Issuu on Google+

Sison serbest b›rak›ld›

ABD zaman kazanmaya çal›fl›yor

Emperyalist bir komplo sonucu 28 A¤ustos’da Hollanda polisi taraf›ndan tutklanan ILPS Baflkan› ve FKP kurucular›ndan Prof. Jose Maria Sison, 13 Eylül günü ç›kar›ld›¤› mahkemede serbest b›rak›ld›. Sayfa 23

ABD emperyalizminin Ortado¤u’daki iflgallerinde bafl müttefik konumunda bulunan ‹ngiltere, Irak iflgalinin bafl›ndan beri denetimi alt›nda tutmaya çal›flt›¤› Basra Üssü’nden çekildi. Sayfa 22

işçi-köylü ÖZGÜR GELECEK YOLUNDA

www.iscikoylu.org umutyayimcilik@ttnet.net.tr

Say›: 2007-19

83

*Y›l:4 *21 Eylül-4 Ekim 2007 *Fiyat›: 1 YTL *ISSN:1303-9350

Üzerinde f›rt›na kopart›lan yeni Anayasa tasla¤›

"Sivil" de¤il, gayet "resmi" Anayasa üzerinden çat›flma Egemenler aras›ndaki çat›flma bugün ifadesini Anayasa de¤iflikli¤i tart›flmalar›nda buluyor. AKP, tek bafl›na hükümet olman›n avantaj›n› kullanarak ve dilinden düflürmedi¤i özgürlüklerle emekçi halk› da pefline yedekleyerek yapt›¤› hamlede "sivil" oldu¤unu iddia etti¤i bir Anayasa tasla¤› haz›rlam›fl bulunuyor. Laiklik paravan›n›n arkas›na gizlenen ve her f›rsatta orduyu göreve ça¤›ran kesim ise laik cumhuriyete zarar verdi¤i, Kemalizm’i reddetti¤i iddias›yla "tehlike" 盤›rtkanl›¤› yap›yor. Emekçi halk›n yaflad›klar› ise bambaflka. Sabahlar› y›k›ma uyanan, ifl cinayetlerinde ölenler için bu tart›flmalar› yapanlar tehlikenin kendisidir.

Yenisi de halk düflman› Çünkü egemenler aç›s›ndan bu tart›flmalardan korkacak bir fley yok! Sivil oldu¤u iddia edilen gayet "resmi" Anayasa tasla¤› egemenlerin iktidar›n› sarsmak bir yana yerini daha da sa¤lamlaflt›rmaktan baflka da bir iflleve sahip olmayacakt›r. AKP, yeni Anayasa tasla¤›nda k›r›nt› dahi denemeyecek birkaç olumlu de¤ifliklikle bu tasla¤›n da en az eskisi kadar halk düflman› olan yan›n› gizlemeye çal›fl›yor. AKP’nin derdinin demokratikleflme de¤il kurumsallaflma oldu¤u bir kez daha ortaya ç›k›yor. ‹flçi s›n›f› ve emekçi halk için 12 Eylül’ün sald›r›, iflkence, katliam vb. boyutu “yeni” Anayasan›n da ruhudur.

Evrensel Bak›fl “Gerilim stratejisi” Emperyalistlerin bugün gerçeklefltirdikleri sald›r›larda, sald›r› öncesi yarat›lan bir gerilim ortam›n›n söz konusu oldu¤unu görmekteyiz. Bu gerilim, yine emperyalistler taraf›ndan “gerilim stratejisi” olarak adland›r›lan bir stratejinin ürünüdür. Özde yeni olmayan bu stratejinin en yo¤un hayata geçirildi¤i dönem ise, bir dönem gladio olarak adland›r›lan, kontra faaliyetler dönemidir. Gladio denilen bu kontra timlerin, birçok NATO ülkesinde patlay›c› ve silah deposu oldu¤u, özellikle de ’90’l› y›llarda iyice a盤a ç›km›flt›. Bu depolar›n ifllevi ise, olas› bir Sovyet sald›r›s›nda yeralt› faaliyetini örgütleyebilmek olarak aç›klan›yordu. Gerçek misyonlar› halklar›n her türden özgürlük mücadelesini bo¤mak olan bu kontra timlerin daha sonra a盤a ç›kan birçok faaliyetine bak›ld›¤›nda, bunlar›n afl›r› sa¤c›, en baflta da neo-Nazi örgütlerle ya da çeflitli ülkelerin askeri istihbarat birimleriyle birlikte gerçeklefltirilen eylemler oldu¤u görülmekte. Sayfa 23


2

21 Eylül-4 Ekim 2007

83

Uflak Eflme’de kad›nlar kazand› Uflak’›n Eflme ilçesine ba¤l› ‹nay köyü sakinleri, kad›nlar›n öncülü¤ünde alt›n madenine karfl› bafllatt›klar› mücadeleden sonuç ald›. Mahkeme, madenin kapat›lmas›na karar verdi. Büyük bölümü 50 yafl ve üstünde olan 500 nüfuslu köyde bayram havas› yaratan karara en çok da kad›nlar sevindi. TÜPRAG Madencilik fiirketi taraf›ndan iflletilen K›fllada¤ Alt›n Madeni, geçen y›l›n Haziran ay›nda dönemin Enerji Bakan› Hilmi Güler taraf›ndan aç›lm›flt›. Bakan Güler’in, siyanürlü alt›n madencili¤ine karfl› halk› örgütleyen çevrecileri kast ederek, “Buralar› çapulculara b›rakmay›z” fleklindeki aç›klamas›, büyük tepki çekmiflti. Madenin aç›l›fl›n›n ard›ndan ‹nay köylüleri ad›na avukatlar, hukuksal giriflimlerde bulundu. Madenin çal›flmas›na olanak tan›yan Çevresel Etki De¤erlendirme Raporu’nun iptali için bölge idare mahkemesine aç›lan davada, mahkeme, köylülerin aleyhine karar verdi. Ancak, Dan›fltay 3. Dairesi, yerel mahkemenin karar›n› bozarak, ÇED raporunu iptal etti. Karardaki, “Madenin çevre ve insan sa¤l›¤›na telafisi olanaks›z zarar verebilece¤i” yönündeki uyar› dikkat çekti. Mahkeme karar›n›n ard›ndan maden, Uflak Valili¤i taraf›ndan 17 A¤ustos günü kapat›ld›. Mahkeme karar›n›, büyük bir sevinçle karfl›layan ‹nay köylüleri flenlikler

yapt›. Karar›n köye ulaflt›¤› gün, davul-zurnalar eflli¤inde sokaklara ç›kan köylüler, büyük bir flenlikle madenin kapat›lmas›n› kutlad›. Köy meydan›nda yap›lan flenli¤e kat›lanlar›n a¤›rl›¤›n› yine kad›nlar oluflturdu. Ege Çevre ve Kültür Platformu, Elele Hareketi ve avukatlar da flenli¤e kat›larak, ‹nay köylülerine destek sundu. Ancak, madenin kap›lar›na kilit vurulmas›na ra¤men siyanürlenmifl topraktan alt›n ar›tma ifllemine devam edilmesi ve ayr›flt›rma ifllemi için yeni haz›rl›klar yap›lmas› “madenin yeniden aç›laca¤›” yönündeki kayg›lar›n artmas›na neden oldu. Köylülerin kayg›s›n› art›ran bir baflka neden ise, Bergama’daki Ovac›k Alt›n Madeni Oca¤›. Bu maden oca¤›n›n

kapat›lmas› için yap›lan tüm baflvurular köylülerin lehine sonuçland›. Ancak her seferinde, hükümetlerin ald›¤› özel karar ve yasa maddesi de¤ifliklikleriyle maden çal›flt›r›ld›. Durumdan endifle duyan ‹nayl› kad›nlardan Ayfle Ayranc›, Gülflen Y›ld›r›m, Sultan Aflk›n, Ümmü Tuna ve Emine Kazan›r henüz sona gelmediklerini ve tetikte beklediklerini kaydetti. Mücadelenin öncülerinden olan 62 yafl›ndaki Ayfle Ayranc›, maden flirketine karfl› yürüttükleri mücadeleyi anlat›rken, u¤rad›klar› asker sald›r›lar›n›n d›fl›nda, aralar›ndaki birli¤in bozulmas› için maden flirketinin yapt›klar›na dikkat çekti. Köyün d›fl›nda birçok köyden baz› insanlar› sat›n ald›klar›n›, ifl vaat

ettiklerini, para verdiklerini, kendilerine de rüflvet teklif edildi¤ini, yollar›n› asfaltlama önerisinde bulunduklar›n› kaydeden Ayranc›, “ama biz bunlara aldanmad›k, topra¤›m›za, suyumuza sahip ç›kt›k. Bundan sonra da ç›kaca¤›z” dedi. ‹nayl› köylülerin lideri konumundaki Ayfle Ayranc›’n›n, alt›n madenine karfl› öfkesini dile getirdi¤i bir fliir bile bulunuyor. Ayranc›, yan›ndan ay›rmad›¤› fliiriyle insanl›¤a sesleniyor: “K›fllada¤›n› oydular/ ‹çine siyanür doldurdular/ Halk› halka k›rd›rd›lar/ Uyan insano¤lu, uyan”. Gülflen Y›ld›r›m ise, madenin aç›lmas›n›n ard›ndan köyün sular›nda azalma oldu¤unu ve a¤açlar›n›n kurudu¤unu anlatarak, “Maden kapand› diyorlar. Ama çal›fl›yor. Biz can›m›z›, mal›m›z›, suyumuzu korumak için u¤rafl›yoruz. Bundan sonra da u¤raflaca¤›z” dedi. Ümmü Tuna ve Emine Kazan›r ise, “Madenin çal›flmamas› için yollar›n› kestik. Valilik’e gittik. Arabalar›n› yakm›fl›z diye bizi askere flikâyet ettiler. Hâlbuki öyle bir fley yapmad›k. Bize sald›rd›lar, biz de kendimizi koruduk” sözleriyle maden flirketine karfl› yürüttükleri mücadeleyi anlat›yor. Madenin hala faaliyette olabilece¤i endiflesini tafl›d›klar›n› söyleyen Tuna ve Kazan›r, vazgeçmeyeceklerini söylüyorlar. (‹zmir)

Develi köylülerinin zaferi

eveli köylüleri mücadele edilerek kazan›laca¤›n› ö¤retiyor.

işçi-köylü senin sesin! OKU-OKUT! ABONE OL! ABONE BUL!

ABONEL‹K fiARTLARI

D

Manisa’n›n Saruhanl› ilçesine ba¤l› Develi Köyü sakinleri Manisa Belediyesi’nin köyde kurmak istedi¤i Kat› At›k Bertaraf Tesisi’ne karfl› Manisa ‹dare Mahkemesi’ne açt›klar› davay› kazand›. Mahkeme heyeti, tesisin çevre ve insan sa¤l›¤›n› tehdit edece¤ini belirterek, tesisin yap›m›n›n durdurulmas›na karar verdi. Köylüler karar› kutlamak için Develi Köyü’nde bir flenlik düzenledi. Dava sonucuna iliflkin bilgi veren Bergama köylüleri sözcüsü Oktay Konyar, tesise karfl› eylemler yapan köylülerin yarg›ya baflvurduklar›n› ve kazand›klar›n› dile getirerek, tesisin yap›lmak istendi¤i yerin yak›n›nda zeytinlikler bulundu¤unu kaydetti. Konyar, “Köylülerin flikâyetini de¤erlendiren Manisa ‹dare Mahkemesi, Kat› At›k Kontrolü Yönetmeli¤i’nin ilgili

maddelerine ve bilirkifli raporunu dikkate alarak tesisin Develi Köyü’ne kurulmamas›na karar verdi” dedi. ‹dare karar› uygulamazsa bu karar›n uygulat›lmas› sürecinde inan›lmaz bir refleks göstereceklerini ifade eden Konyar, “çünkü hayat da onlar›n topraklar da. Salihli’nin Kabazl› köylülerinin de sürdürdü¤ü mücadeleyi kazanacaklar›na inan›yorum” diye konufltu. Konyar ayr›ca, “sokak üniversite olmal› ve bu sokak üniversitesinde Develi köylüleri deneyimleriyle önderlik etmelidir” fleklinde konufltu. Develi köylüleri Manisa, ‹zmir ve Ankara’da yapt›klar› eylemlerle taleplerini gündeme getirmifl, köyde referandum düzenleyerek, “Çöpe hay›r” demiflti. Köylüler, 22 Temmuz seçimlerinde de hiçbir siyasi partiye oy vermemiflti. (‹zmir)

6 AYLIK: 10.200.000 1 YILLIK: 20.400.000 NOT: ‹stedi¤iniz süreye denk gelen oranda paray› hesap numaralar›m›za yat›rarak banka dekontunu yay›nevimize fakslay›n›z ya da postalay›n›z. Abonelik ücretine posta masraflar› dahildir.


3

21 Eylül-4 Ekim 2007

83

“Sivil” de¤il gayet “resmi”! Daha seçimler öncesinde gündeme gelen ve seçimlerin hemen ard›ndan ise, üzerinde yap›lan tart›flmalar alevlenen Anayasa de¤iflikli¤i meselesi, en nihayet haz›rlanan bir taslakla somutluk kazand›. Anayasa tart›flmas›nda öne ç›kar›lan ise, bunun bir “sivil anayasa” oldu¤uydu. 1982 Anayasas›’n›n de¤ifltirilip, yerine daha “demokratik”, “özgürlükçü” vb. niteliklere sahip bir Anayasa haz›rlanacak iddialar› sürerken, kapal› kap›lar ard›nda haz›rlanan bir taslak parça parça kamuoyuna sunulmaya baflland›. Kamuoyuna aç›klamadan ziyade, s›zd›rma denebilecek bir yöntemle gündeme gelen tasla¤›n özellikle de, öncekine göre ciddi ve olumlu de¤ifliklikler var gibi görünen baz› maddelerinin öne ç›kar›larak, ilk etapta bunlar›n gözler önüne serilmesi ise, çok aç›k ki bir göz boyamadan ibarettir. Ayr›ca nab›z yoklama anlam›na da gelen bu yaklafl›m, egemen s›n›flar›n halk aleyhine yapt›¤› tüm de¤iflikliklerde (daha do¤rusu yeni sald›r›larda) kulland›klar› bir taktikten baflka bir fley de¤ildir. Benzer pek çok durumda oldu¤u gibi, bu Anayasa tasla¤›n›n ve bununla birlikte Anayasa’da yap›lmak istenen de¤iflikliklerin gerçek muhtevas›, yani en az eskisi kadar halk düflman› olan yan› halktan gizlenmektedir.

De¤iflen ne? Üzerindeki tart›flmalar hala süren tasla¤›n baz› maddelerini ele ald›¤›m›zda, asl›nda her fleyin eskisi gibi kald›¤›n› ve kalaca¤›n›, egemen s›n›flar›n ç›karlar›n›n önceki gibi, hatta artarak korundu¤unu görece¤iz. Örne¤in bu “sivil” olma iddias›yla getirilen Anayasa tasla¤›nda MGK varl›¤›n› aynen korumakta. Ülkedeki faflist rejimin varl›¤›n›n bafll›ca teminatlar›ndan olan MGK, görüldü¤ü gibi yine var olmay› sürdürecektir. MGK’ya karfl› zaman zaman sözde ç›k›fllar yapan AKP’nin, bu konuda ne kadar samimi oldu¤unun da göstergesidir bu ayn› zamanda. Mevcut anayasada yer alan, yarg›n›n “ba¤›ms›z” oldu¤u ibaresine, bir de “tarafs›zl›k” eklenecekmifl. ‹lgili madde “Hakimler, görevlerinde ba¤›ms›z ve tarafs›zd›rlar. Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verirler” fleklinde düzenlenecekmifl. Oysa sadece yarg›n›n de¤il, yasaman›n, yürütmenin ve bir bütün olarak da sistemin tüm kurum kurulufllar›n›n faflizme göre düzenlendi¤i bir devlet yap›lanmas›nda, böyle bir düzenlemenin pek bir anlam ifade etmeyece¤i, daha do¤rusu uygulamada hayat bulmayaca¤›/bulamayaca¤› kesin. K›sacas›, MGK’ya, kontrgerillaya ve bir bütün olarak da egemen s›n›flara ba¤›ml› yarg›n›n, böyle ka¤›t üzerin-

de yap›lan de¤iflikliklerle düzelece¤ini söylemek, aldatmacadan baflka bir fley de¤ildir. Vatandafll›k tan›m›nda yap›lmaya çal›fl›lan de¤ifliklik de yine kelime oyunundan öte gitmemektedir. Geçerli anayasada “Türk devletine vatandafll›k ba¤› ile ba¤l› olan herkes Türk’tür” fleklinde yer alan vatandafll›k tan›mlamas›n›n, 1924 Anayasas› temel al›narak flöyle de¤ifltirilmesi söz konusuymufl: “Devlete vatandafll›k ba¤› olan herkese dini ve etnik kökeni gibi ayr›mlar gözetilmeksizin Türk denir.” Peki burada de¤iflen nedir? Hiçbir fley. Türk olmayan kesimlere dönük Türklük dayatmas› varl›¤›n› aynen korumaktad›r. Türk olmayanlar›n kimli¤i, hatta varl›¤› yine inkar edilmektedir. Yine ayn› taslakta YÖK’ün kald›r›larak, yerine Üniversiteleraras› Koordinasyon Kurulu ad›yla yeni bir kurulun getirilmesi öngörülüyor. Kuruldu¤undan bu yana tart›flmal› olan ve üniversitelerde bir bask› sistemi kurdu¤u konusunda tart›flmaya bile gerek olmayan YÖK’ün kald›r›lmas› elbette gereklidir. Ancak bunun yerine ne konulaca¤› ve iflleyiflinin, ifllevinin ne ve nas›l olaca¤›, mu¤lak ve hatta tart›flmal›d›r. Zaten AKP’nin YÖK’e karfl› olma görüntüsünün kendisidir esas tart›flmal› olan. Çünkü AKP’nin YÖK’e bask›c› karakterinden dolay› karfl› ç›kma ihtimali dahi, gerçekli¤iyle, ideolojik yap›s›yla bile örtüflmemektedir. Burada da gerçekten demokratik ve bilimsel e¤itimi öngören, temel hak ve özgürlükleri içeren bir de¤ifliklik olmad›¤›/olamayaca¤› çok aç›kt›r. Bunun olabilmesi için, e¤itimin gerçek özneleri olan, baflta ö¤renciler olmak üzere, ö¤retim üyeleri ve üniversite çal›flanlar›n›n, bu tür oluflumlar›n yönetim mekanizmalar›nda yer almalar› gerekmektedir. Mevcut sistem içinde ise bunun mümkün olmas› düflünülemez. K›sacas›, bu madde ba¤lam›nda yap›lmak istenen de¤ifliklik de yine, AKP’nin üniversitelerde kadrolaflmas›na, kurumsallaflmas›na hizmet etmekten baflka bir ifle yaramayacakt›r. Çünkü AKP’nin de kendinden önceki hükümetler gibi demokratikleflme gibi bir derdi yoktur. Zaten tasla¤›n haz›rlay›c›lar›n›n bafl›nda bulunan Ergun Özbudun da, YÖK’ün bir bütün olarak kald›r›lmas›ndan de¤il, sadece “baz› de¤iflikliklerden” söz etmektedir.

Demokratikleflme de¤il, kurumsallaflma! 1984 Anayasas›’na 12 Eylül AFC generallerini korumak için konulan 15. Madde’de de¤ifliklik var gibi gösterilmeye çal›fl›l›yor. Ve kimileri hemen bunu “12 Eylül generallerine yarg› yolu aç›ld›” gibi

yorumlamaya kalk›yor. Oysa gerek hükümet gerekse Anayasa tasla¤›n› haz›rlayan heyet, böyle bir amaçlar›n›n olmad›¤›n› aç›k aç›k söylemekteler. Ayr›ca madde böyle bir fleye olanak tan›sa bile, bunun 12 Eylül faflist generalleri için mümkün olamayaca¤›n›, çünkü zaman afl›m›na u¤rad›¤›n› söylemekten de geri durmuyorlar. Ayr›ca b›rakal›m 12 Eylül generallerine yarg› yolunu açmay›, kendi iktidarlar› döneminde yaflanan ve yine içinde çeflitli düzeylerde askerin -özellikle de Büyükan›t’›n- yer ald›¤› a盤a ç›kan fiemdinli vb. olaylar›n üstünü örten bir hükümetten böyle bir fleyi beklemek ancak safdillik olur. E¤itime iliflkin bir baflka madde ise, özellikle de Kürtleri yak›ndan ilgilendiren e¤itim diline iliflkin maddedir. Haz›rlanan taslakta flöyle denmektedir: “E¤itim ve ö¤retim dili Türkçe’dir. Türkçe’den baflka dillerde e¤itim demokratik toplum gereklerine göre düzenlenir.” Yani madde görünürde Türkçe’den

baflka dillerde e¤itim yap›labilmesinin önünü açmaktad›r. Ancak dedi¤imiz gibi, sadece görünürde böyle. Bunun üzerine atlayacak olanlar, bunu yapmadan önce bunun bir “vitrin” olup olmad›¤›n› bekleseler deriz. Çünkü ad› üstünde, kamuoyuna sunulan henüz bir taslakt›r! Ayn› zamanda da bir nab›z yoklamas›. Kesin biçimini ald›¤›nda eskisini aratmayan düzenlemelerle karfl›laflmak hiç de sürpriz olmasa gerek. AKP bu Anayasa de¤iflikli¤i giriflimiyle ayn› zamanda kendi taban›n›n uzunca zamand›r girdi¤i, hatta ilk hükümet oldu¤u dönemden beri denebilecek, beklentileri de karfl›lama amac› tafl›maktad›r. Bunun bafl›nda ise dini tarikatlar›n önünü açmak, türban vs. ideolojik meseleler gelmektedir. Bunlara iliflkin flöylesi de¤ifliklikler gündemdedir: Önceki Anayasada “14. madde hükümlerine ayk›r› olmamak flart›yla ibadet, dini ayin ve törenler serbesttir” biçiminde formüle edilen f›kra, “kamu düzenine ayk›r› olmamak flart›yla ibadet, dini ayin ve törenler ser-

besttir” olarak de¤ifltirilmek isteniyor. Bunun anlam› ise kuflkuya yer b›rakmayacak kadar aç›kt›r. Bugün zaten esas olarak serbest olan tarikatlar›n her türlü faaliyetleri daha da özgür hale getirilmek istenmektedir. Daha do¤rusu bunlara yasal k›l›f uydurulmaktad›r. Bu yeni düzenlemeyle birlikte, jandarma polis vd. kolluk güçlerinin kimi zamanlarda, o da ya göstermelik ya da egemenlerin kendi içindeki dönemsel çat›flmalara ba¤l› olarak gerçeklefltirmeye çal›flt›¤› bask›n, kapatma vb. engellemeler ortadan kald›r›lmak, bunlar›n önü kesilmek istenmektedir. Ve böylelikle AKP de gücüne güç katarak, daha uzun süre hükümette kalabilecektir. Yap›lan hesaplar bunu da içermektedir. K›saca tekrar etmek gerekirse, AKP’nin derdi demokratikleflme de¤il, kurumsallaflmad›r. Bu taslak ayn› zamanda, Bir yandan cumhurbaflkan›n›n yetkilerini k›s›tlayan, di¤er yandan ise yarg› dokunulmazl›¤› da getirerek, cumhurbaflkan›n› yolsuzluklardan ve daha bir dizi yarg›lanmay› getiren durumdan kurtaran düzenlemeler içermektedir. Bunu Gül nezdinde düflündü¤ümüzde, kendisinin örne¤in kay›p trilyon davas›ndan yarg›lanmas›n›n önü kesilmek isten-

mektedir. Sonuç olarak;

Düzen içi muhalefete bile bir dizi engellemeleri de içeren bu anayasa tasla¤›, her fleyden önce sistemin devam›na hizmet etmektedir. Sivil oldu¤u söylemi aç›k bir aldatmacadan ibarettir, çünkü kapal› kap›lar ard›nda ve atanan kifliler taraf›ndan haz›rlanmaktad›r ve bu yönüyle de “sivil” de¤il, gayet “resmi”dir! Mevcut sistem içinde temel hak ve özgürlükleri içeren ve bunlar› büyüten bir anayasa zaten mümkün de¤ildir. Bugün allan›p-pullanarak sunulmaya çal›fl›lan bu anayasa, özelde ülke egemenlerinin genelde ise ba¤l› olduklar› emperyalistlerin dönemsel ve konjonktürel ç›karlar›na hizmet etmekten baflka bir anlam tafl›mamaktad›r. Emekçi y›¤›nlar›n hak ve özgürlüklerini gözeten, sömürüyü talan› ortadan kald›ran, gerçek halkç› bir anayasa, ancak genifl y›¤›nlar›n mevcut düzeni alafla¤› etmesiyle mümkün olabilecektir!


4

21 Eylül-4 Ekim 2007

S›n›fsal Yaklaflfl››m ‹fiÇ‹ SINIFI HAREKET‹(M‹Z‹N)N‹N CAN ALICI SORUNLARI “Koyun”un olmad›¤› yerde Süleyman/Abdurrahman Çelebi D‹SK’e baflkan oluyorsa, beterin beteri R›dvan Budak tekrar iflbafl› yapmak için yola koyuldu¤unda (9 Eylül’de Çelebi’yi tepeleyerek, ittifaka yak›n bir oranla D‹SK Tekstil baflkanl›¤›na seçildi), büyük bir teveccüh gösterenlere flafl›rmamak laz›md›r. Türk-‹fl Baflkan›’n›n Kabine Üyesi gibi hareket etti¤i bir ülkede; Hava-‹fl Baflkan› Atilay Ayçin’in kendi beyanlar›nda da ifade edildi¤i üzere, çal›flan kimli¤i kozmopolit bir yap› arz eden havayolu emekçileri, grev karar al›nm›flken, tekstil iflçileri cephesinden ise karara ramak kalm›flken direniflin efli¤inden dönülüyorsa, flaflk›nl›¤a u¤ramamak gerekir. Tam da bu süreçte; bir di¤er Konfederasyon Hak-‹fl ile T‹SK’in “uzlaflmac› sendikac›l›k” fliar›yla “sosyal diyalog protokolü” imzalamas›; konuya iliflkin taze bakan Faruk Çelik taraf›ndan “ideolojik sendikac›l›¤a” karfl› “eski anlay›fl›n” y›k›lmas› ad›na kutlan›yordu. Ayn› Faruk Çelik hat›rlanaca¤› gibi k›sa bir süre önce Tuzla Tersanelerinde iki hafta içerisinde 5 iflçinin “kaza” sonucu katledilmesi karfl›s›nda bir cellat so¤ukkanl›l›¤›yla, “Bunlar› geliflen Türkiye flartlar›nda son derece normal karfl›l›yorum.” (07.09.07) demiflti. Gerek dünyada gerekse de ülkemizde sendikalar ve iflçi s›n›f›n›n mücadelesi hiç kuflkusuz çok k›sa bir zaman diliminde bu hale gelmedi. Bugün, dünya ölçe¤inde iflçi s›n›f›n›n örgütlenme seviyesi aç›s›ndan geçmifle oranla ciddi bir gerilemeden baflka, önderlik niteli¤i aç›s›ndan da belirgin düzeyde bir kay›ptan söz etmek gerekiyor. Bunun s›n›f mücadelesine yans›mas› ya da baflka bir ifadeyle karfl›l›kl› bir sonucu ise ço¤u ülkeler aç›s›ndan devrim süreçlerinde tafl›y›c› ve önder gücün, rolünü oynayamamas›d›r. Belirli bir süredir gelinen bu aflaman›n de¤erlendirmesinde pay› öncelikle iflçi s›n›f›na ç›karanlar aç›s›ndan emperyalizmin ve modern revizyonizmin a¤›na düflmek hiç de zor olmad›. Buna göre, iflçi s›n›f› devrimci barutunu tüketmiflti. Art›k zincirlerinden baflka kaybedece¤i fleyleri vard›. Angarya kalkm›fl, kapitalist sömürü vahfli özünü yitirmiflti. ‹flçi s›n›f› üretimden pay alarak baflkalafl›yor, sermaye ile çeliflkilerini uzlaflarak çözebilen bir nitelik dönüflümüne u¤ruyordu. Bunda bilgi toplumu, bilim ve teknolojideki geliflmeler de rol oynam›flt›…

Bu ideolojik propaganda dönemi, 20. yüzy›l›n ikinci yar›s›ndan sonra modern revizyonizmin Sovyet Rusya’da sahne almas›yla h›z kazanacakt›. Emperyalistlerin sendikal sürece müdahale amac›yla 1949’da kurdu¤u ICFTU (Uluslararas› Hür ‹flçi Sendikalar› Konfederasyonu) “komünizme karfl› mücadele”yi hedefliyordu. Bu alanda komünizme karfl› mücadelenin somut karfl›l›¤›, “s›n›f sendikac›l›¤›” idi. 19. yüzy›l›n ikinci yar›s›ndan itibaren büyük direnifl ve bedeller ile geliflen ve iflçi s›n›f› tarihine damgas›n› vuran bütün de¤erleri y›kmak ve s›n›f mücadelesini bo¤mak için sendikal alan› “içeriden” bozguna u¤ratmak, kontrol ve denetim alt›na almak gerekiyordu. Sendikalar›n “sar›”ya boyand›¤›, STK statüsüne sokuldu¤u, iflbirlikçi kimlik edindi¤i, partiler/s›n›flar üstü yak›flt›rmalar yap›ld›¤›, ücret, meslek gibi kategorilere ayr›ld›¤› bu süreçte, burjuvazi amac›na büyük ölçüde ulaflt›. Bu amaca ulafl›lmas›nda, süreç boyunca sürekli beslenen iflçi aristokrasisi önemli bir rol oynad›. Korporatist bir tarzda, faflist ve gerici devlet yap›lanmalar›na eklemlenme olgusu, meselenin odak noktas›n› teflkil ediyordu. Sürecin d›fl›nda örgütlenmeye çal›flan s›n›rl› say›da sendika ise faflist ve gerici devletlerin azg›n sald›r›lar› alt›nda yaflam flans› bulam›yordu. Modern/ça¤dafl sendikac›l›k ad› alt›nda flekillendirilen “uzlaflmac›” kültür, aç›k bir s›n›f iflbirli¤ine dayan›yordu. Bu iflbirli¤inden kazançl› ç›kan›n sermaye olaca¤› da aç›kt›. Uzun vadede ortaya ç›kan sonuçlardan birisi, iflçi s›n›f›ndaki aldat›lm›fll›k hissi, bir di¤eri ise sendikal mücadeleye olan genel güvensizlikti. Çeflitli barajlarla girilen tekelleflme olgusu bir yana, sendikalar›n üye say›lar›nda h›zl› düflüfller yaflanmaya baflland›. ‹flsizlik oranlar›ndaki art›fl›n kamç›lad›¤› bu durum arzulanan tabloyu olgunlaflt›r›yor, sendikal alan› giderek k›s›rlaflt›r›yordu. Bu süreç zarf›nda Türkiye iflçi s›n›f› hareketi de, ICFTU’nun flubesi olarak sahne alan Türk-‹fl (1952)’in ard›ndan, D‹SK(1967)’in kurulmas› ile sendikal alanda kendini daha derli toplu ifade etme imkan› bulmakta, dönemin bütün geliflmelerinden etkilenerek yol almaktad›r. Politik ortama iflçi s›n›f› alan›ndan katk› ve kat›l›m kendini gösterdi¤i oranda, mücadelenin seyri bambaflka bir hal almakta, hakim s›n›flar›n yönelimini çok yönlü taktiklerle beraber farkl› mecrala-

83 ra çekebilmektedir. Ne var ki, komünistler ve devrimci/ihtilalci hareketler iflçi s›n›f› ile üst düzeyde bir buluflmay› hiçbir dönemde gerçeklefltiremediler. Nitekim gerek D‹SK gerek Türk-‹fl içerisindeki çeflitli flubeler, gerekse de ba¤›ms›z olarak kurulan kimi sendikalar arac›l›¤›yla yürütülen faaliyet “s›n›f” eksenli bir çizgiye oturtulamad›. D‹SK önderli¤i bafl›ndan beri reformist, revizyonist kliklerin önderlikleri alt›nda, her dönemi öncekini aratan bir çizgide Türkler’den Bafltürk’e, Budak’tan Çelebi’ye kadar savruldu. D‹SK ve Türk‹fl’in ba¤l› sendikalar›nda yönetime gelen ço¤u “devrimci”ler ise sistemin (sendikal yasal sistem) flekillendirmesine teslim olarak bürokratlaflt›lar. S›n›ftan koparak iflçi kimliklerini yitirdiler. Sendikalardaki yönetici kesimin ayr›cal›¤›yla do¤an bürokratizm onlar› s›n›flar›na yabanc›laflt›rd›. ‹deolojik g›dan›n eksik kald›¤› süreç, devrimci sendika muhalefeti ile tamamlanan bir eksenden yoksun oldu¤u için “ölüm”le sonuçland›. Burada hiç kuflkusuz bu süreçleri iyi yönetemeyen Proletarya Partisi ve devrimci hareketlerin asli pay›n› not etmek gerekiyor. Çok boyutlu ve bir o kadar da kapsaml› sorun esas›nda hiç de göründü¤ü kadar karmafl›k ve zor bir karaktere sahip de¤ildir. Meselenin özünde, iflçi s›n›f›n›n insanl›¤›n kurtuluflu davas›ndaki ideolojik ve politik rolünün kavran›fl›yla ilgili zafiyet bulunmaktad›r. “S›n›fsal durufl” aç›s›ndan ar›za olarak da tan›mlayabilece¤imiz bu husus, flirazeyi birçok bak›mdan kayd›rmaktan baflka, iflçi s›n›f›yla iliflkide de yoldan ç›karmaktad›r. ‹flçi s›n›f›na neden “sonuna kadar devrimci” s›n›f dendi¤i, bu yüzden de ideolojik bak›mdan komünizm ile ilgili “misyon” yüklendi¤i kavranamam›fl, bilince ç›kar›lamam›flt›r. Emek-sermaye çeliflmesinin neden “temel” karakter tafl›d›¤›, emek kavram› ile proletaryan›n öncü ve önder rolü aras›ndaki iliflki de yerli yerine oturtulamam›flt›r. Böyle olunca da s›n›f cephesinde meydana gelen göreli de¤iflim ve dalgalanmalar, durgunluk ve gerilemeler, kafa kar›fl›kl›klar›na sebep olmufl, yenilgi dönemlerinin umutsuzluklar›, y›lg›nl›klara, giderek komünist yörüngeden ç›k›fllara yol açm›flt›r. S›n›f ile parti aras›ndaki iliflkide; küçük burjuva kökenli kadrolar›n durumu ve a¤›rl›¤›n›n handikap› giderilemedi¤i oranda, s›n›f hareketiyle partinin iliflkisi güçlendirilemedi¤i takdirde, devrim mücadelesinde ilerleme kaydedilebilmesinin güçlü¤ü ortadad›r. Bu durum er veya geç gündemleflmektedir. Rusya, Çin, Vietnam örnekleri, önemli ve pahal› deneylerle doludur. Parti, -moda edilen deyimle benzetme yaparsak- sözde de¤il özde proletaryan›n partisi olmay›, proleterleflmifl unsurlara borçlu olacakt›r.

Proleter tarz› içsellefltirmek, “emek” kavram›yla iliflkilenmek aç›s›ndan “de¤er” ifade eder. “Emek” ço¤u sözlüklerde öncelik verilen anlam›ndaki gibi, üretimle iliflkili olarak anlafl›lmal›d›r. Bir di¤er husus, sendikal tarza ›srarla yerlefltirilmesi gereken, ideolojik-politik yaklafl›m meselesidir. Bugün itibar›yla dibe vuran “s›n›f sendikac›l›¤›”, zaman›nda “marjinal” bir konumu ifade edece¤i muhalefetiyle karfl›lanm›fl, saman alt›ndan yürütülmeye çal›fl›lm›fl, yasak savma yöntemleriyle geçifltirilmiflti. Ya dozu kaç›r›lan ya da iyice sa¤a savrulan bir kendini bilmezlik neticesinde, bir dizi örne¤in vard›¤› yol ç›kmazd›r. Egemen s›n›flar›n, her türlü k›s›tlama, k›s›rlaflt›rma, kontrol alt›na alma faaliyetlerine ra¤men rüyalar›n› kaç›ran iflçi s›n›f› hareketi için bu kadar titizlenmeleri (havayollar›nda grev tart›flmalar› sürecinde kamuoyunda medya arac›¤›yla yürütülen kampanya hat›rlans›n) s›n›f›n do¤as›na bizden daha vak›f olmalar›ndand›r. Her vesileyle ideolojik-siyasi yaklafl›ma “suç” atfetmeleri bofluna de¤ildir. Onlar›n belini k›racak olan tarz budur. ‹flçi s›n›f›n› harekete geçirecek, asalak ve sülüklerden temizleyerek canland›racak, örgütleyip yürütecek olan, politik mücadeledir. Elbetteki kaynak noktas› ço¤u kez “iktisadi mücadele” alan›ndan kurulmaktad›r. Hatta flu gerileme koflullar›n›n ilk dönemlerinde bu bir süre için yine böyle olacakt›r. Ancak buna “politik kimlik” kazand›rmak ve do¤rudan politik hedefli eylemlerle sahneye ç›kmak için iflçi s›n›f›n› haz›rlayan ve katan bir militan örgütlenme amaçlanmal›d›r. Bu devrimci sendika muhalefetinin bütün iflçi platformlar›nda kendini var edebilmesinin koflullar› her zamandan daha fazla vard›r. Özellikle son bir y›l içerisinde yap›lan neredeyse bütün sendika kongrelerinde delegelerin a¤›z birli¤i yapt›klar› konular›n bafl›nda “uzlaflmac› sendikac›l›k” olgusu, “sosyal diyalog” meselesi, konfederasyon ve flube yönetimlerinin “iflbirlikçi” tutumlar› gelmektedir. Bu durum seçimlere yans›masa da taban›n e¤ilim ve tepkisini göstermesi bak›m›ndan, teflhir ve yönelimi de¤erlendirme koflullar› aç›s›ndan önemlidir. Kimse, gerek iflçi s›n›f› gerekse de di¤er ezilen s›n›flar›n bugün için güçlü kitle direniflleri ve eylemlilikleri gelifltirmeyifllerine, on y›llard›r tepelerine çöreklenen reformist, gerici zincirleri k›ram›yor olufllar›na ve Proletarya Partisinin bu sürece müdahale etme noktas›nda baflar›s›z bir pratik izlemifl olmas›na bakarak “umutsuzluk” ve “karamsarl›k” gözlükleri takmamal›d›r. Aksine bu durumu tersine çevirme yolunda, umudun ve kavgan›n bir parças› olunmal›d›r!


5

83

21 Eylül-4 Ekim 2007

Duman deri direnifli sona erdi! kabul edilmemesi ve peflin ödemede ›srar edilmesi sonucu bu talebi de kabul etmek zorunda kalan Duman Deri patronu, iflçilerin tazminatlar›n› tam olarak ödeyerek, iflçilerin önümüzdeki günlerde tekrar iflbafl› yapabilece¤ini söyledi. Yap›lan bu anlaflmayla birlikte direnifllerine son veren iflçiler, bu durumu direnifl sonucu elde edilen bir kazan›m olarak de¤erlendirmekteler.

Tuzla Deri Organize Sanayii’nde faaliyet gösteren Duman Deri Fabrikas›’ndan at›lan iflçilerin, yaklafl›k iki ayd›r devam eden direniflleri, geçti¤imiz günlerde sona erdi. Duman Deri Fabrikas›’n›n el de¤ifltirmesiyle birlikte yap›lan anlaflma

kapsam›nda iflçilere tazminatlar› ödenirken, tüm iflçilerin, önümüzdeki günlerde ifl bafl› yapmas› bekleniyor. Direnifle iliflkin yap›lan görüflmeler s›ras›nda iflçilerin ifle geri al›nmas› kabul edilirken, tazminatlar›n peflin de¤il, senet yoluyla ödenmesi gündeme gelmiflti. Ancak bunun

Emekçinin Gündemi Neo-liberal sald›r›lar ve sendikalar Emperyalistler ve onlar›n uflaklar› ülkemizde neo-liberal politikalar do¤rultusunda “yeniden yap›land›rmaya” ekonomik olarak 24 Ocak kararlar›yla bafllam›fl, bu süreç siyasi olarak 12 Eylül AFC’si ile devam etmifltir. 1985’lerde uluslararas› analaflmalarla Türkiye’ nin ulusal ve uluslararas› sermaye flirketlerine pazarlanmas› giriflimi Cunta sonras› yeniden geliflen halk muhalefeti ile geciktirilmifltir. Bahar eylemlilikleri, Zonguldak Madenci Direnifli gibi eme¤in giderek yeniden ayaklar›n›n üzerine do¤rulmas›, özellefltirmenin temellerinin aç›ktan örülmesini 90’ lar›n ortalar›na kadar geciktirebilmifltir. 1995 y›l›nda egemenler uluslararas› anlaflma olan GATS (Uluslararas› Hizmet Ticareti Genel Anlaflmas›), MAI (Çok Tarafl› Yat›r›m Anlaflmas›), MIGA (Çok Tarafl› Yat›r›m Garanti Kuruluflu)’y› imzalad›. 1999’da imzalanan stant-by anlaflmas› ile bugün yaflanan süreç planlanm›fl hatta geç kal›nd›¤› emperyalistler taraf›ndan siyasi ekonomik kotalar ve IMF, DB, DTÖ yapt›r›mlar›yla usulünce bildirilmiflti. 99’daki stant-by anlaflmas› “Kamunun Yeniden Yap›land›r›lmas›” gerekti¤i direktifini veriyordu. Bugün çeflitli alanlarda yap›lan ve yap›lmakta olan özellefltirmeler, piyasalaflt›rmalar ülkenin burjuva-feodal egemenlerinin ve emperyalistlerin ç›kar›nad›r. Emperyalizmin dünya iflçi s›n›f› ve di¤er emekçilere dönük sald›r›lar›n›n araç ve yöntemleri özellefltirme, tafleronlaflt›rma, esnek çal›flma, sendikas›zlaflt›rma, sosyal ve ifl

güvencesinden mahrum etme ve tüm kazan›lm›fl sosyal ve ekonomik, hukuki haklardan mahrum b›rakma olarak s›ralanabilir. Ülkemizde çal›flma iliflkilerinin yeniden düzenlenmesi noktas›nda iflçi s›n›f› ve emekçilere dayatt›¤› çal›flma yaflam› bir yandan iflçi ve emekçilerin ifl ve sosyal güvencelerini ellerinden al›rken, bir yandan da iflçi ve emekçilerin s›n›f kinlerini kendi sistemlerine karfl› bilemektedir. Temel amac› sermayenin önündeki engelleri tamamen kald›rmak ve kötüleflen yaflam koflullar›na paralel kendisine yönelebilecek her türlü tehlikeyi bertaraf etmek için iflçi ve emekçileri örgütsüzlefltirmek olan bu düzenlemeleri k›saca flöyle tan›mlayabiliriz: Özellefltirme, ülkenin yeralt› ve yerüstü kaynaklar›n› emperyalist tekellere peflkefl çekmektir. Özellikle kamu kurulufllar›nda ve yerel yönetimlerde yayg›n olarak uygulanan özellefltirmeler, emperyalistler ve uflaklar›na ucuz ve sendikas›z iflgücü sa¤lamaktad›r. Tafleronlaflt›rma, bu istihdamda iflçiler üretim yapt›¤› iflyerine yasal olarak ba¤l› de¤ildir. Yani patron bir arac› konumundad›r. Tafleron iflçili¤i uygulamas›nda arac› baflkas›n›n iflyerinde kendi ad›na iflçi çal›flt›rmaktad›r. Tafleron iflçilikte düflük ücretle çal›flma ve sendikas›z çal›flma bu istihdam› cazip k›lmaktad›r. ‹fl güvencesiz, sosyal güvencesiz istihdam edilmesi ayr›ca bir tercih nedenidir. Esnek çal›flma ise genel olarak ‘yal›n üretim’ , ‘esnek üretim’ , ‘esnek uzmanl›k’ ya da ‘toplam kalite yönetimi’, ‘norm

Duman Deri’deki direnifl böylece sonuçlan›rken, yine Deri Organize’de bulunan Derkafon Deri’den ç›kar›ld›klar› için, yine yaklafl›k iki ayd›r fabrika karfl›s›nda direniflte olan deri iflçilerinin eylemi ise devam ediyor. Sendikadan ald›¤›m›z› bilgiye göre, buradaki eyleme iliflkin görüflmeler sürmekte ve ayr›ca patrona karfl› aç›lan ve ifle geri al›nma, alacaklar›n ödenmesi vb. talepleri içeren bir dava söz konusu. Direniflin gelece¤ini de bu davan›n gidiflat›n›n belirleyece¤i söylenmekte. (Kartal) kadro’ gibi bafll›klarla da ifade edilen esneklik iflçi-iflveren iliflkilerini do¤rudan ve çok yönlü etkilemekte ve ciddi de¤ifliklikler getirmektedir. Özellikle sendikalar›n varl›klar›n› ve ifllevlerini tehdit eden sorunlar yaflanmaktad›r. Esnek çal›flma iflveren ve onlar›n örgütlerine göre sözde küreselleflen dünyada artan fiyat ve kaliteye dayal› rekabetin kaç›n›lmaz bir gerçekli¤i olarak uygulanmaktad›r. Gerçekte ise; esneklik ile çok daha az say›da iflçiyi kapsayan üretim birimleri oluflmufl, iflin çeflidi ve say›s› artm›flt›r. Norm kadro uygulamas› ile esnek üretimin temelleri iflkollar›nda at›lm›flt›r. Ücretler aras›nda birkaç kata varan farkl›l›klar meydana gelmifl 1800’lerde kazan›lan eflit ifle eflit ücret ilkesi 21. yüzy›lda hiçe dönüfltürülmüfltür. Bu durum sendikalar›n, iflçilerin ortak ç›karlar›n› bulma ve bu do¤rultuda ortak örgütlenme ve mücadeleye çekme görevini yerine getirmelerini de zorlaflt›rm›flt›r. Esnek üretim, norm kadro, toplam kalitenin temelini oluflturan performans ölçümü iflverenlerin iflçi say›s›n› diledi¤i gibi de¤ifltirebilmek, ifllerine son vermek, k›smi çal›flma, mevsimlik çal›flma, eve ifl verme vb. uygulamalar› yayg›nlaflt›rm›flt›r. ‹fl güvencesi ve sosyal güvenceyi ortadan kald›rm›fl, toplu ifl sözleflmelerini olumsuz etkilemifltir. Patronlar toplu sözleflme görüflmelerinde çal›flma süreleri, y›ll›k izinleri, ücretleri, istihdam biçimleri ve say›lar› gibi esneklik maddeleri getirmektedirler. Bütün bu uygulamalarla çal›flanlar aras›ndaki ortak durufl iflverene karfl› birlikte hareket edebilme koflullar› azald›¤› gibi rekabetçi kay›rmac›l›k, bireycilik, birbirini gammazlama gibi çal›flanlar aras›ndaki bar›fl› ve birlikteli¤i ortadan kald›rm›flt›r. Bu durum sendikalar› esnek istihdam karfl›s›nda örgütlenme, iflçilerin ve emekçilerin birli¤ini sa¤lama, örgüt yap›lar›n› sa¤lamlaflt›rma konusunda varl›¤›n› ve ifllevini devam ettirme aç›lar›ndan olumsuz etkilemektedir.

