Page 1

Nereye kadar susulacak?..

“Sokaklar frçamz alanlar paletimiz”

Bugünü ve geleceği olan bir insan

Sayfa 11

Sayfa 8

Sayfa 7

Dünya Yaflanacak

AYLIK GAZETE • SAYI 26

Yarna giden bir aydn

Adnan Yücel Sayfa 10

Dünyay› istiyoruz, k›r›nt› de¤il !..

www.yasanacakdunya.net

Haziran 2006

Irkç saldrlar her yerde! Son dönemde birbirini tetikleyerek gelişen rkç saldrlar, paranoya haline varan düzeyde hz kazand. AB ülkeleri saldrgan politikalarnda yol almak için rkç-faşist saldrlar hortlatyor. Belçika’nn Anvers kentinde pompal tüfekle sokakta dolaşan rkç faşist, karşsna çkan bir siyahi kadn ve çocuklarna ateş ederek biri çocuk iki kişiyi öldürdükten sonra, Türkiyeli bir kadn da ağr yaralad. Saldr-

y gerçekleştiren 18 yaşndaki rkç, dedesinin İkinci Dünya Savaş srasnda Nazi ordusu subay olmasyla övünüyor.

Antiterör yasas ve göçmenler “Göçmen Yasas”, çkartlan yeni “Antiterör Yasas”yla beslenip, göçmenlerin yaşamlar terörize ediliyor. Artk günlük yaşammzda sk sk “Avrupa’da m yoksa faşist bir ülkede mi ya-

şyoruz?” sorusunu soracağz. Örneğin her gün kullandğmz toplu taşma araçlarnda polis basknlarna uğrayabilir, kontrol memurlarnn tacizine maruz kalabiliriz. Ki bu çoktan başlad. Trafik kontrollerinde kimliklerimize de baklp yabanc olduğumuz anlaşlnca “suçlu” olup olmadğmzn araştrmasna girilebilecek. Yolda yürürken, Avrupal tipine uymuyorsak (sar saçl,

mavi gözlü, uzun boylu) polis kontrollerine taklacağz. Kendi dilimizi konuştuğumuz için işten ihtarlar alacağz. “Üçüncü uyarda işten atlmak m, fazla çalşmak m?..” ikilemiyle karş karşya braklabileceğiz.

Krizin faturasn biz ödemeyeceğiz! Emperyalist güçler, biz yerli ve göçmen işçileri yük ve yok sayyor. Yllarca kavgasn verdiğimiz kazanmlarmz parça parça elimizden almak istiyor. Ama yok öyle yağma! Yarm yüzyl aşkn bir süredir akttğmz terimizi, siz bir avuç tekel daha fazla kar yapasnz diye brakp gitmeyeceğiz. Bizim üstümüzden yükselttiğiniz demir yollarn, tarm, madenlerinizi, inşatlarnz… İkinci Dünya Savaş ykntlarnz biz göçmen işçilerin üzerinden diktiniz. Yllarca büro-

larnz, evlerinizi, yollarnz temizledik; en ağr ve en pis işlere layk gördünüz bizi. Küçücük çocuklarmzn beyinlerine girdiniz; daha çocukken onlar birer işçi olarak gördünüz, ona yönlendirdiniz. İş gücüne ihtiyacnz var diye emeklerimizi, hayallerimizi çaldnz. Yllarca sevdiklerimizden yaknlarmzdan uzak yaşattnz. Bunlar unutmadk, unutmayacağz! Tüm bunlardan sonra buraya yerleştik, kökleştik. Avrupal işçi ve emekçilerle kardeşleştik; komşu olduk, akraba olduk, iş arkadaş olduk, kaynaştk. Biz işçi ve emekçilerin vatan yok! Nerede yaşyorsak oralyz. Irkç kalplara skştrlan düşmanlk, snf düşmanlğ ve snf kinidir. Yllarca kardeşleşen halklar bu tuzağa düşmeyecektir. Bu düşmanlk, snflarn mücadelesinde yerini bulacaktr!

Bangladeş neyi anlatyor?  On y›llara dayal› vahfletin birikimleri patl›yor! Polisin vaflhi sald›r›s› ile yaralanan onlarca iflçiden biri, yaflam›n› yitirdi.

Daha fazla Fransa, daha fazla Şili! Fransa’da çkarlmak istenen Yeni İş Yasas’nn (CPE) geniş bir toplumsal kesimi içine almas ile geri püskürtülmesinin yarattğ moral etki, Şili’de yükselen öğrenci hareketi ile daha da perçinleniyor. Liseli öğrencilerin iki hafta önce başlattklar okul işgalleri, tpk Fransa’da olduğu gibi, aileler, öğretmenler ve üniversitelilerin de desteği ile geniş bir toplumsal karakter kazand. 600 bin lise öğrencisinin başlattğ eylemler, Şili’de son 40 ylda yaşanan en büyük eylem

dalgasna dönüştü. İşgallerle başlayan süreç, başkent Santiago’da yaplan dev militan gösteri ile doruğa çkt. Ayn gün; Valparaiso, Concepcion ve diğer kentlerde de büyük yürüyüşler yapld. Santiago’daki eyleme polis; gaz bombalar, tazyikli su ve coplarla vahşice saldrd. 700’den fazla kişiyi gözaltna ald. Yaralanan 28 kişi hastahanelere kaldrld. Bu dev eylemden önce öğrencilerin gücünü k ü ç ü m s e y e r e k , 8.sf’da

Emperyalist kapitalizmin ucuz işgücü cennetlerinden biri olan Bangladeş, patlad! Bangladeş, sermayenin, özellikle 1980’lerden sonra akn ettiği sömürü cennetlerinden biri! İşçi snf için ise, hiçbir örgütlülüğün, sosyal kazanm ve güvencenin olmadğ, vahşi çalşma koşullarnn hüküm sürdüğü vahşi bir sömürü cehennemi! Tatil yok, iş güvencesi yok, çalşma saatleri belli değil, aylk ücret ortalama 22 dolar! Yllardr işgücünün daha örgütlü ve tarihsel kazanmlara sahip olduğu alanlardan kaçp, Bangladeş gibi vahşi sömürü cenetlerine demir atarak, bü-

yük karlar vuran sermeye, şimdi bu sürecin toplam sonuçlarna çarpyor! On yllara dayal vahşetin birikimleri patlyor! Kapitalizmin kendisini yenileyebildiği safsatas ile böbürlenen ideologlar, Bangladeş gibi örnekler karşsnda yerlerine mhlanyorlar!

Yaflanacak



Madalyonun iki yüzü Dünya genelinde ve Avrupa Birliği’nde yabanclarn durumu yeniden tartşlyor, yeni bir düzenlemeye sokuluyor. Emperyalist tekeller, yaşamn tüm alanlarnda olduğu gibi göçmenlerin yaşamn da çok yönlü değişiklikler yaparak yeniden organize ediyorlar. Her dönem kendileri için en azami kar işçi ve emekçiler için en asgari yaşam öngören kapitalistler dönemsel politikalarn da bu temel üzerine oturtuyorlar. Bunu göç politikasnda da çok rahat görebiliriz. 1951-57 aras temelleri atlan AB (Almanya, Fransa, Hollanda, İtalya, İsveç, Lüxemburg) maden ve çelik grubu olarak ortaya çkt. Çelik ve maden sektörleri binlerce Afrikal göçmen işçinin işgücü sömürüsü üzerinden yükseltildi. 2. Dünya Savaş sonras ise kara yollar yapm, inşaat sektörü, tarm, ağr sanayi, göçmen işçilerinin işgücü sömürüsü üzerine yükseldi. Göçmen işgücü bir yandan işgücündeki boşluğu doldururken diğer yandan da işçiler arasnda rekabet yaratarak işçi maliyetini genel olarak düşük tutmakta muazzam işlev gördü. (Devam üçüncü sayfada)

Neo-faflist gruplar, muhalif kitle gösterilerine, polisten önce sald›r›yorlar.

Kta Avrupas ülkelerinde yaşanan toplumsal çalkantlara paralel olarak hz kazanan rkçlk, Neo nazi örgütlerin ölüm listesi yaynlamalar ile yeni biçimler alarak trmanyor! “Blood and Honour - Kan ve Ölüm” adl kafatasç örgüt, internet sitesinde 20 kişilik bir ölüm listesi yaynlad. Bu listenin içerisinde yeralanlarn tamam, Polonya’nn Krakov kentinde yaşyor. Daha çok sol kimlikle tannan aydn ve öğrencilerin yansra, eşcinselleri de kapsyor. Irkç örgütün internet sitesinde yeralan kişiler, fotoğraflar ile birlikte, gittikleri mekanlardan, giydikleri elbiseye kadar

ayrntlar da içeren bilgilerle hedef gösteriliyorlar. Polonya’daki son seçimleri rkç partilerin kazanmas ile birlikte palazlanan neo-faşist gruplar, muhalif kitle gösterilerine, polisten önce saldryorlar. Mays aynda gerçekleştirilen kitle gösterisine saldran Neonaziler, bir genci bçaklayarak yaralamşlard.

Irkçlk ölümdür… “Kan ve Ölüm” adl neo-faşist grup, ABD-İngiltere merkezli örgütlenmesi ile Almanya, İsveç, Polonya gibi ülkelerde de etkin bir yaplanmaya sahip. Uluslararas bir ağ oluşturan bu gruplar, rkçlğn trmandrlmasnda özel bir misyon yükleniyorlar. Devlet yaplanmasyla iç içe geçen, sistemin sosyal ykm enkaz içerisinde artan snfsal çelişkileri, rkç

ile yaralanan onlarca işçiden biri, yaşamn yitirdi. İşçi kardeşlerinin ölüm haberini alan işçiler, eylemlerini o saatten sonra, isyana dönüştürdüler. Başkent Dakka yaknndaki sanayi bölgesi Sava’da, binlerce işçi sokağa döküldü.

Yaylp militanlaşan dalga… Ekonomisinin üçte biri ihracata dönük tekstil üretimine dayanan Bangladeş’te, 24 Mays’tan itibaren işçi snf depremi yaşanyor! Çalşma koşullarnn düzel-

Neo-Nazi’ler ölüm listesi yaynlad

Dünya

tilmesi, hafta sonu tatili, güvenli çalşma ortam ve ücretlerin yükseltilmesi taleplerinin de içinde bulunduğu, “11 talep”le yürüyüşler yapan tekstil işçilerinin talepleri, fabrika sahiplerince kabul edilmedi. Edilmediği gibi, polisin vahşi saldrs

doktirinlerle zehirleyerek yapay saflaşma ve çatşmalara evrilterek, tepkilerin yönünü saptran bir rol oynuyorlar. Bugünkü toplumsal dengeler içerisinde, rkçlğn her biçimi ile mücadele etmek kaçnlmazdr. Bu oyun ve saldrlar karşsnda, snfsal kimlik ve çkarlarmz noktasndan, net tutum geliştirmek, olmazsa olmazmzdr!

5.sf’da

Hartz IV’te yeni düzenlemeler Agenda 2010 saldr paketinin ayaklarndan biri olan Hartz IV’ün uygulamalarnda değişiklikler yapld. Hükümetin hazrladğ ve kabine tarafndan görüşülüp kabul edilen değişiklikler, Federal Meclis’te kabul edildi. Yeni uygulamaya göre, kendisine gösterilen işleri kabul etmeyenlerin paralarndan ilk etapta yüzde 30’luk kesinti yaplacak. İkinci ve üçüncü işleri de kabul etmeyenlerin maaşlar üç ay müddetle tamamen kesilecek. Bu değişiklik bile hzlarn kesmeye yetmemiş olacak ki Angela Merkel, “Bu alanda ek düzenlemelere gidilmesi gerektiğine inandğn” söyledi.

Sk kontroller Hartz IV uygulamasndaki yeni düzenlemeye göre, birlikte yaşayan çiftler ve çocuklar için yaplan ödemeler daha sk denetlenecek. Annda iş teklifi: İşsizlik Paras 2 için başvuruda bulunanlara annda bir iş ya da kendini geliştirmesi teklif edilecek. Bu şekilde kişinin çalşmaya hazr olup olmadğ denetlenecek. Yaptrmlar: Bu teklifi reddedenlerin paras İşsizlik Paras 2 ve ev ile yakacak yardmnn yan sra, üç ay süreyle yüzde 30 orannda kesilecek. İkinci kez kabul etmezse, yüzde 60 kesinti yaplacak. 5.sf’da


Yaflanacak

Dünya 2



O

K

U

R

Editörden

Herkesin ayn› fleyi düflündü¤ü bir ortamda hiçkimse hiçbir fley düflünmüyor demektir.

indirebilmesindedir. Tarih tanktr: Paris Komünü’nden bu yana burjuvazi defalarca proletaryann yumruğunun tadna bakmş ve o acy hiç unutmamştr. Azgnlğnn ve vahşiliğinin bir yönü bundandr. Bundandr ki, proletarya ve emekçi kitleleri, tüm kazanlmş haklarn tasfiye ederek, bir daha ayağa kalkamaz hale getirmek istiyor.

K

T

U

P

L

A

R

I

İsviçre’nin St Gallen Kantonu’nda yaşayan Türkiyeli bir kadn, bir yl önce ailesinin zoru ile Türkiye’den biri ile evlendirilir. Evlendirildiği kişi İsvicre’ye geldikten sonra, aralarnda anlaşmazlklar başlar. Kadn bu evliliği bitirmek ister. Ancak ailesi evliliğin devam etmesi için kendisini zorlar. İsviçre gazetelerine yansyan haberlere göre bask ve ölümle tehdit edilen kadn, polise başvurur. Bunun üzerine polis, kadnn babasn ve zorla evlendirildiği eşini tutuklayarak snr dş eder.

İlk bakşta olay, zorla evlendirilmek istenen ve aile basksna maruz kalan bir kadnn, po-

evleniyormuş ve Müslümanlar çağ dş bir kültüre sahipmiş gibi bir içerik ve üslupla işledi

lis tarafnda savunulduğu gibi görülüyor. Ama gazetelerin olay ele alş biçimi, işin arkasndaki niyetlerin hiç de bu kadar hakl bir temele sahip olmadğn gösteriyor. Basn Türkiyeliler’in hepsi, her zaman bu tür yöntemlerle

olay! Polisin tavrn da bu önyarg ve rkçlk kokan yaklaşmla alkşlad.

Gerçek niyet başka Tilki kümesi iyi tan›yor diye bekçi yap›l›r m›?

Senin barda¤›n› k›rd›klar› vakit de, komflunun barda¤› k›r›ld›¤› kadar sakin olmal›s›n!

Gençli¤in ruhunu, ifllenmeyen bir tarla gibi kendi haline b›rak›rsan›z, orada ›s›rganlar, dikenler yetiflir.

Polis olay üzerine basna verdiği demeçte, “şiddete sfr tolerans gösteriyoruz” dedi. Ve diğer aile fertlerinden benzer yaklaşmlar içine girenlerin de ayn işleme tabii tutulacaklarn açklad.

Abone olmak istiyorum Bu mektubumla siz dostlara selam ve sevgilerimi yollamak istedim. Ve bir ricama dikkatinizi çekmek istedim. 1 Mays’ta bayann biri gazetenizi bana tantt, tavsiye etti. Ve bu neden ile Yaşanacak Dünya gazetenizin bulunmasnn yollarn öğrenmek isterim. Beni abone etmenizi sayg ve selamlarmla isterim. Evet derseniz, ben de memnuniyetle düşünürüm! Önümüzdeki ayda ben bir Almanya’ya gelecem ve o zaman abonman masrafm hesabnza yatrmay düşünecem. Şimdiden başarlar diler, sevgi ve selamlarm yollarm! Ancak siz dostlarmn dikkat ve ilgisine münhasr bir beyanda bulunacağm. Yaşanacak Dünya gazetesine abone olmama “peki” derseniz, beni saat

4.00’dan sonra şu telefon numarasndan arar msnz lütfen! (…) Bir kereye mahsus… Bu ricam alr almaz, beni “evet” veya “hayr” demek için ararsanz iyi olur. Çünkü “evet” dediğiniz zaman, bu ayn başnda Almanya’ya gelme ihtimalim olacak, o zaman yllk abone masrafm ödemiş olurum. Çünkü bu tür abonemi yatrabilmem için Almanya’ya gelmek zorunda kalyorum hersene. Burada bana her türlü engeli gösterdikleri gerekçesi ile! Gazeteniz İngilizce ve Almanca çkyor mu? Bildiri, propaganda malzemeniz var mdr? Var ise bize genişçe, halk için info. edebilir misiniz? Şimdiden sayg ve sevgilerimle! Salman Özgürce Hollanda

Karş durmalyz Yazdklarmdan ne Müslüman dinini ne de bir bayann

zorla evlenildirilmek istenilmesini savunduğum anlaşlmasn! Vurgulamak istediğim, Türkiyeli göçmenler arasnda bu örneğe benzer yaklaşmlarn, her frsatta dev medya kampanyalarna konu edilerek, çkarlmak istenen yeni göçmen yasasna toplumsal bir taban hazrlama çabasdr. Bu ayn zamanda yükseltilmeye çalşlan rkçlğa da kan taşmaya hizmet etmektedir. Haberlere konu olan bu olay herkesin karş çkacağ niteliktedir. Ama hükümetin hedefi, bu tür meşru zeminleri kullanarak snr dşlar kafalarda meşrulaştrmaktr. Böylece bu uygulamann önünü açmaktr. Bu nedenle bu tür olaylar karşsnda amaçlanan düşünceyi iyi kavrayarak snr dş politikalarna karş mücadeleyi yükseltmeliyiz. Sedat/İsviçre

Uta’y anarken!

Geçen yl Güney Kürdistan’n Keladize kasabas yaknlarnda meydana gelen trafik kazasnda yaşamn yitiren Uta Schneiderbanger, Sudstern mezarlğnda ansna sembolik olarak dikilen ağacn başnda; Kürtçe, Türkçe, Almanca marşlarla anld. Anma; Uta ile ilgili yaplan her etkinlik gibi, enternasyonal bir niteliğe büründü. Farkl politik yap ve görüşlerden, çeşitli uluslardan devrimcileri ve antifaşistleri bir araya getirdi.

Onu anlatan bir sanatçnn dediği gibi “Berlin’e gelip te Uta’nn evinde kalmayan, çorbasn içmeyen, desteğini görmeyen politik mülteci yoktur”. Enternasyonal devrimci Uta ile; şu ya da bu eylemde ans olmayan, polisten dayak yemeyen, gözaltnda kalmayan da yoktur. Uta, eski RAF’tan, kadn hareketlerine, Türkiye cezaevlerindeki katliamlara karş eylemlerden, Cumartesi Anneleri’ni destekleyen eylemlere, Neonaziler’le çatşmalardan, en son yaşamn yitirdiği Kürt halknn direnişine kadar, … her gelişmenin, sadece yannda yer alan pasif bir destekçi değil, ayn zamanda örgütleyicisiydi. Sudstern mezarlğnda yaplan anmadan sonra, Kürdistan Evi’nde yaplan anmada ise, Uta Schneiderbanger ve ayn kazada yaşamn yitiren Ekin Ceren Doğruak anld. Yaşanacak Dünya-Berlin

“Vive la Commune!” Bofl bir çuval›n dik durmas› zordur!

F-tipinden mektup

Mehaba, Enternasyonal proletaryann birlik, mücadele ve dayanşma günü olan 1 Mays kutlu olsun!.. Burjuvazinin topyekün saldrsna karş,“snfa karş snf” şiaryla karş duracak, tepkilere öncülük edebilecek tek güç proletaryadr. Sistemin sömürü çarklarnn krlabilmesinin tek yolu proletaryann yumruğunu

E

“Önce baba ve damad snr dş ettiler; hakllar dedim!”

İletişim endüstrisinden gelen Hayallere Karş Halk Bilgilendirme Komitesi, Şili’de evleri dolaşrken Şilili bir kadndan aldğ yant çok etkileyicidir: “Lütfen, umudumuz olan hayallerimizi elimizden almayn”. Çünkü hayaller bu insanlar gerçeğe bağlayan, gerçekle ilişkisini düzenleyen, yaşamlarna ve mücadelelerine anlam veren tek şeydir. İşte “daha iyi bir gelecek” hayaliyle Avrupa’ya farkl ülkelerden gelen göçmenlerin birçoğu, bugünlerde Şiili kadnn haykrşn tekrarlyor. Çünkü o hayaller artk bütünüyle ellerinden alnyor, çalnyor. Ülkelerinden çkp geldiklerinde, yoksunluğun başka bir evresine geçtiklerinden haberleri yoktu belki de. Ya da düşünmek istemiyorlard. 20. yüzyln modern köleleri olduklarnnn farknda değillerdi. Eski kolonicilik yenisiyle yer değiştirmişti. Ucuz emek-gücü kaynağ olarak Avrupa’da kapitalistlerin ceplerini epeyce şenletmiş oldular. Peki biz Türkiyeli göçmenler bu tablonun dşnda olabilir miyiz? Hayr, tam da ortasnda duruyoruz. Ama, “hayallerimiz bu kez ne yönde olmal?” sorusuna yantmz elbet dünden farkl olmal! Hayal, insanlar hayata bağlayan ve değişim peşinde koşturan önemli bir itici güçtür. İnsan ve doğaya dair ne varsa tahrip edildiği, yeni nesillere daha derinleştirilmiş bir köleliğin miras brakldğ “hediye”ye son vermek için bir hayal kurmak… Bizi birleştiren ortak hayal bu olmadkça, daha çook umudumuz elimizden alnmş olacak! İşte bu saymzda, tam da üzerinde durduğumuz bu zemininin yeni boyutlarn işlemeye çalştk. Yeni yasalar, yeni yönetmelikler birbirini izlerken, elbette biz hayallerimizi yitirmeyeceğiz! Hayaller demişken, onlar şiirleştiren büyük ustalar unutmadk elbet. “Haziran’da ölmek zor” diye adna şiir yazlan Nazm’n, Ahmed Arif’in, kavga şiirleri yazan Adnan Yücel’in anlar önünde saygyla eğiliyoruz. Mücadele tarihine bu aylarda adn yazdran bütün canlarn, dostlarn ve yoldaşlarn da… Avrupa’da yaşayan gençler üzerine skça programlar yaplmaya başland. Hem Türk, hem yabanc televizyon kanallarnda bu tür programlar görmek mümkün. Bu programlardan çkan bir gerçek var ki, Avrupa’da gençliği uyuşturucu, kimlik bunalm, yabanclaştrma dşnda yeni tehlikeler de bekliyor. Evine gittiğimiz dostlarmzdan, en yakn arkadaşlarmzn çocuklarnn durumlarndan şu gerçekle karşlaşyoruz: Avrupa’da Türkiyeli gençlik içerisinde milliyetçi-şoven bir dalga yaratlmaya, mayalanmaya çalşlyor… Fransa’dan bir genç, çok alakasz bir konuda televizyon kanalnnn kendisiyle yaptğ görüşmede Türkiyelileri temsilen şu cümleyi kullanyor: “Milliyetçi hislerimizi ayaklandrp, kafamz bozuyorlar.” Bu manzaray gördükten sonra, gençliğin kimlik bunalm ve yaşadğ yabanclaşmann üzerine hangi fikirlerin yeşertilmek istendiğine dair daha net bir tablo çkyor. Hem ailelere, hem bize çok görev düşüyor bu aşamada. Tam da bu noktada o gencin ayn söyleşide ifade ettiği şu çarpc gerçeğe vurgu yapmak isteriz; “Bizler ailelerimizi yeterince göremiyoruz. Onlar çok çalşyorlar!” Gazetemizin her say ulaştğ, özellikle Türkiyeli esnaflar da benzer bir şeyden şikayetçiler. Ama bu konuda adm atlmadğn da görüyoruz. Bu konuda atlacak en güzel adm, çocuklarmza ve gençlerimize daha fazla geç olmadan, daha fazla zaman ayrmak. Gençlik gelecek demek. Her şey kaybedilebilir, ama gelecek asla! Bu saymzda evinize, işyerinize konuk olduğumuzda, çoğunuzun bavullarn hazrladğn şimdiden görmek mümkün. Tatil hazrlklar başlad. Çoğumuz Türkiye’nin ve Kürdistan’n değişik illerinin yolunu tutacağz. Şimdiden ziyaret edeceklerimizin listeleri, götüreceğimiz hediyeler ve daha pekçok şeyi hazrlamşsnzdr. Bunlardan önce, çoğumuzun anne ve babalarnn orada olduğu gerçeği duruyor hepimizin önünde. Özlemler demek daha doğru olur sanrz. Onlar ne hediyeleri, ne de başka bir şeyi bekliyorlar. Sadece kavuşacaklar çocuklar veya torunlarn bekliyorlar. Yaşanacak Dünya olarak; gidip gezeceğiniz, gidip sarlacağnz herkese buradan selam koyuyoruz çknlarnza. Vermeyi ve bizimkileri geri getirmeyi unutmayn. Tatil anlarnz da sayfalarmzda görmeyi bekliyoruz. Hersene olduğu gibi bu senede yaynmza üç ay ara veriyoruz. Hepinize iyi tatiller!

M

Bu saldrlara karş “işçi snf ya devrimcidir, yada hiçbir şey” şiarn bayrak edinerek, proletaryann öncüsüyle kalkşmas için, soluksuz bir emek içerisinde olmak, tüm kaplar çalmak, tekrar tekrar çalmak gerekir. Ta ki o kaplarn kendiliğinden önümüzde açlacağ günlere kadar. Bu amaçla, hem hiç yorulmadan, hem de yorgunluktan “bitene” kadar, snfa giderek “her şey” olmalarnn yolunu açmak zorunludur. İhtilalci coşku ve yaratclkla, söküp alma iradesi ve kararllğn kuşanarak, teorik-ideolojik birliğimiz şğnda, bu yolu düzleyecek tek güç biziz. “Söz Alnterinin Kurultay” ile iddial ve güçlü bir adm attk. Bu adm büyütmeli ve iddiamza denk bir koşu içerisinde olmalyz! 1 Mays’ hedeflerimiz şğnda kazanmal ve bu itilimle yürümeli, koşmalyz… Hepinizi coşkuyla kucaklyorum. Sevgilerimle

Üzerinde yürüdüğümüz düzgün kaldrm taş ile döşeli bu sokaklarn kendisi gibi, tarihi de kanla yazlmştr. 1871, işçi snfnn iki aylk iktidar deneyiminin yenilgisi ile sonuçland. Fransz burjuva devriminin “Özgürlük, eşitlik, kardeşlik” şiarn bir kenara brakp, Paris halkna bask ve zulüm sunmasna karşlk, Paris sokaklar barikat savaşna tanklk eder bu tarihte. Burjuvazi gericileştikçe, Paris proletaryas sokak çatşmalarndan edindiği iktidar bilinciyle, 28 Mart 1871’deki o gör-

kemli ayaklanmayla iktidar ele geçirir.

Komüncülerin zaferi Paris proletaryasnn yeni bir yüzyln simgesi olacak devrimin yolunu açp, yönetme becerisi gösterdiği 74 günlük Komün iktidarnda yaplan kimi hatalardan yararlanan burjuvazi ordularn Paris üzerine saldrtr. Kanl geçen sokak barikatlarnda yiğitçe dövüşen Paris proletaryas yenilir. Son kanl çatşmalarn geçtiği Belleville tepeleri ve Pere La Chaise Mezarlğ’ndaki Federe duvar di-

binde yüzlerce Komün savaşçs, kurşuna dizilir. Burjuvazinin koşulsuz “teslim olun” çağrsna, Komüncüler; “Diz çökerek teslim olmaktansa, ayakta ölürüz” karşlğn verir. Onlarn yarattğ gelenek ve değerler, Komün savunucularnn belleğinde 135 yldr taptaze yaşamaktadr.

