Issuu on Google+


KÜRT ULUSUNA KENDÝ KADERÝNÝ TAYÝN HAKKI

Yeni Evrede

Mücadele Birliði

Egemenliði Sürdürme Yöntemleri “Kürt sorunu” Türkiye’nin burjuva güçleri arasýnda hararetli bir þekilde tartýþýlýyor. Bu tartýþmaya katýlmayan burjuva çevre kalmadý. “Kürt sorunu” üzerine burjuva tartýþmalar, genel deðerlendirme aþamasýndan çýkýp “çözüm” aþamasýna gelmiþtir. “Çözüm” gündeme gelince, her burjuva çevre kendi önerilerini ortaya koymaya baþladý. Çeþitli burjuva kesimler, kendi aralarýnda “çözüm” konusunda henüz ortak bir sonuca ulaþmýþ deðil. Aralarýndaki gürültü bundan kopuyor. Burjuvazi “Kürt sorunu”nu çözebilir mi? Türkiye burjuvazisinin amacý Kürt ulusal sorununu çözmek deðil Kürdistan’ýn devrimci hareketini tasfiye etmektir. Birleþik devrimin baskýsýndan kurtulmaktýr. Ulusal sorunun özü, ezilen ulusun ayrýlýp baðýmsýz devlet kurma hakkýný kapsar. Türkiye’nin egemen güçleri, ulusal sorunun tam da bu politik özünü yadsýyorlar. Onlar sadece, devrimin sonuca doðru ilerlemesini önlemek için sýnýrlý, güdük ve denetimli ödünler vermekle yetiniyorlar. Daha sonra güçler dengesi kendi lehlerine deðiþir deðiþmez, verdikleri ödünleri geri almak üzere. Böylelikle, verecekleri tavizlerin kendi egemenliklerini güven altýna almaya yönelik olduðu açýða çýkýyor. Türkiye burjuvazisi, Kürt ulusal sorununu çözemeyeceðine göre, yapýlan tüm tartýþmalar, aslýnda, Kürt halký üzerinde egemenliklerini sürdürme yöntemlerine yöneliktir. “Kürt sorunu”nun “çözümü”nde en ileri þeyi söyleyenlerin bile gerçek amacý, ezilen Kürt halký üzerinde egemenliðin en iyi nasýl devam ettirileceðine dairdir. Bu, çok önemli noktadýr ve tüm burjuva tartýþmalarýn politik özüdür. Daha genel bir hedefi ise Türkiye ve Kürdistan halklarýnýn birleþik devrim tehdidinden kurtulmaktýr. Bunun dýþýnda burjuvaziden baþka birþey bekleyenler sadece kendilerini aldatmýþ olurlar. Burjuva çevrelerin bir kesimi klasik yöntemde ýsrar ederken, daha geniþ bir kesi-

miyse Kürt halkýna çok sýnýrlý ödünler vererek ezilen halkýn kendi isteðiyle, Türkiye’nin ulusal egemenliðini kabul etmesinin daha doðru olacaðý görüþünde. Onlar bunu, “demokrasi” ve “insan haklarý” adýna ileri sürseler de, bunun sýnýfsal özü, Türkiye burjuvazisinin egemenliðini korumaktýr. Onlar, Kürt halký üzerinde, eskisi gibi egemenlik sürdüremeyeceklerini çok iyi biliyorlar.

Sýnýfsal Mücadele Öne Çýkýyor Kuzey Kürdistan’da egemen üretim biçimi, kapitalizmdir. Kürt ulusu, ulusal oluþumunu ve geliþimini kapitalizmin zeminleri üzerinde gerçekleþtirmiþtir. Modern burjuva geliþmeye baðlý olarak, modern bir ulus ortaya çýkmýþtýr. Ulusal Kurtuluþ Hareketi’nin ilk çýkýþýnda kendisini, önceki kurtuluþ mücadelelerinden ayýrmak için modern kurtuluþ hareketi olarak tanýmlamasý, Kürdistan’ýn bu burjuva geliþiminden ileri gelmektedir. Emekle sermaye arasýndaki uzlaþmaz karþýtlýk kapitalizmin doðasýnda var. Burjuva üretim iliþkileri geliþtikçe temelindeki bu karþýtlýk da geliþir ve olgunlaþýr. Modern burjuva toplumun sýnýf savaþlarý, bu temelde ortaya çýkar ve ilerler. Kürdistan ulusal devrimci hareketinde de sýnýfsal yön vardýr ve bu yön þimdi daha bir öne çýkýyor. Kürdistan’da kapitalizmin egemen olmasý ve bunun sonuçlarýnýn yarattýðý nesnel maddi koþullar nedeniyle, ulusal-sýnýfsal kurtuluþ mücadelesi iç içe geçmiþtir. Hareketin ulusal yönü belli bir dönem öne çýksa da , asýl geliþen ve tayin edici olan yön, sýnýfsal mücadele yönüdür. Bugün hareketin sýnýfsal yönü daha baskýn gelmektedir. Dolayýsýyla, iþçi sýnýfýnýn hareketteki devrimci rolü ve önderliði bariz olarak kendini gösteriyor. Kürt özgürlük hareketinin, sosyalizme yönelerek hedefine ulaþacaðý biçimde bir bilinç, halk kitleleri arasýnda giderek egemenlik kazanýyor. Sýnýfsal (toplumsal) kurtuluþ, yani sosyalizm hedefi önümüzdeki süreçte hareketi daha fazla etkisi altýna alacaktýr. 149. Sayý / 15 - 29 Ekim 2009

Başyazı Kürdistan’da kapitalizmin ve sýnýf savaþýmýnýn geliþimiyle birlikte, proletaryanýn sýnýf savaþýmýnýn yanýnda, sosyalizm bilinci ve sosyalizm mücadelesi de geliþme gösterdi. Sosyalizmin bir düþünce, bir politik hareket olarak Kürdistanda geliþmesi uzun bir zaman öncesine dayanýyor. Türkiye’deki sýnýf savaþýmý ve sosyalist mücadeleye paralel, onunla etkileþim içinde, sosyalizm fikirleri Kürdistan’da belli bir etkinlik kazandý. Öyle ki Kürdistan’da ortaya çýkan tüm ulusal hareketler, þu veya bu biçimde sosyalizmden etkilendiler. Bu etki UKH içinde gitgide derin bir kök saldý.

Ezilen Ulus Deðil Ezen Ulus Güven Vermelidir Ezen-ezilen ulus iliþkisi ele alýnýrken, her þey tersine çevriliyor. Egemen ulus olan Türk ulusunun ezilen bir ulus olan Kürt ulusuyla ve onun politik hareketiyle bir “anlaþma”ya varabilmesi için, ezilen ulusun, egemen ulusa güven vermesi gerektiði ileri sürülüyor. Egemen ulus, egemenlik altýndaki ulusa bu yönde bir baský uyguluyor. Eðer egemen ve ezen ulusla, ezilen ulus arasýnda “birlik” sorunu yeniden ele alýnacaksa, burada güven vermesi gereken ezilen ulus deðil, ezen ulustur. Ezilen halklar için zindandan baþka birþey olmayan bir yerde, halklar arasýnda bir güven oluþmasýnýn ilk koþulu ezilen halklarýn bu zindandan kurtulmalarýdýr. Ezilen bir halk ancak eþit ve özgür koþullarda o güne dek kendisini ezmiþ olan bir halka güven duyabilir. Bu koþullar saðlanmadýkça iki halk arasýnda herhangi bir güven oluþmasý sözkonusu olmaz. Ýki halkýn yeni bir birlik oluþturmasý için öncelikle, bu birliðin, zoraki bir birlik deðil, eþit ve gönüllü bir birlik olmasý gerekiyor. Gönüllü ve eþit bir birliðin oluþmasý için ön koþul ezilen ulusun -burada sözü edilen Kürt ulusunun- ayrýlýp kendi baðýmsýz devletini kurma hakkýný tanýmasýdýr. Halklar arasýndaki birleþmenin gönüllü ve özgür olabilmesi için, birliðin ayrýlma özgürlüðünü de içermesi gerekiyor. Ezen ve egemen ulus olan Türk ulusu tüm bu koþullarý yerine getirebilir mi? Böyle birþeyi kesinlikle kabul etmeyeceði açýktýr. Bu durumda ezen ve ezilen ulus iliþkisi deðiþmeyeceðinden varýlacak herhangi bir “anlaþma” bugünkü iliþki biçimini ve varolan durumu temelde deðiþtirmeyecektir. Halklar arasýndaki bir birliðin gönüllü, eþit ve özgür bir birlik olmasý için sermaye egemenliðinin devrilmesi gerekiyor. Bununla birlikte Marksist-Leninistler, ne kadar zayýf bir olasýlýk olsa da, ezilen ulusun sermaye egemenliðinin devrilmesinden önce ayrýlma

3


Yeni Evrede

Başyazı

Ezen-ezilen ulus iliþkisi ele alýnýrken, her þey tersine çevriliyor. Egemen ulus olan Türk ulusunun ezilen bir ulus olan Kürt ulusuyla ve onun politik hareketiyle bir “anlaþma”ya varabilmesi için, ezilen ulusun, egemen ulusa güven vermesi gerektiði ileri sürülüyor. Egemen ulus, egemenlik altýndaki ulusa bu yönde bir baský uyguluyor. Eðer egemen ve ezen ulusla, ezilen ulus arasýnda “birlik” sorunu yeniden ele alýnacaksa, burada güven vermesi gereken ezilen ulus deðil, ezen ulustur. Ezilen halklar için zindandan baþka birþey olmayan bir yerde, halklar arasýnda bir güven oluþmasýnýn ilk koþulu ezilen halklarýn bu zindandan kurtulmalarýdýr. Ezilen bir halk ancak eþit ve özgür koþullarda o güne dek kendisini ezmiþ olan bir halka güven duyabilir. Bu koþullar saðlanmadýkça iki halk arasýnda herhangi bir güven oluþmasý sözkonusu olmaz. 4

Mücadele Birliði olasýlýðýný kabul ederler. Böyle bir olasýlýðý kabul ederler, UKKTH (Uluslarýn Kendi Kaderini Tayin Hakký) ilkesini koþulsuz olarak tanýrlar ve her iki ülkeyi kapsayan birleþik devrimin zaferi için mücadele verirler. Ezilen halklarý baský altýna alan ve onlarýn özgürlüðünü engelleyen ayný egemen güç, ezen ulus halkýný da baský altýna alýyor ve özgürlüðünü engelliyor. Halklarý ezen ve sömüren düþman ayný ve ortaktýr. Kürt halkýnýn ve Türkiye halklarýnýn ortak düþmaný, egemen burjuva güçlerdir ve onlarýn devletidir. Bundan dolayý bu topraklarda yaþayan bütün halklarýn kurtuluþlarýnýn koþulu, ayný ve ortak düþmana karþý ortak mücadele vermektir, birleþik devrimi zafere götürmektir.

Uluslara Kendi Kaderlerini Tayin Hakký Öne Çýkarýlmalý Kürdistan Ulusal Hareketi, Türkiye halklarýyla birlik yapma yönünde bir eðilim, görüþ ve yönelim ortaya koydu. Bu, ezilen ulus sosyalistlerinin ortaya koymasý gereken bir yaklaþýmdýr. Eðer ezen ulusun sosyalistleri de Kürt ulusunun ayrýlýp kendi baðýmsýz devletini kurma hakkýnýn tanýnmasý yönünde bir ajitasyon yaparsa, o zaman, halklarýn enternasyonal ve eþit birliði için bir zeminin oluþmasý saðlanmýþ olur. Kürdistan ulusal hareketinin burada eleþtirileceði yön egemen ulusla yapýlmasý düþünülen bir anlaþmanýn, Kürdistan’ýn ilhakýna son vermemesi, tam hak eþitliðine dayanmamasý, Kürt ulusunun ayrýlma hakkýný içermemesidir. Kendini bazý kültürel haklar ve sýnýrlý politik haklarla baðlamasýdýr. Bu UKKTH deðildir ve olamaz. Böyle bir sonuç Kürt halkýna özgürlük getirmez. Bu durumda UKH’nin yapmasý gereken þey özgürlük mücadelesini sonuna dek götürmek ve birleþik devrimi öne çýkarmaktýr. Kürdistan ulusal hareketi Türkiye halklarýyla birlik yapma yönünde bir eðilim ortaya koymuþken, eðer Türkiye sosyalist hareketi tam da enternasyonal bir tavýr anlamýna gelen Kürt ulusunun kendi kaderini tayin hakký yönünde bir ajitasyon yapmazsa, sosyal-þoven bir konuma düþer. Asýl eleþtirilmesi gereken UKKTH ilkesine baðlý kalmayan Türkiye sosyalist hareketi içindeki sosyal-þoven eðilimlerdir. Çünkü sosyal-þoven eðilimde olanlar Kürt ulusunun kendi kaderini tayin hakkýna çeþitli þartlar getiriyorlar. Enternasyonalist sosyalistler ise UKKTH’yi koþulsuz olarak benimsiyorlar ve UKKTH’nin özü olan ayrýlma , baðýmsýz devlet kurma hakkýný sonuna dek savunuyorlar. Enternasyonalist sosyalistler yalnýzca leninist UKKTH ilkesini genel düzeyde savunmakla kalmýyor, bütün günlük mücadelesi içerisinde, bu yönde 149. Sayý / 15 - 29 Ekim 2009

bir ajitasyonda bulunuyorlar.

Bir Çözümlemeye Dayanmadan Türkiye sosyal-reformist ve oportünist hareketlerinin, ulusal sorun üzerine görüþ ve önerileri, Kürdistan’ýn tarihinin ciddi bir araþtýrmasýna, ciddi bir teorik çözümlemeye dayanmýyor. Bu yüzden temelsizdir, bilimsel deðildir. Sorun Marx’ýn ve Lenin’in UKKTH konusunda ortaya koyduklarý enternasyonalist sosyalist ilkeleri ezberlemek deðil; bu ilkeleri bir ülkenin somut þartlarýna uygulamaktýr. Bu ise sözkonusu ilkelerin uygulanacaðý ülkenin þartlarýný bilmeyi gerektirir. Ciddi, bilimsel bir araþtýrma yapýlmadan da bir ülkenin somut koþullarý hakkýnda bir fikir ortaya konulamaz. Bu açýdan bakýldýðýnda reformist ve oportünist hareketlerin Kürdistan üzerine hiçbir ciddi ve bilimsel incelemelerinin olmadýðý ve bir tahlillerinin bulunmadýðý görülebilir. Kürdistan hakkýnda ortaya konulan görüþler ise þurdan burdan alýnmýþ eklektik görüþlerdir. Eklektik görüþlerle ve sýð deðerlendirmelerle ulusal sorun hakkýnda saðlýklý sonuçlara ulaþýlamaz. Kürdistan üzerine belli bir araþtýrmasý olanlar Kürt ulusal hareketleridir. Ulusal hareketler ise önceden vardýklarý “sömürge Kürdistan” tezine bir dayanak bulmak yönünde bir araþtýrmaya giriþtiler. Bu ise bilimsel bir yöntem deðildir. Olgulara kendi teorik anlamýný vermek yerine, olgularý kendi görüþlerine uydurmuþlardýr. Türkiye’deki reformist ve oportünist hareketler hiçbir ciddi araþtýrma yapmadan Kürdistan ulusal hareketlerinin “sömürge Kürdistan” tezlerini ve ayný tezlere sahip sosyalist Türk aydýnlarýnýn görüþlerini alýp kendilerine dayanak yaptýlar. Bazýlarý bu konuda bir tahlile dayanmadan çeþitli öneriler ileri sürdüler. Kürt ulusal sorununda diyalektik ve tarihsel materyalizm temelinde somut çözümlemeye dayanan görüþler Leninist Parti tarafýndan ortaya konuldu. Leninist Parti’nin dayandýðý ve geliþtirdiði bu konudaki görüþleri uzun araþtýrmalara ve ciddi çözümlemelere dayanýyor. Kürdistan’ýn ilhak edilmiþ bir ülke olduðu, Kürt ulusunun ezilen ulus durumuna getirildiði biçimindeki görüþleri Türkiye ve Kürdistan’ýn ekonomik ve tarihsel teorik çözümlemelerine dayandýrýlarak belirlenmiþtir. Leninist Parti’nin, ulusal sorundaki bakýþ açýsý, Leninist UKKTH ilkesine ve bu ilkenin somut koþula uyarlanmasýna dayanan devrimci enternasyonalist sosyalist bakýþ açýsýdýr.


G-20 AYNASINDA ÇÖKÜÞ YANSIMALARI

Yeni Evrede

Emperyalist-Kapitalist Sistemin Çöküşü

Mücadele Birliði

Bush, yüzyýlýn budalalýðýna aday konuþmasýný, 2003 yýlýnda Basra Körfezi’ne demirli bir savaþ gemisinde yapmýþtý: “Beyler”, diyordu sokaklar prensi, “savaþ zaferle sonuçlanmýþtýr.” Halefi Obama da, ilerde pek çok fragmana konu olacak benzer bir konuþmayý, G-20 zirvesi sonrasýnda yaptý: “Kesinlikle söyleyebilirim ki, kriz alt edilmiþtir.” Bu açýklama kamera kayýtlarýna düþerken, zirvenin yapýldýðý Pittsburg kenti tam bir savaþ alanýna dönmüþtü. Arabalar ters çevrilmiþ, barikatlar kurulmuþ, pek çok lüks maðaza saldýrýya uðramýþtý. Irak’tan getirilen özel bir ordu birliði, yalnýzca emperyalist bir paylaþým savaþýnýn deðil, ama kendi yurtlarýnda da yürütülen küresel bir iç savaþýn adeta bir suçüstü kanýtý olarak, Pittsburg’da Amerikalý emekçilere mermi yaðdýrýyordu. Ýçinden geçmekte olduðumuz kapitalist genel buhrana çözümler üretileceði, çok sert yaptýrýmlar ve þok edici kararlar alýnacaðýna dair farfaralar yaratýlan G-20 zirvesi, tam bir “dostlar alýþveriþte görsün” þovuna dönüþtü. Sermaye sýnýfýnýn tüm denetimi elinden kaçýrdýðý bu çaða özgü uluslararasý toplantýlarýn saplanýp kaldýðý kaderden, G-20 zirvesi de kurtulamadý. Dünyaya yankýlanan, yalnýzca kuru bir baðýrsak sesiydi.

Kýrýk Kalpler Kulübü Büyük buhran dönemlerinde, herkes günün kahramaný olmaya çalýþýr, bu uðurda ne dolaplar çevirir, ne umutlar besler, ama genelde sonuçta elde kalan, koca bir hayal kýrýklýðýdýr. Kuþkusuz ABD, o büyük kahramanlýk günlerinin kendisi için çok geride kaldýðýný görüyordu; bu yüzden asýl çabasýný, krizin günah keçisi olmaktan çýkmaya ayýrmýþ gibiydi. Bir zamanlarýn demir-çelik sanayi merkezi olan Pittsburg’u, G-20 zirvesinin toplanma yeri olarak belirlerken, aslýnda finansa deðil ama imalat sanayine ne denli önem verdiðini sezdirmeye çalýþýyordu. Bunun yanýnda, bütün dünyaya, ABD’nin yalnýzca finansal bir dev olmadýðýný; diþleri ve boynuzlarý sökülmüþ olsa da, imalat sanayinin hala bir korkutucu ejderha kadar güçlü ve ayakta olduðunu kanýtlamaya çalýþtý. Ýstediði etkiyi saðladýðýný kimse söyleyemez. Çünkü dünya Pittsburg’u dev çelik fýrýnlarýyla deðil, gaza boðulmuþ sokaklarýyla görüp tanýdý. Kýrýk kalpler kulübünün bir diðer önemli üyesi Çin’di. Zirveden umduðu hiç bir þeyi bulamadý. Toplantý öncesi yapýlan tartýþmalara bakýldýðýnda, çok çok önemli konularýn masaya yatýrýlacaðý sanýlabilirdi. Çin, bir süredir dolarýn dünya dövizi rolünü resmen ve her platformda sorguluyordu. Bu yolda Rusya ile pra-

tik adýmlar bile atmaya baþlamýþtý. Çin-Rusya arasýnda yapýlan prensip anlaþmalarýna göre, dolarýn yerine, dünya ticareti için bir baþka para birimi öneriliyordu. Bu para birimi, IMF aracýlýðýyla SDR (Özel Çekme Paralarý) olabilirdi. IMF kasasýnda, üye olan her ülkenin para birimi belli oranlarda tutuluyordu ve bu ortak fon havuzundan isteyen ülkeler, kendi para birimi cinsinden deðil ama bu havuzdan hak belgesi olarak deðer kazanan bir çek kullanýlabiliyorlardý. SDR, iþte bu çekin adýydý. Çin’e göre SDR, dolarýn yerini pekala olabilirdi. Rusya, ticaret yaptýðý pek çok ülkeye rubleye döndürmeyi baþardýðý için, bu konunun tek bayraktarlýðý, Çin’e düþtü. Ne de olsa Çin’in elinde 800 milyar dolarlýk ABD devlet tahvili ve 2 trilyon dolar döviz rezervi vardý. Dolardaki her deðer kaybý, bu muazzam birikimde inanýlmaz kayýplar oluþturuyordu. Olan bitene kendi penceresinden bakan Çin, elbette yanýlýyordu. Tek sorunun dolarýn dünya egemenliði olduðunu ileri sürerken, gözünün önünde kocaman bir dað gibi yükselen dolar rezervinin arkasýndaki pek çok gerçeði gözden kaçýrmasý doðaldý. Her þeyden önce dolarýn dünya egemenliði epeyce tartýþýlýr hale gelmiþti. Pek çok ülke dolar yerine Euro, yen, ruble gibi daha saðlam görünen paralara geçiþ yapmýþtý. Üstelik emperyalist-kapitalist dünyada masaya yumruðunu vurup kendi parasýný egemen kýlacak bir babayiðit henüz çýkmamýþtý.ABD çökerken halefi ufukta bile belirmemiþti.Ve bu durum yani dolarýn dünya egemenliðinin çöküþü, yaþanmakta olan krizin en derindeki nedenlerin biriydi. Emperyalist-kapitalist sistem, bir dünya sistemi haline geldiði andan bu yana üretimi ve dolaþýmý yönlendirecek bir evrensel eþdeðere ihtiyaç duymuþtur. Bu evrensel eþdeðer bir zamanlar altýndý ve onun tek gardiyaný Ýngiltere’ydi. Sonra, kaðýt-para olarak sterlin ve dolar arasýnda hegemonya savaþý patlak verdi ve dolarýn Ýngiliz sterlinini nakavt etmesiyle sonuçlandý. Kapitalist sistem içinde dünya ticaretinin ve küresel çapta iþ bölümüne baðlý üretimin sürdürülebilmesi, tek bir hegemonya odaðýnýn varlýðýna baðlýdýr. Çin’in önerdiði biçimiyle, tek bir hegemon odaðýn parasý deðil, ama IMF’nin parasý SDR’ler, bu ihtiyacý karþýlayamaz. Çünkü dolar gibi evrensel bir eþdeðer biriminin ardýnda, rakipsiz bir ekonomik-siyasiaskeri güç olan tek bir ülke bulunabilir. IMF, ne böyle bir prestije, ne de otoriteye, zorlayýcý enstrümanlara sahiptir. Gerçekte, tüm dünyaya egemen tek ülke hegemonyasý, kapitalist siste-

149. Sayý / 15 - 29 Ekim 2009

min iþlemesini saðlayan en önemli parçadýr. Çoklu hegemonya, hele ki IMF gibi “hegemonya” olgusunun içini dolduracak donanýmdan yoksun bir kurum, sistemin genel iþleyiþine terstir. Bu yüzden, ABD’nin çöküþü, yalnýzca bir ülkenin çöküþü deðil, ama ayný zamanda koca emperyalist kapitalist sistemin çöküþüdür.

