Page 1


Yeni Evrede

Başyazı

Mücadele Birliði sýndaki sýnýf savaþý çok daha þiddetli, uzun ve çetin geçecektir. Top lu mun bir kutbunda çalýþan sýnýf, emekçiler, kendilerine sefalet biriktirirken, diðer kutupta ise çalýþmayan asalak sýnýf kapitalistler, durmadan zenginlik biriktirmektedir. Emekçi sýnýfýn ürettiði kendi öz toplumsal ürünleri, kapitalistlerin elinde toplanmakta, kapitalist nitelikleriyle, emekçiye durmadan yabancýlaþmakta ve onu ezen bir güç durumuna gelmektedir. Kapitalizm bu sonuçlarý daha aðýr bir biçimde yeniden üretmektedir. Hiç bir emekçi bu koþullar altýnda artýk yaþayamaz hale gelmiþtir. Hiç bir emekçi bu duruma daha fazla katlanamaz ve katlanamayacaktýr. Bu yüzden emekçi kitleler yýllardan beri mücadele veriyorlar. Sýnýf savaþýmý her gün yeni emekçi yýðýnlarýný kendine çekerek durmadan büyüyor, yaygýnlaþýyor ve yoðunlaþýyor. Ýç savaþ gün gün þiddetleniyor. Devrimci durum biraz daha olgunlaþýyor. Süreç devrimcidir, olaylar devrimci yönde geliþiyor. Ezilen, ulusal baský altýnda tutulan, yýllardýr þoven, ýrkçý saldýrýlara uðrayan Kürt halký, ulusal-sýnýfsal kurtuluþu için aðýr sonuçlarý olan ama devrimci geliþmelere yol açan çetin bir savaþ yürütüyor. Bu koþullarda burjuvazi gerçek anlamda ne egemendir, ne de toplumu yönetebiliyor. O, halk kitlelerine karþý savaþýyor. Bütün üretim ve geçim araçlarýný elinde tutan burjuvazi, ekonomik gücüne dayanarak, politik gücü de elinde toplamýþtýr. Onlar ellerinde olan politik güce, faþist devlet gücüne dayanarak, kendi egemenliklerine karþý savaþan emekçi kitleleri ve devrimci hareketi baský altýnda tutmaya çalýþýyorlar. Sömürücü sýnýf, iktidarlarýný, emekçi kitleleri baský altýnda tutarak ayakta tutmaya çalýþýyor. Fakat emekçi kitlelere ve halklara karþý baþvurulan þiddet, zor, umutsuz bir giriþimden baþka birþey deðildir. Burjuvazinin halklara karþý kullandýðý þiddet, zor, tarihin geliþimine karþý kullandýðý için, devrimci bir sýnýfa karþý olduðu için, en sonunda ona baþvuran sýnýfýn yýkýmýný getirir. Emekçilerin devrimci hareketine karþý kullanýlan zor, þiddet, burjuva toplumun çözülüp daðýlmasýný hýzlandýrmaktan baþka bir sonuca yolaçmaz. Tekelci burjuvazinin ve onun faþist devletinin emekçilere ve ezilen halklara karþý baþvurduðu çýplak zor karþýtýna, ezilen ve sömürülenlerin devrimci zoruna yol açýyor. Halk kitleleri hiçbir þekilde baskýlara ve saldýrýlara boyun eðmiyor ve her tarafta devlet güçleriyle çatýþma halindedir. Emekçi halklar hiçbir þekilde bu noktada durmayacak, kesinlikle daha ileriye gidecektir. Ücretli emekçilerin üretim ve geçim araçlarýna, sermayeye baðýmlýlýðý, emekçilerin köleliklerinin ve yoksulluðunun temelidir. Bu kapitalist

EMEKÇÝLER YARININDAN EMÝN DEÐÝL apitalist sistem büyük bir yýkým ve çöküþ içinde. Kapitalizmin çözülüp daðýlmasý kendi çöküþ dinamiklerinin hýzla iþlemesi sonucu sýçramalý bir durum aldý. Yaþanan büyük dünya ekonomik krizi, kapitalizmin çöküþ temposunu iyice hýzlandýrdý ve derinleþtirdi. Ekonomik krizler, kapitalizmin temelinde varolan emek-sermaye çeliþkisinden kaynaklanýyor ve bu çeliþkinin dýþa vurmasýdýr. Bu nedenle ekonomik krizler kapitalizmde zorunlu olarak oluþurlar. Ekonomik krizler kapitalizmin tepe noktasýdýr. Kapitalist üretim her kez bu tepe noktasýna ulaþmak zorundandýr. Ekonomik krizin ilk sonucu iþçilerin kitlesel olarak iþten atýlmasý, iþsiz kalmasýdýr. Ekonomik krizlerin sonuçlarý esas olarak iþçileri vurmaktadýr. Her ekonomik krizde çalýþanlarýn bir kýsmý daha iþsiz kalýrken, kalanlarý ise sefalete itilmektedir. Hiçbir emekçi yarýnýndan emin deðil. Bu konuda tam bir belirsizlik egemen. Hiçbir iþçi bir gün sonra çalýþýp çalýþmayacaðýný bilmiyor. Tüm çalýþanlar her an iþsiz kalabilir. Bir emekçi için iþten kovulmak, yaþamdan kovulmak her þeyden dýþtalanmak demektir. Onu iþten atmak demek, elindeki bütün yaþam araçlarýný almak demektir. Onu, açlýða, acýlara ve ölüme mahkum etmek demektir. Emekçiler ve sömürülenler için yaþam her gün biraz daha katlanýlmaz hale geliyor. Sürekli artan zamlar, artan hayat pahalýlýðý ve emek sömürüsünün yoðunlaþmasý sonucu, emekçilerin yaþam koþullarý iyice kötüleþiyor. Aldýðý ücret ne olursa olsun, her emekçi için yarýn dünden daha kötü olacaktýr. Ezilen ve sömürülen kitlelerin yaþam koþullarý, sermayenin artan politik baskýlarý, iðrençleþen saldýrýlarý sonucu daha da kötüleþmektedir. Faþist devletin emekçi halklarýn üzerinde uyguladýðý vahþet ve dehþet kitlelerin durumunu iyice aðýrlaþtýrmaktadýr. Ýþçilerin ve emekçilerin, uzun mücadeleler ve bedeller ödeyerek bütün ekonomik ve toplumsal kazanýmlarý ve sýnýf mevzileri bir bir ellerinden zorla alýnýyor. “Mezarda emeklilik yasasý”ndan sonra, þimdi sýra kýdem tazminatlarýnýn gasbedilmesine geldi. Saldýrýlar yalnýzca bunlarla sýnýrlý deðil, emekçilerin elde ettiði ne varsa, hepsi tehlike altýnda. Ýþçilerin, emekçilerin bu toplumda hiçbir dayanaðý yoktur. Bu saldýrýlar, sermayenin dünya çapýnda emekçi sýnýfa karþý sürdürdüðü genel saldýrýlarýn bir parçasýdýr. Bu nedenle emekçi sýnýfla kapitalistler ara-

K

156. Sayý / 27 Ocak - 10 Şubat 2010

temel yýkýlmadýðý sürece, emekçilerin istemelerini ve özlemlerini binlerce kez ortaya koymasý, bunlarýn çözüleceði anlamýna gelmez. Emekçi halklarýn en temel sorunlarý, devrimci sýnýf savaþý olmadan, devrim gerçekleþmeden, emeðin iktidarý kurulmadan çözüme kavuþamaz. Ezilen ve sömürülen kitlelerin yaþamsal sorunlarýnýn sömürü düzeninde çözüleceðini söyleyenler, emekçileri aldatýyor. Onlarýn, bunu ileriye süren sermaye sözcülerinden farklarý yoktur. Emekçi halk kitleleri için devrim yoluyla iktidarý ele geçirmek bir ölüm-kalým sorunudur. En temel sorunlarýn çözülmesi, en temel yaþamsal istemlerin karþýlanmasý, insanca yaþam koþullarýna kavuþturulmasý iktidar sonunun çözümüne, devrimin zafer ulaþmasýnda baðlýdýr. Emekçi kitlelerinin istemlerinin yerine getirilmesi ve özgür koþullara kavuþmasý, toplumun devrimci dönüþümünü gerektirmektedir. Bu devrim tarihin en ileri giden, en geniþ ve köklü devrimidir. Özgür ve insani koþullar ancak böylesine boyutlu bir devrimle gerçek olur. Devrim bir zorunluluktur ve kaçýnýlmazdýr. Bu devrim kapitalizmin çeliþkilerinden ve sýnýf çatýþmalarýndan doðmuþtur; kapitalizmin evrimi tarafýndan gündeme getirilmiþtir. Geliþmenin nesnel bir zorunluluðudur. Bu devrim emekçi ve sömürülen kitlelerin öfkelerinden, ve özlemlerinden doðmuþtur. Faþizme ve sermayeye karþý on yýllardýr süren devrimci mücadeleden doðmuþtur. Tekelci sermayenin egemenliðini devirecek, faþist devleti yýkacak, paramparça edecek olan devrim, giderek kapitalizmin temellerine yönelecektir. Emekçi kitleleri sosyalizme götürecek olan bu devrim, Demokratik Halk Devrimi ve Demokratik Halk Ýktidarýdýr. Devrimin ilk eseri ve iktidar organý Geçici Devrim Hükümetidir. Devrim ezilen ve sömürülen kitleleri birleþtirecek ve tam demokrasiyi, özgür bir ortamý, Halk Demokrasisini gerçekleþtirecektir. Türkiye ve Kürdistan’da devrimin gerçek koþullarý oluþmuþ ve yeterince olgunlaþmýþtýr. Bu devrim koþullarý tarih tarafýndan oluþturuldu. Fakat devrimi gerçekleþtirecek olan devrimci kitlelerdir. Halklarýn devrimci eylemi olmadan, iþçi sýnýfýnýn öncülüðü ve devrimci savaþý olmadan devrim zafere ulaþamaz. Bizde devrim, bilinmez bir geleceðin sorunu deðil, bugünün sorunudur. Devrim günceldir. Devrimi güncel olarak, pratik olarak örgütlemek yerine, onu geleceðe ertelemek oportünizmdir, devrime sýrt çevirmektir. Hiç bir þekilde günlük sorunlar ve günlük baþarýlar devrimin önüne geçirilemez. Her ekonomik ve demokratik sorun devrime baðlanmalý, tekelci egemenliði alt-üst etme mücadelesinde birleþtirilmelidir. Devrimci program yaþama geçirmek içindir. Burjuvazi saldýrýlarýný ne kadar artýrýrsa artýrsýn, kitlelerin mücadelesini ne kadar bastýrýrsa bastýrsýn, sonunda zafer emekçi kitlelerin olacaktýr. BÜTÜN ÝKTÝDAR EMEÐÝN OLACAK KÜRT ULUSUNA KENDÝ KADERÝNÝ TAYÝN HAKKI ZÝNDANLAR YIKILSIN, TUTSAKLARA ÖZGÜRLÜK C. Daðlý

3


Yeni Evrede

Sınıflar Savaşı

Mücadele Birliði

ÝÞÇÝ SINIFININ YÜKSELEN DEVRÝMCÝ EYLEMLERÝ 2010 yýlý iþçi ve emekçilerin yaygýnlaþan ve sertleþen eylemleriyle karþýlandý. Geçen yýldan baþlayan, devam eden uzun süreli eylemler, yeni eylemlerin baþlamasýyla daha da çoðaldý. Kamu çalýþanlarýnýn deðiþik alanlarda sürdürdükleri sýk sýk sokaklar ve alanlarda süren eylemleri, birçok belediyede görülen eylemler, tekstilden tersane iþçilerine her alanda yapýlan eylemlerle sýnýf mücadelesinde bazý aþamalarýn katedilmesiyle 2010’a gelindi. Geri bilinç düzeyindeki iþçilerin mücadeleye girip öne çýkmaya baþlamasý, uzun süreli eylemlerle deneyim kazanýlmasý, çatýþmalarda korku sýnýrýnýn aþýlmaya baþlanmasý, birçok iþyerinde komitelerin kurulmaya baþlanmasý, yoðun mücadeleyle geçen süreçte burjuva sendikacýlarýn gerçek yüzünün daha iyi anlaþýlmaya baþlanmasý gibi bir çok geliþme oldu. Son aylardaki ve yeni yýlýn bir aylýk dönemindeki eylemler, geçen yýlýn baþlarýndan beri süren eylemleri aþmaya, daha ileri gitmeye baþladý. Eylemler geniþ katýlýmlý olmasý, yaygýn olmasý, daha kararlý sürmesi ve sertleþmesiyle ileri eylemlerdir. TEKEL iþçilerinin eylemleri, bugünkü sýnýf mücadelesinin niteliðini ve birçok özelliðini ortaya koyarken daha ileri gidilmesi için ne yapmak gerektiðinin de daha açýk görülmesini saðlamakta. Mücadelenin ihtiyaçlarý ve bu dönemin görevleri nelerdir, TEKEL eylemiyle daha açýk olarak ve kendini kabul ettirecek þekilde önümüze çýkýyor. Ýçinden geçtiðimiz süreç, kapitalizmin bunalýmýnýn emekçiler üzerindeki yýkýmýnýn en aðýr bir þekilde yaþandýðý bir süreçtir. Sürekli gasp edilen haklar nedeniyle emekçilerin ücretleri sefalet ve açlýk ücreti halini aldý. Ýþten atýlanlarýn ise yaþamýný sürdürme olanaklarý tümden ortadan kalkýyor. Bu koþullar bu süreçteki eylemlerin, geçmiþteki eylemlerden daha ileri gitmesinin önünü açtý. TEKEL iþçileri Ankara’da eyleme baþladý, sonra polis saldýrýsýna uðradýlar. Saldýrý sonrasýnda dört bir yandan TEKEl iþçileri Ankara’ya eyleme yöneldi. Baþtan iþçiler için olanaklarýný, kapýlarýný kapalý tutan sendikalar, sonrasýnda az sayýda iþçiyi zorunluluktan ve göstermelik olarak destekledi. Eylemlerin önü alýnamayýp her aþamada daha fazla iþçi, daha kararlý olarak eylemlere katýldýkça, sendikacýlar eylemler kendilerini aþýp hiçleþtirdiði için, zorunlu olarak bazý kararlar aldýlar. Bütün büyük iþçi eylemleri gibi bu eylemler de iþçi sýnýfýnýn tabanýndan, yüreðinden gelen eylemler oldu. Sarý sendikacýlara raðmen süren ve yükselen eylemler oldu. Ankara emekçileri de TEKEL iþçilerini sahiplendiler, desteklediler ve sarý sendikacýlarýn dýþlamasýný boþa çýkardýlar. Burjuva sendikacýlýk iþçi sýnýfýnýn yükselen devrimci eylemleriyle teþhir oldu ve teþhir olmaya devam ediyor. Uzun süreli eylemler, sendikacýlarýn sayýsýz oyunlarýyla etkisizleþtirilmeye çalýþýlacaktýr. Ýþçi sýnýfýnýn önündeki en acil görevlerden birisi, burjuva sendikacýlardan ve reformist sendikacýlardan kurtulmak, onlarý aþmaktýr. Her eylem bunu belirli ölçülerde gerçekleþtirse de, hala burjuva sendikacýlar en büyük sendikalarýn baþýndadýr. Bunlar aþýlmadýkça, daima iþçi sýnýfýnýn mücadelesini sekteye uðratacaklardýr. Kapitalizmin içinde olduðu yýkýmýn, halkýn yaþamýndaki etkileri þimdi daha derin ve yaygýn olarak yaþanýyor. Emekçiler yaþam olanaklarýndan yoksun, yaþamdan dýþlanýyor. Yaþama sarýlmak, bunun için mücadele etmek emekçileri kapitalizmin sýnýrlarýna getiriyor. Eskiden iþ için, yaþam olanaklarý için kavgaya giren emekçiler, düzen içinde yarý aç olarak da olsa, az da olsa olanak ve çözümlere ulaþabilirdi. Þimdi bu da yok. Ýþçiler mücadeleye baþlayýnca istemleri sistemin duvarlarýna çarpýyor. Kapitalizmin burçlarýný dýþarýdan döven gülleler, toplar deðil, kapitalizmin içinde, kalbinde yaþanan proleter iç savaþ var. Proletarya kitleler halinde kavgaya yönelirken, sistemle çatýþmaya baþlarken, sermaye sýnýfý bu savaþýn hararetini düþürmesi bir yana, her gün savaþan proleterlerin içine yenilerini katýyor. Her gün çok sayýda proleter iþten atýlýyor. Sermaye sýnýfý çýkmazda, ne yapsa proletaryanýn sistemle çatýþan eylemleriyle karþýlaþýyor. Yaþamdan kovduðu emekçilerle her gün proleter iç

4

savaþýn devrimci ateþine benzin dökerek bu ateþi daha da harlandýrýyor. Proletaryanýn sýnýf kavgasýný daha ileri götürmesi için buna uygun yöntem ve araçlar kullanmasý zorunlu. Öncelikli olarak yapýlmasý gereken, proletaryanýn sýnýf mücadelesini daha ileri taþýmanýn aracý olacak komite ve konseylerin yaygýnlaþtýrýlmasýdýr. Yükselen, sertleþen ve yaygýnlaþan sýnýf mücadelesi, burjuva sendikalarýn ve sendikacýlarýn dizginlerinden kurtulmalýdýr. Mücadelede inisiyatif, komite ve konseylerde olmalýdýr. Ýþçi sýnýfýnýn devrimci yaratýcýlýðý, devrimci kararlýlýðý ve daima sýnýf çýkarlarýnýn belirleyici çizgisinde yürümek, ancak komite-konseylerle saðlanýr. Sermaye sýnýfýnýn saldýrýlarý karþýsýnda yeni tavýrlar belirleyip, karþý taktikleri anýnda devreye sokacak, anlýk tavýrlar geliþtirecek yetenek olduðu gibi, sýnýf mücadelesini sermayenin her türlü terörüne, baskýsýna raðmen sonuna kadar götürebilme yeteneði de komite-konseyler aracýlýðýyla gösterilebilir. Komite ve konseyler ihtiyacýn dayatmasýyla kýsmen oluþturulabildi. Yaygýnlaþan sýnýf eylemlerini kapsayacak nitelik, komite ve konseylerle oluþturulabilir. Her gün sermaye güçleriyle deðiþik boyutlarda, irili-ufaklý bir çok çatýþma, kavga yaþanýyor. Kesintisiz süren eylemler, emekçilerin geniþ kitlelerini olduðu gibi, esnaf ve küçük mülk sahibi kesimleri de etkisi altýna aldý. Bu kadar ileri düzeye ulaþan sýnýf mücadelesi, komite-konseyler aracýlýðýyla niteliðine uygun olarak devam edebilir. Birleþik devrim yükseliþ içinde. Devrimimizin ileri ayaðý olan ezilen ulusun mücadelesi, emekçilerin yükselen devrimci mücadelesiyle bütünleþiyor. Politik bilinci ve devrimci kararlýlýðý yükselmiþ olan Kürdistan proletaryasý, Ankara’da bir aydýr süren eylemlerde, bilinciyle ve deneyimiyle etkili oluyor. Son 20 yýldýr süren kavganýn cesaretini proletaryanýn saflarýnda yaygýnlaþtýrýyorlar. Proletaryanýn bilinci ve kararlýlýðý þovenizmi de yýkýyor. Sýnýf eyleminin þovenizme vurduðu darbeler bile sermaye sýnýfýnýn korkulu rüyalar görmesine yeter. Fabrika kýzý kavganýn baþýnda. Onyýllar boyu TEKEl iþçileri içinde örgütlenme ve mücadelede yerini alan kadýn iþçiler kararlý, cesur tavýrlarýyla bu eylemlerde de yer alýyorlar. Tütün saran eller sermayenin karþýsýna sýkýlý yumruklar olarak dikiliyor. Kadýnlarýn kavgadaki yeri ve etkinliði, o kavganýn ne kadar ileri gidebileceðinin de göstergelerinden biridir. Son dönemde emekçi eylemlerinde TEKEL çalýþanlarý dýþýnda, diðer emekçilerden kadýnlarýn da kavgada etkin olmaya baþlamalarý, devrimin gücünün göstergesidir. TEKEL iþçilerinin eylemlerinin ateþi, kýþýn soðuðunda buz tutan Ankara sokaklarýný ýsýtýyor. Buzlarý eriten kavganýn alevleri sermayenin suyunu ýsýtmaya baþlýyor. TEKEL çalýþanlarýnýn sayýlarý, daðýlýmý, tütün sektörünün geniþ olmasý yüzünden yüzbinlerce esnaf ve tütün üreticisini etkilemesiyle eylemler geniþ yýðýnlarý sürüklüyor. Sadece Ankara deðil, onlarca deðiþik il ve ilçede yapýlan eylemler, tüm emekçileri etkiliyor. Türk sermayesinin baþkenti Ankara’da yükselen bu kavga, dünya proletaryasýnýn, emekçilerinin desteðini de alýyor. Daha ilk ayýnda yüz civarýnda ülkeden destek yardýmlarý, mesajlarý veya heyetleri geldi. Ermenistan’dan Kanada’ya, yakýn ya da uzak ülkelerden emekçiler TEKEL çalýþanlarýyla dayanýþma içinde. Eylem, uluslararasý etki yaratýyor. Ýþçi ve emekçiler kendilerine yönelik sermaye sýnýfý ve onun devletinin yaptýðý her saldýrýya, her hamleye daha güçlü bir karþýlýk veriyor. Sýnýf olarak kavga yükseltiliyor. Saldýrýya uðrayan iþçilere çok sayýda iþçi katýlarak eylemler daha güçleniyor. Sermaye saldýrýlarýna karþý giderek topyekün mücadele yükseltiliyor. TEKEL çalýþanlarýnýn ve diðer emekçilerin eylemlerinin hepsi gösteriyor ki, proletaryanýn mücadelesi büyük bir atýlým ve yükseliþ içerisinde. Burjuva egemenlik sisteminin sýnýrlarý zorlanmaya baþlandý. Proletarya devrimci yýkýcý gücünü gösteriyor. Bu devrimci yýkýcý gücün hedefine varmasý için, her zamankinden daha fazla görev, Leninistleri bekliyor.

156. Sayý / 27 Ocak - 10 Şubat 2010


Yeni Evrede

Faşist Saldırılar

Mücadele Birliði

FAÞÝZMÝN ANLADIÐI TEK DÝL VARDIR Bayramiç, Selendi, Edirne, Erzincan ve diðerleri. Kimi faþist medya marifetiyle þiþirilen, kimi yýðýlan faþist tosuncuklarla, kimi de yöredeki pek çok sýradan insanýn dahi katýlýmýyla gerçekleþen linçler, açýktan katliam giriþimleri, devrimin þanlý yürüyüþünün birer yan ürünüdürler. Birleþip azgýnlaþmýþ bir kaþý-devrim yaratmayan herhangi bir toplumsal devrim örneði bilen var mýdýr? Birincisi Çarlýk rejimini deviren, ikincisi tümüyle kökünden deðiþtiren çifte devrimi baðrýnda saklayan o muazzam 1917 tarihinden sadece birkaç yýl önce, Rusya’nýn azýnlýk halklarýna karþý korkunç katliamlar baþgöstermiþti. Duma oturumunda, Lenin’in kaleme aldýðý bildiriyi okuyan Bolþevik temsilci Muranov, kürsüden þu sözleri haykýrýyordu: “Yönetemiyorsunuz, yalnýzca savaþýyorsunuz.” Bayramiç’ten Edirne’ye, hiçbir sýnýr tanýmayan açýk þiddet ve katliam giriþimleri ne ilkti, ne de son olacak. Ve tüm bu olaylarýn anlamý, tekelci sermayenini artýk yönetemediði, ama yalnýzca savaþabildiðidir. Devrimin durdurulamayan kabarýþý, yükseliþi, kuþatmasý karþýsýnda eli kolu baðlý cennetini kaybetmeyi sakince kabullenen bir burjuva sýnýfý hayal edenler, birden bire her yerde patlak veren linçler konusunda paniðe kapýlýyor ve bu olaylarý devrimin ne kadar güçsüz olduðuna dair o iyice katýlaþmýþ söylemlerine malzeme yapýyorlar. Onlarýn kafasýndaki devrim, pürüzsüz bir yolda ilerleyen, sermaye egemenliðinin karþýsýna tüm halkýn çýktýðý, devrimin öncülerinin topyekün halk sýnýflarýn çýkarlarýný ve yürüyecekleri yolu açýkladýðýnda tüm engellerin ortadan kalkacaðýný düþledikleri sihirli formüllerle doludur. Olur ya, eðer devrimin karþýsýna, sermayenin resmi üniformalýlarý dýþýnda “halk” kitleleri çýkarsa, bunlar ya bizzat polisçe kýþkýrtýlmýþtýr ya da kandýrýlmýþlardýr. Ve devrim konusunda bir kez bile ciddi düþünmeyen kafalarýn ürettiði daha bir çuval dolusu safsata... Oysa hayat

baþka bir yatakta akýyor, pürüzler, kýymýklar, budaklarla dolu bir akýþ yataðý. Karþý-devrimin kalabalýk topluluklarý, bizzat polis tarafýndan örgütlenmemiþ olsalar bile, baðlý bulunduklarý sýnýf çýkarlarý, o çýkarlarýn katý ifadelere büründüðü siyasal ve de kültürel iklim dolayýsýyla, milyonlarca insaný kapsayacak yaygýnlýktadýr. Çöküþün Panik Ataðý Selendi örneðine bakalým. Bu kasabanýn Manisa’daki diðer ilçelerden çok daha yoksul olduðu biliniyor. Üstelik 12 Eylül öncesinde, sol bir yapýnýn hemen tümüyle egemen olduðu Ege kasabalarýndan biridir. Ancak, modern kapitalist sanayi yok, tarým ise özellikle son yýllarda hýzlanan bir çöküþ içindedir. Bir anlamýyla, sanayi proletaryasýnýn etkisinden uzak olan bu kasaba küçük üretici köylülüðün borç bataðý içinde debelenip durduðu, hiçbir çýkýþ yolu bulamadýðý için öfkeli duygularla dolup taþtýðý söylenebilir. Ege, Marmara, Ýç Anadolu bölgelerinde benzer bir tarýmsal çöküþü yaþayan sayýsýz kasaba var. 2008’de patlak veren ve halen süren kriz bu çöküþü hýzlandýrdý ve bunun altýnda kalan gruplarda ertelenemez özlemler, kaygýlar, giderek bastýrýlamayan bir panik ve öfke oluþtu. Lenin savaþ gibi olaðanüstü yýkým dönemlerinde, halk katmanlarý arasýnda üç tür ruh hali oluþtuðunu belirtir: Birincisi, korku ve umutsuzluktur ve genelde dinsel safsatalarý yutmaya hazýr bir kitle yaratýr. Ýkincisi, düþman olarak gördüðü etnik gruplara karþý nefret duygusudur ki bu, özellikle burjuva sýnýfýn kýþkýrtýp yaydýðý, yararlandýðý bir duygudur. Üçüncüsü ise bizzat sermaye düzenine karþý yönelen nefret. Geniþ emekçi yýðýnlar içinde hangi kesimleri, bu üç duygudan hangisinin etkisi altýnda kalacaðý, pek çok etmen tarafýndan belirlenir. Örneðin, sanayi proletaryasýnýn hareketli olduðu yerlerde, yýkým içindeki diðer emekçi kitleler, sermaye düzenine karþý öfke duygusuna eðilimlidirler. Sýnai merkezlerden uzaklaþ156. Sayý / 27 Ocak - 10 Şubat 2010

týkça, dinsel ve þovenist duygularý kabartan zeminin güçlendiðini söylemek mümkün. Bir baþka etken, ekonomik yýkýmýn uzun yýllara yayýlmýþ olmasýdýr. Sonuçta ortaya muazzam sayýlabilecek miktarda sürekli iþsiz kitlesi çýkartmýþtýr. Resmi rakamlar bir yana, çalýþabilecek yaþta olup da iþ bulamayan ya da çalýþmayanlarýn sayýsý, þu an çalýþan kitlelerden daha fazladýr. Peki ama ne yapýyor bunca insan? Pek çoðu düzenin çatlaklarýnda, suça ve ranta dayalý bir çýkar çevresi oluþturmuþ ve lümpenleþmiþtir. Sefaletin körükleyip durduðu fuhuþ, dayanýlmaz bir gelecek kaygýsý altýndaki genç kuþaklarý esir alan uyuþturucu ve her türden malýn kaçakçýlýðý, sahteciliði, vb. bu lümpen tabakalarýn toplumsal etkinliðini sürekli beslemektedir. Lümpen tabakalarýn devrimle çeliþkileri -uzlaþmaz deðilse bile- oldukça keskindir. Toplumsal devrim onlarýn çýkar baðlarýný anýnda kurutacak, alýþtýklarý rantiye yaþamýn kaynaklarýný kesecektir. Büyük kentlerin, sanayi merkezlerinin sefalet yüklü sokaklarýnda boy veren bu lümpen topluluk, özellikle polis örgütlenmesi içinde olmasalar bile, karþý-devrimin bir pençesi olarak karþýmýza çýkacaklar... Sözünü ettiðimiz ekonomik etkenlerin yanýnda, pek çok siyasi ve tarihi nedenlerden ötürü de, karþý-devrimci kitle tabaný bu topraklarda yaygýndýr. Bir yanda ezen ulus, diðer yanda ezilen bir ulus gerçeði kendi egemen ulus avantajlarýndan vazgeçmeyen þovenizme esir bir kitle yaratýyor. “Selendi bizimdir, bizim kalacak” sloganlarýyla azýnlýk Roman mahallesine saldýranlarýn, iþte tam da böyle bir þovenist histeriye esir olduklarý görülebilir. Bu sloganlar, kendilerine doðuþtan verilmiþ olan, hiçbir baltaya sap olamasa bile göðsünde tenekeden bir madalya gibi taþýyýp tükenmiþlik duygusuyla baþedebildiði “egemen ulus olma” konumunun, ayaklarýnýn altýndan kayýp gittiðini güçlü bir þekilde sezinleyen bir güru-

5


Yeni Evrede

Faşist Saldırılar hun sloganlarýydý. Gerçekten de devrimin, ezilen uluslara özgürlük vadeden programýný yürürlüðe koyacaðý zafer gününe yakýnlaþtýðý her momentte, þovenist zehir ile aklý bulanmýþ kalabalýk panik ataklarýný, katliam giriþimlerini daha sýk, daha acý sonuçlarýyla yaþayacaðýz. Örgütlü Silahlý Þiddet Karþý-devrimin kalabalýk kitleleriyle her yerde karþýlaþacaðýz, bundan sonra daha sýk karþýlaþıyoruz. Bu gruplar, öyle rastgele dolduruþa gelmiþ, kandýrýlmýþ, bu nedenle de devrimin haklý söylemlerine aþina oldukça, çözülüp gidecek kalabalýklar deðildir. Faþizmin anladýðý tek dil, örgütlü kitlesel þiddettir. Komintern’den bu yana komünist harekete yol gösteren bu þiar, bir kez daha doðruluðunu kanýtlamaktadýr. Hele ki, artýk iç savaþýn toplumun bütün katmanlarý arasýnda hýzla yayýldýðý, tek tek mahalleler ve neredeyse koca koca þehirlerin bir taraftan

Mücadele Birliði

yana tavýr almaya zorlandýðý koþullarda, karþý-devrimci azgýn kitleler karþýsýna, sadece “tarihsel haklýlýk, yasal meþruiyet” gibi cýlýz silahlarla çýkýlamaz. Son kýrk yýlýn yoðun devrimci tarihi, binlerce kez kanýtlamýþtýr ki, bu topraklarda devrim, büyük kalabalýklarý karþý karþýya getiren bir kutuplaþmanýn eþliðinde, alabildiðine sert, kanlý bir süreç isteyecektir. Hükümetin resmi kolluk kuvvetleri karþýsýnda, topyekün halk sýnýflarýnýn yeraldýðý devrimler, 19. yüzyýlda kaldý. Yüzyýlýmýzýn halk devrimleri, kutuplaþmýþ kitlelerin sokak köþelerini bile paylaþacaklarý kanlý ve uzun bir iç savaþýn sonunda zafere ulaþabilecektir. Özellikle polis tarafýndan örgütlenip kýþkýrtýlmasa dahi, pek çoklarý devrim yürüyüþünün karþýsýna dikilmekten kendilerini alamayacaklar. Tek baþýna ikna yöntemiyle onlarý ikna etmeye soyunanlar, þu politikanýn safdil devrimcileri, umarýz ki, ce-

surca meydan okumalarýn her þeyi çözmediðini öðrenirler. Basýn marifetiyle güçleri olduðundan çok daha fazla gösterilen bu karþýdevrimci güruhun en zayýf noktasý, son derece kaypak ve güvenilmez sýnýflar tortusu lümpenleri içermesidir. Yapýlarý gereði bu lümpen unsurlar, psikopatlýk derecesinde bireyci-egoist kiþiliklerdir. Onlar ancak, bire karþý on üstünlerse ya da panzerlerin gölgesindelerse, devrimin kararlý cesur unsurlarýna saldýrma cesaretini gösterebilirler. Hatýrlanacaktýr. 1999 yýlý baþlarýnda Kürt halk kitleleri “barýþçýl” eylemler için sokaklarý doldurduðunda, bu faþist tosuncuklar “verin bize öldürelim” diye 70’lik analarýmýza saldýrmýþlardý. Kürt halký bir anda “barýþçýl” yöntemi bir kenara koyup, örgütlü ve kitlesel þiddet yoluna baþvurduklarýnda, sokaklarda günlerce bu tosuncuklara rastlayan olmamýþtý.

