Page 1


Yeni Evrede Mücadele Birliði

Başyazı

İŞÇİ EYLEMLERİNİN DERSLERİ mperyalizmin ve iþbirlikçi tekelci sermayenin istediði “özelleþtirmeler”i gerçekleştirmek ve diðer ekonomik kararlarý almak, bu yönde yasalarý çýkarmak ve tüm bu kararlarýn uygulanmaya geçilmesinin kaçýnýlmaz olarak yolaçtýðý halk ayaklanmalarýný bastýrmak, Türkiye’deki her hükümetin temel görevi olmuþtur. Bir hükümetin uluslararasý sermayeden ve emperyalist devletlerden “geçerli not” alabilmesi, tüm bu görevleri yerine getirebilecek bir konumda olmasýna baðlýdýr. Baðýmlý kapitalist ülkelerin hükümetleri, ülkelerinin ekonomik olanaklarýný uluslararasý tekellere sonuna kadar açmak ve ekonomiyi emperyalist devletlerin her seferinde deðiþen istemlerine uygun duruma getirmekle yükümlüdür. Bunu yapmayan hükümetlerin baþýna neler geldiði bilinmeyen bir durum deðildir. Bir hükümetin emperyalizmin iþbirlikçisi olmasý yeterli deðildir; emperyalist tekellerin yeni yönelimi ve kararlarýna da uymak zorundadýr. Baðýmlý ülkelerle emperyalist ülkeler arasýndaki iliþkilerde belirleyici taraf, elbette emperyalist ülkelerdir. Bu ülkelerde hükümeti kuran partiler, “muhalefet”teyken, kitlelere verdikleri sözlerden, tüm vaatlerden vazgeçmek vazgeçmek zorundalar. Kapitalistlerin sýk sýk yinelediði gibi, muhalefet olmak baþka, hükümet olmak ya da baþka bir ifadeyle iktidar olmak baþka. Ýktidar olmak demek, topluma egemen olan güçlerin istekleri doðrultusunda hareket etmek demektir. Zaten kapitalist hükümetler, sermayenin isteklerini yasalaþtýran ve uygulamaya sokan bir icra komitesinden baþka birþey deðildir. Bu durumda olan bir burjuva parti, bir süre sonra kendisini destekleyen kitlelerin desteðini yitirmeye baþlar. Býrakýn geniþ kitlelerin isteklerini sýnýrlý da olsa karþýlamayý, kendi yandaþlarýnýn olanaklarýný bile kýsýtlar. Çünkü burjuva niteliði gereði, tüm ekonomik olanaklarý egemen

E

kapitalist güçlere sunar. Bu durum taraftarlarý arasýnda bir þaþkýnlýk, hayal kýrýklýðý yaratýr. Hayal kýrýklýðýna uðrayanlar arasýnda, bu partiler tarafýndan aldatýlan bazý iþçi gruplarý da var. Bu iþçi gruplarýnýn hayal kýrýklýðý ya “özelleþtirmeler” sýrasýnda, ya da özel sektör tarafýndan iþten atýldýklarýnda, yerini büyük bir kýzgýnlýk ve öfkeye býrakýyor. Böylece her burjuva partisi, her renk ve çeþitte burjuva akým hükümete geliyor ve sýrayla hepsi de kýsa süre sonra yýpranýyor. Gerçekte tekelci egemenlik koþullarýnda tüm burjuva partilerinin aralarýndaki fark tamamen biçimseldir. Hiçbir burjuva partisi tekelci sermayeden ayrý davranamaz. Hepsi, iþçi sýnýfý karþýsýnda, iþçi sýnýfý partisi karþýsýnda düzen partisidir. Her biri diðerini yýkýma uðratarak, tümü kendini tüketmiþ olur ve sýra iþçi sýnýfýna ve iþçi sýnýfýnýn devrimci partisine gelir. Türkiye ve Kürdistan’da son yirmi yýlda iþçi sýnýfý eylemleri özellikle kitlesel iþten çýkarmalar karþýsýnda yoðunlaþtý. Ýþten çýkarmalar iki biçimde gerçekleþiyor: Birincisi tüm iþ kollarýnda, özel sektör ve kamu sektörünün tüm alanlarýnda; ikincisi, devlet iþletmelerinin, devlet bankalarýnýn “özelleþtirilmesi” sýrasýnda. Ýþten çýkarmalar son dönemde arttý, ancak her zaman vardý ve bu, sermaye birikiminin bir eðilimidir. Son yýllarda boyutlanan iþten çýkarmalar, bu eðilimin nerelere vardýðýný gösteriyor. “Özelleþtirmeler” özellikle son yirmi yýlda arttý. Ve tüm kapitalist ülkelerde ayný dönemde baþladý. Bunda iki temel eðilim rol oynadý. Ýlki, kolektif kapitalist mülkiyet olan devlet mülkiyetinin, kapitalist gruplarýnýn ellerine, özel kiþilerin mülkiyetine geçme eðilimi; diðeri de, sosyalist sistemin daðýlmasý, sosyalist ülkelerin kapitalist sistem üzerinde yarattýðý baskýnýn kalkmasý ve son olarak da, içerde iþçi sýnýfýnýn þiddetli bir burjuva saldýrýsýna uðramasý. Dýþta sosyalist sistemin, içerde de iþçi hareketinin baskýsý kalktýðýna göre, kapitalistler beklenen sonuçlarýný alacaklardý. Ýlk büyük sonuç: Dünya çapýnda kitlesel iþten çýkarmalar ve uzun iç savaþlarla kazanýlan sosyal kazanýmlarýn gasbedilmesi oldu. Kapitalistler emekçi kitlelere karþý dünya genelinde topyekun bir saldýrý içinde, ve bu saldýrýlar uzun süredir devam ediyor. Saldýrýlar tek tek kapitalist ülkelerde de ayný þiddetle sürüyor. Yapýlan saldýrýlarla iþçi kitlelerinin hem ekonomiksýnýfsal mevzileri aðýr bir baský altýna alýndý, hem de politik olarak gerici burjuva terör altýnda tutuldu. Ýþçi sýnýfýnýn ve genelde de halk kitlelerinin baský altýnda tutulmasý , zayýflatýlmasý ve geriletilmesinde tüm kapitalistlerin ortak çýkarý olduðu için her ülkede hedefe ulaþmak için ortak bir sýnýfsal ittifak kurdular. Burjuvazinin dünya genelindeki saldýrýlarý, burjuva iç savaþ biçimini alýrken, savaþýn diðer tarafý olan proletaryanýn sýnýf mücadelesinin de proleter iç savaþ, küresel iç savaþ biçimini almasý kaçýnýlmazdý. “Özelleþtirmeler” sýrasýnda iþçilerle kapitalistler ve burjuva devlet arasýndaki çatýþmalar son derece þiddetli oldu. Þiddetli olmak zorunda. Çünkü “özelleþtirme” ABD’nin, AB’nin dolayýsýyla IMF ve Dünya Bankasý’nýn genel politikasýna dayanýyor. Ýþçilerin eylemleri ne denli þiddetli ve uzun sürerse sürsün, uluslararasý tekeller ve iþbirlikçi tekelci

120. Sayý / 30 Temmuz-12 Ağustos 2008

3


Yeni Evrede Mücadele Birliði

Başyazı

sermaye bu konuda amacýna kesinkes varmak istiyor. Tekellerin genel saldýrýlarý karþýsýnda iþçiler ve halk kitleleri de dünya genelinde ortak eylemlere gittiler. Bu süreçte hem tek tek ülkelerde, hem de dünya genelinde kitle ayaklanmalarý birbirini izledi. Karþýtlarýn dünya genelindeki bu karþýlaþmasý, aradaki savaþý daha þiddetlendirdi. Türkiye’de sýnýf çatýþmalarý sadece “özelleþtirmeler” sýrasýnda meydana gelmedi. Sýnýf çatýþmalarý iþçilerin kitlesel olarak iþten atýldýðý tüm iþkollarýnda ve iþyerlerinde görüldü. Bu çatýþmalar sýrasýnda hem iþçi sýnýfý kendi içinde kenetlendi, hem de halk kitleleriyle iþçiler mücadele içinde birbiriyle kaynaþtý. Eylemlerin bir kýsmý uzun sürdü, ancak geniþ bir halk desteðiyle sonuç alýnabildi. “Özelleþtirmeler”in yapýldýðý yerlerde ayný sonuç alýnamadý. Sümerbank’ta, SEKA’da, Tekel’de, Þiþe-Cam’da, devlet bankalarýnda, kimya fabrikalarýnda, çok uzun süren eylemler, fabrika iþgalleri, sokak gösterileri, Ankara’da çatýþmalý gösteriler ve devlet güçleriyle günlerce süren çatýþmalara raðmen, bu alanlarda bir sonuç alýnamadý. “Özelleþtirmeler” bir bir yapýldý ve emekçiler kitlesel olarak iþten atýldý. Uzun mücadeleler sonucu elde edilen ekonomik-sosyal kazanýmlar ortadan kaldýrýldý. Sýnýf mevzileri bir bir yýkýldý. Ýþçi sýnýfýnýn koþullarý tamamen kötüleþti. “Özelleþtirmeler” sürecinde günlerce süren son derece þiddetli geçen çatýþmalara ve geniþ kitle dayanýþmasýna dayanmasýna karþýn iþçilerin sonuç alamayýþý, bu saldýrýlarýn uluslararasý tekellere dayanmasý ve emperyalist devletlerin stratejik bir saldýrýsý olarak geliþmesinden ileri geliyor. Emperyalist güçler ve iþbirlikçi tekeller sonuca varmak için varolan koþullardan sonuna kadar yararlandýlar ve tüm güçlerini harekete geçirdiler. Buna karþýlýk iþçi ve halklar cephesinin koyduðu eylemler ve mücadele düzeyi, kendi lehine sonuç alýnmasýna yetmedi. Süreç sona ermiþ deðil. “Özelleþtirmeler” devam ediyor. Ýþçilerin sýnýf eðitimi ve mücadelenin geleceði açýsýndan deðerlendirilecek önemli geliþmeler yaþandý. Eylemler sýrasýnda, iþçi sýnýfýnýn baþka yerlerde deðerlendireceði iyi örnekler ortaya çýktý. Baþka yerlerde bu ileri mücadele örneklerine ihtiyaç var. Eylemler sýrasýnda sýnýfýn mücadele birliðinin saðlanmasý, yani sýnýf bilinçli iþçilerle sýnýf bilinci almamýþ iþçiler arasýnda sermayeye karþý sýnýfýn ortak hareketinin, eyle-

me dayalý birliðinin gerçekleþmesi; sürecin iþçiler açýsýndan en büyük kazanýmýdýr. Yine iþçi sýnýfýyla, geniþ halk kitlelerinin iþçi sýnýfýnýn eylemleri etrafýnda birliðinin saðlanmasý da kitlelerin mücadelesinin geleceði açýsýndan önemli bir geliþmedir. Bu alandaki mücadele baþarýya ulaþmadý, ama mücadele sýrasýnda ortaya çýkan proleter mücadele örnekleri ve dersleri her þeyden daha önemli. Yapýlan iþçi eylemlerinde þu genel sonuçlar çýkarýlabilir: 1- Hiçbir iþçi kendisini iþsizliðe ve daha derin bir sefalete mahkum eden bir saldýrý karþýsýnda suskun kalamaz, eylemden kaçamaz. Sýnýf mevzilerini ve ekonomik kazanýmlarýný yoketmeye yönelik sermaye saldýrýsý karþýsýnda yapacaðý þey eylemdir, yalnýzca þiddetli eylem. Eylemci iþçilerin tavrý yeterince saldýrgan olmadýðý için eleþtirilebilir. 2- Ortaya konan eylemler sonuç almak için yeterli olmamýþtýr. Sonuç alýcý eylemlere baþvurmak zorunlu olmuþtur. Latin Amerika halk ayaklanmalarý ve son “açlýk ayaklanmalarý” bu konuda kesinlikle göz önünde tutulmalý. 3- Ýþçi sýnýfý kendisini hiçbir þekilde güncel eylemlerle ve güncel istemlerle sýnýrlamamalýdýr. Kapitalist toplum sosyalist topluma dönüþtürülmediði sürece, iþçi sýnýfý ve tüm halk kitleleri ayný kitlesel sefaleti daha yýkýcý bir þekilde yaþayacaktýr. Ýþçi sýnýfýnýn temel hedefi, tüm günlük mücadelelerde gözetilmelidir. 4- Ýþçi sýnýfý politik olarak örgütlenmiþse, devrimci sýnýf partilerinin öncülüðünde hareket ediyorsa, aktif devrimci politik mücadele veriyorsa, kapitalistlerle olan sýnýf savaþýný kazanabilir. 5- Kapitalistlerin saldýrýlarý dünya çapýnda yürütülüyor ve sýnýfsal ittifaklarýna dayanýyor. Ýþçi sýnýfý da dünya düzeyinde ortak hareket eder ve devrimci temelde proletarya enternasyonalizmini öne çýkarýrsa etkin olur ve devrimci hedeflerine ulaþabilir. 6- Sýnýf savaþýmý þiddetli ve yoðun bir aþamaya girmiþtir. Sýnýf savaþýmý devrimci yönde geliþim gösteriyor. Ýþçiler eylemlerde devrimci yöntemlere baþvurmak zorunda kaldýlar; devrimci yöntemler bundan sonra daha da öne çýkacaktýr.

120. Sayý / 30 Temmuz-12 Ağustos 2008

C. DAÐLI


Yeni Evrede Mücadele Birliði

Kriz

Bir Sistem Can Çekişirken ir tarafta ABD, Avrupa ve Japonya bankalarýnýn ardý ardýna patlayan iflas haberleri ve “Hayatýmda gördüðüm en ciddi kriz” diye feryat eden Sorosgillerin paniði, öbür yandan tarihte belki de ilk kez bütün kýtalarda ayný anda patlak veren açlýk ayaklanmalarý ve petrol isyanlarý, bir dünya sistemi olarak emperyalist-kapitalizmin can çekiþtiðini, çürüyüp daðýldýðýný ve etrafa yalnýzca savaþlar, yýkýmlar ve altüst oluþlar saçmaya baþladýðýný göstermeye yetiyor. Gerçeklikten Kaçýþ Sona Erdi Tam iki yýl oldu, dünyayý saran ekonomik buhraný buradan yansýtmaya çalýþýyoruz. Bu iki yýl içinde neler olmadý ki? Önce, büyük para sahiplerinin, hiçbir yasal ve kurumsal sýnýr tanýmadan, dünyanýn her köþesinde spekülasyon yaratma aracý olan hedge fonlarý -ki onlara, finansal havuzun köpek balýklarý deniyordu-sallanmaya baþladý. Sarsýntý, bu köpek balýklarýnýn dalgalandýrdýðý havuzda, ülkeler arasý faiz ve döviz kuru farklýlýklarýndan yararlanarak kazanç saðlayan rantiyelere sýçradý. Bu kadarý bile yeterince moral bozucuydu ama sermaye dünyasýnýn kendisini kandýrmaktan baþka çaresi yoktu; varolan sarsýntýyý þu fantastik kurgu ile geçiþtirdiler: Zaten bu köpek balýðý fonlar suyu fazla bulandýrýyordu, böyle bir dersi haketmiþlerdi; nihayet dünya daha saðlam bir finansal yapýya kavuþabilecekti vs. vb. Oysa kabus daha yeni baþlýyordu. Daha büyük bir dalga gayrimenkul (taþýnmaz mallar) piyasasýndan kopup geldi. Sadece ABD’deki deðeri 10 trilyon dolarý bulan gayrimenkul piyasasý, ikiz kuleler misali kýsa sürede çöküverdi; inþaatlar durdu, elde kalýp satýlamayan konutlar çürümeye terkedilirken, sadece ABD’de 5 milyon aile evlerini kaybetti. Bu iþaret yeterince güçlüydü ve sermaye dünyasýnýn temsilcilerinden nihayet “kriz” kelimeleri duyulmaya baþlandý. Yine de, korkuyu bastýrmak için fantastik kavramlar icat etmekten geri durmadýlar. Evet, bu bir “düzeltme” idi. Bunun düzeltme deðil, durdurulmasý güç bir silindirin düzlemesi olduðunu anlamalarý için, bankalarýn önünde biriken kalabalýklarý görmek gerekiyordu. Geçen yýl bu zamanlar Ýngiltere’nin en büyük bankalarýndan birinin önündeki uçsuz bucaksýz kuyruðu görenler, korku ve endiþeyle “N’oluyoruz” diye sormaya baþlamýþlardý. Dahasý, piyasalarda, iflas noktasýnda olduðu halde resmen açýklanmayan onlarca banka bulunduðu söylemi dolaþmaya baþlayýnca, koca koca bankalar birbirlerine kredi vermeyi kestiler. Uluslararasý bankacýlýk sistemi tam anlamýyla kilitlendi ve kilidi açmak için dünyanýn belli baþlý merkez bankalarý, tarihin en geniþ hacimli para operasyonlarýna giriþmek zorunda kaldýlar. Yine de bu çabalarý, bir ipi itme-

B

ye çalýþmak kadar boþ bir çabaydý. Çünkü tarihin en geniþ çaplý para operasyonlarýna raðmen, bankalar arasý kredi krizi, bu tarihten sonra kronik bir hal alacaktý. Ýþler bu noktaya varýnca, sermaye basýnýnda kriz kelimesini bile geride býrakan, buhran kavramlarý dolaþmaya baþladý. Evet, yaþananın kýsa süreli bir kesinti ve çöküþ anlamýna gelen kriz deðil, tersine, uzun vadeli, bütün üretim ve dolaþým (ve dahi tarýmsal üretimi de) kapsayan, olabildiðine sancýlý bir büyük buhran olduðu kesinleþiyordu. Leninistlerin neredeyse on yýldýr, tüm teorik temelleriyle ortaya koyduklarý durum, þimdi dört dörtlük olgular, olaylarla, bütün olgunluðuyla ortaya çýkýyordu. Nihayet, sermaye dünyasý da yaþananlarý, “düzeltme, dalgalanma, türbulans” gibi korkuyu bastýran etiketler yerine, doðrudan “buhran-kriz” sözleriyle adlandýrmaya baþladýktan sonra, ortalama sol yayýnlarda da konu yer almaya baþladý. Kapitalist sistemin temellerine ve kalýcýlýðýna duyulan güven konusunda, kapitalistleri bile geride býrakmýþ bir ‘sol’, kuþkusuz apayrý bir trajedi, baþka bir yazýnýn konusu. Þimdilik bu yanýný bir kenara koyup, devam edelim. Kriz-Sonrasý Fantezileri Sermaye dünyasý için “kriz-buhran” manzarasý netleþtikçe, bu kez baþka bir soru gündemi meþgul etmeye baþladý: Bu kriz-buhran nereye doðru gidiyor? Kimilerine göre, artýk her þeyin piyasalarýn insafýna terkedilmediði, devletin denetim ve düzenleyici rolünün yeniden tesis edildiði bir “devlet kapitalizmi” dönemine geçiliyordu. Kimilerine göre, paradan para kazanma dönemi sona erecek ve bir kez daha sýnai üretim temeline dönülecekti. Kimilerine göreyse, sanayi ötesi kapitalizme geçiþin sancýlarý yaþanmaktaydý. Hemen herkes ölmekte olaný görüyor, ancak doðmakta olanýn yine kapitalist sistem olacaðýna dair iman tazeliyordu. Ýman tazelemenin birinci koþulu, bilimi kapý dýþarý etmektir. Bugünün gereklerinden kaçamayanlar, geleceðe doðru bir kaçýþ içerisine girdiler, geleceðe dair fantastik, ama asla bilimsel deðil, bir dünya kurgulamaya baþladýlar. Serbest piyasalarýn yerine devlet kapitalizmi geleceðine dair fantastik bakýþý ele alalým: Gerçekte, serbest rekabet, tekel öncesi 19. yy’da tarihe gönülmüþtür. Tekelci hakimiyet, 1930’lu yýllarda, devlet kurumlarýyla iç içe geçiþini tamamlayarak yeni bir yapýya, devletle bütünleþmiþ tekelci kapitalist yapýya kavuþmuþtur. Merkez bankalarý, Hazineler, devlet tahvilleri, savunma ve altyapý harcamalarý, hatta tümüyle hükümet bütçeleri, tekelci kapitalizmin yapýsal parçalarý durumuna geldiler. Bu durum, neo-liberal denilen dönem boyunca deðiþmedi. Bu yapý çözülmedi, tersine daha da güçlendi.

