Issuu on Google+

www.iscikoylu.org umutyayimcilik@ttnet.net.tr

Say›: 2007-09

72

*Y›l:4 *20 Nisan-3 May›s 2007 *Fiyat›: 1 YTL *ISSN:1303-9350

‹flçiler, köylüler, iflsizler, Kürt halk› ve halk gençli¤inin

1 May›s’ta söyleyecek sözü var! Alanlarda buluflal›m! Bütün ezilenler, yoksullar, iflçiler, emekçiler, köylüler, gençler, Kürt halk›, kad›nlar olarak söyleyeceklerimizi 1 May›s alanlar›nda hayk›ral›m! Milyonlarca iflçiyi sendikas›z, güvencesiz ve sa¤l›ks›z koflullarda çal›flmak zorunda b›rakanlara; on binlerce insan› iflsizlik içinde sefalet ve açl›kla bo¤maya çal›flanlara; köylüleri topraklar›ndan eden, ürününü, eme¤ini yok pahas›na sat›n alanlara, tefeci-tüccar›n insaf›na terk edenlere; Kürt ulusu üzerinde uzun y›llard›r imha ve inkar politikalar› ile terör estirenlere, katledenlere; gençlerin geleceklerini ellerinden çalarak, umutlar›n› sömürenlere; kad›nlar› ikinci s›n›f insan muamelesi ile ezen ve iki kat sömürü alt›nda inletenlere karfl› yan›t›m›z› 1 May›s alanlar›nda verelim!

K›z›l ve militan 1 May›s! 77 1 May›s flehitlerini anmak ve 90, 91 1 May›s’›nda Harbiye’de yaratt›¤›m›z direniflin ruhu ve direngenli¤i ile egemenlerin tüm sald›r›lar› karfl›nda susmayaca¤›m›z› alanlarda hayk›ral›m!

ILPS’nin UKK toplant›s› gerçekleflti

Emperyalizme karfl› mücadelede tutarl› bir anti-emperyalist çizgide hareket etme hedefiyle ortaya ç›kan ILPS, 28-29 Mart 2007 tarihinde Uluslararas› Koordinasyon Komitesi (UKK) toplant›s›n› yapt›. Hollanda’da yap›lan toplant›da, UKK asil ve yedek üyelerinin yan›s›ra, gelemeyen üyelerin yerine kat›lan

temsilciler yer ald›. ILPS’nin Filipinler, ABD, Avrupa, Türkiye, Hong Kong, Endonezya, Brezilya gibi örgütlülüklerinden temsilcilerin kat›ld›¤› toplant› 28 Mart’ta ILPS Baflkan› Jose Maria Sison taraf›ndan aç›ld›. Kat›l›mc› tespitinin ard›ndan bölge ve ülke raporlar›n›n okundu¤u toplant›ya ILPS Türkiye Seksiyonu da bir sinevizyon gösterimi ve bu do¤rultuda haz›rlanan dosyayla kat›ld›. Brezilya, ABD ve Türkiye Seksiyonu taraf›ndan haz›rlanan sinevizyon gösterimleri toplant›ya kat›lanlar taraf›ndan yo¤un bir ilgiyle izlenirken, 1. gün bölge ve ülke raporlar›n›n okunmas›yla geçen toplant›da, ülke raporlar›n›n sunumu tamamlanamay›nca raporlara 2. gün devam edildi. Sayfa 22

Proletarya Partisi 8. Konferans›n› aç›klad› Elimize e-mail yoluyla ulaflan bildiride afla¤›daki bilgilere yer verildi. “Enternasyonal proletaryan›n komünizm için bafllatt›¤› büyük yürüyüflün, Türkiye topraklar›ndaki ikinci nitel s›çramas› olarak do¤an partimiz TKP/ML’nin 35. kurulufl y›l›n›, baflar›yla gerçeklefltirdi¤i 8. Parti Konferans›m›z ile taçland›rarak selaml›yoruz! Türkiye proletaryas›n›n öncü ve önder örgütü parti-

mizin gerçeklefltirdi¤i 8. Parti Konferans›m›z; emperyalistler, faflistler ve gericilerin bütün dünyada emsali az görülür sald›rganl›¤›na meydan okuma kararl›l›¤›n›n üst düzeyde korundu¤unu; komünizm ideali için savafl yeminine sad›k kal›naca¤›n›n bir kez daha vurguland›¤›n›; Marksizm-Leninizm-Maoizm biliminin bayra¤›n›n tam da bu nedenle daha da yükseklerde tutulaca¤›n› ilan eder.” Sayfa 16-17


2

20 Nisan-3 Mayıs 2007

72

BPKD tüm ihtiflam›yla önemini koruyor!

bata¤›na düfltüler. Ancak bu y›llar ayn› zamanda Asya’dan Afrika’ya, dünyan›n dört bir yan›nda ulusal-sosyal kurtulufl mücadelelerinin yükselmeye bafllad›¤› y›llard›. ‹flte BPKD tam da bu süreçte, Mao önderli¤inde bafllad›. Bu süreç ayn› zamanda kitlelerin politik olarak bilinçlendirilmesi süreci oldu. BPKD öncesi ülkede bafllayan isyanlar revizyonizme karfl› büyük bir mücadelenin gereklili¤ini de ortaya koyuyordu. Mao’nun ölümüyle birlikte bafllayan geri dönüfl süreci ve sonraki y›llarda Sovyetler Birli¤i’ndeki modern revizyonizmin çöküflü, burjuvaziye kendince büyük bir silah vermiflti. Bu silah sosyalizmin baflar›ya ulaflamad›¤› silah›yd› ve bu silah› 21. yüzy›lda daha yayg›n olarak kullanmaya çal›flmaktalar. (...)” denildi. Sunumda son olarak, BPKD’nin ve revizyonizme karfl› mücadelenin öneminin bugün giderek artt›¤› ve bu yönlü genifl araflt›rmalar›n oldu¤u vurguland›. Panelde söz alan ikinci konuflmac› Çinli Profesör Pao Yu Çing’di. Çing, sunumuna, iddialar›n aksine Mao’nun bugün Çin’deki halk y›¤›nlar› aras›ndaki sayg›nl›¤›n› hala korudu¤unu ve bu sayg›nl›¤›n giderek artt›¤›n› söyleyerek bafllad›. Konuflmas›nda, Çin’deki geri dönüfle ve buna ba¤l› yaflanan sosyal y›k›ma bak›ld›¤›nda Mao’nun geliflme modelinin daha iyi anlafl›ld›¤›na vurgu yapan Çing, bugün Çin’deki ayd›nlar›n art›k günümüzdeki revizyonizme daha elefltirel gözle bakmaya bafllad›klar›n› söyledi ve sözlerini, Haziran ay›nda Hong Kong’da yap›lacak BPKD etkinli¤ine ça¤r› yaparak bitirdi. Çing’in ard›ndan söz alan Jose

işçi-köylü senin sesin! OKU-OKUT! ABONE OL! ABONE BUL!

ABONEL‹K fiARTLARI

Proletarya diktatörlü¤ü alt›nda da s›n›f mücadelesinin baflka biçimlerde sürdü¤ünün en üst boyuttaki ifadesi olan Büyük Proleter Kültür Devrimi’nin 40. y›l› ve modern revizyonizme karfl› mücadelenin 50. y›l› vesilesiyle birçok ülkede bir dizi etkinlik düzenlenmekte, kitleler bu yönlü bilinçlendirilmeye çal›fl›lmaktad›r. Bu etkinliklerden biri de 1 Nisan 2007’de Hollanda’n›n Den Haag kentinde düzenlendi. Filipinler, Endonezya, Brezilya, Almanya, Çin ve ABD’den kat›l›mc›lar›n yan› s›ra, Partizan ad›na da bir konuflmac›n›n yer ald›¤› etkinlikte, ayr›ca YKP/ ML Genel Sekreteri Vasilis Samaras taraf›ndan gönderilen bir sunum okunurken, ABD ad›na kat›lan konuflmac›, ABD’den, her ikisi de araflt›rmac› yazar olan ve BPKD ile ilgili kitaplar› bulunan Profesör Robert Will ve Montly Review taraf›ndan etkinli¤e gönderilen sunumlar› da etkinli¤e kat›lan dinleyicilere aktard›. AT‹K ve Filipinler Ulusal Demokratik Cephe (FUDC) taraf›ndan organize edilen etkinlik saat 14:00’de, k›sa bir aç›l›fl konuflmas›yla bafllad›. Panel format›nda gerçekleflen ve aç›l›fl konuflmas›ndan hemen sonra devrim ve komünizm flehitleri flahs›nda yap›lan sayg› durufluyla devam eden etkinlikte, ilk sunum Montly Review ad›na yap›ld›. Monthly Review taraf›ndan haz›rlanan ve ILPS UKK üyesi Kali Willams taraf›ndan aktar›lan sunumda, BPKD hayata geçirilirken karfl›lafl›lan zorluklar›n ve engellerin yan› s›ra, bunlar›n hangi yöntemlerle afl›ld›¤›na da yer verildi ve devam›nda ise: “...ÇKP’nin önder unsurlar› 1960’larda revizyonizmin

Maria Sison ise, FKP’nin kurulufl sürecini ve BPKD’nin bu süreci nas›l etkiledi¤ini aktard›. Bu etkilenmenin FKP’nin tüm tarihi boyunca sürdü¤üne ve elde edilen kazan›mlarda büyük pay› oldu¤una vurgu yapan Sison, sistemin çeliflkilerinin giderek derinleflti¤i, devlet terörünün artt›¤›, sald›rganl›k savafllar›n›n yo¤unlaflt›¤› günümüzde BPKD’nin deneyimlerine duyulan ihtiyac›n daha da artt›¤›na dikkat çekerek, “hala emperyalizm ve proleter devrimler ça¤›nda yafl›yoruz” dedi. Sison’dan sonra söz alan konuflmac› ise Partizan ad›na yapt›¤› sunumda, ö¤renci hareketleriyle bafllayan BPKD’nin iflçi ve köylülerle bütünleflerek, baflar›ya ulaflt›¤›n› belirterek, BPKD’ne iliflkin “bir gençlik hareketiydi” elefltirisinin do¤ru olmad›¤›n› söyledi. Ayr›ca BPKD’nin sadece parti içindeki yeni burjuvaziye karfl› bir hareket olmad›¤›n› ve etkisinin tüm dünyaya yans›d›¤›n› da belirten konuflmac›, Proletarya Partisi’nin kurucusu ‹brahim Kaypakkaya’n›n da partiyi kurarken BPKD’den etkilendi¤inin alt›n› çizdi. Etkinli¤e Partizan ad›na kat›lan konuflmac› sunumunda ayr›ca, BPKD’ne iliflkin düflüncelerin, bunun bir sosyalizme geçifl dönemi oldu¤u ve kendine has çeliflkileri bar›nd›rd›¤›, bunlar›n ise ancak bir kültür devrimiyle afl›laca¤› biçiminde özetlenebilece¤ini belirtti. Brezilya ve Endonezya ad›na yap›lan konuflmalarda da yine her iki ülkedeki Maoist hareketin oluflumunda BPKD’nden etkilenmelere de¤inildi. Her iki konuflmac› da, kendi ülkelerindeki süreçleri aktar›rken, ortak nokta, Maoistlerin gerek ülkelerin-

6 AYLIK: 10.200.000

deki revizyonist hareketlere gerekse parti içindeki revizyonizme karfl› yo¤un bir mücadele verdi¤inin vurgulanmas›yd›. Brezilyal› konuflmac›, Brezilya’da Maoistlerin önderli¤inde 1963’de bafllayan silahl› mücadelenin, 1976’lara gelindi¤inde a¤›r bir yenilgi ald›¤›na ve en ileri kadrolar›n gerici rejim taraf›ndan katledildi¤ine de de¤inerek, Maoist harekette bu dönemde ortaya ç›kan revizyonizme ve bunun da devrimci hareketin hemen hemen yok edilmesine mal oldu¤una vurgu yapt›. Bu durumun di¤er Latin Amerika ülkeleriyle benzerlikler tafl›d›¤›n› da belirten konuflmac›, Brezilyal› MLM’ler olarak çizgilerini hâkim k›lma mücadelelerini sürdürdüklerini belirtti. MLPD-MK ad›na yap›lan iki konuflmada ise, BPKD’nin tüm canl›l›¤›n› hala korudu¤una dikkat çekilerek, günümüz s›n›f mücadelesindeki önemi üzerinde duruldu. Birçok Maoist parti gibi, MLPD’nin de ‘60’l› y›llarda BPKD’den etkilenerek kuruldu¤unu belirten konuflmac›lar, esas olarak iflçi s›n›f›na dayal› bir parti olmay› hedefleyerek yola ç›k›ld›¤›n› da sözlerine eklediler. Kitlelerle genifl iliflkiler gelifltirmenin kendileri aç›s›ndan belirleyici oldu¤una da iflaret ederek, gerçek bir komünistin, kitlelerle olan iliflkisinden belli olaca¤›n›n alt›n› da özellikle çizdiler. Etkinlik tüm konuflmac›lar›n sunumlar›n› aktarmas›n›n ard›ndan sorucevap fleklinde devam ederek, saat 20.00’ye kadar sürdü ve dinleyicilerin hep bir a¤›zdan, kendi dillerinden söyledikleri Enternasyonal Marfl›’n›n okunmas›yla sona erdi.

1 YILLIK: 20.400.000

NOT: ‹stedi¤iniz süreye denk gelen oranda paray› hesap numaralar›m›za yat›rarak banka dekontunu yay›nevimize fakslay›n›z ya da postalay›n›z. Abonelik ücretine posta masraflar› dahildir.


3

72

20 Nisan-4 Mayıs 2007

Pafla konufltu, herkes kendince yorumlad›. Ç›kan sonuç:

‹çerde ve d›flar›da daha fazla sald›rganl›k! orku siyaseti ya da korku üzerine kurulu siyaset, sömürücü sistemlerin en çok benimsedikleri ve böylece yapt›klar› her fleyi alabildi¤ine (belki baflka hiçbir araçla yapamayacaklar› kadar) meflrulaflt›rabildikleri bir yöntem… ABD’nin Afganistan ve Irak’ta gerçeklefltirdi¤i ve tüm dünyan›n gözleri önünde yüz binlerce insan› katletti¤i iflgal sald›rganl›¤›nda kendi halk›n› ikna etmesini ve politikalar›n› halk nezdinde önemli oranda meflru k›lmas›n› tam da bu korku siyasetiyle, paranoya mertebesindeki yaratt›¤› “terör” korkusuyla aç›klamak mümkün. Zira emperyalistlerin en ünlü ideologlar›ndan Brezezinski’nin söyledi¤i gibi “Korku mant›¤› karart›r, duygular› yo¤unlaflt›r›r ve demagoji yapan politikac›lar›n istekleri do¤rultusunda halk›n kendi politikalar›n›n peflinden gitmesini sa¤lamalar›n› kolaylaflt›r›r.” (Zbigniew Brezezinski, 25.03.07 Washington Post)

K

‹flte son süreçte bir yandan askeri darbe söylentileri ve senaryolar›yla “asker korkumuz” büyütülüyor, bir yandan da “laiklik elden gidiyor” korkusuyla “tehlikenin fark›na varmam›z” isteniyor. Di¤er yandan PKK, Barzani, AB teslimiyetçili¤i “korkular›yla” terbiye edilmeye çal›fl›l›yoruz. Anti-Amerikanc›l›¤›n yüzde seksenlerle ifade edildi¤i ülkemizde sahneye ç›kan tüm taraflar birbirlerini Amerikanc› ilan ederek bu “sessiz” yüzde seksene hitap etmeye çal›fl›yor. Ama her halükarda bu “kavgada” taraf olmam›z ve rengi ne olursa olsun düzenin sahiplerinin bir taraf›na biat etmemiz flart kofluluyor. ‹flte bu koflullanmalar içinde ülkenin gündemi son bir hafta içinde birer gün arayla yap›lan üç konuflmayla belirlendi. Önce bir önceki Genelkurmay Baflkan› Hilmi Özkök’ün konuflmas›, ard›ndan büyük “heyecan” ve “coflkuyla” beklenen Genelkurmay Baflkan› Yaflar Büyükan›t’›n, ard›ndan da Cumhurbaflkan› A. Necdet Sezer’in aç›klamalar›. Bu üç konuflman›n ana noktalar›n› ve öncesindeki tart›flma konular›n› k›saca hat›rlatmak gerekirse; Daha önce Fetullah Gülen’e yak›nl›¤›yla bilinen Samanyolu TV’de çal›flan Haluk Örgün’ün Genel Yay›n Koordinatörlü¤ünü yapt›¤› Nokta Dergisi ilk olarak 19. say›s›nda Genelkurmay Baflkanl›¤›’n›n da do¤rulad›¤›; gazetelere ve gazetecilere yönelik haz›rlatt›¤› “and›ç” haberi ile bafllatm›flt› tart›flmay›. Ard›ndan 22. say›s›nda Emekli Oramiral Özden Örnek’e ait oldu¤u iddia edilen “günlükler” “Hayret verici ayr›nt›lar›yla Sar›k›z ve Ay›fl›¤›. 2004’te iki darbe atlatm›fl›z” bafll›¤›yla yay›nland›. Ve son olarak da 23. say›da “Genelkurmay’›n 2004’teki STK’larla iflbirli¤i plan›n› aç›kl›yoruz. Plan bugün de geçerli mi? Geçerliyse… Günümüzdeki sivil eylemler ne kadar sivil?” bafll›¤›yla üçüncü bir haber yay›nland›. Bu üç haberin yan› s›ra, üzerinde büyük f›rt›nalar›n kopart›lan ve baflta CHP olmak üzere muhalefetin AKP’ye karfl› ata¤a geçti¤i Cumhurbaflkanl›¤› seçimleri için aday belirlenmesi tart›flmas›, h›zl› ve de burjuva politikan›n rezilli¤ini en çarp›c› bir flekilde ortaya koyarak sürmekteydi. Ve yine bu gündemler aras›nda bir yandan “s›n›r içinde” Kürt Ulusal Hareketine yönelik özellikle DTP ve Gündem gazetesi özgülünde sürdürülen sald›r› furyas›n›n yan› s›ra “s›n›r ötesi” bir operasyon için gösterilen heves ve haz›rl›k, Irak Kürdistan›’ndaki PKK varl›¤›n›n ötesinde ABD iflbirlikçisi de olsa bir Kürt devleti oluflumu Türk hakim s›n›flar›n›n en önemli ve tarihsel köklere sahip “dertlerinden” birini kafl›yordu. Tüm bu gündemler tart›fl›l›rken 2004’teki darbe planlar›n› engelledi¤i öne sürülen emekli Org. Hilmi Özkök günlüklerle ilgili görüflü soruldu¤unda “ne söylersem söyleyeyim atefle benzin dökmek olur” diyerek benzini atefle boca ediyor ve “zaman› geldi¤inde belki aç›klan›r, benim veya baflkalar› taraf›ndan” diyerek dolayl› olarak günlükleri do¤rular beyanlarda bulunuyordu. Özkök’ün bu sözlerinin ard›ndan G.kurmay Baflkan› Y. Büyükan›t’›n 12 Nisan’da yapt›¤› aç›klama özellikle “‹slami tehlike” korkusuyla “darbe beklentisi” içinde olanlar aç›s›ndan da, “darbe korkusuyla” ya yine darbecilere ya da ‹slamc›lara sar›lanlar aç›s›ndan da pür-

dikkat takip edildi. Ve sonuçta herkes önce gayretkefllikle “Pafla acaba ne demek istedi?” sorusunun yan›t›n› ararken sonuçta yine herkes Büyükan›t’›n konuflmas›na tam puan verdi.

Pafla ne dedi? Ne anlafl›ld›? Büyükan›t, bir buçuk saat süren konuflmas›n› 5 bafll›k alt›nda toplayarak bu bafll›klar› flöyle belirledi: “Terör, Kuzey Irak’taki durum, TSK’y› y›pratma faaliyetleri, az›nl›k yaratma çabalar› ile günlük ve akreditasyon uygulamas›”. Bunlar›n yan› s›ra, nas›lsa sorular k›sm›nda sorulacak diyerek cumhurbaflkanl›¤› konusundaki “çok de¤erli” ve herkesçe de en çok merak edilen görüfllerini de aç›klad› Büyükan›t. K›saca beyanlar›n› aktar›rsak; sözde terör konusunda PKK için “etnik milliyetçili¤e ve fliddete dayal› ›rkç› bir terör hareketi” belirlemesini yapan B.an›t, “May›s ay›yla birlikte PKK terörünün artaca¤› yolunda istihbarat al›nd›¤›n› ve bu nedenle çok genifl çapl› operasyonlara baflland›¤›n›” söyledi. Ayr›ca “askerin terörle mücadelede karfl›laflt›¤› yasalardan kaynaklanan sorunlardan” söz ederek “mevcut yasaya göre, yer gösterme için da¤dan indirip savc›l›¤a gideceksiniz. Böyle bir fleyle, terörle mücadele zor” dedi. Irak Kürdistan› konusunda ise, “PKK’nin Kuzey Irak’ta kök sald›¤›n› Süleymaniye Havaalan›’na inenlerin Kürt milli marfl›yla karfl›land›¤›n›, burada ba¤›ms›z bir yap›y› simgeleyen merkez bankas›n›n kuruldu¤u” söyleyerek “Peki operasyon yap›lmal› m›? Yap›lmal›. Bunun iki boyutu vard›r, sadece askeri aç›dan bak›ld›¤›nda, yap›lmal›. Fayda sa¤lar m›, sa¤lar. ‹kinci boyut siyasi. Siyasi karar›n ortaya ç›kmas› laz›m. TSK, yasal zeminde görev verildi¤inde bu operasyonu yapma gücüne fazlas›yla sahiptir” dedi. B.an›t, And›ç konusunda ise “…neden akreditasyon var? Asl›nda biz de istemeyiz. Ama arzu eder misiniz PKK’n›n gazetesi yay›mlan›yor, Gündem. Bu gazeteci flurada otursun… Biz bu adamlar› nas›l davet edelim. Biz bunlarla niye iflbirli¤i yapal›m?” dedi. Burjuva bas›n›n en çok merak etti¤i Cumhurbaflkanl›¤› konusunda askerin tavr›n› ise flöyle özetledi: “Hem vatandafl olarak hem de Silahl› Kuvvetlerin bir personeli olarak cumhuriyetin temel de¤erlerine sözde de¤il, özde sahip olan bir kiflinin seçilecek olmas›n› umut ediyorum. Bunu biz bilemeyiz. Karar, Meclis’in karar›d›r.” 2004’teki darbe senaryolar› için ise “tüm arflivleri taratt›m, hiç böyle bir belge ya da yaz›flma, bir fley yok…” diyerek ne günlükleri do¤rulad› ne de do¤rudan yalanlad›. Genelkurmay Baflkan›’n›n söyledikleri özetle bunlar… Bir de yap›lan yorumlara bakal›m. Osmanl›’dan Cumhuriyet dönemine askerin her söyledi¤inin düstur kabul edildi¤i, askerin a¤z›n›n içine bak›lan, darbe gelene¤iyle bezenmifl bir ülkede pek tabi ki Büyükan›t’›n bas›n toplant›s›na büyük bir önem atfedildi. TSK flakflakç›lar›ndan, yat›p kalk›p darbe senaryolar› haz›rlayanlara kadar herkes öncelikle Büyükan›t’› büyük bir hayranl›kla karfl›lad›. [“Meflru zeminde ustaca, kararl› bir konuflma” (Ali Sirmen, Cumhuriyet), “Türkiye’de demokratik istikrara ciddi kat›da bulunmufl” (Taha Akyol, Milliyet), “hukuk içinde kalarak belleklere kay›t düflmüfl” (Güneri Ci-

vao¤lu, Milliyet) , “demokratik bir ülkenin genelkurmay baflkan› nas›l konuflursa o da ayn›s›n› yapt›” (Ertu¤rul Özkök, Hürriyet), “gergin siyasi ortam›n bir ölçüde havas›n› ald›¤›n›… görmezden gelmek mümkün de¤ildir” (Ali Bayramo¤lu, Y. fiafak)] Büyükan›t’›n konuflmas›n› be¤enenler sadece üniformal› bas›n de¤ildi kuflkusuz. AKP’den [“Devlet adam› gibi makul cevaplar verdi. Olumluydu. (R.T Erdo¤an), “Aç›klama demokratça” (M. Ali fiahin), “Çok do¤ru konufltu (B. Ar›nç), “Konuflma siyaset alan›na müdahale de¤ildi. Anayada da ayn› flartlar› istiyor. Bence konuflmada Baflbakan›m›z tarif edildi” (Avni Do¤an)], CHP’ye [“Beklenen bir aç›klama. Büyükan›t’›n s›ralad›¤›, Anayasa’da belirtilen Cumhurbaflkan› niteliklerine Baflbakan Erdo¤an’›n uymad›¤› kesin” (D. Baykal), “Orgeneralin söyledikleri say›n Baykal’›n söyledikleriyle örtüflüyor.” (A. Kemal Kumcuo¤lu)] vs. vs. tüm siyasiler de can› gönülden (ya da de¤il) Büyükan›t’› destekledi. Kim nereye yontarsa yontsun herkesin yorumlar›nda ortak oldu¤u temel nokta her ne kadar kendilerinin desteklendi¤i olsa da son tahlilde “herkesin gönlünü” ve “dengeli, gergin ortam›n havas›n› alan” bir konuflma olarak de¤erlendirildi Paflan›n söyledikleri.

Bir kez daha Pafla ne demek istedi? Asl›nda Paflan›n ne söyledi¤i en aç›k biçimde yorumlayarak Harp Akademileri Komutanl›¤›’ndaki konuflmas›nda kendince daha net olarak ortaya koyan A. Necdet Sezer oldu. Büyükan›t’›n aç›ktan söylemediklerini Sezer tamamlad› bu konuflmayla. “Türkiye’de siyasal rejimin, Cumhuriyet kuruldu¤undan beri hiçbir dönemde bugünkü kadar büyük bir tehlikeyle karfl› karfl›ya kalmad›¤›n›” belirterek Büyükan›t’›n tüm sözlerini teyit etmekle kalmad›, önümüzdeki sürecin iç ve d›fl politikada izleyece¤i ve tamam›na sald›rganl›¤›n damgas›n› vuraca¤› yolu tarif etti. Büyükan›t’›n konuflmas› ne kadar büyük be¤eniyle karfl›lansa da Sezer’in, bu konuflman›n aç›l›m› olarak nitelendirilebilecek konuflmas› ayn› takdiri toplayamad›. Oysa bir kez daha yineleyelim, Sezer, Büyükan›t’›n ifade ya da ima ettiklerinden tek bir kelime fazla konuflmam›flt›. Yani gergin ortam›n havas›n› almak bir yana ortam› daha da geren rotan›n teyit edilmesiydi bu konuflmalar.

Sözde ifade özgürlü¤ünde son Nokta Sezer’i ve derin flifre çözücüleri bir yana b›rakal›m; Büyükan›t’›n konuflmalar›n›n anlam›n›, hemen ertesi günlerde yaflanan geliflmelerde dahi aç›kça görmek mümkündü. Büyükan›t’›n TSK arflivlerini tarat›p bulamad›¤› darbe günlükleri için Nokta Dergisi bas›l›yor, tüm arflivleri kopyalan›yordu. Devrimci ve sosyalist bas›n için gayet ola¤an say›labilecek, hatta hafif bile denilebilecek bir tarzda yap›lan bask›n, Büyükan›t’›n sözlerinin anlam›n› flüpheye yer vermeyecek flekilde deflifre ediyordu. Kimse Genelkurmay Baflkan›’n›n konuflmas›n›n hemen ertesinde bu bask›n›n gerçekleflmesini bir tesadüf olarak de¤erlendiremez. Ard›ndan 14 Nisan günü yine darbe günlüklerinde ismi geçen emekli Org. fiener Eruygur’un bafl-

kan› oldu¤u Atatürkçü Düflünce Derne¤i’nin ça¤r›s›yla birçok STK’n›n bir araya gelerek düzenledi¤i “Tehlikenin fark›nday›z” mesajl› miting gerçeklefltirildi. Büyükan›t her ne kadar konuflmas›n›n tarihinin özel bir anlam› olmad›¤›n› söylese de cumhurbaflkan› aday›n›n aç›klanmas›n› günler kala ve mitingten iki gün öncesini seçmesi pek tabi ki tesadüf de¤ildi. Yine Nokta Dergisinin TSK ile kimi STK’lar›n iliflkilerini daha henüz deflifre etmiflken bu mitingin sivil bir inisiyatif oldu¤unu sanmak safdillik olur. Nitekim mitingin en büyük destekçisi ve üniforma sevicisi Cumhuriyet Gazetesi’nin yazar› Hikmet Bila “14 Nisan Darbesi” bafll›kl› yaz›s›nda mitingi flu sözlerle de¤erlendiriyordu: “14 Nisan mitingini herkesin do¤ru okumas›nda fayda var. Özellikle ülkeye darbe korkusu salanlar›n… Madem darbe diyordunuz, al›n size darbe…” Örnek’in günlüklerindeki cümlelerle olan benzerli¤inin yorumu size ait olsun…

Biz ne yapaca¤›z? Tüm bu geliflmeleri yan yana koydu¤umuzda, önümüzdeki süreçte son y›llardaki içte ve d›flta ciddi sald›rganl›k sürecinin devam edece¤ini öngörmek için kahin olmak gerekmiyor. Bir süre önce M‹T Müsteflar› Emre Taner’in de çizdi¤i rotan›n tüm devlet kurumlar›nca sahiplenildi¤i aç›kt›r. Gündem gazetesi ve DTP “terör destekçileri” olarak hedefteki yerini korumaktad›r. Irak Kürdistan›’na (flu an zor görünse de aç›ktan ya da gizli olarak kesinlikle ABD’nin de onay›n› alarak) bir operasyon gündeme gelebilir. Bunu anti-ABD’ci görünerek yapmak kuflkusuz daha kolay olacakt›r. Bunun yan› s›ra sadece Kürt Ulusal Hareketine yönelik de¤il tüm devrimci, ilerici kesimlere yönelik sald›rganl›k aç›ktan dillendirilmektedir. Cumhurbaflkanl›¤› ya da genel seçimlerde taraf olmam›z pek tabi ki söz konusu dahi de¤ildir. Ne 4 y›ld›r bu ülkeyi en üst düzeyde yöneten, Sezer’in de onaylad›¤› onlarca sald›r› yasas› ç›kartan, halk karfl›t› yüzünü her f›rsatta aç›k eden, emperyalizmin uflakl›¤›n› lay›k›yla yerine getiren AKP hükümeti ne de TSK etraf›nda toplanan ve halka karfl› sald›r›lar›nda AKP’yi sözde dahi elefltirmeyen, ancak sözde laiklik ad›na askeri darbe k›l›c›n› halk›n bafl›n›n üzerinde salland›ran kesimler, halk›n ç›karlar›n› gözetmektedirler. Bize düflen görev bu gerçekleri tüm ç›plakl›¤›yla halka anlatmak ve her iki “taraf›” da teflhir ederek mücadeleyi örgütlemektir. Bunun için önümüzde önemli bir f›rsat da mevcuttur. 1 May›s’›n yaklaflt›¤› ve bu yöndeki çal›flmalar›n h›z kazand›¤› süreçte kitleye giderken bu gerçekler ve oynanmak istenen oyunlar deflifre edilmeli, bu kesimlere karfl› tav›r 1 May›s alan›nda en yüksek sesle ortaya konmal›d›r. Son olarak yine Büyükan›t’›n üzerinde ikinci kez durdu¤u noktayla bitirelim. Büyükan›t, sözde terörle mücadelede önemli bir nokta olarak “terörist örgütün ümidinin k›r›lmas›ndan” söz ediyor. Ve bu ümidin mutlaka k›r›lmas› gerekti¤ini ifade ediyor. Onlar› korkutan ve bizim içinse en büyük güç olan UMUT varoldu¤u ve büyütüldü¤ü müddetçe bizleri yenemeyeceklerini biliyorlar. Bu yüzden umudumuzu kitlelerle bütünleflerek ve 35. y›l›nda umudumuzu büyüterek, yarat›lmak istenen korku çemberini k›rarak hareket edelim!


4

20 Nisan-3 Mayıs 2007

S›n›fsal Yaklafl›m OTUZBEfi‹NC‹ YILINDA B‹L‹MLE VE SAVAfiLA, ISRARLA VE ‹NATLA, ELBETTE VE MUTLAKA! 35 yafl insan ömrü için, genellikle gençli¤e veda edip de “olgunlu¤a” ad›m atman›n erken y›llar›n› ifade eder. Bir proleter devrimcinin yaflam› aç›s›ndan da durum ana hatlar›yla de¤iflmez. Pekala gençlik y›llar›nda da kazan›labilen cinsten bir olgunluk de¤ildir söz konusu edilen. Deneyim ve birikimle harmanlanan bir erginlikten bahsedilmektedir. Bununla beraber herkesin ömrü ayn› geliflim seyri izlemez. Kimisi çabuk yafllan›r ve olgunlafl›r, kimisinin deneyim biriktirme süreci daha gecikmeli ve sanc›l› olur. Kimisi de bunlar› bilince s›çratma ve yaflam›na katma konusunda baflar›s›zd›r… “Canl›” bir organizma olan proletarya partilerinin yaflam süreçleri de insano¤lununkiyle ço¤u aç›lardan benzeflen özellikler arz eder. Tarih öylelerine tan›k olmufltur ki, s›n›f mücadelesinin geliflim seyri içinde baz›lar› savafl›n ortas›nda h›zla büyüyüvermifl, genç yafl›nda olgunlaflarak iktidar›n efli¤ine gelenler oldu¤u gibi, yürüyüflünü zaferle taçland›ranlara da rastlanm›flt›r. Aksi örneklerde ise, daha yeni do¤muflken felç edilenlerin say›s› hiç de az olmad›¤› gibi, çeflitli neden ve koflullara ba¤l› olarak uzun süreli bir savafl içerisinde güçlene zay›flaya yafllananlar da çoktur. Ülkemizdeki komünistlerin öyküsü Mustafa Suphi’ler ile bafllay›p Kemalizmin alçakça katliam›yla kesintiye u¤rad›ktan sonra, ateflin yeniden yak›lmas› için yaklafl›k yar›m as›r geçmesi gerekecekti. ‹brahim Kaypakkaya yoldafl önderli¤inde kurulan TKP/ML’nin bu büyük sorumlulu¤u üstlenmesi ve bunun üstesinden gelmesi hiç de kolay olmad›. Bunun bafll›ca nedeni, ülkemizin bulundu¤u co¤rafyan›n jeopolitik ve jeostratejik konumu ile Türk devletinin niteli¤i ve emperyalistlerle iliflkisiydi. Kuruluflunun birinci y›l› dolmadan önder yoldafl› ele geçen ve ard›ndan katledilen, devam›nda di¤er ileri kadrolar› da engellenen ve örgütsel yap›s› büyük oranda tasfiye edilen Parti; henüz iflin bafl›nda a¤›r bir yenilgiyle tan›flt›. Toparlanmas› ve ilk Konferans›n› gerçeklefltirmesi 1978’i bulan Proletarya Partisi, s›n›f mücadelesinin k›zg›n ateflini elinde tutmaya çal›flt›¤› y›llarda henüz Bolflevik tipte bir örgüt yaratamam›fl, parti program›na uygun stratejik bir konumlan›fl sa¤layamam›flt›. Bu koflullarda yüzleflti¤i 12 Eylül Askeri Faflist Diktatörlü¤ü karfl›s›nda ikinci

bir yenilgi yaflamas› ve a¤›r kay›plara u¤ramas› kaç›n›lmazd›. Partinin AFC ve devam›ndaki y›llara iliflkin yaralar›n› sarma ve savafl› gelifltirme do¤rultusunda ad›m atmaya yönelik çabalar› yetersiz ve etkisiz kald›. Bu süreçteki mücadele, yeni darbeler ve seri kay›plar eflli¤inde sürdü. 1990’l› y›llara gelindi¤inde, savafl alan›nda ciddi muharebeler ve eylemler gerçeklefltirilmifl olmas›na karfl›n, gerilla savafl›n› süreklilefltirmek ve tutunabilen mevziler elde edebilmek konusunda baflar› sa¤lanamam›flt›. 1990’l› y›llar›n bafl›nda ülkemizdeki nesnel durum, parti güçlerinin toparlanmas› ve ileriye do¤ru hamle yapmas›na elveriflli koflullar›, tarihi f›rsat olarak ortaya ç›karm›flt›. Bunu baflarabilmenin önkoflulu, 12 Eylül dönemine ait muhasebeyle beraber örgütsel derlenme s›nav›n› da baflar›yla verebilmekti. Bununla beraber, 12 Eylül’ün çok yönlü tahribat› sürüyor, depolitizasyonun a¤lar›n› güçlü biçimde örmesi, zorlu koflullar›n kat say›s›n› art›r›yordu. Daha önemlisi bu zorluk, ülke içerisinde Kürt Ulusal Hareketi’nin yürüttü¤ü silahl› mücadelenin harekete geçirdi¤i dinamiklerin yan› s›ra iflçi s›n›f›n›n Bahar eylemlilikleri ile k›p›rdanan sürecine karfl›n, 1990’l› y›llara gelindi¤inde dünya çap›nda esen karfl›-devrimci ideolojik rüzgar›n f›rt›naya çevrilmesinden de besleniyordu. Proletarya Partisinin 2000’li y›llara uzanan bu dönemde devrim mücadelesinin s›cak prati¤ine yönelik tasarruflar›, beklenen bir kopufl ve ç›k›fl yaratmaktan oldukça uzak kald›. Parti program›na uygun konumlanma ve harekat tarz› gelifltirme konusunda, y›llard›r devam eden sürüklenme durdurulamam›fl, kendili¤indencilik afl›lamam›flt›. Bunda parti içerisinde yaflanan “hayati” boyuttaki örgütsel sorunlar da önemli bir yer iflgal ediyor, darbeler ve ihanetler birbirini izliyordu. Her fleye ra¤men, esas güçleri MLM bayra¤› etraf›nda toplamay› baflararak, karfl›/burjuva ak›mlara gö¤üs germek ve proletaryan›n gemisini yüzdürebilmek de bir meseleydi. Nihayet 2000’li y›llar Proletarya Partisi aç›s›ndan tarihi ak›fl›n s›çramal› ilerlemeler gösterece¤i konusunda daha fazla umut verici geliflmeleri beraberinde getirdi. Bu konuda kayda de¤er ad›mlar›n at›ld›¤› ancak pratik görevlerin yeterince yerine getirilemedi¤i Yedinci Oturumu, henüz sonuçlanan

72 Sekizincisi izledi. Çizgi bak›m›ndan birbirini tamamlayan ancak hiç kuflkusuz aflan ve gelifltiren bu oturumlar, pek do¤al ki Proletarya Partisinin önderlik rolüne oturacak niteli¤e kavuflmas› için “haz›rl›k” çal›flmalar› olarak kavranmal›d›r. Öncünün nitelikli iradi müdahalesini yans›tan bu çal›flmalar, ideolojik netlik/programatik bütünlük, kapsaml› bir tarihi muhasebe ve asgari siyasal program›n oluflturulmas›n› hedeflemektedir. Bu faaliyetler, örgütsel omurgan›n güçlendirilmesi ve Bolflevik tipte bir yap›n›n yeniden yarat›lmas›n›, proleter ahlak ve kültürün içsellefltirilmesi ve parti yaflam›na egemen k›l›nmas›n› amaçlamaktad›r. 35 y›ll›k tarih, hem Türkiye Devrimci Hareketi hem de Uluslararas› Komünist Hareket aç›s›ndan paha biçilmez derslerle doludur. Yüzlerce flehit yoldafl›m›z baflta olmak üzere bugün faaliyet içerisinde bulunan ya da bulunmayan binlerce, hatta onbinlerce yoldafl›m›z›n, devrimci ve emekçinin büyük bedeller ve emekler ödeyerek katk› sundu¤u, kuflaklara yay›lan, gelenek yaratm›fl, tarihi bir mücadele söz konusudur. Bunun ancak boyutlar› giderek geniflleyen bir savaflla zafer noktas›na tafl›naca¤›n› söylemek için kahin olmaya gerek yoktur. Öyleyse iflin bafl›nday›z demektir. Nas›l partinin kurulufl y›llar›ndan günümüze, saflar›m›zda sürekli yenilenen bir kadro bilefleni gerçe¤i varsa, bu durum s›n›f mücadelesinin do¤as› gere¤i kurtulufla kadar da ayn› devinimle sürecektir. fiehit olarak ya da savafl›n d›fl›na düflerek yitirdiklerimiz, mücadelenin sonucu ve gere¤idir. T›pk› saflar›m›za kat›lanlar ve giderek artan oranda kat›lacaklar gibi! 35 y›l›n ard›ndan, partinin s›n›f mücadelesindeki konumu, gerilla savafl›n›n kapasitesi, kitleselleflme oran›, eldeki mevziler/kurumlar›n durumu, di¤er baz› sorunlar ve olumsuzluklardan hareketle, “bir arpa boyu yol gidilmemifl” oldu¤u ileri sürülebilmekte, hatta “geriye gidifl”ten söz edilebilmektedir. Kaba ve yüzeysel bir bak›fl aç›s›yla yaklafl›ld›¤›nda böyle bir sonuca varmamak için hiçbir neden yoktur. Hiç flüphesiz mevcut grafiklerin-tablolar›n olmas› gerekenden –göreceli de olsa- uzak bir noktada seyretmesi, kabul edilemez bir durum arz ediyorsa da, bunu tersine çevirmenin yollar› her zaman vard›r ve bunun dinamikleri de kendisini yine o zeminin içerisinde bar›nd›rmaktad›r. Komünistler, hep daha iyisini yapmak ve daha ileriye gitmek felsefesiyle, mevcut an ve durumlar›yla yetinmezler. Statükocu de¤ildirler, bilimselli¤in yön verdi¤i anlay›flla yüzleri sürekli gelece¤e dönük yaflarlar. Ancak, nesnelli¤i de elden b›rakmaz ve materyalist bak›fl aç›s›yla olgular› çözümlerken hiç kuflkusuz diyalektik yöntemi kullan›rlar. Parti tarihine de böyle yaklafl›lmal›d›r. Her fley kendi gerçekli¤i ve süreci

içerisinde anlafl›lmak durumundad›r. ‹dealizmin esiri olanlar, “hiçbir ilerlemenin olmad›¤›”n› söyledikleri anda, objektif olarak; verilen canlar, görülen zulüm ve iflkenceler, harcanan emekler ve ödenen bedellerin “bofluna oldu¤u” tuza¤›na düflmektedir. Bu belirleme ayn› zamanda, devrimci saflara “terk edin”, kitlelere ise “mücadeleye kat›lmay›n” ça¤r›s› anlam›na gelmektedir. Devrim mücadelesinin düz bir seyir izlemedi¤i dillere pelesenk olmufl bir gerçektir ama konuyu bilince ç›karmak hayli zordur. Sonuna kadar devrimci kalabilmek, uzun süreli, sab›rl›, kararl›, azimli, sebatl› bir kavgay› sürdürebilmek, o nedenle yaln›zca proletaryaya has bir özellik olarak kabul edilmifltir. Yenilgilerden geçmek, her düflüflte yeniden aya¤a kalkmay› baflarabilmek, küllerinden yeniden do¤mak kolay bir yetenek/beceri de¤ildir. Her ne kadar tarihin ak›fl› nihai olarak ileriye do¤ru olacaksa da bunun kendili¤inden bir seyir izlemeyece¤i de bir baflka gerçekliktir. Bu noktada, proletaryan›n oynayaca¤› rol aç›s›ndan “d›flar›dan tafl›nan bilinç” ve s›n›f partisinin rolü tayin edici önemdedir. Geçen yüzy›l devrim ve sosyalizm süreçlerinin ne kadar zorlu oldu¤unu, hem öncesi hem sonras›yla yeterince “trajik” örnekle kan›tlam›fl bulunuyor. Bu ba¤lamda Türkiye’deki süreci karamsar bir bak›fl aç›s›yla de¤erlendirmek, kas›tl› de¤ilse e¤er, umudunu tarihe gömenlerin iflidir. Bu sürecin az hata yaparak, çok daha büyük aflamalar kaydedilerek, günümüze tafl›nabilece¤ini iddia etmek, bugün için ancak bir yere kadar anlam ifade edecektir. Ayn› iddia ya da belirlemeleri bütün ülkelerin tarihi süreçlerinin çeflitli evrelerine mahsus yapmak ve tart›flmak da mümkündür ancak bunun ne kadar anlaml› ve yararl› olaca¤› da aç›kt›r. Tarihi muhasebe, kapsaml› analiz ve dersler için bu gereklidir ama hay›flanmak için de¤il! Proletarya Partisini yenilgilere, darbelere, engellere, ihanetlere, sapmalara, hatalara ve her türlü olumsuzlu¤a karfl›n bugünlere tafl›yan ve hiç flüphe yok ki kendisini bilimsel tarzda sürekli bir yenileme ve ar›nmaya tabi tutma yoluyla aflarak ileriye ve zafere tafl›yacak olan da MLM ideolojiyi rehber almas›d›r. 35 y›ll›k mücadelenin çok önemli kazan›mlar› vard›r. Bu kazan›mlar, her alanda yarat›lan birikim ve deneyim üzerinden s›n›f savafl›m›na yön verme ifllevine sahip olacakt›r. Bu ifllevin demokratik halk devriminde oynayaca¤› rol, 35 y›ll›k tarihimizin hakk›n› vermekle kalmayacak, onun yaratt›¤› de¤erlere uygun bir sonuç da üretecektir. Bunun için, Proletarya Partisinin iradesine tabi herkesin sürecin gerektirdi¤i bilinçle hareket etmesi ve üst düzeyde sorumluluk anlay›fl›, özveri, disiplin, kararl›l›k ve azim içerisinde çal›flmas› gerekmektedir.


5

72

20 Nisan-3 Mayıs 2006

‹fl kazalar› art›yor, ama neyse ki ölümler azald›(!)