Petrol-‹fl yeni yönetimini seçti! Petrol-‹fl Sendikas› 7-8-9 Eylül tarihlerinde sendikan›n genel merkezinde 25. Genel Kurulunu gerçeklefltirdi. Sönük bir havada geçen Genel Kurulun aç›l›fl konuflmas›n› sendikan›n Genel Baflkan› Mustafa Öztaflk›n yapt›. Petrol-‹fl Sendikas›’n›n özellefltirmelere karfl› mücadelesinin sürece¤inin alt›n› çizen Öztaflk›n; konfederasyonlara birleflme ça¤r›s› yapt›. Yap›lan konuflmalarda sendikan›n öncülü¤ünde geçeklefltirilen direnifllere hiç de¤inilmedi. Petkim’in özellefltirilmesi, Sanovel direnifli gibi önemli gündemler hiç tart›fl›lmad›. Batman, Band›rma, Alia¤a, Trakya gibi flubelerden gelen delegelerin oluflturdu¤u muhalefet, genel sekreterlik mali sekreterlik gibi yönetim kurulu üyeli¤ine aday ç›kard›. Yap›lan seçimler sonucunda Genel Mali Sekreterli¤e Adnan Özcan, örgütlenme sekreterli¤ine Alia¤a fiube Baflkan› ‹brahim Do¤angül seçildi. Genel Baflkanl›¤a ise Mustafa Öztaflk›n yeniden seçildi. (H. Merkezi)

Bugün bizimki gibi ülkelerde iflçi ve emekçiler, sendikalar ve tüm ezilenler üzerinde faflist bask›lar› emperyalizmden ba¤›ms›z ele alamay›z. Neo-liberal sald›r›lar dünyada tüm iflçilerin yaflad›¤› sorunlar› ve talepleri ortaklaflt›rmakta, ayn› zemine çekmektedir. Hem emperyalist ülkelerde hem de yar›-sömürge, yar›-feodal ülkelerde iflçi s›n›f› ve tüm ezilenler birebir ayn› derecede ve ayn› flekilde yaflamamakla birlikte iflsizlik, sendikas›zlaflt›rma, sosyal haklar›n k›s›tlanmas› gibi sald›r› politikalar›yla karfl› karfl›yad›r. ‹flçi s›n›f›n›n ve sendikalar›n bu süreçte gelifltirece¤i mücadele perspektifi önemlidir. Özellikle görülmesi gereken emperyalizm ya da kapitalist üretim tarz› var oldu¤u sürece iflçilerin-emekçilerin, tüm ezilenlerin yaflamlar›nda dönemsel iyilefltirmeler olsa bile iliklerine kadar sömürülecekleridir. Bugün sendikalar büyük ölçüde fiili-meflru mücadele geleneklerini yitirmifl, emperyalist ve yerli uflaklar›n›n politikalar›na eklemlenmifl durumdad›rlar. Yap›lmas› gereken sendikalara yeniden iflçi s›n›f› bilimi öncülü¤ünde mücadeleyi kavramak ve kavratmakt›r. Sendikalar›n geçmiflte oldu¤u kadar bugün de örgütlenmede büyük önem tafl›d›¤› bilince ç›kart›larak misyonlar›n› üstlenmeleri gerekmektedir. S›n›f sendikac›l›¤›n›n yarat›lma koflullar› düne göre bugün daha uygundur. Egemenlerle iflçi s›n›f› ve emekçiler aras›ndaki çeliflki her geçen gün derinleflmektedir. Dünyada yoksulluk s›n›r›n›n alt›nda yaflayanlar›n, açl›ktan ölenlerin say›s›n›n dünya nüfusunun ço¤unlu¤unu oluflturdu¤u bu süreçte bir yandan da bir avuç emperyalistin sermayeleri giderek katmerleflmektedir. Ve art›k emperyalist ülkelerin iflçi ve emekçileri, ezilen halklar› da sosyal haklar için sosyal adalet için fiili meflru mücadeleyi, sokaklar›n gücünü alanlarda aramaktad›r. S›n›f sendikac›l›¤› iflçi ve emekçilerin uluslararas› dayan›flmas›n› acil olarak dayatmaktad›r.


6

21 Eylül-4 Ekim 2007

83

Tersane iflçisi kölece çal›flmaya belleklerindeki yerini hala tüm s›cakl›¤›yla korumaktad›r. Çünkü faflist cunta, en azg›nca sald›r›lar›n› bu kesimlere dönük gerçeklefltirmifltir. Gerçekte ise AFC bunlara karfl› yap›lm›flt›r. Tersanelerdeki geliflmelerin böylesi bir günde tekrar gündemlefltirilmesi de iflte bu yüzden anlaml› olmufltur.

“Art›k yeter! ‹fl cinayetlerine son!”

D‹REN‹YOR! Tersane iflçisinin içinde bulundu¤u ve can pazar› olarak tabir edilebilecek ifl koflullar›, geçti¤imiz haftalarda ardarda gerçekleflen 5 “ifl cinayeti” ile birlikte bir kez daha gündeme oturdu. Tersane iflçileriyle dayan›flma bir anda büyüyerek, burada yaflananlar› görmezden gelmekte ›srar eden boyal› bas›n›n bile geliflmelere dikkatini çekmesi gündeme geldi. Ancak onlar aç›s›ndan 3. sayfa haberi olmaktan öte gitmeyen tersaneler sorunu, sorunun gerçek sahiplerince sahiplenilmeyi sürdürüyor. Bölgede faaliyet sürdüren T‹B-DER ve Limter-‹fl Sendikas›’n›n birbiri ard›na yapt›klar› aç›klamalar›n, yürüyüfllerin yan› s›ra, birçok sendika ve kurumun da çeflitli protesto biçimleriyle dile getirdi¤i tersanelerdeki sorun, geçti¤imiz günlerde sorunu sözde yerinde “incelemek” isteyen Çal›flma

ve Sosyal Güvenlik Bakan›’n›n tersanelere yapt›¤› ziyaretle birlikte kamuoyunda daha bir genifl yer bulmufltu. Ancak devletin “el att›¤›” her sorun gibi, bu sorun da haliyle temsilcisi oldu¤u sermayenin lehine ele al›nacakt›. Kaç›n›lmaz olan bu gerçeklik, bakan›n yapt›¤› göstermelik “inceleme” sonucunda, tersane patronlar›n› de¤il, yaflam›n› yitiren ya da ifl kazalar›nda yaralanan iflçilerin suçlanmas›yla bir kez daha a盤a ç›km›flt›. Hem bu göstermelik incelemeye hem de genel anlamda tersanelerde yaflananlara dikkat çekmeyi sürdüren devrimci-ilerici kurum ve çevreler, tersane iflçilerinin yaflad›klar›na anlaml› bir günde daha sahip ç›kt›lar. Bu anlaml› gün 12 Eylül 1980 AFC’n›n y›ldönümüydü. 12 Eylül binlerce devrimcinin, komünistin, ilerici-ayd›n›n ve de ayn› zamanda iflçi-emekçi y›¤›nlar›n

Mersin PTT çal›flanlar› servis istiyor! Her gün yaklafl›k 13 kilometre yürümek zorunda kalan ve ald›klar› düflük ücretlerle ayakta kalmaya çal›flan PTT çal›flanlar›, servis araçlar›na tekrar sahip olmak için çeflitli eylemler örgütlüyor. ‹flçilerden sorunlar›n› bizimle paylaflmalar›n› istedik. - Yaflad›¤›n›z sorunlardan kaynakl› üç eylem gerçeklefltirdiniz. Bu eylemlerin içeri¤inden bahseder misiniz? PTT çal›flan›: Posta ‹flletme Merkezi önceden Karacailyas’tayd›. Y›lbafl›ndan sonra Mezitli eski PTT, flu anki Yeniflehir Kampüsü’nün yan›na tafl›nd›. Karacailyas’ta flu an sadece PTT Baflmüdürlü¤ü bulunmakta. Mezitli’ye tafl›nmam›zla birlikte çal›flma flartlar›m›z a¤›rlaflt›. Gerek personel yetersizli¤i gerek ifl hacminin genifllemesi, ifl yo¤unlu¤unun artmas› nedeniyle zor günler yaflad›k. Bu koflullara ra¤men tasarruf tedbirlerini gerekçe gösterip personel servislerini kald›rd›lar. Özel araçlar personel servisi olmay›p sadece postac›lar› da¤›t›m cihetle-

rine b›rak›p akflamlar› belli güzergâhta yine posta ifline götürüyor. Personelin ço¤u ise gelmek için iki araç de¤ifltirmek zorunda kal›yor. Yaklafl›k 40 gündür servis araçlar›m›z kald›r›lm›flt›r. Birçok kez dilekçe verdik, fakat olumlu-olumsuz hiçbir yan›t alamad›k. Bu giriflimlerimiz devam ederken di¤er yandan da 3 kez bas›n aç›klamas› ve yürüyüfl düzenledik. Eylemlerimiz devam edecek. AKP ve Baflmüdürlük’e dilekçe gönderece¤iz. Bizim aç›m›zdan olumlu bir sonuç alana kadar eylemlerimiz sürecek. (Mersin)

12 Eylül Çarflamba günü Tersaneler bölgesinde, T‹B-DER taraf›ndan organize edilen ve Devrimci Demokrasi, BDSP, Partizan gibi kurumlarca da destek verilen, tersane iflçilerinin de kat›l›m sa¤lad›¤› bir eylem gerçeklefltirildi. Sedef Tersanesi önünden, saat 7:30’da bafllayan eylemde, Tersaneler Caddesi boyunca yürüyüfl gerçeklefltirildi. Yürüyüflte çeflitli sloganlar at›ld› ve Anadolu Tersanesi önüne gelince burada bir süre durularak, bu tersanede yaflanan sorunlar dile getirildi, baz› iflçilerin alacaklar›n›n ödenmedi¤i vurgulanarak, ücretler al›nana kadar mücadele edilece¤inin alt› çizildi. Buradan yürüyüfle devam edilerek G‹SB‹R (Gemi ‹flverenleri ve Sanayicileri Birli¤i) önüne gelindi. G‹SB‹R önünde, Çevik Kuvvet taraf›ndan al›nan “güvenlik önlemleri” dikkat çekerken, burada yap›lan aç›klamada, son dönemde yaflanan ölümlere, ücret vb. hak gasplar›na de¤inilerek, ölümlere neden olan ifl güvenli¤i meselesi üzerinde duruldu. Patronlar›n ölümle sonuçlanan kazalarda iflçileri suçlad›¤›, onlar› cahil ve bilinçsiz olarak göstermeye çal›flarak, sorumluluktan kurtulmak istedikleri belirtildi. Aç›klaman›n ard›ndan, bir tersane iflçisi taraf›ndan yürüyüfl boyunca en önde tafl›nan ve üzerinde “Art›k Ölmek ‹stemi-

yoruz” yazan siyah bir çelenk, G‹SB‹R önüne b›rak›ld›.

Vekil-patron kolkola! Ayn› gün Tersaneler bir milletvekilini daha “a¤›rlad›”. Sendika a¤al›¤›ndan, milletvekilli¤ine transfer olan, böylelikle de derdinin s›n›f mücadelesi de¤il “s›n›f atlamak” oldu¤u iyice a盤a ç›kan Bayram Meral de yine Faruk Çelik gibi “inceleme” amaçl› bir ziyaret gerçeklefltirdi. O da yine iflçileri dinlemekten çok, G‹SB‹R patronlar›n›n sesine kulak verdi¤ini, öncelikle G‹SB‹R patronu Murat Bayrak’la yapt›¤› görüflmeyle ve görüflmenin ard›ndan bas›n›n karfl›s›na kolkola ç›karak ispatlam›fl oldu. Tersanelerde yaflananlar›n bu ziyaretlerle ne kadar engellendi¤i ya da çözülmeye çal›fl›ld›¤› ise, ertesi gün yaflanan geliflmelerde görüldü. 13 Eylül günü, yani bu ziyaretten ve bir gün önce yap›lan eylemden sonra Anadolu Tersanesi önüne, verilmeyen ücretlerini talep etmeye giden iflçiler polisin sald›r›s›na u¤ruyor ve gözalt›na al›n›yorlar. Polis, yolu kapatt›klar› gerekçesiyle iflçilere sald›r›yor ve aralar›nda T‹B-DER Baflkan› Zeynel Nihadio¤lu ve T‹B-DER YK üyesi Cahit Atalay’›n da bulundu¤u 14 iflçiyi döverek gözalt›na al›yor. Ve bu sald›r› da yine iflçiler ve T‹B-Der taraf›ndan gerçeklefltirilen bir eylemle protesto ediliyor. Ayn› gün Limter-‹fl Sendikas› taraf›ndan da bir eylem gerçeklefltirildi. Saat 17:00’de, “Yaflam hakk› ve insanca çal›flma koflullar› istiyoruz” talebiyle gerçekleflen ve D‹SK ve baz› sendikalar›n yan› s›ra, DTP Milletvekili Sabahat Tuncel ve Ferhat Tunç’un da kat›larak destek verdikleri aç›klamada, bir kez daha tersane iflçilerinin kölece çal›flma koflullar›na dikkat çekilerek, kamuoyuna duyarl›l›k ça¤r›s› yap›ld›. Tersaneler, iflçiler aç›s›ndan cehennem olmay› sürdürdü¤ü sürece hak gasplar›n›n “ifl cinayetleri”nin sürece¤i kesin. Bunu önlemenin yolu ise, iflçilerin s›n›fsal temelde yükseltecekleri, ortak mücadelesinden geçmekte. (Kartal)

Süper Kargo patronunun sendika düflmanl›¤› Ülkemizde iflçilerin sendikalaflmas› ve Toplu ‹fl Sözleflmeleri, patronlar lehine olan yasalar dahi hiçe say›larak engellenmeye çal›fl›l›yor. Bunun yan›nda yeri geldi¤inde silahl› özel çeteler, polis ve jandarma da patronlar taraf›ndan devreye sokuluyor. Bu uygulamalar, Bursa’da da TÜMT‹S Sendikas›’nda örgütlenen Süper Kargo iflçilerine yönelik uygulanmakta. Sendikan›n T‹S yetkisini almas›n›n ard›ndan, T‹S görüflmelerine bafllanmas› esnas›nda, Süper Kargo patronu sendika üyesi iflçileri kap› önüne koydu. ‹flçilerin ka¤›t üzerinde de olsa “yasal haklar›n›” kullanmas›na tahammül göstermeyen patron, d›flar›dan getirdi¤i silahl› adamlar›yla iflçileri ve sendika yöneticilerini tehdit etmektedir. Bunun yan›nda kargonun ismini de¤ifltirmek suretiyle sendikay› tasfiye etmeye çal›flmaktad›r. Patronun bu uygulamalar›na karfl› 13 Eylül günü Süper Kargo önünde Tümtis Sendikas› Bursa fiubesi’nde örgütlü tüm iflyerlerindeki

üyelerin ve Türk-‹fl’e ba¤l› birçok sendika yöneticisinin kat›ld›¤› bir bas›n aç›klamas› yap›larak patronun tutumu protesto edildi. Aç›klamada söz alan Tümtis Genel Sekreteri Gürel Y›lmaz “üyelerimizle birlikte s›n›f dayan›flmas›n› sürdürerek Süper Kargo’da haks›zl›¤a u¤rayan arkadafllar›m›z›n yan›nda olaca¤›z ve mücadeleye devam edece¤iz” dedi. Ard›ndan söz alan fiube Baflkan› Ahmet Güllü ve fiube Sekreteri Özdemir Aslan da bu sald›r›larla iflçilerin sendikalaflmas›n›n engellenemeyece¤ini söyledi. (Bursa)


7

83

21 Eylül-4 Ekim 2007

Tar›msal üretimin önemine ra¤men ülkemiz egemenleri, s›n›fsal niteliklerinden dolay› sorunlara çözüm aramak bir yana bu konuda temel hizmetler veren kurumlar›n özellefltirilmesiyle niyetini aç›kça ortaya konmufltur.

Çevre sorunlar›n›n tar›ma etkileri ve sonuçlar› Tar›msal üretim, baflta beslenme olmak üzere çok say›da dalda ve sanayi alan›nda insani ihtiyaçlar›n önemli bölümünü karfl›layan, vazgeçilmez bir üretim alan›d›r. Bu üretim alan›na ülkemizde geri kalm›fll›¤›n göstergesiymifl gibi bak›l›r ço¤u zaman. Oysa en yo¤un sanayi üretimi yapan ülkelerin ayn› zamanda dünya çap›nda birer tar›m üreticisi olduklar›, gerek yapt›klar› ihracatla gerek stratejik tar›m ürünlerinin borsalar›ndaki etkinlikleriyle gözden kaç›r›lmaya çal›fl›l›r. Ülkemiz egemenleri her yönüyle emperyalizme ba¤›ml›d›r. Bu nedenle ba¤›ms›z bir tar›m politikalar› da olmam›flt›r. Emperyalistler taraf›ndan dayat›lan ekonomik yapt›r›mlar›n tar›m bölümü önemli bir yere sahip olmufltur her zaman. Tar›msal üretim iç piyasas›n›n ihtiyaçlar›na göre de¤il emperyalistlerin ihtiyaçlar›na uygun biçimde yap›lm›flt›r/yap›l›yor. Dayat›lan son yapt›r›mlarla da tar›m›n tasfiyesi konusunda önemli mesafeler kat edilerek d›fla ba¤›ml›l›¤›n boyutlar› en temel ürünlere kadar vard›r›lm›flt›r. Son y›llarda buna bir de emperyalistlerin marifeti olan, küresel hale getirilmifl çevre sorunlar› eklenmifltir.

çevre sorunlar› yeterince ilgi çekmemekte ve tart›fl›lmamaktad›r henüz. Kapitalist üretim biçiminin özünü oluflturan art›-de¤erin esasta elde edildi¤i yerler olan sanayi alanlar›n›n ortaya ç›kmas›yla birlikte hem sanayi at›klar› hem de bu alanlar etraf›nda yo¤un biçimde oluflan flehirlerde ortaya ç›kan evsel ve flehirsel at›klar›n gelecek kayg›s› tafl›madan çevreye b›rak›lmaya bafllanmas›yla birlikte çevre sorunlar› ortaya ç›kmaya bafllam›flt›r. Sonuç olarak milyonlarca y›ld›r kendi dengesini sürdüren do¤a bu ifllevini yapamaz hale getirilmifltir. Çevre sorunlar›n›n kayna¤› yo¤un sanayi üretimi olarak alg›lat›lmak istense de, as›l sorun bu üretimin kapitalist emperyalistler eliyle yap›l›yor olmas›d›r. Kapitalist üretim biçiminin varolufl ve yaflam›n› sürdürme diyalekti¤inin özü olan afl›r› kâr iste¤i, gerçeklefltirilirken insan yaflam› ve çevre gibi konular› kendine ayakba¤›, ekstra mali yükler olarak gördü¤ü için, bir kenara b›rak›r. Yine bu nedenlerden dolay› emperyalistlerden ve ufla¤› egemenlerden çevre sorunlar›na köklü bir bak›fl aç›s› ve çözüm beklemek do¤ru de¤ildir. Çünkü sorun sistem sorunudur.

Çevre sorunlar›n›n geldi¤i nokta..

Toprak ve su kirlili¤inin geldi¤i boyut

Tar›msal üretimin önemine ra¤men ülkemiz egemenleri, s›n›fsal niteliklerinden dolay› sorunlara çözüm aramak bir yana bu konuda temel hizmetler veren kurumlar›n özellefltirilmesiyle niyetini aç›kça ortaya konmufltur. Tar›m alanlar›ndaki çevre sorunlar› aç›s›ndan konuya bak›ld›¤›nda da çok umut vaat edici bir durum görülmemektedir. Çevre sorunlar›na dar çevreler ilgi göstermifl, ama genifl kesimler taraf›ndan yerlere çöp atmamak vs. gibi basit flekilde alg›lanm›flt›r. Son dönemlerde bu sorunlar›n günlük yaflamda da kendisini göstermesiyle birlikte konuya toplumun ilgisi artmaya bafllam›flt›r. Ancak tar›m alanlar›nda yaflanan

Herhangi bir kirletici faktör, do¤ayla temasa geçti¤inde ortaya ç›kan sonuçlar incelendi¤inde; havada oluflan kirlilik çok h›zl› biçimde ortaya ç›kmakta ve uygun tedbirler al›nmas›yla temizlenmesi de ayn› flekilde h›zl› olmaktad›r. Sular›n kirlenmesi ise atmosfere nazaran daha yavafl bir seyir izlemektedir. Temizlenmesi de daha ayr›nt›l› ifllemler ve tedbirler gerektirmektedir. Toprakta ise durum biraz daha farkl›d›r. Toprak herhangi bir kirleticiyle karfl›laflt›¤›nda uzun zaman bunu tolere ederek kirlenmeye direnç gösterir. Ancak kirleticilere uzun zaman yo¤un biçimde maruz kalmaya devam etmesi halinde etkiler görülmeye bafllan›r. Bu aflamadan sonra ortaya ç›kan tahribat›n geriye

döndürülmesi çok zordur. Toprak, temizleme ifllemine de direnç gösterir. Sonuçta topraklarda ciddi boyutta kirlenmenin ortaya ç›kmas› o topra¤›n elden ç›kmas›, ölümü anlam›na gelir. Bu kirlenmeyi tar›m faaliyetlerinden kaynaklanan ve tar›m d›fl› sebeplerden kaynaklanan olarak ele al›rsak; tar›m faaliyetlerinden kaynaklanan sebepleri sulama, gübreleme ve toprak iflleme aflamalar›ndaki yanl›fl uygulamalar olarak genel bafll›klar›yla inceleyebiliriz. Burada sorun ilkinde de¤il ikincisindedir. Topraklar›n›n tar›m d›fl› amaçlar için kullan›lmas› sebebiyle kaybedilmesinde bafll›ca etkenler sanayi ve flehir at›klar›n›n kontrolsüz bir flekilde çevreye b›rak›lmas› sonucunda çeflitli kimyasal bilefliklerin, a¤›r metallerin, radyoaktif elementlerin topraklarda birikmesi ve sulara kar›flmas›yla oluflturduklar› etkiler ve tar›m topraklar›n›n baflka alanlara (sanayi, turizm, konut) tahsis edilmesi olarak say›labilir. Yaflanan kurakl›klar ve y›ll›k ya¤›fl miktar›n›n büyük bir k›sm›n›n çok k›sa bir süre içinde dar bir bölgeye düflmesi sonucu oluflan sellerin ve erozyonun, sanayi ve termik santral çevrelerinde oluflan hava kirlili¤i sonucu ortaya ç›kan asit ya¤murlar›n›n topra¤a, suya ve bitki örtüsüne verdi¤i zararlar küresel kirlili¤in etkilerine örnek olarak say›labilir. Ülkemizde çevre sorunlar› nedeni ile kirlenen, kaybedilen topraklara bak›ld›¤›nda; Marmara’da tar›m arazilerinin büyük bölümünün sanayi ve yerleflim alanlar›na terk edilmesi nedeniyle kaybedildi¤i görülmektedir. Ege’de ise topraklar›n sanayi ve yerleflim yerlerine tahsis edilmesinin yan› s›ra yanl›fl tar›m yöntemlerinin uygulanmas›ndan kaynaklanan birçok sorunun iç içe geçti¤ini görmekteyiz. Akdeniz bölgesindeki tar›m alanlar›ndaki kay›plar›n bafll›ca sebebi ise üreticilerin ürünlerini maliyetin alt›nda satmak zorunda kalmalar› nedeniyle köylülerin topraklar›n› turistik ve sanayi faaliyetinde kullan›lmak üzere satmalar›d›r. Ülke tah›l ihtiyac›n› hem kalite hem de

miktar bak›m›ndan önemli oranda karfl›layan ‹ç Anadolu’daki tar›m alanlar› tuzlulaflma, çoraklaflma ve kurakl›¤a kurban gitmifltir. Bölgedeki Konya-Karap›nar baflta olmak üzere çöl tan›mlamas›na giren arazilerin alan› genifllemektedir. GAP s›n›rlar› içinde yer alan alanlarda ise sulu tar›ma geçiflle birlikte yap›lan yanl›fl uygulamalarla k›sa sürede topraklar tuzlulaflm›fl ve genifl araziler tar›m yap›lamayacak hale gelmifltir. Karadeniz topraklar›nda ise, özellikle çay bitkisi yetifltirilen alanlarda topra¤›n asitlik derecesi her geçen gün artmaktad›r. Asidik topraklarda yetiflin ekstrem bitkilerden olan çay dahi bu toprak koflullar›nda yetifltirilemeyecek hale gelmeye bafllam›flt›r.

Bu sorunlardan en çok kim etkileniyor? Dünyay› en hoyratça kullan›p insan›n üretti¤i her türlü üründen de aç gözlü bir biçimde en fazla yararlanan kesimler ayn› zamanda gezegenimizi en fazla kirleten ve tahrip eden emperyalistlerdir. Emperyalistlerin daha fazla sömürü daha fazla kar için dünyay› talan etmelerinin faturas› ise öncelikle ezilenlere ödettirilmektedir. Kendileri ise bu tahribatlardan korunmak için dünya nimetlerini ve her çeflit olana¤› kullanmaktad›r. Dolay›s›yla çözümü onlardan bekleyemeyiz. Çevre sorunlar›n›n çözümü onlar›n menfaatlerine ters düfltü¤ü için hiçbir zaman gerçek anlamda bir çözüm üretemezler. Çevre Bakanl›¤›, Kyoto Protokolü vb. kurum ve anlaflmalarla göstermelik olarak halk›n tepkisini törpülemeye çal›fl›rlar. Ve onlar daha fazla sömürü, daha fazla kâr için do¤am›z› alabildi¤ince kirletip yok ederken di¤er yandan ezilenler, bunlar›n sonucu olarak daha da yoksullaflmakta, açl›k, hastal›klar ve ölümlerle bo¤uflmaktad›r. Onlar›n kârlar› için insanlar, hayvanlar, bitki türleri, atmosfer, do¤al çevre yok olup gitmektedir. fiu bir gerçektir ki dünyada gelmifl geçmifl hiçbir sistem, hiçbir ideoloji dünyaya ve insanl›k sorunlar›na Marksizm kadar bilimsel temellere dayanan, duyarl›, çözücü ve sonuç al›c› yöntemlerle yaklaflmam›flt›r. Marksistlerin çal›flma alan› sadece bir ülke, bir insan grubu veya herhangi bir canl› toplulu¤undan ibaret de¤ildir. Proleterlerin çal›flma alan› tüm dünya ve dünya üzerindeki her çeflit aland›r. Bu nedenle insan›, dünyay›, evreni ilgilendiren her çeflit konudaki sorunlar›n as›l muhatab› bizleriz. Bunun bilincinde olarak çevre sorunlar›na k›sa ve uzun vadeli çözümler üretmek gerekmektedir. Kitlelere giderken iflleyece¤imiz konulardan biri de çevre sorunlar› olmal›d›r. Bu konuda egemenleri teflhir etmek, ortaya ç›kan her türlü olumsuz etkiden öncelikle ve en çok biz ezilenlerin zarar gördü¤ünü anlatmak ve konuya iliflkin perspektifimizi kurmak, koflullar›n› oluflturup örgütlenmeler yaratmak görevimiz/sorumlulu¤umuzdur. Bu konuda Ege (Bergama, Ayd›n vd.) köylülerinin mücadeleleri örnek al›nabilecek niteliktedir.


8

21 Eylül-4 Ekim 2007

83

22 Temmuz seçimleri ve sürecin Türkiye Kürdistan›’nda

önümüze ç›kard›¤› görevler 22 Temmuz seçim sonuçlar› yeni verilerin yan› s›ra esasta uzun bir süredir var olan çeliflkileri bir kez daha gözler önüne sermifltir. Seçimler göstermifltir ki, DTP oy kayb›na u¤rarken, AKP % 25 oran›nda oylar›n› art›rm›flt›r. Bu art›fl da esasta “ara kitleden” al›nm›flt›r. Yine Türkiye Kürdistan›’nda seçimlere kat›l›m›n % 85’lere vard›¤› koflullarda % 30 gibi bir kat›lmama durumu yaflanm›flt›r. Kat›l›mdaki düflüklü¤ün bir nedeni mevsimlik iflçiler iken, di¤er nedeni bölgede yaflanan geliflmeler ve de ulusal hareketin girdi¤i yönelimden belli oranda duyulan rahats›zl›kt›r. Nitekim Leyla Zana’n›n DTP’nin seçim kampanyas›na ayk›r› olarak I¤d›r’da yapt›¤› konuflma, konfedaralizm ça¤r›s› Kürt kitlelerinde yank› bulmufl, DTP’nin seçimlerde ender olarak oylar›n› art›rd›¤› yer olarak I¤d›r kayda geçmifltir. Bu analizlerden ç›kan bir önemli sonuç da T. Kürdistan›’nda her kim oy almak istiyor, örgütlenmek istiyorsa Kürt sorununu bir flekilde gündemlefltirmek, çözümüne dair plan› olmasa bile vaatler sunmak zorunda olmas›d›r. AKP de hükümet partisi olmas›n›n avantaj›n› kullanarak, Kürt sorunun çözülece¤i/çözecekleri merkezli bir seçim propagandas›yla arada duran kitlelerden esas olarak oy alabilmifltir. Ülkemizde bu geliflmeler yaflan›rken Ortado¤u’da yaflanan bir tak›m geliflmeler de söz konusudur. Türk Tarih Kurumu Baflkan› Yusuf Halaço¤lu’nun yapt›¤› aç›klaman›n tam da Irak Kürdistan›’nda en son Ezidilere yönelik katliam›n hemen ard›ndan gelmesi ayr›ca dikkat çekici bir noktad›r. Türkiye Kürdistan›’nda kurulmakta olan Kürt

devletine karfl› KDP’nin kan daval› afliretleri ve Ezidiler içerisinde çok küçük bir grubu kapsayan ittifak›n bu katliam› gerçeklefltirdi¤i ileri sürülmektedir. Bu güçlerin arkas›nda ise Suriye ve Türkiye istihbaratlar›n›n oldu¤u iddia edilmektedir. Türkiye’nin K. Irak’taki Kürtlere yönelik böl-parçala-imha et politikas› hiç Türkmen nüfusunun bulunmad›¤› Musul’da aç›lan elçilik üzeriden yürütülmektedir. Türkiye’ye bu imkan› sa¤layan›n ise Saddam sonras› bir k›s›m Baasç›lar› vb. himaye eden Suriye oldu¤u belirtilmektedir. Bir yandan katliamlar yap›p Kerkük referandumu ertelenmeye çal›fl›lmakta ve Kürt olan Ezidiler çeflitli organizasyonlar ile Avrupa’ya rahat yaflam vaadiyle göç ettirilmeye çal›fl›lmaktad›r. Bölgedeki Kürt nüfusu aradaki çeliflkiler kullan›larak da¤›t›lmaya çal›fl›l›rken, KDP düflman› afliretler silah ve finans yönüyle beslenmektedir. Feodal yap›n›n getirdi¤i parçal› durum kullan›larak KDP-YNK’ye alternatif daha iflbirlikçi (ki söz konusu afliretler Saddam zaman›nda koruculuk yapm›fllard›r) güç odaklar› a盤a ç›kar›lmaya çal›fl›lmaktad›r. KDP’nin siyasal bir partiden çok feodal bir afliret örgütlenmesi olmas› y›llard›r süren iktidar mücadelesi içerisinde kendisine has›m, az›msanmayacak bir kitle yaratm›flt›r. Ancak bunlar›n büyük bir bölümü flu anda bahsi geçen oluflumun ABD’nin deste¤ini arkas›na alan bir KDP ile bafla ç›kamayaca¤›n› düflündüklerinden hareketsiz kalmaktad›rlar. Fakat Suriye-Türkiye ittifak›n›n söz konusu güçler üzerinden bir güç oda¤› oluflturmay› baflarmalar› durumunda ciddi bir kardefl kavgas› ortam› yarat›lacakt›r. Feodal yap› kullan›larak Irak Kürdistan› katliamlarla dolu bir iç savafla sürükle-

nebilecektir. Suriye ve Türkiye egemenlerinin gönüllerinde yatan aslan budur. Kürtlere karfl› TC-Suriye-‹ran eksenli kurulan üçlü ittifak›n amac› ve kurulma nedeni gayet anlafl›l›rd›r. Bu ittifaka esasta emperyalistlerin de bir noktaya kadar itirazlar› yoktur. Irak Kürdistan›’nda geliflmekte olan Kürt devleti ve KDP bu Kürt düflman› ittifak ve onun yerel örgütlenmeleri karfl›s›nda ayakta kalabilmek için (tabi burjuva siyaset aç›s›ndan) ABD uflakl›¤›na daha da mahkum hale gelmektedir. Ba¤›ms›z manevra alan› iyice s›n›rlatmaktad›r. TC üzerinden Suriye belirli oranda denetim alt›nda tutulmakta, ‹ran da bu çizgiye çekilmeye çal›fl›lmaktad›r. Fakat ‹ran henüz istenilen çizginin çok uza¤›ndad›r. Tüm bunlara ra¤men bu ittifak ile emperyalistlerin ç›karlar› bir noktadan sonra ayr›lmaktad›r. Ki TC-Suriye-‹ran ittifak›n›n Kürtleri kan banyosu içerisinde bo¤mamalar›n›n as›l nedenlerinden biri budur. Emperyalistler bu üçlü ittifak›n esasta TC aya¤› ile Kürt sorunu üzerinde ayn› noktaya gelmeyi/TC’yi getirmeyi hedeflemektedirler. Ortado¤u’da BOP çerçevesinde gelecekte düflünülen Türk-‹srail-Kürt ittifak›n›n kurulabilmesi için TC, henüz ne AB’nin ne de ABD’nin istedi¤i çizgiye gelmifl de¤ildir. Fakat bu yolda ilerlemektedir. AKP’nin seçim zaferi ve komprador burjuvalar›n bürokrat burjuvaziyi (ordu ve devlet eliti-CHP) geçici olarak geriletmeleri bu yönlü uzlaflma zemini yaratmak için kullan›lmaya çal›fl›lmaktad›r. PKK’nin tasfiye süreci olarak de¤erlendirdi¤imiz bu süreçte PKK’nin ne koparaca¤› ya da nelere raz› olaca¤› biraz da Kürdistan’›n di¤er parçalar›ndaki somut

duruma göre belirlenecektir. Abdullah Öcalan’›n Demokratik Konfederalizm talebi Irak Kürdistan›’nda ister KDP’li olsun ister özerk ya da ba¤›ms›z bir Kürdistan Cumhuriyeti oldu¤u sürece TC egemenleri taraf›ndan kabul edilemez görülecektir. Çok daha geri haklar ile PKK’nin tasfiyesi hedeflenecektir. 22 Temmuz seçimlerinin gösterdi¤i bir di¤er olgu ise PKK önderli¤inin ezilen burjuva niteli¤i DTP flahs›nda daha da a盤a ç›kar›lan PKK’nin dayand›¤› yoksultopraks›z köylüler ile küçük burjuva, ayd›n, köylü örgüt gövdesi aras›ndaki s›n›fsal alg›lay›fl farklar›d›r. Leyla Zana’n›n konuflmas› bu noktada çarp›c›d›r. Özerkli¤in-konfederalizmin dillendirilmesi halk kitlelerini etkilemifltir. Bugün TC’nin sundu¤u “haklar›” biraz gelifltirerek kabul etmeye meyilli olan esas kesim Kürt burjuvalar›, ulusal hareketle iliflkili toprak a¤alar›, flehirlerde ticaret ile u¤raflan esnaf ve flehirli ayd›n tabakas›d›r denilebilir. Halk›n ço¤unlu¤unu oluflturan köylüler (esasta yoksul köylülük) ile di¤er emekçiler ise hem savafl çizgisinde hem de siyasal taleplerde daha radikal çözümler istemektedir. Yine ulusal hareketin özü gere¤i çözmesi gereken köylü sorunundan -ki bu esasta toprak sorunudur- uzak durmas›, sadece Kürt kimli¤ini öne ç›karmas›, toprak sorununun olmad›¤› bölgelerde halk›n farkl› sorunlar›na duyars›z kalmas› girdi¤i süreç ile örtüflünce PKK çizgisi ile aras›ndaki makas› açm›flt›r. Komünistlerin y›llard›r dillendirdi¤i Uluslar›n Kendi Kaderini Tayin Hakk› ve tam hak eflitli¤i ile birlikte T. Kürdistan’›na yönelik somut politikalar üretmesinin kaç›n›lmazl›¤› son seçim sonuçlar›yla bir kez daha radikal çözüm ve taleplerden yanad›r. Y›llard›r dillendirdi¤imiz “ulusal hareketin demokratik taleplerini desteklemeliyiz” do¤ru genellemesini ete kemi¤e büründürmek zorunday›z. Komünistlerin demokrasi anlay›fl› nedir? Yeni Demokratik Devrim’den, demokrasiden ne anl›yoruz? Kürt ulusal sorunu bu demokrasi mücadelesinin neresinde durmakta ve biz bu sorunla nas›l iliflkilenmeliyiz sorular›na ciddi cevaplar üretme zorunlulu¤uyla karfl› karfl›yay›z. Yeni Demokratik Devrim perspektifimizin içinde yer alan demokrasi mücadelesinden burjuva-liberal kesimlerin aksine bizler her fleyden önce halk›n s›rt›ndaki her türden feodal kamburu kald›rmay›, bunun merkezine de toprak sorununu, köylü sorununu do¤ru bir flekilde çözmeyi koymak zorunday›z. Bu sorunlar›n çözümünün bizim ülkemizdeki yegâne yolu da Halk Savafl› yoludur.


9

83 Baflbakan R. T. Erdo¤an’›n Diyarbak›r Büyükflehir Belediye Baflkan› Osman Baydemir üzerinden DTP’li belediye baflkanlar›n› hedef alan sald›r›lar› uzun bir süredir gündemde. Halka hizmet götürmedikleri, ifl

Çuvald›z› AKP’ye, i¤neyi DTP’ye bat›r yapmad›klar› gibi iddialara yan›t veren baflta Osman Baydemir olmak üzere DTP’li Belediye Baflkanlar›, aç›klamalar›n ard›ndaki niyetlerin farkl› oldu¤unu ifade ediyorlar. AKP’nin 22 Temmuz seçimlerinde Diyarbak›r baflta olmak üzere Kürt illerinden al-

21 Eylül-4 Ekim 2007

d›¤› oylar›n bir önceki seçimlerden daha yüksek olmas›n›n getirdi¤i h›rsla bölgeyi kendi kalesi haline getirecekleri yönündeki beyanatlar›, DTP’li belediye baflkanlar› üzerinden halkta güvensizlik yaratmak üzerinden biçimleniyor. Yap›lan bu propagandalarla halkta yarat›lan güvensizlikten 2008’te yap›lacak olan yerel seçimlerde nemalanmay› düflünen Erdo¤an’›n hedefinin sadece yerel yönetimlerle s›n›rl› olmad›¤› da söylenebilir. Kürt halk›n›n gerçekli¤ini çok iyi bilen TC hükümetinin baflbakan›, bu aç›klamalar›yla bölgede DTP’den düflen oylar›n AKP’ye kaymas› için bir f›rsat yaratmaya çal›fl›rken, kendi icraatlar›n› Kürt halk›n›n haf›zalar›ndan silmeyi ise baflaramayacakt›r. Gerilla cenazelerini sahiplenenlerin terörist ilan edilmesinden, yoksullu¤un pençesinde sürüklenen insanlara yard›m yap›lmamas›na, flehir planlamas›ndan e¤itimine kadar birçok hizmetin hükümet taraf›ndan engellendi¤ini, yap›lan hizmetlerin bizzat AKP taraf›ndan geri çektirilmeye çal›fl›ld›¤›n› Kürt halk› çok iyi biliyor. fi›rnak, Batman, Van’da yaflanan sel bask›nlar›nda devletin bölgeye ne yard›m›

yapt›¤›n› da biliyor Kürt halk›. ‹nsanlar›n selden kurtard›klar› yorgun bedenleriyle, kaybettiklerinin cenazelerini bulmak için günlerce arama kurtarma ekiplerini bekledi¤ini, unutmad› Kürt halk›. Çamur içinde ç›plak ayaklar›yla ekmek arabalar›n›n önünde kuyruklar oluflturan çocuklar›n daha geçen y›l›n Nisan ay›nda ac›mas›zca katledildiklerini, Erdo¤an’›n cenazeleri defnedilmeden o çocuklar›n annelerini suçlayarak tehdit etti¤ini unutmad› Kürt halk›. Sel felaketi sonras› bölgeye gelen ilk yard›mlar›n Diyarbak›r Büyükflehir Belediyesi tara-

f›ndan gönderildi¤ini de biliyor halk. Devletin katletti¤i canlar› unutturmamak için heykel yapan Belediye Baflkanlar›n›n görevden al›nd›¤›n›, yapt›klar› her aç›klaman›n, her eylemin bir soruflturmayla, bir davayla cevapland›r›ld›¤›n› da biliyor. Yapt›¤› yolsuzluklarla dünya çap›nda nam salmaya bafllam›fl belediye baflkanlar›n›n takdirle karfl›land›¤›n›, trilyonlarca borcu olan belediyelerin borcunun bir ç›rp›da silinerek ödenek yarat›ld›¤›n› da biliyor. Bütün bunlar› biliyor Kürt halk›. Bu yüzden de unutmayacakt›r kimin ne yapt›¤›n›.

“Ormanlar›m›z› yakanlar vatan hainidir”

Dersim’in ve Dersimlinin karfl› karfl›ya kald›¤› sald›rganl›k tarihi, ülkemiz hâkim s›n›flar›n›n Cumhuriyet tarihinden de eskiye dayanmakta, o gün Dersim’e boyun e¤dirmek için düzenlenen seferler bugün kapsaml› operasyonlarla devam etmektedir. Dersim’e tatt›rmad›¤› ac› b›rakmayan, do¤as›n› ve insan›n› en afla¤›l›k yöntemlerle hedef alarak k›y›ma u¤ratan devletin son icraat›, daha önce yüzlerce kez yakt›¤› ormanlar›n yeniden tutuflturulmas› oldu. Barajlarla, siyanürle alt›n aramac›l›¤›yla, orman yang›nlar›yla, kapsaml› askeri operasyonlarla, bask› ve estirilen terörle kuflat›lan Dersim’in sorunlar› ekseninde Dersimlinin 盤l›¤›na kulak veren her çaba Dersim’in gelece¤i aç›s›ndan hayati öneme sahiptir. Bu eksende Munzur Çevre

Derne¤i’nin öncülük etti¤i Gebze, Kocaeli ve Ankara Tunceliler Derneklerinin de örgütlenmesinde yer ald›¤›, güç katt›¤› ormanlar›n yak›lmas›n› protesto amaçl› yap›lan eylem, refleks ve Dersimin sorunlar› ekseninde harekete geçilmesi bak›m›ndan büyük öneme sahiptir. Dersim’in kapsaml› sorunlar› karfl›s›nda kitlelerin kat›l›m›n› ve soka¤a ç›kmay› hedeflemeyen sembolik bas›n aç›klamalar›n›n Dersim’in sorunlar›na çare olamayaca¤› aç›kt›r. Dersim’in, yaflam kayna¤› do¤as›n›n yok edilmesine dönük sald›r›lar soka¤› hedefleyerek, teflhir ve protesto eylemlerine a¤›rl›k kazand›rarak engellenebilir. Ormanlar›n›n yak›lmas› ve Dersim’in yüz yüze kald›¤› sald›rganl›¤›n geriletilebilDersim’in Ovac›k ‹lçesi’ne ba¤l› Kozkozulca, Danzi, Dereköy, Amutka ve Kozulca köyleri ile ilçeye yak›n bölgelerde helikopterlerden at›lan yan›c› maddeler sonucu haftalar önce ç›kan yang›n binlerce hektarl›k orman› küle çevirdi.

çesi ile izin verilmiyor. Dersim’in Ovac›k ‹lçesi’ne ba¤l› Kozkozulca, Danzi, Dereköy, Amutka ve Kozulca köyleri ile ilçe-

mesinin tek yolu sald›r›n›n hedefinde yer alan kitlelerin ortak zeminde hareketinin yarat›labilmesiyle mümkün olacakt›r. “Do¤uda, Bat›da, Kuzeyde, Güneyde yanan ormanlar de¤il gelece¤imiz” slogan›yla devletin uygulad›¤› çifte standard›n, Dersim’i düflman ilan edenlerin her türlü arac› devreye sokarak düflmanl›¤›n› kan›tlama yar›fl›na girmesinin teflhir edilmesi yap›lan eylem özgülünde alt› çizilmesi gereken yanlardan biridir. Buradan hareketle Dersim’e ve do¤as›na sahip ç›k›fl›n görevleri, muhalif bir solukla icra edilmek, gelifltirilmek, kitlesellefltirilmek zorundad›r. (Dersim Derneklerinden bir Partizan okuru) Öte yandan Hozat’a ba¤l› Uzuntarla, Uzunmefle, Amutka ve yak›n çevresinde bir ay önce yine helikopterden at›lan bombalar sonucu bafllayan yang›n devam ediyor. Hozat Belediye Baflkan› Cevdet Konak, yang›n kapsam›nda on binlerce hektarl›k alan›n yok oldu¤unu bildirdi.

! a d n › t l a an m u d m i Ders

TC ordusu gerillalara yönelik düzenledi¤i operasyonlar s›ras›nda, k›rsal alandaki ormanlar› atefle vererek insanl›k suçu ifllemeye devam ediyor. Yang›nlar özellikle Dersim, Bingöl, Diyarbak›r, fi›rnak bölgelerinde ç›kar›l›yor. Yang›nlara müdahale edilmezken, halk›n kendi imkanlar› ile söndürmesine güvenlik gerek-

ye yak›n bölgelerde helikopterlerden at›lan yan›c› maddeler sonucu ç›kan yang›n devam ediyor. Binlerce hektarl›k alan› küle çeviren orman yang›n› nedeniyle yükselen dumanlar ilçe merkezine kadar geliyor. Bu durumdan rahats›z olan ilçe sakinleri ise bir an önce duruma çözüm bulunmas›n› istiyor.

Ovac›k ve Hozat’taki yang›nlara flu ana kadar Orman ‹flletme Müdürlü¤ü taraf›ndan yap›lan k›smi müdahaleler yetersiz kal›rken, birçok kez iletilmesine ra¤men destek ekibin gelmemesi dikkat çekiyor. (H. Merkezi)


10

21 Eylül-4 Ekim 2007

83

12 Eylül faflfliizmi sürüyor! 12 Eylül Askeri Faflist Darbesi’nin y›ldönümünde birçok ilde protestolar gerçeklefltirildi. ‹ZM‹R ‹zmir’de 12 Eylül 1980 AFC’s›n› protes-

12 Eylül 1980’de emperyalizmin direktifleri do¤rultusunda toplumsal muhalefetin bast›r›lmas› için yap›lan Askeri Faflist Darbe tüm hak ve özgürlüklere karfl› savafl aç›lmas› anlam›na geliyordu. Faflist darbenin y›ldönümünde birçok ilde protestolar gerçekleflti.

