasýný devirirken zorbalýðýn karþýsýnda ayaða kalkan insan onurunu yüreðimiz aðzýmýzda izledik. Mýsýrlý devrimcilerin panzer altýnda eziliþlerinin acýsýný paylaþtýk. Ayaðý kayýp düþen isyancýya ekran baþýndaki milyonlarca el ayný anda uzandý adeta. Ve 10 Þubat gecesi, devrimin zaferinin ilk taksitini kopartýp Mübarek ve ekibini kokuþmuþ çukuruna gönderdikleri o saatlerde, onlarca yýllýk korkunç sefaletinden, sonu gelmez görünen baskýlardan, tüm korkularýndan arýnýp yepyeni bir insan olmuþ o pýrýl pýrýl kalabalýklarýn coþkusuyla deliye döndük. Yalnýz, ukalaca bilgelikleri ve ihtiyarlara özgü ödlek ruhlarýyla bu yüzyýlýn ilk muazzam halk devrimine burun kývýranlar, yalnýzca onlar, bu inanýlmaz güzellikteki duygularý paylaþmaktan aciz kaldýlar. “Umut ve korku arasýnda gidip gelen içi boþ kuru baðýrsaklar” diyordu Lenin, bu küçük burjuvalar için. Umut kalmayýnca, korku daha çok büyüyor. Onlarý bu muazzam coþkuya ortak olmaktan, devrim karþýsýnda duyduklarý korku uzak tutuyor. Her devrim, gerçek olanla sahtesini, gelip geçici olanla kalýcý olaný ayýrýr. Henüz devrim yokken ortada, yaka-baðýr yýrtmak kolaydýr. Ama yaný baþýnda belirdi mi devrim, taþkýn inanç ilanlarýnýn yerini, bilgiççe vaazlar alýr, kül yutmaz kibirlilik alýr.

GERÇEKLÝÐÝN GERÝ DÖNÜÞÜ Ýletiþim teknolojilerinin geliþiminin devrimlere sunduðu olanaklarý, daha önce pek çok kez iþledik. Bu konuda þu temel iliþkiyi her zaman akýlda tutmakta yarar var. Bilim ve teknik, üretici güçlere dâhildir. Sermayenin bilimi ve tekniði kendine mal etmesi, onun geliþimini tümüyle kontrol altýna alabileceði anlamýna gelmez. Nasýl ki, üretici güçler, sermaye biçimi ve kimliði içerisinde geliþerek, bir noktadan sonra bu biçimin içine sýðamaz

6

hale gelir ve üretim iliþkilerine baþkaldýrýrsa, bilim ve teknik de üretici güçlerin öðeleri olarak ayný kaderi izler. “Devrim televizyondan naklen yayýnlanmayacak” demiþti Venezuellalý devrimci, bu söz bir filmin-belgeselin adý olmuþtu. Dünyayý ordularýyla, polis gücüyle; yetmedi akademileri ve üniversiteleriyle; yetmedi basýný ve yayýnýyla katmer katmer kuþatan sermaye, bu güne dek her devrimci geliþmeyi kalýn perdeler ardýnda gizlemeye çalýþtý. Ama ezilen halklar, özgürlük yolunu arayan emekçiler, eline geçen her nesneyi, her teknik geliþimi bu amaç uðruna kullanmasýný öðrendiler. Ta ki, gerçekliði vurulduðu zincirlerden kurtarana dek. 1991 yýlýnda ilk körfez savaþý sýrasýnda, dünya ilk kez naklen yayýn savaþ izlemiþti. Uydular aracýlýðýyla televizyon kanallarý Baðdat’ýn yerle bir edilmesini aný anýna tüm dünyaya izlettiler. Kameralarda görünen sadece emperyalist þiddetti, kurtuluþ umuduna yer býrakmayan bir güç gösterisiydi. Bu sayede tekelci sermaye basýný, emekçileri açýkça tehdit etmekle kalmýyor, ayný zamanda onlarýn bilincini etkileyecek muazzam bir aygýtý da yeniden inþa ediyordu. Olaný biteni ekranlardan izleyen bizler için, gözümüz beynimizin yerine geçmiþti. Bilince giden süzgeçler ortadan kaldýrýlmýþ, geriye yalnýzca ham bir algýlayýþ, manipülasyona ve kurguya açýk bir algýlama düzeyi kalmýþtý. Tekelci basýn gerçekliði kendi kurgusundan geçirip ekranlara ulaþtýrma gücünü elinde bulundurduðu sürece, dünya halklarýna istediði yalaný yutturabileceði sanrýsýna sapýldý. Nitekim 11 Eylül 2001’de, bu kez canlý yayýn bir provakasyonla, üçüncü dünya savaþýný baþlatan þok etkisini yaratacak, elinde tuttuðu manüpilasyon ve kurgu gücünü çok önemli bir testten geçirdi. 91 yýlýndan 2001’e, on yýlýn içinde sürekli, tekrarlanan yalanlarýn, sonunda gerçek gibi algýlanacaðýný söyleyen Nazi partisi propaganda bakaný Goebbels’i kanýtlar gibiydi. 182. Sayý / 23 Şubat - 9 Mart 2011

Yeni Evrede

Mücadele Birliði

Sözkonusu on yýlda muazzam teknik ilerlemeler kaydeden iletiþim, tek kaynaktan beslenen tek taraflý bir akýma sahipti. Bir yanda, kurgulanmýþ gerçekliðin kaynaðý olarak sermaye duruyordu, öbür yanda manüpile edilmiþ bilgiyi alan kitleler. Ýletiþim teknolojileri bu tek yönlü karakterini koruduðu sürece, sermayenin eline hiç olmadýðý kadar güçlü bir propaganda, kurgu, manüpilasyon ve yalan gücü veriyordu. Sonuçta halklar, yazýlý metinlerden çok daha fazla bizzat gözleriyle gördüðüne inanma eðilimi taþýyordu. Fakat iletiþim teknolojisi bu kabuðu çabucak parçaladý. Geliþim yine sermaye kimliði altýnda gerçekleþti, ancak denetlenemez noktaya ulaþtý. Ýletiþim tek yönlü niteliðini, karþýlýklý etkileþime dayanan aðlar sayesinde kaybetti. Bundan böyle bilgi akýþý yalnýzca sermaye kaynaklý deðil, ama bizzat devrimci arayýþ içindeki kitlelerin de denetimine açýk hale geldi. Nerede bir toplumsal eylem olsa, tekelci sermaye basýnýnýn süzgeçlerine takýlmadan dünya halklarýna ulaþýyordu. Görüntülü iletiþim, dil engelini de ortadan kaldýrdý, görüntü her þeyi anlatmaya yetiyordu. Kameralar yalnýzca tekelci basýnýn elinde deðil, herkesin elinde ve çekilen görüntüler anýnda tüm dünyaya servis edilebiliyor. Teknoloji sayesinde görüntülü iletiþim ucuzladý, basitleþti, altý yaþýnda bir çocuðun bile üstesinden gelebileceði hale büründü. Elbette, devrimci arayýþ içine giren kitlelerin, bu alabildiðine ucuz, basit, hýzlý ve doðrudan iletiþim aygýtýný kullanmasýnýn önüne hiçbir engel konamazdý. Gerçeklik zincirlerinden böyle kurtuldu ve ne mutlu ki, sinyorita, artýk devrim naklen yayýnlanabiliyor. SEZGÝDEN BÝLÝNCE, ÖZLEMDEN ÝRADEYE…. Mýsýr’da bu iletiþim aygýtýnýn kullanýmýný önlemek için dünya egemenleri hemen harekete geçti. Ancak yapabile-


Yeni Evrede

Mücadele Birliði

cekleri fazla bir þey yoktu. Çünkü bu sosyal aðlarýn kullandýðý fiber optik altyapýsýný bankalar, borsalar ve þirketler de kullanýlýyordu ve kablolarý kesip atmak mümkün deðildi. Yapabilecekleri tek þey teknik ayarlarla oynanarak iletiþimi engellemeye çalýþmaktý. Protokol numaralarý iptal edildi. DNS ayarlarý deðiþtirildi. Ancak, dünyanýn dört bir yanýndan teknik yardýmlar Mýsýr’a yaðdý ve çok deðil sadece bir gün içinde Mýsýr’ýn ayaklanmýþ kitleleri, tekelci þirket aðlarýndan baðýmsýz, kendilerine ait bir internet iletiþim aðý kurmuþ oldular. Sermayenin attýðý adým, denetimin tümüyle kaybýna yol açtý. Tunus ve Mýsýr’daki muazzam halk ayaklanmalarý ve devrimlerin, iletiþim teknolojisinin bir eseri olduðunu iddia ediyor deðiliz. Eðer halklar korkunç sefaletin gölgesinde yaþamaktan yeterince býkmamýþ olsaydý, baskýnýn dayanýlmazlýðýný çýplak bedenlerinde ve aç midelerinde yeterince hissetmemiþ olsaydý, en mükemmel iletiþim aygýtlarý bile böyle muazzam halk hareketini yaratamazdý. Fakat, basitleþen iletiþim aygýtlarý sayesinde insanlar yalnýz ve güçsüz olmadýklarýný görebildiler; ayný ruh halini yaþayan milyonlarý keþfettiler. Geçmiþte bu ruh hali ortaklýðý, emekçi sýnýflarda bir sezgi, bir içgüdü düzeyinde geliþiyordu. Sezgi ve içgüdü, iletiþim yoluyla, hýzla her karanlýk mekâna sýzan bir bilinç iklimi oluþturdu. Buna ek olarak yoksul yýðýnlar, kendi yarattýklarý zenginliklerin hemen yaný baþlarýnda, ellerini uzatsalar alacaklarý konumda olduðunu gördüler. Bunu gördüler, kulaktan kulaða fýsýldanan bir hayalet gibi deðil, canlý-kanlý biçimlerde bir sefahat birikiminin saklanamayan görüntüleriyle. Bir hayalet, bir buðu olarak kaldýðý sürece sadece korkulu bir özlemi besleyen gerçeklik, þimdi yalnýz olmadýklarýnýn farkýna varan milyonlarýn apaçýk iradesine dönüþüyordu. Ýletiþim teknolojilerini ayný düzeyde barýndýran, benzer sýnýf çeliþkilerini ve sefalet koþullarýný yaþayan daha pek çok ülke duruyorken, devrimin neden Tunus ve Mýsýr’da patlak verdiðine dair birkaç gözlemi paylaþmak yerinde olacak. Her

iki ülkede, yakýn tarihe dek sömürgeci iþgal altýndaydý. Ve bu yüzden halklar, yaþadýklarý yoksulluðun kaynaðýný, hep bu sömürgeci geçmiþe atfettiler. Yoksulluklarý adeta kendi tarihi kaderleri gibi algýlandý, iþbirlikçi sermaye egemenleri bu algýyý yaratarak onyýllar boyu yönetimde kalmayý baþardýlar. Fakat bu iki ülke, dünyanýn en yoðun yabancý yatýrým çeken piyasalarýna da sahipti. Dev tekeller, en ünlü marka ürünlerinin üretimlerini bu ülkelere kaydýrdýlar. Ve böylece, milyonlarca Tunuslu ve Mýsýrlý, kendi ürettiklerinin, dünyanýn zenginliðine bu burjuva sefahate nasýl büyük katký yaptýðýný gördü. Þimdi anlýyorlardý ki, yoksul oluþlarýnýn nedeni sömürgeci dönemin onlarý geri býrakmýþ oluþundan kaynaklanmýyordu. Aksine, modern makine ve tekniklerle üretimde bulunduklarý halde, yoksunluklarý devam ediyordu. Bu ülke halklarýnýn zihnine aðýr bir karabasan gibi çökmüþ olan sömürge döneminin hayaleti, yerini, kendi elleriyle yarattýklarý gelecekten paylarýna düþen karanlýðýn dayanýlmazlýðý aldý. Mýsýr’da insanlar kendi geleceklerinden öylesine ümitsizdi ki, evlenme oraný % 40’ýn altýna düþmüþtü. Tarih bu ülkelere cömert davranmadýðý için yoksulluk yaþadýklarý anlatýlmýþtý onlara. Oysa þimdi görüyorlardý ki, kendi ürettikleri dünyanýn en geliþmiþ pazarlarýnda satýlýrken onlar, nesli tükenmekte olan vahþi hayvanlarýn çýlgýnca endiþesine boðulup gidiyorlardý. Öyleyse tarihin çizdiði kaderi deðiþtirmenin zamaný gelmiþti. Emperyalist tekellerin küresel tedarik zinciri esasýna göre kurduklarý bu üretim mekanizmasýnýn üzerinde þekillenen bu yeni algýlayýþ, tarih- kader çizgisine sýkýþýp kamýþ halklarý, tam bir patlama biçiminde sýkýþtýklarý yerden çekip çýkardý. Kolayca paylaþýlan ve kolayca çoðaltýlan gerçeklik olarak bilgi, iletiþim olanaklarý geliþtikçe, bu yeni “hakikat algýsýný” pekiþtirdi. DEVRÝMÝN HIZLANDIRILMIÞ KURSU Dünyanýn ilk canlý yayýn devriminin tarihi nasýl hýzlandýrdýðýna, yoðunlaþtýrdýðýna þahit oluyoruz. Ayný sefaleti, ayný zulmü, ayný yoksunluklarý yaþayan dünya 182. Sayý / 23 Şubat - 9 Mart 2011

Devrimler Çağı

emekçi sýnýflarý, þimdi artýk devrimi baþarabileceklerini, bir araya geldiklerinde hiçbir polis gücü ve modern ordunun karþýlarýnda duramayacaklarýný biliyor. Zafer umudu ve kesinliði önüne geçilmez bir çýð gibi ülkeden ülkeye yayýlýyor, yeni ayaklanmalarý tetikliyor. Sermaye sýnýfý neredeyse iki yüz yýl boyunca, halklarýn bu en basit ve temel gerçekliði bilmesin diye her þeyi yaptý. Savaþlar çýkardý, halklar arasýnda düþmanlýk tohumu ekerek, þovenizmi þahlandýrdý, yetmedi, devrimci öncülerini idam sehpalarýna çýkardý, zindanlara attý, devrimi anlatan kitaplarý yasakladý. Tüm bunlar dünya emekçi sýnýflarý durumlarýný bir kader gibi benimsesin, devrim fikri ve umudu yeþermesin, cehalet ve fikri yozlaþma içinde debelenip dursun diyeydi. Ama iþte tüm dünya, sanki ayný anda, Ne Yapmalý, Ýki Taktik, Nisan Tezleri okuyorcasýna, naklen yayýndan bir devrimin her geliþim aþamasýný izlediler, dersler çýkardýlar, sezgilerini bilince dönüþtürdüler, özlemlerini iradeye dönüþtürmek için arayýþa girdiler. Yeni bir enternasyonalizmin doðuþuna tanýklýk ediyoruz. Partilerin protokol toplantýlarýna sýkýþýp kalan enternasyonalizm artýk geride kalmýþtýr. Þimdi bizzat eylem alanýnda, devrim içinde, canlý ve anlýk kurulan diri iliþkiler var. Mýsýrlý devrimci kitleler, aný anýna, tüm dünyadaki devrimci gruplarla, en baþta Tunus’la iliþki içinde oldular: “Þu sorunu nasýl çözdünüz?”, temel soru buydu. Beklentiler, temenniler; teorik konulara sýkýþýp kalmýþ kýsýr bir iliþki deðil, doðrudan devrimi pratikte örgütlemeye yönelik bir iliþki kurdular. Zorluklar, acýlar, zaferin coþkusunun aný anýna paylaþýldýðý bir enternasyonalizm, sýnýrlý kadrolarla deðil, milyonlara açýk, beslenme kanallarý zengin, çok yönlü, etkisi hýzlý bir enternasyonalizm. Ýletiþimin sermaye denetiminde olduðu dönemin simge filmi olan “Matrix’de “Gerçeðin çölüne hoþ geldiniz” deniyordu. Geçti, geride kaldý o çöl. Þimdi rahatça diyebiliriz: Sermayenin cehennemine, Yeni Evre’nin yeni insanlarýn devrime çaðýna hoþ geldiniz!

