Skip to main content

pdf26

Page 10

Yaflanacak

Dünya 10

K

Ü

L

T

Ü

R

·

S

A

N

A

T

Yar na giden bir ayd n

Adnan Yücel “Sen yürürsün rüzgar yürür/ Sabahlar s ğmaz olur gözlerine/ Her ad mda çözülür bir karanl k/ şafaklar çiçek sunar ellerine/ Gün tutuşur”

“Sevdim soluğunu rüzgar k lan insanlar Soluğumu soluklar na katt m” Yoksul emekçi bir aileden gelen A. Yücel, devrimci düşüncelerle ‘70’li y llarda öğrencilik döneminde tan ş r. 12 Eylül’ün y lg nl k ak nt lar na kap lmaks z n, “Direnenler de var bu havalarda” dediği “rüzgar soluklular” aramaya koyulur. Bir yanda tüm s n fsal ve devrimci değerlerimize kültür-sanat cephesinden sald r , diğer yanda “Saraylar saltanatlar çöker/ Kan susar bir gün/ Zulüm biter /(..)/ Bu günlerden geriye/ Bir yar na gidenler kal r/ Bir de yar nlar ad na direnenler” diyen A. Yücel. Aram ş ve bulmuştu O, kan kokulu karanl klarda “yekpare mermer” dediği devrim ve sosyalizmi her koşulda direngen-

likle savunanlar . Bana bizi, o buluşmay anlat yor büyük bir coşkuyla. Bir yağmur damlas n n nehre ulaşma çabas n … “O boğucu y llarda direnenlerin varl ğ güç kat yordu bana. Henüz tan şmadan, bas ndan okuduklar mla başlad m yazmaya onlar . Ve aramaya..” diyor. “Ve nihayet buldum sizi; toprağ n suya kavuşmas gibiydi, muhteşemdi, çoğald m, doldum, taşt m” diyor kahkahalarla.

Soluğu soluğumuzdu “Yeryüzü Aşk n Yüzü Oluncaya Dek”, “Çukurova Çeşitlemesi” kitaplar nda umuttan direngenliğe, hayk r ştan baş kald r şa ve toplam na bir çağr dile gelir. İhanet ve y lg nl ğa güçlü vuruşlar n diğer ad d r “Yer yüzü Aşk n Yüzü Oluncaya Dek”. “Doruğum” dediği bu kitab nda

O, tasfiyecilik ve yenilgi ruhuna karş devrim ve sosyalizmin kaç n lmazl ğ n konuşturur her dizesinde. Partili sanat n günümüzdeki yetkin örneklerinden biridir bu kitap. 12 Eylül döneminde salt yazmakla kalmam ş, dönemin toplumsal, siyasal görevlerinin şiir diliyle alt n çizerek yeni mücadele yöntemlerini de önermiştir. “Sen yürürsün rüzgar yürür/ Sabahlar s ğmaz olur gözlerine/ Her ad mda çözülür bir karanl k/ şafaklar çiçek sunar ellerine/ Gün tutuşur” (Ac ya Kurşun İşlemez) Bu dizeleriyle yollara ç kan işçi ad mlar n , madenci yürüyüşünü an msamamak mümkün mü? Korkunun saltanat sürdüğü kent meydanlar n işçi ad mlar n n ç nlatmas n düşler, geleceği onlarla tasarlar zihninde. Tarihin kesintisiz ak ş nda

mücadelenin yükseleceğine, devrim ve sosyalizmin kaç n lmazl ğ na inanc o denli büyüktür ki, şiirlerinden taşan bu duygu okuyan etkiler. Yorgun olan canlan r, umutsuzlara umut aş lar, ufkunu kaybetmişlere tan at m n gösterir coşkulu bir srarla. Tüm duruş, dünya görüşü ve sanat n n kristalleştiği dizeler bizim mücadelemizle A. Yücel’in şiirinde kaynaş r, yoğrulur, yoldaşlaş r ve hayk r r “Bitmedi daha sürüyor o kavga/ Ve sürecek/ Yer yüzü aşk n yüzü oluncaya dek”