120. Sayý / 30 Temmuz-12 Ağustos 2008

5


Yeni Evrede Mücadele Birliði

Kriz 80’li yýllardan itibaren emperyalist-kapitalist dünyanýn devletleri, tüm mali, askeri güçlerini yeniden organize ederek, tekellerin kar olanaklarýný geniþletmek için çabaladýlar. Yani, her zaman söylendiði ve sanýldýðý gibi, neo-liberal denilen evrede devletin piyasalar üzerindeki gücü azalmadý. Azalan bir þey varsa, devletlerin tekellere direnme potansiyeliydi. Öyleyse, þu anda yaþanan krizin, yeniden devlet denetimini güçlendirerek aþýlacaðý umudu, boþ bir hayalden baþka bir þey deðildir. Devlet-tekel bütünleþmesi 20. yüzyýl boyunca tamamlandý ve bugüne dek çözülmedi. Bugünkü kriz, tam da böyle bir yapý üzerinde yükseliyor. Paradan para kazanma devrinin sona erip, yeniden sýnai üretim temeline dönüleceði umutlarýna gelince; bu türden söylemler en çok, kendini sol cenahta tanýmlayan ekonomi uzmanlarýndan gelmekte... Bu uzmanlarýn pek çoðu kendisini Marksist ilan etmekte bir sakýnca görmüyorlar. Elbette Marx’ýn, tam 150 yýl önce faiz, kar ve rantýn ayrý ayrý kaynaklardan deðil, tek bir kaynaktan; üretimde el konulan artý-deðerden geldiðini açýða çýkarmýþ olduðunu ne kadar unutabilirsek, bu adamlarý da o kadar Marksist sayabiliriz. ‘Paradan para kazanan’ finans borsalarýyla, üretim karýna talim eden sanayi kapitalisti arasýndaki farklý çýkar ve çatýþmalar, finans-kapital çaðý öncesine ait bir eskimiþ hikayedir. Sanayi ve banka tekelleri iç içe geçip ekonomik yaþama tümüyle yön veren bir güç oluþturduktan sonra, bankalarýn elde ettiði faiz kazancýnýn, sýnai tekellerin üretim karýyla çeliþir bir yaný kalmamýþtýr. Tersine, finans kapital, sýnai üretimde düþen karlarý telafi edebilmek için, finansal spekülasyonlara aðýrlýk vererek birikimini sürdürmeyi baþarmýþtýr. Sanayide üretimin sahip olduðu düþük kar oranlarý, son otuz yýldan bu yana aþýlamamýþ, kronikleþmiþ bir olgudur. Nedeni basittir. Kapitalizmin artýk kendini yenileyemiyor, krizlerini atlatacak yeni dinamiklere sahip deðil. Çok fazla makine, çok fazla üretim aracý ve çok fazla para-sermaye var. Dünya nüfusunun tüm ihtiyaçlarýný karþýlamanýn ötesinde olduðu için aþýrý deðil, ama sermayenin kar koþullarýnýn ötesine geçtiði için aþýrý olan bu birikim, kendisine ancak kredi ve spekülasyonlar gibi bol bol hayali deðer yaratýlan alanlarda, bir karþýlýk bulabilirdi. Son otuz yýlýn hikayesi tam da buydu ancak, þimdi hikayenin sonu geldi. Böylesi bir aþamadan sonra, kapitalizmin yeniden sýnai üretim temelli kar peþinde koþacaðýný, hatta bunun için toplumun refahýný yükseltip tüketimi körükleyeceðini öne sürmek için, kapitalizmin nasýl sömürücü bir sistem olduðunu unutacak kadar budala olmak gerekir. Sanayi-Ötesine Geçiþ mi Dediniz? Sistemin dünya buhraný yayýldýkça, eskinin yýkýlýþýnýn tüm çatýrtýlarý duyuldukça bu geçiþ evresinin nereye varacaðýna dair fantastik fikir beyanlarýnýn, herhalde en bilineni, sanayi-ötesi kapitalizme geçiþtir. Bilgisayar çipinin gömlek cebine sýðacak denli küçültülebildiði günden bu yana tartýþýlan ‘sanayi-ötesi kapitalizm’ kuramcýlarýnýn unuttuklarý temel bir gerçek var; Kapitalist üretim, sanayi temelini terkedemez. Ancak sýnai üretim temelinde artý-emeðin mutlak ve nispi sömürüsünü gerçekleþtirebilir. Öte yandan, geliþen teknoloji ve üretici güçler, kapitalizmin dayandýðý sanayi temelini, her geçen gün daha zavallý, daha dar bir dayanak haline getiriyor. Sýnai te-

6

melini kaybetmiþ bir kapitalizm, artýk egemen olamaz. Bu nedenle, her ne üretirse üretsin, ister bilgi, ister hizmet, bunu mutlaka sýnai üretim temeline baðlamak zorundadýr. Microsoft firmasý, sanayi ötesi kapitalizm fantezilerinin en güçlü örneklerinden birisi olarak öne sürülmekte. Fakat þunu herkes biliyor ki, bilgisayar üretiminde tüm dünyayý aralarýnda bölüþmüþ bir kaç sanayi devi omadan, Microsoft varlýðýný dahi sürdüremez. Bu sanayi devleri, ürettikleri her bilgisayarla, Microsoft ürünlerini de kullanýcýya adeta dayatýyorlar. Eðer bu üretici tekellerin, bankalarýn, ulaþým ve iletiþim tekellerinin, devlet kurumlarýnýn kolaycýlýðý olmasaydý; milyonlarca bilgisayar kullanýcýsý, yüzlerce dolarlýk köhne microsoft ürünleri yerine bedava çok daha güvenli Linux gibi ürünlere yönelmiþ olurdu. Kapitalizmin þimdiden sanayi ötesine geçip, bilgi-hizmet kapitalizmi haline geldiðini öne sürenlere hatýrlatmýþ olalým: Sýnai üretim tekeline baðlanmayan bir bilgi üretimini, kapitalizm denetleyemez. IBM-Toshiba-Siemens üçlüsünün koruyucu kalkanýný kaybetmiþ bir Microsoft, altý ay bile yaþayamaz. Sancýsýz Doðum Olmaz Þimdi, son iki yýldýr dev bankalarý ve sanayi tekellerini yerlerde süründüren, tüm iktidarý avucunun içine alan bu büyük buhranýn nereye doðru evrildiðini daha rahat görebiliriz. Geliþim, varýlan aþamadan daha geriye deðil, daha ileriye sýçranarak yaþanacaktýr. Son otuz yýla damgasýný vuran finansal çalkantýlar, fonlar, spekülasyonlar, sýnýrsýz sermaye hareketleri, ortaya þöyle bir manzara çýkardý: Üretim, tüm ülkeleri ve kýtalarý birbirine baðlayan tedarik zincirleriyle, olabildiðine toplumsallaþmýþtýr, öte yandan dünya ölçeðinde toplumsallaþan üretimin sonuçlarýndan yararlanan bu sonuçlara el koyanlar, alabildiðine yoðunlaþýp tekelleþmiþtir. Geliþim ve çeliþkinin olgunluðu bu aþamaya gelmiþse, sistem kendi sýnýrlarýna ulaþmýþ demektir. Geliþim, bütün diðer seçenekleri geride býrakarak, tek bir yöne kanalize olmuþtur: Üretim araçlarýnýn bütün toplum tarafýndan sahiplenildiði sosyalist topluma doðru. Ancak, kapitalizmden sosyalizme doðru geçiþ, olaðanüstü olaylarla dolu bir devrimci dönemin yaþanmasýný gerektirir. Bu devrimci dönem, büyük ekonomik buhranlar ve yýkýmlarla, açlýk ayaklanmalarý, küresel gücünü büyüten diðer eylem pratiklerinin yoðunlaþmasýyla, kapitalist efendilerin tüm prestij, neþe ve morallerini altüst eden siyasi krizlerle, savaþlarla baþlamýþ bulunmaktadýr. Bu, küresel çapta bir altüst oluþtur. Özellikle ekonomik buhran, daha uzun süre devam edecektir. Ortaya çýkan enkazýn altýnda, sadece ABD hegemonyasý deðil, AB projeleri, yeni Ortadoðu hayalleri de ezilip gidecektir. Sistem daðýlýp çözüldükçe, çürüdükçe, geriye iç savaþlar, sosyal patlamalar, bazen dini ve etnik kýþkýrtmalar eþliðinde akýl dýþý çatýþmalar da dahil, bir dizi ileri ve geri doðru savruluþlar, anlam verilmesi zor karmaþalar kalacaktýr. Ama her durumda, güçlenen proletarya hareketi, geliþimin temel eðilimine uyan tek sosyal hareket olduðu için, sonuca damgasýný vuracaktýr. Geleceðe dair bir varsayým mý? Hayýr. Tam da günümüzde yaþananlar, bu büyük altüst oluþtan baþka nedir ki!!

120. Sayý / 30 Temmuz-12 Ağustos 2008


Yeni Evrede Mücadele Birliði

İşçi Eylemleri

BELEDÝYE ÝÞÇÝLERÝ: “BÝRLEÞÝRSEK BÝZÝ YENEMEZLER” Eylem boyunca “Sözleþme Hakkýmýz Engellenemez”, “Direne Direne Kazanacaðýz”, “Ýþçilere Deðil, Çeteler Barikat”, “Genel Grev, Genel Direniþ”, “Gün Gelecek, Devran Dönecek, Hainler Halka Hesap Verecek”, “Susma Sustukça Sýra Sana Gelecek”, “Topbaþ Þaþýrma, Sabrýmýzý Taþýrma”, “Kurtuluþ Yok Tek Baþýna”, “Sözleþme Hakkýmýz, Grev Silahýmýz”, “Ýþçiler Burada, Topbaþ Nerede”, “Yaþasýn Halklarýn Kardeþliði” sloganlarý atýldý. Belediye

Toplu sözleþme sürecinde Büyükþehir belediyesiyle anlaþamayan belediye iþçileri grev kararýný asmak için 17 Temmuz günü eylemdeydiler. 17 Temmuz sabahý saat 10.00 da Edirnekapý’da toplanarak Büyükþehir Belediyesine yürümek isteyen binlerce iþçiye polis, tazyikli su, biber gazı ve copla saldýrdý. Geçici bir daðýlma oldu. Ancak iþçiler eylemlerini gerçekleþtirmek için kararlýydýlar ve polis saldýrýsýnýn ardýndan ara sokaklardan yürüyerek Büyükþehir Belediyesi önüne kadar geldiler. Burada onlarý parkýn içinde bekleyen bir grup iþçi karþýladý. Ardýndan Büyükþehir Belediyesi’nin önüne doðru yürüyüþe geçti iþçiler. Bu sýrada bölgeye olaðanüstü bir polis yýðýnaðý ve panzerler getirildi. Ýþçilerin önü kesilerek geri dönmeleri söylendi. Sendika yetkilileri ile polis arasýnda yaþanan tartýþmalardan sonra polis, belediye önündeki havuza kadar gelerek basýn açýklamasýný yapabileceklerini, ama grev kararýný asmak için sadece temsilcilerin Belediye binasýnýn kapýsýna gidebileceðini söyleyerek, iþçilerin yolunu açtý. Bunun ardýndan iþçiler sloganlarla yürüyüþe geçtiler.

binasýnýn önündeki havuzun yanýna geldiklerinde “Belediye-Ýþ Sendikasý, Ýstanbul Þubeleri” adýna bir basýn açýklamasý okundu. Açýklamaya “Artýk son sözlerin geldiði noktadayýz” diye baþlayan iþçiler, “Biz halklarýn kardeþliði, barýþýn olduðu bir ülke ile demokrasinin tüm kurallarýyla iþlediði, örgütlenmenin önündeki engellerin olmadýðý bir düzenleme ile hepimizin insanca, eþit yaþayacaðý bir düzen tarafýyýz” dediler. Sermaye cephesindeki iç kavgaya dikkat çekilen basýn metninde, “bu kavganýn, iþçilerin, emekçilerin çýkarlarý için olmadýðý açýktýr. Dün bu kavga gerekçe gösterilerek SSGSS eyleminde AKP’nin kapatýlmasýyla gündem deðiþtirildi. Bugün ise bu kavga gerekçesiyle sadece son üç ayda %30 zam yapýldýðýný , örgütlenmek isteyen iþçilerin iþten atýlmasýna karþý DESA’da, Cerrahpaþa ve Çapa’da yaratýlan direniþler ile Tersanelerdeki ölümlerin karþýsýndaki direniþler ile toplu sözleþmelerden dolayý grevde bulunan E-Kart , Unilever grevleri ile biz belediye iþçilerinin mücadeleleri görmezden gelinmektedir. Bu nedenle bu kavga, sermayenin yeniden yapýlanma sürecindeki pay kapma kavgasýdýr” dendi. Görüþme sürecini ve mevcut durumu anlatan iþçiler, “bizler yollarda asfaltlarý yapan, bahçeleri ve parklarý yeþillendiren, yollarý süpüren, yangýnlarý söndüren, cenazeleri kaldýran, kýsacasý insanýn günlük ihtiyaçlarýný karþýlayanlar olarak görev yapmaktayýz. (....) Bir çaðýrýmýz da ayný dönemde Toplu Ýþ Sözleþmesi yürüten sendikalara. Hepimiz biliyoruz ki bize karþý birleþenlere karþý bizler de ortak tavýr ve mücadele yürütmeliyiz. Çünkü hepimiz 14 Mart, 6 Nisan’da gördük ki, birleþirsek bizi yenemezler. Yani biz kazanýrýz. Bunun için herkesi mücadelede ortak olmaya çaðýrýyoruz” dediler. Açýklamadan sonra bir grup Sendika temsilcisi Belediye Binasýnýn kapýsýna giderek grev kararýný astý. Ýþçiler daha sonra direniþteki Çapa ve DESA’daki iþçileri ziyaret etmek üzere daðýldý

120. Sayý / 30 Temmuz-12 Ağustos 2008

7


Yeni Evrede Mücadele Birliði

İşçi Eylemleri

SALDIRILARA KARÞI ÝÞÇÝLERÝN MÜCADELE BÝRLÝÐÝ YÜKSELÝYOR

17 Temmuz günü grev kararý asmak için, Ýstanbul Büyükþehir Belediyesi’ne yürümek isteyen Belediye-Ýþ Sendikasý’na baðlý iþçilere polis azgýnca saldýrmýþtý. Ýþçilere karþý son günlerde artan bu saldýrýlara tepkiler büyüyor. 21 Temmuz günü, DÝSK Yönetim Kurulu üyeleri ve konfederasyona baðlý bazý sendika baþkanlarý Belediye-Ýþ Sendikasý’na destek ziyaretinde bulunarak saat 11:00’da bir basýn açýklamasý gerçekleþtirdi. Basýn açýklamasýnda ilk olarak DÝSK Genel Baþkaný Süleyman Çelebi söz aldý. Çelebi son dönemde grevci iþçilere karþý baskýlarýn arttýðýný ifade ederek; “Gerçekleþen o saldýrýyý biz sadece Belediye-Ýþ üyelerine deðil bütün iþçi sýnýfýna yapýlmýþ sayýyoruz” dedi. Saldýrýlarýn beraberce püskürtülmesi için eylem birlikteliðinin önemine deðinen Çelebi, iþbirliði ve güç birliðini pekiþtirmek için burada olduklarýný, bundan sonraki süreçte grev kararý asma vb. grev ve eylemlerde Belediye-Ýþ’le birlikte ortak irade oluþturup, ayný anda eyleme geçeceklerini söyledi. Çelebi; “Sermaye açýsýndan daha caydýrýcý olmasý için ortak irade oluþturduk” dedi. Süleyman Çelebi’nin ardýndan Belediye-Ýþ 2 No’lu Þube Baþkaný Hasan Gülüm söz alarak; “Ýþçi sýnýfýnýn hak alma mücadelesine karþý bu saldýrýlar giderek þiddetlenen bu sürecin bir parçasýdýr. Bu saldýrý sadece biz belediye iþçilerine yapýlan saldýrý deðildir. Bu saldýrý hak alma mücadelesi veren iþçi ve emekçilere karþý kullanýlan ve onlarý sindirme politikasýdýr” dedi. Kendilerine dayatýlan %8’lik bir zammý asla kabul edemeyeceklerini söyleyen Gülüm, bundan sonraki süreçte eylem birlikteliklerinin daha da artacaðýný ifade ederek sözlerine son verdi. Burada yapýlan basýn açýklamasýnýn ardýndan saat 12:30’da Ýstanbul Büyükþehir Belediyesi’ne yürüyüþ baþladý. Belediye önünde kitlesel bir basýn açýklamasý gerçekleþtirildi.

