Issuu on Google+


SINIF ÇATIÞMALARI DEVRÝMÝ OLGUNLAÞTIRIYOR

Yeni Evrede

Başyazı

Mücadele Birliði

Ýþçi eylemleri bugün gerçekleþtiði her bölgede kesin bir kararlýlýk gösteriyor. Cesaret, kararlýlýk ve eylem isteklerin gerçekleþmesinin temel öðeleri. Yoksulluk, iþsizlik, sömürü ve baský emekçileri þiddetli bir kapýþmaya zorluyor. Kapitalistler, kapitalist devlet iþçileri yoksullaþtýrarak, iþten atarak onlara karþý savaþ açmýþtýr. Emekçi sýnýf da eyleme geçerek kendi sýnýfsal yanýtýný veriyor. Kapýþma iki sýnýf, iki kutup, iki dünya arasýndadýr. Sömürü öylesine yoðun, yoksulluk öylesine derin ve yaygýn ki, bu yüzden uzlaþmaz çeliþki ve karþýtlýklar da öylesine keskin, düþman sýnýflar arasýnda çatýþmalarda o denli sert ve þiddetli. Bu yüzden her iþçi eylemi kentte yayýlan bir kývýlcým rolünü oynuyor. Ayný koþullarda bulunan diðer emekçiler hemen eylem etrafýnda birleþebiliyor. Kitleler içinde yýllarca biriken öfke öylesine büyük ve öylesine bir güç oluþmuþ ki, eylemler birer ateþ parçasý gibi sýçradýðý her tarafta bük bir öfke ve güç açýða çýkýyor. Her yeni eylem patlayan kozalaklar gibi sýçradýðý her bölgede yeni eylemleri tetikliyor. Her eylem yeni eylemleri ateþliyor. Kentler iþçi eylemleri temelinde, geniþ kitlelerin harekete geçtiði merkezler haline geliyor. Devrimci mücadelenin aðýrlýk merkezlerinden biri Ýzmir’dir. Kýsa süre önce Kent A.Þ. iþçilerinin eylemi, Park-Bahçe taþeron iþçilerinin eylemi, UPS iþçilerinin eylemlerinden sonra Buca Taþeron iþçilerinin eylemi kentte çok daha büyük güçleri harekete geçirdi. Ýþçi eylemleri etrafýnda birleþen güçler, ilk defa harekete geçiyor deðiller. Zaten yýllardýr çeþitli biçimlerde mücadele veriyorlar. Ýþçi eylemlerinin etkisi þuradadýr: Cesur, kararlý mücadeleleriyle hareket yeni bir ivme kazandýrýldý, bir itiþ verildi. Ýþçi sýnýfýnýn devrimdeki öncü konumu, eylemci iþçilere duyulan sempati hareketin birleþik davranýþ içine girmesine ve eylem etrafýnda birleþmesine yol açýyor. Ýþçi eylemleri büyük devrimci, ilerici halk potansiyelinin dayanacaðý yeni bir hareket noktasýdýr. Ýþçilerin, emekçilerin, öðrencilerin aydýnlarýn kýsacasý halk kitlelerinin mücadele birliði iþçi eylemlerini etrafýnda, sokakta, kavga içinde örülüyor. Ýþçilerle dayanýþma ve destek eylemleri ilin sýnýrlarýnýn dýþýna taþýyor. Buca iþçileri için Ýstanbul’da devrimci iþçiler tarafýndan eylem yapýldý. TEKEL iþçilerinin Ankara eylemi sü-

Her eylemin daha büyük eylemlere yol açmasý, devrimci durumdan, iç savaþtan ve iç savaþýn sonuçlarýndan baðýmsýz olarak deðerlendirilemez. Türkiye ve Kürdistan’da eylemsiz gün yoktur. Eylemler hem sürekli hem de büyüyen bir çizgide ilerliyor. Geliþen devrimci mücadelenin yarattýðý etkiyle daha geniþ kitleler harekete çekiliyor. Saflarýn büyümesi verilen mücadeleyi daha etkin hale getiriyor. Proletaryanýn artan etkinliði ise hareketi çok daha ileri noktaya götürüyor.

recinde dayanýþma eylemleri çok kentte yayýldý. Eylemler bir dayanýþma eyleminin çok ötesine geçti. Deyim yerindeyse her tarafta kitlelerin sermayeye ve faþizme karþý harekete geçmesi süren mücadelenin daha ileri gitmesi için birer bahane oldu. Bu yönüyle her iþçi eylemi kendini aþan kendi kalkýþ noktasýnýn çok ilerisinde politik sonuçlara yol açmýþtýr. Kapitalist sýnýfa karþý iþçi sýnýfýnýn emekçi kitlelerin eyleme geçmesine neden olmuþtur. Bu ise tamamen ekonomik, politik koþullarýn, devrimci durumun kaçýlmaz sonucudur. Diðer zamanlardan farklý olarak az sayýda iþçinin yaptýðý eylem toplum içinde böylesi bir yanký yapýyorsa bunun içinde bulunduðumuz sosyal politik ortamla ilgili olduðu açýktýr. Emekçi ve sömürülen kitlelerin içinde olduðu ve sürekli aðýrlaþan, kötüleþen yaþam þartlarý, varolan toplumsal sisteme karþý isyan etmek, eyleme geçmek, ayaklanmak için, tüm toplumsal patlayýcýlarý içinde yeterince biriktirmiþtir. Bu kýzgýn ortam içinde en ufak bir çatýþma hemen ayný durumda bulunan tüm emekçilerin harekete geçmesine yetiyor. Politik süreç, toplumsal iliþikler ve sýnýf çatýþmasý tarafýndan belirleniyor. Politik çatýþma, toplumsal alandaki çatýþmanýn bir yansýmasýdýr ve dolayýsýyla politik süreç son derece sert ve þiddetli geçiyor. 180. Sayý / 26 Ocak - 9 Şubat 2011

Her eylemin daha büyük eylemlere yol açmasý, devrimci durumdan, iç savaþtan ve iç savaþýn sonuçlarýndan baðýmsýz olarak deðerlendirilemez. Türkiye ve Kürdistan’da eylemsiz gün yoktur. Eylemler hem sürekli hem de büyüyen bir çizgide ilerliyor. Geliþen devrimci mücadelenin yarattýðý etkiyle daha geniþ kitleler harekete çekiliyor. Saflarýn büyümesi verilen mücadeleyi daha etkin hale getiriyor. Proletaryanýn artan etkinliði ise hareketi çok daha ileri noktaya götürüyor. Proletaryanýn mücadelesinin belirgin olarak arttýðý gözle görünür bir durumdur, somuttur, gerçektir. Emekçi sýnýfýn mücadeledeki hareketteki etkisinin artmasý, uzun süredir kendisini göstermiþtir ve sürekli geliþme içindedir. Tüm bunlar, iç savaþýn proleter iç savaþ olarak geliþmesini getirmiþtir. Daha doðrusu bu yöne gitgide açýk olarak öne çýkýyor, sürece damgasýný vuruyor. Proletaryanýn devrimci ideolojisinin harekette etkin olmasýnýn yanýnda proleter sýnýfýn pratik olarak da mücadelenin önünde yürümesi ve devrimci savaþýmý, iç savaþta emekçi sýnýfýn ve kitlelerin zaferinin güvencisidir. Emekçi halk kitlelerinin mücadelesi her yeni eylem ve eylem etrafýnda gerçekleþen mücadele birliðiyle güçlenip pekiþirken, sermaye sýnýfý ise güçten düþüyor. Burjuvazi her geçen gün kitleleri biraz daha yönetemez duruma geliyor. Toplumsal politik süreç ciddi bir kriz içinde. Sistemin krizi, emek sermaye uzlaþmaz karþýtlýðýný derinleþtiriyor, þiddetlendiriyor. Devrim ekonomik, politik krizin boyutlanmasýyla çok daha hýzla olgunlaþýyor. Ýþçi eylemleriyle kitle mücadelesiyle Kürt halkýnýn etkin savaþýmýyla politik koþullarýn keskinleþmesi devrim zorunluluðunun çok daha geniþ yýðýnlarca kavranmasý söz konusu. Toplumun köklü olarak deðiþmesi zorunluluðun bu kavranýþýdýr ki, kitleler yaygýn olarak mücadeleye atýlýyorlar. Proletaryanýn, halklarýn istemleri devrimci hedefleri gerçek oluncaya dek yýðýnsal eylemler büyüyecek ve þiddetlenecektir. Ýþçilerin mücadelesi salt sendikal mücadele olmamýþtýr hiçbir zaman. Son dönemlerdeki iþçi eylemlerine bakýldýðýnda bu durum açýk olarak görülür. Ýþçiler sendikalý ya da sendikasýz olsun kendi çabalarýyla eyleme geçebiliyor. Sendika üyeleri bile artýk yalnýzca sendikaya göre hareket etmiyor. Kendi istek-

3


Başyazı

leri doðrultusunda, kendi inisiyatifiyle davranýyor. Hatta iþçilerin kendi sendikalarýyla bile çatýþmaya girmesi sýk karþýlaþýlan bir durumdur. Ýþçiler her bakýmdan yani gerek bilinç yönüyle, gerekse pratik yolla geri anlayýþlarý ve yapýlarý aþýyor. Emekçi sýnýf istekleri, özlemleri ve hedefine ulaþmak için daha ileri gitme kararlýlýðýndadýr. Sýnýf mücadelesinin geliþimine ayak uyduramayan her yapý çözülüp daðýlmaya mahkûmdur. Ýþçiler sýnýf düþmanýyla politik karþýtýyla yani burjuvaziyle savaþýrken, savaþýmýný güçsüz düþürecek hata ve zayýflýklarda sergileyebiliyor. Burjuva partileriyle diðer sermaye çevreleriyle halen tüm köprüleri atamamasý iþçilerin en zayýf noktasýdýr. Onlarla baðlar koparýlamadýðý için emekçilerin eylemi, mücadelesi kendi içinde çözülme ve yenilgi tehlikesi taþýyor. Düzen savunucularýyla baðlarý koparmak ileriye gitmenin baþarýya ulaþmanýn ön koþuludur. Düzen güçlerine karþý yeterince sert davranýlmamasý, yeterince savaþýlmamasý, sýnýf savaþýmýnýn tayin edici anýnda, kritik anýnda isyan ve ayaklanmanýn yenilgisini getirir. Mücadeleci iþçilerin diðer bir zayýf yönü reformist, oportünist küçük burjuva sosyalizmi ile gerçek proleter devrimci güçler arasýnda kesin bir ayrým yapamamasýdýr. Ýþçiler bu uzlaþmacý gruplarýn gerçek durumlarýný ancak zaman içinde ve geç olarak görebiliyor, sezebiliyor ve deðerlendirebiliyor. Bu ise devrim mücadelesinin hýzýnýn yavaþlamasýna ve bu uzlaþmacý akýmlara karþý mücadelenin geç sonuçlanmasýna neden oluyor. Devrimci iþçilerin küçük burjuva hareketlerin gerçek durumunu anlamak için sonun dek beklemesi gerekmiyor. Onlarýn politikalarýnýn uzlaþmacý karakteri, sürecin sonuna kadar beklemeden de görülebilir. Devrimci marksizmin teorisine dayanýlarak onlarýn görüþ ve pratiklerinin bütünlüðü deðerlendirilebilir, konumlarý açýða çýkarýlabilir. Fakat bu süreç sadece kendi seyrine býrakýlamaz. Proleterlerin gerçek devrimci partisi küçük burjuva uzlaþmacý sosyalist akýmlarý iþçi hareketi içinde etkin ve geniþ biçimde teþhir etmelidir. Ýþçiler mücadeledeki zayýflýklarý, hatalarý görmeli, gelecek kavgaya daha güçlü ve ideolojik politik yönden daha donanýmlý olarak hazýrlanmalýdýr. C.DAÐLI

4

BAÞKALDIRIYORUZ!

Yeni Evrede

Mücadele Birliði

Ýstanbul Üniversitesi’nde Valiliðin kararýyla Beyazýt ve çevresinde, üniversite içinde ve dýþýnda polis tarafýndan öðrencilerin üst aramasý, çanta aramalarý vb. uygulamalar, öðrenciler tarafýndan yine protesto edildi. 12 Ocak günü, Ýstanbul Üniversitesi içinden dýþarý doðru yürüyüþ düzenleyen öðrencilere milletvekili Sebahat Tuncel, ÇHD, Grup Yorum, Grup Bandista destek verdi. “AKP’ye, Yök’e, Polise, Soruþturmalara, Baþkaldýrýyoruz” pankartý açan öðrenciler, kampüsten toplu çýkýþ yaparak Valiliðinin verdiði arama kararýný protesto ettiler. Öðrenciler adýna basýn açýklamasýný okuyan Dilek Yalan “Ýstanbul Üniversitesi’nde yýllardýr Özel Güvenlik Terörü yaþanmaktadýr. Geçen haftalarda çantasýný aratmak istemeyen öðrenciler ÖGB tarafýndan darp edilmiþ ve okula alýnmamýþtýr. Üniversite öðrencileri okullarýnda girmek istediklerinde ÖGB ve sivil polisler seferber olmakta, adeta okulu öðrenciden, gerçek sahiplerinden korumaktadýr. Bu saldýrýlarýn ardýndan Rektörlük 45 öðrenci hakkýnda 2 okula zorla girmek suçundan soruþturma açmýþtýr. 12 Eylül darbecilerinin en önemli icatlarýndan biri olan YÖK, bilimsel eðitimin ve demokratik üniversitenin yok edilmesinin aracý olarak kurgulanmýþtýr. Üniversiteleri sermayenin çýkarlarý doðrultusunda yeniden þekillendiren, eðitimi ticaretleþtiren ve okullarý adeta birer þirket gibi yöneten bu kurum, kurulduðu günden bu yana üniversiteyi bilimsel eðitimden arýndýrmaya yönelik yoðun bir çaba içerisindedir. Bizler eþit, parasýz, bilimsel ve anadilde eðitim isteyenler,

üniversitelerde özgürlük isteyenler soruþturmalarýn ve cezalarýn geri çekilmesini, polise verilen 1 yýllýk arama kararýnýn iptal edilmesini talep ediyoruz” dedi. Daha sonra kýsa bir açýklama yapan Sebahat Tuncel, BDP’nin her zaman gençliðin yanýnda olacaðýný, ellerinden ne geliyorsa yapacaklarýný vurgulayarak, Kürt gençleriyle devrimci gençlerin birlikte mücadelesine dikkat çekti. Daha sonra Ýstanbul Üniversitesi’nin kapýsýna “Bu Üniversitede OHAL Var” pankartý asan öðrencilerle ÖGB arasýnda tartýþma çýktý. Kapýnýn önünde Grup Yorum ve Grup Bandista marþlar ve türküler söyleyerek öðrenci gençliðin mücadelesini selamladýlar. Müzik dinletisi bittikten sonra kitle daðýlmaya baþladý. Az sayýda kalan öðrenciler, arama yaptýrýlmadan içeri girmeye çalýþýnca, yine ÖGB’ nin müdahalesiyle karþýlaþtý. ÖGB’yi geriye püskürten öðrenciler sloganlarla kampüse girdiler.

Ýstanbul Üniversitesi’nin “Olaðan Þüphelileri” yine eylemde! Beyazýt’ta polisin dilediði her öðrencinin üstünü ve çantasýný aramasýna olanak veren mahkeme kararýna tepki gösteren öðrenciler, sözkonusu kararýn uygulamadan kaldýrýlmasýný saðlamýþlardý. Uygulama kalktý ama, uygulamaya karþý eylem yapan öðrencilerin haklarýnda açýlan soruþturmalar hala sürüyor. Öðrenciler bugün bu konu için yine eylemdeydiler. “Olaðan Þüpheliler” uygulamalara karþý çýkan ve yukarda bahsedilen mahkeme kararýna raðmen üstünü ve çantasýný aratmadan okula giren 45 öðrenci hakkýnda “zorla okula girme” suçlamasýyla soruþturma açýlmýþtý. Ýstanbul Üniversitesi Beyazýt kampüsünde öðrenciler bu soruþturmalarý ve Ankara’da YÖK önünde polisin öðrencilere saldýrmasýný protesto ettiler. 19 Ocak günü Ýstanbul Üniversitesi ana kapýsý önünde saat 12.30’da toplanan öðrenciler sloganlar attýlar. “Soruþturmalar Cezalar Geri Çekilsin” Kürtçe-Türkçe pankartý taþýyan öðren-

ciler adýna basýn açýklamasýný okuyan Cemre Can “Özgürlük istemlerimiz; sivil polisler, artan ÖGB baskýsý ve çevik kuvvetin copuyla cevaplanýyor. Ne kadar polis, o kadar özgürlük mantýðý; parasýz, demokratik, özgür ve bilimsel üniversite söylemlerine de uygulanabiliyor kapitalizmin krizleri olgunlaþtýkça ülkelerde OHAL ilanlarý yapýp bu krizlerin sonucunda baþkaldýrýyý engellemek istiyorlar. Bizler insanýn doðasý gereði bu þartlarýn altýnda baþkaldýrýyoruz. Bizler için olay çýkarýyorlar, düzeni bozuyorlar diyorlar hatta þiddeti bizim baþlattýðýmýzý söylüyorlar. Ancak birkaç zenginin dünya zenginlinin %80’nine sahip olmasý ve geri kalan milyarlarca insana hükmetmesi, dünyanýn doðal kaynaklarýný yok etmesi, ekolojik dengeyi bozmasý asýl þiddetin kendisidir” dedi. Açýklamadan sonra haklarýnda soruþturma açýlan 45 öðrenci ve onlara destek için gelen arkadaþlarý soruþturma ve cezalarýn geri çekilmesi için 15 dakika oturma eylemi yaptýlar.

“OLAÐAN ÞÜPHELÝLER” YÝNE EYLEMDE

180. Sayý / 26 Ocak - 9 Şubat 2011


EYLEMÝN UFKU GÜCÜNÜ BELÝRLER

Yeni Evrede

Güncel

Mücadele Birliði

Her devrimin, diyordu ünlü bir marksist tarihçi, eyleme geçmiþ iþçinin, henüz eyleme geçmemiþ iþçiye galebe çalmasýyla zafere ulaþýr. Mücadele bu aþamaya gelene dek, iþçiler epeyce uzun bir mesafe katederler. Önce her þey, proleter devrimcilerin iþçi sýnýfýný harekete geçirmeye yönelik çabalarý ve çaðrýlarý ile baþlar. Sonra, devrimci durum koþullarýna uygun olarak, en baþta iþçi sýnýfý devrimci arayýþlar içine girer. Ve nihayet, proleter devrimcilerin yaptýðý çaðrýlarý, bu kez bizzat iþçi sýnýfýnýn harekete geçmiþ kesimleri yapar. Buz kýrýlmýþ ve yol açýlmýþtýr; devrim kayalara zincirle perçinlenmiþ Prometeus’u, iþçi sýnýfýný yerinden oynatmýþtýr. Tarihçi haklýdýr; henüz eyleme geçmemiþ iþçiler de ayaða kalktýðý için, zaferin günüdür. Giderek yoðunlaþan, adeta geometrik bir dizi halinde artan son iþçi eylemlerine bir bakýn; hepsinin de bu kritik aþamadan geçmekte olduðumuzu ve geri sayým saatinin hýzla iþlediðini görebilirsiniz. Geçmiþte devrimci kadrolarýn yaptýðý çaðrýyý, þimdi bizzat eylemdeki iþçiler yapýyor. Devrim, sýnýfa nüfuz etmiþtir. Zaferin kadrolarý, bu kritik dalga içinden çýkacaktýr.