Komün Arkadaşlar 20. yüzyldan günümüze kadar Komün’ü sahiplenip, yaşatan Komün Arkadaşlar Derneği ile Gambetta Kaps’nda toplanarak, ağr admlarla, en önde Komün döneminden kalan tek flamann taşndğ şekilde duvara doğru yürüyoruz. Çoğunluğu yaşl Komün sempatizan olan yürüyüşçüler, Komün Marş’n mrldanarak duvar dibine geldi. Anmada Komün Arkadaşlar, CNT sendikas (anarşistler) ve az sayda Komünist Partili vard. Komün üzerine yaplan konuşmay dernek adna yaşl bir

Duvar dibine braklan rengarenk çiçekler ve Komün çelenginden sonra, hep birlikte söylenen Enternasyonal Marş ile anma bitirildi. Canan/Paris

Yaflanacak

Dünya

AYLIK GAZETE

Verein für Freunschaft der Kulturen (V.f.f.K.) (Gazetemiz minimum 2 euro ba¤›fl karfl›l›¤›nda verilmektedir.) Merkez Büro: Lasallestr.54· 51065 Köln Telefon: +49-(0)221- 99 28 115 - 116 - 123 ‹nternet adresimiz: www.yasanacakdunya.net e-Mail: info@yasanacakdunya.net

Ercan Akpnar 1 Nolu F.T.C, B1-6/52 Sincan / Ankara

komüncü yapt. Komün’ü çizgilere taşyarak yaşatan Jacques Tardi de bir konuşma yaparak, Komün ve ideallerini yüreklerde yaşattklarn dile getirdi.

Picasso’nun bu çizimi neyi anlatyor? Görüşlerinizi yasanacakdunya@yahoo.com e-mail adresine gönderebilirsiniz.

Paris irtibat: e-mail: pydunya@hotmail.com Berlin irtibat: ydberlin@yahoo.com ‹sviçre irtibat: ydisviçre@yahoo.com


Yaflanacak

G

Afrikal gence silahl saldr İsviçre’nin Lausanne şehrine bağl Bex kasabasnda 40 yaşlarndaki bir İsviçreli, 17 yaşndaki Afrikal bir genci silahla yaralad. Bex’de iltica kamp var ve değişik tarihlerde ilticaclara dönük bu tür saldrlar gerçekleşti. Bu anlam ile son saldr da bu saldr zincirinin devamdr. Ekonomik kriz dönemlerinde göçmenler krizin sorumlusu olarak gösterilip, emekçilerin sisteme karş gelişebilecek tepkilerinin yönü saptrlmaya çalşlr. İsviçre gazetelerinin haberi verirken, saldrgann 3 yldr işsiz olmasna özel bir vurgu yapmas, bu açdan anlamldr.

Kürt asll milletvekiline rkç saldr Almanya’da rkç-faşist saldrlar artyor. Son olarakEyalet Parlamentosu Milletvekili Gyasettin Sayan neonaziler tarafndan saldrya uğrayarak feci şekilde dövüldü. Göçmenlerin sorunlar ile yakndan ilgilenen duyarl bir insan olan Sayan’a; dernekler siyasal parti ve yaplarn ziyaretçi akn sürüyor. Saldrnn bu kez bir milletvekiline yönelmesi; saldrnn Almanya’nn siyasal gündemine oturmasna neden oldu.

Göçmen çocuklar başarsz Almanya’da göçmen öğrencilere yönelik eğitim politikasndan dolay öğrenciler başarsz. Ekonomik İşbirliği ve Kalknma Örgütü’nün Eğitim Müdürü Barbara Ischinger, Almanya’daki göçmen çocuklarn, diğer ülkelerdeki göçmen çocuklar gibi öğrenmeye hevesli olduklarn, fakat göçmen çocuklarn, sorunlu çocuklarn gönderildiği ‘Hauptschule’ ad verilen okullarda yoğunlaştrlmalar başarlarn düşürüyor. Okullardaki göçmen çocuklarn fazlalğnn uyum sürecini zorlaştrdğ şeklindeki önyarglarn doğru olmadğn ifade eden Ischinger, Lüksemburg, Avustralya, İsviçre, Kanada ya da Yeni Zelanda gibi göçmen saysnn çok daha fazla olduğu ülkelerde, göçmen çocuklarn çok başarl olduklarn sözlerine ekledi.

AB Komisyonu’nun yeni hedefleri AB Komisyonu Başkan Barroso, AB Anayasas konusunda uzlaşma sağlamak için zamana ihtiyaç duyulduğunu, terörle mücadele konusunda ise AB düzeyinde kararlar alnmas gerektiğini belirtti. Terörle mücadele ve yabanclarn uyumu konusunda ortak yöntemlerin oluşturulmas gerekliliğini savunan Barroso, üye ülkelerin adalet ve içişleri konularnda veto haklarndan vazgeçmelerini de önerdi. AB’nin 5 ana hareket alann; tek pazar, dayanşma ve sosyal uyum, güvenlik, genişleme ve AB’nin dünyadaki rolü şeklinde sralad.

N

D

E

3 Dünya

M

Fransa’da rkçlk tehlikesi  Her üç Frans›z’dan biri kendisini aç›ktan ›rkç› olarak tan›ml›yor. Kendini böyle tan›mlayanlar›n say›s› bir önceki y›la göre, yüzde 8 oran›nda artt›. Hemen hemen tüm AB ülkelerinde yükselme trendinde olan rkçlk, Fransa’nn politik arenasnda ve bu topraklarda yaşayanlar üzerinde de etkilerini gösteriyor. 2007 ylnda yaplacak olan Cumhurbaşkanlğ seçimleri öncesi, kendisini aday olarak görenlerin “ulusalclk” ad altnda sergiledikleri tutumlar bile buzdağnn görünen yüzüne işaret ediyor. Nikolas Sarkozy’nin kafatasç söylem ve çkşlarna, devlet terörü düzleminde meşrulaştrlmaya çalşlan politikalarna bolca tank olunuyor. Chirac ve Villepin de ondan geri kalmayan atraksiyonlar sergiliyorlar. Kuşkusuz akl başnda olan hiçbir insan, bunlarn her birinin tutumunu kişisel özelliklerinden kaynakl tavrlar olarak yorumlamaz. ABD’de Bush, İngiltere’de Blair konseptinin AB ülkelerindeki görüngüleri devlet yöneti-

cilerinin belirlenmesine bu biçimlerde yansyor. Emperyalist devletler arasndaki egemenlik ilişkileri ve çatşmasnn hzna uygun kişiliklerin kilit görevlere taşnma çabas sürpriz olmayan bir gelişmedir.

re göre rkç uygulama ve yaklaşmlardan şikayetçi olacaklarn belirtenlerin says, yüzde 50’den, yüzde 32’ye düşmüş. Bu rakam, rkç yaklaşmlarn, insanlarn kafasnda meşru görülmeye doğru evirildiğini gösteriyor.

gelen bu veriler, başta göçmenler olmak üzere, bütünde işçi ve emekçiler açsndan ciddi bir tehlikenin varlğna işaret ediyor. Bu tehlikenin savuşturulmas, ancak sistemin emek düşman politikalar karşsnda ortak

Kitle taban üzerinden rkçlk Burada tehlikeli olan başka bir şey var ki, o da rkçlğn saldrgan politikalar eşliğinde, bir kitle taban üzerine oturtulma çabasna uygun bir zeminin oluşuyor olmasdr. Fransa’da Ulusal İnsan Haklar Danşma Komisyonu’nun yaptğ araştrmann sonuçlarna göre, her üç Fransz’dan biri kendisini açktan rkç olarak tanmlyor. Kendini açktan rkç olarak tanmlayanlarn says bir önceki yla göre, yüzde 8 orannda artmş durumda. Yine ayn araştrmada ortaya çkan verile-

Adalet Bakanlğ verilerine göre de rkç saldrlardan hüküm giyenlerin says yüzde 43 oranna ulaşmş.

Tehlike… Resmi rakamlarla gündeme

katlm ve Forum alannda düzenlenen 120 sanatsal etkinlikle, sanat ve kültür de ilk defa geniş bir yer tuttu. 6 Mays günü gerçekleştirilen Forum yürüyüşü, Yunan basn tarafndan da, “Yunanistan’da son 15 ylda yaplan en büyük kitle gösterisi” olarak nitelendi. Polisin ve resmi basnn verdiği rakamlara göre yürüyüşe, 50 bin kişi katld. Fakat organizasyon komitesinde yer alan değişik örgütler, 80 ile 100 bin arasnda bir katlm olduğu görüşündeler.

Rüzgar soldan esti 4-7 Mays tarihleri arasnda Atina’da yaplan 4. Avrupa Sosyal Forumu, öncekilerden farkl olarak; daha diri, derli-toplu ve görece militan bir karakter taşyordu. Türkiyeli ve Yunanistanl devrimci örgütlerin kitlesel katlmnn yan sra, devrimci sembol ve sloganlarn, militan etki gücünün büyütüldüğü bir Forum süreci yaşand. Eyleme katlan on binler ve Forum alann ziyaret eden 35

bin kişiyle 4. Avrupa Sosyal Forumu, kitlesel bir etkinlik oldu. Doğu Avrupa ve Türkiye’den katlmn ilk kez 2 bin kişiyi bulmas, Forum’u Bat Avrupa merkezli olmaktan çkard. Seminer ve workshoplara kitlesel katlmda ifadesini bulan ilgi, “turistik gezi” snrlarn aşmaktayd. Forum, sendikalarn organizasyon komitesinde yer alan katlmlar ile de diğerlerinden farklyd. Yüzlerce sanatçnn

tutum almaktan geçiyor. AB ülkelerinde eş zamanl geliştirilen saldrlar karşsnda, emeğin korunmas mücadelesinin dşnda, yapay saflaşma ve ayrşmalardan, rkçlk karşsnda rkç yaklaşmlardan bizi koruyacak başka bir şey yoktur.

4. Sosyal Forum’un, özellikle İngiltere ve Fransa’da yaplanlardan farkl olarak, “daha kalabalk, daha kzl ve daha militan” geçmesinde, son aylarda Avrupa’da gelişen grev ve kitle eylemlerinin yarattğ moral etkinin büyük pay var. Özellikle de Fransa’daki CPE saldrsnn püskürtülmesinin… Bu, seminer katlmlar ve alan kullanm açsndan, rüzgarn soldan estiği bir Forum’u

besleyen zemin oldu. Bu durumun, 4. ASF Sosyal Hareketler Sonuç Bildirgesi’ne gereğince yansdğn söylemek mümkün değil. Ancak özellikle Forum kapsamnda oluşturulan Antiemperyalist Alan birliği, gelecek forumlarn örgütlenmesinde, devrimci güçlerin ağrlğn arttrma olanağ sunmas açsndan ayrdedici oldu. Atina’daki 4. Avrupa Sosyal Forumu’nda oluşturulan Antiemperyalist Alan çalşmas kapsamnda hazrlanan uluslararas deklarasyonlar, 8 dile çevrilip, baslarak duyuruldu. Türkiye İhtilalci Komünistler Birliği’nin (TİKB) de içinde yer aldğ Antiemperyalist Alan, enternasyonal mücadeleye çağran ve “Birleşelim ve ortak düşmanlarmza karş yan yana savaşalm! Mücadele eden halklar gericilerden daha güçlüdür! BAŞKA BİR DÜNYA GEREKLİ: SOSYALİZM!” şiaryla biten iki ayr deklarasyon yaynlayarak, Forum içindeki militan, antiemperyalist sesi kalclaştrd.

Kstlamalar akupunkturu da vurdu!  Her taraftan k›s›tlama ve halk›n cebine sald›r› niteli¤indeki uygulamalar, uzlaflmaz çeliflkilerin alevlendiricisi olacak. Bilindiği gibi 2000 ylndan bu yana akupunktur tedavisi, bir model denemesi olarak hemen hemen bütün sağlk sigortas kasalar tarafndan karşlanmaktadr. Akupunktur, baş ağrs, migren, srt ve diz ağrlarnda tercih edilen bir tedavi yöntemi.

Cepten ödenecek Hiçbir yan etkisi olmayan bu tedavinin bundan sonra sigortallarn kendi cebinden karşlamasna gidiliyor. Zira Federal Birlik Kurulu’nun (GBA) yeni kararna göre sağlk kasalarnn hizmet kapsam, akupunktur tedavileri için snrlandrlyor. Sigorta kasalarnn sadece srt ve diz rahatszlklar için akupunktur giderlerini karşlamas düşünülüyor. Yani başnz ağryor ya da migreniniz varsa, nasl belirli oranda masaj tedavilerini ödüyorsanz, akupunktur tedavisini de tümden kendinizin ödemesi gerekecek! Federal Birlik Kurulu Başkan

Rainer Hess, bu kstlamalarn finans planlamasnn sonucu olduğunu belirtirken, bu model denemesinde sigorta kasalarndan şimdiye kadar senede 300 milyon euro civarnda çktnn olduğunu, fakat yeni uygulamayla bunun 100 milyon euroya kadar çekileceğini belirtiyor. Hess, yaptğ açklamada sk tedbirlerin de beraberinde geldiğini vurgularken, doktorlarn da ek yeterlik belgeleri olmas gerektiğini vurguluyor. Şu an Almanya’da yalnzca bin 400 civarnda uzman hekimin var olduğu da söyleniyor. Bu kstlama ve snrlamalar tedavi olabilmek için baz koşullarn yerine gelmesini şart koşuyor. En az alt aydr rahatszlklarn olmas ve sağlk kasasnn masraflar üslenmesi için uzman hekimin onay vermesi gibi… Kararlarn ne zaman yasalaşacağ henüz net olmasa da en ksa zamanda olacağ kesindir! Sağlk Bakan Ulla Schmidt’in (SPD) öneriyi incelemesi için iki aylk bir zaman var.

Dünya Yaflanacak

(baştaraf birinci sayfada)

Madalyonun iki yüzü Göçmen işçilik her dönem emperyalist tekellerin ihtiyaçlarna göre belirlendi. Bir dönem teşvik edildi, bir dönem snrland, bir dönem tümüyle kesilmek istendi. Ancak dünyann her yerinde iş kaps olarak bir kez açlan yol artk önüne geçilmez bir durum ald. Para kazanmak karşlğnda ülkelerinden göç eden işçiler geldikleri ülkelere yerleşmeye başladlar. Ailelerini, eşlerini, çocuklarn getirdiler, yerli göçmen oldular. Geri dönmek üzere çalşmaya gelen işçiler kökleşen yaşamlar karşsnda artk yerleştikleri ülkenin insan olmuşlard.

Biz işgücü istedik insan geldi

4. Avrupa Sosyal Forumu yapld!

Nazi arşivi açlyor Nazilerin 17,5 milyon kurbannn akbetiyle ilgili bilgileri içeren Bad Arolsen arşivi, tarihçilere açlyor. Almanya ve İtalya, uzun yllar boyunca arşivin açlmasna karş çkmşt. Berlin’in “kişisel bilgilerin korunmas” gerekçesine dayandrdğ itirazn sonunda kaldrmas, 47 milyon belge üzerinde 60 yldr örtülü duran esrar perdesinin kalkmasn sağlayacak. Arşive, şimdiye kadar sadece Nazi kurbanlaryla, bunlarn mirasçlar başvurabiliyordu. Kararn hayata geçirilebilmesi için, üye ülkeler olan, Almanya, Fransa, İngiltere, İtalya, Belçika, Hollanda, Lüksemburg, Yunanistan, ABD, Polonya ve İsrail’in onayna sunulmas gerekiyor.

Ü

İlaç tekelleri için Çin’de yetişmiş olan Alman akupunktur doktorlar durumu eleştirirken, Çin’de Yetişmiş Doktorlar Birliği (TCM) Başkan Michael Germann yaptğ

davi olmas ve sağlk konusunda bilinç düzeyinin giderek yükselmesiyle halkn, ilaçsz tedaviye daha fazla rağbet etmesi bekleniyor. İlaç tekellerinin cann skan

Şimdi ise; göçmen işçilik, Avrupa emperyalistlerine yük olmaya başlad. Onlara göre, göçmen işçiler insan değil sadece işgücüne sahip birer makinaydlar. Almanya Dşişleri Bakannn’nn bu durum karşsndaki tepkisi bunu oldukça iyi açklyor. “Biz işgücü istedik onlar insan geldiler.” İnsan görmezden gelindi. Aslnda bir yanyla bu söz kapitalist sistemin insana bakşnn özeti niteliğinde. Onlar için kar lazm daha fazla kar. İnsan lazm değil. Bu yüzden işleri bittiğinde “kap dşar” politikas da şaşrtc değil. Emperyalistlerin dünya üzerinde kurmak istedikleri ekonomik, siyasi, askeri hegemonya sonucu sürekli büyüyen genişleyen Avrupa Birliği bu rekabetin basncyla çekirdek gücün çkarlarn korumaya çalşarak coğrafi alann ve nüfusunu her geçen gün büyüttü. Bu dönemi yeni bir AB anayasas ile yeniden düzenlemek istedi fakat Fransa ve Hollanda halknn direnciyle karşlaşt. Fakat AB, anayasadan vazgeçmedi anayasa içinde yer alan dönemsel politikalar parça parça yasalaştrlmasnn admlar atld, atlyor. Agenda 2010, Bolkenstein, sosyal alandaki “reformlar”, göçmen yasas, antiterör yasas, bunlarn herbiri AB Anayasa’s içindede yer alan bölümlerdi.

Irkç faşistler iş başnda... AB, bugün sadece gerektiği kadar, ihtiyaç duyduğu alanlarda işgücü istiyor. Gelişen yüksek teknoloji ve belli alanlarda yaplan yoğun üretimin iş alanlarnda yarattğ tkanklk eskiye oranla işgücü ihtiyacn azaltyor. Buna karşlk daha önce sömürge ülkelerde altyapsn oluşturduğu serbest sanayi bölgelerini, sosyal haklarla uğraşmakszn sömürü alanlar olarak değerlendirmek istiyor. Göçmenlerin Avrupa için artk zararl olduğunu, işsizliği körüklediğini, güvensizlik ve kaos ortam yarattğn propaganda ederek Avrupa halklarn “Göçmen yasalar” konusunda kendine yedeklemek istiyor. Yeni “Göçmen Yasalar” ve rkç faşist saldrlar bir madalyonun iki yüzü. Aslnda yllardan beri neonazilere yeşil şklar yaklyor ve destekleniyor. Irkç faşistler güçlendiriliyor, yasalarla yapamadklarn da sivil faşist çeteler yapyor. Son dönemde ciddi bir şekilde rkç-faşist saldrlar artmaya başlad. Almanya, Hollanda, Belçika, İsviçre Fransa’da yaşanan saldrlar bunu açkça ortaya koyuyor. Belçika’da bir faşist eline aldğ silahla önüne gelen “yabancya” saldrd. Berlin’de PDS Milletvekili Gyasettin Sayan dövülerek hastanelik edildi. Polonya’da neonazi bir örgüt 20 kişilik ölüm listesi yaynlad. Yine Belçika da yaplan bir anketin sonuçlarda oldukça etkileyici ve dikkat çekici. Belçika halknn yarya yakn zaman zaman rkç düşünce içinde bulunduğunu söylüyor. Bu azmsanacak bir rakam değil.

Milliyetçilik zehiri Karş milliyetçiliği trmandrmaya çalşan MHP’li faşistler rkç yaklaşmlarla Türkiyeli emekçileri örgütlemeye çalşyorlar. MHP’li faşistler ters yönde çatşmay körüklemek istiyorlar. Oluşan gençlik çeteleri de bunun bir göstergesi. Sonuçta MHP’lilerin yaptğ da halklar arasndaki çatşmay derinleştirici nitelikte olduğu için, AB burjuvazisinin planlarna destek sağlyor. Artan saldrlar karşsnda her türlü milliyetçiliğe karş çkarak emekçilerin birliği halklarn kardeşliği vurgusunu daha fazla öne çkarmamz gerekiyor. Hem haklarmz iyice gasp eden yeni yasalara, hem de faşist saldrlara karş biraraya gelmeliyiz. Bütün emekçiler olarak biraraya gelirsek bu saldrlar püskürtebiliriz. Fransa’da ki gençlik hareketi bunun en güzel örneğini gösterdi bize. Gençlik kararl ve srarl davrandkça desteği ve gücü artt. Göçmen Yasas ve faşist saldrlar karşsnda da biz “göçmenler” ne kadar kendi davamza sahip çkarsak etrafmzdaki dayanşmay o kadar arttrmş gücümüzü büyütmüş oluruz.

Ajanlar evlerinde gibi!

açklamada, “Diz mafsallarnda uygulanan akupunktur tedavisi neden kalça eklemlerinde uygulanmasn?” diyerek, gelecekte tam tersine akupunktur tedavilerinin desteklenmesi gerektiğini vurgulad. Her taraftan kstlama ve halkn cebine saldr niteliğindeki uygulamalar, uzlaşmaz çelişkilerin alevlendiricisi olacak. Gerçekleştirilmek istenen uygulamalar, kimya ve ilaç sanayisinin kar oranlarnn yukar çekilmesini hedeflemektedir. Akupunkturun ilaçsz bir te-

ve devletler üzerinde basnç yaratmalarna neden olan bir durumdur bu. Kendi çkarlarna hizmet eden sağlk sistemi ve doktor profili istiyor onlar! Artk sağlk konusunda da kutuplaşmalar kaçnlmaz olarak gündeme oturacak. Bugün önemsemeyip üstünden atladğmz, sessizce kabul ettiğimiz her şey, yarn çok daha kapsaml ve şiddetli saldrlara davetiye çkarmaktadr! YD-Stuttgart

Avrupa Parlementosu anket raporu sonucuna göre; 11 Eylül olaylarndan bu yana CIA, 30 ile 50 aras kişiyi Avrupa’dan yasal olmayan yollardan kaçrmş. Ortaya çkan gizli icraatlar üzerine, Avrupa Parlementosu milletvekilleri 8-12 Mays tarihlerinde Washington’a giderek, hükümet yetkilileri ve eski CIA ajanlar ile görüştüler. Eski ajanlardan biri Portekiz AP milletvekiline; “30 ile 50 kişi Avrupa’dan alnarak, rahat işkence yaplabilinecek bölgelere transfer edildiler. Bu sayya, Guantanamo veya Afganistan’a kaçrlan kişiler dahil değildir” diyor. AP miletvekilinin, “Biz bu insanlarn başna neler geldiğini bilmiyoruz” demesi üzerine ay-

n ajan; “Eğer Avrupa hükümetlerinin izni olmasa, biz bu kaçrmalar yapamazdk. Mesela Imam-Abou Omar’n Milan’da kaçrlmasnda İtalyan gizli servisinin yardm olmasa biz bunu başaramazdk” karşlğn veriyor. ABD kaynaklarndan edinilen bilgilere göre; Avrupa, Afrika ve Asya’da 8 gizli ABD hapishanesinin bulunduğu söyleniyor. Demokrasinin kalesi olduğu iddia edilen Avrupa’da CIA uçaklar cirit atarken, ABD ajanlar istediği yerde, istediği kişiye operasyonlar düzenliyor! Açğa çkanlar ve çkmayanlar, “Avrupa demokrasisi” denilen şeyin emekçiler açsndan hiçbir güvence taşmadğn bir kez daha gösteriyor!


Yaflanacak

Dünya 4 Irkç Sarkozy ülkemizden defol Bat Afrika ülkelerini ziyaret eden Fransa İçişleri Bakan Nicolas Sarkozy, Mali ve Benin ziyaretlerinde, “Irkç dşar!” “Sarkozy seni Benin’de istemiyoruz!” sloganlaryla karşland. Protestonun sebebi, Fransa’da çkarlan yeni göçmenlik yasas. Protestolara konu olan göçmen yasas, vasfl işçilerin ülkeye girişine izin verirken, vasfsz işçilerin girişini engelliyor. Çkarlan bu yasayla, ailelerinden ayrlarak, Fransa’da çalşmaya başlayan Afrikallarn ailelerini bu ülkeye getirmeleri de imkanszlaşyor.

FKÖ karargahna saldr İsrail savaş uçaklar Lübnan’n doğusunda Filistin Halk Kurtuluş Cephesi Genel Komutanlğ’na ait üsse saldr düzenledi. Lübnan’dan İsrail askeri üssüne roket saldrs düzenlenmiş, saldrda bir İsrail askeri yaralanmşt. İsrail, saldr nedeniyle Lübnan’ BM Güvenlik Konseyi’ne şikayete hazrlanyor.

Elektrik talep eden halka kurşun Kongo’nun Katanga bölgesindeki Kipushi Kasabas’nda 5 aydr süren elektrik kesintilerini protesto eden halka polis ateş açt. Çoğunluğu çocuklardan oluşan göstericilerden iki öğrenci, bir kadn öldü.

2 bin 148 kişi idam edildi Uluslararas Af Örgütü’nün yaynladğ yllk insan haklar raporuna göre, 2005’te dünya genelinde toplam 2 bin 148 kişi idam edildi. Ayn süre içinde 5 bin 186 kişinin de ölüm cezasna çarptrldğ belirtilen raporda, asl rakamlarn bunlardan çok daha yüksek olduğu vurguland. İdam edilenler arasnda çocuk ve akl hastalarnn da olduğu belirtiliyor.

Aç çocuklara cinsel taciz! Çocuklara yardm örgütü’nün yaptğ açklamaya göre, Bat Afrika ülkelerinden Liberya’da faaliyet gösteren yerel ve uluslararas yardm kuruluşlarnda çalşan görevliler, gda karşlğnda çocuklar cinsel olarak sömürüyor. Örgüte göre 12 yaşndan büyük kzlarn yars sömürülüyor. Rapora göre polis, öğretmen, yardm görevlisi ya da barş gücü askerleriyle cinsel ilişkiye giren kz çocuklarnn yaş 8’e kadar düşmüş durumda. Vakalarn çoğuna, iç savaş nedeniyle evlerinden olmuş çocuklarn barndğ kamplarda rastlanyor.

Petrol borularna saldr Nijerya’da petrol borularna yönelik saldrlar artyor. Çünkü giderek yoksullaşan halk, petrol rezervlerinden yararlanamamann öfkesini taşyor. Önümüzdeki dönemde petrol borularna saldrlarn artmas bekleniyor. Kendilerini “Nijer Deltas’n Kurtarma Hareketi” diye nitelendiren 40’n üzerindeki isyanc grup, petrol gelirine ortak oluncaya dek eylemlerini sürdürmekte kararl olduklarn açklad.

Irkçlk kök salyor Uluslararas Af Örgütü’nün raporuna göre, Rus toplumunda hoşgörüsüzlük ve yabanc düşmanlğ kök salyor. Sadece bu yln ilk dört aynda 14 yabanc, rkçlar tarafndan öldürüldü. Geçen yl 28 yabanc, rkç saldrlara kurban gitmişti. 2005’te yüzlerce yabanc da, rkç Rus gençleri tarafndan yaralanmşt. Irkç ve yabanc düşman eylemler resmi makamlar tarafndan ‘gençler arasndaki münferit taşknlk’ kapsamnda ele alnyor!

D

Ü

N

Y

Şimdi hedef İran  ABD’nin flimdiki bahanesi, ‹ran’›n uranyum zenginlefltirme çal›flmalar›n›, nükleer silah yap›m›nda kullanaca¤›! ABD İran’a saldr hazrlğnda. Şimdiki bahanesi, İran’n uranyum zenginleştirme çalşmalarn, nükleer silah yapmnda kullanacağ! Kendisine meşru bir zemin yaratmak, birlikte hareket edeceği diğer emperyalist güçlerle ittifakn güçlendirmek için yürüttüğü diplomasi faaliyetine, son haftalarda hz kazandrd. Tabii, “İran planmz kabul etmezse askeri müdahale de sözkonusu olabilir” sopasn sallamay ihmal etmeden. Bu hamle ve manevralarnn bir parças olarak en son 30 Mays’ta; “uranyum zenginleştirmekten vazgeçmesi karşlğnda İran ile masaya otururuz” açklamas yapt. İngiltere, Fransa ve Almanya ile yürüttüğü müzakerelere, bu koşullarda katlacağn söyleyerek, “yapc” bir siyaset yürüttüğü mesaj vermeye çalşt.

bulunma çabas içinde. İran, Rusya ve Çin ile var olan ekonomik, siyasi, askeri, vb. çok yönlü tarihsel ilişkilerini kullanarak, kolay kolay eğilmeyeceği mesaj vermek istiyor.