Son y›llarda devletin çeflitli kurumlar›n›n ve patron kulüplerinin (!) yapt›klar› resmi veya gayri resmi tüm aç›klamalarda ›srarla ekonominin iyiye gitti¤inin, düze ç›kt›¤›n›n ve büyüdü¤ünün alt› çizilmekte. Bunun yan›s›ra emek örgütlerinin, sendikalar›n aç›klamalar› ise tam tersi yönde. Onlar ekonomik olarak kazançlar›n›n düfltü¤ünü, sosyal haklar›n›n budand›¤›n› ve gittikçe fakirlefltiklerini ifade ediyorlar. Gerçeklikle örtüflmeyen bu aç›klamalar bizler için gayet do¤al. S›n›fl› toplum gerçe¤i bizlere bu sistemde birileri için, bir s›n›f için iyi olan›n di¤er s›n›f için kötü oldu¤unu, olaca¤›n› söylüyor ve bunu pratikte gösteriyor. Örne¤in ülkemizde bir yerde gerçekten bir büyüme, bir geliflme, bir zenginleflme yaflan›yor. Bu durum in-

kâr edilemeyecek kadar aleni. En son gazetemizde de yer verdi¤imiz gibi, dünyan›n en zengin dolar milyarder ve milyonerlerine birkaç isim daha kazand›rd› bu ekonomi. Ama bir yandan da bir küçülme, bir durgunluk ve fakirleflme yaflan›yor. Bu da inkâr edilemez bir gerçek. Birileri fakirlefltikçe fakirlefliyor, elindekini de yitiriyor. Çünkü bir avuç asala¤›n, patron-a¤an›n zenginleflmesi milyonlarca emekçinin, iflçi ve köylünün fakirleflmesi pahas›na gerçekleflmektedir. Gerek ülkemizdeki gerekse dünyadaki yoksullu¤a paralel olarak artan bir di¤er olgu da, ifl kazalar›d›r.

Türkiye ifl kazalar›nda Avrupa birincisi!

Emekçinin Gündemi 2007 1 MAYIS’ININ AYRI ALANLARDA KUTLANMASININ NEDENLER‹ VE SARI SEND‹KALARIN ROLLER‹ Son birkaç y›ld›r her 1 May›s öncesi 1 May›s’›n önemi belli alanlara hapsedilerek, mesele özünden sapt›r›lmaktad›r. Bu y›l da, bu senaryonun ayn›s› sergilenmektedir. Henüz Nisan ay› bafl›nda D‹SK, bu y›l 1 May›s 1977 katliam›n›n 30. y›l› olmas› nedeniyle, 1 May›s’›n uzun y›llar tüm devrimcilerin de talep etti¤i Taksim alan›nda kutlanmas› karar›n› ald›klar›n› kamuoyuna aç›klad›. Hemen herkes bunun ileri bir talep oldu¤u ve desteklenmesi gerekti¤ini söyleyerek arka arkaya 1 May›s’› Taksim’de kutlayacaklar› ya da D‹SK’i destekleyecekleri fleklindeki kararlar›n› aç›klamaya bafllad›. Bu durum daha bafl›ndan bu y›l 1 May›s’›n nas›l kutlanaca¤›n›n ilk iflaretlerini veriyordu. Her ne kadar D‹SK böyle bir aç›klama yapt›ysa da, geçmifl pratiklerden kaynakl› bir güvensizlik de mevcuttur. Bu güvensizlik elbette ki geçmiflin b›rakt›¤› izlerdi. Bu nedenle yap›lan aç›klamalarla karar›n alt› doldurulmak isteniyordu. Ancak burada gözden kaçan önemli bir nokta, 1 May›s’›n as›l özü olan iflçi s›n›f›n›n ve tüm emekçilerin taleplerinin nas›l dile getirilece¤i, kitlesel-

li¤in nas›l sa¤lanaca¤› idi. Kald› ki D‹SK’in amac›n›n 30.y›l›nda Taksim katliam›n› protesto etmek ise, bunun geçti¤i yolun yaln›zca D‹SK ile olamayaca¤›n› D‹SK de dâhil, herkes çok iyi biliyor. Devrimciler aç›s›ndan Taksim, 1977 y›l›ndaki kitlesel kat›l›m ve sald›r›da 36 emekçinin flehit olmas› nedeniyle anlaml›d›r. Bu söylemin bu aç›dan “etkili” olaca¤›n› bilen D‹SK, d›fl›ndaki konfederasyonlarla konuflmadan ç›kard›¤› programla kamuoyunu bu do¤rultuda harekete geçirmifltir. Bunu yaln›z yapmak istemesi, di¤er iflçi konfederasyonlar›n› bilerek saf d›fl› b›rakmas› ise iflçi s›n›f›n› bölme prati¤inden baflka bir anlam ifade etmemektedir. Bu yaklafl›m D‹SK’in 1 May›s’ta neyi hedefledi¤ini, nas›l bir çal›flma yürüttü¤ünü de özetlemeye yetmektedir. D‹SK’in bu tutumu karfl›s›nda her y›l 1 May›s’› kutlay›p kutlamamay› dahi tart›flan sar›-gerici Türk-‹fl yönetimi ise, birden 1 May›s’›n ‹stanbul’da kutlanmas› gerekti¤ini kamuoyuna aç›klad›. Yetmiyormufl gibi, D‹SK’i bölücü ve ayr›flt›r›c› göstererek 1 May›s’›n birlikte kutlan-

4 Nisan Çarflamba günü TMMOB taraf›ndan aç›klanan ILO (Uluslararas› Çal›flma Örgütü) verilerine göre, dünyada her y›l 1 milyon 200 bin iflçi, ifl kazalar› ve meslek hastal›klar› sonucu hayat›n› yitiriyor. Yine her y›l 250 milyon kifli ifl kazalar› ve 160 milyon kifli de, meslek hastal›klar› sonucu sakat kal›yor. Bu bilânçonun bir k›sm›nda Türkiye’ye ait veriler de var. SSK kay›tlar›na göre 2001 ile 2005 y›llar› aras›nda Türkiye’de ifl kazas› ve meslek hastal›klar› nedeniyle hayat›n› kaybedenlerin say›s› 4 bin 636. Tabi bu rakamlar sadece kay›t alt›na al›nabilenler. Sadece 2005 y›l›nda ifl kazas› sonucu ölen iflçi say›s› 1000’i geçkin ve 2006 kay›tlar› da halen belli de¤il. ILO ve SSK verilerine göre, bu y›llar (2001–2005) aras›nda Türkiye, ifl kazalar›nda Avrupa’da birincili¤e ve dünyada ise üçüncülü¤e yükseldi. Türkiye’de 2001’de 72 bin 367 ifl kazas› meydana gelirken, bu rakam iki y›l sonra 76 bin 668’e ve 2004 y›l›nda ise 83 bin 830’a yükselmifl. Ancak bu ürkütücü verilere karfl›n sevindirici bir nokta var(!) Bu nokta, ILO aç›klamas›na göre, ifl kazalar›ndaki bu h›zl› art›fla karfl›n, ölüm say›s›n›n düflmüfl olmas›. 2001 y›l›nda ifl kazalar› ve meslek hastal›klar› sonucu ölen iflçi say›s› 1008’den 2004 y›l›nda 843’e gerilemifl olarak yans›yor. Ve ra-

mas› gerekti¤ini yüksek sesle dillendirmeye bafllad›. Hatta “biz de 1 May›s’ta Taksimi istiyoruz, ama D‹SK bunun yollar›n› kapatt›” diyerek h›zla 1 May›s haz›rl›klar›na bafllad›. Ve herkesi 1 May›s’ta birlikte olmaya davet etti(!) Çok de¤il 15 Mart’taki Baflkanlar Kurulu’nda “1 May›s’›n birlikte kutlanmas›n›n çabas› içinde olunmal›d›r” diye karar alan Türk-‹fl Baflkanlar Kurulu, birlik için ne bir çaba harcam›fl ne de bir ça¤r› yapm›flt›r. Hatta ‹stanbul yerine merkezi olarak Kocaeli’nde kutlama istemi ve e¤ilimi varken bir anda karar›n› de¤ifltirmifltir. Bugün karfl›m›za ç›kan iki ayr› 1 May›s kutlamalar›n›n nedenleri ve bizim sorumluluklar›m›z› do¤ru anlamal›y›z. Çünkü senaryo yaz›lm›fl, biz ise bu oyunda duraca¤›m›z taraf durumunda b›rak›lm›fl bir pozisyonday›z. Oyunu do¤ru anlamal›y›z ki, oyunda küçük de olsa de¤ifliklikler yapabilelim. Birincisi; Taksim’i isteyen D‹SK’in bu y›l yapt›¤› bu ça¤r›n›n ileri bir tutum olmas›n›n yan› s›ra alt›nda yatan temel nedenleri iyi anlamak gerekir. D‹SK daralan/küçülen durumunu Türk ‹fl’e göre solda tutarak etkili göstermek, sendika seçimleri ve genel seçimler öncesi ilerici ve devrimcilerin 1 May›s’a katacaklar› kitlesel güç üzerinden, 1 May›s’ta yarat›lacak etkinli¤i seçimlerde kendi potas›nda tutmay› hedeflemektedir. Bunu kendi bünyesinde bulunan kimi ilerici sendikalar vas›tas›yla yapmay› hedef-

porda da, bu durum yani kaza say›s›n›n artmas›na ra¤men ölüm oran›n›n azalmas›, al›nan önlem konusunda iflverenlerin daha “titiz davrand›klar›na(!)” yorulmufl. Ancak raporun sonraki sayfalar›nda 2005 y›l›ndaki ifl kazalar›nda 10 bin gibi önemli bir azalma olmas›, y›l boyu yaflanan kaza say›s›n›n 73 binlerde seyretmesine karfl›n, bu kazalarda ölen iflçi say›s›n›n 843’lerden 1096’ya ç›kmas› gerçekli¤i, önceki tespitini, yani, iflverenin iflçi sa¤l›¤› ve güvenli¤i noktas›nda “titizli¤ine(!)” iliflkin hayli iyimser tespitini gölgeliyor. Son olarak raporda ifl kazalar› denildi¤inde akla gelen ilk sektörün, madencilik sektörü olmas›na ra¤men ölümlerin daha çok madeni eflya sektörü ve tersanelerde gemi söküm sektöründe gerçekleflti¤ine dair veriler aktar›l›yor. Tüm bu veriler bizlere ülkemizde yaflanan ifl kazalar›n› veya bu kazalardaki ölen ve yaralananlar›n say›s›n› vermekle kalm›yor. Daha önemlisi biz emekçilere, bir avuç patron-a¤an›n zenginli¤inin, sefa ve mutlulu¤unun, iflçinin eme¤inin gasp›n›n yan›s›ra yaflam›n›n da gasp edilmesiyle elde edildi¤inin ve korundu¤unun bir kez daha ilan› oluyor. Ne kadar iflçi o kadar çok zenginlik! Ne kadar çok eme¤in gasp› o kadar çok kâr! Ve ne kadar çok iflçinin can› o kadar çok holding ve flirket! (Kartal)

lemektedir. ‹kincisi; her zaman oldu¤u gibi 1 May›s’a k›sa bir süre kala ve 1 May›s günü bugün ald›¤› tutumda ›srar edip edemeyece¤i de oldukça önemli. Tüm devrimciler aç›s›ndan bugünden itibaren buras› görülerek hareket edilmelidir. Türk-‹fl’in tutumunun anlam› aç›k ki, Taksim’in alt›n› boflaltma çabas›d›r. Hatta Marmara’y› Kad›köy’e ça¤›rma karar› alan Türk-‹fl’in bu tutumuna bak›nca Taksim’i daha da önemsemek gerekmektedir. Çünkü Türk-‹fl 1 May›s’ta izinli olmayan ve izin verilmeyen hiçbir alana gitmeyeceklerini aç›kça belirterek, kitlelerin geri yanlar›na oynayarak, ilericileri yaln›zlaflt›rma görevi üstlenmifltir. Sonuç olarak; karfl›m›zda flu an için iki 1 May›s kutlamas› duruyor. ‹flçi s›n›f› davas›na inanan herkesin birinci görevi; iki kutlamay› tek bir alana düflürmenin çabas›n›n art›r›lmas›d›r. Bu oldukça önemli ve anlaml› bir durumdur. Tüm DDSB’liler olarak bu sürecin sorumluluklar› yerine getirilmesi için çaba sarf edilmelidir. Görevimiz Kitleselbirleflik ve özüne uygun bir 1 May›s için bulundu¤umuz her yerde, öncelikle kitleleri alanlara tafl›makt›r. Bunun için iflçi s›n›f› ve emekçi kitleler içinde taleplerini öne ç›kararak, bunlar›n hep birlikte hayk›r›lmas›n›n önündeki engelleri kald›rmakt›r. Sorumluluklar›m›z› sadece sorumlulardan beklemeden, her birimiz kendini bir sorumlu olarak görmelidir.


6

20 Nisan-3 Mayıs 2007

72

Deri-‹fl Sendikas› çok tarafl› sermaye sald›r›lar›na karfl› direniyor!

Deri-‹fl Sendikas› Tuzla fiubesi, T‹S görüflmeleri s›ras›nda yaflanan s›k›nt›lardan dolay›, tarihinde hiç de yabanc› olmad›¤› mücadele günlerinin yenilerini yafl›yor. Uzunca bir süredir devam eden T‹S görüflmeleri, patronlar›n uzlaflmaz tavr› nedeniyle t›kan›nca, flu an arabulucularla süreç devam etmekte. Ancak bu süreçte bofl durmayan deri patronlar› da iflçilere dönük iflten atma vb. uygulamalar›n› sürdürmekteler. En son Alkoç Deri’de örgütlenme çal›flmas› yürütüldü¤ü s›rada, sendika üyesi iflçileri iflten atan Alkoç patronu, direnifli k›rmak için elinden geleni yap›yor. Bir k›s›m iflçiye geri dönmeleri için bask› yapan patron, bugüne kadar oldu¤u gibi bundan sonra da nas›l kalleflçe bir patron örgütlenmesi içerisinde olduklar›n› gösteriyor. Direnifl s›ras›nda Alkoç’da çal›flan birisinin dövülmesi söz konusu oluyor ve bu kifli, sendikan›n Yönetim Kurulu’ndan 3 kiflinin ad›n› veriyor. Bunun üzerine jandarma sabah iflçilerin çal›flt›¤› ifl yerlerine giderek yöneticileri gözalt›na al›yor. Konuyla ilgili Alkoç Deri önünde yap›lan

aç›klamada Deri-‹fl Tuzla fiubesi Baflkan› Binali Tay, ortam›n provoke edilmeye çal›fl›ld›¤›n›, patronlar›n uzlaflmaz tav›rlar› nedeniyle T‹S görüflmelerinin t›kand›¤›n› belirtti. Tay, “biz her ne olursa olsun meflru mücadelemizden vazgeçmeyece¤iz, sermayenin oyunlar›na gelmeyece¤iz. Bize ‘deri sanayinin sosyal haklar› çok yüksek’ diyerek, var olan kazan›mlar›m›z› da elimizden almak istiyorlar. Dün oldu¤u gibi bugün de buraday›z ve sonuna kadar direnece¤iz” fleklinde konufltu. Alkoç Deri önündeki iflçiler ise, arabulucu görüflmelerinin gerçekleflti¤i flu s›ralarda direnifllerini sürdürüyorlar. Her gün sabah, ö¤len ve akflam saatlerinde di¤er deri fabrikalar›ndan iflçiler Alkoç direnifline destek ziyaretinde bulunuyor. ‹flten at›lan iflçiler için aç›lan davalar› da halen sürüyor. Var olan duruma iliflkin, Deri-‹fl Sendikas› Tuzla fiubesi Sekreteri Haydar Canpolat ile görüfltük. Kendisi sorular›m›z› flöyle yan›tlad›. - Son geliflmelerle ilgili bilgi verir misiniz? - Son süreçte, patronlar›n sendikay› yok etmek gibi sald›r›lar›n›n oldu¤unu

görüyoruz. Bu noktada herkesin daha çok eme¤ine sahip ç›kmas› gerekiyor. ‹flverenlerin görüflmeler s›ras›ndaki tav›rlar› buradaki ifl bar›fl›n› bozmakt›r, ancak deri iflçileri buna yabanc› de¤iller. Geçmiflte oldu¤u gibi bugün de üretimden gelen gücümüzü kullanmak da dâhil her türlü eylem için haz›r›z. Burada en büyük s›k›nt›m›z e¤itim s›k›nt›s›. ‹flçilere yeterli bilinci verdi¤imiz takdirde inan›yoruz ki, sahiplenme artacak ve örgütlenmenin önü aç›lm›fl olacak. Buna inand›¤›m›z için fabrika toplant›lar›m›za devam ediyoruz/edece¤iz de. Kay›t d›fl›yla ilgili e¤itim seminerleri düzenleyece¤iz. - Gözalt›na al›nan arkadafllarla ilgili durum nedir? - B›rak›ld›lar, davalar› devam ediyor. Ama burada flunu belirtmek gerekir diye düflünüyorum; jandarma ve patron iflbirli¤i bir kere daha kendisini göstermifltir. ‹flçileri, sendikaya ve yöneticilere karfl› dava açmalar› için k›flk›rtan jandarman›n kat› tutumu da dikkat çekicidir. - Arabulucu için ne düflünüyorsunuz? - Arabulucu bizim görüflmelerimizde önceden beri kullan›lan bir yöntemdir, ancak bir çözüm getirece¤ine inanm›yoruz. Bugüne kadar da bir çözüm yolu olmam›flt›r. Bence yasal sürecin h›zlanmas›n› sa¤layacak. Bizim için as›l olan üye iflçilerimizle birlikte, üretimden gelen gücümüzü kullanarak greve gitmek de dâhil yapaca¤›m›z eylemlerle bir sonuç almak. Ülkemizde sendikal anlay›fllar›n can çekiflti¤i bir dönemde, buradan verilecek olan bir grev sesinin dikkatleri T‹S görüflmelerine çekece¤ine inan›yoruz. Bu, sesimizi duymazdan gelenlere net bir yan›t niteli¤ini de tafl›r. (Kartal)

Özellefltirmelerin son halkas›: PETK‹M Seçimler öncesi iyice ›s›nan siyasi atmosfer, Cumhurbaflkanl›¤› seçimleri vb. tart›flmalar eflli¤inde yükseliflini sürdürdü¤ü s›ralarda özellefltirmeler kapsam›ndaki bir geliflme ifl ve emek kesimlerinin tepkisini çekti. Birçok kurumun özellefltirilmesinin ertelenmesine ra¤men, “ani bir kararla” Petkim’in özellefltirilmesi gündeme geldi. Türkiye’nin petrokimya devi olarak an›lan Petkim’e dönük bu karara tepki gösteren kesimler ise, bunun bir yandan seçim yat›r›m› oldu¤unu, di¤er yandan ise IMF’yi memnun etme ad›na gündeme geldi¤ini söylemekteler. Ayr›ca Petkim’in özellefltirilmesinden elde edilecek yüksek miktarda gelirin AKP taraf›ndan seçimlerde kullan›lma olas›l›¤› da yine sat›fla ilifl-

kin gündeme getirilen yorumlar aras›nda yer almakta. Ayn› günlerde 40. kurulufl y›l› kutlanan Petkim’in sat›lmas›na iliflkin karara en yüksek tepki ise iflçilerden geldi. Kurulufl kutlamalar›nda tepkilerini dile getiren

iflçiler, özellefltirmeye karfl› mücadeleyi yükselteceklerini ilan ederek, idarenin haz›rlad›¤› törenlere de kat›lmad›lar ve kurum içinde gerçeklefltirdikleri yürüyüflle durumu protesto ettiler. Petrol-‹fl Sendikas› da ayn› günlerde konuya iliflkin bir bas›n aç›klamas› düzenleyerek, bu ani özellefltirme karar›n› protesto etti. Petrol-‹fl taraf›ndan yap›lan aç›klamada, bu durumun, Petkim’i peflkefl çekmek anlam›na geldi¤i vurguland›. Özellefltirme kapsam›nda ya¤malanan tüm kamu kurulufllar› gibi Petkim’in de zarar etti¤i izlenimi yarat›lmak istendi¤i, oysa Petkim’in 2006 y›l›nda 1.6 dolar ciro elde etti¤i, 5 milyon dolar da vergi ödedi¤i kaydedildi. (Kartal)

Kevser’de iflçi k›y›m› Gaziantep’te TÜMT‹S’e üye olduklar› için iflten at›lan Kevser Turizm floförleri eylem yapt›. 5 Nisan Perflembe günü Gaziantep Bal›kl› Park›nda biraraya gelen 52 belediye otobüs floförü “Kevserzede olmak istemiyoruz”, “Sendika hakk›m›z engellenemez”, “Yaflas›n s›n›f dayan›flmas›” yaz›l› dövizler açarak direniflin sürece¤ini aç›klad›lar. Eylemde konuflan TÜMT‹S Genel Merkez Yöneticisi Muharrem Y›ld›r›m; çal›flanlar›n sendikadan istifa etmedikleri için iflten at›ld›¤›n›, oysa sendikal› olman›n anayasal bir hak oldu¤unu dile getirdi. Belediye otobüslerinin iflletme hakk›n› 10 y›ll›¤›na kiralayan Kevser Turizm patronu Hasan Kalkan; “toplu tafl›mada sendika olmaz” anlay›fl› ile hareket ederek çal›flanlar› iflten ç›karm›flt›. Gaziantep’te bulunan demokratik kitle örgütlerini ve duyarl› kamuoyunu dayan›flmaya ça¤›ran iflçilerin direnifli bir ayd›r sürüyor. (H. Merkezi)

Sanovel iflçisi sendikada kararl› Fabrikadaki çal›flma koflullar›na karfl› örgütlenerek sendikaya üye olan Sanovel iflçileri bask›lar karfl›s›nda sendikas›na sahip ç›kt›. Petrol-‹fl Sendikas›’nda örgütlenen iflçiler, iflten at›lan arkadafllar› ifle geri dönmedi¤i sürece iflbafl› yapmayacaklar›n› söyleyerek eylem yapt›lar. ‹flçiler, sendikan›n yasal haklar› oldu¤unu, tan›nmas› gerekti¤ini söyleyerek tepkilerini ifade ettiler. Petrol-‹fl Trakya fiube Baflkan› Tekin Ak›n’›n patronla yapt›¤› görüflmelerden sonra patron sendikay› muhatap olarak kabul edece¤ini aç›klad›. Bunun üzerine iflçiler iflbafl› yapt›. (‹stanbul)

Körfez Ö¤retmenevi’nde grev sürüyor! Kocaeli’nde bulunan Körfez Ö¤retmenevi’nde toplusözleflme hakk› için OLEY‹S Sendikas›nda örgütlenen iflçilerin grevi sürüyor. Grev’in 22. gününde destek amac›yla direnifli ziyaret eden ‹stanbul Hilton Oteli iflyeri temsilcileri grev baflar›yla sonuçlanana kadar dayan›flma içinde olacaklar›n› ifade ettiler. 13 Nisan Cumartesi günü gerçekleflen ziyarette konuflan ‹stanbul Hilton ‹flyeri Bafl Temsilcisi U¤ur Türkmen, Hilton’da çal›flan 400 iflçi ad›na greve desteklerini sürdüreceklerini söyledi. (‹stanbul)


7

72

20 Nisan-3 Mayıs 2007

Devlet, köylünün elini kolunu ba¤lad›! Nevflehirli üreticiler, bir yandan patates sili hastal›¤› nedeniyle üretim yapamazken, di¤er yandan ise çeflitle kurumlara olan borçlar› nedeniyle s›k›nt›l› günler geçirmektedir.

Nevflehir’e ba¤l› Kaymakl› ilçesinde köylülerin bütün menkul ve gayri-menkul mal varl›klar› ipotek alt›na al›narak, üreticiler haciz tehlikesi ile karfl› karfl›ya b›rak›ld›. Olay›n ard›ndan a盤a ç›kan gerçek; köylülerin 1999 y›l›nda Tar›m Kredi Kooperatifleri’nden ald›klar› kredilerle ilgili hiç haberleri olmadan birbirlerine kefil edildikleri oldu. Yani 1999 y›l›ndan 2004 y›l› Mart ay›na kadar uygulanan “müteselsil kefalet” olarak bilinen bir kefil sistemi ile köylüler birbirlerine borçlanm›fllard›r. Kooperatife üye her köylü, kredi kulland›r›l›rken gerekli bütün mallar› ipotek alt›na al›nm›fl ve gerekli teminat karfl›l›¤› kredi verilmifltir. Buna ra¤men borçlar›n› ödeyemeyen üyelerin teminat olarak verdikleri mallara herhangi bir haciz ifllemi dahi uygulanmadan müteselsil kefil olan insanlar›n banka hesaplar›na, araçlar›na, gelen havaleleri-

ne ya da ellerinde bulunan menkul ve gayri-menkullerine haciz konulmaya bafllanm›flt›r. Bu flekilde köylüler kand›r›larak, onlara hiçbir bilgi verilmeden birbirlerine kefil edilmifllerdir. Ayr›ca yine bu bölgede 1999 y›l›nda ithal edilen patates tohumlar›nda patates sili (kanseri) görülmüfl, 2004 yl›nda bu ortaya ç›km›fl ve bu y›ldan itibaren Derinkuyu ilçe merkezi, Kaymakl› Kasabas›, Çak›ll› köyü ve birçok köy karantina alt›na al›nm›fl, patates üretimi yasaklanm›flt›r. Köylüler hiçbir üretim yapamad›klar› için Tar›m Kredi Kooperatifleri’ne, tar›msal sulamadan kaynakl› TEDAfi’a enerji borçlar›n› ödeyememifllerdir. Üretime kapanan alanlar›n y›ll›k patates üretimi 400 bin ton civar›ndad›r. Bunlar ve yaflad›klar› di¤er sorunlarla ilgili köylüleri dinledik.

- Yaflad›¤›n›z s›k›nt›lar nelerdir? - Tar›m Kredi Kooperatifi’nden kredi kullan›yorduk. Bu krediyi al›rken herhangi bir senet imzalatmad›lar, sadece bir ka¤›t ç›kard›lar ve “fluray› imzalay›n” dediler. “Sen fluna, sen buna kefil olacaks›n” diye herhangi bir fley söylemediler. Kimisi 100 milyonluk kredi çekerken, kimisi 1 milyarl›k kredi çekti ve sonra ö¤rendik ki, bunlar birbirlerine kefil yap›lm›fllar. Bütün mallar›m›z ipotekli flu anda, hiçbir flekilde al›m sat›m yapam›yoruz. Topra¤›m›zda patates ekimi yasakland› ve köylerimiz karantina alt›na al›nd›. Sadece topra¤›n üstünde yetiflen ürünlerin ekimine izin veriliyor. fiimdi bu¤day ve arpa üretiyoruz. Ancak sulama sistemi olmad›¤› için yerin 150-250 metre alt›ndan sondaj ile su çekiyoruz. Bu nedenle elektrik borçlar›m›z da var. Üretti¤imiz ürünlerden de bir kâr sa¤layam›yoruz. Çünkü eskiden 1 kilo bu¤daya bir litre benzin al›rken, flimdi depoya benzin koymakta zorlan›yoruz. Ürünün ç›kt›s› girdisini karfl›lam›yor yani. “Borçlar›n›zda faizleri sildik, sadece anapara üzerinden ödeme yap›lacak” dediler ama yalan ç›kt›, faizlerin silindi¤i falan yok. Elimizi kolumuzu ba¤lad›lar.

- Hükümetin tar›m politikas› ile ilgili ne düflünüyorsunuz? - Her gelen hükümet kendi politikas›n› uyguluyor, o yüzden düzenli bir fley yok, sürekli de¤ifliyor ve olan bizlere oluyor. fiimdikinden de memnun de¤iliz, her fley daha da kötüye gitti.

Köylü zarar ediyor! Girdi¤imiz kahvehanede etraf›m›za oturan köylüler ile sohbetimiz bittikten sonra baflka bir kahvehaneye gittik. Orada da benzeri bir konuflma ile karfl›laflt›k. - Neden birlikte hareket edip, sesinizi duyurmaya çal›flm›yorsunuz? - ‹stiyoruz, ama konufluyoruz konufltu¤umuzla kal›yor. Daha ilerisine gidemiyoruz. Biraz da bizden kaynakl›. - Çözüm için ne düflünüyorsunuz? - Borçlar›m›z› ödemek istiyoruz, ama bu flekilde mümkün de¤il. Faizleri silsinler, anaparay› da takside bölsünler, ödeyebilelim yoksa mümkün de¤il. Hem bir fley ekip biçemiyoruz, ekti¤imiz de bir fley kazand›rm›yor, hatta zarara giriyoruz. (Nevflehir YDG)

Mevsimlik iflçilerin bitmeyen, asl›nda ölümle biten çilesi

Bir k›fl boyunca kamyonlarla yolculuk! Egemenlerin sald›r›lar› sonucu Kürt halk› kendi topraklar›ndan sürülmüfl, sefaletle yüzyüze b›rak›lm›fl, ölüme terk edilmifltir. Türkiye Kürdistan›’n›n dört bir yan›nda yaflayan, a¤a bask›s›yla topraklar›na el konulan, sömürülen, katledilen Kürt halk› bir yandan da topraklar›ndan sürülerek önemli bir sald›r›ya maruz kalm›flt›r. Kürt halk› art›k Türkiye ve T. Kürdistan› topraklar›nda hala “seyyar vatandafl” olarak yaflam alan› oluflturmaya çal›flmaktad›r. Oysa ki T. Kürdistan›, kendi kültürlerini, dillerini yaflatabildikleri/yaflamak istedikleri tek aland›r. Ama egemenler, Kürt halk›na amans›zca sald›rm›fl, Kürt halk›n› da¤›tmak için u¤raflm›flt›r. Kimliklerinden kaynakl› her yerde terörist ilan edilen, hor görülen, insanl›k d›fl› muamelelere maruz kalan yine Kürt halk›d›r. 12 yafl›ndaki çocu¤una 13 kurflun s›k›lan, Kürt oldu¤u için ifle al›nmayan ya da düflük ücretlerle çal›flt›r›lan, her Newroz’da katledilen yine

Kürt halk›d›r. Bugün zorunlu göçten ya da imkânlar›n›n k›s›tlanmas›ndan kaynakl› baflka topraklara yönlendirilen, mevsimlik ifllerde çal›flan insanlar, ayn› zamanda tüm bu sald›r›lara karfl› kendi dillerini, kendi kültürlerini de yaflatmaya çal›fl-

maktad›rlar. Çukurova Bölgesi’nde çal›flabilecekleri en büyük sektör ise narenciye iflidir. Bu ifl, k›fl›n sonuna kadar sürmektedir. ‹znin olmad›¤›, güneflin do¤uflundan bat›fl›na kadar süren narenciye ifli ayn› zamanda yaflam garantisinden mahrum kal›nm›fl bir ifltir. Ortalama 16 YTL’ye, fakat kad›nlar› daha az bir ücretle çal›flt›ran egemenler, her yerde kâr h›rs›yla amans›zca çal›flt›rmaktad›r iflçileri. Kad›nlar› sadece cinsiyetine göre de¤erlendiren gerici iflverenler kâr h›rs›yla bu uygulamaya giriflmifllerdir. Oysa ki hiçbir sigortas› olmayan, yaflam› göz önüne al›nmayan, düflük ücretlerle kamyonlara doldurulup saatlerce yol giden bu insanlar aras›nda ücret eflitsizli¤i varken ölüm eflitsizli¤i yoktur. Her y›l kamyonlarla yap›lan seferlerde onlarca erkek ve kad›n tar›m iflçisinin yaflam› sona ermektedir. Bu yaflam savafl›nda iflçilerin çocuklar› öksüz, ye-

tim kal›rken egemenlerin alternatifi sadece yeni iflçiler bulmakt›r. Geride kalan çocuklarsa egemenler için art›k birer sermayeden baflka bir fley de¤ildir. Yaflam savafl›nda kazadan kurtularak galip geldi¤ini düflünen iflçiler için, kaybedenlerden farkl› bir durum oldu¤u söylenemez. Çünkü art›k k›fl bitmifl ve yeni bir göç, yeni bir açl›k dönemi bafllam›flt›r. Para biriktiremeyen ço¤u iflçi, haz›rl›k yapamaz ve ölüm kap›lar›ndan, çad›rlar›ndan içeri girer. Çocuklarsa erken büyümelidir bu ac›lar› kucaklayabilmek için. Ölüm içerisinde yaflam›n kap›s›n› aralamaya çal›fl›p bir dahaki k›fla sa¤ kalmal›d›r. Evet, art›k bir k›fl daha bitmektedir. Sa¤ kalanlar yaflam savafl›n› sürdürmeye çal›flacaklard›r. Ama kan kayb› olmadan bu savafl sona ermeyecektir. Kaybederek kazanmay› ö¤renecek olan mevsimlik iflçiler isyan bayraklar›n› dalgaland›racaklard›r. Ta ki zafere ulaflana dek... (Mersin)


8

20 Nisan-3 Mayıs 2007

72

DHKP-C gerillalar› sloganlarla u¤urland› Dersim’in Hozat ilçesinde 8 Nisan günü ç›kan çat›flmada flehit düflen Solmaz Demir, Ergani Aslan, Gülender Çakmak ve Yunus Gündo¤du isimli DHKP-C gerillalar›n›n cenazeleri ertesi gün Malatya Adli T›p’ta yap›lan otopsilerinin ard›ndan Malatya Devlet Hastanesi morguna getirildi. fiehit aileleri gelene kadar cenazelerin kimli¤i hakk›nda herhangi bir bilgi verilmedi. 9 Nisan günü Solmaz Demir’in ailesi ç›kart›lan bütün zorluklarla ra¤men evlatlar›n›n cenazesini alarak Hozat’a götürdü. Ertesi gün Yunus Gündo¤du’nun ailesi de Malatya’ya ulaflt›. Polis gelen aileye bask› uygulayarak, devrimcilerin cenazeyi sahiplenmesini engellemeye çal›flt›. Buna ra¤men devrimciler att›klar› sloganlarla Yunus Gündo¤du’yu ölümsüzlü¤e u¤urlad›. Ayn› gün ö¤leden sonra Gülender Çakmak’›n ailesinin gelmesi ile birlikte polis bu aileye de bask› uygulayarak, cenazelerin sahiplenilmesini engellemeye çal›flt›. Cenazeyi sahiplenen devrimciler sloganlar atarken sivil faflistler cenazenin sahiplenilmesini provoke etmeye çal›flt›. Tüm bunlara ra¤men aile cenazeyi alarak Çorum’a do¤ru yola ç›kt›. 9 Nisan günü Malatya Adli T›p’tan ailesi ve TAYAD’l› aileler taraf›ndan al›nan Solmaz Demir’in cenazesi defnedilmek üzere memleketi Dersim’in Hozat ilçesine ba¤l› Taçkirek Köyü’ne götürüldü. K›z›l bayraklara sar›lan Demir, z›lg›tlar ve alk›fllar eflli¤inde d›flar› ç›kar›ld›. Ailenin dini törenini bitirmesinden sonra Demir omuzlarda tafl›narak, defnedilece¤i köy mezarl›¤›na do¤ru yürüyüfle geçildi. Yaklafl›k 500 kiflinin kat›ld›¤› yürüyüflte “Devrim flehitleri ölümsüzdür” pankart› aç›larak, s›k s›k “Devrim fiehitleri ölümsüzdür”, “Yunus Gündo¤du ölümsüzdür”, “Gü-

nesi’ne gönderildi. Yola devam eden di¤er araç ise, Gülender Çakmak’›n köyünün giriflinde tekrar durdurularak kimlik kontrolünden geçirildi. Cenazeye yetiflilememesi üzerine, Çakmak’›n mezar› bafl›nda yap›lan anman›n ard›ndan, Ergani Aslan’›n köyüne giden TAYAD’l›lar burada da flehit gerillay› sloganlar›yla selamlad›lar. (Malatya ve Dersim ‹K okurlar›) Ergani Arslan 10 Eylül 1981’de Mehmet Dede Obruk Köyü, Dodurga/Çorum do¤umludur. Emekçi bir ailenin çocu¤udur. ‹lkokuldan sonra hep çal›flm›flt›r. Mesle¤i f›r›nc›l›kt›r. 1996’da çal›flmak için gitti¤i Almanya’da örgütlendi. lender Çakmak ölümsüzdür”, “Ergani Aslan ölümsüzdür”, “Bedel ödedik bedel ödetece¤iz”, “Analar›n öfkesi katilleri bo¤acak” sloganlar› at›ld›. Solmaz Demir’in cenaze töreninin bitirilmesinin ard›ndan Yunus Gündo¤du’nun cenazesi için Çemiflgezek’in Akirek köyüne gidildi, yolda yap›lan kimlik kontrolleri uzad›¤›ndan dolay› köye gidildi¤inde cenaze defnedilmek üzereydi. Yunus Gündo¤du kendi vasiyetine göre defnedilmek istendi; fakat ailesi buna engel olmaya çal›flt›. Bunun üzerine cenazeye gelenlerin bir k›sm› da¤›ld›ktan sonra mezar› bafl›nda sayg› duruflunda bulunuldu. Ailesinin sayg› duruflundan sonra da tepki göstermesine ra¤men, mezar›n bafl› çiçeklerle ve k›z›l bayrakla süslenerek tören bitirildi. Tören boyunca askerlerin foto¤raf ve kamera çekimi yapt›klar› ve halk› tedirgin etmeye çal›flt›klar› gözlemlendi. Her iki cenazede de, köylere gidifl gelifl s›ras›nda cenazeye kat›lanlar defa-

larca kimlik kontrolüne tabi tutuldular. ‹stanbul’dan Yunus Gündo¤du ve Solmaz Demir’in cenazesine kat›lmak için Dersim’e gitmek isteyen TAYAD’l› aileler ise Pertek arama noktas›nda durdurularak tek tek aramaya tabi tutuldular.

Çorum’da ailelere tutuklama Çat›flmada flehit düflen Gülender Çakmak ve Ergani Aslan’›n Çorum’da yap›lacak cenazeleri için köylerine gitmek üzere yola ç›kan TAYAD’l› aileler de jandarma engeli ile karfl›laflt›lar. ‹lk arama ve kimlik kontrolü Çorum’a 100 km kala yafland›. Burada, ‹smail Özmen arand›¤› gerekçesiyle gözalt›na al›n›rken, 2 araçla gelen TAYAD’l›lar›n arabalar›nda bulunan “Gülender Çakmak ölümsüzdür” pankart› gerekçe gösterilerek arac›n yoluna devam etmesine izin verilmedi. Burada bulunan 8 kifli Sungurlu Savc›l›¤›’na ifade vermek üzere götürüldü. ‹fadesini veren 6 TAYAD’l› serbest b›rak›l›rken ‹smail Özmen tutuklanarak Sungurlu Kapal› Hapisha-

Solmaz Demir 25 Nisan 1984 Dersim Hozat, Taçkirek Köyü do¤umludur. Ortaokulu bitirmifl, bir emekçi olarak kad›n kuaföründe çal›fl›yordu. Devrimcileri yak›ndan tan›d›ktan sonra devrimci olmaya karar verdi. 16 Eylül 2006’da gerillaya kat›ld›. Gülender Çakmak 2 Nisan 1973, Çorum do¤umludur. ‹lk, orta ve liseyi Çorum’da okudu. 1993’de Dicle Üniversitesi, Kimya E¤itim Fakültesi’ne girdi. Ve mücadeleye de üniversite y›llar›nda, 1995’de bafllad›. Yunus Gündo¤du 5 Ocak 1980, Dersim, Çemiflkezek Fotogçay›r do¤umludur. 2002 fiubat’›nda askerli¤ini Ankara ‹l Jandarma’da yapan Yunus Gündo¤du, Ankara Numune Hastanesi’nde ölüm orucu direniflçileriyle tan›flt› ve o dönem devrimci olmaya karar verdi.

Ankara’da gazetemize yönelik sald›r›! Yaklaflan 1 May›s nedeniyle devrimci ve demokrat kamuoyu iflçi s›n›f›n›n birlik-beraberlik ve dayan›flma gününü kutlamak için haz›rl›klara bafllarken devlet de 1 May›s kutlamalar›n› engellemek için kurumlar üzerinde bask› oluflturmaya devam ediyor. Her y›l 1 May›s öncesi devrimci kurumlar, DKÖ’ler bas›larak kurumlar da¤›t›l›yor, buralarda bulunan araç ve gereçlere el konuluyor, kurum çal›flanlar› gözalt›na al›narak, tutuklan›yor. Bu y›l da 1 May›s için çal›flma yürüten kurumlar polis ablukas› alt›na al›nmaya bafllad›.

Ankara’da gazetemiz ‹flçi-köylü çal›flanlar›n›n kald›¤› evin kap› kilidi evde kimse yokken k›r›l›p içeri girilerek, evdeki eflyalar da¤›t›lm›fl ve evde bulunan tutsak mektuplar› al›nm›flt›r. 6-9 Nisan tarihleri aras›nda yap›lan bu sald›r›n›n hemen ard›ndan evin bulundu¤u mahalleden sorumlu Kayafl Polis Karakolu’na giden çal›flan›m›z olayla ilgili flikayette bulundu. Olay Yeri ‹nceleme’nin evde parmak izi incelemesinde bulunmas›n› talep eden çal›flan›m›z, eve h›rs›zl›k için girilmifl olamayaca¤›n›, çünkü evden sadece mektuplar›n›n al›nd›¤›n›, kendisinin devrimci

bas›nda çal›flt›¤›n›, kurumlar›m›z›n daha önce de benzer birçok sald›r›yla karfl›laflt›¤›n› söylemifltir. Ald›¤› yan›t ise “arkadafllar gere¤ini yapm›fllard›r” olmufltur. Suç duyurusunda bulunulaca¤›n›n belirtilmesinin ard›ndan nöbetçi polisler çal›flan›m›z ve okurumuza ‹flçiKöylü’nün nas›l bir gazete oldu¤u, neden burada çal›flt›¤›m›z›, mektuplar› yazan tutsaklar› nereden tan›d›¤›m›z› sorarak sorgulamaya çal›flm›flt›r. Israrlar sonucunda Olay Yeri ‹ncelemenin parmak izi taramas› yapt›¤› evde çal›flan›m›z›n parmak izi de dahil olmak üzere hiçbir iz bulunamam›flt›r(!)

Yine ayn› tarihlerde okurlar›m›z›n evlerinin önünde nöbet bekleyen sivil polis otomobilleri, muhtarl›klara gidip okurlar›m›z›n adreslerini tespit etmifl, yine okurlar›m›z ve çal›flanlar›m›z gün içerisinde sivil polisler taraf›ndan takip edilmifltir. Ard› ard›na geliflen bu olaylar çal›flan›m›z›n evine h›rs›zlar›n girmedi¤inin aç›k bir ispat›d›r. Yaklaflan 1 May›s kutlamalar› öncesinde yap›lan bu sald›r› 1 May›s’a hiç bir gölge düflüremeyecektir. Benzer bütün sald›r›larda oldu¤u gibi acze düflen ve 3-5 mektuptan medet uman devletin kendisi olmufltur. (Ankara)


9

72

Linççiler yine iflbafl›nda! Artan ›rkç›-faflist dalgaya paralel olarak son birkaç y›ld›r bilinçli bir biçimde t›rmand›r›lan “linç kültürü”, 2005 Newroz’undan sonra da, her defas›nda oldu¤u gibi, yine faflizm taraf›ndan birebir resmi ve gayri resmi sivil faflistler kullan›larak organize edilmeye ve sisteme muhalif her kesime karfl› uygulanmaya devam ediyor. Son olarak Zonguldak Ere¤li’de meydana gelen olay, faflizmin ifli ne kadar az›ya ald›¤›n›n da bir kan›t›n› sunuyor ayn› zamanda. Zonguldak’›n Ere¤li ilçesinde 1 Nisan günü “ABD’den korkma!” konulu ve “ABD seni istemiyoruz, ‹ran’da ve Ortado¤u’da ABD iflgaline hay›r!” slogan›yla stand açarak, imza toplayan Yurtsever Cephe üyelerine, bir grup ülkücü faflist sald›rd›. Yurtsever Cephe üyeleri, k›sa bir sürede tafll› sopal› çok say›da faflisttin de kat›ld›¤› sald›r› s›ras›nda, E¤itim-Sen binas›na s›¤›nd›. Faflistlerin binay› da tafllamas› üzerine müdahale eden faflist kolluk kuvvetleri önce seyirci kald›klar› ülkücü grubu da¤›tarak, birkaç faflistin yan› s›ra, esas olarak sald›r›ya u¤rayanlar olan Yurtsever Cephe üyelerini gözalt›na ald›. Bunun üzerine Ere¤li Emniyet Müdürlü¤ü önüne gelerek, burada toplanan ülkücü faflist grup, gözalt›na al›nan arkadafllar›n›n serbest b›rak›lmalar›n› istedi. Yap›lan görüflmelerin ard›ndan ‹stiklal Marfl› okuyan faflist grup da¤›ld›. Olaydan bir gün sonra ‹HD Karadeniz Ere¤li fiubesi bir bas›n aç›klamas› yaparak önceki gün yaflanan olay› k›nad›. Yap›lan bas›n aç›klamas›nda imza toplayan gençlere sald›ranlar›n en ufak görüfl ayr›l›¤›na ve farkl› düflüncelere tahammül edemeyenler oldu¤u belirtilerek, “örgütlenme ve ifade özgürlü¤üne sayg› göstermedikleri için sald›rd›lar, provokasyon yarat›p, ortam› gerginlefltirmek için sald›rd›lar, linç ve fliddet kültürünü benimsedikleri için sald›rd›lar” denildi. (H. Merkezi)

29 Mart günü yaflam›n› yitiren, 12 Eylül AFC öncesi Artvin’deki anti-faflist, anti-emperyalist mücadelenin önde gelen isimlerinden Enver Karagöz, 4 Nisan’da Köln’de topra¤a verildi. Enver Karagöz 12 Eylül AFC döneminde binlerce kifli gibi gözalt›na al›narak, a¤›r iflkencelerden geçmiflti. O y›llarda TÖB-DER’li bir ö¤retmen olan Karagöz, eylemlerde ön saflarda yer alan ve güçlü sesiyle kitlelere ajitasyon çeken bir e¤itimciydi.

