Page 1

ÖZGÜR GELECEK YOLUNDA

www.iscikoylu.org umutyayimcilik@ttnet.net.tr

Say›: 2005-17

28

*Y›l:2 *12-25 A¤ustos 2005 *Fiyat›: 75 YKr ISSN:1303-9350

Evlerimizi y›kanlar m›, savunanlar m›; özellefltirmeciler mi, iflini sahiplenenler mi...

GERÇEK TERÖR‹ST K‹M? Dünyada ve ülkemizde “terörizm” histerisi eflli¤inde halklara yönelik sald›r›lara h›z verilmekte. Egemenler, sömürücüler her türlü sald›r›lar›n›n gerekçesinin bir köflesine mutlaka “terörizm” yaftas›n› yap›flt›r›veriyor. Bafl›m›za y›k›lan evlerimizi savundu¤umuzda; panzerlere, gaz bombalar›na taflla karfl›l›k verdi¤imizde “terö-

rist, provokatör” olan bizleriz. Dolu dizgin sürdürülen ve ülkenin her yan›n› yang›n yerine dönüfltüren özellefltirmelere karfl› fabrikam›z›, iflimizi, eme¤imizi savundu¤umuzda “terörist” olan yine bizleriz. Sömürüye, zulme karfl› ç›kt›¤› için hapishanelere doldurulan devrimciler ise zaten “terörist”ti ve onlara ne yap›lsa “hak”t›.

Oysa gerçekler hiç de böyle de¤il. Dün tan›mad›¤›n›z, amaçlar›n› bilmedi¤iniz devrimcilere “terörist” denilirken bu oyuna kan›yordunuz. Ama bugün egemenlerin kimlere “terörist” dedi¤ini ve as›l teröristin kimler oldu¤unu daha net görüyorsunuz. Gerçek teröristler binlerce silah gücüyle kendi eme¤imizle yapt›¤›m›z evimizi ba-

fl›m›za y›kanlard›r. Ülkemizin de¤erlerini talan edip, satan, bizi iflimizden edenlerdir. Vars›n onlar bizlere karfl› yeni “terörle mücadele yasalar›” haz›rlas›nlar, bizler gerçek teröristlere karfl› evimizi, iflimizi, onurumuzu ve gelece¤imizi kurtarmak için hakl› mücadeleye kat›lal›m, devrime güç verelim.

Deri-‹fl Sendikas› ile üyeleri üzerindeki bask›lar devam ediyor! eri-‹fl Sendikas› Bal›kesir Gönen’de bulunan Gönen Tabakhane Deri fabrikalar›nda bafllatm›fl oldu¤u sendikalaflma çal›flmalar› sonucunda 500’e yak›n iflçiyi sendikada örgütledi. ‹rili ufakl› 40’a yak›n fabrikan›n bulundu¤u bölgede yaklafl›k 800 iflçi çal›fl›yor. Deri-‹fl sendikas› 20 iflyerinin ço¤unluk tespiti için Bakanl›¤a baflvuruda bulundu.

D

Anayasal haklar›n› kullanarak sendikaya üye olan iflçilere patronlar hukuk d›fl› davranarak iflçileri sendikadan istifa etmeye zorluyor. Patronlar›n devam eden sald›r›lar› sonucu flu an iflten at›lanlar›n say›s› 138 olmufl durumda. Sendika ve sendikal› iflçiler hakk›nda “bunlar PKK’li, bunlar terörist” diyerek halktan yal›tmaya çal›flan polis, Deri-‹fl Sendikas›

Genel Baflkan Vekili Musa Servi ve 6 iflçiyi 3 A¤ustos Çarflamba günü iflçilerle konuflmaya giderken gözalt›na ald›. Gözalt›na al›nanlar gece geç saatlerde b›rak›l›p, ertesi gün tekrar gözalt›na al›nd›lar ve Savc›l›k’a ifade verdikten sonra tekrar serbest b›rak›ld›lar. Yine Çorlu ‹leri Deri’de bafllayan direnifl devam ediyor. Geçti¤imiz

günlerde iflten at›lan iflçilerin yan›nda bulunan Deri-‹fl Çorlu fiube Baflkan› Ali Bayram’›n üzerine araba sürülmüfltür. Tüm bu sald›r›lar karfl›s›nda 4 A¤ustos Perflembe günü eski Traktörler Dura¤›’nda aç›klama yapan deri iflçileri buradan Gönen’e hareket ederek direniflteki iflçilere destek oldular. Sayfa 2


2

12-25 Ağustos 2005

28

Deri-‹fl Sendikas› ile üyeleri üzerindeki bask›lar devam ediyor rika içine girerken Bayram aya¤›ndan hafif yaralanm›flt›r. “Yaflas›n s›n›f dayan›flmas›” Deri-‹fl Tuzla fiubesi Bal›kesir Gönen ve Çorlu’daki sald›r›lar› protesto etmek, üyelerini bilgilendirmek, havzadaki örgütlülü¤ü h›zland›rmak amac›yla 4 A¤ustos Perflembe günü sabah saat 07.30’da havzada servisleri durdurarak bildiri da¤›tt›, ö¤len yap›lacak bas›n aç›klamas›na ça¤r› yapt›. Ö¤len saat 12.30’da ise havzada bulunan Eski Traktörler Dura¤›’nda yap›lan aç›klama ile sald›r›lar k›nan›rken direniflteki iflçilerin yan›nda olduklar› belirtildi. Bas›n aç›klamas›ndan önce jandarman›n bölgede yo¤un “güvenlik” önlemi ald›¤› görülürken jandarma komutanlar›ndan bir yüzbafl› sendikac›lara “e¤er say› yönetim kurulunun befl kat›n› geçerse gerekeni yapar›z” diyerek gözda¤› vermeye çal›flt›. Saat 12:15’ten itibaren dört bir koldan 600’e yak›n iflçi “Birlik, mücadele, zafer”, “Yaflas›n Tuzla Direniflimiz”, “Devrimci Demokratik Sendikal Birlik” ile “Yaflas›n halklar›n kardeflli¤i” pankartlar› Deri-‹fl Tuzla fiubesi, DDSB flamalar›yla ve “Gönen iflçisi yaln›z de¤ildir”, “Sendika yoksa üretim de yok” vb. sloganlar›yla Eski Traktörler Dura¤›’nda topland›. Burada kitleye hitaben Deri-‹fl Tuzla fiube Baflkan› Hasan Sonkaya ile Türk-‹fl 1. Bölge Baflkan› Faruk Büyükkucak birer konuflma yapt›lar. Sonkaya yapt›¤› konuflmada “Bugün burada bulunmam›z›n nedeni Gönen’de ve Çorlu’da iflçilere yap›lan sald›r›d›r. Gönen’de Deri-‹fl Genel Baflkan Vekili Musa Servi’nin de aralar›nda bulundu¤u 7 kifli gözalt›na al›nm›flt›r. Çorlu’da ise patronlar›n tüm sald›r›lar›na karfl› iflçiler direnmektedir. Çorlu fiube Baflkan›m›z Ali Bayram’›n üzerine araba sürülmüfltür. Bu direnifl 6. ay›n› doldurmak üzeredir. Tuzla iflçileri olarak bu sald›r›lara yabanc› de¤iliz. Y›llarca burada sendikal mücadele yürüttük. Mücadelemize hep sald›r›lar oldu. Ancak hiçbir güç mücadelemizi engelleyemedi” dedi. Sonkaya konuflmas›n›n devam›nda “Direniflteki arkadafllara her türlü maddi ve manevi deste¤i verece¤iz. Yar›n (5 A¤ustos) Gönen’e giderek arkadafllara destek verece¤iz” dedi. Sonkaya’n›n ard›ndan konuflan Türk-‹fl 1. Bölge Baflkan› Faruk Büyükkucak ise “Sadece Gönen ve Çorlu’da de¤il Türkiye’de çal›flanlar üzerinde bask›, zulüm var. 12 Eylül yasalar› devam ediyor. Anayasal haklar›n› kullanan iflçiler iflinden, afl›ndan oluyor, iflçiler üzerinde bask›lar oluflturuluyor. Konfederasyonlar ve sendika merkezleri lafta de¤il gerçek bir birliktelik sa¤lamal›. Ancak bu flekilde haklar›m›z› koruyabiliriz” dedi. Kitle burada da s›k s›k “Direne direne kazanaca¤›z”, “Yaflas›n s›n›f dayan›flmas›” vb. sloganlar›n› atarken eyleme ILPS, Belediye-‹fl 2 No’lu flube yöneticileri, HaberSen 9 No’lu fiube Baflkan›, EMEP Tuzla örgütü ile CHP Tuzla Baflkan› da kat›larak destek verirken bas›n aç›klamas› saat 13.00’te sona erdi.

işçi-köylü senin sesin! OKU-OKUT! ABONE OL! ABONE BUL!

ABONEL‹K fiARTLARI

Deri-‹fl Sendikas› Bal›kesir Gönen’de bulunan Gönen Tabakhane Deri fabrikalar›nda bafllatm›fl oldu¤u sendikalaflma çal›flmalar› sonucunda 500’e yak›n iflçiyi sendikada örgütledi. ‹rili ufakl› 40’a yak›n fabrikan›n bulundu¤u bölgede yaklafl›k 800 iflçi çal›fl›yor. Deri-‹fl sendikas› 20 iflyerinin ço¤unluk tespiti için Bakanl›¤a baflvuruda bulundu. Anayasal haklar›n› kullanarak sendikaya üye olan iflçilere patronlar hukuk d›fl› davranarak iflçileri sendikadan istifa etmeye zorluyor. Sendikaya üye olan iflçilerden 76 kifliye 22 Temmuz 2005 tarihinde iflbafl› yapt›r›lmad›. 76 kifli iflbafl› yapmak için 22 Temmuz’dan itibaren fabrika önünde beklemeye bafllad›lar. Patronlar›n iflten atma sald›r›s›na karfl› Deri-‹fl Sendikas› deri iflçileriyle birlikte 31 Temmuz Pazar günü saat 16:00’da Gönen Hükümet Meydan›’nda aç›k hava toplant›s› düzenleyerek, patronlar›n keyfi sald›r›lar›n› k›nad›, örgütlenme çal›flmalar›na devam edeceklerini belirtti. Daha sonraki günlerdeki patronlar›n sald›r›lar›nda ise iflten at›lanlar›n say›s› 138 oldu. Patronlar›n çeflitli sald›r›larla iflçileri ikna etmeye çal›flt›¤›, Deri-‹fl sendikas›n›n sözleflme yapmaya yetkili olmad›¤›, bildirilerle sendikac›lar› karalamaya çal›flt›¤›, Deri-‹fl Sendikas› Genel Baflkan Vekili Musa Servi’yi hedef gösterdi¤i, iflçilerin sendikadan istifa etmeleri halinde Noter huzurunda bir y›ll›k sözleflme imzalanaca¤›n› duyurdu¤u ald›¤›m›z bilgiler aras›nda. Bunun yan›nda patronlar iflçileri fabrikay› kapatmakla, baflka yerlere tafl›makla tehdit ediyor, iflyerlerine ‹zmir’den iflçi getirerek çal›flt›rmaya çal›fl›yor. Deri-‹fl sendikas›n›n örgütlenmeye bafllamas›yla Gönen ikiye bölünmüfl durumda. ‹flçiler ile baz› kesimler sendikalaflman›n tek ç›kar yol oldu¤unu düflünürken aralar›nda yerel bas›n›n da oldu¤u baz› kesimler ise sendikan›n terörle ba¤lant›s› oldu¤unu Deri-‹fl Genel Baflkan Vekili Musa Servi’nin PKK’li oldu¤unu kitlelere yaymaya çal›fl›yor. Servi’nin daha önce verdi¤i bir demeç yerel bas›nda yay›nlanarak “bunlar PKK’l›, bunlar terörist” denilse de özellikle iflçiler sendikan›n kendileri için mücadele etti¤ini, sonuna kadar sendikayla birlikte hareket edeceklerini vurguluyorlar. Gönen’de bulunan Deri-‹fl Genel Baflkan Vekili Musa Servi ile 6 iflçi, 3 A¤ustos Çarflamba günü iflçilerle konuflmaya giderken patronlar›n müdahale etmesi sonucu polis taraf›ndan gözalt›na al›nd›lar. Gözalt›na al›nanlar gece geç saatlere kadar karakolda bekletilip akflam b›rak›lsalar da 4 A¤ustos sabah› tekrar gözalt›na al›n›p savc›l›¤a ifade verdikten sonra tekrar serbest b›rak›ld›lar. ‹flçilerin üzerine araba sürüldü Deri-‹fl sendikas›n›n Çorlu’da ‹leri Deri iflçilerini örgütlemesinin ard›ndan 34 iflçi iflten at›lm›flt›. ‹flçilerin fabrika önündeki direniflleri 6. ay›n› doldurmak üzereyken ifle iade davalar› da devam ediyor. Dava devam ederken ‹leri Deri patronu polis kontrolünde içeri iflçi alarak çal›flt›r›yor. Burada da iflçiler üzerindeki sald›r›lar devam ediyor. ‹flten at›lan iflçilerin yan›nda bulunan Deri-‹fl Çorlu fiube Baflkan› Ali Bayram’›n üzerine araba sürülmüfltür. Ali Bayram’a çarpan araba h›zla fab-

Direniflteki iflçilere Tuzla Deri’den destek ziyareti 5 A¤ustos Cuma günü Deri-‹fl Tuzla fiubesi, Gönen’de direniflte bulunan iflçilerle dayan›flmak amac›yla bir ziyaret gerçeklefltirdi. Ziyarete Deri-‹fl Genel Merkez Yönetimi, Deri-‹fl Tuzla fiube Yönetimi ile iflyeri temsilcileri kat›ld›. Esnaf›n ve halk›n gözleri önceden yay›lan yalan haberlerden dolay› ziyaretçilerin üzerindeydi. ‹lk olarak Gönen ‹flçi Haklar› Koruma ve Yaflatma Derne¤i’ne gidildi. Burada iflten at›lan birkaç iflçiyle beraber sohbet etmeye bafllarken durumu k›saca özetle-

yen Deri-‹fl Genel Baflkan Vekili Musa Servi “Sendikal mücadeleyi k›rmak için patronlar iflçilere kurana el bast›r›yor, iflyerlerinde Mehter Marfl› çal›n›yor, iflyerlerine Türk bayraklar› as›l›yor. Biz bunlara müdahale ederken patronlar bizi hedef göstererek baflkan›n›z PKK’li diyor. Gönen’de kaos yaratmaya çal›fl›yorlar. Ancak buradaki iflçi arkadafllar yap›lan oyunun fark›nda. Bu oyunu hep birlikte bofla ç›karaca¤›z. Burada 7-8 y›ld›r sigortas›z çal›flt›r›lanlar var. Sendikal çal›flma sonucunda birçok iflçiyi sigortal› yapmak zorunda kald›lar. Buradaki arkadafllar bizi tan›d›lar, gerçekleri gördüler. Sendika çal›flmalar›na iflçi arkadafllar da kat›l›yor” dedi. Daha sonra Kantar Deri’de sendikal çal›flma yürüttü¤ü için iflten at›lan Eyüp Kantar konufltu. (ki iflten atan kendi öz amcas›d›r) Kantar, “yaklafl›k iki y›ld›r topluma önderlik yapabilecek insanlarla dernek çat›s› alt›nda faaliyet yürütüyoruz. Derne¤imizin amac› iflçileri sendikada örgütleyebilmekti. Amac›m›z sadece deri iflçileri de¤ildi. Di¤er tüm iflkollar›ndaki insanlar› da örgütlemekti. Deri iflçilerinin örgütlenmesini büyük oranda baflard›k. Deri-‹fl Genel Merkezi’nden arkadafllar›n gelmesiyle daha önceki kazan›mlar›m›z› ileri tafl›yarak iflçileri Deri-‹fl Sendikas›’nda örgütledik. ‹flçiler sendikalafl›nca patronlar›n iflçiler üzerindeki bask›lar› da artt›. 14 fabrikadan toplam 138 iflçi iflten at›ld›. Sendikalaflmay› büyük oranda baflard›k, mücadeleyi kazand›k diyebiliriz” dedi. Deri-‹fl Tuzla fiubesi Baflkan› Hasan Sonkaya da yapt›¤› konuflmada “1998’e kadar Tuzla’da 3000’e yak›n sendikal› iflçimiz vard›. 1998’de deride yaflanan krizle birlikte 55 fabrika kapat›l›nca bu bizim örgütlülü¤ümüze