SIR DOLU ÜCRET ÝLÝÞKÝSÝ Ýþçi sýnýfý, sermaye ve sömürüye karþý, neden harekete geçmekte bu denli zorlanýr? Kuþkusuz bu sorunun çok katmanlý, çok yönlü cevaplarý var. Tarihsel, kültürel, siyasal yüzlerce engel, iþçi sýnýfýnýn belirleyici bir güçle harekete geçmesini engeller, duraklatýr. Fakat, tüm bu engellerin gelip dayandýðý tek bir ekonomik temel vardýr: Ücretli kölelik iliþkisinin, sömürüyü görünmez kýlan niteliði. Bu gizem 150 yýl önce Marx tarafýndan deþifre edildi. Sýnýflý toplumlarýn tarihinde, her özgün üretim biçiminde sömürü iliþkisi farklý oldu. Hepsinin ortak yaný, emekçinin kendi geçiminin ötesinde maddi ürün, yani artý-ürün yaratmasý ve egemen sömürücü sýnýfýn buna el koymasýydý. Marx’ýn ortaya koyduðu gibi, artý-ürün, sermayenin bir icadý deðildir. Emeðin üretkenliði geliþtikçe, artý-ürüne el koyma biçimleri de deðiþti. Kölenin emeði gaspediliyor, ama yine de ona gerekli yaþam araçlarý köle sahibi tarafýndan karþýlanýyordu. Dönemin filozoflarýnca “konuþabilen hayvan” diye nitelenen köle e-

meði, insan emeði bile sayýlmýyordu, ve sömürü bu biçim altýnda görünmez kýlýnmýþtý. Feodal toplumun sömürücüleri, köylüleri angarya ve vergiler yoluyla sömürdü. Serf olarak köylü, kendi geçimi için topraðýný eker, arta kalan zamanda feodal beylerin topraklarýnda angarya biçiminde çalýþýrlardý. Burada, emekçinin kendi geçimi için gerekli çalýþma zamaný ile, sömürücü için çalýþtýðý artý zaman ve artý-ürün, en çýplak biçimde görülebilir. Bugün bile, sömürü deyince insanlarýn aklýna, angarya ve kölelik gelir. Nihayet burjuvazi bu açýk feodal sömürüye karþý, “eþitlik, özgürlük, kardeþlik” sloganlarýyla emekçileri yanýna çekti. Ama, bambaþka, görünmez bir sömürü biçimini hayata geçirmek için: Ücretli emek sömürüsü. Ücret iliþkisi, burjuvazinin vaat ettiðine uygun olarak, biçimsel bir eþitlik üzerine kuruludur. Ýþçi, emek gücünü kapitaliste satar, karþýlýðýnda asgari geçim maddelerine sahip olur. artý-ürünün gaspý, ücretli emek sisteminin bu eþitlik görüntüsü altýna gizlenmiþtir. Oysa, hepimizin bildiði gibi, iþçi kendi asgari geçim araçlarýný karþýlayan zamanýn ötesinde bir zamanla çalýþtýrýlýr. Marx’ýn tüm sýrrýný deþifre ettiði artý-deðer sömürüsü, çalýþmasýnýn karþýlýðýný kendine ödenen ücretle almýþ görünen bir iþçi için, adeta muammaya dönüþür. Kölelik, emekçinin kendi için çalýþtýðý gerekli zamaný gizliyordu. Ücretli kölelik ise, kapitalist için çalýþtýðý artý emek zamaný gizler. Emeðin sermayeyle iliþkisinin ücret biçimi, sömürü gerçeðinin en kalýn perdesidir. Buna raðmen, bir köle ya da köylü serften daha fazlasý olan modern proletarya, kendi geçimlerini güvenceye alacak bir ücret sözleþmesi için birlikte hareket etmeyi öðrendi, sermayenin karþýsýna bir sýnýf olarak çýktý. Bu kavga, sendikalarý doðurdu. Ama sýnýf olarak hareket etmeyi öðrendikçe proletarya, sermaye egemenliðine karþý politik mücadeleye giriþti, proletaryanýn komünist partileri bu uzun tarihi süreçte geliþti, biçimlendi. SÖMÜRÜ GERÇEÐÝNÝ KISIRLAÞTIRMAK Günümüzde pek çok sendika, eðitim broþürlerinde ücret iliþkisinin gizemini açýklayan bilgiler sunuyor. Artý-deðer sömürüsü bu broþürlerde yeterince yer buluyor. Çünkü 180. Sayý / 26 Ocak - 9 Şubat 2011

Marx’ýn bilimsel çabalarý, dünya iþçi sýnýfýnýn kolektif bilincine, kazýnmamak üzere girmiþtir. Yine de, bu sendikalar, iþçi sýnýfýnýn gerçek kurtuluþu için sosyalizme dair tek bir kelime dahi etmiyorlar. Bu yüzden, artý-deðer sömürüsüne dair tüm o bilgiler, dönüp dolaþýp, iþçi sýnýfýnýn ücret kavgasýnýn bileþeni haline geliyor. Kendi nihai sonucuna varmayan bilgi, iþçi sýnýfý bilincini de kýsýrlaþtýrýyor. Ücret iliþkisinin üzerinden kaldýrýlan gizem örtüsü, bu kez sosyalizmi örtmek için kullanýlýyor. Ve iþçi, gerçek kurtuluþun yolunu göremediði için, günlük ücret kavgasýna sýkýþmýþ yaþamýna devam ediyor: bilgisini edindiði sömürü iliþkisini yýkmak deðil, sýnýrlandýrmak kavgasýna mahkum ediliyor. En ileri biçimi “sýnýf sendikacýlýðý” olan sendikal mücadele ve örgütlenme biçimleri dahi, iþçi sýnýfýnýn ufkunu geniþletmiyor. Sýnýfa öncülük adýna yola çýkan pek çok parti ve örgüt de ayný sýnýrlara takýlýp alýyorlar; böylelerine göre “hak alma bilinci”, sýnýfa yeter de artar. Kusura bakmasýnlar, varlýklarý o kadar gereksiz ki, herhangi bir sendika bile, onlarýn yaptýklarýndan daha fazlasýný sýnýfa kazandýrýyorlar. Sendikalarý ve sözde öncüleri tarafýndan kýsýr bir ufka mahkum edilmiþ iþçi sýnýfýnýn, eyleme geçmiþ kesimlerinin henüz eyleme geçmeyenleri bu kadar zor ikna etmesi, herhalde anlaþýlýr bir durum olsa gerek. Eylemci iþçinin ufku bile böyle kýsýrlaþtýrýlýrken, henüz eyleme geçmeyen bir iþçinin, içinde bulunduðu ücret iliþkisinin yanýlgýlarla dolu dünyasýný bir anda aþmasý beklenebilir mi? Ona göre, aldýðý ücret, yaptýðý iþin karþýlýðýdýr. Bu iliþkide, öyle, yüce adalet duygusunu zedeleyen bir yan görmez. Öyleyse, “hak arama” bilinciyle sýnýrlý bir çaðrýnýn yeterli etki yaratmamasý þaþýlacak bir durum deðil. Leninist parti, iþçi sýnýfýnýn gerçek kurtuluþu için, sosyalizm ve onun yolu olan politik devrim için, iþçileri mücadeleye çaðýrmaktan asla geri durmadý, bu çaðrýyý belirsiz bir geleceðe ertelemedi. Çünkü, ancak bu ileri bilince sahip olan eylemci iþçiler, henüz eyleme geçmemiþ ve ücret iliþkisinin kapalý, kýsýr dünyasýný kýramayan iþçiler üzerinde etkili olabilir.

5


Güncel

DEVRÝMÝN EÐÝTTÝÐÝ SINIF Ýþten atýlmalar, ücret kýsýtlamalarý, sosyal haklarýn budanmasý, bugünkü yoðun iþçi eylemlerinin kaldýraç noktalarýdýr. Kavga, ücret kavgasý sýnýrlarýnda tutulunca, bu, sýnýfý bölen bir etki yaratýyor. Ancak iþten atýlan, ancak çalýþma koþullarý kötüleþen, eyleme geçiyor, diðerleri sýranýn kendilerine gelmesini bekliyor. Tekelci kapitalizm, iþçi sýnýfýný topyekün sokaða dökecek, kýdem tazminatýný kaldýrmak gibi önemli adýmlarý henüz atacak cesareti gösteremiyor. Fakat bunlara da sýra gelecek. Ne zaman? Sýnýfýn mücadeleci kesimleri yeterince tasfiye edildiðinde, sýnýfýn moral gücü en alt düzeye geldiðinde. “Hak arama” bilinci, bu gidiþi tersine çeviremiyor. Ancak, iþçi sýnýfý kendi eylemlerinden öðreniyor, þu tarihi dersi kolektif bilincine kazýyor. Ýþçi eylemleri, en zaman sermaye iktidarýna yönelirse, o zaman toplumsal destek artýyor; ama ne zaman mücadele ücret kavgasýna düþerse, o zaman iþçiler yalnýz kalýyor. Bu topraklarda onyýllardýr süren devrimci durumun, uzun iç savaþýn, iþçi sýnýfýný etkilememesi beklenemezdi. Bu yüzden, daha önce hiç eyleme geçmemiþ iþçi kesimleri bile, eylem içinde en köklü politik sorunlarý tartýþýyor, her eylem sýnýf bakýþýnýn netleþtiði platforma dönüþüyor. Eylem, iþçi sýnýfýný çok yoðun bir eðitim sürecinden geçiriyor. Toplumun çeþitli kesimlerinden destek görüyor, her kesimin dertlerini dinliyor, ortak noktalar bulmaya çalýþýyorlar; yaþam ufuklarý muazzam geniþliyor, dönüþtürme güçleri yetkinleþiyor. Ve her eylem çadýrý, henüz eyleme geçmemiþ iþçilerin de bir þeyler öðrendiði bir üniversiteye dönüþüyor. Sendikalarýn ve sözde öncülerin yarattýðý boþluk, iþte böyle, bizzat iþçi sýnýfý tarafýndan dolduruluyor. Çünkü yoðun devrimci politik ortam iþçi sýnýfýna hýzla bilinçlenme, baðýmsýz politik hattýný örme görevini adeta dayatýyor. Zafere uzanacak proleter kadrolar, iþte böyle bizzat eylem içinde yetiþiyor.

6

Yeni Evrede

TAKSÝM EYLEM ALANI

Mücadele Birliði

Toplumun hemen her kesiminde býçak kemiðe dayandý. Ýnsanlar hiçbir yerde susmuyor, her türlü taleplerini sokakta haykýrýyor, haklarýný sokakta arýyor. 22 Ocak Cumartesi günü, Ýstiklal Caddesi gün boyu ardý ardýna eylemlere sahne oldu. Taraftarlar, çevreciler, iþçiler, devrimciler...

15 Ocak günü Arena Stadyumu’nda Galatasaray taraftarýnýn Baþbakaný protestosu sonucu AKP, Emniyet Müdürlüðü eliyle protesto edenleri cezalandýrmak için arama baþlatýrken, sporseverler de buna karþý tepkilerini gösterdi. Son olarak Türkiye Devrimci Spor Emekçileri Sendikasý (Spor Emek-Sen) Taksim’de AKP’yi protesto eylemi düzenledi. Yaklaþýk dört bin kiþinin Ýstiklal Caddesi’ni doldurduðu eylemde hükümet protesto edilirken, sporcularýn örgütlenmesinin önemi pankartlarla dövizlerle vurgulandý. “Tayyip Stadý Al Baþýna Çal”, “AKP’yi Ýstemiyoruz”, “Faþizme Karþý Omuz Omuza”, “Yaþasýn Taraftar Dayanýþmasý”, “Faþizme Karþý Tek Yumruk Tek Barikat” sloganlarý öne çýkarken “Nurtepe Spor Kulübü”nden sporcular da “Farkýndayýz, Kondulardan Geliyoruz” diyerek kitle içinde yerlerini aldýlar ve “Gündoðdu Marþý”ný tüm kitleye söylettiler. Galatasaray Lisesi önüne sloganlar, ýslýk ve alkýþlarla gelen sporseverler adýna basýn açýklamasýný Spor Emek Sen kurucusu Metin Kurt yaptý. Sporseverlerin bu yürüyüþüne Deri Ýþçileri de pankartlarý ile katýlarak destek verdiler.

Munzur’a yapýlmasý planlanan barajlara karþý her yerde tepkilerini gösteren Dersimliler, DEDEF’in çaðrýsýyla alanlara çýktý. DEDEF (Dersim Dernekleri Federasyonu), “Dersimlilerce kutsal sayýlan mekânlar, barajlarla yok ediliyor” diyor. “Baraj Yoksulluktur” diyen Dersimliler, geçtiðimiz haftalarda da Dersim’de yüzbinlerce kiþinin katýldýðý miting yapmýþtý. Basýn açýklamasý için Taksim Meydaný’na ulaþan Dersimliler, orada eylemlerine baþlamak üzere bekleyen Deri iþçilerine de destek sloganlarý attýlar ve alkýþladýlar.

Ve Deri Ýþçileri de Taksim’deydi. Yeþil Kundura, Desa Deri, Grup Suni Deri iþçileri “Sendikal Hakkýmýz Engellenemez” diyerek eylemdeydi. “Sendikalý Oldum Ýþten Atýldým, Sendikal Hakkýmmýz Engellenemez” yazýlý ve Deri-Ýþ Sendikasý Genel Merkezi ile Tuzla Þubelerinin pankart açtýðý eylemde iþçiler “Anayasal Hakkýmýz Engellenemez”, “Ýnsaným, Bilinçliyim, Sendikalýyým”, “Desa’da Ucuz Emek Olmak Ýstemiyoruz”, “Atýlan Ýþçiler Geri Alýnsýn” dövizleri taþýdýlar. Taksim Tramvay Duraðý’nda toplanan iþçiler “Yeþile Sendika Girecek Baþka Yolu Yok”, “Desa’ya Sendika Girecek Baþka Yolu Yok”, “Gruba Sendika

180. Sayý / 26 Ocak - 9 Şubat 2011

Girecek Baþka Yolu Yok”, “Yaþasýn Örgütlü Mücadelemiz”, “Yaþasýn Sýnýf Dayanýþmasý”, “Susma Sustukça Sýra Sana Gelecek”, “Desa’da Yeþil’de, Grup’ta Kazanacaðýz” sloganlarý ve ýslýklarla Ýstiklal Caddesi üzerindeki Desa Deri Maðazasý’na yürüdüler. Desa’nýn önü çevik kuvvet barikatýyla sarýlýydý. “Ýþçilere Deðil Çetelere Barikat” sloganlarýyla maðaza önüne gelen iþçiler “Desa Sendika Düþmaný”, “Yaþasýn Desa Direniþimiz” sloganlarý atarak ýslýklarla yuhaladýlar. Deri-Ýþ Sendikasý adýna yapýlan konuþmada Desa Deri’nin sendikaya üye oldukları için iþçileri iþten attýðý anlattýldý önce. 17 Ocak’ta Desa SefaköyFabrikasý’nda 12 iþçi direniþe geçti. Yeþil Kundura’da yaz aylarýnda sendikalaþtýðý için iþten atýlan ve direniþe geçen kadýnlara, iþe alýnma sözü verilmiþti. Verdiði sözleri tutmayan Yeþil Kundura, iþten attýðý iþçileri iþe geri almamakta ýsrar ediyor. Grup Suni Deri’de de sendikaya üye olduklarý için iþten atýlan 15 iþçi fabrika önünde direniþe baþladý. Ancak geçtiðimiz hafta direniþ çadýrlarý “yakýldý”. Grup Suni Deri patronu ise, ortada bir “grev” sözkonusu olmadýðý halde mahkemeye baþvurarak “grevin iptali” kararý almak istemiþ, direniþçi iþçilerin “fabrika etrafýndan uzaklaþtýrýlmasý” kararý çýkarttýrmýþtý. Kölece yaþamýn dayatýldýðý çalýþma koþullarýnda örgütlendikleri için baskýlara maruz kalan, iþten atýlan Deri iþçileri eylemlerine devam ediyor ve herkesi kendilerine destek olmaya çaðýrýyor. Deri iþçilerinin eylemine Mücadele Birliði Platformu da katýlarak destek verdi.

Deri iþçilerine destek vermek için alanda olan Hava iþçileri de kendi sorunlarý ile ilgili bildiri daðýtýmý yaptýlar eylem boyunca. Ýstanbul Sabiha Gökçen Havalimaný’nda yaþanan iþçi kýyýmýný ve sendikal mücadeleyi anlatan Hava- Ýþ Sendikasý, “Örgütlenmeye ve mücadele etmeye devam edeceðiz. Baský ve tehditler, iþten atmalar bizi yýldýramayacaktýr. Emekten yana tüm demokrasi güçleriyle, sendikalarla, direnen iþçi ve emekçilerle bu onurlu ve haklý mücadelede birlikteyiz, birlikte olmaya devam edeceðiz” dediler. Hava iþçileri, 24 Ocak Pazartesi günü Sabiha Gökçen Havalimaný’nda saat 11.30’da yapacaklarý basýn açýklamasýna davet ettiler tüm iþçi ve emekçileri.

Akþama doðru “Tutuklama terörünü protesto eden” BDSP’liler (Baðýmsýz Devrimci Sýnýf Platformu) “Baskýlar, gözaltýlar, tutuklamalar bizleri yýldýramaz” diyerek Taksim Tramvay duraðýnda toplandýlar. BDSP çalýþaný Cahit Atalay’ýn 6-7 Ekim 2009 tarihlerinde Ýstanbul’da gerçekleþtirilen IMFDB zirvesini protesto eylemlerine katýldýðý gerekçesiyle 21 Ocak günü tutuklanmasýný protesto ettiler.


Yeni Evrede

BUCA TAÞERON ÝÞÇÝLERÝ KAZANDI!

Buca Taşeron İşçileri

Mücadele Birliði

Buca Belediyesi önünde 56 gündür eylemini sürdüren Park Bahçe ve Temizlik taþeron iþçileri, 19 Ocak günü CHP Ýl Baþkanlýðý’na yeni atanan Tacettin Bayýr’la yaptýklarý görüþme sonucunda bir mutabakata vararak eylemlerini sona erdirdiler. Saat 12.00’de CHP Ýl Baþkaný Buca Belediyesi’ne geldi. Saat 12:30’da 5+2 formülü çerçevesinde 3 haftadýr süren görüþmelerde Buca Belediyesi’nin muhatap almayacaðýný ifade ettiði Batýgül Tunç ve Cihan Çimenli isimli iki iþçi İl Baþkaný tarafýndan görüþmeye çaðrýldý. Kamuoyuna 5+2 formülü çerçevesinde 5 iþçinin sorununun çözüldüðü, 2 iþçinin ise sorununun çözülmediði lanse edildi. Ýl Baþkaný da iki iþçinin sorununu çözeceðini ifade edince, görüþmeye giden iki iþçi, sorunun “iki iþçinin sorunu” olmadýðýný 7 iþçinin sorunu olduðunu söylediler. Bunun üzerine diðer 5 iþçi de görüþmeye çaðrýldý. 1,5-2 saat süren görüþmelerde 7 iþçinin CHP’li belediyelerde sendikalý iþ güvencesi çerçevesinde en geç 7-10 gün içinde iþe baþlayacaklarýnýn güvencesi verildi. Ýþçiler kendi aralarýnda yaptýklarý görüþme sonucunda bu teklifi kabul ettiler. Ýnan Sezer ve Cem Kýran isimli iþçiler Karabaðlar Belediyesi’ne 20 Ocak günü görüþmeye gidecekler. Diðer iþçiler ise bu 1 haftalýk süreç içerisinde iþbaþý yapacak. Saat 15.00’te Buca Belediyesi önünde CHP Ýl Baþkaný ve iþçiler basýna ve kamuoyuna varýlan mutabakatý açýkladý. Yapýlan açýklamada İl Baþkaný bu sorunun çözüldüðünü ve en geç 1 hafta içinde 7 iþçinin de iþbaþý yapacaðýna dair teminatý basýnýn önünde verdi. Daha sonra iþçiler çadýrý ve eþyalarýný toplamaya baþladý. Eþyalarýn götürülmesi için bir araç getirildi. Bu esnada, eylemi varýlan mutabakat sonucu bitiren iþçilerden bir kaçýyla röportaj yaptýk. Cihan Çimenli: Öncelikle eylemin baþýndan beri bize destek veren siz Mücadele Birliði’ne teþekkür ediyoruz. 56 gündür geceli-gündüzlü bizimle birlikte oldunuz, yattýnýz, kalktýnýz. Sýkýntýlarýmýz oldu, dertlerimiz oldu, kavgalarýmýz oldu. Her türlü sýkýntýmýzda yanýmýzda oldunuz. Bunun için ne kadar teþekkür etsek de ödeyemeyiz. 56 günlük eylem içinde iþçi sýnýfýnýn, emekçi sýnýfýnýn; o sýnýf mücadelesinin nasýl olduðunu, nasýl hak savunulabileceðini bire bir yaþayarak kendimiz öðrendik. Þunu diyorum ki, iþçiler kendi emeklerine, kendi mücadelelerine sahip çýkarlarsa yenemeyecekleri hiçbir güç yok. Burada biz 7 arkadaþ olarak bunu öðrendik. Buradaki eylem çadýrý 20 yýla yakýndýr Buca’da kurulamýyordu. Bu çadýr taþeron iþçilerinin, ezilenlerin çadýrý oldu. Ben þuna inanýyorum ki, bundan sonra burada artýk çadýrlar kurulacak. Ýþçiler artýk Buca’da taleplerini dile getirerek, haklarýný sonuna kadar savunarak yeni çadýrlar kuracaklar. Ben buna inanýyorum. Ve biz iþçiler þunu öðrendik. 56 günden beri iþçinin yanýnda iþçiden baþka hiç kimsenin olmadýðýný çok iyi öðrendik. Yeni atanan İl Baþkaný bizimle olan görüþmesinde taleplerimizi dinledi. “Sendikalý, iþ güvenceli belediyelere bizleri gönderirlerse ve bunu basýnýn önünde açýklarlarsa mutabakata varabileceðimizi” söyledik ve bu konuda uzlaþtýk. Ve biz sendikalý, güvenceli iþ sözü karþýlýðý bugün çadýrýmýzý kaldýrdýk. Mutlu musun dersen, açýkçasý buruðum. Bir de alýþtýk biz buraya. 56 gündür burada bir dostluðumuz oldu. Her þeyi burada yaþadýk. Hoþgörüyü, sevgiyi, bir-

