Issuu on Google+


Yeni Evrede

Baþyazý

Mücadele Birliði

maktadýr. Tüm üretim ve geçim araçlarý sermaye niteliðiyle kapitalistlerin elinde toplanmýþtýr, iþçinin tüketim sýnýrý ücretidir. Bu nedenle, emekçi hiçbir zaman, burjuvazinin yararlandýðý araçlarýn ve olanaklarýn miktarýna ve düzeyine ulaþamaz. Evet bir iþçi cebinde parasý olduðu ölçüde, burjuvazinin yararlandýðý her þeyden satýn alabilir, ama hiçbir zaman bu kadar parasý olmayacaktýr. Tüm bu eþitsizlik ve dengesizlikler kapitalizmin zorunlu sonuçlarýdýr. Fakat, tüm bu eþitsizliklerin ve dengesizliklerin kaynaðý sanki kapitalizm deðilmiþ ve sanki kapitalist temel üzerinde ayný olgular daha da olgunlaþýp geliþmiyormuþ gibi; kapitalizm zeminlerinde kalýp, tüm bunlarýn giderilebileceði ileri sürülüyor. Tüm “kalkýnmacý” görüþ sahipleri buradan hareket ediyor. Dünya ölçeðinde baðýmlý kapitalist uluslarýn “adaletli ve dengeli ticarete” dayanan yeni bir uluslararasý ekonomik düzenle “kalkýnabileceði” söyleniyor. Bunun için de demokrasinin toplumlara egemen olmasý gerektiði savý ortaya sürülüyor. Fakat sadece bir sýnýfýn demokrasisinden söz edilebileceði için, o topluma egemen olmasý istenen demokrasi tam bir küçük-burjuva fantezisidir. Uluslarýn eþitsiz ve dengesiz geliþimi kapitalist üretim tarzýnýn bir özelliðidir. Ekonomik düzey farklýlýðý süreç içinde iyice büyür ve aþýlamaz noktaya varýr. Emperyalist-kapitalist sistem içinde, baðýmlý ülkelerin, baðýmlýlýktan kurtulma olanaklarý yoktur. Bunun olanaðý olmadýðý gibi, baðýmlý kapitalist ülkelerin emperyalizm tarafýndan ekonomik ilhaký sonuca götürülüyor. Emperyalist sermaye, baðýmlý ülke ekonomilerini tamamen denetler durumdadýr. Uluslararasý ticaretin kurallarýný, sanayice geliþmiþ ve dünya finans gücünü elinde tutan ülkeler belirliyor. Bu nedenle uluslararasý ticaret var olan baðýmlýlýk iliþkisini derinleþtiren bir rol oynuyor. Kapitalist dünya ekonomisinin kaptaný uluslararasý finans-kapitaldir. Bu durum, sermaye birikiminin kaçýnýlmaz sonucudur. Buradan da açýkça görülüyor ki, “kalkýnmacý” görüþlerin kapitalizmde gerçekleþme koþullarý yoktur. Bir de ayný görüþten hareketle ulus içinde, geri bölgelerle geliþmiþ bölgelerin arasýndaki büyük farkýn ortadan kalkmasý için “kalkýnma planý” önerenler oluyor. Bu “kalkýnma modeli”ne göre eðer sanayi yatýrýmý ve sosyal hizmetler geri bölgelere kaydýrýlýrsa, belli bir süre sonunda oralardaki büyük dengesizlikler giderilebilir. Geliþmemiþ bölgelerdeki insanlar da, geliþmiþ bölgelerin insanýnýn yararlandýðý her þeyden yararlanabilir. Bu yeni model, kapitalist toplum çerçevesinde öneriliyor ama sanki kapitalist toplumdan deðil de, planlý ekonominin uygulandýðý sosyalist toplumdan söz ediyor. Geri kalmýþ bölgelere sanayi yatýrýmýndan söz ediliyor, oysa ki burjuva üretim iliþkilerinde sanayi yatýrýmý sermaye yatýrýmýndan baþka bir þey deðildir. Makine, fabrika, ulaþým ve iletiþim araçlarý, eðitim, saðlýk, konut vb. araçlarý sermaye niteliðine sahiptir. Kapitalizm bölgeler arasý dengesizlikleri gidermez, tersine en uç noktaya götürür. Eðer tüm bölgelerde eþit ve dengeli geliþmek zorunda olsaydý, kapitalizm, kapitalizm olmaktan çýkardý.

KAPÝTALÝZMÝN EÞÝTSÝZ VE

DENGESÝZ GELÝÞÝMÝ eniþ halk kitlelerinin üzerinde yýkýcý etkide bulunan toplumsal sorunlarýn temeline inmeden, yalnýzca sonuçlarýndan hareket ederek çeþitli çözümler üretme düþüncesi küçük-burjuva yazýnda epey eskidir. Bunun bir tehlikeli boyutu da, iþçi sýnýfý hareketini bu noktaya çekme çabalarýdýr. Sonuçlarla uðraþma herhangi bir çözüm getirmediði gibi, söz konusu kapitalist temeller, ayný sonuçlarý daha yýkýcý bir þekilde emekçi kitlelerin karþýsýna çýkarýr. Ancak proletaryanýn toplumsal devrimi sorunun temellerine dek inebilir. Sermaye üretiminin geliþmesi ve sermayenin büyümesiyle birlikte kent-köy karþýtlýðý ve kafa emeði ile kol emeði karþýtlýðý en ileri noktaya varýr. Ayný temel üzerinde bölgeler arasýndaki eþitsizlik ve dengesizlik, bölgelerin kendi içindeki ekonomik, toplumsal eþitsizlik devamlý ama devamlý derinleþir. Tüm bu süreç, kapitalizmin temel çeliþkisi olan emek-sermaye çeliþkisine baðlý olarak biçimlenir. Kapitalist ekonomik yapý yýkýlmadan, bu temelde ortaya çýkan dengesizlikler ve eþitsizlikler ortadan kaldýrýlamaz. Kapitalizmin yarattýðý eþitsizlikler ve dengesizliklere, emperyalist-kapitalist dünya sistemi, dünya pazarý ve uluslararasý iþ bölümü açýsýndan bakýldýðýnda, ayný durumun burada daha geniþ bir alanda varolduðunu görürüz. Kapitalizmin eþitsiz geliþimi, kapitalist ülkelerin arasýnda ekonomik düzey farký (sermaye güçleri arasýnda farklýlýk), baðýmlý kapitalist ülkelerle emperyalist ülkeler arasýndaki ekonomik dengesizlikleri hemen anlayabiliriz. Üretim araçlarýnýn daðýlýmý, konut, saðlýk sektörü, eðitim kurumlarý ve araçlarýnýn yoðunluðu kültür ve sanat çalýþmalarý, bilim ve teknik merkezlerinin daðýlýmý bölgelere göre büyük farklýlýk gösterir. Kültür, sanat, eðitim, saðlýk faaliyetleri esas olarak büyük kentlerde yoðunlaþmýþtýr. Daha geri bölgeler tüm bunlardan yoksunken, kýrsal kesim ise her þeyden yoksundur. Bölgelerde de, her birey, ekonomik-sýnýfsal konumuna göre saðlýk, eðitim, kültür, sanat, konut, eðlence dinlenme olanak ve araçlarýna ulaþýr. Emekçi halk ise, bu yaþam araçlarýna hiçbir zaman yeterince ulaþamaz. Emekçi eðer üretmiyorsa, yani iþsizse, yaþam araçlarýna ulaþamaz artýk, çünkü o yaþamýn dýþýna itilmiþtir. Emekçi çok ürettiði için, yani aþýrýüretici olduðu için iþsiz kalmýþtýr, geçim araçlarýna ulaþama-

G

83. Sayý / 25 Aralýk 2006 - 8 Ocak 2007

3


Yeni Evrede

Baþyazý

Mücadele Birliði

Sermaye için önemli olan toplumun gereksinmelerini karþýlayük ölçüde burjuvazinin durumunu güçlendirecektir. Þimdiye mak deðil, kar elde etmektir. Sermaye kendisine azami kar ge- dek, küçük-burjuva partilerin ve uzlaþmacý komünist partilerin tiren alanlara yönelir. Burjuva üretim iliþkilerinde toplumun burjuvaziyle girdiði ittifaklarda, kaybeden emekçi kitleler olgereksinmelerini karþýlayabilecek bir ekonomik iliþki (planlý muþtur. Neyse ki, Türkiye ve Kürdistan’da sosyal-reformizkalkýnma) önerenler, bu amacýna hiçbir zaman ulaþamazlar. min tüm bu uzlaþma önerilerine raðmen emekçi sýnýflar kendi Kapitalizmde toplum kendi öz toplumsal üretici güçlerine mücadele yolunda gidiyor. Reformizm kitlelere laf anlatamýegemen deðildir. Toplumun öz toplumsal güçleri topluma dai- yor (kabul ettiremiyor) ki bu yüzden kitleler, sokaktan hiç çema yabancýlaþýr. Toplumun kendi toplumsal güçlerini kendisi kilmiyorlar. Sýnýflarýn ekonomik yaþamdaki çeliþkileri ve kardenetleyemediði bir yerde, toplumun gereksinmelerini karþýla- þýtlýklarý, her türlü uzlaþmacýlýðý bir kenara iterek, devrimci mayý hedefleyen planlý-merkezi ekonomik geliþme gerçeklesonuçlarýna doðru ilerliyor. þemez. Üretim araçlarý da, geçim araçlarý da meta biçimine saSosyal-reformizm neyi hedefliyor? Her þey açýk: Olgunhiptir, sermaye niteliðindedir. Burada geçerli olan þey, sermalaþmakta olan devrimi hedefsiz býrakarak, onu tasfiye etmek. yenin yasalarýdýr. Ancak üretim araçlarýnýn özel mülkiyetinin, Hem de bu tasfiye emekçi halka yaptýrýlmýþ olacak. Kapitalisttoplumsal mülkiyete dönüþtürüldüðü, yani toplumun kendi öz ler, bundan fazlasýný ne isteyebilir ne de yapabilir. Böylece toplumsal üretken güçlerini kendi ortaklaþa denetimine aldýðý devrimci halk, reformist bir halka dönüþecek isteklerini öyle, bir toplumsal üretimde, toplum belli bir plana göre, kendi üre- toplumu politik kalýplara bölerek, aþýrý eylemlere kalkýþarak tim araçlarýný ve üretken güçlerini toplumsal gereksinmelere yani iç savaþ, ayaklanma, devrim yoluyla deðil, sýnýfsal iþbirligöre daðýtýr. Kent-kýr karþýtlýðý, kafa-kol emeði karþýtlýðý, böl- ði yoluyla toplumsal istemler yoluyla kabul ettirmiþ olacak. gesel eþitsizlikler ve dengesizlikler ancak böyle bir toplumda Fakat, unuttuklarý bir nokta var: Kapitalizmin ekonomik iþlegiderilir. yiþi önlenemez biçimde kendi sonuçlarýna doðru ilerler. MadTürkiye’deki küçük-burjuva reformist hareket, baþka yer- di yaþamdaki çeliþkilerin keskinleþmesine baðlý olarak, sýnýflar lerde ortaya çýkmýþ ve iflas etmiþ “demokrasi içinde kalkýnarasýndaki savaþým da þiddetlenir. Devrimi yaratan koþullar rema” modellerini geriden takip etmekle ünlüdür. Bu yönde, formlarla ortadan kaldýrýlamaz. Bir toplumun devrim noktasýsosyal-reformist yayýnlarda, “yeni” tezler geliþtirildi. Buna gö- na gelmesi, emeðin yeniden örgütlenmesi temelinde, toplure, Türkiye’de sadece neye mun köklü-devrimci bir dönükarþý olduðu söyleniyor ama þümün zorunluluðunun ortaya ne önerildiði belirtilmiyormuþ. Tüm bu eþitsizliklerin ve çýkmasý demektir. Küçük-burjuBurada burjuvalardan küçükva hareket, devrim zorunluluðu dengesizliklerin kaynaðý sanki burjuvalara ve proletaryaya kakarþýsýnda direnerek, proletarkapitalizm deðilmiþ ve sanki dar tüm toplum kastediliyor. yanýn iktidarý ele geçirmesine kapitalist temel üzerinde ayný olgular karþý çýkarak, politikasýný gerici Denen þey açýk, toplumun iki karþýt sýnýfý, kendi sýnýfsal kodaha da olgunlaþýp geliþmiyormuþ bir çizgiye oturtur. numlarýna baðlý olarak hareket Kapitalizm, ilkel sermaye gibi; kapitalizm zeminlerinde kalýp, ediyor. Küçük-burjuvazi de bi ri ki minden, tekelci sermaye tüm bunlarýn giderilebileceði ileri onlarýn etkisinde kalýyor. Bu aþamasýna kadar geçen süreçte, sürülüyor. Tüm “kalkýnmacý” görüþ geniþ halk yýðýnlarýný mülksüzdurumda toplumu kucaklayasahipleri buradan hareket ediyor. cak önerileri kim ileri sürebilir. leþtirdi. Onlarý üretim araçlarýnTabii ki küçük-burjuvalarýn sol dan uzaklaþtýrdý. Bu durumda Dünya ölçeðinde baðýmlý kapitalist kanadý olarak kendileri. Sýnýfuluslarýn “adaletli ve dengeli ticarete” üreticinin mülkiyete bireysel osal karþýtlýðýna bakmaksýzýn, larak sahip olmasý artýk çok gedayanan yeni bir uluslararasý toplumun tümü için bütünlüklü rilerde, geçmiþte kaldý. Üreticiekonomik düzenle “kalkýnabileceði” ler mülkiyete ancak kolektif oönerileri olduðuna göre aslýnda kendileri burjuvaziye muhalif söyleniyor. Bunun için de larak sahip olabilirler. Üretim abile deðil. Bu yaklaþýmla, þimraçlarýný ortaklaþa kullanýlabilir demokrasinin toplumlara egemen diye kadar söyleye geldikleri olmasý gerektiði savý ortaya sürülüyor. üretim araçlarý haline getirerek, “muhalefet” rollerine de sýrt bireysel gereksinmelerini karþýFakat sadece bir sýnýfýn çevirmiþ oluyorlar. Olsun! Onlayabilirler. Ancak o zaman demokrasisinden söz edilebileceði lar toplumun birliði için kendi saðlýk, eðitim, ulaþým vb. gerkonumlarýndan vazgeçmeye çek anlamda toplumsal hizmetiçin, o topluma egemen olmasý razýlar. Bu durumda önerilecek ler olur ve buralardan herkes istenen demokrasi tam bir küçükher ekonomik, toplumsal önrarlanabilir. Buraya ulaþmaburjuva fantezisidir. Uluslarýn eþitsiz ya lem, kapitalizm çerçevesinde nýn bütün koþullarý oluþmuþtur. ve dengesiz geliþimi kapitalist üretim kalacaktýr. Yalnýzca kapitalist sýnýrlar içinde kalmayacak, bütarzýnýn bir özelliðidir. C. DAÐLI