Yar nlara… Partili kültür-sanat n, parti ve sanatç şahs nda nas l etle t rnak olmas gerektiğinin anlaml örneklerinden biridir. Dönemin ağ r bask ve sansür y llar nda imge diliyle ama daima bizi biz yapan özelliklerimizi

anlatm şt r. Kah “soluğu rüzgar olan”, kah “yer alt nehirleri”, “k r çiçekleri”, “yekpare mermer” tan mlamalar yla bir şekilde yer açar şiirinin baş köşesinde. Toplumsal mücadelenin öznesiz olmayacağ n anlat r döne döne. İşçi ve emekçileri s n f mücadelesine çağ r r durmaks z n. Günümüzde kimileri onu A. Yücel yapan bu karakteristik özelliklerinden ar nd rarak, onun s n f-parti ilişkisini budayarak “kutsama” çabas içindedirler. Bu çabaya soyunanlar y llar önce rüzgar soluklular “kendi düşen ağlamaz” tan m yla değerlendirmişlerdi. Bir kez daha “kendi düşen ağlamaz!” O tüm yaşam nda düşenleri arkas nda b rakarak yar na gitme çabas nda oldu. A. Yücel, yaşam ve şiirleriyle mücadelemizde, kültürümüzde soluğu soluğumuzda yaşamaya devam ediyor ve edecek, “Yer yüzü aşk n yüzü oluncaya dek!” Ayhan Sağcan 27 Temmuz 2005

1. Uluslararasi İşçi Filmleri “Haziranda ölmek zor” Festivali 1. Uluslararas İşçi Filmleri Festivali, İstanbul ve Ankara’da gerçekleşti. İstanbul’da gerekleştirilen aç l şa; Vedat Türkali, Yavuz Özkan, Aytaç Arman, Eşber Yağmurdereli, Gencay Gürsoy, Arif Keskiner, Abdullah Ayd n, Kamil Kartal, Ak n Birdal, Ezel Akay gibi çok say da sinemac , ayd n ve sendikac yla birlikte bin 500 kişi kat ld . İşçi Filmleri Festivali ilk olarak, 1994 y l nda ABD’nin San Francisco kentinde düzenlendi. “Laborfest” (İşçi Festivali) olarak isimlendirilen bu festival, 1994 y l ndan bu yana her y l 5 Temmuz’da başlayan ve 1 ay süren bir işçi kültür ve film festivalidir. 5 Temmuz, ABD’nin San Francisco kentinde, 5 Temmuz 1934’te “Kanl Perşembe” olarak an lan ve liman işçilerinin grevini destekleyen 2 işçinin öldürüldüğü günün y ldönümü olduğu için seçildi.

Enternasyonal bilinç Uluslararas İşçi Filmleri Festivali ile yap lmak istenen, mücadelenin en etkili sinematografik örnekleri arac l ğ yla s n f ve dayan şma kültürünü canland rmak, emperyalist küreselleşme cereyan alt nda yeniden üretilen milliyetçi, şoven, gerici ideolojilerle “parçalanmaya” çal ş lan dünya halklar na, işçi s n f n n acil ihtiyac olan enternasyonal duruşu an msatmak, k sacas barbarl ğ n yeni türlerine karş bilinci geliştirerek s n f mücadelesine mütevaz bir katk sunulmakt r. Festivalde gösterilmek üzere

Haziran s cağ nda gömdük onlar haziran güneşine ve her daim gülümseyen güneşlere. Grev çad rlar nda ve meydanlarda kavgay harlad lar, işkencehaneleri ve hapishane duvarlar n direnç olup parçalad lar genç dillerden dökülerek. Umuda umut, dirence direnç kat p büyüten ve büyüyen devrimci şairleri ölüm y ldönümlerinde sayg yla an yoruz…

TARANTA-BABU’ya beşinci mektup

seçilen filmler de, bu ufkun ürünüdür.