6 AYLIK: 10.200.000

de yans›d›. Biz de iflyerlerinin önünde çad›rlar kurarak direndik. Dönem dönem jandarman›n ciddi sald›r›lar›na maruz kald›k. Gözalt›na al›nd›k, tutukland›k, fiziki, psikolojik sald›r›lara maruz kald›k. Ama iflçi arkadafllar›m›zla kenetlenerek örgütlülü¤ümüzü sa¤lad›k. Buradaki örgütlenme Deri-‹fl sendikas›n›n ve bizim kazan›m›m›zd›r. Buradaki direnifl bizim de direniflimizdir. Mücadelenizde maddi ve manevi olarak sürekli yan›n›zda olaca¤›z” dedi. Konuflmalar›n ard›ndan iflyerlerinin bulundu¤u alana do¤ru giderken Filizler Deri’de iflten at›lan Necla Ar›’yla sohbet ettik. Ar› yaflad›klar›n› flöyle dile getirdi; “8 y›ld›r deri sektöründe çal›fl›yorum. Bu zamana kadar sigortam›z do¤ru dürüst yat›r›lmad›. Çal›flma saatlerimiz belli de¤il. ‹fl ne zaman biterse o zaman paydos ediyorduk. Mesai ücretlerimizi alam›yorduk. Bu zor koflullara daha fazla dayanamay›p sendikalaflma çal›flmas› yürütmeyi bafllad›k. Bizim fabrikada 35 kifli çal›fl›yor. 3 ay önce ben ve kardeflim sendikal çal›flman›n öncülü¤ünü yaparak çal›flma bafllatt›k ve 30 kifli sendikal› olduk. Sendikalaflma çal›flmas›na öncülük etti¤imiz için ben ve kardeflim iflten at›ld›k. fiu anda direniyoruz. Di¤er fabrikalardaki arkadafllarla birlikte sonuna kadar direnece¤iz” dedi. “Tuzla Gönen Omuz Omuza” Daha sonra fabrikalar›n bulundu¤u bölgeye gidildi. ‹flçiler ziyaretçileri alk›fllarla ve güler yüzle karfl›lad›. Tek tek fabrikalar› dolafl›rken iflçiler bir araya toplan›yor. Burada s›k s›k “Tuzla Gönen omuz omuza”, “Sendika yoksa üretimde yok”, “Birlik, Mücadele, Zafer” vb sloganlar› at›l›rken iflçilere hitaben s›ras›yla Deri-‹fl Genel Baflkan Vekili Musa Servi, iflten at›lan Eyüp Kantar ile Deri-‹fl Tuzla fiube Baflkan› Hasan Sonkaya birer konuflma yapt›lar. Yap›lan konuflmalarda özetle, sendikalaflman›n önemi üzerine duruldu, patronlar›n, polisin ve yerel bas›n›n sald›r›lar›na karfl› hep birlikte mücadele edilmesi gerekti¤i belirtildi. Sonkaya, Gönen iflçileriyle dayan›flmak amac›yla 1.500 YTL para yard›m› yapacaklar›n› ve bundan sonraki süreçte de sürekli yanlar›nda olacaklar›n› söyledi. “Kötü gidifle dur demek için sendikaya üye olduk” Konuflmalar›n ard›ndan yine tek tek fabrikalar dolafl›l›rken Nuray Tunç adl› iflçi yaflad›klar›n› flöyle dile getirdi; “Biz y›llard›r bu fabrikalarda eziliyoruz, sömürülüyoruz. Maddi aç›dan s›k›nt› çekiyorduk. Mesai saatlerimiz belli de¤ildi, mesaiye kald›¤›m›zda ücretimizi alam›yorduk. Sigortam›z yatm›yordu. Bir kaza geçirdi¤imizde sigortal› yap›l›yorduk. Bu kötü gidifle dur demek için arkadafllarla topland›k ve sendikal› olmaya karar verdik. Biliyoruz ki sendikal› olursak çal›flma koflullar›m›z daha rahat olacak. fiu anda iflçilerin psikolojisi iyi. Sendikal› olarak ifle geri dönene kadar direniflimizi sürdürece¤iz. Bunu baflaraca¤›m›za inan›yoruz” dedi. Ziyaret yap›lan karfl›l›kl› sohbetlerle sona erdi. (Kartal)

1 YILLIK: 20.400.000

NOT: ‹stedi¤iniz süreye denk gelen oranda paray› hesap numaralar›m›za yat›rarak banka dekontunu yay›nevimize fakslay›n›z ya da postalay›n›z. Abonelik ücretine posta masraflar› dahildir.


3

28

12-25 Ağustos 2005

Genelkurmay’›n destek ça¤r›s›na yan›t

ADALET A⁄AO⁄LU’NDAN GELD‹!

Genelkurmay 2. Baflkan› Orgeneral ‹lker Baflbu¤’un geçti¤imiz haftalarda bas›na verdi¤i brifingin etki ve tepkilerinin neler olaca¤›, hangi kesimler üzerinde nas›l bir bas›nç yarataca¤› tart›flma ve gözlemleri sürerken, çok fazla beklemeye gerek kalmadan Adalet A¤ao¤lu ‹HD üyeli¤inden istifa etti. Baflbu¤’un s›n›f mücadelesinin yükselme dinamiklerini esas alan aç›klamalar›, dünyada estirilen “terör” dalgas›n›n üzerine oturtulmufl ve “teröre” karfl› savafl›mda destek arad›klar›n› ifade ederek, devlet sald›r›s›n›n önümüzdeki dönem oldukça genifl bir yelpazeyi kapsad›¤›n›n da “müjdesini” vermiflti. Aç›klamas›nda Kongra-Gel’in savunma amaçl› yapt›¤› eylemlere de de¤inerek, bununla ilgili ayd›nlar›n ça¤r›s›n› da de¤erlendirmifl ve “Kürt Ayd›n›” gibi bir tabirin kabul edilemez oldu¤unu vurgulayarak, bunlar›n “terör örgütü yandafllar›” oldu¤unu ifade etmiflti. Kürt Ulusal Hareketi üzerinden flekillendirilen bu sald›r›lar, devrimci ve komünistler baflta olmak üzere, tüm demokratik kurum ve kurulufllara, sivil toplum örgütlerine aç›ktan bir tehdit mesaj›yd›. Bu durumu de¤erlendiren devletin kalemflörleri, Baflbu¤’un aç›klamalar›n›n ne anlama geldi¤ini “terör” ve “terörist”lerin durumuyla aç›klarken gündeme “bomba” gibi düflen A¤ao¤lu’nun istifas› eldeki mevcut malzemeyi daha da artt›rd›. ‹stifa gerekçesini “… PKK terörünün yeniden iç bar›fl› tehlikeye att›¤› bir zamanda dahi ‹HD bu cesareti önleyecek yeterli gayreti gösterememifl bulunmakta” biçiminde aç›klayan A¤ao¤lu, istifa ile birlikte kendisiyle bar›fl›k yaflamaya bafllad›¤›n› da ifade ediyor. A¤ao¤lu’nun istifa mektubundaki bu aç›klamalarla birlikte yapt›¤› tutars›z aç›klamalar›n devlet cephesindeki yans›malar› olumlu ve övücü biçimde oldu. ‹lk tepki sürecin ayd›nlar taraf›ndan nas›l flekillendirilmesi gerekti¤ini koyan Baflbu¤’dan geldi. ‹stifa üzerine aç›klama yapan Ertu¤rul Özkök, “fiimdi bak›yorum, ayd›n olmay›, sadece devlet düflmanl›¤›na indirgemifl baz› kifliler, Adalet Han›m’a yükleniyorlar. Güneydo¤u’da Hikmet Fidan cinayeti karfl›s›nda g›k demeyen, diyemeyen çeneler alabildi¤ine aç›lm›fl. Örgütün öldürdü¤üne sa¤›r kulaklar,

biri ç›k›p art›k adi cinayet çetesi haline dönüflmüfl örgütü elefltirdi¤i zaman an›nda çenebaz kesiliyor. Üstelik bu tavra ‘ayd›n’ etiketi yap›flt›racak kadar da pervas›zlar” aç›klamas›nda bulunarak bu örnek tavr›n yüceli¤inden söz etti. Ard›ndan istifa hakk›nda devlet cephesinden daha bir dizi aç›klama geldi. AKP, MHP, CHP gibi düzenin faflist partileri Adalet Han›m’›n istifas› karfl›s›nda sayg›yla e¤ildi. ‹stifan›n yap›ld›¤› koflullar onun önemini de belirledi ve bu aç›klamalar›n yap›lmas›n› beraberinde getirdi. Farkl› zaman ve koflullarda böyle bir istifa gündeme gelseydi bu kadar tepki ve etki yarat›r m›yd› “bilinmez!”. “Teröre” karfl› “topyekün” mücadele ça¤r›s›n›n yap›ld›¤› günümüzde, bu mücadelenin psikolojik boyutunu oluflturan bu tarz sald›r›lar, devlet ve onun her türlü uzant›s› aç›s›ndan en iyi biçimde kullan›lmaktad›r. A¤ao¤lu, 31 Temmuz tarihli Milliyet gazetesine yapt›¤› aç›klamada “Bir türlü zaman›n› tayin edemedim. Her hareketin do¤ru bir tarihi seçimi vard›r. fiimdi s›ras› de¤il deyip durdum. ‹stifam›n sivil bir tepki olarak anlafl›lmas›n› istedim” beyan›nda bulunmufl. Ancak istifa tarihinin hiç de tesadüfi olmad›¤› bir gerçek. Durumu böyle de¤erlendirmek fazlaca iyi niyetli bir yaklafl›m olacakt›r. Baflbu¤’un aç›klamalar›n›n hemen akabinde geliflmesi tercihin tesadüfi olmad›¤›n› da göstermektedir. Burada 11 Eylül sald›r›lar›n›n ard›ndan Bush’un “terörle mücadelesine” destek veren aç›klamalar yaparak herfleyin üzerine bir çizgi çeken Oriana Fallaci’nin beyanlar›n› hat›rlamamak mümkün de¤il. Fallaci’nin aç›klamalar›n›n da A¤ao¤lu’nun istifas›n›n da zamanlamas›n› tesadüf olarak de¤erlendirmek mümkün mü? A¤ao¤lu’nun istifas›n› manfletten veren Hürriyet gazetesi “terör örgütünün yandafl›” ilan etti¤i ‹HD’nin son dönem yaflanan geliflmeler ve bunlar üzerine koydu¤u tepki ile ‹HD’nin bu durumunun bir kez daha tescillendi¤ini de ilan etti. Ard›ndan devletin sözcüsü durumundaki akla gelen olan tüm köfle yazarlar› benzer türkünün nakaratlar› niteli¤inde yaz›lar kaleme ald›. Ülkemiz aç›s›ndan sivil toplumcu anlay›fl›n bir temsilcisi niteli¤inde olan ‹HD, bu anlay›fl›na uygun olarak y›llard›r mücadele etmektedir. 12 Eylül’ün hemen ard›ndan kurulan ‹HD bugüne kadar gerek kurum baz›nda, gerekse de yöneticileri baz›nda devletin sald›r›lar›na maruz kald›. Sistem taraf›ndan sald›r›lar›n yo¤unlaflt›r›ld›¤› dönemlerde faaliyetine engel olma ve hedef gösterme gibi sald›r›lar› yaflayan ‹HD’nin bu durumu, tafl›d›¤› anlay›fl ve hareket tarz›n›n elefltirilmesi ya da gölgede tutulmas›n› gerektirmemektedir. ‹HD Genel Baflkan› Yusuf Alatafl istifan›n ard›ndan kurumun niteli¤ini aç›klarken flunlar› ifade ediyor: “Bir eylemi yaparken kimin rahats›z olaca¤›n› düflünme-

yiz. Biz insan haklar› ilkelerine ve eti¤ine uygun davran›yor muyuz ona bakar›z” aç›klamas›nda bulunuyor. Yaflad›¤›m›z sistem aç›s›ndan yani ezen ve ezilenin varl›¤›n› korudu¤u toplumsal sistemde insan haklar› kavram›n› evrensel statülerde tart›fl›lamayaca¤› ve bu kavram›n evrensel bir çerçeve içine konulamayaca¤› bir gerçektir. ‹nsan› toplumsal statüsünden kopart›p, bu gerçekten ba¤›ms›z haklar›n› tart›flt›¤›m›z ya da tart›flt›rd›¤›m›z zaman mevcut çeliflkileri ve toplumun bu gerçeklerle var oldu¤unun üstünü örtmüfl oluruz. ‹HD asl›nda bugüne kadar yapt›¤› aç›klama ve eylemlerle bu anlay›fl›n› bir çok kez göstermifltir. Haf›zalarda hala canl›l›¤›n› koruyan ve buna benzer bir dizi örnek olan ‹HD geçmiflinde, hat›rlanaca¤› gibi MKP’nin Dersim’de iflbirlikçileri cezaland›rma eylemlerine karfl› aç›klamalarda bulunarak, yine “yaflama hakk›ndan” söz etmifl ve devleti gerekenleri yapmas› için görevini yapmaya davet etmiflti. Daha önce yap›lan benzer cezaland›rma eylemlerini de “lanetleyen” ‹HD buna benzer bir dizi prati¤in ve anlay›fl›n hayat buldu¤u bir örgütlenme olmufltur. Bu ifade ve beyanlar kurumun niteli¤inin anlafl›lmas› aç›s›ndan oldukça aç›k ve nettir. Yani ‹HD’nin yeri ne ezilenlerden yana ne de ezenlerden. Ki asl›nda bu tav›rla öz olarak da sistemin de¤irmenine su tafl›maktad›r. Çünkü bu çarp›k yaklafl›m kitlelerin bilincinde s›n›flar gerçe¤inin mu¤laklaflmas›na hizmet etmektedir. Bu yaklafl›mlarla ortaya konulan bir insan haklar› savunuculu¤unun da yine öz olarak ezilenlerin mücadelesine hizmet etmenin ötesinde, ezilenleri mevcut sistemin içinde “uzlaflt›rma” ve “bar›fl içinde” yaflama biçiminde tutma çabas›d›r. Bu çarp›k yaklafl›m bugün emperyalist ülkeler ve bizim gibi ba¤›ml› ülkelerde tart›fl›lan “terör” kavram› gibi tart›flmalar›n bir benzeri olma niteli¤ini tafl›maktad›r. “Terör”ü evrensel yasalar içinde tart›flmaya çal›flanlar, ya da ayn› evrensellik içinde anlam kazand›rmaya çal›flanlar gibi. Bugün emperyalistler taraf›ndan bir sald›r› konsepti olarak ortaya konulan “terör” ve “teröristler” kavram› t›pk› insan haklar› gibi evrensel yasalar içinde tart›fl›lmayacak bir gerçektir. Çünkü bu kavramlar›n tart›fl›ld›¤› günümüzde Irak’ta iflgale direnenler “terörist”, iflgale karfl› yap›lan eylemler de “terör eylemleri” olarak ifade edilmektedir. Irak’ta halk› katledenlerin ayn› “terör” kavram›yla adland›r›lmad›¤› günümüzde bu kavramlar›n s›n›f gerçekli¤inden kopar›larak, evrensel yasalar içinde tart›fl›lmas›n›n hiçbir koflulu bulunmamaktad›r. Kuflkusuz bu gerçekler ‹HD’nin d›fllanmas› ya da bu nitelikteki kurumlarda çal›flma yürütülmeyece¤i ya da yürütülmemesi gibi bir anlay›fl› beraberinde getirmemelidir. Biz bu tarz örgütlenmelerin niteliklerine ra¤men içinde olmak ve faali-

yet yürütmek durumunday›z. Bugün içinde bulunduklar› duruflun ve çizginin de¤ifltirilmesinin ve do¤ru yön verilmesinin ancak do¤ru müdahalelerle olaca¤› bir gerçektir. Bu tarz kurumlar›n tümüne mücadelenin hizmetine sokulmas› gereken örgütlenmeler olarak bakmak durumunday›z. Son dönemde devletin Türkiye Kürdistan› baflta olmak üzere, gerilla mücadelesinin yürütüldü¤ü bölgelerde ‹HD’ye yönelik gerçeklefltirdi¤i sald›r›lar üzerine dayan›flma ve sahiplenme eylemlerinin yap›lmas› önemlidir. Devletin bu dönemde hedef olarak belirledi¤i ‹HD’ye karfl› önümüzdeki dönem aç›s›ndan da bu tarz sald›r›lar›n yaflanaca¤› bir gerçektir. Bu anlamda yaklafl›m›m›z “zaten sivil toplumcu bir örgütlenmedir” biçiminde olmamal›d›r. Ülkede gerçekleflen hak ihlallerinin kamuoyuna duyurulmas›nda ve belli tepkilerin örgütlenmesinde bu kurumlar birer mevzidir. Bu aç›dan bak›ld›¤›nda d›fltalama ya da küçük görme yaklafl›mlar›n›n kazand›rmayaca¤› ortad›r. Özellikle devlet sald›r›lar›n›n yo¤unlaflt›¤› süreçlerde bu tarz kurum ve örgütlenmeleri de kapsayan genifl birlikteliklerin oluflturulmas› ve hareketlenmenin buradan sa¤lanmas› oldukça önemlidir. Tekrar, A¤ao¤lu’nun istifas›na dönecek olursak; tart›fl›lan di¤er bir konu da ayd›n tavr› üzerine oldu. Hat›rlanaca¤› gibi k›sa bir süre önce 140 “ayd›n” imzal› bir aç›klama kamuoyuna yap›lm›fl ve “PKK’ye koflulsuz silah b›rakma” ça¤r›s›n›n da içinde bulundu¤u bir bildirge yay›nlanm›flt›. Önümüzdeki günlerde R. Tayyip Erdo¤an’la görüflecek olan bu “ayd›n” grubunun içinde Erdo¤an, A¤ao¤lu’nun da olmas›n› özellikle istemifl. Bu sistemin nas›l bir ayd›n yetifltirdi¤inden ve sisteme hizmet eden ayd›n gerçe¤inin anlafl›lmas› aç›s›ndan oldukça çarp›c›d›r. A¤ao¤lu, yapt›¤› eylemle sisteme karfl› tafl›d›¤› derin sorumlulu¤u yerine getirdi. Bugün ülkemizde say›lar› kabar›k olan bu nitelikteki ayd›nlar, esas olarak sistemin korunmas›na, statükonun kutsanmas›na ve ezilen ulusa karfl› gelifltirilen flovenizmin devam›na hizmet etmektedirler. A¤ao¤lu’nun tavr›n› flafl›rt›c› bulanlar, nitelik olarak ayd›n tan›mlamas› içinde A¤ao¤lu’nu cüretkar bir yerlere koyanlard›r san›r›z. Onun ‹HD kurucular›ndan olmas› mevcut niteli¤inde bir de¤ifliklik yaratmad›¤› gibi, bugüne kadar ‹HD içindeki duruflu ile de gerçekli¤ini ortaya koymufltur. ‹stifas› ile bildik anlamda bir sistem ayd›n› oldu¤unu kan›tlam›flt›r. Sistem “Kürt ayd›n›” tan›m›na fliddetle karfl› ç›karken, A¤ao¤lu hem 80 küsur y›ll›k TC devletinin “Kemalizm histerisi”ne boyun e¤mifl, ezilen Kürt halk›n› ve onun taleplerini yok saym›fl; hem de devletin himayesi alt›ndaki “ayd›n” tavr›yla bunca y›ld›r mücadele eden bu ülkenin devrimcidemokrat ve ilerici insanlar›n›n karfl›s›nda yerini belirlemifltir.