Ne Biliyor Ne Anlýyorlar, Tamamen Körler Çin’in önerileri tartýþýlmadý bile. Ama, G20’nin sonuç bildirisinde yer alan pek çok öneri de, ayný ölçüde hayal ürünüydü. Bir kez daha görüldü ki, sermaye sýnýfý krizin doðasýna dair hiç bir fikre sahip deðil. Ama bildikleri bir þey var: Kriz sürecek. Zirve G-20’yi “Uluslararasý ekonominin düzenlenmesi ve ekonomik iþ birliði konusunda ana mecra olarak” belirlendi. Böylece, en zengin emperyalist ülkelerin oluþturduðu G7’nin pabucu dama atýlmýþtý. Bundan böyle hegemonyanýn bu 20 ülke arasýnda paylaþýlacaðý söyleniyorsa, bu ancak koca bir aldatmaca olabilirdi. Tek baþýna bu kadar bile, kapitalist dünyanýn genel buhranýnýn daha uzun süre etkisini sürdüreceðine dair temel düþüncenin bir sonucuydu. Belli ki, krizin yarattýðý tüm öfke, bu 20 ülkeye paylaþtýrýlacaktý. G-20, dünyayý deðil, krizi yönetmek üzere atanmýþtýr. Zirvenin ayný derecede önemli bir baþka önerisi de, ABD-Ýngiltere gibi ülkelerin harcamalarýný kýsýp ticaret açýklarýný azaltmalarý, buna karþýlýk Çin, Hindistan, Brezilya gibi dev ticaret fazlasý olanlarýn iç piyasalarýnda daha çok tüketimi teþvik etmeleriydi. Oysa, son yirmi yýlýn ekonomik geliþmelerine damgasýný vuran, bir tarafta ABD’nin dev dýþ açýðý ile Çin’in muazzam ticaret fazlalarý üzerinde þekillenen “dehþet dengesi”ydi. Bir yanda koca bir kuyu, öbür yanda koca bir tepe... Bu ikisi arasýnda yaratýlan vakum hareketi, tam da þu andaki ekonomik dengeleri yaratmýþtý. ABD’nin tasarruf yaptýðý, Çin’in ise harcama yaptýðý bir dünya, küreselleþme üzerine kurulu tüm yapýnýn; bu yapýnýn temel taþý olan dev bankalarýn ve sanayi tekellerinin çöküþü demektir. Sonuç itibariyle G-20 zirvesi, krizin nedenlerine dair hiç bir þey bilmeyen sermaye sýnýfýnýn kurumuþ baðýrsaklarýndan çýkan sesleri, bu gök kubbeye hoþ bir seda gibi salýverdi. Bu arada, dünyayý yöneteceði ileri sürülen G-20 içinde yer almaya dair, daha kim bilir ne katlanýlmaz kibirli konuþmasýna tanýk olacaðýmýz baþ vezir efendi, Obama’nýn makam aracýnýn olduðu sokaða bile giremedi. Çok hoþtu doðrusu. Ýnsanýn aklýna Ezop’un þu ünlü þiþinen kurbaðasý geliyor.

5


Yeni Evrede

Ayağa Kalk İstanbul

Mücadele Birliði

IMF-DB YE KARÞI SOKAK SAVAÞI ÇAÐRISI DEVAM EDÝYOR!

Devrimci Öðrenci Birliði, IMF-DB toplantýlarýný “karþýlamaya” yönelik öðrenci gençliðe yapmýþ olduðu çaðrý çalýþmalarýna devam ediyor. Merkezi bölgelere ve emekçi semtlere afiþlemeler yapýlýrken, asýlan pankartlarla öðrenci gençlik kavganýn en önüne çaðrýlýyor. Sarýgazi’de Mehmetçik Lisesi’nin çýkýþ kapýsýna, üst geçitlere Liseli DÖB tarafýndan pankartlar asýldý. “Emperyalizme ve Kapitalizme Karþý Ayaða Kalk Ýstanbul” þiarlý afiþlerle Liseli DÖB’lüler Sarýgazi gençliðine seslenmeye devam ediyorlar. Liseli DÖB, Sarýgazi’de Pazartesi günü Mehmetçik Lisesi okul çýkýþýnda baþlayacak ve ortak örgütlenecek olan IMF-DB karþýtý yürüyüþün hazýrlýklarýna da bir yandan devam ediyor. Ankara Üniversitesi Cebeci Kampüsünde de üniversite gençliðini 6-7 Ekim günlerinde Ýstanbul’a çaðýran “Dünya Emeðin Olacak” þiarlý A3 afiþler kampüs genelinde yaygýn biçimde kullanýldý. Mimar Sinan Üniversitesi Fýndýklý Kampüsü yemekhanesine DÖB imzalý “IMF-DB’ye Karþý Sokak Savaþý!” yazýlý pankart ve “6-7 Ekim’de Ýstanbul Sokaklarýný Özgürleþtirmeye, Dünya Emeðin Olacak” þiarlý afiþler okul duvarlarýna asýldý. “Emperyalizme Ve Kapitalizme Karþý Ayaða Kalk” baþlýklý bildiriler öðrencilere ulaþtýrýldý. Çalýþmalarýmýz zenginleþerek devam edecektir. DEVRÝMCÝ ÖÐRENCÝ BÝRLÝÐÝ / DÖB

ÖÐRENCÝLER DENÝZLERÝN YOLUNDA!

Mehmetçik Lisesi öðrencileri, 5 Ekim günü saat 14:00 civarý Mehmetçik Lisesi önünden baþlayan yürüyüþle Sarýgazi Demokrasi Caddesi Meydaný’nda basýn açýklamasý gerçekleþtirdi. Devrimci Öðrenci Birliði, YDG VE DGH’ýn örgütlediði eylem, Mehmetçik Lisesi karþýsýnda toplanýlarak, üzerinde “NE IMF NE DB GELECEK BÝZÝM ELLERÝMÝZDE / MEHMETÇÝK LÝSESÝ ÖÐRENCÝLERÝ” yazýlý pankartýn açýlmasýyla yürüyüþe baþlandý. Yürüyüþ sýrasýnda sýk sýk “Emperyalistler Ýþbirlikçiler 6. Filoyu Unutmayýn”, “IMF-DB Defol Bu Dünya Bizim”, “IMF’ye Karþý Sokaða, Eyleme, Özgürleþmeye”, “Yaþasýn Devrimci Dayanýþma” sloganlarý atarak Demokrasi Caddesi Meydaný’na kadar yürüdüler. Demokrasi Caddesi’nde okunan basýn açýklamasýnda “Emperyalist-kapitalist sistemin kanla beslenen iki finans kurumu 6-7 Ekim’de Ýstanbul’da toplanýyor. Dünya iþçi sýnýfýnýn ve milyonlarca emekçinin sofrasýndaki son lokmayý

6

kapmak, kriz içerisinde kývranan emperyalist-kapitalist sistemi nasýl kurtaracaklarýný tartýþmak, çöken sistemi ayaða kaldýrmak, yalanlarýný medya aracýlýðý ile üzerimize boca etme, havamýzý suyumuzu zehirlemek, kana bulanmýþ, çürümüþ gövdeleriyle iþbirlikçileri ve uþaklarý ile kucaklaþmak, iþçi sýnýfý ve ezilen dünya halklarý için yeni sömürü, soygun ve katliam planlarý yapmak için geliyorlar” denildi. Basýn açýklamasý “Þimdi önümüzde ciddi bir görev var. Kavgamýzýn þehrini zehirlemek isteyen emperyalist-kapitalist sistemin iki finans kurumuna Ýstanbul’u dar etmek. Bu çaðrý tüm ezilen halk gençliðinedir. Özgürleþmek için sokaða eyleme” denilerek alkýþlar ve sloganlarla sonlandýrýldý. SA RIGA ZÝ MEHMETÇÝK LÝSESÝ DÖB

SOKAKLARDAN YÜKSELEN SES: Ayaða Kalk Ýstanbul!

Emperyalist-kapitalist sisteme tepkiler dünyanýn her yerinde artýyor. Emperyalist- kuruluþlar toplantý yapmak için gittikleri ülkelerde yüz binlerce insan sokaklara çýkarak cadde ve sokaklarý ateþ çemberine çeviriyor. Þimdi sýra Ýstanbul’da!.. Emperyalist-kapitalist sistemin kanla beslenen iki finans kurumunun temsilcileri Ýstanbul’dalar ve 6-7 Ekim’de yýllýk toplantýlarýný yapmak üzere bir araya gelecekler. Sarýgazi’de emekçileri bu emperyalistlere, bu kan içicilere karþý sokaða çaðýran eylemler yapýldý. “Emperyalist-Kapitalist Sisteme Karþý Ayaða Kalk Ýstanbul” diyenler, Sarýgazi Demokrasi Caddesi’nde meþalelerle yürüyüþ düzenledi. Mücadele Birliði, HÖC, AKA-DER ve Partizan tarafýndan örgütlenen eylem, yürüyüþün ardýndan caddenin sonundaki meydanda okunan basýn açýklamasýyla sona erdi. Sarýgazi’den Mücadele Birliði Okurlarý

149. Sayý / 15 - 29 Ekim 2009


Yeni Evrede

Ayağa Kalk İstanbul

Mücadele Birliði

AYIÞIÐI SANAT MERKEZÝ’NDE ETKÝNLÝK

halký 6-7 Ekim günleri yapýlacak olan IMF protestolarýna çaðýrmak için kitlesel bildiri daðýtýmý düzenledi. Taksim Meydaný’ndan Ýstiklal Caddesi boyunca afiþler taþýyýp sloganlar atan Birlik, Galatasaray Lisesi önüne kadar bildirilerini daðýttý. Galatasaray Lisesi önüne gelince, kýsa bir konuþma yapýlarak, herkes 6 Ekim günü Taksim’de ve 7 Ekim günü Pangaltý’da yapýlacak olan protesto eylemlerine katýlmaya çaðrýldý.

GAZÝ EMEKÇÝLERÝNE!

IMF ve DB’nin, bu emperyalist kuruluþlarýn Ýstanbul’da 6-7 Eylül tarihlerinde yapacaklarý zirveye karþý emekten yana olanlar sürekli eylemde. Bugün 5 Ekim günü saat 16.00 sýralarýnda Gazi Mahallesi’nde üç noktaya “Emperyalizme ve Kapitalizme Karþý Ayaða Kalk Ýstanbul” yazýlý pankart asma eylemi gerçekleþtirildi. KA PÝTA LÝZMÝ YIKA LIM! DÜNYA EMEÐÝN OLA CAK! 4 Ekim Pazar günü, IMF ve Dünya Bankasý Karþýtý Birlik’in eylem takviminde Taksim’de yapýlacak bir etkinlik yeralýyordu. IMF ve DB karþýtý konuþmalar, grev ve direniþteki iþçilerin konuþmalarý, aydýn-sanatçýlar, resim sergisi ve müzik gruplarý ile planlanan etkinlik, bir önceki günden itibaren yaðan saðanak yaðýþ nedeniyle gerçekleþtirilemedi. Mücadele Birliði Platformu bu durumda Ayýþýðý Sanat Merkezi’nde bir etkinlik gerçekleþtirdi. Düzenlenmesi planlanan etkinlikte sahne alacak olan Ruhan Mavruk ve Ayýþýðý Müzik Topluluðu, þiir ve marþlarýný burada seslendirdiler. “Elinde taþ-sopa / Yürü meydanlara / Ateþe ver kendini / Süzül zindanlara / Savur ateþini / Kentlere alanlara / Daðýt küllerini / Bir sön bin kere yan” diyen müzik grubunun verdiði arada, Ankara’ya “Ölüm Yürüyüþü”nü sürdüren Ýzmir-Karşıyaka Kent AÞ iþçilerinin yolladýðý mesaj okundu ve Birlik’ten bir kiþi de 6-7 Ekim tarihlerinde yapýlacak olan eylemlere çaðrý yaptý. Ýzleyicilerin de þiirleri ile katýldýklarý etkinlik halaylarla sona ererken, moral ve motivasyon olarak herkes iki günlük IMF-DB savaþlarýna hazýrdý.

IMF VE DB PROTESTOLARI ÝÇÝN BÝLDÝRÝ DAÐITIMI

4 Ekim günü IMF ve DB Karþýtý birlik’in yapmayý planladýðý etkinlik, hava mujhalefeti nedeniyle iptal edilince, Birlik saat 16.30’da

Gazi Mahallesi’nden Mücadele Birliði Okurlarý

KONFEDERASYONLARDAN IMF VE DB KARÞITI PROGRAM

Dört Konfederasyon, DÝSK, KESK, TMMOB, TTB’nin IMF ve Dünya Bankasý karþýtý olarak “Memleketin IMF Maðdurlarý Manzaralarý” adlý programlarý vardý. Saat 13:00’de baþlayan programa KESK baþkaný Sami Evren, DİSK baþkaný Süleyman Çelebi de katýldý. Program öncesinde Dev Saðlýk Ýþ üyesi Okmeydaný Eðitim ve Araþtýrma Hastanesi Çalýþanlarýnýn yürüyüþü vardý. Yürüyüþ Programýn yapýlacaðý Baro Han önünde sonlandýrýldý ve salona geçildi. Programa katýlanlar arasýnda Uluslararasý Metal Ýþçileri Federasyonu Genel Sekreteri, akademisyen, araþtýrma görevlisi, öðretim üyesi, üniversite öðrencisi, iþsiz avukat, öðretmen, kentsel dönüþüm maðduru Ayazma’dan ve Tuzla’dan iþçiler vardý. Genel olarak herkes kendi cephesinden maruz kaldýðý sömürü ve IMF’nin dayatmalarý sonucu yaþadýðý maðduriyet üzerinde durdu. Ýlk olarak kendini Uluslararasý Metal Ýþçileri Genel Sekreteri konuþtu. Konuþmasýnda “geçtiðimiz on yýllardýr IMF geliþmekte olan ülkelere çok büyük zararlar verdi. IMF kredileri sosyal haklarý azaltmak talebiyle veriyor, dolayýsýyla iþçi ve emekçileri maðdur ediyor. Ýþçiler olarak ücretlerin artýrýlmasýný, hükümetlerden istihdamý korumalarýný ve sosyal güvenliðin ayný þekilde devam etmesini istiyoruz“ dedi. Sözlerini “Türkiye’de güçlü sendikalara ihtiyaç var” diyerek bitirdi. Söz hakký alan bir öðretim üyesi de “anti-emperyalizmi antikapitalizmle birleþtirmeliyiz” dedi. Ayrýca kentsel dönüþüm maðduru olan ve bir süredir iþsiz olan bir iþçi, IMF toplantýlarý yapanlarýn yýlmadan günün 24 saati toplandýklarýný ve çalýþtýklarýný iþçilerin de kendi güçlerinin farkýnda olarak yýlmadan mücadele etmeleri gerektiðini belirtti. “Hepimiz birimiz, birimiz hepimiz için davrandýðýmýz sürece kazanýrýz” diye de sözlerini bitirdi. Son olarak konuþan KESK baþkaný Sami Evren, “6 Ekim’de Taksim’de kitlesel eylemimiz olacak. IMF ve Dünya Bankasý karþýtý olan bu eylemimiz sonrasýnda eylemlerimizi daha da kitleselleþerek ve devamlý kýlarak kriz karþýtý eylemler olarak sürdürmeliyiz” dedi. DEK

149. Sayý / 15 - 29 Ekim 2009

7


Ayağa Kalk İstanbul

BAÞKA BÝR SAÐLIK SÝSTEMÝ BAÞKA BÝR DÜNYA MÜMKÜN!

Yeni Evrede

Mücadele Birliði

basýn açýklamasý yapýldý. Okunan basýn basýn açýklamasýnda, GSS’nin yol açtýðý yýkýmlar sýralandý. Basýn açýklamasý, “AKP Hükümeti GSS’yi çýkarmak için neden bu kadar çok ýsrar etmiþti? Çünkü uluslararasý sermayenin soygun örgütleri, IMF ve Dünya Bankasý böyle istemiþti. Sermaye bütçeden sosyal harcamalara kaynak aktarýlmasýný istemiyordu. Amaçlarý saðlýðý piyasalaþtýrmak, özelleþtirmek ve kendileri için bir kâr alanýna dönüþtürmekti.(...) GSS’nin birinci yýlýný doldurduðumuz bugünlerde saðlýðýmýzý, sosyal güvenliðimizi, geleceðimizi çalan kapitalist efendiler ülkemize geliyorlar. Bu ülkenin halkýna karþý polis barikatlarýyla korunduklarý vadide bizleri daha da yoksul, daha da saðlýksýz, daha da güvencesiz, daha da çaresiz býrakmak için yeni planlar, programlar yapacaklar. Bizler; bu ülkenin hekimleri, mimarlarý mühendisleri, iþçileri, kamu emekçileri, yoksullarý; neo-liberal soygun politikalarýnýn tekmil maðdurlarý ve mazlumlarý; IMF ve Dünya Bankasý’ný da, temsil ettikleri uluslararasý sömürü-soygun düzenini de, onun emrindeki siyasetçileri de istemediðimizi yýllardýr söyledik, söylüyoruz” denilerek bitirildi.

