21 Eylül-4 Ekim 2007
26
83
“Önemli olan neye karflfl›› savaflfltt›¤›m›z de¤il, ne için savaflfltt›¤›m›z› anlamakt›r” “Siz karfl›n›zda kim var san›yorsunuz. Bizim mücadelemiz hakl› bir mücadele. Siz halk düflman›s›n›z. Sizin göreviniz halk için savaflan bizleri çözmeye çal›flmak; bizim görevimiz halk›n onurlu mücadelesini buralarda yaflatmakt›r. Çabalar›n›z bofluna…” sözleriyle cellatlar›na en büyük yenilgiyi yaflatan, “ser verip s›r vermeme” gelene¤inin takipçisi olan ve iflkencede katledilerek ölümsüzleflen Hasan Hakk› Erdo¤an’› flehit düflüflünün 23. y›l›nda sayg›yla an›yoruz…
‹stanbul’da TKP/ML’ye yönelik operasyonda düflman eline düflen H. Hakk› Erdo¤an 30 Eylül 1984’te iflkencede katledildi. Baz› zaman tanr› ad›na, baz› zaman kral ad›na, baz› zaman padiflah ad›na, ço¤u kez ve genellikle kilise ve kad›lar›n en önemli, en kutsal mesle¤i oldu iflkence. Hasm›n› y›ld›rmak, piflmanl›k duydurmak, u¤runa can›n› koydu¤u yoldan döndürmek, döneklefltirmek amac›yla yap›ld› geçmiflten beri. Ne midir iflkence? Avrupa’da engizisyon denen ve kilisenin insanl›¤a karfl› uygulad›¤› 盤l›k 盤l›¤a yedi yüz y›ll›k bir k›y›m prati¤idir, Vietnam Direnme Savafl›’nda Polokondor Zindanlar›’nda uygulananlar, fiili’de, Arjantin’de, ‹spanya’da on binlerce “ortadan kaybolman›n” ad› ve prati¤inde olup bitenlerdir. Ve Türkiye’de ise cumhuriyet tarihinin tümü bir yana, 12 Eylül AFC’sinden günümüze milyonlarca insana yaflam›n cehennemlefltirilmesidir. Binlerce devrimciye, komünist ve yurtsevere karfl› uygulanan bir ruhsal ve bedensel imha tezgah›d›r iflkence. Kölecili¤in, feodalizmin, kapitalizmin, faflizmin insan›n can›, eti, kan›-kemi¤i üzerinde i¤renç bir hissizlikle oynayarak tarifsiz ac›lar yaflatan en afla¤›l›k sald›r› prati¤idir. ‹flkence; insan›n amaçlar›na, vas›flar›na ve do¤as›na yabanc›laflman›n süreci nerede bafllam›flsa, bir araç ve yöntem olarak da o zamandan itibaren var olagelmifltir. Yani egemen s›n›f›n; köle sahibi efendinin, toprak a¤as›n›n, kilise ve kad›lar›n, nihayet emperyalizmin, kapitalizmin… egemenli¤ine yönelen her tür güce uygulad›¤› bir bast›rma, y›ld›rma ve ac›mas›z bir öç alma politikas› olarak uygulanm›flt›r/uygulanmaktad›r.
Nedir iflkencenin esas amac›? S›n›fl› toplumlar›n tarihi boyunca, egemen s›n›f›n “yasalar› çi¤neyen” kifliyi halk karfl›s›nda iflkenceli sorgulardan geçirmesi; yakarak, asarak, kafas›n› keserek öldürmesi yollu uygulama kiflinin “kanunen” iflkence ve ölümü “hak etmesi” nedeniyle suçun bedeli
olan cezan›n bireysel olarak ödenmesinden çok öte bir amaç tafl›d›¤› rahatl›kla anlafl›labilir. Daha bir süre öncesine kadar, yüzy›llar boyu kiflilere verilen idam cezalar› ve iflkence kararlar›n›n, tellalla ilan edilip toplanm›fl halk kalabal›¤›n›n seyircili¤inde gerçeklefltirilmesinden de kolayca anlafl›labilece¤i gibi, egemen s›n›flar›n kifliyi iflkence ile öldürmekteki amac›, kifliden çok onun flahs›nda kitleleri korkutmak, sindirmektir. “Dominens, 2 Mart 1957’de Paris Kilisesi’nin cümle kap›s›n›n önünde ‘suçunu herkesin karfl›s›nda itiraf etmeye’ mahkum edilmiflti; buraya ‘elinde yanar halde bulunan iki libre a¤›rl›¤›ndaki bir meflaleyi tafl›yarak, üzerinde bir gömlekten baflka bir fley olmad›¤› halde, iki tekerlekli bir yük arabas›na götürülecekti. Sonra ayn› yük arabas›yla Greve Meydan›’na götürülecek ve burada kurulmufl olan dara¤ac›na ç›kart›larak memeleri, kollar›, kalçalar›, bald›rlar› k›zg›n kerpetenle çekilecek; babas›n› öldürdü¤ü b›ça¤› sa¤ elinde tutacak ve kerpetenle çekilmifl yerlerine erimifl kurflun, kaynar ya¤, kaynar reçine ve birlikte eritilen balmumu ile kükürt dökülecek sonra da bedeni dört ata çektirilerek parçalat›lacak ve vücudu ateflle yak›lacak, kül haline getirilecek ve bu küller rüzgara savrulacakt›r.’ Sonunda onu parçalad›lar. Bu sonuncu ifllem çok uzun sürdü. Çünkü kullan›lan atlar çekmeye al›fl›k de¤illerdi; bu yüzden dört tane yerine alt› tane koymak gerekti, bu da yetersiz kald›; talihsizin kalçalar›n› kopartmak için sinirlerini kesmek ve eklemlerini baltayla parçalamak gerekti.” (Hapishanelerin Do¤usu kitab›ndan) Yaflad›¤›m›z ça¤da da iflkencenin esas hedefi olan kitleleri sindirme politikas›n› yaflama geçirmek için televizyon ve burjuva bas›n kullan›lmaktad›r. Bas›n-yay›n organlar›ndan kitlelere yans›t›lanlar esas olarak kitlelere karfl› yap›lan bir tehdittir. Bununla “ak›ll›” durmayanlar›n “sonu” gösterilmek istenmektedir. Gerçekten tek bafl›na bireylere iflkence amaç olsayd›, bütün bunlar uygulayan ve uygulamaya maruz kalanlarla s›n›rl› kal›rd›. Yani en genel olarak bir araç, bir kurum, bir sistem, bir politika olan iflkence ve zulmün amac› kitleleri bast›rmak, devrimden cayd›rmak, böylece sistemin varl›¤›n› sürdürmektir.
