Issuu on Google+


nýf mücadelesi uzun zamandýr sürüyor ;ama, iþçi ve emekçi halk kitleleri henüz iktidara gelemedi. Sermayenin onca ekonomik ve askeri gücüne raðmen, proleter iç savaþýn hala varlýðýný koruyor olmasý, emekçi sýnýf hareketinin ne denli güçlü olduðunu kanýtlýyor. Sýnýflar mücadelesi eðer uzun bir dönem, iç savaþ ya da ona yakýn bir düzeyde seyrediyorsa, bu savaþým belli bir noktada sýçrama yapar. Ne kapitalist güçler böylesi bir ortamda yollarýna devam edebilirler, ne de halk yýðýnlarý mevcut þartlarda yaþamýný sürdürebilecek durumdadýrlar. Bu durumda her iki taraf da, sýnýf savaþýmýný kendi yararýna köklü olarak çevirmek için sýk sýk sonuç alýcý çýkýþlar yapýyor. Ýþte bu momentte çok çetin çarpýþmalar oluyor. Ve ani geliþmeler beliriyor. Sýnýflar mücadelesine basit bir evrimcilikle bakanlar, bu þiddetli çatýþmalarý, ani dönemeçleri ve sýçramalarý bir türlü anlayamýyorlar. Oysa ki, iki karþýt güç eðer birbirinin üzerine yürüyorsa, kýyasýya bir çarpýþmaya girmiþse, bu savaþ her ikisi için de bir varlýk-yokluk sorunu olmuþsa, o zaman durum her an deðiþebilir. Sýnýf mücadelesinin bu derece þiddetli olduðu, devrimci durumun ortaya çýktýðý bir süreçte tarih, yoðun-tarihtir. Yoðuntarihi (bunun sonucu olarak ayný zamanda kýsa tarihi) yalnýzca politik olaylarla sýnýrlý görenler var. Halbuki, yoðun tarih daha bütünlüklü bir ekonomik, toplumsal ve politik süreci kapsar. Politik olanýn, toplumsal yaný var, onun da ekonomik temeli var. Ekonomik yaþamda kapitalistlerle iþçiler arasýndaki uzlaþmaz çeliþki ve karþýtlýk, yansýsýný sýnýf mücadelesinde, politik çatýþmalarda bulur. Kapitalist ekonominin yoðun geliþimi, zorunlu olarak sýnýf savaþýmýnýn da yoðunluðunu getirir. Türkiye’de iþbirlikçi tekelciliðin geliþimi ve emperyalizmin ekonomik ilhakýný sonuna kadar götürme eðilimi, kapitalistlerle emekçi sýnýflarýn politik çatýþmasýnýn temelini oluþturur. Tekelci kapitalizmin ilerlemesiyle birlikte artý-deðer sömürüsü de artar, bunun sonucu halk kitlelerinin sefaleti derinleþir; öte yandan baþkaldýrýlarý da yaygýnlaþýr, iç savaþ süreklilik kazanýr. Burada tarih artýk yalnýzca yoðun-tarih deðil, yoðun-devrimci tarihtir. Emekçi kitlelerin devrimcileþmesi ve devrime yöneliþi toplumsal bir olgu olmuþtur. Faþist darbe dönemlerinde bile, halk yýðýnlarý devrim yolundan vazgeçmemiþtir. Aðýr baský koþullarýnda kitle eylemlerinde belirgin bir düþüþ olmuþsa da, bu , kitlenin devrimden uzaklaþtýðý anlamýna gelmez. Emekçiler aðýr faþist terör altýnda ve iþten atýlma tehdidi karþýsýnda, her zaman sokaða çýkmayabilirler. Ama, düþünce olarak, duygu olarak, bilinç olarak devrimden yana olmayý korurlar. Bu sýrada emekçilerin öfkesi, özlemleri ve istemleri birikir ve sonra birden patlar ve tüm bu sosyal atomlaþma, tüm bu devrimci enerji patlar ve açýða çýkar. Türkiye ve Kürdistan’da bu patlama, bu sýçrama noktalarý sýk sýk yaþanýr. Bu süreci bütünlüklü, tüm karmaþýklýðý içinde ve derinlikli gözlemleyemeyenlerin aklý bu patlamalar karþýsýnda hep þaþkýnlýða düþmüþtür. Ýþçi sýnýfý hareketi daha öncesine dayanmakla birlikte, son otuz beþ yýl içinde sermaye egemenliðini tehdit etme durumuna gelmiþtir. Bu döneme kadar rahatça hareket edebilen burjuvazi, emekçi halk kitlelerinin yükselen mücadelesi karþýsýnda artýk

OTUZ BEÞ YILDIR SÜREN SAVAÞ Bugün olaylarýn arka arkaya ve üst üste gelmesi, þiddetlenmesi, yoðunlaþmasý ve ani toplumsal baþkaldýrýlarýn ortaya çýkmasý karþýsýnda þaþkýnlýða düþenler, yakýn tarihi süreci derinlikli olarak kavrayamayanlardýr. Bütün bu geliþmeler, uzlaþmaz karþýtlýk içinde olan sýnýflarýn karþýlýklý iliþkisini sürekli etkileyen ekonomik, toplumsal ve politik süreçten kaynaklanýyor. Bu da, son otuz beþ yýlýn ya iç savaþ, ya da iç savaþa yakýn bir çizgi ile geçen sýnýf savaþýmýnda yansýmasýný bulmuþtur. Ekonomik yapýda iþbirlikçi tekelciliðin oluþumuyla birlikte, halk kitlelerinin mülksüzleþtirilmesi ve sefaleti de derinleþir. Tekeller, iþbirlikçi sermaye ile birlikte ekonomiyi denetimi altýna alýr. Tekelciliðin ekonomideki egemenliði, emperyalizmin ekonomik ilhakýnýn hýzlanmasý ve derinleþmesiyle birlikte tepe noktaya çýkar. Tam da bu arada, halk kitlelerinin ekonomik ve toplumsal yýkýmý katlanýlmaz boyutlara ulaþýr. Yýkýcý-öldürücü tekelci birleþmeler, sermayenin artan büyümesi ve güçlenmesi, tüm aðýrlýðýyla emekçi kitlelerin üstüne çökmüþtür. Ýþsizlikte ve mülksüzleþmede sýçramalarýn görülmesi bu ekonomik geliþmenin zorunlu sonucudur. Aç, yoksul, hasta, bezgin ve düþkünlerin sayýsýnda tam bir patlama yaþanýr. Bu durumda burjuvazinin gerçek anlamda egemen olduðu söylenemez. Halk kitlelerinin bu denli toplumsal yaþamdan dýþlandýðý bir yerde burjuvazi egemen deðildir. O ancak zorba yöntemlerle ayakta durabiliyor. Ýþçi sýnýfý ve halk yýðýnlarý üzerinde, bir zorbalýk, bir baský aygýtý olan devlet, daha bir yetkin duruma getirildi. 12 Mart’ta faþistleþtirilen devlet, 12 Eylül’de de faþizmi kendi yapýsýnda kurumlaþtýrdý. Yalnýzca devlet deðil, tüm burjuva politik kurumlar (sermaye partileri, üniversite yönetimleri vb.) halk üzerinde bir baský ve saldýrý aygýtý olarak biçimlendirildi. Bütün politik sistem, tüm devlet egemenlik sistemi burjuva iç savaþý sürdürmek için güçlendirildi. Ýster faþist darbe dönemlerinde ister diðer dönemlerde, devlet, her zaman vahþet ve dehþet aracý oldu. Halklara karþý uyguladýðý terör ve katliamlar, sermayenin gücünü deðil, güçsüzlüðünü gösteriyor. Burjuvazi ne egemendir, ne de yönetebiliyor; o sadece halk kitlelerine karþý savaþýyor. Devletin devamlý güçlendirilmesi, burjuva güçlerin ittifak içinde emekçi kitlelere savaþ açmasý, karþýsýndaki güçlerin, halk güçlerinin de, sermaye egemenliðine karþý sürekli savaþ halinde olduðunu gösterir. Burjuvazi karþýsýnda böyle bir güç oluþmuþtur ve yýllardýr savaþýyor. Ýç savaþ biçimini alan bir sý-

58. Sayý / 4-18 Ocak 2005

3


özgürce hareket edemez oldu. mindeydi. Plan kýsmen hayata Devrimci mücadelenin güçlenmesi, Ýþçi ve emekçi hareketinin yageçti. Burjuva düzene dönmek devrimci durumun olgunlaþmasý ve iç nýnda örgütlü devrimci hareket isteyenler, açýlan kanaldan yürüsavaþýn þiddetlenmesi karþýsýnda burjuvazi düler. Sosyal-reformistler bunu de ortaya çýkmaya baþlayýnca, o günden sonra kapitalist güçvarlýðýný tehlikede görmeye baþladý. Tam da yaparken, genel olarak devrimci ler kendilerini hep baský altýnböyle bir süreçte AB devreye girdi. Türkiye, hareketin yenileceðini düþünüda hissettiler. Bu tarihten sonra yorlardý. Fakat böyle olmadý; devrimin baskýsýndan kurtulmak için AB’yi devrimci mücadele, onlarýn dýattýklarý her adýmý ve aldýklarý bir can simidi, bir kurtarýcý olarak gördü. her kararý hesap ederken, hep þýnda güçlenerek devam etti. devrimin baskýsý altýnda olduBurjuva planýn diðer cephesi da Türkiye ve Kürdistan devrimini lar. Devrimi önleme onlar için olamadý. Devrimcilere ancak daha güçlü bir hegamonya ile, AB ile baþarýlý esas sorundu. Bütün hareket yönelen aðýr terör devrimci harebaský altýna alabileceðini ve ezeceðini biçimlerini devrimi engelleme keti ortadan kaldýramadý. Bu döamacý üzerine oturttular. Tüm nemde Kürdistan Ulusal Harekedüþünüyorlardý. AB, iþbirlikçi tekelci politik sistem, yasalar vb. buna sermayenin planýný daha geniþ bir düzlemde ti ve genel olarak komünist haregöre düzenlendi. Bütün düzen ket en güçlü çýkýþýný gerçekleþele aldý. Bir taraftan küçük-burjuva sol güçleri anti-proleter ve anti-kotirdi. Proletaryanýn devrimci sýgüçleri kendine baðlarken, diðer taraftan münist temelde harekete geçinýf partisi, Leninist Parti’nin rildi; öteden beri varolan bu teyükseliþi kendi baþýna devrimci 19 Aralýk zindan katliamlarýnda olduðu mel iyice güçlendirildi. Burjubir olaydý. Birleþik devrimin bugibi devrimci hareketi yok etmeyi va “vatandaþ” iþçi sýnýfý haregün ulaþtýðý düzey, sermayenin hedefledi. Ýlk önceleri AB’nin nasýl bir ketine, onun devrimci güçleripolitikasýnýn boþa çýktýðýný göstehlike oluþturduðu anlaþýlmadý; ne, komünizme karþý, devletin termeye yeter. yanýnda aktif olarak yeralan, Devrimci mücadelenin güçoysa AB süreci iþçi sýnýfý ve halk hareketine militarize edilmiþ insan demeklenmesi, devrimci durumun olkarþý yöneltilmiþ en geniþ kapsamlý bir ti. Ýnsanlar baský altýna alýndý, gunlaþmasý ve iç savaþýn þiddetsaldýrýdýr. düzene karþý hareket eden her lenmesi karþýsýnda burjuvazi varþeye ateþ açýldý. Kapitalist dülýðýný tehlikede görmeye baþladý. zenin korunmasý, devrimin önlenmesine baðlýydý. O güne kadar Tam da böyle bir süreçte AB devreye girdi. Türkiye, devrimin sürdürülen yöntemlerle bunu baþaramadýðý için faþist darbelere baskýsýndan kurtulmak için AB’yi bir can simidi, bir kurtarýcý baþvurdu. Ama bir daha eskisi gibi serbest olamadý. olarak gördü. Türkiye ve Kürdistan devrimini ancak daha güçlü Burjuva terörün en kudurgan olduðu dönemlerde dahi dev- bir hegamonya ile, AB ile baský altýna alabileceðini ve ezeceðirimci mücadelenin varlýðýný korumasý ve kesintisizliði, sermaye ni düþünüyorlardý. AB, iþbirlikçi tekelci sermayenin planýný dagüçlerinin tüm planlarýný boþa çýkarmýþtýr. Devrimci güçler en ha geniþ bir düzlemde ele aldý. Bir taraftan küçük-burjuva sol aðýr baský koþullarýnda ve çok büyük kayýp vermelerine raðmen güçleri kendine baðlarken, diðer taraftan 19 Aralýk zindan katlieylemlerine ve örgütlenmelerine devam ettiler. Faþist terörün amlarýnda olduðu gibi devrimci hareketi yok etmeyi hedefledi. orta yerinde mücadele etmeleri, her bakýmdan çelikleþmelerini Ýlk önceleri AB’nin nasýl bir tehlike oluþturduðu anlaþýlmadý; saðladý. Sýnýf savaþýmýnýn her aþamasýnda yer alan ve devrimci oysa AB süreci iþçi sýnýfý ve halk hareketine karþý yöneltilmiþ iþçi sýnýfý hareketini temsil eden devrimci marksist-leninist güç- en geniþ kapsamlý bir saldýrýdýr. Ama, iþbirlikçi burjuva güçleler, mücadele biçimleri konusunda da büyük bir zenginliðe da- rin AB ile birlikte baþlattýklarý bu saldýrý da sonuç getirmedi; yanýyorlar. Bu da, komünistlere her türlü mücadele biçimini devrim þimdi daha bir güçlü. karþýlayabilme yeteneði kazandýrmýþtýr. Burjuvazi, bu denli müDevrim, kendisini yaratan koþullar ortadan kalkmadýkça, cadele ve örgütlenme yeteneðine sahip olan komünist güçler hep gündemde olacaktýr. Ekonomik ve toplumsal koþullar özelkarþýsýnda baþarýlý olamaz. Teori ve politika alanýnda iyi donalikle doksanlý yýllardan itibaren devrim için en olgun düzeyine nýma sahip olan proletaryanýn devrimci sýnýf partisi daha ileriye ulaþtý. Emperyalizm, ekonomik ilhaký derinleþtirme politikasýný gitmek ve amacýna ulaþmak için gereken nitelikleri içinde taþý- uygulamasýyla birlikte kapitalizmin iç çeliþkilerini olgunlaþtýryor. Buna dayanarak, proletaryanýn zaferi kaçýnýlmazdýr, diyodý. Devrim bu þartlar içinde bir zorunluluk haline geldi. ruz. Ýþçilerin, emekçi halkýn ve Kürt halkýnýn devlet güçleriyle Tekelci sermaye doksanlý yýllardan itibaren, devrimci güç- çatýþmalarý ve ayaklanmalarý günlük olgulardýr. Bu olgu karþýleri etkisizleþtirmek için bütünlüklü yeni bir politika izlemeye sýnda burjuvalarýn karþý-giriþimleri sonuç vermiyor. Kitleler baþladý: Faþist terörün yanýnda, politik çevirme hareketi. Devri- devrime yöneliyorlar, sola kayýyorlar. Ýnsanlýðýn geleceðini bemi ezmeye yönelik bu politik plan ana hatlarýyla, burjuva polilirleyen bir güç olan iþçi sýnýfý, halk kitlelerine önderlik ederek, tik sisteme adapte olacak olan –çoktan kendini buna hazýrlamýþ sýnýfsal konumuna uygun davranmýþ olacaktýr. Ýktidarýn ele geolan- sosyalistlere bir kanal açmak, ancak bunu reddedip devçirilmesi iþçi sýnýfý için ‘büyük amaç’a ulaþmanýn ilk koþulu orimci mücadele çizgisinde ýsrar edenleri ise en aðýr biçimde ye- lacaktýr. nilgiye uðratmak için faþist devlet terörünü týrmandýrmak, biçiC.DAÐLI