8

Belediye-Ýþ üyesi iþçiler saat 12:00 civarýnda sendika önünde toplandý. “Belediye-Ýþ” pankartý açýldýktan sonra Büyükþehir Belediyesi’ne kadar sloganlarla yüründü. Yapýlan bu eyleme Devrimci Ýþçi Komiteleri ve Mücadele Birliði de destek verdi. Yürüyüþ boyunca, iþçiler yapýlan saldýrýya karþý öfkelerini sloganlarla dile getirdi. Ayrýca yürüyüþ boyunca “Fabrikalar Tarlalar Siyasi Ýktidar Her Þey Emeðin Olacak”, “Saldýrýlara Karþý Ýktidar Ýçin Savaþalým”, “Yaþasýn Ýþçilerin Mücadele Birliði” yazýlý kuþlamalar ve Mücadele Birliði imzalý bildirilerin daðýtýldýðý görüldü. Yürüyüþün ardýndan Belediye’nin önünde basýn açýklamasý yapýldý. Yapýlan basýn açýklamasýnda; “17 Temmuz günü sendikamýz Belediye-Ýþ’in Ýstanbul þubeleri olarak 6 aydýr süren ve uyuþmazlýkla sonuçlanan toplu iþ sözleþmelerinden dolayý 2822 sayýlý kanun gereði Ýstanbul Büyükþehir Belediyesi’ne grev kararýný asmak için yapmaya çalýþtýðýmýz yürüyüþe Ýstanbul Emniyeti’nin tutumu 1 Mayýs’ý aratmayacak düzeydeydi. Ýþçilerin, grev kararlarýný kitlesel olarak iþyerine asmak ve taleplerini bir kez daha dile getirmek için yapmak istedikleri yürüyüþ ve basýn açýklamalarý güvenlik güçlerince yine tazyikli su, yine gaz bombasý, copla engellenmek istendi. (...) Bu baský ve þiddet iþçilerin hak almasýný engellemektedir. Bu baský þiddet Ýstanbul Büyükþehir Belediyesi ve ilçe belediyelerin bize dayattýðý %8 zammý kabul etmeye zorlamaktýr. Bu baský örgütlenmek isteyenlerin direniþini kýrmaktýr, bu baský yarýn elimizden alýnmak istenen kýdem tazminatlarýna karþý sessiz kalmamýzý istemektedir. Ve bu baský ve þiddet bugün geliþen iþçi hareketinin birleþmesini engelleme çabalarýdýr. (...) Buradan kamuoyu vasýtasýyla baþta hükümete sonra belediye yönetimine sesleniyoruz. Bizler yaþamýmýz içinde antidemokratik tüm olaylara ve sorunlara karþý meþru ve demokratik haklarýmýzý kullanmaya devam edeceðiz” denildi. Basýn açýklamasýnýn ardýndan atýlan sloganlarla eylem sona erdi

MUTLU OLMAK Mutlu olmak insanýn içinde olan ve belli baþlý zamanlarda canlanan iyi duygularýn tümüdür. Bunlar insanýn kendini iyi hissetmesini, güne aktif baþlamasýný saðlar. Benim de kitap, dergi, gazete vs. okuma alýþkanlýðým bundan kaynaklandý. Günlerden bir gün çok deðerli bir arkadaþýmla dolaþýrken bana bir leninist arkadaþýndan bahsetti. Tabii biz bu konular hakkýnda önceden konuþmuþ ve bu konularda birbirimizin görüþlerini öðrenmiþtik. Daha sonra beni de o arkadaþýyla tanýþtýrdý. Bu arkadaþla birkaç defa konuþtuktan sonra bende hiç olmayan okuma alýþkanlýðý, insanlara örnek olma, yol gösterme vb. davranýþlar hakkýnda bana bilgi ve öðütler verdi. Konuþmalarýyla, gerçekten ne olmak ve ne yapmak istediðimin farkýna varmamý saðladý. Þu anda bolca kitap okuyan insanlardan biriyim. Kitaplarýmý kimse benden alamýyor. Her gün gazete okumaya, güncel haberleri takip etmeye özen gösteriyorum. Ýþte bu da bana mutluluk veriyor. Ve bu davranýþlarýmý sürekli yapmamý saðlýyor. Bu açýdan bana yardýmcý olan ve olmaya devam eden yoldaþlarýma minnettarým. Burada yoldaþlarýma söyleyeceðim son þey, devrim yapmak bizi mutlu edecekse -ki öyle olacak- devrim yapalým. Bizim ve diðer insanlarýn mutlu olmasýný hep beraber saðlayalým. Ve bunu kendimize ilke edinelim. Antakya’dan Mücadele Birliði Okuru

120. Sayý / 30 Temmuz-12 Ağustos 2008


Yeni Evrede Mücadele Birliði

Röportaj

“Biz Kazanýrsak Mücadelemiz Tüm İþçi Sýnýfýna Örnek Olacak”

Ýstanbul Üniversitesi’nde ilkokul diplomasý olmadýðý gerekçesiyle iþten atýlan, Belediye-İþ’e baðlý iþçilerin eylemi sürüyor. Taþeron firmada çalýþan 707 iþçi, hastane yönetimi tarafýndan bireysel sözleþme imzalamaya zorlanmýþ içlerindeki 80 sendikalý iþçi karþý çýktýðý için iþten çýkarýlmýþtý. Ýþten çýkarýlan iþçiler bugün (21 Temmuz) eylemlerinin 21. günündeler. Mücadele Birliði olarak ziyaret ettik, söyleþtik. Biz sorduk, onlar anlattý. Mücadele Birliði: Bu yapýlan uygulamalar ne zamandan beri var? Erhan Taþ (Belediye-Ýþ 5 Nolu Þube Temsilcisi: Yýllardan beri vardý, ancak uygulamasý yapýlmýyordu. Önce 55 yaþ ile ilkokul diplomasý olmayanlarýn iþine son verileceðinin duyurusu yapýldý. Son aþamada ise bireysel sözleþme hazýrlandýðýný söylediler. Araþtýrdýk öðrendik ki hakkýmýzý alabilmek için Kýrýkkale’deki mahkemeden dava açmak gerekiyor. Ben burada çalýþan bir iþçi olarak mahkemeyi nasýl takip edebilirim? Bir þey daha var. Mesela yasanýn kendisinde geçerli olan 45 saat uygulamasý hala uygulanmýyor. Cumartesi Pazar da dahil sabah 7’de alýp, akþam 16’da býrakýyorlar. Bunu þirket yöneticileri ile konuþtuðumuzda bize hastane yönetiminin böyle istediðini söylediler. Bayram iznini bile kaldýrmýþlardý. Bu resmen kölelik dayatmasýdýr. Mücadele Birliði: Hasta bakýcýlar da sizinle birlikte mi? Erhan Taþ: Hayýr. Þu an sadece temizlik personelleri var. Mücadele Birliði: Onlar KESK’te örgütlü herhalde? Erhan Taþ: Kadrolu olanlar KESK’te örgütlü. Ama bunun bir de taþeron boyutu var. Taþeron firmada çalýþan hemþire personeller de ayný sýkýntýyý çekiyor. Mücadele Birliði: Sizler temizlik elemanlarý olarak taþeron firmada mý çalýþýyorsunuz? Erhan Taþ: Evet. Biz de taþeron firmada çalýþýyoruz. Mücadele Birliði: Hangi firmayla çalýþýyorsunuz? Erhan Taþ: Biz Çað Limited Þirketi ile çalýþýyoruz, bundan öncesinde Avrupa Grubu-Seven ortaklýðýnda çalýþmýþtýk. Mücadele Birliði: Kurallarý belirleyen hastane yönetimi mi, þirket mi yoksa yasalardan gelen belli yaptýrýmlar mý var? Erhan Taþ: Kurallarý hastane yönetimi koyar gelen þirket uygular. Bu, hastane yönetiminin kararýdýr. Bu kadar insanýn burada olmasýnýn tek nedeni hastane yönetimidir. Bunda yeni gelen firmanýn suçu yok. Bize bireysel sözleþme imzalamayanlar çalýþmayacak dendi. Ýmzalayanlar þu an içeride ve iþlerine devam ediyorlar. Ama bizlerle birlikte olduklarýný ve gereken zamanda gerekileni yapacaklarýný söylüyorlar.

Mücadele Birliði: Toplam kaç kiþi var firmada? Erhan Taþ: Hepimiz toplam 707 kiþiyiz. Bunlardan 80 tanesi direniþte kalanlar ise þu an içeride. Mücadele Birliði: Hepiniz Çapa’da mýsýnýz? Erhan Taþ: Hayýr. Sadece Çapa deðil. Haseki Kardiyoloji, Çapa Týp ve Cerrahpaþa Onkoloji. Þu an Cerrahpaþa da 4 tane temsilciyi iþten çýkardýlar. Geri kalaný ise iþ baþý yaptý. Mücadele Birliði: Sözleþmeli çalýþýyordunuz deðil mi? Erhan Taþ: Biz sözleþmeli olarak çalýþmadýk. Sendikaya üye olduk, toplu sözleþmemiz geldi. Ama hastane yönetimi sendikalý çalýþanlarý yok etmek için bütün gücünü kullanýyor. Özet olarak söylemek gerekirse eðer sendikalý iþçileri kabul edip, bünyesine alýrsa sonraki süreçte hasta bakýcý hemþirelerin de ayný taleple karþýsýna gelmesinden korktu. Bu þekilde bizi çözerlerse, yýpratýp yok ederlerse istedikleri baþarýyý elde etmiþ olacaklar. Ama biz kazanýrsak mücadelemiz tüm iþçi sýnýfýna örnek olacak. Mücadele Birliði: Son süreçte hastane yönetimi ile sendika arasýnda bir görüþme oldu mu? Erhan Taþ: Daha çok dekanlýkla görüþmeler oldu. Bu iþin temel noktasý rektörlüktür. Rektörlük ve iþletme söylerse ancak bir þeyler olabilir; zaten oradan gelen emirle hareket ediliyor. Yoksa burada ilkokul mezunu olmayan insanlar 11 senedir, 15 senedir çalýþýyordu. Bunca sene o kadar insaný kullan, 55 yaþýndan sonra ne olacak? Nereden emekli olacak bu insanlar? Mücadele Birliði: Peki temel talepleriniz nedir? Erhan Taþ: Bizler talep olarak toplu sözleþmemizin kabul edilmesini istiyoruz. Toplu sözleþmemizi kabul ederlerse buradaki insanlar iþlerine dönebilecek. Mücadele Birliði: Diðer sendikalardan ziyaretinize gelen oldu mu? Erhan Taþ: Yaþanan þu son süreç oldukça yoðun geçtiðinden dolayý çok sýk olmasa da gelenler oluyor. Belediye-İþ’ten gelenler var. DÝSK ve KESK’ten de gelenler oldu. Ama iþin garip tarafý burada olmalarýna raðmen gelmeyenler var. Mücadele Birliði: Hiç mi gelmediler? Erhan Taþ: Hiç gelmediklerini söyleyemem ancak diðer sendikalarla karþýlaþtýrdýðýn zaman çok az. Mesela SES’in temsilciliði hemen burada. Burada ama burada deðil yani. Mücadele Birliði: Verdiðiniz bilgiler için teþekkür ederiz. Baþarýlar...

120. Sayý / 30 Temmuz-12 Ağustos 2008

9


Yeni Evrede Mücadele Birliði

İşçi Eylemleri

Sefaköy DESA Direnişi 23. Gününde Kapitalizme Karşı Savaşımda İşçilerin Mücadele Birliği Büyüyor Sendika üyesi olduðu öðrenildikten sonra iþten çýkarýlan ve þu an fabrika önünde direniþte bulunan Emine Arslan’a destek vermek için direniþinin 24. gününde (26 Temmuz) bir basýn açýklamasý düzenlendi. Mücadele Birliði olarak destek verdiðimiz basın açýklamasýna birçok sendika ve iþçi derneði de katýldý. Basýn açýklamasý Sefaköy Desa Fabrika Satýþ Maðazasý önünde saat 12:00’da yapýldý. Ýþçilerin mücadele birliðinin öne çýktýðý basýn açýklamasýnda “Sendika Hakkýmýz Engellenemez”, “Sendika Anayasal Haktýr”, Sendika Hakkýmýz Söke Söke Alýrýz / DESA Deri Ýþçileri”, “DESA Ýþçisi Yalnýz Deðildir / Tuzla Deri-Ýþ”, “Yaþasýn Sýnýf Dayanýþmasý”, “Ýþçilerin Birliði Sermayeyi Yenecek / Küçükçekmece Ýþçi Platformu”, “Fabrikalar Tarlalar Siyasi Ýktidar Her Þey Emeðin Olacak/ Mücadele Birliði”dövizleri açýldý. Basýn açýklamasý öncesinde, eyleme destek için gelen iþçiler ve devrimci kurumlar ortak olarak attýklarý sloganlarla fabrika yanýnda beklemeye baþladýlar. Eylem boyunca “Yaþasýn Ýþçilerin Mücadele Birliði”, “Sendika Hakkýmýz Söke Söke Alýrýz”, “Yaþasýn Sýnýf Dayanýþmasý”, “DESA Ýþçisi Yalnýz Deðildir” sloganlarý coþkuyla atýlýrken saat 12:00 gibi basýn açýklamasý Deri-Ýþ Sendikasý Genel Baþkaný Musa Selvi tarafýndan okundu. Bugün Düzce Desa direniþinin 90. gününde, Sefaköy direniþinin 23. gününde olduðunu ifade eden Servi; “Desa, uluslararasý markalara çalýþmakta ve ülkemizin en büyük deri markalarýndan biridir. Desa iþvereni, en temel insan haklarýndan olan, uluslararasý sözleþmelerle güvence altýna alýnan, anayasal ve yasal bir hak olan, sendikalaþma hakkýný kullandýðý için, Düzce’de 29 Nisan tarihinden baþlayarak 41 üyemizi, Sefaköy’de 3 Temmuz’da bir üyemizi de sendikal çalýþma yaptýðý için iþten attý. (...) Üyelerimiz iþten atýldýklarý günden bugüne iþ yerlerinin önünde tekrar iþ baþý yapmak için direniþlerini devam ettirmektedir. Ýþvere-

Türkiye Sıcak Bir Yaz Geçiriyor 16 Temmuz salý günü saat 12:15’te KESK Ýzmir Þubeler Platformu’nun düzenlediði sefalete teslim olmamak, insanca yaþayabilecek bir ücret istemlerini haykýrmak ve yapýlan zamlara karþý düþük tutulan maaþlarýnýn bordrolarýný yakmak için BES’in önünden Ýzmir Büyükþehir Belediyesi önüne kadar yüründü. Yürüyüþ esnasýnda atýlan sloganlar “Sefalete Teslim Olmayacaðýz”, “Toplu Sözleþme Hakkýmýz, Grev Silahýmýz”, “Hükümet Zammýný Al Baþýna Çal”, “Söz, Yetki, Karar Çalýþanlara”, “Emekçinin Birliði Sermayeyi Yenecek”, “Ekmeðe Deðil Ücretlere Zam” oldu. Okunan basýn metninde “Türkiye sýcak bir yaz geçiriyor. Havalarýn sýcaklýðýna, siyasal gündemin yakýcýlýðý da eklenmiþ durumda. Bir yandan Ergenekon iddianamesi, diðer yandan da parti kapatma davalarý Türkiye’deki harareti arttýrýyor. Gazete ve televizyonlar her gün yepyeni(!) haberlerle siyasetin gündemini belirliyor. Halkýn gündeminde ise ‘darbe planlarý’ ve ‘AKP’nin kapatýlmasý’ndan çok iþsizlik, yoksulluk ve giderek artan hayat pahalýlýðý yer alýyor. Konu yüksek siyaset olduðunda ‘demok-

10

nin devam eden direniþimizi kýrma çabasýný bugüne kadar boþa çýkardýk.” dedi. Selvi, Desa patronlarýnýn sadece sendikalý iþçileri iþten atmakla kalmayýp, direniþteki iþçilere destek amaçlý yanlarýna giden sendika yetkililerini de emniyet güçleriyle karþý karþýya getirdiklerini ve gözaltýna aldýrttýklarýný belirterek; “Sefaköy’de 18 Temmuz’da gözaltýna alýnan sendikamýz yetkilileri ve üyemize, ayrý ayrý 62 YTL ‘Kaldýrýmý Ýþgal Cezasý’ kesilmiþtir. Ýnancýn, haklýlýðýn ve yasalarýn önünde güçleri anca buna yetiyor. Biz haklýyýz, biz sermayenin karþýsýna hukuk ile inanç ve kararlýlýkla çýkýyoruz” dedi. Musa Selvi’nin basýn metnini okumasýnýn ardýndan çeþitli sendika yöneticileri de söz alarak direniþlerde iþçilerden yanýnda olacaklarýný, bundan sonraki süreçte konfederasyon gözetmeksizin küresel sermayeye karþý eylem birliði içinde olacaklarýný ifade ettiler. Yapýlan konuþmalarýn ardýndan basýn açýklamasý sona erdi. rasi’ ve ‘adalet’ çýðýrtkanlýðý yapan AKP ise, halkýn ekonomik sorunlarý karþýsýnda hiç de ‘demokratik’ ve ‘adil’ davranmýyorlar. Bugün 2 milyonu aþkýn kamu emekçisi ‘sözüm ona zamlarýmýzý’ aldýk. Yapýlan ‘zam’ en düþük derecedeki kamu emekçisinin bordrosuna 2 günlük simit parasý olarak yansýmýþtýr... Hükümet uyguladýðý ‘enflasyona dayalý zam’ anlayýþýyla kamu emekçilerini günden güne sefalete doðru sürüklemektedir... AKP hükümeti, kamu emekçilerinin enflasyon ve hayat pahalýlýðý altýnda ezilmesine neden olduðu gibi, Konut Edindirme Yardýmý(KEY) hesaplarýnda biriken alacaklarýmýzýn ödemesini geciktirerek, bizleri bir kez daha maðdur etmektedir. KEY Hesaplarýnda biriken alacaklarýmýz derhal ve tek seferde gerçek deðerleri üzerinden ödenmelidir... Alacaklarýmýz gerçek deðerleri üzerinden deðil de komik ödeme rakamlarýyla karþý karþýya býrakýlýrsak her türlü fiili meþru mücadele yöntemi ve hukuksal yolla hakkýmýzý arayacaðýz... Bu çýðlýklarýmýzý duymayanlar, ocaðýmýzda yanan ateþin dumanýný görsünler diye þimdi bordrolarýmýzý ateþe veriyoruz. Unutmasýnlar ki kamu emekçilerine bordro yaktýran hiç bir hükümetin sonu iyi olmadý, bu sefalet bordrolarýnýn alevi bir gün AKP’yi yakacak! Temmuz sýcaðýnda Türkiye’nin her yerinde alanlarý dolduran kamu emekçilerinin öfkesi AKP’yi boðacak” denildi ve Belediyenin önünde bordrolarý yaktýktan sonra basýn açýklamasý sona erdirildi. Ýzmir Mücadele Birliði Platformu

120. Sayý / 30 Temmuz-12 Ağustos 2008


Yeni Evrede Mücadele Birliði

Röportaj

Nihai Zafer İşçilerin Mücadele Birliğinde

efaköy Desa Deri’de çalýþýyordu. Ýþyerinde sendikal faaliyet yürüttüðü için iþten atýldý. Ama fabrikasýný terk etmedi. Ýþine geri dönebilmek ve sendikal çalýþmanýn önünde engel olunmamasý için eylemde. Emine Arslan, “tek kiþilik eylem”iyle dimdik ayakta. Onunla yaptýðýmýz söyleþiyi yayýmlýyoruz.