likteliði, üzüntüyü, sýkýntýyý, mücadele etmeyi burada yaþadýk, öðrendik. Ve siz Mücadele Birliði’ne teþekkür ediyorum bizlere sahip çýkýp, bizleri savunduðunuz için. Cem Kýran: 56 günlük direniþimizde iyi-kötü günlerimiz oldu. Ve þu an itibariyle kazandýðýmýzý düþünüyorum. Neden öyle düþünüyorum? Çünkü bize 7-10 güne kadar söz verilirken Bornova Belediyesi’nden ve Karabaðlar Belediyesi’nden telefon geldi. Yarýn sabah gidip görüþmemiz için. Yarýn evraklarýmýzý götürmemizi istediler. ( Karabaðlar Belediyesi için adý geçen iki iþçi, Ýnan Sezer ve Cem Kýran) Öbür arkadaþlarýmýzýn da 1 hafta içinde de iþlerine yerleþtirileceklerini söyledi İl Baþkaný. Bana öyle geliyor ki bir hafta, on gün önceden bitecek gibi. Amacýmýza ulaþtýðýmýzý düþünüyorum, amacýmýz iþe geri dönmekti. Tabii ki içimizde kýrgýnlýk var. 56 gündür buradayýz. Buradan ayrýlmak zor gelecek. Her þeyin bir baþlangýcý olduðu gibi bir bitiþi de var. Ziver Bulut: 56 gündür bizi hiç yalnýz býrakmayan ilk baþta Mücadele Birliði’ne teþekkür ediyoruz. Bizi 56 gündür hiçbir zaman geceli gündüzlü yalnýz býrakmadýlar. Diðer kurumlar da herkes elbirliðiyle elinden geldiði kadarýyla bu direniþe destek çýktý. Sonuç, bu 56. günün sonunda yeni atanan CHP İl Baþkaný geldi, sorunu çözmek için geldiðini söyledi ve bizden 10 gün kadar bir süre istedi. “Bana güvenin.” dedi, “Ben bu sorunu çözmek için geldim.” dedi. Biz de sonunda bunu kabul ettik ve direniþ bu þekilde bitmiþ oldu. Durumlarýn nasýl gittiðini önümüzdeki günlerde göreceðiz. Haydar Yýldýrak: 56 günlük direniþimizin sonuna gelmiþ bulunduk. Tabii ki benim için hem üzücü hem sevindirici. Üzücü ve sevindirici yönü, en baþýndan beri bizim yanýmýzda olan siz Mücadele Birliði’ni tanýdýðýmdan dolayý inanýn ki çok sevindim. Sizlerden ayrýlacaðým için de üzülüyorum. Yani isteðimiz her ne kadar yerine gelmediyse de her eylemin, direniþin bir sonu olmalý diye düþünüyorum ki, oldu da. Aslýnda gönlümüz Buca’dan taþeronu kaldýrmaktan yanaydý, iþçi arkadaþlarla beraber bu mücadeleyi kazanmaktý, ama gene de taleplerimizin arkasýnda duramadýk. Duramamamýzýn da bazý nedenleri vardý, iþçi arkadaþlarýmýzýn bize destek vermediðinden kaynaklandý. Bize güvenceli iþ, sendikalý iþ sözü verildi basýnýn önünde ve bundan kaynaklý biz çadýrýmýzý kaldýrdýk. Hem sevinçliyim, hem duyguluyum gerçekten. Eðer İl Baþkaný sözünü yerine getirmezse bizler de gidip İl Baþkanlýðý’nýn önünde ya da Konak Meydaný’nda eylemimizi devam ettireceðiz. Mücadele Birliði’ne baþýndan beri yanýmýzda oldu için teþekkür ediyorum; bizlerle beraber 56 gündür geceli gündüzlü beraber mücadele ettiler. Deniz Çakmak: Bugün direniþimizin 56. günü. 56 gün boyunca soðuk, yaðmur, çamur demeden yanýmýzda olan; düþünceleriyle hep yanýmýzda olan Mücadele Birliði’ne ve okurlarýna teþekkür ediyorum. Görüþmelerimizde bugüne kadar 15 gündür sonuç alamadýk. Bugün de CHP Ýl Baþkanýyla görüþtük. Önlerinde seçim olduðunu ve CHP’ye zarar gelmemesi için bu çadýrýn kaldýrýlmasýný gerektiðini söyledi. “Bu çadýrý kaldýrýn, ben bu sorunu 1 hafta içinde çözeceðim.” dedi. Sendikalý olmak þartýyla bu teklifi kabul ettik. Ýki arkadaþýmýz (Cem Kýran ve Ýnan Sezer) yarýn Karabaðlar’da iþ baþý yapacak. Bugüne kadar yanýmýzda olan Mücadele Birliði’ne teþekkür ediyorum.

180. Sayý / 26 Ocak - 9 Şubat 2011

7


Sokaklar

‘CÝÐERÝMÝZDE NEFES TÜKENDÝ’

Kot kumlama iþçileri, “Slikozis hastalarýnýn sorunlarý çözülmedi” konulu basýn açýklamasý düzenledi. 12 Ocak tarihinde yapýlan basýn toplantýsý, Tabipler Birliði’nde Kot Taþlama Ýþçileri Dayanýþma Komitesi tarafýndan düzenledi. Silikoz hastasý 2 kot kumlama iþçisi, oksijen tüplerine baðlý þekilde, Dr. Emel Çaðlar ve sanatçý Yasemin Öz ile birlikte kürsüdeydiler. Basýn metnini okuyan sanatçý Yasemin Öz “Ciðerimiz tükendi. Ciðerimizde nefes tükendi. Bunu her söylediðimizde, aramýzdan birkaç arkadaþýmýz eksildi. Devletin yükümlü olduðu atölyelerde meslek hastalýðýna yakalandýk. Sigorta nedir bilmiyorduk ve kayýt dýþý çalýþtýk! Ama bunun bedelini zaten canýmýzla ödüyoruz. Peki, buna yol açan iþverenler, taþeronlar… Bu atölyeleri denetlemeyen, çalýþmalarýna ve bizi kayýt dýþý çalýþtýrmalarýna göz yuman devlet görevlileri, hükümet yetkilileri, yerel yönetimlere hiç bir hesap sorulmazken, biz ayný hatanýn bedelini kaç kez ödeyeceðiz? Biz 5510 sayýlý yasada meslek hastalarý için ne ön görülüyorsa onu istiyoruz. Mevcut tasarý. Slikozis nedeniyle yüzde 40’ýn üstünde iþ görmez olanlarýmýza, yoksul özürlüler gibi aylýk baðlanmasýný düzenliyor. Özürlü deðil iþçiyiz. Bizler hasta doðmadýk, insanlýk dýþý koþullarda çalýþýrken meslek hastalýðýna yakalandýk. Talebimiz çok kýsa ve net; biz ölüm atölyelerini, mecburiyetimizi, aczimizi, haklarýmýzý, taleplerimizi, ciðerimizi, nefesimizi, o kadar çok anlattýk ki söyleyecek sözümüzü nefesimizden önce tükendi. 20 Aralýk’ta Ankara’daydýk, 17 Ocak’ta yine geleceðiz. Tasarý meclisten geçemeden nefesimiz yettiðince de anlatmaya devam edeceðiz. Hak etmediðimiz bir ayrýcalýk istemiyoruz. Biz, özürlü deðil, meslek hastasýyýz. Bir kez daha sesleniyoruz, mevcut yasadaki ispat ve iþverene rücu sorumluluðu Sosyal Güvenlik Kurumu’na verilsin ve biz silikozislilerden beklenmesin. Sesimizi duyun!” diyerek basýn açýklamasýný bittirdi. Basýnýn sorularýndan sonra iþçiler, 17 Ocak’ta tekrar Ankara’da olacaklarýný vurguladýlar.

8

Yeni Evrede

Mücadele Birliði

DEVRÝMCÝ ÖÐRENCÝLER YÖK ÖNÜNDE POLÝSLE ÇATIÞTI

Abdullah Gül’ün önceki hafta Cumhurbaþkanlýðý Köþkü’nde öðrenci temsilcileriyle görüþmesinin ardýndan 19 Ocak Çarþamba günü de YÖK Baþkaný Yusuf Ziya Özcan’ýn YÖK binasýnda öðrenci temsilcileriyle görüþmesi vardý. Toplantýya yüzbinlerce liralýk araçlarýyla giden “Öðrenci Temsilcileri” YÖK Baþkanýyla görüþürken, YÖK binasýnýn önünde ise devrimci demokrat öðrenciler toplanmaya baþladý. Sabah saatlerinde ilk olarak Öðrenci Kolektifleri polis müdahalesine maruz kaldý, 2 öðrenci gözaltýna alýndý. Daha sonra DPG, Ekim Gençliði, Halkýn Takýmý, Kaldýraç, Kýzýl Hareket, Tüm-ÝGD ve YDG “Sahte Demokrasinize Baþkaldýrýyoruz; Söz, Yetki, Karar Ýstiyoruz” yazan imzalý pankartlarýyla YÖK binasýnýn önüne geldi. DÖB’lü öðrenciler de bu kitleyle beraber eyleme katýldýlar. Polisle yapýlan birtakým konuþmalarýn ardýndan 2 öðrenci görüþmek üzere içeri alýndý. Çok zaman geçmeden geri dönen öðrenciler sadece polis amirleriyle görüþtürüldüklerini, içeri alýnmadýklarýný söylediler. Daha sonra “Üniversiteler Bizimdir Ucube Olan Sizin YÖK’ünüzdür!” pankartýyla TKP, Emek Gençliði, Gençlik Muhalafeti ve Genç-Sen’e baðlý öðrenciler eylem yapýlan ve polis tarafýndan TOMA’larla, panzerlerle kapatýlan yolun yan þeridinden doðru sloganlarla yürüdüler. Bu kitle ise diðer eylem grubunun yan tarafýnda durdu. Bir süre sonra DÖB’lülerin de içinde bulunduðu kitle polisin üzerine yüklendi ve çatýþma baþladý. Panzerlerden gazlý ve boyalý su sýkan çevik kuvvet, devrimci öðrencileri daðýtmaya çalýþtý. Öðrenciler ise tazyikli suya karþý pankartlarýný ve bayraklarýný açýp polisin üzerine yürüdüler. Atýlan gaz bombalarýn polise geri fýrlatýlmasýyla çok sayýda polis gazdan etkilenerek fenalýk geçirdi. Tekrar tekrar polisin üzerine yüklenen kitle taþlarla ve bayrak sopalarýyla polis barikatýný zorladý. Ýki þeritli yolun bir þeridinde bunlar yaþanýrken, hemen birkaç metre sað tarafta bekleyen TKP, Emek Gençliði ve Gençlik Muhalafeti’nden öðrenciler saldýrýyý baþtan sona sadece izlemekle yetinirken eylemi birlikte örgütledikleri Genç-Sen ise devrimci öðrencilere destek verdi. Çatýþma devam ederken çatýþan öðrenciler yan tarafta bekleyen öðrencileri teþhir ettiler ve sözlü baþlayan tartýþma bir ara fiili kavgaya döndü. Polise göstermedikleri tavrý çatýþan kitleye gösteren sözde “devrimciler” ise bu olaydan hemen sonra eylem alanýný terk ettiler. Yaklaþýk yarým saat daha süren çatýþma sonrasýnda kitle aðýr aðýr geriye çekilerek bir basýn açýklamasý gerçekleþtirdi. Yaralanan ve fenalýk geçiren birçok öðrenci ambulanslarla hastaneye kaldýrýldý.

180. Sayý / 26 Ocak - 9 Şubat 2011


KAZANMAK ÝÇÝN ÖRGÜTLENMELÝYÝZ

Yeni Evrede

PTT İşçileri

Mücadele Birliði

13 Ocak, Perþembe... PTT iþçileri eylemlerinin 8. gününde. Topkapý’da çadýr kuran iþçiler, yoldan geçenlere “Bizler kadrolu arkadaþlarýmýzla ayný iþi yapan taþeron iþçileriz, iþten atýldýk, iþimize geri dönmek, kadrolu olmak istiyoruz, bir yandan da PTT’nin özelleþtirilerek kadrolu arkadaþlarýmýzýn da gelecekte taþeron iþçiler olmasýný engelleyebilmek için taþeron iþçi çalýþtýrýlmasýna son vermek için mücadelemizi yükseltmek, iþçileri, emekçileri, duyarlý insanlarý aramýzda görmek istiyoruz desteklerini bekliyoruz” diyorlar. Kaðýthane’den arkadaþlarý geliyor desteðe. Bir yandan destek için gelen arkadaþlar çayýn demlenmesiyle meþgul, gelen ziyaretçilerle sýcak sohbetleri, sýcak çaylarýyla tatlandýrmak için. Kaðýthane’den personel çýkarýlýp çýkarýlmadýðýný soruyoruz, “Ýþten çýkarmalarýn olduðu günlerde bir bayan arkadaþýmýz iþten çýkarýlmýþ, arkadaþa kendi isteðimle ayrýlýyorum diye kaðýt imzalatmýþlar..” diye cevaplýyorlar. Ziyareti görüntülemek isterken, yanýnda fotoðraf çantasý olan birisi bize burada ne oluyor diye soruyor, biz de PTT iþçilerini eylemde olduklarýný anlatýyoruz. Yerel bir gazetenin muhabiri olduðunu söylüyor ve o da fotoðraf çekmeye baþlýyor. Ýþçiler hemen her yere gidiyorlar eylemlerini duyurabilmek için. “Gittiðimiz, ulaþabildiðimiz her yerde taþeron PTT iþçilerin sesini duyurmalýyýz, taþeron sistemi teþhir etmeli, tüm iþçilerin buna karþý mücadele etmesini saðlamalýyýz, bugün biz iþsizsek yarýn milyonlar iþsiz kalacak” diyorlar. Bildiri bastýrdýklarýný anlatýyorlar konuþtuklarý herkese, bildirileri ulaþtýrabildikleri kadar çok insana ulaþtýrmalarýný da istiyorlar,

güçlenmek bu mücadeleyi kazanabilmek için. Bu hafta yapýlacak eylemleri sýralýyorlar, katýlımı ve neler yapabileceklerini tartýþýyorlar; mücadelelerini yükseltecek bir örgütlenme yaratmak gerektiði üzerinde duruyorlar. Bu hafta yapýlacak eylemlere katýlmak yolunda hem fikir olunuyor. Biz de Ayýþýðý Sanat Merkezi’nde Cumartesi günü saat 16.00’da yapýlacak olan Þiir ve Emek adlý etkinliðe davet ediyoruz onlarý, gelip hem etkinliði izlesinler, hem taleplerini dile getirip bir PTT iþçisinin yaþamýný anlatsýnlar diye. Mutlu oluyorlar bu davetten. Kavganýz Haklýdýr Arkadaþlar Sohbet sýrasýnda postaneden çýkan bir esnaf “Hayýrdýr arkadaþlar, nedir burada durum, hele bir anlatýn iþten mi atýldýnýz siz?” diye soruyor. Esnafý yanýtlýyor arkadaþlar, esnaf hükümeti eleþtiriyor, özelleþtirmeleri eleþtiriyor, “komünizm kötü diyorlar ya, bu hükümet ondan daha kötü, baksana þu hale insanlar iþsiz, parasýz, sokaktalar, halka zülum yapýlýyor açýkça..” diye eleþtiriyor… Ýþçiler hemen, komünizme iliþkin söylediklerine yöneliyorlar, sorunun yalnýzca hükümet sorunu olmayýp, kapitalist sistemden kaynaklandýðýný, komünizmin, ne olduðunu anlatýyorlar. Onu eleþtiriyorlar… Esnaf savunmaya geçiyor, “arkadaþlar ben sizin düþüncenizi bilmediðim için diyorum, hani böyle kötü diyorlar ya… Bakýyorum da hangi sistem, hangi yönetim bundan daha kötü olabilir ki, hangi düzende insanlar böyle yýllarca emek verdikleri yerde kapýnýn önüne atýlýr…” bu þekilde sürüyor konuþma… Sonra “arkadaþlar gelip geçerken uðrayacaðým, kavganýz haklýdýr, hakkýnýzý da almadan gitmeyin buradan… Yoksa belli ki, bütün insan-

180. Sayý / 26 Ocak - 9 Şubat 2011

larý sokaða atacak bu baþtakiler, esnaf dükkan kapatýyor, kapatmayan da borç harç içinde… Kolaylýklar diliyorum arkadaþlar…” diyerek gidiyor. Biraz sohbet ettikten sonra eylemlerde görüþmek üzere ayrýlýyoruz Topkapý PTT iþçilerinden. Þimdi güzergahýmýz Sarýyer PTT. Orada bir PTT iþçisi tek baþýna eylemde! Merdivenlerden inerken küçük bir portatif çadýr gözüküyor, yanýnda bir masa, bir defter kalem, bir de bank var. Burada tek baþýna bekliyor taþeron PTT iþçisi, iþine geri dönmek için… Gelenlerle sohbet ediyor, mücadelesini anlatýyor… Bir yandan da düþünüyor, nasýl yapmak lazým, iþten atýlan iþçilerin bir araya gelmesi için nasýl bir yöntem izlemek gerek, diðer illerdeki arkadaþlarýna nasýl ulaþýlacak… “Kiminle konuþsam buraya dönüyor konu…” diyor.. Günün nasýl geçirdiðini soruyoruz… Biraz yaþamýný anlatýyor, sonra “Ama biliyor musunuz, ben balýk hastasýyým, her hafta mutlaka bir kez olsun balýk tutmaya giderdim, en büyük zevkim benim, þimdi onu yapamýyorum…” diyerek denize, balýk tutmaya özlemini anlatýyor… Eylemdeki günlük yaþamýný da “Sabah iþe baþlama saatinde geliyorum, bu duvarýn üstüne çýkýyorum pankartý aðaçla direðe baðlýyorum, sonra çadýrýmý açýyorum… Ýçerdeki arkadaþlar, çay ikram ediyor, ziyarete gelenlerle konuþarak, daðýtýma giden, dönen arkadaþlara takýlýyorum, þakalaþýyorum, birisi beþ dakika geçti mi, hemen kolumu sývayýp saate bakýyorum, ‘Bu ne tembellik arkadaaaþ, bu çalýþmayla bu daðýtým bitmeeezz’ diyorum, onlar da selamlaþýp gidiyorlar, dönünce de onlar bana takýlýyor ‘Ohooo, ö-

9


PTT İşçileri

öyle oturuyor musun sen hala, iþsiz güçsüz adam iþte yaaa, bi de biz çýkarken saate bakýyor’ diye… Samimi söylemek gerekirse bazen sýkýlýyorum, diyorum ki, ‘Yahu ben iþsizim, niye eþim iþe giderken ben de onunla birlikte sabahýn bir körü evden çýkýyorum ki, uyusam saat ona kadar, sonra balýða gitsem keyifli keyifli balýðýmý tutsam…’ Sonra kendime geliyorum tabii… Benim bir amacým hedefim var, iþe nasýl geliyorsam, buraya da ayný saatte gelmem ve hep burada olmam lazým…” Kendi mücadele yaþamýna deðiniyor biraz, 18-19 yaþlarýnda iken Paþabahçe direniþinde elinde kova-fýrça afiþ yaptýðýný anlatýyor.. “Sonra çalýþmaya baþladým, bir takým sorunlarým oldu, derken býraktým eylemlere falan gitmeyi… Þimdi hadi bakalým ben eylemdeyim…” Bu kýsmý biraz kendine özeleþtiri olarak söylüyor… Konuþurken gene konu, diðer illerde atýlan arkadaþlarýyla irtibat kurmaya geliyor… “Kendi örgütlülüðümüzü oluþturmamýz þart, biz baþka türlü böyle bekleriz sadece yoksa… Kendimiz oturup konuþacaðýz, tartýþacaðýz, kavgamýzý yapacaðýz, ama samimi olan, gerçekten emeðine sahip çýkmak isteyen arkadaþlarla bir eylem takvimi, bir program oluþturacaðýz.. Kazanmak için mutlaka bunu yapmak gerek” diyerek anlatýyor, sonra bunu tek tek iþçilere anlatmanýn, ikna etmenin bir arada hareket etmenin zorluklarýný hatýrlayýp, “Ýþimiz hiç kolay deðil, çok zorlanacaðýz, çok emek harcamak gerek!” Ardýndan da ekliyor, “ama tek çözüm bu, yoksa bugün biz sokaktayýz yarýn hepimiz sokakta kalacaðýz..”