20 ülken 40 film İsçi Filmleri Festivalleri’nde genel olarak uluslararas ve yerel olmak üzere 2 kategoride filmler gösteriliyor. Festivalde sunulacak olan filmlerin seçiminde içerik göz önünde bulundurularak bir ay klama yap l yor. Seçilen filmlerin, farkl coğrafyalardan işçi s n f öykülerini anlatmas na dikkat ediliyor. Coğrafi ve kültürel farkl l klar na rağmen filmlerin, işçi s n f n n mücadelesinin evrensel olduğu konusunda ikna yeteneğine sahip filmler olmas na özen gösteriliyor. “İşçi filmleri” başl ğ alt nda değerlendirilen filmler iş, emek, işçi, emekçi gibi kavramlar n en geniş anlam yla kapsad ğ alanlara dair filmler. Dolay s yla sadece s n f mücadelesini ya da sendikal hak ara-

y şlar n anlatan filmler değil; işçilerin günlük yaşamlar nda karş laşt klar sorunlar da ele alan filmler yer al yor.

As l hedef Festivalin esas hedefi, işçilerin hem ülke içindeki hem de ülke d ş ndaki s n f kardeşleriyle iletişim kurmalar n sağlamak. Zira, işçiler neredeyse bütünüyle s n f d ş ideolojiler taraf ndan esir al nm ş durumda. Hak arama mücadelelerinin bile imkans z hale getirildiği günümüzde toplumsal mücadeleyle birlikte oluşan “s n f bilinci”nin “yokluğu” veya “zay fl ğ ” işçi s n f n n bireysel ve toplumsal dejenerasyonunu h zland r yor. Böyle bir ortamda işçi s n f n n/işçilerinin kendi gerçeklikleriyle yüzleşmelerine katk sunmak, bu dejenerasyonun etkisizleştirilmesinde k smen de olsa etkili olacakt r.

Görmek işitmek duymak düşünmek ve konuşmak koşmak alabildiğine baş dolu baş boş koşmak… Hehehey TARANTA-BABU hehehey, yaşamak ne güzel şey anas n satt ğ m n yaşamak ne güzel şey… (…) Düşün TARANTA-BABU! İnsanoğlunun yüreği kafas kolu yedi kat yerin alt ndan çekip ç kar p öyle ateş gözlü çelik allahlar yaratm ş ki kara toprağ bir yumrukta serebilir, y lda bir veren nar bin verebilir. Ve dünya öyle büyük, öyle güzel öyle sonsuz ki deniz k y lar her gece hepimiz yan yana uzan p yald zl kumlara y ld zl sular n türküsünü dinleyebiliriz… (...) Anlayarak bir usta kitap gibi bir sevda şark s gibi duyup bir çocuk gibi şaşarak YAşAMAK…

Yaşamak: birer birer ve hep beraber ipekli bir kumaş dokur gibi… Hep bir ağ zdan sevinçli bir destan okur gibi YAŞAMAK… (...) Naz m Hikmet (3 Haziran 1963)

Onur da ağlar Gözlerinin p nar nda bir bulut, boşand boşanacak nerdeyse. Akl mdan geçenleri okuyorsun su gibi. Dünya gördü, bizi boğazlad lar… Tutma gözyaşlar n onur da ağlar… B rak y kans n gökyüzü, lacivert, yeşil, alt n ş klar günbat m n. İşte şafaktay z gene Ç r lç plak ve mavi. İşte sanki dağ yeli ve işte sanki meltem… Kimse toz konduramaz kesip att ğ m z t rnağa bile. Sen en güzel k z s n bütün galaksilerin, bense tözüyüm art k akkor tözüyüm Prometheus’u yakan kara sevdan n… Ne aln m zda bir ay p ne koltuk alt nda sakl haç m z. Biz bu halk sevdik ve bu ülkeyi. İşte bağ şlanmaz korkunç suçumuz… Ahmed Arif (2 Haziran 1991)