S

Mücadele Birliði: Merhaba. Öncelikle bizlere çalýþma koþullarýnýzdan bahseder misiniz? Emine Arslan: Bizim çalýþma koþullarýmýz iyi deðil, normalin üstünde çalýþýyoruz. Buna karþýlýk emeðimizin karþýlýðýný alamýyoruz. Fabrikada normalin çok üstende çalýþýyoruz. Çalýþmaya sabah saat 8:30 baþlýyorduk; akþama artýk ne zaman çýkacaðýmýz belli deðil. En erken gece saat 10’da çýkýyoruz. Bu þekilde, bu koþullar altýnda çalýþýyoruz. MB: Normal çalýþma saatinin ötesinde bir iþgünü yani? EA: Yani normal çalýþma saatimiz 10’dur, ama bu hiç böyle olmuyor. Daha uzuyor, daha çok çalýþýyoruz. Özellikle bu yaz döneminde çok sýk yaþadýðýmýz bir olay. Normalde on saat çalýþmamýz gerekirken çalýþtýðýmýz süre boyunca hiç on saat çalýþmadým. MB: Sendikaya üye olduðunuz için iþten atýldýnýz, þimdi direniþtesiniz. Bize bu sürece nasýl geldiðinizi anlatýr mýsýnýz? EA: Dediðim gibi çok aðýr koþullarda çalýþýyorduk. Sendikalý olunca haklarýmý kullanabileceðimi öðrenince sendikaya üye oldum. Benim sendikalý olduðumu öðrenince beþ kuruþsuz kapýya koydu. Direniþte bulunmamýn nedeni beni iþe geri almasý. Ýþten atýldým da Haziran ayýnýn maaþýmý, 144 saat mesaimi vermedi. Ondan sonra direniþe geçtim ikinci gün bana anlaþma teklif etti. “Gel geriye, gel anlaþalým, sen gel de paraný vereyim” dedi. 120. Sayý / 30 Temmuz-12 Ağustos 2008

Ben de dedim ki içerdeki arkadaþlarýmýzý ve sendikamý satamam. Ýþe geri alýnana kadar direniþi devam ettireceðim. MB: Bugün geniþ katýlýmlý eylemde de gördük ki, sýnýf mücadelesi yükseldikçe, patronlarla iþçiler arasýndaki bu uçurum derinleþtikçe, iþçilerin mücadele birliði fabrikalarda, eylem alanlarýnda daha da pekiþiyor ve güçleniyor. Direniþte olduðunuz günden bugüne size verilen desteði nasýl buluyorsunuz? Ýþçilerin birlikte mücadelesi size neler kazandýrýyor, siz bu mücadele birliðini yeterli buluyor musunuz? EA: Evet direniþte olduðumdan bu yana destek gerçekten çok güzel, yeterli, daha da ilerlemesini istiyorum. Ancak biz birlikte mücadele edersek daha iyi yaþarýz. Ben burada çalýþýrken böyle iþçi birliðinden falan hiç dünyamdan haberim yoktu. Bir kafesteki kuþ doðada ne var ne yok bilir mi? Ben öyle yaþýyordum ama þimdi kapýya çýktým. Baktým gelenlerden gidenlerden ben bunu gördüm. Daha iyi yaþamak için iþçiler birlik olmalý. MB: Sizin bu direniþiniz tek baþýna deðil bir bütünün parçasý. Ayný zamanda burada direniþte bulunduðunuz süre içinde çevredeki sýnýf bilinci olmayan iþçilere, zor koþullarda yaþayan, çalýþan bunu nasýl deðiþtireceðinin bilincinde olmayan iþçilere mutlaka örnek oluyordur. Direniþiniz diðer iþçileri nasýl etkiliyor? EA: Ýçerde çalýþan arkadaþlarým baský altýnda olduklarý için sürekli gözetim altýnda olduklarý için, bana bir þey iletemiyorlar. Yanýma korktuklarý için gelemiyorlar. Ama dýþardaki sýnýf arkadaþlarým, iþçi arkadaþlarým “abla devam et senin burada baþarýn bizim baþarýmýz” diyorlar. Benden önce de burada sendikalý arkadaþlar iþten atýlmýþlardý. Onlar benim gibi direnmediler. Þimdi benim yanýma gelip abla sen bizim yapmadýðýmýzý yaptýn diyorlar. MB: Bize zaman ayýrdýðýnýz ve röportaj yaptýðýnýz için teþekkür ederiz. EA: Bende teþekkür ederim sesimizi duyurduðunuz için.

11


Yeni Evrede Mücadele Birliði

Gündem

Dört Yıldızlı rgenekon operasyonlarý üzerine öyle çok yazýlýp çizildi ki, þimdi burada ayný konuya deðinilecek olmasýný, kimi okuyucular can sýkýcý bulabilir. Bu can sýkýntýsý kesinlikle anlaþýlabilir ve haklý bir duygudur; çünkü sýnýf bilinçli her emekçi için, AKP hükümetinin yürüttüðü Ergenekon operasyonu ne inanýlmasý istendiði gibi bir demokrasi manevrasýdýr, ne de emekçilerin yararýna bir dinamik taþýmaktadýr. ‘Sokaktaki insan’ bile alabildiðine basit bu gerçeðin farkýndadýr. Ne de olsa emekçiler, Susurluk sürecinden bu gibi durumlara karþý þerbetlidir. En son Susurluk sürecinde emekçiler, bir kaç sokak eylemi ve pasif gösterilerle demokrasinin kazanýlacaðý yanýlgýsýna düþmüþlerdi. Ama o dönemin yanýlgýsýnda asýl büyük suçlu elbette Leninistler dýþýndaki bütün sol hareketlerdir. Çok büyük tantanayla hazýrlanýp sergilenen Ergenekon operasyonu adlý bu komedi tiyatro karþýsýnda emekçilerin kül yutmayan tavýrlarý, her þeyden önce, kýrk yýllýk devrimci mücadelenin çok ciddi ideolojik kazanýmlarý olduðuna iþarettir. Bu açýdan devrim adýna büyük gurur duyabiliriz. Öte yandan, bu operasyonun, egemen sýnýflarýn devrim karþýsýndaki konum ve tutumlarýný ele veren yönleri vardýr. Devrimin her anýnda, sýnýflarýn karþýlýklý iliþkilerini ve mücadelelerini yeniden ve yeniden ortaya koymakla yükümlü olan Leninistler için, Ergenekon operasyonu iyi bir aynadýr. Kavga Deðil Uzlaþma Dediðimiz gibi, Ergenekon operasyonu üzerine çok yazýldý, çizildi. Hemen hepsinin ortak noktasý, bunun bir “iktidar kavgasý” olmasýdýr; yani karþýtlarý AKP’ye kapatma davasý açtý, AKP’de buna operasyonla cevap verdi; genel olarak yazýlanlara hakim olan mantýk budur. Biz de diyoruz ki; hayýr bu bir iktidar kavgasý deðildir. Bir defa, tutuklananlar, iktidarý, hatta bu iktidarýn bir kýsmýný bile temsil etmiyorlar. Bir kaç nedenden dolayý durum budur. Birincisi, Türkiye’de iktidar, devletle bütünleþmiþ tekelci kapitalizmin iktidarýdýr. En büyük 200 þirket ve bankanýn, bunlara hakim olan 30 ailenin, devletin yüksek mevkili sivil-askeri bürokrasi ile birlikte kurduklarý bir çemberdir bu. Bu çemberin dýþýna çýkan, iktidar iliþkilerinden mahrum kalýr, dokunulabilir ya da kolayca harcanabilir. Nitekim, operasyona zemin hazýrlayan günlüklerin sahibi emekli general Özden Örnek, son yýllarda hýzla yükselen bir tekelin yöneticilik aðý içinde olduðu için, hakkýnda soruþturma dahi açýlmadý. Ayný þekilde, operasyona uðrayan tayfanýn basýndaki en ateþli sözcüsü Tuncay Özkan, sahibi olduðu kanalý bir tekele devrederek, son anda kendini bu iktidar çemberi içinde korumaya almayý baþardý. Tolon, Eruygur, Küçük, vs. bunlar çoktandýr iktidar çemberinin dýþýna çýkarýldýlar. Bu halleriyle gayet dokunulabilir, gayet harcanabilir konumdaydýlar. Ýkincisi, daha önceki yazýlarýmýzda da dile getirmiþtik: Ergenekon, bir kavganýn deðil, bir uzlaþmanýn meyvesidir. Kavgaya tutuþan taraflarýn verdiði geçici uzlaþmalarýn her zaman ilk kurbanlarý, aþýrý-uçlar olur. Bu kez de böyle oldu. Ekonomik ve siyasi platformda uzun süredir kavga içinde olan iki düþman sermaye kampý, bu önüne geçemedikleri kavga yüzünden öylesine güç, prestij ve otorite yitimine uðradýlar ki, sonunda iktidar aygýtý devlet kurumlarý tam bir felç noktasýna eriþti. Siyasi arenada öne çýkan temsilcileri AKP ve TSK olan bu iki düþman kampýn, ancak karþýsýndaki ile birlikte kendisini de ateþe atmadan çözülemeyecek hale gelen sorunlar için, en küçük ileri adým atacak halleri kalmamýþtý. Sonunda iþ, gelip þu noktaya dayanmýþ görünüyordu: Ya AKP’ye karþý açýktan bir askeri darbe, ya da iç savaþýn ateþleri ortasýnda TSK’nýn etkinliðini ve prestijini yýkacak büyük tasfiyeler.

E

konomik ve siyasi platformda uzun süredir kavga içinde olan iki düþman sermaye kampý, bu önüne geçemedikleri kavga yüzünden öylesine güç, prestij ve otorite yitimine uðradýlar ki, sonunda iktidar aygýtý devlet kurumlarý tam bir felç noktasýna eriþti. Siyasi arenada öne çýkan temsilcileri AKP ve TSK olan bu iki düþman kampýn, ancak karþýsýndaki ile birlikte kendisini de ateþe atmadan çözülemeyecek hale gelen sorunlar için, en küçük ileri adým atacak halleri kalmamýþtý. Sonunda iþ, gelip þu noktaya dayanmýþ görünüyordu: Ya AKP’ye karþý açýktan bir askeri darbe, ya da iç savaþýn ateþleri ortasýnda TSK’nýn etkinliðini ve prestijini yýkacak büyük tasfiyeler.

E

12

120. Sayý / 30 Temmuz-12 Ağustos 2008


Yeni Evrede Mücadele Birliði

Gündem

Günah Keçileri Ama, böylesi adýmlarý atabilecek mecal, her iki kampta da bulunmuyordu. AKP, hýzla eriyen seçmen desteði ve tepesinde bir kýlýç gibi sallanan kapatma davasý arasýnda, neredeyse nefes alamaz duruma gelmiþti. TSK ise, ardý ardýna gelen askeri kayýplar ve sürekli basýna sýzdýrýlan haberler nedeniyle, adeta koma halindeydi. Bu karþýlýklý güçleri, ancak kendi güçsüzlükleri bir araya getirebilirdi. Operasyondan kýsa bir süre önce TÜSÝAD, devlet aygýtlarýný çalýþamaz hale sokan bu kavga için “akýl tutulmasý” terimi eþliðinde, her iki tarafa da aðýr sözlerle yüklenmiþti. Nitekim, mesaj alýndý. TÜSÝAD toplantýsýndan sadece bir hafta sonra, Ergenekon’un bugüne kadar en çok gürültü koparan operasyonuna giriþildi. Öyleyse durumu; iç dengeler açýsýndan özetleyelim; halihazýrda devrimin büyük baskýsýna çok daha müthiþ bir ivme katacak olan küresel ekonomik buhranýn ortasýnda, sermaye düþman kamplarý arasýndaki uzlaþmayý sürdürebilmek için, aþýrý uçlarýn tasfiyesine devam edilmektedir. Paranoyak Bir Efendi Elbette bunun bir de dünya dengeleri içine oturan bir konumu var. Bunu da kýsaca þöyle özetleyebiliriz: ABD hegemonik gücünün çökmekte olduðunu açýkça görmeye baþladý. Amerikan basýnýn son aylarda en çok kullandýðý kavram “hegemonyanýn transferi” kavramýdýr. Latinlerde, Asya ve Afrika’da artýk hegemonya oyununda ABD tek baþýna deðil. Avrupa Birliði var, Çin var, Rusya var. Bu oyunun en kanlý geçtiði alan ise Ortadoðu’dur. ABD bir süredir hegemonya oyununda yalnýz olmadýðýný görüyor ve bölgedeki iþbirlikçilerinden tam ve kesin bir baðlýlýk talep ediyor. Hiçbir çatlak ses duymak istemiyor. Hegemonyasýný kaybeden bir dünya gücü olarak, bu konuda giderek saðlýksýz, paranoyak bir ruh haline giriyor. Burada bir parantez açýp, birkaç ay öncesine gidelim. Hatýrlanacaðý gibi Irak’a sýnýr ötesi kara hareketine izin veren ABD, birkaç gün sonra “geri dön” talimatý vermiþti. Ancak, TSK’nýn birliklerini geri çektiði ve ABD’nin bundan haberi olduðu bir saatte, Savunma Bakaný Gates’in Ankara’da en sert üslupla geri çekilme isteðinde bulunmasý, pek çok kiþi için garip bir olay olarak hatýralarda kaldý. Oysa ki ABD, böyle davranarak, kesin ve tam baðýmlýlýk testi yapýyordu. Devam edelim. Bilindiði gibi, Ergenekon operasyonuna hedef olan grup, sýk sýk, ABD karþýsýnda Rusya-Çin seçeneðini dillendiren bir gruptur. Bizzat kendileri iktidar çemberinin dýþýnda olduklarýndan, dile getirdikleri Rusya-Çin seçeneðinin ne ordu ne de hükümet katýnda bir kýymeti harbiyesi oldu. Yine de zaman zaman politikalar uyumsuzlaþtýðýnda, egemenlerin ABD’ye gösterdikleri deðersiz bir koz misali, kullanýldýlar.

