Page 1

“Anadilde eğitim bir haktr!”

Hem ekonomileri hem de göbekleri büyüyor!

Bir kitap: Baba ve Piç

Sayfa 8

Sayfa 3

Sayfa 10

Yaflanacak

Dünya AYLIK GAZETE • SAYI 32

Biz de yaşamn bir öznesiyiz! Sayfa 7

Dünyay› istiyoruz, k›r›nt› de¤il !..

www.yasanacakdunya.net • info@yasanacakdunya.net

Mart 2007

Irkçılğa karş

Onuruna sahip çık! Fransa’da istatistiklerin etnik kökene göre düzenlenmesi, Almanya’da göçmenlere vatandaşlk için “rk ve etnik kökenin incelenmesi” formlarnn imzalatlmak istenmesi, AB ülkelerinde sistemin girdiği yeni düzleme bir işarettir. “Üstün rk”, “öncü rk” anlayşlarnn ürünü olarak gündeme gelen bu uygulamalar, emekçiler arasnda da yapay saflaşma ve ayrmlar yaratmay hedefliyor. Bunlar üzerinden herkesi rkç bayraklar altnda toplayarak, sistemin saldrgan politikalarnn önü açlmak isteniyor.

Kapitalizm koşullarnda sisteme özgü rkçlk ancak ona karş mücadele ile geriletilebilir. Almanya’da gelişen tepkiler üzerine “köken incelemesi” vatandaşlk formlarndan kaldrld. Fransa’da da istatistiklerin etnik kökene göre düzenlenmesine karş bir kampanya başlatld. Buralarda ve her alanda rkçlğa karş mücadeleyi keskinleştirmeliyiz.

Onurumuzu ayağa kaldralm Avrupa devletleri yoksullaşma ve artan özgürlük yoksunluğu

içerisinden rkçlğ besliyorlar! Sistemin besleyip büyüttüğü rkçlk emekçileri, özelde de biz göçmenleri vuran bir silah. AB ülkelerinin hemen tümünde sokakta kendisini hissettirerek artan rkç saldrlar, emekçilerin birbirine düşmanlaştğ bir zemin doğuruyor. Ekonomik ve sosyal sorunlar derinleştikçe, toplumsal düşkünleşme büyür. Irkçlk bu toplumsal, siyasal, kültürel çözülme içerisinde çekim merkezi haline gelir. Çürüyen sistemin çürütücülüğü emekçilerin bilincini sarar.

Emekçilerin kardeşliği... Suçlu bir başka ulustan olan değil, emekçileri karş karşya getirenlerdir. Sistemin kendisi ve içine girdiği yönelimdir. Her türlü rkç, kafatasç oluşum ve söylem karşsnda tavr almak, emeğine sahip çkmaktan geçer. Saflaşmay milliyetler üzerinden rkç bir temelde değil, emek ve sermaye karştlğndan keskinleştirmeli, emekçilerin kardeşliği bayrağna sarlmalyz! İşçisiyle, emekçisiyle, göçmeniyle onurumuz olan emeğimize sahip çkalm!

Göçmenlikte yeni biçim cak iflçi göçü için “Süreli göçmenlik” diye bir kavram türetti. Daha önce Almanya’ya getirilen “misifir iflçiler” gibi...

Avrupa’nn başkenti Brüksel’de toplanan Avrupa Birliği İçişleri ve Adalet Bakanlar’nn temel toplant konusu yine göç oldu. Bakanlar, kaçak göçe karş daha şiddetli savaş açmaya karar verirken, kendi denetimlerinde gerçekleşecek işçi göçü için de “Süreli göçmenlik” diye yeni bir kavram türettiler. Daha önce Almanya’ya getirilen “misifir işçiler” gibi.

Emeğin serbest sömürüsü! Almanya Federal İçişleri Bakan Wolfgang Schauble, kaçak göçü engellemek amacyla snr güvenliğinin arttrlmas gerek

Yaşanacak

Dünya’dan

tiği üzerinde durdu. Önlemler arasnda AB’nin dş snrlarnn güvenliğini sağlamakla sorumlu kurumu Frontex’e “hzl operasyon timleri” ile destek sağlanmas yer alyor. Bu operasyon timlerinin görevi denizden gelen gemileri batrmak m, yoksa insanlarn istifleme şekilde doldurulduğu gemileri açk denizde günlerce tutarak insanlarn ölmelerini beklemek mi olacağn sormak gerek. Toplant sonucunda “sürekli göçmenlik” kavramyla karşmza çkan AB İçişleri ve Adalet Bakanlarnn bu tanmdan anladklar ksaca şöyle: Avrupa Komisyonu’nun hazrlklarn yaptğ ‘süreli göç-

Volkswagen patronlar Sarkozy’ye savaş anlaşmaya uymad! bir anlaşmayla sonuçlanmşt. Anlaşma sonras 8 Ocak’ta üretim yeniden başlamş, fabrikada üretim 200 bin araçtan 60 bin araca düşürülmüş, bunun karşlğnda da 2 bin işçi tazminatlarn alarak işten ayrlmay kabul etmişti. Böylece VW’nin Forest tesislerinde üretimin sadece 2 yl daha sürmesi garanti altna alnmşt.

Irkçlk sermayenin sörf alandr! Bahar bağrnda topladğ sanclarla geliyor! Bir taraftan; “Dünya ekonomisi durgunluğa gidiyor” tartşmalar, Asya borsalarnn altüst oluşu ve bunun tüm dünyay saran yalmlar… Arkasnn 1997 Asya Krizi’ndeki gibi gelmeyeceği ne malum! Çöken borsalar, kelepire satlan fabrikalar, işinden olan binlerce insan, frlayan fiyatlar… Ksacas emekçiler açsndan yaşamn tam bir cendereye dönüşmesi! Buna bir de İran’a yaplacak olas saldry ekleyin. Buna uygun bir toplumsal iklimin yaratlmas için hangi rüzgarlarn estirileceğini… Şimdi bir de Avrupa’da yaşanan gelişmeleri düşünün: Üretim kapasitelerinin daraltlmas ya da kapatlan fabrikalara dair her yerden gelen haberler! Özelleştirmeler, çalşma saatlerinin ve üretimin bir bütün olarak esnekleştirilmesi, haftalk çalşma saatlerinin uzatlmas, mezarda emeklilik ve sağlktan-eğitime kadar yaşamn tüm alanlarn altüst edecek “reformlar”! vs. vs. Bu tablo tüm dünyada olduğu gibi Avrupa’da da şiddetlenerek devam edecek. Devam üçüncü sayfada

menlik’ düKolombiya’dan afiş örneği: “Devlet terörizmine karş, onurunu koru.” zenlemesiyle, yar sömürge ülkelerden piyasann ihtiyaç duydu- yeni katlan Doğu’daki 10 yeni snn göçmenlerle ilgili maddeğu uzmanlara belli bir süre ça- ülkenin vatandaşlarna tanna- lerine dayandrlyor. lşma izni verip, yeniden ülke- cak ‘serbest dolaşm hakk’ oluşBuna göre “uyum karşt” lerine dönmelerini sağlamak. turacak. davranşlar gösteren göçmeler Bu yln Eylül ayna kadar snr dş edilecek. Aile mennetleştirmeye çalştklar bir Almanya’dan ilk atak suplarnn Alman toplumuna başka uygulama ise ABD’de uyumunu engelleyen “düşmankullanlan Yeşil Kart benzeri Almanya’da hazrlanan yeni ca tavrlar”, kin ve nefret kşMavi Kart. Mavi Kart’a sahip entegrasyon plan çerçevesin- krtclğ yapan, toplumun belolanlar AB üyesi herhangi bir de, göçmenler sopayla slah li kesimlerini aşağlayp hakaret ülkede yaşayabilecekler. Bu şe- edilmek isteniyor. Hazrlanan eden göçmenler de snr dş kilde ‘emeğin serbest dolaşm yeni yasaya göre “entegrasyon edilecek. hakk’ ad altnda ‘emeğin ser- karşt” göçmenler snr dş Entegrasyon kurslarna katlbest sömürüsü’nün alt yaps edilecek. mayan göçmenlere 1000 Eugenişletiliyor. Hazrlanan 400 sayfalk ka- ro’ya kadar varan para cezas Bunun ilk admn da AB’ye nun paketi Avrupa Birliği yasa- verilebilecek.

Anlaşmann hükümleri

 Volkswagen Forest fabrikasnda geçen yln sonunda başlayan grev ve işgal anlaşmayla sonuçlanmşt.

Brüksel’deki Volkswagen Forest fabrikasnda geçen yln sonunda başlayan grev ve işgal, FGTB (Sosyalist Sendika Federasyonu) ile VW patronlar arasnda 4 Ocak’ta başlayan görüşmeler sonrasnda işçilerin çkarlarn doğrudan hedef alan

Ancak işçiler işbaş yaptklarnda yaplan bu geri anlaşmann hükümlerine bile uyulmadğn gördüler. Fabrikada üretimin yeniden başlamasyla var olan dört vardiya sistemi iki vardiyaya indi. 5.sf’da

Paris’te, Cumhurbaşkanlğ seçimlerinin adaylarndan biri olan emek ve göçmen düşman Nicolas Sarkozy’e karş bir platform oluşturuldu. Yaşanacak Dünya’nn çağrs ile bir araya gelen ACTIT, FDHF, FTIF, Bir-Kar ve Odak gibi kurumlar yaptklar toplantda platform kurma karar aldlar. Ardndan diğer uluslarn göçmen kurumlarna ile ilerici Fransz kurumlarna katlm çağrs yapld. 26 Şubat’ta yaplan toplantya Filistinliler Derneği, AGEN (Nanterre Üniversitesi Öğrenci Derneği), Fransa Maoist Komünist Partisi, ATTAC, Uluslararas Gözaltlar İzleme Komitesi, İtalya Komünist Partisi, 10. Paris Kolektifi ve Anadolu Kültür Derneği de katld. Toplantda ortak bir kampanya yürütülmesi kararlaştrld. Kampanya Sarkozy’nin göçmen semtinde açtğ seçim bürosunun kapatlmas ve Sarkozy’nin emek ve göçmen düşman politikalarnn sürekli ve canl teşhiri gibi iki temel üzerinden yürütülecek. Büronun önünde kitlesel bir miting yaplmas, “seçim bürosunun korunmas” ad altnda emekçilerin yaşam alann daraltan polis terörünün püskürtülmesi için insan zinciri oluşturulmas, bir sokak şenliğinin örgütlenmesi, seçim bürosunun kapatlmas için imza kampanyasnn başlatlmas karalaştrld. Ayn günlerde büronun önünde toplanan Afrikal ve Arap kökenli bir grup kadn eylem yapt. Evsizlerin çğ gibi arttğ Fransa’da kadnlar, daha önce lojmanlar için ayrlan sübvansiyonun 4 milyon Euro olduğunu sloganlarla haykrarak, parann nereye harcandğn sordular. Eylem boyunca “Canmz skma Sarkozy” sloganlar attlar. Deutschland: 2 € Nederland: 2,30 € Belgique: 2,20 €

 AB Bakanlar›, kendi denetimlerinde ola-


Yaflanacak

Dünya 2



O

K

U

R

Kaç›n›lmaz felaketler karfl›s›nda s›zlanmak, gülmek kadar aptalcad›r.

Düflman›n›z›n neden korktu¤unu anlamak için, sizi ne ile korkuttu¤una bak›n.

Esnaf: Biz mi size gelip imza isteyeceğiz siz mi? Ne acayip bir şey bizim dertlerimiz için başkalar koşuyor. Neredeyse erineceğiz bir imza vermeye. Ev kadn: İmza dertlerimizi halledecek mi? Sokaktan geçen biri: Sizi kutluyorum böyle bir çalşma yaptğnz için. Gerçekten tavr koymalyz. Ben kağtszm. Neden benimle ilgili bir şey de yazmadnz? Bunun gibi onlarca farkl içerikte tepki ve özlem. Evet bir imza belki hayatmzda çok şeyi değiştirmeyecek. Ama yaşadğmz dünyada üzerimize çğ gibi gelen sorunlara karş küçücük gibi görünen bu tepki bile bugün büyük bir önem taşyor. Bu nedenle bir imza hafife alnacak, etkisiz görünecek bir araç değil. O nedenle sizlerin kaplarn srarla çalmaya, stantlarmzla sokağnzda olmaya devam edeceğiz! Sevgili okurlarmz sizlere bir yenilik duyurmuştuk. Almanya ve Belçika’da gazetemiz dağtm ağna girdi. Elden satşlarmz dşnda da siz okurlarmza garlarda, gazete bayilerinde gazetemiz ulaşabilecek. Bu vesileyle birçok insan gazetemizle yeni tanşmş olacak. Sizlerin görüş ve önerileri bizim için yol gösterici olacak. Bizim size ulaşabildiğimiz gibi siz de bize ulaşabilirsiniz…

Düflen bir 盤da, hiçbir kar tanesi kendisini olup bitenden sorumlu tutmaz!

Hrant Bunlar da yazlsn! Dink’e

Bir fley yap: Utanmay› ö¤ren mesela. 20.01.2007 Ulafl Sunat

E

K

T

U

P

L

A

R

I

Baharn görkemi

Editörden

Belki geceler duvar gibi ya da gündüzler… Birçok şey kötüye gidiyormuş gibi gözüküyor. O verileri de taşyor hayat. Her yer kör bir karanlk gibi üzerimize çöküyor. Ay daha doğmamş. Bir kaç saat önce yağan yağmur toprakta hoş bir koku brakmamş belki de. Bu mevsimin kş olmasndan da kaynakl olabilir, içinde yaşadğmz sistemin bize yaşattğ bir kabus da. Sistemi henüz değiştiremedik. Onun çabas ve enerjisi içerisindeyiz. Bu nedenle size gelecek ay tüm hayat değiştirebileceğimize dair bir söz veremiyoruz, ama geleceğe dair bu sözümüz sözdür. Bizi sizleştireceğiz ve geleceği hep birlikte bizleştireceğiz! Tüm bu karanlğa rağmen mevsim bahara dönüyor. Toprak srlsklam. Kokuyu duyumsamak isteyene bol yağmur. Ayaz gecelerde soğuyan toprak ve ellerimiz güneşin scağyla buluşacak. Daha fazla şk, daha fazla doğa haylaz bir çocuk gibi sokağa salnacak. Dağlarn yeni açmş tüm kr çiçeklerini toplayp kucak dolusu evlerimize getirecek bahar. O bize çiçekleriyle merhaba derken biz ona yaşam enerjimiz ve sevincimizle koca bir merhaba diyerek bahara başlayalm. Hoşgeldin Bahar! Yeni filiz veren her ağacn yapraklarnaymş gibi imza föylerimize imza atacaktk. Duyurmuştuk sizlere bir önceki saylarmzda “Alnterimle Buradaym!” adl kampanyamz. Ulaşmadysa ulaştralm metinlerimizi, bildirimizi, afiş ve imza metinlerimizi. Ama bugüne kadar bu çalşmayla ulaştğmz okurlarmzdan birkaç notu bu köşede sizlere duyurmak istedik.

üç yüz bir ters o gece konufltukça umudumuz olmufltu akl›m›zdan silinmez üç yüz bir ters onun dedi¤ini de yapt›¤›n› da yapabilirdik yine de “konufl onunla” üç yüz bir ters o sald›r›lara meydan okuyan sakin sesiyle yazar kayganl›kta konuflmaya devam ediyordu üç yüz bir ters on dokuz ocak iki bin yedi can›m›z ac›yor o Hrant Dink gözümüze doluyor a¤l›yoruz Halaskargazi caddesi dört kurflun o milliyetçilik hastal›kt›r, öldürür hayk›r›yoruz Althusser’in “gelecek uzun sürer”i geliyor hat›r›m›za Diyarbak›r’dan bir dostun “umar›m gece k›sa sürer” deyifli “flimdi kanlar› daha m› temiz oldu” diye ba¤›ran k›z› üç yüz bir ters elefltiri, tahammül ve toplumsal haset “dünyan›n en tuhaf mahluku” utan art›k öfkeleniyoruz üç yüz bir ayakkab›s› konufluyor, kurflun geçirmez yele¤i “ruh halimin güvercin tedirginli¤i” umudumuzu vermiyoruz ters “alt›nda bir fikir var” “ve fikirler kurflun geçirmez” “bir gider, bin geliriz” üç yüz bir ters

M

Franszlar bu aralar yeni bir kanun çkarmaya hazrlanyorlar. Sigara paketinin üzerine kansere yakalanmş insanlarn resimleri ile birlikte, “Sigara öldürüyor” yazs koymak istiyorlar (ki zaten vard). (Ayrca sigarann fiyat yine yükseldi) O zaman şunlar da yazsnlar: Bütün şeker paketlerinin üzerine dişleri şekerden çürümüş çocuklarn resimlerini koysunlar. Bira, wiski şişelerinin üzerine, trafik kazasnda alkol yüzünden hayatn kaybeden insanlarn cesetlerinin resimlerini bastrsnlar. Bütün plastik ambalajlarnn üzerinde, yllar sonra dünyann çöplükten ne hale geleceğini göstersinler.

T-shirt, şapka, kazak, spor ayakkablarnn üzerine Asya’da pis bodrum katlarnda, insanlk dş koşullarda çalşan çocuklarn resimlerini bastrsnlar. O minicik elleriyle, bir kaç kuruşa, bizim sadece bir kaç kere giydiğimiz (çünkü modas hzla geçer genellikle!) elbiseler dikiyorlar. Her benzin, mazot şişesinin üzerinde, martlarn nasl mazot içinde çrpndklarnn resimleri olsun. Her petrol şişesinin üzerinde, denizden taşnmş topraklar göstersinler ya da. Zaten az bir zaman içinde planet snmasndan dolay onlar da elden gidecek. Ya da siyah Afrika’nn altnlar için emperyalistler tarafndan işkence gören mazlum işçinin, köylünün, emekçinin resimlerini göstersinler. Aslnda bir tek şey eksik kald, onu da yapsalar tamam; Banknotlarn (kağt para) üzerine şöyle bir yaz yazsnlar “DİKKAT , DİKKAT İNSANLIĞA ZARARLI” Bu benim kişisel görüşüm fakat inanyorum ki siz de katlrsnz. Hebun

Halkn inancna göre Şubat ay ortalarndan mart başna kadar cemre düşer. İlk cemrenin havaya düşmesiyle iklimdeki değişiklik hissedilir oldu. Fakat Küresel snma sonucu iklimde yaşanan dengesizlikler halkn inancnda aşnma yaratt m, bilinmez. Şubat asl olarak baharn renginin belirlenmesinde tonlama görevi görür. Kendiliğinden patlak veren ayaklanmalar saymazsak bahara hazrlklar şubat ortalarnda başlar. Mart geleneğini salt 8 Mart Dünya Emekçi Kadnlar Günü, 1871 Paris Komünü ve Newroz’la snrl alglamamak gerekir. Ezilenler ordusunun burjuva sistemine karş yeni bir taarruz başlattğ bahar aylarnda kavga muştulanr… Baharn takvimsel günlerinin ivmelendiği sokaklarda emekçilerin gücünü hisseder burjuvazi. Şikago işçilerinin şanl direnişini kanla bastran burjuvazi, snfn öfke duvarna çarpmasyla bahar aylarn proletaryann devrim provas olarak alglar. Baharn burjuvazinin korkulu günleri olmasn yabana atmamak gerekir. Bir çok hak ve özgürlük mücadelesinin başlangç noktas olduğu gibi, kanl katliamlarn yaşandğ bu mevsim, ezilenler için hem gelenek hem de güçlerin derlenip toparlanp yeniden mevzilere sürülmesinin ifadesidir. Geleneğimizin tohumlarnn toprağa serpilmesi de baharn arifesi olan Şubat’n son haftasnda gerçekleşir. 29 yl önce atlan admn görkemini dile getiren şairin sözleriyle bahara merhaba… A. Vural

İlk sularn sevinci olacakt Şubat saçl kar sularnn sesi İçten içe eriyen Eridikçe çoğalan kprtlarn sesi Toprak için Sevda için Çelik ve gelecek için Yaşamn bütün pnarlarndan En klcal damarlarnda akacakt Bitimsiz bir tuvalin ortasna İlk dalga renkler konacakt Göğüsleri bahara yurtlananlar Körük körük korlananlar Yani şubat umutlular Ayak direyip durmadlar İhanetin puslu günlerini Kendi sabrlaryla omuzladlar Onur adna oğul adamakt işleri Sakslarndaki açelyay bile

Gün yirmidört saat uyank tutmakt Ve nice şubatlar adna Bütün koşullarda dik durmakt O günlerden beri her şubat ay İri bir özlem oldu tuvallerde Frça darbesiyle nakşland Nakşlanp çoğald içimizde Bir frça bir frça daha Dünyann her yerinde Rekten renge “Şubat ressamlar” Küllenmiş yürekler için Çiğ düşmemiş umutlar için Her tuvalde yepyeni umutlar için Bir frça bir frça daha Adnan Yücel Özgürlük dünyasnn lokomotifi, 29. yln kutlu olsun! Adnan Yücel

Çocuklarmzla ne kadar ilgileniyoruz? Kzmn okulda yaşadğ bir tartşma onun ve benim psikolojimi alt üst etti. Kzm girişken, konuşkan, ksacas sosyal bir çocuk olmas ile bilinir. Sorunlarn benimle çok rahat konuşan, tartşan birisidir aslnda. Fakat uzun zamandr onun yaşamnda bir şeylerin ters gittiğini fark ediyordum. Sürekli olarak yaptklarn açklama zorunluluğu duyan veya savunma psikolojisiyle bunu anlaml klmaya çalşan bir ruh haliyle hareket ediyordu.

başlamadan “özür dilerim anne”, “afedersin anne” demeye başlad. Ya da “ben aslnda öyle demek istemiyorum ama...” diyerek kendini ifade etmeye çalşyordu. Kendisine “kzm neden böyle yapyorsun?” diye sorduğumda,

“Anne okulda öğretmenler hep bir hatamz aryor, hep gözümüzün içine bakyorlar” dedi.

Hissettirmeliyiz Bir gün kzm bir yaz getirdi, bana bir şey söylemeden masa-

Haberdar değildim! Kendisi ile yaptğm sohbette öğrendim ki okulda sorunlar yaşyordu kzm ve ben bunlardan uzun zamandr haberdar değildim. Arkadaşlaryla olan tartşmadan sonra dikkatimi çekti, kzm benimle konuşurken her lafn başnda ya da konuşmaya

nn üzerine brakp odadan çkt. Yazy okudum şok oldum. Yazda; bir daha buna benzer şeyler olursa direkt Klassen Konferans’a (disiplin kurulu) vereceklerini yazyordu. “Böyle bir şey bir daha olmayacak diye bize ve kendinize söz verin” diyor ve bu yaznn bulunduğu kağd imzalamamz istiyordu. Bu konu üzerine gidip öğretmenle görüştüm. “Tüm bu yaz sizin tek başnza aldğnz bir karar m?” diye sorduğumda “Hayr bu müdür ve okul pedegoğu ile ortak aldğmz bir karar” dedi. Benim bu olaydan anladğm şu; biz veliler öğretmenlerle daha fazla diyalog halinde olmalyz. Daha da önemlisi çocuğumuzu iyi tanmamz, her zaman onun arkasnda olduğumuzu ona ve öğretmenlerine hissettirmemiz gerekiyor. Köln’den bir YD okuru

IMF Başkannn delik çoraplar 1 Şubat 2007 tarihinde, Milliyet gazetesinde çkan bir haber dikkatimi çekti. Haber, “Dünya Bankas Başkan Paul Wolfowitz’in, Edirne’de Selimiye Camii’ni gezerken ayakkablarn çkardğ srada, her iki çorabnn delik olduğunun ortaya çkmas dünya basnna konu oldu” diyordu. Dünya basnna konu ve maskara olan bu adam, bende ve dünya halklarnda ise üzüntünün (!) kaynağ oldu. Dünya basn “Selimiye Camii’nde ayakkablarn çkarnca, başkann çoraplarnda iki delik görünüyordu.” “Tabii Wolfowitz gibi insanlar, paray pencereden atan savurganlar gibi olmaz.” Hatta “Cebinde paras yokmuş da, yanndaki korumalardan almş.” “Selimiye Camii çorabndaki delikleri ortaya çkard.” diye yazd.

Yardakçlkta snr yok

Kathe Kollwitz’in 1899’da çizdiği (Ausfuhr) “Almanya’da Köylü Ayaklanmas” adl eseri.

ŞUBAT RESSAMLARI

Mehmet Ali Erbil de, Wolfowitz’in donunun yrtklğn veya olmayşn ortaya çkarabilir. Yardakçlkta snr yok. Neredeyse hep birlikte oturup ağlayacaklar. Dünya halklarn haraca bağlayan bu kan emici, “savurgan davranamaz-

Başkan da bu çoraplar bilerek giymiştir. “Zengin diye bildiklerimizin de, bizden farkl yaşamlar yokmuş” yanlsamas yaratmak istenmiştir. Aslnda dikkat edilirse, üzerindeki elbisenin on işçinin maaş değerinde olduğu görülür. İşçi ve emekçilerin yaşamndan bahsetmeyen çanak yalayclar, söz kendi babalarnn yaşamna gelince, nasl da yoksulluk edebiyat yapyorlar. Peki neden dünya halklarnn, IMF’ye ve emperyalist kurumlara olan öfkelerini ve protestolarn görmezden geliyorlar? Ayşe Lila / Stuttgart

mş!” Bir de aldğ maaş yazsalar. Asgari ücretle geçinen kaç işçinin aylğnn toplam kadar para aldğn yazsalar. Yazamazlar! Çünkü uşaklkta snr tanmazlar. Her gün hastane kaplarnda ölenler, aç, işsiz kalanlar, sizin gözyaş döktüğünüz zatn başnda bulunduğu kurumun ekonomi politikalarnn sonucudur. Aslnda, bunu yazmalarndaki amaç, işçi ve emekçiler kaderlerine raz olsunlar diyedir.

Yaflanacak

Dünya

AYLIK GAZETE

V.f.f.K.)’in yay›n› olarak Bu gazete, Verein für Freundschaft der Kulturen (V ç›kmaktad›r. Gazetemiz en az 2 euro ba¤›fl karfl›l›¤› verilmektedir. Yay›n sorumlusu Can A. Türkmen Merkez Büro: Lassallestr.54· 51065 Köln Telefon: +49-(0)221- 99 28 115 - 116 - 123 ‹nternet adresimiz: www.yasanacakdunya.net • e-Mail: info@yasanacakdunya.net Paris irtibat: e-mail: pydunya@hotmail.com • Berlin irtibat: ydberlin@yahoo.com • ‹sviçre irtibat: ydisviçre@yahoo.com


Yaflanacak

G Yaşanacak

Dünya’dan

Sermaye hazrlanyor! Burjuvazinin bu zorlu sürece dönük hazrlklar için Fransa’da yaplacak Cumhurbaşkanlğ seçimlerine bakmamz yeterlidir! Bu seçim tüm Avrupa’y kesecek etkiler yaratacak! Tpk Almanya’daki gibi! Fransz burjuvazisinin yekpare bir destekle arkasnda durduğu Sarkozy, neoliberal yağmaclğn en has savunucularndan değil sadece. O İçişleri Bakan iken söylemi, davranşlar ve yaptklar ile sermayenin en has buldoklarndan biri olduğunu kantlad. İlk hrladğ ve çenesini geçirmeye çalştğ da biz göçmen emekçiler olduk. Bu duruş onun şahsi duruşu değildi elbette. Onun şahsnda dile gelen, arkasndaki sermaye güçlerinin çkarlarnn toplaşma noktasyd! Vahşi saldrganlğn yaratacağ ykmn paralelinde gelişecek toplumsal öfkenin yönsüzleşmesi için hedefe bizim çaklmamz gerekiyordu. Emekçilerde biriken öfkenin bize patlamas için yer yer toplumsal duyarllk noktalarn gdklayarak (“Avrupa kültürünü bozacak göçmenler!”, “Terörist ve tehlikeli göçmenler!”, “Çalşmadan asalakça yaşayan göçmenler!”, vs.) yer yer de saldrganlğnn dozunu yükselten dolaymszlkta küfrederek (Banliyölerdeki isyanclar için “Pislik bunlar” demesi hatrlansn) Fransz orta snflar başta olmak üzere ve asl olarak da işçi ve emekçileri etkilemeyi hedefleyecek icraatlar yarnn resmini de vermektedir. Sadece Fransa için değil. Onda billurlaşan siyasal duruş Avrupa’nn yarnnn da resmidir.