7


UPS İşçileri

NEREDE EYLEM VARSA

Türk-Ýþ Bölge Temsilciliði ve TÜMTÝS Ýzmir Þubesi, UPS Kargo Ýþçileri’nin 283. gününde gelen zaferiyle ilgili Türk-iþ’e baðlý þubeleri bilgilendirmek ve eylem boyunca saðladýklarý desteðe teþekkür için kahvaltýlý bir basýn toplantýsý düzenledi. Sabah saat 10.00’da baþlayan basýn toplantýsýna Türk-Ýþ’e baðlý bazý sendika þubeleri de katýldý. Ýlk sözü Türk-Ýþ bölge temsilcisi Mustafa Kundakçý aldý ve örgütlenmenin önündeki engellere kýsaca deðinerek, UPS Kargo iþçilerinin mücadelelerini ve örgütlenmenin önemini anlattý. Daha sonra sözü 283 günlük eylemi iþçilerle beraber kararlý ve tutarlý bir þekilde sürdüren Tümtis aldý. Ýzmir þube baþkaný Þükrü Günseli de UPS Kargo Ýþçilerinin mücadelesiyle ilgili bilgi verdikten sonra mücadeleyi nasýl kazandýklarýný anlattý ve elde ettikleri kazanýmlarý sýraladý. Eylem süresi boyunca maddi ve manevi destek veren herkese ayrý ayrý teþekkür ettiði ve; “Son yýllarda giderek azalan dayanýþmanýn yeniden canlanýþý bakýmýndan son derece olumlu bir örnektir; örgütlenmenin çok zor olduðu, binlerce iþçinin iþine son verilip sonuç alýnmadýðý koþullarda, binlerce iþçiyi ilgilendiren ve gelecekte örgütlenecek olan iþçileri de ilgilendiren önemli mücadelenin baþarýlý olmasýnda örgütlü arkadaþlarýmýzýn duruþunun son derece önemli bir yeri var, sendikamýzýn da mücadele çizgisinde yürümesinin önemi var. Ama en önemlisi de gerek ulusal gerekse uluslararasý düzeyde sunulan destek ve dayanýþma da son derece önem taþýyor. Ve bu baþarýnın bütün destek ve dayanýþma sunan emek dostlarýnýn ortak eseri olduðuna inanýyoruz. Ayrýca iþçilerin uluslararasý birliði ve dayanýþmasýnýn çok önem taþýdýðý bu eylemde ortaya çýktý” dedi. Konuþmasýnýn sonunda yiðit ambar iþçilerine de UPS Kargo Ýþçilerine verdikleri maddi ve manevi destekler için teþekkür etti. Ardýndan söz basýna verildi ve süreçle ilgili merak edilen sorular soruldu. Mücadele Birliði olarak biz de þu sorularý yönelttik: Mücadele Birliði: UPS Kargo Ýþçilerinin 283 gün devam eden eyleminin ilk 3 ayýnda ambar iþçileri, devrimci-sosyalist hareketler ve Türk-iþ’e baðlý Tez-Koop-Ýþ, Tek Gýda-Ýþ, Deri Ýþ, Hava Ýþ, Petrol Ýþ, Tes Ýþ dýþýnda ciddi anlamda destek veren olmadý. UPS iþçilerinin uluslararasý nitelik taþýyan eylemine baþta Türk-Ýþ olmak üzere ne DÝSK’in ne de KESK’in ciddi anlamda destek vermemesine, sahiplenmemesine nasýl bakýyorsunuz? Mustafa Kundakçý: Dayanýþma anlamýnda biz Türk-Ýþ olarak biraz geç hareket ettik. Bu doðru. Ama ondan sonra verdiðimiz

8

mücadele baþtaki zaafýmýzý unutturdu. Ýzmir’de ve Türkiye’de uzun yýllardýr bu tarzda iyi bir dayanýþma örneði gösterilmedi. O söylediðiniz tarih (eylemin ilk 3 ayý) içerisinde bir ihmalimiz oldu. Önemine çok varamadýðýmýz bir hadiseydi. Tekel eyleminde de UPS Kargo iþçilerinin eyleminde de sosyalist hareketler çok büyük destek verdiler. Bu da bir bilinç meselesi. Sosyalistlerin varoluþ amacý bu. Aklýnýzda sadece bu düþünceler var. Böyle bir mücadeleyi doðru yapýyorsunuz. Nerede eylem varsa ordasýnýz. Tekel’de de,Tariþ’te de, UPS’de de vardýnýz. Mücadele Birliði: UPS Kargo Ýþçilerinin eyleminin uluslararasý bir niteliði de vardý. Uzun yýllar sonra bu tarzda uluslararasý dayanýþmaya vesile oldu. 1 ve 15 Eylül’de 154 ülkede iþçiler destek amaçlý eylemler yaptýlar. Ýþçi sýnýfýnýn bu uluslararasý dayanýþmasýyla ilgili düþüncelerinizi alabilir miyiz? Þükrü Günseli: Artýk ulusal ekonomiler, ulusal þirketler kalmadý. Belli baþlý bütün temel sektörlerde çok uluslu þirketler artýk dünyanýn dört bir tarafýna ahtapot gibi yayýlmýþ. Sorunlarýmýz, sýkýntýlarýmýz giderek benzeþi-

Yeni Evrede

Mücadele Birliði

yor ve ortaklaþýyor. Bu anlamda iþçi sýnýfýnýn uluslararasý iliþkileri mücadeleci bir çizgide yeniden geliþmesi daha çok bir ihtiyaç halini alýyor. Her bir ülkede tek baþýna sürdürülen sendikal mücadele tabii ki zayýf kalacaktýr. Mücadelemizin baþarýsý açýsýndan son derece önemli bir katký ve destekti. Belki bu destek ve dayanýþma olmasaydý eylemin seyri farklý þekilde geliþecekti. “BÜTÜN ÜLKELERÝN ÝÞÇÝLERÝ BÝRLEÞÝNÝZ.” þiarý zaman içinde belki unutuldu ve bu eylemimiz bunun hatýrlatýlmasýnda iyi bir örnek oldu. Sermayenin küreselleþmesine karþý iþçi sýnýfýnýn birliði ve birlikte mücadelesi daha büyük bir önem arz ediyor. Buradan çýkardýðýmýz derslerle daha ileri düzeyde bir uluslararasý mücadelenin birlikte geliþtirilmesi konusunda çabamýz olacak. Basýnýn sorularýndan sonra Türk-Ýþ Bölge Temsilcisi ve Tümtis þube baþkaný basýn toplantýsýna katýlan Türk-Ýþ’e baðlý þubelerin þube baþkanlarýna ve yöneticilerine, UPS iþçilerine, Tümtis’te örgütlü ambar iþçilerine ve de basýn mensuplarýna teþekkür ettiler.

Konak – Merbel Park Bahçe Ýþçileri Grevde

Mücadele Birliði/Ýzmir

11 Þubat Cuma sabahý 11.00 civarýnda Konak Belediyesi binasýnýn önünde toplanan belediye iþçileri, grev kararý astýlar. DÝSK’e bağlı Genel Ýþ 5 Nolu Þube ve Konak Belediyesi arasýnda Eylül’den bu yana süren toplu sözleþme görüþmelerinde uzlaþýlamadý. Bunun üzerine grev kararý asan Konak Belediyesi’ne baðlý Merbel AÞ Park Bahçe iþçileri, 60 gün içinde anlaþmaya varýlamazsa greve çýkacaklar. Ýþçiler basýn açýklamasýndan sonra iþyerlerine döndüler. Mücadele Birliði/Ýzmir 182. Sayý / 23 Şubat - 9 Mart 2011


Yeni Evrede

TORBA YASAYA KARÞI EYLEMLER

Sokaklar

Mücadele Birliði

Ankara: Emekçiler Meclis Önündeydi! 11 Þubat Cuma günü, saat 12:30’da KESK Ankara Þubeler Platformu, TBMM önünde bir basýn açýklamasý yaptý. Yaklaþýk yüz kiþinin katýldýðý açýklamada, halen Meclis’te görüþülmekte olan Torba Yasa Tasarýsý’nýn içeriði teþhir edildi ve bu yasaya karþý emekçilerin yoðun eylemler yapmasý gereðinden bahsedildi. Basýn açýklamasýnýn okunmasýnýn ardýndan, KESK adýna Genel Sekreter ve Dönem Sözcüsü Döndü Çýnar da bir konuþma yaptý. Çýnar konuþmasýnda, Torba Yasaya karþý emekçilerin örgütlenmesinin ve eylemliliklerin artmasýnýn gerekliliðinden bahsetti ve milletvekillerini bu yasayý geçirmemeye davet etti. Basýn açýklamasý ve konuþmalarýn ardýndan kitle daðýldý.

Ýstanbul: Eylemlerimizi Büyüterek Devam Edeceðiz 11 Þubat günü Ýstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi önünde toplanan KESK, DÝSK,Türk Ýþ Bölgeler Platformu, TTB ve TMMOB Ýstanbul Büyükþehir Belediyesi önüne kadar bir yürüyüþ yaptý. Emekçiler saat 12.30’da “Emekçilerin Kazanýlmýþ Haklarý Gasp Edilemez Torba Yasasý Geri Çekilsin” pankartý açarak yürüyüþe geçtiler.

İşçiler pankartýn önünde sýrtýnda içi kaðýt dolu “torba”yý taþýyarak kambur kambur yürüdü. Emekçiler, “ Köle Deðil Emekçiyiz”, “Tayyip Sonun Mübarek Olsun”, “Ücretli Köle Olmayacaðýz” sloganlarý atarak Ýstanbul Büyükþehir Belediyesi önüne geldiler. Burada KESK dönem sözcüsü Nebahat Ürkek; “Ýþçi ve emekçiler son yýllarýn en büyük saldýrý dalgasý ile karþý karþýya olduðu halde bazý sendika ve konfederasyonlarýn yaþananlara seyirci kalmasý, üyelerinin ve temsil ettikleri sýnýfýn taleplerine ve beklentilerine uygun hareket etmemesi dikkat çekicidir. Ýþçiler, kamu emekçileri olarak, çocuklarýmýzýn ve gençlerimizin geleceðini ipotek altýna almaya çalýþan, esnek, kuralsýz ve güvencesiz çalýþmayý yaygýnlaþtýrmayý hedefleyen yasal düzenlemeler ve fiili uygulamalara karþý tüm halklarýmýzý ortak mücadeleye çaðýrýyoruz. Bu yasa geri çekilinceye kadar da büyüterek eylemlerimize devam edeceðiz...” dedi. Eylemin sonuna doðru sýrtýnda torbayla yürüyen emekçi sýrtýndan torbayý yere atýp yaktý. ÝBB önünde polisin yoðun güvenlik önlemi almasý dikkat çekti.

Mücadeleden Vazgeçmeyeceðiz! Saðlýk Emekçileri Sendikasý (SES), 11 Þubat’ta Haseki Kardiyoloji Enstitüsü önünde Torba Yasa Tasarýsýný protesto ettiler. Saat 11.30’da Kardiyoloji binasýnda ça182. Sayý / 23 Şubat - 9 Mart 2011

lýþan saðlýk emekçileri binanýn önünde toplanarak “4/C, 4/B, Vekil, Taþeron, Tüm Güvencesizlere Kadro Verilsin, SES Aksaray Þubesi” pankartý açarak “Köle Deðil Emekçiyiz”, “ Torbaya Girmeyeceðiz”, “Hükümet Torbaya Emekçiler Greve” sloganlarýný attýlar. Açýklama yapan SES Aksaray Şube Baþkaný Songün Beydili Torba yasa görüþmelerinin derhal durdurulmasýný istedi ve kuralsýz- güvencesiz - düþük ücretle çalýþacak köleler yaratmayý, kiralýk memurluðu, sürgünü, iþsizlik fonu kaynaklarýnýn patronlara peþkeþ çekilmesinin durdurulmasýný istedi ve “ülkemizi sýnýrsýz kölelik pazarýna çevirmeyi amaçlayan yasanýn çýkarýlmasýný, yasalaþtýðý durumda uygulanmasýný engellemek için mücadeleden vazgeçmeyeceðiz! Bunun için, tüm emekçileri birlikte mücadeleye, kendisine sendikayým diyen örgütleri göreve çaðýrýyoruz” dedi. Açýklamadan sonra eylem sona erdi.

Susarsak Onlar Kazanýr Herkese Saðlýk Güvenli Gelecek Platformu Kadýköy’de torba yasayý protesto etti. 13 Þubat günü Meclisten geçerek yasalaþan Torba Yasa her yerde eylemlerle protesto edilmeye devam ediliyor. Kadýköy Altýyol’da toplanan HSGGP üyeleri de Torba Yasayý protesto ettiler. Altýyol’da boða heykelinden Ýskele Meydaný’na yürüyüþe geçen emekçiler, “Kurtuluþ Yok Tek Baþýna Ya Hep Beraber Ya Hiçbirimiz”, “Ücretli Köle Olmayacaðýz” sloganlarý attý. Yürüyüþe GOP BEDAÞ’ta ve PTT’de iþten çýkartýlan iþçiler de pankartlarýyla katýldýlar. BEDAÞ iþçileri adýna açýklama yapan bir iþçi, “her gün sustukça biraz daha bize saldýrarak haklarýmýzý elimizden alýyorlar. Haksýzlýklar karþýnda susarsak mutlaka kazanýrlar. IMF’nin iþbirlikçi tekellerin örgütü olan TÜSÝAD’ýn talepleri doðrultusunda çýkartýlan Torba Yasa ile birlikte, emekçilerin talepleri deðil, bir avuç sömürücünün, iþbirlikçi tekellerin karlarýna kar katmalarý amaçlanmakta, kamu kurumlarý ticari bir iþletmeye, emekçiler de köleye dönüþtürülmek istenmektedir” dedi. Açýklamalarýn ardýndan Ostim’de hayatýný kaybedenler için saygý duruþunda bulunularak eylem bitirildi.