4

58. Sayý / 4-18 Ocak 2005


HALKLARIN BAHARI YAKINDIR “Gel günlerim, gel de dol” diyordu þair Enver Gökçe, tel örgülerin arkasýndan. Saat saat dolan mahpushane günleri gibi, devrimin günleri de doluyor. Kocaman bir su havzasý olan devrim, bazen küçük derelerden beslenip, durgun sularýnda tortularýný dibe býrakýyor; bazen de, týpký Þemdinli de olduðu gibi, köpüren dev dalgalar gibi, önündeki barajý zorlayarak çaðýldýyor, taþýyor. Þemdinli’de baþlayan eylemler zinciri, devrime ve iç savaþa yeni bir ivme katmýþtýr. Aylardýr bölgede resmi görevle bombalar patlatanlar, halk tarafýndan “suç üstü” yakalandý, ve “adalete” deðil, bizzat o görevi verenlere teslim edildi. Devrim açýsýndan, geliþen olaylarýn hukuki boyutunun bir önemi yok. Halk ne adalet-yargý kavramlarýnýn piþkin ikiyüzlülüðüne aldanýyor, ne de kendisini tehdit eden namlularýn karþýsýnda geriliyor. Þemdinli, örülmek istenen korku duvarýný tek hamlede yýktý; hükmünü sokakta verdi; verdiði hükmün infazýný da sokakta vereceðini gösterdi. Üstelik F-16’larýn ve panzerlerin gölgesinde. Bir halkýn biriktirdiði acýlarýn, günü geldiðinde onu nasýl bir cesaretle donattýðýný görmek isteyenler, Þemdinli’ye baksýn. Baksýn ve sermaye düzeninin emekçi halklara bugün çektirdiði büyük acýlarýn, devrimin sarnýcýný nasýl büyük bir hýzla doldurduðunu görsün. Recep Tayyip Erdoðan’ýn Aðustos ayýndaki Diyarbakýr gezisinde görüldü ki; sermaye partilerinin Kürt halký üzerinde hiçbir hükmü yok. Þemdinli’de görüldü ki; sermayenin silahlarýnýn da bir hükmü yok. Silahlarýn, namlularýn ucunda taþýnan hâkimiyet, iþte böyle, tek bir darbede tuzla buz olur. Ýþbirlikçi, tekelci sermaye açýsýndan, Kürt halkýnýn yeniden denetim altýna alýnmasý, hayati bir önem taþýyor. Bu amaçla, bir yýldan uzun bir süredir, Kürt halký içinden “cesaretli bir iþbirlikçi” yaratma çabalarý, emperyalistlerin yoðun desteðiyle sürüyordu. Halk, kendi yakýcý özlemlerine uzak, ama burjuvaziye yakýn hiçbir politik liderin arkasýndan gitmeyeceðini gösterdi. Düzenin iþbirlikçi arayýþý fiyaskoyla sonuçlandý. Kürt halkýnýn içinden çýkan kimi politik liderler, sermayenin belirlediði bu misyona soyundular. Ama halkýn yakýcý özlemleri karþýsýnda, sermayenin düzenlediði platformda boy gösteremediler. Aslýnda, hem sermaye için, hem de bu söz konusu politik liderler için uzlaþmanýn gerekliliði ortadaydý. Fakat, her iki kesim de, uzlaþýlacak platformu farklý tarif ettikleri için, istenilen birleþme gerçekleþemedi. Derken, Þemdinli olay-

larý patlak verdi. Sermaye düzenini, ateþlerle çevrili bu araftan, sýrat köprüsünden geçirme görevini, DTP üstlendi. Burjuvazi, ne sözleriyle ne de silahlarýyla Kürt halkýnýn büyüyen öfkesini bastýramadý ama onun yerine DTP, tam da burjuvazinin en çok ihtiyaç duyduðu zamanda, bu öfkeyi sakinleþtirdi. Yani, Þemdinli olaylarý, bir açýdan, DTP’nin sýnanmasý oldu. DTP, hiç olmazsa bu önemli kriz anýnda, burjuvaziden geçerli not aldý. Þimdi DTP, Kürt halkýnýn öfkesini denetleyebildiðini, kontrol edebildiðini gösterdiði bu ortamda, uzlaþma için yeni bir platform tanýmlayabilir, burjuvaziye bunu daha rahat dayatabilir. Hiç bir devrimin kaçýnamayacaðý bir kaderdir bu: Devrim yükseldiðinde, devrimin küçük adamlarý uzlaþma ipine sarýldýkça burjuvazinin gözünde büyük adamlar olurlar. Ta ki, kesin kopuþ gerçekleþene dek. Ýþte o zaman devrim, þöyle seslenecek bu küçük adamlara: “Ýp gitti, kovada gitsin”. Yýðýnlar Savaþa Girince Az çok uzun döneme yayýlan iç savaþlarda, öncülerin eylemleri, çizgisi, karakteri pek çok þeyi deðiþtirebilir. Ama böyle bir uzun iç savaþta, yüzbinlerin savaþa dâhil olmasý, hemen her þeyi altüst eder, sarsar. Türkiye’de olduðu gibi, artýk Kürdistan’da da devrimci yýðýnlar kentlere toplandýlar. Bundan böyle yýðýnlarýn dâhil olduðu her çatýþma, kentlerin denetimini ele geçirme savaþý haline gelecektir. Þemdinli, iç savaþýn bu aþamasýnýn önemli bir sýnama yeri oldu. Korku duvarýný parçalayan halk, bizzat burjuvazinin ona sunduðu avantajý, bir resmi görevliyi suçüstü yakalama avantajýný sonuna dek kullandý. Þemdinli ve Yüksekova gibi, en yoðun askeri varlýðýn bulunduðu yerleri, kýsa süreliðine de olsa ele geçirdi, sokaklara hâkim oldu. Bir generalin, Radikal’den Murat YETKÝN eliyle açýkladýðý düþünceleri, bu yeni durumun düzeni ne denli korkuttuðuna da ýþýk tutuyor. Söz konusu general, geçmiþ dönemlerde savaþýn, yalnýzca daðlarda sürdüðünü, kentlerde ise ilk kez bu denli yaygýn biçimde geniþ kitlelerin savaþýn içine çekildiðine iþaret ediyor. Ýþte, burjuvazinin karþý karþýya olduðu büyük açmaz: Ya bu kitlelerin üzerine giderek yeni yýðýn eylemlerini tetikleyecektir, ya da geri çekilerek kentlerin denetimini devrime terk edecektir. General

58. Sayý / 4-18 Ocak 2005

5


“Þemdinli’de daha ileri gidemezdik” diyor. Devrim burjuvaziyi sýtmayla kolera arasýnda seçim yapmaya zorluyor. Salt askeri açýdan düþünüldüðünde bile, adý M. Yetkin’de saklý generalin sözleri, savaþta dengelerin nasýl alt üst olduðuna kanýttýr. Ulusal hareket, savunma alanlarý stratejisiyle savaþý daðlara sýkýþtýrdý. Burjuvazinin iþini rahatlatan bir strateji oldu bu. Kent, lojistik destekten öte, bir moral depolama yeri oldu. Uzun iç savaþlarda moral dengenin önemini tartýþmak gereksiz. Daðlara operasyona gidenler için kent, içinde ailelerinin onlarý beklediði lojmanlarýyla, ýþýklý tabelalý eðlenceli gazinolarýyla bir moral depolama merkeziydi. Þimdiden sonra buralarda burjuvazinin silahlý güçleri, kendilerini nasýl güvencede hissedecek? Burjuva iç savaþýn önemli moral kaynaklarýndan biri kuruyor.

11 Eylül Yöntemleri... Kitleler burjuvazinin denetiminden kaçtýkça, sermaye dünyasý savaþýný provokasyonlar ve dehþet üzerine kurguluyor. Bunun en belirgin örneðini 11 Eylül’de görmüþtük. ABD’nin öncülük ettiði bu yeni “asimetrik savaþ”, eskiden bu yana kullanýlan karþý-devrimci yöntemlerin çok daha etkili kullanýmýndan ibaret. Ayný yöntemle ABD, Irak’ta savaþ yürütüyor. ElKaide adýna patlatýlan bombalar, burjuvazinin denetimi dýþýna çýkmýþ kitlelerin zihinlerini karmakarýþýk etmeyi amaçlýyor. Yaratýlan dehþetin baskýsý ve karmakarýþýk edilen zihinler, hiç olmazsa bir süre daha burjuvaziye ayakta kalma þansý veriyor. Bu sayede emekçi halklarýn mücadelesinin amaçlarý karartýlýyor, etkisi köreltiliyor. Küresel iç savaþta burjuvazinin bu en temel taktiði, elbette bu topraklarda da uygulama alaný buluyor. Þemdinli, malumun ifþaatý oldu sadece. Devrim yeryüzüne doðru yükseldikçe, yayýlýp kitleler içinde kabul gördükçe, burjuvazi yeraltýna çekiliyor. Yasallýk artýk burjuvaziye dar geliyor. Devrim, hiç bir yasayla engelle-

6

nemeyecek kadar topluma kök salmýþtýr. Ne toplumu ne de devrimi, burjuva yasalar ve kurumlar aracýlýðýyla denetlemenin olanaðý var. Bu durumda burjuvazi ne yapacak? Cennetini, yasallýk içinde emeðe devredecek hali yok ya! Sermaye dünyasý, emek dünyasýna karþý adeta bir “yeraltý savaþý” veriyor. Bu güne kadar burjuvazinin kanlý savaþlarýna meþruiyet kazandýran ne varsa, -yasal düzeni korumak, ulusal varlýk, þeref, adanmýþ kahramanlar söylenceleri-, hepsi bu ateþin içinde, önce topraða gömülüyor, sonra da orada çürümeye terkediliyor. Ama ah zavallý budala burjuva! Devrim sözünü hatýrlamakta güçlük çeken kitlelerle dolu Amerika ve Avrupa’da, belki bu “asimetrik savaþ” yöntemi, bir süreliðine iþe yarar. 35 yýldýr devrimci birikimin ve ateþin hiç sönmediði bu topraklarda bu yöntemler, olsa olsa, yeni Þemdinli’ler doðurur. Daha düne kadar kendinden emin, burnundan kýl aldýrmaz saygýdeðer burjuvalarýn, biranda nasýl bir korku içine düþtüklerini görmek, gerçekten de keyifli oluyor. Bakýn, Þemdinli’de yenen tokadýn ardýndan, bürokrasiden gazeteciliðe geçmiþ meslek erbabý temsilcisi Gündüz Aktan, Radikal’de, bu panik halini nasýl da özetleyivermiþ: “PKK ile mücadele de, AB’deki bazý çevrelerle fikir birliði içinde hareket eden liberal aydýn kesimin, korkunç tarihi vebaline raðmen, Türk milliyetçiliðini kendi kimliklerine benzer bir tahribata uðratmasý ve Kemalizm’i çaðdýþý olarak eleþtirmeleri ülke bütünlüðü için yapýlacak mücadelenin arkasýndaki moral gücü yýpratmýþa benziyor. Kürt asýllý politikacýlarýn ülkeye sadakati de sanki azalýyor. Bu þartlar altýnda felaket niteliðinde bir çözüm ihtimali giderek gerçeklik kazanýyor.” Deneyimli burjuva, kimi suçlayacaðýný þaþýrmýþ ve ertesi gün içinde bulunduðu ruh durumunu açýklýyor, “Rejim bunalýmý bile yetersiz bir deyim oluyor. Tehlike cumhuriyetin bekâsýyla ilgili. Ulusal kaderimizi açýkça tartýþmalýyýz.” Anlaþýlýyor ki, çözülme öyle bir düzeye ulaþmýþtýr ki, burjuvazi, deðil yeni Kürt iþbirlikçiler yaratmak, eskilerini de kaybediyor. Bu, devrimin büyük dalgalarýnýn, en üsttekileri bile nasýl sarstýðýný, kafalarýný karýþtýrdýðýný, ideolojik harcýn artýk barajý bir arada tutmayý baþaramadýðýný gösteriyor. Sistem, öteden beri emekçiler gözünde politik bir çözülme yaþamýþtý. Þimdi sýra, ideolojik çözülmede. Ýþbirlikçi tekelci burjuvazinin, yaþanan bu ideolojik çözülmeye, savaþ alanýnda karþýlaþtýðý açmaza karþý, kalelerini tahkim etmek için daha pervasýz davranacaðý, ama buna raðmen, çözülme eðilimini tersine döndüremeyeceði açýktýr. Burjuva dünyasý, böylesine darmadaðýn olurken, Þemdinli olaylarýnýn gölgesinde kalan Telekom ve TÜPRAÞ iþçilerinin eylemleri, halklarýn mücadele birliðinin eylem içinde binlerce yolla kurulduðuna iþaret ediyor. Düzen çözülürken, emekçiler eylemde birleþiyor.

58. Sayý / 4-18 Ocak 2005


HEPÝMÝZ Ý BÝRER SEVDAYIZ

stiklal Caddesi’nde Rumeli Han önünde toplanan Taksim Ayýþýðý Sanat Merkezi, Ýkitelli Ekin Sanat Merkezi, Gazi Ayýþýðý Ekin Sanat Merkezi, Sarýgazi Ekin Sanat Merkezi üyeleri, baþlatýlan kampanyanýn sloganý olan “Hepimiz Birer Sevdayýz” þiarýyla Galatasaray Lisesi’ne doðru yürüyüþe geçtiler. “Tecavüzler, Baskýlar Bizi Yýldýramaz”, “Devrimci Sanat Engellenemez”, “Hepimiz Birer Sevdayýz”, “Sevdalarýmýz Yalnýz Deðildir”, “Umudumuz Kavgada Kavgamýz Sanatýmýzla” pankartlarý açarak ve “Çav Bella”yý söyleyerek Galatasaray Lisesi önüne gelen kitleyi Çevik Kuvvet polisleri bekliyordu. “Ýlan ediyoruz, yapýlan hiçbir iþkence bu varoluþa zarar veremez... Bizi devrimci sanatýmýzdan uzaklaþtýramaz...” diyerek basýn açýklamasý metni okunmaya baþlandý “Biz de Sevdamýzla birlikte ilan ediyoruz, ‘devrimci sanatýmýzý yapmaya devam edeceðiz’. 20 yýla yakýndýr ‘Umudumuz Kavgada Kavgamýz Sanatýmýzla’ diyerek sanat alanýndaki mücadelemizi sürdürüyoruz. Ýþçi-emekçi halklarýn özgürlük mücadelesi, bizim de mücadelemiz, grev alanlarý, mitingler, zindan direniþleri bizim de kavga alanlarýmýz oldu. Bundan sonra da olmaya devam edecek. Ýnsanlýk özgürleþene kadar þiirlerimiz, marþlarýmýz, danslarýmýzla kavganýn en önünde olacaðýz. Arkadaþýmýz, yoldaþýmýz Sevdamýza yapýlan bu saldýrý, bizi yolumuzdan alýkoymak bir yana, köhne, çürümüþ kapitalist sisteme duyduðumuz kin ve öfkeye bir neden daha eklemiþtir.” denildi. Sýk sýk “Hepimiz Birer Sevdayýz”, “Aysun’dan Sevda’ya Devrimci Sanat Engellenemez”, “Baskýlar Ýþkenceler Bizi Yýldýramaz”, “Umudumuz Kavgada Kavgamýz Sanatýmýzla”, “Tecavüzler, Baskýlar Bizi Yýldýramaz” sloganlarý atýldý. Yaþadýklarýný bu defa tüm basýnýn, kameralarýn ve polislerin önünde anlatan Sevda AYDIN, hislerini bir defa daha haykýrdý. Sevda, “Bu saldýrý benim þahsýmda tüm kadýnlarýn devrimci kiþiliðine yöneliktir. Amaçlarý ruhumuzu parçalamak ve bizi özgürlük mücadelesinden uzaklaþtýrmak. Bilmiyorlar ki bizim için namus, onur, erdem iki bacak arasýnda deðil, ideallerimize sýký sýkýya baðlanmadadýr. Kurþunun vücuda deðmesi ne ise; düþman teninin vücuda deðmesi odur... Bu bir savaþ... Onur bizim beynimizdedir... Onu ise asla ele geçiremeyecekler... Benim þahsýmda tüm kadýnlara ve topluma yapýlan bu iðrenç saldýrýyý lanetliyor, devrimci sanatýmý sonuna kadar yürüteceðime söz veriyorum” dedi. Etkinlik, Emeðe Ezgi Müzik Grubu’nun verdiði kýsa bir dinletiyle sona erdi. Sanat merkezlerinin ortak düzenlediði bu etkinliðe, Yapý Sanat Merkezi, ESP, EHP ve Devrimci Hareket de katýlarak destek verdi. Mücadele Birliði Platformu