Almanya’da da ayn şey… Almanya’da hazrlklar yaplan yeni Göç Yasas ile de rkçlğa resmi bir meşruiyet kazandrlmak isteniyor. “Çalşmayan hemen yollanacak”, “Dil öğrenmeyen de cezalandrlacak ya da geri yollanacak” gibi ifadelerle bugüne kadar rkç söylemin temel argüman olan tüm dayanaklara resmi bir ifade kazandrlarak, “asalak göçmenler” kavram toplumun kafasnda da “yasalaştrlmak” isteniyor! Tek başna Murat Kurnaz olay bile Alman devletinin “kara kafallar”a yaklaşmnn tipik göstergesidir. Ve o bu yaklaşm Alman emekçilerine özümsetmek ve rkç yaklaşmlara kitlesel bir taban oluşturmak için hiçbir frsat kaçrmyor! Manşetimizde de yer verdiğimiz, Fransa ve Almanya’da, görünen o ki tüm Avrupa’da eğilim haline gelen etnik köken araştrmas ise bu yaklaşmn ruhunu vermektedir!

Bu resmin diğer yüzüyüz! Bu resimde öne çkan en çarpc rengi biz göçmenler üzerinden kşkrtlacak kafatasçlk-rkçlk oluşturuyor/oluşturacak! Krizler, savaşlar, paylaşm, egemenlik… kavramlarnn içeriği bunlarla kesişiyor! Önümüzdeki zorlu günlerde sermaye asl olarak bu ipe sarlacak! O ipi onun boğazna geçirmekse bizim elimizde! Varlğmzn emeğimize dayandğn bilmenin özgüveni ve onurumuzun somutlaştğ emeğimize sahip çkma bilinci ile hareket ettiğimizde bunun zor olmadğn göreceğiz! Yeter ki gücümüze güvenelim ve ayağa kalkalm. Bugünden yerli emekçi kardeşlerimizin baz bölükleri ile de buluşan tepkilerimiz, eylemlerimiz (özellikle Fransa’dakiler) ve bunlarla koparp aldğmz somut kazanmlar buradan yürüdüğümüzde o ipin kimin boğazna sarlacağn da göstermektedir!

gösterip gerici-faflist, ›rkç› söylemlerle artan iflsizlik, yoksullukla ... kitlelerin yönü çiziliyor” Fransa’nn Strasbourg kentinde yerel kitle örgütleri tarafndan, 25 Nisan 2007 tarihinde yaplacak Fransa Cumhurbaşkanlğ seçimleri üzerine bir panel yapld. 100 kişinin katldğ panele, Yaşanacak Dünya Gazetesi, EKM, Tohum Gençlik Evi, Kürt Evi, DDİF ve Alevi Kültür Birliği katld. Paneli Yol TV yönetti. Açlş konuşmasnn ardndan, Ali Başaran tarafndan cumhurbaşkanlğ seçimlerinin işleyişine ilişkin teknik bilgiler aktarld. Daha sonra kitle örgütleri, seçimlere ilişkin görüşlerini ifade ettiler. Panelin genel ekseni, “Cumhurbaşkanlğ seçimlerinde hedefe konulan biz göçmenlerin bu seçim sürecindeki tavr ne olmal ve göçmenlere uygulanan seçme seçilme engeli” oldu. Fransa Cumhurbaşkanlğ’na en yakn adaylar olarak bilinen Sarkozy ve Royal’in birbirine yakn bir seçim politikas izle-

diği ortak kan olarak konuldu. Diğer taraftan programlarnda işçi ve emekçilerin taleplerine yer veren, Komünist Parti LCR, köylü lideri olarak bilinen Jose Bove vb.’lerinin desteklenebileceği çekinceyle belirtildi. Çünkü bu partilerin desteklenmesi durumunda kullanlacak oylarn 2. tur seçimlerinde daha önceki seçimde olduğu gibi, Sarkozy’ye karş Royal’e yedeklenebileceği ifade edildi.

“Biz ne yapmalyz?” Yaşanacak Dünya Gazetesi temsilcisi konuşmasnda; “AB’nin yeniden yaplanma süreciyle ilişkili gelişen Fransa Cumhurbaşkanlğ seçimlerinde, ksa bir süre önce halk oylamasna sunulan, Belçika ve Fransa halknn barikatna taklan Avrupa Anayasas’nn kimi temel maddeleri esas politika olarak karşmza çkmştr. Yeni göç yasalar, yeni uluslararas ilişkiler,

D

E

 Dünya kamuoyu, Amerika’daki 11 Eylül sald›r›s›ndan sonra Bat› ile ‹slam dünyas› aras›nda bafl gösteren gerginli¤in dinî de¤il, siyasi oldu¤unu düflünüyor. Dünya kamuoyu, Amerika’daki 11 Eylül saldrsndan sonra Bat ile İslam dünyas arasnda baş gösteren gerginliğin dinî değil, siyasi olduğunu düşünüyor. BBC’nin 27 ülkede yaptğ anketten bu sonuç çkyor. Araştrmaya katlanlarn yüzde 52’si, gerginliklerin dinî veya kültürel uyuşmazlklardan ziyade siyasi anlaşmazlklardan kaynaklandğn vurguluyor. Dünya kamuoyunun sadece yüzde 29’u, farkllklar gerginlik sebebi görüyor. Elde edilen sonuçlar, dünyann “medeniyetler çatşmas”na doğru gitmediğini gösteriyor. “GlobeScan” adl kamuoyu yoklama şirketine yaptrlan ankete, farkl milletlere mensup 28 bin kişi katld. Sorular cevaplayanlarn yüzde 58’i, uluslararas planda yaşanan anlaşmazlklar, “hoşgörüden yoksun aznlklar”n çkardğn söyledi. Uzlaşma düşüncesinin en yüksek olduğu ülkeler İngiltere, İtalya, Fransa ve Amerika.

3 Dünya

M

Gerilimin dinsel farkllktan kaynaklandğn ifade edenlerin çoğunlukta olduğu tek ülke ise Nijerya.

olmadğn söylüyor. Katlmclarn yüzde 56’s, kültürler arasnda olumlu bağlar gördüklerini söylerken, yüzde 52’si de İslam’la Bat arasndaki mevcut gerilimin başlca sorumlusu olarak siyasi ihtilaflar gösterdi. İslam’la Bat arasnda çatşmann kaçnlmaz olduğunu düşünenlerin oran ise yüzde 28. Gerginliklerin ardnda dinin yattğn düşünenlerin oran da

Türkiye’de ise Bat ile İslam arasnda bir uzlaşma zemini bulunabileceğini düşünenler yüzde 50’ye yaklaşyor. Gerilimin din ve kültür farkllğndan kaynaklandğn düşünenlerin çoğunlukta olduğu tek bir ülke var: Nijerya. Hristiyan ve Müslüman gruplar arasnda sk sk çatşmalar yaşanan Nijerya’da halkn yüzde 56’sna göre çatşmalar kültür ve din farkllğndan kaynaklanyor. Endonezya ise Müslüman ülkeler arasnda, çoğunluğun Bat ile şiddetli bir savaşn patlak vermesinin an meselesi olduğuna inandğ tek ülke oldu.

Halklar inanmyor

“’Medeniyetler çatşmas’ mümkün değil” Ankete katlanlardan gerek Müslümanlar gerekse gayrimüslimlerin çoğu, bir “medeniyetler çatşmas”nn mümkün

yüzde 30. Ankete göre İslam ile Bat diyaloğu inancnn en yüksek olduğu ülkeler ise bir tür uzlaşma bulunacağn düşünenlerin orannn yüzde altmşlar ve yetmişlerde olduğu İngiltere, İtalya, Fransa ve ABD.

Ortaya çkan bu sonuçlar da gösteriyor ki dünya halklarnn büyük bir çoğunluğu savaş çğrtkanlarndan ve halklar birbirine boğazlatmaya çalşan emperyalistlerden çok farkl düşünüyor. Siyasal hesaplarla “medeniyetler çatşmas” fikrinin ortaya atldğn söyleyerek buna inanmyor. Sürekli bir biçimde insanlara propaganda edilen “medeniyetler çatşmas” denen ABD emperyalizminin tezi, halklar tarafndan çürütülüyor.

Hem ekonomileri hem de göbekleri büyüyor! 

Alman ekonomisi son y›llar›n en yüksek büyüme oran›na ulaflt›. Sosyal y›k›m paketlerinin, iflten ç›kartmalar›n, ücretlerin düflürülmesinin kimin ifline yarad›¤› ortaya ç›kt›.

Alman ekonomisi son yllarn en yüksek büyüme oranna ulaşt. Alman Federal İstatistik Dairesi tarafndan yüzde 2.5’lik bir büyüme kaydedildiği açkland . Federal İstatistik Dairesi Başkan Radermacher, Alman ekonomisinin 2006 ylnda tahminlerin üzerinde büyüdüğünü söyledi. “Hesaplamalarmza göre GSMH, enflasyondan arndrlmş rakamlarla ve bir yl öncesine kyasla 2006’da yüzde 2,5 orannda artt. Böylece yüzde 3,2’lik büyüme kaydettiğimiz 2000 yl sonrasnn en yüksek büyüme oranna erişmiş olduk.” dedi. Radermacher, büyümeyi teşvik eden faktörlerin bu kez yurt içinden geldiğini söyledi. “2006’da bir yl öncesine göre daha fazla yatrm yapld ve daha fazla tüketildi. Bu da memnuniyet verici bir gelişme.” dedi.

“Çözüm snfsal duruş, örgütlenme ve srarl mücadelede…”  “Bütün kötülüklerin anas› olarak göçmenleri

N

Gerginlik dini değil siyasi!

Irkçlk sermayenin sörf alandr! Daha ön verileri ile bile tüm dünyay sarsan olas bir krizin gerçekleşmesi ya da olas bir İran saldrs, bunun bölgesel ve tüm dünyadaki yansmalar ile birlikte düşündüğünüzde bu tablonun renklerini tasavvur edebilirsiniz! Nereden bakarsak bakalm önümüzde zorlu bir süreç uzanyor! Biz göçmen emekçiler açsndan bu daha fazla böyle! Tüm bu altüst oluşlarn en ağr faturas her zaman olduğu gibi şimdi de bize çkarlmaya çalşlacak!

Ü

hizmet söktörlerinde “reformlar”, Anti-Terör Yasas, vb. Sarkozy ve Royal’in seçim programlarna damgasn vuran bu maddelerdir. Bunlar birinde sert ve açk biçimde ifade edilirken, diğerinde daha yumuşak bir üslup ve yuvarlanmş bir biçimde ifade edilmiştir... Bütün kötülüklerin anas olarak göçmenleri gösterip gericifaşist, rkç söylemlerle artan işsizlik, yoksullukla gelecek kaygs taşyan kitlelerin yönü rkçlkla çiziliyor. “Her şey daha güçlü Fransa için!” diyerek kitleler yeni dönemin politikalarna yedeklenmeye zorlanyor. Çözüm snfsal duruşumuzda, örgütlenmede, srarl mücadelede… Don Kişot Çocuklar adn veren evsizler, srarl eylemlerinin sonucu Meclis evsizlerin ev sorununu çözme karar almak zorunda kald. Partiler, konut sorununu seçim programlarnn içine almak zorunda kaldlar. Yine CPE yasasnn öğrencilerin ve halkn geniş kesimlerinin srarl inatç eylemleriyle Meclis’in gündemine sokulup geri çekilmesi gibi örneklerde olduğu gibi, çözüm bizlerin srarl mücadelesindedir.”

vard ve o yüzden ksntlara gidilmek zorundayd? Neden hep emekçilerin gelirlerinden ve yaşantsndan ksnt oluyor?

Bu büyüme kimin için?

Sosyal ykmla büyüdüler!

Son yllarda sosyal haklarda artan hak gasplar, işten çkartmalar, işçi ücretlerinin düşürülmesi gibi uygulamalar ekonomik büyümenin kimin işine yaradğn gösteriyor. Zaten açklamalarda da bu belirtiliyor üstü örtük olarak. “Sabit gelirli kesim de genel canlanmadan nasiplenemedi. Reel rakamlarla hanelerin elindeki para 2005 ylna kyasla binde üç orannda azald’’ demektedirler. Bu büyüme, onlarn deyimiyle sabit gelirliler yani işçilerin, emekçilerin hiçbir işine yaramadğ gibi tam tersine gelirlerinde binde üç orannda azalmaya sebep olmuş. Ekonomideki bu büyüme kimin için? Madem ekonomi büyüyor neden o zaman emekçiler bundan yararlanamyor? Yararlanmak bir yana bir de gelirleri geriye gidiyor? Hani kriz

Aslnda sorular çoğaltmak mümkün ama gerek yok. Açk-

kötü, sosyal reform şart” gibi söylemleri sürekli insanlarn beynine işliyor. Sonra da kstlamalar ve sosyal ykm planlar hayata geçiriliyor. Büyüme de işte buradan sağlanyor. İşçi ve emekçilerden çaldklaryla büyütüyorlar hem ekonomilerini hem de göbeklerini.

tel Kantonu’nda hükümet sosyal hak gasplar›yla icraatlar›na bafllad›.

lanan bu veriler her şeyi ortaya koyuyor. Kapitalist sömürü ve talan sisteminin değişmez bir klasiği yaşanan. Alman burjuvazisi karlarna kar katmak için “Ekonomi çok

Her ulustan işçi ve emekçi bunu görüp bunun bilincine varrsa, asl kimin gelecek karartcs, yoksulluğun ve işsizliğin yaratcs olduğunu görmesi daha kolay olacaktr.

hastanelerin özelleştirilmesinin önünü de açan yasay parlamentodan geçirdi. Baz şehirlerdeki hastanelerin çocuk, kadn, cerrahi bölümleri iyi çalşmyor diye başka şehirlere taşnmas kararn ald. Kamu sektöründe çalşan

yurdunda kalan insanlar, cep harçlklarn aldklarnda şok yaşadlar. Asgari yaşam için dahi yeterli olmayan, en fazla 300 franklk harçlk, kriterlere uymayanlarda 150 franga kadar indiriliyor. Günde bir paket sigara içenler sigara ile acil ihtiyaçlar arasnda karar vermek zorunda! Alacaklar elbiselerden, arada bir dşarda içtikleri içeceklerden, günlük temizlik ihtiyaçlarnn karşlanmasndan… ksacas bir insann ihtiyac olan her şeyden ksmak zorundalar.

İlk tepkiler

Neuchatel Kantonu’nda son yerel seçimlerde 100 yl aşkndr sağ partilerin hakimiyetine son verilerek, sol tarafndan da coşkuyla karşlanan sol parti hükümeti kurulmuştu. Beş kişiden oluşan kanton bakanlğnn ikisi Sosyalist Parti’den, biri de Yeşiller’den oluşuyordu. Sevinçler uzun sürmedi, sol hükümet sosyal hak gasplaryla icraatlarna başlad. İlk önce

Kağtszlar eylemde Belçika’da Liege yaknlarnda bulunan Votem Kapal Kamp’nda, Kağtszlar Koruma Birliği (UDEP)’nin çağrsyla kamp önünde toplanan 150 kişi kağtszlarn tutuklanmasn protesto etti. Yabanclar İçin Kapal Kamplar Direniş Kolektifi (Cracpe) temsilcisi France Arets, ksa süre önce tutuklanan Anicet Muamba ve diğer tüm tutuklu kağtszlarla dayanşma çağrs yapt.

“Yanki go home” İtalya’nn Vincenza kenti yaknlarnda bulunan Amerikan askeri üssünün genişletilmesi çalşmalarnn 2010 ylna kadar tamamlanmas plan protesto gösterilerine yol açt. ABD Savunma Bakanlğ, Avrupa’daki askeri güçlerinin yeniden organizasyonu kapsamnda Almanya’nn Schweinfurt ve Bamberg kentlerinde bulunan 2 bini aşkn askeri başkent Roma’nn 400 kilometre kuzeyindeki Vincenza’ya kaydrmay hedefliyor. Böylece Vincenz’daki 173. Hava İndirme Tugay’nn konuşlandğ üste bulunan Amerikan askeri says 2 bin 750’den 4 bin 500’e çkacak. “Yanki go home” slogannn atldğ gösteriye 80 bin kişi katld.

Almanya’da rkçlk

Çekin elinizi cebimizden!  ‹sviçre’nin Neucha-

Avrupa’da açlk! Avrupa Birliği Komisyonu’nun 2004 ylnn verilerine dayanarak hazrladğ raporda, Avrupa Birliği vatandaşlarnn yüzde 16’snn fakirlik snrnn altnda yaşadğ ortaya çkt. Buna göre her 6 kişiden biri aç. Fakirlikten her zaman olduğu gibi en çok çocuklar etkileniyor, AB Komisyonunun verilerine göre her 5 çocuktan biri aç. Yoksulluk oran İsveç ve Çek Cumhuriyeti ve baz Kuzey ülkelerinde yüzde 9 ila 10, Litvanya ve Polonya gibi ülkelerde ise yüzde 21 orannda.

baz işçilerin ücretlerinin çok yüksek olduğunu bahane ederek, “eşitlik” ad altnda ücret indirimine gitti…

Emekçilerin srtndan Sol hükümet, 159 milyon franklk bütçe açğn emekçilerin srtndan gidermeye kararl. 2007’nin başnda yaşllar

Yaşllar yurdu sakinleri ilk tepkilerini müdürle bir toplant yaparak verdiler. Yerel gazeteye ve sorumlu bakan Bernard Soguel’e(Sosyalist Parti) bir mektup yazma karar aldlar. Örgütsüz ve üretimden kopuk olmann verdiği itilmişlik duygusuyla; “Ne yapsak da bir şey değişmeyecek” düşüncesindeler. Yenilgiyi baştan kabullenmişler. Fakat İsviçre’nin tutucu kesimlerini oluşturan yaşllarn kendi haklar için mücadele etmesi, istenildiğinde bir araya gelerek mücadele edilebileceğini gösteriyor.

Federal İçişleri Bakanlğ’nn, eyalet emniyet teşkilatlarnn verilerine dayanarak hazrladğ rapora göre, 2006 ylnda 12 bin 238 aşr sağc ve yabanc düşman suç işlenmiş. Bu, 2005 ylna oranla yaklaşk yüzde 20’lik bir artş anlamna geliyor. Bu rakam 2000 ylndan bu yana en yüksek seviyesine ulaşmş durumda.

ETA militanlar ölüm orucunda 6 Kasm 2006 tarihinden beri açlk grevinde olan Laki de Juan Chaos’a destek olmak amacyla İspanya ve Fransa’da tutuklu bulunan 600 ETA militan ölüm orucuna başlad. Durumu ağrlaştğ için De Juana Chaos’a hastaneye kaldrlrken, Bask bölgesinde militanlara destek olmak amacyla eylemlere başland. Devlet ve belediye binalar molotofland.

Gerçek terörist kim? Miland, Turin, Padua ve Tries’te Kzl Tugay aktivistlerinin yaptklar eylemlerden sonra İtalya’da yaplan operasyonda gözaltna alnan 19 kişi arasnda Fiom ve CGIL sendika yönetiminde bulunan işçilerin de olduğu açkland. Kzl Tugay aktivistlerinin gözaltna alnmalar İtalya genelinde yaplan çeşitli eylemlerle protesto edildi. “Gerçek terörist halk açlğa götürenler mi yoksa halkn yannda mücadele edenler mi?” içerikli pankartlarn taşndğ eylemlerde, gerçek teröristin kim olduğu sorguland. Öte yandan başbakan Romano Prodi’nin sendikalarn üyelerini denetlemeleri gerektiği açklamas, sendika yönetimlerince tepkiyle karşland.


Yaflanacak

Dünya 4 Sk yönetim 23 yldr Gine’de devlet başkanlğ yapan Lansana Conte’nin istifas talebiyle başlatlan genel greve karş ülkede skyönetim ilan edildi. Afrika’nn en büyük alüminyum üreticisi olan Gine’de üretim tamamen durdu, çkan çatşmalarda şu ana kadar 100’e yakn kişi öldürüldü.

D

Rüzgar Ekvador’da Rafael Correa’nn 15 Ocak’ta Cumhurbaşkan olmasyla birlikte, Ekvador Latin Amerika’da esen sosyal devlet rüzgarna yelken açan ülkeler arasna girdi. Eylem plan açklayan Correa ulusal geliri artrarak eğitim, sağlk, çevre, yerleşim gibi alanlara yatrm sinyalleri verdi. Çevreye zarar veren petrol, bakr, tarm ilac tekellerinin anlaşmalarn askya alacağ tehdidi ile şirketler üzerinde devlet payn artrma hamleleri yaplmaya başland. Açklanan vergi reformu program ile şirketlerin vergileri artrlrken, katma değer vergilerinde indirime gidildi. En yoksul, korumasz insanlara sosyal yardm artrma karar alnd.

Amerika’da 750 bin evsiz ABD’nin Ev ve Şehir Geliştirme Dairesi (HUD) tarafndan yaynlanan bir rapora göre buradaki evsizlerin oran 750 bin. Evsizlerin yars bekar erkeklerden, dörtte biri 18 yaş altndakilerden, yüzde 59’u aznlk grubu mensuplarndan, yüzde 45’i siyahlardan, dörtte biri özürlülerden, yüzde ikisi ise 65 yaş üzerindekilerden oluşuyor.

N

Y

yacak. İngiltere, Irak’tan bin 500 askerini çekeceğini ayn zamanda Afganistan’a bin 400 asker göndereceğini açklad. Bölgeden kaçamayacağn anlayan ABD, Irak’taki asker saysn artrma karar ald. Halklarn direnişi ve savaşn scak etkisi, artk parayla savaş bölgesine gidecek asker bulmakta zorlanan işgalcileri skştryor. “Skşnca svşmak gerek” di-

“Ortadoğu Dörtlüsü” olarak tanmlanan ABD, Rusya, AB ve BM enerji ve ucuz iş gücü cenneti olan bölgenin emperyalist egemenlik çatşmas ekseninde paylaşlmas hamlelerine hz kazandrdlar. Bunlar ayn zamanda bölge halklarnn kaderini ellerinde toplama hamleleridir. Bu neoliberal yeniden yap-

landrma hamlesiyle birleşik olarak 4 yldr süren savaş tüm çirkinlikleriyle birlikte yaşanyor. Kan gölüne çevrilen bölgede oynanan oyunlardan yansyanlarda da olduğu gibi bu bir “fillerin tepişmesi, çimenlerin ezilmesi” gerçeğidir. Filler kovulmadan, çimenlerin kendi suyunda ve toprağnda özgürce büyüme şans olma-

Kuzey Kore enerji yardm ve diplomatik tannma karşlğnda nükleer reaktörünü kapatma karar almşt. Japonya diplomatik ilişkileri normalleştirme ad altnda Kuzey Kore ile görüşmeler yapacağn açklad. Amerika’da diplomatik ilişkileri geliştirme admlar atacağn dillendirdi. Kuzey Kore ile Güney Kore arasnda yaplan görüşmede Kore Savaş’ndan bu yana dağlmş olan ailelerin bir araya getirilmesi kararlaştrld. Bu admlarla frtna kopartlan Kuzey Kore krizi “aşld”!

yenlerin says artnca, bir yanda bölgede iç çatşma zeminleri yaratmaya girişildi diğer yanda işgalci ülkelere geri dönen tabutlarn gözden çkarlmş insanlardan oluşturulmasna girişildi. ABD yeni paral asker bulmakta zorlandğ için cezaevlerindeki katil, uyuşturucu, tecavüz suçlularn bölgeye gönderme hazrlklar yapyor. Girdikleri bataklkta debelenen işgalciler, birbirleri ve bölge

Çeşitli internet sitelerinin rakamlarna göre; emperyalist işgal başladğndan bu yana 3 bin 25 ABD askeri, 130 İngiliz askeri ile birlikte farkl işgalci güçlerden 125 asker öldü. Bu durumda her gün ortalama 2.35 işgalci asker öldürülüyor. Yaralanan ABD askeri saysnn 18 bini aştğ belirtiliyor. Emperyalist işgal başladğndan bu yana işkencelerden geçirilen ve katledilen Irak halknn direnişini krabilmek için 53 bin insan katledildi.

üzerindeki hakimiyet kavgasn halklarn yaşam ve geleceği üzerine kuruyor. Bölgede ve uluslararas alanda gerilim hatt yaratan bu durum, halklarn geleceğini öyle kolay teslim alamayacaklarna da işarettir. Bir tarafta bölgede büyüyen öfkenin bilediği direnişin keskinleşmesi ve her geçen gün işgalcileri daha fazla vurmas var. Diğer tarafta işgalci ülkelerde savaş karşt hareketin kendisini büyütmesi, taleplerinin daha gür seslerle dillendirilmesi gündeme geliyor.

Londra’da “Savaşa hayr”, “Askerler Irak’tan dönsün”, “İran’a saldrya hayr”, “Ellerinizi El Aksa’dan çekin” sloganlaryla 100 bin kişinin sokağa çkmas birbirini besleyen hareketliliklerin gelişmesine işarettir. Yine ABD’de Bush şahsnda savaş karşt hareketin çocuklar ölen analar üzerinden yükselmesi, işgalcilerin uykusunu kaçracak toplumsal tepkinin büyümesini tetikleyen gelişmeler olarak daha fazla öne çkyor.

Rusya ABD çekişmesi “Düşman savaşçlar”  Dünyan›n en büyük do¤al gaz üreticisi konu- Vanann başn tutmak munda olan Rusya’n›n enerji, petrol kaynaklar› ve onlar›n dolafl›m hatlar› üzerinde egemenlik kurmaya dönük hamleleri belli bir yükselme trendi yakalad›. Kar ve kan emerek yaşayan güçler, birbirleriyle kavgalarn artrdlar. Rusya Devlet Başkan Vladimir Putin 10 Şubat’ta Münih’te yaplan NATO Güvenlik Konferans’nda, “Kendinizi tek egemen güç sayp kafanzn estiği gibi politikalar uygulamaya son verin” minvalinde bir konuşma yapt. Bu konuşmann muhatabndan “Yeni soğuk savaş istemiyoruz” açklamalar geldi. Daha çok savaşn scak biçimlerinin yaşandğ bu dönemde, soğuğuna da pek ihtiyaç duyulmasa gerek. Güç ve egemenlik kavgasna tutuşanlar, birbirlerinin etki alann daraltan hamleleri yaparlarken farkl etkenleri de hesaba katarak ilerliyorlar. Daha fazla kar ve kan emme çatşmasnn bir dengede ilerleyebilmesi için işçi, emekçi ve ezilen halklarn her yönüyle zapturapt altna alnmasn gerektiriyor.

tan’da katliamlara imza atarak muhalif güçlerin kontrol altnda tutulmasnda nasl bir terör estireceğinin işaretlerini verdi. İktidarn merkezileştirilmesi için bir önceki dönemin baz uygulamalarn ortadan kaldrd. Bölge valilerinin seçimle belirlenmesi gibi… Dünyann en büyük doğal gaz üreticisi konumunda olan Rusya’nn enerji, petrol kaynaklar ve onlarn dolaşm hat-

Hazar Denizi başta olmak üzere bölgedeki henüz işlenmemiş gaz ve petrol yataklar, Amerika, Rusya, Çin, Japonya ve Hindistan başta olmak üzere egemenlerin giderek artan enerji ihtiyacn karşlamakla snrl olmayan, asl olarak vana başlarn ele geçirme savaşmnn cazibe merkezi oluyor. Rusya’nn Münih’teki Güvenlik Konferans’nda gürlemesi bu alanlar üzerinden, Amerikan-İngiliz ittifakna rakip bir güç ittifak yakalamak için diğerlerine de bir mesaj içeriyordu. Bu güç dengesi savaşm, farkl hamlelerle bundan sonra, daha sk gündeme

Putin’in parlamas

Kuzey Kore krizi “aşld”!