Emperyalist rekabet… Çin, İran’dan petrol alan ülkeler arasnda ikinci srada yer alrken, mal ihrac eden beşinci

Ayn şekilde İran silah satş başta olmak üzere, Rusya açsndan önemli bir pazar. Bu oyunda AB’li emperyalistler ise, bir joker gibi hareket ederek konumlarn güçlendirmek istiyorlar. Irak döneminden farkl olarak ABD ile daha yakn bir duruş içinde görünmelerine rağmen, varolan tüm çelişkilerden ve avantajlarndan sonuna kadar yararlanacaklarn her davranşlar ile hissettiriyorlar.

Biz engelleyeceğiz! ABD Irak’ta, Afganistan’da

A

Latin rüzgar güçleniyor… Bolivya’nn gaz kaynaklarn kamulaştrmasndan sonra, Ekvator da, ABD petrol tekeli OXY ile yaptğ sözleşmeyi iptal etti. İptal kararna, OXY’nin sözleşmeye ve yasalara aykr biçimde, Ekvator’daki hak ve zorunluluklarnn yüzde 40’n Kanada merkezli ERCANA şirketine devretmiş olmasn gerekçe gösterdi. Karar hemen uygulayacağn söyleyen Ekvator hükümeti, sözleşme kapsamndaki tüm tesisler ve makinalar ile nakliyat araçlarn, bedel ödenmeksizin devlet şirketi olan, Petroecuador’a devredileceğini açklad. OXY’ye karş 2004 ylndan beri yasal girişler başlatlmşt. Fakat, Ekvator devletinin ABD emperyalizmi ile karş karşya gelmekten kaçnmas nedeni ile bir karara bağlanamamşt. Gerek Bolivya’nn son hamlesi, gerekse kta çapnda giderek güç kazanan halk hareketlerinin basnc, Ekvator’un da bu karar almasnda etkili oldu. Ekvator petrollerinin yüzde

ülke. Ya da bir petrol ülkesi olan Rusya, İran ile ilişkileri üzerinden petrol piyasasnda denetim kurmaya, bu avantaj ile emperyalist rekabet arenasnda güç olmaya oynuyor. Jeo stratejik konumu ile komşu olduğu bu ülkenin denetiminin ABD’ye geçmesinin kendisi açsndan taşdğ riskleri de bilerek, ABD’nin oyununu bozmakta daha atak bir siyaset izliyor.

sarslan otoritesini, şimdi İran üzerinden yeniden kurmaya çalşyor. Bu onun açsndan bir zorunluluk. Onu ve bu hegemonya ve güç yarşnn tüm aktörlerini bir “çlgnlk” yapmaktan alakoyacak yegane güç dünya halklarnn “Kahrolsun emperyalizm ve her türden gericilik” slogannda ifadesini bulacak net duruşudur! Ne Mollalar ne emperyalist gericilik!

Karnnda açlğn ağr boşluğu Dünyada 100’ün üzerinde ülkedeki binlerce insann katlmyla açlğa karş yürüyüş gerçekleşti. Moskova, Roma Lizbon, Cenevre, Nairobi, Islamabad, Amman eylemliliklerin olduğu sadece birkaç kent. Eylemciler, dünyada 800 milyon kişinin açlk çektiğini, açlktan etkilenen çocuklarn 300 milyon olduğunu, Birleşmiş Milletler’in acilen bir önlem almas gerektiğini vurguladlar. Cenevre’de eylemciler, 25 kuruşla bir çocuğun karnn bir gün doyurabildiğini belirtirek, sembolik olarak 15 frank toplad. Bu parayla BM’nin 60 çocuğu besleyebileceğini belirtti.

Nedir bu çelişki? BM, 1945’te 51 ülkenin katlmyla sözde “dünyada barş koruma ve insani yardm yaplmas gereken ülkelere yardm yaplmas” amacyla kuruldu. Bugün 191 ülkeyi bünyesinde barndran BM, dünyadaki he-

men hemen tüm ülkeleri içine almaktadr. “Dünyadaki ezilenlerin sorunlarna insani yönde cevap veren bir kurum olma” rahatlğn taşsa da BM, kendi

özgürce hareket edebilir? Siz aylğnz ödeyen bir hükümeti nasl mahkum edebilirsiniz?’ dedim ve bu görevi reddettim.”

Emekçilerin tepkisi olmazsa…

içinde de bir çelişki olusturuyor. Paris Sorbonne Üniversitesi Ögretim Üyesi Jerôm Valluy’un söyledikleri, bu paradoksu gösteren çok net bir örnek: “Bana BM adna çalşmam teklif eden arkadaşlarm oldu. Onlara, ‘Maaşn üye hükümetlerden alan bir memur ne kadar

Dünyan›n sokaklar› Ahmet Vural

19. yüzyln başlar, İtalya’da toplumsal hareketlerin gelişiminde önemli bir yer tutar. O dönemde Kuzey İtalya’da gelişen devrimci hareket, Balkanlar’ da etkisi altna alarak hzla yaygnlaşt. Özellikle, otomotiv endüstrisi işçilerinin grev ve direnişleriyle sarslan ülkede; devrimci gelişmenin önü, faşist Mussolini’nin iktidara gelmesiyle kesilebildi ancak. Ülkede yeni bir dönem başlad: Faşist katliamlar dönemi! Milano’dan başlayan faşist katliam-terör ancak; 2. Dünya Savaş’nn bitiminde, İtalyan anti faşistlerinin Mussolini’yi, Milano’nun Lorete Meydan’nda sallandrmasyla son buldu. Fontana Meydan, Milano’daki tüm bu gelişmelerin yakn tanğdr.

mas (TLC) imzalamş olmas. Ancak Ekvator, kamulaştrma karar ile birlikte, TLC’den de çekileceğini gündeme getirdi. Ekvator’un bu çkş başta ABD olmak üzere, tüm dünyada, özellikle emperyalist kampta “şaşknlk”la karşland. Çünkü Ekvador ABD ile çok yakn ilişkileri bulunan bir ülke.

Geçtiğimiz yllarda para birimi Sucre’yi tedavülden kaldrp, ABD dolar kullanmaya başlad mesela. Yine, ABD’nin ktadaki en büyük askeri üssü La Manta’nn kurulmasna izin verdi. Dahas, ABD askerlerine dokunulmazlk tanyarak, onlar aleyhine uluslararas mahkemeye başvurmayacağ güvencesi verdi. Bu duruşu ile, OXY’nin kamulaştrlmas arasndaki büyük çelişki, burjuva siyaset arenasnda hararetli tartşmalara yol açt. Görünen o ki, Latin Amerika’da arkasna ciddi bir halk desteği alarak yükselen anti ABD dalga, domino etkisi ile tüm ktay etkileyecek bir altüst oluş yaratacak güçte. Küba-Bolivya-Venezuella’dan oluşan Bizim Amerikamz için Bolivarc Alternatif (ALBA) ve Küba’nn önerdiği Anti-Faşist Cephe giderek genişleyip, güç kazanarak, tüm ktay ve dünyay, yeni bir moral dalga ile sarmalayacak.

Filistin’e yeni kuşatma

Molla rejiminin siyaseti… Ayn şey İran açsndan da sözkonusu. İran ABD’ye müzakere çağrlarnda bulundu. Ardnan Irak’taki ve kendi topraklarndaki PKK kamplarn bombalayarak, ABD’nin yakn müttefiki Türkiye ile ilişkilerini sağlamlaştrmaya çalşt. Bir yandan da Irak’ta yeni kurulan Şii ağrlkl hükümet üzerinde tarihsel ve mezhepsel yaknlğn kullanarak etkide

85’ine sahip olan OXY, halen dokuz ülkede doğrudan, onsekiz ülkedeyse dolayl olarak faaliyet gösteriyor. Şirket, Ekvator’un kamulaştrma kararn, uluslararas mahkemeye taşyacağn açklad. Bu konudaki en büyük dayanağ ise, Ekvator’un ABD ile Serbest Ticaret Anlaş-

Ünlü aşk çeşmesi (Fontana di trevi) Fontana Meydan, Milano’daki meydanlar içerisinde en ünlü ve en büyüğüdür. Sadece turistlerin gelip gün ağarana kadar sabahladklar, çeşmenin görkemine kapldklar sradan bir meydan değildir o. Turistler, meydandaki aşk çeşmesine gelip bozuk para atarak dilek tutup, lüks kafe-restoranlara uğrayp, İtalyan gastronomisinden zevk almay tercih ederler. Fontana’nn çok uzağnda olmayan İspanya Meydan’ndaki İspanyol merdivenleri; dizili rengarenk çiçekleri seyretmek isteyen gezginlerin, nefeslenmek için geçiverdikleri yerdir. Onlar kendilerini, Fontana Meydan’ndaki aşk çeşmesinden fşkran suyun ferah

Evet bay Valluy tavrn belirlemiş. BM çalşanlar, 191 ülke hükümetlerinde fon alacak. Bu fonlarla yaşamn sürdürecek ve bu hükümetlerin insanlik dş politikalarna karş tepki verecek! Evet inandrc değil! Ama BM, henüz emekçilerin tepkisini üzerine almadan bu rolünü bugün hala sürdürebiliyor. Kapitalizmin cellatlarnn yannda papaz rolünü iyi oynuyor. Cenevre’de eylemcilerin sembolik para toplayarak BM sunmas, bu rolün bir kabulüdür. Lakin iki snf arasnda çelişkiler arttkça, papazn maskesi düşecektir. Bu halkay iyi kavrayarak bize sunulan görsel aldatmalara kaplmamalyz!

Filistin seçimlerini Hamas’n kazanmas sonrasnda yaratlan iç çatşma tehtidinin basnc ve gerçekleştirilen diplomatik manevralar ile halkn özgürlük istemi ve mücadelesine gem vurulmak isteniyor. İşgalci İsrail, Bat Şeria şehirlerinde evlere basknlar düzenliyor, militan olduğu gerekçesiyle insanlar öldürüyor, gözaltna alyor. Direnişçi ve “lider” olarak gördüklerine karş suikastler, kaçrp öldürmeler, ölüm tehditleri devam ediyor. Diğer taraftan Hamas Hükümeti’nin İçişleri Bakanlğ’na bağl bir güvenlik birimi oluşturmasyla, El Fetih ve Hamas güçleri arasnda karşlkl güç gösterileri ve yer yer de scak çatşmalar yaşanyor.

Fontana katliam Bir akşam üstü Fontana Meydan’nda bulunan Ziraat Bankas’nda patlayan bomba, kara bulutlar çökertti Milano’nun üzerine. Özellikle ‘60’l yllarn başnda, tekrar güçlenen sol hareketin tasfiyesini amaçlayan 12 Ekim 1969 katliam, geride, 16 ölü, 84 yaral b-

den beslenen güçlerin emperyalist politikalara uyumlu hale getirilmesi gerekiyor. Filistin halknn stmaya raz edilmesi için başvurulan tek yöntem körüklenen iç çatşma değil. Açlk ve sefaletle terbiye edilmeye çalşlan bir halk gerçeği var. Kuşatma altna alnan Gazze’de temel gda maddelerinin

işgal, savaş ve kuşatmann kskacnda Filistin, bir sorun olmaktan çkartlp, bir taraf Ürdün ve Msr’ kesen Nitelikli Sanayi Bölgesi (NSB) ile ucuz işgücü cenneti haline getirilmek isteniyor. Her gelişme bu planlarla ilişkilendirilerek ele alnyor. Emperyalistler içine girdikleri Ortadoğu sarmalnda, hergün

dahi şehre sokulmas engelleniyor. ABD ve AB ülkeleri mali yardmlar keserek kendi yönetimlerinde Hamas’ tercih eden halk cezalandryor. Filistin topraklarnda yaşayanlara tam bir insanlk dram yaşatlyor.

biraz daha etraflarnn sarldğn hissediyorlar. Filistin intifada dinamiklerinin ehlileştirilme çabas, Irak’ tümden düzleme girişimleri, İran’a saldr planlar bu sarmal yarmalarnn önünü açmayacak. Tersine, daha fazla içe gömülerek, halklarn döktükleri kannda boğulacaklar.

İktidar çatşmas kimler arasnda? Filistin özgürlük mücadelesi içerisinde şekillenen ve giderek halktan kopup, ayrcalkl statüler kazanarak bürokratlaşp, kastlaşan FKÖ ile gerçek özgürlüğün ancak militan bir dövüşkenlikle kazanlacağna inanan genç intifada kuşağnn yelkenlerini doldurduğu Hamas arasnda, yönetime hakim olma kavgas var. Fakat sorunun bundan ibaret olmadğ açk. Filistin halknn özgürlük umudu tüketilerek, “iki devletli çözüm” ad altnda snrlarn İsrail’in belirlediği bir statü oluşturulmaya çalşlyor. Hamas’ta bu “çözüm”ün bir bileşeni haline getirilmeye çalşlyor. Filistin halknn intifada ruhunun törpülenmesi için, Hamas gibi direniş dinamiklerin-

Fontana Meydan ortamna atarlar. Meydann başka bir özelliği birinci snf otelleridir. Tarihi Santa Maria kilisesi ise; göz kamaştran şklaryla gelen herkesi büyüler. Fakat, Fontana Meydan asl olarak, her dönem işçi eylemleriyle anlr. 2002 ylnda 500 bin emekçi “Berlusconi’ye hayr” sloganlaryla Fontana Meydan’n inletti. İtalya’y sarsan genel grev döneminde; Berlusconi’yi iktidar yapan Milano kenti bu kez, işçi ve emekçilerin gür sesiyle yankland.

 Filistin halk›n›n ezilmesi için baflvurulan tek yöntem körüklenen iç çat›flma de¤il. Açl›k ve sefaletle terbiye edilmeye çal›fl›lan bir halk gerçe¤i var.

rakarak, devlet terörünün önünü açt. Fontana Meydan katliam ile Beyazt 16 Mart Katliam arasndaki benzerlikler bulunur. İkinci Dünya Savaş sonras; devrimci hareketin nispeten güçlenip boy attğ İtalya, Yunanistan gibi ülkelerde, farkl isimler altnda örgütlenen özel harp daireleri ve bunlara bağl sivil faşist gruplar hareketlendirdi. Bu, Sosyalist Sovyetler Birliği’ne karş oluşturulan NATO üzerinden gerçekleştirildi. 1967 Albaylar Cuntas, Yunanistan’da darbeyi gerçekleştirdi. İtalya’da ise; Gladio uzun yllar, faili meçhul cinayetler, bombalamalar, kitle katliamyla, Milano vb. kentlerde toplumu paralize etti. Kuzey İtalya’nn sanayi kentinde trmanan devlet terörü, yarmaday kskacna almşt adeta. Toplumu yldran devlet terörü, farkl araçlar da devre-

Sarmalda boğulacaklar Ortadoğu’daki emperyalist

ye soktu. Artk, 20 yl sürecek gözyaş ve ağr cezal mahkumiyetle sonuçlanan yllar başlamşt. 12 Ekim katliam sonras Boulanga Gar katliam, Roma Ulusal Bankas’na yaplan saldrlar, “Temiz Eller” operasyonu sonras ortaya çkacakt. Buna rağmen, Fontana Meydan katliamnn faturas anarşistlere çkartld.

“Bir anarşistin kaza sonucu ölümü” Fontana Meydan; kitle eylemleri, turist gruplar ve Milano Spor Kulübü karşlaşmalar sonras, meydandaki birahanelere doluşan fanatik sporseverleriyle, her zaman hareket halindedir. Fakat, 1969 sonbahar, İtalya’da scak sonbahar olarak kabul edilir. Çünkü, hedef gösterilen demiryolu işçisi, anarşist eğilimli Giseppe Pinelli hücresinde ölü bulundu. Polisin klasik açklamas “kaza sonucu” ölüm oldu. Dario Fo’nun piye-

sine konu olan bu olay; Pirelli, İnter, Fiat fabrikalar başta olmak üzere, direniş dalgas yaratt. Kzl Tugaylar gibi silahl eylemi temel alan gruplar, İtalya’da devlet terörüne karş silahl eylemle başlatt.

Fontana Meydan’nda başlayan hesaplaşma Avrupa’y sarsan “Temiz Eller” operasyonuna yol açan olay; 12 Ekim katliamdr. Fontana Meydan katliam; görgü tanklarnn ifadeleri ve ksmen de “Temiz Eller” operasyonunun uzandğ Ordine Nuova militan birkaç faşistin yarglanmasyla son buldu. Derin devletin örgütlülüğü altnda gerçekleştirilen bütün katliamlar, soruşturmalar sonuçsuz kald. İtalya işçi snf geçtiğimiz yllarda olduğu gibi yine yüz binlerle Fontana Meydan’nda haykrp taleplerini dile getirecek mutlaka. Bela Ciao’nun özgün melodisi, Fontana Meydan’nda güneşin doğuşuyla bütünleşecek elbette.


Yaflanacak

E

Sendikal Forum

Rza Doğan

Göçmen İşçi Yasalar Kapitalist emperyalist ülkeler özellikle İkinci Dünya Savaş’ndan sonra büyük ölçüde yklmş ekonomilerini yeniden düzeltmek ya da büyüyen ekonomilerinin ihtiyaç duyduğu işgücü açğn gidermek için az gelişmiş ülkelerden ucuz işgücü almna gittiler. Bu akşn sağlanmas için önemli teşvikler, düzenlemeler yapld. 1980 yllarna kadar bu böyle devam etti. Sonrasnda ve şimdi, dşardan işgücü istihdam politikasn ihtiyaçlarna göre tamamen değiştiriyor. Ancak yoksul ülkelerden ekonomik ve politik nedenlerle gelişmiş kapitalist ülkelere iş ve daha iyi bir yaşam umuduyla göç akş devam ediyor . BM verilerine göre yoksulluktan, bask ve kymlardan kaçarak, göç eden insanlarn dünya ölçeğindeki rakamsal ifadesi 200 milyon. Göçmen işçi çalştran gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin says 1970-1990 arasnda 42’den 90’a çkyor. Yine tahminlere göre AB ülkelerinde 3 milyonu kaçak olmak üzere, 22 milyon göçmen var. ABD’de ise 30 milyon göçmenden 11,5 milyonu kaçak işçi konumunda. Göçmenlerin, “ekonomilerinin srtnda bir kambur” olduğunu ileri süren ABD ve AB ülkeleri, göçmen işçilere yönelik yeni snrlama ve bask yasalarn peş peşe uygulamaya sokuyorlar. Bu ülkelerde göçmenlerle ilgili bask yasalar incelendiğinde hepsinin birbirinin kopyas olduğu görülecektir. Hepsinin ortak amac, ülkelerine denetimleri dşnda gerçekleşecek göçmen akşn engellemek. Sadece kendilerinin ihtiyaç duyduğu ucuz, yüksek vasfl iş gücünü getirip, uzun süre işsiz olan veya ihtiyaç duyulmayan göçmenleri snr dş etmek. Çünkü uluslararas büyük sermaye, artk vasfl işçi gerektirmeyecek mallarn üretimini, ucuz işgücünün olduğu ülkelere kaydryor. Bu yasalara, saylar milyonlarla ifade edilen kaçak işgücünün önüne geçmek gibi nedenler de gerekçe gösteriliyor. Gerçekte, uzun yllar oturum kart vermeyerek, yeni yasalarla şartlar daha da ağrlaştrarak, göçmen işçileri kaçak çalşma kosullarna raz olmaya zorlayan ve buna göz yuman da sermaye ve onun temsilcileridir. Örneğin Fransa’da 700 binin üzerinde kaçak işçi olduğunu resmi makamlar kendileri dile getiriyor. Hiçbir sosyal haktan yararlanamayan, yasal olarak çalşma haklar olmayan göçmenlerin bu kesimi yllarca asgari yaşamn nasl sağlayabiliyor? Tek çkar yol kalyor, o da kaçak olarak en ağr koşullarda, en az ücretle çalşmaya raz olmak. Kaçak da olsa, ülke ekonomisine büyük katklar sağlayan bu isçiler diğer işçilerin yararlandğ sosyal ve sağlk hizmetlerinin hiç birinden yararlanamyor. Amerika’da durum daha da vahim; 11,5 milyon göçmen işçi kapitalizmin en vahşi sömürüsü altnda yaşama savaş veriyor. Sermaye, ucuz emek gücü olarak sömürdüğü göçmen işçilerden olağanüstü karlar elde etmenin yansra, ülkede ücretlerin aşağ çekilmesi ve sosyal kazanmlarn yok edilmesinde de önemli bir araç olarak yararlanyor. Bu kez yeni çkarlan yasalarla ve bunu gerekçelendiren savlarla kapitalizmin kendi iç çelişkilerinden kaynaklanan işsizlik, iç güvenlik gibi temel sosyal sorunlarn nedeni olarak göçmenleri gösterip, geniş emekçi yğnlarda bilinç ve hedef bulanklğ yaratlmak isteniyor. Yabanclara yönelik neoliberal politikalar, yabanc düşmanlğndan beslenen rkç-faşist parti ve güçlerin de önünü açyor, cesaretlendiriyor. Yabanc düşmanlğ, yabanclara dönük saldrlara dönüşüyor. Irkç saldrlar artk günlük, olağan olaylar haline geldi. Burada göçmen işçilerin bilinçli olarak çekilmek istendiği etnik, kültürel çatşma tuzağ söz konusudur. İşçi snfnn birliğinin engellenmesi için aralarna yapay etnik ve kültürel duvarlar örülmek istenmektedir. Göçmenler içinde buna dünden hazr baz çevreler de vardr. Bunlar işçi snfn bölmeyi, parçalamay, örgütsüzleştirmeyi amaçlayan sermayenin manüpülasyonlardr. Sermaye bilinçli olarak, “yabanc” sorununu kiristalize ederek, bir yandan göçmen işçilere gözdağ verirken, genel olarak da işçi snfnn anti kapitalist mücadelesini sindirmeyi amaçlyor. Dahas, bugün göçmenleri “kara koyun” yapan sermaye, dün olduğu gibi, yarn da ucuz emek gücüne ihtiyaç duyacaktr. Kendisiyle çelişse de kar ve rekabet hrs onu buna zorlar. Örneğin Almanya, İş Bulma Kurumu’na başvuran on binlerce işsiz bilgisayar uzmann işe almazken; Rusya, Türkiye, Pakistan gibi ülkelerden daha düşük ücretle çalşacak bilgisayar uzmanlar getiriyor. Konuyla ilgili Alman Sanayiciler Birliği’nin yaynladğ “Göç Tezleri”nde şu paragraf konu açsndan çarpcdr: “Almanya kalifiye eleman arayan tek ülke değil, şu an ABD her yl ortalama 327 bin, Japonya 609 bin, İngiltere 114 bin ve Fransa 99 bin kalifiye göçmeni ülkelerine getiriyor.” Göçmen işçiler, emeğinin sömürülmesine olduğu kadar, sermayenin kendileri üzerinden politika yapmasna karş da mücadele vermek zorundadr. Bugün göçmenlere yönelik basklar, emperyalist kapitalist sistemin emekçilere yönelik neoliberal saldrlarnn bir halkasdr. Bu saldrlar durdurmann, demokratik hak ve özgürlüklerin genişletilmesinin tek yolu; işçi ve emekçi kitlelerin birliği ve örgütlü mücadelesidir. Sendikal mücadeleye katlnmal, demokrasi ve özgürlükler mücadelesinde emekçilerle birlikte saf tutulmaldr.

Bangladeş neyi anlatyor? 1.sf’dan devam

Metal parçalaryla yollar kapatan işçilerle polis arasnda yaşanan çatşmalarda 100’ün üzerinde işçi yaraland. Daka-Mimensing otoyolu boyunca yürüyen on binlerce işçi, tekstil fabrikalarn ve araçlar ateşe verdi. Savar ve Gazipur’da başlayan olaylar şiddetlenerek Uttara, Mirpur, Kafrul, Tejgaon ve Eski Daka’ya kadar yayld. Pek çok şehirde sabah 8’den, öğlen 2’ye kadar tüm trafik akş durduruldu. Tekstil patronlar, bölgede

süresiz bir şekilde kepenk kapatt. Bangladeş Giysi İmalatçlar ve İhracatçlar Birliği’nin (BGMEA) isyan başlattğn iddia ettiği 6 tekstil işçisinin isimlerini polise vermesinin ardndan polis Gazipur, Savar ve Sripur’da yaklaşk 100 işçiyi gözaltna ald. Başlayan eylem dalgas tüm ülkeyi etkisi altna alarak yaylp, derinleşti. Gelinen noktada, sermaye belirli tavizler vermenin eşiğine getirildi! Eylemler devam ediyor!

M

E

K

D

Ü

N

Y

A

S

5 Dünya

I

Hartz IV’te yeni düzenlemeler 1.sf’dan devam Bir yl içinde üçüncü bir teklifi, kabul etmeyenlere ödenen yardm tamamen kesilecek.

edilmeyen gelirler otomatik bilgi karşlaştrlmas sonucunda bundan böyle daha da kolay ortaya çkartlabilecek.

yelerde ve iş ajanslarnda bir dş büro olacak. Uzun süreden beri işsiz olanlar her an ulaşlabilecek durumda olacak ve izin almadan ikamet adresinden uzaklaşamayacak, örneğin tatile gitmeyecek.

göre belirlenen serbest servet snr da artyor. Buna göre yaşllk güvencesi için belirlenen miktar aylk 200 eurodan 250 euroya çkacak. Ancak yaşllk güvencesi için olmayan servet snr da yaş başna 200 eurodan 150 euroya düşüyor.

“Bakma yükümlülüğü!”

Otomatik bilgi karşlaştrmas: Yurt içinde ya da yurt dşnda gizlenen servet ya da deklare

Sk kontroller: “Haksz yere” alnan yardmlarn belirlenebilmesi için bundan böyle beledi-

İşsiz çiftler: Birlikte yaşayan kişilerde artk makamlar, evlilik benzeri bir ilişkiden hareket edecekler. Yani evli olmayan çiftlerden birisi çalştğnda, işsiz olan arkadaşna bakmakla yükümlü olacak. Mevcut uygulamaya göre bakma yükümlülüğü olup olmadğ konusundaki delili makamlar sunmak zorundayd. Şimdi çiftler, aksini kantlamak zorunda. Servet snr: Kişilerin yaşna

Emeklilik: Bundan böyle İşsizlik Paras 2 alanlar için emeklilik sigortas için ödenen meblağ 78 euro değil, 40 euro olacak. Böylece işsizlerin hakettikleri emeklilik ayda 4.30 eurodan 2.20 euroya düşecek. Genç işsizler: 25 yaşn altnda olup da yardm alan, ancak buna rağmen kendisine gösterilen işi kabul etmeyen genç işsizlerin yardm tamamen kesilecek, ayrca kira ve yakacak yardm da ödenmeyecek.

Alman işçi snf genç öncülerini yaratyor… Alt üniversiteye bağl hastahanenin hizmet bölümlerinde 13 Şubat’ta başlayp, yaklaşk 16 hafta süren Ver.di grevi, 31 Mays itibari ile NRW çapnda durduruldu. Daha önce de ziyaret ettiğimiz işçiler, bunun üzerine 2 Mays’ta bir şölen düzenlediler. İşçilerin daveti ile Yaşamevi ve Yaşanacak Dünya gazetesi olarak, bu şölene biz de katldk. Bu ziyaretimiz srasnda, Düsseldorf’taki Uni-klinik’te işçi olarak çalşan Ver.di işyeri işçi temsilcisi Hadi Özgültekin, İngo, Lawrence Dlangamandla ile yaptğmz röportaj aşağda yaynlyoruz.

Grev hakknda ksa bir bilgilendirmede bulunur musunuz? Hadi Özgültekin:Yaklaşk 16 haftadr, eyalette bulunan 6 üniversite hastahanesinde devam ediyor. Asl talebimiz; 40 saate çkarlmak istenen haftalk çalşma süresinin, 38,5 saat olarak kalmas.Yansra; Noel ve izin paralarnn verilmesi, 3 yldr Tarif Vertrag (TİS) yaplmadğ için gerçekleşmeyen zamlarn hesaplanp, 150’şer Euro olarak takviye edilmesi ve meslek eğitimi alan çraklara, paralarn meslekten sonra almalar uygulamasna son verilip, 250 Euro verilmesi.