4

12-25 Ağustos 2005

S›n›fsal Bak›fl GECEKONDULARA BARIfi, V‹LLALARA SAVAfi! “Böyle bir toplumda konut darl›¤› rastlant› de¤ildir; gerekli bir kurumdur, ve ancak onun kaynakland›¤› bütün toplumsal düzen temelden yeniden flekillendirildi¤i zaman sa¤l›k vb. üzerindeki bütün etkileriyle birlikte ortadan kald›r›labilir.” (F. Engels, Konut Sorunu; Marks-Engels, Seçme Yap›tlar 2, Sol Yay›nlar›, 1.Bask›, sf. 390) 133 y›l önceki makalesinde ustam›z Engels, ayr›ca önemli bir hususa da dikkat çekiyor ve ham hayaller peflinde koflanlara cevaben, burjuvazinin konut sorununu çözmeye ne muktedir ne de istekli oldu¤unun alt›n› çiziyordu. O burjuvazi ki dünya halklar›n›n geliflen mücadeleleri karfl›s›nda sonraki y›llarda “uluslararas›” planda kotard›¤› en flatafatl› belgelerinde saymad›k “hak” ve “özgürlük” b›rakmad›¤› halde, “isteksiz” ve “cimri” tutumunu sürdürdü. Bunun s›n›fsal karakterinden kaynakland›¤›n›, aksi takdirde var olamayaca¤›n›, sistemin/düzenin böyle iflledi¤ini aç›klamaya çal›flmak, 130 sene önce bile “abes” kaç›yordu! BM ‹nsan Haklar› Evrensel Bildirisi’nin, “Yaflam Standard› ve Sosyal Güvenlik Hakk›” bafll›kl› 25. Maddesi herkesin konut hakk›ndan söz ederken; BM Ekonomik Sosyal ve Kültürel Haklar Uluslararas› Sözleflmesi’nin, “Yaflama Standard› Hakk›” bafll›kl› 11. Maddesi ise taraf devletlere herkesin bar›nma koflullar›n› sürekli olarak gelifltirme yükümlülü¤ü getirmektedir. TC devleti de bu sözleflmeye “taraf” konumundad›r. Bu ve di¤er sözleflmelere taraf olman›n gere¤i, bilindi¤i gibi, bundan böyle uygulamalar›n daha “kitab›na uygun” yap›lmas›d›r. Burjuvazinin kendi koydu¤u yasalara uymamas› yap›s›ndan ötürüdür. Ezilen halklar›n ve uluslar›n savafl›mlar› sonucu geri ad›m atmak zorunda kalarak, bir tak›m hak ve özgürlükleri “ka¤›t üzerinde” tan›yan burjuvazinin, daha ötesinde bir tasarrufta bulunmas›n› beklemek için insan›n “s›n›f” gerçekli¤inden bihaber olmas› gerekir. En bask›c›, gerici, otoriter, faflist yasalar için bile durum de¤iflmez. Bu tip yasalar, s›n›f mücadelesinin ihtiyac›/dayatmas› ile ortaya ç›kmakta, rüzgar›/f›rt›nay› karfl›lamak/gö¤üslemek ya da karfl› hamleler için devreye sokulmaktad›r. (Örne¤in, önümüzdeki ay yürürlü¤e girmesi için haz›rl›klar› yap›lan yeni Terörle Mücadele Yasas› gibi.) Ancak s›n›f mücadelesi o yasay› da daha mürekkebi kurumadan eskitmektedir. Bu durumda karfl›-devrime onu çi¤nemekten baflka “çare” kalmamaktad›r. ‹flte, konut ve bar›nma hakk› konusunda dünyan›n bütün emperyalist, faflist, gerici devletleri gibi çeflitli uluslararas› sözleflmelere taraf olmufl, bildirilere imza koymufl faflist Türk devleti de, bunun gere¤i olarak, kuruluflundan beri izledi¤i prati¤ini taçland›ran bir süreci, özellikle son aylarda giderek yo¤unlaflt›ran biçimde bafllatm›fl bulunuyor. Ülke nüfusunun yaklafl›k dörtte birini bar›nd›ran ‹stanbul’da, Haziran’dan itibaren neredeyse her gün bir mahalleye bomba kurflun ya¤d›rarak sald›ran asker, polis ve zab›talardan oluflan panzerli dozerli y›k›m çeteleri halka karfl› terör estirmektedir. Maltepe E-5 bölümünün kuzeyindeki

yedi mahalleyle bafllayan; Pendik, Alibeyköy, ‹kitelli, Sar›yer, Avc›lar, Okmeydan›, Beykoz, Dudullu’yu da içine alarak devam eden y›k›mlar›n ‹zmir, Ankara ile di¤er büyük flehirleri de kapsayan bir programa sahip oldu¤u aç›klanmaktad›r. Sadece ‹stanbul’da en az 100 bin konutun y›k›laca¤› söylenmektedir. “Y›pranan Kent Dokular›n›n Yenilenerek Korunmas› ve Yaflat›larak Kullan›lmas›” program› çerçevesinde “Kentsel Dönüflüm Projesi”nin gere¤i olarak bu y›k›mlar›n gerçeklefltirildi¤i ileri sürülmüfl; uydurulan bu “yald›zl›” bahanenin bile “yasal” dayana¤› olmad›¤›, yani bu konuda henüz yasa ç›kar›lmad›¤›, konuyla ilgili yap›lan itirazlar ve baflvurular sonucu belirlenmifltir. Daha konunun bafl›nda belirtilmesi gereken hususun; bir k›sm› tapu tahsis belgesine sahip konutlar› y›kmaya çal›flanlar›n, yapt›klar› ifllemin “yasal” dayanaktan yoksun olufludur. Ayn› kapsamda ikinci konu, y›k›ma gidilen bölgede bulunan ve imar/tapu durumu farkl›l›k arz etmeyen villa ve sitelere hiçbir biçimde dokunulmamas›d›r. Bu durum hiç kuflkusuz konut sahipleri için geçerlidir. Konut sahibinin y›k›m ekibine onay verdi¤i durumda kirac›n›n “yasal dayanaks›zl›k” itiraz›n› ileri sürmesi mümkün de¤ildir. Bu, “bar›nma hakk›” temelinde mücadelesini sürdürmesine; evinin y›k›lmas›na direnmeye, y›k›m gerçekleflirse de kendisine kiral›k konut bulunmas›n› talep etmesine engel de¤ildir. Meselenin esas›na/özüne gelindi¤inde, hakim s›n›flar›n y›k›m operasyonu birden fazla nedene dayanmaktad›r. Bu tür y›k›mlar›n gecekondular tarihi boyunca görüldü¤ü üzere, dönem dönem gerçekleflti¤i bilinen bir olgudur. Burada, arsa/arazi ve konut mülkiyeti üzerinden yürüyen rant kavgas› büyük bir rol oynamaktad›r. Kentleflme sürecine paralel bir biçimde ortaya ç›kan “konut sorunu”, yar›-sömürge, sömürge ülkelerde ise yüz binler, milyonlar ile ifade edilen kitlelerin k›rlardan/köylerden göç etmesi neticesinde tam bir “felaket”e dönüflerek, “gecekondu” olgusunu da bünyesine katm›flt›r. Baflta sanayi ve liman kentleri olmak üzere bütün büyük flehirleri çevreleyen, varofl tabir edilen mahalleler tümüyle bu tür yap›lardan oluflmufltur. Bir süre sonra tamamen kuflatma alt›nda kalan kentlerin her bak›mdan “bozulan” yap›s›ndan rahats›z olan hakim s›n›flar, kent halk›na da pek rahatl›kla kabul ettirebildikleri bu “bozulma” durumuna son verme ad›na harekete geçmifllerdir. Tamamen kendi sebep olduklar› “göç” olay› neticesinde, yerinden yurdundan sürülen ezilenleri, yoksullar›, emekçileri ortaya ç›kan sorunlar ve “bozulma”n›n sorumlusu olarak hedef gösterip, onlara yönelmifllerdir. Olaylar›n bir boyutu budur. Bu yönelimle birlikte h›z›ndan hiçbir fley kaybetmeyen, göç olgusuna barikat oluflturulmas› da hedeflenmektedir. Son süreçteki geliflmeler, gerek çat›flmalar›n yo¤unlaflt›¤› Türkiye Kürdistan›’ndan gerekse de tar›mdaki tasfiyenin ileri boyutlar almas›na paralel bütün köylük alanlardan metropollere daha büyük oranda ak›n olaca¤›n› göster-

28 mektedir. ‹stanbul’a girifl için “vize” uygulamas›n› dahi gündeme getirebildikleri koflullarda, öncelikle flehrin içinin d›flar›dan gelenler için tutunmaya uygun olmaktan ç›kar›lmas› gerekmektedir. Olaylar›n bir baflka boyutu da budur. Bu boyutlar; suç oranlar›ndan, çevre görünümüne, kültürel yozlaflmadan, kaçak yap›laflmaya kadar bir dizi argümanla birlikte ifllenmektedir. Tüm hakim s›n›f partilerinin merkezi ya da yerel yönetimde iken ortaklaflt›¤› y›k›m sald›r›lar›n›n hedefindeki bölgeler, seçim dönemlerinde “tapu da¤›tma” vaadiyle kap› kap› dolafl›lan kalabal›k nüfuslu “oy depolar›”d›r. Kent içindeki arazilerin tükenmeye bafllamas›, ormanl›k bölgelerin cazip hale gelmesi, ‹stanbul gibi deprem riski yükselen flehirler aç›s›ndan kimi yerlerin zemin nedeniyle de¤erlerinin artmas› gibi nedenler, y›k›m planlar›n›n öne al›nmas›n› gerektirebilmektedir. Daha farkl› hesaplar için konunun uzmanlar› flu aç›klamalar› yap›yorlar: “Yaflan›lanlar iddia edildi¤i gibi kentsel dönüflüm de¤il, ‹stanbul’un uluslar aras› sermaye için yeniden yap›land›r›lmas› ve gayr›menkul sektörüne hareketlendirme getirerek ekonominin canland›r›lmas› çal›flmalar›d›r.”, “Y›k›m karar› al›nan yerlerin dikkat çekici ortak yan› rant bask›s› alt›nda olmalar›d›r. Mesela adliyesi bile kaçak olan Sultanbeyli’de böyle bir y›k›m söz konusu de¤il.” (Mücella Yap›c›, Mimarlar Odas› ‹stanbul fiubesi, 28.07.2005, Evrensel) Y›k›mlar›n sadece ‹stanbul’da en az 1.5 milyon nüfusu yerinden edece¤i hesaplanmaktad›r. “Kentsel Dönüflüm” palavras›n›n alt bafll›klar› olarak ilçe belediyelerinin “Naz›m ‹mar Planlar›”ndan söz edilmektedir. Bunlardan birisine göre, örne¤in GülsuyuGülensu mahallelerindeki düzenlemelerin (y›k›mlar›n) ard›ndan yeflil alan, spor tesisi, sa¤l›k oca¤› vs. yap›laca¤› için mahallede ancak 15 bin kiflinin yaflayabilece¤i ve flu andaki 75 bin kiflilik nüfustan 50 bininin göç etmek zorunda kalaca¤› pek rahatl›kla söylenebilmektedir. ‹stanbul genelinde bu kapsamda y›k›m operasyonlar› ilk kez yaflanmaktad›r. Henüz bafllanmam›fl olsa da di¤er büyük kentlerde yap›lmas› planlanan benzer sald›r›lar düflünülecek olursa meselenin boyutlar›n›n daha çapl› oldu¤u anlafl›lmaktad›r. Bunlar›n çal›flma hayat›ndan, sa¤l›k, e¤itim, tar›m di¤er alanlara kadar baflta özellefltirmeler olmak üzere son süreçte halka karfl› yo¤unlaflt›r›lan dizginsiz sald›r›lardan ba¤›ms›z olmad›¤› rahatl›kla görülmektedir. Bunun neden böyle oldu¤unun en kestirme yan›t›; emekçilere yönelik bu tip kapsaml› sald›r›lar›n ya “bir paket” içinde kotar›lmas›, ya da en uygun koflullar›n çok yönlü di¤er sald›r›lar esnas›nda yakalanabilece¤idir. Emperyalistlerin, AKP hükümeti eliyle her alanda estirmeye çal›flt›klar›, sosyal hak gasplar›, SEKA’dan ERDEM‹R’e uzanan özellefltirme adl› ya¤ma-peflkefl-tasfiye operasyonlar›n›n rüzgar›; flimdi de Cambazbay›r›’ndan Bayramtepe’ye do¤ru esmeye bafllam›flt›r. Önemli bir k›sm› elektrik, su, ulafl›m, e¤itim, sa¤l›k hakk›ndan yoksun; yol, kanalizasyon gibi altyap›lar› bulunmayan mahallelerdeki derme çatma “bar›nak”lara sald›ranlar›n, flimdiye dek ald›klar› yan›t ummad›klar› kadar etkili olmufltur. Genel olarak direnifl; her geçen gün daha kendine güvenli bir havada, daha örgütlü ve daha bilinçli bir geliflim göstermektedir. Birçok dezavantaj›n bulundu¤u hesaba kat›l›rsa, flimdiye kadar gerçeklefltirilen direnifller ve yarat›lan inisiyatifler

kesinlikle küçümsenmemelidir. Aleyhteki faktörlerin birisi, kimi mahallelerde gecekondu sahiplerinin kirac›lara karfl› y›k›c›larla iflbirli¤i yapmas›d›r. Bir di¤eri, dayan›flma ve birli¤i engellemek üzere y›k›mlar›n parça parça gerçeklefltirilmesidir. Bir baflka faktör, kimi yerlerde gecekondu sahipleri ya da kirac›lar›n bir k›sm›na göstermelik de olsa, “alternatif” bedel ya da konut sunulmas›d›r. Hiç kuflkusuz en büyük dezavantaj ise, ço¤u mahallede devrimci örgütlülü¤ün bulunmay›fl› ya da çok c›l›z durumda olufludur. Ancak t›pk› özellefltirmeler gibi bu y›k›m sald›r›lar› da, yukar›da anlatmaya çal›flt›¤›m›z flekilde, baz› flehir ya da ilçe belediyelerinin geçmiflteki kimi örneklerde oldu¤u üzere, kendi tasarruflar›yla girifltikleri eylemler de¤ildir. Bunun anlam›, sald›r› ve direnifl sürecinin beklenen ya da san›landan daha çetin geçece¤idir. Baz› erteleme, geri ad›m atma kararlar› kimseyi aldatmamal›, rehavete veya zafer sarhofllu¤una kapt›rmamal›d›r. Di¤er yandan elbette ki y›k›mlar›n parça parça gerçekleflmekte oluflu da mevcut güç dengesi içinde “ola¤an” karfl›lanmal›, moral bozuklu¤u yaratmamal›d›r. Bu durumun, “yenilgi” olarak adland›r›lmas› do¤ru de¤ildir. Marksist-Leninist-Maoistlerin baflta Ümraniye 1 May›s Mahallesi olmak üzere, geçmifl gecekondu direniflleri, örgütlenmeleri ve faaliyetleri konusunda önemli deneyleri bulunmaktad›r. Ayr› bir de¤erlendirme yaz›s›na konu olacak tahlillerimize burada yer veremeyece¤iz. Bununla beraber baz› hususlar›n alt›n› çizmekte fayda vard›r. Konut sorununun nihai çözümüne giden yol ancak bu düzene son vermekle aç›lacakt›r. “Konut sahibi olma hakk›” ile “bar›nma hakk›”n›n birbirine kar›flt›r›lmas› ve/veya birbirinin yerine konulmas› söz konusu olmaktad›r. Öncelikli çerçevemiz “bar›nma hakk›” olmal›d›r. “Konut sahibi olmak” kitlelerin özel mülkiyetçi, geri yanlar›na hitap eden, günümüz koflullar› aç›s›ndan ileri sürülmesi zaten uygun düflmeyen bir taleptir. Kitleler kendi kazan›mlar›n› kendi mücadeleleri ile elde etmelidir. Her direnifl öz örgütlülü¤ünü yaratmal›d›r. En büyük kazanç, ne y›k›mdan kurtar›lan gecekondular, ne de mahalle halk›n›n ortada kalmamas›d›r. Esas kazanç, bu mücadele-direnifl sayesinde kitlelerin devrim saflar›na kazan›lmas› olmaktad›r. Son olarak günümüzün konuyla ilgili öncelikli görevleri aç›s›ndan vurgulayaca¤›m›z noktalar flunlard›r: Y›k›ma hedef olan mahallelere, sald›r› öncesinde, ancak bunun baflar›lamad›¤› koflullarda sonras›nda dahi olsa di¤er devrimci çevrelerle beraber oluflturulabilecek en genifl güç birlikleri içinde girilmeye çal›fl›lmal›d›r. Öncelikle kitlenin ayd›nlat›lmas›, birlik ve dayan›flman›n güçlendirilmesi, aralar›ndaki iflbirlikçi, bozuk unsurlar›n etkisizlefltirilmesi için çal›fl›lmal›d›r. K›sa zaman içinde meclis yap›s› ve karar inisiyatifi için mekanizmalar yarat›lmal›d›r. Ayn› zamanda di¤er mahalle inisiyatifleri ile iliflki kurmalar› sa¤lanmal›d›r. Gecekondu halk›n›n talepleri do¤rultusunda “yasal” baflvurular için yard›mc› olunmas›ndan, y›k›m sald›r›s› esnas›ndaki militan tutuma kadar en önde ve aktif tav›r sergilenmelidir. “Kapitalist üretim biçimi var olmaya devam etti¤i sürece, konut sorunu ya da iflçilerin yazg›s›n› etkileyen herhangi bir baflka toplumsal sorunun tek bafl›na çözümlenece¤ini ummak budalal›kt›r. Çözüm, kapitalist üretim biçiminin ortadan kald›r›lmas›nda ve bütün geçim araçlar›na ifl araçlar›na bizzat iflçi s›n›f›n›n el koymas›nda yatmaktad›r.” (F. Engels, age, sf. 420)


5

28

Örsan Tekstil’de iflçi k›y›m›!