58. Sayý / 4-18 Ocak 2005

7


Onur bizim beynimizdedir... Onu asla ele geçiremeyecekler... BASINA VE KAMOYUNA Ben yaklaþýk 1 yýldýr “Umudumuz Kavgada Kavgamýz Sanatýmýzla” diyen, Ýkitelli EKÝN SANAT MERKEZÝ’nde çalýþma sürdürüyorum. Sanatýn deðiþtirici dönüþtürücü gücüne inanan ben, insanlýðýn ileriye doðru yaptýðý yürüyüþte sanat cephesinde yer alýyorum. Benim þahsýmda hepimize yapýlan bu saldýrýnýn altýnda yatan neden, bizleri iþçi ve emekçi halklarýn özgürlük mücadelesinden uzaklaþtýrmaktýr. Burjuva deðer yargýlarýný parçalayan çalýþmalarýmýzdýr yok etmeye çalýþtýklarý... Neden bugün oldu bu saldýrý denilebilir... Nedeni, Þemdinli olaylarýna ve devletin Kürt-Türk halklarýný birbirine düþürme çabalarýna karþý yapmýþ olduðumuz “Emekçi Halklar Buluþuyor” gecesine dönük bir saldýrýydý. 10 Aralýk Cumartesi akþamý Bayramtepe yapýlan gecenin tertip komitesi baþkaný ve sunucusu olarak benim hedef alýnmam da tesadüf deðildi. Taksim Ayýþýðý Sanat Merkezi, Gazi Ayýþýðý Sanat Merkezi, Ýkitelli Ekin Sanat Merkezi sivil polislerce basýldý. Bu baskýn sonucunda Ýkitelli Ekin Sanat Merkezi çalýþaný bir arkadaþýmýz gözaltýna alýnmýþtýr. Ben de 12 Aralýk günü yani geceden iki gün sonra kaçýrýlýp tecavüz iþkencesine uðradým. Olay günü, YÖK protestosunda tutuklanan aðabeyimin duruþma gününü öðrenmek için, avukatýyla görüþmeye Aksaray’a bürosuna gitmiþtim. Daha sonra Ýkitelli’ye gitmek için Yusufpaþa duraðýnda otobüs beklerken yanýma yaklaþan biri, “Sevda sen misin? Bir bakar mýsýn?” diye sordu. Ne olduðunu anlayabilmek için ona doðru yaklaþtým ve o esnada önümüzde duran beyaz renkli Renault tipi bir

8

araca zorla bindirildim. Bindirilme esnasýnda bir kadýnýn ‘kýzý kaçýrýyorlar kýzý’ diye baðýrdýðýný duydum. Daha tam olarak bindirilmeden araba hýzla hareket etti. Arabanýn içinde yaklaþýk bir dakika arbede yaþandý. Kafama siyah çuval gibi bir þey geçirdiler. En son bana seslenen kiþinin “ver þunu, ver” dediðini duydum. Daha sonra bayýlmýþým. Üzerime su serpilerek uyandýrýldýðýmda; yerde 3-4 santimlik bir süngerin üzerinde çýrýlçýplaktým. Ellerimle kendimi yokladým. Bacak aralarýmda yapýþkan bir sývý vardý. Yüzüm hala kapalýydý. Kaçýrýlýrken bana seslenen kiþi konuþuyordu sürekli. Bana seslenen kiþi devamlý hakaret ve tehdit yaðdýrýyordu. “hadi þimdi git yap devrimci sanatýný Ekin Sanat’ta, hepinizi böyle yapacaðýz” diyerek cinsel içerikli küfürler yaðdýrýyordu. Daha sonra alaycý bir þekilde elime tek tek elbiselerimi verdiler. Yaklaþýk 20 dakika süren kaba dayaktan sonra arabaya bindirdiler. Arabanýn bulunduðu yer garaj veya buna benzer kapalý bir alandý. Beni tuttuklarý yer ise küçük dar bir bölme gibiydi. Araba hareket ettikten yaklaþýk yarým saat sonra arabadan

tekme tokat dýþarý atýldým. Kendime geldiðimde kafamdaki “çuvalý” çýkarýp attým. Daha sonra nerede olduðumu anlamaya çalýþtým. Ýndirildiðim yer Yenibosna Çobançeþme duraðýnýn yakýnlarý idi. Saate baktýðýmda 21. 30 civarýydý. Olayýn þokuyla Ýkitelli Ekin Sanat Merkezine kadar 3-4 saat yürüdüm. Ertesi günün akþamý (13 Aralýk) olayý arkadaþlarýma anlattým ve daha sonra avukatla görüþerek önce Þehremini Polis Karakolu’na baþvurduk. Onlar da bizi olayýn bittiði yer olan Yenibosna 75. Yýl Karakolu’na gönderdi. Bizim iþlemlerimizi bilinçli olarak uzattýlar. Saat sabaha karþý 03.00’e kadar uðraþmamýza raðmen adli týp iþlemlerimizi geciktirdiler. Olayýn aciliyetini ve zamanýn önemini bildiklerinden dolayý bizi geciktirdikçe geciktirdiler. Ancak daha sonraki gün, aradan iki gün geçtikten sonra adli týpa gidebildik. Bu saldýrý benim þahsýmda tüm kadýnlarýn devrimci kiþiliðine yöneliktir. Amaçlarý ruhumuzu parçalamak ve bizi özgürlük mücadelesinden uzaklaþtýrmak. Bilmiyorlar ki bizim için namus, onur, erdem iki bacak arasýnda deðil, ideallerimize sýký sýkýya baðlanmadadýr. Kurþunun vücuda deðmesi ne ise; düþman teninin vücuda deðmesi odur... Bu bir savaþ... Onur bizim beynimizdedir... Onu ise asla ele geçiremeyecekler... Benim þahsýmda tüm kadýnlara ve topluma yapýlan bu iðrenç saldýrýyý lanetliyor, devrimci sanatýmý sonuna kadar yürüteceðime söz veriyorum. Sevda AYDIN 24.12.2005 NOT: Sevda AYDIN’ýn 24 Aralýk günü Ýstiklal Caddesi Galatasaray Lisesi önünde yapýlan etkinlikte okuduðu basýn açýklamasý metnidir.

58. Sayý / 4-18 Ocak 2005


DEVRÝMCÝ SANAT ENGELLENEMEZ!

20 Aralýk Salý günü Gazi Mahallesi’nde Sevda Aydýn için basýn açýklamasý yapýldý. Saat 13.30’da Þair Abay Lisesi’nin önünde toplanan Ayýþýðý Ekin Sanat Merkezi emekçileri Karakol duraðýna kadar yolu kesip sloganlar atarak yürüdü. Yürüyüþ sýrasýnda sýk sýk “Baskýlar Bizi Yýldýramaz”, “Devrimci Sanat Engellenemez”, “Sevda Aydýn Yalnýz Deðildir”, “Aysun’dan Sevda’ya Devrimci Sanat Engellenemez”, “Ýnsanlýk Onuru Ýþkenceyi Yenecek”, “Emekçi kadýnlar Devrimle Özgürleþecek”, “Ýþkenceci Katiller Tecavüzcü Polisler”, “Emekçi Kadýnlara Kalkan Elleri Kýrdýk Kýracaðýz” sloganlarý atýldý. Karakol duraðýnýn önünde yapýlan basýn açýklanmasýnda: “Yýllardýr ezilen, sömürülen baský altýna alýnan iþçilerin-e-

mekçilerin kültürünü ve sanatýný üretip yaygýnlaþtýran bir kurumdur Ayýþýðý Ekin Sanat Merkezi. Boðaziçi Ekin Sanat Merkezi’nden, Genç Ekin Sanat Merkezi’ne, Ayýþýðý’na uzanan 16 yýllýk bir mücadele tarihi. Bu öyle bir tarih ki defalarca kapatma, gözaltý, tutuklanma ve iþkencelerle dolu. Sanatçý olmak zordur bu topraklarda. Hele devrimci sanatçý olmak daha zordur. Gesam yöneticisi Aysun Bozdoðan’ýn çeþitli gerekçelerle tutuklanmasý; daha sonra yaþanan 19 Aralýk zindan katliamlarý ve Ölüm Oruçlarý. Aysun yoldaþýn Ölüm Orucu eyleminde ölümsüzleþmesinden sonra bizler, Aysun’dan aldýðýmýz bayraðý Ayýþýðýnda dalgalandýrmaya devam ediyoruz. Kurumlarýmýz polis-jandarma tarafýndan çeþitli bahanelerle basýlýp kapatýldý. Sarýgazý Ekin Sanat Merkezi’de jandarma-belediye iþbirliði tarafýndan mühürlenmiþ sonrasýnda bunu protesto için yapýlan basýn açýklamalarýnda Ekin Sanat Merkezi emekçileri birçok kez gözaltýna alýnmýþtýr. En son ise 8 Aralýk günü Taksim, Gazi, Ýkitelli Ayýþýðý Ekin Sanat Merkezleri polis tarafýndan basýlmýþ iki arkadaþýmýz gözaltýna alýnmýþtýr. Yýllardýr iþçileri-emekçileri, Kürt Halkýný, devrimcileri uygulanan iþkence yöntemleriyle sindirmeye çalýþmýþtýr faþizm. 12 Aralýk günü saat 16.30’da Ýstanbul’un en kalabalýk yerinden biri olan Yusufpaþa duraðýndan Ýkitelli Ayýþýðý çalýþanýmýz Sevda Aydýn sivil polisler tarafýndan kaçýrýlmýþ tecavüz iþkencesine uðramýþ baygýn halde Çobançeþme’den araçtan atýlmýþtýr. Buradan bir kez daha haykýrýyoruz, bizleri hiçbir baský, iþkence, tecavüz yýldýramaz. Sevdamýza yapýlan iþkence tüm devrimcilere, iþçilere-emekçilere, Kürt Halkýna yapýlan saldýrýdan baðýmsýz deðildir ve hepimizedir. Sevda yoldaþýmýz devrim mücadelesine kültür sanat cephesinden katýlmýþ bir kadýn savaþçýmýzdýr. Sevdamýzý sahiplenme herkesin görevidir. Ekin Sanat Merkezi’ne yapýlan bu saldýrýlarý nefretle kýnýyor ve bu iþkencenin takipçisi olacaðýmýzý haykýrýyoruz. Sermaye sýnýfý ve onun koruyucularý bilmelidir ki yapýlan hiçbir saldýrý karþýlýksýz kalmayacaktýr” denildi ve eylem sloganlarla bitirildi. DEVRÝMCÝ SANAT ENGELLENEMEZ! UMUDUMUZ KAVGADA KAVGAMIZ SANATIMIZLA! Gazi Ayýþýðý Ekin Sanat Merkezi

SEVDA AYDIN’LA DAYANIÞMA ETKÝNLÝKLERÝ DEVAM EDÝYOR 23 Aralýk 2005 tarihinde Ýzmir Kadýn Platformu Sevda Aydýn’la dayanýþma amacýyla bir eylem gerçekleþtirdi. Saat 12.30 da eski Sümerbank önünde baþlayan eylemde, “Sevda Aydýn Yalnýz Deðildir”, “Tecavüzcü Polis Hesap Verecek” yazýlý dövizler açýldý. Basýn açýklamasýnda tarih bo-

yunca mücadele eden kadýnlar anýlarak onlarýn mücadelesinin önemi vurgulandý. Sömürücü sýnýflarýn, kadýnlarý mücadeleden uzaklaþtýrmak için tecavüzü özel bir iþkence biçimi olarak kullandýðýna deðinilerek, Sevda Aydýn’ýn yanýnda olunduðu belirtildi. Ardýndan yürüyüþe geçilerek Konak Postanesi’ne gidildi. Burada, Sevda Aydýn’la dayanýþma içinde olunduðu belirtilen kartlarýn Sevda Aydýn’a yollanmasýyla eyleme son verildi.

58. Sayý / 4-18 Ocak 2005

Ýzmir Mücadele Birliði

9


SEVDA AYDIN YALNIZ DEÐÝLDÝR

12 Aralýk günü polisin kaçýrdýðý Sevda AYDIN’a destek vermek için Ýkitelli Ekin Sanat Merkezi çalýþanlarý, Ýkitelli’de Onur Market önünde “Aysun’dan Sevda’ya Devrimci Sanat Engellenemez, Ekin Sanat Merkezi” yazýlý pankartla toplandýlar. “Umudumuz Kavgada Kavgamýz Sanatýmýzla”, “Devrimci Sanat Engellenemez”, “Sevda Aydýn Yalnýz Deðildir”, “Katil Devlet Tecavüzcü Polis” sloganlarý atan Ekin Sanat Merkezi çalýþanlarý, basýn açýklamasýnýn Cemevi önünde yapýlacaðýný duyurarak yoðun polis ablukasý altýndaki Halkalý Caddesi Onur Market önünden ayrýlarak sloganlarla Cemevi önüne yürümeye baþladý. Yaklaþýk 300 metre yürüdükten sonra arkadan gaz bombalarýyla saldýran polis, aralarýnda Sevda Aydýn da olmak üzere 3 kiþiyi gözaltýna aldý. Ara sokaklara geri çekilen eylemciler, çevik kuvvetin geliþini engellemek için sokaklarda barikatlar kurdular. Eylemciler, barikatlarda, akþam saatlerinde tekrar orada olacaklarýný söyleyerek tüm duyarlý insanlara katýlmalarý için çaðrýda bulunarak eylemi bitirdiler. Gözaltýna alýnan 3 kiþi, akþam geç saatlerde savcýlýða çýkarýlarak serbest býrakýldýlar. MÜCADELE BÝRLÝÐÝ PLATFORMU

LENÝNÝST MÝLÝSLERDEN EYLEM! Sermaye sýnýfý ve onun devletinin girdiði ekonomik ve politik kriz onu her geçen gün tarihin çöplüðüne götürüyor. Ömrünü uzatabilmek için tüm topluma saldýrýyor. Gözaltýlar, iþkenceler, tecavüzler ve katliamlar gerçekleþtirerek ayakta kalmaya çalýþýyor. Devlet, en çok toplumun öncülerine devrimcilere saldýrýyor. Bu saldýrýlardan biri de Ýkitelli Ekin Sanat Merkezi çalýþaný Sevda Aydýn’a yapýlan tecavüz saldýrýsýdýr. Polisin yaptýðý bu saldýrýyý duyurmak için 25 Aralýk Pazar günü Ýkitelli’de bir basýn açýklamasý gerçekleþti. Polis tahammülsüzlüðünü bir kez daha göstermiþ, yapýlan basýn açýklamasýna gaz bombalarýyla saldýrmýþ ve üç yoldaþýmýzý zorla gözaltýna almýþtýr. Polisin gerçekleþtirdiði bu saldýrýlarý ve gözaltýlarý protesto etmek için akþam saatlerinde Ýkitelli’de bir eylem gerçekleþtirdik. Ýkitelli Caddesi’ni trafiðe keserek Ýkitelli Meydaný’na akan trafiði kapattýk. “Faþizme Karþý Silah Baþýna-Leninistler” yazýlý pankartýmýzý açtýk. “Bedel Ödedik Bedel Ödeteceðiz”, “Sevda Aydýn Yalnýz Deðildir”, “Katil Devlet Tecavüzcü Polis Hesap Verecek”, “Yaþasýn Partimiz TKEP/Leninist”, “Leninist Milis Misillemeye”, “Yaþasýn Devrimci Dayanýþma” sloganlarýný attýðýmýz eylem boyunca yaptýðýmýz konuþmalarla halký bilgilendirdik. Tüm bu süre boyunca polis müdahale edemedi. Eylemin korunmasýný Silahlý Milisler yaptý. Daha sonra kurulan barikatlar, molotoflarla yakýldý, pankartýmýzý astýk, silahlý milislerin havaya açtýðý ateþle kayýpsýz bir þekilde bölgeden ayrýldýk. Faþizmin anladýðý tek dil devrimci þiddettir. FAÞÝZME KARÞI SÝLAH BAÞINA! SEVDA AYDIN YALNIZ DEÐÝLDÝR! Leninist Milisler/Ýstanbul

Not: Elimize posta yoluyla ulaþan bu yazýyý haber niteliðinden dolayý yayýnlýyoruz.