SARIGAZÝ EMEKÇÝLERÝ: AYAÐA KALK ÝSTANBUL Türkiye’nin dört bir yanýnda devlet, demokratik devrimci ve yoksul halkýn üzerinde baskýsýný ve terörünü arttýrmaya baþladý. Kürt halkýna yapýlan saldýrýlar, devrimci öðrencilere yapýlan baskýlar iþçi sýnýfýnýn yaþadýðý yýkým faþizmin artýk pervasýzca saldýrdýðýnýn açýk açýk emekçi halka göstermiþtir. Bugün Tekel iþçisi baskýya ve kapitalizme karþý ayaða kalktý. Bu sistemin tarihin çöplüðüne göndermek için adým attý. Kapitalizmin mezar kazýcýlarý bugün yine iþ baþýndaydý. Sarýgazi’deki faþist örgütlenmelere karþý “Faþizme Karþý Halk Yürüyüþü” adý altýnda bir eylem düzenlendi. Bu halk yürüyüþ öncesinde mahallenin yoksul emekçi halkýna afiþlerle, bildirilerle, kuþlamalarla ve sesli propaganda ile emekçiler eyleme çaðrýldý ve birebir insan örgütlenmeleri yapýldý. 17 Ocak Pazar günü 16.30’da eylem saatinin gelmesiyle faþistlerin örgütlenmeye baþladýðý Meclis Mahallesi’ndeki Mahsuni Þerif yaya yolunun baþladýðý yerde “Faþizmi Döktüðü Kanda Boðacaðýz” pankartý ve karanlýðý aydýnlatan meþaleleriyle, faþist devlete ve onun kolluk güçlerine meydan okudu. Havanýn soðukluðu ve ilikleri ýslatan yaðmur devrimci halký durduramadý. “Faþizme Karþý Silah Baþýna”, “Faþizme Karþý Ayaða Kalk Ýstanbul”, “Faþizmi Döktüðü Kanda Boðacaðýz” sloganlarýnýn kesilmediði eylemde coþkuluydu. Sloganlarla inleyen Sarýgazi geleceðini ellerine aldý ve ayaða kalktý. Sarýgazi meydanda okunan basýn açýklamasý, sloganlarla ve söylenen Gündoðdu marþýyla yüreðini ve bilincini ortaya koydu. Eylemciler, “Ýþçi, emekçi, öðrenci, iþsiz genç arkadaþ Bu çaðrý fabrikada kolunu kaptýran iþçisinin çaðrýsý Bu çaðrý açlýkta ölen çocuklarýn çaðrýsý

6

Bu çaðrý iþinden atýlan iþçinin çaðrýsý Bu çaðrý köyleri yakýlan sokak ortasýnda vurulan, kaçýrýlýp infaz edilen, saldýrýya uðrayan Kürt Halkýnýn, senin çaðrýndýr” diyerek emekçi halký çoktan çürümüþ olan bu sistemi tarihin çöplüðüne göndermeye çaðýrdý.“Ýþçi, emekçi, öðrenci, iþsiz genç arkadaþ, tüm saldýrýlara karþý ayaða kalkma ve harekete geçme zamaný geldi. Faþist saldýrýlara karþý sessiz kalmak boynumuzdaki zincirleri sýkmaktan baþka iþe yaramayacaktýr. Zincirlerimizden kurtulmak özgürleþmek için ayaða kalkalým faþizme karþý verdiðimiz mücadelede gücümüze güç katalým” Faþizme Karþý Ayaða Kalk Ýstanbul

156. Sayý / 27 Ocak - 10 Şubat 2010

Sarýgazi Mücadele Birliði Platformu


Yeni Evrede

TEKEL Güncesi

Mücadele Birliði

TEKEL EYLEM GÜNCESİ 28. Gün Bugün 11 Ocak Pazartesi. Sabah gazetelerde Adýyaman’da Emek Platformu tarafýndan TEKEL’e destek eylemi yapýldýðý yazýyordu. Hatta bunu ilk iþçiler görmüþ; önceden de söylediðim gibi, iþçiler artýk haberleri, gündemi daha yakýndan takip ediyorlar. Hele kendileriyle ilgili yapýlan hiçbir þeyi es geçmiyorlar. Artýk günlerdir soðukta beklemekten çoðumuzda grip, öksürük, bel aðrýsý vb oluþmaya baþladý. Ama kimsenin morali bozuk deðil. Daha kimseden moral bozucu birþey duymadým. Daha ne kadar sürecek, ne olacak gibi yakýnmalar hiç iþitmedim. Ýþçi sýnýfý iþçi sýnýfý diye boþa denmiyor kitaplarda, romanlarda boþuna anlatýlmýyor , iþte canlýsý burada... Çoðunluk 15’ine geri gelecek þekilde döndü. O nedenle Türk-Ýþ’in önü de biraz azaldý. Tabi fýrsattan istifade, arabalar habire geçmeye çalýþýyor. Tabi kimin yönlendirdiðini söylemeye gerek yok heralde... Ýþçilerde yaþanan deðiþimi daha yakýndan anlamaya çalýþmaya karar verdim. Kendini saðcý olarak ifade eden bir çok iþçi vardý. Ve bugün bu konunun üzerine yoðunlaþtým. Her zaman sohbet ettiðimiz iþçi arkadaþlarla konuþurken, ilk günler kafa tokuþturduðunu gördüðüm MHP’li bir iþçiyi de yanýmýza çaðýrdým. Ve yine AKP’ye oy vermiþ baþka bir iþçiyi... Sohbet Tekel’den baþladý, nerelere kadar gitti. MHP’li iþçiye “sen sað-sol ne biliyor musun” dedim sohbetin bir yerinde, “sen bindiðin dalý kesiyorsun. Sen bir fabrikatör, bir zengin, han hamam sahibi olsan sana demem neden saðcýsýn diye, ama sen alýnterinle çalýþan bir iþçisin, sen de söylüyorsun ilk günden beri bizi hep solcular destekledi diye”. Ýþçi “evet çok desteklediler allah hepsinden razý olsun” dedi. “O zaman bir düþün bir sorgula bu yaþananlarý... Sermayenin dini-ýrký yok... Hepsi hikaye... Hep yabancý ortaklý dev firmalar var, hani bize gelince mi vatan-millet-sakarya... Kendileri Amerikalarda yaþarlar, çocuklarýný okuturlar, yerler içerler, bize gelince 4C”. Ýþçi þaþkýn, biraz da mahçup “evet” dedi... Diðeri de dini yönden AKP’ye kanmýþtý. Ona da en büyük sömürünün dini duygular üzerinden yapýldýðýný söyledim. Kürt bir iþçi beni destekledi ve ekledi “milliyet ve din”. Artý-deðeri anlattým, para için neleri yaptýklarýný, buraya gelen siyasilerin oy için geldiðini, yani siyasi çýkarlarý olduðunu... Kürt iþçilere mesafeli olanlar vardý. Kürt olmanýn bile ikinci planda kalacaðý örnekleri verdim (yanýmýzda Kürt iþçiler de varken) mesela Almanya’da iþçi olsanýz ne farkeder Kürtmüþsün, Türkmüþsün adam ikinizi de sömürür. Kürt iþ-

na “helal olsun” dediler. “Sen de bayaðý güzel konuþuyormuþsun. Sen bu iþi biliyorsun” diyenler oldu. Ýþte bir devrimcinin duyup duyabileceði en güzel iltifatlar iþçi sýnýfýndan duyduðu böyle yalansýz sözler olsa gerek... Akþama doðru Ahmet abi oðlu için TEKEL iþçilerine helva, pilav, ayran getirmiþti. Hemen iþçi arkadaþlarýn da yardýmýyla el birliðiyle daðýtýmý organize ettik. Anonsta da “Poyraz’ýmýz için yemek verildiði” söylendi. Ýþçiler zaten kan verdikleri için ve taziyeye gittikleri için Ahmet abiyi tanýyorlardý. O an bana sanki iþçiler Ahmet abinin acýsýný hissediyor ve hafifletebiliyorlar gibi geldi. Herkes Ahmet abi’nin yanýna gelip baþsaðlýðý diledi. Akþam mum yakma eylemi eþliðinde çayda çýra oyunuyla bitti.

çi “valla burada da önemli deðil, ayný muamele, tek bizi atmýyorlar ya, bak sen de sokaktasýn” (MHP’li iþçiyi göstererek) “demek ki” dedim, “iþçileri ne dilleri, ne dinleri, ne renkleri, ne cinsiyetleri, ýrklarý hiçbirþeyi ayýramaz”. Kürt iþ adamlarýndan da örnekler verdim. “Kürt olmasý bir þeyi deðiþtirmez, zenginse baþka yaþar, seni düþünmez. Yani onlarýn dini de imaný da vataný da paradýr” dedim. Ýlaç tekellerinden örnekler verdim. Zaten ben anlatmadan Kürtler “Ýbrahim Tatlýses neden ziyarete gelmiyor Tekel’i, o da Kürt ama artýk patron olmuþ, bizi unutmuþ” dediler. “Baban da olsa, kardeþin de sýnýf gibi olamaz. Kan baðlarý, din baðlarý, milliyet baðlarý deðil, sýnýf baðlarý bizi birleþtirdi”. Kürt iþçiler “tabi bak biz akrabalarýmýza anlatýyoruz AKP böyle, bizi sokaða atmýþ diye, valla çocuklarýma aylýk para alýyorum, yardým alýyorum, verdiði sürece ben mecbur gene oyumu AKP’ye verecem diyor. Yahu bunu söyleyen benim kanýmdan, ama bak bu bacý 28 gündür bizimle, ne zoru var. Hem buraya ziyarete gelenlerle ne yakýnlýðýmýz var”. “Evet” dedim, “bu eylem bize çok þey öðretti, öðretmeye de devam edecek... Sýnýf baðlarýdýr bizi baðlayan ve zorunluluktur sizi bir araya getiren. Çünkü sermaye ayýrmaz sizi...” Etrafýmýz iki sýra iþçilerle doldu. Herkes merakla dinliyordu. Etkili bir sohbet oldu, çok verimli geçti. MHP’li iþçi sohbet bitip de daðýlmaya yakýn “yahu sen nereden gördün benim kafa tokuþturduðumu” dedi. Ben de “ben görürüm, herþeyi görürüm. ‘Göremeseydim’ buralarda 28 günümü sizlerle geçirmeye gelmezdim”. Bazý iþçi arkadaþlar ba-

156. Sayý / 27 Ocak - 10 Şubat 2010

29. Gün Bugün 12 Ocak Salý. Yine az sayýda Tekel iþçisiyle Türk-Ýþ önünde günaydýnlaþarak ve sabah gazeteleri elden ele dolaþtýrarak baþladý. Çaylar eþliðinde sohbetler baþlamýþtý ki, iþçiler bana “biz meclise gidiyoruz, BDP’yi ziyaret edeceðiz” dediler, “sen de gelir misin?”, “Tabi gelirim” dedim. Ancak þube baþkanlarý aceleyle iþçileri götürünce herkes gidemedi. Gidenler BDP’li vekillerin grup toplantýsýna katýlmýþ, orada baþkanlarýn konuþmalarýný dinlemiþler. bir de BDP’lilerin TEKEL’le ilgili meclise bir dosya hazýrladýðýný ve soru önergesi verdiðini öðrenmiþler. Ayrýca Meclis’te yemek yemiþler. Döndüklerinde yarý þaka yarý ciddi midesi bulananlar oldu. Bunun üzerine “meclis bize yaramýyor, yemekleri midemizi bozdu” dediler. Biz meclise gidemeyenler ise Canlar Tiyatrosunu’nun bir oyununu izledik. Oyun, köylülük aðalýk vb üzerinden günümüze ýþýk tutuyordu. Oyun hem politik açýdan, hem de oyunculuk açýsýndan çok iyiydi. Dekorlarýný getirmiþlerdi, kýsa provadan sonra bize oynadýlar. Ýzlerken gülmekten gözlerimizden yaþ geldi. Hatta meclise gidenlere valla kaçýrdýnýz dedik. Oyuncularý tebrik ettik. Onlar da 15’inde oturma eyleminde de yanýmýzda olacaklarýný söylediler. Oyunun sonunda iþçiler “Yaþasýn Sýnýf Dayanýþmasý” sloganlarý attýlar. Bugün ayrýca bir el ilaný daðýtýldý. Türk-Ýþ Cumartesi günü 16 Ocak’ta saat 10.00’da Gar’dan baþlayacak bir yürüyüþle saat 12.00’da bir miting düzenleyecek. Gündemi çok çeþitli, ancak TEKEL’in etkisi fazla... Ýþçiler aralarýnda “iyi, iyi” dediler. “Cumartesi-Pazar oturma eylemimize destek çok olur, þöyle bu sokaða sýðmayýp taþalým ki etkimiz olsun” dediler... Akþama doðru Yol-Ýþ baþkanlar kurulu el-

7


Yeni Evrede

TEKEL Güncesi lerinde karanfillerle ziyarete geldiler. Yanýmýzda olacaklarýný ifade eden konuþmalarý ardýndan baklava daðýttýlar. Ýþçilerden biri hemen bana bir karanfil getirdi verdi. Dün konuþtuðum saðcý iþçi, “ne güzel çiçekmiþ” dedi, ben de “bu solcularýn sembolik çiçeðidir, kýrmýzý karanfil” dedim. Sonra “öðren bunlarý, öðren” dedim güldüm. “Valla sen beni solcu yapacaksýn” dedi o da güldü. Akþam Eðitim-Sen’li kadýnlar yine sadece kadýnlarý yemeðe götürdüler. Hatta biz yemeðe giderken erkek iþçiler yarý þaka yarý ciddi, “siz feministlik yapýyorsunuz sýnýfý bölüyorsunuz” dediler. Ben “valla sizsiz boðazýmýzdan geçmiyor ama ne yaparsýn” dedim güldüm. Neyse gittik. önce hazýrladýklarý videoyu izlettiler, ardýndan hamuriþi bir sürü çeþit yiyecek getirdiler. Çýkarken teþþekkür ettik ve biraz da yanýmýza poþetle alabilir miyiz diye sorduk, tabi ki dediler. Poþet poþet aldýk. Varýnca “iþte” dedik, “alýn bakýn biz sizi de düþünüyoruz” hepsi iþtahla yedi ve mutlu oldular. Bir gün daha böyle güzel paylaþýmlarla bitti. 30. Gün Bugün 13 Ocak Çarþamba sabah gazetede bir iþçi arkadaþýn üniversitede okuyan kýzýnýn mektubu çýktý, oldukça güzeldi. Yazýda babasýnýn TEKEL’de çalýþtýðý süre boyunca oradan oraya gönderildiðini, bu nedenle babasýz büyümek zorunda kaldýklarýný, þimdi de özlük haklarýnýn elinden alýnmaya çalýþýldýðýný yazmýþ. Oldukça güzel ifade etmiþ yaþananlarý. Sadece okul harcýna bile 4C ile önerilen maaþýn yetmeyeceðini, yani TEKEL iþçilerine “çocuklarýnýzý okutmayýn” dendiðini de yazmýþ. Sabah gazetelerimizi okuduðumuz yerde, anons geldi: “Yiðit TEKEL iþçileri bu tarafa doðru gelin, Mersin Emek Platformu’ndan emek dostlarý yanýmýza geliyor.” Anonstan 2 dakika sonra sýrtlarýnda çuval çuval portakallar, limonlar geliyorlar. Alkýþlarla, sloganlarla geldiler. Kýsa bir konuþma yaptýlar. Ve Mersin Emek Platformu’nun sevgi selamlarý yaný sýra portakal limonlarýný da gönderdiklerini söyledi. Hasta olmamamýz ve C vitamini depolamamýz için bulunmaz fýrsattý. Aman tanrým kaç tane soyuldu kaç tane yedik haddi hesabý yok. “Yeter yemeyeceðim” diyorum yine biri soyuyor “al, al” diyor. Bari limon vermeselerdi. Öyle ekþiydi ki! Ama hepsini yedik. Ýþçilere “hayatýmda hiç bu kadar çok portakal yemedim” dedim. Ama yarýsýný býrakýn çeyreðini bile bitiremedik. Daha da bir sürü varmýþ. Neyse ardýndan Saðlýk Bakanlýðý’nýn önünde basýn açýklamasý yapýlacaðýný ve desteðe gideceðimizi anons ettiler. TEKEL iþçilerinin büyük bir bölümü, kadýnlar önde erkekler arkada sloganlarla baþladýk yürüyüþe… Güzeldi, çünkü günlerdir sokak içine sýkýþmýþtýk. Pasýmýzý attýk. Eylem bize can kattý. Hem de Abdi Ýpekçi’ye gitmiþtik anýlarýmýz canlandý. Herkes elinde limonlar, “hazýrlýklý geldik” diye polislere gösteriyordu. Limona da artýk limon denmiyordu. Ýþçiler limona “gazsavar” adýný takmýþlardý. 15 dakika-

8

Mücadele Birliði

da yayýldý, herkes “gazsavar versene” falan demeye baþlamýþtý. Abdi Ýpekçi’de sloganlar deðiþti. “Burasý Ankara buradan çýkýþ yok”, “Ýþçiye uzanan eller kýrýlsýn” sloganları atýldý. Saðlýk emekçileri gelirken “iþçi memur el ele genel greve” sloganlarý yükseldi. Türk Tabiler Birliði bayraklarý, Dev-saðlýk iþ ve daha bir çok saðlýk emekçisinin bayraklarý dövizleri vardý. Sloganlarý güzeldi: “AKP saðlýða Zararlýdýr”. Önce Saðlýk Bakanlýðý önünde açýklamalar yapýldý. Oradan onlarla birlikte Türk-Ýþ’in önüne gittik. Orada da TTB baþkaný Gencay Gürsoy ilk konuþmayý yaptý. Konuþmasýnda destek ve klasik þeylerin dýþýnda “açlýk grevi ölüm oruçlarý eylemlerini biz doðru bulmuyoruz, karþýsýndayýz ama sizi buna zorlarlarsa yanýnýzda olacaðýz, yardýmlarýmýzý sunacaðýz” dedi. Hatta “ölmek var dönmek yok” sloganýný da “ölmek de yok dönmek de yok” diyerek deðiþtirmeye çalýþtý. Ama iþçiler yine bildikleri gibi attýlar. Ardýndan Dev-Saðlýk Ýþ baþkaný Arzu Çerkezoðlu konuþma yaptý. Konuþmasýnda “yeni yýla nasýl girilirse öyle devam edermiþ ya, bu seneye iþçi eylemleriyle girdik, sizler de burada yeni yýla mücadeleyle girdiniz, 2010 iþçi ve emekçilerin mücadele yýlý olarak geçecek” dedi. Sonra da saðlýk emekçileri sendikasý baþkaný Bedriye Yorgun bir konuþma yaptý. Çok güzel ve ajitatif bir konuþma yaptý. Bedriye Yorgun, saðlýktan ulaþýma, eðitimden ilaç sanayiye özelleþtirmelere deðindi. Ayrýca iþçilerin emekçilerin sorunlarýna da temas ederek can alýcý noktalardan örneklerle kitleyi hem bilgilendirdi hem coþkulandýrdý. Ayrýca Cuma oturma eylemimize ve Cumartesi mitingimize katýlacaklarýný da söylediler. Bugün Türk Kadýnlar Birliði kumanya getirdi. Ancak yetersiz kaldý. Bu arada Ankara’da ne çok feminist örgütlenme varmýþ, hemen her gün bir çeþidi geliyor. Bunun bir nedeni de akademisyenlerin, bürokratlarýn, memurlarýn çok sayýda olduðu bir kent olmasýndan kaynaklaný-

156. Sayý / 27 Ocak - 10 Şubat 2010

yor olabilir. Neyse bugün liseli örgütler de arka arkaya ziyarete geldiler. Ýþçiler onlarý çok seviyor, hele ki bir sloganlarý var. Ellerini deli iþareti yapar gibi ampul tayip yapýyorlar. Ýþçiler çok zevk alýyor bu oyundan… Günün en önemli olayý ise ilkin kulaktan kulaða yayýlan, sonra televizyonlarýn da vermeye baþladýðý büyük bir eylem gerçekleþtirildi. Ýzmir TEKEL iþçilerinden 500 iþçi, BostancýKonak vapurunu iþgal ederek saatlerce vapurdan inmediler. Vapura pankartlarýný da asmýþlardý. Hem de bir tane deðil. Hepsi coþkulu ve öfkeli görünüyordu. Yalnýz ilginç olan, o kadar ýsrar etmemize raðmen anons ettiremememiz oldu. Daha önceki eylemler, býrakýn anons edilmeyi, sinevizyondan bile izletilmiþti. Ne olmuþtu da þimdi bir eylem, hem de 500 iþçinin yaptýðý bir eylem anons edilmiyordu. Anlaþýlan valinin tehditleri bazýlarýný ürkütmüþtü. Ýþçilerin bugün keyifleri yerindeydi, kimse artýk onlarý durduramazdý. Bugün bir þeyler döndüðü belliydi çünkü Türk-Ýþ binasýna Mustafa Kumlu, Bayram Meral ve daha bir çok baþkan vb geldi gitti. Ama ne konuþtular, ne planlýyorlar belli deðil. Yakýnda kokusu çýkar ortaya… Bu arada bugün sivil polislerin de etrafýmýzda fazladan mesai yaptýklarý ve kulaklarýnýn sýnýrlarýný zorladýklarý da gözümüzden kaçmadý. Günü Eðitim-sen’in ziyaretiyle tamamladýk. Yine yanlarýnda kutu kutu yiyecekle gelmiþlerdi, bir de baklava tabi… Böyle giderse biz burada kilo alacaðýz doðrusu… Bugün gelenimiz gidenimiz çoktu. Böyle olunca moraller yüksek oluyor. Ama en coþku verici Ýzmir’in eylemiydi… Ýzmirli TEKEL iþçileri gururluydu arkadaþlarýyla, daha bir mutluydular… Ve geri sayým baþladý, yarýn akþam kritik gün, tüm illerden yola çýkýlacak. Yollarý tutabilirler. Ama gelinecek, eylem daha da güçlenecek… Biz de en az TEKEL iþçisi hevallerimiz kadar heyecanlýyýz. 31. Gün 15 Ocak’a girmeye hazýrlanan iþçiler, yavaþ yavaþ þehirlerinden dönmeye baþladýlar. Asýl yarýn baþlayacak dönüþler iþçileri heyecanlandýrýyor. Sabah bir kadýn bir iþçi, yazdýðý bir þiiri, iþçi arkadaþlarýyla ses aracýndan seslendirerek paylaþtý. Çok güzel duygularla yazýlan þiir bayaðý alkýþ aldý. Öðlene doðru kitle örgütlerinin destek ziyaretleri gelmeye baþladý. Bu kez Avrupa dan gelen Almanya ve Fransa’dan gelen gýda sendikalarý baþkanlarý iþçilerin arasýndaydý. Direniþin Enternasyonal bir boyut almasý, mücadelenin niteliðini artýrýyor. Sendika baþkanlarý birer konuþma yaparak iþçilerle duygularýný paylaþtýlar. “Þimdi biz sizlerden ayrýlacaðýz ama bilin ki ülkelerimize döndüðümüzde, sizin burada verdiðiniz mücadeleyi anlatacak, elimizden geldiðince destek olacak, enternasyonal dayanýþmayý büyüteceðiz” dedi. Almanya’dan gelen bir diðer konuk Zeynep, konuþmasýnda “kapitalizmin insana vereceði açlýktan yoksulluktan iþsizlikten baþla bir


Yeni Evrede

TEKEL Güncesi

Mücadele Birliði þey yoktur, onun temel amacý kardýr. Bizler iþçiler olarak ancak o özgür dünya hayalini kurduðumuz, iþsizliðin, açlýðýn, yoksulluðun, ýrk, dil, din ayrýmýnýn olmadýðý tek gerçek sosyalizmdir, yaþasýn sosyalizm, yaþasýn sosyalizm” dedi. Ýþçiler daha sonra Nazým Hikmet’in “Güneþi Ýçenlerin Türküsü” þiirini okuduktan sonra, büyük bir coþkuyla ve iþçilerin sevgisiyle karþýlaþtý. Öðleden sonra Avrupa’dan gelen sendikacýlar iþçilerle sohbet edip vedalþtýktan sonra, TEKEL iþçileri için valilik önünde bir basýn açýklamasý yaptýlar. Öðleden sonra Alternatif Sanat Kurumu iþçileri ziyaret edip þarkýlarýný þiirlerini paylaþtýlar. Her gün slogan ve ziyaretçileri aðýrlamak için kullanýlan ses aracýndan dikkat çekici bir konuþma yapýldý. Konuþmada “sayýn baþkan 6 ay önce ayaklar baþ olursa kýyamet kopar demiþtin, þimdi ayaklar Türkiye’nin her tarafýndan Ankara’ya baþ olmaya geliyor” dendi. Türk-iþ’in aldýðý eylem kararlarýndan miting kararý valiliðin güvenlik sorununu göstererek 1 gün ertelendi. Cumartesi olacak miting, ayný saat ve yerde Pazar günü yapýlacak. Destek ziyaretleri devam ederken Ankaragücü taraftarý iþçileri ziyaret etti. Ýlginç bir sloganlarýyla katýlan Ankaragücü taraftarlarý iþçilerin çok hoþuna gitti. Ankara halkýnýn da bir günden itibaren eyleme ilgisi ayný ilgiyle sürüyor. Bugün iþçileri lise öðrencilerinden emekli öðretmenine kadar baðýmsýz insanlar iþçilerin yanýna gelip sohbet ettiler. Akþama doðru üniversiteden araþtýrma bölümünde olan öðrenci ve memurlar eylemi destekleyerek “KESK, DÝSK ve Türk-Ýþ’in baþkanlarýný genel grev kararý almalarý için çaðrýda bulundu. Eðer bu çaðrýda olmayacaklarsa lütfen iþçilerin önünden çekilip iþçilerin önünde köstek olmasýnlar” dedi. Yarýn oturma eylemine ve diðer eylemlere enerji depolamak için iþçiler kaldýklarý yerlere akþam saat 21.00’e doðru alandan ayrýlmaya baþladýlar. Yarýn iþçiler için büyük bir gün olacak hem 12 bine yakýn iþçi arkadaþlarýný beklemeye koyuldular, hem de eylem günlerine hazýrlanýyorlar. 32. Gün 15 Ocak Cuma günü, sabah erkenden Türk-Ýþ’in önüne gittik. Hepimiz heyecanlýydýk, çünkü bugün önemli günlerden biriydi. Tüm illerden Tekel iþçileri Ankara’ya geliyordu. Vardýðýmýzda Türk-Ýþ’in önünde, içinde ve çevre sokaklarda adým atýlacak yer kalmamýþtý. Her yer Tekel iþçisi doluydu. Bavulunu alan gelmiþti. “Biz buraya dönmeye deðil hakkýmýzý almaya geldik” diyorlardý. Tüm televizyon kanallarý výzýr výzýr röportajlar yapýyor, bavullarý (iþçilerin eylemin daha süreceðine dair kararlýlýklarýnýn göstergelerini) görüntülüyorlardý. Herkes kat kat giyinmiþti. Ayakkabýlarýnýn içine poþet geçirmiþlerdi. Kameralar bu görüntüleri kaçýrmýyordu. Kimisi bidon peynirle gelmiþ, kimisi çocuðunu kucaklayýp gelmiþti. Bu arada hükümet yanlýsý basýn da yeme-

miþ, içmemiþ Tekel iþçilerinin bazýlarýnýn ýsýnmak için girdikleri kahvede kaðýt oynamalarýný çekmiþ. Bu konu üzerine uyarý anonslarý yapýldý. Bugün Kamer Genç’ten DÝSK Genel Baþkaný Süleyman Çelebi’ye, KESK Baþkaný Sami Evren’e kadar birçok isim Türk-Ýþ’e gelmiþti. TMMOB, TTB vb. baþka temsilciler de vardý. Hepsi konuþma yaptýlar. Özellikle Süleyman Çelebi destek mesajlarýnýn yaný sýra “Alacaðýnýz herhangi bir genel grev kararýný da destekleyeceðiz” dedi. Sami Evren, politik ve sorunu daha genelleþtiren bir konuþma yaptý. “Biz buraya desteðe gelmedik. Sizin sorununuz zaten bizim sorunumuz. O nedenle biz buraya mücadeleyi birleþtirmeye geldik” þeklinde konuþtu. Konuþmasý sýk sýk alkýþ ve sloganlarla bölündü. Bugün yine birçok dergi çevresi ve siyaset de Tekel iþçilerini ziyarete gelmiþti. Bizler de Mücadele Birliði Platformu olarak “Dünya Emeðin Olacak” yazýlý “Mücadele Birliði” imzalý pankartý astýk. “Ýþçiler Birleþin Sosyalizm Ýçin Savaþýn” yazýlý ve DÝK imzalý pankartla ve bayraklarla destek ziyaretinde bulunduk. Ýzmir, Ýstanbul ve Ankara’dan yoldaþlar her biri iþçilerle tanýþarak ertesi günün sabahýna kadar süren sohbetlere baþladýlar. Bu arada Türk-Ýþ yöneticilerinden Mecit Amaç, bizim emekli bir Tekel iþçisi olan yoldaþýmýzý tanýyor ve “sosyalizm” kelimesini kastederek diyor ki: “Bu pan-