Samand›ra’da kurulu Örsan Tekstil’de çal›flan 26 iflçi D‹SK Tekstil Sendikas›’na üye olduklar› gerekçesiyle iflten at›ld›lar. D‹SK, iflten at›lan iflçileri ziyaret ederek bir bas›n aç›klamas› yapt›. Yap›lan aç›klamada jandarma ile iflçiler aras›nda k›sa süreli bir arbede yafland›. Örsan Tekstil önünde yap›lan aç›klamaya Genel-‹fl, Birleflik Metal-‹fl, Tümka-‹fl, Lastik-‹fl, iflten at›lan Coca Cola iflçileri, EMEP ile CHP üyeleri de kat›larak destek verdi. D‹SK Genel Baflkan› Süleyman Çelebi burada yapt›¤› aç›klamada “‹flçiler Anayasaya güvenerek sendikaya üye oldu. Sendikal› oldu¤u için 26 iflçi iflten at›ld›. Fabrikan›n içinde çal›flan iflçilerin üzerine kap›lar kilitlenerek eyleme kat›lmalar› engelleniyor. ‹flçilerin üzerindeki bask›lar ve tehditler art›yor” dedi. Bu arada fabrika içinde kalan iflçilerden 9’u tüm engellemelere ra¤men d›flar› ç›karak bas›n aç›klamas›na kat›ld›. ‹flçilerin d›flar› ç›kmas›yla birlikte güvenlik görevlileri ile Süleyman Çelebi aras›nda tart›fl-

ma ç›karken, jandarman›n da müdahalesi ile olay büyüdü. K›sa süreli arbede yaflan›rken güvenlik görevlisinin fabrika içine sokulmas›yla olay sona erdi. Örsan patronu 9 iflçiyi “mesai saati içinde mazeret bildirmeden iflyerini terk ettikleri” gerekçesiyle iflten att›. D‹SK Tekstil Sendikas› iflçilerin içeri al›nmamas› üzerine tutanak tuttu. Çelebi konuflmas›n›n devam›nda “Bu ülkede Çal›flma Bakan›’n›n görevi buradaki gibi bask›lar› yok etmektir. Hükümetin görevi anayasan›n uygulanmas›n› sa¤lamakt›r. Bu fabrikada üyelerimize tuvalet temizletiliyor, arkadafllar›m›z› tuvalete kilitleyip cep telefonlar›ndaki numaralar siliniyor, eksik olan mallar›n paras› iflçilerden al›n›yor, fabrikada çift kart uygulan›yor. Birisini iflçiler kullan›yor, di¤eri ise el alt›nda tutuluyor. Fabrikaya denetime gelindi¤inde fazla mesailerin gözükmemesi için el alt›ndaki kartlar ortaya ç›k›yor. Biz bu kaçakç›l›¤› ortaya ç›kar›nca suçlu terörist oluyoruz” dedi. (Kartal)

Coca-Cola iflçileri direnmeye devam ediyor! D‹SK’e ba¤l› Nakliyat-‹fl Sendikas›’na üye olduklar› gerekçesiyle iflten at›lan ve Dudullu ve Yenibosna’da bulunan Coca-Cola Fabrikas›’nda direnifllerine devam eden Coca- Cola iflçilerinin Dudulu’dan sonra, Yenibosna’daki direnifl çad›r›na da polis sald›rd›. Coca-Cola iflçilerine ilk sald›r› 20 Temmuz Çarflamba günü Dudullu’daki Coca-Cola fabrikas› önünde olmufltur. ‹flten at›lan ancak ifllerine geri dönmeye kararl› olan 110 iflçi aileleriyle birlikte fabrika önünde kurduklar› çad›rlarda beklerken polis çad›rlara gaz bombalar›yla sald›rm›fl ve 15 kifliyi gözalt›na alm›flt›r. ‹flten at›lan iflçiler, üyesi olduklar› Nakliyat-‹fl sendikas› ve aileleriyle birlikte 2 A¤ustos tarihinde Ümraniye Adliyesi önünde bir ey-

lem yaparak çad›rlara sald›ran polisler hakk›nda suç duyurusunda bulundular. Adliye önünde toplanan iflçiler “Yaflas›n Coca-Cola direniflimiz”, “‹flten at›lan iflçiler geri al›ns›n” pankartlar› açarak s›k s›k “Sendikal hakk›m›z engellenemez”, “Yaflas›n Coca-Cola direniflimiz” sloganlar›n› att›. Adliye önünde iflçiler ad›na aç›klama yapan Nakliyat-‹fl Genel Baflkan› Ali R›za Küçükosmano¤lu “Bize 20 Temmuz’da flirket yetkilileriyle görüflürken polis ekipleri iflçilerin küçük çocuklar›n›n da orda olmas›na ra¤men iflçilere kapal› alanda gaz bombalar›yla sald›rm›flt›r. E¤er ülkemiz bir hukuk devleti ise bizler devletin kolluk güçlerinin 20 Temmuz’da yapt›klar› sald›r›dan dolay› davac›y›z” dedi. Bu sald›r›ya ra¤men Yenibos-

na’da bulunan fabrikada çal›fl›rken iflten at›lan iflçiler ise “Bizler ifllerimize geri dönünceye kadar buraday›z, ölmek var dönmek yok” diyerek kurduklar› çad›rlarda direnifle devam ettiler. ‹flçilerin direnifli sürerken 2 A¤ustos sabah› iflçiler çad›rlara gelmeden saat 06:00 sular›nda polis buraya gelerek çad›rlar› y›km›fl ve içerisindeki eflyalara el koymufltur. (‹stanbul)

Elmada¤’da eylem Elmada¤ merkezde toplanan yaklafl›k 200 kifli, “ÇayKur halk›nd›r, sat›lamaz”, “Direne direne kazanaca¤›z” sloganlar› atarak fabrikaya yürüdü. Kad›nlar›n önde yürüdü¤ü yürüyüflte “Ne verdiniz Elmada¤’›m›za, ne götürüyorsunuz?”, “Krall›k de¤il, adalet istiyoruz” yaz›l› dövizler tafl›yan Elmada¤l›lar, 29 Ankara milletvekili için de “29’dan birini bulam›yoruz, neredesiniz?” dövizini açarak milletvekillerine tepki gösterdi.

Emekçinin Gündemi DEVLET SEND‹KALAfiMA HAKKIMIZA SALDIRIYOR ÖRGÜTLENEREK YANIT OLALIM! ‹flçi s›n›f›n›n öz örgütlülü¤ünü ifade eden sendikalar, siyasal iktidar mücadelesi aç›s›ndan da oldukça önemli mücadele mevzileridir. Sendikalar›n devrimci ve komünistler aç›s›ndan önemi, iflçilerin bu mevzide örgütlenmesi ve siyasal iktidar mücadelesinin önemli bir parças› haline getirilmesidir. Bunun yan›nda genifl emekçi y›¤›nlar›n hak alma ve haklar›n› koruma bilincinin gelifltirilmesi, örgütlülü¤ün ve örgütlenmenin önemi ve gerekli¤inin bu araçla bilince ç›kart›lmas› önemlidir. Kitleler aç›s›ndan kimi dönem yükselen kendili¤inden hareketlerde, tepki ve öfkelerde kimi haklar elde edilse de bu haklar›n örgütlü bir bünye ile kazan›lmam›fl olmas› ve en önemlisi de korunamas›n›n, örgütlü bir bilinçle ele al›nmamas›n›n sonucu olarak, sistemin yeniden sald›r›s› ve kazan›lm›fl haklar›n geri al›nmas› konusun-

12-25 Ağustos 2005

daki bas›nc› giderek yo¤unlaflacak ve artacakt›r. Bu dalgan›n k›r›lmas›n›n ve haklar›n uzun süre korunmas›n›n ancak örgütlü mücadele ile mümkün oldu¤u bugüne kadar yaflanan bir dizi örnekle sabittir. Sistemin emekçilere yönelik sald›r›lar›n›n en bafl›nda örgütlü kesimlerin bulunmas› bu anlamda tesadüfi de¤ildir. Tam aksine oldukça bilinçli bir tercihtir. Çünkü sistemi as›l rahats›z eden nokta örgütlülük ve bu örgütlülü¤ü temsil eden kurum ve yap›lanmalard›r. Devletin hapishanelerde yani insanlar›n kendi “denetimleri” alt›nda oldu¤u koflullarda dahi sald›r›lar›n›n temelini örgütlülü¤ün da¤›t›lmas› oluflturmufltur. Son dönemde devletin ezilen emekçilere yönelik bafllatt›¤› sald›r› konseptinin önemli bir noktas›n› örgütlü güçlere yönelik sald›r›lar oluflturmaktad›r.

Fabrika önünde yap›lan protesto gösterisine, baz› siyasi partilerin Elmada¤ ilçe temsilcileri ile Ankara Sendika fiubeleri Platformu da kat›larak, destek verdi. Burada konuflma yapan Eylem Tertip Komitesi üyesi Hulusi Çalkaya, Elmada¤ üzerinde geçmiflte de bu tür oyunlar›n oynand›¤›n› belirterek, Rize milletvekillerinin seçmenlerine söz verdi¤i için makinelerin sökülüp götürüldü¤ünü söyledi. Ankara Sendika fiubeleri Platformu Yürütme

Son dönem Deri-‹fl Sendikas› Bal›kesir Gönen’de bulunan Gönen Tabakhane Deri Fabrikalar›nda yürüttü¤ü sendikalaflma çal›flmalar›na yönelik sald›r›y› da sürecin sald›r› konseptinden ba¤›ms›z düflünmemek gerekir. 500’e yak›n iflçinin sendikada örgütlenmesinden rahats›z olan patronlar, örgütlü iflçilere yönelik sald›r›s›n› 76 iflçiye iflbafl› yapt›rmayarak göstermifltir. Sendikada örgütlü olduklar› gerekçesi ile iflten at›lan toplam iflçi say›s› 138’e yükseldi. ‹flçilerin direnifle geçmeleri ile birlikte sald›r›lar›n› t›rmand›ran devlet sendika yöneticilerinin “PKK’li olduklar›” söylentisini iflçiler ve Gönen halk› içinde yaymaya bafllad›. Sendikan›n “teröristlerle” ba¤lant›s›n›n oldu¤u yalan›n› yayan devlet, bu sald›r›larla iflçilerin sendikadan ayr›lmas›n› hedeflemifl, sald›r›lar›n› sendikan›n bölgede yo¤unlaflan örgütlenme faaliyetinin da¤›t›lmas› üzerine flekillendirmifltir. Bu sald›r›ya karfl› dayan›flma eylemleri yapan Tuzla Deri-‹fl Sendikas› devletin bu sald›r›s› karfl›s›nda ortak duruflun önemini bir kez daha göstermifltir. Ancak bu dayan›flma örneklerinin di¤er sendikalardan ve di¤er

Kurulu ad›na konuflma yapan Petrol-‹fl Ankara fiubesi Baflkan› Mustafa Özgen de, özellefltirmelere karfl› herkesin birlikte mücadele vermesi gerekti¤ini söyledi. Özgen, konuflmas›n›n sonunda, iflçilere fabrikada gerekirse 24 saat nöbet tutmalar›n› ve makinelerinin sökülüp götürülmesine izin vermemelerini isteyerek, götürülen makinelerin de geri getirilmesi için mücadeleye devam etmelerini vurgulad›. (H. Merkezi)

ifl kollar›ndan gelmemesi bir olumsuzluk olarak de¤erlendirilmelidir. Bu durum sadece Gönen sald›r›s› için de¤il, buna benzer bir dizi eylem, direnifl ve sald›r› karfl›s›nda bugün itibar›yla iflçilerin ortak hareketinin sa¤lanmamas› sürecin temel olumsuzluklar›ndan biridir. Gönen’de yaflanan geliflmeler yine devletin bu süreçte s›n›f mücadelesine karfl› kulland›¤›, milliyetçilik bayra¤›n›n burada da devreye sokulmas›d›r. Mehter Marfl›’n›n çal›nmas› ve PKK’liler gibi ifadelerin kullan›lmas› bu milliyetçilik sald›r›lar›n›n nas›l kullan›ld›¤›n›n göstergesidir. Devletin bu süreçte hedefledi¤i özellefltirme sald›r›s›n›n bir aya¤›n› da bilindi¤i gibi yine örgütlülü¤ün da¤›t›lmas› sald›r›s› oluflturmaktad›r. Yani ülke zenginliklerinin emperyalistlere peflkefl çekilmesinin, iflsizler ordusunun oluflmas›n›n yan›s›ra sendikal örgütlülü¤ün da¤›t›lmas› gibi bir gerçek de bu sald›r›n›n alt›nda yatmaktad›r. Sald›r›lara karfl› iflçilerin geliflen tepki ve öfkesi önümüzdeki dönem daha da artacakt›r. Bu tepkinin örgütlenmesi önemli. Çünkü sistemin sald›r›lar›na paralel bu hareketlilik geliflim göstermektedir.


6

12-25 Ağustos 2005

28

Eyleme geçen Sinan köylüleri seslerini yükseltiyor:

“YA TOPRA⁄IMIZ, YA CANIMIZ!” Diyarbak›r’›n Bismil ‹lçesine ba¤l› Sinan köylüleri iki y›ld›r topraklar›na el koymufl olan köy a¤alar› Reflit ve Cengiz Sinanl›’ya karfl› bafllatm›fl olduklar› mücadelelerini ‹stanbul’a tafl›d›lar. Köylüler yaklafl›k olarak 2 y›l önce köylerine gelen Do¤rudan Gelir Deste¤i’nden yararlanmak için baflvuru yapt›klar›nda 1956 y›l›nda köye gelmifl görünen kadastro ekibinin, köyün 110 bin dönümlük arazisini Sinanl› ailesinin üzerine tapulam›fl olduklar›n› ö¤reniyorlar. Köyde ekim yap›lan tüm araziler d›fl›nda köylülerin evlerini de üzerine yapt›ran a¤aya karfl› önceleri a¤an›n zulmünü iyi bildiklerinden sessiz kalan Sinan köylüleri, baflka çareleri kalmay›nca yapt›klar› bir yürüyüflle köylüleri harekete geçiriyorlar. Topraklar›n› geri alana dek sürdüreceklerini söyledikleri eylemlerine farkl› biçimlerde sürekli devam ediyorlar. Tarlalar› sürmek için gelen traktörlerin önünü keserek jandarmayla çat›fl›yor, seslerini daha fazla duyurabilmek ve kendileri gibi a¤a zulmü alt›nda yaflay›p a¤al›¤› ortadan kald›rmak isteyen köylülere ulaflmak için Ankara’ya kadar yürüyorlar ve bu emeklerine yine Bismil’e ba¤l› Aslano¤lu köylüleri Tüm Köy-Sen önderli¤inde seslerine ses kat›yor. Ard›ndan Kahramanmarafl’›n Pazarc›k ilçesine ba¤l› Do¤anl› köylüleri de örgütlü olduklar› Tüm Köy-Sen ile beraber mücadelelerine destek veriyorlar. Ac›lar›n ortaklaflt›¤› her yerde mücadelenin de ortaklaflmas› gerekti¤ini bilince ç›karan köylüler, “ya topra¤›m›z ya can›m›z” diyerek ç›kt›klar› yoldan geri ad›m atmamakta kararl›lar. Mahkemeye baflvurarak topraklar›n as›l sahipleri olan kendilerine verilmedi¤i takdirde kan dökülece¤ini de söyleyerek “evimiz yok, tarlam›z yok, yiyecek ekme¤imiz yok, çocuklar›m›z› okula gönderemiyoruz bize isyan etmekten baflka bir fley kalmad›” cümlelerinin alt›n› defalarca çiziyorlar, çünkü gerçekten baflka çareleri yok. Henüz devletin kendilerine sahip ç›kaca¤›, onlar› ortada b›rakmayaca¤›na dair umutlar› var, yapt›klar› eylemlerde bu yüzden Türk bayraklar›yla yürüyorlar, pankartlar›nda Cumhurbaflkan›’na, Baflbakan’a, Genelkurmay Baflkan›’na ve bakanlara seslenen sloganlar yer al›yor, ancak bu ifli as›l omuzlayacak ve zafere dönüfltürecek olanlar›n kendileri olaca¤›n› da biliyor-

lar. Bismil’de, Diyarbak›r’da, Ankara’da eylemler yapan, Ankara’da Baflbakanl›k Dan›flmanlar›yla görüflen Sinan köylüleri, kendilerine verilen sözlerle bir süre umutla bekledikten sonra çözümün sadece kendi elleriyle gelece¤inin bir kez daha fark›na var›p bir süredir k›s›k ç›kan seslerini yeniden yükseltmeye çal›fl›yorlar. 7 A¤ustos’ta Taksim Gezi Park’ta bir bas›n aç›klamas› yaparak ç›kt›klar› yolun sonunda yaflamlar›n›n oldu¤unu, geri dönmelerinin mümkün olmad›¤›n› ilan ettiler. Köylülerin öncülerinden olan Heybet ‹ldeniz bize Sinan a¤as›n›n yapt›klar›ndan bahsederek bugüne nas›l geldiklerini anlatt›. Daha önce de tehdit, adam kaç›rma/öldürme, Silvan’dan getirtti¤i silahl› eflk›yalar›yla kendisine karfl› ç›kan köylülerin evlerini y›karak ev sahiplerini köyünden zorla sürme, köylülerin evlerini akflamdan sabaha kadar silahla taratma vb. yöntemlerle köylüler üzerinde bask› oluflturan Reflit ve Cengiz Sinanl›’n›n babalar›ndan miras kalan topraklar› hileyle ve kimsenin haberi olmadan kendi üzerine tapulatt›rd›¤›n› anlat›rken “a¤an›n tehditleri hala devam ediyor. Bizim topraklar›m›z› almaktan ve a¤al›¤› ortadan kald›rmaktan baflka hiçbir çaremiz yok. Bizim için bu bir ölüm kal›m meselesi, topraklar›m›z olmadan biz zaten ölmüflüz. O zaman topra¤›m›z› almak için de ölürüz” diyor kararl›ca. Bu¤day, pamuk, mercimek, arpa, kavun, karpuz vb. üreterek yaflamlar›n› sürdüren köylülerin baflka geçim kaynaklar› olmad›¤› için baflta ‹stanbul olmak üzere çeflitli illere göçerek ailelerini geçindirmeye çal›flt›klar›n› da ekleyen ‹ldeniz, ayn› zamanda baflka bir gerçe¤e daha dikkat çekiyor. Türkiye’de köylülü¤ün kalmad›¤› yönündeki düflüncelere cevap verir mahiyette “bu durumda olan bir sürü köy var ama seslerini duyurmak için yürümüyorlar, flimdilik korkuyorlar” diye özellikle belirtiyor. Sürecin bafl›ndan beri baflta ekonomik olmak üzere pek çok s›k›nt› yaflad›klar›na da dikkat çekerken özellikle jandarman›n köylüler üzerindeki bask›s›n›n artt›¤›n› vurguluyor. “Bir gün a¤a traktörlerle adamlar›n› tarlalara göndermifl sürmek için. Gittik önlerini kestik traktörlerin, tarlalara sokmad›k hiç birini. Jandarma haber alm›fl, geldi hepimizi döve

