Issuu on Google+


Sunu, Yeni bir dergide okurlarýmýzla buluþmanýn sevinciyle merhaba. Yeni Evrede Mücadele Birliði, bu yeni dönemde adýna uygun olarak sýçramalý bir geliþim gösterecektir. Ýlk sayýmýzý çýkarýrken okurlarýmýzdan birer doðal muhabir gibi davranmalarýný beklediðimizi belirtmek istiyoruz. Bir haberin nasýl yapýlacaðý konusunda elimizde okurlarýmýza sunabileceðimiz hazýr bir reçete yok; sadece þunlarý söyleyebiliriz: Habere konu olan olayýn yeri, zamaný, kimler tarafýndan gerçekleþtirildiði mutlaka yazýlmalý. Olayýn okuyucularýmýz tarafýndan doðrudan aktarýlmasý yerine, kendi yorumlarýyla ve pratik-politik sonuçlar çýkarýlarak, haber-yorum þeklinde aktarýlmasý daha yerinde olur. Yine, eðer olanak varsa olayýn fotoðraflanmasý ve dergimize gönderilmesi çok iyi olacaktýr. Herkesin kendisini devrimci bir yayýn faaliyetini bu tür yazý, resim ve fotoðraflarla beslemek konusunda sorumlu hissetmesi gerekiyor. Ýlksayýmýzýn baþyazýsý Afrika’da demokrasi ve sosyalizm mücadelesi üzerine, Afrika, adý açlýk ve yoksullukla anýlan bir kýta.Yýllar yýlý emperyalist ülkelerin sömürgeciliði altýnda kalmýþ olan kýta; dünyanýn vicdanýna batmýþ bir diken gibidir. Baþyazý, Afrika’nýn kurtuluþunun demokrasi ve sosyalizm mücadelesinin yükselmesi ve dünya proleter hareketiyle daha bütünlüklü yürümesiyle mümkün olacaðýný vurguluyor. Afrika’da sýnýfsal ayrýþmanýn gerçekleþmiþ olmasý, Afrikalý iþçi ve emekçileri proletaryanýn baðýmsýz sýnýf bayraðý altýnda toplanmaya zorluyor. Baþyazýmýz artýk Afrika’da mücadelenin ulusal kurtuluþtan farklý olarak toplumsal kurtuluþa yöneldiðinin altýný çiziyor. Bu sayýmýzýn gündemini TC devletinin savaþ ilaný anlamýna gelen Irak’a asker gönderme tezkeresinin kabul edilmesi oluþturuyor. Tekelci sermayenin savaþ hükümeti, kan parasý karþýlýðýnda iþçi ve emekçi çocuklarýný savaþa sürüyor. Savaþa karþý barýþ isteminin Lenin’in deyimiyle “Uysal bir dilek” olmaktan öteye gitmeyeceði böylece bir kez daha anlaþýlmýþ oldu. Savaþlarý durdurmanýn tek yolunun devrimleri yükseltmek olduðu açýkça görüldü. Son dönemde öðrenci eylemlerinde bir yoðunluk gözlemleniyor. Bunun sýçramalý bir geliþime yol açacaðýný söylemek gerekiyor. Gençliði üniversite sýnýrlarý içine hiç kimsenin hapsedemeyeceði son eylemlerle daha iyi anlaþýldý. Önümüzdeki süreç, Filistin, Irak, Türkiye... ve dünyanýn her yerinde devrimin kendisini daha yakýcý bir þekilde hissettireceði bir süreç olacaktýr. Yeni yayýn dönemimizde bizler de buna uygun bir yayýn faaliyeti içinde olacaðýz. Bir sonraki sayýmýzda buluþmak dileðiyle.

MÜCADELE BÝRLÝÐÝ DAÐITIMCILARINA SÝLAHLI SALDIRI! BASINA VE KAMUOYUNA 5 Ekim 2003 tarihinde Ýkitelli semtinde Mücadele Birliði dergisi daðýtan okurlarýmýza önce resmi polisler fiili olarak saldýrmýþ, saldýrý karþýsýnda okurlarýmýzýn kararlý bir tavýr göstermesi üzerine bu kez sivil ve resmi polisler okurlarýmýz üzerine ateþ açmýþtýr. Bu saldýrýlardan yara almadan kurtulmayý baþarabilen okurlarýmýz, sloganlar atarak daðýlmýþlardýr. Ýkitelli semtinde Mücadele Birliði, savunduðu devrimci görüþlerle ve buna uygun devrimci pratikle iþçi ve emekçilerin geniþ sempatisini kazanmýþtýr. Bu, yýllar yýlý süren özverili ve yoðun bir çalýþmanýn ürünüdür. Polis, bölgede daha önce de okurlarýmýza yönelik baský ve tehditlerde bulunmuþ, saldýrýlar gerçekleþtirmiþtir. Bütün bu saldýrýlar karþýsýnda Ýkitelli emekçi halkýnýn büyüyen desteðiyle Mücadele Birliði geliþmiþ ve güçlenmiþtir. Bu tür saldýrýlar devrimin geliþimini engellemeye, iþçi sýnýfý ve emekçilerin sesini susturmaya yöneliktir. Bugüne kadar devrimin canlý geliþimini iþçi ve emekçilere anlatmayý tarihsel sorumluluðu olarak gören Mücadele Birliði, bundan sonra da tüm varlýðýyla bunu yerine getirmenin mücadelesi içinde olacaktýr. Okurlarýmýza sýkýlan kurþunlar, tekelci kapitalist sistemin yýkýlýþýný engelleyemeyecektir. Okurlarýmýza yönelik bu silahlý saldýrý, ne kadar somut bir gerçeklikse, devrim de o kadar somut bir gerçekliktir. BASKILAR BÝZÝ YILDIRAMAZ! DEVRÝMCÝ BASIN SUSTURULAMAZ! MÜCADELE BÝRLÝÐÝ

Yeni Evrede MÜCADELE BÝRLÝÐÝ Dergisi / Onbeþ Günlük Sosyalist Dergi / Yýl: 1 Sayý: 1/ 17-31 Ekim 2003 / Sahibi : Yeni Dönem Yayýncýlýk Basýn Daðýtým Eðitim Hizmetleri Tanýtým Org. Tic. Ltd. Þti. Adýna : Özgen Ýþ / Adres : Sofular Mah. Sofular Cad. No: 52/3 Fatih-ÝSTANBUL / Tel-Fax: 0 (212) 531 44 83 / Sor. Yazý Ýþl. Müdürü: Özgen Ýþ / Genel Daðýtým: DOÐAN PAZ. / Baský Yeri: Özdemir Matbaacýlýk / Avrupa Temsilciliði: Selahattin KARATAÞ / Post Lager 3000 Bern 1 Ann ÝSVÝÇRE / Tel: 0041 319 917 795 / Almanya Temsilciliði: Ahmet AKYÜZ/ Robert Mayer Str. 3 72760 Reutlingen ALMANYA / E-mail Adresi: mucadelebirligi@hotmail.com / Web Adresi: mbirligi.com


AFRÝKA’DA DEMOKRASÝ VE

SOSYALÝZM MÜCADELESÝ Afrika’da emperyalistler arasý rekabetin yoðunlaþmasýyla birlikte, kýta, tarih sahnesinde bir defa daha öne çýkmaya baþladý. Bu, kýta için, tarihsel olarak ilk öne çýkýþý deðil. Afrika, dünya tarihi içerisinde, farklý zamanlarda öne çýktý. Ýlk dönemler sömürgeciler açýsýndan önem kazandý. 20. yüzyýlda kendi insanlarýnýn gözünde önem kazandý. Bunlarýn her biri farklý tarihsel dönemlere denk düþer. Batýnýn gözünde Afrika sömürge olarak önem kazandý. Ama sömürgeciliðe asýl önem kazandýran köleciliktir. Batýlý kapitalistler kýtaya ayak bastýklarýnda özgür insanla karþýlaþýrlar. Özgür insanlar ancak zor yoluyla köleleþtirilebilirler. Burada özgür insanlar zor yoluyla ele geçirildi. Ve köle ticareti batýlýlara büyük kar saðladý. Hem köle ticareti, hem köle emeði kapitalistlere tatlý karlar getirdi. Amerikan tarýmý büyük ölçüde köle emeðine dayanýyordu. Marx’ýn belirttiði gibi kölecilik olmasaydý Amerikan pamuðu olmazdý. Köle emeði Güney’e öyle tatlý karlar getiriyordu ki, bunu kaybetmemek için Kuzey ile iç-savaþa bile girdi. Afrika’nýn özgür insanlarýnýn bir kýsmý ana yurtlarýndan koparýlýp götürüldü, kalanlarý ise sömürgeci yönetimin egemenliði altýna alýndý. Ama bu, uzun süren savaþlara yol açtý. Ýnsanlar özgürlüðü kaybetmemek için her türlü zorluðu ve ölümü göze aldýlar. Köle avcýlarý, köle tüccarlarý zorla ele geçiremedikleri insanlarý hile yoluyla ele geçiriyorlardý. Ýnsanlar, köle avcýlarýna karþý, sömürgecilere karþý özgürlüklerini ve bunun maddi araçlarýný savundular. Taban tabana zýt iki ekonomi tipi karþý karþýya geldi. Ýkisi arasýnda savaþ sürüp gitti. Anti-kapitalist ayaklanmalar her yere yayýldý. Buradaki anti-kapitalizm, insanlarýn, kapitalizmin yýkmaya çalýþtýðý ekonomik temeli koruma mücadelesiydi. Ancak bugün, anti-kapitalizm -proleter mücadele temelindekapitalizmin yerini alacak, daha yüksek bir toplum için mücadele demektir. Kapitalistlerin Afrika’da uyguladýðý sömürgecilik, kimi farklýlýklarla modern sömürgecilik örnekleri olan Amerika ve Avustralya’da da uygulanýyordu. Kapitalizm gittiði yere kendi üretim iliþkilerini götürür. Kapitalist üretim biçimi, gittiði yerlerdeki eski üretim biçimini önce

böler, sonra onun yerine kendi egemenliðini geçirir. Kapitalistler buradaki maddi koþullarý geliþtirirler. Bunu kendi istekleri dýþýnda, halk yýðýnlarýnýn katledilmesi ve sefaleti pahasýna yaparlar. Sonuç olarak sömürgeciliðe son verecek bütün koþullar da yaratýlmýþ oluyor. Ulusal kurtuluþ mücadelesi bu koþullarda doðdu ve geliþti. Ulusal kurtuluþ hareketinin klasik biçimi, ulusal baðýmsýzlýðý hedefleyen hareketlerdir. Bunlar, genel olarak burjuva önderliklidir. Latin Amerika, Asya, Afrika bu hareketlerin klasik biçimlerine sahne olmuþtur. Bir de, proletaryanýn varlýðýna ve proletarya partisinin örgütlenmesine baðlý olarak, klasik örneklerden farklý, baðýmsýzlýk, demokrasi, sosyalizmi hedefleyen Vietnam örneði var. Yani ulusal-sýnýfsal kurtuluþ örneði. Afrika, kapitalizmin farklý farklý geliþmesine ve baþka tarihi nedenlerle mücadelenin farklý örneklerine sahne oldu. Afrika’nýn bir çok ülkesinde ulusal kurtuluþun klasik biçimleri görülürken, Güney Afrika’da ýrk-ayrýmcýlýðýna karþý mücadele ve proleter sýnýf savaþý iç içe verildi. Burada, kapitalizmin geliþmesine ve proletaryanýn varlýðýna baðlý olarak komünist partisi ortaya çýktý. Irk-ayrýmcýlýðýnýn perdelemesine raðmen, proleter mücadelenin çeþitli biçimleri de ortaya çýktý. Irk-ayrýmcýlýðý resmi politika olarak sona erince proletaryanýn sýnýf savaþý da serpilip-geliþme gösterdi. Angola, Mozambik, Gine Bissau kurtuluþ hareketleri, sosyalist sistemin ve uluslararasý proletarya hareketinin etkisi ve desteðiyle verildi. Bu da, bu ülkelerdeki ulusal kurtuluþ hareketinin, klasik biçimlerinden daha ileri örneklerinin yaratýlmasýna yol açtý. Bu ülkelerde, ulusal kurtuluþun yanýnda, proletaryanýn sýnýfsal kurtuluþ mücadelesi de baþ gösterdi. Kapitalist temelde, bir sýnýfsal ayrýþma gerçekleþti. Sýnýfsal ayrýþma, kurtuluþtan sonra iç-savaþ biçiminde patlak verdi. Bir yandan emperyalizmle iþbirliðine yönelenler, diðer yandan sosyalist sistemle sýký iliþki içinde olmak isteyen devrimci güçler: Bu çatýþma, kendini teori alanýnda da gösterdi. Amilcar Cabral, yürekli, tutkulu bir devrimci olarak, Afrika’da, teorisi ile, eylemi ile örgütçülüðü ile derin bir iz býraktý. Sömürgecilik üzerine derinlikli bir kavrayýþý temsil eden F.Fanon yayýnladýðý manifestosunda, sömürgecilikten kurtulmuþ halklara sosyalizme yönelmeleri çaðrýsý yaptý. Bütün bir tarihsel kesit boyunca ve günümüze uzanacak kadar, sosyalizm etkisini her alanda hissettiriyor. Afrika’nýn klasik sömürgecilikten kurtulmuþ ülkeleri, maddi temelin ve proletarya hareketinin zayýflýðý, bazý yerlerde ise, böyle bir hareketin olmamasý nedeniyle, burjuva önderliðe baðlý olarak yeni-sömürgecilik iliþkisine giriyor. B Bu iliþki altýnda, kapitalizm, bir yandan buradaki maddi koþullarý geliþtiriyor, öte yandan ise, maddi araçlara el koa yacak devrimci güçleri de arttýrýp, geliþtiriyor. Emperyalizþ min burada iyice yoðunlaþmasý, ekonomik ilhaký sonuna kadar vardýrma çabasý, devrim mücadelesinin bütün kýtaya y yayýlmasýný hýzlandýrýyor. Bütün bu geliþmeler sonucunda, a buradaki mücadele artýk ulusal kurtuluþtan farklý olarak z toplumsal kurtuluþ mücadelesine dönüþmüþtür. Yani artýk buradaki mücadele, demokrasi ve sosyalizm mücadelesidir. ý Bu yönüyle, dünyadaki proletarya hareketiyle daha bütünlüklü yürüyecektir. C.DAÐLI

3


BÝR KAÞIK SUDA FIRTINA DEHAP’la ilgili bir mahkeme kararýnýn Yargýtayca onanmasý üzerine parlamento ve seçimler üzerine bir fýrtýna koparýldý. Öyle ki, DEHAP’ýn oylarýnýn iptali ya da seçimlerin yenilenmesi emekçi sýnýflar ve Kürt halký dahil sanki tüm toplumun en önemli sorunuymuþ gibi yansýtýldý. Sosyal-reformistler ve oportünistler de, burjuva cephede koparýlan bu yaygaraya tam koro halinde katýldýlar. Seçmen oylarýnýn “demokrasi” baðlamýnda ki faziletleri, seçmen iradesi, oylarýn iptali durumunda demokrasinin alacaðý yara vb. üzerine sayfalarca yazý yazýldý, yüzlerce demeç verildi, açýklama yapýldý. Bütün bu toz-duman içinde burjuvazinin sýnýf çýkarlarý açýsýndan diþe dokunur tek açýklamayý Meclis Baþkaný yaptý. Meclis Baþkaný, “Meclisimiz þaibeliymiþ gibi davranýlmasýn” diye buyurdu. Ama zaten bu tartýþmaya katýlanlarýn tümü, reformistler dahil, meclisin itibarýný kurtarmayý kendine dert edinmiþti. Yani, hepsinin çabasý, ortaya çýkan durumdan kendi çýkarlarý için yararlanmak yönündeydi. Kimisi, durumu olduðu gibi korumaya çalýþýyor, kimisi ise fýrsattan yararlanýp mecliste birkaç sandalye kapmak istiyordu. Ama her iki taraf da -sosyal reformistler, AKP ile birlikte birinci taraftaydýlar- kendi çýkarlarýný “demokrasinin” çýkarlarý olarak toplumun önüne sürüyordu. Tartýþmaya son noktayý Yüksek Seçim Kurulu koydu. Toplam yedi kiþiden oluþan kurul oylarýn iptali istemini redde4 derek, birincilere göre “demok-

rasi”yi kurtardý. Ama, içinde sosyal-reformistlerin bulunduðu cepheye göre ‘demokrasi’ bu kararla kurtulurken, burjuva sýnýfýn öteki cephesine göre bu kararla “demokrasi” batmýþtý ve onu saplandýðý bataktan ancak bir erken genel seçim kurtarabilirdi. Yani biz buna ‘Meclis þaibe altýnda kaldý’ diyebiliriz. Ýþe bakýn ki bir burjuva kurumunu gözden düþürmek burjuvazinin bir fraksiyonuna; itibarýný kurtarmak ise sosyal reformistlere kaldý.

Deðersiz Bir Kuruma Atfedilen Önem Gerçekten, DEHAP’ýn oylarýnýn var ya da yok sayýlmasý çok mu önemliydi? Kürt halkýnýn fazla itibar etmediði seçimler ve parlamentonun bileþimi Kürt halkýnýn özgürlük mücadelesi

baðlamýnda çok mu anlam taþýyorlardý? Þüphesiz, bu devlet ve sistem hakkýnda az çok saðlýklý düþünceye sahip her emekçi Kürt bu sorulara olumsuz yanýt verecektir. Her þeyden önce, parlamentonun, ne bir otoritesi ne de bir deðeri vardýr. Devletin faþist karakterinden kimsenin þüphesi yok. Faþizm ise, biçimde olmasa bile, özde yargý, yasama ve yürütme gücünün tek elde toplanmasýyla siyasal bakýmdan karakterize olur. Tekelci sermaye, kanlý bir diktatörlük olarak faþizmi uygularken devlet mekanizmasýna ait bu kurumlarý, biçimsel olarak korusa da, iþlev olarak tek elde toplamaya bakar. Bazen bu kurumlarý, örneðin parlamentoyu kendi eliyle bombalar -Þili’de olduðu gibi-, bazen kapatýr -12 Eylül faþizminde olduðu gibi-, bazen de þeklen korusa da tüm yetki ve otoritesini çeþitli biçimlerde kendi eline alýr. Türkiye’de tüm önemli toplumsal sorunlarýn çözümünde, tekelci sermaye cephesinde ilk ve son sözü söyleyen parlamento deðil ordu, polis ve devletin üst bürokrasisidir. Bu, o kadar açýk ki üzerinde söz söylemeye bile deðmez. Yine de, düþünebilmeleri için sosyal reformistlere bir-iki örnek verelim. Birincisi 1994 yýlýnda DEP milletvekillerinin baþýna gelenlerdir. DEP milletvekillerinin yaka-paça, tartaklanarak ve


aþaðýlanarak polis þefleri tarafýndan gözaltýna alýnýþlarýný kimse unutmuþ olamaz. Bu, tekelci sermaye diktatörlüðü tehlikeye girdiðinde milletvekili dokunulmazlýðýnýn beþ paralýk bir deðeri olmadýðýna iyi bir örnektir. Ýkincisi, Erbakan’ýn baþýna gelenlerdir. Ayný tekelci sermaye, komünizm düþmanlýðýnýn bu has adamýný dahi, çýkarlarý gerektiðinde, parlamento filan dinlemeden, generalleri devreye sokarak baþbakanlýktan alabileceðini gösterdi. Elbette, bütün bunlarýn arkasýnda yatan temel olgu iç-savaþ ve devrimci durumdur. Ýç-savaþ ve devrimci durum, tekelci sermayeyi, bütün temsili kurumlarý, göstermelik bile olsalar, bir tarafa itmeye ve diktatörlüðünü en açýk, en yalýn þekilde icra etmeye zorlamýþtýr. Yoksa, katil faþist Mehmet Aðar’ýn “bin operasyon”u nasýl izah edilebilir. Ýç-savaþ ve devrimci durum koþullarýnda toplumun uzlaþmaz karþýt sýnýflarý; ezilenler ve ezenler önergelerle, yasa tasarýlarýyla deðil, sokak gösterileri diliyle konuþurlar. Tam da bu nedenle, iç-savaþ, devrimci durum koþullarýnda parlamentonun bir deðeri kalmaz. Bunun ilk varan farkýna genellikle burjuvazi olmuþtur. Proletaryayý ve diðer emekçi sýnýflarý kendi denetiminde tutmanýn etkili bir aracý olmaktan çýktýðýný anladýðý anda burjuvazi parlamentoyu daima bir kenara itmiþtir. Parlamento, seçimler, oylar açýsýndan 90’lý yýllarýn baþýndan bu yana süregelen ve gittikçe derinleþen durum budur. Tekelci sermaye, kendi egemenliðini ciddi bir tehdit altýnda gördüðünde, bir temsil aracý olarak deðil ama emekçi sýnýflarýn dikkatini devrimci eylemden, sokaktan çekmek için parlamentoyu araç olarak kullanmýþtýr. Çünkü, tekelci sermaye Süleyman Demirel’in sözleriyle ifade edilen þu gerçeðin farkýndadýr: Reformistlerin de desteðiyle “seçimler sokaklarý temizler” Peki, baþka ne iþe yarar seçimler? DEHAP’la ilgili son tartýþma, temsiliyet anlamýnda, hiçbir iþe yaramadýðýný göstermiþtir.