10

58. Sayý / 4-18 Ocak 2005


ÝHD’DE BASIN AÇIKLAMASI 25 Aralýk günü Ýkitelli’de düzenlenen basýn açýklamasýnýn ardýndan polis kitleye saldýrmýþ ve içlerinde Sevda Aydýn’ýn da olduðu 3 kiþiyi gözaltýna almýþtý. Ertesi gün, ÝHD’de, Ýkitelli Ekin Sanat Merkezi, Ayýþýðý Sanat Merkezi, Gazi Ayýþýðý Ekin Sanat Merkezi ve Sarýgazi Ekin Sanat Merkezi tarafýndan bir basýn açýklamasý düzenlendi. Sanat Merkezleri adýna basýn açýklamasýný okuyan Fatma YILDIRIM, þunlarý dile getirdi: “12 Aralýk 2005 tarihinde Aksaray Yusufpaþa duraðýndan kaçýrýlarak sivil polislerce tecavüz iþkencesine uðrayan Ýkitelli Ekin Sanat Merkezi emekçisi yoldaþýmýz Sevda AYDIN’ýn yanýnda olduðumuzu ve yapýlan bu iþkencenin karþýlýksýz kalmayacaðýný, bu davanýn peþini býrakmayacaðýmýzý bildirmek için 25 Aralýk günü Ýkitelli Ekin Sanat Merkezi olarak bir basýn açýklamasý düzenledik. Saat 13.00 civarýnda Ýkitelli Parseller Caddesi’nde toplandýk ve sloganlarla Ýkitelli Cemevi’ne yürümeye baþladýk. Yürümeye baþladýktan yaklaþýk 15 dakika sonra çevik kuvvet ve sivil polisler hiçbir uyarý yapmadan gaz bombalarýyla saldýrdý. Saldýrý esnasýnda 3 kiþi gözaltýna alýndý. Gözaltýna alýnan arkadaþlarýmýzý tekme ve tokatlarla, yerlerde sürükleyerek zorla zýrhlý araçlara bindirdiler. Arkadaþlarýmýza üst aramasý yapýlýrken þiddet uygulanmýþ ve hakaret edilmiþtir. Gözaltýna alýndýktan sonra hastaneden giriþ raporu almak için götürüldüklerinde, Bakýrköy Araþtýrma Hastane-

si’ndeki doktorlar, arkadaþlarýmýzý elleri kelepçeli ve polis nezaretinde muayene etmek istemiþ, bunun üzerine arkadaþlarýmýz muayeneyi kabul etmemiþtir. Gözaltýna alýnanlar arasýnda bulunan Sevda Aydýn’a savcý sözlü hakarette bulunmuþtur. Basýn açýklamasýnýn sebebini bilen savcý, hastanede kelepçeli olarak muayene olmadýðý için tutuklama ile tehdit etmiþ ve ‘sizin arkadaþlarýnýz size tecavüz eder, siz gelir polis yaptý diyerek suç duyurusunda bulunursunuz’ diye hakaret etmiþtir. Gözaltý iþlemlerinin bitmiþ olmasýna raðmen Sevda arkadaþýmýz savcýnýn keyfi iþlemleri yüzünden geç býrakýlmýþtýr. Bütün bunlardan dolayý biz, Küçükçekmece Cumhuriyet Savcýlýðý hakkýnda suç duyurusunda bulunacaðýz” SEVDALARIMIZ YALNIZ DEÐÝLDÝR! HEPÝMÝZ BÝRER SEVDAYIZ! UMUDUMUZ KAVGADA KAVGAMIZ SANATIMIZLA! BASKILAR ÝÞKENCELER TECAVÜZLER BÝZLERÝ YILDIRAMAZ!

Baskýlar, Tecavüzler Bizi YILDIRAMAZ 17 Aralýk Cumartesi günü saat 14:00’de Eskiþehir’de Adalar Migros’un

önünde, Ýstanbul Ýkitelli Ekin Sanat Merkezi çalýþaný yoldaþýmýz Sevda’mýza yapýlan faþist polis saldýrýsýný protesto etmek üzere basýn açýklamasý yapmak için toplandýk. Atýlým, Gençlik Derneði, DEHAP ve EHP’nin de desteklediði eylemde, Sevdamýza yapýlan faþist saldýrýnýn tesadüf olmadýðýný, Kürt Halkýyla Dayanýþma Günü için yapýlan etkinlikte sunucu olarak görev alan yoldaþýmýza yapýlan bu saldýrýlarýn bizleri yýldýra58. Sayý / 4-18 Ocak 2005

mayacaðýný ve bu saldýrýlarýn bedelinin ödetileceðini dile getirdiðimiz eylemimiz, atýlan “Sevda AYDIN Yalnýz Deðildir”, “Baskýlar Tecavüzler Bizi Yýldýramaz”, “Devrimci Sanat Engellenemez”, “Tecavüzcü Polis Hesap Verecek”, “Bedel Ödedik Bedel Ödeteceðiz”, “Yaþasýn Halklarýn Mücadele Birliði” sloganlarýyla son buldu. SEVDA AYDIN YALNIZ DEÐÝLDÝR! BASKILAR TECAVÜZLER BÝZÝ YILDIRAMAZ! Eskiþehir Mücadele Birliði Platformu

11


MÝLÝTAN FAALÝYET DÖNEMÝ Bir toplumsal devrim Türkiye ve K.Kürdistan proletaryasýna tekelci kapitalist sistemin tüm pencerelerinden bakýyor. Böyle bir devrimi haber veren toplumsal olaylar öncü dalgalar halinde artýk sýk sýk bu iki ülkenin kýyýlarýna vuruyor. Ýki büyük eylem dalgasý arasýndaki kýsa zaman süresi de irili ufaklý yüzlerce kitle eylemiyle doluyor. Çok çeþitli biçimlerde karþýmýza çýkan bu irili ufaklý sayýsýz eylem gözle görünmez biçimde büyük bir eylem dalgasý için gerekli enerjiyi biriktiriyor. Olaylarý son nedenleriyle ve birbiriyle baðýntýsý içinde ele almayý beceremeyenler doðal olarak bu irili ufaklý eylemlere küçümsemeyle bakýyorlar ve büyük bir eylem dalgasýyla karþýlaþtýklarýnda ise þaþkýnlýða düþüyorlar. Böyleleri, doðal olarak, büyük devrimci kitle eylemlerine hazýrlýksýz yakalanýyor ve olaylarýn ardýndan sürükleniyorlar. Bütün geliþmelere, bütün olaylara sýnýf mücadelesi penceresinden bakýp onlarý bu mücadele içindeki yerlerine doðru biçimde oturtamayanlarýn bu sondan kaçýnmalarý mümkün deðildir. En büyüðünden en küçüðüne kadar bütün devrimci kitle eylemlerini doðru okumak, sýnýf savaþý içindeki yerlerini doðru saptamak gerekir. Her kitle eyleminin bir maddi temeli vardýr, her eylem bir maddi temele dayanýr. Maddi temeli olmayan, maddi temele dayanmayan bir kitle eylemi ya mümkün deðildir ya da bir istisna olarak ortaya çýkar. Emekçi sýnýflar maddi yaþamlarýnda köklü bir deðiþiklik gerçekleþtirmek istedikleri zaman sokaða çýkarlar, baþka bir zaman ya da durumda deðil. Kitlelerin davranýþ biçimine iliþkin bu gerçeði tersinden de ifade etmek mümkün: Emekçi sýnýflar artýk sokaða çýkmayý, eylem yapmayý günlük bir davranýþ haline getirmiþlerse bu demektir ki maddi yaþamlarýnda köklü bir deðiþiklik istiyorlar. Emekçi sýnýflarýn maddi yaþam koþullarýnda köklü deðiþikliðin tek anlamý top-

12

lumsal devrimdir. Toplumsal devrimden baþka hiçbir þey emekçi sýnýflarýn maddi yaþam koþullarýný köklü biçimde deðiþtiremez. Baþta proletarya olmak üzere, emekçi sýnýflar ve Kürt halký uzun yýllardýr sermaye sýnýfý ve kapitalizmle mücadele halindeler. Bu mücadele son otuzbeþ yýla yakýn bir zamandýr ya iç savaþ ya da iç savaþa yakýn biçimlerde geçmiþtir. Bu uzun mücadele yýllarý emekçi sýnýflarda ve Kürt halkýnda sadece pratik birikime deðil ama bilinç birikimine de yol açmýþtýr. Ýktidarý ele geçirmeden, iktidar olmadan kendi yaþamsal sorunlarýnýn köklü bir çözümünün olmadýðýný onlar savaþýn içinde öðrenmiþlerdir. Emekçi kitleler yaþamýn okulunda iyi ders görmüþlerdir. Onun için, oportünistlerin, uzlaþmacýlarýn ve sosyal reformistlerin iddialarýnýn aksine, þimdi iktidarý istemeyen bir iþçi, iktidarý istemeyen bir yoksul köylü yoktur. Kürt halký ise özgürlük hakkýný elde etmenin faþist devletin yýkýlmasýndan, yani bir devrimden geçtiðini uzlaþmacýlardan çok daha iyi anlamýþtýr.

Bereketli Topraklar Üzerinde Bir devrimin gerekliliði bu kadar geniþ kitleler tarafýndan anlaþýlmýþsa devrim için gerekli en önemli koþullardan biri olgunlaþmýþ demektir. Ancak bu gerçek, devrimci komünist partinin, devrimin zorunluluðunu, kaçýnýlmazlýðýný ve derinliðini kitlelere anlatma görevini ortadan kaldýrmýyor. Buradan sadece þu sonuç çýkar ki, devrimci komünist bir faaliyet için gerçekten bereketli topraklar üzerinde bulunuyoruz. Fakat bunun dýþýnda uyandýrýlmasý, örgütlenmesi ve harekete katýlmasý gereken oldukça geniþ bir kitle vardýr. Bu iþin bir yanýný oluþturuyor. Ýþin ikinci yaný ise þudur: geniþ kitlelerin hareket halinde olmasý onlarýn Leninist Parti i58. Sayý / 4-18 Ocak 2006

le bað kurduklarý ya da kendiliklerinden bað kuracaklarý anlamýna gelmiyor. Devrimci komünist bir faaliyet için topraklarýn gerçekten verimli olmasý bize sadece çalýþmalarýmýz için uygun zemini verir, o kadar. Bunun dýþýndaki her þey Leninist kadrolarýn, taraftarlarýn, sempatizanlarýn gösterecekleri giriþkenliðe, inisiyatife, yaratýcýlýða ve cesarete baðlý olacaktýr. Demek ki, devrimin koþullarýnýn olgunlaþmýþ olmasý omuzlardaki yükü azaltmak bir yana, on kat, yüz kat artýrýr. Çok geniþ emekçi kitleleri devrime hazýrlamak ve bir silahlý halk ayaklanmasýný örgütlemek þüphesiz son derece zor bir görevdir. Ama devrimde kitlelere öncülük görevine soyunanlar bu zor görevi baþarmayý göze almýþ kiþilerdir. Ne yapmalý ve nerden baþlamalý? Öncelikle þu gerçeðin altý çizilmeli: Devrim dönemlerinde emekçi sýnýflarla, Kürt halkýyla sýký ve saðlam baðlar kurmak, önceki dönemlerde olduðundan on kat, yüz kat fazla önem kazanýr. Devrim, patlak vermek için ‘öncü’sünü beklemez. Emekçi sýnýflar, yaþam koþullarý kendileri için katlanýlmaz hale geldiðinde, kimseyi beklemeden toplumu altüst edecek büyük devrimci kalkýþmalara giriþirler. Nitekim tarihte komünist partilerin olmadýðý ya da öncülük etmediði sayýsýz devrim ve devrimci giriþim örneði vardýr. Kendilerinin her yönlü hazýrlýksýzlýðýný devrimin koþullarýnýn yokluðuna kanýt olarak gösteren oportünistlerin anlayamadýðý þey de budur. Koþullar olgun hale geldikten sonra devrim kendiliðinden, hiç beklenmedik bir nedenden, beklenmedik bir anda da patlak verebilir. Tam da bu nedenle devrimci komünist bir parti hazýrlýklarýný çok önceden yapmýþ ve tamamlamýþ olmak zorundadýr. Olaylarýn ve kitle eylemlerinin diyalektiðini anlayamayanlar ise bu tür durumlar karþýsýnda þaþkýna dönerler. ÞemdinliYüksekova ayaklanmalarý buna örnektir.


Ancak böyle baðlarý önceden kurmuþ bir devrimci komünist parti olaylara hazýrlýksýz yakalanmaz, olaylar karþýsýnda þaþkýna dönmez. Devrimin toplumsal ordusuyla sýký ve saðlam baðlar kurmuþ olmanýn önemi buradan ileri gelir. Þimdi soru þudur: Böyle baðlar kurmanýn koþullarý var mý? Bu soruya tereddütsüz olumlu yanýt verilmelidir. Emekçi sýnýflarýn ve Kürt halkýnýn daha iyi bir yaþam ve özgürlük için ayaða kalktýklarý bir dönemde bundan þüphe eden kimse ya iflah olmaz bir kötümserdir ya da boþboðaz bir gevezedir. Böyleleri varsa þayet, proletaryanýn devrimci sýnýf partisinin saflarýndan uzak dursun. Ýçinden geçmekte olduðumuz dönemin devrimci karakterini burjuva gazetelerin köþe yazarlarý dahi daha fazla gizleyemez hale geldiler. Yönetilenlerin eskisi gibi yönetilmek istemedikleri, yönetenlerin de eskisi gibi yönetemedikleri itiraflarýna burjuva gazetelerin köþelerinde, haber yazýlarýnda artýk rastlýyoruz. Uzun yýllardýr süregelen bu durumun þimdi itiraf ediliyor olmasýnýn önemi, bu itiraflarýn gerçeklerin artýk gizlenemeyecek derecede olgunlaþmýþ olduðunu göstermesidir. Böyle dönemlerde emekçi sýnýflar, ezilenler devrim saflarýna yýðýnlar halinde akýn ederler. Bu, þüphe yok ki, kitlelerle bað kurmaya çalýþan devrimin militanlarý için büyük kolaylýk anlamýna gelir. Hangi emek��inin, hangi yoksul Kürt’ün kapýsý çalýnsa o kapýyý açan olacaktýr. Burada sorun propagandada ve insanlara yaklaþýmda doðru taktiklere sahip olmaktýr. Propagandada nasýl bir taktik izlemeli? Engels bu soruya þu yanýtý veriyor: ‘Propagandada doðru taktikler, þurada ya da burada, insanýn rakibinden birkaç kiþiyi ya da yerel grubu uzaklaþtýrýp kendi yanýna çekmesi deðildir, henüz harekette yer almamýþ büyük kitleler üzerinde çalýþmaktýr.’ Evet, doðru taktik budur ve izlenmesi gereken yol da budur. ‘Henüz harekette yer almamýþ büyük kitleler’ her Leninistin, her militanýn çevresinde binlerle var. Devrimci sýnýf partisine gerekli olan da böylesi insanlardýr. Çünkü, yine Engels’in sözleriyle söylersek, insanýn bizzat kendi elleriyle yetiþtirip yoðurduðu tek bir birey, yanlýþ eðilimlerin mikrobunu, kendileriyle birlikte her zaman partiye getirecek olan oportünist on dönekten çok daha deðerlidir. Ýþte ulaþýlmasý gerekenler bunlardýr. Devrim ve komünizm davasýna sýký sýkýya baðlý hiç kimse ‘çevremde böyle kitleler yok’ diyemez.