Boby Sands (Robert George Sands) “Maze” tan r onu…

Tarihin Gemisinden

9 Mart 1954’te Belfast’da doğmuş olan İrlanda Kurtuluş Ordusu üyesi, militan, ölüm orucunda yaşam n yitirmiş büyük direnişçi… Bu ayki Tarih Gemisi’ne, May s ay içinde yaşam n inand ğ dava uğruna, ezenlerin yüreklerine korku salarak, yandaşlar na umut saçarak feda etmiş bir kahraman konu etmek istedik.

Sands, karoseri ustas yd . Protestan şiddet yanl lar n n bask lar n n h zla artt ğ bir dönemde, IRA (Kuzey İrlanda Kurtuluş Ordusu) saflar na kat ld (1972). İlk olarak bombal bir sald r dan sorumlu tutularak mahkum oldu. Bu dönemde politik tutukluluk statüsü taş yor, askeri elbise giymiyor ve çal şm yordu. 1977 y l nda 2 arkadaş ile birlikte, arabalar nda bir silah bulunmas üzerine 14 y l hapse mahkum oldular ve Maze Zindanlar ’na gönderildiler (Maze, Long Kesh olarak da bilinir.)

1981 y l nda İngiliz Hükümeti politik tutukluluk statüsünü kald r nca, Boby Sands ve arkadaşlar ölüm orucuna başlad lar. Sands ve arkadaşlar , tek tip

elbise giymeyi ve zorla çal şt r lmay reddettiler. Bütün bu direniş, İngiliz rejiminin Kuzey İrlanda direnişçilerini aşağ lamak, direnişlerini, politik statülerini k rmak için, üç y la yay lm ş faşizan bask lara direnme süreci şeklinde yaşand . Bu yöntemler sonras nda Türkiye de dahil, pek çok ülkede uyguland . Mahkumlar 3 y l boyunca çal şmay reddettikleri için, 24 saat hücre cezalar na çarpt r l yorlard . Bu hücrelerin duvarlar Boby Sands ve yüzlerce direnişçinin d şk lar ve sidikleri ile kaplanm ş ve tarihte buna “Sands Protestosu” denmiştir. Bu direnişler s ras nda

Sands, Fermanagh ve Güney Tyrone’nin milletvekili seçildi.

Yüzbinler uğurlad … Boby Sands, 66 gün süren açl k grevinin ard ndan zindanda yaşam n yitirdi. Bu açl k grevlerinde kendisi ile birlikte 9 arkadaş da yaşamlar n , bağ ms zl k ve davalar uğruna yitirdiler. Belfast’taki cenaze törenine yüzbinlerce insan kat ld . Boby Sands… İnand ğ dava uğruna hiç çekinmeden; açl ğa, susuzluğa, pislik içinde yaşamaya katlanan ve gerekirse can n dahi veren direniş önderi, bize ne çok şey öğrettin!