20 Nisan-3 Mayıs 2007

DTP’lilere yönelik sald›r›lar sürüyor! Kürt ulusuna yönelik tutuklama ve gözalt› politikalar›n› Newroz öncesinde t›rmand›ran devlet, halk›n oyu ile seçilmifl temsilcileri de tutukluyor. Özgür Gündem gazetesini tekrar kapatarak Kürt ulusunun sesini bo¤maya çal›flan faflizm, birçok flehirde DTP il ve ilçe binalar›n› basarak il baflkanlar› ve üyelerini gözalt›na ald›. Son olarak Orgeneral Yaflar Büyükan›t’›n Cumhurbaflkanl›¤› seçimleri vesilesiyle yapt›¤› bas›n toplant›s›nda da hedef tahtas›na koydu¤u Kürt ulusal hareketi devletin “baflar› ümidinin k›r›lmas›” operasyonu ile karfl› karfl›ya. Devletin anayasas› ve kanunlar› çerçevesinde kurulan ve faaliyetlerine devam eden Özgür Gündem, Azadiya Welat gazeteleri ve DTP devletin kendi yasalar›n› ihlaline tan›k oluyor. Devlet taraf›ndan yasad›fl› bir flekilde kapat›lan Gündem gazetesinden sonra yay›n hayat›na bafllayan Güncel’in ç›kmam›fl say›lar›na bile toplatma karar› ç›kar›l›rken DTP’li belediye baflkanlar› bask› alt›nda tutuluyor, tehdit ediliyor, tutuklan›yor. Genelkurmay Baflkan› Büyükan›t, and›ç olay›n› “her kurumun yapt›¤› bir fley” diyerek savunurken, Gündem gazetesini isim vererek hedef gösterdi. And›ç belgesini askerli¤ini bitirmifl bir Aste¤men taraf›ndan bas›na iletildi¤ini belirten Büyükan›t, söz konusu aste¤menin yakaland›¤›n› belirterek, “Tutuksuz yarg›lanacak. And›ç demek karargah içi çal›flma demektir. Hangi konuda çal›fl›yorsan›z ona tesir eden konular› bir ka¤›da yazars›n›z. TSK’da akreditasyon vard›r do¤rudur. Biz de akreditasyon olmas›n› istemeyiz. Türkiye’de bir PKK gazetesi yay›nlan›yor, Gündem. Onun eleman› bu s›ralarda sizinle beraber mi otursun” fleklinde konufltu. Tutuklama olaylar›ndan birisi de fi›rnak’ta yafland›. fi›rnak’›n Cizre il-

çesinde DTP’li Belediye baflkan› Ayd›n Budak devletin bu politikalar› sonucu tutukland›. Budak 21 Mart Newroz günü yapt›¤› konuflmada Abdullah Öcalan’›n sa¤l›k durumuna dikkat çeken bir konuflma yapm›fl bunun üzerine tutuklanm›flt›. Belediye Baflkan›’n›n tutuklanmas› 3 Nisan günü binlerce insan›n kat›ld›¤› eylemlerle protesto edildi. Cizre Belediyesi önünde biraraya gelen kitle “AKP flafl›rma bizi da¤a tafl›rma”, “Ayd›n’a uzanan eller k›r›l›r” sloganlar›n› atarak sa¤anak ya¤mura ra¤men oturma eylemi yapt›. Eylemde konuflan DTP Merkez Yürütme Kurulu üyesi Bayram Altun; Budak’›n Cizre halk›n›n yüzde 70’inin oyunu alarak belediye baflkan› oldu¤unu, tutuklama karar›n›n siyasi oldu¤unu söyledi. Eylemin yap›ld›¤› gün boyunca kentte kepenkler kapan›rken Belediye önünde nöbet çad›r› kuruldu. Bunun yan› s›ra birçok ilde DTP’lilere yönelik sald›r›, tehdit ve tutuklamalar devam etti. DTP Pendik ‹lçe Yöneticisi Nedim Tutmaz, polisler taraf›ndan kaç›r›larak ölümle tehdit edildi¤ini aç›klad›. Kaynarca Mahallesi’nde bulunan evinden ç›karken sivil polisler taraf›ndan zorla bir araca bindirilerek gözalt›na al›nd›¤›n› ifade

Enver Karagöz son yolculu¤una u¤urland›

eden Tutmaz, polis karakolu yerine ormanl›k bir alana götürülerek ölümle tehdit edildi¤ini söyledi ve “siyasetle u¤raflmaya devam edersen, senin ve ailenin bafl›na kötü fleyler gelecek. ‹stesek seni burada hemen öldürürüz, hiç kimsenin de haberi olmaz dediler” dedi. Yine 15 Nisan tarihinde DTP Silvan ‹lçe Yöneticisi Ramazan Süren’in evine bask›n düzenledi. Ayr›ca DTP Denizli ‹l Örgütü’nün Çaybafl› Caddesi üzerinde bulunan binas›na as›l› tabelaya küfürlü yaz›lar yaz›ld›. fi›rnak’›n Silopi ‹lçesi’nde Newroz mitinginden dolay› Newroz Tertip Komitesi üyesi 7 kifli hakk›nda soruflturma bafllat›ld›. Silopi’de düzenlenen Newroz mitingi de soruflturmal›k oldu. Mitingde, kitlenin att›¤› sloganlar ve aç›lan pankart, poster ve bayrak nedeniyle Silopi Cumhuriyet Savc›s› taraf›ndan Tertip Komitesi üyesi 7 kifli hakk›nda soruflturma bafllat›ld›. Kürt ulusu belediye baflkan›n›n tutuklanmas›na ve DTP’ye yönelik sald›r›lara karfl› soka¤a inerek tepkisini ortaya koymufl ve devlete olan öfkesini dile getirmifltir. (H. Merkezi)

Faflist cuntan›n tüm ülkeyi hapisha-

dönüfltürülmüfltü. Efliyle birlikte gözal-

neye çevirdi¤i günlerde, yurdun tüm

t›na al›nd›ktan sonra iflkence merkezi-

kesimlerinde oldu¤u gibi, Artvin’de de

ne dönüfltürülen ö¤retmen okuluna ge-

tüm ilerici-devrimci kesimlere dönük

tirilen Karagöz’e aylarca iflkence ya-

bir “cad› av›” bafllat›lm›fl ve Artvin

pan iflkenceciler, “bir türlü konufltu-

afla¤› kaynar su dökerek, sesini yitirmesine neden oldular. Bo¤az›ndaki yaralar kansere dönüfltü, ancak O, mücadeleci kimli¤inden ödün vermedi. 1984 y›l›nda “nas›lsa ölecek” diye serbest b›rak›lan Karagöz, tedavi için yurtd›fl›na gitti. Uzun y›llar tedavi gördü¤ü yurtd›fl›nda da mücadelesini sürdüren Karagöz, sesini yok etmek isteyenlere inat, haks›zl›klara karfl› sessiz sesiyle hayk›rmay› sürdürdü.

Ö¤retmen Evi bir iflkence merkezine

ramad›klar›” Karagöz’ün bo¤az›ndan

(H. Merkezi)


10

20 Nisan-3 Mayıs 2007

Faşizmin tüm saldırılarına karşı devrimci tutsaklara sahip çıkalım! ‹HV Dokümantasyon Merkezi’nin haz›rlad›¤› ve Kürt sorunu, yaflam hakk›, kifli güvenli¤i, hapishaneler, ifade özgürlü¤ü-örgütlenme özgürlü¤ü, fiemdinli davas› iddianamesi, TMY vb. madde ve eklerden oluflan rapor, bu sistemin ve onun koruyucu ayg›t› olan faflist devletin niteli¤inin kavranmas›na olanak sunuyor.

T

S›n›fl› toplumlar›n tarih sahnesine ç›kmas›ndan bugüne, bir avuç egemen sömürücü s›n›f›n/s���n›flar›n genifl ezilensömürülen emekçi s›n›f/s›n›flar üzerindeki en önemli bask›-sindirme-gözda¤› ve cezaland›rma araçlar›ndan biri olan; döneme göre çeflitli flekillerde infla edilen, hizmete(!) sokulan ve farkl› isimlerle adland›r›lan hapishaneler, misyonunu her zamanki gibi yerine getirmeye devam ediyor. Ülkemizde bir avuç asalak patron a¤an›n, faflist devlet ayg›t›n› kullanarak, sistemlerini korumak, emekçi halk›m›z› ve esasta onun öncüleri olan devrimci, komünist ve yurtseverleri mücadeleden uzak tutmak, gözda¤› vermek, cezaland›rmak ve nihayetinde her yönüyle teslim alabilmek amac›yla infla ettirdi¤i ve ettirmeye de devam etti¤i F tipi zindanlar, misyonu gere¤i, devrimci tutsaklar üzerinde çok ciddi fiziksel ve psikolojik tahribatlar yarat›yor. Bilindi¤i gibi faflist devletin tüm imkânlar›n› seferber ederek infla ettirdi¤i ve faaliyete geçirdi¤i F tipi hapishaneler, emperyalist patentli hapishanelerdir. Ve emperyalistlerin uzun y›llar yürüttükleri haks›z savafllarda, kontrgerilla faaliyetlerinde edindikleri tecrübelerle, tüm özellikleri (gerek mimari, gerek yönetsel, gerekse de izolasyon vb.) ile tamamen devrimci tutsaklar›n iradelerini k›rma ve teslim alma eksenli yaflama geçirilen ve yine tutsaklar› bedenen ve ruhen çöküntüye u¤ratmak üzerine tasarlanan özel mekanlard›r. Geçti¤imiz haftalarda, Türkiye ‹nsan Haklar› Vakf› (T‹HV) 2006 y›l›nda Türkiye’de yaflanan insan haklar› ihlalleri ile ilgili rapor yay›nlad›. T‹HV Dokümantasyon Merkezi’nin haz›rlad›¤› ve Kürt sorunu, yaflam hakk›, kifli güvenli¤i, hapishaneler, ifade özgürlü¤ü-örgütlenme özgürlü¤ü, fiemdinli davas› iddianamesi, TMY vb. madde ve eklerden oluflan rapordaki, her bir madde ve ek

Savunma hakk› için cüppeli eylem

ayr› ayr› incelenip-de¤erlendirildi¤inde, bu sistemin ve onun koruyucu ayg›t› olan faflist devletin niteli¤inin kavranmas›na olanak sunuyor. Özellikle de raporun “Cezaevleri” bafll›¤› alt›nda ifllenen maddesi, faflizmin F tipi hapishanelerdeki uygulamalar› ile neyi baflarmak istedi¤ini bariz bir biçimde ortaya koyuyor. Raporda yer alan bu madde öncelikle, F tipi hapishanelerin tutsaklar üzerindeki olumsuz etkileri noktas›nda çarp›c› tespitleri bar›nd›r›yor. T‹HV’in 2006 y›l› raporunun hapishanelerle ilgili bölümünde hapishanelerdeki sorunlar›n sürdü¤üne dikkat çekilerek flu görüfllere yer veriliyor; “Bugün F tipi hapishanelerde ‘katmerli tecrit’ diyebilece¤imiz uygulamalar bulunmaktad›r. Baflta F tipi hapishaneler olmak üzere tüm hapishanelerde bulunan tutuklu ve hükümlülere yönelik bask›larda görece art›fl gözlenmifltir. Hükümlüler, özellikle de disiplin cezalar› ve hücre hapisleri ile a¤›r fiziki ve psikolojik koflullar alt›nda varl›klar›n› korumaya çal›flmaktad›r…” Raporun devam›nda, T‹HV’in belirlemelerine göre, 2006 y›l›nda hapishane-

‹zmir Barosu’na ba¤l› avukatlar savunma hakk›n›n engellenmesine yönelik uygulamalar› protesto etti. 5-13 Nisan Avukatlar Haftas› kapsam›nda 5 Nisan Perflembe günü Cumhuriyet Meydan›’nda biraraya gelen avukatlar, CMK’da yap›lan de¤iflikliklerin özlük haklar›n› olumsuz etkileyeceklerini dile getirdiler. “Savunma savunmas›z b›rak›lamaz”, “CMK

lerde en az 9 tutsa¤›n de¤iflik nedenlerle yaflam›n› yitirdi¤i belirtilerek, “ancak cezaevlerinden haber alman›n güçlükleri, yetkililerin bilgi vermekten kaç›nmalar› gibi etkenler göz önüne al›nd›¤›nda, gerçek rakam›n bunun çok üzerinde olaca¤› unutulmamal›d›r” uyar›s›nda bulunuluyor. Yine hapishanelerde bulunanlar›n sa¤l›k sorunlar›n›n çözülmesinde keyfi uygulamalara dikkat çekilerek bu uygulamalar aras›nda en çok tercih edilenin, “tedavinin geciktirilmesi” ve “a¤›rdan al›nmas›” oldu¤u vurgulan›yor. Hücre cezas› verilenler aras›nda ciddi sa¤l›k sorunlar› yaflayan tutuklular oldu¤u ve bunlar›n aylarca tek kiflilik hücrelerde tutuldu¤unun belirtildi¤i raporda, “ayr›ca F tipi cezaevlerinin genel koflullar›, görüfl, okuma, giyim, sa¤l›k gibi temel haklar›n disiplin cezalar› ya da idari kararlarla k›s›tlanmas›, burada bulunan hükümlülerin beden ve ruh bütünlü¤ünü ya da kifliliklerini korumalar› önünde engeldir” deniliyor. Son olarak raporda 2003- 2005 y›llar› aras›nda T‹HV’e baflvuran kiflilerin durumlar›na iliflkin bilgiler verilerek, F tipi hapishanelerde kalan 404 tutsaktan 203’ü üzerinde yap›lan psikiyatrik de¤erlendirmelere yer veriliyor. Bu verilere göre tutsaklar›n büyük ço¤unlu¤unda “travma sonras› kronik stres bozuklu¤u” görülüyor. Ve yine tutsaklarda, uyum bozuklu¤u, depresif bozukluk, depresyon, uyku bozukluklar› gibi çeflitli psikolojik rahats›zl›klar gözlendi¤i belirtiliyor. Aç›kt›r ki bu raporda belirtilen gerçekler, faflizmin teflhirinin yan›nda, devrimci tutsaklar›n yaln›z b›rak›lmamas› ve sahiplenilmesinin önemine vurgu yapmaktad›r. Bu temelde bugün her zamankinden daha çok tutsaklar›m›z› sahiplenelim, sorunlar›na duyarl› olal›m ve faflizmin hedefine ulaflmas›n›n önüne set çekelim. (H. Merkezi)

ücretleri yasaya ayk›r›d›r” yaz›l› dövizler tafl›yan ‹zmir Barosu’na ba¤l› avukatlar ad›na konuflan ‹zmir Barosu Baflkan› Nevzat Demir, savunma güvenli¤inin sa¤lanmas›n› isteyerek CMK ücretlerinin yasaya ayk›r› oldu¤unu söyledi. Avukatlar aç›klamadan sonra cüppeleriyle Gündo¤du Meydan›’na yürüdüler. (‹zmir)

72 Erol Zavar için Sezer’e 750 dilekçe Mesane kanseri olan tutsak gazeteci Erol Zavar’›n serbest b›rak›lmas› için Cumhurbaflkan› A. Necdet Sezer’e 750 dilekçe postaland›. “Erol Zavar’a Yaflama Hakk› Koordinasyonu” üyeleri, kanser olan Zavar’›n serbest b›rak›lmas› için toplad›klar› dilekçeleri Cumhurbaflkan›na göndermek üzere 10 Nisan’da Yüksel Caddesi’nde biraraya geldi. “Sa¤l›¤› ve Yaflam› Tehlikede, Erol Zavar Serbest B›rak›ls›n” pankart› tafl›yan kitle, “Erol Zavar serbest b›rak›ls›n”, “Devrimci tutsaklar onurumuzdur” ve “‹çeride d›flar›da hücreleri parçala” fleklinde sloganlar att›. Aç›klamay› yapan Elif Zavar, 2001 y›l›ndan beri hapishanede tutulan eflinin kanser hastas› oldu¤unu hat›rlatarak, hastal›¤›n ileri boyutlara ulaflt›¤›n› ve 13 ameliyat geçirdi¤ini söyledi. Aç›klaman›n ard›ndan kitle, sloganlarla K›z›lay Postanesi’ne giderek, Cumhurbaflkan›na 750 adet dilekçe gönderdi. (Ankara)

Tecride karfl› birlikte mücadeleye! Erol Zavar ile ilgili bir eylem de ‹zmir’de yap›ld›. Partizan, Al›nteri, ESP, DHP, Odak, ‹C‹, DTP, SDP, ÇHD ve ‹HD olarak biraraya gelen kurumlar ortak bir yürüyüfl düzenledi. K›br›s fiehitleri Caddesi’nde saat 13:00’de “Tecrit Öldürür Dayan›flma Yaflat›r-Erol Zavar’a Özgürlük” pankart› arkas›nda toplanan kitle “Erol Zavar yaln›z de¤ildir”, “Hasta tutsaklar yaln›z de¤ildir” sloganlar›n› att›. Yürüyüfl boyunca alk›fl ve ›sl›k sesleriyle caddeyi boydan boya yürüyen kitle daha sonra ‹zmir ‹HD fiube Baflkan› Lütfi Demirkap› taraf›ndan yap›lan aç›klamay› dinledi. Konuflmadan sonra K›br›s fiehitleri Caddesi’nde masa aç›larak imza dilekçeleri toplan›ld›. (‹zmir)

2 dakika fazla konufltu 2 ay hapis yatacak Diyarbak›r E Tipi Kapal› Hapishanesi’nde 2 dakika 25 saniye fazla telefon görüflmesi yapt›¤› gerekçesiyle disiplin cezas› alan ‹lknur Özden adl› hükümlünün flartl› tahliye süresi uzat›ld›. 5 Nisan’da tahliye edilmesi gereken Özden’in tahliyesi ‹dare taraf›ndan 6 Haziran’a ertelendi. Özden’in avukat› Süleyman Özbayhan, Özden’in tutukluluk haline sadece mahkemelerin karar verebilece¤ini belirterek, sorumlular hakk›nda yasal ifllem bafllatt›klar›n› söyledi. (H. Merkezi)


11

72

20 Nisan-3 Mayıs 2007

13 Nisan davasında TMY terörü 10 Eylül 2005 tarihinde ESP, BEKSAV, Özgür Radyo, Limter-‹fl, EKD, Tekstil-Sen ve At›l›m gazetesine efl zamanl› olarak düzenlenen operasyonlarda sendikac›, dernek faaliyetçisi ve gazeteci olmak üzere 100’ü aflk›n insan gözalt›na al›nm›fl onlarcas› tutuklanm›flt›. Herhangi bir gerekçe olmadan yasad›fl› bir flekilde kurumlar bas›larak araç ve gereçlerine el konulmufltu. TMY’nin yasalaflmas› ile sald›r›lar›n›n dozunu artt›ran devlet, demokratik kitle örgütleri, ilerici ve devrimci kurumlara yönelik gözalt›, yasaklama, tutuklama politikas›n› sürdürüyor. 10 Eylül tutsaklar›n›n 13 Nisan’da görülen duruflmas› öncesinde kamuoyu oluflturmak amac›yla ESP taraf›ndan “10 Eylül tutsaklar›na özgürlük” fliar› ile örgütlenen kampanya ekseninde çeflitli eylemler düzenlendi. Sendikalarla, bas›n kurulufllar›yla birlikte ortak etkinlikler örgütleyen ESP, tutuklamalar›n bas›n ve ifade özgürlü¤üne yönelik yasaklamalar oldu¤unu dile getirerek, TMY’ye dikkat çekti. Di¤er devrimci ve ilerici kurumlarla birlikte ortak eylemler de gerçeklefltiren ESP, bu kapsamda Acil Hat bileflenleri ile 11 Nisan Çarflamba günü Befliktafl meydan›nda ortak bir bas›n aç›klamas› gerçeklefltirdi. Ayd›n ve sanatç›larla birlikte ayd›n cinayetlerine ve ülkemizde yaflanan katliamlara dikkat çekmek amac›yla “Adalet Gemisi” ile temsili jüri oluflturuldu.

Destekçilere de TMY terörü 13 Nisan günü sabah erken saatlerde Befliktafl Meydan›’nda biraraya gelen kitle, tutsaklar›n yaln›z olmad›¤›n› hayk›rd›. “10 Eylül tutsaklar›na özgürlük”

Gözalt›lar protesto edildi * Sald›r› ve gözalt›lar› protesto etmek

yaz›l› ESP, “Tutuklu sendikac›lara özgürlük, Toplumla Mücadele Yasas› iptal edilsin” yaz›l› Tekstil-Sen, “Tutuklu EKD’lilere özgürlük” yaz›l› EKD pankartlar›n›n aç›ld›¤› bas›n aç›klamas›na Partizan, HÖC, Odak, SDP, DTP de destek verdi. At›k K⤛t iflçilerinin “Hepimiz ESP’liyiz” yaz›l› döviz açt›klar› dikkat çekerken, s›k s›k “Yaflas›n devrimci dayan›flma”, “ESP susmad› susmayacak”, “Bask›lar bizi y›ld›ramaz” sloganlar› at›ld›. Duruflma sona erene kadar devam etmesi planlanan program, ESP ad›na yap›lan konuflma ile bafllad›. Konuflman›n yap›ld›¤› s›rada polis ortam› provoke ederek kitleye cop ve gaz bombalar› ile

Tutsaklara işkence iddiası Kürkçüler E Tipi Hapishanesi’nde tutuklu bulunan çocuklar›n› ziyarete giden aileler, ‹HD Adana fiubesi’ne çocuklar›na iflkence yap›ld›¤› iddias›yla baflvuruda bulundu. Adana’da Newroz kutlamalar› sonras›nda “örgüt propagandas›” yapt›klar› iddias›yla tutuklananlar›n avukat›n›n ard›ndan, aileleri de çocuklar›na iflkence yap›ld›¤› iddias›yla ‹HD’ye baflvurdular. Konuya iliflkin bilgi veren ‹HD Adana fiube Baflkan› Ethem Aç›kal›n, “Çocuklara iflkence yap›ld›¤› iddias›yla baflta Av. Turgay Berk, baflvuruda bulunmufltu. Bugün de çocuklar›n› ziyarete giden aileler de baflvurdular. Bu durum bizi kayg›land›rmaktad›r” dedi. Aç›kal›n ayr›ca, konuyla ilgili ‹çiflleri Bakanl›¤›’na yaz› yazd›klar›n› kaydetti. Aç›klamada konuflan Muhittin Kaya’n›n annesi Fatime Kaya, “O¤lum a¤layarak ‘iflkence her gece yap›l›yor’

sald›rd›. Onlarca insan›n yaraland›¤› sald›r›da geri çekilen kitle Befliktafl yolu üzerinde bir süre polisle çat›flt›. Ayn› gün sald›r›y› protesto etmek amac›yla yine Befliktafl Park›’nda toplanan kitle de polis sald›r›s›na u¤rad› ve 50’yi aflk›n insan gözalt›nd›. Saat 16:00’da ‹HD ‹stanbul fiubesi’nde ESP taraf›ndan yap›lan aç›klamada polisin bu sald›rgan tutumu protesto edilerek TMY’nin uyguland›¤›, ifade özgürlü¤ünün k›s›tland›¤› belirtildi.

dedi. O¤lumun boynu, beli ve ayaklar› morarm›fl. Vurduklar›nda ‘Sen top oynuyorsun de¤il mi, alsana top’ diye ayaklar›na vuruyorlarm›fl. Bu ‹nsanl›k de¤ildir, ay›pt›r. Çocuklara iflkence yap›l›r m›? Bu çocuklar halen 17 yafl›nda. ‹nsan bunlara böyle mi davran›r?” diye konufltu. Agit Aydemir’in ablas› Kesire Aydemir de, babas› PKK davas›ndan hapishanesinde oldu¤u için kardeflinin iflkenceye maruz kald›¤›n› iddia etti. Aydemir flunlar› söyledi: “Kendisini hapishaneye götürdüklerinde ‘bunun babas› terörist dikkat edin’ denmesinden sonra her fleyin bafllad›¤›n› söyledi. Ko¤ufllar›nda adli iki suçtan kalan kifliler de bunlardan dolay› kardeflimi dövüyorlar. Biz bir an önce devletin bu tür yaklafl›mlara son vermesini istiyoruz.” (Mersin)

¤›n› söyleyerek yaflananlar› anlatt›. Eylemde Almanya ve Fransa’dan gelen insan haklar› aktivistleri de söz alarak sald›r›y› anlatt›. * Yüksel Caddesi’nde gerçeklefltirilen protestoda “10 Eylül tutsaklar›na özgürlük” yaz›l› pankart aç›ld›. Kitle ad›na konuflan Sefa Yüksel, “Bu co¤rafyada ezilenlerden, sömürülenlerden ve düzenin bask›lar›na maruz kalan her kesimden yana olan bizler, eflitlik, özgürlük, adalet ve insanca bir yaflam için her türlü bask›y› ve sald›r›y› gö¤üslemeye haz›r›z” dedi. * ‹stanbul’daki sald›r› üzerine ‹zmir Acil Hat ve ‹HD taraf›ndan ortak bir aç›klamas› düzenlendi. Kememeralt› giriflinde “Bask›lar, gözalt›lar, tutuklamalar bizleri y›ld›ramaz”, “Devlet terörüne son” pankartlar› aç›ld›.

amac›yla 14 Nisan Cumartesi günü Taksim Tramvay dura¤›nda bir eylem yapan çeflitli kurumlar, gözalt›lar›n serbest b›rak›lmas›n› istedi. “Gözalt›lara, tutuklamalara, bask›lara son, Adalet istiyoruz” yaz›l› pankart açan kitle, polisin bas›n aç›klamas› yapmak isteyen kitleye azg›nca sald›rd›-

* Tüm bu geliflmeler üzerine biraraya gelen devrimci demokratik kurumlar polisin sald›rgan tutumunu protesto etmek ve yasal ifllem bafllatmak amac›yla suç duyurusunda bulundular. Partizan, BDSP, DHP, EMEP, EHP, ESP, HKM, HÖC, ‹flçi Mücadelesi, Kald›raç, Odak, SDP, TUYAB, TÖP, TKP ve Anti-Kapitalist taraf›ndan 16 Nisan günü saat 12:00’de Sultanahmet Meydan›’nda yap›lan aç›klamada Vali ve Emniyet Müdürünün görevini kötüye kulland›¤› belirtilirken Sultanahmet Adliyesi’ne suç duyurusunda bulunuldu.

ÇHD; “Yargı bağımsız değil” dedi! 5 Nisan Dünya Avukatlar Günü kutlamalar› çerçevesinde eylem yapan Ça¤dafl Hukukçular Derne¤i Adana fiube üyeleri savunma ve yarg› ba¤›ms›zl›¤›n›n tehlikede oldu¤unu belirttiler. Adana Adliyesi önünde toplanarak eylem yapan ÇHD üyesi avukatlar ad›na aç›klama yapan ÇHD Adana fiube Baflkan› Av. Faruk Ulafl “5 Nisan Avukatlar Günü’nü yarg›n›n ve savunman›n içerisinde bulundu¤u durum karfl›s›nda endifleli ve buruk kutlamaktay›z” dedi. Avukatl›k Kanun Tasar›s› ile mesleki sayg›nl›¤›n risk alt›nda oldu¤unu belirten Ulafl, aç›klamas›nda ayr›ca yarg› sisteminin siyasi iktidar taraf›ndan müdahaleye u¤rad›¤›n› ifade etti. Ulafl aç›klamas›nda temel hak ve hürriyetlerin ihlaline iliflkin pek çok davan›n zamanafl›m›na götürülmekte ol-

du¤unu ve toplumun adalet beklentilerinin karfl›lanmad›¤›n› ifade ederek, “Uygun olmayan binalar, hakim, savc› a盤› ve personel yetersizlikleri ile bo¤uflan yarg› sistemi, her geçen gün itibar kayb›na u¤ramaktad›r” dedi. Son olarak 301. madde baflta olmak üzere, düflünce ve ifade özgürlü¤ünün önünde engel teflkil eden yasalar���n varl›¤›n› korudu¤unu, çeteleflme ve derin devlet ba¤lant›lar›yla adalet sisteminin bask› alt›na al›nd›¤›n› belirten Ulafl, “12 Eylül yasalar›ndan kurtar›lmal›, demokratik bir anayasa oluflturulmal›d›r” dedi. 5 Nisan Dünya Avukatlar Günü Adana d›fl›nda ‹zmir, Diyarbak›r, Ankara, Mersin, Sivas, Hatay ve Zonguldak’ta da çeflitli etkinliklerle kutland›. (Mersin)


20 Nisan-3 Mayıs 2007

12

72

“Yeflil Sermaye” mi yoksa yeflil maskeli sömürücüler mi? Sermayenin bafl›na getirdi¤imiz birçok kelimeyle onu farkl› flekillerde niteleme noktas›nda, literatürümüzde daha önce de kullan›lan s›fatlar vard›. Yerli sermaye, yabanc› sermaye, tekelci sermaye, finans sermaye vs. bu konuda kullan›lan oldukça yayg›n kavramlard›. Fakat son süreçte art›k yeni bir kavram daha dilimize yerleflti, “yeflil sermaye”. Nedir “yeflil sermaye” kavram›yla anlat›lmak istenen veya nedir bu “yeflil sermayeyi” di¤erlerinden ay›ran, incelemeye çal›flal›m. Türk Dil Kurumu sözlü¤ü sermayeyi bize flöyle tan›ml›yor1; “Bir ticaret iflinin kurulmas›, yürütülmesi için gereken anapara ve paraya çevrilebilir mallar›n tamam›, anamal, baflmal, kapital, meta.” Sermayenin felsefi tan›m› noktas›nda flu al›nt›y› yaparsak isabetli olaca¤›n› düflünüyoruz; “Art›k de¤er üreten para... Anamal kapsam›na giren üretim araçlar› ve para, ancak art›k de¤er yaratmak için kullan›lmakla anamal niteli¤i’ni kazan›rlar. Yoksa bir ailenin kötü günler için biriktirdi¤i para, bafl›n› sokmak için ald›¤› ev, bir köylünün bizzat ekip biçti¤i toprak anamal de¤ildir. Bütün bunlar ancak eme¤in sömürülmesiyle elde edilen art›k de¤erin yarat›lmas›nda kullan›l›rsa anamala dönüflürler.”2 Bu tan›mlamalar›n ›fl›¤›nda dilimizde yeflil sermaye ile ne anlat›lmak isteniyor ona de¤inelim. Yeflil sermaye tan›m›yla ilk karfl›laflmam›z yurtd›fl›nda Türkiyeli göçmenlerin ifltiraklerinin toplanmas›yla kurulan holdinglerin pazara girmesiyle birlikte oldu. SPK raporlar›na göre 78 flirket bu yöntemlerle ve ifltirakçilerine kar pay› da¤›tma iddias›yla pazara girdi ve operasyonel faaliyetlerine devam etmekte. Avrupa’da kurulan holdinglerle birlikte yurtiçinde de kendi muhafazakar ve siyasal ‹slamc› geçmifllerini ön plana ç›kartarak yapt›klar› yat›r›mlarla ön plana ç›kmaya bafllayan flirketler oluflmaya bafllad›. Öyleyse flöyle bir yeflil sermaye tan›mlamas› uygun olabilir, hemen belirtelim bu tan›mlaman›n eksik b›rakt›¤› yanlar mutlaka olacakt›r; “Siyasal ‹slam›n kontrolünde ve siyasal ‹slam›n politik hedeflerini yerine getirme noktas›nda ekonomik faaliyetlere giriflip finans yaratma görevi üstlenen sermaye grubu.” Di¤er tüm özellikleri bir yana yeflil sermaye de bir sermaye grubu, yani felsefi tan›m›yla art› de¤er üreten para veya kendisi için çal›flan emekçilerinin eme¤inin bir k›sm›na el koyan, gaspeden ve bunu siyasal ‹slam ad›na yapt›¤›n› iddia eden para; sermayenin do¤as› gere¤i büyüme yollar› arayan ayn› zamanda üretilen art› de¤erin daha az bir kesimin elinde toplanmas›n›n yollar›na arayan sermaya grubu. Yani k›saca kapitalizmin sömürücü yasalar›n› hayata geçiren ve bunu belli idealler u¤runa yapt›¤›n› iddia eden sermaye grubu... Bu grupta, kapitalizmin sahne almaya bafllad›¤› tarihten bu yana ortaya ç›kan di¤er

Bir TV program›nda konuflan türbanl› birinin belirtti¤i gibi “herkesin Erdo¤an gibi çocuklar›n› ABD’de okutacak paras› olmad›¤›” gerçe¤i görülmelidir. Bizim gibi di¤er tüm ülkelerde de zenginlikler bir avuç sömürücünün elinde toplan›yor. De¤iflen sadece bu bir avuç sömürücünün d›fl görünüflü... Bu durumu tersine çevirmek ve bu sömürü düzenlerini tarihin çöplü¤üne göndermek ise ancak mücadeleyle mümkün. tüm sermaye gruplar› gibi bir kez art› de¤ere el koyman›n hazz›n› yaflad›¤›nda ve bunun refah›n› kendi yaflam›nda daha iyi hissetmeye bafllad›¤›nda art›k “Allah korkusu” bile onlar› daha çok sömürme ve zenginlikleri elinde biriktirme h›rs›ndan ve bunlar› kapitalizmin vahfli yasalar›n› hayata koyarak yapmaktan al›koymamaktad›r. Ama onlar›nda kendilerine göre uyarlad›klar› sömürünün “günahlar›ndan” kurtulma yollar› vard›r. Bu sömürücüler “zekât” vererek emekçilerin emeklerini gasp etmenin “günahlar›ndan” kurtulmaya çal›flmaktad›rlar. Aynen Microcsoft’un kurucusu Bill Gates’in art›k kendini hay›r ifllerine adamas› gibi de¤il mi? Nedir de¤iflen sadece kavramlar de¤il mi? Bir tarafta hay›r iflleri di¤er tarafta zekât ama zenginlikler ayn› kaynaktan gelmiyor mu? Emekçilerin emeklerinin sömürülmesi her sermaye grubu için ortak payda de¤il mi? ‹ster “laik”, ister “yeflil”, ister “sol” görüfllü ister “sa¤” görüfllü olsun her kapitalist iflletme emekçilerin emeklerini gasp ederek kazan›m sa¤lam›yor mu? Art›k yap›lan kârlar belli bir grubun elinde toplanmaya bafllay›nca ifltirakçilere kâr pay› da¤›t›lmamaya bafllan›yor. Yeflil holding büyüyor sermayesini artt›r›yor ama ifltirakçilerine art›k kâr pay› vermiyor. Aksiyon Dergisi’nde yay›nlanan Dursun Uyar’la yap›lan röportajdan al›nt›lar yapal›m; “-Y‹MPAfi zarar m› ediyor? - Zarar edenler var ama öbür flirketler onu kald›r›yor. fiu anda grip var, beyaz et zararda. Konfeksiyonda zarar var. Ama genel olarak kâr ediyor. 1982’den 2005’e kadar 42 flirket kurulmufl, bunlar›n üçü halka aç›k: Y‹MPAfi Afi, Y‹MPAfi Holding ve Y‹MPAfi G›da Sanayi. Bunlar tepe flirketleri. Çok ortakl› bir flekilde sermayeleri topluyor, alt flirketlere veriyorlar. Nora, Yimteks, Aytaç gibi flirketler y›l sonu kâr›n› konsolide olarak merkezî flirkete aktar›yor. O da halkla paylafl›yor. Bu flirketler bugüne kadar 296 trilyon vergi vermifl. Ortaklar›na 136 trilyon lira kâr da¤›tm›fl. Üç flirketin nominal paras› 2 trilyon 423 milyara gelmifl. Bunun karfl›l›¤›nda 1 milyar 234 milyon markl›k hisse alm›fl. 170 gayrimenkulü var. Toplad›¤› paran›n en az iki kat› de¤erinde gayrimenkule sahip. -Kâr ediyorsan›z ortaklar›n›za neden kâr pay› vermiyorsunuz? Son 5 y›lda büyük devalüasyon oldu. 2000 y›l›ndan beri da¤›tm›yoruz. Kâr edildi ama bu çok azd›. Türk paras› baz›nda yüzde 3-5 civar›ndayd›. Bu bizim için kâr de¤ildi. Kârlar› ödemedik. Bugünkü enflasyon muhasebesinde flirketlerin kâr etmesi de kolay de¤il.” Bu aç›klaman›n herhangi bir patronun

aç›klamas›ndan ne fark› var, nedir onu baz›lar› için kabul edilebilir yapan? Sahibinin befl vakit namaz k›lmas›, hacca gitmesi mi? Aç›p gazeteleri bakt›¤›n›zda kendi ultra lüks yaflamlar›na aral›ks›z devam ederken emekçilere yetersiz zam vermenin sebeplerini anlatan patronlar da aynen böyle konuflmuyorlar m›? Yani bir kere kapitalizmin kural›yla oynamaya bafllay›p halk›m›z›n saf dini duygular›n› sömürerek kendisini palazlayan bu sermayenin yeflil rengi de, di¤er tüm patronlar gibi halk›m›z› de¤ersiz görmüyor mu? Paralar›n› toplad›klar› 300 bin kifliye kâr pay› da¤›tmay› durdurmalar›na ra¤men büyümeye devam etmiyorlar m›? Yine ayn› röportajdan devam edelim; “-2001 krizinde flirketin zarar› ne oldu? - fiirketten çok çal›flanlar›m›z›n zarar› oldu. ‹nflaat flirketimiz çok iyi çal›fl›yordu. 5-6 bin iflçi vard›. Kriz o dönemde en çok inflaat› vurdu. Mobilya, konfeksiyon sektörlerini vurdu. 15 binden fazla çal›flan›m›z vard›, 9 bine indi. Al›m gücünün azalmas› bizi de vurdu.” Sermayenin di¤er tüm çeflitleri için oldu¤u gibi yeflil sermayenin kârlar›n› artt›rmas› için de emekçiler sadece de¤ersiz bir rakam... Kriz gelir talepler azal›r rahatl›kla iflçi say›s› afla¤›ya çekilir, dönemsel talep artar yeni iflçi al›nabilinir. Herhangi di¤er bir holdingden fark nedir? Bu rakamlar› sadece ve sadece kendi ç›karlar› için düzenleyen ve onlar› de¤ersiz gören yeflil olmayan sermayede ayn› uygulamay› yapm›yor mu? Öyleyse sermayenin yeflili içinde iflçi sadece sömürülen ve say›dan ibaret görülen bir araç de¤il mi? Tabi ki bir kez piyasa kurallar› ile iflletme anlay›fl› iyiden iyiye yerleflti mi (hemen parantez açal›m kapitalizmin kirli piyasa kurallar› ile hareket etmeyen hiç bir iflletme bu piyasada yaflayamaz) art›k tan›d›klar, flüpheli ihaleler ve rüflvetler sermayenin yeflil rengi içinde büyümenin kaç›n›lmaz araçlar› olmaya bafll›yor. ‹ngiltere’nin en büyük flirketlerinden olan, en parlak mezunlara en iyi ifl imkânlar› sunan ve bu anlam›yla birço¤u için sayg›n bir iflletme imaj› sunan BAE Systems’›n Arap ülkelerinde silah ihaleleri için ayr›ld›¤› devasal boyuttaki rüflvet bütçesi ile Kemal Unak›tan’›n o¤lunun flirketinin yap›lan resmi düzenlemelerle, m›s›r ithali için aç›lan yeni tarife ve getirilen gümrük vergisi indirimi ile (% 80’den % 25’e düflürülmüfltür.) havadan ekstra % 55’lik bir kazan›m sa¤lamas› aras›nda ne fark vard›r? ‹kisi de piyasan›n kurallar› ile oynamak de¤il midir? ‹kisi de rüflvet ve yolsuzluk içermemektedir? Yoksa Kemal Unak›tan zekât vererek ve emekçi halk›m›-

z›n saf dini inan›fllar›n› sömürerek bunun üstünü kapatabildi¤i için halen inanç sahibi bir kifli say›larak yolsuzlukla ad›n›n bir an›lmamas› m› gerekmektedir? Baflta da belirtti¤imiz gibi sermayenin yeflili de yolsuzluk ve rüflvetle dolu bu piyasa kurallar›n› çok iyi hayata geçirmektedir. Bu konuda b›rakal›m bizim bu yorumumuzu, yeflil sermayenin bürokrasideki temsilcilerinden Tasarruf Mevduat› Sigorta Fonu (TMSF) Baflkan› Ahmet Ertürk bile bu, piyasac› yeflil sermayeyi flöyle yorumlamaktad›r. ‘Bugünün ‹slamc›l›¤›nda ise liberal ya da piyasac› yorumlar ya da Müslümanlar›n da liberal ya da piyasac› prototipi öne ç›k›yor.” (Ahmet Erhan Çelik, Ahmet Ertürk’le Röportaj, Milliyet Business, 2005) Bu söylem daha aç›k anlam›yla flöyledir: Yeflil sermaye de kapitalizmin do¤as› gere¤i bugün ilk ç›k›fl y›llar›ndaki idealizmi bir kenara b›rakm›fl ve piyasa ekonomisinin gerektirdi¤i biçimde yolsuzluk ve sömürüyle kendi elit tabakas›n› yaratmaktad›r. Ve bir kez burjuva feodal devlet ayg›t› yo¤un kadrolaflma ve seçimle yeflil sermayenin eline geçti¤inde art›k bu elit tabakan›n yarat›lmas› daha da h›zlan›r... Nas›l m›? Ülker Grubu’na ba¤l› Data Teknik, son üç y›lda yap›lan kamu bilgisayar iletiflim altyap› ihalelerinin (Milli E¤itim, Adalet Bakanl›¤›, Türk Telekom, PTT vs.) tamam›na yak›n›n› kazan›r. Albayraklar ve Ülker Grubu bu dönemde sektörün en büyükleri aras›na girer. Ulaflt›rma Bakan›’n›n 24 yafl›ndaki o¤lu 1.5 milyon Dolar harcayarak gemi sahibi olur ve soruldu¤unda bu paray› Santour fiirketi’nden borç ald›¤›n› söyler. Ama Sontour fiirketi’ne Ankara feribotu Türkiye Denizcilik ‹flletmeleri taraf›ndan bedelsiz kiralan›r. Baflbakan›n o¤lunun ortak oldu¤u flirket 4-5 milyon Dolar de¤erinde bir gemi alarak bu sektöre girer. Baflbakan’›n damad› Çal›k Holding’e genel müdürü olarak atan›r. Çal›k Holding 3 milyar Dolarl›k Samsun-Ceyhan Boru Hatt›’n› ihalesiz alm›flt›r. Bu örnekler daha da ço¤alt›labilinir. Hepsinin ortak paydas› fludur; Türkiye’de eflitsizlik ve sömürü düzeni devam etmektedir. Ama bu sömürücüler içinde farkl› maskelerin yan›nda art›k siyasal ‹slam maskesi tafl›yanlarda vard›r. Ve çeflitli milliyet ve inançlardan halk›m›z›n sömürülmesi onlar›n dini inançlar›n›n kullan›lmas›yla gerçekleflmektedir. Bir TV program›nda konuflan türbanl› birinin belirtti¤i gibi “herkesin Erdo¤an gibi çocuklar›n› ABD’de okutacak paras› olmad›¤›” gerçe¤i görülmelidir. Bizim gibi di¤er tüm ülkelerde de zenginlikler bir avuç sömürücünün elinde toplan›yor. De¤iflen sadece bu bir avuç sömürücünün d›fl görünüflü... Bu durumu tersine çevirmek ve bu sömürü düzenlerini tarihin çöplü¤üne göndermek ise ancak mücadeleyle mümkün. (Londra ‹K okurlar›) 1 http://www.tdk.gov.tr 2 http://www.kurtuluscephesi.com/sozluk/co059.html


13

72

20 Nisan-3 Mayıs 2007

Röportaj... Röportaj... Röportaj... Röportaj... Röportaj... Röportaj... Röportaj... Röportaj... Röportaj... Röportaj... Röportaj...