HÖ: En güçlü katlm Düsseldorf ve Essen’de oldu. Toplam çalşann 5 bin 700 olduğu Düsseldorf’ta katlm, yaklaşk 500. Ve asl olarak buras ve Essen’de say başndan sonuna kadar korunabildi. Diğer yerlerde çözülmeler oldu. Ama genel olarak 28 bin işçinin çalştğ toplam 6 kentten (NRW), sadece bin 400 işçinin katlmş olmas başl başna bir sorundur. Katlmn bu kadar düşük olmasnda, sendikann bütün gövdeyi greve sürmemesinin pay var!

Peki grev bunlarn kabulü ile mi sonuçland? HÖ: Şu anda resmi bir sözleşme imzalanmad. Eyalet Maliye Bakan sendika başkanna yazdğ bir mektupla, taleplerimizi kabul ettiğini, TİS’i imzalamak için kendisine 1 Ocak 2007’ye kadar zaman tanmamz istemiş. Sendika bu mektup üzerine grevi 2007 Ocak’na kadar durdurma karar ald. O tarihte TİS imzalanmazsa yeniden greve gitme hakkmz var.

Fransa’daki CPE eylemleri direnişi nasl etkiledi? HÖ: Önemli bir moral ve motivasyon yaratt. Sendika da, devlet te bunu hissettiler. Biz Fransa’da direnenlere mesajlar yolladk. Onlar da bir heyetle çadrmz ziyarete geldiler. Burada seminerler yaptlar. Ve büyük bir etki yarattlar. Ayrca biz grevimiz sürecinde yine greve giden Düsseldorf Havaalan işçileri ile de dayanşma gösterdik. Bunlar katlmc kitleyi olumlu anlamda etkileyen, dayanşma bilincini geliştiren şeyler oldu.

Bu süre boyunca işçilerin greve katlm nasld?

Peki sendika neden bir sözleşme yapmadan grevi “durdurdu”

sizce? HÖ: Sendikann tavrn belirleyen biziz. Snf hareketinin radikalleşip, kendi denetiminden çkmasndan korktular. Çünkü özellikle son haftalarda bunun belirtileri açğa çkt. Snfn, yürüyeceği yolu, onun denetimi dşnda, kendisinin açma çabalar söz konusu oldu. Mesela geçen hafta Münster’deki kilinikte işçiler, dekann odasn işgal ettiler. Biz burada Bilim Araştrma Kurulu’nun odasn, 2 saat işgal ettik. Her ikisine de polis getirildi. Grev sürmüş olsayd, bu tür çkşlar artacakt.

genç işçi bu süreç içinde öncüleşti. Ve onlar Essen’de grevin daha güçlü bir şekilde yürümesinde belirleyici oldular. İngo: Bazlar greve devam edilmesini istiyorlard. Sözleşme yaplmadğ için. 2007’de imzalanacağna dair yaz aldk. İmzanlanmadğ zaman greve devam edeceğiz. Ben greve başndan beri katlyorum ve çok şey öğrendim. Enternasyonel olmas bakmndan. Ayrca burdan Fransa’ya dayanşma çağrmz yaptk. Tabii sürekli yanmda arkamda çalşan ve farkl dillerde konuşan

lere göre, iflsizler kendilerine gösterilen ifllerde çal›flmak zorundalar. Birleşik Hizmet Sendikas Ver.di ile Gda Sendikas NGG Almanya’da; “Çalşmaya rağmen yoksulluk mu? 7.50 eurodan aşağ saat ücretine hayr!” başlkl bir kampanya başlatyor. Kampanyann temel hedefi Almanya’da asgari ücret uygulamasna geçişi hzlandrmak. Sendikalar, asgari saat ücretinin 7,50 euro ile başlayp, belli bir süreden sonra 9 euroya çkarlmasn istiyorlar.

milyon kişi, kuralszlğn hüküm sürdüğü bu sektörlerde çalşyor. Yarm günlük işlerde çalşanlar, diğer ksa süreli ve düşük ücretli işlerde çalşanlarla bir-

Sendika hareketin yönünü kestirdi ve aslnda devletle birlikte, şimdilik böyle bir “çözümle” grevi durdurdu! Almanya’da son dönemde gelişen snf hareketinin niteliği, nerelere evrilebileceği konusunda neler söylersiniz? HÖ: Bu dalgann sonuçlar önümüzdeki dönemde kendisini konuşturacak. Çünkü bu bir okul oldu. Alman işçi snf bu süreçte yeni, genç öncüler çkard. Mesela Essen grevi bu açdan çarpcdr. Orada iki

oluşturuyor. Stajyerler, çraklar, yaşllkta ksmi emeklilik hakkndan yararlanarak düşük ücretli işlerde istihdam edilenler ise buna dahil değil. Ayrca çalşma yaşamna dair son yaplan düzenlemelere göre, işsizler kendilerine gösterilen işlerde çalşmak zorundalar. Bu işler de genellikle çok düşük ücretli işler.

Vahşi sömürü! Talebin çkş noktas, Almanya’da son 10 yldr düşük ücretli işler sektörünün giderek genişliyor olmas ve işgücü piyasalarnn giderek kuralszlaşp, denetimsizleşmesi. Yaklaşk 7,7

likte bu rakam, toplam çalşanlarn yüzde 22,1’lik bölümünü

Hollanda’da devlet memuru olarak çalşan göçmenler, ayn görevi yapan Hollandallara göre daha az maaş alyor. Hollanda Merkez İstatistik Bürosu’nun (CBS) hesaplamalarna göre, Türkiye ve Fas gibi ülkelerden gelmiş yabanc kökenli memurlar, Hollandal memurlardan ortalama yüzde 20 daha az maaş alyor. İkinci-üçüncü kuşak göçmen memurlarda bu maaş farkllğ, yüzde 25’e kadar çkabiliyor.

Kağt işçileri grevde Finlandiya Kağt İşçileri Sendikas, tüm ülke genelinde iki günlük grev ilan etti. Grev, kağt endüstrisindeki işten çkarmalar protesto etmek amacyla örgütlendi. Onbinlerce kağt işçisi, neredeyse ülkedeki tüm fabrikalarda iş brakt.

Kamu çalşanlar grevde Yunanistan’da kamu çalşanlar, “Çalşma ve sözleşme koşullarn protesto” amacyla 24 saat genel grev yapt. Kamu Çalşanlar Konfederasyonu (ADEDY) ile Yunanistan İşçi Sendikalar Konfederasyonu’nun (GSEE) çağrsyla greve öğretmenler, toplu taşma araçlar şoförleri, banka çalşanlar, PTT, elektrik-su daireleri görevlileri, hastane personeli, yarg çalşanlar ve sivil havayolu taşmaclğ çalşanlar katld.

Telekom’da grev Deutsche Telekom çalşanlar grevde. Sendikann, 110 bin çalşan için talep ettiği yüzde 6’lk artş, Deutsche Telekom tarafndan rededildi. Ver.di sendikasnn baş görüşmecisi Lothar Schroeder yaptğ açklamada, şirketin bu teklifinin ve çalşma saatlerinin uzatlmas isteğinin uzlaşmama noktalarn oluşturduğunu söyledi.

İşsizlik ve yoksulluğa karş grev

insanlar bu grevle canlanmaya başladlar ve ayn dilli konuşmaya başladk. Lawrence Dlangamandla (Güney Afrika): ilk günden beri 13 şubattan bu yana burdaym. Daha bitmedi grev bizim için. Son karar daha verilmedi. Heran yine başlayabiliriz. 2002’den beridir burada çalişiyorum çok çok güzel. Burda bizler Alman, Türkiyeliler, Yugoslavlar birlikte grev yapyoruz bu yaşamsal değerdeydi. Artk biz burda bir aile gibiyiz.

Bu kampanyay destekleyelim!  Çal›flma yaflam›na dair son yap›lan düzenleme-

Göçmen memurlara ücret ayrmclğ

Sendikalar, başlattklar bu kampanya ile işsizlerin karş

karşya bulunduklar zorluklarn devlet ve sermaye tarafndan kullanlmasna da barikat oluşturmak istiyorlar. Bilindiği gibi Almanya’da, asgari ücret ve ulasal çapta TİS’lerle belirlenmiş sabit ücret uygulamas yok.. Bat Almanya’da çalşanlarn yaklaşk üçte biri, Doğu Almanya’da ise neredeyse yars TİS kapsam dşna düşmüş durumda. Düşük ücretli işlerde çalşanlarn yaklaşk üçte ikisini kadnlar oluşturuyor. Genellikle yarm günlük ya da güvencesiz işlerde çalştklarndan, çalşma koşullar çok ağr. 2002 verilerine göre, düşük ücetli işlerde çalşan işçiler arasnda göçmen işçilerin oran yüksek. Genelde çalşanlarn yüzde 7’si göçmen olmasna rağmen, bu oran düşük ücretli işlerde yüzde 10,7; yani Almanlara göre 1,5 kat daha fazla.

Güney Afrika İşçi Sendikalar Kongresi (COSATU), işsizlik ve yoksulluğa karş yürüttüğü kampanyann bir parças olarak grev çağrs yapt. COSATU’nun endişe ettiği konular arasnda, düşük ücretlerle çalştrmann yan sra, geçici işlerde çalştrmann gittikçe yaygnlaştrlmas da yer alyor. Greve Güney Afrika Demokratik Öğretmenler Sendikas (SADTU), Ulusal Birleşik Eğitim ve Sağlk İşçileri Sendikas, Birleşik Kamu İşçileri Sendikas, Güney Afrika Demokratik Hemşireler Örgütü de “tam katlm” sağlayacak.

İtalya’da yüzde 100 katlml grev İtalya’da iş sözleşmesinin yenilenmesi talebiyle FIT/CISL sendikasnn çağrsyla kamu taşmaclğ işçileri 24 saatlik grev yapt. Katlm; Roma, Milano ve Turin’de yüzde 95’e, Floransa ve Venedik’te yüzde 90’a, Bologna’da yüzde 93’e ve Reggio Calabria, Bari ve Pescara’da yüzde 100’e yaklaşt.

Meksika’da grevci işçilere polis kurşunu Lazaro Cardenas’taki SICARTSA çelik fabrikasnda greve çkan işçiler fabrikay işgal etti. İşçileri fabrikadan çkarmak için operasyon başlatan polis, işçilerin üzerine ateş açt. İki işçi polis kurşunuyla ölürken, bir işçi de çkan arbedede ezilerek hayatn kaybetti. Polisin müdahalesinin ardndan kasaba halk ve işçiler tarafndan yeniden ele geçirilen fabrika, bu kez Meksika ordusu ve deniz kuvvetleri tarafndan kuşatld.


Yaflanacak

Dünya 6

Y

A

A

Fkralar

R

E

N

Murphy’nin 5 nolu ölçütü Her çözüm beraberinde yeni sorunlar getirir.

Monly’nin kural Willioughby yasas Birine bir makinenin çalşmadğn kantlamaya çalşrsanz, makine o anda çalşr.

Arlen yasas

Mantk, yanlş sonuca özgüveninizi yitirmeden sistematik bir biçimde ulaşma yöntemidir.

Bir yerden ayrlrken, insanlarn size ne kadar iyi davrandklarn görmek çok ilginçtir.

Fulton’un yerçekimi yasas

Büyük hayranlk ve sayg duyduğunuz insanlarn derin düşüncelere daldğn gördü-

- “İmdaaaaaat, ben maymun falan değilim, kurtarn beniiiii.” Adam, korkudan geberecek neredeyse. Aslan heybetle yaklaşr adama. - “Kes lan bağrmay, ne bağryorsun, ben de aslanm sanki.”

Murphy’nin 4 nolu ölçütü

Bir eliniz dolu iken diğer elinizle kilitli bir kapy açmak zorunda kaldğnzda, anahtar kesinlikle elinizin dolu olduğu taraftaki cebinizdedir.

Ne zehmeti

Almana sorarlar; - “Nasl bir projeniz var?” diye. Alman; "İki uçtan gireriz ortada buluşuruz, 1 metre ara kalr onuda betonla falan kapatrz" demiş. Fransza da sormuşlar; - "İki uçtan başlarz, arada 50 cm kalr. Onuda kapatrz" demiş. İtalyana sormuşlar; - "20 cm kalr" demiş. En sonunda Temel’e sormuşlar. - "İçi uçtan başlaruz, ortada puluştuk puluştuk, puluşamaduk içi tane tüp ceçidiniz olur."

Birkaç işinizin birden ters gitme olaslğ varsa, kesinlikle size en çok zarar verecek iş ters gidecektir.

Fant yasas

Rakı parası

Adam İstanbul’dan, Erzurum’un bir köyüne misafirliğe gider. Ev sahibi misafirine izzet ikramda bulunur. Yemekten sonra misafirin önüne bir kalbur yer elmas konur. Bu kadar çok ikramdan mahçup olan misafir: - “Ağa ne zehmet ettin, bunlara ne lüzum vard?” Ev sahibi; zahmet olmadğn anlatmak için: - “Ne zehmeti efendi, farzet ki msrlğa tökmüşem öküzler yiyir!” der.

Ne zaman bir işi yapmaya karar verirseniz, o anda yapmanz gereken bir başka iş çkar.

Banka memuru virir. Karşsna çkan ilk kişiye bağrp çağrmaya başlar: - “Ne dalgac heriflersiniz, banka m, kreş mi kardeşim buras, hemen istediklerimi getirin, gelirsem dağtrm oray ona göre.” Telefondaki ses sakin bir tonla cevap verir: - “Siz kiminle konuştuğunuzu biliyor musunuz acaba?” - “Hayr, kiminle konuşuyor muşum bakalm?” - “Ben bu bankann müdürüyüm!” Genç yutkunur: - “Peki siz kiminle konuştuğunuzu biliyor musunuz?” - “Hayr.” - “Ohhh, çok şükür.”

Bankada yeni bir memur işe başlar. Bir masa verilir, oturur. Ama masada kağt, kalem, bilgisayar hiçbir şey yok. Memur çok sinirlenir, kendisine verilen numaralardan depo müdürlüğü olarak bildiğini çe-

Kısaca Kevser Bir gün imam hatip lisesine müfettiş gelir. İlk teftiş ettiği snfta ders kuran kerimdir. Müfettiş bir öğrenciyi kaldrr; - “Oğlum senin adn ne?” Çocuk; - “Fatih” der. Müfettiş;

- “O zaman fatiha suresini oku” der. Sonra müfettiş başka birini kaldrp; - “Senin adn ne?” der. Çocuk; - “Yasin ama arkadaşlar ksaca Kevser derler.”

Gemi veya tren yata¤ı

Sesiz bir harf

Hidrojen elementinin imi

Resimdeki, Türkiye devrimci hareketinin önderlerinden (... Cayan)

Azerbaycan'da çalınan bir çalgı türü

‹srailde bulunan dünyan›n en derin çukuru

‹lkel bir tafl›ma arac›

Alakok Mürekkep balı¤ının bir türü

Hazrlayan: Yaşanacak Dünya bulmaca ekibi

Çengel Bulmaca

→ Yaz›klar olsun anlam›nda bir ünlem

Boyna ba¤lanan, bir tür ince ipek kumafl

Be¤enilen, duyguları oksayan, zevk veren

Meğerse… Ama bir kaç gün önce gazetelerde İngiliz düşünür ve uzmanlar, “Yumurtann önce var olduğunu ve tavuğun yumurtadan çktağn” spatladlar. Bilim adamlar; tarih öncesi çağlarda, bugün tavuk olarak adlandrlan türün, bir yumurta içinde embriyo olarak oluştuğunu ve bu organizmann tavukla ayn DNA’y taşdğn söylüyorlar. Yani tavuğun akrabalar önce oluşmuş, bizlerin maymun akrabalar gibi. Daha sonra evrim geçirerek tavuk meydana gelmiştir sanrsam, galiba! (Tabii ki bu konuya fazla bir açklama getirmedikleri için, ben bunlar tahmin ediyorum.) Demek ki bizlerin bilimi, bilimsel yollardan spatlanmş, araştrlmş ve kantlanmş tezleri baz almamz gerekiyor! Ama size itiraf etmeliyim ki şimdi snftaki arkadaşlarmn ve bu konuda daha başka bir çok insann neler yazdğn çok çok merak ediyorum.

Çilingir sofrası Maymun kurmuş çilingir sofrasn ormann orta yerine, külhanbeyliği yapyor. O srada Zürafa oradan geçerken, sorar: - "Vay maymun kardeş, naslsn?" - "İyiyim be anam babam, içiyorum içiyorum aslan dövüyorum." Zürafa trsarak ve uzaklaşr. Derken Zebra gelir, o da sorar: - "Selam maymun abi, ne var ne yok?" - "N’olsun be gülüm hep ayn, içiyorum içiyorum aslan marizliyorum." Zebra da uzaklaşr hemen oradan.

Bu kez Köstebek, geçerken sorar: - "Maymun ya naber ?" - "İyilik koçum içiyorum içiyorum Allah ne verdiyse giydiriyorum aslana!" Köstebek de svşr. Ancak öyle böyle derken, olanlar aslann kulağna gider. Aslan o tarafa doğru yola koyulur. Çkar maymunun karşsna: - "Eee anlat bakalm maymun efendi, ne var ne yok?" Maymun hemen kendine çeki düzen verir: - "N’olsun be abi, içiyorum içiyorum abuk sabuk konuşuyorum."

Çengel Bulmaca

Hazrlayan: Yaşanacak Dünya bulmaca ekibi

Yer altı yapılarının hava deli¤i

R

Data

Yunan erkek ismi

E

Y

E

V

O yer

O

R

A

R

S

N →

Lokantalarda garson yardımcısı

O

N

A

T

A

Mızrak ucuna takılan küçük bayrak

L

Y

M

A

G

Bir kad›n ismi

O

N

Bir süs ve gölge a¤acı

A

A

K

Savma

→ Anadolu ajans›

Kilometrenin k›saltmas› Rusya’da bir göl

Türkiye’nin plaka imi →

S

H

Seçmeci

Yabanc›

Derlenmek ifli

‹ngilizce avrupa birli¤i

D

E

E

R

L

E

N

T

A

F

Amerikanyum’un simgesi

C

E

K

L

E

M

Ün,fian

E

Cet, baba

A

T

A

D

R →

K

‹flaret olarak yere → dikilen çubuk

D →

S →

Mavinin ilk hecesi

→ Eyalet

Yüzey ölçü birimi

Denizde balıkların veya küreklerin kımıldanıflıyla oluflan parıltı

M

Zazaca ay

Kat› ↵

Taklit, canland›rma

F

Duygu

Ma¤ara

A

Beddua, kargıfl

Lezzet’in ilk hecesi ‹nand›rma

P

Eski dilde ayak

Üçüncü tekil sah›sa yönelme

‹nancılık, imaniye

Çini iflini yapan kimse

Bir ‹svec flirketi

R Göz bebekleri

K

O

Serbest ekonomiden yana olan →

O zamirinin yönelme durumu

U →

Lityum elementinin imi

Rina bal›¤›n›n ilk hecesi

fian, söhret

S Hata ,gaf

Kükürt elementinin imi Bir rakam

Bir bitki →

→ Varlı¤ın yapısına karıflmıfl olan, mündemiç

Ölen bir kimsenin vasiyetini yerine getirmekle yükümlü olan kimse

G →

Tümör

Halk dilinde anne’nin → bir söylenifl biçimi

V

A Rütbesiz asker

T

U

En k›sa zaman dilimi

Hint kertenkelesi

Eski Roma'da özellikle soylulardan oluflan yöneticiler meclisi

Radyum elementinin imi

P

Bir tür hafif sis

Resimdeki Babalarve O¤ullar adl› kitab›n Rus yazar›

Mitoloji

Gelelim benim yllar önce bu tez üzerine neler yazdğma. “Bence önce tavuk vard zaten, tavuk olmadan da yumarta olmazd. Bir de yumurtann olgunlaşmasn gerektiren ortamn yani horozun olmas gerekiyordu. O yüzden bunlarn ikisi olmadan yumurta hayatta olamazd. Nasl ki anne ve babamz olmadan bizler olamyorsak, tavuk ve horoz olmadan yumurta da olamazd. Çünkü yumurtadan çkacak civcivin bir annesi ve babas olmalyd. Onlar olmadan civciv de olamazd, özellikle minicik civcivin annesi olmadan civciv yaşayamazd…..” diye devam ediyor. Tabii ki bunlar yazarken ayn zamanda şunu düşünmeden de edemiyordum. “Nasl olur da bu konuyu bilemezler, bu kadar basit bir olay nasl olur da hala spatlayamazlar?” Yani “bir canlnn annesi ve babas olmadan, hayata gelebileceğini nasl düşünürler?” vb. sorular sürekli kafamda dönüp duruyordu. Düşünsenize, bizler hep Adem ile Havva’dan dünyaya geldiğimizi ve insan oğlunun neslini onlarn başlattğn öğrenerek büyüdük. Bu teze dayanarak tabii ki ben de o yaşlarda tavuklarn da bir Havva’s ve Adem’i olduğunu düşündüm. Yani bir tavuk ve bir horoz olmadan bu işin olmayacağn. Tavuklarn neslinin bunlarsz sürüp gitmeyeceğini.

Lif

Herkese müjde! Yllardr merak ettiğimiz ve hatta kompozisyon derslerimizin başnda gelen bir konu açğa kavuştu! “Tavuk mu yumurtadan çkt, yumurta m tavuktan?” Orta okula giderken Türkçe dersinde kompozisyon yazmamz için verilen bu başlk hakknda neler yazdğm hatrlyorum da gülmeden edemiyorum. Bu konunun kafam çok karştrdğn da biliyorum. Eminim hepinizin kafasn karştrmştr. Elbette karşacak, bilim adamlar bu konuya daha yeni bir açklk getiriyor. Yani anlayacağnz kafas karşan sadece bizler değilmişiz.

Farsça ziynet, süs

Bir oyun veya filmin bafllıca bölümlerinden her biri

Zeynep Günel

Tavuk mu yumurtadan, yumurta m tavuktan!

Matematikte sabit say› →

Bir fleyden duyusal veya manevi sevinç duyma

Huzur

Prensip

Ziyafet →

Her yerde geçerli olan fiyat

R

“Önce tavuk vard tabii!”

Düşen bir nesneyi sakn tutmaya çalşmayn, brakn düşsün, daha az zarar görür.

Bektaşi, namazdan sonra dua eder: - “Ey ulu Tanrım, bana bir rakı parası ver!” Yanında namazını bitiren softa da, ellerini kaldrr: - “Rabbim, bana iman ver!” İki duayı da işiten hoca, Bektaşiye: - “Bak, herkes ne isitiyor Tanrı’dan, sen rakı parası. Utanmıyor musun?” der. Bektaşi usulca: - “Ne yapalım hoca efendi, herkes kendisinde olmayanı ister.”

¡ki tane tüp geçit

E

Murphy’nin 3 nolu ölçütü Eğer 100 işadam yasal olmayan bir iş yapmaya karar verirlerse, o iş yasal olur.

Önemli insanlar kural

L

Felsefik düflünceler

Öpüşen insanlar birbirlerine o kadar yaknlaşrlar ki, birbirlerinin hatalarn göremezler.

Ne kadar az iş yaparsanz, işleriniz o kadar yolunda gider.

Aslan ile maymun

‹flçilerin siyasal, toplumsal ve kültürel çıkarlarını korumak için kurdukları birlik Okey oyununda tafl dizini

K

Yasenke’in gözlemi

Campbell yasas

Andrew Young yasas

İstanbul Boğaz’na tüp geçit yaplmasna karar verilir. Dünyann dört bir yanndan mühendisler çağrrlar ve bir de Trabzon’dan Temel katlr.

N

ğünüzde, olaslkla öğle yemeğinde ne yiyeceklerini düşünüyorlardr.

yumurta satyorsun?" Bakal: - "Taşnmas daha kolay olsun diye", der. Müşteri bakaldan yumurtay alp çkar, ama parasn eksik verir. Bakkal paraya bakar ve adamn arkasndan seslenir: - "Beyfendi bi dakika, paray neden eksik verdiniz?" Adam arkasna dönüp muzip bir şekilde gülerek yant verir: - “Saymas daha kolay olsun diye.”

Adamn biri, işsiz güçsüz garibandr. Günlerden bir gün şehre sirk gelir, adam iş bulurum umdu ile sirke damlar. Sirkin sahibini bulur. Sirkin sahibi; - “İşçiye ihtiyacmz yok ama, bir kaç maymunumuz yolda öldü eksiğimiz var, şu maymun postlarndan birisini giyip, maymun rolü oynarsan burada çalşabilirsin.” der. Adam kabul eder işi. Gösteri srasnda oradan oraya, ipten ipe zplayp maymunluk yapar. Bunlar yaparken bir ara eli kayar ve doğru aşağda aslan kafesine düşer. Aslan homurdanarak üstüne gelmektedir. Bizimki maymunluğu unutup başlar bağrmaya.

I

¡lginç yasalar

Küçük yumurta

Bir bakkal çok küçük yumurta satyor. Bir gün bakkala bir adam gelir, yumurta ister. Müşteri bakkala sorar: - "Sen neden hep küçük

M

Notada durak Verme, ödeme.

Alfabe de bir harf

Bir cetvel türü

Mahir, usta

Brom’un imi

Azot’un imi

Birtakım olayların dayandı¤› sebep veya bu sebeplerin yol açtı¤ı sonuç, vakıa

N

A

E

M

Eski dilde su

M

A

Eksi uç

K

A

S

T

O

T

‹triyum elementinin simgesi

Y

A

Z

I

Y

A

Anlaflılmayan, bilinmeyen fley

Z

U

Nicelik, nitelik, güç, süre, sayı bakımından eksik olan

M›s›r’da üretici güç

T›n›’n›n ilk hecesi

Birden bire olan

M

U

A

M

M

A

Gemiyi (…) almak deyimi


Yaflanacak

K

A

D

I

7 Dünya

N

Bugünü ve geleceği olan bir insan  Temizli¤i, yemek yapmay› ö¤renirken, baflka fleyler de ö¤renir Teslime. En baflta da kendi deyimi ile “adaletsizliklere karfl› ç›kmay›” ! Bugünü ve geleceği olan bir insan. Geçmiş anlatmnn içinden de bu fşkryor!

Hayat öğretiyor…

Yaşama dört elle sarldğn her halleri ile hissettiren insanlar vardr. Mimiklerinden, vücut dillerine kadar tüm davranşlar ile bunu çevrelerine de yayarlar. Seslerinin kvrmlarna bile yaşamla kurduklar ilişkinin rengi sinmiştir. Herkese dağtabilecekleri bir enerjiyle yüklü olduklar duygusunu uyandrrlar insanda. Sanki verdikçe yeniden yeniden dolan, yaşam kaynağn da buradan alan küçük bir akümülatör gibidirler. Yaşlarn anlayamazsnz… Davranşlar ile gençtirler ve sanki hep öyle kalacaktrlar duygusu uyandrrlar. Bu, onlarda öylesine bir kişilik özelliği değildir. Yaşam içindeki kavgadan edinilmiş sonuçlarn damtlmş halidir. Bunu onlarla ilk ilişki kuruşunuzdan anlayabileceğiniz kadar olgunlaştrmşlardr. Bir yan gençlik akan bir dinamizm, bir yan yllarn yaşanmşlklarndan biriktirilip, süzülmüş bir olgunluk akar size doğru. Herkese verecek bir anlam, değeri olan insanlarn cömertliği sarp sarmalar etkileşim kurduğunuz anlar…

ransa da çevresine yaydğ yapc enerjiyi “resmileştiremiyor”! Röportaj ilerledikçe, tüm doğallğn kuşanyor. Eleri, gözleri, vücudu ile konuşan bu kadn, her hali ile ilgimizi çekiyor. Yaşamn, bu enerjinin nerelerden süzülüp geldiğini merak ediyoruz. Kaç yldr Almanya’da yaşadğndan başlayp, nasl temsilci olduğuna, çalşma yaşamnda karşlaştğ zorluklardan, toplumsal basklara kadar… aklmza gelebilecek her soruyu bir çrpda soruveriyoruz.

