Issuu on Google+

ÖZGÜR GELECEK YOLUNDA

www.iscikoylu.org umutyayimcilik@ttnet.net.tr

Say›: 2006-16

53

*Y›l:2 *28 Temmuz-11 A¤ustos 2006 *Fiyat›: 1 YTL *ISSN:1303-9350

Ça¤r›d›r isyan, manifesto oldu isyan! Direniyor Irak, direniyor Filistin ve Lübnan! Filistin;

Lübnan;

ac›lar›n ve bafle¤mezli¤in yurdu

‹srail’in ölüm makinesinin yeni yeri

Gazze’ye düzenledi¤i sald›r›lara karfl›l›k verilmesine tahammül edemeyip, bir askerinin kaç›r›lmas›n› bahane ederek Gazze’ye tekrar giren, hergün onlarca kifliyi öldürüp, flehirleri yerle bir eden ‹srail, Filistin halk›n›n direniflini tasfiye etmenin peflinde. Ancak görebilecekleri tüm ac›lar› görmüfl olan bu onurlu halk, bafle¤meden tüm gücüyle sar›l›yor hayata ve direnifle...

Gazze’ye düzenledi¤i sald›r›lara karfl›l›k verilmesine tahammül edemeyip, bir askerinin kaç›r›lmas›n› bahane ederek Gazze’ye tekrar giren, hergün onlarca kifliyi öldürüp, flehirleri yerle bir eden ‹srail, Filistin halk›n›n direniflini tasfiye etmenin peflinde. Ancak görebilecekleri tüm ac›lar› görmüfl olan bu onurlu halk, bafle¤meden tüm gücüyle sar›l›yor hayata ve direnifle...

Ortado¤u halklar›n›n sesine sahip ç›kal›m

ORTADO⁄U: ‹flgalcilerin postallar›, direniflin ayak sesleri...

Zafer tafl generallerin nas›rl› ellerindedir!

Hiçbir sald›r› ve katliam, halklar›n direnifl iradesinden daha güçlü de¤ildir Emperyalizmin deste¤iyle Ortado¤u’yu kan deryas›na çeviren ‹srail’in “Kendini müdafaa hakk›n›” kulland›¤› günden bugüne ölen çocuklar›n, bombalarla parçalanan bedenlerin her parças› bölgeye da¤›l›yor. Ortado¤u’da uzun süredir planlanan ve her kar›fl topra¤›n›n kana bulanmas›n› hedefleyen oyunlar sahneye konulmufl durumda. ‹zleyici kitlesinin timsah gözyafllar› ak›tt›¤› bu “oyun” karfl›s›nda ölen masum halk, kin ve öfkeyle ve de ac›yla cenazelerini topra¤a veriyor. Sayfa 3

Emperyalizme ve siyonizme karfl› Ortado¤u halklar› direnifli büyütüyorlar!

Filistin’de ‹srail’in tüm sald›r› ve katliamlar›na ra¤men flanl› direnifl devam ediyor. ABD’nin “Yeni Dünya Düzeni” adl› sald›r› politikas›n›n askeri aya¤›n› oluflturan BOP ve Geniflletilmifl Büyük Ortado¤u Projelerine ortak olan, Ortado¤u halklar›na y›llard›r emperyalizmin jandarmas› olarak sald›ran ‹srail, 27 Haziran 2006 tarihinde Filistin’e “bir askerlerinin rehin al›nmas›” bahanesi ile yine sald›rm›flt›. Ortado¤u’yu yang›n yerine çeviren bu hesaplara karfl› ülkenin birçok yerinde eylemler yap›ld›. Sayfa 18-19

IMF’den isyana teflvik; asgari ücret çok yüksek! Uluslararas› sermayenin sözcüsü IMF, yak›n bir zamanda ülkemizi ziyaret etti ve yaflanan ekonomik krizin afl›lmas›na dair “çözüm reçeteleri” sundu. Emperyalizmin dünya üzerindeki hakimiyetini sa¤lamada kulland›¤› ve en etkili araçlar›ndan biri olan, genifl iflçi emekçi kitlelerinin gözünde bugün büyük oranda teflhir olan IMF, sermayenin emekçilere yönelik sald›rganl›¤›n›n icrac›s› durumundad›r. IMF, kuruldu¤u günden beri bir avuç asala¤›n ç›karlar› peflinde dünya halklar›na kan kusturmaya devam ediyor. Her gün binlerce insan açl›ktan, milyonlarca insan salg›n hastal›klardan, bir o kadar› haks›z savafllardan kaynakl› ölüyor. Sayfa 16-17

IMF’nin icraatlar›

IMF’nin “çözüm reçetesi” sundu¤u ülkelerin hiçbirinin ekonomilerinde bugüne kadar bir düzelme yaflanmad›. Tam tersi bu ülkelerin d›fl borcu çok daha fazla artt› ve daha fazla kaosa sürüklendiler.


2

28 Temmuz-11 Ağustos 2006

53

Limter-ifl sendikac›lar› serbest:

“MÜCADELEYE DEVAM!” Desan direnifli s›ras›nda tutuklanan, Limter-‹fl Sendikas› Baflkan› Cem Dinç ve E¤itim Uzman› Kamber Sayg›l› için “Tutuklu sendikac›lar serbest b›rak›ls›n” kampanyas› bafllat›lm›flt›. Bu kampanya kapsam›nda çeflitli eylemler yap›lm›flt›. ‹lk olarak toplanan imzalar Kad›köy PTT’den Adalet Bakanl›¤›’na gönderildi. Bu imzalar›n bir k›sm›n› da Meclis Baflkanl›¤›’na gönderen tersane iflçileri, Tuzla Tersaneler Bölgesi’nde çal›flan iflçilerden toplanan 2 bini aflk›n imzay› ‹çmeler Postanesi’nden Adalet Bakanl›¤›’na gönderdi.

Ümraniye ‹flçi Birli¤i’nden destek

Genel-‹fl Sendikas›’ndan tutuklu sendikac›lara destek 19 Temmuz tarihinde saat 13.00’de Genel-‹fl Sendikas› Kad›köy’deki Bölge Merkez binas›nda sendikac›lar›n duruflmas›na ça¤r› ve destek için bir bas›n aç›klamas› düzenlendi. Aç›klamada, “Tuzla havzas›nda Limter‹fl ve Tuzla Deri-‹fl sendikalar› s›n›f sendikac›l›¤›n›n ilkeleri do¤rultusunda hareket etmifllerdir. Biz sendikac›lar ve emekten yana olan herkes sendikac›lar›n yan›nda yer almal›, tutuklamalara karfl› tepkimizi göstermeliyiz” denildi.

Dinç ve Sayg›l› yaln›z de¤ildir! EMEP, DTP, SDP, ESP, SODAP, EHP, MKM ve Partizan 17 Temmuz Pazartesi günü ‹stanbul ‹HD binas›nda bir araya gelerek bir bas›n aç›klamas› yapt›. Örgütleyen kurumlar ad›na aç›klamay› yapan Do¤an Erbafl, Tuzla tersanelerinin tam bir “iflçi cehennemi” oldu¤unu belirterek iflçilerin hemen hemen tamam›n›n tafleron oldu¤undan ötürü örgütsüz oldu¤unu, devaml› olarak çal›flt›r›lmad›¤›n›, siparifl bitince iflin bitti¤ini ve yeni bir siparifle kadar kar›n açl›¤›na bekledi¤ini söyledi. Dinç ve Sayg›l›’n›n böyle bir yerde tutukland›¤›n› ifade eden Erbafl, Desan’da patronun 2 ayd›r iflçilere maafllar›n› vermedi¤ini, her seferinde iflçileri baflka bir yalanla oyalad›¤›n› söyledi. (‹stanbul)

Adana’da Dinç ve Sayg›l›’ya destek Limter-‹fl Adana fiube Örgütlenme Uzman› Havvali Mengi, Sendika Genel Baflkan› Cemal Dinç ile E¤itim Uzman› Kamber Sayg›l›’n›n TMY uygulamas›yla tutukland›¤›n› söyledi. Limter-‹fl Adana fiubesi üyeleri tutuklanan sendikac›lara destek vermek amac›yla E¤itim-Sen Adana flube binas›nda bir aç›klama yapt›. Örgütlenme Uzman› Havvali Mengi 20 Temmuz’da görülecek duruflmada Dinç ve Sayg›l›’n›n yanlar›nda olduklar›n› belirtti. Bas›n aç›klamas›na KESK Adana fiubeler Platformu, EKD, Tümtis, Hava-‹fl, Dev Sa¤l›k-‹fl, Tekstil-Sen ve D‹SK Tekstil Bossa ve Partizan destek verdi. (Adana YDG)

Dinç ve Sayg›l› tutuksuz yarg›lanacak 20 Temmuz saat 15:00’de Tuzla Adliyesi’nde görülen duruflmaya, D‹SK Genel Merkez yöneticileri, Birleflik Metal-‹fl Genel Merkez yöneticileri, Genel-‹fl yönetici ve iflyeri temsilcileri, Tek G›da-‹fl Genel Merkez yöneticileri, Emekli-Sen yöneticileri, Dev Sa¤l›k-‹fl, Deri-‹fl Tuzla fiubesi yöneticileri ve iflyeri temsilcileri, Belediye-‹fl 2 No’lu flube yöneticileri, TÜMT‹S, Çelik-‹fl Gebze fiube iflyeri temsilcileri, Haber-Sen 9 No’lu fiube, SES Aksaray fiube, Tekstil-Sen, EMEP il ve Tuzla ‹lçe yöneticileri, ESP, EKD, BDSP ve Mücadele Birli¤i gibi çeflitli sendika ve kitle örgütleri destek verirken, Desan direnifline kat›lan iflçiler ve tersane iflçileri de destek verdi. Çok say›da avukat Dinç ve Sayg›l›’y› savunmak için duruflmada haz›r bulundu. Sabah saat 10:00’da duruflma salonuna girmek isteyen destekçilere, Adliye önüne barikat kuran Çevik Kuvvet engel oldu. Sadece baz› sendikac›lar›n, flahitlerin ve ailelerin girmesine izin verildi. Polis ve iflçiler ara-

işçi-köylü senin sesin! OKU-OKUT! ABONE OL! ABONE BUL!

ABONEL‹K fiARTLARI

Mustafa Kemal Mahallesi Sa¤l›k Oca¤› önünde bir araya gelen Ümraniye ‹flçi Birli¤i üyeleri, Limter-‹fl Sendikas› yöneticilerinin serbest b›rak›lmas› için eylem yapt›. Eylemde “Tutuklu sendikac›lar serbest b›rak›ls›n” pankart› aç›ld›.

s›nda s›k s›k tart›flmalar yaflan›rken duruflman›n saat 15.00’de yap›laca¤› söylendi. Tutuksuz yarg›lanmak üzere serbest b›rak›lan sendikac›lar›n duruflmas› 19 Ekim tarihine ertelendi. Serbest b›rak›lan sendikac›lardan Limter-‹fl E¤itim Uzman› Kamber Sayg›l›’dan olaya iliflkin görüfl ald›k. Sayg›l›, “Patron, polis, savc› iflbirli¤i ile uydurma bir senaryoyla Desan direniflimizin k›r›lmas› için haks›zl›¤a u¤rayarak gözalt›na al›nd›k ve tutukland›k. Biz orada iflçilerin haklar›n› savunuyorduk ve onun için tutukland›k. Limter-‹fl sendikas› olarak s›n›f dayan›flmas›na çok önem veriyoruz. Bize destek veren sendikalara, DKÖ’lere, platformlara, parti ve kurumlara, tüm s›n›f dostlar›m›za teflekkür ediyoruz. Tahliye olmam›zda kuflkusuz çok büyük etkileri oldu. Sonuç olarak Tersanelerde kölece çal›flma koflullar› devam etti¤i sürece, Limter-‹fl sendikas› olarak mücadelemizi sürdürece¤iz ve inan›yoruz ki iflçi s›n›f› kazanacak” dedi. (Kartal)

Öncü A.fi. iflçisi sendikal mücadelede kararl›! Petrol-‹fl Sendikas› Gebze fiube Baflkan› Süleyman Akyüz, sendikal örgütlenmeden sonra biri müdür 12 kiflinin ç›kart›ld›¤› Gebze Organize Sanayi Bölgesi’nde kurulu Öncü Dayan›kl› Tüketim Mallar› A.fi. önünde yapt›¤› bas›n aç›klamas›nda patrona görüflme ça¤r›s›nda bulundu. Görüflme talebi s›ras›nda s›k s›k “Bask›lar bizi y›ld›ramaz”, “Direne direne kazanaca¤›z”, “‹fl ekmek yoksa bar›fl da yok”, “Sendika hakk›m›z söke söke al›r›z” sloganlar› at›ld›. Sendika olarak tüm çal›flanlar›n yan›nda olduklar›n›, yasal ve sendikal haklar›n› sonuna kadar savunacaklar›n› anlatan Akyüz flöyle konufltu: “Biz iflvereni tekrar görüflmeye ve uzlaflmaya ça¤›r›yoruz. Unutmayal›m ki bu insanlar bizim... Bugüne kadar tüm ça¤r›lar›m›za cevap verilmedi¤i gibi çal›flanlar›n ekme¤i ile oynand›. ‹flten ç›kartmalara gerekçe olarak da ekonomik koflullar gösterildi. Bu nas›l ekonomik gerekçedir ki devaml›, Pazar günleri dâhil mesaili çal›fl›lm›flt›r. fiimdi de üç vardiyaya dönüldü. Bu durumu çal›flanlar›n ve kamuoyunun takdirine b›rak›yorum.” Ayn› iflyerinde 14 y›l önce de sendikal örgütlenme çal›flmas›nda bulunuldu¤unu ancak bu çal›flman›n türlü gerekçe ve vaatler ile önüne geçildi¤ini dile getiren Akyüz, “‹flveren o dönem sözünü etti¤i vaatleri de yerine getirmedi. Buna karfl›n o dönemin çal›flanlar› flimdi iflverenin yan›nda. Di¤erleri ise onurluca sendikal mücadelelerini sürdürüyor. ‹yi niyeti suistimal eden yöneticiler çal›flanlar›n ekme¤ine kan do¤ruyor” fleklinde konufltu. Sendika üyeli¤inin bir insanl›k hakk› oldu¤unu dile getiren Akyüz, konuflmas›nda ‹srail’in Filistin iflgaline de de¤inerek “Ortado¤u’daki pervas›zca ve vahflice sald›r›lar›n› k›n›yoruz” dedi. (Kartal)

Tekirda¤ F Tipinde keyfi cezalar Tekirda¤ 1 No’lu F Tipi Hapishanesi’nde devrimci tutsaklara uygulanan hak ihlalleri ve iflkencelere her gün bir yenisi ekleniyor. Uygulanan bask›lara direniflleriyle yan›t olan tutsaklar, hapishane idaresinin açt›¤› soruflturmalar ve devam›nda uygulanan disiplin cezalar›yla karfl› karfl›ya kal›yorlar. Tutsaklardan gelen bilgiye göre hapishanede yaflanan son hukuksuzluk örne¤i 2 May›s 2006 tarihinde hastane dönüflü Erdener Demirel adl› devrimci tutsa¤a jandarman›n sald›r›s› olmufltur. Demirel’le birlikte hastaneye giden Hüseyin Uzunda¤ ve Hüseyin Ak›n bu durumu “‹nsanl›k onuru iflkenceyi yenecek” slogan›yla protesto etmifller-

6 AYLIK: 10.200.000

dir. Jandarman›n insanl›k onurunu afla¤›lay›c› tavr›na karfl› devrimci tutsaklar ayn› slogana efllik ederek kap› dövmüfllerdir. Hapishane idaresi bu durum karfl›s›nda bahsi geçen üç kifliye “gereksiz slogan atarak di¤er tutsaklar›n slogan atmas›na ve kap› dövmesine neden olmaktan” soruflturma açm›flt›r. Bu soruflturma sonucunda 3 kifliye bir ay süreyle “mektup, telgraf ve faks al›p göndermekten men” cezas› verilmifltir. Bu duruma tav›rs›z kalmayan devrimci tutsaklar toplu olarak 14 Temmuz 2006 tarihinde “Soruflturmalar, cezalar bizi y›ld›ramaz” slogan› atarak kap› dövmüfl ve cezay› protesto etmifllerdir. (H. Merkezi)

1 YILLIK: 20.400.000

NOT: ‹stedi¤iniz süreye denk gelen oranda paray› hesap numaralar›m›za yat›rarak banka dekontunu yay›nevimize fakslay›n›z ya da postalay›n›z. Abonelik ücretine posta masraflar› dahildir.


3

53

28 Temmuz-11 Ağustos 2006

Ortado¤u direnifl atefliyle yan›yor Hiçbir sald›r› ve katliam, halklar›n direnifl iradesinden daha güçlü de¤ildir! Emperyalizmin deste¤iyle Ortado¤u’yu kan deryas›na çeviren ‹srail’in “Kendini müdafaa hakk›n›” kulland›¤› günden bugüne ölen çocuklar›n, bombalarla parçalanan bedenlerin her parças› bölgeye da¤›l›yor. Ortado¤u’da uzun süredir planlanan ve her kar›fl topra¤›n›n kana bulanmas›n› hedefleyen oyunlar sahneye konulmufl durumda. ‹zleyici kitlesinin timsah gözyafllar› ak›tt›¤› bu “oyun” karfl›s›nda ölen masum halk, kin ve öfkeyle ve de ac›yla cenazelerini topra¤a veriyor. Yine bildik sahneler ekranlar› dolduruyor. Bombalanm›fl topraklarda da¤›lm›fl yaflamlar yaflamlar›m›za konu ediliyor. Lübnan’da ve Filistin’de ‹srail askerlerinin kaç›r›lmas›n›n ard›ndan ABD’nin aç›klamas›na göre “dengesiz güç kullan›m›nda” bulunan ‹srail, bitifl tarihi flimdilik “bilinmeyen” bir tarihe kadar iflgal ve katliamlar›na devam edecek. ABD baflta olmak üzere emperyalistlerden tam destek alarak yürüttü¤ü bu operasyonun bitifl tarihini belirleyecek olan da kuflkusuz ki emperyalist efendileri olacakt›r. ABD’nin bölgedeki güç dengelerine ve ç›karlar›na ba¤l› olarak sonland›r›lacak olan bu katliam ve iflgal operasyonunda halk›n ödedi¤i bedel ise sürekli olarak yukar› do¤ru bir ivme göstermektedir. Lübnan’a 12 Temmuz tarihinden itibaren bafllayan bombard›manda 300’ü aflk›n insan katledilirken, 600’ün üzerinde insan da yaralanm›flt›r. S›¤›naklara 23 ton civar›nda bomba f›rlatan ‹srail, Filistin’de de 300’ü aflk›n insan› katletti. Yiyecek, g›da ve ilaç kalmayan ülkede, bombalanan köylerden enkaz haline dönüflmüfl binalar ve ceset kokular› yükseliyor. ABD’nin bir süredir ‹ran üzerine yo¤unlaflt›rd›¤› sald›r› plan›n› asker kaç›rma olay›n› devreye sokarak ‹srail üzerinden gerçeklefltirdi¤i gibi de¤erlendirmelere de yol açan bu geliflmelerin yay›lma/s›çrama ihtimali hiç de hafife al›nmayacak bir biçimde duruyor. Suudi Arabistan yönetimine yak›n “El-Riyad” gazetesi “Tüm Arap alemini savafla sürükleyen sahte böbürlenme sloganlar›na dayal› stratejileri gözden geçirmenin zaman› geldi. Baz› bölge yönetimlerinin gerçeklerden kopuk, ç›lg›n projeleriyle halklar›n› sonsuz ac›lara sürüklemelerine seyirci kal›namaz” (20.07.06) ifadelerine yer vererek Suriye ve ‹ran’› hedef göstermektedir.

Terörün yeni ad›: Hizbullah ABD’nin siyasi ve ekonomik olarak derin bir yaln›zlaflma sürecine girdi¤i bugünlerde bu sald›r›lar›n bafllat›lmas› bir tesadüf olmad›¤› ya da sözü edildi¤i gibi “askerlerin kurtar›lmas›na yönelik” bir operasyon olmad›¤› bir gerçektir. ‹ran’a yönelik operasyon plan›nda gerekli deste¤i bulamayan ABD’nin Ortado¤u’da güçlü iliflkilerinin bulundu¤u bir ülke üzerinden -ki bunun ‹srail olmas› önünde hiçbir engel bulunmamaktad›r- bir planla süreci iflletmesi ç›karlar› aç›s›ndan oldukça mant›kl› bir yerde durmaktad›r. Fransa’n›n BM arac›l›¤›yla ‹srail’i ateflkese ça¤›rmas›na karfl›l›k ABD’nin BM

Büyükelçisi John Bolton yapt›¤› aç›klama da “Bir terör örgütüyle nas›l ateflkes yap›l›r? Bunu mümkün görmüyorum” beyan›nda bulunarak, ‹srail’in süren katliamlar›na aç›k deste¤i beyan etmifltir. “Terörle mücadele” konsepti üzerine flekillendirilen süreçte “terörün” bu seferdeki ad› Hizbullah olarak belirlenmifl durumda. Gerek Filistin’de gerekse de Lübnan’da Hizbullah bahaneli/gerekçeli sald›r›n›n aç›ktan desteklenmesinin zemini de buna, yani “terörle mücadeleye” dayand›r›lmaktad›r. Hizbullah liderlerinin bar›naklar› olarak lanse edilen yerleflim bölgelerine yönelik yap›lan hava bombard›man›nda ölen halk, “terörle” mücadelenin kurbanlar› olarak tarihteki yerlerini al›yorlar, katil sürülerinin alk›fllar›yla. 24 y›ld›r barbarl›¤›n› koruyan, ‹srail’in tüm bu tarihi kesitlerdeki iflgallerine karfl›, halk›n örgütlenmesinde ve silahlanmas›nda önemil bir rol oynayan Hizbullah, 1 milyona yak›n Lübnan’l›n›n deste¤iyle parlementoda temsil de edilmektedir. Hizbullah ‘80’li y›llarda kuruldu¤unda gündemde yine Lübnan’›n iflgali vard›. ‹flgal sürecindeki tutumundan kaynakl› olarak bu süreçten güçlenerek ç›kt›. Bugün gelinen aflamada da iflgalin sonuçlar› her ne olursa olsun, Hizbullah halk›n önemli deste¤ini alarak yani bir anlamda geçmifl süreçte oldu¤u gibi güçlenerek ç›kacakt›r. Bugün terörist ilan edilen ve bu gerekçeyle sald›r›ya maruz kalan halk silahl› bir direniflle emperyalistlere ve siyonistlere direniyor. Kuflkusuz mevcut direnifl odaklar› ve güçleriyle emperyalizme tam bir darbe vurma niteli¤i olmayacakt›r. T›pk› Irak’ta, Afganistan’da ve Ortado¤u’nun di¤er bölgelerinde oldu¤u gibi bizler aç›s›ndan ön plana ç›kar›lmas› gereken halk›n direnifli ve mücadelesidir.

Halka karfl› kendini savunma hakk›... Ortado¤u’da ABD beslemesi Hizbullah “terörüne” yönelik sald›r›lar sürerken ülkemizde de bu kaynamaya paralel bir seyir izlemektedir. “Çok fleylere gebe” toplant›lardan, “Bunlar art›k çekilir fleyler de¤il. Demokratik çizgide bunlar olmuyor” biçimindeki “sert” aç›klamalarla “teröre” karfl› yo¤unlaflt›r›lm›fl sald›r› harekatlar› ilan edilmektedir. S›n›r ötesi harekat tart›flmalar›n›n yo¤unlaflt›¤› bugünlerde, bölgeye askeri sevkiyat yap›lmaktad›r. T. Kürdistan›’nda birçok ilde ola¤anüstü hal ilan› yap›lm›fl durumda. Kontrol noktalar›n›n yo¤unlaflt›¤› bölgede flehir merkezlerini askeri araçlar iflgal etmifl durumda. Bakanlar Kurulu’nun “terör” gündemli ola¤anüstü toplant›s›nda karar alt›na ald›¤› “terörün yo¤unlaflt›¤› bölgelere personel aktar›m›n›n yo¤unlaflt›r›lmas›” karar›ndan hareketle at›lan bu ad›mlar›n yarataca¤› bilançoyu yak›n zamanda görece¤iz. Geçti¤imiz hafta içine HPG’nin sald›r›lar› sonucunda Bitlis ve Eruh’ta 13 askerin ölmesinin ard›ndan partisinin A¤r›’daki kongresinde “sert” aç›klamalar yapan Erdo¤an halk›n “yü-

re¤ini so¤utacak” önlemler paketini de ayn› gün aç›klad›. Ancak bu aç›klamalar asker cenazelerinin flova dönüfltü¤ü günlerde “hükümet istifa” sloganlar›n›n at›lmas›n› engelleyemedi. Hükümetin halk nezdinde kaybetti¤i güveni “terörle mücadele” 盤›rtkanl›¤›yla toparlamaya ve yenilemeye çal›flan Erdo¤an’›n h›zl› ç›k›fl› ayn› tempoyla devam edemedi. Zira Ortado¤u’da yaflanan geliflmelere paralel hareket etmek zorunda olan TC böylesi bir operasyon için öncelikle ABD’den izin almak zorunda. S›n›r ötesi operasyon aç›klamalar›n›n yap›ld›¤› günün ertesinde ABD D›fliflleri Bakanl›¤› sözcüsü Sean McCormack “Tek

olarak tuttu¤u Kürt kart›n› kaybetmesine ya da kendisine yönelen bir güç durumuna gelmesine neden olmas› ihtimaline karfl› zor görünmektedir. Dünya pazarlar› üzerindeki hakimiyetini önemli oranda kaybeden ABD’nin böylesi bir durumun yaflanmas›na izin vermesi flu koflullarda mümkün görünmüyor. Abdullah Gül’ün ABD ziyareti ve imzalanan vizyon belgesinin ard›ndan ülkemizde yaflanan bu geliflmeler önemlidir. Ortado¤u süreci aç›s›ndan oldukça kritik bir noktada duran Türkiye’nin iç süreci ABD aç›s›ndan oldukça önem tafl›mamaktad›r. Hükümetin halk aç›s›ndan yitirdi¤i güvenin sa¤lanmas› gibi sürece dair gelifltirilen tedbirler, ABD aç›s›ndan gelinen aflamada bir anlam tafl›mamaktad›r. Zira AKP hükümeti ile olan sürecini tamamlam›fl durumdad›r. Ancak özellikle son aylarda ayyuka ç›kan ekonomik krizin yarataca¤› halk muhalefeti korkusundan kaynakl›, bir yandan sald›r›lar›n dizginsiz bir biçimde sürdürülmesine ses ç›kar›lmazken, di¤er taraftan ise “s›n›r› aflan” noktada müdahale durumu söz konusu olmaktad›r. Yani “teröre” karfl› yürütülecek olan mücadelenin ABD’nin çizdi¤i çerçevelerle s›n›rl› kalmas› koflulu ile her türlü sald›r›n›n yap›lmas› önünde hiçbir engel bulunmamaktad›r.

“Terörle” Mücadele Yasas› onayland›

bafl›n›za müdahale edemezsiniz” aç›klamas›nda bulundu. ABD’nin operasyona karfl› tepkisini ifade eden di¤er bir aç›klama da “PKK’ye karfl› ‹ran’la ortak müdahalede bulunman›n hofl karfl›lanmayaca¤›” aç›klamas› oldu. Bu aç›klaman›n hemen ertesinde sinirle kükreyen Erdo¤an “Karar› elçi de¤il hükümet verir” aç›klamas›nda bulundu. Ancak ne “ilginçtir” ki bu ç›k›fllar›n arkas› hemen kesildi ve Erdo¤an KKTC’ye gitmeden önce yapt›¤› aç›klamada “bekliyoruz” ifadesini kulland›. Burjuva kalemflörlerinin büyük deste¤ini alan operasyon “karar›”, “‹srail’in kendini savunma hakk› varsa, Türkiye’nin de vard›r” denilerek alk›fllanmaya baflland› ve s›n›r ötesi bir katliam› bafltan meflrulaflt›rma çabas›na girildi. ABD’nin “‹srail’in kendini müdafaa etme hakk› oldu¤u” aç›klamalar› emsal gösterilerek ayn› müdafaan›n Türkiye’ye tan›nmamas›n›n “çifte standart” oldu¤u söylendi. Ancak Türkiye ve ABD aç›s›ndan yap›lan bu k›yaslamalar›n bugün aç›s›ndan hiçbir hükmünün olmad›¤› ortadad›r. Çünkü böylesi bir vuruflu belirleyecek olan tek fley ABD’nin ç›karlar›d›r. Bugünkü mevcut geliflmeler içinde ABD’nin böylesi bir müdahaleye yeflil ›fl›k yakmas›, Ortado¤u’da elinde önemli bir koz

Devletin Kürt Ulusal Hareketi merkezli yürüttü¤ü sald›r› dalgas›n›n önemli bir aya¤›n› oluflturan Terörle Mücadele Yasas› Cumhurbaflkan› A. Necdet Sezer taraf›ndan onaylanarak, yürürlü¤e koyuldu. Toplumun tüm kesimlerini hedefleyen bu sald›r› yasas›n›n yürürlü¤e girifli, genel olarak devletin gelifltirdi¤i sald›r› sürecinden ba¤›ms›z de¤ildir. Yasan›n tüm toplumu kapsayan bir nitelikte olmas› ise yine egemen s›n›flar›n içinden geçti¤i süreçten ba¤›ms›z de¤ildir. IMF’nin ülkedeki ekonomik krizin çözümüne yönelik iflsizlik baflta olmak üzere dayatt›¤› “çözüm” formüllerinin yak›n zamanda ezilenler cephesinden yarataca¤› karfl› tepkinin ezilmesi anlam›nda yasan›n kapsam› önemlidir. Ekonomik krize yönelik yap›lan müdahalelerden sonuç al›nmamas› daha üst düzeylerde sald›r›lar›n gerçekleflmesini de beraberinde getirmektedir. IMF’nin ülke ekonomisine yönelik müdahalelerinde baflta iflsizlik olmak üzere, kamu emekçilerine yönelik sald›r› yasalar›n›n ç›kar›lmas›na yönelik yap›lan bask›, çeflitli sosyal haklar›n –ki bunlar k›r›nt› düzeyindedir- tamamen gasp edilmesi bu müdahalelerin bir parças› olarak yak›n zamanda yaflanacak geliflmelerdir. Ortado¤u’nun her kar›fl topra¤›nda devam eden direnifl, ödenen a¤›r bedellerle birlikte sürüyor. Filistin baflta olmak üzere iflgal alt›ndaki topraklar›n tümünde halk direnmeyi ve baflkald›rmay› ö¤reniyor/ö¤retiyor. Direnifl ve baflkald›r› ile yaz›lan Ortado¤u tarihi sadece kardefllik elini de¤il savafl ve direnifl elinin uzanmas›n› istiyor/bekliyor.


4

28 Temmuz-11 Ağustos 2006

S›n›fsal Bak›fl “B‹R F‹L‹ST‹N VARDI, B‹R F‹L‹ST‹N Y‹NE VAR!” Mahmut Dervifl Emperyalizmin, ‹kinci Paylafl›m Savafl›’nda Nazilerin yahudi soyk›r›m›ndan gelen ma¤duriyetlerini kullanarak Ortado¤u’nun kalbine bir b›çak gibi saplad›¤› siyonist ‹srail Devleti; yar›m as›rd›r oynad›¤› rolünü, aç›lan en kanl› perdelerden birinde sergilemeye devam ediyor. Yeni perde, herkesin malumu üzere, ABD’nin BOP-GOKAP adlar› verilen dünyan›n enerji alanlar› ve jeo-stratejik/politik merkezinin egemenli¤i ve tam denetimi amaçl› projesinin (“‹srail’in müdahalesi Yeni Ortado¤u’nun do¤um sanc›lar›d›r” C. Rice, 23.07.06) gere¤i olarak sahnelenmektedir. 1990’l› y›llar ile birlikte start alan Yeni Dünya Düzeni stratejisinin temel ekseni olan bu proje, 11 Eylül ile yarat›lan elveriflli zeminde flahland›r›lm›fl, Afganistan ve bilhassa Irak’ta ifller yolunda gitmeyince yeni hamlelere duyulan gereksinim, haz›r k›ta ‹srail’in bir kez daha devreye girmesine yol açm›flt›r. Sürekli-kolektif savafl toplumu olarak dizayn edilip yönlendirilen, bugüne kadar ABD taraf›ndan 160 milyar dolar harcanarak palazland›r›l›p dünyan›n 13. büyük ordusu haline getirilen ölüm ve zulüm makinesi ‹srail; mevcut denge(sizlik)lere müdahale amaçl› iflbafl›ndad›r. Bu durum, ABD önderli¤indeki emperyalist koalisyonun, New York Times’›n 25.06.06’da Irak ‹flgal kuvvetlerinin komutanlar›ndan General George Casey’in Pentagon’a verdi¤i brifingten aktard›¤› bilgiye göre, kal›c› hiçbir sonuç elde edemeden çekilme (Irak’taki 67 olan üs say›s›n›n 2007 sonuna kadar kademeli olarak 11’e, asker say›s›n›n 130 binden 30 bine indirilmesi) planlar› yapmak zorunda kal›fl› ile dolays›z bir ba¤a sahiptir. Öncelikli hedef konumunda olduklar› 11 Eylül sürecinin bafl›ndan beri dillendirilen, Irak ve Afganistan iflgalleri sonras›nda liste bafl›na yükselen ‹ran ve Suriye’ye yönelmenin, ya da baflka bir deyiflle bu cephelerin aç›lmas›n›n bir tak›m ç›k›fl noktalar› gerektirmesinden hareketle gelifltirilen nükleer silah üretimi, haydut devlet/terörist örgütlere finansörlük suçlamalar›, son sürecin

arka plan›n› oluflturmaktad›r. ‹ran’la ilgili nükleer silah üretimi, Suriye’ye iliflkin istibdat yönetimi suçlamalar› sürerken, ateflin bu çerçevede baflka noktalardan da tutuflturulmas› ihtiyac› Filistin ve Lübnan’› gündemlefltirmifltir. Filistin (bu ba¤lamda Lübnan), sadece bu iki devletin Hamas, Hizbullah üzerinden iliflkilendirilmesiyle alevlendirilecek bir zemin de¤il; ayn› zamanda dünya çap›nda ilham ve güç kayna¤› oluflturan, Ortado¤u halklar› direniflinin çelik çekirde¤i olmufltur. Bunu, Siyonizmin vahfli zulmü ve katliamlar›yla örülü iflgale karfl› ilk andan itibaren gelifltirilen ve gelenekselleflmesinde devrimcilerin büyük roller üstlendi¤i sönmez bir karakter tafl›yan direnifl ve isyan atefline borçludur. Filistin, emperyalizmin Ortado¤u’da egemenlik kurma savafl›nda, Siyonist iflgale karfl› direnifliyle ç›ban bafl› olmufl, bölge halklar›n›n yerli gericiliklere karfl› mücadelesinde hem pratik hem de moral de¤erler yaratm›flt›r. Filistin’in intifadalar (1987, 2000) ile zirve yapan tarihi direnifline belli bir süredir ‹slami tandansl› hareketlerin yön veriyor oluflu, sorunun özünü de¤ifltiren ya da karartan bir nitelik arz etmemektedir. Öyle ki bu hareketlerden kimisinin tarih sahnesine ç›k›fl süreçlerinde emperyalist ve/veya siyonistlerin icazetinin bulunmas› (örne¤in, Hamas) da iflin rengini de¤ifltirmemektedir. Bundan dolay›, emperyalizmin ‹srail eliyle giriflti¤i iflgal ve sald›r›lar›n meflrulaflt›r›lmas› amac›yla ‹slamc› örgütlerin bahane edilmesi, ucuz bir demagojiden ibarettir. ‹srail’in sürekli biçimde seyreden, son örnekteki gibi dönem dönem kapsaml› bir hal alan vahfletini, Filistinli (ve/veya Lübnanl›) kimi örgütlerin, üstelik baz›s› biçim ve hedef olarak da yanl›fl nitelikteki eylemlerini “misilleme”, daha da ileri gidilerek “meflru müdafaa” fleklinde tan›mlamak, emperyalist politikalarda karfl›l›k bulan bir aymazl›kt›r. Burjuva hukuk anlay›fl›yla “meflru müdafaa” ya da “hak”tan söz edeceksek, bunun bütün hakl›l›¤› ve meflruiyetiyle siyonist karargaha yönelik bütün eylemler aç›s›ndan bir

53

anlam› ve karfl›l›¤› vard›r. Son süreç bak›m›ndan tart›flma konusu yap›lan askerlerin kaç›r›lmas›/rehin al›nmas› gibi eylemlerin iflgalin do¤rudan bir sonucu olmas› bir yana, hemen öncesinde kudurganlaflarak katliam yapan siyonist katillere bir yan›t oluflturmas› da söz konusudur. Bu yüzden “önce kim bafllatt›” sorusuna yan›t aramaya kalk›flmak abesle ifltigaldir. Bir aç›k hava hapishanesine çevrilen Filistin’deki iflgal, zulüm ve katliam ile buna karfl› direnifl, dünyan›n hiçbir savafl alan›nda olmad›¤› kadar, uluslararas› ölçekte süregiden devrim ile karfl›-devrim aras›ndaki k›yas›ya çat›flma aç›s›ndan sembolik de¤er tafl›maktad›r. Bunun bafll›ca nedeni, yar›m asra dayanan bir süreçte emperyalizmin var gücüyle arkalad›¤› bir k›y›m makinesinin kesintisiz içimde sürdürdü¤ü zulmün, “fiili durum” yaratmaya çal›flmakta baflar›s›z olufludur. ABD enformasyon bürosu olarak çal›flan BM çerçevesine s›¤›nman›n ötesine taflan biçimde faflist ve gerici devletlerin ezici ço¤unlu¤unun aç›k ya da dolayl› deste¤iyle kat edilen mesafenin hiçli¤i, gözü dönmüfl bir sald›rganl›¤› alenilefltirmektedir. Öyle ki, Ortado¤u’nun kap›s› olarak adland›r›lan Filistin’i tepelemek ve aflmak ciddi anlamda bir prestij sorunu haline gelmifltir. En son Oslo sürecinde tescillenen emperyalist planlar›n, iflbirlikçi ve reformistler eliyle dayat›lmas›ndan sonuç alamayanlar›n, kendi denetimleri alt›nda yap›lan seçimler neticesinde ortaya ç›kan iradeyi tan›may›fl› da bu ba¤lamda anlafl›l›rd›r. Ne duvarlar›, ne korsan yerleflim alanlar› projeleri, ne de bütün yaflam damarlar›n› kopartan mahiyetteki ablukalar› ifle yaramaktad›r. Gazze, ard›ndan da Lübnan’a yönelik a¤›r bilançolu (büyük ço¤unlu¤u sivil yüzlerce ölü, binlerce yaral›) sald›r›lar›n Filistin direnifline önderlik eden bafll›ca örgütleri hedef almas› ve daha genifl bir perspektifle ‹ran ve Suriye’yi de ihmal etmeyerek BOP aç›s›ndan basamak oluflturmas›, düflman bak›m›ndan stratejik önemdedir. Uygun flartlar kollanarak, kendilerince geçerli gerekçeler kullan›larak yürütülen sald›r› kampanyas›nda, her gün onbinlerce ton bomba ya¤d›rmak suretiyle Filistin (ve Lübnan) direnifl mevzilerinin da¤›t›lmas› hedeflenmektedir. Amaç, bölge halklar›n›n üzerine, Irak’ta bafllar›na ifl açan direni-

fli de kapsayacak ve kuflatacak boyutta bir a¤ atmakt›r. Irak ve Afganistan cephelerinde elde edilemeyen “zaferler”in yaratt›¤› sorun, daha genifl bir parantez içinde çözülmeye çal›fl›lmaktad›r. Bunun için ony›llard›r kanla beslenerek semiren siyonist canavar, “en uygun araç” kimli¤iyle iflbafl›ndad›r. Faflist Türk devleti baflta olmak üzere bütün gerici rejimlerin öykündü¤ü konumunu güçlendirmek için bu operasyonun mutlak baflar›l› olmas› gerekmektedir. Özellikle Lübnan üzerinde derinlefltirilen ve kimyasal silahlar›n da kullan›ld›¤› ve bir çok yerleflim alan›n› harabeye çeviren sald›r›larda, halktan kay›plar›n yo¤un bir oranda gerçekleflmesi tesadüfi bir durum de¤ildir. Zira herkesin teslim edece¤i bir gerçek odur ki, ideolojik ve politik önderlik kadar direnifllere damgas›n› vuran, flu veya bu örgütten öte halk›n kendisidir. Ve düflman çok iyi bilmektedir ki bir direnifl halka mal olmuflsa “bafla ç›k›lmaz” bir kimlik kazanm›flt›r. 1967 Haziran›’nda (5-11) M›s›r, Suriye ve Ürdün’ü “6 gün savafllar›”nda a¤›r bir yenilgiye u¤ratarak, büyük bir iflgale (Bat› fieria, Gazze, Do¤u Kudüs, Golan Tepeleri, Sina Yar›madas›) imza atan ‹srail’in, bugün nice 6 günlerde, k›yas bile kabul etmeyecek oranda sergiledi¤i güç gösterisine karfl›n “mesafe” alamay›fl›, direniflin halk faktörünün damgas›n› vurmas›yla yarat›lan gelenekselleflmifl karakterinden ötürüdür. “Uluslararas› hukuk” denilen emperyalist dünya kurallar› ve bu çerçevede “terörizm” kavram›n›n içeri¤ine dair en somut verileri sunmaya devam eden ABD-‹srail icraatlar›, dünyan›n dört bir yan›nda sergilenen protesto eylemleri ile yan›tlanmaktad›r. T›pk› Irak’ta cisimleflti¤i gibi, emperyalist, faflist ve siyonist katillere karfl› yürütülen direniflin oynamakta oldu¤u rolün s›n›f mücadelesinin dünya çap›ndaki geliflim seyri aç›s›ndan, bu tarihsel dönemeçte büyük bir önemi bulunmaktad›r. Gerek protesto gerekse de di¤er eylem biçimleriyle Filistin ve Lübnan halklar›na verilecek deste¤in çap› ve a¤›rl›¤›n›n tayin edicili¤i, sorunun hayatiyetini kavramak ve bu do¤rultuda bütün gücümüzle seferber olmam›z› gerektirmektedir.


5

53

28 Temmuz-11 Ağustos 2006

Balcal› iflçileri, insanca yaflanacak bir ücret için mücadele ediyor Çukurova Üniversitesi Balcal› Hastanesi’nde çal›flan iflçiler, Kas›m 2005’ten beri insanca bir yaflam ve ücretlerin iyilefltirilmesi için Dev Sa¤l›k-‹fl Sendikas›’n›n öncülü¤ünde mücadele veriyor. Yapt›klar› eylemler kamuoyunda yeterince yer bulmayan iflçilerle görüflmek amac›yla ‹flçi köylü gazetesi olarak Çukurova Üniversitesi’ne gittik. Hastanede devam eden direnifl Türkiye’de bir ilki gerçeklefltiriyor ayn› zamanda. Sendikal faaliyet; SES, TTB ve Dev Sa¤l›k-‹fl’in beraber yürüttü¤ü bir çal›flma ile örgütleniyor. Hastane kuruldu¤undan beri temizlik hizmetleri tafleron taraf›ndan veriliyor. Son 10 y›ld›r da Tu¤çe Temizlik ad›nda bir flirket al›yor ihaleleri. fiirketin temizlik ifllerinde çal›flan toplam 650 iflçi var. ‹flçiler asgari ücretle çal›fl›yor, sözleflme her y›l yenileniyor, yani iflçilerin ifl garantisi yok. fiirket ihaleleri al›rken temizlik ifli olarak al›yor ancak, iflçilerin çok büyük bir bölümü temizlik iflinde çal›flm›yor. Ameliyathanede teknisyen, çamafl›rhanede teknisyen, hastabak›c›, hemflire, radyoloji vb. ifllerde çal›fl›yor ve hepsi de temizlik kadrosunda. Yasal olarak temizlik flirketinin sa¤l›k ifli yapmas› yasak ve ifl güvenli¤ine ayk›r› ancak hastane kuruldu¤undan beri sa¤l›k hizmetleri temizlik flirketinde görünen iflçiler taraf›ndan yap›l›yor. fiirket ve hastane ihaleden pay al›yor, böylece sa¤l›k ihalesi ad› alt›nda büyük paralar dönüyor, hem de temizlik bünye-

sinde ucuz iflçi sa¤l›k alan›nda çal›flt›r›l›yor. “Hastanenin kuruldu¤u 1987 y›l›ndan beri hiç sendika olmam›fl. Çal›flma koflullar›m›zdan ve ekonomik s›k›nt›lardan kaynaklanan sebeplerden dolay› sendikal çal›flmaya bafllad›k. Öncelikle iflçilerden oluflan bir komite kurduk. Bunun içinde her birimden bir arkadafl var. Sonra da daha genifl olan meclisi kurduk. Bunun içinde de 60 iflçi var. Kararlar› komitede tart›fl›p ard›ndan meclise getiriyoruz, al›nan ortak kararlarla sendikal çal›flmay› yürüttük. Sendikal e¤itim toplant›lar› yapt›k” sözleriyle iflyerinde sendikal örgütlenmeyi nas›l gerçeklefltirdiklerini aktaran Dev Sa¤l›k-‹fl Çukurova Bölge Baflkan› Mustafa Hortlar, ayn› zamanda hastanede iflçi olarak çal›fl›yor. Yapt›klar› ilk toplant›dan sonra befl iflçinin iflten at›ld›¤›n› dile getiren Hortlar, ard›ndan yapt›klar› ve 250 kifliyi bulan, ailelerin de kat›ld›¤› eylemlerden sonra iflçilerin ifle geri döndü¤ünü söyledi. 650 iflçinin 600’ünü üye yapan sendika, eylemlerinden sonra rektörle görüflme talebinde bulunuyor, ancak rektör yan›t vermiyor. Bunu üzerine iflçiler eylemlerine 4 gün boyunca devam ediyorlar. ‹flçilerin soka¤a dökülmesi ve hastanede afifl, bildiri vb. çal›flmalarla bir kamuoyu yaratmas›, rektörlük ve flirkette tedirginlik yaratm›fl ve görüflmeyi kabul etmifller ancak flu ana kadar verilen sözlerin hiçbiri tutulmam›fl. Sendika flu anda usulsüz çal›flman›n tespit edilmesi için müfettifllerin gelmesini bekliyor.