“TOPLUMSAL ÇALKANTI GEN‹fiL‹YOR!” Aç›klama; Abdel Halim Qandil, sol muhalefet hareketi Kifaya’n›n bas›n temsilcisi ve Nas›rc› gazete “Al-Karama”n›n yaz›iflleri müdürüdür. Röportaj 29 Mart1 Nisan tarihleri aras›nda ABD ve ‹srail iflgallerine karfl› uluslar aras› kampanya konulu M›s›r konferans›na iliflkin 21 fiubat günü yap›lm›fl ve www.antiimperialista.org adresinde yay›nlanm›flt›r. M›s›r’da Cumhurbaflkan›’n›n anayasal de¤iflikliklerle muhalefeti ve özellikle ‹slamc›lar› engelleme girifliminden dolay› çeliflkiler keskinleflmekte. Röportaj 17 Mart 2007’de YKP(M-L)’nin yay›n organ› “Proletarya Bayra¤›-Proletaryaki Simea” gazetesinde yay›nland›. - M›s›r’daki muhalefet hareketi ile ilgili bize genel bir resim çizer misiniz? Hareketin son aylarda geri çekildi¤i yönünde bir izlenime sahibiz, yani görüldü¤ü kadar› ile Kifaya’da problemler var. - Muhalefette üç bileflen var. Birinci bölümde sistem taraf›ndan tan›nan Tagammu, Wafd partileri gibilerinden olufluyor ve bunlar gerçeklikte muhalefet etmiyorlar. ‹kinci bölümde Müslüman Kardefller var ve tabii bunlar illegal ve sürekli bask› alt›ndalar. Üçüncü bölümde ise, küçük siyasal partiler, ‹slamc›lar, Nas›rc›lar, Karama Partisi ve solcular yer almaktalar. Bunlar›n aras›nda Kifaya da var, kendisi bir hareket de¤il ancak, de¤iflim için bir ça¤r›d›r. Bugün özellikle de son aylarda güvenlik güçlerince kontrol edilen resmi sendikalara karfl› bafl gösteren fliddetli grevler ile birlikte M›s›r’da gergin bir ortam var. Maalesef bask›dan dolay›, sosyal ve politik güçler aras›nda derin çatlaklar var. Bugünkü rejim, cumhurbaflkan›n›n o¤lunun (Gamal) babas›n›n yerine geçmeye haz›rlanmas›ndan dolay› bir geçifl sürecinde. Öne sürülen anayasal de¤ifliklikler bu düzlemde yorumlanmal›d›r. Ayd›nlar ve kimi muhalif yüzler aras›nda, baz› hayal k›r›kl›klar› var. Pek çok defa, ister Müslüman Kardefller’e yönelmek, isterse “ekme¤in intifadas›n›” izlemek ya da toplumsal isyanlar tercihlerini görmüyorlar. Muhalefetin di¤er parças› olan radikal sol ise, Müslüman Kardefller’i ortak direnifl için zorlamaya çal›flmakta. - Müslüman Kardefller’in, anayasal de¤ifliklikler ve bask›ya karfl› duruflu nedir? - Müslüman Kardefller’in bafllang›c› dini bir gruptu ve sonras›nda politik bir güce dönüfltü. Temelde sa¤ bir güç ve bu rejim ile uyumlu olan ekonomik görüfllerinden aç›kça belli olmaktad›r. Rejimle ABD, ‹srail, ulusal konular ve siyasal özgürlüklerde farkl›laflmaktalar. Ülkedeki temel sa¤ güç oldu¤unu söyleyebiliriz. Gerçeklikte bir hükümet partisi yoktur, Ulusal Demokratik Parti (UDP) politik bir parti de¤ildir. Bu parti (UDP) güvenlik partisidir ve yedi milyon kifli bu partide çal›flmakta, bunlardan bir milyonu askerdir ve bu partinin temel gücüdür (…)** Di¤er taraftan sadece rejim taraf›ndan tan›nan partilere seçimlere kat›lma hakk› tan›nmakta di¤er taraftan ise Müslüman

Kardefller’e siyasal parti kurma hakk› tan›nmamaktad›r. Hükümet, 2005 seçimlerinde Müslüman Kardefller’in ciddi baflar› kazanmas›ndan sonra bundan ciddi ders ald›. Müslüman Kardefller, Kifaya gibi anayasal de¤ifliklikler karfl›d›r elbette. Kifaya ile iliflkin olarak; 7 Nisan’da anayasal de¤ifliklikler ile ilgili yap›lacak halk oylamas›na karfl›d›r. Kifaya’dan daha genifl olacak, halk oylamas›n› boykot edecek bir Ulusal Muhalefet hareketi kurulmas›n› öneriyor ve buna Müslüman Kardeflleri de ça¤›r›-

len di¤er çizgi ise rejimle çat›flmaktan korkuyor. Mücadeleye girmekten korkuyorlar. ‹kincisi ise, Müslüman Kardefller çok fazla kay›p verdiler. fiu an 320 yönetici kadrosu hapishanelerdedir. Ki bunlar›n devam etmesi de beklenmektedir, bundan dolay› oyuna girmeye yanaflm›yorlar. Müslüman Kardefller’in baz› kiflileri Kifaya’n›n aktif üyeleridir. Ancak eski yönetim Nas›r’›n anti-politik hareket anlay›fl› döneminde aktif olduklar›ndan farkl› bir anlay›fl ile flekillenmifllerdir. Kendileri ile birçok defa tart›flt›k ve her defas›nda da önerilerimizi inceleyeceklerini söylediler. Rejim taraf›ndan da¤›t›lan mühendisler sendikas› sorunun da iflbirli¤ine gittik. Serbest seçimler olmufltu ve gösteriler düzenleniyordu ancak Müslüman Kardefller, kitlesel gözalt› korkusundan sadece gözlemci olarak kald›lar. Bask› Müslüman Kardefller’in muhalefet hareketine kat›lmalar›n›n önündeki en önemli engeldir. - Halk oylamas›n›n boykot edilmesine kat›laca¤›na inan›yor musunuz? - Sonuçta farkl› bir tercihleri yok. Rejim kendileriyle iflbirli¤i yapmak istemiyor ve ABD bu noktada sürekli bask› yap›yor.

yor. ‹ki temel görüflü vard›r. Birincisi, bugünkü rejimin bar›flç›l y›k›m›, ikincisi ise, demokratik haklar›n (seçimler, yeni bir anayasa vb.) oluflturulaca¤› üç y›ll›k bir geçifl süreci. Bu öneri “Yeni Bir Dönem- Yeni Bir Anayasa” olarak adland›r›l›yor. Bugünkü Anayasa Reformu ile ilgili olan hiçbir fleyle ilgilenmeyi kabul etmiyoruz. Böyle bir hareket, Kifaya, Müslüman Kardefller, Karama gibi rejim taraf›ndan tan›nmayan radikal partiler, devrimci sosyalistler, Amal, Wasal partileri ve ayd›nlardan oluflmal›d›r. Sorumlu olacak kifli, hareketi geçifl sürecine tafl›yabilmesi için ulusal uyumu sa¤lamas› gerekiyor. - Radikal güçler Müslüman Kardefller’i iflbirli¤ine ikna edebildi mi? - fiimdiye kadar hay›r. - Müslüman Kardefller neden iflbirli¤ine yanaflm›yor? - Bunun iki temel nedeni var. Birincisi içlerinde iki çizgi var. Bunlardan birincisi Kifaya ve di¤er demokratik partilerle iflbirli¤ini savunuyor. Nas›r döneminden ge-

- O zaman Kaire Konferans›’ndan ne bekliyorsunuz? - Kesin bilgiye sahip de¤ilim ancak, Avukatlar Sendikas› yan›nda bulunan gazeteciler sendikas› Karama’ya yer vermeye yanaflmad›. Korkar›m bu y›l yer sorunu yaflanacak. Bu iki sendika da dostlar›m›z taraf›ndan kontrol ediliyor fakat rejim taraf›ndan büyük bask› var. - Ne gibi siyasal sonuçlar bekliyorsunuz? - Saddam’›n idam›ndan sonra içerde de¤il fakat Irak’tan gelecek gruplarla baz› problemler yaflanaca¤› aç›kt›r. M›s›r’daki bütün yerel politik güçler Irak ve Filistin direniflinin yan›ndad›rlar. Zannedersem sorun güvenlik güçleri ile yaflanacak çünkü bu y›l geçen y›la oranla daha fazla gerginlik var. - Geçen y›lki konferans›n bildirgesi ‹ran a¤›rl›kl›yd›, bat›l› sald›rganl›¤a karfl› ‹ran destekleniyordu ve Irakl›lar ‹ran’a yönelik Irak üzerinden tehdit oldu¤unu kabul etmiyorlard›. Saddam’›n idam›ndan sonra bu sorunda baz› de¤ifliklikler bekliyor musunuz?

- Bu sorun yaratabilir, baz› Irakl›lar ‹ran’›n ‹srail ile ayn› oldu¤unu düflünüyor. E¤er konferans gerçekleflirse, ‹ran’a karfl› her türlü sald›r› k›nanacakt›r. Bütün M›s›rl› politik güçler ‹ran’a sald›r›ya karfl›d›r(…) - Biraz da ‹ran için konuflal›m, k›sa zamanda ‹ran’a sald›r› olaca¤›na inan›yor musunuz? - Yak›n zamanda hay›r. Amerikal›lar›n Irak’ta ciddi problemleri var ancak göründü¤ü kadar› ile bir sald›r› yönelimindeler. Beyrut’ta yap›lan bir toplant›da Hizbullah davetlisi olan ‹ranl›lar bana, sald›r› durumunda M›s›r’›n ne yapaca¤›n› sordular. Genel bir çeliflkinin olaca¤›n› ve bunun ‹ran’›n Irak’ta oynayaca¤› role ba¤l› olaca¤›n› söyledim. ‹ranl›lar e¤er Irak hükümetini ve oradaki sekter fiii gruplar› desteklemeye devam ederlerse bugünkü direniflteki (Irak) gibi bir taraf olma durumu olmayacakt›r. - Irak içifllerini nas›l yorumluyorsunuz, iç savafl var m›? - Durum çok ciddidir. ‹ç savafl olas›l›¤› ile ilgili olarak, zannedersem Amerikal›lar bugün Irak’tan çekilirlerse ülkenin kontrolü için k›sa süreli bir iç savafl olacakt›r. ABD kalmaya devam etti¤i sürece toplumsal çat›flmalar da keskinleflecektir. - Lübnan savafl› M›s›r’da nas›l yank› buldu? San›yorum ki, gösteriler beklenenin alt›nda gerçekleflti. - Bu gerçek de¤ildir. Hizbullah’a ve özellikle Nasrallah’a güçlü destek verilmekte. Örne¤in küçük dükkân sahipleri, floförler foto¤raflar›n› yap›flt›r›yorlard› ki bu durum Nas›r döneminde politikac›lar için yap›l›yordu. Kifaya yay›nlad›¤› bildiride, Hizbullah’›n silahlar› sadece Lübnan direniflinin de¤il tüm Arap ulusunun silahlar› oldu¤unu belirtti. Müslüman Kardefller tereddüt etmeden Hizbullah’a tam destek verdi. Gösteriler kitlesel olmad› çünkü Hizbullah yeniyordu ve insanlar›n öfkelerini eylemlere yans›tacaklar› fazla neden yoktu. - Filistin’deki durum için k›sa bir görüfl alabilir miyiz? - Al Manar televizyonunda yapt›¤›m bir konuflmada, Filistinlilerin yetkileri b›rak›p direnifle bafllamalar›n› söylemifltim. Mekke anlaflmas› ortam›n sakinleflmesini sa¤lam›fl olabilir ancak direnifl sorununu çözmedi. (Yunanistan’dan bir ‹K okuru)


20 Nisan-3 Mayıs 2007

14

72

“Tek bir sesle ilerleyece¤iz!” indistan Komünist Partisi (Maoist) Genel Sekreteri Ganapathi Yoldafl taraf›ndan HKP(Maoist)’in baflar›yla gerçeklefltirdi¤i 9. Kongresi-Birlik Kongresi’nin aç›l›fl›nda yapt›¤› konuflmay› yay›nl›yoruz.

H

Bu kongre HKP(ML)’nin 1970 y›l›nda gerçeklefltirdi¤i 8. Kongresi’nin devam›d›r. Bu dönem Naksalbariyle aç›lan yeni demokratik ak›m›n bafllang›c›d›r. O dönemde MKM (Maoist Komünist Merkez) 8. Kongre’de yer almam›fl olsa da o dönemde devrimcilerin ço¤unlu¤u HKP(ML) ile birlikteydi. 8. Kongre’nin özü, HKP(M)’nin (Hindistan Komünist Partisi (Marksist)) 7. Kongresi ve revizyonizmle aras›na net çizgilerle s›n›r çizmesidir. Bu kongre, görev olarak Yeni Demokratik Devrimi, yol olarak uzun süreli Halk Savafl› yolunu, ideoloji olarak Marksizm-Leninizm-Mao Zedung Düflüncesi’ni ve eksen olarak toprak devrimini kabul etmifltir. MKM, her he kadar taktiksel sorunlarda farkl›laflsa da temel strateji ve ideolojik meselelerde, özellikle de anahtar bir mesele olarak silahl› mücadeleyi gelifltirme konusunda, iki ak›m da ortak düflünmekteydi. Mao’nun ölümünün ve Deng Revizyonizminin yükseliflinin ard›ndan her iki ak›m da tüm engellere karfl›n 1981’de ilk toplant›s›n› yapt› ve birleflme karar› ald›. Fakat bu, belirli nedenlerden kaynakl› somutlanamad›, ancak iki parti aras›nda HKP(ML) (Halk Savafl›) ve MKM- aras›ndaki iyi iliflkiler devam etti. Ard›ndan HS (Halk Savafl›) ile HKP(ML) (Parti Birli¤i) birleflti ve sonras›nda iki parti aras›ndaki çat›flmalar›n yafland›¤› Kara Dönem yafland›. Fakat 2001 y›l›nda her iki partinin delegasyonlar› yeniden bulufltu ve o zamandan bu yana iliflkiler ileriye do¤ru derinleflti. Her iki taraf da Kara Dönem nedeniyle ciddi özelefltiriler yapt›.

Maoist ak›ma ba¤l› çok say›daki küçük grup birleflmifltir ve Janashakti gibi baz›lar› da birleflme sürecindedir. Kongre, ülkemizdeki gerçek Maoist güçlerin sa¤lamlaflmas›na da hizmet edecektir. Tarihimize k›saca bakt›ktan sonra bu Kongre’yle karfl›laflt›¤›m›z temel görevlere dönelim. MLM’yi yeniden teyit ederken, onu ülkemizin somut koflullar›na yarat›c› bir flekilde uygulayarak daha üst seviyelere yükseltmemiz gerekmektedir. 1967’den bu yana revizyonizme karfl› kararl› bir mücadele veriyor ve bu gelenek içinde MLM’yi uyguluyor, devrimi ilerletiyoruz. Prati¤imizden ö¤renmeli, geçmifl pratiklerimize de¤er vermeli ve bu süreç içinde daha üst düzeyde görevleri ele almal›y›z. Bu Kongre’de de prati¤imize de¤er vermeli, ciddi zay›fl›klar›m›z› kesin olarak saptamal›, bunlar› düzeltmeli ve böylece hareketimizi s›çramalarla ilerletmeliyiz. Bu Kongre’de planlar›m›z› gelifltirmeli, yeni bir

kom i t e seçmeli ve bir ekip gibi iflletmeliyiz. Hindistan Devrimi dünya proleter devriminin bir parças›d›r. Dünya halklar›n›n bir numaral›

düflman› olan ABD emperyalizmi ciddi bir krizle karfl› karfl›yad›r ve dünya halklar› taraf›ndan her taraftan h›rpalanmaktad›r. Emperyalist kriz de ayr›ca derinleflmektedir. Hindistan’da da oldu¤u gibi kriz derinlefltikçe halklar kendili¤inden isyanlar ve militan mücadeleler yaratmaktad›r. –Kalinga Nagar ve di¤er birçok yerde zorla yer de¤ifltirmelere karfl›, Rajasthan ve Vidarbha’daki köylü eylemleri, Khairlanji olay›n›n ard›ndan Dalitler gibi. Bunlar›n hepsi büyük mücadelelerdir. Bunlarla birlikte, çeflitli ezilen milliyetlerin devam eden silahl› mücadeleleri de mevcuttur. Tüm bunlar Partimizin önderli¤inde silahl› mücadeleyi gelifltirmek için mükemmel koflullar sunmaktad›r. Son iki y›l içinde, Partilerin birleflmesi ve HKP(Maoist)’in kurulmas›yla birlikte, silahl› gerilla savafl›m›z ve kitle örgütlerimiz ilerlemifl ve baz› alanlarda planlar›m›z gelifltirilmifltir. Ancak düflman sald›r›lar›n›n üzerimizde yo¤unlaflt›¤› bu dönemde çok daha fazlas› yap›lmal›d›r. Bir konu daha var. Son 5–6 y›lda AP’de (Andra Pradesh) ciddi yenilgilerle karfl›laflt›k. Düflman sald›r›s›n›n seviyesi yo¤un ve amans›zd›r. Belirli bir gerileme yaflansa da halk kitleleri halen bizimledir. Bundan ders ç›karmal› ve hareketi yeniden canland›rmal›y›z. Ders ç›karmak ve AP’deki hareketin geçmifl derslerine de¤er vermek Kongre’nin önemli görevlerinden biridir. Hindistan’daki Maoist hareketin tarihsel geliflimine bakt›¤›m›zda, görece¤iz ki, Naksalbari’den sonra MKM ak›m› BiharJharkhand kemerinde geliflirken, HKP(ML) ak›m›n›n merkezi AP’ydi. Bu iki alan Maoist hareketin merkezleriydi. Bugün AP’deki hareketin geçici gerilemesiyle birlikte a¤›rl›k merkezi Bihar-Jharkand ile Dandakaranya’d›r. Maoist hareket yenilgiyle karfl›laflt›¤›nda çeflitli e¤ilimler de yükseldi. Kimisi sa¤a döndü kimisi ise sola, kalanlar› ise do¤ru yolu izledi ve

devrimci hareketi ilerlettiler. Geçmiflin deneyimlerini incelemeli ve parti içi mücadelenin do¤ru ve uygun yolundan ö¤renmeliyiz. HS içinde, farkl›l›klar 1985’de ortaya ç›kt›¤›nda bu sorunu do¤ru ele almay› bilmiyorduk ve bunun sonucunda bölündük. Yine 1992’de farkl›l›klar› uygun bir yöntemle çözemedik. Yine MKM içinde de 2001-02 y›llar›nda farkl›l›klar ortaya ç›kt› ve oportünist Bharat-Badal grubu ayr›ld›. Deneyimli partilerde bu gibi farkl›l›klar yafland›¤›nda yaln›zca oportünistler partiyi terk ederlerdi. fiimdi bizler bu deneyimleri alarak Parti içindeki tart›flmalar›n ve farkl›l›klar›n nas›l ele al›naca¤› konusunda daha fazla bilgiyle ileriye gidiyoruz. Kongre tüm bunlar› sona erdirecek ve ard›ndan tek bir sesle ilerleyece¤iz. Partide her zaman birlik ve farkl›l›klar bulunmaktad›r. Farkl› dönemlerde bazen biri bazen de ötekisi esast›r. Parti içinde her zaman do¤ru ve yanl›fl düflünce aras›nda farkl›l›klar yaflanacakt›r. Partinin bu farkl›l›klara yaklafl›m› olgunlu¤unu da göstermektedir. MK bu farkl›l›klar üzerine tart›flt›. Baz›lar› iki ak›m aras›ndaki birli¤in tamamlanmad›¤›n› iddia etti ki bu yanl›flt›r. Parti içinde veya di¤er yerlerde farkl›l›klar› nas›l ele alaca¤›m›z› bilmeliyiz ki ilerleyebilelim. Bugün Kongre öncesinde az de¤il, çok say›da tart›flma konusu ve çözümlemeler bulunmaktad›r. Bu görüfller aras›ndaki mücadele ile bilgimizi zenginlefltirecek ve ilerleyece¤iz. Oy birli¤inin sa¤lanmad›¤› birçok konuyu demokrasiye uygun flekilde ço¤unluk temelinde sonland›raca¤›z. Do¤ru düflünceler nereden gelirse gelsin kabul etmeye haz›r olmal›y›z. Bu Kongrede temel sorunlara yo¤unlaflarak tart›flmalar› disiplinli flekilde yürütelim. Bu s›n›rl› zaman diliminde Kongreden en üst düzeyde verimi almay› hedeflemeliyiz. Ülkemizde devrimci hareketi büyük s›çramalar eflli¤inde ilerletmek için daha üst düzeyde birli¤i sa¤layal›m. K›z›l Selamlar


15

72

20 Nisan-3 Mayıs 2007

GÜCÜMÜZ, SESİMİZ, MESAJIMIZ OLSUN 1 MAYIS! Aç›klama; Elimize posta kanal›yla ulaflan afla¤›daki bildiriyi güncelli¤i nedeniyle oldu¤u gibi yay›nl›yoruz. Çeflitli Milliyetlerden Halk›m›za; Bütün ezilenlerin, bütün yoksullar›n, bütün mazlumlar›n söyleyecekleri bir fley olmal›! Bütün iflçilerin, bütün emekçilerin, bütün çal›flanlar›n hayk›racaklar› bir fley olmal›! Bütün köylülerin, bütün çiftçilerin, bütün üreticilerin, bütün marabalar›n sözü olmal›! Bütün iflsizlerin, bütün ekmeksizlerin, bütün evsizlerin dile getirecekleri bir fley olmal›! Ezilen, horlanan, imha edilmeye, yok say›lmaya çal›fl›lan Kürt halk›n›n, soyk›r›m› her daim canl› tutulan Ermeni halk›n›n ve di¤er az›nl›k milliyetlerden halk›m›z›n söyleyecekleri çok fleyler olmal›! Okullu olabileni ve olamayan› ile geleceksizli¤e mahkum edilen; sömürü, bask› ve ahlaki yozlaflma cenderesinde enerjisi tüketilen gençli¤in de sözü olmal›! Her türlü sömürü ve zulümden daha katmerli pay ald›klar› yetmiyormufl gibi, hayat›n›n her safhas›nda erkek otoritesi alt›nda ayr›ca ezilen ve sömürülen kad›nlar›n da dile getirecekleri fleyler olmal›!

1 May›s bunun için var! 1 May›s, s›n›f mücadelesinde yerini almas› gereken herkesin ortak düflmana karfl› bir araya gelip, güçlerini birlefltirmesi için var! 1 May›s, milyonlarca iflçiyi sendikas›z, sosyal güvencesiz, sa¤l›ks›z koflullarda, bo¤az toklu¤unu bile çok görerek kürek mahkumu gibi ölesiye çal›flt›ranlarla kavga etmek için var! 1 May›s, iflçilerin ezilmesi ve sömürülmesinde patronlarla iflbirli¤i içerisinde olan gerici, faflist, reformist sendika a¤alar›n›n yakas›na yap›flmak için var! 1 May›s, milyonlar› iflsizli¤e, evsizli¤e, açl›¤a mahkum edenlerle hesaplaflmak için var! 1 May›s, köylüyü topra¤›na yabanc›laflt›ran, ürününü yok pahas›na kapatanlara karfl› koymak için var! 1 May›s, Türk devletinin kuruluflundan itibaren Kürt ulusu üzerinde koyu bir ›rkç›-milliyetçilik, azg›n bir flovenizm ile katliam, terör, zulüm gerçeklefltirenlere karfl› koymak için var! Mesaj›m›z Olsun 1 May›s! Sosyal y›k›m politikalar›, buna üstü aç›k ya da kapal› destek veren s›n›f iflbirlikçilerinin de yard›m›yla baflta

çal›flma yaflam› olmak üzere, üretimin bütün alanlar›nda IMF’nin sad›k ve has müflterisi olan faflist Türk devleti taraf›ndan uygulanmaktad›r. 1 May���s 2007, buna yan›t olmal›d›r! 2005 Newroz’unun ard›ndan baflta Kürt halk›n›n dinamikleri olmak üzere komünist, devrimci, demokrat, bütün toplumsal direnç noktalar›na karfl› gelifltirilen, ›rkç› faflist kampanya ve devlet terörü, Hrant Dink’in katledilmesiyle yeni bir mesafe almaya çal›flt›. 1 May›s 2007, buna da yan›t olmal›d›r! 1 May›s gelene¤imizin kitleselli¤i itibar›yla en görkemli zirvelerinden birisi olan ve böyle olaca¤› bilindi¤i için de kontr-gerilla provokasyonu ile kana boyanan 1977 Taksim 1 May›s’›n›n 30. y›ldönümü, Marafl’tan fiemdinli’ye bütün benzer sald›r› ve katliamlar›n lanetlenmesi aç›s›ndan önemlidir. 1 May›s 2007, buna da yan›t olmal›d›r! ABD önderli¤indeki emperyalistler içinde bulundu¤umuz co¤rafyay› kan ve atefle bo¤dular. Halklar›n direnifli karfl›s›nda çaresizleflen ve daha da azg›nlaflanlar›n, milyonlara kan kusturan vahfletini durdurmal›y›z. 1 May›s 2007 buna da yan›t olmal›d›r!

Yasağın kaldırılması için bir imza da sen at!

1 May›s tart›flmalar›n›n bafllamas›yla beraber devrimci, ilerici kurumlar›n ortak bir durufl sergilemek ve sürece daha etkili bir flekilde müdahale etmek amac›yla oluflturdu¤u Devrimci 1 May›s Platformu’nun 1 May›s çal›flmalar› devam ediyor Platformun Taksimde 1 May›s yasa¤›n›n kald›r›lmas›, ‘77 katliam›n›n sorumlular›n›n yarg›lanmas› ve 1 Ma-

y›s’›n resmi tatil ilan edilmesi talepleriyle yürüttü¤ü imza kampanyas› sürüyor. 15 fiubat Pazar günü saat 11:00’de Taksim Metro ç›k›fl›nda biraraya gelen platform bilefleni kurumlar bir bas›n aç›klamas› yaparak imza stand› açt›. “Taksimde 1 May›s yasa¤›na son”, “77 katliam›n›n hesab›n› soraca¤›z” yaz›l› dövizlerin aç›ld›¤›

eylemde platform ad›na haz›rlanan ortak bildiri okundu. Valilik’ten resmi izin olmas›na ra¤men polis aç›klama yapan kitleyi ablukaya alarak bas›n aç›klamas›n›n yap›lmas›n› engellemek istedi. Polis; Taksim’in yasal bir miting alan› olmad›¤›n›, bu yüzden 1 May›s için Taksim’e ça¤r› yapman›n yasad›fl› oldu¤unu söyleyerek müdahale etti. Platform bilefleni kurumlar Taksim’e ça¤r› yap›lmad›¤›n›, yasa¤›n kald›r›lmas› talebinde bulunduklar›n› ve izin al›nd›¤›n› dile getirince polis geri ad›m att›. Aç›klaman›n okunmas›n›n ard›ndan “Yaflas›n devrimci dayan›flma”, “Taksim’de 1 May›s yasa¤›na son” sloganlar› hayk›r›ld›. Stantta imza toplan›rken ayn› zamanda bildiri da¤›t›m› yap›ld›. Öte yandan Platform’un 1 May›s gündemli haz›rlad›¤› afifller valili¤in yasa¤›na tak›ld›. Valilik afifller için yap›lan baflvuruyu kabul etmedi. (‹stanbul)

K›z›l ve Militan 1 May›s! Her zaman ve her koflulda, s›n›fs›z toplum idealimizi, sosyalizmin Türkiye topraklar›nda iflçi tulumuyla dolaflaca¤›na dair inanc›m›z› hayk›raca¤›m›z bir gün olacak 1 May›s! Dayan›flma, birlik ve mücadelenin enternasyonal alandaki bu en görkemli bayram›nda, s›n›f düflmanlar›m›z› yenilgiye u¤rataca¤›m›z› en yüksek perdeden dile getirece¤imiz gün olacak 1 May›s! Bunun için her zaman oldu¤u gibi, zaptetmek üzere alanlara, meydanlara ç›kmal›y›z. Birlik ve kitleselli¤i gözetmeliyiz ama, faflizmin zincirlerini k›rmak kadar reformizmin a¤lar›n› da parçalamak zorunday›z! Taksim, tek bafl›na onur meselesi de¤ildir. Ancak er geç 1 May›s meydan› olacakt›r. Taksim meydan›na ç›kmal›y›z! 1 MAYIS, GELECE⁄‹ BUGÜNDEN GÖSTERECE⁄‹M‹Z GÜNDÜR! YAfiASIN ‹fiÇ‹ SINIFININ B‹RL‹K, MÜCADELE VE DAYANIfiMA GÜNÜ 1 MAYIS! YAfiASIN PROLETARYA ENTERNASYONAL‹ZM‹! TKP/ML MK SB Nisan 2007

1 Mayıs’ta Taksim’deyiz! 1 May›s’› Taksim’de kutlayacaklar›n› aç›klayan D‹SK, çeflitli demokratik kitle örgütleri ve bu aç›klamay› destekleyen Devrimci 1 May›s Platformu taraf›ndan bir bas›n aç›klamas› yap›ld›. 12 Nisan Perflembe günü saat 12.00’de Taksim Gezi Park’ta bir araya gelen kurumlar “1 May›s” yaz›l› pankart açarak “1 May›s’ta 1 May›s alan›nday›z”, “Yaflas›n 1 May›s” sloganlar›n› hayk›rd›. Kurumlar ad›na aç›klama yapan D‹SK Genel Sekreteri Musa Çam; iflçi s›n›f›na yönelik sald›r›lar›n demokrasi ve özgürlük mücadelesini engellemeye yönelik oldu¤unu, 1 May›s’› yasaklardan ar›nd›rmak için Taksim’de olacaklar›n›, 77 olaylar› ayd›nlat›lmadan demokratikleflmenin olamayaca¤›n› söyledi. (‹stanbul)


20 Nisan-3 Mayıs 2007

16

72

35. KURULUŞ YILINDA, İSYAN MANİFESTOSUDUR 8. KONFERANSIMIZ!

KİTLELERE GÜVEN, SAVAŞA KİTLEN, PARTİYLE KAZANACAĞIZ! KOMÜNİZME KEFEN BİÇENLERİN KENDİ BOYUNUN ÖLÇÜSÜNÜ ALMASI KAÇINILMAZDIR! Türk, Kürt, Çeflitli Milliyetlerden Halk›m›za; Enternasyonal proletaryan›n komünizm için bafllatt›¤› büyük yürüyüflün, Türkiye topraklar›ndaki ikinci nitel s›çramas› olarak do¤an partimiz TKP/ML’nin 35. kurulufl y›l›n›, baflar›yla gerçeklefltirdi¤i 8. Parti Konferans›m›z ile taçland›rarak selaml›yoruz! Türkiye proletaryas›n›n öncü ve önder örgütü partimizin gerçeklefltirdi¤i 8. Parti Konferans›m›z; emperyalistler, faflistler ve gericilerin bütün dünyada emsali az görülür sald›rganl›¤›na meydan okuma kararl›l›¤›n›n üst düzeyde korundu¤unu; komünizm ideali için savafl yeminine sad›k kal›naca¤›n›n bir kez daha vurguland›¤›n›; Marksizm-Leninizm-Maoizm biliminin bayra¤›n›n tam da bu nedenle daha da yükseklerde tutulaca¤›n› ilan eder. 8. Parti Konferans›m›z; emperyalizmin bölgemizdeki iflgal ve sald›r› sürecine paralel faflist-Kemalist Türk devletinin ülkemizdeki devrim ve demokrasi güçlerine yönelimiyle giderek a¤›rlaflan koflullarda topland›. Son y›llarda kimi devrimci parti ve örgütlerin a¤›r düzeyde darbeler almas›na, partimiz güçlerinin de belli oranda zarar görmesine yol açan, demokrat, ilerici ve yurtsever kesimleri ablukaya ve bask›ya alan, imhaya, etkisiz k›lmaya yönelik yo¤un sald›r› dalgas› alt›nda örgütlenen 8. Parti Konferans›m›z; bu an ve durum itibar›yla faflist diktatörlü¤e karfl› güçlü bir yan›t olmufltur. Giderek artan sömürü, zulüm ve faflist bask›lar alt›ndaki halk›m›z›n kurtuluflu u¤runa devrim için baflar›lmas› gereken onca görevin kendini dayatt›¤› koflullarda, partimizin sorumluluklar›n› yerine getirmesi bak›m›ndan, ileriye do¤ru s›çrama yapmas› ve at›l›mlar gerçeklefltirmesi, s›n›f mücadelesinin zorunlu bir sonucuydu. 8. Parti Konferans›m›z, bu nesnel gerçekli¤in tafl›d›¤› sorunlar› çözme ve tarihsel misyonunu oynama bilinciyle hareket etmifl, Demokratik Halk Devrimi yolunda, Halk Savafl› stratejisine kitlenen bir yönelim hatt› belirlemifltir. Türkiye’de Halk Savafl›; 35 y›ll›k savafl, mücadele, direnifl tarihimiz boyunca say›s›z muharebeler ve eylemlerde zaferler, baflar›lar, yan› s›ra hiç kuflkusuz yenilgiler ve olumsuzluklar yaflamam›za, yüzlerce flehit, gazi ve kay›p vermemize karfl›n süreklilefltiremedi¤imiz, ileri ve kal›c› mevzilere tafl›yamad›¤›m›z bir panoramaya sahipse

de; partimiz TKP/ML önderli¤inde Demokratik Halk Devrimi’ni sonuca ulaflt›racak, proletaryan›n bilimsel do¤rulu¤a sahip savafl stratejisidir. Kavran›fl›ndan, pratiklefltirilmesine Halk Savafl› ile ilgili stratejik ve taktik bütün hatalar›m›zdan ar›narak ve ö¤renerek, büyük bedeller u¤runa edindi¤imiz deneyimlerimizden ve di¤er ülkelerin komünist partileri ile devrimci örgütlerin savafl tecrübesinden daha fazla yararlanarak, ama mutlaka ve mutlaka baflaraca¤›m›z›n bilinci ve inanc› ile ilerlemeye devam edece¤iz. ‹flçiler, Köylüler, Emekçiler; Partimiz TKP/ML; komünist ideolojinin ülkemizdeki yegane temsilcisi olmas› s›fat›yla, kuruluflundan itibaren gerek Türk hakim s›n›flar› gerekse de efendilerinin korkulu rüyas› olmufltur. Yenilgiye u¤rad›¤›, güç yitirdi¤i ve geriledi¤i süreçlerde dahi düflman nezdindeki “potansiyel tehdit/tehlike” oluflturan konumu de¤iflmemifltir. Günümüzdeki çeflitli ülke pratiklerinde, MLM ideolojinin komünist partileri önderli¤inde yürütülen Halk Savafllar›n› baflar› ve zaferlere götürdü¤ü örnekler ço¤ald›kça, bu durum ve konum pekiflmektedir. Bu hakl› korkular›n› büyütmek ve onlar› kaç›n›lmaz sonlar›na mahkum etmek için Halk Savafl›’n›n ateflini ülkemiz topraklar›nda da hiç sönmemek üzere tutuflturmak zorunday›z. Bunun nesnel koflullar› dün oldu¤u gibi bugün de fazlas›yla bulunmaktad›r. Emperyalizme kölece ba¤›ml›l›¤›n, feodal boyunduru¤un, vahfli düzeyde sömürü ve zulmün hüküm sürdü¤ü, faflizmin ›rkç›l›k ve flovenizm ekseninde gemi az›ya alarak baflta Kürt ulusu olmak üzere bütün devrimci ve demokrat kesimlere yönelik kesintisiz terör estirdi¤i bir ülkede; devrimi silahl› mücadelenin esas al›nd›¤› uzun süreli Halk Savafl› yoluyla gerçeklefltirmenin koflullar› hep vard›r ve var olacakt›r. 8. Parti Konferans›m›z; faflist devlete karfl›, bu düzenden hoflnutsuz, bu sistemden rahats›z herkesi; bütün ezilenleri ve yoksullar›, bütün iflçi ve emekçileri, milli zulüm ve imha politikas› alt›nda inletilen Kürt ulusu ve di¤er milliyetlerden halk›m›z›, gençleri ve kad›nlar›, demokratlar› ve ayd›nlar›, ilericileri ve yurtseverleri, haklar› ve özgürlükleri için bütün alanlarda mücadele etmeye ça¤›rmaktad›r. Bütün ezilenlerin ve emekçilerin ortak düflman›

olan bir avuç egemenin saltanat›n› y›kmak için yürütülecek as›l tayin edici mücadele Halk Savafl›’d›r. Onlar› gasp ettikleri topraklardan, al›nterimiz üzerinden sahip olduklar› fabrikalar ve tarlalardan süpürecek olan Halk Savafl›’d›r. Faflistler ve gericiler, ellerindeki mal ve mülkleri, imtiyazlar›n› ve saraylar›n›, bar›flç› yollarla terk etmeyecekler, sömürü ve zulümlerinin hesaplar›n› vermeyeceklerdir. Onlar zorbal›k uygulayarak ayakta duruyorlar, zor kullan›larak alafla¤› edileceklerdir. Anlad›klar› dil bu olmak durumundad›r. Bu dili tutarl› ve etkili biçimde konuflan tek hareket tarz› Halk Savafl›’d›r. Dünyan›n bizimki gibi ülkeleri bu devrim dilini konuflarak baflar›ya ulaflt›lar ve ulafl›yorlar. Biz de ayn› yolu izlemek durumunday›z. Devrimciler, Yurtseverler, Yoldafllar; ABD emperyalizminin 1990’lardan sonra tek bafl›na dünya hakimiyeti u¤runa flaha kalk›fl› ile baflta Ortado¤u olmak üzere dört bir yanda halklara reva gördü¤ü kan deryas› ve vahfli sömürü cenderesi; kendini bo¤an, faflist ve gerici kalelerini sarsan bir batakl›¤a ve ç›kmaza yol açm›fl bulunuyor. Rüzgar birçok bölgede yön de¤ifltirmifl; iflçi s›n›f›, ezilen halklar ve uluslardan yana esmeye bafllam›flt›r. Teslim olmay›p direnenler; y›lmay›p mücadele edenler; pusulas›n› flafl›rmay›p savaflanlar; inanc›n› yitirmeyip hedefine yürümeye devam edenler kazan›yor. Komünizme kefen biçenler, kendi boylar›n›n ölçüsünü almaya bafllad›lar. 21. yüzy›l geçen asr›n büyük birikimleri üzerinden proletaryan›n daha görkemli zaferlerine tan›k olmaya ve emperyalizmin geçici baflar›lar›n› kendisiyle beraber tarihe gömmeye haz›rlan›yor. Bunu müjdeleyen iktidar ve isyan yürüyüflleri, karfl›-devrimin kalelerini yerkürenin dört bir yan›nda sarsmaktad›r. ‹nsanl›k, kendini felakete sürükleyen emperyalist-kapitalist sistemden daha erken davranmay› bilecek ve kendi kaderine proletarya önderli¤inde hükmetmeyi baflaracakt›r. Bu onurlu kurtulufl kavgas›n› ülkemiz topraklar›nda üstlenen partimiz TKP/ML; 35. kurulufl y›l›nda gerçeklefltirdi¤i 8. Parti Konferans› ile s›n›f mücadelesi içerisindeki konumu ve duruflunu gözden geçirmifl, program› ve ideolojik-politik hatt› ile uyumunu sorgulam›fl; Demokratik Devrim hedefine kitlenerek savafl› geliflip güçlen-

dirmek için bütün güçlerini seferber etme karar› alm›flt›r. fiimdi çok söz etmenin de¤il, çok ifl yapman›n zaman›d›r. fiimdi daha fazla emek harcaman›n; b›kmadan, usanmadan, y›lmadan yüklenmenin zaman›d›r. fiimdi, eksikleri ve zaaflar› gidermenin, aç›klar› ve kay›plar› kapatman›n zaman›d›r. fiimdi yitirdi¤imiz mevzileri, kaybetti¤imiz güvenleri, kaç›rd›¤›m›z f›rsatlar› yeniden kazanman›n zaman›d›r. fiimdi, geceyi gündüze tamamlaman›n, kavgada inatç› ve ›srarl› olman›n, her an›n› ve her fleyini mücadeleye katman›n zaman›d›r. ‹brahim’den Mehmet’e, Meral’den Dilek’e, Ali Haydar’dan Aflk›n’a zaferimizi mutlak k›lman›n teminat› olan flehitlerimiz; bayra¤› büyük bir azim, cesaret ve özveriyle tafl›rken düflman›n eline geçen tutsak yoldafllar›m›z; bütün mücadele alan ve cephelerinde kavgay› sürdüren üyelerimiz, militanlar›m›z ve taraftarlar›m›z ile her türlü fedakarl›kla savafl›m›m›za destek olan ve kalpleri bizimle atan halk›m›za, 8. Parti Konferans›m›z›n sözü odur ki; Partimizin ad›na, tarihine ve misyonuna yak›fl›r rolünü oynamas›n› sa¤lamak için iddiam›z, her zamankinden daha güçlüdür! Bu iddiam›z›n maddi güce dönüfltü¤üne tan›kl›k etmek için kimsenin fazla beklemesi gerekmeyecek! Demokratik Halk Devrimi’nden yana olan herkesi, iddiam›z etraf›nda kenetlenmeye ve partimiz önderli¤inde mücadele etmeye ça¤›r›yoruz! PART‹M‹Z‹N 35. KURULUfi YILINI, 8. KONFERANSIMIZ ‹LE KUTLUYORUZ! K‹TLELERE GÜVEN, SAVAfiA K‹TLEN, PART‹YLE KAZANACA⁄IZ! YAfiASIN MARKS‹ZM-LEN‹N‹ZM-MAO‹ZM! YAfiASIN PART‹M‹Z TKP/ML, ÖNDERL‹⁄‹NDEK‹ T‹KKO VE TMLGB! YAfiASIN PROLETARYA ENTERNASYONAL‹ZM‹! KAHROLSUN EMPERYAL‹ZM, FAfi‹ZM VE HER TÜRDEN GER‹C‹L‹K! YAfiASIN DEMOKRAT‹K HALK DEVR‹M‹! YAfiASIN HALK SAVAfiI! TKP/ML MK SB Nisan 2007


17

72

20 Nisan-3 Mayıs 2007

“YA ÖLÜ YILDIZLARA HAYATI GÖTÜRECEĞİZ, YA DÜNYAMIZA İNECEK ÖLÜM!” Bütün Ülkelerin ‹flçileri ve Ezilen Halklara; Uluslararas› proletaryay›, ezilen halklar› ve uluslar›, kardefl komünist partileri, devrimci parti ve örgütleri, ulusal kurtulufl hareketlerini, emperyalizme, faflizme ve gericiliklere karfl› direnen bütün yurtseverleri; 8. Parti Konferans›m›z›n yüceltti¤i, komünizmin ihtilalci ruhuyla selaml›yoruz! Partimizin kuruluflunun 35. y›l›n›, Marksizm-Leninizm-Maoizm’in zaferiyle sonuçlanan 8. Parti Konferans›m›z›n ilan›yla kutluyoruz! 8. Parti Konferans›m›z, ana gündem olarak ele ald›¤› Halk Savafl› konusunda yapt›¤› de¤erlendirmeler ve belirledi¤i yönelim ile mücadelesini daha ileri aflamalara tafl›man›n ad›mlar›n› atm›flt›r. 8. Parti Konferans›m›z, 1972 y›l›nda önder yoldafl›m›z ‹brahim Kaypakkaya taraf›ndan kurulan partimizin yürütmekte oldu¤u Halk Savafl› mücadelesi aç›s›ndan önemli bir kilometre tafl›d›r. Bu geliflme, Proleter Dünya Devrimi mücadelesinin Türkiye görevini üstlenen partimizin ileriye do¤ru hamle ve at›l›m›n› cisimlendirmektedir. Düne kadar her fleye muktedir oldu¤unu sananlar, dünyay› istedikleri gibi yönetecekleri ve parselleyebileceklerine ina-

nanlar, bugün yaflad›klar› hayal k›r›kl›¤›na inanmakta zorluk çekiyorlar. Önderli¤ini ABD’nin yapt›¤› emperyalistlerin dünya çap›nda gelifltirdi¤i gözü dönmüfl sald›rganl›¤a karfl› halklar›n yürüttü¤ü k›yas›ya mücadele ve direnifl yükseliyor. Irak ve Afganistan iflgalleri, 4. ve 6. y›llar›n›n geride kald›¤› günümüzde, halklar›n direnifli sayesinde zorbalar› içine daha fazla çeken bir batakl›¤a dönüflmüfltür. Dünyan›n metropollerinde, iflçi ve emekçilerin süreklileflen eylemler zinciri, lanetlilerin isyan› ile buluflarak yang›n› büyütüyor. Latin Amerika halklar›n›n dalga dalga estirdi¤i, emperyalizmin kalelerini sarsan özgürlük rüzgarlar›, bugün için reformizmin yelkenlerini fliflirse de, sosyalist dünyan›n gelece¤ine dair önemli mesajlar tafl›yor. Marksist-Leninist-Maoist partiler önderli¤indeki iktidar yürüyüflleri zirvelere t›rman›yor. Halk Savafl› ateflinin tutufltu¤u ülkelere yenileri ekleniyor. Maoizm’in bayra¤› bütün k›talarda dalgalan›yor. 21. yüzy›l›n gidiflat›na damgas›n› vuracak olan ideoloji, sürecin henüz bafl›nda kendisini ortaya koyuyor. Gelecek günler, bunun daha da serpilip büyüdü¤üne tan›kl›k edecektir. Uluslararas› Komünist Harekete ve Kardefl Komünist Partilere,

Yoldafllar; Partimiz TKP/ML, 8. Parti Konferans›nda, 35 y›ll›k tarihi boyunca, enternasyonalist kavray›fl›n›n gere¤i, onurlu bir bilefleni olmaya gayret etti¤i Uluslararas› Komünist Hareket’in geliflip güçlenmesi için daha büyük bir özveri ve kararl›l›kla faaliyet yürütmeyi kararlaflt›rm›flt›r. 8. Parti Konferans›m›z, bunun için emperyalizme, faflizme ve her türden gericili¤e yönelik s›n›f kavgas›n›n ayr›lmaz parças›n›, modern revizyonizme, Troçkizm’e, reformizme, her türden oportünizme ve tasfiyecili¤e karfl› yürütülecek ideolojik mücadelenin oluflturdu¤unun bilincindedir. Komünist ideolojiyi s›n›f mücadelesinin maddi gerçekli¤i karfl›s›nda, ucuz propaganda yoluyla tasfiye etmeyi baflaramayanlar, bin bir k›l›f ve tahrifatla yozlaflt›rmaya, içini boflaltarak etkisizlefltirmeye, “flartlar de¤iflti” demagojisiyle geçersiz k›lmaya çal›fl›yorlar. Bu amaçla her f›rsat› ve durumu kullanan çeflitli burjuva ak›mlarla yürütülecek ideolojik mücadele, günümüzün öncelikli görevlerindendir. Bu görevin yerine getirilmesinde Marksizm-Leninizm-Maoizm bilimine sahip olman›n avantajlar›n› kullan›rken, günümüzün anahtar role sahip konseptleri üzerinde durulmas› gerekmektedir. Bun-

lar›n bafl›nda 8. Parti Konferans›m›z›n ana gündemini oluflturan Halk Savafl› gelmektedir. Yar›-sömürge ülkelerin evrensel kurtulufl yolu stratejisi olarak savunulmas› gereken Halk Savafl›, Proleter Dünya Devrimi’nin dev ad›mlar atmas› için tayin edici bir rol oynayacakt›r. Emperyalist-kapitalist sistem ayaklar›n› sürüyerek geldi¤i 21. yüzy›lda, kendisiyle beraber insanl›¤› da felakete sürüklemektedir. Bunu durduracak tek güç proletarya önderli¤indeki devrimlerdir. Geçti¤imiz asr›n muazzam birikimleri ve deneyimleri üzerinden enternasyonal proletarya önderli¤inde harekete geçecek olan ezilen dünya halklar›, zulmün saltanat›na son vereceklerdir. Bunun için bütün komünistler zamanla yar›flan bir mücadele yürütmek zorundad›r! KAHROLSUN EMPERYAL‹ZM, FAfi‹ZM VE HER TÜRDEN GER‹C‹L‹K! YAfiASIN MARKS‹ZM-LEN‹N‹ZM-MAO‹ZM! YAfiASIN PROLETARYA ENTERNASYONAL‹ZM‹! TKP/ML MK SB Nisan 2007