Dikkatleri Nereye Çevirmeli? Parlamentonun faþizmin üstünü örten bir incir yapraðý kadar dahi olamadýðýný her gün karþýmýza çýkan sayýsýz olay ve olgu gösteriyor. Irak’a asker gönderilmesiyle ilgili son oylama bunun bir baþka örneði olmuþtur. Irak’a asker gönderme kararýnýn ABD -Türk ordusu- Türk hükümeti arasýnda çok önceden alýndýðý; parlamentoya alýnmýþ bu kararý onaylamaktan baþka bir iþ düþmediði son örnekten de anlaþýlmadý mý? Ýþte böyle bir parlamentonun seçimi için verilmiþ, sonra da çöpe gitmiþ iki milyon oy’un bugün kimin hanesine yazýlaca-

ðý Kürt halkýnýn özgürlük savaþý açýsýndan ne önemi var? Hiçbir önemi yok. Fakat, Kürt halkýný sistemle barýþtýrmak, uzlaþtýrmak isteyen Ulusal Kurtuluþ Hareketi ve sosyal reformistlere sorarsanýz önemi çok... Çünkü oy denen þey onlar için en kutsal þeydir; çöpe atýlmýþ olsa da! Oysa, bugün parlamentoda hangi parti bulunmuþ olsa, ABD-TC OrdusuHükümet tarafýndan alýnan tüm önemli kararlarý onaylamak, yasalarý çýkarmak durumunda olacaktý. Belli ki, DEHAP’ýn ve sosyalreformistlerin tepkisi iþin özüne yönelik deðil. Yani onlar için temel sorun Kürt halkýnýn kendi kaderini tayin etmesi ve bu amaç için etkili yöntemlerin, sonuç alýcý mücadele biçimlerinin bulunmasý deðil. Onlar için temel sorun, çok kutsal saydýklarý oy’un kimin hanesine yazýlacaðýdýr. Baþka bir ifadeyle, onlar Kürt halkýnýn özgürlüðü ile, Kürt halkýnýn kendi kaderini tayin hakkýyla deðil, parlamentonun yapýsý ve oylarla ilgililer. Parlamentoda birkaç sandalye kapmak ve düzenle uzlaþmak; sistemle, egemen sýnýfla barýþmak... Ýþte onlarýn tek derdi budur. Düzene yardýmcý olma vaatleri de bu yüzden. Ýþte bir örnek:

“Tarihi çözüm anlarý vardýr... Böylesi anlarda düzene, salt muhalefet etmekle yetinmek, politikayý eleþtiriyle sýnýrlamak yeterli deðildir ve istenilen sonucu da vermez. (...) Kürt demokrasi güçlerine düþen görev kaba muhalefet anlayýþýyla sistemi zorlamak deðil, geliþen süreci hýzlandýrmak, pozitif politikalarla sistemin önünü açmaktýr. Bunun koþullarý oluþmuþtur, zemini her zamankinden daha güçlüdür.”(Özgür Gündem, 27 Mart 2003) Dün sisteme yardýmcý olacaklarýný böyle ilan edenler, bugün sistemin önemsiz bir uygulamasý karþýsýnda niçin kýyameti koparýyorlar?! Bugün Kürt halkýna hakaret yaðdýran sistem, dün yardýmcý olacaðýnýzý, önünü açacaðýnýzý ilan ettiðiniz ayný sistem deðil mi? Kürt halkýnýn bütün bu tutarsýzlýklarý, özgürlük savaþýna zarar veren bu politikalarý gerektiði gibi deðerlendireceðinden kuþku yok. Özgürlüðü için ayaða kalkmýþ ve çetin bir savaþa girmiþ Kürt halkýnýn devrimci sezgisine güvenilmelidir. Nitekim Kürt halký, uzun savaþýn ürünü devrimci sezgiyle son tartýþmalarýn kendi özgürlüðü açýsýndan önemsizliðini kavramýþ; bu yüzden bu tartýþmalara hiç ilgi göstermemiþtir. Kürt halký, kendi özgürlüðü için dikkatlerini parlamentoya ve orada dönen dolaplara deðil, sokaklara devrimci kitle eylemine çeviriyor. Özgürlük savaþýnýn zaferi için gerekli olan da budur. Parlamentodan reform kararlarý çýksa bile bunlar Kürt halkýnýn özgürlüðü deðil, ezilen ulus konumunun pekiþmesi iþine yarayacaktýr. Çünkü, “reformist bir deðiþiklik egemen sýnýfýn iktidarýnýn temellerini sarsmayan bir deðiþikliktir, aksine bu sýnýfýn egemenliðini koruyarak verdiði bir tavizdir sadece. Devrimci olan iktidarýn temelini sarsar.” Kürt halký, özgürlüðü için, iktidarýn temelini sarsan yoldan ilerleyecektir.r 5


“BÜTÜN HALKLAR MUTLAKA AYAÐA KALKACAK”

Dünyanýn bütün dikkatinin Ortadoðu’ya ve Filistin devrimine yöneldiði bu günlerde biz de Filistin devrimi, orta-doðunun geleceði,Ýsrail’in son saldýrýlarý,ABD’nin Ýsrail’e pervasýz desteði konusunda Filistin halkýnýn temsilcisi Filistin Büyükelçisiyle görüþtük. Söyleþi daha çok sohbet ortamýnda dostça geçti ve iliþkilerin sürdürülmesi konusunda karþýlýklý istekler ifade edildi. Bu sohbetin en önemli bölümlerini okurlarýmýzla paylaþmak istedik. Mücadele Birliði: Sayýn Büyükelçi; öncelikle belirtmek isteriz ki, bizim Filistin davasýyla iliþkimiz çok eskiye dayanýyor. Deniz Gezmiþlerden, yani 70’lerin baþýndan beri Filistin’le ilgiliyiz. 1982 ve 1986’da Filistin halkýnýn özgürlüðü ve Filistin Devrimi için savaþýrken ölen yoldaþlarýmýz var. Sondan baþlayalým. Ýsrail Suriye’ye saldýrdý. Lübnan’ý tehdit etti. Filistin’deki saldýrýlarý kesintisiz devam ediyor. Bu durumu nasýl deðerlendiriyorsunuz? Büyükelçi: Þu anda en bunalýmlý, en zor dönemimizdeyiz. Sebeplerine gelince… En önemli sebep, bize göre, Arap hükümetlerinin aldýklarý tutum. Ýkinci olarak, eskiden Sovyetler birliði vardý. Ýki kutup, iki güç vardý. Þimdi bu denge bozulmuþ durumda. Günümüzün biçimleniþinde bu, çok önemli bir durum. Üçüncü sebep ise, Ýsrail’de bulunan sað kesim. Bu, çok gerici, faþist bir güruh. Baþýnda da vampir Þaron bulunuyor. Çevresine topladýklarýyla birlikte, bunlar bir çetedir. Kesinlikle yönetim/hükümet falan deðil. Bir çete. Ne yazýk ki, adýna hükümet denen bu çetenin arkasýnda ABD var. Bunlar, R ABD’nin koruyucu þemsiyesi altýndalar, ve bu sayede, ö bugün istediklerini yapabiliyorlar. Örneðin,Ýsrail Suriye’ye saldýrýyor; ABD çýkýp “Suçlu p Suriye’dir” diyor. Yani Suriye’yi suçluyor. Vuraný deðil, o vurulaný suçluyor. Mücadele Birliði: Hatta daha da ileri gidersek, r Bush’un aðzýndan, “ben de olsam aynýsýný yapardým” diyet bilecek kadar pervasýz davranýyor. Büyükelçi: Tabii, çok doðru. Ama tüm bunlara raðmen, a Filistin halký mücadelesine devam ediyor. Liderini savunuyj or; Yaser Arafat’ýn önderliðinde mücadelesini sürdürüyor. Mücadele Birliði: Þüphesiz öyle. Zaferin Filistin halkýnýn olacaðýna yürekten inanýyoruz. Süreci çok yönlü

6

olarak kavramak ve elimizden neler gelebileceðini öðrenmek için soruyoruz ABD’nin son tavrý, son saldýrýlarý… Ýsrail’in yanýnda ilk kez böylesine pervasýz yer alýþý, Irak’ýn iþgali, Afganistan, çeþitli ülkeleri tehdit etme… tüm bunlarý göz önünde bulundurarak… ABD’nin III. Dünya Savaþý’na doðru gittiðini söyleyebilir miyiz? Büyükelçi: Kiminle savaþ? Karþýsýnda güç yok ki! Sadece tek süper güç ABD var. Mücadele Birliði: Filistin,Irak ,Afganistan ve dünyanýn daha pek çok halkýyla ABD arasýnda bir savaþ var zaten.. Büyükelçi: Elbette. Ve umuyorum ki, tüm halklar, bizim gibi ayaða kalkarlar. Eninde sonunda bu olacak. Muhakkak olacak. Þunu söyleyebilirim. ABD, askeri gücüyle savaþ alanýnda kazanabilir ama, barýþ alanýnda asla. Mücadele Birliði: Filistin halkýnýn baþeðmez tutumu, Irak halkýnýn direniþi ve esasýnda Afganistan’da da devam etmekte olan direniþ, ve bura da eklemeliyiz, Türkiye’de de mayalanan ayaklanma… bütün bunlar ABD’nin Ortadoðu planlarýný bozacak nitelikte. Bu durum, bizi fazlasýyla umutvar ediyor. Özellikle Filistin halkýnýn uzun yýllardýr Ýsrail siyonizmine ve ABD emperyalizmine karþý verdiði savaþ; bugün Irak halkýnýn verdiði savaþ, bizi ümitlendiriyor. Büyükelçi: Evet, umutluyuz. Sadece Ortadoðu halklarýnýn deðil, tüm dünya halklarýnýn ayaklanmasýný istiyoruz. Böylelikle tek kutuplu denge bozulacaktýr. Özgürlük, türlü yemeðine benzemez. Biraz ordan, biraz buradan özgür olunmaz. Tek bir özgürlük vardýr, o da tümden özgür olmayý ifade eder. Tüm halklar özgür olmalýdýr. Bir Ýspanyol arkadaþým var, kendisi bir yazar. Bir gün þöyle söyledi: “Geceleri gözüme uyku girmiyor. Uyuyamýyorum. Çünkü kendimi özgür hissetmiyorum”. “Neden” diye sordum. “Çünkü dünyada özgür olmayan pek çok halk var. Bunlarýn baþýnda da Filistin halký geliyor” dedi. Bir baþka Ýspanyol arkadaþým ise, þöyle söylerdi: “Ben, Filistin halkýný çok kýskanýyorum. Siz kýskanýlacak bir halksýnýz. Çünkü özgürlüðünüz için savaþýyorsunuz. Özgürce, özgürlüðünüz için savaþan tek halksýnýz. Bu yüzden kýskanýyorum.” Mücadele Birliði: Biz de bu görüþlere katýlýyoruz. Ortadoðu’da bir özgür halk varsa, o da Filistin halkýdýr. Çektiði bunca acýlara raðmen -ki bu acýlarý yüreðimizde hissediyoruzözgürlüðünden asla taviz vermiyor. Bu yüzden, Filistin halkýnýn kendi kaderini gerçekten özgürce tayin edeceðine eminiz. Bize zaman ayýrdýðýnýz için teþekkürler. Büyükelçi: Ben teþekkür ederim.


FÝLÝSTÝN DEVRÝMÝYLE DAYANIÞMAYA Geçtiðimiz haftalarda, 27 Eylül’de, Filistin’deki Ýkinci Ýntifada’nýn yýldönümü bütün dünyanýn emekçileri tarafýndan eylemlerle selamlandý. Elli yýlý aþkýn bir süredir, Ýsrail siyonist devletinin iþgaline karþý savaþan bu bir kaç milyonluk halk, tüm dünyaya yenilmez bir dev olduðunu kanýtladý. Sadece Siyonizme deðil, emperyalizme ve bölgenin tüm gerici Arap iktidarlarýna karþý meydan okuyan Filistinliler, dünyadaki milyarlarca emekçinin ve ezilen halklarýn umudunu, coþkusunu ve kendine güvenini ayaklandýrýyor. Buna karþýlýk emperyalizm, Ýsrail devletine her türlü desteði sunmakla kalmýyor, tüm bölgeyi kan ve ateþ içinde býrakacak bölgesel bir savaþ için Siyonizmin ipini serbest býrakýyor. En son, ABD’nin Suriye’yi açýktan tehdit etmesinin hemen ardýndan, Ýsrail’in Þam’ý bombalamasý, Filistin devrimi karþýsýnda emperyalist sistemin ne denli dengesizleþtiðini gösteriyor. Her þey, ayaklanmalar, proleter devrimler ve emperyalizmin çöküþünü ifade eden “Che Yüzyýlý”na uygun bir seyir izliyor.

Yenilmez Bir Halk: Filistinliler... Filistin’de Ýsrail siyonizmine karþý kurtuluþ mücadelesi elli yýlý aþkýn süredir devam ediyor. Bu uzun dönem içerisinde Filistin halký, nice katliamlar ve nice ihanetler gördü; topyekün sürgün edildiler, mülteci kamplarýnda onyýllar boyunca açlýk ve sefalet içinde kýrýldýlar. Üzerlerine sadece siyonizmin deðil, Ürdün ve Suriye’nin bombalarý da yaðdý. Fakat her defasýnda Filistin halký küllerinden yeniden doðmayý bildi. Her defasýnda baþý dik, boyun eðmez, hiç bir zorbadan aman dilemez biçimde ayaða kalktý. Ve her defasýnda bütün dünyaya gösterdi ki, silahlý ve örgütlü bir halk asla yenilmez. Bugün bu

gerçeði Ýsrail devletinin en kanlý yöneticileri bile kabul ediyorlar. Artýk direnen Filistin halký deðil, bu büyük halk karþýsýnda daðýlmaya yüz tutmuþ olan Siyonizm, bu bozgununu durdurabilmek için direniyor. Emperyalistler, siyonist Ýsrail devleti ve bölgedeki Arap gericiliði eliyle, Filistin halkýnýn devrimci dinamiklerini yok edebilmek için her yolu denedi. Katliamlara ve topyekün sürgünlere,diplomatik yollardan devrimi boðma giriþimleri eklendi. Filistin halký 93 yýlýnda Oslo’da imzalanan aþaðýlayýcý bir “barýþ” anlaþmasýnda tam yedi yýl kaybetti. Silahlý ve örgütlü Filistin halký, kendi burjuva önderlerinin de dahil olduðu tüm bu politik oyunlarý her defasýnda bozmayý bildi.Bu bilinç ve birikimiyle Filistin halký emperyalizmin Ortadoðu’daki varlýðýný ve egemenliðini tehdit eden bir numaralý etken oldu.Eðer bugün özellikle ABD emperyalizmi, Ortadoðu’nun her köþesinden kendisine yönelen bir öfke dalgasýnýn baskýsý altýnda bulunuyorsa, bunun baþlýca nedeni Filistin halkýnýn savaþýdýr.Ortadoðu halklarý kadar, dünyanýn geride kalan tüm emekçileri de, emperyalist-kapitalist sisteme karþý öfkelerini haykýrdýklarý eylemlerde Filistin bayraklarýný en önde taþýyorlar. Filistin’in bayraðý, týpký Küba bayraðý gibi, ya da Che’nin bayraklara taþýnan silueti gibi, emperyalizme karþý amansýz ve uzlaþmaz bir kavganýn simgesi halini almýþtýr. Filistin halký, bu ulaþýlmasý güç olan büyük onuru kan ve can bedeli kazandý.

Ulusal Kurtuluþtan Toplumsal Devrime Filistin sorunu önce geçen yüzyýlýn baþlarýnda Ýngiltere emperyalizminin, sonra Ýsrail siyonizminin iþgaliyle baþladý.