Sonucun bir taraf›n elinde oldu¤u tek savafl yeri: ‹flkence tezgahlar› Birçok boyutu ve cephesi olan s›n›f savafl› tarihinde savafla bafllamadan önce, yenilginin de zaferin de önceden belirlenebildi¤i tek çat›flma alan› iflkencehanelerdir. Bu mekanda savafl tutsak düflenle -onda somutlaflm›fl partiyle- iflkenceciler ve karfl›-devrimci s›n›flar aras›nda k›yas›ya sürecektir. Ve her savafl gibi bunun da amac› ayn›d›r. Karfl›t›n› yok etmek, y›kmak… Düflman bunu yapmak için
burada fiziki varl›¤a ve kiflinin ruhuna yönelecektir. Çünkü istedi¤i, arad›¤›, ihtiyaç duydu¤u ordad›r. Tüm u¤rafllar› karfl›s›ndakini kifliliksizlefltirmek, soysuzlaflt›rmak ve bunlarla birlikte davas›na, partisine ve yoldafllar›na ihanet ettirmek içindir. Bu alanda çat›flan taraflardan biri tutsakt›r, yani tektir ve “yaln›zd›r”. ‹kincisi ise devlettir, ço¤uldur ve kurumdur. Birincinin yani düflünceleri u¤runa düflman eline düflen tutsa¤›n zafer kazanma d›fl›nda baflka bir flans› yoktur. Ya yenilgi ya da zaferi yaflama iradesi vard›r yaln›zca. Devletin ise, tutsak düflenin iradesi ve iste¤iyle sunulmad›¤› sürece hiçbir araç ve yöntemle kazanma imkan› yoktur. Birinci gücün tek silah› idealleri, de¤erleri ve inançlar›yla flekillenen iradesidir. Yenilgi yaflamak da zafer elde etmek de tamamen kiflinin iradesine ba¤l›d›r. Dolay›s›yla say›s›z fliddet arac›na
sahip olmas›na ra¤men düflman›n yenilgisi ve zaferi tamamen tutsak olan›n ortaya koydu¤u iradeye ba¤l›d›r. Bu muharebede iflkenceye u¤rayan›n kendini “savunmas›” bir direnmeyken, direnme ayn› zamanda burada muazzam bir sald›r› durumu olarak da ortaya ç›kar. Bu alanda iflkence yapan›n durumu ise sadece sald›r› ve yine sald›r›d›r... Durum böyleyken sald›r› ile umulan sonucun al›nabilmesi ise sadece ve tamam›yla “savunmada” olan›n söyleyece¤i sözlere ba¤l›d›r. Yani bu muharebede iki güç olsa da, zafer ya da yenilginin kaderi her iki taraf için de sadece tutsak olan›n elindedir. Zira bu muharebe alan›ndaki çat›flma uzlaflmazl›¤›n en derin noktas›ndan en uç noktas›na kadar karfl› karfl›ya gelifli, tutsak olan›n tutumunu hiçbir ara formül sunmayan niteliktedir. Ya direnecek, ya çözülecek! ‹flkencede kiflinin çözülmesi ya da direnmesi ne kadar önemliyse, iflkencedeki kiflinin kendi bafl›na bir kifli olmay›p, bir davan›n, bir inanc›n, bir s›n›f›n, bir ideolojinin kavgas›n› veren kifli olmas› gerçekli¤ini bilince ç›karmas› yani yaln›z olmad›¤›n› unutmamas› da o kadar önemlidir. Zira sonucu belirleyen de zaten budur. Bu sorunu iyi anlamak gerekir. Bir devrimcinin yaflamdan feragat etmesinin temeli baflka ne olabilir ki?
‹flkencede çözülme Toplumlar tarihi bir toplumsal amaç ve ideal u¤runa her türlü fedakarl›¤› göze alman›n yüce örnekleri yan›nda, zoru görünce kopman›n, davay› terk etmenin ve ihanetin örnekleriyle de doludur. fiimdi yan›tlamaya çal›flaca¤›m›z soru flu: Bir davaya gönül vermifl, birçok zorlu¤a gö¤üs gererek y›llarca mücadele etmifl insanlar›n bir k›sm› neden daha sonra vazgeçmekte ve davalar›na ihanet etmektedir. Kuflkusuz çözülmeye yol açan birçok etmenden söz edilebilir. Ancak sonuçta belirleyici olan bir fley var ki, o da her çözülmenin alt›nda yatar ve sorunu onsuz aç›klamak mümkün de¤ildir. ‹deolojik sa¤laml›k. Yani Partiye, halk kitlelerine ve gelece¤e (sosyalizme) olan inanç, güven... ➟