156. Sayý / 27 Ocak - 10 Şubat 2010

kart hiç buraya yakýþýyor mu?” Ýþçi yoldaþ da “Mecit, sen Ergenekoncusunu, MHP’lisini, dincisini, herkesi, her þeyi buraya yakýþtýrýyorsun da iþçilerin kurtuluþu olan sosyalizmi mi buraya yakýþtýramýyorsun?” diyor. Tüm gün o kadar çok insanla sohbet ettik ki, artýk akþam olduðunda çoðumuzda hal kalmamýþtý. Medyanýn çok yoðun ilgisi vardý. Onlarca kamera etrafta dolaþýyordu. Özellikle çoklarý olanlarý çekiyorlardý. Akþam olduðunda herkesi bir tabure, bir sandalye bulma telaþý almýþtý. Ýþportacýnýn, seyyar satýcýnýn haddi hesabý yoktu. 5 sokaðýn tüm kaldýrýmlarýnda iþçiler oturmuþ, battaniyelere sarýnmýþ, kimisi sohbet ediyor, kimisi türkü söylüyor, kimisi çay içiyordu. Ziyarete gelen gençler ve dergi çevreleri iþçilerle kaldýrým dýþýndaki sokak aralarýnda kimi horon tepiyor, kimi halay çekiyor, kimi slogan atýyordu. Bu arada Ýstanbul’dan gelen Grup Emeðe Ezgi üyeleri iþçilerin bulunduðu birçok yerde müzikleriyle iþçilerin morallerini yüksek tuttular. Tam 32 gün olmuþtu ve benim gördüðüm görüntüler sanki devrim olmuþ hissi yaratýyordu. Devrimcilerle iþçiler el ele, kol kola, omuz omuza þarkýlar söylüyor, sohbet ediyor, birlikte uyuyordu. Þöyle bir sokaklarý dolaþtýðýmda sanki her sokakta ayrý bir ilde farklý bir kültürle iþçiler kendilerini ifade ediyor, kimi kolbastý oynuyor, kimi darbuka çalýyor, kimi tenekede ateþler yakmýþ ýsýnýyordu. Hepsi ayrý bir dünya, hepsi ayrý bir kültürdü. Ve birlik olduklarýnda dünyayý deðiþtirme gücüne sahiptiler. Birçoðu hayatlarýnda böyle eðlenmemiþtir. Birçoðu böyle kadýnlý-erkekli politik sohbetler etmemiþtir. Tabii bu gençler ve devrimciler için de geçerli. Her gün olduðu gibi bugün de birçok aile aramýzdan yorgun ve hasta olanlarý evlerinde misafir etmek üzere almaya gelmiþlerdi. Bu güzel bir dayanýþma örneðiydi. Hiç tanýmadýðýnýz bir insanýn evinde kalmak ancak proleter (iþçi sýnýfý) kültüre ait deðerler olabilir. Bu arada karþý devrim güçleri de saðda solda sürekli çekimler yaparak içlerine sindiremedikleri bu görüntüleri fotoðraf karelerine sýðdýrmaya çalýþýyorlardý. Gecenin en önemli gerçeði havanýn çok soðuk oluþu ve kat kat giyinmemize, battaniyelerimize raðmen donmamýzdý. Bense 32 gün sapasaðlam bilfiil ayakta geçirmeme raðmen bu akþam kendimi yorgun, halsiz kýsacasý hasta hissediyordum. Gece ancak 03.00’e kadar sokakta dayanabildim. Birçok iþçi kadýn gibi ben de sýcak bir yerlerde birkaç saat uyumaya gittim. Herkes dönüþümlü olarak birkaç saat uyumaya gitti. Sabaha kadar hiç uyumayanlarý ise sabah bizler alana gittiðimizde dinlenmeye gönderdik. Sokaklar akþamdan kalma küllerle ve kartonlarla doluydu. Muhteþem bir geceydi… 33. Gün 16 Ocak Cumartesi günü oturma eylemimizin ikinci günü idi. 1. günün yorgunluðu ve uykusuzluðu ve soðukta kalmanýn verdiði hal-

9


Yeni Evrede

TEKEL Güncesi sizlikle güne baþladýk. Bu arada iyiden iyi þifayý kapmýþtým. Türk-Ýþ için bu eylemde gönüllü doktorluk yapan ve iþçileri muayne eden doktora ben de göründüm. Bademciklerim þiþmiþ, bir ilaç verdi. “Ýki gün bunu kullan hala devam ederse anti-biyotik baþlarýz” dedi. Muayenenin yapýlýþ þeklinden doktorun özverili sol kültüre sahip bir kadýn olduðu belli oluyordu. Sanki annemiþ gibi ona naz yaptým. Ýlaçlar da ücretsizdi. Tabi ki tek hasta ben deðildim, “revir” dediðimiz toplantý salonunda onlarca iþçi sýrada bekliyordu. Herkesin hemen hemen ayný hastalýktý. Herkes günlerdir soðukta beklemekten slogan atmaktan fiziksel direncini yitirmeye baþlamýþtý. Sabah 07.00’den itibaren yine iþçilerle birlikte kahvaltý eþliðinde sohbetler baþlamýþtý. Ýki tane baþörtülü, Hatay Yayladað’dan bayanla sohbet ederken, içimden tam “iyi gidiyor” diyordum, iþ Kürtlere gelince gene þöyle söylediler “Habur sýnýr kapýsýndan girenlere bile böyle vicdansýz davranmadýlar”. Artýk bu sözler klasik olmuþtu. Birçok konuda yol alan TEKEL iþçileri, iþ Kürtlere gelince çok geri düþünebiliyorlardý. Ama onlara kýzmýyordum, çünkü bu tarz düþünceleri onlarýn kafasýna iþleyen ziyarete gelen MHP, CHP ve ÝP gibi þovenistler oluyordu. Bugün çadýrlar daha da konforlu hale getirlidi. Bir iþçi arkadaþ, bizden bir hemþehrisini bulunca olanaklarýný bizimle paylaþtý. Restore edilmekte olan yakýnlardaki bir binanýn çevresinden tahta parçalarý topladýk. Ýnþaat iþçileri o sýrada binaya izolasyon yapýyordu. O izolasyon köpüklerinden istedik, önce yasak dedi. Sonra “biz TEKEL iþçisiyiz, kimse görmedi varsay” dedik. Aþaðý üç dört tane attý, teþekkür ettik. Bu durumlarý statüsünü kullanarak iþ yapan mesleklere benzetim. TEKEL iþçisiyiz dedikçe her kapý önümüzde açýlýyordu. Sanki sihirli bir sözdü. Ýnsanlarý ne kadar etkilediðimiz buradan iyi anlaþýlýyor. Topladýklarýmýzý Sakarya Caddesine götürmemiz zor oldu. Çünkü öyle bir kalabalýk vardý ki, elimizdekilerle geçmemiz zor oluyordu. O gece altýmýza izolasyon köpüklerini serip odunlarý da yaktýk. Düne göre çok daha rahatý diyebilirim. Sohbetler sýrasýnda iþçiler komik anýlarýný anlatýyordu. Bir tanesi çok komikti, hikaye þöyle: iki kadýn TEKEL iþçisi zar zor fabrikaya girdiklerinde, onlar iþe aldýran tanýdýklarý demiþ ki “sakýn Kürt olduðunuzu belli etmeyin” onlar da olabildiðince dikkat ediyorlarmýþ. Bir gün müdürle sendika yönetiminden bir sendikacý görüþüyorlarmýþ. Ýþçi iki kadýn vardiyalarýný ayarlatmak için odaya girmiþler. Bir süre konuþtuktan sonra sendikacý onlara masa altýndan zafer iþareti yapmaya baþlamýþ. Ýþçilerden biri diðerine sesizce “yahu bu nerden biliyor bizim Kürt olduðumuzu, baksana zafer iþareti yapýyor” derken diðeri iþçinin cebi çalýyor, telefon müziði Kürtçe. Ýyice panikliyorlar, sonra dýþarý çýktýktan sonra yüzleri bembeyaz, hapý yuttuk diye düþünüyorlar. Arkalarýndan sendikacý çýkýyor. “Size kaç kere ikinci vardiyayý isteyin di-

10

Mücadele Birliði

ye iþaret ettim. Niye söylemediniz” diyor. Tabi o anda bizim iþçi kadýnlarý bir gülme alýyor. Yine bir iþçi arkadaþ bir gün kahvede otururken çaycýdan iki çay istiyor. O anda orada geçmekte olan bir devriye aracý bunu görüyor. Ve içeriye dalarak soruyor “sen ne yapýyorsun öyle!” Ýþçi soruyor “ne yapýyorum ki”. Bir süre sonra meselenin özü anlaþýlýyor. Parmaðýyla yaptýðý iki iþareti polisleri iþkillendirmiþ. Neredeyse karakola götürülüp vatandaþ muamelesi görecekmiþ. Bugün yine kalabalýk çemberlerin içinde Ýstanbul Üniversitesi ÖKM Sahnesi oyun sergiliyordu. Gürültüden konuþmalarý ancak yakýndan izlerseniz duyabiliyordunuz. Ama oyun komikti, ben bir kýsmýný izledim. Bir fabrikada iþçilerin baþýndan geçen komik olaylarý düþündürerek anlatýyordu. Benim izlediðim kýsýmlarda en çok alkýþ alan yerler patronun iþçilerden dayak yediði anlar oldu. Gelen bir çok siyasetin yanýsýra BDP baþkaný da aramýzdaydý. Büyük bir ilgiyle karþýlandý. Tüm çadýrlarý gezdi, iþçilerle konuþtu. Ziyareti olumlu geçti. Bizden de Ýzmir Ayýþýðý Sanat Merkezi TÝyatro Atölyesinden bir arkadaþýmýz þiir dramasý yaptý. Sesizlik olabilmesi için gecenin ilerleyen saatlerinde oynadý. Yine Ayýþýðý Müzik Grubu Emeðe Ezgi, öðleden sonra anons edilerek bir kaç parçayý iþçilerle paylaþtýlar. Bugün ayrýca Grup Yorum da parçalarýyla desteðe gelmiþti. Her bir siyasi çevre bir çadýrýn baþýný tutmuþ. Kimi iþçilere baðlama çalýyor, kimi sohbet ediyor, kimi tiyatro yapýyor. Tam bir panayýr havasý... Herkesin morali çok yüksek, herkes maharetlerini iþçilere gösterebilmenin onlara bir þeyler verebilmenin derdinde. Zaten baþýndan beri her siyasetin daðýttýðý bildirileri tek tek toplasak Kapital kalýnlýðýnda olurdu. Öylesine politik ve eðlenceli bir ortam...

156. Sayý / 27 Ocak - 10 Şubat 2010

O gece en çok, “yarýn miting kaç kiþi gelir” üzerine konuþuluyordu. Açlýk grevi ve ölüm orucu eylemi için iþçiler, “bu ne yahu biz cezaevinde miyiz, elimiz ayaðýmýz tutuyor, niye açlýk grevi yapýyoruz?” diye söyleniyorlardý. “Sýrf süreci uzatmak, bizi oyalamak ve güçten düþürmek için” diye yorumluyorlardý. “3 gün yap grevi, bak veriyor mu özlük haklarýmýzý vermiyor mu” gibi düþünceler konuþuluyordu. . Akþam kadýn iþçilerle güzelleþtirdiðimiz çadýrýmýzda yanyana oturduk. Çektik battaniyeleri, çok güzel ýsýndýk. Yani çok güzel dediysem düne kýyasla... Biz öyle sohbet ederken bir aile geldi. Bizlere evde çay yapýp termosla getirmiþler. Ayrýca battaniye ve bir mont da getirmiþlerdi. Hemen kaynaþtýk. Bayan akademisyenmiþ. Eþi de güzel baðlama çalabiliyormuþ. Hemen verdik eline baðlamayý, güzel türküler eþliðinde eðleniyorduk ki, bir kaç kadýn iþçinin gözlerinden boncuk boncuk yaþlar döküldüðünü gördüm “ne oldu þimdi niye aðlýyorsunuz yoksa yine çocuklarýnýzý mý özlediniz” dedim. Ýlkin söylemediler. Sonra o aile gidince biri, “insanlarýn bize birþeyler getirmesi böyle sahip çýkmasý öyle içime dokunuyor ki” dedi. “Ýnsanlar iþten çýkýyor, buraya geliyor, bize çay çorba yiyecek getiriyor. Bu nasýl bir insanlýk, biz böyle þeyler görmemiþiz, alýþkýn deðiliz” dediler. Bu sefer de ben duygulandým. Yani çok duygusal anlar yaþadýk. Ben sonunda dedim ki “Tarih yazýlýyor Tarih” 34. Gün Bugün 17 Ocak Pazar, yine önemli günlerden birindeyiz. Dün gece, daha doðrusu sabah 05.00’te yattým, yine 07.00’de uyandým. Niye mi? Çok þarký söyledik, çok sohbet ettik ve bu günleri bir daha mý bulacaðýz diye oturduk. Ama bugün sabah miting için erkenden kalkýp herkes hazýrlandý. Çorbalarýmýzý Eðitim-Sen verdi. Saat 10.30 gibi kortejler yapýldý ve kadýnlar önde, erkekler arkada yürüyüþ baþladý. 34. günümüzdeydik ve kortejler daha düzenli yapýlabiliyordu. Ayrýca kadýnlarýn da görevlileri ve slogancýlarý kadýndý. “Vay be” dedim sonunda. Yine sloganlarla ve coþkulu baþladýk yürüyüþe. Bu arada biz 34 gündür iþçilerle olduðumuz için mitinge de Mücadele Birliði Platformu ile deðil, iþçilerle katýldým. Bu benim için bir ilkti. Hiçbir teknik vb sorumluluðum yoktu. Tüm dikkatimi iþçilere ve onlarýn tepkilerini yönlendirmeye ayýrmýþtým. Sýhhýye zaten yakýndý. Hemen vardýk. Devasa bir ses düzeni ve sahne kurulmuþtu. Ýlk ilginç ve düþündürücü görüntü, Türk Metal-Ýþ’in alanda iki kiþiden birinde Türk bayraðý olan kortejindeydi. Adeta onlarý sahneye emniyet sübabý gibi yerleþtirmiþlerdi. Tabi alana giren TEKEL iþçilerinin ellerine onlarca Türk bayraðý tutþturdular. Ben de yüksek sesle söylenmeye baþladým. Niye Türk bayraðý taþýyoruz, sanki 23 Nisan, biz Yunanlýlara karþý mý savaþýyoruz ki falan diyebildim. Geri bir nokta, evet, ama dozu tepkileri ölçerek artýracaktým neyse... Sonra alanda bizi, yani TEKEL iþçilerini sahnenin sað köþesine


Yeni Evrede

TEKEL Güncesi

Mücadele Birliði kenara sýkýþtýrdýlar. Yani mitingin vesilesi biziz, ama bizi eðreti bir yere koyuyorlar. Tek Gýda Ýþ’in spikerini, Gürsel abiyi hiç konuþturmuyorlar. Her konuþtuðuna karýþýyorlar. Türk Ýþ’in sunucusu olabildiðince geri konuþmalar yapýyor. Atatürkçü Düþünce Dernekleri CHP vb orada en önde. Sunucu saygý duruþu yaptýracak herkesi saydý. Polis kardeþlerimiz deyince ben dayanamayýp “bir de bize saldýrdýklarý için teþekkür edelim bari” dedim. Tepkileri ilgi görüyor, ama herkes sonucu beklediði için herþeyi sineye çekiyor gibiydi. Onur Akýn bir iki parça söyledi gitti. Sunucu “telefon dinleyeceklerine iþçiye kulak versinler” deyince AKP CHP üzerinden dönen ama özünde sermaye savaþýmýnda TEKEL’i kullanma hesaplarý ortaya çýktý. Neden tek suçlu AKP olsundu ki, hepsi al birini vur ötekine misaliydi. Bu arada ben de ilginç dövizleri not aldým, þu iki döviz ilgimi çekmiþti. “Önce mücahittiler sonra müteahait oldular, herþeye müsait oldular, yetim hakký deyip TEKEL iþçisini kapýya koydular” diðeri ise “hani din kardeþiydik, siz villada biz sokakata yatýyoruz”du. Adana TEKEL’den bir kadýn iþçi, olanlarý kendi diliyle ama öfkesi sesine fazlasýyla yansýyarak konuþtu. Herkes çok coþkulandý. Ardýndan itfaye iþçisi konuþtu, onunki de TEKEL kadar olmasa da iyiydi. Sonra hiç bir direniþ örgütlememiþ, hiç bir hazýrlýk yapmamýþ Þeker-Ýþ baþkanýna söz verildi. Neden Þeker-Ýþ? Neden þu anda öne çýkmýþ eyleme en güçlü katýlan Tek Gýda Ýþ baþkaný deðil? Þeker-Ýþ’i Güvenpark’tan, arkamýzý boþaltmasýndan hatýrlýyordum. Konuþmayý kaðýttan donuk ve ruhsuz okuyan kadýn, cýlýz bir alkýþ aldý. Bu arada ayýlan bayýlan ambulans anonslarýnýn haddi hesabý yok. Bir ara “sahne çökecek” falan diye çoðu kiþiyi de indirdiler. Bence bilinçli bir tutumdu. Tabi daha yeni yeni gelenler de var, anons ediliyor, “yer açýn” deniliyor. Peki o zaman madem yeni gelenler çok, neden sabahýn köründe eylem baþlatýyorsunuz, neden oldu bittiye getiriliyor. Bu acele niye? Sonra bu acele ve diðer hesaplarýn nedenini öðreneceðimiz Mustafa Kumlu anons edildi. Artýk çok birþey beklenmese de küçük de olsa, yeni bir þey söylemesi gerekilen ana gelmiþtik. Kumlu kabaca þöyle konuþtu. “Saðduyulu tavýrlarýnýz için siz TEKEL iþçilerine teþekkür ederim. Size bu kadar desteðe sebep, bu saðduyulu tavýrlarýnýzdýr. Erdoðan bizi, bu eylemleri, bu mitingleri yapmaya mecbur býraktý. Biz her yolu deniyoruz. Barýþ içinde uzlaþý içinde çözeceðimize inanýyoruz. Sizin eylemleriniz için deniyor ki ‘ideolojiktir’. Öyle midir, öyle midir arkadaþlar... Hayýr, bizim ki sadece ekmek kavgasýdýr.” Bu arada Kumlu’nun konuþmasý sürekli “genel grev genel direniþ” sloganlarýyla kesiliyordu. Adam piþkinliðe veriyordu. Sonra geçen günkü açýklamada, içinde hiçbir yeni þey olmayan, tamamý lafý geçmeyen, hiçbir yaptýrým gücü olamayan þeyler söyledi. “Uyarýyoruz, iþçinin sorunuyla ilgilensin” falan filan, bir teþekkür etmediði kalmýþtý Erdoðan’a.

Peki sonra ne mi oldu? Ýþçilerin “Genel grev genel direniþ”, “Türk iþ göreve genel greve” sloganlarý havada asýlýyken Kumlu hemen indi, gitti, sunucu jet hýzýyla konseri sundu... Ne olduysa o anda oldu. Saðým solum iþçi diyorlardý ki “bu ne ya bitti mi bu kadar mý açýklama biz çoluk çocuk soðukta sokakta yatalým, yaðmur çamurda Ankara’ya ailelerimizle gelelim, bir hiç için mi, ne konseri kardeþim, biz konser falan istemiyoruz, buraya konsere gelmedik” falan. Tabi “genel grev genel direniþ” sloganlarý devasa ses sistemini bastýrmaya baþlamýþtý. Ardýndan “Kumlu Ýstifa” sloganlarý yükselmeye baþladý. Sunucu sloganlarý deðiþtirmeye çalýþtýkça iþçiler kilitlenmiþ gibi “grev” diyorlardý. O an Türk Metal Ýþ’in barikatýný, bayýlaný taþýma numarasýyla aþan bir grup iþçi, sahneyi iþgal etti. Ýþte filmin koptuðu andý. Sunucu “durun, yapmayýn, lütfen” derken sahne iþçilerle doldu. Ve herkes kaçtý. Harb-Ýþ baþkanýnýn, eylem boyunca iþçilerle arasý iyiydi, denedi, sözler verdi, þiir okumaya çalýþtý ama olmadý. Ýþçileri indiremedi. Genel grev genel direniþ” diyorlardý. Kitle de tekrar ediyordu. Bu arada bazý siyasetlerin bayraklarý o andan istifade sahnenin saðýna soluna doðru yaklaþýrken, bu sefer sahnedekileri býrakýp devrimcilerin bayraklarýný uzaklaþtýrmakla uðraþtýlar. Neler söylenmedi ki, “indirin bayraklarýnýzý, müdahale edin þunlara” diyen bile oldu. Kimilerinin amacý, gerçekten “ben de varým”ý göstermek bile olsa, bu yaklaþýmýn altýnda yatan nedenler, sendikalarýn yapýsýnda, tarihlerinde bulunabilir. Neler yapýlmadý, neler denenmedi ki iþçileri sakinleþtirmek için, ama olmadý. Kürt sendikacilarý konuþturdular, ki bugüne kadar etkili oluyordu öfke anlarýnda, ama bugün, bu mitingde artýk o da iþçileri durduramýyordu. Hatta bir sendikacý “TEKEL iþçileri bu yana, Türk-Ýþ’in önüne gitsin, bu bayraklarla ortalýðý karýþtýranlar ise diðer yana çeksin gitsin” dedi. Tabi yuhalandý. Bu arada bazý siyasetler, “kahrolsun

156. Sayý / 27 Ocak - 10 Şubat 2010

sendika aðalarý” diye sloganlar atmaya baþladý. Ýþçiler “bu öðrenciler hep bize destek oldu, onlar bizim yanýmýzda, niye gitsinler ki” dediler. Ama bayraklar, ziyaretlerde de bir süre sonra indirildiði için, bayraklarýn indirilmesini iþçiler de rica etti. Hatta þöyle dediler “allah razý olsun hergün geldiniz desteðe, ama þu bayraklarýnýzý indirin hele bir” dediler. “Bak iþçiler kürsüyü iþgal etmiþ, hadi ama” dedilerse de onlarý dinleyen çýkmadý. Arkadaþlarýn dediðine göre “polis durdurun hemen iþçileri ve sakinleþtirin, yoksa kötü olur” diye sendikacýlarý azarlamýþ. Bir süre sonra kitle, Türk-Ýþ’in önüne akmaya baþladý. Bu arada sabahki önlemler iki katýna çýkmýþ ve yürüme alaný her ara sokaðý tutulmuþtu. Türk-Ýþ’e gelindiðinde, camýný penceresini indirmek isteyen iþçiler vardý. Biz Mücadele Birliði olarak iþçilere, “o bina size ait, sizin emeðinizle yapýldý, niye kýrasýnýz ki, o binanýn heryerinde hepinizin alýnteri var, oysa onlar sizi konuþmak için içeri bile sokmuyorlar. Zaten istedikleri bir bahane, bizce vermeyin” dedik.CHP’li Çetin Soysal geldi, girdi içeri. Bunu gören Park-Bahçe iþçileri de (Ýzmir’de CHP’li belediyenin sokaða attýðý iþçiler) Çetin Soysal’ý köþeye sýkýþtýrdýlar. Bu arada baþkanlar olaðanüstü toplandýlar. Aradan yarým saat geçmiþti ki iþçiler Türk-Ýþ binasýný iþgal ettiler. Oda oda Kumlu’yu arayan iþçiler, “vardý, nerede bu” diyorlardý. Canlý yayýn araçlarý geldi. Hiç kaçar mý bu görüntüler. Tabi Mustafa Türker çýkýp açýklama yapmak zorunda kaldý. Konuþmasý iþçileri biraz olsun yüreðine su serpti. “Genel direniþ diyorsunuz, bu eylemi yaymaylýyýz, yanýnýzdayýz diyen herkesi 17.00-19.00 arasý Sakarya Caddesi’ne” çaðýrýyordu. Genel grev için de uðraþacaðýný, olabilmesi için çalýþtýðýný dile getirdi. Tabi iþçi, bunca satýþ karþýsýnda bu sözlere mecburen inanamak zorunda kaldý. Her ne kadar oyalandýklarýný satýldýklarýný bilseler de, sendikaya karþý çok ciddi bir güvensizlik oluþtu. Ýþçiler bir zinciri daha kýrmýþ oldular. Týpký þarkýda ki gibi “geliyoruz zincirleri kýra kýra hey patronlarýn kafasýna vura vura hey” Ama durum o kadar da iç açýcý deðildi. Çünkü 34 gündür yemeðe (Türk-Ýþ hiç yemek vermedi) yatmaya (erkekler sendikalarýn sandalyelerinde yatýyordu, koltuklarda. Ancak zaman zaman otele banyoya gidiyorlardý) yola (2-3 kere de memlekete gidip gelmiþlerdi) çok paralarý gitmiþti. Ve yorulmuþlardý, fiziksel olarak da çoðu hastalanmýþytý. Bu son miting deneyiminde de iyice açýða çýkmýþtý ki, satýlmýþlardý. Kim kimler önemli deðildi. Ama gerçek buydu. Tek baþlarýna hissettiler. Sendikalarý da onlarý býrakmýþtý. Ellerinde sadece çoðu yaþça kendilerinden küçük devrimci gençler kalmýþtý. Ama biliyorlardý ki, onlarla yürürlerse bu iþin artýk ekonomik kýlýfý falan da kalmaz, iþte o zaman ideolojik olur. Sýnýf savaþýmýna dönüþürdü. Çoðu iþçi dün memleketlerine döndü. 9 bin iþçiden sadece 3 bini kaldý. Ama gidenler temelli gitmedi. Düþünmeye gittiler, bu zor bir

11


Yeni Evrede

TEKEL Güncesi karar olacak. Ama biliyorlar ki, bu iþ TEKEL’den de, 4C’den de büyük bir dava. Her ne kadar hala bir çok iþçi “para” dese de, artýk tahammülleri kalmamýþ, çocuklarýna bir gelecek görmüyorlar bu sistemde. Tabi bu söylediklerim, içten içe canlý sezgilerle hissedilen duygulardýr. Þimdi eylemin geleceði iþçilerin kararlýlýðýna baðlý. Ýþçiler birlik olsa, býrakýn birilerinin inceden inceye yaptýðý gibi hükümeti düþürmeyi, sistemi oynatýr yerinden. Bu nedenle olsa gerek, dün Bülent Arýnç 11 ay 15 güne çýkarmýþ iþ süresini ve “ücretlere 100 artýþ koyarýz” demiþ, “daha fazlasý olmaz”. Sanki Kemeraltý çarþýsýndan elbise alýyoruz da pazarlýk yapýyorlar, sadaka verir gibi tekliflerde bulunuyorlar. Onlar Ergenekon korkusuyla davransalar da sorun deðil. Sermayeyi daha büyük korkularla daha büyük kabuslar bekliyor... 35. Gün Bugün, gidenler sonrasý ilk gün, 5-6 bin kiþiyiz. Dün akþam bavullarýn üstünde yatmýþtým, birçok kadýn da aynýsýný yapmýþtý. Sabah 08.00’de kalktýk. Eðitim-Sen bize yine çorba verdi. Öðlenleyin de Tek Gýda Ýþ ile Tez Kop Ýþ kumanya daðýttý. ÝHD ziyarete geldi, Yusuf Alataþ konuþma yaptý. Yarýn açlýk grevine baþlanacaðý, tüm þubelerden gönüllülerin hazýrlanmasý için anons yapýldý. Doktorlarýn “tam gün” iþ býrakma eylemi için desteðe gidileceði duyuruldu. Bugün herkeste 3 gündür sokaklarda yatmanýn yorgunluðu vardý. Miting ve sonrasýnda Türk Ýþ’in iþgali de herkesi yormuþtu. Bugün biraz deðerlendirme ve dinlenme günüydü. “Ýþçi sýnýfý kendine sýra gelmeden destek vermiyor. Mesela 1 saatlik iþ býrakma eylemlerine pek destek olunmadý.” diyor bir Tekel iþçisi arkadaþ. Yani eylemin baþarýlý olmasý için bize diðer iþçilerin destek vermesi gerektiðini söylüyorlar. Akþam oturma eylemi bittiði için sürekli evine davet eden bir ablaya gittim, banyo yaptým, yemek yedim. Yarýna hazýrlanmak için erkenden yattým, uykumu alayým diye. Ýnsanlarý bu destekleri, dayanýþmalarý olmasa bu eylem böyle coþkulu olmazdý. Ama iþçilerin de bu azami kararlýlýðý olmasaydý bu destekler olmazdý. Velhasýl bugün yarýnki büyük güne yapýlan hazýrlýklarla geçti. 36. Gün Bugün Maden Ýþ, iç çamaþýr vb. yardým getirdiler. Saat 10.00’da tabiplerin eylemine destek amacýyla 500 Tekel iþçisi onlarýn yanýna gitti. Toplamda eyleme 2000’i aþkýn kiþi katýlmýþtý ancak 3 katý kadar da polis vardý. Eylem Hacettepe Hastanesi’nde baþladý. Oradan Abdi Ýpekçi Parký’na gidildi. Sonra ise Türk Ýþ’in önüne desteðe gelindi. Saat 13:30’du.

12

Mücadele Birliði

Bugün Bodrum mandalinasý da destek olarak geldi. Doktorlarýn eyleminden sonra anons yapýldý. Saat 15:00’da saðlýk taramasýyla birlikte açlýk grevi baþlayacak. Saat 14:30’da bir basýn açýklamasý yaptý Tek Gýda Ýþ. Mecit Amaç yaptý açýklamayý. 3000’i aþkýn Tekel iþçisi açlýk grevi için gönüllü olmuþ. Ancak dýþarýda soðukta sakýncalý olacaðý için doktorlarýmýzýn, ambulanslarýn eþliðinde 100 Tekel iþçisinin açlýk grevine baþlayacaðý söylendi Yani sayýyý sýnýrlý tutmuþlardý. Her þubeden ismi okunanlar içeri girdi. Toplantý salonu revire çevrilmiþti. Orada toplandýk. Mücadele Birliði’nden de ben destek amacýyla açlýk grevine katýlmak için içeri girdim. Basýn ordusu içerdeydi. Sloganlar atýlýrken bize bakýp aðlayan iþçiler de vardý. Kimi “dikkatli olun, hadi görelim sizi” gibisinden þeyler söylüyordu. Sanki savaþta cepheye yolluyorlardý bizi. Ýçerde bir siyasetten 3 genç arkadaþ vardý. Görünüþleri iþçi olmadýklarýný ele veriyordu. Eski Malatya þube baþkaný hemen uyarý yaptý. “Arkadaþlar, eylemin saðlýklý yürüyebilmesi için Tekel iþçileri dýþýndakilerin dýþarý çýkmasýný rica ediyoruz” dedi. O üç genç arkadaþ kalktýlar, “Yaþasýn sýnýf dayanýþmasý” sloganýyla dýþarý çýktýlar. Beni kimse yadýrgamamýþtý. Ancak benim çok samimi olduðum bir kadýn Tekel iþçisi olan arkadaþým (zaten sabahtan beri “sen hastasýn, sakýn girme” diyordu) beni ele verdi. “Sen de çýk hadi!” dedi, sus iþareti yaptým. Daha yüksek sesle söyledi. Aslýnda o duygusallýðýndan yapýyordu, yüreði el vermiyordu ama benim de dýþarý çýkmamý gerektirdi. Çok sinirlenmiþtim. Sendika baþkaný da “hadi arkadaþlar” falan dedi. Ben de çantamý, paltomu aldým, sinirli sinirli çýktým. Kadýn Tekel iþçisi arkadaþým benim sinirlenip çýktýðýmý görünce “Gel bir öpeyim de öyle çýk” dedi. Ben ise kýrýldýðýmý söyleyerek dýþarý çýktým, Tekel iþçisi arkadaþlarýn yanýna geldim. Olanlarý anlattým, “Ben de burada baþlayacaðým!” dedim. Bir kartona “Destek Açlýk Grevi - Mücadele Birliði” yazdým. Ýþçi arkadaþlar yazdýðým kartonu çadýra astý. O sýra sinirle bir konuþma yaptým. “Benim param pulum yok, zengin deðilim. Çorba bile daðýtamam. Ben de irademle, kararlýlýðýmla destek olmak istiyorum. Ben de Tekel iþçisiyle açlýk grevine baþlayacaðým” dedim. Ýþçi arkadaþlar alnýma siyah bandýmý takarken 2 iþçi arkadaþ; “biz de seninle beraber açlýk grevine baþlýyoruz” dediler. Ben Mücade-

156. Sayý / 27 Ocak - 10 Şubat 2010

le Birliði Platformu Rojda Þendur, Adýyaman Tekel’den Kazým Saðýr ve Diyarbakýr Tekel’den Gazi Tuncay açlýk grevine baþladýk. Çok gururluyuz. Diðer 2 iþçi arkadaþ bize þunlarý söyledi: Adýyaman’dan Tekel iþçisi Kazým Saðýr: Biz bugün açlýk grevine gönüllü olarak 3.000 iþçi arkadaþýmýzla katýlmak istedik. Çeþitli saðlýk sorunlarý nedeniyle ve olanaklarýn kýsýtlýðý nedeniyle (doktor, ambulans, yer vs...) 100 iþçi açlýk grevine baþladý. Þahsým olarak arkadaþlarýmýn yanýnda olamadýðýmdan dolayý dýþarýda da pekala açlýk grevi yapýlabilir düþüncesiyle açlýk grevine baþlamýþ bulunmaktayým. Ve gücümün, bünyemin yettiði yere kadar devam edeceðim. Akþam evi aradým. 4 yaþýndaki kýzým bana telefonda yemek yediðini söyledi, “Babacýðým sen de yedin mi?” diye sordu. Ben de duygulanýp aðladým. 36 gündür süren eylemimizde çocuklarýmýz artýk bizi telefonda tanýmamaya baþladý. Hatta kýzým telefonda benimle konuþurken dönüp annesine telefondaki babam deðil mi yoksa, diye sormuþ. Þu anki yaptýðým eylemde onurlu ve gururlu bir þekilde devam edeceðim. Sonuna kadar... Ölmek var; dönmek yok! Diyarbakýr’dan Tekel Ýþçisi Gazi Tuncay: Açlýk Grevine gönüllüler lisetesinin baþýna adýmý yazdýrdým. Ama bazý nedenlerden dolayý seçilememiþim ve içerde deðilim. Ben de kendi insiyatifimi kullanarak sizlerle beraber açlýk grevine baþladým. Baþbakan bizdeki kararlýlýðý bilmiyor herhalde, bunu ona ispat edeceðiz. 8 yaþýnda bir oðlum var. Bana telefonda “Baba, hakkýný almadan gelme” dedi. Ben de hakkýmý almadan gitmeyeceðim. 36 gündür burdayýz. Devrim niteliðinde bu mücadelenin içinde bulunduðum için gururlu ve mutluyum. Bize hemen yer yaptýlar, su getirdiler. “Daima” kitaplarýný hem içerde açlýk grevindeki iþçi arkadaþlar hem de üçümüz için getirdi bizimkiler. Ben hemen yoldaþlarý tanýttým, anlattým. Bize sanki kýrýlgan eþya gibi davrananlar da var yanýmýzda, simit yeyip espri yapan da... Bizim dýþýmýzda aþaðý sokakta öðrenciler açlýk grevine destek amaçlý baþlamýþlar. Ayrýca Diyarbakýr Tekel iþçilerinden de destek için açlýk grevine baþlayanlar var. Bu arada bugün saat 13.00’da 10 Kent AÞ iþçisi meclise, geri kalan yaklaþýk 50 iþçi de CHP merkez binasýna gitti. Mecliste Kent AÞ. iþçileri CHP grup toplantýsýna girmeye çalýþtýlar; ancak giremediler, sokmamýþlar. Ýþçiler Baykal’a biz Kent AÞ iþçisiyiz deyince, “Ben bilmem” deyip kaçmýþ. CHP merkez binasýnýn oraya gidenler karþýsýna geçip pankart açarak slogan atmýþlar. “Ýzmir Karþýyaka Belediyesi’nden iþten atýlan Kent AÞ. iþçileri - Ýþ Ekmek Yoksa Barýþ Da Yok!” yazýyormuþ pankartta. Þu anda saat 18:30 itibariyle 2 otobüs Kent AÞ. iþçisi geceyi CHP’nin karþýsýnda geçirecekler. Yine Kent AÞ. iþçilerinden biri rahatsýzlanýp bayýlmýþ. Bizim Ýzmir’den Ankara’ya onlarla beraber yürüyen yoldaþýmýz da onu hastaneye götürmüþ.