Daha sonra,iþgale baðlý olarak, çok boyutlu sorunlarla devam etti. Filistin halkýnýn topyekün mülteci konumuna getirilmesi, kamplarda geçen onyýllarýn biriktirdiði sefalet, Filistinli emekçilerin yaþadýðý olaðanüstü yoksulluk, %60’lara varan iþsizlik, su kaynaklarýnýn hemen hepsinin siyonist iþgalciler tarafýndan ele geçirilmesi, yerleþimciler sorunu vb… bütün bunlar Filistin halkýný kesintisiz olarak daha derin ve köklü bir hareket içine sürükledi. Bu durum Filistin halkýný sürekli daha radikal konumlara taþýyor. Filistin mücadelesi artýk salt ulusal bir kurtuluþ sýnýrlarý içinde kalamaz. Çünkü bütün bu sorunlarýn çözümü Ýsrail siyonist devletine egemen olan mali sermayenin alaþaðý edilmesi ile mümkündür. Böyle bir çözüm yalnýzca Filistin halkýný deðil, Yahudi toplumunun emekçilerini de özgürleþtirecektir. Filistin mücadelesinin toplumsal bir devrime doðru evrilmesi kaçýF nýlmazdýr. Ancak bu gidiþin önünde durmaya çalýþanlar ve diðer önemli i engelleyici etmenlerin sözünü etmeden geçemeyiz. Bu etmenlerin baþýn- l da bizzat Filistin’in burjuva güçleri i bulunuyor. s 93 yýlýnda Oslo anlaþmasýyla kut rulan Filistin Özerk Yönetimi, Arafat’ýn baþkanlýðýnda burjuva kurumi lar yarattý.Filistin halký, bir de kendi n burjuvalarý tarafýndan sömürüldü, aþaðýlandý, aldatýldý ve baský altýna alýndý. FÖY çevresine toplanan burjuvazi Oslo anlaþmasý yürürlükte kaldý-

7


ðý süre boyunca, rüþvetçilik ve yolsuzluklarla kendi halkýnýn nefretini kazandý. Oslo anlaþmasýný yýrtýp atan ikinci intifada baþladýðýnda bu konumlarý sarsýlan Filistinli burjuvalar, ayaklanmayý durdurmak için zaman zaman Ýsrail siyonizmiyle iþbirliðine girmekten çekinmediler. Son gelinen aþamada Filistinli burjuva yönetim, halkýn devrimci savaþýný önleyebilmek için olaðanüstü hal ilan etmeye kadar iþi vardýrdý. Burada bir kaç cümleyle Arafat’ýn konumuna deðinmek gerek. FKÖ kurulduðundan beri Filistin halkýnýn temsilcisi olarak tüm dünyada kabul gören Arafat, bugün Filistin burjuvalarýnýn çýkarlarýnýn yanýndadýr. Burjuva sýnýf, El-Fetih ve Arafat aracýlýðýyla Filistin devrimini kendi denetimi altýna almaya çalýþýyor. Esasýnda Arafat, devrim toplumsal bir yönelime girmesin ve diðer Ortadoðu ülkelerine yayýlmasýn diye, bizzat Suudi gericiliði tarafýndan desteklendi. Sýk sýk Ýsrail tarafýndan ölüm ve sürgünle tehdit edilmesi, karargahýnýn kuþatma altýnda tutulmasý, ve bunlar karþýsýnda Arafat’ýn teslimiyeti reddeden duruþu, onun sýnýf konumunu unutmamýzý gerektirmez.Ayný Arafat ikinci Ýntifada baþladýktan kýsa bir süre sonra, bu tür yöntemleri asla onaylamadýðýný söylüyordu.Edward Said’e göre, Filistin halký, kendisini temsil ettiði için azarlanan, tehditlere maruz kalan Arafat’ý, salt bu nedenlerden dolayý sahipleniyor.Oysa Arafat Filistin devriminin önündeki en büyük engellerden biridir.Filistin halký kendi burjuvalarýndan kurtulmadýkça özgürlük yüzü göremez. Filistin devriminin önündeki bir diðer önemli engel dinci gericiliktir.Hamas’ýn siyasi kanadý olan Müslüman Kardeþler örgütü geçmiþ yýllarda, Ortadoðu’da Arap ulusalcýlýðýnýn ve oldukça etkin olan Sovyetler Birliði sempatisinin önüne geçmek amacýyla bizzat F emperyalizm tarafýndan finanse edildi. Hamas’ýn da MOSSAD ile iliþkii leri olduðu biliniyor. Bu gibi örgütler l Filistin’de tutunabilmek için Siyokarþýtý söylem ve hareketlilik ii nizm çine girmek durumunda kaldýlar. Oys sa HAMAS, Filistin devriminin belli içinde kalabilmesi için emt sýnýrlar peryalizm ve siyonizmin emniyet süi babýdýr. Þu anda derin dinsel çeliþkin lerin üzerini örttüðü bu gerçek, Filistin devrimi ilerledikçe daha da açýða çýkacaktýr. Ýþte o zaman Hamas gibi dinci gerici örgütler Filistinli devrim8 ciler ve halkla çatýþmaya baþlayacak-

týr. Bütün bu engeller Filistin halký tarafýndan aþýlacaktýr. Bu halkta derin ve hiç bir zaman silinmeyecek bir sosyalizm sempatisi vardýr. En baþta Sovyetler Birliði olmak üzere, geçmiþte sosyalist blok ülkeleri her zaman Filistin halkýnýn yardýmýna koþmuþtur. Sovyetler Birliði, 82 Beyrut kuþatmasýnda olduðu gibi, bir dünya savaþý tehlikesini de göze alarak Filistin halkýnýn yanýnda yerini almýþtýr. Emperyalizm, Filistin halkýyla Sovyetler’i karþý karþýya getirebilmek için neler yapmadý ki!Yine de baþarýlý olamadýlar. Bugün Filistin topraklarý üzerinde komünist nitelikte gruplar ve önemli bir kitle desteðine sahip Marksist örgütler var. Emperyalizmin Hamas gibi gericileri ön plana çýkartmak için dünya çapýnda sürdürdüðü yoðun propagandaya raðmen, devrim derinleþtikçe Filistin halký bu devrimci örgütlere daha kitlesel destek sunacaktýr. Bugünden bu büyük geliþme yaþanýyor. Komünist ve devrimci savaþçýlar Filistin devriminde öne çýkýyorlar. Emperyalist-kapitalizmin çöküþ yaþadýðý bu yeni evrede Filistin’in kurtuluþu için ara yollar artýk ömrünü tüketti: ya emperyalizmle iþbirliðine gidilip kölelik farklý koþullarla devam edecektir, ya da toplumsal devrim yoluyla gerçek kurtuluþ saðlanacaktýr.Filistin halký birici yola girmeyecek kadar bilinçli, deneyim sahibi ve savaþçýdýr. Seattle ve Cenova ile baþlayan emekçilerin emperyalizme dünya çapýnda saldýrýlarý Filistin halkýna cesaret veriyor. Dünya emekçileri Filistin halkýndan cesaretin sýnýrsýz olduðunu öðreniyorlar.

Filistin Devrimi Ve Bu Topraklar Filistin devriminin derin bir enternasyonalist karakteri vardýr. Çeliþkilerin karmaþýklýðý ve köklü oluþu, bu bölgedeki her geliþmeyi dünya gündemine taþýmýþtýr. Ayrýca onyýllarýný Filistin topraklarý dýþýnda sürgünde geçiren Filistinli savaþçýlar, bu küçük toprak parçasýnýn ateþini tüm dünyaya cesaret dolu eylemlerle taþýdýlar. Filistin halký inanýlmaz vahþilikteki katliamlardan asla yýlmayarak, tüm dünya ezilenlerinin haklý bir desteði ve sempatisini kazanmýþtýr. Filistin halký dünyanýn her bölgesindeki silahlý mücadeleleri destekledi. Filistinli örgütlerin eðitim kamplarý dünyanýn her bölgesinden gelen silahlý savaþçýlar için sürekli yanan bir devrim ocaðý oldu. Hangi parti ya da örgüt silahlý mücadeleye yöneldiyse, ilk adres Filistin topraklarý

oldu. Filistin halký da bu örgütlere kucaðýný sonuna kadar açtý. Filistin topraklarý Türkiye Kürdistan devriminin de bir eðitim ocaðý oldu.Bu yolu ilk kez 1969 yýlýnda Denizler ve THKO açtý.THKO’nun açtýðý bu yoldan silahlý mücadeleci baþka örgütler de geçti. Ulusal Kurtuluþ Hareketi ve Kürt halký, Filistin devrimine çok þey borçludur.Çok þey verilenden çok þey istenir. Filistin Devrimi en çok bu topraklarýn devriminin desteðiyle zafere ulaþacaktýr. 1996 yýlýnda imzalanan Ýsrail-Türkiye stratejik ittifaký, hem toplumsal devrimler karþýsýnda Ortadoðu’da bir karþý-devrim odaðýdýr, hem de emperyalizmin bu bölgedeki varlýðýný ayakta tutan iki sac ayaðýdýr. Ayaklardan biri kýrýldýðýnda diðeri de devrilir. Ýsrail ve Türkiye faþizminin kaderleri bu noktada ortaklaþýyor. Bu nedenle MOSSAD, devrimin bastýrýlmasýnda TC’ye yardýmcý olmak için bütün olanaklarýný seferber ediyor. Abdullah Öcalan’ýn tutuklanmasýnda MOSSAD’ýn ne kadar etkin olduðu biliniyor. 19. yüzyýlda Çarlýk Rusya’sýnýn Avrupa için anlamý neyse, bugün de Ýsrail’in Asya ve Afrika için anlamý odur. Çarlýk Rusya’sý, geliþen devrimler karþýsýnda, yýkýlýp gitmeye yüz tutmuþ feodal gericilik ve proleter devrimden korkan egemen burjuvazi için eski toplumun koruyucu gücüydü. Bu yüzden Çarlýðý yýkan devrim, Avrupa’daki bütün taçlarýn kaldýrýmlarda yuvarlanmasýna neden oldu. Bugün Ýsrail, bölgedeki bütün gerici iktidarlar için emniyet sübabýdýr. Ýsrail’in yenilgisi ve Filistin halkýnýn zaferi bölgedeki bütün burjuva diktatörlüklerin ardý ardýna yýkýlmasý anlamýna gelecektir. Filistin devrimi, bölge devriminin can damarýdýr. Bütün bu nedenlerden dolayý Türkiye iþçi sýnýfý ve Kürt halký Filistin devrimiyle dayanýþma amacýyla öne atýlmalýdýr. Devrimci proletarya ve gençlik, Filistin devriminin önemini kavratmak konusunda daha ileri görevler ve sorumluluklar almalýdýr. Her yerde Filistin devrimiyle dayanýþmayý öne çýkartmalý, bu konudaki çaðrýlarýmýzý ýsrarla sürdürmeliyiz. Tüm bu çabalar içinde asýl göstermemiz gereken þudur: Filistin halkýyla gerçekten dayanýþmanýn tek yolu, bu topraklarda kendi tekelci burjuvalarýmýzýn iktidarýný silahlý zor yoluyla yýkmaktýr. Bu devrimci yolu pratik politikada yaþama geçirmeyen, geniþ emekçi kitlelerin önüne bugünden devrimci iktidar hedefini koymayanlar, hiç boþuna Filistin halkýyla dayanýþmanýn sözünü etmesin.ˆ


FÝLÝSTÝN Ýntifadasýný Taksim’den Yükselt!” sloganý yazýlý pankartýmýzý açarak eylemimize baþladýk. Yaklaþýk 40 kiþilik gençlik grubuyla beraber “Filistin Halký Yalnýz Deðildir”, “Kahrolsun ABD Emperyalizmi”, “Irak Halký Yalnýz Deðildir”, “Filistin Devrimle Özgürleþecek”, “Yaþasýn Devrimci Dayanýþma”, “Kahrolsun Emperyalizm Yaþasýn Devrim ve Sosyalizm”, “Katil ABD Ortadoðu’dan Defol” sloganlarýný haykýrdýk. Eyleme katýlan kitlede coþku ve kararlýlýk ileri düzeydeydi. Yürüyüþümüzü Ýstiklal Caddesi boyunca sürdürdük cadde boyunca eylemin dýþýndaki insanlardan da alkýþlý destek aldýk. Yürüyüþümüz Mis Sokak önünde çevik kuvvet polisi tarafýndan durdurulmaya çalýþýldý. Taksim Meydaný’na yürümekte ýsrarlýydýk. Eylemdeki kararlýlýk ve coþku kendini sloganlar atýlmasýyla gösteriyordu. Polis saldýrmaya baþladý. Çatýþma esnasýnda eylemci kitlede coþku ve kararlýlýk üst safhadaydý. “Baskýlar Bizi Yýldýramaz”, “Filistin Halký Yalnýz Deðildir” sloganlarýný haykýrýyorduk. Etrafta biriken insanlar polise“Amerikan uþaklarý” þeklinde baðýrarak ve bizi alkýþlayarakeylemimize destek verdi. Polis araçlarýnda da eylemimiz devam etti. Vatan Emniyet Müdürlüðü’ne götürülene kadar çevik kuvvet arabasý içinde sloganlarla, marþlarla, zafer iþaretlerimizle dýþarýda bizi destekleyen kalabalýða seslendik. Eylemin baþýndan sonuna kadar devrimci dayanýþmanýn ileri örneklerini gösterdik. Gözaltý sürecinde de hücrede üzerimizdeki baskýlar devam etti. Hücrede de Leninistler ve diðer devrimci gruplardan arkadaþlarýmýz ortak bir tavýrla sloganlarýmýzla, marþlarýmýzla baþeðmez tavrýmýzý sürdürdük. Eylemimizin baþlangýcýndan en son sürecine kadar tüm katýlýmcý gençlik örgütleri belirlenen disiplinle ve kararlýlýkla hareket etti. Sonuç olarak þunu belirtmeliyiz ki Filistin intifadasýnýn Irak halkýyla dayanýþma ekseninde geliþen bu ortak eylem birlikteliði, bu ortak devrimci zeminden hareketle daha da nitelikli ve kitlesel biçimler altýnda devam ettirilmelidir. Ýster enternasyonal düzeyde ister kendi coðrafyamýzda faþizmin saldýrýlarýna karþý devrim ve iktidarý hedefleyen ittifaklar hem gençliðin devrimci dinamizmini ileri sýçratýyor hem de devrimci proletaryaya ve halklarýmýza devrime hangi yollardan gidiE leceðini gösteriyor. y Bu tür eylem birlikleri Türkiye ve Kuzey Kürdistan devriminin geleceði konusunda da can alýcý bir noktayý tem- l sil ediyor. Biz Leninistler de devrimin omuzlarýmýza yüklediði sorumluluk bilinciyle hareket ederek devrimimizi ileri e taþýyacak birliklerin içinde yer almaya ve bu birlikleri ileri m taþýmayý kendimize görev biliyoruz.

Selamladýk

Filistin Devrimi... 50 yýlý aþkýn bir süredir emperyalizme-siyonizme ve Arap gericiliðine karþý yenilmez bir halkýn dur durak bilmeden sürdürdüðü bir savaþ, bir destan... Ölüm kusan siyonizmin vahþetine, Ramallah’ta, Elhalil’de, Cenin’de bedenlerine sardýklarý ateþ toplarýyla karþýlýk veriyor Filistin halký. Bu savaþ elindeki devasa teknik imkanlara, uzman teknik kadrolara ve tüm emperyalist dünyanýn desteðine raðmen her saldýrýsýnda halklarýn nefretini kazanan ve yok oluþu yakýnlaþan Ýsrail ile, özgürlük mücadelesini ölümü hiçe sayan eylemlerle besleyen Filistin’in ve onun “küçük generallerinin” öyküsüdür... 7’sinden 70’ine, tepeden týrnaða, örgütlü, baþ eðmez bir halk... Ýþte, ellerinde taþlarla küçük generaller! Ýþte gözlerinde yaþlarla deðil, savaþ narasý aðýtlarýyla analar! Ýþte ellerinde silahlarýyla gerillalar! Ýþte dünya halklarýna ve halklarýmýza özgürlüðün yolunu gösteren Filistin Destaný!.. Ariel Þaron bir kasap, bir vampir. Sabra ve Þatilla kamplarýndaki katliamlardan tanýyor dünya onu. Filistin halký çok iyi tanýyor ve hafýzasýna yerleþtiriyor. Ve 27 Eylül 2000’de Þaron’un Kudüs’ü ziyaretiyle baþlatýyor kavgasýný: Ýntifada! Evet Þaron’a ve Ýsrail devletine verilebilecek en büyük cevap bu oluyor. Ýntifada o günden bu güne kadar sayýsýz savaþçýnýn ölümsüzleþmesine raðmen Filistinlilerin özgürlük mücadelesi önüne çýkan bütün engelleri aþarak devam ediyor. Bu süre zarfýnda yalnýz kalmýyor Filistin halký. Dünya halklarýnýn enternasyonal eylemleriyle hayat buluyor. 3 yýlýna giren intifada sürecinde milyonlarca insan Filistin devrimine desteðini yüzlerce eylemde gösterdi. Filistin, emperyalizme ve siyonizme karþý savaþýnda yalnýz deðil. Yaný baþýnda enternasyonalizmi pratik düzeyde örgütleyen milyonlar var. Dünya halklarý Filistin halkýnýn yanýnda. Haklarýmýz, Filistin halkýyla kader birliði yapan, canýný canýnýn yanýna katan yoldaþça bir dayanýþma sergiliyor. Denizlerin açtýðý enternasyonal dayanýþma yolu Teðmen Ali’lerin Mustafa Çetiner’lerin, Ýmam Ateþ’lerin ve sayýsýz devrim savaþçýsýnýn Filistin halkýnýn özgürlük mücadelesinde ölümsüzleþmesiyle doruk noktasýna ulaþtý. Siper yoldaþlýðýna ve halklarýmýzýn kopmaz baðlarla birlikteliðine vardý. Ýþte böylesi bir süreçte 3 yýlýna giren Ýntifadaya desteðimizi göstermek ve Filistin halkýnýn özgürlük mücadelesini selamlamak amacýyla bizler de devrimci gençlik olarak ortak bir eylem düzenledik. Genç Yoldaþ, Devrimci Proleter Gençlik (DPG), Yeni Demokrat Gençlik (YDG), Özgür Eðitim Platformu (ÖEP) ve Kaldýraç’ýn yer aldýðý bir eylem örgütledik. Eylemimizin amacý Filistin Devriminin yalnýz olmadýðýný göstermek ve emperyalizmin iþgali altýndaki Irak halkýyla dayanýþmayý yükseltmekti. Eylemin politik ve teknik içeriðine iliþkin ortak noktalar belirlendikten sonra eylemimizi 24 Eylül’de ,devletin yýllardýr “yasaklý” ilan ettiði Taksim’de gerçekleþtirdik. Balo sokaðýnda toplandýktan sonra “Ýntifada Ruhuyla Anti-emperyalist Mücadeleyi

FÝLÝSTÝN DEVRÝMLE ÖZGÜRLEÞECEK! IRAK’TA NAMLULAR ÝÞGALCÝLERE! YAÞASIN DEVRÝMCÝ DAYANIÞMA!