A

İşgal srtnda gerilim hatt

Kalay madeni kamulaştrld Bolivya Devlet Başkan Evo Morales, ülkenin en büyük kalay madeni Vinto’yu kamulaştrdklarn açklad. Morales’in imzaladğ kararnamede “Vinto Metalurji Komplkesi, mevcut bütün hisseleriyle Bolivya devletinin kontrolü altna alnmştr.” denildi. Ayrca madeni işletmekte olan İsviçreli Glencore International AG şirketine tazminat ödenmeyecek.

Ü

Amerikan emperyalizminin Kafkasya’da renklerle tanmlanan darbeleri, Afganistan ve Ortadoğu’da fiili işgal ve savaşa liderlik etmesi, Rusya’nn egemenlik sahasn daraltyordu. Rus emperyalizmi de Putin dönemi ile birlikte önce içerde kendi temsil ettiği elitin iktidarn sağlamlaştran hamleler yapt. Yeltsin’nin srtn dayadğ grubun bir ksmn tasfiye etti, mallarna el koydu ve medya gücünü ele geçirdi. Çeçenis-

lar üzerinde egemenlik kurmaya dönük hamleleri belli bir yükselme trendi yakalad. Rusya Kafkasya ve Ortadoğu’daki alt üst oluşlar srasnda Avrasya’daki egemenliğini bu alanlarda yaptğ ataklarla büyütmeye girişti. ABD-İngiltere ittifaknn Ortadoğu bataklğnda debelenmesinin bu çkşta ve atakta önemli bir pay var.

Dünyan›n sokaklar›

gelecektir. Rus mali oligarşisi, emperyalist egemenlik çatşmasnda, Putin eliyle bu hamlelerin yannda, içerde de daha merkezi, saldrgan ve dinamik bir hareket yeteneği yakalamak için hükümet kabinesinde belli değişiklikler yapt. Başbakan birinci yardmclğ ve savunma bakanlğna bu çatşmann hakkn verecek isimler getirildi.

 ABD Kongresi “yabanc› düflman savaflç›lar›n ç›kar›laca¤› mahkemelerin kurulmas›” yönündeki kararnameyi onaylad›. Bu askeri mahkemelerle, gizli istihbarat servislerince kaç›r›l›p iflkenceden geçirilen insanlar, kimsenin haberi olmadan yarg›lanacak ve idam edilecek.

Amerika, Guantanamo’da tuttuğu tutsaklar önce “düşman savaşç” olarak ilan etti. Bu kişilerin süresiz olarak yargç karşsna çkarlmadan tutulabileceğini savundu. Ardndan bu insanlara karş askeri mahkemeler oluşturdu. Geçen yl, Bin Laden’in şoförü olmasndan dolay terörist ilan edilip Guantanamo’da tutulan Yemenli Salim Ahmet Hamdan, askeri mahkemelere karş dava açmşt. ABD Yüksek Mahkemesi’nde görülen dava soncunda Guantanamo tutsaklarn yarglamak için kurulan askeri mahkemelerin yasadş olduğu kabul edilmişti. Ayrca bu mahkemelerin Cenevre Sözleşmesi’ne aykr olduğu vurgulanarak, Bush’un yasay Kongre’den geçirmesi karar veril-

mişti.

Kongre askeri mahkemeleri onaylad! 5 yldr ABD’nin Guantanamo üssünde yarglanmadan tutulan tutsaklar, ABD senatosunun onayyla askeri mahkeme-

lerde yarglanacak. Bu karar, Bush’un 2006 Ekim aynda hazrladğ yasadaki “ABD topraklarnda düşman savaşç statüsüyle tutulan mahkumlarn sivil mahkemeler tarafndan yarglanamayacağ” maddesinin de onay anlamna geliyor. Kongre, “yabanc düşman savaşçlarn çkarlacağ mahkemelerin kurulmas” yönündeki kararnameyi onaylad. Kurulacak Askeri mahkemelerde yarglanacak olan tutsaklarn ifadeleri işkence altnda alnabilecek, ‘görgü tanklarnn’ dolayl ifadeleri delil olarak kabul edilecek, mahkeme tutsaklar hakknda idam cezas verebilecek. Bu askeri mahkemelerle, gizli istihbarat servislerince kaçrlp işkenceden geçirilen insanlar, kimsenin haberi olmadan yarglanacak ve idam edilecek. ABD Kongresi’nin onayladğ bu katliam yasas, sözde askeri mahkemelere gerek duyulmadan Irak ve Afganistan’da uygulanyor. Guantanamo cehenneminde Mahmekeye ilk çkarlacaklar arasnda Avustralyal Taliban militan David Hicks, Kanadal Ömer Kadir ve de El Kaide lideri Usame Bin Ladin’in eski şoförü Ahmet Salim Hamdan bulunuyor.

Kadnlarn oy hakkn kazandğ meydan

Ahmet Vural

İsrail’de yolsuzluk iddialar! İsrail, Cumhurbaşkan Moşe Katsav’la ilgili tecavüz ve cinsel taciz iddialarndan sonra şimdi de İsrail Başbakan Ehud Olmert’in yaptğ yolsuzluklar gündemde. İsrail’in Kanal 10 televizyonu Ariel Şaron hükümeti döneminde Ticaret Bakan olan Olmert’in kadrolaşma, adam kayrma ve devlet imkanlarn kişisel amaçlar için kullandğ 115 ayr suçu belgeleyen bilileri yaynlad. Söz konusu olaylarda çkar sağlayanlarn genelde Likud Partisi merkez komite üyeleri ya da bunlarn akraba ve dostlar olduğu açkland.

hayat yeniden başlayana kadar tabii!.. Trafalgar, yaşamn hiç durmadğ, Londra’nn en hareketli bölgelerinden biridir. Charing Cross metro istasyonundan çkan herkes soluğu meydanda alr. Tarihsel geçmişi ve başkentin göbeğinde yer almas, meydan turistlerin vazgeçilmez mekan haline getirmiştir. Amiral Nelson antnn önünde yer alan iki havuz, turistlerin ve Londrallarn etrafnda oturduklar ve zaman tükettikleri uğrak yerlerden biridir. Hafta sonlar St. Mantin’s the Fields kilisesinde ayin dinleyenler, gruplar halinde geldikleri Trafalgar Meydan’nda ilgisizlikten nahoş olup hiç durmadan Hyde Park’a geçerler. T rafalgar Meydan’nn orta yerinde duran devasa Amiral Nelson heykeli, bir grup kralc

Londralnn Buckingham Sarayn gözetlediği tezine aldrş etmeden meydandaki binlerce güvercine yem vermeye devam eder. Her yeni yla girişte, saat tam 24.00’de Big Ben saat kulesinin sesleriyle çlgnca dansa başlayan kalabalğn sabaha kadar içki tükettiği söylenir. Trafalgar’da gelecek yoktur. Amaç nedir pek bilinmez. Turistler sadece gezmek ve görmek için uğrarlarken, yazlar yüzlerce Londral ile -kimi sokakta olan evsizler, kimi de snrsz eğlenceden sonra szp kalanlarla- doludur. Gün doğumundan itibaren yeni konuklara yüzünü çeviren meydan, temizlik işçilerinin yoğun çabalaryla ksmen de olsa kirden biraz arndrlr. Gece

İngiliz kadnlar oy haklarn Trafalgar’da kazand 19. yüzyl, kapitalist ülkelerde işçi snfnn hak kazanma ve burjuvaziye karş snf olarak kitlesel gösteriler ve direnişler örgütlediği yüzyl olmuştur. Yeni Zelandal kadnlarn başlattğ seçme ve seçilme hakk mücadelesi kimi kazanmlar elde edince, hareketin yanklar Büyük Britanya’nn merkezi Londra’da da etkisini gösterir. Londral emekçi kadnlar, Emmiliene Pankhurst önderliğinde 1908’de kurulan dernek etrafnda toplanmaya başlarlar. Emekçi kadnlarn oy kullanma hakk için verdikleri mücadele, çoğu zaman polisin engelleriyle karşlaşr. Trafalgar Mey-

dan’nda toplanan binlerce kadn, erkekler gibi oy kullanma hakk talebinde bulunur. Uzun süren mücadele sonucu İngiliz kadnlar seçme hakkn elde ederler. Kadnlarn kararl mücadelesi diğer Avrupal kadnlara da esin kaynağ olur. Ancak buna rağmen, Fransa ve İsviçre gibi “demokratik” kabul edilen ülkelerde yaşayan kadnlarn seçme haklar ancak 1948’de kabul edilir. İngiliz rkçlarn tüm muhalefet ve engelleme çabalarna karşn, özürlü kadnlarn sembolü olan Alison Lapper’in heykeli de, Amiral Nelson heykeline paralel olarak Trafalgar Meydan’ndaki yerini alr.

Muhaliflerin eylem alan! Trafalgar Meydan geçmişten günümüze kadar eylemlerin

merkezi konumundadr. Bu konumuyla Trafalgar sadece İngiliz devrimci ve muhaliflerinin değil, göçmen işçi ve emekçilerin de değişmez eylem alandr. 1984 ylnda neoliberal politikalara karş direnen madencilerin uzun süreli grevlerinin değişmez mekanlarndan biridir Trafalgar. 1996 ylnda Türkiye cezaevlerinde yaplan Süresiz Açlk Grevi ve Ölüm Orucu ve 20002002 Ölüm Orucu eylemlerine destek veren Türkiyeli devrimci ve komünistlerin de skça çktklar meydan, ABD emperyalizminin 2001 ylnda Afganistan’ ve iki yl sonra da Irak’ işgal etmesiyle savaş karştlarnn kalesi durumuna geldi. Hemen her eylemin merkezi olmasndan rahatszlk duyan İngiliz burjuvazisi meydan “gösterilere yasak bölge” ilan et-

meye kalkşsa da, sonuç alamad. Eylemcilerin kararl mücadelesi ve her defasnda alana girmesiyle yasak fiili olarak delindi. Bütün direnişlerin, grevlerin, demir yolu ve maden işçilerinin, otobüs şoförlerinin, öğrencilerin, özelleştirme karştlarnn yolunun kesiştiği meydan, rengarenk pankartlarla doluşur. Adeta bir renk cümbüşüne bürünür. Eylemcilerden yükselen slogan sesleri, Enternasyonal’in ritmi, Buckingham Saray’nn duvarlarnda yanklanr. Yaşl Amiral Nelson’un donuk bakşlarna aldrmayan Londral emekçiler ve göçmenler, Trafalgar Meydan’nda hak ve özgürlük taleplerini dile getirmeye devam ediyorlar. Sömürü ve eşitsizlik devam ettiği müddetçe de getirmeye devam edecekler.


Yaflanacak

E

Rza Doğan

CGT • DGB • BGMEA • COSATU • KCTU • GSEE • COBAS

Patronlar neden “hava” alamyor? Sermaye ve egemen snflarn dünyay neoliberalizmin cenneti yapma uygulamalarnn ard arkas kesilmiyor. Sermaye dolaşmnn önündeki tüm engeller bir bir kaldrlrken, toplu işten çkarma anonslar da birbirini izliyor. Bunlarla da yetinmeyen MEDEF’in patronlar Fransa’da Cumhurbaşkanlğ seçimi öncesi yaynladklar bir kitapta “daha fazla hava”ya ihtiyaçlar olduğunu belirterek, Chirac’n yerine geçecek Cumhurbaşkan adaylarna şimdiden isteklerini sralyorlar.

İsteklerinin başnda hiçbir zaman içlerine sindiremedikleri “35 saatlik iş günü” uygulamasnn kaldrlmas var. Zorunlu fazla mesainin ylda 180 saat olan limitinin, 220 saate çkarlmas, bu fazla mesailer için patronlardan alnan vergilerin kaldrlmas ve genel olarak işverenlerin devlete ödediği diğer vergilerden de indirim yaplmas isteniyor. İş kanununda yaplacak değişikliklerle işten çkarmalar da kolaylaşrsa patronlarmz “biraz hava” alabileceklermiş! Toplu işçi çkaracaklarn açklayan uluslararas tekellerden Alcatel-Lucent’in geçen yl elde ettiği toplam kar 552 milyon Euro. Önümüzdeki üç ylda 12 bin 500 işçiyi işten çkarmay planladğn açklad. Renault otomobil grubunun 2006’da elde ettiği kar 2,8 milyar Euro. Bir önceki yla göre karn 800 milyon arttrmş. Üretimi önemli ölçüde Doğu Avrupa ülkelerine ve Çin’e kaydrd, son iki ylda 10 bini aşkn işçi çkard. Yine otomobil sektöründen PSA Pegeuot ve Citroen’in yeni patronunun kar 176 milyon. Şimdilik rakam vermiyor ama önümüzdeki yllarda binlerce işçiyi çkarmay planladğ bir sr değil. Basm ve dağtm tekellerinden olan Lagardère bu yl ve önümüzdeki yl içinde 9 bin 900 işçiyi çkaracağn açklad. Büyük hissedarlğn Almanya ve Fransa’nn yaptğ Airbus uçak grubunun da 10 binlerce işçinin işine son verecek yeni bir düzenlemeye gideceği açkland.

Zararda değiller

İrili ufakl bu örnekler çoğaltlabilir. Özel sektörde olduğu gibi kamu sektörlerinde de toplu işten çkarmalara devam ediliyor. Oysa bu işletmelerin hiçbiri zararda değil. Dahas, 2005 ylnda devlet bütçesinden işverenlere yaplan yardm 65 milyar Euro. 2006’da ise işveren vergilerinden 40 milyar indirim ve 16 milyar yardm olmak üzere toplam 56 milyar devletin bütçesinden patronlarn kasasna akyor. Bu miktar Fransa’nn milli bütçesinden milli eğitim ve araştrmalar için ayrlan yllk bütçeyle hemen hemen eşit. Buna rağmen büyük sermaye guruplar “havaszlktan rahat nefes alamamak”tan şikayetçiler. Belki de bu kadar aç gözlülükten sonra “zaafiyet” geçiriyor olabilirler! Büyük sermayenin istekleri neoliberal, rkç-faşist aday Sarkozy’nin seçim kampanyasnda afişe edilmiş bulunuyor. Sarkozy ve ekibi, Chirac döneminde geniş emekçi kitlelerin mücadelesi ile ksmen engellenen neoliberal yasalar ve uygulamalar daha radikal biçimde gerçekleştirmeyi planlyor. Zaten beş yldr parlamentoda salt çoğunluğa sahip liberal sağ hükümet döneminde sosyal kazanmlarda önemli hak gasplar yaşand. Maaşlara zam yaplmadan yllk 130 saat olan zorunlu mesai süresi 180 saate çkarld. Sosyal sigortann ödediği ilaç paralarnn yars artk ödenmiyor. İşsizlik paras ödentilerinin süresi ve miktar azaltld. Hiçbir geliri olmayanlara ödenen “asgari geçim ödeneği” belli şartlara bağlanarak alan daraltld. Emeklilik yaşnn 65’e çkarlmas ve işten çkarmay kolaylaştran iş kanunundaki değişiklik yasalar ise emekçilerin genel grev ve genel direnişi ile engellendi.

Ne için oy isteniyor?

E

K

D

Ü

N

Y

A

S

5 Dünya

I

“Hamburg’un geleceği satlamaz”

Sendikal Forum

İstekleri bitmiyor!

M

Beş yldr bu uygulamalardan sorumlu olan Sarkozy ve ekibinin bugün yine emekçilere yönelik kampanyas ksaca söyle özetlenebilinir: “Patrondan zam istemek yerine çok çalşn çok kazann, daha çok kazanmanz için çalşma süresini ve fazla mesai limitini uzatacağz. Patronlarn vergilerinden devlet olarak indirim yapacağz ki üretimi başka ülkelere kaydrmasnlar. Onlar da çok kazansn, sermayelerine sermaye katsnlar, yeni fabrikalar kursunlar. Böylece işsizlik sorunu da çözülmüş olur. Emeklilik yaşn önce 65’e sonra 70’e çkaracağz. Çünkü ömür uzad, emekliler çabuk ölmüyor. Sosyal yardmlar, işsizlik paras insanlar tembelliğe alştryor, bunlar iyice ksmal, hatta yapabilirsek iyice kaldrmalyz. Sağlk sigortas; çalşanlarn, emeklilerin olur olmaz durumlarda doktora gitmeleri ve fazla ilaç kullanmalar nedeniyle zarar ediyor. Sağlk servislerini özelleştirip paral yaparsak bu sorun da çözülmüş olur.” Neoliberalizmin program, uygulamalar, istekleri yeni ve şaşrtc değil. Şaşrtc ve düşündürücü olan yaplan seçim sondajlarnda neoliberal aday Sarkozy’nin ikinci turda oy orannn yüzde 55 olmasyla favori aday olmas ve yüz binlerce işçi ve emekçinin ona oy vermesi. Eğer seçim sonuçlar şimdiki sondaj sonuçlarn doğrularsa, patronlar istedikleri “hava”y ciğerlerine kadar çekecekler. Seçime bölük pörçük giren “sol”, “anti-liberal sol” da “havasn” almş olacak!

Alcatel-Lucent’te kym hazrlğ Fransz ve Amerikan ortak sermayeli telekomünikasyon tekeli Alcatel-Lucent Birleşik Telekomünikasyon şirketleri, dünya genelinde 79 bin olan çalşanndan 12-13 bininin çkarlacağn duyurdu. 3 yl içinde Avrupa dşndaki ülkelerde 9 bin, Fransa’da ise bin 500-2 bin işçi çkartacaklarn bildirdi. İşçi çkartmalara karş sendika Fransa’da 15 Şubat’ta yarm saatlik iş yavaşlatma eylemi yapt. Yavaşlatma eylemine katlm bölgelere göre değişmekle birlikte yüzde 100’e yakn oldu. Şirketin Belçika’da Antwerpen ve Namur’da bulunan fabrikalarndan 140 işçi, daha önce şirketin öngördüğü plan çerçevesinde çkartlmşt.

Almanya’nn en büyük, Avrupa’nn ikinci büyük liman olan Hamburg Liman’nda işçiler 22 Şubat günü özelleştirmeye karş iş brakarak eyalet hükümetini protesto ettiler. Liman işçileri, yeni saldrlar karşsnda; “Eğer mücadele edersek kazanabiliriz, bunu hep gördük” dediler.

Polis müdahalesi Hamburg şehir merkezine doğru yürüyüşe geçen liman işçileri attklar slogan ve taşdklar dövizlerle özelleştirmeye geçit vermeyeceklerini dile getirdiler. Hamburg Eyalet Parlamentosu önüne gelindiğinde ise işçilerin öfkesi doruktayd. Polisin bütün engellemelerine rağmen bir süreliğine de olsa parlamentonun önündeki meydan işgal ettiler. Eyalet Başbakan Ole Von Beust’a ve özelleştirmeye karş sloganarn yükseldiği meydanda polisin işçilere

saldrs gecikmedi. İşçilerle polis arasnda gerginlik yaşand. Yürüyüş boyunca sendika temsilcileri ve liman işçileri yaptklar konuşmalarda halk özelleştirmeye karş tavr almaya çağrdlar. Tekrar limana kadar

Sağlkta ykm... Almanya’da sağlk reformu, Federal Meclis’te onayland. 1 Nisan 2007’de yürürlüğe girecek.Yeni yasa sağlk kasas üyelerinin yan sra özel sağlk sigortallar da etkileyecek. Yasaya göre düzenli bir şekilde doktor kontrolünde bulunmayan sigortal hastalandğ zaman cebinden ek ödeme yapacak. Sigorta priminde yüzde 5 orannda artş olacak.

Yasada neler var? Sigorta primleri artyor. Aylk primlerin artmas ile sağlk sigortasna ödenen aidat oran 14,7’ye yükselmiş olacak. Bunun yüzde 7,8’ini çalşan ödeyecek, yüzde 6,9’unu patron ödeyecek. 2008 ylnda Sağlk Fonu oluşturulacak ve sağlk kasalarna bu fondan pay dağtlacak. Aldğ pay yetersiz bulan

sağlk kasalar, primleri yüzde 1 orannda artrabilecek ya da çalşanlardan kişi başna ayda 10 Euro ek ödeme isteyecek. Bu ek ödeme de patronlar etkilemeyecek. Emekliler de bu sağlk yasasndan nasibini alacaklar. Devlet destekli sigorta şirketlerine emekliler 1,65 Euro daha fazla ödeme yapacaklar.

Olan yine yoksula olacak! Özel veya devlet destekli sağlk kasalar, mevcut hastalarn bakm için sağlk harcamalarn düşürecek ve sağlk tedavisinde kullanlacak malzemede kstlamaya gidecekler. Dolaysyla yaşanacak rekabet ortamna ayak uydurmakta zorlanacak olan özel sağlk kasalarnn bir ksm kapanacak. Kapanan işyerinde işçi kymlar yaşanacak.

yürüyen liman işçileri mücadelelerine devam edeceklerini vurguladlar.

İşsizlik dayatmas Hamburg

Senatosu’nun

HHLA’nn yüzde 49’unu 1,6 milyar Euro’ya Dubai Ports World isimli tekele satma planlar bulunuyor. Liman işçilerinin örgütlü olduğu Ver.di Hamburg Başkan Wolfgang Rose yaptğ açklamada “Dubai Ports World’ün yaptğ teklifle dünyay parann yönettiğini göstermek istediğini, ancak eyalet senatosunun bu ahlaksz teklifi reddederek Hamburg’un geleceğini satmamas gerektiğini” söyledi. Rose, tekelin dünyann değişik ülkelerinde limanlar satn alp başka firmalara devrederek para kazandğna da değindi. Hamburg limannn satlmasnn bağmsz liman politikasnn sona ermesi ve limanlarn tümüyle elden çkarlmas olduğunu belirten sendikac, ABD limanlarnn özelleştirilmesiyle finans spekülatörlerinin eline geçtiğini, liman işçilerinin işsizliğe yoksulluğa mahkum edildiğini kaydetti.

VW patronlar anlaşmaya uymad Gece ve hafta sonu vardiyas kaldrld. Bu uygulama ile geriye kalan işçilerin vardiya primleri düştü. VW patronlar, 2007’de ek bir modelin üretimi ile birlikte 2009’da yeni Audi A3’ün üretimine başlanabileceğini söylemişti. Ancak şimdiye kadar fabrika yönetimi bu konuda ciddi bir adm atmad. Bu durumu değerlendiren işçiler Ocak aynda İş Konseyi’nin yaptğ toplantda, tekel yönetiminin fabrikann geleceği ile ilgili olarak verdiği sözlü güvencelerin yazl hale getirilmesini talep ederek, grevlerine yeniden başlamay kararlaştrdlar. 24 Ocak’ta yeniden başlattklar grev, grev krclarn önünü kesmek veya fabrikadan kimi malzemelerin çkarlmasn önlemek üzere fabrikann kaplarn bloke etmeleriyle birlikte iki gün boyunca devam etti.

Görüşmeler yeniden başlad Sendika ile patronlar arasndaki görüşmeler yeniden başlad. Görüşmelerde VW patronlar işçilerin Audi Grubu tarafndan istenen A3 ve A1 modelinin Forest fabrikasnda üretilmesiyle elde edilecek yüzde 20 tasarruf plann pazarlk masasna koydu. Bir de haftalk çalşma saatlerinin ek ücret olmakszn 35 saatten 38 saate çkarlmasn, prim sistemindeki alt limit düşürülerek, üretimin nitelik ve verimine bağl olarak yeni bir ücretlendirme sistemine gidilmesini buyuruyor. Yani üretimin tamamen esnekleştirilmesini! Sendikann daha şimdiden bu önerilerin altna imza atmak dşnda pek bir şans yokmuş izlenimi vermesi yolun sonunu da gösteriyor.

DaimlerChrysler’de ayrlk rüzgarlar mündeki iş gücünün yüzde 16’sn oluşturan 13 bin çalşan 3 yl içinde işten çkartacak.

 Zarar etti¤i iddias›yla 13 bin iflçiyi 3 y›l içinde atacak olan DaimlerChrysler’in geçen y›l ki kar› 3,2 milyar Euro... Dünya’nn büyük otomobil tekellerinden olan Alman-Amerikan ortakl DaimlerChrysler

maliyeti azaltmak ve 2008 ylnda yeniden kara geçme plan çerçevesinde, Chrysler bölü-

Airbus’ta işçi kym

57 bin çalşan olan EADS (Avrupa Hava Savunma ve Uzay Şirketi) şirketi dört ortaklktan oluşuyor. EADS’ye bağl Airbus’n siparişlerinin yüzde 70’lik ksm Fransa ve Almanya arasnda eşit şekilde bölüşülüyor. Geri kalan üretimin yüzde 20’lik ksm İngiliz, yüzde 10’luk ksm ise İspanyol ortaklğa veriliyor. EADS, dünyann en büyük yolcu uçağ olarak lanse edilen Airbus A-380 modelinin sipariş teslimatnda yaşanan gecikmeden dolay zarar oluştuğu iddiasyla‚ ‘Power 8’ ad verilen bir

program ileri sürdü. Bu programla şirketin hedefi, yeniden yaplandrma ve kadro plan ile verimliliği artrmak. 2010 ylna kadar maliyetleri 5 milyar Euro civarnda azaltlacak. Bunun gerçekleşmesi için de, yüzde 30 civarnda işçi kymna gidilecek. Yani 10 bin işçinin işine son verilecek. Almanya’da 3700, Fransa’da 4300, İngiltere’de 1600 ve İspanya’da 400 işçi atlacak. İşten çkarmalar Airbus’a yedek parça üreten ve toplam 30 bin kişinin çalştğ yedek parça sektörünü de etkileyecek. İngiltere ve Galler’deki tesislerde yedek parça üretiminde 10 binin üzerinde işçi çalşyor. Almanya’da metal işçileri, “Geleceğimiz için mücadele ediyoruz” sloganyla, Airbus şirketinin, tesisleri satma ve binlerce işçiyi işten atma planna karş protesto düzenlediler.

Daimler-Chrysler evliliği

ez, Zetsche’nn son açklamalarn “Bu Chrysler’n tamamen gözden çkarldğ, kapatlabileceği anlamna da gelebilir” şeklinde değerlendirdi.

Dokuz yl önce gerçekleşen Daimler-Chrysler evliliğinin ardndan üçüncü kez yl büyük kaypla kapatan Chrysler, 2001 ylndan beri 40 bin işçiyi işten çkard. Son gelişmelerin ardndan birçok kişi Daimler ve Chrysler evliliğinin daha ne kadar süreceğini sormaya başlarken, DaimlerChrysler Yönetim Kurulu Başkan Jürgen Zetsche, şirketin satlabileceğine dair imalarda bulundu. Alman Otomobil Ekonomisi Enstitüsü’nden uzman Will Di-

Tekelin -zarar ettiğini ileri sürmesine rağmen- geçen ylki net kar 3,2 milyar Euro. DaimlerChrysler daha fazla kar elde etmek için ya baz bölümlerini satşa çkartacak ya da çalşanlarn işine son verecek. Genellikle harcamalar ksmak ve rekabet ortamn güçlendirme bahaneleriyle ilk tercih ettikleri yöntem işçi kymlar oluyor. Chrysler de bu yöntemi kullanarak işçilerin işine son vermeye hazrlanyor.

Daha fazla kar!