Köyünden koparlp buralara getirildiğinde 13 yaşndadr. Bu yaşn insan ömrünün en zorlu dönemi olduğunu bilirsiniz. Bu yaşta köklerinden, toprağndan koparlmak daha bir ac verir insana. O daha ne olduğunu anlamadan, 17 yaşndayken evlendirilir. Geleneklerin, kadna bakştaki ataerkil kültürün çemberine skştrlan bir “çocuk” ! Ev işi bilmesi, yemek yapmas, çocuk doğurup-büyütmesi beklenir kendisinden. Ama hiçbirini bilmez! Kaynvalidesi onu ev kadnlğna hazrlamak için, ücretsiz olarak şu anda çalştğ hastahanenin temizlik bölümüne verir. Temizliği, yemek yapmay öğrenirken, başka şeyler de öğ-

sevgisini kazanr. Temizlik öğrenip, iyi bir ev kadn olmas için hastahaneye bir çeşit yamak olarak sokulan Teslime, aylar ilerledikçe kendisinde yeni bir kişilik büyütür. Sezgileri, dayanşma duygular ve kolektif düşünme yeteneği ile doğal bir işçi önderidir artk. Ailesi işten ayrlmasn istediğinde de bu kimliği ile çkar karşlarna. “O çalşacaktr. Kimse engellememelidir!” Bu kadar yaln… Engellenir elbet. Eşi, kaynvalidesi, akrabalar tarafndan evine dönmesi için gerekli her türlü bask yaplr. Fakat Teslime gencecik yaşnda edindiği doğal snf kimliği ve “özgürlük” duygusu ile direnir. Çok zorlu olur her şey. Dşlanr, pek çok kötü muamele ile karşlaşr… vs. Sonra bir çocuğu oluverir. Aile bunun üzerine işten ayrlmas için daha fazla basnç uygular. Hiçbir bask ve basnç Teslime’yi yaşam içinden kazandğ

Pekçok sfat var Teslime Özdemir böyle bir insan, böyle bir kadn. Onunla Düsseldorf Heinrich Heine Üniversitesi’ne bağl Uni-klinik’te yaklaşk 3 aydr devam eden grev ziyaretinde tanştk. Pek çok sfat olan biri… Hastane çalşan, Ver.di sendikasnn işyeri temsilcisi, anne, eş, babaanne, birlikte çalştğ genç işçilerin ablas, dostu, temsilcisi… Kendisi ile yaptğmz röportajn ilk anlarnda resmi davranyor. Ama ne kadar resmi dav-

50’li yaşlarnda bir yaşam var karşmzda. Dile kolay, yarm asr… Ama o bu yarm asrlk ömrü son derece doğal, içten ve yaln cümlelerle anlatveriyor. Demek ki, insan yaşam trnaklar ile söküp aldkça geçmiş de böyle abartszca yalnlaşyor. Geçmişi ile yaşayanlardan değil Teslime…

Dosya: 3 Çocu¤um büyüyor! Ali Erenler, Çocuk Eğitimi Uzman

zamanlarda başlayalm.

ve iliklerine kadar sindirdiği o doğal snfsal duygu ve bilincinden koparamaz. Çocuğu dahi… Yllar ilerler… Ve Teslime iş arkadaşlar için değerli bir “abla” olur. Onu kendilerinin temsilcisi yaparlar. Ve yllardr da öyle kalr. Birileri tarafndan verilmeyen, kendi emekleri, çabas, kişiliğindeki net duruşu ile

Yaşamda öncü… Sendika temsilcisi olmak da kolay değildir. Toplantlar, grevler, seyahatler… Bu sefer aile ile bunlarn kapşmasn yaşar. Kskançlklara, güvensizliklere ve bunlar üzerinden gelişecek tüm sindirme çabalarna pabuç brakmaz. O “kendisine güveniyordur, onlar da ona güvenecektir” bilinci ile aslr yapacaklarna. Doğrunun hükmünü konuşturacağna olan inanc ile… Ve öyle de olur. Dostlar, arkadaşlar tarafndan büyük bir sayg ve sevgi ile benimsenen Teslime, bir zaman sonra ailesinden de ayn sahiplenmeyi görür. En başta da eşinden. “Şimdi yapacağ her şeyde bana akl danşr” cümlesi ile özetler bu farkllaşmay Teslime. Teslime şimdi Almanya’da hz kazanan neoliberal saldr zincirinin önemli bir etabnda tutarl bir öncü işçi duruşu ile sahipleniyor grevi. “Burada vereceğimiz en küçük taviz daha büyüklerin önünü açar. O yüzden kararl ve tavizsiz olmalyz. Gerekirse Fransa’daki gibi farkl eylem biçimleriyle beslemeliyiz grevimizi. Ama asla geri adm atmamalyz.” diyor. Çalşma saatlerinin uzatlmas ve toplu sözleşme hakknn gasp edilmesinin söz konusu olduğu bir saldrnn tarihsel anlamn ve önemini kavramş bir işçi önderi olarak aslyor grev silahna. Zaten son 10 yldr hzlanan özelleştirme, çalşma saatlerinin esnekleştirilmesi ve uzatlmas saldrsnn diğer yerlerle kyaslandğnda bu hastahanede başarl olamamas o ve diğer öncü işçilerin tutarl ve kararl duruşlar sayesinde olmuş anladğmz kadar ile. Ben yazy bitirmek üzere iken kendisinden gelen telefonla grevlerinin belli bir kazanmla bittiği haberini vererek, yapacaklar şölene gazete olarak bizi de davet etti. Emeğin korunmas mücadelesinde Teslimeler gibi kadn işçi önderlerinin varlğ ayr bir mutluluk ve güvenle dolduruyor içimi, içimizi! Onun şahsnda hepsini sevgiyle kucaklyoruz…

Çocuk dilinden... Konuk yazarmz bu saymzda, biz büyüklerin çocuklarmza yaklaşmlarmzn, onlar tarafndan nasl alglandğn, yine onlarn gözü ile anlatarak, çarpc bir alt çizmede bulunuyor. Bir de çocuk gözü ile bakmalyz kendi yaklaşmlarmza.

Konuşamadğm zamanlarda annemin, babamn sesini duymak, onlar görmek beni hem sevindiriyor, hem de rahatlatyordu. Tabii kzgn olduklar anlar hariç… Annemin ya da babamn kaşlar çatlnca, içimden kaçacak delik aramak gelirdi ve kendi kendime beni sevip sevmediklerini sorardm. Annemle babamn kavga etmelerine hiç dayanamaz, içten içe, bazen de açkça, ağlardm. Benimle oynadklarnda ise keyfime diyecek yoktu. Aç olmamama rağmen bana, “hadi ye!” dediklerinde bazen, “sen ye!” diyesim gelirdi. Ama söyleyemediğimden, nakaratlarn kesmek için, bazen yemek için rüşvet isterdim. Bazen de yemediğim için kendilerini çaresiz hissetmelerine şaşrr ve içten içe gülerdim. Beni uyutmak için annem ve babamn bana masal okumalarna baylrdm. Annem bazen

pamuk prenses olurdu, bazen de krmz şapkal kz… Babamsa en güzel Fareli Köyün Kavalcs olmay beceriridi. Ben, ya Yedi Cüce’den biri ya da Kavalc’nn arkasndan giden çocuklardan biri olurdum. Annem ya da babam beni uyutmak için masal okurken uyuduğunda, kendimi kahraman gibi hisseder, onlara ninni söylemek isterdim. Yorgun olduklarn söyleyip, masal okumadklar akşamlar nasl uyuyacağm bilemez, yatakta döne döne yorulur, sonra kendimden geçerdim.

O zaman doğru ve sağlam bir ilişki kurmamz daha da kolaylaşacaktr. Unutmayalm… Hepimiz bir zamanlar çocuktuk. Ve ailelerimizin benzer yaklaşmlar karşsnda aşağdaki çocuk gibi düşündük, tepki duyduk…

knmz yormaktan kendimi alamazdm. Sonra da yaknmzn beni annemlere şikayet etmesine alnr, onu hafzama yazardm. Ben bir kelime daha öğreneyim derken, büyüklerimin her yemeğe “mama” demeleri, canm skard. Annem de, babam

ağzyla Almaca konuşmasna içten içe güler, arkadaşm Helmut’tan farkl konuşmasnn nedenini merak ederdim. İşte böyle… Henüz 5 yaşndaym, sizi beş yl dinledim ve sra bende! Henüz tüm gördüklerimin hepsini anlatmadm, sorularma geçmedim. Saye-

Sra bende! Evimize çocuksuz misafir gelmesinden hiç hoşlanmazdm. Çünkü annem ve babam hep misafirlerle ilgilenir ve bana sürekli terbiye dersleri verirlerdi. Çocuklu misafirler geldiğinde ise tüm ev kalemiz olur, kendimizi unuturduk. Annemin ve babamn bana ayracak zamanlar olmadğnda, kendimi yalnz ve çeresiz hisseder, benimle ilgilenen ya-

da kzdklar zaman benimle hep ayn dili konuşurlard. Komşumuz Dursun Amca’nn Almanca bildiğini göstermek için benimle Trabzon

‹çimdeki Pencere

Aysel Şenyurt

Almanya’dan entegrasyon eziyeti! Yakn bir zamanda Almanya’nn Freibourg kentende oturan bir arkadaşmla telefon görüşmesi yapyoruz. “Merhaba“ fasln hzlca geçerken, bizimkinin sesinin çok keyifsiz olmas üzerine, “senin cann m skkn?” diye soruyorum. Sormaz olaydm! Bizimki bir açt ağzn, durmak bilmiyor. Meğer ne kadar doluymuş, anlatacağ ne çok şey varmş? “Ne var, neden cann skkn?” “Neden olmasn ki?! Bir süredir bizim buralarda Almanca’y zorunlu hale getirdiler ya, bu işe daha fazla dayanamayacağm!” “Eee ne var canm, sen de bu vesileyle dil öğrenmiş olursun” diye bizimkini yumuşatmaya çalşyorum. “Öyle deme, bildiğin gibi değil. Böyle dil mi öğrenilirmiş, bilmediğim bir dili zorla nasl konuşabilirim ki? Öğrenmemi istiyorsa, bana kurs olanaklar tansn. İş arkadaşm Türk, doğal olarak onunla Türkçe konuşmak istiyorum. Şef bizim Türkçe konuştuğumuzu görünce azarlad ve bize ihtar yazacağn söyledi. Böylece ikinci ihtarm aldm. Geçenlerde de keyfi olarak iş saatlerini uzatmak istediği için tartşmştk. Daha doğrusu anlatabildiğim kadaryla buna karş çkmştm. Bizim çalşma saatimiz ve yapmamz gereken iş dşnda iş yapmayacağmz vs. söylemeye çlştm. Oradan adamn bana gcğ var. Uzun bir süredir diken üstündeyiz zaten. Bir de dil işi çknca, ortam iyice buland. Bu işe daha ne kadar dayanrm bilemiyorum… Zorunlu olmasam bir dakika bile durmam ama…”

İş yaşam içinde hiçleşme duygusu! “Devamndaki günlerde sabah işe gelirken arkadaşla Türkçe konuşarak geliyoruz. Ama henüz işyerinin dşndayz. Kapdan içeri doğru girerken şef; ‘Hey şiişt baksana! Ben doğru mu duydum, siz Türkçe mi konuşuyordunuz?’ dedi! ‘Evet Türkçe konuşuyorduk, bu doğal birşey değil mi?’ ‘Hayr doğal olan burada Almanca konuşmaktr!’” demesin mi?! Afalladm kaldm. Bir de ‘hey’ diye seslenişi vard ki, delirdim. İnsan adam yerine koymuyorlar! Onlar için basit bir şeysin işte. Dil bilmemenin skntsn ben kendi içimde yaşyorum zaten. Bunun için bizi aptal yerine koyuyorlar. Naslsa derdini de anlatamyorsun ya, onlar da bunu kullanyorlar. Dil bilmemeyi aptallk olarak değerlendiriyor olmallar ki, önceleri fabrikadaki belli bürolar temizlerken, şimdi tuvaletleri, başkalarnn yaptğ işleri de bize ykmaya başladlar. Şimdiye kadar iki ihtarm var. Bir daha alrsam işten atlacağm. Bu dil basncn, bize yükledikleri işe karş sessiz kalmamz için, tehdit olarak kullanyorlar. Ama ben konuşmaya devam edeceğim, atarlarsa atsnlar!”

Göçmenler için yaşam iki kat zor! Arkadaşm gerçekten çok doluydu. Anlattkça heyecan artyor, öfkesi, kini, çaresizliği hepsi birbirine karşyordu. İş ortamnda kendini hiçleşmiş, değersizleşmiş hissediyordu. Ne yapsnd, eşi iş buldukça çalşyordu. Hem sürekli çalşsa bile yaşam pahallğ karşsnda tek kişinin çalşmas yetmez ki. Evde iki genç kz… Onlarn okumaya, giyinmeye, yemeye, içmeye, eylenmeye ihtiyaçlar vard… Yaşamak, ihtiyaçlarn karşlayabilmek için çalşmak zorundayd. Avrupa’da yaşama geçirilen göçmen yasas, işyerlerinde çoktan uygulamaya geçmişti bile. Zaten zor olan yaşam, yeni kural ve kanunlarla işçiler için iyice cehenneme çevriliyor. Dünyann her yerinde zolaştrlan iş yaşam, göçmenler için iki kat zorlaştrlyor. Göçmen yasasnn entegrasyon bölümü, esnek çalşmann sopas olabiliyor.

Figen Candan

gördüklerimden

Konuşamadğm zamanlarda!

Artk konuşma sras bende ve konuşmay öğrendim diye, “yapma, dur, uslu ol, bağrma, ağlama, koşma, hadi ye, çikolata yeme, kola içme, yaramaz çocuklarla oynama, anneni dinle, baban dinle, ablan, abini, dayn, teyzeni, halan, amcan dinle, hadi yatağa!” larnza daha iyi uyacağm sanyorsanz; önce tüm bunlara çocukluğunuzda sizin uyup uymadğnz düşünün, sonra da doğru şeylerse, şimdi neden uymadğnz… Aslnda konuşmak bana sadece gördüklerimi, hissettiklerimi ve istediklerimi anlatma frsat veriyor. Yani sizden çok benim hayatm kolaylaştryor. İsterseniz konuşamadğm

renir Teslime. En başta da kendi deyimi ile “adaletsizliklere karş çkmay” ! Yan başnda çalştğ arkadaşlarnn çalşma yaşamnda karşlaştğ tüm “adaletsizliklere” asice karş koyar. Çatşr, dövüşür… Saknmaszlğ ve güçlü “adalet” duygusu ile birlikte çalştğ arkadaşlarnn

kazandğ bir sfattr bu.

nizde konuşmann bir özgürlük olduğunu anladm. Sizin için de öyleyse sabredin, sizi nasl gördüğümü anlataym ve sorularma lütfen cevap verin!

Ev kadn annelerin emeği Ev kadnlarnn ücrete tabi olmayan emek gücü, kapitalist üretim sistemi açsndan yaşamsal önemdedir. İşçinin kendisini bir sonraki iş gününe hazrlamas ve üretimin devamllğnda gerekli olan yeni iş gücünün yetiştirilmesi için devasa harcamalar gerektiren pekçok hizmet, ev kadnlar üzerinden, karşlğ ödenmeden sağlanr. Teknolojik gelişmeler ev işlerini nispeten kolaylaştrsa da, ev kadnlarnn karşlğ olmayan devasa emeğinin önem ve anlam değişmeden sürüyor. Bu emeğin parasal karşlğn tespit eden saysz araştrma yapld bugüne kadar. ABD’dedeki salary.com sitesinin yaptğ araştrma da bunlardan biri. Sitenin araştrmas ortaya çarpc sonuçlar çkard. Bu araştrmaya göre, ev kadn annelerin emeklerinin karşlğnn verilmesi durumunda, ylda 134 bin 121 dolar kazanabilecekleri ortaya çkarlmş. Ayn şekilde, çalşan bir annenin evde yaptğ işlerin karşlğnda ylda 86 bin dolar kazanabileceği belirlenmiş. Sitenin uzmanlar, bir annenin yaptğ işlere en yakn 10 iş olan hizmetçilik, anaokulu öğretmenliği, aşçlk, bilgisayar operatörlüğü, çamaşrhane işçiliği, temizlikçi, tesis müdürlüğü, şoförlük, üst düzey yöne-

ticilik ve psikolog mesleklerini seçerek, kazanlabilecek paray bulduklarn söylüyorlar. Araştrmaya göre, çalşan anneler işyerlerinde haftada orta-

lama 44, evde ise 49.8 saat çalşrken, ev kadn anneler ev işlerine haftada 91.6 saat ayryor. salary.com yetkilisi Bill Coleman, “Annelerin yaptğ işin fark edilmesi ve bu kadnlarn sadece anne olarak tanmlanmamas çok güzel. Çünkü sadece anne olmann çok ötesinde işler yapyorlar” diye konuştu. Bu çarpc veriler de gösteriyor ki, ev kadnlar, ev hizmetleri ve çocuk bakm açsndan önemli bir emek gücü ordusudurlar.


Yaflanacak

Dünya 8

G

E

N

Ç

L

K

“Sokaklar frçamz, alanlar paletimiz” GençLink

Ezgi

 Fakat grafitti sanat› ço¤umuzun -bilerek veya bilmeyerek- düflündü¤ü gibi mutsuz, sorunlu 15-20'li yafllarda ki gençlerin yapt›¤› tek bafl›na bir sokak eylemi asla de¤ildir.Onun içindir ki sistem onu kontrol alt›nda tutmak veya cezaland›rmak telafl›na girmektedir.

Almanya’da hiç de yeni olmayan bir tartşma son zamanlarda yeniden gündemde. Kendisini ifade etme yollar kapatlmş, okul, aile ve istemin çeşitli bask araçlar ile susturulup, pasifize edilmeye çalşlan gençliğin buna karş öfkesini dile getirip, kendisini ifade etmekte kullandğ araçlardan biri olan grafitinin Köln’de yasaklanmas yeniden gündeme geldi. Belediyelerin ve özel işletmelerin 1998’de oluşturduğu Köln Grafitiyle Mücadele Girişimi adl kurumun basks ile grafiticilerin hapis cezas ile cezalandrlmalar tartşlyor. Girişimin nedeni ise grafiticilerin snr tanmayan eylem alanlar (Duvarlar, otobüsler, tramvaylar veya ulaşabildiği her yer) ve bunun mali boyutlar.

Sokağn dili... Ötekileştirilen ve sistem tarafndan yok ve yük saylan bu gençlik, kendi dilini, müziğini, giyim biçimin, dansn da yaratyor… Ve bunu sisteme karş bir silah olarak yöneltiyor… Yüzyllar önce insanlar köle

olarak Afrika’dan Amerika’ya getirildi. Yüzyllarca en kötü koşullarda çalştrld. 1470’lerin başlarnda Newyork gettolarnda yaşayan siyahi gençler var olan zenginliğin atalarnn kan üzerine yükseldiğinin bilinciyle öfkelerini bilediler. Kendilerini ifade etmek için kültürel ve sosyal bir yaşam biçimi olarak geliştirdikleri müzik ve sokak resimleriyle ortaya çkyor Hip Hop.

fakat o sokağn ve ona sahip olanlarn yaşama biçimidir. Ve sistemin yasalarna karş bir duruşu, müzikal anlamda rap ile yaparken sokaklarn edebiyat ve resmi diyebileceğimiz alanda da başn Grafitti, ağrtyordu sistemin. Grafitti hemen her zaman var olmuş ve dönemin siyasalkültürel ve sosyal yapsyla da bağntl içeriksel ve biçimsel değişimler göstermiştir. Grafitti kamusal veya özel hiçbir alan tanmyor ve kendisini de en iyi böyle ifade ediyor. Sisteme karş kişisel bir karş duruş gibi gözüken fakat kendi içinde örgütlü ve kolektif frça darbesidir.

lişerek bir çok gencin kendisini ifade etme arac olmuştur. Kar hrsyla yanp tutuşan ve hiçbir frsat kaçrmayan kapitalizm bunun da pazarn oluşturmuş ve devasa karlarla sektörel alanlar açmştr. Bir taraftan bu eylemi gerçekleştirenleri pazarlarna çekme yarş bir taraftan da onlar en ağr cezalara mahkum etme girişimleri!? Fakat grafitti sanat çoğumuzun -bilerek veya bilmeyerekdüşündüğü gibi mutsuz, sorunlu 15-20’li yaşlarda ki gençlerin yaptğ tek başna bir sokak eylemi asla değildir. Onun içindir ki sistem onu kontrol altnda tutmak veya cezalandrmak telaşna girmektedir.

Kendi ifade etmenin arac Söylenmemiş sözler... Amerika’da Siyah gençlerin başlattğ bu akm git gide, özellikle de Avrupa’da büyüyüp ge-

Duvarlara yazlan yazlar milyonlarca insann söyleye-

mediği duygularnn dşa vurumu , çizilen resimler ise bir öfkenin rengi olabiliyor. Örneğin: 2005 ylnda İsrail’in Filistin ile arasna ördüğü 700 km.’lik duvarn Bat Şeria’ya bakan yönüne, Banksy adyla bilinen İngiliz grafitti sanatçs tarafndan yaplan dokuz grafitti, İsrail güvenlik kuvvetlerince engellenmeye çalşlmş ve sanatçy yldrmak amacyla üzerine silah çevrilip birkaç el havaya ateş edilmiştir. Tüm bu gelişmeler grafitticiler için ne ifade ediyor? Belki de hiçbir şey, çünkü grafitti çkş ve gelişimi itibariyle bir karş duruşu, bir isyan, duvarlarda yanklanan gençliğin çalnmş geleceğinin sesini haykryor. Onun için, var olan yasalarn, grafiticiler (sistemi mahkum etmişler) nezdinde ne gibi yaptrm gücü olabilir ki!

Bu sadece bir anektod mu? Ağrlkl olarak Türkiyeli ve diğer uluslardan göçmenlerin yaşadklar bir semt olan Kalk’tan, Mülheim’e gitmek üzere otobüse biniyorum. Yolcularnn ezici çoğunluğunun benim gibi “yabanc” olan otobüs tklm tklm dolu. Kendime arkalardan bir yer buluyorum.

Gençliğin farkedilme arzusu En arkadaki dörtlü koltukta, yaşlar 16-17 civarnda olan Türkiyeli gençler oturuyor. Giyimleri, saç kesimleri ve davranşlar ile “biz farklyz” hissettirmek için özel bir çaba harcyorlar. Ellerindeki cep telefonlarnn müziğini açyorlar hep birlikte son sesine kadar. Ayn anda bağra çağra konuşuyorlar. Otobüs bir anda karmakarşk bir müzik ve konuşma sesleri ile doluyor. Alman olduklar belli olan birkaç yolcu hoşnutsuzlukla o tarafa bakp, mrldanyorlar. Ben de izliyorum gençleri ve bakalm ne olacak diye bekliyorum. İki durak sonra Alman bir bayan gerilimli bir tarzda uyaryor gençleri. “Müziğin sesini ksar msnz?” diyor anladğm kadar ile. Uyarnn hemen üstüne gençler hep bir ağzdan, bağra çağra Türkçe küfürler savurdular. Kadna tehditkar bakşlar frlatp, kendi dilleri ile içlerinden gelen her şeyi sralayverdiler! Kadn gerildi, ağlamakl oldu. Diğer Almanlar da ters ters bakmaya başladlar. Türkiyeli bir kadn bağra çağra gençleri destekleyen şeyler söylemeye başlad. “Biz Türkler… ” le başlayan bir nutuk bu.

Otobüsün içi yüksek gerilim hatt gibi... Otobüsün içi yüksek gerilim hatt gibi elektriklendi. Dayanamayp; “Arkadaşlar kadn hakl değil mi? Toplu taşma araçlarnda, ortak kullanlan yerlerde böyle gürültü yaplmamal” diyorum. Bana da saldrmalarn beklerken; “Ama, o da bizi aşağlayarak uyard. adam gibi ‘biraz ksar msnz’ deseydi. Bunlar bize hep böyle davranyorlar” dediler. Ben; “O zaman küfrederek değil, daha sakin bir şekilde bunlar ona söylemeliydiniz” diyorum. Durağa geliyoruz. Kadn ağlamakl bir halde kendisini aşağya atyor. O anda Türkiyeliler arasnda bir tartşmadr başlyor. Herkes bana anlatmaya başlyor. “Bizi aşağlyorlar”, “biz onlara kendi ülkemizde böyle mi davranyoruz?” şikayetleri… Ne yapacağm şaşryorum. Onlarla uzun uzun sohbet etmeyi çok istesem de ineceğim durak geliyor ve iniyorum. Bu sadece bir olay. Ama kendi içinde çok şey ifade ediyor. Almanya’da göçmenlik olgusunun yeni kuşak açsndan nasl bir nitelik kazandğndan tutalm da, geçmişi ve geleceği olmayan son göçmen gençlik kuşağnn içinde bulunduğu ruh haline, karşlkl biriken tepki ve öfkenin kazandğ niteliğe kadar … çok şey!

Hip Hop sokağn sesi Hip Hop artk bu ezilen, sömürülen ve rkç ayrmclğn vahşi etkisine maruz kalan siyah derililerin bir isyandr sisteme. Rap müziğindeki saldrgan ve ağrlkl olarak küfürlü sözler kapitalist sistem içerisinde ki dengesizliklere ve egemen ideolojinin ötekileştirilmiş, gettolara hapsedilmiş Afro-Amerikan gençliğin bu saldrlara karş bir meydan okumas, ayn zamanda ideolojik bask aygtlarna karş yöneltilmiş sözlü ve müzikli bir saldrsdr. Hip Hop bir yaşam biçimidir

Daha fazla Fransa, daha fazla Şili! Almanya’da eğitim özelleştirilmek isteniyor!  Bu kararl› ve militan durufllar› ile dünya emekçi halklar›na yeni bir moral kayna¤› olan fiili’deki eylemleri selaml›yoruz. 1.sf’dan devam

masaya oturmaya yanaşmayan hükümet, 31 Mays’ta öğrenci temsilcilerine görüşme çağrsnda bulundu! Eylemin kitleselliği, kararllğ ve militanlğ hükmünü konuşturmuştu!

çözüm bulunmas, kap ve pencereleri krk okul binalarnn iyileştirilmesi, ücretsiz okul

ralar var, öğrencilere para harcamyorlar. Ancak bütçede yeteri kadar para var!” diyen öğrenciler, bütçe fazlalarnn eğitime ayrlmasn istiyorlar. Başlattklar eylemleri geniş bir toplumsal destekle buluşturmay başararak hükümeti

Neoliberal saldrganlğa karş! Öğrencilerin talepleri; Pinochet’in 1990’da iktidar brakmadan bir gün önce çkardğ eğitim yasasnn değiştirilmesi. Yasann temel mantğ neoliberal saldrganlktan besleniyor. Eğitimi yerel yönetimlere brakyor. Bu durum, bölgeler aras eşitsizliğin, aynen eğitim sistemine de yansmasna neden oluyor. Şili’de en yoksul okul her ay öğrenci başna 73 dolar harcarken, zengin okullarda bu rakam 385 dolara kadar çkyor! Bu uçurumsal eşitsizliğin giderilmesi, öğrencilerin taleplerinin toplandğ ana başlğ oluşturuyor. Yan sra; öğretmen açğna

servisi, yeni bir eğitim müfredat, sekiz saatlik eğitim saatlerinin ksaltlmas ve üniversiteye giriş için istenen snav harçlarnn kaldrlmas da bu ana talep altnda toplanan diğer talepleri oluşturuyor.

Orduya var da…

görüşmelere zorlayan öğrenciler, “Taleplerimiz kabul edilinceye kadar eylemlerimiz sürecek!” diyorlar! Bu kararl ve militan duruşlar ile dünya emekçi halklarna yeni bir moral kaynağ olan Şili’deki eylemleri selamlyoruz. Daha fazla Fransa, daha fazla Şili!