‹STANBUL Taksim Tramvay dura¤›nda bir bas›n aç›klamas› gerçeklefltirilerek 12 Eylül faflizmi lanetlendi. Aç›klama 12 Eylül AFC’sinin üzerinden 27 y›l geçmesine ra¤men 12 Eylül’ün grevlerin yasaklanmas›yla, özellefltirmelerle, TMY terörü ile, polis yetki yasas›yla ve fiili OHAL’lerle devam etti¤i vurgusuyla bafllad›. Ülkemizde flu an faflizmin temsilcisi olan AKP hükümeti taraf›ndan ç›kar›lmaya çal›fl›lan sözde sivil Anayasan›n da 12 Eylül faflizminin ve zihniyetinin korunmas› anlam›na geldi¤inin ifade edildi¤i eylemi Partizan, ESP, Halkevleri, DHP, Odak vb. demokratik, devrimci kurumlar örgütledi. Eylem 12 Eylül’ün üzerinden 27 y›l geçmesine ra¤men hem 1980’deki geliflen muhalefete karfl› sald›r› ve katliamlar› lanetlemek hem de 1980 sonras› devam eden bu sald›r›lara karfl› mücadele ça¤r›s› ile sona erdi.

“bizim çocuklar›m›z” diye sahiplenen ABD’yi protesto için ve ABD Büyükelçili¤i önüne yürüdü. Büyükelçilik önüne gelindi¤inde Platform ad›na bir bas›n aç›klamas› yap›ld›. Yap›lan aç›klamada “12 Eylül 1980 Askeri Faflist Darbesi’nin 27. y›l›nda baflta ABD olmak üzere emperyalizmin ülkelerin sosyal siyasal hayat›na, kendi istek ve ç›karlar›na ba¤l› olarak nas›l yön verebildi¤ini ve belirleyici olabildi¤ini bir kez daha an›msamaya geldik. Art›k halklar›m›z için su götürmez bir gerçek fludur: darbelerle emperyalizm aras›nda do¤rudan ve birbirine kenetlenmifl s›k› bir ba¤ var. Yap›lm›fl ve yap›lacak olan bütün darbelerin önce Pentagon’da, CIA laboratuarlar›nda, NATO karargâhlar›nda ele al›nd›¤›, zamana yay›lacak bir ortak plan dâhilinde darbeden yarar sa¤layacak yerli egemenlerce eflgüdüm, sevk ve idare içinde hareket edildi¤i art›k hiçbirimizin yabanc›s› de¤ildir” denildi. Aç›klaman›n ard›ndan platform temsilcileri ABD büyükelçili¤i önüne siyah çelenk b›rakt›. “Darbeciler halka hesap verecek”, “Devrim flehitleri ölümsüzdür”, “Kahrolsun ABD emperyalizmi” vb. sloganlar›n at›ld›¤› eylem çelenk b›rakman›n ard›ndan sona erdi.

BURSA ANKARA

Darbe Karfl›t› Platform üyeleri Yüksel Caddesi’nde bir araya gelerek darbecileri

12 Eylül günü saat 18:30’da AVP Tiyatrosu önünde Partizan, DHP, SDP, DTP, ‹HD, ÇHD, KESK, ÇGD, BAT‹S, Tuncelililer Derne¤i, Nilüfer Yeni Gündem vd. birçok demokratik ve devrimci kurum biraraya gelerek 27 y›l önce yap›lan Askeri Faflist Darbeyi protesto ettiler. Kurumlar ad›na aç›klamay› ‹HD yöneticisi Av. Mehmet Deniz okudu. Deniz, “80 Darbesi sadece ülkedeki emek ve demokrasi güçlerinin yaratt›¤› toplumsal muhalefeti yok etmenin bir arac› de¤il, bir yandan da emperyalizmin bölgedeki pozisyon tutma çabas› için görevini yapan bir jandarma oluflturma müdahalesi olmufltur” dedi. Sloganlar ve alk›fllarla 12 Eylül darbesi lanetlendi.

to etmek için üç ayr› eylem gerçeklefltirildi. Bu eylemlerden ilki ‹zmir Cezaevi ‹nisiyatifi taraf›ndan Kemeralt› giriflinde saat 13:00’de yap›ld›. Partizan’›n da destek verdi¤i bu eylemin ard›ndan ‹C‹ üyeleri, Kemeralt› giriflinde 12 Eylül’ü teflhir eden bildirilerini da¤›tarak eylemi sonland›rd›lar. Saat 14.00’de Üçkuyular Meydan›’nda toplanan ‹zmir 78’liler Derne¤i ve Halkevleri üyeleri “Kahrolsun faflizm, darbeciler yarg›lans›n” pankart›n› açarak Kenan Evren’in yerleflti¤i lojmanlar›n yak›n›nda bas›n aç›klamas› yapt›lar. Son olarak da aralar›nda çok say›da kitle örgütünün yer ald›¤› bir miting gerçeklefltirildi. Saat 14.30’da Bornova Stad›’nda toplanan kitle Bornova Meydan›’na kadar yürüdü. Darbecilerin yarg›lanmas› fliar›n› hayk›ran yaklafl›k 500 kiflilik kitle, yap›lan konuflmalar›n ard›ndan eylemi sona erdirdi. Eylem esnas›nda yayg›n bir flekilde ‹flçi-köylü gazetesinin da¤›t›m› yap›ld›.

Adana Adana 5 Ocak Meydan›’nda bir araya gelen Al›nteri, BDSP, ÇHKM, DHP, Mücadele Birli¤i, YDG, TÖP ve ESP üyeleri, darbeyi protesto ederek, ‹nönü Park›’na yürüdü. “12 Eylül karanl›¤› sürüyor. Karanl›¤› devrimle parçalayaca¤›z” yaz›l› pankart açan kitle ad›na aç›klamay› Serkan Tatl› yapt›. Tatl›, darbenin yükselen devrimci ve iflçi s›n›f›n›n ç›k›fl›n›n önünü kesmek amac›n› tafl›d›¤›n› söyledi.

Van F Tipi’nde hak ihlalleri sürüyor! Geçti¤imiz aylarda da yaflan›lan hak ihlalleri ile gündeme gelen Van F Tipi Hapishanesi benzeri olaylarla gündeme geliyor. Van F Tipi’nde bulunan pek çok tutsak ve yak›nlar› insanl›k d›fl› uygulamalara maruz kal›yor. Yaflanan bu tür bask› ve uygulamalar› protesto etmek isteyen Hasan Kaçan isimli siyasi tutsak 6 Eylül 2007 tarihinde kendini yakt›. Van Tutuklu Hükümlü Aileleri Dayan›flma Derne¤i (TUHAD-DER) Baflkan› Adil Kotay’›n yapt›¤› aç›klama ile olay kamuoyuna yans›d›. Kendini atefle vererek yaflanan hak ihlallerini protesto etmek isteyen Hasan Kaçan isimli tutsak ise hastanede bir gün tutulduktan sonra geri hapishaneye götürüldü. Yapt›¤› eylemle kendilerine ve yak›nlar›na uygulanan tecrit politikas›n› protesto etmek isteyen Hasan Kaçan’a hapishane yönetiminin verdi¤i cevap her zamanki gibi cezalarla y›ld›rmaya çal›flmak oldu. Hastaneden tekrar hapishaneye getirildikten sonra kendisini görmeye gelen ailesiyle görüfl yapmas›na izin vermeyerek görüfl cezas› uygulayan hapishane idaresi, geliflen tepkileri bu yolla sindirmeye çal›fl›yor. Konuyla ilgili olarak Adil Kotay F tipi hapishanelerin adeta birer tabutluk oldu¤unu söyleyerek, tüm kamuoyunu Van F Tipi Hapishanesi’nde yaflanan bask›lara karfl› duyarl› olmaya ça¤›rd›. ‹HD Van fiube Sekreteri Cahit Bozbay ise, F tipi hapishanelerin hükümetin söyledi¤i gibi, 5 y›ld›zl› otel de¤il, tabutluk oldu¤unu söyledi. Bozbay, Van F Tipi Hapishanesi’nde yaflanan bask›lar› yak›ndan takip ettiklerini belirterek, konuyla ilgili gerekli giriflimlerde bulunacaklar›n› söyledi. F tiplerinde daha önce de pek çok tutsak, uygulanan bask›ya karfl› gösterdikleri tepkileri karfl›s›nda görüfl yasa¤› sald›r›s›na maruz b›rak›lm›flt›. (H. Merkezi)


11

83

21 Eylül-4 Ekim 2007

Av. Mustafa Rollas’a karakolda iflflk kence yap›ld›! Yo¤un elefltirilere ra¤men yürürlü¤e giren Polis Vazife ve Salahiyeti Kanunu avukatlar› da ma¤dur ediyor. Urfa ve ‹stanbul’da avukatlar›n polisler taraf›ndan darp edilmesinin ard›ndan bu kez ‹zmir Barosu avukatlar›ndan Mustafa Rollas, müvekkilleriyle görüflmek için gitti¤i karakolda coplarla dövülerek gözalt›na al›nd›. Rollas’›n maruz kald›¤› olay flöyle geliflti: ‹zmir 76. Enternasyonal Fuar›’nda “Eflitlik, özgürlük, adalet istiyoruz” yaz›l› pankart açmak isteyen ‹lker Turgut ile Do¤ukan Öci isimli ö¤renciler gözalt›na al›narak, Fuar Asayifl Ekipleri Amirli¤i’ne götürüldü. Haberi alan Avukat Mustafa Rollas, Öci ve Turgut’la görüflmek üzere karakola gitti. Müvekkilleriyle görüflmek isteyen Rollas, coplanarak, gözalt›na al›nd›.

Ayn› zamanda ‹HD eski ‹zmir fiube Baflkan› olan Rollas’›n elleri karakolda kelepçelendi, fiziksel fliddet ve hakarete maruz kald›. Avukat oldu¤u için hemen savc›l›¤a ç›kar›larak ifadesi al›nmas› gerekirken karakolda zorla ifadesi al›nmaya çal›fl›lan Rollas, Ça¤dafl Hukukçular Derne¤i üyesi avukatlar, ‹nsan Haklar› Derne¤i Baflkan› Lütfü Demirkap› ve DTP Milletvekili Ak›n Birdal’›n çabalar›yla gece 1.00’de serbest b›rak›ld›. Polisler hakk›nda suç duyurusunda bulunaca¤›n› belirten Rollas, yaflad›klar›n› flöyle anlatt›: “Fuar Asayifl Ekipler Amiri, içeri giremeyece¤imi söyledi. Ben ›srar edince Fuar Ekipler Amiri oldu¤unu söyleyen kifli, birkaç defa beni merdivenlerden afla¤› itti. Bana fiziksel flid-

det uyguland› ve dövülerek gözalt›na al›nd›m.” Gözalt›nda tutuldu¤u süre boyunca hukuksuz uygulamalarla karfl›laflt›¤›n› ifade eden Rollas; “Elime kelepçe takan polis anneme küfür etti. Kelepçeler s›k›larak kollar›mda iz b›rak›ld›. ‹çeri al›nd›¤›m s›rada gördü¤ümde teflhis edebilece¤im bir çevik kuvvet polisi kas›klar›ma tekme att›. Asayifl içerisinde ve gözalt›na al›n›rken sivil giyimli, ülkücü b›y›kl›, k›sa boylu t›knaz birinin küfürlerine maruz kald›m. Tuvalet ihtiyac›m karfl›lanmad›. Gözalt› nezarethanesi olmad›¤› için saatlerce bir koridorda ellerim arkadan kelepçeli bir flekilde ayakta bekletildim” dedi. Rollas, polisin bu kadar keyfi davranmas›n›n nedeninin Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu oldu¤unu söyledi. (‹zmir)

Erdo¤an’›n iflflk kence inkâr›na ‹HD ve Mazlum-Der’den tepki Terörle Mücadele Yasas› ve Polis Vazife ve Salahiyet Yasas›’nda yap›lan de¤iflikliklerin kabulünden sonra hak ihlalleri, keyfi arama, sald›r›, iflkence ve katletme olaylar› h›zla artmaya bafllad›. Polis sokaklarda keyfi biçimde durdurdu¤u insanlar› gözalt›na al›yor ve iflkenceden geçiriyor. Bu tür olaylar›n artt›¤› günlerde R. Tayyip Erdo¤an’›n “iflkence yoktur” aç›klamas›na ‹HD ve Mazlum-Der tepki gösterdi. Yap›lan aç›klamada Erdo¤an’›n sözlerinin tamamen yalan oldu¤u ifade edildi. Sadece Haziran ay› içerisinde bile keyfi flekilde yap›lan gözalt›lardan 3 ayr› ilde 3 ölümle sonuçlanmas›na vurgu yap›l-

d›. ‹flkencenin önlenmesi için hükümetin üzerine düflen hiçbir sorumlulu¤u yerine getirmedi¤ini söyleyen ‹HD Genel Baflkan Yard›mc›s› ‹smail Boyraz, ‹HD’nin raporlar›na göre 2007 y›l›n›n ilk 6 ayl›k döneminde 376 kiflinin iflkence ve kötü muameleye maruz kald›¤›n› aç›klad›. Boyraz “Mazlum-Der’in Ocak-Haziran 2007 bilançosuna bakt›¤›m›zda iflkence/iflkence iddias› ve kötü muamele iddialar›na iliflkin 75 olay›n oldu¤u görülmektedir” dedi. Boyraz konuflmas›n›n devam›nda Beyo¤lu Emniyet Müdürlü¤ü’nde gözalt›nda bulunan Nijeryal› Festus Okey’in karakolda

öldürülmesi olay›n›n bile bu yasan›n nas›l bir sonuç verdi¤ini gözler önüne serdi¤ine dikkat çekti. 7’si çocuk 10 kiflinin öldü¤ü Diyarbak›r olaylar›nda, 2007 Newroz ve 1 May›s kutlamalar›nda polisin tavr›n›n “iflkenceye s›f›r tolerans” anlay›fl›yla uyuflmad›¤›n› söyledi. Baflbakan’›n söz konusu konuflmas›nda iflkence iddias›yla A‹HM’e baflvuranlar› “mahfil” olarak tan›mlamas›n› da elefltiren Boyraz, “E¤er A‹HM’e dava tafl›nmas› istenmiyorsa, bunun yolu, kendi mahkemelerimizde iflkencecilerin hak etti¤i cezaya çarpt›r›lmas› ve ma¤durlar›n zararlar›n›n telafi edilmesinden geçer” diye konufltu.

Özellikle son günlerde s›kça duydu¤umuz kimlik sorma ve arkas›ndan geliflen iflkence-katletme olaylar›n›n en öne ç›kan› Festus Okey’in katledilmesi olmufltu. A¤ustos ay› içersinde de Mehmet Nezir Çirik’in yine Beyo¤lu Tarlabafl›’nda kimlik soran polislerce keyfi olarak gözalt›na al›nmas› ve ard›ndan maruz b›rak›ld›¤› iflkence sonucu dala¤› parçalanmas› yak›n zamanda yaflan›lan olaylar›n örnekleridir. Tüm bunlara karfl›n R. Tayyip Erdo¤an’›n yapt›¤› aç›klamalar, ileride yaflanacak sald›r› ve keyfi uygulamalar›n haberini veriyor. (‹stanbul)

‹C‹: “Hapishane koflflu ullar› düzeltilsin!” Konak Postanesi önünde bir araya gelen ‹zmir Cezaevi ‹nisiyatifi üyeleri, hapishanelerde kalan siyasi tutsaklar›n yaflad›¤› hak ihlallerini protesto etmek amac›yla bir bas›n aç›klamas› yapt›. Aç›klama s›ras›nda s›k s›k, “Tecride hay›r” “Yaflas›n devrimci dayan›flma” sloganlar› atan kitle ad›na aç›klamay› okuyan Suat Kaptan, 12 Eylül karanl›¤› ve anlay›fl›n›n bugün de sürdü¤ünü belirterek, “27 y›ld›r sürdürülen cezaevleri politikalar› hiç de¤iflmedi. Mahkumlar üzerindeki her geçen gün boyut de¤ifltirerek devam etti” dedi. Hapishanelerde yaflanan insan haklar› ihlallerine de dikkat çeken Kaptan, hükümetten koflullar›n düzeltilmesi için gerekli düzenlemeleri yapmas›n› istedi. Kaptan, hapishanelerdeki tecridin ›srarla sürdürüldü¤ünü belirterek, koflullar›n düzeltilmesi için ‹C‹’nin taleplerini flu

flekilde s›ralad›: *Tecrit anlay›fl›na derhal son verilmeli. *Ölüm oruçlar› ve operasyonlar s›ra-

s›nda cezaevinde kalamayacak ölçüde rahats›zl›klar› oluflan hükümlülerin serbest b›rak›larak tedavilerinin yap›lmas›na olanak tan›nmas›,

*Baflta mesane kanseri olan Erol Zavar olmak üzere, kronik hastal›klar› bulunan hükümlülerin tedavilerini gerçeklefltirmek üzere serbest b›rak›lmas›, *Revire, görüfle ç›kan tutuklu ve hükümlülere yönelik yap›lan ve onur k›r›c› bir uygulama olan elle arama ve ayakkab› aramalar› uygulamalar›na son verilmesi, *‹kinci, üçüncü kez cezaland›r›lma anlam›na gelen hücre cezalar›, mektup ve görüfl yasa¤› uygulamalar›na son verilmesi, *Her türlü insani ve temel ihtiyac›n dilekçe ile karfl›lanmas› zorlu¤una son verilmesi, *Disiplin cezalar› ve infaz yakma cezas› uygulamalar›na son verilmesi ve geçmifle ait cezalar›n silinmesi . (‹zmir)


12

21 Eylül-4 Ekim 2007

83

Emperyalizmin at›k çöplü¤ü Türkiye! ‹spanya’n›n 3 termik santralinden ihraç etti¤i toksit at›klar› Cezayir’deki SA P/C DE Dragodos adl› ‹spanyol flirketine götürmek üzere 15 Aral›k 1999 tarihinde ‹spanya’n›n Aviles Liman›’ndan yola ç›kan Ulla gemisi, gemideki yükün bozuldu¤u gerekçesiyle Cezayir devleti taraf›ndan kabul edilmeyince 25 fiubat 2000 tarihinde ‹skenderun Körfezi’ne demir atm›flt›. Y›llard›r Türkiye’nin sahil fleritlerini kimyasal at›k çöplü¤üne çeviren emperyalistler, kendi ülkelerinde yaratt›klar› kimyasal at›k maddelerini Türkiye gibi kendilerine ba¤›ml› ülkelere göndererek buralar› kendi çöplükleriymifl gibi kullanmaktad›rlar. M/V Ulla adl› toksit at›k yüklü gemi de ‹skenderun Liman›’na demir att›ktan sonra burada kalmaya devam etmektedir. ‹skenderun halk›, bal›kç›lar ve çevre örgütlerinin eylemleri ve bask›lar› sonucu Türk devleti göstermelik olarak ‹spanya’dan geminin geri çekilmesini istemifl ancak di¤er yandan

‹spanyol flirketi ad›na çal›flan Türk acentas›n›n koydurdu¤u haciz sonucu M7V Ulla gemisi ‹skenderun Körfezi’nden çekilmemifl ve gemi 6 Eylül 2004 tarihinde tafl›d›¤› at›kla birlikte batm›flt›. fiu anda k›y›dan 3 mil aç›kta ve 40 metre derinlikte bulunan gemideki at›¤›n bir bölümü ç›kar›lmas›na ra¤men geriye kalan büyük bölümü kat›laflt›¤› gerekçesiyle ç›kar›lmamaktad›r. Bu da ‹skenderun sahillerine ciddi anlamda zarar vermektedir. AKP hükümeti, emperyalist devletlerle yapt›¤› at›k madde ticaretinden kaynakl› bu tür durumlar karfl›s›nda sesini ç›karmamaktad›r. Yine bu ticari anlaflmalardan dolay› devletin herhangi bir çevre politikas› da bulunmamaktad›r. Daha öncesinden ve s›k s›k karfl›laflt›¤›m›z Karadeniz sahillerine vuran zehirli variller ‹zmir Liman›’ndaki asbestli gemiler gibi M/V Ulla gemisi de ‹skenderun Körfezi’ni kirletmeye devam ediyor.

ti Fabrikada patron vahfle

Hak arayan iflçinin parmaklar› kesildi ‹kitelli Marmara Sanayi Sitesi’nde bulunan NYN Ask›l›k Fabrikas›’nda 3 haftad›r çal›flmakta olan Ali Cömert F›rat adl› iflçi patronu taraf›ndan dövdürüldü ve u¤rad›¤› fliddet sonucunda parmaklar› koptu. Fabrikan›n montaj bölümde çal›flan Ali Cömert F›rat, 23 Mart günü sabah halas›n›n o¤lunu arad›¤›n›, kovuldu¤unu ö¤renince “hay›rd›r neden gitti” diye sordu¤unu iflçilerden birinin güldü¤ünü, kendisinin “her gidenin arkas›ndan gülüyor musunuz” demesi üzerine hakarete u¤rad›¤›n›, yan›t verince de patron Osman Nuri Noyan’›n kendisini odaya ça¤›rtt›¤›n› ve kovdu¤unu belirtti. Muhasebe eleman›n›n “sen afla¤›da bekle, ben hesaplay›p getiriyorum” diyerek kendisini afla¤›ya gönderdi¤ini ekleyen F›rat, ard›ndan floför taraf›ndan “patron ça¤›r›yor” denilerek depoya götürülmüfl ve burada fliddete maruz kalm›flt›r. Ard›ndan yaflad›klar›n› “koluma girip deponun oraya gittik. Osman Bey bana ‘beni müflterilerin yan›nda rezil ettin’ dedi ve bo¤az›ma sar›ld›, öldüresiye s›kmaya baflla-

d›. S›kmaya devam ederken ‘sen hiç cezaevine girip yatt›n m›? Ben 5 y›l yatt›m’ dedi. Bu arada floförü Nihat sol kafl›ma vurdu, ‘kafl›m aç›lm›fl, b›rak›n beni’ dedim anlamad›lar, tam o s›rada ellerimde bir ac› hissettim ama bakamad›m ve kanlar içinde yere düfltüm. Tekmelemeye devam ettiler. Bir ara kaçmak için merdivenlere yöneldim. 4 veya 5 merdiven afla¤›ya inerken 2 katl› binadan koflmaya bafllad›m, peflimden geldiler ve bu arada bir darbe de s›rt›ma ald›m. 5 metrelik merdivenlerden yuvarlanarak afla¤›ya düfltüm. Ç›k›fl kap›s›n› açmak için elimi uzatt›¤›mda parmak uçlar›m›n kopmufl oldu¤unu fark ettim. Marmara Sanayi Sitesi’nin hemen üst taraf›ndaki TEM Hospital Hastanesi’ne gittim.” Hastanede parmak uçlar›n›n olmad›¤› anlafl›l›nca yap›lan araflt›rmada F›rat’›n dövüldü¤ü yerde parmaklar› bulundu. Olay sonras›nda ifadesi al›nan patron ise k›sa sürede serbest b›rak›ld›. Yaflanan bu vahflet ile iflçilerin çal›flma koflullar› bir kez daha gözlerimizin önüne serildi. (H. Merkezi)

Bu duruma sessiz kalmayan ‹skenderun halk›, bal›kç›lar ve çevre örgütleri, yapt›klar› eylemler ile bu konuya dikkat çekmeye, kamuoyunda duyarl›l›k yaratmaya çal›fl›yorlar. AKP hükümeti ise vali ve kaymakam hakk›nda dava aç›lmas›n› yasaklayarak gerçek yüzünü bir kez daha göstermifltir. Çevre örgütleri geminin ve at›¤›n denizden mutlaka ç›kar›lmas›n› ifade ederken ‹skenderun Kaymakam› Cengiz Horozo¤lu, Ulla at›¤›nda yükün ç›kar›lma ifllemlerinin baflar›s›zl›kla sonuçland›¤›n› itiraf edip bu at›¤›n laboratuar incelemeleri sonucu denize ve deniz canl›lar›na zarar vermedi¤ini iddia ederek sorunun ciddiyetini gözlerden kaç›rmak istemektedir. Ama sorun gözlerden kaç›r›lmayacak kadar büyüktür. Bunun için emperyalistlerin ve uflaklar›n›n ülkemizi zehirli at›k çöplü¤üne çevirmelerine izin vermeyelim duyarl›l›¤› artt›r›p ‹skenderun halk›n›n yan›nda olal›m. (Mersin)

BES adli y›l aç›l›fl›nda taleplerini dile getirdi BES, adli y›l›n aç›l›fl› dolay›s›yla yarg› çal›flanlar›n›n sorunlar›n› hat›rlatmak amac›yla eylem yapt›. Adalet Bakanl›¤› Ek Binas› önünde biraraya gelen BES üyeleri, “Yarg›da adelet istiyoruz”, “Adalet yoksa bar›fl da yok” fleklinde slogan att›. Kitle ad›na konuflan BES Genel Baflkan› Mustafa Ç›nar, hükümet program›n› elefltirerek, programda emekçiler ve ezilenler ad›na herhangi bir maddenin bulunmad›¤›n› söyledi. Haz›rlanan yeni Anayasa’da yap›lan de¤iflikliklerin kamuoyu ile paylafl›lmamas›n› da elefltiren Ç›nar, “Anayasa s›r gibi saklan›yor. Anayasan›n demok-

ratik, özgürlükçü, eflitlikçi boyutu görmezlikten gelinerek, toplumun bütün katmanlar›na ulaflmadan haz›rlanmaya çal›fl›l›yor. Dünden tek fark› gölgesi de apolet yok” dedi. Ç›nar, ekonomik zorluklar›na da de¤inerek, yarg› çal›flanlar›n›n yoksulluk s›n›r›n›n alt›nda yaflad›¤›n› kaydetti. Özellikle Adalet Bakanl›¤› bünyesinde istihdam edilen personeller aras›nda 4/C statüsünde çal›flanlar›n kadrolu ifl güvencesinin sa¤lanmas› konusunda yasal düzenlemelerin yap›lmas›n›n gereklili¤ini vurgulad›. (Ankara)

BAfiSA⁄LI⁄I Proletarya Partisi’nin yi¤it neferlerinden S›rma ve Ali Boyo¤lu’nun babas› Ali Boyo¤lu yaflam›n› yitirmifltir. Boyo¤lu ailesine baflsa¤l›¤› diliyor, ac›lar›n› paylafl›yoruz...

PART‹ZAN


83

13

Enerji dalafl›nda bir piyon: Türkiye! Emperyalistlerin enerji politikas› di¤er politikalar› da belirleyen, tayin edici bir politikad›r. ABD’nin, Ortado¤u, Hazar ve Kafkasya’daki enerji kaynaklar›na ve nakil güzergahlar›na hakim olmay› hedefleyen Büyük Ortado¤u Projesi’nin de ABD emperyalizmi için di¤er politikalar›n›n belirlenmesinde böyle bir tayin edicili¤i vard›r. BOP’un hayata ge��mesi için ABD emperyalizmi iflgal vb. askeri sald›r›lar›n› pervas›zca gerçeklefltirmektedir. Fakat bu süreç sadece askeri sald›r›lardan ibaret bir süreç olarak ifllememekte, ayn› politikaya hizmet eden çeflitli “bar›flç›l” hamleler, tabiri caizse “kulak çekmeler” bu politikan›n di¤er ayaklar›n› oluflturmaktad›r. Nitekim Türkiye ile ‹ran aras›nda 13 Temmuz’da enerji alan›nda imzalanan mutabakat›n ABD’nin Ankara Büyükelçili¤i sözcüsü Kathy Schalow’un a¤z›ndan “hiç ak›ll›ca de¤il” sözleriyle de¤erlendirilmesi buna “iyi” bir örnek teflkil ediyor. Her ne kadar burjuva-feodal medyan›n kalemflörleri yapt›klar› yorumlarda Türkiye’yi ba¤›ms›z bir güç olarak addetseler de gerçe¤in böyle olmad›¤› s›rf bu mutabakat karfl›s›nda tak›n›lan tutumlardan ve sonras› geliflmelerden anlafl›labiliyor. Pratik de¤eri oldukça tart›flmal› olan bu mutabakat›n taraf›m›zdan irdelenmesini gerektiren ise hem “Türkiye’nin ba¤›ms›z hamleleri” yaklafl›m›n›n demagojisinden baflka bir fley olmad›¤›n› göstermek hem de emperyalistler aras›ndaki yo¤un çeliflkilerin su yüzüne vurmas›ndan faydalanarak bu alana küçük de olsa bir ›fl›k tutmakt›r. ‹ran’la imzalanan mutabakat, ‹ran do¤algaz›n›n Türkiye üzerinden, Türkmenistan do¤algaz›n›n da ‹ran ve Türkiye üzerinden Avrupa’ya tafl›nmas›n› içeriyor. Böylece ‹ran ilk defa Türkmenistan do¤algaz›n›n kendi topraklar›ndan geçmesine izin verecek. Ayr›ca ‹ran’›n Güney Pars bölgesinde üç do¤algaz sahas› da iflletmesi için ihalesiz olarak Türkiye’ye verilecek. Görülece¤i üzere mutabakat ‹ran ve Türkmenistan do¤algaz›n›n Avrupa ülkelerine tafl›nmas› temeli üzerinde duruyor. AB’nin enerji kaynaklar›n› çeflitlendirme yaklafl›m› çerçevesinde gündeme gelen; Türkiye ve Avusturya aras›nda bir do¤algaz boru hatt› kurulmas› projesi olan Nabucco’nun hayata geçmesi için gerekli olan do¤algaz›n da böylece sa¤lanm›fl olaca¤› ifade ediliyor. Fakat yukar›da da belirtti¤imiz gibi bu mutabakat›n anlaflmaya dönüflmesinin önünde (yani pratik bir de¤er kazanmas›n›n önünde) çok ciddi engeller bulunuyor. Ki bunlar›n anlafl›labilmesi istisnas›z tüm emperyalistlerin at koflturdu¤u “Genifl Ortado¤u” olarak adland›r›lan co¤rafyadaki dalafl›n anlafl›labilmesiyle mümkündür. Bunun için kabaca da olsa ülkeler baz›nda gelifltirilen tepkilerin nedenlerine inmeye çal›flal›m. ‹ran’a yönelik ABD, BM yapt›r›mlar› bulunmakta, bu proje do¤algaza sahip olsa da bunu iflleyecek ve da¤›tacak altyap›dan yoksun bulunuyor. Do¤algaz›n›n Avrupa’ya tafl›nmas› bu bak›mdan bir kazanç olacak ‹ran için. AB’nin enerjide Rusya’ya olan ba¤›ml›l›¤›n› k›rmak için girdi¤i kaynak aray›fl›ndan da yararlan-

mak isteyen ‹ran kendisine dönük yapt›r›mlarda emperyalistler aras›ndaki çeliflkileri de kullanmak istiyor. Rusya ve kimi AB ülkeleriyle olan iliflkilerini de kullanarak ABD emperyalizminin kendisine yönelik sald›r›lar›n› zay›flatmak ve bölgede elini güçlendirmeye çal›fl›yor. Bütün bunlar› iliflkili oldu¤u di¤er emperyalistlere dayanarak yapmaya çal›fl›yor. Yoksa ‹ran’›n bugünkü boyutta tek bafl›na emperyalistlerin sald›r›lar›na karfl› koyabilmesi zordur. Avrupa enerji alan›nda Rusya’ya büyük oranda ba¤›ml›. Artan enerji ihtiyac›n› karfl›layabilmek için de kaynak aray›fl›nda bulunuyor. Rusya’n›n bu alanda kendisine olan hakimiyeti nedeniyle Rusya’ya karfl› hamlelerinde istedi¤i gibi rahat hareket edemiyor. Avrupa’n›n y›lda yaklafl›k 550-600 milyar metreküp do¤algaz tüketti¤i bu oran›n önümüzdeki on y›l içerisinde 150 milyar metreküpe ulaflaca¤› tahmin ediliyor. Nabucco Do¤algaz Boru Hatt›’ndan ise y›ll›k 30 milyar metreküp do¤algaz›n Avrupa’ya nakledilmesi planlan›yor. Bunun Avrupa’n›n gaz ihtiyac›n›n yüzde 57ine denk geldi¤ini düflünürsek 750 milyar metreküpün yan›nda çok büyük olmad›¤› aç›k. Rusya’dan sonra en fazla do¤algaz rezervlerine ‹ran sahip, Avrupa’n›n kaynak aray›fl›nda bu nedenle d ‹ran öne ç›kmakta. Nitekim ABD’ye ra¤men kimi AB ülkelerinin ‹ran’la anlaflmalar›, iliflkileri bulunuyor. Bu anlam›yla mutabakat metninin çeflitli AB ülkelerince olumlu karfl›land›¤›n›n aç›klanmas› oldukça anlafl›l›rd›r. Hatta daha da ötesi, çeflitli yaz›lar›m›zda “politik manevra alan› AB emperyalistleri ile ABD emperyalizminin çeliflkileri kadar” oldu¤unu belirtti¤imiz TC’nin bu mutabakat metnine imza atmas›n› sa¤layan›n AB emperyalizminin etki gücü oldu¤unu düflünmememiz için bir neden bulunmuyor. ABD’nin ise BOP ile Ortado¤u, Hazar ve Kafkasya’daki enerji kaynaklar› ve nakil güzergâhlar›na hâkim olmay› hedefledi¤ini belirtmifltik. Afganistan, Irak iflgalleri, Ukrayna, Gürcistan vb. ülkelerdeki “renkli devrimler” bu projenin hayata geçmesi için yap›lm›flt›r. Ve projenin tamamen hayat bulmas› için de her türlü yol denenmektedir. Rusya’n›n bölgede enerji kaynaklar›na hâkim olmas› ABD ile Rusya aras›ndaki çeliflkileri de fliddetlendiriyor. Avrupa’n›n da enerjide Rusya’ya olan ba¤›ml›l›¤›n› ve bu ba¤›ml›l›ktan kurtulmak istedi¤ini göz önünde bulundurursak AB ve ABD’nin enerji alan›nda Rusya’ya karfl› ç›karlar›nda ortaklaflabileceklerini ifade edebiliriz. Romanya ve Bulgaristan’›n NATO’ya dahil oluflu ve bu ülkelerde NATO üslerinin kurulmas›, Ukrayna ve Gürcistan’›n NATO’ya üye yap›lmas›n›n planlanmas› “renkli devrimler” vb. daha baflka fleyler Rusya’n›n bölgedeki etki gücünü k›rmak için yap›lmaktad›r. Bu çerçevede enerji nakil güzergâhlar›nda hakimiyet kurma politikas› gere¤ince TC’nin çeflitli boru hatt› projelerinde yer almas› ABD’nin ç›kar›nad›r. Fakat BOP önündeki en büyük engel olarak tan›mlanan ‹ran’la bir anlaflma yap›lmas› ABD’nin istemeyece¤i bir fleyidir. Nitekim ABD’nin Ankara Büyükelçili¤i “Hazar Denizi

enerji kaynaklar›n›n ‹ran’dan transit geçifle ihtiyaç duymadan do¤rudan Avrupa pazarlar›na ulaflt›r›lmas› için gerekli altyap›n›n gelifltirilmesi konusunda Türkiye ile birlikte çal›flmaya devam edece¤iz” demiflti. (17.07.0- Sabah) K›sacas› ABD’nin Rusya’ya karfl› her ne kadar AB emperyalistleriyle bir ç›kar ortaklaflmas› söz konusu olsa da bunun çerçevesi do¤al olarak ABD’nin uzun vadeli ç›karlar›yla s›n›rl›d›r. Zira Türkiye üzerinden Avrupa ülkelerine do¤algaz tafl›nmas›n› destekleyen ABD mutabakata derhal karfl› ç›km›fl ve çok h›zl›ca sonuç alm›flt›r. Her ne kadar do¤rudan imzalanan mutabakat metnine iliflkin bir aç›klamada bulanmasa da konunun anlafl›labilmesi için de¤inmeden geçemeyece¤imiz bir di¤er emperyalist güç de Rusya’d›r. Rusya di¤er emperyalistlerin kendisini alt etmeye dönük hamlelerini bofla ç›kartmak için en güçlü silah› olan enerjiyi kullanarak hakimiyetini korumaya çal›fl›yor. Yapt›¤› hamlelerle kendi hakimiyetini korumak isterken di¤er emperyalistlerin hayata geçirmeyi planlad›¤› projelerini de devre d›fl› b›rakmaya çal›fl›yor. Konvansiyonel kuvvetleri s›n›rlama antlaflmas›ndan çekilifli, ABD’nin ‹srail ve kimi Arap ülkelerine milyarlarca dolarl›k silah yard›m› yapmas› karfl›s›nda Rusya’n›n da ‹ran’a savafl uça¤› satacak olmas› bunun göstergelerindendir. Elbette enerji nakil güzergahlar›nda hakimiyet kurulmas› çabas› da ayn› perspektifin ürünüdür. Ki hali haz›rda, gelecekte önemi daha da artacak olan do¤algaz kaynaklar›n›n yüzde 26’s›na sahip olan Rusya enerjiyi kendisine göre daha “güvenli” oldu¤unu düflündü¤ü yollardan istedi¤i yere ulaflt›rmaya çal›fl›yor. Bunu da yapt›¤› anlaflmalarda di¤er emperyalistlerin projeleri çerçevesinde hareket eden ülkeleri devre d›fl› b›rakarak stratejik önemlerini azaltmaya çal›flarak yap›yor. Yak›n süreçte “Güney Ak›m” adl› projeyle Türkiye’nin Avrupa’ya do¤algaz ulaflt›ran nakil güzergahi olmas›n› engellemeye yönelmifl olmas› bunun somut bir örne¤ini oluflturuyor. Bunlar emperyalistler aras›ndaki çat›flmad›r, do¤al olarak emperyalistlerin ufla¤› olan ülkeleri de kapsayarak onlar›n da yap›lan hamlelerde rolleri olacakt›r ve bu kaç›n›lmazd›r. Çünkü herhangi bir emperyalist ülkeye ba¤›ml› bir ülkenin ba¤›ml› bulundu¤u emperyalist ülkenin politikalar›n›n d›fl›nda hareket etme olana¤› fazla bulunmamaktad›r. Bu ülkelerin emperyalistlerin kendi aralar›ndaki dalaflta tarafs›z kalmalar› zordur. Örne¤in Türkiye göbekten emperyalizme ba¤›ml› ve bugün ABD emperyalizminin sad›k ufla¤›d›r. Çeflitli koflullarda bu durum de¤iflebilir. Fakat TC’nin emperyalizme ba¤›ml› karakteri ancak bir devrimle y›k›labilir. Her ne kadar TC kendi bafl›na ba¤›ms›z hareket ediyormufl gibi bir görüntü yarat›lmaya çal›fl›lsa da gerçe¤in böyle olmad›¤›n› halk›m›z da bilmektedir. Bugün için TC’nin esasta ABD’nin politikalar› do¤rultusunda konumland›r›ld›¤›n›, yap›land›r›ld›¤›n› söylemek ve ABD’den ba¤›ms›z hareket edemeyece¤ini ifade etmek gerekir. TC yukar›da

21 Eylül-4 Ekim 2007 çerçevesini çizmeye çal›flt›¤›m›z dalafl içerisinde bir mafla rolünden baflka hiçbir iflleve sahip de¤ildir. Üstelik üstlendi¤i bu mafla rolünü oynarken zarar verdi¤i tek fley halk›m›z›n ç›karlar›d›r. R.T. Erdo¤an ‹ran’la var›lan mutabakat üzerine ABD’nin gösterdi¤i tepkiye karfl›l›k kendi kararlar›n› kendilerinin verece¤ini söylerken Enerji Bakan› Hilmi Güler daha önce enerjide yüzde 65 d›fla ba¤›ml› olundu¤unu aç›klam›fl ve bununla adeta bu konuda da TC’nin kendi bafl›na hareket edemeyece¤ini ortaya koymufltur. ABD kendi projesi çerçevesinde Türkiye’nin Azerbaycan ile fiahdeniz Projesine ve Irak’tan gaz al›m projesine a¤›rl›k vermesini istiyor. Irak Baflbakan› Maliki’nin Türkiye’ye ziyareti sonras›nda iki ülkenin enerji alan›nda iflbirli¤i yapmak için mutabakata vard›¤› aç›kland›. Bunun ‹ran’la yap›lmas› düflünülen projeye ABD’nin karfl› oldu¤unu ve ‹ran’a 20 milyon dolar›n üzerinde yat›r›m yapanlara yapt›r›m uygulanaca¤› karar› bulundu¤unu aç›klamas› sonras› yap›lmas› da gösteriyor ki TC bugün ABD’nin ba¤›ms›z hareket edemez. Maliki’nin Türkiye’yi ziyaret etti¤i gün Irak Kürdistan›’nda Kürtler kendi petrol yasalar›n› ç›kard›lar. Türk hâkim s›n›flar› Irak Kürdistan›’ndaki petrolden pay kapmaya, söz sahibi olmaya çal›flmaktad›r. Ç›kar›lan petrol yasas›yla oradaki petrol üzerinde söz sahibi Kürtler olmufltur. Bununla Türk hakim s›n›flar›n›n heveslerinin kursaklar›nda b›rak›ld›¤› söylenebilir. Türkiye’nin enerjide d›fla olan ba¤›ml›l›¤› giderek artmaktad›r. Ülke kaynaklar› ç›kar›lan yasalarla emperyalistlerin sömürüsüne aç›lmaktad›r. Elektrik üretiminin yar›ya yak›n›n› do¤algazdan üreten ve enerjide yüzde 65 d›fla ba¤›ml› bulunan Türkiye’nin do¤algaz ithalat› 2007 y›l›n›n ilk alt› ay›nda 863 milyon dolar artarak 5.7 Milyar Dolara ulaflm›fl durumda. (12.08.2007Milliyet) geçen y›l yaflanan elektrik kesintileriyle devletin özel flirketlere sundu¤u ayr›cal›klarla halk›m›z›n nas›l sömürüldü¤ü bir kere daha a盤a ç›km›flt›. Belirli saatler aras›nda kamu ucuz elektrik üretip sat›yo8du. Özel elektrik üreticisi flirketler ise kamunun üretim yamad›¤› saatlerde üretim yap›yorlard›. Kamunun üretim yapt›¤› saatlerde elektri¤in kilovat› 6.5 YKr idi, özel flirketler üretilen bu ucuz elektri¤i al›yor, kendileri üretim yapt›¤› s›rada 9.5 YKr’ye sat›yorlar. Böylece halk›m›za elektri¤in yar›s› daha pahal›ya sat›l›yor, halk›m›z hakk› olan ucuz enerji kullan›m›ndan yararlanmak yerine pahal› enerji tüketimine mahkum ediliyor. Bunlar yap›l›rken di¤er taraftan emperyalistlerin ve uflaklar›n›n ç›karlar› korunup daha da art›r›l›yor. Emperyalizme göbekten ba¤›ml› Türk hakim s›n›flar› efendilerinin ç›kar›na olan uygulamalar› hayata geçiriyorlar. Zaten köleden efendisinden ba¤›ms›z, onun ç›kar›na ayk›r› hareket etmesini bekleyemeyiz. Bu nedenle halk›m›z›n hakk› olan kendi ülke kaynaklar›ndan yararlanmas› için emperyalizme göbekten ba¤›ml› olan ve ülke kaynaklar›n› onlar›n sömürüsüne açan bu düzenin y›k›lmas›, bu düzenin sahipleri Türk hakim s›n›flar›n›n alafla¤› edilmesi laz›m. Bunun için de emperyalizme ve onun yerli uflaklar› olan Türk hakim s›n›flar›na karfl› mücadele etmek olmazsa olmazd›r. Halk›m›z›n kendi iktidar›n› kurmas›, kendisinin olmayan bu düzeni y›kmas›yla mümkündür. Bundan dolay› örgütlenmek bir zorunluluk olarak kendini dayatmaktad›r!


21 Eylül-4 Ekim 2007

(STEPAN fiAHUMYAN komutas›ndaki 26 Bakü siyasi komiser, ‹ngiliz emperyalistleri ve onlar›n sad›k uflaklar› Esserler ve Menflevikler taraf›ndan 20 Eylül 1918 flafa¤›nda Aflkabat’ta kurfluna dizilerek katledildi.)

14

MA! T U N U ’i 8 1 9 1 L Ü L Y E 0 2

DEVR‹M‹N VERENA(KUTUP YILDIZ)LARI BAKÜLÜ 26 S‹YAS‹ KOM‹SER ÖLÜMSÜZDÜR! -IMET’in, Ye¤ifle ÇARENTS’in ve say›s›z devrimci flair, yazar ve ressam, müzisyenin ölümsüz eserlerinde sonsuza dek yaflayan onlar›n canl› direniflleri ve özgürlük aflklar› de¤il midir?

Ekim Devrimi’nin Kafkaslar’daki yank›s›

Parisli Komünarlar›n “bizi bofluna ölüler aras›nda aramay›n” direnifl fliar› 26 Bakülü Komünar›n elinde “biz beyaz bayrak salland›rmay›z” devrim fliar›na dönüfltü. “Tarihte kesinlikle yenilgi tehlikesi olmayan hiç bir devrim yoktur”der, devrim biliminin usta teorisyeni Lenin yoldafl. S›n›fl› toplumlar tarihinde sosyal devrimlerin gelifliminde zaferler kadar yenilgilerin, baflar›lar kadar baflar›s›zl›klar›n da yafland›¤›na dair say›s›z örnekler mevcuttur. S›n›f savafl›m› tarihi yengiler ve baflar›lar kadar devrim girifliminin yenilgilerle (Spartaküs Ayaklanmas›, fieyh Bedrettin Ayaklanmas›, Paris Komünü, 1905 Burjuva Demokratik Devrimi, ‹spanyol Direnifli vb.) ve ayaklanmalar›n baflar›s›zl›kla sonuçland›¤› örneklerin de tarihidir. Bundan dolay› de¤il midir ki Çin Devrimi’nin usta kurmay› Baflkan Mao, “Savaflmak, yenilgiye u¤ramak, yeniden savaflmak, yeniden yenilgiye u¤ramak, yeniden savaflmak... Ta ki zafere ulafl›ncaya kadar. Bu da halk›n mant›¤›d›r ve halk asla bu mant›¤a ayk›r› hareket etmez. Bu da baflka bir Marksist yasad›r, Rusya halk›n›n devrimi de, Çin halk›n›n devrimi de bu yasay› izlemifltir” diyerek, devrimlerin geliflim ve ilerleme yasas›n›n nas›l bir yol ald›¤›n› ve alaca¤›n› belirtir.