Deniz Gezmiþ Burada! Araçla daðýtýma çýkmýþ bir personel bizimle konuþmaya baþlýyor.. Kapitalist sistemin yýkýlamayacaðýna inanýyor, uzun uzun konuþuyor onunla PTT iþçisi, sosyalist ülkelerden, Latin Amerika’daki iktidar mücadelelerinden örnekler veriyor… Devrimci önderlerin mücadeleyi nasýl baþlattýklarýný, onlarýn iþçi ve emekçilere kurtuluþlarýnýn yolunu gösterdiklerini anlatýyor… Personel “Bir umut için yazýk ama bu insanlara, Deniz Gezmiþ mesela… Yazýk deðil mi, onun gibi bir çok insan öldü.. Ne deðiþti?” gibi bir þeyler söylüyor. Bu arada bir þeyler söylemek için personele yönelmeme kalmýyor, ayaða fýrlýyor PTT iþçisi, “Deniz Gezmiþ, iþte burada! Benim, baþka yerde fabrikalarýnda direniþte olan iþçilerin yolunu açan insandýr, bu düzenin yýkýlabileceðini anlatan, yolunu açan insandýr… Onlar iþçilerin, emekçilerin, emekçi halklarýn gerçek dostlarýdýr. Bize emeðimizin karþýlýðýný almamýz gerektiðini anlatan insanlardýr… Bugün bir yerlerde insanlar bir kav-

10

Yeni Evrede

ga veriyorsa, insanlar direniþte eylemde olanlarla birlikte yola çýkýyorlarsa, onlarýn yarattýðý gelenek sayesindedir!..” PTT iþçisi arkadaþ da yoruluyor tartýþmaktan, “Tamam arkadaþým, þu torba yasa da yürürlüðe girsin ben bekleyeceðim seni… o zaman da bir konuþalým bakalým, ne düþünüyorsun, neye karýþýyorsun, neye karýþmýyorsun…” diye bitiriyor konuþmayý.. Daðýtýmdan gelen arkadaþlarý selamlayarak, biraz konuþup öyle geçiyorlar içeriye… Biraz sohbetten sonra ona da Ayýþýðý Sanat Merkezi’ndeki etkinliðe davet ediyoruz. Ben burada tekim, eylem de var, ama biz arkadaþlarla konuþalým da bir arkadaþ gelsin derdimizi anlatsýn orda diye yanýtlýyor. Cumartesi görüþmek üzere diyerek ayrýlýyoruz, PTT Sarýyer Þubesi’nden.. 15 Ocak... Sarýyer PTT iþletmesi önünde 12. gündür eylem yapan taþeron PTT iþçisini desteklemek amacýyla sendikalardan, siyasi partilerden, devrimci kurumlardan, daha önce direniþlerde yer almýþ emekçiler, þu anda çalýþmakta olan kadrolu ve taþeron PTT iþçileri birlikte bir basýn açýklamasý düzenlendi. Saat 14.00’de sloganlarla Sarýyer PTT iþletmesi önüne geldiler. Topkapý’da eylemde olan PTT iþçileri de oradaydý. 35 gün boyunca direniþte bulunan ve sonunda ödenmeyen ücretlerini alarak kazanýmla sonlandýran Saphhire iþçileri de “Direnen Ýþçiler Kazandýlar/ Sapphire Ýþçileri” yazýlý bir pankartla katýldýlar. Ýþten çýkarýlan PTT iþçileri iþten çýkarýlma süreçlerini anlattýlar. Çalýþanlarýn kaderlerinin PTT iþletmesindeki þef ve amirlerin iki dudaðý arasýnda olduðunu ve iþten çýkarýlacaklarýn tamamen buradaki kiþilerin istemleriyle belirlendiðinin altýný çizerek, “Bizler iþimizi severek çalýþýyoruz, insanca bir yaþam sürebileceðimiz bir ücret alacaðýmýz, sabahlarý iþe geldiðimizde ‘Artýk senin iþine son verdik’ diyecekler korkusuyla iþe gelmek istemiyoruz” dediler. 20 Ocak Perþembe günü saat 12.00’de Sirkeci Büyük Postane önünde yapacaklarý basýn açýklamasýnýn duyurusu yapýlarak bir süre PTT iþçileriyle sohbet edildi. Daha sonra PTT iþçileri Taksim, Ayýðýþý Sanat Merkezi’nde gerçekleþtirilen Þiir ve Emek adlý etkinliði izlediler ve buradan direniþlerinin ve yapýlacak basýn açýklamasýnýn duyurusunu yaparak destek beklediklerini belirttiler. 20 Ocak Perþembe... Saat 12.00’de Sirkeci Tramvay duraðýnda toplanan PTT iþçileri, “Ýþimizi Geri Ýstiyoruz – Ýþten Atýlan PTT Taþeron Ýþçileri” yazýlý pankartla Sirkeci Büyük Postane önüne kadar sloganlarla yürüdüler. Burada okunan basýn metninde “PTT 180. Sayý / 26 Ocak - 9 Şubat 2011

Mücadele Birliði

iþletmelerinde hayata geçirilen bu politikalar sadece taþeron iþçileri etkilemiyor. PTT’nin A.Þ.’ye dönüþtürülmesini ön gören yasada ve torba yasada yer alan uygulamalarla memur ve kadrolu iþçi statüsündeki sýnýf kardeþlerimizin iþ güvenceleri de hedef alýnmaktadýr” denildi.

Artýk Size PTT’de Ýþ Yok! PTT iþçilerinin basýn açýklamasýný yaptýklarý sýrada Ýstanbul PTT Ýþletmeleri Genel Müdürü Osman Tural’ýn bütçe görüþmeleri için binada toplantýda olduðunu öðrenen iþçiler “Taþeron Çalýþma Yasaklansýn”, “Taþeron Ýþçiler Kadroya Alýnsýn” sloganlarýyla taleplerini dile getirdiler. Yoldan geçenlerin bir kýsmý PTT iþçilerine sorular sorarken bir kýsmý da bir süre durup alkýþ ve sloganlara eþlik ettiler. Basýn açýklamasýnýn ardýndan saat 13.00’e dek sürecek olan oturma eylemi için pankartlarýný ve ellerindeki dövizleri yere býrakan PTT iþçileri slogan ve alkýþlara devam ettiler, bildirilerini daðýttýlar. Bir süre sonra Ýstanbul PTT Ýþletmeleri Genel Müdürü Osman Tural, yanýnda yönetimden bir grup insanla oturma eylemi yapan iþçilerin yanýna geldi, “Kim var burada iþten çýkarýlan” diye sordu. Ýþten atýlan Sarýyer ve Topkapý PTT iþletmelerinden iki iþçi Tural’a hiçbir bildirimde bulunulmadan kapý önüne konulduklarýný aktardýklarýnda Osman Tural “Eee ne olmuþ..?” gibi cevaplar vermeye baþladý.. Bunun üzerine iþçiler, “Bizler yýllardýr orada çalýþan iþçileriz bizler iþten çýkmak istediðimizde 15 gün önceden haber vermemiz istenirken, bir sabah geldiðimizde kendimizi kapýnýn önünde buluyoruz” diyerek durumlarýný özetlediler. Bunun üzerine Osman Tural bir iki adým geri çekilerek elini kaldýrýp iþçilere “Bundan sonra siz PTT’de iþ bulamazsýnýz zaten” diyerek tehditte bulundu. Bunun üzerine iþçiler ve onlarý destekleyenler “Baskýlar Bizleri Yýldýramaz”, “PTT Ýþçisi Köle Deðildir”,”Ýstanbul Uyuma Postacýna Sahip Çýk”, “Atýlan Ýþçiler Geri Alýnsýn” sloganlarý atarak durumu protesto ettiler. Daha sonra PTT iþçileri “Bizler iþten atýlan PTT taþeron iþçileriyiz, iþimize geri dönmek için direniþteyiz, iþimize geri dönmek istediðimizi, taþeron çalýþmanýn yasaklanmasýný istediðimizi dile getirmek için buraya geldik fakat genel müdür bizi tehdit etti” diyerek ajitasyonda bulunup bildiri daðýttýlar. Bir süre kendilerini desteðe gelenlerle halay da çeken PTT iþçileri saat 13.20’ye kadar oturma eylemini sürdürdüler. Ýþçiler, “Bundan sonra da iþimize geri dönünceye kadar, mücadelemizi kazanýncaya kadar eylemlerimizi sürdüreceðiz” diyerek eylem yerinden ayrýldýlar.


Yeni Evrede

Sokaklar

NEMTRANS ÝÞÇÝLERÝ YÜRÜYOR

Mücadele Birliði

Sendikalý olduklarý için iþten atýlan Nemtrans iþçileri, iþlerine geri dönmek için Bursa Gemlik’ten Ýstanbul’a yürüdü. 12 Ocak Çarþamba günü Gemlik’te Nemtrans önünden yola çýkan iþçiler, bir basýn açýklamasý yaparak yürüyüþe baþladýlar. Orhangazi Ýþ Bankasý önüne gelen iþçiler, burada da bir basýn açýklamasý yaptýlar. Emekçi halkýn katýlýmýyla küçük bir mitinge dönüþen eylem sonrasý iþçiler, gece Halkevleri’nde konakladýlar. 13 Ocak sabahý Yalova’ya gelen iþçiler, burada da Ýþ Bankasý önünde basýn açýklamasý yapýp feribotla Ýstanbul’a geçtiler. Ýþçiler geceyi Nakliyat Ýþ Sendikasýnda geçirdiler. Saatler 09.30’u gösterirken NakliyatÝþ’ten Taksim yönüne “Ýþ Bankasý Þaþýrma Sabrýmýzý Taþýrma” sloganlarý ve pankartlarý ile yürüyen iþçiler, geçtikleri her yerde halkýn yoðun ilgisi ve desteði ile karþýlaþtý. Saatler 10.30’da Beyoðlu’nda bulunan Ýþ Bankasý þubesi bir basýn açýklamasý yaptýlar. Yürüyüþ boyunca sýk sýk “Direne Direne Kazanacaðýz”, “Kahrolsun Ýþçi Sendika Düþmanlýðý”, “Yaþasýn Nemtrans Direniþimiz”, “Vur Vur Ýnlesin Ýþ Bankasý Dinlesin”, “Yýlgýnlýk Yok Direniþ Var”,

“Yaþasýn Ýþçilerin Birliði”, “Ýþçilerin Birliði Sermayeyi Yenecek” sloganlarý atýldý. Ýstiklal Caddesi üzerinden Taksim Meydaný’ndaki Tramvay Duraðý’na gelen iþçilere DÝSK Genel Baþkaný Süleyman Çelebi ve DÝSK’in diðer sendikalarýndan temsilciler, ayrýca Devrimci Ýþçi Komiteleri (DÝK), Devrimci Ýþçi Hareketi (DÝH), Devrimci Demokratik Sendikal Birlik (DDSB) katýldýlar. Konuþmalarýn ardýndan kitle oturma eylemine geçti. DÝSK Genel Baþkaný Süleyman Çelebi ve Nakliyat-Ýþ Genel Baþkaný Ali Rýza Küçükosmanoðlu konuþmalar yaptýlar. Saatler 12.30’a gelirken, iþçiler Ýþ Bankasý Pangaltý Þubesi önünde durdular ve “Ýþçi Düþmaný Ýþ Bankasý”, “Nemtrans Ýþçisi Yalnýz Deðildir” sloganlarý ile protesto ettiler. Yol boyunca iþyerlerinden sokaklara çýkan insanlar, araçlarý durduran halk alkýþlarla destek oldu iþçilere. Pangaltý Ýþ Bankasý ve DÝSK önünden geçen iþçiler Þiþli Ýþ Bankasý önünde durdular. Ýçerdeki çalýþanlara seslenen iþçiler “Bizler, Ýþ Bankasý’nýn büyük ortaðý olduðu Nemtrans’ta çalýþan iþçilerdik. Ýþten atýldýk” diyerek çalýþanlarý desteðe davet ettiler. Yürüyüþe devam eden iþçiler Zincirlikuyu Ýþ Bankasý þubesi önünde de durarak protesto ettiler. Ve saatler 15.10’u gösterirken, iþçiler Levent’teki Ýþ Bankasý Genel Merkezi önüne geldiler. “Ýþgal, Grev, Direniþ” sloganlarý atan iþçiler slogan ve halaylar çekerek beklemeye baþladýlar. Ayný zamanda polis de Ýþ Bankasý önünde kalkanlarla barikat kurup bekledi. Sendika Ýþ Bankasý yönetimi ile görüþmek için haber yollandý. Ýþ Bankasý kulelerinden gelen haber ise “þu an ilgili yöneticilerin baþka iþi olduðu”ydu. Ýþçiler, “Yaþasýn Nemtrans Direniþimiz” sloganlarý ile, “görüþme talepleri kabul edilene kadar” bekleyeceklerini söylediler ve Ýþ Kuleleri önünde oturma eylemine baþladýlar. Bir taraftan konuþmalar yapýlýp direniþ süreci anlatýldý. Akþam saatlerine kadar sürdü bekleyiþ. Durumu deðerlendiren iþçiler 17 Ocak Pazartesi günü, Ýþ Kuleleri önüne direniþ çadýrý kurmak üzere eylemi bitirdiler ve Gemlik’e döndüler. 180. Sayý / 26 Ocak - 9 Şubat 2011

Direniþ Çadýrý Kuruluyor Bursa Gemlik’ten yürüyerek gelen Nemtrans iþçileri Levent’teki Ýþ Bankasý Genel Merkezi önünde çadýrlarýný kurdular. 17 Ocak Pazartesi günü saat 13.00’de bir basýn açýklamasý yapan Nemtrans iþçileri sendikal haklarýný kazanýncaya kadar mücadele edeceklerini, eylemlerini sürdüreceklerini belirttiler. “Sendikal Hakkýmýz Engellenemez!”, “Ýþçi Düþmaný Ýþ Bankasý!”, “Zafer Direnen Ýþçilerin Olacak!”, “Kurtuluþ Yok Tek Baþýna, Ya Hep Beraber Ya Hiçbirimiz!”, “Direne Direne Kazanacaðýz!”, “Yaþasýn NEMTRANS Direniþimiz!”, “Yaþasýn Onurlu Direniþimiz!” sloganlarý atarak Ýþ Bankasý kuleleri önüne yürüdüler. Basýn açýklamasýnda Nakliyat-Ýþ Genel Baþkaný Ali Rýza Küçükosmanoðlu “Bizler yirmibeþ gündür direniyoruz. Ýþ Bankasý bizleri görmezden gelerek, sendikalaþmayý da yok sayýyor. Bizler biliyoruz ki, Ýþ Bankasý Türkiye’nin en büyük kapitalistlerinden birisidir. Kriz döneminde bir çok kapitalist etkilenirken Ýþ Bankasý kar oranýný yüzde 70 daha fazla arttýrmýþtýr. Buradaki iþçiler asgari ücretin biraz üzerinde bir maaþ alýyorlar. Haftalýk çalýþmalarý 90 saat olup, kölece çalýþma koþullarýnda çalýþmak zorunda kalan iþçiler, sendikamýzda örgütlenerek ve iþyerinde çoðunluðu saðlayarak sendikalý olmuþlardýr. Fakat sendikalý olma çoðunluðu Bakanlýk tarafýndan kabul edilmesine raðmen Ýþ Bankasý bu kararý çiðneyerek sendikayý tanýmamýþtýr. Bizler buradan Ýþ Bankasý yetkililerine soruyoruz? Yirmi yýldýr açýk olan bu NEMTRANS Lojistik, iþçiler sendikalaþtýktan sonra neden zarar ediyor? Neden kapatýlacaðý söyleniyor bize? Bizler buradan ilan ediyoruz ki, sendikal hakkýmýza sahip olana kadar mücadelemizi sürdüreceðiz” dedi. Ardýndan iþçiler halaylar çekerek,oturma eylemine baþladýlar. Nemtrans iþçileri gündüz mesai saatlerinde Ýþ Bankasý binasý önünde bekleyecek, mesai saati dýþýnda ise çadýrlarýnda direniþlerine devam edecekler.

11


TUNUS HALK DEV Yeni Evrede

Gündem

Devrime hazýrlanmanýn birinci koþulu, devrim ortaya çýktýðýnda ve sömürücü sýnýflarýn temsilcileri canlarýný kurtarmak için kaçmaya baþladýklarý anda yönetimi eline alacak Geçici Devrim Hükümeti konusunda hazýrlýklý olmaktýr. Ýkinci koþulu ise mücadele-ayaklanma-iktidar organlarý olmaya hazýr komite ve konseyleri devrim ortaya çýkmadan çok önce hazýrlamýþ olmaktýr. 12

Mücadele Birliði

Tunus’ta yaþananlar biliniyor. Meydana gelen alt-üst oluþun bir devrim olduðu konusunda herkes hemfikir. Ancak “devrim” kavramý gerçeði tam, nesnel ve aslýna uygun olarak yansýtmakta yetersiz kalýyor. Devrimin bir “halk” devrimi olduðu gerçeði mutlaka vurgulanmalý. Tunus devrimi bir “halk” devrimidir. Çünkü Tunus’ta olan biten, Tunus halkýnýn kendi istemleri için, kendi yaþam koþullarý nedeniyle, çekilmez hale gelen yaþam koþullarýný deðiþtirmek amacýyla, hemen hemen hiçbir politik grubun önderliði olmadan, kendiliðinden harekete geçtiði ve sonuçta hükümeti yýktýðý bir halk ayaklanmasý idi. Bu bir devrimdi çünkü mevcut toplumsal sistemi, toplumsal iliþkileri temellerinden sarsan ve deðiþtiren bir etki yarattý. Tunus halk devrimi, halkýn politik ve ekonomik iktidarý eline geçirmesiyle, yani zaferle taçlanacak mý? Bu satýrlar yazýldýðý sýrada devrim sürüyor, halk kitleleri halen sokakta eylemlerine devam ediyorlardý. Tunus iþçi sýnýfý, þimdilik sendikalarýn kararlarýyla devrimin zaferinin burjuvalar tarafýndan çalýnmasýna karþý koyuyor. Tunus’ta sömürücü sýnýfý temsil eden devlet baþkanýnýn kaçmasý, hükümetin düþmesi sömürücü sýnýfýn yenildiði, inisiyatifin iþçi sýnýfý ile halk kitlelerinin eline geçtiði anlamýna gelir. Sömürücü sýnýf yenilmiþtir ama henüz teslim olmamýþtýr. Ýþçi sýnýfý yenmiþtir ama elde ettiði üstünlüðü ekonomik ve politik iktidarý ele geçirerek bir zaferle henüz taçlandýrmýþ deðil. Buna karþýlýk, yenilmesine raðmen henüz teslim olmayan sömürücü sýnýfýn devrimi iðdiþ etme, iktidarý emekçi sýnýflara kaptýrmadan yenilgiyi emekçi sýnýflara verilecek ufak-tefek tavizlerle kapatma çabalarýnýn sürdüðünü görüyoruz. Sömürücü sýnýf bu çabalarýnda baþarýlý olacak mý; emekçi sýnýflarý yine aldatabilecek mi? Bu sorunun yanýtý artýk tamamen iþçi sýnýfýnýn ve onun politik öncüsünün pratik örgütlülüðüne, hazýrlýðýna, devrimci uyanýklýðýna, iþçi sýnýfýnýn baðýmsýz sýnýf çýkarlarýný koruma bilincine baðlýdýr. 180. Sayý / 26 Ocak - 9 Şubat 2011

Halklarýn Deðiþim Ýstemi Güçlüdür Tunus halk devrimi, dünyadaki geliþmeleri ve geliþmelerin yönünü doðru okuyamayanlar için tam bir sürpriz oldu. Böyleleri için bu “beklenmedik” bir olaydý. Ýþsiz bir üniversite mezununun kendini yakmasýnýn büyük bir halk ayaklanmasýnýn fitilini ateþleyeceðini elbette kimse kestiremezdi. O bakýmdan önemli olan hangi olayýn, ne zaman, nerede bir devrime yol açacaðýný önceden kestirmek deðil. Önceden bilinemeyecek, kestirilemeyecek olgular hakkýnda tahminlerde bulunarak “falcýlýk yapmak” iþçi sýnýfý ve diðer emekçi sýnýflarýn politik öncülerinin iþi olamaz zaten. Önemli olan þey, hareketin genel yönünü saptamak ve bunu bir kez saptadýktan sonra devrime tüm yönlerden hazýrlanmaktýr. Baþka bir ifadeyle “atýn dört ayaðýný da nallamak”týr. Tunus halk devrimi, birazdan göreceðimiz gibi, iþçi sýnýfýnýn politik öncülerinin böyle bir hazýrlýktan oldukça uzak olduðunu gösteriyor. Þimdi soru þudur: Dünya çapýnda hareketin genel gidiþ yönü nedir? Aslýnda bu konuda “yeni” bir þey söylemenin anlamý yoktur. NATO, yaklaþýk bundan on yýl önce yüzyýlýmýzýn “ayaklanmalar yüzyýlý” olacaðýný zaten itiraf etmiþti. IMF Baþkaný ise, kapitalist ekonomilerin sosyal patlamalara yol açacaðýný yine yýllar önce söylemiþti. Leninist Parti, çaðýmýzýn kapitalizmden komünizme geçiþ çaðý olduðunu, bilimsel çözümlemelere ve somut olgulara dayanarak kanýtlamýþtý. Emekçi sýnýflar, kapitalizmin kendilerini yaþamdan kovmasýna, tüm yaþam ve geçim araçlarýný ellerinden almasýna sessizce katlanmayacaktý. Aslýnda NATO’nun olsun, IMF Baþkaný’nýn olsun çýkýþ noktalarý da buydu. Þimdi karþýmýza çýkan olgu, teorik olarak öngörülen þeyin yaþamýn içinde ete kemiðe bürünmesinden baþka bir þey deðil. Baþta iþçi sýnýfý ve emekçi kitleler olmak üzere, ezilen, sömürülen halklar yaþamlarýnda ciddi, köklü bir deðiþim istiyorlar ve bu isteklerini þimdi dünyanýn her yerinde eylemlerle, ayaklanmalarla, isyanlarla ortaya koyuyorlar.