4

83. Sayý / 25 Aralýk 2006 - 8 Ocak 2007


Yeni Evrede

Trafik Çilesi

Mücadele Birliði

ÇILDIRTAN SAATLER

Ýstanbul’da yaþayanlar için bugünler çok zor geçiyor, adeta çýldýrtan saatler yaþanýyor. Trafik sorunu bir çile olmaktan çýktý, düpedüz bir iþkence halini aldý. Çalýþan emekçi sýnýflar, sabahlarý iþlerine gidebilmek için, akþamlarý evlerine varabilmek için, saatler boyu týkanan, adým adým ilerleyen trafik içinde adeta patlamaya hazýr bomba haline geliyorlar. Milyonlarca insan, bu sýkýþýklýða yakalanmamak için saatler öncesinden, alacakaranlýkta yollara dökülüyor, otobüsler içinde balýk istifi gibi, duraklarda yine ayný þekilde, beklemeyle geçen ve havaya savrulan milyonlarca saat. Ýstanbul’un 15 milyonluk nüfusu, her yýl biraz daha aðýrlaþan, çektirdiði sýkýntý dayanýlmaz boyutlara varan, deðil merkezi yerler, artýk ara sokaklara bile taþan trafik sorunu karþýsýnda çaresiz. Ne iþsizlik, açlýk ne de siyasi baskýlar. Ýstanbul sonunda trafik çilesi yüzünden ayaklanacak gibi… Ama belediye “müjde”yi verdi. 2012 yýlýnda ilk rahatlama görülecek, 2023 yýlýnda ise sorun çözülmüþ olacakmýþ. Belediye harýl harýl çalýþýyormuþ ve temeli atýlan, inþaatý devam eden köprü ve kavþaklar, nihayet altý yýl sonra açýldýðýnda, hani sorun çözülmüþ sayýlamazmýþ ama rahatlamayý herkes hissedecekmiþ. Belediye milyonlarca emekçiyle düpedüz

dalga geçiyor. Bugünlerde trafik akýþýnýn hemen her saat kilitlenmesine yol açan köprü ve kavþak inþaatlarýnýn altý yýl, evet tam altý yýl daha devam edeceðini söylemek, nasýl bir müjde oluyor acaba? Ama durun, bitmedi. Belediye bu bir numaralý cinnet sebebi sayýlabilecek açýklamasýný, bir de þarta baðlamýþ. Eðer, diyor belediye, Ýstanbul’un nüfusu 15–17 milyonu aþarsa, þu anki alt-yapý yeterli olmayacaðý için, yapýmý devam eden köprü ve kavþaklar da trafiði rahatlatmaya yetmeyecekmiþ. Ýstanbul’un nüfusunun zaten 15 milyon sýnýrýnda olduðunu, bu nüfusa her yýl 200 bin kiþinin eklendiðini ve bu sayýnýn, tarýmdaki yýkýma paralel olarak giderek daha yükseklere týrmanacaðýný bilenler, 2012’ye gelmeden Ýstanbul nüfusunun 17 milyonu geçeceðini kolayca hesaplayabilir. Bütün bu eveleme geveleme ve gerçeði saklama çabalarý, aslýnda Ýstanbul Belediyesi ve egemen sermaye sýnýfýnýn, trafik sorunu karþýsýnda havlu attýklarýnýn itirafýndan baþka bir þey deðil. Sermaye sýnýfýný ve onun hizmetindeki belediyeleri trafik sorununda böylesine çaresiz býrakan temel etmen nedir? Bugüne kadar sorun, daha çok, raylý sisteme dayalý toplu taþýmacýlýk ile karayollarýna dayalý bireysel ulaþým araçlarý ikilemi üzerinden tartýþýldý; “Komünist tren yollarý-kapitalist otoyollar” basitliðine indirgendi. Bu tartýþma, elbette birçok doðru yan içeriyordu. Ancak, dünyanýn en geniþ þehir içi karayolunun Moskova’da, en uzun metro sisteminin de Londra’da olduðu gözönünde tutulursa, trafik sorununda tren yolu-karayolu ikileminden daha önemli etmenler bulunduðu anlaþýlýr. Metrolar Bankalarý Besler Þehir içi ulaþým sorununda, sermaye sýnýfýnýn temel aldýðý esas olgu, toprak rantýdýr. Daha doðru bir ifadeyle, arazi ve emlak rantlarýdýr. Üretim ve ticaret merkezlerine yakýn, yoðun nüfusa sahip ve ulaþýmý kolay olan arazilerin fiyatlarý devamlý artar. Hatta trafik sýkýþtýkça, bu “cennet parçalarý”na olan talep ve fiyatlarda sýçrama yaþanýr. Ýstanbul, Tuzla’dan Silivri’ye dek 15 milyonluk dev bir metropol olarak, emlak rantýnýn bölgedeki en önemli merkezi haline geliyor. Petrol ihracýyla keseleri dolan Körfez ülkelerinden, Avrupa bankalarýna dek geniþ bir sermaye çevresi, Ýstanbul’dan elde edecekleri muazzam emlak rantlarýna gözlerini dikmiþ durumda. Fakat Ýstanbul’u bir emlak rantý cenneti haline getirebilmek için, aþýlmasý gerekli iki önemli engel bulunuyor. Birincisi, bugünlerde adýna “kentsel dönüþüm” denilen gerçekte emekçi gecekondu semtlerine açýlmýþ olan savaþýn kazanýlmasýdýr. Büyük bankalara, Körfez sermayesine ve Avrupa’nýn sigorta þirketlerine yüksek rant saðlayan duruma gelmesi için, Ýstanbul’un emekçi semtlerinin, þehrin ‘yüksek rant’ sýnýrlarý dýþýna atýlmasý gerekiyor. Bankacýlýk ve sigorta tekelleri, kredi ve sigorta primlerine uygun deðerlerde emlaktan büyük ölçüde yararlanýrlar. Bankalar, verdikleri kredi karþýlýðýnda ev ve arazileri ipotek eder; bu ev ve araziler ne denli deðerliyse, kullandýrýlan kredi o denli fazla olur: sigorta þirketleri de yangýn-hýrsýzlýkdeprem gibi prim satýþlarýný bu rantý yüksek emlak varlýklarý

83. Sayý / 25 Aralýk 2006 - 8 Ocak 2007

5


Yeni Evrede

Trafik Çilesi

Mücadele Birliði

üzerinden gerçekleþtirir. Ancak, emekçi semtlerinde ne varolan nüfusun geliri, ne de evler, bu yüksek rantý yaratacak koþullara sahiptir. Bankacýlar, Ýstanbul’daki evlerin %70’inin (ve elbette ki nüfusun da % 70’i), kredi ve sigorta primlerine konu olamayacak durumda bulunduðunu hesap etmiþler. Ve, % 70 gibi oldukça yüksek bu oran, geriye kalan % 30’larý da yüksek rant yaratmasýný engelliyor. Son derece lüks apartman daireleri ve villalar, hemen yaný baþýnda varlýðýný sürdüren gecekondu semtlerinin tedirginliðini yaþýyor. Ne de olsa bu topraklarda kýran kýrana süren bir iç savaþ var ve zenginler sürekli “gecekondulardan gelip boðazýmýzý kesecekler” tedirginliðiyle yaþamaya, bu tedirginliði bir sýnýf içgüdüsü haline getirmeye alýþmýþ durumdalar. “Kentsel dönüþüm” adýyla yapýlan yýkýmlar, hem burjuva sýnýfýn içgüdüsel tedirginliðini dindirmeyi amaçlýyor, hem de emekçi semtlerin kent dýþýna sürülmesiyle emlak rantýnýn yükseliþini saðlamayý amaçlýyor. Ýkinci koþul, bu yýkým üzerinden gerçekleþiyor. Kentin rant sýnýrlarý içindeki emekçi semtler yerle bir edilip, molozlarý temizlendikten sonra, zengin ikametler ve ticaret merkezleri için, inþaat sahasýna dönen bölgenin ulaþýmýnýn kolay hale getirilmesi gerekiyor. Ýstanbul belediyesinin “2012’de rahatlama olacak, 2023’te sorun çözülecek” þeklindeki müjdesi esasýnda, hangi bölgelerin yüksek rant getirisine uygun hale getirileceðinin müjdesidir. Ýstanbul belediyesinin ulaþým aðý projelerinde belirlenen merkezler Anadolu yakasýnda Kartal ve Dudullu; Avrupa yakasýnda ise Zeytinburnu, Baðcýlar, Yenibosna ve Alibeyköy. Buralar, önce “Kentsel Dönüþüm”le, sonra metro çalýþmalarýyla “yüksek rant bölgeleri” olarak banka ve sigorta þirketlerinin hizmetine sunulmaya hazýrlanýyor. Kapitalist dünyanýn bütün metrolarý gibi, Ýstanbul’un metrosu da bankalarýn kasalarýna para ve rant taþýyacak. Zeytinburnu’nun “en tehlikeli deprem bölgesi”, Baðcýlar ve Alibeyköy’ün ise “Kentsel Dönüþüm” hedefi haline gelmesi boþuna deðil. Mecliste kabul edilen yasayla birlikte, belediyeler yýktýklarý emekçi semtlerin arazilerini hemen Toplu Konut Ýdaresi’ne devredecek. Belediyeler, rant bölgesine alt-yapý ve ulaþým yollarý yetiþtirmeye soyunurken, TOKÝ’de büyük inþaat þirketlerine bu arsalarý ‘hasýlat paylaþýmý’ esasýna göre ihale edecek. Hâsýlat paylaþýmý, TOKÝ’nin devrettiði arsa üzerinde yapýlan evlerin satýþýndan %10 anlamýna geliyor. Ýnþaat þirketleri, TOKÝ’nin arsalarýndan kapabilmek için, hâsýlasý yüksek görünen, oldukça masraflý projelere soyunuyorlar, bankalardan muazzam krediler alýyorlar. Emekçilerin yanýna bile yaklaþamayacaðý evler yükselirken, arsa ve inþaatlarda kredileri bulunan bankalar, yüksek gelirli ailelere ev kredisi açarak, emlak satýþlarýný hýzlandýrýyorlar. Böylece, bankalar, sigorta ve inþaat þirketleri ve aylýk gelirleri 5 bin YTL’nin üzerinde olanlarýn oluþturduðu bir “saadet zinciri” meydana geliyor. Metrolar, köprü ve kavþaklar, bu mutlu-mesut saadet zinciri elemanlarýnýn akciðerleri olarak hizmet görüyor. Ýþte bu yolla Ýstanbul belediyesi, Ýstanbul’da yaþayan emekçilerin ulaþým sorununu çözmek için deðil, ama bu saadet zincirinin gelirlerini yükseltmek için kollarý sývýyor. Ama her köprü-

6

kavþak çalýþmasý her metro kazýsý, emekçilerin trafikte geçirdiði çýldýrtýcý saatleri arttýrmaktan baþka bir iþe yaramýyor. Bu büyük ve dayanýlmaz çilenin armaðaný ise, kentlerin dýþýna sürülmek oluyor. Bardaðý Taþýrmak Gerek Ýstanbul, barýndýrdýðý 10 milyondan fazla emekçiyle, proletaryanýn baþkenti. Ve burada emekçiler adeta burnundan soluyor. Sadece trafik çilesi yüzünden deðil. Onlarý bu öfkeli ruh haline doðru iten binlerce sebep var. Ve trafik iþkencesi, bütün bu binlerce farklý sorunun, týpký çýbanýn baþýnda toplanan irin gibi tek bir patlama noktasýnda birikmesinin aracý haline geliyor. Trafik iþkencesi, emekçilerin öfkelerini isyana çevirmek için, bardaðý taþýracak o tek damlayý biriktiriyor. Ýstanbul emekçileri, trafik iþkencesi içinde kendiliðinden patlayan isyanlara hiç de yabancý deðil. Bu türden isyanlarý belki düzenin temellerine yönelecek denli köklü ve uzun bir direniþ yaratma dinamizminden yoksundur ama milyonlarca emekçiye, trafik iþkencesi içinde insan yerine konulmamanýn aþaðýlanmanýn bir kader olmadýðýný kavratmaya yarar, moral açýdan bir destek, bir özgüven kazanma durumu yaratýr. Ve uzun bir iç savaþ içinde, bu türden küçük isyanlardan küçük zaferler elde etmek, hiç ama hiç küçümsenecek bir olgu deðildir. Görünen o ki, bugün dayanýlmaz hale gelen trafik çilesi, dozajýný her geçen gün arttýrarak, yýllarca devam edecektir. Bu uzun iþkence seanslarýnda, emekçilerin en çok biriktirdiði, öfkenin en yüksek olduðu patlama noktalarýnda bulunmak, devrimci ajitasyon için bulunmaz fýrsatlar yaratýyor. Mademki bu iþ daha uzun sürecektir, trafik isyanlarýnýn kendiliðinden deðil, planlý ve hesaplanmýþ olarak ortaya çýkmasýný saðlayabiliriz demektir. Unutmayalým, bugün otobüs duraðýnda birlikte isyana kalkanlarýn, yarýn yýkým ekipleri karþýsýnda da ayný birliði göstermeleri daha kolay olur. Açýk ki, proletaryanýn baþkenti teslim olmayacak. Bizim de ona uygun davranmamýz gerekiyor.

83. Sayý / 25 Aralýk 2006 - 8 Ocak 2007


Yeni Evrede

19 Aralýk

Mücadele Birliði

Ve Zafer Artýk Hiçbir Þeyi Affetmeyecek Kadar Týrnakla Sökülüp Koparýlacaktýr 19 Aralýk 2000 tarihinde, tekelci burjuvazi ve onun devleti, devrimin moral ve ilham kaynaðý olan zindanlardaki devrimci tutsaklara saldýrýp 28 devrimci tutsaðý katletmiþti. “Hayata Dönüþ” altýnda yapýlan bu katliamý lanetlemek, devrimci tutsaklarý ve onlarýn kararlý mücadelelerini sahiplenmek için, Mücadele Birliði Platformu olarak 19 Aralýk Salý günü saat 12.00’de Taksim Tünel Duraðý önünde bir basýn açýklamasý gerçekleþtirdik. Basýnýn da yoðun ilgi gösterdiði açýklamamýzda, Ölüm Orucu bandý ve kýzýl bayrak üzerinde zafer iþaretinin olduðu “19 Aralýk Katliamýný Unutturmayacaðýz / Mücadele Birliði Platformu”, “Onlar, ‘Hayata Dönüþ’ Dedi Biz Kanlý Katliam Diyoruz” yazýlý pankartlar açýlýrken, ayrýca üzerinde 19 Aralýk katliamý sýrasýnda ölümsüzleþen 28 devrimci tutsaðýn resimlerinin olduðu bir pankart açýldý. Saat 12.00’ý gösterdiðinde kýzýl bayraklar açýlýrken bir yandan da üzerinde “Ölüm Orucu Sürüyor”, “Yaþasýn Ölüm Orucu Eylemimiz”, “Ölüm Orucu Sürüyor Sürecek Zafere Kadar”, “Zindanlar Yýkýlsýn Tutsaklara Özgürlük” yazýlý kuþlamalar yapýldý ve basýn açýklamasýna baþlandý. Basýn açýklamasý metnini Mücadele Birliði Platformu adýna Rojda Þendur okudu. Þendur, 19 Aralýk 2000 tarihinde devletin, askeriyle, polisiyle, özel harekat timleriyle yirmi zindanda devrimci tutsaklara tarihin tanýk olduðu en vahþice yöntemlerle saldýrdýðýný, kepçelerle cezaevlerinin duvarlarýnýn yýkýldýðýný, iþ makinalarýyla çatýlarýn delindiðini ve günlerce süren operasyonda devrimci tutsaklarýn üzerine binlerce yakýcý ve boðucu gaz bombasý atýldýðýný, devrimci tutsaklarýn diri diri yakýldýðýný, üzerlerine yüzlerce kurþun yaðdýrýldýðýný söyleyerek; “Çok deðil 1 yýl önce Ulucanlar Zindaný’nda yapýlan katliam, devletin daha büyük katliam hazýrlýklarý içerisinde olduðunun habercisiydi. 10 devrimci tutsaðýn vahþice öldürüldüðü bu katliamda devlet amacýna ulaþamamýþtýr. (...) Adýna hayasýzca ‘Hayata Dönüþ O-

perasyonu’ denilen bu katliamýn amacý, ölüm döþeðindeki tekelci kapitalist sistemi hayata döndürmekti. Bunun için onlarca devrimci tutsak katledildi; bunun için yüzlerce devrimci tutsak en aðýr þekilde yaralandý, iþkenceden geçirildi. Bunun için devrimci tutsaklar diri diri yakýldýlar, silahlarla tarandýlar” dedi. Basýn açýklamasý sýrasýnda sýk sýk “Zindanlarý Yýkalým Tutsaklara Özgürlük”, “Murat Ördekçi Ölümsüzdür”, “Devrimci Tutsaklar Teslim Alýnamaz”, “Devrimci Tutsaklar Onurumuzdur”, “Ölüm Orucu Sürüyor Sürecek Zafere Kadar”, “Behiç Aþçý Yalnýz Deðildir” þeklinde sloganlar atýlýrken Rojda Þendur basýn açýklamasýný þu sözlerle sonlandýrdý; “Murat Ördekçi yoldaþýmýz, Saðmalcýlar Zindanýnda üzerine açýlan ateþ sonucu kasýðýndan vurularak ölümsüzleþti. Bütün yaþamýný iþçi sýnýfý ve emekçilerin mücadelesine, komünizm davasýna adamýþ olan Murat Yoldaþ, devrimci tutsaklarýn asla teslim alýnamayacaðýný, yaþamlarý pahasýna burjuvaziye karþý savaþmayý sürdüreceklerini göstererek ölümsüzleþti. (...) F tipi hücrelere kapatýlan devrimci tutsaklar, savaþýmý burada da sürdürdüler. Yüzlerce devrimci tutsak, F tipi zindanlarýn kapatýlmasý için Ölüm Orucu eylemine baþladý. Ve 19 Aralýk katliamýndan bugüne, 122 insan ölümsüzleþti. Tarihin tanýk olduðu en kanlý katliamlardan biri olan 19 Aralýk katliamý sürüyor. Buna karþýlýk Ölüm Orucu eylemi de sürüyor. Devrimci tutsaklar en eþitsiz koþullarda onurun ölümden güçlü olduðunu göstererek savaþýmý sürdürüyorlar. Ve Avukat Behiç Aþçý, bugün eyleminin 259. gününde. O, bir avukat olarak zindanlardaki devrimci tutsaklara, yaþamýný ortaya koyarak sahip çýkýyor. Biz buradan, herkesi bir kez daha 19 Aralýk katliamýný lanetlemeye ve devrimci tutsaklara, onlarýn kararlý mücadelesine sahip çýkmaya çaðýrýyoruz” Basýn açýklamasýnýn hemen ardýndan 19 Aralýk katliamý sýrasýnda tutsak olan ve o katli-

83. Sayý / 25 Aralýk 2006 - 8 Ocak 2007

amý birebir yaþayan Vefa Serdar söz aldý. Serdar içerisinde “Günler aðýr / Günler ölüm haberleriyle geliyor / En güzel dünyalarý yaktýk ellerimizle / ve gözümüzde kaybettik aðlamayý / bizi bir parça hazin ve dimdik býrakýp gitti gözyaþlarýmýz / ve bundan dolayý / biz unuttuk baðýþlamayý... / Varýlacak yere kan içinde varýlacaktýr. / Ve zafer artýk hiçbir þeyi affetmeyecek kadar / týrnakla sökülüp koparýlacaktýr...” dizelerinin olduðu Nazým Hikmet’e ait Zafere Dair adlý þiirini okudu. Daha sonra 19 Aralýk Katliamýyla ilgili olarak Mücadele Birliði Platformunun çýkardýðý bildiriler Ýstiklal Caddesi’nde basýn eþliðinde daðýtýldý.