döve gözalt›na ald›. 124 kifliydik, 4’ümüzü tutuklay›p 34 ay sonra b›rakt›lar. Bizim aram›zda yaralanan köylüler de vard›. 7 ayl›k hamile kad›nlar vard› ama yine de dövdüler” diyor. Yak›n bir süreçte yine a¤a bask›s›ndan kaynakl› Van’dan kalk›p K›rklareli’nin De¤irmenköy köyüne göç eden köylülerin yaflad›klar› da henüz haf›zalardan silinmifl de¤il. Sinan köylüleri flu an için a¤al›¤a karfl› örgütledikleri mücadeleleriyle esas›nda köylü hareketinin geliflmesine katk› sunacak bir hareket yaratmaya çal›fl›yor. Bismil Aslano¤lu köylüleri, Kahramanmarafl Do¤anl› köylüleri ile birlikte örmeye çal›flt›klar› mücadele, içinden geçti¤imiz süreçte köylülerin örgütlenmesi aç›s›ndan önemli bir tav›r. “Ölümüne direnece¤iz!” Saat 13:00’te Taksim Gezi Park’ta bas›n aç›klamas› yapan Sinan köylüleri tafl›d›klar› pankartlarla devletin yetkili kurumlar›na ve hükümet temsilcilerine seslenerek Sinan köyü a¤as›n›n adaletsizli¤ine son verilmesini istedi. “Biz çocuklar›m›z›n h›rs›z olmas›n› istemiyoruz”, “Ölümüne direnece¤iz”, “E¤itim, afl istiyoruz”, “Köylüler flehirlinin efendisi a¤an›n kölesidir”, “Faflo a¤a istemiyoruz”, “Kahrolsun feodal sistemin korucular›”, “‹flgalci a¤aya son” vb. dövizler tafl›yarak topraklar›n› geri isteyen Sinan köylüleri “Çocuklar›m›z› okula gönderemiyoruz, a¤a okul yapt›rm›yor, gençlerimiz ifl için 2 y›ld›r ‹stanbul’a geldiler. ‹fl yok, güç yok ‹stanbul’da kapkaçç› m› olsun, h›rs›z m› olsun? Biz topra¤›m›z› istiyoruz, yoksa büyük olaylar olur. Bu topraklar için çok kan dökülür” dediler.

tererek tapular› kendi üzerine yapt›¤›n› söyledi. Bir an önce bu durumun çözülmesini istediklerini ekleyen ‹ldeniz, köy halk›n›n periflan bir durumda oldu¤unu ifade etti. ‹ldeniz “Devlet 2000 nüfusu göz ard› edemez. Mutlaka bir çare bulmak zorundad›r. En ufak bir hareketimizde bile a¤a taraf›ndan flikayet edilmekte, adliye salonlar›nda periflan olmaktay›z. fiu an bile tüm köylüler hakk›nda dava aç›lm›flt›r. Mahkemeye gidecek masraf›m›z› bile karfl›lamakta s›k›nt› yafl›yoruz. Bize yap›lan bu bask›lar en geri kalm›fl ülkelerde bile görülmemifltir. Ölülerimizi gömecek mezarl›¤›m›z bile yoktur” dedi. Aç›klamaya destek veren Tüm Köy-Sen Genel Baflkan› fievki Konur ise 1,5 ay boyunca Sinan köyünde kalarak köylülerin yaflad›klar›n› yak›ndan görme imkan› oldu¤unu söyledi. Konur, feodalizmin köleci toplumunu yakacak olan atefli Sinan köylülerinin yakt›¤›n› ifade ederek, Tüm Köy-Sen olarak Sinan, Aslano¤lu ve Do¤anl› köylülerinin mücadelelerinde sonuna kadar onlar›n yan›nda olacaklar›n› söyledi. Aç›klamalar›n ard›ndan yar›m saat oturma eylemi yapan Sinan ve Aslano¤lu köylüleri eylem s›ras›nda s›k s›k “Köylüyüz hakl›y›z kazanaca¤›z”, “A¤al›k bitecek adalet gelecek”, “Topraklar bizimdir bizim olacak”, “Köylü milletin efendisidir”, “Sinan köyü a¤al›¤› y›kacak” vb. sloganlar atarak da¤›ld›. (‹stanbul)

“Ölülerimizi gömecek mezarl›¤›m›z yok!” Sinan köylüleri ad›na aç›klama yapan Heybet ‹ldeniz Osmanl›’dan kalan tapular› oldu¤u halde topraklar›n›n hileyle Reflit Sinanl›’n›n üzerine yap›lmas›n›n hukuka ayk›r› oldu¤unu belirterek a¤an›n kendilerini öldü gös-

Kürt iflçiler f›nd›k hasad› için Karadeniz’e geldi Karadeniz’de f›nd›k hasad›n›n bafllamas›yla, Türkiye Kürdistan›’n›n çeflitli illerinden tar›m iflçileri Karadeniz’e gelmeye bafllad›. Urfa’dan gelen yaklafl›k 500 tar›m iflçisi Ordu’da Organize Sanayi Bölgesi’nin bofl arazisine çad›r kurdu. Çocuklar› ve yafll›lar›yla birlikte geldikleri Karadeniz’de çad›rlarda susuz ve sa¤l›ks›z ortamda yaflam mücadelesi veren tar›m iflçileri, ifl verecek f›nd›k üreticileriyle an-

laflmay› bekliyor. Urfa’dan göç ederek; ilk önce Çukurova’da pamuk, Çorum ve Yozgat’ta nohut, Karadeniz’de f›nd›k toplamak için yola ç›kan iflçiler, y›l›n neredeyse 6 ay›n› çad›rlarda geçiriyorlar, kamyon kasalar›nda çoluk çocuk, yafll›-genç konaklayacaklar› bölgelere göç ediyorlar. Geçti¤imiz günlerde Samsun’un Çarflamba ilçesine f›nd›k toplamak için bir kamyonun kasas›na binerek Çorum’dan yola ç›kan 89 tar›m iflçisi, bindikleri kamyonun h›z s›n›r›n› aflmas›yla flehir merkezinin Çarflamba yolu üzerinde durduruldular. Kad›n-erkek ve çocuklardan oluflan 89 kiflilik tar›m iflçileri kamyonun kasas›nda s›-

caktan bunalm›fl bir flekilde y›¤›lm›fllard›. Çorum’dan 900 YTL’ye kiralad›klar› kamyona bindiklerini anlatan iflçiler, Yozgat’ta nohut hasad›n› bitirdiklerini, Samsun’un Çarflamba ilçesine f›nd›k toplamaya geldiklerini anlatt›lar. Otobüsle gelip gitmenin bir kifli için 100 YTL’yi buldu¤unu, bu kadar para kazanamad›klar›ndan kamyon kasalar›nda yolculuk yapmak zorunda olduklar›n› belirttiler. Trafik polislerince durdurulan kamyonun floförü ceza ald›ktan sonra, yol kenar›nda bekletilen iflçiler ilçe belediyesine ait otobüsle gidecekleri yere gönderildiler. (Samsun)


7

28

12-25 Ağustos 2005

Siyanürlü alt›n aramaya bir yenisi daha eklendi: Eflme u ana kadar bölgede yap›lacak siyanürlü alt›n aramaya henüz izin ç›kmad›. Ancak arama iflleminde kullan›lacak olan siyanürün 70 tonluk bölümü 10 A¤ustos tarihinde ‹zmir Liman›’nda olacak. Dünyan›n en büyük alt›n arama flirketinden biri olan “Eldorado Gold”un iflletece¤i arama madeninin, henüz iflletme izni olmasa da bunun haz›rl›klar›n› yap›yor.

fi Y›llard›r Bergama köylülerinin direnifli ile gündemden düflmeyen siyanürlü alt›n aramaya bir yenisinin de Uflak’a ba¤l› Eflme ilçesinde eklendi¤ini gazetemizde daha öncede yay›nlam›flt›k. fiu ana kadar bölgede yap›lacak siyanürlü alt›n aramaya henüz izin ç›kmad›. Ancak arama iflleminde kullan›lacak olan siyanürün 70 tonluk bölümü 10 A¤ustos tarihinde ‹zmir Liman›’nda olacak. Dünyan›n en büyük alt›n arama flirketinden biri olan “Eldorado Gold”un iflletece¤i arama madeninin, henüz iflletme izni olmasa da bunun haz›rl›klar›n› yap›yor. Bergama köylülerinin de avukatl›¤›n› yapan Av. Arif Ali Cang›’ya göre “fiirket tesisleri kuruyor. fiimdiden on binlerce a¤aç kesildi. Maden iflletmecili¤i sonunda 1 kilometre kare alan› kaplayan 400 metre derinli¤inde bir krater çukuru oluflacak. Yüzeyde büyük k›sm› siyanürle kirletilmifl, sülfitli a¤›r metal içeren 100 milyon metre küp at›k depo alanlar›n›n oluflmas›na neden olacak. Bu milyonlarca ton tehlikeli at›k yeralt› ve yerüstü su kaynaklar›n› kirletecek, Gediz Nehri ile tüm Bat› Anadolu’yu etkileyecek.” Maden alan› Uflak’›n Eflme ve Ulu¤-

bay ilçeleri aras›nda kalan bir yer. Maden alan›n›n hemen yak›n›nda Gümüflkol, Hac›hasanlar, Katranc›lar, Ovac›k, Karap›nar, Sö¤ütlü, Hac›aliler ve Bekiflli gibi k›rsal yerleflim yerleri var. Böylesine tehlikeli bir iflin hemen yerleflim yerinin yak›n›nda yap›lmas›n›n ve kâr h›rs› güden egemenlerin ve sermaye sahiplerinin insan hayat›n› hiçe sayd›klar› bir kez daha gözler önüne serildi. ‹flletmenin henüz izin almamas›na ra¤men çal›flman›n iptali için yap›lan suç duyurusu sonucu aç›lan dava, Manisa ‹dare Mahkemesi’nde devam ediyor. Öte yandan arama iflleminde kullan›lacak siyanürün 70 tonunu tafl›yan “Agmaria” isimli geminin 10 A¤ustos’ta ‹zmir’de olmas› bekleniyor. Siyanürü tafl›yan Kathoni Deniz Tafl›mac›l›¤› firmas›n›n siyanürü gemiden tafl›mak için kendilerinden yard›m istedi¤ini söyleyen Kimya Mühendisleri Odas› ‹zmir fiubesi Yönetim Kurulu Baflkan› Prof. Dr. Gürol Diflli “bu çok tehlikeli” diyerek reddettiklerini belirtti. Konuyla ilgili bir aç›klama yapan TS ‹zmir fiubesi yetkilileri ise geminin limanda bir dakika bile bu yükle kalmas›n›n yasak oldu¤unu, yü-

Domatesten sonra fleftali de RUSYA KAPISINDAN DÖNDÜ Rusya ile domates ihracat›nda Akdeniz meyve sine¤i nedeniyle yaflanan krizin hemen ard›ndan yine Rusya’ya ihraç edilen fleftalilerin ayn› gerekçeyle limanlardan geri gönderilmesine tepki gösteren Türkiye Ziraatç›lar Derne¤i Genel Baflkan› ‹brahim Yetkin 31 Temmuz’da dernek binas›nda yapt›¤› bas›n aç›klamas›nda olay›n kas›tl› oldu¤unu söyledi. Biber, domates, salatal›k vb. ürünlerden sonra flimdi de fleftali üretimindeki denetim eksikli¤i iddias›n› de¤erlendiren Yetkin, Rus uzmanlar›n ülkemizde fleftali üretilen yörelere gelerek buralarda bizzat depo incelemeleri yapmas›n›n rencide edici oldu¤unu ifade etti. Ayn› bölgelerde üretilen fleftalinin AB ülkelerine de gönderildi¤inde herhangi bir sorun ya-

flanmazken Rusya’ya gönderilen ürünlerde Akdeniz meyve sine¤ine rastland›¤› tespitinin yap›lmas›n›n samimi olmad›¤›na dikkat çekti. Aç›klamada köylülerin yaflad›¤› çeflitli sorunlara da yer veren Yetkin, kilosu 130-140 bin lira olan fleftalinin uzun süre korunamad›¤›n› ve çabuk bozuldu¤unu söyledi. Üretenin ve tüketenin zarar etti¤ine de¤inen Yetkin, köylüden 120 bin liraya al›nan fleftalinin, tüketiciye 650 bin liraya sat›ld›¤›n›, ayn› flekilde 60-70 bin liraya üreticiden al›nan domatesin pazarda 500 bin liraya sat›ld›¤›n› söyledi. Aradaki fark›n arac›lara gitti¤ini belirterek sistemin revize edilmesi gerekti¤ini ifade ederek Haller Yasas›’n›n de¤iflme zorunlulu¤unu dile getirdi. (H. Merkezi)

kün hemen tafl›narak boflalt›lmas›n›n gerekti¤ini bildirdi. Çevre Mühendisleri Odas› ‹zmir fiubesi Yönetim kurulu Baflkan› Faruk ‹flgenç ise tafl›nan siyanürün hukuksal kurallara ayk›r› oldu¤unu belirterek “Henüz iflletme ruhsat› alamayan bir flirket siyanür ithal edemez. Çünkü siyanürü al›rken hangi iflte kullanaca¤›n› belirtmen gerekir. E¤er böyle bir talebin varsa ruhsat› getirmeni isterler. Bu madde tehlikeli bir ifl için de kullan›labilir. 2. Dünya Savafl› s›ras›nda siyanürün kullan›ld›¤›n› hepimiz biliyoruz. K›sacas› bu maddenin nerede kullan›laca¤›n› beyan etmeniz gerekmektedir” dedi. Ülkemizde son y›llarda Bergama’da yap›lan siyanürlü alt›n arama ifllemi yine yak›n bir süreçte ortaya ç›kan Tunceli’ye ba¤l› Ovac›k ilçesinde de yap›lmaktad›r. Ama gerek Ovac›k’ta özellikle de Bergama’da siyanürle alt›n aramaya karfl› köylülerin direniflleri simgeleflmifl durumdad›r. Ancak Eflme’liler de hukuksal olarak bir süreç bafllatt›klar›n› belirterek geminin limana yanaflt›¤› anda bir direniflle karfl›lanaca¤›n› da belirttiler. (H. Merkezi)

Tar›m iflçilerine çad›r mahkumiyeti Devletin ve IMF’nin dayatt›¤› tar›mda y›k›m politikalar›n›n sonucu olarak memleketlerinde ifl bulamayan, geçimlerini sa¤layabilmek için köylerinden kasabalar›ndan göçüp Çukurova’ya gelen tar›m iflçileri çad›rda zorlu bir yaflam mücadelesi veriyorlar. Urfa, fi›rnak ve Ad›yaman yöresinden Çukurova’ya gelen iflçiler teknolojiden uzak, elektriksiz çad›rlarda yaflamaya çal›fl›yorlar. 9-10 ayd›r memleketlerine gidemeyen bu insanlar›n bir lokma ekmek için yanlar›nda getirdikleri çocuklar›, eflleri, ve yafll›lar› da her türlü çileyi çekiyorlar. Çocuklar düzenli okula gidemiyor.