 Almanya gibi neoliberal düzenlemelerde nis- Bu o kadar kolay olmayapeten yavafl hareket etmifl ülkeler, flimdi sald›rgan bir yaklafl›mla, tüm kazan›mlar› h›zla tasfiye etmeye çal›fl›yorlar. Almanya’da eğitimin neoliberal politikalar doğrultusunda piyasaya açlma çabas, harç giderlerinin arttrlmas ile devam ediyor. En son Hessen Eyalet Parlamentosu, 2007-2008 kş sömestirinden itibaren, öğrenci başna 500 euro harç alnmasn karara bağlad. Yani ylda 1000 euro! AB ülkeleri dşndan eyalete okumak üzere gelen yabanclar açsndan bu miktar, 1500 euro olacak. Merkezi bir politika olarak, tüm eyalet parlamentolarndan geçirilmek istenen plan, Almanya çapnda halen devam eden yaygn öğrenci eylemlerine neden oldu.

Borçla eğitim! Hessen Eyalet Hükümeti tarafndan alnan karara göre, aylk geliri 1.060 eurodan az olan ve tek çocuk büyüten öğrenci-

ler, önce devlete borçlanacaklar. Bu snr iki çocuklu üniversite öğrencisi için ise, 2 bin 410 euro olacak. Bu kişiler okul bittikten sonra borçlarn ödeyecekler! Eğitimi yllar önce özelleştirmiş olan ABD ve İngiltere gibi ülkelerin eğitim koşullarna baktğmzda, Almanya’da yaplmak isteneni anlamamz güç olmayacaktr. Bu ülkelerde emekçi çocuklarnn üniversite okumalar neredeyse imkansz! Okuyabilenler ise, ağr eğitim harçlarn, devlete borçlanarak ödeyebilenler! Ki her bireyin devlete borçlanma şans da yok. Bu, belirli kstaslara göre işliyor. Almanya gibi neoliberal düzenlemelerde nispeten yavaş hareket etmiş ülkeler, şimdi saldrgan bir yaklaşmla, tüm kazanmlar hzla tasfiye etmeye çalşyorlar.

Ancak bu o kadar da kolay olmayacak. Fransa’daki CPE

nüz geniş bir kitle tabanna oturmuş olmasa da, içten içe biriken tepkinin Fransa’da, Şili’de olduğu gibi patlamalarla açğa çkmas çok da uzak de-

karşt eylemlerde olduğu gibi, Almanya’da da mayalanan tepki birikimi kendisini yaşamda konuşturacak kanallar aryor. Nitekim harçlarn yükseltilmesine karş; işgaller, sokak gösterileri, yol kapatmalar gibi ülke geneline yaylan bir dizi eylem yaşand. Bu eylemler he-

ğildir. NRW’nin değişik kentlerinde, Hamburg’da, Bavyera’da … başlayan eylemler, yer yer militan biçimler alarak devam ediyor. Önümüzdeki günlerde bu eylemlerin büyüyerek ülke geneline yaylmas bekleniyor!

cak!

“Orduya silah almak için pa-

Satranç Tahtas› Bir çok ünlü kişilik satrancn derinliklerinde yol aramş ve bunu kendi alanna katksn önemsemiştir. Bazs için satranç bir hobby iken bazlar için ise usta satrançclara taş ckartr ustalkla icra edilen bir sanat dal olmuştur. Bunlardan biri bu ayki saymzda yer verdiğimiz Blaise Pascal’dr. Blaise Pascal ve Satranç Blaise Pascal 1623-1662 yllar arasnda yaşamş Fransz matematikçi, fizikçi, filozof ve yazar. İlk hesap maki-

nasn yapmş, kalp ve beyin arasndaki işlev farkn bularak mantğn ortaya çkarmştr. Satrancn spor yann önde tutuyor, satranc beyin cimnastiği ve akln aktif olarak rol aldğ bir savaşm olarak görüyordu. Düşünmeyi ve plan kurmay çok seviyor, gençlerin beyinlerini çalştrmalarnn hayal güçlerini de artracağn savunuyordu. İleriyi gören bir oyuncuydu ve satranc hayatn bir örneği sayard. 25.saymzn cevab 1. Ac6 Axc6 2. Vh7 Axh7 3. Fe5 5h6 4. Fg7

Delhi’de sağlk grevi Hindistan’da hükümet, üniversitelerde “pozitif ayrmclk program” ad altnda, alt kastlar için ayrdğ yüzde 27’lik fakülte kotalarnda, yüzde 50 azaltmaya gidiyor. Öğrenciler bu plana eylemle cevap verdiler. Delhi’de yüzlerce tp öğrencisinin katldğ eyleme polis; jop, tazikli su ve gözyaşartc gazla saldrd. Öğrencilerin protesto eylemine polisin saldrmas üzerine

Hindistan Tp Birliği grev çağrs yapt. Özel hastanelerde çalşan doktorlar da Hindistan Tp Birliği’nin çağrsyla gerçekleşen iş brakma eylemine katlacaklar ama acil servisleri grev dşnda tutacaklar. Delhi kamu hastanelerindeki genç doktorlar, süresiz grev başlattlar. Delhi’de başlayan gösteriler Bangalore, Ahmedabad ve Bombay’a yayld.


Yaflanacak

B  Zaman›nda teslim etmedikeri raporlar yüzünden iflten at›lanlar, biriken faturalar nedeniyle yüklü miktarda ceza alanlar oldu¤u biliniyor.. Hemen herkesin bir şekilde şikayet ettiği, kendine kzdğ, işleri erteleme alşkanlğ, baz kişilerin hayatlarn karmakarşk hale getirebiliyor. Sonuçta, “işleri erteleme” sadece bir alşkanlk olmaktan çkp, hayat felç eden bir davranş bozukluğu halini alyor. Bunun bilimsel ad ise Procrastination. Yaplmas gereken işler, ister küçük, ister büyük olsun birikir birikir bir türlü elimiz gitmez. Bir kez başlasak aslnda bitecektir, ama bir türlü başlayamayz. Cevaplanmas gereken mailler, ödenecek faturalar, bürokratik işler ya da ayklanmay bekleyen eski giysiler… Ancak baz kişilerin, her şeyi erteleme alşkanlğ öyle bir hal alr ki, sonunda hayatlar rayndan çkar. Zamannda teslim etmedikleri raporlar yüzünden işten atlanlar, biriken faturalar nede-

L

M

·

T

E

K

N

“Söz, yarn yapacağm!” niyle yüklü miktarda ceza alanlar olduğu biliniyor. Ama bu kişilere, “işlerinizi vaktinde halledin” diye söylenmek veya procrastinationdan mustarip olanlar sorumsuzlukla suçlamak, depresyondaki birine “Haydi neşeli ol!” komutunu vermekle eşdeğer. İki ylda bir düzenlenen Uluslararas Procrastination Araştrmas Buluşmas’nda açklanan bir rapora göre, dünya nüfusunun yüzde 20’si erteleme hastalğyla boğuşuyor. Procrastination rk, millet, kültür, cinsiyet ayrm da gözetmiyor üstelik. Peki nereden kaynaklanyor? İşte bu konuda bilim adamlar hemfikir değil. Örneğin kimilerine göre, anne-babann tutumu belirleyici: Talepkar ve mükemmelliyetçi ebeveynlere sahip çocuklar, görevlerini yapmayarak isyanlarn dile getiriyor.

“İnsanoğlunun doğasnda var” İki yldr “erteleme hastalğ” üzerinde çalşmalar yürüten, Alman Münster Üniversitesi

Psikoterapi Bölümü Başkan Fred Rist’e göre ise anne-babann davranşlar, bu hastalğn gelişmesine katkda bulunan etkenlerden sadece biri. Rist’in çalşma arkadaş Margarita Engberding de “Erteleme, insa-

kaçnma-kaçnma çatşmas söz konusu.” İşin üstesinden gelememe, beğenilmeme gibi korkular da rol oynayabiliyor. Ancak son anda işi başladğnda kendisine ihlam geldiğini, son dakikada

noğlunun doğasnda olan bir şey” diyor. Engberding durumu şöyle anlatyor: “Zorlanlan, hoşa gitmeyen işlerin arka plana atlmas aslnda çok normal. İşleri halletmek de, işler halledilmediğinde oluşacak sonuçlar da istenmeyen durumlar. Yani burada

yaplan işlerin her zaman daha iyi sonuç verdiğini iddia edenler de var. Uzmanlara baklrsa, erteleme hastalar, görevlerini değerlendirirken, yani önem sralamas yaparken sorun yaşyor. Örneğin telefon bekleyen bir müşteriyi aramak yerine, özel

izlerden, kaliteli örneklere ulaşlabileceğinden bahsediliyor. Galler Üniversitesi Profesörlerinden Neil Mc Murray’in tamamlayc bir çalşmas da, cinayet mahallindeki parmak izlerinin tespiti üzerinde yoğunlaşyor.

np kullanmadklarna hatta, kullandklar bakm ürünlerine … ilişkin ipuçlarna ulaşma yollarn inceliyorlar. Bu çalşmayla, haftalarca fark edilmeyen

Ayrca bomba ya da silah parçalarndaki izlerin ayrt edilmesi üzerine de çalşma yürütülüyor. Bu tür izler, tespiti en zor gruba giriyor.

Yağ moleküllerinin etkisi

Londra’daki Kings College’dan Dr. Sue Jickells’in yönetimindeki proje kapsamnda, parmak izlerindeki kimyasal bileşenlere baklyor. Bu bileşenlerin zaman içinde nasl bir değişime uğradklar inceleniyor. Jickells’a göre, insanlarn braktklar izlerin büyük bölümü, yağ molekülleri içeriyor. Bu yağ molekülleri, çocuk, yaşl ya da yetişkinlerde farkllaşyor. Dahas, uyuşturucu bağmllarnn vücutlar, kullandklar kimyasallar salglyor. Örneğin sigara bağmllarnda, nikotinin kana karşmas srasnda, “kotinin” ad verilen bir kimyasal salglanyor. İşte bu salglar da parmak izlerinden tespit etmek mümkün olabilecek. Bunlardan “squalene” ad verilen ve kolesterolün habercisi olan bir bileşene, parmak izlerinde sklkla rastlanyor. Parmak izindeki squalene, birkaç günlük bir süre içinde kayboluyor.

Japon bilim insanlar, kuş gribinin alt tipi olarak bilinen H5 virüsünü etkisiz hale getirmeyi başard. Bildiğimiz musluk suyundan elektrik geçirerek H5 virüsünü etkisiz hale getirmeyi başaran bilim insanlar, bu yöntemi uygulanabilir klmak için, çalşmalarna devam ediyor. H5 virüsü, göçmen kuşlardan kümes hayvanlarna bulaştğnda, mutasyona uğrayarak, değişiyor. Elektroliz esnasnda su buhar da etkili oluyor Sanyo firmas ile Tottori Üniversitesi’nin uzmanlar, musluk suyundan elektrik geçirerek (elektroliz yoluyla) geliştirdikleri özel teknolojinin, havada asl bulunan kuş gribi virüsü H5’i etkisiz kldğn açkladlar. Bu işlem sonucu kimyasal yaps değişen su, “ dezenfektan” haline geliyor. Tottori Üniversitesi’nden Kuyçi Yasuda, “H5 virüsü bulunan havay, özel elektroliz suyuna daldrlmş filtreden geçirdiğimizde, virüsün yüzde 99 etkisiz hale geldiğini gözlemledik”

Bilimde yolculuk

Derya Tanrvermiş

maillerini okumak daha cazip gelebiliyor.

Üstesinden nasl gelinir? Uzmanlar, sistematik bir şekilde procrastination sorununun üstesinden gelinebileceğine söylüyor. Kişi öncelikle yapmas gereken iş için en uygun zaman tayin edip tam dediği zamanda o işe girişmeli. Gerçekçi planlama yapmak da mühim. Örneğin kontrol edilmesi gereken 100 sayfalk bir metin için “20 dakikada bitiririm”, demek gerçekçi bir tutum değil. Ardndan kişi kendi kendine bir zaman kstlamas koymal. Diyelim telefon listesi oluşturacaksnz: Günde 20 dakikanz ayrarak başlayn bu işe. 20 dakika boyunca uğraştktan sonra, o gün içinde o işe kesinlikle bir daha dönmeyin. Eliniz alştkça, süreyi gün be gün artrn. Yaplacak işler listesi çkarmak ve yaplan işlerin üstünü çizmek, hatta belki her halledilen iş karşlğnda kendi kendine küçük ödüller vermek de işe yarayabilir. Yani işin srr, planl ve küçük admlarla hedefe doğru ilerlemek.

Parmak izini izlemek Kuş Gribinin çaresi bulunuyor mu? kolaylaşyor Yaknda, olay mahallinde bulunan parmak izlerinden, izleri brakan kişilerin yaşam tarzna ilişkin ipuçlarna gidilebilecek. Tabii ki eldiven kullanmyorlarsa! Bu bilgiler sayesinde polis, bir olaydaki şüpheli listesini daraltma imkân elde edebiliyor. İngiliz araştrmaclar parmak izlerinden şüphelilerin; yaşna, sigara ya da uyuşturucu kulla-

9 Dünya

K

dedi. Araştrmaclar, elektroliz suyunun buharnn da virüs karşsnda işe yaradğn kaydetti. Sanyo grubu, bu teknolojiyi baz hava temizleme cihazlar veya çamaşr makinelerinde

kullanyor. Araştrmaclar, virüsün bu yöntemle etkisiz hale getirilebildiğini görünce, H5’in yaylmasn önleyebilecek cihazlar geliştirmenin mümkün olabileceğini söylüyor.

Yaşasn Nanoteknoloji Nanoteknoloji artk tüketicinin günlük yaşamna da girecek gibi görünüyor. Ev aletleri üreticisi bir firma, gümüş iyonlaryla çamaşr ykayan bir makina sürdü piyasaya. Çamaşr makinasnn içine yerleştirilen yüzde 99,9’lk gümüş plakaya elektrik akm verildiğinde, 400 milyar iyon dokulara ulaşarak kir ve kokularn nötralize edilmesini sağlyor. Üstelik soğuk suda. Biraz reklam gibi mi oldu? Çamaşr makinasnn markasn vermedim, dikkatinizi çekerim. Ama yine de nanoteknoloji nedir ksaca değinmekte yarar var. Elektronik, mekanik ve optik sistemler, boyutlar küçük, daha az enerji ile daha fazla iş yapabilen teknolojilere doğru hzla kaymakta. İlgi alan 1-100 nanometre boyutlarn kapsayan ve mikroskopik yaplar ile moleküler yaplar arasnda bulunan, nanoteknoloji genel adyla adlandrlan bu yeni bilim dal tüm temel bilim dallarn kapsayarak disiplinleraras kimlik kazand. Mikro teknolojinin, 70’li yllarn başnda insanlğa getirdiği değişim ve devrimi, önümüzdeki bilgi çağnda nanoteknoloji getirecek. Nanoteknoloji, özetle maddenin atomik-moleküler boyutta mühendisliğidir. Nanometre, metrenin milyarda biridir. Ortalama 5-10 atom yan yana dizildiğinde, bir nanometre uzunluğuna ulaşrlar. Nanoboyutlarda madde, makro-boyutlardan çok daha farkl fiziksel, kimyasal ve biyolojik özelliklere sahiptir. Nanoteknoloji sayesinde, maddenin daha önce varlğ bilinmeyen çeşitli işlevleri ortaya çkarlmakta. Nanoseviyelerde görüntüleme, mekanik kuvvetler uygulayabilme ve mekanik özellik tayini, nanosaniyelerde başlayp biten çeşitli işlemlerin yakalanabilmesi ve izlenmesi, nano-ölçeklerde kimyasal analiz gibi analitik inceleme tekniklerindeki ilerlemeler, beraberinde nanoteknoloji bilmini mühendisliğe ve oradan da uygulamalara ulaştrmş ve sensörlerde, hafza elemanlarnda, tpta etkili yeni cihazlarn ortaya çkmasn sağlamştr. Aslnda geçen yüzyln ortalarnda ortaya atlan, ancak hakknda araştrma yaplacak kadar ciddiye alnmayan nano-ilaçlar, (ya da robot ilaçlar) bu teknolojiyi kullanyorlar. Son yllarda özellikle kanser tedavisinde kullanlmas düşünülen nano-ilaçlarla ilgili önemli araştrmalar yaplyor. Nano-ilaçlarn dş yüzeyi genellikle küçük bir yağ hücresinden (lipozom) oluşuyor. Bu yağ topunun içine ilaç yerleştiriliyor. Lipozoma yapşk olan bir reseptör, yol gösterici olarak ilacn gideceği hücreyi, örneğin kanser hücresini, hedef alyor. Enjekte edilen nano-ilaç, kan dolaşm srasnda asit oran yüksek ve kanser proteinli bir hücreye rastlaynca, bu hücrenin duvarna tutunuyor. Reseptör, kanser hücresini ‘kandrarak’ nano-ilacn içeri alnmasn sağlyor. Böylece ilaç tam hedefine ulaşyor. Bu teknikle ilgili araştramalar hzla ilerlerken, ilacn yavaş çözünmesi, yanlş hücreyi hedef alma gibi kullanmda yaşanabilecek olas sorunlar da değerlendiriliyor. Ama kesin olan bir şey var ki tp bilimi nanoteknoloji sayesinde ciddi gelişmeler yaşayacak.

Etiyopya’da bulunan insans Cola’nn yararlar!!! Etiyopya’da bulunan insansnn 4,1 milyon yaşnda olduğu tespit edildi. İnsanoğlunun ilk üyelerinin birçok daldan geldiği yerine, ayn anda tek bir daldan çktğn öne süren ve uzun yllardr devam eden tartşmaya zt bir yaklaşm oluştu. Kaliforniya Üniversitesi’nden Tim D. White önderliğindeki antropoloji uzman ekibi, “Australopithecus anamensis” ad verilen ve bilinen en eski insan tü-

lerde ayak ve el kemikleri ve sağ üst bacak kemiğinin büyük ksm da ele geçirildi. Anatomik benzerlikler, Australopithecus anamensis bireylerinin doğrudan doğruya daha eski bir insansdan, Ardipithecus ramidus’tan geldiğini ortaya koyuyor. Bu insans 4,4 - 4,1 milyon yl önce yaşamş. Nature dergisinin 13 Nisan’daki makalesinde yer alan verilere göre. 3,6 milyon yl önce, Australopithecus anamensis’in Australopithecus afarensis bireyleri haline geldiği ve “Lucy” olarak bilinen ksmi iskelet dahil, hepsinin bu aileye dahil olduğu ileri sürülmüş.

Issie bölgelerinden elde edilen fosil bulgular, 1995’te türlerin kalntlarn bildiren başka bir ekibin çalştğ Kenya bölgesinin 600 mil kuzey doğusunda kalyor. White’nin ekibi, ölçümleri yaparken fosil taşyan kalntla-

ründen 31 adet fosil ortaya çkard. En az sekiz bireyden elde edilen bulgular, temelde diş ve çene kemikleri ise de, baz üye-

1. Tuvaleti temizlemek için: Bir kutu Cola ya da Pepsi’yi klozetin içine dökünüz. Bir saat kadar bekleyiniz ve sifonu çekiniz. Koladaki sitrik asit, hela taşndaki lekeleri yok edecektir. 2. Krom tamponlardaki pas lekelerini yok etmek için: Arabann tamponunu Cola’ya batrlmş bir sigara paketinin alüminyum folyosuyla iyice ovunuz. Tertemiz olacaktr.

Karşlaştrmalar

İlk kökler nereye ait? White’ye göre, ilk insans türlerin birçok dala ayrlmadan, başka bir insans türüne dönüştüğü zamanlar olabilir. Australopithecus anamensis’in daha eski ve bilinmeyen bir topluluktan dallanmş olup olmadğn kantlamak için, Australopithecus türlerinin Ardipithecus ramidus ile ayn yerde yaşayp yaşamadğnn kantna ihtiyaç duyulmuş. Fakat böyle bir veriye rastlanmamş. Kasm 1994 - Aralk 2005 tarihleri arasnda Aramis ve Asa

bilinmekte. Ardipithecus ramidus ve Australopithecus anamensis insanslar ayn yerde yaşamş ve birbiriyle uyumlu habitatlar paylaşmştr. Önceki insans türünün doğrudan bir sonraki insans türüne dönüştüğü sav, Australopithecus anamensis fosillerinin Kenya’da ele geçirilmesiyle kuvvetlenmiştir.

rn hemen altndaki volkanik küllerde, argon izotoplarnn bozunma haz ve tortul kayacn manyetik özelliklerini inceleyerek tarihlemeyi gerçekleştirmiş. Doğu Afrika’daki ilk insanslar, araştrmaclara göre ormanlk alanlarda yaşamş. Hem Asa Issie, hem de Aramis’in, bol miktarda maymun, antilop ve diğer ormanlk bölge hayvanlarnn fosillerini içerdiği

4,2 - 1,2 milyon yl öncesinden, Australopithecus türlerinin giderek artan çene ve diş büyüklükleri, bir türden diğerine çok küçük derecede dallanmaya uğradğn veya hiç uğramadğn göstermektedir. Australopithecus anamensis ve Australopithecus afarensis’in anatomik karşlaştrlmasna göre, daha eski türlerin doğrudan Lucy’nin türüne dönüştüğü kabul ediliyor. Bu konuyla ilgili çalşma, the Journal of Human Evolution isimli dergide yaynlanmştr. Arizona State University’den Johanson, Ardipithecus ramidus ve Australopithecus anamensis hakknda muhtemel ata rk-yeni rk fikrini ortaya atabilmek için daha fazla bilgiye ihtiyaç duyulduğunu söylemiştir

3. Akü kutup başlarndaki çapağ temizlemek için: Bir kutu kolay arabanzn kutup başlarna dökünüz. Bütün çapaklar yok olacaktr.

Bazlarnn olaylara bakş şekli hep kötümser, hep negatiftir! Karşsna ne çksa onun mutlaka kötü bir yann bulur, onu görür. Hiç bir zaman demez ki “yahu bir de olumlu tarafn görmeye çalşaym”. Varsa yoksa her şey kötüdür! Bakn bu kişi bir gün bu düşündüğünü yapmaya kalkşmş ve incelemek için Pepsi ve Coca Cola’y seçmiş!!! Bu içeceklerin değişik kullanm alanlarn da keşfetmiş:

4. Paslanmş bir civatay sökmek için: Colaya batrlmş bir bezi bir kaç dakika skşmş, açlmayan paslanmş cvataya uygulaynz. Bir kaç dakika sonra rahatlkla dönecek ve çkacaktr. 5. Elbisenizdeki yağ lekesini çkarmak için: Bir kutu kolay lekeli giyeceklerin üstüne boşaltn, deterjan ekleyin ve her zaman ykadğnz gibi ykayn. Coca Cola ya da Pepsi, yağ lekelerinin yok olmasn sağlayacaktr.

6. Arabanzn cam için: Araba ön camlarndaki her türlü kuş pisliği, yapşan sinekler veya ağaçlardan dökülen toz ve polenler gibi her türlü yapşkan maddelerin çkarlmas için en iyi madde Coca Cola ya da Pepsi’dir. Peki nasl oluyor da içecek bir maddenin faydalar saymakla tükenmiyor, temizliğe bu kadar faydas olabiliyor? Çünkü bu içeceklerin ortalama pH değeri 3,4 tür. Bu asit de dişleri ve kemikleri eritmek için yeterlidir. Bu arada eğer arttysa, kalan da içebilirsiniz!!! Gelelim son noktaya: Pepsi ve Coca Cola içerken, hiç kimse-

nin öneremeyeceği karbondioksit maddesini içiyoruz. Nefes alp verirken oluşan ve dşar atmak için uğraştğmz KARBONDİOKSİT maddesini yani!..


Yaflanacak

Dünya 10

K

Ü

L

T

Ü

R

·

S

A

N

A

T

Yarna giden bir aydn

Adnan Yücel  “Sen yürürsün rüzgar yürür/ Sabahlar sğmaz olur gözlerine/ Her admda çözülür bir karanlk/ şafaklar çiçek sunar ellerine/ Gün tutuşur”

“Sevdim soluğunu rüzgar klan insanlar Soluğumu soluklarna kattm” Yoksul emekçi bir aileden gelen A. Yücel, devrimci düşüncelerle ‘70’li yllarda öğrencilik döneminde tanşr. 12 Eylül’ün ylgnlk akntlarna kaplmakszn, “Direnenler de var bu havalarda” dediği “rüzgar soluklular” aramaya koyulur. Bir yanda tüm snfsal ve devrimci değerlerimize kültür-sanat cephesinden saldr, diğer yanda “Saraylar saltanatlar çöker/ Kan susar bir gün/ Zulüm biter /(..)/ Bu günlerden geriye/ Bir yarna gidenler kalr/ Bir de yarnlar adna direnenler” diyen A. Yücel. Aramş ve bulmuştu O, kan kokulu karanlklarda “yekpare mermer” dediği devrim ve sosyalizmi her koşulda direngen-

likle savunanlar. Bana bizi, o buluşmay anlatyor büyük bir coşkuyla. Bir yağmur damlasnn nehre ulaşma çabasn… “O boğucu yllarda direnenlerin varlğ güç katyordu bana. Henüz tanşmadan, basndan okuduklarmla başladm yazmaya onlar. Ve aramaya..” diyor. “Ve nihayet buldum sizi; toprağn suya kavuşmas gibiydi, muhteşemdi, çoğaldm, doldum, taştm” diyor kahkahalarla.

Soluğu soluğumuzdu “Yeryüzü Aşkn Yüzü Oluncaya Dek”, “Çukurova Çeşitlemesi” kitaplarnda umuttan direngenliğe, haykrştan baş kaldrşa ve toplamna bir çağr dile gelir. İhanet ve ylgnlğa güçlü vuruşlarn diğer addr “Yer yüzü Aşkn Yüzü Oluncaya Dek”. “Doruğum” dediği bu kitabnda

O, tasfiyecilik ve yenilgi ruhuna karş devrim ve sosyalizmin kaçnlmazlğn konuşturur her dizesinde. Partili sanatn günümüzdeki yetkin örneklerinden biridir bu kitap. 12 Eylül döneminde salt yazmakla kalmamş, dönemin toplumsal, siyasal görevlerinin şiir diliyle altn çizerek yeni mücadele yöntemlerini de önermiştir. “Sen yürürsün rüzgar yürür/ Sabahlar sğmaz olur gözlerine/ Her admda çözülür bir karanlk/ şafaklar çiçek sunar ellerine/ Gün tutuşur” (Acya Kurşun İşlemez) Bu dizeleriyle yollara çkan işçi admlarn, madenci yürüyüşünü anmsamamak mümkün mü? Korkunun saltanat sürdüğü kent meydanlarn işçi admlarnn çnlatmasn düşler, geleceği onlarla tasarlar zihninde. Tarihin kesintisiz akşnda

mücadelenin yükseleceğine, devrim ve sosyalizmin kaçnlmazlğna inanc o denli büyüktür ki, şiirlerinden taşan bu duygu okuyan etkiler. Yorgun olan canlanr, umutsuzlara umut aşlar, ufkunu kaybetmişlere tan atmn gösterir coşkulu bir srarla. Tüm duruş, dünya görüşü ve sanatnn kristalleştiği dizeler bizim mücadelemizle A. Yücel’in şiirinde kaynaşr, yoğrulur, yoldaşlaşr ve haykrr “Bitmedi daha sürüyor o kavga/ Ve sürecek/ Yer yüzü aşkn yüzü oluncaya dek”

Yarnlara… Partili kültür-sanatn, parti ve sanatç şahsnda nasl etle trnak olmas gerektiğinin anlaml örneklerinden biridir. Dönemin ağr bask ve sansür yllarnda imge diliyle ama daima bizi biz yapan özelliklerimizi

anlatmştr. Kah “soluğu rüzgar olan”, kah “yer alt nehirleri”, “kr çiçekleri”, “yekpare mermer” tanmlamalaryla bir şekilde yer açar şiirinin baş köşesinde. Toplumsal mücadelenin öznesiz olmayacağn anlatr döne döne. İşçi ve emekçileri snf mücadelesine çağrr durmakszn. Günümüzde kimileri onu A. Yücel yapan bu karakteristik özelliklerinden arndrarak, onun snf-parti ilişkisini budayarak “kutsama” çabas içindedirler. Bu çabaya soyunanlar yllar önce rüzgar soluklular “kendi düşen ağlamaz” tanmyla değerlendirmişlerdi. Bir kez daha “kendi düşen ağlamaz!” O tüm yaşamnda düşenleri arkasnda brakarak yarna gitme çabasnda oldu. A. Yücel, yaşam ve şiirleriyle mücadelemizde, kültürümüzde soluğu soluğumuzda yaşamaya devam ediyor ve edecek, “Yer yüzü aşkn yüzü oluncaya dek!” Ayhan Sağcan 27 Temmuz 2005

1. Uluslararasi İşçi Filmleri “Haziranda ölmek zor” Festivali 1. Uluslararas İşçi Filmleri Festivali, İstanbul ve Ankara’da gerçekleşti. İstanbul’da gerekleştirilen açlşa; Vedat Türkali, Yavuz Özkan, Aytaç Arman, Eşber Yağmurdereli, Gencay Gürsoy, Arif Keskiner, Abdullah Aydn, Kamil Kartal, Akn Birdal, Ezel Akay gibi çok sayda sinemac, aydn ve sendikacyla birlikte bin 500 kişi katld. İşçi Filmleri Festivali ilk olarak, 1994 ylnda ABD’nin San Francisco kentinde düzenlendi. “Laborfest” (İşçi Festivali) olarak isimlendirilen bu festival, 1994 ylndan bu yana her yl 5 Temmuz’da başlayan ve 1 ay süren bir işçi kültür ve film festivalidir. 5 Temmuz, ABD’nin San Francisco kentinde, 5 Temmuz 1934’te “Kanl Perşembe” olarak anlan ve liman işçilerinin grevini destekleyen 2 işçinin öldürüldüğü günün yldönümü olduğu için seçildi.