Parisli komünarlar›n kahramanl›k dolu direnifli Bakülü komünarlar›n devrim ateflinde büyüdü! Kurfluna dizilen Parisli Komünarlar›n “bizi bofluna ölüler aras›nda aramay›n!” ölümsüz hayk›r›fllar› bu kez yumruk ve yüreklerini birlefltiren, onurlar›yla ölmeye cesaret eden 26 Bakülü komünar›n elinde “biz beyaz bayrak salland›rmay›z” slogan›na dönüflür. S›n›fl› toplumlar tarihinde devrim denilen alt üst dolu f›rt›nal› s›n›f mücadelesinde bir üçüncü yola tan›kl›k edilmedi¤i gerçekli¤i bir kez daha Istepan fiahumyan’›n komutas›ndaki 26 Bakülü komünar›n kahramanl›k dolu direniflinde ispatlan›r. Onuruyla ölmeye cesaret edenler devrim denen büyük kas›rgan›n öncüsü olabilir. Bu büyük alt üst olufla öncülük etmeye cesaret edemeyen oportünist ve revizyonistlerin gidece¤i yer her zaman ihanetin ve alçakl›¤›n

83

yolu olmufltur. Parisli Komünarlar›n direnifl ve kavga gelene¤i bu kez tarihin baflka bir kesitinde proletaryan›n baflka bir yurdunda (Kafkaslar’da) proletaryan›n befli¤i olan Bakü’da Bakülü Komünarlar›n kahramanl›¤›nda yaflat›l›r. Elveriflsiz ve eflitsiz koflullar alt›nda kazanman›n, zaferi kucaklaman›n nesnel koflullar›n›n zay›f oldu¤u yerde kuflatma ve iflgal alt›nda komün yaflat›lmaya çal›fl›l›r. ‹ngiliz emperyalistlerin kurflunlar›na boyun e¤ilmez, beyaz bayrak salland›r›lmaz. Emperyalist haydutlar›n kuflatmas›, Türk iflgalcilerin sald›r›s› Menflevik-Esserler, ulusal burjuva milliyetçilerinin (Taflnaklar-Ermeni burjuva nasyonalistleri, Musavatlar-Azeri burjuva milliyetçilerinin) ihaneti alt›nda açl›k ve k›tl›k içinde her türlü fedakârl›¤a katlanarak, Komünarlar direnir ve savafl›r. Bakü Komünü yaflat›lmaya çal›fl›l›r. Canlar›n› proletaryan›n kurtulufl davas›na, Komünün yaflat›lmas› u¤runa feda eden 26 Bakûlü Komünar›n direniflinde, büyük insanl›k günahlar›ndan ancak devrimle ar›nacakt›r fikri gerçek olur. Ve onlar›n savafl ve direnifl gelene¤i Kafkaslar’dan Sovyetlerin uçsuz bucaks›z topraklar›nda yaflayan emekçilerin devrim hayk›r›fl›nda, sosyalizmi infla mücadelesinde yank›lan›r. ‹ngiliz emperyalistlerin kurflunlar›, Menflevik-Esserlerin ihanetçi politikalar› tarihin ihanetçi duvarlar›nda bir kez daha çivilenerek lanetlenir. 26 Komünar›n sosyalizm idealleri ve düflü Kafkaslar’da ve Sovyet Rusya’n›n topraklar›nda yaflam bulur. Her yeni do¤an özgür Sovyet çocu¤un ad› infla edilen her okulun, e¤itim ve kültür merkezlerinin, en görkemli da¤lar›n, verimli topraklar›n, bölgelerin ad› olur fiAHUMYAN. Komünarlar Sovyet topraklar›nda yaflayan ve devam eden direniflin ölümsüz ad› olur. Bu, direniflin ölümsüz gelene¤idir Stalingrad önlerinde Alman faflizmine diz çöktüren. Ve onlar çok iyi bilmektedir

ki, ancak hakl› davalar› u¤runa büyük bedeller ödeyerek, görülmemifl cesaret ve kahramanl›klar göstererek özgürlük ve ba¤›ms›zl›klar›na sahip ç›kabilir. Onlar bu gerçekli¤in tan›kl›¤›n› Bakü Komünarlar›n direniflinde yaflad›lar. Tarihin bu onurlu direnifline tan›kl›k eden en soylu devrim sayfalar›nda ölümsüz Komünarlar hep en önde ve en sayg›n yerde olmufltur. Ve onlar emekçilerin yüreklerinde yaflayan ve sönmeyen devrim atefli olmufltur. Bir as›rdan fazla zaman geçmesine ra¤men nas›l ki bilim ve özgürlük savunucusu Parisli ayd›nlar, ö¤renciler, sosyalistler, sevgililer halen ilk aflk ve flark› buketlerini devrimci düflüncelerin yaflam kayna¤› olan Pere la chaise Mezarl›¤›’ndaki Komünarlar›n görkemli an›t› önüne b›rak›p onlara olan sayg› ve sevgilerini yaflatmaya devam ediyorsa, ayn› flekilde Bakülü, Kafkasyal› her proleter sevgili çift evlendikleri ilk günün en anlaml› aflk ve sevgi buketlerini, mutluluk dileklerini Bakü Özgürlük Meydan›’ndaki Komünarlar›n an›t mezar›n önüne b›rakarak onlar›n direniflleri önünde sayg›yla e¤iliyor. Bu bir Komünar gelene¤idir. Komünarlara olan sayg›n›n belirtilmedi¤i hiçbir mutluluk anlam bulmaz. Dünyada granitlere ifllenen en görkemli an›tlar, tuala resmedilen en canl› renkler, m›sralara dökülen en yüce epik fliirler, notaya dökülen en büyük aflk flark›lar›, sinemaya uyarlanan en usta filmlerde yank›lanan halklar›n direnifl an›lar›d›r. O eserlerde yaflayan sanat, emekçilerin muazzam direniflleridir. ‹spanyol, Paris, Bakû, fianghay’da ve dünya denilen gök kubbenin alt›ndaki birçok co¤rafya parças›nda halklar›n ve onlar›n kahraman evlatlar›n›n devrim an›nda ortaya koyduklar› kahramanl›k dolu direnifllerinden daha büyük sanat eserleri var m›d›r? Pablo P‹CASSO’nun, Louis ARAGON’un, Pablo NERUDA’n›n, Naz›m H‹K-

“Hiçbir siyasi parti devrimci teoriye ve tarih bilgisine sahip olmadan ve pratik hareketi derinli¤ine kavramadan büyük bir devrimci hareketi zafere ulaflt›ramaz.” Mao Ekim Devrimi’nin yank›s› k›sa sürede Kafkaslar›n tüm cephelerinde kendisini tamamen hissettirir, Rusya’daki ordunun önemli bir bölümü bölgedeki Sovyetler iktidar›n› destekler. Böylece dev bir güç haline gelen Kafkasya ordusu, Kafkaslarda bulunan karfl› devrimci hükümetlere ve cephelerde bulunan tüm gerici komutanl›klara karfl› her türlü önlemler alarak, onlar›n zarars›z hale gelmelerini ve tamamen tasfiye edilmeleri için çal›flma bafllat›r. Bakü ve tüm Kafkasya’da Sovyet iktidar›n›n kurulmas› için yürütülen partinin devrimci çal›flmalar› üzerinde derinleflen fiahumyan ve onun özel olarak görevlendirdi¤i Kamo (Lenin’in Fedaisi adl› romandaki kahraman), beyaz ordular›n yo¤un oldu¤u askeri bölgelerden ve bir dizi zorluklar› büyük bir ustal›kla aflt›ktan sonra Aral›k ay› bafllar›nda Petrograd’a ulafl›r. S. fiahumyan’›n kaleme ald›¤› mektubu V. ‹. Lenin yoldafla teslim ederken, Kafkasya’daki son geliflmeleri ve kendi izlenimlerini de önder yoldafla aktar›r. V. ‹. Lenin bütün olanaklar› seferber ederek Bakü Komünü için yard›m›n örgütlenmesi çal›flmalar›n› bafllat›r. 16 Aral›k 1917’de onun baflkanl›¤›nda toplanan Demokratik Halk Komiserleri Konseyi, Kafkasya’daki sorunlar› derhal incelemeye al›r. Konsey toplant›s›, Kafkasya bölgesinin tüm çal›flmalar›ndan sorumlu olarak S. fiahumyan yoldafl›, tüm Kafkasya bölgesinin ola¤anüstü komiseri ve yard›mc›s› olarak da N. Podvoyski’yi atar.

Bakü ‹flçi-Köylü Sovyetleri’nin oluflturulmas› ve devam eden Bolflevik-Menflevik çat›flmas› Ekim Devrimi Rusya’n›n uçsuz bucaks›z genifl co¤rafyas›nda emekçilerin özgürlük isteminde yank›lan›r. Proletarya ile burjuvazi aras›ndaki büyük çat›flma iktidar sorununda fliddetlenir. Kafkaslar›n tüm cephelerinde iktidar çat›flmas› yaflan›r. Bakü ve tüm Kafkasya’da Sovyet iktidarlar› kurulur. Bakü’de kurulan Sovyetlerin bafl›na Istepan fiahumyan seçilirken ço¤unlu¤u Bolflevikler de¤il Men-


15

83 flevik-Esserler ve nasyonal burjuva partiler oluflturur. Bu durum Bakü Komünü’nün yaflam›n›n ve gelece¤inin belirlenmesinde ciddi bir rol oynar. Bolfleviklerin bir dizi devrimci kararlar› kabul ettirip onaylatma ve uygulatma yönünde ciddi engellerle karfl›lamas›na yol açar. Ayn› zamanda komünün güçlenmesi, nasyonal ve küçük burjuvalar partilerden (Menflevik-Esserler) ar›nd›r›l›p, yolunu Lenin önderli¤inde çizilen devrim ve sosyalizm yolunda belirlemesi yönünde de engeller oluflturur. Bolfleviklerle Menflevik-Esserler aras›nda toplumsal ve politik sorunlar›n çözümü konusunda yaflanan farkl› görüfllerin çat›flmas›nda yatan temel neden iki z›t s›n›f gerçekli¤inin varl›¤›d›r. Bolflevikler proletaryan›n politik temsilcili¤ini yaparken Menflevik ve Esserler (sosyalist devrimciler) küçük burjuvalar›n, esnaf ve zanaatkarlar›n politik temsilcili¤ini yapmaktayd›. Kafkaslar’›n çok uluslu ve küçük burjuva yo¤unluklu bir toplumsal yap›ya sahip olmakla birlikte farkl› uluslar›n uzun süren çat›flmalar›na sahne olmufl bir co¤rafya olmas› ayn› zamanda Bolfleviklerle Menflevik-Esserler aras›ndaki ideolojik-politik çat›flmas›n›n derinleflmesine yol açmaktayd›. ‹ki s›n›f aras›nda yaflanan ideolojik-po-

?

Neden Istepan fia fi ahumyan?

litik çat›flma h›z›ndan hiçbir fley kaybetmeden fliddetlenerek devam etmifltir. Kafkaslar’da politik iktidar›n bütünüyle kime ait olaca¤› temeli üzerinde yaflanan sorunlar giderek derinleflir ve bir çat›flma ortam›na dönüflür. Bunun bafll›ca nedenleri dünyadaki ve Kafkaslar’daki nesnel durum ve politik geliflmelerdir. I. Emperyalist Paylafl›m Savafl› devam ediyordu. ‹ki farkl› emperyalist blok (‹ngiliz ve Frans›z emperyalistlerin bafl›n› çekti¤i blokla Alman emperyalistlerinin ve ufla¤› olan ‹ttihat ve Terakki Partisi) aras›ndaki çeliflki ve çat›flma Kafkaslar’da ve petrol yata¤› olan Bakü üzerinde cereyan etmekteydi. Bakü’ye ve Kafkaslar’a hakim olan güç, ayn› zamanda bölgenin zengin enerji yataklar›na da sahip olacakt›. Bölgenin tek hakimi olma yönündeki politikan›n iki emperyalist blok aras›nda çat›flmaya dönüflmesinin alt›nda yatan gerçek neden zengin enerji kaynaklar›na sahip olmas›d›r. Nasyonal burjuva partilerine (Taflnaklar

ve Musavatlar) karfl› tak›n›lan tutum sorunu, Bakü Komünü’nün yaflat›lmas›na yön verilecek politikan›n ve yolun çizilmesi sorunlar› Bolfleviklerle-Menflevikler aras›ndaki politik çat›flmalar›n da temel nedeni olmufltur. Ayr›ca Ekim Devrimi’ne karfl› izlenen politik tav›r, Kafkaslar’da izlenecek politik yol Bolfleviklerle Menflevikler aras›nda ciddi görüfl farkl›l›klar›n yaflanmas›na ve giderek çat›flmalarla sonuçlanan geliflmelere yol açm›flt›r. Baflta Bakü olmak üzere Kafkaslar’›n gelece¤inin nas›l ve ne flekilde belirlenip flekillenece¤i, emperyalist savafla ve farkl› iki emperyalist bloka karfl›, Osmanl› (Türk) iflgalcilerin sald›r›lar›na karfl› nas›l tav›r tak›n›lacakt›r? Bu konular baflta olmak üzere bir dizi ekonomik-politik ve yönetsel sorunda Bolfleviklerle Menflevikler hep karfl› karfl›ya gelmifl ve hep farkl› iki z›t politik tutum tak›n›lm›flt›r. Menflevik-Esserler (sosyalist devrimciler) ittifak halinde birlikte hareket edip Bakü Sovyeti’nde say›sal ço¤unlu¤u olufltururken, bu ittifaka özellikle Ermeni nasyonal burjuva partisi olan Taflnaklar ve dönem dönem Azeri nasyonal burjuva partisi olan Musavatlar da dahil olmufl Bolfleviklere karfl› mücadelede Menfleviklere ve Esserlere karfl› her türlü deste¤i nasyonal burjuva partileri sun-

Lenin yoldafl›n Istepan fiahumyan yoldafl› Kafkasya bölgesinin ola¤anüstü komiseri olarak atamas›n›n hakl› ve yerinde devrimci nedenleri vard›r. Lenin yoldafl, bafl›ndan beri önem verdi¤i devrimci çal›flmalar›na de¤er verdi¤i iki temel komitenin bafl›nda Bakü ve Kiev Komitesi gelmektedir. “1910 ve 1911 Rusya’s›nda, Bakü ve Kiev örgütleri gibi önemli ve örnek sosyal-demokrat örgütlerde bu ittifak, hemen hemen tam bir kaynaflmaya, bolfleviklerin çok be¤endi¤i, parti yanl›s›, bölünmez, tek bir sosyal-demokrat organizmaya dönüfltü.” Ve çal›flmalar›na önem verdi¤i Bakü Komitesi’nin yönetiminde devrimi örgütleme çal›flmalar›nda hep Istepan fiahumyan yoldafl olmufltur. O, 1900’lü y›llar›n bafl›ndan itibaren sürekli bir flekilde Lenin ve Bolfleviklerle birmufltur. I. Emperyalist Paylafl›m Savafl› koflullar›ndan dolay› Bakü’de açl›k ve k›tl›k yaflanmaktad›r. Menflevikler-Esserler ve Taflnaklardan oluflan blok, durumun art›k umutsuz oldu¤unu, Osmanl› (Türk) ordular›na karfl› savaflmak ve açl›ktan k›r›lan Bakü’yü kurtarmas› için ‹ngilizlerin bölgeye gelmesine davetiye ç›kart›lmas›nda diretiyorlard›. Bakü Bolfleviklerinin önderi fiahumyan, Bakü Sovyetlerini içeriden y›kmaya çal›flan bu sahtekerlar›n gerçek niyetlerinin komünün kurtar›lmas› de¤il, tersine y›k›lmas› ve parçalanmas›n› h›zland›rmak için hep birlikte hareket ettiklerini ve onlar›n tehlikeli giriflimlerini sürekli elefltirerek mahkum eder ve çözüm olarak Bakü Sovyetlerinin kurtuluflunun Rusya’dan yal›t›larak de¤il birlikte mücadeleyle elde edilece¤inin, ‹ngilizlerin davet edilmesi sorununa gelince bunu ancak merkezi Sovyetler hükümetinin karar verebilece¤inin al-

t›n› çizer. O, Sovyetler iktidar›n›n düflmanlar›n›n as›l amaçlar›n›n iflçi-köylü devletini parçalayarak yeniden eskiye dönülmesinin gayreti ve çabalar› içinde olduklar›n› önemle vurgular. Tam da bu amaç do¤rultusunda hareket eden içteki tüm karfl› devrimciler, emperyalist güçleri, iflçi-köylü devletine karfl› birlikte mücadele etmeye davet ederler. Bu do¤rultuda hareket eden Musavatlar Türk iflgalcilerle iflbirli¤i yaparken, Menflevikler-Esserler ve Taflnaklar da umutlar›n› ‹ngilizlere, Frans›zlara ve Almanlara ba¤layarak, sözde onlar›n, “bizim için ölecekler, ama ba¤›ms›zl›¤›m›z› bize b›rakacaklar” propagandas›na a¤›rl›k verirler. Bu görüfller sadece dar bak›fl aç›s› de¤il, bir katliama davetiye ç›kartmakt›r, son tahlilde Bakü Sovyetlerinin imhas›, Kafkasyan›n kölelefltirilmesi ve iflçi-köylü Sovyetleri devletine darbeler indirerek zay›flamas›na neden olmak. Vladimir ‹lyiç Lenin, daha bafl›ndan beri Bakü Komünü ve önderli¤inin çal›flmalar›na sonsuz güven duymaktayd›. Sovyetler Bakü’sü, Kafkasya’n›n çeflitli milliyetten halklar›n› kurtulufla götürecek güzergah› ayd›nlatan sönmez bir meflale, sosyalist devrimin bölgedeki zaferinin onurlu temsilcisi olmufl-

21 Eylül-4 Ekim 2007 tidar›n›n ç›karlar›na hizmet edecek bir flekilde kullanmakt›r. Bakü Komünü’nün önderi gerek stratejiyi ve gerekse de taktik politikalar› büyük bir ustal›kla prati¤e uygulayan, efline az rastlanan önder kadrolardan biriydi, özellikle önderli¤in en zor oldu¤u ve bilimsellik gerektiren bu alanda gösterdi¤i kararl›l›k ve sahip oldu¤u çelikten irade, onun davas›na olan sonsuz güveni ve bilime olan inanc›nda yatmaktayd›. Ondaki bu yetene¤in geliflmesi fliddetli s›n›f mücadelesinin ön saflar›nda ve en zor koflullarda Leninist çizgiyi ›srarla prati¤e uygulamadaki gücünü bilimden ve ideolojisine olan güveninden almaktayd›. Koflullar›n gittikçe a¤›rlaflt›¤› ve devrimci güçlerin say›ca az oldu¤u bu dönemde taktik politikalara duyulan ihtiyac›n önemi kaç›n›lmaz bir zaruretti, dolay›s›yla düflman bloklar›n›n aras›nda var olan çeliflkilerden ustal›kla yararlanmak, bütün olanaklar› azami derecede zorlayarak mücadelede kal›c› zaferler elde edilmesi önderli¤in taktik politikalarda da ustal›¤›n› gerektirmekteydi. ‹flte Lenin, bu konu üzerinde hassasiyetle durdu¤unu May›s 1918’de fiahumyan’a yazd›¤› son derece önemli mektubunda da dile getirir: “De¤erli yoldafl fiahumyan,

likte hareket ederek Menflevikler baflta olmak üzere ortaya ç›kan bütün tasfiyecilere, oportünistlere karfl› mücadele etmifltir. Bakü Komitesi’nin yöneticili¤inde, Kafkaslarda Rusça, Gürcüce, Ermenice, Azerice yay›nlanan birçok Bolflevik gazetesinin bas›n yay›n sorumlulu¤unda görev alm›fl Kafkaslar’da Bolflevik Parti örgütlülü¤ünün infla çal›flmas›n›n bafl›nda hep Stepan fiahumyan gelmifltir. O’nun kolay doldurulamaz yeri Kafkaslar’da örgütlenen devrimin niteli¤inde yatmaktad›r. O, derin bir tarih, toplum ve devrim, sanat ve edebiyat bilimine sahip olman›n yan› s›ra eflsiz bir propagandac›, usta bir yeralt› örgütleyicisi, say›s›z Bolflevik kadronun e¤itici ve yetifltiricisi, Marksist klasikleri bölge dillerine çeviren iyi bir çevirmen, Lenin yoldafl›n deyimiyle devrimin a¤›r topu olmufltur. tur. ‹flçi-köylü Sovyetleri hükümetinin iç ve d›fl düflmanlar›, Bakü petrollerini tamamen kendi denetimlerine geçirmek ve tüm ekonomiyi kontrolleri alt›na al›p Rusya’ya karfl› savaflmak için yeni yeni sald›r› planlar›yla harekete geçmeyi her f›rsatta denerler. Düflmanlar›n kendi aralar›ndaki çeliflkiler ve farkl›l›klar da derinleflmekteydi. Savafl halinde olan iki emperyalist gücün Bakü ve Kafkasya’y› iflgal etme planlar›, bir kez daha Alman-Türk blo¤unu ve ittifak güçlerinin oluflturdu¤u Antanta Blo¤u’nun bafl›n› çeken özellikle ‹ngiltere’yi bu bölgede karfl› karfl›ya getirerek, aralar›nda var olan çeliflkileri daha da keskinlefltirir. Bir yandan Musavatlar Türklerle eskiden beri var olan geleneksel ba¤lar›n› güçlendirirken, di¤er yandan da Menflevikler, Taflnaklar ve di¤erleri de dönem dönem Almanlar, ‹ngiliz ve di¤er ittifak güçleriyle iflbirli¤i yapmaktayd›lar. ‹flte böylesine karmafl›k ve oldukça zor durumlarda yap›lmas› gereken, var olan bu çeliflkilerden ustaca yararlanmak ve her fleyi Sovyetler ik-

Gönderdi¤in mektup için çok teflekkürler. Yürüttü¤ünüz güçlü ve kararl› politik duruflunuz, bizleri oldukça sevindirmifltir. Görülmemifl bir hassasiyet ve güçlü iradenizle sürdürdü¤ünüz mücadele, içinde bulundu¤unuz bu zor koflullar›n da dayatmas›yla ustaca bir diplomasiyi gerekli k›lmaktad›r, e¤er var olan güçleri bir çat› alt›nda birlefltirme baflar›s›n› gösterebilirseniz, iflte o zaman zafer kaç›n›lmaz olarak bizim olacakt›r. Zorluklar›n haddi hesab› yoktur. Bizi flu anda kurtaracak olan sadece emperyalistlerin kendi aralar›ndaki z›tl›klar, çeliflkiler ve mücadeledir. Bu çeliflkilerden yararlanmak için, flimdiden diplomasi yapmas›n› ö¤renmemiz ve uzmanlaflmam›z gereklidir. Çal›flmalar›n›zda baflar›lar›n›z›n devam›n› temenni eder, bütün dostlar›ma en samimi selamlar›m› iletirim Dostunuz Lenin” Devam edecek


18

21 Eylül-4 Ekim 2007

83

‹flsizlik konusunda AKP’nin yalanlar› ve gerçekler Bir seçim dönemi daha sona erdi ve AKP, ikinci kez “tek bafl›na iktidar” oldu. Türkiye’yi, emperyalistlere pazarlamakla mükellef olan AKP, ‘80 sonras› en fazla özellefltirme yapan, en fazla borç stoku biriktiren/art›ran, iflsizli¤i en fazla yükselten ve daha birçok “en”lere sahip bir hükümet oldu. AKP hükümeti, “medeniyetler çat›flmas›” çerçevesinde uygulamaya sokulan “›l›ml› ‹slam” projesinin temel ayaklar›ndan birini oluflturuyor. Yan› s›ra, Türkiye Ortado¤u, Balkanlar ve Kafkaslar›n göbe¤inde oluflu dolay›s›yla emperyalizmin karakolu olma görevini de üstlenmifltir. Geniflletilmifl Büyük Ortado¤u Projesi’nin (GBOP) bir halkas› oldu¤unu egemenler kendi a¤›zlar›yla ifade ederek, “stratejik ortakl›k/müttefiklik” gibi k›l›flarla uflakl›klar›na k›l›f uydurmaktad›rlar. TC’nin ‘80’lerde bafllatt›¤› neo-liberal politikalar›, en üst aflamaya getiren AKP hükümeti, en fazla miktarda yabanc› (emperyalist) sermayeyi ülkeye sokan ve en fazla özellefltirme yapan hükümettir.

IMF ile yola devam AKP, ilk hükümete geldi¤inde Türkiye’nin borç stoku 217 Milyar Dolar iken, flu an (2007’de), 408 Milyar Dolara ç›km›flt›r. Yani yaklafl›k iki kat artm›flt›r. AKP döneminde 141.3 Milyar Dolar faiz ödemesi (her y›l yaklafl›k 35-40 Milyar Dolar faiz ödemesi) yap›ld›. Popülist politikalarla halk›n gözünü boyamay› baflarabilen AKP, emperyalizmin (özelde ABD’nin) GBOP’nin önemli bir aya¤›n› oluflturdu¤u ve uflakl›kta s›n›r tan›mad›¤› için borç para bulmakta s›k›nt› çekmiyor. Türkiye’nin genifl bir pazara sahip oluflunun yan›nda üç k›tan›n ve dünya enerji kaynaklar›n›n kesiflti¤i noktada oluflu dolay›s›yla da emperyalistlerce önemi büyük ve bu yüzden de kesenin a¤z›, yerine göre aç›labiliyor. Dünya Bankas›’n›n, AKP hükümetine 600 milyon dolarl›k “Sosyal Riski Azaltma Projesi”ni sunmas› da bofluna de¤ildir. Neo-liberal politikalar› hayata geçirme, 80’lerden bu yana en üst noktas›na AKP döneminde ulafl›rken AKP’nin kitleleri manipüle edebilmesi için gerekli mali kaynak da, emperyalistler taraf›ndan karfl›lanmaktad›r; tabi zaman› geldi¤inde kafl›kla verdi¤ini kepçeyle almak içindir tüm bunlar. AKP, Türkiye’yi mali sermaye için de bir “cennet”e dönüfltürdü. AKP ilk hükümete geldi¤inde borsada yabanc›lar›n pay› % 43 iken, 2007’de bu oran % 71’e yükseldi. Dolar baz›nda kazanç oran›, 2002-2007 döneminde % 259 ile rekor k›rd›. AKP, ilk hükümete geldi¤inde, bankac›l›kta yabanc› pay› % 3 iken bugün % 42’ye yükseldi. AKP döneminde gelen yabanc› sermayenin % 81.4’ü bankac›l›k ve haberleflme

alan›na girerken, imalat sanayine sadece % 14.1’i girmifltir (Cumhuriyet; 13.07.2007). Dolay›s›yla AKP’nin “Türkiye’nin sanayisini yabanc› sermaye ile güçlendirece¤iz, büyütece¤iz” söylemi de kocaman bir yaland›r. Emperyalizme göbekten ba¤›ml› olan Türkiye ve AKP hükümeti, yabanc› sermayenin (yani emperyalizmin) kan emici sömürücü yönünün üzerini örtmek için her türlü manipülasyona baflvuruyor. Mali sermaye kan emicidir ve gitti¤i tüm ülkelerde emekçileri ili¤ine kadar sömürür. S›rf Türkiye’de dolar baz›nda % 259 oran›nda kazanç/kâr sa¤layarak hem üretimi baltalamakta hem de bu sa¤lad›¤› kârla Türkiye emekçileri üzerindeki yükün katmerleflmesine neden olmaktad›r. 2002 seçimlerinden önce IMF ile bir daha anlaflma yapmayaca¤›n› ve iliflkisini kesece¤ini ilan eden AKP, seçimi kazan›r kazanmaz IMF’nin kuca¤›ndaki yerini alm›flt›r. Bugüne kadar 29 ülke IMF ile ba¤›n› kesti¤i halde, sadece Türkiye ile Peru IMF ile yola devam etmektedir. AKP hükümeti, Türkiye’yi dünyada IMF’ye en fazla faiz ödeyen birinci ülke konumuna getirmifltir. Bu ba¤lamda, AKP’nin “sanayimizi yabanc› sermaye ile güçlendirece¤iz” söylemi asl›nda “ekonomimizi, sanayimizi yabanc› sermayeye peflkefl çekece¤iz”den baflka bir anlam tafl›mamaktad›r.

Emekçilerin ücretleri eridi! AKP, iflçi-emekçi düflman› ve emperyalizmin sad›k bir ufla¤› oldu¤unu her f›rsatta göstermektedir. AKP, yabanc›lar›n devlet tahvili, hazine bonosu ve borsa kazançlar›n›n vergisini % 15’ten % 0’a (s›f›r) indirirken ülkedeki dolayl› vergilerin oran›n› % 71’e ç›karm›flt›r. Dolayl› vergilerin yükünün emekçilerin üzerine bindi¤i hat›rlan›rsa, bu oran›n vahameti daha çok anlafl›lacakt›r. Dolayl› vergilerin, AB ortalamas› % 35 iken, Türkiye’de bu kadar yüksek oluflunu Türkiye egemenlerinin/AKP’nin emperyalist efendilerine ödemesi gereken borçlar›n-faizlerin yüksekli¤inde ve AKP’nin uflak ruhunda aramak gerekir. AKP döneminde, kira yard›m› ve vergi iadesi de kald›r›l›nca emekçilerin ücretlerinde düflüfl olmufltur. Dahas›, çal›flanlar›n üretimden ald›klar› pay 2002’de sadece % 8.4 iken, bu oran bile 2006’da daha da düflerek % 7.36 olmufltur. Bu oranlar bile, halk›n-emekçilerin yüzüne gülen, onlarla “s›cak” iliflkiler kuran AKP’nin ikiyüzlülü¤ünü göstermektedir. ‹flsizli¤i azaltmak için “canla baflla” çal›flt›¤›n› söyleyen AKP, kendi dönemindeki özellefltirmeler sonucu, 147 bin kiflinin iflsiz kalmas›na neden oldu. Bununla da yetinmeyerek iflsizlik fonunda biriken 27 milyar YTL’den s›rf Haziran 2007’de (yani sadece bir ayda) 343 mil-

l-

emekçi ha , k li iz s ifl ” n e fl “dü Ka¤›t üzerinde ediyor m a v e d a y a lm o k›n çilesi yon YTL faiz geliri elde etmifltir. 9 bin YTL’lik maaflla “geçinemeyen” Baflbakan, asgari ücretin “açl›k s›n›r›”n›n alt›nda olufluna bakmadan iflsizlik fonu için “pay” alarak faiz geliri elde edilmesini sa¤l›yor. AKP döneminde iflsizlik, Türkiye ‹statistik Kurumu (TÜ‹K) verilerine göre % 11’den % 9.8’e düflmüfltür. (Mart-Nisan-May›s 2007 dönemi). Ama bu rakamlar aldatmacad›r. Birincisi, böyle düflük olmas›n›n/düflmüfl gibi görünmesinin nedeni, 2007’de iflgücüne kat›lan 3 milyon kiflinin iflgücüne dâhil edilmemesidir. ‹kincisi iflgücüne kat›l›m oran› % 47 olan Türkiye’de (yani çal›flabilir nüfusun sadece % 47’si iflgücüne dâhildir) iflgücüne kat›l›m oran›n›n % 65 oldu¤u AB ortalamas› (ki ABD’de % 72’dir) esas al›n›rsa, iflsizlik oran› % 20.3’ü bulmaktad›r ve bu rakama umutsuzlar (yani ifl bulmaktan umudunu kesip, ifl bulma kurumuna baflvurmayanlar) dâhil edilmemektedir. Üçüncüsü, bizzat iflsiz tan›m› bir aldatmacad›r. TÜ‹K’e (ve sisteme) göre iflsiz, ifl aramak için herhangi bir ifl bulma kurumuna vb. baflvuran kiflidir. Dolay›s›yla umudunu kesip ifl aramayanlar, iflgücüne kat›lmayanlar (ev kad›nlar›, ö¤renciler vb.), aile iflçileri (özellikle k›rsal kesimde yo¤undur) iflsiz kategorisine girmemektedir. Bu yönüyle, büyüme rakamlar›ndaki sahtekarl›k, iflsizlik rakamlar›nda da sürüyor. Büyüme hesaplar›nda nas›l yabanc› sermaye ve ithalat gelirleri vb. milli gelire dâhil edilip, emekçinin yüzünü bile görmedi¤i kârlar büyüme hanesine ekleniyor ve burjuvazinin sermayesi/kâr› kifli say›s›na (nüfusa) bölünerek kifli bafl›na düflen y›ll›k milli gelir hesab› yap›l›yorsa; ifl bulma umudunu yitirenler, geçici ifllerde çal›flanlar›n

bir k›sm›, ö¤renciler, ev kad›nlar› vb. de iflsiz say›lm›yor. Dolay›s›yla iflsizlik rakamlar› düflük ç›k›yor.

Egemenler iflsizli¤i bitiremez ‹flsizlik, kapitalizmde geçici de¤il, kroniktir. Egemenler iflsizli¤i bitirmek flöyle dursun, sürekli var olmas› için azami çaba gösterir. Yedek iflsizler ordusu, egemenlere hem sürekli yenilenebilecek bir emek gücü sa¤lar hem de iflsizlik korkusunu diri tutarak ücretlerin düflük tutulmas› ve sosyal hak gasplar›nda iflçi s›n›f›na karfl› bir koz oluflturur. ‹flçilerin ekonomik siyasal mücadelelerini zay›flatmak, onlar› pasiflefltirmek ve “kaderlerine” raz› etmek için iflsizlik olgusu, burjuvazinin en büyük kozlar›ndan biridir. Bu yönüyle emperyalizmin sad›k ufla¤› olan AKP’nin iflsizli¤i düflürme iste¤i ve buna çabalad›¤› söylemi kocaman bir yaland›r. AKP’nin “iflsizli¤i azaltmak” için yaflama geçirdi¤i projelerden en kapsaml›s› olan “Teflvikli ‹ller Projesi”nde 49 ilde 1317 “fabrika” kuruldu¤u söyleniyor. Oysa bu projede en küçük atölye dahi (10 kiflilik) fabrika olarak nitelendirildi. Yani kurulan tesislerdeki istihdamla birlikte çal›flanlar›n say›s› bu 49 ilde 189 bine ancak ulaflt›. ‹flsizlik oran› TÜ‹K verilerine göre bile al›nsa, bu illerdeki istihdam, Türkiye’deki yaklafl›k 2.5 milyon iflsiz yan›nda çok düflük kalmaktad›r; ki bu iflsiz say›s›na ifl aramayan 1 milyon civar› kifliyi ve iflgücüne yeni kat›lan 3 milyon kifliyi de (bunlar da TÜ‹K verileri) hesaba katarsak bu “teflvik” aldatmacas›n›n “iflsizli¤e katk›s›” daha net görülebilir. Yan› s›ra AKP hükümeti zaman›nda artt›¤› söylenen Organize Sanayi Bölgelerinin baz›lar› sadece


83 ka¤›t üzerinde kalm›fl, baz›lar› ise kaba inflaat halinde y›llarca bekletilmifl (çürümeye b›rak›lm›fl); ama bunlara imar izni verildi¤i için AKP’nin “baflar›” hanesine yaz›lm›flt›r. AKP hükümeti, buna karfl›l›k iflçilerin hiçbir hakk›n›n (grev, sendika vb.) olmad›¤› ve vergi muafiyeti ile birçok teflvike sahip “serbest bölge”lerin say›s›n› art›rarak, emekçi-iflçi düflman› emperyalizmin sad›k bir ufla¤› oldu¤unu bir kez daha göstermifltir. AKP döneminde, genç nüfusta ve e¤itimlilerde iflsizlik artt›. S›rf TÜ‹K verilerini baz al›rsak genç nüfusta iflsizlik % 17.5, e¤itimlilerde ise lise ve dengi okullardan mezun olanlarda % 11.7, yüksek ö¤retim mezunlar›nda ise % 8.21 (Nisan 2007) oldu. Art›k Türkiye’de e¤itimli olmak bir ifl güvencesi de¤ildir. ‹fl-

22 Temmuz seçim sonuçlar›n›n aç›klanmas›ndan sonra CHP’de sular yeniden kaynamaya bafllad›. Seçimde AKP’nin yüzde 47, CHP’nin yüzde 21 oy almas›n›n ard›ndan bu sonuçlar› baflar› olarak yorumlayan Deniz Baykal ve ekibi ile muhalifler aras›ndaki gerginlik giderek büyüyor. Seçim sonuçlar›n›n CHP’nin de¤il Deniz Baykal ve arkadafllar›n›n baflar›s›zl›¤› oldu¤unu iddia eden muhalefet ile yönetim aras›nda ipler giderek geriliyor. Son olarak CHP’nin kurulufl y›ldönümünde Ankara’da karfl› karfl›ya gelen yönetim ile muhalefet, önümüzdeki günlerce daha s›cak geliflmelerin yaflanaca¤›na iflaret ediyor. Genelkurmay Baflkan›’n›n ça¤r›s› üzerine yap›lan Cumhuriyet Mitingleri ile taze kan tafl›nmaya çal›fl›lan CHP, seçimlerde bekledi¤i deste¤i bulamam›flt›. fieriat korkusuna karfl› CHP’ye ça¤r›lan kitlelerin çok önemli bir k›sm› ça¤r›ya uymayarak AKP’ye oy vermifl ve hükümet yapm›flt›. Cumhurbaflkanl›¤› seçimleri s›ras›ndaki tutumu ile MHP’den daha geri bir tutum tak›narak kamuoyundaki imaj›n› daha da y›pratan, son dönemlerdeki politikalar› ile genifl kesimlerin tepkisini çeken ve devlet partisi imaj›n›n iyice pekiflmesini sa¤layan CHP ciddi bir kriz içinde. CHP yönetiminin parti içindeki muhalefete karfl› uygulamalar› ve partiden atmalar tart›flma yaratm›flt›. CHP’nin Baykal önderli¤indeki bu seçim hezimeti CHP içindeki tart›flmalar› yeniden alevlendirdi. Hikmet Çetin’in bafl›n› çekti¤i bir grup hemen Ankara’da bir araya gelirken fiiflli Belediye Baflkan› Mustafa Sar›gül’ün bafl›n› çekti¤i di¤er bir grup da çal›flmalar›na h›z verdi.

CHP solcu mu? Mustafa Kemal taraf›ndan Cumhuriyet’in kurulufl y›llar›nda devletin, resmi ideolojisi etraf›nda flekillendirilmesini sa¤lamak amac›yla kurulan CHP bugün önemli sorunlarla karfl› karfl›ya. Faflist diktatörlü¤ün resmi sözcüsü, Kemalizm’in bayraktar› CHP geçen süre içinde

19 gücünün yaklafl›k % 47’sinin hiçbir sosyal güvencesi/hakk› yoktur. Ba¤-Kur’lular›n tümü “açl›k s›n›r›”n›n alt›nda emekli maafl› almaktad›r. SSK’l›lar›n emekli maafl› “açl›k s›n›r›”n›n ancak 25 gün karfl›layabiliyor. Kadrolu iflçi say›s› azalt›l›p yerine sözleflmeli personel getiriliyor, böylece ifl güvencesi de tamamen rafa kald›r›l›yor. Mezarda emeklilik de AKP döneminde hayat bularak, sosyal hak gasplar› ayyuka ç›kar›lm›flt›r. ‹flsizli¤in artmas› sadece AKP hükümetiyle ilgili bir olgu de¤ildir tabi ki. Esasta da direkt emperyalizmin neo-liberal politikalar›/sald›r›lar› çerçevesinde uygulad›¤› esnek üretim, üretimin otomasyonlaflmas›, özellefltirme vb. sonucu dünyada iflsizlik artm›flt›r. Yani esnek üretimle, daha az iflçi, daha az sosyal hakla daha

sol etiket alt›nda iflçi s›n›f› ve emekçilere düflmanl›kta s›n›r tan›mad›. Görünümdeki sol söylemlerin aksine ülkemizin yeralt› ve yer üstü kaynaklar›n›n emperyalistlere peflkefl çekilmesinde, Kürt ulusuna yönelik imha ve inkâr politikalar›nda emekçilere yönelik ç›kar›lan yasalarda en önemli görevleri üstlenen partiler-

21 Eylül-4 Ekim 2007 çok çal›flt›r›lmakta böylece di¤er etmenlerle birleflerek iflsizli¤i art›rmaktad›r. Bunu egemenler eme¤in verimlili¤i diye kamufle etmeye, flirin göstermeye çal›fl›yorlar. Teknik geliflmeler ve üretim sürecinin parçalanmas›, dünya çap›na da¤›t›lmas› ile ücretlerin düflürülmesi, sosyal hak gasp› merkezli politikalar›n birleflmesi de iflsizli¤i dünya çap›nda art›rm›flt›r. AKP hükümeti de emperyalizmin sad›k ufla¤› olarak, neo-liberal politikalar› harfiyen uygulam›fl ve dolay›s›yla Türkiye’de iflsizli¤in esasta büyümesine neden olmufltur. AKP hükümeti, emekçi-iflçi düflman›d›r. Son seçimlerde en çok oyu alarak “tek bafl›na iktidar”a gelmesi halk›n, emekçilerin durumunun iyi oldu¤u anlam›na gelmemektedir. Aksine gelir da¤›l›-

Sar›gül neyi de¤ifltirecek? CHP içindeki tart›flmalar›n boyutlanmas› ile birlikte ad›ndan s›kça söz ettiren Mustafa Sar›gül, Deniz Baykal ve ekibine yönelik muhalefeti ile öne ç›k›yor. 2002

! n a z a k n a y a CHP kayn

den biri oldu. CHP’nin gerçek kimli¤i son y›llarda genifl çevreler taraf›ndan daha aç›k bir flekilde görülmeye baflland›. Faflist bir ideoloji olan Kemalizm’in etraf›nda örgütlenen ve TSK taraf›ndan y›llard›r aç›k bir flekilde desteklenen CHP ne solcudur ne de ilerici. CHP ülkemiz egemen s›n›flar›n›n ç›karlar›n›n bekçisi faflizmin en kadim partisidir. Milyonlarca emekçiyi sol ad›na sisteme entegre etmek ve kurtulufl umudunu bo¤mak CHP’nin kuruluflundan bu yana yapt›¤› en önemli faaliyetleridir. Emperyalistlerin Ortado¤u’da gelifltirmek istedikleri politikalara uyum sanc›s› çeken CHP’nin anayasa tart›flmalar› ile birlikte yeniden yap›land›r›lmas› isteniyor. Genelkurmay Baflkanl›¤›’n›n direktifleri ile emperyalistlerin ç›karlar› do¤rultusunda emekçi düflmanl›¤› yapan, Kemalizm zehrini emekçilere ilericilik ad›na empoze eden CHP, yönetimi kim olursa olusun karfl›-devrimci faflist bir partidir.

y›l›nda CHP’ye kat›lan Sar›gül, k›sa süre içinde yükselerek muhalefetin önderli¤ine soyundu. Oldukça iddial› olan Sar›gül, 1987 y›l›nda ön seçimde en yüksek oyla liste bafl› olarak Türkiye’nin en genç milletvekili oldu ve CHP s›ralar›nda görev yapt›. 1999 yerel seçimlerinde fiiflli Belediye Baflkanl›¤›’na seçildi. 28 Mart 2004 yerel seçimlerinde yüzde 70 oy alarak CHP’li adaylar aras›nda rekor k›rarak yeniden Belediye Baflkan› seçildi. Sar›gül, bu baflar› grafi¤i ile CHP içinde Deniz Baykal’a karfl› yeni bir muhalefet hareketi bafllatt›. 2004 yerel seçimlerinden sonra yönetimle yürüttü¤ü polemikler ve de¤iflik illerde yapt›¤› mitinglerden dolay› CHP’den at›ld›. Ancak açt›¤› davay› kazanarak yeniden CHP’ye döndü. 22 Temmuz seçimlerinden sonra “Parola 999” ad›yla yürüttü¤ü muhalefete yeni bir boyut ekleyen Sar›gül, binlerce CHP’linin kat›l›m› ile genel merkez önünde bir miting düzenledi. Burada yapt›¤› konuflmada Deniz Baykal’› hedef tahtas›na koyan Sar›gül, CHP’nin Baykal’la olmayaca¤›n› söyledi. Sözlerine “Bismillah” diyerek

m›ndaki eflitsizlik AKP döneminde artm›fl, yukar›da da belirtti¤imiz gibi emperyalizme ba¤›ml›l›k son noktaya gelmifltir. Ancak AKP hükümeti de bu sistem gibi yok olmaya mahkumdur. Sürdürdü¤ü yalanlar›n gerçeklik kayas›na çarpmas› kaç›n›lmazd›r. Ancak bu süreci h›zland›rmak, kitlelere gerçek umudun/kurtuluflun Demokratik Halk Devrimi’nde oldu¤unu göstermek bizlerin görevidir. Bu görev hala omuzlar›m›zda durmaktad›r. Bu görev, kitle örgütlenmelerinin art›r›lmas› ve daha genifl-etkin ajitasyonpropaganda araçlar›n›n yarat›lmas›n› günümüzün acil sorunlar› aras›na sokmaktad›r. Kitleler, kocaman yalanlar›n pefline gidebiliyorsa bunun nedenlerini biraz da örgütlü mücadelenin zay›fl›¤›nda aramak gerekir.

bafllayan Sar›gül, Muhammed’den Hac› Bektafl Veli’den Pir Sultan’a kadar genifl bir yelpazede konufltu. Sar›gül Anadolu’nun pek çok flehrinde yap›lan etkinliklere yapt›¤› yard›mlar ile de tan›n›yor. Özellikle Alevilerin yo¤un yaflad›¤› yerlerde çeflitli amaçlarla hizmet binalar› aç›yor. fienliklere otobüs tahsis ediyor. Sar›gül bu noktada hiçbir masraftan kaç›nm›yor. Bir ilçenin belediye baflkan› olarak Sar›gül’ün çap›n› aflan ve bas›n taraf›ndan aç›kça desteklenen bu faaliyetlerine harcad›¤› paran›n muslu¤u nereden geliyor? Bu konuda çok uza¤a gitmeden ‹stanbul’da yap›lan NATO Zirvesi s›ras›nda Sar›gül’ün Bush’un hemen yan›nda kameralara poz verdi¤ini hat›rlatmak gerekiyor. Mustafa Sar›gül, uluslararas› para spekülatörü George Soros’un finans etti¤i Bildirberg, Bilgi Üniversitesi ile iliflkilerini önemli boyutlarda gelifltirmifl durumda. Bilgi Üniversitesi’nin rektörü, Soros’un Aç›k Toplum Enstitüsü’nün yönetiminde yer al›yor ve ayn› zamanda enstitü yöneticileri Bilgi’de ö¤retim üyesi. Mustafa Sar›gül de Bilgi’de belli bir kontenjan kullan›yor. Mustafa Sar›gül’ün Gürcistan’daki Amerikanc› “turuncu devrimin” lideri Sakaflvili’ye “Y›l›n Demokrasi Adam›” ödülü verdi¤ini de eklemeli. Sar›gül’ün muhalefeti ise CHP’nin resmi ideolojisi Kemalizm’e ve 7 okuna dair herhangi bir elefltiri getirmiyor. CHP’nin Kürt ulusuna yönelik faflist yaklafl›m›n›, PETK‹M’in peflkefl çekilmesini, ‹MF ile iliflkiler vb. önemli birçok konudaki icraatlar›n› onayl›yor. Bu yan›yla Sar›gül, CHP’nin geleneksel politikalar›na ve çizgisine devam mesaj› veriyor. CHP içindeki muhalefetin CHP’nin niteli¤ini de¤ifltirmesi söz konusu de¤il. Muhalefet, Deniz Baykal’a karfl› geliflen tepkileri arkas›na alarak CHP’nin etkisi alt›ndaki emekçilerin kand›r›lmas› anlam›na geliyor. Büyük Ortado¤u Projesi ile yol haritas›n› belirleyen baflta ABD olmak üzere emperyalistler Türkiye’yi de ihtiyaçlar› do¤rultusunda yeniden yap›land›rmaya çal›fl›yor. Sar›gül, bu çerçevede misyonunu oynuyor.