9


Filistin’in Savaþ Bayraklarý Þiþli’de Dalgalandý Filistin’de baþlayan ikinci intifadanýn, silahlý intifada’nýn 3. yýldönümünde Filistin devriminin yanýnda olduðumuzu bir kez daha gösterebilmek için Þiþli Abide-i Hürriyet Meydaný’ndaydýk. Mücadele Birliði pankartýmýzý açarak, alana girmek üzere Perpa önünde toplanmaya baþladýk, kitlelerin Abide-i Hürriyet Meydaný’na doðru yürüyüþe geçmesi üzerine biz de kortejde yerimizi aldýk. O sabah yaðmaya baþlayan yaðmur, bizim coþkumuza engel olamamýþtý. Savra Savra Hatta Nasr ve Mücadele Birliði pankartlarýmýzýn yaný sýra Küba ve Filistin bayraklarýmýz, Che, Deniz posterleri ve kýzýl bayraklarýmýzla baþlayan yürüyüþümüzde sýk sýk “Savra Savra Hatta Nasr”, “Ya Devrim Ya Ölüm”, “Bütün Ýktidar Emeðin Olacak”, “Denizlerin Yolunda Leninist Saflara”, “Fabrikalar Tarlalar Siyasi Ýktidar Her Þey Emeðin Olacak”, “Zindanlar Yýkýlsýn Tutsaklara Özgürlük”, “Filistin Devrimi Yalnýz Deðildir”, “Filistin Devrimle Özgürleþecek”, “Filistin’de Tek Çözüm Ya Devrim Ya Ölüm” sloganlarý attýk. Ýstanbul Irak’ta Savaþa Hayýr Koordinasyonu’nun düzenlediði bu mitinge çeþitli sivil toplum kuruluþlarý, öðrenci gruplarý, sosyalist dergi çevreleri, siyasal partiler katýldý. Alana geldiðimizde hýzla bildirilerimizi daðýtmaya baþladýk. Platformdan konuþmalar yapýlýr müzik dinletisi verilirken biz de U düzeni almýþ, kýzýl bayraklarýmýz ve Deniz Gezmiþ posterlerimizi dalgalandýrarak, önce ilkokul öðrencisi bir misafirimizin, daha sonra da yoldaþlarýmýzýn okuduklarý þiirleri dinleyerek coþkuyla sloganlarýmýzý atýyorduk. Mitingin genelinde daha önceki eylemlerde görülen coþkunun bulunmayýþý, iki nedene dayanýyor. Birincisi bu eylemin Ankara’da miting yapan Barýþ ve Adalet Koalisyonu’na inat bir eylem olarak gündeme gelmesi ve hazýrlýðýnýn yeterince yapýlmamasýdýr. Ýkincisi, mitingin organizasyoE

y l e m

10

nundaki Özgür-Der gibi dinciburjuva çevrelerin aðýrlýðýnýn olmasýydý. Irak’ta Savaþa Hayýr Koordinasyonu’nun düzenlediði eylemde, dincigerici gruplarýn özel bir etkinliði göze çarpýyordu. Oysa ki, bu gruplarýn siyasi niteliði en baþta anti-komünisttir. Bu topraklarda dinci-gericilik, burjuva ideolojisinin diðer yüzüdür. Faþizmin yedek lastiði bu dinci-gericilerin Filistin’e destek eyleminde kürsüde bu derece etkin olmasýnýn nedenini, bu çevrelere karþý son dönemde göze çarpan liberal yaklaþýmlarda aramak gerek. Geçmiþte Maraþ’ta ve Sivas’ta emekçi halka karþý katliamcý yüzünü göstermekten kaçýnmayan bu gerici çevreler, bugün suret-i haktan görünüyorsa, tek nedeni toplumda yüzlerinin teþhir olmasýdýr. Kendine öncü misyonu biçenlerin bu gerici çevrelerle yolunu ayýrmasýnýn ne derece acil bir sorun olduðu bu mitingde bir kez daha görüldü. Mitingde özellikle yasal-reformist partilerin ve Kürt halkýnýn katýlýmýnýn oldukça zayýf olduðu göze çarptý. Oysa ki, Filistin, Türkiye ve Kürdistan devriminin bir eðitim ocaðý olmuþtur. Filistin halkýyla dayanýþmayý ciddiye almayan her hareket, bu topraklardaki devrim iddiasýný da bir kenara koyuyor demektir. Yasal-reformist partiler için oldukça anlaþýlýr olan bu durum, Kürt halký için anlaþýlýr deðildir.ˆ


LENAP ED’ÝLLETÝKÝ

”rsaN attaH arvaS arvaS“ ed’nitsiliF ,kileÇ.M ýcamþunok ,ýnýðýdamlo niðilicegrümös kisalk -öy ni’nitsiliF alralrarak imik iradi -ýðarpot nitsiliF .idelyös iniðidliten rib ilmenö nünüðülþümnülöb nýn nýnýklah nitsiliF ,unuðudlo nuros -öç rib adnýmalna uþulutruk lasulu -ved lasmulpot ,ýnýðacayamlo müz unuðudlo traþ ninisemlenöy emir emzinoyis ninitelved CT .idelyös -itnÝ ,itkeç takkid eðetsed iðidrev ikednirezü umulpot liarsÝ nýnadaf -küy ned’eyikrüT .idniðed enisikte -irveD nitsiliF elrelmelye keceles iniðitkereg isemlirev ketsed en’im edmülöb ub ,esi yosneÞ.S .ittrileb adnýtla imitenöy nimzilayrepme ,ýnýðýdamlo nükmüm nýnýsamruk telved rib anýrakýç idnek nýklah -lo ýkkah emte niyat iniredak idnek elyirelkimanid idnek nýklah reh ilreçeg ed niçi ýklah trüK nýnalo ilreçeg niçi ýklah nitsiliF ,unuðud nýklah iki edeglöb ,þaY.B nala zös arnos nadnO .idelyös unuðudlo ýklah trüK nýralnub ,iniðidrev iseledacüm þulutruk lasfýnýs-lasulu ne ikednünö nin’imirveD nitsiliF .ittrileb unuðudlo ýklah nitsiliF ev ný’tafarA ,unuðudlo kilrednö avujrub ninirib nedrellegne küyüb nemðar a’tafarA nýn’adafitnÝ .II ,unuðudlo rednö rib þýmþalavujrub .ýdalugruv ýnýðacaþalu erefaz nemðar a’tafarA ev ýnýðýtkýç ayatro nýnýþavas þulutruk lasulu ribçih iðidemte kilrednö nýnayratelorP -oysanretne nin’imirveD nitsiliF .idelyös ýnýðacayamaþalu ayýraþab ,liðed ed’nitsiliF ecedas nýnýklah nitsiliF ,ýnýðýdýþat retkarak rib lan -zilayrepme nin’imirveD nitsiliF ,ýnýðýtþavas ednirey reh nýnaynüd -en ub ,unuðudlo legne lemet ikednünö ýralakitilop uðodatrO nim -þavas elmzilayrepme karalo nütüb ,liðed elmzinoyis ecedas elned aynüd nuno ,iniðidleg enilah ýðaco mirved rib edlikeþ ub ev ýnýðýt -ruv iniðidetsi yeþ koç nadno idmiþ ev iniðidrev yeþ koç enimirved ikaB nayalarýs ýralçunos kacalýrakýç nedni’mirveD nitsiliF .ýdalug ecüg rib zemliney kýtra ninimirveD nitsiliF ecnö nedyeþ reh ,þaY -nuB .ýttalna unuðudðod nediney ev nediney nednirellük ,ýnýðýtþalu -iF ev ýnýðýdanyo lor rib ilmenö niniðetsed nin’iðilriB relteyvoS ad -ýÇ .ittrileb unuðudlo isitapmes mzilaysos rib küyüb adnýklah nitsil -avas ýlhalis kacna nüðülrügzö nucunos icniki nekereg ýsamlýrak ribçih ,nucunos ücnüçü ,unuðudlo isemlürög niniðeceleg almýþ ilreçeg edrey uðudlo adasam nimzilayrepme ”nýnýsatirah loy“ -irveD nitsiliF eV .idelyös unuðudlo ýsamlýþalna nýnýðýdamlo izimimirved idnek niðetsed ilmenö ne kecelirev nügub en’im -oK .idritib ýnýsamþunok karayalugruv unuðudlo kemtlesküy koç nE .idliçeg enümülöb raluros arnos netkittib ralamþun -o ninemneltügrö rib tsinümok ed’nitsiliF unok nelide karem uðudlo nirelemneltügrö tsinümok ed’nitsiliF .ýdyýðýdamlo pul P -eb üðüdlürög koç ahad ninemnelikte tsinümok ad adafitnÝ.2 aklah içkeme luskoy ama liðed ayayratelorp acýryA .idlitril a uðudlo nireltügrö icmirved ibig CKDF ev CKHF nanayad n ne nakýç nedlenap nerüs ednilkeþ pavec uros ýlkýlýþ.rýadKnalugruv e -lo mirved ad’natsidrüK ev eyikrüT irib nadralçunos ilmenö .ýdyýðacalýkýy ed nin’itelved liarsÝ adnuðud l -tey namaz niçi ýsamnýla ele nununok rib þineg elyöB ev ünüd nin’imirveD nitsiliF reliciyelnid etkilrib elkemem ikedzümünö ,þaY ikaB .relidneliglib açkudlo nikþili enünügub -eceG nitsiliF rib ýlçama amþýnayad alyýklah nitsiliF edniçi ya -zös nýþadakra netenöy ilenap ,lenaP .udruyud ýnýðacalýpay is -veD mirveD”…”rsaN attaH arvaS arvaS“ :udlub nos elyirel ˆ”.radaK erefaZ mir

11

-A ,ednihirat 3002 mikE 5 -uÞ illetikÝ izekreM tanaS ýðýþýy -unok ”imirveD nitsiliF“ edn’iseb taaS .idnelnezüd lenap rib ul -ýtak ,elenap nayalþab ed’00.41 iðilrib eledacüM karalo ýcmýl -ag mýlýtA ,þaY ikaB nednisigred ev kileÇ seddakuM nednisetez -enreD raluçkukuH þadðaÇ .ýdlýtak yosneÞ namyelüS nedn’ið ecniserüs imirveD nitsiliF adaynüd müt ev neþelzüsmülö -as neþüd aðarpot karaþalkaryab -urud ýgyas nalýpay niçi ralýçþav -ra nemeh ,lenap nayalþab alyuþ afeV netenöy ilenap ,nadnýsak -alna i’nitsiliF uðuduko ný’radreS .itte maved elriiþ rib nat -ok kli ,edmülöb icniriB .ýdlýpay ednilah mülöb iki ,lenaP ne nin’imirveD nitsiliF ,kileÇ seddakuM nala zös karalo ýcamþun adafitnÝ unuros ,unuðudlo iðeneleg þinerid ýlhalis nününöy ilmenö amaþa amaþa ,arnos ahaD .idelyös iniðitkereg kamla ele etkilrib eli nedrelmelye ýlhalis ,kileÇ .M natalna inimiþileg nunuros nitsiliF -amþunok ,esi yosneÞ namyelüS nala zös arnos nadnO .idrev kenrö -rud ednirezü utuyob laskukuh nununuros nitsiliF koç ahad adnýs -liritþileg relmetnöy laskukuh ibig en enihyela nýnýklah nitsiliF .ud ”zamaþalna nid iki ,mulpot iki“ ,yosneÞ namyelüS natalna iniðid noylim 5 adna uþ ,iniðidlirednög enügrüs nirelilnitsiliF kerelined -ýðarpot nitsiliF ,ýnýðýdaþay adnýþýd ýralrýnýs eklü idnek ninilnitsiliF -leg amalna en karalo laskukuh nýmýrýkyos ,ünüðüdnülöb lýsan nýn ýnýðýdamlo yeþ rib akþab nadnub nýnanaþay ed’nitsiliF ev iniðid -siliF ,anýsamþunok esi þaY ikaB nala zös arnos nadnO .idelyös niçi kemrev ketsed eniseledacüm külrügzö nýnýklah nitsiliF ed’nit mamÝ ,)neleÇ miaS taveC( ilA nemðeT neþelzüsmülö nekrýþavas müt ni’liarsÝ arnos ahaD .ýdalþab karana i’eniteÇ afatsuM ev þetA -ulpot iduhaY“ ,nimzinoyis ,ýnýðýdrýdnayad emzinoyis ýnýralýrýdlas -at karalo ”üþünöd ireg aralkarpot üðüdlürüs ecnö rallýynib nunum -karpot þimlide taav“ ýnýralkarpot nitsiliF ni’liarsÝ ev ýnýðýdnalmýn analay küyüb ub nýralýrýdlas müT .idelyös ünüðüdrög karalo ”ral þulutruk lasulu nitsiliF arnos ahad ,þaY.B neyelyös ýnýðýdlýrýdnayad ednirezü imiþelib lasfýnýs nün’ÖKF nede kilrednö eniseledacüm -a iniðidelfedeh iyemte koy initelved liarsÝ ecnö nün’ÖKF.udrud ni’hiteF lE nalo purg küyüb ne ed’ÖKF elkillezö ýsarnos rel’07 am -nöd enisecnö ýralrýnýs 7691 ni’liarsÝ ev iniðidritþiðed inirelþürög ni’hiteF lE etkilkiþiðed ub ,iniðidriteg enilah akitilop lemet inisem 3991 .ittrileb unuðudlo iciyelrileb nýnýsamnayad aralfýnýs avujrub -lo ýsamþalna emte lagþi þavay þavay i’nitsiliF nýn’ýsamþalnA olsO þaY.B .idelyös unuðudnulub nýnýsazmi ný’tafarA adnýtla ev unuðud ev ýdla ele ad ýnýraladafitni )0002( .II ev )7891( .I ,adnýsamþunok ,unuðudlo ýya sýyaM ,liðed ýya lülyE nýnýcýgnalþab nýn’adafitnÝ.II -itni nirelmelye nayalþab alyýraiþ ”külrügzÖ aralkastuT“ ethirat ub -iF karalo nos edmülöb ub ,þaY.B .ýdalugruv ünüðütþünöd ayadaf ýnya ,ýnýðýdamlo mýþavas rib lasulu ecedas nineledacüm iked’nitsil lasmulpot akaltum ev unuðudlo eledacüm rib lasfýnýs adnamaz ne ikednünö nunuB .idelyös unuðudlo adnuroz kemlenöy aþulutruk unuðudlo ireltekerah nitsiliF icireg ev mzinoyis esi nilegne lemet .ittrileb -hos kacýS .idlirev ara rib asýk elenap arnos nadamþunok uB ev eyikrüT ely’imirveD nitsiliF ,arnos nadara ýðýdlýpay nirelteb -lýrakýç nedn’imirveD nitsiliF ,ninirelikþili nin’imirveD natsidrüK lýsan nýnamþýnayad ely’imirveD nitsiliF ev nirelsred nekereg ýsam edmülöb uB .idliçeg emülöb icniki ýðýdnýla ele niniðitkereg ýsamlo


ABD-TC: ÇÖKÜÞ ÝTTÝFAKI Irak’ýn iþgaline ortak olmakla iþbirlikçilikte yeni bir aþamaya varan tekelci sermaye ve Türk devleti, ABD ile kader ortaklýðýna gönüllüdür, isteklidir. Kimi burjuva çevreler, toplumun en geri kesimlerinde bile öfke uyandýran bu ortaklýðý haklý çýkartabilmek için, aðýr borç yükü ve ABD’nin oynadýðý “Kürt kartý” karþýsýnda, Türkiye’nin bu iþbirliðine zoraki dahil olduðunun propagandasýný yapýyorlar. Burjuvazinin bakýþýný yansýtan bu ifadeleri, sýk sýk reformist çevrelerden duymak da mümkün oluyor.

G ü n d e m

12

Geçtiðimiz hafta içinde meclis, ABD ile birlikte Irak iþgaline ortak olmak amacýyla, Irak’a asker gönderme iznini onayladý. Türk devleti iþgal altýndaki Irak topraklarýna on bin asker gönderme kararý aldý. Bu, iþbirlikçi tekelci burjuvazinin, uluslararasý ve bölgesel çapta yöneliminin ne olduðuna iliþkin önemli ipuçlarý veren bir karardýr. Bu kararýn nasýl ve kimler tarafýndan alýndýðý gibi sorunlardan çok, bu yönelimlerin neler olduðunu kavramak çok daha önemlidir. Bu topraklarda, emekçilerin ezici çoðunluðu, ne böyle bir savaþa ortak olmayý, ne de Irak’taki mevcut iþgali onaylýyor. Geniþ emekçi yýðýnlarý, bu duygu ve düþüncelerini bir çok kez sokak eylemleriyle dile getirdiler. Savaþýn karþýsýnda emekçilerin tutumlarýný yansýtan eylemler neredeyse bir yýldan bu yana çeþitli biçimlerde sürüyor. Ancak, iþbirlikçi tekelci sermaye ve onun politik temsilcileri olan partiler bu kararý onaylamaktan çekinmediler. Bu durum, iþbirlikçi tekelciliðin söz konusu yönelimlerinin gelip geçici bir

karakter taþýmadýðý, aksine, köklü nedenlere dayandýðýnýn bir ifadesidir.

ABD’nin Kaderine Baðlanmak Meclisten geçen tezkerenin amacý, ne tek baþýna Irak’taki zengin petrol yataklarýndan pay kapabilme isteðidir, ne de iþgale ortak olma koþulu getiren 8.5 milyar dolarlýk IMF kredisinin iþtah açýcý hayalleridir. Elbette bunlar da var. Fakat, Türk devletinin yöneticilerinin sýk sýk vurguladýklarý gibi, sorun yalnýzca ekonomik bir sorun deðil. Kaldý ki, bu konuda ABD ile yapýlan pazarlýk görüþmelerinde, petrol yataklarý üzerinde pay sahibi olma isteði kabul görmedi. Ýþbirlikçiler açýsýndan bu ortaklýðýn siyasi anlamý, ekonomik getirilerinden çok daha önemliydi. Meclisin onayladýðý tezkereyle birlikte, Türkiye’nin iþbirlikçi tekelci sermayesi, bütün dünyaya kaderini ABD ile ortaklaþtýrdýðýný ilan etmiþ oldu. ABD’nin kendi eliyle tezgahladýðý 11 Eylül olaylarý sonrasýndan adým adým hayata geçirdiði 3.Dünya savaþýnýn gündemde olduðu böylesi bir dönemde, Türk devletinin ABD ile kader ortaklýðý ciddi bir saflaþmanýn iþaretidir. Hatýrlatalým. Birinci ve ikinci Emperyalist paylaþým savaþlarý öncesinde, bütün kapitalist ülkeler, böylesi kamplaþmalar yaþamýþlardý. Üçüncü dünya savaþýnda, benzer kamplaþmalar kaçýnýlmaz hale geliyor. Bu savaþta, esas hedef dünya emekçi halklarý olmakla birlikte, savaþý yürüten sermayenin emperyalist-kapitalist niteliklerinden kaynaklý olarak kaçýnýlmaz biçimde bu bir paylaþým savaþý niteliði de taþýyor. Paylaþýmýn gündemde olduðu her yerde, saflaþmalar, kutuplaþmalar mutlaka gündeme gelir. ABD, dünya devrim dinamiklerini ezme ve emperyalist-kapitalist sistemin çöküþünü engelleme hedefli bu savaþla, paylaþýmda ön plana çýkmak için, savaþý kendi cephesinden baþlattý. ABD’nin paylaþýmdaki temel rakipleri AB ve Japonya emperyalist odaklarýdýr. Rusya-Çin ittifaký da, farklý nedenlerle, ABD’nin hegemonyasýnýn önündeki bir diðer engeldir. Ýþte, bu kutuplaþma içerisinde TC, kendi konumunu belirlemiþtir. Bundan böyle TC, ABD’nin kendi cephesinden baþlattýðý 3.Dünya Savaþýnda ABD ile ayný kutupta olduðunu ilan etmiþtir. Ayný ittifak gücü içerisinde Ýngiltere, Ýsrail, Ýspanya,Ýtalya var. Bu kutuplaþma, ayný zamanda, 3.Dünya Savaþý sürecinin iþlediðinin bir baþka kanýtýný oluþturuyor. Türk devletinin kendi kaderini ABD ile ortaklaþtýrmasý, onunla birlikte yayýlmacý emeller taþýyan nice maceralara giriþmesi demektir. Irak’ýn iþgaline ortak olmak, bu tür yayýlmacý emelleri açýða vuruyor. Bu yönelim Türk devletini diðer emperyalist ülkelerle, bölge ülkeleriyle karþý karþýya getiriyor. Bu durum, kendi içinde aðýr ekonomik ve siyasi krizler barýndýran iþbirlikçi


tekelciliði, çok daha farklý karmaþýk ve aðýr çatýþmalarla karþý karþýya býrakacaktýr. Türk devletinin ABD ile kader ortaklýðý, onun AB ile ilgili hedeflerinden tümüyle vazgeçtiði anlamýna mý gelir? Hayýr. Dýþiþleri Bakaný A.Gül sýk sýk “Ýngiltere gibi olacaðýz” vurgusunu yapmaktan kendisini alýkoyamýyor. Ýngiltere, AB içerisinde, adeta ABD’nin gönüllü uþaklýðýný yapan, ABD adýna kaleyi içeriden fethetmeye çalýþan bir konumdadýr. Türkiye, AB’ye girmeyi hedefleyen giriþimlerine devam edecektir. Fakat artýk bu hedef içinde kendi misyonunu belirlemiþtir: AB içinde ABD’nin truva atý olmak.