Ücretsiz sağlğa trpan İngiltere’de sağlk alannda özelleştirmenin önünü açmak için yaplmak istenen bütçe ve personel kesintilerine karş ve ücretsiz sağlk hizmeti hakkna sahip çkmak amacyla 3 Mart’ta eylem yaplacak. “NHS Ulusal Eylem Günü” ad verilen eyleme, sağlk çalşanlar, halk ve milletvekillerinin katlmas bekleniyor. Hckney bölgesinde oluşturulan “NHS Bizimdir Koruyalm Komitesi” ve Homerton Hastanesi çalşanlarnn oluşturduğu “Kesintilere Karş Homerton Komitesi”nin; milletvekili Dianna Abbott, Hackney Belediye Sendikas, Öğretmenler Birliği, Emekliler Birliği ve ulusal medyann desteğini aldğ açkland. Komitenin Türkiyeli derneklerle de görüşerek destek talebinde bulunacağ açkland.

“Kazanabiliriz” Sağlk çalşanlar, hükümetin önceliklerinin Irak işgali, özelleştirme ve büyük işadamlarna kolaylk sağlama olduğunu belirterek, sağlk hakkn savunmak için sonuna kadar mücadele edeceklerini belirtiyorlar. Geçtiğimiz günlerde yaplan bir toplantda konuyla ilgili konuşan bir sağlk çalşannn şu sözleri dikkat çekiyor: “NHS ücretsiz sağlk hizmeti sağlyor, yaplan kesintiler bu hizmetin de kesilmesi demek. Ve buna modernizasyon deniyor. İnsanlar bunun farknda ve bu nedenle ülkenin değişik şehirlerinde eylemler yaplyor. Bu bizim kazanabileceğimiz bir mücadeledir.” dedi.

Demir yollarnda grev Kanada’da 2 bin 800 demiryolu işçisi daha yüksek ücret talebiyle grevde. Grev nedeniyle birçok işyeri üretimini durdurdu ya da yavaşlatt. Ford tekeli St. Thomas, yedek parça gelmediği için işçileri evlerine göndermek zorunda kald. Kimya işletmeleri ve ağaç firmalar da üretimi yavaşlatt.

Kaçak işçiler Dünya’nn en büyük otomobil tekellerinden biri olan Siemens’in kaçak işçi çalştrdğ ortaya çkt. Alman Federal Gümrük Dairesi’ne bağl Mali Denetim Kaçak İş Bölümü’nün Köln bürosunun yaptğ incelemeler sonucunda kaçak işçi çalştrdğ ortaya çkt. Siemens, kiralk işçilerin vergi ve sosyal sigorta primlerini ödemeyerek daha fazla kar etmeye çalşyor. Otomotiv tekelinin ödemediği toplam vergi ve sigorta primleri on binlerce euro ile ifade ediliyor.

Temizlikte grev Hindistan’n Manduray kentinde belediyenin temizlik bölümünü özelleştirmek istemesi üzerine işçiler greve çkt. İşçiler özelleştirmenin durdurulmasn ve bin 800 olan temizlik işçisi saysnn 4 bin 400’e yükseltilmesini istediler. Belediyenin özelleştirmede geri adm atmas üzerine grev 1 günde bitti.

Çocuk işçiler Kolombiya’daki 6 bin madende çocuk işçiler çalştrlyor. Kolombiya Ulusal Üniversite’sinin yaptğ bir araştrmaya göre Boyaca kentinde 97 madende 200 den fazla çocuk, Antioquia bölgesinde 77 madende yaklaşk 240 çocuğun çalştrldğ belirtildi.

Emekliler sokakta Avrupa Birliği’nin en yoksul ülkesi olan Bulgaristan’da emekliler maaşlarna yüzde 50 orannda zam yaplmas talebiyle başkent Sofya’da gösteri düzenlediler. 2,5 milyon emeklinin yaşadğ Bulgaristan’da emekliler, derecelerine göre 70 ila 300 Leva alyorlar. Hükümetin 2007 ylnda maaşlarna yüzde 10 orannda yapacağ zammn sefalet düzeyindeki yaşamlarn değiştirmeye yetmeyeceğini ifade ettiler. Eyleme katlan 15 Emekli gözaltna alnd.

Msr’da grev Grev yapmann yasak olduğu Msr’da binlerce işçi grevde. Msr’n kuzeyinde Delta ve çevresinde bulunan üç büyük tekstil fabrikasnda çalşan işçiler, daha iyi maaş ve ikramiye talebiyle greve çktlar. İşçilerin, 2006 Aralk aynda, 27 bin işçinin çalştğ Mahalla Kobra tekstil fabrikasnda yaplan ve başarya ulaşan iş durdurma eylemini örnek aldklar tahmin ediliyor.

Memurlar grevde Hollanda’da aylardr süren TİS görüşmelerinin çkmaza girmesi ve bakanlğn yüzde 2 orannda zam yapmakta diretmesini memurlar Den Haag’da gösteriyle protesto ettiler. 15 bin kamu emekçisinin katldğ eylemin temel slogan “Devlet için çalşyorum ama sadece bakanlar zengin oluyor” oldu. Maliveld Meydan’nda toplanan memurlar İçişleri Bakanlğ’na yürüdüler. 2006 Aralk aynda kilitlenen TİS görüşmelerinde sendikalar, yüzde 2,5’lik maaş artş, yükselen sağlk primlerinin dengelenmesi ve 13. maaşn zamannda ödenmesini istiyorlar.


Yaflanacak

Y

A

Zeynep Günel

I

N

R

E

N

K

L

E

R

• Washington’da bir suçlu hapishaneden kaçt. Birkaç gün sonra kz arkadaşyla yemeğe gitti. Ama uzun süre geri dönmeyince kz arkadaş merak ederek polise haber verdi. Polisler adn duyunca kim olduğunu anladlar ve adam yakaladlar.

• Chevrolet, yeni model arabas için “Nova” ismini buldu ama sonra arabay Latin Amerika’da satamayacaklar anlaşld… İspanyolca’da “Nova”, “gitmez” anlamna geliyor.

• Komboçya ordusunun “en iyi mayn uzmanlar” patlamamş maynla futbol oynamaya kalknca hayatlarn kaybetti.

• 1932 ylnda Los Angeles olimpiyatlarnda Fransz atlet Jules Noel’in disk atmada krdğ olimpiyat rekoru saylmad. O srada, atş izlemesi gereken hakemler, srkla yüksek atlama yarşmasn izliyorlard.

• Michigan Lonia’da sarhoş bir hrsz, iki hizmetçi kzdan nakit para istedi, kzlar paray vermeyi reddedince adam polis çağracağn söylerek onlar korkutmaya çalşt. Kzlar aldrmaynca adam gerçekten polis çağrd ve tutukland.

• New York’ta beşinci caddede bir araç adama hafifçe çarpt. Adama bir şey olmamşt. Hatta şoförle konuştu. Tam kalkacakken olay gören biri yanna gelerek, kalkmazsa sigortadan para alabileceğini söyleyince yeniden aracn önüne yatt. Adamn gittiğini düşünen araç sürücüsü gaza basnca adam öldü. • Bir şirket, çalşanlarnn iş başnda güvenli gözlük kullan-

• 1840’da ABD başkanlğna seçilen William Henry Harrison, soğuk bir günde Washington’da açk havada düzenlenen göreve başlama töreninde şapka ve polto giymeyi reddederek yaptğ uzun konuşma sonucu zatüre oldu. Yeni başkan sadece bir ay görev yaptktan sonra öldü.

• Pennsylvania Radnor’da bir şüpheliyi sorguya çeken polis, şüphelinin kafasna metal bir süzgeç yerleştirmiş ve tellerle fotokopi makinasna bağlamşt. Polisin Fotokopi makinasnda şüphelinin yalanlarnn yazdğ-

• Meksika’daki bir sağlkl

Mehter tak›m›

yaşam merkezinin sahibi, vasiyetine öldükten sonra sigara içilmeyen bölümde gömülmek istediğini ekletmeye çalşt.

Bir gün mahşerin kaplar şiddetle vurulur: - Güm! Güm! Güm!.. İçeriden seslenirler: - Kim o? Dşardan gök gürültüsü gibi bir ses: - Biz İstanbul’u fetheden Fatih’in yiğitleriyiz! İçeriden “Hoş geldiniz” denerek kaplar ardna kadar açlr. Yiğitleri içeriye buyur ederler. Her şey çok güzel geçer. Ta ki, 40 yl geçinceye kadar. Bir gün kaplar yine şiddetle çalnr: - Güm güm güm!.. İçeriden sorarlar: - Kim o? Dşardan gök gürültüsü gibi bir ses: - Biz İstanbul’u fetheden Fatih’in yiğitleriyiz! İçeriden hemen cevap verirler: - Hadi len! Onlar 40 yl önce geldi! Dşardan yine ses gelir: - Biz mehter takmyz ancak geldik!

• 1971’de toprak kaymalarn incelemek isteyen Japon bilim adamlar, bir tepeyi yangn hortumuyla suladlar. Bu yüzden tepenin çökmesi sonucu meydana gelen heyelanda, 4 bilim adam ve 11 izleyici öldü. • Fransz ordusu, askerlerin mayn tarlalarnda yürüyebilmelerini sağlayan patlamaya dayankl botlar icat etti. Fakat botlar o kadar ağrd ki, askerler düşman askerleri tarafndan vuruluyorlard. • 1983’de mağazada hrszlk yaparken yakalanan San Diegolu bir kadn, polislere eğer onu brakmazlarsa morarana kadar nefesini tutacağn söyledi. Polisler kadn brakmadlar, o da ölünceye kadar nefesini tuttu. • 1985’de New Orleansl cankurtaranlarn o yl şehrin havuzlarnda kimsenin boğulmamasn kutlamak için verdikleri partide konuklardan biri boğuldu.

Gönlüm razı olmadı

Zengin olunca

Okula yeni gelen öğretmen ilk dersinde öğrencilere ilginç bir çağrda bulunur; - Kendini geri zekal hisseden varsa ayağa kalksn... Snfta çt yok. Nihayet biri

Amerikal bir iş adam dosyalardan, imza atmaktan yorulur, bir tatil yapmaya karar verir. Bir haftalğna Meksika’ya tatile gider, denizin kenarnda güzel bir otele yerleşir. Sahilde dolaşrken Meksikal bir balkçya rastlar. Balkç sandaln yanna uzanmş, şapkasn yüzüne kapatmş güneşleniyor. Amerikal bunu görünce balkçy ayağyla itekleyerek “Kalk kalk ne yatyorsun” der. Meksikal hasr şapkasn kaldrr “Ne var, ne oldu” diye sorar. Bunun üzerine başlarlar sohbete: - Kalk çalş, ne yatyorsun bu saatte git balk tut. - Ben sabah balk tuttum, bu gün işim bitti. - Sabah bir saat balk tutmakla iş biter mi, git daha fazla balk tut. - Neden? - Daha çok balk tutarsan daha çok paran olur. - Eeeeeeeee - Daha çok paran olunca daha büyük tekne alrsn, daha büyük tekne alnca daha çok balk tutarsn, onlar satnca zengin olursun. - Peki ama neden? - Zengin olunca artk fabrika açarsn, bir sürü insan senin emrinde olur. Büyük bir bina yaptrrsn, sekreterlerin olur, işçilerin olur, güzel bir ev yaptrrsn, hizmetçilerin olur. - Sonuç? - Eee be adam, zengin olursun, sonra yan gelip yatarsn. - Bu kadar çalşmaya ne gerek var? Sabah bir saat balk tuttum bu günlük yiyeceğimi çkardm. Ben zaten yan gelip yatyorum!

kalkar. - Sen kendinizi geri zekal m hissediyorsun? - Hayr. Ama sizin tek başnza ayakta kalmanza gönlüm raz olmad da...

Baba nasisen! Baba nasisen, eyimisen? Gene Fatihayi gaptin, keyfin yerinde. Oralari bilmem amma… Buralari bura olmaktan çhmiş. Mezariydan galhsan, gafayi yersen. Öldügüye sevinirsen… Sra geceleri bitti arth. Şindi Bitliste beş minare de yok. Hasan kalasnda caketim de galmamiş. Hem Urfa daglarinda ceylanlar da gezmiy. Herkes “Şak-şuka, şaka da-şuka” söyliy… Ne mrranin, ne de gayfenin dadi galdi. Gayfenin nestlisi çhmiş, südü de içinde. Gaçah çay da hepden gaçah olmiş, sallama içiyler… Ahhh.. şu gavur icadi televizyon yoh mu? Eve tam üç dene aldim, gene de acans dinliyemiyem. Gumasinin yüzünden gocasindan ayrilan böyyük gz,

Yasemin’in penceresinden bahmazsa göremiymiş. Öbür oglan Gurtlar Vadisi. Hele o göççügü yoh mi? Sen görmedin. Saçini hep Amerikan kesdiren. Gözü-gulagi oyniy namsszn. “Acun Firarda” diy, başka bi şey demiy. Turizm dersine eyi geliymiş. Valla yalan, mahsadi cbldak garilara baha… Torunun Şeyhmuz’la iftihar etmelisen, aletirik mehendisi çhti. İş bulamadi, “galdirim mehendisiyem” diy. Galdirim da yok ya, camrlarda debeleniy duriy… Babo bi de telefon çhmiş minnach. Şalvarin cebine on dene sgar Tele-fon amma teli meli yoh. Eyi bi şey de çoh yalan söyliy. Ben Silo’yu tarlada görüyem, “aradgn gişiye ula-

Çengel Bulmaca

şilmiy” diy… Ancaaa foturaf çekiy… Bu cümma rühuya hatim indirecahth; Mevlüt Hoca nazlaniy,bogazi agriymiş. Yoh gendini üçaylara hazirliymiş… Eve iki dene CD göndermiş, “Bunuyla grh hatim iner” demiş. Eh.. sen de bunuyla idare edersiy. Dünya işleri bitmiy. Şindi bana Müsaade aşagi kepir tarlaya gidiyim. Golf oynuyacagam da…

Hazrlayan: Yaşanacak Dünya bulmaca ekibi →

fiüphesi olmayan

Vekâleten karflıtı

Uluslararas› çal›flma örgütü Mecazi Asarak öldürme cezası

Arapça insan

Dava açma

Benzeflmek, kendine uydurmak

Mecazen Temiz

Su

On befl beyitten az olmayan övgü içerikli divan edebiyatı fliir türü

Eski bir uygarl›k

Eyalet ↵

Sodyum’un imi

Geminin, demirini kaldırmaya hazır olması

Kepenek Destansı

Berilyum’un imi →

Bir mastar eki

Kızılımsı kahverengi

Eski dilde baba Bir nota ↵

Sanat müzi¤inde çok az kullanılmıfl birleflik makam Hazrlayan: Yaşanacak Dünya bulmaca ekibi

Gebe kad›n

MÖ.500'lerde Sisam adas›nda do¤an ve kendi ad›yla an›lan teoremiyle tan›nan resimde ki filozof

dibinde de sivri kayalar. Belki duyan olur da kurtarmaya gelir diye avaz çktğ kadar bağrr: - Çimse yok miiii! Bir kaç kere daha bağrr. Sonunda, ta yukarlardan, gökten bir ses duyar: - Ey kulum Temel! Düşüp ölsen ne var ki? Seni cennetime koyarm. Eğer emirlerimi yaptysan, yasaklarmdan kaçndysan, kul hakk yemediysen hiç korkma! Temel şöyle bi düşünür, emirlerden hemen hiçbirini yapmamş, yasaklarn neredeyse tamamn yapmş, kul hakk desen sadece Fadime’nin hakkn ödeyemez. Başn kaldrp tekrar bağrr: - Başka çimse yok miiii!

n söylemesine inanan şüpheli suçunu itiraf etti.

Baska çimse yok mi?

• Jake Fen isimli Macar adam, eşini korkutmak için kendini asmş pozu verdi. Eve gelen eşi kocasn o halde görünce bayld. Kapy açk gören komşu kadn içeri girince iki cesetle karşlaştğn sanp evi soydu. Topladklar ile çkarken Jake kadna bir tekme att. Cesedin canlandğn sanan kadn korkudan öldü.

malarn teşvik etmek için özel bir film izletti. Kanl iş kazalarn gösteren film o kadar canlyd ki 25 kişi odadan kaçt. 13 işçi bayld, işçilerden biri sandalyeden düşerek kafasn yard.

Ne diyelim bizde böyle bir yetenek yok, ama olan da har vurup harman savurmuyor yeteneğini. Artk eskisi gibi de değil fala bakma işleri. Tabii bunun öyle basit bir bakma olay olmadğn ksa zaman içinde öğrenmiş bulundum. Artk çocuklarnz öyle ‘vatana millete hayrl bir evlat’ olarak yetiştirecekseniz, iyi düşünmelisiniz derim. Geçti “doktor olsun”, “aman da benim yavrum mühendis olsun”… demeler, umut beslemeler. Benden söylemesi, bir şey biliyoruz da söylüyoruz. “Sözü geçsin, itibar görsün ” diyorsanz yeni bir meslek, hem paras hem itibar var… Yeni mesleğimiz falclk. Okulu yok ama hisleri olmal insann değil mi? Şöyle kuvvetlisinden. Bakn yakn zamanda mesleğin erbaplar ve buna uyan falzedelerimiz gazetelere manşet bile oldular. Olay bize pek yabanc bir memlekette cereyan etse de, “bugün ona, yarn bana” sözünden hareketle, en azndan falclğn yabana atlamayacak bir meslek olduğunu anlamanz için paylaşmalym sizinle. Biliriz tarihler boyunca her başarl devlet adamnn arkasnda geleceği gören bir falc vardr. Bence bu falc ismini de daha şaşal ve biraz da elegant bir isimle tanmlamak gerekli. Bu isim çok banal ne de olsa. Mesela, “Geleceği Şimdiden Öngören Bakma Mühendisliği Ana Bilim Dal” gibi. Biraz uzun ama anlaşlmayan şeyler daha etkili oluyor sevgili okuyucu. Devlet başkan çağrr GSÖBM’yi ve “Söyle bakalm ne görüyorsun”, der. GSÖBM’miz elinde tabii ki gerekli “bilimsel” araç ve gereçleri ile başlar atp tutmaya, pardon dilim sürçtü klavyem azizlik etti, ‘vizyon sahibi bir edayla görüp de görebileceği her şeyi ortaya dökmeye’ demek istedim. “Aman devletlum” der (bu eskindendi değil mi? Neyse canm anladnz işte kime hitap ettiğini.) “Ülkeyi sakn boş brakmayn maazallah teröristler her an saldrabilir.” Sabah sabah bu bilimsel verileri öğrenen devlet başkan çağrr istirahat (ki buna bazen “istihbarat” da derler) servisi başkann ve başlar emirler yağdrmaya. “Bu teröristler tez elden yakalana ve gereken cezalar verile”. İstirahat servisindekiler biraz şaşkn ve dumura uğramş bir şekilde “ne zaman”, “nasl”, ve “nerede olduğu”nun bilgisinin kendilerinin ulaşamadğ bu haberin kaynağn, biraz tedirgin sorarlar. Başkan hemen yan başndaki GSÖBM’yi gösterir. Bunun üzerine bilginin böyle ciddi bir kaynaktan olduğunu öğrenince yğarlar tanklarn tüfeklerini ülkenin giriş çkş kaplarna. Gel gelelim ne gelen vardr ne de giden. Aman ne gam GSÖBM’nin söyledikleri bugün boşa çkabilir, ama ya yarn? Ne de olsa “zaman” geniş bir kavram “belki bugün belki yarndan da yakn”, ama aslolan onun sözünden dşar çkmak gaflet ve delaleti, devletin bekas açsndan yani… İstemez misiniz sizin de yavrunuz böyle bir meslek sahibi olsun? Sakn “fala inanmam” diyenlerden olmayn, geleceğin mesleği duruyor önümüzde… Olay ayniyle vakidir. Bu “bilimin” şğnda hareket eden bir devlet vardr ve ad Çek Cumhuriyeti’dir. Bu nadide cumhuriyetin falcmz aratmayan hatta bir ara rakip olmay düşünen, İçişleri Bakan İvan Langer, kaygl bir yüz ifadesiyle “yaplan ihbar, reaksiyon gösterilecek derecede ciddî’’ gibi bir kehanette bulunmaktan geri kalmaz. Ve ekler “Bundan sonra güvenlik önlemlerinin artrlmasna alşmamz gerekecek” der. Bu cumhuriyetin bir danşman falcs vardr ve hala yaşamaktadr (şimdi işleri de ne açlmştr ama) telefonun öbür ucunda. İnanmayan araştrsn ya da bir falcya gitsin…

Çengel Bulmaca

M

Felsefik düşünceler · Felsefik düşünceler · Felsefik düşünceler · Felsefik düşünceler · Felsefik düşünceler · Felsefik düşünceler

Falc olmak varmş

Temel, bir gün tarlasndan eve dönmektedir. Karadeniz bölgesinin sarp arazisindeki patikada ilerlerken, birden ayağ kayar ve yüzlerce metre derinlikteki uçuruma yuvarlanr. Can havliyle, uçurumdaki bir ağacn dalna tutunur. Aşağya bakar, metrelerce derinlikte ve

A

Alıklık tarihine geçenler

Felsefik düflünceler

Dünya 6

Uzaduyum

U

L

T

A

A

H

R

Halk›n kurtuluflu

R

Türk mal›

I

R

Belirti

Dürüst, do¤rucu

Çinko elementinin simgesi

Güç sembolü olarakta bilinen baston

Z

N

Amerikan devesi

N

Açıklık, açık ve kesin yargı

Mektup

Aflırı davranma, taflkınlık

M

Üstün, yüksek

A

M

O

R

F

K

L

N

M

A

U

M

A

S

A

M

L

Tırpana bal›¤›

E

T Bir k›ta

Arapca’da bin say›s›

Bunalım, buhran

K

A

L

B

U

A

Eski dilde baba

‹lan›n sesizleri

R →

A

F

R

K

A

E

L

L

K

Yük, balya

D

E

N

K

M

A

H

H

U

Z

Giysi

L

B

A

S

M›s›r’da üretici güç

Radyum elementinin imi

k›rm›z›

Satranç oyununda taraflardan birinin yenilgisi

Borazanın çıkardı¤ı tiz ses

Ça¤dafl

Yard›mc› yemek

O yer anlam›nda kulan›l›r →

‹lkel bir deniz tafl›t›

Rimel’in ilk hecesi

Emare ↵

P

Eldiven

Bezginlik anlatan bir söz

Sarkaç

Dingil

Z

A

A

Büyük delikli veya → seyrek telli elek

Net olmayan →

L

Yetersiz

A

E Bir dikifl malzemesi →

F

Seçkin

‹natçı →

→ K›saca Ekokardiyografi

Aktif

‹pekten yapılan, yarı mat, kalınca bir tür yazı kâ¤ıdı

H

Biçimsiz

Resimdeki M›s›rl› nobel ödüllü yazar (Necip…)

A

H →

Kamu

E

U

Kısımlar →

T

T

R

N

Nam, flöhret Parafin

Tehlikeli, sarp ve zor geçit

Ortak

Türkiye’nin plaka imi

A

Bir hücreli canlı (Amoeba)

Çölden esen s›cak rüzgar

K

Olumsuzluk veren ön ek

M

Konuk

Türkiye baflbakan›n›n bafl harflari

A

U

D

E Artı yüklü olanı

Kahraman, yi¤it

‹kicilik

Modern fizi¤in temel tafl›

K›rm›z›

Parca

S

P →

A →

Matematikte sabit say›

fiark›

fi Bektafli azizi

Son, sonraki

i

Eski bir türk musikisi bestecisi

N

Serbest, cilveli (kadın)

T

Bir fleyi ikili gören

‹rlanda kurtulufl ordusu

Azot imi

Eski Alman para birimi Para biriktirme, artırım

‹dealistlerin her fleyin özü, temeli olarak benimsedikleri madde dıflı varlık

Türk istihbarat birimi


Yaflanacak

K

A

D

I

7 Dünya

N

‹çimdeki Pencere Kiraz

Moda ve ölüm! Eskiden insanlar “Anoreksiya” denilen hastalğ bilmezlerdi. Ya da bu kadar yaygn değildi. Şimdilerde giderek toplumsal bir olguya dönüşüyor. Obezite gibi! “Eskiden…”le başlayp devam edecek saysz cümle kurabiliriz. Saysz şeye “kahredebiliriz”. Niyetimiz nostalji yapmak değil. Tarihin biz istesek de istemesek de yerinde durmadğn, toplumun sürekli bir değişim yaşadğn biliyoruz. Bunu üretim biçimi, ilişkileri ve araçlarnn niteliği ve ulaştğ düzeyden bağmsz düşünmüyoruz. Ama hiçbir şeyin bu kadar kaba paralellikler taşmadğn da biliyoruz. Mesela eğer ki sömürü ve zulme karş gelişen toplumsal tepkiler bu kadar gerilemiş olmasayd, onlara öncülük eden güçler bu kadar ezilip, sindirilmiş olmasayd toplumsal yararllk uğruna her şeyini ortaya koyanlar geçmişte olduğu gibi bugün de idol olacaklard. Ama bugün bunlar zayf olduğu için onlarn yerini her türlü yozlaşma alyor. İşte buna “kahrediyoruz”. İnsana dair her şeyin bu denli alçalp, metalaş-

tğ başka bir çağ yoktur herhalde! İnsan piyasann ihtiyaçlarna göre şekillendirecek saysz araca sahip olan bu sistemin hükmü düne göre daha keskin çizgilerle çürütüyor toplumu! İdolleri de, hedefleri de, yaşamdan beklenenleri de interneti, tv’si ve başka saysz arac ile piyasann hükmü şekillendiriyor! Moda denilen şeyle kadnn bedeni ve ruhu üzerindeki hükmü ise artk ölümle sonuçlanacak bir dayatclk kazanyor.

kenlerden biri olmak için ölenler de var. Geçen yl zayflamak isterken anoreksiyaya yakalanan 14 yaşlarndaki bir kz çocuğunun hayali buydu; “Manken olup ailemi bu yoksulluktan kurtaracağm” demişti çevresindekilere. Hayali gerçekleşmeden o hastalğa yakaland ve öldü! Başka ölenler de oldu basna yansyan ya da yansmayan…

“Tasarmlarmz onlarn üzerinde daha iyi duruyor”

“Yememe hastalğ” olarak da bilinen anoreksiyann gençler arasnda yaygnlaşmas ve ykc etkisini hissettirmesi moda dünyasnda ve medyada tartşmaya açld. Hatta modaclar baz kurallar bile belirlediler! Bu konuda bir çok yerde yaplan toplantlarda “toplumsal duyarllk” izlenimi vermek için çrpndlar. Hatta Şubat başlarnda İspanya’nn moda devleri bir araya gelerek, artk sfr beden giysi üretmeyeceklerini açkladlar. Aralarnda ünlü markalarn bulunduğu hazr giyim şirketleri, bir yl sürecek bir çalşmann

Piyasa işte! Yukardaki sözler bir modacya ait. Defilelerde “Sfr beden” olarak tabir edilen 36 kiloluk mankenleri kullanma gerekçeleri buymuş! Milyonlarca genç kzn moda denilen o vantuzun içine çekildiği günümüz dünyasnda “sfr beden mankenler”in birer idol olmasnn srr da burada! Birçok genç kzn hayali ise “Sfr beden”e ulaşp manken olmak. Hatta bu ölçüyü yakalayarak çok para kazanan man-

Moda dünyasndan “duyarllk”!