Hasta olanlar paras› varsa yak›n bir köye gidebiliyorlar. Hamile kad›nlar ise çocuklar›n› çad›rlarda dünyaya getiriyorlar. Çad›rlar›na geçici süreyle ald›klar› elektrik TEDAfi taraf›ndan kesilince 45-50 ailenin ma¤duriyeti daha da büyüdü. Kurduklar› çad›rkentte yaflayan, yaflamaya çal›flan insanlar çapa, kavun, karpuz, so¤an, patates, domates, yerf›st›¤› toplanmas› gibi iflleri yap›yorlar. Bu günlerde ise ifl yok. Tar›m›n tasfiyesi yüzünden memleketlerinden gelip bir sürü zorlukla gö¤üs germeye çal›flan tar›m iflçilerine bir de Çukurova’n›n bereketli topraklar› s›rt çevirmifl. (Mersin)

BÖ⁄ÜRTLEN ÜRET‹C‹LER‹ ÖRGÜTLEN‹YOR! Mersin’in Silifke ‹lçesi’nde bir araya gelen bö¤ürtlen üreticileri “Bö¤ürtlen Üreticileri Birli¤i”ni kurdu. Bir araya gelen 17 bö¤ürtlen üreticisi; pazarlama, temsil hakk›, tüzel kiflilik kazanma, teknik destek, e¤itim ve yay›m, tan›t›m hizmetlerinin daha iyi yürütülmesi için birlik kurdu. ‹lçe Tar›m Müdürlü¤ü’ne baflvuran üreticiler, Türkiye’de ilk defa kurulan “Bö¤ürtlen Üreticileri Birli¤i”nin örnek teflkil edece¤ini kaydetti. (Mersin) ÜZÜM-SEN ÜYELER‹ ANKARA’DA Üzüm-Sen üyesi yaklafl›k 50 kifli Ankara’ya gelerek, TAR‹fi’in üzüm taban fiyatlar›n› maliyet ve kâr hesab› üzerinden zaman geçirmeden aç›klamas›, kuru üzüm fiyatlar›n›n maliyet ve yüzde 25 kâr hesab›yla en az 1 milyon 750 bin lira olmas› ve özellefltirilen Suma Fabrikas›’n›n fiyat belirlerken, sendikalar›n›n referans fiyat›n› temel almas› taleplerini Tar›m ve Köyiflleri Bakanl›¤›’na iletti. Taleplerinin yer ald›¤› dosyay› Tar›m ve Köyiflleri Bakanl›¤›’na sunan Üzüm-Sen üyelerine, KESK Genel Baflkan› ‹smail Hakk› Tombul ve KESK’e ba¤l› baz› sendikac›lar›n yöneticileri ile baz› siyasi parti temsilcileri de destek verdi. Tar›m ve Köyiflleri Bakanl›¤› Müsteflar Yard›mc›s› Nihat Pakdil ile görüflen Üzüm-Sen üyeleri, daha sonra Bakanl›k binas› önünde bir aç›klamada bulundu. Üzüm-Sen Genel Baflkan› Adnan Çobano¤lu, 2005 y›l›nda 3 milyon 650 bin ton üzüm ürettiklerini, bu üretimle Türkiye’nin dünya s›ralamas›nda 6. oldu¤unu söyledi. Üzüm üreticilerinin ekonomik durumunun üretilen üzümün oran›yla ayn› paralelde olmad›¤›n› ifade eden Çobano¤lu, “Üzüm üreticileri uygulanan tar›m politikalar› nedeniyle olumsuz etkilenen yetifltiricilerin bafl›nda gelmektedir” dedi. fiu anda 2 bin civar›nda üyelerinin oldu¤unu belirten Çobano¤lu, hükümetin Suma fabrikalar›n› özellefltirmesiyle, üzüm üreticilerinin de piyasa koflullar›na korumas›z bir flekilde terk edildi¤ini söyledi. Çobano¤lu, 2004 y›l›nda Suma fabrikalar›n›n özellefltirilmesini f›rsat bilen tüccar ve sanayicilerin yafl üzüm al›m fiyatlar›n› alabildi¤ine düflürdüklerini, TAR‹fi Üzüm Birli¤i’nin de kuru üzüm fiyatlar›n› uzun süre aç›klamad›¤›n› ve ald›¤› üzümlere daha sonra maliyetlerin alt›nda bir fiyat belirledi¤ini, bu nedenle üzüm üreticilerinin ma¤dur oldu¤unu ifade etti. (H. Merkezi)


8

12-25 Ağustos 2005

28

Gazi ve Ümraniye katliam›n›n A‹HM’deki davas› sonuçland› GERÇEKLEfiMEYEN ADALET‹N ACISINI PARA AZALTAB‹L‹R M‹?

12 Mart 1995 gecesi Gazi Mahallesi’nde Yavuz, Dostlar, Öntafl ve Do¤u kahvehanelerinin taranmas› ve bir kiflinin katledilmesiyle bafllayan olaylarda, halk sald›r›y› protesto etmek için sokaklara dökülmüfl, devlet güçlerinin halk›n üzerine atefl açmas›yla toplam 12 kifli katledilmiflti. Gazetelerde aralar›nda Susurluk’ta ölen polis flefi Hüseyin Kocada¤’›n da bulundu¤u kolluk güçlerinin insanlar›n üzerine do¤rulttuklar› namlular yer alm›flt›. 13 ve 14 Mart’ta Ümraniye 1 May›s mahallesi’nde katliam› haber alan on bin kifli yollara dökülmüfltü. Yolu kesen kolluk güçlerinin yine halk›n üzerine atefl açmas›yla 5 kifli de burada katledilmiflti. Daha sonra aç›lan dava “güvenlik” gerekçesiyle Trabzon’da görülmüfltü. Gazi’de ve Ümraniye’de halk›n güvenli¤ini sa¤lamak yönünde hiçbir çabas› olmay›p, tersine katliam›n bizzat sorumlusu olan kolluk güçleri ve bafllar›ndaki devlet yönetimi, “adaletin tecellisi”

için davay› güvenlik alt›na al›yorlard›! Gerçekte bu, davan›n sahiplenilmesini ve kamuoyu yarat›lmas›n› engelleme amac›ndan baflka birfley de¤ildi. 7 y›l süren Gazi davas›nda yarg›lanan 20 polis memurundan 18’i beraat etti, Adem Albayrak ve Mehmet Gündo¤an adl› iki polis memuru ise göstermelik bir cezayla toplam 4 y›l 32 ay hapis cezas›na çarpt›r›larak “cezaland›r›ld›lar”. Bu cezalar da “af” kapsam›na al›narak ertelendi. Üsküdar Baflsavc›l›¤› 5 kiflinin katledildi¤i Ümraniye’deki olaylarla ilgili, delil yetersizli¤inden takipsizlik karar› verdi. Aileler ve avukatlar da her iki karar›n 2002’de Yarg›tay’ca onanmas›n›n ard›ndan davay› A‹HM’e tafl›yacaklar›n› belirterek, adil bir yarg›laman›n gerçekleflmedi¤ini, katillerin hak ettikleri cezay› almad›klar›n› belirtmifllerdi. Geçti¤imiz günlerde aç›klanan A‹HM (Avrupa ‹nsan Haklar› Mahkemesi) karar›na göre, A‹HM 10 y›l önce

Gazi ve Ümraniye’deki katliam sonras› “adil yarg›lama yap›lmad›¤›n›” belirterek, Türkiye’yi suçlu buldu ve ölenlerin yak›nlar›na toplam 510 bin euro tazminat ödenmesine karar verdi. Ancak adaletin yerine gelmedi¤ini düflünen aileler için bu paran›n pek bir anlam› yok. Aileler çektikleri ac›n›n parayla ölçülemeyece¤ini, tek istediklerinin katillerin cezaland›r›lmas› oldu¤unu belirtiyorlar. A‹HM’in, kolluk güçlerinin göz yaflart›c› bomba, plastik mermi ve tazyikli su kullanabilece¤ini belirtti¤i olaylarda, Özel Timler halk›n üzerine atefl açm›flt›. Hedef gözeterek ve bilinçli olarak öldürmeye yönelik yap›lan bu uygulamalar bas›na da yans›m›fl ve katliam tüm dünyan›n gözü önünde gerçekleflmesine ra¤men, san›k polislerin avukatlar› yapt›klar› savunmalarda “polislerin kendini korudu¤unu, teröristlerin halk›n aras›na girerek olaylar› k›flk›rtt›¤›n›” belirtmifllerdi. Ailelerin avukatlar›ndan Sabri Kuflkonmaz, A‹HM’in gerekçeli karar›n›n ellerine ulaflmad›¤›n› belirterek, “Edindi¤imiz bilgilere göre, A‹HM’in adil yarg›lama yap›lmad›¤› yönündeki karar› nedeniyle davan›n yeniden görülmesi gerekiyor. Bu kez davan›n ‹stanbul’da görülmesi için tüm giriflimlerde bulunaca¤›z” dedi. Bilerek ve istenerek devlet taraf›ndan yap›lan bir katliam, y›llar süren ve beraatla sonuçlanan bir dava, çocuklar›n›n “kaderine” parayla raz› gelmeleri istenen aileler... ‹flte ülke demokrasinin içinde bulundu¤u durum! Olmayan bir adaletin ve katledilen çocuklar›n›n arkas›ndan a¤layan analar›n herbir gözyafl›n›n diyetini ödemeye yeter mi para? (H. Merkezi)

Gazi’de faflist sald›r›!

Y›llard›r çeflitli mahallelerde elini kolunu sallayarak insanlara sald›ran, insanlar› sokak ortas›nda taciz eden faflistler son olarak Gaziosmanpafla ‹lçesi’ne ba¤l› Sultançiftli¤i Mahallesi’nde üç kifliyi yaralad›. Sultançiftli¤i Mahallesi’nde ülkücü bir grubun b›-

çakl› sald›r›s›na u¤rayan ‹lhan Do¤an yo¤un bak›ma al›n›rken, mahalle halk›n›n sald›ranlar›n Ülkü Oca¤›’na girdi¤ini tespit ederek toplanmas› üzerine polis gaz bombalar› ile kitleye sald›rd›. Gaz bombas›yla müdahale edilen mahalle halk› ve polis aras›nda çat›fl-

malar uzun süre devam etti. Halk “Katiller d›flar› ç›ks›n” fleklinde slogan att›. Akflam saatlerinde MHP binas› önünden geçen Yusuf Ocak (18), Murat Keskin (19), ‹lhan Do¤an (23) adl› üç kifli yaklafl›k 20 kiflilik bir ülkücü grubun b›çakl› sald›r›s›na u¤rad›. Sultan Hastanesi’ne kald›r›lan yaral›lardan Do¤an yo¤un bak›ma al›n›rken, çeflitli yerlerinden b›çak darbesi alan Ocak ve Keskin’in ise tedavileri tamamlanarak taburcu oldular. Olayla ilgili bilgi veren yaral›lardan Ocak, ülkücü grupla daha öncede çeflitli sebeplerden dolay› sürtüflme yafland›¤›n› belirterek, “Biz sokakta gezerken, 20 kiflilik ülkücü grup ellerinde sat›r ve kasaturalarla ‘Allahu Ekber’ diye ba¤›rarak bize sald›rd›lar” dedi. (‹stanbul)

ADANA’DA OPERASYON TERÖRÜ! 8 A¤ustos 2005 tarihinde Adana’n›n çeflitli bölgelerinde 17’ler için eylem yapt›klar› iddias›yla 7 kifli gözalt›na al›nd›. 8 A¤ustos Pazartesi sabah 06:00 sular›nda evlere yap›lan bask›nlarla MKP’yi övmekten (suç ve suçluyu övmekten) 6 At›l›m okuru ile 1 Devrimci Demokrasi okuru gözalt›na al›nd›. Resimlerden tespit edildikleri iddias›yla operasyon düzenleyen TMfi ekipleri operasyon terörü ile bir kez daha devrimcilere sald›rd›. (Mersin) HAKKAR‹’DE MAHALLE ABLUKA ALTINDA Türkiye Kürdistan›’nda bir yandan operasyonlar devam ederken di¤er yandan da TC ordusu ald›¤› kay›plar karfl›s›nda öcünü halktan almaya çal›fl›yor. Hakkari’nin fiemdinli ilçesinde HPG taraf›ndan karakola düzenlenen sald›r›n›n ard›ndan Yeni Mahalle 3 gündür abluka alt›nda. Mahalleye girifl ve ç›k›fllar yasakland›. Mahalle sakinleri bu durumun 3 gündür devam etti¤ini belirterek, hastalar›n› bile hastaneye götüremediklerini bildirdi. (H. Merkezi) BURSA DEHAP’A SALDIRI KINANDI! fi›rnak Uludere’de gerçeklefltirilen askeri operasyonlar s›ras›nda yaflam›n› yitiren Uzman Çavufl Kemal Elçiler’in cenaze töreni sonras› faflistler taraf›ndan DEHAP Kemalpafla ‹lçe binas›na sald›r›lmas› ve yine Bursa’da çal›flan Kürt iflçilerine yönelik tutum çeflitli etkinlikler ile protesto edildi. Hat›rlanaca¤› üzere Elçiler’in cenaze töreninden ayr›lan bir grup DEHAP Kemalpafla ‹lçe binas›na tafl ve sopalarla sald›rm›fl, ç›kan olaylarda 5 araç tahrip edilmiflti. Yürüyüfl esnas›nda s›k s›k “Kahrolsun PKK”, “Bursa Kürtlere mezar olacak” fleklinde slogan atan grup, DEHAP ‹lçe binas›na tafl ve sopalarla sald›rm›flt›. Konuya iliflkin bilgi veren DEHAP Bursa ‹l Baflkan› Murat Avc›, son günlerde artan sald›r›lara dikkat çekerek Bursa’da bulunan sivil toplum örgütleri ve siyasi partilerle birlikte yapt›klar› ortak bas›n aç›klamas›yla bu olumsuz gidiflat›n durdurulmas› için ça¤r›da bulunacaklar›n› söyledi. 7 A¤ustos Pazar günü saat 13.00’te Osmangazi Metro ‹stasyonu önünde yap›lan bas›n aç›klamas›nda da sald›r› k›nand›. Yap›lan bu eyleme Partizan, SDP, EMEP, ‹HD, Tuncelililer Derne¤i, ESP ve BDSP de destek verdi. (Bursa)


9

28

12-25 Ağustos 2005

Dersim’de bir yarg›s›z infaz daha! “Bu cinayetin zanl›lar›n›n kim oldu¤u merak ediliyorsa J‹TEM itirafç›s› Abdülkadir Aygan’›n itiraflar›na bakabilirsiniz. Orada her fley var. Bu cinayetin de faili biliniyor ve biz bu faillerinin derhal tespit edilip yarg›lanmas›n› istiyoruz” Munzur Do¤a ve Kültür Festivali’nin Valilik taraf›ndan “güvenlik” gerekçesi ile 45 gün ertelenmesi, ancak halk taraf›ndan fiili olarak yap›lmas›n›n ard›ndan Dersim’de sald›r›lar bitmek bilmiyor.

Orman yang›nlar› halen çeflitli bölgelerde devam ederken yang›nlara müdahale edilmiyor. Bunun yan›nda yarg›s›z infazlara bir yenisi daha eklendi. K›sa bir süre önce Almanya’dan mem-

leketi Tunceli’ye ziyarete gelen Hasan fiahin’in Aktuluk Köyü (Turiflmek) Meytan Mezras›’nda katledilmesi halk›n tepkisine yol açt›. HPG’nin üst düzey yöneticilerinden Süleyman fiahin’in babas› Hasan fiahin’in öldürülmesi, düzenlenen kitlesel bas›n aç›klamas›yla k›nand›. Belediye Yeralt› Çarfl›s› üzerinde Tunceli Emek ve Demokrasi Platformu taraf›ndan düzenlenen bas›n aç›klamas›na ‹HD Diyarbak›r fiube Baflkan› Selahattin Demirtafl, Tunceli Belediye Baflkan› Songül Erol Abdil, Belediye Baflkan Yard›mc›lar› Mustafa Taflkale, Murat Polat, DEHAP Genel Baflkan Yard›mc›s› Alaaddin Erdo¤an ve Ferhat Tunç da destek verdi. “Bask›lar bizi y›ld›ramaz” yaz›l› pankart tafl›yan kitle ad›na aç›klama yapan

EMEP ‹l Baflkan› Hüseyin Tunç, bu cinayetin faili meçhul olmad›¤›n› faillerinin bilindi¤ini belirterek, “Bu cinayetin zanl›lar›n›n kim oldu¤u merak ediliyorsa J‹TEM itirafç›s› Abdülkadir Aygan’›n itiraflar›na bakabilirsiniz. Orada her fley var. Bu cinayetin de faili biliniyor ve biz bu faillerinin derhal tespit edilip yarg›lanmas›n› istiyoruz” dedi. Mersin’de yaflanan bayrak provokasyonuyla bafllayan halk› sindirmeye yönelik bu tür olaylara karfl› verilecek en iyi cevab›n mücadeleyi daha da güçlü k›lmak oldu¤unu ifade eden Tunç, “Bugün Dersim’de Hasan fiahin’e s›k›lan 7 kurflun asl›nda Türkiye’nin her yerinde bulunan iflçisinden emeklisine tüm Kürt, Türk ve Arap emekçilerine s›k›lm›flt›r” diye konufltu. (Malatya)

Mersin’de tren kazalar› protesto edildi! Mersin’in Akdeniz Beldesi’ne ba¤l› Çilek Mahallesi halk›, Karacailyas Beldesi’nde meydana gelen kazada, trenin alt›nda kalarak yaflam›n› yitiren 70 yafl›ndaki Rabia Çelik için protesto eylemi yapt›. Mahalle sakinleri, yetkili mercilerin derhal harekete geçerek, tren yolu üzerinde gerekli önlemleri almas›n› istedi. 70 yafl›ndaki Rabia Çelik, 2 A¤ustos’ta Adana’dan Mersin’e gelen 5709 numaral› trenin alt›nda kalarak yaflam›-

n› yitirmiflti. Kazan›n meydana geldi¤i yerde mahalle sakinleri ad›na aç›klama yapan H›d›r Akça, tren yolunda y›llard›r can kayb› yafland›¤›n› ve mahalle sakinleri olarak bu durumun huzurlar›n› bozdu¤unu söyledi. Artan can kay›plar›na karfl› yetkili mercilerin hiçbir önlem almad›¤›n› belirten Akça, “Yaflanan kazada, trenin Karacailyas Beldesi’nde bir kad›na çarpmas› ve 5 kilometre sürükleyip Çi-

lek Mahallesi’ne kadar getirmesi ihmalkarl›¤›n en büyük göstergesidir. Buras› bütün fabrikalar›n girifl ve ç›k›fl› oldu¤u için çok ifllek bir yoldur” dedi. Yetkili mercilerin derhal önlem almas› gerekti¤ine dikkat çeken Akça, aksi takdirde demokratik eylemlerini sürdüreceklerini kaydetti. Aç›klama yap›ld›¤› s›rada Mersin Emniyet Müdürlü¤ü’ne ba¤l› polislerin yo¤un güvenlik önlemi ald›¤› görüldü. (Mersin)