Geçen yýl Nisan ayýnda, Genel Kurmay Baþkanlýðý internet sitesinin açýlýþ sayfasýna, Putin’in ABD’yi sertçe eleþtiren bir konuþmasý konduðunda, herhalde pek az kiþi ABD’nin bunu ciddiye alacaðýný tahmin ediyordu. Hegemonyasýnýn yitiren emperyalist güç, her þeyi ve herkesi küçümseyen o kibirli vurdum duymazlýðýný kaybederek paranoyak bir ruh haline girmiþ ve Pentagon koridorlarýnda, TSK içinde Rusya yandaþlarý olduðuna dair haykýrýþlar duyulmaya baþlanmýþtý bile. Kazanan Devrim Olmuþtur Ýç ve dýþ dinamikler ayný tarihsel kesitte üst üste binince, þöyle bütün dünya gazetelerin manþet olacak denli tantanalý bir operasyon düzenlemek kaçýnýlmaz olmuþtu. Zaten çoktan gözden çýkarýlmýþ, iktidar iliþkileri dýþýna sürülmüþ, tasfiyeleri hiçbir güç odaðýný sarsmayan, aksine kavga eden egemen güçleri rahatlatan ne kadar günah keçisi varsa toplandý; güçsüzlüðün, hayal kýrýklýklarýnýn ve prestij kaybýnýn bütün hýncýyla, apar topar F tiplerine týkýldýlar. Kabýzýn sifona asýlmasý gibi... Peki, geniþ emekçi kesimler, gözlerinin içine adeta çakýla çakýla gösterime konan bu oyunda taraf olmaya ne kadar meyilli? Bunu, operasyona uðrayanlarýn ve operasyon çekenlerin gerçekleþtirdikleri, konuya dair kitle gösterilerinden kolayca anlayabiliriz. “Biz kaç kiþiyiz” hareketinin mitingleri, acýnacak denli cýlýzdý. AKP ve yandaþlarýnýn, tüm hükümet ve yerel yönetimlerin maddi desteðine raðmen, örgütledikleri “darbe karþýtý” mitingler öylesine hayal kýrýklýðý yarattý ki, pek çok miting programý iptal edildi. Bunun anlamý açýktýr: Sermaye dünyasý yönetemiyor, emekçileri kandýramýyor, kendi dar hesaplarýna alet edemiyor. Çünkü emekçilerin gündemi ile sermayenin gündemi arasýnda koca bir uçurum var. Bu uçurum tek bir olguya iþaret eder: Devrim, zihinlerdeki savaþý kazanýyor. Son olarak, bu operasyonun, sermayenin yaralarýna merhem olup olmadýðýna bakalým. Ýlk elden görebiliyoruz ki, uzlaþmayý kolaylaþtýrmasý beklenen, gerilimi azaltmasý umulan aþýrý uçlarýn tasfiyesi, istenen etkiyi yaratmamýþtýr. Bunu, Deniz Baykal’a ait olan, “Erdoðan bu davanýn savcýsý , ben de avukatýyým” sözlerinden anlayabiliriz. Sonuçta, tekelci sermaye, hem ABD’ye baðlýlýðýný kanýtlamak için, hem de kendi iç egemenlik dengelerini rahatlatmak için yol verdiði Ergenekon operasyonundan, hiç de umduðu sonuçlarý alamayacaktýr. Operasyon öylesine büyük bir tantana ve abartýyla topluma sunuldu ki, artýk bir uzlaþma meyvesi olmaktan çýktý. Dahasý, “Atatürkçü çaðdaþ düþünce” kisvesi altýnda, pek çok kentli küçük burjuvayý karþý-devrim saflarýna eklemleyen bir güç, karþý-devrimci cepheyi alenen zayýflatacak þekilde tasfiye edildi. Ne diyelim: Burjuvazi bizim için çalýþmaya devam ediyor.

120. Sayý / 30 Temmuz-12 Ağustos 2008

13


Yeni Evrede Mücadele Birliði

Sağlık

Sağlıkta Sömürü ve Yıkım Büyüyor 2007 yýlýnda yapýlan harcamalarý gösteren istatistiklerde saðlýk alanýna yapýlan harcamalar 25.1 milyar YTL(19.5 milyar dolar)Tüm harcamalar içindeki payý ise %4. Bu harcamalar içinde önemli olan bir gösterge de saðlýk harcamalarýndaki yýllýk artýþtýr. 2007 yýlýnda saðlýk harcamalarý sabit fiyatla %11.6 artmýþtýr. Genel harcamalar %3.8 büyürken,toplumun saðlýða yaptýðý harcamalarýn yükseliþindeki büyüklük dikkat çekici. Saðlýk ve sosyal hizmet sektöründeki büyüme %3.1 olarak gerçekleþiyor. Buradan açýkça görülüyor ki, bu alanda yapýlan yatýrým artýþý bu alana toplumun yaptýðý harcamalarýn artýþýnýn üçte birinin bile altýnda. Bu alanda yapýlan harcamalarýn artýþ oranýnýn yüksekliði saðlýk sorunlarýnýn arttýðýnýn, toplumun saðlýðýnýn daha fazla bozulduðunun, saðlýk alanýnda hizmetlerin daha fazla paralý olarak gerçekleþtiðinin, bu alanda sömürünün arttýðýnýn göstergesidir. Her geçen gün dünya daha fazla yaþanmaz hale getiriliyor. Doða ve insan üzerindeki yýkým büyük bir hýzla büyüyor. Ýnsan saðlýðý kapitalist çýkarlar,sömürü nedeniyle büyük bir yýkýma uðruyor. Giderek insan saðlýðý en büyük sömürü malzemelerinden biri oluyor. Son yýllarda saðlýk alanýnda yaþanan geliþmelere bakýnca bu durum çok daha açýk olarak görülüyor. Her geçen yýl dünyada emekçilerin, yoksullarýn saðlýk durumunun kötüleþtiði ve yaþam koþullarýnýn daha da kötüye gittiði görülüyor. Son aylarda dünyada dayanýlmaz boyutlara ulaþan ve yayýlan açlýk nedeniyle emekçilerin, yoksullarýn yaþadýðý saðlýk sorunlarý çok daha fazla artacak. Ýþçi sýnýfýnýn mücadelesi ve sosyalizmin baskýsýyla burjuvazi bir çok sosyal hak talebini kabul etmiþti, bazý saðlýk hizmetleri ve sosyal hizmetler ücretsiz kamu hizmeti olarak gerçekleþiyordu. Þimdi tüm saðlýk ve sosyal hizmetler paralý hale getiriliyor. Bu önceden baþladý, asýl olarak son yýllarda giderek artýyor. Burjuvazi her istediðini hemen yapamýyor. O yüzden de saðlýk ve sosyal hizmetleri adým adým paralý hale getiriliyor. Devlet hastaneleri ve SSK hastaneleri gibi hastanelerde sürekli olarak hizmet niteliðinin yükselmesi engelleniyor. Çoðu zaman buralarda oluþan kuyruklarda beklemek insanlarý hasta ediyor. Buralarýn hizmet niteliðinin çaðýn olanaklarýyla uygun geliþmesi engellenerek hastalarýn özel saðlýk kuruluþlarýnýn müþterisi olmasý saðlanýyor. Artýk saðlýk hizmetleri tüccar-müþteri iliþkisine indirgeniyor. Hasta hizmet satýn alacak bir müþteri oldu. Saðlýk alanýnda emperyalist ve iþbirlikçi tekellerin egemenliði için yeni düzenlemeler yapýlýyor. Bugüne kadar yaygýn olan muayenehaneler, küçük klinikler yerine emperyalist ve iþbirlikçi tekellerin bu alandaki kuruluþlarý yaygýnlaþtýrýlmaya çalýþýlýyor. Halen 25 bin civarý özel muayenehane var. Doktorlarýn kendi muayenehanelerinde çalýþmalarý yasaklanýyor. Bu yasanýn asýl amacý doktorlarýn düþük ücretle çalýþmayý kabul etmelerini saðlamak, tekellere ait kuruluþlar için düþük ücretle çalýþmaya zorunlu kýlmak. Bu muayenehanelerden hizmet alan hastalar da böylece büyük tekellerin kuruluþlarýna yönelecek. Yasal düzenlemelerde esnek çalýþma ve uzun süreli çalýþma getiriliyor. Saðlýk çalýþanlarýnýn üzerindeki sömürü katlanarak artýrýlýyor. Aþýrý çalýþma saðlýk çalýþanlarýnýn saðlýðýný daha fazla tehdit eder hale getirildi. Bu güne kadar olumsuz koþullarda hizmet vermeye çalýþan emekçiler, bundan sonra en kötü koþullarda bile daha fazla çalýþmaya zorlanýyorlar. Radyasyonla iliþkili olanlarda çalýþma süresinin uzatýl-

14

mak istenmesi bunun en en çarpýcý örneklerinden birisidir. Ücretli kölelik koþullarý giderek aðýrlaþýyor. Toplumun saðlýk sorunlarýný çözmek için çalýþanlarýn çalýþma koþullarý kendi saðlýklarýný bozuyor. Saðlýksýz ortamda çalýþma giderek artýyor. Saðlýk sorunlarýnýn sürekli bu kadar çok artmasý engellenemez mi? Kapitalizm altýnda bu olanaksýzdýr. Her þeyin metalaþtýðý kapitalizmde insan saðlýðý da bir ticaret konusuna, insan saðlýðý hizmeti bir ticari iliþkiye dönüþtürülmüþtür. Bu her ülkede farklý boyutlarda olmakla birlikte hýzlý bir deðiþim ve gerileme süreci yaþanýyor. Ýnsan saðlýðýyla ilgili her þey paralý hale getiriliyor ve insan saðlýðýndan saðlanan sömürü artýrýlýyor. Her þey bir sömürü malzemesi olunca insan saðlýðýna da ancak sömürü konusu olduðu oranda önem veriliyor. Artýk kamu hizmeti olarak saðlýk hizmeti hýzla tasfiye ediliyor. Böylece ücretsiz ya da düþük ücretle verilen saðlýk hizmetleri giderek azalýyor. Her þeyin sömürü malzemesi olmasý insan saðlýðýnýn bozulmasýnýn temel koþullarýný oluþturuyor. Elde edilen sömürüyü artýrmak için hiçbir insani deðer tanýnmýyor. Çocuklarýn çalýþtýrýlmasý, iþçilerin aþýrý çalýþtýrýlmasý, esnek çalýþma, tarýmýn tasfiyesi gibi bir çok neden insanlarý açlýk ve sefalete itiyor, saðlýðýný bozuyor. Sömürü için çevreye verilen tahribat, saðlýksýz ürünlerle sömürüyü artýrma çabalarý insan saðlýðýný sürekli yýkýma uðratýyor. Göstermelik olarak atýlan bazý adýmlarýn sermaye sýnýfýnýn göz boyama ve kendini aklama çabasý dýþýnda anlamý yok. Dünyanýn her geçen gün daha fazla yaþanmaz hale getirilmesi, önlenebilir nedenlerle gerçekleþen basit engellenebilecek ölümlerin artmasý bunun göstergesidir. Kapitalizmin geldiði tarihsel aþama büyük yýkýmlarýn yaþandýðý son aþamadýr. Kapitalizm insanlýða büyük yýkým yaþatýyor. Saðlýk alanýnda her þeyin satýn alma gücüne baðlý olmaya baþlamasý,paran kadar saðlýk olanaðý alacaðýn koþullarýn oluþmasý kapitalizmin insanlýða verecek bir þeyi olmadýðýný tekrar gösteren bir geliþmedir. Saðlýðýn konusu insan yaþamýdýr. Saðlýk hizmeti insaný yaþatmak içindir. Ýnsanýn ölümü ile yaþamý arasýnda paralý saðlýk hizmetinin oluþturduðu engel büyüyor. Parasýzlýk yüzünden hastane kapýlarýnda ölenler, hastanelerde rehin alýnanlar, kapýdan alýnmayýp hastane hastane dolaþtýrýlanlar sürekli artýyor. Acil servislerde kabul edilmeyip ölen insanlarýn, sakat kalan insanlarýn sayýsý sürekli artýyor. Burjuva medyanýn vicdan sýzlatan haberler olarak sunduðu hastane kapýlarýndan çevrilen, hasta-

120. Sayý / 30 Temmuz-12 Ağustos 2008


Yeni Evrede Mücadele Birliði

Okurlardan

ne hastane dolaþmak zorunda býrakýlan hasta ve yaralýlarla ilgili haberler günlük, sýradan haberler haline geldi. Medyada yer bulanlarýn bile bu kadar yaygýn olmasý gerçekte bu duruma düþenlerin sayýsýnýn çok yüksek olmasýnýn göstergesidir. Kamu kuruluþu olan hastane ve diðer saðlýk kuruluþlarýnýn deðiþimi, nitelikli hizmet vermeyi engelliyor. Hastalar özel saðlýk kuruluþlarýnýn müþterisi haline getirildi. Kamu kuruluþlarýnda da saðlýk hizmetleri giderek daha fazla paralý hale getiriliyor. Ayrýca özel saðlýk kuruluþlarý vergi indirimleri, muhasebe oyunlarý, teþvik gibi yollarla desteklenerek para aktarýlýyor. Çok öncelerden baþlayarak saðlýk alanýnda büyük tekeller vakýf kuruluþu olarak yer almaya baþlamýþtý. Koç ve Sabancý baþta olmak üzere bir çok tekel kendi vakýflarýyla saðlýk alanýna girmiþlerdi. Saðlýk hizmetlerinde ayýrt edici bir fark da nitelik farkýdýr. En iyi saðlýk hizmetinin verildiði hastaneler çok yüksek ücretle hizmet veren bazý özel hastanelerdir. Emekçiler bu hastanelerde tedavi olanaðýna sahip deðildir. Acil durum nedeniyle götürülüp de istisnai olarak içeri girebilenleri saymazsak bu hastanelerde tedavi olacak kadar parasý olan ancak girip tedavi olur. En basit saðlýk hizmetinin bile asgari ücretli iþçi maaþýný aþtýðý bu hastanelere parasý bol olanlar girebiliyor. Emekçi semtlerinde bulunan özel saðlýk kuruluþlarý da kalite olarak burjuva semtlerde bulunanlardan daha düþük kalitede hizmet veriyor. Ayný þey kamu saðlýk kuruluþlarý için de geçerlidir. En iyi olanaklara sahip hastaneler, emekçilerin giremeyeceði kadar pahalý. Kürt halkýnýn durumu da bu açýdan çarpýcýdýr. Kiþi baþýna düþen doktor-saðlýk personeli, saðlýk kuruluþu sayýsýna bakýldýðýnda büyük bir uçurum görülür. Kürt halký doktorsuz býrakýlmýþtýr. Tedavi olmak için Ýran sýnýrýný geçip tedavi olup gelenler, aylarca-yýllarca doktor yüzü göremeyenler çok yaygýn. Yoksulluk nedeniyle özel saðlýk kuruluþlarýndan yararlanamayan Kürt emekçileri kamu hastaneleri ve saðlýk kuruluþlarýndaki personel ve týbbi araçlarýn yetersizliði, çoðu zaman hiç olmamasý nedeniyle bu kuruluþlardan da yararlanamýyor. Ýnsan saðlýðýný bir sömürü aracýna dönüþtüren kapitalizmin yarattýðý yýkým büyüyor. Kapitalizm var oldukça insan saðlýðý sömürü malzemesi olmaya devam edecektir. Ýnsan saðlýðýnýn sömürü malzemesi olmaktan çýkmasý için kapitalizmin yýkýlmasý zorunludur. Ancak o zaman insan iliþkileri, insan saðlýðý meta iliþkisi olmaktan, sömürü aracý olmaktan çýkar. Ýnsanlarýn saðlýðý için her türlü olanaðýn kullanýlmasýnýn yolu kapitalizmin yýkýlmasýyla açýlýr. Engels “Ýngiltere’de Emekçi Sýnýfýn Durumu”adlý eserinde aþýrý sömürü ve sefalet yüzünden emekçilerin saðlýðýnýn nasýl yýkýma uðradýðýný, emekçi semtlerinde açlýktan ve ölümden geçilemediðini gösteriyor. Che de Latin Amerika’yý gezerken bu ülkelerde köylülerin, emekçilerin hep ayný nedenlerle hastalandýðýný, hastalýklarýn yaygýn olduðunu görüyor. Ülke adý deðiþse de aralarýnda fark olmadýðýný, sömürü ortadan kaldýrýlmadan bu hastalýklarýn tedavi edilerek yok edilemeyeceðini görüyor. Che’nin devrim için mücadeleye girmesinde bu koþullarý görmesi de etkili oluyor. 1840’larda Engels, 1950’lerde Che tarafýndan gösterilen sömürü nedeniyle emekçilerin saðlýðýnýn yýkýma uðramasý bugün çok hýzla yaygýnlaþýyor. Bu durumu deðiþtirmek için Engels’in ve Che’nin yolundan yürümek gerekiyor

Adım Adım Devrime dým adým devrime yaklaþýrken, sýnýfsal sorunlarý kavramak zorunlu hale geldi. Sorunlara sýnýfsal bakýldýðýnda, bilinçlenme ihtiyacý daha da belirginleþiyor. Devrimin, bilinçli saðlam kadrolarla mümkün olabileceði kesin ve nettir. Bu düþüncenin dýþýndaki hareketler, büyük yanýlgýya düþüyor. Kitle kaygýsýyla, burjuva, küçük burjuva ve gerici yandaþlar edinerek sosyalizmi kurmayý düþlüyorlar -ki bunun olamayacaðý, imkansýzlýðý göz önündedir. Çözüm, bilinçli öncü kadrolarýn çoðalmasýdýr. Sýnýf bilinci almýþ, teoriyi pratiðe dönüþtürmüþ kadrolarýn çoðalmasý, maceracý hayalprestlere net bir cevap olacak. Sosyalizmin alt yapýsýný saðlam bir zemine oturtup, yeni insanýn bakýþ açýsýyla dünyayý þeklendirip sýnýfsýz sömürüsüz bir dünya özlemini gerçekleþtirecektir. Bugün Kürt sorunu sýnýfsal sorun dýþýnda deðildir, açýk bir örnek olmasýyla birlikte, çeliþkilerin merkezindedir. Kendi kaderini tayin hakkýndan uzaklaþtýrýlýp, sistem içerisine sokulmaya çalýþýlýyor. Bizim mücadelemiz, insanlýk onurunun ve geleceðin teminatýdýr. Düþünen insanýn düþüncesinin þekillenmesidir. Kürt halký, insanlýk mücadelesinde ön safta kýzýl bayraklarla bilinçli kararlý bir þekilde uzlaþmacý reformistlere cevap verip, devrime yürüyecektir. Zalim Dehaq’ýn baþýný ezmenin, sosyalizmi kurmanýn zamaný. Maksist-leninist politikalarýn ýþýðýnda kararlı ve ileriye yönelik adýmlar atýlmalý, iþçi sýnýfýnýn özgücünü, bütün halklarýn devrim dinamitleriyle birleþtirmeli, büyük patlamaya hazýrlanmalýyýz. Sokaklarda, fabrikalarda, tarlalarda, insanýn olduðu her yerde mücadeleyi yükseltmeliyiz. Bugün içinde bulunduðumuz mevcut sorunlar ortada, gidiþatýn analizini yapmak o kadar zor deðil. Nasýl düþünürsek düþünelim, sorun sistem sorunudur. Bu sistem içerisinde var olmak mümkün deðildir. Çürük temelli bina yýkýlmaya mahkumdur, yýkýp var gücümüzle yeniden saðlam bir zeminle inþa etmeliyiz; üzerine yeni bir kat yapmayý düþünenler, yýkýlmasýna ve yýkým sýrasýnda insanlarýn zarar görmesine sebep olacaklardýr. Onarmaya çalýþan uzlaþmacý çevreler, sadece maceracý yaklaþýmlar öne sürebilirler. Böyle kýsýr döngülere zamanýmýz yok, mecaralarýn peþine takýlmaya da zamanýmýz yok. Bilimsel düþünerek kavramalı, pratik çözümler üreterek, iþçi sýnýfýnýn öz gücüne güvenerek sosyalizmi kurmalýyýz… DÜNYA NASIRLI ELLERLE ÞEKÝLENECEK! GEB’li Bir Ýþçi