21 Eylül-4 Ekim 2007

18

83

Faflist-gerici rejimler Kürtlere karfl› omuz omuza! Ortado¤u’da “utanç duvar›” infla etme pratiklerine yenileri ekleniyor. Siyonist ‹srail’in 2002 y›l›nda inflas›na bafllad›¤› “utanç duvar›”na dönük tepkiler henüz sürerken, bugünlerde Türkiye ve ‹ran devletlerinin örmeyi planlad›¤› duvarlar gündeme geldi. Her iki ülkenin faflist ordular› uzunca zamand›r bombalad›klar› Kürtlere dönük, s›n›r geçifllerini engelleme ad›na al›nacak son “önlem” olarak duvar örmeyi getirmekteler. Bu yeni “utanç duvar›” fikrini öneren ilk ülke ‹ran oldu. Kuzey Irak haber kaynaklar› Tahran’›n ilk etapta, Kürt otonom bölgesi s›n›r›nda, duvar›n dört km. uzunlu¤undaki bölümünü infla etmeye bafllad›¤›n› bildirmekteler. Befl metre yüksekli¤inde olmas› düflünülen duvar, Irak Kürdistan› s›n›r›ndan 200 metre içerde olacakm›fl ve böylelikle PJAK savaflç›la-

PKK’n›n ‹ran kolu olan PJAK’a dönük operasyonlar›nda Kürt gerillalara karfl› kimyasal silah kullan›ld›¤›na dair tart›flmalar›n henüz sürdü¤ü günlerde, art› olarak böyle bir projenin gündeme gelmesi, her iki ülkenin de bölgedeki kaos ortam›n›n giderek artt›¤› flu süreçte kendi Kürt sorununa “köklü çözüm” bulma aray›fl› olarak da de¤erlendirilebilir. Anlafl›lan, uzunca zamand›r Kürtlere dönük imha operasyonlar›n› sürdüren, zaman zaman da ortak operasyonlar düzenledikleri bilinen bu iki gerici-faflist bölge devleti, bu konuda da Kürtlere karfl› omuz-omuza bir pratik içine girmifl bulunmaktalar. Bunun içindir ki, iki duvar›n ayn› dönemde gündeme gelmifl olmas› tesadüf falan de¤ildir, tamamen bu son dönemde iyice artan “dayan›flman›n” ürünüdür. ‹ki gerici-faflist

nereye kadar vard›rabilece¤inin de itiraf› oluyordu. ‹flgalin orta¤› olarak Irak halk›n› satan tutumunun, ayn› zamanda kendi varl›¤›n› sürdürmek için, Kürt halk›n› da gözden ç›karmaya kadar varabilece¤inin göstergesi. Çünkü bu duvarlar›n anlam›, Kürt halk› üzerindeki imhan›n daha da boyutlanmas›ndan baflka bir fley de¤ildir. Ancak bir yandan bölgedeki uflak-iflbirlikçi ve gerici-faflist rejimlere “hak veren” aç›klamalar yapan bölgedeki Kürt yöneticiler, di¤er yandan da Kürt sorununun çözümünü, daha do¤rusu Kürt halk›n›n kaderini emperyalistlerin belirlemesine dönük pratiklerini de sürdürmekteler. Örne¤in, bir yandan kamuoyuna ‹ran ve Türkiye’nin PKK ve PJAK’a dönük sald›r›lar›n› hakl› gösteren aç›klamalar yapan di¤er yandan ise duvarlar›n örülmesini bile makul karfl›lad›¤›n› ima eden Talabani ve di¤er Kürt liderlerin emperyalistlerden medet uman tutumlar›n›n en son örne¤i, Bush’un geçti¤imiz günlerdeki ziyareti s›ras›nda yaflanm›flt›r. Kürt liderler, ABD Baflkan› Bush geçti¤imiz haftalarda gizlice Ba¤dat’a gitti¤inde, Türkiye’yi ve ‹ran’› Bush’a flikâyet ettiler! Kürt liderler ayr›ca duvar inflas›n›n ve duvarla birlikte oluflturulacak tampon bölge uygulamas›n›n engellenmesini istemifller!

Kerkük referandumu ertelendi!

r›n›n buradan ‹ran’a girmesi engellenecekmifl! Bu haberin gündeme geldi¤i günlerde, benzer bir duvar›n da TC taraf›ndan oluflturulmas›n›n gündemde oldu¤u haberleri yans›d› kamuoyuna. Amaç yine ayn›: PKK’nin s›n›rdan giriflini engellemek! Türkiye taraf›ndan infla edilmesi planlanan duvar›n 470 km. uzunlu¤unda olmas› düflünülüyormufl. Maliyeti ise, 2.3 milyar dolar› bulacakm›fl. Bu proje Kara Kuvvetleri ile Hava Kuvvetleri’nin ortak çal›flmas›ym›fl. Ancak öneri Hava Kuvvetleri’nden gelmifl. Duvar tüm s›n›r› boydan boya kaplamayacakm›fl. Duvar yap›lamayan yerlere elektronik ve termal duvar kurulacak ve bütün duvar boyunca normal ve ultraviyole kameralar yerlefltirilerek, s›k› bir denetim bafllat›lacakm›fl. Deneme panellerinin Hava Kuvvetleri Komutanl›¤›’n›n Ankara’daki lojistik dairesinde üretildi¤i ve ilk denemelerin yap›ld›¤› söyleniyor. Hava Kuvvetleri’nin uçak hangarlar› için üretti¤i sa¤lam bloklar flimdi Türkiye-Kuzey Irak s›n›r› için düflünülüyormufl. Türkiye’nin PKK’ya ‹ran’›n ise yine

rejimin, halklar› birbirine düflman etme pratiklerini ileri tafl›yan bu yönelimleri, özellikle de Irak Kürdistan›’nda yaflayan Kürtler aç›s›ndan büyük bir tehdit oluflturuyor. Çünkü her ikisi de uzun zamand›r bu bölgeye dönük s›n›r ötesi operasyon tehditlerini sürdürmekteler. Son dönemde böyle s›k› bir iflbirli¤ine girme nedenlerinin bafl›nda ise, her iki devletin de bölgede ba¤›ms›z bir Kürt Devleti kurulmas›ndan ve bu fikrin flu süreçte daha yo¤un dillendirilmesinden duyduklar› rahats›zl›k yat›yor. Kürtler üzerinde ‹ran ve Türkiye taraf›ndan oluflturulan bu bask›n›n ne kadar güçlü oldu¤u ise, geçti¤imiz hafta bölgedeki Kürt liderlerle görüflme yapan Talabani’nin aç›klamalar›ndan anlafl›l›yordu. Gazetecilere gündemdeki bu duvarlarla ilgili aç›klama yapan Talabani, bunu anlay›flla karfl›lad›klar›n› söylüyordu! Ve ard›ndan da PKK ve PJAK’› kast ederek, bu iki örgütün sald›r›lar›n› durdurmas›n›, yoksa kendilerinin de müdahale edece¤ini aç›kl›yordu. Bu aç›klamalar ayn› zamanda Talabani’nin iflbirli¤ini

Bölge gerici-faflist rejimlerinin kol-kola vererek, Kürtlere dönük kapsaml› bir imha prati¤ine girmesi, etnik-mezhep çat›flmalar›n›n yine bu rejimlerin ortak kontra eylemleri ile t›rmand›r›lmas›, bu eylemlerin belli bir “baflar›”s›n› da beraberinde getirdi denebilir. Bu baflar› ise, Kürtlerin bölgedeki varl›¤›n› güçlendirece¤i düflünülen Kerkük Referandumu’nun ertelenmesidir. Irak Anayasas›’n›n 140. maddesi gere¤i Ekim ay› sonunda yap›lmas› planlanan referandum bilinmeyen bir tarihe ertelendi. Erteleme nedeni her ne kadar teknik vb. nedenler olarak getirilmeye çal›fl›lsa da, esas nedenin siyasi kayg›lar oldu¤u kesin. Resmi olarak aç›klanmasa da, bafll›ca siyasi kayg›n›n, artan çat›flmalar›n bölgeyi giderek daha büyük kaosa sürüklemesi, Kerkük ve bölgesinin ikinci Ba¤dat’a dönüflmesinden duyulan kayg› oldu¤u biliniyor. Kerkük bugün bir Irak kenti olsa da, buradaki zengin petrol rezervleri ve bunlar›n kimin eline geçece¤i sorunu, bugün bölgede hakim olan ABD ve di¤er emperyalist güçler kadar, bölgedeki Araplar, Türkmenler ve Kürtler aç›s›ndan da öteden beri ciddi bir sorun olmay› sürdürüyor. Bu kesimler aç›s›ndan, emperyalizme uflakl›k-iflbirlikçilik yaparken bunun karfl›l›¤›n›n Kerkük ve buradaki petrol v.b zenginlikler olmas› ise yeni bir durum de¤ildir.

Ortado¤u’da utanç duvar› örne¤i çok! Tekrar, Kerkük referandumunun ertelenmesinde de etkili olan “utanç duvar›” meselesine dönecek olursak; Dünyadaki s›n›rlar aras› duvarlar›n en bilineni hiç kuflkusuz Çin Seddi’dir. M.Ö. 221 y›l›nda inflas›na bafllanan ve ancak M.S. 608 y›l›nda bitirilen bu dünyan›n en uzun s›n›r duvar›n›n Çinliler taraf›ndan Türklerin kendilerine karfl› gerçeklefltirdikleri ak›nlar› engellemek amac›yla örüldü¤ü söylenir. Bir di¤er duvar ise, “So¤uk Savafl” ad› verilen y›llarda ortaya ç›kan Berlin Duvar›’d›r. Bu duvar Do¤u Almanya rejimi taraf›ndan, Do¤u ve Bat› aras›ndaki geçiflleri engellemek için 1961’de örülmüfltür ve 46 km. uzunlu¤undaki bu duvar, Rus Sosyal Emperyalizmi’nin çöküflünün ard›ndan gelen do¤u bloklar›ndaki çöküflle birlikte, 9 Kas›m 1989’da ortadan kald›r›lm›flt›r. Berlin Duvar’› y›k›ld›¤›nda, bat› emperyalizmi Yeni Dünya Düzeni (YDD) politikas›na h›z vermiflti. Siyonist ‹srail 2002’de, y›llard›r iflgal alt›nda tuttu¤u Filistin topraklar›ndaki yeflil hat boyunca bir utanç duvar› inflas›na bafllam›flt›. Filistin intifadas›n› bitirmeye, Filistin halk›n› tecrit etmeye dönük bu giriflime karfl› tepkiler, duvar›n infla sürecinde ve bugün de hala sürerken, ‹ran ve Türkiye’nin örmeyi planlad›klar› duvarlar gündeme gelmifltir. Ancak sadece ‹ran ve Türkiye de¤il, Kürtlere karfl› ayn› düflmanca politikay› güden Suudi Arabistan da yine hem Kürtleri hem de fiiileri engellemek amac›yla Irak s›n›r›na benzer bir duvar örece¤ini aç›klad›. Suudi Arabistan örmek istedi¤i bu 900 km.lik duvar boyunca ayn› zamanda gözlemevleri ve karakollar da infla edecek ve yap›m› 6 y›l sürmesi planlanan bu duvar için 12 Milyar Dolar harcayacakm›fl. T›pk› ‹ran ve Türkiye’nin örmeyi düflündükleri duvarlarla amaçlad›klar›, halklar› birbirinden koparma amac› gibi, bu duvar›n da yine bir yandan fiiilerle-Sünnileri birbirinden ay›rmaya, ama en önemlisi de direnifli bitirmeye hizmet etmesi düflünülmekte. K›sacas› bölgedeki tüm bu duvar projeleri, halklar aras›ndaki etnik, mezhep vd. farkl›l›klar› k›flk›rtmaktan, halklar aras›na duvar örerek, halklar› birbirinden koparmak, aralar›ndaki ortakl›klar›, dayan›flmay› ve en önemlisi de egemenlere karfl› geliflebilecek ortak mücadeleleri engellemeye çal›flmaktan baflka bir anlam tafl›m›yor. Bu duvarlar› y›kacak ve aralar›ndaki her türden s›n›r› kald›racak olanlar ise yine mazlum halklard›r. Onlar emperyalizme ve onlar›n uflak-iflbirlikçi, gerici-faflist rejimlerine karfl› mücadelelerini yükseltti¤inde ve bu mücadeleler ortak hedefe kilitlendi¤inde, hiçbir duvar ayakta kalamayacakt›r!


19

83

21 Eylül-4 Ekim 2007

Emperyalistlerin Ortado¤u planlar›na karfl› durabilecek tek güç; ÖRGÜTLÜ HALKTIR! Son dönemdeki kimi geliflmeler Ortado¤u’da önceki süreci fazlas›yla aratacak, daha çetrefilli bir döneme girildi¤ini göstermektedir. ABD öteden beri kaç›n›lmazl›¤› ön görülen bölgesel savafl politikas›na uygun ad›mlar atmay› sürdürüyor. Bölgedeki hemen tüm devletler de bunun için hem gerekli/uygun flartlara ve hem de olana¤a sahiptir. Bu hat üzerinde olgular, defalarca sözünü etti¤imiz “içinden ç›k›lmaz karmafla”n›n en son ve daha aç›k belirtileri olarak görülmelidir. Üstelik dünya ekonomisindeki sars›nt›lar da bölgedeki bu gidiflata bir baflka neden oluflturmaktad›r. ‹lkin ABD somutunda yaflanmakta olan politika de¤iflikli¤inin ana yönünü görmeye çal›flal›m. Bilindi¤i üzere ABD d›fl politikas›n› özellikle Yak›ndo¤u ve Ortado¤u’da denetimi tümüyle ele geçirmek hedefine odaklam›flt›r. Ancak bugüne kadarki politikas› bu hedefine yaklaflmas›n› de¤il, hatta bu hedeften uzaklaflmas›n› getirdi. Bush yönetimi baflar›s›zl›¤›n fark›na varm›fl ve flimdi bunu düzeltmenin telafl› içindedir. D›fl politikada hedef de¤iflmemifl ancak iliflkiler, yöntemler, üslup de¤iflmeye bafllam›flt›r. Bu de¤iflime neden olan olaylar, her biri incelemeyi, ö¤renmeyi hak eden ölçüde de¤erli ve tarihseldir. De¤inmek gerekir. Afganistan’da anti-iflgalci Taliban direnifli; tüm bölgeleri etkileyecek düzeyde geliflen iliflki a¤›yla bu direnifl ABD ve koalisyon güçlerine kök söktürmektedir. Büyük darbeler yenmesine karfl›n iflgalciler buradaki savafl gerçekli¤ini gizlemeye devam etmektedir. Taliban ve bölgedeki ‹slam’› esas olan egemen afliretler ABD denetimini engellemeye devam etmektedirler. Irak’ta yenilmesi mümkün olmayan halk direnifli; her ne kadar El-Kaide ile ba¤lant›land›r›larak ‹slami oldu¤u iddia edilse de inkâr edilemez bir halk direnifli sürmektedir. Kukla hükümetin neredeyse hiçbir etki gücü olmad›¤› gibi bu hükümet ABD ile de uyumunu zaman zaman kaybetmektedir. Maliki’nin son dönem aç›klamalar› direniflin gücünü görmek bak›m›ndan dikkate de¤erdir. Lübnan’da Hizbullah önderli¤indeki zafer; bu zafer ‹srail ve dolay›s›yla ABD için utanç verici olmufltur. Üstünlük, yenilmezlik iddialar› yerle bir olan ‹srail -dolay›s›yla ABD- bölgedeki ittifaklar›n› ve de yöntemlerini yeniden elden geçirmeye ihtiyaç duymufltur. Son olarak, ABD’nin bölgedeki dost ülkelerinde iktidarlar›n sürekli güç kaybetmesi: Halka dayal› olmayan sistemlerin, tam da bunun sonucu olarak ABD politikas›na yeterince katk› sunam›yor olmalar›, M›s›r, Ürdün, Suudi Arabistan birçok kez ve çeflitli düzeylerde ABD politikalar›yla sorun yaflad›lar. Sözünü etti¤imiz bu gerçekler ABD politikalar›n›n baflar›s›zl›¤›na neden olan ve onun de¤iflimini flart koflan belirleyici nedenlerdir. Elbette bunlara baflka nedenler de eklenebilir: ‹ran ve Suriye’nin karfl› politikalar›n›n etkisi, ABD ve ‹srail yönetimlerinin baflar›s›zl›klar›, uyumsuzluklar› ve ekonomik geliflmelerin etkileri… Sonuç olarak, belirtti¤imiz belirleyici nedenler ve bunlar›n sonucu olan ya da bunlar› des-

tekleyen di¤er nedenler Ortado¤u’da kamplaflmalar› netlefltirmifl, derinlefltirmifltir. Ortado¤u’daki belirleyici politik faaliyetlerin art›k savafl ekseninde yürümekte oldu¤unu, ABD’nin h›zla buna sürüklendi¤ini ve ayn› zamanda bölge devletlerini de buna sürükledi¤ini iddia edebiliriz. Nitekim ABD, yandafl› olan devletleri silah yard›m›yla bu sürece haz›rlad›¤›n› aç›kça göstermifltir. Filistin’de El-Fetih’e verilen deste¤in ve gerçekleflen k›flk›rtmalar›n, ‹srail’in Suriye’ye yönelik hareketlili¤i tesadüfi olmad›¤› gibi, sözünü etti¤imiz savafla endeksli hareketlili¤in aç›k göstergeleridir. Hamas, herkesin de kabul edebilece¤i gibi flimdiki gücüne, etkinli¤ine emperyalist destekler sayesinde geldi ve El Fetih de mevcut duruma ABD ve ‹srail’in tutumu sayesinde ulaflt›. fiimdi bu ikisi aras›nda Filistin ve ‹srail kamplaflmas›ndan daha derin ve çözülmez bir uçurum yarat›lm›fl durumdad›r. Egemen devletler ikisinden de deste¤ini çekmedi¤i gibi birbirlerine dönük k›flk›rtmalar› da sürdürmektedirler. Üstelik bunu Filistin halk›na, iki örgütün de taraftarlar›na ve yine iki örgütün sözde ba¤›ms›z Filistin ideallerine ra¤men yap›yorlar. Lübnan’da çarp›flan güçler yeni ve daha üst düzeyde bir savafl›n haz›rl›¤› içindedirler. Hizbullah lideri Nasrallah bunu aç›kça ve reddedilmez bir aç›klay›c›l›kla dile getirdi. Ne ‹srail’in ne de ABD’nin amaçtan vazgeçtikleri iddia edilebilir. Lübnan’a sald›r›n›n amac› Ortado¤u denetimini tamama erdirmekti. Baflar›s›z olan ilk hamleden sonra cepheleflme ABD taraf›ndan tekrar düzenlendi ve flimdiki baz› hamleler bu cephe politikas›n›n hem geliflmesi ve hem de s›nanmas›d›r. Amaç ‹ran ve Suriye’yi denetim alt›na almakt›r. Bunun gerçekleflmesi için ABD her fleyi göze almaktad›r. Bugüne kadar, içine düfltü¤ü Afganistan ve Irak bata¤›ndan hareketle ve ayn› zamanda Suriye ve özellikle de ‹ran’›n gücünden ve iliflkilerinden kaynakl› ABD’nin bu ülkeleri denetime almaya dönük olarak iflgale giriflemeyece¤ini söyledik. Ve bu henüz geçerlidir. Ancak bölgede devletlerin, halklar›n birbirine düflürülmesi, bölgesel savafllar›n gerçekleflmesi ne yaz›k ki mümkündür. Aktard›klar›m›z da geliflmenin bu yönde ilerledi¤ini göstermektedir. Tekrarlarsak ve tekrar› sadelefltirerek ifade edersek e¤er: ABD Afganistan ve Irak’ta askeri zaferler edinemedi. Kurdu¤u mevcut statüko ise siyasi ve ekonomik düzeylerde çöküfl sürecini tersine çevirecek yeterlilik sa¤layamad›. Hedef ald›¤› hemen tüm kesimler, oluflumlar bugün –belki çok daha etkili ama kesinlikle zay›flamam›fl ve etkinliklerini yitirmemifl düzeyde mevcuttur. Baflar›ya mecbur olan ABD, yenilgiyi kabul edemeyece¤inden ve seçene¤i de azalm›fl olmas›ndan bölgede savafl› esas alan bir politik hat oluflturmaya yeltenmifl bulunmaktad›r. Bu geliflmelere ve oluflan koflullara uygun olarak, ABD’nin artmakta olan zaaflar›n› dikkate al›rsak e¤er, çok daha önemli baflka geliflmeler de yafland› son süreçte. Çok yak›n zamanda Shangay ‹flbirli¤i Örgütü askeri bir tatbikat düzenledi. ABD taraf›ndan yönetilmek istenen sürecin yönetimine talip olan baflka güçler de var demektir bu.

Rusya henüz haz›r olmasa da sözünü etti¤imiz geliflmeye duyarl› oldu¤unu ve büyük oyunun büyük oyuncusu olmaktan çekinmeyece¤ini her hareketiyle göstermektedir. Birçok bak›mdan avantaj› da söz konusudur. Shangay ‹flbirli¤i Örgütü’nün önemli ve belirleyici üyelerinden Çin, henüz askeri aç›l›ma haz›r olmamas›na karfl›n söz konusu tatbikata kat›ld›. Bunun devam› olarak Rusya da henüz bir “denge” unsuru olmakta oldu¤unu beyan etti. K›sacas› iki etkili güç ABD yönetimine itiraz›n›, onun yerine geçmeye haz›r olmad›klar›n› da ifade ederek ortaya koymaktalar. Nihayetinde tersine çevrilmeden, yolundan sapt›r›lmadan devam edecek süreç onlar›n lehinedir. Hamleleri de bu nedenle geciktirici seviyededir. ‹ran ve Suriye politikalar› bu ikilinin tutumuyla da uyumludur. K›flk›rtmalara karfl›n bu iki devlet esasta kamplaflmaya, mevcut iliflkilerini derinlefltirmeye dönük çabalar içinde ola-

caklard›r. Rusya, Çin ve di¤er devletlerin sürece haz›rl›¤›n› incelemek, izlemek Ortado¤u’daki geliflmelerin yönünü saptamak aç›s›ndan ayr›ca önemlidir. Keza Rusya ve Çin gerek Avrupa, Kafkasya, Yak›ndo¤u ve gerekse de Afrika (Sudan özellikle) özgülünde ayn› karakterdeki politikalar›n› baflar›yla uygulamaktalar. Rusya’n›n Ortado¤u politikalar›n› aç›k ve net görmek için ABD silah yard›mlar›na ‹ran’a askeri yard›m sunmas›n›, Filistin sorununa ayr›ca yaklafl›mlar göstermesini tak›nd›¤› tav›rlara örnek vermek yeterlidir. Bunlar ayn› zamanda bölgedeki savafla haz›rl›¤›n Rusya taraf›ndan görüldü¤ünü, buna sessiz kalmayaca¤›n› da gösterdi¤ini düflündürtüyor. Sonuç olarak; ne Rusya ne de Çin (hatta Hindistan) ABD’nin Yak›ndo¤u ve Ortado¤u’da denetimini tümüyle ele geçirmesine asla raz› olmayacaklard›r. Bu da uzlaflmazl›¤›n temelidir. Bu mesele, ayn› zamanda emperyalistler aras›ndaki çeliflkileri görmezden gelen ya da hafife alan yeni sapma için de uyar›c› olarak incelenip tart›fl›labilir. Emperyalist devletler karfl› karfl›ya gelmek is-

temeyebilirler, böylesi bir an›n oluflumu nihayetinde onlara ra¤men, ekonomik ve sosyal koflullar›n neticesi olarak gerçekleflir. ‹flte son süreç bu koflullar›n olufltu¤una iflaret etmektedir. Bu yaklafl›mla bütün süreçleri ayr›ca izlemek kaç›n›lmazd›r. Afganistan ve Pakistan’da kontrolün h›zla ABD’nin terörist s›fat›n› lay›k gördü¤ü örgütlere geçiyor olmas›n› ve bunun önlenmesini sa¤layacak tedbirlerin azalmas›n›, ABD’nin bölgeye müdahalesinin genifllemesi ihtimalini ve bunun do¤uraca¤› sonuçlar›n öngörülmesini görev olarak idrak etmeliyiz. Yine ‹ran savafl›n›n örgütlenmesi olas›l›¤›na dikkat çekmek, buna paralel olarak ABD’nin Körfez ülkelerine, 70 milyar dolarl›k silah satma giriflimini irdelemek, bölgede yarat›lan savafl ortam›na dikkat çekmek ertelenemezdir. Kabul etmek gerekir; yaflanmakta olan felaketleri aratacak yeni bir felaketler dönemine geçilmektedir. Bunun d›fl›nda kalmak mümkün müdür? Aç›kças› Türk devletinin yönelimi, iliflkileri ve etraf›ndaki geliflmeler bu sürecin d›fl›nda kalmayaca¤›n›/kalamayaca¤›n› göstermektedir. Irak’taki Kürt oluflumunu ve bunun önlenemez geliflimi (önlenemezlik mevcut durum ve politikalar aç›s›ndan belirtilen bir tan›md›r) Türkiye s›n›rlar› içindeki Kürt hareketinin bundan güç alacak olmas›, ‹ran’›n sürece müdahil oldu¤u gerçe¤i, ABD’nin politikalar› vs. bunu görmek aç›s›ndan yeterlidir. Zaten Irak Kürdistan›’ndaki Türk örgütlenmesi (hem ekonomik, hem de istihbarat alan›nda genifl ve güçlü a¤lar örüldü¤ü bilinmektedir) de bu sürece dahil olundu¤unu somutlamaktad›r. ‹ran ve Suriye ile iliflkilerin hali haz›rda ABD taraf›ndan belirlenmekte oldu¤unu görmemek mümkün de¤ildir. Enerji anlaflmalar› bir nebze ABD’ye muhalif görüntü verse de bunun nihayete eriflmedi¤i bilinmektedir. Ancak flunu ifade etmek yanl›fl olmayacakt›r. Sözünü etti¤imiz süreç TC’nin bir tercihi de¤ildir ve gecikmeden yana tav›rlar içinde olmas› da bunu göstermektedir. O olgular›, geliflmeleri bölgesel ve tarihsel de¤il, henüz olan ç›karlar›yla ele almaktad›r. Belki de buna mecbur kalmaktad›r! Bu sürecin sözcülü¤ü el birli¤i ve iflbirli¤iyle AKP’ye verilmifltir. ‹ktidar kavgas›n›n belli dinamiklere sahip oldu¤u gerçe¤ini reddetmeden, ancak bu dinamiklerin iktidar olmakla ayn›laflt›¤›n›, benzeflti¤ini de kabul ederek sürecin her zamanki çizgisiyle sürdürülece¤ini ön görebiliriz. Bu da yeni, kapsaml› ve zor görevlerin kap›lar›m›z› çalmakta oldu¤unu gösterir. Ortado¤u’nun ülkemizin bir felakete sürükleniyor oldu¤u gerçe¤ini görerek davranmam›z, yaflamam›z gerekiyor. Emperyalizmin ve iflbirlikçilerinin sürüklendi¤i kan banyosunda halklar›n kan› akacakt›r. Buna karfl› tek güç durabilir: Halk. Bunun için tek yöntem vard›: Bu gerçe¤i deflifre etmek, aç›klamak ve örgütlenerek savaflmak. Baflka ülkelere müdahaleye, silahlanmaya, ABD ekseninde hareket etmeye ve halklar›n özgürlük aray›fl›na yönelen her türden zulme karfl› örgütlenmek bölgemizdeki vahflete karfl› mücadele için tek yoldur!


20

21 Eylül-4 Ekim 2007

83

Parti devrimci s›n›f›n öncüsü ise, bu s›n›f›n en iyi temsilcilerini saflar›nda bulundurmal›d›r. Onun saflar›nda bulunanlar toplumun en iyileri olmak zorundad›r.

Gökyüzünü fethedenlerin iddias› Proletarya Partisi’nin son oturumunda alt›n› önemle çizdi¤i konulardan biri de “kimi bölge ve ülkelerde farkl› biçim ve özelliklerde geliflim gösteren devrimci yükselifllere, parlamalara, kimi ülkelerde ise gerçek anlamda devrime yönelen silahl› komünist hareketlere ra¤men bütün döneme damgas›n› vuran fley, uluslararas› burjuvazinin düflünceleri” oldu¤unun tespitiydi. Bu etkinin s›n›f mücadelesine ve onun öncü örgütüne de yans›d›¤›, s›n›f mücadelesinden ve örgüt olma özelliklerinden düflünsel-örgütsel-pratik olarak uzaklaflma yafland›¤› tespitinin do¤ru okunmas› ve bu durumu tersine çevirecek olan s›n›f ve önderlik bilincinin güçlü bir flekilde kuflanmas› gerekti¤i do¤ru kavranmal›d›r. S›n›f mücadelesinden düflünsel-örgütsel-pratik her uzaklaflma do¤al olarak örgüt olma ve devrimci olma özelliklerden de uzaklaflmay› getirir. Çünkü örgüt, s›n›f mücadelesinin ihtiyaçlar› sonucu ortaya ç›kar ve bu ihtiyaçlar›n karfl›lanmas› için vard›r. Kitlelerin mutsuzluk ve ac› dolu, yoksul yaflam›ndan kurtulma istemine yan›t için örgüt vard›r. Devrimci örgütün var olufl nedeni emekçi halk›n yaflad›¤› yoksulluk ve cehaletin son bulmas›d›r. Ücretli köleli¤in, toprak kölelili¤in son bulmas›d›r. Eme¤in, topra¤›n, bilincin, ulus ve az›nl›klar›n özgürleflmesidir. E¤er bu bir ihtiyaç olmaktan ç›k›yorsa orada halktan kopma, onlar›n yak›c› sorunlar›ndan uzaklaflma var demektir. Burjuvazinin proletarya üzerinde düflünsel ve politik etkisi var demektir.

Eksikliklerimizi aflmak için bilinçli ve örgütlü çaba... Bu tespitin yap›lmas› ya da yaflanan tablonun bu flekilde okunmas› s›n›f bilinçli proleterlerin gözünü korkutup, onlar› karamsarl›¤a ve umutsuzlu¤a m› götürmelidir? Yoksa bir dönem kötü giden örgüt-

sel yaflam ve çal›flma hakk›nda Lenin yoldafl›n yapt›¤› tespit gibi yap›lmal› ve düzelme ve düzeltmenin ciddi ad›mlar› için bilinçli ve örgütlü çaba m› ortaya konmal›d›r? “...Partimizde eksikliklerin olmad›¤› anlam›na gelmez. Hay›r eksikliklerimiz var, hem de ciddi eksiklikler.” Lenin. Bu tespite yak›n birçok tespiti baflkan Mao da görebiliriz; “Ama hâlâ eksiklerimiz, hem de çok büyük eksiklerimiz var. Kan›mca, bu eksiklerimizi gidermezsek çal›flmalar›m›zda ve Marksizm-Leninizm’in evrensel gerçe¤ini Çin Devrimi’nin somut prati¤iyle kaynaflt›rma davam›zda, bu büyük davam›zda bir ad›m bile ilerleyemeyiz.” Görüldü¤ü gibi devrimin usta teorisyenlerinin ve mimarlar›n›n partisinde bile örgütsel yaflam ve çal›flman›n her zaman iyi gitmedi¤i dönemler olmufl, ifllerin kötü gitti¤i süreçler yaflanm›flt›r. Proletarya Partisi’nin de kendi eksiklikleri ve hatalar›n› (nedenleri farkl› olsa da) bu tespite yak›n bir tespitle yapmas›, örgütsel çal›flma ve yaflam›n Bolfleviklefltirilmesi içindir. Proleter devrimci ustal›¤›n, sanat›n ciddiyetine uygun bir tarzda yeniden düzelme ve de¤iflimin yaflanmas› içindir. Devrimci görev ve sorumluluklar›n yerine getirilmesinde gösterilmesi gereken duyarl›l›¤›n art›r›lmas› tek bir adam gibi yürümenin disiplinini kuflanmak içindir. Bu tespitin bu flekilde yap›lmas› mevcut gerçekli¤i do¤ru okumak ve süreci tersine çevirecek olan devrimci kavray›fl› güçlendirmek ve örgüt yaflam›n› ve çal›flmas›n› Bolfleviklefltirmek içindir.

Düzelme; Düzeltme De¤iflim; De¤ifltirme S›n›f bilinçli proleterler s›n›f mücadelesine yak›nlaflmak ve örgüt olma özelliklerini kazanmak için düzelme ve düzeltme, de¤iflim ve de¤ifltirme, çal›flmalar›na öncelikle bilinçte ve örgüt yaflam›n›n düzeltilmesi çal›flmalar›nda h›z kazand›rmal›d›r. Bunun kolay olmayaca¤›, kendi içinde ciddi zorluklar ve küçük burjuva düflün-

sel-pratik engellerle karfl›lafl›laca¤› bir gerçektir. S›n›f bilinçli proleterlerin her zaman ak›llar›nda tutmalar› gereken flu olmal›d›r; “S›n›flar ve s›n›f mücadelesi oldu¤u sürece her fleyin yolunda oldu¤unu söyleyemeyece¤iz.” Lenin. Bu tespit neden sürekli ak›lda tutulmal›d›r? Çünkü örgütsel çal›flma ve yaflam her zaman belirlenen, düflünülen ve öngörülen gibi gitmeyebilir. “Beklenmeyen ve öngörülmeyen” geliflmelerin yaflanmas›, engellerin ortaya ç›kmas› durumunda karamsarl›¤a-umutsuzlu¤a kap›lmamak ve y›lg›nl›¤a düflmemek gerekir diye Lenin yoldafl›n tespiti ak›llardan ç›kar›lmamal›d›r. Nas›l ki proletaryan›n önderli¤inde gerçekleflen devrimleri di¤er (burjuva) devrimlerden ay›ran en önemli temel ayr›m noktalar›ndan birinin kendi kendisini elefltirmesi ve özelefltiriyle kendisini güçlendirmesiyse ayn› zamanda proleter devrimci mesle¤i di¤er (sanat-kültür-ekonomi-teknik-yönetim-bürokratik vb.) mesleklerden ay›ran temel özelli¤i de manevi sayg›nl›¤›n ve devrimcili¤in ad›n›n sürekli yüksek tutulmas› için çal›flmakt›r. Proleter devrimci “mesle¤in” en temel özelliklerinden biri; elefltiri ve özelefltiri gibi geliflim, de¤iflim ve dönüflüm silah›n› ustal›kla, yerinde ve zaman›nda kullanma becerisini gösterebilmesidir.

Elefltiri-özelefltiri geliflimin dinami¤idir Proletaryan›n en güçlü silah› onun örgütüdür ve elefltiri-özelefltiri silah›d›r. Onun gücü örgütlü yap›s›ndad›r. Bu potansiyel gücü etkin ve yarat›c› k›lan parti kararlar› do¤rultusunda subjektif gücün flekillendirilmesidir. Partinin belirledi¤i

yönelimin baflar›yla uygulanmas› için subjektif gücün örgütlü, bilinçli bir flekilde parti kararlar› do¤rultusunda yeniden flekillendirilmesidir. Sürecin do¤ru kavranmas›, politik kararlar›n kavray›fl›n›n art›r›lmas›, uygulama kararl›l›¤›n›n güçlendirilmesi, örgütsel geliflimin motoru olarak yeniden alg›lanmas› gerekir. Gerek tek tek komitelere ve gerekse her bir s›n›f bilinçli proletere a¤›r sorumluluk ve ciddi görevler düflmektedir. S›n›f bilinçli proleterler bir yandan devrimci kavray›fl›n› parti politikas› do¤rultusunda art›r›rken di¤er yandan bu yönelimin prati¤e uygulanmas› maddi bir güce dönüfltürmesi için duruflunu devrimcilefltirmelidir. Unutmamak gerekir ki politik bir partinin sayg›nl›¤›n› sadece politik kararlar›n›n do¤rulu¤u art›rmaz ayn› zamanda onun üye ve faaliyetçilerinin sahip oldu¤u manevi sayg›nl›¤› art›r›r. “Bir parti üyesinin ad›n› ve sayg›nl›¤›n› yükseltmek, durmadan yükseltmek zorunday›z.” Lenin Parti devrimci s›n›f›n öncüsü ise, bu s›n›f›n en iyi temsilcilerini saflar›nda bulundurmal›d›r. Onun saflar›nda bulunanlar toplumun en iyileri olmak zorundad›r. Ne demek en iyi olmak? Devrim davas›na ba¤l› olmakt›r. Israr ve inatla devrim ve halk› için çal›flmak demektir. Her an› ve zaman› bunun için de¤erlendirmek demektir. Proleter devrimcilerin devrime ait düflünce ve sorunlar›, halk›n yaflad›klar›n› düflünce ve duygu dünyalar›n›n merkezine koymas› demektir. Günlük devrimci yaflam›n› çal›flarak, üreterek, yo¤unlaflarak disipline eden demektir. Tarih, toplum, edebiyat ve devrim bilimi hakk›nda kendisini sürekli e¤itmesi, yenileyip, gelifltirmesi demektir. Bilgili, e¤itilmifl, kültürlü olmak demektir. ➟


21

83

21 Eylül-4 Ekim 2007

Devrimci teoriyle donanmak demek lafazanl›k yapmak, ukalal›k taslamak “Ben bilirim-ben eski kadroyum” demek de¤ildir. Geçmifl devrimci katk›lar›n› askerlik ve avc›l›k an›lar›n› anlatanlar gibi “bizim zaman›m›zda…” diye bafllayarak övünmeye kalkanlar gibi olmamal›d›r. An› yaflayamayan, söyleyecek yeni bir fleyi olmayanlar gibi olmamal›d›r. Emekçi halkla devrimci ba¤lar›n›n güçlü olmas› demektir. Devrimci faaliyet yürüttü¤ü alanda çal›flkanl›k ve dürüstlü¤üyle, fedakârl›k ve kararl›l›¤›yla, verdi¤i sözleri yerine getiren biri olarak bilinmesiyle sevilip tan›nmal›d›r.

‹ddiam›za lay›k olal›m! Bugün en büyük k›r›lma ve bozulma bu sayd›¤›m›z özelliklerin farkl› düzey ve nitelikte kaybedilmesinde yaflanmaktad›r. Devrimci partilerin politik kararlar›n›n do¤rulu¤u kadar onun faaliyetçilerinin

manevi sayg›nl›¤›, güven veren prati¤i ve duruflu büyük bir önem kazanm›flt›r. Halka ve devrime ba¤l›l›k temelinde yükselen de¤erlerin, özelliklerin yeniden kazan›lmas› tayin edici önemdedir. Devrimci kültür örgütlü yaflam›n her bir an›na ve dokusuna ciddiyetle ifllenmelidir. Dev-

PUSULA Zor süreçler, devrimci sab›r ve militanl›kla afl›l›r! Ülkemizde devrimci ve komünist hareketin a¤›r bir süreçten geçti¤i bir gerçektir. Bu a¤›r sürecin devrimci ve komünist saflarda ciddi bir olumsuz etki yaratt›¤› da bir s›r de¤ildir. Elbette ki bu gerçe¤i kabul etmeyenler veya yaflanan bu tablonun neden ve niçinlerine farkl› temelde yan›t verenler vard›r ve olacakt›r da. Ama sonuçta ortada böyle bir gerçek vard›r. Bu tabi ki bir sonuçtur. Ve bu sonuca yol açan en önemli neden devrimci ve komünist güçlerin kitlelerden kopmas›, deyim yerindeyse, nefes almakta zorlanmas›d›r. Bu zorluk, yani kitlelerle ba¤lar› zay›flayan devrimci ve komünist hareket, organize olmakta, güncel geliflmelere karfl› tav›r koymakta oldukça geri noktalara düflmüfltür. Bu geriye düflüflün kadro ve militanlar üzerinde yaratt›¤› moral ve motivasyon bozuklu¤una dikkat çekmek, umutsuzlu¤un de¤il, bir gerçe¤in alt›n› çizmenin hassasiyetidir. Bu, s›n›f mücadelesi aç›s›ndan kabul edilemez bir durumdur. De¤ifltiricilerin de¤ifltirme istemlerindeki isteksizliklerin, karars›zl›klar›n temelinde ideolojik durufllar›ndaki zay›fl›k yat›yor. ‹deolojik anlamda sakatlanm›fl bir devrimci, de¤ifltirici de¤il, statükocu olur. Gelifltirici, ileriye tafl›y›c› ve güven verici de¤il, tüketici ve çürütücü olur. Oysa kendini koflulsuzca devrime adayanlar›n pratik yürüyüflü çevresine güven verir, sözleri dinlenir ve anlam kazan›r. Ça¤r›lar› flu veya bu düzeyde yan›t bulur. ‹flte güven bunal›mlar›n›n oldu¤u dönemlerde, bu niteli¤e sahip militanlar›n say›sal ve niteliksel geliflimi t›kan›kl›klar›n afl›lmas›na, hareketli ve militan niteli¤ine sahip komitelerin oluflmas›na vesile olur. Böylesi zor süreçlerde, yani s›n›f savafl›m›-

n›n zorluklar› karfl›s›nda dik durmayan, yürekleri ve sinirleri zay›flam›fl çok insan ortaya ç›kar. Kendi ideolojik güçsüzlüklerinin ve yüreksizliklerinin nedenini sorgulama yerine, baflkalar›n› suçlamay› bir meziyet san›rlar. Peki bu bak›fl aç›s›n›n s›n›f mücadelesine bir yarar› olur mu? Tarihi tecrübeler hay›r diyor. Çünkü s›n›f mücadelesi sorumluluk alma eylemidir. Sorumluluk almayan, kendisini baflar›lar›n merkezine oturtup baflar›s›zl›klar› hep baflkas›na yükleyen bir anlay›fl›n s›n›f mücadelesine kataca¤› en iyi fley kötü bir örnek olarak tart›flmalarda e¤itim arac› temelinde kullan›lmas›d›r. Bugün örgütsel çal›flmada, örgütsel görevlendirmede temel prensibimiz; genç, dinamik, soru sorma, inceleme ve araflt›rma niteli¤i tafl›yan yoldafllara komitelerde öncelik vermek olmal›d›r. fiu gerçe¤i kabul etmeliyiz ki, zihinsel tembelli¤in oldu¤u, devrimci at›lganl›¤›n zay›flad›¤› bir dönemden geçiyoruz. Bu dönemin geçici oldu¤unu biliyoruz. Ama bildi¤imiz baflka bir olgu daha vard›r, o da hiçbir fleyin kendili¤inden olamayaca¤›... D›fl koflullar olgunlaflsa dahi, e¤er örgütlü güçlerdeki dinamizm zay›flam›flsa, bu ortamdan devrim lehine gerekti¤i ölçüde yararlanmak mümkün de¤ildir. Her halükarda böylesi süreçler, canl›, dinamik, at›lgan militanlarla afl›l›r. Tecrübesizlik, militan bir pratikle tecrübeye dönüflebilir. Ama militanl›¤› sakatlanm›fl bir tecrübenin s›n›f mücadelesi için hiçbir anlam ifade etmeyece¤i aç›kt›r. Bu tecrübe yeni, genç, dinamik militanlara örnek bir model de olamaz. Yeni genç militanlar, bu “tecrübeli” devrimcilerin pratik duruflunda ve yaflam›nda gelece¤i, yani u¤runda hayat›n› ortaya koydu¤u toplumun yarat›c›s›, temel yap›c›s› olan kadrolar›n niteli¤ini görmez. Bu da genel anlamda olumsuz bir etki yarat›r yeni genç militanla-

rimci doku granit kadar sa¤lam ve kristal kadar saydam olmal›d›r. Proleter devrimciler yeniden “bizler özel türden insanlar›z” olma iddias›na sahip ç›kmal› ve bu iddiay› inatla, büyük bir k›skançl›kla korumal›d›r. Bugün yaflanan en büyük zaaf kitleler-

r›n flekillenifli üzerinde. Dolay›s›yla, parti bu tecrübelerden yararlanmal›d›r. Ama pratik kitle çal›flmalar›nda ya da daha özel görev ve örgütlendirmelerde, önceli¤i söylemleri nin arkas›nda duran, yaflam›n temeline görev ve sorumluluklar›n› koyan, riskleri göze alan militanlara yer vermelidir. Elbette ki tecrübe ile dinamizmi birlefltirmek, s›n›f mücadelesi aç›s›ndan en ideal oland›r. Ama tecrübesini s›n›f mücadelesi içinde militanca kullanma dinami¤ini yitirmifl devrimciler ön aç›c› olamaz. Bilakis t›kay›c› ve çürütücü olurlar. Özet olarak militanl›¤› sakatlanm›fl tecrübe, yak›ts›z araca benzer. Yak›ts›z arac›n lüks olmas› yolculuk için yetmez. Mücadeleden, örgütlü yaflamdan uzaklaflanlar, görev ve sorumluluklar›n› yerine getirmedikleri için görevden al›nanlar, örgütsel konumlar› düflürülenler, farkl› çal›flma alanlar›nda olmalar›na ra¤men yan yana gelip “tasfiyecilik” var diye ortak hayk›r›yorlarsa, bilin ki orada kavgadan kaçman›n ortakl›¤› vard›r. Örgütlü yaflama, partiye düflmanl›kta bir duygudafll›k vard›r. Çünkü hepsi ayn› yöne kofluyor, hepsi batakl›¤a do¤ru kulaç at›yordur. Partiye düflmanl›k yap›larak, nas›l partici olunur? Görev ve sorumluluklar›n› yerine getirmemek için gerekçe üstüne gerekçe üretenler, nas›l üreten, yaratan militanlar olur. E¤er kaçk›nl›k, hoflnutsuzluk, demokrasi oyunculu¤una soyunmak, militanl›k olsayd›, Troçki’den Kautskyi’ye Vang Ming’den Liu fiaoçi’ye uzanan tüm kaçk›n kardefller güruhunu tarihin kay›t duvar›na hain diye çivilemezdi. B›rakal›m onlar›, kendi tarihimize bakal›m, bugüne kadar ne kadar “ak›l hocas›” ne kadar yaman “kurtar›c›”, ne kadar “bilimsel düflünceci” ortaya ç›kt›. Peki sonuç ne oldu? Ancak kendilerini kurtarmakla yetindiler. Ellerinde kalan tek fley “kurtar›c›l›¤a” soyunduklar› dönemde partiye yapt›klar› kötülükler, verdikleri zararlar oldu. Peki, gerçek olan baflka neler var? Gerçek olan di¤er bir fley ise; Bu olumsuz havadan etkilenen fakat gerçekleri gördü¤ü anda hemen tavr›n› düzelten kan›n›, can›n› kolektifin bünyesine katan yoldafllar›n varl›¤›d›r. Dolay›s›yla a¤›r ko-

de de¤il önderlik bilincindeki k›r›lmada ve devrimci kültürün örgüt yaflam›na egemen k›l›namamas›nda yaflanmaktad›r. Devrimci saflar temiz ve dürüst olmak zorundad›r. Örgüt çal›flma ve yaflam›nda düzelmenin öncelikli ad›m› saflar›nda bulunan bireylerin temiz ve dürüst olmas›d›r. ‹fller ideolojik olarak yoluna konulmazsa örgütsel bak›m›ndan yola konulamaz. Proleter olmayan ideoloji-teori-kültür-ahlaka karfl› mücadele yükseltilerek, örgütsel bak›mdan yola konulur. Emekçilerden ve yoksuldan yana bir yaflam kurulacaksa ve bu iddia devrimci bir iddia ise o zaman mülkiyet al›flkanl›klar› terk edilmelidir. Özel mülkiyet üzerinde kurulu olan ve ondan beslenen her türlü düflünce, görüfl ve al›flkanl›k, her türlü kültür ve ahlak insanlar› yozlaflt›r›p çürütmekten baflka bir rol oynamaz. Devrimci kültür ve ahlak, devrim gibi bir büyük soylu iddia, gökyüzünü fethetme iddias›n› kuflananlar›n olmal›d›r.

flullar alt›ndan geçti¤imiz süreçlerde, cephemizden kaynaklanan baflar›s›zl›klar›n ve olumsuzluklar›n yaratt›¤› etkiler alt›nda kalan yoldafllar›n bu yorgun ve kaçk›nlar›n samimiyetsiz söylemlerinden etkilenebilece¤i gerçe¤ini asla unutmamak gerekir. Yaflad›¤›m›z topraklarda ezilenler nezdinde devrimci ve komünist hareketin otoritesi önemli oranda sars›lm›flt›r. Bunun böyle olmas›, ne s›n›f savafl›m›n›n sonu ne de devrimci ve komünistlerin tarihsel misyonunun ortadan kalkt›¤› anlam›na gelmez. Tam tersine bu durumun bize s›n›f mücadelesinin her alan›nda süreci sab›rla, kararl›l›kla ve inatla tersine çevirmek için mücadele etme görevini yüklüyor. Halk›n ac›lar›n› paylaflmada, sorunlar›n› sahiplenmede, en üst düzeyde s›n›fsal duyarl›l›k ve tarihi sorumluluk bilinciyle hareket edersek, baflaramayaca¤›m›z hiçbir fley olmaz. Ama bu devrimci militanl›¤›n olmad›¤› yerde tabi ki nefesler tükenir, yorgun bireylerin say›s› ço¤al›r. Yine devrimci militanl›¤› bir yaflam tarz› olarak kabul edenler, güçlerinin azl›k ve çoklu¤una bakmadan sömürü ve zulüm sistemine karfl› sonuna kadar mücadele ederler. Çünkü baflka ara bir yol yoktur. Ya zulümden yanay›z, ya mazlumdan. Ya kavgan›n içindeyiz ya da d›fl›nday›z. E¤er kavgan›n içindeysek yak›nmak, yorulmak, bizim iflimiz olamaz. Tarihe bakal›m; zaferleri nefesi tükenenler, yorulanlar de¤il, en zor koflullarda nefes almay› becerenler ve kavgada s›n›rs›z enerjiye sahip olanlar kazanm›flt›r. fiu aç›kt›r ki; Önümüzde daha uzun zor y›llar olacakt›r. Yeni kay›plar ve flehitler de kaç›n›lmazd›r. Yine çeflitli alanlardaki çal›flmalar›m›z kesintiye de u¤rayabilir. Tüm mesele demokrasi, ba¤›ms›zl›k ve sosyalizm mücadelesindeki kararl›l›¤›m›z› ve ›srar›m›z› gösterecek pratik bir durufl ve yürüyüfl sergileme güvenini yaratmam›zda dü¤ümleniyor. E¤er bunu baflar›rsak, sorunlar› çözme yoluna bir ad›m daha yaklaflm›fl›z demektir. Ve bunu baflaraca¤›z.