Yeni Evrede

TEKEL Güncesi

Mücadele Birliði Bugün Emek Platformu toplandý, saat 13:00’da Türk Ýþ Baþkanlar Kurulu katýlmadýðý için karar alamamýþlar, Cumartesiye ertelemiþler toplantýyý. Þu anda Hrant Dink anmasý yapanlar desteðe gelmiþ anmadan sonra. An itibariyle onu anons ediyorlar. Þimdiyse Hrant ve Tekel eylemini ve daha pek çok þeyi kesiþtiren bir konuþma yapýlýyor. Bugün eylemimizle umudumuz büyüyor. Saðda solda polis hareketli, ama burada iþçiler gülüp geçiyor, yani bize výz gelir gibisinden bir tavýrlarý var bu duruma. Ben iþçi sýnýfýyla açlýk grevi yapýyor olmaktan çok mutluyum. Onlarla açlýðý, eylemi paylaþmak siyasetim adýna bana mutluluk ve gurur veriyor. Normal þartlarda biz Mücadele Birliði olarak gözaltýndaki açlýk grevileri ve zindanlardaki açlýk grevleri, ölüm oruçlarý hariç dýþarýda bu eylemi pek tercih etmiyoruz. “Elimiz, kolumuz serbestken yapmayýz” diye düþünüyoruz. Ama bu farklý bir durum. Sendika bir karar aldý. Bazý iþçiler de bu eylemi doðru bulmuyor; ama alýnan karara ilk onlar uyuyor. Ýþte proleter kültür! Bu eylemi bir kadýn devrimci olarak yapmak da ayrýca çok mutluluk verici. Ýlk kez gözaltýlar dýþýnda hem de iþçi sýnýfý ile birlikte açlýk grevi eylemindeyim. Þu an þakýr þakýr yaðmur yaðýyor, buz gibi soðuk devam ediyor. Ve biz sokaktayýz, sokakta oturup sokakta yatacaðýz. Devam ediyoruz... biz kazanacaðýz! Yaþasýn Ýþçilerin Mücadele Birliði! Yaþasýn Sýnýf Dayanýþmasý! 37. Gün: Sabah 08.00’de kalktýk, tuvalete iþçi arkadaþlarýn refakatinde gidiyoruz. Sadece su ve þeker alýyoruz, çay bile içmiyoruz. 2 erkek arkadaþýmýz sigara içiyorlar. Ölüm Orucuna da dün baþlayan bir iþçi var. “Sonuç alýncaya kadar” diyorlar. Bugünkü gazete de Tekel iþçilerinin açlýk grevinde olduðu yazýyor. Ayrýca Marmara Üniversitesi Ýletiþim Fakültesi’nden bir grup öðrenci, Tekel iþçilerinin fotoðraflarýndan sergi hazýrlamýþlar. Dekan önce izin vermiþ, ama sonra puþili iþçileri görünce sakýncalý bulup kaldýrtmýþ sergiyi. 71 yaþýnda yaþlý bir emekçi bugün ziyaretimize geldi. Kaldýrýmý bile zor çýkýyordu. Gözü iyi görmüyor, bacaklarý tutmuyordu. Battaniye, þeker ve temiz su getirmiþ. Onun dýþýnda Eðitim-Sen ile çeþitli sendikalar destek ziyaretinde bulundu. Basýn mensuplarý buradaydý. Kent AÞ iþçileri geldi. Ýþçiler harýl harýl çadýrlarý onarýyorlar çünkü çok yaðmur yaðýyor. Çadýrlarýn üstüne biriken sularý boþaltýyorlar, rüzgar girmesin diye uðraþýyorlar. Günlerdir sokaklarda sabahlanýyor. Oturma eyleminin ilk gününde 801 iþçi muayene edildi, cuma 16:00’dan sonra 18’i acil olarak hastaneye sevkedildi. 2. gün daha fazla hasta vardý... Mitingden sonra ise 1200-1300 iþçi

hastalanmýþtý. Sabah 09.00’da Türk Ýþ Genel Sekreteri Mecit Amaç yaptýðýmýz açlýk grevinin içerdekilere saygýsýzlýk olduðunu, bizim daha kötü koþullarda dýþarýda yapmamýzýn doðru olmadýðýný söyledi. Ben dedim ki: “Baþkan, ben Tekel iþçisi deðilim, beni içeri almýyorlar”. Bunun üzerine Amaç, zaten Tekel iþçilerinin dýþýnda açlýk grevi yapýlmasýnýn doðru olmadýðýný, 5 dakika içerisinde tekrar düþünüp açlýk grevini bitirme kararý almamýzý istediðini söyledi. Biz 5 dakikada deðil, 10 saniyede devam kararý aldýk. Bazý þubelerden kadýn arkadaþlar da duygusal davranýp bitirmemde ýsrar ediyorlardý. Ben de devam edeceðimi söylüyordum. Dün akþam dýþarýda Diyarbakýr Tekel’den açlýk grevine baþlayacak iþçilerden birinin burnu kanayýnca, daha önce açlýk grevine baþlayan 2 iþçi de onunla beraber içerdeki salona alýndýlar. Az önce bir belediye iþçisi arabayla iþçilere odun getirmiþ. Polis, nasýl olup da devletin kamyonuyla buraya odun getirdiðini sorunca kendisine iþçi, “ben sendikacýyým, getiririm” diyor. Bu sýrada olayý gören, duyan 100-150 Tekel iþçisi polisin üzerine yürüyor. Ýþçi “Siz karýþmayýn, bu adam ortalýðý karýþtýrmak istiyor, ben hallederim” diyor, polis de bu esnada “tamam, yok bir þey” deyip olay yerinden uzaklaþýyor. Bir iþçi arkadaþ dün evini aramýþ, Sofra kurulmuþ fakat çocuklarý yemek yemiyormuþ. 15-20 dakika boyunca telefonda onlarý ikna etmekle uðraþmasý gerekmiþ. “Babamýz orada açken biz de yemek yiyemeyiz” diyorlarmýþ. Biraz önce saat 11:30 itibariyle yine þube baþkanlarýndan biri geldi. “Sabahtan beri beni fýrçalýyorlar, ‘niye kendi baþýnýza iþ yapýyorsunuz’ diyorlar.” Ýþçiler Açlýk Grevine seçilmedikleri için baþladýklarýný söylediler. Ben de kendi insiyatifimle baþladýðýmý, destek olmak istediðimi söyledim. “Tamam, güzel; ama bize zarar veriyorsun, burada yanýmýzda olmanýz yeter, farklý yerlere çekerler”, dedi. Ben de bunun üzerine polislerin sendika baþkanlarýný sýkýþtýrýp sýkýþtýrmadýðýný sordum. “Korkuyorlar ki iþçiler devrimcileþir, MHP, CHP , ÝP geliyor farklý yöne çekilmiyor da, biz destekleyince mi farklý yöne çekiliyor”, dedim. Ýþçi arkadaþlara içeri geçmelerini söyledim, sendikayla sorun yaþamamalarý için. “Bizi affet”, dediler. Ýçim burkuldu,

156. Sayý / 27 Ocak - 10 Şubat 2010

iþçi arkadaþlarla bizi ayýrmalarýna caným sýkýldý. Sonra beni yakýn markaja aldýlar, biri gidiyor, biri geliyor býrakayým diye. En sonunda beni yormamalarýný söyledim. Bir kadýn iþçi arkadaþ bana refakat etmek için yanýmda kaldý. Tekel iþçisi kadýnlarýn tümü Meclis’e gitti. Görüþmeler yapacaklar. Sadece bana refakat eden arkadaþ benim için yanýmda kaldý. Birazdan Ankara Emek Platformu açýklama yapacak. Ýzmir Kesk, bir günlük destek açlýk grevi yapacakmýþ. Biraz önce yine birçok baþkan yanýma gelip beni vazgeçirmeye çalýþtý. Genç-Sen bugün 16.00 gibi kurumuna gidip orada devam edecekmiþ. Burada devam etmem onlara zarar verirmiþ! Akþam yoldaþlarla deðerlendireceðiz durumu. Kararýmýzý ona göre vereceðiz. Bu arada beni arayanlar var, içeri alýnan iþçi arkadaþlar da aradýlar, “aklýmýz sende”, diyorlar. Ýçeride iþçiler, benim ve diðer siyasetin açlýk grevindeki gençleri için baþkanlarla tartýþmýþlar. Baþkanlar durumu deðerlendirecekmiþ. Saat 13:00’e geliyor, tüm kanallar yine burada. Sürekli iþçileri çekiyorlar, röportaj yapýyorlar. Ama bugün 4 tane gazete okudum, doðru düzgün haber yapan yok. Küçük küçük haberle geçiyor. Onca fotoðraf, video çekimleri, röportajlarýn %10’u bile yayýnlanmýyor. 14:00’da eski SHP Adýyaman Milletvekili Celal Topkan ziyaretimize geldi. “Direniþiniz Türkiye’ye malolmuþtur” dedi. Yarýn aydýnlarýn, sanatçýlarýn ziyaretimize geleceði anons edildi. Benim burda saðýmdan solumdan seyyar satýcýlar geçiyor. Tatlý, börek vb. daðýtýlýyor, insanlarýn hepsi bilmiyor. Þimdilik böyle, akþam gelip yine burada yapmaya devam ederlerse durumu deðerlendireceðiz. Saat 16.00. Az önce içeriden açlýk grevindeki bayanlardan biri fenalaþýp hastaneye kaldýrýldý. Herkes “Katil AKP” diye slogan attý. Haydarpaþa Tren Garý çalýþanlarý 1 günlük destek açlýk grevi yapacaklarmýþ diye bir duyum aldýk. Sendikacýlardan en az 10’u, bugün yanýma gelip, “TEKEL iþçisi olmayanlarýn açlýk grevi yapmamasýný” rica etti. Hem dýþarýda olmasý, hem bizlere birþey olursa sorumluluk alamayacaklarý, hem de baþka yönlere çekilebileceði vb için bizlerden rica ettiler. Biz de Mücadele Birliði olarak, var olan iki seçeneði deðerlendirdik. Ya bir dernekte, kapalý alanda iþçilerden uzak iki gün açlýk grevi yapacaktým ya da iþçi arkadaþlarla konuþup durumu anlatýp destek eylemini sonlandýracaktým. Biz Mücadele Birliði olarak ikincisini seçtik. Saat 18.00 sularý, yine iþçilerin ve sendikacýlarýn býrakmam yönündeki talepleri üzerine, onlarla birlikte açlýk grevindeki iþçi arkadaþlarýn yanýna gittik. Ýçeri girdim, bir çoðuyla sarýldýk birbirimize (normalde kimseyi içeri býrakmýyorlardý), çok duygusal anlar yaþadýk. Onlara bir konuþma yaptým. “ben de dün sizinle ayný saatte açlýk grevine

13


Yeni Evrede

TEKEL Güncesi baþladým, saat 15.00’te. Burada izin vermedikleri için eylemi dýþarýda sürdürdüm. Ancak bugün sendikacýlar hem dýþarýda, hem de TEKEL iþçisi olmayanlarýn eylemi sürdürmesinin eyleme zarar verebileceði yönündeki uyarýlarý ve býrakmamýzý rica etmeleri üzerine, Mücadele Birliði olarak destek açlýk grevini sonlandýrma kararý aldýk. Yüreðim sizinle. 3 gün sürdürmek istiyordum, ancak durum bu. Sizleri seviyorum. Burada olmaya devam edeceðim, yanýnýzdayým” dedim. Aðlamamak için kendimi zor tuttum. Ýnanýlmaz bir hayal kýrýklýðý yaþamýþtým. Sanki çok büyük bir suç iþlemiþ gibi. Pek çok iþçiyle sarýldýk, beni teselli ettiler. “Senin yanýmýzda olman yeter”, “biz sizi biliyoruz”, “iyi yaptýn, böylesi daha doðru”. Biri de, “asýl biz sizlere karþý mahçubuz, size tam olarak sahip çýkamadýk, üzgünüz” dedi. Ama benim içimden birþeyler koptu. Oradan çýktýk, bana hemen çorba içirdiler. Sonlandýrdýðýmý bilmeyenlere tek tek durumu anlattým. Hepsi “iyi oldu, bu kadarý bile yeter” diyordu. Ama kötü hissetmekten kendimi alamadým. Sonra 1-2 saat çadýr çadýr dolaþtým. Biraz kafam daðýldý. Bugün ayrýca 50 iþçi daha açlýk grevi eylemine baþladý. Yer olmadýðý için. Yoksa daha fazla girmek isteyen var. Rahþan Ecevit gelmiþ, bu gece burada iþçilerle kalacaðýný söylemiþ, geçmiþ Diyarbakýr çadýrýna. Amedli iþçiler, “bilerek bizim çadýra oturdu, eh ne yapalým baþa gelen çekilir” diyorlardý. Canlý yayýnlarýn her biri bir yerde çekimdelerdi. Dün gece 24.00’e doðru bir yaðmur yaðdý, bir þimþek çaktý. Az daha çadýrlar dayanmayacaktý. Herkes bir yandan üstlere dolan sularý aþaðý dökmenin derdindeydi. Bu arada gücümüzü göstermek, yýlmadýðýmýzý kanýtlamak için önce bizim sloganlarý birer kez attýk. Sonra burada klasikleþenleri. Bir yandan çadýrlarla uðraþtýk, bir yandan sloganlarla. Ama kimse umutsuz deðildi. 38. Gün Sabah 11.00 sularý... Üst üste hastaneye kaldýrýlanlar var. Bazýlarý aðlýyor arkadaþlarýný gördükçe, sedyeler bir giriyor bir çýkýyor. Herkes “Katil AKP” diye slogan atýyor. “Tayyip allah belaný versin”, “insanlýk onuru iþkenceyi yenecek”, “TEKEL’in ateþi AKP’yý yakacak”. Adana’dan Abdülrahman Turanç Ölüm Orucundaydý. Ama su bile içmiyordu. Ýlk onu kaldýrdýlar hastaneye. Diyarbakýr’dan Aygün’ü kaldýrdýlar, açlýk grevindeydi. 3. kiþi Malatya’dan Deniz Aysel, o da hastaneye kaldýrýldý. Bu arada 2 kiþi fenalaþtý. Onlarý da kaldýrdýlar. Biri cinnet geçirdi. Biri de nefes alamýyor. 38 gündür iþçiler burada, bu soðukta direncini kaybetti. Kusan, sinir krizi geçiren çok iþçi var. Sedyeyle götürülenlerden biri böbreklerini tutuyordu. Erkekler de aðlýyor. Birazdan doktorlar bir açýklama yapacak. Yakýlan ateþlerin dumaný da insanýn nefesini kesiyor, is içindeyiz. Ama soðukta. Az önce yine battaniye ve kýyafet yardýmlarý geldi.

14

Mücadele Birliði Emek Platformu toplanmaya baþladý. Çok yoðun destekler var. Aydýnlar geldi. “Sendikalar göreve genel greve” sloganý atýlýyor. Ankara Emek ve Meslek Örgütleri pankartý astýlar. Ýçeride de bazý sorunlar var. Ýçeri sivil polis girmiþ, iþçiler müdahale etmiþ, “bunlarýn ne iþi var burada” diye. Baþkanlar da iþçilere sert çýkýþmýþ, Ama dýþarýya yansýtýlmadý. Sabah hastaneye götürülen bazý iþçiler tekrar geri getirildi. Ve devam ediyorlar. Þimdi DÝSK Genel Baþkaný Süleyman Çelebi geldi. Ardýndan Memur-Sen baþkaný geldi. KESK geldi. Emek Platformu burada. Hak Ýþ’i görememiþtik, ancak onlar da gelmiþ. Onlar içeride toplantý yapýyorlar. Dýþarýda ise hareketlilik var. BDP’liler burada. Milletvekili Sýrrý Sakýk ve birkaç BDP’li milletvekili burada çadýrlarý gezdiler. Ardýndan açlýk grevindekileri ziyaret ettiler. Sýk sýk “iþçi memur el ele genel greve” sloganý atýlýyor. Toplantýdan çýkacak sonucu sloganlarla bekliyoruz. “Bizleri sataný biz de satarýz”, “Yaþasýn Açlýk grevi direniþimiz”, “zam zulüm iþkence iþte AKP”, “kurtuluþ yok tek baþýna ya hep beraber ya hiç birimiz” sloganlarý atýlýyor. 2,5 saattir buradayýz. Her türlü provokasyona ve saldýrýya karþý iþçilerle kendi içimizde önlemler alýyoruz. Aralýksýz slogan atýlýyor ve ses kalmadý. Þimdi Sakarya Bar Emekçileri imzalý “İki Elin Nesi Var TEKELin Sesi Var, Direniþiniz Onurumuzdur” yazýlý pankartýyla gelmiþler ziyarete. Gerçekten Sakarya’daki tüm barlar, geceleri kadýnlarý yatmasý için, bazýlarý erkeklerin kalmasý için kapýlarýný açýyor iþçilere. Hatta çay, çorba veriyorlar. Baþörtülü iþçi kadýnlar dahil, kimse bu durumlarý yadýrgamýyor. Sanki gerçekten evimiz oldu buralar. Ankara emekçi halký bizi baðrýna bastý. Saat oldukça ilerledi. Hava karardý. Toplantýnýn sonuçlarý açýklanýyor. Açýklamayý Tek Gýda Ýþ baþkaný Mustafa Türkel yapýyor. 26’sýna kadar hükümete süre tanýnýyor. Eðer bir geliþme çýkmazsa 26’sýnda emek platformu tekrar toplanacak ve genel grev de dahil kararlar almak üzere bir araya gelinecek. Bu arada yarýn 3 günlük açlýk grevi sonlandýrýlýyor ve 26’sýna kadar ara veriliyor, denildi. Aslýnda bu açýklama kimseyi tatmin etmedi. Ancak emek platformunun bir araya gelmiþ olmasý, iyi bir geliþme olarak görülüyor. “Bu sonucu mitingde açýklayacaklardý, geç kalýyoruz geç” denilmeye baþlandý. Gerçekten de burada kalýnan her gün maddi, manevi, fiziksel her açýdan zor. Ama kimse þikayetçi deðil. “Yeter ki kazanalým” deniliyor. “Hepsine deðer...” Saat gece 22.00. 14. iþçi hastaneye kaldýrýldý. Çadýrýmýzdaki eski tip teneke soba herkesin ilgisini çekiyor. Odun daðýtýlýyor. Bu yakacaklar da olmasa, donarýz heralde. Hatta bu soba üzerinden espirinin biri bin para. “Artýk evi de buraya getirsek mi?”, “Soba tamam, eþya da attýk mý, nasýl olsa eylem içinde yaþamaya alýþtýk”. “Yemeði bile neredeyse sloganla söyleye-

156. Sayý / 27 Ocak - 10 Şubat 2010

cem” diyor iþçiler. Çadýrlarda bugünün gündemi, emek platformunun açýklamasý, nasýl bulunduðu, nasýl yorumlandýðý vs. Haberlerden sonraki yorum programlarý gibiyiz. Ýnanmayacaksýnýz ama, televizyon geldi. Bayaðýdýr televizyon görmüyorduk. Haberler dýþýnda. Þimdi iþçilerle Sakarya Caddesi’nde masa üzerine bir tv kuruldu. Elektrikten de anlýyorlar. Hemen hallettiler. Bir iþçi þaka yapýyor, “ee artýk kaçýrdýðýnýz dizileri takip edebilirsiniz”. Kahkahalar yükseliyor. Gerçekte bu tv, TEKEL’le ilgili her haberi yakalamak için. Hakikatten evimiz oldu burasý, baþka bir iþçi, “eve gidince yadýrgayacaðýz evi” diyor. Kazanýnca destek verenlere alacaklarý birþeylerin sözlerini veriyorlar. Ýþte yine buz gibi bir gecenin içinde haneklerin (laflarýn) belini kýrýyoruz. 39. Gün Dün akþam CNN 5N1K ekibi buradaydý. Þöyle diyerek iþçilerin gözdesi oldu: “ben katilleri kahraman yapýp haberciliðimi onlara ayýramam. Gider TEKEL iþçilerinin haberlerini yaparým” demiþ. Ýþçilerden tam not aldý. NTV’de o gün canlý yayýn yaptý. Biri bir uçta, biri bir uçta yaptý. Biz iþçilerle bir ara slogan atacaktýk, hemen uyardýlar. Bizden sonra atýldýðýnda da hemen yayýný kesmiþler. Eh TEKEL iþçilerinin yanýnda canlý yayýn yapacaksýn, slogan duymak istemeyeceksin. Bu ne perhiz, bu ne lahana turþusu. Ýþçiler artýk kameralara o kadar alýþtý ki, çok rahat sorunlarýný anlatabiliyorlar, hiç sýkýntý yaþamýyorlar. Ýlk zamanlar ne söyleyim, falan diyorlardý. Þimdi gel konuþalým diyorlar kamera görünce. Ama Atv vb hoþlarýna gitmeyen basýn gelince kimse konuþmasýn, görüntü vermesin diyorlar. Bir iþçi, gelip gelip bizi yatarken uyurken izinsiz çekmelerinden rahatsýz oluyor. Diyor ki, “biz hayvan mýyýz hayvanat bahçesinde ilginç bir an yakalamak için bekliyorlar baþýmýzda”. Sabah 11.00’da Mustafa Türkel Açlýk Grevindekilerle birlikte dýþarý çýktý. Açlýk grevindekilere verilen karanfiller ve 26’sýna kadar verilen aranýn duyurusuyla alkýþ ve sloganlarla açlýk grevi sonlandýrýldý. Hemen iþçileri çorba içirmeye götürdük. Hatta iki iþçi o esnada bayýldý. Çok halsiz görünüyorlar. Tabi içeride nasýl geçti zaman anlattýrýyoruz. Ýþçiler açlýk grevindeki arkadaþlarýna kahraman gibi davranýyorlar omuzlarda taþýyorlar. Az önce atamasý yapýlmamýþ öðretmenler pankartlarý ve sloganlarýyla ziyarete geldiler. Erdoðan az önce bir açýklama yapmýþ, bir dalga gibi yayýlýyor her çadýra, “biraz da orada yatsýnlar deðiþiklik yok” demiþ. Ýþçileri daha da kýþkýrtmaktan baþka bir iþe yaramadý. Kimse umutsuz deðil. “Eþþek gibi verecek haklarýmýzý” diyorlar. “Köþeye sýkýþtýðý için böyle açýklamalar yapýyor” diyorlar. Son sallayýþlarý, kimi düþürürlerse... “Biz haklýyýz, biz kazanacaðýz” sloganlarý yükseliyor. Açýklamayý iþçiler slogan ve halaylarla karþýladý. Açlýk grevi süresince þarký türkü halay yasaktý. Þimdi serbest, en azýndan 26’sýna kadar.


Yeni Evrede

TEKEL Güncesi

Mücadele Birliði Ece Temelkuran’ýn yazýsýný beðenmiþ iþçiler, çoðaltmýþlar. Onu birlikte okuduk. Burada iþçiler slogan üretir oldu. Döviz tasarlar oldu. Resim ve karikatür yapar oldu. Öyle yaratýcýlar ki zaten þiirlerini yolluyorum. Gerçekten inanýlmaz politikleþtiler. Geçenlerde konuþtuðum bir fabrika bekçisi saðcý olduðunu söylemiþti. Onunla biraz sohbet etmiþtim. Bizim bir iþçi arkadaþa geçenlerde “vallah ben artýk solcuyum” demiþ. O da bana baþka bir saðcýyý gösterip, “bunu da solcu yapsana” diyor. 39. günde ilk kez gelen sað görüþlü bir iþçi için. Ýþçiler baþlarda beni hep “öðrenci, desteðe gelmiþ” diye tanýtýyorlardý. Her seferinde yýlmadan düzelttim. Artýk “arkadaþ Mücadele Birliði’nden” diyorlar. Bizi öðrendiler, “Denizlerin yoldaþý”. Bu kadarý bile çok önemli bence... Bugün Erdoðan’ýn yaptýðý açýklamanýn yorumlarýyla geçer. Bakalým... Bugün gerçekten de herkes bu sert açýklamayý konuþuyor. Kimi çýkýþsýzlýktan diyor, kimi “o inatçýysa biz daha inatçýyýz” diyor. Sanki karþýlýklý atýþýlýyor. Ýnadýna mutlu ve keyifli olunuyor. Halaylar açlýk grevine ara verildiði için baþladý. Bendirler var, her yerde çalýnýyor, söyleniyor. Açlýk grevinden çýkanlarýn bazýlarýnýn midesi yemeði kaldýrmadý. Kimi içeride en kötü þeyin havasýzlýk olduðunu söylüyor. Kimi “yok hiç bir sorun, bunlar ne ki” diyor. Erdoðan’ýn açýklamasýný tv’den izledim. Tek Gýda Ýþ baþkanýna kükrüyor. “Sen kimsin haddini bil. Ben 15 milyonun temsilcisiyim, sen kim oluyorsun”. Yeni bir þey yok, “sen avucunu yalarsýn” diyor. Bir ülkenin baþbakanýnýn 40 gündür dýþarda soðukta çoluk çocuk kalan iþçilere ve onlarýn temsilcilerine karþý yaklaþýmý bu... Gece 24.00’ü geçince 40. gün helvasý yapýldý. Çok ilginç ve keyifliydi. Moraller yüksek, kimse canýný sýkmýyor. Sabahlara kadar halaylar türküler sürüyor. 40. Gün Bugün CNN ve 5N 1K gelecekmiþ burada canlý yayýn yapacaklarmýþ. Herkes sevindi. Bir iþçi de þakayla karýþýk, “medya manyaðý olmayýn bu kadar” dedi. Yeni yeni dövizler var, iþte bir kaç tane ilginç döviz: “Hak aramak komünistlikse Bu ülkenin en büyük komünisti benim” “Eskiden AKP’ye oy verirdim Þimdi 5 vakit namaz kýlan bir komünistim” “Burasý okuldur sýralarý yok Üniversitedir hocalarý yok Malatya Tekel’den Bir Ýþçi” “Hem iþçiyiz hem seçmeniz Hadde biliriz hadde bildiririz Adýyaman Tekel’den Bir Kadýn Ýþçi” Bugün ayrýca Sivas Divriði Köy Dernek-

leri ziyarete geldi. Yemek daðýttýlar. Saðlýk emekçileri geldi. Saðlýk emekçilerinden Ankara SES Tekel iþçilerine bir plaket verdi. Onur ödülü Tekel iþçileri için. Ýþçiler “ilk plaketimizi aldýk” diyorlar, seviniyorlar. Bugün ayrýca BDP’liler buradaydý. Çadýrlarý dolaþýp destek ziyaretinde bulundular. Valilik çadýrlarýn kaldýrýlmasý yönünde sendikaya yazý göndermiþ, polisler de artmýþ diyorlar. Geceleri daha temkinli davranacaðýz. Çadýrlarý kaldýrmak istiyorlar. Saldýrý bekliyoruz. Hatta “keþke öyle bir hata yapsalar” diyoruz. 1 isek 5 oluruz orasý kesin. Odunlar, ateþler, halýlar, tv derken gerçekten espirilerimiz gerçek olacak, diyoruz ki “eðer bize saldýrýp hakim karþýsýna çýkarýrlarsa, 4C ile ancak böyle yaþanabilir biz de öyle yapýyoruz” deriz þeklinde espiriler dönüyor. “Buralara fena alýþtýk, dönünce buralarý ararýz” gibi konuþmalar oluyor. Valla sonunu düþünmek bile istemiyorum. Buradan, iþçi arkadaþlardan ayrýlmayý aklýma bile getirmiyorum. Feci þekilde bir boþluk hissederiz heralde, çok alýþtýk birbirimize. 41. Gün Dün gece sabaha kadar nöbet tuttum. Uykusuzluktan mahvoldum. Sabah 05.30’da biraz dalmýþým, sabah 08.30’da kahvaltýya gittik. Eðitim Sen’in verdiði fiþle gidiliyor. Neyse ki artýk çorba deðil, kahvaltý tabaðý. Hepimiz mercimek çorbasýna karþý ayný duygularý besler olduk. Sabaha kadar ki nöbetimde iþçi arkadaþlarla en sevdiðim konuyu açýp sohbet ettim. Ne de olsa geceler bizimdi. Nasýl evlendikleri, severek mi görücü usulu mu olduðu, çocuklara kimin baktýðý üzerine konuþtuk. Sonra tahmin edileceði üzere konuyu kadýn sorununa getirdim. Hep sendika, Erdoðan ve 4C olmaz deðil mi? Aralarýndaki tek tük bayan ben olduðum için, bu konularda keyifle konuþtuk. Nasýl da erkek egemen yanlarý ortaya çýkýyor. Eþleri ve diðer bayanlar için çalýþan kadýnlarýn çocuklarý bakýmsýz kalýyor, o yüzden kadýnlar çalýþmasýn, evde çocuk baksýn demeye getirdiler. Tabi ben baþladým konuþmaya, Küba’dan örnekler verdim. “Ama biz þimdi Küba’da deðiliz” dediler. Bugünden çekilecek bu sancýlarýn kadýnýn sosyalleþmesi, ayaklarýnýn yere basmasý ve birçok açýdan sosyal ve ekonomik yaþamýn içinde olmasý gerektiðini söyledim, “yoksa dizi-dedikodu dört duvar arasýnda çürüyor, yozlaþýyor” dedim. Sohbetimiz zaman zaman tatlý-sert, zaman zaman ateþli geçti. Ýþçiler bana, “senin bugün muhalefet etme günün heralde” demeye baþladýlar. Ama sohbet ve tartýþmamýz çok faydalý ve eðlenceli geçti. Zaten bu muhabbetler de olmasa sabahý uyumadan zor ederiz. Bugün 24 Ocak Pazar. Öðleden sonra saat 14.00’da DÖB’lüler geldi. “Yaþasýn Ýþçilerin Mücadele Birliði” sloganlarýyla girdiler alana. “Bütün Ýktidar Emeðin Olacak”, “Zafer Savaþan Ýþçilerle Gelecek” sloganlarýný attýlar. Tam o sýra da aydýn ve yazarlarýn gelmesi ilgiyi biraz daðýttý. Ancak DÖB’lü bir öðrencinin yap-

156. Sayý / 27 Ocak - 10 Şubat 2010

týðý konuþma, tekrar ilgiyi topladý. Kendilerinin Deniz Gezmiþlerin yoldaþlarý olduklarýný söylediler. Bu esnada, Deniz Gezmiþ amblemli bayraðý bir Tekel iþçisinin dalgalandýrmasý çok etkileyiciydi. DÖB’lü öðrenci daha çok mücadeleyi büyütmek gerektiði üzerinde durdu. Yüreklerimizin birlikte atmasý gerektiðini söylediler. Bugünün önemli ziyaretçilerinden biri de Yetiþtirme Yurdundan gelen yetim çocuklardý. Çocuklar Erdoðan’ýn yaptýðý konuþmayla ilgili “yetim hakkýný kimseye yedirmem” sözünün kendilerine dokunduðunu, bundan rahatsýz olduklarýný bu nedenle buraya geldiklerini söylediler. “Tekel iþçileri mücadelesinde haklýdýr” dediler. Tekel iþçilerinin haklý mücadelesinin sonuna kadar yanlarýnda olduklarýný, kendi adlarýna Tekel iþçilerine haklarýný helal ettiklerini, ancak haksýzlýk ve zülum yapanlara haklarýný haram ettiklerini söylediler. Etimesgut’taki yetiþtirme yurdunda yaþananlara dikkat çektiler. Yine Pazar günü ziyaretçiler çoktu. Bu seferde aydýn ve yazarlar geldi. Sibel Özbudun, Temel Demirer, Mehmet Özer vb bir çok aydýn ve yazar vardý. Yüzlerce kitap daðýttýlar ve kitaplar daðýtýlýrken izdiham yaþanmasý çok güzeldi. Bugün ayrýca Diyarbakýrspor taraftarlarý desteðe geldi. Beþiktaþ Çarþý taraftarlarý hem desteðe geldi, hem de tiyatro yaptýlar. Ankaragücü taraftarlarý geldi. Onlarýn, sloganlarý klasiðin dýþýnda, farklý bir þekilde söylemeleri iþçileri çoþkulandýrýyor. Ayrýca gazetede Fenerbahçe-Denizlispor maçýnda “Tek Büyükten Tekele Selam” yazýlý pankart açýldýðý yazýyordu. Bugün yine Trabzonspor- Sivasspor maçýnda Trabzonspor taraftarlarýnýn “Tekel Ýþçisi Yalnýz Deðildir” pankartý açtýklarý anonsu geldi. Destekleri için Trabzonspor taraftarlarýna teþekkür edildi. Alkýþlarla karþýlandý bu eylem. Yine bugün duyduðumuza göre, Diyarbakýr’da bir AKP’li milletvekili Tekel iþçileri tarafýndan sýkýþtýrýlmýþ. AKP’li vekil kendini polislere sýðýnarak kurtarmýþ. Kýsacasý bugün dolu dolu geçti. Çadýrlarla ilgili polisin tacizleri sürüyor. Sivil polisler habire çadýrlarý gözlemliyor, notlar tutuyorlar. Valilik “Pazar son” demiþ. Çýkmak için, Çankaya Belediyesi de geçici gecekondu ruhsatý vermiþ çadýrlara. Ayrýca bugün polis tüm esnafý dolaþýp imza toplamaya baþlamýþ. Ancak nafile. Yüzlerce esnafýn olduðu Sakarya’da sadece 3 imza alabilmiþler. Onlarýn da kim olduðu belli. Önlerini kapatmamýza raðmen, barlar olsun, diðerleri olsun, hepsi Tekel iþçilerine karþý çok iyi ama iþçiler de esnafý düþünüyor. Hep onlardan alýþveriþ etmeye çalýþýyor. Sabahlarý olabildiðince giriþlerini kapatmayacak þekilde toparlanýyorlar. Bu esnaftan imza toplama meselesi sýrasýnda bir espiri koptu, “belki Türk-Ýþ imza vermiþtir” diye. “En çok Kumlu rahatsýz bizden” diye. Çok güldük. Bu gece ne olur ne olmaz diye yine nöbetteyiz.