DİRENİŞ SÜRECEK, KAZANACAĞIZ! F TİPLERİNİ ER GEÇ BAŞLARINA YIKACAĞIZ! Savafl›m›z›n Onuru Tutsak Yoldafllara, Bütün Tutsak Devrimcilere; Partimizin 35. kurulufl y›l›nda toplanan 8. Parti Konferans›m›z; bütün zindan flehitlerinin an›s› önünde sayg›yla ant içerken; faflizmin hapishanelerindeki tecrit zulmü ve iflkencesine karfl› direnifli sürdüren tutsak yoldafllar›m›z› ve devrimcileri, coflkuyla selamlar! 8. Parti Konferans›m›z; F tipleri ve di¤er hapishanelerdeki hücrelerde tutsak bulunan yoldafllar›m›z ve devrimcilere dayat›lan tecrit ve tretman uygulamalar›na karfl› büyük bedeller u¤runa, kararl›l›kla ve azimle sürdürülen direnifli, bütün gücüyle desteklemeyi, bir görev olarak bildi¤ini ilan eder! Tamam›n› tek kiflilik hücrelerden olufltursalar da, Saygon’daki gibi kaplan kafesleri kursalar da, 12 Eylül’ün Diyarbak›r, Davutpafla, Metris koflullar›na dönseler de, komünist ve devrimci tutsaklar› teslim alamayacaklar ama teslim almaya çal›flmaktan da vazgeçmeyeceklerdir! Bu devleti y›kana kadar zindanlar›nda, her türlü iflkence ve zulümleriyle birlikte, onlar hanc›d›r bizlerse yolcu! Faflist diktatörlü¤ün 12 Eylül ile birlikte sistemli bir hal alan zindan politikas›, dev-

rimci ve komünist tutsaklar›n kifliliklerini ezmeye ve mücadele saflar›ndan silmeye yöneliktir. Buna karfl› komünist ve devrimcilerce gelifltirilen direnifl, ony›llar›n birikimiyle gelenekselleflmifltir. Faflizmin zindanlar› y›k›lana kadar bu direnifl tarihi yaz›lmaya devam edecektir! 19-22 Aral›k katliamlar› ile aç›lan F tipi hapishaneler süreci, s›n›f mücadelesine yönelik genifl çapl› hamlenin önemli bir parças›n› oluflturuyordu. Hapishanelerdeki örgütlenmenin tasfiyesi hedefleniyor ve teslimiyet dayat›l›yordu. F tipleri, devrimci ve komünistleri ö¤ütme makinesi olarak kullan›lacakt›. Ne var ki, gerek ilk dönem ifllevli bir flekilde gelifltirilen ölüm orucu eylemi, gerekse de yapt›r›mlara karfl› kararl› biçimde oluflturulan direnifl barikat›, düflman›n hevesini kursa¤›nda b›rakt›. Buna karfl›n, direniflin kulland›¤› ana eylem biçimi olarak ölüm orucu, gerek F tipi hapishanelerin kapat›lmas› gerekse de tecrit sistemine son verilmesi talepleriyle ilgili sonuç al›c› bir yapt›r›m gücü oluflturamad›. Bunun nedenleri aras›nda nesnel koflullar›n belli oranda pay› olsa da, direniflin do¤ru biçimde yönetilememesi ve eylem biçiminin yozlaflt›r›lmas› tayin edici role sahiptir. Düflman›n eline geçtikten sonra temel

mesele; komünist, devrimci onurdan ve kiflilikten taviz vermemek, teslim olmamakt›r. ‹flkencehaneler, hapishaneler ve mahkemeler s›n›f mücadelesinin mevzisi haline getirilmelidir. Bu ba¤lamda hak elde etmek; insani, sosyal, devrimci olanaklar› geniflletmek hiç kuflkusuz önemlidir. Ancak bu konuda ilerleme kaydedebilmenin s›n›f mücadelesinin seyri ile ba¤lant›s› oldu¤u kadar, güçler dengesi, eylemlerin kitleselli¤i, eylem silah›n›n etkinli¤i/yapt›r›m gücü vd. faktörlerle de iliflkisi vard›r. Faflist Türk devleti, elindeki bütün olanaklar› seferber ederek iflletmeye çal›flt›¤› F tipi hapishanelerdeki tecrit ve tretman sisteminden, tavizsiz direnifl karfl›s›nda, umdu¤u ve bekledi¤i sonucu alamam›flt›r. Emperyalistlerin Irak ve Afganistan iflgali gibi, güçler dengesi(zli¤i) aç›s›ndan, F tiplerini devreye sokmufl olmas›, onlar›n zafer kazand›¤› anlam›na gelmez, gelmemelidir. Teslim al›namayan devrimci tutsaklar›n direnifli, yeni yasalar›yla “meflruiyet” kazand›rd›klar›, yo¤un ve a¤›r disiplin cezalar› uygulamak suretiyle k›r›lmaya çal›fl›lmaktad›r. Bunun da etkisiz kalaca¤› kesindir. Tecrit zulmünü hiçe sayan, yapt›r›mlara ve tretmana boyun e¤meyen, bask›, iflkence ve cezalardan y›lmayan hapishaneler direni-

fli; birleflik ve kitlesel bir hat örmeyi baflard›¤› takdirde, fiili boyutuyla hakim s›n›flara geri ad›m att›rmay› baflarabilecektir. Bunun flartlar›, çeflitli nedenlerle flimdiye kadar yarat›lamam›flt›r. Direniflin esas olarak pasif bir savunma hatt›nda seyretmesinin as›l sebebi budur. Ancak de¤iflmeyen tarihi bir gerçek var ki F tipi hapishanelerde de o yaflanacakt›r. Herkes, halk düflmanlar›n›n pes etti¤ine ve bizim kazand›¤›m›za tan›k olacak, direniflimiz tecrit a¤lar›n› parçalamay› baflaracakt›r. Nazi kamplar›ndan Saygon’a, Diyarbak›r’dan Metris’e tarih buna tan›kl›k etmekten yorulmam›flt›r. Hakl›n›n ve insanl›k onurunu temsil edenin, bükülemez ve boyun e¤dirilemez bir iradeye sahip oldu¤unu kan›tlamaktan komünistler her zaman gurur ve onur duyacaklard›r! TUTSAK YOLDAfiLAR KAVGAMIZIN ONURUDUR! DEVR‹MC‹ ONURUMUZ ‹fiKENCEY‹ YENECEK! KAHROLSUN FAfi‹ST D‹KTATÖRLÜK! YAfiASIN TECR‹T VE TRETMANA KARfiI D‹REN‹fi‹M‹Z! TKP/ML MK SB Nisan 2007


20 Nisan-3 Mayıs 2007

18

72

6. gözden geçirme ekseninde IMF-Türkiye iliflkileri, “geliyorum” diyen ekonomik kriz! ürkiye 1998 y›l›ndan beri IMF’nin “tam gözetimi ve denetimi” alt›ndad›r. Bunu özellikle vurguluyoruz. Çünkü “tam gözetim ve denetim” alt›nda olmadan verilen IMF kredileri de mevcuttur. Ama flu anda Türkiye’de yaflanan tam gözetim ve denetimle, isminden de anlafl›laca¤› gibi; tüm ekonomi politikalar›n ve iç politikalar›n tamamen IMF ve dolay›s›yla en yüksek kotaya sahip ABD’nin gözetimi ve denetimiyle belirlenmesi-uygulanmas› söz konusudur.

T

Mart ay›n›n bafl›nda IMF; ola¤an IV. Madde görüflmeleri ve 20. stand-by’›n 6. gözden geçirmesi için Türkiye’ye geldi. Ve sessiz sedas›z, bas›n›n karfl›s›na bile geçmeden, görüflmelerini-denetimlerini yap›p gitti. Türkiye’nin IMF ile mazisi, Fon’un ilk kurulufl y›llar›na dayanmaktad›r. Türkiye üyelik sürecinin toplamda 26 y›l›n› IMF’nin “tam gözetimi ve denetimi” alt›nda geçirmifltir. Bu 26 y›l›n 17 y›l› ‘80 sonras› sürece aittir. 1998 y›l›nda Yak›n ‹zleme Anlaflmas› ile bafllayan ve gelecek y›l bitecek olan dönemle de Türkiye, kesintisiz bir flekilde 10 y›l boyunca IMF’nin “tam gözetimi ve denetimi” alt›nda kalm›fl olacakt›r. Gelecek y›l bitecek olan bu süreçten sonra IMF ile iliflkilerin nas›l bir seyir izleyece¤i flimdiden tart›fl›lmaya bafllanm›flt›r. fiu aç›kt›r ki t›pk› daha önceki seçimlerde oldu¤u gibi, bu seçimlerde de çeflitli siyasi partiler; IMF ile olan iliflkiyi bitireceklerinin, yeni stand-by anlaflmas› imzalamayacaklar›n›n propagandas›n› yapacaklard›r. Halk›m›z›n y›llard›r inim inim inledi¤i politikalar›n›n planlay›c›s›n›n IMF oldu¤unu bilmeleri olgusunu kullanmak isteyecek; IMF ile olan iliflkilerini-uflakl›klar›n› gizlemeye çal›flacaklard›r. Di¤er taraftan da çeflitli sermaye gruplar› “düflüncelerini” ifadelendirmeye bafllad›lar. Mesela TÜS‹AD Baflkan› Arzuhan Yalç›nda¤; IMF ile yürütülen program›n 2008 sonras›nda da devam etmesi gerekti¤ini, gerekirse duruma göre yeni program yap›labilece¤ini söylemifltir. Veya Erdal Sa¤lam 31.03.07 tarihli Hürriyet gazetesindeki köflesinde; IMF’de DB’de çal›flan Türklerin ayn› do¤rultudaki görüfllerini yazma ihtiyac› duymufltur. Bu türde aç›klamalar›n yo¤unlaflmas›n›n nedeni ne? Türkiye’nin ‘98 sonras› süreçte girdi¤i ve IMF tarihinde hiçbir ülkede bu uzunlukta olmayan 10 y›ll›k “tam gözetim ve denetim” sürecine niye ihtiyaç duyulmufltur? ‹flte bu sorular›n yan›tlar›n› yaz›m›z›n içerisinde IMF’nin dünya ekonomisindeki rolü, Türkiye’deki seçimler, AKP hükümetinin icraatlar› ve 6. gözden geçirmenin sonuçlar›yla birlikte ifllemeye çal›flaca¤›z.

IMF-Türkiye iliflkileri ve Türkiye’de ekonomik panaroma Türkiye 1998 y›l›ndan beri IMF’nin “tam gözetimi ve denetimi” alt›ndad›r. Bunu özellikle vurguluyoruz. Çünkü “tam gözetim

ve denetim” alt›nda olmadan verilen IMF kredileri de mevcuttur. Bu durumda hükümetlerin hareket alan› art›yor, programlarda kendilerine daha “popülist” yaklafl›m sunabilecekleri bir aral›k olufluyor vs. Ama flu anda Türkiye’de yaflanan tam gözetim ve denetimle, isminden de anlafl›laca¤› gibi; tüm ekonomi politikalar›n ve iç politikalar›n tamamen IMF ve dolay›s›yla en yüksek kotaya sahip ABD’nin gözetimi ve denetimiyle belirlenmesi-uygulanmas› söz konusudur. Türkiye’nin 61 y›ll›k IMF üyeli¤inde “tam gözetim ve denetim” alt›nda geçirdi¤i y›llara bakt›¤›m›zda, bu uygulamaya niye ihtiyaç duyuldu¤u kendili¤inden ortaya ç›kmaktad›r. 1980-85 aras› ve flimdi de 19982008 aras› yani ABD’nin Büyük Ortado¤u Projesi’nin en hararetli y›llar›… 1985 y›l›nda kambiyo* denetimlerinin kald›r›lmas›, 1989 y›l›nda da konvertibiliteye* geçiflle Türkiye’de uluslararas› sermayenin önündeki en önemli engeller kald›r›lm›fl oldu. Fakat uluslararas› mali sermaye bunlara ra¤men Türkiye’ye yeterince ra¤bet etmiyordu! Çünkü bafla gelen hükümetler, koalisyon olufllar›n›n da etkisiyle IMF’nin istedi¤i yap›sal dönüflümle ilgili yasalar› bir türlü gereken h›zl›l›kta ç›karamamakta, özellefltirmeler gere¤i gibi yap›lamamakta, seçim dönemlerinde IMF’nin belirledi¤inin d›fl›nda iflçiye, köylüye, memura bütçeden fazla ödenek ayr›lmaktayd›. Yani IMF’ye ve onun Türkiye’deki iflbirlikçilerine-uflaklar›na göre hükümetler popülist politikalar uygulamaktayd› ve buna “dur” denmeliydi. Gerçekten de IMF tarihinde olmayan uzunlukta olan, bu yan›yla tek örnek olarak ayr›ca ve derinlemesine incelenmesi gereken bu süreçte, önce DSP-MHP-ANAP koalisyonunda özellikle Kemal Dervifl döneminde ve 2002 Kas›m’›ndan sonra K. Dervifl’e rahmet okutacak AKP döneminde uluslararas› sermaye ve yerli uflaklar› istediklerini fazlas›yla ald›lar. Rakamlara k›saca bakmak bile 1998 öncesi ve sonras› aras›ndaki fark› görmemizi sa¤layacakt›r. Do¤rudan yabanc› sermaye giriflleri 1995’te 934 milyon Dolar 1998’de 953 milyon Dolar 2005’te 8.409 milyon Dolar 2006’da 19 milyar Dolar Görüldü¤ü gibi 1995 ile 2006 aras›nda do¤rudan yabanc› sermaye girifli 20 kattan

fazla artm›flt›r. Erdo¤an geçti¤imiz günlerde önemli bir baflar› olarak; küresel sermaye temsilcisi olan flirket say›s›n›n 2002’de 5.560 iken 2006’da 14.955 oldu¤unu övünerek aç›klam›flt›r. Kemal Unak›tan da “babalar gibi” yapt›¤› özellefltirmelerle göz doldurmufltur! 1980’den 2002’ye kadarki 22 y›ll›k süreçte toplamda 8 milyar Dolarl›k özellefltirme yap›lm›flken sadece 4 y›ll›k AKP hükümeti (2002-2006) döneminde 18 milyar Dolarl›k özellefltirme yap›lm›flt›r. AKP; hükümete getiriliflinin ve y›llard›r Türkiye’de olmayan flekilde 5 y›l tutulmas›n›n karfl›l›¤›n› lay›k›yla ödemifltir. IMF ile iliflkilerde; az-çok ba¤›ms›z de¤erlendirme yapan tüm iktisatç›lar›n dikkat çekti¤i nokta Türkiye’nin IMF’deki kotas›n› fazlas›yla aflar derecede kredi almas›d›r. 2005 May›s’›nda onaylanan 10 milyar dolarl›k kredi anlaflmas›, Türkiye’nin IMF’ye 20 milyar dolar borcu varken yap›lm›flt›r. Türkiye’nin kotas› 2005 aral›¤›nda 1.4 milyar dolard›r. 10 milyar dolarl›k kredi, ülke kotas›n›n % 691’i düzeyindedir. Bir ülkenin borç stoku kotan›n % 300’ünü afl›yorsa, kredi takibinin karfl›lanmas› “özel” nedenler çerçevesinde verilir. ‹flte bu “özel nedenler” 2005 Kas›m’›nda IMF’nin web sitesinde “3 y›ll›k bir program 2007’de yap›lacak bir sonraki genel seçimler için bir ç›pa sa¤layacakt›r” fleklinde aç›klanmaktad›r. Yani IMF, 2007 seçimleri için bir ç›pa görevi üstlenmifltir. Yani ABD’nin denetimindeki IMF; AKP’nin yönünü kaybetmemesi, uluslararas› finans kurumlar›n›n deste¤ini almaya devam etmesi ve böylelikle s›cak paran›n bir tedirginlik duymadan girmesi için k›sacas› AKP’nin elini güçlendirmek amac›yla 2 y›l sonraki seçimlere yat›r›m yaparak kredi vermifltir. Yukar›da verdi¤imiz rakamlar AKP’ye tan›nan kolayl›klar›n nedenini bize aç›klamaktad›r. Ama biz yine de asl›nda tüm bu anlatt›klar›m›z› tek bir cümleyle özetleyen; dünyan›n en büyük yat›r›m bankalar›ndan ABD’li Merrill Lynech’in aç›klamas›na yer verece¤iz: “E¤er yabanc› yat›r›mc›lar bir parti kurup iktidara gelselerdi ancak bu kadar memnun olabilirlerdi.” IMF ile iliflkilerde 2006 y›l›nda pek göze çarpmayan bir geliflme yafland›. Türkiye ile birlikte, Çin, Meksika ve Güney Kore’nin IMF’deki kotas›n›n ve buna paralel oy a¤›rl›¤›n›n art›r›lmas› Singapur’da yap›lan DB-IMF

toplant›s›nda karar alt›na al›nd›. Ali Babacan % 0.46 olan kota pay›n›n % 23 art›r›larak % 0.55 oldu¤unu ve 2 y›l sonraki toplant›da bunun daha da art›r›laca¤›n› belirtmifltir. Ki burada belirtmekte fayda var; IMF 2009 toplant›lar›n› Türkiye’de yapma karar› alm›flt›r. Bu kota dolay›s›yla oy oran›ndaki art›r›ma bakt›¤›m›zda asl›nda karar mekanizmas›nda Türkiye’nin rolü hiç önemsenmeyecek derecede artm›fl olmaktad›r. Fakat bu kota art›r›m›yla; 1- Türkiye’nin IMF’ye üye olmas›ndan kaynakl›, borçlar d›fl›nda ödenesi gereken aidat› artm›fl olmaktad›r. 2- Bu kotayla orant›l› olarak Türkiye’ye verilecek kredi pay›nda art›fl olacakt›r. 3- Mali sermayenin güvenini tazelemifltir. fiu anda IMF’ye borcu olan tek ülke Türkiye’dir. IMF’nin en önemli geliri borçlardan ald›¤› faizlerdir. Bu faizlerin azalmas›yla birlikte, azalan gelirlerini ikame etmek kota art›r›m›n›n birinci nedeni olmakla birlikte; Türkiye’nin IMF’ye olan ba¤›ml›l›¤›n› daha da derinlefltiren di¤er nedenler de bu art›r›mda önem tafl›maktad›r.

“Ola¤an” y›ll›k görüflmeler ve 6. gözden geçirmenin sonuçlar› IMF uzmanlar› y›ll›k görüflmeler sonras› haz›rlad›klar› raporda; Türkiye’nin 2001 y›l›ndan sonra “çarp›c› bir makroekonomik performans sergiledi¤ini” belirtiyorlar. Siyasal istikrar›n varoluflu nedeniyle (!), yap›sal reformlar›n yap›lmas›n›n do¤rudan yabanc› sermaye giriflini art›rd›¤›n› ve verimlili¤i art›rd›¤›n› belirtip AKP’ye tam puan vermifller. Ama raporun devam›nda; bu iyileflmelere karfl›l›k 2007’den itibaren koflullar›n kötüleflece¤i bir ortama girilmifl bulunuldu¤unu, son 5 y›lda % 7.5 ortalamayla büyüyen ekonominin % 5 ile büyüyece¤ini belirtmifllerdir. Yani IMF hükümete; “flimdiye kadar iyi gittiniz ama bundan sonras› riskli” demektedir. Ve bu riski bertaraf etmek için flimdiye kadar uygulanan ekonomi politikalar›n›n daha bir taviz verilmeden, s›k› bir disiplin içerisinde uygulanmas›n› istemektedir. Raporda yap›lmas› istenenlerin özcesinin ne oldu¤unu Tevfik Güngör, 19.03.07 tarihli Dünya Gazetesi’nde flöyle s›ralam›flt›r: “1- Yüksek faiz uygulamas› devam edecek. 2- YTL kriz olmad›¤› sürece de¤erli kalacak. YTL’nin de¤er kayb›n› beklemeyin. 3- Faiz d›fl› fazlada % 6.5’lik hedef devam ediyor. Bütçede bir gevfleme ummay›n. 4- Seçimden hemen sonra sosyal güvenlik reformu ç›kacak. fiimdilik ask›ya al›nd›¤› için vazgeçildi¤ini sanmay›n. 5- ‹stihdamda iflveren lehine düzenlemeler yap›lacak. Emek lehine fazla bir geliflme olaca¤›n› düflünmeyin.” Yani “yüksek faiz, düflük kur, yüksek faiz d›fl› fazla” uygulamalar› aynen kalacak. Fakat burjuva ekonomi-politikçiler ve hatta yer yer IMF uzmanlar›n›n bir k›sm› bile bu politikalarla devam edilmesinin Türkiye aç›s›ndan çok riskli oldu¤unu, krize girmenin kaç›n›lmaz oldu¤unu söylüyorlar. Buna ra¤men bu politika niye de¤ifltirilmiyor? Buna kabaca birbiriyle ba¤lant›l› iki yan›t verebiliriz. ‹lki kriz önemsenmeden ayn› politikalar devam ettiriliyorsa; kriz ç›k›ncaya kadarki sürede kazan›lacak paran›n krizdekini kat


72 kat aflaca¤› hesaplamalar›d›r. ‹kincisi; asl›nda her kriz ekonomi dünyas›nda zay›flar›n yok olup gitmesi, daha büyük sermaye gruplar›n›n daha da fliflkinleflmesi anlam›na gelmektedir. Yani “kapitalizmin toplam› s›f›r olan” bir sistem oldu¤u aç›kken, birileri kaybederken birilerinin de kazanmas› mutlakt›r. Sadece 2001 kriziyle birlikte servetlerini bir anda milyarlarca dolar art›ran Sabanc›lara, Koçlara, bu krizle birlikte ilk 500’e girmeye bafllayan Zorlu grubuna bakmak bile bu sonuçlar› bize tamam›yla verir. Yani krizin gelmesinden korkan kesimler vard›r, kriz geldi¤inde denetim alt›na al›namamas›ndan korkanlar vard›r, bir de kriz s›ras›nda ve krize kadarki dönemde kazanacaklar› paralar için el ovuflturanlar vard›r! Elbette ki tüm bunlar› sermaye gruplar› aç›s›ndan yaz›yoruz. Halk›m›z günden güne yoksullafl›rken olas› bir ekonomik kriz bu yoksullaflmay› daha da h›zland›racakt›r. fiimdi bu ekonomi politikalar›n niye uyguland›¤›na, kimlerin “kazand›¤›na” bakmaya devam edelim. fiubat ay›nda Çin borsas›nda yaflanan düflmeyle, Türkiye’deki piyasalar da sars›ld›. Ve bu süreçte “carry trade” denilen mekanizma üzerinde epey yaz›ld›-çizildi. Carry trade; k›saca düflük faizli para birimiyle borçlan›p, yüksek getirili yani yüksek faizli ülkelerde yat›r›m yap›lmas› esas›na dayanmaktad›r. Japonya gibi düflük faizle para veren ülkelerden fon toplayanlar, bunu bizim gibi ülkelerde de¤erlendiriyorlar. Ve yap›lan aç›klamalara göre, flu anda carry trade’çilerin en çok tercih etti¤i ülke “yüksek faiz, düflük kur” nedeniyle Türkiye’dir. ‹kinci olarak da, Brezilya’d›r! ‹flte bu mekanizmayla 2003’te 16 milyar dolar olan s›cak para stoku; 2006 sonunda 65 milyar dolara ulaflm›flt›r. Yani 3 y›lda % 306 artm›flt›r. San›r›z ki bu verilerle IMF’nin “krize götürüyorsunuz” uyar›lar›na ra¤men, bu politikalar› neden uygulad›¤› aç›kça ortaya ç›km›flt›r. IMF; bizim gibi ülkeleri emperyalist ülkelerin büyük sermaye gruplar›n›n istemine göre konumland›rmaktad›r. Türkiye’de faizlerin yüksek olmas›, döviz kurunun gerekenden düflük olmas› nedeniyle; Türkiye menfleli sanayiciler-yat›r›mc›lar ülke içinden borçlanmay›, kredi almay› tercih etmemektedirler. Ya d›flar›da yat›r›m yapmakta ya da d›flar›dan borçlanmaktad›rlar. Bu durum ayn› zamanda Türkiye’de ithalata dayal› ihracat›n geliflme nedenidir. ‹flte bu model dolay›s›yla Türkiye’de cari aç›k h›zla büyümektedir. 2003’te cari aç›k 8 milyar dolar iken, 2006’da 31 milyar dolarak ulaflm›flt›r. Yani % 287 oran›nda artm›flt›r. Ve bu cari aç›k flimdilik d›flar›dan gelen s›cak para ile kapat›ld›¤› için, Türkiye d›flar›daki dalgalanmalara çok daha aç›k, birçok ülke ekonomisine göre çok daha k›r›lgan bir yap›ya sahip olmaktad›r. Bir süre önce Türkiye’de “büyüme” rakamlar› da aç›kland›. GSMH 400 milyar dolar, kifli bafl› gelir 5.477 dolar, büyüme oran› da % 6 olarak aç›klanm›flt›r. Görece yüksek olarak de¤erlendirilebilecek bu büyüme oran›n›n ne pahas›na elde edildi¤ini daha iyi anlamak ve krizlerin baz› sermaye gruplar›n›n ifline nas›l yarad›¤›n› daha iyi görmek için son bir say›sal veri aç›klayal›m. Türkiye nüfusunun % 5’lik dilimler halinde gelir da¤›l›m›na bak›ld›¤›nda, % 5’lik en zengin kesim ile % 5’lik en yoksul kesim aras›ndaki gelir fark› 2003’te 23.8 kat iken 2006’da 25 kat olmufltur. Türkiye’deki 25 milyarderin servetlerinin toplam› 36.4 milyar dolar. Sadece bu 25 kiflinin serveti, geçen y›ldan bu y›la 9.1 milyar dolar artm›fl durumda.

19 fiimdi de 20. stand-by ekseninde 6. gözden geçirmedeki kararlara bakal›m. IMF heyeti, geçici iflçilerin kadroya al›nmas›, sa¤l›k harcamalar› ve bir k›s›m gelir kalemlerindeki sapma nedeniyle hükümeti uyard› ve 3.8 milyar YTL’lik tedbir almas›n› istedi. Buna göre 2002 y›l›ndan beri enerjiye özellikle de elektri¤e yap›lmayan zamm›n yap›lmas›, sa¤l›k harcamalar›ndan k›s›nt› yap›lmas›, daha önce 30 iflçi çal›flt›ran iflletmelere verilen enerji teflvikinin yumuflat›larak 10 iflçi çal›flt›rma koflulunun aranmas›n› getiren teflvikin eski haline getirilmesi, turizm sektörüne yap›lmas› planlanan 10 puanl›k KDV indiriminden vazgeçilmesi, Sosyal Güvenlik Reformunun ertelenmeden Temmuz ay›nda yürürlü¤e girmesi istendi. IMF heyeti tam da seçim öncesi bu taleplerini s›ralayarak Türkiye’den ayr›ld›. Görünürde bir “uzlaflmazl›k” vard›. S›rada Türkiye’nin niyet mektubunu haz›rlamas› ve bu 3.8 milyarl›k aç›k için istenenleri yapaca¤›n› taahhüt etmesi vard›. Fakat bunlar›n hiçbiri yap›lmad›. 6 Nisan 2007 tarihinde, bunlara yönelik hiçbir taahhüt almadan Türkiye ile IMF’nin uzlaflt›¤› aç›kland›. Seçim öncesi AKP’yi etkileyecek bu yapt›r›mlar ve yasalar yerine, çeflitli yat›r›m harcamalar›na 3.8 milyar YTL’lik blokaj kondu¤unun hükümet taraf›ndan aç›klanmas› yeterli görüldü. fiimdiye kadar hükümetler, IMF’nin talepleri do¤rultusunda niyet mektuplar›n› haz›rlarlar, sonra e¤er gerekliyse bu niyet mektubundaki taahhütlerini yerine getirmedikleri yani mektubu deldikleri olurdu! Ama flimdi bu “delme” ifllemi IMF ile ortak yap›l›yor. Peki, uluslararas› sermayenin s›cak paras›na daha fazla hareket alan› kazand›racak, Türkiye’nin borçlar›n› daha düzenli ödemesini sa¤layacak, ucuz iflgücü imkan›n› art›racak bu önlemlerden IMF’nin vazgeçti¤i söylenebilir mi? Hay›r, bu eflyan›n tabiat›na ayk›r›. Burada 2 olas›l›k akla geliyor; ya seçim sonras› için hükümet taraf›ndan bir stand-by sözü verildi veya baz› burjuva ekonomistlerin iddias›na göre Temmuz-A¤ustos ay›nda erken seçim yap›l›p bu 3.8 milyar YTL’lik t›rpan y›l›n geri kalan 6 ay›nda yap›lacak ve böylece halk›m›z›n s›rt›ndan y›llard›r sa¤lanan % 6.5 faiz d›fl› fazla bu flekilde sa¤lanacak… Bu her iki durumun da halk›m›z için felaket oldu¤u aç›kt›r. Ve IMF’nin AKP’ye gösterdi¤i bu “tolerans›n” uluslararas› sermayenin kimi destekledi¤ini ortaya koydu¤u aç›kt›r. Yine 6. gözden geçirme sonras› IMF heyetinin yapt›¤› bir de¤erlendirmenin “Yap›sal Reformlar›n Derinlefltirilmesi” bafll›kl› bölümünde “seçimin hemen sonras›ndaki dönemin, yeni bir yap›sal reform gündeminin ortaya konmas› için f›rsat teflkil etmesi” isteniyor! Görünen o ki, AKP tereddütsüz bir flekilde uluslararas› sermayenin ve ayn› zamanda Türkiye’de TÜS‹AD’›n deste¤ini alm›fl durumdad›r. Tekrar edersek; IMF, s›cak para sahipleri, TÜS‹AD flu anki mevcut durumdan memnunlar ve bunun devam›n› istiyorlar. Yani onlar›n gözünde AKP miad›n› doldurmufl de¤ildir. Bu sonuca ayn› zamanda 2004 y›l›nda planland›¤› ortaya ç›kan, fakat hiçbir

20 Nisan-3 Mayıs 2007

flekilde uygulama flans› yakalanamayan darbe senaryolar›ndan da ulaflabiliriz. 1980 Darbesinin yükselen halk hareketlerini bast›rmak kadar önemli olan di¤er bir amac› da IMF’nin yap›sal uyum programlar›na Türkiye’de start vermekti. Dolay›s›yla AKP bu kadar iyi hizmet verirken, neye, niçin darbe yapacaklar.

IMF’nin üstlenmeye haz›rland›¤› “yeni rol” üzerine Yaz›m›z›n daha bafl›nda IMF’nin de¤iflen ekonomik konjonktüre göre, kurumsal yap›s›, iflleyifli ve görevlerinde de¤ifliklikler yap›ld›¤›n› ve 1978’deki de¤iflimin bu eksende oldu¤unu belirttik. fiu anda Türkiye d›fl›nda IMF’ye borçlu bir ülkenin olmay›fl›, bununla birlikte mali sermayenin IMF ve DB’nin eliyle dünyan›n dört bir köflesine girdi¤i, giremedi¤i yerlerde ise her zamanki gibi askeri seçeneklerin devreye girdi¤i bu dönemde; IMF’nin ‘78’den sonra üstlendi¤i görevlerin bitti¤i, art›k IMF’nin kendisini yenilemesi gerekti¤i belirtilmektedir. Geçen y›l IMF’nin kuruluflunun 60. y›l›nda bu konular tart›fl›ld›. Üye ülkelerin flu anda dünyada bulunan likidite fazlas› nedeniyle IMF’den borç almad›klar› ve IMF’nin faiz gelirlerini kaybetmesi nedeniyle 2007’de ilk kez zarar edece¤i tart›fl›ld›. Bunun d›fl›nda son 5 y›ld›r 1970’ten bu yana yaflanan en h›zl› ekonomik büyümenin görüldü¤ü, ama bu büyümenin parasal genifllemeden,

kredi köpü¤ünden kaynakland›¤›, zengin-yoksul uçurumunu art›k sürdürülemez boyutta derinlefltirdi¤i vs. konufluldu. IMF ‹cra Direktörü Rodrigo Rato; uluslararas› dengesizlikler üzerinde bir kontrol mekanizmas› oluflturmak gerekti¤ini ve bu eksende dünyada ticari ve mali dengesizlik sorunun çözmek için IMF’ye yeni bir rol verilmesini ve IMF’nin denetiminin iki tarafl› olmaktan ç›kar›l›p çok tarafl› olmas›n› ve pro-aktif politikalar gelifltirilmesine izin verilmesini talep etti. Yani IMF; krizlere sürüklenmemek için Çin’in bütçe fazlas›na ABD’nin bütçe a盤›na kar›flabilecek flekilde konumlanmas›n› öneriyor Rato. Ve görüflmelerin diyelim sadece IMF-Çin aras›nda de¤il; IMF-Çin-ABD aras›nda yap›labilmesinden bahsediyor. IMF toplant›lar›nda bunlar konuflulduktan sonra, ilk olarak IMF bünyesinde gayriresmi olarak oluflturulan bu yan›yla IMF ile direkt organik ba¤› olan G7’lerin bu y›lki toplant›s›nda “hedge fonlar›n finansal teknikler arac›l›¤›yla sisteme etkinlik sa¤lamalar›na karfl›n. Bu karmafl›k faaliyetleri sonucu yarat›lacak riskler nedeniyle ihtiyatl› olunmas› gerekti¤i vurgusu vard›.” (Gazi Erçel, Dünya

Gazetesi, 28.02.07) Bu toplant›da, al›nacak tedbirlerin ve bu kurulufllar için yap›lacak düzenlemelerin Haziran ay›ndaki toplant›da kararlaflt›r›laca¤›n› da ö¤reniyoruz Erçel’in yaz›s›ndan. ABD’nin bu fonlarla ilgili bir düzenleme yap›lmas›na ilk baflta karfl› ç›kt›¤› ama art›k kendi ekonomisi üzerindeki etkileri nedeniyle düzenleme yap›lmas›na “yeflil ›fl›k yakt›¤›” haberleri ç›kt› bas›nda… K›sacas›; 5 y›ld›r tüm dünyada oldu¤u gibi Türkiye’de de yaflanan ve mali piyasalar›n ifline yarayan bu büyümenin yavafl yavafl sonuna gelinmektedir. Ve emperyalistler yine kendilerini garantiye alacak düzenlemelerin haz›rl›¤›na giriflmifllerdir. Yaflanacak olan krizden her zamanki gibi bu sefer de emperyalistler kazançl› ç›kacakt›r. fiu anda içinden geçilen süreçte nereden gelip, ne zaman ç›kacaklar› belli olmayan fonlar›n, var olan durumu sonuna kadar kullan›p, elde edilebilecek en fazla kâr› elde etmek için acele ettiklerini söyleyebiliriz. Ve IMF’nin tam da buna imkan sa¤layan politikalar›n devam etmesi talimat›n›, kendi içinden farkl› nedenlerle ç›kan çatlak seslere ra¤men vermesi bunun göstergesidir. Kapitalist üretim tarz›, ba¤r›nda tafl›d›¤› uzlaflmaz çeliflkiler nedeniyle her zaman için durgunluk, gönenç, afl›r› üretim ve bunal›m döngüsü içinde kendini gösterir. Kapitalist üretim, flimdiye kadar bu flekilde onlarca devre yaflad›. Ve her devreden, savafllarla, halklar› daha fazla yoksullaflt›rarak, iflsiz b›rakarak, üzerlerindeki bask›y› art›rarak ve bunlarla birlikte “yeni” ekonomik modeller uygulayarak ç›kmay› baflard›. Ki bu durum baz›lar›n›n, kapitalist-emperyalist sistemin kendini her zaman yenileyebilece¤ini, içinde bar›nd›rd›¤› çeliflkilerin bu nedenle kapitalist-emperyalist sistemi çöküfle götürmek zorunda olmad›¤›n›, kendini yenileyebilme özelli¤inin di¤er ekonomik sistemlerden farkl› oldu¤unu söylemelerine, bu eksende tezler gelifltirmelerine yol açm›flt›r. Fakat bu cenahtakilerin bilinçli veya de¤il, gözden kaç›rd›klar› bir fley var; o da devrelerin ömürlerinin gitgide daha k›sald›¤›, iki bunal›m aras›ndaki sürenin azald›¤›d›r. 30-40 y›lla bafllayan devre süresi günümüzde 5-6 y›la inmifl durumdad›r! Yani burada var olan bir “k›s›r döngü” de¤ildir. Engels kapitalist üretim tarz›n›n bu özelli¤i için flunlar› söylemifltir: “Kapitalist üretim tarz›… önce Fourier’in buldu¤u bu ‘k›s›r döngü’den asla kurtulamaz. Fourier’in kendi ça¤›nda göremedi¤i fley, bu döngünün yavafl yavafl darald›¤›; hareketin daha çok bir sarmal çizdi¤i ve gezegenlerin hareketinin dönülen merkezle çarp›flarak sona ermesi gibi, bir sona varmak gerekti¤idir.! (Ütopik Sosyalizm ve Bilimsel Sosyalizm, Marks-Engels, Seçme Yap›tlar-3, sayfa: 168) K›sacas›, burjuvazi ne kadar u¤rafl›rsa u¤rafls›n, kurumlar›na ne kadar “yeni rollergörevler” yüklerse yüklesin, onu bekleyen sondan kurtulamayacaklard›r. Bize düflen bu sona gidifli h›zland›rmak ve bu sonun sosyalizmle taçlanmas›n› sa¤lamakt›r. * Kambiyo: Para ya da para yerine geçenlerin de¤ifltirilmesiyle ilgili ifllemler. Kambiyo denetimi, yabanc› paralar›n her türlü hareketlerinin devlet taraf›ndan gözetim alt›nda tutulmas›d›r. * Konvertibiliteye geçifl: Bir ulusal paran›n, resmi döviz piyasas›ndan baflka bir ulusal paraya veya alt›na serbestçe dönüfltürülebilmesine geçifl.


20

20 Nisan-4 Mayıs 2007

72

Kitlelere ra¤men de¤il kitlelerle ilerle!

!

ugün s›n›f mücadelesinin akan seyri içinde tafl›d›¤›m›z yetmezliklerin bilincinde olarak, yürüttü¤ümüz savafl› dünden daha ileriye tafl›ma kararl›l›¤›m›z, çabam›z, yönelimimiz ülkemiz devrimini zaferle taçland›raca¤›m›z›n teminat›d›r. Bundan kimse kuflku duymamal›d›r.

B

Gerek ülkemiz gerekse de dünyada yaflanan geliflmelerin yak›c›l›¤›, arifesinde oldu¤umuz 24 Nisan, 1 May›s, 18 May›s gibi gündemlerin öneminden ve de girdi¤imiz yeni sürecin görevleri gere¤i önümüzdeki dönemi daha nitelikli, daha canl› çal›flmalarla karfl›lamak, örgütlemek durumunday›z. Unutmayal›m ki, bizlere ra¤men s›n›f mücadelesi, kimi zaman ivmesini yükselterek, kimi zaman düflürerek akmaya devam etmekte. Bu amans›z ak›nt›n›n sürüklenerek afl›nanlar›, ters yönde kulaç atarak hiç bir ilerleme kaydedemeyerek asl›nda gerileyenleri oldu¤u/olaca¤› gibi ak›nt›ya yön vereni, h›zland›ranlar› da vard›r/olacakt›r. Bugün s›n›f mücadelesinin akan seyri içinde tafl›d›¤›m›z yetmezliklerin bilincinde olarak, yürüttü¤ümüz savafl› dünden daha ileriye tafl›ma kararl›l›¤›m›z, çabam›z, yönelimimiz ülkemiz devrimini zaferle taçland›raca¤›m›z›n teminat›d›r. Bundan kimse kuflku duymamal›d›r. Bu gün aç›s›ndan bu iddial› duruflun yaflamdaki karfl›l›¤›; s›n›f mücadelesinin yegâne bilimi MLM, savafl stratejimiz, politika ve teorimizden, flehitlerimizden ald›¤›m›z güçle, kitlelere daha çok sar›larak, çal›flma tarz›m›z› ve al›flkanl›klar›m›z› gözden geçirerek yine prati¤e sar›larak sürece yüklenmektir. Bu sorun; yar›n› örme, bir yol açma, bir yol alma konusunda yo¤unlaflaca¤›m›z temel meselelerden biri olacakt›r. Nerede kaybettik? Kitleleri sorunlar›-talepleri çevresinde örgütlemede, bunun için onlarla iç içe olmada… Birçok prati¤imize damgas›n› vuran, kitlelerin rolünün kavranmas› ile ilgili sorunumuz ba¤lam›nda kitle çizgisinin kavran›fl›nda bir bilinç s›çramas› yaratmak durumunday›z. Öyle ki faaliyetin ve faaliyetçilerin kendini pratikte ve kitleler nezdinde s›nayarak geliflmesine hizmet edece¤i ve örgütlenerek güçlenece¤i bu süreç bu s›çraman›n flart› ve merkezi halkas› olmal›d›r. “Kitlelerin ihtiyaçlar›na ve isteklerine uygun hareket edilmelidir. Kitleler için yap›lan bütün çal›flmalarda ne kadar iyi niyetli olursa olsun herhangi bir bireyin iste¤inden de¤il kitlelerin ihtiyaçlar›ndan

yola ç›k›lmal›d›r. Kitlelerin objektif olarak belli de¤iflikli¤e ihtiyaçlar› vard›r, ama subjektif olarak henüz bu ihtiyac›n bilincine varmam›fllard›r. Ve bu de¤iflikli¤i yapmak için henüz istekli de¤illerdir. Böyle durumlarda sab›rla beklemeliyiz. Çal›flmalar›m›z sayesinde kitlelerin ço¤unlu¤u o ihtiyac›n bilincine var›ncaya ve de¤ifliklik için istekli ve kararl› hale gelinceye kadar o de¤iflikli¤i yapmamam›z gerekir. Aksi takdirde kendimizi kitlelerden kopar›r›z. Kitleler bilinçli ve istekli olmad›klar› sürece onlar›n kat›lmalar›n› gerektiren bütün çal›flmalar k⤛t üzerinde kal›r ve baflar›s›zl›¤a yol açar. Acelecilik sadece baflar›s›zl›¤a yol açar.” (Mao) Büyük usta Mao Zedung’un Çin Devrimi’nin engin deneyimlerinden süzerek ifade etti¤i bu gerçeklik nas›l da tan›mlamaktad›r bugün durdu¤umuz yeri. Kendi istem ve taleplerimizin yön verdi¤i her çal›flman›n her slogan›n nas›l da ka¤›t üzerinde kald›¤›na ço¤u kez tan›k olduk. Y›llard›r bütün yay›n organlar›m›zda s›kça de¤indi¤imiz bir konudur kitleler meselesi. Bunun içinde de kitlelerin ihtiyaçlar›, kitlelerin sorunlar›, çeliflkileri, talepleri vs. ve bizlerin bunlara nas›l yaklaflmam›z gerekti¤i... Ancak genelde bütün devrimci hareketin özelde de bizim yaflad›¤›m›z en büyük sorundur, kitlelerden; kitlelerin sorunlar›ndan, taleplerinden kopuk, takvimsel günlere s›k›flm›fl faaliyet tarz›. Oysa flu gerçek her dönem yüzümüze çarpmaktad›r; Kitlelerden bihaber, dar pratik içinde koflan, kendini sürekli tekrar eden, an›n güncel geliflmelerine müdahale edemeyen, flabloncu, dünden farkl› söyleyecek bir fleyi olmayan bir devrimci hareket s›n›f mücadelesinin sorunlar›na yan›t olmak bir yana zamanla kendi kendini tüketecektir.