9


Sokaklar

Ýzmir; Bizden Sakin Olmamýzý Beklemeyin! KESK Ýzmir Þubeler Platformu, 11 Þubat Cuma günü bir basýn açýklamasýyla torba yasayý protesto etti. Saat 12.15’te Konak SGK önünde toplanan kitle, Basmane Meydaný’na doðru yürüyüþe geçti. Kitlenin en önündeki 7 emekçi baþlarýna siyah ‘torba’lar geçirerek pankartýn arkasýnda eylemde yerlerini aldýlar. Güzergâh boyunca “Torba Yasasýna Karþý Yürüyoruz, Yürüyoruz Emperyalizme, Kapitalizme, Her Türlü Gericiliðe, Kadýn Emeðinin Sömürülmesine Karþý Yürüyoruz” þeklinde konuþmalar yapýldý. Basmane Meydaný’na doðru tek þeridi trafiðe kapatarak ilerleyen emekçiler, “Sefalete Teslim Olmayacaðýz”, “Sendikalar Göreve Genel Greve”, “Tayip Sonun Mübarek Olsun” sloganlarý attý, bir süre sonra yolu tamamen kapatarak araçlarýn geçmesini engelledi. Trafiðin kapanmasýyla kitleyle mesafeli yürüyen çevik kuvvet polisi müdahale için kitlenin etrafýný sardý. Yaþanan tartýþmalar ve itiþ kakýþlarýn sonunda KESK kitlesini tek þeritte yürütebilmek için sýk sýk anons yaptý. “Baskýlar Bizi Yýldýramaz”, “Genel Grev Genel Direniþ” sloganlarýyla polislere karþý haykýran kitle, 10-15 dakika sonunda yola tek þerit üzerinden devam etti. Çankaya Dörtyol’a gelindiðinde polisin de baskýsýyla yer yer yolun tümünü açýp yer yer tek þeritte yer yer de tüm yolu kapatarak yürüyüþe devam etti. Yürüyüþ esnasýnda konuþmakta olan KESK temsilcisine bir faþist tarafýndan ayakkabý fýrlatýlmasý, gergin olan kitleyi öfkelendirdi. Emekçilerin faþistin bulunduðu yöne doðru hareketlenmesi üzerine çevik kuvvet polisi barikat kurarak kitlenin linç giriþiminde bulunmasýný engelledi. KESK temsilcileri “provokasyona gelmeyelim” diyerek kitleyi yatýþtýrmaya çalýþtý. Kitlenin etrafýnda güvenlik kordonu oluþturan çevik kuvvet ve sivil polislerden rahatsýz olan öfkeli kitle, polislerin kortejin etrafýnda bulunmamasýný istediler. Kitlenin gergin ve öfkeli hali polisleri kortejden uzaklaþtýrdý. Emekçiler sakin olunmasýný isteyen Emniyet amirine, “Sakin olmayacaðýz, bizlerden sakin olmamýzý beklemeyin” diyerek tepkilerini ortaya koydular. Basmane Meydaný’na çatýþmasýz ulaþan emekçiler adýna Eðitim Sen 1 Nolu Þube Baþkaný Ali Rýza Özer bir basýn açýklamasý yaptý. Açýklamada, Torba Yasa’nýn iþçiler ve emekçilerin çalýþma standartlarýný kýstýðý ve modern köleler yapýldýðý vurgulandý. KESK Torba Yasa çekilene kadar eylemlerine devam edeceklerini yeniledi. Bizler Mücadele Birliði olarak eylemlerinde emekçilerin yanýndaydýk.

10

Birleþik Metal:

Greve Hazýrýz!

Yeni Evrede

Mücadele Birliði

Birleþik Metal Ýþ Sendikasý örgütlü olduðu bütün iþ yerlerinde “MESS’e karþý greve hazýrýz” dedi. Birleþik Metal Ýþ Sendikasý’nýn düzenlediði basýn toplantýsýna, baþkan Adnan Serdaroðlu, DÝSK Genel Baþkaný Süleyman Çelebi, KESK Genel Baþkaný Döndü Taka Çýnar ve diðer sendikalardan þube baþkanlarý katýldý. Basýn toplantýsýnda Birleþik Metal Ýþ Sendikasý’nýn örgütlü olduðu fabrikalar ve iþyerlerinde 10 – 15 Þubat arasýnda Metal Ýþ Kolu Toplu Ýþ Sözleþmesi kapsamýndaki iþyerlerinde grev kararlarý ilan edildiði açýklandý. Bu grev kararlarý 21 yýl sonra ilk kez gerçekleþiyor ve 33 iþ yerinde 15 bin iþçiyi kapsýyor. Basýn açýklamasýný okuyan Birleþik Metal Ýþ Sendikasý baþkaný Adnan Serdaroðlu; “Yüz bine yakýn metal iþçisini ilgilendiren metal iþ kolu toplu iþ sözleþmesinde 1983 yýlýndan itibaren sermaye ve devlet tarafýndan kurulmuþ bir düzen var. Bu düzen, tüm metal iþçilerinin aleyhine iþliyor. Ýþ kolunun en küçük sendikasýný (Türk Metal) bir gecede iþ kolunun en kalabalýk sendikasý haline getirdiler. Bunu toplu iþ sözleþmesi, grev ve lokavt maddesine koyduklarý bir ek madde ile yaptýlar. Askeri yönetim tarafýndan kapatýlan DÝSK ve Maden Ýþ üyelerini çoðu iþ yerinde kendilerinin bile haberi olmadan Türk Metal üyesi yaptýlar. Sermayenin ve devletin amacý, metal iþçilerinin hak arama mücadelesini kontrol altýna alýp, bastýrmaktýr. 28 yýldýr bu düzeni sürdürüyorlar. 2010- 2012 sözleþmesinde de deðiþen bir þey yoktur. Alýnan mücadeleye devam kararlarý tüm iþ yerlerinin ortak kararýdýr. 1- Yüzde 5.35 zam oraný düþük olmasý, 2- Ücret zam yöntemi grup sözleþmesinin prensiplerini ortadan kaldýrmýþ, her iþyerine farklý zam uygulamasý, ayný saat ücretini alan ancak farklý iþyerlerinde çalýþan iþçilerin farklý zamlar almalarýna neden olmaktadýr. 3- 4857 No’lu Ýþ Kanunu’ndaki deðiþiklikler ve hükümetin taslaklarý toplu iþ sözleþmesinin imzalanmasýndan sonra taraflarýn iradelerinin dýþýnda deðiþmesine yol açma tehlikesi taþýmaktadýr. Bu toplu sözleþme düzeni açýsýndan uygun bir durum deðildir, çünkü toplu iþ sözleþmeleri taraflarýn kendi iradeleriyle imzaladýklarý metinlerdir ve taraflar kendi iradelerinin dýþýnda deðiþmesi ihtimal dahilinde olan metinleri imzalamamalýdýrlar. Buradan iþverenleri uyarýyoruz. Artýk gözünüzü açýn! Ýþçilerin grev hakkýný kullanmasýnýn önüne geçemezsiniz, geçemeyeceksiniz, yapacaðýnýz tek þey kendi sendikanýzý inadýndan vazgeçirmek. Yoksa bedeli siz ödeyeceksiniz. Metal iþçileri, 28 yýldýr sürdürülen iþbirlikçi ve dayatmacý toplu sözleþme düzenine karþý verdikleri mücadele ile tarih yazýyor. Biz sendika ve iþçilerimizle birlikte MESS’in önerdiði grev oylamasýný boykot edeceðiz” dedi. DÝSK genel baþkaný Süleyman Çelebi de; “12 Eylül Anayasasý’nýn ve anlayýþýnýn bedelini ödeyen bir örgütüz. Grevlere çýktýðýmýzda sermaye yine bizlere ‘ideolojik’ eylem yapýyorsunuz, derdimizin ‘üzüm yemek de��il baðcýyý dövmek’ olduðunu söyleyecekler, ama bizim safýmýz ve taleplerimiz nettir. Birleþik metal iþçilerinin grevi sadece kendileri için deðil, sýnýfýn çýkarlarý için. Sendikalý ve sendikasýz, sivil insanlarýmýzýn da MESS’e karþý durmasý gerekiyor. Buradan çaðrý yapýyoruz, iþçi, memur ayýrýmý yapmadan artýk haykýrmalýyýz pes etmeyeceðiz, kazanmalýyýz” dedi. Daha sonra KESK Genel Baþkaný Döndü Taka Çýnar kýsa bir konuþma yaparak “Birleþik Metal Ýþ Sendikasý’nýn, karþýndaki MESS’e karþý yürüttüðü mücadeleyi önemsiyoruz. KESK olarak metal iþçilerinin grev kararýný bütün gücümüzle destekleyeceðiz, grev alanlarýnda olacaðýz, dayanýþma saðlayacaðýz” dedi.

182. Sayý / 23 Şubat - 9 Mart 2011


Numune Ýþçileri: Mücadeleye Devam

Yeni Evrede

Sokaklar

Mücadele Birliði

1 Ocak tarihinde iþten atýlan Numune Hastanesi iþçileri, hastane bahçesinde eylemlerini kararlýlýkla sürdürüyorlar. 17 Þubat itibariyle direniþlerinin 48. gününde olan Numune iþçileri, hastane yönetimine uyarý için, direniþ çadýrýndan hastane baþhekimliði önüne yürüdüler. KESK ve SES MYK üyelerinin de destek verdiði eyleme iþçiler “Ýþimizi Geri Ýstiyoruz” pankartýyla katýldý. Ýþçiler yürüyüþ boyunca “Ýþimizi Geri Ýstiyoruz”, “Saðlýkta Taþeron Ölüm Demektir”, “Güvenceli Gelecek Güvenceli Ýþ”, “Taþeronu Saðlýktan Süpüreceðiz”, “Hak Verilmez Alýnýr Zafer Sokakta Kazanýlýr”, “Biz Haklýyýz Biz Kazanacaðýz” sloganlarýný attýlar. Baþhekimlik önünde oturma eylemi yapan iþçiler adýna SES MYK’nýn hazýrlamýþ olduðu basýn metnini SES Adana Þube Baþkaný Mehmet Antmen Okudu. “Güvencesizlik gün geçtikçe yaygýnlaþtýrýlmaktadýr. Onlar, parçalayarak daha kolay yönetmek, bizleri köleleþtirmek istiyor. Bizler ise ýsrarla birleþmek, dayanýþma içerisinde olmak ve bu saldýrýyý geri püskürtmek zorundayýz. Bu düþünce ve duygularla direniþlerinin 48. gününe giren Numune iþçilerinin güvencesizliðe karþý verdikleri mücadeleyi destekliyor ve onlarla dayanýþma içerisinde olduðumuzu bir kez daha kamuoyu ile paylaþýyoruz” denilen basýn metninin okunmasýndan sonra SES Genel Baþkaný Bedriye Yorgun kýsa bir konuþma yaptý. Ýþçileri onurlu mücadelesinin yanýnda olduklarýný belirten Yorgun, taþeronu saðlýktan silene kadar mücadelelerini sürdüreceklerini söyledi. Ayrýca son zamanlarda hastane ihale alýmlarýnda ihaleye fesat karýþtýrmalarýn arttýðýný ve bunun son örneðini bu hastanede yaþadýklarýný söyledi. Daha sonra Dev Saðlýk-Ýþ Çukurova Bölge Temsilcisi Mustafa Hotlar konuþtu. Hotlar, direniþin sebebini, bugüne nasýl gelindiðini kýsaca anlattýktan sonra, iþçilerin iþlerine geri dönene kadar hastane bahçesinde kurduklarý direniþ çadýrýný

kaldýrmayacaklarýný söyledi. Temsili olarak 5 dakika oturma eyleminden sonra direnen iþçilerden Soner Özkozanoðlu duygusal bir konuþma yaptý. Haklýlýklarýný ve kararlýlýklarýný dile getiren Özkozanoðlu sloganlarla konuþmasýný bitirdi. Eylem süresince baþhekimlik merdivenlerinde oturan iþçilere sözlü tacizde bulunan hastane güvenlik müdürüne eylem bitiminde bir kadýn iþçi gereken tepkiyi gösterdi. 1 saat süren eylem tekrar çadýra yürüyüþle sona erdi. Battaniyeni Al Gel 19 Þubat Cumartesi gecesi direniþ çadýrýnda dayanýþma gecesi gerçekleþtirdi. Etkinlik öncesi hastane bahçesinde hasta yakýnlarýna ve kurumlara çaðrýda bulunan Numune Ýþçileri, “battaniyeni al gel” diyerek tüm emek dostlarýný eylemlerinin 50. gününde destek olmaya ve geceyi birlikte geçirmeye çaðýrmýþtý. Etkinlik günü Ayýþýðý Sanat Merkezi’nde film gösterimi yapmýþtýk. Eylemde olan iþçiler de vardý. Gösterimden sonra direniþ yerine gittiðimizde iþçiler hazýrlýklarýný tamamlamak üzereydi. Biz-

182. Sayý / 23 Şubat - 9 Mart 2011

ler birlikte sohbet ederken, eyleme destek sunmak için çeþitli kurumlardan insanlar da ara ara gelmeye baþlamýþtý. Yanýmýzda Antakya Ayýþýðý Müzik Grubu’ndan bir yoldaþýmýz vardý. Ve birlikte türkü söylemeye marþlar okumaya baþladýk. Saatler ilerledikçe kalabalýk sayýsý artýyordu. Yaklaþýk bir saat boyunca türküler söyledikten sonra son olarak “Söz Veriyoruz” marþýný iþçilerle birlikte söyledik. Saat 20.00’da eyleme katýlan Dev Saðlýk-Ýþ Genel Baþkaný Arzu Çerkezoðlu bir konuþma yaptý. Çerkezoðlu konuþmasýnda, taþeron sistemine karþý yýllardýr çeþitli hastanelerde mücadele yürüttüklerini ve bu mücadelenin hep birlikte el ele vererek baþarýya ulaþacaðýný söyledi. Daha sonra iþçilerin hazýrladýðý komün sofrasýna ortak olduk. Yaklaþýk 200 kiþinin olduðu akþam yemeðinden sonra tekrar þarkýlar söylemeye baþladýk ve tabii ki halaylarýmýz ve zýlgýtlarýmýzla. 50 günün fotoðraflarýndan oluþan sinevizyon gösterimini izledik ve kimi yerlerde güldük kimi yerlerde coþkulandýk. Saatler artýk gece yarýsýna yaklaþýrken Ankara’dan saðlýk iþçileri ziyaretimize geldiler. Geceyi birlikte geçirmek için gelen Hacettepe Hastanesi iþçilerine hemen yemekler ikram edildi. Yol yorgunluklarý alýndý. Artýk saatler gece yarýsýný geçmiþti ve yeni güne girmiþtik. Direniþ günümüzü yazan tabelamýzý 51. gün olarak deðiþtirdik. Yeni kavga günündeydik. Türküler halaylar ve þiirlerden sonra saatler ilerledikçe ateþin baþýnda sohbetler baþladý. Sýcak sohbetlerle sabaha yaklaþýrken birden yaðmur bastýrdý. Yaðmurla birlikte günün aðarmasýný karþýladýk. Saatler sabah 06.00’ya geldiðinde artýk kahvaltý hazýrlýklarýna baþlamýþtýk. Çevre temizliðini yaptýktan sonra hep birlikte kahvaltý yaptýk ve bu gece eylemini mutlu bir yorgunlukla sonlandýrdýk. Mücadele Birliði/Adana

11


Gündem

DEVRÝM ATEÞÝ DÜ

Tehlikeyi görmek baþka bir þey, önlem almak baþka bir þey. Emperyalistler çaðýmýzýn “Ayaklanmalar yüzyýlý” olacaðýný da görüp tespit etmiþlerdi. Ne var ki, ayaklanmalarýn hangi ülkelerde, ne zaman, nasýl ortaya çýkacaðýný bilemedikleri ve bilemeyecekleri için somut önlem almalarý mümkün deðildi; alamadýlar. Buna karþýlýk yapabilecekleri tek þeyi yaptýlar: Yýkýcý sularýn önünde durup her þeyi kaybetmeyi göz almaktansa sularýn önünden çekilip onlarý kontrol altýna almayý denemek. Bunu yaptýlar. Hem kitlelerin istemlerinden yanaymýþ gibi davrandýlar hem de iþbirlikçilerine kitlelerin karþýsýnda durmamalarýný ama onlarý sistem içinde tutacak þekilde “reformlar” yaparak onlara alan açmalarýný tavsiye ettiler. Böylece kitlelerin istemlerinin ve öfkelerinin sistem için yýkýcý olmasý önlenebilirdi. 12

Yeni Evrede

Mücadele Birliði

Tunus’ta seyyar satýcýlýk yapan bir gencin tezgâhýnýn elinden alýnmasýný protesto için kendini yakmasýnýn önce Kuzey Afrika ülkelerini arkasýndan Ortadoðu ülkelerini saran bir devrim ateþine dönüþeceðini herhalde pek az kimse tahmin etmiþti ya da hiç kimse.. Tunus, Mýsýr, Cezayir, Sudan, Ürdün, Yemen, Bahreyn, Libya ve en son kimsenin aklýnda olmayan Irak ile Güney Kürdistan devrim ateþinin kavurmaya baþladýðý ülkeler arasýnda yerlerini aldýlar. Olaylarýn derinliði, yaygýnlýðý, geniþliði kadar hýzý da son derece dikkat çekici. Sadece Ortadoðu’yu deðil ama tüm dünyayý sarsan olaylar bir buçuk ay gibi çok kýsa denebilecek sürede yayýldý. Bunun tek bir anlamý var: ortalýk o derece patlayýcý maddeyle dolu ki, bir kývýlcým bozkýrý tutuþtururken bozkýr da sanki üzerine benzin dökülmüþ gibi bir anda baþtan sona tutuþtu. Tunus’tan Ýran ve Irak’a kadar uzanan coðrafya bir anda devrimci kitle eylemleriyle sarsýldý.