A

Antep Zindaný’nda Keyfi Uygulamalar on süreçte devrimci tutsaklara yönelik bir çok cezaevinde sürdürülen bilinçli baský politikalarý Antep’te de kendini gösteriyor. Daha önce bir çok defa çeþitli bahanelerle kitap ve dergileri tutsaklara vermeyen Antep H Tipi Cezaevi idaresi, 16 Temmuz Çarþamba günü götürülen dergi ve kitaplarý yine içeri almadý. Mücadele Birliði dergisinin 118. sayýsý ve Önsöz dergisinin 11. sayýsý toplatmasý olmamasýna raðmen cezaevindeki tutsaklara verilmesi engellendi. Asker ve gardiyanlar tarafýndan içeriye “örgüt dergileri” olduðu gerekçesiyle sokulmayan dergileri götüren arkadaþýmýza ise hakaretlerde bulunarak, “sen hangi örgüttensin” gibi sorular yöneltildi. Kýsa bir tartýþmanýn ardýndan ise dergiler içeriye alýnmadý ve geri verildi. Ekonomik olarak bir çýkýþsýzlýk içerisinde olan sermaye iþçi ve emekçilere yönelik baskýlarýný hýz kesmeden sürdürürken, iþçi ve emekçilerin öncüleri de zindanlarda ayný þekilde baský ve sindirme politikalarýyla karþý karþýya kalýyorlar. Ýþçi ve emekçilerin ne kadar öncüleriyle baðlarý koparýlmaya çalýþýlsa da iþçi ve emekçilerin mücadelesi sermayenin bu çabasýný boþa çýkaracaktýr. Devrimci Tutsaklar Özgürleþtirilmeden Ýþçi ve Emekçi Sýnýflar Özgürleþemez! Antep/ Mücadele Birliði

S

120. Sayý / 30 Temmuz-12 Ağustos 2008

15


Yeni Evrede Mücadele Birliði

Gecekondu Yıkımı

Gecekondular Patladý Patlayacak on zamanlarda kentsel dönüþüm projesi adý altýnda Ýzmir’in birçok bölgesinde gecekondu yýkýmlarý gerçekleþiyor .Burjuvazi henüz sermaye birikimini gerçekleþtirdiði dönemlerde yoðun emek gücüne ihtiyaç duyuyordu. Bunun için baþta özellikle Kürdistan’dan olmak üzere tüm kýrsal kesimi sanayi merkezlerinde topladý. Kimini zorla, kimini ekonomik yýkýma uðratarak... Böylece “Batý”ya büyük, duraksýz bir göç baþladý. Her gün yeni yeni aileler aktý geldi. Ama ne barýnacak bir yerleri vardý, ne de paralarý, varlýklarý... Arazi mafyalarýnýn ellerine düþtüler. Boþ arazilerde bir gecede yükseliveren derme çatma barýnaklar kurdular. Bir gece içinde araziye konuveren (gecekondu) barakalarda yaþamlarýný sürdürmeye çalýþtýlar. Fabrikalara doluþtular, inþaatlarda amele oldular, temizlikçi oldular... Nerede ne iþ varsa yapmaya soyundular. Hem de en düþük ücretlerle, hem de hiçbir sosyal güvenceleri olmaksýzýn... Burjuvazinin ucuz emek cennetini yarattýlar. Ve sanki tüm bu zorluklarý yaþayan onlar deðilmiþ gibi, sanki onlarý akýn akýn kentlere çeken bizzat burjuva düzenin kendisi deðilmiþ gibi, aþaðýlandýlar, horlandýlar. Gün gün sefaletleri derinleþti. Gün gün öfkeleri büyüdü, sel olup taþtý. Ýþte bu öfke selinin en yoðun yaþandýðý emekçi mahalleleri iþsizliðin, yoksulluðun, sefaletin ve yozlaþmanýn en yoðun yaþandýðý yerlerdir. Ve artýk bu yerlerden yükselen tek bir ses var: insanca yaþam! Ýnsanlar bu özlemle çoðu zaman eyleme geçip burjuvazinin kolluk güçleriyle çatýþmaya girdiler. Bu durum burjuvaziyi ekonomik krizin yanýnda bir de siyasi krize sürükledi. Çünkü artýk iþçi sýnýfýný elinden kaçýrmýþtý ve onlar üzerindeki egemenliðini de günden güne yitirir hale gelmiþti. Ancak burjuvazi bir yandan bu öfke selini durdurmak için kitleler üzerinde þiddet, baský ve terörünü yoðunlaþtýrýrken, bir yandan da mahallelerdeki örgütlülüðü daðýtmak ve de bu arazileri kendi rant alanlarýna dönüþtürmek için “kentsel dönüþüm” adý altýnda gecekondu yýkýmlarýna hýz verdi. Týpký þu an Kadifekale, Limontepe, Atatürk mah, Cennetçeþme, Kuruçeþme ve Gediz’de olduðu gibi. Sermaye sýnýfý mahallelerde toplu bir yýkým gerçekleþtirdiði zaman karþýsýnda çok büyük bir güç bulacaðýný bildiðinden yýkýmlarý parça parça gerçekleþtiriyor. Yaklaþýk 10 senedir yýkmaya çalýþtýðý ve her seferinde halkýn direniþiyle karþýlaþtýðý Kuruçeþme’ye 18 temmuz sabahý bir kez daha yýkým ekiplerini yolladý. Yýkým ekipleri halkýn barikatlý eylemiyle geri püskürtüldü. Mahalleli tarafýndan 4 temsilci seçilerek 2’si devrimci yapýlarla görüþmeye gitti; diðer 2’si ise Ankara’ya gidip Tarým Bakanlýðý’na baþvurdu. Ancak görüþme saðlanamadý. Bu arada bazý devrimci ve siyasi partiler gecekondu halkýyla Buca belediyesi arasýnda görüþme saðlamaya çalýþtý. Görüþme red-

S

16

dedildi ve gerekçe olarak halkýn belediye baþkaný hakkýnda( sözde) slogan attýðý gösterildi. Hakkýnda slogan atýlan belediye baþkaný sinirlenmiþ ve hem görüþme istememiþ hem de ne olursa olsun evleri yýkacaðýný belirtmiþ(ne bahane ama!).Gecekondu halký da bunun üzerine hiç bir þekilde evlerini yýktýrmamak için devrimci yapýlar ve mahalle temsilcileriyle karar alýp ayný gece barikat kurdular. Ertesi sabah mahalleye giren sokaklarýn hepsini barikatlarla kapatmýþ olan halk ve devrimci yapýlarýn kararlý duruþuyla yýkým için gelen 7-8 otobüs dolusu çevik kuvvet ve yýkým ekipleri geri çekilmek zorunda kaldý.15 gün sonra tekrar geleceklerini söylemeleri üzerine halkýn cevabý ne olursa olsun geldiklerinde ayný manzarayla karþýlaþacaklarý oldu. Bu tür yýkýmlarýn birçok yerde gerçekleþtirildiðini belirtmiþtik. Gediz Mahallesi’nde de yýkýlacak olan aileleri de ziyaret ettik. Daha önce de yýkýmlarýn olduðu bu mahallede yýkýmlar parça parça gerçekleþtiriliyor. Mahalle halkýyla yaptýðýmýz görüþmelerde oturduklarý evin vergisini ödediklerini, suyunun elektriðinin baðlý olduðunu vurgulayan aileler “Burasýnýn yeþil alan yeri olduðunu söyleyip bizi suçlu çýkarýyorlar. Bu evler yaklaþýk otuz beþ senedir var, hukuken yirmi seneden sonra tapu verilmesi gerekiyor. Ama bize vermediler. Ben tek baþýma yaþýyorum dediðimde ‘git çocuklarýn sana baksýn’ dediler. Ýyi de çocuklarýmýn da durumu iyi deðil ki, kendilerine bakamýyorlar daha. Bizlere evleri yýktýktan sonra da hiçbir þey vermiyorlar. Ev bile bulamýyoruz. Gerçi bulduðumuzda da parayý ödeyemeyeceðiz. Eþyalarýmýzýn çoðunu satýþa çýkardýk parayý ödeyebilmek için. Hiç deðilse zaman versinler bize. Kendimizi evin önüne atýp yaksak da evi yýkacaklarını söylüyorlar. Ama þunu iyi bilsinler bizden oy istemeye gelmesinler. Madem bizi sokaða atýyorlar oylarýmýza da ihtiyaçlarý yok demektir.” diyerek öfkelerini dile getirdiler. Burjuvazi “kentsel dönüþüm” adý altýnda iþçi ve emekçilerin barýndýklarý gecekondularý yýkarken halkýn kendisine karþý olan öfkesini daha da bilediðinin farkýnda mýdýr acaba? Burjuvazi içinde bulunduðu krizi atlatmak için attýðý her adýmda kendisini daha da büyük bir krizin içinde buluyor. Kapitalizm artýk miladýný doldurmuþtur. Bunu kendi içinde yaþanan iç çatýþmalarýnda ve iþçi-emekçilerle yaþadýðý çatýþmalardan, yani artýk toplumu yönetemediðinden ve toplumun da artýk eskisi gibi yönetilmek istemediðinden anlayabiliyoruz. Þimdi iþçi ve emekçilere söyleyebileceðimiz son sözümüz: iþçiler, emekçiler ve yoksul Kürt halký yýkýmlara ve saldýrýlara karþý iktidar için savaþalým. Çünkü bizler tüm yaþamsal sorunlarýmýzý ancak ve ancak iktidarý ele geçirip Demokratik Halk Ýktidarýný gerçekleþtirdiðimiz zaman ortadan kaldýracaðýz Fabrikalar, Tarlalar, Siyasi Ýktidar, Her Þey Emeðin Olacak! Ýzmir Mücadele Birliði Platformu

120. Sayý / 30 Temmuz-12 Ağustos 2008


Yeni Evrede Mücadele Birliði

İşçi \ Emekçi

Emekçiler Her Yerde Eylemde Sendikasý’ný suçladý.Uzel Otomotiv Sistemleri fabrikasýnda çalýþan 500 iþçi, Gebze Cumhuriyet Meydaný’nda yaptýðý basýn açýklamasýnda, üye olduklarý Türk Metal Sendikasý’na tepki gösterdi ve sendikayý yalancýlýkla suçladý. Ýþçiler adýna basýn açýklamasý yapan Serdar Þimsek, 4 aydýr maaþlarýný alamadýklarýný, sendikanýn yalanlarla iþçileri bu duruma getirdiðini iddia ederek, “4 aydýr düzenli maaþ alamadýðýmýz gibi fabrikaya gelen hacizlerden dolayý çalýþamayacak hale getirildik. Bu süreçte bizim haklarýmýzý desteklemekle yükümlü olan Türk Metal bizi yalanlarla oyalayarak maðdur etti” dedi.

16 / 07 / 2008 Ordu’da 150 Fýndýk İþçisi İl Dýþýna Çýkarýldý! Kürdistan’ýn illerinden fýndýk toplamak için Ordu’ya gelen 150 kadar iþçi konakladýklarý Melet Irmaðý kenarýndan il dýþýna çýkarýldý. Fýndýk toplamak için Ordu’ya gelen mevsimlik tarým iþçileri, Valilikçe alýnan karar doðrultusunda konakladýklarý ýrmak kenarýndan kaldýrýldý. Melet Irmaðý kenarýnda konaklayan yaklaþýk 150 kiþilik iþçi grubu “olasý selden zarar görmesinler” iddiasýyla bulunduklarý yerden il dýþýna çýkarýldý! 18 / 07 / 2008 Kapitalizmin Çalýþma Koþullarý 2 İþçiyi Daha Öldürdü! Kayseri’nin Melikgazi ilçesinde çalýþtýklarý inþaatýn iskelesinden düþen 2 iþçi, hayatýný kaybetti. Osman Kavuncu Caddesi’nde, inþaatta çalýþan iþçilerden Bekir Özbek ve Hüseyin Özbek, çýktýklarý inþaat iskelesinden düþtü. Aðýr yaralanan iþçiler, ambulansla Kayseri Eðitim ve Araþtýrma Hastanesine kaldýrýlýrken yolda öldü. 19 / 07 / 2008 Uzel İþçilerinden Türk Metal-Sen’e: Bizi Kandýrýyorsunuz! Þekerpýnar’daki Uzel Otomotiv Sistemleri Fabrikasý’nda çalýþan iþçiler, 4 ay maaþ alamamalarý nedeniyle Türk Metal

23 / 07 / 2008 THY’de 1 Günlük Grev! THY’de Kaptan Pilot Bahadýr Altan’ýn iþ akdine son verilmesiyle iyice ar21 / 07 / 2008 tan huzursuzluk, pilotlarýn “bir gün uçmaİzmir’den İstanbul Büyükþehir ma” kararý almasýna neden oldu. Ancak 25 Belediyesi İþçilerine Destek! Türk-Ýþ’e baðlý Belediye-Ýþ Sendikasý Temmuz günü bir basýn açýklamasý yayýnÝzmir Þubeleri, Ýstanbul’daki belediye iþçi- layan Bahadýr Altan’ýn talebi üzerine grev lerinin grev kararýný asarken polis müda- gerçekleþtirilmedi. halesine maruz kalmasýna tepki gösterdi. Kadýköy Belediyesinde Grev Kararý Asýldý! Disk’e Baðlý Genel -Ýþ Sendikasý, Toplu Ýþ Sözleþme Görüþmeleri Anlaþmazlýkla Sonuçlanan Kadýköy Belediyesine Grev Kararýný Astý. DÝSK’e baðlý Genel-Ýþ Sendikasý, toplu iþ sözleþme görüþmeleri anlaþmazlýkla sonuçlanan Kadýköy Belediyesine grev kararýný astý. Ýskele Meydaný’ndaki Atatürk Anýtý önünde toplanan Genel-Ýþ Sendikasý yönetici ve üyeleri, Týbbiye Caddesi’nden Tepe Natilius Alýþveriþ Merkezine, oradan da Kadýköy 22 / 07 / 2008 Belediyesi önüne kadar yürüdü. Toki İþçileri Eylemde Çalýþmak için Diyarbakýr, Muþ, Mar25 / 07 / 2008 din ve birçok ilden Konya’ya gelen iþçiler, İzmir’de 3.5 aydýr çalýþtýklarý Baþbakanlýk Toplu Taþeron Saðlýk İþçilerinden Eylem! Konut Ýdaresi’ne (TOKÝ) baðlý Okan ÝnþaEge Üniversitesi Týp Fakültesi Hastaat’ýn sahibi Abdullah Kalkan’dan alacak- nesinde ki taþeron saðlýk iþçileri yýllýk üclarýný alamýyor. Alacaklarýný almak için, retli izin haklarý için basýn açýklamasý ve bir grup inþaatçý, Seydiþehir’den Anka- dilekçe verme eylemi yaptýlar. Hastane ra’ya gelerek TOKÝ önünde eyleme baþla- bahçesinde toplanan 100 kadar Dev Saðlýk dý. Alacaklarýný isteyen iþçiler, paralarý ol- Ýþ üyesi iþçi ve SES üyesi saðlýk emekçisi madýðý için, herhangi bir yere gidemedik- bugün saat 12.30’ da “yýllýk ücretli izin lerini ve günlerdir aç olduklarýný dile getir- haklarýnýn gaspýna” karþý hastane yönetimini protesto ederek uyardýlar. di. 120. Sayý / 30 Temmuz-12 Ağustos 2008

17


Yeni Evrede Mücadele Birliði

İşçi \ Emekçi

Emekçiler Dünyayı Sarsıyor 07 / 07 / 2008 Alman Pilotlar Grevde Almanya’da Hava Ulaşımı Felç Oldu Almanya’da yaklaþýk 1000 pilotun ücret artýþý için önceki gece yarýsý baþlattýðý 24 saatlik grev nedeniyle 07 Temmuz’da öðle saatlerine kadar ülkenin tüm hava alanlarýnda toplam 200 seferi iptal edildi. 10 / 07 / 2008 Peruda Çiftçi Grevi Peru’unun çeþitli bölgelerinden üç çiftçi örgütü Salý günü greve giderek hükümetin sosyal ve ekonomik programýný protesto etti. Perulu iþçiler, 9 Temmuz günü, ülkedeki kapitalist ekonomik uygulamalara karþý ülke çapýnda greve gideceklerini duyurmuþlardý. 8 Temmuz günü de, Ulusal Tarým Konfederasyonu (CNA), Peru Çiftçilerinin Konfederasyonu (CCP) ve çeþitli çiftçi topluluklarý, Peru’da Loreto’nun ormanlýk kesimi, Orta Selva ve Ayacucho’nun Orta And bölgesinde çiftçiler greve baþladý. Çiftçi örgütleri, orman bölgesinde, hükümetin topraklarý ve diðer ulusal kaynaklarý özel þirketlere ve kiþilere satmayý yasalaþtýrmasýna karþý tepki gösteriyor. Ayrýca Ayacucho’daki eylemciler, ABD askeri birliklerinin bölgeden çekilmesini de talep ediyor.

11 / 07 / 2008 İran’da Otomotiv İşçileri Grevde Ýran’ýn en büyük otomobil fabrikasý Khodro’da iþçilerin Haziran sonunda baþlattýðý uyarý açlýk grevi, maaþ ve çalýþma koþullarýnýn geliþtirilmesi için bir greve dönüþtü. Ýþçilerin temel talepleri, “taþeronlaþtýrmanýn önüne geçilmesi, insanca yaþanabilecek düzeyde maaþ, iþ güvencesinin saðlanmasý ve geçici süreli çalýþtýrmaya son verilmesi, zorunlu mesainin kaldýrýlmasý ve karar mekanizma-

18

larýnda iþçi temsilcilerinin de yer almasý”. 11 / 07 / 2008 Bangladeş’te Öğretmenler Eyleme Hazırlanıyor Bangladeþli öðretmenler, ücretlerine zam yapýlmadýðý takdirde açlýk grevine baþlayacak. Ücretlerinin %20 artýrýlmasýný isteyen öðretmenler, Temmuz ayýnýn sonuna kadar zam talepleri kabul edilmezse 1 Aðustos’tan itibaren þehir merkezi Shaheed Minar’da açlýk grevine baþlayacaklarýný söylüyorlar.