Kültür Deryas›

Cem Günhan

Avrupa, Faşizm, Hitler… 21. yüzy l n başlar n n Avrupas ’n n bir analizini yap n deselerdi, çoğumuz yaşad ğ m z ülkelerdeki gelişmeleri temel alan aç klamalar yapard k herhalde. Ama san r m hepimizin ortaklaşacağ baz konu ve kavramlar olacakt r: Avrupa cografyas nda ve özellikle Almanya’da yükselen rkç -faşist dalga, yabanc lara karş tak n lan insanl k d ş tutumlar gibi. Bunlar dikkate alarak bu ayki yaz m z n konusunu Hitler-faşizm- rkç l k olarak belirledik Uzun y llar Roma Üniversitesi’nde öğretim üyeliği yapan Prof. Gaetano Mosca “Siyasi Doktrinler Tarihi” adl kitab nda, faşizmi şöyle tarif eder: “Faşizme göre insanlar n haklar devletin onlara verdiklerinden ibarettir. Totaliter doktrininin özeti budur. Partinin kişileştirdiği devlet, bütün milletin ve onun her bir mensubunun hayat n n tümünü yönetir. Onun ne maddi, ne de manevi hiçbir şans yoktur. Vatandaşlar n mal da, can da onundur. Hiçbir hakka sayg göstermez. Hiçbir düşünce ve söz hürriyetini hoş görmez. Muhalifler hain ya da cani say l r.” İşte Almanya’da Hitler, İtalya’da B.Mussolini, İspanya’da Franko sahsiyetleri ile son noktas na ulaşan bu tipteki faşizm, günümüzde de farkl görüntüsü, ama değişmeyen içeriği ile günlük yaşam m zda…

Gelişim 1918’de savaştan yenik ç kan Almanya’da İmparator’un tahtan ayr lmas ile, Almanlar n al şk n olmad klar demokratik bir sistem, cumhuriyet kuruldu. Yap lan seçimler sonras farkl siyasal partiler parlamentoya girdiler. Bu s rada yaşanan ekonomik ve sosyal olumsuzluklar yan nda, bir de savaştan yenik ayr lman n ezikliği vard . Naziler demokratik kurumlar , siyaset adamlar n ve Yahudileri tüm bunlar n sebebi olarak gösteriyorlard . Eski bir asker olan Adolf Hitler, 1921’de Nazi Partisi’nin (Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi ) önderi oldu. Bu parti asl nda sosyalizme karş yd ve yaln zca “Büyük Almanya” ülküsüne bağl yd . Üyeler askeri üniforma giyerler ve Hitler’in askerleri gibi davran rlard . Hitler’in 1921’ de kurduğu ve 1925’te yeniden örgütlediği F rt na Bölüğü (Sturmabteilung-SA) olarak adland r lan çeteler, kendilerinden olmayan herkesi sindirmek için zor kulland lar. Var olan koşullar da faşist ideolojiyi besliyor, toplumsal bir taban oluşturuyordu. Buna rağmen Nazi düşünceleri savaş n y k m n yavaş yavaş aş p, gelişen Almanya’da etkisini kaybediyordu. Fakat 1929-1932’deki ekonomik bunal m sonucu büyüyen işsizlik, Naziler’in canlanmas na neden oldu. Nazi Partisi ilk büyük başar s n da, 1930 seçimlerinde kazand . İktidar için yeterli oyu toplayamasa da, parlamentonun önemli partilerinden biri haline geldi. Oylar Katoliklerden daha fazla Protestanlardan, şehirlerden daha fazla k rsal bölgeler ve kasabalardan, işçilerden daha fazla orta ve üst kesimden geldi. Bu başar lar nda İtalyan Faşist Partisi’nin yapt ğ gibi, yasa d ş yollar kullanmalar n n pay vard r. 30 Ocak 1933 günü Hitler şansölyeliğe (başbakanl ğa) atand . Atayan Cumhurbaşkan Hindenburg’du. Bu burjuvazinin tercihiydi. Mart ay nda yeni bir seçime gitti ve hem yürütme, hem de yasama gücü Hitler’in eline geçmiş oldu. Ve k sa bir süre sonra, Hindenburg’un ölümü üzerine (1934), Cumhurbaşkanl ğ ve Şansölyelik makamlar birleştirilerek Hitler’e devredildi. Hitler, Mussolini’nin izlediği siyaseti takip ediyordu. Güç kullanmas n n yan s ra, her türlü antidemokratik yönteme de başvurabiliyordu. Devlet bir polis devletine dönüştürüldü. SS’ler ve Gestapo (Devlet Gizli Polisi) devlet terörü uygulayarak, Almanya ve işgal edilen topraklarda kendilerine karş ç kanlar öldürdüler, işkence ettiler ya da toplama kamplar na gönderdiler. Bunun yan nda bütün muhalefet partileri kapat ld , sendikalar yasa d ş ilan edildi, kişi özgürlükleri ise tamam yla ortadan kald r ld . Üniversite hocalar n n dahi Hitler’e bağl l k yemini etmesi gerekiyordu. Nazi bask s hayat n her alan nda kendini hissettiriyordu