Militanlýk Her Alanda Geçtiðimiz yýl içinde Leninist Partinin büyük bir atýlým gösterdiði tartýþma götürmez bir gerçektir. Büyük bir geliþmenin izini ve canlý örneðini her yerde görmek mümkün. Bütün yýl boyunca süren militanca mücadele özellikle son aylarda en üst düzeye ulaþmýþtýr. Yýllar boyunca büyük güçlükler ve özverilerle yaratýlan devrimci öz ve militanca mücadele anlayýþý þimdi devrimci kitle eylemlerinde daha etkili olmaya baþlamýþtýr. Bir kadýn yoldaþýmýza polisin yaptýðý aþaðýlýk saldýrýdan sonra ortaya konan militanca savaþ ruhu bunun son örneði olmuþtur. Leninistlerin kitle eylemlerinde ortaya koyduklarý kararlýlýk ve gözüpeklik, polis ve jandarma dayaðýndan býkmýþ, en ufak bir zafere dahi susamýþ bütün devrimci çevrelere büyük bir moral kaynaðý olmuþtur. Leninistlerin kitle eylemlerinde kullandýklarý dilin, yöntemin asýl önemi örnek ve yol açýcý olmalarýdýr. Açýlan yoldan baþkalarýnýn da yürümek isteyeceklerinden kuþku yoktur. Özellikle iç savaþta, savaþan güçlerin moral durumu savaþýn sonucu üzerinde çoðu kez tayin edici öneme sahip oluyor ve düþman karþýsýnda kazanýlan küçük zaferler dahi çoðu zaman iþte böyle bir moralin kaynaðý haline geliyor. Kitlelerin devrimci ruh halleriyle uyum içinde olan eylem biçimlerinin kitleler ve devrimin diðer güçleri tarafýndan benimsenmesi kaçýnýlmazdýr. Leninistlerin eylem biçimlerinin, eylemlerde ortaya koyduklarý kararlýlýk ve gözüpekliðin asýl önemi burada. Ama Leninistler, hallerinden memnun olamayacak kadar büyük iddialara ve hedeflere sahiptir. Elde edilen baþarýlarý ve gelinen noktayý asla küçümsemeden þu gerçeði görmek gerekiyor: Burjuva sýnýf egemenliðini yýkmak üzere ayaða kalkmýþ ve kalkacak olan milyonlara öncülük iddiasýný gerçekliðe dönüþtürmek için daha alýnmasý gereken çok uzun bir yol var. Yolun uzunluðu Leninistlerin ortaya koyacaklarý enerjik çalýþmayla ters orantýlýdýr. Onun için, iddiamýza uygun davranacaksak, sadece eylemlerde deðil, yaþamýn her alanýnda, özellikle de devrimin toplumsal ordusu emekçi sýnýflarla, Kürt halkýyla baðlar kurmak, onlarý örgütlemek, devrime hazýrlamak çalýþmalarýnda militanca davranmayý bilmeliyiz. Militanlýk sadece eylem alanlarýnda deðil, devrimci faaliyetin bütün alanlarýnda gösterilmelidir. Dönem militan faaliyet dönemidir. 58. Sayý / 4-18 Ocak 2006

iddiamýza uygun davranacaksak, sadece eylemlerde deðil, yaþamýn her alanýnda, özellikle de devrimin toplumsal ordusu emekçi sýnýflarla, Kürt halkýyla baðlar kurmak, onlarý örgütlemek, devrime hazýrlamak çalýþmalarýnda militanca davranmayý bilmeliyiz. Militanlýk sadece eylem alanlarýnda deðil, devrimci faaliyetin bütün alanlarýnda gösterilmelidir. Dönem militan faaliyet dönemidir. 13


Zindanlarý Yýkacak ZAFERÝ BÝZ KAZANACAÐIZ! ÖLÜM ORUCU SÜRÜYOR Serpil Cabadan Ölüm Orucu Eylemi’nin 193. Gününde ZORLA MÜDAHALE ÝÞKENCESÝ DEVAM EDÝYOR! F tipi zindanlarda her türlü baský ve iþkenceye raðmen Ölüm Orucu Eylemi sürüyor. Eylemine Sincan F Tipi Cezaevi’nde devam eden Serdar Demirel’e 234. gününde zorla müdahale edilmiþtir. Zindan katliamlarýnýn yýldönümü olan 19 Aralýk günü, katliamý protesto için feda eylemi yapmak isteyen Serdar Demirel, bedenini ateþe verdikten kýsa süre sonra gardiyanlar tarafýndan fark edilerek cezaevi revirine kaldýrýlmýþtý. Elleri ve yüzü yanan Serdar DEMÝREL, burada eylemini sürdürdü. Eylemi býrakmasý

yönündeki baskýlara karþý koyduðu için tekrar hücresine geri götürüldü. 28 Aralýk gecesi bilinci kapanýnca cezaevi idaresi Serdar DEMÝREL’i zorla Numune Hastanesi’ne götürerek müdahale ettirdi. Müdahale sonucu bilincini ve hafýzasýný kaybeden Serdar Demirel, þu an annesini dahi tanýyamayacak durumdadýr.

YAÞASIN ÖLÜM ORUCU EYLEMÝMÝZ! ZÝNDANLAR YIKILSIN TUTSAKLARA ÖZGÜRLÜK!

Ýkitelli Ekin Sanat Merkezi’nde 19 Aralýk Paneli

Ýkitelli Ekin Sanat Merkezi’nde, 24 Aralýk’ta, 19 Aralýk zindan katliamýyla ilgili panel gerçekleþtirdik. Etkinliðimize, ölümsüzleþen tüm devrim savaþçýlarý için saygý duruþuyla baþladýk. Ardýndan, katliamý Ümraniye zindanýnda dört gün boyunca yaþa-

mýþ olan Ölüm Orucu Savaþçýsý Ergül Çiçeklerin yazdýðý “Dört Ateþten Gün Dört Ölümden Gece” þiirini okuduk. 19 Aralýk sürecini, F tipinin açýlmasý esnasýndaki eylemleri, yapýlan giriþimleri, basýnda çýkan haberleri ve katliamý anlatan bir sinevizyon gösterisi yapýldý. Sinevizyonun ardýndan yapýlan 19 Aralýk Zindan Savaþlarý konulu söyleþiye, zindan savaþlarýnda Çanakkale Zindaný’nda bulunan ve katliamda kolunu kaybeden Vefa SERDAR ve 19 Aralýk sonrasý baþlayan Ölüm Oruçlarýnda ölümsüzleþen Sibel SÜRÜCÜ’nün annesi anamýz Sakine SÜRÜCÜ katýldý. Söyleþide 19-22 Aralýk 2000’de yaþananlar, sonrasýnda baþlayan Ölüm Orucu ve geliþmeler anlatýldý. Zindanlarda iþçi ve emekçilerin öncü güçlerine yapýlan bu saldýrýnýn aslýnda tüm iþçi ve emekçi halklara yönelik olduðu tekrar vurgulandý. Söyleþi, soru ve cevaplarla sürdü. Etkinlik, yapýlan müzik dinletisiyle sona erdi. UMUDUMUZ KAVGADA KAVGAMIZ SANATIMIZLA! Ýkitelli Ekin Sanat Merkezi

Devrimci Tutsaklar 19 Aralýk Katliamýný Protesto Etti Devrimci tutsaklar 19 Aralýk katliamýný protesto etmek için Kandýra F tipi zindanýnda 5 günlük, Tekirdað F tipinde ise 3 günlük açlýk grevi eylemi yaptýlar. 19 Aralýk 2000’de yirmi zindana birden saldýran faþist devlet, 28 devrici tutsaðý katletmiþ, yüzlercesini yaralamýþ ve F tiplerine zorla sevk etmiþti. Direniþleri bastýrmak ve dvrimci tutsaklarý teslim almak için giriþilen bu katliam hedeflarine ulaþamadý. F tiplerinde baþlayan yýðýnsal ölüm orucu eylemi, TKEP/Leninist ve DHKP-C davasý tatsaklarý tarafýndan kararlýlýkla sürdürülüyor. DETAK’a ulaþmak için e-mail adresi: detakistanbul@yahoo.com

14

58. Sayý / 4-18 Ocak 2006


SESLERÝ SESLERÝMÝZ SESLERÝNÝ UNUTTURMAYACAÐIZ 19 Aralýk zindan katliamýndan bu yana zindanlarda savaþ sürüyor. Onlar; “biz bunlarýn sesini bitirdik” dediklerinde zindanlardan umut, inanç, kararlýlýk ve direngenlik sloganlarý yükseldi. Yükselen ses onlarý titretti. Onlar, zindanlardaki devrimci tutsaklarýn yürek ve bilinçlerini teslim alarak yok edeceklerini sandýlar. Ve her seferinde olduðu gibi yine yanýldýlar; yine beyinleri, yürekleri, inançlarý yok edemediler. 19 Aralýk katliamýndan bu yana, yüzyirmi devrimci bayraklaþtý. Yüzlercesi bedenini siper etti. 19 Aralýk’tan bu yana Ölüm Orucu Sürüyor Bizler, devrimci tutsaklarýn bilincini inancýný paylaþanlar olarak, Gazi Mahallesi’nde 23 Aralýk Cuma günü meþaleli eylem düzenledik. Gazi eski karakolundan meþalelerimiz ve pankartýmýzla yürümeye baþladýk. Eylemin iþ çýkýþ saatine denk gelmesiyle halkýn eyleme ilgisi ve meraký yoðundu. Eylem boyunca “Yaþasýn Ölüm Orucu Eylemimiz”, “Zindanlar Yýkýlsýn Tutsaklara Özgürlük”, “Serpil Cabadan Yalnýz Deðildir”, “Murat Ördekçi Ölümsüzdür”, “16. Yýlýnda Leninist Saflara” sloganlarý atýldý. Eylemimiz Þair Abay Lisesinin önünde halka dönük ajitasyon konuþmasýyla bitirildi.

ZÝNDANLARI YIKACAK ZAFERÝ BÝZ KAZANACAÐIZ!

Gazi’den Leninistler Not: Elimize posta yoluyla ulaþan bu haberi yayýmlýyoruz.

ÝZMÝR AYIÞIÐI SANAT MERKEZÝ ETKÝNLÝKLERÝNE DEVAM EDÝYOR... Bilindiði gibi 19 Aralýk tarihi, yaþadýðýmýz topraklarda sýnýf mücadelesi tarihinde önemli bir dönemeci ifade etmektedir. 19 Aralýk 2000’de, kan emici düzen AB ve ABD baþta olmak üzere dünya gericiliðinden de aldýðý tam destekle, zindanlardaki devrimci ve komünist tutsaklara saldýrdý, onlarý ve emekçi sýnýflarý teslim almaya çalýþtý. Ama devrimin nesnelleþtiði gerçekliðine çarpýp daðýldý tüm planlarý. Ne tutsaklarý ne de emekçi sýnýflarý teslim alabildi. Devrimin geliþimini durduramadý. Devrimimizi boðmaya yönelik kapsamlý saldýrýnýn bu önemli ayaðýnýn yýldönümü nedeniyle, biz Ýzmir Ayýþý Sanat Merkezi olarak aylýk etkinliklerimizde tutsaklýk sorununa aðýrlýk verdik. Farklý günlerde gerçekleþtirdiðimiz “19 Aralýk 2000 Zindan Savaþlarý ve Tarihsel Önemi” adlý bir söyleþi ve Ýzmir Ayýþýðý olarak hazýrladýðýmýz bir slayt gösteriminin yaný sýra, ayýn son haftasýnda AB üzerine bir tiyatro gösterimi ve akabinde “19 Aralýk ve AB” yi konu alan bir söyleþi gerçekleþtirdik. Ýzmir’de çalýþmalarýný sürdüren Duvara Karþý Tiyatro Topluluðu, hazýrlamýþ olduðu “AB” isimli kýsa oyunla AB’nin gerçek iç yüzünü mizahi bir tarzda izleyenlere sergiledikten sonra, söyleþi bölümüne geçildi. Tiyatroyu izlemeye gelenlerden bir bölümünün ayrýlmasý nedeniyle yaklaþýk 25 kadar kiþinin katýldýðý ve 2 saati aþkýn süren söyleþi

boyunca, AB’nin kapitalist bir birlik olduðu, böylesi birlikleri üretici güçlerin geliþiminin dayattýðý, benzer birliklerin Amerika ve Asya kýtalarýnda da hayata geçirilmeye çalýþýldýðý, dolayýsýyla iþçi ve emekçiler için AB’ye girip girmemenin deðil kapitalizme karþý mücadele etmenin önemli olduðu üzerinde duruldu. Söyleþi sýrasýnda söz alan bir genç arkadaþ, Ýzmir’de katýldýðý küresel ýsýnma karþýtý hareketlerin düzenlediði bir mitingde topraklarýnda siyanürlü altýn çýkarýlmasýna karþý mücadele eden bir köylünün, “ama ABD bilmiyor ki 40 yýl sonra sömüreceði insan kalmayacak” demesini kendi þiveleriyle anlatmasý üzerine, kapitalizmin insanlýðý yýkýma götürdüðünün artýk herkes tarafýndan görülür hale geldiði, çünkü herkesin bir biçimiyle bu yýkýmdan etkilendiði belirtildi. Ve herkesin kendi maruz kaldýðý yýkýma deðil bu yýkýmýn kaynaðýna karþý güçlerini birleþtirerek mücadele etmesi gerektiði üzerinde duruldu. Bunun yaný sýra, bu bütünlüðü gözden gizlemeye çalýþanlarýn olduðu, onlarýn, insanlýðý bataklýðý kurutmadan sineklere karþý mücadele etmeye çaðýrdýðýný, böyle yaparak kapitalist sistemi koruduklarýna vurgu yapýldý.