TC’nin “Yeni Gelin Nazý” Bitti Irak’ýn iþgaline ortak olmakla iþbirlikçilikte yeni bir aþamaya varan tekelci sermaye ve Türk devleti, ABD ile kader ortaklýðýna gönüllüdür, isteklidir. Kimi burjuva çevreler, toplumun en geri kesimlerinde bile öfke uyandýran bu ortaklýðý haklý çýkartabilmek için, aðýr borç yükü ve ABD’nin oynadýðý “Kürt kartý” karþýsýnda, Türkiye’nin bu iþbirliðine zoraki dahil olduðunun propagandasýný yapýyorlar. Burjuvazinin bakýþýný yansýtan bu ifadeleri, sýk sýk reformist çevrelerden duymak da mümkün oluyor. Oysa TC, mecbur býrakýldýðý için deðil, gönüllü olarak Irak’ýn iþgaline ortak oluyor. Bu durum onun, tarihsel yayýlmacý eðilimlerine uygundur. Asýl önemlisi Türk devleti Irak’taki direniþi boðmak için bu ortaklýða girdi. Çünkü, Irak’ta ABD iþgaline karþý yaygýnlaþan ve her gün daha büyük güç kazanan direniþ, emperyalizmin bölgedeki bütün varlýðýný tehdit eden bir konuma ulaþtý. En baþta Türkiye iþbirlikçi tekelci sermayesi, varlýðýný bölgedeki emperyalizmin egemenliði sayesinde ayakta tutabiliyor. Kýsaca TC, Irak’a ABD adýna deðil, ama kendi varlýðýný ayakta tutmak adýna gidiyor. Bu nedenle gönüllü ve isteklidir. Bu noktada, kimi devrimci çevrelerde sýkça dile gelen, “ABD askeri olmayacaðýz!” sloganý, bir anlam ifade etmiyor. Türk ordusu Irak’a sadece ABD adýna savaþmak ve ölmek için gitmiyor. Eðer Irak’taki direniþ zafere ulaþýrsa, bu ABD’nin çöküþü demektir. ABD’nin çöküþü ise, Ýsrail-Türkiye ittifakýnýn içi boþ bir çuval gibi yýkýlýp gitmesi anlamýna gelir. Türk ordusu, kendi açýsýndan ölüm-kalým meselesi olan bu durumu önlemek için savaþmaya gidiyor. Kaldý ki, gönülsüz de olsa, ABD, Türkiye’ye kendi istediðini kabul ettirebilme gücüne sahip. Ekonomik, siyasi, diplomatik ve askeri yollardan ABD emperyalizmine kopmazcasýna baðýmlý olan iþbirlikçi tekelci sermayenin, günümüzde emperyalizmden baðýmsýz hareket etme þansý kalmamýþtýr. Eðer Türkiye gönüllü olmasaydý, ABD az ya da çok zaman içinde, kendi isteklerini kabul ettirirdi. Konunun bu yönünü ayrýca vurgulamak gerek: çünkü emperyalizmle baðýmlý ülkeler arasýndaki iliþki, þu ya da bu kiþinin, partinin veya sýnýfýn temsilcilerinin isteklerine, arzularýna baðlý deðildir. Bu iliþkiye yön veren, ekonomik baðýmlýlýðýn üzerinde yükselen nesnel koþullardýr. Örnek olsun; Irak’ýn iþgaline karþý çýktýðýný her fýrsatta söyleyen Bülent Arýnç gibi kiþilerin, genel süreç içerisinde hiçbir kýymeti harbiyesi yoktur. Türk devletinin iþgale gönüllü olmasý, onun ABD karþýsýnda pazarlýklar yürütmesine engel deðildir. Tezkere çýktýðý halde, ABD’li yöneticilerle çeþitli düzeylerde pazarlýklar sürüyor. Bu pazarlýkta elini güçlendirebilmek için Türk devleti, geçen yýldan bu yana, “yeni gelin nazý”ný sürdürüyordu. Yani hem istekliydi, hem de bazý konularda kendisini garantiye almadan kendini teslim etmiyordu: 1 Mart’ta mecliste reddedilen tezkere, bu “yeni gelin nazý”na örnekti. 1 Mart tezkeresinin kabul edilmeyiþinden sonra, meclisin o-

nurundan bahsedenler, halkýn iradesinin meclisi teslim aldýðýný söyleyenler, bu yeni durumu nasýl açýklayacaklar? Yeni tezkereyi önemli bir çoðunlukla onaylayan meclis, ayný meclistir. 1 Mart’tan bu yana, meclisteki partilerde ve vekillerde herhangi bir deðiþim olmadý. Öte yandan emekçilerin ve devrimci güçlerin eylemlerinde de bir azalma söz konusu deðil. Bu durumda dün Meclisin halkýn iradesini dikkate aldýðýndan söz eden sosyal reformistler son oylamayý nasýl izah edecekler?

Özel Hedef: Kürdistan Devrimini Boðmak Emperyalist-kapitalist sistemin çöküþünü hýzlandýracak Irak direniþini boðmak gibi genele iliþkin amaçlarýnýn yaný sýra, Türk devletinin bu savaþa girmekte kendi özel çýkarlarý da ön plandadýr. Bu çýkarlar içinde, Kürdistan devrimini boðmak hedefi özellikle vurgulanmalýdýr. En son kabul gören tezkere için ABD ile yapýlan pazarlýklarýn temel konusunu, bu özel hedefte ABD ile ortaklaþma meselesi oluþturuyordu. KADEK’in tasfiyesi ile sýnýrlý kalmayan, güneyde Kürtlere ait bütün kurumlarýn tasfiyesi amacýný da barýndýran bu hedefe ulaþmak, Türk devleti açýsýndan oldukça zordur. Kürt halký, Kuzeyde ve Güneyde, Türk devletinin bu amaçlarýna ulaþmak için atacaðý her adýmýn çok sert cevaplanacaðýnýn iþaretlerini þimdiden veriyor. Ýþbirlikçiliði tescilli Barzani bile, Türk ordusunun Irak’a girmesiyle, geçici hükümetten ayrýlabilecekleri ve bir iç-savaþýn patlak vereceði tehditlerini savurmaktan geri kalmýyor. Tescilli iþbirlikçi Barzani’yi böyle sert konuþmalar yapmaya iten neden, Kürt halkýnýn iþgalci Türk ordusuna duyduðu haklý öfkedir. Bu öfke, Barzani’yi bile ABD ile ittifaký bozma noktasýna getirirken, KADEK’in ABD ile ittifaký gözeten açýklamalarý dikkat çekiciydi. KADEK, kendisine dokunulmadýðý koþullarda ABD ile Türkiye’nin Irak’ý iþgal etmesine sessiz kalacaðý açýklamalarýyla, Kürt halkýnýn esas duygularýný ifade etmiþ olmuyor. Tersine, Güney’de ve Kuzey’de Kürt halký, tezkerenin oylanýp kabul görmesini, eylemler ve öfkeli protestolarla karþýladý. Bu nedenle, Türk devletinin Kürdistan devrimini boðma giriþimleri, Irak’taki direniþin Kürdistan’ýn tümüne yayýlmasýnýn önünü açacaktýr. TC’nin bu konuda attýðý her adým, mücadelenin þiddetlenmesine yol açýyor. Türk devleti, Ýsrail’le birlikte, Ortadoðu gericiliðinin kalesi ve koruyucusudur. Düne kadar, bu misyonunu belli sýnýrlar içinde oynayan Türk devleti, Irak’ýn iþgaliyle birlikte, Ortadoðu’nun baþ karþý-devrim odaðý olmak rolüne hazýr bulunduðunu ifade etmiþtir. Türkiye’de faþist karakterli burjuva egemenliðin yýkýlmasý, tüm Ortadoðu’nun gerici iktidarlarýnýn yýkýmýný getirecektir. Burada, savaþa karþý hareket içinde, kitle eylemiyle hükümeti ve meclisi baský altýna almak gibi sýnýrlý bir hedefin ne denli geçersiz kaldýðýný görüyoruz. Tezkerenin onaylanmasý, böyle bir baskýnýn hiçbir iþe yaramadýðýný gösterdi. Türk devletinin Irak’taki iþgale ortak olmasý, proletaryanýn G devrimci görevlerini yerine getirmesi için gerekli olan bütün ü koþullarý olgunlaþtýrýyor. Emekçilerin genel hoþnutsuzluðunun daha güçlü eylemlerle dile gelmesi, Kürt halkýnýn þidn detli çatýþmalarla bu sürece cevap vermesi kaçýnýlmazdýr. d Cepheden gelen her yenilgi haberi, burjuva hükümetlerin koltuðunun sarsýlmasýna neden olacaktýr. Ekonomik kriz, sa- e vaþla birlikte çöküþü yaþayacaktýr. Kýsacasý, savaþýn sonucunda proletarya, devrim hedeflerine varmak için uygun ko- m þullara sahip olacaktýr. Emperyalist-kapitalist sistemin çöküþünü saðlayan anahtar elimizdedir.

13


ALMANYA’DA 1 EYLÜL SELAMLANDI Azgýn dalgalarýn Düþmanlýðýndan çok Cahil kaptanlarýn korkularý Ve en kritik anda Yanlýþ dümen kýrmalarý Tehdit etmiþtir yolculuklarý Yola çýkalý, bu kaçýncý Karaya oturmuþ gemi Yanýndan geçip gittiðimiz Söyle bize deniz feneri Parladýðýn yüz elli yýldan beri Kimler seni dinlemeyip de Karada yürütmeye kalkar gemileri Oysa bilgeliklerinle doludur Bizim kaptanýn seyir defteri Sibel Sürücü 1990 1 Eylülü’nde kuruluþunu ilan eden TKEP/Leninist, 14. kavga yýlýna girdi. 13 mücadele yýlý boyunca, Türkiye ve K.Kürdistan topraklarýnda onlarca deðer yaratýldý. Devrimci mücadelede ýsrar ve uzlaþmazlýk bilimsel teorinin ýþýðýnda harmanlandý. Ve Leninist Parti 13 mücadele yýlý boyunca dosta güven verdi düþmana korku saçtý. Sahip olduðu nicel güçle karþýlaþtýrýlmayacak biçimde, ülkelerimiz devrim tarihindeki her sayfada yerini aldý. Ve bugün Leninistler, Leninist Parti’nin dostlarýyla birlikte, Denizlerden bu yana yaratýlan geleneðin haklý sahibi olarak, geleceðe yürümenin haklý gururunu yaþýyorlar Bilinç ve yürekle örülen yaþamýn her alanýna , kavganýn her cephesine silinmez izler býrakan bir yürüyüþe tanýklýk ediyor tarih... BÝZÝM YÜRÜYÜÞÜMÜZE Denizlerden 13 Mart Savaþçýlarýna, 13 Mart Savaþçýlarýndan zindanlara, Ölüm Oruçlarýnda fedayý kuþananlarýmýza, Leninist Parti, büyük bir tarihin sahibi olarak geleceðe yürüyor... Proletaryanýn Devrimci Sýnýf Partisi TKEP/LENÝNÝST’in 14. mücadele yýlý, 5 Ekim 2003 günü Almanya’nýn Reutlingen kentinde düzenlenen bir kutlama etkinliðiyle selamlandý. Leninistlerin ve Leninist Parti’nin dostlarýnýn katýldýðý etkinlik, örgütlü bir güç olmanýn önemini ve THKO’dan bu yana Leninist Parti’nin tarihini anlatan metnin okunmasýyla baþladý. Daha sonra, Ölüm Orucu Savaþçýmýz, Güneþimiz, Sibel Sürücü’nün, Kartal Zindaný’ndan zorla müdahale iþkencesi için hastaneye kaldýrýlmasýný ve buna

14

karþýlýk tutsak leninistlerin direniþini anlatan Dördüncü Kelebek adlý þiirsel bir dinleti sunuldu. Güneþimizin yoldaþlarýna haykýrdýðý “sizsiz bir yaþamý asla kabul etmeyeceðim. Sizden asla vazgeçmeyeceðim” sözleriyle sona eren dinletinin ardýndan müzik dinletisi verildi. Müzik dinletisi ve okunan þiirlerle devam eden program, Ölüm Orucu eylemi ve Leninist Parti’nin bu süreçteki tavrý ile ilgili yapýlan bir konuþmayla devam etti. Etkinlik Ýrlanda’da IRA militanlarý tarafýndan yapýlan Ölüm Orucu eylemini konu alan “O da Bir Ana” adlý filmin gösterimiyle sona erdi.

Fabrikalar Tarlalar Siyasi Ýktidar Her þey Emeðin Olacak! Zindanlar Yýkýlsýn Tutsaklara Özgürlük! Yaþasýn Proletaryanýn Devrimci Sýnýf Partisi TKEP/Leninist Almanya’dan Leninistler NOT: Elimize e-posta yoluyla ulaþan bu yazýyý haber niteliðinden dolayý yayýnlýyoruz.


SARIGAZÝ’DE PANEL: “Irak’ta Savaþ ve ABD’nin Çöküþü” Ayýþýðý Sanat Merkezi’nin düzenlediði “Irak’ta Savaþ ve ABD Emperyalizminin Çöküþü” konulu panel, 24 Eylül Pazar günü, Sarýgazi Þubesi’nde yapýldý. Panele konuþmacý olarak Mücadele Birliði adýna Vefa Serdar, Haklar ve Özgürlükler Cephesi adýna Þadi Özpolat, Yeni Atýlým gazetesi adýna Mukaddes Çelik ve DEHAP adýna M.Yönetim Kurulu üyesi Kudbettin Üþenç katýldý. Panelin ilk bölümünde, ABD emperyalizminin Ortadoðu’da izlediði politikalar, Irak iþgali ve halkýn direniþi, iþgalin nedenleri ve ortaya çýkardýðý sonuçlar tartýþýldý. Bu bölümde ilk sözü alan Kudbettin Üþenç, kýsaca, ABD’nin Ortadoðu’ya yönelik saldýrgan politikasýnýn 11 Eylül sonrasýnda þekillenmediðini: aslýnda 1920’lerden sonra, Truman ve Marshall doktrinleri doðrultusunda tüm dünyada hakimiyet kurmaya çalýþtýðýný belirtti. 11 Eylül’ün CIA’nýn haberdar olduðu bir komplo olduðunu; bunun ABD’nin kendisini meþrulaþtýrmaya çalýþtýðý bir zemin yarattýðýný dile getirdi. Yeni Atýlým adýna konuþan Mukaddes Çelik, Ortadoðu’nun sömürgeleþtirilme tarihinden kýsaca bahsederek, bu bölgede dengeleri deðiþtiren olaylarýn, Filistin davasýna ihanet eden Arap rejimlerinin Arap birliðini bozmasý, Ýran’da devrim ve sosyalist blokun 89 yýlýndaki çözülüþü olduðunu vurguladý. Bu olaylarla ABD’nin, Ortadoðu’ya yeni biçim vermeye çalýþtýðýný dile getiren M.Çelik, emperyalizmin doðrudan yönetme durumuna “Himayeci sömürgecilik” ifadesini kullandý. HÖC adýna konuþan Þadi Özpolat, Amerikan imparatorluðu döneminin ilan edildiðini, ABD’nin anti-emperyalist hareketlere, hala sömürge olmayan ülkelere karþý bir saldýrý baþlattýðýný söyledi. Fakat, Irak saldýrýsýnýn büyük bir direniþle karþýlaþtýðýný, bu sayede emperyalizmin yenilmezliði teorilerinin yerle bir olduðunu ekleyen Þ.Özpolat, emperyalizmin demokratik yüzünü keþfedenleri de eleþtirdi Emperyalizmin gücünü yerle bir etmeden, özgürlüðün hayal olacaðýný söyledi. Sözlerini “Emperyalizm birleþiyorsa, bizim parçalanma lüksümüz yok, halka karþý sorumluluk taþýmýyoruz demektir” diyerek tamamladý. Mücadele Birliði dergisi adýna panele katýlan Vefa Serdar, konuþmasýna, Irak’ta ABD’nin yalnýzca petrol aramadýðýný, elinden kaçan dünyayý yeniden egemenliðine almak için iþgale giriþtiðini belirterek baþladý. Emperyalist-kapitalist sistemin derin bir bunalýmda olduðunu, kapitalist geliþmenin sistemi sýçramalý bir çöküþe sürüklediðini söyledi. 11 Eylül olaylarýnýn bizzat ABD tarafýndan hazýrlanan provokasyon olduðunu, ABD’nin bu yoldan 3. Dünya savaþýný kendi açýsýndan baþlat-

týðýný belirten V.Serdar, bu giriþimlerin esas temelinde, emperyalist ilhakýn tamamlanma sürecinin bulunduðunu söyledi. Bununla birlikte, paylaþým savaþýnýn, proletarya ve ezilen halklarýn devrimci savaþý sonucu dünya çapýnda bir iç-savaþa dönüþtüðünü,bunun emperyalist-kapitalist sistemin sýçramalý çöküþünü hýzlandýracaðýný, daha þimdiden Vietnam savaþý döneminde ortaya çýkan gösterilerden daha yaygýn eylemlerin sistemi sarstýðýný belirtti. Panelin birinci bölümü böylece sona erdi. Yarým saatlik ara boyunca, paneli izleyenler konuþmalar üzerinden yorum ve görüþlerini tartýþtýlar. Panelin ikinci bölümünde, Türk devletinin Irak iþgaline asker gönderme niyetleri, bunun sonuçlarý ve devrimcilerin tavrýnýn ne olmasý gerektiði tartýþýldý. DEHAP adýna konuþan K.Üþenç, iþgale yönelik TC’nin pazarlýklarýnýn, ABD’ye “Kürtlere ait ne varsa, benimle beraber imha et!” diyerek sürdüðünü, AKP’nin þovenist çizgisinin Enverist ve Türkeþçi olduðunu, ABD’nin ise Güney’de yeni bir Ýsrail oluþturmaya çalýþtýðýný, buna karþýlýk devrimci ve demokratlarýn ilk önce savaþý önleP meye çalýþmasý gerektiðini söyledi. Panelde ayrýca, baðýmsýz-birleþik sosyalist Kürdistan hedefinin stratejik bir a hedef olarak korunduðunu, Kürtlerin teslimiyet diye bir n þanslarýnýn olmadýðý da dile getirildi. Atýlým adýna konuþan Mukaddes Çelik, Türk devleti- e nin Ortadoðu’daki hükümranlýk iliþkilerine dahil olmak l istediði, bunun yolunun Kürt sorununun halledilmesinden geçtiðini belirtti. Devrimcilerin esas görevinin halklarýn birbirini boðazlamasýna engel olmak olduðunu, bu anlamda emperyalizm karþýsýnda, Kürt sorunu karþýsýnda ve devrim karþýsýnda tüm çevrelerin tutumunu netleþtirmesi gerektiðini söyledi. Kürt ulusal hareketinin görevle- 15