Emekçinin Gündemi Emperyalist haydutlara karfl› mücadeleyi yükseltelim! Egemenlerin kulland›¤› “tek kutuplu dünya”, “s›n›rlar kalk›yor”, “küreselleflen dünya”, “eme¤in s›n›rs›z dolafl›m›”, “dünya küçülüyor”, “medeniyetler ça¤›” vb. gibi argümanlar› ço¤altmak mümkün. Dünya hegemonyas›na soyunan emperyalistler, amaçlar› do¤rultusunda dönemsel stratejik ortakl›klarla nihai amaçlar›na ulaflman›n koflullar›n› oluflturma çabas›na h›z vermektedirler. Bu çabalar› s›n›fsal konumlar› gere¤i anlafl›lmaz de¤ildir, hatta bu karakterleri gere¤i giderek sald›rganlaflacaklar› tarihi tecrübelerden net bir öngörüdür. S›n›fl› toplumlar tarihi bize göstermifltir ki, ne zaman devrimci mücadeleler ve toplumsal baflkald›r›, uyan›fllar yaflanm›fl ise egemenler sald›r›lar›n› çok yönlü art›rarak h›zland›rm›fllard›r. ‹çinden geçti¤imiz süreç böylesi süreçlerdendir. Emperyalizm dönemsel krizlerini yaflamaktad›r. Emperyalizmin yeni pazar aray›fllar›, aralar›ndaki rekabete giderek h›z kazand›r›rken, esas olan emperyalizm ile

ezilen halklar aras›ndaki çeliflkiyi keskin bir aflamaya getirmifltir. Bu b›çak s›rt› durum, keskinli¤inden ald›¤› güçle, çeliflkilerin ba¤r›nda patlayarak dünyay› temellerinden sarsacak tahrip gücü yüksek halk ayaklanmalar›n›n ayak seslerini mufltuluyor. Ülkemizde iktidar› sarsacak devrimci mücadeleler yafland›. ‹ktidar bu mücadeleleri darbelerle, ola¤an üstü hal ve s›k›yönetimlerle bast›rd›. Darbe hukuku ile yönetilen, faflist Kemalist diktatörlük ideolojisinden beslenen faflist TC devleti, geçmiflten bugüne en yaflamsal hak aray›fllar›nda bile zora ve fliddete baflvurmufltur/vuruyor. Bu durum faflizmin yönetim flekli olarak sistemlefltirildi¤i ülkemiz koflullar›nda anlafl›l›rd›r. Ancak burjuva demokrasisi denilen “demokrasiler, özgürlükler medeniyet ve eflitlikler befli¤i” olan Avrupa ve ABD’de yaflamsal hak aray›fllar›n›n fliddetle ve kanla bast›r›lmas› ilk bak›flta çeliflki gibi gelebilir. Ancak emperyalizmin niteli¤i ve bugün Ortado¤u’da yaflanan geliflme-

Hemen sonra yetki davas› açacak. “Yasalara” göre ülke baraj› olan yüzde 10’u aflamayan sendikalar sözleflme imzalayam›yor. Dev Sa¤l›k-‹fl’in örgütlü oldu¤u Mersin, Sivas, Samsun ve Kocaeli hastanelerinde de benzer sorunlar yaflan›yor. Sendika bu uygulaman›n anayasaya ve uluslararas› sözleflmelere ayk›r› oldu¤unu savunuyor ve dava açamaya haz›rlan›yor. Yan›k Ünitesi’nde pansuman teknisyeni olarak çal›flan Malatya Akçada¤’l› Hüseyin Türkmen bu iflin öncülerinden. “Sendikan›n insanlara sa¤l›kl› bir yaflam getirece¤ine inan›yorum. Bu yüzden bu ifle girdim, en önemlisi ifl garantisi. fiu anda ç›kar›ld›¤›nda tazminat alma garantisi bile yok. ‹nsanca yaflanacak bir ücret istiyoruz. Tafleron flirkete verilen pay› biz istiyoruz, eflit ifle eflit ücret istiyoruz. fiu anda flirkette temizlik iflçisi olarak görünüyorum ama ameliyata giriyorum” diyerek düflüncelerini yans›t›yor. ‹flçilerle yapt›¤›m›z sohbet ve asgari ücret tart›flmalar› sözü ister istemez son günlerde asgari ücreti “çok” bulan IMF’nin aç›klamalar›na getiriyor. ‹flçiler öfkeli, atefl püskürüyor. “Ben bu aç›klamay› yapan›n Türkiye koflullar›nda bir ay yaflamas›n› istiyorum. AKP, ABD’nin tafleronlu¤una soyundu. Ülkeyi

ler bize göstermektedir ki tüm bu söylemler koca birer yalandan ibarettir. ‹srailli bir askerin kaç›r›lmas› bahane edilerek sald›r›ya u¤rayan Lübnan’da iki hafta içinde 100’ü çocuk 300’den fazla kiflinin katledilmesinin baflka bir anlam› olabilir mi? Bunun yan›s›ra ülkemizde yaflanan bir dizi geliflme de emekçiler aç›s›ndan zor ve hareketli günlerin kap›da oldu¤unu göstermektedir. S›n›r Ötesi Operasyon söylemleri ile birlikte yaflanan tart›flmalar ve Terörle Mücadele Kanunu tüm emekçi halk›m›z› bir cenderenin içine almay› hedeflemektedir. Bu cenderenin içine en çok al›nmak istenen de iflçi s›n›f›d›r. ‹flçilerin en ufak hak talepleri sald›r› ile yan›tlanmakta, özellefltirme sald›r›lar› h›z kazanmakta, sistemin ve mevcut sendikal mücadelenin s›n›rlar›n› zorlayan sendikac›lar tutuklanmaktad›r. Emperyalizmin sermaye ve savafl politikalar› iflçi s›n›f›na yaflam alan› ve flans› tan›mamaktad›r. Ezilen halklara yaflam flans› tan›mayan emperyalist-kapitalist sistem sermayenin ve paran›n s›n›rs›z dolafl›m› için yar›-sömürge, yar›-feodal ülkeleri para ve sosyo-kültürel politikalar›yla ba¤›ml› k›larak siyaseten himaye etmektedir. Bu politikalar›n hâkim k›l›nmad›¤› ülke yoktur. Ülkemiz iflçi s›n›f›na yönelik yukar›da

parça parça sat›l›¤a ç›kard›. Söylenen enflasyon tablolar› yalan” sözleri Türkmen’in kabaran isyan›n›n küçük bir k›sm› sadece. Söz, iflçilerden, sendikadan ve mücadeleden aç›lm›flken, dünya halklar›na umut veren isyan duygular›n› körükleyen, direniflin ve onurun bayra¤›n› dalgaland›ran Filistin halk›n›n ac›lar›na de¤inmeden geçmek olmuyor. ‹flçiler ‹srail’in Filistin’i iflgaline karfl› tepkili. “Elimizden gelen her fleyi yapar›z” diyorlar. ‹srail siyonizminin kan, gözyafl›, vahflet üzerinden infla etti¤i saltanat›n› onlar da lanetliyor. ‹srail’in ABD’nin himayesinde Ortado¤u’yu kan gölüne çevirdi¤ini biliyorlar. Dört y›ld›r hastanede hastabak›c› olarak çal›flan Faim Yalç›n düflüncelerini flöyle dile getiriyor; “Sald›r› Afganistan’la bafllad› Irak’la devam etti ‹ran ve Suriye ile sürecek. Filistinliler kendi topraklar›n› korumak için savafl›yorlar.” Balcal› Hastanesi’nde devam eden direnifl, ülkemizin nas›l bir sömürü cenneti oldu¤unu bir kez daha gösteriyor. Y›llard›r asgari ücrete, sefalet ücretine mahkum edilen iflçiler art›k kararl›ca hayk›r›yor; “‹nsanca yaflamak istiyoruz!!” (Mersin) bahsini etti¤imiz sald›r›larla anti-emperyalist mücadelenin ba¤lant›s›n› kurmak, iflçi s›n›f›na bu gündemle gitmek ve örgütlemek bugün aç›s›ndan oldukça önemlidir. TC devleti emperyalistlerin Ortado¤u’daki tafleronlu¤una soyunmufl ekonomik ve siyasi çöküntüsünü IMF’nin programlar› do¤rultusunda sürdürülebilir bir aflamada tutmaya giriflmifltir. Kolay olmayan bu sürdürülebilirli¤in ac› bedelini ise her zamanki gibi yoksulluk, açl›k ve iflsizli¤in pençesindeki halka fatura etmektedir. Tüm bunlar emperyalistlerin ve iflbirlikçilerinin dünya halklar›na yönelik sald›r›lar›ndan ba¤›ms›z de¤ildir. Biz DDSB’liler olarak diyoruz ki; bu sald›r›lar karfl›s›nda durman›n ilk koflulu ifl kolu örgütlenmelerinin vazgeçilmezli¤ini bilince ç›karmakt›r. Bir yandan emperyalizme karfl› ve onun dünya halklar›na dönük sald›r›lar›na karfl› mücadele ederken di¤er yandan onun ufla¤› olan TC devletinin iflçi s›n›f›na yönelik sald›r›lar›na karfl› örgütlenmeliyiz. Bizler hiçbir f›rsat› bofl geçirmeden, sistemi ve yürütücüsü uflaklar›n› teflhir etmek iflçi, emekçi ve ezilen halk› bilinçlendirmek ve mücadelesine ortak olmak görevi ile karfl› karfl›yay›z. Bu görevi lay›k›yla yerine getirece¤imize dair kimse kuflku duymamal›d›r.


6

28 Temmuz-11 Ağustos 2006 Her y›l oldu¤u gibi bu y›l da taban fiyatlar›n aç›klanmas›yla köylüleri yine s›k›nt›l› günler bekledi¤i ortaya ç›kt›. Son y›llarda tar›m üretimindeki üstünlü¤ünü stopaj vergileri, kotalar tar›m politikalar› ile öldüren devlet, flimdi ise yabanc› ülkelerden bu tar›m ürünlerini “düflük” fiyatla almaya bafllad›. Tar›m sektörünü emperyalizme açan ve kotalarla yerli üreticinin yoksullaflmas›na sebep olan egemenler aras›nda ise art›k tepkilerden çekince bafllad›. Ordu’da R. T. Erdo¤an’›n f›nd›k taban fiyat› ve üretimi konular›na iliflkin aç›klamalar›n›n ard›ndan F‹SKOB‹RL‹K ve AKP il örgütünden istifalar geldi. Erdo¤an’›n köylü hakk›nda yapt›¤› aç›klaman›n haks›z oldu¤unu belirten Ordu AKP üyesi ‹brahim ve Selma Davuto¤lu Genel Merkez’e çektikleri faksla istifa etti. Bunun hemen ard›ndan Kumru F‹SKOB‹RL‹K ‹kinci Baflkan› ve AKP ‹l Genel Meclis Üyesi olan Hac› Emin Poyat ve Yönetim Kurulu Üyesi olan Kumru Belediye Baflkan› Ticabi Civelek, F‹SKOB‹RL‹K’ten istifa etti. Bu kadar istifa ne için yap›l›yor? Köylüye 1 y›l içinde yapmad›k “gaf›” b›rakmayan, “Anan› da al git buradan, artistlik yapma lan” sözlerini sarfeden devlet, art›k karfl›s›na tek tek köylüleri de¤il bir bütün halde köylülü¤ü ald›¤›n› gösteriyor. Son 4 y›ll›k süreçte kotalar› a¤›rlaflt›ran ve birçok ürünü (çeltik, bu¤day, tütün ve m›s›r bunlar›n bafl›nda geliyor) ihraç eder halden ithal al›r hale gelen devlet, tar›m sektöründe oluflan bu bofllu¤u da “daha ucuz” diyerek emperyalist sermayelere açt›. fiimdi Tar›m Bakan› Mehmet Meh-

53

F›nd›¤›n kabu¤u doldu, ama köylünün karn› bofl

di Eker flunu söylüyor; “F›nd›k meselesi üretici ile F‹SKOB‹RL‹K aras›nda bir mesele (…) Konunun hükümetle iliflkisinin kurulmas› hakl› bir tutum de¤ildir.” Anlafl›lan o ki; Eker içinde bulundu¤u, hatta bakan› oldu¤u hükümetin bu anlaflmalar› ve kotalar› koydu¤unu, bu sayede f›nd›k fiyatlar›na gere¤inden fazlas›yla etki etti¤ini bilmiyor veya bilmek istemiyor. Ancak üretici köylünün bu konudaki muhatab› ise Eker taraf›ndan F‹SKOB‹RL‹K olarak gösteriliyor. Ayn› günlerde gazetelere bir aç›kla-

ma sunan Giresun Ticaret Borsas› Yönetim Kurulu Baflkan› Mustafa Karadere ise, devletin tar›m politikas›, özellikle f›nd›k üretimi üzerine bir politikas› olmad›¤›na de¤inerek flunlar› kaydediyor; “F›nd›kta mevcut üretime göre tüketimi artt›r›c›, kaliteli ve ucuz mamüller süratle pazara sokulmal›. (…) Levant ve Giresun kalite f›nd›k için farkl› taban fiyat aç›klamalar›ndan vazgeçilmeli ancak rekabetçi fiyat oluflumundan vazgeçilmemeli. Fiskobirlik yeniden yap›land›r›lmal›.” Anlafl›lan o ki bir taraf “milli” ser-

Develi köylüleri referandum ile ÇÖPLÜ⁄E HAYIR DED‹ 13 Temmuz tarihinde Manisa’n›n Saruhanl› ilçesine ba¤l› Develi köyünde Bergama köylülerinin eylemlerine benzer bir flekilde yap›lan eylemle köylü kad›nlar seslerini yükselttiler. Manisa Saruhanl›, Koldere, Halitpafla, Gümülceli ve Mütevelli Belediyeleri’nin ortaklafla yapt›raca¤› Develi Çöp Toplama ve Bertaraf tesisine yönelik köylülerin tepkisini daha önceki say›lar›m›zda da ifllemifltik. Son olarak tesise yönelik bir referanduma giden binlerce köylü, geleceklerini oylad›. Referandum sand›klar›n›n bafl›nda s›raya giren Develi köylüleri, köy meydan›nda uzun kuyruklar oluflturdu. Referandumda bin 50 nüfuslu

köyden, bin 42 kifli “Hay›r” oyu kulland›. Develi’de zeytincilik yap›ld›¤›n› belirten Develi kad›nlar›, tesisin yap›laca¤› alanda 20 bin zeytin a¤ac›n›n bulundu¤unu, tesisin kurulmas› durumunda tüccar›n kendilerinden zeytin almayaca¤›n› söylediler. Oktar Konyar ise “Sesimizi duyurana kadar mücadelemizi verece¤iz. Develi Manisa’n›n çöp-

lü¤ü olmayacak. Referandumdan ç›kan sonuçlar› devlet büyüklerimize gönderece¤iz” dedi. Develi köylülerinden Ayfle F›rt›na, “Develi köyüne çöp deposu yapmak isteyen Manisa Belediye Baflkan› Bülent Kar ve di¤er belediye baflkanlar›, köyümüze gelerek, ‘Buras›n› cennete çevirece¤iz. Yollar›n›z› asfaltlayaca-

¤›z, çocuklar›n›za ifl imkan› sa¤layaca¤›z’ diye sözler verdiler. Cennetin içinde çöpün ne ifli var? Biz onlardan bir fley istemiyoruz. Köyümüzü rahat b›raks›nlar yeter. Tesisin yap›lmamas› için gerekirse çoluk çocuk s›rt›m›za eflyalar›m›z› yüklenir, yollara düfleriz” diyerek tepkisini gösterdi. Di¤er bir köylü olan Gülsüm fientürk, “Gerekirse sofralar›m›z› al›r Ankara’n›n göbe¤ine gerekirse ‹stanbul’un göbe¤ine tafl›r›z. Kimse bizim önümüze ç›kmas›n” diyerek, bu yola bafl koyduklar›n› ve kararl› olduklar›n› anlat›yor. Referandum günü köydeki ineklerin boyunlar›na bile referandum için kullan›lan “HAYIR” yaz›s› as›lm›flt›. (‹zmir)

maye demekte, di¤er taraf da “uluslararas›” sermaye demektedir. ‹stifalar›n sebebini de bunlar göstermektedir. F›nd›k-Sen Genel Baflkan› Kutsi Yaflar bu konuya iliflkin aç›klamas›nda flunu vurguluyor; “AKP’li Cüneyt Zapsu ve di¤erleri de IMF ve Dünya Bankas›’n›n sözcülü¤ünü yap›yorlar. F›nd›k üreticileri olarak y›llard›r yap›lan fiyat spekülasyonlar›ndan ma¤dur oluyoruz.” R. T. Erdo¤an’›n spekülatif aç›klamalar› ile f›nd›k fiyat› 7 YTL beklenirken 2 YTL’ye düfltü. Ama bu durum dünyada 3 dolardan 10 dolara ç›k›fl halinde. Yani gerçekte bir fiyat art›fl› var. Bu durum ise üreticilere yans›t›lm›yor. Ticari iliflkilerde arada duran tefeciler de, tekeller taraf›ndan kullan›l›yor. fiimdi ise köylünün “ekonomik örgütlenmesi” gibi gözükmesine ra¤men tekeller ve onun Türkiye’deki sözcüsü R. T. Erdo¤an; “tefeci”yi aradan ç›kar›p tekele daha fazla kâr yapt›r›yor. F›nd›k fiyat›n› düflüren ise Erdo¤an’›n Fiskobirlik’e Giresun’da yapt›¤› konuflmas› s›ras›nda çatmas› de¤il, egemenlerin köylüler üzerine kurduklar› tar›m politikalar› vurdu. Bunun en bariz örne¤i ise Ordu’da f›nd›k üreticisi köylülerin Cumhuriyet Meydan›’nda yapt›¤› mitinge gaz›yla, copuyla polisin sald›rmas›d›r. Y›llard›r gerçekleflen ve flu son iki y›l içinde daha da ivmelenen köylü eylemliliklerinin kolluk güçlerince sald›r›ya u¤ramas›d›r. Aç›kt›r ki egemenlerin aras›nda ise sadece “aslan pay›” kavgas› vard›r ama hedef ortakt›r; köylünün s›rt›ndan geçinmek... (H. Merkezi)

TZOB’dan f›nd›k aç›klamas› F›nd›k sorununun bir an önce çözülmesi için aç›klama yapan TZOB Genel Baflkan› fiemsi Bayraktar, hükümetten bir hafta içerisinde f›nd›¤a sahip ç›kt›¤›n› gösterir bir aç›klama yapmas›n› istedi. Bayraktar, f›nd›k fiyatlar›n›n 2006 ürünü maliyeti olan 3,54 YTL’nin alt›na, 2,5 YTL’ye düfltü¤ünü söyledi. F›nd›k sorununun sadece F‹SKOB‹RL‹K meselesi olmad›¤›n›, bütün f›nd›k üreticilerini ve ülkeyi ilgilendirdi¤ini kaydeden Bayraktar, “Gereken önlemler al›nmazsa çok zor durumda bulunan f›nd›k üreticisinden daha büyük tepkiler meydana gelebilir” dedi. Hükümetin “F›nd›k bizi ilgilendirmez” yaklafl›m› içerisinde olamayaca¤›n› belirten Bayraktar, “Ülkemizde 7-8 milyon insan› ilgilendiren ve 2 milyar dolar döviz sa¤lama durumuna gelen bir ürün ve üreticiler koruma alt›na al›nmal›d›r” aç›klamas›nda bulundu. Önümüzdeki haftalarda aç›lacak olan f›nd›k piyasas›n› olumlu yöne çevirmenin hükümetin elinde oldu¤unu vurgulayan Bayraktar aç›klamas›nda flunlar› kaydetti: “Hükümetin ürüne sahip ç›kmas›ndan baflka da flu an çözüm yoktur. Hükümet bu soruna sahip ç›kaca¤›n› aç›klarsa, f›nd›k fiyatlar› istikrar bulur. Karadeniz kayn›yor, üretici infial halinde, hükümetin bu infiali görmemezlikten gelmesini hayretle karfl›l›yoruz.” (Ankara)


7

53 ‹lk olarak Bergama köylülerinin mücadelesi ile kamuoyuna yans›yan ve ard›ndan Ege’de adeta patlama yaratan siyanürle alt›n arama olay› Eflme’de ilk sonuçlar›n› gösteriyor. Normalde 4 gram alt›n için kulan›labilecek 1 lt siyanür, do¤ada uzun y›llar kal›yor. Birçok a¤›r kimyasal gibi siyanür de do¤ada normal yollarla yok edilemiyor, yak›lam›yor, herhangi bir canl›n›n vücudunda sindirilemiyor. ‹çine al›nd›¤› bünyeyi zehirleyen siyanür, tabiat›n besin zincirine de bu yolla kar›flarak y›llar boyunca kendini do¤ada var ediyor ve temizlenemiyor. Kendi ülkelerinde bunu kullanamayan AB emperyalistleri ise bunu bizimki gibi yar›-sömürge ülkelerde çok rahat kullan›yor. Bergama, Eflme, Sivrihisar ve Havran Ege’de bu flehirlerden baz›lar›. Geçmiflte yöre halk›n›n verdi¤i onca mücadeleye, çeflitli DKÖ’ler üzerinden devlete yap›lan bask›ya ve hatta devletin yarg› mekanlar›n›n karar›na ra¤men buralarda siyanürle alt›n arama çal›flmalar› devam etmifl, egemenlerin sözcülü¤ünü yapan hükümetler ise halk›n verdi¤i mücadeleyi “Sizin yüzünüzden yabanc› yat›r›mc› kaç›yor (Süleyman Demirel)” sözleriyle tersliyordu. Lakin beklenen sonunda oldu. 27-30 Haziran 2006 tarihleri aras›nda Uflak’›n Eflme ilçesindeki köylerden 2000 insan hastaneye ishal, mide bulant›s›, nefes almakta zorlanma, fliddetli bafl a¤r›s›, bacak ve kollarda uyuflma flikayetiyle hücum etti. Duruma karfl› harekete geçen TTB, ‹zmir-Bergama-Eflme-Sivrihisar-Havran/Küçükdere Elele Hareketi, SES vb. kurumlar ise durumu ortaya ç›kard›. Eflme’de 2 Temmuz günü halktan kan örnekleri toplayan TTB’nin, kan örnekleri daha laboratuara varmadan Valilikçe al›nd›/el konuldu. Konuya ve iddialara iliflkin hemen düzmece bir aç›klama ya-

28 Temmuz-11 Ağustos 2006 da de¤erlendiren Ege Üniversitesi T›p Fakültesi Halk Sa¤l›¤› Ana Bilim Dal› Baflkan› Prof. Doktor Ali Osman Karababa, bas›na yapt›¤› aç›klamada kan örneklerinin ço¤unun siyanür zehirlenmesine iflaret etti¤ini, Valilik’in dedi¤i gibi bir zehirlenmede idrar ve d›flk› tahlillerinin bunu gösterece¤ini ancak bu tahlillerde enfeksiyon (mikroplanma) tarz›nda bir duruma rastlan›lmad›¤›n› belirtti.

Onlar için de¤er, bizim için onlara de¤mez

Eflmeye alt›n kefen Eflme’de 2 Temmuz günü halktan kan örnekleri toplayan TTB’nin, kan örnekleri daha laboratuara varmadan Valilikçe al›nd›/el konuldu.

pan Valilik, içme sular›n›n kontrol edildi¤ini ve siyanür veya arsenik gibi bir maddenin ç›kmad›¤›n› (çünkü belirtiler ancak böyle maddelerden kaynakl› zehirlenmelerde olur), bu durumun büyük ihtimalle basit(!) bir enfeksiyondan kaynaklanabilece¤ini aç›klad›.

Yalanc›n›n mumu yats›ya kadar yanar!!! El konan kan örneklerine ra¤men tekrar kan örnekleri toplayan ve bunlar› An-

kara Düzen Laboratuar›’na gönderen SES ve TTB ald›klar› sonuç üzerine Valilik’in ve Valilik üzerinden egemenlerin oyununu bozdu. 19 Temmuz’dan itibaren burjuva feodal gazeteler ve televizyonlar haricinde boy boy ç›kan haberlerde laboratuar›n verdi¤i bir ka¤›d›n resimleri vard›. Bir insan için normal say›labilecek 0 ile 0,20 mg/L siyanür oran› bir vatandaflta 2 mg/L ç›km›flt›. Yani olmas› gereken azami de¤erin 10 kat›. Bu süre içerisinde Valilik’in iddias›n›

Haberlerde ç›kan tahlil ka¤›d›nda görünen siyanür miktar› litre bafl›na 2 mg (Gram›n binde biri). Bir insan vücudunun a¤›rl›¤›n›n % 80’inin su oldu¤u düflünülürse ve siyanürün tüm vücuda ayn› flekilde iflledi¤i göz önünde bulundurulursa, ortalama a¤›rl›¤a (65 kilo) sahip bir insan› zehirleyen siyanür miktar› 104 mg (yani 0,1 gr) siyanürdür. Bir litre siyanür ile 4 gram alt›n›n saflaflt›r›ld›¤› bir ülkede 10 insan›n hayat› 4 gram alt›n ediyor demektir. Egemenlerin ve onlar›n bürokrat sözcülerinin aç›klad›¤› gibi alt›n madenleri milyon dolarlar da yat›racak olsa, böyle bir rakam Ege’de yüzlerce insan›n yaflam›n› tehlikeye atar. Ama onlar için de¤er, çünkü insan de¤il para önemlidir. Bugün petrol için katliamlar yapanlar›n uflaklar› alt›n için neler yapmaz ki! Onlar›n bu yolda devam edece¤i kesindir. Bunun en bariz örne¤i Valilik’in kan tahlillerine el koymas›d›r. Lakin bizim için onlara de¤mez. S›rt›m›zda asalak gibi beslenen, bizi öldürerek para kazananlara de¤mez. Bergama köylülerinin Euro Gold ve Normandy flirketlerini nas›l dize getirdi¤ini, Ege’de siyanürlü alt›n aramaya karfl› nas›l mücadele an›t› haline geldiklerini unutmamak laz›m. (‹zmir)

‹HD’den f›nd›k politikas›na tepki ‹HD Trabzon fiubesi de bir aç›klama yaparak devletin f›nd›k politikas›n› elefltirdi. fiube Baflkan› Gültekin Yücesan, son aylarda yo¤unlaflan AKP-F‹SKOB‹RL‹K eksenli suçlama ve tart›flmalar›n f›nd›k üreticisinin daha fazla ma¤dur olmas›na neden oldu¤unu ifade etti. F›nd›¤›n› F‹SKOB‹RL‹K’e veren üreticilerin bir k›sm›na, ürün bedellerinin ödenmedi¤ine dikkat çeken Yücesan, f›nd›¤›n› emanete verenler ya da evinde saklayanlar›n ise ürünlerinin de¤erlenece¤ini umarken, f›nd›k fiyatlar›n›n 2.5 YTL’ye düflürülmesiyle isyan etme noktas›na geldiklerini belirtti. F›nd›kta yaflanan sorunu, üreticinin ödenmeyen paras›yla ilgili olarak kaynak bulamamaktan de¤il, “F›nd›k ihracatç›lar›n›n f›nd›k fiyat›n› düflürme çabalar›ndan kaynaklanan bir sorun” olarak tan›mlayan Yücesan, Türkiye’nin mahkûm edildi¤i ekonomik programla ilgili olarak görev alanlar›n ise

uluslararas› gerekleri yerine getirmekte oldu¤unu dile getirdi. F‹SKOB‹RL‹K Yönetim Kurulu’nun üretici lehine taban fiyat› belirlemesinden rahats›z olan ithalatç› ve ihracatç› firmalar›n, büyük miktarda nakit dolafl›m› gerçeklefltirdikleri için bankalar› etkilediklerini de iddia eden Yücesan, bankalar›n da yo¤un tart›flmalar›n yafland›¤› bir ortamda, kendileriyle iliflkili olan bu kesimleri tercih etmeyi daha az riskli bulduklar›n› ifade etti. F‹SKOB‹RL‹K’in 2006 y›l› f›nd›k ürünü için taban fiyat› belirlememe karar› alm›fl olmas›n›, “Birli¤e kredi verilmesini engelleyen ve bu yolla f›nd›k fiyat›n›n düflürülmesini sa¤layan ihracatç› ve ithalatç› kesimlerle, Türkiye’nin uluslararas› alanda ekonomik iliflkilerini belirleyen kesimlere uyum sa¤lama” niteli¤inde oldu¤unu Yücesan, F‹SKOB‹RL‹K’in f›nd›k fiyat›n› düflürme amac›yla

düzenlenen kampanyaya teslim oldu¤unu savundu. Yücesan, dünya f›nd›k piyasas›n›n yüzde 75’ini elinde bulunduran Türkiye f›nd›k üreticisinin, uluslararas› piyasa taraf›ndan tek tarafl› belirlenmeye çal›fl›lan f›nd›k ürününün de¤erini koruyabilmesi için baflka çaresi de bulunmad›¤›n› dile getirdi. Hükümetten IMF ve Dünya Bankas›’n›n tar›m politikalar›n› uygulamas›n›n yerine ma¤dur edilen f›nd›k üreticisine ne pahas›na olursa olsun kaynak oluflturmamas›n› isteyen Yücesan, muhalefetin ise oynanan oyunun esaslar›n› ortaya koymayarak “Ben iktidara gelirsem f›nd›¤a iyi fiyat verir, paras›n› da öderim” mant›¤›yla yaklaflmas›n›n inand›r›c› olmad›¤› gibi güven de vermedi¤ini sözlerine ekledi. (H. Merkezi)

‹HD Trabzon fiube Baflkan› Gültekin Yücesan, son aylarda yo¤unlaflan AKP-F‹SKOB‹RL‹K eksenli suçlama ve tart›flmalar›n f›nd›k üreticisinin daha fazla ma¤dur olmas›na neden oldu¤unu ifade etti.


8

28 Temmuz-11 Ağustos 2006

53

“TMY’ler bizi y›ld›ramayacak”

18 Haziran Sal› günü saat 17:00’de Kartal Meydan›’nda bir araya gelen ‹flçi-Köylü, Devrimci Demokrasi, At›l›m, Odak, ‹flçi Gazetesi, K›z›l Bayrak, Proleter Devrimci Durufl gazetelerinin çal›flanlar› ve okurlar› devrimci ve sosyalist bas›na yönelik son dönemlerde artan sald›r›lar› k›namak için bir bas›n aç›klamas› yapt›. “Devrimci sosyalist bas›n susturulamaz!” pankart› açan kitle, “Bask›lar bizi y›ld›ramaz”, “Yaflas›n devrimci dayan›flma”, “Faflizme karfl› omuz omuza” sloganlar›n› att›. Gazete ve dövizlerin aç›ld›¤› eylemde bas›n aç›klamas›n› Özgün Çetin okudu. Aç›klamada, “May›s ay› içerisinde ‹flçiKöylü Gazetesi Erzincan Temsilcisi Murat Demir’e silahl› sald›r› düzenlenmifl, ‹flçiKöylü Gazetesi Malatya Temsilcisi Erdinç Özbay, Elaz›¤’daki 1 May›s eyleminin ard›ndan tutuklanm›fl, ‹flçi-Köylü Gazetesi Malatya Temsilcisi Derya Gökmen’in evi sivil faflistlerce bas›lm›fl, yine ‹flçi-Köylü Gazetesi Kartal Temsilcili¤i 7 Temmuz’da ve 15 Temmuz’da sald›r›ya u¤ram›fl, temsilcili¤in kap›s› ve penceresi k›r›lm›fl, belgeler ve kitaplar da¤›t›lm›fl, foto¤raf makineleri, ses kay›t cihaz› ve çeflitli CD’ler çal›nm›flt›r. Bununla birlikte Devrimci Demokrasi Gazetesi’nin merkez bürosuna da 15 Temmuz günü ayn› flekilde girilmifl ve bir dizüstü bilgisayar al›nm›flt›r. At›l›m Gazetesi’nin Kartal Temsilcili¤i’nin kap›s› da Haziran ay› içerisinde k›r›lm›flt›r. Bizler tüm bu sald›r›lar›n faflist sald›r›lar oldu¤unu ve bu sald›r›larla devrimci ve sosyalist bas›n›n sindirilmesinin amaçland›¤›n› çok iyi biliyoruz. Tüm bunlarla birlikte bask›lar›n daha da boyutlanaca¤›n›, hak gasplar›n›n devam edece¤ini gösteren Terörle Mücadele Yasas› da Meclis taraf›ndan kabul edilmifltir. Bizler devrimci ve sosyalist bas›n olarak iflçi emekçilerin kurtulufl mücadelesini yükseltmek için dün oldu¤u gibi bugün de sesimiz, solu¤umuz olan yay›n çizgimizden asla vazgeçmeyece¤iz... Sistem, faaliyetlerimizden rahats›z oldu¤u için sald›r›lar›n› art›rmaktad›r. Bu bilinçle hareket eden biz devrimci-sosyalist bas›n olarak sömürü düzenini teflhir etmeye, emekçi halk› mücadeleye ça¤›rmaya devam edece¤imizi, bask›lar›n bizleri y›ld›ramayaca¤›n› bir kez daha hayk›r›yoruz” denildi. Eyleme Yürüyüfl dergisi, Barikat, D‹SK/Genel-‹fl Anadolu Yakas› Bölge Baflkan› Veysel Demir, Emekli-Sen Kartal fiubesi, ESP ve EKD destek verdi.

BDSP çal›flan› kaç›r›ld��� BDSP taraf›ndan yap›lan yaz›l› bir aç›klamayla 20 Temmuz Perflembe günü de BDSP çal›flan› Himmet Ekinci’nin saat 19:00 civa-

r›nda Kango marka araç kullanan sivil polis ekiplerince kimlik kontrolü ve GBT araflt›rmas› bahanesiyle 3 saat al›konuldu¤u belirtildi. GBT kontrolü yapan sivil polislerin “Sen çok z›pl›yorsun bir dahaki sefere ya kurflunu yersin, ya da F tipini boylars›n!” tehdidinde bulunduklar› Ekinci’nin daha önce de J‹TEM taraf›ndan kaç›r›ld›¤› ö¤renildi. Devletin Terörle Mücadele ad› alt›nda tüm toplum üzerinde denetim kurma, bask› ve fliddetle susturma politikas›n›n öncelikli hedefinin devrimciler oldu¤u biliniyor. Ancak devrimcilerin gözalt›na almakla, bask› ve fliddetle sindirilemeyece¤i de öteden beri bilinen baflka bir gerçektir. (Kartal)

Faflist sald›r›lar bizleri y›ld›ramaz! Gazetemize ve çal›flanlar›m›za yönelik faflist sald›r› ve bask›lar yo¤unlaflarak devam ediyor. Erzincan büro çal›flan›m›za yönelik gerçeklefltirilen silahl› sald›r›, Malatya büro çal›flanlar›m›z›n kald›¤› evin gündüz vakti eli b›çakl› faflistlerce bas›l›p da¤›t›lmas›, ‹zmir’de da¤›t›mc›m›za yönelik tehdit ve sald›r› ve Kartal büromuza yönelik iki defa gerçeklefltirilen sald›r› devletin bu konudaki pervas›zl›¤›n›n örnekleri. Kendisine yönelik silahl› sald›r›dan sonra tekrar gazetede çal›flmaya bafllayan muhabirimiz Murat Demir’e yönelik son bir ay içerisinde çeflitli bahane ve uydurmalarla (“7-8 Nisan olaylar›nda yönlendiricilik-yöneticilik yapma”, “Ni¤de’deki örgüt mensuplar›na koli gönderme”, “Ulalar muhtar›n› örgüte hedef gösterme ve tehdit etme”, “gazeteye verdi¤i röportaj ve gönderdi¤i mektupta suç ve suçluyu övme, örgüt propagandas› yapma” vb.) defalarca soruflturma ve davalar aç›lm›flt›r. Yine çal›flan›m›z silahl› sald›r› olay› ile ilgili devam eden davada “davac› olma” durumunda iken savc› ve hakimlerce “san›k” gibi muamele görmüfl, Savc›l›k’ta verdi¤i ifadede suç duyurusunda bulunuldu¤u ve flikayetçi oldu¤u jandarma binbafl›s› baflta olmak üzere bir çok kifli ve kurum hakk›nda “davan›n seyrini de¤ifltirmeyece¤i” belirtilip, takipsizlik karar› verilerek dava tez elden kapat›lmaya çal›fl›lmaktad›r. Yine Malatya büro çal›flan›m›z Derya Gökmen de benzer gerekçelerle soruflturmalara u¤ram›flt›r. Tabi sald›r›lar bunlarla s›n›rl› de¤il. Büromuz aç›ld›ktan sonra köy ve beldelerde yapt›¤›m›z da¤›t›m› gazete da¤›t›mlar›nda kitle ile diyalog kurmam›z› engellemek için do¤rudan bize sald›rarak keyfi gözalt›lar gerçeklefltirerek, bizleri y›ld›rmaya ve yine bizleri halk›m›za “yasad›fl›” göstermeye çal›flan faflist kolluk güçleri, flimdi ise yeni manevra ve taktiklerle çal›flanlar›m›z› ve okurlar›m›z› engellemeye çal›fl›yor. fiöyle ki; Ulalar’da gerçeklefltirilen eylemi kullanarak, “bunlar çocuk katilleridir” vb. diyerek, yine büro çal›flanlar›m›zdan Demir ve Gökmen’in arand›klar› ve görüldükleri yerde “vur emri” verildi¤inden tutun da; “Muhtarlara genelge

geldi, bundan sonra hiç kimse bu gazeteden almayacak” vb. yalanlarla halk›m›z› bizden so¤utmaya, gazetemizi sahiplenmelerini engellemeye çal›fl›yor. Bugün bu ve benzeri sald›r› ve bask›lar›n, kimler taraf›ndan ne amaçla yap›ld›¤›n› çok iyi biliyoruz. Bugün emperyalist-kapitalist sistem ekonomik-siyasi krizlere girdikçe azg›nlafl›yor, dünya halklar›na sald›r›yor, onlar› katlediyor. Emperyalistkapitalist sistem krize girdikçe TC de krize giriyor, emperyalizm azg›nlaflt›kça, sald›rganlaflt›kça, katlettikçe TC de halka karfl› azg›nlafl›yor, sald›rganlafl›yor, halk›m›z› katlediyor. Bugün ülkemiz topraklar›nda sürekli var olan “devrimci durum” yükseliyor. Emperyalistlerin ufla¤›, halk düflman› patron-a¤alar ve onun faflist devleti faflist TC, halka ve esasta öncülerine sald›rarak ömrünü uzatmaya, iktidar›na yönelebilecek bir halk hareketini tüm gayretkeflli¤i ile milyonluk ordusu, iti-miti ve çakallar›yla, yüzlerce hapishanesi vb. ile engellemeye çabal›yor. Bugün çeflitli milliyetlerden emekçi halk kitleleri; yaflamlar›n› her gün biraz daha zehir eden, fakirlefltirip, yozlaflt›ran bu sistemden umudunu kesiyor. Bugün, faflizm emekçi halk kitlelerinin umudu olabilecek devrimci bir gücün varl›¤›n› halk kitlelerinin sezinlemesinin dahi önünde set oluflturmak istiyor. Çünkü bu durum onlar› oldukça korkutuyor. ‹flte bundan dolay› bu yönüyle devrimci ve sosyalist bas›n›n gördü¤ü ifllev ve bundan sonraki süreçte üstlenece¤i rol çok önemli. (Yeni ç›kar›lan TMY’de bu durum göz önüne al›narak haz›rlanm›fl.) Bunun bilinci ile misyonumuzun fark›na vararak görevlerimize s›k› s›k› sar›lmal›, faflizme karfl› halk›n sesi olabilmeli, halka umudu iflaret etmeli ve ona yönlendirebilmeliyiz. Bugün baflta ‹K çal›flanlar› olmak üzere tüm faaliyetçilerimizi ve okurlar›m›z› bu bilinçle görev bafl›na ça¤›r›yoruz. (Erzincan ‹K ve Partizan okurlar›)

✔ Ekin Sayg›l›’ya da polis terörü

Tutuklanan sendikac› Kamber Sayg›l›’n›n o¤lu Ekin Sayg›l›, Kartal’da Garip Ça¤lar’la birlikte gezerken “kimlik kontrolü” bahanesiyle polis taraf›ndan tartakland› ve karakola götürüldü. Burada da polisin fliddetine maruz kalan Sayg›l› için ESP, Kartal Adliyesi önünde bir bas›n aç›klamas› yaparak suç duyurusunda bulundu. Aç›klamada raporlarla yap›lan iflkencenin kan›tland›¤›, polisin yeni TMY ile birlikte aç›ktan iflkenceci yüzünü gösterdi¤i belirtildi(Kartal)

✔ ‹zmir’de ESP’lilere gözalt› ve tutuklama Gündo¤du Meydan›’nda yap›lan 1 May›s mitingine kat›ld›klar› ve yasad›fl› pankart ve flama tafl›d›¤› gerekçesiyle 11 ESP’li 13 Temmuz 2006 tarihinde gözalt›na al›nd›. 14 Temmuz’da ESP ve SGD Kemeralt›’nda konuyla ilgili bir bas›n aç›klamas› yapt›. “Gözalt›ndakiler serbest b›rak›ls›n”, “Bask›lar bizi y›ld›ramaz” sloganlar›n›n at›ld›¤› eylem Amerikan Konsoloslu¤u’nun önünde yap›ld›. Bas›n aç›klamas›nda gözalt›na al›nan ve ard›ndan serbest b›rak›lan SGD’li Naz›m Sar›kaya, gözalt›ndayken kendilerine “örgüt üyeli¤i”ni kabul etmeleri için bask› yap›ld›¤›n› belirtti. Gözalt›na al›nanlar daha sonra serbest b›rak›l›rken, Emin Orhan isimli bir kifli ise tutukland› ve K›r›klar F Tipi Hapishanesi’ne konuldu. (‹zmir)

✔ Organ mafyas›na halk tepkisi ‹zmir’de da¤›t›mc›m›za sald›r› Gazetemizin okurlar›na ve bürolar›m›za yönelik sald›r›lar son dönem ülkemizde artan sald›rganl›ktan ba¤›ms›z de¤ildir. Gazetemiz Kartal irtibat bürosunun yak›n tarihlerde arka arkaya iki kez sald›r›ya u¤ramas›n›n ard›ndan ‹zmir’in Ödemifl ilçesinde gazetemizi da¤›tan Mehmet ‹flcan adl› okurumuza ülkücü faflistler sald›rm›flt›r. Okurumuza yönelik bu sald›r›y› k›namak için 14 Temmuz Cuma günü saat 12:30’da ‹HD’de bas›n aç›klamas› düzenledik. Yap›lan aç›klamada bu bask›lar›n bizleri y›ld›rmayaca¤›n› bir kez daha dile getirdik. ‹HD ‹zmir fiube Baflkan› Lütfü Demirkap› da sald›r›lar›n devlet destekli oldu¤unu vurgulayan bir konuflma yapt›. (‹zmir)

fiakirpafla’da çocuklar›n organ mafyas› taraf›ndan kaç›r›larak öldürüldü¤ü söylentileri üzerine mahalle halk› eylem yapt›. Eflit Özgür Yurttafl Hareketi taraf›ndan örgütlenen eylemde “Organ mafyas›na hay›r”, “Ölmek istemiyoruz” sloganlar›n› atan kitle ad›na konuflan Aysel Türkmen, bu tür çetelere karfl› polisin sessiz kald›¤›n›, halk›n daha duyarl› olmas› gerekti¤ini söyledi. Eylemde “Biz çocuklar ölmek istemiyoruz”, “Çocuklar ölmek istemiyor” yaz›l› dövizlerde aç›ld›. (Mersin)


9

53

28 Temmuz-11 Ağustos 2006

Sorarlar bir gün, sorarlar! Mardin K›z›ltepe’de babas›yla beraber evinin önünde katledilen U¤ur Kaymaz’›n davas› devam ediyor. Cesedinin yan›na boyundan büyük Kaleflnikof tüfek b›rak›lan ve “terörist” ilan edilmek istenen Kaymaz’›n davas›nda; polislerin halen serbest olmas› fazlas›yla tart›fl›l›rken, k›sa süre içersinde dava Mardin’den Eskiflehir’e al›nd›. San›k polisler ellerini kollar›n› sallarken, devletin kolluk güçleri daha nice katliamlara imza att›lar. fiemdinli davas›nda halk›n kontrgerillay› suçüstü yakalamas› ve burjuva yarg›ya teslim etmesi, bu yarg›dan “ceza” ç›kmas› her ne kadar k›sa vadede düflünenleri sevindirse de daha sonras›ndan bu “insanlara” halka karfl› iflledikleri suçun “s›fat›yla” ceza verilmeyince devletin adaleti tekrardan teflhir olmufltu. Bu dava sonucu üzerine patron-a¤a devletinin ve icraatlar›n›n gerçekte halk ad›na yap›lmad›¤›, devletin bir parças› olan militarist örgütlenmelerin her zaman için korunaca¤› veya bir bölümünün “feda” edilebilece¤i ortaya ç›ksa da, bu dava U¤ur Kaymaz davas›n›n görüntüsü karartt›, yani gündemden düflürdü. Bir tarafta devletin “münferit” güçleri sözde yarg›lan›p cezaland›r›l›rken, tam anlam›yla devletin emrinde bunu yapanlar ise Ahmet ve U¤ur Kaymaz’›n davas›nda korunmaya devam etti. 19 Temmuz Çarflamba günü Eskiflehir A¤›r Ceza Mahkemesi’nde görülen dava ve geliflen olaylar bunun bariz örne¤idir.