21 Eylül-4 Ekim 2007

22

83

Kongo’da iç savafl yeniden t›rman›yor Kongo’da geçti¤imiz 15 y›l boyunca devam eden ve 4 milyondan fazla insan›n yaflam›na mal olan iç savafl, k›smi bir ateflkesle sona ermiflti. Ateflkes süresince yer yer devam eden çat›flmalar bugün yeniden alevlenmifl bulunmakta. Hükümet destekli Ruandal› Hutular›n Do¤u Kongo’da az›nl›k durumunda olan Tutsilere karfl› kapsaml› bir katliam haz›rl›¤› yapt›klar› ve bu amaçl› sald›r›lar düzenledikleri bildirilirken, Tutsili bir general, hükümetin bu tutumuna karfl›, savafl ilan ettiklerini aç›klad›. Art›k resmi savafl halinde olduklar›n› ilan eden general, hükümet güçleri taraf›ndan kuflat›ld›klar›n› ve hükümetin sorunu bar›fl de¤il, savafl yoluyla çözmeye çal›flt›¤›n› söylemekte. Tutsi ve Hutu çat›flmas›n›n kökenleri 1994 y›l›na kadar uzanmakta. 1994 y›l›nda milliyetçi Hutular 800 bin Tutsi ve ›l›ml› Huti’yi katletmiflti. O dönem bölgede bulunan BM ise Fransa ve ABD emperyalistleri taraf›ndan, bölgedeki ç›karlar› gere¤i ifllevsiz k›l›nm›fl, böylece toplam 4 milyon kiflinin yaflam›n› yitirdi¤i katliamlara aç›kça göz yumulmufltu. Zaten özü emperyalistlerin k›flk›rtmas›na dayal› olarak ortaya ç›kan bu katliam, dünya kamuoyu taraf›ndan da neredeyse görmezden gelinmiflti. Katliamlar Hutu hükümetinin Tutsiler tara-

f›ndan düflürülmesi ile son bulmufl, bu defa “öç almak” isteyen Tutsiler Hutulara sald›rmaya bafllam›flt›. Sald›r›lardan kaçan Ruandal› Hutular o dönem ad› Zaire olan Kongo’ya s›¤›nm›fllar ve Ruanda’daki Tutsi hükümetine savafl ilan etmifllerdi. Hutular›n direniflini bitirmek isteyen Tutsilerin yönetimindeki Ruanda ise direnifli bitirmek ad›na Do¤u Kongo’yu iki kez iflgal etmifl ve çat›flmalar Ruanda ve Uganda destekli Tutsilerin bölgeyi denetim alt›na almas›yla yap›lan ateflkesle birlikte son bulmufltu. Son aylarda ise Ruandal› Hutular›n hükümet deste¤iyle do¤u Kongo’daki Tutsilere dönük sald›r›lar›n› art›rmas›, Tutsiler taraf›ndan ateflkesin tamamen ortadan kalkmas› olarak getiriliyor. Gelinen aflamada Tutsilerin hükümete savafl ilan ettiklerini aç›klamas›yla birlikte, BM de harekete geçerek, “çat›flmalar› önleme” ad›na, Do¤u Kongo’ya 200 kiflilik bir askeri birlik gönderdi. Ancak bu say›n›n 200’de kalmayaca¤› ve daha binlerce BM askerinin bölgeye gönderilece¤i belirtiliyor. Emperyalistler böylece kendi yaratt›klar› çat›flmalar› “engelleme” ad›na, yeni bir iflgalin daha haz›rl›¤›n› yapmaktalar. Nitekim Kongo-Ruanda-Uganda üçgenini içine alan çat›flmalar h›z kazanmas›na ra¤men sözde

önleme ad›na orada bulanan BM gücünün çat›flmalar› sadece seyretti¤i söylenmekte. T›rmanan çat›flmalardan en fazla etkilenenler ise yoksul halk olmakta. Bölgeden gelen haberlere göre, yüzbinlerce Tutsi ve ›l›ml› Hutu çat›flmalardan kaçarak, komflu ülkelere s›¤›nmaya çal›fl›yor. Yaklafl›k 70 bin nüfusu olan Kongo co¤rafi olarak Afrika’n›n üçüncü büyük ülkesi konumunda. Uzunca y›llar Belçika’n›n sömürgesi olan Kongo, 30 Haziran 1960 y›l›nda Belçika’n›n sömürgesi olmaktan ç›km›fl ancak emperyalistlerin Sudan, Uganda, Ruanda gibi bölge ülkelerine dönük ya¤ma ve talan politikalar›n›n hep hedefinde olmufl ve emperyalist k›flk›rtmalar sonucu çat›flmal› ortamdan ç›kamam›flt›r.

KENYA Afrika ülkelerinden Kenya’da 10 bin çay iflçisi daha yüksek ücret talebiyle greve gitti. Bu grevle birlikte uluslararas› g›da flirketi Unilever’e ba¤l› 18 iflyerinde çal›flma felç oldu. Greve öncülük eden Kenya Plantasyon ve Tar›m ‹flçileri Birli¤i Sendikas› grevin baflta düflük ücretler olmak üzere, kötü çal›flma koflullar› nedeniyle gerçekleflti¤ini ve talepleri kabul edilene kadar eylemlerini sürdüreceklerini aç›klad›.

TAYVAN

Müttefikler terk ediyor, ABD zaman kazanmaya çal›fl›yor ABD emperyalizminin Ortado¤u’daki iflgallerinde bafl müttefik konumunda bulunan ‹ngiltere, Irak iflgalinin bafl›ndan beri denetimi alt›nda tutmaya çal›flt›¤› Basra Üssü’nden çekildi. Basra Saray›’nda konufllanan 550 askerin çekilmesiyle birlikte Basra tamamen Irakl› askerlerin denetimine geçmifl bulunuyor. Basra’dan çekilen askerler kentin d›fl›ndaki havaalan›nda bulunan 5 bin askerin yan›na konufllan›rken, ‹ngiltere’nin bu ad›m› Irak’tan tamamen çekilmenin ön ad›m› olarak yorumlan›yor. Çünkü ‹ngiltere’nin yeni kabinesinde ve hükümet içinde Irak’tan tamamen çekilme tart›flmalar› son dönemde iyice t›rmanm›fl durumda. ‹ngiliz askerlerinin dört y›ldan fazla bir süredir bulunduklar› Basra’dan çekilmesi ‹ngiliz medyas›nda da genifl yer bulmakta gecikmedi. Gazeteler durumu manfletlerine flöyle tafl›yorlar: “Basra’da dört y›l: Elimize geçen ne?” The ‹ndependent Gazetesi’nin manfletinde yer alan bu bafll›¤›n d›fl›nda gazetede yap›lan yorumlarda: “Üzücü gerçek flu ki, ne ‹ngilizler ne de Amerikal›lar Irak’tan onurlu bir biçimde ayr›lamayacaklar.....” deniliyor. ‹ngiltere’nin asker çekmeye dönük bu yönelimi ABD’de Irak’tan asker çekme yönlü bask›lar›n yo¤un oldu¤u bir döneme denk gelmesiyle birlikte, tedirginlik yaratmakta gecikmedi. Washington ve Londra’daki askeri çevreler, flu s›ralar birbirlerini suçlamaktalar. ABD üst düzey askeri yetkilileri ‹ngiltere’nin çekilmesini “Saygon-Vakti” olarak de¤erlendirirken, ‹ngiliz çevrelerindeki yorumlar, ABD’nin kendi as-

keri yenilgisini ‹ngilizlerin üstüne atmaya çal›flt›¤› yönünde. Ancak bu durumun en çok ABD’yi rahats›z etti¤i ve kayg›lar›n› büyüttü¤ü kesin. Bunun içindir ki özellikle de ABD askeri çevreleri birbiri ard›na ‹ngiltere aleyhinde aç›klamalar yap›yorlar. Mesela, ‹ngilizlerin asker çekme karar›na iliflkin aç›klama yapan üst düzey bir ABD askeri yetkilisi flöyle diyor: “K›sacas›-‹ngilizler Bas-

ra’y› kaybetti. Tabii hiç ellerinde bulundurdularsa… Amerikal›lar bu durum karfl›s›nda hayal k›r›kl›¤› yaflamaktalar, çünkü henüz bütünüyle kazanmak mümkün. ‹ngilizlerin bu karar› ‹ngiliz ordusu üzerinde kötü bir leke yaratacakt›r ve uzunca süre ç›kmayacakt›r.” En iyi müttefikinin Irak’tan ad›m ad›m çekilmesi anlam›na gelen bu durum karfl›s›nda yeni aray›fllara giren ABD emperyalizmi, en son

Bush’un yapt›¤› Irak ziyaretiyle, kamouyunu takviye asker gücün burada ne kadar baflar›l› oldu¤una inand›rmaya çal›flmakta. Ancak gerçeklikle örtüflmeyen bu durumun prati¤e yans›mas› da haliyle bir dizi çeliflkiler içermekte. Örne¤in, bir yandan Irak’tan çekilmeyi “felakete yol açar” olarak de¤erlendirerek, Irak’tan çekilmeyecekleri izlenimi yaratmaya çal›flan ABD yetkilileri, di¤er yandan da önümüzdeki bahardan itibaren asker çekmeye bafllayarak, asker say›s›n› 130 bine indireceklerini söylemekteler. fiu an rekor seviye olarak 170 bin civar›nda bulunan ABD askerlerinin say›s›n›n en az 30 bin azalt›laca¤› belirtilmekte. Irak’taki ABD komutan› taraf›ndan geçti¤imiz günlerde sunulan raporda da yer alan bu durum, ABD emperyalizminin yenilgiyi itiraf etmek istememesi ve gündemde olmay› sürdüren ‹ran politikas› için zaman kazanmak istemesi olarak yorumlan›yor. ABD’de geçti¤imiz aylarda derinleflmeye bafllayan ve etkisi k›sa sürede dünya çap›nda hissedilen Mortgage, yani emlak piyasalar›ndaki krizin sürmesi, her kriz döneminde oldu¤u gibi sald›rganl›k politikalar›na daha çok sar›lmay› getirmekte. Irak’tan çekilme yönünde gösterilen ayak diremede giderek derinleflen bu krizin etkileri oldukça yüksek. Ancak gerek ABD’de gerekse dünya çap›nda art›fla geçen savafl karfl›tl›¤›, ABD’nin iflgal savafllar›n› sürdürmesini güçlefltirmekte ve savafl› sürdürmenin yollar› aranmakta.

Tayvan’›n Taipeh kentindeki bankalarda çal›flan 12 bin kifli banka sektöründeki yeniden yap›land›rma politikas›n› protesto etmek için sokaklara döküldü. Tayvan hükümeti devlete ait olan bankalar› özellefltirmek istiyor. Ayr›ca öngörülen programda yabanc› bankalar›n Tayvan bankalar›n› ve sigorta flirketlerini sat›n alabilmesi de yer almakta. Çok say›da banka çal›flan›n›n iflsiz kalmas› veya daha kötü koflullarda çal›flmak zorunda kalmas› anlam›na gelen bu proje çal›flanlar›n tepkisini almaya devam ediyor. Banka çal›flanlar› proje geri çekilene kadar eylemlerini sürdüreceklerini ilan ediyorlar.

fi‹L‹ Faflist General Pinochet’in kanl› bir darbeyle iktidara geliflinin y›ldönümü olan 11 Eylül’de sokaklara dökülen darbe karfl›tlar› ile polis aras›nda çat›flma ç›kt›. Eylemcilere bas›nçl› su ve göz yaflart›c› gaz s›kan polis, yine de eylemi da¤›tmay› baflaramad›. Devlet baflkanl›¤› saray›na yürümek isteyen göstericiler, burada polis barikat›yla karfl›laflt› ve çat›flma da bu barikat›n afl›lmak istemesi s›ras›nda ç›kt›. Çok say›da eylemcinin yan› s›ra baz› polislerin de yaraland›¤› çat›flma, 147 kiflinin gözalt›na al›nmas›yla sonuçland›.


23

83

Uluslararas› dayan›flman›n zaferiSison serbest b›rak›ld› ILPS Baflkan› ve FKP kurucular›ndan Prof. Jose Maria Sison, emperyalist bir komplo sonucu, 28 A¤ustos’da Hollanda polisi taraf›ndan tutuklanm›flt›. Sison’un düzmece iddialarla ve Filipinler istihbarat›n›n iflbirli¤iyle tutuklanmas›n›n ard›ndan dünya çap›nda dayan›flma eylemleri gerçekleflmifl ve Sison’un serbest b›rak›lmas› için kampanya yürütmek üzere uluslararas› bir komite oluflturulmufltur. Filipinler’deki sosyal kurtulufl mücadelesini bo¤maya dönük olan bu keyfi tutuklaman›n ard›ndan, böylesi genifl bir uluslaras› deste¤in ortaya ç›kmas› ve Hollanda yetkililerinin ellerinde Sison’un tutuklunun halini devam ettirebilecek geçerli delillerin olmamas› sonucu, ilgili mahkeme Sison’un davas›n› acil olarak ele almak zorunda kal-

m›fl ve 13 Eylül günü mahkemeye ç›kar›lan Sison serbest b›rak›lm›flt›r. Hollanda’n›n Den Haag kentinde görülen davada, mahkeme savc›l›¤›n, Sison’un tutukluluk halinin 90 gün daha uzat›lmas› talebini reddederek, tahliye karar› vermifltir. Ancak CIA’n›n yan› s›ra Avrupa ve Filipinler istihbaratlar› taraf›ndan ortak organize edilen bu operasyon ayn› zamanda, iflçiemekçi y›¤›nlar›n devrimci mücadelesini bo¤ma çabalar›n›n ald›¤› yeni biçimin de bir göstergesidir. Bunun içindir ki, dünya çap›nda devrimcilerin, anti-emperyalistlerin ve ilerici kesimlerin protestolar›na çarpm›flt›r.

Jose Maria Sison’a özgürlük Halklar›n Uluslararas› Mücadele Ligi (ILPS) Baflkan› ve Filipin Komünist Partisi kurucusu Jose Maria Sison’un Hollanda hükümeti taraf›ndan tutuklanmas›, ILPS Türkiye Seksiyonu, BDSP, Halkevleri, DHP, Ça¤r›, ESP ve TUYAB taraf›ndan ‹stiklal Caddesi’nde bulunun Hollanda Konsoloslu¤u önünde protesto edildi. “Jose Maria Sison’a özgürlük” pankart›, “Halklar›n özgürlük mücadelesi terörizm de¤ildir” yaz›l› dövizler ve Sison’un resimlerinin tafl›nd›¤› eylemde s›k s›k “Kahrolsun emperyalizm yaflas›n halklar›n kardeflli¤i” sloganlar› at›ld›. ‘Sison as›ls›z gerekçelerle tutukland›’ Aç›klamada konuflan ILPS temsilcisi Selma fiahin, Jose Maria Sison’un Romulo Kintanar ve Ar-

Evrensel Bak›fl “Gerilim stratejisi” Emperyalistlerin bugün gerçeklefltirdikleri sald›r›larda, sald›r› öncesi yarat›lan bir gerilim ortam›n›n söz konusu oldu¤unu görmekteyiz. Bu gerilim, yine emperyalistler taraf›ndan “gerilim stratejisi” olarak adland›r›lan bir stratejinin ürünüdür. Özde yeni olmayan bu stratejinin en yo¤un hayata geçirildi¤i dönem ise, bir dönem gladio olarak adland›r›lan, kontra faaliyetler dönemidir. Gladio denilen bu kontra timlerin, birçok NATO ülkesinde patlay›c› ve silah deposu oldu¤u, özellikle de ’90’l› y›llarda iyice a盤a ç›km›flt›. Bu depolar›n ifllevi ise, olas› bir Sovyet sald›r›s›nda yeralt› faaliyetini örgütleyebilmek olarak aç›klan›yordu. Gerçek misyonlar› halklar›n her türden özgürlük mücadelesini bo¤mak olan bu kontra timlerin daha sonra a盤a ç›kan birçok faaliyetine bak›ld›¤›nda, bunlar›n afl›r› sa¤c›, en baflta da neo-Nazi örgütlerle ya da çeflitli ülkelerin askeri istihbarat birimleriyle birlikte gerçeklefltirilen eylemler oldu¤u görülmekte. Bu eylemler daha sonra komünistlerin üzerine y›k›l›yor ve böylece “gerilim stratejisi” hayata geçiriliyordu. Gerilimin yarat›lmas›nda kullan›lan eylemlerin hedefinde ise kad›n-çocuk, her yafltan sivilin bulunmas› gerekiyordu ki, strateji amac›na ulaflabilsin. Bu eylemlerle birlikte halk›n aras›nda korku yay›l›yor ve eylemin gerçekleflti¤i ülke halk› devletinden daha büyük güvenlik önlemleri talep ediyordu. Ayn› “gerilim stratejisi”nin son y›llarda yine ve de birçok ülkede hem de s›k s›k hayata geçirildi¤ine flahit olmaktay›z. Bu dönemin ilk “gerilimi” ise, malum oldu¤u üzere 11 Eylül sald›r›lar›yla birlikte gerçekleflti. Bu sald›r›lar›n ard›ndan ortaya ç›kan bulgular, sald›r›lar›n hiç de

21 Eylül-4 Ekim 2007

öyle Pentagon’dan habersiz olmad›¤›n› göstermekte ve bu yönlü birkaç olas›l›k üzerinde durulmakta. Bu somut bulgular üzerinden yükselen olas›l›klar›n tümü de, Pentagon’un sald›r›lardan önceden haberdar oldu¤u ve “gerilim stratejisi”nin bir parças› ve hatta gere¤i olarak, bu sald›r›lar› bilinçli olarak engellemedi¤i, hatta do¤rudan yönlendirdi¤i yönünde. 11 Eylül sald›r›lar›ndan sonra geçen süreye bakt›¤›m›zda, bu “gerilim” halinin devam etti¤ini görmekteyiz. ‹flgallere “gerekçe” yap›lan kimyasal silahlar, iflgallerin devam›n› sa¤lamaya hizmet eden ve ard›ndan yap›lan incelemelerde nas›l ve kimler taraf›ndan gerçeklefltirildi¤i “kuflkulu” olan “terör” sald›r›lar› bu stratejinin hayata geçirilmeye devam edilmesinden baflka bir anlam tafl›mamaktad›r. Bunun son y›llardaki örnekleri ise, sadece ABD’de de¤il, baflta iflgallerin bafl müttefiki ‹ngiltere olmak üzere, Almanya’da ve daha birçok AB ülkesinde ve de emperyalist politikalar›n aynen hayata geçirildi¤i –Türkiye gibi- ba¤›ml› ülkelerde karfl›m›za ç›kmaktad›r. Halk›n korkuya kap›larak, kendini sürekli tehdit alt›nda hissetmesini getiren bu büyük tehdit karfl›s›nda devletin güvenlik önlemlerini art›rmas›n› ve hatta kendini tehdit edenlere karfl›, savafl da dâhil olmak üzere, en kat› önlemleri almas›n› meflru gören, hatta talep eden bir ruh halidir kitleler üzerinde yarat›lan. Bu ruh hali ise, halk y›¤›nlar›n›n, bilinçli olarak yarat›lan bu korku atmosferinin ard›nda yatan›n ve yaflama hakk›na gerçekte kast edenin, korkudan s›¤›nd›¤› kendi devleti oldu¤unu görmesini engeller. Siyasal-ekonomik-demokratik haklar›n›n yarat›lan bu suni gerilim ortam›nda

elinden bir bir al›nd›¤›n› bile göremez duruma gelir. Hem ABD’de hem de AB ülkelerinde son y›llarda gerçekleflen sosyal y›k›m sald›r›lar›n›n bu gerilimler sonras› h›z kazanmas› tesadüfî de¤ildir. Sald›rganl›¤›n bafl›n› çeken ABD’de son süreçte emlak piyasalar›nda yaflanan ve giderek tüm dünya ekonomisini etkileyen ve de özde 2000’li y›llar›n bafl›nda derinleflmeye bafllayan siyasal-ekonomik krizin devam› olan kriz, ayn› zamanda yeni bir sald›r› dalgas›n› da tetiklemifl bulunmakta. Her krizden ç›k›fl çabas›nda oldu¤u gibi, bu süreç de halklara dönük yeni sald›r›larla afl›lmaya çal›fl›lmakta ve bunun alt yap›s› da bugünden haz›rlanmakta. ABD yeni bir sald›r› olas›l›¤› karfl›s›nda, halk›n, yeni bir savafl açma ve bir dizi temel hak ve özgürlü¤ü rafa kald›rma hakk›n› kullanabilecek olan hükümete karfl› itaatkâr olmas›n› sa¤lamak amac›yla çeflitli bölgelerde daha flimdiden “Papazlar-Timi” oluflturuyormufl. Bu “ruhani önderler”, hükümetin savafl yetkisini kullanmas› durumunda, halkla hükümet aras›ndaki “en uygun” arac›larm›fl! Uzmanlar bu son krize karfl› geçti¤imiz aylarda uyarm›fllard›, hem de ’30’lu y›llar›n “büyük buhran” dönemi benzeri bir kriz beklentisinden söz edilmekteydi. Uzmanlar›n bu uyar›lar› yapt›¤› günlerde, “büyük bir tesadüf” olarak, ABD yetkilileri de Kas›m ay›na kadar yeni ve büyük bir “terör sald›r›s›” beklediklerini ilan ediyorlard›. Yani bir kez daha “gerilim stratejisi” devreye sokuluyordu. “Papazlar-Timi”nin ard›nda da yine ayn› strateji yatmaktad›r. Papazlardan medet uman bu prati¤in ard›nda önemli bir neden daha yatmaktad›r. ‹flgallerin faturas› giderek daha a¤›r bir yük olarak omuzlar›na binen Amerikan halk›n›n, bu yükü atmak istemesi ve bundan hareketle de yükselen savafl karfl›tl›¤›. Bu savafl karfl›tl›¤› ise, büyük bir bölümü dini inançlara önem veren halk›n, bu inanç üzerinden ikna edilmeye çal›fl›lmas›d›r. ‹flgallerin bafl müttefiki ‹ngiltere askerlerini çekmeye bafllam›fl ve iflgal alt›nda tuttu¤u böl-

turo Tabara adl› kiflilerin ölümünden sorumlu oldu¤u iddias›yla Hollanda polisi taraf›ndan 28 A¤ustos 2007 tarihinde tutukland›¤› belirtti. Sison’un Avrupa Birli¤i ülkelerinin hiç birinde yarg›lamas›n›n veya tutuklamas›n›n olmad›¤›n› belirten fiahin, “Sison as›ls›z gerekçelerle suçlanmakta ve haks›z bir flekilde tutsak edilmifltir. Savc›l›k ‘Filipinler’de araflt›rma yap›ld›, elimizde belgeler var’ dese de bu belgeler düzmecedir. Çünkü ayn› iddia ile aç›lan davalardan beraat etmifltir.” dedi. ‹ZM‹R 13 Eylül Perflembe günü Hollanda Konsoloslu¤u önünde biraraya gelen ILPS ve DHP, emperyalistlerin “terörle mücadele” ad› alt›nda halklar›n ulusal-sosyal kurtulufl mücadelelerine ve bu mücadelelerin önderlerine yönelik sald›r›lar›n› teflhir etmek ve Hollanda’da tutuklanan ILPS Baflkan› Profesör Jose Maria S›son’un serbest b›rak›lmas› için bas›n aç›klamas› gerçeklefltirdi. “Jose Maria Sison’a özgürlük! Yaflas›n enternasyonal dayan›flma!” pankart›n› açan kitle ad›na bas›n aç›klamas›n› Mihriban Karakaya okudu.

geden ayr›larak, tüm askerlerini bir havaalan›na toplam›flt›r. Buradan da Irak’› bütünüyle terk etmesi an meselesidir. Ayn› çekilme er geç ABD aç›s›ndan da geçerli olacakt›r. Çünkü direnifl büyümekte, ölen ABD askerlerinin say›s›ndaki art›fl h›z kesmeden sürmektedir. Kukla Maliki hükümeti ABD’nin beklentilerine cevap olmaktan her gün daha da uzaklaflmaktad›r. Filistin sorununda yap›lan, emperyalist-Siyonist ç›karlar do¤rultusundaki müdahaleler bir türlü beklenen sonuçlar› vermemektedir. Bundand›r ki, ‹srail’in sald›r›lar› aral›ks›z sürmektedir. Ortado¤u’daki ç›kmaz bir kez daha ‹srail’in sald›r›lar›n› yo¤unlaflt›rma yoluyla afl›lmaya çal›fl›lmakta, bölgedeki gerilim, ‹srail’in Suriye’yi bombalamas› yoluyla daha da t›rmand›r›lmaktad›r. Ancak tüm bu çabalar Ortado¤u’daki ç›kmaz› daha da büyütmekten baflka bir ifle yaramamaktad›r. Ve ABD’nin Irak’taki komutan› taraf›ndan sunulan son rapor asl›nda bu durumun bir kez daha itiraf›d›r. Rekor seviyeye ç›kar›lm›fl olan askeri gücün “amac›na ulaflt›¤›” belirtilen raporda, bir yandan da askerlerin yaza kadar çekilmesinden söz edilmektedir. Peki, yarat›lan yeni gerilimle amaçlanan nedir ya da hedefte neresi vard›r? ‹ran gündemi hala s›cakl›¤›n› korumaktad›r. ABD’nin kendine en büyük rakip olarak gördü¤ü ve bugünkü ekonomik krizi, elinde bulundurdu¤u milyarlarca dolarl›k ABD tahvillerini sat›fla sunarak derinlefltiren Çin’in önünü kesme amaçl› bafllat›lan Somali, Sudan, Eritre vd. Afrika ülkelerine dönük sald›r›lar sürmektedir. Yine Kongo ve birçok Afrika ülkesinde emperyalist k›flk›rtmalar sonucu yeni iç savafllar›n efli¤ine gelinmifltir. K›sacas›, emperyalistlerin ya¤ma ve talan alanlar›n› geniflletme yönelimi sürmektedir. Bunun içindir ki “gerilim stratejisi”ne önümüzdeki süreçte daha çok ihtiyaç duyulacakt›r. Ancak bu strateji emperyalizme karfl› öfkesi giderek bilenen ve özgürlük mücadelelerini her türden yöntemle yükseklere tafl›maya devam eden halklar nezdinde eskisi gibi kabul görür mü bilinmez. Onlar› korkutan da galiba esas olarak budur!


24

21 Eylül-4 Ekim 2007

83

Kad›nlar›n “de¤iflflm meyen al›nyaz›s›”: EV ‹fifiLLER‹ Ev iflleri toplumsal evrim sürecine paralel, kad›nlar›n omuzlar›na yüklendi. Anaerkil dönemde do¤urgan özellikleri ve bitki toplay›c›l›¤›na dayanan üretimdeki yerlerinden kaynakl› kad›nlar›n, toplumsal yaflamdaki konumu ileri bir noktadayd›. ‹htiyaçlar do¤rultusunda üretim aletlerindeki geliflim, üretim biçimlerini de de¤ifltirerek insanl›¤›n tar›msal üretime ulaflmas›na olanak sa¤lad›. Bu toplumsal de¤iflim içerisinde iflbölümünün geliflmesiyle erkek, topra¤› iflleyen, ürün elde eden ve üretti¤ini satabilen bir

konuma geldi. Bu süreç, özel mülkiyeti yaratt›¤› gibi, üretim iliflkilerindeki rollerine paralel, erke¤i egemen, kad›n› ise ikincil bir plana itmifl oldu. Üretilen ürünün fazlas› özel mülkiyeti yaratt›. Özel mülkiyetin ortaya ç›k›fl›, tek eflli aile kurumunun da yarat›c›s› oldu. Özel mülkiyet sahibi olarak erkek, mülkiyetinin varisi yapabilece¤i çocuklara ihtiyaç duyuyordu. Topluluk halinde üretim sürecine dahil olan kad›nlar art›k tek tek evlere ana, efl olarak da¤›ld›lar. Üretim ve do¤adan kopar›larak eve hapsedilen kad›n her geçen gün üretimden uzaklaflt›r›ld›. Toplumsal iflbölümündeki erke¤in avantajl› durumu, erkek egemen ideolojinin geliflmesine, kad›nlar› kad›nl›k durumuna erkekleri de erkeklik durumuna sabitledi. Üretim biçiminin devam›n›n sa¤lanmas› aç›s›ndan erkeklik ve kad›nl›k rollerinin üretilmesi ve yeniden üretilmesinin önkoflullar› ailenin devam›n› zorunlu k›ld›. Aile içerisinde kad›n ve erkek rollerinin ö¤retisi toplumsal kurallar dizini haline getirilerek yeni aile üyeleri yetifltirildi. Üretimden kopart›larak toplumsal bilinci ve düflüncesine yabanc›laflt›r›lan kad›n art›k güçsüz, yaflam› birileri veya çeflitli kurumlar taraf›ndan belirlenir hale gelmiflti. K›z çocuklar› oyun ça¤›ndayken “d›flar›dan” uzak tutularak annesine yard›m edip anne adayl›¤›na, erkek çocuklar ise “erkek” gibi olmak ad›na ev içi yaflamdan, ev ifllerinden uzak tutularak baba adayl›¤›na

haz›rland›. Toplumsal iflbölümünde kad›n eme¤inin at›l duruma gelifli, üretim sürecinden kopuflu anne, efl statüsünü kazanmas› ev ifllerini kad›n›n vazgeçemedi¤i/vazgeçemeyece¤i görevi haline getirmifl oldu.

Ev ifllerinin kad›n›n dünyas›ndaki yeri Erkek üretimde daha aktif rol üstlenerek ailenin geçimini sa¤larken kad›n evdeki bireylere, aile büyüklerine ve çocuklara hizmet etmekle sorumlu tutuldu. Bu sorumluluk, evlilik kurumu arac›l›¤›yla günümüze kadar, de¤iflen toplumsal sistemler taraf›ndan bir zorunluluk haline getirildi. Her toplumsal ça¤da üretim iliflkilerine paralel oluflmufl çeflitli de¤er yarg›lar›yla prangalanan kad›n›n toplumdaki ikincil konumu bugün de devam ediyor. Toplumsal yap›n›n ilerilik durumuna göre bu ikincil ve ezilen konum ince baz› iliflki ve yöntemler içerisinde sürerken, di¤er yandan çok daha kaba iliflki ve yöntemler içerisinde devam edebilmektedir. Örne¤in k›rsal bölgelerde feodal de¤er yarg›lar› hala çok fazla etkilidir. Bu de¤er yarg›lar›n›n a¤›rl›¤› aile içinde daha çok kad›n üzerinde varl›k kazan›r. Kad›nlar, küçük yafllardan itibaren evlenece¤i güne, ev kad›nl›¤›na haz›rlan›rlar. Ev içi ifllerin d›fl›nda hayvanlar›n bak›m›, sa¤›m›, tarla ve bahçe ifllerini yaparlar. Üretimdeki bu yerine ra¤men kazançtan ve mülkiyetten yoksunlu¤uyla ikincil ve ezilen konumu daha da derinleflir. Ailenin “namusu” kad›nda sembolleflti¤i için feodal de¤er yarg›lar›n›n kamç›s›n› sürekli üzerinde hissederek bo¤ucu ve bask›c› yaflam› omuzlamak zorunda kal›r. Eflinden, aile büyü¤ünden, erkek kardeflinden izinsiz bir yerlere gitmesi, yeme¤in zaman›nda haz›rlanmamas›, tuzsuz oluflu gibi say›s›z “neden”lerle daya¤a, hakarete maruz kal›r. K›rsal bölgelerde kad›nlar üstlendikleri ifllere ra¤men kad›na verilen de¤er daha da azd›r. fiehirde yaflayan kad›nlar köy yaflam›na göre kendilerini daha “flansl›” görürler. Genç k›zl›klar›nda gün yüzü göremeyen kad›nlar evlenince rahat edebileceklerini düflünürler. Bu nedenle maddi durumu iyi olan bir aileye gelin gitmenin ya da flehirde yaflaman›n hayalini kurarlar. Oysa flehir koflullar›nda flehirle olman›n sefas›n› de¤il cefas›n› çekerler. Özellikle de gecekondu semtleri köy yaflam›n›n küçük bir prototipi olarak kad›nlara bu gerçe¤i ac› bir flekilde hissettirir. Ev kad›nl›¤› statüsüyle de¤erlendirilen kad›nlar evin içine hapsedilmifl ve toplumun en küçük yap›tafl› olan “çekirdek aileyi” kurma, çekip çevirme gibi önemli görevlerle de “taçland›r›lm›fl” ve tüm sorumluluk kad›nlar›n s›rt›na yüklenmifltir. Bu iflleri yaparken kad›nlar›, efl ve ana olmalar› kaynakl› sevgi gösterme biçiminin de bir parças› olarak de¤erlendirilmifllerdir. O art›k “hamarat bir kad›n”d›r ve “evi de p›r›l p›r›ld›r”. Anne olmak, evinin kad›n› olmak “ö¤retileri” ile yetifltirilmifl kad›nlar, ev içerisindeki ifllerin tümünü do¤al bir sorumluluk olarak gör-

dükleri için sürekli u¤rafl›p dururlar. Bu durumu yad›rgaman›n aksine kendilerine “bahfledilmifl” bir meziyet olarak alg›larlar. Öyle ki, ev içinde yap›lan ifllerin mesai saatleri yoktur. Bir iflçi, iflyerinde çal›flt›¤›nda çal›flma saatleri belirlenmifltir. Oysa kad›nlar her an evin ve evdeki bireylerin farkl› bir ihtiyac›n› gidermek için haz›r olmak zorundad›r. Ev kad›nlar› dinlendi¤i saatlerde dahi bir iflle u¤rafl›rlar. En büyük dinlenme ya da kendilerince e¤lence olarak gördükleri televizyon dizilerini seyrederken ütü yapar, dikifl diker ya da örgü örerler. E¤lenmek amaçl› bir yerlere gidildi¤inde çocuklara bakar ya da yemek yaparlar. Biyolojik olarak daha az çal›flmalar›n› gerektiren hamilelik durumunda dahi a¤›r ifllerle u¤rafl›rlar. Bu nedenle say›s›z kad›n›n bebe¤ini kaybetti¤i bilinir. Çal›flma saatlerinin ayr›flt›r›lmas› söz konusu olmad›¤›ndan ev iflleri belli bir saatle s›n›rl› de¤ildir. Kad›nlar›n ev eme¤i bütün bir güne hatta bütün hayatlar›na yay›lm›flt›r. Hatta gece uykular› da bölünebilir durumdad›r. Çocuk hastaysa, gece tuvalete kalkt›ysa veya karn› ac›k45 m›flsa kad›n›n “ben bu ifli b›rak›yorum, istifa ediyorum” deme hakk› yoktur. Yaflam koflullar›n›n ekonomik olarak zorlaflmas›, artan hayat pahal›l›¤› kad›nlar›n biraz olsun evin d›fl›na ç›kabilmelerinin de koflullar›n› art›rm›flt›r. Çeflitli ifllerde yer alabilen kad›nlar›n çal›flt›klar› ifl kollar› kad›nlar›n toplumsal konumlar›ndan ba¤›ms›z de¤ildir. Ülkemizde kad›nlar›n yüzde 7.6’s›n›n ilkokul, yüzde 0.2’sinin ortaokul ve yüzde 1.7’sinin de lise mezunu oldu¤u düflünüldü¤ünde çal›flt›klar› ifllerin kad›nl›k durumlar›na paralel ifller oldu¤u anlafl›l›rd›r. Temizlik, eve ifle gitme, tekstil, sekreterlik ve biraz zorland›¤›nda hemflirelik, ö¤retmenlik gibi meslekler onlar›n yayg›n iflkollar›d›r. Bu ve benzeri ifl kollar›nda çal›flan kad›nlar ifl ortam› ve koflullar› ne olursa olsun kendi evlerinin iflini yapmakla da yükümlüdürler. Hatta ifl saatlerinin ç›k›fl›n› çocuklar›n okula, krefle, anaokuluna götürüp getirme saatlerine göre belirlenmesine çaba harcarlar. Ve tabi ki bu kad›nlar›n ço¤u için ayn› flekilde geçerli de¤ildir. Ekonomik koflullar› gere¤i çal›flan kad›nlar›n birço¤u krefl, anaokulu gibi olanaklardan yararlanamazlar, ifl d›fl›nda ve izin günlerinde aile ve çocuklar›n mutlu ve rahat etmesi için kofltururlar. Çal›flarak bir oranda ev d›fl›na ç›kabilen ve ekonomik özgürlü¤ünü eline almaya bafllayan kad›n, bu çifte ifl yükünün fiziksel ve duygusal y›prat›c›l›¤› sonucu ça-

l›flt›klar› iflte tutunamaz ve eve geri dönerler. Ya da çal›flt›klar› sektördeki ani de¤iflimler veyahut ailevi nedenlerle ifl yaflam›ndan koparlar. Örne¤in yap›lan bir araflt›rmaya göre belirli bir ifli olmas›na karfl›n kad›nlar›n yüzde 24’ü evlendi¤i ve niflanland›¤›, yüzde 14’ü çocu¤u oldu¤u, yüzde 5’i de aileden birinin sa¤l›k sorunu oldu¤u için ifl yaflam›ndan uzaklaflmak zorunda kal›r. Tüm bu sorunlara erkekler boyutuyla bakt›¤›m›zda kad›n›n ikincil ve ezilmifl konumunu tamamlayan say›s›z gerçekle karfl›lafl›r›z. Evlilik ortak gönüllü bir birliktelikse -ki toplumda öyle olmad›¤›n› biliyoruz- ev efllerin ikisine ait olmal›d›r. Kad›n ve erke¤e ait olan ortak yaflam alan› olmal›d›r. Fakat asl›nda bu “gönüllük birliktelik” kavram›nda kad›nlar›n “gönüllü” olarak hizmetle yükümlü olma akdi imzalanm›fl olur. Bu nedenle erkekler kendi evlerinde ifl yapmazlar. Belirlenmifl toplumsal roller çerçevesinde kad›n›n evine ve ev ifllerine ilgisizli¤i kötü ve olumsuz bir durum olarak de¤erlendirilirken tam tersine erkeklerin ev ifllerine yönelmesi “k›l›b›kl›k” en iyi halde de zorunlu bir “yard›m” olarak de¤erlendirilir. Sadece bu yönleriyle bile bak›ld›¤›nda toplumda ve egemen cins olarak erkeklerde feodal düflünüflün ne denli etkili oldu¤u görülür. Kald› ki kapitalist toplumda dahi özü ayn› olan erkek egemen ve sömürücü bask› daha çeflitli ve ince yöntemlerle devam eder.

Ev içi emek Ev ifli emek harcanarak yap›lmas›na karfl›n art›-de¤er üretmez. Ev ifli toplumsal üretime dolayl› olarak dahil olur. O üretime dahil olan eflin çal›flmas› için zorunlu gereksinimlerin karfl›lanmas›nda ve yeni iflçilerin oluflturulmas›nda rol al›r. Bu süreçte harcanan emek; efllik, annelik tan›mlamalar› ile karfl›l›ks›z olarak kad›n taraf›ndan yerine getirilir. Bu ifllerin yap›m› esnas›nda harcanan emek bir iflçinin iflyerinde iflgücünü sat›p karfl›l›¤›n› almas› ile ayn› de¤ildir. Toplumsal üretimin önkoflullar›na dolayl› olarak katk› sunan kad›n, var olan konumuyla ve harcad›¤› emekle yine dolayl› olarak sermayenin geliflimine de hizmet eder. Kad›nlara toplumsal ödev olarak dayat›lan ev iflleri bugün ifl sahas› düzeyinde ele al›n›yor. Aflç›l›k, bulafl›kç›l›k, ütücülük, temizlik sektörü gibi ço¤altabilece¤imiz ifl kollar› yan›nda bizzat eve verilen parça, montaj iflleriyle kad›nlar ucuz iflgücü olarak tüm sosyal haklardan yoksun bir biçimde üretime dahil edilirler. Düflünsel geliflimi daha da körelten bu tek yanl› ve birbirini tekrarlayan ifller, kad›n›n top-


25

83 lumsal konumuna uyumlu bir flekilde yaflama geçirilir. Ancak hem ev ifllerine zaman b›rakan yap›s› hem de belli bir dinlenme olana¤› sa¤layan özellikleriyle bu ifller kad›nlar›n karfl› ç›kmad›¤›, hatta “seve seve yapt›klar›” birer ifl konumuna gelirler. Kad›nlar›n kendi yaflamlar› için küçük bir avantaj sayd›klar› bu örgütlenifl asl›nda burjuvazinin büyük kârlar›n›n da yarat›c›s› olur. Toplumsal yaflam insanlar›n bilinç düzeyini de belirledi¤ine göre sürekli ayn› ya da benzer iflleri yapan kad›n›n bilinç düzeyi ve düflünüfl biçimi de s›n›rl› ve tek yanl› bir flekilde biçimlenir. Yüzy›llard›r süregiden üretimden kopukluk kad›nlar› bir de bu aç›dan tekrar tekrar ba¤›ml› bir pozisyona zincirler. Öyle ki kad›nlar›n özellikleri anlat›l›rken zeki, bilinçli vb. denmez. Becerikli, temiz, hamarat, titiz ve duygusal denir. Tüm bunlar belli bir gerçe¤in ürünü oldu¤u kadar kad›nlara biçilen rollerin de birer yans›mas›d›r. Ayn› düflünüfl tarz› tüm bu ikincil ve ezilen konumlar›na karfl›n kad›nlarda da hakim durumdad›r. Kad›nla-

r›n ev ifllerini sürekli yapmas›, hizmet etmeyi al›flkanl›k haline getirmesine de neden olur. Kendisi için kendini düflünen de¤il, baflkalar›n›n iyili¤ini ve rahat›n› düflünen bilinç flekilleniflinin kökleri oluflur. Toplumsal sorunlara kafa yormay›, yaflad›¤› sorunlar karfl›s›nda çözüm üretebilmeyi, kendini var edebilmeyi düflünmez, düflünemez duruma gelir. Erkek düflünür, ister ve kad›n da yerine getirir. Evin s›n›rlar›nda yap›lan küçük ifllerin takibi, düflünüfl sistemini daraltt›¤› gibi kad›nlar›n yaflamlar›nda, karfl›laflt›klar› sorunlarda da ayr›nt›larda bo¤ulmalar›na, bütünü kavrayamamalar›na neden olur. Ev iflleri özel mülkiyet ve s›n›fl› toplumlarda bir hizmet arac› olarak kad›nlar›n duygu ve düflünce dünyalar›nda bu denli köklü ve kangrenleflmifl yaralar›n kayna¤› durumundad›r.

Kad›nlar ev köleli¤inden nas›l kurtulur? Kapitalist sistem, kad›nlar›n ev yaflam›ndan kurtuluflunu onun çal›flmas› ve ekonomik özgür-

21 Eylül-4 Ekim 2007 lü¤ünü kazanmas›yla s›n›rl› görür. Ancak bu durumda dahi kad›nlar›n evden ve ev ifllerinden ya da bilinen kad›nl›k rollerinden tamam›yla uzaklaflmas›n› öngörmez. Kapitalizm için kad›n, sermayesini daha da büyütmek için ucuz iflgücüdür. Onun kad›nlara yönelik ekonomik ve demokratik olanaklar›n›n s›n›r› da ancak bu art›-de¤er üretimiyle anlam kazan›r. Ülkemizde var olan iflsizli¤i düflündü¤ümüzde kad›nlar›n ucuz iflgücü olarak de¤erlendirilmesinin temelleri daha iyi anlafl›l›rd›r. Çok sa¤l›ks›z ve yorucu ifl ortam›nda çal›flt›r›l›r kad›nlar. Fakat eme¤inin karfl›l›¤›n›n çok alt›nda ücret al›rlar. Ekonomik özgürlük ad› alt›nda kad›nlar›n bedenleri, beden güçleri sömürülür ve pazarlan›r. San›ld›¤›n›n aksine ifl yaflam›na kat›lan kad›nlar ço¤u kez daha fazla bask› ve sömürüyle karfl›lafl›rlar. Ancak bu ifl yaflam›na kat›l›fl, kad›nlar›n dünyay› ve hayat› biraz daha tan›malar›na olanak tan›r. Bunun gerçek bir de¤iflim ve çözüm yaratamayaca¤› aç›kt›r. Kad›nlar›n baflta ev köleli¤i olmak üzere toplumdaki ikincil ve ezilen konumlar›ndan

gerçek kurtulufllar› devrim mücadeleleri içerisinde olacakt›r. Devrim mücadelesi insanl›¤›n kurtulufl mücadelesidir ve kad›nlar tam olarak kurtulmadan insanl›¤›n kurtuluflu da söz konusu olmayacakt›r. Kad›nlar insanl›¤›n en ezilen ve sömürülenlerini oluflturdu¤u için do¤all›¤›nda devrim mücadelesi bafl›ndan sonuna kadar kad›nlar›n mücadelesini de içerecektir. Kad›n sorunu, devrimin önünde duran uzun erimli mücadeleler sonucu gerçek anlamda çözülebilecek sorunlardan biridir. Demokratik Halk Devrimi mücadelesinde kazan›lacak mevziler kad›nlar›n kurtulufl mücadelesinin de ilk ad›mlar› olacakt›r. Engels; “Kad›n›n kurtuluflunun ilk koflulu, bütün kad›n cinsinin yeniden toplumsal üretime dönmesidir” demifltir. Bunun gerçekleflmesi özel mülkiyetin ortadan kald›r›lmas›ndan ba¤›ms›z de¤ildir ve kad›nlar›n nihai kurtuluflu ancak komünizm ile gerçekleflecektir. Yeni kad›n, kendi eme¤i ve mücadelesi ile insan olman›n onurunu yaflayacakt›r.