VRÝMÝ DERSLERÝ Yeni Evrede

Gündem

Mücadele Birliði

Ýþçi sýnýfý ve diðer emekçi sýnýflardaki deðiþim istemi çok güçlüdür. Sömürülenler kitlesi, sefalet ve açlýða, ekonomik yýkýma artýk daha fazla katlanmak istemiyorlar. Dün Yunanistan’da ve dünyanýn daha pek çok ülkesinde görülen kitle ayaklanmalarýnýn, çýkýþ biçimleri, görünürdeki nedenler farklý farklý olsa da temelleri ortaktýr. Bu temel emek-sermaye çeliþkisidir. Günlük dille söylersek, kapitalist sömürüye, kapitalizmin yýkýcý sonuçlarýna; kapitalizmin kendisine baþkaldýrýdýr. Burjuva basýnýn “diktatörler titriyor” diye baþlýk atmasýnýn nedeni halklardaki bu deðiþim isteminin gücünün farkýnda olmasýdýr. Evet, gerçekten de gerici Arap ülkelerinin diktatörleri Tunus Halk Devrimiyle birlikte tir tir titremeye baþladýlar. Arap ulusunun emekçi halklarý daha fazla sefalet ve sömürüye artýk daha fazla katlanmak istemediklerini ve katlanmayacaklarýný þimdi ayaklanmalar ve isyanlarla ortaya koyuyorlar. Ama sorunu gerici Arap devletlerindeki diktatörlerle sýnýrlamak gerçeði bilerek çarpýtmaktýr. Gerçek þu ki, emperyalist-kapitalist dünyanýn tüm efendilerini büyük bir korku sarmýþ durumda. Bu korkunun nedeni artýk biliniyor. Emekçi sýnýflar, sömürülenler, ezilenler, gençlik dünyanýn her yerinde en ufak bir bahaneyi genel bir bahaneye dönüþtürerek kapitalizme karþý ayaklanýyorlar.

Devrime Hazýrlanmak Emekçi sýnýflarýn ve ezilen halkalarýn güçlü bir deðiþim isteðine sahip olduðunu, sömürücü toplumsal düzene karþý en küçük bir bahaneyi genel bir bahaneye çevirerek ayaklanma eðiliminde olduklarýný; dolayýsýyla devrimlerin bundan böyle güncel pratik-politika sorunu olarak ele alýnmalarý gerektiðini tespit etmek ve görmek önemlidir. Fakat en az bunun kadar, hatta bundan daha önemlisi devrime hazýrlanmaktýr. Tunus Halk Devrimi, bize bu konudaki hazýrlýksýzlýðýn pahalýya patladýðýný, zaferin iþçi sýnýfýnýn avuçlarýnýn elinden kayýp gitmesine neden olabileceðini bir kez daha gösterdi.

Devrim güncel pratik-politika meselesi haline gelince komünist partinin birinci görevi devrime hazýrlanmak olur. Böyle bir hazýrlýðý zamanýnda yerine getirmeyen bir parti ayaklanma ortaya çýktýktan sonra olaylarýn arkasýndan sürüklenir ve devrimde hiçbir varlýk gösteremez. Tunus Ýþçileri Komünist Partisi sözcüsü, kendisiyle yapýlan bir söyleþide devrime hazýrlýksýz yakalanan partisinin içler acýsý durumunu farkýnda olmadan þu sözlerle ortaya koyuyor: “Biz halkýn isyanýna sebep olan sorunlarýn çözülmesinde ýsrarlýyýz. Halk bunca yýl sabrettikten sonra iþsizliðe, hayat pahalýlýðýna, yolsuzluða, özgürlüksüzlüðe karþý isyan etti. Sadece vaat yetmez, somut adýmlar gerekiyor. Emekçilerin insanca yaþayabilecekleri bir gelir, yeni iþ alanlarýnýn açýlmasý, demokratik özgürlüklerin tanýnmasý atýlmasý gereken ilk adýmlardýr. Bunu ise, ancak halkýn baskýsý, denetimi gerçekleþtirebilir. Bu nedenle biz, halkýn ve gençliðin komiteler, konseyler þeklinde örgütlenmesini, taleplerini formüle ederek mücadeleyi sonuna kadar götürmesini öneriyoruz” Baþtan söyleyelim, buradaki amacýmýz Tunus Ýþçileri Komünist Partisi’ni eleþtirmek deðil. Ama bu partinin devrim ve ayaklanma karþýsýnda içine düþtüðü durum baþka ülkelerin komünist partileri için derslerle doludur. Bu derslerin baþýnda þu olgu geliyor: Bir komünist parti, kendini bir “aþýrý muhalefet partisi” olmaya deðil, -bu nokta bizim oportünistlerimizi yakýndan ilgilendirir- politik ve ekonomik iktidarý ele geçirmeye hazýrlamalýdýr. Tunus Ýþçileri Komünist Partisi, belli ki, kendini “aþýrý muhalefet partisi” olmaya hazýrlamýþ. Bu yüzden halk ayaklanmasý ortaya çýktýðý halde ve sömürücü sýnýflarýn temsilcisi devlet baþkaný kaçtýðý halde hala bir “aþýrý muhalefet partisi” gibi davranmaya devam ediyor. Ýktidarý ele geçirmek, iþçi sýnýfý ve diðer emekçi kitleleri devlet kurumlarýný parçalamaya çaðýrmak, büyük üretim araçlarýna el koyarak kitlelerin yaþamýnda derhal bir iyileþtirme yapacak giriþimlerde bulunmak aklýnýn ucuna dahi gelmiyor. 180. Sayý / 26 Ocak - 9 Şubat 2011

Devrime hazýrlanmanýn birinci koþulu, devrim ortaya çýktýðýnda ve sömürücü sýnýflarýn temsilcileri canlarýný kurtarmak için kaçmaya baþladýklarý anda yönetimi eline alacak Geçici Devrim Hükümeti konusunda hazýrlýklý olmaktýr. Ýkinci koþulu ise mücadele-ayaklanma-iktidar organlarý olmaya hazýr komite ve konseyleri devrim ortaya çýkmadan çok önce hazýrlamýþ olmaktýr. Tunus Halk Devrimi, bu temel, can alýcý konularda hazýrlýklý olmamanýn faturasýný belki de kazanýlmýþ zaferin avuçlarýn içinden kayýp gitmesiyle ödeyecektir. Bunun belirtilerini görüyoruz. Devlet baþkaný kaçmýþ, hükümeti daðýlmýþ, ordu ve polisi bir fiskeyle daðýlacak durumda, buna karþýlýk halk kitleleri her tülü kahramanca giriþime hazýr iken yapýlmasý gereken þey burjuva diktatörlüðü parçalamak, yok etmek için iþçi sýnýfý ve diðer emekçileri, halk kitlelerini ordu, polis ve diðer devlet kurumlarýna karþý kapsamlý askeri saldýrýlarda bulunmaya çaðýrmaktýr. Fakat bu çaðrýyý yapacak olanýn her þeyden önce kendisinin iktidarý ele almaya hazýr, ne yapacaðýný bilen, gerekli iktidar organlarý konusunda hazýrlýklý olmasý lazým gelir. Geçici Devrim Hükümeti, komite ve konseyler bunlarýn baþýnda gelir. Tam da bu nedenle bu yaþamsal konularýn ele alýnmasý ayaklanma ve devrimin patlak vereceði ana býrakýlamaz. Dünya emekçi halklarýnda deðiþim istemi çok güçlüdür. Bunlarýn baþýnda ise Türkiye ve Kürdistan geliyor. Ýki ülkenin iþçi sýnýfý ve emekçi halklarý deðiþim istemlerini sürekli eylem halinde bulunarak ortaya koyuyorlar. Türkiye ve Kürdistan’da devrimin güncel olmadýðýný söyleyebilmek için iflah olmaz bir sosyal reformist ya da oportünist olmak gerekiyor. Türkiye ve Kürdistan’da devrim günceldir, pratik-politika meselesidir. Öyleyse devrimin temel sorunlarý konusunda hazýrlýklý olmak artýk her þeyden önemli hale gelmiþtir. Belki de Tunus Halk Devriminin en büyük, en önemli dersi budur.

13


Yeni Evrede

Hrant Dink

Mücadele Birliði

BU TOPRAKLARDA GÖZÜMÜZ VAR, DERÝNLÝKLERÝNDE KAYBOLMAK ÝÇÝN…

Agos Gazetesi Genel Yayýn Yönetmeni Hrant Dink, ölümünün 4. yýlýnda silahlý saldýrýya uðradýðý gazete binasý önünde düzenlenen törenle anýldý. Agos gazetesi önünde toplanan binlerce kiþi, Dink için yürüyüþ yaptý. Taksim Tramvay Duraðýnda toplanmalarla baþlayan yürüyüþ kolu, yol boyunca katýlanlarla uzadý. “Hrant Dink’i Unutmayacaðýz”, “Katilleri Affetmeyeceðiz” sloganlarýnýn giderek gürleþtiði yürüyüþ “Unutmayacaðýz”, “Affetmeyeceðiz” pankartlarýnýn ardýnda binlerce insanýn katýlýmýyla Agos Gazetesi önüne dek devam etti. Ellerinde dövizlerle ilerleyen insan seli yol boyunca “Katil Devlet Hesap Verecek”, “Öldür Diyenler Yargýlansýn”, “Hrant Ýçin Adalet Ýçin” “Faþistler Vuruyor, AKP Koruyor”, “Faþizme Karþý Silah Baþýna”, “Faþist Devlet Hesap Verecek”, “Faþizme Ýnat Kardeþimsin Hrant”, “Hrant”ýn Katili Faþist Devlettir”, “Yaþasýn Halklarýn Mücadele Birliði”, “Hepimiz Hrant’ýz Hepimiz Ermeni’yiz”, “Faþizme Karþý Omuz Omuza”, “Öldür Diyenler Yargýlansýn”, “Susma Haykýr, Halklar Kardeþtir” sloganlarý atýldý. Þiþli yönünden gelen gruplarla Agos Gazetesi önünde binlerce kiþi bir araya gelerek devletin katliamlarýný lanetledi. Saatler 16.00’ya geldiðinde Rakel Dink gazeteden aþaðý inerek eþinin 4 yýl önce katledildiði yere giderek karanfil býraktý ve bu sýrada saygý duruþunda bulunuldu. Saygý duruþunda “Hrant Dink dostlarý, arkadaþlarý, iþte Hrant bizlerin arasýnda” diyerek Hrant Dink’in anýsýný anlattýðý ses kaydý dinletildi. Ses kaydýnda Hrant Dink diyor ki, “‘Bu top-

14

raklarda gözünüz var’ diyorlar. Var evet, bu topraklarda gözümüz var... Ama alýp gitmek için deðil… Derinliklerinde kaybolup gidebilmek için…” Bu sözlerin ardýndan gür sloganlar, ýslýk ve alkýþlar yükseldi. Abdi Ýpekçi’nin kýzý Nükhet Ýpekçi Agos Gazetesi’nin camýndan çýkarak kalabalýða seslendi. Büyük bir aile olarak Hrant Dink için dördüncü kez ayný yerde toplandýklarýný ifade eden Nükhet Ýpekçi, artýk her yýl gazete önüne gelen insanlarla bir anlamda akraba olduklarýný söyledi. “Kardeþimiz Rakel Dink’in dediði gibi, bizi acýlarla akraba ettiler” diyen Ýpekçi, “Böyle anma günlerinde bazen asýl konudan uzaða savruluyoruz. Direniþi simgeleyen sözlerimiz, mahkeme kapýlarýna gelince, dýþarýda kalýyor” diye konuþtu. Törene katýlan sanatçýlar da söz alarak Hrant Dink’i anarak katillerinin bulunmasý gerektiðini dile getirdiler. Hrant Dink’in katillerinin belli olduðunu ifade eden BDP Milletvekili Akýn Birdal da, “Hala Trabzon Ýl Jandarma Alay Komutaný Ali Öz, yada TÝB Baþkaný Ramazan Akyürek eðer elini kolunu sallayarak dolaþýyorsa bu gün Hrant adýna özür dilemenin hiçbir anlamý kalmýyor” diyerek düþüncelerini ifade etti. Anma töreninin sonunda akþam saat 19.00’da Taksim Meydaný’ndan Galatasaray’a yapýlacak Meþaleli Yürüyüþ’ün duyurusu ve 7 Þubat 2011’de Beþiktaþ’ta saat 10.00’da yapýlacak olan 16. duruþmaya katýlým için çaðrý yapýlarak anma sona erdi. Binlerce kiþi yine sloganlar atarak alandan uzaklaþtý. Ýstiklal Meþalelerle Aydýnlandý Saat 19.00’da Taksim Meydaný’ndan Galatasaray Lisesi’ne yapýlacak olan eyleme yine binlerce insan katýldý. Taksim Tramvay Duraðý’nda toplanan kitle, “Hrant Hesabýný Soracaðýz” pankartý açtý ve yürüyüþ boyunca “Katil Devlet Hesap Verecek”, “Faþizme Ýnat Kardeþim Hrant”, “Faþizmi Döktüðü Kanda Boðacaðýz” gibi sloganlar attý. Ellerinde Hrant Dink’in resimleri, meþaleler ve dövizlerle yürüyen kit-

180. Sayý / 26 Ocak - 9 Şubat 2011

le içinde Mücadele Birliði Platformu da “Yaþasýn Halklarýn Mücadele Birliði”, “Hrant’ýn Katili Faþist Devlettir” dövizleriyle yerini aldý. Kitle Galatasaray Lisesi’ne gelindiðinde, Ermenice yapýlan açýklamadan sonra þair Ruhan Mavruk Türkçe açýklamayý okudu. “Katil kim? Uður Kaymaz’ý yaþýndan fazla kurþunla, Ceylan Önkol’u sahibinin bir türlü bulunamadýðý havan topuyla, Metin Göktepe, Engin Ceber, Alaattin Karadað, Aydýn Erdem, Þerzan Kurt ve daha nicesini polis þiddeti ve iþkenceyle katleden, binlercesini gözaltýnda kaybeden devlet ve devletin paramiliter güçleriydi. ‘Bir gece ansýzýn gelebiliriz’ ve ‘Hrant Dink bundan sonra bütün öfkemizin ve nefretimizin hedefidir, hedefimizdir’ diye Agos Gazetesi önüne gelen, gözlerini kan, nefret ve intikam bürümüþ güruh bizlere hiç yabancý deðildi. Biz onlarý Sivas’tan, Maraþ’tan, Beyazýt Meydaný’ndan tanýyorduk. Ve iþte yine orada, Agos gazetesi önündeydiler. Tarih 19 Ocak 2007’yi gösterdiðinde senaryoya TC devletinin tornasýndan çýkmýþ olan 17 yaþýndaki o tetikçi girdi ve Türkiye sol tarihinde yapýlan bütün katliamlarda olduðu gibi Hrant’ý korkakça arkasýndan vurdu. Dönemin emniyet müdürü Celalettin Cerrah, olayýn siyasi ve örgütlü bir boyutunun olmadýðý, ‘basit milliyetçi duygularla iþlenmiþ bir cinayet’ olduðunu söylüyordu. Doðru, basittir, tarihleri kan ve tarihleri katliam ve soykýrým olanlar için bu cinayet basittir. Bu katliamlarýn gerçek failleri, sözümüz size; bu ýrkçý, katliamcý düzeniniz bizi ezip geçemedi; bizi aynýlaþtýramadý; biz farklýlýklarýmýzla, biz anadillerimizle, biz kültürlerimizle varýz ve buradayýz. Derdimiz kendi tornanýzdan çýkardýðýnýz o tetikçi deðil, sizsiniz! Sizin o zorbalýklar üreten düzeninizi yýkýp o potansiyel tetikçilerden birer insan yaratmaya kararlýyýz!” dedi. Açýklamanın ardından Grup Emeðe Ezgi, Dýle Yaman parçasýný Hrant için söyledi ve ardýndan Grup Bandista kendi tarzýyla enstrümantal iki parça çaldýktan sonra eylem sloganlarla sona erdi.


Yeni Evrede

Mücadele Birliði

SÝRELÝ YEÐPAYRÝS HRANT!

19 Ocak 2007’de faþist devlet tarafýndan katledilen Agos Gazetesi genel yayýn yönetmeni Hrant Dink’in katlediliþinin 4. yýlý sebebiyle Ankara’da devrimci, demokrat ve yurtsever örgütler bir eylem gerçekleþtirdi. Saat 17.30’da Ziya Gökalp Caddesi SSK Ýþhaný önünde toplanan gruplar, Yüksel Caddesi’ne yürüdü. Yüksel Caddesi’ne gelen

Hrant Dink

kitle, polis barikatýyla karþýlaþtý. Adalet Bakanlýðý önüne yürümeye çalýþan kitleyi durduran polis ile eylem komitesi arasýndaki görüþmeler yaklaþýk bir saat sürdü. Bir saatin sonunda, Hrant Dink anmasý için yapýlacak ikinci eylemle birinci eylemin kesiþmesini istemeyen kolluk kuvvetleri barikatý açtýlar. Barikatýn açýlmasýnýn ardýndan yaklaþýk 1500 kiþilik kitle, Karanfil Sokak istikametinden Güvenpark’a oradan da Adalet Bakanlýðý önüne yürüdü. Yürüyüþ boyunca “Katil Devlet Hesap Verecek!”, “Faþizme Ýnat Kardeþimsin Hrant!”, “Hepimiz Hrantýz!, Hepimiz Ermeniyiz!”, “Faþizmi Döktüðü Kanda Boðacaðýz!” gibi sloganlar atýldý. Adalet Bakanlýðý önüne gelindiðinde, bakanlýðýn önüne siyah çelenk ve altý delik bir ayakkabý býrakýldý. Çelenk býrakýlmasýnýn ardýndan basýn açýklamasý Ermenice, Türkçe ve Kürtçe okundu, açýklama þu sözlerle sona erdi “... Emperyalist, kapitalist, sömürgeci saldýrganlýklara, ýrkçýlýða inat bu topraklarda da ezeni-ezileni, sömüreni-sömürüleni olmayan, uluslarýn ve dillerin tam hak eþitliði içinde yaþadýðý, sýnýfsýz, sömürüsüz, eþit ve özgür bir ülkeyi mutlaka yaratacaðýz. Yaþasýn Halklarýn Eþit ve Özgür Gönüllü Birliði. Biji Biratiya Gelan. Ceyne Asterun Yeðpay Rütyun” Açýklamanýn ardýndan kitle YKM önüne kadar yürüdü ve oradan da daðýldý. Mücadele Birliði Platformu/Ankara

TUTUKLAMALARA KARÞI BASIN AÇIKLAMASI Son dönemde Ankara’da tamamen keyfi bir þekilde gözaltýna alýnan ve 23 Ocak günü tutuklanýp, Sincan F Tipi’ne gönderilen aralarýnda bir Mücadele Birliði okurununda bulunduðu 5 devrimci, demokrat ve yurtsever üniversite öðrencisiyle dayanýþma amacýyla 24 Ocak Pazartesi günü, saat 18:00’de Yüksel Caddesi’nde bir basýn açýklamasý yapýldý. Demokratik Haklar Federasyonu, Gençlik Federasyonu, Mücadele Birliði Platformu ve Yeni Demokrat Gençlik’in düzenlediði ve diðer kurumlarýn destek verdiði açýklamada þunlara deðinildi: “Üniversitelerdeki polis, ÖGB ve YÖK üçgeninde son süreçlerde týrmandýrýlan devlet terörü devam ediyor. Ankara’da 20 Ocak Perþembe günü Demetevler Parký’nda bir araya gelen üniversite öðrencisi A. Haydar Yýldýz, Yusufcan Yýldýrým, Uðurcan Soybelli, Didem Ezgi Serap ve Rýdvan Akbaþ Terörle Mücadele Þubesi polislerince gözaltýna alýndýlar. 3 gün boyunca keyfi gerekçelerle gözaltýnda tutulan arkadaþlarýmýz çýkarýldýklarý mahkemece ‘Örgüt üyesi olmak ve örgüt propagandasý yapmak’ suçlarýyla tutuklanarak Sincan F tipi Hapishanesine götürüldüler. Faþist devlet üniversitelerde ‘karþýt görüþlü öðrenciler’ kavga edecek istihbaratýmýz var yalanlarýyla arkadaþlarýmýzý gözaltýna almýþtýr. Polis hiçbir delil ve ‘suç’ bulamayýnca gözaltýna aldýðý kiþilerin evlerine ve yurtlarýna baskýnlar düzenlemiþ ve gözaltýna aldýðý kiþileri tutuklamak için ‘suç ve suç delili’ icat etmiþtir. Yapýlan ev ve yurt baskýnlarýnda ele geçirdikleri gazete, dergi, kitap gibi

herkesin her an bulabileceði yayýnlarý yasa dýþý ilan etmekten geri durmayarak kendi hukukunu, adaletini ne zaman ve nasýl kullandýðýný bir kez daha kanýtlamýþtýr.... Gözaltýlar, tutuklamalar, baskýlar bizi yýldýramaz! Kahrolsun Faþizm, yaþasýn mücadelemiz! Tutuklananlar serbest býrakýlsýn.” Basýn açýklamasýnýn ardýndan kitle daðýldý.