rinden birinin, Türkiye iþçi sýnýfýna güven vermek olduðunu da belirten M.Çelik, þovenizme karþý güçlü mücadelenin asýl olarak ezen ulus proleterleri ve enternasyonalistlerin omuzlarýnda olmasý gerektiði gerçeðini unutmuþ görünüyordu. Þadi Özpolat, panelin bu bölümünde, Türk devletinin pazarlýklarýnýn KADEK ve para üzerinde yoðunlaþtýðýný, fakat iþgale ortak olma kararýný almakta hiç de rahat olamadýklarýný belirtti. Tablonun devrimciler açýsýndan kötü olmadýðýný, geniþleme, yaygýnlaþma olanaklarýnýn arttýðýný belirten Þ.Özpolat, Irak’ta Savaþa Hayýr Koordinasyonu içinde yaþanan bölünmelerden bahsetti. Mücadele Birliði adýna konuþan Vefa Serdar, TC’nin asker gönderme isteðinin ardýnda, Türkiye ve Kürdistan devrimini boðma ihtiyacý olduðunu söyledi. V.Serdar sözlerine þöyle devam etti: “Ayaklanmalar yüzyýlýnýn kalbinde Türkiye ve Kürdistan

yer alýyor. Savaþlar ise ayaklanmalara yol açar. Bu nedenle salt barýþ istemek, savaþa hayýr demek, uysal bir dilek olmaktan öteye gitmiyor. Savaþý durdurabilecek tek þey devrimdir; savaþa karþý politikalarda baþa koymamýz gereken, devrimci iktidar mücadelesidir. Böylesi hedefleri olan bir harekete ise reformistler girmezler, kaçarlar. Bu anlamýyla cezaevlerinde geçmiþte etkili olan CMK iyi bir örnektir. Devleti dize getiren, böylesi devrimci birlikteliklerdir.” Panelin sonunda, dinleyiciler panelistlere sorular sordular. Dinleyenlerin sorularýnda en çok göze çarpan, Ýslamcý diye adlandýrýlan gerici-burjuva çevrelerle birlik oluþturulmasý oldu. Bu sorulara Þ.Özpolat, “Evet, þeriat istiyorlar, bu anlamda gericidirler, fakat egemen konumda deðiller” sözleriyle cevap verdi. Dinleyenler, DEHAP’ýn savaþ karþýsýndaki ikircikli tutumunu eleþtirdiler. Konuþmacý K.Üþenç bu eleþtirileri, “Baðýmsýz bir Kürdistan istemiyoruz. Kürt sorunu, demokratik Türkiye’de özgür birliktelikler olarak çözülecek” biçiminde ve kendilerinin asla Denizlerin, Mahirlerin yolunu terk etmediklerine iliþkin sözlerle cevapladý. Panelin son bölümleri, devrimci durum tespitlerini, halklarýn af deðil devrim istediðine iliþkin düþünceleri abartýlý buluðunu söyleyen Mukaddes Çelik’in sözleri üzerinden tartýþmalarla geçti. Bir dinleyicinin sözleri bu konuda anlamlýydý: “Af isteyenler olabilir. Ama bu halkýn öncüsü olduðunu söyleyenler ne diyecek?” Panele Sarýgazi’den ve Ýstanbul’un diðer emekçi semtlerinden, özellikle iþçi gençliðin yoðun biçimde katýldýðý görüldü. ˆ

DERSÝM’DE BÝR GERÝLLA CENAZESÝ

H a b e r

16

Kürdistan ve Türkiye topraklarýnda düþen her bir can binlerce filiz verip yeþeriyor; kalplere kopmaz baðlarla baðlanýyor. KADEK gerillasý olarak savaþýrken ölümsüzleþen Hüseyin Gül de bir devrim savaþçýsý olarak Dersim’in baðrýnda yeþeriyor. TC devletinin faþist ordusunun kurþunlarý onu fiziki olarak aramýzdan alsa da, o yüzlerce Dersimli gencin ve devrim mücadelesine gönül vermiþ herkesin kalbine kazýndý. Faþist TC ordusuyla Tokat’ýn Almus ilçesinde girdikleri çatýþmada katledilen Hüseyin Gül’ün cenazesi Tokat’tan alýndýktan sonra kendi köyü olan Pertek’in Dolamaç köyüne getirilerek, diðer devrim savaþçýlarýnýn gömüldüðü mezarlýkta sonsuzluða uðurlandý. Bazý iþbirlikçi köylüler gençlerin cenaze törenine katýlmalarýný engellemeye çalýþtýlar. Örgütsüz olan ve kendi insiyatifleriyle hareket eden gençler,“Munzur” kod adlý Hüseyin Gül’ü slo-

ganlarla uðurladýlar. Cenazenin kaldýrýlmasýnýn üçüncü günü yapýlan mezarlýk anmasýnda resimler, bayrak taþýnýr gibi göklere yükseltildi. Gençlerin faþizme karþý olan öfkelerini ve intikam yeminlerini haykýrmalarý uzun süre devam etti. Mezarýn baþýnda sýk sýk, “Þehit Na Mýrýn”, “Kürdistan Faþizme Mezar Olacak”, “Hüseyin Yoldaþ Yaþýyor, Savaþýyor”, “Devrim Savaþçýlarý Ölümsüzdür”, “Faþizme Karþý Savaþ Baþýna”, “Baskýlar Bizi Yýldýramaz” sloganlarý atýldý. Bölge gençleri; “Hepimiz Birer ‘Munzur’ Olacaðýz, Ýntikamýn Alýnacak, Bayraðýn Yükselecek” diye haykýrarak zafer iþaretleriyle geldikleri mezardan zafer iþaretleriyle ayrýldýlar. YA DEVRÝM YA ÖLÜM! ZAFERE KADAR DAÝMA! Ý.Ý Mücadele Birliði Okuru /Dersim


MÜCADELE BÝRLÝÐÝ OKURLARINA SALDIRI! 5 Ekim 2003 tarihinde Ýkitelli pazarýnda dergi daðýtan 20 kiþilik Mücadele Birliði okuru grubuna resmi ve sivil polisler tarafýndan silahlý saldýrýda bulunuldu. Saldýrýda þans eseri ölen ya da yaralanan olmazken Ýkitelli sokaklarý saatlerce sloganlarla çýnladý. Sokak aralarýna barikat kuran dergi daðýtýmcýlarý herhangi bir kayýp vermeden daðýtýmý bitirdiler. Bölgeyi abluka altýna alan polis, emekçi halk üzerinde terör estirerek 180 kiþiyi gözaltýna aldý. Olayla ilgili dergi daðýtýmýný gerçekleþtiren MB okurlarýyla yaptýðýmýz röportajý yayýnlýyoruz. Mücadele Birliði: Dergi daðýtýmý nerede ve nasýl gerçekleþiyordu? MB okuru: Biz Mücadele Birliði dergisinin çýktýðý her 15 günde bir Ýkitelli’de pazarda sloganlarla ve ajitasyonlarla dergi daðýtýmýný sürekli ve düzenli bir þekilde gerçekleþtiriyoruz. 28 Eylül’de yine sloganlarla pazarda dergi daðýtýmý gerçekleþtirirken bir iþbirlikçi faþist dergi ve dergi daðýtýmcýlarýna yönelik hakarette bulunmuþtu.Bunun üzerine bizler; yaptýðýnýn yanlýþ olduðunu anlattýk ve uyardýk. Ancak hakaretlere devam edince cezalandýrdýk. Orada bulunan insanlara, bu cezalandýrmanýn ne için yapýldýðýný Pazar tahtasý üzerine çýkarak yüksek sesle anlattýk.. Diðer okur: Polisin5 Ekim’deki abluka ve saldýrýsýnýn sebeplerinden birisi de buydu. Mücadele Birliði: Saldýrýyý anlatýr mýsýnýz? Okur: 5 Ekim’de yine sloganlarla pazarda dergi daðýtýmýný yapýyorduk. Bu arada geçen hafta yaptýðýmýz cezalandýrmanýn etkisiyle polis yoðun güvenlik önlemi almýþtý. Biz polisin ablukasýna raðmen pazarýn baþýndan, pazarýn sonuna doðru sloganlar atarak ilerledik. Biri komiser 2 polis bize doðru yaklaþarak daðýtýmý engellemeye çalýþtý. Biz bu daðýtýmýn yasal olduðunu söylediðimiz halde, diðer polislerin harekete geçtiðini gördük. Bu arada pazardan ayrýlmayarak sloganlarla daðýtýma devam ettik. Daðýtým bittikten sonra pazardan çýkarken polis saldýrýya geçti. Biz de bulunduðumuz alanda taþlarla karþýlýk verdik. Polisler ve timler uzun namlulu silahlarla, hedef seçerek ateþ ettiler. Çatýþma artýk Ýkitelli’nin ara sokaklarýna yansýmýþtý. Bu arada sloganlarýmýzla “Ýkitelli faþizme mezar olacak”, “Faþizme karþý silah baþýna”, “Ya devrim ya ölüm”, ezilen halklarý intifadaya çaðýrdýk. Diðer okur: Polisin bu saldýrýsýna karþý proletaryaya yakýþýr bir þekilde militanca sokaklarda barikatlar kurarak karþý koyduk. Polis kafasýna yaðan taþlardan dolayý yaklaþmaya cesaret edemiyordu. Tek yaptýklarý þey barikatlar boyunca, bizleri kurþun yaðmuruna tutmaktý. Ama onlar yenildi biz kazandýk. Ýkitelli iþçi ve emekçileri barikatlara gelerek kavganýn ortasýnda yiðitçe mücadele birliði aðýný ördü ve çatýþtý. Devrimcileri halktan ayýramayacaðýný, devlet bir defa daha gördü. Mücadele Birliði: Bu saldýrýya çevredeki insanlar nasýl

tepki verdi? Okur: Hem pazarda hem çatýþmanýn olduðu sokaklarda, Ýkitelli halký bizleri en iyi þekilde sahiplendi. Diðer okur: Arkadaþýmýzýn anlattýðý gibi Ýkitelli’de halkýn bizleri sahiplenmesi bir tesadüf deðildi. Örgütlü bir halkýn asla yenilmeyeceðini, mücadele birliði aðýyla zafere ulaþacaðýný en iyi þekilde gösterdi. Mücadele Birliði: Saldýrýyý siz nasýl deðerlendiriyorsunuz? Okur: Ýkitelli halký uzun bir zamandan beri zaten yaþamdan hoþnutsuzluðunu bir çok defa eylemliliklerle göstermiþtir. 95 Gazi Ayaklanmasý’nda, Gazi halkýna destek için buradan binlerce insan devletin kolluk güçlerinin müsaade etmemesi üzerine otobaný keserek Gazi’ye kadar yürüdüler. 96 Ölüm Orucu eyleminin zafere ulaþmasýnda Ýkitelli’nin büyük bir etkisi vardý. Ayný zamanda 19 Aralýk 2000 Zindan Savaþlarýnda örgütlü bir þekilde davranýlarak birçok eylem gerçekleþtirilmiþ, Ýkitelli sokaklarý alev topuna döndürülmüþtü. Bizler Ýkitelli’de 90’lý yýllardan beridir halký, sermaye sýnýfýna karþý örgütlü mücadeleye çekiyoruz. Biz Leninistleri Ýkitelli halký biliyor, sahipleniyor, destekliyor. Ýkitelli’de gittikçe artan bir örgütlü gücümüzün farkýna varan devlet bizlere karþý tüm gücüyle saldýrýyor. Çünkü biliyor ki biz Leninistler, politik iktidar hedefini ezilen halklarýn en önüne koyuyoruz. Ýktidar hedefiyle faþizme karþý her yerde ve her zaman savaþmaya hazýr olduðumuzu Taksim meydanýnda, Ölüm Orucu eylemlerinde kararlýlýðýmýzý ortaya koyduk. Burada çalýþmamýzý engellemek ve halkla baðýmýzý koparmak amacýyla bu ve buna benzer saldýrýlarý özellikle bizlere yöneltiyorlar. Diðer daðýtýmcý: Ýkitelli’nin tarihini arkadaþ en iyi þekilde ifade etmiþtir. Buna katacaðým birkaç söz olacaktýr. Ýkitelli halký yýllardýr Türkiye ve Kürdistan devrimine onlarca savaþçý katmýþtýr. Bizim, Ýkitelli’de çalýþmalarýmýzýn çok yoðun olmasýndan ve politik iktidar hedefini kitlelere taþýmamýzdan dolayý , bu yoðun saldýrýlar gerçekleþtiriliyor. Bu- R rada çalýþma yapan ortalama solu devlet önemsemiyor. ö Ortalama solun çalýþmalarýna hiçbir þey yapmazken, biz p Leninistlere böyle silahlarla saldýrýyorlar. Bizim burada bir güç olduðumuz ortadadýr. Bu saldýrýlara karþý da en iyi o cevabý, faþizmin anladýðý tek dilin devrimci þiddet oldur ðunu gösterdik. Ve her zaman göstermeye devam edecet ðiz. Mücadele Birliði: Son olarak neler söyleyeceksiniz? a Okur: Ýktidar dýþýnda herþey hiçbir þeydir. Devrimci j basýn susturulamaz. Ýkitelli iþçi ve emekçilerine daha yoðun bir þekilde dergi daðýtýmýna hýz vereceðiz. Diðer okur: Bu saldýrýlar bu baskýlar bizleri yýldýrmayacak! 17


“ÝÞÇÝLERÝN MÜCADELE BÝRLÝÐÝ AÐINI ÖRELÝM” Merhaba Mücadele Birliði okurlarý. Ben 23 yaþýnda bir iþçiyim. Küçük Çekmece semtinde Non-Art Tekstil firmasýnda çalýþýyordum. Þimdi iþsizim, çünkü iþten atýldým. Sizlere iþyerinde yaþadýðým sorunlardan ve iþyerindeki çalýþma koþullarýndan bahsetmek istiyorum. Öncelikle, çalýþtýðým fabrikanýn çalýþma koþullarýnýn çok aðýr olduðunu belirteyim. Sabah 8.30’da iþbaþý yapýyorduk. Akþam ise iþi kaçta býrakacaðýmýz belli deðildi. 14-15 saati buluyordu, hatta sabahlýyorduk. Sürekli mesaiye kalýyorduk. Cumartesi ve Pazar da ayný þekilde çalýþýyorduk. Paydos saatleri ise, çay paydosu 10 dakika, yemek paydosu 40 dakikaydý. Fabrikanýn içerisi, her bölümde üçten fazla kamera ile izleniyordu. Ve ayrýca içeride güvenlik elemanlarý dolaþýyordu. Ýþbaþýnda tuvalete gidip sigara içmek yasaktý ve tuvalette 3’ten fazla kiþi olduðu zaman güvenlik elemanlarý hemen gelip, “burayý kalabalýk yapmayýn, hemen iþinizin baþýna dönün” uyarýsý yapýyordu. Tabi ki bunlarýn hepsi, iþçi sýnýfýna yapýlan bir psikolojik baskýdýr. Ýþçi sýnýfýný yozlaþtýrmak ve köleleþtirO mek istiyorlar. Bir keresinde imalat müdürü bir k iþçiye “Hey sen çabuk buraya gel” u diye seslendi. Ýþçi biraz yavaþ adýmr larla müdürün yanýna geldiði için, müdür sinirlenip çok sert bir þekilde “þerefsiz, niye çabuk olmuyorsun” diye hakaret etti. Ýþçinin sinirlenip müdürle tartýþmasý ve bunun sonunda da müdüre bir yumruk atýp gözü18 nü morartmasý iþçilerde moral yarat-

tý. Bunun sonucu müdür birkaç gün iþçilere baðýramadý. Ancak iþçiyi hemen iþten çýkardýlar. Müdür ise utancýndan 2 gün iþe gelemedi. Bir keresinde ise ben rahatsýzlandým ve o gün iþe gidemedim. Ýþlerin çok sýký olduðundan, iþçileri 10 saat boyunca yemek vermeden, paydos yaptýrmadan çalýþtýrmýþlar. Ertesi gün ben iþe gittiðimde iþçiler bana dünkü çalýþmanýn zorluðunu anlattýlar. Ben de onlara ne gibi tepki gösterdiklerini sordum. Onlar ise hiçbir tepki gös-

termediklerini, aksi takdirde tepki gösterirlerse iþlerinden olacaklarýný, iþ bulamayacaklarýný ve tazminatlarýný alamayacaklarýný söylediler. Ben de onlara birlikte hareket edersek, birlik olursak, mücadele edersek, her þeyin üstesinden geleceðimizi söyledim. Ben, “paydoslarda birlikte oturup, sohbet edip sorunlarýmýzý paylaþmalýyýz” dedim. Ýþçilerle aramýzdaki dostluk b Paydoslarda ve iþ çýkýþlarýnda iþçilerle sohbet ediyordum. Bir keresinde sakal uzatmýþtým. Müdür, ustabaþý aracýlýðýyla bana, “teröristler gibi kimse bu iþyerinde sakallý çalýþamaz, sakalýný kessin”diye haber göndermiþti. Anlayacaðýnýz fabrikada iþçilerin kiþiliðine de karýþýyorlardý.