Saðlýðýn da meta olarak özelleþtirilmesinin bir aracý olan Genel Saðlýk Sigortasý (GSS)’nýn kabul ediliþinin birinci yýldönümü olan 1 Ekim günü, DÝSK, KESK, TMMOB ve TTB’nin ortak olarak düzenlediði eylemde, IMF ve Dünya Karþýtý Birlik de pankart, döviz ve bayraklarýyla yerini aldý. Emperyalist-kapitalist sistemin finans kuruluþlarý olan IMF ve Dünya Bankasý’nýn o günlerde Ýstanbul’da oluþu nedeniyle, eylem doðallýðýnda IMF-DB karþýtý protesto eylemine dönüþtü. “Kar Deðil Ýnsan, IMF-Dünya Bankasý Defol” pankartýnýn ardýnda yüzlerce iþçi, emekçi, gençlik yerini almýþtý. Ýþten atýlan Sinter Metal iþçileri, Nakliyat Ýþ, Sine-Sen, Esenyurt Belediye iþçileri, Herkese Saðlýk Güvenli Gelecek Platformu, Ýstanbul Eczacý Odasý, Sabiha Gökçen Havaalaný çalýþanlarý, Dev Saðlýk Ýþ, IMF ve DB Karþýtý Birlik ve daha pek çok grubun katýldýðý eylem, Tünel Meydaný’nda toplanýlarak sloganlarla baþladý. “Emperyalistler, Ýþbirlikçiler, 6. Filoyu Unutmayýn”, “IMF Defol Bu Dünya Bizim”, “Kahrolsun Emperyalizm, Yaþasýn Mücadelemiz” sloganlarýnýn yanýsýra, “Parasýz Eðitim Parasýz Saðlýk”, “Kurtuluþ Yok Tek Baþýna Ya Hep Beraber Ya Hiçbirimiz” sloganlarý da atýldý. Taksim Tramvay duraðý’na geldiðimizde,

GSS BÝRÝNCÝ YILINI DOLDURDU

1 Ekim Perþembe günü GSS (Genel Saðlýk Sigortasý)’nin birinci yýlý dolayýsýyla KESK, DÝSK ve TMMOB’un düzenlediði bir basýn açýklamasý gerçekleþtirildi. Basýn açýklamasý Konak eski Sümerbank önünde saat 12.30’da toplanýlarak baþladý. “Saðlýðýma, Sosyal Güvenliðime Dokunma BES Ýzmir Þubeler Platformu”, “Saðlýklý Ve Güvenli Bir Gelecek Ýstiyoruz KESK Ýzmir Þubeler Platformu” pankartlarý açýlýrken “Parasýz Eðitim Parasýz Saðlýk Ýstiyoruz”, “Saðlýk Hakký Vazgeçilemez”, “Saðlýkta Tasarruf Ölüm Demektir”, “Yaþasýn Örgütlü Mücadelemiz” sloganlarý atýldý. Daha sonra basýn metni okundu. Basýn metninde bir yýl içerisinde saðlýk alanýnda devletin yapmýþ olduðu uygulamalara deðinildi. Metnin okunmasýndan sonra konuþmalar yapýldý, konuþmalarýn ardýndan basýn açýklamasý sona erdi. Ýz mir Mücadele Birliði

8

149. Sayý / 15 - 29 Ekim 2009


IMF’YE KARÞI ÝSTANBUL AYAKTA

Yeni Evrede

Ayağa Kalktı İstanbul

Mücadele Birliði

Ýstanbul haftalardýr eylemleriyle, basýn açýklamalarýyla, toplantýlarýyla bugüne hazýrlanýyordu. IMF ve Dünya Bankasý’nýn Ýstanbul’da gerçekleþtireceði toplantýlar için Ýstanbul hazýrlýðýný yapýyordu. Protesto eylemlerinin en büyüðü ise 6 Ekim günü için planlanýyordu. DÝSK, KESK, TMMOB ve TTB’nin 6 Ekim Sabahý Taksim’de düzenlediði basýn açýklamasýna “IMF ve Dünya Bankasý Karþýtý Birlik” ve çeþitli siyasi gruplar da katýldý. Sabah saat 10.00’da Taksim Tramvay duraðýnda toplanan IMF ve Dünya Bankasý Karþýtý Birlik’e saatler 10.30’a yaklaþýrken KESK, TMMOB ve çeþitli iyasi yapýlar katýlmaya baþladý. Metro istasyonunun önüne gelen kitle, bayraklarý ve pankartlarýyla “Ýþçilerin Birliði Sermayeyi Yenecek”, “Kahrolsun Emperyalizm Yaþasýn Mücadelemiz”, “Emperyalistler, Ýþbirlikçiler 6.Filoyu Unutmayýn”, “Kurtuluþ Yok Tek Baþýna Ya Hep Beraber Ya Hiçbirimiz”, “IMF Defol Bu Dünya Bizim” sloganlarý atýyordu. Ulusal ve uluslararasý basýn da alanda yerini almýþtý. Sloganlarla birlikte marþlar da söylenmeye baþlandý. Bu esnada Harbiye’ye, Kongre Vadisi’ne giden yollar polis tarafýndan tutulmuþtu. Saatler 11.15’e gelirken, bir gün önce genel baþkaný yaralanmýþ olan DÝSK, sloganlar atarak Ýngilizce hazýrlanmýþ “Baþka Bir Dünya Mümkün”, “IMF Patrona Dost Ýþçiye Düþmandýr” pankartlarý ardýnda Emekli Sen, Dev Saðlýk Ýþ, Birleþik Metal Ýþ pankartlarý ile emekli iþçiler, iþten atýlan saðlýk iþçileri ve Sinter Metal iþçileri geldiler. Alandaki kitle yapýlan konuþmalarý dinleyemeyecek kadar coþkuluydu ve saat 11.30 olduðunda sloganlarla polis barikatýna ve Harbiye yönüne doðru yürüyüþe geçti. Cumhuriyet Caddesi giriþine gelinmemiþti ki, polis gaz bombasý ve tazyikli su ile kitleyi AKM ve Gezi Parký yönüne doðru daðýttý ve biber gazýnýn ilk etkileri geçer geçmez kitle yeniden meydanda toparlanmaya baþladý. Polisin gaz bombalý saldýrýlarý sürerken kitle Ýstiklal ve Sýraselviler Caddelerine çekilerek saldýrýlarý kaldýrým taþlarý ve sapanlarla karþýlamaya baþladý. Öðle saatlerine kadar Ýstiklal Caddesi,

149. Sayý / 15 - 29 Ekim 2009

Tarlabaþý, Sýraselviler, Cihangir, Tophane ve Beyoðlu’nda pankartlar açan, sloganlar atan eylemcilere biber gazý, tazyikli su ve boyalý su ile saldýran polis, yer yer havaya da ateþ açtý. Çöp konteynerlarýyla barikatlar kuran, kaldýrým taþlarýyla sapan ve bilyelerle kendini savunan kitlenin emperyalist-kapitalistlere olan öfkesi, sermayenin bankalarýna, polis araçlarýna ve polis noktalarýna, simgesel fast-food restoran ve alýþveriþ merkezlerine yöneldi. Beyoðlu’nun tüm cadde ve ara sokaklarýnýn eylem ve çatýþma alanýna dönerken, saat 12.00’ye geldiðinde gözaltýlar da baþladý. Sýnýrsýz bir þiddetle saldýran polis, yaralayarak gözaltýna aldýðý gençlerin ise yüzlerini gizleme telaþýndaydý. Ýmam Adnan Sokak’ý biber gazýna boðan polislerden de gazdan etkilenip baygýnlýk geçirenler olurken, 55 yaþýndaki Ishak Kalvo, burada biber gazýndan etkilenip kalp krizi geçirdi ve ambulansýn geciktirilmesi nedeniyle de hayatýný kaybetti. Sýraselviler, Cihangir civarýnda süren çatýþmalarda ise, sivil polislerin yönlendirdiði faþistlerin eylemcilere saldýrýsý sonucu bir iþçi satýr ve býçak darbeleriyle aðýr yaralandý. Polisin Ýstiklal Caddesi’nde yaralý olarak gözaltýna almak istediði bir çocuk da cadde üzerindeki eylemciler tarafýndan polisin elinden alýnmak ve hastaneye götürülmek istendi. Polisin vermediði çocuk, ilerleyen dakikalarda Mücadele Birliði okurlarý tarafýndan kurtarýldý. Çekinmeden plastik mermilerin kullanýldýðý saldýrýda bir kiþinin göðsüne 3 plastik mermi geldiði, bir banka güvenlik görevlisinin de eylemcilere hedef gözeterek ateþ açtýðý, Taksim Ýlkyardým Hastanesi içine gaz bombasý atýldýðý alýnan bilgiler arasýnda. 6 Ekim günü gerçekleþen IMF protestosu, Kongre Vadisi’ne ulaþamadý ama, saatler süren kitlesel çatýþmalarla, finans merkezlerinin ve emperyalizmin simgesi maðazalarýn daðýtýlmasýyla sona erdi. Öðle saatlerinde eylemler sonlanýrken, 80’in üzerinde gözaltý, onlarca yaralý ve biber gazýndan etkilenmiþ binlerce kiþi vardý.

9


Yeni Evrede

Ayağa Kalktı İstanbul

ÝLK GÜNÜN ARDINDAN

Mücadele Birliði

attýðý gaz bombalarý nedeniyle Ýhsan Kavlo adlý insanýmýz kalp krizi geçirerek yaþamýný yitirdi. 200 (iki yüzün üzerinde) kayýtlý ve kayýtsýz gözaltý, 30 (otuza yakýn) hastanelik edilmiþ insan ve 2 (iki) aðýr yaralý var. Haseki, Taksim Ýlkyardým, Özel Çapa Hastanesinde onlarca yaralý bulunmaktadýr. Gün bitmeden nasýl bir tablo ile karþýlaþacaðýmýzdan endiþeliyiz. Gaz bombalarý, tazyikli su araçlarý, çelik yelekler ve kimliklerini dahi tespit þansýmýz bulunmayan on binlerce silahlý kolluk görevlisinin bir kenti iþgali sürüyor. (...) Suçlu; IMF ve DB politikalarýna karþý itirazlarýný yükseltenler ve mücadele edenler deðil, ülkemiz ve dünya halklarýný açlýk ve sömürüye maruz býrakanlardýr. Yani emperyalistler ve onlarýn yerli iþbirlikçileridir. (...)” denilerek devam etti. Eylem, açýklamanýn ardýndan “Emperyalistler, Ýþbirlikçiler 6. Filo’yu Unutmayýn” sloganý ile son buldu.

IMF ve Dünya Bankasý’nýn Ýstanbul toplantýlarýnýn yapýldýðý 6 Ekim’de Ýstanbul’un “kavganýn baþkenti” olduðunun bir kez daha gözler önüne serildiði çatýþmalarýn ardýndan IMF Ve Dünya Bankasý Karþýtý Birlik günün son eylemini Galatasaray Meydaný’nda saat 18:00’de basýn açýklamasý þeklinde gerçekleþtirdi. Basýn açýklamasýnda toplantý için gelenlerin tekellerin temsilcileri olduðu ve krize karþý çözüm adý altýnda kendi yarattýklarý krize sözde çözüm bulmaya çalýþtýklarý belirtilerek, “Bulduklarý çözümler tüm dünya halklarý için yeni yýkým ve zulüm kararlarýdýr. Bu kararlarý aldýlar ve almaya devam ediyorlar” denildi. Birlik adýna Avukat Taylan Tanay’ýn okuduðu basýn açýklaması: “Cihangir Dolmabahçe, Tophane, Tarlabaþý ve Ýstiklal Caddesi baþta olmak üzere kentin onlarca ara sokaðýnda polis; IMF’ye karþý itirazlarýný yükseltenleri gözaltýna aldý.(...) Bugün bu saate kadar polisin

EYLEM DOÐAL BÝR HAKTIR

rini ancak yaþanan çatýþmalardan son6 Ekim günü Ýstanbul’da süren ra gündemin farklý bir boyuta geldiðiIMF ve Dünya Bankasý toplantýsýný ni belirterek bütün bu yaþananlardan protesto amacýyla gerçekleþtirilen sonra Türkiye’nin bir polis devleti oleylemler sonrasýnda baþlayan çatýþduðunun bir kez daha kanýtlandýðýný malar sürerken Ýstiklal Caddesi üzesöyledi. rinde Çaðdaþ Avukatlar Grubu cüb“IMF ve Dünya Bankasý’na karþý beleri ve alkýþlarýyla yürüyüþe geçtiler. çýkmak herkesin en doðal hakkýdýr” Galatasaray Meydaný’na ulaþtýkdiyen Kanar, “Gözaltýna alýnan kiþiler larýnda bir basýn açýklamasý gerçekderhal serbest býrakýlmalýdýr. Asýl son dö nem de ya þa dýk la rý o lay lar i le il gi leþtiren hukukçular adýna konuþan Avudevletin yaptýklarý terörün ta kendisidir” kat Ercan Kanar, aslýnda Kürt Halký’nýn li bir basýn açýklamasý yapmak istedikle- þeklinde devam etti.

10

149. Sayý / 15 - 29 Ekim 2009


Yeni Evrede

Ayağa Kalktı İstanbul

IMF VE DB PROTESTOLARINDA ÝKÝNCÝ GÜN

Mücadele Birliði

IMF ve Dünya Bankasý’nýn Ýstanbul Zirvesi protestolarýnda ikinci raunt 7 Ekim sabah saatlerinde baþladý. Eylemciler, saat 10.00’dan itibaren Pangaltý’da Agos önünde toplanmaya baþladý. Agos önünde toplanan kitleyi daðýtmak isteyen polis, burada bazý insanlarýgözaltýna aldý. Ve günün ilk eylemi saat 10.25 civarýnda Ergenekon Caddesi’nde baþladý. “IMF ve Dünya Bankasý Defol” pankartý açan IMF ve Dünya Bankasý Karþýtý Birlik, cadde üzerinden Pangaltý’ya ve Kongre Vadisi’ne yürümeye baþladý. Caddeye inmeden yolu polisler tarafýndan kesilen eylemciler, daðýlmayýp, Pangaltýya inmeye kararlý olduklarýný vurguladýlar. Uzunca süre “Bedel Ödedik Bedel Ödeteceðiz”, “Baskýlar Bizi Yýldýramaz”, “Emekçiye deðil IMF’ye Barikat”, “IMF Defol Bu Dünya Bizim”, “Katil Devlet Hesap Verecek”, “Yaþasýn Devrim ve Sosyalizm”, “Yaþasýn Devrimci Dayanýþma” sloganlarý atarak beklendi. Bu esnada her iki taraf da hazýrlýklarýný tamamlýyordu. Ýlerleyen dakikalarda polis panzeri, bir anda kitlenin üzerine tazyikli su sýkmaya baþladý ve bunu gaz bombalarý izledi. Caddeyi boydan boya bibergazýna boðan polis ardýndan eylemcileri gözaltýna almaya baþladý. Ergenekon Caddesi üzerinden Dolapdere’ye doðru çe-

kilen kitle, 10 dakika sonra bu defa polislerin karþýsýna saldýrýlara hazýrlanmýþ bir þekilde çýktý. Sloganlar atarak Pangaltý’ya inmek isteyen kitle, kendilerine engel olmaya çalýþan polise bu defa sapanlar ve taþlarla karþý koydu. Eylemcilere yaklaþamayan polisler, 200 metre öteden gaz bombasý atmaya baþladýlar. Sýracevizler Caddesi ve Dolapdere’ye doðru çekilen eylemcilerin hedefleri ise emperyalistkapitalist finans merkezleri ve simge kuruluþlarý idi. Cadde üzerindeki HSBC, Fortis, Ýþbankasý, Yapý Kredi bankalarý ve Migros, Burger King, taþlar ve molotoflarla tahrip edildi, yazýlamalar yapýldý. Eylemciler öðle saatlerine doðru E-5 e doðru çekilirken, polislerle birlikte, bir gün önce Cihangir’de kendini gösteren sivil faþistler de öncelikle esnafý eylemcilere karþý kýþkýrtýrken, sonrasýnda da ellerine geçirdikleri kalaslarla “eylemci avý”na çýktýlar. E-5 üzerine gelen eylemciler ise yolu trafiðe keserek sloganlarla eyleme devam ettiler. Yollarýna çýkan bir polis aracýný tahrip ederek, sabahýn erken saatlerinden itibaren devriye gezen polis helikopterine havai fiþekle saldýrý düzenlediler. Daha sonra ise bir grup eylemci Okmeydaný’na geçerek eyleme devam etti.

149. Sayý / 15 - 29 Ekim 2009

11


Yeni Evrede

Ayağa Kalktı İstanbul

Mücadele Birliði

ÝKÝ GÜNÜN MUHASEBESÝ

IMF Ve Dünya Karþýtý Birlik, sona eren protesto eylemlerinin ardýndan 8 Ekim günü Hilton Oteli önünde bir basýn açýklamasý düzenledi. Yaþanan sürecin hukuki boyutunu, yaþanan gözaltý ve tutuklamalarý anlatmak için söz alan ÇHD Ýstanbul Þube Baþkaný Taylan Tanay, IMF ve Dünya Bankasý protestolarýna iliþkin, Ýstanbul Valiliði’nin gerçeði yansýtmadýðýný belirterek “Ýki günlük protestolara yapýlan polis saldýrýlarý sýrasýnda 30’u aðýr yaralý 260 kiþi gözaltýna alýndý. Polis otolarýnda kayýt dýþý gözaltýna alýnan insanlar iþkenceye maruz kaldý. Gözaltýna alýnanlar ancak 15 saat sonra avukatlarý ile görüþebildi. Hukuk dýþý uygulamalara maruz kalýndý” dedi. Okunan basýn açýklamasýnda “IMF ve Dünya Bankasý Ýstanbul’da hakettiði þekilde karþýlandý! Günler boyunca abluka altýnda tutulan toplantýlarýn yapýldýðý Ýstanbul Kongre Merkezi’ne ulaþmak isteyen devrimci güçler, polisin ve sivil faþistlerin tüm saldýrýlarýna raðmen bu topraklarda toplumsal devrimin köklerinin ne kadar derinde olduðunu gösterdiler. Günlerce süren protestolar, yerin yedi kat dibinde toplantý yapanlarý fazlasýyla rahatsýz etti. Yüzlerce kiþi gözaltýna alýndý, onlarca kiþi polis saldýrýsý sonucu yaralandý. Ýki eylemci, sudan gerekçelerle tutuklanarak hapsedildi. “Daha toplantýlar baþlamadan Ýstanbul Kongre Merkezi’nin açýlýþýnda IMF ve Dünya Bankasý Karþýtý Birlik tarafýndan sloganlarla protesto edilen Baþbakan, o zaman “bazý hazýmsýzlar” diye nitelediði eylemciler için, daha sonra “þu anda buranýn dýþýnda gösteri yapanlarýn sesine de kulak vermek zorundayýz” demek zorunda kalmýþtýr. “Emperyalist-kapitalist finans kuruluþlarýyla daha iyi þartlarda iþbirliði yapabilmek amacýyla yapýlan protesto eylemlerini bile pazarlýk konusu yapabilecek kadar makyevelist, ikiyüzlü bir tavýr içinde olan Baþbakan, toplantýlarýn hemen sonrasýndan polisin eylemcilere karþý tutumunu överek gerçek yüzünü bir kez daha göstermiþtir. “Herkesin gözü önünde polis ve sivil faþistler tam bir iþbir-

12

liði halinde IMF ve Dünya Bankasý’ný protesto edenlere saldýrmýþ, çok sayýda eylemciyi yaralamýþlardýr. Böylece sermayenin sadýk birer bekçisi olduklarýný bir kez daha göstermiþlerdir. Toplantýlarýn yapýldýðý özellikle son iki gün boyunca devlet terörü aralýksýz devam etmiþtir. “Medya kuruluþlarý, aðýz birliði etmiþcesine eylemcilerin esnafa, halka vb. saldýrdýðý yalanýný yaymýþlar, ama güneþi balçýkla sývama çalýþmalarý sonuç vermemiþtir. Devrimci güçler sermayenin finans kuruluþlarý ve onlarýn iþbirlikçileri, bekçileri dýþýnda hiçbir þeye saldýrmamýþ, halka, emekçilere asla zarar vermemiþlerdir “Bu arada kendi iç çeliþkileri derinleþmiþ olan, kendi aralarýnda sürekli boðazlaþan egemenlerin iþbirlikçilik ve devrim güçlerine karþý düþmanlýk konusunda nasýl birlik halinde olduklarý bir kez daha

görülmüþtür. “IMF ve Dünya Bankasý Karþýtý Birlik ve ilerici iþçi ve emekçiler tarafýndan hakettikleri þekilde karþýlanan emperyalistkapitalist sistemin finans kuruluþlarý inanýyoruz ki bundan sonra da dünyanýn neresine giderlerse gitsinler ayný þekilde karþýlanmaya devam edecekler. Sömürü ve zulüm altýnda boyun eðmeyen iþçi sýnýfý ve emekçi halklarýn öfkesi onlarýn peþini býrakmayacaktýr” denildi. Yapýlan protestolarda yaþanan polis saldýrýsýnýn ve yaralananlarýn resimlerinin taþýndýðý basýn açýklamasýnda sýk sýk “IMF Defol, Bu Dünya Bizim”, “Emperyalistler, Ýþbirlikçiler, 6.Filoyu Unutmayýn” sloganlarýný attý. Ýlk gün Taksim Meydaný’ndaki saldýrýda darp edilerek yaralanan Gökmen Yurdakul da yaþadýklarýný basýna anlatýrken “Ne olduðunu anlamadan polis saldýrdý. Beni bir maðazanýn içine attýlar, camlar kýrýldý ve kolum boydan boya kesildi, buna raðmen polisler coplarla saldýrdýlar. Birçok yerimde aðrýlar ve ayaðýmda ezilme var. Bir öðrenci olarak yoksulluðumuzun sorumlusu onlardýr” dedi ve ekledi, “Gene gelseler gene protesto ederim!” Basýn açýklamasý, alkýþlar ve sloganlarla sona erdi.