Sessizliğin içinde

sonunda kadnlarn gerçek ölçülerine uygun tasarmlar hazrlayacaklarn söylediler. Sonra New York’taki Moda Haftas’na katlan 100 tasarmc, sfr bedenden vazgeçtiklerini, giysileri için güçlü, parlak, tarz olan kadnlar tercih edeceklerini açkladlar. Ardndan İngiltere Moda Konseyi ayn yönde açklamalar yapt…

“Tamamen duygusal!” Modaclar bu çkşlarn toplumsal duyarllk imaj çizerek yaptlar! “Tasarmlarmz sfr beden mankenlerde daha iyi sunabiliyoruz” diyen de ayn modaclard! Onlar için belirleyici olan

kendi piyasa ilişkileridir. Pazar yaratmak için her şeyi yapan bu modaclar milyonlarn gündemine giren ölümlerle kurduklar dengenin sarslmasndan korkmuş olmasnlar?.. Ya da obezitenin bile olağanlaştğ günümüz dünyasnda milyonlarn sfr bedene ulaşmalarnn mümkün olmadğn, bu çabann kendilerine tepki olarak döneceği gibi, pazar olanaklarn da daraltacağn düşünmüş olmasnlar?! Her şey piyasa için! Gerekirse “toplumsal duyarllk” bile! Ruhumuz ve bedenimiz de bu metalar dünyasnn parças haline getirilmek isteniyor sadece! Onlara sahip çkacak olansa bizleriz!

Biz de yaşamn bir öznesiyiz! Kadn olmak sorun olmak m? Ya da sorun kadn olmak m? Yoksa sorunlar, kurulu sistem içerisinde toplumsal m? O toplumsal sorunlar içerisinde bizlerin payna düşenlerin kat be kat fazla olmas bir gerçek olarak çkyor karşmza. Kurulu sistemin işleyiş yasalar, resmi ya da geleneksel fark etmez, bir buldozer gibi geçiyor üzerimizden.

Tarihsel bir toplumsal şekilleniş Soğuk, ask suratl istatistiklere göre dünyada görünür-görünmez işlerin üçte ikisini bizler yapyoruz. Aslnda bunlar öyle derin araştrmalardan önce kendi yaşam pratiğimizden de çkartabiliriz. Sokakta, toplumda yaşananlardan, aile içi ilişkilere kadar, bunlarn bütününde

yaşanan sorunlarn kskac en fazla bizlerin boğazn skar. Her şeyden önce bize ustaca oynamamz istenen toplumsal bir rol biçilir. Ne yaman bir çelişkidir ki şikayetlensek de, kahretsek de o ilişkiler ve işler içerisinde her gün kendimizi yeniden üretiriz. İlk başlarda belki bunlar katlanmak ve yapmak zorunda olduğumuz yükümlülükler olarak çkar karşmza. Fakat bu durum giderek bir alşkanlk ve kültür halini alr. Bağmllk ilişkilerini her gün yeniden üretir dururuz. Kendimizle snrl olmayan tarihsel bir toplumsal şekilleniş var çünkü. Üretim ve paylaşm ilişkilerinde de dini inançlarda da kültürel yaplanmada da hep yedek konumunda braklmşz. Adem yaratlmş önce, sonra ona arkadaşlk etsin diye kemiklerinden Havva türetilmiş.

ze yedek rol biçilmesine izin vermeyelim.

Ruhumuza gül…

Bu ilişki biçimi toplumlarn gelişim süreçlerine göre yeniden üretilip durmuş. Ruh dünyamza da yansmş bu, duygu dünyamza da… Yaşamn kysna itilmişiz. Kendimizde giderek yaşama o kydan bakar hale gelmişiz.

“Yedek” değiliz Oysa biz de yaşamn öznesiyiz. Her şeyden önce doğurgan ve üretken olmamzdan gelir özne oluşumuz. Fakat burada bile nesne haline getirilmişiz. İnsana dair olan ne varsa tüke-

tilmiş bizimle birlikte. Bedenlerimiz metalaştrlmş. Alm satm işlerinin vizyonuna çkartlmşz. Pazarlanan, satlan ürünlerin bir parças haline getirilmişiz. Fakat bununla snrl değil yaşamdaki yerimiz. Görünengörünmeyen işlerde çalşan emekçi insanlğn yarsyz. Erkek snf kardeşlerimizle birlikte, emek gücümüzün üzerine basarak sermayelerini şişiren asalaklar karşsnda ayn sorunlar yaşyoruz. Her alanda olduğu gibi burada, sorunlar karşsnda mücadelede de kendimi-

Bir tarihsel arka plana sahip, asl oyuncu olmann bilincinde olarak, hareket etmeliyiz. Tpk 1857 ylnda Amerikal tekstil işçisi kadnlarn, fazla çalşma saatleri ve kölece çalşmaya karş, insanca yaşam koşullar için mücadele etmesi gibi… Bu mücadele taleplerinin kanla bastrlmas karşsnda, sonraki yllarda yürütülen savaşmla bu günün tarihe ‘emekçi kadnlar günü’ olarak kaznmas gibi… Yaşamda ve kurulu sisteme karş mücadelede özne olmann itilimiyle… Her türlü cinsel, ulusal, snfsal basky ret ederek. Ruhumuza gül, çocuğumuza gelecek istiyoruz!

Çocuğunuzun avukata ihtiyac var m? Pedagog Ali Erenler

Çocuk eğitiminin öncelikli konularn dile getirdiğimiz bu yaz dizisinde bu sefer de sra dş bir konuya değinelim. Sevdiniz, karar verip evlendiniz, çocuğunuz oldu. Anne ve baba olarak öyle olmasn istemezdiniz ama iyi ve kötü zamanlarnz paylaşamayacak duruma geldiniz ve ayrlmanz kaçnlmaz oldu, ayrldnz. Peki ya çocuğunuz!.. Ayrlmay kabullenmek ve yeni bir hayata başlamak yetişkinler için de kolay değil ama çocuklarn, özellikle de henüz anne-babann ayrlamasn alglayabilecek yaş ve bilince ulaşmamş çocuklarn anne-baba ayrlğn kabullenmeleri çok zor. Ayrlan çocuklu çifterin çocuk-

larnn anne-babalarn bir arada görme çabalar ve onlar bir arada gördüklerinde davranşlarna yansyan sevinç bu durumun en çarpc kant.

“Annende mi, babanda m?..” Bir de anlaşma sağlanamadan gerçekleşen ayrlklar/ boşanmalar var. Sevginin nefrete dönüştüğü süreçler, kavgalar, hakl-haksz mücadeleleri, nafaka, velayet hakk tartşmalar, mahkemeler ve tüm bu gerginliğin ortasnda, ne olduğunu, neden olduğunu anlayamayan çocuğa, konuşmaya başlamşsa, sorulan “Annende mi kalmak istersin, babanda m?’’ sorusu.

Anne-babasnn ayrlğn kabullenemeyen, çaresizlik, kaybetme korkusu ve gerilim yaşayan çocuğa bir de ruhunun kabullenemeyeceği ve taşyamayacağ bir tercih görevi. Hem de çocuklarn anne-babay bir araya getirme istek ve çabalarnn görülebilir olduğu bir süreçte. Boşanma davalar anlaşarak boşanmay sağlayamayan annebabann velayet hakk için çocuğunun sağlğn da göz ard eden onulmadk yöntemlere başvurduklarn gösteren örneklerle dolu. Bu tür durumlarda Anne-baba, avukatlar ve mahkeme arasnda tam bir şok süreç yaşayan çocuklarn haklarnn yasal gözetiminin hukuksal nitelikte yeterli olmamas, yllardr çocuk haklar savunucularnn ve sözleşmelerinin konusu. Basnda zaman zaman çkan “çocuk savaşlar’’ haberleri ne kadar düşündürücü! Rüştüne ermemiş çocuklarn, hukuki ihtiyaç doğduğunda, ebeveynleri ile daval duruma düşebileceklerini ve bu davalarda çocuklarn haklarn, anne ya da babadan bağmsz savunacak avukatlarn görevlendirilmesinin mümkün olduğunu

özellikle miras davalarndan biliyoruz. Bu uygulamaya ek olarak, çocuğun eğitim ve gelişimi ile ilgili velayet, vesayet, ya da çocuğun yüksek refahnn tehlike arz ettiği var saylan durumlar ile ilgili davalarda, çocuğun istek ve refahn savunan dava refakatçisi ( Almanya’da halk dilinde “Çocuk avukat” da deniyor) atanmas mümkün.

Hukuki Dayanak Birleşmiş Milletler Çocuk Haklar Konvansiyonu’na dayanarak, 1998 ylnda Almanya Medeni Hukuk Kanunu’nun çocuklarla ilgili ( § 50 FGG ) maddesinde yaplan değişiklikle, Aile Mahkemeleri’nde velayet/vesayet ile ilgili davalarda, hakim gerekli gördüğünde, çocuk haklarn temsil etmek için bir refakatçinin atanmas öngörülüyor. Bu görevi daha önceleri ihtiyaca göre avukatlarn yürütmesi söz konusu iken, çocuk istek ve yüksek refahn teşhis etmede pedagoji/psikoloji bilgilerinin gerekliliğinden yola çklarak, bu alanda uzmanlaşmş

ve hukuki yeterlilik gösteren uzmanlarn görevlendirilmesi uygulamasna başland. Çocuk haklar ile ilgili hukuksal belirlemelerde, belli davalarda anne, baba ya da kurumlarn, davada çkar taraf olmalar nedeniyle, çocuk haklarn yeterince gözetemeyebilecekleri ve dava süreci ve sonuçlarndan çocuklarn zarar görmesine yol açabileceği düşüncesiyle, çocuklarla ilgili bu davalarda çocuk istek ve haklarnn öncelikli temsil ihtiyacn gidermek için‚ halk diliyle “Çocuk avukat’’ atanabilir. Dava türlerini şöyle sralayabiliriz: Çocuk velayeti konusunda anne-baba arasnda uzlaşma sağlanamayan ve hakimlerin karar vermede tereddüt ettiği boşanma davalar. Aile’nin, bakc ailenin, vb. çocuklarn yetiştirmede yetersiz kaldğ ve çocuk sağlğnn gelişiminin açk tehlike arz ettiği velayet/vesayet davalar. (Almanya’da 12 yaş sonras çocuk ifadesinin hukuki geçerlilik arz etmesi nedeniyle, çoğunlukla 12 yaşna kadar çocuklar için.)

Kaz Dağlar’nda çam ormanlarnn arasndaki toprak yolda yürürken sessizlik unuttuğum eski bir his gibi ortaya çkp sarveriyor benliğimi. İstanbul’un gürültüsüne, uğultusuna alşan beynim yadrgyor bu sessizliği; attğm her admda ayaklarmn altnda ezilen taşlarn çtrtlarn, bir ağaçtan diğerine uçuşup duran kuşlarn cvltlarn ve yan başmdan geçen arlarn vzltlarn sanki bir başka alemin frekanslarymş gibi duyuyor kulaklarm… Sessizliğin insana ilkin huzur, ardndan da ilham veren bir büyüsü olduğunu ve gelmiş geçmiş pek çok sanatçnn sessizliğin gücünü kullandklarn; eserlerindeki, yaptlarndaki renkleri, sözcükleri, notalar sessizliğin içinde bulduklarn düşünüyorum, aynen meditasyon gibi… Oysa, genelde sessizlik olumsuz, boş bir şey olarak nitelenir, lakin hiç de boş değildir, varoluşa aittir; hiç duyulmamş notalar, hiç koklanmamş kokular barndrr içinde, ancak gönül gözleriyle görülebilen bir şk taşr, bizi iç dünyamza bağlar. (…) Kendilerini “sanatç” olarak nitelendiren birçok kişi işlerinin içinde kaybolmak yerine çabalarnn içinde hapsolurlar. Egolarnn mükemmeliyetçilik arayş ve başkalarndan daha iyi olma arzusu ruhlaryla bağlant kurmalarn engeller. Oysa ki, mükemmelliğe ego üzerinden ulaşmak mümkün değildir. Mükemmellik ancak ego yokken yaratlr. Ego olmaynca insan mükemmelliği düşünmez bile, sadece kendini teslim eder, yaratclğn ona ilahi kaynaktan akmasna izin verir, o kaynakla bir olur, bütünleşir. Resim yaparken renklerin arasnda kaybolur; mavi olur, pembeye bürünür, çizdiği dalgalarn köpüklerine karşr, güneşin şklaryla gözleri kamaşr. Şiir yazarken sözcüklerin dünyasnda kaybolur; yazdklarn sonradan okuduğunda şaşrr, “ben mi yazdm bunlar?” der kendine. Dans ederken dansn içinde kaybolur; müziği duyar, ritmi hisseder ama admlarn hesaplamaz, sçrar, konar, döner, eğilir, kvrlr, bedenini unutur, dans unutur, kendisi dans olur. Bunlar düşünerek yürüyorum çam ormanlar arasndaki toprak yolda. Sessizliğin içindeki seslere kulak verip şehrin karmaşasndan yorgun düşen beynimi dinlendirmeye çalşyorum. Annemin ben buralara gelmeden önce anlattğ anlar geliyor aklma; dedemin onu “Kaz Dağl kzm” diye sevişi, Lapseki’nin yel değirmenleri, ağlayan söğüt ağaçlar ve Rum ninemin hüzünlü öyküsü… Güzeller güzeli bir Rum kz olan ninem on dört yaşnda at srtnda büyük dedeme kaçtğnda tüm ailesini bir daha görmemek üzere ardnda brakyor ve Lapseki’ye geliyor. Özlemini hiçbir zaman dile getirmese de içinde bir burukluk olarak taşyor hep. Anneannem de Lapseki’de doğuyor ve üç-beş yaşlarndayken sahilde oynadğ bir gün genç, yakşkl bir erkek yaklaşyor yanna, aksanl bir Türkçeyle “Maria isimli bir kadn tanyp tanmadğn soruyor, anneannem biraz ürkerek yantlyor: ‘O, benim annem’.” Erkek, anneannemden kendisini evlerine götürmesini istiyor, anneannem götürüyor, kapy açan ninem erkeği gördüğünde gözyaşlarna boğuluyor ve yllardr görmediği erkek kardeşiyle, Lefter’le kucaklaşyor. Küskünlük, krgnlk yok oluyor Lefter’in gelişiyle, sevgi bir kez daha snrlar aşyor… Sessizliği dinliyorum çam ağaçlar arasndaki toprak yolda yürürken. Anlar anlara karşyor. Ninem, uğruna vatann ve ailesini terk ettiği hayatnn aşkn, kocasn kaybettikten sonra Lapseki’de bir başna kalyor. Bir gün, bahçedeki taş ocakta yemek pişirirken “Seni çok özledik, yanmza gel.” diyen bir telgraf alyor İstanbul’daki kzlarndan. Ve yemeği ocakta unutup hemen bir vapura atlyor. Ben, ninemle beş yaşma kadar birlikte olabildim. Elinde bastonu, başnda yemenisi olan zayf, çukur gözlü bir kadn olarak canlanyor hep hayalimde. Bana Rumca bir şeyler söylemesi için yalvardğm hatrlyorum ve yalvarmama rağmen asla konuşmadğn, “uzun yllar geçti aradan, unuttum.” dediğini… Ve ölümüne yakn, yatağnda yatarken hep ama hep Rumca saykladğn… Yürüyorum sessiz orman yolunda, taşlar çtrdyor, kuşlar ötüyor, arlar vzldayarak geçiyor yanmdan. Anneannem, ninemin bembeyaz saçlarn taryor, örüyor. Ninem, aksanl Türkçesiyle “Kirez, gel yanima da bir masal anlatayim sana.” diyor. Annem, geçmiş günlerin anlarn anlatrken gözleri doluyor… Kaz Dağlar geçmişin rüzgârlarn üflüyor üzerime, genlerimden gelen naifliği ve hüznü ortaya çkartyor. Sessizlik, ninemin büyük dedeme duyduğu aşk gibi içimi kaplyor, hiç duymadğm notalar, hiç koklamadğm kokular getiriyor bana ve ancak gönül gözleriyle görülebilen bir şk yayyor içime…

Çocuk avukatlarnn çalşma yöntemleri: Çocuk, yaknlar ve ilgili kurumlarla (okul, yuva, geçlik dairesi ) görüşmeler, gözlem, interaktiv yöntemlerle çocuğun istek ve durumunu teşhis etme ve bir raporla hakime bildirme. Hakimler gerekli gördüğünde, ayrca çocuklar uygun ortamda mahkemelerde dinleyebilirler. Çocuk avukatnn atanma yollar: Atamay davaya katlan taraf ve kurumlarn öneri/teklifi ile dava hakimleri yapar.

Sorumluluk ömür boyu sürer Hayatlarnn bir bölümünü paylaşmş yetişkinlerin ayrlmay da anlaşarak sağlamalar ve bu zor süreçte çocuklarnn sağlğna özellikle dikkat etme-

lerin gerektiği bilinen ve maalesef pratikte yeterince sağlanamayan bir olgu. Bizim bu süreçteki ebeveynlere önerebileceklerimiz; öncelikle çocuklarn yannda tartşmamalar, çocuğa karş taraf (anne/ baba) hakknda olumsuz şeyler söylememeleri. Çocuklarn anne-babalarnn ayrlmasn kabullenememeleri anlaşlr bir tutum. Boşanan anne-babalarn da çocuk için ömür boyu anne-baba kalacaklarn bilmeleri ise yetişkinlerden beklenebilecek bir anlayş. Anlaşmazlklar bir evliliği bitirebilir, ama anne-baba sorumluluğu bir ömür boyu sürer. Yetişkinlerin mutsuzluklarnn, biraz da yetişkinlerin çocuklardan örnek almay becerememeleri ile arttğn söyleyebilir miyiz?


Yaflanacak

Dünya 8

G

GençLink Şeyda Kurt

Kültür ve asimilasyon arasnda ki savaş Göçmen ailelerin çocuklar zaman zaman zor süreçler geçiriyorlar. Bu kargaşaya sebep olan soru: “Ben neyim? Türk mü? Alman m? Acaba burada doğup büyüdüğüm için buraya m uymam gerekir, yoksa anne ve babamn köklerine bağl kalarak m yaşamam?..” Zamanla anlyoruz ki; İnsann nerede doğduğu, yaşadğ veya anne ve babasnn nereden geldikleri belirleyici bir önem taşmyor. Çünkü asl önemli olan, insann kendini ne olarak hissettiği ve hangi kültürle kendi kimliğini ifade edebildiğidir. Bu düşünce yaş ilerledikçe, toplum içerisinde yer aramakla, sürekli değişen bir anlayştr. 6 ve 10 yaşlar: Anaokul ve ilkokul arasnda ki zaman, çocuklarn ana dillerini öğrenmesini sağlayan zamandr. Ancak ilkokulda bundan dolay sorun yaşayan çocuklar nadirdir. Çünkü bu yaşlarda oluşan dşlanma, genel anlamda rk veya din gibi sebeplerden dolay oluşmaz. Hatta göçmen çocuklarnn, “Ben başka bir ülkeden geliyorum” demesi, bir çok Alman çocuğunun ilgisini çeker. Bilinen o ki, bu yaş gurubundaki çocuklar henüz hayata atlmadklar için, ön yargl davranmazlar. İnsann kendisinde braktğ izlenimi kendi belirler. 10-13 yaşlar: Daha sonraki okul yllarnda ise problemler başlar: Yeni bir ortama girildikten sonra, dşlanmann korkusuyla yeni arkadaş bulma derdine düşülür ve çocuklarn beğenisini toplamak için savaşlr. Tabii ki bu da okuldaki göçmen çocuklarn saysna bağldr. Az yabancn bulunduğu okula giden göçmen çocuğu, mutlaka kavga ve mücadeleyle dolu bir süreç yaşar. Özellikle snf arkadaşlarnn ilkokulda göçmen çocuklarla kötü anlar yaşamas, dşlanmasnda ciddi bir neden oluşturur. Bu da gençlerin kendi özünü yadsmasna yol açar. Örneğin; ailenin, arkadaşlarnn önünde onlarla Almanca değil de Türkçe konuşmas veya televizyonda Türkçe kanal izlemesi, onlarn utanmalarna yol açar. Özellikle kendi kültürlerine çok bağl olan ailelerde bu durum yaşanr.Öğrencilerin okul için Almanca’y seçmesi, insann kendi özünden vazgeçmesi demek değildir. Bütün bu yaşanan süreç içerisinde, göçmen çocuklar sürekli kültür ve asimilasyon arasnda, bazen de aile ve arkadaş arasnda ciddi bir çekişme yaşar. 13’ten sonras: Bu yaşlardaki gençler, büyük bir olaslkla rk veya din ayrm yapmadan arkadaşlklar kurar. Zaten insan geliştikçe, yaşadğ deneyimlere yaslanarak, insanlarla daha rahat ilişki kurmaya başlyor. Böylece sosyal çevre de genişlemiş oluyor ve daha önce değer verdiği ve ilgisini görmek istediği insanlar silebiliyor. Çünkü bu yaşlarda insanlarn kendine olan öz güveni git gide artyor.Böylece kendini kabullendirmek için, ne değiştirilmeye göz yumar ne de özünü gizler. Hatta yaşadğ sorunlar anlayan ve problemlerinin çözülmesine yardmc olabilen diğer yabanc çocuklarla ilişki kurar. Tabii bu yolu bulamayan göçmen çocuklar da olabiliyor. Kendilerini Alman olmaya adamş, özünü yok etmiş gençler… Genelde bu da zamanla değişen bir karar oluyor. Bu tamamen çocuğun kendisine bağl olan bir durum. Hiç bir aile, çocuğuna bask uygulayarak onu kendi yönüne çekmeye çalşmasn. Bir insan kendini hangi düşünceye uygun buluyorsa o biçimde yaşamaldr ve kendi kararn kendisi vermelidir. Karar ne yöne giderse gitsin, herkes saygy hak ediyor. Çünkü bunun kişilikle ilgisi yok...

E

N

Ç

L

K

Anadilde eğitim bir haktr! Geçen gün anadilde eğitimin önemi konusunda yaplan baz araştrmalar okudum. Bu araştrmalar erken yaşlarda anadilde eğitim yaplmamasnn bireylerin diğer dilleri öğrenmesinde ve okul başarlarnn önünde engel oluşturduğunu söylüyordu. Çkarlan sonuçlar okul yaşamm boyunca yabanc dil derslerinde başarsz olmam üzerine bir daha düşündürttü beni. Öğretmenlerimin tüm yapc yaklaşmlarna rağmen hiçbir zaman dil dersini “sevemedim”. Şimdi bile yeni bir dil öğrenmek zorunda olmak benim için gerçek anlamda bir “kabustur”! “İnsanlk hali” deyip geçilecek bir durum değil bu. Nedenleri üzerine çok düşündüm. Deyim yerindeyse aklm az çok ermeye başladktan sonra aslnda dillere “küsmüş” olduğumu farkettim! Alt yaşma kadar ana dilim olan Kürtçe’yle konuşup, düşünürken, ilkokuldan itibaren Türkçe öğrenmek zorunda kalmş olmann yarattğ ruhsal bir yarlma yaşamştm. Türkçe’yi düzgün konuşuyordum. Ama yllar ilerledikçe zaten yazl dil olarak bilmediğim anadilimden giderek uzaklaştm.

Rüyalarm bile fethetti! Uzunca bir süre rüyalarm Kürtçe görürken, sanrm 1314 yaşlarndan sonra tamamen Türkçe görmeye başlamştm. Çünkü bir süre önce ninemi kaybetmiştim. Ninem ’38 Dersim İsyannn canl tanğyd. Ve bu tanklğ sürgün yaşam ile devam etmişti. O yaşamn tüm zorluklarn ve aşağlanmalarn yaşamş, Türkçe’yi o sürgün yllarnda öğrenmişti.“Asla unutmamalsnz” der, o kesitte yaşadklarn “masals” bir dille Kürtçe olarak anlatrd. Bazen ayn şeylerin tekrar da olsa yaşamndan, tank olduklarndan bir parça aktarrd. O yaşyor-

ken benim anadilimle olan ilişkim de oldukça canlyd. Okulda öğrenmek zorunda olduğum dil ile anadilim arasnda doğal bir köprüydü. Onu kaybettikten sonra Kürtçe ile ilişkim giderek silikleşti ve Türkçe giderek rüyalarm bile fethetti! Ama ilkokuldaki o hrpalanma orta okulda yeni bir yabanc dil öğrenmek durumunda kaldğmda bir çeşit “ketlenme” olarak çkt karşma. Dedim ya Türkçe’yi ksa bir sürede, düzgün bir şekilde kullanmaya başlamştm. Çünkü okula gitmem için bu nasl ki bir zorunluluksa, ailem ve tüm çevre de ayn şekilde bunun bir zorunluluk olduğunu anlatyor-

Denize düşen ylana sarlr!

Policy Exchange adl düşünce kuruluşunun yaptrdğ kamuoyu yoklamas, İngiltere’de yaşayan genç Müslümanlarn şeriata daha çok bağl olduklarn, dini okullar daha fazla desteklediklerini ve tesettürlü giyimi daha çok tercih ettiklerini ortaya koydu. Değişik yaşlardaki bini aşkn Müslüman arasnda gerçekleştirilen ve İngiltere’deki kuşaklar aras farkllklar bir kez daha ortaya koyan kamuoyu yoklamasndan çkan sonuçlar kurulu sistemin onlar nasl gele-

ceksizleştirdiğini ele veriyor:

Çok kültürlülük ve gençlerin dine dönüşü Raporu hazrlayan ekibin başkan Munira Mirza, Müslümanlarla Müslüman olmayanlar arasnda giderek artan kopukluktan, hükümet politikasnn sorumlu olduğunu kaydetti. Mirza, hükümet üyelerinin Müslümanlar, yurttaş olarak dikkate almalar gerektiğini belirtti. Hükümetin de, Müslüman ve gayri-Müslüman ayrm

yapmaktan vazgeçmesinin önemini vurgulad. Yeni neslin daha da fundamentalist bir yöne doğru kaymasnn asl sorumlusu İngiliz emperyalizminden başkas değil. Ayrmc ve rkç politikalarn daha da derinleşmesinin bir sonucu bu. Aşağlanan, hor görülen kesimler karş tepki oluşturmaktadr. Bu da yeni yetişen genç kuşağa çok açk bir biçimde yansmş durumda. Müslüman olduğu için, derisinin, saçnn renginden dolay potansiyel terörist ilan edilen gençlerden başka nasl bir tepki beklenebilir ki? Dini ya da milliyeti aşağlandğ için onlara sahip çkma içgüdüsüyle hareket ediyorlar. Snfsal ve doğru bir siyasal çözümleme yaplmadğ için, bunu yapacak güçlerin yetersizliklerinden dolay gençlik başka bir çkşszlğn ve yanlşn içine yuvarlanyor.

Kovalar, yeni ele geçirdiğimiz bilgilere göre KÜRESEL ISINMA diye bir şey varmş. Dünya snyomuş. Kovalar da su burcudur. Tabii alakay anlayamadk… amaaan her şeyde bi alaka aramayn yaa.. Dünya snyo şikayet ediyolar. Soğuk oluyo gene şikayet ediyolar! Ben bu burçsuzlar anlamadm…

hzla geliyo. Aman sağa çark etmeyin… Besinlere dikkat edin (ay hepsi hormonlumuş ayol, daha ağr çeksin diye… tööbe tööbe… bir de gen manipülasyonu mu ne bişii yapp domuzun genini havuca,bilmem bir sürü bir şeyler kafam almiyo anam.. Aslanlar siz siz olun geni saptmş yiyecek yemeyin deermişiz ama nerden bilcen ki…

ORAK KOÇ Beş vakte kadar bir haber alyosunuz. Ay geçende bir burçseverimiz arad. Haber alcan demişiz, bankadan kredi borçlar için aramşlar bi dahaki sefere noolur iyi habermiş… Canm biz arandn görüyoz kimin aradğn bilemeyeceez yani. Sen okumaya devam et bak o zaman daha neleri bilcem ben…

BAŞAK Ona karş yumuşak davranmayn (kime?) artk kendinizi göstermenin zaman (yani ucundan biraz gösterin yeter, geçen bir burcusevere ‘kendini göster’ dedik diye çk sen apartmann son katna soyun… Abartmayn yani).