15


Yeni Evrede

Gündem

Mücadele Birliði

ÝÞÇÝ SINIFI HALK ÝKTÝ Burjuva düzenin bentleri iþçi sýnýfýnýn yeni bir eylem dalga- riyle hem de söylemleriyle kanýtlýyorlar. sýyla dövülüyor. Düzenin baþkenti Ankara, haftalardýr, gittikçe büÝþçilerin hükümete karþý ölümü göze alan bir kararlýlýk içinde yüyen bu eylem dalgasýnýn darbeleri altýnda ezildikçe eziliyor. Ýþ- olduklarýný görmek ve buna inanmak için pek çok neden var. Ýþçiçiler, devrimi resmeden bir ressamýn fýrçasýndan çýkmýþ bir tablo- leri, ölümü göze alan bir kararlýlýða iten, her þeyden önce, iþçileri yu canlandýrmak istercesine Ankara sokaklarýný doldurmuþ vazi- yaþamdan kovan, geçim araçlarýný ellerinden alan hükümet politiyetteler. kasýdýr; onun da arkasýnda tekelci kapitalizmin krizi var. BöylesiTekel iþçilerinden sözediyoruz. Türkiye ve Kürdistan’ýn her i- ne güçlü bir neden, saðlam bir maddi temel olmasaydý hiçbir güç linden gelen onbinlerce iþçi, bir ayý aþan bir süredir Ankara sokak- iþçileri Ankara’nýn o soðuðunda kaldýrýmlarda yatýramaz. larýnda yatýp kalkýyor. Ýþçiler kafileler halinde geliyor, kafileler haHükümet ve polis, tarihlerinin hatasý olabilecek, iþçilere sallinde gidiyor. Kýyafetleri, yüz dýrmak gibi akýlsýzca bir davçizgileri, uzamýþ sakallarýyla iþranýþa henüz girmediler. Ama Ama hiç birisi, iþçilere ne yapmalarý çiler sadece açlýk ve sefaleti deðil bu, þimdilik bir durumdur. ama kararlýlýðý, hükümete mey- gerektiðini, gerçek zaferin nerde yattýðýný, Baþbakan “Gerçeðin dýþýna dan okumayý, devrimci eylemde onu nasýl kazanacaklarýný, bunun için ne çýkmayacaðýz” sözleriyle hüýsrarý da yansýtýyorlar. Böylesi kümetin geri adým atmayacayapmalarý gerektiðini anlatmadý onlara. manzaraya ancak devrim günleðýný ilan etti. Ýþler hükümet iOysa iþçilerin, çay, çorba, battaniye, iç rinde rastlanabilir. çin geri dönülmez bir noktaya Evet, 1917 Rusya’sýnýn Þudoðru hýzla gidiyor. Çünkü çamaþýrýndan çok bu sorunun yanýtýna bat ya da Ekim devrimlerine tabelli bir noktadan sonra atýlaihtiyaçlarý var. Onlar, kendilerini politik nýklýk eden o manzaralarýný þimcak bir geri adýmýn hareketin öncü diye takdim edenlerden öncelikle di biz Ankara sokaklarýnda görüönünü hýzla açacaðýný düþüneþu sorunun yanýtýný duymak istiyorlar: yoruz. 17 Ocak Ankara mitingi, cektir. Hükümetin þimdilik güöncesi ve sonrasýyla ancak böyle vendiði dal sendikadýr. Türk“Kazanmak için ne yapmalýyýz?” tanýmlanabilirdi. Onbinlerce iþçiÝþ’in bir yolunu bulup iþçileri Bu sorunun yanýtý olarak iþçilere nin Ankara’ya akýný, o kar-kýþ kandýrabileceðine güvenmek“mücadele etmelisiniz” demek abesle havasýnda battaniyelere sarýlarak, tedir. Ama bu dalýn pek saðiþtigal etmektir ya da onlara hiçbir þey yere serdikleri karton parçalarý ülam olmadýðýný Türk-Ýþ Baþzerinde eksi bilmem kaç derecekaný’nýn istifaya davet edilmesöylememektir. Zira iþçiler zaten nin altýndaki soðuk havaya aldýrsinden ve Türk-Ýþ binasýnýn iþmücadelenin tam ortasýndalar. Ýþçilere madan, sokaklarda yatmalarý, kigal edilmesinden biliyoruz. böylesi beylik yanýtlar yerine somut, mileri yatarken kimisinin bir Ýþçilerin “proleter disipdevrimci bir mücadele çizgisi ve hedefi cephaneliði bekler gibi gruplar lin” içinde hareket ettikleri, bu halinde turlamasý, baþka neye göstermek lazým. Devrimle ilgisi olmayan anlamda sendikanýn kararýna benzetilebilir ki! uyma eðiliminde olduklarý liberallerin, sosyal reformistlerin, Durumun resmini abarttýðýdoðru. Fakat bu ne kadar doð“ulusalcý” adý altýndaki karþýmýzý düþünecek olanlara þunu ruysa sendikacýlarýn da iþçiledevrimcilerin, politik ufuklarý “köylü söyleyebiliriz: 17 Ocak mitingi rin bilinç ve uyanýklýðýndan öncesi, miting sýrasý ya da sonrakorktuklarý, bunu hesaba katmilletin efendisidir” düsturundan ileri sýnda hükümetin akýlsýzca bir ka- gitmeyenlerin, bugün elde edilecek bir tas mak zorunda olduklarý bir o rarý, polisin iþçilere saldýrmak gikadar doðru. Dememiz o ki, çorbaya bütün bir geleceði feda etmeye bi akýlsýzca bir davranýþý Türkiye iþçiler, kolayca aldatýldýklarý, hazýr olanlarýn bunu yapamayacaklarý tarihinde milat olacak olaylarýn kapitalistlere satýldýklarý o aþabaþlamasýna fazlasýyla yetecekti. mayý çoktan geçtiler. Türk-Ýþ açýk. Bunu sadece iþçi sýnýfýnýn gerçek Ýþçilerdeki kararlýlýk böyle dükurtuluþunu her þeyin üzerinde tutan bir yönetimi artýk iþçileri kapitaþünmemizi fazlasýyla haklý kýlýlistlere, hükümete “satmadan” parti yapabilir. Türkiye ve Kürdistan’da yor. Ýþçiler “ölmek var dönmek önce birkaç kez düþünmesi geböyle bir parti var. Bu parti, yok” sloganýný boþuna, laf olsun rektiðini biliyor. diye atmadýklarýný hem eylemleLeninist Partidir.

16

156. Sayý / 27 Ocak - 10 Şubat 2010


Yeni Evrede

Gündem

Mücadele Birliði

ÝDARI ÝÇÝN SAVAÞMALI ÇEKÝM MERKEZÝ Tekel iþçileri, eylemleriyle iþçi sýnýfýnýn toplumun diðer çalýþan sýnýflarýný, politik güçleri kendi etrafýnda nasýl toplayacaðýnýn örneðini veriyorlar. Tekel iþçileri, eylemlerinin ilk gününden itibaren, hükümete muhalif her kesimin, sosyal reformistlerden tutalým da iþçi sýnýfýnýn öncü rolünü sadece ideolojik planda tanýyan Maocu hareketlere; burjuva liberal aydýnlardan devrimci mücadeleye sýrtýný dönmüþlere kadar her kesimin adeta ziyaret yeri oldu. Tekel iþçilerinin eylemi sadece politik akýmlarý deðil, ama toplumun hükümete karþý olan farklý kesimlerini de etkisi altýna aldý ve almaya devam ediyor. En baþta iþçi sýnýfýnýn geri kalan kesimi sürecin baþýndan beri gözlerini Tekel iþçilerine çevirmiþ, oradan gelecek haberleri dört gözle bekliyor. Pek çok þehirdeki iþçiler destek için harekete geçtiler bile. Kamu emekçileri týpký iþçi sýnýfýnýn diðer kesimleri gibi gözünü Tekel iþçilerine çevirmiþ, süreci izliyorlar. Kamu emekçileri sendikalarý Tekel iþçilerinin mücadelesini desteklediklerini açýkladýlar. Eylemin çekim gücü iþçiler ve diðer emekçi kesimler arasýnda mücadele birliðini adým adým örüyor. Kent AÞ iþçilerinden Antep’in Çemen iþçilerine; Demiryolu iþçilerinden Ýtfaiye ve Marmaray iþçilerine kadar uzanan çok geniþ bir iþçi kesimi Tekel iþçileriyle dayanýþma içinde olduklarýný gösteren eylemlere giriþtiler. Ýþçi sýnýfý, gücünü bizzat eylemin içinde sýnayarak görüyor. NE YAPMALI? Hükümet meydan okumaya devam ediyor; iþçiler de eyleme. Kararlýlýklarýndan en ufak gerileme göstermeden. Tekel iþçilerinin eylem yerini adeta bir türbeye çeviren çeþitli politik akýmlar ise, anlaþýlabilir nedenlerle, iþçilere çeþitli “maddi” yardýmlarda bulunmaya devam ediyorlar. Kimisi çay getirip daðýtýyor, kimisi çorba getiriyor. Battaniye ve iç çamaþýrý getirenler de oluyor. Ama hiç birisi, iþçilere ne yapmalarý gerektiðini, gerçek zaferin nerde yattýðýný, onu nasýl kazanacaklarýný, bunun için ne yapmalarý gerektiðini anlatmadý onlara. Oysa iþçilerin, çay, çorba, battaniye, iç çamaþýrýndan çok bu sorunun yanýtýna ihtiyaçlarý var. Onlar, kendilerini politik öncü diye takdim edenlerden öncelikle þu sorunun yanýtýný duymak istiyorlar: “Kazanmak için ne yapmalýyýz?” Bu sorunun yanýtý olarak iþçilere “mücadele etmelisiniz” demek abesle iþtigal etmektir ya da onlara hiçbir þey söylememektir. Zira iþçiler zaten mücadelenin tam ortasýndalar. Ýþçilere böylesi beylik yanýtlar yerine somut, devrimci bir mücadele çizgisi ve hedefi göstermek lazým. Devrimle ilgisi olmayan liberallerin, sosyal reformistlerin, “ulusalcý” adý altýndaki karþý-devrimcilerin, politik ufuklarý “köylü milletin efendisidir” düsturundan ileri gitmeyenlerin, bugün elde edilecek bir tas çorbaya bütün bir geleceði feda etmeye hazýr olanlarýn bunu yapamayacaklarý açýk. Bunu sadece iþçi sýnýfýnýn gerçek kurtuluþunu her þeyin üze-

rinde tutan bir parti yapabilir. Türkiye ve Kürdistan’da böyle bir parti var. Bu parti, Leninist Partidir. Leninist Parti, iþçilerin kendiliðinden bilinci önünde diz çökmeden onlara þunu söylüyor: Biz, hükümete, burjuva sýnýfa ve onun politik-askeri güçlerine karþý verdiðiniz mücadelede her zaman tüm gücümüzle yanýnýzda olduk olmaya da devam edeceðiz. Günlük yaþamýnýzý daha katlanabilir kýlmak, acýlarýnýzý hafifletmek için verdiðiniz mücadeleyi de daima destekledik ve desteklemeye de devam edeceðiz. Ama kurtuluþunuzun bu günlük mücadeleden geçmediðini, haklar için verdiðiniz mücadelenin acýlarýnýzý ortadan kaldýrmayacaðýný; üstünüzdeki sömürüyü yok etmeyeceðini, eðer mücadelenin bu biçimiyle devam ederseniz tekrar tekrar ayný noktaya geri gelmek zorunda kalacaðýnýzý bilmeniz gerekir. Eðer bu duruma düþmek istemiyorsanýz, yapmanýz gereken þey politik iktidarýn fethi hedefini en baþa almaktýr. Politik iktidar kapitalistlerin elinde kaldýkça günlük mücadeleye iliþkin hiçbir kazanýmýnýz, hiçbir hakkýnýz güvence altýnda olmayacaktýr. Kapitalistler, bu düzen içinde, karþýnýzda bugün kaybetseler de kaybettiklerini fazlasýyla geri almada oldukça deneyim sahibidirler ve kimse bunu engelleyemez. Aslýnda siz bu gerçeði kendi yaþamýnýzdan defalarca öðrenmiþ bulunuyorsunuz. Kapitalistlerin ve devletin sizi tekrar tekrar ayný noktaya geri itmelerini engellemenin yolu bu düzeni yýkmak, kapitalistlerin ekonomik ve politik iktidarýna son vererek halkýn devrimci iktidarýný kurmaktýr. Sadece halkýn iktidarý, sadece emeðin iktidarý tüm kazanýmlarýnýzý güvence altýna alabilir, sizi daha iyi bir yaþama kavuþturabilir. Peki, burjuva egemenliði yýkmak, halkýn iktidarýný kurmak mümkün mü? Leninist Parti bu soruya “evet mümkündür” yanýtýný veriyor ve iþçi sýnýfýný politik iktidarýn fethi mücadelesini hedeflerinin en baþýna koymaya çaðýrýyor. Ankara eylemi, iþçi sýnýfýnýn devrimci bir mücadeleye giriþmesi durumunda düzene, burjuva egemenliðine karþý, sömürü düzenine karþý olan bütün kesimleri kendi etrafýnda toplayacaðýný bir kez daha kanýtladý. Bunun için yapýlmasý gereken, iþçi sýnýfýnýn kendi devrimci hedeflerini toplumun tüm ezilen sömürülen kesimlerinin, Kürt halkýnýn istemleri olarak öne sürmek, burjuva sýnýf ve hükümet karþýsýnda bütün bu kesimlerin gerçek devrimci öncüsü olarak hareket etmektir. Leninist Parti, iþçi sýnýfýna artýk genel propaganda anlamý taþýyan “sosyalizm” þiarýyla deðil, daha somut daha elle tutulur bir hedefle, politik iktidarýn fethi hedefiyle gidiyor. Ýþçi sýnýfýnýn tüm ezilen sömürülen kesimlerin, Kürt ulusunun yaþamsal sorunlarýnýn çözümü halk iktidarýnýn kurulmasýndan geçiyor. Onun için þimdi baþta eylem halindeki Tekel iþçileri, Ýtfaiye iþçileri, Marmaray iþçileri, Antep Çemen iþçileri olmak üzere tüm emekçiler bayraklarýnýn üzerine “Yaþasýn Halk Ýktidarý” þiarýný yazmalý, bu þiarý haykýrmalýlar.

156. Sayý / 27 Ocak - 10 Şubat 2010

17


Yeni Evrede

TEKEL

Mücadele Birliði

TEKEL İŞÇİSİ YALNIZ DEĞİLDİR ÝZMÝR TEKEL’LE OMUZ OMUZA 7 Ocak günü saat 17.30’da Konak Sümerbank önünden AKP il binasýnýn önüne bir yürüyüþ ve basýn açýklamasý yapýldý. Düzenlenen basýn açýklamasý Ankara’da eylemlerine devam eden TEKEL iþçilerine destek amaçlýydý. Yürüyüþ sýrasýnda “Tekel Ýþçileri Yalnýz Deðildir Yaþasýn Tekel Ýþçilerinin Onurlu Direniþi” pankartý açýlýrken “Tekel Ýþçisi Yalnýz Deðildir”, “Zafer Direnen Emekçinin Olacak”, “Hak Verilmez Alýnýr Zafer Sokakta Kazanýlýr”, “Yaþasýn Sýnýf Dayanýþmasý” vb. sloganlar atýldý. Yürüyüþ boyunca yoðun þekilde ajite konuþmalarý yapýldý. AKP binasýnýn önüne gelindiðinde basýn açýklamasýnýn okunmasý için TEKEL iþçilerinin gelmesi beklendi. Ýþçiler gelirken “TEKEL Ýþçileri Yalnýz Deðildir, Yaþasýn TEKEL Ýþçilerinin Onurlu Direniþi” pankartýnýn yaný sýra “Gemileri Yaktýk Geri Dönüþ Yok”, “TEKEL Ýþçisi Direniþin Simgesi”, “Ýþçi Memur El Ele Genel Greve” sloganlarýný haykýrdýlar. Daha sonra basýn metni okundu. Okunan metinden sonra Tekel iþçileri TELEKOM Binasýnýn yanýndaki servislerine giderken kitle de onlarla beraber yürüdü. TELEKOM binasýnýn önüne gelindiðinde yol kapatýlarak iþçilerle katýlýmcýlar halaya durdu. Yaklaþýk on beþ dakika boyunca kapalý kalan yol iþçilerin ayrýlmasýyla tekrardan trafiðe açýldý. KESK, DÝSK, TMMOB, TTB, Türk-Ýþ, birçok demokratik kitle örgütünün yaný sýra bizler de Mücadele Birliði olarak basýn açýklamasýna destek verdik. TEKEL ÝÞÇÝLERÝ YALNIZ DEÐÝLDÝR! YAÞASIN ÝÞÇÝLERÝN-EMEKÇÝLERÝN MÜCADELE BÝRLÝÐÝ! Ýzmir Mücadele Birliði

ÝÞÇÝLER VAPURU ÝÞGAL ETTÝ 13 Ocak 2010 günü Ýzmir’de saat 12.00’de Bostanlý-Konak seferini yapan vapur, TEKEL iþçileri tarafýndan iþgal edildi. Ýzmir’de vapur iþgali yapan Tek Gýda-Ýþ üyesi TEKEL iþçileri, Ankara’da eylemde olan arkadaþlarýnýn sesi soluðu oldu. Ýþçiler iþgal ettikleri vapuru açýk denize götürmek istediyse de vapurun içinde bulunan polislerce engellendiler. Engelle-

18

me sonucu vapur Konak iskelesine geldi. Vapur Ýskeleye geldiðinde iþçilerin öfkesi ve coþkusu görülmeye deðerdi. “Kurtuluþ Yok Tek Baþýna Ya Hep Beraber Ya Hiç Birimiz” ve “12.000 Tekel Ýþçisi Bedava Ekmek Aramýyor Kadro ve Özlük Haklarýný Arýyor” “Bekle Baþbakan 15 Ocak’ta Ankara’dayýz” pankartlarýný açan iþçiler sýk sýk “Ýþte Tekel Ýþte Direniþ”, “Ölmek Var Dönmek Yok”, “Yaþasýn Sýnýf Dayanýþmasý”, “Gemileri Yaktýk Geri Dönüþ Yok”, “Direniþ Var Yýlgýnlýk Yok” vb. sloganlarýný haykýrdýlar. Ýskelede yarým saat direniþ yaptýktan sonra Konak Meydaný’na doðru yürüyüþe geçen TEKEL iþçilerini, 31 Aralýk günü itibariyle iþsiz kalan Park-Bahçe iþçileri karþýladý. Park-Bahçe iþçileri, TEKEL iþçilerini “Taþerona ve Ýþsizliðe Hayýr” pankartýyla karþýlarken “Tekel Ýþçisi Direniþin Simgesi”, “Tekel Ýþçileri Yalnýz Deðildir”, “Yaþasýn Sýnýf Dayanýþmasý” sloganlarýyla selamladýlar. TEKEL iþçileri tarafýndan coþkuyla karþýlanan Park-Bahçe iþçileri TEKEL iþçileriyle birlikte sloganlarla yürümeye devam etti. TEKEL iþçileri, 14 Ocak akþamý Ankara’da yapýlacak miting için yola çýkacaklarýnýn duyurusunu yaptýktan sonra, beþ iþçi temsilcisi valiyle görüþmeye gitti. Eylem saat 15.00 civarý sona erdi. Bizler Mücadele Birliði Platformu olarak bu eyleme destek verdik. TEKEL ÝÞÇÝLERÝ YALNIZ DEÐÝLDÝR! YAÞASIN ÝÞÇÝLERÝN MÜCADELE BÝRLÝÐÝ! Ýzmir Mücadele Birliði

TEKEL’DE CANLI YAYINA ÝZÝN YOK TEKEL iþçilerinin 3 günlük oturma eyleminin baþladýðý 15 Ocak Cuma akþam saatlerinden bu yana, canlý yayýn araçlarýnýn TEKEL önüne, eylem alanýna girmelerine izin yok. 16 Ocak günü öðle saatlerinde de Mithatpaþa Caddesi yönünden giriþ yapmak isteyen canlý yayýn araçlarýný alana sokmayan polis, caddenin giriþine çevik kuvvet barikatý dikti. Durumdan haberdar olan TEKEL iþçileri hemen güçlerini o alana kaydýrdýlar ve barikatýn önünde etten bir iþçi barikatý oluþturdular. “Burada ölsek kimsenin haberi olmasýn istiyorlar” diyerek durumu kendi aralarýnda özetleyen iþçiler, her dakika daha kalabalýk bir þekilde ýslýklar, alkýþlar ve sloganlarla protesto etmeye baþladýlar. Yaklaþýk 15-20 dakika süren arbede sýrasýnda bir iþçi fenalaþarak ambulansa götürüldü ve hemen müdahale edildi. Eylem sona erdiðinde, iþçinin durumunun kontrol altýnda olduðu, gerekirse hastaneye kaldýrýlacaðý anons edildi. Ýþçiler, canlý yayýn araçlarýnýn geçiþine ve yayýn yapmalarýna izin verileceði öðrenilince alaný yine sloganlarla boþaltarak Türk-Ýþ’in önüne geri döndüler.

156. Sayý / 27 Ocak - 10 Şubat 2010


Yeni Evrede

TEKEL

Mücadele Birliði

TEKEL ÝÞÇÝLERÝ EYLEM VE ÝÞGALDE 17 Ocak 2009 Pazar... TEKEL iþçilerinin dört gözle bekledikleri ve umutlarýný baðladýklarý eylem... Ýki gün öncesinden tüm illerdeki TEKEL iþçileri Ankara’ya Türk-Ýþ’in önüne akmýþ, iki gün yaptýklarý oturma eyleminin 3. gününde ülke çapýndaki tüm sendikalarýn ve kitle örgütlerinin destek verdiði miting için Sýhhiye Meydaný’nda idiler. Onbinlerce iþçi ve emekçi, saat 10.00’dan itibaren miting alanýna doðru akmaya baþladý. Destek için Ankara ve tüm diðer illerden gelen iþçi ve emekçiler, Ankara Garý’nda toplandýlar. Bayrak ve pankartlarý ile, sloganlarýyla Sýhhiye Meydaný’na doðru harekete geçtiler. TEKEL iþçileri ise, saatler 10’u geçerken kadýn iþçiler önde olmak üzere kortejlerini oluþturarak Meydan’a doðru yürüyüþe geçtiler. Devrimci Ýþçi Komiteleri (DÝK) ve Mücadele Birliði de “Ýþçiler Birleþin Sosyalizm Ýçin Savaþýn” pankartý ve sloganlarý ile TEKEL iþçileri ile birlikte Türk-Ýþ’in önünde kortej olarak TEKEL iþçilerinin sonunda yerini alarak alana yürüdü. Sýhhiye Meydaný’na gelen iþçileri Onur Akýn karþýladý ilk olarak ve þarkýlarýný TEKEL iþçileri için söyledi. Ýlk konuþmayý TEKEL iþçileri adýna Mustafa Kumlu yaptý. Ardýndan sýrayla Ýstanbul itfaiye iþçileri ve özelleþtirilen Þeker Fabrikalarýndan iþçiler adýna bir bayan iþçi konuþma yaptý. Tüm konuþmalarýn ortak noktasý hükümetlerin ekonomi ve özelleþtirme politikalarý, bunlara karþý birlikte mücadele etmeleri gerektiði idi. Kitlenin ise en sýk attýðý “Genel Grev Genel Direniþ”, TEKEL Ýþçisi Yalnýz Deðildir”, Yaþasýn Sýnýf Dayanýþmasý” sloganlarý oldu. Maden-Ýþ’ten Kristal-Ýþ’e kadar Türk-Ýþ’e baðlý tüm sendikalar ve KESK, TTB alanda idi. Hepsi büyük bir coþkuyla alana girdikçe “TEKEL Ýþçisi Yalnýz Deðildir” sloganý atýyordu. Ýzmir Belediyesi’ne baðlý çalýþan ve sendikalaþtýklarý için iþten atýlan Park-Bahçe iþçileri, Ýstanbul Belediyesi itfaiye iþçileri, Entes’te iþten atýlan Gülistan Kobatan, yine Ýstanbul’da 1 senedir direniþte olan Sinter Metal iþçileri, hepsi alanda idi. TÜRK-ÝÞ Baþkaný Mustafa Kumlu’nun yaptýðý konuþma iþçilerin sabrýný deþti. Büyük umutla Mustafa Kumlu’nun aðzýndan çýkan sözlere bakan yüzbinlerce emekçi ve bugünü büyük bir sabýrla bekleyen TEKEL iþçilerini çok kýzdýrdý. Konuþmasýnda Cuma günü 1 saatlik iþ býrakma eyleminde okuduðu basýn metnini okudu. Ýþçiler genel grevle ilgili konuþmasýný beklerken böyle bir hazýrlýðý bile olmadýðýný görünce iþçilerin sabrý taþtý. Platform önünde duran Türk-Metal iþ Sendikasý iþçileri platformun önünü kapatmýþ, TEKEL iþçilerin önünde duruyordu. Platforma Harb-Ýþ Sendikasý baþkaný çýktýðýnda iþçilerin sabrý artýk taþmýþtý. Tekel Ýþçileri büyük bir hýzla kitleyi yararak platforma ulaþtý, onlarca iþçi art arda platforma çýkmaya baþladý ve platformu iþgal ettiler. Hep bir aðýzdan “Genel Grev, Genel Direniþ”, “Türk-Ýþ Göreve Genel Greve”, “Kumlu Buraya” sloganlarý atmaya baþladýlar. Platformdaki iþçilere yüzbini aþkýn iþçi ve emekçi “Ýþçi Memur El ele Genel Greve” sloganýyla eþlik etti. 5 dakika kadar sonra sendika yöneticilerinden biri gelip iþçilerle slogan attýktan sonra iþçileri aþaðý indirmeye çalýþtý. “Ben geleceðim oraya, konuþacaklarýmýz var” dedi, iþçiler ise onu, “gelme sen, konuþacak neyimiz var” diyerek yanýtladý. Ancak daha sonra iþçilerin inmesiyle sözü alan sendikacý, bu olayýn suçlusu olarak “alana destek için geldiðini söyleyen provokatörler”i gösterdi. Onlarýn alandan ve iþçilerin arasýndan ayrýlmasýný istedi. “Bize köstek olacaklar (Ulus yönünü göstererek) bu tarafa, ama TEKEL iþçisinin yanýnda yer alýp destek olacaklar (Kýzýlay’ý göstererek) bizimle Türk-Ýþ önüne gelsin” dedi. Ýþçileri ve emekçileri devrimci güçlere karþý kýþkýrtmaya ve emek güçlerini bölmeye çalýþtý. Ýþçilerin buna tavrý ise yuhalamak oldu. “O zaman daðýlýn miting bitmiþtir” denilerek kitle daðýtýldý. Dönüþ yolunda iþçiler öfkeli ve kýzgýndý. Türk-Ýþ’in önüne ulaþan kadýn iþçiler, “Türk-Ýþ bizi buraya konser dinlemeye çaðýrmýþ” diye so-