58. Sayý / 4-18 Ocak 2005

ÝZMÝR AYIÞIÐI SANAT MERKEZÝ

15


T

SARIGAZÝ’DE 19 ARALIK ANMASI

arih, 19 Aralýk 2000’i gösterdiðinde, TC devleti, 20 zindanda birden saldýrdý. Devletin “Hayata Dönüþ” adýný verdiði bu katliam saldýrýsý, 28 devrimcinin katledilmesi, yüzlercesinin yaralanmasý ve günümüze dek sürecek olan Ölüm Orucu eyleminin yaygýnlaþmasýyla sonuçlandý. Biz, 19 Aralýk katliamýnýn yýldönümünde, bu faþist katliamý protesto için Sarýgazi sokaklarýndaydýk. Meþalelerin aydýnlattýðý sokaktan, “19 Aralýk Katliamýný Unutturmayacaðýz, Leninistler” yazýlý pankartýmýz ve “Zindanlar Yýkýlsýn tutsaklara Özgürlük” sloganýmýzla Demokrasi Caddesi’ne çýktýk. Cadde üzerinde “19 Aralýk Katliamýný Unutturmayacaðýz”, “16. Yýlýnda Leninist Saflara”, “Murat Ördekçi Ölümsüzdür”, “Serpil Cabadan Yalnýz Deðildir”, “Yaþasýn Ölüm Orucu Eylemimiz” sloganlarýmýzla Meydana kadar yürüdük. Bu arada sýk sýk Sevdamýza yanýnda olduðumuzu göstermek için “Sevda

AYDIN Yalnýz Deðildir” sloganý atýyorduk. Meydana geldiðimizde, basýn açýklamamýzý okumaya baþladýk. Açýklamamýz da belirttik ki, 19 Aralýk’ta yapýlan saldýrý, kriz içindeki devlet için bir hayat öpücüðüydü. Sistem varlýðýný sürdürebilmek için halkýn öncüleri olan devrimci tutsaklara saldýrmak zorundaydý. Ama saldýrý, sermaye devletini hedeflerine ulaþtýramadý. Bugün yeryüzünde görülen en uzun süreli ve en kahramanca Ölüm Orucu eylemi zindanlarýmýzda sürüyor. Biz tüm benliðimizle Ölüm Orucu Savaþçýlarýnýn yanýndayýz. Jandarmanýn ablukasýnda gerçekleþen açýklamamýzý “Ölüm Orucu Sürüyor Sürecek Zafere Kadar”, “Zindanlar Yýkýlsýn tutsaklara Özgürlük” sloganlarý atarak sonlandýrdýk Sar gazi den Leninistler

ZÝNDANLAR YIKILSIN TUTSAKLARA ÖZGÜRLÜK undan 5 yýl önce, 19 Aralýk 2000 tarihinde devlet devrimin geliþimini yavaþlatmak ve kendi hazýrlýklarýný tamamlamak için zindanlardaki tutsaklara saldýrdý. Bu saldýrýda onlarca tutsak katledildi, onlarcasý yaralandý. Tutsaklar iþkencelerden geçirilerek F tipi zindanlara sevk edildi. Tutsaklarýn hedef seçilmesi elbette bir tesadüf deðildi. Onlar, yýllardýr verdikleri mücadele ile emekçi sýnýflar için moral kaynaðý olmayý baþarmýþlar, örnek teþkil eder hale gelmiþlerdi. Sermaye tutsaklarý teslim alarak moral merkezlerini yýkmayý, moral yýkýcý unsurlar haline getirmeyi, bu amacýna ulaþmaya çalýþýrken sergileyeceði vahþetle de toplumun diri kalan unsurlarýna korku salmayý amaçlamýþtý. Ama ne 19 Aralýk saldýrýsý ne de F-Tipi zindanlar bu amacýna ulaþabildi. Tutsaklar en eþitsiz koþullarda dahi teslim olmaktansa ölürüz diyerek savaþtýlar ve savaþý 4 güne yayarak toplumun moral kaynaðý ve örnek olmayý baþardýlar. Ayný kararlýlýðý götürüldükleri F tipi zindanlarda da sergilediler. Tarihin görmüþ olduðu en kitlesel Ölüm Orucunu baþlattýlar ve sürdürdüler. Bu yönüyle bir ilk yaratmýþ olmanýn yaný sýra, bu savaþý 5 yýldýr sürdürüyor olmalarýyla da, tarihin tanýklýk ettiði en uzun Ölüm Orucu eylemini gerçekleþtiriyorlar. Leninist Parti bu savaþta onlarca savaþçýsýyla yerini aldý. Murat Ördekçi yoldaþ 19 Aralýk saldýrýsýnýn ilk gününde, Sibel Sürücü ve Aysun Bozdoðan Yoldaþlar ise, Murat’tan devraldýklarý bayraðý Ölüm Oruçlarýnda dalgalandýrýrken ölümsüzleþtiler. Birçok yoldaþýmýz da

B

16

sakat kaldý. Ama savaþ durmadý. Onlardan devralýnan bayraðý bugün zindanlarda Serpil Cabadan yoldaþ dalgalandýrmaya devam ediyor. Biz de onlarla birlikte sýnýf savaþýmýný bulunduðumuz her alanda büyütmeye, bu alevi her yere yaymaya çalýþýyoruz. Bu amaçla, 19 Aralýk katliamýný ve sürmekte olan Ölüm Oruçlarýný Ýzmir’in emekçi sýnýflarýnýn gündemine sokmak için çeþitli etkinlikler, eylemler yapýyoruz. 19 Aralýk günü, Kemeraltý giriþinde bir basýn açýklamasý gerçekleþtirdik. Mücadele Birliði yazýlý pankartýmýz, Murat, Sibel, Aysun yoldaþlarýmýzýn resimleri, “Ölüm Orucu Sürüyor”, “Yaþasýn Ölüm Orucu Eylemimiz”, “Murat Ördekçi Ölümsüzdür”, “Kürt Ulusuna Kendi Kaderini Tayin Hakký”, “Zindanlar Yýkýlsýn Tutsaklara Özgürlük” yazan dövizlerimizle alandaki yerimizi aldýk. “Ölüm Orucu Sürüyor Sürecek Zafere kadar”, “Yaþasýn Ölüm Orucu Eylemimiz”, “Devrim Savaþçýlarý Ölümsüzdür”, “Murat Ördekçi Ölümsüzdür”, “Zindanlar Yýkýlsýn Tutsaklara Özgürlük” sloganlarýmýzý attýktan sonra arkadaþýmýz metni okumaya baþladý. Basýn açýklamasýnda; “Bu saldýrýnýn amacý devrimci tutsaklarý ve devrimi ezmekti. Ama tutsaklar ve devrim buna izin vermedi.4 gün boyunca zindanlarda ve dýþarýda süren savaþ, 5 yýldýr da F Tipi zindanlarda Ölüm Orucu olarak ve iþçi ve emekçilerin ayaklanmalarý biçiminde sürmekte” denildi. Basýn açýklamasý sýrasýnda sivil polislerden

58. Sayý / 4-18 Ocak 2005

birinin “Siz demokratik hakkýnýzý kullanýn, ben size bitirdikten sonra gösteririm demokratik hakký” gibi sözlerle laf atmasý üzerine bir süre gerginlik yaþandý. Sonra basýn açýklamasýna devam edildi. Basýn açýklamasý bitirildikten sonra polisin bir arkadaþýmýzý yanýna çaðýrarak “Gel göstereyim ben sana demokratik hakký” demesi üzerine hep birlikte polislerin üzerine yürüdük ve yeniden kýsa bir süre gerginlik yaþandý ama saldýrý olmadý. Bu gerginlik sýrasýnda Mücadele Birliði Dergisi muhabirine de polislerden birinin “Bu gidiþle sen de meþhur olacaksýn. Basýnda boy boy resimlerin çýkacak” diyerek gözdaðý vermeye çalýþtýðý görüldü. Bu geliþmeler ne ilk ne de son olacak. Leninistlerin geliþmesi karþýsýnda, düþmanýn daha da saldýrgan olacaðýný biliyoruz. Bu saldýrýlara, bugüne kadar olduðu gibi bundan sonra da kararlý tavrýmýzla karþý çýkacaðýz ve çalýþmalarýmýzý zafere kadar sürdüreceðiz! Mücadele Birliði Platformu/ Ýzmir


REUTLÝNGEN’DE 19 ARALIK ZÝNDAN SAVAÞLARI ETKÝNLÝÐÝ Göçerken O bahardan bu bahara yalnýzlýk nedir bilmedik Uçarken kanatlarýmýzý kýrarcasýna aceleci ve mutlu Gördük ufuk çizgisinin ötesindeki mevsimi görmezden gelmedik. Vurulup da kanatlarýmýzdan kafeslere kapatýlýnca biz gidemesek de ona bahar bize gelir dedik direndik...

B

undan tam 5 yýl önce, 19 Aralýk 2000’de, faþist devlet, Türkiye ve Kürdistan zindanlarýnda bulunan devrimci tutsaklara karþý, tarihinin en büyük katliamlarýndan birini uyguladý. Ayný anda yirmi cezaevine birden saldýrarak, 28 devrimci tutsaðý katletti. Faþist devlet 19 Aralýk saldýrýsý ile Türkiye ve Kürdistan devrimini bitirmeyi hesaplýyordu. Ve devrimi bitirme saldýrýsýný zindanlarda baþlatarak, halkýn en ileri unsurlarýný etkisiz hale getirmeye çalýþtý. Hesaplarý devrimci tutsaklarý birbirinden soyutlayýp tek kiþilik hücrelerde bütün güçlerini yok etmekti. Çünkü bu topraklarda zindanlar, bütün bir mücadele tarihi boyunca, her zaman devrimin en ileri cephelerinden biri olmuþtur. Zindanlarý susturmadan, zindanlarý etkisiz hale getirmeden, bu cepheyi kazanmadan, emekçilere, halka yapacaklarý saldýrýlarýn zeminini yakalayamayacaklarýný biliyorlardý. Bu yüzden ilk önce zindanlara saldýrdýlar. Bu yüzden böylesine vahþi sal-

dýrdýlar. Bu yüzden katliamlarýnda sýnýr tanýmadýlar. Karþýlarýnda, insanlýðýn mutlu geleceðini yaratmak, insanlýk onurunu yaþatmak için savaþanlar vardý. Yüzlerini görmedikleri, seslerini duymadýklarý insanlar için savaþýyorlardý onlar. Ve öyle bir karþý koyuþ sergilediler ki, ölüme, koþarak, marþlar söyleyerek, gülerek gittiler. Bir an olsun tereddüte düþmeden yürüdüler kan kusan silahlarýn üzerine. Çünkü onlarýn koruduklarý siperlerin gerisinde halklarýmýzýn umudu, geleceði, yarýný vardý. Onlarýn koruduklarý siperlerin gerisinde, insanlýðýn onuru vardý... Ýþte bu yüzden, beþ yýldan bu yana siperler hiç boþ kalmadý. 19 Aralýk’ta yaratýlan destan, beþ yýldan bu yana süren ölüm orucu ile devam ediyor. Dünden bugüne ödenen bedellerle ve bugün ölüm orucunda bulunan Fatma Koyupýnar, Serdar Demirel, Serpil Cabadan canlarýmýz ile zindanlar devrimi haykýrmaya devam ediyor. 18 Aralýk 2005 Pazar günü Reutlingen Emek Kültür Merkezi’nde 19 Aralýk zindan savaþlarýný ve devam eden Ölüm Orucu Eylemi’ni konu alan bir etkinlik düzenlendi. Saygý duruþuyla baþlayan etkinlik 19 Aralýk saldýrýsýnýn anlamýný ve 5 yýldan bu yana süren Ölüm Orucu Eylemi’ni anlatan metnin okunmasýyla devam etti. Metnin okunmasýnýn ardýndan bu etkinlik için oluþturulan Þiir Grubunun hazýrladýðý þiir dinletisi sunuldu. Etkinlik EKM’nin Sevda Aydýn için hazýrladýðý bildirinin okunmasýyla devam etti. Daha sonra uzun süredir hazýrlýk çalýþmalarýný sürdüren EKM Tiyatro Top58. Sayý / 4-18 Ocak 2005

luluðu ilk kez bu etkinlikte sahne aldý. “Ben Ulrike Meinhof, Baðýrýyorum“ adlý oyunla etkinliðe katýlanlarý derinden etkileyen topluluk, büyük beðeni topladý. Tiyatro oyununun ardýndan devrimci marþlar ve türkülerle devam eden etkinlik, hep beraber çekilen halaylarla son buldu. Bizler Emek Kültür Merkezi çalýþanlarý olarak, kurulduðumuz günden bu yana bulunduðumuz alanda, yaptýðýmýz çalýþmalarla, zindanlardaki haykýrýþýn yankýsý olmaya çalýþtýk. Bundan sonra da bu çabamýz devam edecektir. Her zaman insanlýðýn geleceðini temsil edenlerin yanýnda olacaðýz. Güçlerine güç, seslerine ses katmaya çalýþacaðýz. Bu bilinçle bir kez daha haykýrýyoruz! YAÞASIN ÖLÜM ORUCU EYLEMÝ! ZÝNDANLAR YIKILSIN TUTSAKLARA ÖZGÜRLÜK! Emek Kültür Merkezi Ekm_reutlingen@yahoo.de

17


19 Aralýk Katliamý Pazartesi 19 ARALIK KATLÝAMINI UNUTMADIK Eylemindeydi Almanya’nýn Frankfurt kentinde, AGÝF, BÝR-KAR, ADHF, Kaldýraç ve Mücadele Birliði, 19 Aralýk 2005 tarihinde, þehrin merkezinde bilgilendirme standý açtýlar ve daðýttýklarý bildirilerle faþist devletin beþ yýl önce 19 Aralýk’ta gerçekleþtirdiði katliamý lanetlediler. 19 Aralýk’ta eþitsiz koþullarda savaþýma giriþen devrimci tutsaklar, “Teslim olun” çaðrýsýna “Ölürüz ama asla teslim olmayýz” þiarýyla yanýt verdiler. 19 Aralýk Zindan direniþi, düþünce ve idealleri uðruna ölümsüzlüðe yürüyen kahramanlýklara tanýklýk etti. F-tipi zindanlarda, bir ve üç kiþilik hücrelerde devrimci tutsaklar direniyorlar. Bunun içindir ki, faþist rejim yeniden düzenlediði Türk Ceza Kanunu (TCK), Ceza Muhakemeleri Yasasý (CMY), Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin Ýnfazý Hakkýnda Kanun (CÝK) gibi saldýrý yasalarýný bir bir yürürlüðe koymaya çalýþýyor. Diðer yandan bu yasalara karþý iþçi sýnýfý, Kürdistan halký ve onlarýn temsilcisi olan örgütlü güçlerinin sergilediði direniþ; 19 Aralýk sürecinin daha çetin çatýþmalarla devam ettiðini gösteriyor. Tüm bu süreci anlatan bildiri þu çaðrýyla son buluyor: “Hessen Eyaleti’nde yaþayan yerli ve göçmen emekçiler, iþçiler, öðrenciler, kadýnlar, gençler, 19 Aralýk katliamýný unutmayýn, unutturmayýn. Çünkü onlar özgür ve onurlu bir dünya kurma mücadelesi verdikleri için zindandalar. Sizleri devrimci tutsaklarla dayanýþmaya ve onlara güç vermeye çaðrýyoruz.” Havanýn soðuk olmasýna raðmen etkinlik iki saat sürdü. Daha sonra, 70.si gerçekleþtirilen Pazartesi Eylemi’ne, “19 Aralýk 2000 Zindan Katliamý ve Direniþi” taþýndý. Pazartesi Eylemi’nde yapýlan konuþmada, beþinci yýlý geride býrakan katliama iliþkin vahþet teþhir edildi. Direniþ anlatýldý. Yerli ve göçmen emekçiler arasýndaki dayanýþmanýn önemine deðinildi. Ortak çýkarýlan bildiri daðýtýldý. Özgür tutsaklarla dayanýþma çaðrýsý yapýldý.