Enternasyonal bilinç Uluslararas İşçi Filmleri Festivali ile yaplmak istenen, mücadelenin en etkili sinematografik örnekleri araclğyla snf ve dayanşma kültürünü canlandrmak, emperyalist küreselleşme cereyan altnda yeniden üretilen milliyetçi, şoven, gerici ideolojilerle “parçalanmaya” çalşlan dünya halklarna, işçi snfnn acil ihtiyac olan enternasyonal duruşu anmsatmak, ksacas barbarlğn yeni türlerine karş bilinci geliştirerek snf mücadelesine mütevaz bir katk sunulmaktr. Festivalde gösterilmek üzere

Haziran scağnda gömdük onlar haziran güneşine ve her daim gülümseyen güneşlere. Grev çadrlarnda ve meydanlarda kavgay harladlar, işkencehaneleri ve hapishane duvarlarn direnç olup parçaladlar genç dillerden dökülerek. Umuda umut, dirence direnç katp büyüten ve büyüyen devrimci şairleri ölüm yldönümlerinde saygyla anyoruz…

TARANTA-BABU’ya beşinci mektup

seçilen filmler de, bu ufkun ürünüdür.

20 ülken 40 film İsçi Filmleri Festivalleri’nde genel olarak uluslararas ve yerel olmak üzere 2 kategoride filmler gösteriliyor. Festivalde sunulacak olan filmlerin seçiminde içerik göz önünde bulundurularak bir ayklama yaplyor. Seçilen filmlerin, farkl coğrafyalardan işçi snf öykülerini anlatmasna dikkat ediliyor. Coğrafi ve kültürel farkllklarna rağmen filmlerin, işçi snfnn mücadelesinin evrensel olduğu konusunda ikna yeteneğine sahip filmler olmasna özen gösteriliyor. “İşçi filmleri” başlğ altnda değerlendirilen filmler iş, emek, işçi, emekçi gibi kavramlarn en geniş anlamyla kapsadğ alanlara dair filmler. Dolaysyla sadece snf mücadelesini ya da sendikal hak ara-

yşlarn anlatan filmler değil; işçilerin günlük yaşamlarnda karşlaştklar sorunlar da ele alan filmler yer alyor.

Asl hedef Festivalin esas hedefi, işçilerin hem ülke içindeki hem de ülke dşndaki snf kardeşleriyle iletişim kurmalarn sağlamak. Zira, işçiler neredeyse bütünüyle snf dş ideolojiler tarafndan esir alnmş durumda. Hak arama mücadelelerinin bile imkansz hale getirildiği günümüzde toplumsal mücadeleyle birlikte oluşan “snf bilinci”nin “yokluğu” veya “zayflğ” işçi snfnn bireysel ve toplumsal dejenerasyonunu hzlandryor. Böyle bir ortamda işçi snfnn/işçilerinin kendi gerçeklikleriyle yüzleşmelerine katk sunmak, bu dejenerasyonun etkisizleştirilmesinde ksmen de olsa etkili olacaktr.

Görmek işitmek duymak düşünmek ve konuşmak koşmak alabildiğine baş dolu baş boş koşmak… Hehehey TARANTA-BABU hehehey, yaşamak ne güzel şey anasn sattğmn yaşamak ne güzel şey… (…) Düşün TARANTA-BABU! İnsanoğlunun yüreği kafas kolu yedi kat yerin altndan çekip çkarp öyle ateş gözlü çelik allahlar yaratmş ki kara toprağ bir yumrukta serebilir, ylda bir veren nar bin verebilir. Ve dünya öyle büyük, öyle güzel öyle sonsuz ki deniz kylar her gece hepimiz yan yana uzanp yaldzl kumlara yldzl sularn türküsünü dinleyebiliriz… (...) Anlayarak bir usta kitap gibi bir sevda şarks gibi duyup bir çocuk gibi şaşarak YAşAMAK…

Yaşamak: birer birer ve hep beraber ipekli bir kumaş dokur gibi… Hep bir ağzdan sevinçli bir destan okur gibi YAŞAMAK… (...) Nazm Hikmet (3 Haziran 1963)

Onur da ağlar Gözlerinin pnarnda bir bulut, boşand boşanacak nerdeyse. Aklmdan geçenleri okuyorsun su gibi. Dünya gördü, bizi boğazladlar… Tutma gözyaşlarn onur da ağlar… Brak ykansn gökyüzü, lacivert, yeşil, altn şklar günbatmn. İşte şafaktayz gene Çrlçplak ve mavi. İşte sanki dağ yeli ve işte sanki meltem… Kimse toz konduramaz kesip attğmz trnağa bile. Sen en güzel kzsn bütün galaksilerin, bense tözüyüm artk akkor tözüyüm Prometheus’u yakan kara sevdann… Ne alnmzda bir ayp ne koltuk altnda sakl haçmz. Biz bu halk sevdik ve bu ülkeyi. İşte bağşlanmaz korkunç suçumuz… Ahmed Arif (2 Haziran 1991)

Boby Sands (Robert George Sands) “Maze” tanr onu…

Tarihin Gemisinden

9 Mart 1954’te Belfast’da doğmuş olan İrlanda Kurtuluş Ordusu üyesi, militan, ölüm orucunda yaşamn yitirmiş büyük direnişçi… Bu ayki Tarih Gemisi’ne, Mays ay içinde yaşamn inandğ dava uğruna, ezenlerin yüreklerine korku salarak, yandaşlarna umut saçarak feda etmiş bir kahraman konu etmek istedik.

Sands, karoseri ustasyd. Protestan şiddet yanllarnn basklarnn hzla arttğ bir dönemde, IRA (Kuzey İrlanda Kurtuluş Ordusu) saflarna katld (1972). İlk olarak bombal bir saldrdan sorumlu tutularak mahkum oldu. Bu dönemde politik tutukluluk statüsü taşyor, askeri elbise giymiyor ve çalşmyordu. 1977 ylnda 2 arkadaş ile birlikte, arabalarnda bir silah bulunmas üzerine 14 yl hapse mahkum oldular ve Maze Zindanlar’na gönderildiler (Maze, Long Kesh olarak da bilinir.)

1981 ylnda İngiliz Hükümeti politik tutukluluk statüsünü kaldrnca, Boby Sands ve arkadaşlar ölüm orucuna başladlar. Sands ve arkadaşlar, tek tip

elbise giymeyi ve zorla çalştrlmay reddettiler. Bütün bu direniş, İngiliz rejiminin Kuzey İrlanda direnişçilerini aşağlamak, direnişlerini, politik statülerini krmak için, üç yla yaylmş faşizan basklara direnme süreci şeklinde yaşand. Bu yöntemler sonrasnda Türkiye de dahil, pek çok ülkede uyguland. Mahkumlar 3 yl boyunca çalşmay reddettikleri için, 24 saat hücre cezalarna çarptrlyorlard. Bu hücrelerin duvarlar Boby Sands ve yüzlerce direnişçinin dşklar ve sidikleri ile kaplanmş ve tarihte buna “Sands Protestosu” denmiştir. Bu direnişler srasnda

Sands, Fermanagh ve Güney Tyrone’nin milletvekili seçildi.

Yüzbinler uğurlad… Boby Sands, 66 gün süren açlk grevinin ardndan zindanda yaşamn yitirdi. Bu açlk grevlerinde kendisi ile birlikte 9 arkadaş da yaşamlarn, bağmszlk ve davalar uğruna yitirdiler. Belfast’taki cenaze törenine yüzbinlerce insan katld. Boby Sands… İnandğ dava uğruna hiç çekinmeden; açlğa, susuzluğa, pislik içinde yaşamaya katlanan ve gerekirse cann dahi veren direniş önderi, bize ne çok şey öğrettin!

Kültür Deryas›

Cem Günhan

Avrupa, Faşizm, Hitler… 21. yüzyln başlarnn Avrupas’nn bir analizini yapn deselerdi, çoğumuz yaşadğmz ülkelerdeki gelişmeleri temel alan açklamalar yapardk herhalde. Ama sanrm hepimizin ortaklaşacağ baz konu ve kavramlar olacaktr: Avrupa cografyasnda ve özellikle Almanya’da yükselen rkç-faşist dalga, yabanclara karş taknlan insanlk dş tutumlar gibi. Bunlar dikkate alarak bu ayki yazmzn konusunu Hitler-faşizm-rkçlk olarak belirledik Uzun yllar Roma Üniversitesi’nde öğretim üyeliği yapan Prof. Gaetano Mosca “Siyasi Doktrinler Tarihi” adl kitabnda, faşizmi şöyle tarif eder: “Faşizme göre insanlarn haklar devletin onlara verdiklerinden ibarettir. Totaliter doktrininin özeti budur. Partinin kişileştirdiği devlet, bütün milletin ve onun her bir mensubunun hayatnn tümünü yönetir. Onun ne maddi, ne de manevi hiçbir şans yoktur. Vatandaşlarn mal da, can da onundur. Hiçbir hakka sayg göstermez. Hiçbir düşünce ve söz hürriyetini hoş görmez. Muhalifler hain ya da cani saylr.” İşte Almanya’da Hitler, İtalya’da B.Mussolini, İspanya’da Franko sahsiyetleri ile son noktasna ulaşan bu tipteki faşizm, günümüzde de farkl görüntüsü, ama değişmeyen içeriği ile günlük yaşammzda…

Gelişim 1918’de savaştan yenik çkan Almanya’da İmparator’un tahtan ayrlmas ile, Almanlarn alşkn olmadklar demokratik bir sistem, cumhuriyet kuruldu. Yaplan seçimler sonras farkl siyasal partiler parlamentoya girdiler. Bu srada yaşanan ekonomik ve sosyal olumsuzluklar yannda, bir de savaştan yenik ayrlmann ezikliği vard. Naziler demokratik kurumlar, siyaset adamlarn ve Yahudileri tüm bunlarn sebebi olarak gösteriyorlard. Eski bir asker olan Adolf Hitler, 1921’de Nazi Partisi’nin (Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi ) önderi oldu. Bu parti aslnda sosyalizme karşyd ve yalnzca “Büyük Almanya” ülküsüne bağlyd. Üyeler askeri üniforma giyerler ve Hitler’in askerleri gibi davranrlard. Hitler’in 1921’ de kurduğu ve 1925’te yeniden örgütlediği Frtna Bölüğü (Sturmabteilung-SA) olarak adlandrlan çeteler, kendilerinden olmayan herkesi sindirmek için zor kullandlar. Var olan koşullar da faşist ideolojiyi besliyor, toplumsal bir taban oluşturuyordu. Buna rağmen Nazi düşünceleri savaşn ykmn yavaş yavaş aşp, gelişen Almanya’da etkisini kaybediyordu. Fakat 1929-1932’deki ekonomik bunalm sonucu büyüyen işsizlik, Naziler’in canlanmasna neden oldu. Nazi Partisi ilk büyük başarsn da, 1930 seçimlerinde kazand. İktidar için yeterli oyu toplayamasa da, parlamentonun önemli partilerinden biri haline geldi. Oylar Katoliklerden daha fazla Protestanlardan, şehirlerden daha fazla krsal bölgeler ve kasabalardan, işçilerden daha fazla orta ve üst kesimden geldi. Bu başarlarnda İtalyan Faşist Partisi’nin yaptğ gibi, yasa dş yollar kullanmalarnn pay vardr. 30 Ocak 1933 günü Hitler şansölyeliğe (başbakanlğa) atand. Atayan Cumhurbaşkan Hindenburg’du. Bu burjuvazinin tercihiydi. Mart aynda yeni bir seçime gitti ve hem yürütme, hem de yasama gücü Hitler’in eline geçmiş oldu. Ve ksa bir süre sonra, Hindenburg’un ölümü üzerine (1934), Cumhurbaşkanlğ ve Şansölyelik makamlar birleştirilerek Hitler’e devredildi. Hitler, Mussolini’nin izlediği siyaseti takip ediyordu. Güç kullanmasnn yan sra, her türlü antidemokratik yönteme de başvurabiliyordu. Devlet bir polis devletine dönüştürüldü. SS’ler ve Gestapo (Devlet Gizli Polisi) devlet terörü uygulayarak, Almanya ve işgal edilen topraklarda kendilerine karş çkanlar öldürdüler, işkence ettiler ya da toplama kamplarna gönderdiler. Bunun yannda bütün muhalefet partileri kapatld, sendikalar yasa dş ilan edildi, kişi özgürlükleri ise tamamyla ortadan kaldrld. Üniversite hocalarnn dahi Hitler’e bağllk yemini etmesi gerekiyordu. Nazi basks hayatn her alannda kendini hissettiriyordu

Adolf Hitler Adolf Hitler, 20 Nisan 1889 ylnda Yukar Avusturya’nn Braunau kasabasnda doğdu. İlk tahsilini doğduğu kasabada, orta tahsilini Linz şehrinde yapt. 13 yaşnda tüberkülozdan babasn, 16 yaşnda annesini kaybetti. Orta öğrenimini bitirince ressam olma ümidiyle Viyana Güzel Sanatlar Akademisi snavna girdi, ancak başarsz oldu. Akademi’deki profesörlerin Yahudi olduğu ve Yahudilere karş ilk kinin burada oluştuğu anlatlr. 1912’de Viyana’dan Münih’e geldi. 1914’de I. Dünya Savaş çknca Hitler, Bavyera Ordusu’na gönüllü olarak girdi. Alman mağlubiyetinden sonra, arkadaş mühendis Feder ve alt kişi tarafndan kurulmuş olan Alman İşçi Partisi isimli gizli bir partiye katld ve ksa sürede bu partinin başkan oldu. Partinin adn Nationalsozialistische Deutsche Arbeiter Partei ( NSDAP/ Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi) olarak değiştirdi ve nüfuzunu arttrd. Taraftarlarna ksaca “Nazi” ismi verildi. Kendisine de taraftarlar, rehber anlamna gelen “Führer” lakabn verdiler. Parti 25 maddelik bir program hazrlad. “Alman vatandaşlğnn yalnz Alman kann taşyanlara hasredilmesi lazm geleceği”, programn temel maddelerindendi. Ayn zamanda büyük sermayeyi devleştirmek de programn esaslarndan birini teşkil ediyordu. Völkischer Beobachter adl gazeteyi yandaşlar çkaryordu. Josef Goebbels, bu gazetenin tamamen parti bülteni halini almasn sağlad. Gazetede partisinin fikirlerini açklayan makaleler yaynlad. Daha sonraki yükselişini ve icraatlarn yukarda ksaca özetledik. Savaş sonucunda Almanya’nn yenilgisini gören Hitler, ümitsizliğin iyice artmas üzerine 30 Nisan 1945’te Berlin’de, kars Eva Braun’la birlikte siyanür hap içerek ve ağzlarna birer kurşun skarak intihar etti. Cesetleri kendi isteğiyle Führerbunker bahçesinde benzinle yakld. Hitler’in bunu istemesinin sebebinin Sovyet ordusu tarafndan yakalanp teşhir edilmek istememesi olduğu iddia edilmektedir. Hitler ölmeden önce ikili vasiyetnamesini yazdrmştr: Siyasi ve Özel Vasiyetname. Ona göre; Almanya bütün milletler için bir zehir gibi tehlikeli olan Yahudileri ve Bolşevizm’i kovalamaktan asla vazgeçmemelidir. Almanya’nn geleceğini tartşmasz bu olgu belirleyecektir. Bugün yine bu insanlk düşman kapitalist emperyalist düzenin dayanağ ve gerektiğinde kullandğ sopas olan faşist ideolojiyi savunan rkçlar şunu unutmamaldrlar: Hangi milliyetten olurlarsa olsunlar, karşlarnda geçmişteki gibi savunmasz, kaderine boyun eğmiş yğnlar değil, her hareketlerini yakndan gözleyen, halklarn kardeşliğine ve faşist ideolojinin insanlk düşman olduğuna inanan yürekleri bulacaklardr.


Yaflanacak

N

S

A

N

Sokak

Röportajlar Sokak ropörtajlarnn bu ayki sorular: 1- Futbol sizin için ne ifade ediyor? 2- Futbol ve Holiganizm hakknda ne düşünüyorsunuz? 3- Almanya’da yaplacak dünya kupas sizce nasl geçecek?

Mustafa: Ben 10 yla yakn futbol oynadm. Futbolda korkunç paralar dönüyor. Özellikle şu iki senede dönen parann hesab yok. Ofset olay çktktan sonra futbol denen birşey görmüyorum. Önceden böyle değildi. Ve tabii rkçlk tartşmalar, bu Dünya Kupas’yla artacak ve devam edecek, bunun arkasna gizlenmiş bir durum var. Son iki ve üç senedir artan oranda devam ediyor.

Rza: Ben pek fazla ilgilenmiyorum. Bence futbol insanlar kandrmann bir arac. İnsanlar futbol ile ilgilenip başka birşeye konsantre olmuyorlar. Ne bileyim insalar monotonlaştryor. Almanya’da gerçekleşecek olan Dünya Futbol Kupas ile de pek ilgilenmedim. Benim ilgi alanm değil futbol. İnsanalarn gerçek gündemlerinden ayrmann bir arac oluyor futbol. Mesut (13): Bence güzel bir spor. Biz hergün oynuyoruz parkta. Ben Galatasaray’ tutuyorum. Ama bence futbolda dövüş olmamas lazm, güzel

olmas yani taraftarlarn böyle rahat izlemesi lazm. Ertan (15): Valla futbol dedim mi benim aklma dostluk geliyor. Şiddetsiz olmal. İnsanlar küfür etmemeli maçlarda. Ama çok küfür ediliyor. Futbol aslnda iyi bir sporda bu son zamanlarda çok şiddet var maçlarda. Mesala burda yaplacak Dünya Kupas’nda umarm iyi geçer ama hiç ümidim yok. Çok olayl geçecek gibi. İngilizler Köln’de oynayacaklar ki bu olayl geçecek anlamna geliyor. Futbol benim hayatmn bir parças.

Murat: Futbol birbirini yemedir; o onu yer, öbürü ötekini yer ve bu böylece devam eder.Bu Türkiye’de böyledir. Almanya’da herkes ekmek derdinde. Futbolu düşünen binde bir. Futbol da holiganizme inanmyorum, yok böyle bir şey. Onlar yalnzca kendini bilmez bir kaç kişi. Aytekin Genç: Ben bir spor olarak bakyorum futbola. Tabii ki bunun fanatikleride vardr. Ben 2 yldr oynuyorum. Bilmiyorum bu Dünya Kupas Almanya’ya neyi getirecek. Çok şeyler dönüyor futbolda. Önceden önlemlerini alrlarsa iyi olur. Fuhuş içinse, bence insanlar farkl nedenlerle geliyor, bu da onlardan biri. Ama bunun da önlemi alnmal.

·

T

Trottinette’in hangi amaçla kurulduğunu anlatr msnz? Celin Robert: Trottinette 10 yl önce, okul öncesi çocuklarn (0-5 yaş) sosyalleşmesi, aileleriyle birlikte gidebileceği bir yere sahip olmas için kuruldu. Totinette’de görev yapanlarn bir eğitimi var m? CR: Evet. Çocuk eğitimi, psikoloji, anne-baba ve çocuklar aras ilişkiler üzerine eğitim görüyoruz. Lokalde bir takm kurallar görüyorum: “Bisiklet sürerken be-

Hukuk

lirlenen krmz çizgiyi geçmemek”, “Yiyecekleri masada yemek” gibi. CR: Bu kurallarla amaçlanan, çocuğun kendi snrlarn belirlemesidir. Kendine ait snrlar içinde oynamasn öğren-

mesi gerekiyor. Çocuk bu kurallara uymazsa, onunla konuşarak neden bu kural koyduğumuzu ve neden uymas gerektiğini anlatyoruz. Tabii ailerler de yardmc oluyorlar. Çocuk çok diretirse, başka bir oyuncakla oynamasn öneriyoruz. Murielle Girardin: Çocuklar bazen bu tür kural dş hareketlerle bize mesaj veriyorlar. “Ben buradaym, büyüyorum, be-

Av. Gülşen Çelebi

Almanya ile Türkiye arasndaki ticaret hacmi son yllarda epey yükseldi. Ana şirketi Türkiye’de olan ve Almanya’da kurulan Türk şirketlerinin says da hzla artyor. Buna ek, Almanya’da yaşayan Türkler de şirket kurma girişimlerinde bulunuyorlar. Almanya’da mevcut olan hukuki formlar, özellikleri ve farkllklar ele almaktayz. En yaygn ve en önemli ayrm, kişisel kurumlar ile tüzel kurumlar arasndadr. Şahs şirketlerine, adi ortaklklar temel olmuştur. Dernekler ise, tüzel kuruluşlarn oluşumuna temel teşkil etmişlerdir. Hukuksal yapnn seçimi, çe-

nimle ilgilenin, vs.” Çocuğun hareketlerinin nedenlerini anlamaya çalşyoruz. “Çocuk kzgnlğn, bir şeye olan tepkisini, ilgi istediğini, anne babann istemediği hareket-

lerde bulunarak dile getiriyor” mu diyorsunuz? MG: Çocuklarn davranşlarnda bu tür mesajlar gizli olabilir. Çocuğun davranşlarnn asl nedenlerini bulmak ve onlar çözmek doğru olandr. Bunun için de çocukla dialog içinde olarak onlar anlamaya çalşyoruz. Gözlemlediğime göre, çocuklar burada uyum içinde oynuyorlar. Evde belirlediğimiz kurallar

Baz şeyleri yaşamak insana öyle ac veriyor ki anlatmas dahi güç. Böylesine iç burkucu manzaray hayal etmek dahi zor. Anlatmak istediğim şey, ne okuduğumuz kitap satrlar arasna skştrlmş dram, ne de film karesine taklmş ‘geçerken çekilen’ bir fotoğraf. Hayatn içerisinde bizlerden uzak gibi görünen gerçeğin retinamza yansmas.

-Serbest Girişim (Einzelunternehmen) -Adi ortaklk (Gesellschaft bürgerlichen Rechts-GbR) -Kollektiv şirket (Offene Handelsgesellschaft- OHG) -Komandit şirket (Kommanditgesellschaft-KG) -Ortaklklar- serbest meslek sahipleri için (Die Partnerschaft) -Limited Şirket (Gesellschaft mit beschränkter HaftungGmbH) -Limited Şirket ve Komandit Şirket (GmbH & Co. KG) -Anonim Şirket (Aktiengesellschaft-AG) -Sermayesi Paylara Bölünmüş Komandit Şirket (Kom-

L

U

M

hepsi. Her şey o kadar hzl gelişiyor ki, özellikle göçmenlerin (bunlarn Kürt, Romen, Yugoslav, Afrikal olmas hiçbir şey değiştirmiyor) kşlar daha da zor geçiren işsiz ve geleceksiz insan topluluklarnn says artyor. “Hayr kurumlar”nn dağttklar çorbay almak için oluşan kuyruklar, yaşadğmz

tirdiği genç kzlarn bedenlerini pazarladklar çevre yollar, mobil-fuhuş merkezleri haline getirilmiş. Fütursuzlaşma o kadar artmş ki her çevre yolu farkl ulustan “kadn satma pazar”na dönüştürülmüş. Kuzey çevre yolu Afrikal, Bat, Doğu ülkelerinden getirilen kadnlarn mekanlar. Medyann ara sra afişe ettiği bu

kentlerde uzadkça uzamakta. “Popüler meydanlar”dan geçenler uzayan kuyruklara aldrşsz ve kanksanmşlğn kskacyla hareket etmekte. İnsana en çok dokunan da bu oluyor. Yllar önce birkaç “şarapç, ayyaşn” biriktiği kuyruklar, şimdi artan yoksullaşma ve göç dalgasyla kalabalk insanlarn bir tas scak çorba umuduyla bekleştikleri yerler oluyor. Meydanlar akşamlar bu görüntülerle mahşer yerlerine dönüyor. Şebekelerin, insan tacirlerinin çeşitli vaatlerle kandrp ge-

alanlar, devlet göz yumduğu için her şeyin açktan yürüdüğü bilinen mekanlara dönüştürüldü.

Sefil ama özgür! Çocukluğumda köprüleri hep severdim, özellikle de yağmurlu günlerde sigara içme mekanmz olurdu. Bazen gittiğimiz Osman Seden vari filmlerde, kimsesiz çocuklarn bu mekanlarda yaşamalar içimizi burar ve o yaşlarda bile için için ağladğmz da olurdu. Köprülerin isimlerinin farkl veya başka şehirde olmas hiçbir şeyi değiştirmiyor: “Sefalet içinde yaşam ama her şeye rağmen özgürce!” Yllar sonra bu duygularmn ayaklanmasna neden olan, modern bir ülkede, Robin Hood misali yaşayan aznlklarn sürekli gözümün önünde olmas. Yani Paris’in kenar mahallelerinden geçen otobanlarn kesiştiği, virajlarn kvrm aldğ, köprü altlarnda derme çatma tahtadan yaplmş barakalarn ortasnda teneke kutularn soba olarak kullanldğ, kendi deyimleriyle “villann” bacasndan yükselen kara dumanlar…

Umut ve gerçek… İnsanlarn umut olarak görüp geldikleri mega kentlerde yaşanan rezalet olmal bunlarn

delmek için ellerinden geleni yaparken, burada bir kez söylemek yeterli olabiliyor. İlginç değil mi? MG: Biz burada nötrüz. Anne-baba ve çocuk arasnda duygusal bağllk vardr. İlişkiler ayn olamaz, farkllk buradan kaynaklanyordur. Anne-babalar sorunlarn da sizinle paylaşyorlar. Çocuklaryla ilgili sorunlarn size danşyorlar. CR: Burada gizlilik kural vardr. Burada yaşanan burada kalr. Ailenin problemleri çok önemliyse, bir uzmana gitmelerini öneriyoruz. Diğer sorunlarda aileyle konuşuyoruz, çözümü birlikte aryoruz. Daha doğrusu onlarn kendi çözümlerini bulmasna yardmc olmaya çalşyoruz. Nasihatlar dşardan gelen bir şeydir. Size ait değildir. Ailenin kendi bulduğu çözüm, doğru ve kalc olandr. Trottinette’in haftann üç yarm günü açk olmas, az değil mi? CR: Bütçeden dolay şimdilik bu kadar açk tutabiliyoruz. İleride haftada 5 güne çkarmay düşünüyoruz. YD- İsviçre

Şirketlerde hukuki yap seçimi

şitli faktörlere bağldr: Hukuksal açdan, özellikle şirket yönetimi ve sorumluluk üstlenme ile sermaye yaps önemli rol oynamaktadr. Bunu muhasebe, mali tablolarn açklanmas ve yönetime katlma ile ilgili kanunlar takip eder. Bütün bunlarn yan sra, işletme ve vergi hukukunu ilgilendiren yanlar da çok önemlidir. Mevcut hukuki formlar saylanlardr: - Şahs Şirketleri (Personengesellschaft) - Tüzel Kuruluşlar (Körperschaften) Tek tek mevcut olan şirket şekilleri:

P

11 Dünya

Nereye kadar susulacak?..