nuç alamamanýn kýzgýnlýk ve kýrgýnlýðýný dile getirirken, bir baþkasý “iki gündür yanýnýzda olan insanlara aldanmayýn diyorlar, ben 34 gündür burdayým”, “öðrencileri çadýrýnýza bile almayýn, onlarýn burda olmalarý doðru deðil diyorlar, bir aydýr bize onlardan baþka kim gelmiþ, kim yardým etmiþ, tabi burda olacaklar” diyor. Bir diðeri, “bizi bölmeyi baþaramazlar” diyor. Herkes öfkeli, herkes kýrgýn. Bekledikleri çözüm yok ortada, bekledikleri karar yok. Bu sýrada bazý TEKEL iþçileri Türk-Ýþ binasýna girmiþ, telaþ içinde Baþkanlar Kurulu toplantýsý alan sendika yöneticileri ile görüþmek istiyor. Kimileri de onlarý yatýþtýrmaya çalýþýyor, “iþleri var, bitince konuþurlar bizimle zaten”. Ýþçiler yukarý çýkmak istiyor, gene birbirlerini engelliyorlar, “biz niye gidiyoruz, onlar bizim ayaðýmýza gelsin...” Bu esnada, “Taþerona ve Ýþsizliðe Hayýr” pankartýyla gelen ParkBahçe iþçileri, Türk-Ýþ önüne kadar sloganlarla yürümüþ, sorunlarýna bir de burada çözüm aramayý planlýyordu. Türk-Ýþ’in içine giren Park-Bahçe iþçileri, Ýzmir Tek Gýda Ýþ Baþkaný ile görüþmeye ve kendilerine muhatap bulmaya çalýþýyorlardý. “Çýkýp baþkanlar kurulu toplantýsýna girelim, konuþalým orada” diye konuþan iþçilerin ayaðýna, CHP milletvekili Çetin Soysal geldi. CHP’li Ýzmir Belediyesine baðlý çalýþan ve iþsiz kalmalarý sonucu direniþ yapan Park-Bahçe Ýþçileri ve Kent AÞ iþçilerini sürekli görmezden gelen CHP, hükümete muhalefet olmak için TEKEL eylemine büyük bir önem veriyor ve “desteklerini” hiçbir ortamda esirgemiyordu. Tesadüfen yine ortaya gelen CHP milletvekili, Park-Bahçe iþçilerinin içine düþtü. Sorunlarýný dile getiren ve çözüm isteyen ParkBahçe iþçilerine milletvekilinin verdiði cevap ise komik oldu. Bu taþeron çalýþtýrmanýn vb. belediyelerin kendi inisiyatifinde olan bir þey olmadýðýný ve hükümet politikalarý olarak kendilerine de bunun dayatýldýðýný söyleyen milletvekili, iþçilere kartýný vererek bu konunun takipçisi olacaðý sözünü verdi. Ancak TEKEL iþçisi durulmamýþtý. Aradan yarým saat geçmeden “iþçilerin Türk-Ýþ’i bastýðý”, iþgal ettiði haberi geldi. Binaya girerek yöneticilerle konuþmak isteyen iþçiler hala binadaydý ve binlerce iþçi de giriþ kapýsýnýn önüne yýðýlmýþtý. Ancak ne yönlendirecek birine, ne güvenliðe, polise ihtiyaç vardý. Bazý iþçiler yine diðerlerine köstek oluyordu. Ýçeri girmek isteyen iþçilere “girmeye ne gerek var, þimdi onlar gelir zaten, ne diyeceklerse derler”, “Genel Grev sloganý atan bizden deðildir, TEKEL iþçileri bu sloganý atmasýn” diyorlardý. Bu esnada destek için gelmiþ siyasi partilerin endiþeye kapýlarak önlüklerini vb. çýkardýðý dikkatten kaçmadý. Sonunda bir yönetici kapýya çýkarak açýklama yapýlacaðýný, ama kapýnýn önünün boþaltýlmasýný, konuþmanýn ses düzeni olan yan balkondan yapýlacaðýný ve oraya gitmelerini söylediler. Çadýrlar kurulu olduðu için çok dar bir alan olan yan sokakta üst üste biriken iþçiler, Harb-Ýþ yöneticilerinden birinin konuþmasýný dinledi. TEKEL iþçilerinin mücadelesinin sürdürüleceði, önemi vb. iþçileri ateþleyecek konuþmalardan sonra, kendi gönüllerinin de nihayetinde genel grevden yana olduðunu söyleyerek, Ankara’da bulunan tüm emek güçlerine çaðrý yaptý. Her akþam saat 17.00-19.00 arasýnda herkesi buraya, Türk-Ýþ önüne TEKEL iþçileriyle dayanýþma eylemine çaðýrdý ve konuþmayý bitirdi. Alanda ise hala “Genel grev” sloganý atýlýyordu. 5-10 dakika geçmemiþti ki, sendikacýlarýn boþalttýðý balkonu iþçiler doldurdu ve balkondan kitleye Genel Grev Genel Direniþ”, “Kumlu Ýstifa”, “Ölmek Var Dönmek Yok” sloganlarý atarak “TEKEL Marþý”ný söylediler. 15-20 dakika sonra da herkes sokaða indi ve iþçiler çadýrlarýna giderek günlük rutinine döndü. Türk-Ýþ binasýndaki iþçiler, “nasýlsa þimdi çýkarsak tekrar içeri almayacaksýnýz” diyerek uzun saatler binada kaldýlar ve sendika yöneticileriyle uzun uzun eylemi tartýþtýlar.

156. Sayý / 27 Ocak - 10 Şubat 2010

19


Yeni Evrede

TEKEL

Mücadele Birliði

TEKEL ÝÞÇÝLERÝ KAZANDI! Tekel iþçilerinin zorlu ve bir o kadar da kararlý devam ediyor. Tüm gözler onlara çevrili. Kimse onlarý görmezden gelemiyor. Direniþin 34. gününde sendikalar, demokratik kitle örgütleri ve siyasi partiler Ankara’da bir miting yaparak Tekel iþçilerine destekte bulundular. Bu eylem yýllardýr yapýlan en büyük eylemlerden biriydi. Bütün bu geliþmelerin içinde Tekel iþçileri ölüm orucuna baþlayacaklarýný açýkladýlar. Kýþýn en aðýr koþullarýnda, Ankara’nýn ortasýnda, tüm emekçileri ve emek örgütlerini temellerinden sarsan bir süreç geliþiyor. Tekel İþçileri, İþçi Sýnýfý Mücadelesinin İvmesini Yükseltti Bugün direniþin 42. günü. Sermayenin sözcüsü baþbakan Tekel iþçilerine tehditler savuruyor. Valilik etrafý rahatsýz ettikleri için Tekel iþçilerinin çadýrlarýný kaldýrmalarý konusunda ihtarda bulunuyor. 17 Ocaktaki eylemde tüm iþçiler ayný þeyi söylüyordu “Tekel iþçileri Türk-Ýþ’i de devleti de sarstý.” Tekel iþçileri sadece Türk-Ýþ’in içindeki iþçileri deðil tüm emekçilerin de hayranlýðýný kazandý. Ankara’ya giriþlerinde uðradýklarý saldýrý emekçilerin öfkesini ve ayný zamanda dikkatini topladý. Bütün gözlerin onlara çevrilmesinin nedeni, sendikalarýný her hareketleriyle ileriye doðru zorlayan bir çizgide ilerlemeleriydi. Sendikanýn oyalama, geri çekme, pasivist tavrýna karþý onlar her yerde fiili eylemlerini devam ettirdiler. Sendikalarýna tabi olmadýlar, sendikalarýný kendilerine tabii kýldýlar. 17 Ocak’ta kürsü iþgali ve kitleyi Türk-Ýþ binasýna yöneltmeleri iþçilerin özgüvenlerinin en önemli kanýtýydý. Tekel iþçileri bugün, mücadelenin ivmesini geri dönülmez bir biçimde ileriye taþýmýþlardýr. Emekçiler bundan sonraki eylemlerde Tekel iþçilerinin açtýðý yoldan, fiili eylem ve mücadele birliðini örerek ilerlemeleri gerektiðini gördüler. Sermayenin, iþçi sýnýfýnýn tehdit oluþturacak herhangi bir kesimine karþý bütün güçlerini seferber edeceðine ancak emekçilerin de tüm güçleriyle böyle bir eyleme sahip çýkacaðýna açýkça tanýk oldular. Birçok yazar, gazeteci bu eyleme sahip çýkmak, mücadeleyi desteklemek zorunda kaldý. Düne kadar havadan sudan bahsedenler, bugün geçici de olsa sokaða yüzlerini döndüler. Ölüm Orucuna İþçiler Sahip Çýktý Eylemin dönüþtürücülüðü açýkça görüldü. Tekel iþçileri yola çýktýklarý kiþiler deðiller. Televizyonlarýný seyrederken birçoðu daha önce polisin saldýrýsýna uðramanýn hakedilmiþ olduðunu, devrimcilerin ise “terörist” olduðunu düþünüyordu belkide. Önce bu düþünceleri yýkýldý. Kürt sorununa, iþçi sýnýfýna, burjuvaziye, çýkarlarýnýn nerede olduðuna dair fikirleri deðiþti. Çok uzun bir zamanda deðil, topu topu bir ay içinde düne kadar yadýrgadýklarý þeyleri onaylar, onayladýklarýný yadýrgar oldular. Kendisine devrimci-demokrat diyenlerin bile hoyratça saldýrdýðý ölüm orucu direniþine iþçiler, onun gerçek sahipleri sahip çýktýlar. Ölüm orucu savaþçýlarýnýn onlara sesleniþine kulak verdiler. Býçaðýn kemiðe dayandýðý aný yaþadýlar, yaþanabileceðini herkese kanýtladýlar. Tekel iþçileri tarihe kulak verdiler ve devrimcilerin yaþadýklarýný anladýlar. Bu eylem olmasa içlerinden birçoðunun bu eylemin anlamýna varmadan yaþlanýp hayata veda edeceklerini söylemek sanýrýz abartý olmaz. Bu eylemle birlikte ölüm orucu eylemi de emekçilerin birçoðunun bilincinde ve yüreðinde anlamýný buldu. Dostlar ve Düþmanlar Ayrýþtý Ýþçiler eylemin ilk gününden bugüne sendikalarýndan vazgeçmediler ama onun dayatmalarýna da izin vermediler. Sendika bürokrasisi eylem karþýsýnda her aþamada fren görevi gördü, devletle iþçiler arasýnda mekik dokudu, devletten yana uzlaþma saðlamak için elinden geleni yaptý. Eylemi oylamalarla bölmeye çalýþtý, oyalamalarla tükenmesini bekledi, destek verecek kesimleri ve kendi üyelerini türlü yöntemlerle engelledi. 17 Ocak’ta Türk-Ýþ’in eyleme tüm güçlerini seferber etmedi-

20

ði, DÝSK’in hiç katýlmadýðý, KESK’in ise sýnýrlý sayýyla temsil edildiði görüldü. 30 Aralýkta Taksim’de 3 konfederasyonun birlikte yaptýðý basýn açýklamasýnda tüm güçlerini birleþtirip seferber edecekleri yönünde yemin billâh edenlerin, söze gelince mangalda kül býrakmayan, eyleme gelince saklanacak bir köþe arayan tavýrlarý, iþçilerin gözlerinden kaçmadý. Ankara’da kaldýklarý sürece emekçilerin desteklerini yanlarýnda bulan Tekel iþçileri, kendilerini evlerine davet edenlerin, kumanyalarýna katkýda bulunanlarýn hep pasifliklerinden þikâyet edilen emekçiler olduðunu gördüler. Þikâyet edenlerse misafirhanelerini, lokallerini Tekel iþçilerine açmaktansa, Türk-Ýþ’in olanaklarýný yeterince sunmadýðýný eleþtirmekle yetindiler. Eylemi görmezden gelenlerin yanýnda pasifizmin teorileriyle ortamý bulandýranlar kolkolaydýlar. Bu eyleme çok anlam yükleniyormuþ da, eðer yenilgiyle sonuçlanýrsa tüm emekçi hareketi için hayal kýrýklýðý olurmuþ da. Tüm sendikalar kendi üyelerinin haklarýný bir yana býrakmýþlar herkes Tekel iþçileriyle uðraþýyormuþ da. Sadece Tekel iþçileri deðil, tüm emekçiler bu süreçte dostlarý ve düþmanlarý izleme, öðrenme fýrsatý buldu. Dostlar alýþveriþte görsün, günü savuþturalým diye 17 Ocak’ta Ankara’ya gelmenin baskýsýný duyan sendika yöneticileri kitleyi bir an önce toparlayýp geri götürme telaþýna düþtü. Kürsüyü iþgal eden bir Tekel iþçisi otobüslerin kalkacaðý yönü göstererek “eylemi baltalamak isteyenler, bu eylemin baþarýsýz olmasýný isteyenler bu tarafa” Türk-Ýþ’in bulunduðu grev alanýný göstererek “bizi destekleyenler bu tarafa” dediðinde kitle ikiye ayrýldý. Sendikalarýn, otobüslerin kalkýþ saatini, eylemin devam etmesine raðmen ertelememesi de hafýzalara yazýldý. Mücadele Birliði Vücut Buldu Tekel iþçilerinin bulunduðu alanda hemen arkalarýnda bulunan “Yaþasýn Halklarýn ve Ýþçilerin Mücadele Birliði” pankartý alýnan yolu bize yeterince anlatýyor. Tekel iþçileri için yurt genelinde yapýlan dayanýþma eylemleri uzun yýllardýr özlediðimiz görüntüleri sundu bize. Hep yazdýðýmýz, tartýþtýðýmýz ve örnekler oluþturmaya çalýþtýðýmýz “tüm saldýrýlara hep birlikte cevap vermek ve hep birlikte savaþmak” üzerine örnekler zenginleþti. Kimsenin kendi köþesinde kalamayacaðýný, sadece kendi ekonomik, demokratik ya da özlük haklarý için mücadele etmenin ne kadar kýsýr bir döngü olduðunu, güçlerimizi birleþtirmemiz, pasifizme, ekonomizme dolayýsýyla reformizme karþý savaþmamýz gerektiði bilinçlere yerleþti. Genel Grev Ýþçiler genel grev istiyor. Bir grevin ancak tüm ülke çapýnda þalterlerin inmesiyle baþarýya ulaþacaðýný düþünüyorlar. Burjuvaziye karþý iþçi sýnýfýnýn birleþmesi ve ana arterlerini yani üretimi durdurmasý demek genel grev. Eðer bir günlük uyarý grevinden bahsetmiyorsak –ki iþçiler hak alýncaya kadar bir genel grevden bahsediyorlar- bu tam anlamýyla bir savaþ çaðrýsýdýr. Devlet bu eyleme iþçiler kadar ölüm kalým meselesi gözüyle baktýðýný her fýrsatta dile getiriyor. Henüz bunun burjuvaziye karþý ne büyük bir meydan okuma olduðunun bilincinde deðiller. Bunun için hazýrlýklý olup olmadýklarýný da sorgulamýyorlar. Týpký Tekel iþçilerinin yola çýkarken sistem için ne denli büyük bir tehdit olduklarýnýn farkýnda olmadýklarý gibi. Eylem nasýl biterse bitsin, tarihe Tekel iþçilerinin tarihsel dönüþtürücülüðü yazacaktýr. Eylem nasýl biterse bitsin Tekel iþçileri þimdiden kazandý. Sadece onlar deðil emekçilerin tüm kesimleri mücadeleye baþka türlü bakýyor. Ýtfayeciler bunun ilk sinyalini vererek Boðaziçi Köprüsü’nü kestiler. Artýk herþey baþka türlü olacak. Sistemin sibop kapaklarý daha önce de söylediðimiz gibi bizzat iþçiler tarafýndan týkandý.

156. Sayý / 27 Ocak - 10 Şubat 2010

Devrimci Emekçi Komiteleri (DEK)


Yeni Evrede

TEKEL

Mücadele Birliði

TEKEL ÝÞÇÝSÝ YALNIZ DEÐÝLDÝR Ankara’da bir ayý aþkýn süredir eylemde olan TEKEL iþçileri için Türk-Ýþ, Taksim’de bir eylem düzenledi. Ýstanbullu iþçi emekçiler “Genel Grev, Genel Direniþ” sloganýyla, akþam saatlerinde Türk-Ýþ ve Tek Gýda Ýþ pankartlarý arkasýnda toplandý. Meþaleler ile “Ýþ Ekmek Yoksa Barýþ da Yok”, “TEKEL Ýþçisi Yalnýz Deðildir”, “Genel Grev Genel Direniþ”, “Ölmek Var Dönmek Yok” sloganlarý ile yürüyüþe baþladýlar. Kitle kýsa bir süre ilerlemiþti ki, ayný saatlerde eylem yapacaklarý duyurusu yapan itfaiye iþçileri, “Topbaþ Uyuma, Ýtfaiyeye Sahip Çýk”, “Ýtfaiye Yatmadý Vataný Satmadý” sloganlarý, pankartlarý ve üniformalarý ile geldiler ve eyleme katýldýlar. Daha da büyüyen, güçlenen kitle, alkýþlar, ýslýklar, sloganlarla yürüyüþüne devam etti. “Taþeron Ýtfaiye Ýstemiyoruz”, “Ýtfaiye’de Taþeron Olmayacaðýz”, “Ýþçi Düþmaný Hükümet Ýstifa”, “Yaþasýn Sýnýf Dayanýþmasý”. Mücadele Birliði Platformu eyleme Mücadele Birliði pankartý ve arkasýnda “Ýþçiler Birleþin, Sosyalizm Ýçin Savaþýn, Devrimci Ýþçi Komiteleri” pankartýyla katýldý. Galatasaray Lisesi’ne kadar Yaþasýn Ýþçilerin Mücadele Birliði”, “Fabrikalar Tarlalar Siyasi Ýktidar, Her Þey Emeðin Olacak”, “Yaþasýn Devrimci Ýþçi Komiteleri”, “Ýþçiler Birleþin Devrim Ýçin Savaþýn”, “Zafer Savaþan Ýþçilerle Gelecek”, “Tekel Ýþçisi Yalnýz Deðildir” sloganlarý ile yürüdü. Galatasaray Lisesi önünde ilk sözü DÝSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün aldý. “Gün, omuz omuza verip birlik olma günüdür, gün yok olup gitmek ya da omuz omuza verip birlikte mücadeleyi kazanýp yarýnlara birlikte yürüme günüdür.(...) Tekel iþçilerinden ve direnen bütün iþçi kardeþlerimizden bir an bile ayrýlmayacaðýz, bir santim bile uzak durmayacaðýz. Selam olsun onlara, selam olsun sizlere, selam olsun mücadelelerine” dedi. Tek Gýda Ýþ 10 Nolu þube baþkaný da “Bugün 4 haftadýr Ankara’da direnen, eylemlerinin 39. gününde olan Tekel iþçilerinin eylemlerini taçlandýrmak için buradayýz, hoþ geldiniz dostlar” dedi. “Söylediklerimiz biraz sert olacak baþbakan, kusura bakmasýn. Ama bizim de yüreðimiz yaný-

yor, 39 gündür Ankara’da bekleyen iþçilerin gözyaþlarýný gördükçe, ciðerimiz kanýyor. Onun içindir ki sert konuþuyoruz. Sayýn baþbakan, bu söylediklerimizi duyunca sakýn kýzma bize. Kýzýnca korkutuyorsun bizi! Korktukça daha da kalabalýk geliyoruz. Korktukça yumruðumuzu daha bir sert sýkýyoruz. Türkiye’nin dört bir tarafýnda emek hareketi kazýk gibi oturmuþ, Ankara’nýn göbeðine!..” diye sürdürdü konuþmasýný. Hava-Ýþ Sendikasý Baþkaný Atilay Ayçin de konuþmasýnda, sýk sýk atýlan Fabrikalar Tarlalar Siyasi Ýktidar Her Þey Emeðin Olacak sloganýna atfen, “evet, iktidar bir gün emeðin olacak” dedi. “Yaþasýn Ýtfaiye Direniþimiz” sloganlarý eþliðinde Belediye Ýþ 5 Nolu Þube baþkaný konuþma yapmaya baþladý. Günlerdir eylemde olan itfaiye iþçilerinin sesi olan Belediye Ýþ, itfaiye iþçilerinin sendikada örgütlendikleri ve TÝS yapmak üzere iken nasýl 2010 baþýnda bir taþeron firma ile sözleþme imzalandýðýný ve kendilerinin de elde ettikleri tüm haklarýný kaybederek orada çalýþmak zorunda býrakýldýklarýný anlattý. Bunu kabul etmeyerek mücadele eden itfaiye iþçilerini baský ile sindiremeyen Büyükþehir Belediyesi’nin çevirdikleri oyunlarý, ailelerini arayarak kendilerine de baský yaptýklarýný anlattýlar. Ýtfaiye gibi yaþamsal bir alanýn taþeron þirketlere peþkeþ çekilmesinin yaratacaklarý sorunlarý belirterek haklarýný almak için sonuna kadar mücadele edeceklerini, hala Saraçhane Parký’nda eyleme, direniþe devam ettiklerini ve 25 Ocak günü de Ýstanbul Türk-Ýþ önünde açlýk grevine baþlayacaklarýný, bu þekilde TEKEL’e de destek vereceklerini anlattýlar. Ýtfaiyecilerin konuþmalarýnýn ardýndan sloganlar devam etti ve eylemciler, daha sonra Taksim yönüne yürünerek daðýldý. Mücadele Birliði ve Devrimci Ýþçi Komiteleri eylem bitiminde “Ýþçiler Birleþin, Sosyalizm Ýçin Savaþýn”, “Dünya Emeðin Olacak”, “Fabrikalar Tarlalar Siyasi Ýktidar, Her Þey Emeðin Olacak”, Yaþasýn Devrimci Ýþçi Komiteleri”, “Zafer Savaþan Ýþçilerin Olacak” sloganlarýyla Aða Camii’nin önüne dek yürüyerek eylemi sonlandýrdýlar.

DEVRÝMCÝ BASIN SUSTURULAMAZ! Ýktidar Ýçin Mücadele Birliði Dergisi yazý iþleri müdürü Þafak Gümüþsoy, 22 Ocak 2010 tarihinde “hakkýnda kesinleþmiþ hapis cezasý olduðu” gerekçesi ile gözaltýna alýndý. Gümüþsoy tutuklanarak Metris T Tipi Cezaevi’ne götürüldü. 2002-2003 yýllarýnda yayýnlanmakta olan Ýktidar Ýçin Mücadele Birliði dergisinin yazý iþleri müdürlüðünü yapan Þafak Gümüþsoy, daha önce de ayný gerekçeyle tutuklanmýþ ve iki yýla yakýn cezaevinde kalmýþtý. Devrimci basýna yönelik baskýlarý protesto ediyoruz. Baskýlarýnýz, tutuklamalarýnýz, cezalarýnýz devrimci basýný susturmaya yetmeyecektir. Şafak Gümüşsoy Yalnız Değildir! 156. Sayý / 27 Ocak - 10 Şubat 2010

21


Yeni Evrede

Hrant Dink Anması

Mücadele Birliði

BÝNLER HRANT’I ANDI HRANT DÝNK TAKSÝM’DE Saat 14 30’da Halaskargazi’de bulunan Agos gazetesinin önünde toplanmaya baþlayan kitle, gazeteci Hrant Dink’i, katlediliþinin üçüncü yýldönümünde Agos Gazetesi önünde andý... Soðuk ve karlý havaya raðmen toplanan kalabalýk “Faþist Devlet Hesap Verecek” sloganlarý atmaya baþladý. Daha sonrasýnda Rakel Dink’le Agos Gazetesi penceresinden kalabalýða seslenen oðlu Arat Dink, öfkeli bir ses tonuyla, “Kafes Eylem Planý”na dikkat çekti. Toplananlar, faþizme karþý sloganlarýný haykýrdý. Agos Gazetesi önünde Hrant Dink’in katledildiði noktaya karanfiller atýldý. Sanatçýlarýn desteði de yoðundu. Agos Gazetesi penceresine çýkan yönetmen Sýrrý Süreyya Önder ile Gülten Kaya konuþma yaptýlar. Kalabalýða seslenen Önder “O yiðit bedenin þu kaldýrýma düþtü, paçavralarla üzerini örttüler” dedi. Dink’in sýrtýndan vurulduðuna iþaret eden Önder, “Arkadan vuran kalleþtir, þerefsizdir. Yere düþen Hrant kardeþimiz deðil, izzetimiz, þerefimiz ve haysiyetimizdir. Kahrolsun faþizm yaþasýn insanlýk onuru” dedi. Daha sonra pencereye Rakel Dink ve Arat Dink çýktý, Kalabalýða seslenen Arat Dink, babasýnýn ölümünden önce yazdýðý bir yazýdan dolayý 2 kiþi tarafýndan tehdit edildiðini belirterek bu kiþilerin hala bulunamadýðýna dikkat çekti. 3 yýl boyunca yaþadýklarý ýzdýrabý anlatan Arat Dink, “Davanýn peþini býrakmayan, Hrant Dink dostlarý”na teþekkür etti. Yapýlan konuþmalarýn ardýndan eyleme katýlanlara teþekkür edip eylem bitirildi. Eylemin daðýlmasýyla kitle slogan atarak taksime doðru yöneldi. Onlarý toplanma alanýndan “Faþizmi Döktüðü Kanda Boðacaðýz/ MBP” imzalý pankartýyla selamlayarak kitlenin en arkasýnda yürüyüþe katýldý. Kitlenin baþýnda “Uður, Hrant, Alex Tetiði Çeken Ayný El Hesabýný Soracaðýz/DÖB (Devrimci Öðrenci Birliði)” pankartýyla yürüyen devrimci öðrenciler taksime doðru yürüyüþe devam ettiler. Zaman zaman polislerin uzlaþma ve yürüyüþü engelleme çabalarý devrimci öðrenciler tarafýndan reddedilerek yürüyüþe devam edildi. Taksim meydanýnda eylem diðer gruplarýn daðýlmasýyla ara verildi. Ýstiklal Caddesi’nde tekrar yürüyüþe geçen DÖB’lüler Aða Camii’ne kadar sloganlarla yürüyerek eylemini sonlandýrdý.

22

EYLEMLE ANILDI

Hrant Dink, katledilmesinin 3. yýldönümünde Ýstiklal Caddesi üzerinde meþaleli bir eylem ile anýldý. Akþam saat 19.00 civarýnda pek çok devrimci yapýnýn da katýldýðý eylem, Tramvay Duraðý’nda meþaleler yakýlarak “HRANT, Hesabýný Soracaðýz” pankartýnýn açýlmasýyla baþladý. Galatasaray Lisesi önüne kadar yapýlan yürüyüþte, “Gün gelecek devran dönecek katiller halka hesap verecek!”, “Yaþasýn Halklarýn Mücadele birliði”, “Türk Kürt Ermeni Roman Yaþasýn Halklarýn Mücadele Birliði”, “Türk, Kürt, Ermeni Yaþasýn Halklarýn Kardeþliði!”, “Hepimiz Hrantýz Hepimiz Ermeniyiz”, “Kurtuluþ Yok Tek Baþýna Ya Hep Beraber Ya Hiç Birimiz”, “Katil Devlet Hesap Verecek”, “Býji Bratiya Gelan”, “Faþizme Ýnat Kardeþimsin Hrant”, “Yaþasýn Devrimci Dayanýþma” sloganlarý atýldý sýk sýk. Islýklar ve alkýþlarla süren yürüyüþ boyunca, Beyoðlu Ülkü Ocaklarý, CHP ve MHP önlerinden geçerken yürüyüþteki yüzlerce kiþi, “Ýþte Burasý Faþist Yuvasý” sloganý attý. Galatasaray Lisesi önüne gelindiðinde Ermenice ve Türkçe basýn açýklamasý okundu. “Bizler, ilk günden beri Rakel Dink’in bize iþaret ettiði karanlýðý, yani Hrant’ýn gerçek katillerini tanýyoruz ve biliyoruz. O karanlýk bizlerin hayatýndan hiç eksik olmadý. Uður Kaymaz’ý yaþýndan fazla kurþunla katleden bu karanlýktý. 14 yaþýndaki Ceylan Önkol’u sahibinin bir türlü bulunamadýðý, sorumluluðunu kimsenin almadýðý bir havan topuyla katleden bu karanlýktý. Cezaevlerindeki devrimci tutsaklarýn, tedavilerine engel olan ve aðýr hastalýklarý olanlarýna raðmen onlarý tahliye etmeyip ölmelerine sebep olan ayný karanlýktý. Engin Çeber, Alaattin Karadað, Aydýn Erdem ve daha birçok insaný, polis þiddetiyle ve iþkenceyle aramýzdan alan hep ayný karanlýktý. Ayný karanlýk Bursa’da 19 maden iþçisini katletti, ve her insanýn canýna beþ bin lira fiyat biçti. Tuzla tersanelerindeki 131 iþçiyi ‘iþ kazasý’ adý altýnda katleden, direniþteki tekel ve itfaiye iþçilerine saldýran yine oydu. Gerek Meclis’te gerek sokakta linç giriþimlerinin hep baþ aktörüydü. Yetkililere göre bu karanlýðýn adý hassas vatandaþlardý” denilen açýklama, “Tarih boyunca insanlar haksýzlýða ve adaletsizliðe karþý mücadele etti ve etmeye devam ediyor. Yeryüzündeki eþitsizlik son bulana kadar, vicdan sahibi, onurlu insanlarýn mücadelesi devam edecek. Bu ülkenin onurlu insanlarý, devrimcileri, iþçileri, emekçileri, alýþkanlýk haline gelen suskunluða hep karþý çýktýlar. Durmadýlar ve durmayacaklar” diyerek bitirildi. Daðýlmak istemeyen kitle, Tünel Meydaný’na doðru yine sloganlarla yürümeye devam etti. Tünel’de kitlenin bir bölümü daðýlýrken, çoðunluk da yine slogan ve marþlarla Taksim’e doðru yürümeye baþladý. Eyleme destek veren Mücadele Birliði okurlarý, Ýstiklal Caddesi boyunca “Yaþasýn Halklarýn Mücadele birliði”, “Türk Kürt Ermeni Roman Yaþasýn Halklarýn Mücadele Birliði” sloganlarý ve “Söz Veriyoruz”, “Çav Bella”, “Avusturya Ýþçi Marþý” ile düzenli þekilde yürüyüþe devam etti.