7


Yeni Evrede

19 Aralýk

Mücadele Birliði

ÝZMÝR’DEN 19 ARALIK EYLEM VE ETKÝNLÝKLERÝ 19 Aralýk zindan savaþlarýnýn yýldönümü yaklaþýrken biz 19 Aralýk Katliamýný duyurmak F tipleri sorununu toplumun gündemine sokmak çeþitli eylem ve etkinlik programý hazýrladýk . Yapacaðýmýz basýn açýklamasýnýn çaðrýsýný yapmak ve iþçi emekçilere 19 Aralýk’ý anlatmak için hazýrladýðýmýz, üzerinde “Emeðin Tutsaklarýn Kürt Halkýnýn Özgürleþmesi için Mücadele Birliði” ve “Tutsaklar Halklarýn Onurudur” yazan afiþler hazýrlayýp 15 gün önceden çalýþmalarýmýza baþladýk. Ýzmir’in bir çok emekçi semtine (Kadifekale Limontepe, Güzeltepe) ve merkezlere(Çankaya, Bornova, Basmane) yaptýðýmýz afiþler oldukça ilgi çekti. Afiþler bazý faþistlerin de ilgisini çekmiþti ve bazý faþist sitelerde bu eyleme saldýrmak için bazý yazýþmalar yapýlmýþtý. Ayrýca Ýzmir Ayýþýðý Müzik Grubu Sýra Neferi Kürt halkýnýn yoðun olarak yaþadýðý Kadifekale semtinde bir konser vererek Kürt iþçi ve emekçileri devrimci tutsaklarý sahiplenmek için yapacaðýmýz basýn açýklamasýna çaðýrdý. Etkinlik 17 aralýk Pazar akþamý saat 19.00’da baþladý. Grup Sýra Neferi ezgi ve marþlarýný söylemeye baþlamadan Kadifekale deki Kürt halkýný etkinliðe çaðýrmak için mahallede bildiriler daðýttý. Saat 19.00 olduðunda ses sisteminin gelmesinin ardýndan grup þarkýlarýný devrimci tutsaklar için seslendirmeye baþladý. Bir süre sonra evlerinden çýkan insanlarýn ve çevredeki Kürt gençlerinin toplanmasýyla etkinliðin coþkusu artmaya baþladý. Etkinlik baþladýktan bir süre sonra etkinliðin haberini alan sivil polisler uzak bir yerden etkinliði izleyip kameraya çekmeye baþladý. Bunun üzerine Sýra Neferinin yaptýðý “Faþist TC. bugüne kadar bizi katletti. Diyarbakýr’da Þýrnak’ta zindanlarda bizim üzerimize bombalar yaðdýrdý, ama bizleri asla yýldýramadý. Þu anda buradalar bizi çekiyorlar biliyoruz. Ama bu da bizi vazgeçiremeyecek. Özgürlüðü için ayaða kalkan Kürt halkýný ve iþçi ve emekçileri asla yýldýramayacaklar” þeklindeki konuþmasýndan sonra çevredeki Kürt gençleri polisleri taþlamaya baþladý ve polisler uzaklaþmak zorunda kaldý. Grup sýra neferi Kürtçe ve Türkçe marþlarýyla etkinliðe katýlan Kadifekaleli insanlarýn coþkusunu artýrdý. Özellikle Kadifekale’de kendini yakan Rahþan Demirel’i anlatan Rehþan isimli Kürtçe þarký söylenirken balkonlardaki analarýn zýlgýtlarý bizlere de coþku verdi. Dinletinin sonunda 13 Mart marþý coþkuyla söylendi. 13 mart marþýnýn ardýndan dinleyenler arasýndan “Yaþasýn 13 Mart Genç Komünistler Birliði” ve “Faþizme Karþý Silah Baþýna” sloganlarý yükseldi. Grup Sýra Neferi “Yaþasýn Halklarýn Mücadele Birliði” ve “Disa Disa Serhýldan Biji Azadiya Kürdistan” sloganlarýyla dinletilerine son verip dinleyenleri basýn açýklamasýna davet etti.

8

Faþistlerin sitelerinden yaptýklarý linç çaðrýsýný okuduktan sonra basýn açýklamasý için çalýþmalarýmýzý daha da hýzlandýrdýk. Bir bildiri hazýrlayarak 17 Aralýk’ta Bornova’da gerçekleþtirilen basýn açýklamasýnda yaygýn bir þekilde daðýtarak bu faþist saldýrý hazýrlýðýný teþhir ederek basýn açýklamamýza çaðrý yaptýk. Bu faþist çeteye gerekli cevabý vermek için tüm hazýrlýklarýmýzý yapýp eylem saatinde yani 19 Aralýk Salý günü saat 13.30 da duyurduðumuz gibi eylem alanýna gittik. Alandaki polislerin ve basýnýn yoðunluðu dikkat çekiciydi. Eyleme yaptýðýmýz çaðrýlardan kaynaklý çeþitli devrimci demokrat kurumlar ve bazý sendikalar da destek için gelmiþlerdi. Pankartýmýzý açýp önlüklerimizi giydikten sonra eylemimize Grup Sýra Neferinin söylediði “Çav Bella” ardýndan da Kürtçe Hernepeþ marþýyla baþladýk. Grup Sýra Neferi’nin seslendirdiði marþlar çevreden gelip geçenlerin yoðun ilgisiyle karþýlandý. Hatta çevrede toplananlar arasýndan bazý gençlerin marþlara katýldýðýný gözlemledik. Marþlarýn ardýndan “Devrimci Tutsaklar Yalnýz Deðildir” sloganýný atýp basýn açýklamasý okunmaya baþladý. Açýklamada; “O gün, sermaye düzeni sadece tutsaklara saldýrmamýþtý. Bu saldýrýyla hedeflenen sadece tutsaklar deðildi. Düzenin hedef tahtasýnda tüm emekçi sýnýflar, onlarýn iktidar mücadelesi, kürt halkýnýn özgürlük mücadelesi yani devrim vardý. Giderek daha fazla içinden çýkýlmaz bir ekonomik ve siyasi kriz içine giren düzen, emekçi sýnýflardan yükselebilecek isyaný engellemek için onlara gözdaðý vermek, bunu baþaramasa bile öncülerinden kopararak zayýf düþürmek istiyordu” denildi. Ve “Durumun bilincinde olan tutsaklarýn bu saldýrýya karþý koyuþu F-tipi zindanlarda da devam etti, ediyor. Tutsaklar ÖLÜM ORUCU eylemiyle saldýrýya karþý koyuþlarýný sürd��rdüler. Ve bu güne kadar 122 kiþinin yaþamýný yitirmesine karþýn, kararlýlýkla ÖLÜM ORUCUNU sürdürüyorlar. (...) Sizleri, F-tiplerine karþý zindanlarda ÖLÜM ORUCU ve sokaklar da çeþitli biçimlerde süren eylemleri desteklemeye, burjuvazinin saldýrýsýna karþý emekçi sýnýflarýn mücadelesini yükseltmeye çaðýrýyoruz. Ve diyoruz ki, tutsaklar özgürleþmeden emekçi sýnýflar özgürleþemez” denildi. Açýklamanýn ardýndan “Yaþasýn Ölüm Orucu Eylemimiz”, “Devrimci Tutsaklar Yalnýz Deðildir”, “Bütün Ýktidar Emeðin Olacak”, “Zindanlar Yýkýlsýn Tutsaklara Özgürlük”, “Yaþasýn Halklarýn Mücadele Birliði” sloganlarýný attýktan sonra eylemi bitirdiðimizi duyurduk. Eylem alanýnda internet sitesinde çaðrýlar yapan it sürüsünden birkaç kiþinin de olduðunu gördük ama devrimin gücünü gördükten sonra býrak saldýrmak seslerini bile çýkaramadýlar. 19 Aralýðýn yýldönümünde devrimci tutsaklarýn yalnýz olmadýðýný tüm baskýlara katliamlara raðmen devrimin güçlenerek geliþtiðini göstermiþ olduk. Bundan sonrada devrimci tutsaklarýn dýþarýdaki sesi olmaya devam edeceðiz.

83. Sayý / 25 Aralýk 2006 - 8 Ocak 2007

YAÞASIN ÝÞÇÝLERÝN MÜCADELE BÝRLÝÐÝ! DEVRÝMCÝ TUTSAKLAR YALNIZ DEÐÝLDÝR! 19 ARALIK KATLÝAMINI UNUTMADIK, UNUTTURMAYACAÐIZ!

Ýzmir Mücadele Birliði Platformu


Yeni Evrede

19 Aralýk

Mücadele Birliði 19 Aralýk katliamý, Adana’da da yürüyüþ ve mitingle lanetlendi. 17 Aralýk Pazar günü gerçekleþen eyleme saat 11:30’da Ýnönü Parký’nda toplanýlmasýyla baþlandý. Pankartlar açýlýp kortejler oluþturulduktan sonra mitingin yapýlacaðý Ýstasyon Meydaný’na doðru sloganlarla yürüyüþe geçildi. Bizler de “Zindanlar Yýkýlsýn Tutsaklara Özgürlük” yazýlý ve Mücadele Birliði Platformu imzalý pankartýmýzla yürüyüþteki yerimizi aldýk. Yarým saati aþan yürüyüþ esnasýnda kýzýl bayraklarýmýzý dalgalandýrarak düzenli bir kortej oluþturduk. Yürüyüþ boyunca ve miting esnasýnda “Zindanlar Yýkýlsýn Tutsaklara Özgürlük”, “Ölüm Orucu Sürüyor Sürecek Zafere Kadar”, “Tutsaklara Kalkan Elleri Kýrdýk Kýracaðýz”, “Faþist Devleti Yýkacaðýz, Halk Ýktidarýný Kuracaðýz”, “Murat, Sibel, Aysun Yoldaþ Yaþýyor, Devrim Savaþçýlarý Ölümsüzdür”, “Yaþasýn Devrimci Dayanýþma”, “Ya Devrim Ya Ölüm” sloganlarýný gür bir þekilde haykýrdýk. Alana giriþte, arama noktasýnda polisle Halkevi üyeleri arasýnda kýsa süreli bir gerginlik yaþandý. Bu esnada bütün kitle tarafýndan hep bir aðýzdan “Baskýlar Bizi Yýldýramaz” sloganý atýldý. Daha sonra polisin geri adým

ADANA’DA 19 ARALIK MÝTÝNGÝ

atmasýyla gerginlik sona erdi. Miting, ölümsüzleþen devrim savaþçýlarý için yapýlan saygý duruþu ile baþladý. Ardýndan organizasyon tertip komitesi tarafýndan hazýrlanan basýn açýklamasý okundu. Daha sonra sahneye çýkan Grup Diyar ezgilerini devrimci tutsaklar için söyledi. Çekilen halaylarýn ardýndan eylem sona erdi. Sürdürülen Ölüm Orucu eylemi ve yeni TMY ile zindan sorunlarý bugünlerde yine birçok demokratik kitle örgütünün, siyasi partinin, aydýn ve sanatçýlarýn gündemine girdi. Fakat 19 Aralýk dönemindeki dar bakýþ açýsýnýn hala sürdüðünü açýk bir þekilde görebiliyoruz. Sorun yine insan hakký sorununa indirgenerek duvar, kapý, kilit sorunu haline getiriliyor. Asýl sorunumuz iktidar sorunudur. Bu sorunu çözmediðimiz müddetçe, yani emeðin iktidarý gerçekleþmediði sürece sorun farklý þekillerde karþýmýza çýkacaktýr. Zindan sorunu artýk iþçi ve emekçilerin sorunu olmak zorundadýr. Nasýl ki IMF programý 19 Aralýk katliamýndan sonra bir bir uygulamaya konulduysa günümüzde tutsaklarýn mücadelesinin sahiplenilmemesi iþçi ve emekçiler açýsýndan çok daha büyük bir yýkým getirecektir. Dönemin baþbakaný faþist Ecevit, “cezaevlerinde düzeni saðlamadan sokaklarda düzeni saðlayamayýz” demiþti. Bizler de artýk haykýrmalýyýz: “Devrimci tutsaklar özgürleþtirilmeden emekçi sýnýflar özgürleþemez.” ZÝNDANLAR YIKILSIN TUTSAKLARA ÖZGÜRLÜK! 19 ARALIK KATLÝAMINI UNUTMADIK UNUTTURMAYACAÐIZ! Adana Antep Mücadele Birliði Platformu

19 Aralýk Katliamýnýn Yýldönümünde Antep’te Eylemler 19 Aralýk katliamýnýn yýldönümü Antep’te de eylemlerle karþýlandý. Öncelikle Antep Barosu’na baðlý bir grup avukat adliye kapýsýnýn önünde saat 12:00’de alkýþlarla toplandý. Ardýndan basýn açýklamasý okundu. Açýklamada Behiç Aþçý’nýn ölüm orucu eyleminin 259. gününde olduðuna, adalet bakanlýðýnýn adým atmasý ve zindanlardaki uygulamalarýn sona erdirilmesi gerektiðine deðinildi ve alkýþlarla eylem sona erdi. Ýkinci eylem ise saat 13:00’te gerçekleþtirildi. Ýnsan Haklarý Derneði çaðrýsýyla düzenlenen eylem için Yeþilsu Parký’nda toplanýldý. Kortej oluþturularak Adliye önüne kadar bir yürüyüþ gerçekleþti. Yürüyüþ boyunca “19 Aralýk Þehitleri Ölümsüzdür”, “Ýçerde Dýþarýda Hücreleri Parçala”, “Susma Sustukça Sýra Sana Gelecek” sloganlarý atýldý. Okunan basýn açýklamasýndan sonra bizler de “Zindanlar Yýkýlsýn Tutsaklara Özgürlük” ve “Ölüm Orucu Sürüyor Sürecek Zafere Kadar” sloganlarýný haykýrdýk. Mücadele Birliði Platformu olarak katýlým saðladýðýmýz bu eyleme yaklaþýk 100 kiþi katýldý. Antep Mücadele Birliði Platformu 83. Sayý / 25 Aralýk 2006 - 8 Ocak 2007

9


Yeni Evrede

19 Aralýk

Mücadele Birliði

19 Aralýk Ve Ölüm Orucu Üzerine Bilgilendirme Çadýrý Emek Kültür Merkezi, 19 Aralýk 2000 yýlýndaki zindan savaþlarý ve F Tipi zindanlardaki yaþanýlanlar ile sürmekte olan Ölüm Orucu Eylemi hakkýnda bir bilgilendirme çadýrý kurdu. 16 Aralýk Cumartesi günü, Emek Kültür Merkezi’nin bulunduðu þehir olan Reutlingen`in en merkezi meydanýnda saat 12.00’de açýlan masa, günler öncesinden yapýlan çalýþmayla ortaya çýkarýlmýþ ürünlerle doluydu. Birçok resim, belge, doküman ve çizim, Almanca açýklamalarla Almanyalý emekçilerin bilgisine sunuldu. 19 Aralýk Katliamýnýn niçin yapýldýðýný, bu saldýrýnýn boyutunu ve F Tipi zindanlardaki baskýlarýn-direniþlerin ve Ölüm Orucu eyleminin anlatýldýðý çok sayýda bildiri, 4 saat boyunca yoðun þekilde daðýtýldý. Bildiriyi alan bir çok kiþi okuyarak yollarýna devam ettiler. Bilgilendirme çadýrýmýzýn görsel olarak ilgi çekici olmasýna özen göstermiþtik. Kafes biçiminde yaptýðýmýz hücrenin içine, Almanca olarak yazýlmýþ “122 Ýnsan F Tipi Zindanlarda Öldü, Ölüm Orucu Sürüyor“ dövizi ile, Ölüm Orucunu sürdürenlerin resimlerini astýk Çadýrýn önündeki panoya yerleþtirdiðimiz, F Tipi zindanlardaki tutsaklarý ve direniþleri tasvir eden el çizimi resimler, bir çok insanýn ilgisini çekti.