Köpek kimin; ip kimin? Büyüklerimizin bir laf› vard›r; “köpek kimin, ip kimin?” Birinin himayesindeki size sald›r›rsa, bu sald›r› münferit de¤ildir. Böyle “insanlar” birilerinin himayesindeyse, birilerinin düzenli kontrolündeyse bu sald›r›y› o yapm›flt›r. Mesele köpek de¤il, tasmay› tutand›r! K›z›ltepe olay›nda da vaziyet bu atasözünü ister istemez hat›rlat›yor. Çünkü geliflmeler bu yönde oluyor. Geçti¤imiz hafta bir celsesi daha görülen davada Adalet Bakanl›¤›, müdahil (U¤ur Kaymaz ve babas› ad›na kat›lan) avukatlar›n isim listesini istiyor. Müdahil avukatlar›ndan Kemal Aytaç, bas›na flu aç›klamay› yap›yor; “20 y›ll›k avukatl›k hayat›mda böyle bir uygulama görmedim. (…) Biz bu ülkede savunma görevi yap›yoruz. Bilinen insanlar›z. Kapal› bir ifl görmüyoruz.” Fakat egemenler için, kontgerillan›n bafl›ndaki komutanlar için demokratik taleplerden yana olan, yaflam, örgütlenme, söz ve hak alma özgürlüklerinden yana olanlar zaten TMY ile terörist ilan edildi. Yeni CMK’da “terörist”lerin hakk›n› savunan avukatlar için fazlas›yla yapt›r›m ve engelleme mevcuttur. Devletin bir parças› olan ordu ve polisi, ayn› devletin bir parças› olan ve ayn› s›n›fa hizmet eden yarg›ya flikayet etmek bu nedenle anlams›z hale geliyor.

Davan›n gidifli ayn›, hesap nerede? U¤ur Kaymaz’›n katledilmesinin üzerinden fiemdinli davas›ndan çok daha fazlas›yla zaman geçmesine ra¤men halen devlet delilleri tart›flt›rmaktad›r. Bu duruflmada müdahil avukatlar›n özellikle üstünde durdu¤u belli bafll› bafll›klar asl›nda bunun ne kadar bariz bir katliam/katletme oldu¤unu ortaya koymaktad›r. Sözde anl›k geliflmenin oldu¤u Kaymaz ailesinin evi, delillerin de gösterdi¤i gibi 24 saat gözlem alt›nda tutulmufltur. Olay›n anl›k olarak geliflti¤ini savunan tutanaklara karfl› ise müdafi avukatlar flunu demektedir; “Olaydan sonra çekilen polis kameras›nda ölenlerin ayaklar›nda bulunan terliklerin, ayaklar›ndan düflmemesi bu iddian›n do¤ru olmad›¤›n› göstermektedir. Tüm olay 6 metrekarelik bir alanda geçiyor. Olay mahallinde bulunan tankerde de kurflun izi yok. Bu çat›flma olmad›¤›n› (yani “çat›flma” yoksa “katletme” vard›r) gösterir.” fi›rac›n›n flahidi ise bozac› oldu. Kaymazlar için “itiraflarda” bulunan itirafç› Cemal Düzenli’nin “etkin piflmanl›k” yasas›ndan faydaland›¤›n› hat›rlatan avukatlar Düzenli’nin etki alt›nda kalabilece¤inin aç›k oldu¤unu, bilmedi¤i fleyleri bilmifl gibi söyleyebilece¤ini ve bu tan›¤›n(!) ifadesinin ölümleri meflrulaflt›rmak için sonradan yarat›ld›¤›n› söyledi.

Topluma unutturmak için davay› kaç›rmak/sapt›rmak laz›m!!! Davan›n Eskiflehir’de görülmesine de¤inen ve keflif yap›lmas› talepleri defalarca reddedilen avukat Aytaç; “Ne yaz›k ki Türkiye’de davalar tafl›n›yor. Olay Mardin’de dava Eskiflehir’de görülüyor. Mardin’e keflfe kim gidecek? Türkiye’de Yarg›ç ba¤›ms›zl›¤› da yok!” dedi. Davan›n baflka flehire al›nmas›n›n sebeplerinden biri de kuflkusuz bölge halk›n›n kat›l›m›n›n azalt›lmas›d›r.

Unutma/unutturma! U¤ur Kaymaz davas›n› bitirecek olan burjuva adalet sistemi de¤ildir, infaz edilen yüzlerce insan›n hesab›n› soracak olan da bu mekanizma de¤ildir. Faflizmden hesap, faflizmden icazet beklenerek de sorulamaz. Faflizmden hesap aktif, eylemlilikle halk muhalefeti ile sorulur. ‹flte tüm bunlar›n ilk ad›m› olarak da K›z›ltepe davas›n›, U¤ur Kaymaz davas›n› unutmamam›z ve unutturmamam›z gerekir.

Dayan›flma Gazetesi muhabirine faflist sald›r› 13 Temmuz’da ‹zmir’de yaflanan gözalt›larla ilgili 21 Temmuz Cuma günü Galatasaray Postanesi önünde bas›n aç›klamas› yapan Dayan›flma Gazetesi ve At›l›m Gazetesi emekçileri, sald›r›lar› protesto etti. Bas›n aç›klamas›n› okuyan Mukaddes Erdo¤du Çelik; TMY’nin yasallaflmas›yla devrimci, demokrat ve yurtsever çevrelere sald›r›lar›n yükseldi¤ini belirterek, ‹zmir’de yaflanan sald›r›y› k›nad›. Polisin her türlü bask› ve sald›r›s›na alk›fl tutan bir k›s›m medya kurumunun ise durumu farkl› lanse ederek polisten ald›¤› “Polis örgüt evine bask›n yapt›” bilgisiyle

haber yapt›¤›n› söyledi. Gözalt›na al›nanlar›n daha yarg› önüne ç›kmadan “teröristler” diye lanse edildi¤ini belirten Çelik, tüm bu yaklafl›m ve sald›r›lara ra¤men arkadafllar›n›n mahkemede polisin iddialar›n› bofla ç›kard›¤›n› anlatt›. Emin Orhan haricinde herkesin serbest b›rak›ld›¤›na de¤inen Çelik, Emin Orhan’›n ise 1998 y›l›ndaki bir davas›ndan hakk›nda g›yabi tutuklama karar› oldu¤undan ötürü K›r›klar F Tipi Hapishanesi’ne götürüldü¤ünü belirtti. Orhan’›n durumu ile ilgili; “Emin Or-

han’›n g›yabi tutuklamas› oldu¤u dava ‹stanbul’da olmas›na ra¤men halen ‹zmir K›r›klar F Tipi Hapishanesi’nde tutulmaktad›r. Tecrit koflullar›nda hücrede tutulan Emin Orhan’›n sevki cezaevi idaresi taraf›ndan bir haftad›r bir tak›m gerekçelerle keyfi bir biçimde bekletilmektedir” dedi. Ard›ndan söz alan Tutuklu Gazetecilerle Dayan›flma Platformu sözcüsü Necati Abay, Emin Orhan’›n susturulmak istendi¤ini ancak kaleminin ›fl›k tutaca¤›n› söyledi. Eyleme At›l›m ve Dayan›flma gazetesinin yan›s›ra SGD ve ESP de destek verdi. (‹stanbul)

Pazarc›lar, büyük marketlerin “trafi¤ini t›k›yor!” Maltepe’deki merkez pazar esnaf›, Belediye’nin pazaryerini kald›rma karar›na karfl› 17 Temmuz 2006 tarihinde bir gün boyunca tezgâhlarda sat›fl yapmayarak karar› protesto etti. Maltepe Belediyesi önünde bir araya gelen pazarc›lar uzun bekleyiflin ard›ndan, bir heyet arac›l›¤› ile Belediye yetkililerine taleplerini iletti. Görüflmede heyete “Trafi¤i aksatt›¤› gerekçesiyle” pazaryerini kald›racaklar›n› ileten Belediye yetkilileri, bu karar›n de¤iflmeyece¤ini tekrarlad›. Belediye’nin tutumu üzerine Maltepe pazar›n›n kuruldu¤u yere dönen esnaf, pazar giriflinde açt›klar› tezgâhlarda sat›fl yapmad›, “Merkez Pazar’›n kald›r›lmas›-

n› istemiyoruz” yaz›l› dilekçeler haz›rlayarak, halktan pazar›n kald›r›lmamas› için imza topland›. Pazaryerinin kald›r›lmas›na karfl› ç›kan ve esnaf› desteklediklerini belirten halk, ucuz ve sa¤l›kl› g›da temin etmenin yolunun pazar al›flverifli oldu¤unu belirterek, pazar›n kald›r›lmas›na karfl› ç›kt›. 10 bin dilekçe toplayan pazarc›lar, bu dilekçeleri 500’ün üzerinde pazarc› ve halktan insanla birlikte yürüyerek Belediye’ye verdi. Y›llard›r Maltepe Merkezi’nde kurulu bulunan pazar›n, Maltepe Belediyesi Meclis karar› ile Yüzevler’e tafl›nmas› planlan›yor. Önceleri “a¤açlara zarar veriyor, balkonlara

as›lan tezgâh ipleri halk› rahats›z ediyor” gerekçelerini ileri süren Belediye yönetiminin, bu gerekçelerini plastik malzeme kullanarak geçersiz k›lan pazar esnaf›, flimdi de “trafi¤i aksat›yor” gerekçesi ile karfl›laflt›. Pazar›n kalkmas› ile 550 tezgâh sahibi, 1600 iflçinin iflsiz kalaca¤›n› belirten pazar esnaf›, Belediye’nin bu karar›n›n arkas›nda büyük market sahiplerinin taleplerinin bulundu¤una dikkat çekti. Eylemlerine devam edeceklerini söyleyen pazarc›lar, pazarda 500 YTL olan domatesin, markette 2 YTL üzerinden sat›ld›¤›n› da belirtiyor. (Kartal)

✔ Dersim’de ihbarc›l›k bildirisi Dersim’de Emniyet Müdürlü¤ü taraf›ndan da¤›t›lan bildirilerde halka ihbarc›l›k dayat›l›yor. Da¤›t›lan ilanlarda, mevsim flartlar›n›n d›fl›nda giyinen, hamile görünümü ile flüphe uyand›racak kiflilerin polise bildirilmesi isteniyor. Arka sayfas›nda 13 madde ile Dersim halk›na nasihatlerin yer ald›¤› bildirilerde, birçok yaylas› “güvenlik” nedeniyle yasaklanan Pülümür’ün sahibinin halk oldu¤u belirtilerek, flu ifadelere yer veriliyor: “Ovac›k’›n ovalar›ndan Pülümür yaylalar›na kadar her tafl›n ve topra¤›n gerçek sahibi siz halk›m›z ve Türk devletidir. Kimseye boyun e¤meyin, eme¤inizin, çal›flma azim ve gayretinizin karfl›l›¤›n› yaln›z aileniz ve ülkeniz ve ülkenin ç›karlar› için kullan›n.” Operasyonlar›n ve sald›r›lar›n devam etti¤i kentte, bildirilerin polis ekiplerince mahalle ve kent merkezinde da¤›t›lmas› tedirginli¤e neden oldu. (Malatya)


28 Temmuz-11 Ağustos 2006

10

53

Malatya ve Elaz›¤ E Tipi Hapishanesi’nde

HAK ‹HLALLER‹ HAT SAFHADA ✔ “Büyük devlet”, büyük hapishanelerine ald›¤› ama düfllerini prangalayamad›¤› siyasi tutsaklara her geçen gün yeni s›k›nt›lar yaratarak teslimiyetçi bir kiflilik yaratmaya çal›fl›yor.

19 Aral›k 2000 y›l›nda yaklafl›k 20 hapishanesinde yap›lan Hayata Dönüfl katliam›n›n ard›ndan Türkiye’de bulunan bütün hapishanelerde insanl›k d›fl› uygulamalar artm›fl ve keyfi uygulamalar da s›n›r tan›maz noktaya ulaflm›flt›. Bugün birçok F tipi hapishanede sald›r›lar sürerken, devlet her hapishanede farkl› uygulamalarla sald›r›lar›n› boyutland›r›yor. 1 May›s 2006 tarihinde Ela-

z›¤’da yap›lan 1 May›s mitinginde tutuklan›p Elaz›¤ ve Malatya E Tipi Hapishanelerinde kalan 1 May›s tutsaklar›ndan ald›¤›m›z bilgiler taflra hapishanelerindeki uygulamalar›n keyfili¤ini gözler önüne seriyor. Çeflitli flekillerde uygulanan sald›r›lar sadece siyasi tutsaklar› de¤il, adlileri de kapsamaktad›r. Birçok hapishanede sald›r›lar›n kamuoyuna yans›mamas› için kendilerince dikkatli olmaya çal›flan hapishane idareleri, bunun tersine taflra hapishanelerinde adlilerden çekinmiyor olacaklar ki, sald›r›lar›nda s›n›r tan›m›yorlar. Edindi¤imiz bilgilere göre, Elaz›¤ E Tipi’nde hiçbir yasal dayana¤› olmad›¤› halde, toplat›lmam›fl, yasaklanmam›fl yay›nlar tutsaklara verilmemektedir. Her fley kantinde para ile sat›lmakta! Her tutuklu ve hükümlüye verilmesi gereken masa, sandalye gibi temel eflyalar da

kantinden para ile sat›larak hapishanenin ticarethane haline getirildi¤i ortadad›r. Hapishaneye gelen dünya klasikleri de dahil olmak üzere birçok kitap hiçbir gerekçe gösterilmeden içeriye al›nmamaktad›r. Hapishanede her girifl ve ç›k›flta defalarca arama yap›lmas›na ra¤men adli tutuklular aras›nda esrar ve benzeri uyuflturucu maddelerin kullan›ld›¤› belirtilmektedir. Avrupa Parlamentosu taraf›ndan Türkiye’deki hapishanelerden sekizi pilot hapishane seçilmifl ve çeflitli e¤itim programlar› bafllat›lm›flt›r. Bu yüzden iflkenceyi (fiziki) kullanmayan idare ve gardiyanlar; adli tutuklular aras›nda yaflanan kavgalara müdahale etmeyerek “Biz yapm›yoruz, kendileri yaps›n” anlay›fl›n› hayata geçirmektedir. Elaz›¤ E Tipi Hapishanesi’nin, birkaç y›l içerisinde Türkiye’deki hapishaneler aras›nda kötü muamelelerin en çok yafland›¤› hapishane oldu¤unu da unutmamak gerekir. Birçok adli tutuklu herhangi bir karfl›l›¤› olmadan emek gücü sömürülerek çeflitli ifllerde çal›flt›r›lmak-

PKK’li tutsaklara linç giriflimi 21 Mart 2005 tarihinde Mersin’de bayrak yakma provokasyonu ile devlet eliyle bafllat›lan linç siyaseti hat›rlanaca¤› gibi Türkiye’nin birçok ilinde gelifltirilmiflti. Trabzon ve Sakarya ile bafllayan, son olarak 1 May›s 2006’da Elaz›¤ ve sonra da Trabzon’da devam eden linç sald›r›s› mahkemeye ç›kar›lan tutsaklara yönelik de hayata geçirilmeye baflland›. 14 Temmuz 2006 tarihinde Tekirda¤ 2 No’lu F Tipi Hapishanesi’nden Befliktafl A¤›r Ceza Mahkemesine (Eski DGM) gö-

türülen 3 PKK tutsa¤›; Erdal Özdo¤an, Hüseyin Yaflar ve Murat ‹pek; bizzat askerlerin gözetimi alt›nda linç giriflimine maruz kald›lar. Elleri kelepçeli olan PKK’li tutsaklara bilinçli bir flekilde elleri kelepçelenmeyen 10 adli tutuklu taraf›ndan hakaret edildi ve linç sald›r›s›na maruz kal›nd›. Mahkemede 10 adli tutuklunun bekledi¤i bekleme odas›na konulan PKK tutsaklar›, sald›r›ya bu esnada u¤rad›lar, sald›r› sonucu çeflitli yerlerinden yaraland›lar.

Hapishaneye götürülen ‹pek, Yaflar ve Özdo¤an’›n tedavileri hapishanede engellenirken ailelerin verdi¤i bilgiye göre askerler sald›r›y› gördü¤ü halde bir müdahalede bulunmam›fl ve seyrederek bu sald›r›n›n bizzat idare ve askeriye taraf›ndan örgütlendi¤ini göstermifltir. Adli tutuklular›n uyuflturucu kaçakç›l›¤›ndan yarg›land›¤›n› da dile getiren aileler, sald›rganlar›n hangi hapishaneden getirildi¤ini de bilmediklerini belirtti. (H. Merkezi)

TUHAD-DER’den duyarl›l›k ça¤r›s› Diyarbak›r TUHAD-DER, 14-21 Temmuz “Cezaevleri ile Dayan›flma Haftas›” nedeniyle Tutuklu ve Hükümlü Aileleri Hukuk Dayan›flma Federasyonu (TUHAD-FED) binas›nda bas›n aç›klamas› yapt›. Aç›klamaya DTP Diyarbak›r ‹l Baflkan› Hilmi Aydo¤du, TUHADFED Genel Baflkan› Ali Erdemirci, Diyarbak›r Bar›fl Anneleri ‹nisiyatifi üyeleri ile TUHAD-DER yöneticileri kat›ld›. Bas›n aç›klamas›ndan önce k›sa bir

konuflma yapan TUHAD-FED Baflkan› Ali Erdemirci, yasal düzenlemelerle hapishane yöneticilerine verilen s›n›rs›z yetkilere dikkat çekerek, hapishanelerde hücre cezas›, görüfl yasa¤›, ortak alanlar› kullanma, haberleflme araçlar›n›n kullan›lmas› gibi yasaklar›n uyguland›¤›n› söyledi. Ard›ndan TUHAD-DER Yönetim Kurulu ad›na Ayfle Kaya, aç›klama yapt›. Hapishanelerin bir ülkenin yönetimini, ik-

tidar›n› ve kültürünü gösteren en rasyonel alanlar oldu¤unu söyleyen Kaya, “Bir ülkede hapishanelerdeki tutsak say›s›, adliye saraylar›n›n büyüklükleri o ülkenin demokrasiyle sorun yaflad›¤›n› gösterir” dedi. Siyasi tutsaklara yönelik tecridin gün geçtikçe a¤›rlaflt›r›ld›¤›n› kaydeden Kaya, hapishanelerde uygulanan hak gasplar› ve disiplin cezalar›na dikkat çekti. (Malatya)

tad›r. Siyasi tutsaklara (1 May›s tutsaklar›) keyfi olarak adli tutuklu olduklar› dayat›lmaya çal›fl›lm›flt›r. Tutuklular özellikle de adli tutuklular, haftada bir olan ziyaretçi görüfl hakk›n› sadece 15 dakika olarak kullanabilmektedir. Elaz›¤ E Tipi Hapishanesi’nde egemenlerin sald›r›lar› bu flekilde uzay›p giderken Malatya E Tipi’nde de benzer sald›r›lar yaflan›yor. Bu sald›r›lara birkaç örnek de flöyle s›ralanabilir. Hasan Hüseyin adl› bafl gardiyan›n öncülü¤ünde bir grup gardiyan taraf›ndan tutsaklara iflkence, hakaret vb. yap›l›rken yine bu bafl gardiyan taraf›ndan provokasyonlar da yap›lmaktad›r. ‹dare yeni tutuklanan tutsaklara “Depoda masa, sandalye yok” diyerek vermemektedir. Bu yüzden “büyük devletin” hapishanelerinde mahkumlar ayakta yemek yemekte ve yerde oturmaktad›r. Hapishaneye getirilen tutsaklara keyfi ve onur k›r›c› aramalar dayat›l›yor. Kabul etmeyenlere zor kullan›larak yap›l›yor. Yine bu hapishanede yay›nlar ya çok geç tutsaklara veriliyor ya da gerekçe gösterilmeden verilmiyor. (Malatya)

Unutmayaca¤›z!

21 Temmuz Cuma günü saat 12:30’da bir araya gelen ‹C‹ üyeleri 1996 SAG ve ÖO flehitlerini anmak için bir eylem yapt›. Sayg› duruflu ile bafllayan ve “Yaflas›n süresiz açl›k grevi, ölüm orucu direniflimiz”, “Devrim flehitleri ölümsüzdür” sloganlar›n›n at›lmas›n›n ard›ndan yap›lan aç›klamada hapishanelerdeki insanl›k d›fl› iflkencelere karfl› duran Kemal Pir, Hayri Durmufl, Akif Y›lmaz, Ali Çiçek’in 14 Temmuz 82’de kimliksizlefltirilmeye karfl› Diyarbak›r Zindan›’nda bedenleriyle yan›t olduklar› vurguland›. Eylem 12 adet karanfilin hapishane kap›s›na b›rak›lmas›yla sona erdi. (‹zmir)


11

53

28 Temmuz-11 Ağustos 2006

“Yasan›z› tan›m›yoruz!” ren kitle burada metni Çankaya’ya fakslayarak eylemlerini bitirdi. (‹stanbul)

Tecrit iflkencesini gündemde tutmak için TAYAD’›n her Pazar gerçeklefltirdi¤i mektup okuma eyleminin bu haftakinde Tekirda¤ F Tipi’nde bulunan F›rat Özçelik’in mektubu okundu. Özçelik mektubunda; sular›n yine ak›t›lmad›¤›ndan, tutsaklara gönderilen yay›nlar›n verilmesi noktas›nda hapishane idaresinin keyfi tutumlar sergiledi¤inden bahsediyordu. Özçelik ayr›ca hücrede zaman›n, mekân›n ve mekânlar› yapt›ranlar›n kölesi olmamak için zamana ve mekâna nas›l hükmettiklerini anlat›yordu. Mektubu dinleyen herkese “Sana tecridi anlatmak istiyorum sen de baflkalar›na anlat” ça¤r›s›nda bulunuyordu. Son zamanlarda artan sald›r›lar› linç giriflimleri ile ilgili de “Onuncu köy do¤rular›n köyüdür. Say›m›z böyle böyle artacak. Di¤er dokuz köyü kendi yaln›zl›¤›na terk edelim. Biz de yalan› dolan› tecrit edelim. Do¤ru hakl› olan kazans›n, yani biz…” diyordu Özçelik. Mektubu okuyan TAYAD’l› Nagehan Kurt “Tecrit sürdükçe bizim de eylemlerimiz sürecektir” dedi. 27 Temmuz’da saat 13:00’de yine Sultanahmet Park›’nda 96 Ölüm Orucu flehitleri için anma düzenleyeceklerini bildirdi. (‹stanbul)

Siirt’te TMY eylemi TMY, Siirt’te yap›lan bir eylemle protesto edildi. E¤itim-Sen Siirt fiubesi’nde bir bas›n aç›klamas› yapan ‹HD Siirt fiubesi TMY’nin geri çekilmesini istedi. fiube Baflkan› Vetha Ayd›n, okudu¤u aç›klamada; Türkiye’de hak ve özgürlüklerin alabildi¤ine daralt›ld›¤›n›, sendikalar ve demokratik kitle örgütlerinin birer tabela örgütüne dönüflece¤ini, en ufak bir amblem ve iflaretin terörist damgas› yemek için yeterli olaca¤›n› belirtti. TMY Tasar›s› 18 Haziran Sal› günü Resmi Gazete’de yay›nlanarak yürürlü¤e girdi. 18 Haziran Sal› günü Galatasaray Postanesi önünde toplanan ve aralar›nda DTP, EMEP, ‹HD, ESP ve Partizan’›n da bulundu¤u çeflitli kurumlar ve siyasi partiler Ahmet Necdet Sezer’e faks göndererek yasay› protesto etti. Metni okuyan Do¤an Erbafl, önce k›sa bir konuflma yaparak ard›ndan TMY’nin bütün itirazlara, halk›n iradesine ve halk›n düflüncesine ra¤men Meclis’ten geçti¤ini, kamuoyunun tepkisinin ise halen dinmedi¤ini ve bugün de Sezer’in yasay› onaylad›¤›n› duyduklar›n› belirtti.

Bu yasan›n onaylanmas›n›n Türkiye’deki hak ve özgürlükler alan›n› daraltaca¤›n› sözlerine ekleyen Erbafl, halk›n yaflam alan›n›n da bir nevi hapishaneye dönüflece¤ini ifade etti. Bu yasan›n devlet eliyle hak ihlallerini t›rmand›raca¤›n›, gözalt›nda kay›p, infaz ve keyfi gözalt›lar› hayat›n bir parças› haline getirece¤ini söyledi. Kamuoyunda bu kadar tart›flmal› olan bir yasan›n birkaç maddesine iptal davas› aç›larak sorun olmaktan ç›kmayaca¤›n› ifade eden Erbafl, konuflmas›n›n sonunda “Yeni TMY tümden geri çekilmelidir” dedi. Aç›klaman›n ard›ndan postaneye gi-

hanesi önünde biraraya gelen ‹HD Adana fiubesi Cezaevi Komisyonu yaflananlar› protesto etti. Kitle ad›na konuflan ‹HD fiube Sekreteri Ethem Aç›kal›n, AKP hükümetinin ç›kard›¤› Ceza ‹nfaz Kanunu ile hapishanelerdeki sald›r› furyas›n›n önünü açt›¤›n› belirterek, bask›lar ve iflkenceler sona erene kadar mücadelelerinin sürece¤ini ifade etti.. (Mersin)

Diyarbak›r’da TMY protestosu KESK Diyarbak›r fiubeler Platformu TMY’yi protesto ederek bir bas›n aç›klamas› yapt›. AZC Plaza önünde bir araya gelen KESK fiubeler Platformu üyeleri bir eylem yapt›lar. Kitle ad›na aç›klamay› yapan Tar›m Orkam-Sen Diyarbak›r fiube Baflkan› fieyhmuz Önal; sendikalar›n paras›z sa¤l›k ve e¤itim talebinin “terör örgütünün” propagandas› olarak de¤erlendirilece¤ini, 3 y›la kadar hapis verilece¤ini ifade etti. (Mersin)

Kad›n tutsaklara Adana’dan destek

Kürkçüler’de bask›lar devam ediyor! Adana Kürkçüler Hapishanesi’nde hapishane idaresinin sald›r› ve bask›lar› devam ediyor. Son olarak ‹brahim Güner isimli tutsak, gardiyanlar›n sald›r›s› sonucu a¤›r flekilde yaraland›. Kaburga ve çenesinden ciddi flekilde hasar alan Güner, flu an yemek yiyemiyor ve fliddetli a¤r›lar çekiyor. Konuyla ilgili 15 Temmuz tarihinde Kürkçüler F Tipi Hapis-

TAYAD’DAN EYLEM

‹HD Adana fiubesi üyeleri, kad›n tutsaklar›n Ankara Ulucanlar Hapishanesi’nden Sincan Kad›n Kapal› Hapishanesi’ne götürülürken sald›r›ya u¤ramalar›n› k›nayarak, sorumlular›n yarg›lanmas›n› istedi. Cezaevi Komisyonu üyeleri, kad›n tutsaklara yap›lan sald›r›y› k›namak amac›yla dernek binas› önünde bas›n aç›klamas› yapt›. S›k s›k “Devrimci tutsaklar onurumuzdur”, “‹nsanl›k onuru iflkenceyi yenecek” ve “Tecriti kald›r›n ölümleri durdurun” fleklinde slogan atan kitle ad›na

aç›klamay› yapan Erbesit Özdemir, hapishanelerde iflkence politikalar›n›n her geçen gün artt›¤›na dikkat çekti. Ankara’dan Sincan Kad›n Kapal› Hapishanesi’ne götürülen Nilüfer fiahin, Figen Ça¤r› ve Necla Çomak adl› tutsaklar›n iflkenceye maruz kald›¤›n› belirten Özdemir, tutsaklar›n hapishane giriflinde ç›r›lç›plak soyularak dövüldü¤ünü ifade etti. Sald›r›ya maruz kalan bir tutsa¤›n intihar girifliminde bulundu¤unu söyleyen Özdemir, yap›lan sald›r› ve iflkenceyi k›nad›. (Mersin)

“Ben sadece avukat de¤il, ayn› zamanda devrimciyim”

Tecride karfl› sesi yükseltmek için Ölüm Orucu’na bafllayan Avukat Behiç Aflç› ile eyleminin 107. gününde görüfltük. Bir avukat olarak Ölüm Orucu’na girmesinin birçok kifliye anlams›z geldi¤ini söyleyen Aflç›, bu durumu flöyle aç›kl›yor: “Ben kendimi sadece bir avukat olarak görmüyorum ben ayn› zamanda bir dev-

rimciyim hatta avukatl›k kimli¤im ikinci planda. Ölüm orucuna girme karar›n› almam› sa¤layan devrimci kimli¤im olmufltur. Tabi bu bir anda al›nm›fl bir karar de¤il. 6 y›ld›r F tiplerinde süren bir tecrit var. Biz de devrimci bir avukat olarak tecride karfl› mücadele ettik. Bu konuda bir sonuç elde edemedik, tecrit konusunda temel meseleleri çözemedik. Tecrit konusunda geri ad›m at›lmad›¤› gibi tecrit her gün daha da art›r›ld›.” Sözüne devam eden Aflç›, “Her zaman yapt›klar›m›z, bas›n aç›klamalar› vs. direnifli büyütmüyor. Sansürü aflmak noktas›nda ileri bir ad›m atmak gerekyordu. Düzen içerisinde avukatl›k kimli¤i önemli bir faktördür. Bu faktörü düflündü¤ümüzde Ölüm Orucu karar› almak çok zor olmad›” dedi. Direniflin kamuoyu üzerindeki etkisini sordu¤umuzda ise “Bugün direniflin 107. günü, elbette hedefledi-

¤imiz yerde de¤il. Ama direniflimizin gidifli aç›s›ndan bakt›¤›m›zda daha güçlendi¤imizi, sesimizin daha çok insana ulaflt›¤› söylenebilir. Sansürü aflma konusunda olumlu ad›mlar att›k” fleklinde yan›t verdi. Son olarak sa¤l›k durumunu soruyoruz Behiç Aflç›’ya; “fiu an bir sa¤l›k proble-

mimiz yok, kilo kayb› var, o da normal. fiu ana kadar 22 kilo kaybettim. Onun d›fl›nda tansiyon, nab›z, vücut ›s›s›n› sabah akflam kontrol ediyoruz. Uyku problemi yok, a¤r› yok, kusma yok, hareket k›s›tl›l›¤› yok… San›r›m bunlar bir noktadan sonra bafllar” dedi.

Aflç› Ölüm Orucu’na devam ediyor 26 Haziran 2006 tarihinde sabah saatlerinde Forbest Caddesi giriflinde açl›k grevi yapan TAYAD’l› ailelere polis, zab›ta ve Çevik Kuvvet sald›rd›. Sald›r› s›ras›nda Songül Ekeno¤lu, Burak Demir, Osman Bezek, Ömür Cerraho¤lu, ‹lknur Varal, Hamza Çimen dövülerek ve yerlerde sürüklenerek gözalt›na al›nd›. Ancak gözalt›na al›nanlar ayr› ayr› yerlere b›ra-

k›ld›. Sald›r›n›n ard›ndan tekrar açl›k grevi yapt›klar› yere gelen aileler eylemlerine devam edeceklerini duyurdular. Saat 12:00 civar›nda yine ayn› ekipler taraf›ndan ailelere yönelik bir sald›r› daha gerçekleflti. Sald›r› ve gözalt›lar›n ard›ndan aileler direnmeye devam edeceklerini belirttiler. (‹zmir)


28 Temmuz-11 Ağustos 2006

12

53

Emekçileri s›kbo¤az edenler, sermayeye imtiyazda s›n›r tan›m›yor lkenin birçok yerinde alanlara ç›kan KESK üyesi emekçiler ald›klar› ücretin emflasyon ve kriz karfl›s›nda eridi¤ini belirterek ek zam talebinde bulundular. AKP hükümetinin sermayeye vergi indirimiyle her türlü kolayl›¤› sa¤lad›¤›n› belirten emekçiler yoksulluk s›n›r›n›n alt›nda kalan ücretlerine isyan ettiler.

Ü

mas›n›n önünde her hangi bir yasal engel olmad›¤›na da dikkat çekti.

KESK’liler ülkenin birçok yerinde yüzde 10’luk ek zam talebinde bulundu. ‹STANBUL KESK ‹stanbul fiubeler Platformu üyeleri Aksaray Metrosu önünde yüzde 10’luk ek zam taleplerini dile getirdi. “Ek zam hakk›m›zd›r”, “Toplu görüflme de¤il toplu sözleflme” ve “Yüzde 10 ek zam istiyoruz” yaz›l› dövizler tafl›yan KESK’liler, ad›na E¤itim-Sen Genel Baflkan› Alaaddin Dinçer bir aç›klama yapt›. Dinçer, kamu emekçilerinin ekonomik ve sosyal taleplerinin karfl›lanmas› ve insanca yaflanacak bir ücret almalar› için, toplu görüflme yerine toplu sözleflme ve yüzde 10 ek zam talep ettiklerini söyledi. Dinçer, taleplerinin karfl›lanmamas› halinde meydanlara ç›karak demokratik haklar›n› kullanacaklar›n› da duyurdu. Aç›klama, “Sefalete teslim olamayaca¤›z” ve “IMF de¤il emekçiler yönetsin” sloganlar›yla son buldu. ANKARA KESK Ankara fiubeler Platformu üyesi yaklafl›k 100 kamu emekçisi ek zam taleplerini dile getirmek için, K›z›lay YKM önünden Baflbakanl›k’a yürüdü. “Ek zam istiyoruz” dövizlerini tafl›yan KESK üyeleri, s›k s›k “Zafer direnen emekçinin olacak” ve “Sadaka de¤il, toplu sözleflme” sloganlar›n› att›. Polisin Baflbakanl›k önünde bas›n aç›klamas› yap›lmas›na izin vermemesi üzerine KESK’liler bas›n aç›klamalar›n› Baflbakanl›¤a 50 metre mesafede yapt›. Burada konuflan KESK Genel Sekreteri Abdurahman Dafldemir, ‹srail’in Filistin’e yönelik sald›r›lar›n› da protesto etti. ‹ZM‹R KESK ‹zmir fiubeler Platformu üyesi yaklafl›k 200 kifli, “Ücret adaletsizli¤ine hay›r, ek zam istiyoruz” talebiyle Konak Eski Sümerbank önünde biraraya gelerek ‹zmir Büyükflehir Belediyesi’ne kadar yürüdü. Kitle, alk›fllar eflli¤inde, “Ek

zam istiyoruz” ve “Toplu sözleflme hakk›m›z grev silah›m›z” fleklinde sloganlar att›. Burada KESK ‹zmir fiubeler Platformu ad›na aç›klama yapan Yap› Yol-Sen Genel Sekreteri Bahri Y›ld›r›m, AKP hükümetinin eliyle IMF politikalar›yla Türkiye’nin her geçen gün biraz daha uçurumun kenar›na itildi¤ini söyledi. Hükümetin 2005 y›l› toplu görüflmelerinde “Kamu emekçilerini enflasyona ezdirmeyece¤iz” sözlerinin aldatmacadan ibaret oldu¤unu ifade eden Y›ld›r›m, “Ekonomik kriz al›m gücümüzü yüzde 10 geriletmifltir. Bu günkü ekonomik geliflmeler, son yaflanan ekonomik kriz ve dövizlerdeki dalgalanmalar, enflasyon beklentisini yüzde 15’lere ç›karm›flt›r. Ekonomik ve sosyal taleplerimizin karfl›lanmas› ve insanca yaflanacak bir ücret için toplu görüflme de¤il, toplu sözleflme yapmak istiyoruz” dedi. D‹YARBAKIR KESK Diyarbak›r fiubeler Platformu üyeleri, ek zam talebiyle ilgili olarak AZC Plaza önünde bas›n aç›klamas› yapt›. KESK Bas›n Yay›n Sekreteri Hasan Hay›r yapt›¤› aç›klamada, hükümetin 2005 y›l›ndaki görüflmelerinde “Kamu emekçilerini enflasyona ezdirmeyece¤iz” sözlerinin bir aldatmacadan ibaret oldu¤unu belirterek, “Hat›rlanaca¤› üzere geçen y›lk› toplu görüflmelerden sonra Baflbakan Erdo¤an, ‘Size verdi¤imiz bu rakam iyi bir rakamd›r. IMF ile yapt›¤›m›z anlaflman›n tepe dönüfl noktas›d›r. Verdi¤imiz sözler var, onlar› bozamay›z’ diyerek yüzde 5’lik yoksulluk ücretini savunmufltur. Ancak hükümetin öngördü¤ü yoksulluk ücretini onaylamad›k ve imza atmad›k” dedi. Hay›r, aç›klaman›n devam›nda taleplerini dile getirerek, ekonomik ve sosyal taleplerinin karfl›lanmas› ve insanca yaflanacak bir ücret için toplu görüflme de¤il, toplu sözleflme yapmak istediklerini ifade etti. Hay›r, toplu sözleflme yap›l-

BATMAN KESK Batman fiubeler Plaformu üyelerinden oluflan bir grup, Batman Belediyesi hizmet binas› önünde bir araya geldi. “Kahrolsun IMF iflbirlikçi AKP”, “Sadaka de¤il toplu sözleflme”, “Güdümlü sendika istemiyoruz”, “Yaflas›n sendikal mücadelemiz” ve “Direne direne kazanaca¤›z” sloganlar› eflli¤inde AKP hükümetinden ek zam istedi. Kitle ad›na aç›klamay› yapan KESK Batman fiubeler Plaformu Dönem Sözcüsü Mehmet S›dd›k Ak›n, AK Parti hükümetinin eliyle IMF politikalar›yla Türkiye’nin her geçen gün biraz daha uçurumun kenar›na itildi¤ini söyledi. Ak›n, hükümetin emekçilerin sesine kulak vermesini istedi. GAZ‹ANTEP KESK Gaziantep fiubeler Platformu üyesi bir kitle Cumhuriyet Meydan›’nda 2006 y›l›nda yüzde 10’luk ek zam talebi-

ne iliflkin bir bas›n aç›klamas› yapt›. “Onurlu memur hesap soruyor” ve “Devlet güdümlü sendikaya hay›r” fleklinde sloganlar›n› atan kitle ad›na konuflan Haber-Sen Genel Baflkan› Esin Yelekçi, taleplerinin karfl›l›k bulmamas› durumunda bu güne kadar oldu¤u gibi, bundan sonra da demokratik direnme haklar›n› kullanacaklar›n› kaydetti. Kitle, aç›klaman›n ard›ndan EMEP Gaziantep il örgütünün Bal›kl› Park›’ndaki asgari ücretlerin 700 YTL’ye yükseltilmesi amac› ile açt›¤› imza stand›na do¤ru yürüyerek, stanttaki metne imza at›ld›. VAN Mavi Plaza önünde toplanan KESK Van fiubeler Platformu üyesi yaklafl›k

150 kifli ek zam istemlerini dile getirdi. KESK üyeleri ad›na D‹VES Genel Baflkan› Lukman Özdemir, burada bir aç›klama yapt›. AKP hükümetine yüklenen Özdemir, “Hükümet, önceki hükümetler gibi IMF tavsiyeleri do¤rultusunda s›k› mali politikalarla yüksek vergiler ve düflük ücretlerle toplumun düflük ve orta gelirli kesimlerini s›kbo¤az ederken, sermaye kesimlerine vergi imtiyazlar›, teflvikler ve kamu kaynaklar›n›n transfer edilmesi politikalar›yla adaletsizli¤i ve yoksullu¤u artt›rmaktad›r” dedi. MERS‹N KESK Mersin fiubeler Platformu üyeleri, ek zam talebi ile AK Parti Mersin ‹l Örgütü binas›na kadar yürüdü. KESK Genel Baflkan› ‹smail Hakk› Tombul, 2006 y›l›ndaki kay›plar›n›n telafisi için yüzde 10 “ek zam” talep ettiklerini ifade ederek, aksi halde bu gidiflata izin vermeyerek meydanlara ç›kacaklar›n› söyledi. Yaklafl›k 200 kifli, “Ek zam” talebiyle E¤itim-Sen Mersin flube binas› önünde bir araya gelerek AKP Mersin il binas›na yürüdü. KESK Genel Baflkan› ‹smail Hakk› Tombul’un da kat›ld›¤› yürüyüfl boyunca, “Gün gelecek devran dönecek AKP halka hesap verecek”, “Devlet güdümlü sendikaya hay›r”, “TMY’ye hay›r”, “AKP flafl›rma sabr›m›z› tafl›rma” sloganlar› at›l›rken, “Herkese sa¤l›k ücretsiz e¤itim hakk› ve insanca yaflam istiyoruz”, “Toplu sözleflme hakk›m›z grev silah›m›z” dövizleri tafl›nd›. Burada bir aç›klama yapan ‹smail Hakk› Tombul, AKP hükümetinin 2005 y›l› toplu görüflmelerinde “Kamu emekçilerini enflasyona ezdirmeyece¤iz” sözlerinin bir aldatmacadan ibaret oldu¤unun görüldü¤ünü belirterek, “2005 y›l›nda Baflbakan Erdo¤an yüzde 5 zamm› savunmufl ve bizim d›fl›m›zdaki 2 konfederasyon ile mutabakat sa¤lanarak imza at›lm›flt›r. Biz KESK olarak buna flerh koymufltuk. Hat›rlanaca¤› gibi geçen y›l 2005 y›l› toplu görüflmelerinde yüzde 5 olarak öngörülen enflasyon hedefi üzerinden kamu emekçilerine yüzde 5’lik yoksulluk ücreti dayat›lm›flt›r. Uygulanan ekonomik politikalarla emekçilerin yoksullaflmas› sürecinin devam etti¤ini ifade eden Tombul, henüz tamam› ücretlere bile yans›mayan yüzde 5’lik zam öngörüsünün iflas etti¤ini vurgulad›. (Mersin)


13

53

28 Temmuz-11 Ağustos 2006

Linç kültürünün bafl›nda ‹stanbul TMfi ekipleri!!! Temel Haklar Federasyonu’nun 1920-21 Temmuz tarihleri aras›nda K›rklareli-K›y›köy’de düzenledi¤i gezi; devlet taraf›ndan sald›r›ya u¤rad›. 20 Temmuz’da saat 20:30 sular›nda gezi alan›na gelen ‹stanbul Terörle Mücadele fiubesi ekipleri ve jandarma burada 61 kifliyi gözalt›na alarak karakola götürmüfl ve bunu bas›na da “Terör örgütünün kamp›na bask›n” fleklinde lanse etmifltir. Gece saatlerinde gelen avukatlar› ise bir sürpriz bekliyordu, devletin eliyle örgütlenen linç giriflimcileri karakolun önünde bekliyorlard›. Avukatlar›n geldi¤ini gören faflist güruh burada avukatlara ve arac›n floförüne sald›rarak arac› yakt›. Tüm bunlar ise jandarma karakolunun önünde, jandarman›n yani devletin kendi gözleri önünde oldu. Ancak bu duruma seyirci kal›nmas› ise bu faflist güruhlar›n linç

giriflimlerini kimin örgütledi¤ini gösteriyordu, örgütleyen gene devletti. Konuya iliflkin 22 Temmuz Cumartesi günü fiiflli AKP binas› önünde aç›klama yapan Temel Haklar ve Özgürlükler Dernekleri Federasyonu; sald›r›y› anlatarak da devletin bu sald›r›lardaki rolünü ortaya koymufl oldu. Kitle ad›na aç›klamay› okuyan Ayfen Öztürk; son bir buçuk y›ld›r de¤iflik gerekçelerle linç giriflimleri yafland›¤›n› belirterek K›rklareli’nde yaflanan durumu anlatt›. Gezi alan›na yap›lan bask›nda TMfi ekiplerinin ve jandarman›n çocuk yafll› demeden insanlar›n kafalar›na uzun namlulu silahlar› dayad›¤›n›, üzerlerine gaz bombalar› att›¤›n›, yüzlerine biber gaz› s›karak yerlerde sürükledi¤ini ve döverek gözalt›na al›nd›¤›n› belirten Öztürk; bu s›rada özel timlerin yasad›fl› flekilde arama yapmak istedi¤ini,

buna karfl› Dernek çal›flanlar›n›n direnmesiyle kolluk güçlerinin bunu uygulayamad›¤›n› söyledi. 19 Aral›k sahnesi Emniyet’te devam ettirildi Geziye kat›lanlar›n “yasal sürecin takibi” için Vize ‹lçesi Emniyet Müdürlü¤ü’ne getirilmesiyle beraber bafllayan olaylar zinciri ise devlet terörünü ortaya koymaya yetiyor. Emniyet amirli¤ine gelen avukatlar emniyetin yüz metre ilerisinde yaklafl›k 100 kiflilik bir güruh taraf›ndan sald›r›ya u¤ruyor. Öztürk; olay yerinde toplanan güruha TMfi polislerinden birinin “Biz istesek bunlar›n alay›n› yakalar›z ama fayda etmez” diye ba¤›r›p “Kahrolsun PKK” slogan› att›rd›¤›n› ve daha sonra gelen avukatlara sald›rtt›¤›n› söyledi.

Paran kadar sa¤l›k, paran kadar yaflam!.. Neden böyle bir bafll›k kulland›k, kullanmak zorunda kald›k? Asl›nda cevab› çok bariz olmas›na karfl›n onu bir iki kelimeyle anlatmak yerine, genifl anlatmak ve örnekleriyle ele almakla ne demek istenildi¤i anlafl›lacakt›r. AKP hükümete geldikten sonra birçok “reform” paketi ç›kard›. Hepsine de “Halk›m›z›n neye ihtiyac› varsa ona göre yol çizeriz ve bunlar› onlar›n mutlu olmas› için yapar›z” gibi bir zihniyet yaklafl›m›yla birçok hak gasp›n› içeren yasalar ç›kard›. Bunun önemli ayaklar›ndan biri de insan hayat›n› ilgilenderen “Genel Sa¤l›k Sigortas›” adl› yasayla toplumun hastalanmas›n› bile yasaklayan bir uygulamaya imza att›. Bunu birkaç örnekle daha iyi anlayabiliriz: - “Sa¤l›k temel hak niteli¤inden uzaklaflt›r›larak, devlete ödedi¤imiz vergilerle karfl›lanan bir “hizmet” olacak. - Ayl›k geliri, 127 YTL’nin üzerinde olan herkesten, gelirine göre her ay için 64-431 lira aras›nda de¤iflen miktarlarda sa¤l›k sigortas› pirimi al›naca¤› gibi tedavi için baflvuranlardan ayr›ca kurumca belirlenecek miktarda katk› pay› da al›nacak. - Genel Sa¤l›k Sigortas› pirimlerini ödemeyen esnaf ve sanatkarlar, köylüler sa¤l›k hizmetinden yararlanamayacak - Sa¤l›k hakk›, sadece belirli hizmetlerin karfl›lanmas› ile s›n›r-

land›r›lacak. Tedavi için gerekli olan yöntem ve hizmetlere ulaflmak paras› olanlar›n “hakk›” olacak. Sa¤l›k hizmetini sa¤l›k alan›ndan ç›kart›p onu bir pazar ekonomisi olarak kullanmak iktidar›n ilk hedefidir. Bunu ikinci fl›k do¤rular nitelikte. Ayn› okullarda kurulan “Okul aile birliklerinin” sözde okul masraflar›n› karfl›lamak için ad›na katk› pay› denilen bir kazanç kap›s› yaratmalar› rant zihniyetinin örnekleridir.