Ayaklanmalarýn Ortak Temeli Önce þu gerçeði tespit ekmekte yarar var: Arap dünyasýný bir baþtan bir baþa saran devrimci kitle eylemleri hemen her yerde ayaklanma boyutuna ulaþýrken Tunus ve Mýsýr’da gerçek birer halk devrimine dönüþtüler. Ayaklanmalar, Irak, Libya, Yemen ya da baþka ülkelerde kýsa sürede, Mýsýr ve Tunus’ta olduðu gibi, devrime dönüþecek mi, bekleyip görmek gerekiyor. Bütün ayaklanmalarý topyekûn bir yaklaþýmla deðerlendirmek doðru bir yaklaþým olmaz. Her ülkenin kendi koþullarý, tarihi ve ulusal özellikleri, geçmiþ mücadele birikimi farklýdýr ve bu farklýlýklarýn ayaklanmalarýn, devrimci kitle eylemlerinin gidiþinde ve sonuçlanmasýnda rol oynamalarý kaçýnýlmaz. Bu baðlamda, devrimci kitle eylemlerinin, ayaklanmalarýn ortaya çýktýðý her ülkenin incelenmesi ayrý ayrý yapýlmalýdýr. Yine de bütün bu ülkelerde devrici kitle eylemlerinin, ayaklanmalarýn ayný zaman diliminde ortaya çýkmasýný saðla182. Sayý / 23 Şubat - 9 Mart 2011

yan bir ortak temel vardýr. Bu ortak temel, kapitalist üretim biçiminin, kapitalist sömürünün ve baskýnýn emekçi sýnýflarýn, sömürülen yoksul kitlelerin yaþamýnda yol açtýðý ve artýk dayanýlmaz boyutlara ulaþan bozulmadýr. Arap ülkelerinin emekçi sýnýflarý, bu bozulmaya karþý uzun yýllardan beri mücadele ediyor, yaþam koþullarýný biraz olsun katlanabilir hale getirmek için kavga veriyorlardý. Devrimci kitle eylemlerinin ortaya çýktýðý, bunlarýn ayaklanma boyutuna ulaþtýðý; Mýsýr ve Tunus gibi yerlerde ise halk devrimlerine dönüþtüðü ülkelerin yakýn tarihlerine bakýldýðýnda devlet zoruyla bastýrýlmýþ bu mücadelenin izlerine ulaþýlacaktýr. Ama emekçi sýnýflarýn yaþamsal istemlerinin her zorla bastýrýlma giriþiminin bir süre sonra bu istemlerin daha güçlü, yýkýcý öfkeyle ortaya çýkmasýna yol açtýðýný biliyoruz. Arap ülkelerinde þimdi tanýk olduðumuz gerçek iþte budur. Kapitalist üretim biçimi ve kapitalist sömürünün kitlelerin yaþamýnda yarattýðý dayanýlmaz tahribat; iþsizlik, yoksulluk, insanca yaþam koþullarýndan mahrum edilme gibi sonuçlar Arap ülkelerinin emekçi sýnýflarýný, onlarý boydan boya kesen bir iletken tel gibi, birleþtirmiþtir. Bütün bunlar ulusal ve tarihsel özelliklerle birleþince þimdi tanýk olduðumuz tarihsel geliþmelerin ortaya çýkmasý kaçýnýlmaz oldu. Bütün bunlardan hemen çýkarýlabilecek ortak sonuçlar var. Birincisi, ayaklanmalar, halk devrimleri, devrimci kitle eylemleri, çýkýþ biçimleri ve görünürdeki nedenleri ne olursa olsun, anti-kapitalist bir öze sahiptir. Ýkincisi, kapitalist üretim biçimi ve emperyalist-kapitalist sistemin derin, kalýcý krizi nedeniyle egemen burjuva sýnýflar kitlelerin istemlerini yerine getirebilecek durumda deðiller. Bu ikinci sonuçtan çýkarýlacak üçüncü sonuç: Ayaklanmalar ve devrimler çeþitli nedenlerle bir Halk Ýktidarýna, bir devrimci iktidara yol açmadan sona erebilir ya da burjuva karþý-devrim tarafýndan yenilgiye uðratýlabilirler. Bunlar olasýlýk dâhilinde o-


ÜNYAYI SARACAK Yeni Evrede

Mücadele Birliði

lacak durumlardýr; zira bu bir savaþtýr, hem de iç savaþ. Ama bu durumda bile ayaklanmalarý ve devrimleri ortaya çýkaran maddi temel yerli yerinde kalacaðý için, bu halk ayaklanmalarý ve devrimler bir süre sonra ama bu sefer daha güçlü biçimde ortaya çýkacaklardýr. Demek ki, geçici, rastlansal bir durumla deðil, kalýcý, sürekli bir durumla karþý karþýyayýz. Bu durum, sadece “Arap Dünyasý”nda deðil ama tüm dünyada tarihsel geliþmenin yeni bir evreye girdiðinin somut ifadesidir. Baþka bir ifadeyle, devrimler “Arap Dünyasý”yla sýnýrlý kalmayacak bütün dünyaya yayýlacaklar. Onun için þimdi büyük bir güvenle diyoruz ki Ortadoðu ve Kuzey Afrika’da, hatta dünyada “bu sefer farklý olacak”

ABD ve Diðer Emperyalistlerin Çabalarý Emperyalistler Tunus Halk Devrimine oldukça hazýrlýksýz yakalanmýþlardý. Tunuslu Üniversite mezunu iþsiz gencin kendini yakmasý sonucu devrimci kitle eylemleri büyük bir hýzla yayýlmýþ, kýsa sürede bir ayaklanma biçimini almýþtý. Emperyalistler daha olup biteni anlamadan halk ayaklanmasý bir halk devrimine dönüþmüþtü bile. Emperyalistler Tunus Halk Devriminin þokunu üzerlerinden atamadan Mýsýr emekçi sýnýflarý ayaklanmayý baþlattýlar. ABD ve diðer emperyalistler açýklamalarla ayaklanmalara müdahale etmeye, kontrolü ele geçirmeye çalýþtýlar. Ama açýkçasý ayaklanmalarýn baþlangýcýnda olaylarýn seyri, varacaðý nokta, ayaklanmanýn gücü konusunda açýk bir fikirleri yoktu. Ayaklanmalar bir-iki ülkede deðil, ayný zaman diliminde Ürdün, Yemen, Cezayir ve daha baþka ülkelere sýçrayýnca devrim dalgasýnýn hiç de hafife alýnacak bir þey olmadýðýný anladýlar. Ayaklanmalar ve devrimler dalgasý, baraj duvarýný yýkmýþ, önünde durulamayacak kadar güçlü ve yýkýcý sel sularý gibiydi. Aslýnda bu dalga, onlarýn sözünü ettikleri ve bu anlamda bekledikleri bir ge-

liþmeydi. IMF Baþkaný Kahn, bundan bir yýl önce “Aslýnda krizin bittiðini söyleyemeyiz. Özellikle düþük gelirli ülkelerde riskin daha yüksek olduðunu söyleyebiliriz. 90 milyon insan aðýr yoksullukla karþý karþýya kalacak. Bunu iþsizlikle tarif edemeyiz. Düþük gelirli ülkelerde bu ölüm kalým meselesi. Siyasi istikrarsýzlýk hatta savaþ nedeni” diyerek emperyalistleri uyarýyordu. CIA þeflerinden Dennis Blair ise, “Eðer kriz bir veya iki yýl daha sürerse birçok ülkede istikrarsýzlýk temel sorun haline gelecek” sözleriyle tehlikeyi iþaret ediyordu. Tehlikeyi görmek baþka bir þey, önlem almak baþka bir þey. Emperyalistler çaðýmýzýn “Ayaklanmalar yüzyýlý” olacaðýný da görüp tespit etmiþlerdi. Ne var ki, ayaklanmalarýn hangi ülkelerde, ne zaman, nasýl ortaya çýkacaðýný bilemedikleri ve bilemeyecekleri için somut önlem almalarý mümkün deðildi; alamadýlar. Buna karþýlýk yapabilecekleri tek þeyi yaptýlar: Yýkýcý sularýn önünde durup her þeyi kaybetmeyi göz almaktansa sularýn önünden çekilip onlarý kontrol altýna almayý denemek. Bunu yaptýlar. Hem kitlelerin istemlerinden yanaymýþ gibi davrandýlar hem de iþbirlikçilerine kitlelerin karþýsýnda durmamalarýný ama onlarý sistem içinde tutacak þekilde “reformlar” yaparak onlara alan açmalarýný tavsiye ettiler. Böylece kitlelerin istemlerinin ve öfkelerinin sistem için yýkýcý olmasý önlenebilirdi. Kitlelerin öfkesini yatýþtýracaksa bazý baþlar feda edilebilirdi; önemli olan kapitalist düzenin ayakta kalmasýydý. ABD, kendi iþbirlikçilerine bu yönde çaðrýlar yaptý. AB emperyalistleri ayný yönde çaðrýlar yaptýlar. Emperyalistler bu þekilde bir taþla iki kuþ vurmayý deniyorlar: Hem kitlelerin gözünde “muteber” olacaklardý hem de iþbirlikçi kapitalist düzeni ayakta tutmuþ olacaklar. Emperyalistlerin ayaklanmalarý denetim altýna alma çabalarýna bakarak, Türkiye’de kimi sol çevreler olan bitenin emperyalistlerin oyun ve planlarýndan iba182. Sayý / 23 Şubat - 9 Mart 2011

Gündem

ret þeyler olduklarýný, ortada adýna “devrim” ya da “halk ayaklanmasý” denecek bir þey olmadýðýný ileri sürdüler. Bu tür düþünen baylar, farkýnda olmadan, 1) Emperyalistlerin her þeye hâkim, gücü her þeye yeten, kadir-i mutlak güçler olduklarýný; 2) Devrim denen büyük altüst oluþun diyalektiðinden bir þey anlamadýklarýný itiraf etmiþ oluyorlar. Birincisi için diyeceðimiz þey oldukça basit: Madem emperyalistler her þeye hâkim ve kadir-i mutlak; onlarýn denetim ve izni dýþýnda bir þey olmaz o zaman siz neden boþ yere devrimcilik yapýyorsunuz? Ýkincisi için yapacaðýmýz öneri biraz emek gerektiren bir öneri olacak: Devrim denen þeyin diyalektiðini anlamak, kavramak için biraz daha okuyun, tarihteki devrimleri biraz daha inceleyip anlamaya çalýþýn. Oysa geliþmeler çok daha umutlu olmamýz gereken yönde, kapitalizmden komünizme geçiþ yönünde büyük bir hýzla, önüne geçilemez bir güçle akýyor. Emekçi sýnýflar artýk kapitalist sömürü ve baský altýnda daha fazla yaþamak istemiyorlar. Bunu ölümü göze alarak, emperyalistlerin kendilerini denetim altýna alma çabalarýný boþa çýkararak ortaya koyuyorlar. Elbette komünistlerin bu ayaklanmalardan, devrimlerden çýkaracaklarý yaþamsal önemde pek çok ders var. Ama bu dersler emperyalistlerin sahip olmadýklarý gücü abartmak biçimindeki ahmakça dersler deðil, bizi bekleyen ve her an karþýmýza çýkabilecek ayaklanmalara hazýrlýk dersleri olmalýdýr. Arap devrimleri, emperyalistlerin ve bölge gericiliðinin halklara yutturmaya çalýþtýðý gibi ayaklanmalar dini temelde deðil, kitleler bilincinde olsunlar ya da olmasýnlar, anti-kapitalist temelde geliþiyor. Dinci gericilik kitle hareketinin bu içeriði karþýsýnda güçten düþmüþ ve etkisizleþmiþtir. Emperyalistler ve burjuva gericilik özellikle Mýsýr ve Tunus Halk devrimlerinde ýsrarla dinci gericiliði öne çýkartmak istemelerine ve gücünü abartmalarýna karþýn bir sonuç elde edemediler. Ölü eþek tekmelenerek ayaða kaldýrýla-

13


Dostlarý Direniþ Çadýrýmýza Bekliyoruz

Yeni Evrede

Sokaklar

Mücadele Birliði

-Desa Ýþçileri… -Kazandý! -Çelmer Ýþçileri… -Kazandý! -UPS Ýþçileri… -Kazandý! -Ontex Ýþçileri… -KAZANACAK!... “Direne direne kazanacaðýz!”, “Yaþasýn Onurlu Direniþimiz!”, “Kurtuluþ Yok Tek Baþýna Ya Hep Beraber Ya Hiç Birimiz!”, “Ýþçilerin Birliði Sermayeyi Yenecek!” Bu sloganlar Unkapaný Sosyal Güvenlik Kurumu Ýstanbul Bölge Müdürlüðü önünde atýlýyor. Onlar ONTEX iþçileri… Yýllardýr Ontex’de çalýþýrken dün sabahtan itibaren iþsiz olan ve direniþe baþlayan Ontex iþçileri… Düne kadar Yenibosna’da bulunan Ontex Tüketim Ürünleri San. ve Tic. AÞ’de çalýþmakta olan iþçiler bu sloganlarla baþladýlar seslerini duyurmaya… Çalýþma koþullarýnýn düzeltilmesi için uzun süredir mücadele veren Ontex iþçileri 18 Þubat Cuma sabahý Unkapaný Sosyal Güvenlik Kurumu Bölge Müdürlüðü önünde bir basýn açýklamasý yaparak sloganlarýyla iþyeri önünde direniþe baþladýklarýný duyurdular… Daha önce mücadelesini zafere ulaþtýrmýþ olan Desa, Çelmer, UPS iþçilerinin isimlerini sayarak baþlýyorlar direniþlerinin sesini duyurmaya…Onlar gibi mücadeleci, onlar gibi kazanmaya kararlý olduklarýný belirtmek için… Zorlu bir mücadele süreci yaþamýþ Ontex iþçileri… Fabrika içerisindeki çalýþma koþullarýnýn iyileþtirilmesi için 16 öncü iþçi sendikal çalýþmalara baþlamýþ… Süreç içerisinde olumlu sonuçlar almaya baþlamýþlar. Toplu sözleþme sürecine gelindiðinde fabrikadaki arkadaþlarýyla toplantý yaparak görüþ alýþveriþinde bulunup örgütlü olduklarý Selüloz-Ýþ Sendikasý’na toplantý yaparak iþyerindeki haklarý konusunda bir karara varýlmasýný isteklerini de iletiyorlar. Sendikanýn genel merkezden ödenek gelmediði bahanesiyle oyalamalarý üzerine çalýþmalarýný sýklaþtýrmýþlar, bir komite oluþturmuþlar Ontex iþçileri ve önce 90 kiþi olmuþlar. Sonrasýnda 200’den fazla iþçinin bir araya gelerek yaptýðý toplantýyla Toplu Ýþ Sözleþmesi’nin amacý ve içeriði konusunda konuþup, tartýþarak kararlar alýyorlar. Toplu Ýþ Sözleþmesinin sadece maddi imkanlarýn düzeltilmesinden ibaret olamayacaðýnýn bilincinde olan iþçiler kýsa sürede önemli maddelerde deðiþiklikler yaparak yeni bir taslak oluþturup 70 arka-