Çadýrýn içinde, masa sorumlusu ile Almancayý iyi bilen biri, daha fazla bilgi almak için gelen insanlarla ilgilendiler. Ýçinde 19 Aralýk’tan bu güne kadar yaþanýlanlarýn özetlenerek anlatýldýðý, çarpýcý resimlerle dolu geniþ bir dosya, bilgi almak isteyen emekçilere açýldý. Dosyayý gören ve yoldaþlarýmýzla konuþan birçok kiþi,

daha fazla bilgi almak üzere hazýrladýðýmýz internet adres kaðýdýna isimlerini ve mail adreslerini kaydettiler. Daha önce açtýðýmýz bilgilendirme masalarýndan edindiðimiz tecrübe ile, ilgili ve duyarlý insanlarý, küçük de olsa birþeyler yaptýrmak amacýyla kartlar hazýrladýk. Üzerinde Behiç Aþçý, Sevgi Saymaz ve bir çok devrimci tutsaðýn adreslerinin yazýlý olduðu kartlarý göndermek üzere bir çok kiþi aldý. Bazý emekçiler, düþüncelerini kendi dillerinde henüz masamýzdayken yazmaya baþlamýþlardý. Eylemciler ve tutsaklar için küçük bir dayanýþma olacaðýný düþündüðümüz kartlarý alan bazý duyarlý insanlarýn tavýrlarý bizi sevindirdi. Reutlingen kentinde Türkiyeli faþistler yaygýn ve örgütlü. Olabilecek herhangi bir provokasyona ya da saldýrýya karþý bir grup koruma görevlisi arkadaþýmýz çadýrýn bitiþ saatine kadar çevrede durdu. Faþistler ise oradan geçerken sadece diþ bileyerek bakabildiler. Her devrimin temel sorunlarýndan biri olan, zindanlarýn yýkýlmasý, tutsaklarýn özgürleþtirilmesi mücadelesini yaymak ve duyurmak, politik bir görev olduðu kadar insani bir sorumluluk. EKM, bu insanlýk görevini sürdürmeye devam edecek. Reutlingen Emek Kültür Merkezi

Saldýrýlara Karþý Almanya’da Basýn Açýklamasý Faþist devlet, devrimden duyduðu büyük korku ile her geçen gün daha yoðun bir biçimde devrimci-komünistlere yönelik saldýrýlarýný sürdürüyor Devrimciler uydurma gerekçelerle tutuklanýyor, demokratik kitle örgütleri basýlýp, talan ediliyor, üzerlerindeki abluka devam ettiriliyor Türkiye ve K.Kürdistan’ýn toplumsal, siyasal koþullarý devrimi güncel bir sorun olarak gündeme getirirken, faþist devlet, bu saldýrýlarla ömrünü uzatmaya çalýþýyor. Bizler, Almanya’nýn Frankfurt kentinde Agif, Adhf, BirKar, Atif ve Mücadele Birliði olarak, Türkiye’de düzmece gerekçelerle tutuklanan devrimcilerin serbest býrakýlmasý, baskýna uðrayan, abluka altýnda tutulan demokratik kitle örgütleri ve kurumlara yönelik baskýnlarýn sona erdirilmesi için, Türki-

10

ye, K.Kürdistan ve Avrupa’da baþlatýlan kampanyaya 16 Aralýk 2006 tarihinde Alte Oper Meydaný’da düzenlediðimiz basýn açýklamasýyla destek verdik. Faþist devlet, devrimcilere, komünistlere dönük saldýrilarýnda nasýl tek bir cephe halinde saldýrýyorsa, bunlarýn saldýrýlarýna da devrimci dayanýþmayý yükselterek yanýt vermek büyük önemdedir. Bu bilinçle yapýlan basýn açýklamasýna 30-40 civarýnda insan katýldý. Basýn açýklamasý ortak hazýrlanan Almanca metnin okunmasýndan sonra sona erdi YAÞASIN DEVRÝMCÝ DAYANIÞMA! 10 EYLÜL TUTSAKLARINA ÖZGÜRLÜK! ZÝNDANLAR YIKILSIN TUTSAKLARA ÖZGÜRLÜK! Frankfurt’tan Bir Mücadele Birliði Okuru

83. Sayý / 25 Aralýk 2006 - 8 Ocak 2007


Yeni Evrede

19 Aralýk

Mücadele Birliði

ESKÝÞEHÝR 19 ARALIK PROTESTO EYLEMÝ dur”, “Sevgi Saymaz Onurumuzdur”, “Yaþasýn Devrimci Dayanýþma” sloganlarý atýldý. Adalar Migros önünde yapýlan basýn açýklamasýnda, 19 Aralýk 2000 yýlýnda ülkenin bulunduðu aðýr ekonomik ve siyasi bunalýmýn sonucu, içeriye hakim olmadan dýþarýya hakim olunamayacaðý düþüncesiyle, hayata dönüþ, þefkat, kurtarma gibi nitelemelerle, devletin cezaevlerine iþ makineleriyle, aðýr kimyasal silahlarla, ordusu ve polisi ile yaptýðý saldýrýyla, insanlarýn diri diri yakýldýðý, cesetlere dahi iþkence yapýldýðý, 28 devrimci tutsaðýn katledildiði, 150 kiþinin ise sakatlandýðý, katliamýn hemen ardýndan binlerce tutsaðýn F tipi hücrelere kapatýldýðý, tutsaklara yönelik baskýlarýn, þiddetin hala devam ettiði, Devrimci tutsaklarý teslim almayý amaçlayan bu saldýrlar ile Devrimci Ýradenin teslim alýnamayacaðý, Ölüm Orucu eylemlerinde 122 kiþinin ölümsüzleþti19 Aralýk 2000 yýlýnda, faþist devlet tarafýndan, 28 dev- ði, Avukat Behiç Aþçý, Gürcan Görüroðlu ve Sevgi rimci tutsaðýn katledilmesinin üzerinden 6 yýl geçmesine rað- Saymaz’ýn Ölüm Orucu eylemlerinin hala devam ettirdiði bemen, devletin yaptýðý bu katliam, unutulmadý, unutturulma- lirtilen basýn açýklamasý sloganlarla sona erdi. yacak. 19 ARALIK KATLÝAMINI UNUTMADIK Eskiþehir’de bu katliamý protesto etmek için Atatürk cadUNUTTURMAYACAÐIZ! desi önünde saat 13:00’ de toplanarak kortej halinde basýn aZÝNDANLAR YIKILSIN TUTSAKLARA çýklamasýnýn yapýlacaðý, Adalar Migrosun önüne doðru yürüÖZGÜRLÜK! yüþe geçtik. Yürüyüþ boyunca “Baskýlar Bizi Yýldýramaz”, DEVRÝM SAVAÞÇILARI ÖLÜMSÜZDÜR! “Behiç Aþçý Onurumuzdur”, “Gürcan Görüroðlu OnurumuzEskiþehir MücadeleBirliði Platformu

ALMANYA’DA ORTAK MÝTÝNG Sýnýflar mücadelesinin dünya üzerindeki vardýðý aþamanýn, bütün devrimci çevreleri birlikte hareket etmeye zorladýðý, artýk herkesçe bilinen bir olgu. Almanya’da iki hafta önce Anadolu Federasyonu’na ait birçok dernek, polis tarafýndan basýlmýþ, derneklere ait cd’lere ve dokümanlara el konulmuþtu. Stuttgart’ta faaliyet yürüten Anadolu Federasyonu’na baðlý dernek de bu pervasýz saldýrýlara maruz kaldý. Ýki kiþinin tutuklanmasýyla Almanya ayaðý sona eren saldýrýlar, bu sefer Türkiye’de TC polisi eliyle sürdürülmüþtü. Egemen sýnýflarýn bu karþý devrimci saldýrýsýna verilen en iyi yanýt Ýstanbul sokaklarýndaki çatýþmalar idi. Bu çatýþmalarýn etkisi internet ve çeþitli Arap tv’leri aracýlýðýyla dünyanýn bir çok

yerine ulaþtý. Stuttgart ve çevresinde faaliyet sürdüren Türkiyeli, Almanyalý, Lübnanlý ve Filistinli grup ve demokratik kitle örgütleri bu ve benzeri karþý devrimci saldýrýlarý protesto etmek amacýyla, 16 Aralýk Cumartesi günü Stuttgart`ýn merkezi bir yerinde ortak bir miting düzenlediler. Saat 16.00’da baþlayan mitingde saldýrýlar hakkýnda bilgiler veren ve Alman polisini kýnayan konuþmalar yapýldý. Yine 10 Eylül operasyonu ile ilgili konuþmalarýn da yapýldýðý mitingde, bir çok insanýn dikkatini çeken ajitasyon yapýldý. Saldýrýlarý kýnayan ve dayanýþmayý bildiren ortak pankartlarýn açýldýðý mitingde, Mücadele Birliði Platformu`nun da imza attýðý ortak bir bildiri daðýtýldý. Mitingde en çok atýlan slogan “En83. Sayý / 25 Aralýk 2006 - 8 Ocak 2007

ternasyonal Dayanýþmayý Yükselt” idi. Farklý ulus emekçilerin örgütlülükleri, son dönemde Almanya’da bir çok konuda birlikte hareket etme eðilim ve isteðindeler. Özellikle 2006 yazýnda meydana gelen Lübnan savaþý sýrasýnda Almanya’da bulunan Türkiyeli ve Ortadoðulu emekçilerin mücadele birliði, kendi çevresine Almanyalý çeþitli sol grup ve parti örgütlülüklerini de dahil etmiþti. Emek Kültür Merkezi ve Mücadele Birliði Platformu`nun da destek verdiði Türkiyeli, Almanayalý, Filistinli ve Lübnanlý grup ve demokratik kitle örgütlülüklerinden oluþan birliktelik, bu konudaki arayýþlarýn ve ilerlemelerin süreceðine iþaret ediyor Almanya Mücadele Birliði Platformu

11


Yeni Evrede

Gündem

Mücadele Birliði

ARTAN HAYAT PAHALILI Seçim yýlýna giriliyor. Tekelci sermayenin partileri, daha þimdiden, emekçi oylarýný nasýl avlayacaklarýnýn iþaretini veriyorlar. CHP, her zamanki bilinen çýðýrtkanlýðýyla, “laiklik elden gidiyor” salvolarý arasýnda, kendine bir yol bulmaya çalýþacak. Buna ek olarak “Ulusal Deðerler”in ön plana çýkartýlacaðý bir seçim propagandasý düþünüyorlarmýþ. Türkçesi, “biz MHP’yle þovenizm yarýþýna gireceðiz” olmalý. AKP’ninse, son dört yýlýn ekonomik görüntüsü üzerinden bir seçim propagandasý yapacaðý anlaþýlýyor. Ekonominin görüntüsünü veren, istihdam, büyüme, enflasyon, borsa, faiz gibi rakamlardýr. Emekçiler acaba en çok hangi göstergeye ilgi duyuyorlar? Ekonominin her yýl ne oranda büyüdüðü, geniþ emekçi yýðýnlarýn pek ilgilendikleri bir konu deðil. Bu büyümenin kendilerine ve yakýn çevrelerine nasýl yansýdýðýna baktýklarýnda, avunup sevinecek bir þey görmüyorlar. AKP yönetimi, istihdam rakamlarý üzerinden de bir seçim propagandasý yapamaz, çünkü istihdam sorunu, tam da iki seksen uzandýklarý bir konudur. Þimdilik istatistik kurumlarý, ali cengiz oyunlarýyla iþsizlik rakamlarýný düþük gösteriyorlar ya, inanan yok. Emekçiler, iþsizlik sorununun ne denli yakýcý olduðunu biliyor, dile getiriyorlar. Borsa, döviz, faiz oranlarý üzerinden bir seçim propagandasý yapmak da akýl kârý deðil. Emekçiler, sayýlarý bini bile bulmayan borsa oyuncularýndan da, döviz faiz oyunlarýndan da oldukça uzaktalar. Geriye yalnýzca enflasyon oraný kalýyor. AKP, seçim yýlý boyunca enflasyonun düþüþü üzerinden seçim propagandasý yapacak. Ve bu konuda, enflasyonla geçen onyýllar boyunca emekçilerin kafasýnda oluþmuþ bulunan yanlýþ kavrayýþ, kuþkusuz bu propagandanýn etkisini artýracaktýr. Bu yanlýþ kavrayýþ, enflasyon yükselirse hayat pahalýlýðý artar, düþerse, geçim de ucuzlar biçimindeki kavrayýþtýr. Seçim yýlý boyunca çokça iþiteceðimiz “enflasyon düþtü” efsanesine ise enflasyonla emekçilerin geçim derdi iliþkisine bakmakta fayda var.

12

Nasýl Yükseldi Nasýl Düþtü? Enflasyon olgusu, yani mallarýn fiyatlarýnda süreðenleþen artýþ, 20. yüzyýlda toplumsal bir sorun haline geldi. En çarpýcý olaný, Birinci Dünya Savaþý sonrasý Almanya ve bir dizi ülkede görülen ve yüzde bir milyon gibi inanýlmaz rakamlara ulaþan “hiper enflasyon” dönemiydi. Bu hiper enflasyon döneminin özelliði, tüm kaynaklarýný savaþa yönelten tekelci kapitalist sistemin, maaþ ve ücretlerin yanýnda, dað gibi yýðýlan borçlarýný, banknot basarak ödemeye kalkýþmasýydý. Oysa, temeli 19.yüzyýlda atýlan banknot basma sistemine göre, bankalar ancak rezervlerinde bulunan altýn kadar para basabiliyorlardý. Bu sistem, kapitalizmin meta dolaþýmý mantýðýna tamamen uygundu. Kapitalizm, üretilen metalarýn karþýlýðýnda deðiþebildiði bir evrensel dolaþým aracý yaratmýþtý ve o da altýndan baþkasý deðildi. Bu yüzden, dolaþým aracý olarak hizmet edebilecek her banknotun, elde edilmiþ altýn deðerini temsil etmesi, sistemin saðlýklý iþlemesi için temeldi. Elde bulunan altýndan daha fazla banknot basýp, bunu dolaþým aracý olarak piyasaya süren her ülke, enflasyon sorunuyla boðuþmak zorunda kalýyordu. Ýþte, Dünya Savaþý sonrasý ücretleri, maaþlarý ve þirket borçlarýný banknot basarak kapatmaya çalýþan Almanya gibi ülkelerin, hiper enflasyonla tanýþmalarý bu yüzden olmuþtu. 1920’li yýllarýn hiper enflasyon dönemi, dolaþým aracý olarak iþlev gören kaðýt paranýn, bir altýn karþýlýðý olmasý ve “gerekli olan” dan daha yüksek miktara çýkmamasý gibi önemli derslerin öðrenilmesine vesile oldu. 1960’lý yýllarýn sonlarýnda, enflasyon bir kez daha ortaya çýktý. Bu kez, enflasyonu körükleyen, baðýmlý ülkelerin borçlanmalarýydý. Emperyalist sermayeye baðýmlý olan ülke ekonomileri, ihtiyaç duyduklarý ithal ürünleri satýn alabilmek için içeriye döviz pompa ettiler. Dahasý, ihracat yapabilmek için, kendi paralarýnýn deðerini düþürmek yani devalüasyona gidebilmek için, para basanlar da oldu. Sonuçta, baðýmlý ülkeler, sahip olduklarý altýn rezervinden daha çok ve gerekli olandan yüksek miktarda banknotu dolaþýma süre83. Sayý / 25 Aralýk 2006 - 8 Ocak 2007

rek, enflasyonun týrmanmasýna seyirci kaldýlar. Enflasyon oraný yükselen baðýmlý ülkeler, biriken borçlarýný kapatmak için, enflasyon oraný üzerinden borçlanmak zorunda kaldýlar. Böylece, birbirlerini yükselten enflasyon-faiz sarmalý, baðýmlý ülkelerin baþýna bela oldu. 80’li ve 90’lý yýllar, tüm baðýmlý ülkelerde enflasyon kabusuyla geçti. 2000’li yýllarýn baþýndan itibaren, kabus görme sýrasý emperyalist ülkelerdeydi. Sorunlarý enflasyon deðildi ama, ellerinde muazzam ölçülerde servet birikmiþ, kârlý yatýrýmlar haline getirilemeyecek denli þiþkinleþmiþti. Emperyalist sermaye, bu fazlalýðý deðersizleþtirerek, buhar olmasýna göz yumamazdý. Büyük krizin sinyali, ABD borsalarýnda görülmeye baþladýðýnda, ABD’nin baþýný çektiði emperyalist sermaye, bu fazlalýk sermayeyi tüm baðýmlý ülkelere kredi olarak pompalama yoluna gitti. Ýyi ama, baðýmlý ülkelere pompalanacak bu para, enflasyonu daha da tehlikeli hale getirmeyecek miydi? Hayýr. Söz konusu para, kredi biçiminde kullanýlan paraydý, dolaþým için deðil ve bu türden paralar (kredi-para), dolaþýmdaki para miktarýný düþürür. Çünkü bir çok ödeme, bolca bulunabilir krediler sayesinde ertelenebilir ve alacak-borç iliþkisi, hiçbir fiili ödemeyi gerektirmeyen bir takasla halledilebilir. Kredi sayesinde dolaþýmdaki para, gerekenin de altýna iner. Enflasyon, sisteme giren her tür banknotla ya da parayla yükselmez. Enflasyonu yükselten, metalarýn dolaþýmýný saðlayan türden paranýn miktarýndaki artýþtýr.