Yeni ç›kard›klar› yasalarla “sa¤l›kta dev ad›m” gibi popüler bafll›klar kullanarak ve halk› kand›rarak politika yapanlar›n, kendi iktidarlar›n› ve ç›karlar›n› düflünmek insan sa¤l›¤›ndan önce geliyor ve böyle olunca da ilaç para-

s›n› bulamayan küçük bebekler ölüyor. 14 ayl›k Muhammed bebe¤in babas› ise ilaç paras› bulmak için borca girmek zorunda kal›yor ama borcunu ödeyemedi¤inden dolay› hapis yat›yor. Bu ve buna benzer olaylar ülkemizde ve dünyada hergün yüzlerce, binlerce kez meydana geliyor. Egemenler ve onun yerli uflaklar› s›n›f iktidarlar› ve sermayeleri yüzünden hayata geçirdikleri politikalarla insanlar›n ölmesine neden olmaktad›rlar. Sa¤l›kta dönüflüm ad› alt›nda SSK’lar› özel hastanelere devredenler, “daha iyi olacak, s›k›nt›lar bitecek, kimse rehin kalmayacak hastanelerde” gibi bir sürü yalan dolanla bu hastaneleri devredip tedavi olma imkan› olan hastalar› bile tedavi olamayacak duruma getirmifltir. Buna sadece sonuçlar›n› bilen kesim sessiz kalmad› ve tepkisini ortaya koymaya çal›flt›. Buna ra¤men bütün sald›r› yasalar›na karfl›n yeterli ve bütünlüklü bir kar›fl koyufl örgütlenemedi. Halk›n ço¤unlu¤unun duyars›z kal›fl› esas›nda bu yasalar›n hem yararlar›na oldu¤unu hem de geri çeviremeyeceklerini, ortadan kald›ramayacaklar›n› düflünmesi ve devrimcilerin bu sald›r›lara karfl› halk› yeterince örgütleyememesi yatmaktad›r. Oysa halk›n tepki ve öfkesi örgütlendi¤inde yasalar›n nas›l geri çekildi¤ini biliyoruz.

Güruhun elinden kurtulan ve karakola ilerleyen araç floförü arkadafllar›n›n nöbet tutan polise “Neden müdahale etmediniz?” sorusuna ise verilen cevap ayn› zamanda “linci” kimin örgütledi¤ini ortaya koyuyor; “Biz istesek bu kalabal›¤› da¤›t›r›z, ama emir kuluyuz, yukar›dan emir gelmedi, hiçbir fley yapamay›z.” S›k s›k “Komplolar› bofla ç›karaca¤›z”, “Provokasyonlar ve linç giriflimleri bizleri y›ld›ramaz”, “Hukuk linç ediliyor, adaleti biz savunaca¤›z” sloganlar›n›n at›ld›¤›n eylem flu sözlerle bitti; “Bizi bu sald›r›lar y›ld›ramayacak. Bu sald›r›lar›, linç giriflimlerini dün ve bugün yapanlar, örgütleyenler bellidir. Ancak haklar ve özgürlükler mücadelesinin önüne geçemeyecekler.” (‹stanbul)

Ankara’da ö¤renciler cezalar› protesto etti

Hacettepe Üniversitesi’nde May›s ay›nda ç›kan olaylar nedeniyle ö¤rencilere verilen disiplin cezalar› protesto edildi. Hacettepe Üniversitesi Beytepe Kampüsü’nde geçen May›s ay›nda meydana gelen olaylar nedeniyle 23 ö¤renciye toplam 10 y›l 4 ay uzaklaflt›rma cezas› ve bir ö¤renciye okuldan at›lma cezas›n›n verilmesi devrimci, demokrat, yurtsever ö¤renciler taraf›ndan Yüksel Caddesi’nde protesto edildi. Ö¤renciler ad›na aç›klama yapan Gökhan Maho, olay günü yüzlerce jandarman›n 20 ö¤renciye karfl›, biber gaz›, gazl› su ve silah kullan›ld›¤›n› belirterek, sald›r› sonucu 2 kiflinin yaraland›¤›n› ve olaylar sonucunda 9 ö¤rencinin gözalt›na al›nd›¤›n› hat›rlatt›. Olaydan sonra rektörlük ve jandarma hakk›nda suç duyurusunda bulunulduklar›n› ifade eden Maho, ancak normalde ö¤rencilere sahip ç›kmas› gereken rektörlü¤ün yaflanan sald›r›ya iliflkin 25 ö¤renciye soruflturma açt›¤›n› kaydetti. Maho, Hacettepe Üniversitesi rektörlü¤ünün soruflturma komisyonuna verilen ifadelerin ard›ndan devrimci, demokrat, yurtsever ö¤rencilere bir kez daha sald›rd›¤›n› dile getirerek, “Bir arkadafl›m›z okuldan at›lma cezas›, 3 arkadafl›m›z iki yar›y›l, 14 arkadafl›m›z bir yar›y›l, 3 arkadafl›m›z 1 ay, 2 arkadafl›m›z 2 hafta uzaklaflt›rma cezas› alm›flt›r. 23 arkadafl›m›za aç›lan bu soruflturmalar sonucunda toplam 10 y›l 4 ayl›k uzaklaflt›rma ve bir at›lma cezas› ç›km›flt›r” dedi. Bölgenin ve ülkenin içinden geçti¤i çat›flmal› dönemde bu sald›r›lar›n neden yap›ld›¤›n›n aç›k oldu¤unu söyleyen Maho, ülkede ve dünyada yaflanacak olaylara en h›zl› tepkiyi verecek olan devrimci ve demokrat gençli¤in bu flekilde sindirilmeye, susturulmaya çal›fl›ld›¤›n› belirtti. “Cezalar geri çekilsin” yaz›l› pankart tafl›yan ö¤renciler, cezalar›n iptal edilmesi için gerekli hukuki ifllemlere en k›sa sürede bafllayacaklar›n› belirtti. (Ankara)


28 Temmuz-11 Ağustos 2006

14

53

TO POTAM‹ DEN G‹RNA P‹SO* ➟ 21. yüzy›l›n daha ilk y›llar›nda, Dünya Bankas›’n›n yapt›¤› belirlemeye göre; bu as›r sosyal patlamalar yüzy›l› olacakt›. Bu tespit bizim aç›m›zdan yeni bir fley de¤ildi elbette. Burada çarp›c› olan nokta, bunun sistemin temel örgütlerinden biri taraf›ndan yap›lm›fl olmas›d›r. Tespitin üzerinden çok da zaman geçmemiflken, dünyan›n pek çok noktas›nda bafl gösteren devrim ve halk hareketleri bafllar›na geleceklerin erken habercileri olmufltur. Korku belirlemeleri, yerini karanl›k kabuslara b›rakm›flt›r. Dün “yeni dünya düzenini” kutsayan ve ondan baflka düzen olmad›¤›n› iddia edenler, bugün bunu o kadar da rahat ifade edememekteler.

Geçti¤imiz günlerde baflta Fransa olmak üzere, fiili’de, Yunanistan’da ve Almanya’da yaflanan baflar›l› ö¤renci hareketleri bizlere yar›n›n daha da büyük ayaklanmalar›n›n sinyallerini vermektedir. Yar›n› yakalayabilmenin koflulunun bugünü do¤ru okumaktan geçti¤i anlay›fl›yla, bu ö¤renci hareketlerini derinlemesine analiz etmek gerekiyor. Buradan hareketle, bu yaz›m›zda Yunanistan ö¤renci hareketini olabildi¤ince de¤erlendirmeye ve sonuçlar ç›karmaya çal›flaca¤›z.

Ö⁄RENC‹LERDEN ÖNCES‹… Yunanistan’daki ö¤renci hareketini daha do¤ru okuyup, sonuçlar ç›karabilmek için bu sürecin öncesine bakmal›y›z. Bunun için de 2004’te yap›lan genel seçimlere kadar gitmek gerekiyor. 2004’te yap›lan seçimlerde 20 y›ll›k PASOK iktidar› yerini Yeni Demokrasi (Nea Dimokratia) partisine b›rakm›flt›. ND hükümeti sermaye politikalar›n›n daha sad›k bir uygulay›c›s› olmak üzere gelmifl ve bunu da çok geçmeden efendilerine ispatlam›flt›. Reform dedikleri tüm sald›r› paketleri bir bir hayata geçirilmeye bafllanm›fl, bu yap›l›rken de hiçbir politik kayg› gözetilmemifltir. ‹lk sald›r› dalgas› iflçi s›n›f› ve memur emekçileri üzerinde estirilmiflti. En temel haklardan biri olan 8 saatlik çal›flma süresinin kald›r›lmas›, esnek üretim, sendikal haklara sald›r›larak örgütlülü¤ün da¤›t›lmas›, memurlar›n çal›flma güvencesinin kald›r›lmas› ve sözleflmeli çal›flman›n dayat›lmas›, sosyal güvenlik alan›ndaki de¤iflikliklerle sosyal haklar›n t›rpanlanmas›... Bu sald›r›lar›n dikkat çeken taraf› AB’nin genel politikas›ndan ba¤›ms›z olmay›fllar›d›r. Zira bu “re-

formlar›n” uygulanmas› noktas›nda AB de sürekli bir bask› unsuru olmufltur. Uzun ve bedelleri a¤›r olan bir mücadelenin sonunda kazan›lan haklar›n bir bir geri al›nmaya çal›fl›lmas›, emekçi kesimlerin de güçlü tepkisine neden oldu. ‹flçi s›n›f› uzun sessizli¤in ard›ndan tekrar sokaklara ç›karak bir anlamda bitmedi¤ini göstermifltir. Ülkede son yirmi y›lda gerçekleflti¤inden daha fazla grev gerçekleflmifl, miting ve eylemler son y›llar›n en kitlesel kat›l›m›na sahne olmufltur. S›n›f ve emekçi kesimler sald›r›lar karfl›s›nda kararl›l›klar›n› ortaya koyarken, s›n›f›n en önemli silah› olan sendikalarda ise yönetimler, “burjuva politika oyununda nas›l rol al›r›m”›n hesab›n› yapmaktayd›lar. Hükümetin sald›r›lar›n›n temel noktalar›ndan biri olan örgütlülü¤ün da¤›t›lmas›, sendika a¤alar›n›n koltuklar›n› ellerinden almakta ve onlar› sahnenin d›fl›na atmaktayd›. Yaflanan hoflnutsuzluk sadece hükümet politikalar›na karfl› de¤il, ayn› zamanda sar› sendikalar›n tavr›na karfl› her geçen gün artmaktayd›. Bundan dolay› da hoflnutsuzlu¤un derhal frenlenmesi gerekiyordu. ‹lkbaharda yap›lan genel sözleflmenin imzalanmas›yla s›n›fa son darbe de indirilmifl oldu. Sözleflmeyle enflasyonun alt›nda bir oran üzerinde anlafl›lmas›, emekçi halkta hayal k›r›kl›¤›n neden olmufltur. Bunun en ciddi yans›mas› da 2006 1 May›s’›nda görülmüfltür. 1 May›s mitinginde sendikalar›n kortejine sadece 2000 iflçinin kat›lmas›, s›n›f›n sendika yönetimlerine gönderdi¤i mesaj olarak okunmal›d›r. Ayn› flekilde sald›r›larla yüz yüze kalan tar›m sektöründe de direnifller yaflanm›fl, uzun erimli mücadeleler verilmesine ra¤men, tar›m örgütlülüklerinin bafl›nda-

NEH‹R GER‹YE AKMAZ

E¤itim ve güvenceli bir gelecek için bafllayan ö¤renci gençlik hareketi, genel beklentilerin ötesine geçerek halk hareketine soluk ald›rm›fl, devrimci ve demokrat güçlere yeni aç›l›mlar sunmufltur. ki yönetimlerden dolay› kal›c› zaferlere ulaflamam›flt›r. Bir nevi iflçi s›n›f›yla benzer sorunla yüz yüze kalm›flt›r.

b›rakt›. Bir anlamda uyuyan dev yeniden uyanarak, kendisiyle beraber toplumu da silkeledi…

VE SIRADA Ö⁄RENC‹LER…

VE HAREKET BAfiLIYOR…

Sald›r› dalgas›n›n di¤er bir hedefi de gençlik, esasta da ö¤renci gençliktir. E¤itimin emekçiler aç›s›ndan her geçen gün zorlaflmas› ve pahal›laflmas›, üniversitelerin bilim yuvas› olmaktan ç›karak ucuz iflgücü fabrikalar›na dönüflmesi, e¤itimini bitiren gençlerin karfl›laflt›¤› iflsizlik sorunu, gelecek güvencesinin hiçbir flekilde olmay›fl› günümüzde birçok ülkede oldu¤u gibi Yunanistan gençli¤inin de en temel sorunlar›d›r. Dünya genelinde 90’larda halk ve devrimci hareketler aleyhinde yaflanan geliflmeler, sonuçlar›n› en erken gençlik üzerinde gösterdi. ‹lk elden bafllat›lan ideolojik bombard›man sonucunda, hem kendisinin hem de toplumun sorunlar›na duyars›z, kendi paças›n› kurtarma derdinde olan bir gençlik olufltu. Do¤al olarak Yunanistan gençli¤i de bu kas›rgan›n etkisine girmekten kurtulamad›. Dünya sorunlar›na, geliflmelere karfl› duyarl› gençlik, yerini sadece dersleriyle ilgilenen, “pop star yar›flmalar›”yla hayat›n› kurtarmaya çal›flan bir gençli¤e b›rakm›flt›r. Gençlik bir taraftan böylesi a¤›r bir süreci yaflarken, di¤er taraftan da gerek e¤itim alan›nda gerekse de toplumsal anlamda yaflad›¤› sorunlar her geçen gün artmaya devam etmekteydi. Bu süreçte pek çok gerici yasa geçirilmifl fakat ciddi bir tepki gelifltirilememifltir. Sistem için gençlik, art›k “kontrol edilebilir bir güç” olmufltu. Fakat gelin görün ki evdeki hesap çarfl›ya uymad›. Gençlik tekrar sokaklara inerek, sistemin ve egemenlerin hesaplar›n› kursaklar›nda

Peki ne oldu da bu zaman diliminde yapra¤›n k›p›rdamad›¤› gençlik, bir anda sokaklara ak›n etti? Neydi gençli¤i bu denli kararl› mücadeleye sevk eden? Bu çapta kitlesel bir ö¤renci hareketinin oluflmas›n›n esas nedeni, yaz sürecinde geçirilmek istenen yasa tasar›s›yd›. Bir noktay› önemle vurgulamam›z gerekiyor: o da meselenin sadece bir yasayla iliflkilendirilemeyece¤idir. Yasa tasar›s› sadece barda¤› tafl›ran son damla olmufltur. Bir yanda e¤itim alan›ndaki sorunlar, di¤er taraftan da toplumsal bask›lanma gençli¤in Ftani pia (Yeter art›k) demesine neden olmufltur. Hükümetin tasar›y› yaz döneminde meclisten, yang›ndan mal kaç›r›rcas›na geçirmek istemesi, patlamaya haz›r barutu da ateflledi. Hükümeti bu denli cüretkar davranmaya iten ise, ö¤renci gençli¤in içinde bulundu¤u durumdu. Daha önce de pek çok yasa geçirilmifl fakat tepki yeterli düzeyde olmam›flt›. Bu defa da rahat geçirebilece¤ini sanan hükümet, tabiri caiz ise sert kayaya çarpt›. Bir yanda hükümet k›l›çlar›n› çekerken, di¤er yanda da ö¤renciler verecekleri mücadelenin haz›rl›klar›na bafllad›lar. Küçük ad›mlarla bafllayan hareket, her ad›mda büyürken, hükümet de gün geçtikçe küçülmekteydi. Tasar›ya karfl› az kat›l›mla bafllayan toplant›lar, her geçen hafta 盤 gibi büyüyerek 800-1000’lere ulaflmaktayd›. Ö¤renciler toplant›larda, iflgal ve yürüyüfller lehinde oy kullanarak, tercihini mücadeleden yana koydu¤unu aç›kça belirtmekteydi.


15

53 Ö¤renciler, sürece mevcut dernek yap›lanmalar›n›n bürokratik flekillenifllerinin d›fl›na ç›karak bafllad›lar. Bu da koordinasyon komiteleri ve aç›k kitle toplant›lar› tarz› uygulanarak baflar›ld›. Bu yap›larak ö¤rencilerin tümünün sürece daha aktif kat›l›mlar› sa¤lanabildi. Gerçeklefltirilen ö¤renci ve koordinasyon toplant›lar›nda net ve herkesin üzerinde hemfikir olabilece¤i hedefler konulmas›, mücadelenin bu denli yayg›nlaflmas›n› ve kitleselleflmesini sa¤lad›. Daha anlafl›l›r ifade edecek olursak, kitlenin ortak sorunu esas al›nd›. Bu noktada kimi yap›lanmalar›n farkl› sorunlar› gündeme tafl›ma çabalar› ise kitlenin d›fl›nda kalan çabalar olarak kald›. Her ne kadar kimi kitleden kopuk politik unsurlarca geri görülse de Tasar›ya hay›r slogan›n›n temel al›nmas› mücadelenin gelifliminde anahtar rolü oynad›. Ö¤rencilerin ifadelerinde öne ç›kan di¤er bir nokta ise; verilecek mücadelede iflgal ve eylemlerin zaferi getirecek en önemli silahlar oldu¤uydu. Bundan dolay› yap›lan oylamalarda ezici ço¤unluk iflgalleri desteklemifl, bunun d›fl›ndaki pasif çabalar›n zaferi getirmeyece¤ini kararl›l›kla ifade etmifltir. ‹flgalleri sadece sol ve devrimci ö¤rencilerin de¤il, düzen partilerini destekleyen veya dün politikaya duyars›z kesimlerin dahi desteklemesi iyi okunmal›d›r. Kitlelerin sorunlar›n› merkez alan bir mücadeleye, kitlelerin tüm samimiyetiyle karfl›l›k vereceklerinin somut kan›t›d›r bu geliflme. Burada kitleler bir kez daha kendilerine güvenilmesi gerekti¤ini tüm mücadele güçlerine göstermifllerdir. Kitlenin istemleri çerçevesinde uygulanan do¤ru politikalar sonucunda, hem toplant›lara ve iflgallere hem de yürüyüfllere kat›l›m her geçen hafta artarak devam etti. Kitlenin yo¤un kat›l›m› sonucunda, mevcut düzen içi ve revizyonist yap›lar sadece süreci takip etmekle kalm›fllard›r. Örne¤in, üniversitelerde hakim güç olan ND gençli¤i sürecin alt›nda ezilmifl, % 50’lerde olan deste¤i, % 20’lere kadar düflmüfltür. Ayn› flekilde PASOK ve YKP gençlikleri de ayn› hezimeti yaflamaktan kurtulamam›fllard›r. Tabii bu süreçte en önemli etken devrimci sol güçlerin oynad›¤› roldür. Kitlenin sorunlar›n› do¤ru okumas› ve bunlar› do¤ru politikalarla hayata geçirmifl olmas› bu yap›lar aç›s›ndan önemli bir geliflmedir. ‹flgal ve eylemleri öneren bu güçler ö¤renci kitlesinden tam destek alm›fllard›r. ‹lk aflamada sadece okullarda s›n›rl› kalan hareket, mücadelenin yayg›nlaflmas›yla halk›n di¤er kesimlerine de aç›lmaktayd›. Ö¤rencilerin, yap›lan toplant›larda hareketlerinin, baflta iflçi s›n›f› olmak üzere, di¤er kesimlerle nas›l iliflkilenece¤ini tart›flmaya bafllamas›, hareketin politikleflmesinde önemli bir noktad›r. Hareketin, beklentilerin ötesinde bir kitleselli¤e ulaflmas› hem kendini tasar›y› yasallaflt›rmakla yükümlü gören hükümeti hem de tasar›n›n yasalaflmas›yla birlikte

mevcut haklar›n› ve gelece¤ini kaybedece¤ini alg›layan gençli¤i giderek daha da fazla uzlaflmaz bir noktaya getirdi. Bir taraftan ö¤renci gençlik, kendine daha fazla güven duyup kararl›l›k içine girerken di¤er taraftan hükümet hareketi sindirmeyi amaçlayan yöntemlere baflvurdu. ‹lk ad›m olarak da 8 Haziran günü gerçeklefltirilen eylemlere polis azg›nca sald›rm›fl, pek çok ö¤rencinin yaralanmas›na ve gözalt›na al›nmas›na neden olmufltu. Ö¤rencilerin yapt›klar› de¤erlendirmelerde “Bunun planl› bir sald›r› oldu¤unu, hükümetin gençli¤i terörize ederek sindirmek istedi¤ini ancak bunun hakl› mücadelelerini engellemeyece¤ini” belirtmeleri alt› çizilmesi gereken bir noktad›r. Hükümetin sald›rganl›¤›na kar���› en iyi cevab› yine yapt›klar› eylemlerde gösteren ö¤renciler kararl› durufllar›n› bir kez daha kan›tlad›lar. Hükümetin sald›r›s›, hareketin politikleflmesinin de en önemli dönemeç noktas›n› oluflturdu. Sald›r›yla polisin ve hükümetin gerçek niteli¤ini gören ö¤renciler, sadece tasar›ya karfl› de¤il ayn› zamanda hükümete ve devlet terörüne de karfl› durufl sergilemeye bafllad›. Devletin ve onun kurumlar›n›n gerçek niteli¤inin y›llar sonra sokaklara ç›kan gençlik taraf›ndan kavranmas› politikleflme yolunda ciddi bir geliflmedir. Hükümetin sald›rganl›¤›na karfl› at›lan “Ne ND ne de PASOK ikisi de ayn› terör ayn› sömürü” slogan› politikleflmenin yans›mas› olarak de¤erlendirilmelidir. Yine her eylemde terör estiren hükümete karfl› gençli¤in b›rakal›m geri ad›m atmas›n› daha da güçlenmesi politikleflmenin bir ürünü olarak yorumlanmal›d›r. Mücadelenin kararl›l›¤› karfl›s›nda geri ad›m atmak zorunda kalan hükümet, diyalog ça¤r›s› yapmak zorunda kalmas›na karfl› ö¤rencilerin tavr› oldukça ö¤reticidir. Diyaloga hay›r diyen ö¤renciler, bizlere kendi güçlerine ve hakl›l›klar›na olan inanc› göstermektedir. “To Potami Den Girna Piso-Nehir Geriye Akmaz” slogan› da bu kararl›l›¤›n sloganlaflm›fl biçimi oldu.

DEVR‹M‹N EN ‹LER‹C‹ GÜÇLER‹N‹N KAZANIMLARI… Yunanistanl› yoldafllar›m›z›n süreç içerinde yapt›klar› çal›flmalarla elde ettikleri kazan›mlar›n bizler ve mücadelemiz aç›s›ndan ciddi katk›lar› olaca¤›na inan›yoruz. Yoldafllar›m›z›n süreci önceden görmeleri, sürecin karfl›lanmas› noktas›nda en önemli avantajlar› olmufltur. Buradan hareketle, bulunduklar› bütün fakülte ve üniversitelerde güçleri ölçüsünde harekette aktif rol oynam›fllard›r. Ortaya koyduklar› politikalarla ve anlay›fllarla mücadelenin etken güçlerinden biri olmufllard›r. Mücadele içerisinde kitlelerin daha yak›ndan tan›nmas›, kitlelere olan güven olgusunun pekiflmesi, yoldafllar›m›z›n kendilerine ve anlay›fllar›na olan güvenlerinin artmas› en önemli kazan›mlar›d›r. Anlay›fllar›n ve politikalar›n do¤ru yön-

28 Temmuz-11 Ağustos 2006

temlerle hayata geçirilmesi sonucu Militan Gençlik Hareketi hem kitleler içerisinde hem de dernekler içinde tan›n›r bir güç haline gelmifltir. Ancak bunlar›n yeterli olmad›¤›n› kendileri de ifade etmekteler. Daha fazla çal›fl›lmas›, kitlelere daha fazla gidilmesi alt›n› çizdikleri bir noktad›r. fiu söylenebilir ki en az›ndan kitlelerle ilerici güçler aras›ndaki duvarlar y›k›labilmifltir. Bu da sonras› dönemler aç›s›ndan umut verici bir geliflmedir.

SONUÇ OLARAK E¤itim ve güvenceli bir gelecek için bafllayan ö¤renci gençlik hareketi, genel beklentilerin ötesine geçerek halk hareketine soluk ald›rm›fl, devrimci ve demokrat güçlere yeni aç›l›mlar sunmufltur. Güçlü ve uzun süreli bu mücadele bizlere zengin deneyimler sunmaktad›r. Yeni bafllayan bu sürece kadarki dura¤anlaflm›fl ve iflçi s›n›f›n›n mücadelesinin ald›¤› yenilgiyle gerilemifl olan halk hareketi, ö¤renci gençli¤in somut kazan›mlar yaratma potansiyeline sahip bu mücadelesiyle yeni bir sürece girmeye bafllam›flt›r. Ezenlerle ezilenler aras›ndaki mücadele Yunanistan’da yeni bir aflamaya girmifltir. Sürecin nesnel geliflimini do¤ru kavrayan, devrimci çizginin geliflmekte olan yön oluflunu devrimci politikay› eksen yapmak, bu do¤rultuda devrimci kitle dalgas›na uygun bir rota izlemek çok önemlidir. Sürecin özelliklerin kavramam›z› sa¤layacak kazan›m ve dersleri flöyle s›ralayabiliriz; - Kendi “hak ve sorunlar›na” duyars›z olan gençlik kesimi, bu mücadele içerisinde hak ve sorunlar›na yo¤un ve nitelikli bir ilgi göstermifltir. - Egemen s›n›flar›n politikalar›na tabi gençlik, tavr›n› direnifl ve baflkald›r›ya dönüfltürmüfltür. Bürokratlaflm›fl “kendi öz örgütlenmelerini” aflarak yüzlerce ve hatta kimi yerlerde bini geçe-

rek dernek toplant›lar› ve koordinasyon örgütleri oluflmufltur. Verilene raz› olan gençlik, direnmek ve kazanmak için okul iflgallerine ve sokak eylemlerine bafllam›flt›r. Genel sessizlik yerini “ND-PASOK ayn› sömürü, ayn› terör!”, “Nehir geriye akmaz, biz kazanaca¤›z!”, “Yasaya hay›rdiyaloga hay›r!” sloganlar›na b›rakm›flt›r. - Ö¤renci gençler di¤er halk kesimlerine mücadelelerine sahip ç›kma yönünde ça¤r› yapm›fl ve bu noktada çal›flma yürütmüfltür. Ö¤rencilerin bu çal›flmalar› ve hareketin yaratt›¤› etkiyle di¤er kesimleri de harekete geçirmifl ancak bu henüz geri seviyededir ve bunun önünde ciddi engeller de bulunmaktad›r. - Düzen partilerinin ayn› politikalar›n uygulay›c›s› olduklar›, kuflku götürmez biçimde a盤a ç›km›flt›r. - Revizyonist ve reformist güçlerin militan kitle hareketi karfl›s›ndaki biçareli¤i a盤a ç›km›flt›r. - Genel devrimci güçlerin kitle kuyrukçulu¤u yada kitle “öncülü¤ü” bu süreçte belirginlik kazanm›flt›r. Kuflku yok ki bu hareketler nesnel sürecin iteklenmesine dayanan bu hareket içinde olumlu bir misyon oynayabilmifllerdir. - Devrimci siyasal güçler kitleler taraf›ndan daha iyi tan›nm›fl ve politikalar› sorgulan›p alg›lanmaya bafllam›flt›r. Bafllang›çta az›nl›¤a karfl› yasay› geçirmekte kararl› oldu¤unu iddia eden hükümet, ço¤ullaflan az›nl›¤a diyalog ça¤r›s› yapm›flt›r. Ço¤ullaflan az›nl›k karfl›s›nda küçülen hükümetin diyalog ça¤r›s› reddedilmifl, mücadele yasaya hay›r denerek somut bir taleple devam ettirilmifltir. ‹flgaller, sokak gösterileri ve kararl›l›k içeren sloganlar› ile gerçek az›nl›¤› yani hükümeti yasay› ertelemeye götürmüfltür. Yasa tasar›s›n›n gelecek e¤itim dönemine ertelenmesiyle birlikte mücadelede son sözü ö¤renciler söylemifltir. *Nehir geriye akmaz

Bir yanda e¤itim alan›ndaki sorunlar, di¤er taraftan da toplumsal bask›lanma gençli¤in Ftani pia (Yeter art›k) demesine neden olmufltur.

NEH‹R GER‹YE AKMAZ


28 Temmuz-11 Ağustos 2006

16

53

Zorunlu göçle yüzleflmek; ama nas›l?

Dünyada 50 ülkede 20 milyonu aflk›n insan›n ortak paydas› olan zorla/zorunlu göç sorunu bir devlet politikas› olarak sistemli bir flekilde uygulanmaktad›r. Devlet, köy boflaltma, ev yakma/y›kma, katliam vb. sald›r›larla insanlar› zorla göç ettirirken, yaflam alanlar›n›n daralmas› (iflsizlik, e¤itim, sa¤l›k, elektrik, su gibi hizmetlerin olmay›fl› ya da yetersizli¤i, tar›ma uygulanan kotalar, güvenlik vb.) nedeniyle de “istekleri dâhilinde” yaflad›klar› yerden ayr›lmakta, gerçekte ise zorunlu olarak göç etmek durumunda kalmaktad›r. Esas›nda birbirinden çok da ba¤›ms›z olmayan zorla ve zorunlu göç aras›ndaki tek fark, birinin fiziksel sald›r› boyutunun di¤erinin ise ekonomik ve sosyal yan›n›n a¤›r basmas›d›r. Konuyla ilgili yap›lan birçok araflt›rma ve de¤erlendirme sorunu bu flekilde ele al›rken, Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakf›’n›n (TESEV) yapt›¤› “Zorunlu Göçle Yüzleflmek: Türkiye’de Yerinden Edilme Sonras› Vatandafll›¤›n ‹nflas›” adl› göç raporu da zorla/zorunlu göçü bu çerçevede ele alan genifl kapsaml› bir araflt›rma. Zorla/zorunlu göçün nedenleri irdelenirken a¤›rl›kl› olarak zorla göçün yaratt›¤› sonuçlar bak›m›ndan “çözüm” önerileri sunan rapor, sorun özgülünde toplumsal mutabakat ve zorla göç ettirilmifl insanlar›n rehabilitasyonlarla sorunun toplum ve bireyler üzerinde yaratt›¤› tahribat›n asgari bir orana çekilebilece¤ini öngörüyor. Bunun sa¤lanabilmesi için de öncelikle yerinden yurdundan zorla göç ettirilmifl insanlar›n geriye dönüfllerinin sa¤lanmas›, maddi ve manevi yönden her türlü hizmetin hükümetler taraf›ndan sunulmas› gerekti¤i ifade ediliyor. Türkiye için çözüm önerilerinden biri olan ve A¤ustos 2005’te Bakanlar Kurulu’nun kabul etti¤i “Yerlerinden olmufl kifliler sorunu ile köye dönüfl ve rehabilitasyon projesine yönelik tedbirler” bafll›kl› prensip karar› hükümetin bu alandaki politikas›n› tamamlayan bir “Çerçeve Metin” niteli¤i tafl›yor. TESEV’in aç›klad›¤› kadar›yla Çerçeve Metin Birleflmifl Milletler (BM)’in zorla göç sorununun çözümüne iliflkin gelifltirdi¤i Yol Gösterici ‹lkeler’in benimsenmesiyle ortaya ç›km›flt›r. Ancak Türkiye’nin benimsedi¤i yol ve yöntemler soruna geçmiflteki uygulamalar›ndan da hat›rlanaca¤› üzere farkl› bir bak›fl aç›s› getirmiyor. Çünkü sorunu kendi varl›¤›ndan soyutlamaya çal›flan TC’nin zorla göçle yüzleflmeye niyeti olmad›¤› gibi, zorla göçettirilmeden do¤an zararlar› tazmin etme konusundaki politikalar›n›n zorla göç sorununu ortadan kald›rmayaca¤› da görülmektedir zaten. Zorla göç ettirmenin Türkiye’deki nedenlerine ve sonuçlar›na geçmeden önce, di¤er ülkelerde hangi boyutta yafland›¤›na bakmakta fayda var. Bu konuda en kötü yer olan Afrika’da isyan hareketleri nedeniyle insanlar zorla göç ettiriliyor. Ruanda ve Burundi’de devletin yapt›¤› soyk›r›m nedeniyle yüz binlerce insan en temel gereksinimlerini dahi karfl›lamadan, tedarik

etmeden ülkenin bat›s›na ya da de¤iflik ülkelere h›zl› bir flekilde göç ediyor. Afrika’da zorla göçün en fazla yafland›¤› ve sonuçlar›n›n en a¤›r oldu¤u Sudan’da 500 binden fazla insan devletin ‹slami hareketlerin etkin oldu¤u ülkenin do¤u yakas›nda direniflçi güçleri yok etmek için yapt›¤› sald›r›lar›n hedefi oldu. Ayn› k›tada bulunan Liberya’da devletin çökmesiyle ülke halk› ayn› sorunlarla karfl› karfl›ya kalm›flt›r. Yine Uganda’da sürdürülen silahl› mücadeleden kaynakl› olarak halk devlet taraf›ndan halen daha zorla göç ettirilmektedir. Latin Amerika’da en çok Kolombiya, Guatemala ve Peru’da zorla göç sorunu yaflan›rken Asya-Pasifik’te Endonezya, Nepal, Filipinler’de ülke yönetimleri isyanc› ve devrimci örgütlerin etki alanlar›n› daraltmak için askeri kampanyalar bafllat›yor. Avrupa’da Eski Yugoslavya, Çeçenistan, Azerbaycan, Ermenistan, Gürcistan ve çevresindeki ülkelerde Rus Sosyal Emperyalizminin da¤›lmas›yla birlikte insanlar zorla göç ettiriliyor. Bugün ise Rusya, hem bölgede hem de Avrupa’da zorla göçün bulundu¤u (Çeçenlerin zorla göç ettirilmesi) tek ülke konumunda duruyor.

e¤itimsizlik ve kötü bar›nma koflullar› oldu¤unu vurgulayan rapor soruna yine hükümetler cephesinden bak›yor. Hükümetlerin bu konuda üzerlerine düflen görevlerini yerine getirmedi¤inden kaynakl› olarak sosyal ve ekonomik s›k›nt›lar› yaflayan insanlar›n toplumsal bir soruna dönüfltü¤ü noktas›nda yap›lan tespit, bir yan›yla sorunu ele al›fl biçiminde ve çözüm önerileri noktas›nda sorun yarat›yor. Karadeniz (Karadeniz’de Proletarya Partisinin yürüttü¤ü gerilla mücadelesi sonras›nda 90’l› y›llar›n sonlar›nda köy boflaltmalar ve zorla göç ettirmeler yaflanm›flt›r) ve ‹ç Anadolu Bölgelerinde de yaflanan zorla/zorunlu göç a¤›rl›kl› olarak tar›ma uygulanan kotalar ve iflsizli¤in artmas›ndan yaflan›rken, Türkiye Kürdistan›’nda bunlar›n yan›s›ra Kürt ulusunun yürüttü¤ü ba¤›ms›zl›k mücadelesi belirleyici olmufltur devletin tutumunu belirleyen. Ancak bu noktada sorunu geçici hükümetler cephesinden de¤erlendiren rapor zorla göçün sistemli bir flekilde sürdürüldü¤ünü ifllemiyor. Zorla göçü iki temel neden olarak “hükümetler veya isyanc› gruplar” taraf›ndan yerinden edilme ve “terör ve terör-

Bu ülkeler sonuçlar› bak›m›nda zorla göçü en a¤›r yaflayan yerler. Çarp›c› olan Kafkaslar d›fl›nda kalan ülkelerin ortak bir paydas›n›n olmas›. Bu ülkelerde zorla göç sorunun nedenlerinin daha aç›k olmas› zorla göçün bir devlet politikas› oldu¤unu gözler önüne sermektedir. Çünkü bu ülkelerin sosyo-ekonomik yap›s›na bak›ld›¤›nda sömürge ve yar›-sömürge ülkeler oldu¤u görülecektir ve s›n›fsal çeliflkilerinin had safhada oldu¤u da. Türkiye’de ise özellikle Diyarbak›r, Hakkâri, Batman ve Van’da yap›lan incelemeler ve daha önce yap›lm›fl araflt›rmalar› de¤erlendiren Dilek Kurban, Deniz Yükseker, Ayfle Betül Çelik, Turgay Ünalan, A. Tamer Aker zorla göçün sonuçlar›n›n en aza indirgenmesini sa¤layacak olan BM’nin haz›rlad›¤› Yol Gösterici ‹lkeler etraf›nda öneriler sunuyor. Türkiye’de y›llard›r a¤›rl›¤›n› hissettiren Kürt sorunundan ba¤›ms›z olarak ele al›namayacak olan zorla/zorunlu göçettirilmifl 360 bin (resmi rakamlara göre) insan›n bulundu¤u ifade ediliyor. Köyleri ve tarlalar› yak›l›p/y›k›ld›ktan, katliamlardan geçirildikten sonra kentlere göç eden Kürtlerin yaflad›¤› en önemli s›k›nt›n›n iflsizlik, yoksulluk, sosyal güvence eksikli¤i,

le mücadele” nedeniyle yerinde edilme fleklinde ele al›yor. Birbirinden ayr›ym›fl gibi duran bu nedenlerle hükümet olarak da olsa TC’yi iflaret ederken “isyanc› güçler” olarak kastetti¤i PKK’den kaynakl› oldu¤unu eklemeyi de ihmal etmiyor. Raporun aç›klanmak istendi¤i ilk gün bafl›n› Avukat Kemal Kerinçsiz’in çekti¤i Hukukçular Birli¤i adl› faflist örgütlenmenin sald›r›s›yla birlikte düflünüldü¤ünde zorla/zorunlu göçün nedeninin devletle iliflkisinin kurulmay›fl› bir bak›ma anlafl›l›rken(!) sorunun çözümü noktas›nda getirilen öneriler sivil toplumcu anlay›fllarla, toplumsal mutabakatla, duyarl›l›kla, yasal düzenlemelerle aç›klanmaya çal›fl›l›yor. Göçün toplumda yaratt›¤› sorunlar›n afl›lmas› anlam›nda geriye dönüfllerin olanakl› hale getirilmesiyle büyük bir yan›n›n afl›laca¤› söylenirken, Birleflmifl Milletlerin yol göstericili¤inde haz›rlanan yasalar›n en k›sa zamanda hayata geçirilmesi öngörülüyor. Burada, insanlar›n geriye dönebilmeleri için maddi ve manevi zeminin sa¤lanmas› (may›nlar›n temizlenmesi, geçici köy koruculu¤unun kald›r›lmas›, elektrik, yol, su ve sa¤l›k hizmetlerinin yerine getirilmesi, geriye dönen insanlara ifl imkanlar› verilmesi,

tar›msal üretim için desteklenmeleri, insanlar›n geçmiflteki kay›plar›n›n tazmin edilmesi vb.), “Köye Dönüfl ve Rehabilitasyon Projesi” ve “Terör ve Terörle Mücadeleden Do¤an Zararlar›n Karfl›lanmas›” bafll›kl› yasan›n hükümleri gere¤ince hareket edilmesi ve çat›flmalar›n bir an önce sona erdirilmesi köklü çözüm yöntemleri olarak sunulmaktad›r. Ordu güçlerine ise yetersiz uygulamalarda bulundu¤u üzerinden uzaktan bir göz atmakla s›n›rl› olan “Zorunlu Göçle Yüzleflmek” raporunun yüzleflti¤i zorla/zorunlu göç olmaktan uzak kalm›fl durumdad›r. Yüzleflilen gerçek zorla göç ettirilen insanlar›n göçertildi¤i yerlerde bar›nma, yaflama koflullar›n›n da giderek daralmas› ve buna ba¤l› olarak artan s›k›nt›lar›n art›k görmezden gelinemeyece¤i gerçe¤idir. Daha do¤rusu ekonomide yaflanan iyileflmenin halka getirisi olarak enflasyonun yükselmesi, maafllar›n erimesi, IMF iyi niyet mektuplar›yla ücretlerin daha da düflürülmeye çal›fl›lmas›, sosyal güvencenin olmay›fl›, iflsizli¤in büyümesi, yoksullu¤un derinleflmesi, Kürt halk›n›n taleplerinin dile getirilir olmas› vb. nedenlerden duyulan rahats›zl›¤›n büyümesi, bu büyümenin de özellikle kentlerde yaflanmas› nedeniyle rahats›zl›¤›n herkes taraf›ndan fark edilir boyutta yaflanmas›d›r. Buna ba¤l› olarak da özellikle sorunun en fazla yafland›¤› yerlerde yap›lan ev y›k›mlar›, farkl› adlar alt›nda yap›lan geceyar›s› operasyonlar›yla buralardan da zorla göçertilmek zorunda b›rak›lanlar yeni bir göçe zorlan›yorlar. Burada sorunun çözümünde TC’nin yada sistemin yer almayaca¤› gerçe¤i de karfl›m›za ç›kmaktad›r yine. Çünkü dün yüzbinlerce insan› zorla göçettiren nedenler de, zorunlu göçler de bugün varl›¤›n› sürdürmektedir. Yak›n zamanda Dersim’de gerillaya yönelik yap›lan operasyonlarda gerillaya yard›m ettikleri gerekçesiyle Sim Köyü’nün boflalt›larak köylülerin çad›rlarda yaflamak zorunda b›rak›lmas›, ‹zmir’in Kemalpafla ilçesinde 20 y›l› aflk›n süredir yaflad›klar› yerden sürülen Kürtlerin yaflad›klar› da düflünüldü¤ünde, zorla/zorunlu göçün varolan politik sistemde ortadan kalkmayaca¤› görülecektir. Bu noktada ne BM’nin yol göstericili¤i ne de tazminat yasalar›, rehabilitasyon projeleriyle köklü bir çözüme ulaflmak mümkün de¤ildir. Zaten sorunun daha do¤rusu sald›r›n›n taraflar› sald›r›y› ortadan kald›ramaz, ancak kendisinden ba¤›ms›z göstermek için belli dönemler yasal ‘düzenleme’lerle k›smi iyilefltirmelerde bulunacaklard›r. Dönemsel ç›karlar› gere¤i bunu yapacakken, özellikle ülkemizde gerilla mücadelesinin verdi¤i rahats›zl›¤›n boyutunun artt›¤› dönemlerde ise sürekli baflvuraca¤› bir politika olacakt›r. ‹zmir ve Dersim bunu örneklemektedir zaten. Yani tekrar vurgulayacak olursak bir yandan köye geri dönüfller, tazminatlar ve çeflitli haklar talep edilip bunlar dillendirilirken, di¤er yandan da bu politikalar›n egemen sistemin varl›¤›ndan kaynakland›¤› ak›llardan ç›kar›lmamal›d›r.


17

53

28 Temmuz-11 Ağustos 2006

IMF’den isyana teflvik; asgari ücret çok yüksek! Uluslararas› sermayenin sözcüsü IMF yak›n bir zamanda ülkemizi ziyaret etti ve yaflanan ekonomik krizin afl›lmas›na dair “çözüm reçeteleri” sundu. Emperyalizmin dünya üzerindeki hakimiyetini sa¤lamada kulland›¤› ve en etkili araçlar›ndan biri olan, genifl iflçi emekçi kitlelerinin gözünde bugün büyük oranda teflhir olan IMF, sermayenin emekçilere yönelik sald›rganl›¤›n›n icrac›s› durumundad›r. IMF, kuruldu¤u günden beri bir avuç asala¤›n ç›karlar› peflinde dünya halklar›na kan kusturmaya devam ediyor. Her gün binlerce insan açl›ktan, milyonlarca insan salg›n hastal›klardan, bir o kadar› haks›z savafllardan ölüyor. Kan, gözyafl› ve katliamlardan beslenen saltanatlar›n› sürdürmek amac›yla dünya haklar›n› emperyalist bir boyunduruk alt›nda tutmaya çal›fl›yorlar. ‹flte tam da en önemli kurumlar›ndan birini oluflturuyor IMF. IMF emperyalizmin do¤as› gere¤i ortaya ç›kan krizleri aflmak iddias›yla birçok ülkede “çal›flmalar›n›” sürdürüyor. IMF ne zaman bir ülkede refah›n yükseldi¤inden, ifllerin iyiye gitti¤inden söz etse orada emekçiler daha fazla yoksulluk ve sömürü ile tan›fl›yor. IMF’nin “tedavi etmek için kendini adad›¤›” ülkelerden biri de Türkiye. IMF çetesi ülkemize yapt›¤› son ç›kartmada ekonomiden sorumlu devlet bakan› Ali Babacan ile görüflerek birçok konuda “de¤erli” önerilerde bulundu. IMF halk düflmanlar›yla yapt›klar› istiflarelerden sonra “radikal” kararlara imza att›lar. IMF Baflkan yard›mc›s› Anne Krueger’in kamuoyuna deklare etti¤i çözüm paketinde emekçilerin hayatta kalmay› nas›l baflaracaklar› ile ilgili “küçük ayr›nt›lar” d›fl›nda her fley vard›. ‹ncelemelerin sonuçlar›na göre Türkiye’de asgari ücret çok yüksek! IMF’nin ülkemiz için keflfettikleri elbette bununla s›n›rl› de¤il. Derin araflt›rmalar yapan bu heyet Türkiye’deki iflsizli¤in nedenini de buldu: K›dem tazminatlar› çok yüksek. Sermayenin borazanlar›na göre ülkemizde patronlar ödedikleri yüksek k›dem tazminat› nedeniyle iflten ç›kard›klar› ve soka¤a att›klar› iflçilerin yerine yeni iflçi bulam›yor. Bu yüzden de iflsiz nüfus giderek art›yor ve buna bir türlü çözüm bulunam›yor. Yani IMF ülkemiz egemenlerin iflçileri yeterince kolay iflten ç›karamad›¤›n› düflünüyor ve bunun formülleri üzerinde araflt›rmalar yap›yor. ‹flçi s›n›f›n›n kazan›lm›fl bir hakk› olan k›dem tazminat›n›n düflürülmesi elbetteki tek bir s›n›f›n ç›kar›na; Türk hakim s›n›flar›n›n. IMF’nin incileri bununla da bitmiyor, asgari ücreti düflürmekle sorunun afl›lamayaca¤›na inanan IMF, bununla beraber bölgesel asgari ücret uygulamas›n› getiriyor. Bu niyet bölgesel sefalet ücreti anlam›na geliyor ve böylece açl›k ve yoksullu¤un her bölge için garantisini sa¤l›yor. E¤er IMF araflt›rmalar›-

IMF’den bir icraat; Bir y›lda bir milyon köylü iflsiz

Yap›lan araflt›rmaya göre Türkiye’de çok bulunan asgari ücret dört kiflilik bir ailenin dengeli ve sa¤l›kl› beslenmesine ancak 20 gün yetiyor. Bu ücret ayn› ailenin kira, g›da, ulafl›m yakacak, elektrik, su, haberleflme, giyim, e¤itim, sa¤l›k, kültür gibi temel ihtiyaçlar›n› ise yaln›zca 6 gün karfl›l›yor. n›n Marsta yapmad›ysa bu öneriler emekçi halk›m›za duyduklar› düflmanl›¤›n ve eme¤e ne kadar yabanc› olduklar›n›n bir görüntüsü de¤il mi?