156. Sayý / 27 Ocak - 10 Şubat 2010


Yeni Evrede

İtfaiye İşçileri

Mücadele Birliði

İTFAİYE İŞÇİLERİNİN MÜCADELESİ SÜRÜYOR “BÝZLERE SALDIRANLARI PÝÞMAN EDECEÐÝZ”

Saldýrýya uðrayan Ýtfaiye iþçileri ile kýsa bir söyleþi yaptýk. Belediye Ýþ 1 nolu þube Baþ Temsilcisi Hüseyin Yýldýz ile yaptýðýmýz bu söyleþiyi yayýmlýyoruz. Mücadele Birliði: Merhaba iþçilere yönelik saldýrý ve gözaltýlarý oldu, yaþananlarý bizimle paylaþýr mýsýnýz? Hüseyin Yýldýz: Öncelikle merhaba, hoþ geldiniz. Evet 03.40’ta “Demokrasi Çadýrý” adýný verdiðimiz direniþ çadýrýna sivil ve resmi 50-60 kadar polis tarafýndan bir saldýrý gerçekleþtirildi. 4 itfaiye iþçisi nöbetçi arkadaþlarýmýzý hastanelik ettiler. Isýnmak için yaktýðýmýz odunlarla arkadaþlarýmýza insanlýk dýþý bir þekilde saldýrmýþlardýr. Bizleri yýldýrmak istediklerinin farkýndayýz, ama bu tür baskýlar bizleri susturamayacaktýr. Baskýlara asla boyun eðmeyeceðiz Mücadele Birliði: Büyükþehir Belediyesi’nin kendi þirketi olan Bimtaþ adlý taþeron þirket, 5 yýl önce ihaleyle sözleþmeli itfaiye iþçileri aldý. Çalýþmaya baþlayan iþçiler, 2 yýl öncesine kadar sendikalý deðillerdi, sendikalý olmaya baþladýlar. Yeterli sayýya ulaþan iþçiler, toplu sözleþme hakký için bakanlýða baþvuruda bulundular, bundan sonra neler oldu anlatýr mýsýnýz? Hüseyin Yýldýz: Evet doðru bundan sonra iþçilere toplu sözleþme yapabilecekleri söylendi, fakat bu kararý uzattýlar. Dolayýsýyla 7 Aralýk’ta yapýlan ihaleyi Lapis-Makro taþeron þirketine verildi ve sonuç olarak toplu iþ sözleþmesi ve sendikal haklarýmýz Makro taþeron þirketin ihaleyi almasýyla dýþarý atýlmýþ oldu. Bizler haklarýmýzý geri istiyoruz, yýlbaþýndan itibaren sözleþmemiz bitti. Biz toplu sözleþme hakkýmýzý almýþken, Büyükþehir Bimtaþ”ý aradan çýkarýp, ihaleyi Makro’ya verdi. Böylelikle toplu iþ sözleþme hakkýmýzý elimizden almýþ oldular. Biz ne olursa olsun, asla yeni þirkete imza atmayacaðýz, haklarýmýzý alacaðýz. Mücadele Birliði: Neden grev çadýrýna Demokrasi Çadýrý adýný verdiðinizi anlatýr mýsýnýz? Hüseyin Yýldýz: Bu ülkede demokrasi olduðunu söylüyorlar. Demokrasiden dem vuranlar, hükümet ve onun sözcüleri Kadir Topbaþ vs. Büyükþehir’in karþýsýna kurduðumuz Demokrasi Çadýrý’na saldýrarak, iþçileri hastanelik ederek Türkiye’de ne kadar demokrasi olduðunu ve ne kadar demokrasiye inandýklarýný göstermiþ oldular. Bizler de bunu göstermek için adýný Demokrasi Çadýrý koyduk. Mücadele Birliði: Yaklaþýk 2 gündür çadýrsýzsýnýz, ne yapmayý düþünüyorsunuz? Hüseyin Yýldýz: Ankara’da TEKEL iþçilerine, burada Ýtfaiye iþçilerine saldýrdýlar. Çadýrýmýzý kesici aletlerle yýrtýp pankartlarýmýzý götürenler, dövizlerimizi alanlar, bizleri desteklemek için gelen arkadaþlar için bir imza defteri koymuþtuk, gelen herkes oraya imza atýyordu, onu da aldýlar. Bunlarý yapanlarý piþman edeceðiz. Süreç devam ediyor, sesimizi boðarak teslim olmamýzý istediler. Asla geri adým atmayacaðýz. Yeni yeni direniþ çadýrlarýmýz olacak, bunlarý þu an görüþüyoruz. Mücadele Birliði: Sorularýmýza cevap verdiðiniz için teþekkür ediyoruz. Evet sizin de söylediðiniz gibi, süreç devam ediyor. Bizler de her zaman iþçilerin yanýnda olduk, bundan sonra da olmaya devam edeceðiz ve hýzla ilerleyen bu süreçte, son sözü iþçiler ve emekçiler söyleyecektir. Hüseyin Yýldýz: Yanýmýzda olduðunuz için biz teþekkür ederiz.

Mücadelemiz devam edecek 11 Ocak 2010 Pazartesi

“TOPBAÞ YALAN SÖYLÜYOR” Boðaziçi Köprüsü’ne kendilerin zincirleyerek gündeme gelen itfaiye iþçileri eylemlerine 27 gündür devam ediyor. Ýstanbul Büyükþehir Belediyesinde çalýþan itfaiye iþçileri, 27 gündür Saraçhane Parkýnda eylemlerini sürdürüyorlar. Ýtfaiye iþçileriyle görüþtük. Basýna “Topbaþ’tan özür” þeklinde yansýyan olaylarý ve eylemlerinin durumunu sorduk. Bize tüm bunlarýn nasýl bir düzmece olduðunu anlattýlar. Defalarca polisin ve zabýtalarýn fiili saldýrýsýna uðrayan itfaiye iþçileri, þimdi de Kadir Topbaþ’ýn ayak oyunlarýyla karþý karþýya. Topbaþ iþçilerin direniþini kýrmak ve kamuoyunu yanýltmak için “kiralýk adam” kullanýyor. Geçtiðimiz gün basýna yansýyan “itfaiyeciler Topbaþ’tan özür diledi” haberinin tamamen bir mizansen olduðu anlaþýldý. Basýn açýklamasý yapan “itfaiye iþçilerinin” aslýnda 657 sayýlý memurlar ve hali hazýrda Bimtaþ’ta çalýþanlar olduðu anlaþýldý. Bu kiralýk adamlar kendilerini direniþteki itfaiye iþçileri olarak tanýtýp Belediye önünde bir basýn açýklamasý düzenleyerek sözde eylemlerini bitirdiklerini ve Topbaþ’tan özür dilediklerini açýklamýþlardý. Ýtfaiye iþçilerinin eylemleri kararlýlýkla devam ediyor.

DÝK'TEN ÝTFAÝYE ÝÞÇÝLERÝNE DESTEK ZÝYARETÝ Uzun bir süredir Saraçhane Parký'nda özelleþtirmelere karþý eylemde olan itfaiye iþçilerine, son saldýrý da 22 Ocak tarihinde akþam saatlerinde gerçekleþtirilmiþ. Ýþçilerin Taksim'de eylemde olduðunu fýrsat bilen zabýtalar, iþçilerin sobalarýný ve yakacaklarýný almýþlar. Tüm saldýrýlara raðmen itfaiye iþçileri mücadelelerine devam ediyorlar. Bizler de 23 Ocak Cumartesi günü, Devrimci Ýþçi Komiteleri (DÝK) olarak destek ziyareti gerçekleþtirdik. Ýþçilerin mücadelelerinde yalnýz olmadýklarýný göstermek ve desteklemek için, “Ýtfaiye Ýþçileri Yalnýz Deðildir”, “Yaþasýn Ýþçilerin Mücadele Birliði" sloganlarý ile parka girdik. Ýþçilerin yanýna gelerek sürece iliþkin sohbetler kurduk, sürece iliþkin konuþmalar yapýldý iþçilerin yaktýðý ateþ baþýnda. 25 Ocak'ta Türk-Ýþ genel merkezinde açlýk grevine baþlayacaklarýný söylediler. Bizler de 25 Ocak tarihinde itfaiye iþçilerinin yanýnda olacaðýmýzý söyledik. Ve son olarak da iþçilerin mücadele birliðinin örülmesi gerektiðini vurgulayarak iþçilerin yanýnda ayrýldýk. ÝTFAÝYE ÝÞÇÝLERÝ YALNIZ DEÐÝLDÝR YAÞASIN ÝÞÇÝLERÝN MÜCADELE BÝRLÝÐÝ Devrimci Ýþçi Komiteleri

156. Sayý / 27 Ocak - 10 Şubat 2010

23


Yeni Evrede

İtfaiye İşçileri

ÝTFAÝYE ÝÞÇÝLERÝ AÇLIK GREVÝNDE

Ýtfaiye iþçileri her türlü saldýrý ve baskýya raðmen eylemde. Azimle yürümeye devam ediyor. 161 gün önce iþten atýlan Esenyurt Belediye iþçileri ile bir araya gelen itfaiye iþçileri, 25 Ocak itibariyle 2 günlük açlýk grevine baþladý. Beyoðlu’ndaki Türk-Ýþ 1. Bölge Temsilciliði’nde toplanan iþçiler adýna bir açýklama yapan Bölge Temsilcisi Faruk Büyükkucak “Artýk münferit deðil, ortak hareket ediyoruz. Anayasal hakkýmýz olan sendikalaþmayý savunmak için TEKEL, itfaiye ve Esenyurt Belediyesi iþçileriyle bir aradayýz. Hükümetin iþçiye olan tutumu deðiþmelidir” dedi. Geliþmeler iþçileri bir araya gelmeye, ortak hareket etmeye, deðiþik alanlardaki iþçilerin mücadele birliðini örmeye zorluyor. “Yaþasýn Ýþçilerin Mücadele Birliði” þiarýyla hareket eden DÝK’li iþçiler, basýn toplantýsýnda bir konuþma yaparak eyleme aktif destek vermek için açlýk grevine baþlayacaklarýný söylediler. Eylem Çarþamba günü 12:30’da sona erecek.

24

Mücadele Birliði

KENT AÞ ÝÞÇÝLERÝ YENÝDEN ANKARA’DA 193 günlük eylem ve direniþin ardýndan Abdi Ýpekçi Parký’nda eylemliklerini sonlandýran Kent AÞ iþçileri, Ankara dönüþünden sonra eylemliklerine, kurduklarý komite ile devam etmiþlerdi. Bu zaman içinde iþçiler komitenin aldýðý kararlar doðrultusunda birkaç eylem yapýp gündemde kalmayý ve kararlýlýklarýný sürdürdüler. Ýlk önce CHP il binasýný iþgal eden iþçiler, sonra delege seçimlerini protesto etmek amacýyla eylem yaptýlar. Her eylemliklerinden sonra aralarýnda toplanan iþçiler, ilerideki süreçte yapacaklarý eylemlikler üzerinde fikir alýþveriþinde bulundular. Tekel iþçilerinin eylemi, Türkiye iþçi sýnýfý için ne kadar moral bir direniþ olduysa, bundan Kent AÞ. iþçileri olumlu bir þekilde etkilendi. Özellikle CHP milletvekillerinin tekel iþçilerine sýðýnarak politika yapmasýna öfkelenen iþçiler, bunu teþhir etmek için CHP genel merkezinde eylem yapma kararý aldýlar. Bu hem Tekel iþçilerine destek amaçlý iþçilerin mücadele birliðini örmek için örnek teþkil edecek bir ziyaret olacaktý. Hem iþçilerin hiç bir düzen partisinden onlarýn haklarýný savunmayacaðýný göstereceklerdi. Kent AÞ iþçileri için Tekel iþçilerinin eylemi yeni bir kývýlcýmdý ve bu kývýlcýmý ateþe dönüþtürmek, Kent AÞ iþçilerinin elindeydi. Bu bilinçle iþçiler, kendi aralarýnda toplanýp gündeme tekrar oturmak ve sendikanýn bitirdiði eylemin sürdüðünü göstermek amacýyla 18 Ocak akþamý Ýzmir’den Ankara’ya iki otobüsle hareket ettiler. Gece yola düþen iþçileri sabah erken saatlerde polis Polatlý ilçesinde durdurdu. Amaç iþçileri engellemekti. Ýþçiler ilk önce Tekel iþçilerini ziyaret ettiler. Tabi planlarý böyle deðildi, fakat polisin takibi sonucunda planlarýnda ufak bir deðiþiklik yapmak zorunda kaldýlar. Ýþçiler kortej þeklinde Tekel iþçilerinin bulunduðu alana sloganlar atarak yaklaþtýlar. Biz de (DÝK) Devrimci Ýþçi Komiteleri olarak “Yaþasýn Ýþçilerin Mücadele Birliði” pankartýný açarak iþçileri selamladýk. Ýþçiler sloganlarla alaný kaplayan Tekel iþçilerinin arasýna karýþtýlar. Çok coþkulu bir hava sahipti ortama. Kent AÞ iþçileri ile Tekel iþçilerinin dayanýþmasý, iþçi sýnýfýnýn bilincinin her gün gittikçe geliþtiðinin en açýk örneklerinden sadece biri. Bu sýrada Kent AÞ iþçileri, Ýzmir Balatçýk bölgesine ait þubeye gittiler. Orada hem çay içildi, hem de sýnýf mücadelesinin birlikte yürütüldüðünde nasýl bir güce dönüþtüðü üzerinde duruldu. Kent AÞ iþçileri TEKEL iþçilerinin yaþadýklarý bin bir zorluða raðmen kararlýlýklarý karþýsýnda hayran kaldýklarýný da söylediler. Destek ziyaretinden sonra iþçiler yapacaklarý eylemleri hayata geçirmek için yola koyuldular. 8 kiþilik grup TBMM’ye gidip CHP’nin grup toplantýsýna giderken, kalan diðer Kent AÞ. Ýþçileri de CHP genel merkezi önünde toplandýlar. Ýlk önce basýn açýklamasý yapan iþçiler, sonra pankartlarýný açarak eylemliklerine devam ettiler. Ýþçiler CHP ve Cevat Durak’ý teþhir eden sloganlar atmayý tercih ettiler. Bu sýrada burjuva medya da eylemi kamuoyuna yansýmak için yerini aldý. Her geçen dakikada iþçilerin sinirleri daha fazla gerilmeye baþladý. Bir yandan CHP genel merkezinde eylem yapýlýrken, diðer yandan da CHP grup toplantýsýna giren iþçiler, telefonlarla son geliþmeleri birbirlerine aktarýyorlardý. Soðuk havanýn açlýðýn ve giderek sinirlerin gerilmesi sonucunda bir iþçi bayýlýp sinir krizi geçirdi. Ýlk müdahale iþçilerden geldi. Bayýlan iþçi kendine 10 dakikada gelemedi. Ambulans geldikten sonra ilk müdahale yapýldý. Hastaneye götürülen iþçi, kýsa bir kontrolden sonra taburcu oldu. Ýþçiler gene istedikleri görüþmeyi elde edemeden Ankara’daki ilk gün eylemlilerine son verdiler. Havanýn soðuk olmasýndan kaynaklý iþçiler otobüslerde kaldýlar. Bazý arkadaþlar ise Tekel iþçilerini ziyaret etti. Soðuk hava yüzünden uyuyamayan iþçiler, gece geç saatlerde ýsýnmak için ateþ yakýp ýsýndýlar. Ankara’da ilk gün bu þekilde bitti. 2 Gün: Sabah erken saatlerde kalkan iþçiler simit yiyip kahvaltýlarýný yaptýlar. Ýzmir’den gelen 40 kiþilik bir heyet iþçilere moral verdi. Fakat konaklama yeri olmadýðýndan kaynaklý kaygý ve endiþe de vardý. Saatler ilerledikçe iþçiler sloganlarýný daha gür bir þekilde atmaya baþladý. ilk günkü kararlý duruþ yerini umutsuzluða býraktý. Çünkü komitenin aldýðý herhangi bir eylem kararý yoktu. Programsýzlýk yüzünden iþçiler kendi aralarýnda nasýl bir yol haritasý çizeceklerini konuþmalarýna raðmen iþ pratiðe geldiðinde ise adým atýlmýyordu. Saatler ilerledikçe iþçiler arasýnda burada kalmanýn bir anlamý olmadýðýný ileri süren anlayýþ hakim oldu. Eylem, iþçilerin kendi aralarýnda anlayýþ birliðine varýlmadýðý için son buldu. Ýþçiler ayný gün otobüslere binip Ýzmir’in yolunu tuttular.

156. Sayý / 27 Ocak - 10 Şubat 2010


Yeni Evrede

Antep Çemen Tekstil

Mücadele Birliði

GREVÝN ATEÞÝ BÜTÜN ANTEP’Ý ISITIYOR Bir yýlý aþkýn zamandýr patronun keyfi hak gasplarýna karþý mücadele eden ÇEMEN Tekstil iþçileri hukuksal sürecin tamamlanmasýnýn ardýndan 12 Ocak 2010 Salý günü greve baþladý. Grev saat 13.00’de “Bu Ýþyerinde Grev Var” pankartlarýnýn fabrika kapýlarýna asýlmasý ile resmen baþladý. Fabrika önünde toplanan 200’ü aþkýn Çemen iþçisi pankartlarýn asýlmasýyla “Ýnadýna Sendika Ýnadýna DÝSK”, “Ýþçiyiz Haklýyýz Kazanacaðýz”, “Eski Yeni El Ele Genel Greve” sloganlarýný haykýrdý. Eski Antep DÝSK baþkaný Muzaffer Subaþý bir konuþma yaptý. Konuþmasýnda iþçilerin geçen sene sendikaya üye olduklarýný ve bu sene greve çýktýklarýný, patronun eski iþçi ve yeni iþçi diye iþçileri ayýrmaya çalýþtýðýný ama grev baþarýya ulaþtýðýnda bunun sonuçlarýndan eski yeni bütün iþçilerin faydalanacaðýný belirtti. Patron Kamil Çetinkaya’nýn “grev yapacaksýnýz it gibi titreyeceksiniz” sözüne de deðindikten sonra “bu grev bir günde de biter bin günde de biter ve bu grevi kesinlikle kazanacaðýz” dedi. “Sendikayla kavgaya tutuþma” diyerek de patrona seslendi. Subaþý konuþmasýný “fabrika grev süresince tek bir üretim yapmayacak” diyerek sonlandýrdý. Sonrasýnda DÝSK Tekstil Genel Baþkaný Rýdvan Budak konuþmasýnda, patronun yaptýðýnýn bir ilkellik olduðunu belirtti. Budak konuþmasýnýn devamýnda “burada bir inatlaþma var. Bu ülke patronlar için cennet iþçiler için bir cehennem olmayacak. Buradan yeni iþçilere sesleniyorum, iþveren kesinlikle ayrým yapmaz, eskilerle beraber burada olmalýsýnýz” dedi. Konuþmalarýn ardýndan davul zurna eþliðinde halaylar çekildi, sloganlar atýldý. Saat 15.00’e geldiðinde ise iþçiler 15.00-23.00 vardiyasý iþçilerini beklemeye baþladý. Patronun baskýlarý karþýsýnda çalýþmak için gelecek olan iþçiler grevdeki iþçiler tarafýndan büyük bir öfkeyle beklendi. 15.10: Ýþçi servisleri göründü. Grevdeki iþçilerden korktuklarý için servisler uzakta bekletiliyor. Ýþçiler servis araçlarý içerisinde polisler tarafýndan çalýþmaya zorlanýyorlar. Çevik kuvvet polisleri fabrikanýn giriþ kapýsýnýn önüne barikat kurdu. Grevci iþçiler gergin bir þekilde sloganlarla bekliyor. Servislere yönelerek arkadaþlarýný greve katýlmaya çaðýran iþçiler polisler tarafýndan engelleniyor. Polisle kýsa bir sürtüþme yaþandý fakat iþçiler yine fabrika önüne geri çekiliyorlar. 15.16: Polisle kýsa süreli bir tartýþma yaþanýyor. Muzaffer Subaþý iþçilere sesleniyor “Bizi emniyetle karþý karþýya getirmeyin, geçin oynayýn” iþçiler kýsa süren bir halayýn ardýndan yeniden öfkeyle ve gür bir þekilde “Ölmek Var Dönmek Yok” sloganýný haykýrýyor. Bu kararlý iþçileri hiçbir güç engelleyemeyecek. “Ölmek Var Dönmek Yok” sloganý ÇEMEN iþçilerinde vücut buluyor. 15.22: Ýþçiler arasýnda “taþ al taþ al”diye baðýranlar var. 15.00-23.00 vardiyasýnda hiçbir iþçi çalýþtýrýlmayacak. Bir iþçi

baðýrýyor; “Biz onlarý içeri koymazýk, kan da çýksa koymazýk” 15.35: Servisler yaklaþýyor. Ýþçiler “Ölmek Var Dönmek Yok” sloganý ile fabrika önüne doðru yöneliyor. Servisler gelemedi. Polisler grevci iþçilerin iþyeri önüne gelmesini engellemeye çalýþýyor. 16.30: Bölge Çalýþma’dan yetkililer iþyerine geldi. Görüþmeler yapýldý. Servisler gelecek isteyen iþçi iþyerine girecek isteyen greve katýlacak. Emniyetle sendika bu noktada anlaþtý. Fakat iþçiler bu duruma izin verecek gibi görünmüyor. 16.35: Servisle iþyeri kapýsýnýn önüne yanaþtýðý anda iþçilerin grev kýrýcýlara olan öfkesi patlýyor. Servislerin önü iþçiler tarafýndan kesiliyor, araçlar taþ yaðmuruna tutuluyor. Grev kýrýcýlarý yanlýþlarýnýn bedelini ödüyor. Hepsi servislerin içinde korku içinde. Aracýný iþçilerin üzerine süren servis þoförü iþçiler tarafýndan aþaðýya indirilip dövülüyor. Daha sonradan öðrendiðimiz kadarýyla þoförün burnu kýrýlmýþ. Polis biber gazlý coplu saldýrýda bulunuyor. Servislerin içeri girememesi üzerine iþçilerin öfkeleri duruluyor. Servisler içlerinde bulunan toplam 20-25 iþçiyle fabrika dýþýnda beklemeye baþlýyor. Ýþçiler “Ölmek Var Dönmek Yok” “Ýþçi Onuruna Sahip Çýktý” sloganlarýný yine gür bir þekilde haykýrýyor. Grev kýrýcýlarýna adeta bir mesaj veriliyor. 16.50: Servisin içinde saldýrýya uðrayan iþçilerden bir kýsmý geç de olsa onurlu bir davranýþ sergileyerek grevdeki iþçilerin yanýna geliyor greve katýlýyor. Servisler fabrikanýn aþaðýsýnda beklemeye baþladý. 15.00-23.00 vardiyasý iþbaþý yapamadý. 17.10: Ateþler yakýldý, sýcak çaylar ilk kapýþmada galip gelmenin mutluluðu ile yudumlanýyor. Bekleyiþ sürüyor, tabii sýcak sohbetler de. 17.30: Servis þoförünün ve iki iþçinin gözaltýna alýndýðý haberini aldýk. Fabrika içerisinde sendika yetkilileriyle görüþmeler yapýlýyor. Fakat patron kendi burjuva ahlakýný gösteriyor ve sendikaya ve sendikalý iþçilere aþaðýlýk küfürler savuruyor. 18.35: Rýdvan Budak açýklama yapýyor. Ýþverene güvenmedikleri için fabrika önünün terkedilmeyeceði belirtiliyor. 21.00: Patron ve þürekasýnýn uzun süren toplantýsý devam ediyor. Dýþarýdan görüldüðü kadarýyla patron köþeye sýkýþmýþ, öfkeden çýlgýna dönmüþ durumda. 22.00: Patron uzlaþma çaðrýsý yapýyor. Teklif “23.00 vardiyasýna izin verin (60 iþçi) biz de yarýn müzakereye oturalým.” Sendikanýn teklifi ise “þimdi müzakereye baþlayalým biz de iþbaþý yapalým. 15.00-23.00 vardiyasýný gördünüz ayný þeylerin yaþanmamasý için müzakereye oturalým.” 22.10: Ýþçiler 23.00 vardiyasýndaki iþçilere sürekli telefon açýyor onlarý ikna etmeye çalýþýyorlar. 22.20: Ýþçiler hareketlendi. Çok sayýda polis kalkanlarýyla fabrika önüne barikat kurdu. Ýþçiler ve polis 23.00 vardiyasýný bekliyor. Sloganlar atýlmaya devam ediyor. “Ölmek Var Dön-

156. Sayý / 27 Ocak - 10 Şubat 2010

25


Yeni Evrede

Antep Çemen Tekstil

Mücadele Birliði

mek Yok” “Grev Hakkýmýz Söke Söke Alýrýz” “Vur Vur Ýnlesin Kamil Bizi Dinlesin” 23.10: 23.00 vardiyasý bekleniyor. 15.00-23.00 vardiyasý iþçileri de fabrikanýn dýþýndaki bekleyiþleri sürüyor. 23.15: Muzaffer Subaþý konuþma yapýyor. Konuþmasýnda patronun avukatýna (elindeki belgeyi göstererek) yetki belgesi verdiðini ve yarýn saat 14.00’de iþveren ve sendika arasýnda müzakereye baþlanacaðýný, bu gece hiçbir iþçinin kesinlikle fabrikaya alýnmayacaðýný, üretimin olmayacaðýný belirtiyor. Bu gece herkesin eve gitmesini ve sabah saat 06.00’da servis duraklarýnda beklemeleri çaðrýsýnda bulunuyor. Ýþçiler kendi aralarýndaki sohbetlerde bunun bir oyun olduðunu çok iyi görüyor. 23.30: Ýþçiler servisleriyle evlerinin yollarýný tutuyorlar. Grev gözcüleri dýþýndaki bütün iþçiler sabah yine buluþmak üzere evlerine gidiyor. 23.45: Ýþyerinin önünden ayrýlýrken uzakta yaklaþýk 30-40 iþçinin beklediði görülüyor. Anlaþýlan o ki patron gece vardiyasý için amacýna ulaþýyor.

Yine 15.00 vardiyasý bekleniyor. 15.22: Fabrika önünde polis barikatý yeniden oluþturuldu. Yetkili polis iþçileri tehdit ediyor. Dünkü olaylarýn yaþanmasý halinde dünkü gibi “iyiniyetli” olmayacaklarýný belirtiyor. Anlaþýlan o ki dünün rövanþýný almak istiyorlar. 15.00 vardiyasý iþçileri servisleriyle fabrika yakýnlarýnda araçlardan indiler. Fabrikanýn önünde barikat kuran polisler kenara çekildi. Ýþçiler de kenarda “Arkadaþlar Buraya” sloganlarýyla bekliyorlar. Daha önce servis araçlarýnýn içerisinde polisler tarafýndan da çalýþmaya zorlanan iþçiler sýra halinde geçiþi gerçekleþtiriyor. Grevdeki iþçilerin yanýna katýlan iþçilerin yüzleri gülüyor. Ne kadar onurlu bir davranýþ içerisinde olduklarýnýn bilinciyle mutlular. Fabrikaya giren grev kýrýcýlar ise utançlarýndan baþlarý önde “yuh” haykýrýþlarýyla birlikte içeriye yürüyorlar. Ýþçilerin yarýsý fabrikaya yarýsý greve katýldý. Artýk grevdeki iþçiler arkadaþlarýyla beraber daha güçlüler. 15.55: Ýþçilerin mücadele birliði örülüyor. AKTEKS iþçileri ÇEMEN iþçilerinin yanýnda. Yaklaþýk 20 kiþilik AKTEKS iþçisi destek ziyaretinde bulunuyor. Ateþin çevresinde sýcak çaylar yudumlanarak ortak sorunlar tartýþýlýyor. 13 Ocak Çarþamba Ýþçilerin kararlý bekleyiþleri sürüyor. Tek yapýlacak iþ artýk Güne polisin baskýlarýyla baþlýyor Çemen iþçisi. Sabahýn üretimi tamamen durdurabilmek. Her geçen zaman greve yeni erken saaatlerinde 2-3 iþçi polis tarafýndan slogan attýklarý ge- iþçiler katýlýyor. Grev kýrýcýlarýnýn ikna edilmesi çalýþmalarý hýz rekçesiyle gözaltýna alýnmak isteniyor fakat iþçilerin arkadaþla- kazandý. rýna sahip çýkmasýyla polislerin hevesleri kursaklarýnda kalýyor. Bugün fabrika önüne getirilen panzer müzakerenin olmayaca14 Ocak Perþembe ðýnýn habercisi gibi. Demokratik kitle örgütlerinin destek ziyaretleri devam edi14.00: Sendikalar ve demokratik kitle örgütleri Çemen iþ- yor. greve katýlan iþçi sayýsýnda da artýþ var. 250 civarýnda baþçisine destek ziyaretinde bulunuyor. Konuþmalar yapýlýyor. Çe- layan grev 3 günlük süre içerisinde 400’ü aþkýn iþçiye ulaþtý. men iþçisinin asla yalnýz olmadýðý belirtiliyor. Patron zor anlar yaþýyor, ecel terleri döküyor. Bugün hastaneye 15.00: Muzaffer Subaþý görüþmeden geliyor açýklama ya- Acil’e kaldýrýldýðý haberi geliyor. Sýkýntý insanlarý ne hale düþüpacak. Subaþý konuþmasýnda “dünkü tutanakta 14.00’de görü- rüyor! þüleceði belirtiliyordu. Gittik görüþtük. Fakat orada öðrendik ki Akþam 16.30 civarýnda DÝK’li iþçiler ziyarete geliyor. Yaiþveren avukatýna görüþme talimatý vermemiþ. ‘Sendikanýn dü- kýlan ateþin çevresinde sýcak sohbetler ediliyor. Ýþçilerin mücaþüncesi neymiþ, öðren’ diye talimat vermiþ. bizim düþüncemizi dele birliði örülmeye devam ediyor. Kararlý mücadeleleriyle sanki bilmiyormuþ gibi. Bizim düþüncelerimiz bellidir.” dedi. Antep iþçilerine, Baþpýnar Organize Sanayi iþçisine örnek olan Subaþý konuþmasýnýn devamýnda patronun iþçilerle emniyeti ÇEMEN iþçisinin grevi, mücadele ateþi, bilinçli basýn sansürükarþý karþýya getirmeye çalýþtýðýný belirterek, “bizi kimse emni- ne raðmen bütün Antep’i ýsýtýyor. ÇEMEN iþçisi kararlý. Tarih yetle karþý karþýya getiremez” dedi. Birazdan gelecek olan sayfasýnda bir yer edinmeleri kaçýnýlmaz. Antep sermayesinin 15.00 vardiyasý iþçilerini dünkü davranýþý yapmayacaklarýný be- þu an için en büyük korkusu bu grevin baþarýya ulaþmasý. Çünlirten Subaþý servislerle gelen iþçileri sloganlarla yanlarýna ça- kü bu grev baþarýlý sonuca ulaþtýðýnda bir çok iþçi ÇEMEN iþðýracaklarýný gelenlerin isteyenin greve katýlacaklarý isteyenle- çisinin çizdiði yolda ilerleyecek. Hiçbir güç iþçi sýnýfý ve emekçilerin örgütlü devrimci gücürin de iþyerine gireceklerini söyledi. 15.10: Ýþçiler bu karardan hiç memnun olmadý. Bir gün i- nü yenemez. YAÞASIN ÝÞÇÝLERÝN MÜCADELE BÝRLÝÐÝ çerisinde greve katýlan iþçilerin sayýsýndaki artýþa raðmen bu FABRÝKALAR TARLALAR SÝYASÝ ÝKTÝDAR karar 300’ü aþkýn iþçiyi tedirgin etti. Kendi aralarýnda yüksek HERÞEY EMEÐÝN OLACAK sesle konuþuyorlar “içerde üretim olacaksa o zaman bizim greAntep Mücadele Birliði Platformu vimizin ne anlamý kalýyor?”