Derviþ’in Sünger Ekonomisi Türkiye’nin emperyalist sermayenin pompaladýðý kredi-paralarý emebilecek bir süngersi yapýya kavuþmasý gerekiyordu. Oysa Türkiye, 2001 yýlý Þubat ayýnda, dýþ krediden çok iç borçlanmayla dönen bir çarka sahip bulunuyordu. Bu iç borç çarkýnýn dýþ borçla takasý için, 2001 þubatýnda patlak veren o büyük yýkýma ihtiyaç vardý. Harekete hemen geçildi. Emperyalist tekeller, birkaç milyar dolarý yurtdýþýna çektiler, Türkiye’nin kredi notu düþürüldü


Yeni Evrede

Gündem

Mücadele Birliði

IÐI DEVRÝMÝ BESLÝYOR ve borçla dönen bir ekonomide, döviz musluklarýnýn kapanmasý neticesinde, faizler bir anda yukarý doðru týrmanýþa geçti. Tüm þirket ve bankalarý panik havasý sarýnca, gecelik faizler yüzde onbin gibi inanýlmaz bir rakamý gördü. Dövizi yeniden çekebilmek için, çok yüksek bir devalüasyon yapýldý, ekonomi birkaç günde %40 oranýnda küçüldü. Tabi, bu gibi durumlarda IMF, kapýnýn hemen arkasýnda heyetiyle birlikte bekler. Ve IMF, 2001 yýlýnda ABD’nin baþýný çektiði “kredi pompalama” zincirine, Türkiye’yi de ekleyiverdi, yeniden kurguladýðý çarkýn denetimini ve yerleþmesini, emperyalist sermayenin çok güvendiði Kemal Derviþ’e devretti. K.Derviþ’in gözetiminde kurulan yeni borç çarký sayesinde, Türkiye ekonomisi emperyalist sermayenin fazlalýklarýnýn “sýcak para” olarak emilip kâra dönüþtüðü bir “finans cenneti” haline geldi. Pompalanan para, iç borcu dýþ borca çeviren, döviz fiyatýný düþüren kredi musluklarýnýn sonuna kadar açýlmasý sayesinde enflasyonu da düþüren cinsten bir kredi-paraydý. Bu þekilde düþen enflasyon, büyük tekellerin iþine yaradý sadece. Yüksek enflasyon ortamýnda, üretilmiþ her metanýn fiyatý artar. Bu yüksek enflasyon sayesinde, teknik açýdan büyük tekellerle rekabet edemeyen ve maliyetleri daha yüksek olan þirketlerin mallarý, olduklarý yerde deðerlenerek, bu küçük ölçekli þirketlerin karlarýný yükseltiyordu. Bu þirketlerin piyasadan silinmesine enflasyon engel oluyor, büyük tekellerin pazarlar üzerindeki tam egemenliði bir ölçüde engelleniyordu. Enflasyonun düþüþü, küçük ölçekli þirketlerin bu avantajlarýný elinden aldý. Tekeller, gerek sermaye yapýlarýyla, gerekse teknik üstünlükleri ve düþük maliyet unsurlarýyla, bu küçük sermayenin canýna okuyacak fýrsatý yakalamýþ oldular. Düþük enflasyon ortamýnda tekeller, hýzla geniþlediler, pazarlara daha büyük oranlarla yayýldýlar. Pompalanan sýcak paranýn emilmesini saðlayan en önemli çark, yüksek faiz oldu. Yerli paraya ödenen yüksek faizin neredeyse yarýsýna mal olan ucuz döviz, dýþ borçlanmayý ve dýþ krediyi cazip hale getirip teþvik etmenin yolu oldu. Faizi yüksek

YTL bir yatýrým aracý, döviz ise ödemeler ve dolaþým için kullanýlan para halini aldý. Gerçekte, 2002-2006 yýllarý arasýnda Merkez Bankasý, deli gibi Türk Lirasý basmýþ olsaydý bile, basýlan bu paralarla enflasyon yükselmezdi. Çünkü, basýlan para, sisteme dolaþým aracý olarak girmezdi. Ucuz döviz dururken, kim bakardý YTL’nin yüzüne?! Eh, bu çarkýn kazançlýsý da, elbette “düþük döviz fiyatý-yüksek faiz” sisteminden, son dört yýlda yüzde 6.000 kâr elde ettikleri hesaplanan “sýcak-para” pompalayýcýsý emperyalist finans-kapital oldu.

Peki Ya Emekçiler?

birikti. Son dört yýlda emekçiler lehine bir geliþme olmadýðýný görmek için, bozulan gelir daðýlýmý tablolarýna bakmak yeter. Düzenli bir ücret gelirine sahip olan, en alttaki düzensiz gelire ve iþsizliðe mahkum kalabalýðýn üzerinde yer alan ve bu nedenle, TÜÝK istatistik tablolarýnda “orta kesim” olarak görünen milyonlar, hýzla eriyorlar. Bu “orta” kesimden bir kiþi yukarý doðru týrmanabilirken, dokuz kiþi bir alt tabakaya, yoksullarýn katýna düþüyor. Çünkü sürekli borçlanýyorlar, gelirlerini kaybediyorlar ve düþük enflasyona raðmen, hayat pahalýlýðý onlarý da teslim alýyor.

Enflasyonu düþüren mekanizma böyle iþledi, tekelleri ve emperyalist finans-kapital odaklarýný ziyadesiyle memnun etti. Ýyi ama bu düþük enflasyon ortamýndan emekçilerin de memnun olmasý gerekmez mi? Hayýr gerekmiyor. Çünkü emekçileri asýl ilgilendiren sorun, enflasyon düzeyi deðil, hayat pahalýlýðýndaki artýþtýr. Yani, enflasyon karþýsýnda ücret ve maaþlarýn ne kadar eridiðidir. Eðer emekçilerin gelirleri enflasyon oranýnda yükselirse, hayat pahalýlýðý artmaz. Ancak, elbette Türkiye’de böyle olmadý. Ýþçi sýnýfý, kesintisiz bir mücadele ile, yüksek enflasyon karþýsýnda hýzla eriyen ücretleri yukarý çekmeyi baþardý. Yine de 1980-2000 arasýnda, reel ücretlerde %40’lara varan erimeyi engelleyemedi. Gerçek ücretlerdeki bu düþüþte enflasyon, neden deðil, bir araçtýr sadece. Eðer iþçi sýnýfýyla egemen tekelci sermaye arasýndaki sýnýf dengeleri temel alýnýrsa, ücretlerindeki bu düþüþ, enflasyon olmasa da gerçekleþirdi. Bir baþka açýdan söylersek, iþçi sýnýfý þu anki gücünden öte bir güç yaratabilmiþ olsaydý, çok daha yüksek enflasyon oranlarýna raðmen, ücret düzeyini koruma olanaklarýna sahip olurdu. Nitekim, oldukça düþük seyreden enflasyon oranýna raðmen, iþsizliðin çýð gibi büyüdüðü, burjuva sendikacýlýðýn sýnýfýn genelini teslim aldýðý son dört yýlda yaþanan gelir kaybý; 1980’ sonrasý, 20 yýlýn yüksek oranlý enflasyon döneminin kayýplarýný geçti. Enflasyon düþüþüne raðmen, ücret ve maaþlarda görülen daha büyük düþüþler nedeniyle yoksullaþma oraný arttý, çok büyük bir servet, bir avuç zenginin ellerinde

AKP’nin “enflasyonu düþürdük” söyleminin emekçiler üzerinde bir etki yaratacaðýna þüphe yok. Çok uzun yýllar boyunca ortalama %40 seyreden enflasyonu, hayat pahalýlýðý ile özdeþleþtiren bir yanlýþ algýlama var. Kuþkusuz bu yanlýþ algýlama, son dört yýlýn düþük enflasyon -daha da düþük ücretler sarmalýnda geçim kaynaklarýnýn erimeye devam ettiðini gören emekçiler üzerinde, eski etkisini yitirebilecektir. Ama eðer ekonomik gerçekler, otomatik olarak ayný paralelde sýnýflarýn bilinçlerine yer etseydi, ne devrimci bir politikaya, ne de devrimci öncüye gerek kalýrdý. Emekçi sýnýflarýn politik kavrayýþ ve algýlarý, ekonomik gerçeklerin epeyce arkasýndan gelir. Politika ve ideoloji, deðiþmek için, daha uzun, zorlu ve öznel etkenin müdahalesini de gerektiren bir süreci bekler. Þimdi AKP, seçim yýlýnda, emekçilerin ekonomik gerçekliðiyle çeliþen “enflasyon düþtü, geçim ucuzladý” propagandasýyla, bu sürecin daha da uzamasýný ve çarpýtýlmasýný saðlamak istiyor. Proletarya ise, kitleler içinde, hýzla artan iþsizliðe ve hayat pahalýlýðýna dair gerçek ve ikna edici verilerle propaganda yürütmelidir. Tüm bir seçim yýlý boyunca, emekçilerin kafasýnda en çok bu soru çýnlayacak, en çok bu sorunun cevabý aranacak. Emekçilerin kafasýndaki sorularý cevaplamayan bir devrim propagandasý, ne kadar kuru bir çalýþmadýr.

83. Sayý / 25 Aralýk 2006 - 8 Ocak 2007

13

Çarpýk Algýlamayý Düzeltmek Gerek


Yeni Evrede

DETAK

Mücadele Birliði

Zindanlarý Yýkacak ZAFERÝ BÝZ KAZANACAÐIZ!

ÖLÜM ORUCU SÜRÜYOR Faþist devletin tekelci kapitalist sistemi hayata döndürebilmek, devrimci tutsaklarý teslim almak amacýyla zindanlarda yaptýðý 19 Aralýk katliamýnýn üzerinden 6 yýl geçti. Devletin baský ve katliam politikasý sürüyor. Tüm saldýrýlar karþýsýnda Ölüm Orucu Eylemi de sürüyor. Kandýra F Tipi zindanýnda bulunan TKEP/Leninist davasý tutsaklarýndan Hüseyin Durmaz ve Hasan Öksüz, slogan attýklarý gerekçesiyle 2 aylýk mektup ve 6 aylýk görüþ cezasý aldýlar. Kandýra ve diðer zindanlarda artýk bu tür uygulamalar rutin bir hal almýþ durumda. Tüm baskýlara karþý tarihi Ölüm Orucu Eylemi, 6 yýlý aþkýn süredir kararlýlýkla sürdürülüyor. Dýþarýdaki direniþ e-

vinde Ölüm Orucu Eylemi’ni sürdüren Avukat Behiç Aþçý bugün eyleminin 265. gününde. Behiç Aþçý eriyen bedeniyle devrimci tutsaklara sahip çýkmayý sürdürüyor. Tutulduðu hastanede her türlü baský ve tehdide raðmen Ölüm Orucu’nu sürdüren Sevgi Saymaz bugün eyleminin 239. gününde. Ve dýþarýda, Adana2daki direniþ evinde eylemini sürdüren Gülcan Görüroðlu, bugün eyleminin 234. gününde. Ölüm Orucu Eylemi, tüm baský ve sessizlik fesadýyla boðma giriþimlerine raðmen kararlýlýkla sürüyor. Ve her türlü sansür duvarýný aþarak zafere doðru ilerliyor. YAÞASIN ÖLÜM ORUCU EYLEMÝMÝZ!

BAROLARDAN F TÝPÝNE KARÞI YÜRÜYÜÞ F Tipi zindanlarda ve dýþarýda Ölüm Oruçlarý sürüyor... Süren Ölüm Orucu eylemine, artýk kimse duyarsýz kalamýyor. Týpký F tipi zindanlara geçiþin ilk gündemde olduðu 6 yýl öncesi gibi, tüm sivil toplum kuruluþlarý ve aydýnlar, devrimcilerle birlikte F tiplerine karþý eyleme geçti. 15 Aralýk günü, Ýstanbul Barosu’na baðlý yüzlerce avukat da Ölüm Orucu eylemini sürdüren Behiç Aþçýya destek vermek ve F Tipi zindanlara karþý, Ýstanbul Barosu önünden Ýstiklal Caddesi boyunca Taksime yürüdü. Cübbeleriyle Baro Merkezi önünde saat 15.00’de toplanan bine yakýn avukata, TBB Baþkan Yardýmcýsý ve Yönetim Kurulu Üyeleri ile Ýstanbul Barosu Baþkaný Av. Kazým Kolcuoðlu, Yönetim Kurulu Üyeleri, Artvin, Adana, Aydýn, Van, Kocaeli, Sakarya ve Diyarbakýr barosu baþkanlarý da katýldý. Avukatlar, F tipi cezaevlerindeki uygulamalarýnýn kaldýrýlmasý, savunma ve adil yargýlanma haklarýna getirilen engellerin protestosu için “Tecrit Ýnsan Haklarý Ýhlalidir” yazýlý pankartla yürüyüþe geçtiler. Yürüyüþ boyunca “Savunma ve Adil Yargýlanma Hakký Kýsýtlanamaz”, “Üç Kapý Üç Kilit Açýlsýn Tecrit Kaldýrýlsýn” dövizleri taþýyan avukatlar “Tecridi Kaldýrýn, Ölümleri Durdurun”, “Savunma Hakký Kýsýtlanamaz”, “Savunma yürüyor, Tecridi Kýrýyor”, “Yaþama Evet Ölüme Hayýr” sloganlarý attýlar. Avukatlar, tüm Ýstiklal Caddesi’ni kapatarak sloganlarla yürüdü. Taksim Meydaný’na ulaþan avukatlar, meydaný abluka altýna almýþ olan polislerle karþýlaþtý.

14

Anýta çelenk býrakacaklarýný ve orada basýn açýklamasý yapacaklarýný açýklayan baro baþkanlarý anýta doðru ilerlediðinde çevik kuvvet, araya girerek avukatlarýn önüne barikat oluþturdu ve meydana girmelerine engel oldu. Meydana girebilmek için konuþmalar yapýlýrken avukatlar, “Savunmaya Deðil Çetelere Barikat”, “Tecridi Kaldýrýn Ölümleri Durdurun” sloganlarý atmayý sürdürdüler. Polis barikatý çekilince, Ýstanbul Barosu Baþkaný Av. Kazým Kolcuoðlu, Meydan’da bir basýn açýklamasý yaptý. Yaptýðý açýklamada: “Ýstanbul Barosu olarak, yasamýzýn bize verdiði sorumluluk ve vicdanýmýza yüklenen hukukçu duyarlýlýðý ile sorunun çözümü için her türlü katkýyý vermeye hazýr olduðumuzu kamuoyuna duyuruyoruz” dedi ve “Ülkemizde yaklaþýk 6 yýldan bu yana, F Tipi Cezaevlerinde, tutuklu ve hükümlüleri en doðal gereksinimlerinden uzaklaþtýran bir özel ‘model’ uygulanmaktadýr. Bu tecrit modeli, havalandýrma, görüþme, okuma, giyim ve saðlýk gibi temel vazgeçilmez haklarýn kullanýlmasýna engel olurken, tutuklu ve hükümlülerin fiziksel saðlýðýnda, ruhsal bütünlüðünde ve kimliðinde telafisi mümkün bulunmayan hasarlar oluþturmaktadýr. 6 yýldan bu yana, sorunlara duyarlý kesimlerle birlikte, aslýnda sorunun tarafý konumunda bulunan Avukatlar olarak mücadele verdik. Bu mücadelenin olumlu sonuçlanmamasý bir yana, F Tipi Cezaevlerinde avukat-müvekkil iliþkilerinin saðlýklý yürütülmesinde de zorluklar yaþanmaktadýr. (...) Gelinen bu son noktada, öncelikle ifade ediyoruz ki, tecrit bir insan haklarý ihlalidir. Asla

83. Sayý / 25 Aralýk 2006 - 8 Ocak 2007

kabul edilemez. Tecride maruz býrakýlan kiþinin tutuklu veya hükümlü olmasý da bu gerçeði deðiþtirmez. En kýsa zamanda tecride son verilmeli ve ölümler durdurulmalýdýr” dedi. Baro Baþkaný açýklamasýný: “Çözüm güç ya da olanaksýz deðildir. Mevzuatta deðiþiklik öngörmeyen, hiçbir mimari tadilat gerektirmeyen, güvenlik kaygýlarýndan uzak bir biçimde, insanca muamelenin baþlatýlmasý için talimat verilmesini talep ediyoruz. Öylece ölümler duracak, insan haklarý ihlalleri sona erdirilmiþ olacaktýr. Bu gerekliliðin ivedilikle yerine getirilmesi, baþka bütün niteliklerin ötesinde bir insancýl yaklaþým olacaktýr. Sorunun kalýcý çözümünün saðlanmasý için, Adalet Bakanlýðý, barolar ve ilgili meslek odalarýnýn oluþturacaðý bir çalýþma grubu ile sorunun kapsamýný ve çözüm olanaklarýný araþtýrmalýdýr. Bütün bu uygulamalar ile güçlenecek olan yapý, hukuk devletidir. Bugün eylemimiz, özü itibariyle hukuk devletinin oluþumuna katký vermeyi amaçlamaktadýr. Öncelikli talebimiz, savunmanýn ve adil yargýlanma hakkýnýn kýsýtlanmasýnýn önündeki tüm engellerin kaldýrýlmasý ve tecridin sona erdirilmesidir. Ýstanbul Barosu olarak, yasamýzýn bize verdiði sorumluluk ve vicdanýmýza yüklenen hukukçu duyarlýlýðý ile sorunun çözümü için her türlü katkýyý vermeye hazýr olduðumuzu kamuoyuna duyururuz” diyerek bitirdi. Basýn açýklamasýndan sonra yürüyüþe katýlanlar adýna Ýstanbul Barosu Baþkaný Av. Kazým Kolcuoðlu TBB Yöneticileri ve konuk baro baþkanlarýyla birlikte Taksim Cumhuriyet Anýtýna çelenk koyarak eylemi sona erdirdi.