Bir kilo peynir için befl saat!.. IMF “doktorlar›” iflçi, emekçiler için reçeteler haz›rlarken Türk-‹fl’in haz›rlad›¤› rapor IMF’nin görmek istemedi¤ini gösteriyor. Yap›lan araflt›rmaya göre Türkiye’de çok bulunan asgari ücret dört kiflilik bir ailenin dengeli ve sa¤l›kl› beslenmesine ancak 20 gün yetiyor. Bu ücret ayn› ailenin kira, g›da, ulafl›m, yakacak, elektrik, su, haberleflme, giyim, e¤itim, sa¤l›k, kültür gibi temel ihtiyaçlar›n› ise yaln›zca 6 gün karfl›l›yor. Türk-‹fl dört kiflilik bir ailenin sa¤l›kl› yaflayabilmesi için gereken ve açl›k s›n›r› olarak tan›mlanan tutar› 558 YTL 33 YKR olarak hesaplad›. Ayn› ailenin temel g›da ihtiyaçlar› d›fl›ndaki harcamalar›n› içine alan ve yoksulluk s›n›r› olarak ifade edilen tutar ise yap›lan araflt›rmalara göre 818 YTL 66 YKR. Araflt›rmaya göre bir iflçinin bir kilo et alabilmesi için bir gün, bir kilo peynir alabilmesi için 5 saat 18 dakika çal›flmas› gerekiyor. Bir kilo pirinç alabilmesi için ise 2 saat 29 dakika çal›flmas› gerekiyor. Enflasyonu düflürdü¤ünü savunan hükümete ra¤men 2000-20003 y›llar› aras›nda asgari ücretteki reel gerileme yüzde 17.9. Asgari ücret enflasyonun sanal gerilemesi karfl›s›nda reel olarak ciddi bir düflüfl yafl›yor. K›sacas› iflçinin al›m gücü giderek düflüyor.

IMF’nin “hastalar›” IMF “tedavi etmek için” el att›¤› her ekonomiyi felakete sürüklüyor. Ona y›k›m getiriyor. Kaos yarat›yor. fiimdiye kadar IMF’nin reçetesi ile düzelmifl bir ekonomi tarih sahnesinde yer almad›, bundan sonra da yer alaca¤a pek benzemiyor. IMF’nin öneri-

lerini uygulayan ülkeler büyük ekonomik krizler yaflarken, kamu harcamalar› k›s›lm›fl, ücretler dondurulmufl, ulusal paralar› de¤er kaybetmifl, kifli bafl›na düflen milli gelir gerilemifl, emekçiler açl›k ve yoksullu¤un kollar›na teslim edilmifltir. “Tedaviye” bafllad›¤› günden beri IMF’den borç alan 48 ülkenin hiçbirinde ekonomik bir geliflme yaflanmam›flt›r. Bu ülkelerden 32’si daha yoksullaflm›fl ve daha büyük bir borç bata¤›na sürüklenmifl, 14’ünün ekonomisi borç ald›¤› y›l içinde yüzde 15 küçülmüfltür. IMF ülke ekonomilerine yüksek faizlerle borç vererek onlar› ba¤›ml› hale getiriyor, sonra da her türlü ekonomik-siyasi-kültürel yapt›r›m› uyguluyor.

IMF’nin son mucizesi; Türkiye Ülkemizde y›llard›r emperyalistlerin denetiminde ve egemenlerin uflakl›¤›nda uygulanan politikalar sonucunda 1999 y›l›nda iç borçlar 18 katrilyona ulaflm›fl, d›fl borçlar 110 milyar dolar› bulmufltur. Faizlerin bütçe içindeki yeri 1992’de 18.2 iken 1999 y›l›nda yüzde 43’e ç›km›flt›r. 1999 y›l›nda say›lar› 4600’ü bulan yabanc› sermayeli flirketlerin say›s› 盤 gibi büyümektedir. Ülkemizde en zengin 650 bin kiflinin geliri 30 milyon kiflinin gelirlerinin toplam›ndan daha fazla iken nüfusun en alttaki yüzde 20’lik bölümünün toplam gelirden ald›¤› pay yüzde 4.9’d›r. Buna karfl›l›k en üstteki yüzde 20’lik bölümün pay› yüzde 54.9’dur. IMF’nin ard›ndan koflturdu¤u emperyalist politikalar sonucunda 20 y›l önce s›rada bir zengin olan Mehmet Emin Karamehmet (Çukurova holding, Yap› Kredi,Turkcell’in sahibi) bugün dünyan›n en zengin 29. kiflisi olarak Bill Gates ile yar›fl›yor. Sak›p Sabanc› (52.), Rahmi Koç (82.) ve Ayhan fiahenk (132.) dolar milyarderleri listesinin ön s›ralar›na do¤ru t›rmanmaktad›rlar.

2005 y›l›nda kifli bafl›na düflen milli gelirin 5 bin dolar oldu¤u ülkemizde köylülükte bu rakam 1500 dolara kadar düflüyor. Baflka bir deyiflle yoksulluk k›rsal alanda 3 kat›ndan fazlas›na yükseliyor. 1990 y›l›ndan bugüne tar›m alan› 27.3 milyon hektardan 26 milyon hektara düflmüfl durumda. IMF’nin yaflama geçirdi¤i emperyalist politikalar sonucunda bir y›lda bir milyon köylü iflsiz kald›. Sübvansiyonlar›n kesilmesi, desteklemelerin kald›r›lmas›, girdi fiyatlar›n›n yükselmesi ve kotalar sonucu üretimden çekilen emekçiler iflsizler ordusunun birer s›ra neferi olacak. K›rsal alanda yaflayan kesim nüfusun üçte birini olufltururken, bütçeden ald›¤› pay 2005’te sadece yüzde 2.5’te kald›. Ayn› y›l içinde uluslararas› flirketlere yap›lan borç ödemelerine bunun 12 kat›ndan fazla pay ayr›ld›¤› dikkate al›nd›¤›nda, egemenlerin kimi düflündü¤ü de daha iyi anlafl›lm›fl olacak. Özellikle son y›llarda artan köylü mitingleri ve eylemleri ile sesini ve isyan›n› daha yüksek perdeden hayk›rmaya bafllayan köylüler için y›k›m büyük bir h›zla yol al›yor. Köylülü¤ün milli gelirden ald›¤› pay son 8 y›lda periyodik olarak azal›rken, bu durum IMF ile daha s›k› iliflkilerin gelifltirildi¤i AKP hükümeti döneminde katland›. Köylüler, dayat›lan politikalar›n sonuçlar› ile her gün biraz daha karfl›laflmakta ve bu tan›flma sokaklara akman›n yolunu da açmaktad›r. Kaynayan ve patlamaya haz›r bir volkan konumundaki köylülük IMF politikalar› yaflam buldu¤u sürece sular› ›s›tmaya devam edecek. IMF uluslararas› sermayenin önderli¤inde dünya halklar›na karfl› sald›r›lar›na devam ediyor. Sermayenin bu sözcüleri iflçi s›n›f›n›n ve emekçilerin büyük bedeller ödeyerek elde ettikleri kazan›mlar› ele geçirmek için açt›klar› savafl›n tansiyonunu giderek artt›r›yor. Dünyaya hakim olan bir avuç asala¤›n kasalar› her gün fliflerken halklar k›y›mdan geçiriliyor, açl›kla bo¤ufluyor. Dünyan›n “lanetlileri” dünyan›n “efendilerinin” kâr h›rs›na her gün milyonlarca kurban veriyor. ‹flte yan› bafl›m›zda ‹srail siyonizminin Filistin iflgali, iflte Irak iflgali ve katledilen binlerce insan. Alttakiler üsttekilerin haks›z savafl›na karfl› mücadele etmeyi sürdürüyor. Uluslararas› sermaye bugün emekçileri, iflçi s›n›f›n› savafl meydanlar›na davet ediyor. Uygulamalar› ile ezilenleri isyana direnifle intifadaya davet ediyor. Güçlü haz›rl›klar yapt›klar› ve yo¤un stratejiler gelifltirdikleri bu kap›flmada dünya halklar› isyana her gün daha fazla teflvik diliyor. IMF ülkemizde uygulad›¤› politikalarla emekçi halk›m›z› son kavgaya buyur ediyor! Ne diyelim? Davetleri kabulümüzdür!


28 Temmuz-11 Ağustos 2006

18

53

Zafer tafl generallerin nas›rl› ellerindedir! kart› açarak, “Filistin halk› yaln›z de¤ildir” sloganlar›n› att›.

Filistin’de ‹srail’in tüm sald›r› ve katliamlar›na ra¤men flanl› direnifl devam ediyor. ABD’nin “Yeni Dünya Düzeni” adl› sald›r› politikas›n›n askeri aya¤›n› oluflturan BOP ve Geniflletilmifl Büyük Ortado¤u Projelerine ortak olan, Ortado¤u halklar›na y›llard›r emperyalizmin jandarmas› olarak sald›ran ‹srail, 27 Haziran 2006 tarihinde Filistin’e “bir askerlerinin rehin al›nmas›” bahanesi ile yine sald›rm›flt›.

Erzincan E¤itim-Sen’den aç›klama E¤itim-Sen Erzincan fiubesi taraf›ndan yap›lan eylemde bas›n metnini fiube Baflkan› Ergün Y›lmaz okudu. Aç›klamada ‹srail devletinin Filistin halk›na yönelik bask› ve katliamlar›n› ABD’den ald›¤› destekle yapt›¤› belirtilerek, “...kendi ç›karlar› için dün-

Bursa oluflturduklar› birli¤i bas›na duyurdular. Yüksel Caddesi’nde 20 Temmuz tarihinde “Emperyalizm yenilecek, direnen halklar kazanacak” pankart› aç›larak yap›lan aç›klamay› okuyan Nurcan Temel, Nepal ve Latin Amerika halklar›n›n emperyalizme ‹zmir karfl› mücadeleyi yükseltti¤ini dile getirerek, “Ezilen emekçi halklar Bu geliflmeler ile ilgili 17 Temmuz Pa- olarak mücadeleyi yükseltir, soka¤a dözartesi günü, 6. Filo’nun denize dökülmesi- külür, kardefl halklar›n bo¤azlanmas›na nin y›ldönümünde, AKM önünde toplanan göz yummayaca¤›m›z› hayk›r›rsak; ne birçok kurum meflalelerle Dolmabahçe’ye emperyalistler ne de iflbirlikçileri önüdo¤ru yürüyüfle geçti. Yürüyüfl boyunca s›k müzde duramaz” diye konufltu. s›k “Emperyalistler, iflbirlikçiler 6. Filoyu Ankara’dan Filistin’e selam unutmay›n”, “Emperyalizm yenilecek, diAnkara’da 17 Temmuz tarihinde Filistin renen halklar kazanacak” sloganlar› ile Dolmabahçe’ye gelindi¤inde k›sa bir ko- Konsoloslu¤u önünde BDSP, DHP, Devnuflma yapan Filistin Halk›yla Dayan›flma rimci Hareket, ESP, HÖC, EHP ve PartiDerne¤i Baflkan› Füsun Band›r; flu anda zan kitlesi toplanarak ‹srail Konsoloslu¤una ‹srail’in ABD emperyalizmi ile birlikte Or- yürüdüler. Lübnan Konsoloslu¤u önünde tado¤u halklar›n›n kan›n› döktü¤ünü, ‹sra- kurumlar ad›na aç›klama yap›ld›. Aç›klamail’in son sald›r›lar›nda birçok insan›n yafla- da; emperyalistlerin sald›rganl›klar›n› art›rarak devam ettirdi¤ine ve halklar› ç›karlar› m›n› yitirdi¤ini belirtti. Band›r’›n aç›klamas›n›n ard›ndan ortak için katletti¤ine, ‹srail’in sald›rgan emperaç›klamay› okumak üzere sözü Eyüp Bafl yalistlerin Ortado¤u’daki temsilcisi oldu¤uald›. Bafl, 58 y›ld›r Filistin halk›n›n katliam- na de¤inilerek, Lübnan’da ‹srail’in yapt›¤› lara u¤rad›¤›n›, 48 y›l›nda Der Yasin’de bin- katliamlar k›nand›. Lübnan Konsoloslu¤u önünde bir süre lerce Filistinlinin ölürken 700 bin Filistinlinin sürgün edildi¤ini, 76 y›l›nda Tel Za- slogan atan kitle, yürüyüflüne devam ederek atar’da 10 bin Filistinlinin katledildi¤ini, ‹srail Konsoloslu¤u önüne geldi. Burada da 82’de Sabra fiatilla’da 30 bin Filistin’in sloganlar at›larak, bas›n metni okundu. Yakbombalarla katledildi¤ini, 94 y›l›nda ise Cu- lafl›k bir buçuk saat süren eylem halk›n yo(Ankara) ma namaz› ç›k›fl›nda El Halil’de yüzlerce ¤un ilgisiyle karfl›land›. Filistinlinin üstüne bombalar ve mermiler Emperyalist sald›rganl›¤a ya¤d›r›ld›¤›n›, burada yüzü aflk›n Filistinlikarfl› imza kampanyas› nin katledildi¤ini söyledi. * 15 Temmuz 2006 tarihinde saat Aç›klamaya Irak’ta ‹flgale Hay›r Koordinasyonu’nun yan› s›ra Al›nteri, BDSP, 16:00’da Kemeralt›’nda bir araya gelen FHDD, Divri¤i Kültür Derne¤i, Halkevle- ILPS, HÖC, ESP, DHP, BDSP, Devrimci ri, ÖDP, SEH, SDP, TÖP ve Kurtulufl Par- Hareket, EHP, HKP, Kald›raç, Belediye-‹fl tisi de kat›ld›. (‹stanbul) 2-4-6 No’lu flubeler, Ege 78’liler Derne¤i, Deri-‹fl ve TÜMT‹S emperyalist sald›rganl›¤a karfl› TBMM’ye gönderilmek üzere imAnti-emperyalist za kampanyas› yapacaklar›n› duyurdular. mücadeleyi yükselt BDSP, Devrimci Hareket, Kald›raç, Yap›lan bas›n aç›klamas›na halk da ilgi gösESP, ÇHD Ankara fiube, Nakliyat-‹fl, terdi. ‹mza kampanyas› 15 A¤ustos tarihine HÖC, EHP, DHP, Partizan, Halk›n Kurtu- kadar sürecek. * 13 Temmuz 2006 tarihinde saat luflu Partisi bir aç›klama yaparak anti-emperyalist mücadeleyi yükseltmek amac›yla 12:30’da Dokuz Eylül Üniversitesi Rek-

Ankara törlü¤ü önünde toplanan ve aralar›nda ILPS, HÖC, ESP, DHP, BDSP, Devrimci Hareket, EHP, HKP, Kald›raç, Belediye-‹fl 2-4-6 no’lu flubeler, Deri-‹fl ve TÜMT‹S’in de bulundu¤u kurumlar “Filistin’de ‹ntifada Irak’ta Direnifl Kazanacak!” pankart›yla Amerikan Konsoloslu¤u’na kadar sloganlarla yürüdü. Burada kitle ad›na yap›lan aç›klamada “Amerikan emperyalizminin Ortado¤u’daki karakolu olan ‹srail, onun Ortado¤u politikas›n› uygulayabilmek için Filistin halk›n›n direniflini k›rmak, iradesini teslim almak zorunda. Çünkü Filistin halk›n›n direnifli, tüm ezilen dünya halklar› için bir örnek ve güç kayna¤›d›r” denildi. (‹zmir)

Tanklara karfl› tafl * 12 Temmuz 2006 tarihinde ‹nönü Park›’nda biraraya gelen Partizan, ATO, ‹HD, KESK, D‹SK, TMMOB, Halkevleri, ESP, ÇHKM, BDSP, Al›nteri, ‹flçi Mücadelesi, THAYD-DER üyeleri ve çeflitli siyasi partiler, Filistin topraklar›n›n ‹srail taraf›ndan iflgal edilmesini protesto ettiler. “Kahrolsun ‹srail siyonizmi”, “Filistin halk› yaln›z de¤ildir” yaz›l› pankartla U¤ur Mumcu Meydan›’na kadar yürüyen kitle s›k s›k “Tanklara karfl› tafl, direnen Filistin halk› kazanacak”, “Katil devlet, Filistin’i terk et”, “Bijî biratiya gelan” fleklinde slogan att›. Adana Tren Gar› önünde kitle ad›na aç›klama yapan Adana Tabib Odas› (ATO) Baflkan› Doç. Dr. Osman Küçükosmano¤lu, ‹srail’in yap›lan sald›r›larda ABD’den destek ald›¤›n› ve Türkiye’nin de dolayl› deste¤ini gördü¤ünü belirten Küçükosmano¤lu, Türkiye’nin ‹srail’le yapt›¤› her türlü anlaflma ve ihaleyi iptal etmesini istedi. (Adana ‹K okurlar›) * Adana’daki çeflitli kurumlar 23 Temmuz’da düzenlenen “Filistin-Lübnan iflgaline son ve Ortado¤u halklar›na özgürlük” mitingine kat›l›m sa¤lamak amac›yla binlerce bildiri da¤›tt›. Filistin bayraklar› açan kitle, “ABD-‹srail Ortado¤u’dan elini çek ve Filistin halk›na özgürlük” pan-

Adana yada iflgal etmedik, kan ak›tmad›k yer b›rakmayan ABD emperyalizmi, Filistin topraklar›n› da ‹srail’e b›rakm›fl ve bu sald›rganl›¤›n› da ‘terörizmle mücadele’ kisvesi alt›nda maskelemeye çal›flmaktad›r. Oysa en büyük terörist dünyan›n de¤iflik köflelerinde de¤iflik tezgahlarla her gün yüzlerce masum insan›n kan›na giren baflta ABD olmak üzere emperyalistler ve yeni iflgaller için topraklar›n› ve üstlerini açan iflbirlikçi-uflaklard›r...” denildi. (Erzincan)

Emperyalistlerin ve uflaklar›n katliam› lanetlendi 22 Temmuz günü saat 19:00’da Famora Meydan›’nda biraraya gelen Al›nteri, BDSP, DHP, ESP, HÖC, HKP, Partizan, SGD, TKP ve Halkevleri BAT‹S’in de destek verdi¤i bir yürüyüfl gerçeklefltirdi. Famora Meydan›’nda “Emperyalizm siyonizme yenilecek, direnen halklar kazanacak” pankart›n› açarak Osmangazi Metro ‹stasyonu’na kadar yüründü. Eylemde “Kahrolsun ABD-AB emperyalizmi”, “Kahrolsun ‹srail siyonizmi” vb. sloganlar hayk›r›ld›. Kurumlar ad›na bas›n metnini Gülüstan Çelik okudu. Çelik, “Bizler aç›kça hayk›r›yoruz. Direnen Filistin, Lübnan ve tüm Ortado¤u halklar›n›n yan›nday›z. Yüreklerimiz ‹ntifada’n›n kahraman çocuklar›yla birlikte at›yor. Bir kez daha emperyalistleri ve siyonistleri lanetliyoruz” dedi. Ayr›ca ayn› gün EMEP, SDP, DTP, ÖDP, ‹HD, Mazlum-Der, Özgür-Der, KESK fiubeler Platformu, Memur-Sen ve D‹SK Genel-‹fl taraf›ndan Orhangazi Park›’na kadar bir yürüyüfl gerçeklefltirildi. Burada bileflen ad›na bas›n metnini ‹HD fiube baflkan› Abdülaziz Akyol okudu. (Bursa)


19

53

Bu korku her yerde; bunu yaflayacaks›n›z 24 Temmuz Pazartesi günü ‹stanbul’da bulunan ‹srail Baflkonsoloslu¤u önünde yap›lan eylemle ‹srail’in sald›r›lar› protesto edildi. Irak’ta ‹flgale Hay›r Koordinasyonu’ndan 6 kifli kendini konsoloslu¤un parmakl›klar›na zincirleyerek sesli

AB emperyalizmi”, “Filistin, Lübnan halk› yaln›z de¤ildir” sloganlar›yla uzun bir süre zincirli kalan eylemciler ad›na yap›lan konuflmada ‹srail’in y›llard›r Ortado¤u halklar›na kan kusturdu¤u ve katletti¤inin alt› çizildi. Üstlerine “Emperyalistler-Siyonistler Yenilecek, Direnen Halklar Kazanacak” yaz›l› tiflörtler giyen kitlenin

kesinden kurtulamayacaklar›na vurgu yap›ld›. Böyle bir eylem beklemeyen polis ise komik sahneler yaratt›. Bas›n›n foto¤raf almas›n› ve eylemi engelleyemeyen polis uzun süre zincirleri kesmek için bir alet arad›. Polis, bir süre sonra çevredeki holding binalar›n›n güvenli¤inden ald›¤› keski ile eylemcilerin zincirlerini kesmeye bafllad›. Zinciri kesilen ve gözalt›na al›nan her eylemci slogan atmaya devam ederken, eylem-

Temmuz Pazartesi günü ‹stanbul’da bulunan ‹srail Baflkonsoloslu¤u önünde yap›lan eylemle ‹srail’in sald›r›lar› protesto edildi.

24

ajitasyonlarla eylem yapt›. Eylemcilere zamans›z yakalanan polisin ise aciz düfltü¤ü durum kameralardan kaçmad›. “Katil ‹srail, Ortado¤u’dan defol”, “Emperyalistler yenilecek direnen halklar kazanacak”, “Kahrolsun ABD

devam eden aç›klamas›nda burada ilerici, duyarl›, devrimci, demokrat insanlar olarak Ortado¤u’da Lübnan ve Filistin halklar›na yap›lan sald›r›lara karfl›n ‹srail’in protesto edildi¤i söylenerek, dünyan›n neresine kaçarsa kaçs›nlar halklar›n bu öf-

cilerin bu duruflunu k›ramayan polis duvar›n yan›na normal devriye otosunu çekerek eylemcileri alabildi. Irak’ta ‹flgale Hay›r Koordinasyonu gözalt›lar› protesto etmek için Taksim Tramvay Dura¤›’nda bir bas›n aç›klamas› gerçeklefltirdi. (‹stanbul)

Ortado¤u’daki atefl emperyalistleri yakacak! Son birkaç haftad›r yüzlerce Filistinli ve Lübnanl›n›n, emperyalist destekli ‹srail Siyonizminin bombalar›, roketleri vd. a¤›r silahlar› alt›nda vahflice can vermesi, katliamlar›n artarak sürmesi, baflta bölge halklar› olmak üzere, tüm dünya halklar› taraf›ndan büyük bir tepkiyle karfl›lanmay› sürdürüyor. Emperyalistlerin ve de ‹srail Siyonizminin Ortado¤u’daki katliamlar›na tepkisini gösterenlerden biri de ILPS Türkiye Seksiyonu oldu. ILPS Türkiye Seksiyonu 22 Temmuz Cumartesi günü saat 18:00’de Kartal Meydan›’nda konuyla ilgili bir bas›n aç›klamas› yapt›. Aç›klaman›n yap›ld›¤› yer ayn› zamanda ‹ran’a dönük sald›r› haz›rl›¤› kapsam›nda bir araya gelen kurumlar›n bafllatt›¤› kampanya çerçevesinde aç›lan imza stantlar›n›n önüydü. Filistin ve Lübnan’da süren katliamlara daha genifl kesimlerin dikkatini çekmek amac›yla imza stantlar›n›n çevresinde ayn› gün erken saatlerden itibaren bir resim sergisi de aç›ld› ve çevredeki insanlara gün boyu ça¤r›lar yap›larak, katliamlara ve Ortado¤u’daki sürece dikkat çekilmeye çal›fl›ld›.

‹mza stand› ve resim sergisine olan ilginin yo¤unlu¤u emekçi halk›n emperyalizme ve siyonizme olan tepkisini ortaya koyuyordu. Bas›n aç›klamas›n›n saati yaklafl›rken, etrafta bulunan çay bahçelerinde duyurular da¤›t›larak, buralardaki kitle aç›klamaya davet edildi. Partizan ve ILPS flamalar›n›n aç›ld›¤› bas›n aç›klamas›nda ilk sözü Filistin Halk›yla Dayan›flma Derne¤i Genel Sekreteri Emriye Demirk›r alarak, ‹srail Siyonizminin 1948’lerden bafllayarak, Filistin halk›na yaflatt›¤› vahflete, katliamlara ve de Filistinli çocuklar›n bu fliddet alt›nda yaflad›¤› ac›lara, kulaklarda yank›lanan 盤l›klar›na dikkat çekerek, ayn› ac›lar›n, vahfletin ve de katliamlar›n bugün Lübnan halk›na da yaflat›ld›¤›n›, giderek de tüm Ortado¤u’yu içine almaya bafllad›¤›n› vurgulay›p, baflta Filistin ve Lübnan halklar›yla olmak üzere, tüm Ortado¤u halklar›yla dayan›flman›n önemi ve zorunlulu¤u üzerinde durdu. Demirk›r’›n ard›ndan, ILPS Türkiye Seksiyonu ad›na yap›lan bas›n aç›klamas› okundu. ILPS faaliyetçisi Suzan Zengin taraf›ndan okunan aç›klamada özetle, emperyalistlerin Ortado-

¤u’ya dönük projelerine dikkat çekilerek, ‹srail Siyonizminin Filistin ve Lübnan’a dönük sald›r› ve katliamlar›n›n da bu projeler çerçevesinde gerçekleflti¤i vurguland›. ‹srail’in bu son sald›r›larla birlikte emperyalistleri BOP’u hayata geçirmek üzere göreve ça¤›rd›¤›na dikkat çekilen aç›klamada, Türkiye egemenlerinin günümüz temsilcisi AKP hükümetinin bu süreçteki rolüne de dikkat çekilerek, AKP’nin bugün bölgedeki pastadan pay kapmaya çal›flt›¤›, bunun için de bir Kuzey Irak harekat›n›n zeminini oluflturmak amac›yla, Kürt halk›na dönük imha politikalar›na h›z verdi¤i belirtildi. “Ortado¤u Halklar› Yaln›z De¤ildir!”, “Yaflas›n Halklar›n Kardeflli¤i”, “‹flgalciler Halklara Hesap Verecek!” vb. sloganlar›n s›k s›k at›ld›¤› aç›klamada, Tohum Kültür Merkezi Müzik Grubu da k›sa bir dinleti verdi. Etrafta bulunan kitlelerin yo¤un bir ilgiyle izledi¤i, birço¤unun at›lan sloganlara ve de müzik grubunun marfllar›na efllik etti¤i yar›m saatten fazla süren aç›klamaya, birçok devrimci-demokratik kurum ve parti de kat›larak destek verdi. (Kartal)

28 Temmuz-11 Ağustos 2006 Yerellerden, ülke geneline Ortado¤u halklar›n›n sesine sahip ç›kal›m! ESP, ‹srail’in Ortado¤u’da art›rd›¤› terör sald›r›lar›na ve iflgallerine karfl› 12 Temmuz Sal› günü saat 21:00’de Gülsuyu Mahallesi’nde meflaleli bir yürüyüfl düzenledi. As K›raathanesi önünde toplanan ESP’liler, “Terörist ‹srail Filistin’den defol!” pankart› açarak Heykel Meydan›’na kadar yürüdü.

Tersane iflçilerinden destek aç›klamas› 13 Temmuz sabah saat 07:30’da Tuzla ‹çmeler Meydan›’nda biraraya gelen Tersane ‹flçileri Birli¤i “Emperyalizm yenilecek, direnen Filistin halk› kazanacak” pankart› açarak bir bas›n aç›klamas› yapt›.

Maltepe’de ‹srail vahfleti lanetlendi! 15 Temmuz günü saat 15:00’da Partizan, BDSP, ESP, Gülsuyu Sanat ve Hayat, HKM, PDD, PSAKD Maltepe fiubesi, Kurtulufl Sosyalist Dergi Ortado¤u’daki ‹srail katliamlar›n› protesto etmek için bir eylem düzenledi. “Emperyalizm yenilecek direnen halklar kazanacak! Katil ‹srail Filistin’den defol” pankart› açan kitle ad›na yap›lan bas›n aç›klamas›nda, ‹srail’in sald›r›lar›yla Lübnan’da her gün yüzlerce insan›n öldü¤ü belirtildi. Aç›klamada k›sa bir konuflma yapan D‹SK/Genel‹fl Anadolu Yakas› Bölge Baflkan› Veysel Demir, “Ortado¤u’daki katliama seyirci kalan herkesi k›n›yorum. Ancak ortak bir mücadele hatt› ile sesimizi duyurabiliriz” dedi. Eyleme DHP, Kald›raç, Gülsuyu Güzellefltirme Derne¤i, ‹flçi Gazetesi ve destek verdi.

1 May›s Mahallesi 19 Temmuz Çarflamba günü Ümraniye 1 May›s Mahallesi’nden Filistin’i destek amaçl› meflaleli bir eylem düzenledi. Partizan, ESP, SODAP ve DTP, Filistin’de sürdürülen emperyalist vahfleti protesto etmek ve direnen Ortado¤u halklar›n› selamlamak için bir eylem yapt›. Meflalelerle Eski Karakol dura¤›ndan yürümeye bafllayan kitle “Katil ‹srail Filistin’den defol” ortak pankart› ile minibüs son dura¤›na yürüdü. Meflaleli yürüyüfl bas›n aç›klamas›yla devam etti. Yap›lan aç›klamada “Bu vahflet emperyalist yay›lmac›l›¤›n resmidir” denildi. Ard›ndan BEKSAV Sinema Kolektifi’nin organize etti¤i “Geçemeyeceksiniz” adl› belgesel filmin gösterimi yap›ld›.

Sa¤l›kç›lardan protesto 21 Temmuz Cuma günü saat 12:30’da Haydarpafla Numune Hastanesi önünde, ‹stanbul Tabip Odas›, ‹stanbul Difl Hekimleri Odas›, ‹stanbul Eczac›lar Odas›, ‹stanbul Veterinerler Odas› ve SES ‹stanbul fiubeleri Ortado¤u’daki ‹srail zulmünü protesto etmek için ortak bir bas›n aç›klamas› yapt›. TTB ad›na Gencay Gürsoy ve ‹stanbul Tabip Odas› ad›na da Özdemir Aktan’›n yapt›¤› konuflmalar›n ard›ndan BM, TBMM ve ‹srail Tabipler Birli¤i Baflkanl›¤›’na göndermek için haz›rlanan mektup okundu.

BDSP’den Kartal Meydan›’nda aç›klama 21 Temmuz Cuma günü saat 18:30’da Kartal Meydan›’nda bir bas›n aç›klamas› düzenleyen BDSP, “Filistin halk› direniyor! Emperyalizm yenilecek direnen halklar kazanacak!” pankart› açt›. Aç›klamay› Gülcan Ceylan okudu. Ceylan aç›klamada “Gittikçe artan ‹srail katliam› genç-yafll›, kad›n-çocuk ayr›m› yapmadan herkesi katlederek bölgeyi kana buluyor” dedi. (Kartal)


28 Temmuz-11 Ağustos 2006

20

53

Komiteler çözüm yeridir, çözüm gücüdür! Parti komitelerinin s›kça karfl›laflt›klar› bir sorun önlerine ç›kan engelleri aflmak, sorunlar› çözmek için kullan›lan yöntemin yanl›fll›¤›d›r. Yöntem yanl›fll›¤› sorunlara çözüm bulma cesaretsizli¤ini de beraberinde getirir. Kendine güvensizli¤e yol açar. Bu durumda komite bileflenleri çözüm ad›na, ortaya ç›kan sorunlar›n çözüm gücünü baflka yerden “üstten” bekleme edilgenli¤ine düfler. Bu çözümsüzlük ve güçsüzlük, kesinlikle küçük burjuva düflünme tarz›ndan, sorunlara yaklafl›m yanl›fll›¤›ndan, kendine olan güvensizlikten ba¤›ms›z ve kopuk de¤ildir. Bu kavray›fls›zl›k örgütün iç birli¤ini zay›flataca¤› gibi, bileflenler aras›nda güvensizli¤e yol açar, irade birli¤ini zay›flat›r, ortak hedefe birlikte yürüyüflü engeller. Baflkan Mao’dan dinleyelim; “Sorun, bir fleyin içindeki çeliflmedir. Nerede çözülmemifl bir çeliflme varsa, orada bir sorun var demektir. E¤er bir mesele varsa, bir taraf›n yan›nda, öteki taraf›n karfl›s›nda olmak ve sorunu ortaya koymak gerekir. Çeliflmenin niteli¤ini kavrayabilmek için, sorunu ortaya koymadan önce, sorunun ya da çeliflmenin iki ana yönünü araflt›rmak ve incelemekle sorun keflfedilebilir, ortaya konabilir; ama o çözülmüfl olmaz. Sorunu çözmek için sistemli ve kapsaml› bir araflt›rma ve inceleme gerekir. Bu sorunu keflfetme sürecidir. Ön araflt›rma ve inceleme gereklidir. Bu, tahlil sürecidir. Ayn› zamanda sorunu ortaya koyarken de tahlil yapmak gerekir; yoksa karmafl›k ve flafl›rt›c› bir olgu y›¤›n›yla karfl›lafl›ld›¤›nda, sorunun ya da çeliflmenin nerede yatt›¤›n› bulup ç›karmak mümkün olamaz. Ama tahlil süreci derken, sistemli ve kapsaml› bir tahlil sürecini kastediyoruz. Ço¤u zaman bir sorun ortaya konuldu¤u halde çözülemez, çünkü fleylerin iç iliflkileri henüz a盤a ç›kart›lmam›fl, henüz sistemli ve kapsaml› bir tahlil süreci gerçeklefltirilmemifltir. Bu nedenle, sorunun ana hatlar›n› hâlâ aç›kça göremeyiz, bir senteze varamay›z ve dolay›s›yla da sorunu iyi çözemeyiz.” Komiteler Mao’nun yukar›da ifade etti¤i gibi devrimci düflünmeyi ö¤renmeye bafllad›kça, olaylara, geliflmelere objektif bakmay› ö¤rendikçe çözüm gücü olur. Sorunlar›n çözücüsü olur. Aksi durumda b›rakal›m çözüm gücü olmay› sorunlar›n yarat›c›s› olur. Yetersiz zay›f ve güçsüz bir bak›fl aç›s›, ve yaklafl›m, sorunlar› çözemedi¤i gibi kitlelere, yoldafllar›na güven de veremez. Güven veremeyen bir komite ve önderlik s›radanlaflmaya, çözüm gücü olamayan komite süreç içinde afl›nmaya ve geliflmenin önünde engel olmaya bafllar.

Komite çal›flmas› Komiteler kendi iç örgütlenmesini, düzenlemesini parti tüzü¤üne ve onun ilke ve kurallar›na göre yapar. Komiteler bir yandan kendi iç düzenlemesini örgütlerken, di¤er yandan Proletarya Partisi’nin merkezi ve bölge kararlar›n› yarat›c› bir flekilde pra-

ti¤e uygulamak için devrimci prati¤ini örgütlemeye çal›fl›r. Örgüt çal›flmas› a¤›rl›kl› olarak kitle çal›flmas›d›r. Devrimci çal›flmada kitleleri örgütlemeyi, partiye yak›nlaflt›rmay›, bilinçlendirip savaflt›rmay› amaçlamayan hiçbir çal›flma olamaz. “En illegal”, “en dar”, “ihtilalci görev” çal›flmas›nda bile kitleleri örgütleme, bilinçlendirme ve savaflt›rma perspektifine sahip olunmal›d›r. Bu perspektiften yoksun hiçbir devrimci çal›flma olamaz. Devrimci hareketin, s›n›f bilinçli proleterlerin en zay›f kavray›fl noktas› buras›d›r. Kitlelerden kopuk, kitlelerden uzak, onlardan yoksun “illegaliteözel görev-ihtilalci çal›flmas›” olamaz. Y›llar önce komünist önder Kaypakkaya yoldafl bu konuyla ilgili aç›k anlafl›l›r bir bak›fl ak›fl›n› ortaya koymufltu; “Hiçbir ‘ihtilâlci görev’ yoktur ki, ‘kitle ba¤›’ ile çeliflsin! Tersine, her ihtilâlci görev, genifl ve kuvvetli bir ‘kitle ba¤›’na ihtiyaç gösterir….. ‘kitle ba¤›’ olmayan kiflilerin ‘çelik-

leflmifl iflçi s›n›f› ihtilâlcileri’ olamayaca¤›n›n en kesin ve en aç›k delilidir.” Grev, direnifl, legal-illegal, bar›flç›l-silahl›, mücadele örgütlemeyen, miting-yürüyüfl-devrimci kitle gösterisi örgütlemeyen bir çal›flma devrimci özden uzaklaflm›fl demektir. Keza kitleleri devrimin ve partinin temel görüflleri do¤rultusunda ayd›nlatmayan, bu u¤urda yo¤un etkili ve sürekli yaz›l›-sözlü, legal-illegal propaganda ve ajitasyon çal›flmas› örgütlemeyen bir çal›flma devrimci çal›flmadan ve devrimci özden uzak hantal, bürokrat, küçük burjuva bir çal›flmad›r. Gerek devrimci hareketin gerekse s›n›f bilinçli hareketin çal›flmalar›n›n özünde belirtti¤imiz bu gerçeklikten yoksunluk mevcuttur. Bundand›r ki, k›s›r döngü içinde dar bir kesim içinde kal›nmaktad›r. Devrimci hareketin çal›flmalar›nda, kitle faaliyeti a¤›rl›kl› bir çal›flma olarak yer almamaktad›r. Küçük burjuva düflünme, çal›flma, küçük burjuva örgütleme, küçük burjuva kitle anlay›fl› (kitlelerden ko-

puk dar bir kesim içinde yürütülen) devrimci hareketin ve s›n›f bilinçli hareketin bafl belas› olmaya devam etmektedir. Komitelerin çal›flma tarz›nda izlemesi gereken yöntem flu olmal›d›r; devrimci çal›flman›n her konusunda devrimci teori ile prati¤i birlefltirmeyi ö¤renmek, kitlelerle s›k› politik ba¤lar kurmay› ve özelefltiri yapmay› ö¤renmek olmal›d›r. Komiteler, tek tek olaylardan, ve kiflilerden somut tecrübeler ç›karmal›d›r. Sürekli bir flekilde görüfl al›flveriflinde bulunulmal›d›r. Elde edilen tecrübeler di¤er komitelere ve yoldafllara aktar›lmal› ve hatalar düzeltilmelidir. Komiteler politik faaliyetlerini kitlelerin faaliyetiyle birlefltirmezse, komitenin hedefe varmayan çabas› bir avuç insan›n verimsiz çabas›na dönüflür. Komite bileflenlerinde davaya ba¤l›l›k esas al›nmal›d›r, bunu yan›nda hiçbir gerekçe ve mazeret göstermeden disipline uymal›, kitlelerle güçlü politik ba¤lar› olmal›d›r.

Kitleler içinde olmayan “olanlar›n” da devrimci sorumlulu¤unu unutarak kitleler içinde olmas› sonuçta hiçbir fleyi de¤ifltirmez; ikisi de ayn› kap›ya ç›kar.

Komitelerin karar alma ve uygulama yöntemi Parti komitesi, politik kararlar›n al›m›nda ve al›nan kararlar›n uygulama ve denetlemesinde kolektif yönetimi uygulamal›d›r. Bu gerçeklik hem kararlar›n do¤ru al›nmas›n› sa¤lar, hem de kararlar›n›n sahiplenilip, savunulmas›nda ve uygulan›p, denetlenmesinde kolektif iradenin gücünü art›r›r, böylece kararlar›n savunulup, uygulanmas› tek tek bireylerin omzunda kalmaz. Devrimci faaliyetin örgütlemesinde, kitlelerin yönetilmesinde herhangi bir kimsenin iflleri tekeline almas› önlenmelidir. Önemli sorunlar›n kararlaflt›r›lmas›nda kolektif irade devreye girmeli, önemli kararlar komite toplant›lar›nda al›nmal›d›r. Bir tek kiflinin karar alma ve uygulamas› durumunda ben merkezcilik, flefçilik, bürokratizm

geliflebilece¤i gibi di¤er komite üyelerinin, üyeli¤i de sözde kalacakt›r. Bu durumda üyeler aras›nda birlik gerçek de¤il, biçimsel bir birli¤e dönüflür, komite üyeleri aras›nda gönülsüz, isteksiz ve zoraki bir birlik oluflur. Kolektif karar almama ya da alamama gerçekli¤i komitenin ideolojik-politik birlik ilkesinin ayaklar alt›na al›nmas›na yol açar. Komite önemli sorunlar› görüflerek, tart›flarak, komite üyeleri görüfllerini tam olarak iradeye yans›tarak kararlar almal›d›r. Komitelerde izlenmesi gereken yöntem; kolektif yönetimle kiflisel sorumlulu¤un ustaca gönüllü ve iradi birlik içinde birlefltirilmesidir. Bu iki sorumluluk birbirinin karfl›t› de¤il bilefleni ve tamamlay›c›s› olmak zorundad›r. Komite içi örgütlemede demokrasi geniflletildikçe ve gerçek zemine oturdukça merkeziyetçi yan güçlenir. Ortak bak›fl aç›s›, ortak karar ve ortak uygulamay› güçlendirmek demek komite üyelerinin görüfllerinin tam olarak kararlara yans›mas›d›r. Karara yans›yan her kolektif irade savunu ve sahiplenmede, uygulama ve kavratmada birli¤i güçlendirir. Bunun aksi durumunda komite kararlar›n›n savunulup sahiplenilmesi uygulan›p denetlenmesi gerçek anlamda sa¤lanamaz, sadece karara iradesi yans›yanlar›n boynunda as›l› bir “komite karar›” olarak kal›r. Ortak iradenin yans›mad›¤› bir politik karar pratik anlamda de¤ifltirici ve dönüfltürücü gücü olamaz. Bu baflar›ld›¤› oranda komitenin ideolojik ve örgütsel birli¤i geliflir ve ileri do¤ru ad›mlar› güçlenmifl olur. “Kitlelerden kitlelere”, demokratik merkeziyetçilik ilkesi ideolojik-politik gücü, de¤ifltirme ve dönüfltürme gücü olan devrimci ilkelerdir. Bundand›r ki devrimi gerçeklefltirmifl proletarya partileri “kitlelerden kitlelere” ve demokratik merkeziyetçilik ilkelerine yüksek de¤er biçer, kavranmas› ve uygulanmas› için büyük bir çaba harcar. Sorun basit bir hukuk ve s›radan bir tüzük olay› de¤ildir. Olaya böyle bir bak›fl aç›s›yla yaklafl›lamaz. Proletarya Partisi’nin iç hukuku ve iç tüzü¤ü devrimci özü ve ideolojik temeli olan proleter bir dokuya sahiptir. Komite bileflenlerinin devrimci faaliyette konumlanmas›, örgütsel önderli¤in etkin ve üretken olmas› aç›s›ndan önemlidir. Görevlendirme ve konumland›rma devrimci faaliyetin ihtiyac›n› karfl›lamay› hedeflemelidir. Bu amac›n yerini “boflta bulunana ifl bulma” anlay›fl› al›rsa “ifle göre adam” ilkesi yerine “adama göre ifl” anlay›fl› al›rsa görevlendirme ve konumland›rmada ciddi hatalara düflülür, bunun sonucu devrimci görev ve sorumluluklar yerine getirilemez. Bu anlay›fl bir burjuva anlay›fl›d›r. Bu anlay›fl gerçekleflince komite bileflenlerinde parti karfl›s›nda üst düzeylere varan sorumluluk bilincinde gerileme yaflan›r. Keza böylesi bir durumda devrimci ve gerçekçi bir örgütsel ifl bölümü gerçekleflmifl olamaz. Komite içi eflitsizlikler ortaya ç›k›nca bileflenler aras›nda k›r›lma ve gerilemenin zemini yarat›lm›fl olur.