Kitlelerden uzaklaflt›kça devrimden uzaklafl›r, Kitlelere yaklaflt›kça devrime de yaklafl›r›z! “Devrim kitlelerin eseridir” diyorsak devrimci faaliyetimiz de kitlelerle birlikte olmak zorundad›r. S›n›f mücadeleleri tarihi göstermifltir ki kitleler olmadan hiçbir devrim baflar›ya ulaflmam›flt›r. “Halka dayand›¤›m›z kitlelerin tükenmez gücüne kuvvetle inand›¤›m›z, dolay›s›yla onlara güvenip kendimizi onlarla bütünlefltirdi¤imiz sürece her düflman› ezebilir ve her güçlü¤ün üstesinden gelebiliriz.” (Mao) Bu da ancak kitlelerin içinde olmakla, onlar› sorunlar› etraf›nda örgütlemekle mümkündür. Bizim de en çok zaafl› davrand›¤›m›z yan buras›d›r. Egemenlerin her f›rsatta ve çeflitli araç ve yöntemlerle kitlelerin bilincine oynamas›n›n nedeni de buradad›r. Zorla bast›rmayla, fliddetle yetinmeyen egemenler kitlelerin bilincine oynamal›d›r ki o kudretli güç k›m›ldama-

s›n. Bütün olanaklar›n› kullanarak “ne kadar güçlü olduklar›n›, yenilmez olduklar›n›, halk için çal›fl›p çabalad›klar›n›” vurgulamaktad›rlar. Emperyalizm ve uflaklar›n›n bu teranelerinin tutmas›n›n nedeni; devrimci ve komünistlerin kitlelere uzakl›¤›, kitlelerin örgütsüzlü¤üdür. O halde bizim temel sorunumuz devrimin temel unsuru olan kitleleri örgütlemek ve harekete geçirmektir. Bunu nas›l yapaca¤›z? Bunun cevab›n› vermeden önce flu anda ne gibi hatalara düflüyoruz onu ortaya koymak gerekir; Do¤ru politikalar› ifade etmek, onlar› sürekli yay›nlarda tekrarlamak politikam›z›n do¤rulu¤unu ispat etmez. Bunu hayata uygulamad›¤›m›z sürece politikan›n do¤ru olup olmad›¤›n› da göremeyiz. Kitle politikam›z, kitle çizgimiz do¤ru olabilir ancak bu politikada ›srar etmiyor ve kitleleri devrime seferber etmenin araçlar›n› yaratam›yorsak burada dönüp, kitlelere yükledi¤imiz misyona, çal›flma tarz›m›za ve kitle faaliyetlerine yaklafl›m›m›za bakmak gerekir. Faaliyet sürdürdü¤ümüz birçok alanda dünyada ve ülkemizde geliflen güncel geliflmeleri fazla da önemsemiyor “bu devrim sorunu, bugünden çözülecek sorun de¤il” diye bak›yorsak burada durmam›z gerekir. Kitleleri do¤rudan ilgilendiren de¤il bizzat onlar›n sorunlar› olan, örne¤in iflsizlik, sa¤l›k ve e¤itimin özellefltirilmesi, yozlaflma, çeteleflme, y›k›m sald›r›, Kürt ulusuna yönelik sald›r›lar vb. bir y›¤›n sorunda bizler ya yokuz ya da temsilen bulunuyoruz. Kitlelerin kendi örgütledikleri ya da reformistlerin örgütledikleri eylemlere de onlar›n kuyruklar›na tak›lmama ad›na kat›lm›yoruz. Oysa bu eylemler önemlidir. Buralara kat›larak, kitleleri katarak bu sorunlar etraf›nda onlar› politiklefltirebilir, örgütleyebiliriz. Aksi durumda onlar›n somut durumlar›na yani kendimize yabanc›laflmaktan kurtulamay›z.

Kitleler, devrimin destekçisi de¤il as›l sahibidir! Kitlelerden, onlar›n sorunlar›ndan her

uzaklaflma ad›m ad›m devrimden de uzaklaflmakd›r. Amac›na yabanc›laflan her örgüt, her örgütlü birey kendi içinde olaylara tak›l›r ki bu erimenin, geri kalman›n, dahas› çürümenin birinci aflamas›d›r. Kitlelerin ac›lar›ndan, açl›klar›ndan, öfkelerinden, zenginliklerinden beslenememek, onlar için onlarla yap›lacaklar› siliklefltirmekle kalmaz, onlar için yap›lanlar› “anlams›z” k›lar. Kitlelerden kopuk bir çal›flma tarz›nda do¤ald›r ki, birçok ideolojik hastal›k da boy göstermeye bafllar. ‹deolojik hastal›klar›n, zaaflar›n en çok ortaya ç›kt›¤› dönemler üretimsizli¤in, darlaflman›n en fazla oldu¤u dönemlerdir. Görev ve sorumluluklara karfl› bir gevfleklik, disiplinsizlik, dedikodu, yatay iliflki, ahbap çavufl iliflkisi, elefltiri yapma ad› alt›nda partiyi kitleler içinde küçük düflürme, vb. birçok hastal›k partiye karfl› güvensizli¤i ve do¤all›¤›nda devrim inanc›nda zay›flamay› da beraberinde getiriyor. ‹nsanl›¤› kurtulufla götürecek yegâne eserin, devrimin sahibi kitlelere karfl› yaklafl›mdaki yanl›fll›klar›m›z›n yaln›zca bir yan› yoktur. Yine onlarla yeterince bütünleflememenin bir sonucu olarak var olan iliflkilere de yanl›fl yaklafl›lmaktad›r. Kitle iliflkilerine sadece iflimiz düfltü¤ünde gitti¤imiz için zamanla bu iliflkileri devrimin politik, örgütsel ihtiyaçlar› etraf›nda faaliyete katmak bir yana maddi ihtiyac› karfl›lamayan destekçiler konumuna indirgemekteyiz. Kitleleri devrimin sahibi de¤il, destekçisi olarak gören bu yaklafl›m elbette ki onlar› kazanamaz, seferber edemez.

Kitlelerin taleplerinden kopuk sloganlar neye hizmet ediyor? S›n›f mücadelesi devrimin sorunlar›ndan her uzaklaflma emperyalizme ve uflaklar›na kan tafl›maktad›r. Marjinalleflmifl, kitlelerden kopuk yürüyen faaliyetler, zamanla kuru ajitasyon propaganda, sürekli “sol” söylemlerle kendini avutan, dar, kitleden kopuk eylemlerle kendini var etmeye bafllar.


21

72 Bu tarz faaliyet, kitlelerin somut taleplerini dikkate almak bir yana Proletarya Partisi’nin ideolojik-politik bak›fl aç›s› temelinde kitlelerin yaflad›klar› sorunlara aç›kl›k getirmek bir yana sloganlarla kitlelere Proletarya Partisi’nin ad›n› her f›rsatta tekrarlayarak kendi propagandas›n› yapt›¤› yan›lg›s›ndan kurtulamaz. Hele ki devrimci ve komünist mücadelenin c›l›z oldu¤u, kitleler nezdindeki marjinalli¤ini korudu¤u, halk muhalefetinin gerilerden seyretti¤i bir dönemde bu pratikler kitlelerin var olan güvensizli¤i daha da derinlefltirecektir. Sanki daha az “parti” slogan› at›ld›¤›nda s›n›f mücadelesinden geri düflülmüfl olunacakt›r. Buradan genifl kitleler içinde parti propagandas›n›n yap›lmayaca¤› anlafl›lmamal›d›r; ancak neyin nerede, nas›l yap›laca¤› konusunda bir mu¤lâkl›k, bir yüzeysellik yaflanmaktad›r. Örne¤in; “Katil ABD Ortado¤u’dan defol” slogan› “A¤a-patron devletini y›kaca¤›z, halk iktidar› ku-

raca¤›z” slogan›ndan daha de¤ersiz de¤ildir. Ya da Hrant Dink’in cenaze töreninde at›lan ve devleti yerinden z›platan ve oldukça derin politik mesajlar içeren “Hepimiz Hrant’›z, hepimiz Ermeniyiz” slogan›, “parti” slogan› ilan etti¤imiz sloganlardan daha az önemli de¤ildir. Burada düflülen bir yan›lg› da; “parti slogan›-kitle slogan›, parti gündemi-kitle gündemi” gibi temelden sakat bir ayr›flt›rmad›r. Komünist partisi devrimin bir arac›, devrimse kitlelerin eseriyse burada karfl› karfl›ya getirilecek bir durum bir ayr›flt›rma anlams›z, dahas› tehlikeli bir anlay›flt›r. Devrimci ve komünistlerin politikalar›n›, sloganlar›n›, gündemini belirleyen egemenlerin ezilenlere yönelik sömürü ve zulmü karfl›s›nda halk›n yaflad›¤› ekonomik, akademik, mesleki, sosyal, demokratik, kültürel sorunlar ve bunu alafla¤› etmenin yollar›d›r. Kitlelerin sorunlar›n› içeren, sistemi hedefleyen, politik bir yanl›fl ta-

PUSULA YÜRÜNECEK YOL... Devrimci partinin zorunlulu¤u ve varl›¤› s›n›fl› toplum gerçekli¤inde yatmaktad›r. Sömürü ve zulüm üzerine kurulu s›n›fl› toplumlar var olmaya devam ettikçe iflçi s›n›f›n›n devrimci partisi vazgeçilmez zorunlu bir ihtiyaç olmaya devam edecektir. Bu ihtiyac›n bilincine ve gerçekli¤ine sahip olundukça özgürlük düfl olmaktan ç›kacakt›r. Emperyalizm ve proleter devrimler ça¤›nda devrimci bir parti olmadan s›n›f düflmanlar›na karfl› bilinçli ve örgütlü bir flekilde uzun süreli kal›c› mücadele etmek mümkün de¤ildir. Devrimci partiye mücadele gücü ve istikrarl› bir durufl ve kararl› yürüyüfl direnci kazand›ran onun sahip oldu¤u say›sal güç de¤il, politik çizgisinin do¤rulu¤u ve örgütsel birli¤idir. Proletarya Partisi ideolojikpolitik çizgisini toplumsal yaflam›n her alan›nda yaflanan çeliflkileri çözme yönünde somutlaflt›rd›¤› oranda, devrimci yürüyüflünü güçlendirip, örgütsel birli¤ini sa¤layabilir. Gücünü halktan, birli¤ini çeliflkileri çözüm gücünden alan parti ülkede çeflitli milliyetlerden emekçi halkla güçlü ba¤ kurarak, birli¤ini sa¤lamlaflt›rabilir. Bunlar baflar›ld›¤› oranda devrimci parti öncü ve önder rolünü oynayabilir, düflmanlar›n› yenilgiye u¤ratabilir. Proletarya Partisi s›n›f savafl›m›n›n her geliflim sürecinde politik çizgisini derinlefltirip, gelifltirirken bu gerçeklik üzerinden örgütsel birli¤ini ve disiplinini de sa¤lamlaflt›rmaya çal›fl›r. Kuruluflundan itibaren sürekli ve düzenli olarak sürecin geliflimine, s›n›f savafl›m›n›n ihtiyac›na yan›t olacak flekilde elefltiri-özelefltiriyi de içeren ve bu ilkeden asla vazgeçmeden de¤erlendirmeler yapmaya çal›fl›r. Yap›lan de¤erlendirme olum-

luyu kuflan›p olumsuzluklar› atmas›, devrim yürüyüflünü daha da sa¤lamlaflt›rmas› aç›s›ndan gereklidir. Bu ayn› zamanda onun iç iflleyiflinin ve çal›flma tarz›n›n devrimcilefltirilmesi aç›s›ndan da yap›lmak zorundad›r. ‹ki temel geçerli neden üzerinde yap›lan de¤erlendirme ve hesap verme olgusu onun s›n›fsal varl›k nedenini güçlendirece¤i gibi iç iflleyiflini de düzenleyip devrimcilefltirir. Bundand›r ki süreç de¤erlendirmesi önemli ve anlaml›d›r. Proletarya Partisi ancak geçmifl görevlerini do¤ru bir flekilde analiz ederek, flimdiki görevlerini gerçe¤e daha yak›n bir flekilde tespit edebilir ve gelecekteki görevlerinin ön oluflum ad›mlar›n› haz›rlar. De¤erlendirme ve belirlemeler somut görevler ve faaliyetler üzerinden yap›ld›kça anlafl›l›r ve kavran›r. Proletarya Partisi’nin önderlik ve örgütsel sorununu çözme ve s›n›f savafl›m›n›n her alan›nda (iflçi-sendikasemt-gençlik-gerilla-enternasyonal) önderlik infla etme süreci devam etmektedir. Bu sorunun çözümü k›sa vadede baz› örgütsel düzenleme ve konumlanmayla ya da baz› politik kararlar›n al›nmas›yla çözülemez. Kapsaml› ve bütünlüklü olarak devrimi kavrama, devrimin temel sorunlar›nda do¤ru ve bilimsel bir bak›fl aç›s›na sahip olma, toplumsal yaflam›n çok yönlü gerçekli¤ini objektif olarak de¤erlendirme ve bunun ›fl›¤›nda bilimsel çözümleme yapma ve sürecin devrimci anlamda de¤iflimi ve dönüflümü için devrimci mücadele biçimleri ve müdahale araçlar›n› yaratma ve bu sürecin yönelimine uygun kadrolar yetifltirme gibi bir dizi temel sorunda ciddi ve kapsaml› bir bilgiye ve çal›flmaya ihtiyaç vard›r.

20 Nisan-3 Mayıs 2007 n›mlama bar›nd›rmayan her slogan parti slogan›d›r. Bunu böyle kavramak gerekmektedir. “Kendi kafam›zdan kitlelere yak›flt›rd›¤›m›z ihtiyaçlar de¤il, onlar›n gerçek ihtiyaçlar›, bizim kitleler ad›na kararlaflt›rd›¤›m›z istekler de¤il, kitlelerin kendi bafllar›na kararlaflt›rd›klar› istekler.” (Mao) Tüm bunlar›n ortas›nda yeni bir süreci, olumluluklar›m›z› gelifltirerek, hatalar›m›zdan yenilenerek gö¤üslemekle karfl› karfl›yay›z. Bunun için yapmam›z gerekenler hiç de anlafl›lmaz ve karmafl›k de¤ildir. Arifesinde oldu¤umuz Proleterya Partisi’nin 35. kurulufl y›ldönümü olan 24 Nisan’›, dünya iflçi s›n›f›n›n birlikmücadele-zafer günü 1 May›s’›, Komünist önder ‹brahim Kaypakkaya’n›n iflkencede katlediliflinin y›l dönümü 18 May›s’›, ve “Kitleye güven, savafla kitlen, partiyle kazanaca¤›z” fliar›yla girdi¤imiz yönelimi; ülkemiz ve dünya Proletarya Partisi devrimin bir dizi konusuna iliflkin do¤ru bak›fl aç›s› kazand›rmaya çal›fl›rken bunlar›n bafl›nda gelen en önemli konu partinin bilgi teorisinin kavran›fl› sorununa aç›kl›k getirmeye çal›flmas›d›r. Çünkü s›n›f savafl›m›nda devrimci bilgiye sahip olunmadan ne do¤ru bir politika ne de mücadele biçimleri ve araçlar› ve bunu gerçeklefltirecek kadrolar yarat›labilir. S›n›f savafl›m› sorunlar› objektif olarak sorgulan›p, gerçekli¤in anlafl›lmas›na hizmet edecek çal›flmalar, incelemeler, tart›flmalar yap›ld›kça materyalist bilgi teorisine sahip olunur. Bilimsel bilgi teorisine sahip olundukça örgütsel sorunlar ve onun tayin edici sorunu olan önderlik sorunu çözüme kavuflur. Önderlik kademesinde bulunan yoldafllar, s›n›f mücadelesini yak›ndan ve çözümleyici bir yaklafl›mla inceleme yapmakla, parti çal›flmalar›n›n objektif flartlar›na vak›f olman›n gere¤ini de yerine getirmifl olur. ‹flçi s›n›f›n›n, kamu emekçilerinin, köylülerin, gençli¤in ve di¤er halk katmanlar›n›n öteden beri maruz kald›klar› emperyalist politikalar›n bir bütün olarak kavranmas›, bunlar›n proletarya ideolojisi üzerindeki etkilerinin çözümlenmesi, bunlara yönelik devrimci politikalar›n örgüte tafl›nmas› ve bunlar›n içsellefltirmesine dönük çal›flmalar›n yap›lmas›yla Proletarya Partisi yaflad›¤› önderlik sorununu çözüme kavuflturur. Proletarya Partisi önderlik/örgütsel sorunlar›n› ancak s›n›f mücadelesinin nesnel flartlar›yla kurulacak do¤ru ve do¤rudan iliflkilerle giderebilir. Dünyada ve ülkedeki geliflmelerle birlikte örgütsel gerçekli¤i de¤erlendirme prati¤inde k›saca bilgilenme sürecinde, somut flartlara dayanmayan tahlil yap›ld›¤›nda bilimsel ve gerçekçi olmayan tahliller üzerinden gerçekçi olmayan abart›l› ya da eksik beklentilere girilir. Somuta dayanmayan, ayr›nt›lara aç›kl›k getirmeyen her de¤erlendirme ve bu de¤erlendirme üzerinden yap›lan her örgütsel görevlendirme ideolojik olarak subjektivizme, politik olarak oportünizme yol açar. Bundand›r ki

halklar›n›n yaflad›¤› sorunlarla ba¤› üzerinden and›¤›m›z, anlatt›¤›m›z oranda amac›m›za ulaflm›fl olaca¤›z. Bu gündemler üzerinden yapaca¤›m›z ajitasyon ve propagandan›n içeri¤i Kürt ulusuna yönelen imha ve inkar sald›r›lar›n› k›nayan, son dönenme gelifltirilen ›rkç›-floven sald›r›lar› teflhir eden, iflsizli¤i, özellefltirmeleri, sendikas›zlaflt›rmalar› bir devlet politikas› olarak hedef alan, yoksul-emekçi semtlerdeki y›k›m ve uyuflturucu ve çeteleflme sorunlar›n› ele alan, baflta ABD emperyalizmi olmak üzere tüm emperyalistlerin Ortado¤u baflta olmak üzere tüm dünya üzerinde oynad›¤› oyunlar› deflifre eden, flimdiden kitleleri politik bir atmosfere sokmufl olan iki bafll› seçimin (Cumhurbaflkanl›¤› ve genel seçimler) kurtulufl getirmeyece¤ini anlatan muhtevada olmal›d›r. 1 May›s’› yaflatacak olan, 18 May›s’› unutturmayacak olan, 24 Nisan’› selamlayacak olan tam da bu noktalar olacakt›r. ideolojik-politik temel üzerinde biçimlenip flekillenen örgütsel birli¤in sa¤lanmas›, “Her örgüt ve hatta her komite için sa¤l›kl› bir geliflmenin sa¤lanabilmesi, her fleyden önce önemli konularda bir hemfikirlik, ortakl›¤› sa¤lanm›fl bir kararl›l›k ve uygulamada kolektif bir çabay› gerektirir.” (8. Konferans kararlar›ndan) Yürünecek yolun netleflmesi kadar belirlenen yönelimin hedef ve amaçlar›n› kavram›fl, bu u¤urda her türlü zorluklar› alt etmede kararl› çal›flma sürecinde ortaya ç›kacak engelleri yenmede bilinçli ve becerikli, örgütsel çal›flmada uyumlu bir örgütün yarat›lmas› önemlidir. “Do¤ru bir politika, yönelim nihayetinde uyumlu, en az›ndan bunlara engel olmayacak ölçüde sa¤l›kl› bir örgüt ister.” (8. Konferans kararlar›ndan) Proletarya Partisi’nin devrim güzergah›nda ortak hedefte birleflip kararl›l›k yaratmak için do¤ru politik kararlar almaya azami dikkat ve çaba göstermesi gerekir. Do¤ru politik karar›n gücü dünyadaki ve ülkedeki ekonomik-politik-askeri geliflmeleri do¤ru de¤erlendirmesine ba¤l›d›r. Do¤ru bir de¤erlendirme, zorunlu ve ayr›nt›l› bir analiz ve bu analiz üzerinden örgütsel görevler belirlenerek ortak yürüyüfl güçlenir. Bu görevler asgari oranda gerçekleflmifltir. Bugün görev politik kararlar›n uygulama baflar›s›na kilitlenmifl sa¤lam örgütsel çal›flmaya azimle giriflmektir. Halk›n, devrimin ve partinin kaderi s›n›f bilinçli proleterlerin elindedir. Sürecin de¤erlendirmesi sonucunda al›nan politik kararlar ›fl›¤›nda ayn› do¤rultuda ortak hareket edildikçe, kurtulufl bekleyen do¤ru yolu arayan ülkenin köhnemifl karanl›¤›nda burjuva-feodal kölelik zincirleri alt›nda kollar› ve boyunlar› ac›yan emekçiler ve ezilenler parlak bir ›fl›kla ayd›nlanacak, özgürlük yürüyüflleri güç kazanacakt›r. Partinin onurunu, prestijini ve süreklili¤i politik kararlar› baflar›yla prati¤e uygulamay› gerektiriyor. S›n›f bilinçli proleterler bu baflar›ya kilitlenmek zorundad›r.


22

20 Nisan-3 Mayıs 2007

72

ABD’nin Irak bata¤› büyüyor

Geçti¤imiz günlerde Irak Parlamentosu’na sunulan Petrol Yasa Tasar›s›, ABD emperyalizminin Irak’›n tüm petrolüne el koymas›n› garantiliyor. Bu tasar› Washington’un talimat›yla “Bearing Point” adl› bir dan›flmanl›k flirketi taraf›ndan yap›ld›. Böylelikle ABD’nin Irak’› dört y›l önce iflgal etmesinin gerçek amac› da bir kez daha somut bir biçimde a盤a ç›km›fl oldu. ABD emperyalizmi dünya hakimiyeti planlar› dahilinde iflgal etti¤i Irak’la birlikte, yak›n ve Ortado¤u’da kilit bir noktay› ele geçirmifl oluyordu. ‹flgalin fiyaskoyla sonuçlanmas›yla birlikte, flimdi en az›ndan petrol garanti al›nmaya çal›fl›lmakta. Irakl› milletvekillerinin büyük bir ço¤unlu¤u Irak d›fl›nda bulundu¤undan, tasar›n›n oylanmas› için gereken say› ABD silahlar›n›n gölgesinde sa¤lanacak. ABD emperyalizmi bu yasayla birlikte Irak petrolleri üzerinde uluslararas› alanda efli benzeri görülmedik bir tarz ve yön-

temle denetim sa¤lam›fl olacak. Bu yasa ile Irak petrol rezervlerinin denetimi do¤rudan ABD petrol endüstrisine geçiyor. Yasa petrol flirketlerinin 30 y›l boyunca üretimin % 70’ine el koyabilmesini sa¤l›yor. % 20’lik bir k›sm› ise süresiz olarak vergi d›fl› b›rak›l›yor. Hükümetler ve petrol flirketleri aras›nda bugüne kadar yap›lan anlaflmalar üreticiye en fazla % 20’lik bir pay öngörmekteydi. Gerçi bu yeni Petrol Yasas› üretimdeki mevcut petrol alanlar›n›n çok üzerinde bir miktar› kaps›yor. Ancak bu durum bilinen 80 petrol alan›ndan sadece 17’si ve 115 milyar varil rezervin de sadece 40 milyar› için geçerli. Böylelikle ABD flirketleri bilinen rezervin % 64’ünü ele geçirmifl oluyorlar. Ancak uzmanlar Irak topraklar›nda daha en az 100 milyar varil petrolün bulundu¤unu söylüyorlar. Böylelikle ABD’nin denetim alt›na ald›¤› petrol rezervinin miktar› 100 milyar varile ç›k›yor ve ABD, rezervlerin % 80’inden fazlas›na

ILPS’nin UKK toplant›s› gerçekleflti Emperyalizme karfl› mücadelede tutarl› bir anti-emperyalist çizgide hareket etme hedefiyle ortaya ç›kan ILPS, 28-29 Mart 2007 tarihinde Uluslararas› Koordinasyon Komitesi (UKK) toplant›s›n› yapt›. Hollanda’da yap›lan toplant›da, UKK asil ve yedek üyelerinin yan›s›ra, gelemeyen üyelerin yerine kat›lan temsilciler yer ald›. ILPS’nin Filipinler, ABD, Avrupa, Türkiye, Hong Kong, Endonezya, Brezilya gibi örgütlülüklerinden temsilcilerin kat›ld›¤› toplant› 28 Mart’ta ILPS Baflkan› Jose Maria Sison taraf›ndan aç›ld›. Kat›l›mc› tespitinin ard›ndan bölge ve ülke raporlar›n›n okundu¤u toplant›ya ILPS Türkiye Seksiyonu da bir sinevizyon gösterimi ve bu do¤rultuda haz›rlanan dosyayla kat›ld›. Brezilya, ABD ve Türkiye Seksiyonu taraf›ndan haz›rlanan sinevizyon gösterimleri toplant›ya kat›lanlar taraf›ndan yo¤un bir ilgiyle izlenirken, 1. gün bölge ve ülke raporlar›n›n okunmas›yla geçen toplant›da, ülke raporlar›n›n sunumu tamamlanamay›nca raporlara 2. gün devam edildi. Yeni üyelik baflvurular›n›n da ele al›nd›¤› toplant›da, 11 yeni üyenin üyelikleri de kabul edildi. Gerek rapor-

larda gerekse ileriki süreçteki faaliyetlere iliflkin önerilerde, emperyalist sald›rganl›¤a karfl› yap›lan ve de yap›lmas› planlanan anti-emperyalist faaliyetler ve etkinlikler öne ç›karken, Filipinler’de Arroyo rejimi taraf›ndan gerçeklefltirilen katliamlar yo¤un olarak ele al›nd› ve çeflitli kampanya önerileri getirildi. Toplant›n›n en önemli gündem maddesini ise, ILPS’nin 3. Kongresi oluflturdu. Kongrenin nerede yap›laca¤›na dair süren tart›flmalar, 3. Kongrenin 2008 y›l›n›n May›s sonlar›nda, Malezya’da gerçekleflmesi karar›n›n al›nmas›yla sonuçland›. Kongre bafll›¤› olarak getirilen 9 önerinin tek tek oylanmas›n›n ard›ndan, öne ç›kan bafll›k; “Halklar›n mücadelesini güçlendir, emperyalist sald›rganl›¤a, devlet terörüne, talana ve sosyal y›k›ma karfl› yeni bir dünya kurmak için birlefl!” oldu. Bir sonraki UKK toplant›s›n›n ise, kongreden 2-3 ay önce, yine Hollanda’da yap›lmas›na karar verilen toplant›da son olarak, Filipinlerin önerisiyle getirilen ve toplant›ya kat›lanlara dinletilen ILPS Marfl› onayland›.

sahip olmufl oluyor. Bununla birlikte ABD petrol flirketleri % 162’lik bir kâr sa¤lam›fl oluyorlar. Petrol endüstrisinde bu miktar sadece % 12. Irak ise tersine petrol gelirinin büyük bölümünü yitiriyor. Varil bafl›na 40 dolar üzerinden hesapland›¤›nda, üretim miktar›na göre 74-194 milyar dolar aras›nda bir gelir kayb› söz konusu oluyor. Yine bu yasayla birlikte, petrol ç›karma haklar›n›n devrine iliflkin denetim de ABD petrol tekellerinin eline geçmifl oluyor. Bunlar Irak petrol ve gaz kuruluna temsilci gönderecekler ve iflletme hakk›n›n kime verilece¤ini bu temsilciler belirleyecek. Bu kurul, Irak yerel yönetimleri taraf›ndan yap›lan anlaflmalar› da iptal etme hakk›na sahip olacak. Ancak öyle görünüyor ki, ABD emperyalizminin evdeki hesab› bir kez daha çarfl›ya uymayacak. Çünkü Irak halk›n›n 4 y›ld›r aral›ks›z sürdürdü¤ü direnifl h›z kesmeden sürüyor. ABD’nin son günlerde verdi¤i asker kayb›ndaki art›fl ve kendi ülkesinde de yükselifle geçen iflgal karfl›tl›¤›, ABD’nin petrol yasas›na iliflkin acelecili¤inde önemli bir rol oynamakta. Ayn› zamanda Yeni Irak Stratejisi’nin de iflas› anlam›na gelen bu durum, bölgeye gönderilen askerde oldu¤u kadar, üst rütbeli subaylar›n da art›k aç›kça tepki göstermelerini de beraberinde getirmifl bulunuyor. Örne¤in Irak’ta görevlendirilmeye çal›fl›lan üç üst rütbeli askerin bu görevi reddetmesi, iflgaldeki yenilginin geldi¤i son aflama.

Filipinler’de taktik sald›r› Filipinler’de Filipinler Komünist Partisi önderli¤inde gerilla savafl› veren Yeni Halk Ordusu, 7 Nisan’da Dapeco bölgesinde tek bir kurflun s›kmadan bir askeri birli¤i etkisiz hale getirdi ve 50’si M16 olmak üzere 101 silaha el koydu. Bu eylemi YHO’nun son y›llarda gerçekleflti¤i en büyük eylemlerden birisi olarak de¤erlendiren FKP, gerillalar› kutlad› ve daha fazla taktik sald›r› düzenlenmesi talebinde bulundu. Bu ve benzeri eylemlerin önemini vurgulayan FKP sözcüsü Ka Roger böylece silah alt›na al›nmay› bekleyen yüzlerce gencin Halk Ordusuna kat›labilece¤ini vurgulad›. Faflist ordunun askeri operasyonlar›n›n yo¤unlaflt›¤› bu dönemde bu baflar›l› taktik sald›r›n›n devlete büyük bir darbe oldu¤unu belirten Ka Roger, bu eylemlerin Halk Savafl›’n›n yükseliflini ve devletin çaresizli¤ini gösteren veriler oldu¤unu belirtti.

GUANTANAMO; Tutsaklar açl›k grevine devam ediyor Guantanamo Esir Kamp›’ndaki tutsaklar›n açl›k grevi tüm bask›lara ra¤men geniflleyerek sürüyor. Esirlerin avukatlar›, yapt›klar› son ziyarette açl›k grevine yeni kat›l›mlar›n oldu¤unu ve flu an açl›k grevinde olan tutsak say›s›n›n 40 civar›nda oldu¤unu söylüyorlar. Guantanamo’daki tutsaklar 2005 y›l›nda da 150 kiflinin kat›ld›¤› kapsaml› bir açl›k grevi gerçeklefltirmifllerdi. Guantanamo’da bulunan tutsaklar›n 1/3’ini kapsayan bu açl›k grevi o dönem zorla besleme vb. yöntemlerle vahflice bast›r›lm›fl, zorla besleme yöntemi olarak da, uyuflturma uygulanmadan burunlar›ndan mideye beslenme hortumlar› sark›t›lm›flt›. Avukatlar o dönem, hiçbir t›p bilgisi olmayan gardiyanlar›n, zorla besleme yöntemi s›ras›nda baflka tutsaktan ç›kard›klar› ve üzerinde hala kan ve s›v› bulunan hortumlar›, bir di¤er tutsakta kulland›klar›n› söylemifllerdi. Bu sald›r› sonras›nda açl›k grevindekilerin say›s› h›zla düflmüfltü. Ne uluslararas› yasalar ne de ABD

yasalar› karfl›s›nda hiçbir hukuksal hakka sahip olmayan Guantanamo’daki tutsaklar›n bu ac› deneyime ra¤men bugün tekrar açl›k grevine bafllam›fl olmalar› ise onlar›n içinde bulunduklar› çaresizli¤in ifadesi olarak de¤erlendirilmekte. Tutsaklar›n avukatlar› bu son açl›k grevinin Aral›k 2006’da aç›lan ve 38 milyon dolara mal olan “Camp 6” adl› yeni hapishane binas› nedeniyle gerçeklefltirildi¤ini belirtiyorlar. Bu binada tutulan tutsaklar, penceresi bulunmayan, di¤er tutsaklarla hiçbir iletiflimin olmad›¤› çok küçük bir hücrede oturma pozisyonunda tutuluyorlar. Camp 6’da tutulan 160 tutsak 22 saat boyunca bu vaziyette durmak zorundalar ve günde sadece 2 saat boyunca, içine konduklar› tel örgülü bir kafesin içinde hareket etmelerine izin verilmekte. Hücreler gece-gündüz ayd›nlat›lmakta ve ›s› derecesi düflük tutulmakta. Kiflisel herhangi bir eflya bulundurmalar› da yasak olan tutsaklar, ayr›ca dufl yaparken ve tuvalet ihtiyaçlar›n› giderirken kad›n gardiyanlar taraf›ndan gözetlenmekteler.


23

72

20 Nisan-3 Mayıs 2007

NKP (Maoist) hükümete girdi

Nepal’de NKP(Maoist)’in ve halk kitlelerinin devrimci mücadelesi çeflitli biçimlerde devam etmekte ve s›n›f mücadelesi çok h›zl› ve yo¤un bir flekilde yaflanmaktad›r. Gerici partiler yeniden güç toplamak için gizli çal›flmalar sürdürerek süreci provoke etmeye çal›fl›rken NKP(Maoist) de farkl› taktiklerle kitleleri seferber ederek Yeni Demokratik

Devrim mücadelesini ileriye tafl›maya ve daha genifl kitlelerin deste¤ini alarak gericileri tecrit etmeye çal›flmaktad›r. NKP(Maoist) ile yedi parti ittifak› aras›nda Kas›m ay›nda imzalanan anlaflmaya uygun olarak Geçici Hükümet kurulacak ve bu hükümetin görevi en yak›n zamanda Kurucu Meclis seçimlerini (anlaflmaya göre bu tarih 20 Haziran) örgütleyerek Nepal Cumhuriyetini ilan edecekti. Ancak gerici partilerin tüm çabalar›na karfl›n NKP(Maoist) Mart ay›n›n son günlerinde hükümete ça¤r›da bulunarak Geçici Hükümet’in kurulmamas› halinde bar›fl sürecine son vereceklerini ilan etti. Bunun üzerine 1 Nisan tarihinde Geçici Hükümet, NKP (Maoist)’in de kat›l›m›yla kuruldu. Hükümetteki 21 bakan›n 5’i NKP(Maoist) üyesi. NKP(Maoist)’in hükümete girifli üzerine düzenlenen etkinlikte konuflan NKP(Maoist) üyesi 5 bakan, kendilerine Halk Savafl›’n›n ve Halk Hareketinin rehberlik etti¤ini belirttiler ve Nepal siyasetinde ilk olarak özel mülkiyeti kabul etmeyeceklerini ilan ettiler. Geçici Hükümet’in kuruluflunun ard›ndan aç›klama yapan Baflkan Prachanda,

Evrensel Bak›fl Aya¤a dikilen kitlelerin önünde hiçbir iktidar ayakta kalamaz! SBKP’nin 1956 y›l›nda gerçekleflen 20. Kongresinde iktidar› ele geçirerek, Sovyetler Birli¤i’nde modern revizyonizm dönemini bafllatan Kruflçev önderli¤indeki yeni burjuvazi, bu süreçten itibaren sosyalizmin kazan›mlar›n› bir bir ortadan kald›rma prati¤ini hayata geçirerek, 17 Ekim Devrimiyle birlikte inflas›na bafllanan proletarya diktatörlü¤ünü parçalamaya bafllad›lar. Ad›m ad›m Marksizm-Leninizm’den uzaklaflmay› da beraberinde getiren bu süreçle birlikte, Uluslararas› Komünist Hareket’te de ilk ayr›flmalar bafllam›fl, SB ise devlet tekelci yeni bir bürokratik kapitalizme geçmifl, Brejnev döneminde ise SB art›k bir sosyal emperyalist ülke haline gelmiflti. Modern revizyonizmin dünya devrimci hareketinde yaratt›¤› tahribatlar, birçok devrimci partinin parçalanmas›n› beraberinde getirmifl, enternasyonal komünist harekette ve iflçi s›n›f› hareketinde kafa kar›fl›kl›¤›, ayr›flmalar ve tasfiyeler ortaya ç›km›flt›. Ve böylelikle enternasyonal proleter devrimler süreci onlarca y›l geriye gitmiflti. Ancak modern revizyonizmin ortaya ç›k›fl› ayn› zamanda buna karfl› mücadeleyi de beraberinde getirmiflti. Bu mücadelenin UKH içerisindeki en üst boyuttaki ifadesi ise hiç kuflkusuz Büyük Proleter Kültür Devrimi (BPKD) olmufltur. En yal›n ifadeyle, “sosyalist toplumda s›n›f mücadelesinin en üst biçimi” anlam›na gelen BPKD, Çin Komünist Partisi içinde ortaya ç›kan ka-

pitalist yolcu, yeni burjuvazi MK üyelerine karfl› Mao’nun 5 A¤ustos 1966’da verdi¤i “Burjuva karargahlar› bombalay›n” direktifi ile bafllad›. K›sa sürede milyonlarca kitleyi seferber eden BPKD, sadece ideolojik-siyasi bir seferberlik de¤il, ayn› zamanda ekonomik-askeri-kültürel bir seferberlikti. ‹lk bafllarda ö¤rencilerin ve ayd›nlar›n yo¤un bir hareketine sahne olan BPKD, giderek iflçilerin, köylülerin ve de ayn› s›n›f›n ordusunun bir hareketine dönüflecekti. Böylelikle ateflini Mao’nun yakt›¤› BPKD ayn› zamanda, proletaryan›n iktidar› ele geçirmesinden sonra da, yani proletarya diktatörlü¤ü koflullar›nda da s›n›f mücadelesinin yeni biçimler alt›nda sürece¤i tezinin ve ayn› zamanda sürekli devrim tezinin do¤rulanmas›yd›. Proletarya diktatörlü¤ü alt›nda devrimi devam ettirmenin en üst noktas›n› ifade eden BPKD, Mao’nun 1976’da yaflam›n› yitirmesine kadar sürdü. Mao’nun ölümünün hemen ard›ndan bir darbe gerçeklefltiren Çin proletaryas›n›n ve tüm Çin halk›n›n düflmanlar›, sosyalist devrimi gerçeklefltirme ve infla etme çizgisini ortadan kald›rmaya dönük giriflimlerini bafllatt›lar. Ve Çin’de o zamandan itibaren giderek kapitalist restorasyon çizgisi hakim bir çizgi haline geldi. Bu süreçten sonra revizyonistlerin iktidar› bütünüyle ele geçirmesiyle birlikte tek tek ortadan kalkm›flt›r. Ve Çin’de giderek ortadan kalkan sadece

NKP(Maoist)’in hükümete girerken önceli¤inin seçimlerin eflit, adil ve uygun bir ortamda gerçekleflmesi için çal›flmak oldu¤unu vurgulad›. Prachanda partilerinin eski sisteme dahil olmad›¤›n›, Geçici Hükümet’le birlikte art›k yeni bir sürecin bafllad›¤›n› da söyledi. 7 Nisan’da Maoist ayd›nlar›n toplant›s›nda konuflan Prachanda yoldafl, uzun süreli Halk Savafl› stratejisinden vazgeçmediklerini, yaln›zca mücadelenin biçimi ve cephesinin de¤iflti¤ini vurgulad›. Prachanda ayr›ca Bat›l› ülkelerin özellikle de ABD’nin seçimlerin zaman›nda gerçekleflmesini istemedi¤ini ve ertelemeye çal›flt›klar›n›, partilerinin ise buna izin vermeyece¤ini belirtti.

Seçim Komisyonu’nun 12 Nisan’da yay›nlad›¤› mektupta teknik nedenlerden kaynakl› Kurucu Meclis seçimlerinin zaman›nda gerçekleflemeyece¤ini belirterek ertelenmesini istemesi ise tepkiyle karfl›land›. Bu mektubu Kongre Partisi desteklerken, NKP(BML) (Birleflik Marksist-Leninist) hükümetin seçimlerin zaman›nda gerçekleflmesi konu-

sunda yetersiz kald›¤›n› söyleyerek elefltirdi ve dolayl› yoldan karar› desteklemifl oldu. NKP (Maoist) ise seçimlerin zaman›nda gerçekleflmeyece¤i kesinleflti¤i takdirde Cumhuriyet’i ilan edeceklerini aç›klad›. NKP(Maoist) ayr›ca bu karar›n siyasi bir komplo oldu¤unu da belirtti. 13 Nisan’da sekiz parti önderlerinin kat›ld›¤› toplant› ise bir sonuç al›nmadan sona erdi. Seçim Komisyonu’nun önerisi çeflitli eylemlerle de protesto edildi. 14 Nisan’da kamplar›ndan ç›kan binlerce Halk Kurtulufl Ordusu askeri, yapt›klar› yürüyüflle seçimlerin zaman›nda gerçekleflmesini talep etti. Gerillalar yürüyüflün ard›ndan kamplar›na geri döndüler. 10 Nisan’da toplanan NKP(Maoist) Merkez Komitesi ise Kurucu Meclis seçimleri gerçekleflmezse yeni bir mücadelenin bafllayaca¤›n› duyurdu. 35 MK üyesinin 28’inin kat›ld›¤› toplant›da bar›fl sürecinde partinin rolü, örgütsel faaliyetler ve gelecek dönem için politikalar›n tart›fl›ld›¤›n› belirten Ananta Yoldafl ise seçimlerin 20 Haziran’da gerçekleflmesinin düflük bir ihtimal oldu¤unu, bunun için ciddi bir çaba gösterdiklerini, aksi halde kitle hareketlili¤i yaratacaklar›n› vurgulad›.

BPKD’nin kazan›mlar› de¤il bir bütün olarak Çin devriminin tüm kazan›mlar› olmufltur. Bugün Çin’i dünyan›n en büyük emperyalist ülkelerinden biri haline getiren süreçti bu ayn› zamanda. 1976’lardan sonra Çin’de, Kruflçev’le birlikte ise SB’de hâkim olmaya bafllayan modern revizyonizmin 90’lardaki çöküflü, tüm dünyada anti-komünist bir kampanyaya dönüfltürülerek, o tarihlerden itibaren “Sosyalizm/komünizm öldü, s›n›flar ortadan kalkt›, tarihin sonu” tezleri eflli¤inde, devrime ve devrimin tüm de¤erlerine dönük yo¤un bir sald›r› bafllat›ld›. Oysa iflas eden sosyalizm/komünizm de¤il, modern revizyonizmdi ve tarihin sonu da gelmemiflti. Aksine revizyonizme ve s›n›f mücadelesini tasfiye etmeye dönük her giriflime karfl› mücadele daha da keskinleflmeye bafllam›flt›. BPKD’nin 40. y›l›nda bulundu¤umuz ve de emperyalist sald›rganl›¤›n dünya halklar› üzerinde yaratt›¤› tahribatlar›n ve y›k›mlar›n, iflgaller, katliamlar ve sosyal y›k›mlar eflli¤inde artt›¤› bu günlerde, revizyonizme karfl› mücadelenin öneminin daha da artt›¤›n› görmekteyiz. Çünkü ABD emperyalizminin bafl›n› çekti¤i emperyalist-kapitalist sistemin sahipleri ve onlar›n tüm uzant›lar›, modern revizyonizme karfl› elde ettikleri zaferin sarhofllu¤uyla, dünya proletaryas›na ve ezilen halklar›na karfl› sald›r›lar›n›n dozunu giderek art›rmaktalar. Ezilen dünya halklar› ve dünya proletaryas› üzerinde, sald›rganl›k savafllar›, ›rkç›l›k, sosyal y›k›m ve buna ba¤l› özellefltirme vb. sald›r›larla gerçeklefltirilen her türden bask› ve sömürü art›k s›n›r tan›maz bir boyuta ulaflm›flt›r. Ancak bask› ve sömürünün yükselmesi gerek dünya proletaryas›n›n gerekse halklar›n›n emperyalizme karfl› mücadelelerinde de bir yükselifli getirmifltir. Dünyan›n birçok

bölgesinde yükselen, baflta silahl› mücadeleler olmak üzere, çeflitli mücadele biçimleri, devrimin yeni f›rt›na merkezlerini oluflturma yolunda h›zla ilerlemekteler. Bugün emperyalistlerin “Terörle Mücadele” veya “Medeniyetler Çat›flmas›” alt›nda gerçeklefltirdikleri sald›r›lar ise gerçekte, ço¤unlu¤u devrim perspektifiyle sürdürülen bu mücadeleleri hedeflemektedir. 60’l› y›llardaki yükseliflin benzeri bir yükselifl beklentisiyle bu mücadeleleri ezmenin türlü yollar›n› aramaktalar. Burjuva uzmanlar›n “21 yy. büyük çat›flmalara gebedir” tezinin giderek do¤rulanmas› ise egemenleri iyice panikletmektedir. Gerek dünyan›n belli bafll› emperyalist ülkelerinde gerekse ülkemiz gibi emperyalizme ba¤›ml› ülkelerde ç›kar›lan tüm “anti-terör” yasalar›n›n özüne bakt›¤›m›zda, bunlar›n s›n›f mücadelelerini ve bu mücadelelerle ba¤› olan/oldu¤u düflünülen kesimleri kapsad›¤›n› görmekteyiz. Sistem, dün oldu¤u gibi yine bugün de anti-komünist propaganda eflli¤inde sürdürdü¤ü tüm bu sald›r›larda en büyük deste¤i yine günümüzün sosyalist maskeli revizyonistlerinden ve onlar›n s›n›f mücadelelerini sistem içine hapsetmeye dönük ‘bar›flç›l”, devrimci özü ç›kar›lm›fl çizgilerinden almaktad›r. Bunun içindir ki, revizyonizme karfl› mücadele dün oldu¤u gibi bugün de önemini korumay› sürdürmektedir. Bu mücadele ise, bugün emperyalizme, faflizme, feodalizme ve her türden gericili¤e karfl› verilen mücadelelerle birlikte ele al›nmak durumundad›r. Tüm MLM’lerin enternasyonal görevidir bu. Bu görev, proletaryay› ve ezilen dünya haklar›n› emperyalizme, revizyonizme ve her türden gericili¤e karfl›, s›n›f mücadelesi temelinde örgütlemek ve harekete geçirmektir. Unutmayal›m ki, aya¤a dikilerek harekete geçen kitlelerin önünde hiçbir iktidar ayakta kalamaz!