149. Sayý / 15 - 29 Ekim 2009


IMF- DB’YE KARÞI SOKAK SAVAÞLARI

Yeni Evrede

Ayağa Kalktı İstanbul

Mücadele Birliði

IMF ve DB’nýn yýllýk toplantýlarý bu yýl Ýstanbul’da yapýldý. Dünyadaki açlýðýn ve yoksulluðun sorumlularý, yeni sömürü planlarýný yapmak, girmiþ olduklarý krizden çýkýþ yollarýný bulmak için toplandý. Gittikleri her yerde emekçilerin eylemleri ile karþýlanan ve birçok yerde anti- kapitalist ayaklanmalara neden olan IMF ve DB, Ýstanbul’da da eylemlerle karþýlandý. Bu eylemlerden biri 6 Ekim günü Taksim Meydaný’nda yapýldý. Sendikalarýn ortak düzenlediði eyleme katýlan “IMF-DB Karþýtý Birlik” daha sonra, toplantýlarýn yapýldýðý yer olan Kongre Vadisi’ne doðru yürüyüþe geçti. Polis bu yürüyüþü engellemek için gaz bombalarýný kullandý. Ayrýca Kongre Vadisi çevresinde ve eylemden dolayý özellikle Taksime yoðunlaþan binlerce sivil polis de görev yaptý. Toplamda yirmi bin polis toplantýlar sürecinde görev yaptý ve bunun büyük bir çoðunluðu sivildi. 6 Ekim günü Taksim ve çevresinde yoðun güvenlik önlemi alan devlet yine de sokak çatýþmalarýný engelleyemedi. Kongre Vadisine yürümek isteyen kitleye saldýran devletin kolluk güçleri, daha sonrasýnda saatlerce Ýstiklal, Cihangir, Sýraselviler, Tarlabaþý ve Karaköy’de yüzlerce insanla çatýþmaya girdi. Ben de Ýstiklal Caddesi’ndeydim. Çatýþmalar ilk baþladýðýnda Ýstiklal’de Mücadele Birliði pankartý açýldý. Pankartta “Kapitalizmi Yýkalým Dünya Emeðin Olacak” yazýyordu.Burada Mücadele Birliði pankartý uzun süre açýk kaldý. Bu arada kitle bankalara saldýrmaya baþlamýþtý bile… Ýþ Bankasý, Ziraat Bankasý ve diðerleri… Taþlarla, sapanlarla bankalara saldýrýldý Kitle polisin saldýrýsý sonucu ara sokaða çekildi. Ve çekilirken de geçtiði her yerde bankalara yönelik saldýrýlarýna devam etti. Biz buradan Þiþhane’ye çekildik. Ardýndan yolu trafiðe kapatýp, panzer vb. araçlarýn gelmesini engelledik. Bu arada polisle olan çatýþma devam ediyordu… Yoðun gaz saldýrýsý altýnda Tarlabaþý’na doðru çekildik. Buradan yeniden Ýstiklal Caddesi’ne doðru yöneldik. Yol boyunca Bankalarýn çevresinde ve merkezi yerlerde “TKEP/L” yazýlamalarý yoðun bir biçimde görüldü. Ayrýca sýk sýk “Yaþasýn Partimiz TKEP/Leninist” sloganý duyuldu. Þiþhane’nin alt sokaklarýndan Ýstiklal’e ve oradan da Cihangir’e doðru yöneldik. Cihangir’in alt tarafýnda devlet tarafýndan örgütlenmiþ olan sivil faþistler kitleye saldýrmaya çalýþtý. Ama dönüp onlara cevap verince saldýrmaya cesaret edemediler. MHP bürosu da taþlandý. Bunun ardýndan Cihangir’e doðru yürümeye devam ettik. Burada çatýþan yaklaþýk dört yüz kiþi ile karþýlaþtýk ve birleþtik. Bu sýrada hem üst taraftan hem de alt taraftan saldýrýya uðradýk. Çatýþarak geri çekildik. Ara sokaklardan Ýstiklal’e çýktýk. Meydana doðru yürüdük. Polis karþýmýzda bekliyordu. Biz saldýrýya geçince polisler geriye doðru kaçmaya çalýþtýlar. Daha gerilerde duran polis güçleri ve panzerlerle birleþen kaçan polis güçleri bize doðru yöneldiler. Ayný zamanda sivil halde bulunan polisler ve sivil faþist-

ler de, ellerinde sopalarla aralarda gelmemizi bekliyordu. Burada tekrar Mücadele Birliði pankartý açýldý. Kitle hem polise saldýrýrken hem de bankalara saldýrýyordu. Burada hem yukarýda birleþen devletin kolluk güçleri hem de arka tarafýmýzda konumlanmýþ olan polisler tarafýndan saldýrýya uðradýk. Kitle burada ikiye bölündü ve iki ara sokaða girildi. Her iki sokakta da polisin saldýrýsýna cevap verildi. Ama Ýstiklal’in hemen hemen her sokaðýnda ara ara çatýþmalar yaþanmasýndan dolayý, girdiðimiz arka sokaðýn baþýnda bulunan polisler tarafýndan da saldýrýya uðradýk. Sýkýþtýrmaya çalýþýyorlardý. Ara sokaklarýn birinden ötekine girerek çemberi yarmaya çalýþtýk. Ve oradan çýktýk. Fakat daha sonrasýnda girdiðimiz sokaðýn hem baþýndan ve hem de sonundan yeniden saldýrýya uðrayýnca oradan da çekildik. Daha sonrasýnda ben grubumdan ayrý düþtüm. Çünkü her taraftan sýkýþtýrýlmýþtýk. Ve bir çok parçaya bölündük. Ben oradan Cihangir’e yöneldim. Gittiðimde henüz yeni bitmiþ olan çatýþmanýn izleri görülüyordu. Bankalar darma duman edilmiþti. Ýnsanlar ilgi ile olan biteni gözlemliyordu. Burada kimseyi göremeyince yeniden Ýstiklal’e döndüm. Çevik kuvvet polisleri devamlý bir yukarý bir aþaðýya doðru koþuyorlardý. Çünkü bir çok yerde çatýþmalar devam ediyordu. Sokaklarda insanlarýn tek konuþtuðu þey yaþanan çatýþmalardý. Ýnsanlarýn özellikle dikkatini çeken þey ise eylemcilerin bankalara ve Dia-SA gibi büyük alýþveriþ merkezlerine yönelmesiydi. Bir süre sonra çatýþmalar durulmuþtu. Çatýþmalar bittikten sonra yoldaþlarýmýzla yan yana geldik. Her biri bulunduðu her yerde üstüne düþen sorumluluðu yerine getirmiþti. “Esas komuta, görevin açýklanmasýdýr” sözü 6 Ekim günü, sokaklarda savaþan tüm güçlerce gösterildi. Biz devrimci komünistler olarak, enternasyonal görevimizi yerine getirmek için var gücümüzle mücadele ettik ve bunu yaptýðýmýzý düþünüyorum. Bir yoldaþýmýz çatýþmalarda yaralanmýþtý. Bir devrimci iþçi yoldaþýmýz ise faþistlerin býçaklý saldýrýsýna uðrayarak yaralandý. Fakat herkes büyük bir coþku içerisindeydi. Birbirlerine yaþadýklarýný anlatýrkenki heyecanlarý sözlerinde ve gözlerinde okunuyordu. 6 Ekim günü Türkiye ve Kürdistan’ýn nasýl bir devrimci potansiyel taþýdýðý tüm dünyaya gösterildi. Burjuvazinin de bunu gördüðünden eminiz. Tayip Erdoðan’ýn toplantýlarýn açýlýþýnda söylediði “ …buranýn dýþýnda devam eden protestolara kulak vermeliyiz” sözleri uluslararasý burjuvaziyi, bu topraklarda büyüyen devrim konusunda uyarmasýndan baþka neydi ki? Devrim burjuvazinin bütün engellemelerine raðmen, yollarýný emin adýmlarla yürüyor. Zafere kadar da sürecek! EMPERYA LÝZME VE KA PÝTA LÝZME KARÞI A YA ÐA KALK!

149. Sayý / 15 - 29 Ekim 2009

DÖB’lü Bir Öðrenci

13


Gündem

ÞÝMDÝ DEVR

emekçi sýnýflar ve ezilen ulus ile ulusal topluluklar ayakta kalabilmek, yaþama tutunabilmek için kendilerini boðan, nefes alamaz hale getiren tekelci kapitalist düzeni yýkmak zorunda kaldýklarý bir noktaya gelmiþlerdir. Demek ki, tekelci kapitalist düzenin yýkýlmasý onlar için yaþamsal bir sorun haline gelmiþ durumda. Eðer emekçi sýnýflar ve ezilen ulus ile ulusal topluluklar için düzenin yýkýlmasý yaþamsal bir sorun haline gelmiþse, düzeni korumak da burjuva sýnýf için yaþamsal bir sorun haline gelmiþ demektir. Þimdi anlaþýlýyor mu, “protestolarýn da, polisin müdahalesinin de” neden “ölçüsüz” olduðu?

14

Yeni Evrede

Mücadele Birliði

Türkiye ve Kürdistan’da her yer “savaþ alaný”dýr. Bundan þüphe duyanlara önerimiz, son bir haftanýn burjuva basýnýna bakmalarýdýr. Yýllardýr Leninistlere kulaklarýnýzý týkadýnýz. Küçük burjuva gururunuz, kendini beðenmiþliðiniz, bilimsel olarak kanýtlanmýþ olsa da, Leninistler tarafýndan ortaya atýldý diye, gerçekleri kabul etmenize engel oldu. Bütün bunlarý anlýyoruz da, bari aðzýnýza kadar güvenle dolu olduðunuz burjuva basýna þöyle bir kulak verin. Önce IMF-Dünya Bankasý toplantýlarýný protesto için yapýlan gösterilerin Ýstanbul’u “savaþ alaný”na çevirdiðini yazdýlar. Arkasýndan Kürt halkýnýn gösterileri nedeniyle Kürdistan’ýn –burjuva basýn buna Güneydoðu diyor- “savaþ alaný”na döndüðünü manþetten verdiler. Burjuva basýn mý abartýyor, küçük burjuva politik akýmlar mý olguyu tanýma ve adýný koyma yeteneðini gösteremiyorlar? Burjuva basýnýn sýnýf çýkarlarý devrimin gücünü abartmayý deðil, küçümsemeyi, hatta yok saymayý gerektirir. Bu nedenle abartýyor diyemeyiz. Geriye kalýyor ikinci þýk. Ki, doðrusu budur. Çünkü küçük burjuva politik akýmlar, emekçi sýnýflarýn devrimci atýlýmýna, devrimci enerjisine deðil, burjuvazinin gücüne; kapitalist düzenin geçici niteliðine deðil, kalýcý görünümüne inanýrlar. Ama her zaman boðayý boynuzundan yakalamayý bilen, yani “eþeðini saðlam kazýða baðlamayý” karakter edinen burjuva sýnýf soruna baþka bir gözle bakar. Bu sýnýf ve onun basýný, hükümetin bir bakaný geldiðinde bir þehrin bütün kepenkleri kapanmýþsa orada ezilen bir ulusun isyanýnýn, ayaklanmasýnýn siluetini görür. Bu sýnýf ve onun basýný, taþ atan çocuklarda, yürüyüþe geçen yaþlýlarda, slogan atan gençlerde kendi düzenini bekleyen tehlikeyi görür. Orada kendisine karþý yapýlmýþ bir savaþ ilaný görür. Küçük burjuva politik akýmlarýn düþtüðü ah149. Sayý / 15 - 29 Ekim 2009

maklýða düþüp “iç savaþ mý hani nerde” demez. Elbette, düþmaný propaganda amaçlý olarak, küçümsemek düþmanla savaþýn bir yöntemidir. Fakat burjuva sýnýf bu yönteme baþvurduðunda dahi, kendi içinde düþmanýný ciddiye almayý, dolayýsýyla önlemlere baþvurmayý ihmal etmez. Bu sýnýf ve onun basýný, sokaklarda kýzýl bayraklar açýlýyorsa, o kýzýl bayraklarda yoksul sýnýflarýn sömürü düzenine isyanýn, komünizmin hayaletini görür. Polise molotof atan, taþ fýrlatan, diþe diþ bir kavgaya girmiþ, kararlý ve militan bir gençlik gördüklerinde orada bir toplumsal devrimin ayak seslerini duyarlar. Küçük burjuva politik akýmlar gibi ahmakça davranýp “aman caným bunlar sýnýf dýþýdýr, biþeycikler olmaz” deyip baþýný yastýða rahatça koymazlar. “Bunlar gecekondulardan gelip kafamýzý kesecekler” diye düþünüp ona uygun tedbirler alýrlar. Bu sýnýf ve onun basýný, banka camlarý indiren gençlerin þahsýnda “sýnýfdýþý birkaç kiþinin vandalizmi”ni deðil, yoksul sýnýflarýn sermayeye, kapitalist mülkiyete saldýrýsýný görürler. Bir toplumsal hareketin gerçek toplumsal köklerini inceleme yeteneðini hiçbir zaman gösterememiþ olan sosyal reformistlerin “Vandalizm” dedikleri þeyde burjuva sýnýf ve onun basýný kapitalist topluma açýlmýþ bir savaþý görürler. Þimdi son bir haftaya damgasýný vuran ve burjuva basýna “savaþ” baþlýklarý attýran somut olgulara bir bakalým. Son bir haftanýn devrimci kitle eylemleri önce Ýstanbul’da, IMF-Dünya Bankasý toplantýlarýný protesto gösterileri biçiminde baþladý. Ufak gruplarýn gösterileri biçiminde baþlayan eylemler 6 Ekim’de binlerce kiþinin katýldýðý devrimci kitle eylemine dönüþtü. O gün Ýstanbul’un orta yeri tam bir savaþ alanýna dönüþtü. Polisle çatýþmalar saatler boyu sürdü. Polis, çok üstün teknik, iletiþim ve çabuk organize olma avantajlarýna raðmen


RÝM ZAMANI Yeni Evrede

Mücadele Birliði

göstericileri daðýtamadý. Göstericiler polisin gaz bombalarý ve panzerlerine molotoflar ve taþlarla karþýlýk verdiler. Devrimci kitle eyleminin zayýflýklarýný ve zaaflarýný ele almayý baþka bir zamana býrakýrsak, burada en önemli þeyin göstericilerdeki kararlýlýk olduðunu söylemek lazým. Ayaklanmalarda gözüpeklik ve kararlýlýk zaferin tek deðil ama baþ koþuludur. Gösterilere tanýk olan bir kiþi, göstericilerdeki kararlýlýðý þöyle tanýmlýyordu. “ben diyordu bu tanýk, yýllardýr bu toplantýlarý takip ederim hiç birinde böyle ölçüsüz olaylar yaþandýðýný görmedim. Biz de her þey ölçüsüz. Protestonun þiddeti de ölçüsüz polisin müdahalesi de ölçüsüz.” Burada kullanýlan “ölçüsüz” kavramýný, þiddetin belli bir ölçeði olmadýðý için, “kararlýlýk” anlamýnda okumak gerekir. Evet, taraflar birbirlerine karþý son derece kararlý davranýyorlar, birbirlerini alt etmek için tüm güçleriyle saldýrýyorlar. Aslýnda bunu görmek için tanýklara baþvurmaya da gerek yok. Resim ve görüntülere bakmak, taraflardaki kararlýlýðý görmek ve anlamak için yeterli. Bunun nedenleri üzerinde kýsaca duracaðýz ama önce ikinci örneðimize; Kürdistan’da son bir haftada yapýlan eylemlere deðinmek istiyoruz. Burjuva basýna “Güneydoðu Savaþ Alaný” manþeti attýran gösterilerin özeti þöyle: Kürt halký, A.Öcalan’ýn tutsaklýk sürecini baþlatan geliþmeleri protesto için Baþta Diyarbakýr ve Hakkâri olmak üzere pek çok ilde gösteriler düzenledi. Gösteriler, doðal olarak polisle çatýþmalar biçiminde sürdü. Binlerce insan çatýþmalara katýldý. Esnaf kepenk kapattý. Polisin tehditleri esnafa geri adým attýrmadý. Tam o sýrada Diyarbakýr’a giden Ýçiþleri Bakaný boþ sokaklar ve kapanmýþ kepenklerle karþýlandý. Ýçiþleri Bakaný þehri dolaþýrken birkaç sokak ötesinde irili ufaklý gruplardan oluþan binlerce kiþi polisle kýyasýya çatý-

þýyordu. Diyarbakýr’ý Hakkâri, Van, Þýrnak, Cizre, Batman izledi. Kürt halkýnýn “demokratik açýlým”la aldatýlmaya, uyutulmaya çalýþýldýðý bir sýrada bu kitle gösterilerinin patlak vermesi, iþin önemini daha da artýrýyor. Kürt halký, artýk eskisi gibi kolay kolay aldatýlamayacaðýný bu eylemlerle bir kez daha göstermiþ oldu. Þimdi sorulmasý gereken soru þu: Savaþan taraflardaki kararlýlýðýn kaynaklarý, nedenleri nelerdir; bu kararlýlýk ne anlama geliyor? Öncelikle þunun vurgulanmasý ve bilinmesi gerekiyor: Þayet güçlü bir maddi temel olmasaydý, hiçbir güç binlerce ve binlerce insaný böyle kararlý, ölümüne bir çatýþmanýn içine sokamazdý. Nedir bu maddi temel? Kýsaca söylersek, kapitalist toplumun ekonomik-politik krizi ve bu krizin toplumsal yaþamýn her alanýnda yol açtýðý çürümedir. Toplumun tüm yaþam gözeneklerini týkayan ve onu adeta nefes alamaz hale getiren bu kriz ve çürüme, emekçi sýnýflara ve ezilen ulusa düzene baþkaldýrýdan baþka yol býrakmamýþtýr. Baþka bir ifadeyle, emekçi sýnýflar ve ezilen ulus ile ulusal topluluklar ayakta kalabilmek, yaþama tutunabilmek için kendilerini boðan, nefes alamaz hale getiren tekelci kapitalist düzeni yýkmak zorunda kaldýklarý bir noktaya gelmiþlerdir. Demek ki, tekelci kapitalist düzenin yýkýlmasý onlar için yaþamsal bir sorun haline gelmiþ durumda. Eðer emekçi sýnýflar ve ezilen ulus ile ulusal topluluklar için düzenin yýkýlmasý yaþamsal bir sorun haline gelmiþse, düzeni korumak da burjuva sýnýf için yaþamsal bir sorun haline gelmiþ demektir. Þimdi anlaþýlýyor mu, “protestolarýn da, polisin müdahalesinin de” neden “ölçüsüz” olduðu? Varsýn küçük burjuva politik akýmlar, polisin “ölçüsüz müdahalesi”nde “orantýsýz güç kullanýmý” ve hatta “adaletsizlik” görüp sýzlansýnlar. Leninistler soruna baþka açýdan, ayaklanma sanatýnýn gerek149. Sayý / 15 - 29 Ekim 2009

Gündem

lilikleri açýsýndan bakarlar ve emekçi sýnýflarla ezilen Kürt Ulusuna düþmaný yenmenin yollarýný göstermeye; faþist devletin gösterilere, ayaklanmalara büyük bir güçle saldýrmasýnýn nedenlerini, sonuçlarýný anlatmaya çalýþýrlar. Evet, emekçi sýnýflar ve Kürt halký, artýk ayaklanma sorununa eðilmeli ve ayaklanmayý bir sanat olarak ele almanýn pratik anlamý üzerinde durmalýlar. Çünkü faþist devlet zaten uzun zamandan bu yana karþý ayaklanma yöntemlerini kullanarak hareket etmektedir. Örneðin, en ufak bir gösteriyi üstün bir güçle ezmeye çalýþmak, en ufak bir ayaklanma giriþimini, ayaklanmanýn kývýlcýmlarý baþka yerlere sýçramasýn diye, derhal tecrit etmek ve arkasýndan yine üstün bir güçle ezmeye çalýþmak gibi. Bunlar karþý ayaklanma yöntemlerinden tipik iki örnektir. Buna karþýlýk, devrim güçleri de ayaklanmayý bir sanat olarak ele almalý. Örneðin, düþman karþýsýnda elde edilecek küçük küçük zaferlerin bile ne önemli kadar olduðunu, düþmanýn maneviyatýný bozmanýn, ayaklanmada dayanýklýlýðýn, kararlýlýð��n, cüretin ne derece ve neden önemli olduðunu bilince çýkarmalý, ona uygun davranmalýdýr. Düzene baþkaldýrmak emekçi sýnýflar ve ezilen ulus için yaþamsal bir sorun haline gelmiþse, devrim kaçýnýlmaz hale gelmiþ demektir. Bu koþullarda Leninistlerin temel görevi, kitlelere devrimin kaçýnýlmazlýðýný, derinliðini ve kapsamýný anlatmak, onlarý devrime hazýrlamaktýr. Kitlelere güven veren bir kararlýlýk, iddia ve cüretle ortaya çýkmak þimdi her zamankiden daha önemlidir. Küçük burjuva politik bu niteliklerden ya yoksunlar ya da bu niteliklerini kaybetmiþlerdir. Hepsi de maneviyatlarý bozulmuþ, inançlarýný kaybetmiþ vaziyette burjuvaziyle uzlaþma sularýna yelken açmýþlar. Geriye bunu yapabilecek tek güç olarak Leninistler kaldý. Bu tarihsel görev þimdi Leninistlerin omuzlarýnda. Onun için bir kez daha “Devrim Biziz Biz Devrimiz” diye ileri atýlmanýn zamaný.