Ýþyerine Mücadele Birliði dergisini götürüp iþçilere daðýtýyordum. Ýþçilerin sürekli okuyup bilinçlenmesi gerekiyordu. Ayný zamanda müdürün ve patronun hedefi olmuþtum. Beni hemen iþten çýkartmak istiyorlardý ve buna da bir gerekçe arýyorlardý. Bir hafta sonu fabrikada her zamanki gibi fazla mesai vardý. Gelemeyeceðimi,çok önemli iþim olduðunu belirttim. Müdürün yanýna gittiðimde “iþler çok sýký, herkes gelecek” dedi. Ben ise “fazla mesaiye gelmeye mecbur deðilim” dedim. Müdür ise, “Pazar günü iþe gelmeyen Pazartesi iþe gelmesin” dedi. Beni tekrar gelmeyeceðimi belirtim ve ertesi gün iþe gitmedim. Pazartesi günü iþe gittiðimde iþbaþý yapýp çalýþtým, 1 saat sonra müdür beni odasýna çaðýrdý ve iþime son verildiðini söyledi. Ben de gereksiz yere neden iþten çýkarýldýðýmý öðrenmek istedim. Gerekçe hazýrdý, fazla mesaiye gelmediðim için iþime son verildiðini söyledi. Müdürle aramýzda tartýþma baþladý. Beni iþten çýkartmakla benden, yani iþçi sýnýfýndan kurtulamayacaklarýný, fabrikada benim gibi onlarca proleter iþçinin olduðunu söyledim. Son olarak sert bir dille “hiçbir zaman iþçi sýnýfýna hakaret edemezsiniz, bunun bedeli size aðýr olur, ödeyemezsiniz” diyerekten ayrýldým ama iþyerindeki iþçilerle olan iliþkimi bitirmedim, devam ettiriyorum. Bizler, iþçi sýnýfý olarak ancak mücadele birliði aðýný örerek zafere ulaþabiliriz. ZAFER SAVAÞAN ÝÞÇÝLERLE GELECEK! YAÞASIN ÝÞÇÝLERÝN MÜCADELE BÝRLÝÐÝ! Küçük Çekmece’den Mücadele Birliði Okuru Bir Ýþçi


ESKÝÞEHÝR PAÞABAHÇE ÝÞÇÝLERÝYLE RÖPORTAJ Eskiþehir Paþabahçe iþçilerinin iþten çýkartýlmalarýyla baþlayan direniþin geliþimi ve yaþananlarý, fabrika önünde bulunan iþçilerle, 3 Ekim 2003 tarihinde yapýlan bu röportajda aktarmaya çalýþtýk. Mücadele Birliði: Fabrika içerisinde yaþanan olaylarý ve geliþmeleri anlatýr mýsýnýz? Paþabahçe Ýþçisi: 8.Eylül 2003 tarihinde Paþabahçe Eskiþehir Cam Fabrikasýnda çalýþan 411 iþçi ve sözde taþeron þirket olan Metro Temizlik A.Þ. elemanlarý ÇÝMSE-ÝÞ Sendikasýndan Kristal-Ýþ Sendikasý’na toplu olarak geçiþ yapmýþlardýr. Daha sonra 27.09.03 tarihinde sözde taþeron þirket olan Metro A.Þ. elemanlarýnýn sözleþmesi feshedilmiþtir. Yeni çýkarýlan iþ yasasýna göre fabrikada çalýþan bir elemanýn iþten uzaklaþtýrýlabilmesi için bir ay önceden ihbarname ile iþverene bildirmesi gerekmektedir. Ancak patron ve ÇÝMSE-ÝÞ Sendikasý kendi aralarýnda yaptýklarý gizli anlaþmada yeni iþ yasasýný hiçe sayýp, çiðneyerek, 300 arkadaþýmýzý iþten çýkarmýþtýr. Ýþten çýkartýlan arkadaþlar ve kadrolu elemanlar bu karara karþý gelip, toplu olarak eyleme geçmiþlerdir. Altý gün boyunca iþyeri önü terk edilmemiþ 01.10.2003 tarihinde fabrikada bulunan arkadaþlar polis ve jandarma zoruyla iþyerinden çýkartýlýp savcýlýða götürülmüþlerdir. Sadece iþ ve ekmek için mücadele eden bu arkadaþlar, patronun anayasayý ve hukuku hiçe saymasý ile fabrikadan uzaklaþtýrýlmaya çalýþýldý. Mücadele Birliði: Patronun bu manevrasý karþýsýnda fabrika iþçileri olarak neler yaptýnýz ve bundan sonra nasýl ve ne þekilde hareket edeceksiniz? Paþabahçe Ýþçisi: Patronun yasa tanýmaz hareketi karþýsýnda, iþten çýkarýlan ve kadrolu iþçiler sendika nezdinde bölge mahkemesine baþvurduk. Bizim bu davada haklý olduðumuzu bilen patron, bizi haksýz duruma düþürmek için çeþitli oyunlar çevirmektedir. Þu an altý aylýk stoða çalýþan fabrikadaki iþlerin aksamamasý için çýkarýlan iþçilerin yerine diðer illerden 300 kadar iþçi getirmiþtir. Öyle ki, biz haklý olduðumuz için bu iþçiler günün 24 saati fabrika içerisinde tecrit hayatý yaþamaktalar. Dýþarýya çýkarýlan ve para karþýlýðý dolduruþa getirilen iþçiler, bizlere çeþitli el kol hareketleri yaparak, bizleri galeyana getirmek istiyorlar. Ama bizler þu an iþleyen yasal süreç çerçevesinde alýna-

Eskiþehir Paþabahçe Ýþçisinin Direngen Mücadelesi Sürüyor Eskiþehir Paþabahçe Þiþe Cam Fabrikasý’nda çalýþan kadrolu ve taþeron firma iþçileri toplu olarak, Çimse-Ýþ Sendikasý’ndan Kristal-Ýþ Sendikasý’na geçmek istediler. Bunun üzerine, Çimse-Ýþ Sendikasý yöneticileri ve iþverenin iþbirliði ile 300 taþeron firma iþçisi iþten çýkartýldý. Bu saldýrýya karþý baþlayan direniþ, 9 Ekim tarihine kadar 42 kadrolu iþçinin daha iþine son verilmesine raðmen tüm karalýlýðý ile sürüyor. 4 Ekim’de Eskiþehir üniversiteleri öðrencileri, bir yalnýzlýk fesadý ile baþ baþa býrakýlan Paþabahçe iþçisine destek amacýyla, Eskiþehir Paþabahçe Fabrikasý önünde direniþ halindeki iþçileri ziyaret ettiler. Daha sonra öðrenciler ve Paþabahçe iþçi ve aileleri Vardar Ýþ Merkezi önünde düzenlenen basýn açýklamasýna katýldýlar. Þehir merkezinde yaklaþýk 1.500 kiþinin desteðiyle gerçekleþtirilen eylem ile Paþabahçe iþçisi Eskiþehir halkýna mücadelesine destek verilmesi çaðrýsýnda bulundu. Yerel ve ulusal basýn-medya kuruluþlarý tarafýndan Paþabahçe iþçisinin direniþi,

cak kararý bekleyecek ve karar alýnana kadar fabrika önünden ayrýlmayacaðýz. Mücadele Birliði: Organize sanayi bölgesindeki diðer fabrika çalýþanlarý ve Eskiþehir halkýndan ne gibi destekler gördünüz? Sizler ne þekilde destek bekliyorsunuz? Paþabahçe Ýþçisi: Bozüyük ve diðer illerden getirilen 300 iþçiden 150 kadarý, fabrika önünde direniþ halinde bulunan iþçilerin haklý davasýna köstek olmamak, iþ ve ekmeklerimizi elimizden almamak için geldikleri yerlere geri döndüler. Bunun üzerine patron ayrýlan iþçilerin yerine yenilerini almak için mahalle kahvelerinde insanlara haberler gönderdi. Bizler ise buna karþýlýk Eskiþehir halkýnýn haklý davamýza destek olmasý yönünde bildiriler ve çaðrýlar yaptýk. Organize sanayi sitesi içindeki diðer fabrikalara iþçi aileleri bildiriler daðýttýlar. Ayrýca þu an tüm ülke genelindeki 12 cam üretim iþletmesi çalýþanlarý iþyerlerini terketmeyerek destek vermektedir. Ancak ulusal ve yerel medya bize karþý bir suskunluk içerisine girmiþtir. Bu nedenle tüm Eskiþehir ve ülke halkýndan haklý sesimize kulak vermelerini, bize destek olmalarýný, bekliyoruz. Sizlere de teþekkür ediyoruz.ˆ kapitalisti haklý göstermek için taraflý bir þekilde çarpýtýlarak gazete sayfalarýna ve ekranlara taþýnýyor. Buna karþýlýk Paþabahçe iþçisinin mücadelesine devrimci-demokrat basýn ve kuruluþlar destek veriyorlar. Paþabahçe iþçisinin þehir ile baðýnýn kurulmasý önündeki en büyük engel fabrikanýn þehrin dýþýnda bulunmasý. Bu nedenle Paþabahçe iþçisi ailesiyle birlikte bir taraftan fabrika önünden ayrýlmazken, diðer taraftan þehir merkezinde gerçekleþtirdiði eylemlerle sesini daha çok duyuruyor. 8. Ekim’de iþçi eþlerinin Vardar Ýþ Ý Merkezi önünde gerçekleþtirdikleri eylem bu amaçlýydý. Ayrýca diðer Þiþe Cam Fabrikalarý’nda bulunan iþçiler, þ arkadaþlarýna destek amacýyla, ziyarette bulundular. Patron ç ise kapitalist devletten aldýðý güç ile iþçi sýnýfýnýn kararlý ve inatçý mücadeleler sonucu elde ettiði haklarý hiçe sayýyor. Fabrika içerisine noter getirerek, bir kaç iþçi üzerinde oluþtur- i duðu baský ile onlarýn Çimse-Ýþ Sendikasý’ndan memnun olduklarýný onaylatmaya çalýþtý. Burjuva yargý organlarý velinimeti olan kapitalisti aklayacak mý, yoksa iþçi sýnýfýnýn beklediði kararý mý verecek? Bu iþçi sýnýfýnýn vereceði inatçý ve kararlý, sonuç alýcý mücadele biçimlerine baðlýdýr. Eskiþehir’den Bir Leninist

19


“ÝÞÇÝ SINIFI TUTSAKLARINI SAHÝPLENMEK ZORUNDADIR” Mücadele Birliði dergisi okuru bir kadýn iþçi ile zindanlar ve Ölüm Orucu eylemi üzerine bir sohbet gerçekleþtirdik. Bu sohbette tutsaklara yönelik saldýrýlarý iþçilerin nasýl deðerlendirdiðini görmeye çalýþtýk. Mücadele Birliði Ýþçi ve emekçi halklarýn yaþamsal sorunlarýnýn çözümünü sýnýfsýz-sömürüsüz bir dünyada bulan ve bu uðurda yüreklerini, bilinçlerini, canlarýný mücadeleye adayan devrimciler, faþist devlet tarafýndan ya katlediliyor ya da tutsak alýnarak zindanlara atýlýyorlar. Devrimci tutsaklar ise faþist devletin saldýrýlarýna direniþlerle karþýlýk veriyorlar. Bu anlayýþla yaklaþýk 3 yýldýr süren Ölüm Orucu eylemine iþçi sýnýfýnýn dýþarýda tavrý ne olmalýdýr? Kadýn Ýþçi: Zindanlarda faþist saldýrýlar, iþkenceler devam ederken biz iþçiler dýþarýda bir dizi eylemler düzenlemeliyiz. Bu saldýrýlarý, iþkenceleri halka açýklamalý bununla ilgili görüþlerimizi götürmeliyiz. Ýþçi sýnýfý tutsaklarýný, önderlerini sahiplenmek zorundadýr. Bence iþçi sýnýfý, ekonomik taleplerle sokaða dökülmek yerine tutsaklarýný özgürleþtirmek, zindanlarý boþaltmak için fiili eylemler, direniþler gerçekleþtirmelidir. Tutsaklarýmýz bakanlýklara yazýlan di-

FÝLÝSTÝN’E ÖZGÜRLÜK IRAK’TA ÝÞGALE SON ! Eskiþehir’de Adalar’da Migros önünde gerçekleþtirilen Filistin’e özgürlük, Irak’ta Ýþgale Son eylemi, Filistin ve Irak emekçi halklarýnýn muazzam direniþlerine enternasyonalist desteði okunan basýn açýklamasýyla sunuldu.50-60 kadar kiþinin katýldýðý eylem, okunan basýn açýklamasýnýn ardýndan sunulan müzik ve þiir dinletisiyle sona erdi. Böylece Ýsrail þovenizmine ve A.B.D. emperyalizmine yaþattýðý gerçek iç savaþa evrilen Filistin Devrimi’ni ve Irak iþgali sonrasý emekçi halklarýn baþlattýðý direniþi Eskiþehir’den selamladýk.

O k u r l a r d a n 20

TEZKER E Ç IKA R K EN YÜK SELEN BÝR SES: ESKÝÞEHÝR TC’nin burjuva parlamentosundan geçen, Türk askerini Irak’a gönderen tezkereye karþý Eskiþehir’de de tezkere onaylanýrken bir eylem gerçekleþtirildi.Hamamyolu Caddesi’nden baþlayýp Adalar Migros önünde basýn açýklamasýyla sona eren eylemde, “Katil ABD Ortadoðu’dan Defol”, “Tezkere Çýktý Meclis Gitsin Askere”, “Irak Halký Yalnýz Deðildir” sloganlarý atýldý.Akþam üzeri de demokrasi platformunun düzenlediði Öðretmenevi’nden AKP Ýl Merkez Temsilciliði’ne kadar devam eden yürüyüþ ve oturma eylemiyle, tezkerenin çýkmasý protesto edildi.

lekçelerle özgürleþtirilemez! Zindanlarda hala Ölüm Orucu eylemi devam ediyor. Devrim öncülerimiz bedenlerini ölüme yatýrýrken bizler eli kolu baðlý oturamayýz, oturmamalýyýz. Yaþamlarýný iþçi sýnýfýnýn zaferine adayan tutsaklarýmýz için elimizden geleni yapmalýyýz. Konuyla ilgili bildiriler basýp ev ev daðýtmalýyýz, ev toplantýlarý yapmalý, sokak gösterileri düzenlemeliyiz. Bu gösterileri mahallelerimizle sýnýrlamayýp genel eylemler yapmalýyýz. 107 tutsaðýmýz Ölüm Orucu eyleminde ölümsüzleþti. Bu direniþ hala devam ediyor. Artýk herkes zincirlerini kýrmalý ve zafere doðru yürümelidir. Kadýnlar evlerinden, öðrenciler okullarýndan, iþçiler fabrikalarýndan çýkmak zorundadýr. Zafer bizim ellerimizle olacaktýr. Bence zafere kadar gidecek ayaklanmalarda önümüze koyacaðýmýz ilk hedef zindanlarý boþaltmak olmalýdýr. Bu da ancak zora dayalý silahlý eylemlerle olacaktýr. Mücadele Birliði:Kadýnlar devrim mücadelesinde nasýl bir rol oynamalýdýr? Kadýn Ýþçi: Yüzyýllardýr hem iþçi olarak, hem de cins olarak iki kere sömürülen kadýnlar artýk mutfaklarýnýn dýþýna çýkmalý ve en ön saflarda yerini almalýdýr. Týpký Ölüm Orucu eyleminde ölümsüzleþen, koskocaman yürekler taþýyan kadýn tutsaklarýmýz gibi. Mücadele Birliði:Bize evinizi açtýðýnýz ve düþüncelerinizi paylaþtýðýnýz için teþekkür ederiz. Kadýn Ýþçi: Kapým sizlere her zaman açýk. Ben teþekkür ederim. Son olarak söylemek istediðim bir þey var: Artýk zincirlerimizi kýrmanýn zamaný çoktan geldi!

“SÖMÜRÜYE SON VERMELÝYÝZ, BUNA GÜCÜMÜZ YETER” Merhaba Yoldaþlar Bu size ikinci mektubum. Uzun zamandan beri Mücadele Birliði okumaya devam ediyorum. Yani yeni kiþiliðimi buluyorum. Daha önceleri türkü dinleyip, bazý kitaplarý okuyunca ben solcuyum, öbürlerinden farklýyým diyordum. Fakat nasýl mücadele edileceðini bilmiyordum, veya düþünmüyordum. Þimdi daha iyi anlýyorum. Bir gýda fabrikasýnda çalýþýyorum. Emeðimin karþýlýðýný alýyor muyum? Hayýr. Bütün emekçiler gibi, aldýðým aylýðý bir günde ödüyorum. Geriye kalan 29 gün kapitalistlerin cebine. Bizim özel bir yaþantýmýz yok. Kalk diyorlar kalkýyoruz, otur diyorlar oturuyoruz. Yaþantýmýzý onlar düzenliyor. Ama bu böyle devam etmeyecek. Artýk duracaklar. Akþam eve geldiðimde suratým asýk olmamalý. Neden sevdiðim insanlarla seve seve sohbet etmeyeyim? Oysa asalak patrona akþama kadar çalýþýyorum. Bir de küçük uþaklar var akþama kadar diþlerini gösterip duruyorlar. Bir gün o diþlerini tek tek sökeceðiz. O gün çok yakýn. Buna tüm yüreðimle inanýyorum. Bu bizim elimizde. Bizler çalýþýyoruz, bizler açýz, onlar yiyor. Dizginleri ele alýp onlara diz çökertmeliyiz. Onlar azýnlýk, bizler çoðunluðuz. Onlara izin vermemeliyiz, sömürüye son vermeliyiz. Buna gücümüz yeter. “Dünya huzursuzluk içinde. Ortalýkta ‘kýzýl hayalet’ dolaþýyor. Gelecek, birileri için tehdit diðerleri için özlenen þafak olarak, kýzýl bir ýþýk gibi görünüyor. Ýzmir’den Bir Ýþçi


ÝSTANBUL ÜNÝVERSÝTESÝ

AÇILIÞ ÞENLÝÐÝ VE ARDINDAKÝLER

Gelenekselleþmiþ Ýstanbul Üniversitesi Alternatif açýlýþ þenliðinin, 4 Ekim Cumartesi günü, bir dizi siyasal tartýþmayý geride býrakarak gerçekleþmiþ olmasý, onu öncellerinden ayýrdý. Bu seneki öðrenci þenliðini diðer senelerden ayýran en önemli olgu bu ortak siyasi iradenin dýþýnda örgütlenmiþ olmasýdýr. Bu olaylar nasýl geliþti? Rektörlük, bu sene þenliklere izin vermeyeceðini þenlikten bir hafta önce açýkladý. Bunun üzerine devrimci öðrenci gruplarý, bu þenliðin bir kazaným olduðunu, rektörlüðün iznine baðlý olmadýðýný, bizler bu konuda ortak bir irade göstererek þenliði örgütleyecek güçte olduðumuzu karara baðladýk. Ne var ki, sürdürülen bu toplantýlar sýrasýnda Kendilerine TKP diyen öðrenciler, bir klüp üzerinden rektörlükle anlaþtýðý-izin aldýðý ve þenliði tek baþýna örgütleme çalýþmalarýna çok önceden baþladýðýnýn haberini aldýk. Hiçbir devrimci öðrenci çevresiyle, Ögrenci Kültür Merkezleri(ÖKM)’ndeki klüplerle görüþmeler yapmadan, bu tavrýn ortaya konmasýný, devrimci öðrenci gruplarýnýn ortak mücadeledeki sonucu elde edilen bu kazanýmý, tek baþýna sahiplenmesinin -hem de yangýndan mal kaçýrýr- gibi ve doðru olmadýðýný, bu davranýþý teþhir edeceðimizi ifade ettik. Bu doðrultuda, programýn ve þenliðin ortaklaþtýrýlmasý yönünde yapýlan görüþmelerden bir sonuç alamadýk. Çeþitli bahaneler öne sürerek, tekrar izin alýnamaz, rektörlük ödenek vermedi vb. ortaklaþmaya doðru bu çevreden olumlu bir adým atýlmadý. Kendilerine TKP’li diyen öðrencilerin bu tavrý, ÖKM’deki klüpler birliði tarafýndan da eleþtirildi. Bu haliyle, þenliðin, devrimci öðrencilerin ortak inisiyatifini yansýtmadýðýný, bunun protesto edileceðini bildirdik. Bu konuya iliþkin davranýþlarýmýzý, siyasal eleþtirilerimizi saklý tutmak koþuluyla, þenlik alanýnda herhangi bir gerginlik doðmasýn diye daha sonraya býraktýk. Fakat ÖKM’nin bu konuda gösterdiði refleksi desteklediðimizi, þenlik alanýna “Bu þenlik öðrenci þenliði deðildir” pankartýnýn açýlacaðýný öðrendik. Her bir devrimci öðrenci grubu ve tabii ki biz de Devrimci Öðrenci Birliði(DÖB) olarak, þenliðe bu tartýþmalarýn gölgesinde hazýrlandýk. Kendilerine TKP’li diyen öðrenciler dýþýndaki, bütün öðrenci örgütlenmeleri, þenlik alanýnýn ortak devrimci inisiyatif doðrultusunda kullanýlmasýný, “Irak’a Asker Gönderme” “YÖK