Gündem okurlar› hedef gösterilmeye karfl› gazetelerini sahiplendi D‹YARBAKIR Diyarbak›r’da Ülkede Özgür Gündem gazetesi okurlar›, Genelkurmay 2. Baflkan› ‹lker Baflbu¤, Albay Taner Düvenci ve köfle yazar› Asl› Ayd›ntaflbafl hakk›nda suç duyurusunda bulundu. Genelkurmay Baflkanl›¤›’nda 19 Temmuz 2005 tarihinde düzenlenen medya brifinginde Genelkurmay 2. Baflkan› Orgeneral ‹lker Baflbu¤’un aç›klamalar›na tepki göstermek için 4 Temmuz’da yaklafl›k 100 Ülkede Gündem gazetesi okuru Diyarbak›r Adliyesi önünde bir araya geldi. Orgeneral Baflbu¤ hakk›nda suç duyurusunda bulunmadan önce gazete okurlar› ad›na Av. Osman Çelik bas›n aç›klamas› yapt›. 1982 Anayasa’n›n 25. maddesinde “herkes, düflünce ve kanaat hürriyetine sahiptir” ibaresinin yer ald›¤›na dikkat çeken Çelik, vatandafllar›n haber alma hakk›n›n anayasal koruma alt›na al›nd›¤›n› dile getirdi. Çelik, flunlar› dile getirdi: “Bas›n özgürlü¤ü, düflünce ve kanaat özgürlü¤ünü tamamlayan ve onun kullan›lmas›n› sa¤layan bir özgürlüktür. Bas›n özgürlü¤ünün, okuyucular›n, izleyicilerin ya da dinleyicilerin haber alma ve görüflleri ö¤renme olana¤›ndan yoksun b›rak›lmamalar› gerekiyor.” ‘Sorumlular hakk›nda soruflturma aç›lmal›’ Haber alma ve verme hakk› yada haberlere ulaflma özgürlü¤ü izleyici, dinleyici veya okuyucunun kolektif hak ve

özgürlükleri oldu¤unu dile getiren Çelik, demokratik hukuk devletinde halk›n bilgi edinme hakk›na s›n›r getirilemeyece¤ini belirtti. Çelik, suçun kamuya aç›k ve yay›n yoluyla yap›lm›fl olmas›n›n kayg›lar› art›rd›¤›n› söyledi. Haber alma hakk›na yönelik ciddi s›n›rlamalar içeren, okuru olduklar› gazete ile ilgili as›ls›z aç›klama ve yay›nlarla, gazete isminin ‘terörizmle’ birlikte an›lmas›ndan rahats›zl›k duyduklar›n› belirten Çelik, bu nedenlerden dolay› aç›klamay› yapan ve bu aç›klamalar› yay›nlayan sorumlular hakk›nda soruflturman›n yap›larak, kamu davas›n›n aç›lmas›n› talep etti. Çelik’in ard›ndan k›sa bir konuflma

yapan DEHAP Diyarbak›r Merkez ‹lçe Baflkan› Mustafa Polat, bas›n özgürlü¤üne de¤inerek, insan hak ve özgürlüklerine önem veren Ülkede Özgür Gündem gazetesinin bu ithamlarla suçlanmas›n›n kabul edilebilir bir tutum olmad›¤›n› söyledi. Aç›klamadan sonra gazete okurlar›, “Özgür bas›n susturulamaz” sloganlar› ile adliye binas›na girerek, ad› geçen kifliler hakk›nda suç duyurusunda bulundu. Ayr›ca Siirt’te de bir grup esnaf›n Genelkurmay ‹kinci Baflkan› ‹lker Baflbu¤’un bas›n brifingindeki sözlerine tepki göstermek amac›yla Gündem gazetesi için “abone ol” kampanyas› bafllatt›¤› ö¤renildi.

MERS‹N Genelkurmay ‹kinci Baflkan› ‹lker Baflbu¤’un yapt›¤› aç›klamada baz› demokratik kitle örgütleri ve gazeteler hedef gösterilmifl, provokasyon için ikinci kez dü¤meye bas›lm›flt›. Bu olay›n ard›ndan Gündem okurlar› ve çal›flanlar› bu olay› protesto etmek için birçok ilde bas›n aç›klamas› gerçeklefltirdi. Bu aç›klamalardan biri de Mersin’de yap›ld›. 1 A¤ustos Pazartesi günü kendilerine “Halk ‹nisiyatifi” ad› veren oluflum Akdeniz Beldesi’nde “Ülkede Özgürlük Gündem Gazetesi’yle Dayan›flma Kampanyas›” bafllatt›. Gündem okurlar› ‹lker Baflbu¤ hakk›nda suç duyurusunda bulundu 1 A¤ustos Pazartesi günü Ülkede Özgür Gündem Gazetesi okurlar› Kartal Adliyesi’ne gelerek Genelkurmay 2. Baflkan› ‹lker Baflbu¤, Albay Taner Düvenci ile gazeteci Asl› Ayd›ntaflbafl hakk›nda suç duyurusunda bulundular. Cumhuriyet Savc›s› Alpay Göçmen’e iletilen dilekçelerde “inanç, düflünce ve kanaat hürriyetinin kullan›lmas›n›n engelleme, haberleflmenin engellenmesi, suç ifllemeye tahrik, halk› kin ve düflmanl›¤a tahrik veya afla¤›lama, kanunlara uymamaya tahrik, görevi kötüye kullanma ve yarg› görevi yapan› etkileme” suçlar›ndan yukar›da isimleri geçen kifliler hakk›nda soruflturma aç›lmas› talep edildi. (Kartal)


12-25 Ağustos 2005

10

28

Tekirda¤ 1 No’lu F Tipi’nde zorla sevk sald›r›s› toplanarak bas›n aç›klamas› yapt›. Saat 13:00 sular›nda sloganlarla bafllayan aç›klamada “19 Aral›k Hapishanelerde Operasyonlarla, Sürgünlerle Devam Ediyor/ TAYAD’l› aileler” yaz›l› pankart aç›l›rken kitle ad›na ‹stanbul TAYAD baflkan› Mehmet Güvel aç›klamay› okudu.

Zorla sevk edilen tutsaklar Bolu F Tipi Hapishanesi’ne sevk edilenler: Mehmet Kulaks›z, Aslan Bahar, Erdal Koç, Hüseyin Özen, Nurettin Erenler, Eren Aydo¤du, Memik Horuz, Halil Gündo¤an, Taylan Balatac›, Baysal Demirhan, Ali Baba Ar›, Hüseyin Çevik, Baki Yafl, Selahattin Gedik, Veli Canik. Tekirda¤ 2 No’lu F Tipi Hapishanesi’ne sevk edilenler: Ali Ercan Göko¤lu, Kenan Günyel, Bülent Kemal Y›ld›r›m, Ercan Kutlu, Celal Yayla, Cemal A¤›rman, Kaan Kurtulufl, Serdar Karaçelik, Bar›fl Atefl, ‹nan Gök, Mustafa Tosun, Ali Koca, Osman Nuri Ocakl›. Muzaffer Öztürk isimli tutsak da yine Tekirda¤ 1 No’lu da tek kiflilik hücreye konuldu. 1 A¤ustos Pazartesi günü sabah saatlerinde Tekirda¤ 1 No’lu F Tipi Hapishanesi’ne giden ailelerinin baz›lar› yak›nlar›yla görüfltürülmedi. Nedenini soran ailelere yak›nlar›n›n baflka hapishanelere sevk edildi¤i cevab› verildi. Görüfle giren aileler ise bu sevkin nas›l gerçekleflti¤ini ö¤rendiklerinde bas›na ve kamuoyuna bilgi verdiler. Devlet F Tipi hapishanelere kapatt›¤› tutsaklar üzerindeki bask›lar›n› devam ettiriyor. Son süreçte gerek ülkemizde gerekse dünyadaki geliflmelerle birlikte emekçi halk kitlelerinin ekonomik ve demokratik taleplerle alanlara dökülmesini çeflitli biçimlerde yöneltti¤i sald›r›larla yok etmeye çal›fl›yordu. Bu sald›r›lar›n bir parças› olarak hapishaneler cephesinde de robokop giyimli askerler ve gardiyanlar›n gaz maskeleriyle, tek kiflilik hücrelere konulan tutsaklar›n bafllatt›¤› açl›k grevinin toplum üzerinde yarataca¤› etkiyi ortadan kald›rmak ile hedefledi¤i sonuca daha h›zl› ulaflmak için yeni bir sald›r› örgütleyerek tutsaklar› iflkence yaparak baflka hapishanelere sevk etti. Tutsaklar›n tek kiflilik hücrelere at›lmas›n› protesto etmek için bafllat›lan açl›k grevini sonland›rmak için gerçekleflen sald›r› 30 Temmuz sabah saat 06:00’da yaflanmas›na karfl›n 1 A¤ustos’ta ö¤renen tutsak aileleri konuya iliflkin aç›klama yaparak sald›r›y› protesto etti. TUYAB, Sürgünleri Protesto Etti 3 A¤ustos Çarflamba günü saat 12:00’de Galatasaray Postanesi önünde toplanan TUYAB’l›lar “Devrimci irade

teslim al›namaz” sloganlar› eflli¤inde bas›n aç›klamas›na bafllad›lar. Kitle ad›na aç›klamay› okuyan Seza Mis Horuz, düflündü¤ü ve sorgulad›¤› için “terörist” denerek zindanlara at›lan devrimci tutsaklar›n 30 Temmuz günü saat 6:00 sular›nda hiçbir gerekçe gösterilmeden kaba kuvvetle hücrelerinden al›narak bir k›sm›n›n Tekirda¤ 2 No’lu F Tipi’ne bir k›sm›n›nsa Bolu F Tipi Hapishanesi’ne götürüldü¤ünü söyledi. Toplam 30 mahkumun 16’s›n›n Bolu F Tipi’ne, 14’ünün de Tekirda¤ 2 No’lu F Tipi’ne sevk edildi¤ini belirten Horuz, bu olay›n aç›klanmas›n› istediklerinde talimat› verenin Adalet Bakanl›¤› oldu¤unun belirtildi¤ini, tutsaklar›n ise paralar›na, elbiselerine ve yaflam aç›s›ndan gerekli di¤er eflyalar›na el konuldu¤unu söyledi. Konuflman›n ard›ndan befl dakikal›k oturma eylemi yapan TUYAB’l›lar marfllar söyledi. Kitlenin s›k s›k att›¤› “Tecridi kald›r›n hücreler kapat›ls›n”, “Sürgün sevklere hay›r”, “Devrimci irade teslim al›namaz” sloganlar›n›n ard›ndan eylem sona erdirildi. 2 A¤ustos’ta ‹HD ‹stanbul fiubesi’nde bas›n toplant›s› düzenleyen DETAK (Devrimci Tutsak Aileleri Komiteleri) Tekirda¤ 1 No’lu F Tipi Hapishanesi’nde yaflanan geliflmeleri tutsaklar›n dilinden aktard›. Bas›n metnini okuyan Fatma Y›ld›r›m, zorla sevk edilen tutsaklar›n açl›k grevini süresize dönüfltürdü¤ü duyuruldu. Ailelerle birlikte 1 A¤ustos’ta Tekirda¤ 1 No’lu F Tipi önünde bulunan Aysun Güven de yaflanan sald›r›ya iliflkin k›sa bir bilgilendirme yapt›. TAYAD Sürgün Sevkleri K›nad› TAYAD’l› aileler de ayn› gün saat 13:00’te Taksim Tramvay Dura¤›’nda toplanarak devrimci tutsaklar›n dövülerek, yaka paça sevk edilmesini protesto etti. “19 Aral›k hapishanelerde operasyonlarla, sürgünlerle, tecritle sürüyor” yaz›l› pankart açarak bas›n aç›klamas› yapt›. Aç›klamay› yapan TAYAD Baflkan› Mehmet Güvel, zorla sevke direnç gösteren Sinan Y›ld›r›m, Cemal A¤›rman ve Ercan Göko¤lu adl› tutsaklar›n a¤›r yaral› olduklar›n›, di¤er tutsaklar›n da çeflitli yerlerinden yaraland›klar›n› söyledi..Güvel, bu sald›r›lar›n Haziran ay›nda yürürlü¤e giren Ceza ‹nfaz Kanunu’nun bir parças› oldu¤unu dile getirdi. 5 A¤ustos günü TAYAD’l› aileler bir kez daha Sultanahmet Adliyesi önünde

GAZ‹ MAHALLLES‹ 30 Temmuz 2005 tarihinde Tekirda¤ 1 No’lu F Tipi’nde devrimci tutsaklar›n zorla sürgün edilmesini DHP, ESP ve Partizan 7 A¤ustos’ta Gazi Mahallesi’nde yapt›klar› meflaleli yürüyüflle protesto etti. Gazi Hastanesi önünde toplanarak üzerlerine “Tecrit kald›r›ls›n hücreler kapat›ls›n” yaz›l› kefenler giyen 100’ü aflk›n insan “Bedenlerimizi tutsak alabilirsiniz ama beyinlerimizi asla” pankart› arkas›nda meflalelerle yürüyüfle bafllad›. Kitle sloganlarla Eski Karakol önüne kadar ilerledikten sonra burada yap›lan bas›n aç›klamas›nda hapishaneler sorununun belli bir kesimin sorunu olarak alg›lanmamas› gerekti¤i söylendi. Tecritin kald›r›lmas› ve hücrelerin kapat›lmas› için içerde ve d›flarda yürütülecek mücadeleye omuz verilmesi sonucu baflar› kazanabilir diyerek Tekirda¤ 1 No’lu F Tipi’nde 30 devrimci tutsa¤›n baflka hapishanelere zorla sevk edilmesini protesto ettiler. Yürüyüfl boyunca yol trafi¤e kapat›l›rken yap›lan yürüyüfle mahalle halk› da alk›fllarla destek verdi. (‹stanbul)

ADANA Tekirda¤ 1 No’lu F Tipi Hapishanesi’nde 30 tutsa¤›n “iflkenceyle sürgün” edilmesini protesto eden ESP, HÖC, Partizan, BDSP ve Barikat okurlar› ve üyeleri Adana Merkez Postanesi önünde bir araya gelerek bir bas›n aç›klamas› yapt›. “‹çeride d›flar›da hücreleri parçala” yaz›l› pankart tafl›yan kitle, “Devrimci tutsaklar teslim al›namaz”, “Bask›lar bizi y›ld›ramaz”, “TCK-C‹K geri al›ns›n” fleklinde slogan att›. Kitle ad›na aç›klamay› okuyan Volkan Sa¤alt›c›, olay›n sorumlusunun Adalet Bakanl›¤› oldu¤unu belirterek “Sald›r› Tekirda¤ F Tipi Hapishane yönetimi ve jandarma taraf›ndan düzenlenmifltir. Nereye götürülece¤i söylenmeden tutuklular›n elleri arkadan kelepçelenmifllerdir. Tutuklular Bolu ve Tekirda¤ 2 No’lu F Tipi’ne götürülerek tek kiflilik hücrelere hapsedilmifller, buna karfl›n tutuklular süresiz açl›k grevine bafllam›fllard›r” dedi. MERS‹N Tekirda¤ 1 No’lu F Tipi Hapishanesi’nde yaflanan sald›r› sonras› bir protesto eylemi de Mersin de yap›ld›. Bu konuya ilflkin Mersin’de 3 A¤ustos 2005 tarihinde Partizan, HÖC, ESP ortak bir metin haz›rlayarak bas›n, siyasi parti ve DKÖ’lere da¤›tarak sald›r›y› k›nad›.

Tutsaklar›n dilinden ZORLA SEVK SALDIRISI Tekirda¤ 1 No’lu F Tipi Hapishanesi’nde TKP/ML davas›ndan hükümlü bulunan ‹smail Y›lmaz sald›r›y› flöyle anlat›yor: “30 Temmuz sabah› saat 5-6 civar›nda ellerinde listeyle hücrelere girdiler. Bizim hücreye girilmedi. Biz sese uyand›k, seslerden dayak at›ld›¤› anlafl›l›yordu. Bütün hücrelerle birlikte slogan atmaya bafllad›k. Ellerindeki listede yaz›l› olanlar› zorla al›p götürdüler. fiükrü Duman ve Ramazan isimli arkadafl›n hücresine say›m için girildi¤inde, ne oldu¤unu sorduklar› için feci flekilde dövülmüfller. K. Ayhan yan›klar› oldu¤u halde tekmetokat dövülmüfltür. Zorla sevkedilenler sadece iç çamafl›rlar›yla ve kan içinde götürülmüfllerdir. Doktora ç›kanlara rapor verilmemifltir. Cumartesi günü tüm gün kap›lar› dövdük, arkadafllar›m›za ne oldu¤unu sorduk. Bu nedenle havaland›rmaya ç›kar›lmad›k. Kap›lar› dövmeyi b›rak›rsak, havaland›rma kap›lar›n› açacaklar›n› söylediler. Havaland›rma kap›lar›n› Pazar sabah açt›lar. Bu sald›r›lar› protesto etmek için süresiz açl›k grevine bafllad›k. Ayr›ca savc›l›¤a suç duyurusunda bulunduk. Açl›k grevi yapt›¤›m›z için ifademizi almak istediler, ancak biz ifade vermedik.” Halk›n Hukuk Bürosu’ndan aç›klama HHB, yapt›¤› bas›n aç›klamas›nda Tekirda¤ 2 No’lu F Tipi’ne götürülen tutsaklar›n burada “Hoflgeldin” daya¤› ile

karfl›land›¤›n›, giriflte ç›r›lç›plak aranmak istendiklerini, kabul etmeyince iflkenceye maruz kald›klar›n›, r›zalar› olmadan fotograf, parmak izi ve kan örne¤i al›nd›¤›n›, bu esnada iflkencenin devam etti¤ini belirtti. Birer kiflilik hücrelere at›lan tutsaklar›n don-gömlek olmalar›na ra¤men ilk gün hiçbir kiflisel giysilerinin verilmedi¤ini, ilk gün havaland›rman›n hiç aç›lmad›¤›n›, tutuklularda ciddi sa¤l›k problemleri olufltu¤unu ancak revire ç›kar›lmad›klar›n›, ç›kt›klar›nda da rapor tutulmad›¤›n› vurgulad›lar. Tutsaklar›n yaflad›klar› sald›r›lara iliflkin suç duyurusunda bulundu¤u dilekçelerin ilgili savc›l›¤a gönderilmedi¤ini, dilekçelerin ak›betini soranlar›nsa sald›r›ya maruz kald›¤›n› belirten HHB, yaflanan sald›r›lar› protesto için tüm tutsaklar›n açl›k grevinde oldu¤unu, bu yüzden saat 09:00’da aç›lan kap›lar›n saat 11:00’de kapat›ld›¤›n›, havaland›rma hakk› gasp edilen tutsaklar›n slogan att›¤› ve içeriye girmedi¤i için 1015 kiflilik gardiyan grubu taraf›ndan sald›r›ya maruz kald›¤› belirtildi. Hücrelere sigara ve çakmak al›nmas›na da izin verilmedi¤inin belirtildi¤i aç›klamada, sald›r›lar nedeni ile tutsaklar›n tamam›n›n kafalar›nda flifllik, vücutlar›nda yüzlerce ekimoz olufltu¤u aç›kland›. Sald›r›larda içme sular›n›n kas›tl› olarak döküldü¤ü, sular›n kesik oldu¤u bu yüzden açl›k grevinde bulunan tutsaklar›n sa¤l›k durumunun iyice bozuldu¤u vurguland›.