14

daþlarýyla 8 Ocak’ta Sendika Þubesi’ni ziyaret ederek þube baþkanýna iletiyorlar. Patrona baský uygulamak, mücadelelerinde kararlý olduklarýný göstermek gerektiði düþüncesinde de birleþtikleri için bu görüþmenin sonunda hemen bir yemek boykotu gerçekleþtiriyorlar. Ve fabrikadaki iþçilerin % 80’ini bu boykota katýlarak onlarý destekliyorlar. Onlar bu kararlý mücadeleyi sürdürüp, her geçen gün daha fazla iþçinin bilinçlenmesinin baþarýsýný yaþarken, patron iþçileri tek tek görüþmelere çaðýrýp, mücadeleden vazgeçirmeye çalýþýyor. “sendikalarýnýn varolan sendikalar içerisinde iþçilere en fazla zam alan sendika olduðu, bu mücadeleyi daha fazla ileriye götürmemeleri gerektiði” yönünde konuþmalar yapmaya, hatta iþçileri gözlem altýna almaya, iþten çýkarýlacaklarý yönünde tehditlerde bulunmaya baþlýyor. Patron tarafýndan tehditlerle karþýlaþýrken diðer yandan sendika þubesinin de iþverenle görüþmelerde bulunduðuna görüyorlar. Sendikanýn bu tutumunu eleþtiren Ontex iþçileri 2011-2013 dönemine iliþkin toplu sözleþmenin imzalandýðý 11 Þubat 2011 tarihinde taleplerinin dikkate alýnmadýðýný görüyorlar.Çok kýsa süre öncesine kadar “Biz sonuna kadar sizinleyiz” diyen sendika, iþçilerle hiçbir görüþme yapmaksýzýn kapalý kapýlar ardýnda imzalýyor sözleþmeyi. Sendikanýn bu tutumuna tepki gösteren iþçiler 16 Þubat’ta tekrar sendika þubesine giderek hem sözleþmeye iliþkin itirazlarýný dile getiriyorlar hem de sendika çalýþmasýnýn bu þekilde yapýlamayacaðýný, sendikal demokrasinin uygulanmadýðýný, sendikanýn bu tavrýný kabul edemeyeceklerini belirtiyorlar. Sendikayla görüþmelerinin ertesi günü ise gece vardiyasý sonunda iþten çýkarýldýklarýný öðreniyor Ontex iþçileri. Ýþyerinde oluþturduklarý komiteyle mücadelesini yürüten iþçiler sendikanýn bu tavrý karþýsýnda hemen bir eyleme baþlama kararýný alýyorlar. Ýþyeri önünde direniþe baþladýklarýný duyurmak amacýyla, mücadelelerinden haberdar olan sendikalardan, kurumlardan dostlarýna ulaþarak bugün yapýlacak olan basýn açýklamasýyla direniþlerini kamuoyuna duyuracaklarýný iletiyorlar. Saat 12.00’de Unkapaný’ndaki Sosyal Güvenlik Kurumu Müdürlüðü önünde yaptýklarý basýn açýklamasýyla sloganlarla seslerini duyuran Ontek iþçilerine destek için sendikalardan, gençlik örgütlerinden emek dostlarý da geliyorlar. Kýsa konuþmalarla desteklerini bildirip mücadelelerinde baþarý dileklerini iletiyorlar. Ýþyerlerindeki mücadeleleri sýrasýnda da, eylemde, direniþte olan iþçilerle dayanýþma içinde olmuþlar hep.. Onlara desteklerini bildirmiþ, ziyaretlere gitmiþ, basýn açýklamalarýna katýlmýþlar.. Direniþleri sýrasýnda UPS iþçilerini ziyarete gitmiþler, PTT iþçilerini destek ziyaretinde bulunmuþlar… Ve bu destek ziyareti sonrasýnda üzerlerindeki baskýlarýn da arttýðýný söylüyorlar iþçiler. Direniþte olan iþyerlerindeki iþçileri ziyarete gitmek istediklerini sendikalarýna da bildirmiþler, sendikayla birlikte gitmek ve destekte bulunmak istediklerini söylemiþler, fakat sendikadan olumlu bir yanýt alamamýþlar. Ve kendileri toplanýp gitmiþler direniþteki iþçilere destek olmak için. “Bizler de iþçiyiz, iþçi sýnýfýnýn bir parçasýyýz, orada arkadaþlarýmýz haklarý için mücadele verirken, direniþteyken nasýl sessiz

182. Sayý / 23 Şubat - 9 Mart 2011


Yeni Evrede

Mücadele Birliði

kalabiliriz. Bizler iþçiysek, emekçiysek, bir mücadele veriyorsak, mutlaka gitmeliyiz direniþte olan iþçinin yanýna, mutlaka maddi manevi destek vermek zorundayýz, iþçi sýnýfýnýn görevidir bu…” diyerek dile getiriyorlar düþüncelerini.. Eylemdeki iþçilere destek ziyaretinde bulunan iþçiler için þirket yetkilileri, içerideki iþçilere “Bunlar provakatör, bölücü, terörist” þeklinde konuþmalar yapmýþlar, destek ziyaretinde bulunan iþçilerden uzak durmalarý konusunda uyarýlarda bulunmuþlar. “Bizler iþçi sýnýfýnýn ancak birlikte mücadele ederek kazanacaðýný biliyoruz, bundan sonra da eylemde, direniþte olan iþçilerle birlikte olacaðýz, destek vereceðiz” diyor Ontex iþçileri… Ontex Tüketim Ürünleri San. ve Tic. A.Þ. hijyenik temizlik ürünleri üreten bir firma ve çok büyük market zincirlerine ürün pazarlýyor. 400 iþçinin çalýþtýðý Ontex’de 16 öncü iþçi baþlýyor önce çalýþma þartlarýnýn düzeltilmesi için mücadeleye... Zamanla artýyor mücadele veren iþçilerin sayýsý ve fabrikadaki 400 iþçinin 320’si sendikalý oluyor… Kadýn iþçiler de katýlýyorlar bu mücadeleye ve 60 kadýn iþçi de sendikalý iþçiler arasýnda yer alýyor. Kadýn iþçiler son baskýlardan sonra geri çekilmeye baþlamýþlar. Kadýn iþçilerden yalnýzca bir arkadaþlarý direniþe katýlmýþ, basýn açýklamasýný da bu arkadaþlarý okuyor. “Baþýndan sonuna kadar mücadele etti, bizimle birlikte direniþte olan tek kadýn arkadaþýmýz” diyorlar iþçiler… Gamze Kayhan 3 yýldýr çalýþýyor burada. Diðer kadýn iþçilerden direniþe neden katýlan olmadýðý sorusu geliyor. “Sendikal çalýþmalarýmýz baþladýðýnda oldukça iyiydi kadýn arkadaþlarýn da çalýþmalarý, fakat son süreçte baskýlar etkili oldu… Bir de kadýn iþçilerin çoðu tutucu çevrelerden gelen insanlar, bilinçli deðiller… Son süreçte yaþanan baskýlardan ve tehditlerden sonra ciddi kaygýlar yaþamaya baþladýlar… Geri çekildiler… Onlara anlatmaya çalýþtýk, defalarca konuþtuk, ama direniþte yer almalarýný saðlayamadýk..” diye anlatýyor süreci. Bu kararlýlýðýnýn, nedenini sorduðumuzda “Ben Emine ablayý (Emine Arslan) yakýndan tanýrým, onun direniþte olduðu günlerde sýk sýk yanýna gidiyordum, hep destek oldum. O bir örnek oldu bana, sonra ki süreçte de kadýn iþçilerden direniþlerde bulunup kazananlar var… Bunlar beni daha kararlý hale getirdi.. Bu mücadeleyi kazanmak için kararlýyýz… Bu örnekleri kadýn arkadaþlara anlattým, direniþte bize destek olmalarý için çok çaba sarfettik ama olmadý.. Yalnýz, biz direniþe baþladýktan sonra yanlýþ yaptýðýný anlayan arkadaþlarýmýz oldu… Biz direniþe baþlayýp sloganlar atarken, yanýmýzdan geçen servislerde bize bakýp gözyaþlarýný tutamayanlar, aðlayanlar oldu… Sanýrým bizi yalnýz býraktýklarý için suçluluk duyuyorlar… Bunun onurlu bir mücadele olduðunu henüz fark ettiler.. Belki zamanla daha farklý olur…” diyerek anlatýyor diðer kadýn iþçilerin durumunu. Ontex iþçileri, Yenibosna’daki iþyerleri önünde kurduklarý direniþ çadýrlarýnda iþçiden, emekçiden yana olan tüm emek dostlarýný direniþlerine destek vermeye çaðýrýyorlar.

BEDAÞ...

Sokaklar

Gaziosmanpaþa BEDAÞ’ta çalýþan çalýþan taþeron iþçilerin eylemlerinin bugün 8. gününde. 15 gün önce iþten atýlan 13 iþçinin iþ yerlerinin önünde kurduklarý çadýrda gece gündüz eylemlerini sürdürüyorlar. 2009 yýlýndan bu yana ücretlerini alamadýklarý için iki günlük bir grev yapmýþ ve alacaklarýnýn taksitlendirilerek ödenmesi konusunda anlaþmýþlardý. Ama yine de ücretlerinin ödenmesinde yaþanan gecikmeler hep sürmüþtü. Geçen yýldan kalan maaþlarýný almak için yetkililerle görüþmeye baþladýklarýnda, yeni bir uygulamayla karþýlaþmýþlar. Bir ibraname imzalamalarý istenmiþ iþçilerden. Boþ bir makbuz ve maddi manevi tüm alacaklarýný tahsil ettiklerine dair bir belge… Ama ücret ve mesai alacaklarýnýn yazýlý olduðu haneler boþ býrakýlýyor. Ýþçilerden bu boþ belgeyi imzalamalarý isteniyor. Zaten ücretlerini alamayan iþçiler bir de bu durumla karþýlaþýnca, ücretlerinin ödenmesini istediklerini ve bu ibranameleri de imzalamayacaklarýný söylüyorlar. Ücretlerinin bir kýsmý ödeniyor ama iþsiz de kalýyorlar. “Artýk iþe gelmemeleri” sözlü olarak söyleniyor iþçilere. Ne bir belge, ne de niçin çýkardýklarýný bilmeyen iþçilere iþbaþý yaptýrýlmýyor. Ýþten çýkarýlmalarýnýn nedenini ise iþçiler þöyle yorumluyor “burada yýllarca çalýþan iþçiler var, ama bu son yýllarda biz iþçiler olarak zor koþullar, maaþlarýmýzýn yatýrýlmamasý vb. bir sorun olduðunda iþçilerle birlikte konuþuyor, karar veriyorduk. Ýki kere grev yaptýk burada, ilk defa böyle oluyor. Tabii doðallýðýnda geliþen bir örgütlenmeydi, komite gibiydi. Biz çýkarýlan iþçiler, hep olan haksýzlýklarý gören ve bir þeyler yapýlmasý için çabalayan iþçilerdik, ilk önce bizi çýkardýklar. Burada örgütlü olan TES ÝÞ var, onlarla çok görüþmelerimiz oldu, hep bize ‘bu iþçileri bize üye yapýn’ diyorlardý, biz de ‘eðer sýnýf bilinçli ve mücadeleci, militan iþçiler yapacaksanýz, iþçilerin söz hakký tanýnacaksa yaparýz, ama sadece üye yapmaksa sorun, biz bunda yokuz kendi kendimize bir þeyler yaparýz’ dedik” diye anlatýyorlar. Çaylarýmýzý içerken, çevrede geçen iþçiler merhabalaþýyor, selam söylüyorlar. Kimileri oturup, iþçilerin ikram etiði çayý içiyor. Biz de akþam Torba Yasaya karþý yapýlacak olan eylemde görüþmek dileðiyle iþçilerden ayrýlýyoruz.

182. Sayý / 23 Şubat - 9 Mart 2011

15


Yeni Evrede

Çeviri

Mücadele Birliði

Mýsýr Ýþçileri ABD Destekli Cuntaya Meydan Okuyor!

Mýsýr ordusu þiþeden çýkan devrimi yeniden þiþeye koymayý istiyordu. Ama koyamayacak! Obama yönetimi, NATO ve Mýsýr egemen sýnýfý tarafýndan desteklenen sözde “düzenli geçiþ”in anlamý halk kitlelerini sokaklardan ve tarih sahnesinden söküp atmaktýr. Fakat son birkaç haftada milyonlarca Mýsýrlý, daha iyi bir gelecek için 30 yýllýk polis baskýsýna, hýrsýzlýða ve artan ekonomik sýkýntýlara karþý tutkuyla savaþtý, tarihsel çapta gösteriler yaptýlar. Modasý geçmiþ gerici askeri cuntanýn emirlerine teslim olup geri çekilmeyeceklerdir. Nefret edilen eski baþkan Hüsnü Mübarek’in düþüþünden sonra iktidara 19 üyeli Silahlý Kuvvetler Yüksek Konseyi geçti. Cunta çabucak Ýsrail ile 1979’da imzalanan barýþ anlaþmasýnýn yürürlükte kalacaðýný ilan etti. Böylece generaller Ortadoðu’da Washington ve Pentagon’un stratejik politikalarýnýn köþetaþý olmaya söz verdiler. Konsey, gösterileri öven ve demokrasiyi kurmayý vadeden demagojik bildiriler serisi yayýmladý, fakat ayný zamanda gösterilerin sona erdirilmesi ve “normalleþme” çaðrýsý da yaptý.

Mübarek’in Generallerinin Konseyi Bu, Mübarek’in generallerinin konseyidir. Onlar son 30 yýlda 50 milyar dolarlýk ABD askeri yardýmýyla semirdi. Onlar ABD emperyalizmi ve Pentagon’a yakýndan baðlý. Ekonominin pek çok sektörüne sýkýca yerleþmiþ kendi iþletmeleri var. 30 yýldýr sahne arkasýndan iþleri yapan onlardýr. Fakat devasa kitle mücadelesi Mübarek’i çekilmeye zorlayýnca, þimdi öne çýkmak ve acilen açýktan yönetmek zorunda kaldýlar. Mücadelenin bir sonraki aþamasý henüz baþlamadý. Bu noktada iþler Konsey ve onun sahne ardýndaki destekçisi Washington ile devrim ve onun çeþitli temsilcileri arasýndaki manevralar aþamasýnda. Generaller eski yozlaþmýþ meclisi feshettiler. Anayasa deðiþikliði için bir komite oluþturuyorlar ve altý ay içinde seçimlere gitme sözü veriyorlar. Fakat 1981’den beri yürürlükte olan ve asker ve polise herhangi birini tutuklama imkaný veren olaðanüstü hali kaldýrmadý. Ne de binlerce siyasi tutukluyu serbest býraktý. Bunlar devrimin hayati talepleriydi. 13 üyeli Devrimci Gençlik Ýttifaký’nýn iki üyesi, tartýþmaya açýk bir þekilde, Konsey’le biraraya geldi ve ayný derecede tartýþýlýr bir þekilde görüþmelerde olumlu tepki verdi. Ýttifak, gösterileri örgütleyen veya bir þekilde gösterilerde rol oynayan çeþitli güçlerin bir koalisyonu. Aralarýnda 6 Nisan Hareketi’nin,

16

Müslüman Kardeþler gençliðinin ve Muhammed El Baradey etrafýndaki güçlerin temsilcileri vardý. Baþka bir toplantý yapýlacak. Elbette ordunun amacý, sahte demokratik görünüm altýnda eski düzeni muhafaza ederken devrimin ivmesini kýrmaktýr. Devrimin amacý ise halihazýrda süregiden fakat devrim karþýsýnda dikkatli davranmak ve onu aldatmaya çalýþmak zorunda olan askeri/polis diktatörlüðüne son verecek gerçek bir halk demokrasisini baþarmaktýr. Nihayetinde kimin üstün geleceðini belirleyecek olan sadece ve sadece mücadeledir. Cuma günü kitlesel “zafer” gösterilerinin yapýlacaðý bildiriliyor. Devrimin sahip olduðu yegane gerçek kaldýraç, kitlesel mücadeledir.