Bundan beþ yýl önce Türkiye tekelci sermayesi ve onun faþist devleti, uluslararasý emperyalizminin desteðini de arkasýna alarak zindanlarda katliam yaptý. Hala hafýzalarýmýzda sýcaklýðýný koruyan bu katliam ve devrimci tutsaklarýn ortaya koyduklarý direngen tavýr tarihe yazýldý. Barbar ve katil faþist devlet açýsýndan kara olan bu tarih, devrimci tutsaklar açýsýndan kahramanlýk ve destan olarak yazýldý. Ýsviçre’de bulunan Türkiyeli ve Kürdistanlýlar olarak 19 Aralýk tarihini unutmadýðýmýzý, “19 Aralýk Katliamýný Unutmadýk”, “Zindanlar Yýkýlsýn Tutsaklara Özgürlük” þiarýyla yaptýðýmýz anma toplantýsýnda gösterdik. St.Gallen Halkevi olarak ikincisini düzenlediðimiz anma etkinliðini 25 Aralýk 20005 tarihinde gerçekleþtirdik. Programa katýlýmýn az olmasý üzüntü verici olmasýna raðmen elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalýþtýk. Etkinlik için daha önceden çalýþmalarýna baþlayan Halkevi müzik grubu direniþ türküleriyle, marþlarýyla aramýzdaydýlar. Topraða düþen devrim savaþçýlarý için yapýlan 1 dakikalýk saygý duruþu ve günün anlam ve önemini anlatan konuþmanýn ardýndan, programýmýz, müzik grubunun parçalarýyla devam etti. Sonrasýnda cezaevlerindeki son durumun anlatýldýðý metin okundu. Daha önceden hazýrladýðýmýz 30 dakikalýk 19 Aralýk belgeselimizin yayýnlanmasýndan sonra etkinliðimiz son buldu. Fakat yine öncesinde bir bayan arkadaþýmýz tarafýndan hazýrlanan tebrik kartlarý cezaevlerindeki tutsaklara gönderilmek için insanlara daðýtýldý. Kimileri kartlar karþýlýðýnda baðýþta bulundu. Geliri direkt cezaevine gidecek bu meblaðý þu an Ölüm Orucunda olan Serpil Cabadan’a gönderilme kararý alýndý. Küçük bir meblað olsa da dayanýþma bilinci açýsýndan kayda deðer buluyoruz. St.Gallen Halkevi olarak her zaman devrim ve sosyalizm davasý için savaþanlarýn yanýnda olacaðýmýzý bir kez daha ilan ediyor 19 Aralýk katliamýný unutturmayacaðýmýzý söylüyoruz. ÞAN OLSUN DEVRÝM VE SOSYALÝZM ÝÇÝN SAVAÞANLARA! ÞAN OLSUN 19 ARALIK SAVAÞÇILARINA! KATLÝAMLAR BÝZÝ YILDIRAMAZ! KATLÝAMLAR DEVRÝMÝ ENGELLEYEMEZ! ZÝNDANLAR YIKILSIN TUTSAKLARA ÖZGÜRLÜK!

Almanya’dan Mücadele Birliði Okurlarý

18

58. Sayý / 4-18 Ocak 2005

St.Gallen Bölgesinden Bir Okur/ Ýsviçre


19 ARALIK KATLÝAMINI UNUTMADIK UNUTTURMAYACAÐIZ!

19 Aralýk Katliamýnýn 5. yýldönümünde Mücadele Birliði, ESP, DHP, ODAK, SDP, Kurtuluþ Partisi, Kaldýraç, ÖMP, Partizan ve ÝCÝ düzenleyiciliðinde Ýzmir’de ortak bir eylem yapýldý. 18 Aralýk Pazar günü Konak Pier önünde toplanan yaklaþýk 250 kiþi, “19 Aralýk Katliamýný Unutmadýk Unutturmayacaðýz” yazan pankart ve 19 Aralýk’ta ve Ölüm Oruçlarý’nda ölümsüzleþen devrim savaþçýlarýnýn resimlerini açarak Eski Sümerbank yönünde yürüyüþe geçti. Yürüyüþ boyunca ve alanda sloganlar atýldý. Mücadele Birliði Platformu olarak eyleme “F Tipi Zindanlar Kapatýlsýn”, “Ölüm Orucu Sürüyor Serecek Zafere Kadar”, “Serpil Cabadan Ölüm Orucunun 176. Gününde”, “Ölüm Orucu Sürüyor”, “Kürt Ulusuna Kendi Kaderini Tayin Hakký” yazan dövizlerle katýldýk. Konak’ta Eski Sümerbank önüne gelindiðinde basýn açýklamasýna baþlandý. Basýn açýklamasýnýn okunmasýndan sonra 19 Aralýk’ta tutsak olan ve saldýrýyý yaþayan 2 kiþi konuþma yaptý. Daha sonrasýnda cezaevlerinden gelen 2 mektup okundu ve bir tutsak anasý konuþma yaptý. Tutsak anasý “bizler onlarýn dýþarýdaki sesi soluðu olmalýyýz ve oluyoruz” þeklinde konuþtu. Tutsak Anasýnýn konuþmasýndan sonra Ayýþýðý Sanat Merkezi çalýþaný ve bir tutsak yakýný birer þiir okudular. Sonrasýnda sunucunun “Devlet katletmeye, kaçýrmalara, iþkencelere devam ediyor. Son olarak ta geçtiðimiz hafta devrimci bir sanatçý olan Sevda AYDIN kaçýrýlarak tecavüze uðramýþtýr. Devletin yüzü bir kez daha görülmüþtür” demesi üzerine “Sevda AYDIN Yalnýz Deðildir”, “Ýþkenceci Polisler Hesap Verecek” sloganlarý atýldý. Çav Bella marþýyla eylem bitirildi. Mücadele Birliði Platformu olarak “Ölüm Orucu Sürüyor Sürecek Zafere Kadar”, “Yaþasýn Ölüm Orucu Eylemimiz”, “Murat Yoldaþ Yaþýyor Leninistler Savaþýyor”, “Zindanlar Yýkýlsýn Tutsaklara Özgürlük” sloganlarýyla bir süre yürüdükten sonra dövizlerimizi toplayarak daðýldýk.

SEVDA AYDIN ÝÇÝN Kadýn Örgütlerinden Eylem Kaçýrýlarak tecavüz iþkencesine maruz kalan Ýkitelli Ekin Sanat Merkezi çalýþaný Sevda Aydýn için 31 Aralýk günü saat 14:00’da Aksaray-Yusufpaþa duraðý önünde çeþitli kadýn örgütlerinin katýlýmýyla basýn açýklamasý yapýldý. Yapýlan açýklamada; “Devletin, sisteme muhalif, örgütlü kadýnlarý sindirmek ve yýldýrmak için kullandýðý cinsiyetçi þiddetin gözaltýnda, cezaevinde taciz ve tecavüzün yeni boyutu, zor kullanarak kaçýrmalar. Oldukça planlý ve profesyonelce yapýlan bu insanlýk dýþý kaçýrýlmalarda muhalif kadýnlar hedef seçilerek; kadýnlarýn cinsel, siyasal, ulusal kimliklerini parçalamak amacýyla cinsel iþkence yöntemleri uygulanmaktadýr. Ýþte bu kadýnlardan DEHAP Kadýn kollarýndan Gülbahar, Pýnar, Asiye... Ezilenlerin Sosyalist Platformu çalýþanlarýndan Tuðba, Derya... Diyarbakýr’dan Afife... Ýstanbul’dan Hülya, Elisabeth... kaçýrýldýlar. Psikolojik ve aðýr fiziksel iþkenceye maruz kaldýlar. Cinsel taciz ve tecavüze uðradýlar Devlet bünyesinde kadýna yönelik þiddete karþý birimler oluþturulurken, diðer yandan da devlet kadýna yönelik þiddeti örgütlemekte uygulamaktadýr” denildi. Katýlýmýn ve ilginin yoðun olduðu basýn açýklamasýnda sýk sýk “Sevda Aydýn Yalnýz Deðildir”, “Tecavüzcü Polisler Hesap Verecek”, “Yaþasýn Örgütlü Mücadelemiz”, “Kaçýrmalar Bizi Yýldýramaz”, “Hepimiz Birer Sevdayýz”, “Gülbaharlar Tuðbalar Yalnýz Deðildir”, “Biji Yekitiya Jiyan” sloganlarý atýldý. Atýlan sloganlarýn ardýndan eylem sona erdi. Açýklama da Ýmzasý Bulunanlar: Baðýmsýz Kadýnlar, Feminist Kadýnlar, Amargi, Emekçi Kadýnlar Birliði, Feminist Kadýn Çevresi, Özgür Kadýn, Gökkuþaðý Kadýn Derneði, Demokratik Kadýn Hareketi, Eðitim-Sen 3-4 Nolu Þubeden Kadýnlar, ÝHD’den Kadýnlar, Halkevlerinden Kadýnlar, Toplumsal Özgürlük Platformu’ndan Kadýnlar, Çaðrý Dergisinden Kadýnlar, Ýst.Tunceliler Derneði’nden Kadýnlar, Emeðin Partili Kadýnlar, Özgürlük ve Dayanýþma Partisi Kadýn Koordinasyonu, Sosyalist Demokrasi Partili Kadýnlar, Emekçi Hareket Partili Kadýnlar, Demokratik Özgür Kadýn Hareketi Bileþenleri; Demokratik Toplum Partisi Kadýn Çalýþma Birimi, Barýþ Anneleri, Göç-Der, Yakay-Der, Tuad-Der, MKM’li Kadýnlar, Özgür Yurttaþ Hareketi Kadýn Ýnisiyatifi

Mücadele Birliði Platformu/Ýzmir 58. Sayý / 4-18 Ocak 2005

19


Sevdalarýmýzýn Yanýnda Olacaðýmýzý Haykýrýyoruz!

Ayýþýðý Sanat Merkezi olarak iþçilerin, emekçilerin kültürünü ve sanatýný üretiyor ve geliþtiriyoruz. Tüm dünyada yeniye dair her þeye karþý koyan kapitalizmin, yeniyi temsil eden insanlara da tahammülü kalmamýþtýr. Tüm dünyada emekçi halklara açlýk, sefalet, yýkým götürürken yeniyi temsil eden insanlara da iþkenceler tecavüzler ve zindanlar dayatýlýyor. Bunun en aþaðýlýk örneði geçtiðimiz günlerde yaþanmýþtýr. Ýkitelli Ekin Sanat Merkezi emekçisi Sevda Aydýn sivil polislerce

kaçýrýlarak tecavüze uðramýþtýr. Biz Antep Ayýþýðý Sanat Merkezi olarak 26 Aralýk pazartesi günü saat 12:00 de Ayýþýðý Sanat Merkezi yazýlý önlüklerimizi giyerek Antep adliyesi önünde basýna bir açýklama yaptýk. Açýklamada: “Güpegündüz ve kalabalýk bir duraktan Sevda Aydýn’ý kaçýracak kadar gözleri dönenler ne kadar aciz kaldýklarýný göstermiþlerdir. Ancak tarih bilir ki, toplumcu-gerçekçi sanat anlayýþýný ne baskýlar, ne tecavüzler ne de katliamlar durdurabilmiþtir... Nazým Hikmet, Victor Jara, Aysun Bozdoðan olup çekeceðiz zýlgýtlarýmýzý, söyleyeceðiz türkülerimizi... Sevdamýza yapýlan bu saldýrý bizleri yolumuzdan alýkoyamaz daha bir güçle asýlýrýz küreklere...” diyerek “Sevda Aydýn Yalnýz Deðildir” sloganlarýný attýk. Hazýrladýðýmýz bildirileri Balýklý Parký ve Gaziler Caddesi’nde daðýtmaya baþladýk. Halkýn yoðun ilgisiyle karþýlaþtýðýmýzý gören sivil polisler daðýttýðýmýz bildirilerin yasal olmadýðýný, “izin almamýz gerektiði”ni söylediler. Bizleri hiç bir baskýnýn yýldýramayacaðýný belirterek bildirilerimizi daðýttýk. Daha sonra PTT binasý önüne gelerek toplu bir þekilde Sevdamýza hazýrladýðýmýz mektup ve kartlarýmýzý postalayarak O’nun yanýnda olduðumuzu dile getirdik. “Umudumuz Kavgada Kavgamýz Sanatýmýzla” diyor ve Sevdalarýmýzýn yanýnda olacaðýmýzý haykýrýyoruz! SEVDA AYDIN YANLIZ DEÐÝLDÝR! UMUDUMUZ KAVGADA KAVGAMIZ SANATIMIZLA! Antep Ayýþýðý Sanat Merkezi

lar bizim de kavga alanýmýz… “Umudumuz kavgada kavgamýz sanatýmýzla” ilerliyoruz aydýnlýk, özgür yarýnlara… Shakespare’in de dediði gibi: “türküleri yapanlar yasalarý yapanlardan daha güçlüdür” Hangi kendini bilmez cesaret edebilir türkülerimizi susturmaya… Bizim aydýnlýk gülüþlerimiz, üreten ellerimiz, özgürleþen bilinçlerimiz var. Türkülerimizle, marþlarýmýzla sevdalaþmak için biz de varýz… Bu uðurda daha kaç sevda yüreklimiz kaçýrýlarak tecavüz iþkencesine uðrayacak, daha kaç insanýmýz diri diri yakýlacak, daha kaçýmýz daraðaçlarýnda gencecik düþlerini asýlý býrakacak… Daha kaçýmýz?.. Özgürlük ellerimizde… Bunun için tüm duyarlý sanatçýlarý sevdalarýmýza destek vermeye çaðýrýyoruz… Bizler de bu mücadelenin peþini býrakmayacaðýz… Ýnsanlýk özgürleþene kadar türkülerimiz, marþlarýmýz susmayacak… Sevdalar Ýçin Söylüyoruz…

Bizler de Sevdalarýmýzýn Yanýndayýz!..

“Hepimiz Birer Sevdayýz” Evet hepimiz birer Sevda, birer umut, birer ýþýk kaynaðýyýz… Sevdalarýmýzdan, umutlarýmýzdan bu kavga sürdüðü müddetçe asla, ama asla vazgeçmeyeceðiz. Bizim Victor Jara’larýmýz, Pir Sultan’larýmýz, Paul Robeson’larýmýz, Ruhi Su’larýmýz, Nazým’larýmýz, Þarlo’larýmýz, Enver Gökçe’lerimiz, Aysun’larýmýz ve burada adlarý saymakla bitmeyecek nice nice sevda dostlarýmýz, insan emekçilerimiz, devrim yüreklilerimiz var… Kadýnýmýzla, erkeðimizle, çocuðumuzla, iþçimiz-emekçimizle daha güçlüyüz. Bizler de bu kavgada sazýmýzla, sözümüzle varýz… Ellerimiz yok oluncaya kadar çalmaya, sesimiz son nefesini de tüketinceye kadar söylemeye, devrimci sanatýmýzý yapmaya and içtik… Türkülerimiz Kürt ve Türk halklarý için, iþçi-emekçilerin özgürlük mücadelesi için yankýlanmaya devam edecek! Ýnsanlýðýn özgürlük mücadelesini verdiði tüm kavga alanlarýný kendimize ýþýk yaparak ilerliyoruz… Grev alanlarý, mitingler, zindan-

20

5 Þubat 2006 Pazar Tohum Kültür Merkezi Saat:15.00-17.00 Grup EMEÐE EZGÝ


SEVDALARIMIZIN YANINDAYIZ!.