15


MEZAR KAZICILAR ÝÞ BAÞINDA

Yeni Evrede

Ayağa Kalktı İstanbul

Emperyalist finans örgütleri IMF ve DB dünya yoksul halklarýnýn kaderini belirlemek, yoksulluklarýný daha da arttýrmak servetlerine servet katmak üzere 28 Eylül-7 Ekim arasýnda Ýstanbul da toplanacaklarýný açýkladýlar. Emperyalistlerin iþbirlikçisi TC devleti de günler öncesinden hazýrlýklara baþladý. Kongre Merkezi’nin inþaatý tamamlandý ve vadi çepeçevre çelik bariyerlerle çevrildi, 10 bin polis vadinin güvenliði için görevlendirildi. Kongre merkezini yerin yedi kat altýna inþa ettiler. Bileniniz vardýr vadiyi, bilmeyenler için kýsaca anlatayým; kapitalist tekeller kendilerini güvende hissetsinler diye yedi kat yerin altýna inþa edilmiþ bir yapý, dýþarýdan bakýldýðýnda çatýdan ibaret bir görüntü. Neden mi yerin altýna inþa ettiler, kapitalist tekeller iþçi ve emekçilerden korkularýndan! Çünkü dünyanýn neresinde bu toplantýlar yapýlýrsa yapýlsýn dünyanýn yoksul halklarý bu toplantýlara karþý sokaklara çýkarak toplantýlarý daðýttý veya daðýtmak için elinden geleni yaptý. Bunu bilen kapitalist tekellerin, bir de bunun Türkiye’de yapýlacak olmasý eklenince korkularýný daha da arttý. Türkiye ve Kürdistan kýrk yýlý aþan bir mücadele ve savaþým tarihine sahiptir. Kapitalistler, devrimci hareketin uzun zamandýr devrimci durum, iç savaþ sürecinde deneyim kazanarak varlýðýný sürdüren bir mücadele geleneðine sahip olunan bir ülkeye geliyorlardý. Devrimci hareketin varlýðý ve yoksul halklarýn kapitalizmle olan çeliþkileri bir araya geldiðinde nasýl bir gücün açýða çýkacaðýný çok iyi biliyorlar. Bütün bunlardan kaynaklý korkularý bin kat daha artýyordu. Çeliþkilerin bu kadar derin olduðu bu topraklarda kapitalist tekeller kendini rahat ve güvende hissetmeleri için binalarýný yerin yedi kat altýna inþa ettirdiler. Güvenlik için 10 bin polis kongre merkezini korumakla, bir o kadar güç de Kongre Vadisi’ne çýkan sokaklar ve yakýn semtlerde konuþlandýrýldý. Tam bir çelikten ve etten duvarla korunuyorlardý. Bizler de yani devrimciler bu toplantýyý yaptýrmamak için çalýþmalarýmýza günler öncesinden baþladýk. Hedefimiz IMF ve Dünya Bankasý’nýn bizim geleceðimizi karartmala-

16

Mücadele Birliði

rýna engel olmak ve Kongre Vadisini onlara mezar etmekti. 28 Eylül 7 Ekim tarihleri arasýnda belli eylemler ve etkinlikler planlandý bu doðrultuda çalýþmalara baþlandý. IMF ve Dünya Bankasý’ný iþçi ve emekçilere anlatmak ve teþhir etmekti. Afiþler, bildiriler, broþürler hazýrlayarak kamuoyunu yapýlacak toplantýdan haberdar etmekti. Basýn açýklamalarý ve eylem tarihleri belirlenerek çalýþmalar baþladý. 30 Eylül itibariyle eylemler fiilen baþladý ama benim size aktarmak istediðim, 6-7 Ekim günleri. Günler öncesinden 6’sý için çalýþmalarý baþlatmýþtýk. Bizim amacýmýz vadiyi kuþatýp toplantýyý yaptýrmamaktý. Bütün hazýrlýklarýmýzý buna göre yapýyorduk. 6 Ekim saat 10.00’da Taksim Tramvay duraðýnda toplandýk, saat 11.00 gibi Gezi Parký’nda sendikalarýn basýn açýklamasýna katýlmak üzere harekete geçtik. Gezi Parký’nda sendikalarýn basýn açýklamasýna katýlacak ve sonrasýnda Cumhuriyet Caddesi istikametinde yürüyerek vadiyi kuþatacaktýk, devam eden toplantýyý daðýtacaktýk. Tabii iþbirlikçi devlet güçleri de Cumhuriyet Caddesi giriþini zýrhlý araç ve binlerce polisle kapatmýþtý. 149. Sayý / 15 - 29 Ekim 2009

Daha basýn açýklamasý bitmeden biber gazlarý ve tazyikli suyla saldýrmaya baþladýlar. Ýlk saldýrý anýnda bir daðýlma yaþansa da toparlanmamýz çok uzun sürmedi. En hýzlý þekilde toparlanýp savunma ve karþý saldýrý için bir araya geldiðimizde AKM önündeydik, gaz ve tazyikli su saldýrýsý devam ediyordu. Bizim daðýlmamýzdan dolayý düþman kuvvetleri de bölünmek zorunda kalmýþtý. Düþman gücünün bu bölünmesini lehimize çevirmek zorundaydýk. AKM’nin önündeki düþman kuvvetine saldýrý baþlattýk. Düþman kuvveti bulunduðu yeri terk ederek çekilmeye baþladý, geri çekilmek zorunda kalan polisler dört aracý býrakarak kaçtýlar. Býrakýlan araçlarýn tamamý tahrip edildi. Bulunduðumuz yer açýk alan olduðundan yeni bir saldýrýya açýktý. Biz de bundan dolayý kademeli olarak, daha güvenli noktalara doðru barikat kurarak geri çekildik. Açýk alanda koþullarýmýzýn eþit olmadýðýndan gerilla taktiði uygulamak durumundaydýk, öyle de yaptýk. Düþmaný sokak aralarýna çekerek zýrhlý araçlarýn hareket alanýný kýsýtlamak için barikatlar kuruyorduk. Benim de içinde olduðum Leninist grup ve diðer çevreleri de yönlendirerek Gümüþsuyu bölgesinden çýkýp Sýraselviler Caddesi’ne ulaþmak oradan da Ýstiklal Caddesi ve Vadi’yi kuþatmak için Cumhuriyet Caddesi’ne çýkmayý hedefliyorduk. Sýraselviler Caddesi’ne çýktýðýmýzda Ýstiklal Caddesi’ne ulaþabileceðimiz sokaklarýn düþman tarafýndan kapatýldýðýný gördük ve ayný zamanda yoðun bir gaz saldýrýsý devam ediyordu, bu andan itibaren bulunduðumuz noktada savaþmaya baþladýk. Taksim Ýlkyardým Hastanesi’nin altýnda barikat kurarak bulunduðumuz noktayý savunmaya baþladýk. Bu andan itibaren halka ve savaþan devrimcilere ajitasyon yaparak IMF, DB ve kapitalizmi teþhir etmeye baþladýk. IMF ve DB finans kapital sektörünün en üst temsilcileri olduðundan, bizim hedefimizde de finansýn temsilcisi bankalar ve tekellerin elinde bulunan alýþveriþ merkezleri ve süpermarketler vardý. Bu merkezleri tahrip etmek gerektiðini anlatmak gerekiyordu. Ajitasyon sýrasýnda iþçile-


Yeni Evrede

Ayağa Kalktı İstanbul

Mücadele Birliði

rin emekçilerin ve küçük esnafýn mallarý zarar görmemeli, hiçbir þekilde buna müsaade edilmemeliydi. Bunun yanýnda banka ve büyük marketler tahrip edilmeliydi. Bütün bunlar yapýlýrken “zarar verme mantýðýyla deðil finans kapitalizmin temsilcisi ve iþbirlikçisi kurumlar hedef alýnmalý” vurgusu yapýlarak ajitasyona devam edildi. Ayný esnada bankalar ve büyük marketler tahrip edilmeye baþlandý, bunlar yapýlýrken, banka ve market çalýþanlarý uyarýlarak dýþarý çýkmalarý istendi. Bunun onlarla bir ilgisinin olmadýðý aksine çalýþanlarla ayný tarafta olduðumuz, onlarýn da sömürüldükleri, sömüreninse tekellerin olduðunu anlatarak bilinçli bir yönelim baþlattýk. Bir yanda bunlar yapýlýrken ayný zamanda düþmana karþý taþ ve sapanlarla cevap veriyorduk. Leninistlerin ve devrimcilerin iradesini kýramayan düþman daha fazla kuvvetle saldýrmaya baþladý. Sýraselviler Caddesi ve baðlý sokaklarda saatlerce çatýþmalar devam etti bu cadde ve sokaklardaki bütün banka ve marketler tahrip edilerek Tophane istikametine doðru geri çekilindi. Bu çekilme sýrasýnda düþman saldýrýsý daha da yoðunlaþmýþ ve bazý yoldaþlarýmýz yaralanmýþtý. Gaz bombasýyla yarala-

nan yoldaþlarýn bölgeden çýkarýlmasý gerekiyordu, yaralanan yoldaþlardan biri yürümekte zorluk çekiyordu, derhal yaralý yoldaþý alarak bölgeden çýktým. Bundan sonraki anlatýlanlarý savaþmaya devam eden yoldaþlar ve basýndan dinleyerek aktarýyorum. Daha önceden planlanmýþ olduðu belli olan faþist saldýrýlar yaþanmýþ. Tophane civarýna konumlanmýþ sivil polis ve faþistler, geri çekilme sýrasýnda kitleden kopan devrimcilere saldýrarak yaralamýþlar. Bunu yapmalarýndaki amaç, devrimcilerle esnafý karþý karþýya getirmekti. Bunu yapanlar çok iyi bilmelidirler ki, hangi komplolara baþvurursa vursunlar, tarihin çöplüðündeki yerini almaktan kurtulamayacaklar. Þu da bilinmeli ki, küçük esnaf devrimimizin bir müttefikidir. Polisin bu komplosu burjuva basýnýn aradýðý bir haberdi, bu haberin üzerinden hemen anti-propagandaya baþlandý. Ne yazýk ki bunu destekleyen bir görüntü bile bulamýyorlardý. Çünkü yapýlan eylemde küçük esnaf gözetilmiþ, zarar vermek þöyle dursun, kazara bile bir esnaf zarar görmemiþti. 6 Ekim günü yoðun olduðu kadar yüksek bir moralle sonlanmýþ oldu. 7 Ekim’e bir gün önceki moralle baþ-

landý. Bugün toplanma bölgesi, Pangaltý. Bugün burada toplanýp Vadi’yi buradan kuþatacaktýk. Ergenekon Caddesi’nde toplanýp Pangaltý’ya doðru yürümeye baþladýk. Ýlk sokakta daha önceden konumlanmýþ olan polis, caddeye zýrhlý araçlar ve polisle kapattý. Týpký bir önceki gün olduðu gibi, gaz bombasý ve tazyikli suyla saldýrmaya baþladý. Saldýrýyla birlikte geri çekilerek savunma konumuna geçtik. Ara sokaklara doðru çekilerek barikat kurarak çatýþmaya baþladýk. Çatýþan kitle bugün daha deneyimli. Ýlk saldýrýyla birlikte banka ve marketlere dönük saldýrý baþladý. Kurtuluþ Caddesi ve Bomonti istikametinde ki bütün bankalar, saldýrýlarýn hedefindeydi. Bugünkü bölge, çatýþmalar için pek uygun deðildi, ayný zamanda düþman, bulunduðu bölgeden ayrýlamýyordu, yalnýzca bulunduðu yeri korumaya çalýþýyordu. Ve 7 Ekim de böylece bitmiþ oldu. Kapitalizmin temsilcilerine sonlarýnýn ne kadar yakýn olduðunu hatýrlatan iki günden sonra, yaþýyor olduklarýna sevinerek gittiler. Bizler de dünya proletaryasýnýn bir parçasý olarak kapitalizm karþý mücadelemizde üzerimize düþeni yapmýþ olduk. DÝK’li Bir Ýþçi

ÝÞÇÝLER YÝNE KIZIL MEYDAN’DA

6 Ekim 2009. Ýstanbul’da yapýlacak olan IMF ve Dünya Bankasý toplantýlarý baþladý. Elbette toplantýlarla birlikte protestolar da!.. Bu iki kurumun ne anlama geldiðini, kimlere hizmet ettiðini bilen ve onlarýn bu çalýþmalarýný engellemek, insanlýk adýna iyi þeyler yapmak isteyen binlerce insan Taksim Meydaný’ndalar; sloganlarla alana giriyorlar. Taksim Meydaný yine kýzýl bayraklar altýnda, yine emekçilerin renklerine bürünmüþ. Ýþçiler, emekçiler, devrimciler hep birlikteler… Bir yandan alana giriþler devam ediyor. Ýþçiler kortejler halinde sýrayla ilerliyor ve alandaki yerlerini alýyorlar. Bu manzarayý birkaç saniye için düþünün ve size tarihteki hangi günü anýmsattýðýný söyleyin… Birçok kiþi ayný tarihi verecektir: 1 Mayýs 1977. O gün de iþçi sýnýfý ayný meydaný doldurmuþ, bayraklarýný dalgalandýrmýþ, sloganlarýný, marþlarýný haykýrmýþtý. 500 bin olmasa da binlerce iþçi ayný kýzýllýðý yeniden yaþatýyor Taksim’de. Yýllar boyunca sermaye sýnýfý iþçileri bu meydandan uzak tutmaya çalýþtý, iþçilerse hep o alanda olmak için savaþtý. Artýk Taksim, iki sýnýf arasýndaki savaþýmýn bir kalesi, bir simgesi olmuþtu. O kale sermaye sýnýfý tarafýndan en vahþi yöntemlerle korunmaya çalýþýldý. Ne pahasýna olursa olsun iþçi sýnýfý oraya girmemeliydi. Çünkü eðer iþçiler bunu yaparlarsa, sermayenin yaptýrmam dediði-

ni bir kere yaparlarsa, yýktýrmam dediði sistemi de yýkabilirlerdi. Kýzýl Meydan olan Taksim’de iþçilerin yapmak istediði en küçük bir eylem ya da etkinlik en vahþi saldýrýlarla karþýlýk buldu. Her eylemde yenilendi bu savaþ, her 1 Mayýs’ta doruða ulaþtý. 17 yýl boyunca iþçi sýnýfýnýn öncüleri olan Leninistler tarafýndan girildi bu kaleye; sýnýfsýz bir dünyanýn simgesi olan kýzýl bayraklar dikildi burçlara. Yýllarca yalnýz baþýna verilen mücadelenin sonunda iþçi sýnýfý kimi izlemesi gerektiðini keþfetti. Artýk onlar da 1 Mayýs’ta olmalarý gereken yerde, Kýzýl Meydan’da yerlerini aldýlar. Bugünden sonra artýk insanlýk tarihinin en büyük savaþýný sürdüren iki sýnýfýn mücadelesinin bu topraklardaki en önemli simgesi olan Taksim iþçilerindi. Yýllar boyu yýlmadan verilen mücadele ve Taksim konusundaki ýsrar bugün iþçileri öyle bir noktaya getirdi ki artýk emekçilerin her eyleminin odaðý Taksim Meydaný oldu. Ve 6 Ekim 2009. Yine Taksim. Ýþçi sýnýfý artýk kendilerinin olan meydanda, artýk ismi kýzýl olan meydanda. Yine bayraklarý, sloganlarý ve marþlarýyla. Sermaye sýnýfýnýn yaptýrmam dediði yapýldý. Sýra yýktýrmam dediðine geldi. Bir Mücadele Birliği Okuru

149. Sayý / 15 - 29 Ekim 2009

17


Kendi Kurtuluşumuz Mülkiyete ve Siyasi İktidara El Koymak

Yeni Evrede

Ayağa Kalktı İstanbul

Mücadele Birliði: Devrimci bir iþçi olarak seni bu eylemlere katan nedenler nelerdir? Kurtuluþ Gürbüz: Beni bu eylemlere katan, devrimci bir iþçi olmak, sýnýf bilinçli bir iþçi olmak. Bu eylemlerde IMF’nin ve DB’nýn halklarý yýkýma uðratan, onlarýn ekmeklerine, aþlarýna, sofralarýna, geleceðine göz koyan IMF ve DB’na emperyalist sermayenin kuruluþlarýndan olmasýndan kaynaklý, onlarýn bizi yýkýma uðratmasý. Biz de onlarý yýkýma uðratmaya çalýþýyoruz. Bunun için yapýlacak kongrede, toplantýda alýnacak kararlar, dünya emekçi halklarýnýn daha fazla yýkýma uðramasý için daha hangi yasalarý çýkaracaklar, neler yapacaklar bunlar üzerinde, emekçileri yýkýma uðratmak üzerine olacaktý. Kendi krizlerinden kendileri kurtulabilmek için toplanacaklardý. Daha fazla sömürerek kurtulacaklardý krizden. Biz de bu bilinçte olduðumuz için emperyalizmin kuruluþlarýna toplantý yapmak için izin vermedik. Bizim için bu yýkým kararlarýnýn alýnmasýna izin vermek istemedik. Bundan dolayý katýldým. Mücadele Birliði: Peki IMF ve DB’nýn Ýstanbul’da yeterince iyi karþýlandýðýný düþünüyor musunuz? Kurtuluþ Gürbüz: Devrimci çevreler olarak iyi karþýladýk. Daha kitlesel karþýlayabilirdik. Ýþçi ve emekçi halklar yoksulluk içinde yaþamasýna raðmen, biraz daha olaylarýn gerisinde kaldýlar. Bizim onlarý tam örgütleyememizden kaynaklý, asýl tepki koymasý gerekenler onlardý. Devrimci iþçiler tepkisini koydu, yeterince koydu. Daha farklý þeyler de yapýlabilirdi.

Mücadele Birliði

Mücadele Birliði: Sendikalarýn sadece basýn açýklamalarýyla sýnýrlandýrmalarýna ne diyorsun? Kurtuluþ Gürbüz: Sendikalarýn bu basýn açýklamalarýyla sýnýrlandýrmalarý, biraz da olaylarý yumuþatmak, kavgasýz gürültüsüz halletmeye çalýþmaktý. Çünkü daha kitlesel olsalar, emekçilerin devrimci hareketin peþine takýlacaðýný biliyorlardý. Gördüðünüz gibi de devrimci kitle bir an yerinde durmadý, sürekli hareketliydi ve Ýstanbul’u onlara dar ettiler. Bunu gören iþçiler ve emekçiler boþ durur mu, devrimcilerin peþine takýlacaktý. Bundan kaynaklý sendikalar da buna meydan

vermemek , günü kurtarmak için, þu günü atlatalým da nasýl olursa olsun düþüncesindeler. Mücadele Birliði: Son süreçte “esnaf”görüntüsü altýnda sivil faþistlerin saldýrýlarýnda artýþ gözleniyor.Bu konudaki düþünceleriniz nelerdir? Kurtuluþ Gürbüz: Devrim, karþýsýnda karþý-devrimi de örgütleyerek geliþir. Devrim geliþirken karþý-devrimi de geliþtirir. O yüzden devrimcilerin karþýsýna sadece polis ve devlet kurumlarý çýkmayacak. Basýn orada özellikle esnafa zarar verildiðini göstermeye çalýþtý. Oysa hiçbir esnafa zarar verilmemiþtir. Büyük marketler ya da bankalara yönelikti saldýrýlar. Polis, bilinçli bir propagandayla eylemcilerle halký karþý karþýya getirmeye çalýþtý. Bize saldýran, sivil polislerle birlikte çevik kuvvet polisleriydi ve faþistler birlikte saldýrdýlar. Mücadele Birliði: Eklemek istediðiniz bir þey var mý? Yaþanan süreç, IMF toplantýlarý vb. Kurtuluþ Gürbüz: Bu örgütler kapitalizm varolduðu müddetçe var olacak, toplantýlar devam edecek, Afrika’da insanlarýn açlýktan ölmesi, Türkiye’de, Kürdistan’da, Ortadoðu’da, savaþ devam edecek. Emperyalistler yoksulluðu büyüterek krizini atlatmaya çalýþýyor. Biz iþçi ve emekçilerin buna karþý daha uyanýk, daha örgütlü olmalýyýz, kurtuluþun ancak sosyalizmde olduðunu, toplumsal mülkiyete geçmemizle birlikte mümkün olacaðýný anlatmak gerekiyor. Kendi kurtuluþumuzun mülkiyete el koyup siyasi iktidara el koymak olduðu þeklinde aydýnlatmak, bu þekilde harekete geçirmek gerekiyor halk kitlelerini ve emekçi sýnýflarý.

IMF-DB EYLEMLERÝNDE YARALANAN ÝÞÇÝ ÝLE RÖPORTAJ

6-7 Ekim IMF ve Dünya Bankasý karþýtý eylemler esnasýnda, sivil faþistler tarafýndan satýrlý-býçaklý saldýrýya uðrayan iþçi arkadaþýmýzý Mücadele Birliði Platformu olarak ziyaret ettik. Ýþçi arkadaþýmýz kendisine yapýlan barbarca saldýrýyý þöyle anlattý: “Çevik kuvvet polislerinin Taksim’de üzerimize doðru gelmesinin ardýndan oradan ayrýldýk. Önce 9-10 kiþi kadar vardýk. Daha sonra karþý saldýrýyla baþka yerlere daðýldýk. Karaköy’den Tophane yönüne doðru çatýþarak ilerledik. Tophane’de esnaf kýlýðýndaki faþistlerin bir bayana saldýrdýðýný görünce, ben de bayaný ellerinden kurtarmak için elimdeki bayraðýn sopasýyla üzerlerine yürüdüm, ama onlarda satýr, býçak, levyeler vardý. Aniden üzerime saldýrdýlar, bacaðýma doðru satýrla vurdular, kalçamdan býçakla yaraladýlar. Yüzüme ve kafama tekme ve sopalarla vurarak küfürler savuruyorlardý.

18

Þu an burnumda ve elmacýk kemiðimde kýrýklar var. Ardýndan sivil faþistler pitbull cinsi köpeklerle üzerime gelerek köpekleri saldýrtmaya çalýþtýlar. Bir süre sonra bayýldým ve o andan sonra bir defa gözlerimi açtým, ama tekrar kafama inen kalasla yeniden bayýldým. Tahminen o andan sonra beni öldü diye býrakarak gittiler. Gözlerimi açtýðýmda iki arkadaþ beni hastaneye götürdü. Hastanede onlara teþekkür ederek kendilerinin baþýna bir þey gelmemesi için gitmelerini söyledim. Ben yapýlan bu saldýrýlarý tekelci sermayenin, iþçi, emekçi olan her insana karþý yapýlan bir saldýrý olarak görüyorum ve bu saldýrýlar yapýlmaya devam edilecektir. Bu faþist saldýrýlara karþý sesiz kalmayalým. Ýþçi ve emekçileri birlik olup faþizmin besleyicisi, sömürücüsü olan tekelci sermaye devletine karþý mücadele etmeye çaðýrýyorum.”