AŞLAN Uranüs yükselen burcunuzu sağdan yedeğine almş

Yeni hesaplarmza göre bu şekilde bi burç çkyo. Accaip keskin bi burç bu, hakszlğa gelemiyo… Bazan çok keskin. Şimdi bilenme zamannz burçlarn şaşmaz kitab bööle diyo anam.

ÇEKİÇ Şimdi bu da yeni burçlardan… Doom tarihine gerek yok anam.Orak burcuyla ayn ayda doğuyo bu çekiç burçlular. Bunlar da bi tuhaf… Genelde işçi mişçi oluyolar. Yükselen burçlar adalet…Anam ben bi daa bu hesaplara girmiycem ne biçim acaip burçlar çkyo annamadm ki… Nerden çkt bu burçlar… Aslan, kaplan, tilki, milki duruken… Allaa allaaaa!..

?

BEYAZ BERE Bu burç en çelişkililerden birisi, ne yaptğn bil-

miyor görünüyo. Dikkat! Kullanlmaya çok müsait bi durumdasnz! Çekiç burcu ile ayn ortamlarda bulunmayn hatta bu oraklar için de geçerli!

AKREP Her koşulda yaşam mücadelesi verme azminde, her koşulda direnme ve var olma timsalisiniz… Akrepler nükleer bi savaşta Hamam böcekleri ile hayatta kalabilecek türler arasnda bile saylyomuş. Benim küçük oolan dediydi “ya anne brak şu burcu murcu elektirikleri kesiyolar ki millete “Nükleer santral kurulmal” fikrini yedirebilsinlermiş… “Oolum koca devlet bu, bööle oyun yapar m” diom, o da diyo ki “güneş var, alternatif enerji var, yok dünyann doğann dengesi…” ay çldiriiciiim aslnda bu çocuuun elinden!..

YAY Azck gevşemeniz lazm… Herkesin başnda yeni yasalarla Alman vatandaşlğnn zorlaştrlmas falan… ama yaylar Almanlar havada kapmak ister. Esnek bir burçtur yani bu burç…

BOĞA Nooluyo boğalar, bu ne ask surat… Azck gülün yaaa. Yok dünyann önünde çok ksa bir süre kalmş doğann tamamen felakete

Anadiller unutturuluyor “Dünya Etnoloji Veri Taban”nn verilerine göre Avrupa’da 230, Amerika ktasnda bin 13, Afrika’da 2 bin 58, Asya’da 2 bin 197, Pasifik’de bin 313, bütün dünya üzerinde ise yaklaşk 7 bin türde dil kullanlyormuş. Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü UNESCO’ya göre ise eğer duruma müdahale edilmezse 2100 ylnda bu dillerin yüzde 90-95’i yok olacak, dünya üzerinde sadece 40-50 dil bir sonraki kuşağa aktarlabilecekmiş. Eğitim dili olarak kullanlan dillerin says ise yüzlerle ifade ediliyor. Yani dünya üzerinde pek çok çocuk anadili olmayan bir dille eğitime görüyor.

Fakat giderek belirginleşen eğilim ekonomileri ile dünyay ve iş gücü pazarlarn belirleyen ülkelerin baskn olan dillerinin yaygnlaşmas, eğitim dili haline gelmesi. Bu eğilimi durdurmak da mümkün değil. Ama bu eğilime rağmen anadilde eğitim ya da anadili de öğrenmeye dönük düzenlemelerin yaplmasnn gerekliliği duruyor önümüzde. İşsizlik ve yoksulluğun dünya düzleminde tetiklediği göçle birlikte düşündüğümüzde, aileleri ile birlikte göçen çocuklarn durumu malum. Bugün burada yaşayan milyonlarca göçmen çocuğu gibi, o ülkenin dili ile eğitim yapmak durumunda kalyorlar ve giderek anadillerini unutuyorlar. Ki Almanya gibi milyonlarca göçmenin yaşadğ bir ülkede brakalm anadilde temel eğitimi, teneffüslerde bile anadille konuşmak yasakland. Göçmen çocuklarnn başarszlğ üzerine saysz argüman getirilirken, dürüst uzmanlar dşnda bu konuya değinen yok! Eğitim sisteminin göçmen çocuklarnn anadillerini de öğrenmesi şeklinde düzenlenmesi bugün biz göçmen emekçilerin temel sorunlarndan biridir. Figen

Ungdomshuset’e Destek! Kopenhag’daki otonom gençlikevi Ungdomshuset, polis tarafndan zorla boşaltld. 1 Mart’ta sabah 7’de helikopterler ve panzerler eşliğinde saldrya geçen polis Alman, vb. farkl uluslardan yaklaşk 50 genci gözaltna ald. Saldrnn sorumluluğu Kopenhag’in sosyal demokrat Belediye Başkan Ritt Bjerregard’a ait.

Barikatlar kuruldu Günlerdir barikatlar sağlamlaştran gençler, 3 saat boyunca güçlü bir direniş gösterdiler. Polis vinç ve konteyner da kullanarak, binaya yan pencerelerden ve çatdan girmek için bir saat kadar uğraşt. Gençlikevinin bulunduğu Nörrebro mahallesinde polis çemberi uzun süre devam etti. “Şüpheli” gençler kimlik kontrolünden geçirildi ve gözaltna alnd. 100-150 eylemci farkl bölgelere dağlp, sokaklara barikatlar kurdu ve polisi taş yağmuruna tuttu. Polis panzerleri barikatlarn üzerine sürerek bir ksmn dağttysa da, yeni barikatlar mantar gibi türedi.

“Yaratclk” çağrs Tüm ülkelere direnişi küresel düzleme taşma ve “yaratclk” çağrs yapld. Son bir haftada, Avrupa’nn 19 ülkesinde destek eylemleri yapld. Ungdomshuset, 1981’den beri gençliğin işgali altndayd ve geçen yl Kopenhag yönetimi tarafndan bir serbest-kiliseye satlnşt. Daha önceki zorla boşaltma girişimlerinden dolay, yine yoğun çatşmalar ve gözaltlar yaşanmşt.

Burcu’dan Burcunuz KOVA

lard. Sadece ninemin umurunda değildi! Ama ikinci bir yabanc dil konusunda ayn mekanizmalar işlemiyordu! Alt yaşmdayken içten içe biriktirdiğim tepki kendisini şimdi konuşturuyordu. Anadilde eğitimin insann eğitim yaşamnda, düşünsel gelişiminde ve hele hele yeni bir dil öğrenmesinde ne kadar önemli olduğu anlamam yllar sonra oldu.

sürüklenmemesi için… Yaa benim küçük oolan gibi siz de felaket tellallğ yapmayn. Aln sevgilinizi yannza, bahar da geliyo… Gerçi havalara da ne olduysa di mi… Olsun ne çkarsa bahtna, di mi ama?

Satranç Tahtas›

İKİZLER Sizi sevmeyen ölsün! Çocuklar yuvaya gitcek, para! Ev masraflar, para’ Valla darphane gibisin dostum… Senden bir tane daha m var?.. Ya tabii hem de ikizler burcu… Bu burç var ya bu burç…Eeee… işte öyle bi burç yani…

YENGEÇ Korkmadan evlenin. Burçlar uyuyo mu? Neyse önce bütçeler uymal di mi bu devirde. Ay bizim büyük oolan da evlenmek istiyo sanyorduk. şimdi diyor aile kurarak bu kölelik düzenine hizmet mi etcekmiş… Ben anlamyorum bu çocuklar… ay pardon ne diyordum… yani bu burç da… yengeç en geç iki gün içinde bir yol var!

BALIK Bol bol balk yemeli… ay pardon bu burca geçtiğimi unutmuşum ayol… ama gerçekten de bol balk bulursanz yemeli yaani…

Ölümsüz oyun: Bir satranç tarihi Bu başlk, yazar David Shenk’in kitabnn ismi. Kitabn içerisinde ilginç yaşanmşlklar var demiştik, bir çok örnek içerisinden özellikle çok iddial olan bir tanesi var ki, gerçekten cesur ve çlgnlk derecesinde bir iddia. Kitabn bu bölümünde dehann doğuştan m yoksa çalşarak disipline edilmiş bir yaşamla m ilgili olduğunu açklayan önemli bir deneme yer alyor. Ve bunu deneyen kişi Polgar kardeşlerin babasndan başkas değil. Bunu kantlamak içi kzlarn sk bir eğitime tabi tutuyor. Shenk kitabnda dehann edinilebileceğini, dahas öğretilebileceğini günümüzde yaşanan bu gerçek öyküyle anlatyor.

Deha öğretilebilir Laszlo Polgar adnda bir Macar ruhbilimci, 1960’larn sonlarnda, her sağlkl bebeğin bir

dâhi olarak yetiştirilebileceğini ileri sürmekle kalmamş, bunu kendi çocuklarna uygulayarak kantlayabileceğini açklamş. Laszlo Polgar ve kars, evde eğittikleri üç kzlarna satranç dersleri de vermişler. Polgar’larn kzlar Zsusza, Zsofia ve Judit çok küçük yaşlardan başlayarak her gün sekiz-on saat satranç çalştrldlar. Denilebilir ki, sekiz yaşndan on sekiz yaşna kadar toplam yirmi bin saat satranç çalşarak birer ‘satranç dehas’ oldular. Zsusza, 1991’de yirmi bir yaşna geldiğinde turnuvalarda kazandğ başarlar sonucunda “Tarihteki ilk kadn büyükusta” unvann elde etti. Zsofia da dünya çapnda bir oyuncu oldu. En küçükleri Judit ise, on beş yaşnda, daha önce Bobby Fischer’e ait olan bir rekoru krd ve “Tarihin en genç büyükustas” unvanna kavuştu…


Yaflanacak

B

L

M

·

T

E

K

N

9 Dünya

K

AB’nin Kyoto sonras tartşmalar  Bilim insanlar› 169 ülkenin imza koydu¤u bu

Son dönemde yazl ve görsel basnda gündemin neredeyse ilk maddesini iklim ve çevre içerikli haberler oluşturuyor. Kayglarn temellerini ortaya koyan raporlarla da desteklenince, hükümetlerin duyarszlğ da kamuoyunun bu konuda bilinçlenmesinin de etkisiyle ksmen geriletilerek, umut verici gelişmeleri tartşlr hale getirdi. Fakat buna rağmen hala tam olarak etrafnda fikir birliği sağlanmş bir politika mevcut değil. Kyoto Protokolü dşnda. Bilim insanlar 169 ülkenin imza koyduğu bu anlaşma için

“Sorunun yalnzca yüzeyine temas edebiliyor” demelerine karşn, yine de şu an için vazgeçilmez bulunduğunu belirtiyorlar.

AB ve iklim hedefleri AB ülkeleri içerisinde geniş tartşmalar hala sürüyorken, Brüksel’de toplanan AB ülkeleri çevre bakanlar, 2012 ylnda Kyoto Protokolünün süresinin dolmas nedeniyle yeni çözüm arayşlarn tartşyor. Bu öneriler ve hedefleri içerisinde 2020 ylna kadar sera gazlarnn salnm oranlarnn yüzde 30 azaltlmas önerisi de toplantda ele alnd. Fakat AB ülkelerinin önünde duran zorlu bir süreç var. Öncelikle tekellerin basks, öte yandan ekonomik gelişmenin bu koruma yöntemleri nedeniyle gerileyebileceği kaygs.

Bununla birlikte 2012 yl önemli bir tarih, çünkü; bu tarih itibariyle Kyoto Protokolü ömrünü tamamlamş olacak.

Derya Tanrvermiş

Bundan dolay AB ülkeleri, kendi içlerinde yaşadklar tartşmalar kta dşna kaydrmak ve bu noktada Çin, Hindistan, ABD gibi etkili ekonomik ve sanayi gücü olan ülkeleri de bağlayacak, ortak politikalar belirlemek ve buna netlik kazandrmak istiyorlar. Bu konuda BM Çevre Program (ÜNEP) Başkan Achim Steiner, “Uluslararas toplumun iklim meselesini ciddiye alp almadğ önümüzdeki aylarda netlik kazanacak” ifadesiyle bu yln önemini belirtiyor. En büyük engel tekeller AB dönem başkanlğn devralan Almanya, dönem başkanlğ süresince iklim koruma politikalar doğrultusunda aktif bir tavr sergileyeceğini belirtti. Almanya Başbakan Merkel, “Gerek enerjinin etkin kullanm gerekse geliştirilen yeni ürünlerle Avrupa’nn iklim koruma konusunda öncü olmasn hedefliyoruz” dese de bu, özellikle ekonomik hedeflerinden veya

Hastalklarn düşman: kök hücre Farkl hücre tiplerine dönüşebilme potansiyeline ve kendisini yenileyebilme gücüne sahip olan hücrelere “kök hücre” deniyor. Bu özellikleri bakmndan kök hücreler kanser, sinir sistemi hastalklar (Alzheimer) ve hasarlar, metabolik hastalklar (diabet), organ yetmezlikleri, romatizmal hastalklar, kalp hastalklar, kemik hasta-

kenmez bir kaynak görevi üstlenmektedirler. Kök hücre sayesinde artk görme umudu kalmamş olanlara da umut şğ doğdu. Dünyaya gözlerini yeniden açmak İngiltere’de doktorlar kornealar zarar görmüş hastalara kök hücre naklederek gözün kendi kendini tamir etmesini sağlad.

tamamlandğ açkland.Queen Victoria Hastanesi’nde yaplan ameliyatla göze kök hücre nakledildiğini belirten uzmanlar asit, scak metal ya da alkali gibi maddelerin gözlerine kaçmas nedeniyle görme yeteneğini yitiren 10 hastadan yedisinin yeniden görmeye başladğn söyledi. Bazlarna “Bir daha göremezsin” denmiş bu hastalara daha önce bir daha görmelerinin mümkün olmadğnn söylendiği, bir ksmna da başarsz kornea nakli yapldğ belirtildi.

Yitiren anlar…

lklar ve daha birçok alanda kullanma sahiptirler. Kendisini yenileme gücüne sahip olan kök hücreler, bir bakma diğer hücre türleri için tü-

Tp tarihinde bir ilk olan bu yöntemle hastalarn görme bozukluklarnn giderilebildiği, kök hücre nakliyle 10’u aşkn hastann tedavisinin başaryla

Yeniden görmeye başlayan hastalardan Edward Bailey, fabrikada gözüne asit kaçmas sonucu görme kaybna uğramş. Bailey, ameliyattan sonra yeniden gördüğü an “Hayatmn en duygu dolu dakikalaryd” diye anlatt. 10 yl sadece siyah ve gri gölgeler görebildiğini, ameliyattan sonra ise hemşirenin üniformasnn mavi rengini görebildiğini belirten Bailey, “Görmenin önemini, ancak bu özelliği yitiren biri anlar” dedi.

Kyoto Protokolü, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’ne (BMİDÇS) bir ek niteliğindeki uluslararas bir çevre anlaşmasdr. 11 Aralk 1997’de Kyoto’da imzaland. 16 Şubat 2005’te Japonya’da yürürlüğe girdi. BMİDÇS Ek 1 ülkelerinden en az 55 ülkenin katlm ve bu bu ülkelerin CO2 salnmlarnn toplam CO2 salnmnn yüzde 55’ini oluşturmas, yürürlüğe giriş şartdr. Katlmclar 169 ülke ve diğer devlete bağl örgütlerdir. Bu protokolü imzalayan ülkeler, karbon dioksit ve sera etkisine neden olan diğer beş gazn salnmn azaltmaya veya bunu yapamyorlarsa salnm ticareti yoluyla haklarn arttrmaya söz vermişlerdir.

Kyoto Protokolündeki amaç, atmosferdeki sera gaz yoğunluğunun, iklime tehlikeli etki yapmayacak seviyelerde dengede kalmasn sağlamaktr. Hükümetler Aras İklim Değişikliği Paneli, 1990 ile 2100 yllar arasnda 1.4 °C ile 5.8 °C aras scaklk artş tahmin etmektedir. Tahminlere göre, başarl bir şekilde uygulanmas durumunda Kyoto Protokolü bu artş 0.02 ile 0.28 C arasnda düşürebilecektir. Kyoto Protokolü savunucular bu protokolün amaca ulaşmak için ilk adm olduğunu ve amaca ulaşncaya kadar hedeflerin değiştirileceğini belirtmektedirler.

enerji politikalarndan ödün vermek istemeyen devletlerce sert bir direnişle karşlaşyor. Örneğin Polonya’nn ekonomik hedefleri, Fransa’nn ise nükleer enerji alannda yaptğ yatrmlar uygulamadaki pürüzlerin başnda geliyor. Avrupa Parlamentosu Yeşiller Grubu’ndan Rebecca Harms, “Enerji sektörünün devleri yenilenebilir enerji üreten firmalarn piyasaya girişini engellemeye devam ediyor” diyor ve çevre koruma çabalarnn özel sektörün

engellemeleriyle karşlaştğn belirtiyor. Konu daha uzun zaman tartşlacağa benziyor. Çünkü hiç kimse gelişmeler karşsnda kendi çkarlarndan ödün vermeye yanaşmyor veya bunu çok sembolik düzeyde ağza sürülen bir parmak bal misali göstermelik yaptrmlara havale ediyor. Gözler şimdiden Mart aynda yaplacak Avrupa Birliği devlet ve hükümet başkanlar zirve toplantsndan çkacak sonuca çevrilmiş durumda.

Kaynak: Nature, Ekim 2003 says

Geleceğin ‘insan’ nasl olacak? Bilim için en değerli olan şey hayallerin gerçek klnmasdr. Bugünden geleceği ön görmek ve bunu tabii ki kehanetler ile değilde bilimsel gelişmeler şğnda yapabilmek daha gerçekci ve bir o kadarda inandrcdr. İşte Amerikal bilim insanlar da insanlğn evrimleşme sürecinin skalastik bir şekilde, tamamlanmadğn tam tersine devam ettiğini ve uzak gelecekte yani bir insan ömrünün asla göremeyeceği zamanlarda (1

milyon yl), farkl insan türlerinin gelişeceğini belirtiyorlar. Bilim insanlar bu evrimleşme sürecini belirleyen en büyük etmenin ise bir paradoks olarak, insanlğn şuan ki durumunun belirleyeceğini, bu etmenlerin başnda da, savaşlar, çevresel faktörler, salgn hastalklar gibi güçlü faktörlerin bunda belirleyici olduğunu ve bu türlerin bu rahimden doğacağn belirtiyorlar.

Denizler altndaki büyülü dünya Denizlerin derinliklerinde farkl bir dünya, farkl bir hayat vardr. Büyüleyici ve bir o kadar da merak uyandrc. Biraz belgesel izleme alşkanlğmz varsa eğer belgeseller, özellikle deniz canllarnn anlatldğ, rengarenk canllara ait bir dünyann kaplarn açar bize.

Tokyo Ulusal Bilimler Müzesi’ndeki bilim insanlarnn, Japonya’nn güneyindeki Ogasavara adalar açklarnda 250 ile 940 metre derinlikte görüntülediği ve 2,3 metreye varan uzunluğu, 61 kiloya varan ağrlğyla bilinen en büyük kalamar, metrelerce derinliklerdeki karanlk sularda çaktğ flaşlaryla avn geçici olarak kör de edebiliyor. Bu olay görüntülemek için bilim insanlar yeni bir teknik olan, yüksek çözünürlüklü bir kamera kullandlar. Şimdiye dek bilinenin aksine, hzl bir avc olduğu görülen Taningia danae, üçgen şeklindeki güçlü yüzgeçlerinin yardmyla saatte 9 km hzla hareket edebilme yeteneğine sahip.

Çekici bir ritüel

Avn kör eden kalamarBu büyülü dünyaya ait “Taningia danae” olarak tanmlanan bir kalamar, bilim insanlarn hayrete düşüren bir özelliğe sahiptir. Tropikal denizlerin derinliklerinde yaşayan bu kalamar türü avna yaklaşrken çaktğ flaşlaryla avn sersemletiyor.

Bilimde yolculuk

Kyoto Protokolü nedir?

anlaflma için “Sorunun yaln›zca yüzeyine temas edebiliyor” demelerine karfl›n, yine de flu an için vazgeçilmez bulundu¤unu belirtiyorlar.

Bu keşfin en önemli ayağn ise kafadan bacakl kalamarn flaşn yakalaşk olarak 2,5 saniyelik bir süreyle avna yöneltiği, bunu da kolunun dşnda bulunan şk yayan hücre topluluklarndan oluşan “fotoforlar”dan sağlyor olmas oluşturuyor. Araştrmay yürüten ekipten Tsunemi Kubodera ve meslektaşlar, bu şk çakmalarnn Taningia danae’nin hem karanlk denizde mesafeyi ölçmesini hem de avn geçici olarak kör etmesini sağlayabileceğini belirterek, dev kalamarn zaman zaman çekici bir ritüel içine girdiği ve daha uzun şnlar yaydğn söylediler.

Eşduyum (Empati)

α β γ δ π λ ϕ η φ σ ψ ϖ ν

Büyük bilimsel buluşlar her zaman beklenmedik anlarda, önceden planlanmamş koşullarda gerçekleşir. Scak bir pazar günü, İtalya Parma Üniversitesi araştrmaclarnn, deney maymunlar üzerinde yaptklar nöroloji araştrmasnn seyrinin, elinde dondurmasyla laboratuvara giren öğrenci tarafndan tamamen değiştirilmesi bu sava çok güzel bir örnek. Parma Üniversitesi’nde, maymunlarn beyin hücrelerinin aktivitesi incelenmekteydi. Beynin üst çeperine yerleştirilmiş elektrodlar, deney hayvanlarnn kavrama hareketleri srasnda serbest braklan nöronlar kaydetmekteydi. Maymun, kendisine uzatlan muzu yakaladğnda elektrodlar, yoğun bir elektrik dalgasn iletiyordu. Tam o srada, elindeki dondurmasn afiyetle yemekte olan bir öğrencinin içeri girmesiyle ilginç bir şey oldu. Alclar, maymunlarn az önce muz yerken verdikleri tepkiyi, dondurma yiyen öğrenciyi izlerken de vermeye başladklarn gösteriyordu. Yani izleyici konumundaki maymun, öğrenci ile eşduyum içindeydi. Eşduyum (empati), bir kişinin kendisini karşsndaki kişinin yerine koyarak olaylara onun bakş açsyla bakmas, o kişinin duygularn ve düşüncelerini doğru olarak anlamas, hissetmesi ve bu durumu ona iletmesi sürecidir. Psikolojiye göre herkes kendisini ve çevresini, kendine özgü bir biçimde alglar. Bu algsal yaşam özneldir. Empati kuran kişi de, karşsndakine, onun bakş açsyla bakabilmektedir. O gün İtalyan nörologlar, karşmzdaki şahsn algsn bize olduğu gibi yanstan ayna nöronlarn keşfettiler. Bu nöronlar, ikinci şahs ile sadece fiziksel değil ayn zamanda duygusal eşduyum kurmamz sağlyor. Empati kurmak için, karşnzdaki kişinin duygularn ve düşüncelerini doğru olarak anlamanz yetmez. Empati kuran kişinin, zihninde oluşan empatik anlayş, karşdaki kişiye iletilmesi de gerekir. Eğer karşnzdakinin duygularn ve düşüncelerini algladğnz ona ifade etmezseniz, empati kurmuş saylmazsnz. Empatinin doğuştan gelen bir özellik olduğu düşünülmekle birlikte, sonradan öğrenilmesi ya da körelmesinin mümkün olduğu da saptanmştr. Çeşitli dinleme, soru sorma, yorumlama teknikleriyle insanlarn empati kurma özelliklerini geliştirmeleri olasdr. Özellikle eğitim bilim, insan kaynaklar yönetimi gibi baz meslek dallarnda bu konu, eğitim programlar içerisinde yeralmaktadr. Empati duygusundan tamamen yoksun ben-merkezci insanlar ise, nesnelere ve başka insanlara ilişkin gerçekleri fark etmede, diğer insanlarn rolüne girmede güçlük çekerler. Böylece de diğer insanlarn neler düşündüklerini ve hissettiklerini yeterince anlayamazlar. Olaylara ben merkezci yakalaşan birinin karşsndakinin rolüne girmesi ve olaylara onun bakş açsyla bakmas mümkün değildir.

Gelecekte ki çocuklarmz Gelecekte ki çocuklarmzn isimleri ise biraz bilim kurgu filimlerini çağrştryor. Unihuman ve Numan’lar olarak var olacak bu türlerin şimdi ki insanlğn sahip olamdğ bir çok gelişmiş özellikleri taşyacaklar. Daha yakn tarihteki (1 milyon yl) insan olan Unihuman farkl rklarn bir karşm olacağ ondan 2 milyon sonra ortaya çkacak Numan’n ise daha gelişmiş olarak uyumadan ve yemeden günlerce yaşayabileceği bilim insanlarnca tahmin ediliyor. Tabii evrimleşem sürecinin devam edeceği düşünüldüğünde tür farkllaşmas devam ediyor. Eğer dünyamzn şuan ki kritik süreci herhangi bir şekil-

de kesintiye uğramazsa, Brown, Duke ve Washington Üniversitesi’nden bilim insanlar 3 milyon yl sonrasnda birçok bilim kurgu filminden izlediğimiz robot insannda yani gelecekte ki ad Cyborg olan daha gelişmiş br nsan türünün yar robot yar insan özellikleri ile donanmş olacağn varsayyorlar. Şimdiden varsaylan türlerin zaman icerisinde ki evrimleşme serüvenin son halkas olarak Astran’larn yer alaçağn belirten bilim insanlar bu türün başka gezegenlerde yaşayabileceğini belirtiyorlar. Fakat bunlarn hepsi şu an için sadece bir varsaym. Fakat unutmamal ki Jules Verne’de kendisinden sonrasn hayal edip kitaplarnda kurgulamad m?

“Teknik icad oldu mertlik bozuldu” mu? Teknolojik gelişmeler her ne kadar yaşammza baz kolaylklar getirse de bizden alp götürdükleri de inkar edilemez. Artk yaşammzn her alannda günlük ihityaçlarmzn çoğunu toplumsallaşmş teknik araçlar kullanarak gideririken , bunlarsz br yaşamn düşünülemediği bir duruma gelmiş bulunuyoruz. Dostluklar ve aşk internete havale edilmiş, sevinçlerimiz ve toplumsal değerlerimiz televizyon ekranlarndan ulaşr olmuş kalplerimize. Cep telefonlar ile saatlerce konuşmalarla halledebiliyoruz artk sosyal ihtiyaçlarmz. Teknoloji düşmanlğna varmadan bilimsel gelişmeleri daha iyi bir yaşam ve dünya için kullanabilseydik belki yanlş adreslerde aramayacaktk hatalar.

ğini ortaya çkard.

Baş silahlar çekiyor. Ankete katlanlar şimdiye kadar olan icatlar arasnda en sevilmeyen 10 tanesini

Anket sonuçlarna göre en sevilmeyen 10 icat şunlar:

En sevilmeyen icatlar İngiliz medya kuruluşu BBC’nin yaynladğ aylk bilim ve teknik dergisi Focus tarafndan yaplan ve 4 bin 100 kişiyi kapsayan bir anket çalşmas, her bilimsel ve teknik gelişmenin ayn heyecanla karşlanmadğn hatta insanlk için zararlar da olabilece-

ğunu söyledi.İkinci srada yüzde 17’lik bir oranla cep telefonlar, zil sesleri ve ksa mesaj sesleri var. Üç tekerlekli pilli araç ‘Sinclair C5,’ televizyon ve nükleer enerji de yüzde 9 oy alarak üçüncü sraya yerleşti. Listenin son 5’indeyse otomobil, sigara, fast-food, trafik radar ve din bulunuyor. Focus Dergisi’nin editörü Paul Parsons anketle ilgili olarak “İnsanlar neyin öfkelendirdiğini öğrenmek ilginç geldi. Hayatmzda çok önemli rol oynayan bilgi modern teknoloji ürünleri bile aslnda herkesi memnun etmeyebiliyor” yorumunu yapt.

sraladlar. En sevilmeyen 3 icat arasnda ilk sray, silah, cep telefonu, ve nükleer enerji yar alyor.Ankete katlanlarn yüzde 35’i ateşli silahlar, biyolojik silahlar, atom bombas ve patlayclarn en sevmedikleri icatlar oldu-

1. Yüzde 35 silah 2. Yüzde 17 cep telefonu 3. Yüzde 9 nükleer enerji 4. Yüzde 9 Sinclair C5 5. Yüzde 9 televizyon 6. Yüzde 6 otomobil 7. Yüzde 6 sigara 8. Yüzde 3 fast food 9. Yüzde 2 trafik radar 10. Yüzde 2 din


Yaflanacak

Dünya 10

K

Kültür Deryas› Cem Günhan

Ü

L

T

Ü

R

·

S

Bu çaba neden?