Gülsuyu halk› yozlaflflm maya ve y›k›mlara “hay›r” dedi!

Çok say›da insan›n evinin bafl›na y›k›lmas› anlam›na gelen “Kentsel Dönüflüm Projesi”nin hedefindeki mahallelerden biri olan Gülsuyu, ayn› zamanda son y›llarda artan yozlaflt›rma sald›r›lar›yla da karfl› karfl›ya. Hem y›k›m projelerine hem de çeteleflme, uyuflturucu vb. yozlaflmaya karfl› uzunca zamand›r örgütlü bir karfl› koyufl sergileme çabas›nda olan mahalle halk›, bu çabalar› kapsam›nda gerçeklefltirdikleri bir dizi eylem ve etkinlikte polisin azg›nca sald›r›s›yla da yüz yüze kalmaktad›r. Ayn› sorunlarla bo¤uflmak ve bunlar›n üstesinden gelebilmek için benzer çabalar içinde olan Sar›gazi ve 1 May›s gibi mahallelerde, ayn› kapsamda geçti¤imiz haftalarda düzenlenen festivallerden biri de, 7-89 Eylül tarihleri aras›nda Gülsuyu’nda gerçeklefltirildi. PSAKD Maltepe fiubesi, GülsuyuGülensu Güzellefltirme Derne¤i, Temel

Haklar ve Özgürlükler Derne¤i, BDSP, DHP, PDD, Partizan, HKM, SDP gibi kurumlar taraf›ndan ortaklafla düzenlenen ve önümüzdeki y›llarda geleneksellefltirilmek istenen Festival, 7 Eylül akflam›, Gülensu Mahallesi minibüs son duraklar›ndan bafllayan bir yürüyüflle aç›ld›. Saat 19:00 civar›nda son durakta toplanan kitle, üzerinde “Gülsuyu Festivali’nde bulufluyoruz. Y›k›mlara, yozlaflmaya ve yoksullu¤a karfl› mahallemize sahip ç›k›yoruz” yaz›l› pankart›n arkas›nda kortejler oluflturarak, Heykel’e do¤ru yürüyüfle geçti. Yürüyüfl boyunca s›k s›k “Gücümüz birli¤imizdir!”, “Yaflas›n devrimci dayan›flma” gibi sloganlar at›l›rken, yürüyüfle kat›lanlar›n say›s› yoldan geçen mahallelilerin de kat›lmas›yla birlikte artt›. Yol boyunca s›k s›k durularak, kitleye ajitasyon konuflmalar› ve so-

runlara karfl› duyarl›l›k ça¤r›s› yap›ld›, insanlar festivale kat›lmaya ça¤r›ld›. Heykel Meydan›’na gelindi¤inde, y›k›m projesiyle hedeflenen ranta, buna karfl› mücadeleye ve ayr›ca yozlaflmaya ve yoksullaflmaya dikkat çekilen ve bu sorunlar özgülünde mücadelenin önemine de¤inilen bir konuflma yap›ld›. Konuflman›n ard›ndan festivalin yap›ld›¤› Nurettin Sözen Park›’na do¤ru yürüyüflünü sürdüren kitle, burada alk›fllarla karfl›land›. Festival alan›nda, di¤er festivallerde de oldu¤u gibi Partizan, DHP, HKM, Temel Haklar ve örgütleyici di¤er kurumlar›n yan› s›ra, çok say›da kurum da stand açm›flt›. Partizan stand›n›n önüne konulan televizyondan yap›lan, “Umudun Atefl Toplar›na” adl› sinevizyon gösterimi oldukça yo¤un bir ilgiyle karfl›land›. Festivalin 1. gün program›, saat 20:30’da, y›k›m projesini ve buna karfl› mücadeleyi içeren bir sinevizyon gösterimi ile bafllad›. Ard›ndan Domane Dersim, Grup Diyar, Grup F›rt›na ve Tiyatro Simurg sahne ald›. Festivalin 2. gününde ise, Tiyatro Simurg Heykel Meydan›’nda, saat 17.00’de yozlaflma içerikli bir tiyatro gösterimi sundu. Festival program›, “Y›k›mlar ve Bar›nma Hakk›” konulu panelle devam etti. Orman mühendisi Mehmet Göçebe, M. Sinan Üniversitesi fiehir Planlama’dan Besime fien, Celal Befliktepe ve Sosyolog fiükrü Aslan’›n kat›ld›¤› panelde “Kentsel Dönüflüm Projesi” ne iliflkin düflünceler dile getirdi. Akflam program›nda ise K›smet Y›l-

d›z, Birol Topalo¤lu ve Grup Yorum sahne alarak, kitleye coflku dolu saatler yaflatt›lar. En son sahne alan Grup Yorum’un ezgileriyle halaya duran kitle, gece geç saatlere kadar festival alan›n› terk etmedi. Festivalin 3. ve son gününün ilk etkinli¤i ise, saat 15:00’de bafllayan “Yozlaflmaya karfl› çözüm yollar›” bafll›kl› paneldi. Panelde yap›lan konuflmalarda, mahallenin son süreçteki en önemli sorunlar›ndan olan yozlaflma sorununun kökeninde, devletin bilinçli bir politikas› oldu¤u noktas›nda hemen herkes hemfikir olmufltu. Buna karfl› verilen mücadeleye, bu mücadele s›ras›nda karfl›lafl›lan polis sald›r›s› vb. engellemelere de ayr›nt›l› olarak de¤inilen panele mahalle halk›n›n ilgisi yine oldukça yo¤undu. Bu panelin ard›ndan ‹dil Kültür Merkezi taraf›ndan, yozlaflma içerikli bir tiyatro gösterimi yap›ld›. Saat 18:00’de “Mahallemizin Sorunlar› ve Çözüm Yollar›” konulu bir halk toplant›s› gerçeklefltirildi. Bu toplant› ayn› zamanda toplant›ya yo¤un bir kat›l›m ve ilgi gösteren mahalle halk›n›n, kendi sorunlar›na karfl› giderek artan bir duyarl›l›k içinde oldu¤unu da gösteriyordu. Festivalin son gününün akflam program› saat 21:00’de, Grup Çinko’nun dinletisiyle bafllad›. Programda yer alan di¤er sanatç›lar ise, Grup Toroslara Yolculuk, Gülnaz O¤uz, Soner Soyer ve Hasan Sa¤lam’d› ve festival, yap›lan kapan›fl konuflmas›n›n ard›ndan, bu sanatç›lar›n söyledi¤i ezgiler ve kitlenin çekti¤i halaylarla son buldu. (Kartal)


21 Eylül-4 Ekim 2007

26

83

“Önemli olan neye karflfl›› savaflfltt›¤›m›z de¤il, ne için savaflfltt›¤›m›z› anlamakt›r” “Siz karfl›n›zda kim var san›yorsunuz. Bizim mücadelemiz hakl› bir mücadele. Siz halk düflman›s›n›z. Sizin göreviniz halk için savaflan bizleri çözmeye çal›flmak; bizim görevimiz halk›n onurlu mücadelesini buralarda yaflatmakt›r. Çabalar›n›z bofluna…” sözleriyle cellatlar›na en büyük yenilgiyi yaflatan, “ser verip s›r vermeme” gelene¤inin takipçisi olan ve iflkencede katledilerek ölümsüzleflen Hasan Hakk› Erdo¤an’› flehit düflüflünün 23. y›l›nda sayg›yla an›yoruz…

‹stanbul’da TKP/ML’ye yönelik operasyonda düflman eline düflen H. Hakk› Erdo¤an 30 Eylül 1984’te iflkencede katledildi. Baz› zaman tanr› ad›na, baz› zaman kral ad›na, baz› zaman padiflah ad›na, ço¤u kez ve genellikle kilise ve kad›lar›n en önemli, en kutsal mesle¤i oldu iflkence. Hasm›n› y›ld›rmak, piflmanl›k duydurmak, u¤runa can›n› koydu¤u yoldan döndürmek, döneklefltirmek amac›yla yap›ld› geçmiflten beri. Ne midir iflkence? Avrupa’da engizisyon denen ve kilisenin insanl›¤a karfl› uygulad›¤› 盤l›k 盤l›¤a yedi yüz y›ll›k bir k›y›m prati¤idir, Vietnam Direnme Savafl›’nda Polokondor Zindanlar›’nda uygulananlar, fiili’de, Arjantin’de, ‹spanya’da on binlerce “ortadan kaybolman›n” ad› ve prati¤inde olup bitenlerdir. Ve Türkiye’de ise cumhuriyet tarihinin tümü bir yana, 12 Eylül AFC’sinden günümüze milyonlarca insana yaflam›n cehennemlefltirilmesidir. Binlerce devrimciye, komünist ve yurtsevere karfl› uygulanan bir ruhsal ve bedensel imha tezgah›d›r iflkence. Kölecili¤in, feodalizmin, kapitalizmin, faflizmin insan›n can›, eti, kan›-kemi¤i üzerinde i¤renç bir hissizlikle oynayarak tarifsiz ac›lar yaflatan en afla¤›l›k sald›r› prati¤idir. ‹flkence; insan›n amaçlar›na, vas›flar›na ve do¤as›na yabanc›laflman›n süreci nerede bafllam›flsa, bir araç ve yöntem olarak da o zamandan itibaren var olagelmifltir. Yani egemen s›n›f›n; köle sahibi efendinin, toprak a¤as›n›n, kilise ve kad›lar›n, nihayet emperyalizmin, kapitalizmin… egemenli¤ine yönelen her tür güce uygulad›¤› bir bast›rma, y›ld›rma ve ac›mas›z bir öç alma politikas› olarak uygulanm›flt›r/uygulanmaktad›r.

Nedir iflkencenin esas amac›? S›n›fl› toplumlar›n tarihi boyunca, egemen s›n›f›n “yasalar› çi¤neyen” kifliyi halk karfl›s›nda iflkenceli sorgulardan geçirmesi; yakarak, asarak, kafas›n› keserek öldürmesi yollu uygulama kiflinin “kanunen” iflkence ve ölümü “hak etmesi” nedeniyle suçun bedeli

olan cezan›n bireysel olarak ödenmesinden çok öte bir amaç tafl›d›¤› rahatl›kla anlafl›labilir. Daha bir süre öncesine kadar, yüzy›llar boyu kiflilere verilen idam cezalar› ve iflkence kararlar›n›n, tellalla ilan edilip toplanm›fl halk kalabal›¤›n›n seyircili¤inde gerçeklefltirilmesinden de kolayca anlafl›labilece¤i gibi, egemen s›n›flar›n kifliyi iflkence ile öldürmekteki amac›, kifliden çok onun flahs›nda kitleleri korkutmak, sindirmektir. “Dominens, 2 Mart 1957’de Paris Kilisesi’nin cümle kap›s›n›n önünde ‘suçunu herkesin karfl›s›nda itiraf etmeye’ mahkum edilmiflti; buraya ‘elinde yanar halde bulunan iki libre a¤›rl›¤›ndaki bir meflaleyi tafl›yarak, üzerinde bir gömlekten baflka bir fley olmad›¤› halde, iki tekerlekli bir yük arabas›na götürülecekti. Sonra ayn› yük arabas›yla Greve Meydan›’na götürülecek ve burada kurulmufl olan dara¤ac›na ç›kart›larak memeleri, kollar›, kalçalar›, bald›rlar› k›zg›n kerpetenle çekilecek; babas›n› öldürdü¤ü b›ça¤› sa¤ elinde tutacak ve kerpetenle çekilmifl yerlerine erimifl kurflun, kaynar ya¤, kaynar reçine ve birlikte eritilen balmumu ile kükürt dökülecek sonra da bedeni dört ata çektirilerek parçalat›lacak ve vücudu ateflle yak›lacak, kül haline getirilecek ve bu küller rüzgara savrulacakt›r.’ Sonunda onu parçalad›lar. Bu sonuncu ifllem çok uzun sürdü. Çünkü kullan›lan atlar çekmeye al›fl›k de¤illerdi; bu yüzden dört tane yerine alt› tane koymak gerekti, bu da yetersiz kald›; talihsizin kalçalar›n› kopartmak için sinirlerini kesmek ve eklemlerini baltayla parçalamak gerekti.” (Hapishanelerin Do¤usu kitab›ndan) Yaflad›¤›m›z ça¤da da iflkencenin esas hedefi olan kitleleri sindirme politikas›n› yaflama geçirmek için televizyon ve burjuva bas›n kullan›lmaktad›r. Bas›n-yay›n organlar›ndan kitlelere yans›t›lanlar esas olarak kitlelere karfl› yap›lan bir tehdittir. Bununla “ak›ll›” durmayanlar›n “sonu” gösterilmek istenmektedir. Gerçekten tek bafl›na bireylere iflkence amaç olsayd›, bütün bunlar uygulayan ve uygulamaya maruz kalanlarla s›n›rl› kal›rd›. Yani en genel olarak bir araç, bir kurum, bir sistem, bir politika olan iflkence ve zulmün amac› kitleleri bast›rmak, devrimden cayd›rmak, böylece sistemin varl›¤›n› sürdürmektir.

Sonucun bir taraf›n elinde oldu¤u tek savafl yeri: ‹flkence tezgahlar› Birçok boyutu ve cephesi olan s›n›f savafl› tarihinde savafla bafllamadan önce, yenilginin de zaferin de önceden belirlenebildi¤i tek çat›flma alan› iflkencehanelerdir. Bu mekanda savafl tutsak düflenle -onda somutlaflm›fl partiyle- iflkenceciler ve karfl›-devrimci s›n›flar aras›nda k›yas›ya sürecektir. Ve her savafl gibi bunun da amac› ayn›d›r. Karfl›t›n› yok etmek, y›kmak… Düflman bunu yapmak için

burada fiziki varl›¤a ve kiflinin ruhuna yönelecektir. Çünkü istedi¤i, arad›¤›, ihtiyaç duydu¤u ordad›r. Tüm u¤rafllar› karfl›s›ndakini kifliliksizlefltirmek, soysuzlaflt›rmak ve bunlarla birlikte davas›na, partisine ve yoldafllar›na ihanet ettirmek içindir. Bu alanda çat›flan taraflardan biri tutsakt›r, yani tektir ve “yaln›zd›r”. ‹kincisi ise devlettir, ço¤uldur ve kurumdur. Birincinin yani düflünceleri u¤runa düflman eline düflen tutsa¤›n zafer kazanma d›fl›nda baflka bir flans› yoktur. Ya yenilgi ya da zaferi yaflama iradesi vard›r yaln›zca. Devletin ise, tutsak düflenin iradesi ve iste¤iyle sunulmad›¤› sürece hiçbir araç ve yöntemle kazanma imkan› yoktur. Birinci gücün tek silah› idealleri, de¤erleri ve inançlar›yla flekillenen iradesidir. Yenilgi yaflamak da zafer elde etmek de tamamen kiflinin iradesine ba¤l›d›r. Dolay›s›yla say›s›z fliddet arac›na

sahip olmas›na ra¤men düflman›n yenilgisi ve zaferi tamamen tutsak olan›n ortaya koydu¤u iradeye ba¤l›d›r. Bu muharebede iflkenceye u¤rayan›n kendini “savunmas›” bir direnmeyken, direnme ayn› zamanda burada muazzam bir sald›r› durumu olarak da ortaya ç›kar. Bu alanda iflkence yapan›n durumu ise sadece sald›r› ve yine sald›r›d›r... Durum böyleyken sald›r› ile umulan sonucun al›nabilmesi ise sadece ve tamam›yla “savunmada” olan›n söyleyece¤i sözlere ba¤l›d›r. Yani bu muharebede iki güç olsa da, zafer ya da yenilginin kaderi her iki taraf için de sadece tutsak olan›n elindedir. Zira bu muharebe alan›ndaki çat›flma uzlaflmazl›¤›n en derin noktas›ndan en uç noktas›na kadar karfl› karfl›ya gelifli, tutsak olan›n tutumunu hiçbir ara formül sunmayan niteliktedir. Ya direnecek, ya çözülecek! ‹flkencede kiflinin çözülmesi ya da direnmesi ne kadar önemliyse, iflkencedeki kiflinin kendi bafl›na bir kifli olmay›p, bir davan›n, bir inanc›n, bir s›n›f›n, bir ideolojinin kavgas›n› veren kifli olmas› gerçekli¤ini bilince ç›karmas› yani yaln›z olmad›¤›n› unutmamas› da o kadar önemlidir. Zira sonucu belirleyen de zaten budur. Bu sorunu iyi anlamak gerekir. Bir devrimcinin yaflamdan feragat etmesinin temeli baflka ne olabilir ki?

‹flkencede çözülme Toplumlar tarihi bir toplumsal amaç ve ideal u¤runa her türlü fedakarl›¤› göze alman›n yüce örnekleri yan›nda, zoru görünce kopman›n, davay› terk etmenin ve ihanetin örnekleriyle de doludur. fiimdi yan›tlamaya çal›flaca¤›m›z soru flu: Bir davaya gönül vermifl, birçok zorlu¤a gö¤üs gererek y›llarca mücadele etmifl insanlar›n bir k›sm› neden daha sonra vazgeçmekte ve davalar›na ihanet etmektedir. Kuflkusuz çözülmeye yol açan birçok etmenden söz edilebilir. Ancak sonuçta belirleyici olan bir fley var ki, o da her çözülmenin alt›nda yatar ve sorunu onsuz aç›klamak mümkün de¤ildir. ‹deolojik sa¤laml›k. Yani Partiye, halk kitlelerine ve gelece¤e (sosyalizme) olan inanç, güven... ➟


83 Özgürlük Rüzgar›… 1920’lerin ‹rlanda’s›n› anlatan bir film. Filmde köy ve flehirlerden iflçiler ‹rlanda’n›n ba¤›ms›zl›k mücadelesini bast›rmak için ‹ngiltere’den yollanan ac›mas›z ‘Black and Tan’ grubuna karfl› gönüllü gerilla ordular› oluflturmak için bir araya gelirler. Damien vatan sevgisi ve görev bilinciyle doktor olarak yeni bafllad›¤› kariyerini b›rak›p kardefli Teddy’yi de çok tehlikeli ve fliddet dolu bir özgürlük savafl›na sokar. Özgürlük savaflç›lar›n›n kararl› taktikleri ‹ngiliz ordusunu yenilme noktas›na getirince iki taraf aras›nda bir anlaflma yap›l›r. Ama bu aç›k zafere ra¤men iç savafl patlak verir ve yan yana savaflan aileler kendilerini birbirlerine karfl› savaflan düflmanlar olarak buluverirler, iflte o andan itibaren bu savafl, ba¤l›l›klar›n› ve inançlar›n› s›nad›klar› bir s›nav halini al›r. O ana kadar can›n› ortaya koymaktan sak›nmayanlar, omuz omuza çarp›flt›klar› yol arkadafllar›n› yar› yolda b›rak›r. Çünkü art›k özgürlü¤ün gelece¤ine olan inanç tükenmifltir. Savaflman›n “gereksizli¤i” güçlerini tüket-

27 mifltir kimilerinin. Ama her fleye ra¤men savafla devam edenler de olmufltur. Filmin sonunda iki kardefl karfl› karfl›ya gelir. Damien kardeflinin kurflunuyla idam edilir. ‹dam edilmeden önceki son sözü filmin özetidir ayn› zamanda: “Neye karfl› savaflt›¤›m›z› anlamak zor de¤ildir. Önemli olan ne için savaflt›¤›m›z› anlamakt›r.” Hayat›n bu alan›nda giriflilen her kavgada baflar›n›n yolu, inançl› ama ayn› zamanda bilinçli bir mücadele vermekten geçer. Sadece ne için mücadele etti¤ini bilmek ve zafere yürekten inanmak yetmez. Ona gerçekten ulaflabilmek için hangi koflullarda nas›l mücadele edilece¤ini ve nerede, nas›l davranaca¤›n› da bilmek, ö¤renmek, kavramak gerekir. Bir dizi insani duygunun en uç noktalarda, en yo¤un bir biçimde yafland›¤›, yaflamla ölüm aras›ndaki ayr›m›n en ince perdeden gözlenebildi¤i bu ortamda düflmanla mücadelede yoldafllar›ndan, dostlar›ndan, bütün maddi korunma imkanlar›ndan mahrum bir kavga adam›n›n tek si-

21 Eylül-4 Ekim 2007 lah›, davas›na olan inanc›, bu yöndeki bilinci ve irade gücüdür. S›n›f mücadelesinin bu en çetin ve zorlu arenas›nda direnen, kahramanl›k destanlar› yaratan, düflmanlar›n› flaflk›na çeviren ve ölümü kucaklayarak halk›m›z›n yüre¤ine taht kuranlar iflte bu silah› kullanma beceri ve cesaretini gösterenlerdir. Geride b›rakt›¤›m›z ac›l› süreçlerden ç›karaca¤›m›z dersler vard›r. ‹flkencede çözülmelerin, ihanetin, teslimiyetçili¤in yafland›¤› dönemler oldu¤u gibi devrimci onuru ve sayg›nl›¤› ayakta tutan, düflman› acze düflüren, bafl e¤mez kararl› tutumun nice örnekleri de sergilenmifltir. Ak›l almaz zulüm ve iflkenceleri ile ünlü Diyarbak›r Zindanlar›’n› uzun destans› direnifliyle sarsan, cellatlar›n o an karfl›s›nda en a¤›r yenilgiyi tatt›klar›, kahramanca ölümü kucaklayarak ölümsüzleflen “ser verip s›r vermeme” gelene¤ini bafllatan ‹brahim Kaypakkaya 90 günlük destans› direnifliyle göstermemifl midir zaferin yolunu. Ve bu gelene¤in sür-

dürücüleri zor zamanlar›n devrimcisi olarak tan›nan Süleyman Cihan, Proletarya Partisi’nin ilk flehidi Meral Yakar, yenilginin içinden aya¤a do¤rularak zaferi kucaklayan Zeki fierit, kardeflinin gözleri önünde diri diri yak›lan ama düflmana tek kelime söylemeyen Behzat Firik, Hasan Hakk› Erdo¤an ve daha niceleri… Bilmem biliyor musun Düflman zindanda yenilmez diye Düflünme hiç Hat›rla ‹brahim’i Mehmet Zeki’yi Orhan’› Baksana Daha s›ms›cak Kurumad› bile Cihan›m›z›n kan› Ve hayk›r sanca¤›m›zdaki k›z›l fliar› Hayk›r Aç›kça olmasa bile ‹çten içe “Gerillalar ölmez, yaflas›n Halk Savafl›”

“Yaflflaamaya geciktik veya çok mu erkenciyiz?” 25 Eylül 1965 y›l›nda do¤mufltu Erdal Eren. 12 Eylül’ün karanl›k y›llar›nda 17 yafl›nda idam edildi. Do¤umunun üzerinden tam 44 y›l geçmifl. 44 y›ld›r 17 yafl›nda O. 44 y›l sonra da 17 yafl›nda olacak… Boynuna ilme¤i geçirenler ise çoktan öldü.

12 Eylül Cuntas›’n›n karanl›¤›nda yafl› 17’den 18’e mahkeme karar›yla büyütülerek idam edilen liseli bir gençtir Erdal Eren. ODTÜ’lü Sinan Sümer, duvarlara slogan yazarken dönemin MHP’li Bakan› Cengiz Gökçek’in korumas› taraf›ndan vurularak öldürülür. 2 fiubat 1980 günü, ölümünü protesto etmek için toplanan 2 bin kifli aras›nda Erdal da vard›r. Eylemin sonuna do¤ru ç›kan çat›flmada bir inzibat askeri vurularak ölür. Yakalanan Erdal’›n yan›nda silah oldu¤u için cinayet onun üstüne kal›r. Ankara Merkez Komutanl›¤›’na götürülen Eren, fliddetli iflkenceden geçirilir. Sonra Mamak Askeri Hapishanesi’nde bir hücreye konulur. ‹damla yarg›lanmaktad›r. Mamak, vahfletin üslerin-

dendir. Erdal, duruflmada, “benim hakk›mda peflin bir yarg›lama yap›ld›¤› son derece aç›kt›r. Nitekim benimle ilgili olay›n ertesinde Genelkurmay Baflkan›’n›n ‘çoktand›r idam olmuyor, baz› kiflilerin idam edilmesi gerek’ fleklinde demeç vermesi benimle ilgili idam karar›d›r ve size de bu konuda ulaflt›r›lan emirlerin aç›kça d›fla vurulmas›d›r” der. Yarg›tay 3. Dairesi idam karar›n› “yeterli delil olmad›¤›” gerekçesiyle iki kere üst üste bozar. Ancak 20 Kas›m günü toplanan Askeri Yarg›tay Genel Kurulu 3. Dairesi’nin ›srar karar›n› kald›rarak S›k›yönetim Mahkemesi’nin Erdal’›n idam›na iliflkin karar›n› onar. Bundan sonra Kenan Evren 12 Eylül’ün ruhunu gayet iyi aç›klayan ve “flanl›” tarihimize yaz›lan o ünlü cümleyi sarf eder. “Asmayal›m da besleyelim mi?” Erdal Eren… fiimdi bize sanki biraz yorgun, biraz küs gözlerle siyah-beyaz foto¤raflardan bakan bu çocuk k›sac›k ömrünün son günlerini zulüm alt›nda ruhunu karartmamaya çal›flarak geçirdi. Bir gün onu almaya geldiler. Ceketini giyerken bir asker yard›m etmek istedi. Erdal, “kendim giyerim” dedi. Kelepçe vurulmas›n› istemedi sadece. Son iste¤ini sordular. Sigara, dedi. Ailesine yazm›fl oldu¤u mektuplar› iç çamafl›r›n›n içinden ç›kard›: “Cezaevinde yap›lan in-

sanl›k d›fl› zulüm alt›nda inletildik. O kadar afla¤›l›k, o kadar canice fleyler gördüm ki, bugünlerde yaflamak bir iflkence haline geldi. ‹flte bu durumda ölüm korkulacak bir fley de¤il, fliddetle arzulanan bir olay, bir kurtulufl haline geldi. Böyle bir durumda insan›n intihar ederek yaflam›na son vermesi iflten bile de¤ildir. Ancak ben bu durumda irademi kullanarak ne pahas›na olursa olsun yaflam›m› sürdürdüm. Hem de ileride bir gün öldürülece¤imi bile bile” diyordu. K›z kardefline, biraz sonra gelecek ölümün kara ve so¤uk yüzüne inat nas›l da neflelenebildi¤ini gösteren “seni biraz k›zd›rd›¤›m› yaz›yorsun. Fena m›? Havalar iyice so¤udu ama k›zarsan üflümezsin. Ben burada üflüyünce (k›zamad›¤›m için) ‘koflar ad›m’ ‘marfl marfl’ e¤itim yap›yorum” cümlelerini yaz›yordu. Babas›na, “mektubunda bu ac›ya dayanamayaca¤›n› söylüyorsun. Ben nice dayan›lmayacak ac›lara dayan›ld›¤›na tan›k oldum. Kald› ki sen güçlü bir insans›n. Kendini kap›p koy vermedi¤in sürece ve biraz da benim bak›fl aç›mla bakmaya çal›fl›rsan böyle bir fley olmaz inanc›nday›m” yazm›flt› son mektubunda. Babas›, dayanamad›. O¤lunun ince narin boynuna ilme¤in geçiriliflinden sonra bir y›l içinde öldü. Anas› Erdal’› hâlâ rüyalar›nda 17 yafl›ndaki haliyle görüyor. Zaman›n›n geldi¤ine karar verildikçe

kimi anketler yap›l›r, “Ne darbe ne fleriat” söylemleriyle mitingler düzenlenir postallar›n sahipleri taraf›ndan. Ve sonuç de¤iflmez. “Ordumuz milletin en güvendi¤i” kurum ç›kar. Dilimizi gerçekten ö¤renmek için her sözcü¤ün s›rt›nda nas›l bir yükü oldu¤unu anlayacak kadar yaflamak gerek. En güvenilir demek, en korkulur anlam›na geliyor. Maalesef henüz güven kona¤›m›z› korkudan uzak yere infla edebilmifl de¤iliz. Hayat›m›z›n duvarlar›n› y›kabilmek için korkular›m›zla de¤il, vicdan›m›zla bakabilmeyi ö¤renmeliyiz. Suskunluk ve bunakl›k üstüne kurulacak bir bar›fl›n sahte oldu¤unu bir an olsun akl›m›zdan ç›karmamal››z. Unutmayal›m. Erdal, bize bak›yor hâlâ. Erdal Eren 17 yafl›nda idam edildi. Kenan Evren 90 yafl›nda… ‹nsan bazen say›lar›n bu kadar adaletsiz olmas›na tahammül edemiyor. Erdal 27 y›ld›r 17 yafl›nda ve 27 y›l sonra da 17 yafl›nda kalacak, 12 Eylül’ün tarihe düfltü¤ü kara lekelerin ortas›nda dimdik onuruyla… Kenan Evren, O da unutulmayacak. Tarih onu da yazacak kara kapl› defterine… Hay›r, sevimli bir ressam olarak de¤il. Belleklerimizden silinmifl de¤il onun kanl› elleri. ‹flte bu yüzden O, bir diktatör olarak her zaman lanetle hat›rlanacak.


28

21 Eylül-4 Ekim 2007

83

Benim ad›m yok;

“Ad›m› sormaktan baflka ne yapt›n›z?” Köylü olan, köylü kökenli olanlar›m›z, topra¤›n ne demek oldu¤unu, topraks›zl›¤›n ne demek oldu¤unu, yaflam deneyimlerimizden çok iyi biliriz. Bir kar›fl toprak için nice kavgalar›n edildi¤ini de çok iyi biliriz. Yine biliriz ki bugün ekme¤imizi ç›kard›¤›m›z toprak TC devletinin izlemifl oldu¤u tar›m politikalar› nedeniyle elimizden al›n›yor. Tar›msal desteklemelerin kald›r›lmas›, kredi faizlerinin yükseltilmesi, kotalar vb. izlenen politikalardan sadece birkaç›. Bu politikalar sonucu bugün tar›m›n, üreticilerin, köylülü¤ün gelmifl oldu¤u nokta aç›k bir flekilde ortadad›r. Köylülü¤ün topra¤›ndan olmas›n›n bir nedeni tar›m›n tasfiyesi olurken; di¤er yan› da tefeci-tüccar›n eline b›rak›lan köylü daha da yoksullafl›yor ve giderek topraks›zlafl›yor. Özellikle T. Kürdistan›’nda zorla göç ettirilen, köyleri boflalt›lan, yak›l›p y›k›lan köylülerse topraks›zlaflt›r›lmakla kalm›yor, açl›¤a ve sefalete terk ediliyor. Topra¤›ndan olan köylü ya büyük kentlere göç ediyor ya da mevsimlik iflçi olarak yaflam›n› sürdürmeye çal›fl›yor. Dolay›s›yla tar›mda izlenen üretimi yok etme politikalar› sadece köylüleri ve üreticileri etkilemiyor, kuflkusuz onlar kadar yak›c› ve do¤rudan mevsimlik iflçiler de etkileniyor. Çünkü tek geçim kaynaklar›n›, Akdeniz’den ‹ç Anadolu’ya, oradan Karadeniz’e uzanan alanda sadece hasat zaman› yapabildikleri tar›m iflçili¤i oluflturuyor.

T. Kürdistan›’ndan a¤›rl›kl› olarak fi. Urfa, Diyarbak›r, Ad›yaman, Van gibi illerden, önce Çukurova’ya, oradan Osmaniye’ye, Amik Ovas›’na, oradan da Konya, Ankara’ya yani oradan oraya göç ediyorlar. Hiçbir sosyal haklar› yok, ne sa¤l›k, ne güvenlik, ne de ifl garantisi, hiçbir güvencesi olmayan mevsimlik iflçiler yaflad›klar› ortam itibar›yla da tifo, sar›l›k, s›tma vb. hastal›klara yakalan›yorlar. Çünkü ellerini uzatt›klar›nda, musluk gelmiyor ellerinin alt›na. Ya bir sulama kanal›, ya bir dere ya da bir nehirden su ihtiyaçlar›n› karfl›l›yorlar. ‹çme suyunu ise kilometrelerce uzaktan getiriyorlar. En büyük s›k›nt›lar› susuzluk oluyor. Röportaj yap›lan her mevsimlik iflçi susuzluktan, banyo yapamad›klar›ndan, tuvaletlerin dahi olmad›¤›ndan ve devaml› hastaland›klar›ndan ve doktora gidecek paralar›n›n dahi olmad›¤›ndan bahsediyor. Kald›klar› çad›rlardan tarlaya kamyon kasalar›nda s›k›fl-t›k›fl götürülüyor ve bu durum trafik kurallar›n›n ihlal edilmesiyle gündeme tafl›n›yor.

runda olduklar›n›, çavufl denilen arac›lar›n, keyfi ve dayatmac› uygulamalar›na maruz kald›klar›n› belirtiyor. Yine Bersma Ekinci adl› mevsimlik iflçi kendisiyle yap›lan röportaj›nda “Çocuklar›m alt›na pisliyor, paydos saati gelene kadar temizleyemiyorum” diyor. (Evrensel, 21.05.07)

Yar› toklu¤a çal›fl, “törörist” ol! Egemen s›n›flar›n ›rkç›, floven milliyetçi söylemlerle, özellikle Karadeniz’e f›nd›k toplamaya giden Kürt ulusuna mensup mevsimlik iflçilere yönelik, ifl vermeme, afla¤›lama, d›fllama ve provokasyonlarla sald›r›ya u¤ramalar›n›n önü aç›l›rken birçok devlet kurumu ve faflist partilerce bu sald›r›lar destekleniyor. Bunun en somut örne¤i ise f›nd›k iflçilerine yap›lan “terörist” muamelesidir. F›nd›k toplamak için kilometrelerce öteden gelen mevsimlik iflçilere, bulunduklar› 2-3 ayl›k ifllerde yapt›klar› masraf› karfl›lamam ve aç kalmamak

Mevsimlik iflçilerle ba¤lar›m›z› güçlendirelim!

Çaresizlikleri de sömürülüyor... Kendilerinin olmayan topraklara göç; May›s ay› ile bafll›yor ve yaklafl›k 9 ay sürüyor. Bu 9 ayl›k süre içinde 55 yafl›ndaki bir mevsimlik iflçi flöyle diyor: “2-2.5 ay çal›flabiliyoruz, ondan sonra tar›m ifli bulamay›z. Yani en fazla 3 ay çal›fl›p 12 ay yiyoruz.” (Tar›m ve Yaflam Dergisi, Say›: 21) Mevsimlik iflçilerin ço¤unlu¤unu T. Kürdistan›’nda yaflayan Kürt ulusuna mensup iflçiler oluflturuyor. Günlük yevmiyeleri 15-20 YTL aras›nda, ama yapt›klar› ifle ve çal›flt›klar› bölgeye göre de¤ifliyor. Bunun 2-2.5-3 YTL’sini onlara ifl bulan ve elçi ad› verilen, iflverenle, iflçi aras›ndaki arac›ya veriyorlar. Do¤al olarak yevmiyeleri belirlenen fiyat›n da alt›na düflüyor. Asgari ücretin 420 YTL oldu¤u günümüzde, mevsimlik iflçiler bu ücretlerle asgari ücretin bile alt›nda, sabah kimi yerde 04.00’te, kimi yerde 06.00’da bafllayan mesailerle 15-16 saat çal›flt›r›l›yorlar. Tarlada çal›flt›r›lmalar›n›n d›fl›nda onlara “…hayvan gübresi temizletiyorlar, bu¤day y›kat›yorlar, bahçe iflleri yapt›r›yorlar.” (YDG, Say› 102) Kendilerinin olmayan topraklarda çal›flmaktan baflka çareleri olmayan mevsimlik iflçiler, belirlenen bu fiyatlar› her ne kadar kabul etmeseler de çal›flmak zorundalar. T›rpan iflçilerinin durumu bu gerçe¤i gözler önüne seriyor. 700 km’lik yolu 1 ayl›k ifl için gelen t›rpan iflçileri belirlenen fiyat›, b›rakal›m yol masraf›n›n karfl›lanmas›n›, kar›n toklu¤una kabul etmek zorunda kal›yorlar. Arazi sahipleri ve toprak a¤alar› mevsimlik iflçilerin bu çaresizli¤ini sömürüyü daha fazla art›rmak için kullan›yor.

y›: 102) egemen sistemin sömürü çark›nda iliklerine kadar sömürülmeleri ve bu sömürüye karfl› duracak örgütlülü¤ün olmad›¤›n› da ortaya koyuyor. Mevsimlik iflçilerin da¤›n›k ve örgütsüz olufllar› ya da örgütlü bir çal›flman›n olmamas›, eksik oluflu nedeniyle elçilerin bir araya gelerek kurduklar› dernekler bu bofllu¤u “dolduruyor.” Bu derneklerin as›l amaçlar› iflçi haklar›n› savunmak, s›k›nt›lar›n› gidermek ad› alt›nda “iflçilerin kendi bafllar›na ifl bulmalar›n› engellemek, yevmiye fiyatlar›n› iflçi aleyhine de¤ifltirmektir” (YDG, Say›: 102) Sömürü çark›n›n destekçisi olan bu dernekler, mevsimlik iflçilerin isyan›n›, öfkesini, kinini hak alma mücadelesine, s›n›f mücadelesine dönüfltürmekten çok uzakt›r. Haliyle mevsimlik iflçiler, isyanlar›n›, öfkelerini röportajlara aktarmaktan öte gidemiyorlar. Röportaj için mevsimlik iflçilere yaklaflan bir gazetecinin, çad›r›n önünde duran anaya “isminiz nedir?” sorusuna ana; “Benim ad›m yok” cevab›n› veriyor. “Bugüne kadar ad›m› sormaktan baflka ne yapt›n›z, bunca çekti¤im çile, zorluk, s›k›nt›, yoksulluk, açl›ktan sonra ad›m›n ne önemi var” diyor sanki “Benim ad›m yok” diyerek.

Mevsimlik iflçilerin hayatlar›, canlar›, yaflam kavgalar› bir kenara itilerek.

Saç› uzun, mesaisi uzun! Erkek iflçilerle ayn› koflullarda çal›fl›yor kad›n iflçiler… Sabah ayn› saatte bafll›yor mesaileri, akflam kimi yerde yemek yapmak için erken paydos ederken, kimi yerde ise erkek iflçilerle ayn› saatte paydos ediyorlar. Tarladaki ifllerin d›fl›nda çad›rlar›n tüm yükü, çekip çevrilmesi, temizli¤i vs. kad›n›n s›rt›nda. Bu haliyle kad›n iflçilerin günlük mesaileri gece 23.00-24.00’e kadar sürüyor. Yani 18-19 saat çal›fl›yorlar. Bu kadar fazla çal›flmalar›nda tabi ki mevsimlik iflçi olmalar›n›n rolü büyük, fakat mevsimlik iflçi olmalar› onlar›n s›rt›ndan, egemen sistemin kad›na biçti¤i misyonu, feodal de¤er yarg›lar›n›, kad›n›n erke¤in karfl›s›ndaki konumunu ortadan kald›rm›yor. Haliyle tarlada çal›flmalar›n›n d›fl›nda ev ifllerine (yemek, çamafl›r, bulafl›k vs.) çocuklar›na da bakmak zorunda kal›yorlar. Mevsimlik iflçilerin ailesi yaflam koflullar›n›n d›fl›nda çal›flma koflullar›nda da devam ediyor. Çukurova’da çal›flan mevsimlik iflçi Fatma Nergiz gazetecilere verdi¤i röportajda; ifl ve hava koflullar› ne olursa olsun sipariflleri yetifltirmek zo-

derdinde olan bu insanlara “güvenlik” ad› alt›nda kimlik bilgileri, kaç gün kalacaklar›, nerelerde çal›flacaklar›, kaç kifli olduklar› jandarma-polis taraf›ndan kay›t alt›na al›narak “terörist” muamelesi yap›l›yor. Çarfl›ya, flehir merkezine ihtiyaçlar›n› karfl›lamak için giden iflçilere ise GBT kontrolü yap›l›yor. Her y›l kendilerine ait olmayan topraklara, sonucu ne olaca¤› belirsiz bir yolculuk yap›yor ve her y›l yukar›da aktard›¤›m›z s›k›nt›lar› yafl›yor mevsimlik iflçiler. Bizler, onlardan sadece bas›na yans›yan, “yine göç bafllad›”, “mevsimlik iflçileri tafl›yan kamyon kaza yapt›”, “serinlemek için girdi¤i sulama kanal›nda bo¤uldu” vb. haberlerle bilgimiz oluyor. Onlar›n yaflam koflullar›, çektikleri s›k›nt›lar, zorluklar, gelecek kayg›lar›, çocuklar›na bir fley b›rakamaman›n üzüntüsü, d›fllanmalar›, horlanmalar›, toprak a¤alar›n›n azg›nca sömürüsünden ise bize yans›yan pek bir fley, hatta hiçbir fley olmuyor. Bir anlamda bize yans›yan haberler, ekonomik durumlar›n› ve yaflam koflullar›n› gizler niteliktedir. Mevsimlik iflçiler ekonomik durumlar›na ve yaflam koflullar›na isyan›n› ancak kendileri ile yap›lan röportajlarda aktar›yorlar. “Bizi bizden baflka düflünen yok” diyen H. Erdenek (YDG, Sa-

Mevsimlik iflçiler ülkemizde en yoksul ve çeliflkileri en keskin halk kesimlerinin bafl›nda geliyor. Yar› köylü özellikler gösterseler de as›l geçim kaynaklar›n› iflçilik oluflturuyor. Ve bu anlamda tamam›yla geleceksiz bir yaflama mahkûmlar. Köylülü¤ün en yoksul ve ezilen tabakas›ndan kopup gelmeleri, büyük ço¤unlu¤unun ezilen Kürt ulusuna mensup olmas›, onlar›n yaflam koflullar›n› katbekat dayan›lmaz bir hale getiriyor. Buna bir de bar›nma koflullar›n›n yok denecek kadar az oldu¤unu ekledi¤imizde durumun çarp›c›l›¤›n› daha iyi anlar›z. Birçok yerde insan yerine konmayan bu emekçilerin devrimci mücadeleye kanalize edilebilmeleri için objektif koflullar fazlas›yla bulunuyor. Göçebe yaflam koflullar› nedeniyle örgütlenebilmelerinin önünde çeflitli zorluklar bulunsa da, uygun yöntem ve araçlarla bu en yoksul kitleye ulafl›labilir. Daha do¤rusu ulafl›lmak zorundad›r. Bunun için en baflta onlar›n yaflam› daha iyi tan›nmal› ve y›l›n hangi bölümünü nerelerde geçirdikleri tespit edilmelidir. Birçok burjuva, reformist kesim gibi, mevsimlik iflçileri sadece hasat zaman› yollara döküldüklerinde hat›rlamamal›y›z. Onlar›n k›fl›n bafl›n› soktuklar› yerleri, il, ilçe, köyleri bilmeli, yazk›fl her an onlar›n barakalar›na ulaflabilmeliyiz. Bu konuda YDG’nin örnek çal›flmalar› mevcuttur. Bu çal›flmalar daha da büyütülmelidir. Mevsimlik iflçileri kendi sorunlar› do¤rultusunda mücadeleye sevk etmek temel amac›m›z olsa da çok çeflitli çal›flma ve kampanyalarla onlara yard›mc› olmal›, dayan›flmay› gelifltirmeli ve böylece ba¤lar›m›z› güçlendirmeyi hedeflemeliyiz. Unutmayal›m ki, daha ileri s›n›f örgüt saflar›na ulaflmak yorulmak-bitmek bilmeyen kitle çal›flmalar›na ba¤l›d›r. Bunun için en baflta biz proleter devrimcilerin uygun araç ve yöntemleri yaratarak halka, kitlelere ulaflabilmemiz gerekmektedir.


29

83

21 Eylül-4 Ekim 2007

ULUSLAR ARASI KAP‹TAL‹ZM‹N EKONOM‹K VE SOSYAL ÇEL‹fiK‹LER‹ G‹DEREK GEL‹fi‹YOR ‹çinde bulundu¤umuz dünya çap›ndaki mevcut koflullar, toplumsal çeliflkilerin h›zla geliflti¤i ve derinleflti¤i bir sürece yönelmifltir. Öyle ki, belli bir dönemin istikrarl› hatt›n› bar›nd›ran uluslararas› malî sermayenin bugünkü mevcut koflullar›, bu sistemi dünya s›n›f çeliflkilerinin daha derinleflti¤i bir aflamay› oluflturmaktad›r. Tekelci burjuvazi, do¤as› gere¤i yapt›¤› çarp›tmalarla bu gerçekli¤i gizlemeye çal›flsa da, geliflen s›n›f çeliflkileri ve uygulanan gerici politikalar›n daha katmerli bir hatta yo¤unlaflmas› sosyal yaflam›n, zemin teflkil çeliflkilerin daha da geliflmesini ve kronik boyutlara ulaflmas›n› da engelleyememektedir. Baflta ABD olmak üzere, Avrupal› emperyalistler ve di¤er emperyalistlerin iflçi s›n›f› ve di¤er emekçilere yönelik artan sömürüleri ve bask›lar›n›n günümüzdeki boyutu bunun göstergesidir.