149. Sayý / 15 - 29 Ekim 2009


Yeni Evrede

Ayağa Kalktı İstanbul

IMF VE DÜNYA BANKASI EYLEMLERÝNDEN

Mücadele Birliði

IMF ve Dünya Bankasý yýllýk toplantýlarýný bu kez Ýstanbul’da yaptý. Emperyalist-kapitalist sistemin kurumlarý olan ve bir vampir gibi iþçi ve emekçilerin kanýný emen IMF ve Dünya Bankasý’na tepki kaçýnýlmazdý. Toplantýlarýn yapýlacaðý tarihten günler önce IMF ve Dünya Bankasý’ný protesto için eylem programlarý hazýrlandý. Toplantýlara kýsa bir zaman kala eylemler çoðunlukla basýn açýklamasý ve yürüyüþler þeklinde gerçekleþti. KESK, DÝSK, TMMOB, TTB’nin de, bir eylem programlarý vardý. Bu programlarýn arasýnda 1 Ekim SSGS yasasýnýn yýldönümü dolayýsýyla Taksim’e yürüyüþ gerçekleþtirildi. Bundan baþka konfederasyonlarýn 3 Ekim günü Baro Han’da Türkiye’den IMF Maðdurlarý Manzaralarý programlarý oldu. Programýn sonunda 6 Ekim günü gerçekleþecek olan basýn açýklamasýna kitlesel bir þekilde katýlma ve 6 Ekim sonrasýnda da tepkinin daha da kitleselleþerek kriz karþýtlýðý þeklinde devam etmesi çaðrýsýnda bulunuldu. 6 Ekim günü sendikalar basýn açýklamasýnýn olacaðý alana temsili düzeyde bile denilemeyecek kadar az sayýda gelmiþlerdi. Üstelik Ýstanbul’un kurtuluþu dolayýsýyla, o gün öðretmenlere tatildi. Sendikalarýn programlarýndaki eylemlere tabanýn bu kadar ilgisiz kalmasýnýn sebebi neydi acaba? Bunda sendikalarýn kitlelerini eylemlere katmama çabasýndan söz edilebilir miydi? Örneðin Eðitim-Sen, 3 Ekim sabahýna öðretmenlere yol ücretlerinin kaldýrýlmasý doðrultusunda bir eylem kararý almýþ ve bunun duyurusunu Galatasaray’dan Taksim Meydaný’na doðru yürüyüþ þeklinde yapmýþtý. Ama kitlesine haber vermeden yürüyüþün güzergahýný Taksim Meydaný’ndan Galatasaray’a doðru deðiþtirmiþti. Hem tatil gününün sabah saatlerinde olan hem de toplanma yeri habersiz deðiþen eyleme katýlým az olmuþtu. O günün öðleden sonrasýnda olan programa da konfederasyonlardan neredeyse temsili düzeyde katýlým olmuþtu. Konfederasyonlarýn IMF’yi teþhir eden ve 6 Ekim günü gerçekleþecek basýn açýklamasýna çaðrý þeklinde düþünülen programa sendikalarýn kitlesinin neden katýlmadýðý doðrusu sorgulanmasý gereken bir durumdu. 6 Ekim günü sendikalarýn eylemi basýn açýklamasýyla sonlandýrýlacaktý. Devrimci yapýlar da oradaydý. Onlar basýn açýklamasýnýn hemen bitiminde Vadi’ye doðru yürüyüþe geçeceklerdi. Ama basýn açýklamasý daha bitmeden polis kitlenin üzerine biber gazýyla saldýrdý. Kitle örgütü olan ve yasal hakký olan basýn açýklamasýný gerçekleþtirmek üzere alanda bulunan sendikalara polis hiçbir uyarýda bu-

lunmadan saldýrmýþtý. Anlaþýlan devletin kendi ölçütlerindeki demokratik tavýrlara bile tahammülü kalmamýþtý. Biz de devrimci kamu çalýþanlarý olarak emperyalizmin ve kapitalizmin birer kurumu olan IMF ve Dünya Bankasýna tepkili olduðumuz için eyleme katýlmýþtýk. Saldýrýnýn ardýndan kitleyle beraber birbirimizi ezmemek için el yordamýyla nefes alabilecek bir alana geçmeye çalýþtýk. Biber gazý aralýksýz hem de kitlenin üzerine üzerine atýlýyordu. . Büfelerden birine girdiðimizde içerdekiler “nedir bu, her zaman ayný þey, her eylemde polis kitleye biber gazý atar ortalýk gazdan durulmaz olur.” Büfedeki çalýþanlar bunlarý söylenirken gazdan korunmak isteyen kitleye limon daðýtýldý. Biraz soluklanýp gazýn etkisini limonla daðýttýktan sonra çýkýp neler oluyor diye bakalým dedik. Biber gazýnýn ardý arkasý kesilmiyordu. Korunmak için eylem öncesinde pek çok eylemci gibi bizim de kahvaltý yapmak üzere girdiðimiz simitçiye girdik. Ama eylem öncesinde müþteri olarak bizi kabul eden, fakat eylem sonrasýnda gazdan korunmaya çalýþtýðýmýzý fark eden bu yerin sahibi bize, “defolun, çýkýn buradan, kadýn halinizle evde oturun ne iþiniz var burada, sizin yüzünüzden bir sürü gaz yedik” diye çýkýþtý. Orada bulunan eylemci kamu emekçileri ve devrimci kamu çalýþanlarý olarak bizler, iþletme sahibinin bu tavrý karþýsýnda kapitalizmin ve emperyalizmin iþçi ve emekçilere sokaða çýkmak dýþýnda alternatif býrakmadýðýný, bu gazlarýn devletin faþist yüzünü gösterdiðini

149. Sayý / 15 - 29 Ekim 2009

baðýra çaðýra anlatarak dýþarý çýktýk. Gerek Ýstiklal Caddesi üzerinde gerek sokak aralarýnda polisin eylemcilere saldýrýsý sürüyordu. Eylemciler yýlmamýþtý, çatýþýyordu. Emperyalizmin, kapitalizmin finans kuruluþlarý olan bankalarý tahrip ediyorlardý. Kimi “bu þekilde eylem olmaz, tepkiyi demokratik yollarla dile getirmek lazým” diyerek polisin tavrýný haklý göstermeye çalýþýyordu. Tanýk olduðumuz görüntülerden, tepkinin barýþçýl yollarla dile getirilmesinin bir anlam ifade etmediðini ve barýþçýl tepkilerin polisin saldýrýna maruz kalmaktan alýkoymayacaðý gerçeðini çýplak bir halde gözlerimizin önüne sermiþti. Türkiye dýþýndan eyleme katýlan bir eylemci “Gül güçtür” pankartý taþýyarak tepkisini barýþçýl bir þekilde dile getirmeye çalýþýyordu. Eyleminde hiçbir þiddet belirtisi göstermediði ve tek baþýna yürüdüðü halde polisin tazyikli su ve biber gazý, sivil faþistlerin de þiddetli saldýrýsýna maruz kalmýþtý. Polisin eylemcilere saldýrýsý esnasýnda attýðý biber gazýndan korunmak için bir anda maðazalarýn, hanlarýn içerisine kaçýþan Ýstiklal Caddesi’nin insanlarý, gazýn daðýlmasý üzerine bir anda ortaya çýkýyordu. Hangi arada derede ortadan kaybolup geri çýktýðý fark edilmeyen Ýstiklal Caddesi’nin bu kitlesi, anlaþýlan eylemlere çok aþinaydý. Bu durumdan bu eylemlerin çýkýþ amacýnýn yaný sýra kitleyi ayaklanma günlerine hazýrlamasý açýsýndan büyük bir önem taþýdýðý anlaþýlmalýdýr. Devlet saldýrýlarýný þu þekilde gerekçelendirecekti. Bu gerekçeyi Vali’nin açýklamasýyla aktaralým, “Belli noktalarda ve demokratik ölçülerde tepkiye izin verdik. Sendikalarla da anlaþmamýz vardý diðer örgütleri aralarýna katmayacaklarý þeklinde. Ama yasa dýþý örgütler sendikanýn kitlesinin arkasýna sýðýnarak istediklerini gerçekleþtireceklerdi. Biz ona izin veremezdik”. Vali’nin bu þekildeki açýklamasý KESK baþkaný tarafýndan yalanlandý: “Bizim Vali veya emniyet müdürüyle bir anlaþmamýz olmadý.” Ne devrimci yapýlarýn, sendikalarýn kitlesi olmadan yürümeme gibi bir kararý vardý, ne de sendikalarýn arkasýnda sýðýnýlacak kadar çok sayýda kitlesi vardý. IMF ve Dünya Bankasý’nýn toplantýlarýnýn gerçekleþtiði salona kadar gidilemedi ve toplantý daðýtýlamadý. Ama IMF ve Dünya Bankasý toplantýlarý büyük bir tedirginlik içinde ve ancak geniþ bir güvenlik önlemiyle gerçekleþtirilebildi. DEK (Dev rimci Emekçi Komiteleri)

19


Ayağa Kalktı İstanbul

“BU TOPLANTILAR TEKRAR OLURSA, TEKRAR KATILIRIM EYLEMLERE”

IMF-DB toplantýlarýný protesto etmek amacýyla, 6 Ekim günü Taksim Meydaný’nda bir eylem oldu. Bu eylem sýrasýnda Gökmen Yurdakul elinden yaralandý ve ayaðýnda da ezilmeler meydana geldi. Ayný gün Kurtuluþ Gürbüz, sivil faþistlerin saldýrýsý sonucu ayaðýndan, burnundan ve vücudunun çeþitli yerlerinden yaralandý. IMF-DB’nin Ýstanbul’a daha fazla soygun, sömürü ve katliam için geldiði bu yaþananlarla kanýtlanmýþ oldu. Bu durum, kapitalizmin ve onun temsilcileri olan IMF-DB’ nin doðasýna uygundur. 8 Ekim’de, 6–7 Ekim günü gerçekleþtirilen eylemlerde yaralananlar ve yaþananlar için bir basýn açýklamasý yapýldý. Bu basýn açýklamasýna, Kurtuluþ Gürbüz rahatsýzlýðý nedeniyle katýlamadý, ancak Gökmen Yurdakul oradaydý. Basýn açýklamasýna, burjuva medyanýn (Kanal D, Flash TV, Haber Türk, Show, CNN Türk, TRT 1, Yol TV, vs.) ilgisi yoðundu. Yapýlan açýklama sonrasý medya çalýþanlarý, Gökmen Yurdakul ile röportaj yaptýlar: Basýn: Bize elinizin nasýl yaralandýðýný anlatýr mýsýnýz? Gökmen Y urdakul: Taksim Gezi Parký civarýnda, polislerin arasýnda yoðun gaz saldýrýsýna maruz kaldým. Panzerin zehirli, tazyikli su sýkmasý sonucu bir hanýn kapýsýnýn önüne doðru sürüklendim. Ardýndan polislerin joplarla saldýrýsý sonucu hanýn kapý camýndan içeriye atýldým. Sonrasýnda da biber gazý ve jop saldýrýsý devam etti. Bu yaþananlarýn ardýndan kaldýrýldýðým hastanede elime 42 dikiþ atýldý ve ayaðýmda da ezilmeler oluþtuðu tespit edildi. Basýn: Peki IMF ve Dünya Bankasý hakkýnda ne düþünüyorsunuz? Gökmen Y urdakul: IMF ve Dünya Bankasý, kapitalizmin dünya halklarýný daha fazla sömürmenin, katletmenin planlarýný ve eylemlerini gerçekleþtirmekle sorumlu, sömürü ve finans örgütleridir. Ýþçilerin, emekçilerin ve onlarýn çocuklarý olan öðrenci gençliðin yaþamýþ olduðu tüm politik-ekonomik sorunlarýn nedeni, kapitalist-emperyalist örgütlerdir. Kapitalizmin ortadan kaldýrýlmasýyla tüm yaþanan ekonomikpolitik sorunlar ortadan kalkacaktýr. Bu yapýlan eylemler de bu savaþýmýn adýmlarýndan biridir. Basýn: Birçok iþyeri ve bankalarýn camlarý kýrýldý ve hatta bir kiþi de yaþamýný yitirdi. Bu konuda ne düþünüyorsunuz? Gökmen Y urdakul: Camlarý kýrýlan birçok iþ yeri ve bankalarýn hepsi iþçi ve emekçileri sömüren sermayelerin finans kasalarýdýr. Ýþçi ve emekçiden yana olan esnafa hiçbir þekilde zarar verilmemiþtir. Verilen tüm zarar, açlýðýn, yoksulluðun ve sömürünün sorumlularýna yöneliktir. Ayrýca kimi burjuva medyalarý sivil faþistleri, mahalle esnafý (kasap, kasabýn çýraðý, mahallenin gençleri, vs.) olarak anlatýp, bu kiþileri yardýmsever, yurtsever vatandaþ olarak göstermiþtir. Bu faþist güruh, günler öncesinden silahlandýrýlýp ve çeþitli mahallelere yerleþtirilmiþtir. Bu mahallere giren devrimcilere satýr, býçak ve sopalarla saldýrmýþlardýr. Bizler soyguna, sömürüye, katliamlara karþý mücadele eden devrimciler olarak, bizlerle dayanýþma içerisinde olan birçok esnafý biliyoruz, tanýyoruz. Bu kiþiler, kimden yana olduklarýný gösterdiler. Yani, sömürü ve katliamcýlardan yana mý yoksa insanca bir dünya kurma mücadelesi verenlerin mi yanýndalar? Basýn: Bu toplantýlar yine yapýlsa tekrar katýlýr mýsýnýz? Gökmen Y urdakul: Tüm sömürü ve katliamlarýn nedeni olan kapitalizmi ortadan kaldýrýncaya dek bu mücadele sürecektir. Bu toplantýlar tekrar olursa, tekrar katýlýrým.

20

149. Sayý / 15 - 29 Ekim 2009

Yeni Evrede

Mücadele Birliði

“Marksizm-Leninizm Pratikte Bir Kez Daha Doðruluðunu Kanýtladý”

Tekelci kapitalizm son çýrpýnýþlarýný verirken, kendini ayakta tutma adýna çýkýþ yollarý aramaya devam ediyor. Tekelci sermaye gruplarýnýn düzenlediði G-8, G-20 toplantýlarý bunun örneði. Ama hepimiz biliyoruz ki, yapýlan bu “sistemi kurtarma çalýþmalarý”, dünya gündeminde daha çok iþbirlikçi tekelci sermayeye karþý yapýlan protestolarla, kitlesel eylemlerle yerini alýyor. Yaþadýðýmýz son süreçte de IMF ve DB’nýn Türkiye’de yapacaðý toplantýlar vardý. Emperyalist-kapitalist sistemin bu finans aygýtlarýnýn, insanlýðý daha fazla sömürmek, açlýk ve yoksulluk bataðýna sürüklemek için yapacaklarý toplantýlara gereken karþýlama da yapýldý. Bu süreç içerisinde oluþturulan IMF ve DB Karþýtý Birlik içinde Mücadele Birliði olarak biz de vardýk. Ve bu önemli gündem için, IMF ve DB’na karþý yapýlacak eylemlilikler için gereken hazýrlýklar, uzun zamandan beri yürütüldü. Ve beklenen gün geldiðinde (6-7 Ekim), Taksim Meydaný ve çevresi, Þiþli, Kurtuluþ taraflarýnda iki gün geniþ çaplý sokak savaþlarý, eylemler yapýldý. Ben çatýþma alanlarýnda deðildim ama yapýlan eylemleri ve çatýþmalarý yakýndan takip ediyordum. Gerek medyadan, gerekse gazetelerden öðrendiðimiz gibi, Türkiye’de Ýstanbul sokaklarýnda yapýlan kitlesel eylemler ve sokak savaþlarý, tüm dünya basýnýnda ilk yerini aldý. Hatta IMF ve DB’nin Hilton’daki toplantý gündemini bile geride býraktý. Dünya devrimci hareketi, Türkiye’de olup biteni eminiz ki yakýndan takip etmiþtir. Þunu da belirtmeliyim, çatýþma gününde dýþarýdan edindiðimiz izlenimler, halkýn da polise karþý tepkisinin büyük olduðuydu. Her ne kadar basýnda esnafýn devrimcilere karþý tavýr aldýðý gibi haberler verilse de, bu da aslýnda aldatmacadan baþka birþey deðildi. Bu haberlerin verilmesinin amacý elbette ki, burjuvazinin ideolojik taktiklerinden birisidir. Ve ayný zamanda bu, eylemlerimizin baþarýya ulaþtýðýnýn göstergesidir. Yoldaþlarýmýz bir leniniste yakýþýr þekilde alanlarda çatýþtýlar, militanlýklarýyla kitlelere cesaret verdiler. Bu süreç gösterdi ki, marksizm-leninizm pratikte bir kez daha doðruluðunu kanýtladý.

Ýstanbul’dan Bir Mücadele Birliði Okuru


Yeni Evrede

Mücadele Birliði

KOMPLOLAR SÖKMEDÝ

6 Ekim günü IMF-DB protestolarýnda aralarýnda 10 Mücadele Birliði okurunun da olduðu 103 kiþi gözaltýna alýndý. O gün gözaltýna alýnan bir Mücadele Birliði Okuru, gözaltýna alýnýp serbest býrakýlmasýna kadar yaþadýklarýný ve gördüklerini anlattý. Gözaltýna alýndýðýmýz ilk andan itibaren iþkence, kabadayak, küfür ve komplo ile karþýlaþtýk. Daha gözaltý araçlarýna götürülürken, bizim ve bir çok eylemcinin ceplerine polisler tarafýndan misketler, bilyeler, limon ve sapanlar konuldu. Devamýnda gözaltý aracýna bindirilirken yapýlan aramada bu malzemeler üzerimize yýkýldý. Polis bir eylemcinin boynuna molotof dolu bir çantayý astý ve çantayý bu eylemcinin üzerine tutanak tuttu. Ellerimiz kelepçeli olduðu için duruma müdahale edemedik. Gözaltý aracýnda þiddetli bir saldýrýya maruz kaldýk. Vatan Caddesi’ndeki Emniyet Müdürlüðü önünde bekletilirken, getirilmiþ olan mavi torbalarýn içerisine malzemeler yerleþtirildi. Ve her bir torbanýn üzerine gözaltýndaki eylemcilerin isimleri yazýldý. Akþam saat 20.00 gibi Güvenlik Þube’ye alýndýk. Ayakkabý baðcýklarýmýzý çözmeme tavrý karþýsýnda saatlerce ayakta bekletildik. Bu tavýr karþýsýnda polis saldýrýsý sloganlarla karþýlandý. Ayakkabý baðcýklarýmýz polis tarafýndan kesildikten sonra nezarethaneye alýndýk. Bazý arkadaþlarýmýz bilinçli bir þekilde nezarethanede tek býrakýldýlar. Sabah saatlerinde gözaltýna alýnan 103 kiþiden 60’a yakýný Güvenlik Þube’den serbest býrakýldý. 23 eylemci 18 yaþýndan küçük olduðu için Beyoðlu Çocuk Þube’ye götürülmüþlerdi. Geriye kalan, içlerinde 3 Mücadele Birliði okurunun da bulunduðu 25 eylemci olarak savcýlýða sevk edildik. Saat 14.00 gibi ulaþtýðýmýz Beyoðlu Adliyesi’nde saatlerce araçta bekletildik. Bekletildiðimiz süre boyunca sloganlarýmýz eksik olmadý. Adliye önüne gelen yakýnlarýmýz da bu sloganlara eþlik ettiler. Akþam saat 19.00’da savcýlýkta ifade veren 25 kiþiden 10’u savcýlýk kararýyla serbest býrakýldýlar. Aralarýnda 2 Mücadele Birliði okurunun da bulunduðu 15 kiþi ise tutuklanma talebi ile mahkemeye sevkedildiler. 25 kiþi, “Taksim Meydaný ve civarýnda zor kullanmak suretiyle izinsiz gösteri ve yürüyüþ yaparak, “Gösteri Yürüyüþ Kanunu”na muhalefet ettikleri... görevli memura mukavemet gösterdikleri... görevli memura fiili saldýrýda bulunduklarý... kamu malýna zarar verdikleri... iþyerlerine zarar verdikleri... görevli memuru yaraladýklarý... molotof attýklarý vb. Ýthamlarla suçlandýk. Mahkemeye sevk edilen 15 kiþiden 2’si, bu komplo sonucu tutuklandýlar. Emperyalistler ve iþbirlikçi tekelci kapitalizm için korku dolu iki gün bu þekilde “atlatýlmýþ” oldu. Ýstanbul’dan DÖB’lü Bir Öðrenci

Ayağa Kalktı İstanbul

IMF VE DB HAKETTÝKLERÝ ÞEKÝLDE KARÞILANDI

Merhaba, Ben Ýstanb u l ’ d a n DÖB’lü bir öðrenciyim. 6 Ekim günü, IMF ve Dünya Bankasý’na karþý Taksim Meydaný’nda yapýlan ve Hilton’un önüne yürünerek devam eden basýn açýklamasýnda çýkan çatýþmada 78 kiþiyle birlikte gözaltýna alýndým. Basýn açýklamasýnýn okunmasýndan sonra yaklaþýk 5bin kiþi, IMF toplantýlarýnýn yapýldýðý Hilton Oteline doðru yürüyüþe geçti. Yürümeye baþladýðýmýz an, polis tazyikli su ve biber gazýyla saldýrýya geçti. Bunlara sloganlarýmýzla karþýlýk verdik ve yürümeye devam ettik. Buna karþýlýk polis gözaltýna almaya baþladý. Yakaladýðý kiþileri döverek çevik kuvvet arabasýna götürmeye çalýþtýlar, biz de sloganlarýmýzla direnerek cevap verdik. Saðlýk kontrolünden sonra Vatan Caddesi’ndeki Emniyet Müdürlüðü’ne götürüldük ve orada gece yarýsýna kadar bekletildik. Oradan Beyoðlu Çocuk Þubesi’ne götürüldük. O gece 6 bayan, tek kiþilik bir odada kaldýk. Her þeye raðmen þarkýlarýmýzla ve türkülerimizle orayý inlettik. Bütün çabalarýna raðmen, bizi susturamadýlar. Sabah parmak izi almak için Beyoðlu Güvenlik Þube’ye götürüldük. Parmak izi vermek istemeyince þiddet kullanarak zorla aldýlar. 18 yaþýndan küçük olduðumuz için kelepçe takmalarý yasal olmadýðý halde kelepçe takmaktan çekinmediler. Savcýlýða girerken ve çýkarken “IMF Defol Bu Dünya Bizim”, “Emperyalistler, Ýþbirlikçiler 6. Filoyu Unutmayýn”sloganlarýmýzla orayý inlettik. Gözaltý süresince Çocuk Büroda olmamýza raðmen açlýk grevindeydik ve onlara karþý tavrýmýzý ortaya koyduk. Ýstanbul’dan DÖB’lü Bir Öðrenci

149. Sayý / 15 - 29 Ekim 2009

21


HER YERDE BÝZ VARIZ!