Yeni Evrede

Devrimci Dayanýþma

Mücadele Birliði

OPERASYONLARA, GÖZALTILARA KARÞI DEVRÝMCÝ DAYANIÞMA SALDIRILAR KARÞISINDA ACÝL HAT KURULDU ESP bürolarýyla eþzamanlý olarak Atýlým, Tekstil-Sen, Özgür Radyo gibi birçok ilerici, devrimci kuruma ve çalýþanlarýna yönelik gözaltý ve tutuklama saldýrýlarýna bir cevap olarak devrimci ve ilerici kurumlar olarak bir araya gelerek saldýrýlara karþý durduk ve saldýrýya uðrayan kurumlarla dayanýþtýk. Bu saldýrýlarýn hepimize yapýldýðýný ifade ederek hem Devrimci Dayanýþmayý somut adýmlarla gerçekleþtirdik, hem de birimize saldýranlarýn hepimizi karþýsýnda bulacaðýný göstermiþ olduk.20 Bu sürecin tarihimize olumlu bir dayanýþma örneði olarak geçtiðini görmekle birlikte, bu süreçteki eksikliklerimizi de tespit ederek devrimci, demokrat kurumlara yönelik bundan sonra yaþanacak saldýrýlara karþý daha hazýrlýklý olmamýz gerektiði konusunda ortaklaþtýk. Daha hýzlý hareket etmeye yönelik somut bir mekanizma olarak geliþtirdiðimiz Acil Hat bundan sonra geliþecek saldýrýlarda daha hýzlý bir þekilde iþletilecek, bütün kurumlar zaman kaybetmeden saldýrýdan haberdar edilecek ve ortak hareket etmeye baþlayacaktýr. Saldýrýdan ilk haberdar olan kurum Acil Hattý bilgilendirmekle sorumludur. Bütün bilgilerin toplandýðý Acil Hat diðer kurumlarý hemen haberdar ettiðinde saldýrýya müdahale ve saldýrýya uðrayan kurumla dayanýþma konusunda ortak hareket edilecektir.

TAKSÝM’DE BASIN AÇIKLAMASI 7 Aralýk tarihinde Temel Haklar Federasyonu’nun Mecidiyeköy’deki merkezi ve federasyona baðlý bulunan Okmeydaný, Eyüp, Nurtepe, Esenyurt, Bahçelievler, Ýkitelli, Esenler, Çaðlayan, Gülsuyu, Sarýgazi, Anadolu Gülbaðlar ve Gazi Mahallesinde bulunan dernekler TMÞ polisleri tarafýndan basýlmýþ, kapýlarý duvarlarý iþ makinalarýyla kýrýlarak çalýþanlarý gözaltýna alýnmýþlardý. Yaþanan tüm bu saldýrýlarý protesto etmek amacýyla 8 Aralýk günü saat 13.00’da Taksim Tranvay Duraðý’nda bir araya gelen; MÜCADELE BÝRLÝÐÝ, DHP, ESP, PARTÝZAN, EHP, BDSP, HKM, KALDIRAÇ, ODAK, ortak bir basýn açýklamasý gerçekleþtirerek, gözaltýna alýnanlarýn derhal serbest býrakýlmasý çaðrýsýnda bulundular. Grup adýna basýn metnini okuyan Ersin Sedefoðlu; “Saldýrýlarda amaç birliði vardýr: Öncü iradeyi kýrmak, toplumu terörize etmek, emekçieri susturmak. (...) Dün nasýlsa bugün de bu saldýrýlara gereken yanýt devrimci dayanýþmanýn gücüyle verilecek, mevziler savunulacaktýr. Bu saldýrýlar birleþik devrimci mücadele ile püskürtülecektir.” dedi. Basýn açýklamasý sýrasýnda sýk sýk “Yaþasýn Devrimci Dayanýþma, Gözaltýlar Tutuklamalar Baskýlar Bizi Yýldýramaz” sloganlarý atýldý. Açýklama bittikten sonra önceki gün Þiþli’de yapýlmak istenen basýn açýklamasýna polisin saldýrmasýyla gözaltýna alýnan Çaðdaþ Büyükbaþ yaþadýklarýný anlattý ve eylem sona erdirildi. Fakat eylemden sonra basýn açýklamasýna katýlan iki kiþi polis tarafýndan zorla gözaltýna alýndý.

ÞÝÞLÝ’DE BASIN AÇIKLAMASI GÖZALTILAR SÜRÜYOR 8 Aralýk: Taksim’deki eylemin hemen ardýndan 14.00’da Þiþli Temel Haklar ve Özgürlükler Derneðin’de, Nurtepe Temel Haklar ve Özgürlükler Derneði baþkaný Ýhsan Bulut, Okmeydaný Temel Haklar ve Özgürlükler Derneði baþkaný Musa Aykanat, Temel Haklar ve Özgürlükler Derneði Yönetim Kurulu Üyesi Süleyman Batur ve Ýstanbul Tayad Baþkaný Mehmet Güvel’in katýldýðý bir basýn açýklamasý gerçekleþtirildi. Yapýlan basýn açýklamasýnda; “Amaçlarý, demokratik kurumlarýnýzý terör demagojisiyle faaliyet yapamaz hale getirmek, çalýþanlarý da gözaltýna alýp, tutuklayýp yine faaliyet yürütemez hale getirmektir. Bürolarýmýz, derneklerimiz, yasalarýna göre kurulmuþ, her an her zaman denetlenebilir kurumlardýr” denildi. Basýn açýklamasýnýn ardýndan Dernekten çýkanlara yönelik gözaltýlar sürdü. Açýklamadan sonra dernekten çýkan Okmeydaný Temel Haklar ve Özgürlükler Derneði baþkaný Musa Aykanat ve basýn açýklamasýna katýlan iki kiþi zorla gözaltýna alýndý.

GAZÝ’DE DEVRÝMCÝ DAYANIÞMA 8 Aralýk günü bir eylem de Gazi Mahallesi’nde gerçekleþti. Aralarýnda Mücadele Birliði’nin de bulunduðu pek çok siyasi yapýnýn da destek verdiði eylem Eski Karakol Duraðý önünde üzerinde “Baskýlar Bizi Yýldýramaz” yazýlý pankartýn açýlmasýyla saat 20.00’da baþladý. Ardýndan Gazi Cem Evi’ne kadar sloganlarla yüründü. Yol boyunca sýk sýk “Yaþasýn Devrimci Dayanýþma”, “Baskýlar Bizi Yýldýramaz” sloganlarý atýldý. Daha sonra Cem Evi önünde bir basýn açýklamasý yapýldý. Basýn açýklamasý metnini okuyan Mehmet Yayla, baskýnlarla ilgili olarak, 11. Aðýr Ceza Mahkemesi Savcýlýðýnca baþlatýlan soruþturma kapsamýnda Temel Haklar Federasyonu ve Ýstanbul’daki diðer Temel Haklar Dernekleri’nin hedef alýndýðýný söyleyerek; “Bu arama kararýndan ve bu baskýnlardan nasýl bir sonuç çýkýyor. Devletin kolluk güçleri ve bizzat kendisi, bu ülkede, fuhuþu, kumarý, uyuþturucuyu meþru görüyor; yapýlmasýný istiyor ve destekliyor” dedi. Basýn açýklamasýnýn ardýndan eylem sona erdirildi.

OKMEYDANI SAVAÞ ALANI 7 Aralýk günü saat 14.00 sularýnda, Anadolu’nun Sesi Radyosu’ndan aldýðýmýz habere göre, Ýstanbul’un bir çok yerinde eþzamanlý olarak Temel Haklar ve Özgürlükler Derneklerine saldýrý olmuþtu. Bu son dakika geliþmesini duyduðumda, ben de Okmeydaný’nda bulunuyordum ve hemen dýþarý çýktým. Cemal Kamacý Spor Salonu’nun yan tarafýnda bir çok polis otosu vardý. Þark Kahvesi’nde ise polis yýðýnak yapmýþtý. Saat 15.00’den itibaren, ben de süren çatýþmanýn içinde aktif bir þekilde yer aldým. Gözlemlediðim kadarýyla Haklar ve Özgürlükler Cephesi, Partizan, Devrimci Demokrasi, ESP’nin de içinde bulunduðu birçok devrimci yapýdan insanlar vardý. Saðlýk Ocaðý’nýn önünde baþlayan çatýþma, ara sokaklara çekilerek devam ediyordu. Bizler, ellerimizde bulunan taþ ve molotoflarla saldýrýya geçiyorduk. Polis, hedef gözetmeksizin insan topluluðu gördüðü yerde gaz bombasý ve göz yaþartýcý bomba kullanýyordu. Gaz bombalarý birkaç evin içine girdi. Kullanýlmayan bir dükkanýn içine de giren gaz bombasý, yan-

83. Sayý / 25 Aralýk 2006 - 8 Ocak 2007

15


Yeni Evrede

Devrimci Dayanýþma

Mücadele Birliði gýn çýkardý ve devrimciler olarak yangýn büyümeden müdahale ettik. Yangýn söndürüldükten sonra, bu yangýný devrimcilerin deðil polisin çýkardýðýna dair halka bir açýklama yapýldý. Çatýþma sýrasýnda mahalle içinde bulunan, kullanýlmayan araçlardan barikat yapýldý. Saat 19.00 sýralarýnda Saðlýk Ocaðý önünde bir açýklama yapýldý ve açýklamada, saat 20.30 gibi Ýdil Kültür Merkezi’nin önünde toplanýlacaðý ve basýn açýklamasý yapýlacaðý bildirildi. Bu yapýlan basýn açýklamasýna Gazi Mahallesi, Gültepe, Yenibosna, Çaðlayan ve Alibeyköy’den de destek geleceði söylendi. Saat 20.00 olduðunda Ýdil Kültür Merkezi önünde toplanýldýðýnda yeni bir çatýþma yaþandý. Kitle daha kalabalýktý ve Gazi Mahallesi ve Alibeyköy’de de çatýþmalarýn olduðu haberini aldýk. 20.30 civarý, yurtsever öðrenciler de eyleme coþkulu bir þekilde katýldýlar. Eylem saat 22.00’de Saðlýk Ocaðý önünde bütün yapýlarýn ortak olarak hazýrladýðý basýn metni okunduktan sonra son buldu. Ancak ara sokaklarda gece 02.00’lere kadar çatýþmalarýn sürdüðü haberleri geliyordu. Ýstanbul’dan Bir Kadýn Leninist

“BÝZLERÝ YILDIRAMAZSINIZ” 7 Aralýk günü Alibeyköy’de, 24 Aralýk Pazar günü yapýlacak olan “Zindan Türkü Söylüyor” etkinliðinin bilet satýþ çalýþmasýný yaparken girdiðimiz esnafýn dükkanýnda, Temel Haklar Derneði’nden bir bayan arkadaþla karþýlaþtýk. Biz oradan çýkarken, sivil polisler gelerek yanýmýzdaki arkadaþý gözaltýna almaya çalýþtýlar. Devrimci dayanýþma gereði buna izin veremezdik. Arkadaþý ve bizi, .Temel Haklar Derneði’nin önüne kadar götürdüler. Kapýyý açmasýný istediklerinde arkadaþ slogan atarak ajitasyon yapmaya baþladý. Biz de arkadaþa destek olmak için yaptýðý ajitasyona katýldýk. Lakin, kalabalýk olan polis sürüsü aðýzlarýmýzý kapatarak zorla iki ayrý arabaya bindirdiler ve sürekli, “Sen sus, seni almayacaðýz, yeter ki destekleme” diyorlardý. Alan, tiyatro salonu gibiydi. Devrimden ve devrimcilerden ne kadar korktuklarýný bir kez daha gördük. Yüzü maskeli özel timler, 6 otobüs kadar çevik kuvvet polisi ve onlarca sivil polis... Tam bir aç kurt sürüsü gibilerdi. Saat 13.00’de gözaltýna alýnmamýza raðmen, saat 16.00 civarýnda terörle mücadele þubesine götürüldük. Beklerken ve yolda götürülürken, destek vermezsem býrakýlacaðým sürekli tekrarlanýyordu. Orada siper yoldaþlarýmýz yerlerde sürüklenip iþkence yapýlýrken, bana susmam söyleniyordu. Sloganlar haykýrarak buna tepkimizi dile getir-

16

83. Sayý / 25 Aralýk 2006 - 8 Ocak 2007

dik. Sonrasýnda bildik iþkenceci halleri hemen tekrar gün yüzüne çýktý. Kollarýmýz kývrýldý, kafamýza vuruldu ve anlaþýldý, bununla anlaþamayacaðýz” denip hücreye atýldýk. Orada sloganlarýmýzla TMÞ’yi deyim yerindeyse inlettik. Saat 01.30 sýralarýnda, gündüz yapýlmasý gerekenler yapýlmadýðý için, önce Beyoðlu Emniyet Müdürlüðü’ne götürüldük, ertesi gün de mahkemeye çýktýk. Oradan serbest býrakýldýk. Hiçbir baský devrimi engelleyemez, sadece devrimin kýlýçlarýný biler. Baskýlar, gözaltýlar, iþkenceler, F tipi hücreleriniz bizleri yýldýramayacak. Süreç daha da sertleþecek. Bunu biliyoruz ve buna hazýrýz. Buradan birkez daha haykýrýyoruz. Biz Denizlerin, Mahirlerin mirasçýlarýyýz. Onlar nasýl yýlmadýlarsa, bizleri de yýldýramazsýnýz. YAÞASIN DEVRÝMCÝ DAYANIÞMA! Ýstanbul’dan Bir Leninist

OPERASYONLARA, GÖZALTILARA KARÞI DEVRÝMCÝ DAYANIÞMA 7 Aralýk günü Ýstanbul’da bulunan Temel Haklar Federasyonu’na baðlý tüm derneklerin, TAYAD’ýn, Yürüyüþ Dergisi gibi kurumlarýn terörle mücadele tarafýndan eþzamanlý olarak basýlmasý sýrasýnda ve sonradan yapýlan protesto eylemlerinde onlarca devrimci gözaltýna alýndý. Baskýnlarý ve gözaltýlarý protesto etmek amacýyla, 9 Aralýk günü Taksim’de Tramvay Duraðýnda bir basýn açýklamasý yapýldý. Basýlan Temel Haklar Dernekleri çalýþanlarýnýn ve çeþitli devrimci kurumlarýn katýldýðý eylemde, polis yoðun bir yýðýnak yapmýþtý. 3 gündür uyguladýðý baský ve terörüne, orada yapýlacak olan basýn açýklamasýna gelmiþ olan iki kiþiyi gözaltýna almak suretiyle devam etti. “Haklar Ve Özgürlükler Mücadelemiz Engellenemez, Temel Haklar Federasyonu” yazýlý pankart arkasýnda toplanan devrimci güçler, “Baskýlar Bizi Yýldýramaz”, “Gözaltýlar Serbest Býrakýlsýn” dövizleri taþýdýlar ve sýk sýk bu sloganlarý attý. 7 Aralýk günü toplam 17 kurumun basýldýðýný, bu basýlan kurumlardan 24 kiþinin gözaltýna alýndýðýný ve bunlardan sadece 3 kiþinin serbest býrakýldýðýný; o akþam baskýnlarý protesto etmek için Þiþli’de Temel Haklar Federasyonu önünde basýn açýklamasý yapmak isteyen 32 kiþinin saldýrýlarak gözaltýna alýndýðý ve ayný gün serbest býrakýldýklarýný; O gün Gazi Mahallesi ve Okmeydaný’nda süren çatýþmalarda ve eylemlerde 6 kiþinin gözaltýna alýndýðýný; 8 Aralýk günü Taksim’de yapýlan basýn açýklamasýnda 2; Þiþli’de yapýlan basýn açýklamasýnda da 4 kiþinin daha gözaltýna alýndýðýný belirttiler. Bu arada da Eyüp Temel Haklar Derneði’nden gözaltýna a-


Yeni Evrede

Devrimci Dayanýþma

Mücadele Birliði lýnanlardan ismi öðrenilemeyen kiþinin, Mücadele Birliði okurlarýndan Behlül Ocak olduðu belirlendi. Behlül Ocak, 8 Aralýk günü akþamüzeri serbest býrakýldý. Yapýlan basýn açýklamasýnda “Bu ülkede hak ve özgürlük mücadelesi vermek, bedel ister. Sayýsýz kere bu bedeli göðüsledik, iþte yine göðüslüyoruz. Kurumlarýmýzý basabilirsiniz, kapýlarýmýzý kýrýp eþyalarýmýzý talan edebilirsiniz, insanlarýmýzý sokaklardan, derneklerimizin önünden yaka paça gözaltýna alabilirsiniz ama bizim geliþimimizi ve mücadelemizi engelleyemezsiniz” denildi. 19 Aralýk Katliamýnýn yýldönümünün de yaklaþtýðý vurgulanarak “19 Aralýk Katliamýnýn hesabýný vereceksiniz” denildi ve “halen Ölüm Orucunu sürdüren Av.Behiç Aþçý, Gülcan Görüroðlu ve Sevgi Saymaz, her gün hücre hücre eriyen bedenleriyle zulmü köþeye sýkýþtýrmýþ, artýk tecrit politikasýný uygulayanlar tecrit olmaya baþlamýþtýr. Siyasi iktidarýn saldýrmasýnýn nedeni budur” denildi. Baskýnlarý protesto etmek amacýyla mahallelerde yapýlan eylemlere ve çevredeki halka hesapsýzca gazbombasý atarak saldýrýlmasý, gözaltýna alýnmasý sonucu çevrede pek çok insanýn yaralandýðýný ve evlerin, iþyerlerinin tahrip olduðunun vurgulandýðý basýn açýklamasý, “Saldýrýlara en güzel cevap, devrimci demokrat kurumlarýn ortak refleksidir. ‘Saldýrý hepimizedir’ þiarýyla sokaða çýkan ve bugün yanýmýzda olan dostlarýmýzla yeneceðiz sizi. Siz saldýrdýkça daha güçlü çýkacaðýz karþýnýza. Faþizme karþý demokrasi, emperyalizme karþý baðýmsýzlýk, kapitalizme karþý sosyalizm mücadelemizden bizi kimse alýkoyamaz, buna kimsenin de gücü yetmez” denilerek sonlandýrýldý. Eylem, alkýþlar ve sloganlarla sona erdi. BASKILAR BÝZÝ YILDIRAMAZ! YAÞASIN DEVRÝMCÝ DAYANIÞMA!