“Çocuklarn sosyalleşmeye ihtiyac var” İsviçre’nin La Chaux de Fonds kentinde çocuklar için açlmş olan bir kurum var. Çocuklar burada hem oyunlar oynuyorlar hem de ihtiyaç duyulan noktada; anne, baba, çocuklaryla karşlaştklar muhtemel sorunlar hakknda eğitmenlerle sohbet ediyorlar. Çocuklar oyunlarn oynarken, isteyen aileler kahvelerini içiyor, kütüphaneden yararlanabiliyor. Kurumun ad, Trottinette (İki tekerlekli, son yllarda daha çok çocuklarn yaygn olarak kullandğ bir el arabas). Eğitmenler Celin Robert ve Murielle Girardin ile Trottinette üzerine sohbet ettik.

O

manditgesellschaft auf AktienKGaA) Şahs şirketleri servet ve kurumlar vergisine tabi değildir. Şirketlerin kar ve mal varlğ sadece şirket sahipleri ve/veya ortaklar araclgyla gelir vergisine tabidir. Tüzel Şirketin gelirinden kurumlar ve ticari gelir vergisi (Gewerbesteuer) ödemesi gerekmektedir. Ortaklar da kazanclarndan gelir vergisi öderler. Avukat Gülşen Çelebi Graf-Adolf-Str. 80 40210 Düsseldorf Tel.: 0211-355 83 14 Fax: 0211-355 83 15

Göçmen olmak… İnsanlar umut ederek gelip de, umutsuzluğa kaplarak “kaderde ne varsa çekilir” deyip kölece yaşam benimsiyor. Kapitalist ülkelerde insan manzaralar; sistemin çelişkilerini, çarpk gelişimini iki ayr kutbun yaşamlarn sergiliyor ki ya hiçbir şeyi görmeyip gözlerini

dünyaya yumacaksn, ya da sistemin propagandasndan etkilenip “Roman, Çingene, Afrikal” deyip küçümseyeceksin. Henüz sistem tarafndan parçalanmamş “ulusal, akraba, hemşericilik” ilişkileri, parçalanp bölündüğü zaman bu barakalarda köprü alt, otoban kenar gibi mekanlarda Türk, Kürt, Çerkez, vd. herkesi bulmak mümkün. Derinleşen ekonomik krizin faturasnn her dönemde olduğu gibi yine yabanclara kesilmesi sistemin kaçnlmaz politikasdr. Ucuz işgücüne ihtiyaç duyulduğunda davul-zurna ile karşlanan, “foyer-haim”lere yerleştirilen göçmenlerin, krizin derinleşip ayyuka çktğ dönemlerde copla, bask ile geri gönderilmesi, sistemin göçmenleri hangi gözle gördüğünün gerçeği. Son aylarda göçmenlere dönük çkartlan “Yabanclar Yasas”, önümüzdeki zamanlarda yaylacak olan polis terörünün şiddetini ele vermekte. Sistem “yabanclar” ya “hizaya” getirecek ya da 30-40’l ylarda Nazilerin yaptğ gibi terör dalgasn yaygnlaştrp toplu geri dönüşleri hzlandracak. Onlar için kaba kol emeğine ihtiyaç duyulmadğ koşullarda “yabanclar” gereksiz unsurlardr. Bu yüzden “potansiyel suçlu” konumunda görülmekte. Sistemin göçmenlere verdiği değer bu kadar. Ya biz göçmenler kendimize ve dşmzda görünen göçmenliğe ne değer biçiyoruz?.. Susmak m?.. O zaman herkes srasn bekleyecek. Ahmet Vural

Ya aziz zeytin!.. İnsanlk tarihi kadar eski olan zeytin ağacnn tarihi, milattan önceye dayanr. Arkeolojik araştrma verilerine göre 6 bin yllk tarihi olan zeytin, Mezopotamya’dan Akdeniz’e yaylr. Önceleri Maraş, Mardin, Hatay üçgeninde yetişen zeytini Msr’a götüren tüccarlar, zeytinin burada da yetiştirilmesini sağlarlar. 3. Ramses’in, Güneş Tanrs Ra’ya sarayn aydnlatmas için zeytin yağ sunduğu söylenir. Uzun yllar sonra Akdeniz ve Ege’de yaygn olarak yetiştirilen zeytin, Akdeniz ülkelerinin gelişiminde büyük rol oynamştr. Fenikeliler’in temel ticaret maddesi olmasnda, zeytinin o dönem hem kutsal bir bitki, hem de gda maddesi olarak tüketilmesinin pay vardr.

Uzun ömürlü bitki Zeytin, bitkiler arasnda en uzun ömürlü olandr. Öyle ki ölümsüz de denilebilir. Bir ağacn ömrü yaklaşk bin yl. Çünkü zeytin çürüse de köklerinden tekrar canlanr.

Barşn simgesi olmas da ölümsüzlüğünden kaynakldr. Akdeniz’in lman iklimiyle bütünleşen zeytinin gümüş parlaklğndaki yapraklarnn renginin, deniz ve gökyüzünün yansmas olduğuna inanlr. Tarih boyunca dinlere göre farkl nitelikler atfedilmiş zeytine. Kimine göre tanrnn bereketi, kimine göre de o dine verilmiş bir armağan. Hatta devletler de böyle anlamş. Mitolojiye göre ise, tanrlar tanrs zeytini, İsa tanrdan merhamet yağ olarak dilemiş.

Barş simgesi Eski Ahit’te zeytine “refah, bolluk, insanlk için kutsal” tanmlarnn yaplmas belki de zeytinin çağlar önce faydalanlan bitki olmasndandr. Mardin, Maraş ve Hatay üçgeninden yola çkan zeytin, 16. ve 17. yüzyllarda Sicilyallar üzerinden, Güney Amerika ve Kaliforniya’ya götürülür. Mezopotamya’nn verimli toprağnda kök veren ağaç, 19. yüzyl başlarnda insanlar tara-

fndan tp alannda da kullanlmaya başlanr. Kendi köklerinden tekrar yaşam bulan mucizevi bitki, tarihi ve direnciyle Anka Kuşu masalnn gerçeğidir.

Kutsallktan metaya Efsaneye göre, tanr kullarn cezalandrmak amacyla, Nuh’u görevlendirir. Nuh, gemisine aldğ hayvanlardan biri olan güvercini, tufann bitip bitmediğini anlamak için salar. Ağznda bir dalla gelen kuş, tufann bittiğini müjdeler. Zeytin dal o gün bugündür savaşn bitimini sembolize eder. Bundan sonra ticarete damgasn vuran zeytin, Akdeniz ülkelerinin gelir kaynağ olarak hizmet görür. Meta üretiminin ham maddesi olan narin ağaç, asrlardr sermayenin, mafyann, ilaç sanayiinin vazgeçilmezidir. Anka kuşuna benzerliği, zeytinin yaşayan canl tarih olmasdr. Herkesin sofrasnn baş tac olmas, belki de bundandr.

Yunan mitolojisindeNergis Yunan mitolojisinde tanrlar vardr. Narsis, bu tanrlardan Nehir Tanrs’nn oğludur. Narsis, nergis çiçeğine adn vermiştir. Ayn zamanda “narsist”, kendini aşr derecede beğenen kişiye denir. Bir gün işyerinde, moladayz ve arkadaşlarla kafeteryada oturuyoruz. Sağlk çalşan bayan arkadaş, vazodaki çiçekleri görünce; “Ooo, nergis çiçekleri çkmş” dedi. Yunan mitolojisini anlatan kitab yeni bitirmiştim ve Narsis’in hikayesini de yeni öğrenmiştim. Nergiz çiçeğini ise ilk kez görecektim. Vazoda değişik çiçekler de olduğundan, arkadaşa hangisinin nergis çiçeği olduğunu sordum. Gösterirken, “ilk kez mi görüyorsun?” diye sordu. “Evet,” dedim ve “Nergis çi-

çeği adn nereden alyor biliyor musun?” diye bu kez ben sordum. “Hayr” dedi arkadaşm. Bu arada diğer insanlar da sohbetimize kulak vermişti.

“Sen bana nergis çiçeğini gösterdin ben de sana hikayesini anlataym” dedim. “Narsis, birgün kendi süluetini suda görünce kendine hayran olmuş. Kendisine aşk olan hiçbir tanrçaya yüz vermezmiş. Bu hayranlk o kadar ileri gitmiş ki;

Narsis göllerin, rmaklarn, sularn yanndan hiç ayrlmaz olmuş. Sürekli kendini seyredermiş. Kendini suda yakalamak, kendine erişmek istermiş fakat bütün çabalar boşunaymş. Bu kendine aşr hayranlk, yavaş yavaş Narsis’i yemeye başlamş. Bir gün bir havuzun başna gelmiş. Yine kendini seyretmeye başlamş. Havuzun başndan ayrlamamş. Yemeden içmeden kesilmiş. Gün geçtikçe erimeye başlamş. Sonunda Narsis, havuzun başnda can vermiş. Tanrlar, Narsis’in cesedini almaya geldiklerinde cesedinin yerinde bir çiçek görmüşler ve adna da nergis çiçeği demişler. Evet… Nergis çiçeğinin hikayesi ksaca böyle” dedim. “Bize yeni bir şey öğrettin, teşekkür ederiz” dediler ve işe başlamak için kalktk.


Dünya Yaflanacak

Dünyay› istiyoruz, k›r›nt› de¤il !..

Yine Provokasyonlar…  Yaflad›klar› her s›k›flma ve çat›flmada yeni provokasyonlar›n yarat›ld›¤› bir ülke zemininde, biz emekçilere bu oyuna çomak sokmak düflüyor. medya ve sermaye içinde belli kesimler, onu illa da “İran’da yetişmiş” histerisiyle İran’a bağlamak istediler.

Derinleşen çelişkiler Kitlelerin tepkileri daha önceki provalardan da tecrübeli Genelkurmay’dan medyaya, hukuk organlarndan daha belli başl birçok kurum tarafndan farkl bir noktaya evriltildi. Onlar dinci-gericiliğe, vatan bölmek isteyenlere karş yürüyorlard. Şeriatç bir ülke istemiyorlard. Bu tepkiler ölen Danştay üyesinin cenaze töre-

ninden doruğa çkartld. Cenaze srasnda hükümetin birkaç üyesi köşeye skştrld, tören daha bitmeden apar-topar kaçmak zorunda brakldlar. Zaten ülkenin Başbakan cenazeye katlma cesaretinde bile bulunamamşt. Diğer taraftan Genelkurmay Başkan Hilmi Özkök, beklenen açklamay yapt: “Tepkiler hakldr ve sürmelidir.” Sermayenin çelişkileri Özkök’ün dilinden ifadesini bulmuştu. Diğer taraftan bir yl önceki Newroz bayrak kriziyle trmaman ve devamnda birçok olayla perçinlenen milliyetçi-şöven

histeri, farkl bir biçim altnda yeniden kaşnyordu. Cumhurbaşkanlğ seçimleri, Ortadoğu bağlants, İran, vb. elbette tüm bu şovlara rağmen gizlenemeyen bağlantlaryd Danştay provokasyonunun. Burjuva haberlere kadar yansyan bu paremetreler, bu olayn asl kaynağn oluşturuyordu çünkü. Rejim içi çatşmalarn, Ortadoğu’da esen savaş rüzgarlarnn, Türk ve Kürt emekçilerin artan hoşnutsuzluklarnn artmas… Bütün bunlar burjuvazinin çelişkilerini daha da derinleştiren farkl boyutlar. Özellikle ABD’nin İran’a yönelik çemberi daraltma çalşmalar sürecinde, Türkiye’ye biçtiği rolün somut ifadesi, “İran’da yetiştirilen katillerin Danştay saldrs” şeklinde yaratlan imajda görülüyordu.

Parças olmayacağz!

17 Mays tarihinde Danştay 2. Daire üyesi Mustafa Yücel Özbilgin, Danştay binas içinde öldürüldü ve 3 üye de yaraland. Azl faşist saldrgan Alparslan Aslan’n “Biz Osmanl çocuğuyuz, bunun devam gelecek” şeklinde ulumas ve ülkücü/faşist geçmişi, hemen ekranlara yansd. Marmara Üniversitesi’ndeki öğrencilik yllarnda devrimci ve yurtsever öğrencilere karş

Gelinen aşamada bizzat Genelkurmay çağrsyla emekçilerin yedeklenmek istendiği bir faşist histerinin parças elbet olamayz. Yaşadklar her skşma ve çatşmada yeni provokasyonlarn yaratldğ bir ülke zemininde, biz emekçilere bu oyuna çomak sokmak düşüyor. Bu temelde gelişecek yeni saldrlarn önünü almak, provokasyonlarn yönünü halka dönmesini engellemek, bizzat bu yaşananlar teşir etmekten geçiyor. Bu zor bozulmal!

satrl bçakl saldrlarda bulunan faşist çetenin içinde yer alan Alpaslan Aslan’n arkasndaki faşist güçlerle bağlants ise MHP’den BBP’ye, İP’e ve Türk Solu çetesine kadar uzanyor. “Vatan, millet, doğruluk, Allah’a hizmet” histerisi altnda gerçekleştirilen bu provokasyonunun ucu bunlarla da snrl kalmad… Sedat Peker, Çeçenistan, Susurluk’a kadar uzand. Ama

TMY, komisyonda daha da ağrlaştrlyor  Tasar›da “terör suçu” iflleyen 15 yafl›ndaki ve üzerindeki çocuklar da bundan böyle DGM'lerden bozma A¤›r Ceza Mahkemelerinde yarg›lanacaklar. Meclis alt komisyonununda görüşmelerine devam edilen Terörle Mücadele Yasa tasars

ağrlaştrlyor. Komisyonun dünkü toplantlarnda tasarya özellikle basn ile ilgili olarak yeni hükümler konuldu. Süreli yaynlarn kapatlmasna yönelik olarak yetki ve karar hakk cumhuriyet savclarna braklarak, keyfiliğe bağland. Ayrca 15 gün ila 1 ay arasnda olan kapatma ve durdurma yetkisi süresiz olarak arttrld. Ve bu madde yazl basn dşnda televizyon, radyo ve internet sitelerini de kapsar klnd. Tasarya dün eklenen başka bir maddeye görede “yardm ve yataklk” iddiasyla tutuklanan

ve yarglanan kişiler “örgüt üyesi” olarak değerlendirilecekler. Tasarya göre “terör suçu” işleyen 15 yaşndaki ve üzerindeki çocuklar da bundan böyle DGM’lerden bozma Ağr Ceza Mahkemelerinde yarglanacaklar. Tasardan göstermelik olarak “terörle mücadele edenlerin görevleri srasnda işledikleri suçlardan tutuksuz yarglanmalarna” ilişkin madde çkartld. Bu maddenin kapsamna giren Susurluk, Şemdinli, Danştay davalarnda verilen kararlar, uygulamada bu maddenin nasl işlediğini net olarak gösteriyor.

Üreti-yorum Tuzla / Tehlikeli Atklar gençlik günleri… “Bize dayatlan tüm yoksunluklarmzdan doğan bir dinamik var onlarn o çok korktuğu: inatla bir araya gelmemiz, inatla hayal kurmamz, üretmemiz inatla” diyen gençler 1-4 Haziran tarihlerinde, İstanbul’da Üreti-yorum Gençlik Günleri’nde buluşacaklar. Gençler kendilerinin bu etkinliğini şu şekilde ifade ediyorlar: “Türkiye’nin dört bir yanndan snrlarn parçalamak, üretmek isteyen üniversiteliler, liseliler, emekçiler, akademisyenleriz… 1-4 Haziran tarihlerinde istanbul’da Üreti-yorum Gençlik Günleri’nde üretimlerimizle bir araya geleceğiz. İlk tohumlarn attğmz sinema, fotoğraf, öykü, şiir, müzik ve atölye çalşmalarmz başlad. Engellenen, sansürlenen, kimi zaman gereksiz görülen kendi bağmsz üretimlerimizi, çalşmalarmz tartşacak, birlikte düşüneceğiz. Bizlere bilim olarak, felsefe olarak, kültür-sanat olarak dayatlan zrvalklar sorgulayacağz. Bilim, felsefe, bilişim, sanat seminerleri, müzik/şiir dinletileri, konserler, karikatür/re-

sim/fotoğraf sergileri, halk oyunlar, tiyatro gösterimleri, lise ve üniversiteler aras futbol turnuvalar, go turnuvas… Belki bunlar henüz mütevazi admlar, ancak böyle başlayacak, buzu böyle krp, yolu böyle açacağz hep birlikte. Keşfetmek için bakmak lazm dünyaya, tanmak ve tanşmak lazm onunla yeniden. Ama başka gözlerle… Değiştirmek için bakmak lazm dünyaya. Sabrla, bkmadan, öğrenerek ve öğreterek… Ve hepsi için önce hep beraber ‘snrlarmzn’ dşna çkmak lazm; aklmzn, gençliğimizin snrszlğnda çizikler atmak, düşlerimizi çizmek lazm… 1-4 Haziran tarihlerinde Üreti-yorum Gençlik Günleri bizi bekliyor!” Gazetemiz bu tarihler arasnda baskda olacağ için, gençlerin etkinlik haberlerini yaynlayamayacağz. Ama bu, onlardan haber alamayacağz anlamna gelmiyor. Onlarn bir sitesi var çünkü: www.ureti-yorum.org. Bu site üzerinden buluşabiliriz, buluşabilirsiniz onlarla. Gençlere buradan başarlar diliyoruz…

Tehlikeli atklar, tüm dünya ülkelerinin ortak sorunu gibi görünse de, gelişmiş ülkelere ait atklarn, gelişmekte olan ülkelere açk ya da gizli bir şekilde atlmas ile giderek artan bir oranda gelişmekte olan ülkelerin sorunu haline gelmektedir. Samsun’da karaya vuran ve Sinop’ta depolanan tehlikeli kimyasalar içeren İtalyan varilleri, İskenderun açklarnda batan Krom VI’dan zengin termik santral külü içeren Ulla gemisi, İkitelli’de hurdalğa atlmş olan nükleer atklar göstermektedir ki: “Ülkemiz bir tehlikeli atk çöplüğü haline getirilmeye çalşlmaktadr.” Son olarak Tuzla Orhanl’da gömülmüş olarak bulunan variller, bu tehlikenin yan başmzda olduğunun canl örneğidir. Olaylarn sürekli tekrar eder olmas, faillerden çok olayn gerçekleşmesine izin veren ve/veya farknda olmayan kurum ve kuruluşlarn sorumsuzluğunu göstermektedir. Aksine hemen ardndan yaplan Çevre Kanunu’ndaki değişiklik; yönetim ve uygulamadan sorumlu idarenin, nasl bir aymazlk içerisinde olduğunu net olarak göstermiştir. Ayrca sanayi tesisleri ile insanlarn yaşam alanlarnn iç içe oluşu (sanayi tesislerinin

yerleşim yerlerinin uzağna kaydrlmayş), buralarda yaşayan insanlarn sağlğn sürekli tehdit etmektedir. İstanbul ilinde kaytl 12 bin, kaytszlarla birlikte 30 bin sanayi tesisi olduğu ve bunlarn 12 milyon ton tehlikeli atk ürettiği bildirilmektedir. Bu atklarn nerede ve nasl depolandğ; nerede ve nasl bertaraf edildiği ise bilinmemektedir Tehlikeli atklar, ülkemiz için çok boyutlu bir sorundur. Sorunun çözümü de, konunun tüm boyutlar ile ele alnmasndan geçmektedir. Bu boyutlar: - Sanayi tesislerinin kentsel yaşam alanlar ile iç içe oluşu; - Kayt dş pek çok sanayi tesisinin varlğ; - Sanayi tesislerinin pek çoğunun temiz üretim, atk minimizasyonu, uygun depolama ve taşma kurallarna uygun davranmayş; - Atklarn bertarafnda, çevre ve insan dostu yöntemlerin kullanlmayş (Atklarn yaklarak bertaraf çevre ve insan dostu değildir.) - Denetimin yeterli olmayş olarak sralayabiliriz. Özet olarak tehlikeli atklar konusundaki yaklaşmmz ve önerilerimiz şöyledir:

Türkiye’den mektup var Hasan Uysal

Yeni Bir Türkiye Klasiği Bildiğimiz film başlad. Daha fragmanlardayz üstelik… Daha devre bitecek, 2. yar gösterilecek. Sonunu bilmiyoruz, sonu bilinen film seyredilir mi? Ama tahmin etmek serbest sonunu… Taa 10 Mart’ta yazmşz, 11 Mart tarihinde yaynlanmş. Bakn arşive, “Her şey vatan için” yazsna. Saptamamz yineleyelim. Bu TBMM’yi oluşturan parlamenterler, gelecek mays aynda yaplacak cumhurbaşkanlğ seçiminde olmayacaklar! Yani cumhurbaşkann bu parlamento seçmeyecek. İki iki dört, bu böyle. Demek ki yeni parlamento oluşacak, bu da erken genel seçim demek. Dedik ki Kasm 2006’da seçim var!

Bu işin ilk ayağ… AKP, yaplacak erken genel seçimde 1. parti çkmayacak ya da tek başna iktidar olamayacak; hele yeni cumhurbaşkann seçecek oy çokluğuna ulaşamayacak. Demek ki ypratlmas, bölünmesi, dağtlmas gerekiyor AKP’nin. Bunun için film başlad çoktan. Giderek artan biçimde ekonomik sorunlar, ortaya serilen özel yaşamlar, rüşvet, yolsuzluk görüntüleri, telefon görüşmeleri… İnanamayacaksnz, hükümetin yalamadğ yerini brakmayan sözde medyann birden bire neler neler yaynladğn… Mini etekli kz döven polisler… Türban aleyhine karar veren Danştay 2. Dairesi’nin baslmas, üyelerinin kurşunlanmas… AKP il örgütleri ve belediyelerdeki hrszlk ve yolsuzluklar…. Parti içinde milletvekillerinin bireysel çkşlar ve eleştirileri… Bunlar başlangç; mesela türbanllara yönelik saldrlar da yaşayacağz. Tabii tersine de… ip gerilmeli, gerilmeli ki… Nereden biliyorsun diyorlar. Deneyimlerimden. Ve düşünüyorum. Bunlar düşürmek istesem, erken seçime zorlasam ne yapardm diye. Üstelik elimde her türlü olanak varsa. Aynen bunlar yapardm. Hepsi hepsi 40 gün içinde, giderek artan olaylar birlikte yaşayacağz. Ve bu işlerin bir de 3. aşamas var ki, zaman ve çaba isteyen asl aşama o. AKP’nin karşsna çkacak ve oylarn büyük çoğunluğunu alacak bir parti ve onun arslan genel başkan. Onu da göreceğiz; belki kurulu bir parti de olacak bu, belki de apar topar kurduruluverecek. Ne bilelim, müneccim değiliz…. Ama o zaman gazeteleri göreceksiniz, hele Aydn Doğan’n bu konuda kaşarlanmş gazetelerini ve tosun gazetecilerini. Kim olacak o kişi… Tabii ki İlhan Selçuk’un Demirel’i değil ya da gazetesinde topladğ şahin paşalar… İp ucu benden; büyük vatansever Kemal Derviş, Afganistan’da memlekete hizmet için elini ovuştura ovuştura bekletilen Hikmet Çetin ve de anl sanl Eskişehir Belediye Başkan… Aklma geliverenler bunlar, yoksa daha ne Anadolu evlatlar vardr bugünler için devşirilen! Dün bir delikanl sordu da onun için bunlar yazmaya zorunlu hissettim kendimi. Masada konuşurken delikanl aynen şöyle dedi: “Siz AKP’ye karşsnz. Ve AKP’ye yönelik işler oluyor. Buna niye karş çkyorsunuz?” “Peki” dedim, “Yarn ben iktidar olursam ve bunlar gibi de değil namuslu, dürüst, hakça bir düzen getirmeye kalkar, birilerinin çkarna çomak sokarsam. Ya da onlarn dümen suyuna gitmezsem, beni de böyle devirmezler mi?”

Evet sknt burada. Yoksa şeriat, din min işin gösterisi. Yoksul halk başka nasl kandracaklar? Bunlar cennet alr satar, Tanr kiralar, din ticareti yaparlar. İmanlar çkar bunlarn. İstanbul belediyesini soyarak stajlarn tamamladlar, şimdi ustalk dönemini yaşyorlar. Memleketin ne kadar hödüğü, cahili, ahmağ varsa; kadromuz diyerek her yere serpiştirdiler; ad TRT olur, Tübitak olur, karayollar olur. Ne mantar memleket isek, hâlâ da batmyor. Peki Cumhurbaşkanlğ seçimi, AKP’yi düşürme, erken seçim, yeni parti…. Ortalğn toz duman olmas, orann burann baslmas, patlayan ve patlayacak bombalar…. Bu işleri kim düzenliyor Allah aşkna? Bilmem ki, ben de onu araştryor ve de çok merak ediyorum…

- Yurtdşndan ülkemize atk girmesi önlenmelidir. - Yerli sanayi atklar “Tehlikeli Atklarn Kontrolü Yönetmeliği”nde yer alan şartlara uygun depolama alanlarnda tutulmaldr. - Mevcut tehlikeli atk depolama alanlarndaki maddeler, insan sağlğ ve çevre için yeni tehlikeli maddeler oluşturmayacak şekilde bertaraf edilmelidir. - Atklarn bertaraf edilmesinde yakma yönteminden vazgeçilmeli; İZAYDAŞ’n atk yakma üniteleri kapatlmal ve yeni atk yakma tesisleri açlmamaldr.

maddeler üretmeyen alternatif bertaraf yöntemleri kullanlmaldr. - “Tehlikeli Atklarn Kontrolü Yönetmeliği”nde gerekli değişikliklere gidilerek, özellikle yer alt su kaynaklarn kirlenme riski ile karş karşya brakan derine enjeksiyon ve eski maden ocaklarna terk yöntemi asla kulla-

karş tüm sanayi atklarna şimdiden temkinli yaklaşmaldr. - 2001 ylnda imzalanan; en tehlikeli kimyasallarn üretimi, satş ve kullanmn durduran ve ülkemizin de imzaladğ Stockholm Konvansiyonu TBMM tarafndan onaylanarak uygulamaya geçirilmelidir. Sayglarmzla,

- Tehlikeli atklar, uluslararas standartlara uygun depolarda tutulmal; tehlikeli atk miktarn düşürecek geri kazanm projelerine ağrlk verilmeli; insan sağlğ ve çevre için zararl tehlikeli

nlmamaldr. - Önlem ilkesi, yaşama geçirilmelidir. Bugün zararn bilmediğimiz maddelerin gelecekte zararl etkileri ortaya çkabilir. Bu nedenle olas zararl etkilerine

TMMOB Çevre Mühendisleri Odas İstanbul Şubesi,İstanbul Tabip Odas, Çevre İçin Hekimler Derneği, Tarm OrkamSen İstanbul Şubesi (www. alinteri.net’ten alnmştr.)

pdf26  

Sayfa 11 Yayyllp militanlaşan dalga… Sayfa 8 Sayfa 7 AAYYLLIIKK GGAAZZEETTEE •• SSAAYYII 2266 wwwwww..yyaassaannaaccaakkdduunnyyaa..nneett H...

Advertisement