Grev Dalgasý Ülkeye Yayýlýyor Mübarek’in düþüþünden sonra Mýsýr’ýn her tarafýnda iþçi protestolarýnda patlama oldu. Yüksek Konsey yayýmladýðý “5 Nolu Bildiri”de, “Soylu Mýsýrlýlar bu hassas dönemde grevlerin olumsuz sonuçlara yolaçtýðýný görüyor” diyordu. Bu inceden örtük bir tehdit idi, fakat generaller bunu yapabilir mi? “Kitlesel iþçi gösterileri Mýsýr Ulusal Bankasý baþkaný Tarýk Emir’i kurum dýþýna kovdu gibi görünüyor” diyordu CNN. Bundan sonra Merkez Bankasý tüm diðer bankalara 14 Þubat’ta kapatmalarý çaðrýsý yapmak zorunda kaldý. Ýþçiler, baþka þeyin yanýnda, geçici iþ statüsünün sürekli iþ haline getirilmesini talep ediyorlar. Borsanýn açýlýþý ertelenmek zorunda kaldý. Borsa 30 Ocak’ta kapanmýþ, 16 Þubat’ta açýlmasý kararlaþtýrýlmýþ, fakat borsa iþçileri greve gitmiþlerdi. Þimdi 21 Þubat’ta yeniden açýlmasý kararlaþtýrýldý. Tekstil þirketlerinde, medya örgütlerinde, çelik iþletmelerinde, posta hizmetlerinde, demiryolu ve Saðlýk Bakanlýðý’nda da grevler var.(El Cezire, 14 Þubat) Aralarýnda toplu taþýma iþçilerinin, fosfat madencilerinin, devlet elektrik iþçilerinin de olduðu baþka grevlerin olduðu da bildiriliyor. (online.wsj.com, 15 Þubat) Yüzlerce toplu taþýma iþçisi devlet televizyon ve radyo binasý dýþýnda ücretlerinin artýrýlmasý talebiyle gösteriler yapýyor. Yüzlerce ambulans sürücüsü, daha yüksek ücret talebiyle, baþkentte Gazze bölgesinde, Nil boyunca uzanan yola araçlarýný dizmiþler. Kahire trafiðinde kilit önemdeki tünellerde çalýþan iþçiler, ücretlerine zam yapýlmadýðý takdirde tünelleri kapatmakla tehdit ettiler. (abcnews.go.com, 14 Þubat) Ulusal ticari taþýmacýlýkta, grevdeki Mýsýr

182. Sayý / 23 Şubat - 9 Mart 2011

Fred Goldstein

Hava Yollarý çalýþanlarý patronlarýný kovdular. Ve Opera Sarayý’nýn 500 çalýþaný, yolsuzlukla suçladýklarý baþkanýn görevden alýnmasýný talep etti. Devrimci militanlardan Hüsam El Hamalavi, Petrol Bakanlýðý binasý dýþýnda grev yapan iþçilerin resimlerini göndermiþ. Hamalavi binlerce iþçinin petrol bakanýnýn görevinden ayrýlmasýný talep ettiðini ve ekonomik taleplere ek olarak “Ýsrail’e gaz ihracýnýn durdurulmasý” gibi politik talepler de ileri sürdüðünü söyledi.(hinounett.com, 15 Þubat) Kahire dýþýnda en güneydeki kent Asuvan ve en kuzeydeki kent Ýskenderiye’de de grevler olduðu bildiriliyor. Kahire’nin güneyindeki yoksul kentler Beni Sweyf ve Kaliyubiya’da [insanlar], devlete ait binalarýn düþük fiyatla yoksullara daðýtýlmasýný talep etti. Polis raporlarýnda insanlarýn ev benzeri 60 bin boþ konutu ele geçirdiði bildiriliyor. Kýzýl Deniz kenarýnda, Marsa Alam sahil kasabasý yakýnlarýnda Sukari altýn madeninde bir grev olduðu bildirildi. Bu altýn madeni, dünyanýn en büyük altýn madeni. Sina Yakýmadasý’ndaki çok uluslu barýþ gücü hizmetinde çalýþan 700’den fazla iþçi oturma eylemi yaptýlar. Bu askeri birim 1979 Mýsýr-Ýsrail barýþ anlaþmasýnýn uyulup uyulmadýðýný izliyorlar. Þarm El Þeyk ve El Gorah karargahlarý dýþýnda yüzlerce insan ücretlerinin artýrýlmasý talebiyle toplandýlar. Genel olarak devrimin tetiklediði tüm grevleri takip etmek mümkün deðil. Grev dalgasý aslýnda Mübarek’i göndermek mücadelesi sýrasýnda baþladý. Sona doðru Süveyþ Kanal Ýþletmelerine ait beþ hizmet þirketinde 6 bin iþçi greve gitti. 2000’den fazla tekstil iþçisi ve diðerleri de Süveyþ’te gösteri yaptý. Tekstil kasabasý Mahalle’de bir fabrikada 1500 grevci iþçi yolu kesti. Kuvezna’da Sigma ilaç þirketinde çalýþan 2000’den fazla iþçi greve gitti. Ve Asuvan’da 5000 iþsiz genç hükümet binalarýna saldýrdý. (nytimes.com, 9 Þubat) Son birkaç yýlda Mýsýr’da, 2 milyon iþçinin katýldýðý 3000 grev rapor edildi. 25 Ocak’ta baþlayan devrimin militan sahne arkasýný bu oluþturuyor. Böylece, Mýsýr proletaryasýnýn devasa boyutta politik kalkýþmalarýn ortasýndaki mücadele arenasýna girmiþ olduðu açýktýr. Sonunda Mýsýr devriminin politik liderliði doðru ellere geçecektir. Bu olduðunda, devrimin nihai zaferi uzun vadede güvene alýnmýþ olacaktýr. Fred Goldstein 16 Þubat (Workers World’dan Tarafýmýzdan Çevrilmiþtir.)


Yeni Evrede

Fidel’in Görüşleri

MISIR’DA DEVRÝMCÝ AYAKLANMA

Mücadele Birliði

Fidel Castro Ruz

Birkaç gün önce “Mübarek’in payýna gitmek düþtü ve Obama bile onu kurtaramaz” demiþtim. Dünya Ortadoðu’da neler olduðunu biliyor. Haberler inanýlmaz bir hýzla dolaþýyor. Politikacýlarýn saat be saat gelen haberleri ancak okuyacak zamaný oluyor. Herkes orada olup bitenlerin öneminin farkýnda. On sekiz günlük sert savaþýn ardýndan Mýsýr halký önemli bir iþi baþardý: Arap ülkelerinin baðrýnda, ABD’nin baþlýca müttefikini yendi. Mübarek kendi halkýný baský altýnda tutuyor ve yaðmalýyordu; Filistinlilerin düþmaný ve dünyanýn altýncý büyük nükleer gücü, NATO’yla baðýntýlý Ýsrail’in suç ortaðýydý. Mýsýr ordusu, ki Cemal Abdül Nasýr komutasýndayken, kralý devirerek SSCB’nin desteklediði cumhuriyeti kurmuþtur, 1956’da Fransýz-Ýngiliz ve Ýsrail istilasýna karþý anavataný savundu, Süveyþ Kanalýnýn kontrolünü ve bu bin yýllýk ulusun baðýmsýzlýðýný yeniden tesis etti. Böylece üçüncü dünyada Mýsýr’ýn saygýnlýðý arttý. Nasýr Asya, Afrika ve Okyanusya’daki eski sömürgelerin siyasi ve ekonomik ulusal baðýmsýzlýk mücadelesinin seçkin liderleriyle birlikte yaratýlma-

sýnda yer aldýðý Baðlantýsýzlar Hareketi’nin en önemli liderlerinden biri olarak biliniyordu. Mýsýr, yukarda bahsi geçen 100’den fazla ülkeyi biraraya getiren uluslararasý örgütte daima saygý ve destek gördü. Öyle ki bu kardeþ ulus, yeni kurulan Hareket’in üç yýllýk bir dönem için baþkanlýðýný yürütüyor ve üye ülke halklarýnýn çoðunun yürüttükleri mücadeleye destek oluyordu. Camp David Anlaþmasý neyin iþaretiydi ve kahraman Filistin halký en yaþamsal haklarýný neden bu kadar tutkuyla savunuyorlar? Camp David’de, o zamanki ABD baþkaný Jimmy Carter’ýn arabuluculuðuyla, Mýsýr lideri Enver Sedat ve Ýsrail baþbakaný Menahim Becin, Mýsýr’la Ýsrail arasýndaki ünlü anlaþmayý imzaladýlar. 12 gün boyunca süren gizli görüþmelerin ardýndan, 17 Eylül 1979’da iki önemli anlaþma imzalandý: Biri, Mýsýr ile Ýsrail arasýnda barýþ olduðunu belirten anlaþma, diðeri Gazze Þeridi ve Batý Þeria’da özerk bölgenin yaratýlmasýyla ilgili anlaþma. Sedat’ýn düþünüyordu ki -ve Ýsrail bunu biliyor ve paylaþýyordu bu fikribu, týpký Filistin’deki Ýngiliz Manda yö182. Sayý / 23 Şubat - 9 Mart 2011

netimi sýrasýnda, 29 Kasým 1947’de Birleþmiþ Milletler Örgütü’nün kabul ettiði Ýsrail devleti gibi, Filistin devletinin karargahý olacaktý. Zorlu ve karmaþýk görüþmelerden sonra Ýsrail, her ne kadar Filistin temsilcilerinin barýþ görüþmelerinden yer almasýný sürekli reddetti ise de, Mýsýr’ýn Sina bölgesinden birliklerini çekmeyi kabul etti. Ýlk anlaþmanýn sonucu olarak Ýsrail, Arap-Ýsrail savaþýnda iþgal ettiði Mýsýr’ýn Sina bölgesinden çekildi. Ýkinci anlaþmaya göre her iki taraf da Batý Þeria ve Gazze Þeridi’nde özerk yönetimin oluþturulmasýný müzakere taahhüdünde bulunuyordu. Ýlki 5640 kilometrekarelik 2.1 milyon nüfuslu bir bölge, ikincisi 360 kilometrekarelik 1,5 milyon nüfuslu bir bölge oluþturuyordu. Arap ülkeleri bu anlaþma yüzünden öfkeliydiler. Onlar Mýsýr’ýn, Filistin devletinin varolma hakkýný -ki bu on yýllardýr Arap ülkelerinin sürdürdükleri mücadelenin odaðýnda yer almaktaydý- enerjik ve sýký bir þekilde savunmadýðý görüþündeydiler. Arap ülkelerinin tepkileri, Mýsýrla iliþkileri kopma noktasýna getiren sert kýnamalara kadar vardý. Böylece BM’nin Kasým 1947 kararý haritadan siliniyordu. Özerk yönetim asla oluþturulmadý ve böylece Filistinliler baðýmsýz bir devlet olarak varolma hakkýndan mahrum býrakýldý, otuz yýldan fazla bir süre önce çözülmüþ olmasý gereken bitmez tükenmez trajedilere sürüklendi. Filistin’in Arap nüfusu soykýrým yasalarýnýn kurbanýdýr; topraklarý ellerinden çekip alýnmýþ yarý çöl susuz alanlara mahkum edilmiþ ve evleri balyozlarla yýkýlmýþ. Gazze Þeridi’nde birbuçuk milyon insan sistematik olarak füzelerle vuruluyor, fosfor bombalarý ve meþhur þok bombalarýyla saldýrýya uðruyor. Gazze Þeridi, kara ve denizden ablukaya alýnmýþ durumda. Camp David Anlaþmasý’nda on-

17


Fidel’in Görüşleri

ca þeyden bahsedilir de neden Filitin’den tek kelime bahsedilmez? ABD Ýsrail’i her yýl milyarlarca dolarla, en modern ve sofistike silahlarla destekliyor. Bir Arap ülkesi olan Mýsýr, ABD silahlarýnýn ikinci büyük alýcýsýna dönüþtürülmüþtür. Kime karþý savaþmak için? Bir baþka Arap ülkesine mi? Kendi halkýna karþý mý? Halk en temel haklarýna saygý duyulmasýný ve onlarýn sömürülmesi ve yaðmalanmasý politikalarýnýn sahibi baþkanýn istifasýný talep ettiðinde, ABD tarafýndan eðitilen baskýcý güçler onlara ateþ etmekte, yüzlercesini öldürüp binlercesini yaralamakta tereddüt etmedi. Mýsýr halký kendi hükümetlerinden bir açýklama bekliyorken, yanýt Mýsýrlý yetkililere herhangi bir saygý göstermeyen ABD istihbaratýnýn üst düzey subaylarýndan veya ABD hükümetinden geldi. ABD yöneticileri ve onlarýn istihbarat servisleri, bir ihtimal, Mübarek yönetiminin devasa hýrsýzlýklarý konusunda bir þey bilmiyor olabilir mi? Tahrir Meydaný’nda halkýn kitlesel gösterileri olduðunda, ne bir hükümet yetkilisi ne de istihbaratçýlar, bu iþteki sorumluluklarý ve milyarlarca dolarlýk küstah soygun hakkýnda tek kelime olsun konuþmadý. Mýsýr’daki devrimci halk hareketini sadece en temel haklarýna yönelik saldýrýya tepki olarak görmek yanlýþ olacaktýr. Halklar salt biçimsel sorunlar için geceler boyu enerjik gösterilere bunca çabuk destek vermezler, ne de zulüm ve ölüm riskini alýrlar. Onlar bunu, yasal ve maddi haklarý yozlaþmýþ politikacýlarýn doyumsuz iþtahlarýna acýmasýzca kurban edildiðinde ve ulusal ve uluslararasý güçler ülkeyi yaðmaladýðýnda yaparlar. Yoksulluk oraný zaten onuru, kültürü ve inançlarý saldýrýya uðramýþ mücadeleci, genç ve yurtsever insanlarýn büyük çoðunluðunu etkilemiþ bulunuyor. Gýda fiyatlarý artamaya devam ediyorken, bu insanlar Mübarek’e atfedilen milyarlarca dolarla ve onun hükümetinin ayrýcalýklý sektörleriyle ve toplumla kendilerini nasýl baðdaþtýrabilirlerdi ki? Bu noktada rakamýn ne kadar yüksek olduðunu bilmek yeterli deðil; bu parala-