GÖZALTINA ALINANLAR MAHKEMEYE ÇIKARILDI: 15 TUTUKLU 7 Aralýk günü yapýlan baskýnlar ve baskýnlarý protesto için yapýlan eylemlerde gözaltýna alýnan toplam 29 kiþiden 15’i tutuklandý. Gözaltýna alýnanlar 11 Aralýk günü sabah saatlerinde Beþiktaþ Aðýr Ceza Mahkemesi’ne getirildiler. Gözaltýna alýnanlarýn mahkemeye getirildiði sýrada dýþarýda da bir basýn açýklamasý gerçekleþtirildi. Bu açýklamaya Mücadele Birliði, ESP, BDSP, Kaldýraç, EHP, TUYAP destek verirken basýn açýklamasýný Temel Haklar Federasyonu adýna Gözde Þahin okudu. Þahin; “Gözaltýnda ki arkadaþlarýmýz bir an önce serbest býra83. Sayý / 25 Aralýk 2006 - 8 Ocak 2007

kýlmalý, demokratik kurumlarýmýzýn önündeki abluka kaldýrýlmalý, gözaltýlara derhal son verilmelidir” dedi. Üzerinde “Gözaltýlar Serbest Býrakýlsýn ve Baskýlar Gözaltýlar Komplolar Bizi Yýldýramaz” yazýlý iki pankartýn açýldýðý basýn açýklamasý sýrasýnda sýk sýk “Yaþasýn Devrimci Dayanýþma”, “Gözaltýlar Serbest Býrakýlsýn”, “Komplolarý Boþa Çýkaracaðýz”, “Baskýlar Bizi Yýldýramaz” sloganlarý atýldý. Basýn açýklamasýnýn ardýndan Sarýgazi, Esenyurt, Nurtepe Temel Haklar Derneklerininde baskýn sýrasýnda gözaltýna alýnanlar baskýn sýrasýný ve baskýnda yaþananlarý anlattýlar ve basýn açýklamasý sona erdi. Daha sonra mahkemenin sonucunu beklemek üzere mahkeme önüne gidilmeye karar verildi. Ancak giriþte polis engeliyle karþýlaþýldý. Bunun üzerine yol kenarýnda mahkemenin sonucu beklendi. Mahkeme sonucu alýnan bilgilere göre gözaltýna alýnan toplam 29 kiþiden 15’i tutuklandý.

TUTUKLAMALAR PROTESTO EDÝLDÝ 12 Aralýk günü, yapýlan tutuklamalarý protesto etmek amacý ile Þiþli Temel Haklar Federasyonu önünde saat 13.00’da bir basýn açýklamasý gerçekleþtirildi. Grup adýna basýn metnini Fadik Bilgetekin okudu. Bilgetekin, yapýlan baskýnlarda 50’ye yakýn kiþinin gözaltýna alýndýðýný belirterek; “Dört gün gözaltýnda tutulan 29 arkadaþýmýzdan 15 arkadaþýmýz dört günlük gözaltýndan sonra tutuklanmýþtýr.. Devlet, bütün kolluk kuvvetlerini ve savcýlarýný harekete geçirerek bizim hiç yabancýsý olmadýðýmýz gerekçelerle kurumlarý basýyor, çalýþanlarýný zor kullanarak gözaltýna alýyor, dört gün gözaltýnda tutuyor ve sonra tutukluyor. Polis ellerinde ne olduðu belli olmayan bir isim listesinden söz ediyor, güya listedeki isimleri arýyor. Bizler bu gerekçenin saldýrýlar ve tutuklamalar için uydurulan bir kýlýf olduðunu biliyoruz” dedi. Saldýrýlara karþý yanýtýn devrimci dayanýþma ve mücadelenin gücüyle verileceðini vurgulayan Bilgetekin, devrimci kurumlara karþý bu türden saldýrýlarý protesto ettiklerini ve tutuklananlarýn derhal serbest býrakýlmasýný istediklerini söyledi. Eylem boyunca sýk sýk, “Yaþasýn Devrimci Dayanýþma”, “Ýnsanlýk Onuru Ýþkenceyi Yenecek”, “Tutuklananlar Serbest Býrakýlsýn”, “Sosyalist Basýn Susturulamaz”, “Gözaltýlar Tutuklamalar Baskýlar Bizi Yýldýramaz” sloganlarý atýldý yapýlan basýn açýklamasýna Mücadele Birliði, Alýnteri, BDSP, DHP, EHP, ESP, HKM, HÖC, Kaldýraç, ODAK, Partizan destek verdiler.

17


Yeni Evrede

Filistin Paneli

Mücadele Birliði

EKM’DE PANEL: FÝLÝSTÝN Son 50 yýldýr süren bir savaþ ve ayaklanma… Hergün verilen onlarca cana raðmen, devrimci ve enternasyonal mücadele odaðý… Dünya emekçi halklarýnýn moral kalesi ve bir direniþ abidesi olan Filistin mücadelesini anlamak ve desteklemek, her türlü ilerici faaliyetin bir parçasý olmalýdýr. Ýlerleyen Üçüncü Dünya Savaþýnýn belki de en önemli kesiþme noktalarýndan biri olan Filistin’deki mücadele, taþýdýðý tarihsel, sýnýfsal, toplumsal, ulusal ve coðrafi nedenlerle, hala dünya ölçeðindeki sýnýf savaþýmlarýnýn devrimci kriz merkezlerinden biridir. Emek Kültür Merkezi, Ortadoðu halklarýnýn Almanya’da faaliyet gösteren çeþitli kurumlarýyla yakaladýðý mücadele dostluðuna, Filistin üzerine bir panel düzenleyerek yeni bir halka daha ekledi. Filistinli devrimci çevreler tarafýndan kurulan ve Stuttgart`ta faaliyet yürüten Arap Kültür Kulübü tarafýndan sunulan panel, saygý duruþuyla baþladý. Giriþ konuþmasýný yapan EKM temsilcisi, Filistin Devrimi’nin geçmiþiyle ve bugünüyle dünya devriminin motorlarýndan biri olduðunu, mücadeledeki ýsrar ve metodlarýyla dünya halklarýna moral verdiðini, Filistin’de yoldaþlarýmýzýn topraða düþtüðünü ve orayla tarihsel bir baðýmýz olduðunu belirterek Filistinli dostlara katýlýmlarýndan dolayý teþekkür etti. Sözü daha sonra Filistinli dostumuz aldý. Son dönemlerde ilk defa bu kadar yoðun bir enternasyonal dayanýþma hissetiklerini, bu kuruma gelmekten dolayý çok mutlu olduðunu söyleyerek baþladý. Uzun yýllardýr Almanya’da yaþayan dostumuz çok iyi Almancasýyla Filistin tarihi üzerine

18

geniþ ve ayrýntýlý bilgiler verdi. Panelde konuþulanlarýn hepsi hem Türkçe’ye hem de Almanca’ya çevrildi. Katýlýmcýlar önce, Yahudilerin ve Filistin tarihinden 1900’lü yýllarýn baþýndaki siyonist çabalara kadar olan bilgileri dinlediler. Konuþmacý, önemli ayrýntýlarla yahudi topluluklarý ile siyonistlerin yapmaya çalýþtýklarýnýn farkýný anlatmaya çalýþtý. Siyonizmin en baþýndan itibaren karþý-devrimci yönünü somut bilgilerle aktaran panelist, Ýsrail devletinin oluþumunda Ýngiliz rolünü anlattý. Emperyalistlerin bu bölgede tüm Araplarýn elini kolunu baðlayarak böylesine bir terör mekanizmasý yarattýklarýný söyledi Filistin’deki mücadele tarihini aktaran panelist, son 20 yýldýr ABD’nin bölgede uygulamaya çalýþtýðý planlarýndan bahsetti. Bölge halklarýnýn yorulanlardan deðil, direniþten yana olanlara destek verdiðini vurgulayan dostumuz, ABD’nin bölgede kaybetmeye mahkum olduðunu söyledi. Panelin ilk bölümlerinden sonra, soru cevap bölümüne geçildi. Burada konuþmacýya Almanyalý ve Türkiyeli emekçilerden yoðun sorular geldi. Konuþmalarýn ardýndan panel sona erdi. Ancak Stuttgart’tan gelen Filistinli dostlarýmýz ile derneðimiz bölgesinden katýlan Filistinlilerle uzun süren sýcak sohbetler yaptýk. Sohbetlerimizde daima mücadele birliði ve dayanýþma vurgulandý. Herkes bu panelden Filistin Devrimi hakkýnda yeni bilgiler almýþ olarak ayrýldý.

83. Sayý / 25 Aralýk 2006 - 8 Ocak 2007


Yeni Evrede

KESK Mitingi

Mücadele Birliði

“Biz Çocuklarýmýza Onurlu Bir Gelecek Býrakacaðýz Ya Siz?!” larýn atýlmasý anlamlýydý. Saraçhane Parký’na gelindiðinde biz de pankartýmýzla alandaki yerimizi aldýk. “Fabrikalar Tarlalar Siyasi Ýktidar Her Þey Emeðin Olacak”, “Bütün Ýktidar Emeðin Olacak”, “Ýktidar Dýþýnda Herþey Hiçbir Þeydir”, “Yaþasýn Ýþçilerin Mücadele Birliði”, “Zindanlar Yýkýlsýn Tutsaklara Özgürlük”, “Yaþasýn Ölüm Orucu Eylemimiz” sloganlarýyla emekçi kitleye sesimizi duyurduk. “Emekçiler Ýktidar Ýçin Savaþalým” baþlýklý bildirimizi ve “1 Mayýs’ta Taksim’e” broþürlerimizi kitleye daðýttýk ve kuþlamalarýmýzý yoðun bir biçimde yaptýk. Basýn açýklamasý metnini KESK MYK Üyesi Sevgi Göyçe okudu. Ardýndan DÝSK Genel Sekreteri Musa Çam, TMMOB ÝKK üyesi Hüseyin Yeþil ve Ýstanbul Tabip Odasý Genel Gekreteri Hüseyin Demirdizen de birer konuþma yaptýlar. Yapýlan konuþmalarda tutuklu sendikacýlarýn serbest býrakýlmasý da istendi. Emekçiler içinde en kalabalýk grup öðretmenlerdi. Öðretmenler, “Parasýz Saðlýk, Parasýz Eðitim” istediler. Postacýlarýn taþýdýklarý pankartta ise; “Bak Postacý Geliyor Feryat Ediyor Herkes Ona Bakýyor Ýçi Sýzlýyor” yazýlýydý. Ulaþým ve saðlýk çalýþanlarý da eylemdeki yerlerini almýþlardý. Yaklaþýk 3 bin kiþinin katýldýðý miting Nurettin Güleç ve Ferhat Tunç’un söylediði þarkýlarýn ardýndan sonlandýrýldý.

Kamu Emekçileri Sendikalarý Konfederasyonu (KESK) üyeleri, “TÝS ve Grev Hakký, Çalýþma Yaþamýnýn Demokratikleþmesi, Ýþ Güvenceli Ýstihdam, Ýnsanca Yaþanacak Bir Ücret, Eðitime ve Saðlýða Yeterli Bütçe, Herkese Parasýz, Eþit, Ulaþýlabilir, Nitelikli Kamusal Hizmet” talepleriyle 14 Aralýk’ta birçok ilde iþ býrakma eylemi gerçekleþtirdiler. Biz de Mücadele Birliði Platformu olarak Unkapaný’nda bulunan eski KESK Genel Merkezi önünde saat 12:00’de emekçilerin yanýnda “Emekçiler Devrim ve Ýktidar Ýçin Savaþalým” pankartýmýz ve kýzýl bayraklarýmýzla yer aldýk. Saat 13’e doðru sloganlarla Saraçhaneye doðru yürüyüþe geçtik. Eylem iki koldan oluþuyordu. Birinci kol bizimde içinde bulunduðumuz Unkapaný’ndan Saraçhane’ye, ikinci kol ise Yusufpaþa’dan Saraçhane’ye. Bizim bulunduðumuz kortejin baþýný KESK þubeler platformunun pankartý almýþtý. BES, Eðitim-Sen, SES ve TümBel-Sen’in çeþitli þubeleri ve demokratik kitle örgütü bulunuyordu. “IMF’ye Deðil Emekçiye Bütçe”, “Birleþe Birleþe Kazanacaðýz”, “Ýþçi Memur El Ele Genel Greve”, “Kurtuluþ Yok Tek Baþýna Ya Hep Beraber Ya Hiç Birimiz” sloganlarýyla Saraçhane Parký’na gelindi. Yürüyüþ boyunca, sürmekte olan Ölüm Orucu Eylemi ile ilgili slogan83. Sayý / 25 Aralýk 2006 - 8 Ocak 2007

19


Yeni Evrede

Eylem

Mücadele Birliði

ÝGSAÞ’da 217 Ýþçi GÝÞE MEMURLARINDAN ÝÞ YAVAÞLATMA EYLEMÝ Kendilerini Fabrikaya Kapattý

Yapý-Yol Sen sendikasýna üye giþe iþçileri 13-14 Aralýk tarihlerinde otoyol ve iþyerlerinde iþ yavaþlatma eylemi gerçekleþtirdi. 13 Aralýk’ta saat 14.30’da Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nde iþ yavaþlatma eylemi yapýlýrken saat 15.00’da da bir basýn açýklamasý gerçekleþtirildi. Basýn açýklamasýný yapan Yapý-Yol Sen Genel Baþkaný Bedri TEKÝN; “1-Ýnsanca yaþayacak adil ücret, 2-Otoyol ve köprülerde çalýþan giþe memurlarýnýn aðýr çalýþma koþullarý nedeniyle erken emekli olabilmelerine olanak saðlayan fiili hizmet kapsamýna alýnmasý ve saðlýklý çalýþma ortamý, 3-Otoyol ve köprülerin ücretsiz olmasý” talepleriyle otoyol ve köprülerde iþ yavaþlattýklarýný belirterek; “Giþe memurlarý egzost dumaný altýnda, can güvenliði olmadan, günde 10 saat çalýþýyor. Çalýþma koþullarý nedeni ile saðlýklarý sürekli tehdit altýnda, yýllardýr ömür törpüsü olan bu giþelerde çalýþan arkadaþlarýmýzýn saðlýklarý kayboluyor, hayatlarý sona eriyor. Giþe memuru sayýsý çok az olmasýna raðmen Karayollarý Genel Müdürlüðünün yeni eleman alma talebi Maliye Bakanlýðýnca hep reddediliyor. Bir