Ayağa Kalktı İstanbul

6 Ekim 2009 günü sabah erken saatlerde kapitalist finans kurumlarý IMF ve DB için ilk önce, sendikalarýn düzenlediði basýn açýklamasýna katýldýk. Basýn açýklamasýnýn bitmesiyle birlikte, polisler, azýlý katiller gibi gaz bombalarý ve tazyikli su ile kitlenin üzerine saldýrýya geçti. Saldýrý sonrasý geri çekilen kitle, artýk sermaye sýnýfýna karþý büyük bir savaþa baþlamýþtý. Yanýmdaki yoldaþla beraber The Marmara Oteli’nin yan sokaðýna çekildik, son hazýrlýklarýmýzý yapýp tekrar çatýþmalarýn olduðu yere gittik. Alman Hastanesi’nin bulunduðu cadde, bayaðý yoðun çatýþmalara sahne oldu. Bizler, leninist olmanýn sorumluluðuyla barikatýn en önündeydik. Bulunduðumuz noktada pankartýmýzý açtýk. Daha sonra sloganlar duyuldu. “Yaþasýn Patrtimiz TKEP/Leninist”. Bir süre sonra polisi geri püskürterek barikatlarýmýzý yeniden kurduk. Onlar ikinci defa geldiklerinde biz, ikinci defa onlarý püskürtmeye hazýrdýk ve bunu da baþardýk. Kitleye devamlý yaptýðýmýz ajitasyonla bir öncülük görevi üstlenmiþtik. Bir süre sonra tazyikli kimyasal sularla üzerimize gelen polis, kitleyi bir kýsým da olsa geri çekilmeye itti. Cadde üzerinde bulunan banka, devlet kurumu ve büyük maðazalara kitle tarafýndan büyük hasar verildi ve yakýldý. Bir süre sonra çatýþmalarýn son bulmasýyla, Taksim’deki yoldaþlarýmýza yardýma gittik, ama biz gittiðimizde yoldaþlarýmýz her zaman olduðu gibi Taksim’i, Ýstiklal Caddesi’ni zaptetmiþlerdi. Her yerde yoldaþlarýmýz tarafýndan bir þey býrakýlmýþtý. Atýlan “TKEP/L” imzalarý bize her þeyi kanýtlýyordu. Saat 14.00 civarýna doðru çatýþmalarýn sýklýklarýnýn durmasýyla, bizler de eylemimizi bitirerek ikinci günün hazýrlýklarý için çalýþmalarýmýzý yapmak üzere oradan ayrýldýk. Ýstanbul’dan bir Leninist

22

149. Sayý / 15 - 29 Ekim 2009

Yeni Evrede

Mücadele Birliði

ESKÝÞEHÝR’DE GENÇLÝK AYAKTA

Emperyalist-kapitalist sisteme duyulan öfke, sokaklarý adeta yangýn yerine çevirdi. Günlerdir beklenen toplantý 6 Ekim tarihinde baþladý. Toplantýnýn baþlamasýyla birlikte mezar kazýcýlarý eyleme geçtiler. Binlerce eylemci sokaklarý ve toplantýnýn yapýlacaðý vadiyi kuþattý. Onlarý hiçbir þey durduramazdý ve durduramadý da. Ne devletin iþkenceleri, ne gaz bombalarý, ne gözaltýlar ne de tutuklamalar hiçbir þey engel olamadý iþçi ve emekçilere. Kýsacasý ayaða kalktý Ýstanbul . Sadece Ýstanbul deðil, diðer þehirlerden de yükseldi sesler. Eskiþehir’de, aralarýnda Mücadele Birliði’nin de bulunduðu DHF, BDSP, ESP, ÖGD ve Eskiþehir Gençlik Derneði’nin birlikte örgütlediði bir eylem yapýldý. Eylem öncesi Anadolu Üniversitesi Yunus Emre yerleþkesinde “IMF ve DÜNYA BANKASI DEFOL” yazýlý bir pankart asýldý ve bildiri daðýtýmý yapýldý. Yemekhanenin camlarýna ise dövizler asýldý. Daha sonra ise 2 Eylül yerleþkesinde dövizler yemekhanenin camlarýný süsledi. Bildiri daðýtýldý ve ajitasyon konuþmalarý yapýldý. 7 Ekim Çarþamba günü saat 17:00’de anti-emperyalistler ve anti-kapitalistler Adalar’da toplandý. Daha sonra Adalar Migros önüne doðru bir yürüyüþ baþladý. Yürüyüþ sýrasýnda sýk sýk “IMF defol bu dünya bizim”, “Emperyalistler, iþbirlikçiler 6. filoyu unutmayýn” sloganlarý atýldý. Adalar üzerinde bir köprüye “IMF ve DÜNYA BANKASI DEFOL” yazýlý bir pankart asýldý. Yaptýðýmýz eyleme sokaktan da destekler, alkýþlar geldi. Adalar Migros önünde okunan basýn açýklamasýnda ise emperyalist kapitalist sistemin saldýrýlarýna deðinildi. Ve sömürünün olmadýðý bir dünya mümkün olduðu belirtildi. Okunan basýn açýklamasýnýn ardýndan alkýþlarla eyleme son verildi. Eskiþehir DÖB


Yeni Evrede

Ölüm Yürüyüşü

Mücadele Birliði

“ÖLÜM DAHÝ OLSA, DÜÞSEK DE YÜRÜYECEÐÝZ”

Ýzmir’den Afyon’a kadar ulaþan Kent A.Þ. iþçileri ile yaptýðýmýz röportajý sizlerle paylaþýyoruz... Mücadele Birliði: Merhaba Nihat arkadaþ. 13 gündür yürüyorsunuz, yürüyüþ esnasýnda bir çok zorluklarla karþýlaþtýnýz, Kemalpaþa’da yolunuz kesildi, Uþak’ta havalar soðudu, bir arkadaþýnýzýn ayaðý kesildi, birisinin ayaðý kýrýldý. Bize düþüncelerinizi anlatýr mýsýnýz? Ýþçi Nihat (Eflatun): Vallaha ilk zamanlar iyi gidiyordu. Ama þimdi ayaklarýmda sorunlar çýktý, týrnaðýmýn birisi düþtü, bacaðým da kopsa Ankara’ya gideceðim. Çoluðumun çocuðumun geleceði için yürüyeceðim. Ne olursa olsun, sonuna kadar yürüyeceðim. Mücadele Birliði: Peki bu olumsuz havalar sizi etkiliyor mu? Ýþçi Nihat (Eflatun): Hayýr kesinlikle etkilemiyor. Ölüm dahi olsa, düþsek de yürüyeceðiz. Bu Cevat Durak’a buradan mesajdýr. Ne zaman Ankara’ya gidersek, onun için büyük bir kayýp olacak. Gerekenler olacak. DÝSK baþkanlarý konuþacak. Mücadele Birliði: Peki dikkatimi çeken bir þey oldu. Genelde bütün her þey Cevat Durak’ta bitiyor. Ama bu taþeronlaþtýrma saldýrýsý tüm Türkiye’de var. Bunun için iþçi sýnýfý nasýl bir mücadele etmeli sizce? Ýþçi Nihat (Eflatun): Hep beraber mücadele etmek zorundayýz. Bu yürüyüþ sadece bizim için deðil, bütün iþyerlerinde çalýþan arkadaþlarýmýz için de yürüyoruz. Ýzmir’de greve çýkan ÝZBETON iþçileri için de ve ayný zamanda bu eylem tüm belediye çalýþanlarý için ses getirecek zafere kadar yürüyeceðiz, bedeli ne olursa olsun. Ýþçi Taner: Þimdi öncelikle þöyle bir þey var. Biz 5 aydýr bu direniþi yapýyoruz, yola çýkmadan önce bir çok eylem yaptýk. Ama bu eylemler sonuç vermeyince Ankara’ya yürümenin daha ses verici olduðunu düþündük ve yola çýktýk. Yola çýktýðýmýzda ilk önce jandarma yolumuzu kesti, sonra bizi daðdan çýkardý, bu hiç hoþ bir þey deðil. Çünkü biz burada iþ ekmek onur mücadelesi veriyoruz. Sonuçta bizi yýldýramadý, yolumuza devam ettik. Yolda bir arkadaþýmýzýn ayaðý kýrýldý. Ankara’ya doðru ilerledikçe iklim þartlarý daha da zorlaþtý, bu da bizi yýldýrmadý. Ankara’ya sadece kendimiz için deðil, özelleþtirmeler için patronlarýn durmadan krizi bahane edip iþten iþçileri atmalarýna karþý da yürüyoruz. Bu eylem zafere ulaþýrsa eðer, belki iþçi çýkarmalar durur, belki azalýr. Mücadele Birliði: Peki baþýndan bu yana bir kararlýlýk var. Bu kararlýlýðýn gücünü nereden alýyorsunuz? Ýþçi Taner: Yani bu eyleme þöyle bakmak

gerekiyor. Biz yola çýktýk Þeker Bayramý oldu, sonra okullar açýldý, insanlar çocuklarýndan uzak kaldýlar. Bu süreci de geçirdiler. Ayaklarý patladý, herkeste belirli yaralar oluþtu, ama þöyle, bu oluþan aksi durumlar bizi daha çok hýrslandýrdý. Çünkü ciddi anlamda haksýzlýklar var, haksýz yere iþten atýlmalar var. Yani fabrikada çalýþmýyorsun, burasý kamu alaný öyle bir durum, ki krizi bahane edemezsin iþten atmak için, çünkü belediye sektörü. Ýkinci bir boyutu da, biz gerçekte haksýz yere iþten atýldýk. Bir yandan bizi atanlar, ki Karþýyaka ile Bayraklýnýn bölünmesini bahane edip, diðer yandan Ýstanbul özelinde taþeron firmasýna iþçi alýyor ayný sayýda. Ayný zamanda biz þöyle de düþünüyoruz; biz gidip bir fabrikada da çalýþabiliriz, ama özel þirketlerde bu zamanda uzun bir þekilde çalýþamazsýn, her an iþsiz kalma tehliken

var. Garantili bir iþ deðil ki, zaten emeklilik yaþýnýn 65’e çýkmasýyla bu þekilde emekli olamayacaklarýný düþünüyorlar. Burada kararlýlýðýmýzýn bir nedeni de budur yani. Mücadele Birliði: Peki son bir soru: Ankara’ya ulaþtýktan sonra ne yapmayý düþünüyorsunuz ? Ýþçi Taner: Þu anda sendikanýn genel merkezinin yürüttüðü þekilde yürüyoruz, orada daha sonra neler olur þu anda tahmin edemiyorum. Bu iþ olmazsa iþçi arkadaþlarýmýzla farklý kararlar alýnabilir mi? Bunu tabiî ki Ankara’ya gittikten sonra göreceðiz. Açýkçasý biz Ankara’ya yürüdük, bu iþ olmadý, geri dönmeye hiç niyetimiz de yok. Gerekirse CHP Genel merkezi önünde eylemlerimize devam edeceðiz. Ýþçi Hakký: Bugün yürüyüþümüzün 15. günü. Daha önce þantiyede olanlarýn hepimiz farkýndayýz. Orada bir çözüm yolu bulamadýðýmýz için arkadaþlarýmýz bu þekilde bir eylem yapma kararýnda mutabýk kaldýlar. Bizde arkadaþlarla gönül birliði yaptýk ve yola çýktýk, bugün 15. gün. Bu çok önemli bir süreç. Ýnsanýn

149. Sayý / 15 - 29 Ekim 2009

hayatýnda ancak bir defa yaþayabileceði bir olgu. Hal böyle olunca bu süreçte kendimi yürüyen þanslý arkadaþlardan biri olarak görüyorum. Bu eylem iþçi sýnýfý açýsýndan çok nadir yaþanan ve yaþanabilecek çok nadir olaylardan birisi. Artýk Ankara yolundayýz. Biz çocuklarýmýzdan ayrýyýz, ama bundan daha önemli bir olgu var ki, biz hala iþsiziz. Bundan daha da önemlisi üretim içinde deðiliz, bunun da sýkýntýsýný yaþýyoruz. Ankara süreci bizlere çok þey öðretiyor ve öðretecek. Yoldaki koþullar olsun, yaþam þartlarý olsun, devletin kolluk güçleri olsun, sermayenin saldýrýlarý olsun bu süreçte hepsi önümüze engel ama inanmýþlýðýmýz kararlýlýðýmýz, inadýmýz var. Ankara’yý görmek zorundayýz. Orada iþler ne olur, gittiðimizde ne ile karþýlaþýrýz, buradan bunun öngörüsünü yapmak gerçekten güç. Temennimiz þu ki, bu iþ Ankara’ya varmadan bitsin. Mücadele Birliði:Sizce bu yürüyüþ iþçi sýnýfýna ne kazandýrabilir ? Ýþçi Hakký: Þimdi ne verebiliri kestirmek gerçekten güç. Çünkü hali hazýrda þu an kazanabildiðimiz bir þey yok. Bizim amacýmýz iþimize geri dönmektir. Diðer bir ifade ile, iþ sahibi olmaktýr. Karþýyaka Belediyesinde olmasa bile Ýzmir’in en azýndan bir yerinde iþ sahibi olmak istiyoruz. Þimdi eðer bu bize zafer olarak geri dönerse, yaptýðýmýz eylem ancak o zaman iþçi sýnýfýna bir þeyler öðretebilir. Mücadele Birliði: Yürüyüþ esnasýnda önünüze bir çok engel çýktý. Rampalar geldi, jandarma ablukaya aldý, iþçinin bacaðý kýrýldý, hava þartlarý etkiledi, ayaklarýnýz patladý. Bu zorluklara raðmen kararlýlýðýnýzý sürdürüyorsunuz, bu gücü nerden alýyorsunuz? Ýþçi Hakký: Þimdi bu iþe koyulmak her ne kadar da irade gerektiriyorsa, bir o kadar da buna bedenin de dayanmasý gerekiyor. Neticede insan bedeninin bir sýnýrý var, eðer gerçekten insan iradesi bunu karþýlamýyorsa, insan bedenini suçlamak pek de doðru olmaz, çünkü kimisinin ayaklarý patladý, ayaðý kýrýlan oldu, soðuk hava þartlarý, kimi zaman ayakkabýlar sýktý, kolluk kuvvetlerinin engellemeleri oldu, ama bunlarýn hiçbiri bizim kararlýlýðýmýza engel olmadý aksine daha çok tetikledi. Mücadele Birliði: Son olarak söylemek istediðiniz bir þey var mý? Ýþçi Hakký: Biz iþsizliðimizin 6. ayýna girdik, çocuklarýmýzdan uzak kaldýk, ailemizden uzak kaldýk bir çok þeyden uzak kaldýk. Bunlar bizim için çok büyük yaralar açtý, ama umuyorum ki bu yürüyüþümüz hedefine ulaþýr, hiçbir emeðimiz boþuna gitmez. Ýz mir Mücadele Birliði Platformu

23


Yeni Evrede

Ölüm Yürüyüşü

ÝZMÝR KENT AÞ. ÝÞÇÝLERÝNÝN ANKARA ÖLÜM YÜRÜYÜÞÜ GÜNCESÝNDEN

Kent AÞ. iþçilerinin Ankara yürüyüþü ayný kararlýlýkla devam ediyor. Ýþçi sýnýfýnýn her eylemi, sýnýf savaþýmýnýn geliþmesini ve ilerlemesini de beraberinde getirir. Kapitalist sistemin sý��ramalý çöküþ yaþadýðý bu süreçte, emek ve sermaye arasýndaki çeliþkiler de her gün derinleþerek daha da büyüyor. Ýþte Kent AÞ. iþçilerinin eylemi, böyle tarihsel bir süreçte devam ediyor. Bugün 27 Ey lül 2009, iþçiler yürüyüþün 12. günündeler. Ýþçiler yürüyüþlerini, attýklarý her adýmla zafere olan inançlarýyla beraber ayný kararlýlýkla devam ettiriyorlar. Havanýn gittikçe sertleþmesi sonucunda iþçiler çadýr kurmaya baþladýlar. Yürüyüþün 12. gününde iþçiler, 31 km. yol yürüdüler. Uþak’ýn Banaz ilçesine giriþlerinde Banaz halkýnýn iþçilere desteði çok fazlaydý. Ýþçilere el sallayarak, alkýþ tutarak destek veren Banaz halkýnýn emekçileri, iþçilere Uþak’ýn elmasýndan ikram ettiler. Ýþçiler yürüyüþ boyunca marþlar söylediler. Kimi dönemlerde yaþanan olumsuzluklara raðmen iþçilerin 12. günde de

24

Mücadele Birliði

moral ve motivasyonu bir hayli yüksekti. Ýþçilerin vücutlarý olumsuz hava koþullarýna ilk günlere göre daha fazla alýþtý. Ýlk günlerde ayaklarýnda oluþan þiþmeler daha az yaþanmaya baþladý. 31 km. yol yürüdükten sonra iþçiler konaklamaya yerine vardýlar. Çadýrlarýný açýp yemek yedikten sonra dinlenmeye baþladýlar. Yürüyüþün 13. gününe iþçiler erken uyanarak baþladýlar. Kimi iþçi arkadaþlar havanýn soðuk olmasýndan kaynaklý ufak rahatsýzlýklar yaþadý. Sendika yöneticileri iþçilerle beraber toplu fotoðraf çektikten sonra yürüyüþ baþladý. Dumlupýnar’ýn ramparalarý iþçileri bir hayli zorladý. Yürüyüþte sýk sýk mola verildi. Yürüyüþün en soðuk günü olmasýnýn yanýnda, üç gün boyunca 30 km.den daha fazla yürüyen iþçilerde fiziksel yorgunluk kendini çok açýk bir þekilde gösterdi. Ýþçilerin bir çoðu yürüyemeyip arabalara binmek zorunda kaldý. Eklem aðrýlarý,daha fazla yaþanmaya baþlandý. Buna raðmen iþçilerin morali iyiydi. Yaptýklarý yürüyüþünün öneminin farkýnda olan iþçilerin tek düþüncesi, zaferi elde etmek. Dolayýsýyla yaþayacaklarý her türlü olumsuzluða karþý hazýrlýklý ve kararlý bir þekilde, attýklarý her adýmla zafere bir adým daha yaklaþtýklarýnýn bilinciyle hareket ediyorlar. Ýþçiler Dumlupýnar güzergahýný geçtikten sonra Düzaðaç beldesine girdiler. 34 km yol yürüdükten sonra konaklama yerine vardýlar. Bu saatten sonra dinlenmeye baþladýlar. Yürüyüþün 14. günü. Toplamda 100 km yakýn yol yürüyen iþçiler, yürüyüþlerinin 14. gününde 11 km yürüdüler. Ýþçilere Ýstanbul’a baðlý Genel Ýþ Sendikasý yöneticileri destek verdiler. Ýþçiler her saat baþýnda mola verip dinlendiler. Konaklama yerine saat 13.00’te varan iþçiler, sabah çýð düþen çadýrlarýný kurutmak için çadýrlarý açtýlar. Zor geçen 3 günden sonra dinlenmeye ve birbirleriyle daha fazla zaman geçirme 149. Sayý / 15 - 29 Ekim 2009

fýrsatý buldular. Ýþçi arkadaþlarýn bazýlarý semaverde çay yaptý, kimileri saz çalýp türkü söyledi. Ýþçileri soðuk hava þartlarýndan doðacak olan gripten korumak için, grip aþýsý vuruldu. 14. günü dinlenerek, birbirleriyle zaman geçirerek geçirdiler. Ýþçiler arasýndaki sohbet, gece boyunca devam etti. 30 Ey lül 2009, yürüyüþün 15. günü. Çarþamba iþçiler yeni güne sürprizle uyandýlar. Ýþçileri Ýzmir’den iþçi arkadaþlarý ziyaret etti. Birbirlerine sýmsýký sarýlýp özlem gideren iþçiler, kahvaltýyý beraber yaptýlar. Ýþçiler konakladýklarý yerden saat 09.00’da ayrýldýlar. Ýþçiler þantiyeden gelen arkadaþlarla yürüyüþün kýsa bir deðerlendirmesi de yaptýlar. Kimi iþçiler halay çekti. Yürüyüþe büyük bir moralle baþlayan iþçiler, yol boyunca marþlar söylediler. Yürüyüþ esnasýnda birkaç sendika yöneticisi ve demokratik kitle örgütleri iþçilere destek verdi. Afyon yakýnlarýnda KESK, Türk-Ýþ ve Hak-Ýþ’e baðlý sendikacýlar ve Genel Ýþ Sendikasý bir basýn açýklamasý yaptýlar. Basýn açýklamasýnýn amacý, Ekim’in 1’inde kitlesel olarak yapýlacak basýn açýklamasýna çaðrýydý. Basýn açýklamasý bittikten sonra kýsa bir mola veren iþçiler, yürüyüþlerine devam ettiler. Ýþçiler 14 km yol yürüdükten sonra konaklama yerine geldiler. Sýnýf mücadelesi hiçbir zaman tekdüze bir seyir izlemez. Yalnýzca kararlý disiplinli ve militan bir mücadele iþçi sýnýfýný zafere taþýyabilir. Kent AÞ. iþçilerinin direniþi ve savaþý, bu þekilde biçimlenip devam ediyor. Kent AÞ. iþçileri, direniþlerinin ilk gününden bu yana karþýlaþtýklarý bütün engelleri aþarak, iþçi sýnýfýnýn militan mücadelesine bir yenisini daha eklediler. Kent AÞ. iþçilerinde bundan sonra karþýlaþacaklarý bütün engelleri aþacak bir kararlýlýk var. Ýþçi sýnýfýnýn iktidar mücadelesi engebelidir, zordur. Fakat buna raðmen proletarya haklýlýðýný maddi yaþamýn kendisinden alýyor. Kazanýlan her zafer, büyük bedeller ödenerek kazanýlmýþtýr. Kent AÞ. iþçileri, ödeyecekleri bedel ne olursa olsun, iþe geri alýnmadan direniþlerini ve eylemliklerini bitirmeyeceklerini her defasýnda altýný çizerek söylüyorlar. Ve biz buradan bir daha söylüyoruz. Zafer Savaþan Kent AÞ Ýþçisinin Olacak.