21

53 Keza komite üyeleri aras›nda yeterli bir diyalog, faaliyetlere ba¤l› yeterli bir iliflki gerçekleflmeyince de devrimci faaliyetlerin örgütlenmesi baflar›lamaz. Komitenin kolektif gücünü a盤a ç›kar›p kolektivizmi gelifltirmenin önemli etmeni do¤ru konumlanma ve do¤ru görevlendirme ve denetlemedir. Bu baflar›ld›kça herkes hak etti¤i yerde konumlan›p gerçekli¤ine uygun görevlendirme yap›ld›kça komitenin kolektif gücü a盤a ç›km›fl olur. Komite bilinci, örgüt bilincidir. Kapsaml› ve bütünlüklü bir önderlik bilinci ideolojik ve politik aç›dan komiteyi yönetme, s›n›f mücadelesine önderlik etme, zor koflullar› dönüfltürme görevlerini baflarmakt›r. Sadece bir komite oluflturarak, bir komitede konumlanarak ifller bitmez. Tam tersine ifller yeni bafll›yor demektir. Komite ve örgüt bilinci kapsaml›, bütünlüklü ve derinli¤i olan sürekli kendisini gelifltirip, ilerleten bir olgudur. Kendini yenileyip, gelifltirme-

yen, ilerleyip, daha ileri düzeyde sorumluluk almayan bilinç gerilemeye, bürokratlafl›p afl›nmaya mahkumdur. S›n›f savafl›m›n›n sürekli geliflimi, s›n›f ve önderlik bilincinin de buna uygun bir geliflimi çözüm gücü olmal›d›r. Baflar›lmas› gereken budur. Bu baflar›lam›yorsa önderlik yapmaktan bahsedilemez. Parti sorunlar› s›n›f mücadelesi sorunlar›n›n önemli bir parças›d›r. S›n›f savafl›m›n›n sorunlar›ndan kopuk, onlar›n çözümünden uzak bir komite sorunu küçük sorunlard›r. K›s›r, dar, kendini b›kt›r›c› tarzda tekrar eden sorunlar komitede sürekli tart›fl›l›yorsa, ne komite geliflir ne de s›n›f savafl›m›n›n sorunlar› arad›¤› yan›tlar› bulur. Komite sorunu, parti sorunu, s›n›f savafl›m›n›n sorunlar›yla dolays›z ve do¤rudan iliflkilendirilmeli ve yan›tlar› için önderlik bilinci sürekli derinlik kazanmal›d›r. S›n›f savafl›m›n›n somut sorunlar› üzerinden komiteye yön vermek önderlik bilinci ve gücünü art›r›r. Komitelerin temel sorunu kit-

PUSULA Komitelerde disiplin anlay›fl› “Tembellik, küçük burjuva bireycili¤idir. Disiplinsizlik, sömürü ideolojisinin miras›d›r.” (Lenin) Proletaryan›n gücü nerede yatmaktad›r? Onun gücü say›sal gücünde de¤il örgütlenmesinde yatmaktad›r. Kitlelerin, proletaryan›n örgütü yoksa proletarya hiçbir fleydir. Örgüt demek sa¤lam ve güçlü bir eylem birli¤i demektir, çal›flmada ve hedefe do¤ru yürüyüflte birlikte yürümek demektir. ‹deolojik temel üzerinde yükselen bir örgüt, gerçek anlamda birli¤ini yarat›r. Örgütsel birlik, s›n›f savafl›m› gerçe¤ini do¤ru flekilde tahlil edip, çözüm yolunu ortaya koyan politik çizgiyi benimsemektir. ‹deolojiden, politikadan kopuk disiplin olamaz. Parti önce kendi politik çizgisinin do¤rulu¤unu ortaya koymal›d›r, bunun üzerinde örgütsel birlik oluflturulur. Disiplin ise örgütsel birli¤in çimentosudur. Örgütsel birlik ço¤unlu¤un iradesinin tan›nmas›d›r, ço¤unlu¤un yan›nda onunla birlikte yan yana ve uyumlu çal›flmad›r. Proletarya Partisi’nin politik çizgisine tabi olmad›r. Bireyin kendisini partinin devrimci çal›flmas›na adamas›d›r. Onun kararlar›na, emir ve talimatlar›na tabi olmad›r. Bunun gerçek ve somut olabilmesinin ön koflulu ise bütün parti üyelerinin temel sorunlarda ayn› görüflü paylaflmalar›d›r. Proletarya Partisi’nde en özlü anlam›yla disiplin: tart›flma ve elefltiride özgürlük, eylemde birliktir. Tart›flma ve elefltirinin sonland›¤› yerde bir kez karar al›nd›ktan sonra az›nl›¤›n ço¤unlu¤a tabi olarak bütün parti üyelerinin tek bir adam gibi davranmas›d›r. Disiplinden anlafl›lmas› gereken soyut bir kurallar bütünlü¤ü de¤il, proletaryan›n devrim ve komünizm ç›karlar›n›n her fleyin üzerinde tutulmas› an-

lafl›lmal›d›r. Disiplin, ideolojik duruflun görünen aç›k resmidir. Disiplinin zaafa u¤ramas› demek bir parti gibi ortak davran›fl gösterememektir. Disiplinin zaafa u¤ramas› demek al›nan kararlara uymamak, kararlar› bofla ç›kar›c› tarzda hareket etmek demektir. Her disiplinsiz durufl ideolojik gerilemenin bir resmi olarak karfl›m›za ç›kar. Bundand›r ki Proletarya Partisi’nde disiplin, elefltiri ve tart›flma özgürlü¤ü kadar temel ve tayin edici bir ilke olarak anlafl›lmal›, devrimin ve yüce komünizm ç›karlar›n› her fleyin üzerinde tutmay› amaçlayan ilke olarak kavranmal›d›r. Bu olmadan ortak irade, ortak hareket yarat›lamaz. Gerekçesi ne olursa olsun Proletarya Partisi’nin merkezi ve bölge kararlar›na tabi olmamak, al›nan görev ve sorumluluklar› yerine getirmemek, aç›k bir disiplinsizliktir. Her disiplinsizlik devrimin ve partinin hedefe kilitlenmifl yürüyüflüne engel olmak demektir. Parti içinde küçük burjuva kesimden gelenlerin en çok zorland›¤›, sorun yaflad›¤› konunun bafl›nda disipline uyma gelmektedir. Disiplin küçük burjuva unsurlar› s›kar, proleter disiplin onlar için makinenin difllisi gibi gelir. Ald›¤› görev ve sorumluluklar› lay›k›yla istenen zamanda yerine getirmez, getirmeye çal›flsa bile mutlaka illegalite ihlallerine baflvurur ya da baflka örgütsel kurals›zl›klar ifller. Oysa proletarya, üretimden gelen yaflam ve al›flkanl›klar›yla disipline gönüllü ve yarat›c› bir tarzda harfiyen uyar. Komiteler gerek merkezi önderli¤in kararlar›n› yarat›c› ve zengin tarzda uygulamak için kavramal› gerekse kendi alm›fl oldu¤u kararlar› prati¤e uygulamak için ortak hareket etme bilincini ve davran›fl›n›

lelerin örgütlenmesi, bilinçlendirilip e¤itilmesi, partiye ve devrime yak›nlaflt›r›l›p savaflt›r›lmas› sorunu olmal›d›r. Yoksa tek tek bireylerin dar k›s›r verimsiz sorunlar›, komitenin esas gündemi haline gelmemelidir. Buna özenle dikkat etmek gerekir. Komite içindeki proleterleflemeyen küçük burjuva unsurlar kendi dar bireysel sorunlar›n› komitenin temel ve esas sorunu haline getirmek isterler, sürekli bir flekilde kendilerini ve yaflad›klar› sorunlar› tart›flt›rmak isterler, buna asla müsaade edilmemelidir. Komiteler s›n›f savafl›m›na yüzlerini dönmeye, s›n›f savafl›m›nda mevzilenmeye bafllad›kça verimsiz k›s›r, birey merkezli sorunlar, gündemden kalkar. Komitenin yönü s›n›f savafl›m›n›n sorunlar›na ve çözümlerine döner. O zaman komite önder olma rolünü lay›k›yla oynamaya bafllar. Komiteler örgütsel özelliklerini, bafl›ndan beri tafl›d›¤› gerilikleri h›zla aflarak komünist bir partinin örgütsel özellikleri seviyesine getirmeye çal›flmal›d›r. Bunun için gelifltirmelidir. Disiplinsiz tutum ve davran›fllara kesinlikle taviz vermemelidir. Disiplinin ideolojik bir mesele, politik bir bilinç oldu¤u kavrand›kça özgürlük kadar kabul edilen ilke olarak anlafl›l›r ve uygulan›r. Komitenin ideolojik ve örgütsel birlik gücünü pekifltirecek, gelifltirip, ilerletecek di¤er bir mesele yoldafllar›n hata ve zaaflar›na karfl› tutum sorununun do¤ru tarzda çözümü gelmektedir. Yöntem flu olmal›d›r: “Gelecekteki hatalar› önlemek için, geçmiflteki hatalardan ders ç›karmak”; ikincisi, “hastay› kurtarmak için hastal›¤›’ tedavi etmek.” Hata yapmak suç ifllemek de¤ildir. S›n›f savafl›m›n prati¤i içinde hata yapmadan ve hatalar düzeltilmeden geliflme ve ilerleme sa¤lanamaz. Hata yapmak her fleyin sonu de¤ildir. Ancak hatay› kabul etmemek ya da hatalar› erdem kabul etmek, hatalardan vazgeçmemek “her fleyin sonu” olabilir. S›n›f bilinçli proleterler hata yaparken bile, bunu bir e¤itim arac›na dönüfltürmesini bilirler. Hata yaparken bir yandan halka ve Proletarya Partisi’ne zarar verilirken di¤er yandan partiyi e¤itmeyi amaçlayan bir araca dönüfltürülür. Ona hizmeti etmeyi amaçlar. Yapt›¤›m›z hatalar›n nedenlerini araflt›rd›¤›m›zda düflünme ve çal›flma politikam›zda subjektif davrand›¤›m›z görülecektir. Hatalar›n temelinde gerçeklerden uzaklaflma, gerçeklerden kopma vard›r. Gerçeklerden (devrimci politika ve devrimci ilkeler) kopmad›kça hata yap›lmaz. Hata yapan yoldafllara karfl› s›n›f bilinçli proleterlerin ikili tutumu olmal›d›r. Birincisi hatan›n düzeltilmesini amaçlayan mücadele, di¤eri ise hatadan kurtulmak için hata yapan yoldafla yard›md›r. Ancak bu ilke lay›k›yla uygulanam›yor. Birinci neden hata yapanlara karfl› sanki bir fley olmam›fl gibi davranmak, yani elefltirmemek, hatalar›n nedenleri ve kayna¤› hakk›nda e¤itici yol gösterici tutuma girmemektir. Liberal ve sorunu geçifltirici yaklaflmakt›r. ‹kincisi ise hata yapanlara karfl› “mücadele” yürütülürken yard›mc›

28 Temmuz-11 Ağustos 2006 önderlik kapasitesini, gücünü somut koflullara uygun politikalar belirleyerek, bu politikalar› prati¤e geçirerek yönetsel mekanizmay› örgütlemelidir. Bunu yapabildi¤i ölçüde baflar›l› olur. Partinin temel politikalar›n› güncel ve dönemsel meselelere, geliflmelere yönelik yenileyerek propagandas›n› yaparak örgütsel önderlik görevini lay›k›yla yerine getirmifl olur. Komitelerin örgütsel kapasitesi artt›kça belirledi¤i görevleri lay›k›yla yerine getirebilir. Örgütsel kapasitenin bafl›nda anlay›fl, kavray›fl, gerçekli¤e hakim olma anlafl›lmal›d›r. Kitleler, düflman, devrim ve örgüt bilimi hakk›nda gerçekli¤e ne kadar hakim olunursa yönetme becerisi artar, örgütsel kapasitesi yükselir. Kitleleri tan›maya çal›flmadan, onlar›n somut durumlar› hakk›nda ciddi bir araflt›rma inceleme çal›flmas›na girmeden kitle gerçekli¤ine hakim olunamaz. Bu durum düflman ve örgüt de¤erlendirmeleri için de geçerlidir. olmama tavr›d›r. Hata yapan, bir kez hata yapt›ktan sonra sanki çok kötü suç ifllemifl gibi duygular öne ç›kar, yaklafl›mlar gösterilir, hata yapana yard›mc› olma, onu düfltü¤ü yerden kald›rma tutumuna gidilmez. Bu da baflka bir yanl›fll›kt›r. “Hatalara karfl› yöntem ne olmal›d›r? Bu ikna süreci içinde yap›lacak ilk ifl, terini iyice atmas› için hastaya ‘Sen hastas›n!’ diye ba¤›rarak onu tepeden t›rna¤a sarsmak, sonra da, iyileflmesi için ona samimi ö¤ütlerde bulunmakt›r.” Mao. Parti içindeki çeliflkilerin, yaflanan sorunlar›n tek bir çözüm yöntemi vard›r. Elefltiri ve özelefltiri yöntemini kullanmakt›r. Bu silah kiflileri y›pratmay›, sorunlar› kiflisellefltirmeyi hedeflememelidir. Bu silah Proletarya Partisi’nin örgütünü güçlendirmek ve mücadele gücünü art›rmak için kullan›l›r. Bu silah devrimin, partinin ve kitlelerin ç›karlar›n› savunmay›, onun yüce ideallerini savunmay› amaçlar. Bu silah yanl›fl› at›p, do¤ru kuflanmak için kullan›lmal›d›r. S›n›f bilinçli proleterler hata yapt›klar›nda özelefltiri verme dürüstlü¤ünü göstermelidir. Özelefltiri silah› son dönemlerde zay›flayan bir ifllev görmektedir. Özelefltiri vermek halka, devrime ve partiye karfl› gösterilen dürüstlü¤ün en aç›k göstergesidir. Çok defa bu böyle anlafl›lamamakta, s›n›f bilincinin k›r›ld›¤› önemli bir nokta olmaktad›r. Kim ki, hatalar› karfl›s›nda özelefltiri vermiyorsa o iflah olmaz bir burjuva olmaya do¤ru ad›m atmaya çoktan bafllam›fl demektir. Günümüzde özelefltiri silah› daha önemli bir iflleve sahip hale gelmifltir. Bireycili¤in, bencilli¤in, bireysel kurtuluflun kutsand›¤›, akland›¤› meflru gösterildi¤i bir süreçte kendinle devrim için hesaplaflmak bireye ait gerili¤e, bencilli¤e, bireycili¤e karfl› savaflmak özelefltirinin özüne uygun yap›lmas›yla bafllar. Halka ve hatalara karfl› tutum s›n›f bilinçli proleter olman›n mihenk tafl›d›r. Bu konuda her örgütlü birey, komitelerin e¤itilmesini önemli bir görev olarak alg›lamal›d›r.


28 Temmuz-11 Ağustos 2006 Geçti¤imiz haftalarda Meksika’da yap›lan tart›flmal› baflkanl›k seçimlerinin yank›lar› sürüyor. 2.5 milyon oyun “kayboldu¤u” ve yine say›s›z oyun da çöp kutular›ndan ç›kt›¤› Meksika seçimleri sonras› süren tart›flmalar, 1 milyonu aflk›n insan›n soka¤a dökülmesini de beraberinde getirdi. Birçok Latin Amerika ülkesi gibi, Meksika da y›llar boyu emperyalizmin, özellikle de ABD emperyalizminin sömürü ve talan politikalar›na maruz kalmakta, aral›ks›z hayata geçirilen emperyalist politikalar, genifl iflçi-emekçi y›¤›nlar› giderek daha fazla yoksullu¤a ve sefalete itmektedir. Meksika’da uzun zamandan beri, genifl y›¤›nlar ve çeflitli emek kesimleri taraf›ndan gerçeklefltirilen eylemlerin ard›nda yatan neden de budur. Bu eylemler ise hükümetin kolluk güçleri taraf›ndan fliddetle bast›r›lmaya çal›fl›lmaktad›r. ‹flçi ve halk hareketinin böylesine yükselifle geçti¤i bir dönemde gerçekleflen seçimler, do¤al olarak toplumsal muhalefetteki yükseliflte bir patlamay› da beraberinde getirerek, say›lar› milyonlara varan insan›n soka¤a dökülmesini engelleyemedi. Özetle söyleyecek olursak, bugün seçimlerdeki hile vesilesiyle milyonlarca insan›n soka¤a dökülmesinin en önemli nedenlerinden biri de hükümetin toplumsal muhalefete yönelik giderek artan bask› ve fliddetidir. Bunun anlam› ise aç›kça fludur: S›n›f çeliflkilerinin giderek derinleflmesi! Bu çeliflkinin iyice a盤a ç›kt›¤› seçimlere dönecek olursak, ilk önce flunu belirtmek gerekiyor ki, Meksika halk›n›n çok büyük bir kesimi seçimlere ra¤bet etmemifltir. Çünkü seçimlere kat›l›m oran› % 60’larda bile de¤ildir. Yani Meksika halk›n›n % 40’a yak›n bir bölümü mevcut sistem partilerine güvenmemektedir. PAN (Ulusal Eylem Partisi)’n›n afl›r› sa¤c› lideri Felipe Calderon ile PRD (Demokratik Devrim Partisi) lideri reformist Lopez Obrador aras›nda geçen ve tart›flmalar› halen devam eden seçimler, toplumsal muhalefetin, bu vesileyle bile olsa büyük bir kitlesellikle soka¤a tafl›nmas›n› beraberinde getirmifltir. Ve kabul etmek gerekir ki, s›n›f mücadelesi aç›s›ndan dikkate al›nmas› gereken bir

22 Seçimlerdeki hile vesilesiyle milyonlarca insan›n sokaklara dökülmesi son tahlilde s›n›f çeliflkilerinin giderek derinleflmesinin sonucudur.

Seçim hilesi, s›n›f çeliflkilerinin keskinleflmesinin ürünüdür! durumdur bu. Ancak Meksika’daki bu sürecin bir di¤er özelli¤i daha var ki, esas olarak dikkat çekilmesi gereken nokta da bizce budur: Birçok Latin Amerika ülkesi özgülünde propaganda edilen “sosyalist” veya “solcu” lider aldatmacas›n›n bugün burada yaflan›yor olmas›! Meksika’daki y›¤›nlar›n seçime kat›l›m oran›ndaki düflüklük göz önüne al›nd›¤›nda büyük bir kesimin bu aldatmacaya kanma niyetinde olmad›¤› görülse de, birçok çevrenin Obrador etraf›nda kopard›¤› gürültü bu aldatmacan›n hakim k›l›nmaya çal›fl›ld›¤›n› göstermektedir. Kimi reformist çevreler çok aç›k ki, Meksika özgülünde yeni bir Chavez, Morales, Lula benzeri “sol” maskeli bir lider yaratma telafl›na düflmüfllerdir. Hem de seçimlere kat›lmayan ve de her iki lideri de ret eden yaklafl›k 40 milyon Meksikal› emekçi y›¤›nlara ra¤men… Seçimlerin bu kadar tart›flma yaratmas› ve de böylesine büyük seçim hilelerine gidilmesinin ard›nda yatan nedenlere gelince. Seçimlere kar›flt›r›lan hilenin ard›nda hiç kuflkusuz emperyalist politikalar yatmaktad›r. Özellikle de ABD emperyalizminin seçimlere müdahalesinin söz konusu oldu¤u bilinmektedir. Kendi politikalar›n› afl›r› sa¤c› bir politikac›yla daha engelsiz hayata geçirme arzusudur bu en baflta da. T›pk› bugüne kadar oldu¤u gibi. Ayr›ca Meksika’da

giderek yükselen bir toplumsal muhalefetin olmas›, bu muhalefetin giderek s›n›fsal bir öze dönüflmesi olas›l›¤› emperyalistleri korkutmaktad›r. Seçimlere kat›l›m oran›n›n düflüklü¤ü de hesaba kat›ld›¤›nda ise bu korku daha da büyümektedir. Çünkü bunun anlam› çok aç›kt›r ki, toplumun büyük bir kesimi farkl› alternatif aray›fl›na girmifltir ve ne “sol” lider aldatmacas›na, ne de do¤rudan emperyalizme hizmet eden liderlere güvenmemektedir. Bunda hiç kuflkusuz Latin Amerika’n›n birçok ülkesinde yaflanan geliflmelerin büyük pay› vard›r. Çünkü buralardaki reformist önderlerin maskesi düflmeye bafllam›flt›r. Örne¤in, bugün Brezilya’da topraks›z köylülerin ayaklanmalar› giderek artm›fl, IMF ve DB politikalar›n› hayata geçirmede kendinden öncekileri aratmayan Lula’n›n halk düflman› yüzü giderek a盤a ç›km›flt›r. Morales ise daha iktidar›n›n ilk günlerinde eli kanl› ABD D›fliflleri Bakan› Rice ile kameralara poz vermekte sak›nca görmeyerek, asl›nda kimlerin hizmetinde oldu¤unu ilan etmifltir. Bununla da yetinmeyerek, halk ve devrim düflman› tutumunu daha da ileri götürmüfl ve Bolivya halk›n›n kurtuluflu için can veren enternasyonalist devrimci Che Guavera’n›n an›s›n› pazarlamaya bafllayarak, “turizmin hizmetine” sunmufltur. Chavez’in anti-emperyalistli¤inin ne

Hindistan’da 35 köylü intihar etti Hindistan’in Maharashtra eyaletinde banka faiz borçlar›n› ödeyemeyen köylüler bir bir intihar ederek yaflamlar›na son veriyor. Hükümet, intiharlar›n önüne geçmek için bütçeden 815 milyon dolar ay›rmas›na karfl›n 35 köylü daha intihar etti. Ülkede borçlar›n› ödeyemedikleri için son bir y›lda intihar eden pamuk üreticilerinin say›s› yüzlerle ifade ediliyor. Maharashtra eyaletine ba¤l› Vidarbha bölgesinde geçti¤imiz y›l Haziran ay›ndan bugüne

kadar 600’den fazla pamuk üreticisinin yaflamlar›na son verdi¤i ö¤renildi. Köylüler serbest pazar rejiminin son bulmas›yla sorunun çözüme kavuflabilece¤ine inan›yor. Günde ortalama 3 köylünün intihar etti¤i Vidarbha bölgesinde 3.2 milyon pamuk üreticisi yafl›yor. Bankalardan 880 milyon dolar faizli borç alan Vidarpha bölgesinden pamuk üreticilerinin yüzde 90’›n›n iflas ederek borçlar›n› ödeyemez durumda olduklar› için intihar›n

efli¤inde oldu¤u belirtildi. Köylüler hükümetin yeterli yard›m› sa¤lamad›¤› için serbest pazarda borçlar›n› zaman›nda ödeyemeyen köylülerin borçland›klar› kifliler taraf›ndan tehdit ve bask› görmesi nedeniyle intihar ettiklerini söylüyor. Eyalet Yüksek Mahkemesi, devletin sundu¤u yard›ma ra¤men intihar vakalar›n›n devam etmesinden ötürü Maharashtra eyaletinde intiharlar›n nedenine dair ikna edici bir aç›klama istedi.

53 kadar sahte oldu¤u, olsa olsa -o da sadece flimdilik- bir anti-Amerikanc› olabilece¤i ise, Çin, Rusya ve birçok bat›l› emperyalist güçlerle olan iflbirli¤inde gözler önüne serilmifltir. Bu “sol” liderlerin ülkelerinde yoksullu¤a sefalete dair bir fley de¤iflmedi¤i gibi, t›pk› Meksika’da oldu¤u gibi, buralarda da s›n›f çeliflkileri iyice derinleflmifltir. Buralardaki halk y›¤›nlar›n›n belli bir kesiminin “sol” söylemli liderleri tercih etmesinin kökeninde yatan neden de budur. Obrador da Meksika halk›n› bu söylemlerle pefline takmaya çal›flmaktad›r. Her ne kadar çok büyük kesimleri arkas›na alamam›fl olsa da, seçimler genifl bir kesim taraf›ndan protesto edilse de, Obrador Latin Amerika’n›n yeni reformist lideri olma yolunda gibi görünmektedir. Oysa di¤er Latin Amerika ülkelerinde oldu¤u gibi, Meksika’da da genifl bir devrimci potansiyel vard›r ve bu potansiyel giderek artmaktad›r. Bugün milyonlar›n soka¤a dökülmesi, say›lar› yüz binleri bulan iflçi-emekçi y›¤›nlar›n aylarca süren eylemler gerçeklefltirmesi, bu eylemlerde, onlarca insan›n yaflam›n› yitirmesi, yüzlercesinin yaralanmas› veya tutuklanmas› pahas›na, saatlerce polis ve askerle çat›flmas› devrimci yükseliflin önemli bir göstergesidir. ‹flte bunun içindir ki, Meksika seçimleri özgülünde tart›fl›lmas› gereken, hangi liderin kazand›¤› veya seçimlerin yeniden yap›l›p yap›lmamas› de¤ildir. Çünkü seçimdeki adaylardan hangisi kazan›rsa kazans›n, bu durum Meksika’daki s›n›f çeliflkilerini ortadan kald›rmayacakt›r, aksine bu çeliflkiler daha da derinleflecektir. Bunu tersine çevirecek olanlar ise Meksika’n›n ilerici-devrimci güçleridir. T›pk› di¤er Latin Amerika ülkelerinde oldu¤u gibi, burada da sorun devrimci önderlik sorunudur. Dünyan›n birçok bölgesinde oldu¤u gibi, Latin Amerika’da da genifl y›¤›nlar›n sisteme karfl› giderek yükselen bir tepkisi söz konusudur. Bu tepki, s›n›f perspektifi ile harekete eden, sistemi tümüyle y›kma hedefli devrimci-komünist önderliklerce örgütlenmek ve s›n›f mücadelesine kanalize edilerek, reformizmin önderli¤inden kurtar›lmak zorundad›r.


23

53

28 Temmuz-11 Ağustos 2006

Dünyadan ‹srail siyonizmine lanet! Nürnberg 22 Temmuz 2006’da Cumartesi günü 17:00’de Nürnberg’de ‹srail’in Filistin ve Lübnan’daki katliamlar›n› protesto amaçl› bir miting düzenlendi. Mitinge kat›lan AT‹F, AG‹F, Ortado¤u Dayan›flma Komitesi, Alman Otonom Grubu Filistin ve Lübnan halklar›n›n sesine ses oldu. Yaklafl›k 200’e yakin kitlenin kat›ld›¤› mitingde “Yaflas›n enternasyonal dayan›flma” slogan› at›ld› ve “Filistin ve Lübnan katliamlar›na son” pankart› tafl›nd›. Savafl›n kirli yüzünü belgeleyen dövizler tafl›nd›. Çeflitli kurumlar›n temsilcileri günün önemine iliflkin konuflmalar yaparak Filistin ve Lübnan’da yaflanan vahflete karfl› tüm dünya insanlar›n› duyarl› olmaya ça¤›rd›.

Berlin ‹lerici, devrimci ve demokratik kurumlar›n ve baz› siyasi partilerin ortak organizas-

yonu ile gerçekleflen eyleme on binin üzerinde insan kat›ld›. Polisin yo¤un y›¤›nak yapt›¤› eylemde kitle s›k s›k “Lübnan’dan elinizi çekin!”, “Filistin’e özgürlük!” ve “Yaflas›n enternasyonal dayan›flma” sloganlar›n› hayk›rd›. Münih ve Hamburg’da yap›lan eylemlere de binlerce insan kat›larak, emperyalistlere ve Siyonist ‹srail’e yönelik tepkisini dile getirdi.

Fransa ‹srail’in Lübnan ve Filistin’e sald›r›lar› Fransa’da da protesto edildi. “Lübnan Halk›yla Dayan›flma Gösterisine” Fransa’da çal›flan Afrikal› iflçilerin yan› s›ra savafl karfl›tlar› da kat›ld›. ‹srail karfl›t› gösteriyi düzenleyen Afrikal› iflçilere yürüyüfl güzergah› üzerindeki halk›n alk›fllarla destek verdi¤i gözlendi. 6 bine yak›n kiflinin kat›ld›¤› yürüyüfl slogan-

Evrensel Bak›fl YANGIN BÜYÜYOR, “GÜVEN‹L‹R” MÜTTEF‹K ARAYIfiLARI SÜRÜYOR Ortado¤u’yu giderek geniflleyen bir kan gölüne çeviren süreç olanca h›z›yla yükseliflini sürdürürken, sürecin mimarlar› da katliamlar›na daha “güvenilir” ortak aray›fllar›n› sürdürüyor. Emperyalizmin öncü g��cü olma iddias›n› koruma çabas›nda olan ABD emperyalizmi, dünya pazarlar›ndaki en büyük rakibi olma yolunda h›zla ilerleyen Avrupal› emperyalistlerle, bu süreçteki ortak ç›karlar› gere¤i, iflbirli¤ini art›rma gayretinde. Bu yönlü çabalar›nda ise pek de zorland›¤› söylenemez. Çünkü sistemin krize girdi¤i dönemler, egemenlerin en gerici ve de bask›c› kesimlerinin de iktidara geldi¤i dönemlerdir. Bunu bugün Avrupa’n›n birçok ülkesinde ifl bafl›na gelen gerici-faflist iktidarlar özgülünde de somut olarak görmekte-yaflamaktay›z. Almanya’daki Merkel-Münfering hükümeti de yine bu süreçte iflbafl›na gelen ayn› nitelikteki hükümetlerden biridir. ‹fl bafl›na geldi¤i günden bu yana, ülke içinde halk düflman› politikalar› birbiri ard›na hayata geçirmede hiçbir tereddüde kap›lmayan bu gerici faflist hükümet, ayn› politikay› bugün d›fl politikada da hayata geçirme çabas›nda oldu¤unu aç›k ve net bir biçimde ortaya koydu. ABD baflkan› Bush geçti¤imiz günlerde gerçekleflen G-8 zirvesi öncesi bir Almanya ziyareti gerçeklefltirdi. Enerji vb. ekonomik konular merkezli G-8 zirvesinin sonucundan ise bilindi¤i gibi, ‹srail’in sald›r›lar›na bir bütün olarak tam destek tavr› ç›kt›. Tekrar Bush’un Almanya ziyaretine

dönecek olursak. 14 Temmuz’da yap›lan bu ziyaret, iktidara geldi¤i birkaç ay içinde iki kez ABD’ye giden Almanya Baflbakan› Merkel’in 4 ay önce Bush’u davet etmesi üzerine gerçekleflmiflti. Bush ve Merkel, bu buluflman›n ard›ndan bir bas›n aç›klamas› yapt›lar. Ayn› saatlerde ise ‹srail Beyrut havaalan›n› bombalamaya bafllam›flt›. Ortak aç›klaman›n merkezinde ‹srail’in sald›r›lar› vard›. Bush ve Merkel ‹srail’le sonsuz bir dayan›flma içinde olduklar›n› flöyle aç›kl›yorlard›: “‹srail’in kendini koruma hakk› s›n›rs›zd›r!” Merkel, “Ç›karlar›m›z›n birçok noktada örtüflüyor olmas› çok sevindirici!” diyerek, Almanya ve ABD’nin, ‹ran’a yapt›r›m noktas›nda tam bir düflünce birli¤i içinde oldu¤unu, bu yönlü mutabakat sa¤land›¤›na da özellikle vurgu yap›yor ve ‹srail’in Gazze fieridi’ndeki iflgaline ve sald›r›lar›n Lübnan’› da içine alacak biçimde genifllemesine dair düflüncesini ise, “bunun sorumlusu Filistinlilerdir” olarak dile getiriyordu. ‹srail sald›r›lar›n›n bitmesi, Filistinlilerin Lübnanl› savaflç›lar›n ellerindeki rehineleri serbest b›rakmas›na ve roket sald›r›lar›n› durdurmalar›na ba¤l›ym›fl! Yani özdeyiflle “h›rs›z›n hiç suçu yok!” Bush ve Merkel’in uzlaflt›¤› konular sadece bunlar de¤il elbette. Yapt›klar› ortak aç›klamada, Afrika’ya dönük enerji politikas›nda ve askeri müdahaleler konusunda da tam bir fikir birli¤i içinde olduklar›n› söylemekte de sak›nca görmüyorlar. Bush Almanya’ya gelirken Merkel’in

‹srail’in Filistin ve Lübnan’daki katliamlar›n› protesto amaçl› bir miting düzenlendi. ABD’nin ‹srail’e yönelik tek tarafl› deste¤ini ve ABD medyas›nda Lübnanl› ve Filistinli sivil ölümleriyle ilgili haberlerin yer almamas›n› elefltirdiler. larla son buldu.

Amerika 18 Temmuz tarihinde New York’ta 1500 kiflinin kat›l›m›yla Manhattan’ta bulunan ‹srail Konsoloslu¤u önünde yap›lan eylemde, Lübnan’a yönelik ‹srail bombard›man›n›n ve iflgalin son bulmas› talep edildi. ‹srail ve ABD’nin Ortado¤u’daki savafllar›n›n sona ermesi ça¤r›s›nda bulunan göstericiler, “güvenilir” bir müttefik olabilece¤i fikri ile gelmiflti. Merkel ise, her türden iflbirli¤ine haz›r olduklar›na hiç flüphe b›rakmayacak bir pratik sergileyerek, onun bu beklentisini bofla ç›karmad›. Merkel’in bu kadar rahat olmas›nda ise, hiç kuflkusuz sosyal demokrat koalisyon orta¤›n›n büyük pay› var. Çünkü flu anki d›fl iflleri bakan›, Schröder döneminde de d›fl politikada etkin olan bir kifli. Bu politika ise ABD’nin Ortado¤u ve ‹ran politikas›n› destekleyen bir politikayd›. Merkel’in bu kadar rahat olmas›n›n bir di¤er nedeni de budur. Sosyal Demokratlar›n “tarihi misyonlar›n›” yine bu süreçte de oynuyor olmalar›! Bush’un bu ziyareti de, di¤er yurtd›fl› ziyaretlerinde oldu¤u gibi, gitti¤i bölgede üst derecede güvenlik önlemleri al›nmas›n›, çok say›da güvenlik görevlisinin harekete geçirilmesini beraberinde getirdi. Kald›¤› lüks otelin 1.5 km. çapl›k çevresi dikenli çitlerle çevrildi ve savafl uçaklar› bölgenin üzerinde aral›ks›z uçufl yapt›. Böylece bölge 2. Paylafl›m Savafl›’ndan bu yana en yüksek say›da bir polis-asker kuflatmas› alt›nda kalm›flt›. Ziyareti s›ras›nda yak›n bir köydeki davete helikopter ile götürülen Bush’un bu k›sa yolculu¤u s›ras›nda çevredeki otoban›n 400 km.lik bölümü her türden ulafl›ma kapat›lm›flt›. Güvenlik önlemleri bununla da s›n›rl› kalmayarak, çevre halk›n›n pencerelerini açmas› dahi yasakland›. 20 milyon Euro civar›nda tutan tüm bu abart›l› güvenlik önlemleri ise polis yetkililerince flöyle aç›klan›yordu: “ABD Baflkan› dünyadaki en hedef kifli!” Evet, emperyalist sistemin bafl›n› çeken emperyalist gücün temsilcisi olarak Bush hedeftedir! Ayr›ca sadece Bush de¤il, bugün dünya halklar›na kan kusturan, onlar› katleden, ülkelerini iflgal eden, de¤erlerini ya¤malayan tüm halk düflman› tiranlar hedeftir. Onlar ezilen halklar›n öfkesinin hede-

‹talya ‹talya’n›n baflkenti Roma’da 17 Temmuz gecesi bir sinagog önünde toplanan binden fazla kifli, ‹srail’in Lübnan’a sald›r›s›n› protesto etti. Baz› sol partiler ve bar›fl dernekleri taraf›ndan düzenlenen ilk gösteride Lübnan ve Filistin bayraklar› açan kitle, ‹srail’in Lübnan ve Gazze fieridi’ndeki sald›r›lar›n› protesto etti. findedir. Bunun içindir ki bu kadar büyük bir güvenlik önlemine ihtiyaç duymaktad›rlar. Hem emperyalizmin temsilcileri hem de onlar›n uflaklar›, iflbirlikçileri. Hepsi de bu korkuyla yaflamaktalar. Temsil ettiklerini iddia ettikleri halklara karfl› duyulan korkudur bu. Etraflar›nda bulunan ve de say›lar› her geçen gün artan korumalardan oluflan etten duvarlarla kendilerini güvence alt›na almaya çal›flmaktalar. Ama hiçbir güvenlik önleminin kendilerini halklar›n öfkesinden koruyamayaca¤›n› her geçen gün daha da fazla görmekteler… Giderek daha fazla sald›rganlaflmalar›n›n, kendilerine “güvenilir” müttefikler aramalar›n›n nedeni de öz de budur. Çünkü Ortado¤u’da süren yang›n, halklar›n direnifl ateflini de harlamakta, direnifl atefli büyümektedir. K›rlarda-flehirlerde büyüyen bu atefl, emperyalist metropolleri de içine almakta gecikmeyecek, emperyalistler er geç kendi kalelerinde de halklar taraf›ndan kuflat›lacakt›r! Bunu, Siyonist ‹srail’in, büyük emperyalist güçleri de arkas›na alarak, dahas› onlar›n politikalar› do¤rultusunda gerçeklefltirdi¤i Filistin ve Lübnan’a dönük sald›r›lar›n artarak sürdü¤ü bugünlerde daha da belirgin bir biçimde görmekteyiz. Hem emperyalist ülkelerin, hem de ba¤›ml› ülkelerin halklar›, birbiri ard›na gerçeklefltirdikleri eylemlerle Ortado¤u halklar› ile dayan›flmay› yükseltmekteler. Bunun anlam› ise çok aç›kt›r ki, ezilen halklar›n kendi aralar›ndaki dayan›flmay› yükseltme çabalar›n› her geçen gün bir ad›m daha ileri tafl›d›¤›d›r. Bu dayan›flma ise er geç, insanl›k düflman› bu sistemin sahibi olan ve de halklar›n kan›n› emen tiranlar›n, “güvenilir” müttefiklerinin ve de her türden yerli uflak-iflbirlikçilerinin sonunu getirecek, onlar› tarihin çöplü¤ündeki yerlerine gönderecektir!


24

28 Temmuz-11 Ağustos 2006

53

‹flgal ve savafllar en çok kad›n ve çocuklar› vuruyor... Savafl mültecileri...

Ne yaz›k ki, önce Afganistan diyorduk, sonra Irak demeye bafllad›k, flimdi ise Lübnan diyoruz… Filistin; yaln›z b›rak›lm›fl bir ülke, onurlu bir halk olarak y›llard›r direniyordu iflgale karfl›, kimi zaman artan kimi zaman azalan ama hiç bitmeyen bir direniflle… ‹flgal alt›nda olmak zordur; insan oldu¤un unutulmufltur, bafl›ndan bombalar ya¤d›r›l›rken. ‹flgal alt›nda kad›n olmak en zorudur; çünkü iki kere insan oldu¤un unutulmufltur ve bu unutulmuflluk içinde yaflam›n› devam ettirmek zorundas›nd›r. ‹flte flimdi Afgan, Irakl›, Filistinli ve Lübnanl› kad›nlar tüm bu zorluklar içinde yaflamlar›n› devam ettirmeye çal›fl›yorlar… Birçok insan sald›r›da hayat›n› kaybederken, kad›nlar yoksulluk, sefalet, cinsel fliddet ve sald›r›yla yaflamaya devam etmek zorunda. Teknoloji egemenlerin insaf›na terk edildi¤inden beri “modern savaflta” en çok ölenler, savaflç› olmayan sivillerdi oluyor… Her savaflta oldu¤u gibi paral› az›nl›k ülkeden kaç›yor, geriye ülkenin yoksullar› ve yurtlar›n› b›rakmak istemeyenler kal›yor. Kalanlar›n içinde en zor durumda kalanlarsa kad›n ve çocuklar... II. Paylafl›m Savafl›’ndan beri dünya, emperyalistler aras› çat›flmalar›n artmas›na ve tüm insanl›¤›n yok edilmesine yönelik bir amaca tan›k oluyor. Kad›nlar etnik kimlikleri yüzünden öldürülmelerinin yan›nda cinsel anlamda da sömürüldü, iflkence gördü. Orta Afrika’n›n bir ülkesi olan Ruanda’da, 1994’te 3 ayl›k bir süre içerisinde yaklafl›k 1 milyon insan etnik bir çat›flmada öldürüldü, tarihte görülen en h›zl› katliam. Say›lan ölülerin % 40-45’i kad›nd›; ve 500.000’e yak›n kad›n ve genç k›za tecavüz edildi ve cinsel iflkencede bulunuldu. Savafltan sonra tecavüzden kurtulanlar›n ço¤u toplum taraf›ndan d›flland›, suçland› ve onlardan uzak duruldu; asl›nda sosyal aç›dan ölüme terk edildiler. fiubat 2002’de Mülteciler için Uluslararas› Yüksek Komisyonu (UNHCR) ve Çocuklar› Koruma Derne¤i (Save The Children) Gine, Liberya ve Sierra Leon’daki Bat› Afrikal› mülteci çocuklar›n cinsel tacize u¤rad›klar› iddialar›yla ilgili araflt›rmalar›n› içeren bir rapor yay›nlad›. 1500 kad›n, erkek ve çocuk mülteciyle yapt›klar› röportaj, 13-18 yafl aras› k›zlar›n erkek ilkyard›m görevlileri taraf›ndan cinsel tacize u¤rad›¤›n› ortaya ç›kard›. Taciz edenlerin ço¤u ulusal

ve uluslararas› sivil toplum örgütleri taraf›ndan (NGO’lar), BM ve BM bar›fl gücü taraf›ndan, ve toplum liderleri taraf›ndan çal›flt›r›lanlard›. Gine’den bir kad›n, mal ve yard›m da¤›tt›¤› için güçlü bir pozisyona sahip ilk yard›m çal›flanlar›n›n bu durumu kötüye kulland›klar›n›, yemek karfl›l›¤› seks yapman›n afl›r› yayg›n olmas›yla ilgili “seks bafl›na bir kilo” dediklerini söyledi.

Kara may›nlar›yla ölüm ve yaralanma Kad›nlar ve çocuklar, kara may›nlar›n›n tar›m alanlar›na, su kaynaklar›n›n ve pazarlar›n oldu¤u yollara yerlefltirilmesi sonucu en çok zarar görenler. Böyle yapanlar›n niyeti, bir halk› köylülerini öldürerek aç b›rakmakt›r. “A¤›r çekimde kitle imha silahlar›” olarak adland›r›lan kara may›nlar›yla her y›l 15000’den 20000’e kadar insan ölüyor ya da yaralan›yor ve rapor edilen kurbanlar›n % 70’inden fazlas› sivil. Sovyet ordusunun Afganistan’la yapt›¤› savafl s›ras›nda PakistanAfganistan s›n›r›na att›¤› binlerce kara may›n› Bajaur’da ve Pakistan’da yay›ld›. Hayvanlara yem götürüp getirirken, tar›m arazilerinden geçerken, gündelik ifllerini yaparken yaralanan kad›nlar may›n kurbanlar›n›n % 35’ini oluflturuyor. Ayr›ca bu tutucu afliretlerden oluflan toplumda, camilerde ve okullarda erkeklere ve delikanl›lara may›nlarla ilgili bilinçlendirme dersleri yap›l›rken, onlar›n da evdeki efllerine ve çocuklar›na ö¤retecekleri varsay›l›yordu. Afrika’n›n birçok bölgesinde, yiyecek üretiminin % 80’ini sa¤layan köylü kad›nlar›n oran› Asya’da ve Afrika’da erkek köylülerden daha fazla. Yaraland›klar›nda üretime kat›lam›yorlar ve ailelerini besleyemiyorlar. Eflleri onlar› terk ediyor, ya sokakta dilenmeye ya da cinsel tacize u¤ramaya b›rak›yorlar. 236 kifliden birinin kara may›n› yüzünden bir uzvunu kaybetmifl oldu¤u Kamboçya’da, arazilerin neredeyse yar›s›, tar›m için de, insanlar›n kullan›m› için de elveriflsiz. Savafl sonras› toparlanma döneminde, odun toplamak, su bulmak, hayvanlarla ve tar›mla ilgilenmek gibi bar›fl zaman›n›n geçim faaliyetlerine geri döndükleri için, kad›nlar ve çocuklar kara may›nlar›ndan yaralananlar›n ve ölenlerin büyük ço¤unlu¤unu oluflturacak gibi görünüyorlar.

Dünyadaki mültecilerin ve ülkesinden sürülenlerin % 80’ini kad›nlar ve çocuklar oluflturuyor. XX. yüzy›l›n sonlar›nda savafl›n dengesi ve do¤as›, benzeri görülmemifl say›da insan›n çat›flmadan kaçmas›yla sonuçland›. Örne¤in, 1990’larda insanlar›n savafl yüzünden ülkelerinden sürülmelerinin halk›n sa¤l›¤› üzerinde birçok durumda çat›flman›n kendisinden çok daha ciddi etkileri olmas›. Cinsiyete dayanan verilerin yoklu¤una ra¤men, mülteci kamplar›ndaki kad›nlar›n ve k›z çocuklar›n›n erkeklerden daha fazla tecavüz, cinsel sömürü ve de kara may›nlar›ndan dolay› kötürüm kalma riski alt›nda olmas› gibi, kirletilmifl su kaynaklar›na ve insani at›klara da daha fazla maruz kald›¤› biliniyor. Kad›nlar ve k›z çocuklar›, yiyecek, yak›t, hayvanlar›n yemi ve suyun sa¤lanmas› gibi temel ev içi ihtiyaçlar›n›n sa¤lanmas›ndan ve at›klar›n uzaklaflt›r›lmas›ndan sorumlular ve erkekler çat›flmalar yüzünden yaflanan k›tl›¤›n sonucu bunlar› ya¤mal›yorlar. Bat› Afrika mülteci kamplar›nda BM Bar›fl Gücü ve yard›m görevlileri taraf›ndan kad›nlar›n ve k›z çocuklar›n›n cinsel olarak sömürüldü¤ünün ve Bosna’n›n çat›flma sonras› korunakl› bölgede kad›nlar›n ve k›z çocuklar›n›n uluslararas› polis taraf›ndan fuhufla sürüklendi¤inin geçenlerde a盤a ç›kar›lmas› sonucu; gözler ya¤mac› bar›fl gücüne, yard›m görevlilerine ve polise ve ayr›ca da yiyecek, temel yaflam gereksinimleri ve fiziksel güvenlik için onlara ba¤l› olan mülteci kad›n ve k›z çocuklar›n›n hassas durumlar›na çevrildi. XX. yüzy›l›n sonlar› ve XXI. yüzy›l›n bafllar›ndaki savafllar, savaflç›n›n kurban›n›n

ölümünü ve sakat kalmas›n› görmesine meydan vermeyecek uzakl›kta uzaktan kumandal› silahlarla gerçeklefltiriliyor. Hatta sivillerin yoluna yerlefltirilmifl sadist bir oyunca¤a benzeyen kara may›nlar›, onlar› havadan eken veya manüel da¤›tanlardan uzaktalar ve onlar› üretenlerin de binlerce mil uza¤›ndalar. Füze sald›r›s› oldu¤unda s›¤›naklar›na giren ‹srailliler, ‹srail’in att›¤› bombalarla ölen kad›n ve çocuklar› görmüyorlar… Filistin’de çocuklar›na yiyecek veremeyen annelerin çaresizli¤ini anlam›yor pek ço¤u… Emperyalistlerle el ele veren Siyonistler, halklar› birbirine k›rd›rmaya, bu kan gölünde politika yapmaya devam ediyorlar… Ülkemiz emekçi kad›nlar›na ise, di¤er emekçi kad›nlara oldu¤u gibi sonuna kadar bu iflgallere karfl› ç›kmak ve Filistinli, Lübnanl›, Irakl› kad›nlar›n sesine ses katmay›, bu sesi co¤rafyam›zdan yükseltmeyi acil bir sorumluluk olarak görmeleri gerekiyor...