AKP hükümetinin yalan perdesi yýrtýlýyor. Ýþkencenin münferit olduðunu, dolaþtýðý Avrupa ülkelerinde sýkça dillendiren Erdoðan’ýn yalaný Ekin Sanat Merkezi çalýþaný Sevda Aydýn’a yapýlan iþkence ve tecavüzle bir kez daha açýða çýktý. (...) Ýþkenceci ve tecavüzcü yüzünü iyi tanýdýðýmýz Türk polisinin bu tecavüz iþkencesini protesto ediyoruz. Ve Sevda Aydýn ile dayanýþma içerisinde olduðumuzu belirtiyor duyarlý kamuoyunu Türk devletini protesto etmeye çaðýrýyoruz.(...) Almanya Göçmen Ýþçiler Federasyonu/ AGÝF Kadýna ve insanlýða yönelik þiddetin en çirkin yüzüdür tecavüz; lakin kavganýn ateþini söndüremedi, söndüremez. Bu ateþ ona el uzatan her þeyi yakacaktýr. “ gemileri yaktýk geriye dönüþ yok ”! Artýk tecavüz tehdidiyle kadýnlarý evlerine gönderemezsiniz! Hepimiz Sevda Aydýn’ýn yanýndayýz! (...) Ekin Kültür Sanat Merkezi’ ne ve Sevda Aydýn’ a yapýlan bu insanlýk dýþý saldýrýyý halkýmýza yapýlmýþ vahþi bir saldýrý olarak algýlýyor ve nefretle kýnýyoruz. (....) ATÝK-YENÝ Kadýn Kadýnlar! Eþitlik ve Özgürlük Sevdalýlarý! Tecavüzcü Faþist Türk Devletine Karþý Ses Olun! Barikat Olun! Yýllardýr, Türkiye ve Kürdistan’da eþitlik ve özgürlük kavgasý veren kadýnlara karþý tecavüz silahý ile saldýran faþist Türk devleti, yeniden ayný silahla saldýrýlarýna baþladý. (.....) Baþta iþçi ve emekçi kadýnlar olmak üzere, eþitlik ve özgürlük kavgasýna sahip çýkan tüm güçleri Sevda Aydýn ile dayanýþmaya, Türkiye içiþleri bakanlýðýný ve tüm ülkelerdeki Türkiye Büyükelçiliklerini protesto fakslarý ile kilitlemeye çaðýrýyoruz. (.....) AvEG-Kon Kadýn Komisyonu

(...) Çünkü o halký için sanat yapmaya adaydý, çünkü o burjuva yoz kültüre karþý iþçi sýnýfýnýn ve ezilen yýðýnlarýn sanatýný geliþtirmeye adaydý. Ýþte bu nedenlerden ve politik kimliðinden dolayý, insanlýk dýþý uygulamaya maruz kaldý. Tecavüze uðradý, iþkenceden geçirildi. Bu iðrenç saldýrýyý gerçekleþtiren devletin paralý uþaðý zavallýlar er veya geç halka hesap vereceklerdir. (...) Sevda Aydýn’a yapýlan bu iðrenç saldýrýyý kýnýyor, ilerici, demokrat, yerli ve göçmen kamuoyunu, duyarlý olmaya çaðýrýyor, “Sevda Aydýn yalnýz deðildir” diyoruz. Hessen: AGÝF, BÝR-KAR, ADHF, Kaldýraç ve Mücadele Birliði

(....) Devrimci sanatçýlar bu ülkede onyýllardýr baskýlarýn, yasaklamalarýn, iþkencelerin, katliamlarýn her türünü yaþamalarýna raðmen mücadelelerini hep sürdürmüþlerdir. Bundan sonra da yine ayný þekilde inançla, kararlýlýkla mücadelelerini kesintisiz devam ettireceklerdir. Sevda Aydýn’a, onun nezdinde tüm devrimci sanatçýlara karþý yapýlan bu alçakça, namussuzca saldýrýyý lanetliyor, sorumlularýn bir an önce ortaya çýkarýlýp cezalandýrýlmalarýný istiyoruz. Devrimci sanatýn ve devrimci sanatçýlarýn susmayacaðýný, susturulamayacaðýný bir kez daha ilan ediyoruz. Ýdil Kültür Merkezi, Grup Yorum, Kültür Sanat Yaþamýnda Tavýr Gergisi, FOSEM (...) (Bu saldýrýlar) bir kez daha gösteriyor ki sömürgeci faþist devlet gerçek kimliðinden hiç bir þey kaybetmemiþtir. Ýsviçre Göçmen Ýþçiler Federasyonu olarak Ülkede Özgür Gündem Gazetesine ve Ekin Sanat Merkezi Çalýþaný Sevda Aydýn’a yapýlan saldýrýyý kýnýyor, tüm kamuoyunu duyarlý olmaya çaðýrýyoruz. Sözün bittiði yerde Eylem Baþlar. IGIF / Ýsviçre Göçmen Ýþçiler Federasyonu (...) Gözaltýnda, dýþarýda, içerde taciz ve tecavüz devrimci kadýnlarýn bedenlerinden kiþiliklerine doðrultulan bir saldýrý olmuþ ve bu yolla devrimci kadýnlarýn mücadelenin dýþýnda býrakýlmasý hedeflenmiþtir. Ancak tarih, “dönen dönsün, ben dönmezem yolumdan” diyenleri haklý çýkartmýþ ve bu saldýrýlar kavgaya daha fazla sarýlmakla bertaraf edilmiþtir. Ekin Kültür Sanat Merkezi’ne ve Sevda Aydýn’a yapýlan bu insanlýk onuruyla baðdaþmayan saldýrýlarý kýnýyor, yanlarýnda olacaðýmýzý bir kez daha belirtiyoruz. Partizan, Ýþçi-Köylü, Yeni Demokrat Gençlik (.....) Tarih yasadýþý bir þekilde gözaltýna alýnan ve kaybedilenlerle, sokak ortasýnda infaz edilenlerle, gözünün önünde çocuðuna, eþine polis tarafýndan tecavüz ve iþkence edilen babalarla, gözaltýnda tecavüze uðrayanlarla, hapishanelerde diri diri yakýlýp katledilen kiþilerle, katliamlarla doludur. Ve bunlarýn hiç biri aydýnlatýlmamýþ, failleri cezalandýrýlmamýþtýr. Çünkü tüm bunlar devlet eliyle yapýlmaktadýr. Çünkü “polisimizin elini soðutmayalým” diyen de, “elimizde taþ gibi oðlanlar varken copa ne gerek var”

58. Sayý / 4-18 Ocak 2005

diyende bu ülkeyi yönetenlerin mantýðýdýr. Bu düþünce faþizmindir. Baský kurarak, yasaklayarak, iþkence yaparak, katlederek haklar ve özgürlükler mücadelesini engelleyeceklerini zannediyorlar. Ama yanlýþ düþünülüyorlar. Yapýlan baskýlar mücadeleyi gerileteceðine aksine mücadeleye inancý ve öfkeyi arttýrmaktadýr. Biz Temel Haklar Federasyonu olarak yaþanan bu olayý protesto ediyoruz. Ve failleri bir an önce bulunarak, cezalandýrýlsýn diyoruz. Temel Haklar Federasyonu Tecavüz her zaman iþkencecilerin, egemenlerin özellikle de sistemi ayakta tutacak, savunabilecek ahlaki ve moral deðerlerin çöktüðü bir dönemde baþvurduklarý iðrenç bir yöntem olmuþtur. Her sýnýf kendi karakterine uygun ve kendine yakýþan tarzda dövüþür. Onlar da kendilerine yakýþan, çürümüþ ve çöken kiþiliklerine uygun olaný yapýyorlar.(...) Alçakça tecavüz ile ne yapmak istediklerini biliyoruz. Onlar her zaman komünist ve devrimci kadýnlara, ezilen sýnýflarýn ve direnen halklarýn kadýnlarýna karþý bir bastýrma, kiþilik ve kimliklerini yok etme, ezme yöntemi olarak buna baþvurdular. Kiþiliðinde en küçük bir sarsýlmaya, duygularýnýn parçalanmasýna izin vermeyeceðini biliyoruz. Sýnýf kinimizin ve savaþýmýmýzýn meþalesini yükselterek ve büyüterek yanýtlayacaðýz bu alçakça saldýrýyý da. Yapý Sanatevi (....) Bu olay, birkaç katliamcý, tecavüzcünün organize ettiði münferit bir olayý deðil; tam tersine kapitalist barbarlýk düzenin özünü yansýtmaktadýr. (...) Ýþçi Kültür Evleri olarak Sevda Aydýn’a yönelik gerçekleþen saldýrýyý aslýnda tüm devrimcilere ve iþçi sýnýfýna dönük bir saldýrý olarak görüyoruz. Sevda Aydýn þahsýnda tüm iþçi ve emekçilere bir mesaj verilmek istenmektedir. Fakat hiçbir gözdaðý ve saldýrý bizleri yýldýramayacaktýr. Tersine tüm bu alçakça devam eden saldýrýlar sadece öfkemizi bilemekte ve yaptýklarýnýn yanlarýna kalmayacaðý o tarihsel hesaplaþma günlerini hýzla yaklaþtýrmaktadýr. Ýþçi sýnýfýnýn devrimci kültür sanat mücadelesinde bir mevzi olarak bulunduðumuz her alanda devrimcilere yönelik süren bu alçakça saldýrýlar karþýsýnda bir kez daha haykýrýyoruz. Tüm bu saldýrýlarýnýz beyhudedir. Sonunuz hýzla yaklaþmaktadýr ve yaptýklarýnýz yanýnýza kalmayacaktýr. Ýþçi Kültür Evleri

21


Hiçbir Baský Emekçi Halklarýmýzla Buluþmamýzý Engelleyemez Oluþan kan gölü deðil, Devrim haritasýdýr kanla çizilen! Kurþun cana deðende Kan topraða Nice kardelenler Yön olacaktýr bu haritalarda Evet, oluþan kan gölü deðil, hepimiz uzun bir zamandýr yaþadýðýmýz coðrafyanýn her yanýnda, ýlýk ýlýk yalýmlanan, kan sýzdýran yaralarý izliyoruz televizyonlarda, gazetelerde Ama bu kan gölüne aðlamak mý yapýlmasý gereken, yoksa biran önce kollarý sývayýp bütün bir iþçi ve emekçi halklarýmýzý gün geçtikçe kýzýþmakta olan iç savaþýn yakýcýlýðýna hazýrlamak mý? Þemdinli olaylarý bu soruyu bir kere daha tüm yakýcýlýðýyla dayattý. Biz de bulunduðumuz her alanda faþizmin iþçi, emekçi halklarýmýzý katletmeye yönelik her hamlesine karþý ileri atýlmayý, emekçi halklarýmýzý bilinçlendirip kýzýþmakta olan savaþa hazýrlanmalarý gerektiðini anlatmayý bir görev biliyoruz. Antakya’da Mücadele Birliði okurlarý olarak, Temel Haklar ve Özgürlükler Dernekleri Federasyonu, Partizan ve BDSP’yle birlikte ortak bir kampanya örgütledik ve belirlediðimiz merkezi bölgelerde meþaleli yürüyüþler düzenledik. Ýlk yürüyüþ, 12 Aralýk tarihinde Samandað’da gerçekleþti. 12 Aralýk günü akþam saatlerinde pankartýmýzý açarak Atatürk Parký’ndan Oytun Meydaný’na doðru yürüyüþe geçtik. Sloganlarla süren yürüyüþümüzün ardýndan Oytun Meydaný’nda basýn metnini okuduk. Temsilcimiz Yeþim Tunçsan’ýn okuduðu açýklama esnasýnda provokatif tavýrlar sergileyen polisin muhabirimizi tehdit etmeye çalýþmasý üzerine kýsa bir gerginlik olsa da eylemimiz herhangi bir çatýþma durumu yaþanmadan sona erdi. Ýkinci eylemimiz 15 Aralýk tarihinde Armutlu Mahallesi’nde gerçekleþti. Saat 18.00’de Armutlu giriþinde toplanarak meþalelerimizi yakmamýzla baþlayan eylem Gündüz Caddesi boyunca sloganlarýmýzla sürdü. Bir hafta kadar önce burada gerçekleþen bir baþka eyleme provokatif bir þekilde sivil faþist çetelerin saldýrýsý gerçekleþtiði için hazýrlýklý olduðumuz bu eylem yoðun yaðan yaðmura karþýn mahalleyi ablukaya alan polisleri çýldýrtýrcasýna büyük bir coþkuyla geçiyordu. Camlardan çýkan insanlarýn ve mahallede bulunan halkýn desteðiyle, alkýþlarýyla, zafer iþaretleriyle süren yürüyüþümüz belirlediðimiz bir noktada gerçekleþtirdiðimiz basýn açýklamasýyla devam etti. Basýn açýklamasýnýn ardýndan, Ýstanbul’da saldýrýya uðrayan yoldaþýmýz Sevdamýzdan bahsederek ajitasyona baþlayan temsilcimizin konuþmasý mahalle halký tarafýndan yoðun ilgiyle karþýlandý. Eylemimiz Sevdamýzla ilgili yapýlan konuþmanýn ardýndan sona erdi. Programladýðýmýz eylemlerin sonuncusu olan meþaleli yürüyüþümüz de Harbiye’de gerçekleþti. Akþam 17.00’da bir araya gelerek Hidro Tesisleri’nden meþalelerle yürüyüþe geçtiðimiz esnada önümüzü kesen jandarmanýn tehditler eþliðinde saldýrýsýna

22

uðradýk. Daðýlmazsak zor kullanacaklarýný söyleyen jandarma uzlaþmaz tutumumuz karþýsýnda kudurmuþçasýna üstümüze saldýrarak bizi gözaltýna aldý. Gerek gözaltý sýrasýnda, gerekse götürüldüðümüz Ýl Jandarma Komutanlýðý’nda yoðun saldýrýlara, tehditlere maruz kaldýk. Ýl Jandarma Komutanlýðý’nda tutulduðu esnada saldýrýlara, tehditlere maruz kalan temsilcimizse ayný zamanda jandarmanýn sözlü ve fiziksel tacizine de maruz kalmýþtýr. Hastaneye bile kelepçelerle götürülen temsilcimiz hastane de muayeneyi kabul etmemiþtir. Hastanedeki doktorlarýn tutumunun da jandarmayý aratmadýðý ortada olmasýna karþýn ciddi yaralarý olan arkadaþlarýmýzýn hiçbirine rapor verilmemiþtir. Gözaltýna alýnan 12 kiþi gece saat 24.00 civarýnda savcýlýða bile çýkarýlmadan serbest býrakýlmýþtýr. Faþist devlet bilmelidir ki, hiçbir baský, saldýrý, gözaltý, iþkence iþçi ve emekçi halklarýmýzla politikalarýmýzý buluþturmamýzýn önüne geçemeyecektir. YAÞASIN HALKLARIN MÜCADELE BÝRLÝÐÝ Mücadele Birliði/Antakya

Baskýlarla Sonuç Alamayacaklar! 22 Aralýk tarihinde Harbiye’de Þemdinli’yle ilgili gerçekleþen meþaleli yürüyüþ esnasýnda gözaltýna alýnan arkadaþlarýmýz, vücutlarýnda ciddi hasarlar olmasýna karþýn hiçbir rapor alamadýlar ve savcýlýða dahi çýkarýlmadan keyfi bir tutumla saatlerce gözaltýnda tutulup iþkenceye maruz kaldýlar. 23 Aralýk günü bu saldýrýlarý protesto etmek için bir araya gelen arkadaþlarýmýz, basýn açýklamasý yapmak için ÝHD’yle görüþtüler; fakat “derneði açacak kimsemiz yok” gibi komik bir gerekçeyle talepleri reddedildi. Bunun üzerine 23 Aralýk günü saat 13.00’de Temek Haklar ve Özgürlükler Derneði’nin binasýnda bir araya gelen arkadaþlarýmýz, kamuoyunu bilgilendirmek ve hiçbir baskýnýn, gözaltýnýn kendilerini durduramayacaðýný açýklamak için bir basýn açýklamasý düzenlediler. Basýn açýklamasýnýn ardýndan savcýlýða suç duyurusuna giden arkadaþlarýmýz burada da savcýnýn keyfi tutumuyla karþýlaþtýlar. Harbiye Jandarma Karakolu, Ýl Jandarma Komutanlýðý ve görevli doktorlar hakkýnda suç duyurusunda bulundular. Ardýndan, aralarýnda temsilcimiz Yeþim Tunçsan’ýn da bulunduðu yaralý arkadaþlarýmýz rapor almak üzere saðlýk ocaðýna gittiler. Baskýlar, Gözaltýlar, Ýþkenceler Bizleri Yýldýramaz!

58. Sayý / 4-18 Ocak 2005

Mücadele Birliði/Antakya



s058