Kurucu Meclis seçiminin ertelenmesi talep ediliyor


24

20 Nisan-3 Mayıs 2007

72

Anas›n›n talihi k›z›na çeyiz kalmas›n diye… Kad›nlar vard›r, Novamed firmas›nda çal›flan iflçi kad›nlar gibi, hamile kalmalar› patronun iznine ba¤l› olup, s›rayla do¤urmak zorunda kalanlard›r. Kad›nlar vard›r, Bursa’da bir tekstil fabrikas›nda çal›fl›rken ç›kan yang›nda kilitli kap›n›n kap›n›n önünde karn›ndaki bebe¤iyle ölüme yolculananlard›r. Kad›nlar vard›r daha “çocuk”tur, 15’inde Ceylanp›nar’da bir derede verir son solu¤unu, görememifltir çocu¤unu da çocuklu¤unu da… Ve kad›nlar vard›r, özel hastanede do¤urdu¤u bebe¤inin ilk görüntüleri için paparazziler yar›fl›r. Önümüz 1 May›s, iflçi s›n›f›n›n, eme¤in bayram›… Giyinin mavi, beyaz her renkten önlüklerinizi, ister savurun, ister toplay›n eflarb›n›zla saçlar›n›z› s›k› s›k› ama emekçi ellerinizle “iflçiyiz, hakl›y›z, kazanaca¤›z” pankart›n› tafl›yanlardan olun! “Anas›n›n talihi k›z›na çeyiz” diyenler hakl› ç›kmas›n diye… Anadolu’da çeflitli yerlerde söylenen bir söz vard›r “Anas›n›n talihi k›z›na çeyizdir” derler. Yüzlerce y›ll›k yaflant›lardan süzülüp gelmifltir bu söz, tüm atasözleri gibi. Esas olarak ailenin durumu neyse, çocuklar›n›n durumunun da öyle ya da benzer olaca¤› anlat›lmak istenir. E¤er zengin birinin k›z›ysan›z bu söz hoflunuza gider, siz de zengin olup

rahat bir yaflam süreceksinizdir. Yok, e¤er toplumun ço¤unlu¤u gibi yoksul bir aileden geliyorsan›z durum farkl›d›r. ‹flçi çocu¤usunuz diyelim. Sizin de yaflayaca¤›n›z bunlar›n ayn›s› m› olacak? E¤er iflçi, emekçi, köylü bir aileden gelip “dar gelirli” olarak geçiyorsa ad›n›z istatistiklerde, siz bu “talihe” karfl› ç›kmak zorundas›n›z, yok e¤er “böyle gelmifl, böyle gider” diyenlerdenseniz, kesesi “bol gelirli” olanlar›n sofralar›n› daha bollaflt›racaks›n›z demektir. Kendinizin ve çocuklar›n›z›n, ayn› “talihi” paylaflt›¤›n›z tüm insanlar›n daha da yoksullaflmas›n› onaylayarak…

Ucuz iflgücü: iflçi kad›nlar… ‹flçi bir kad›n›n çocuklar›n›n da iflçi olma olas›l›¤› oldukça yüksektir ülkemizde. Paral› hale getirilen e¤itim, yolun bafl›na tafl› koymufltur çünkü. Ülkemiz e¤itim sistemi bunun milyonlarca örne¤iyle doludur. Daha do¤ulan andan itibaren bafllam›flt›r asl›nda eflitsizlik, kimisinin bafl›nda üç doktor

aybedecek neyimiz var? Geçici bir iflçinin emekli olabilmesi için 114 yafl›nda emekli olmas› gerekiyormufl! Bize mezarda emeklili¤i reva görenlere niçin bu dünyay› dar etmiyoruz? Gücümüz birli¤imizdedir, 1 May›s’ta hep birlikte gücümüzü gösterelim bizi ezenlere! Her renkten ve hep birlikte insanca yaflam, özgürlük, eflitlik ve gül istiyoruz diyelim hep bir a¤›zdan!

K

bekler do¤arken, kimi bir köy evinde doktorsuzluktan, ilaçs›zl›ktan daha dünyaya gelemeden kaybetmifltir flans›n›. Kimi özel servislerle gider iki ad›m ötedeki ilkokula, kimi buzlu derelerden geçer, kilometrelerce yol yürür… Liseye gelindi¤inde yürünemeyecek kadar uza¤a düfltü¤ünde okul, erkek çocuklar yurtlara paras›z olarak yerlefltirilir belki de, bir k›z çocu¤u için “sak›ncal›d›r” uzaklar. Bafla bela “namus” vard›r. ‹stedi¤in kadar daha ak›ll› ol, erkek kardeflin hep daha flansl›d›r senden. Ya 12’inde girersin bir tekstil atölyesine makastar olursun, ya dal›ndan meyveyi koparan, ba¤da bahçede tarlada üç kurufla çal›flanlardan biri. Ya da d›flar› ç›kmas›na bile izin verilmeyen ev içi kölelerden biri olursun. D›flar›da çal›flanlar patronun ücretli kölesi-

dir, yok denecek paraya satarlar emeklerini. Okuyamad›ysan, vakti geldi¤inde “bafl›n ba¤lan›r”. Peki sürekli “ekonomik ba¤›ms›zl›k”tan bahsedenler, bilirler mi iflçi kad›nlar›n ne kadar ba¤›ms›z oldu¤unu? ‹flçi kad›nlar için çal›flmak demek, baban›n-eflin köleli¤inden ç›k›p patrona ücretli köle olmakt›r. Size kamuoyunda son gündeme gelen fabrikalardan birinden örnek verelim. Alman kökenli çok uluslu bir flirket olan ilaç üreticisi Novamed fiirketi. Dünyan›n pek çok ülkesinde faaliyet gösteren flirketin slogan› “Dünya ölçüsünde gelece¤i, insanlar için her gün daha yaflan›l›r hale getirmek”. fiirket hayvan haklar›na sayg›l› oldu¤unu belirterek, deneylerinde hayvan kullanmad›klar›n› aç›klam›fl. Buraya kadar iyi de yaln���z, çal›flanlar›n›n büyük ço¤unlu¤unu kad›n iflçilerin oluflturdu¤u Novamed’de, kimyasal malzemelerle çal›flan iflçi kad›nlara bir maske bile yok! Fabrikada konuflmak yasak, servis araçlar›nda yan yana gelmek de. Keza,

yemek molas› 35 dakikal›k, tuvalete giderken izin almak ve 4 dakika içerisinde dönmek gerekiyor! Ayr›ca bebek yapmak isteyenlerin s›raya girmesi gerekiyor! Öyle ya, iki iflçi ayn› anda hamile kal›rsa, çal›flamazsa kim karfl›layacak patronun zarar›n›? Novamed iflçisi kad›nlar, çal›flma koflullar›n›n düzeltilmesi ve iflyerine sendika girmesi için aylard›r direniflteler. Haklar›n› elde etmenin ancak mücadele ederek olaca¤›n›n fark›na varm›fllar.

Örgütlü kad›n iflçi say›s› neden az? Novamed iflçisi kad›nlar›n örgütlenme çal›flmalar› da “kad›n iflçileri nas›l örgütleriz?”, “Neden örgütlü kad›n iflçi bu kadar az?” diye soranlara ipuçlar› verecek cinsten. ‹flçiler sendikalaflma faaliyetini ev toplant›s›, çay partisi, birlikte denize gitme, al›flverifle birlikte gitme gibi çeflitli flekillerde yapm›fllar. 1 May›s öncesinde kad›n iflçilerin alanda daha fazla yer almas› için, öncelikle kad›n iflçilerin sorunlar›n›n, yaflamlar›n›n iyi bilinmesi ve buna uygun bir tarzda gidilmesi gerekiyor. ‹flçi evlerine yap›lan ziyaretlerde iflçi kad›nlara “misafirlere hizmet etmenin” ötesinde, sorunlar›n› anlatmas›, dinlenmesi ve eflit derecede dikkate al›nmas› gerekiyor. Oysa ço¤u eve gitti¤inizde “aile reisi” sözü ele al›yor ve evdeki iflçi kad›nlara sözü b›rakm›yor. Keza, 1 May›s mitingine gelirken iflçi kad›nlar ço¤u zaman eflleri, a¤abeyleri mitinge giderken “evde kal›p çocuklara bakma” görevine kofluluyor? Her miting sonras› sorulan sorular› tekrar soraca¤›z ama, mitinglere gelenlerin, eflleri, sevgilileri, k›zkardeflleri, annelerinin ço¤u niçin yok? Kahvehanede oturan erkek iflçileri potansiyel olarak görüp, kad›n iflçiler için “gelmesine izin verilmez/gelmez” gibi mi düflünüyoruz? Kad›n iflçilerin daha fazla alana ç›kmas› için, kad›n iflçilerin erkek iflçilerden farkl› olarak ya da daha yo¤un olarak hangi çeliflkileri hissettiklerini biliyor muyuz? Belki erkek iflçiler için “krefl hakk›” gündemlerinde yeterince yer tutmayabilir, ancak kad›n iflçiler için ne kadar önemli olaca¤›n›n fark›nda m›y›z? Eflit ifle farkl› ücret uygulamas›n›n haks›zl›¤›n› ne kadar anlat›yoruz gitti¤imiz evlerde, yapt›¤›m›z sohbetlerde? Yoksulluk nedeniyle okula gönderilmeyenler öncelikle k›z çocuklar olurken, dünyada okur-yazar olmayan her 3 kifliden 2’sini kad›nlar oluflturuyor. Dünya genelinde mültecilerin yüzde 80’ini kad›nlar olufltururken, yoksullar›n yüzde 70’i kad›n. Dünyada her y›l, yar›m milyondan fazla kad›n, gebelik ya da do¤um s›ras›nda yaflam›n› yitiriyor. Bu-

gün en geliflmifl kapitalist ülkelerde bile kad›nlar erkeklerden yüzde 10-25 oran›nda daha düflük ücret al›yorlar ve bu oran daha geri ülkelerde yüzde 30-50’ye yükseliyor. ‹statistiklere bakt›¤›m›zda dünyan›n en yoksul iflçilerinin yüzde 60’›n› (330 milyon) kad›nlar›n oluflturdu¤unu görüyoruz. Geçmiflte oldu¤u gibi günümüzde de kad›n iflçilerin büyük bir bölümü kay›t d›fl› çal›flt›r›l›yor ve bu nedenle herhangi bir sosyal güvenceleri bulunmuyor. Gördü¤ümüz gibi, yüzlerce y›ll›k kapitalizmin emekçi kad›nlara sundu¤u “eflitlik”, eflitlik noktas›n›n bile çok çok gerisinde kal›yor!

Eflitlik, özgürlük ve gül istiyoruz! Irak’ta, Filistin’de, Afganistan’da, Sudan’da emperyalist iflgallerin faturas›n› en a¤›r ödeyenler kad›nlar ve çocuklar. Kriz dönemlerinde ucuz iflgücü olduklar› unutulup ilk önce kap› önüne konulanlar yine iflçi kad›nlar. Anadilleri yasaklanan, zorunlu göçle flehirde yaflam savafl› veren Kürt kad›nlar› onlar, yoksul mahallelerde evleri bafl›na y›k›lmaya çal›fl›lan Romen kad›nlar›… Geçti¤imiz y›l günde 20 saat çal›flan bir iflçi kad›nla yapt›¤›m›z sohbette, dufl yaparken uyuyakald›¤›n› söylemiflti yorgunluktan… Gecemizi ve gündüzümüzü ald›lar bizden, en güzel y›llar›m›z›, en güzel duygular› yaflamaya f›rsat b›rakmayacak kadar kat›yd› çal›flma kurallar›. ‹nsanca olan ne varsa bize çok görüldü, birer makineye dönüfltürülmek istedik… Ancak kaybedecek neyimiz var? Geçici bir iflçinin emekli olabilmesi için 114 yafl›nda emekli olmas› gerekiyormufl! Bize mezarda emeklili¤i reva görenlere niçin bu dünyay› dar etmiyoruz? Gücümüz birli¤imizdedir, 1 May›s’ta hep birlikte gücümüzü gösterelim bizi ezenlere! Her renkten ve hep birlikte insanca yaflam, özgürlük, eflitlik ve gül istiyoruz diyelim hep bir a¤›zdan!

Kad›nlar töre cinayetine karfl› yürüdü Töre cinayetlerinden dolay› her gün yeni ölümlerin oldu¤u ülkemizde kad›nlar tepkilerini dile getirmek için eylem yapt›. 9 Nisan günü biraraya gelen Van Kad›n Derne¤i (VAKAD) üyeleri, Yüzüncü Y›l ‹fl Merkezi’ndeki VAKAD fiubesi’nde biraraya gelerek töre cinayetlerine kurban edilen kad›nlar›n maskelerini takarak Befl Yol’dan Sanat Soka¤›’na do¤ru yürüdü. “Ben Güldünya, abilerim beni ac›mas›zca öldürdü”, “Ben Nazime, kocam beni yakarak öldürdü” yaz›l› dövizler açan kad›nlar belediyenin s›¤›nma evi açmas›n› istediler. (H. Merkezi)


25

72

20 Nisan-3 Mayıs 2007

“Tek bafl›na”

Orijinal ad›: North Country (Kuzey Ülkesi) Yönetmen: Niki Cora Tür: Dram/ Tarihi Oyuncular: Charlize Theron (Josey Aimes), Elle Peterson (Karen Aimes), Frances McDor mand (Glory) Senaryo: Michael Seitzman Müzik: Gustavo Santaolalla Yap›m: 2005, 126 dk. Film, ad›ndan anlafl›laca¤› gibi tek bafl›na kalm›fl bir kad›n›n insanl›k onurunu ve

gururunu geri almak için verdi¤i zorlu mücadeleyi anlat›yor. Film 1989 y›llar›nda Amerika’n›n Minnesota Eyaleti’nde, maden ocaklar›nda çal›flan kad›nlar›n karfl›laflt›klar› küfür, hakaret, afla¤›lama ve cinsel tacizlere ra¤men ifllerini kaybetmemek u¤runa tepkisiz kal›fllar›n› anlat›yor. Filmin konusu k›saca flöyle: ‹kinci çocu¤unun babas›ndan y›llarca gördü¤ü iflkencelere dayanamay›p, çocuklar›yla beraber kendi anne ve babas›n›n yan›na yerleflmeye karar veren Josey, o bölgede, kendisinin ve çocuklar›n›n geçimini sa¤lamak için, çal›flabilece¤i tek ifl olan, tehlikeli ve kad›nlar›n insan yerine konulmad›¤›, maden oca¤›na girmeye karar verir. Ama bu pek hofl karfl›lanan bir durum de¤ildir. Ayn› madende çal›flan babas›, oradaki kad›n iflçilere nas›l muamele edildi¤ini bildi¤i için bunu kabul etmez. Her fleye ra¤men Josey ifle bafllar. Kad›n olarak erkek ifli yapmas›, erkek iflçiler için huzursuzluk sebebi olur. Di¤er bütün kad›n iflçiler, erkek iflçilerin yapt›¤› tacizleri ve küfürleri görmezden gelip, erkek gibi davranmaya çal›flsalar da, Josey her seferinde yetkililerden ve sendikadan yard›m ister, ama kimse k›l›n› bile k›p›rdat-

maz. Josey iflte o zaman “tek bafl›na” kald›¤›n› anlam›flt›r. Y›llarca erkeklerin gölgesinde yaflamaya al›flm›fl olan Josey, erkek egemen toplumda yap›lmam›fl olan bir ilki yapar. “‹fl yerlerinde kad›na karfl› cinsel taciz, hakaret ve özlük haklar›n›n al›nmas›” ile ilgili, kad›n iflçilerin haklar›n› aramalar› yönünde bir yol gösterici rol üstlenir. Çal›flman›n, emek harcaman›n, iflçi olman›n ne demek oldu¤unu bilmeyen Josey, zaman içerisinde kendili¤inden geliflen direniflçi iflçi ruhuna kavuflur. Madende yaflanan “taciz” sorununu çözmek için, ilk olarak flirketin üst düzey yetkililerine kadar gider, ancak burada, “madende olanlardan haberimiz var. ‹stifan› yaz ya da bu duruma karfl› insanlar› k›flk›rtma” cevab›n› al›r. Herkesin karfl› ç›k›fllar›na ra¤men insanlar› karfl›s›na alarak mücadele eder, madeni dava eder ve mahkeme bafllar.. Filmin ilk sahneleri mahkeme salonunda bafll›yor, Josey’in ilk sözleri, “benim yerime geçin, güçlü nedir söyleyin” oluyor. Bunu yaln›zca salondakilere de¤il, ayn› zamanda izleyiciye soruyor. Maden oca¤›n›n avukat›, davay› alabilmek u¤runa her türlü çirkin yöntemi kullan›r, hatta filmi ilk izleyenler için bile yan›lt›c› bir durum yarat›r. Mah-

kemede Josey avukat›n çirkin sald›r›lar›na karfl› tek bafl›na dururken, y›llarca kaçt›¤›, hat›rlamak bile istemedi¤i geçmifliyle bir kez daha yüzleflir. Bu onun için a¤›r bir darbe olur, ama gerçeklerin de aç›klanmas› gereklidir ve yüzleflir. Y›llarca ailesine geçmiflinde neler yaflad›¤›n› anlatmay›fl›, hep babas›yla aras›n›n kötü olufluna sebep olmufltur. Josey, zorlu mücadelesi sonucunda, hakimin istedi¤i “ispatlamak için 3 davac› getirin” iste¤i de, son anda mahkeme salonundaki di¤er kad›n iflçilerin ve beraberinde neredeyse tüm salonun davac› olarak aya¤a kalkmas›yla davay› kazan›r. Davay› kazanmas›yla beraber “kad›n iflçilere karfl› cinsel taciz” yasas›n›n de¤ifltirilmesine de katk› sunar. Bu sayede ülkede ve dünyada kad›n iflçilerin görmüfl olduklar› bask›, fliddet, hakaret, taciz ve çifte standarda karfl› dava yolunun aç›lmas›n› ve di¤er bütün kad›n iflçilerin yeniden mücadeleye inanmalar›n› sa¤lam›flt›r. Bu film insanl›k onuruna, gururuna, eme¤ine ve kiflilik haklar›na sayg› duyan, bunlar için mücadele eden direniflçi kad›nlara ithaf edilmifltir. Filmin konusu gerçek yaflanm›fl bir öykünün anlat›ld›¤› “Toplu fiikayet” adl› roman›ndan esinlenmifltir. (Tuzla/Ayd›nl›’dan bir ‹K okuru)

Dikkat! Tiyatrocular Çal›flma Bar›fl›’n› bozar…

27 Mart Dünya Tiyatro Günü’nde hem sorunlara dikkat çekmek hem de ‹stanbul’daki Muhsin Ertu¤rul Sahnesi ve AKM’nin y›k›lmas›n› protesto etmek isteyen sanatç›lara Devlet Tiyatrolar› Genel Müdürlü¤ü taraf›ndan çal›flma bar›fl›n› bozduklar› gerekçesiyle soruflturma bafllat›ld›. TOBAV, Kültür Sanat-Sen, DET‹S, TOMEB, Ifl›k-Der ile Ankaram Platformu üyesi sanatç›lar, 27 Mart’ta Kültür Bakanl›¤›’n›n önünde yapt›¤› eylemde “Karanl›¤a Karfl› Sanat” afiflleri tafl›yarak Bakanl›k ve Devlet Tiyatrolar› Genel Müdürlü¤ü’ne siyah çelenk b›rak›p eylemde bir de skeç gösterisi yaparak

Kültür Bakanl›¤›’n› protesto etmifllerdi. Eylemin ard›ndan Devlet Tiyatrolar› Genel Müdürlü¤ü çal›flanlar hakk›nda eylemi “izinsiz gösteri” kapsam›na sokarak “Genel Müdürü ve Bakan› istifaya davet ederek çal›flma bar›fl›n› bozmak, kamuoyu nezdinde kurumu ve yöneticilerini afla¤›layarak küçük düflürmek, yönetime karfl› çal›flanlar›n› k›flk›rtmak amac›yla provokasyon yapmak, suç unsuru teflkil eden pankart açmak ve sloganlar atmak, izinsiz toplu eyleme kat›lmak ve eylemde bulunmak” gerekçesiyle soruflturma bafllatt›. Haklar›nda soruflturma aç›lan çal›flanlar ise verecekleri savunmalar›nda sendika taraf›ndan düzenlenen eylemi “kurumu ve yöneticilerini afla¤›lamak olarak alg›layan, bir provokasyon eylemi olarak niteleyen yaklafl›m› kabul etmiyorum” diyerek Karanl›¤a Karfl› Sanat bafll›kl› afifllerin suç unsuru pankart olarak de¤erlendirilmesinin “kötü niyetli” oldu¤unu ve hukuk mant›¤›yla ba¤daflmad›¤›n› belirtti. Soruflturmalara tepki gösteren Kültür Sanat-Sen Genel E¤itim ve Örgütlenme Sekreteri Cemal Balk›z, 657 say›l› yasaya göre üst amirlerin kendi birimlerinde çal›flmayanlar hakk›nda so-

ruflturma yetkisi bulunmad›¤›n› belirterek Genel Müdürlük taraf›ndan görevlendirilmifl bir kiflinin eylemi görüntülemesini de ayr› bir tart›flma konusu oldu¤unu belirtti. Balk›z son olarak; “E¤er suç unsuru tafl›yan bir fley varsa bunu savc›l›¤a

bildirmeleri gerekirdi. Kald› ki eylem alan›nda polis de vard› ve öyle bir durum olsa olaya polis müdahale ederdi. Soruflturmalar›n amac› çal›flanlara gözda¤› vermektir” dedi. (H. Merkezi)

Sanatç›lardan sessiz eylem

Kültür Bakanl›¤› taraf›ndan y›k›lma karar› al›nan Harbiye Muhsin Ertu¤rul Sahnesi ve Atatürk Kültür Merkezi için toplanan sanatç› ve sanat kurumlar› yapt›klar› eylemle karar› protesto ederek kültür merkezine sahip ç›kt›lar.

5 Nisan Perflembe günü Muhsin Ertu¤rul Sahnesi önünde toplanan sanatç›lar, “Muhsin Ertu¤rul” maskeleri takarak y›k›m karar›n› sessiz bir flekilde protesto ettiler. Aralar›nda Haldun Dormen, Rutkay Aziz, Ayla Algan ve Hadi Çam’›n da bulundu¤u sanatç›lar ad›na konuflan tiyatro oyuncusu Erol Keskin, “Sahne y›k›lmamal›, baflka ifllevlere ilifltirilmelidir” dedi. Tiyatro oyuncusu ve yönetmen Orhan Alkaya da “Suskunlu¤umuz, matem suskunlu¤u de¤ildir. Türkiye lay›k oldu¤u sanat ortam›n› yitirmeyecektir” dedi. TMMOB da plana karfl› ç›karak dava açacaklar›n› belirtti. (H. Merkezi)


20 Nisan-3 Mayıs 2007

26

72

Ölü y›ld›zlara hayat› götürenlere… En bilgin aynalara En renkli flekilleri aksettiren onlard›r. As›rda onlar yendi, onlar yenildi. Çok sözler edildi onlara dair Ve onlar için Zincirlerinden baflka kaybedecek bir fleyleri yoktur denildi. fialterin iki ucu da üretimle iliflkili. Bir fabrikada flalterin indirildi¤ini düflünün. Üretim de durur. Buna karfl›n, flalterin kald›r›l›fl› üretim hayat›n›n da bafllama noktas› demektir. Yaln›z o kadar da de¤il. fialterin gerçek sahipleri, onu kullanan iflçilerdir, emeklerini üretim için kullananlard›r. Demek oluyor ki, flalterin sahipleri, ayn› zamanda hayata yön verecek, hayat› yeniden kuracak olanlard›r. ‹flte her fley yeni hayat›n kurucular› içindir. Yan›k esmer yüzleri, çatlam›fl nas›rl› elleriyle inatç› topraktan bir lokma ekmek alabilmek için al›nteri döken Çukurova’daki, Ege’deki, Do¤u’daki topraks›z köylüler içindir her fley. Yok say›lan, sürgün edilen, katliamlarla yok edilen, anadili, kültürü yasaklanan Kürt halk› içindir. ‹flsizler için, yerin yüzlerce metre alt›nda derinleri kazanlar, lav potas›n›n içinde eriyen emekçiler içindir. ‹nflaat›n yüksek bir kat›nda ölümle burun buruna gelip, düflmemenin sevincini yaflayanlar için, babas›n›n kovuldu¤u fabrikaya girmenin ezikli¤ini yaflayan küçük emekçi eller içindir. Sabah›n erken saatlerinde yollara düflüp, 3 YTL için kamyon kasalar›nda can verenler içindir her fley… Her fley emekten, hakl›dan, al›nterinden yana, özgür ve eflit bir toplum içindir. Onlar› ki yüre¤i iflçiyle, köylüyle birlikte atan, yeni dünyan›n tu¤lalar›n› örmek için yaflamlar›n›n en güzel y›llar›n› tereddütsüzce devrime adayan halk›n savaflç›lar›d›r. Ço¤u insan hayat›n›, sanki gelecekte

kullanaca¤› bir elbisenin provas›ym›fl gibi yaflar. Oysa ifl hiç de öyle de¤ildir. Sahip oldu¤umuz ve kontrol edebilece¤imiz tek zaman, içinde bulundu¤umuz and›r. Gelece¤imizin yönü, içinde bulundu¤umuz bu ana nas›l müdahale etti¤imize ba¤l›d›r. fiehitlerimiz bunun bilinciyle

yaflamlar›n› gelece¤i infla etmek için feda ettiler. Dersim… Ac›n›n kural oldu¤u topraklar… Zulmün da¤ çiçeklerine, kaya yosunlar›na kanla h›fl›mla çöktü¤ü, köygöçüren, yürekdeflen an›lar›n tan›¤›, nice zulümlere, nice direnifllere tan›kl›k etmifl, kanla tarih yaz›lm›fl topraklar... 25 Nisan 2000. Yine Dersim, her savafltan önce her tarafa çöken sessizlik, ard›ndan atefl kusan canavarlar, keskin barut dumanlar›, kurflun v›nlamalar›, flarapnel ›sl›klar›… Ve ölümü kuflanan 7 can. Yusuf Ayata, Hasan Akyol, Fehiman Bozgurt, Umut ‹l, Fikret Vural, Zeynel Erdo¤an ve Mustafa Toptafl… Neyi ifade ediyor bu isimler… Ankara’dan bak›nca, “yasad›fl› terör örgütü”yle mücadele sonucu “ölü ele geçirilen teröristler…” anlam›na geliyor. Ya Diyarbak›r’dan bak›nca… Batman’dan, Yüksekova’dan, K›z›ltepe’den, Bingöl’den bak›nca. Dersim’den bak›nca... Oralardan bak›nca neyi ifade ediyor bu isimler…? “Devrim için verilen savaflta ödenen bedel” ve ayn› savafl sonucu topra¤a düflen gerillalar… Mercan flehitleri… Onlar, Parti’nin yönelimiyle Kürt halk›n›n ac›l› tarihinin yaz›ld›¤› Dersim da¤lar›n› isyan ateflleriyle tutuflturmaya giden birlikti. Ölümleri bofluna de¤ildi. Onlar inand›klar› dava u¤runa, t›pk› kendilerinden öncekiler gibi tereddütsüzce ölümün üstüne yürümeyi ve kahramanca savaflmay› ö¤rettiler bize. Çok fley var onlardan ö¤renece¤imiz. Nedir, insan› elinde silahla da¤larda savaflmaya iten güç. Onlar›n bitmek bilmez inanc›, s›n›f mücadele-

sinin en zor dönemlerindeki ›srarlar›n›n kayna¤› kitlelerin kahredici gücüne duyduklar› sonsuz güvendi. ‹flte bu nedenledir ki, onlar Kürdistan’›, yani en çok ezilen ve en yoksul halk›n yaflad›¤› egemenlerin insanlara kan kusturdu¤u bu zafer güneflinin ilk do¤aca¤› yeri seçmifllerdi. Çeliflkileri en keskin yaflayan emekçi halk›n tepkilerini örgütlemekti görevleri. Bugün bu gerçeklik kendisini bütün varl›¤›yla korumaktad›r. Türkiye Kürdistan’›nda halk hem s›n›fsal, hem ulusal olarak ac›mas›zca sömürülmekte bu da onlar›n çeliflkilerini derinlefltirmektedir. Günümüzde de, ülkemizdeki s›n›f mücadelesinin dinamiklerini, Kürt halk›n›n ulusal hareketin mücadelesinden olumlu yönde etkilenen kesimleri oluflturmaktad›r. Ulusal hareket önderli¤inin reformist tasfiyeci çizgisinin de kuflatmas›yla, Kürt kitlelerinin büyük bir yorgunluk, bezginlik ve yo¤un bir bar›flç› e¤ilim içine girdi¤ine dair tespitler do¤ru de¤ildir. Buna verilecek en güzel örnek fiemdinli’deki sald›r› ve provokasyona halk›n gösterdi¤i tepkidir. Mercan flehitlerinin savafl›n en ateflli, en k›zg›n yerlerine aralam›fl oldu¤u kap› yön göstermifltir geride kalanlara… Verilen mesaj “Devrim’in Kürdistan’›n kuru bozk›rlar›ndan bafllayacak” olmas›d›r. “Teslim olmay›p direnenler, y›lmay›p mücadele edenler, pusulas›n› flafl›rmay›p savaflanlar, inanc›n› yitirmeyip hedefine yürümeye devam edenler kazan›yor.” Bugün de kavgada yerini alm›flt›r savafl› büyütecek yeni Fehiman’lar, Hasan’lar, Yusuf’lar ve di¤erleri… fiimdi Türkiye Kürdistan›’nda savafl› daha fazla büyütmenin ça¤r›s›d›r yap›lan. Kavga yeni Umutlar, Fikretler, Zeyneller beklemektedir. Bu ça¤r› emekçi halkad›r. Demiri çekiçle dövüp flekil veren ellere, ora¤›yla tarla biçen esmer yüzleredir. Okuldaki ö¤renciye, sokaktaki iflsizedir. Gelece¤imizi elimize almak için harekete geçmeliyiz. Kaybedecek zaman yok. Hayat›m›z›n ak›fl› için bir karar verelim. Denize yans›yan gölgeler ›slanmazlar, t›pk› kendi olmayan insanlar gibi… Bizim tercihimiz hangisiden yanad›r? Hep gölge olup asla ›slanmayan olmak m›, yoksa yaflam›n, özgür gelecek mücadelesinin ayr›nt›lar›n›n s›r›ls›klam ›slatt›¤› biri mi?

KAVGADA ÖLÜMSÜZLEfiENLER Ömer Naci Güven: Bahçelievler Lisesi’nin önde gelen devrimci-demokrat ö¤rencilerinden biriydi. Lisede yürütülen anti-faflist mücadeleyi hazmedemeyen sivil faflistlerin 21 Nisan 1977 günü okuldan ç›kan ö¤rencilerin üzerine açt›klar› atefl sonucu ölümsüzleflti.. Nurettin Gül: 1941 y›l›nda Dersim Mazgirt’e ba¤l› K›z›lc›k köyünde do¤du. ‹flçi olarak faaliyet yürütürken Adana Narl›ca’da 26 Nisan 1980’de sosyal faflistler taraf›ndan pusu kurularak kalleflçe katledildi. Elif Atakl›: 26 Nisan 1981 tarihinde Almanya’da geçirdi¤i bir kaza sonucu flehit düfltü.

Bahar Y›ld›z: 1963 y›l›nda Dersim’in Naz›miye ilçesinde do¤du. Devletin kolluk güçlerinin takibini atlatmaya çal›fl›rken 1 May›s 1982’de katledildi.

Mehmet Ali Elalm›fl: May›s 1990’da flehit düfltü. Mehmet Kocada¤: 1950 Mufl Varto do¤umludur. 1 May›s 1976’da kutlaman›n ard›ndan M‹T taraf›ndan kaç›r›larak katledilmifltir. Türkiye’nin ilk 1 May›s flehidi olarak tarihteki yerini alm›flt›r.

Dursun Adabafl: 19 yafl›nda kat›ld›¤› ilk 1 May›s’da 1996 y›l›nda TC güçlerinin açt›¤› atefl sonucu iki devrimciyle beraber flehit düfltü.


27

72

20 Nisan-3 Mayıs 2007

"fiafakta kazan›lan zafer" "30 y›l önceydi… Saygon’da o s›rada "baflkanl›k saray›" olan binan›n dümdüz olmufl kap›lar›na vard›¤›mda, Kuzey Vietnam Ordusu’nun Rus yap›m› T-54 tanklar›ndan biri, kap›y› açma derdine düflmeden içeri girivermiflti. Güney Vietnam Ordusu (ARVN) askerleri çimli¤in üzerinde, h›zla kostüm de¤ifltiren aktörler gibi üniformalar›n› y›rtmaktayd›lar. Silahlar›n› teslim ettiler ve onlara, serbest olduklar› söylendi. Askerlerinden ayr›lan befl subay, endifleli gözlerle kald›r›mda oturuyordu. Yanlar›ndan geçerken bana bakt›lar ve bafllar›n› e¤diler. ARVN askerlerinin geçmifl haftalarda bana gösterdi¤i nezaketi hat›rlayarak, onlara bir sigara bile ikram edememenin üzüntüsünü yaflad›m. Bu s›rada Kuzey Vietnam Ordusu’ndan (NVA) genç bir asker, yeni kalaflnikof tüfe¤iyle iflaret ederek beni Güney Vietnam’da her bölge, her ›rmak, her tepe ve her insan›n kendisine ait bir kahramanl›k öyküsü vard›r. Amerikan sald›rganlar›na ve kuklalar›na karfl› mücadelenin büyük senfonisini oluflturan bir öykünün hayat buldu¤u co¤rafyad›r buras›. Öykünün kahramanlar› dünya halklar›n›n katili ABD ve onun karfl›s›nda direnen Vietnam halk›n›n yi¤it savaflç›lar›. Uzun soluklu bir öyküdür bu. 15 y›l süren, halklara umut olan bir savafl›n öyküsü…

Saygon Zindanlar› Tarifsiz ac›lar›n, türlü iflkencelerin bafl kahraman› Ngo Dinh Diem ABD’den ald›¤› destekle o güne kadar efli benzeri görülmemifl bir vahflet uygular. ‹nsanlar aslan kafeslerinde kurfluna dizilir, y›lanlarla dolu ölüm hücrelerine at›l›r. Saygon zindanlar›ndan direniflçilere verilen mesaj “Ya teslimiyet ya da ölüm!”dür. Ancak umduklar›n› bulamam›fllard›r emperyalistler ve onlar›n iflbilikçileri. ‹nsanl›k tarihinin en utanç verici sayfalar›ndan biri olan Saygon Zindanlar›’n›n karanl›k kuytular›ndan kopan 盤l›k d›flar›da halk›n yapt›¤› eylemlerle, sabotajlarla, sokak çat›flmalar›yla buluflur. Vietnam halk› art›k hep birlikte “Kahrolsun ABD emperyalizmi” diye hayk›rmakta ve ba¤›ms›zl›k savafl› vermektedir.

Ba Dinh Meydan› Ho Chi Minh’in güneyi özgürlü¤ün ilk ad›m›n› büyük bir mitingle kazan›r. Meydan onbinlerce Vietnaml›’n›n coflkulu “Ho amca” sloganlar›yla sars›l›r. Meydan ikinci büyük mitingini ise Ho amcas›z yapmak zorunda kal›r. Nguyen Giap, Ho Chi Minh’in ölümünden sonra

parçalanm›fl kap›lara yöneltti. Karfl›daki parkta, koyu yeflil üniformalar›yla NVA askerleri, eski Molotova kamyonlar›ndan havan topu ve a¤›r makinal›lar indirmekteydi. Kamyon, güneye do¤ru uzun yolculu¤u boyunca oldu¤u gibi, kamuflajl›yd›. Baz› Saygonlular mopedleriyle gelip askerleri inceliyordu: Bafllara büyük gelen mi¤ferler, el yap›m› sandaletler. Bu sandaletlerin eski traktör lastiklerinden yap›ld›¤› söyleniyordu. Saygonlular, her türlü güçlü¤e ra¤men kazanmaya söz veren ve kazanan bu Vietnaml›lar› ilk böyle gördü. (…)

Kuzey ve Güney A¤ustos 1945’de at›lan atom bombalar›n›n Tokyo’yu teslim almas›ndan sonra savafl, bitti. Frans›z Hindiçionbinlerce Vitnaml›’ya hitaben yapt›¤› konuflmada, “Hepimiz Ho amcan›n silah arkadafllar›y›z. O bize özgür bir Vietnam b›rakt›. Güneydeki kardefllerimizi de özgürlefltirmeyi emrediyor” derken meydan yine coflku ve inançla at›lan sloganlarla inlemektedir.

Zaferin yolu Halk Savafl› ‘70’li y›llar›n bafl›nda çaresiz kalan emperyalizm, zafer kazanm›fl edas›yla dönemin Savunma Bakan› Mc Namara’y› gönderir. Namara Ba Dinh Meydan›’nda onbinlerin protestosuyla karfl›lafl›r. Mücadele Halk Savafl›’yla, gerilla savafl›yla birleflmifltir. Namara sadece “Kahrolsun Yankee” sesleriyle de¤il, gerillan›n bubi tuzaklar›na tak›lan ABD askerlerinin cesetleriyle de karfl›lafl›r. Çareyi kaçmakta bulan Namara’n›n bu kaç›fl› savafl›n kaybedildi¤inin de habercisidir. Verdikleri a¤›r kay›plar sonucunda korku ve panikle ilerlemeye çal›flan ABD askerleri, flafak vakti karfl›lar›nda Vietnaml› direniflçileri bulurlar. Vietnam’l› direniflçilerle k›yaslanamayacak oranda silah gücüne sahip olmas›na ra¤-

ni’nde (Vietnam, Kamboçya ve Laos) eski ‹ngiliz-Hint ordusunun Komutan› Orgeneral Douglas Gracey, Japon askerlerinin silahlar›n› almad›. Onlar, isyanc›lar›n (Viet Minh), Fransa’n›n bölgeyi tekrar sömürgelefltirmesinden önce iktidar› ele geçirmesini önlemek için yard›mc› olacaklard›. Ho Chi Minh liderli¤indeki Viet Minh, 10 y›l sonra, Frans›zlara Dien Bien Phu’da a¤›r bir darbe indirerek Fransa’n›n sömürge politikas›na devam etme iradesini y›kt›. Frans›z sömürgesinin küllerinden, 17. Paralelden bölünen iki Vietnam do¤du: Baflkenti Hanoi olan komünist kuzey ve bir dizi rüflvetçi, Frans›z yanl›s› olan askerbaflkanlar›n Saygon’dan yönetti¤i güney. (…)"* *‹ngiliz gazeteci Colin Smit men öykünün yenilen taraf› ABD olmufltur. Çünkü bu öykünün yazar› Komünist Partiyle bütünleflen halkt›r. Bugün Ortado¤u’da da benzer bir hikaye yaz›lmaktad›r. Komünist Parti’nin önderli¤inden yoksun olsa da Irak halk› emperyalistlere, Filistin halk› Siyonizme karfl› amans›z bir savafl vermektedir. Tanklara karfl› tafllar›yla üstelik… ABD yenilmeye mahkumdur, çünkü karfl›s›nda a¤›r silahlar, roketatarlar de¤il kan›yla, can›yla direnen bir halk vard›r. 1975’te yap›lan anlaflmayla iflgalci güçler Vietnam’› terk ederken geride harabeye dönmüfl bir ülke, gözyafl› ve ceset b›rak›yordu. Saygon Belediye Kona¤› önünde toplanan yüzbinlerce Vietnaml›, omuzlar›nda silahlar›yla gelen savaflç›lar›n› sevinç gözyafllar›yla karfl›l›yordu. Zafer K›z›l Nehir liman›n›n burçlar›na dikilen bayra¤›n dalgalanmas›yla ilan edilmiflti. Vietnam halk› bu savafl› kan›yla sulayan flehitlerini bugün de Ba Dinh Meydan›’ndaki mozalesinin alt›nda anarak yaflatmaya devam ediyor. Yüreklerinde bu meydan›n tamamen özgürleflece¤i günlere hasret besleyerek…

GÜNDE DÜN… 21 Nisan 1967. Yunanistan’da askeri darbe. Yorgo Papadopulos komutas›nda ABD taraf›ndan desteklenen “Albaylar Cuntas›” yönetime el koydu. 24 Nisan 1975. Sivil faflistler Site Ö¤renci Yurdu’nu bast›. Olay› protesto eden devrimci ö¤rencilere polis sald›rd›. 1 kifli katledildi, 23 kifli yaraland›, 324 kifli gözalt›na al›nd›. 28 Nisan 1945. ‹talya’n›n faflist lideri Benito Mussolini ve sevgilisi Clara Petacci ‹talyan Partizanlar› taraf›ndan kurfluna dizildi 1960. ‹stanbul Üniversitesi ö¤rencilerinin yapt›¤› eyleme sald›ran polis, Orman Fakültesi ö¤rencisi Turan Emeksiz’i katletti. 29 Nisan 1945. Sovyet tanklar› Berlin’e girdi. Sovyet askerleri flansölyelik binas›n›n kap›lar›n› zorlarken, Nazi lider Adolf Hitler, intihar etti. 1 May›s “Eme¤in Uluslararas› Birlik Mücadele ve Dayan›flma Günü” 1886. ABD’nin Chicago kentinde iflçiler 8 saatlik ifl günü için genel greve gittiler. Polisin atefl açmas› sonucu, çok say›da iflçi öldü ve yaraland›. ‹flçi liderlerinden Albert Parsons, August Spies, Adolph Fischer ve George Engel düzmece tan›k ve kan›tlarla idam edildi. 1889. II. Enternasyonal, 1 May›s’›n, bütün dünyada iflçilerin birlik ve mücadele günü olmas›n› kararlaflt›rd›. 2 May›s 1973. Lübnan ordusunun Filistinli mültecilere sald›rmas›yla Lübnan ‹ç Savafl› bafllad› 4 May›s 1972. Deniz Gezmifl, Yusuf Aslan ve Hüseyin ‹nan’›n idam edilmelerini önlemek isteyen dört devrimci Jandarma Genel Komutan› Kemalettin Eken’i kaç›rmak istedi. Polisin sald›r›s› sonucu eylemcilerden üçü kaçmay› baflar›rken Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ö¤rencisi Niyazi Y›ld›zhan katledildi.


20 Nisan-3 Mayıs 2007

28

72

“Kentsel Bölüflüm” Projesi’nde halk›n pay›na düflen: Yalanc› burjuva medya masallar›! mperyalistlerin en sa¤lam uflaklar›ndan birisi olan AKP hükümeti döneminde birçok anti-demokratik yasa Meclis’ten geçti, birçok demokratik hakka ve hak aray›fl›na sald›r›ld›/sald›r›l›yor. Neredeyse kamuya ait her fley özelleflti/özellefltiriliyor da. Tüm bu sald›r›lar yaflan›rken, sald›r›lar›n manken, topçu, popçu üçgeni etraf›nda dönen medya aya¤›ndakiler, bafl›n› çektikleri yoz kültürle “oyalaman›n” d›fl›nda, bir de, “çok politik” olan toplumun di¤er kesimleri için, oyalanacak bir “siyasi mesele” buluyorlar. Halk bu “siyasi meselelerle” u¤rafl›rken, ayn› dönemde Genel Sa¤l›k Sigortas›, Kentsel Dönüflüm Projesi, Türk Petrol Yasas› gibi yasalar bir bir hayata geçirilmeye çal›fl›l›yor.

E

Dünyan›n ve ülkemizin gündeminin çok h›zl› bir flekilde de¤iflmesi/ de¤ifltirilmesinin yan›s›ra bir de yerel gündemler var. Genel gündemler kadar hat›rda kalmayan, bir kere “gündem” olup, daha sonras›nda unutulan ya da birilerince unutturulan gündemler. Emperyalistlerin en sa¤lam uflaklar›ndan birisi olan AKP hükümeti döneminde birçok anti-demokratik yasa Meclis’ten geçti, birçok demokratik hakka ve hak aray›fl›na sald›r›ld›/sald›r›l›yor. Neredeyse kamuya ait her fley özelleflti/özellefltiriliyor da. Tüm bu sald›r›lar yaflan›rken, sald›r›lar›n manken, topçu, popçu üçgeni etraf›nda dönen medya aya¤›ndakiler, bafl›n› çektikleri yoz kültürle “oyalaman›n” d›fl›nda, bir de, “çok politik” olan toplumun di¤er kesimleri için, oyalanacak bir “siyasi mesele” buluyorlar. Halk bu “siyasi meselelerle” u¤rafl›rken, ayn› dönemde Genel Sa¤l›k Sigortas›, Kentsel Dönüflüm Projesi, Türk Petrol Yasas› gibi yasalar bir bir hayata geçirilmeye çal›fl›l›yor. ‹flçi-Köylü Gazetesi olarak, uzunca bir süredir, yaratt›¤› tahribatlar› görülen, parça parça sald›r›lar fleklinde gerçekleflen Kentsel Dönüflüm Projesi hakk›nda bir dizi haber yapt›k/yap›yoruz. Bu say›m›zda konunun, daha çok halk›n neler yaflad›¤› yönünü anlatmaya ve bir k›s›m bölgelerin, genel olarak durumu hakk›nda bilgi vermeye çal›flaca¤›z.