Meryem Qubani’ye özgürlük! Kad›na yönelik fliddete son! 15 Temmuz Cumartesi günü birçok demokratik kurum ve kad›n örgütü bir araya gelerek Meryem Qubani’nin recm cezas›na çarpt›r›lma karar›n› ve kad›na yönelik fliddeti protesto etmek için ‹ran Konsoloslu¤u önünde bas›n aç›klamas› yapt›. Burada okunan bas›n metninde; ‹ran’›n Urmiye kentinde zina yapt›¤› gerekçesiyle Meryem Qubani isimli kad›n›n bir mahkeme taraf›ndan recm cezas› ile tafllanarak öldürülmesine karar verildi¤ini belirtirken, dünyan›n neresinde olursa olsun kad›na yönelik fliddete dur demek için biraraya geldikleri söylendi. Metinde ayr›ca “fi›rnak’›n Cizre ilçesinde bir kad›n bir baflkas›yla iliflkisi oldu¤u iddias›yla eflinin ye¤eni taraf›ndan b›çaklanarak öldürüldü. Antep’te evlilik d›fl› hamile kald›¤› ge-

rekçesiyle 16 yafl›ndaki Meryem S. abisi taraf›ndan öldürüldü. Kahramanmarafl’ta Emine D. abisi taraf›ndan bo¤az› kesilerek öldürüldü. Diyarbak›r’da niflan› bozdu¤u gerekçesiyle Nefle Ö. kardefli taraf›ndan b›çakland›, kapat›lan Ulucanlar Hapishanesi’nden Sincan Hapishanesi’ne nakledilen kad›n tutuklulara nakil esnas›nda cinsel iflkence uyguland›. Askerler taraf›ndan öldürülen Cennet Dirlik’in bedeni yak›ld›” denilerek kad›na yönelik fliddetin devam etti¤i vurguland›. “Gözalt›nda, hapishanede, savaflta, evde, sokakta yaflanan kad›na yönelik fliddetin sorumlular› derhal yarg›lans›n” ve “Recm cezas› kald›r›ls›n”, “Meryem Qubani serbest b›rak›ls›n” taleplerini s›ralayan eylemciler sloganlar›n ard›ndan da¤›ld›. (‹stanbul)


25

53

28 Temmuz-11 Ağustos 2006

Dersim Kültür Derne¤i Baflkan› ile festival üzerine söylefli

Dersim’de festivallerin devaml›l›¤›n› sa¤lamak önemlidir….

Dersim’deki son geliflmeler nelerdir? Murat Kur (Dersim Kültür Derne¤i Baflkan›): Son birkaç y›ld›r k›smen duran operasyonlar›n yeniden bafllamas›n›n toplum üzerinde oluflturulmak istenen bir bask› var. Ayr›ca köylerin yeniden boflalt›lmas›, faili meçhul cinayetlerin bafllamas›, dü¤ünlerin bomba ihbarlar›yla da¤›t›lmas›, mezar ziyaretlerinin engellenmesi Dersim’de gergin bir ortam›n oluflmas›n›n zeminini yaratmaktad›r. Son olarak Mazgirt ilçesinin Y›lanl› köyünde bir insan›m›z›n kimli¤i belirsiz kifliler taraf›ndan taranmas›, ormanlar›n yak›lmas› Dersim’deki ortam hakk›nda bilgi sahibi olmam›z› sa¤layacakt›r.

Festivale iliflkin görüflleriniz nelerdir, geçen y›lki yasaklam›n›n etkisi oldu mu sizce? - Dersim’de festivallerin devaml›l›¤›n› sa¤lamak önemli bir unsurdur. Çünkü; yaln›zlaflt›rmaya çal›fl›lan bir yerdir Dersim. Bu boyutuyla festivali de¤erlendirdi¤imizde Avrupa ve çeflitli yerlerden insanlar›n, boflalt›lm›fl köylerini ziyaret etmesi, ziyaretlerine u¤ray›p adak adamalar›, insanlar›n özlemlerini k›smi anlamda da olsa dindirmektedir. Festival program›na de¤inecek olursak; önceki senelere göre yerel sanatç› ve devrimci müzik gruplar›na programda yer verilmemesi olumsuzdur. Oysa ki, halk için

sanat yapanlar ve halk›n kendi kültürünü y›llard›r, çeflitli bask›lara karfl› devam ettirenler, programda yer almayan müzik gruplar› ve sanatç›lard›r. Ancak bu y›l festivalin ilçelerde hayata geçirilmesi olumlu bir ad›md›r. Geçen y›l festivalin ertelenmesi tabi ki bu y›l aç›s›ndan insanlar›n kafalar›nda “bu sene festival olacak m›?” sorusunun oluflmas›na yol açt›. Bizce e¤er bir ildeki kamu yetkilileri güvenli¤i sürekli gerekçe göstererek çal›flmalar› erteleyeceklerse bu ili b›rak›p gitsinler, biz buradan bu ilin güvenli¤ini sa¤layaca¤›m›z›n teminat›n› veriyoruz. fiimdiden tüm Dersimlilerin festivalini kutluyorum. Gazetenize de teflekkür ediyorum.

Festival program›na de¤inecek olursak; önceki senelere göre yerel sanatç› ve devrimci müzik gruplar›na programda yer verilmemesi olumsuzdur. Oysa ki, halk için sanat yapanlar ve halk›n kendi kültürünü y›llard›r, çeflitli bask›lara karfl› devam ettirenler, programda yer almayan müzik gruplar› ve sanatç›lard›r.

Festivalle ilgili k›sa görüfller...Festivalle ilgili k›sa görüfller...Festivalle ilgili k›sa görüfller... Bar›fl (Ö¤renci): Bu y›l Dersim Kültür ve Do¤a Festivali’nin 6.s› yap›l›yor. Ancak beklentilerimizi karfl›lam›yor. Gerçekten özüne uygun do¤ay› ve insan› koyan bir festival yap›lmal›. ‹fli ticaret ve e¤lenceye

dökmeden özüne uygun olmal›. Kezban: Bizim kültürümüzü anlatan bir festival olmal›. Ama adeta bir flova dönüflüyor. Dersim kültürü yok. Mahmut: Bölge ABD’ye peflkefl çe-

kiliyor. Dersim topraklar›nda çok zengin uranyum madenleri var. Siyanürle alt›n arama iflin görünen yan›. ‹ngilizler bölgeyi 99 y›ll›¤›na kiralam›fllar. Emperyalistler politikalar›n› tafleron firmalar›

arac›l›¤›yla hayata geçiriyor. Medya sürekli terör, terör diye anti-propaganda yap›yor. Bunun bu y›l festivale kat›l›m› etkileyece¤ini düflünüyorum. Festivalde halk›n iradesi yok.

Erzincan K›l›çkaya köyü flenlikleri yap›ld› 80 ve 90’l› y›llarda önemli bir devrimci potansiyele sahip ve devrimcilere destek olan, Munzur da¤lar›n›n yamac›nda bir köy olan K›l›çkaya köyü, bu y›l da yurtd›fl›ndan, çevre köy ve beldelerden gelen bini geçkin insan› buluflturan bir yer oldu... Grup Eftel, Y›lmaz Çelik, Grup Ç›¤ vb. sanatç› ve gruplar›n halkla bulufltu¤u flenlik, çok say›da jandarma ve Jitem mensubunun ald›¤› “güvenlik(!)” önlemleri alt›nda yap›ld›. K›l›çkaya Kültür Dayan›flma Derne¤i’nin organize etti¤i flenlik, içerik olarak bofl bir muhtevaya sahipti. Program “e¤lence” eksenli ve ticari amaçla ele al›narak, dünya ve ülke gündemini b›rakal›m, bölge veya köyün ekonomik-sosyal-kültürel sorunlar›na dahi dokunmayan bir flekilde

haz›rlanm›flt›. fienlikte görüfllerini ald›¤›m›z birçok kifli, program› ve dernek yönetimini elefltirerek, derne¤in korku ve kayg› ile hareket ederek, bask›lar karfl›s›nda sessiz kalarak bu tür bir flenlik düzenledi¤ini belirttiler. Dernek yönetiminin jandarman›n istedi¤i gibi “suya sabuna dokunmayan” bir flenlik yaparak kendilerini tatmin ettiklerini söylediler. Ayr›ca yine içeri¤inde devrimci gruplardan Grup Munzur’a yer verilen ve belli noksanl›klar› bar›nd›rsa da programlar›nda içerikli temalar bulunan Molla Köyü Festivali’nin bu sene jandarman›n tutumundan kaynakl› yap›lamad›¤›n› belirterek jandarmay› k›nad›klar›n› belirttiler. fienlikte halk›m›za ulaflmak ve gazetemizin sat›fl›n› gerçeklefltirmek isteyen çal›-

flan›m›z ve bir okurumuz, jandarma taraf›ndan festival alan›n›n giriflinde durdurularak, aramadan geçirilmifl ve yanlar›nda getirdikleri gazete ve dergilere yeni

ç›kan TMY bahane edilerek keyfi bir flekilde el konulmufl ve yine kimlikleri de jandarma taraf›ndan al›nm›flt›r. (Erzincan)


28 Temmuz-11 Ağustos 2006

26

Gelece¤e bakanlar...

“Nas›l yaflarsan, öyle ölürsün” denilir, halk aras›nda… Yaflam do¤an›n bize sundu¤u bafl› ve sonu belli olan bir aral›ksa, insanlar›n arkas›ndan an›lma biçimini, kuflkusuz bu aral›¤› nas›l ve neyle doldurdu¤u belirleyecektir. Kimi yaflamlar vard›r tüy gibi, varl›klar› da yokluklar› kadar az hissedilir, ne bir faydalar› olmufltur kimseye ne de bir zararlar›. Onlar yaflamda “tarafs›z” olduklar›n› san›p, sessizli¤e taraf olanlard›r asl›nda. Kimi yaflamlar vard›r katran karas›d›r, yaflama ve güzel olan ne varsa ona düflmanl›k ederek geçmifltir ömürleri… Vars›n yaflarken göstermelik bir güce ve sayg›nl›¤a sahip görünsünler, lanetlenmifltir adlar›. Kimi yaflamlar da vard›r ki, ne yaz›k ki say›ca çok fazla de¤ildir onlar, hem etkileri hem katt›klar›yla dünyay› daha bir yaflan›las› yapmakt›r tüm çabalar›. ‹nsanlar vard›r mutsuzluk üretir, veba mikrobu gibi yayar çevresine, insanlar vard›r enerjisi, yaflama sevinci ve insana, iyiye, do¤ruya olan inanc›yla günefl gibi ayd›nlat›r çevresini en koyu karanl›kta. Üstelik ayd›nl›¤a ç›kamayabilece¤ini, karanl›¤›n onu bo¤abilece¤ini bildi¤i halde… Onlar, günefli içinde tafl›yanlard›r, bilinç ve inançla yo¤rulmufltur yürekleri… Onlar devrimcilerdir, komünistlerdir. Gelifllerinin yaratt›¤› coflku kadar büyüktür, gidifllerinin yaratt›¤› s›z›… Dost sohbetlerinde, yaz›lan yaz›larda, insanl›¤›n belle¤ine kaz›nan en güzel de¤erlerdir onlar. De¤il midir ki en b›kt›r›c› an›nda, en yoruldu¤umuzda onlara bak›p yaflama dört elle sar›lmam›z? De¤il mi ki yaflam›, u¤runda ölecek kadar çok sevmemiz? Tutkuya ba¤l› oldu¤umuz halde yaflama, daha yapacak çok iflimiz var derken usulca vazgeçmemiz? Yaflam aral›¤›n› doldurduklar›ndad›r, sonsuzlu¤a giderken bafl›n›n bakt›¤› yön. Bafl› dik olanlardan olmakt›r, devrimci-komünist olmak. Hatas›z olmak, pür-ü pak olmak demek de¤ildir asla, hatalardan ö¤renmek, iyi ile kötünün savafl› sürerken içinde iyiyi dürtüp, kötüyü en aza indirgemek için çal›flmakt›r… En koyu karanl›k zamanda ileriye, gelece¤e, inand›¤›n ayd›nl›k günlere bakmay›, o gün oradaym›fls›n gibi gözünde canland›rmay› gerekli k›lan bir bilinç ister o yüzden.

Say›s›z örne¤ini sunmufltur bize, farkl› co¤rafyalardan, yaflad›¤›m›z topraklara kadar tarih. Biz bu yüzden onlar› anlatman›n gelece¤i anlatmak, onlar› anlatman›n paylafl›lan düflleri tekrar tekrar hat›rlatmak oldu¤unu biliriz… ‹nanmasayd›k o mufltulu güne nas›l dayan›rd› yüre¤imiz en güzel ça¤›nda, en güzel yanlar›m›z› topra¤›n koynuna vermeye? Adlar› silinip gidebilir, haf›zalara da kaz›nabilir, ancak nas›l olursa olsun insanl›k denilen o büyük ailenin yaratt›¤› en güzel de¤erleri bir üst aflamaya s›çratm›flt›r onlar… Nerede nas›l ölümü kucaklad›klar›ndan, adlar›ndan ziyade onlardan ö¤renilmesi gerekendir yaflamlar›na bakt›¤›m›zda bulmam›z gereken. 31 Temmuz 1994’te Fethi Özdemir ve Özlem Sürgeç’tir adlar›. ‹syan olmufltur da¤larda flehrin Özlem’i. ‹syan›n› büyütmek için ç›km›flt›r yola, yafl›n›n küçüklü¤üne bakmadan, yüre¤inin gücüne güvenmifltir bile¤inden önce. “Önümüz k›fl, kardelen çiçe¤i gibi olabilmek gerek/ Onursuz bir yaflam yerine, onurlu bir ölüm çok daha güzeldir/Gelece¤e bir resim, bir foto¤raf, bir yaz› ile ulaflamay›z/ gelece¤e bir yürekle ulafl›l›r…” diyen Fethi Özdemir, çok daha öncesinden bakm›flt›r gelece¤e… Yüzy›llard›r devam eden zalimin zulmüne karfl› da¤lara ç›k›p silah kuflanman›n günümüze uyarlanm›fl halidir yapt›klar› ama de¤iflmeyen ayn› yürekliliktir, ayn› kararl›l›k… En güzel düfllerdir bazen pefline düfltü¤ün, gel gör ki düflerin zorlu¤u karfl›s›nda rahatl›k tavlar bazen seni, çekip içine al›r, sana m› kalm›flt›r dünyay› kurtarmak? Hem bir sen karfl› ç›ksan ne olur? Almanya vatandafl› olmas›na, okulunu bitirmifl olmas›na ra¤men 1998’de Karadeniz’in da¤lar›na çeken nedir Hakan Karabulut’u? Çok istedi¤i da¤lara kavufltu¤unda “Bugün niflanl›mla bulufltum. Dü¤ün tarihini kararlaflt›rd›k. fiu an dünyan›n en mutlu insan›y›m” diyecek kadar inanm›flt›r o yar›nlara. K›sa süren gerilla yaflam›n›n ne kadar olaca¤›n› önemsemeden her fleyi göze alarak ve sahip oldu¤u her fleyi b›rakarak gitmiflti O. Giderken mutlu olman›n bahtiyarl›¤›n› yaflayanlardan, gözleri gelece¤e duyulan

inançla parlayanlardand›… Belki en uzun, en çok sab›r isteyen, en zorlu bak›fllardan biriydi Muharrem Horoz’un bak›fl›. Çat›flmadaki gibi olup bitmiyordu yaflamla ölümün kavgas›. O, usul usul, dam›tarak yavafl yavafl içiyordu, bedenini yavafl yavafl eriten ölümün iksirini. Çantay› s›rtlay›p uzun ve heyecanl› ama aceleci gerilla yürüyüflünden çok daha uzun erimli bir yürüyüfltü onunkisi. Çemberi yarabilece¤ini bilen gerilla olanca gücüyle yüklenirken, O tecrit çemberine karfl› çok uzun zaman sürece¤ini bildi¤i, sonsuz bir uykuya dalabilece¤ini bildi¤i bir açl›¤a yat›yordu. Çember çok daha büyüktü, devrimcilerin çevresini saran, bak›ld›¤›nda güven uyand›ran gözleriyse, çemberin çok daha ötesini, mavi sulara yelken açan nas›rl› elleri görüyordu. 236 gün boyunca büyük bir iradeyle gö¤üs gö¤üse bir çarp›flmadan bafl› dik ç›kt› O. Ölmeden önce “yoldafllar orada m›? Yoldafllar› görüyor musun?” diye soruyordu abisine. fiehit düfltükten sonra Kand›ra F Tipi Hapishanesi’nde yay›nlanan bildiride flöyle diyordu ard›ndan yoldafllar›: “Ey ölümsüz yoldafl, art›k sen yoldafllar›n› de¤il, yoldafllar›n seni görüyor. Sen yoldafllar›n›n bulundu¤u her mücadele alan›nda ellerimizdeki bayrak, niflan alan tüfek ve hedefini flaflmayan mermi olacaks›n! Art›k sen dönüp ard›na bakmayacaks›n. Gözlerini bir an dahi k›rpmaks›z›n tüm yoldafllar›n için en uzlaflmaz s›n›f tavr›n›n, sars›lmaz inanc›n, bükülmez iradenin ve hedefte zaferine patlay›fl›n ve par›lday›fl›n coflkusal y›ld›z› olarak bilincimizde ve sevgimizde sonsuza ›fl›ldayacaks›n!” Sa¤ yakaland›ktan sonra katledilen ve yak›lan HPG gerillas› Abbas Emani ile ilgili yaz›lan bir yaz›da “Teselliye ihtiyac›m›z yok. Abbas Emani bafl› dik yürüyordu” deniliyor en sade ve öz flekliyle. De¤erlerimize de¤er katt›lar ömürleriyle, yapt›klar›yla. ‹nsan olmaktan utan›lacak flu günlerde gelece¤e duydu¤umuz güven oldular onlar. Ömrünü bu yola adayanlar, bafl› dik yürüyorlard› son anlar›nda bile, gelece¤e bak›yorlard› onlar…

53 KAVGADA ÖLÜMSÜZLEfiENLER Tuncer Mengücek: Kars’›n Büyükçatak köyünde yoksul bir Kürt ailesinin çocu¤u olarak dünyaya geldi. 1979’da Partizan saflar›na kat›lm›flt›. Alçakgönüllü¤ü ve çal›flkanl›¤›yla çevresi taraf›ndan çok seviliyordu. Pek çok defa gözalt›na al›nd›, her seferinde iflkencelerden bafl› dik ç›kt›. Bir süre ba¤› koptu, askere gidip döndükten sonra tekrar iliflki sa¤lam›flt›. Mücadeleye kald›¤› yerden devam ederken, çal›flt›¤› inflaatta patronun yeni malzeme almaya yanaflmad›¤› için, kullan›lan malzemelerin eski ve çürük oluflu nedeniyle 4 A¤ustos 1985’te 8. kattan düflerek yaflam›n› yitirdi. 1 A¤ustos 1986 fiehitleri: 1 A¤ustos 1986 tarihinde TKP/ML T‹KKO gerillalar› ile askerler aras›nda Erzincan-Dersim s›n›r›na yak›n bir yerde Sö¤ütlü’de ç›kan çat›flmada Do¤an Memeçil, ‹smail Kaya, Yusuf Y›ld›r›m, Ali Demir, Cahit O¤uz, ‹mam Utan, Süleyman Kaya, Yusuf Tosun ve Cumhur ‹çöz isimli gerillalar flehit düfltüler. Do¤an Memeçil, Dersim Merkez Halburi köyü do¤umludur. 1980 öncesi mücadeleye kat›lm›flt›. Birli¤in komutanl›¤›n› yürütüyordu. Ali Demir, 18 Aral›k 1962’de Dersim Pülümür’de do¤du. Avusturya’dan mücadele etmek için ülkeye dönmüfltü. Cumhur ‹çöz, Sivas fiark›flla do¤umludur. ‹mam Utan, Dersim Ovac›¤a ba¤l› Çakperi köyündendir. Yusuf Y›ld›r›m, Dersim Merkez Batman Hapik) köyündendir. Yusuf Tosun, Dersim Merkez Halburi köyü 1962 do¤umludur. Daha önce Do¤an Memeçil komutas›ndaki gerilla birli¤ini etraflar› sar›ld›¤› zaman köyden kaç›ran da odur. Süleyman Kaya, 1965 Dersim Hozat Ergen(Geçimli) köyündendir. ‹smail Kaya, 1960 Sivas Divri¤i Ovac›k köyü do¤umludur. ‹stanbul’da seyyar sat›c›l›k yapar. Bir süre tutukluluk yaflar. Daha sonra köyünde örgütlenme faaliyeti yürütür. Cihat O¤uz, 1960 Dersim Hozat’a ba¤l› Kilise köyü Sarpiyan (Yenido¤du) mezras› do¤umludur. Düzgün Öztürk: 1937 Dersim Hozat Geçimli köyü do¤umludur. 1938 Sürgünü’nde ailesiyle birlikte Afyon’a göç ettirildi. 1965’te geçimini sa¤layabilmek için Almanya’ya göç etti. 1978’de Proletarya Partisi’nin düflünceleriyle tan›flt›. AT‹F ve Ulm Halk Oca¤› içerisinde faaliyet yürüttü. Ulm Tohum Kültür Merkezi kurucular› aras›nda yer ald›. 1999 y›l›nda yakaland›¤› kanser hastal›¤› nedeniyle 8 A¤ustos 2001 tarihinde hayat›n› kaybetti. Ölüm Orucu fiehitleri: Fatma Bilgin, 11 A¤ustos 2002, (DHKP-C), Semra Baflyi¤it, 30 Temmuz 2002, (DHKP-C)


53

27

28 Temmuz-11 Ağustos 2006

‘’Öteki dünya yoksullar›nd›r, bu dünya da er geç onlar›n olacakt›r…’’*

‹flçi s›n›f›n›n kendi gelece¤ini kuracak olan Marksizm’in kuramc›lar›ndan Komünist usta Friedrich Engels’in ölüm y›ldönümünde O’nun an›s›na bir baflka komünist ustan›n, Lenin’in yazm›fl oldu¤u bu makaleyi yay›nl›yoruz… 5 A¤ustos 1895’te Friedrich Engels, Londra’da öldü. Dostu (1883’te ölen) Karl Marks’tan sonra, Engels, bütün uygar dünyan›n modern proletaryas›n›n en yetkin bilim adam› ve ö¤retmeniydi. … K›rklarda, iki arkadafl zamanlar›n›n sosyalist yaz›n›na ve toplumsal hareketlerine kat›ld›klar›nda, tamamen yeniydiler. Siyasal özgürlük savafl›m›na krallar›n, polis ve din adamlar›n›n despotizmine karfl› savafl›ma kat›lan, yetenekli ve yeteneksiz, dürüst ve dürüst olmayan birçok kimse vard›, bunlar, burjuvazinin ç›karlar› ile proletaryan›n ç›karlar› aras›nda uzlaflmaz karfl›tl›k oldu¤unu gözlemleyemiyorlard›. Bu kimseler, iflçilerin ba¤›ms›z bir toplumsal güç olarak hareket etmeleri düflüncelerini kabul edemiyorlard›. Öte yandan, yaln›zca yöneticileri ve egemen s›n›flar› ça¤dafl toplumsal düzenin adaletsizliklerine inand›rman›n yeterli olaca¤›na ve o zaman yeryüzünde bar›fl›n ve evrensel gönencin kolayca kurulaca¤›na inanan, kimi de deha sahibi, birçok hayalci vard›. Savafl›ms›z bir sosyalizmin düflünü görüyorlard›. Marks ve Engels’in iflçi s›n›f›na yapm›fl olduklar› hizmetler, birkaç sözcük içinde flöyle ifade edilebilir: onlar, iflçi s›n›f›na kendini bilmeyi, kendi bilincine ulaflmay› ö¤rettiler, ve bofl hayallerin yerine bilimi koydular. ‹flte bunun içindir ki, Engels’in ad› ve yaflam› her iflçi taraf›ndan bilinmelidir. ... Engels, 1820 y›l›nda, Prusya krall›¤›n›n Ren eyaletindeki Barmen’de do¤du. Babas› bir imalâtç›yd›. 1838’de Engels, aile koflullar›n›n zorlamas›yla, lise ö¤renimini yar›da b›rakarak, Bremen’deki bir ticarethaneye kâtip olarak girmek zorunda kald›. Ticari ifller, Engels’in, siyasal ve bilimsel e¤itimini sürdürmesini engellemedi. Daha lisedeyken otokrasi ve bürokratlar›n zorbal›¤›na karfl› kin beslemeye bafllam›flt›. Felsefe çal›flmalar› onu daha da ileri götürdü. Bu s›rada Hegel’in ö¤retisi, Alman felsefesine egemendi. Engels, onun izleyicisi oldu. Her ne kadar Hegel’in kendisi Berlin Üniversitesinde bir profesör olarak hizmetinde bulundu¤u mutlakiyetçi Prusya devletinin bir hayran› idiyse de, Hegel’in ö¤retisi devrimciydi. E¤er her fley gelifliyor, e¤er kimi kurumlar›n yerini baflkalar›

al›yorsa, neden Prusya kral›n›n mutlakiyeti ya da Rus çar›n›n mutlakiyeti, genifl bir ço¤unlu¤un zarar›na küçük bir az›nl›¤›n zenginleflmesi, ya da burjuvazinin halk üzerine egemenli¤i sonsuzlu¤a dek devam etsindi? Marks ve Engels, Hegel’in öncesiz ve sonras›z geliflme süreci düflüncesini al›koyarlarken önyarg›yla kabul edilen idealist görüflü reddettiler, yaflama bakarken gördüler ki do¤an›n geliflmesini aç›klayan fley zihnin geliflmesi de¤ildir, tersine, zihnin aç›klanmas›, do¤adan, maddeden ç›kar›lmal›d›r... Hegel ve öteki hegelcilerden farkl› olarak Marks ve Engels, materyalisttiler. Dünyaya ve insanl›¤a materyalist aç›dan bakarak, t›pk› bütün do¤a olaylar›n›n temelinde maddi nedenler oldu¤u gibi ayn› biçimde insan toplumunun geliflmesinin de maddi güçlerin, üretici güçlerin geliflmesiyle koflulland›r›ld›¤›n› gördüler. Gereksinimlerinin giderilmesi için gerekli olan fleylerin üretiminde insanlar›n birbiriyle olan iliflkileri, üretici güçlerin geliflme düzeyine ba¤l›d›r. Ve toplumsal yaflam›n bütün görüngülerini, insan›n özlemlerini, fikirlerini ve yasalar›n› aç›klayan da bu iliflkilerdir. Sosyalistlerin yapmas› gereken tek fley, modern toplumdaki durumuna ba¤l› olarak, hangi toplumsal gücün sosyalizmin gerçeklefltirilmesinde ç›kar› oldu¤unu kavramak ve bu güce ç›karlar›n›n ve tarihsel görevinin bilincini vermektir. Bu güç, proletaryad›r. Engels, proletaryay›, ‹ngiltere’de, babas›n›n orta¤› bulundu¤u ticarethanede çal›flmak için 1842 y›l›nda geldi¤i, ‹ngiliz sanayiinin merkezi olan Manchester’de tan›d›. Engels, burda, fabrikan›n bürosunda oturmakla yetinmedi, iflçilerin bafllar›n› soktuklar› sefil mahalleleri gezdi, onlar›n yoksulluk ve sefaletini kendi gözleriyle gördü. Ama kendini kiflisel gözlemleriyle s›n›rlamakla da kalmad›. ‹ngiliz iflçi s›n›f›n›n durumu hakk›nda kendinden önce yaz›lanlar›n tümünü okudu, ele geçirebildi¤i bütün resmi belgeleri büyük bir dikkatle inceledi. Bu çal›flma ve gözlemlerin ürünü, 1845’te yay›nlanan bir kitap oldu: ‹ngiltere’de Emekçi S›n›f›n Durumu. Engels’in ‹ngiltere’de Emekçi S›n›f›n Durumu’nu yazmakla, yapt›¤› hizmetin büyüklü¤ünü yukarda belirtmifltik. Engels’ten önce de, birçok kimse, proletaryan›n ac›lar›n› yazm›fl ve ona yard›m›n gerekli oldu¤unu belirtmifltir. Proletaryan›n yaln›zca ac› çeken bir s›n›f olmad›¤›n›; asl›nda proletaryay› dayan›lmaz bir biçimde ileri iten ve sosyal kurtuluflu için savaflmaya zorlayan fleyin içinde bulundu¤u utanç verici ekonomik durum oldu¤unu söyleyen ilk kifli Engels’tir. Ve savaflan proletarya kendine yard›m edecektir. (…)Kitap, kapitalizmin ve bujuvazinin müthifl bir suçlamas›yd› ve derin bir etki yaratt›. Engels’in kitab›, modern proletaryan›n durumunu en iyi biçimde sergileyen bir belge olarak, her yerde an›lmaya baflland›. Engels’in sosyalist oluflu, ‹ngiltere’ye gelmesinden sonrad›r. Manchester’da o zaman›n ‹ngiliz iflçi hareketinde etkin olan kiflilerle iliflki kurdu ve ‹ngiliz sosyalist yay›nla-

r› için yazmaya bafllad›. 1844’te Almanya’ya dönerken, Paris’te, daha önceden mektuplaflt›¤› Marks ile tan›flt›. Paris’te, Frans›z sosyalistleri ve Frans›z yaflam›n›n etkisiyle Marks da sosyalist olmufltu. Burada, iki dost, Kutsal Aile, ya da Elefltirel Elefltirinin Elefltirisi ad› alt›nda ortaklafla bir kitap yazd›lar. ‹ngiltere’de Emekçi S›n›f›n Durumu’ndan bir y›l önce yay›nlanan ve büyük bölümü Marks taraf›ndan yaz›lan bu kitap, temel düflüncelerini yukar›da anlatm›fl oldu¤umuz, devrimci materyalist sosyalizmin temellerini içermektedir. (…) 1845’ten 1847’ye kadar Engels, Brüksel ve Paris’te bilimsel incelemeler ile Brüksel ve Paris’teki Alman iflçileri aras›ndaki pratik çal›flmalar› birlefltirerek yaflad›. Burada, Marks ve Engels, gizli Alman Komünist Birli¤i ile iliflkiler kurdular, birlik, onlar›, kendi kurmufl olduklar› sosyalizmin temel ilkelerinin aç›klanmas› ile görevlendirdi. Marks ve Engels’in ünlü Komünist Partisi Manifestosu böyle do¤du, 1848’de yay›nland›. Bu küçük kitapç›k ciltler de¤erindedir: bugüne kadar onun ruhu uygar dünyan›n örgütlenmifl ve mücadele vermekte olan tüm proletaryas›na güç vermifltir ve ona yol göstermifltir. Önce Fransa’da patlayan ve sonra da öteki Bat› Avrupa ülkelerine yay›lan 1848 Devrimi, Marks ve Engels’i gerisingeri, do¤duklar› ülkeye götürdü. Burada, Renan Prusyas›’nda, Köln’de yay›nlanan demokratik Neue Rheinische Zeitung’un yönetimini ald›lar. ‹ki arkadafl Renan Prusyas›’ndaki bütün devrimci-demokratik amac›n candamar› oldular. Gerici güçlere karfl›, halk›n özgürlü¤ünü ve ç›karlar›n› savunmada sonuna kadar mücadele ettiler. Bildi¤imiz gibi, gericiler üstün geldiler. Neue Rheinische Zeitung yasakland›. Sürgün oldu¤u s›rada Prusya yurttafll›k hakk›n› yitirmifl olan Marks, s›n›rd›fl› edildi; Engels silahl› halk ayaklanmas›nda yerini ald›, üç muharebede, özgürlük için dövüfltü ve isyanc›lar›n yenilgisinden sonra, ‹sviçre yoluyla Londra’ya kaçt›. Marks da Londra’ya yerleflti. Engels, k›rklarda çal›flm›fl oldu¤u Manchester ticari firmas›nda, k›sa zaman sonra yeniden kâtip oldu, daha sonra da, oraya ortak oldu. 1870’e kadar, Marks Londra’da, o da Manchester’de yaflad›, ama bu, onlar›n en canl› bir fikir al›flveriflini sürdürmelerini engellemedi: afla¤›yukar› her gün mektuplaflt›lar. Bu mektuplaflmalarda, iki arkadafl, karfl›l›kl› görüfllerini ve bulufllar›n› birbirlerine ilettiler ve bilimsel sosyalizmin haz›rlanmas›nda iflbirli¤ini sürdürdüler. 1870’te Engels, Londra’ya geçti ve en etkin nitelikteki ortak entelektüel yaflant›lar›, 1883’te Marks’›n ölümüne kadar sürdü. Bu çal›flmalar›n meyvesi, Marks yönünden, ça¤›m›z›n ekonomi politi¤inin en büyük yap›t› olan Kapital, Engels yönünden de irili ufakl› bir dizi yap›t oldu. Engels’in yap›tlar› aras›nda flunlar› sayabiliriz: Dühring’e karfl› (felsefe, do¤a bilimleri ve toplumsal bilimlerin çok önemli sorunlar›n› tahlil etti¤i) polemik yap›t, Ailenin, Özel Mülkiyetin ve

Devletin Kökeni. Marks, sermaye üzerine yapm›fl oldu¤u engin çal›flmas›n›n son düzeltmelerini yapmadan öldü. Ne var ki, müsveddeler tamamlanm›flt›, arkadafl›n›n ölümünden sonra, Engels, Kapital’in ikinci ve üçüncü ciltlerinin haz›rlanmas› ve yay›nlanmas› gibi a¤›r bir görevi yüklendi. ‹kinci Cildi 1885’te, Üçüncü Cildi de 1894’te yay›nlad› (ölümü dördüncü cildin haz›rlanmas›n› önledi). Bu iki cilt son derece büyük bir emek gerektirmiflti. Avusturyal› sosyal-demokrat Adler, hakl› olarak, Kapital’in ikinci ve üçüncü cildini yay›nlamakla Engels’in, dostu olan bir dehaya yüce bir an›t, fark›nda olmadan, üzerine silinmez bir biçimde kendi ad›n› kaz›d›¤› bir an›t dikti¤ini belirtmifltir. Gerçekten de Kapital’in bu iki cildi, iki insan›n yap›t›d›r: Marks ve Engels’in. Eski hikayeler, dostlu¤un çeflitli dokunakl› örnekleriyle doludur. Avrupa proletaryas› diyebilir ki, onun bilimi, aralar›nda, insan dostlu¤u konusunda en dokunakl› eski hikayelerin de ötesine geçen bir iliflki bulunan iki bilim adam› ve savafl› taraf›ndan yarat›lm›flt›r. Engels, her zaman —ve, genel olarak, çok hakl› olarak— kendisini Marks’tan sonraya koymufltur. Eski bir arkadafl›na “Marks yaflamdayken, ben ikinci keman oldum” diye yazmaktad›r. Yaflayan Marks’a olan sevgisi ve ölen Marks’›n an›s›na sayg›s› s›n›rs›zd›. Bu boyun e¤me savafl› ve bu sert düflünür, derin bir sevgi ile dolu bir ruh tafl›yordu. 1848-49 hareketinden sonra, Marks ve Engels sürgünde kendilerini yaln›zca bilimsel araflt›rmalarla s›n›rlamad›lar. 1864’te Marks, Uluslararas› ‹flçi Birli¤ini kurdu ve bu kurulufla bir on y›l boyunca önderlik etti. Engels de bu çal›flmalarda aktif bir görev ald›. Marks’›n fikirlerine uygun olarak, bütün ülkelerin proletaryas›n› birlefltiren Uluslararas› Birli¤in çal›flmas›, iflçi s›n›f› hareketinin geliflmesi içinde son derece önemli bir yer tutmaktad›r. Ama, Uluslararas› Birli¤in yetmifllerde kapat›lmas› bile, Marks ve Engels’in birlefltirici rollerini aksatmad›. Tersine, denilebilir ki, iflçi s›n›f›n›n manevi önderleri olarak, önemleri, hareketin kendisinin de kesintisiz büyümesi nedeniyle, sürekli olarak artt›. Marks’›n ölümünden sonra Engels, Avrupa sosyalistlerinin dan›flman› ve önderi olmay› tek bafl›na sürdürdü. Onun ö¤üt ve direktifleri, ayn› ölçüde, hükümetin zulmüne karfl›n, hem güçleri h›zla ve durmadan büyüyen Alman sosyalistleri taraf›ndan, hem de ilk ad›mlar›n› iyi düflünmek ve tartmak zorunda olan ‹spanyol, Romanyal› ve Ruslar gibi geri kalm›fl ülkelerin temsilcileri taraf›ndan tutuluyordu. Bunlar›n hepsi, yafll› döneminde, Engels’in zengin bilgi ve deneyim hazinesinden yararlan›yorlard›(...) Onun kiflili¤inde Rus devrimcileri en iyi dostlar›n› yitirmifl oldu. Her zaman, Friedrich Engels’in, proletaryan›n büyük savaflç›s›n›n ve ö¤retmeninin an›s›n› anal›m! *Engels’e aittir.


28 Temmuz-11 Ağustos 2006

28

53

Gerçek keneler bir kez daha

SUÇÜSTÜ YAKALANDILAR! Hayvanlardan bulaflan hastal›klar ülke gündeminden düflmezken, büyük ekonomik kayba ve pek çok insan›m›z›n hayat›n› kaybetmesine yol açan bu hastal›klar›n engellenmesinde ve tedavi edilmesinde kendi eksikli¤ini kabullenmeyen devlet, yaflananlar› “kader” olarak göstermeye ve “trajikomik” önlemler sunmaya devam ediyor. Doktorlar, veterinerler ve meslek örgütleri ise devletin önleyici sa¤l›k hizmetlerini ortadan kald›rmas›n›n hastal›klar›n yay›lmas›nda etkili oldu¤unu savunuyorlar… zellikle 1980 sonras› uygulamaya konulan “ekonomik istikrar” projeleri sonras›, “kemer s›kmak” zorunda b›rak›lan kesim sürekli iflçi, emekçi kesimler olmufltur. Devlet, her ekonomik krizde gemi iyice az›ya alm›fl, sürekli faturay› emekçilerin s›rt›na yüklemifl ve emekçilerin yaflam koflullar›n›n gün geçtikçe daha kötü olmas›na neden olmufltur. Uzun zamand›r “paran kadar yafla” düflüncesinin hepten egemen oldu¤u ülkemizde bugün yaflanan pek çok sa¤l›k sorunu ise uygulanan bu politikalar›n uzun vadede ortaya ç›kan sonuçlar›d›r. Devlet, yaflanan salg›n hastal›klarda kendi eksikli¤ini ustal›kla gizlemeye çal›flsa da doktorlar›n, meslek örgütlerinin ve konunun uzmanlar›n›n yapt›klar› aç›klamalar gerçe¤i gözler önüne sermektedir. Türkiye’de geçmifli 100 y›la dayanan Sa¤l›k Bakanl›¤›’na ba¤l› veteriner teflkilat›n›n 1984 y›l›nda ortadan kald›r›lmas› özellikle k›rsal kesimde hem köylülerin hem de geçim kaynaklar›n›n büyük zarara u¤ramas›n› da beraberinde getirdi. Son olarak uygulamaya konulan GSS (Genel Sa¤l›k Sigortas›)’nin elefltirildi¤i konulardan birini de önleyici sa¤l›k hizmetlerini ortadan kald›rmas› oluflturuyordu. Birinci basamak

Ö

sa¤l›k hizmetlerinin paral› hale getirilmesiyle özellikle sa¤l›k ocaklar›ndan ve ücretsiz afl›lardan yararlanan en yoksul kesimin salg›n hastal›klara yakalanma riskinin artaca¤›ndan duyulan endifle s›k s›k dile getiriliyor. Yine devletin sa¤l›k hizmetlerine sadece “kâr” gözüyle bakmas›, özel sa¤l›k kurumlar›n›n ise toplum sa¤l›¤›n› korumaya yönelik de¤il “cebini doldurmaya” yönelik anlay›fl›yla hastal›klara davetiye ç›kart›laca¤› s›kça vurgulan›yordu. Nitekim kufl gribinin ard›ndan flimdi de K›r›m Kongo Kanamal› Atefli (KKKA), flarbon ve flap haberleri geliyor ülkenin pek çok yerinden. Veteriner Hekimleri Odas› ‹stanbul fiubesi Baflkan› Prof. Dr. Tahsin Yeflildere hayvanlardan insanlara bulaflan hastal›klarda son y›llarda yaflanan art›fl›n veteriner sa¤l›k hizmetleri teflkilat›n›n çökertilmesinden kaynakland›¤›n› belirtiyor. Prof. Yeflildere, KKKA hastal›¤› nedeniyle hayat›n› yitirenlerin yak›nlar›n›n, koruyucu hekimlik önlemlerini almayarak sorumlulu¤unu yerine getirmeyen Tar›m ve Köyiflleri Bakanl›¤›’ndan davac› olabilece¤ini söylüyor. KKKA hastal›¤›n›n kenelerin ›s›rmas› sonucu olufltu¤unun belirtilmesi, zirai ilaçlama yapan flirketlerin elindeki tüm ilaçlar›n tükenmesine, kârlar›na kâr

katmalar›na sebep olurken, devletin kendisine düflen sorumlulu¤u yerine getirmemesi her geçen gün daha fazla kiflinin hayat›n› kaybetmesine yol aç›yor. K›rsal kesimdeki köylülere süreklili¤i sa¤lanm›fl sa¤l›k hizmeti sunulmas› ve hayvanlar›n taramadan geçirilmesi gerekti¤ini belirten uzmanlar, bu yüzden Tar›m Bakanl›¤›’n›n yeniden yap›land›r›lmas› gerekti¤ini düflünüyorlar. Y›llardan beri eme¤imize el koyan egemenler, en büyük kan emicili¤i kendileri yap›yorlar. Emekçi halk› yoksulluk s›n›r›n›n bile alt›nda bir ücretle en zor koflullarda yaflamak zorunda b›rakanlar, bafl›ndan sopas›n›, cebinden vergisini eksik etmedikleri halde halka sa¤l›k, e¤itim ve ulafl›m gibi temel hizmetleri götürmekten kaç›n›yor ve bunu bir “külfet” olarak görüyorlar. Bunca ölüm ve ac›n›n üstüne yapt›klar› ise keneden korunmak için yapt›klar› “nasihatler” oluyor! Türkiye hâkim s›n›flar›n›n günümüz temsilcisi olan ve de emperyalizmin bölgedeki en sad›k ufla¤› rolünü kendisinden öncekiler gibi “en iyi” biçimde yerine getirme çabalar›n› sürdüren AKP hükümeti, halk düflman› politikalar›n› her alana tafl›may› sürdürüyor.

Son aylarda gündemde olan kene salg›n› da yine AKP’nin ve de bakanlar›n›n halka karfl› sorumsuzluklar›n› ve insan yaflam›n› hiçe sayan tutumlar›n› hangi noktalara vard›rabileceklerini bir kez daha göstermifltir. Bundan 20 y›l kadar önce, Çernobil facias› döneminde halka radyasyonlu çaylar› içirmek amac›yla, kameralar karfl›s›nda çay içerek, baflta Karadeniz Bölgesi’nde olmak üzere, binlerce insan›n kansere yakalanmas›na neden olan ülke egemenleri ve onlar›n temsilcileri, insan yaflam›n› hiçe sayan ayn› politikay› bugün de, kene salg›n› özgülünde sürdürmekteler. Kene salg›n› bilindi¤i gibi ondan fazla insan›n yaflam›na mal oldu ve de önlemlerin yetersiz olmas›ndan, daha do¤rusu al›nmas› gereken önlemlerin al›nmamas›ndan kaynakl› hala can almay› sürdürüyor. Salg›n›n sürdü¤ü günlerde ise AKP hükümetinin Sa¤l›k Bakan› televizyon kameralar› karfl›s›na geçerek, nas›l önlem al›naca¤›na “aç›kl›k getiriyor” ve flöyle buyuruyor: “Pantolonlar›n›z› paçalar›n›za sokun!” Bakan ayr›ca keneye karfl› insanlara do¤rudan verilebilecek ilaç vb. fleyler olmad›¤›n›, bunun t›bbi yollarla engellenemeyece¤ini iddia etmeyi de ihmal etmiyor. Oysa kene salg›n› özellikle de Avrupa’n›n birçok ülkesinde s›kça görülen bir durum, hem de uzunca y›llard›r…

nsanlar kene hastal›¤›na karfl› afl› olarak korunabilirler. Afl›lar k›fl aylar›na girince vurulmaya bafllan›r ve toplam 3 kere afl› olunmal›d›r.