20

çok meslek grubunda çalýþanlar çalýþma koþullarý nedeni ile daha erken emekli edilirken, otoyol çalýþanlarý için dile getirdiðimiz bu talep görmezden geliniyor” dedi. Tekin, Ýstanbul’da trafik probleminin yeni ortaya çýkmýþ bir problem olmadýðýný, yýllardýr süren bir problem olduðunu söyleyerek, “Bugünkü eylemimiz Türkiye’deki tüm otoyol ve köprülerde gerçekleþtiriliyor. Ýstanbul çevresinde de Fatih Köprüsü, Çamlýca, Mahmutbey, Avcýlar, Selimpaþa, Samandýra giþeleri baþta olmak üzere tüm giþelerde gerçekleþtiriliyor. Þu anda Gaziantep’ten Edirne’ye kadar olan tüm otoyollarda iþ yavaþlatma eylemi sürüyor” þeklinde konuþtu ve ekledi: “Fatih Köprüsü’ndeki eylemimiz 19.00’dan önce bitirilmeyecektir. Amacýmýz insanlara trafikte çile çektirmek deðil, insanca yaþam mücadelesinde üstümüze düþeni yapmaktýr.” Basýn açýklamasý sýrasýnda sýk sýk “Toplusözleþme Hakkýmýz Grev Silahýmýz”, “Çalýþanlar Burada Bakanlar Nerede” þeklinde sloganlar atýldý. Basýn açýklamasýndan hemen sonra iþçiler araç þoförlerine bildiri daðýttýlar. Yapýlan eylem sýrasýnda trafikte uzun kuyruklar oluþurken iþçilerin astýðý ve üzerinde “Giþe Para Basýyor Memuru Aç Geziyor” yazýlý pankart da dikkat çekiciydi. Ýþçiler bundan 3 ay öncede ayný taleplerle iþ yavaþlatma eylemi gerçekleþtirmiþti. Bayýndýrlýk ve Ýskan Bakanlýðý yetkililerinin gelip taleplerini dinleyeceði ve çözüm getireceði konusunda söz vermeleri üzerine eylem sonlandýrýlmýþtý. Fakat aradan geçen bunca zamana raðmen ne verilen sözler tutuldu ve ne de iþçilerin sorunlarý çözüldü! 83. Sayý / 25 Aralýk 2006 - 8 Ocak 2007

Yýl dýz En teg re Gru bu’nca, 2 yýl ön ce dev let ten sa týn a lý nan ve yak la þýk 8 ay ön ce ü re ti mi dur du ru lan ÝG SAÞ’da (Ýstan bul Güb re Sa na yi A.Þ ) pat ro nun ka pat ma ka ra rý al ma sýn dan son ra, 217 iþ çi, fabri ka nýn ka pa týl ma sý na kar þý iþ ye ri ne ka pan dý. Ön ce le ri fab ri ka ö nün de ey le me baþ la yan iþ çi ler, sen di ka i le pat ron lar a ra sýn da ki gö rüþ me ler den o lum lu so nuç çýk ma ma sý ü ze ri ne, ey lem le ri ni fab ri ka i çin de sür dür me ka ra rý al dý ve fab ri ka i çin de ki me ka nik a töl ye si ne gi de rek 15 Ara lýk’ta fab ri ka ya ka pan dý lar. Ýþçi ler fab ri ka dan, ka pan ma ka ra rý ge ri a lý nýn ca ya ka dar çýk ma ya cak la rý ný, bu ra dan an cak ö lü le ri nin çý ka ca ðý ný söy lü yorlar. Bu gü ne ka dar ö zel leþti ri len te sis le rin yüz de 40’ýnýn, ÝG SAÞ gi bi ka pan dý ðý ný veya baþka ti ca ri a lan la ra kay dý ðý ný söy le yen id di a e den Pet rol Ýþ Sen di ka sý Ge nel Baþ kaný Musta fa Öz taþ kýn, ÝG SAÞ’ý a lan fir ma nýn güb re ü re ti ci si ol ma dý ðý nýn, baþ ka hiz met ler i çin te si sin sa týn a lýn dý ðý nýn da ha ön ce den bi lin di ði ni söyle di. Za rar et ti ði ge rek çe siy le ka pa tý lan ÝG SAÞ’ýn Tür ki ye’nin tek ü re fab ri ka sý ol du ðu na dik ka ti çe ken Öz taþkýn, ka pat ma ka ra rý nýn, ça lýþan la rýn dý þýn da 600’e ya kýn ba yii i le 300 bi ne ya kýn çift çi yi o lumsuz et ki le ye ce ði ni de be lirt ti.


Yeni Evrede

Emek

Mücadele Birliði

ESKÝÞEHÝR’DE KESK EYLEMÝ

Asgari Ücret Kaç Simit Antep DÝSK bölge temsilciliði tarafýndan 13 aralýk günü adliye önünde bir eylem düzenlendi . yaklaþýk 150 iþçinin katýldýðý eylemde iþçiler simit yiyerek ve “asgari ücret kaç simit “yazýlý pankartla, sermaye tarafýndan belirlenen asgari ücreti protesto ettiler. Bizlerin de Mücadele Birliði platformu olarak destek verdiðimiz eylemde, “Susma Sustukça Sýra Sana Gelecek”, “Açlýk ve Sefalet Ücretine Son”, “Yaþasýn Sýnýf Dayanýþmasý” sloganlarý atýldý. Yaklaþýk 30 dakika süren eylem sonunda DÝSK bölge temsilcisi tarafýndan okunan basýn açýklamasýnda “iþçiler asgari ücretle bir günde 12 simit ve 12 bardak çay alabiliyor. Bu ücret açlýk ve sefalet ücretidir, milyonlarca asgari ücretli ile birlikte on milyonlarca insan açlýða ve kaderine terk edilmekte, emeðinin karþýlýðýný alamamakta ve ölüme mahkum edilmektedir. Onun için soruyoruz asgari ücret kaç simit? Bizi muhtaç ettiniz kuru simite, hak almanýn yeri komisyonlar deðil alanlardýr” dedi. Eylem sloganlarla ve alkýþlarla son buldu. Antep Mücadele Birliði Platformu

Türkiye genelinde olduðu gibi Eskiþehir’de KESK üyeleri, 2007 IMF bütçesini protesto etmek için 14 Aralýk’ta bir günlük iþ býrakma gerçekleþtirdi. Saat 12:00’de Saðlýk Müdürlüðünün önünde toplanan yaklaþýk 300 kiþilik KESK üyesi, “IMF’ye Deðil Halka Bütçe”, “Ýnsanca Yaþamak Ýstiyoruz”, “Yaþasýn Örgütlü Mücadelemiz” sloganlarý ile Hamamyolu’ndaki basýn açýklamasýnýn yapýlacaðý alana doðru yürüdü. Halkýn da alkýþlarla destek verdiði eylem, KESK Eskiþehir Þubeler Platformu Dönem Sözcüsü Ali Paþa ÞANLI’nýn basýn açýklamasýný okumasý ile devam etti. ÞANLI; 2007 bütçesi hazýrlanýrken, halkýn ihtiyaçlarýnýn deðil, rantiye ve sermayenin ihtiyaçlarýnýn gözetildiði, Ýþsizliði artýran, insanca yaþanacak ücreti çok gören, ücret ve çalýþma koþullarýný tek taraflý be-

lirleyen, emeklilere yaþama hakký tanýmayan, Eðitime ve saðlýða yeterli bütçe ayýrmayarak Sosyal Güvenlik ve Genel Saðlýk Sigortasý Yasalarý ile yýkýmlara neden olan, Toplu Ýþ S��zleþmesi ve Grev Hakkýna yönelik 12 Eylül hukuku olan 2821 ve 2822 sayýlý yasalarýn devamý olan 4688 sayýlý yasa ile çalýþanlarýn, örgütlenmelerinin engellendiði, sürgünler, baskýlar, gerici ve ýrkçý kadrolarýn yaygýnlaþtýðý, belirtilerek, bugün iþ býrakma eylemi þeklinde geliþen eylemliliklerin, alanlarda devam edeceði, elde edilen kazanýmlarýn da bu kararlýlýk ve bedellerle saðlandýðý anlatýlarak eylem sonlandýrýldý. FABRÝKALAR TARLALAR SÝYASÝ ÝKTÝDAR HERÞEY EMEÐÝN OLACAK! Eskiþehir Mücadele Birliði

EMEKÇÝLER SOKAKLARDA 14 Aralýk Perþembe günü KESK’e baðlý tüm emekçiler bir günlük iþ býrakma eylemi yaptýlar. Çoðu ilde eylemleri ve basýn açýklamalarýyla sisteme olan tepkilerini dile getirdiler. Bunlardan biri olan Antep’te de KESK‘e baðlý sendikalar tarafýndan bir eylem düzenlendi. Emekçiler Yeþilsu Parký’ndan baþlayarak adliye önüne kadar dövizler açarak sloganlarla yürüdüler. Adliye önünde yaklaþýk 750 emekçinin bulunduðu eyleme diðer sendikalar ve demokratik kitle örgütleri de katýldý. Bizlerin de Mücadele Birliði Platformu olarak destek verdiðimiz eylemde emekçiler yaklaþýk bir saat boyunca taleplerle, ajitasyonlarla ve “hak verilmez alýnýr, zafer sokakta kazanýlýr”, “Yaþasýn sýnýf dayanýþmasý”, “iþçi memur el ele genel greve” gibi sloganlarla tepkilerini ortaya koydular. Eylem sonunda Antep KESK dönem sözcüsünün yaptýðý basýn açýklamasýnda “KESK olarak toplu iþ sözleþmesi ve grev hakkýmýz, çalýþma yaþamýnýn demokratikleþmesi, iþ güvenceli istihdam, insanca yaþanacak bir ücret, saðlýk ve eðitime yeterli bütçe, herkese eþit, parasýz, ulaþýlabilir, nitelikli kamusal hizmet için, yani insanca yaþam için, bugün hizmet üretmiyoruz. Bizler kesintisiz ve giderek artan bir kararlýlýkla fiili eylemlerimizle kendi geleceðimizi kendi ellerimizle yaratmaya devam edeceðiz. Bugün burada ve ülkenin dört bir yanýnda yüz binlerce kamu emekçisinin üretimden gelen gücünü kullanarak alanlara çýkmasý yapýlan politikalara demokratik bir uyarýdýr. Geleceðimizi karartmayacaðýz. Geleceðimize sahip çýkacaðýz.” dedi. Açýklamanýn ardýndan sloganlarla eylem son buldu. Antep Mücadele Birliði Platformu

83. Sayý / 25 Aralýk 2006 - 8 Ocak 2007

21


Yeni Evrede

Diyalektik Kavrayýþ

Mücadele Birliði

yalist toplumda bunun somutlanmýþ hali politeknik eðitimdir. Eski iþ bölümünün yerini ortadan kaldýran bu devrimci geliþme, iþçi sýnýfýnýn ekonomik statüsüyle tam bir çeliþki oluþturur. Bu çeliþkinin geliþimiyle kapitalist sistemin daðýlmasý ve yeni toplumun kurulmasý kaçýnýlmaz hale gelir. Kapitalist üretimin geliþimi ve büyük sanayi çocuk ve kadýn emeðinin sömürüsüne geniþ ölçüde baþvurur. Böylece çocuk üzerindeki ana-baba otoritesini yýkar. Ama ayný zamanda daha üst bir aile biçiminin ve kadýn-erkek iliþkisinin daha yüksek bir biçiminin ekonomik temelini yaratýr. Yine ayný þekilde kafa emeði ile kol emeði kent ve kýrýn yeni bir birliðinin temelini de atar. Bu kapitalizm altýnda ortaya çýkan devrimci yöndür. Kapitalizmin geliþimine bütünlüklü bakamayanlar, orta Rekabet kapitalistleri bir doða yasasýnýn zorunluluðuyla yerde yalnýzca yýkýmdan baþka bir þey göremiyorlar. Oysa üretim araçlarýný geliþtirmeye zorlar. Sonunda üretim araçlarý ki, diyalektik, bize olaylara ve olgulara bütünlüklü ve tüm öyle bir geliþme gösterir ki, burjuvazi onlarý yönetemez hale karmaþýklýðý içinde bakmamýzý öðretiyor. Burjuva toplumu gelir, varolan iliþkiler onlara dar gelmeye baþlar, artýk üretici karmaþýklýðý ve bütünlüðü içinde ele aldýðýmýzda, kapitalizmin yýkýcý yönlerinin yanýnda, bir de devrimci yanýn serpilip güçler kapitalist niteliklerine baþkaldýrýrlar. Bu baþkaldýrýnýn geliþmekte olduðunu görürüz. Dünyayý kurtaracak olan da baþýný, üretici güçlerin en devrimcisi olan proletarya çeker. bu devrimci yönün geliþimidir. Üretici güçlerin evrensel geliþimi, bilgi, bilim ve emeðin üMarx, kapitalist üretimin geliþiminde, sermayenin üretim retkenliði, tarihi, kýsa tarih yapar. Tarihsel süreç daha hýzlý sürecinde büyük sanayinin rolünü çözümlerken onun deviþler. Bu, insanlýðýn kapitalizmden kurtulmasýnýn hýzlanmasý rimci teknik temeli üzerinde durur. “Büyük sanayi, mevcut ü- demektir. Kapitalizmin geliþtirdiði, yetkinleþtirdiði üretici retim sürecini hiçbir zaman son ve deðiþmez bir biçim olagüçler, sonunda kapitalizmi yýkmaya yönelir. Kapitalizmi yýrak görmez ve ele almaz. Bunun için de bu sanayinin teknik kacak olan ve yeni toplumu kuracak olan ayný güçlerdir. temeli devrimcidir, oysaki önceki üretim tarzlarý özünde tutu- Tüm devrimci geliþim kapitalizmi yýkmaya yönelmiþtir. cuydu.” Bu belirlemeyi Kapital’de yapan Marx, bu noktayý Kapitalist üretim, toplumsal üretimin bir biçimidir. ÜreKomünist Parti Manifestosu’ndan aldýðý bir dipnotta belirtir. tim araçlarýnýn ve emeðin merkezileþmesi saðlanýrken üretiDipnottaki o çok yönlü pasaj þu ifadeyle baþlar: “Burjuvazi min toplumsal karakteri de geliþir. Üretimin toplumsal kaüretim araçlarýný ve böylelikle üretim iliþkilerini ve onlarla rakteri belirginleþtikçe, emek-sermaye temel çeliþkisi de birlikte, toplumsal iliþkilerin tümünü sürekli devrimcileþtirkendini gösterir ve bundan kaynaklanan çatýþma da o oranda meksizin varolamaz. Daha önceki bütün sanayici sýnýflarýn açýða çýkar. ilk varlýk koþulu, bunun tersine, eski üretim tarzlarýnýn deToplumsal üretimin geliþimi tarihsel olarak devrimci bir ðiþmeksizin korunmasýydý.” O güne kadar yerleþmiþ olan ne rol oynadýðý halde burjuvazi, onu, meta üretimine baðlar ve varsa büyük sanayinin geliþimiyle birlikte yýkýlýp giderken, özel mülkiyeti büyütme aracý olarak kullanýr. Burjuvazi, Enkapitalizmin çeliþkisi de kendini belirgin olarak gösterir. gels’in sözleriyle söyleyecek olursak, “toplumsal üretime öz“Büyük sanayinin teknik zorunluluklarý ile, bu kapitalist bigü bu devrimci nitelik”i tam anlayamamýþtýr. Ve bu devrimci çim içinde yatan toplumsal niteliði arasýndaki mutlak çeliþnitelik üretim araçlarýnýn özel mülkiyeti ile çatýþma halindekinin, iþçinin durumundaki her türlü kararlýlýk ve güvenliði dir. Üretici güçlerin toplumsal niteliðini tanýmak insanlýk için nasýl yok ettiðini; emek araçlarýný elinden alarak, gerekli geçim araçlarýndan da yoksun býraktýðýný, ve parça iþlerine bi- bir ölüm-kalým sorunu haline gelmiþtir. Tüm bu geliþme, le el atýp onu nasýl gereksiz duruma getirdiðini görmüþ bulu- sosyalizme geçiþi zorunlu ve kaçýnýlmaz yapmýþtýr. Çünkü ancak sosyalizm üretim araçlarýnýn toplumsal karakterini tanuyoruz.” Marx, kapitalist üretimin bu olumsuz yönünü benýr. lirttikten sonra büyük sanayinin, nasýl bu parça-insan yerine “…büyük sanayinin geliþmesi, burjuvazinin kendi üretim iþin çeþitliliði yasasý gereði tam anlamýyla geliþmiþ bireyi koymayý bir ölüm-kalým sorunu haline getirdiðini anlatýr. Bu ve kazanç elde etme sistemini üzerinde inþa ettiði temeli onun ayaðýnýn altýndan çekmektedir. Hem burjuvazinin yýkýlýþý yönde atýlmýþ bir adým olarak teknik ve tarým okullarýný örnek verir. Ýþçi sýnýfýnýn kaçýnýlmaz olan iktidarýnda hem teo- hem de proletaryanýn zaferi kaçýnýlmazdýr.” (Komünist Parti Manifesto’su) rik hem de pratik teknik eðitim gerçek yerini alacaktýr. Sos-

DEVRÝMCÝ GELÝÞMEYÝ GÖRMEK

22

83. Sayý / 25 Aralýk 2006 - 8 Ocak 2007



s083