180. Sayý / 26 Ocak - 9 Şubat 2011

Mücadele Birliði Platformu / Ankara

15


Sokaklar

“SEYRETSÝN BAKALIM!”

Petrol-Ýþ Sendikasý’na üye olduklarý için iþten çýkarýlan 4 arkadaþlarýnýn geri alýnmasý için eylem yapan 98 Bericap iþçisi, iþyerleri önünde mücadelelerini sürdürüyor. 19. günlerinde iþyeri önünde destek için gelenlerle birlikte slogan atarak taleplerini dile getiriyorlar. Sloganlarýn, alkýþlarýn ardýndan garip bir ses yükseliyor. Bu sesin ne olduðunu anlamaya çalýþýrken, sohbet ettiðimiz Bericap iþçileri, “Arkadaþýmýz tepkimizi dile getirmek için vuvuzela çalýyor. Arkadaþýn yöneldiði yer yönetimin olduðu bölüm, patron oradan bizi izleyip duruyor” diyorlar. Bir baþka iþçi “Seyretsin bakalým þimdilik camdan” diye ekliyor. Bericap iþçilerini ziyarete gelen Tekel iþçisi, çadýrlarýný soruyor. Ýþçilerin fabrikaya giren yolun baþýnda kurduklarý çadýrlar için araçlarýn giriþ çýkýþýna engel oluyor diye þikayet gelmiþ. Sendika da polisle, yetkililerle tartýþma yaþamamak için “Gerekirse baþka bir çözüm üretiriz” diyerek çadýrý kaldýrýlmasýný istemiþ. Ýþçiler de zaten akþamlarý gidiyoruz, burada kalmýyoruz, çadýrý da kaldýrmak zorunda kalýyoruz düþüncesiyle kabul etmiþler. “Peki yaðmur yaðarsa?” diyoruz. Ýþçiler “Biz þanslýyýz, bugünlerde hava çok güzel, yaðmur yaðarsa da kurarýz o zaman çadýrýmýzý, sendika da karavan ayarlamayý düþünüyor” diyerek cevaplýyorlar. Eylem üzerine konuþurken iþçilerden biri “Tuhaf bir durum var bence burada biliyor musunuz? Ýþçiler iþçi sýnýfýyla karþý karþýya” diyor. Niçin böyle düþündüðünü soruyoruz. “Eee..biz buradayýz, insanca çalýþma koþullarý için, sendikalý olabilmek için, onlara bunu anlatmaya çalýþýyoruz. Yýllarýn emeðini vermiþ insanlar var burada, orada taþeron iþçi gözünü açmadan çalýþýyor. Üstelik iþi de bilmiyorlar, onlara anlatmaya çalýþýyoruz, karþý karþýya geldik çalýþan arkadaþlarla… Öyle oldu yani.. Þimdi biz buradayýz, birlikte çalýþtýðýmýz arkadaþlarýmýz içeride... Sanki farklý yerlerden, farklý konumlardan insanlarýz, daha doðrusu iþveren bu hale getirmiþ oldu… Anlatmaya çalýþtýk arkadaþlara olmadý..” Bir baþka iþçi giriyor söze “Ýþveren böyle olsun diye uðraþýyor zaten. Þimdi oradaki iþçilere sendikalý olmayýn, onlara uymayýn, iþsiz kalýrsýnýz diye iþliyordur. Bundan sonra böyle olacak her yerde, sendikalý olayým, hakkýmý isteyeyim dedin mi, hemen araya farklar konmaya baþlýyor. Bakma biz burada 120-130 kiþi çalýþtýk ama þimdi iþverenler daha da bölüyor fabrikalarý, parça parça iþliyor hammaddesini, 30 kiþi bir yerde 50 kiþi bir yerde, kiminin ücreti çok, kiminin servisi var... böyle ayrýlýk yaratýyor ki, iþçiler bir arada olamasýnlar, birbirlerine farklý gözle baksýnlar diye.” Çalýþanlarla direniþte olanlarýn karþý karþýya geldiðini düþünen iþçi, “Ama baksana kaç senelik emekleri var insanlarýn?” diye cevaplýyor

16

arkadaþýný. Bir baþkasý da “Burada direniþte olan arkadaþlar en eski çalýþan, en kalifiye eleman, onlarýn verdiði emeði düþününce arkadaþ üzülüyor içerideki arkadaþlarýn yanýmýzda olmayýþýna” diyor. Derken soru-cevap þekline dönüyor sohbet: Mücadele Birliði: Kalifiye elamanlar direniþteyse nasýl yürütüyorlar iþleri? -Daha yeni arkadaþlara veriyorlar iþi, taþeron iþçi getirdiler Dilovasý’ndan, onlar yapmaya çalýþýyor, yapabildikleri kadar iþte… Bir zaman iþleri aksar, mallar eksik çýkar, hatalý çýkar, iþler þimdi az sayýlýr, bundan sonra baþlayacak buranýn iþ yoðunluðu, o zaman da nasýl yaparlar bilemem artýk. Ama taþeronla devam edecekse zor, çok sorun yaþar firma… Mücadele Birliði: Merkezi Almanya’da Bericap’ýn, bunun direniþe etkisi nasýl olur sizce? UPS’de sorun hala çözülmedi biliyorsunuz? -Biz bu yönüyle düþünmedik hiç aslýnda… UPS çok büyük bir firmaymýþ… Aslýnda iyi dayandýlar UPS iþçileri kaç gün oldu onlarýn? Mücadele Birliði: Neredeyse 250 gün olacak… Bugünlerde çözümlenmesini bekliyorlar. TÜMTÝS gerçekten çok büyük destek oldu iþçilere, uluslararasý boyutta çaba harcadýlar. Sizin sendikal durumunuz nasýl? “Sendikalý olmak eþittir iþten atýlmak… Sendikalý olmak gerekiyor… Çalýþanýn en temel hakký gel gör ki, bu memlekette iþinden olmak demek iþte…” diye cevaplýyor iþçilerden biri. Bir diðeri sendikal çalýþmalarýný anlatýyor. -Sendika çalýþmaya baþlayýnca tepkiler baþladý zaten, 2009’da baþladý burada sendikanýn çalýþmalarý, o zaman güçlü bir destek verdi sendika, atýlan iþçiler tekrar iþbaþý yaptý. Ama tekrar baþladýk iþte bugün 19 gün oldu. Sendika yemek sorunumuzu çözdü. Þimdi havalar da iyi bir zorluk yaþamýyoruz. 98 kiþiyiz, sendikalý olmak en temel hakkýmýz, biz de sendikalý olarak iþimize devam etmek istiyoruz. Sendika da bu þartý öne sürecek görüþmelerde. Bu taþeron sistemi tüm çalýþanlarý etkiliyor, iþte bizde de baþladýlar. Dilovasý’ndan gelen iþçiler çalýþýyor þimdi… Mücadele Birliði: Önce dört kiþi iþten çýkarýlmýþtý, siz destek amacýyla kendiniz iþ býraktýnýz deðil mi? -Bizim arkadaþlarýmýzý iþten çýkarýnca, iþe geri alýnmalarýný saðlamak için bir günlük iþ býrakma eylemi yaptýk, sonra 98’imizi de çeþitli sebeplerle iþten çýkardýlar… Maksat sendika girmesin, iþçiler hakkýný aramasýn. Üzerimizdeki baský sürekli artýyordu. - Burada servis var, benim yerim uzak, yol parasý alýyordum, bir baktým yol paramý kesmiþler maaþýmdan, param eksik dedim, yol paraný vermeyeceðiz artýk dediler sadece, sendikalý olunca vermek zorunda kaldýlar, bu ay da paramý eksik yatýrmýþlar gene.

180. Sayý / 26 Ocak - 9 Şubat 2011

Yeni Evrede

Mücadele Birliði

Mücadele Birliði: Burada çalýþma sisteminiz nasýl, kaç saat çalýþýyordunuz? -Biz vardiyalý çalýþýyoruz, bizi zorlayan bir sebep de bu oldu, vardiyalarda deðiþiklik yapýldý keyfi olarak, çok problem yaþadýk, izinler konusunda sorun yaþadýk. Bir bayan arkadaþ vardý mesela mazeret izni istemiþ bayan arkadaþ, þef de tamam demiþ, iki gün mazaret izni, ertesi gün de kendi izin günü, sonra iþe geliyor, 3 gündür iþe gelmedin, senin iþ akdin fesholdu diyorlar arkadaþa. Þaþýrýyor tabii, elinden bir þey gelmiyor 3 gün iþe gelmemiþ oluyor ya… Keyfi uygulama iþte… Mücadele Birliði: Kaç bayan arkadaþýnýz var? Direniþte olan arkadaþlarla konuþsak… - Var 20 kiþi falan herhalde… Tam sayýsýný bilmiyorum da.. Bir tanesi bizim eski arkadaþlarýn eþi zaten, onlarýn yanýna gidelim de… Benim tanýdýklarým birkaç kiþi onlarla konuþun siz… Mücadele Birliði: Yemeðiniz geldi, siz yemeklerini alýn, sonra konuþalým… - Eee.. tamam iþte, hadi siz de yemek alýn… Konuþuruz gene bayan arkadaþlarla… Mücadele Birliði: Afiyet olsun, ziyarete gelmiþ olan arkadaþlarla sohbet edeyim biraz.. Sonra konuþuruz yine… Yemek sýrasýnda ziyarete gelenlerle sohbet ettik ayaküstü, Bericap iþçileri, yemek yemiyorsunuz, çayýmýzý için bari diyorlar. Tekel iþçisi, “Hani çay? Nerede yapýyorsunuz siz çayý?” diye sorunca arabayý gösteriyorlar… “Çaysýz olmuyor böyle beklerken biz de böyle çözdük olayý” diyorlar. Yemek sonrasý sohbet sürerken iþçilerden birkaçý ‘bakýn bayan arkadaþlar bu tarafta çok ayrý ayrý olduk gelin onlarla da konuþmuþ olursunuz’ diyerek yönlendiriyor bizi. Biraz çekingen, konuþurken duraksýyorlar, birbirlerine bakýyorlar, sonra kadýn iþçilerden birisi, “Arkadaþlar sýkýlýyorlar, biraz garipsiyorlar burada oluþlarýný, biraz da sorular sýkýyor onlarý, ben anlatayým sormak isteðiniz bir þey varsa” diyor. Mücadele Birliði: Evet, çok çekingen davranýyorlar, soru sormuyorum o yüzden, aslýnda, çalýþan kadýn iþten çýkarýlýnca, direniþe baþlayýnca ne düþünür, ne hisseder, yaþamýnda nasýl bir deðiþiklik olur bunlarý sormak isterdim… Erkek arkadaþlarla bile çok az konuþuyorlar, genel olarak da böyle midir? -Evet, erkek arkadaþlarla çok fazla konuþmalarý yok birkaç kiþinin dýþýnda, zaten sayýmýz az 22 kiþi çalýþýyorduk, bir de farklý bölümlerde çalýþanlar pek birbirlerini tanýmýyorlar. Bir de kaygýlarý var sanýrým, yarýn iþe alýnýrken, baþkalarýna bilgi vermek olarak önlerine çýkabilir… Ciddi anlamda baský var çalýþanlar üzerinde sendikal çalýþmalar nedeniyle, hele iþten atýlan-


Yeni Evrede

Sokaklar

Mücadele Birliði

lara destek olduðumuz için dikkatler daha da üzerimizde… Mücadele Birliði: 22 bayan çalýþýyor demiþtiniz, kaçý sendikalý, siz sendikalý mýsýnýz? -Evet 22 bayan çalýþandýk, ben de dahil 14 kiþi sendikaya üye olduk, arkadaþlar iþten atýlýnca, geri alýnmalarýný isteyip destek olduk, sonra biz de iþsiz kaldýk. Mücadele Birliði: Bir iþçi bir kadýn olarak yaþamýnýzý nasýl etkiledi bu direniþ? -Ben sendikalý iþçiyim, aslýnda benim yaþamýmý çok fazla etkilemedi... Ama bunda eþimin sendikalý olmasýnýn payý var... Eþim de burada çalýþmýþtý. Geçen sene yapýlan sendikal çalýþmalardan sonra iþten çýkarýldý. Eþim de tazminatlarýný alýp iþten ayrýldý... Mücadele Birliði: Eþinizin buradaki sorunlarý bilmesi, sendikalý olmasý, sizin aile yaþamýnýzda problem yaratmýyor o zaman, bu yönden þanslýsýnýz yani… -Tabii, eþim ilk sendikal çalýþmalara katýlan insanlardan, burada nasýl çalýþýldýðýný, sorunlarýn ne olduðunu çok iyi biliyor, iþten çýktýysa da sürekli burada olanlarý konuþuyorduk, hep destek oldu, sýkýntý yaþamýyorum. Mücadele Birliði: Ailenin diðer fertleri yakýnlarýnýz, mahallenizde nasýl karþýlanýyor durum? -Bir kýzýmýz var 6 yaþýnda, ben iþten çýktýðýmdan beri hayatýndan çok memnun, çok mutlu… Çünkü erken eve gidiyorum, onunla ilgilenecek zamaným çok, bu yönüyle benim için de güzel aslýnda… Mücadele Birliði: Çalýþýrken kýzýnýza kim bakýyordu? Çalýþtýðýnýzda sizi görememekten yakýnýyor muydu? -Eþimin ailesiyle ayný yerdeyiz, kayýnvalidem baktý hep, tabii özlüyordu beni, ama çalýþýrken beni özlediðini bilsem de, çalýþma þartlarýna göre ayarlamam gerekiyordu her þeyi... Mücadele Birliði: Neden erken döndüðünüzü, iþten çýkarýldýðýnýzý biliyor mu? Anlayabiliyor mu daha doðrusu? -Ýþten çýkarýldýðýmý öðrendiðinde aklýnda kötü bir þey belirmesin, üzülmesin diye sanýrým kayýnvalidem, anneni iþten atsalar da birçok para getirecek, sonra baþka iþe girer türünden bir þeyler söylemiþ, akþamlarý paramý alýp almadýðýmý soruyor. Ama biliyor tabii, çünkü ona anlatýyoruz, iþyeri nedir, niçin çalýþmak gerekir,

EMEKÇÝ KADINLAR BULUÞTU

neden iþten çýkarýldýk, þimdi ben nereye gidiyorum, ne yapýyorum, bunlarý anlattýk… Mücadele Birliði: Gelecekte yaþamýnda neyle karþýlaþacaðýný bilen bir çocuk olacak yani.. - Öyle olmasýný istiyoruz, hiçbir þeyden habersiz bir çocuk olmasýn, bilinçli olsun diye gayret gösteriyoruz. Mücadele Birliði: Baþka yakýnlarýnýzýn tepkileri nasýl? -Biz hep sendika çalýþmasý içindeyiz, bu yüzden yakýnlarýmýz durumu kavrýyor, sorun yaþamýyoruz, ama mahallemizde birkaç kiþinin dýþýnda çalýþan kadýn yok… Tabii içlerinde çalýþanlarý þanslý görenler var, iþyerindeki sorunlarýmýz hakkýnda konuþtuklarýmýz da, biraz tedirginlik duyuyorlar direniþe baþlamamýzdan sonra, yani iþsiz kalacaklar, orada nasýl bekleyecekler her gün diye... Kimileri de, iyi cesaretiniz var, kolay deðil böyle karþý koymak diye takdir ediyorlar, çalýþan kadýnlarýn özgüvenli olmasýndan etkileniyorlar daha çok... Ama kaygýlý yaklaþanlar çok... Mücadele Birliði: Direniþiniz konusunda ne söylersiniz? -Geçen yýldan beri mücadele veriyoruz, çok çaba harcadýk, ama üzerimizdeki baskýlar artarak devam etti, sendikalý olmazsak çok daha kötü þartlarda çalýþmak zorunda kalacaðýz, iþimize geri dönmek, sendikalý olarak çalýþmak istiyoruz, iþten çýkarýlanlarý bu yüzden destekledik. Sendikalý olmak en temel hakkýmýz, bunlar kabul edilinceye kadar da devam edeceðiz direniþe... Mücadele Birliði: Bayan arkadaþlar konuþmak istemeyince kaygýlarýný anlasam da, üzülmüþtüm, teþekkür ederim sohbetiniz için. -Biraz da sýkýldýk açýkçasý, çünkü ben kaç kiþiye anlattým artýk hatýrlamýyorum 19 gündür her gelene anlatýyoruz, uzun zamandýr sendikal çalýþmanýn içindeyim, olaylarýn nasýl geliþtiðinin bilincindeyim, bayan arkadaþlarýn bazýlarý bir çok konuda sýkýntý yaþýyorlar, farklý bir durum onlar için.. Siz de kendinize düþeni yapmaya çalýþýyorsunuz tabii… Genel olarak davranýþlarý böyle, zamanla alýþýrlar... Mücadele Birliði: Umarým direniþiniz kýsa zamanda kazanýmla sonuçlanýr. -Saðolun, size de kolay gelsin diyeyim, sýkýlmayýn arkadaþlarla konuþamadýnýz diye.

180. Sayý / 26 Ocak - 9 Şubat 2011

“Kadýn Olmadan Devrim Olmaz Devrim Olmadan Kadýn Kurtulmaz” diyen Emekçi Kadýnlar (EKA) 23 Ocak 2011 Pazar günü saat 14.00’te Taksim, Ayýþýðý Sanat Merkezi’nde bir araya geldiler. Toplumlar Tarihinde Kadýn; Cinsel Ulusal, Sýnýfsal Sömürü ve Kadýn; Kadýnýn Kurtuluþu ve Sosyalizm konu baþlýklarý altýnda sunumlar yapan emekçi kadýnlar, ardýndan izleyenlerin sorularýný yanýtladýlar. EKA’lý kadýnlar düzenledikleri söyleþide pek çok emekçi kadýný bir araya getirdi. Toplumlar Tarihinde Kadýn baþlýðý altýnda ilk çaðlardan bu yana sýnýflý toplumlarda kadýnýn toplum içindeki konumu, görevleri, rolüne deðinildi. Sonrasýnda çaðlar boyunca sömürünün en aðýrýný yaþayan kadýnlarýn maruz kaldýklarý Cinsel, Ulusal, Sýnýfsal Sömürü konularý ayrý ayrý iþlendi. “Proleterin proleteri” kadýnlarýn yaþantýlarýna tarih boyu maruz kaldýklarý üçlü sömürüye dikkat çekildi. Aralarda þiirlerin, anýlarýn da paylaþýldýðý söyleþide Ev Ýþçisi Kadýnlarýn Sendikal Giriþimi’nden bir emek dostu da söyleþiye katýlarak çalýþmalarý ve mücadeleleri konusunda bilgi verdi. “Birlikte mücadele yürütmek için bu tür toplantýlarda, söyleþilerde bir araya gelerek, mücadelemizi hýzlandýralým” diyerek ev iþçisi dostlarýn selamlarýný aktardý. Ardýndan kadýnýn kurtuluþa ermesi için nasýl bir mücadele vermesi gerektiði ve asýl özgürleþmesinin mücadele içinde gerçekleþeceðine deðinildi. Kadýnýn özgürleþmesinin ön koþulunun sosyalizm olduðundan bahsedilerek sosyalist sistemde kadýnýn durumu üzerine konuþuldu. Ýzleyiciler de sorularý, cevaplarý ve anlatýmlarýyla söyleþiye katkýda bulunarak söyleþiyi daha zevkli ve canlý hale getirdiler. Yine genç bir EKA’lýnýn okuduðu þiir ve Lenin’in “Kadýn Olmadan Devrim Olmaz Devrim Olmadan Kadýn Kurtulmaz” sözüyle yaklaþýk 4 saat süren söyleþi sonlandýrýldý.

17


Yeni Evrede

Sokaklar

Mücadele Birliði

BELEDÝYE-ÝÞ TÜRK-ÝÞ’Ý ÝÞGAL ETTÝ!