Sanrz ki sorulan bu bir kaç soru bile konunun aslnda bizim köşemizin snrlarn ve kapasitesini zorladğ sonucuna varmamz kolaylaştryor… Yine de okuyucularmzdan bu konuya ilişkin yani “Güzellik, güzel nedir, güzelleşmek adna yaplanlar ne kadar doğrudur, aslnda neye hizmet etmektedir, gerekli midir(sağlk anlamnda, vs.) güzeli kim belirler?..” gibi konularda düşüncelerini bizimle paylaşmalarn istiyoruz… Bu köşe bir “Öğreten adam” köşesi değil, olma amacnda da değil… Yeni bir toplumsal anlayşn geliştirilmesi için bilgi ve kültürün eşliğinde çorbada kendi tuzu da olsun isteyen bir insann paylaşmlarnn yer aldğ alan. Bu alanda birlikte büyüyüp birlikte güçleneceğiz. Var olmay birlikte bu iki güçlü yardmcnn eşliğinde bilince yürüyerek becereceğiz inancndaym. Öyleyse birlikte sorup cevaplar birlikte arayalm. Henüz “aaa” demeyi yeni beceren çocuktan bile öğreneceklerimiz olabilir… Beynimizde kopan frtnalar kolektifleştirelim… Mavi gözlü beyaz tenli bir İsa olabilir mi Ortadoğu’da koyu tenli insanlarn yaşadğ dünyada? Ya da herkes uzun boylu, kadnlar uzun saçl olmak zorunda mdr? Hanmlar vücut tüylerini almal mdrlar? Soralm, soralm… Cevaplarmz da paylaşalm. Bütün uygarlğ şimdi var olduğu biçiminden daha farkl düşünebilmek olas m? Yoksa her şey olmas gerektiğine mi akyor? Srf daha çekici görünmek için sakatlanan ya da zehirlenen kadnlar, sadece cinsel olarak tercih edilebilme şansn artrmak, daha sağlkl ve zengin görünmek ya da başkalarndan daha farkl görünmek ya da olmadğ gibi görünmek evrimsel varoluşumuzun mu yoksa sosyal toplumsal kültürel durumlarn bir sonucu mu? Bütün bunlar sosyolojik, psikolojik, ekonomik olarak irdelemek ve daha farkl düşünebilmek olas ama biz yine de eski bir sözü de yinelemek istiyoruz: “Ya olduğun gibi görün Ya da göründüğün gibi ol!” Kapitalist toplumun görüntüsünü ve ruhunu, pazar için allanp pullanan satlk bireylerinden biri olup olmama olgusunu da kozmetik sektörünün kimleri ne için boyadğ ile alglamaya çalşalm…

A

T

kazand. Jüri Büyük Ödülü ve en iyi erkek oyuncu ödülleri, son yllarda ciddi bir atak yapan Arjantin sinemasna gitti. Yeni bir hayata başlamak için başka birinin kimliğine bürünen bir adamn öyküsünü anlatan “El Otro” (Öteki) adl film, jüri özel ödülünü alrken, başroldeki Julio Chavez en iyi erkek oyuncu seçildi. Alman yapm “Yella”daki rolüyle en iyi kadn oyuncu ödülü Nina Hoss’a verildi.

Geçen yazmzda kozmetik ve makyaj konusunun ilk bölümünü işlemiştik. Tabii ki böylesine zengin bir konunun başka kategoriler altnda da işlenmesi lazm. Örneğin uygarlğn yaratmş olduğu ya da uygarlğn egemen kültür ve anlayşnn yaratmş olduğu güzellik kavramnn bireyler baznda nasl alglandğ… Bu soru İngiliz bilim adamlarnn Homo sapiensin yaşam kavgasnda diğer primatlardan üstün olmasn sağlayan “dayanşma davranş” ve bir de sosyal antropologlarn olmazsa olmaz “örnek alma” diğer deyişle “idol/ikon yaratma” davranşlar ile çok sk ilişkileri incelenmeden öylekolayca cevaplanabilecek bir soru değil.

Soralm paylaşalm

N

Edith Piaf’n ruhu Berlinale’de

Kozmetik ve Makyaj - II

Belli vücut ölçülerine belli dudak, yüz, bacak, ayak, el, kol, kalça formlarna sahip olmak için ya da saç biçimine ya da görünüşe sahip olmak için türümüzün yapmayacağ yok gibi. Kozmetik ve makyaj bazan “olduğundan fazla ya da farkl görünme sanat” ya da “vücut estetiği” olarak tanmlanyor. İşin aslna bakldğnda her toplumda ve tarihin hemen hemen her döneminde var olan ve sadece kadnlar ilgilendirmeyen bir konu. Bizim araştrmak istediğimiz asl konu ise bütün bu gençleşme, güzelleşme, olduğundan daha farkl ve estetik görünebilme çabalarnn nedeni ve sonuçlar. Tarih boyunca gelişmeleri ile orantl, ilintili, bağlantl estetik anlayşlar geliştiren insan topluluklarnn özellikle kadnn bu estetik çabas neden? Hele de günümüzde erkeklerin de ayn çabalar gösterdiğine daha sklkla tank olmaktayz. Acaba evrimin çekici görünen tercih edilir ilkesi doğrultusunda hayvanlarn tüy ve renkleri ile yaptklar cinsel göndermelerin bir benzeri mi bu durum? Ya da Tüketim toplumunda bir nesneye dönüşmüş her şey gibi alnp satlan görüntülerin pazar için hazrlanmas töreni midir bütün bu kozmetik çlgnlk ve estetik tüketim? Bütün görüntülerin çeşitli amaçlara yöneldiği günümüz toplumunun algs da arz ve talep ilişkileri ile belirlenmiş durumda. Yani 5 bin sene önce moda diye saçlar belli bir tarzda kestirme davranş günümüzde çok da değişmiş değil. Ama bu estetik, kozmetik makyaj yani olduğundan farkl görünme sektörü öylesine devasa boyutlarda ki bir parfüm üreticisi firmann hükümet ykma gücü olabiliyor! Bir güzellik ideali yaratp sonra da o idealin peşine toplumlarn sürüklenmesini kapitalizm tabii ki en iyi araçlarla başarr. İbni Sina’nn “Tp Kanunlar” adl yazmasnda “Ziynet” adl bölümde güzellik kavram da işlenmekte. Ziynet ‘tak’ anlamna gelmesine rağmen bu yazmada güzellik kavram ile eşleştirilerek baklyor. Saçn nasl kesilmesi gerektiği, bakmnn nasl yaplacağ, nasl daha sağlkl görüneceği hususlar, yan sra çeşitli cilt bakm metodlar ve ilaçlar hem sağlk hem de o dönemin güzellik anlayşna göre sunulmakta. Güzelliği kim belirliyor ya da ne belirliyor? Evrimsel olarak güzel olan daha m sağlkl anlamlarna geliyor? Güzellik ve cinsel çekicilik yan yana yürüyen kavramlar mdr? Güzel ve estetik olann topluma kabul ettirilmesinde görsel iletişim araçlar ve yaratlan kültür ne kadar etkilidir?..

A

Berlinale Altn Ay Film Festivali’ne siyasal toplumsal içerikli filmler ve tabii ki siyasetin kendisi damgasn vurdu. Berlinale Film Festivali özelliğini ve rengini zaman zaman radikal politik tavrlar koymasndan alr. Bu yl da kuraln bozmad. Geçmişten bugüne uzanan çizgisi, siyasal ya da toplumsal temalar taşyan filmlerin katlm ile bu festivale de damgasn vurdu. Bu yl bu çizgiyi takip eden filmler ise, insan ruhunun derinlerine inebilen özel filmlerdi. Asya filmleri, Altn Ay da dahil bütün ödülleri toplad. Festival’deki tek Amerikan filmi Robert De Niro’nun CIA’in kuruluş yllarn anlatan ‘The Good Shephard’ (İyi Ço-

ban) filmiydi. Bu filmin oyuncularna özel başar ödülü verilerek mavi boncuk dağtlmas dşnda, Hoolywood filmleri adeta dşland.

Ödüller kime gitti? Altn Ay’y alan “Tuya’s Marriage” (Tuyas’n eşi) filmi, zor yaşam şartlar altnda varolmaya çalşan Moğolistanl bir kadnn hikâyesini anlatyor. Filmin yönetmeni Çinli Vang Kuan. Alfred Bauer Ödülü, “I’m a Cyborg but That’s Okay” filmiyle Güney Koreli yönetmen Park Şan Vuk’un olurken, Hintli yönetmen Rajnesh Domalpalliyse’nin “Vanaja” adl filmi de en iyi ilk film ödülünü

ilişkili siyasal bir öykü anlatyor.

Tarihe tanklk eden filmler

döneminde sahte para basmasyla tannan bir Yahudi’nin toplama kamplarnda, Alman ekonomisini kurtarmak ve düşman ekonomilerini çökertmek amacyla sahte Pound ve Dolar basmaya zorlanmasn ve bu çerçevede gelişen olaylar anlatyor. Emperyalistlerin tarihteki en büyük insanlk suçu, yeniden bir Alman filmi araclğyla sunuluyor. Cannes’da çifte Altn Palmiye alan ve bir Oscar sahibi Danimarkal yönetmen Bille August’ün dönüş filmi olan “Elveda Bafana” da tarihe tanklk

Festival, Edith Piaf’n hayatn konu alan “La Vie en Rose” (Pembe Hayat) adl filmin gösterimiyle başlad. Film ismini, Piaf’n ününün tüm dünyaya yaylmasn sağlayan, 1946 ylnda sözlerini kendi yazdğ ayn isimli şarkdan alyor. Film “Edith Piaf’n ruhu Berlin’de” manşetleriyle tantld. Doğrusu bu ruh festivale ve Berlin’e yakşt. Çünkü “Minik Serçe”, içimizi kanatan efsanevi bir ses, 1,46 boy ve dramatik aşk öyküleri değildir sadece. Dev yüreği nedense (!) yaşam anlatlrken ya es geçilir ya da gerilere itilir. Piaf, 2. Dünya Savaş srasnda gerek şarklaryla, gerekse birçok kez Fransz askerlerinin ve Yahudilerin Nazilerin elinden kurtulmasn sağlamasyla neredeyse bir halk kahraman haline gelmişti. Politik sinemann en iyilerden birisi Stefan Ruzowitzky imzal “Die Falcher” (Kalpazanlar) idi. Nazi zulmünü anlatan ve gerçek bir yaşam hikayesi olduğu söylenen film, Hitler

etmek isteyen filmlerden bir diğeri. Film, Güney Afrika’nn bağmszlk lideri Nelson Mandela’nn hapiste geçirdiği 30 yla yakn süreyi ve bu sürenin önemli bölümünde onun özel gardiyan olan bir askerle ilişkisini anlatyor. Yerli dili iyi konuştuğu için bu göreve seçilen beyaz askerle siyah liderin ilişkileri yllar boyu sürüyor ve sonunda dostlukla noktalanyor. İsrail filmi “Beaufort” ise İsrail’in Lübnan’daki varlğyla

uğruna (hasta torununun tedavisi için gerekli paray bulmak) bir sex-shop’ta iş bulmasn anlatan kendince sinsi ve hnzr bir mizaha anlayşna sahip. Türk filmlerinden, dinci gerici tarikatlar işleyen, Özer Kzltan’n yönetmenliğini yaptğ “Takva” adl yapm uluslararas film eleştirmenleri birliği (FIPRESCI) ödülünü kazand. Ayrca yönetmen Kzltan, dinci gerici bir grup gencin saldrsna uğrad.

Yaşam öyküleri Moğol kadnn yeni bir koca aramasn anlatrken, değişik bir mizah eşliğinde işlenen, Çin yapm “Tuya’nn Evliliği” çok fazla bilinmeyen bir kültürü yanstmasyla beğeni toplayan filmler arasnda yerini ald. Sam Garbarski imzal İngiliz filmi “İrina Palm” ilgi toplayan diğer bir kişisel yaşam öyküsü filmi. Kendi halinde ve yaş geçkin bir orta snf ev kadnnn kendince soylu bir amaç

“Mavi Gözlü Dev” Bir Kitap: “Gurbette Bile Bir Gökyüzü Varmş” vizyona giriyor Nazm Hikmet’in yaşam öyküsünü anlatan “Mavi gözlü Dev” filminin çekimleri tamamland. Dünyaca ünlü şair Nazm Hikmet’in hayatn anlatan “Mavi Gözlü Dev” filmi 9 Mart’ta vizyona giriyor. Senaryosu 4 ylda tamamlanan ve Metin Belgin tarafndan yazlan filmde, ünlü şairi Yetkin Dikinciler oynuyor. Filmin baş rolünü oynayan Yetkin Dikinciler, Babam ve Oğlum adl filmdeki rolüyle de dikkat çekmişti. Filmdeki rolünde Nazm Hikmet’e benzemek için kilo veren Dikinciler ve usta makyöz tarafndan yaratlan diğer karakterlerle birlikte filmin geçtiği platolar aslna uygun olarak düzenlendi. Özellikle Nazm Hikmet’in kendi yaptğ bir resimden esinlenerek Bursa Cezaevi, Beykoz’da kurulan bir platoda yeniden canlandrld. Film müziklerinin yan sra “Davet” adl şiir bir kez daha bestelendi. Filmin post-production işlemleri ise İstanbul’la birlikte Atina’da yapld.

Paris’i “şklandranlar” sadece Parisliler değildir. Sadece Franszlar değildir. Birçok yabanc, göçmen, gönüllü veya gönülsüz sürgünün de bu işte/bu eylemde pay vardr. İnkar edilemez bir boyutta hem de. Paris, gurbette yaşamann Türkçesidir. Bu kent ister başkent olsun, ister isyanlarn doğduğu ve hedefine asla ulaşamadan tarihe karştğ isyankent olsun. Hiç fark etmez. Gurbettesinizdir. Ve sla hasreti dayatr. Ama canmz skmaya da değmez. Çünkü bir sanatçmz kopar gelir oralardan. Ve “lambasn” asar gökyüzümüze: Ve o zaman işte ve sadece o zaman fark ederiz ki bu mekanda da bir gökyüzü varmş.

İş, koşturmaca, kağt ve bürokrasiden başka şey görmeyen gözlerimiz taklr: Bir resme, bir afişe, bir heykele. Ve işte deriz sla gurbete gelmiş, “misafir” bile olsa. Paris deyip geçmemeli yine de: Haindir bu kent. Başkent. Tarihin hazrladğ son şakadr belki. Ama burjuvazinin başkenti olduğuna şüphe yok. Boşuna aramayn Robespierre sokağn; yoktur çünkü. Burjuvazi unutturmak için her çareye başvurur. Paris bçak srt bir kenttir. Burada umut-hüzün içindedir. Hüzün-umut içinde. Ölümlü/ölümcül aylaklktr Paris. Ama bir “arkadaş slğ” duymaya da dayanamaz: O zaman işte bütün İstanbullar, Ankaralar, Diyarbakrlar, İzmirler, Mersinler sökün ederler. Ve siz erirsiniz: Mutluluktan. Çal bir slk daha ne olur. M. Şehmus Güzel Pêrî Yaynlar

Baba ve Piç lirlerken, sanatsal niteliğini ise postmodern edebiyatn kurallar belirlemiştir.

İdeolojisizlik mi dediniz?!

Ermeni sorunu Türkiye’de burjuvazinin emekçileri şovenizm zehiri ile alklaştrmakta kullandğ en etkili silahlardan biridir. Uzun yllar boyunca dokunulmasna cesaret edilemeyen bu sorun son yllarda sistemli bir tartşmann konusu haline getirildi. Bunun siyasal nedenlerine, iç ve dş politik dengelerle ilişkisine bu yazda değinmeyeceğiz. Fakat hangi kaynaktan besleniyor olursa olsunlar şovenizme karş toplumsal bir duyarllk oluşturmaya vesile olmalar ile anlamldrlar.

Edebiyata yansmas Bu girişimlerin edebiyattaki son yansmas Elif Şafak’n Baba ve Piç roman oldu. Baba ve Piç, kahraman yaratm, çeşitliliği ve kurgusu ile başarl bir roman. Oldukça kolay okunan bir sürükleyiciliğe sahip. Fakat roman bitirdiğinizde bu özelliklerin sanatsal bir başarnn kant olmadğn anlarsnz. Sonda söyleyeceğimizi baştan söyleyelim; Elif Şafak şu an rağbet gören snrlar içinden konuşan bir çeşit propaganda roman yazmştr. İçeriği bu snrlar be-

Postmodern edebiyatçlar yaratlarn “metin” olarak tanmlarlar. Klasik romann evrenselleşmiş ölçütleri onlar bağlamaz. Bunlarn başnda da yazarn toplumsal misyonu ve bu misyonun edebiyat araclğ ile gerçekleşmesi gelir. Onlarn kaygs metinleridir, metin araclğ ile okuru bir oyuna çekmek ve aslnda rahatlatmaktr. İdeolojileri edebiyattan kovduklarn, herkesin kendisi ile paralellik kurabileceği bir esnekliği erdem haline getirdiklerini iddia ederler. Ancak tam da bu noktada ideolojiyi romana en kaba biçimleri ile kendileri sokarlar. Baba ve Piç bu açdan gerçek bir postmodern metindir. Temel ideolojisi de her türlü farkllğn birbirine karşmadan, bir arada yaşamasdr. Ermeni sorununu da bu eksene oturtmaya çalşr. Ama bunun “nasl” kaçamak yantlarla ge-

çiştirilir. AB’ci liberalizminin snrlar içinde bir tanmla, Ermeniler de Türkler de tarih yaklaşmlarn farkllaştrp kabul edilebilir bir noktada buluşurlarsa sorun çözülecek der! Sayfalar boyunca yarattğ kurgu bu noktada hzl çekime geçerek apar topar bir sona bağlanr. Toplumsal bir iklimin yaratlmas için zorunlu olan snf mücadelesi içinden gelişecek halklarn kardeşliği kültürü vurgusuna ise kap sk skya kapatlr!

Bir metafor labirenti Roman postmodern oyunbazlk gereği saysz metafor üzerinden kurgulanmştr. Temel metaforu aşuredir. Bu aslnda postmodern bir toplumsal projenin de temel metaforudur. Farkllklarn birbirlerinin niteliklerini bozmadan bir arada yaşamas! Bu tema romandaki diğer metaforlarda da içerilidir. Romann asli mekan olan Kazanclar Konağ’nn sakinlerinin farkllklarnn birbirine karş-

madan bir aradalğ gibi. Şafak’n tüm o metafor labirentlerinden süzülüp gelen toplumsal proje aslnda Osmanl’nn emperyalist küreselleşmenin gereklerine uyarlanarak bugüne taşnmasdr. Şafak bu metaforlara ayn zamanda metafizik tarih anlayşnn estetize edilmesi misyonu yükler. Tasavvuf, mistisizm kokan bu tarih anlayşna göre geçmiş aslnda bugün ve gelecektir. Tarihi toplumsal gelişimden koparr. Tanr’nn adaletinin er ya da geç tecelli edeceği düşüncesi ile okuru sinikleştirir. Nasl ki Nuh insanlğ yola getirmek için 800 yl harcamş ve sonunda Tanr’nn adaleti tecelli etmişse, kz kardeşine tecavüz eden Mustafa da aradan 20 yl da geçse bu günahnn kefaretini ödeyecektir. Aşure burada da iç içe geçen anlamlar yüklenen bir metafor olarak çkar karşmza. Aslnda bu metaforu başka pek çok şeye de uyarlayabilir okur. Postmodern edebiyat da budur zaten! Tarihin Ermeni kym gibi karanlk sayfalar üzerinden beslenen şovenizmle hesaplaşmann postmodernistlerin işi olmadğn da ele verir. Halklar kendi davalar için dövüştükçe kardeşlecek! Şafak gibilerinin snrlar buna dar gelir!


Yaflanacak

N

S

A

N

·

T

Sokak 10. Paris bölgesinde Sarkozy’nin büro açmas, buna karş geliştirilecek eylemlere katlm konusu ve Sarkozy’nin yabanclara dönük politikalar üzerine söyleştik:

Marie (Fransz): Çok normal burada bu kadar polis olmas. Beni korumak için değil. Kendilerini korumak için buradalar. Halka bir faydalar yok. Zarar veriyorlar insanlarn psikolojilerine. Bu çok insanlk dş. İnsan haklarna aykr bir durum. Buna müdahale edilmeli. Burada oturan biri evine kimlik kontrolüyle gidiyorsa burada çok ciddi bir sorun var demektir. Devletin buna müdahalesi gerekiyor. Esnaf (Hindistanl): Bizlerden Franszlar değil göçmenler alş veriş yapyordu. Bu kontrol

ve bask bizim işlerimizi bitirdi. Bir kaç ay sonra ne durumda olacağmz bilemiyorum. Bu insafsz bir şey. Özetle “terk edin” diyorlar. Irkçlk bu. Kimse Sarkozy’e oy vermemeli. Bu düşmanlk olur. Marchille: Bir şey anlamak mümkün değil. Korkulan kim? Bu kadar önlem insanlardan korkulduğu için alnyor. “Korktuğun insanlar nasl yönetmeyi düşünüyorsun ki başkanlk koltuğu için yarşyorsun?” diye Sarkozy’e sorulmal. Tam bir pislik. Ben zaten insanlar anlamakta zorluk çekiyorum. Ona oy verilemez. Herkesi buraya çağrp “Oy vereceğiniz insan bu ve bunlar yapyor” demek gerekli. Buras bir laboratuvar. Doğan: Bu kelimenin tam anlamyla rkçlk. Burada büro açlmas politikas, Sarkozy’i milletvekili, bakan koltuğuna getirdiği gibi cumhurbaşkanlğ koltuğuna da götürebilir. Bu adam yabanclara karş bakş açsyla buralara geldi. Bu politika pirim yapyor. Bu politikann sonucu olduğu için bana bu basklar ‘normal’ geliyor. Buna karş gelişecek eylemlerde yer alrm. Bu olmal zaten.

İsimsiz: Ben politik ilticaym. Bir şey düşünmüyorum. Mehmet (Antepli): Hedefli olduğunu düşünüyorum. Ama bu sonuçta yabanclarn suçu da yok mu? Yabanclar birbirinin emeğini sömürüyor. İnşaat sektöründe Türk ve Kürt patronlar insanlar sömürüyor. Bir başka düzen var. Fransa da buna seyirci kalyor.

Hidayet: Politik iltica olarak buradaym. İstemiyoruz. Zavall birçok insanmz var. Kimliği olup da kendini ifade edemeyen insanlar var. Onlar korkuyorlar gelmek için. İnsanlar için çok tedirgin edici ve terördür bu. Bilinçli olarak buraya geldi. Yabanclar buradan çkarmak istiyorlar. Başka bölge mi yoktu?

Evlilikle ilgili büyük sorunlar Av. Gülşen Çelebi

* Türkiyeli bayanlar boşandktan sonra tekrar evlenebilmek için 10 ay sonra başvuru yapabilirler maalesef. 10 ay beklemek istemeyenlerin mahkemeye başvurup, evlilik için izin almas gerekli. Bu da ancak son evliliğinde hamile kalmadğn ispatladğnda gerçekleşebilir.

U

M

Gündemi takip Şu Avusturya’ya geldim geleli doğru dürüst bir işim olmad. Sakn ha bu çalşmadm anlamna gelmesin. Tersine hep koşuşturdum. En çok kiralk işçi firmalar üzerinden çalştm. Bunlar da doğas gereği seni nerede iş olursa oraya gönderiyorlar.

müzde egemenler toplanmş, bizim admza karar alacaklar. Öyle durmak olur mu?.. Molalarnn birinde olay önce haber olarak aktardm. Tepkileri aldm. Elbette bu durumlarda gelebilecek soruyu beklemeye yattm: “Eeee ne yapabiliriz?” “Gidip toplanty basp, dağtamasak bile önce engellemeye, ol-

İsimsiz: Ben kuaförüm. 5 ay önce geldim Türkiye’den. Bu bölgede oturmuyorum. Oturan arkadaşlar çok kötü etkilediğini biliyorum. Gitsin diyorum.

Bir gece kadnn biri hava alannda bekliyordu. Uçağn kalkmasna daha epeyce zaman vard. Hava alanndaki dükkandan bir kitap ve bir paket kurabiye alp, kendisine oturacak bir yer buldu. Kendisini kitabna kaptrdğ halde, ne kadar görmezden gelse de yannda oturan adamn olabildiğince cüretkar bir şekilde aralarnda duran paketten birer birer kurabiye aldğn gördü. Bir taraftan kitabn okuyup bir taraftan kurabiyesini yerken gözü saatteydi. “Kurabiye hrsz” yavaş yavaş tüketiyordu kurabiyelerini. Kulağ saatin tik taklarndayd ama yine de engelleyemiyordu tik taklar sinirlenmesini. “Kibar bir insan olmasaydm, morartrdm şu adamn gözlerini!” diye düşünüyordu kendi kendine. Her kurabiyeye uzandğnda, adam da uzatyordu elini. Sonunda pakette tek bir kurabiye kalnca “Bakalm şimdi ne yapacak?” dedi kendi kendine. Adam, yüzünde asabi bir gülümsemeyle uzand son kurabiyeye ve kurabiyeyi ikiye böldü. Kurabiyenin yarsn ağzna atarken, diğer yary kadna verdi. Kadn kapar gibi ald kurabiyeyi adamn elinden ve “Aman Tanrm, ne cüretkar ve ne kaba bir adam, üstelik bir teşekkür bile etmiyor!”dedi. Hayatnda bu kadar sinirlendiğini anmsamyordu. Uçağnn kalkacağ anons edilince rahatlayarak içini çekti. Toplad eşyalarn ve çkş kapsna yürüdü. “Kurabiye hrsz” na dönüp bakmad bile. Uçağa bindi ve rahat koltuğuna oturdu. Sonra bitmek üzere olan kitabna uzand. Çantasna elini uzatnca, şaşknlkla gözleri açld. Gözlerinin önünde bir paket kurabiye duruyordu! Çaresizlik içinde inledi, “Bunlar benim kurabiyelerimse eğer; ötekiler de onundu ve benimle her bir kurabiyesini paylaşt!” dedi. Özür dilemek için çok geç kaldğn anlad üzüntüyle. Kaba ve cüretkar olan “kurabiye hrsz” kendisiydi…

Hukuk

L

Seracettin Taşkn: İstemiyoruz Sarkozy’i. Çünkü burada bulunmas birçok insann yaşamn etkiledi. İnsanlar iş yapamyor. Kağtszlar buraya gelemiyor. Eylemler olmal. Oluşumlar olursa destekleriz elbet.

Kurabiye hrsz…

* Almanya’da bir Türk vatandaş, bir yabanc ile Türk konsolosluğunda evlenemez. Çünkü konsolosluğun böylesi çiftleri evlendirme yetkisi yoktur. Bu durumda ikamet etiğiniz nüfus idaresine evlilik için baş vuruyorsunuz. Türkiye vatandaşlarnn Almanya’da evlenebilmeleri için şu belgeleri hazrlamalar gerekiyor; evlenme ehliyet belgesi (Ehefähigkeitszeugnis), doğum kayt örneği, pasaport, ikametgah belgesi ve geçmişte evli olanlar için son evliliğe dair evlenme kayt örneği, boşandğna dair kesinleşmiş mahkeme karar.