18

Yeni Evrede

rýn millete iadesi talep edilmeli. Obama Mýsýr’daki olaylardan etkilendi; sanki dünyanýn sahibiymiþ gibi görünüyor veya hareket ediyor. Mýsýr’da olup bitenleri kendi meselesi gibi görüyor. Telefonda diðer ülkelerin liderleriyle görüþmeye ara vermedi. Örneðin EFE ajansý bildiriyor, “Obama Ýngiliz baþbakan David Cameron, Ürdün kralý II Abdullah ve Türkiye baþbakaný Recep Tayyip Erdoðan (ýlýmlý Ýslamcý) ile görüþtü. “ABD baþkaný Mýsýrlýlarýn yaptýðý ‘tarihi deðiþimi’ selamladý ve çabalarýna hayranlýðýný yineledi.” Baþlýca ABD haber ajansý AP dikkate deðer bazý argümanlarý yayýmladý: “Aranýyor: Ilýmlý, Ýsrail ile dost olmaya ve Ýslamcý aþýrýlýða karþý mücadele ederken ayný zamanda insan haklarýný korumaya istekli batý-yanlýsý Ortadoðu liderleri... “Uzun süre hizmet etmiþ, yakýn fakat alabildiðine kusurlu iki ABD müttefikini deviren Mýsýr ve Tunus’taki halk ayaklanmalarýndan sonra, ki genel kanýya göre bu þaþýrtýcý isyanlar yayýlacak, bu, Obama yönetiminin imkansýz istekler listesi. “Bu rüyanýn geleceði yok ve yakýn zamanda da olacak gibi deðil. Bunun sebeplerinden biri, son kýrk yýldýr Amerikan yönetimlerinin dünyanýn en kararsýz bölgelerinden birinde istikrar, devamlýlýk ve petrol uðruna kendi benimsedikleri yüce insan haklarý ideallerini feda etmeleridir. “Cuma günü Hüsnü Mübarek’in gidiþinden memnuniyetini ifade ederken ‘Mýsýr asla ayný olmayacak’, dedi Obama. “‘Barýþçýl gösterileri sayesinde’ dedi Obama, ‘Mýsýrlýlar ülkelerini deðiþtirdiler ve böylece dünyayý da deðiþtirdiler.’” “Arap dünyasýnýn hükümetleri sinirli olsa da, Mýsýr ve Tunus’taki yerleþik seçkinlerin sahip olduklarý geniþ ekonomik imkanlarý býrakmak istediklerine dair bir iþaret yok. “Geçen ay Tunus’un kaçan baþkaný Zeynel Abidin bin Ali’nin düþüþünden beri, ki bir gün sonra Dýþiþleri Bakaný Hillary Rodham Clinton Katar’daki görüþmelerde Arap liderleri uyardý, Oba182. Sayý / 23 Şubat - 9 Mart 2011

Mücadele Birliði

ma yönetimi Arap liderlerini reform yapmazlarsa ‘ülkelerinin kuma batmakta olduðu’nda ýsrar etti.” Tahrir Meydaný’ndaki insanlar hiç de uysal görünmüyor. Avrupa basýný aktarýyor: “BBC’ye ulaþan haberlere göre, askeri kuvvetlerin tüm boþaltma çabalarýna raðmen baþkan Hüsnü Mübarek’in istifasýný isteyenlerin merkez üssü Tahrir Meydaný’nda toplanan binlerce göstericiye destek kuvvetler geldi. “BBC muhabiri, daha çok sayýda göstericinin ulaþmasýyla birlikte ordunun kararsýzlýðýnýn da arttýðýný bildirdi. “Uzlaþmazlar Meydaný’n köþelerinden birine yerleþti ve talepleri karþýlanýncaya kadar Tahrir’de kalmaya karar verdi.” Mýsýr’da ne olursa olsun, bu defa emperyalizm tarafýndan karþý karþýya býrakýlacaðý en büyük problemlerden biri, 19 Ocak’taki yazýmda çözümlediðim, tahýl kýtlýðý olacaktýr. ABD, yetiþtirdiði mýsýrlarýn önemli bir bölümünü ve soya fasulyesinin büyük bir parçasýný bio-yakýt üretmek için kullanýyor. Avrupa, kendi payýna, milyonlarca hektarlýk topraðý bu amaçla kullanýyor. Öte yandan, temelde zengin ve geliþmiþ ülkelerin yarattýðý iklim deðiþikliðinin bir sonucu olarak, 30 yýl içinde 9 milyara ulaþacak dünya nüfus artýþ hýzýyla uyumsuz bir þekilde, su ve yiyecek sýkýntýsý ortaya çýkýyor. Hileli Cancun ve Kopenhag toplantýlarý sonra BM veya dünyanýn en etkili hükümetleri uyarmýyor ve bilgilendirmiyor [dünyayý]. Biz cesur Mýsýr halkýný ve onun siyasi haklar ve sosyal adalet mücadelesini destekliyoruz. Biz Ýsrail halkýna karþý deðiliz; Filistin halkýnýn soykýrýma uðratýlmasýna karþý çýkýyoruz ve baðýmsýz devlet kurma hakkýndan yanayýz. Biz savaþtan yana deðil, tüm halklar arasýnda barýþtan yanayýz. Fidel Castro Ruz 13 Þubat 2011/21.14 (Granma International’den tarafýmýzdan çevrilmiþtir)


Yeni Evrede

Sokaklar

8 MART DÜNYA EMEKÇÝ KADINLAR GÜNÜNE ÇAÐRI

Mücadele Birliði

2011 8 Mart’ýný örgütlemek için bir araya gelen Baðýmsýz Devrimci Sýnýf Platformu (BDSP), Büro Emekçileri Sendikasý (BES) 1 Nolu Þube, Çaðdaþ Hukukçular Derneði (ÇHD )Ýstanbul, Devrimci Hareket, Demokratik Kadýn Hareketi (DKH), Devrimci Proletarya, Divriði Kültür Derneði, Emek Ve Özgürlük Cephesi (EÖC), Emekçi Kadýnlar (EKA), Emekli Sen Kadýköy-Kartal-Beyoðlu Þubeleri, Halk Cephesi, Pir Sultan Abdal (PSAKD) Genel Merkez, Proleterce Devrimci Duruþ (PDD), Yeni Demokrat Kadýn (YDK) Dünya Emekçi Kadýnlar Günü mitingine çaðrý için Kadýköy’de buluþtular. 13 Þubat günü saat 13.00’te Kadýköy Ýskele Meydaný’nda “Yaþasýn 8 Mart Dünya Emekçi Kadýnlar Günü, Emekçi Kadýnlar! Açlýða, Yoksulluða, Baskýya Ve Sömürüye

Türküler Susturulamaz!

Karþý Mücadeleyi Yükseltelim” pankartý ve dövizleriyle bir araya gelen devrimciler, “Vardýk, Varýz Varolacaðýz”, “Cinsel, Ulusal, Sýnýfsal Sömürüye Son”, “Kadýn Erkek El Ele Örgütü Mücadeleye”, “Kadýn Olma-

Geçtiðimiz günlerde, Dersim’de bir açýk hava toplantýsýnda “Ýbrahim Kaypakkaya’yý övmek suretiyle suç ve suçluyu övdüðü, terör örgütü propagandasý yaptýðý” gerekçesiyle sanatçý Pýnar Sað ile Mehmet Özcan’a 10 ay hapis cezasý verilmiþ; ayrýca, Ferhat Tunç’a da 2006’da Nazýmiye Düzgün Baba Þenlikleri’nde konser verirken söylediði sözlerden dolayý 25 gün hapis cezasý verilmiþti. Bu geliþmelere tepki göstermek amacýyla 13 Þubat Pazar günü, saat 13:00’de Pir Sultan Abdal Kültür Derneði bir basýn açýklamasý örgütledi. Basýn açýklamasýný AKA-DER, DHF, Partizan, Mücadele Birliði Platformu ve Grup Emeðe Ezgi desteklerken, Ýbrahim Kaypakkaya’nýn anne ve babasý da eyleme katýldý Açýklamayý okuyan PSAKD Genel Baþkaný Fevzi Gümüþ; “Pýnar Sað, Ferhat Tunç ve Mehmet Özcan’la ilgili verilen hapis cezalarýyla Anayasa ve uluslararasý sözleþmelerle güvence altýna alýnan düþünce ve ifade hürriyeti bir kez daha ihlal edildi. Bu kararla da gördük ki, iddia edildiðinin aksine Türkiye’de demokrasi, insan haklarý, düþünce özgürlüðü daha ileri gitmiyor, geriliyor. Pýnar Sað’a verilen mahkumiyetin nedeni, 18 Mayýs 1973’de Diyarbakýr’da iþkencede katledilen Ýbrahim Kaypakkaya’nýn adýnýn anýlmasýdýr. Kaypakkaya’nýn suçlu olduðuna dair hiçbir mahkeme kararý yoktur. Dahasý iþkencede katledilmiþtir ve bu katliamýn hesabý sorulmamýþtýr. Dolayýsýyla Kaypakkaya’nýn bu adli sisteme borcu deðil, alacaðý bulunmaktadýr. Kaypakkaya Türkiye’deki sol hareketin adýný gururla andýðý bir isimdir. Bilinmelidir ki, Ýbrahim Kaypakkaya’da, onun adýný gururla anan sanatçýmýz Pýnar Sað ile Mehmet Özcan da, Ferhat Tunç da bizim deðerlerimizdir. Ayný içerikteki bir suçu iþlediði gerekçesiyle yazar Temel Demirer’de yargýlanmýþtý. Bu yargýlama aþamasýnda mahkemeye ulaþan bir belge de Kaypakkaya’nýn nüfus bilgilerinin yer aldýðý sayfada Ýbrahim Kaypakkaya isminin altýna Alevi diye yazýldýðý, yani Kaypakkaya’nýn bizzat fiþlendiði ortaya çýkmýþtý.

dan Devrim Olmaz, Devrim Olmadan Kadýn Kurtulmaz”, “Yaþasýn 8 Mart Dünya Emekçi Kadýnlar Günü”, “Özgür Kadýn Örgütü Kadýndýr”, “8 Mart Kýzýldýr Kýzýl Kalacak”, “Biji Heþt Adar” sloganlarý ile toplandýlar. Sýk sýk sloganlarla kesilen basýn açýklamasý, “Bizlerin özgürlüðü, var olan sisteme karþý sýnýfsýz-sömürüsüz bir ülke yaratmakla olur. Biz emekçi kadýnlar olarak, sömürü sisteminin dayattýðý yaþama karþý sesimizi daha gür haykýrmak için alanlara çýkýyoruz Sizleri de sesimize ses olmanýz için 6 Mart’ta Kadýköy’e bekliyoruz” diyerek sonlandýrýldý. Basýn açýklamasýnýn ardýndan hazýrlanan bildiriler Kadýköy Ýskele Meydaný’nda daðýtýldý ve torba yasayý protesto etmek için yapýlan eyleme katýlmak üzere daðýlýndý.

Ne yazýk ki, Türkiye’de Ýbrahim Kaypakkaya’nýn iþkencede öldürülmesinin hesabýný soramayan yargý, iþ Pýnar Sað ve Mehmet Özcan’a gelince çok seri çalýþmaktadýr. Deniz Feneri derneðinin dosyasýnýn tercümesini bile aylarca yapamayan bir yargýnýn sanatçýlarýmýzla ilgili kararlardaki hýzý düþündürücüdür. Bu da göstermektedir ki, Ýbrahim Kaypakkaya’nýn iþkencede katledildiði 1973 yýlýndan beri Türkiye’de özgürlükler, insan haklarý adýna deðiþen bir þey yoktur. ... Bilinmelidir ki, baský ve zulümlere karþý sazýyla sözüyle ölümsüzleþen sanatçýlarýmýzýn yanýndayýz. Asýrlar boyunca uygulanan baskýlarýn, katliamlarýn susturamadýðý türkülerimizi bundan sonra daha gür bir sesle söyleyeceðiz. PSAKD Alevi deyiþlerinin, türkülerinin onurlu isimlerine sahip çýkacaktýr”dedi. Basýn metninin okunmasýnýn ardýndan, sanatçýlar Pýnar Sað, Mehmet Özcan ve Ferhat Tunç duygu ve düþüncelerini dile getirdiler. Sanatçýlarýn konuþmalarýnýn ardýndan, Ýbrahim Kaypakkaya’nýn babasý kýsa bir konuþma yaptý ve yazdýðý bir þiirini okudu. Açýklama, destekçilerin “Özgürlük Mahkumlarý” adlý þarkýyý söylemeleriyle sona erdi. Ankara Mücadele Birliði Platformu

182. Sayý / 23 Şubat - 9 Mart 2011

19


YAÞAM BÝZDEN YANA!

Ekin - Sanat

K

apitalizmin çürümüþlüðüne karþý ses olduk, söz olduk... Nazým ustanýn þiirlerini okuduk, Ahmet Arif’le direndik, baðlamamýza tutunduk, gitarýmýza sarýldýk, tiyatrolarýmýzdan güç aldýk… Halaylarýmýzla coþkulandýk, türkülerimizle kendimizi bulduk. Ýþte yeni insan, çok büyük emeklerle çok uzaklardan gelen bir su gibi yataðýný bularak süzüle süzüle... Yola çýktýk bundan tam 22 yýl önce arkamýzda kaygýlarýmýzý, çekingenliklerimizi býrakarak. Amacýmýz insaný, geleceði, kendimizi tamamen deðiþtirmekti Bu nedenle 2003’ten bu yana Sarýgazi Ayýþýðý Sanat Merkezi olarak çalýþmalarýmýzý sürdürüyoruz. Kapitalizmin bizlere dayattýðý tüm yozlaþmaya karþýlýk iþçilerin, emekçilerin sanatýný üretiyoruz. Ayýþýðý Sanat Merkezi, emekçilerle sanatýn her alanýnda birlikte üretebilmek için çýktýðý yolda bu coþkuyu paylaþmak için düzenlediði “Yaþam Bizden Yana”

20

Yeni Evrede

Mücadele Birliði

etkinliðiyle tüm iþçi ve emekçileri, birlikte üretelim diyenleri bir araya getirdi. Doðanlar Düðün Salonu’nda düzenlenen etkinlik Tutku Güven’in deyiþlerden oluþan bir dinletisiyle baþladý. Ardýndan sanatla buluþmak isteyen emekçileri bir araya getirme, birlikte üretme çabasýnda olan Sarýgazi Ayýþýðý emekçilerine, Ahmet Iþýk da Kürtçe sunduðu türkülerle katýldý... Gelin, hep birlikte üretelim þarký söyleyen yarýnlarý yaratalým. Çünkü yaþam bizden yana… diyen Ayýþýðý Sanat Merkezi Þiir grubu sahneye Deniz Gezmiþ, Yusuf Aslan ve Hüseyin Ýnan’ýn son mektuplarýný seslendirerek baþladýklarý þiir dinletisinde önce herkesi duygulandýrdýlar.. Sonra “Sevda iþçisiyim, umut iþçisiyim, bir gün akacaðým denizlere selam olsun…” diyerek þiirleriyle coþkuyu taþýdýlar salona… Þiirle yakalanan coþkuya Sarýgazi Ayýþýðý Sanat Merkezi’nin emekçileri “Ýþçilere, emekçilere dayatýlan kölelik 182. Sayý / 23 Şubat - 9 Mart 2011

koþullarýndan nasýl kurtulacaðýz sorusuna Denizlerin cevabý ‘Devrim’ olmuþtur. Onlarýn baþlattýklarý mücadele bayraðýný 70’lerde Emeðin Birliði nasýl dalgalandýrdýysa, þimdi de bizler Mücadele Birliði olarak bu bayraðý daha yükseklere taþýyacaðýz. Mýsýr ve Tunus’ta yaþananlar devrimler göstermiþtir ki devrim bir hayal deðil, bilimsel bir olgudur ve dünya emekçi halklarý için günceldir. Yer altý yangýný baþladý… Bu yangýn hýzla yayýlýyor. Ve bu yangýný söndürmeye hiç kimsenin gücü yetmeyecektir… Þimdi bize düþen görev devrimci iktidarýn fethine çýkmaktýr..” diyerek konuþmasýyla salondaki coþkuyu daha da yükseltti. Daha sonra eylemlerde, direniþlerde iþçilerin emekçilerin yanýnda olan, zindanlarýn çýðlýðýna çýðlýðýný katan, 1 Mayýs’ta Taksim’de, 8 Mart’ta Newroz’da halay baþýnda yerini alan þair Ruhan Mavruk geldi sahneye. “Siyasi özgürlüklerinden yoksun bir