29

53 Ancak buralarda kene salg›n›ndan dolay› insanlar pefl pefle ölmüyorlar, çünkü bakan beyin iddia etti¤i gibi, önlem al›namamas› söz konusu de¤il. Bahar aylar›ndan bafllayarak ortaya ç›kan kenelerin en yo¤un olarak görüldü¤ü yerlerden biri de Almanya. Konuya iliflkin görüflünü ald›¤›m›z uzman Dr. Hans Joachim Fischer Türkiye Sa¤l›k Bakan›n›n “önlem al›namaz” iddialar›n› bak›n nas›l çürütüyor: “Keneler genellikle ormanl›k alanlarda bulunur ve bahar›n gelmesiyle birlikte do¤aya ç›karlar. Baz›lar›n›n iddia etti¤i gibi, ormanl›k alanlarda uzun kollu veya uzun paçal› pantolon gibi fleyler giyinerek kenelerden korunmak mümkün de¤ildir. Bu çok yanl›fl bir uyar›d›r. Böylesi alanlarda bulununca, mutlaka daha sonra vücudun her yeri, özellikle de koltuk altlar› ve kafalar kontrol edilmelidir. Kenelerin bir özelli¤i de ufak aç›kl›klardan, yani pantolon paças› vb. yerlerden insanin vücuduna girebilmesidir. Kene ›s›r›¤›n› hissetmek mümkün de¤ildir. ‹nsan vücuduna çabuk yay›lan bir virüs tafl›maktad›r. Bu virüs ölümcül hastal›klara yol açmaktad›r. Ancak bu durum hayvanlarda, örne¤in köpeklerde söz konusu de¤ildir. ‹nsanlar kene hastal›¤›na karfl› afl› olarak korunabilirler. Afl›lar k›fl aylar›na girince vurulmaya bafllan›r ve toplam 3 kere afl› olunmal›d›r. Birinci afl› vurulduktan 4 hafta sonra ikinci afl› vurulur. Üçüncü afl› 6 ay

sonra vurulur. Bu afl›lar 5 y›l boyunca koruyucu bir etkiye sahiptir. 5 y›l sonra tekrar uygulanmas› gerekmektedir. Bu afl›n›n buradaki ad› FSME (Früh Sommer Eminingo Encalintis*). Söz konusu afl› genellikle her tür kene hastal›¤›na karfl› koruyucu bir özelli¤e sahiptir. Genifl, yani aç›k alanlar›n ilaçlanmas› da söz konusu. Genifl, aç›k alanlar için kullan›lan bu ilaçlara flu süreçte oldukça yo¤un bir talep var ve ilaç firmalar› ilaç yetifltirmekte zorlan›yorlar.” Dr. Fischer’e Türkiye’deki kene salg›n› aktar›ld›¤›nda ve Sa¤l›k Bakan›n›n önleyici bir ilaç olmad›¤›n› iddia etti¤i söylendi¤inde ise, cevab› k›saca flu oldu: “Böyle bir fley mümkün de¤il. Yani keneye karfl› insanlar› koruyucu ilaç olmamas› diye bir fley söz konusu olamaz!” Yukar›daki aktar›mlar san›r›z Sa¤l›k Bakan›’n›n, dahas› Türkiye egemenlerinin bugünkü temsilcisi olan AKP hükümetinin yalanlar›n›, halk›n yaflam›n› hiçe sayan tutumlar›n› bir kez daha ve flüpheye yer b›rakmayacak biçimde a盤a ç›karmaktad›r. Ülkenin tüm de¤erleri gibi, sa¤l›k kurulufllar› da emperyalist tekellere ve onlar›n yerli uzant›lar›na peflkefl çekilmek istenmekte ve bu peflkefl çekme durumu büyük ölçüde de gerçekleflmektedir. Suskun bir toplum yaratma u¤runa, t›rpanlana t›rpanlana sadece k›r›nt›lar› kalan temel hak ve özgürlüklerin tümden ortadan kald›r›lmas›na dönük çabalar TMY vb. yasalarla hayata geçiril-

28 Temmuz-11 Ağustos 2006

meye çal›fl›l›rken, sosyal y›k›m› h›zland›ran bir dizi yasa da s›ras›yla uygulamaya konmakta, emekçi halk y›¤›nlar› her geçen gün daha da yoksullaflmakta, sefalete açl›¤a itilmekte. Özeti “Paran Kadar Sa¤l›k veya Paran Kadar Yafla” olan Genel Sa¤l›k Sigortas› halk›n sosyal güvencesini bütünüyle ortadan kald›rmaya yönelik oldu¤u gibi, sa¤l›k hizmetlerinden neredeyse hiç yararlanamamas›n› da hedeflemektedir. ‹flverenlerin çal›flt›rd›klar› iflçiler ad›na yat›rmalar› gereken pay› yat›rmamas› sonucu ortaya ç›kan SSK’daki “ekonomik kriz” yine emekçi halka fatura edilmeye çal›fl›lmaktad›r. Say›lar› her geçen gün artan birçok ilac›n art›k sa¤l›k sigortas› taraf›ndan ödenmeyece¤i aç›klanm›flt›r. Emperyalist kurulufl IMF’nin dayatt›¤› “kemer s›kma” politikas›n›n bir parças› olarak hayata geçirilmeye çal›fl›lan bu uygulaman›n anlam› ise çok aç›kt›r ki “Paran varsa yafla, yoksa öl!” Emperyalist güdümlü hükümetin birçok konuda oldu¤u gibi, kene salg›n› konusunda da sergiledi¤i bu pervas›z tutumun ard›nda yatan neden de yine ayn› politikad›r. Onlar› ilgilendiren tek fley efendilerini nas›l memnun edecekleridir. Halk›n salg›n hastal›klardan, açl›ktan, yoksulluktan ölmesi zerre kadar umurlar›nda de¤ildir. Onlar kenelerden daha zararl›d›r. Halk›n s›rt›na yap›flm›fl olan gerçek kene kendileridir ve bir kez daha suçüstü yakaland›lar! * Latince de, Eminingo menenjit Encalintiste beyin anlam›na gelmekte. “Früh Sommer” erken yaz, yaza girifl veya bahar anlam›na gelmektedir.

Çorum’da KKKA virüsü tafl›yan bir hastadan kan al›rken, enjektörün parma¤›na batmas›yla ayn› hastal›¤a yakalanarak ölen hemflire Nazl› Yaz›c› (30) da sa¤l›k sisteminin son kurbanlar›ndan. Sözleflmeli olarak çal›flan Nazl› hemflirenin ölümü, devletin önleyici sa¤l›k hizmetlerini vatandafllar›na götürmedi¤i gibi, sa¤l›k personeline de gerekli ekipman› sa¤lamad›¤›n›n bir göstergesi oldu.

Veterinerlik yok ediliyor, hastal›klar ço¤al›yor! ‹zlenen IMF-DB güdümlü politikalarla veterinerlik örgütü ve faaliyeti çökertilen Türkiye’de geri kalm›fl ülkelerin kaderi haline gelen deli dana, sars virüsü, flap hastal›¤›, k›r›m kongo kanamal› atefli gibi hayvanlardan insana bulaflabilen ve öldürücü olabilen “zoonos hastal›klar›n” giderek artt›¤› ve halk sa¤l›¤›n› büyük ölçüde tehdit etti¤i görülüyor. Bu durumla ilgili bilim adamlar› ve uzmanlar çeflitli bas›n aç›klamalar› yap›p, kamuoyunu bilgilendirirken, IMF ve Dünya Bankas›’n›n Türkiye’nin ulusal hayvanc›l›k politikas›n› kendi amaç ve ç›karlar› do¤rultusunda flekillendirerek, Türkiye’yi giderek tar›mda oldu¤u gibi hayvanc›l›kta da d›fla ba¤›ml› hale getirdi¤ini vurgulay›p, bu

duruma üreticiler baflta olmak üzere her kesimin karfl› ç›karak gelece¤ine sahip ç›kmas› gerekti¤ini belirtiyor. Konuyla ilgili olarak ‹stanbul Veteriner Hekimler Odas› 20 Temmuz günü yapt›¤› bas›n aç›klamas›yla kamuoyunu uyard›. Oda Baflkan› Prof. Dr.

Tahsin Yeflildere, özellikle k›rsal kesimde hayvanlarla sürekli iç içe yaflamak zorunda olan insanlar›n risk alt›nda oldu¤unu vurgulayarak, Dünya Sa¤l›k Örgütü (WHO) verilerine göre dünyada 225 “zoonos hastal›¤›n” oldu¤unu ve Türkiye’de bu hastal›klar›n yüzde 70’e yak›n›n›n görüldü¤ünü söyledi. Yeflildere, yine 1980 y›l›ndan sonra IMF güdümlü politikalarla Tar›m ve Köyiflleri Bakanl›¤›n›n “reorganizasyon” (Yeniden Yap›lanma) ad› alt›nda yeniden yap›land›r›ld›¤›n› ve veteriner hekimli¤in bu kurumdan kald›r›ld›¤›n› an›msatarak, “...Tar›m Bakanl›¤› günümüzde tamamen çökmüfl durumdad›r. Tasarrufa giden Bakanl›k yeniden

yap›land›r›lmal›, veteriner hekimlere saha çal›flmas› için araç ve gereç verilmeli, 24 saat dönüflümlü olarak çal›flmalar› sa¤lanmal›d›r...” aç›klamas›n› yapt›. Tar›m ‹l Müdürlüklerinde çal›flanlar›n yüzde 80’inin Ziraat Mühendisi oldu¤unu vurgulayan Yeflildere, bu birimlerde veteriner hekimlerin çal›flmas› gerekti¤ini dile getirdi. Yeflildere, son olarak flunlar› söyledi; “...brucellos, ruam, tüberküloz gibi insanlarda sakat do¤umlara kadar varan rahats›zl›klara yol açabilen hastal›klar son süreçte yayg›n flekilde görülüyor. Ancak yeterli istatistikler olmad›¤› için kamuoyunun gündemine gelmiyor. E¤er devlet, IMF politikalar›ndan vazgeçip, hayvan hareketleri kontrol edilmez, veterinerlik teflkilat› çökertilir. Koruyucu sa¤l›k hizmetlerine gerekli önem verilmezse ve hayvan ›slah› yap›lmazsa olaca¤› budur...” (Erzincan)


30

28 Temmuz-11 Ağustos 2006

‹flçi-köylü’den Ortado¤u’yu kana bulayanlar hak ettikleri dersi dünya halklar›n›n elinden alacaklar! Emperyalist sald›rganlar, tarihin mahkûm etti¤i, eflitsizli¤in, adaletsizli¤in temsilcileri olarak yaln›zl›¤a ve y›k›ma do¤ru h›zla gidiyor. ABD ve ‹ngiliz iflgalci haydutlar› baflta Irak halk› olmak üzere son sald›r› ile birlikte s›n›rlar› geniflleyen bir flekilde tüm Ortado¤u ve dünya halklar›n›n nefret ve öfkesini kazanmaktad›r. Irak halk›n›n direnifl ve savafl gücüyle karfl› karfl›ya kalan emperyalistler, giderek artan bir iktidars›zl›¤a sürüklenirken, bir di¤er yandan ‹srail’in ABD deste¤i ile Lübnan’a sald›rmas› Ortyado¤u’yu adeta bir yang›n çemberine çevirmifl durumda. Ezilen halklar, bir yandan dünyan›n en modern teçhizatl›, en önde gelen ekonomik-askeri gücüne sahip bir ordunun, cesur ve dövüflmeye kararl› bir halk›n gelifltirdi¤i savafl yöntemleriyle, etkili bir direniflle nas›l bozguna u¤rad›¤›na tan›kl›k ederken; di¤er yandan emperyalist katiller ise sald›r›lar›na ara vermeden flimdi de Lübnan halk›n›n kan›n› oluk oluk ak›tmaktan çekinmiyorlar. H›z kesmeden devam eden ‹srail sald›r›lar› sonucu sadece bir günde Lübnan’da ölenlerin say›s› 70 olarak aç›kland›. 12 Temmuz tarihinden bu yana ölenlerin say›s›n›n ise 370’e ulaflt›¤› biliniyor. Üstelik sald›r›larda ölenlerin 100’den fazlas›n›n çocuk oldu¤u da gazetelere yans›yan haberler aras›nda. Sald›r›n›n, her ne kadar kaç›r›lan ‹srailli askerin geri al›nmas› için bafllat›ld›¤› iddia edilse de Beyaz Saray Sözcüsü Tony Snov’un ‹srail sald›r›s›n›n ABD önderli¤indeki “teröre karfl› savafla” paralel oldu¤unu belirtmesi emperyalistlerin ve uflaklar›n›n as›l amac› aç›k etmektedir. Yine ABD bas›n›nda yay›nla-

nan ABD’nin, ‹srail’e Hizbullah’a azami darbeyi vurmas› için bir hafta süre tan›d›¤› yönlü haberlerde, perdenin arkas›ndaki gücü göstermeye yetmektedir. Tüm bu sald›r›lar›n arkas›nda Irak’ta sadece May›s-Haziran aylar› içinde yaklafl›k 6 bin kifliyi katleden ABD’nin olmas› kimseyi flafl›rtmasa gerek. fiu bir gerçek ki Lübnan sald›r›s› BOP için bahane olarak kullan›lacak. Sald›r›larla bu savafl›n zemini haz›rlan›yor. ABD savafl kurmaylar›ndan William Kristol, Weekly Standard’daki yaz›s›nda Lübnan sald›r›s› s›ras›nda G-8 Zirvesi’nde bulunan Bush’a seslenerek derhal Kudüs’e gidip ‹srail’e destek vermesi ça¤r›s›nda bulunmufl ve ard›ndan “Bu bizim de savafl›m›z” diyerek sald›r› sonras› yap›lan en sade aç›klama ile perdenin arkas›nda ABD’nin oldu¤unu ortaya koymufltur. Sald›r›lar›n arkas›ndaki hedef olarak arka planda duran ve Türk hâkim s›n›flar› taraf›ndan da “Ortado¤u’da bar›fl ve huzurun hâkim k›l›nmas›n› amaçlayan bir proje” olarak reklâm› yap›lan Büyük Ortado¤u Projesi, Lübnan sald›r›s› ile birlikte yeniden kamuoyunu meflgul etmeye bafllarken; di¤er yandan ülkemiz topraklar›nda da önemli geliflmeler yaflan›yor. Türk hâkim s›n›flar›n›n temsilcisi AKP hükümeti bir yandan bir kez daha “Teröre balyoz haz›rl›¤›” yaparken di¤er yandan da bununla ba¤lant›l› olarak tart›fl›lan “s›n›r ötesi harekât›” gündemi meflgul eden konular aras›nda. Irak Kürdistan›’na yönelik s›n›r ötesi harekat tart›flmalar› ile birlikte gündeme iyice oturan Terör Mücadele Yüksek Kurulu’nun toplant›s›ndan sonra yap›lan aç›klamalar TC’nin t›pk› emperyalist efendisi gibi bir kriz içinde oldu¤unu ve

Özellefltirme çetin cevize çarpt› Özellefltirme sald›r›lar›n›n ilk hedeflerinden biri olan ve y›llarca süren halk muhalefetine karfl›n özellefltirilen, halen Yarg›tay’daki itiraz kararlar› uygulanmayan PETK‹M’de; egemenler emekçilerin beton duvar›na çarpt›. Plans›z, sosyal güvencesiz, düflük ücretli çal›flt›rma ve tafleronlaflt›rma anlam›na gelen özellefltirme ile çal›flma koflullar› iyice bozulan PETK‹M’de 11 Temmuz tarihinde iflçiler, süresiz ifl b›rakma eylemine bafllad›. Patronun keyfi uygulamalar›, kurals›z çal›flt›rma dayatmalar› ve sendikay› etkisizlefltirme sald›r›lar›na karfl›n ifl b›-

rakma eylemine bafllayan iflçiler, sabah girifl kap›s›nda toplanarak “Birleflen iflçiler asla yenilemez”, “Gün gelecek devran dönecek, hainler halka hesap verecek”, “‹flçi, düflman›n› asla unutmaz” sloganlar›yla Genel Müdürlük önüne kadar yürüdü. PETK‹M’in son aylar›nda devasa personel a盤›na ra¤men emeklilik nedeniyle iflten ç›karmalar›n oldu¤unu belirten Petrol-‹fl Alia¤a fiubesi Baflkan› ‹brahim Do¤angül; yüksek ücretli olan iflçinin ç›kar›l›p yerine düflük ücretli, tafleron iflçiler al›nd›¤›n› söyledi. Patronun flu ana kadar birçok toplu

53

giderek sald›rganlaflaca¤›n›n iflaretlerini fazlas›yla vermektedir. Toplant›dan ard›ndan yap›lan Bakanlar Kurulu toplant›s›n›n da “çok fleye gebe” oldu¤u gibi aç›klamalar› bir kenara b›rak›rsak Türkiye’yi hem bölgedeki rolünden kaynakl›, hem de AKP hükümetinin yaflad›¤› t›kan›kl›ktan kaynakl› zor günlerin bekledi¤inin alt›n› çizmek gerekmektedir. ABD Ulusal Ekonomi Konseyi Baflkan› Allan Hubbard’›n Türkiye için sarfetti¤i “Stratejik konumuna baksan›za. Hayati önem tafl›yor” sözleri, ülkemiz egemenleri ile ABD emperyalizmi aras›ndaki iliflkiyi ve emperyalistler aç›s›ndan ülkemizin önemini ortaya koymaktad›r. Burada “bu önemin içeri¤i karfl›m›za hangi nas›l ç›kabilecek?” diye sormak yerinde olur. Bu sorunun yan›t› bundan önce yaflanan kimi pratiklerde ortada iken k›smen de olsa D›fliflleri Bakan› Abdullah Gül’ün imzalad›¤› “ortak vizyon belgesinde” bulmak olanakl›. Medyada aktar›lanlara göre; “TürkAmerikan Stratejik Ortakl›¤›n› ‹lerletme Amaçl› Ortak Vizyon ve Yap›land›r›lm›fl Diyalog” bafll›kl› belgenin birinci bölümü, ABD ile Türkiye’nin bölgede “demokrasi”nin ve “istikrar”›n güçlendirilmesi, Arap-‹srail iliflkileri, terörizmle mücadele, NATO’nun transformasyonu, enerji güvenli¤i konular›ndan askeri iliflkilerden kamu diplomasisine kadar ortak bir vizyona sahip oldu¤u saptan›yor. ‹kinci bölümde de bu ortak vizyonun yönetilmesi, yak›ndan denetlenmesi amac›yla bir kurumsal çerçeve oluflturuluyor. ABD emperyalizmi ile ufla¤› aras›ndaki vizyon ortakl›¤› ne olabilece¤i sorusunun yan›t› yemek yiyenler ve art›klar› toplayanlar olarak verilebilir. Ancak tüm bunlar bize ülkemizde önümüzdeki dönem yaflanacak olas› geliflmeler hakk›nda önemli ipuçlar› vermektedir. Emekçi halk›m›z üzerindeki son sald›r› ve bask›larla birlikte ele ald›¤›m›zda hareketli bir sürece girece¤imiz kesindir. fiu bir gerçek ki, ABD emperyalizmi taraf›ndan BOP kapsam›nda nereye el at›ld›ysa, “hesaplanmayan, öngörülmeyen” halk engeliyle, direnifliyle kar-

fl›lafl›ld›. Irak’ta “hesap edilmeyen bir halk direnifli” emperyalistlerin planlar›n› alt üst ederek, BOP’un uygulanmas›n› önemli oranda zora soktu. “Hesaplanmayan, öngörülmeyen” direnifl, ABD ekonomisine ve politik geliflimine büyük darbe vurdu ve vurmaya devam etmektedir. Özgürlük ve demokrasi ad›na söylenenlerle yap›lanlar aras›nda uçurumlar kadar fark oldu¤u, ülkenin tam bir kaos ve kargafla ortam›na sokuldu¤u daha ç›plak bir flekilde görülmektedir. Her bir iflgal bir savafl ve bir direnifl demektir. BOP projesi emperyalist haydutlar›n y›k›m ve yaln›zl›k projesi olacakt›r. Bu projenin mezar kaz›c›lar› da baflta Irak, Afganistan, Lübnan olmak üzere Ortado¤u ve ezilen dünya halklar› olacakt›r. Bizler de ülkemiz topraklar›ndan Ortado¤u halklar›n›n direnifline ortak olmak ve güç katmak için bilincimizi, cesaretimizi, militanl›¤›m›z›, fedakârl›¤›m›z›, yarat›c›l›¤›m›z›, en ileri düzeyde kullanarak, çaba ve enerjimizi sonuna kadar harcayarak, her türlü özveriyi tereddütsüzce göstererek üzerimize düflen görevleri yerine getirmek zorunday›z. Kitlelerin bafl emperyalizme karfl› yükselen öfkesi, onlar›n uykusunu kaç›r›yor. Bizler bunun fark›nda olarak iflgalciler flahs›nda, yeniden anti-emperyalist bilinci kitlelere tafl›mal›y›z. Emperyalizm var oldukça, dünya ezilenlerinin rahat yüzü göremeyece¤i gerçe¤ini döne döne kitlelere anlatmal›, genifl y›¤›nlarla iliflki kurmal› ve var olan iliflkilerimizi daha da gelifltirmeliyiz. Bu uygun ortamda prati¤e yönelmek, hareketsiz olan güçlerimizi hareketlendirmek her militan›n görevidir. Bunlar yapmam›z gereken görevlerdir. Bu konuda kendimize ve kitlelere güvenerek özellikle, kitle eylemlerinde yarat›c› olmal›y›z. Emperyalizm bir dönem ekti¤i rüzgâr›, f›rt›na biçecektir. Bu kesindir. Emperyalistler daha öncede dünya ezilen halklar›n›n direnifllerinden hak ettikleri büyük dersleri ald›lar. Bugün çok daha büyük dersleri yine direnenlerin silahlar›ndan alacaklar.

sözleflmenin koflullar›n› yerine getirmedi¤ini belirten Do¤angül, 2006 y›l›nda ifl bafl› yapan iflçilere asgari ücret ödendi¤ini söyledi. Sa¤l›k koflullar›n›n da benzer flekilde oldu¤una dikkat çekilen aç›klamada Do¤angül, üst düzey yönetici ve müdürlerin sanki hiçbir ifli yokmufl gibi sa¤l›k raporu alan iflçileri takip ettiklerini, a¤›r hasta olan iflçilere iflten ç›kmak için rapor kullanmalar› yö-

nünde bask› yap›ld›¤›n› belirtti. PETK‹M’in hiçbir zaman bu kadar kötü bir durumda olmad›¤›n› belirten Do¤angül; “Liyakatten uzak, yandafl gruplar›n›n bir araya gelmelerinden oluflan bu topluluk, ülkemizin tek petrokimya üreticisi PETK‹M’e zarar veriyor. PETK‹M; bu anlay›fltan derhal kurtulmal›d›r” dedi. (‹zmir)


31

53

28 Temmuz-11 Ağustos 2006

Hala gerilladan, mücadeleden, hele de Partizanlardan bahsedildi¤inde gözlerinin ›fl›ldad›¤›n› görebilmek, umudumuzu bir kez daha perçinliyor. Gitti¤imiz her yerde Partizan› tan›mayan yok. Öyle ki sordu¤umuz yafll› bir teyzeden azar bile iflitiyoruz: “Ma niye tan›mayacakm›fl›m Partizanlar›…”

“Gençlerimizin beyinleri uyuflturuluyor…”

Bugün bu projeler egemenler taraf›ndan çok fazla dillendirilmese de yap›lan çal›flmalar ve haz›rl›klar yak›n bir zamanda bu yönde at›lacak ad›mlar› göstermektedir. Dersimlilerin ve tüm duyarl› kesimlerin bu oyunlar› önceden görerek harekete geçmesi ve tepkilerini ortaya koyarak bunlara engel olmas› gerekmektedir.

6. Munzur Kültür ve Do¤a Festivali ‹lki 2000 y›l›nda yap›lan Munzur Kültür ve Do¤a Festivali’nin bu y›l 6.s› düzenlenmektedir. 7.si düzenlenmesi gerekirken devletin keyfi tutumlar› nedeniyle geçti¤imiz y›l 3 gün kala festival yasaklanm›flt›. Buna ra¤men devrimcilerin ve demokratik kitle örgütlerinin yo¤un çabalar›yla festival fiili bir flekilde gerçeklefltirilmiflti. On binlerce insan›n kat›ld›¤› festivalin varl›¤› elbette ki devleti rahats›z etmektedir. Festivale kat›l›m› engellemek amaçl› her y›l festivalden aylar önce bafllayan devletin yaratt›¤› bask› ve gerilim artmakta ve festivalin bir çekim merkezi haline dönüflmesi engellenmeye çal›fl›lmaktad›r. Festival arifesinde bölgeye askeri y›¤›nak ve operasyonlar yap›lmaktad›r. Devlet kendi eliyle yapt›¤› kimi provokatif eylemler üzerinden festivalin yap›lman› engellemek istemektedir. Böylelikle hem festivali zora sokmay› hedeflemekte hem de bölgede çal›flmas› bulunan devrimci demokratik kesimlere yönelik sald›r›lar› meflrulaflt›rmaya çal›flmaktad›r. Bu sene de benzer bir tabloyla karfl› karfl›ya oldu¤umuzu söyleyebiliriz. 7 y›l önce start› verilen Munzur Kültür ve Do¤a Festivali, Dersim’in sorunlar›n›n, kültürel yozlaflma ve do¤as›n›n tahrip edilmesinin ana tema olmas› hedeflenmiflti. Festivalle, devletin Dersim üzerinde oynad›¤› oyunlar›n teflhir edilmesi, Dersimlilerin kendi sorunlar› etraf›nda bir araya getirilmesi sa¤lanarak sald›r›lara karfl› ortak bir duruflun örgütlenmesi amaçlanm›flt›. Bu ça¤r› olumlu bir karfl›l›k bulmufl ve Dersimliler, devrimci demokratik kesimler bu yönde harekete geçmiflti. Ancak bu gün geldi¤imiz aflamada yap›lan festivalin amac›n›n d›fl›na ç›kt›¤›n› görmekteyiz. Belli bir siyasal kesimin

politikalar› do¤rultusunda ifli tamamen flova ve konser etkinliklerine çevirme u¤rafl› mevcuttur. Bu durum somut olarak özellikle festivalin Dersim merkez program›n tart›flmalar›nda kendini göstermektedir. Yap›lan toplant›larda bu durumu elefltiren, amac›na uygun bir festival için mücadele eden devrimciler ve yöre dernekleri anti-demokratik bir yöntemle yok say›lmakta, önerileri ve katk›lar› dikkate al›nmamaktad›r. Festivalin içeri¤inin boflalt›lmas›, beklentileri karfl›lamamas›, yöre insan›n› da oldukça rahats›z etmektedir. Festival öncesi Dersim merkez ve ilçelerinde halkla yapt›¤›m›z sohbetlerin neredeyse tamam›nda bu rahats›zl›klar ve tepkiler dile getirilmektedir. Bizler elbette amac›ndan sapan, halka hizmet etmeyen, özüne uygun olmayan bir festivalin bölge üzerinde çeflitli planlar kuran, oyunlar oynayan “karanl›k güçlere” hizmet edece¤ini biliyoruz. Bu nedenle tüm engelleme çal›flmalar›na ra¤men mücadelemizi ›srarla sürdürecek, Dersim’e, Dersimlilere uygun bir festival için çal›flmalar›m›z› yo¤unlaflt›raca¤›z.

Yüre¤imizin orta yerindeler… Bu y›l 6.s› yap›lacak olan Dersim festivali nedeniyle çeflitli demokratik alanlardan oluflturdu¤umuz bir grupla festival öncesi köyleri dolaflarak, hem onlar›n s›k›nt›lar›n› dinlemek hem de sesimizi onlara ulaflt›rabilmek amac›yla bir kez daha Dersim’e yola ç›kt›k. Oluflturdu¤umuz grubumuzda; flehit ve tutsak ailelerimiz, gazeteden, kültür merkezinden yoldafllar›m›z ve yerelden okurlar›m›z bulunuyordu. Gelirken her birimiz ayn› duygular› yaflam›flt›k. Yüzy›llard›r direniflin de, zulmün de iç içe yafland›¤› tarihte nice bedellerin ödendi¤i ve umudun tohumlar›n›n at›ld›¤› topraklara gelmek, ora insan›n› yak›ndan tan›mak, onlarla geçmifle, gelece¤e dair sohbetler edebilmek elbette her birimizi etkiliyordu. Dersim topraklar›na gelip de mücadelenin s›cakl›¤›n›, coflkusunu hissetmemek mümkün de¤ildi. Öyle ki zulmün en katmerlisini yaflam›fl olan bu insanlar, her fleye ra¤men umutlar›n› yitirmemiflti.

Elbette gitti¤imiz her yerde güllük gülistanl›k bir tabloyla da karfl›laflm›yoruz. Partizanc› oldu¤umuzu söyleyerek girdi¤imiz birçok evde önce bu ad›n verdi¤i heyecan› hissediyoruz. Fakat pay›m›za çeflitli elefltiriler, sitemler de düflebiliyor. Onlar›n da en az olumlu elefltiriler kadar de¤erli oldu¤unun bilinciyle dilimizin döndü¤ünce yan›tlamaya çal›fl›yoruz onlar› da. En çok ald›¤›m›z elefltiri ise uzun y›llar Dersim’i neden bofl b›rakt›¤›m›z yönünde oluyor. Uzun uzun sohbet etti¤imiz bir abla bize olan elefltirisini flöyle dile getiriyor: “96’dan sonra Partizan’›n burada olmamas›, PKK’nin yanl›fl politikalar›, halk› devrimci mücadeleden so¤uttu. fiimdi insanlar bölgede kendi halk›n›n kan› üzerinde pazarl›k yap›yor. Gençlerimizin beyinleri uyuflturuluyor. Devletin gençlik üzerinde uygulamaya çal›flt›¤› yozlaflt›rma politikas› tutuyor. Bir nesil gözlerimizin önünde kayboluyor. Dersim halk› bundan çok endifleli. Bunlar olmamal›yd›. Dersimde eski gençlik kalmad›. Aileler çocuklar›na o eski kültürümüzü veremiyor. Onca bedeller ödendi. Bunlardan uzak dural›m derken daha çok batakl›¤a sapland›¤›m›z› göremedik. Gerilla eskiden yüreklerimizin orta yerindeyken flimdi onlara perdenin arkas›ndan bak›yoruz. Bu çok ac› verici bir durum. Bunlara müdahale edilmeliydi… Devlet Dersim’i insans›zlaflt›rmak için elinden geleni yap›yor. Biz bir parça özgürlü¤ü elimize al›p sesimizi ç›kard›¤›m›zda hemen tepemize biniyorlar. Y›llard›r bir direnifl kalesi olarak görüyor devlet Dersim’i. fiu ana kadar savaflarak

Partizanc›lard› burada. Kimin ne sorunu olsa onlara gidilirdi. Devletin de¤il halk›n mahkemesi kurulurdu. Bizim için tek adalet sistemiydi. Onlar›n verdi¤i karara yapt›r›ma herkes uyar, sorunlar tatl›ya ba¤lan›rd›. fiimdi bu kalkt›, insanlar istedi¤ini yap›yor.” Kendisi siyasi biri olmad›¤› için çok fley bilmedi¤ini söylüyor ama yapt›¤› de¤erlendirmeler kendini siyasi olarak çok ilerlerde gören birçok kifliden daha siyasi. Bütün bunlar›n çözüm yolunu soruyoruz kendisine. “Ülkedeki mücadele bir Dersimle kazan›lmaz. Mücadeleyi ülkenin geneline yaymak gerekir. Bir Trakya köylüsü de, bir Çukurova köylüsü de eziliyor. Sorunlar ortak. Gerçi Dersim’in ayr› bir yan› var. Y›llardan beridir savafl bölgesi ve savafl burada art›k yaflam›n bir parças› haline gelmifl. Dersim insan› aç›s›ndan düflman kavram› çok net. Bizim art›k birbirimize kenetlenmemiz flart. Mücadeleyi yaflam›n her alan›nda vermeliyiz. Uyuflturucu, insanlar›m›z›n beyinlerini uyuflturuyor. Teknoloji gelifliyor. Buna uygun yeni mücadele yöntemleri denemek gerekir. Silahl› mücadelenin etkisini reddetmiyorum. O olmasayd› bugün buralara gelemezdik. Okuyup bilinçlenmek gerekir. Ama bunu gerillan›n beyniyle yapmak gerekir. Burjuvalaflmam›fl beyinlerle..”

Köyümüzü yakt›lar… Yine gitti¤imiz baflka bir köyde de köyleri devlet taraf›ndan yak›lan ve evsiz kalan ve baflka bir köyde marabal›k yapan bir teyzemizin s›k›nt›lar›na kulak veriyoruz: “Köyümüz çok güzeldi. Meyvelerimiz, tarlalar›m›z vard›. Köyümüzü yakt›lar. Biz önce Elaz›¤’a gitmek zorunda kald›k. Orada yaflayamad›k. ‹nsanlar›m›z›n ço¤u memleket özlemiyle flehirlerde ölüme mahkûm oluyor. Dayanamad›k. Burada baflka bir köye yerlefltik. Onlar bize yard›mc› oldular. Birkaç koyun ald›k, yaflam›m›z› sürdürmeye çal›fl›yoruz. Yak›lan köylerimiz için devlete baflvurduk. Ama hiçbir cevap alamad›k. Sözde köye dönenlere para vereceklerdi. Bu devletten kimseye fayda yok.”

Mücadele ruhunu gelifltirelim…

bitiremedi flimdi yozlaflt›rarak bitirmeye çal›fl›yor. ”

Partizan eskiden bölgede tek adalet sistemiydi… Partizan’›n bölgede tek adalet sistemi oldu¤unu söyleyen bir ablam›z flimdi insanlar›n birbirine dahi güvenmedi¤ine dikkat çekiyor: “Eskiden devletin mahkemesine hiç kimse gitmezdi. Tek irade

Gelecek umudunun kalmad›¤›n› söyleyen bir ö¤renci çözümün siyasallaflmaktan geçti¤ine dikkat çekiyor. “Dersim halk› y›llard›r yaflam›fl oldu¤u bask›dan kaynakl› ac›l›yken ayn› zamanda da yoksulluk çekmekte. Gençlik her fleyden elini aya¤›n› çekmifl ve kültürel olarak yozlaflm›flt›r. Bölge üzerinde planl› bir flekilde oyun oynan›yor. Bunlar a盤a ç›kar›lmal›. Bu y›l nenem ve dedem göç etmek zorunda kalacaklar. Çünkü herhangi bir güvenceleri yok. Bu durumda birçok aile var. Bu sorunlar çözülmeli. Gençlik bilinçlendirilmeli. Gençli¤in gelecek hayali yok. Ben de bunlardan biriyim. Umudun bitmedi¤ini anlamak için savaflmak flart. Toplumsal olarak önyarg›lar›m›z çok. Ödedi¤imiz bedellere göre mücadele ruhunu gelifltirmemiz gerekli.”


ÖZGÜR GELECEK YOLUNDA

işçi-köylü B‹Z HALKIZ GELECEK ELLER‹M‹ZDED‹R

UMUT YAYIMCILIK VE BASIM SANAY‹ LTD. fiT‹ Yönetim yeri: Gureba Hüseyin A¤a Mah. ‹mam Murat Sok. No:14/1 Aksaray-Fatih/‹STANBUL. Tel: (0212) 521 34 30, 531 48 53 FAKS: (0212)621 61 33 Sahibi ve Yaz›iflleri Müdürü: Numan BOZER Bask›: Gün Matbaac›l›k Beflyol Mah. Telsizler Mevkii Akasya Sk. No:23/A K.Çekmece/‹stanbul Tel: 0212 426 63 30-580 63 80 Genel Da¤›t›m: YAY-SAT @mail: umutyayimcilik@superonline.com @mail: umutyayimcilik@ttnet.net.tr

BÜROLAR ➧ KARTAL: HAMAM SOK. DEM‹RL‹ ‹fiHANI NO: 57/14 KARTAL, TELEFAKS: (0216) 306 16 02 Cep: 0 544 521 34 30 ➧ ANKARA: TUNA CAD. ÇANAKÇI ‹fiHANI NO:11 KAT:3 DA‹RE:32 ÇANKAYA TEL: (0312) 432 23 01 Cep: 0 535 562 33 72 ➧ ‹ZM‹R: 856 SOKAK, NO:48/203 KEMERALTI KONAK, TELEFAKS: (0232) 441 93 09 Cep: 0535 310 31 84 ➧ MALATYA: DABAKHANE MAHALLES‹, BOZTEPE CAD., BABACAN ‹fiHANI NO:9 KAT:1/16 MALATYA TEL: (0422) 325 78 13 Cep: 0536 697 94 19 ➧ ERZ‹NCAN: ORDU CAD. ORDU ‹fiHANI KAT:3 TEL: 0 446 223 67 18 ➧ BURSA: SELÇUK HATUN MAH. ÜNLÜ CAD. SÖNMEZ ‹fi SARAYI KAT: 2 NO: 185 HEYKEL, TEL: (0224) 224 09 98 Cep: 0 536 613 81 98 ➧ SAMSUN: KALE MAH., YUSUF KEFEL‹ ‹fiHANI, KAT: 6 NO: 9 , TEL: (0362) 435 64 57 Cep: 0 537 597 69 84 ➧ MERS‹N: ÇANKAYA MAH. S‹L‹FKE CAD. ÜZÜM ‹fiHANI KAT :1 NO: 47 MERS‹N ➧ AVRUPA MERKEZ BÜRO: WESELER STR 93 47169 DUISBURG-DEUTSCHLAND TEL: 0049 203 40 60 958 FAKS: 0049 203 40 60 959

Direniflin yurdu Dersim yine, yeni isyanlara gebe

Osmanl›’dan günümüze hak arama bilinciyle hareket eden, bask› ve zulme karfl› bafl e¤meyen Dersim halk›, faflizm aç›s›ndan her zaman tehlike olarak hedef olma özelli¤ini korumufltur. Çünkü onlar Seyit R›za’n›n bafl e¤mez savaflç›lar›, ‹brahim’in y›lmaz neferleridir. Dost ile düflman› iyi tan›yan Dersim halk›d›r. Elbette bu tabloda Dersim topraklar› da pay›na düfleni alm›flt›r. Co¤rafi konumu nedeniyle y›llarca çocuklar›n› bir ana flefkatiyle kucaklayan Dersim topraklar›, Ali Haydarlar›n, Muharremlerin, Aflk›nlar›n, Caferlerin, Ökkefllerin ve ad›n› burada sayamayaca¤›m›z daha nice devrimci, komünist ve yurtseverlerin kan›yla k›z›llaflmad› m›? Bundan de¤il midir bombalanmad›k bir kar›fl topra¤›n›n, neredeyse atefle verilmedik tek bir a¤ac›n›n kalmay›fl›… Osmanl› paflalar› “ç›ban” olarak adland›rm›fllard› Dersim’i fetvalarla, fermanlarla kontrol alt›na almaya, yok etmeye çal›flm›fllard›. Sefer üstüne sefer düzenlemifllerdi, ancak bir türlü baflar› elde edememifllerdi. Osmanl›’dan bayra¤› devralan TC’nin ilk yöneldi¤i, hedef tahtas›na oturttu¤u yer yine Dersim oldu. Ç›ban›n bafl› patlat›lmal›yd› ve ‘38 Dersim katliam› ve buna karfl› geliflen isyan patlak verdi. Yafll› genç çocuk kad›n demeden katlediliyordu Dersim halk›. Bu katliama karfl› onurlu bir direnifl sergiliyordu yedisinden yetmifline. S›rt›n› verdi¤i Dersim, Munzur, Mercan da¤lar› evlatlar›na kol kanat geriyordu. Düflmana aman vermeyen da¤lar›n›n ba¤r›nda Aliflerler, Qopolar, Seyit R›zalar ç›k›yor, düflmana aman vermiyor, kan kusturuyorlard›. Zulüm ne kadar koyu olursa olsun, ona karfl› geliflen isyan hareketleri de o kadar büyük olur. Zulme u¤rayanlar ise zulme karfl› hep en önde olur. Dersim’de de,

Amed’de de yan›bafl›m›zdaki Filistin’de de bu böyledir. Bundan sonra da böyle olacakt›r. Bu yüzden verimli topraklarda yaz›l›yordu ‘72 manifestosu Kaypakkaya ve yoldafllar› taraf›ndan. Gerilla savafl›, da¤lara sevdal› Dersim halk›n›n yüre¤inde bilince dönüfltükçe yeniden özel hedefi oluyordu düflman›n. Tarih 2006 ve Dersim topraklar› yine bombard›man alt›nda. TC’nin Terörle Mücadele ad› alt›nda meflrulaflt›rd›¤› hak ihlalleri dün oldu¤u gibi bugün de Dersim’de tüm zorbal›¤› ile yaflam bulmakta. ‹nsanlar tarlalar›nda çal›fl›rken kurflunlanmakta, keyfi gözalt›lar yaflanmakta, köyler operasyon gerekçesiyle boflalt›lmaktad›r. Bunlar Dersim halk›n›n hiç de yabanc›s› oldu¤u fleyler de¤il. Tam da Dersim’i ve Dersim insan›n› zapturapt alt›nda tutmak için devreye sokulan bask› politikalar›d›r. Faflizmin Dersim’i, Dersimliyi bu flekilde susturamayaca¤›n› tarih bize defalarca kez göstermifltir. Direniflin yurdu Dersim, yaflad›¤› bask›lar› yine isyanlarla geri püskürtecektir.

Sald›r› her cepheden sürüyor… Y›llarca uygulanan ambargolarla,

OHAL’lerle istedi¤i sonucu alamayan devlet, bu kez daha farkl› sald›r› araçlar›n› devreye sokmaya bafllad›. Dersim’e fuhuflu, uyuflturucuyu, tineri, birahaneleri bizzat kendi adamlar› taraf›ndan yerlefltirmeye çal›flan devlet bir taraftan da özellikle gençler üzerinde çeflitli oyunlarla etkili olmaya çal›flt›. Sistemin genel bir sald›r›s› olan kültürel yozlaflma dilinden geleneklerinden, devrimci özelliklerinden uzaklaflt›rma çal›flmalar› Dersim gibi gerilla mücadelesinin geliflkin oldu¤u bölgelerde kendine has yöntemlerle giderek artmaktad›r. Bu sald›r›lar› bir baflka boyutu da bölgede yap›lmaya çal›fl›lan barajlard›r. TC devletinin kendi yasalar›na göre milli park alan› ilan edilen bölgenin kendine has ikliminden kaynakl› baflka bir yerde bulunmayan yüzlerce bitki türüne sahip olmas› yine devletin kendi yasalar›n› hiçe sayan yöntemlerle yok edilmek istenmektedir. Munzur Vadisi üzerine kurulmaya çal›fl›lan barajlar›n esas amac› bölgeyi insans›zlaflt›rmak ve bu do¤rultuda geliflen devrimci mücadelenin önüne geçmektir. Buradan elde edilece¤i söylenen elektri¤in, yap›lacak harcamalar› dahi karfl›lamayacak kadar küçük olmas› ve barajlar›n yap›m›ndan sonra iklimin de¤iflecek olmas› ve Munzur Vadisi’nin 20-30 y›l sonra batakl›¤a dönüflebilece¤i de düflünüldü¤ünde sistemin Dersim üzerinde oynamak istedi¤i oyunu gözler önüne serilmektedir. Yine bölgede yer alan zengin uranyum ve alt›n yataklar› da özellikle emperyalistlerin ifltah›n› kabartmaktad›r. Bugün Bergama’da, Uflak-Eflme’de etkisini gösteren halk›n büyük oranda zarar görmesine neden olan siyanürlü alt›n aray›fllar›, Dersim’de de yap›lmak istenmektedir. Devam› Sayfa 31’de

Bir kez daha Dersim’deyiz Bir kez daha… Bir kez daha Dersim’deyiz. Geçen y›la oranla heyecan›m›z›n, özlemimizin eksilmedi¤ini gördük. Tam tersine zaman zaman içinde hasretliklerimizi, da¤lara olan sevdam›z› ço¤altarak t›pk› Munzur gibi Dersim gibi ça¤laya ça¤laya, köpüre köpüre yol ettik bu bereketli topraklar›… Kimimiz da bafllar›nda meflale olarak yolumuzu ayd›nlatan o¤ulcan yoldafl›m›z›n, Munzurlara olan sevdas›n› s›rt›na vurup onun gözleriyle görerek yola düfltük. Kimimiz tutsak o¤ulcan›n›n zindandaki yüre¤ini tafl›d› Munzur’a. Özelde duygusal yan› a¤›r bassa da genelde önceki y›llarda bafllad›¤›m›z aile ziyaretlerine devam ettik. 6 y›ld›r yap›lan Dersim festivaline Partizan fiehit ve Tutsak Aileleri olarak kat›larak sesimizi daha genifl kitlelere duyurmak istiyoruz. Festivalin yap›lmas› buradaki yaflama gözle görülür bir canl›l›k getirmifl. Fakat turizm yerlerindeki gibi fiyatlara da bir “canl›l›k” gelmifl. Örne¤in normal zamanlarda 75 kurufl olan dolmufl fiyat› festivalde 1 YTL’ye f›rlam›fl. Yiyecek ve giyeceklerde de benzeri art›fllar söz konusu. … ‹lk gün dinlendikten sonra birinci dura¤›m›z Ovac›k ve köyleri.. Gözlerimiz da¤ zirvelerinde, mefleliklerde. Gerillalar›n gözleri üzerimizde, yürekleri yüre¤imizde sanki. Gerillalar›n gezdi¤i topraklarda gezmek, o havay› solumak bize bambaflka duygular yaflat›yor. Ve bizler bu duygular›m›za gem vurarak yolumuzun üstündeki köyleri dolafl›yoruz. Koflullardan kaynakl› yay›nlar›m›z buradaki kitlemizle düzenli bulaflam›yor. ‹nsanlar öncelikle bundan dert yan›yorlar. Hatta genç bir k›z›m›z›n bu konuda anlatt›klar› çok anlaml›: Bir gün pencereden bakarken birkaç kiflinin gazete da¤›tt›¤›n› görüyor. ‹flçi-köylü, Partizan da¤›tt›klar›n› düflünerek heyecanla kap›ya kofluyor. Kendi kendine de “çok flükür sonunda bizimkiler geldiler” diyor. Kap›ya geldi¤inde gazetenin ‹flçi-köylü olmad›¤›n› görüyor ve hayal k›r›kl›¤›na u¤rayarak oldu¤u yerde kal›yor. Bunun gibi birçok kifli tepkili olsalar da umutlar›n› ço¤altarak bizleri bekliyorlar. Gitti¤imiz her köyde önceki y›llarda oldu¤u gibi büyük bir ilgiyle karfl›land›k. Sitem dolu, tepki dolu elefltirilerdi daha çok da pay›m›za düflen… Neden uzun zamand›r onlar› terk etti¤imizin özelefltirisini istiyorlar hakl› olarak. Partizanlar› çok iyi tan›yan köylülerle sohbet etti¤imizde geç ve seyrek de olsa art›k köylere gitmelerinin onlar üzerinde yarat›¤› olumlu etkiyi anlat›yorlar gözleri dolu dolu. Elbette gözlerdeki bu yafllar, dost sofralar›nda, ocak bafllar›nda paylafl›lanlar›n bizlere yans›mas›yd›. Köylüler, yaflad›klar› birçok s›k›nt›y› da bizimle paylafl›yorlar. Burada tar›m çok yayg›n de¤il. Daha çok hayvanc›l›kla u¤rafl›yorlar. Ama ürettikleri fazla de¤il. (Peynir, ya¤, çökelek). Ürünleri tüccar al›yor. 500- 750 bin liraya. On milyonluk peynir iki milyona al›n›yor. Üreticilerin kendi kurduklar› kooperatifler olmufl olsa emekleri bofla gitmeyecek. Bizden beklentileri ise Munzur suyuna tak›lacak kelepçe olan barajlar› engelleyecek çal›flmalar yapmam›z… Partizan fiehit ve Tutsak Aileleri (Devam edecek)


OGYIK53