100
Sonay Bayramo¤lu
12| ABD’de Clinton’›n ve
‹ngiltere’de Blair’in ilk uygulay›c›lar› oldu¤u yeni sosyal demokrasi anlay›fl› (“üçüncü yol”) 1997 Dünya Bankas› Raporunun devlet anlay›fl›na benzer bir yaklafl›m içindedir. Ayr›nt›l› bilgi için bkz: Blair&Schröder (1999), Europe: The Third Way, Die Neue Mitte, Londra Manifestosu, Londra.
rak mümkün değildir. Önerilen devletin, yönetişimin oyuncularından biri olarak, sorun çıkaran değil “kolaylık sağlayan” bir oyuncu olacağı açıktır. DB’nin devlet anlayışı, sadece minimal devlet talebi içerisinde olanların değil, değişen sosyal demokrasinin de bugün arzuladığı şekilde etkin bir devlet anlamına gelmektedir.12 Rapor, devletler için, küresel rekabeti, üstesinden gelinmesi gereken bir engel olarak değil, peşinden koşulması gereken bir hedef olarak tanımlamıştır. Her üç rapor birlikte değerlendirildiğinde, yönetişimin kurulmasını istediği iktidar modeli, bu modelin ana aktörleri ve bu aktörlere verilen sorumluluklar bakımından bütünlüklü bir yapının ortaya konduğu görülmektedir. Raporların neoliberal politikalardan önemli bir sapma içinde olmadığı aksine neoliberal politikaların biraz daha uzun vadeye yayılarak gerçekleştirilmesini hedeflediği söylenebilir. Yeni kurumcu iktisadın, piyasa ekonomisinin çalışması ve kalkınmanın sağlanabilmesi için devletin önemine vurgu yapması, DB’nin 1997 Raporunda da görüldüğü gibi, küresel piyasanın iyi işlemesi için devlete verdiği yeni roller arasında bir paralellik kurulabilir. Bankanın yönetişim yaklaşımı, diğer uluslararası güçlü örgütler tarafından da benimsenmektedir. Örneğin hem OECD hem de AB’nin yönetişim konusunda, DB’nin yaklaşımını paylaştıkları ilgili yayınlardan açıkça görülmektedir (CEMR, 2001; OECD, 2001) Devletin yönetişim modelinde etkin bir rol alması, devlet-toplum ilişkilerinde, başlangıçta daha çok vurgulanan güçlü devlet-güçsüz toplum ikileminin terk edildiği anlamına da gelebilir. Bu noktada artık yönetişimin teorik temellerine göz atmak yerinde olacaktır. Yönetiflimin Teorik Temelleri Yönetişimi besleyen en önemli teorik kanal, 1970’lerde başlayan ve ulus-devletlerin toplumları yönetme kapasitesini yitirdiğini savunan görüşler ve tar-