11 Ocak günü sabah saat 09.30 civarlarýnda Kapýlar’daki Belediye-Ýþ binasýnýn önünde toplanan iþçiler, saat 10.00’u biraz geçerken Türk-iþ binasýna doðru yürüyüþe geçti. Torba Yasa Tasarýsý ve bu süreçte TürkÝþ’in takýndýðý tutumu protesto etmek için Belediye-Ýþ Ýzmir Þubeleri ortak eylem yaptýlar. Yaklaþýk 2000’e yakýn bir kitleyle yürüyüþe baþlayan Belediye Ýþ Ýzmir Þubeleri’nin yürüyüþ güzergahý, Alsancak Tren garý önünden Basmane Meydaný’na, Montrö Meydaný’ndan Alsancak’a oradan da Türk-Ýþ binasý önüneydi. Yolu tek þeritli trafiðe kapatarak yürüyen Belediye iþçileri “Ýþçiler Torbada Türk-Ýþ Nerede”, “Taþeronlaþtýrmaya, Güvencesizleþtirmeye, Sendikasýzlaþtýrmaya, Özelleþtirmeye, AKP Anayasasýna Hayýr” ve “Belediye Ýþ Sendikasý Ýzmir Þubeleri” pankartlarýný taþýdýlar. Yürüyüþ sýrasýnda “Ýþçiyi Satanýn Koltuðunu Alýrýz”, “Türk Ýþ Yüzünü Emekçiye Dön”, “Kumlu Þaþýrma Sabrýmýzý Taþýrma”, “Kumlu Ýstifa”, “Faþizme Karþý Omuz Omuza”, “Gavur Ýzmir Burada Tayyip Nerede”, “Emeðe Uzanan Eller Kýrýlsýn”, “Belediye Ýþçisi Köle Deðildir”, “Türk-Ýþ Bizimdir Bizim Kalacak”, “Susma Sustukça Sýra Sana Gelecek”, “Ýþbirlikçi Kumlu Kaça Sattýn Ýþçiyi” sloganlarýyla sokaklarý inlettiler. Türk-Ýþ binasýna daha önceden gelen Belediye Ýþ yöneticileri, Türk-Ýþ yönetimiyle kýsa süreli bir arbede yaþarken, “Ýþçiler Torbada Türk-Ýþ Nerede/Belediye Ýþ Sendikasý Ýzmir Þubeleri” pankartýný sarkýttýlar. Pankartýn açýlmasýný alkýþlar ve ýslýklarla karþýlayan kitleyi Belediye-Ýþ Ýzmir Þubeleri adýna Belediye-Ýþ 2 Nolu Þube baþkaný “Türk Ýþ bizimdir, Türk-Ýþ’e sahip çýkmaya geldik” diyerek selamladý. Türk-Ýþ binasýndan iþçilere kýsa bir konuþma da yapan Belediye Ýþ 2 Nolu Þube Baþkaný, daha sonra saat 12.00’de ko aþaðýya inerek konuşmasına devam etti. Belediye-Ýþ 2 Nolu Þube Baþkaný konuþmasýnda, AKP’nin seçildiði günden bu yana iþçiler emekçiler adýna hiçbir þey yapmadýðý, son günlerde de belediye iþçilerini yakýndan ilgilendiren 107. Maddeyle de bu tutumunu sürdürdüðünü dile getirdi. Türk-Ýþ’in Torba Yasa Tasarýsýyla ilgili tutumunu da eleþtirdiði konuþmasýnda, “Bu anti-demokratik yasaya dur demek için, Belediye-Ýþ’in baðlý bulunduðu konfederasyon olan Türk-Ýþ’in yüzünü emekçi halka dönmesi için basýn açýklamasýný Türk-Ýþ önünde yaptýklarýný” vurguladý. Torba yasasýnýn geri çekilmemesi durumunda da eylemlerinin artarak devam edeceðini dile getirdi.

18

Konuþmanýn ardýndan basýn metni okundu. Basýn metninde de vurgulanan, yine çýkarýlacak olan Torba Yasa Tasarýsýnýn ne gibi olumsuzluklara, haksýzlýklara yol açacaðýydý. Basýn metninin okunmasýnýn ardýndan iþçiler iþyerlerine gönderilerek sendika baþkanlarý ve yöneticileri, Türk-Ýþ’in somut bir adým atmasý için sendika binasýna çýktýlar. Basýný da yanlarýna alan sendika baþkanlarý somut bir adým atýlmadýðý sürece bu eylemleri sürdüreceklerini açýkladýlar. Türk-Ýþ binasýna çýkýldýðýnda basýna açýklama yapan Türk-Ýþ Bölge Baþkaný Mustafa Kundakçý’ya, basýný ve kamuoyunu yanlýþ bilgilendirdiði gerekçesiyle Belediye-Ýþ Ýzmir Sendikalarý müdahalede bulundu. Belediye-Ýþ Ýzmir Sendikalarý’nýn basýný bilgilendirdiði sýrada Türk-Ýþ Bölge Baþkaný Mustafa Kundakçý koltuðundan kalkarak dýþarý çýktý. Ve çalýþanlarýný da yanýna alarak “Bu demokrasi deðil” diyerek Türk-Ýþ Bölge binasýný terk etti. Ardýndan sivil polisleri de binadan çýkaran Belediye-Ýþ yöneticileri, kendi aralarýnda toplantý yaptý. Toplantýdan sonra tekrar açýklama yaptýlar. Belediy-Ýþ açýklamasýnda, “Türk-Ýþ ve mevcut siyasi iktidar bu anlayýþýndan vazgeçmediði sürece, bu Torba Yasasý geri çekilmediði sürece, 174.000 belediye iþçisi bu torbadan çýkarýlmadýðý müddetçe, iþ kanunlarýnda esnek çalýþma-telafi çalýþmasýçaðrý üstüne çalýþma gibi anti demokratik yasalarla dolu bu torba geri çekilmediði müddetçe Belediye-Ýþ örgütünün Türkiye safýnda mücadelesi artarak devam edecektir” dedi. Kundakçý’nýn yaptýðý davranýþý da kýnayan bir açýklama yaptýktan sonra eylem, bugünlük sona erdirildi. Eylemde Torba Yasa Tasarýsý ve TürkÝþ’in takýndýðý tutum üzerine sohbet ettiðimiz Çýnar arkadaþ þunlarý dile getirdi. “Þimdi bir gerçek var. AKP’nin tutumunu hepimiz biliyoruz. AKP antidemokratik yasalarla bugüne kadar iþçilere yeterince zulüm yaptý. Yeterince taþeronlaþmaya destek vere-

rek de bunu yaptý. Þimdi bir de yeni torba yasasýyla iþçileri hakikaten bitirecekler Türkiye’de. Ama ben inanýyorum ki, iþçiler buna izin vermeyeceklerdir hiçbir zaman. Hiçbir zaman iþçiden, emekten yana olmayan AKP de kendi yasalarý içinde kaybolacaktýr. TÜRKÝÞ’in de bu konuda tutumu çok nettir. Kumlu iþçiyi satmýþtýr. Ama bu da iþçileri yýldýrmayacaktýr. Yani eylemlerimiz devam edecektir”. Görüþtüðümüz bir Şube Baþkaný da, “TÜRK-ÝÞ, belediye iþçilerini ve Belediye-Ýþ örgütünü satmýþtýr. TÜRK-ÝÞ Genel Baþkaný Kumlu, YOL-ÝÞ Sendikasý ile iþbirliði yaparak, Belediy- Ýþ Sendikasý iþçilerini torba yasasýna dahil etmiþtir. Konfederasyon olarak iþçileri Türkiye genelinde büyük bir eyleme sokma çabamýz devam ediyor. TÜRK-ÝÞ ise alanlardan kaçýyor. TÜRK-Ýþ’i bu anlamda protesto etmek için belediye iþçi örgütü olarak, Türkiye genelinde bugün eylem baþlattýk. Bunun hesabýný verecekler. Hesabýný soracaðýz. Torba Yasasý bizim için kabul edilemez” dedi. Bugünlük eylemlerine son veren Ýzmir Belediy- Ýþ Sendikalarý eylemlerinin devam edeceðini dile getirdikten sonra Türk-Ýþ Bölge Baþkanlýðý’ndan ayrýldýlar. Mücadele Birliði/Ýzmir

ADIM ADIM ZAFERE DOÐRU

272 günü geride býrakan UPS Kargo iþçileri adým adým sonuca yürüyor. 3 madde dýþýnda hemen tüm konularda sonuca ulaþýldý. Bunun da etkisiyle geleneksel Cumartesi eylemleri son iki haftadýr yapýlmýyor. Mücadele Birliði Platformu olarak baþýndan bu yana UPS kargo iþçilerini hiç yalnýz býrakmadýðýmýz gibi bu hafta da yanlarýndaydýk. 2. Sanayi Sitesi önüne giderek iþçilerle sohbet etmeye baþladýk. Sabahýn erken saatlerinde gelen iþçiler çaylarýný demlemiþti. Sohbet ederken çaylarýmýzý içerek son sürece iliþkin deðerlendirme yaptýk. Daha sonra Mücadele Birliði dergisinin son sayýsý ambarlardan gelen nakliye iþçilerine ve UPS iþçilerine daðýtýldý. Neþeli sohbetlerin ardýndan ayrýldýk. Mücadele Birliði/Ýzmir 180. Sayý / 26 Ocak - 9 Şubat 2011


Yeni Evrede

Sokaklar

EMEKÇÝLER TORBAYA GÝRMEMEKTE KARARLI!

Mücadele Birliði

Ýstanbul: “Ampulle Kararan Tek Ülkeyiz!” Okmeydaný Eðitim Araþtýrma Hastanesi önünde toplanan SES ve Dev-Ýþ Sendikasý’na baðlý hastane çalýþanlarý torba yasayý protesto ettiler. Yasayý protesto eden saðlýk emekçileri 13 Ocak günü saat 12.30’da toplanarak “Ampulle Kararan Tek Ülke Biziz”, “Torba Yasa Geri Çekilsin” sloganlarýyla tepkilerini ve taleplerini dile getirdiler. Açýklamayý yapan SES Þiþli Þube Baþkaný Rabia Tuncer; “Torba Yasa olarak bilinen tasarý, emekçilere yönelik yeni bir saldýrý planý ortaya koymaktadýr. Bu yasanýn amacý, iþverene her türlü kolaylýðý saðlarken; emekçilerin ücretlerini düþürmek, engellilerin istihdamýný azaltmak, çalýþma saatlerini yükseltmek, kamu emekçilerinin sürgüne yollanmasýnýn önünü açmak, belediyenin taþeronlaþmasýný hýzlandýrmak, alýn terimizle biriktirdiðimiz iþsizlik fonunun kalýcý olarak iþverene açmak, esnek çalýþmayla iþ güvencesini kaldýrmak, kamuda kadrolaþmayý ve biat kültürünü yaygýnlaþtýracak rekabetçi bir anlayýþýn hâkim olduðu bir yapý inþa etmektedir. Mücadelemiz meydanlarda en geniþ emek ve demokrasi güçlerinin ortak mücadelesi ile sonuna deðin sürecektir” dedi. Saðlýk emekçileri, sloganlarla taleplerini dile getirerek eylemi sonlandýrdýlar.

Ankara: “Biz Buradayýz!” 20 Ocak Perþembe Günü saat 18:30’da Torba Yasa’ya karþý Sakarya Caddesi’nde bir basýn açýklamasý yapýldý. Basýn açýklamasýna Petrol-ÝÞ, KESK ve TÜMTÝS de destek verdi. Kitle sýk sýk “Ýþçi Memur El Ele Genel Greve”, “Ýþ Ekmek Yoksa Barýþ Da Yok” sloganlarý attý. “Sermaye’ye Af, Emekçiye Saldýrý” baþlýklý basýn metninde þunlara deðinildi: “-Ýþsizlik sigortasý fonundan yýllýk prim gelirlerinin %30’u sermayeye aktarýlýrken Bakanlar Kurulu bu oraný %50’ye çýkarýyor. -Ýþ Kanunun 14. maddesi deðiþtirilmiþ, çaðrý üzerine çalýþma, evden çalýþma ve uzaktan çalýþma yasa metni durumuna getirilerek esnek çalýþma modeli yaþama geçirilecektir. Bu durum ucuz iþçiliðe meydan verecektir. -2 ay olan deneme süresi 4 aya çýkarýlarak emeðin heba olmasý riskini beraberinde getirmektedir. -Asgari ücret eskiden olduðu gibi 16 yaþýndan büyükler ve küçükler için deðil, 18 yaþýndan büyükler ve küçükler için olarak deðiştirilecektir. 16-18 yaþ arasýndaki 250 bin iþçi 80 lira daha az ücret alacaktýr. -16-18 yaþ arasýndaki iþçiler eskisine göre daha çok SGK primi ödeyecek ve çýrak statüsündeki yüz binlerce iþçinin ücretleri 229 TL den 178 TL’ye düþürülecektir. -Bu yasayla özelleþtirmelere karþý açýlan davalar engellenerek özelleþtirmelerin önü tamamen açýlabilecektir. -Bu yasa tasarýsýyla sadece iþçilerin deðil, kamu emekçilerinin de iþ güvencesi ortadan kaldýrýlacak, kamu sektöründe de esnek çalýþma kural hale gelecektir. Memurlar bir yýlda en fazla 6 ayý geçmemek üzere kurumlar arasý geçici olarak görevlendirilebilecektir.” Açýklamayý Petrol-Ýþ’ten Mustafa Özgen okudu. Ortak mücadele çaðrýsý yapan Özgen, “Buradan iþçi arkadaþlara sesleniyorum, iþçi arkadaþlar iþ yerlerinde oturduklarý yerden bu sorunlar çözülür diye bekliyorlarsa hayal kuruyorlar. Artýk hesaplaþmanýn, artýk karþý karþýya gelmenin zamaný gelmiþtir, çok büyük bir mücadele verilmek zorunda-

dýr. Eðer bu torba yasaya karþý mücadelede Türk-Ýþ yoksa, bu sessizliðe devam edecekse otursun uyumaya devam etsin. Biz varýz, biz buradayýz. Biz bu mücadeleye öncülük etmeye hazýrýz” dedi, bu cümlelerden sonra kitle genel grev sloganlarý attý. Milyonlarca iþçi ve emekçinin bu yasayla açlýk, yoksulluk ve sefalete mahkum edileceðini vurgulayan Özgen, sermaye ve patronlar için dikensiz bir gül bahçesi yaratýlmaya çalýþýldýðýný, ancak buna yaþadýklarý sürece izin vermeyeceklerini, ayrýca bu mücadeleye katýlmak için iþçilerin hiçbir yerden izin ya da icazet almalarýna gerek olmadýðýný söyledi.

Ýzmir: “Ýzin Vermeyeceðiz” 20 Ocak Perþembe günü saat 15.30’da DÝSK çýkarýlmak üzere olan Torba Yasa Tasarýsý’ný protesto etmek amacýyla bir miting düzenlendi. Basmane Meydaný’nda toplanan kitle saat 16.00’da yürüyüþe baþladý. Basmane’nin arka sokaklarýndan Fevzi Paþa caddesine çýkýlarak yapýlan yürüyüþte “Torba Yasa’yla Haklarýmýz Çalýnýyor Ýzin Vermeyeceðiz” pankartý açýldý. Eyleme Genel Ýþ 3 Nolu Þube, Birleþik Metal, Emekli Sen Bornova-Buca-Konak-Karþýyaka Þubeleri kendi pankartlarýyla katýlýrken Ýzmir Sendikalar Birliði, Mücadele Birliði, BDSP ve Alýnteri de destek verdi. Yürüyüþ sýrasýnda “AKP Yasaný Al Baþýna Çal”, “Susma Sustukça Sýra Sana Gelecek”, “Faþizme Karþý Omuz Omuza”, “Birleþe Birleþe Kazanacaðýz”, “AKP Sen Yaþa 650 Liraya”, “Zafer Savaþan Ýþçilerin Olacak”, “Yaþasýn Ýþçilerin Mücadele Birliði”, “Bütün Ýktidar Emeðin Olacak”, “Yasayý Yýrtarýz Ankara’yý Yýkarýz”, “Yasayý Yýrtarýz Barikatý Yýkarýz” sloganlarý atýldý. Gümrük’te bulunan AKP binasýna yapýlan yürüyüþ sýrasýnda yýlbaþýndan itibaren sendikalý olmaya baþlayan park-bahçe iþçilerinin katýlýmý yoðundu. AKP il binasýnýn önüne gelindiðinde binanýn önü yoðun bir polis ablukasýyla “korunmaya” alýnmýþtý. Ýlk olarak Türk-Ýþ Ege Bölge baþkaný Mustafa Kundakçý söz aldý. Torba Yasa tasarýsý sonrasý neler olabileceði konusunda kýsaca bilgi verdi. Ardýndan Birleþik Metal Ýþ Ýzmir Þube Baþkaný Ali Çeltek kýsa bir konuþma yaparak basýn açýklamasýný okudu. Basýn metni “Emeðin haklarýna yönelik yeni bir saldýrý dalgasýyla karþý karþýyayýz. Saldýrý-

180. Sayý / 26 Ocak - 9 Şubat 2011

19


Sokaklar

nýn adý Torba Yasa. Ýçeriði karýþýk. Uzun zamandan bu yana üzerimizde ‘Ýstihdam Strateji Belgesi’ diye bir heyula dolaþýyor. Adý var kendi yok ama kanunlara sýzýyor. Torbalara giriyor. Her adýmýnda haklarýmýzdan bir þey alýp götürüyor…” cümleleriyle baþladý. Ali Çeltek basýn metninde önümüzdeki günlerde Torba Yasa tasarýsýyla iþçileri-emekçileri ne gibi þeylerin beklediði konusunda da bilgi verdi. Bu uygulamalarýn daha da yoðun bir biçimde devam edeceðini, özel istihdam bürolarý adý altýnda farklý uygulamalarla yine iþçilerin emekçilerin sömürüsünün artacaðýna vurgu yaptý. Son olarak iþçilere-emekçilere yönelik bu uygulamalara karþý sessiz kalmayacaklarýný dile getirdi. Konuþmasýný Buca taþeron iþçilerinin mücadelesini selamlayarak ve direniþin nasýl zafere ulaþtýðýný söyleyerek bitirdi. Tam sözlerini bitirdiði sýrada kitlenin içinden bir grup “Tayyip Korkma Daha Yeni Baþlýyor” diyerek AKP binasýna doðru yumurta fýrlatmaya baþladý. Yumurtalar uzak olan binaya deðil çevik kuvvet polislerinin üzerine düþtüler. Sendika yöneticilerinin araya girmesiyle olay büyümeden bitti. “Yaþasýn Sýnýf Dayanýþmasý” sloganýyla basýn açýklamasý sona erdi.

Adana: “Kaybetmek Ýstemiyoruz” Meclis gündemine gelen torba yasa iþçiler ve emekçiler tarafýndan protesto ediliyor. Daha önce de Adana emekçilerinin protesto ettiði yasaya karþý, DÝSK 20 Ocak günü bir eylem gerçekleþtirdi. Saat 12.30’da 5 Ocak Meydaný’nda toplanan emekçiler, Çakmak Caddesi boyunca sloganlarla yürüdüler. “Ýþimizi, Ekmeðimizi, Sendikamýzý Kaybetmek Ýstemiyoruz” pankartýný açan DÝSK Çukurova Bölge Temsilciliðinin yanýnda çeþitli sendikalar ve partiler yer aldýlar. Mücadele Birliði okurlarýnýn da destek verdiði eylem boyunca iþçiler “Zafer Direnen Ýþçilerin Olacak”, “Ýþçilerin Birliði Sermayeyi Yenecek”, “Ýþçiler Deðil AKP Torbaya Girecek”, “Yaþasýn Devrimci Dayanýþma” sloganlarýný attýlar. Ýnönü Parký’na gelen kitleye hitaben DÝSK Bölge Temsilcisi Kemal Arslan basýn metnini okudu. Yasayla ilgili bilgiler de veren Arslan, emeðin haklarýna yönelik bir saldýrý dalgasýyla karþý karþýya olduklarýný belirterek “Hükümet, iþçilerin, emekçilerin haklarýný budamanýn yolunu, toplumun geniþ kesimlerinin beklentileri ile hak gasplarýný ayný yasanýn içine koyarak arýyor” dedi. ‘Yasa çýkarsa emekliye zam, öðrenciye af, borçluya indirim var. Bak buna bile muhalefet ediyorlar’ denildiðini dile getiren Arslan, “Oysa süslü maddelerin arasýnda ölümcül tuzaklar var. Bunu durdurmazsak, sýrada özel istihdam bürolarý, kýdem tazminatlarýmýzýn kaldýrýlmasý, taþeronlaþmayý kolaylaþtýracak uygulamalar, asgari ücreti düþürecek bölgesel asgari ücret var” diye konuþtu. Eylem basýn metninin okunmasýnýn ardýndan sona erdi.