Halk›n pay›na düflen: Kardefl halklar›n birbirine yabanc›laflt›r›lmas› Proje kapsam›nda “dönüfltürülmesi” planlanan yerlerden birisi de ‹stanbul’un Beykoz ‹lçesi. Karadeniz Bölgesi’nden gelen insanlar›n ço¤unlukta oldu¤u, büyük bir tarikat/gericilik potansiyelinin var oldu¤u, bo¤az›n ç›k›fl›nda yer alan, Acar Kent gibi ciddi rantlar›n oldu¤u, tarihi yal›lar›n

bulundu¤u, Kanl›ca’dan, Anadolu Kava¤›’na kadar çok güzel bir manzara ve sa¤lam bir toprak zemine sahip olarak tan›d›¤›m›z bir semt Beykoz. Beykoz’a gitti¤imizde gördük ki, Kentsel Dönüflüm hakk›nda fikri olan yok gibi. Gençlerin, badigard, floför ve güvenlik olmak gibi idealleri var. Güzel bir yer olmas›na karfl›n sosyal yap›laflma yok denecek kadar az, sadece zenginlerin hafta sonu “kaçamaklar›n›” yaflad›klar› sayfiye yeri olarak ideal duruyor. Yasan›n görece kendisini daha çok hissettirdi¤i dönemlerde bir hareketlenme olmufl, ancak y›k›mlar, “kaçak yap›” olarak lanse edilmifl. Seçim zaman›nda yap›lmas›na izin verilen yap›lar, sonras›nda “kaçak yap›laflmaya karfl› savafl” ilan› gibi görünmüfl halk›n nezdinde. Bunlar k›smen do¤ru bahaneler, ancak iflin özünde, önce y›k›lmas› en kolay ve en “meflru” gösterebilecekleri evleri y›kt›klar› gerçe¤i var. Yani bir taktik olarak yeni yap›lan “kaçak yap›lar›” y›k›yorlar, daha sonras›nda ise, “iflgalciler” diyerek eski yap›lar› da y›k›yorlar. ‹smini vermek istemeyen bir-iki kifli, “ben burada seçim döneminde kat ç›kt›m. Ben AKP’ye oy vermedim, buraya gelen polislere 200 YTL rüflvet verdim. Sadece ben de¤il bir sürü insan yapt›, seçim döneminde her yerden çivi sesleri geliyordu. O zaman bir sürü yaygara yapt›lar, ‘seçim döneminde yap›lan evler y›k›lacak’ diye. Ama bir fley olmad›, bunlar hep politika, oy toplamak için yap›yorlar. Kaçak yapan›n da yapmayan›n da gönlünü almak için, yapana göz yumuyorlar, yapmayana da y›kaca¤›z diyorlar” fleklinde uzun uzun anlat›yor kimin nas›l rant elde etti¤ini. Bölgenin gerici-milliyetçi unsurlar›n›, feodal de¤erlerini de kullanarak y›k›m dönemlerinde halk›n birli¤ini engellemekte zorlanm›yor Belediye. Her yerde oldu¤u gibi yine “böl-parçala-yönet” politikas› iflliyor, halk aras›na nifak sokuluyor. Sadece belli evlerin, mahallelerin ya da belli tarihlerde yap›lan evlerin y›k›lmas› da yine halk›n kafas›nda çeliflki yaratan, birli¤ini engelle-

yen konulardan. Kentsel Dönüflümü Projesi’ni bilmeyen halk›n, ortal›kta dolaflan “herkes kira öder gibi ev sahibi olacak” yalanlar›na da gerek kalmadan, en az›ndan bir k›s›m halk› evinden, “hiçbir masrafa girmeden” edebilecekleri bir durum söz konusu. Beykoz Belediye Baflkan› Bas›n Dan›flman› Zeynel Yaman ile yapt›¤›m›z görüflmede, “Kentsel Dönüflüm olarak somut bir faaliyet yok burada” diye bafll›yor anlatmaya. Ancak ilerleyen dakikalarda, verdi¤imiz örneklerle de birlikte biraz “dönüyor”, “Y›llarca, belki 15–20 y›l kadar sürecek bir süreç var” diyor. Belediye olarak özellikle belirledikleri birkaç semt var, daha bilinçli olan. Buralar için “sorunlu yer” fleklinde ifadeler kullanarak, “biliyorsunuz Ümraniye’de 1 May›s Mahallesi var. Buralar siyasi yerler ve sorun oluyor. Y›k›mlar çok ciddi sosyal sorunlara yol açabilecek durumda. ‹nsanlar›n r›zas› al›nmadan yap›lamaz, bu da yasal anlamda s›k›nt› demektir. Örne¤in insanlar›n evini y›k›nca, o insanlar› bir yere yerlefltirmek laz›m, onun için önce belediyelere ait yerlerden bafllayarak, parça parça yapmak gerek dönüflümü, yoksa alt›ndan kalk›lamaz. Beykoz’daki arsalar›n % 98’i iflgal, bu arsalar› satamaz, çünkü satarsa iflgali meflrulaflt›rm›fl olur. Bu ifli sadece bir

inflaat faaliyeti olarak görmek yanl›fl olur, bu çok uzun bir sürece yay›lan sosyal bir olayd›r. Belediye’nin projeyi sonuna kadar götürecek bütçesi, sosyal çal›flmalar› olmas› gerekir. fiu ana kadar dar gelirli insana yönelik üretilen bir konut yok” diyor. Bunu söylerken de flöyle ekliyor, “daha önceden kendi yaflad›¤›m yer için söylüyorum, buralarda okul yok, sosyal alan yok, yol yok. Beykoz için de durum çok farkl› de¤il, kimi köyler mahallelerden daha iyi. Neden? Çünkü buralar gelir düzeyi yüksek insanlar taraf›ndan imar ediliyor.”

Halk›n pay›na düflen: ??? Kentsel Dönüflüm y›k›mlar› için çok çeflitli bahaneler uyduruluyor, genel ve yerel yönetimler taraf›ndan. Bu bahaneler semt ve flehirlere göre de¤iflti¤i gibi insanlar›n kültürel de¤erlerine göre de de¤ifliyor flüphesiz. Deprem, sel gibi do¤al afet riski olan yerler, sit alanlar›, yeflil alan, hazine arazisi, çarp›k yap›laflma, sosyal refah, kültürel geliflmemifllik vb. Peki bundan önce böyle sorunlar yok muydu? Neden flimdi ve neden baz› ortak özellikleri olan semtler seçildi? Belli ki bu iflin arkas›nda Acarlar›n onlarca kat› rant elde edecek olan inflaat tekelleri var.


29

72

Kentsel Dönüflüm Projesi’nden çok fazla haberdar olmayan mahalle halk›, y›k›mlar›n ne için yap›ld›¤›n› tam olarak bilmiyor. Hatta y›k›m yap›lana kadar “y›k›m” söylentilerine inanmayarak evlerini yapanlar dahi var. Halk›n verdi¤i bilgilere göre, eski Belediye Baflkan› mahallenin ortas›ndaki büyük bir araziyi yolsuzluk yaparak seçim döneminde kendi üzerine geçirmifl.

Örne¤in Kartal ve Pendik için “‹stanbul’un yeni merkezi” slogan› kullan›l›rken, bunun nas›l olaca¤›na dair bir bilgi yok. Daha çok duyum fleklinde geliflen bilgilere göre, Kartal Topselvi Mahallesi’nde büyük al›fl verifl merkezleri ve beraberinde toplu konutlar yap›lmas› planlan›yor. Yine Pendik için ayn› fleyler geçerli. Örne¤in Pendik Aydost Mahallesi için söylenen ve daha önce edinilen bilgilere göre, yak›nlar›nda bulunan, havaalan›, Formula 1 pisti, Deri Sanayi, Tersaneler gibi unsurlar göz önüne al›narak, arazinin düz ve çok elveriflli olmas›n› da hesaba katarak, büyük fuarlar›n, otellerin, tenis kortlar›n›n ve tabi toplu konutlar›n kurulabilece¤i yönlü duyum ve bilgiler mevcut. Bir di¤er ve önemli duyum ise, havaalan› çevresinin boflalt›lmas›n›n nedeninin, NATO uçaklar›n›n, ileride buray› kullanmas› için oldu¤u yönünde.

Halk›n pay›na düflen: Evsiz kalmak Pendik Aydost Mahallesi’nde yap›lan “dönüflümün” sonuçlar› somut bir yüksekli¤e ulaflm›fl. Mahallenin dört bir taraf›n› TOK‹, K‹PTAfi konutlar› villalar› sarm›fl durumda. Baz› konutlar›n içinde 3–5 tane y›k›lmay› bekleyen ev kalm›fl. Aydost Mahallesi’nde durum hiç de iç aç›c› de¤il. Gitti¤imizde insanlar, “çok geç kald›n›z, y›kacaklar evimizi, yapacak bir fley kalmad›” diyor. Y›k›mlar zaman›nda devrimcilerin halkla birlikte hareket ederek kolluk güçleriyle ciddi çat›flmalar›n yaflad›¤› bir geçmifli de olan mahallede, yar› özlem, yar› umutsuzluk dolu bir anlat›m var o günlere iliflkin. fiimdilik hali haz›rda y›k›lan evlerin yerine yeni konutlar› yapmakla ilgilenen TOK‹ ve K‹P-

TAfi, genel kan›ya göre di¤er evleri de y›kmak için seçimlerin geçmesini bekliyor. Projenin geçici bir süre için “durmufl” olmas› halk› tereddütte b›rak›yor. Kentsel Dönüflüm, y›k›m derken bir flaflk›nl›k içinde, “nas›l olur? Biz daha yeni yapt›k evimizi nas›l y›karlar?” fleklinde hakl› tepkilerini gösteriyorlar. Örnek vermek gerekirse, mahallede evi y›k›lan bir kiflinin bafl›na flunlar gelmifl; Belediye evini y›k›p, Kartal U¤ur Mumcu Mahallesi’nde bir yer göstermifl. Ancak ev harabe bir halde. Ev sahibi haliyle kabul etmemifl ve hala Belediye ile aras›ndaki anlaflmazl›k devam ediyor. Bu evi gösterirken, y›k›lan evin enkaz paras› veriliyor, yeni gösterilen evin maliyetinden bu para düflülüyor ve geri kalan›n› kendisi vermesi için borçland›r›l›yor. Ya da isteyene moloz paras› veriliyor, ne yaparsa yaps›n gibilerinden. Aydost Mahallesi için baz› bilgiler vermek gerekirse, 2007 Ocak ay›nda fiahintepesi denen mevkideki evlere, evlerini boflaltmalar› için ikaz k⤛d› gelmifl. Evlerin büyük ço¤unlu¤u boflalt›lm›fl, birkaç ev d›fl›nda. Sülüntepe’de iflgâl cezas› diye 3’er milyar ceza kestiler. Mahalle halk› tapular›n› almak istedi¤inde, Milli Emlak arazisi olan yerler için, “tek tek satamay›z, ancak toplu olarak al›rsan›z satar›z” denilmifl. Toplu olarak sat›n almak istese bile ç›kart›lan fiyat 8 trilyon! Yani ödemeleri elbette imkâns›z. Ayr›ca bölgede yap›lan konutlar›n baz›lar›, yeflil sermaye-mafya kar›fl›m› Albayraklar ile ortaklafla yap›l›yor. Kentsel Dönüflüm sonras›nda alacaklar› evlerini 10 y›l boyunca satam›yorlar. Y›k›mlara karfl›, baflta Gülsuyu Mahallesi olmak üzere, Bafl›büyük gibi yeni ata¤a kalkan mahalleler de var. Yeni örgütlenme ve direnme yöntemlerini keflfetme yolunda ilerliyor bu öncü denebilecek mahalleler. Ancak henüz haz›rl›kl› olmayan ve bu yönlü bir örgütlenme içine girmemifl olan mahallelerde yeni y›k›mlar gündemde bugünlerde.

Kentsel dönüflüm canavar› Konafll›’da! 12 Nisan Perflembe günü sabah saatlerinde Tuzla/Ayd›nl›’ya ba¤l›

20 Nisan-3 Mayıs 2007

Konafll› Mahallesi’nde Belediye ekiplerince “Kaçak yap›” gerekçesi ile y›k›m gerçeklefltirildi. Sabah saat 08.00 s›ralar›nda gelen Belediye ekipleri bir evi tamamen, iki evi de k›smen olmak üzere toplam üç evi y›kt›lar Ayd›nl›’da. Bunun üzerine toplanan mahalle halk› ile y›k›m ekipleri aras›nda arbede yafland›. Ç›kan arbede sonucunda y›k›m ekipleri mahalleyi terk etmek zorunda kald›lar. 3 kiflinin yaraland›¤› ve hastaneye kald›r›ld›¤› ö¤renilirken, mahalle halk›, daha önceden kendilerine hiçbir bilginin verilmedi¤ini, y›k›mlar›n tamamen bir komplo sonucu gerçekleflti¤ini belirterek, öfkelerini “y›k›mlar durduruldu diye bir sürü afifl ast›lar sa¤a sola, flimdi gelmifl 20 y›ll›k

Y›k›mlara karfl›, baflta Gülsuyu Mahallesi olmak üzere, Bafl›büyük gibi yeni ata¤a kalkan mahalleler de var. Yeni örgütlenme ve direnme yöntemlerini keflfetme yolunda ilerliyor bu öncü denebilecek mahalleler. Ancak henüz haz›rl›kl› olmayan ve bu yönlü bir örgütlenme içine girmemifl olan mahallelerde yeni y›k›mlar gündemde bugünlerde.

eme¤imizi y›k›yorlar. Madem y›kacakt›n›z daha önce neden yapmam›za göz yumdunuz” fleklinde ifade ediyor. Mahalle halk› y›k›m günü, Ayd›nl› giriflinde bekleyen y›k›m ekiplerine karfl› bekleyiflini sürdürdü. Evi y›k›lan Fehmi Akman, “bir süre önce bize 2.900 YTL para cezas› ve y›k›m karar›yla ilgili bir k⤛t geldi. Ancak paray› 1 ay içinde ödememiz gerekti¤i belirtilen k⤛tta evi ne zaman y›kacaklar›

yazm›yordu. Bugün evimizi y›kmaya geldiklerinde de bizim haberimiz yoktu. Herkesin iflte oldu¤u bir saatte gelip y›kt›lar” fleklinde konufluyor. Seçim dönemlerinde yap›lan ve sonras›nda da yap›lmaya devam edilen evlerin, yap›mlar›na kimsenin müdahale etmedi¤i, yol, elektrik, su, do¤algaz gibi hizmetlerin getirildi¤i mahalle usulsüz olarak y›k›l›yor, fleklinde durumu aç›kl›yor mahalle halk›. Belediye binas›n›n da kendi evleri gibi imar› olmad›¤›n› belirten mahalle halk›, “o zaman belediye binas›n› da biz y›kal›m, ne de olsa oras› da kaçak” fleklinde tepkilerini dile getiriyor. Kentsel Dönüflüm Projesi’nden çok fazla haberdar olmayan mahalle halk›, y›k›mlar›n ne için yap›ld›¤›n› tam olarak bilmiyor. Hatta y›k›m yap›lana kadar “y›k›m” söylentilerine inanmayarak evlerini yapanlar dahi var. Halk›n verdi¤i bilgilere göre, eski Belediye Baflkan› mahallenin ortas›ndaki büyük bir araziyi yolsuzluk yaparak seçim döneminde kendi üzerine geçirmifl. Ertesi gün yürüyüfl yapmak isteyen mahalle halk›n› jandarma âdete “terörist” ilan etti. Yürüyüfl için jandarmadan izin isteyen Konafll› Güzellefltirme Derne¤i Baflkan›’n›, “Dernek’te toplant› olursa, yürüyüfl yaparsan›z ve derne¤e mal olan bir fley yaparsan›z, seni örgüt lideri diye tutuklar›m haberin olsun. Kaç çocu¤un var senin? Sürünürsün yaz›k olur ona göre!” diyerek tehdit etmifl. Belediye ise y›k›mlar›n devam edece¤ini söyleyerek halkla görüflmüyor. (Kartal)


30

20 Nisan-3 Mayıs 2007

‹flçi-köylü’den Yükseltmek için mücadeleyi, kitlelere gidelim, kitlelere güvenelim! Kitlesel ve Militan bir 1 May›s ‹çin Haz›rlanal›m Dünya üzerindeki geliflmeler, karmafl›k; karmafl›k oldu¤u kadar kitlelerin mevcuda karfl› seslerini yükselttikleri bir dönemin ›fl›¤a ç›kmaya bafllad›¤›n› göstermektedir. Bahsini etti¤imiz “karmafl›k”l›k dünya ölçe¤indeki eflitsiz geliflmenin sürgit devam›, kapitalist krizin yayg›nlafl›p derinleflmesi, uluslararas› tekelci sermayenin sald›rganl›¤›n›n fliddetlenmesi, emperyalistler aras› çat›flmalar›n ve çeliflkilerin artmas›, mevcut yönetimlerin zay›flamas›na paralel s›n›f savafl›n›n yo¤unlaflmas› olarak kavranmal›d›r. Dünya, bir avuç efendi, uflak ve asalak d›fl›nda kalan yüz milyonlarca insan için “cehennem” koflullar›nda yaflanmaktad›r. Bu durumun her geçen gün daha kötüye gitti¤i, keskinleflen ve derinleflen çeliflkilerin, ezilen halklar ve uluslar cephesindeki kaynaflmay› art›rd›¤›, bir dizi ülke ve bölgede dipten gelen bir dalga olmaktan ç›k›p yüzeye vurmaya bafllad›¤› koflullarda, önderlik ve örgütlülük sorunu kendini dayatmaktad›r. Hamle üstünlü¤ünü yitirmek istemeyen ABD önderli¤indeki emperyalistlerin pervas›z ve de barbarca gelifltirdi¤i sald›r› ve iflgaller kendilerine getirdi¤inden fazla götüren bir fatura ç›karm›flt›r. Bölgede kurdu¤u askeri kontrol ve denetimin sa¤lam dayanaklar› ve güvenli altyap›s› oluflturulamam›fl; parçal› yap›s›na, ciddi zafiyetlerine, elveriflsiz koflullar›na karfl›n, halktan ald›¤› destek sayesinde Irak direniflinin beli k›r›lamam›flt›r. Filistin, Lübnan’daki mevzisiyle beraber, Siyo‹çinden geçilen süreç, hiç flüphe yok ki ekonomik-sosyal sald›r›lar›n genel olarak bütün dünyada her zamankinden daha fazla pervas›zlaflt›¤› bir süreçtir. Uluslararas› konjonktürde her geçen gün daha da k›zg›nlaflan emperyalistler aras› ekonomik çeliflkiler, emperyalist ülkeleri pay kapma yar›fl›nda biraz daha sald›rgan k›lmaktad›r. Ne var ki bu sald›rganl›k, sömürge/yar›-sömürge ülkelerde, t›pk› Ortado¤u bölgesinde oldu¤u gibi savaflla ifade edilse de, ayn› sald›rganl›k gereksinimi emperyalist ülkelerde sosyal hak gasplar›n› aç›ktan hedef alarak ifade edilmektedir. Fransa’da yaflayan Türkiyeli göçmenler olarak hissetti¤imiz ekonomik ve sosyal sorunlar›n kayna¤›n› a盤a ç›karmak için bu görülmelidir. Yaklaflan seçimler sürecinde politik gövde gösterisinde bulunan/bulunacak olan adaylar›n konuflmalar›, sermaye sahiplerinin içinde bulunduklar› ekonomik krizi demagojilerle kapatma ve göz boyama girifliminden baflka bir fley de¤ildir. Ne burjuva liberal “anti-liberal sol”un (Frans›z “Komünist” Partisi –PCF– misali) halkç› söylemlerle süslü ajitasyonlar›, ne de anti-sosyal “sosyal sol”un (“Sosyalist” Parti –PS–misali) sosyal söylemlerle dolu program›; hiçbir politik-medyatik gövde gösterisi Fransa’da sol ad›na hareket eden bütün adaylar›n cumhurbaflkan› olduktan

nist ‹srail devletine karfl› koyuflu flahs›nda emperyalizme direnifl sembolü olmay› sürdürüyor. Ülkemizdeki süreç dünyadaki geliflmelerden esas olarak ba¤›ms›z ve kopuk bir seyir izlememekle beraber, do¤ald›r ki kendine özgü farkl›l›k ve dinamiklere sahiptir. Özellikle son süreçte Cumhurbaflkanl›¤› seçimlerine kilitlenen ülke gündemi, klikler aras›ndaki dalafl›n ivmelendi¤i bir dönemin kendisini ifade ediyor. Ankara Tando¤an’da emekli generallerin öncülü¤ünde organize edilen “Cumhuriyet’e sahip ç›k›yoruz” mitingleri ile birlefltirilen “tepkiler” devam ediyor. “Darbe” tart›flmalar›n› gündeme getiren günlük tart›flmalar›n›n akabinde Nokta dergisine yap›lan bask›n, belgelerin bizzat genelkurmayl›k taraf›ndan incelenmeye al›naca¤› haberlerinin yay›nlanmas›, ülkemizdeki sald›r› dalgas›n›n anlafl›lmas› aç›s›ndan oldukça çarp›c› örnekleri oluflturmaktad›r. Yaflar Büyükan›t “merakla” beklenen aç›klamas›nda ise yine Kürt halk› merkezli sald›r›lar›n devam ettirilece¤ini aç›k bir flekilde ifade etti. Cumhurbaflkanl›¤› gibi oldukça “kritik” bir konuda düflüncelerini aç›klayan askerin bu “olgun” aç›klamalar› medyan›n deste¤i ve alk›fllar›yla kamuoyuna yans›t›ld›. Bu geliflmeler ülkemizde bir süredir estirilen milliyetçi-floven dalgayla birleflerek varl›¤›n› korumaya devam etmektedir. S›n›f mücadelesi tehdidi karfl›s›nda gelifltirilen bu sald›r›lar askeri operasyonlarla birlefltirilerek devam

72 ettiriliyor. Türkiye Kürdistan›’nda birçok ilde bafllat›lan askeri operasyonlar tüm h›z›yla devam ettirilirken, s›n›r ötesi operasyon tart›flmalar› da gündemde tutuluyor. Asker cenazelerinin flova dönüfltürülerek, sivil faflistlerin gövde gösterisine haline getirilmesi ise bu sürecin bir parças› olarak flekillendirilmekte. Bu ve bu süreci tamamlayan bir dizi sald›r›lar›n gelifltirildi¤i bir süreçle bizler 2007 1 May›s’›na haz›rlan›yoruz. ‹stanbul’da görünen yüzüyle iki ayr› 1 May›s kutlamas› flekillenecek. Son y›llarda geliflen alan tart›flmalar›na kilitlenen 1 May›s; kitleselli¤i ve egemenlerin gelifltirdi¤i sald›r›lara yan›t olman›n önüne geçen bir tart›flma olarak flekillenmektedir. Bizler aç›s›ndan önemli olan ise bu sürecin nas›l iflletilece¤i ve flekillendirilece¤idir. Görevlerimizi yerine getirmekle s›n›rl› bir anlay›flla m› ele alaca¤›z, yoksa kitlelerle zay›flayan ba¤lar›m›z›n yeniden canland›r›lmas› ve güçlendirilmesini mi hedefleyece¤iz? Kritik soru budur. Ön çal›flmada ve alanda genifl kitlelerin gündem ve sorunlar›n› anlama ve kavramaya dönük bir çal›flma m› yapaca¤›z, yoksa önceden bizce öne ç›kar›lmas› gerekti¤ini düflündü¤ümüz gündemlerle mi süreci ele alaca¤›z? 1 May›s’ta “kendimizi” mi yoksa kitlelerin sorunlar›n› da kapsayan ve çözümü de sunan fliar ve sloganlar›m›z› m› hayk›raca¤›z? Tüm bu sorular ço¤alt›labilir. fiuras› aç›k ki, yaflad›¤›m›z sorunlar›n temelinde en genel ifadesiyle devrim sorununu nas›l kavrad›¤›m›z ve alg›lad›¤›m›z gerçe¤i yatmaktad›r. Bizler yetmezliklerimizin fark›nday›z. Ancak burada öne ç›kan bu gerçe¤i de¤ifltirmeye yönelik ad›mlar› atma iradesinin ortaya konulmas›d›r. Önümüzdeki dönem tüm bu f›rsatlar› yaratma, üzerimizdeki ölü topra¤›n yarat›lmas›na iliflkin gündemlerle yüklüdür. Bu sadece belli takvimsel günlerin olmas› anlam›nda de¤il, ayn› zamanda egemenlerin kitlelere yönelik sald›r›lar›n›n boyutlar›n›n artmas› ve yo¤unlaflmas› anlam›nda da bize çok önemli f›rsatlar vermektedir. Yukar›da özetledi¤imiz panaroma içerisinde, gi-

Cumhurbaflkanl›¤› seçimleri vesilesiyle; Göçmen ve yabanc›lara yönelik sald›r›lara son! Göçmenlere tam hak eflitli¤i ba¤lam›nda oy hakk›! sonra emperyalist burjuvazinin gereksinimlerinden kaynakl› yapacaklar›n› gizleyemez. Nitekim baflta iflçi s›n›f› olmak üzere genifl halk y›¤›nlar›n›n ç›kar›n› gerçek anlamda savunan bir partinin yoksunlu¤u, Cumhurbaflkanl›k seçimlerinde sorunlar›n çözümünde kitlelere ›fl›k tutacak düflüncesiyle herhangi bir adaya oy vermek, kendi kendini avutmaktan ve aldatmaca bir çizgi takip etmekten ileri olmayacakt›r. Bu da hiç flüphesiz, Frans›z burjuvazisinin ve bu u¤urda kitleler aras›nda ideolojik bilinç k›r›kl›¤›n› örgütleyerek körükleyen revizyonizmin ekme¤ine ya¤ sürmek olur. “Anti-kapitalizm” ve benzeri kavramlar› dillerinden düflürmeyen “Devrimci Komünist” Lig (LCR) ve ‹flçi Mücadelesi (LO) gibi Troçkist partilerin göçmen isyan› sürecinde, CPE’ye karfl› eylem sürecinde, oturum hakk›n› talep eden Cachan göçmenlerinin açl›k grevi direnifli sürecinde vs. sergiledikleri durufl ve pratikte tak›nd›klar› tav›r (medyada de¤il, pratikte) eylemlere kat›lan kitleler taraf›ndan bilinmektedir. Eylem k›r›c›,

amac›n›n sapt›r›lmas› gibi çabalar›, cumhurbaflkan› olduklar›nda sergileyecekleri duruflu aç›kça ifade etmektedir. Bu da kuflkusuz “göçmenlere tan›yacaklar› haklar” tart›flmas›n›n esasta Frans›z burjuvazisinin giriflti¤i klik çat›flmas›nda seçme hakk› olan göçmenlerin üzerinde oynanan oyun oldu¤u görülmektedir/görülmelidir. Bizler, daha düne kadar göçmenlerin haklar› için soka¤a inme cesaretini kendinde görmeyen burjuva solcular›n oynad›klar› oyunun aleti olmaya hiç de niyetimizin olmad›¤›n› bir kez daha ilan ediyoruz. Gerçek olan fludur ki Cumhurbaflkan› adaylar› aras›ndaki fark nitel de¤il, niceldir. Sorun, emekçi y›¤›nlar›n nas›l sömürülece¤i sorunudur. ‘Sol’cusundan sa¤c›s›na, ‘devrimci’sinden faflistine bütün adaylar, Frans›z sermaye sahiplerinin sömürü mekanizmas›n›n daha fazla verim alabilmesi için kitlelerden gelebilecek tepkileri önceden önleyici programlar sunmaktad›rlar. ‹stisnas›z bütün programlar incelendi¤inde görülebilece¤i gibi, kim seçilirse

derek a¤›rlaflan tablonun ezilenler cephesini oluflturanlar, toplumsal kanamay› yer yer hareketlenerek kaynaflmaya dönüfltürmektedir. Ne var ki bu kaynaflman›n kitle eylemlilikleri boyutuyla yüzünü iktidara çevirecek bir hareket düzeyine varmad›¤›, derelerin ›rmaklarda buluflmad›¤›, kendili¤inden oluflan kimi ›rmaklar›n ise denizlere aç›lma perspektifi tafl›mad›¤› aç›kt›r. Elbette bu gerçeklik de¤iflecektir. Hiçbir hareket sabit, tekrara mahkum bir düzlemde ilelebet var olamaz; de¤iflerek, de¤ifltirerek, afl›nd›rarak, parçalayarak belirgin bir sonuca do¤ru ilerler. Marksist-Leninist-Maoistler y›¤›n hareketinin tarihsel ak›fl› hakk›nda aç›k, ispatlanm›fl görüfllere sahip olduklar› ölçüde gelece¤in rengarenk, karmafl›k, say›lmayacak denli kanal›ndan bahsedildi¤i yerde ana ak›fl› tespit edecek güce, kudrete sahiptirler. Ak›fla do¤ru bir yön vermek, onun ana yönünü saptamak, belirleyici yan›n› kavramakla mümkündür. Bu sorumluluk en basit ifadeyle, a¤›rd›r. Ancak biz biliyoruz ki, kitlelerin talepleriyle bütünleflmede, sözünü etti¤imiz nesnel koflullar› de¤erlendirmede ilerleyebilirsek, yönümüzü bunlara çevirebilirsek, bunlara uygun bir çal›flma yapmay› kavrayabilirsek az›msanmayacak geliflmeler sa¤layabiliriz. Bu, yönelimin kaç›n›lmaz baflar›s›n›n maddi kofluludur. Proletarya Partisi’nin aç›klanan 8. Konferans›nda belirlenen yönelim bundan sonra partinin üzerinde yürüyece¤i çizgidir. Bu yönelime s›k› s›k›ya sar›larak, devrime sunaca¤›m›z hizmetle s›n›rs›z ve sömürüsüz dünyaya yürümek zor de¤ildir. Bu y›l kutlanacak olan 1 May›s’› 77’de Taksim Meydan›nda flehit düflenlerimizin, ’90, ’91 May›s›’nda Harbiye’de yaratt›¤›m›z direniflin ruhu, direngenli¤i ve kitleselli¤i ile kilitlenerek haz›rlanal›m. Görevlerimizi s›n›rlara hapsetmeden, yapacaklar›m›z› yapt›klar›m›zla de¤il, yapmam›z gerekenlerle k›yaslayarak, ufkumuzu geniflletip, ruhumuzu militanlaflt›rarak ve yeni sürecin ihtiyaçlar›n› do¤ru bir flekilde kavrayarak sürece haz›rlanal›m. seçilsin, iflçilere, köylülere, ö¤rencilere, memurlara, göçmenlere vs. bütün emekçilere biçilen rol ayn›d›r. Tavr›m›z aç›kt›r; eme¤i gasp edilen yerligöçmen bütün emekçilerin haklar›n› savunanlar olarak seçme hakk›na sahip göçmen Türkiyeli emekçilere ça¤r›m›z, sermaye sahiplerine flu veya bu yöntemle hizmet eden, özellikle faflizan uygulamalar›n yeni ç›kar›lan yasalarla s›klaflt›¤› bir süreçte pas tutmufl sömürü çark›na sosyal kavramlarla süslü sahte pansuman sunan adaylar karfl›s›nda uyan›k olma ça¤r›s›d›r. Yine ça¤r›m›z, geliflen sosyal hareketlilik içinde, emperyalist Fransa’n›n baflta göçmenlere karfl› olmak üzere bütün halka karfl› yürüttü¤ü ekonomiksosyal sald›r›lar› geri püskürtme mücadelesinde bulunma ve bu konuda duyarl› olma ça¤r›s›d›r. Son olarak ça¤r›m›z, Fransa devletinin tüm sald›r›lar›na ra¤men Türkiyeli göçmenlerin devrimci mevzileri olan derneklere her zamankinden daha fazla sahip ç›kma, anti-demokratik uygulamalara ve ekonomik-sosyal hak gasplar›na karfl› örgütlenip mücadele etme ça¤r›s›d›r. Haklar›m›z› Gasp Edenlere Karfl› Örgütlenelim! Göçmenlere Eflit Haklar Temelinde, Seçme-Seçilme Hakk› Verilsin! (Mart 2007, FT‹F Örgütleme Komitesi)


31

72

20 Nisan-3 Mayıs 2007

‹deolojik savafla koflut bir savafl: Kültür Savafl› Tarih sahnesinde ezen ile ezilen aras›ndaki çeliflki a盤a ç›kt›¤› günden bugüne, toplumun her bireyi bu çeliflkideki yönlerden birine dayanarak varl›¤›n› sürdürmektedir. Ad›na s›n›f mücadelesi tarihi denilen, insanl›k tarihi incelendi¤inde görülecektir ki, bir avucu doldurmayan ezenler, y›¤›nlarca ezilenin eme¤ini hayat›n her alan›nda uygulad›klar› bask›yla sömürmüfl, kan›n› emmifllerdir. Her alanda uygulanan bask›, her bir alana özgü direnifl gelene¤ini de beraberinde do¤urdu. Ne var ki, çürümüfl kapitalizmin sanc›land›¤› günümüzde ifade edilmelidir ki, burjuvazinin yüzy›llar› kucaklayan iktidar deneyimi karfl›s›nda proletaryan›n iktidar deneyimi say›l› haldedir. Tarihsel olarak ilerleyen toplumlar›n de¤iflim süreçleri a¤›r, sanc›l› ve zorlu olmufltur. Öyle ki burjuvazi, tarih boyu süregelen direnifllerin ezilenlerin lehine sonuç darbesinin verildi¤i dönemleri inceleyerek, proletaryan›n görev edindi¤i nihai darbeyi vurma an›n› önceden engellemenin çabas›n› vermektedir. Nitekim bu çaba hayat›n üç temel alan› olarak ekonomik, siyasal ve kültürel alanlarda kendini a¤›r, çok a¤›r bir flekilde hissettirmektedir. Türkiye’nin kapitalistleflmesine Osmanl›’dan bu yana pranga vurularak emperyalizm ve proleter devrimler ça¤›nda sanayileflmifl ve sermaye ihrac›n› gerçeklefltirebilen ülkelerin ekmek, su ve hava gibi ihtiyaç duyduklar› sömürge, yar›-sömürge ülkeler listesine “Türkiye Cumhuriyeti” ad› yaz›lm›flt›r. Bu iktisadi prangan›n gere¤i, TC’nin sahip oldu¤u yar›-sömürge karakterinin bir sonucu olarak ülke sermayesinin milli birikimi emperyalistlerce IMF ve DB arac›l›¤›yla engellenmektedir. Ülke topra¤›n›, ›rmaklar›n›, da¤lar›n› sat›fla ç›karacak kadar emperyalistlerin dayatmalar› karfl›s›nda acizleflen Türkiye’nin komprador burjuvazisi ve büyük toprak a¤alar›n›n iktidar ayg›t› iflçileri, köylüleri, küçük esnaflar›, ö¤rencileri, bütün emekçi y›¤›nlar› azg›nca sömürmekte ve haklar›n› emperyalizme yedirmek üzere gasp etmektedir. Her sektörde görülen özellefltirme, iktisadi alandaki bu sald›r› politikas›n›n ürünü olarak örnek teflkil etmektedir. “Siyaset, ekonomizmin uzant›s›d›r” der Lenin. Siyasetin bu bilimsel aç›klamas›, iktidar ayg›t›n›n, sahip oldu¤u ekonomik bak›fl aç›s›n›n siyasetini üretti¤inin sonucudur. Nitekim milli sermaye birikimi sürecini tamamla(ya)mam›fl ve ülke burjuvazisi bu anlam›yla emperyalist ya¤ma karfl›s›nda güçsüz olan bir ülkenin iktidar yönetimi, sömürüye karfl› gelifle(bile)cek her türlü baflkald›r›y› bast›rman›n yolu olarak üst yap›dan yay›lan sistemli faflizme baflvurur. Türkiye’de Kemalizm olarak ifade edilen faflizmin ülkemize uyarlanm›fl siyaseti, Osmanl›’dan devrald›¤› barbar gelene¤i ile bugüne dek süregelmifltir. TC’nin bu siyaseti ve ekonomisi, ülke

halk› üzerinde bir bask› oluflturmaktad›r. Ne var ki buna ra¤men, TC’nin karakterini a盤a ç›karm›fl bir komünist olarak ‹brahim Kaypakkaya, rehber edindi¤i MLM bilimsel eylem k›lavuzuna dayanarak Türkiye halk›n›n kurtulufl güzergâh›n› çizmifltir. Yar›-sömürge, yar›-feodal ekonomik politikan›n ortadan kalkmas› ve yerine asgari program olarak sosyalizm önceli Halk Demokrasisinin ekonomik politikas›n› uygulaman›n yegâne yolunu göstermifltir. Bu yol “uzun ve çetindir”. Çetinli¤i, bu güzergâhta küçükten büyü¤e at›lan her ad›mda Kemalist devletle onun y›k›lmas›n› halk›n kurtuluflu için gerekli gören komünistler aras›nda k›yas›ya bir savafl›m›n oldu¤unda aranmal›d›r. 1972’den bu yana Proletarya Partisi’nin önder kurmay›, savaflç›lar› ve militanlar› s›n›f savafl›m›nda Kemalist devlete karfl› sergiledi¤i durufl, sahip oldu¤u MLM bak›fl aç›s›n›n ideolojik yans›mas›d›r; devrimci kültürün k›rda, flehirde, okulda, zindanda d›fla vurumudur. Mao, kültürün tan›mlamas›n› yaparken, kültürün, toplumun siyasetinin ve ekonomisinin ideolojik yans›mas› oldu¤unu belirtmektedir. Nitekim yar›-sömürge yar›-feodal karakterli bir ekonomik-sosyal politikaya sahip Türkiye’de, toplumdan d›fla vuran kültür üst yap›dan bask›yla afl›lanan burjuva-feodal kültürden baflkas› de¤ildir. Belirli bir sosyo-ekonomik yap›ya sahip bir ülke toplumu üzerinde, baflka bir sosyo-ekonomik yap›dan ideolojik olarak yans›yan bir kültürün egemen olmas› düflünülemez. Siyaset, ekonomi ve kültür, birbirine kopmaz ba¤larla ba¤l›d›r. Kültürden sadece halk oyunlar›, tiyatro, müzik, resim vb. anlafl›lmamal›d›r. Bunlar kültürün d›fla vurumunu hareketlerle, sözlerle ifade etmenin araçlar›d›r. Kültür, onun bir parças› olan sanat›n aksine, insan›n kendi iste¤inden ba¤›ms›z, kaç›n›lmaz olarak sergiledi¤i durufltur. Mant›¤› kabul edilmifl ekonomik politikan›n gere¤ini yerine getirmektir. Burjuva-feodal yönetim erki, kendi iktidar›n› sa¤lama almak için devrimci dinamizmin yoksun oldu¤u, geliflebilecek her türlü hak alma mücadelesinin kendi kontrolü alt›nda oldu¤u bir kitlesel flekillenifli yarat›r. Bu u¤urda körükledi¤i ›rkç› ve flovenist duygular›, kendi toplumunda damgas›n› vuran burjuva-feodal kültürün temel tafllar› olarak döflemektedir. Siyaseti sadece Kemalizm’in kalemflörlerinden takip eden bireyin girdi¤i burjuva-feodal kültürel girdabda milliyetçilik s›radan ve normal oldu¤u savunulur. Bu zihniyetin e¤itim ve medya arac›l›¤›yla karfl›l›ks›z yerine oturmas›, faflist sald›r›lar›n rahat uygulanablirli¤ini beraberinde getirir. ‹flte Kemalist devletin kültüre verdi¤i önemin kayna¤›n› burada aramak gerekir. Nitekim kültür sadece yar›-sömürge-

lerde ciddiye al›nan bir alan de¤ildir. Danimarka Kültür Bakan›’n›n Haziran 2006’da Parlamento karar›yla onaylatt›¤› rapor yerinde bir örnek olarak ele al›nabilir. “Danimarka milli duygular› küreselleflme karfl›s›nda bast›r›lmaktad›r. Önlemini flimdiden almazsak, ülkemizin zengin kültürü yok olacakt›r. Bu sadece toplumu de¤il, devletimizi tehdit etmektedir.” Bu yüzden “toplumdaki kültüre siyasal bir a¤›rl›k (siz siyasal bir yön anlay›n –bn–) vermek, ülkemiz aç›s›ndan Danimarkal› kültürü yeniden egemen k›lman›n tek yoludur.” Buradan anlafl›lmas› gereken odur ki, bütün iktidarlar, temsil ettikleri s›n›f›n kültürünü yans›t›rlar. Buna yön vermek için ise siyasi ve ekonomik

anlay›fl›n› üretim iliflkileri üzerinden topluma afl›larlar. ‹flte burjuvazi “kültürümüzü egemen k›lal›m” dedi¤inde ç›kar›lmas› gereken sonuç ekonomik ve politik olarak daha keskin sald›r›n›n haz›rl›¤›d›r. Nas›l ki sosyalizmde proletarya, burjuva kültürü her yönüyle bask› alt›nda tutacaksa, kapitalizmde burjuvazi her yönüyle geliflen devrimci kültürü bast›rmaktad›r. Lakin tersi için de geçerli oldu¤u gibi, kültürel mücadele özünde ideolojik mücadeledir. Nitekim revizyonizmin komünist hareket üzerindeki her ideolojik etki, ayn› zamanda kültürel etkidir de. Devrimci ilkelerinden taviz vermek, örgüt bilincinin d›fl›nda hareket etmek, sistemleri tart›flmak-tart›flt›rmak yerine kiflisel çekiflmelere daha çok kafa yormak, kitleleri örgütleme ad›na onlar›n geri seviyesine düflmek vs. yozlaflman›n de¤iflik versiyonlar› aras›ndad›rlar. Devrim yürüyüflünde baflar›lara imza atmak için burjuvazinin her türden yoz kültürüne karfl› mant›¤› kabul edilmifl devrimci ekonomik politikan›n gere¤ini yerine getirmek elzemdir. Somut bir durumda, gere¤i tam olarak yerine getirilmedi¤inde sorunun kayna¤›-

n› “kiflilik bozuklu¤u” söylemleri ile aç›klanamayaca¤› gibi, bu soyut aç›klamayla, iktidar perspektifli hareket eden kadro ve militanlar›n üstlendi¤i de¤ifltirici-dönüfltürücü görev de yerine getirilmemifl olacakt›r. Burada sorunun kendisi yans›mada de¤il, savunulan siyaset ve ekonomik bak›fl aç›s›n›n kavray›fl düzeyinde aranmal›d›r. Kitle çal›flmas›n› yürüten bir yoldafl›m›z oturup kalkmas›yla, üslup ve davran›fllar›yla kitlelere güven vermiyorsa, aç›kt›r ki orada bir kültür sorunu vard›r. Bunun kayna¤› da bu kiflinin burjuvazi ile proletarya aras›ndaki iktisadi ve siyasal çat›flmada, halk›n ç›karlar› do¤rultusunda savunulmas› gerekende ideolojik olarak tam net olmad›¤›nda yatmaktad›r. ‹deolojide netlik, neyi ne için ve nas›l yap›lmas› gerekti¤ini bilme olgusudur. Bu anlam›yla ideolojik netlik, tutarl› kültürel davran›fl› da beraberinde getirecektir. Burjuva kültürden iyice nasibini alm›fl biri (kendine devrimci de dese) evde eflini dövdü¤ünde, ailesinin ihtiyaçlar›n› giderme yerine farkl› harcamalara yo¤unlaflmas›yla, eylem ve etkinlikleri örgütlenmede ald›¤› görevleri yerine getirmedi¤inde, mücadele içinde kendisine verilen en küçük görevleri dahi savsaklad›¤›nda kendine iliflkin as›l mesajlar› vermektedir. Bu tarz pratikler aç›kt›r ki, söylenen onlarca sözden daha anlaml› ve kifliyi tan›t›c›d›r. Bilinmelidir ki, her geriye do¤ru ad›m atma veya her ileri ad›ma namlu tutma an›nda yans›yan kültür, hangi k›l›f ad›na ortaya ç›karsa ç›ks›n, burjuvaziden ciddi darbe alm›fl kültürdür. Burjuvazinin her türlü hastal›klar›na karfl› yenilgi bayra¤›n›n çekildi¤i an ise, burjuvazinin nihai darbesinin baflar›ya ulaflt›¤› and›r. Devrimci kültürün sergilenmesi, küçü¤ü büyü¤ü olmayan, önemlisi önemsizi olmayan her türlü burjuva hastal›klara karfl› kay›ts›z flarts›z yürütülecek mücadelede ›srar etmekle efl de¤erdedir. Bu yüzden kültürü bu mücadelenin d›fl›nda görmek, do¤an›n kanunlar›na ayk›r› davranmak olacak ki, bu da do¤rudan burjuva havuzuna bal›klamas›na dalmak demektir. Sonuç için; devrimci kültürün sadece devrimci siyasetin ve devrimci ekonominin savunulaca¤› devrimci prati¤in bir ürünü olabilece¤i gerçe¤i, ülkemizde faflizmin kudurdu¤u ve devrim cephesinde revizyonizme karfl› mücadelenin can al›c› safhaya ulaflt›¤› bugün, insanl›k tarihinin proletarya üzerindeki bir yasas› olarak geçerlili¤ini her zaman oldu¤u gibi korumaktad›r. Devrimin siyasal görevlerini baflar›yla yerine getirmek devrimci kültürü kuflanmay› flart koflmaktad›r. Proleter s›n›f bilincinden g›das›n› alan kültürü, g›dan›n al›nd›¤› yerin ürünü olacak devrimin güçlü bir cephesi haline dönüfltürmek bu yüzden zorunludur. (Strasburg’dan bir ‹K okuru)


ÖZGÜR GELECEK YOLUNDA

işçi-köylü B‹Z HALKIZ GELECEK ELLER‹M‹ZDED‹R

UMUT YAYIMCILIK VE BASIM SANAY‹ LTD. fiT‹ Yönetim yeri: Gureba Hüseyin A¤a Mah. ‹mam Murat Sok. No:8/1 Aksaray-Fatih/‹STANBUL. Tel: (0212) 521 34 30, 531 48 53 FAKS: (0212)621 61 33 Sahibi ve Yaz›iflleri Müdürü: Numan BOZER Bask›: Gün Matbaac›l›k Beflyol Mah. Telsizler Mevkii Akasya Sk. No:23/A K.Çekmece/‹stanbul Tel: 0212 426 63 30-580 63 80 Genel Da¤›t›m: YAY-SAT @mail: umutyayimcilik@superonline.com @mail: umutyayimcilik@ttnet.net.tr

BÜROLAR ➧ KARTAL: HAMAM SOK. DEM‹RL‹ ‹fiHANI NO: 57/14 KARTAL, TELEFAKS: (0216) 306 16 02 Cep: 0 544 521 34 30 ➧ ANKARA: TUNA CAD. ÇANAKÇI ‹fiHANI NO:11 KAT:3 DA‹RE:32 ÇANKAYA TEL: (0312) 432 23 01 Cep: 0 535 562 33 72 ➧ ‹ZM‹R: 856 SOKAK, NO:48/203 KEMERALTI KONAK, TELEFAKS: (0232) 441 93 09 Cep: 0535 310 31 84 ➧ MALATYA: DABAKHANE MAHALLES‹, BOZTEPE CAD., BABACAN ‹fiHANI NO:9 KAT:1/16 MALATYA TEL: (0422) 325 78 13 Cep: 0543 746 36 31 ➧ ERZ‹NCAN: ORDU CAD. ORDU ‹fiHANI KAT:3 TEL: 0 446 223 67 18 ➧ BURSA: SELÇUK HATUN MAH. ÜNLÜ CAD. SÖNMEZ ‹fi SARAYI KAT: 2 NO: 185 HEYKEL, TEL: (0224) 224 09 98 Cep: 0 536 613 81 98 ➧ SAMSUN: KALE MAH., YUSUF KEFEL‹ ‹fiHANI, KAT: 6 NO: 9 , TEL: (0362) 435 64 57 Cep: 0 537 597 69 84 ➧ MERS‹N: S‹L‹FKE CADDES‹ ÇAVDARO⁄LU ‹fiHANI KAT:3 NO:118 MERS‹N ➧ AVRUPA MERKEZ BÜRO: WESELER STR 93 47169 DUISBURG-DEUTSCHLAND TEL: 0049 203 40 60 958 FAKS: 0049 203 40 60 959


OGYIK72