Ekonomideki çeliflkilerin derinleflmesi Dünyay› sömüren emperyalistler bu sömürülerini tüm ac›mas›zl›klar›yla sürdürüyorlar. S›n›f çeliflkilerinin keskinleflmesine karfl›n, sistemin sömürüye dayal› ifllerli¤inin do¤al sonucu olarak emperyalist tekeller kar oranlar›n› art›rm›fllard›r. Ama kendi emekçilerinin ve dünya halklar›n›n daha da ezilmesi ve yoksullaflmas› pahas›na… Öyle ki, emperyalizme ba¤›ml› ülkelerin yoksul halklar› geçmifle k›yasla daha da yoksullaflm›flt›r. Bu ülkelerde beklendi¤i gibi halklar›n yaflam düzeyleri çok daha alt düzeylere inmifltir. Ama bu yoksullaflma art›k emperyalist ülkeler de kitlesel boyutlarda yans›m›flt›r. Uluslar aras› malî sermayenin içinde bulundu¤u durum sonucu sermaye geçmifle k›yasla çok daha fazla üretimden kopmufltur. Afl›r› üretim sonucu girilen kriz üretimi daraltm›flt›r. Üretici güçlerde ifadesini bulan teknoloji geçmifle k›yasla geliflmifltir. Ama bu geliflme, burjuvazi taraf›ndan kendi ç›karlar› do¤rultusunda ve düzen s›n›rlar› içerisinde tutulmufltur. Dolay›s›yla teknolojik olarak geliflen üretici güçler üretim kapasitesini art›rm›fl ve üretim daha da toplumsallaflm›flt›r. Ama sömürücü üretim iliflkileri ba¤naz bir tarzda muhafaza edilmifltir. Dolay›s›yla geliflen üretim araçlar›n›n mülkiyet biçimi ve üretimdeki bölüflüm, da¤›l›m üretim iliflkileri olarak burjuvazinin s›n›f ç›karlar› do¤rultusunda korunmak istenmifltir. Bu da krizi derinlefltirmekte ve çeliflkileri daha uç boyutlara tafl›maktad›r. Amerika ve Avrupal› emperyalist ülkelerde II. Paylafl›m Savafl› sonras› Keynes’in modeli olan “‹thal ‹kameci Model” pazarlara sermaye ihrac›n› esas alm›flt›r. Ama emperyalist ülkelerde II. Paylafl›m Savafl› sonras› tahrip olan kapitalizmin yeniden onar›m› gündemde oldu¤undan, bu ülkelerde sermaye büyük ölçüde üretimde yer alm›flt›r. Savaflta büyük ölçüde tahrip olan kapitalizmin yeniden inflas› sermayenin önemli bölümünü üretimde tutmufltur. Pazarlarla olan iliflkilerde ise ürettikleri ürünün montaj›n› pazarlara havale ederek, sermaye birikimlerini yo¤unlaflt›rm›fllard›r. Ama bu ülkelerle olan iliflkilerde “‹thal ‹kameci Model”e tekabül eden meta ihrac› olmuflsa da, sermaye ihrac› esas› oluflturmufltur. Genelde istikrarl› bir sürece tekabül eden bu süreç, giderek geliflen üretici güç-

lerin kapitalizmin üretim iliflkileriyle girdi¤i çeliflkinin keskinleflmesi sonucu, yerini krizli sürece b›rakm›flt›r. 1970’li y›llar›n ortalar›nda bafllayan kriz günümüze de¤in iyice katmerleflmifltir. Can çekiflen tekelci burjuvazi s›n›f karakterine uygun politikalar› günümüz koflullar›nda da uygulamaya devam etmektedir. Rantiye karakter tafl›yan emperyalist devletlerin sermayesinin, günümüzde muazzam yo¤unlaflmas› sonucu sermaye üretimden iyice kopmufltur. “Neo Liberal” olarak adland›rd›klar› bu süreçte sermayenin büyük bölümü üretim d›fl›nda yer almaktad›r. Öyle ki yak›n zamanlara kadar Türkiye’de bugün var olan borsalar yoktu. Borsalar sadece Amerikan, Avrupa ve Japonya gibi emperyalist ülkelerde vard›. Ama sermayenin üretimden giderek koparak spekülatif piyasalarda h›zla yo¤unlaflmas› sonucu, ba¤›ml› ülkelerde de borsalara, hisse ve tahvil senetlerine, faiz piyasalar›na ihtiyaç duyulmufltur. Spekülatif piyasalar›n pazarlara da aç›lmas› sonucu tefeci sermayenin alanlar› böylelikle, sermayenin üretim d›fl› tefeci niteli¤iyle tekelci burjuvazinin rantiye karakterini de aç›kça göstermektedir.

H›zla artan iflsizlik Emperyalist devletlerin sermayelerinin ezici ço¤unlu¤u günümüzde, geçmifle k›yasla çok daha fazla üretimin d›fl›ndaki tefeci piyasalarda yo¤unlaflm›flt›r. Emperyalizmin pazarlar›yla iliflkilerinde, meta ihrac›ndan daha çok sermaye ihrac›n›n öne ç›kt›¤›n› Lenin daha 20. yüzy›l›n bafllar›nda görmüfltü. “Rantiyelerin elde etti¤i gelir, d›fl ticaret gelirinden, hem de dünyan›n en büyük ticaret ülkesinin d›fl ticaret gelirinden befl kat daha fazlad›r! Emperyalizmin ve asalakl›¤›n esas› budur iflte.” Ve Lenin yoldafl emperyalizmin bu karakterinden yola ç›karak emperyalist devletleri; “Rantiye devlet, asalak, çürüyen kapitalizmin devletidir” diye de¤erlendirmiflti. Dolay›s›yla mali oligarflinin bugünkü durumu bir as›r önce görülmüfltür. Günümüzde borsalar, hisse senetleri piyasas›, faiz piyasas›, vb. spekülatif piyasalarda yo¤unlaflan asalak sermayenin oran›, bir as›r öncesine k›yasla çok daha fazlad›r. Elbette ki üretimdeki ve ihracattaki sermaye de geçmifle k›yasla miktar olarak art›fl göstermifltir, ama, oran olarak spekülatif sermaye çok daha fazla büyümüfltür. Çünkü emperyalizmin ekonomik temelini üretim d›fl›ndaki sermaye ihrac› oluflturmufltur, oluflturmaktad›r… Emperyalizmin tefeci sermayesi üretim d›fl›nda yer alan sermayedir. Üretimden kopmas› krize neden olan afl›r› üretimin sonucudur. Üretilen metan›n toptan tüketilememesi krize neden olmaktad›r. Nitekim Amerika’da, Avrupa’da, Japonya’da, Rusya’da, Çin’de vb. emperyalistlerin tümünde, kitlelerin tüketti¤inden daha fazla üretilen metan›n do¤al olarak tümden pazarlarda tüketilememesi, krize neden olan afl›r› üretime neden olmufltur. Kriz önlenemedi¤i gibi geliflen teknoloj› ve üretim kapasitesi artan iflgücü ile üretim araçlar›n›n kapitalist mülkiyeti aras›ndaki çeliflki iyice geliflmifltir. Ve bu çeliflki, üretim kapasitesinin artmas›na karfl›n ayn› oranda tüketimi engellemifltir. Çünkü sat›n alma gücü giderek zay›flayan emekçilerin sat›n alma kapasitesinden daha fazla mal üretimi, metalar›n pazar bulmamas›n› beraberinde getirir.

Afl›r› üretimin sonucu, pazarlarda metalar›n tümü tüketilemez ve elde kal›r. Dolay›s›yla üretimin hacmi de daral›r. Birçok firma kapan›r ve iflçiler iflsiz kal›r. Varolan haklar› da gaspedilir. Nitekim baflta Avrupa olmak üzere dünya çap›ndaki büyük tekellere mensup birçok fabrikalar ya baflka ülkelere göç ederek, ya da aç›ktan iflas ederek kitlesel boyutlarda iflsizli¤e neden olmaktad›rlar. Kapitalizmin son dönemlerdeki nispi iflsizli¤i varl›¤›n› belirgin bir flekilde devam ettirmekte oldu¤u gibi; sistem içi çeliflkilerin daha da derinleflmesiyle, iflsizli¤in boyutunu di¤er taraftan kitlesel kronik iflsizlik boyutuna kadar t›rmand›rm›flt›r. Firmalar›n iflas ederek veya baflka ülkelere göç ederek kapanmas› sonucu yaratt›¤› nispi iflsizlik d›fl›nda, iflas etmeyen büyük tekellerin çal›flan iflçi say›s›n›n daha azalt›lmas›, daha fazla y›prat›lmas› sonucu iflçilerin s›kça iflten at›lmas› ve yerine daha kuvvetli ve daha sa¤l›kl› iflçilerin al›nmas› ve daha ucuza çal›flt›r›lmas› sonucu oluflan iflsizlik ise kronik kitlesel iflsizli¤i oluflturur. Almanya, Fransa, ‹ngiltere vd. Avrupal› ülkeler ile Amerika, Rusya vb. emperyalist ülkelerde iflsizlik bu boyutlardad›r. Nitekim günümüzde en geliflmifl kapitalist ülkelerde tekelci burjuvazi; kendisine hizmet eden devletin alm›fl oldu¤u kararlar ve ç›kartt›¤› yasalar sonucu, daha az say›da çal›flt›rd›¤› iflçilerin ücretlerini düflürmekte, sosyal haklar›n› giderek gaspetmekte, teknolojik olarak üretim araçlar›n› gelifltirdi¤i oranda iflçi say›s›n› da azaltmaktad›r. Günümüzde iflsizlikte giderek bir büyüme var. ‹flsizlik burjuvazi aç›s›ndan görece nüfus fazlal›¤›n› oluflturur. Günümüz burjuvazisi iflsizler içerisinde yabanc›lar› öne ç›kararak iflsizli¤in nedeni olarak göstermeye çal›flmaktad›rlar! Yabanc›lar›n aleyhine yürütülen kampanyalarla yerli iflçilerle yabanc› iflçileri karfl› karfl›ya getirmektedirler. ‹flsizli¤in gerçek nedenini gizlemeye çal›flarak, enternasyonal proletaryan›n aras›nda yaratt›klar› suni çeliflkilerle, kapitalist sistemin ürünü olan çeliflkiyi kamufle etmeye çal›fl›yorlar. ‹flçi s›n›f›n›, memurlar› ve tüm emekçi katmanlar› kendi denetimleri alt›nda tutmak için uluslararas› burjuvazi taraf›ndan üretilen suni, ba¤naz tarzda dini gericili¤e ve flovenizme dayal› yapay burjuva teorilerle, emekçi kitleler gerçeklerden sapt›r›l›p, burjuvazinin manyetik alan›nda tutulmak istenmektedir. Her fleye ra¤men dünyan›n temel çeliflkisi, proletarya ile burjuvazi aras›ndaki çeliflki dünya çap›nda geliflmektedir. Elbette ki temel çeliflkiye ba¤l› olarak emperyalizm ile ba¤›ml› halklar aras›ndaki çeliflki hala öne ç›kan, di¤er çeliflkilerin geliflimini belirleyen, etkileyen bafl çeliflkidir. Tüm bu çeliflkiler dünya konjonktürünü nas›l etkiliyorsa, iflsizli¤in boyutunu da etkilemektedir. Kapitalizmin bugünkü mevcut durumu iflsizli¤i göreli ve kronik boyutlara t›rmand›rm›flt›r. En geliflmifl kapitalist ülkelerde geliflen kriz uluslar aras› mali sermayenin damgas›n› vurdu¤u sistemde, iflsizlikle beraber yoksullaflmay› da berberinde getirmektedir. Öyle ki, sosyal haklar› kesilen, ücretleri düflen, süresiz çal›flma hakk›n› büyük ölçüde kaybeden iflçi s›n›f›, eskiye k›yasla hissedilir boyutlarda fakirleflme sürecine de gir-

mifltir. Tefeci sermayenin damgas›n› vurdu¤u bu rantiye ülkelerde, ulusal gelirden iflçi s›n›f›n›n ve emekçilerin ald›¤› pay giderek düflerken, mali oligarflinin tümünün ald›¤› pay giderek yükselmektedir. Bu tarzdaki yoksullaflma görece yoksullaflmay› oluflturmaktad›r. Ve yine proletaryan›n girdi¤i yoksullaflma süreciyle emekçi kesimlerin -belki bugün aç›s›ndan ço¤unlu¤unu oluflturmasa da- giderek yoksullaflmas›, ald›¤› gelirin al›m gücünün düflmesi, piyasadaki mallar›n fiyatlar›n›n artmas›, nispeten eskiye k›yasla yaflam tarz›n›n düflmesi, kat›ld›¤› üretimin sa¤l›¤› bozmas› vb. tarda oluflan yoksullaflma da iflçi s›n›f›n›n mutlak yoksullaflmas›n› oluflturur. Yoksullaflma Türkiyeli iflçilerin en çok bulundu¤u Almanya’da Alman burjuvazisinin resmi aç›klamas›na güre, Türkiyeli iflçilerin yüzde 50’sini de etkilemifltir. Yine resmi rakamlara göre Almanya’n›n normlar›na göre yoksullar›n toplam say›s› 6 milyonu geçmektedir. Ki bu rakamlar iflbafl›ndaki Alman hükümetinin resmi rakamlar›d›r. Yoksullaflma Amerika’da, Fransa’da da yüksektir. En geliflmifl kapitalist ülkelerde iflçi aristokrasisinin etkisinde de hissedilir bir daralma vard›r. ‹flsizli¤in, krizin, yoksullaflman›n h›zla artt›¤›, sosyal haklar›n giderek gaspedildi¤i, paran›n al›m gücünün düfltü¤ü baflta dünyan›n en zengin ülkesi Amerika olmak üzere en zengin emperyalist ülkelerde, iflçi aristokrasisi iyice daralm›flt›r. Ekim Devrimi’nde Sovyetler Birli¤i’ne iflçi s›n›f›n›n sempati duymas› üzerine, tekelci kapitalizmin istikrarl› döneminde burjuvazi taraf›ndan verilen sosyal haklarla “aristokratlaflt›r›lan” iflçi s›n›f›, emperyalist ülkelerde genelde sistemin kontrolünde hareket etmifllerdir. Lenin’in deyimiyle “burjuvazinin bafll›ca toplumsal (askeri de¤il) deste¤i”ni oluflturan o dönemin “burjuvalaflt›r›lm›fl” iflçi s›n›f›; art›k günümüz koflullar›nda uluslararas› kapitalizmin çeliflkilerinin giderek geliflti¤i, giderek yoksullaflt›¤› bir konjonktürde “aristokratlaflt›r›lm›fl” karakterini yitiren, daha çok sömürülen ve ezilen, geliflen iflsizlik ile daha çok sömürülen gerçek iflçi s›n›f›na dönüflmektedir. ‹flçi s›n›f›n›n bu ülkelerde düflman›na karfl› örgütlenmesi gününüzde son derece zay›ft›r. Kapitalizmin iflsizli¤inden, sosyal haklar›n gasp›ndan, yaratt›¤› iflsizlikten her geçen gün daha da etkilenmektedir. Ama bu ülkelerdeki iflçi s›n›f› henüz kapitalizme karfl› ba¤›ms›z ve s›n›f perspektifiyle örgütlenme perspektifinden henüz yoksundur. Uzun bir dönem “iflçi aristokrasisi” atmosferinde karakter tafl›yan bu ülkelerdeki iflçi s›n›f›, giderek geliflen fakirleflme ve iflsizlikle bu karakteri giderek yitirmelerine karfl›n henüz örgütlenme bilincine de sahip olamam›fllard›r. Bu bilince sahip olmak s›n›f›n belli bir sürede verece¤i mücadeleler sonucu edinece¤i deney ve tecrübeler ile mümkün olacakt›r. Bu deney ve tecrübeler oluflacak olan s›n›f perspektifindeki, kitlesel temeldeki örgütlenmenin önkoflulunu olufltursa da, bu ülkelerde bu bilince sahip olanlar bu do¤rultuda örgütlenmeye gitmelidirler. Günümüz koflullar›nda, daha da sald›rganlaflan ve daha da gaspeden sistemin içinde bulundu¤u mevcut koflullar, bu do¤rultudaki örgütlenmeyi daha da zorunlu k›lmaktad›r.


30

21 Eylül-4 Ekim 2007

‹flflççi-köylü’den Hiçbir parti tek bafl›na cehennemi cennete çeviremez! “Baflar›n›n temel ölçütü do¤ru politika belirlemek ve bu çal›flmay› kitlelerle bütünlefltirmektir. Yoksa tek bafl›na bir parti cehennemi cennete çeviremez.” Baflkan Mao. Politik partilerin kurulufl ve var olufl amac› politik iktidar› ele geçirmektir. Ancak hiç bir politik parti program›nda belirledi¤i hedef ve amac›na k›sa sürede ve kolay varamaz. Uzun erimli bir mücadeleyi ve büyük bedeller ödemeyi gerektiren, zengin örgütsel-askeri tecrübelerin sentezlenmesine ihtiyac› olan devrimin hangi koflullarda ne zaman gerçekleflece¤i tek bafl›na ne politik partilerin ne de belli bir s›n›f›n iste¤ine ba¤l› de¤ildir. Objektif (iç ve d›fl nesnel koflullar) ve subjektif (teori-politika-önderlik-çal›flma tarz›-örgüt-kitle ve savafl çizgisi- kadro-komutan-savaflç› düzeyi vb.) say›s›z faktörlerin bütünlüklü olarak olgunlaflmas›, haz›rlanmas›, yarat›lmas› ve uyum içinde birlikte geliflim göstermesine ba¤l›d›r. Ülkemiz koflullar›ndan kaynakl› olarak Demokratik Halk Devrimi uzun bir zaman dilimini kapsayacakt›r. Demokratik Halk Devrimi ve Proletarya Partisi’nin varl›¤› ve geliflimi de evrensel yasalar›n genel özelliklerini tafl›yaca¤› gibi ülke gerçekli¤inden kaynaklanan kendine özgü yasalara uygun bir rota izleyecektir. Politik partiler kurulufl ve geliflim sürecinde bazen geçici yol kazalar›na u¤rayabilir. Sa¤a sola yalpa yap›p geçici sars›nt›lar, duraklama ve gerilemeler yaflayabilece¤i gibi toparlanma, hareketlenme ve ileriye do¤ru hamleler yap›p, sa¤lam ad›mlarla yürüyebilece¤i,

Gündem 4. kez kapat›ld›

geliflip, güçlenece¤i kitleler içinde kök salaca¤›, gerici faflist iktidarlar›n korkulu rüyas› haline gelebilece¤i dönemler ve süreçleri de yaflayacakt›r. Bütün bunlar objektif ve sübjektif koflullara, devrim ve partinin geliflim yasalar›na ba¤l›d›r. Geçmifl devrimler ve proletarya partileri tarihlerinde bunun böyle oldu¤una ve yafland›¤›na dair say›s›z örneklere rastlamak mümkündür. Bu geliflim nedenleri ve yasalar› ülkemiz devrimi ve onunu politik öncüsü için de geçerlidir. Politik partilerin programlar›na taktik politikalar›na temel yönelimine uygun bir flekilde bilinçli örgütlü ve yarat›c› çal›flmalar› kitlelerin istem ve talepleriyle bütünleflti¤i, onlar›n yaflam›nda derin bir yank› buldu¤u takdirde korkusuzca harekete geçer. Kitleler yaflad›klar› onlarca ac› tecrübe sonucunda politik partilerin politikalar›n›n do¤rulu¤unu kendi yaflamlar›nda görüp s›nad›klar›, önderliklerine güvendikleri takdirde partinin politikalar›n› kendi politikalar› olarak benimseyerek harekete geçer de¤iflim ve dönüflümün maddi gücü haline gelir. ‹flte o zaman kitleler proletarya partisinin önderli¤i alt›nda saf tutup politik fliarlar› do¤rultusunda harekete geçer ve bu u¤urda hiç bir fedakârl›k yapmaktan kaç›nmaz.

83 kay› kim belirleyecek ve kim uygulayacakt›r? Elbette ki faaliyetçileri. Do¤ru politikan›n s›nanma yeri neresi olacakt›r? Sosyal yaflam›n say›s›z çeliflki ve çat›flmas› içinde do¤ru politika ve sonra da kadrolar s›nanacakt›r. Kitlelerin istem ve taleplerine yan›tta, sorduklar› sorular›n yan›t›n›n do¤rulu¤unda, yaflad›klar› sorunlar›na çözüm noktas›nda do¤ru politika ve kadrolar s›nanacakt›r. Politika gerçe¤in yank› ve yans›mas›nda s›nanacakt›r. Hiç bir parti tek bafl›na cehennemi cennete dönüfltüremez. Devrim kitlelerin eseriyse, yaflayan tarihi yapacaklar kitlelerse onlara ›fl›k tutup do¤ru yolu gösterecek, neyi ne zaman yapmalar› gerekti¤ini ö¤retecek, tehlike an›nda engeller karfl›s›nda onlar› an›nda uyaracak, yaflama, çeliflkilere do¤ru flekilde bakmalar›n› sa¤layacak, ne zaman nas›l hareket etmelerini nerede saf tutmalar› gerekti¤ini ö¤retecek olan partidir. Yol gösterici fener, ›fl›¤›n› (politikas›n›) sürekli güçlendirip etki gücünü art›rmas› do¤ru yere ve zaman›nda tutmas› gerekti¤i gibi ›fl›k tafl›y›c›lar›, fenercileri (kadro ve savaflç›lar›n›) de örgüt bilinci ve örgüt disiplini içinde adam gibi sa¤lam yetifltirecektir.

dan, subjektif bilgilenme yönteminden kurtulmakt›r. ‹deolojik sorgulama bu zeminde yap›lmal›d›r. Politika; sürece, geliflmelere, kitlelerin cehennem dolu ac› ve mutsuzluk dolu yaflam›na bilinçli ve örgütlü bir de¤ifltirme ve iyilefltirme (örgütleme-savaflt›rma) müdahalesidir. Her alanda örgütlemenin baflar›s› için öncelikle do¤ru politikan›n belirlenmesi gelmektedir. Bunun belirlenmesi için iflçiler, kamu emekçileri, köylüler içinde çal›flmakt›r. Hem do¤ru (devrimci) politika belirlemek (onlar›n sorunlar›n› tespit etmek, istem ve taleplerini ö¤renmek) aç›s›ndan hem de belirlenen politikalar› kitlelere tafl›mak aç›s›ndan (politikan›n do¤rulu¤unu s›namak) kitlelere gitmek, onlar›n kap›s›n› çalmak, bu çal›flmay› istikrarl› hale getirmek at›lmas› gereken öncelikli ilk ad›m olarak kavramak gereklidir. Gerek do¤ru politika belirlemek, tespit etmek aç›s›ndan, gerekse belirlenen politikalar› kitlelere tafl›mak aç›s›ndan faaliyetçilerin, ›fl›k tafl›y›c›lar›n rolü (bilinç-önderlik-yönetme-örgütleme) tayin edici düzeydedir.

Politikan›n do¤rulu¤una ve parti önderli¤ine güven tayin edici bir faktör olarak geliflim rolü oynar. Partinin geliflip güçlenmesinin, duraklay›p sars›lmas›n›n temel nedeni politikas›n›n do¤rulu¤u ve yanl›fll›¤›d›r. Pekiyi do¤ru politi-

Bugün öncelikli ve acil görev geçmifl yanl›fl pratik çal›flma tarz›ndan kaba ve dikkatsiz çal›flmadan, yanl›fl örgütsel al›flkanl›klardan, yani meseleleri tam anlamadan yap›lan müdahalelerden, bunlara zemin sunan küçük burjuva düflünme tarz›ndan, anlay›fl ve kavray›fl›n-

Devrim ve örgüt bilimini kuflanm›fl, politika belirleme, uygulamada ustalaflm›fl ve bunu bir örgütleme ve yönetme sanat› olarak benimsemifl, bedel ödemekten, fedakârl›k göstermekten kaç›nmayanlar alçakgönüllü bir flekilde ö¤retmesini bildi¤i gibi ö¤renmesini (düflmandan-hatalar›ndanhalktan ve yoldafllar›ndan) de bilen kadrolar de¤ifltirme ve dönüfltürmenin çekim gücü olabilir. ‹flte o zaman hem do¤ru politikan›n belirlenmesinde hem de do¤ru politikan›n kitlelere tafl›nmas›nda baflar› elde edilir. Do¤ru politikan›n belirlenmesi kadar do¤ru insan›n e¤itilip, yetifltirilmesi-haz›rlanmas› özenli devrimci kitle çal›flmas›n› yürütmek ve örgüt sanat›n› uygulamak aç›s›ndan önemlidir.

Genelkurmay Baflkan› Yaflar Büyükan›t’›n 12 Nisan 2007 tarihinde yapt›¤› bas›n toplant›s›nda PKK’nin yay›n organ› olarak ifade etti¤i Ülkede Özgür Gündem gazetesini hedef göstermiflti. 2007 y›l› içerisinde 3 defa kapatma karar› verilen Gündem gazetesi Büyükan›t’›n hedef göstermesinin ard›ndan burjuva köfle yazarlar› taraf›ndan da “terör örgütünün yay›n organ›”na karfl› sald›r›ya geçmiflti. Gazetenin da¤›t›m›n› yapan flirketler sorun yaratmaya bafllam›fl, ayn› tarihlerde günlük olarak yay›nlanmaya bafllayan Azadîya Welat gazetesi Kürtçe oldu¤u

için hiçbir da¤›t›m flirketi taraf›ndan kabul edilmemiflti. Gündem’e yöneltilen bu sald›r›lar özellikle Türkiye Kürdistan›’nda kitlesel gazete da¤›t›mlar›n›n yap›lmas›yla bofla ç›kar›lm›flt›. Kapatma kararlar›n›n ard›ndan ceza dolana kadar günlük olarak ç›kar›lan Güncel ve Demokrasi gazeteleri ayn› sahipleniflle da¤›t›lm›flt›. 2 ve 3 Eylül tarihli Ülkede Özgür Gündem gazetesinde Murat Karay›lan imzal› olarak yay›nlanan “Halklaflal›m Kazanal›m”, “Sözde De¤il Pratikte Özelefltiri” bafll›kl› yaz›larda PKK propagandas› yap›ld›¤› gerekçesiyle gazeteye

4. kez kapatma cezas› verildi. Anayasaya ayk›r›l›¤› nedeniyle dönemin cumhurbaflkan› taraf›ndan Anayasa Mahkemesi’ne götürülen bir TMK maddesine dayand›r›larak kapatma cezas› verilmesi Gündem Gazetesi Genel Yay›n Yönetmesi Yüksel Genç taraf›ndan bas›n özgürlü¤üne vurulmufl bir zincir olarak de¤erlendirildi. Ça¤dafl Gazeteciler Derne¤i, verilen karar›n demokrasiyle ba¤daflmayan bir karar oldu¤unu söylerken, DTP milletvekilleri de kapatma karar›n› Meclis gündemine tafl›maya haz›rlan›yor. (H. Merkezi)

Hemen her f›rsatta dile getirilip, s›kça vurgusu yap›lan “devrim kitlelerin eseridir” ya da “tarihi yapan kitlelerdir” söyleminin ne kadar bilince ç›kar›ld›¤›n›n prati¤in dilinde ne kadar yank› buldu¤unun ve bu devrimci tespite uygun ne kadar do¤ru hareket edildi¤inin acil ve aç›k bir sorgulanmas› yap›lmak zorundad›r. Bu sorgulanma bilinçli bir tarzda yap›lmadan, kitle kavram› kendi gerçek zeminiyle örtüflmeden özenli kitle çal›flmas› yap›lamaz.


31

83

21 Eylül-4 Ekim 2007

ifli en çok çocuklar›n hofluna gidiyor. 9-10 yafllar›nda bir çocuk yaklafl›yor ve “bak buras› da Filistin oldu” diyor. Yafl› büyükçe olan mahalleli bir erkek ise tamaml›yor: “Evet buras› Filistin oldu. Biz Filistinli, onlarda ‹srailli” diyor, tüm öfkesiyle. Herkes öfkeli çünkü öfkelenmek için, evlerinin y›k›lmas›n›n d›fl›nda da polisin sald›r›s›na iliflkin çok say›da nedenleri var. “Halka kurflun s›k›yorlar. Gaz bombalar›n› bilinçli olarak evlerin balkonlar›na at›p, yang›n ç›kar›yorlar” diyor bir baflkas›. Olanlar› anlamakta zorlanan bir genç “ben bu devlete 18 ay askerlik yapt›m, onlar benim evimi y›k›yor” dedi¤inde, yine bir mahalleli araya giriyor ve “Sana kim yap dedi, yapmasayd›n. Bunlara askerlik yap›l›r m›?” diyor.

“Kentsel Dönüflüm”den

Önümüzdeki günlerde tekrar bir y›k›m giriflimi ol“kentsel ayaklanma”ya ma ihtimali olsa da, “Kentsel Dönüflüm” Projesi’nin Biz insanlarla ayak üstü sohbetlerimizi “Kentsel Ayaklanma”ya dönme ve bu ayaklanman›n yaparken, polis de harekete geçiyor. Ve di¤er proje dahilindeki bölgelere s›çrama ihtimali ol- gazlar ve panzerlerle üzerimize do¤ru geliyorlar. Ancak panzerlerin harekete geçdukça yüksek. Bunun en canl› örne¤i ise fiifa Mahal- mesiyle birlikte ara sokaklara giren kitle, tam panzerler geçerken toplu halde tafla lesi’dir! O zaman Tayyip Belediye Baflkan›’yd›. ‹nflaat hala bitmedi, Sa¤l›k Oca¤› var, do¤ru düzgün hizmet yok. Bu hastane bir cenazedir. Tayyip’in cenazesidir. Evlerimizi y›kaca¤›na gelip önce kendi cenazesini temizlesin. Buralar› satmak istiyorlar. Biz karfl› koyunca da terörist oluyoruz. Gerçek terörist kendileri” diyor. Bu s›rada çok say›da mahalleli toplanm›fl ve u¤rad›klar› haks›zl›¤a, özellikle de kamuoyunda haks›z gösterilmelerine duyduklar› tepkiyi dile getiriyorlar. Hedeflerinin bafl›nda ise hükümet var. Sohbetimizi yar›m kesmek zorunda kal›yoruz. Çünkü ortal›k yeniden hareketleniyor. Tafllar, gaz bombalar› havada uçuflmaya, panzerler yol boyu h›zla insanlar›n üzerine do¤ru gelmeye bafll›yor.

“Biz Filistinli, onlar ‹srailli” Mahallenin ara sokaklar›na do¤ru inerken, afla¤›da yanan bir araba görüyoruz. Daha sonra bu yanan araban›n, halk az ilerdeki TOK‹ inflaat›n›n tabelas›n› yak›nca, onu söndürmeye gelen itfaiye arac› oldu¤unu ö¤reniyoruz. Geriye pek bir fley kalmay›nca itfaiye oldu¤u da anlafl›lm›yor haliyle! Yokufltan afla¤› do¤ru biraz daha indi¤imizde baflka bir durumla karfl›lafl›yoruz. Polisin att›¤› mermilerden biri, 25 yafllar›ndaki Kerem Öztürk’ün kalp hizas›na gelmifl ve Kerem kanlar içinde yere y›¤›lm›fl. Mahalleli hemen bir araba getirerek, yaral›y› hastaneye yetifltirmeye çal›fl›yor. Ambulans yok! Çünkü polis, ambulanslar›

mahallenin giriflinde bekletiyor! Kerem’le ayn› anda baca¤›ndan vurulan biri daha vard›. Polis plastik mermi s›kt›¤›n› söylese de, ço¤unluk gerçek mermi diyor. Nitekim, Kerem’in durumu a¤›r, karaci¤eri baflta olmak üzere bir çok organ› a¤›r hasar görmüfl ve ameliyattan sonra yo¤un bak›ma al›nm›fl. Yanan itfaiye arac›n›n ve de ayn› zamanda Kerem’in vuruldu¤u yerde büyük bir lastik yak›lm›fl, burada da barikat oluflturularak çat›flma yaflanm›fl. Kitle tekrar ana caddeye ç›kt›¤› için burada az say›da insan var. Biz de tekrar ana caddeye, kitlenin polisle karfl› karfl›ya bekleflti¤i noktaya gidiyoruz. Yaral› say›s›n›n artmas›, ölüm söylentilerinin dolaflmas› kitlenin öfkesini biraz daha biledi¤inden olsa gerek, polise karfl› yo¤un bir tafllama bafll›yor. Bir yandan da, gün boyu s›k s›k at›lan “Buras› fiifa, buradan ç›k›fl yok!” slogan›yla, “fiifa faflizme mezar olacak!” slogan› at›l›yor. Ancak poliste bir hareketlenme yok. Tafllama

tutuyorlar panzerleri. Böylece panzerler boyal› su ve gaz s›kman›n ötesinde bir fley yapam›yorlar. Bu durum uzunca süre devam ediyor. Ve ortal›k yine biraz duruluyor. Ancak herkes gard›n› alm›fl bekliyor hala. Mahalleli kolay kolay evini savunmaktan vazgeçecek gibi görünmüyor. Bu durum anlafl›lm›fl olacak ki, devreye muhtar giriyor. Önce polisle ard›ndan ise kitleyle bir görüflme gerçeklefliyor. Kitle polisin çekilmesini ve o saate kadar say›lar› 50’yi geçmifl olan gözalt›lar›n serbest b›rak›lmas›n› talep ediyor. Kitlede k›smi bir da¤›lma oluyor, ancak tekrar toparlan›p, bu defa halaya duruluyor. Polis de biraz geri çekiliyor. Evlerini, y›k›m ekiplerine ve onlara refakat ederek halka azg›nca sald›ran polise karfl› savunan

Ancak ilerleyen saatlerde gözalt›lar b›rak›lm›yor ve polis yeni bir sald›r› daha gerçeklefltiriyor. Ve yine arabulucularla gerilim k›smi de olsa sona eriyor. Ancak polis ablukas› sürüyor. Bu s›rada bölgeye gelen, baz› CHP milletvekillerinin yan› s›ra, Deri-‹fl Sendikas› Tuzla fiubesi Yöneticileri ve Limter-‹fl Sendikas› yöneticileri birer aç›klama yaparak, durumun takipçisi olacaklar›n› söylüyorlar polis sald›r›s›n› k›n›yorlar. Gece polis ablukas› alt›nda geçiyor. Ertesi gün mahalleye gelen DTP Milletvekili Sabahat Tuncel ve Ufuk Uras da yaflananlarla ilgili bilgi al›yorlar. Ancak fiifa Mahallesi’ndeki y›k›m tehdidi henüz ortadan kalkm›fl de¤il. Gün boyu toplam gözalt› say›s› 58 ve bunlar›n içinde çok say›da çocuk var. Çocuk yafltakiler, 18 yafl›ndan küçük olanlar, gece b›rak›l›rken, kalanlar ertesi gün savc›l›¤a ç›kar›l›yor ve içlerinden 8’i “Yakarak ve yak›c›-patlay›c› madde kullanarak nitelikli mala zarar vermek, genel güvenli¤i kasten tehlikeye sokmak” gibi iddialarla tutuklanarak, Kartal Hapishanesi’ne gönderiliyor. Böylece polisin vahfli sald›r›s›n›n yan› s›ra, tutuklama yoluyla, mahalledeki y›k›m karfl›t› direniflin k›r›lmas› hedefleniyor. Önümüzdeki günlerde tekrar bir y›k›m giriflimi olma ihtimali olsa da, “Kentsel Dönüflüm” Projesi’nin “Kentsel Ayaklanma”ya dönme ve bu ayaklanman›n di¤er proje dahilindeki bölgelere s›çrama ihtimali oldukça yüksek. Bunun en canl› örne¤i ise fiifa Mahallesi’dir! Bu süreçte devrimcilere-komünistlere düflen görev ise, emekçi y›¤›nlar›n, daha çok da kendili¤inden ve devrimci önderlikten yoksun denebilecek bu “kentsel ayaklanma” provalar›na önderlik etme çabas›na h›z vermek ve bu ayaklanmalar› s›n›f mücadelesine kanalize ederek, “devrimci ayaklanma”ya dönüfltürmek olmal›d›r. (Kartal)

yan›flmak ve direnifli sahiplenmek için yine ayn› proje kapsam›nda olan Gazi Mahallesi’nde, Partizan, ESP ve HÖC taraf›ndan bir eylem örgütlendi. Gazi Cemevi önün-

“Geceko ndular›m saraylar ›z› y›kan ›n› baflla l r›na y›ka ar›n fiica¤›z!” fa Mahallesi halk› ile dad e n

bafllay›p sloganlarla Dörtyol Dura¤›’na kadar devam eden eylemde “Tuzla halk› yaln›z de¤ildir”, “Halk›m›z saflara, hesap sormaya” vb. sloganlar at›ld›. Tuzla’daki bu y›k›m sald›r›lar›na karfl› duyars›z kalmamak ve bugün Tuzla gecekondular›nda yanan ateflin yar›n Gazi gecekondular›nda da yanmamas› için Tuzla halk›n›n hakl› ve meflru davas›n› sahiplenme ça¤r›s› ile sona erdi. (‹stanbul)


ÖZGÜR GELECEK YOLUNDA

işçi-köylü B‹Z HALKIZ GELECEK ELLER‹M‹ZDED‹R

UMUT YAYIMCILIK VE BASIM SANAY‹ LTD. fiT‹ Yönetim yeri: Gureba Hüseyin A¤a Mah. ‹mam Murat Sok. No:8/1 Aksaray-Fatih/‹STANBUL. Tel: (0212) 521 34 30 FAKS: (0212) 621 61 33 Sahibi ve Yaz›iflleri Müdürü: Numan BOZER Bask›: Gün Matbaac›l›k Beflyol Mah. Telsizler Mevkii Akasya Sk. No:23/A K.Çekmece/‹stanbul Tel: 0212 426 63 30-580 63 80 Genel Da¤›t›m: YAY-SAT @mail: umutyayincilik1972@hotmail.com @mail: umutyayimcilik@ttnet.net.tr

BÜROLAR ➧ KARTAL: HAMAM SOK. DEM‹RL‹ ‹fiHANI NO: 57/14 KARTAL, TELEFAKS: (0216) 306 16 02 Cep: 0 544 521 34 30 ➧ ANKARA: TUNA CAD. ÇANAKÇI ‹fiHANI NO:11 KAT:3 DA‹RE:32 ÇANKAYA TEL: (0312) 432 23 01 Cep: 0 535 562 33 72 ➧ ‹ZM‹R: 856 SOKAK, NO:48/203 KEMERALTI KONAK, TELEFAKS: (0232) 441 93 09 Cep: 0535 310 31 84 ➧ MALATYA: DABAKHANE MAHALLES‹, BOZTEPE CAD., BABACAN ‹fiHANI NO:9 KAT:1/16 MALATYA TEL: (0422) 325 78 13 Cep: 0543 746 36 31 ➧ ERZ‹NCAN: ORDU CAD. ORDU ‹fiHANI KAT:3 TEL: 0 446 223 67 18 ➧ BURSA: SELÇUK HATUN MAH. ÜNLÜ CAD. SÖNMEZ ‹fi SARAYI KAT: 2 NO: 185 HEYKEL, TEL: (0224) 224 09 98 Cep: 0 536 613 81 98 ➧ MERS‹N: S‹L‹FKE CADDES‹ ÇAVDARO⁄LU ‹fiHANI KAT:3 NO:118 MERS‹N ➧ AVRUPA MERKEZ BÜRO: WESELER STR 93 47169 AS-DRUCK DUISBURG-DEUTSCHLAND TEL: 0049 203 40 60 958 FAKS: 0049 203 40 60 959

“Kentsel Dönüflüm” yok, “kentsel ayaklanma” var! Memleketin tüm zenginliklerini emperyalistlere peflkefl çeken ülkemiz egemenleri, kentlerdeki de¤erli topraklar› da kendi yandafllar›na peflkefl çekme çabalar›n› “Kentsel Dönüflüm” ad› alt›nda sunmaya devam ediyorlar. Özellikle de ‹stanbul’un birçok semtinde hayata geçirilmeye çal›fl›lan bu proje kapsam›nda, birçok bölgede say›s›z giriflimler gerçekleflmekte. Bu y›k›m giriflimlerinden biri de geçti¤imiz haftalarda Tuzla fiifa Mahallesi’nde gündeme gelmifl, ancak medyaya da yans›d›¤› biçimiyle, buradaki karfl› koyufl sonucu, y›k›m›n ertelendi¤i aç›klanm›flt›. fiifa Mahallesi’ne girildi¤inde “Kentsel Dönüflüm” projesinin göstergesi olan TOK‹ (Toplu Konut ‹daresi) inflaatlar›yla ile karfl›lafl›yorsunuz. Daha içerlere girdi¤inizde, bunlar›n sadece mahallenin giriflinde de¤il, neredeyse mahallenin tamam›na, oradan da hemen bitiflikteki Mimar Sinan Mahallesi’ne yay›lm›fl oldu¤unu görüyorsunuz. Bugünlerde TOK‹ inflaatlar›na daha bir h›z verilmifl durumda. Bu h›z›n sonucu olacak ki, bir süre önce ertelenen y›k›m da bir an önce devreye sokulmak istenmifl ki TOK‹ evleri bir an önce sat›ls›n ve y›k›mlardan boflalan de¤erli araziler yerler “hat›rl›” birilerine peflkefl çekilsin, ya¤matalan inan›lmaz kârlara dönüflsün.

Y›k›ma uyanmak! ‹flte temelinde daha fazla kâr h›rs› yatan bu mant›k silsilesi içinde fiifa Mahallesi ve hemen bitifli¤indeki Mimar Sinan Mahallesi’nde bir süre önce ertelenen y›k›m oldu-bittiye getirilmeye çal›fl›larak k›sa süre içinde tekrar devreye sokuldu. Bu oldu-bittinin en uygun saatleri ise

vunan Filissa › rfl a k le a g ifl lerini enen ortakt›r. Ülke amak için dir rm t› Direniflin dili ›k y i n ri le le, fiifa’da ev tinlilerin diliy r... deki tafl oluyo n ri e ll e i il d ›n halk mesaherkesin derin uykuda oldu¤u sabah›n erken saatleri olarak düflünülmüfl olacak ki, 12 Eylül günü, sabah saat 4-5 civar›nda y›k›m makineleri fiifa Mahallesi’ne girerek, ilk y›k›mlar› gerçeklefltirmeye çal›flt›. Çal›flt› diyoruz, çünkü gerçekten de daha ilk binalar›n, o da içinde kimsenin olmad›¤› inflaat halindeki binalar›n, y›k›m›na baflland›¤› s›rada, y›k›ma uyanan mahalle halk› aya¤a dikilerek, geçti¤imiz haftalardaki ilk giriflimde oldu¤undan daha kapsaml› bir direniflin start›n› vermifltir. Bir anda soka¤a dökülen mahalle halk› yürüyüfle geçerek E-5 karayolunu trafi¤e kapat›yor ve kitleye gaz s›karak sald›ran Çevik Kuvvetle günün ilk çat›flmas› burada yaflan›yor. Buradaki geliflmeleri ö¤renince mahalleye do¤ru yola ç›k›yoruz. Ancak k›sa bir

fede olan mahalleye varmam›z zaman al›yor, çünkü mahalle halk›n›n trafi¤e kapad›¤› yol henüz tam olarak aç›lm›fl de¤il. Mahalleye vard›¤›m›zda, giriflteki cadde üzerinde, çöp konteynerlerinden oluflan ve hala yanan barikat kal›nt›lar›yla karfl›lafl›yoruz. Bafl›nda birkaç genç var. Durumu soruyoruz gençlere, onlar da bizi mahallenin içine yönlendiriyorlar. Y›k›m çabalar›n›n, ancak ayn› zamanda da direniflin sürdü¤ünü ö¤reniyoruz. Y›k›m ve çat›flmalar Mimar Sinan Mahallesi’nde yo¤unlaflm›fl. Buraya vard›¤›m›zda, yo¤un bir polis ablukas› oldu¤unu görüyoruz. Birkaç tane de y›k›lm›fl bina göze çarp›yor. Polisler mahallenin içindeki karakol yönünde panzerlerle bekliyorlar. Bulundu¤umuz tarafta ise kimisi yüzünü kapatm›fl, kiminin elinde tafl ve sopalar olan, ço¤unlu¤u gençlerden oluflan mahalleliler var.

Hiç kafan›za tafl yediniz mi? Bizi foto¤raf makineleri ile görünce ilk tepkileri “siz hiç kafan›za tafl yediniz mi?” oluyor. Daha nedenini sormadan ekliyorlar: “Buraya geliyorsunuz, daha sonra da bizi terörist, evlerimizi tapusuz gecekondu olarak gösterip, y›kanlar› hakl› ç›kar›yorsunuz” diyorlar. Bunun için de resimlerini çekmemizi hatta haber yapmam›z› istemiyorlar. Onlara devrimci bas›ndan oldu¤umuzu, yani halktan, kendilerinden yana oldu¤umuzu, do¤rular› yazmak, onlar›n hakl›l›¤›n› anlat-

mak için geldi¤imizi söyledi¤imizde, “haaa, o zaman oldu” diyerek, anlatmaya bafll›yorlar. Mahallenin mazisi çok eskiymifl ve burada otuz y›l› aflk›n oturanlar var. Evlerin, özellikle de y›k›lmak istenen evlerin tümünün tapulu oldu¤u söyleniyor. Hatta seçim öncesi bafllanan inflaatlar varm›fl ve inflaatlar›n yan›ndan geçen zab›talar “kolay gelsin” diyorlarm›fl. Yani y›k›m gündemde de¤ilmifl ve flu an inflaat halindeki binalar da izinliymifl. Sohbet ederken birden hareketlenme oluyor, k›r›lan cam sesleri geliyor. Dönüp bakt›¤›m›zda az ilerdeki, belediyeye ait kültür merkezinin boydan boya yükselen camlar›n›n mahalleli taraf›ndan tafl ya¤muruna tutuldu¤unu görüyoruz. Gerçekten de, tam bir tafl ya¤muru gerçeklefliyor. Bir yandan tafl at›yorlar, di¤er yandan da “evlerimizi y›kanlar›n binalar›n› da biz y›kar›z” diyorlar. Ve binada sa¤lam cam kalmayana kadar tafll›yorlar. Binay› tafllad›ktan sonra, s›ra karfl› tarafta bekleyen polisi tafllamaya geliyor. Çünkü u¤rad›klar› haks›zl›¤a, evlerinin bafllar›na y›k›lmak istenmesine karfl› hakl› öfkeleri öylesine birikmifl ki, önlerine ne gelse y›k›p-k›r›p geçmek istiyorlar. Ayn› s›ralarda polis hareketleniyor ve sald›r›ya geçiyor. Gaz bombalar›, panzerler bir anda ortal›¤› savafl alan›na çeviriyor. Öfkeli kitle bir yandan eline ne geçerse polise f›rlat›yor, bir yandan da mahalle aralar›na da¤›l›yor. Ve ayn› s›ralarda neredeyse her köfle bafl›ndan birkaç sivil polis ç›k›yor ve giyimleriyle mahalle halk›ndan ay›rt edilemeyen bu sivil polisler, önlerine geleni gözalt›na almaya bafll›yor. Anlafl›lan resmi polis kadar da sivil polis y›¤›na¤› yap›lm›fl mahalleye.

Tayyip önce kendi cenazesini temizlesin! Ortal›k biraz duruluyor gibi. Ancak polis ablukas› ve gergin ortam devam ediyor. Polis hemen az ilerdeki karakolun önüne y›¤›nak yap›yor. Mahalleli ise yolun di¤er ucunda, yine ellerinde tafllar, sopalar ve yerlere y›¤d›klar› araç-gereçlerden yapt›klar› barikatlarla bekliyor. Karfl›l›kl› bekleyifl böyle bir süre devam ediyor. Bu s›rada mahalleden bir bayan olan bitenle ilgili bizlere dönerek, yüksek sesle konuflmaya bafll›yor. “Burada 10 y›l önce göstermelik bir hastane inflaat› bafllatt›lar.


OGYIK83