Yeni Evrede

Mücadele Birliði

halkýn kendini en iyi ifade edebildiði kürsüdür edebiyat. Bunun içinde yer alan þiir ise bir direniþ sanatý olmasý özelliðiyle emekçilerin elindeki en büyük silahtýr. Madem ki, kapitalizm bilgiye yabancýlaþtýrýyor insaný, o zaman tam bir sosyalist aydýnlanmacýlýkla karanlýðýn üstüne yürümeliyiz… Þiirlerle, öykülerle, resimlerle, müzikle… sanatýn her alanýyla..” diyerek sözlerine baþlayan þair “Sosyalist aydýnlanmacýlýðýn tohumlarýnýn çatladýðý yerler varoþlar olacaktýr. Bu varoþlardaki kültür merkezleri çok önemlidir. Buralarda olalým, etkinliklerine katýlýp, üretimlerine katkýda bulunalým, sesinizi duyurun, seslerimizi duyuralým” diyerek aydýn ve sanatçýlara seslendi. Ardýndan ‘Cumartesi Anneleri’ ve ‘Gitme’ adlý þiirlerini paylaþtý. Devrimci Emekçi Komiteleri ve Devrimci Ýþçi Komiteleri’nin mesajlarýnýn okunmasýnýn ardýndan Vefa Serdar, Mücadele Birliði Platformu adýna söz alarak “Tarihin içinde yol alýyoruz, tarihin bayramlarýný yaþýyoruz. Tarihi kendimiz yapýyoruz… Nazým Hikmet’in dediði gibi, gelecek günler için gökten ayet inmedi bize, onu biz kendimiz vaat ettik kendimize!..” diyerek Tunus ve Mýsýr devrimlerine deðindi… Nazým ustanýn “Güzel günler göreceðiz çocuklar” þiiriyle herkesi coþkulandýrdý ve Leninist saflarda yarýný kurmaya davet etti tüm emekçileri... Ardýndan iþçilerin grevlerinde, direniþlerinde, sesleri soluklarýyla, öðrenciler sokaða döküldüðünde sloganlarý ve sýkýlý yumruklarýyla, emekçilerin, memurlarýn eylem alanlarýnda ezgileriyle, türküleriyle, Kürt halkýnýn Newroz ateþinde halaylarýyla, zýlgýtlarýyla yanlarýnda yer alan, zindanlarýn sesini çýðlýðýný halklara taþýyan Grup Emeðe Ezgi geldi sahneye. “Yarýnlara giden yolda / yürekler kenetleniyor / alanlarda türkülerle / emekçiler direniyor / haydi gel…” diyerek baþladýlar dinletilerine… Ardýndan zindanlarda yazýlan þiirleri ezgileriyle birleþtirip zindanlarýn sesi oldular… “Gel bahar ol Aysun ol þimdi…” diyerek baþladýklarý ezgileriyle Ayýþýðý Sanat Merkezi’nin bu günlere gelmesinde büyük emeði olan Aysun Bozdoðan ve Ölüm Orucu Savaþçýlarýný andýlar. Dinleyenlere duygulu anlar yaþatan Emeðe Ezgi, farklý bir þekilde yorumladýklarý Drama Köprüsü türküsüyle,

duygularý türkülerin coþkusuyla birleþtirdi.. Ardýndan Beritan adlý Kürtçe parçayla tekrar duygu yoðunluðu yaþatan Emeðe Ezgi’nin söylediði diðer Türkçe ve Kürtçe þarkýlar ve marþlarla neredeyse tüm salon halaya kalktý. Bu coþkunun ardýndan Mehmet Ekici geldi sahneye. “Yasaklanan dilimin türküleriyle seslenmek istiyorum sizlere” diyerek Zazaca türkülerle baþladý, halaylarla coþturdu etkinliðe katýlanlarý... 76 yaþýnda kansere karþý verdiði mücadeleye raðmen düþünmeye, yazmaya devam eden, yüreði iþçi sýnýfýnýn kurtuluþu için atan Orhan Ýyiler de mesajýyla katýldý “Yaþam Bizden Yana” diyen dostlarýn arasýna… O, yýllar önce Sinan Cemgil’i düþmanýn elinden almak için ailesiyle birlikte yollara düþtü… Yaþamýnýn her anýnda Sinanlarýn, Denizlerin mücadelesini canlý tuttu, yazdý, söyledi, anlattý… Yüreði hep devrim için, sosyalizm için attý… “Bir Gün Bile Yaþamak”, “Öldükleriyle Kalmadýlar” adlý kitaplarýyla yüreði devrim için atanlarý buluþturdu… 76 yaþýnda hasta yataðýnda, iþçi sýnýfýnýn kurtuluþu için okuyor, düþünüyor, yazýyor, yayýnlýyor hala… “Aklýn Lirizmi” kitabýyla aramýzdaydý Orhan Ýyiler, bu kitabýyla o da katýldý “Yaþam Bizden Yana” diyenlere… Türküleriyle, eylemlerde direniþlerde, iþçi ve emekçilerin yanýnda yer alan, Pýnar Sað türküleriyle seslendi “Yaþam Bizden

182. Sayý / 23 Şubat - 9 Mart 2011

Ekin - Sanat

Yana” diyenlere… Kýsa bir süre önce Ýbrahim Kaypakkaya’yý övdüðü için ceza alan sanatçý, bu cezanýn onu inançlarýndan, düþüncelerinden iþçi sýnýfýnýn yanýnda yer almaktan, devrim ve sosyalizmden söz etmekten, devrimcileri övmekten vazgeçiremeyeceðini vurguladý. “Ayýþýðý Sanat Merkezi’nin yaptýðý bu etkinlik, biz devrimden sosyalizmden yana olanlarý bir araya getirdiði için özellikle bu süreçte çok önemli… Ayýþýðý Sanat Merkezi’ndeki dostlarýmýz, bu yolda kararlý yürüyüþlerini sürdürüyorlar… Ve yine burada çalýþmalarýný yapan Grup Emeðe Ezgi var… Ne mutlu ki, onlar bu genç yaþlarýnda inandýklarý deðerler uðruna, büyük bedelleri göze alarak çýktýlar bu yola, kararlýlýkla devam ediyorlar… Bizlere, yoldaþlarýmýza düþen de bu yolda bedel ödemeyi göze alanlarýn, bu yolda mücadele verenlerin yanlarýnda olmaktýr… Önemli olan her þeye raðmen Ayýþýðý Sanat Merkezi’nin, Grup Emeðe Ezgi’nin yanýnda olabilmek, inadýna Yaþasýn Sosyalizm diyebilmektir” diyerek halay parçalarýyla coþturdu etkinliðe katýlanlarý… Ardýndan Nurettin Güleç, Kürtçe, Türkçe türkülerle baþladýðý dinletisine, halay parçalarýyla devam etti. Etkinliðe katýlanlar atýlan coþkulu sloganlar, türkü ve halaylarla hep birlikte “Yaþam Bizden Yana!” demenin mutluluðuyla ayrýldýlar salondan…

21


“AKLIN LÝRÝZMÝ” DOSTLARI BULUÞTURDU

Yeni Evrede

İmza Günü

Mücadele Birliði

“Bir Gün Bile Yaþamak”, “Öldükleriyle Kalmadýlar”, “Generaller Kýþýnda Yaþam Kaynakçalarýmýz”, “Devrimci Ado’nun Ölümsüzler Katýnda Yargýlanmasý” kitaplarýyla tanýdýðýmýz, sýnýfsýz sömürüsüz bir dünyanýn özlemini duyanlarýn yaþamýnda bu kitaplarýndan biriyle yer etmiþ olan yazar Orhan Ýyiler, son kitabý “Aklýn Lirizmi”nin yayýnlanmasýnýn hemen ardýndan düzenlenen imza gününde okurlarý ve dostlarýyla bir araya geldi. 16 Þubat Çarþamba günü Orhan Ýyiler, okurlarýný, dostlarýný, yoldaþlarýný aðýrladý evinde… Daha önce yayýnlanmýþ kitaplarýnda yer alan öyküler ve hiç yayýnlanmamýþ olan iki güncenin yer aldýðý kitabý yayýna hazýrlanýrken, bir isim gerekiyordu kitaba… Dostlar arasýnda bir çok öneri konuþuldu, tartýþýldý. En güzel öneri yine yazar Orhan Ýyiler’den geldi.. “Aklýn Lirizmi”. “Çok defa konuþmalarýmýzda geçmiþtir, aklýn lirizmi, aramýzda konuþmuþluðumuz, tartýþmýþlýðýmýz vardýr, ama ben bu þekilde dostlarý arasýndayken dile getirdiðini hatýrlamýyorum, bir akþam yine kitabýn ismi konusunda dostlarla bir aradayken konuþtuk, bir karara varamadýk, Orhan uyudu, sabah kalktý ve ‘Aklýn Lizirmi’ dedi… ‘Kitabýn adý bu olsun… Aklýn Lirizmi’ diye tekrarladý. Bizim de hoþumuza gitti, biraz üzerinde konuþtuk ve kararý verdik” diye anlatýyor Zeynep Ýyiler kitabýn adýnýn belirlenmesine iliþkin aný. Kitabýn yayýnlanacaðýndan haberdar olan okurlarý, dostlarý, Orhan Ýyiler’in elinden bir imzalý kitap alacaðý günü bekliyordu. 16 Þubat Çarþamba günü dostlarýný, okurlarýný, öðrencilerini, yoldaþlarýný aðýrladý Erenköy’deki evinde Orhan Ýyiler… Öðle saatlerinde çalan zille açýlan kapý akþamýn geç saatlerine dek hiç kapanmadý, hep aralýk kaldý, hep birkaç kiþi giderken birkaç kiþi girdi o kapýdan içeri… Her gelenle sohbet etti yazar, her gelene bir kitap imzaladý… Her bir okuru, öðrencisi, dostu, yoldaþý, bugün gelemeyenlerin selamýný, sevgisini dile getirdi, kitabýný imzalatýrken… Kimi zaman üç-dört kiþi, kimi zaman tek tek konuþtu herkesle… Herkese selamýný, sevgisini gönderdi, her kitabý imzaladý tek tek… Ýmza gününden bir gün önce yanýnda bulunanlar çok yorulmasýn diye bir teklifte bulunmuþlar yazara… “Orhan abi, gel biz kitaplara bir þeyler yazalým, sen imzala, çok yorulursun, seni yormamak gerekir biliyorsun… Sen söyle biz yazýp hazýrlayalým, sen kitabý getiren olduðunda altýna imzaný atarsýn” demiþler. “Hayýr” diye yanýtlamýþ yazar bu teklifi… “Fabrikasyon iþi olmaz öyle… Ben o anda, elinde kitapla karþýma gelene içimden nasýl geldiyse, onu yazmak, o andaki duygularýmla seslenmek isterim dostlarýma, ama çok ama az, iki kelimeyle de olsa o aný yansýtmalý yazýlan o kitaba…” diye cevaplamýþ… Ve öyle de yaptý her gelenle ayrý ayrý konuþtu, her bir kitabý ayrý ayrý imzaladý gün boyu… Yazarlar, tiyatro emekçileri, iþçiler, öðrenciler… Gün boyu sürdü dostlarýn geliþi… Özgür Üniversite’den öðrencileri ve dostlarý, Orhan Ýyiler’in ders verdiði günleri anarak, öðrencilerin, hocalarýnýn selamlarýný coþkusunu getirdiler yazara… Tavýr dergisinden dostlarý, tüm çalýþanlarýn, Tavýr okurlarýnýn dostlarýnýn selamýný getirdiklerini belirtip cezaevlerindeki yoldaþlarý için bir kitap imzalattýlar yazara… Buradaki coþkuyu oraya göndermek istediklerini söyleyerek… Devrimci Emekçi Komitelerinden, Devinim Tiyatro Atölyesi’nden, Ayýþýðý Sanat Merkezi’nden, Emeðe Ezgi Müzik Grubu’ndan dostlarý, okurlarý da vardý... Bir arkadaþ, isminin Sinan Cemgil’den çok etkilenen babasý tarafýndan konulduðunu anlatýnca “Bu kitap sana deðil o zaman, sana bu ismi veren ailen için, sen istiyorsan baþka bir kitap imzalayayým...” diyerek yanýtladý onu… Devrimci Ýþçi

22

Komiteleri’nden iþçiler, PTT, BEDAÞ iþçileri baþta olmak üzere destek ziyaretine gittikleri direniþte bulunan iþçilerin selamlarýný getirmiþlerdi yazara… “Onlarýn coþkusunu taþýdýnýz bana, sað olun, gitmeye de devam edin, hep onlarýn içinde arasýnda olmaya devam edin...” diyerek yanýtladý onlarý Orhan Ýyiler. Sonra zaman matbaada çalýþan emekli bir iþçi kitabý basan ustanýn yayýna hazýrlayan arkadaþlara telefon ederek “Bunda tashih hatalarý var, böyle çýkmasýn, ben düzeltilmiþ hali için bekletiyorum baskýyý” diye haber verdiðini iletti yazara.. “Bu nasýl bir kitapmýþ, beklediðimden fazla ilgi gördü… Usta için de bir kitap imzalamak þart oldu, ama ben onunla tanýþmak istiyorum” diyerek belirtti duygulanýþýný… Tiyatro Simurg’dan Mehmet Esatoðlu ve Bilgesu ile tiyatro üzerine sohbetler ettiler… “Ben senin 70’lerden beri okurunum, en eski okurlarýndan… daha da okumak istiyorum ona göre…” diyerek uzattý imzalatmak için kitabýný… Ürün Dergisi’nden dostlarý bir arkadaþlarýyla hem selamlarýný hem dergilerini göndermiþler yazara… “Aklýn Lirizmi” ve yaþamýný devrime, komünizme adamýþ, yaþamýnýn her anýnda bunun için uðraþ vermiþ Orhan Ýyiler ile buluþmak isteyenler önce salonda gelen dostlarla sýcak çaylar iþliðinde sohbetler ettiler, kitaplardan, devrim mücadelesinden, anýlardan konuþtular… Sonra sohbet için geçtiler odasýna yazarýn… Hasta yataðýnda herkesle tek tek, anýlar paylaþýlarak, devrim mücadelesi üzerine konuþmalarla, coþkulu sohbetlerle, yürekten selamlarýn iletildiði coþkulu sohbetlerle imzaladý tek tek her bir kitap… Öðrenciler, yazarlar, yönetmenler, tiyatro ve müzik emekçileri, öðretmenler, memurlar… Yazarýn nice dostu bir araya geldi Orhan Ýyiler’in evinde. “Yoruldun, yorduk seni…” dendiðinde her seferinde “Biraz dinleneyim, sonra devam edelim…” dedi Orhan Ýyiler… Ama en fazla on dakika sonra bir baþka dostla, okurla, yoldaþla sohbetteydi yine… “Bizim için güzel bir gün oldu, ama siz çok yoruldunuz” dendiðinde “Bir yazar için bulunmaz nimet bunca dostu bir günde bir arada bulmak, yorgun da deðilim ben…” diyerek sürdürdü yazar “Aklýn Lirizmi”yle buluþmalarý akþamýn geç saatlerine dek… Hemen herkesin bir isteði, beklentisi vardý… Artýk kitapçýlarda bulunamayan kitaplarýnýn yeniden yayýnlanmasý, okurlarýyla tekrar buluþmasýnýn saðlanmasýydý… Baþka bir kitabýn imzalandýðý, sohbetlerde buluþmak dileðiyle ayrýldý tüm dostlar imza gününde Erenköy’deki evden… Ve nice dostlarý aðýrlamayý, nice dostlarla buluþmayý bekliyor “Aklýn Lirizmi’…

182. Sayý / 23 Şubat - 9 Mart 2011



s182