Yasa Tasarýsý” ve Kürt Halkýnýn bu süreçte karþý karþýya kaldýðý imha politikasýnýn kabul edilmeyeceði vb. yakýcý sorunlarýn gündemleþtirilerek, öðrencilere taþýnmasýný ve þenliðin eylem alanýna çevrilmesinin kararýný aldýk. Bu yönüyle devrimci öðrenci gruplarýyla olumlu bir tartýþma süreci yaþadýðýmýzý kendi açýmýzdan belirtmek isteriz. Þenlik günü, sabah, polisin yoðun önlemler almasý, bir önceki gün, faþist ADFK çetesinin kendisine saldýrý olacaðýný, bu nedenle “güvenlik” talebinde bulunmasý nedeniyle ortam oldukça gergindi. Bu faþist çetenin, þenlik alanýna sokulmamasý konusunda ortak bir tutum alamamamýzý bir hata olarak görüyoruz. DÖB’ün bu konudaki ýsrarlý çabalarýna raðmen bu çetenin, bulunduðumuz alanlara girememesi konusunu daha sonraki tartýþma gündemlerine býraktýk. Bu konuda da geleceðe dönük militan tutumu ortaklaþtýrabileceðimiz yönünde umutluyuz. Merkez Kampüsü’nün çevresinde bu faþist çetenin provakatif tutumundan ve valiliðe verdiði dilekçeden dolayý, okul içinde bomba imha ekipleri ihbar olduðu gerekçesiyle girerek arama yaptý. Faþist devlet güçleri, sabahtan ortamý terörize etmeye baþladýlar. Saat 11:00 civarýnda öðrenci giriþlerinin yapýlacaðýnýn açýklanmasýnýn ardýndan ana giriþ kapýsý önünde birikme baþladý. Önce ÖKM Klüpleri içeri alýndý. Ardýndan sadece Ýstanbul Üniversitesi öðrencilerinin alýnacaðý, baþka üniversitelerden kimsenin içeriye alýnmayacaðý söylenince, kapý önündeki tansiyon yükseldi. Bu tavrýn kabul edilemezliði ana giriþ kapýsýnýn kilidi kýrýlarak gösterildi. 500 öðrenci hep birlikte ön kapýya yüklendik ve herkesi içeri aldýk. Ve DÖB olarak alanýn hakim bir yerinde pankartýmýzý açýp standýmýzý kurduk. Hýzlýca öðrenci gençliðe dönük propaganda faaliyetlerimizi baþlatmak için hazýrlýklara baþladýk. Kalabalýk bir grup halinde Genç Yoldaþ ve Mücadele Birliði dergilerinin daðýtýmý için, ajitasyon konuþmalarýyla birlikte yürüyüþ gerçekleþtirdik. Emperyalist savaþlarýn devrimle önleneceði, Zindanlarda sürmekte olan Ölüm Orucu eyleminin zafere kadar süreceði, Akademik özgürlüklerin devrimle

G e n ç l i k 21


kazanýlacaðý, Denizlerin uzlaþmaz -militan çizgisinde kavga veren DÖB’ün saflarýnda birleþmek gerektiðini içeren sloganlar ve konuþmalar gerçekleþti. Bu çalýþmalarýmýz sýrasýnda, çevik kuvvetin ana giriþ kapýsýnda yýðýnak yaptýðý ve dýþarýda bekleyen öðrencileri içeri almadýðý haberini aldýk. Derhal devrimci öðrenci gruplarý olarak bir araya geldik. Kapýya doðru 500 kiþiyle bir yürüyüþ baþlattýk. Kapý önüne geldiðimizde, “Faþizmi Döktüðü Kanda Boðacaðýz”, “Faþizme Karþý Silah Baþýna”, “Polis Defol” sloganlarý attýk. Kitlenin en önünde konumlanan devrimci öðrenci çevreleriyle birlikte ana giriþ kapýsýnýn kilidini tekrar kýrdýk. Kapýnýn önünde bekleyen polislerin üzerimize, biber gazý sýkmaya baþlamalarý üzerine DÖB’lü bir arkadaþýmýz, elindeki kapý kilidinin zinciriyle polis barikatýna saldýrdý. Arka taraflardan taþlarýn da polis üzerine yaðmasýyla biber gazýný daha yoðun biçimde kullandýlar. Bir süre bu biçimde süren çatýþmanýn ardýndan, tekrar devrimci öðrenci çevreleri olarak biraraya geldik. Rektörlükle bu konunun görüþülmesini, arkadaþlarýmýzýn içeriye alýnmasýný, yoksa bu biçimiyle polis ablukasý sürerse tavrýmýzýn daha sert olacaðýný belirttik.

Militan tutumumuz sayesinde, þenliði iptal edip, bitirmekle bizi tehdit eden rektörlük geri adým attý ve arkadaþlarýmýz içeriye alýndý. Ortamýn militan karakterinden dolayý, faþist ADFK çetesi, hemen standlarýný toplayýp alandan ayrýldý. Bu faþist çetenin, devrimcilerin ortak iradesiyle oluþan eylemden duyduklarý korku nedeniyle çil yavrusu gibi daðýlýp kaçmalarý, karþý-devrimin her türden gücüne karþý sürdürülecek mücadelenin temelde hangi biçim ve yöntemlere dayanmasý gerektiði konusunda bir çok önemli sonuç içeriyor. Bunlardan en önemlisi þudur: Karþý-devrimin anladýðý tek dil devrimci þiddettir. Þenlik bu aþamadan sonra, sahneye müzik gruplarýnýn çýkmasýyla olaysýz devam etti. Küba’lý bir grubun sahne almasýyla, DÖB’lü öðrenciler yanlarýnda getirdikleri Küba bayraðýný alanda gezdirdiler. Bu davranýþ büyük alkýþ aldý. “Sosyalist Küba Onurumuzdur” sloganýyla sahne önüne geldik. Bayraðý grup elamanlarý da coþkuyla sallayarak, teþekkür ettiler ve sahnenin önüne Küba bayraðýný astýk. Grubun þarkýlarý sýk sýk “Viva Fidel, Viva Sosyalizma, Sosyalist Küba Onurumuzdur” sloganlarýyla birlikte söylendi. Birkaç saat daha süren þenlik Grup Kýzýlýrmaðýn sahne almasýnýn ardýndan sona erdi.

ÖÐRENCÝLER TAKSÝM’DE SAVAÞA KARÞI BÝRLEÞTÝLER

nun ortak inisiyatif geliþtirerek oluþturduðu kitle, Taksim alanýna yakýn bir durakta otobüslerden indi ve Taksim’e doðru yürüdü. Ancak alana girer girmez polis, çevik ve timlerden oluþan ablukayla karþýlaþtý. Kararlýlýktan taviz verilmeden, eylem yapan emekçilerle birleþildi. Taksim alanýnda yine coþkuyla öðrenciler savaþa karþý olduklarýný haykýrýyordu. Polisler ise, gaz bombalarý, silahlarý, köpekleri, ve özel timleriyle eylem yapanlarý ablukaya almýþlardý. DÖB’lü öðrenciler olarak savaþ karþýtý böyle bir eylemde; emperyalist savaþý engellemenin tek yolunun, kendi burjuvalarýmýza silahlarý yöneltmek ve hedefin iktidarý hedeflemek olduðunu, öðrencilerin özgürleþmesinin de ancak devrimle olacaðýný dile getirdik. Ancak ‘öðrenci inisiyatifinin’ öðrencileri oturtmasý, basýn açýklamasý için sloganlarýn kesilmesi öðrencilerdeki coþkuya gölge düþürdü Basýn açýklamasýndan sonra da eylem bitirildi.

8 Ekim Çarþamba günü saat 11:00’de Sirkeci tramvay duraðýnda öðrenciler buluþtu. 100’ün üzerinde öðrenci eylemin yapýlacaðý Beyazýt’a gitmek için vagonlara topluca bindi. Ýçerde marþlar gür sesle söylendi, halka, öðrencilerin neden eylem yaptýðý, Irak iþgali ajitatif bir dille anlatýldý. Vagondaki insanlarýn öðrencilere destek vermesi coþkuyu daha da artýrdý. Ve alkýþlarla vagondan inen öðrencileri DÖB(Devrimci Öðrenci Birlikleri)’lü öðrenciler sloganlarla karþýladý. Birleþen ve güçlenen grup Ýstanbul Üniversitesi’nin giriþinde pankart açan diðer öðrencilerle birleþti. Burada polisin yoðun ablukasý altýnda okunan basýn açýklamasýndan sonra Üniversitelerin içine sloganlar ve pankartla 500’ün üG zerinde öðrenci girdi. Eylemin sonlandýðýný zanneden polis Ama öðrenciler eylemin daha yeni baþladýðýný üe daðýlmýþtý. niversitenin arka kapýsýndan koþar adým çýkarak gösterdi. n Hedef ise Taksim’di. Taksim’de savaþa karþý eylem yapan emekçilere destek verecekti. Sokak trafiði kesilerek yol boç yunca pankartlarla birlikte öðrenciler slogan atarak yürüdü. “Savaþa Deðil Direniþe Destek”, “Kürt Halkýna Ýmha l Dayatýlamaz”, “Emperyalistler Ýþbirlikçiler 6. Filoyu Unuti mayýn”, “Irak Halký Yalnýz Deðildir”, “Irak’ta Namlular Ýþ“Amerikan Askeri Olmayacaðýz” sloganlarý gür k galcilere”, sesle atýldý. Ardýndan otobüslere binilerek Taksim’e doðru yola çýkýldý. Yine otobüslerde sloganlar, marþlar konuþmalarla emekçi halka ajitasyon yapýldý. Bir çok farklý öðrenci grubu-

22

Ýstanbul DÖB


DEVRÝMÝ PRATÝK OLARAK ÖRGÜTLEMEK Devrim sorununa pratik yaklaþmak, devrimi pratik olarak örgütlemek demektir. Bu pratik, sürece yayýlmýþ, on yýllar boyu sürecek bir pratik deðildir. Sorulsa oportünistler de kendilerinin devrim sorununa pratik yaklaþtýðýný söyleyeceklerdir. Oysa onlar pratik faaliyetlerinin tümünü güncel olan devrime göre deðil, “çýkmaz ayýn son çarþambasý” olacak bir devrime göre ayarlarlar. Onlar için devrim bütün canlýlýðýný ve somutluðunu yitirmiþ, soyut bir þemaya indirgenmiþtir. Devrimi canlý, diyalektik geliþimi içinde görebilmek, Leninistlere bir avantaj saðlýyor ama devrim Leninistlerden bunun ötesinde bazý þeyler bekliyor. Ezilen ve sömürülen milyonlarca insan artýk gözle görülür, elle tutulur bir geliþme istiyor. Açýktýr ki, yoðun bir pratik olmadan böyle bir geliþmeyi saðlamak imkansýzdýr. Örgütlü gücü güç örgütüne dönüþtürecek olan pratik faaliyettir. Yoksa hiçbir zaman örgütlü bir güç kendiliðinden büyüyüp geliþemez, bir güç örgütüne dönüþemez. Olaylarýn geliþim çizgisini önceden görebilmek, tüm süreçler hakkýnda öngörü sahibi olmak, devrime önderlik etmeye aday bir siyasi yapý için olmazsa olmaz koþullardan birisidir; ama devrime önderlik etmek pratik olarak elde edilebilecek bir þeydir. Ancak pratik faaliyetiyle öne çýkan, göz dolduran bir parti bu “tarihsel hak”ký elde edebilecektir. Tarihte hiçbir örgüt, parti vb. yoktur ki, ondan “en doðru öngörülere sahipti ama baþarýlý olamadý” diye bahsedilsin. Biliyoruz ki, tarih her zaman olanla ilgilidir, olmasý gerekenle deðil. Bu hiç kimsenin “ne de olsa doðru öngörüye sahibiz” rahatlýðýna düþmemesi gerektiðini gösteriyor. Böyle bir rahatlýk, insaný oblomovluða iten en önemli nedenlerden biri olmaktadýr. Ne de olsa tarih bize kapýyý açar, biz de açýlan kapýdan içeri gireriz düþüncesi, insaný Godot’dan daha fazla bekletebilir. Öngörülerin gücüne uygun bir pratik faaliyet olmadýðý sürece, söz havada kalýr; çünkü, insanlar bizi son tahlilde söylediklerimizden çok yaptýklarýmýzla deðerlendireceklerdir. “Aynasý iþtir kiþinin lafa bakýlmaz” sözü burada da geçerlidir. Devrim üzerine büyük laflar edip, günlük yaþamda buna uygun davranmamaktansa az konuþup çok, iþ yapmak tercih edilmelidir. Bir görev için birisini tercih ederken de buna dikkat edilmelidir. Memur zihniyetiyle deðil, ama canla baþla, gönüllü olarak çalýþan yoldaþlarýmýz öne çýkmalý ve önleri açýlmalýdýr.

Özgüven, Rahatlatýcý Deðil, Kamçýlayýcý Olmalý Buraya kadar söylediklerimizden çýkarýlmasý gereken en önemli sonuç, önderliðin öngörü gerektirdiði ama sadece bununla elde edilemeyeceðidir. Ancak pratik faaliyetleriyle iddiasýný kanýtlamýþ, sýnýflar mücadelesinin sýnamalarýndan güçlü çýkmayý baþarmýþ bir parti devrime önderlik edecektir. Leninist Parti’nin tüm kadrolarý, ideolojik-politik konularda kendilerine duyduklarý özgüveni pratik konularda da duymalýdýr. Þunu rahatlýkla söyleyebilecek durumdayýz: Teorik konularda sahip olduðumuz birikim kadar, pratik konularda da birikime sahibiz. THKO/MB’den bu yana geçen sürede elde edilen birikim, azýmsanamayacak bir birikimdir. Ama eðer fiiliyata dökülmezse, bu birikim bir müddet sonra uçar gider. Özgüvenle rahatlýk birbirine karýþtýrýlmamalýdýr. Devrime önderlik etme konusunda kendimize olan güvenimizin, býrakalým bizde bir rahatlýk oluþturmasýný, bizi daha fazla diken üstünde tutmasý gerekmektedir; çünkü devrim konusunda iddia sahibi olmak demek, ayný zamanda sorumluluk sahibi olmak, sorumluluklarýnýn bilincine varmak demektir. Hem sadece kiþinin kendisinin deðil, kolektifin tüm bileþenlerinin sorumluluklarýnýn bilincine varmýþ olmasý gerekiyor. Bu nedenle kiþiler hakkýnda deðerlendirme yaparken, yapýlan iþler üzerinden bir deðerlendirme yapmak gerekiyor. Ýþleri devamlý aksatan, ayak süreyen, oblomovluðun tatlý rehavetine kendini kaptýrýp iþleri sürekli erteleyen yoldaþlarýmýz, mutlaka eleþtiri konusu olmalýdýrlar. Bu tür davranýþlar eleþtirilmediði, bunlara göz yumulduðu zaman, ileride karþýmýza daha kronikleþmiþ bir þekilde çýkabilmektedir. Bunun önüne geçebilmek için, “hangi iþ yapýldý, hangisi yapýlacak” bu konuda iyi bir planlamaya sahip olmak gerekir. Planlamanýn yaný sýra, iyi bir denetleme de þarttýr. Kim nerede, ne yapýyor, kolektif bunlarýn hepsini bilmeli ve gerekli denetimi saðlamalýdýr. Örgütlü bir yaþamda hiçbir þey oluruna býrakýlmaz; her þey bilinçlice, belirli bir çizgide yapýlýr. Hata ve eksiklikler olmaz deðil, olur; ama bunlar kolektifin müdahaleleriyle düzeltilir ve yerli yerine oturtulur. Hata ve eksikliklerin üzerinde yeterince durmama, bunlarý hafifseme tavrý içine girme, kolektife en büyük zararý verecek þeydir. Eleþtiri-öze-

leþtiri mekanizmasýnýn iþlememesi, kiþilerin kendilerinin ve baþkalarýnýn hatalarýný görmemelerini, görseler bile üzerinde durmamalarýný getirir. Bu, giderek kendini dev aynasýnda görmeyi ve bir küçük burjuva hastalýðý olan övüngenliði getirir. Kendine güvenle övüngenlik arasýnda sanýldýðý kadar kalýn bir çizgi yoktur; ama ancak iyi bir komünist, kendine güveni övüngenlikten net çizgilerle ayýrt edebilir.

Baþarý Kýstasýmýz Bizi önder konuma yükseltecek olan öngörülerimizin doðru çýkmýþ olmasýyla övünmek baþarý kýstasýmýz olmayacaktýr. Elbette yaptýðýmýz ve bundan sonra yapacaðýmýz þeylerin iyi bir propagandasýný yapmalýyýz. Bu konudaki çekingenliðimizi üzerimizden atmalý ve bütün olumsuzluklara, olanaklarýn kýsýtlý oluþuna raðmen baþardýðýmýz þeyleri iþçi ve emekçi sýnýflara duyurmalýyýz. Yaptýðýmýz ve bundan sonra da yapacaðýmýz þeyleri milyonlara mal edebilmeliyiz. Ama bizi önder konuma yükseltecek olan sonuç alýcý pratik faaliyetler olacaktýr. Bir iþi yapýp býrakmamak, yapmýþ olmak için yapmamak, mutlaka sonuçlarýný görmek, ürünlerini almak gerekiyor. Yaratýcý, kendine güvenli ve verimli çalýþma esas olmalýdýr. Bu konuda kýstasýmýz, oportünist hareketler olmamalý. Baþarýmýzýn ölçütünü onlara göre belirlememeliyiz. Kýstasýmýz Bolþevik Parti olmalýdýr. Onun kendi tarihsel koþullarýndaki çalýþma temposu, örgütlenme faaliyetleri vb. olmalýdýr. Bir eylemi örgütlemek ve yapmak önemlidir; ama bundan daha önemlisi, kitle eylemlerinde önderliði ele geçirmektir. Bunun için de kitlelerle saðlam, fýrtýnalara dayanýklý baðlar kurmak, kurulu baðlarý güçlendirmek ve örgütlülüðe dönüþtürmek gerekiyor. Her iliþkimizi örgütlü bir iliþki haline dönüþtürdüðümüzde, yayýnlarýmýzý yýðýnlara ulaþtýrýp tartýþtýrdýðýmýzda, evlerine yayýn götürdüklerimiz bize “bizim dergiyi mi getirdiniz?” dediklerinde kendimizi baþarýlý sayabiliriz. Onbinlerce iþçi ve emekçinin eylemlerinde yýðýnlarýn en önünde yürüyüp, onlara kendi sloganlarýK mýzý attýrdýðýmýzda kendimizi baþarýlý sayabiliriz. Milyonlarý ulaþmak istediði- a miz devrimci iktidar hedefine yönelted bildiðimiz oranda baþarýlýyýz. “Ne de olsa doðru öngörülere sa- r hibiz” rahatlýðýný artýk bir kenara býrako mamýz ve bir an önce öngörülerimize uygun bir pratik çalýþmayý hayata geçirmemiz zorunludur. Daha çok pratik faaliyet, daha çok devrimci eylem, daha çok cesur inisiyatif, daha az laf, daha çok iþ…ˆ

23



s001