Peru’da Genel Grev Peru’da günler öncesinde planlanan ve duyurusu yapýlan genel grev, eylemler ve çatýþmalarla geçti. Genel Ýþçi Konfederasyonu’nun iþçi ücretlerine zam yapýlmamasý üzerine yapýlan genel grevde, Güneydoðu’daki Puerto Maldonado bölgesinde binlerce köylü, yerel hükümet binasýný daðýttý ve ateþe verdi. Yaklaþýk 200 kiþi gözaltýna alýndý. 12 / 07 / 2008 Avusturya’da Eylemler 7 Temmuz günü, Avusturya’nýn baþkenti Viyana’da kamyoncular ve doktorlarýn eylemi vardý. Sürekli yükselen benzin fiyatlarýný protesto eden kamyoncular, petrole uygulanan vergi oranlarýnýn düþürülmesi ve araç vergisinin kaldýrýlmasýný talep ediyor. Benzin zamlarýna ve araç vergilerine karþý eyleme 1427 kamyon katýldý. Þehir içine giren az sayýda kamyon da en sað þeritten çok düþük hýzda ilerlediler. Kamyoncular, hükümetin uyguladýðý politikada deðiþiklik yapmamasý durumunda baþka eylemler yapmayý planladýklarýný da açýkladýlar. 15 / 07 / 2008 İngiltere’de 600 Bin Belediye Çalışanından 2 Günlük Grev! Ýngiltere’de, çöplerin toplanmamasýný 120. Sayý / 30 Temmuz-12 Ağustos 2008

gündeme getiren yüzbinlerce belediye iþçisinin 2 günlük grevi baþladý. Ýþçi sendikalarý Unison ve Unite, enflasyonun çok altýnda kalan maaþ zamlarýný protesto etmek amacýyla greve gittiklerini söyledi. Unison Ýþçi sendikasý baþkaný Dave Prentis, 600 bin iþçinin katýlýmý ile bugün ve yarýn 1926 yýlýndan bu yana görülen en büyük iþçi eylemini ortaya koyacaklarýný söyledi. 18 / 07 / 2008 Avusturalya’da 6 Bin İşçi Grevde Ergon Energy ve Powerlink Þirketlerinde çalýþan sendika üyesi 6 bin iþçi ücret artýþý talebi ile 18 Temmuz itibariyle 2 günlük greve gittiler. Elektrik Ýþçileri Sendikasý (ETC), Avustralya Ýmalat Ýþçileri Birliði (AMWU), Mühendis, Akademisyen ve Ýþletmeciler Birliði (APESMA) Avustralya Kamu Çalýþanlarý Sendikasý (ASU) yaptýðý basýn toplantýsýnda, Energex Þirketinin önerdiði yüzde 4.5’lik artýþa karþýn yüzde 10.3’lük bir artýþ istediklerini bildirdi. 19 / 07 / 2008 Honduras’lılar Greve Gidiyor Honduraslý demokratik kitle örgütleri, çevre ve vatandaþ haklarýný korumak adýna 5 Aðustos’ta Ulusal Sivil Greve gideceklerini duyurdu. Hükümeti 12 maddeden oluþan listedeki talepleri yerine getirmek üzere zorlamak için çeþitli gösteriler, yürüyüþler, toplantýlar, yol kesme eylemleri gerçekleþecek. 19 / 07 / 2008 Yeni zelanda’da Pilotlar Grevde Yeni Zelanda Hava Yollarý’na baðlý Air Nelson havayolu þirketinde çalýþan pilotlar greve çýktýlar. Yeni Zelanda Hava Çalýþanlarý Birliði (Alpa) üyesi pilotlarýn grevi 3 gün sürdü. 20 / 07 / 2008 Srilanka’da Grev Sri Lanka’da sendikalar, iþçi örgütleri ile birlikte hayat pahalýlýðýna karþý 3 günlük greve gitmeyi planlýyor. Sri Lanka Ulusal Ýþçi Sendikasý (NTUC), 21 Temmuzdan itibaren iþ yerle-


Yeni Evrede Mücadele Birliði

rinde hayat pahalýlýðý ve ücretlerin azlýðý sebebiyle mitinglere baþlayacaðýný açýkladý. (NTUC) lideri Lal Kantha, taleplerini kazanmak için diðer sendika ve iþçi örgütleriyle iþbirliði içerisinde olacaklarýný belirtti. NTUC konu ile ilgili olarak topladýklarý 1 milyon imzayý Baþbakan Mahinda Rajapaksa’ya ulaþtýrdýklarýný söyledi.

Kuzey Ýrlanda’da Grev Nedeniyle Dery Havalanı 2 Gün Kapandı Derry City Konseyi kamu çalýþanlarýna son kez uzlaþma çaðrýsýnda bulunmuþ ancak iþçiler uzlaþmanýn þartlarýna itiraz edince Çarþamba ve Perþembe günü için Havaalaný’ný kapatma kararý aldý. Kuzey Ýrlanda’daki grev sürecince Ýngiltere ve Galler’deki çalýþanlar da meslektaþlarýna katýlýyorlar. Çalýþanlar, kendilerinin saat baþý ücretine 50 pens zam ya da aylýk yüzde 6’lýk zam talebine karþýn iþverenin yüzde 2.45’lik önerisine itiraz etmiþti. En düþük kamu çalýþanýnýn maaþý saat baþý 5.81 sterlin civarýnda. 21 / 07 / 2008 Kuveyt’te 6 Bin Bangladeşli Ýşçi Grevde 6 bini aþkýn Bangladeþli göçmen iþçi ücretlerinin 18 Dinar (KD)’dan 40 KD’ye çýkarýlmasý, ücretlerinin düzenli ödenmesi, sigortalarýnýn ödenmesi, çalýþma saatlerinin azaltýlmasý gibi taleplerle 20 Temmuz Pazar günü greve çýktýlar. Grev sonrasý sýnýrdýþý edilmekle tehdit edildiler. Ancak yapýlan görüþmeler sonunda Saðlýk ve Savunma Bakanlýklarý’nda çalýþan iþçilerin ücretleri 40 KD’ye yükseltildi ve buralarda çalýþan iþçiler iþlerine geri döndüler. Diðer iþçilerle görüþmeler sürüyor. Kuveyt’te toplam 200 bin Bangladeþli iþçi çalýþýyor. Almanya'da Petrol Zammı Protestosu Akaryakýt fiyatlarýnýn artýþý, Almanya’da da protesto edildi. Bavyera’da toplanan 500 kadar TIR þoförü, dizele yapýlan zamlarý pro-

İşçi \ Emekçi testo etmek için, þehirler arasý yolda kilometrelerce uzunlukta konvoy oluþturdu. Göstericiler, dizel fiyatlarýnýn bir avronun altýna çekilmesi talebinde bulundu. Almanya’da dizel fiyatlarý geçen ay bir avro 53 sente, yani yaklaþýk iki buçuk Türk Lirasýna çýkmýþtý. 22 / 07 / 2008 Panama’da Grev Hazırlıkları Sendikalarýn ve öðrenci örgütlerinin Pazartesi günü yaptýðý açýklamada, daha iyi yaþam koþullarý için ülke genelinde düzenlenecek grev için hazýrlýklarýn sürdüðü belirtildi. FRANADESO’dan (Ekonomik ve Sosyal Haklarý Koruma Ulusal Cephesi) yapýlan açýklamada, grev süresince diðer eylemlerin yaný sýra sokak eylemleri, yol kesme eylemleri gibi eylemlerin gerçekleþtirileceði açýklandý. Cumartesi günü gerçekleþtirilen toplantýda, Panama Halkýnýn Yaþamýna ve Saygýnlýðýna Saygý örgütü Ulusal Koordinasyon Kurulu’nun ve yerel örgütlerinin eylemlerinin ortak bir biçime sokulmasý kararý benimsendi. FRANADESO içinde örgütlü kesimlerin temsilcileriyle yapýlan görüþmelerle, ücret zammý ve temel tüketim mallarýnda indirim talebini içerecek bir grevin hangi gün yapýlmasý gerektiði deðerlendiriliyor. Ayrýca, 14 Aðustos’ta Panama Kent merkezinden baþkanlýk sarayýna bir yürüyüþ düzenlenmesi kararlaþtýrýldý. Cumartesi günü yapýlan liderler toplantýsýnda, yapýlacak gösteri ve greve, ULIP’in (Halklarýn Mücadele Birliði) destek çýkacaðý belirtildi.

24 / 07 / 2008 Almanya’da Metal İşçileri Süresiz Grev Kararı Aldı Almanya’nýn Dortmund kentindeki Conti-VDO iþçileri 21 Temmuzda düzenledikleri toplantýda süresiz greve çýkma ve talepleri yerine getirilinceye kadar iþbaþý yapmama kararý aldýlar. Haziran ve Temmuz aylarýnda dört kez kýsa süreli iþ býrakan iþçilere “çok sýk grev yapmanýn iþyerlerini güvenceye almayacaðýný” söyleyen ve “derhal uyumlu çalýþma ortamý” talep eden iþverenin baskýlarý bir iþe yaramadý. Greve çýkan iþçileri fabrikayý terk etmeye zorlayan ve gerektiðinde özel güvenlik birimlerini devreye sokmakla tehdit eden iþverenin bu saldýrýsý, bütün iþçilerin ortak hareket 120. Sayý / 30 Temmuz-12 Ağustos 2008

etmesi sonucu boþa çýkartýldý. Grev kararýný ve hedeflerini birlikte karar altýna alan iþçiler daha sonra bir grev komitesi seçerek, “Bundan sonra görüþmeler bu arkadaþlarýmýzla yapýlacak” diyorlar. Çoðunluðu kadýnlardan oluþan yaklaþýk 200 iþçi direniþlerini sürdürmekte kararlýlar.

Ýngiltere’de Pasaport Dairesi Çalışanları Grevde Ýngiltere’de pasaport dairesi çalýþanlarýnýn üç günlük grevi baþladý. Grev Ýngiltere’deki 7 ayrý bölgenin pasaport dairesi çalýþanlarýný kapsýyor . Üç günlük grevin ilk ve orta dereceli okullarýn tatile girmesiyle ayný döneme denk geldiði, pek çok kiþinin seyahat planlarýnýn kesintiye uðrayabileceði ve yaklaþýk 60 bin pasaportun iþlem görmeyeceðine iþaret eden Kamu Çalýþanlarý Sendikasý, 7 bölgesel pasaport dairesi çalýþanlarýnýn yaný sýra 68 ön görüþme bürosunda çalýþan 3 bin kiþilik personel de üç gün boyunca grevde yer alýyor. 25 / 07 / 2008 Pire Limanı’nda İşçiler Polisle Çatıştı Yunanistan’ýn Pire kentinde bakým onarým çalýþmalarý yapýlan bir tankerde meydana gelen ve 8 kiþinin yaþamýný yitirmesine yol açan kazayý protesto eden liman iþçileri ile polis arasýnda çatýþma çýktý. Olaylarda 13 kiþi yaralandý. Pire’nin “Perama” sahilinde dün akþam saatlerinde limanda demirli Panama bandýralý “Friendship Gas” adlý likit gaz tankerinin ambarýnda, kaynak çalýþmalarý sýrasýnda, henüz belirlenemeyen bir nedenle patlama meydana geldi. Kaza sonrasýnda, “iþ yerlerinde can güvenliðinin yeterince saðlanmadýðý” gerekçesiyle 3 günlük grev yapacaklarýný açýklayan ve Yunanistan Ege ve Deniz Ticaret Bakanlýðý önünde gösteri düzenleyen liman iþçileriyle polisi arasýnda çatýþma çýktý. Ýþçiler bakanlýk binasýna girmeye çalýþýrken, çevrede bulunan araçlarla barikatlar kurarak polisle çatýþtýlar. Polis iþçilere göz yaþartýcý gazla saldýrdý. Eylemciler taþ ve çeþitli cisimlerle yanýt verdi. Olaylarda beþi liman güvenlik görevlisi, sekizi ise polis olmak üzere 13 kiþi hafif þekilde yaralandý. Not: Haberler Mücadele Birliði Web Sitesi www.mucadelebirligi.com’dan derlenmiþtir.

19


Yeni Evrede Mücadele Birliði

Kastro Yoldaşın Görüşleri

Dürüstlük ve Mütevazi Olmanın Değeri erhangi bir otobiyografik renkli yazý beni yarým yüzyýldan önce verdiðim kararlar hakkýndaki þüpheleri ortadan kaldýrmaya zorluyor. Ýnce ayrýntýlardan bahsediyorum, çünkü can alýcý noktalar hiçbir zaman unutulmaz. Bu, benim 60 yýl önce, 1948’de yaptýklarým için de geçerlidir. Dominik halkýný Trujillo tiranlýðýndan kurtarma yolculuðuna çýkma kararýný verdiðim aný dün gibi hatýrlýyorum. Ayrýca, o döneme ait pek çok soyut olay aklýmda saklý kaldý; bu olaylar zaman zaman dile getirdiðim benim için unutulmaz düzinelerce bölümden meydana geliyor. Bunlarýn çoðu ise yazýya geçirildi. Bugün, Kolombiya’ya Latin Amerika Öðrenci Federasyonu’nun kuruluþunu teþvik etmek için giderken amaçlarým arasýnda ABD’nin ön ayak olduðu Amerika Devletler Birliði’ni, OAS’ý, kesin olarak engelleme düþüncesinin olduðunu netlikle söyleyemem; bu o zaman henüz ulaþtýðýmý söylemek için erken olan bir vizyondur. Olaylardan 33 yýl sonra benimle röportaj yapan sýradýþý bir tarihçi ve ayrýntýlandýrma uzmaný olan Arturo Alape, Kolombiya’ya 1948’de yaptýðým yolculuktaki amacýmýn bu olduðunu doðruladýðým cevaplarýmý yeniden ortaya koydu. ‘Emanuel’in Þeffaflýðý’ isimli kitabýnda Germán Sánchez, Alape ile yapýlan röportajdan kelimesi kelimesine aktarýyor: “ABD’nin burada, Latin Amerika’da kendi kontrol sistemini saðlamlaþtýrmak için kýþkýrttýðý 1948’deki OAS toplantýsýyla karþý karþýya kalýnan bu günlerde, OAS toplantýsýyla ayný yerde ve zamanda antiemperyalist prensiplerin arkasýnda duran ve söylediðim noktalarý savunan bir Latin Amerika öðrenciler toplantýsý yapmak fikrini öne sürmüþtüm.” Röportajýn Küba’da

H

20

Abril Yayýnevi tarafýndan yakýn zamanda basýlan bir nüshasýnda paragraf aynen yer alýyor. Birisi bana Fidel ile Yüz Saat kitabýnda davranýþýma yön veren amacýn bunlar olup olmadýðý konusunda benim de biraz þüpheli olduðum hatýrlatmasýnda bulundu. Kullandýðým ifadede “OAS toplantýsýyla karþý karþýya kalýnan” anlatýmýmýn yeterince açýk olmadýðý bellidir. Ben þüpheyi ortadan kaldýrmak için þunu söyleyebilirim: rahipler tarafýndan yönetilen bir okulun 12. sýnýfýný bitirdikten yalnýzca iki buçuk sene sonra birisinin, yani benim ulaþtýðým siyasi evrimi ve beni harekete geçiren amaçlarý yeniden inþa etmeye çalýþtým. Ben, yalnýz onursal nedenlerle enerjisi spor yapmaya, keþfetmeye, daðlara týrmanmaya ve zamanýn izin verdiði ölçüde derslerini çalýþmaya kanalize olmuþ isyancý bir kiþiydim. Okul hayatým boyunca sürekli farkýnda olduðum þeyler, gazetelerin ben henüz 10 yaþýmda bile deðilken yani 1936 Temmuzunda Ýspanya Ýç Savaþý ve 19 yaþýma girmek üzereyken 1945 Aðustosunda Hiroshima ve Nagasaki’ye atýlan atom bombalarý haberleriydi ki bunlarla sonradan kendi iliþkimi kuracaktým. Çok küçük yaþlarýmdan itibaren içinde yaþadýðým toplumun adaletsizliklerinin ve önyargýlarýnýn zorluðunu yaþadým. 21 yaþýnda Kolombiya’ya gittiðimde oldukça radikal biri olmakla beraber henüz Marksist-Leninist deðildim. Trujillo tiranlýðýna karþý olan mücadelelere ve bunun gibi Porto Riko’nun baðýmsýzlýðý, Panama Kanalý’nýn yeniden açýlmasý, Falkland Adalarý’nýn yeniden Arjantin Cumhuriyeti’ne devredilmesi, Karayipler’de sömürgeciliðin sonlandýrýlmasý, bizim yarý küremizde Ýngiltere, Fransa ve Hollanda tarafýndan sömürgeleþtirilmiþ ada ve bölgelerin baðýmsýzlýk mücadelelerine aktif olarak katýlýyordum. O yýllarda, Bolivar’ýn ülkesi olan Venezuela’da Demokratik Eylem’in liderliðinde bir devrim gerçekleþmiþti. Radikal sol düþüncelerden esinlenen Rómulo Betancourt devrimci bir lider olmaya çalýþýyordu. Betancourt, ülkeye Ekim 1945 ile Þubat 1948 arasinda liderlik etti. Büyük yazar Rómulo Gallegos, 1945’deki askeri hareketten sonra yapýlan ilk seçimlerde Devlet Baþkaný olarak seçilen Betancourt’u takip ediyordu. Onunla 1945’de Karakas’a yaptýðým ziyarette tanýþtým. Panama’da öðrenciler Kanal’ýn yeniden açýlmasýný talep ettikleri için vahþice baskýlar görüyorlardý; öðrencilerden birinin