26

156. Sayý / 27 Ocak - 10 Şubat 2010


Yeni Evrede

Antep Çemen Tekstil

Mücadele Birliði

ÇEMEN TEKSTÝL ÝÞÇÝLERÝNÝN YANINDAYIZ Antep’in Organize Sanayi Bölgesi’nde bulunan Çemen Tekstil iþçilerine, grevlerinin 6. gününde, 18 Ocak günü, Mücadele Birliði Platformu olarak kitlesel destek ziyaretinde bulunduk. Ziyaretimiz için saat 15.00’de çarþý merkezden Organize Sanayi Bölgesi’ne hareket ettik. Saat 16.00 civarýnda Çemen Tekstil’e doðru þiirlerimizle yürümeye baþladýk. Çemen Tekstil’e yaklaþtýðýmýzda “Çemen Ýþçisi Yalnýz Deðildir”, “Çemen Ýþçisi Onurumuzdur”, “Fabrikalar Tarlalar Siyasi Ýktidar Her þey Emeðin Olacak” sloganlarýmýzý haykýrdýk. Çemen iþçileri de “Çemen Sizinle Gurur Duyuyor” sloganlarýyla karþýladýlar bizi. Ýki dost ordunun savaþ meydanýnda karþýlaþmalarý gibi! Bir çok iþçi ile tokalaþtýktan sonra çaylar getirildi. Çaylarýmýzý içerken ayný zamanda her birimiz ayrý ayrý iþçilerle sohbetler ediyorduk. Sýcak sohbetler devam ederken Denize Ezgi bir müzik dinletisi ile iþçilere seslendi. Halay parçalarý ile onlarca iþçiyle birlikte geniþ bir halaya tutuþtuk Halaylar çekilirken bir arkadaþýmýz “Zafer Savaþan Ýþçinin Olacak” sloganýný haykýrdý ve bütün iþçiler tarafýndan fabrika önünde bu slogan yankýlandý. Grev halaylarýný çekerken iþçilerin yüzlerindeki mutluluðun izleri beliriyordu. Müziðin ve halaylarýn ardýndan Ayýþýðý Sanat Merkezi adýna arkadaþýmýz bir konuþma yaparak Çemen Tekstil iþçilerinin mücadelelerinin yanýnda olacaðýmýzý belirtti. Ve Ýstanbul’dan gelen þair dostumuz Ruhan Mavruk’u konuþmasý için davet etti. Ruhan Mavruk Çemen “kavgamýzýn baþkenti Ýstanbul’dan size selam getirdim” diyerek baþladý sözlerine. Antep’te olmaktan mutluluk duyduðunu belirten Mavruk, bir çok yerde iþçi ve emekçilerin grevlerine destek verdiðini fakat Anadolu’nun kendisi için çok farklý bir yer olduðunu belirtti. Çemen iþçisinin de her zaman yanýnda olduðunu belirttikten sonra “Issýz Ada ve Savaþ Zýrhlýsý” adlý kitabýndan bir þiirini okudu. Þiirinin ardýndan ise “Çemen Ýþçisi Yalnýz Deðildir” sloganýný iþçilere attýrdý. Hep birlikte atýlan sloganýn ardýndan alkýþlarla konuþmasýný sonlandýrdý. Ardýndan iþçi þair Kazým Demir bir konuþma yaptý. Demir konuþmasýnda kendisinin de bir iþçi olduðunu, iþçi olmasýna raðmen þiirler yazdýðýný ve iþçilerin sanatýný yaptýðýný anlattýktan sonra bir gece vardiyasýnda çalýþýrken yazdýðý “Gece Vardiyasý” adlý þiirini okudu. Yine alkýþlarla þiirlerini sonlandýrdý. Þiirlerin hemen ardýndan Ayýþýðý Sanat Merkezi tiyatro grubundan bir arkadaþýmýz tarafýndan doðaçlama oyun sergilendi. Arkadaþýmýz oyununda, bütün iþçilerin yaþamýnda karþýlaþtýðý sorunlarý sergiledi. Çalýþan biziz aç kalan, yoksul kalan yine biziz, biz üretiyoruz ama ürettiðimize sahip olamýyoruz, bu sistemde geleceðimiz yok býrakýn bizim geleceðimizi bizim çocuklarýmýzýn da geleceði yok. Biz iþçiyiz ve bizim çocuklarýmýz da iþçi olacak, temalarýný oyununda bir Çemen iþçisi olarak irdeledi. Oyun esnasýnda bir çok iþçinin o temiz, duru gözyaþlarýnýn gözlerinden süzüldüðü duygulu anlar yaþandý. Ayrýca oyun sýk sýk iþçiler tarafýndan “çok doðru”, “evet, haklýsýn” gibi sözlerle desteklendi. Ýþçilerin oldukça beðenisini kazanan oyun yoðun bir þekilde alkýþ topladý. Oyun sonrasýnda ise Mücadele Birliði Platformu adýna Serkan Yýlmaz söz aldý. Çemen iþçilerinin alkýþlarý eþliðinde konuþmasýna baþlayan

Yýlmaz “bu alkýþlarýn hepsi 6 gündür ekmeði için, iþi için, onurlu bir þekilde mücadelesini sürdüren Çemen iþçisine aslýnda” diyerek Çemen iþçisini alkýþladý. Konuþmasýnýn devamýnda bütün dünyada iþçi sýnýfýnýn, iþten çýkarma, sendikasýzlaþtýrma, hak gasplarý gibi saldýrýlarla karþý karþýya olduðunu ve dünyanýn hiçbir yerinde emeðiyle, alýnteriyle yaþayan iþçilerin bu saldýrýlara karþý sessiz kalmadýðýný, mücadelesini yükselttiðini belirtti. Konuþmasýna “Sizler onurlu bir mücadele içerisindesiniz. Sizler burada grevinize kararlýlýkla devam ederken grevinizi kýrmak için iþçiler içeride baþlarý önde çalýþmaya devam ediyorlar. Fakat sizlerin kararlýlýðýnýz sayesinde 250 kiþi ile baþlayan greviniz 400 kiþiye ulaþtý. Biz eminiz ki sizin bu kararlýlýðýnýz sayesinde bütün iþçiler onurlu yaþamayý tercih ederek, grevinize katýlacaklar…” “…Türkiye’de de Tekel Ýþçisinin, Ýtfaiye iþçisinin, Çemen iþçisinin ve emekçilerin mücadelelerine tanýklýk ediyoruz. Mücadelelerini kararlýlýkla sürdüren iþçiler, Türkiye iþçi sýnýfýna ve Antep’te bütün Organize Sanayi iþçisine örnek oluyor. Ve iþçi sýnýfýnýn yolunu aydýnlatýyor”diyerek ve iþçilerin mücadele birliði içerisinde olmasý çaðrýsýnda bulunarak devam etti. Bir gün öncesinde polisin Mücadele Birliði Platformu’ndan bir arkadaþýmýza grev yerinde kimlik sormasý, arkadaþýmýzý iþçilere “terörist” olarak nitelendirmesi ve iþçileri kýþkýrtmaya çalýþmasý ile ilgili de “bizler sizin için buradayýz. Sizlere destek olmak için buradayýz. Bu zamana kadar mücadelenizin hep yanýnda olduk. Ve bundan sonra da yanýnýzda olmaya devam edeceðiz. Burada bizlere karþý kýþkýrtýlmaya çalýþýlýyorsunuz. Kesinlikle bu oyunlara gelmemek gerekiyor. Biz her zaman sizin yanýnýzda olduk. Sizler þu an burada komutanlarýmýzsýnýz, herkese yol gösterecek olan sizlersiniz. Bizler ise sizlerin aldýðý kararlara uyarýz” diyerek polisin tavrýný teþhir etti. Yýlmaz konuþmasýný “ …sizlere son olarak bir þey söylemek istiyorum. Yaþadýðýnýz sorunlar bütün her yerde yaþayan iþçilerin yaþadýðý sorunlarla ayný. Greviniz baþarýya ulaþsa dahi bu sorunlar asla sona ermeyecek. Çünkü sorunlarýnýzýn temeli iktidardýr, burjuvalarýn, sermayenin iktidarýdýr. Sorunlarýmýzýn temeli iktidar ise çözümümüzü de orada aramamýz gerekiyor. Sermayenin iktidarý yýkýlmadan, iþçi sýnýfýnýn iktidarý kurulmadan sorunlarýmýz kesinlikle son bulmayacaktýr. Teþekkür ediyorum” diyerek sonlandýrdý. Mücadele Birliði Platformu adýna yapýlan konuþma sýk sýk Çemen iþçilerinin sloganlarýyla kesildi. Konuþmanýn ardýndan büyük bir coþku içerisinde geçen destek ziyaretimiz sona erdi. Sendikanýn kiraladýðý otobüse binerek þehir merkezinin yolunu tuttuk. Bir grup iþçi de yanýmýzda idi. Ýþçilerin bizlere vermiþ olduðu coþkuda hiçbir azalma olmadý. Otobüste de Çemen iþçileriyle birlikte Türkçe ve Kürtçe ezgiler, marþlar söyledik. Yine otobüste attýðýmýz “Çemen Ýþçisi Yalnýz Deðildir” sloganýna karþýlýk Çemen iþçisi de “Çemen Sizinle Gurur Duyuyor” sloganýyla karþýlýk verdi. Saat 19.00 civarýnda þehir merkezinde otobüsten inerek sanat merkezimizin yolunu tuttuk. Sohbetlerimizin ardýndan oldukça güzel, verimli bir günü geride býrakmanýn mutluluðu ve yorgunluðu ile evlerimizin yolunu tuttuk. Antep Mücadele Birliði Platformu

156. Sayý / 27 Ocak - 10 Şubat 2010

27


Yeni Evrede

Antep Çemen Tekstil

Mücadele Birliði

Baskýlar Bizi Yýldýramaz Çemen Tekstil grevinin 5. gününde Mücadele Birliði Platformu’ndan bir arkadaþýmýza fabrika önünde polisler tarafýndan kimlik kontrolü yapýldý. Grevin baþýndan beri polisler tarafýndan tehdit edilen, gözaltýna alýnan, saldýrýya uðrayan Çemen Tekstil iþçilerinin ardýndan 16 Ocak 2010 Cumartesi günü de saat 17.00 civarýnda, arkadaþýmýz kimlik kontrolü bahanesiyle yaklaþýk yarým saat alýkonuldu. Bu esnada tabii diðer sivil polisler boþ durmadý. Arkadaþýmýz için “bu daðdan inenlerden, terörist” diyerek iþçiler kýþkýrtýlmaya çalýþýldý. Ayný zamanda arkadaþýmýz polisler tarafýndan “burasý Antep, baþka yere benzemez. Siz bizi tanýyorsunuz biz sizi. Sizin gibiler burada hiçbir þey yapamaz, eskiden olsaydý sen görürdün, biz sana yapacaðýmýzý bilirdik” gibi

sözlerle tehdit edildi. Fakat arkadaþýmýz kimlik kontrolü ardýndan iþçilerle yaptýðý sohbetlerle polisin tavrýný teþhir etmeye çalýþtý. Onlarýn burada grevde olan iþçileri de, Tekel iþçilerini de terörist olarak gördüðünü fakat asýl teröristin iþçilere biber gazý ve coplarla saldýranlar olduðunu, belirttikten sonra saat 18.30 civarýnda fabrikadan ayrýldý. Ayrýldýðýnda ise yine polisler tarafýndan araçla takip edilerek taciz edildi. Baskýlar Bizi Yýldýramaz Çemen Ýþçisi Yalnýz Deðildir Zafer Savaþan Ýþçilerle Gelecek Antep/Mücadele Birliði

ÇEMEN ÝÞÇÝLERÝ EYLEMLERÝNÝ ÞEHÝR MERKEZÝNE TAÞIDI Mücadelelerine kararlýlýkla devam eden Çemen iþçileri, grevlerinin 9. gününde þehir merkezinde bir eylem yaptýlar. 20 Ocak 2010 Çarþamba günü gerçekleþtirilen eylem, saat 12.30’da Kýrkayak Parký’nda toplanýlmasýyla baþlandý. Bizler de toplanma saatine doðru sloganlarýmýzla yürüyerek parka geldik. Parkta Çemen iþçilerinin geliþini beklerken devrimci iþçi marþlarýnýn çalmasý dikkat çekiciydi. Çemen iþçilerinin de gelmesiyle yürüyüþ baþladý. Yoðun yaðmura raðmen yürüyüþe katýlýmýn yüksek olmasý Çemen Tekstil iþçilerinin yalnýz kalmadýðýnýn göstergesiydi. Yürüyüþte daha önceden alýnan, DÝSK Tekstil Ýþçilerinin dýþýnda hiçbir pankart, döviz ve bayraðýn açýlmamasý kararý üzerine bizler de alýnan bu karara uyduk. Kitlesel katýlýmýmýzla ve sloganlarýmýzla eylemdeki yerimizi aldýk. Uzun zamandýr bir hareketliliðin yaþanmadýðý Antep’te bu eylemliliðin þehir merkezine taþýnmasý oldukça önemliydi. Yürüyüþ esnasýnda sýk sýk “Zafer Direnen Emekçinin Olacak”, “Kurtuluþ Yok Tek Baþýna Ya Hep Beraber Ya Hiçbirimiz”, “Ýþ Ekmek Yoksa Barýþ da Yok”, “Çemen Ýþçisi Yalnýz Deðildir”, “ Çemen Ýþçisi Onurumuzdur” sloganlarý atýldý. Ayrýca attýðýmýz “Zafer Savaþan Ýþçilerle Gelecek”, “Bütün Ýktidar Emeðin Olacak”, “Yaþasýn Ýþçilerin Mücadele Birliði”, “Fabrikalar Tarlalar Siyasi Ýktidar Her þey Emeðin Olacak” sloganlarý da geniþ bir kitle tarafýndan sahiplenilerek atýlan slo-

28

ganlardý. Heykel Meydaný’na gelindiðinde ise Muzaffer Subaþý tarafýndan bir açýklama yapýldý. Açýklamada Çemen Tekstil iþçilerinin sorunlarý anlatýldý, Çemen Tekstil patronunun bir an önce sendikayla toplu görüþme masasýna oturmasý gerektiði belirtildi. Destek veren kurumlar belirtildikten sonra basýn açýklamasý okundu. Okunan açýklamada “…iþveren toplu sözleþme masasýna oturup sendikayý ve iþçi haklarýný kabul edip iþçiler156. Sayý / 27 Ocak - 10 Şubat 2010

den zoraki kestiði paralarý ödeyip sözleþmeyi imzalayana kadar grevimiz devam edecektir. Çok ama çok haklý grevimizi Gaziantep halkýmýza ve tüm iþçilere duyurarak destek bekliyoruz…” denildi. Açýklamanýn devamýnda “deðerli arkadaþlar; grevde yaðmurdan, soðuktan korunmak için barýnak çadýrlarý kuramýyoruz. Ýþçiye moral için müzik ve benzeri etkinlik yapamýyoruz. Tuvalet ihtiyacý için bir yer yapamýyoruz. Ýþveren istediði gibi mal giriþ çýkýþý yapabiliyor. Ýçeriye nereden geldiðini bilmediðimiz iþçiler alýnýyor. Bu duruma engel olmaya kalktýðýmýz anda panzer ile polis engeli ile karþý karþýya kalýyoruz. Bu dokuz gün içerisinde biz sendika yöneticileri ve bir çok üyemiz zaman zaman karakolda ifade vermeye çaðrýldýk. Ýþte 12 Eylül hukukunun grev yasasý bu, ama yýlmayacaðýz. Her þartta bu haklý grevimizi baþarýya, üyelerimizle ve siz emekçilerle omuz omuza ulaþtýracaðýz. Sinter iþçilerinin, Kent A.Þ iþçilerinin, Kýzýlay iþçilerinin, Ýtfaiye iþçilerinin, TEKEL iþçilerinin de direniþi bunu göstermektedir…” denildi. Açýklama esnasýnda da sýk sýk “Baskýlar Bizi Yýldýramaz”, “Yaþasýn Sýnýf Dayanýþmasý” sloganlarý atýldý. Oldukça coþkulu geçen eylemin ardýndan iþçiler yine otobüslere binerek grev alanlarýnýn yolunu tuttular. Çemen Ýþçisi Yalnýz Deðildir Yaþasýn Ýþçilerin Mücadele Birliði Antep Mücadele Birliði Platformu


Yeni Evrede

Sağlık Emekçileri

Mücadele Birliði

“GERÇEK DOKTOR ÝÞ BIRAKIR” Saðlýk Bakaný’nýn, TTB ve diðer saðlýk örgütlerinin “Tam Gün Yasasý”nýn çýkartýlmasýný engellemek için iþ býrakan ve eylem yapan doktorlar için söylediði bir söz: Gerçek doktor iþ býrakmaz. Tüm saðlýk çalýþanlarý, TTB, Dev SaðlýkÝþ ve SES öncülüðünde, “Tam Gün Yasa Tasarýsý”ný protesto için 19 Ocak günü greve giderek iþ býraktý. 18 Ocak günü akþam saatlerinde, Taksim Ýlkyardým Hastanesi’nde toplanarak ellerinde kandilleri, ve dövizleriyle Taksim Tramvay Duraðý’na yürüyen saðlýkçýlar, orada bir basýn açýklamasý yaparak eylemlerini ve taleplerini duyurdular. Ýstanbul Tabip Odasý, SES Ýstanbul Þubeleri, Ýstanbul Eczacýlar Odasý, Ýstanbul Veteriner Hekimler Odasý, Ýstanbul Diþhekimleri Odasý, Devrimci Saðlýk Ýþ Sendikasý imzalý “Saðlýk Hakký, Mesleki Baðýmsýzlýk, Can Güvenliði ve Ücret Güvencesi Ýçin Birleþik Mücadeleye” pankartý açan saðlýk emekçileri, ilk önce durumu özetleyen açýklamalar yaptýlar. 2002 yýlýndan bu tarafa, saðlýk hizmetlerinin özelleþtirilmesi, saðlýk çalýþanlarýnýn güvencesiz ve geleceklerini göremeden çalýþmaya zorlandýklarý “Saðlýkta Dönüþüm”e karþý, tüm saðlýk örgütleriyle birlikte mücadele ettiklerini belirten TTB, Ekim ayýnda “Saðlýkta masalýn bittiði”ni anlattýklarý mitinglerini hatýrlattý ve ayrýntýlandýrdý. Saðlýk hizmetlerinden yararlanmak için nüfus cüzdanýnýn yeterli olacaðýný söylediklerini ama saðlýk ocaklarýndan hastanelere kadar her yerde “ayakbastý parasý” verilmeden muayene olunamadýðýný; 18 yaþýndan küçüklerin saðlýk hizmetlerinden ücretsiz yararlanabileceðini söyledikleri ama 2010’dan i-

tibaren ebeveynlerin saðlýk güvencesi olmadan bundan yararlanamayacaklarýný; yoksul ailelerin sigorta primlerinin devlet tarafýndan ödeneceðini söylediklerini ama muayene ücretlerini, muayene ve tedavi farklarýný, ilaç fiyat farklarýný ödemek zorunda býrakýldýklarýný söyledi. “‘Biz doktorlara yüksek ücret vermek istiyoruz ama kabul etmiyorlar’ diyor devlet. Bugün devlet saðlýkçýlara, çalýþanlara yüksek ücret verecek ama onlar kabul etmeyecekler, bu da kocaman bir yalandýr. Saðlýk Bakanlýðý diyor ki, ‘Eðitim Hastanesi’nde, Týp Fakültesi’nde çalýþan doktor haftada en az 40 saat çalýþmayý garanti ederlerse, mesai saati dýþýnda, hafta sonlarýnda, bayram tatillerinde çalýþmayý taahhüt ederlerse, onlara ayda 10-15 bin lira vereceðim’. Soruyoruz bakana, ‘bunun kaynaðý nerede’, ‘hastane bir iþletme, oraya vatandaþ gelecek, muayene parasý, katký ücreti verecek, siz de refah içinde yaþayacaksýnýz’. Soruyoruz, ‘öteki saðlýk çalýþanlarýnýn bu yasada yeri ne, adý bile yok, nerede ekip çalýþmasý...’ ‘Caným onlarý da düþünürüz, ne de olsa 100 bin tanesi taþeron þirkete baðlý’. Týpký TE-

KEL iþçileri, itfaiye iþçileri, týpký güvencesini kaybetmiþ diðer saðlýk alanýndakiler gibi... Bu kapatýlmaya, üzeri örtülmeye çalýþýlan saðlýk sisteminin piyasalaþtýrýlmasýdýr. Bu, 7 gün 24 saat, alt sýnýrý belli olup üst sýnýrý belli olmayan, idarenin keyfiyetine göre belirlenecek çalýþma saatleriyle köleleþtirme yasasýdýr. Bir kez daha bugün ve emeklilikte güvencesi olmayan bir ücretlendirme modeline, güvencesiz iþ ve ihtimali gelire hayýr diyoruz. Bir kez daha Týp fakültelerinden týp eðitimin, hekim yetiþtirmenin ve araþtýrmanýn kovulmasýna sessiz kalmayacaðýz, buralarýn iþletmeye dönüþtürülmesine hayýr diyoruz. Saðlýk hizmetinin konfeksiyon iþi olmadýðýný, saðlýk iþinin sayýlardan ibaret olmadýðýný söylemek istiyoruz, Saðlýðýmýzý piyasaya terkedecek olan bu tasarýlarýn geriye çekilmesini söylüyoruz. Hekimlerin ve saðlýk çalýþanlarýnýn iyi ve nitelikli hizmet üretecekleri, iþsizlik kaygýsý duymayacaklarý ve emekliliklerinde geçinebilecekleri bir saðlýk sistemi yaratýlmasýný istiyoruz. Halkýmýzý, hükümetin ýsrar ettiði ‘Saðlýkta dönüþüm ve yýkým programýna karþý saðlýk hakkýna sahip çýkmaya, saðlýklý bir gelecek, güvenli bir çalýþma için yürüttüðümüz mücadeleye destek vermeye ve saðlýk çalýþanlarýnýn yanýnda olmaya çaðýrýyoruz”. “Köle Deðil Saðlýkçýyýz”, “Gün Gelecek Devran Dönecek, AKP Halka Hesap Verecek”, “Saðlýkta Ticaret Öldürür”, “Susma Sustukça Sýra Sana Gelecek”, “AKP Saðlýða Zararlýdýr”, “Genel Grev Genel Direniþ”, “Saðlýkta Taþeron Ölüm Demektir”, “Performans Saðlýða Zararlýdýr” sloganlarýnýn atýldýðý eylemde, Ýstanbul Tabipler Odasý, Dev Saðlýk-Ýþ Sendikasý ve SES Ýstanbul Þubeleri adýna basýn açýklamasý okundu ve konuþmalar yapýldý.

SAÐLIK EMEKÇÝLERÝ ÝÞ BIRAKTI

19 Ocak günü TTB baðlý doktorlar ve diðer saðlýk emekçileri, mecliste görüþülmekte olan “Tam gün Çalýþma Yasasý”ný protesto etmek için iþ býraktý. Acil hastalarýn, kanser hastalarýnýn, yatan hastalarýn, gebe kadýn ve bebeklerin muayenesi-tedavisi dýþýnda çalýþmayýp iþ býrakan saðlýkçýlarýn merkezi eylem adresleri Ýstanbul Çapa Týp Fakültesi önü idi. ÝTF. Temel Bilimler önünde toplanan saðlýkçýlar, konuþmalar yapýp sloganlar atarak Fakülte giriþine yürüdü ve basýn açýklamasý metni okudu. TTB’nin sonrasýn-

da yaptýðý açýklamaya göre, o gün týp fakültesinde iþ býrakma oraný %90. Türk Tabipleri Birliði(TTB), SES, Dev Saðlýk-Ýþ, Saðlýk Hizmetleri Sýnýfý Çalýþanlarý Derneði, Saðlýk Memurlarý Derneði, Saðlýk Teknisyenleri ve Teknikerleri Derneði, Sosyal Hizmet Uzmanlarý Derneði, Saðlýk ve Sosyal Hizmet Çalýþanlarýnýn Sözü Sendikasý, Türk Medikal Radyo Teknoloji Derneði, Týbbi Laboratuvar Teknisyenleri ve Teknikerleri Derneði ve Tüm Radyoloji Teknisyenleri ve Teknikerleri Derneði, ücretleri, iþ güvenceleri, meslek onurlarý ve saðlýk hakký için eyleme gidecek olan saðlýk örgütlerinin baþýndan beri karþý çýktýðý yasa tasarýsý; *Saðlýk çalýþanlarýnýn ücretlerinde kalýcý ve emekliliðe yansýyan bir düzenleme içermiyor, *Kalýcý ve güvenceli bir özlük hakký kazanýmý bulunmuyor, *Nöbet dýþýnda mesai dýþý çalýþma kavra-

156. Sayý / 27 Ocak - 10 Şubat 2010

mý getiriliyor, *Halký-hastalarý hekimlere-saðlýk çalýþanlarýna karþý kýþkýrtýyor, *Saðlýk çalýþanlarýný geçinebilmek için 7 gün 24 saat çalýþmaya zorlayarak hasta güvenliðini tehlikeye atacak, *Üniversitelerde ve eðitim hastanelerinde eðitimin kalitesini daha da düþürecek, *Yerli-yabancý özel sigorta þirketlerine yeni bir kazanç kapýsý açacak, *Radyasyonla çalýþan saðlýk mensuplarýnýn haftalýk mesai sürelerini 25 saatten 35 saate çýkaracak. Ýstanbul Tabip Odasý, SES Ýstanbul Þubeleri, Ýstanbul Eczacýlar Odasý, Ýstanbul VeterinerHekimler Odasý, Ýstanbul Diþhekimleri Odasý, Devrimci Saðlýk Ýþ Sendikasý’nýn ortak düzenlediði eyleme Herkese Saðlýk, Güvenli Gelecek Platformu, Ýstanbul Ýtfaiye iþçileri, Tez-Koop-Ýþ Sendikasý 5 Nolu Þube Týp Fakültesi Ýþyeri Temsilciliði destek verdi.

29


Yeni Evrede

Sağlık Emekçileri

Mücadele Birliði

DOKTORLAR GREVDE

SINIF DAYANIÞMASI

Saðlýk Bakaný Recep Akdað’ýn basýnda hekimlerin ücret ve çalýþma koþullarýnda büyük iyileþtirmeler getireceðini söylediði “tam gün yasa tasarýsý”na karþý doktorlar birçok ilde eþ zamanlý eylemler gerçekleþtirdiler ve bunlardan biri de Ýzmir’de Ege Üniversitesi Hastanesi önünde gerçekleþtirildi. Saat 12.30’da “Saðlýk Haktýr Satýlamaz”, “Yaþasýn Örgütlü Mücadelemiz”, “Sözleþmeli Köle Olmayacaðýz”, “Kurtuluþ Yok Tek Baþýna ya Hep Beraber Ya Hiçbirimiz”, “Yaþasýn Sýnýf Dayanýþmasý” sloganlarýyla baþlayan basýn açýklamasýnda þunlara deðinildi “‘Tam gün yasa tasarýsý’ hekimlerin ücretlerinde hiçbir artýþ saðlamamaktadýr… Mevcut emekli hekimlerin maaþlarýnda hiçbir düzeltme yoktur… Emekli maaþlarýný yüzde 80 arttýracaðýný söylüyor. Ancak bu artýþýn 30 yýl sonra emekli olacaklarýn maaþýnda olacaðýný söylemiyor… Nöbet ücretlerinin % 60–70 oranýnda arttýrýlacaðýný söyleyen saðlýk bakanýný dinleyenler 3 TL olan nöbet saat ücretinin sadece 5 TL ye çýkarýlacaðýný akýllarýna bile getiremezler doðal olarak… Nitelikli emeklerinin karþýlýðýný alabilmeleri için daha çok hasta bakmak daha çok ameliyat, daha çok tetkik yapmak dýþýnda öðretim üyelerinin seçenekleri kalmayacaktýr. Bu durum týp fakültelerinde öðrenci, asistan, uzman eðitimini ve bilimsel araþtýrmalarý olumsuz etkileyecektir. Tüm saðlýk çalýþanlarý için önerilen ve istenilen; ‘çok saðlýk tüketimi yap, çok para kazandýr, payýný al’ yaklaþýmý bu tasarýnýn özüdür. Muayene katký payý, ilaç katký payý, katýlým payý gibi ödentilerle yurttaþlarýn cebinden elini çekmeyenler, ‘Saðlýkta Dönüþüm Projesi’yle saðlýk harcamalarýnýn patlamasýna yol açanlar, bu tasarýdan sonra yurttaþlarýn cebine daha çok el atacaklar. Onun için hekimleri ve saðlýk çalýþanlarýný hedef gösteriyorlar” sözlerine vurgu yapýldýktan sonra istemlerini açýkladýklarý talepler listesinde en son “Kar zarar hesabý yapmak deðil, yurttaþlarýmýza nitelikli saðlýk hizmeti vermek istiyoruz” Sözleriyle basýn metni bitirildi. Basýn açýklamasý sýrasýnda Türk-iþ genel baþkaný da konuþmasýnda bu eylemi desteklediklerini ve iþçilerin ve emekçilerin birlikte mücadelesine deðinerek sözlerini bitirdi. Ardýndan hastane içerisindeki Muhittin Erel Amfi’de bu tam gün yasa tasarýsý ile ilgili bilgilendirme toplantýsý gerçekleþtirildi.

Taþeron ve özelleþtirmenin sýkýntýsýný ve sömürüsünü en açýk ve en somut yaþayan ve yaþamýn olumsuzluklarýný en açýk bir þekilde hisseden Park-Bahçe taþeron iþçileri olarak, Ankara`daki TEKEL iþçilerinin eylemini desteklemek amacýyla, 13 Ocak tarihinde toplanma kararý aldýk ve ayný gün TEKEL iþçilerinin Ýzmir Konak Vapuru iþgalini de Konak’ta pankartýmýzý açarak destek verdik. Polisin hiç beklemediði bu dayanýþma eylemi ve bizim “TAÞERONA VE ÝÞSÝZLÝÐE HAYIR ÝZMÝR PARK BAHÇE TAÞERON ÝÞÇÝLERÝ” pankartýmýz insanlarýn ve basýnýn oldukça ilgisini çekti. “TEKEL Ýþçisi Yalnýz Deðildir”, “Yaþasýn Sýnýf Dayanýþmasý”, “Yaþasýn Ýþçilerin Birlikte Mücadelesi” sloganlarýna TEKEL iþçileri coþkuyla eþlik etmiþti. TEKEL iþçilerinin dayanýþma eylemi kendiliðinden geliþmiþ ve Park-Bahçe iþçilerini oldukça etkilemiþti. Ve iþçiler, Ankara’da TEKEL iþçileriyle dayanýþma eyleminin somut kararý için, komite temsilcileri olan bizlerden somut adým atmamýzý istediler. Ýþçilerin bu olumlu kararý üzerine bizler araç temin etmek için harekete geçtik ve sendika temsilcileri ile görüþtük. Ancak her zaman olduðu gibi sendikalar hep iki yüzlü davranýp bizlere araç vermemek için bin dereden su getirdiler. Tüm-Tis sendikasýnýn da bize sunduðu desteðe raðmen bizler yine hep boþ çevrildik. Son günde bile sendikalar bize araç vermemek için oldukça direnmeye devam etiler. Biz iþçileri oldukça öfkelendiren bu durumda tek çözümü, sendikalarý tehdit etmekte bulduk. Ýzmir Türk-Ýþ Sendikalar baþkaný Mustafa Kundakçý`ya “eðer bize araç vermezseniz ya o gün gelip bir aracýnýzý iþgal ederiz ya da yollarý kesip sizleri de býrakmayýz. Eðer biz gitmiyorsak sizleri de býrakmayýz” dedik. Bizden böyle bir tepki beklemedikleri belliydi, ancak öfkemiz yüzümüzden okunuyordu. Þaþkýn ve korkmuþ bir ifadeyle bize dönen baþkanýn “söz size bir araç ayarlayacaðým, siz sakin olun” diye cevap vermesi bizi sakinleþtirmeye yetmiyordu. Söz aldýktan sonra ayrýldýk. Ancak kendilerine güvenilmeyeceðini bildiðimiz için baþka yollarda araç aramaya baþladýk ve son çare Türkiye Mimar Mühendisler Odalar Birliði’ne (TMMOB) gittik. Sorunlarýmýzý anlattýk ve bizlerin bir araç sorunu olduðumuzu ve kesinlikle Ankara’da olmamýz gerektiðini anlattýk. TMMOB genel baþkanýnýn bize temin ettiði bir aracýn KESK Ýzmir Þubeler Platformu’na teslim etmesiyle derin bir nefes aldýk. Aracýn sorumluluðu Park Bahçe iþçi temsilcileri olan bizler idi. Gece 23:30’da Ýzmir’den hareket ettik. Marþlar ve türkülerle oldukça keyifli bir yolculuk yaptýk. Sabah 09:40’da Ankara’ya vardýk. Pankartýmýzý açarak kýsa bir deðerlendirmeden sonra hareket ettik. Böylesi bir kalabalýk beklemediðimizden hepimiz þaþkýn ve heyecanlýydýk. Sloganlarýmýzla TEKEL iþçilerinin yanýna geldiðimizde coþkumuz daha da artmaya baþladý. Bizlere kürsüde “konuþma hakký” verme sözü veren sendikalarýn sözün tutmayacaðýný anladýk. Zorluklarla iþgal ettiðimiz kürsüden baþkana “Ya biz Ýzmir Park Bahçe iþçilerini de haykýracaksýnýz, ya da kürsüden inmeyeceðiz” dememiz üzerine Ýzmir Park Bahçe taþeron iþçilerinin kürsüden anons edildi. Bizlere oldukça deneyim kazandýran bu eylemden olumlu dersler çýkardýk. Bu eylemler bizlere daha baþka sorumluluklarýmýzý da hatýrlattý. Bizler Park Bahçe iþçileri olarak biliyoruz ki, bu sorun ne mevcut iktidarda çözülür, ne de sendikalarla. Bu sorunun çözümü, tüm sorunlarýn kaynaðý olan kapitalist sistemin yýkýlmasýnda yatar. Bu sistem yýkýlmadýkça bu sorunlar büyüyerek devam eder. Bu yüzden þiarýmýz: ÝÞÇÝLER BÝRLEÞÝN DEVRÝM ÝÇÝN SAVAÞIN YAÞASIN ÝÞÇÝLERÝN MÜCADELE BÝRLÝÐÝ Devrimci Ýþçi Komiteleri-ÝZMÝR (DÝK)

30

156. Sayý / 27 Ocak - 10 Şubat 2010


s156  

Başyazı 156. Sayý / 27 Ocak - 10 Şubat 2010 Mücadele Birliði Y Ye en ni i E Ev vr re ed de e Sınıflar Savaşı 156. Sayý / 27 Ocak - 10 Şubat...

Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you