Adolf Hitler Adolf Hitler, 20 Nisan 1889 y l nda Yukar Avusturya’n n Braunau kasabas nda doğdu. İlk tahsilini doğduğu kasabada, orta tahsilini Linz şehrinde yapt . 13 yaş nda tüberkülozdan babas n , 16 yaş nda annesini kaybetti. Orta öğrenimini bitirince ressam olma ümidiyle Viyana Güzel Sanatlar Akademisi s nav na girdi, ancak başar s z oldu. Akademi’deki profesörlerin Yahudi olduğu ve Yahudilere karş ilk kinin burada oluştuğu anlat l r. 1912’de Viyana’dan Münih’e geldi. 1914’de I. Dünya Savaş ç k nca Hitler, Bavyera Ordusu’na gönüllü olarak girdi. Alman mağlubiyetinden sonra, arkadaş mühendis Feder ve alt kişi taraf ndan kurulmuş olan Alman İşçi Partisi isimli gizli bir partiye kat ld ve k sa sürede bu partinin başkan oldu. Partinin ad n Nationalsozialistische Deutsche Arbeiter Partei ( NSDAP/ Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi) olarak değiştirdi ve nüfuzunu artt rd . Taraftarlar na k saca “Nazi” ismi verildi. Kendisine de taraftarlar , rehber anlam na gelen “Führer” lakab n verdiler. Parti 25 maddelik bir program haz rlad . “Alman vatandaşl ğ n n yaln z Alman kan n taş yanlara hasredilmesi laz m geleceği”, program n temel maddelerindendi. Ayn zamanda büyük sermayeyi devleştirmek de program n esaslar ndan birini teşkil ediyordu. Völkischer Beobachter adl gazeteyi yandaşlar ç kar yordu. Josef Goebbels, bu gazetenin tamamen parti bülteni halini almas n sağlad . Gazetede partisinin fikirlerini aç klayan makaleler yay nlad . Daha sonraki yükselişini ve icraatlar n yukar da k saca özetledik. Savaş sonucunda Almanya’n n yenilgisini gören Hitler, ümitsizliğin iyice artmas üzerine 30 Nisan 1945’te Berlin’de, kar s Eva Braun’la birlikte siyanür hap içerek ve ağ zlar na birer kurşun s karak intihar etti. Cesetleri kendi isteğiyle Führerbunker bahçesinde benzinle yak ld . Hitler’in bunu istemesinin sebebinin Sovyet ordusu taraf ndan yakalan p teşhir edilmek istememesi olduğu iddia edilmektedir. Hitler ölmeden önce ikili vasiyetnamesini yazd rm şt r: Siyasi ve Özel Vasiyetname. Ona göre; Almanya bütün milletler için bir zehir gibi tehlikeli olan Yahudileri ve Bolşevizm’i kovalamaktan asla vazgeçmemelidir. Almanya’n n geleceğini tart şmas z bu olgu belirleyecektir. Bugün yine bu insanl k düşman kapitalist emperyalist düzenin dayanağ ve gerektiğinde kulland ğ sopas olan faşist ideolojiyi savunan rkç lar şunu unutmamal d rlar: Hangi milliyetten olurlarsa olsunlar, karş lar nda geçmişteki gibi savunmas z, kaderine boyun eğmiş y ğ nlar değil, her hareketlerini yak ndan gözleyen, halklar n kardeşliğine ve faşist ideolojinin insanl k düşman olduğuna inanan yürekleri bulacaklard r.


Turn static files into dynamic content formats.

Create a flipbook