120. Sayý / 30 Temmuz-12 Ağustos 2008


Yeni Evrede Mücadele Birliði

Kastro Yoldaşın Görüşleri

omuriliðine bir kurþun isabet etmiþti ve bacaklarýný oynatamýyordu. Kolombiya’da üniversite yükselen Gaitán taraftarý hareketlerle kaynýyordu. Bu üç ülkeden öðrencilerle olan temaslarým meyvesini veriyordu: Kongreyi ve Latin Amerika Öðrenci Federasyonu’nun kurulmasýný kabul etmiþlerdi. Arjantin’deki Peroncular da bizi destekliyordu. Kolombiyalý üniversite öðrencileri Gaitán ile irtibat kurmamý saðladýlar. Böylece onunla buluþma ve sohbet etme onuruna sahip oldum. O reddedilemez bir þekilde Liberal Parti’nin mütevazý kesimlerinin ve Kolombiya’daki ilerici güçlerin lideriydi. Bize kongremizin açýlýþýný yapacaðý sözünü vermiþti. Bu bizim için son derece cesaretlendirici oldu. Bu kardeþ ülkede Latin Amerika’dan hükümet temsilcilerinin katýldýðý bir toplantý düzenleniyordu. II. Dünya Savaþý’nda müttefikleri olan ve 2 milyon askerini kaybeden Sovyetler’in arkasýndan Japonya’daki iki büyük sivil yerleþime atom bombasý atan ABD’nin Baþkan Yardýmcýsý General Marshall, Devlet Baþkaný Harry S. Truman’ý temsilen oradaydý. ABD’nin Bogota’daki temel amacý insanlarýmýz için çok acý sonuçlar doðuran OAS’ý kurmaktý. Kendime söz konusu uluslar üstü kurumu engellemeyi tasarlayacak kadar cesur bir düþünceyi aklýmdan geçirecek ideolojik geliþime sahip olup olmadýðýmý soruyorum. Her ne olursa olsun, orada temsil edilen tiranlýklara, Porto Riko’nun ABD tarafýndan iþgal edilmesine karþýydým, ama henüz emperyalist egemenlik sistemi hakkýnda net bir fikir geliþtirmemiþtim. Beni oldukça etkileyen bir diðer þey de Kolombiya basýnýnda yer alan, gerici Ospina Pérez hükümeti tarafýndan kýrsal kesimde yapýlan katliamlarý anlatan haberlerdi. O günlerde düzinelerce çiftçinin öldürüldüðü hakkýnda bilgiler vardý. Küba’da benzer bir þey yaþanmayalý epey zaman olmuþtu. Bogota’da bir tiyatroda Marshall ve toplantýya katýlan diðer ülkelerden temsilcilerin katýldýðý resmi bir gala da benim üzerinde programýmýzý özetleyen broþürleri yanlýþlýkla üst kattan atmam sýrasýnda her þey çok normal gözükmüþtü. Bu olay benim göz altýna alýnmama neden oldu ve iki saat sonra serbest býrakýldým. Kusursuz bir demokrasi varmýþ gibi görünüyordu. Gaitán’la tanýþmak ve onun Barýþ için Dua ya da -içeride yer olmadýðý için dýþarda dinlemek zorunda kaldýðým- Teðmen Cortés için yaptýðý etkili konuþma gibi konuþmalarýna tanýk olmam beklenmedik olaylardý. Ben ise henüz daha Hukuk Fakültesi’nde iki yýlý geride býrakmýþtým. Gaitán ve diðer üniversite temsilcileri ile ikinci görüþmemiz 9 Nisan öðleden sonra saat 2’ye ayarlanmýþtý. Kolombiyalý lider, þüphe yok ki kýþkýrtýlmýþ bir fanatik veya akýl hastasý olan bir adam tarafýndan vurulduðunda ben, bana eþlik eden Küba’lý bir arkadaþýmla kaldýðýmýz küçük otele ve Gaitán’ýn ofisine yakýn bir caddede yukarý aþaðý yürüyerek görüþme zamanýnýn gelmesini bekliyordum. Suikastçý halk tarafýndan linç edilmiþti. Bu anda Kolombiya’da yaþadýðým inanýlmaz deneyim baþladý. Bu cesur insanlarla beraber gönüllü bir savaþçý idim. Kolombiya vatandaþlarýnýn bizim mambilerimizi (yurtsever savaþçýlar) baðýmsýzlýk direniþinde desteklediði gibi, ben de

Gaitán’ý ve onun ilerici hareketini destekliyordum. Arturo Alape devrimin zafer kazanmasýndan yýllar sonra, 1981’de, Küba’ya geldiðinde Gabriel García Márquez benimle Antonio Núñez Jiménez’in evinde þafak vakti baþlayan bir görüþme ayarladý. Alape bir ses kayýt cihazýyla geldi ve bana 1948 Nisan’ýnda Bogota’da yaþanan olaylar hakkýnda saatlerce soru sordu. Núñez Jiménez de baþka bir aletle kayýt alýyordu. Unutamadýðým olaylarla ilgili bir sürü taze hatýram vardý; tarihçi de kendi payýna düþen, olaylarýn Kolombiya tarafýný, doðal olarak benim bilmediðim birçok ayrýntýyý biliyordu ve bu bana yaþadýðým süreçteki her bölümü anlamamda yardýmcý oldu. Alape olmadan belki de onlarý hiçbir zaman öðrenemezdim. Ancak Alape bir görevi yerine getirmemiþti: kaset kaydýndaki her þeyi yazýya dökmek; diðer kayýt Palacio de la Revolución’da (Devrim Sarayý)deþifre edildi. Bunlardan birisini kontrol ettiðimi hatýrlýyorum. Bu çalýþmada, diyaloglar konuþmalardan çok daha zor, çünkü sesler sýklýkla üst üste biniyor. Yanlýþ deþifre edilmiþ kelimeler ve deðiþtirilmiþ ifadeler buldum. Onlarý kontrol etmek ve düzeltmek için gereken zamaný ayýrdým. Röportaj dört saatten fazla sürmüþtü. Çoðu kiþi bunun için gereken çabayý hayal bile edemez. Devrimin zaferi öncesinde ve sonrasýndaki tarihsel olaylarýn karýþýmýnýn zihnimde muhtemel bir karýþýklýk haline neden olduðunu düþünüyorum. Bunu düþünüyorum ve olasý bir þüphe durumunda en onurlu davranýþ onu açýklamaktýr. Siyasi düþüncelerim Kolombiya ziyaretimden önce radikalleþmiþ olsaydý… 9 Nisan 1948 ile Moncada Kýþlasý’na saldýrdýðýmýz -bundan 55 yýl önceye denk gelen- 26 Temmuz 1953 yýllarý arasýnda kalan kýsa zaman zarfýndaki dönüþüm inanýlmaz derecede büyük. Bu dönemde ideolojik olarak gerçek bir solcu olmuþtum ve bu, kendimi beraberinde devrimci eyleme adadýðým direniþ, inat ve kurnazlýk görüþlerime ilham kaynaðý oldu. Bunu 82 adamdan oluþan küçük birliðimizin neredeyse tamamen imha edildiði 5 Aralýk 1956’dan sonra yalnýzca 18 silahla kazandýðýmýz ilk zaferle sonuçlanan Sierra Maestra’daki direniþ takip etti. Uluslararasý Kýzýl Haç’ýn dosyalarýnda son düþman saldýrýsýnýn gerçekleþtiði 1958 yazýndan sonra geri verdiðimiz yüzlerce esirin kaydý vardýr. Ayný senenin Aralýk ayýnda esirleri teslim etmek için Uluslararasý Kýzýl Haç’ý çaðýracak zaman yoktu. Savaþmayacaklarý sözü alýnarak, teslim olmuþ birliklerin rütbeli subaylar, rütbeleri alýnmadan ve ufak ateþli silahlarýna el koyulmadan; askerleri ise silahlarýný býrakarak savaþýn sonunu beklemek üzere serbest kaldýlar. Artýk bunlarýn hepsi uzak geçmiþte kalmýþ þeyler, kimse Arturo Alape’ninki gibi bir eserin deðerini hayal dahi edemez. Alape Kolombiya’daki devrimci direniþ süreci hakkýnda harika bir kitap yazmýþtýr. Benim amacým dünyadaki ve yarý küremizdeki mevcut olan durumun ýþýðýnda teorik bir açýdan ve muazzam bir saygý ile çeþitli deðerlendirmeler yazmaktýr. Bütün bunlardan, gerçek devrimci kalýcý bir ders çýkarabilir: Dürüstlük ve mütevazi olmanýn deðeri. Fidel Castro Ruz 17 Temmuz 2008

120. Sayý / 30 Temmuz-12 Ağustos 2008

21


Yeni Evrede Mücadele Birliði

Kadro

Üzerine

“Torunlarýmýz kapitalist çaðýn kalýntýlarýyla belgelerini büyük bir merakla izleyecekler: Nasýl olur da özel kiþilerin ellerinde bulunabilir yiyecek içecek maddelerinin alým satýmý, fabrikalar ve iþletmeler nasýl olur da özel kiþilerin ellerinde bulunabilir... Bir insan baþka bir insaný nasýl sömürebilir,nasýl çalýþmadan yaþayabiliyordu bir takým insanlar? Ýþte tüm bunlarý kafalarýnda canlandýrmakta zorluk çekecek torunlarýmýz”

ürkiye tekelci kapitalizminin bunalýmý derinleþtikçe burjuvazi yýðýnlara daha fazla iyimser mesajlar verme ihtiyacý duyuyor. Ne yapsýnlar, ekonomi öyle kýrýlgan dengeler üzerinde duruyor ki, bir de insanlarýn Türkiye’de iþlerin daha iyiye gideceðine dair karamsarlýklarý artacak olursa vay onlarýn haline! Burjuvazi, ekonomik krize eþlik eden “yönetememe krizi” ile de malul olmuþ durumda. TUSÝAD’ýn en son istiþare toplantýsýnda verdiði mesajda bu çok daha açýk görülüyordu: “Önümüzdeki 1 yýl içerisinde Türkiye’nin nasýl bir tabloya sahip olacaðýný söylemek mümkün deðil” deniliyordu. Yani burjuvazi artýk önünü göremeyecek duruma gelmiþ, deyim yerindeyse bir “sürekli karamsarlýða” tutulmuþtur. Ne yazýk ki “sürekli karamsarlýk” hastalýðýna tutulan sadece burjuvazi deðildir; ortalama sol hareket de tesadüfün ilginçliðine bakýn ki ayný süreçte karamsarlýk denizinde kulaç atmaktadýr. Burjuvazi kendi sistemine, elinden kaçýrdýðý üretici güçlere yanmaktadýr; ortalama sol hareket de sürecin emperyalizmin belirleyiciliðinde geliþtiðine, devrimci bir hareket yaratýlamadýðýna, AKP’nin güçlendiðine, sistemin kendisini tahkim ettiðine vb. yanmaktadýr. Peki bunlardan hangisi doðru? Ya sistem, onun sözcüleri yanlýþ tahlil yapýyor, hiç de yeri deðilken (!) karamsar tablolar çiziyorlar ya da bizim ortalama sol hareket hala sistemin krizini anlayamadý veya anladý ama iþine gelmiyor! Niye iþine gelmesin peki? Çünkü birçoðunun içinde yüzdüðü tatlý sular buharlaþacak, iþ baþa düþecek, daha doðru bir deyimle takke düþecek kel görünecek! Dönem böyle bir dönem. Devrimci olanlarý ve devrimci kalmak isteyenleri sýnýflar mücadelesinin zorlu çatýþmalarý bekliyor. Yani deyim yerindeyse ak koyunun kara koyunun belli olacaðý günlerden geçeceðiz. Devrimin kendisi insanlarýn, sýnýflarýn ve partilerin devrim mücadelesinde ne kadar ýsrarlý ve samimi olup olmadýklarýný sýnayacak. Akýp giden zamaný kimin nasýl deðerlendirdiðini gösterecek. Kimlerin çok laf az iþ yaptýðýný, kimlerin az laf çok iþ yaptýðýný ortaya koyacak. “Söylemenin en iyi yolu yapmaktýr” diyenler ve bu konuda canla baþla çalýþan, iþçi sýnýfý ve emekçileri devrimci iktidar mücadelesi için örgütlemeye çalýþanlarla, devrime sýrtýný çevirmiþ, deyim yerindeyse kýrýntýlar için mücadele edenleri birbirinden ayýracak. Artýk süreç herkesin “ainesi iþtir kiþinin lafa bakýlmaz” dediði bir noktaya gelip dayanmýþ bulunuyor. Bir pratik adýmýn binlerce programdan daha deðerli olduðu bir aþamadayýz artýk. Bu durumda Leninistler ne yapmalý? Devrim konusunda en umutlu, süreç konusunda en iyimser militanlar olarak öne çýkmalý, deyim yerindeyse yapabileceðinden fazlasýný yapabilmek için kendini ortaya koymalý. Artýk her birimizin kendi bulunduðumuz alanda ileri örnekler yaratmasýnýn zamaný. “Ýstemek, karar vermek ve yapmak” þimdi hepimize yol göstermesi gereken ilke bu olmalý. Bir bölgeyi mi örgütleyeceðiz, bu gerekiyor mu (örgütlemek gerekmeyebilir mi?), bu konuda hemen karar alýp giriþmeliyiz. Nasýl yapacaðýmýz pratiðin iþi. Uzun uzun düþünerek, teorik tahliller geliþtirerek iþin daha baþlangýç aþamasýnda duraksamayalým. Bir yerden baþlayalým, giriþelim, neyi ne kadar yapýp yapamadýðýmýzý pratikte görelim. Unutmayalým ki bizim en büyük avantajýmýz, devrimin bizim nesnel ittifakýmýz oluþu. Atacaðýmýz

her adým mutlaka karþýlýðýný bulacak. Gideceðimiz her evde mutlaka kapýyý açan birileri olacak. Nesnel devrimci ortam bizi beslemeye hazýr. Diyalektik, derinlikli düþünebilme yeteneðimiz bizi bir adým öne geçiriyor. Her geçen gün öngörülerimiz daha çok doðrulanýyor. O halde bu öngörü gücünü pratik örgütlenmeye mutlaka yansýtmalýyýz. Komünist önder Fidel Castro ne diyor: “Küba Devriminin liderlerinin Marti’den öðrendiði ilk þey, bir devrim yapmak için kurulan örgüte inanmak ve bir örgüt adýna hareket etmekti” Ýþte bugün ayný bu ayný inanç ve kararlýlýk Leninistler’de var. Geriye kalan sadece ve sadece pratiktir. Biz koþullarýn devrimci oluþundan aldýðýmýz güçle, tarihsel iyimserliðimizle Türkiye ve Kürdistan’da devrime önderlik etme iddiasýndayýz. Ýddia sahipleri iddialarýný gerçek kýlmak için durmadan dinlenmeden çalýþýrlar. Yalnýz baþlarýna da kalsalar umutlarýný yitirmezler, doðrularýn umudunu temsil ettiklerini bilirler. “En yalnýz zamanlarýmda dünyanýn bütün güçlerini yüreðime doldururum” diyor Fidel Castro. Biz de onun gibi her zaman ve her koþulda dünyanýn her tarafýndan yeni bir dünya için mücadele eden tüm insanlarýn gücünü içimize doldurmalý, doðru bildiðimiz þeyleri yapmaya cesaret etmeliyiz. Ölümsüzleþen yoldaþlarýmýzýn, siper yoldaþlarýmýzýn umutlarýnýn bizlerle birlikte yaþamaya devam ettiðini biran olsun unutmadan, davalarýnýn bayraklarýný yol kenarýna býrakýp gidenlere aldýrmadan, gücümüzü ve sinirlerimizi yeniden zorlayarak, iþçi sýnýfý ve emekçilerin daha onurlu yaþamalarý için kendisini feda edenlerin Leninist Parti’sinden olduðumuzu her zaman hatýrlayarak yürümeyi sürdürmeliyiz. Ve bir gün gelecek, Lenin’in dediði gibi “torunlarýmýz kapitalist çaðýn kalýntýlarýyla belgelerini büyük bir merakla izleyecekler: Nasýl olur da özel kiþilerin ellerinde bulunabilir yiyecek içecek maddelerinin alým satýmý, fabrikalar ve iþletmeler nasýl olur da özel kiþilerin ellerinde bulunabilir... Bir insan baþka bir insaný nasýl sömürebilir,nasýl çalýþmadan yaþayabiliyordu bir takým insanlar? Ýþte tüm bunlarý kafalarýnda canlandýrmakta zorluk çekecek torunlarýmýz” Ýþçiler, emekçiler nasýrlý elleriyle yeni bir dünyayý kurmaya baþladýklarýnda, yine Lenin’in dediði gibi “Bugüne deðin çocuklarýmýzýn göreceði günlerden masallardaymýþçasýna söz açýlýrdý. Ama þimdi yoldaþlar, temelini attýðýmýz sosyalist toplumun bir düþler ülkesi olmadýðýný açýk seçik görüyoruz. Çocuklarýmýz daha büyük bir çabayla bu yapýyý yükselteceklerdir” Evet bugün o yapýnýn temel taþlarýný döþeyebilmek için mücadele ediyoruz. Yapý kan ter içinde yükselmeye devam ediyor, edecek. Ýþçi sýnýfý ve emekçiler güneþli elleriyle yeni bir dünyanýn kapýsýný açmak için önce nasýrlý elleriyle bu insanlýk dýþý sömürü sistemine son verecekler. Bizler, iyimserliklerini en zor zamanlarýnda korumayý baþarmýþ olanlar, eskiyi yýkmakla kalmayýp onlarla birlikte yeni bir dünya kuracaðýz. Bir sel olup akacaðýz bu ülkenin sokaklarýndan, kýzýl bayraklarýmýzla açacaðýz zindanlarýn kapýlarýný ve özgürleþtirdiðimiz yoldaþlarýmýzla yürüyeceðiz devrim meydanýna. Nazým’ýn dediði gibi “ben iyimserim dostlar / akarsu gibi”.

Yine İyimserlik

T

22

120. Sayý / 30 Temmuz-12 Ağustos 2008


s120  

Başyazı 120. Sayý / 30 Temmuz-12 Ağustos 2008 3 Yeni Evrede Mücadele Birliði 120. Sayý / 30 Temmuz-12 Ağustos 2008 Yeni Evrede Mücadele Birl...

Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you