20

Yeni Evrede

Mücadele Birliði

EMEÐÝMÝZÝ ÝSTÝYORUZ

Psikologlar meslek haklarýný kullanabilmek için 16 Ocak günü saat 12.00’de Taksim Tramvay Duraðý’nda bir eylem yaptýlar. Psikologlarýn, Týp Fakültesi mezunlarýnýn çalýþmalarýný düzenleyen 1928 tarihli bir yasa gerekçe gösterilerek, mesleklerini icra etme haklarý ellerinden alýnmak isteniyor. Psikolojik Danýþma Merkezleri’nin muayene, hastalýklarý teþhis ve tedavi etmeyen kurumlar olduðunu söyleyen psikologlar, Psikolog Danýþma Merkezlerinin halkýn gözünde deðerinin küçültülmeye çalýþýldýðýný, kendilerinin de “ehliyetsiz kiþiler” gibi gösterilerek bir hekimin “denetim ve gözetimine” sokulmaya çalýþýlmakta olduklarýný söylüyorlar. Psikologlar ayrýca, “Psikoloji camiasý olarak yýllarca verdiðimiz emeðe raðmen hem meslek yasamýzýn çýkmamýþ olmasý, hem de meslek odamýzýn kurulamamasý nedeniyle büyük bir haksýzlýða maruz býrakýlmýþ durumdayýz. Gerek toplumsal ihtiyaca uygun kapsayýcý bir ruh saðlýðý yasamýzýn olmayýþý, gerekse ruh saðlýðý alanýnda hizmet veren çeþitli meslek gruplarýnýn ayrý ayrý baðýmsýz meslek yasalarýnýn bulunmayýþý, bu hizmeti verenleri de bu hizmeti alanlarý da onarýlamaz biçimde maðdur etmektedir. Bu maðduriyetin sosyal, ekonomik ve duygusal boyutlarý vardýr. Danýþmanlýk Merkezlerinin onur kýrýcý biçimde ve polisiye yöntemlerle kapatýlmasý yoluyla, mesleki ihlalleri önlemek mümkün deðildir” dediler. Serbest çalýþma haklarýnýn ellerinden alýnmasýnýn anayasal bir hak ihlali olduðunu vurgulayan psikologlar, Galatasaray Lisesi’ne kadar yürüyerek mesleklerine yönelik yapýlan bu haksýzlýðý ve yaptýrýmlarý protesto ettiler. Tekrar yapacaklarý eylemlerine çaðrý yaparak eylemlerini bitirdiler.

ÞERZAN KURT’UN DAVASINDA FAÞÝST SALDIRI

Geçen yýl Muðla da polis kurþunuyla katledilen Þerzan Kurt davasýnýn 3.duruþmasý 19 Ocak günü Eskiþehir’ de görüldü. Davayý takip etmek için Muðla’dan gelen öðrencilere faþistler saldýrdý. Sabah saatlerinde Eskiþehir’e gelen öðrencilerden 3 kiþi yiyecek almak için markete yöneldiðinde 3 kiþilik faþist güruh yurtsever öðrencilere saldýrdý. Saldýrý yurtsever öðrencilerin karþýlýk vermesiyle devam etti. 3 kiþilik faþist güruhtan ikisi kaçýnca tek kalan faþistin imdadýna polis yetiþti. Muðla’da Þerzan’ý katledenler Eskiþehir’de Þerzan’ýn arkadaþlarýna saldýran faþistlerle bir olup yurtsever öðrencilere saldýrdý. Polis yurtsever öðrencilere biber gazýyla müdahale etti. Yaþanan saldýrýda bir yurtsever öðrenci baþýna aldýðý darbeyle yaralandý. Dava sabah saatlerinde baþladý. Davaya Þerzan Kurt’un ailesi, avukatlar, BDP Siirt Milletvekili Osman Özçelik, Eðitim Sen Genel Baþkaný Zübeyde Kýlýç da katýldý. Ayrýca ilerici-devrimci öðrenciler de adliye önünde bekleyerek Þerzan’ýn anýsýna sahip çýktýlar. Biz de Devrimci Öðrenci Birliði olarak Adliye önünde sloganlarla beklemeye baþladýk. Eylem esnasýnda faþistlerin o civarda rahatça gezindikleri ve polisin sýk sýk devrimci, yurtsever öðrencileri tehdit ettiði görüldü. Polisin tehditleri öðrenci gençliðin sloganlarla karþýlýk vermesiyle son buldu. Soðuk havaya raðmen adliye önünde bekleyen kitle sýk sýk “Þerzan Yoldaþ Ölümsüzdür”, “Faþizmi Döktüðü Kanda Boðacaðýz”, “Polis Vuruyor Devlet Koruyor” sloganlarý attý. Davanýn ardýndan adliye önünde Siirt milletvekili bir kýsa bir açýklama yaptý. Özçelik yaptýðý açýklamada davanýn Eskiþehir’e alýnmasýyla katillerin aklanmaya çalýþtýðýný belirtti. Daha önce de buna benzer bir dava da Uður Kaymaz’ýn katillerinin aklandýðýný dile getirdi. Osman Özçelik’in ardýndan söz alan Þerzan Kurt’un babasý yaþanan polis cinayetinin polis-sivil faþist iþbirliði içinde gerçekleþtiðini söyledi. Baba Kurt’un açýklamasýnýn ardýndan eylem yine baþladýðý gibi sloganlarla son buldu. Dava 16 Mart 2011 tarihine ertelendi. Eskiþehir DÖB

180. Sayý / 26 Ocak - 9 Şubat 2011


Yeni Evrede

ÞÝÝRLÝ EZGÝLER

Mücadele Birliði

Kartal Hasan Ali Yücel Kültür Merkezi’nde þair Hüseyin Þenel ve þair dostlarý “2. Þiirli Ezgiler” etkinliði düzenlediler. Çok sayýda þairin katýldýðý etkinlikte Grup Emeðe Ezgi de türkü ve marþlarýyla izleyenlere coþkulu anlar yaþattý. Þair Ýsmail Biçer, þiir ve sanat etkinliklerinde daha dolu daha coþkulu salonlara seslenileceði günlere duyduðu özlemi dile getirdi. Ve “selam olsun acýlara dayanýp yolundan dönmeyen ellerini, yüreðini bilincini kirletmeyenlere selam olsun, okuduðumuz her þiir and olsun” diyerek emekçilere yazýlmýþ þiirlerini seslendirdi. Kar Dergisi yayýn yönetmeni Niyazi Yaþar ise “Toplum bir þeylerden þikayet ederse deðiþtirmek için de bir þeyler yapmalý, o yüzdendir ki, yönetimlerden þikayet etmeye hakkýmýz olmadýðýný düþünüyorum. Bu salonlara daha çok gelmedikçe, bu salonlarý daha coþkulu insanlarla, genç yüreklerle doldurmadýkça yaþamdan memnun olamayýz..” diyerek gelecek güzel günlere özlemini dile getirdi. Ve “Þiir þaha kalkmýyorsa” sözleriyle baþladýðý þiirlerini büyük usta Nazým Hikmet ve Ahmed Arif’ten dizelerle sonlandýrdý. Þair Hüseyin Aslan, “Yaslý türküler söyler asi yýldýzlar...” dizeleriyle baþladý ve kendi þiirlerini paylaþtý þiir dostlarýyla. Ardýndan þair Þahin ise “Bu dünyayý deðiþtirmek için okumak zorundayýz, daha da

çok okumak” diyerek “Bu krizi ben mi yarattým” adlý þiiriyle seslendi izleyenlere. Hemen ardýndan öðretmen olan Hasan Aydýn, Nazým Hikmet’in dizeleriyle baþladý þiirlere, ardýndan kendi þiirleriyle Ýstanbul’a sevgisini anlattý. Þair Hüseyin Þenel, Ahmed Arif’in “Akþam erken iner mapushaneye…” dizeleriyle izleyicileri duygulandýrdý. Attila Ýlhan’ýn “Ben sana mecburum bilemezsin…” dizelerinin ardýndan “Hava kurþun gibi aðýr, baðýr baðýr baðýrýyorum, koþun kurþun eritmeye çaðýrýyorum” diyen Nazým’ýn dizeleriyle sürdürdü þiirlerini, “ben denizi içmiþtim” diyerek denize olan sevgi ve özlemi dile getirdi. “Empati” adlý þiirinin ardýndan da “bizden sonra yeryüzü… öðlen biber gazý, akþam polis copuyla doyan insanlar icat ettik, zindanlar ve idamlar icat ettik, fakat masumdu yeryüzü…” diyerek duygu yüklü dizelerle bitirdi sözlerini… Ýzleyenleri bir duygudan diðerine taþýyan þiirlerin ardýndan Grup Emeðe Ezgi sahneye gelerek “Büyük ustalardan söz ettik o zaman büyük ustalarla sürdürelim bu coþkulu anlarý” dedi ve Türkçe-Kürtçe ezgilerle doldurdular salonu. Hem Deniz Gezmiþ’i hem Can Yücel’i anarak “Aþk olsun sana çocuk” diye-

Ekin - Sanat

rek izleyenleri coþturan Emeðe Ezgi, “Burada hep emekten yana olan büyük ustalardan söz ettik onlarý andýk, þimdi cezaevindeki bir þair dostumuzun dizlerini aktaralým beðeninize” diyerek þair Ergül Çiçekler’in bir þiirini kendi ezgileriyle birleþtirerek aktardýlar. Duygunun yoðunlaþtýðý dakikalarýn ardýndan “Dünyanýn bir çok yerinde güzel yarýnlara özlemi olanlarýn hep bir aðýzdan söylediði Çev Bella’yý paylaþalým hep birlikte deðiþik dillerde” diyerek her bir kýtasýný farklý bir dilde seslendirdikleri marþla çoþkuyu doruða çýkartarak bitirdiler müzik dinletisini… Emeðe Ezgi emeðinin karþýlýðý olarak bir þilt aldý gecenin sonunda. “Kültür ve Sanata katkýlarýndan dolayý Ayýþýðý Sanat Merkezi Emeðe Ezgi Müzik Grubu’na teþekkürler” diyordu “Kartallý Þair Ve Yazarlar”. Ardýndan þair Hüseyin Þenel, dinleyicilerden etkinlik konusundaki görüþlerini sorunca, izleyiciler “böyle etkinliklere daha kalabalýk gelelim, ama daha çok þiir olan daha uzun bir program isteriz, müzik de” diyerek yanýtladýlar þair dostlarýný.

4. ÇUKUROVA KÝTAP FUARI SONA ERDÝ

deðerdi. Deniz Gezmiþ albümü ve Gençlik Ne Yapmalý kitaplarýna özellikle gençlerin büyük bir ilgisi vardý. Yoðun ilgiden dolayý tükenen kitaplarý diðer illerden takviye ederek insanlara yetiþtirebildik. Haftasonu ise ziyaretçilerimizin çoðu ilk dönem sýnavlarýný yeni bitiren üniversite öðrencileri ve çalýþan iþçi ve emekçiler idi. Cumartesi günü þair dostumuz Adil Okay standýmýzda okuyucularý için þiir kitaplarýný ve ikinci baskýsý yapýlan Filistin Günlüðü kitabýný imzaladý. Fuara gelen Þair Ahmet Telli’yi standýmýza davet ettik ve kendisiyle bir süre sohbet ettik. Fuarýn en yoðun günü olan Cumartesi günü tatlý bir yorgunlukla sona ermiþti. Pazar günü ise standýmýzda þair Kazým Demir için imza günü yapýldý. Bu yýlki fuarda okuyucularýn kitaplara olan yoðun ilgisi dikkat çekiciydi. Sanat merkezinin hem tanýtýmý11-16 Ocak tarihleri arasýnda Adana’da yapýlan TÜYAP Kiný yaptýðýmýz hem de yeni insanlarla tanýþma fýrsatý tap Fuarý sona erdi. Her yýl olduðu gibi bu yýl da Ayýþýðý Sanat yakaladýðýmýz fuar, bizler açýsýndan çok baþarýlý noktalandý. Merkezi standýyla Adana iþçi ve emekçilerine ulaþtýk. Hafta içi günlerinde ilkokul ve lise öðrencilerinin daha fazAdana Ayýþýðý Sanat Merkezi la katýldýðý fuarda öðrencilerin Denizlere olan ilgisi görülmeye 180. Sayý / 26 Ocak - 9 Şubat 2011

21


EMEK VE ÞÝÝR

Yeni Evrede

Ekin - Sanat

Mücadele Birliði

E

mek ve Þiir konulu söyleþi þairlerimiz Ruhan Mavruk, Berrin Taþ, Atila Oðuz ve Nazým Akarsu’nun katýlýmý ile gerçekleþti. Toplantý Nazým Hikmet’in doðum günü olan 15 Ocak’ta gerçekleþtiði için, þairin 109. yaþý kutlanarak söyleþiye geçildi. Emek ve Þiir konulu panelin Nazým Hikmet’in doðum gününde olmasý elbette konunun sýk sýk Nazým Hikmet’e dönmesine neden oldu. Þair Berrin Taþ, “Nazým’la ilgili konuþmayý seviyorum. Çok sevdiðim bir þairdir. Emek ve þiir konusunda ilk aklýma gelen þiiri Yapýcýlar’dýr” diyerek baþladý konuþmasýna. “Nazým bilgi ile eðilir þiirine. Herkesin sustuðu bir dönemde, o yalan söylemeden gerçeklerin üzerine gitmiþtir. Onun açtýðý yoldan birçok þair yürümüþtür” diyen þair Nazým’ýn, emeksiz yaratýcýlýk olmaza bir örnek olduðunu, onun þiirlerinde yoðun bir þair emeði olduðunu belirtti. Deðersiz þairlerin, okurdan, kendi bitkisel yaþamlarýný yaþamamýzý istediklerini oysa Nazým gibi þairlerin insaný eyleme, deðiþime çaðýrdýðýný sözlerine ekledi. Nazýmla ilgili tematik çalýþmalarýn yapýlmasý gerektiðinin altýný çizen þair Berrin Taþ Nazým’dan seçtiði “Asya Afrika Yazarlarýna, Faust’un Evi, Ben Bir Yolculuk Yaptým” þiirlerini bizimle paylaþtý. Ardýndan þair Nazým Akarsu sözü aldý. “Nazým Hikmet benim isim babamdýr. Soyadým ise ‘iyimserim dostlar akarsu gibi’ dizelerinden gelir. Akarsuda hareketi, deðiþimi görürüz genelde ama Akarsu’da iyimserliði görmek ancak bir þairin iþidir” diye baþlayan þairimiz Nazým Akarsu, “Burjuvazinin bakmayýn bugün ondan sýk bahsetmesine, o Nazým’dan çok korkar. Çünkü onu ne kadar ehlileþtirmeye, vatan ve hasret þairi yapmaya çalýþsa da onun komünist kimliði her dizesinden bize el sallar. Nazým örgütlü bir þairdir ve bundun gurur duyar” diyen þair, bize Nazým’ýn Anadolu’ya doðru Vala Nurettin ile baþlayan yolculuðu ve ardýndan gelen yaþam serüveninden kesitler sundu. Onun þiir evreninin ne kadar geniþ olduðunu, tarihin akýþýný kavrayan bir þair olduðunu, evrenin, umudun, kavganýn türkücüsü olduðunu arý gibi çalýþkan ve üretken bir insan olduðunu sözlerine ekledi. Nazým’dan seçtiði þiirleri bizimle paylaþan þair ayný zamanda þimdiye dek hiç bilinmeyen iki þiirini okudu. Verilen kýsa bir aranýn ardýndan baþlayan panelimiz þair Ruhan Mavruk ile devam etti. Sözlerine “Sanatý üretebilmek için kitlelerin içinde olmak gerekir. O motivasyonu yaþamýn içinden almak lazým. Sanat emeði bulunmayan hiçbir þeyi sanat eseri saymamak gerekir” diye baþladý. Emeðin örgütlenmesinde sanatýn yerine gelince, diyen þair þöyle devam etti: “Sanat akýp giden yaþamýn bizzat içindedir. Bu onun üretim aþamalarýnýn bir gerçekliðidir. Somuttan yola çýkan soyutta biçimlenen ve tekrar somuta dökülen bir macerasý vardýr þiirin. Þiirin hammaddesini yani içeriðini yakalamaya çalýþtýðý birinci aþamada emeðin örgütlenmesinde halkýn dinamiklerinin içindedir. Ýkinci aþamada

soyutlanýr, estetik gerçeklik olarak yeniden üretir, yaþaman gerçekliðini. Üçüncü aþamada ürettiðini yine emekçi halk kitlelerine sunar. Týpký Tekel, UPS, ÝSKÝ, Akmercan, 19 Aralýk katliamýnýn protestosu gibi eylemliliklerde þiirlerimizi halka okuduðumuz gibi. Emeði örgütlemek görüyoruz ki, þiirin salt vazife ve sorumluluklarý içinde deðildir, keyfi bir seçim de deðildir. Þiirin kendi üretim aþamalarý içinde mevcuttur”. Ruhan Mavruk konuþmasýný “Çöp Toplayan Kadýnýn Elleri” adlý yeni þirini okuyarak sonlandýrdý. Þair Atila Oðuz ise “Emek insanlýk tarihi varolduðundan beri çeþitli çekiþmelerle kendini geliþtirdi ve günümüze geldi. Bundan önceki toplumsal devirleri bir kenara býrakarak günümüz koþullarýný ve gelecekteki emeðin yeri üzerine sanatýn ne gibi bir katkýsý olabilir onun üzerine kýsaca deðinmeye çalýþacaðým” diyerek baþladý. Þöyle devam etti, “Emeðin örgütlenmesinde elbette sanatýn büyük katkýlarý olabilir ve olduðu da yadsýnamaz bir gerçektir. Buna kýsa bir örnek verirsek, Nazým’ýn þiirleri ve birçok þairimizin þiirleri ve tabii ki emeðin örgütlenmesinde sadece þiir deðil roman, öykü, sinema, tiyatro ve müziðin de katkýlarýný unutmamalýyýz, bunlar bilinen gerçeklerdir. Ancak biz bugün sanatýn emeðin üzerinde etkisinin ve birleþtirici gücünün nasýl yaratýlacaðý üzerine yeni düþüncelerimizi ortaya koymak için neler yapýyoruz ve nelerin yapýlmasý gerektiðini düþünüyoruz.” Sözlerine “Esasen burada en önemli sorun sanatýn emekçi kitlelerle güçlü bir þekilde ulaþtýrýlmasýdýr. Aksi takdirde kýsa vadede sanatýn etkisi beklenen kadar olmayabilir” diyerek sonlandýrdý. Konu emek ve þiir olunca iþçiler ve emekçiler de kendini ifade etme imkaný bulur. Söyleþiyi izleyen PTT iþçisi Cafer Kavað da söz alarak kýsa bir konuþma yaptý. Ýþten atýlan tüm taþeron PTT iþçileri adýna konuþma yapan Cafer Kavað, iþten atýlma ve eylem sürecini kýsaca anlattýktan sonra, 20 Ocak Perþembe günü saat 12.00’de Sirkeci Büyük Postane önünde yapacaklarý eyleme davet etti. Ardýndan yapýlan soru cevap bölümünde ise dinleyicilerin katkýlarý ile zenginleþen panelimizde ard arda Nazým þiirleri de okundu ve O’ndan alýntýlar yapýldý. Yaklaþýk 3,5 saat süren panel, konu üzerinde daha uzun ve ayrýntýlý konuþabileceðimiz daha geniþ bir panelde buluþmak dileðiyle sona erdi.

BERGAMA’DA ANMA ETKÝNLÝKLERÝ

12 Ocak Çarþamba günü Bergama Ege Üniversitesi’nde Nazým Hikmet anma etkinliði düzenlendi. Tasarým ve Sanat Topluluðu’nda tekstil okuyan gençlerin düzenlemiþ olduðu etkinlikte Ayýþýðý Tiyatro Ýþçileri Topluluðu olarak yeraldýk. Yaklaþýk 100 kiþinin katýldýðý etkinliðin açýlýþý Genco Erkal, Fazýl Say ve Senfoni Orkestrasý ile hazýrlanmýþ olan “Nazým Hikmet Vatan Hainliðine Devam Ediyor Hala” adlý video gösterimiyle oldu. Ardýndan açýlýþ konuþ-

22

masý yapýldý. Daha sonra Nazým Hikmet’in þiirleri ile program devam etti ve bu þiir okumalarýnýn arasýnda da Ayýþýðý Tiyatro Ýþçileri Atölyesi’nin Nazým Hikmet’in þiirlerinden derlenen oyunlarý sergilendi. Tasarým ve Sanat Topluluðundaki öðrencileri, ilk defa böyle bir etkinlik düzenledikleri için olsa gerek, heyecan ve coþkularý görülmeye deðerdi. Tabii böyle bir etkinlik sadece onlar için deðil Bergama Ege Üniversitesi için de bir

180. Sayý / 26 Ocak - 9 Şubat 2011

ilkti. Tamamen kendi emekleri ile oluþturduklarý etkinlik okunan Vasiyet þiirinin ardýndan Haziran’da Ölmek Zor türküsü ile bitirildi. 15 Ocak Cumartesi günü de Bergama’daki Liseli gençlerin düzenlemiþ olduðu Nazým Hikmet ve Rosa Lüksemburg anma etkinliðinde de yeraldýk. Etkinlik Eðitim-Sen’de Nazým Hikmet’i anlatan video gösterimi ile baþladý. Ve aralarda Nazým’ýn þiirleri okundu. Bizler de ayný oyunumuzla etkinliðe katký sunduk. Rosa Lüksemburg ile ilgili film gösteriminin ardýndan etkinlik sona erdi. Ayýþýðý Sanat Merkezi / İZMİR



s180