Yeni Evrede

Ölüm Yürüyüşü

Mücadele Birliði 1 Ekim 2009 / 16. GÜN: Kent AÞ. iþçileri yürüyüþlerine büyük bir kararlýkla devam ediyor. Yürüyüþün 16. gününde Kent AÞ. iþçileri yüksek bir moralle sabah 07.00’de uyandýlar. Kahvaltýlarýný yaptýktan sonra disiplinli bir þekilde Afyon þehir merkezine yürüyüþe geçen iþçiler, Afyon halkýný sloganlarla uyandýrdýlar. Daha sonra þehir merkezine yetiþen iþçiler, burada Afyon DÝSK Genel-Ýþ Sendika temsilcilerinin yaptýðý basýn açýklamasýyla seslerini, direniþlerinin önemini Afyon halkýna duyurdular. Basýn açýklamasýna katýlýmýn azlýðý dikkat çekti. Bu durum geçici de olsa bir moral bozukluðuna yol açtý. Daha sonra, KENT AÞ. iþçilerine destek veren Afyon EðitimSen, iþçilere çay ikram etti. Yapýlan basýn açýklamasýna KESK, Eðitim-Sen, demokratik kitle örgütleri ve kimi siyasi partiler destek verdi. Daha sonra yürüyüþe devam eden iþçiler, 18 km. yol aldýktan sonra, dinlenme tesislerinde yemeklerini yedikten sonra bol bol sohbet ederek, dinlenmeye çekildiler.

2 Ekim 2009 / 17. GÜN: Yeni bir gün, yeni deneyimlere gebe… Onur ve ekmek kavgasýnda Kent AÞ. iþçileri uzun yürüyüþlerinin 17. gününde. Saat 08.00’de yeniden saðlam adýmlarla koyuldular yola. Attýklarý her adýmda kararlýlýðýn, zafere olan inancýn ve iradenin her engeli aþabileceðini gösteriyorlar. Yürüyüþ esnasýnda Antep 1, 2, 3 Nolu DÝSK Þube Baþkanlarý iþçilere destek ziyaretinde bulundular. Ýþçiler onurlu yürüyüþlerinin 17. gününde havanýn sýcaklýðý dolayýsýyla sýklýkla mola vermek zorunda kalsalar da 34 km. yolu yürümeyi baþardýlar. Yürüyüþ esnasýnda, Ýzmir-Karþýyaka Örnekköy þantiyesine belediye baþkaný Cevat Durak’ýn geldiði öðrenildi. Cevat Durak yürüyüþe katýlmayýp eyleme þantiyede devam eden iþçilerin ve ailelerin karþýsýnda, korumalarý ve polis eþliðinde mangal keyfi yaparak ne kadar kiþilik sahibi olduðunu bir kez daha ortaya koymuþ oldu. Bu durumu yürüyüþte olan iþçiler sloganlarla protesto ettiler. Ýþçiler her yaþadýðý olaydan sonra deneyimlerine deneyim birikimlerine birikim katmaya devam ediyorlar. 3 Ekim 2009 / 18. GÜN: Çýktýlar yola, tüm korkularýný ve kaygýlarýný arkalarýnda býrakarak geleceklerine umudu taþýmak için çýktýlar yola Kent AÞ. iþçileri ve sürüyor yürüyüþleri 18. günde de. Cumartesi sabah saat 09.00’da Genel-Ýþ Baþkaný Erol Ekici’nin yaptýðý moral konuþmasýndan sonra günün taze ýþýklarý ile nasýrlý ellerini yere vurarak doðrulttular bedenlerini ve yürüyüþlerine devam ettiler. Yürüyüþ sýrasýnda Ýstanbul Anadolu yakasý Genel-Ýþ ve üyeleri iþçilere destekte bulundular. Saat 10.00’a doðru Af-

yon’un Bayat ilçesi yolu üzerinde iþçiler havanýn yakýcý sýcaklýðýndan kaynaklý mola vermek zorunda kaldýlar. Biraz dinlendikten sonra tekrar yürüyüþlerine devam ederek Gömü ilçesine geldiler. Daha ileride mola verecek yer olmadýðýndan Afyon’un Gömü ilçesinde mola verdiler. Ýþçiler mola yerinde yemeklerini dedikten sonra 6–7 Ekim tarihlerinde olacak olan IMF-DB (Uluslararasý Para Fonu ve Dünya Bankasý) toplantýlarýna iliþkin görüþlerini belirttiler. Kent AÞ. iþçileri konu içerisinde tüm dünya iþçilerine seslenerek kurtuluþun ancak birlikte yürütülecek mücadeleden geçtiðini vurguladýlar. Ayrýca 16 Ekim’de Ankara’da olacaklarýný duyuran Kent AÞ. iþçileri herkesi yanlarýnda olmaya çaðýrdý.

4 Ekim 2009 / 19.GÜN: Sabahýn erken saatlerinde uyanýp, uyku tulumlarýný toplayan Kent AÞ. Ýþçileri, kahvaltýlarýný yaptýktan sonra tekrar, yeni bir günün umudunu içlerinde besleyerek ve adým adým ilerledikleri yollarda kavgalarýný büyüterek yola koyuldular. Kent AÞ. iþçileri ilk günden bu yana ilk kez 8 km. yürüdüler. Erken saatte konaklama, Kent AÞ. iþçilerinin isteði olmamasýna raðmen bu þekilde gerçekleþti. Turkuaz Dinlenme Tesisleri’nde konaklayan iþçiler, yürüyüþlerinin erken saatlerde bitmesini fýrsat bilerek, elbiselerini-çamaþýrlarýný burada yýkadýlar. Bu arada þair ve yazar Mehmet Özer dinlenen iþçilerin yanlarýna gelerek burada onlara þiirler okudu. Okunan þiirler iþçiler tarafýndan çok beðenildi. Ýþçiler bunu alkýþlarý ve ýslýklarýyla belli ediyorlardý. Daha sonra kendi semaverleriyle çay yapýp Mehmet Özer’le birlikte çay içen iþçiler, iþçi sýnýfý ve 92 Ölüm Yürüyüþü üzerine sohbet etmeye baþladýlar. Karþýlýklý edilen güzel ve deneyim içeren sohbetlerden sonra yorgunluklarýný üzerlerinden atmak için dinlenmeye çekildiler. 5 Ekim Pazartesi/ Yürüyüþün 20. Günü 16 Eylül’de Ankara yürüyüþlerine baþlayan Kent AÞ. iþçileri, yürüyüþlerinin 20. günündeler. Yürüyüþlerine ilk günkü kararlýlýk, inanç ve umutla devam eden iþçilerin,

149. Sayý / 15 - 29 Ekim 2009

yürüyüþlerine -yaþadýklarý bütün nesnel sorunlarý bir bir aþarak zaferi kazanacaklarýnaolan inançlarý tam. Yürüyüþün 20. gününde konakladýklarý yerde erken saatte uyanan iþçiler, kahvaltýlarýný yapýp çadýrlarýný topladýktan sonra yürüyüþlerine saat 08.00’de baþladýlar. Güne büyük bir moral ve motivasyonla merhaba diyen iþçilerin moralleri yürüyüþ boyunca yüksekti. Marþlar, türküler söyleyerek yollarýna iþçi sýnýfýnýn verdiði tarihsel bilinçle devam ediyorlar. Toplumun, kamuoyunun, sivil toplum örgütlerinin demokratik kitle örgütlerinin duyarsýzlýðýna raðmen, yaptýklarý yürüyüþün iþçi sýnýfý ve kendileri adýna öneminin farkýnda olan iþçiler, bütün bu duyarsýzlýðýn karþýsýnda attýklarý her adýmda iþçi sýnýfýný temsil ettiklerini biliyorlar. Bundan dolayý, þimdiye kadar yaþanan hiçbir olumsuzluk iþçilerin moralini bozmadý. Havanýn sýcak olmasýndan dolayý iþçiler sürekli olarak mola verdiler. Bu sýrada Afyon’a baðlý Erdemir ilçesindeki çiftçiler, iþçilere alkýþ tutarak destek verdi. Havanýn sýcak olmasýndan dolayý birkaç arkadaþýn tansiyonu düþtü. Yürüyüþün 20.gününde baþka olumsuzluk yaþanmazken, yol boyunca iþçiler kendilerine özgü yaptýklarý esprilerle konaklama yerine gelindi. Ýþçiler konaklama yerine saat 15.00’te vardý. Çadýrlarýný açtýktan sonra dinlenmeye çekilen iþçiler dinlenirken, DÝSK Genel Baþkaný Süleyman Çelebi’ye silahlý saldýrý haberi ulaþtý. Süleyman Çelebi’ye yapýlan saldýrý, iþçilerin canýný sýktý. Saldýrýnýn tarihine dikkat çektiler iþçiler ve bu saldýrýnýn yürüyüþlerini ne kadar etkileyeceði üzerinde sohbet etmeye baþladýlar. Sohbetler gece yarýsýna kadar sürdü. Ýþçiler 20. günü bu þekilde geçirdiler. Ýþçiler 20. günde18 km yol kat ettiler. Günün yorgunluðunu çadýrlarýnda derin bir uykuya dalarak üstlerinden atmaya çalýþtýlar. 6 Ekim Salý / Yürüyüþün 21. Günü: İþçiler yine her günkü gibi erken uyandýlar. Yürüyüþün ilk gününde bu yana sabahlarý yaptýklarý iþleri (kahvaltý, çadýr toplama vb.) bugün de ayný þekilde yapan iþçiler, yürüyüþlerine baþlamadan önce, Genel Ýþ Genel Sekreteri Kani Beko, DÝSK Genel Baþkaný Süleyman Çelebi’ye yapýlan saldýrý hakkýnda kýsa bir konuþma yaptý. Konuþmasýnda saldýrýyý kýnadý ve lanetledi. Ýþçiler bu kýsa konuþmadan sonra yürüyüþlerine baþladýlar. Ýþçiler her saat baþý mola verdi, gene yürüyüþlerine ayný düzen, disiplin ve kararlýlýkla içinde devam ettiler. Ýþçilerin gündeminde Süleyman Çelebi’ye yapýlan saldýrý ve bu saldýrýnýn yaratacaklarý sonuçlar vardý. Bununla beraber iþçiler, 6 7 Ekim’de toplanan IMF toplantýsýnda çýkan çatýþmalarý ve olaylarý da yakýndan takip ettiler.

25


Yeni Evrede

Ölüm Yürüyüşü

Mücadele Birliði

Ýþçiler öðle yemeðini yol kenarýnda mola verip yediler. Öðle yemeðinde de kahvaltýlýk vardý. Ýþçiler yemeklerini yiyip dinlenmeye baþladýlar. Bu sýrada fazla olan kumanyalarý soðan tarlasýnda çalýþan iþçilere veren iþçi arkadaþlarýmýz, oradaki iþçilerle de fotoðraf çektiler. Saat 14.30’da konaklama yerine gelen iþçiler, çok sakin ve düzenli geçen günün ardýndan 23 km yol yürümüþ oldular. Konaklama yerine gelir gelmez iþçi arkadaþlardan biri bileðini burktu. Sivrihisar Kepen Tesisleri’nde konaklayan iþçiler, çamaþýrlarýný yýkayýp çadýrlarýný açtýktan sonra, gündemdeki haberleri takip etmeye baþladýlar. IMF toplantýsýnda yaþanan olaylar, iþçilerin büyük ilgisini çekti. Akþam yemeðinden sonra iþçiler kendi aralarýnda sohbet etmeye devam ettiler. Bazý arkadaþlar kitap okurken, bazýlarý da baðlama çalarak dinlenmeye çalýþtýlar. Gece havanýn soðuk olmasý, iþçileri erken yatmaya zorladý. Ýþçiler yeni bir mücadele gününün ne getireceði üzerinde tartýþtýlar. Gün bu þekilde bitti.

7 Ekim 2009 / Yürüyüþün 22. Günü Ýþçiler yürüyüþe geç baþlayacaklarý için hergün uyandýklarý saatten biraz daha geç kalktýlar. Yürüyüþ programýndan dolayý iþçiler yürüyüþlerine saat 13.00’te baþladýlar. Bu saate kadar dinlenen iþçiler, öðle yemeði yedikten sonra yürüþlerine baþladýlar. 6-7 Ekim IMF toplantýlarýný da yakýndan takip eden iþçiler, dinlendikleri yerde haberleri izleyip çatýþmalarýn son durumunu sýcaðý sýcaðýna takip ettiler. Ýþçiler yürüþlerine geç baþladýklarý için sýkýldýlar. Ankara’ya her gün bir adým daha fazla yaklaþan iþçilerin heyacaný da artýyor. Ýþçileri en çok olumsuz etkileyen noktalardan biri de, sürecin getirisinin ne olduðudur. Ýþçiler Polatlý yolunda Ankara’ya doðru ilerlerken içlerindeki coþku öfke ve inanç ve umudu büyüterek marþlar þarkýlar söyleyerek yürümelerine devam ediyorlar. Sistemin yarattýðý bütün çürümüþlüðü karþýlarýna alarak iþçi sýnýfýn mücadelesinde tarih sayfalarýna giren Kent AÞ. Ýþçileri 22. günkü yürüþlerini 10 km yol yürüyerek konaklama yerine gelerek bitirdiler. Ýþçiler baþkent mola tesislerinde konakladýlar. 22. günde herhangi bir olumsuzluk yaþanmadan geçti. Ýþçiler çadýrlarýný açtýktan sonra semaverde çay yapýp sohbet etmeye baþladýlar. Sohbetleri gece yarýsýna devam eden iþçiler, 22. günü bu þekilde bitirdiler.

8 Ekim 2009 Yürüyüþün 23. Günü Ýþçiler artýk yaþamlarýnýn bir parçasý haline gelen çadýr yaþamýna alýþtýlar. yalnýzca sabahleyin çok üþüyorlar ve geceleri havanýn soðuk olmasý iþçilerin rahatsýzlýðýna neden oluyor. Ýþçilerin yaþadýklarý her an, onlar için unutulmaz oluyor. Yaþadýklarý özlem ve acý-

26

lar, iþçilerin mücadelelerine daha fazla sarýlmalarýna neden olurken, bedel ödenmeden hiçbir þeyi kazanamayacaklarýnýn da farkýndalar. Ýþçiler 23.günkü yürüyüþlerine yine ayný disiplin ve kararlýlýkla saat 08.00’de baþladýlar. Yürüþlerinin baþlarýnda marþlar söylediler. Ýþçilerin üstlerinde bugün biraz yorgunluk belirtileri görüldü. Ýþçilerin bazýlarý öðle saatinin kýzgýn güneþinden etkilenerek yorgun düþtü. Atýlan her adým sonra iþçiler yorgunluklarýna raðmen daha azimli oluyorlar. Ýþçi sýnýfýnýn kapitalizme karþý kavgasýný 23 gündür yollarda milim milim daha fazla büyüterek amaçlarýna doðru ilerleyen iþçiler kararlýlýlar. Ayný ilk günkü gibi net ve kesin. Ýþçilerin yüreðindeki inanç, gözlerindeki sýnýfsal öfke burjuvazi için durumun kötü olduðunun bir iþareti. Yaþanan her pratik süreç, kapitalizmin sonunu bir adým daha da hýzlandýrýyor. Ýþçiler 23. günde 17 km. yol yürüdüler. Konaklama yerine gidildikten hemen sonra CNNTurk canlý baðlantý yaparak iþçilerin yürüyüþlerini gündeme taþýdý. Birçok iþçi arkadaþ telefonlarýna sarýlarak ailelerine haber verdi. Canlý yayýnda konuþma yapan Kani Beko, Kent AÞ iþçilerinin ilk günden ele alarak direniþlerini ve Ankara yürüþlerinde neyi amaçladýklarýný kýsaca dile getirdi. Ýþçiler canlý yayýndan sonra dinlenmeye çekildiler. Ankara’dan Genel Ýþ baþkaný Erol Ekici’nin gelmesi, iþçileri sevindirdi. Ýþçiler havanýn soðuk olmasý nedeniyle çadýrlarýna çekilip uykuya daldýlar. 9 Ekim 2009 Yürüyüþün 24. Günü Ýþçiler yürüyüþlerine baþlamadan önce 149. Sayý / 15 - 29 Ekim 2009

çorba içtiler. Erol Ekici kýsa bir konuþma yaptý. Konuþmadan sonra iþçiler yürüþlerine yine birerli sýraya geçerek baþladýlar. Üþüten birkaç arkadaþýmýz nezle oldu. Ýþçiler yürürken Genel Ýþ Sendika çalýþmasýný yürüten illerden yöneticiler geldi. Bu iller arasýnda Ýstanbul 1 Nolu Þubesinden yöneticiler, Tunceli Þube Baþkaný, Siirt Þube Baþkaný ve Güneydoðu’dan sorumlu yöneticiler destek amaçlý iþçileri ziyarete geldiler. Sendika yöneticileri iþçilerle beraber konaklama yerine geldiler. Yürüyüþün ilk gününden bu yana sendika yöneticileri ile iþçiler, zorunlu bir þey olmadan bir araya istisnai durumlar hariç hiç gelmediler. Bu süreçte iþçiler, hem kendilerini daha iyi tanýmaya baþlarken, aralarýndaki kültürel ve düþünsel farklýlýklar her geçen gün kendini açýða çýkarýyor. Ýþçiler duygularýnýn yoðunlaþtýðý dönemlerde sisteme karþý öfkeleri daha da artýyor. Ailelerinden sevdiklerinden ayrýlýp, gelecekleri için savaþan iþçiler, gündüzleri sömürülmedikleri, geceleri aç yatmadýklarý bir gelecek için geride ailelerini sevdiklerini býrakarak bu yola baþkoydular. Ýþçilerin günlük yürüyüþlerinde yaþadýklarý duygular çok yoðun olarak deðiþiyor. Zamaný gelince militan bir duruþ gösteren iþçiler, dinlenme molalarýnda aileleriyle özlem gideriyorlar. Sermaye sahipleri çocuklarýna her þeyi saðlarken, “ben çocuðumu 23 gündür göremiyorum” diyen iþçinin, “ben çocuðumun geleceði için mücadele ediyorum ve bunun için her türlü bedeli ödemeye hazýrým” demesi, kýsaca bize her þeyi sade bir dille anlatýyor. Ýþçilerin en çok düþündükleri þey çocuklarý oluyor. Ve çocuklarýný düþünürken gözlerindeki pýrýltýnýn anlamýný, yalnýzca özlem duygularýný yaþayan iþçiler ve emekçiler bilir. Ýþçiler mola verirken, fýrsattan istifade uzanýp dinleniyorlar. Bu sýrada hafif uykuya dalan arkadaþlarýmýzýn fotoðraflarý çekiliyor. Ve mola bittikten sonra iþçiler bunu sohbet konusu yapýp þakalaþýyorlar. Ýþçiler 24. günde 21 km. yol yürüdüler. Ýþçiler boþ olan bir petrol ofisinde dinlendiler. Bazý arkadaþlar, Polatlý ilçesindeki hamama gititiler. Bu sýrada Genel Ýþ merkez yöneticileri ve SES’e baðlý saðlýk emekçileri, iþçileri ziyaret etti. Saðlýk emekçileri, iþçilerin saðlýk sorunlarýyla ilgilenip, rahatsýzlýðý bulunan iþçileri tedavi ettiler. Ýþçiler tedavi olduktan sonra semaverde çay yapýp topluca çay içtiler. Çay içtikten sonra bazý arkadaþlar saz çalýp soðuk geceyi ýsýttýlar. Bazý arkadaþlar oyun oynadý, halk türküleri eþliðindeki müzik bütün çadýrlara yankýlandý. Coþkulu ve sýcak bir geceden sonra iþçiler, Polatlý’ya 16 km. kalmanýn verdiði heyecenla yeni bir güne merhaba demek için dinlenmelerine uyuyarak devam ettiler.



s149