P

11 Dünya

Devrimci işçi geyik

Röportajlar Alphonso (Güney Afrika’dan 10 yl önce gelmiş): Bizi bir çevre kirliliği olarak görüyorlar. Tabii bu Sarkozy kaynakl değil. Önceden de böyleydi. Ama şimdi daha yoğun bir biçimde bize tepki geliyor. Polis bize “Siz burada çevreyi kirletiyorsunuz” diyor. Biz kuaförlük yapyoruz. Ama yabanclar onlar için kirlilik. Ofis açldktan sonra onlarca kez kimlik kontrolüne tabii tutuldum. Birçok insan geri gönderdiler. Onlarn kağd yoktu. Ofisi bahane ederek çok insana saldrdlar. Tepki olmal. Çok az eylem olmuş. Ben katlmadm. Katlmak gerekiyor.

O

dikkat etmelisiniz: Türk kanunu Eğer eşler Alman nüfus daire- emeklilik paylaşm tanmaz, sinde evlenirse, Türk Konsolos- bunun için de ayrca başvurulluğu’na evliliği evlenme belgesi maldr. ile bildirmeliler. * Eğer eşlerden biri Alman va* Türk vatandaş bir erkeğin tandaş ise, o zaman bir sene ayevlendiği kadnn soyadn ala- r yaşamak zorunluluğu vardr. bilmesi için dava açmas ve Ayr yaşama ayn evin içinde de önemli bir gerekçe göstermesi gerçekleşebilir. Önemli olan iki zorunlu. Türk vatandaş bir ka- eş gibi yaşanmamasdr. dn evlendiği zaman kzlk soyadn kocasnn soyadnn yann* Boşanmann hzl gerçekleşda taşyabilir. Bunlar evlilik için mesi için; velayet ve nafaka daönemli olan bilgilerdir. vas boşanma davasyla açlmamal, bunlar boşanma davasnBoşanma üzerine dan ayr tutmalsnz. Duruşma gününde itiraz hakkndan vazEvlilik ne kadar önemli ise geçerseniz, kesinleşmiş karar baz vatandaşlar için hzl bo- verilir. şanmak da ayn şekilde önemlidir. Almanya’da boşanmak iste* Kesinleşmiş karar Türkiyen çiftler için baz bilgiler: ye’de tantmak zorundasnz, aksi taktirde tekrar evlenemi* Eğer çiftlerin ikisi de Türk yorsunuz. vatandaş ise, o zaman Alman Karar tercüme ettirilip, AlAile Mahkemesi’ne başvurulur manya’daki mahkemenin tasdive Türk kanununa göre boşan- kiyle birlikte Türkiye’deki bir ma gerçekleşir. Burada şuna avukata vekalet verilmelidir.

diğer gruplara hemen henüz sağlam olmayan barikat yarp oradan çkmamz gerektiğini ilettik. Öngörümüz ne yazk ki doğru çkt ve polis bizi sokağa hapsetti. Ardndan uzunca bir bekleyiş başlad. Hava scak, su yok. Allahtan evlerden duyarl veya hümanist insanlar göstericilere su taşd da bu sorun ağlaşp, szlaşmalara mahal vermedi. Sloganlarmz devam ediyordu. Polisler de boş durmuyordu. Ha bire barikatn ön taraftakilerine saldrp, koparp alabildiğini götürüyordu. Barikat savunacak neredeyse kimse kalmyordu ki yoldaşlar oray bizim korumamz gerektiğini belirtti. Biz de en öne çkp orada etten duvar ördük. Ördük de polis durmadan yükleniyor, savunmada güçlük çekiyorduk.

Aslanlar gibi barikat savunmuş

Bunun hem avantajlar hem de zorluklar var. Mesela yeni yeni insanlar tanyorsun yeni çalşma metodlar öğreniyorsun. Bunlar devrimci bir işçi için yabana atlacak şeyler değil. Deney, tecrübe ve birikim. Bir de ilişki zinciri. Tabii taşyp kalclaştrabilirsen! Devrimci bir işçi yaptğ işi iyi bilip öğrenmek zorundadr. Bunun anlam; işverenle ilişkilerin ciddi temeller üzerinde olur. Hani o seni ilk ve en küçük frsatta kap dşar edemez. Sen ona lazmsn! İşi iyi öğrenmek ayn zamanda sosyalist bir sistem ideali olan birisi için de “sine qua non” (olmazsa olmaz) dr: İktidar aldğnda kalifiye ve iş bilir insanlar ithal mi edeceksin? Bunun diğer yan da işçilerle olan ilişkilerindeki dolayml etkileşimdir. Sen işini iyi bilirsen diğerleri seni takdir eder ve ciddiye alr, sözünü dinler, tavsiyelerine kulak asar. Bu da akabinde iş dş görüş bildirdiğinde senin dinlenmeni getirir. İşte böyle bir durumda iş arkadaşlarna yardma koşan birisi olarak baktk hemen böğrü-

mad protestoya çalşrz bre!” Bir tanesi (8 kişiden), “Eh hadi gidelim bakalm” dedi. Valla mal bulmuş magribi gibi sevindim. Ne yapacağmza dair biraz konuştuk.

Yine böyle bir yüklenmede izbandut gibi zebaniler beni öyle kavradlar ki bir an ikiye bölüneceğimi zannettim. Adamlar yakalamşlar beni çekiyorlar. Yoldaşlar da var gücüyle geri almaya çalşyorlar.

Nefesim kesildi, en son çareyi orada direğe bağlanmş bir bisikletin tekerlerine sarlmakta buldum. Herifler beni brakmyor, bütün güçleriyle çekiyor. Öyle ki teker yuvarlaklğn kaybedip U gibi oldu. Baktlar beni oradan böyle sökemeyecekler (vay be bende de ne kadar güç varmş!) başladlar coplarla ver yansna. Kollarm şişip tutamayacak hale gelince tekeri brakmak zorunda kaldm. Kuş gibi uçurup geriye aldlar beni. Yere indiğimde bir iki sopa falan… Direniş ha! Özel hazrlanmş bir polis otobüsü ve gözalt… Olayn gerisini orada kalp direnen yoldaşlardan ertesi gün dinledim. Benim işçi arkadaş aslanlar gibi barikat savunmuş. Gece yars kitleyi topluca tren istasyonuna götürüp, ilk trene bindirip göndermişler. Benim iş arkadaşyla -ki şimdi bana yar yoldaş gibidir- oturur konuşuruz. O olay andğmzda hep göğsünün kabardğn hissederim. İnşallah uzun ömürlü oluruz da sosyalist bir ayaklanmada onunla nice barikatlar omuzlarz… Murat

‘Geyik’ten barikata! Gün gelince de toplant yerine gittik. Allahm o da ne? Yer gök suratsz zebani kaynyor. Bir tarafta da protestocu cici çocuklar. Kimisi oynuyor, kimisi bira içiyor. Bu arada bizim Alnteri okurlar da geldi. “Selamün…” la yaklaştk ve kaynaştk. Ben bu arada benim iş arkadaşna telkinlerde bulunmadan edemedim. Ne de olsa tecrübe sahibiyiz. “Polis bu gibi durumlarda genellikle saldrr, kendimizi korumamz gerekir” falan… “Sen benden fazla uzaklaşma” tembihi. Neyse uzatmayalm nitekim öyle de oldu. İlk saldrda polis yarallarn toplayp, takiple yetinmek zorunda kald. Bu arada protestocular olarak -yani biz oluyoz- bir sokağa girdiğimizde vahameti fark edip

Mütevazi olmayn, aptal sanrlar!  Gelelim günümüze, ya flimdi öyle mi? Kurtlar

Gelelim günümüze, ya şimdi öyle mi? Kurtlar sofrasnda yaşayan insanoğlu efendi oldukça, hanm hanmck oldukça

sizi işçi, emekçi, memur, ev kadn ya da işsiz olduğunuz için küçümsüyor hatta işi bilmemekle suçluyor. Karakteriniz bile bir anda siliniyor efendi oldukça. Namussuzlarn karşsnda ezilip bükülmeyin. Fazla önemsemeyin, değer vermeyin. Kendinizi hakl olarak yüceltin; paranz pulunuz yoksa bile, kimsenin ekmeğine göz dikmediğiniz için, hala onurunuzu koruduğunuz için, eşinizin üstüne bir metres tutmadğnz için, çocuklarnza haram ye-

kirlenmiş yollardaki taşlara taklp tökezliyor. Düzen böyle insanlar “aptal” diye damgalyor. Pahal kyafetlerin içinde dolaşanlar, emek vermeden maln mülkün üstüne konanlar

dirmediğiniz için, yetimin hakkyla alem sofralar kurmadğnz için, kadn satmadğnz, uyuşturucu satp gençlerin kanna girmediğiniz için kendinizle gurur duyun.

sofras›nda yaflayan insano¤lu efendi oldukça, han›m han›mc›k oldukça kirlenmifl yollardaki tafllara tak›l›p tökezliyor. Düzen böyle insanlar› “aptal” diye damgal›yor. Efendi olmak, hanm hanmck olmak, edepli, ahlakl ve mütevazi olmak bize ailelerimizden miras. Yllarca annelerimiz babalarmz bizi bu sözlerle büyüttüler değil mi? “Krlsan da krma” dediler, “kibirli olma” dediler, “her insana değer ver ayrm yapma” diye nasihatlerde bulundular. Biz de onlardan aldğmz bu kültürü devam ettirelim diye çabalyoruz. Lakin bir şeyi gözden kaçryoruz gibi; büyüklerimizin yaşadğ dönemlerde bu yukarda saydğm insani özelliklerin değeri de ilişki halinde olduklarmz tarafndan biliniyordu. Sevgi, sayg gibi bu kelimeler de karşdaki insanda pozitif etkiler yaratyordu. Söz konusu dönemler daha hortumcularn, uyuşturucu ve kadn ticareti yapanlarn, yat, at, kat olanlarn prim yapamadğ dönemler. Kardeşin kardeşi kazklamadğ, annenin çocuğu, kzn babay bçaklamadğ dönemler. Alimlerin, aydnlarn değerinin bilindiği dönemler…

Kendinizle gurur duyun

Siz siz olun, mütevazi olmayn, özelliklerinizle gurur duyun, hatta o özellikleri taşmayanlar deyim yerindeyse her frsatta eşeğin gözüne sokup çkartn. Görün bakn, nasl da rahatlayacaksnz.

Kaz gibi olmayn Derler ki; kaz yumurtas tavuk yumurtasna göre daha vitaminli olmasna rağmen insanlar tavuk yumurtasn daha çok tercih ederler. Neden? Çünkü tavuk kaz gibi değildir, o yumurtay çkartana kadar bir sürü yaygara yapar, bağrr çağrr. Kaz öyle mi, pt diye brakr yumurtasn, sessiz sedasz! Beni dinleyin, zararl çkmazsnz. Yolda yürürken, otururken, bir toplulukta ortam paylaşrken, bir şeyler yazarken hemen güzel yanlarnz düşünün, hangi konuda becerikli olduğunuzu, neleri iyi yapabildiğinizi aklnza getirin ve şöyle bir dikleşin, başnz öyle bir tutup, öyle bir duruş sergileyin ki, millet dünyay sizin yarattğnz düşünsün. Fikriniz sorulursa ve bilginiz varsa dökün ne var ne yok masaya. Benden size dost tavsiyesi, brakn bu düzende hanm hanmck ve efendi olmay oyunu kuralna göre oynayn. Her frsatta basn yaygaray, kaz gibi olmayn aptal sanrlar! Tamer Dursun


Dünya Yaflanacak

Dünyay› istiyoruz, k›r›nt› de¤il !..

Snr ötesine hayr! İlla ölmek mi

Türkiye’den Mektup var Barş Yarkadaş baris@gercekgundem.com

DİSK’in aday Sargül mü? Devrimci İşçi Sendikalar Konfederasyonu (DİSK) kuruluşunun 40. yl dönümünü kutluyor. Ancak bu kutlama, on binlerin katldğ, işçi snfnn alanlar inlettiği, örgütüne sahip çktğ eylemler, gösteriler ve yürüyüşlerle yaplmyor. Çünkü; DİSK artk tabela örgütü olmaktan öte bir anlam taşmyor. Bu yüzden de ne işçi snf içinde bir varlk gösterebiliyor, ne de geniş halk kitlelerinin saygnlğn kazanabiliyor. 12 Eylül öncesi yüz binlerle ifade edilen sendika, bugün Avrupa Birliği ile gerçekleştirilen faaliyetlerden elde edilen fonlarla ayakta duruyor. DİSK Başkan Süleyman Çelebi ise geride braktğmz günlerde Cumhuriyet Gazetesi’ne verdiği bir röportajda, ideolojik güçsüzlüklerini, kitlesel güçlerinin olmamasn, işçi snfyla bağ kuramamalarnn sorumluluğunu (yine) 12 Eylül darbesine yüklüyor. Halbuki, birileri DİSK Başkan Çelebi’ye, darbenin üzerinden 27 yl geçtiğini hatrlatmal! Ancak belli ki Çelebi’nin bunu görebilecek pek bir vakti yok. Zira o, başnda bulunduğu örgütten daha çok, Şişli Belediye Başkan Mustafa Sargül’ün “sol”un başna geçmesi için vakit harcyor. İstanbul’un en lüks restaurantlarnda CHP’li Bülent Tanla, Şişli Belediye Başkan Mustafa Sargül ve DSP’li Ahmet Tan’la, sürekli planlar yapan Çelebi, kafasndaki “sol” tanmn ise bir türlü ifade edemiyor. Yine net olarak ifade edilmeyen noktalardan biri de, Başkan Çelebi’nin giriştiği bu faaliyetin DİSK adna yaplp yaplmadğ. Zira, işçi snf içinde gitgide eriyen, örgütsüzleşen ve politika üretemeyen DİSK, hangi nicel ve ideolojik gücüne güvenerek “sol”u birleştirmeye çalşyor. DİSK’in “sol” olarak tanmladğ kişi, Mustafa Sargül mü? Ya da DSP Genel Başkan Zeki Sezer mi? DİSK işte bu yüzden, ideolojik netliği olmamasndan dolay gitgide eriyor. İşçi snf ile burjuvazinin arasndaki “uzlaşmaz çelişki”yi bile reddeden bir noktaya gelen DİSK, ideolojik savrulmasn, “teorik zemine” oturtmaya çalşyor. Bu yüzden de “İş yerimi seviyorum” gibi sloganlarla neredeyse şirket sahiplerinin bile teklif edemeyeceği sloganlar işçi snfna attrmaya çalşyor. Bir dönem, adnda “Devrimci”yi ifade eden “D”nin kaldrlmas bile tartşlan DİSK, var olabilme gücünü ne yazk ki; artk Mustafa Sargül’de, Zeki Sezer’de, Ahmet Tan’da, DSP’de aryor. O halde, artk bu soruyu sormann vakti geldi: DİSK’in kafasndaki sol’un tanm nedir? DİSK, örgüt olarak Mustafa Sargül’e nasl bakyor? DİSK, Mustafa Sargül’ü ‘sol’un yeni lideri olarak m görüyor? Mustafa Sargül, işçi snfnn mücadelesinde hangi noktada durmakta ve ne tür açlmlar getirmeyi planlamaktadr? DİSK, DSP’den ne ummaktadr? DSP’nin 57. hükümet döneminde, IMF politikalarna dayanarak yapmak istediği emeklilik yaşnn yükseltilmesi, asgari ücretin düşük tutulmas, anti - demokratik yasalarn çkartlmasndaki pay konusunda ne düşünülüyor? DİSK Başkan Çelebi’nin, bitirilmesi konusunda uğraş verdiği ölüm oruçlarnda DSP’nin rolü nereye konuluyor? F Tipi Cezaevleri’nin mimarlarndan olan DSP’nin tutumu nasl değerlendiriliyor? Kuşkusuz bu sorular çoğaltlabilinir. Ama bunlar peş peşe sralamann ve çoğaltmann bir anlam yok. Zira, DİSK ve Başkan Çelebi, bu sorulara cevap veremeyecektir. Çünkü; bu sorularn cevabnn verilmesi, siyasi rotalarn değiştirmeleri anlamna gelir.

 S›n›r ötesi askeri müdahaleye karfl› mü-

cadele ayn› zamanda s›n›f içindeki geri- Türk’ü de Kürt’ü de ezen ayn karanlk ci, floven, çürütücü ak›m ve tutumlara Sömüren ve ezenleri bir, sokarfl› da bir mücadeledir. run ve talepleri ortak olan halk-

Genelkurmay Başkan Büyükant’n Amerika, İsrail Başbakan Olmert’in Türkiye ziyaretleri sonrasnda yaplan Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantsnn ardndan Güney Kürdistan snrnda Türk ordusu hareketliliğini arttrd. Şrnak’ta Cudi, Gabar, Küpeli Dağlar ile Bestler ve Dereler Mevkii’ne askeri birlikler konuşlandrlrken snra yakn bölgelere de mevziler kazlarak asker yerleştirildi. Görümlü, Çalşkan ve Kasrk Köyü’ndeki geçiş noktalar tutulurken, savaş uçaklar ve helikopterlerin alçak uçuş yaptklar gözlendi. Ayrca snr bölgesine konuşlandrlan tanklarn da zaman zaman yer değiştirerek hareket halinde olduğu biliniyor.

Karşlkl çkşlar Federe Kürdistan Bölgesi Başkan Mesud Barzani, yaptğ son açklamasnda “İran ve Türkiye, Kürtlerin bağmsz bir devlete sahip olma hakk olduğu fikrine alşmal” demişti. Güney Kürdistan’daki PKK varlğyla askeri mücadelelerinin söz konusu olamayacağn söyleyen Barzani, Kerkük’ün

fazlasna da yabanc değildir. Dün olduğu gibi bugün de bu saldrlar amacna ulaşamayacak, bu gelenek her zaman olduğu gibi kendi yolunu mücadeleyle açacaktr.”

Önce tehdit sonra sansür Sansürün gerekçesinin, siteye bir ziyaretçi tarafndan gönderilen ve Selçuk Üniversitesi’ndeki taşeron işçilerin çalşma koşullarn aktaran 23 Şubat 2006 tarihli “Selçuk Üniver-

met görevlendirse dahi Güney Kürdistan’daki Kürt liderlerle görüşmeyebileceğini açklamşt. Son MGK toplantsnda ise Kürt liderlerle teknik düzeyde görüşülmesi anlaşmas sağland. İçerdeki kontrgerilla çetelerini üst düzeyde hareketlendirecek böylesi bir saldrnn hedefinde sadece yurtsever Kürt halknn olmayacağ gayet açk!

lar arasnda, komşu emekçi halklar arasnda düşmanlaşma hedefleniyor. Türk emekçilerin, Kürt halknn üzerine düzenlenen kanl seferlerin destekçisi değilse bi-

le, seyircisi olmas isteniyor. Snr ötesi askeri müdahaleye karş mücadele ayn zamanda snf içindeki gerici, şoven, çürütücü akm ve tutumlara karş da bir mücadeledir. Çürüyen snfn işçi snf içindeki bu etkilerine karş, bunlar kazyp saflardan atma mücadelesi vermeden, ne onur korunabilir, ne de emek… Başka bir ulusu ezen bir ulus, özgür olamaz!

“Türk aydn”na hakaret 301’e girer mi? Adalet Bakan Cemil Çiçek bir gazeteye verdiği demecinde, “301. madde tartşmalarnda Türk aydnnn ne kadar ikiyüzlü ve çoğunun omurgasz olduğunu gördüm” dedi. Konuyla ilgili ÇHD açklamasn yaynlyoruz: Adalet Bakan Cemil Çiçek “Türk aydn”na hakaret etti. “Türk aydn”na hakaret 301’e girer mi? “Türk Milletine” veya “Türklüğe hakaret” yasak da “Türk aydn”na hakaret serbest mi? Asl ikiyüzlülük bu çelişkide

Alinteri.net SANSÜRLENDİ!

www.alinteri.net sitesine erişim 26 Şubat gününden itibaren mahkeme kararyla engelleniyor. Türkiye IP’leri üzerinden girişler 26 Şubat saat 15.30 sularnda Türk Telekom tarafndan engellenmeye başland. Alinteri.net tarafndan yaplan açklamada şunlar belirtildi: “Basn özgürlüğü ve halkn haber alma hakkna yaplan bu saldrnn faşist mantk dşnda hiçbir açklamas olamaz. Özgür basn geleneği bu tür kapatma ve engelleme saldrlarna da, daha

Kürt kenti olduğunu da bir kez daha belirtmişti. Türkiye’nin Terörle Mücadele Özel Koordinatörü Emekli Orgeneral Edip Başer ise hükü-

sitesi’nde kölelik” başlkl haber olduğu düşünülüyor. Zira engelleme gerekçesi olarak hiçbir şey bildirilmiş değil. Haberde şöyle deniyordu: “Selçuk Üniversitesi bu işçileri kendi kurumunun bünyesinde işçi olarak, kendisini de işveren olarak göstermek yerine; belirli bir rakamdaki işçilerin dşnda yaklaşk 5 bin veya daha fazla işçi NUSRET ARGUN isimli bir şahsn 3 ayr isimle açlmş taşeron firmasnda temizlik işçisi olarak çalşyor göstermektedir.” Haberde ad geçen Nusret Argun önce, “Google’da ismimi aratnca ilk sizin siteniz geliyor, o haberdekiler doğru değil” diyerek haberin çkarlmasn istemiş, bu yaplmaynca site yöneticilerini tehdit etmeye başlamşt. Bu tehditlere rağmen haber çkarlmaynca, Alnteri gazetesinin sorumlu yaz işleri eski müdürü Sakine Yalçn aleyhine 20 YTL’lik tazminat davas açt. Bu davann açlmasndan yaklaşk 1 hafta sonra, site yöneticilerine herhangi bir uyarda bulunulmadan siteye erişim engellendi.

kendini ele veriyor. Türklüğü, Türk Milletini koruma bahanesi arkasnda toplumsal muhalefeti ve kendinden olmayan herkesi susturma niyeti yatyor. İnsanlarn ulusal, rksal, dinsel, kültürel aidiyetlerinin eşitliğini, hak ve özgürlüklerini reddeden, birini diğerine üstün klmaya çalşan gerici faşizan zihniyetin aydnlara tahammülsüzlüğü onun tarihsel geleneğidir. 301’e karş aydn tepkisinin gerekçeleri karşsnda köşeye skşan Adalet Bakan bu tarih-

sel geleneğe sarlmştr. Tpk Kenan Evren gibi. Tek eksiği aydnlar toplu yarglatamamas. Onu da bugünkü konjonktürde gücü yetmediği için yapamyor. Ona verilecek en iyi yant, aydn duyarllğnn Hrant Dink’in cenazesinde olduğu gibi kitleselleşmesidir.

gerek? Türk Tabipler Birliği, SES ve Tüm Radyoloji Teknisyenleri ve Teknikerleri Derneği (TÜMRAD-DER), Hava-İş Genel Merkezinde basn toplants düzenleyerek, 11 Mart’ta Ankara’da gerçekleştirilecek mitinge çağr yaptlar. AKP hükümetinin sağlk politikalarn eleştiren sendikaclar radyoloji çalşanlarnn çalşma saatlerini artran torba yasasnn geri çekilmesini istediklerini belirttiler. Hastanelerde kullanlan röntgen cihazlarnn Türkiye

Atom Enerjisi Kurumu tarafndan onaylandğn ve ruhsatsz olduğunu, Torba Yasas ile çalşma ürelerinin artrlmasyla kanser başta olmak üzere bir çok hastalğ yakalanma risklerinin yüksek olduğunu vurguland. “Yllardr sorunlarmza kulak tkayan Sağlk Bakanlğ’na soruyoruz? Sesimizi duyurmamz için illa ölmemiz mi lazm?” diyen sendikaclar, bu yasa ile radyasyon mağdurlarnn saysnn artacağnn altn çizdi.

JİTEM’in hedefinde Osman Baydemir var!

JİTEM, Diyarbakr Büyükşehir Belediye Başkan Osman Baydemir’e suikast hazrlğnda. Dicle Haber Ajans (DİHA), JİTEM’in Osman Baydemir’e suikast hazrlğnda bulunduğunun ortaya çktğn duyurdu. Ocak aynn sonunda Diyarbakr E Tipi Cezaevi’nde adli suçlardan hükümlü olarak bulunan Gökhan Cevheroğlu, JİTEM’in kendisini “tannmş bir kişiyi öldürmesi” amacyla ce-

zaevinden çkarp silah ve çelik yelek temin ettiği hakknda Adalet Bakanlğ’na suç duyurusunda bulunmuştu. Cevheroğlu, Diyarbakr Cumhuriyet Savclğ’na verdiği ayrntl ifade de “tannmş hedefin” Osman Baydemir olduğunu söyledi. Bu gelişme üzerine Diyarbakr Cumhuriyet Başsavclğ, Diyarbakr Valiliği’ne resmi bir yaz göndererek, Cevheroğlu’nun Baydemir’e suikast düzenleneceğine ilişkin ciddi iddialar olduğunu ve bu nedenle Baydemir’e koruma tahsis edilmesini istedi. Valiliğin talebi üzerine de Emniyet Müdürlüğü’nden 3 polis memuru Osman Baydemir’e koruma olarak verildi. Ancak Baydemir, kendi resmi korumalarnn olduğunu belirterek, bu talebi geri çevirdi.

27.02.2007 Çağdaş Hukukçular Derneği Genel Yönetim Kurulu adna 2. başkan Av. Kazm Bayraktar

12 Mart Gazi: Her köşeye skştğnda yeni katliamlar tezgâhlamaktan, halklar birbirine düşürmekten çekinmeyen burjuva devlet, tpk ‘80 öncesinde Maraş’ta ve Çorum’da yaptğ gibi, 1993’te Sivas’ta ve 1995’te de Gazi Mahallesinde AleviSünni karştlğ yaratmaya dönük saldrlara girişmiştir. 12 Mart 1995 günü bu devlet geleneğine bir kez daha şahit olundu.12 Mart Gazi ve 15 Mart Ümraniye katliamlar failleri hala sokaklarda dolaşyor.

Newroz: Newroz kimileri için takvimsel bir meseledir. Medler ve onlarn takipçileri olan Kürtler için Newroz “Yeni Gün”dür. Halk için yeniden doğduklar bir günü ifade eder Newroz. Onlarn hayatnda kapanan kötü bir dönemin ardndan direnişle yaratlan yepyeni ve özgürlük dolu bir gün başlamştr. Yeni bir başlangçtr Newroz. Bundan dolay Medler’in takipçileri olan Kürtler’in Newroz kutlamalarnda hep direniş ruhu, birlik ve mücadele ruhu hakim olmuştur. Medler’den beri ciddi bir şekilde özgür yaşamamş ve her zaman bask altnda tutulan bir halk için bu tür bir anlam yükleme ve buna uygun bir kutlama doğaldr.

16 Mart Beyazt: Bir ölü yatyor Vurdular Kurşun yaras Kzl bir karanfil açmş alnnda İstanbul’da Beyazt meydannda. Nazm HİKMET Öğrenci hareketinin olduğu kadar işçi hareketinin de düzene karş tepkilerini dile getirdiği birçok eyleme kucak açan Beyazt Meydan, 16 Mart 1978’de kanl bir katliama sahne oldu. Hukuk ve İktisat Fakültelerinde okuyan 7 devrimci öğrenci yaşamn yitirirken 50’den fazlas yaraland. Beyazt Meydan kan gölüne döndü.


pdf32  

cak iflçi göçü için “Süreli göçmenlik” di- ye bir kavram türetti. Daha önce Alman- ya’ya getirilen “misifir iflçiler”gibi... Yaşanacak Sayfa 1...

Advertisement
Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you