11

28

12-25 Ağustos 2005

12 k›z›l karanfil eylemlerle an›ld›! Aç›klamada kitle “Devrim flehitleri ölümsüzdür” PART‹ZAN, ESP, DHP, HÖC” pankart›n› ve 12’lerin resimleriyle k›z›l karanfiller tafl›d›. Ayr›ca kitle s›k s›k “Yaflas›n devrimci dayan›flma” , “Devrim flehitleri ölümsüzdür”, “Katil devlet hesap verecek” sloganlar›n› att›.

TUYAB 96 fiEH‹TLER‹N‹ ANDI! TUYAB, 1996 SAG ve ÖO direniflinde ölümsüzleflen 12 k›z›l karanfili meflaleli bir yürüyüflle and›. 27 Temmuz tarihinde Dikilitafl Park›’nda bir araya gelerek “Tecrit kald›r›ls›n hücreler kapat›ls›n” yaz›l› pankart tafl›yan kitle Okmeydan› Sa¤l›k Oca¤›’na kadar yürüdü. Burada kitle ad›na yap›lan aç›klamada, 1996 yap›lan Ölüm Orucu eyleminin devlet taraf›ndan hazmedilmedi¤ini belirtilerek, flehit düflen Ölüm Orucu eylemcilerinin halk aras›nda önemli bir yer edindi¤i söylendi. Aç›klamada, ayr›ca flunlara yer verildi: “Bize örgütlü hareket etmenin kazan›mlar› bedelleri ve bilinçleri ile ördükleri mücadeleleri ile anlatan 12’ler, bugün gecekondu y›k›mlar›na karfl› kurulan barikatlar›n bafl›nda, özellefltirmelere karfl› fabrikalar›na kapanan iflçilerle omuz omuza, YÖK’e karfl› mücadele eden gençlikle birlikte. Hücre sistemini parçalamak için 96’dan 2000’li y›llara tafl›nan ölüm orucu direnifli sonucu yüzlerce gazi ve 119 flehidimizi sahiplenmenin bu günkü anlam› tecrit ve izolasyonun kald›r›lmas› için mücadele etmek ve bunun için gerekli dayan›flmay› örmektir.” (‹stanbul) ‘96 ÖLÜM ORUCU fiEH‹TLER‹ ÖLÜMSÜZDÜR! 6 May›s 1996 tarihinde yay›nlanan genelgelerle yasallaflt›r›lan hücre, tecrit, iflkence ve itirafç›laflt›rma sald›r›lar›na karfl› dev-

rimci ve komünist tutsaklar taraf›ndan al›nan Süresiz Açl›k Grevi (SAG) karar›, devletin bu sald›r›larda ›srarl› oldu¤unu dile getirmesi karfl›s›nda Ölüm Orucu (ÖO) direnifline çevrilmiflti. Bu direniflle beraber 12 k›z›l karanfil ölümsüzleflmifl ve dosta düflmana bir kez daha direnenlerin eninde sonunda zaferi kazand›¤› gösterilmiflti. ‘96 SAG ve ÖO direnifli ile kazan›lan zaferin y›ldönümünde Partizan, ESP, HÖC ve DHP Mersin’de ortak bir bas›n aç›klamas› ile 12 k›z›l karanfili and›. 27 Temmuz Çarflamba günü 16:00’da Mersin Tafl Bina önünde yap›lan aç›klamay› kitle ad›na Mehmet Tafl okudu. Tafl, “Ölüm Orucu’nun 63. gününde Aygün U¤ur Ümraniye’den zulmün gö¤süne saplanan ilk mermi oldu. 23 Temmuz’da Altan Berdan Kerimgiller flehit düfltü. Onu 24 Temmuz’da ‹lginç Özkeskin, 25 Temmuz’da Ali Ayata, Hüseyin Demircio¤lu ve Müjdat Yanat, 26 Temmuz’da Tahsin Y›lmaz ve dünyan›n ilk kad›n Ölüm Orucu flehidi Ayçe ‹dil Erkmen izledi. 27 Temmuz’da Yemliha Kaya, Osman Akgün, Hicabi Küçük flehit düfltü. Pefl pefle hapishaneler flehitlerle d›flar›s› eylemlerle yang›n yerine dönüflmüfltü, hükümet iyice s›k›flt›; ne sald›r›s›n› daha fazla sürdürebilir ne de manevra yapacak yeni yalanlar bulabilirdi. Her yan› eylem olan 69 günlük direnifl 27 Temmuz’da taleplerin kabul edilmesiyle zaferle sonuçland›. Direnifl, görüflmeler sürerken son flehidini verdi. Hayati Can’la birlikte 12 flehit verilmiflti” dedi.

A. BERDAN KER‹MG‹LLER MEZARI BAfiINDA ANILDI 24 Temmuz Pazar günü Mersin’in Tarsus ilçesi Musalla Kuzey Mezarl›¤›’nda 96 Ölüm Orucu flehidi Altan Berdan Kerimgiller an›ld›. TAYAD’l› aileler taraf›ndan gerçeklefltirilen anmaya Partizan da destek verdi. “Kahramanlar ölmez halk yenilmez” yaz›l› pankart açarak “Kahramanlar ölmez halk yenilmez”, “Yaflas›n Ölüm Orucu direniflimiz”, “Yaflas›n devrimci dayan›flma” sloganlar›yla Berdan Kerimgiller’in mezar›na kadar yüründü. Sayg› duruflu ile bafllayan anmada Berdan’›n hayat› k›saca anlat›ld›. “Bize ölüm yok” marfl› ile okunan fliirlerin ard›ndan anma sloganlarla bitirildi. Ayn› gün saat 18:00 de TKP’liler de Berdan anmas› gerçeklefltirdi. (Mersin) ‹ZM‹R BDSP, Partizan, DHP, ÖMP, Devrimci Hareket, Mücadele Birli¤i Platformu ve ESP taraf›ndan ÖO ve SAG flehitleri mezarlar› bafl›nda an›ld›. Sabah saatlerinde Bornova’da Tahsin Y›lmaz’›n mezar›na gelen kitle, ilk anma etkinli¤ini burada gerçeklefltirdi. Bornova Mezarl›¤› giriflinde ellerinde 96’da yaflamlar›n› yitirenlerin resimleri ile buluflan kitle, kortejler halinde yürüyüfle geçti. Yürüyüfl boyunca s›k s›k “SAG, ÖO flehitleri ölümsüzdür”, “Yaflas›n devrimci dayan›flma” sloganlar› at›ld›. Y›lmaz’›n mezar› bafl›na gelindi¤inde ise ilk olarak 96 ÖO ve SAG’da flehit düflenler flahs›nda tüm devrim ve komünizm flehitleri için 1 dakikal›k sayg› duruflunda bulunuldu. Sayg› duruflunun ard›n-

“Muharrem Horoz ölümsüzdür!” Muharrem Horoz yoldafllar› ve ailesi taraf›ndan flehit düfltü¤ü gün olan 3 A¤ustos’ta Yenibosna Mezarl›¤›’nda bulunan mezar› bafl›nda an›ld›. TKP/ML MK yedek üyesi olan Muharrem Horoz’un mücadele yaflam›ndan an›lar anlatan yoldafllar›, Horoz’un kendisinden önce flehit düflenlerden devrald›¤› devrim meflalesini olmas› gerekti¤i gibi örgütlü mücadelesiyle, sonuna kadar onurla tafl›d›¤›n› 3 A¤ustos 2001’de meflaleyi bizlerin ellerine b›rakt›¤›n› söyledi. Bulundu¤u her alanda örgütçü özelli¤iyle ön plana ç›kan Horoz’un Komsomol içerisinde örgütlendikten sonra s›n›rs›z bir çabayla kendisini Proletarya Partisi’nin ihtiyaçlar›n› karfl›lama nokta-

s›ndaki azminin herkesin örnek almas› gerekti¤i belirtildi. “Hücretecrit terörüne son” yaz›l› pankart

mezar bafl›na as›l›rken “Devrim flehitleri ölümsüzdür”, “ÖO flehitleri ölümsüzdür”, “Yaflas›n partimiz TKP/ML” sloganlar› at›ld›. Marfllar

söyleyerek devam edilen anmada k›sa bir konuflma yapan abisi Horoz’un son an›na kadar yoldafllar›n› say›klad›¤›n› ve davas›na ba¤l› kald›¤›n› söyledi. O’nu g›yab›nda tan›yan yoldafllar› ise ikna yetene¤i sayesinde ÖO b›rakanlarla yapt›¤› sohbetler esnas›nda pek ço¤unu direnifle yeniden katt›¤›n› anlatt›. Anmada son olarak flehit düflen yoldafllar›m›za sahip ç›kman›n bugün de devam eden sald›r›lara karfl› mücadele ederek tüm alanlarda halka onlar› anlatmaktan geçti¤i söylendi. (‹stanbul)

dan kurumlar ad›na ortak bir aç›klama yap›ld›. Aç›klamada “12’ler iflçi s›n›f›na, emekçi halk›m›za ve devrimci öncülerine karfl› F Tipi zindanlar›nda bugün de dayat›lan tecrite, kifliliksizlefltirme, kimliksizlefltirme sald›r›lar›na, yeni TCK, C‹K, CMK’la tahkim edilen faflist terör yasalar›na, katliamlara, operasyonlara, flovenist sald›r›lara, özellefltirmelere, iflçi k›y›mlar›na, gecekondu y›k›mlar›na, açl›k sefalet, yoksulluk içindeki kölece yaflam koflullar›na karfl› bizlerin nas›l mücadele etmesi gerekti¤ini, yi¤itçe yaflamlar› ve ölümleriyle göstermifllerdir. Bizlere düflen görev 12’lerin flahs›nda, flehitlerimizin emanet etti¤i devrimci mücadeleyi yükseltmek ve onlar›n ayd›nlatt›¤› yolda yürümeye devam etmektir” denildi. Ortak aç›klaman›n ard›ndan Tahsin Y›lmaz’›n mücadele yaflam›n›n anlat›ld›¤› bir metin okundu. Metinde Y›lmaz’›n 22 y›ll›k devrimci mücadelesi anlat›l›rken “Devrimci önder, devrim hamal›, 68 gün hücre hücre ölerek kendini faflizmin sald›r›lar›n›n önüne barikat yaparak ölümsüzleflti” denildi. Y›lmaz’›n mezar› bafl›ndaki anma “Tahsin Y›lmaz ölümsüzdür” ve “Devrim flehitleri ölümsüzdür” sloganlar›yla son buldu. Ayn› gün içinde ÖO flehidi Müjdat Yanat’›n mezar› ziyaret edildi. Burada da Müjdat Yanat’›n mücadele yaflam›n› anlatan bir metin okundu. Metinde Yanat’›n Ölüm Orucu direnifli s›ras›nda yoldafllar›na yazd›¤› mesajdan al›nt› yap›larak O’nun flu sözlerine yer verildi; “Merhaba yoldafllar; yeni Ölüm Oruçlar› yeni flehitler ve gazilerle zaferi kucaklamak için yola ç›kt›k. Y›llard›r halk›n umudunu teslim almaya çal›flanlar bir kez daha yenildiklerini görecekler. Devrimci irade ve kararl›l›¤›n önünde duramayacaklar›n› beyinlerine kaz›yaca¤›z.” Müjdat Yanat’›n mezar› bafl›ndaki anma “Müjdat Yanat ölümsüzdür” slogan›yla son bulurken 17 Haziran’da Mercan’da flehit düflen Binali Güler’in mezar› da ziyaret edildi. (‹zmir)

‹ÖG’nin kapanmas›na

YARGI ENGEL‹ ‹zmir Barosu’na ba¤l› ‹flkenceyi Önleme Grubu’nun kapanmas›na karfl› aç›lan davada ‹dare Mahkemesi yürütmenin durdurulmas› karar› verdi. ‹zmir Barosu’nun geçti¤imiz y›l seçilen yönetiminin ilk karar›, ‹ÖG projesine son verilmesi ve bu çal›flma için ayr›lan yerin tahliye edilmesi olmufltu. Baro’nun bu karar›n›n ard›ndan ‹ÖG’li avukatlar imza toplayarak, karar› tart›flmak üzere Baro’yu ola¤anüstü genel kurul toplant›s›na ça¤›rm›fllard›. 1146 avukat›n imza atarak yapt›¤› ola¤anüstü toplant› ça¤r›s› ‹zmir Barosu taraf›ndan, “‹stem konusunun Baro Genel Kurulu’nun görev alan›na girmedi¤i” gerekçesiyle reddedilmiflti. Baro’nun karar›n›n iptali ve yürütmenin durdurulmas› istemiyle 4. ‹dare Mahkemesi’ne baflvuran ‹ÖG’li avukatlar›n baflvurular› olumlu yan›tland›. Mahkeme, Baro’nun ola¤anüstü toplant› ça¤r›s›na uymamas›n› hukuka ayk›r› bularak, yürütmeyi durdurma karar› ald›. (‹zmir)


12

12-25 Ağustos 2005

28

‹ncirlik yürüyüflü için ça¤r› yap›ld› 1 A¤ustos Pazartesi günü saat 13:00’de Galatasaray Postanesi önünde toplanan kitle “‹ncirlik Üssü Kapat›ls›n” yaz›l› pankart açarak sloganlar eflli¤inde bas›n aç›klamas›na bafllad›.

“‹ncirlik Üssü Kapat›ls›n” fliar› ile yap›lacak olan yürüyüfle ça¤r› niteli¤inde bir bas›n aç›klamas› yap›ld›. 1 A¤ustos Pazartesi günü saat 13:00’de Galatasaray Postanesi önünde toplanan kitle “‹ncirlik Üssü Kapat›ls›n” yaz›l› pankart açarak sloganlar eflli¤inde bas›n aç›klamas›na bafllad›. Kitle ad›na bas›n metnini okuyan Eyüp Bafl, devletin ve AKP hükümetinin iflgal konusunda girdi¤i iflgal ortakç›l›¤› ve iflbirlikçili¤i politikalar›ndan ötürü bu eylemi haz›rlad›klar›n› anlatarak son olarak gizli anlaflmalarla ‹ncirlik’te atom bombas› bulunmas›na izin verenlerin Adana fiakirpafla Havaala-

n›’n› da iflgalci güçlere açt›¤›n› söyledi. 100 binin üzerinde sivilin katledildi¤i Irak iflgalini, BOP (Büyük Ortado¤u Projesi)’u lanetlemek ve Irak, Filistin, Afganistan gibi emperyalist iflgal alt›nda olan ülkelerden emperyalistlerin ve onun iflbirlikçi-uflak ülkelerin ellerini çekmesi için bu eylemi yapt›klar›n› aç›klayan Bafl; “Bizler, bu topraklarda baflta ABD üsleri olmak üzere hiçbir emperyalist üssü-kurumu istemiyoruz. Emperyalizm ve iflbirlikçi iktidarlar on y›llard›r kan ve gözyafl›ndan baflka dünya halklar›na hiçbir fley vermemifllerdir. Bugün siyasi iktidar nas›l ‘gö¤sünü gere gere’ iflbirlikçili¤ini ilan

ediyorsa, bu ülkenin gerçek sahibi olan bizler de gö¤sümüzü gere gere bunu reddediyoruz” dedi. Kitlenin s›k s›k “Katil ABD Ortado¤u’dan defol”, “‹ncirlik Üssü kapat›ls›n”, “Kahrolsun emperyalizm, yaflas›n mücadelemiz” sloganlar›n› att›¤› eylem sonunda kitle toplu bir flekilde ‹stiklal Caddesi’nde halk› yürüyüfle davet eden ve ‹ncirlik yürüyüflünün sebeplerini aç›klayan bildirileri da¤›tt›. Eyleme Irak’ta ‹flgale Hay›r Koordinasyonu, Maya, BDSP, Belediye-‹fl 2 No’lu fiube, BES ‹stanbul 1 No’lu fiube, Tuzla Deri-‹fl, Emekli-Sen 1 No’lu fiube, ÇEM-DER örgütleyicisi olarak kat›l›rken D‹SK /Limter-ifl, Tekstil-Sen, Filistin Halk›yla Dayan›flma Derne¤i, ÇHD ‹stanbul fiubesi, SODAP, Emekli-Sen 23-4 No’lu fiubeler, BES ‹stanbul 2 No’lu fiube ve Genel-‹fl 2 No’lu Bölge ve 3 No’lu fiube destekleyenler olarak kat›ld›. (‹stanbul)

Yürüyüfl Program› -26 A¤ustos Cuma 10:30 ‹stanbul ç›k›fl 12:00 Gebze 13:00 ‹zmit 16:00 Bursa (Birinci gece konaklama) -27 A¤ustos Cumartesi 10:00 Eskiflehir 12:30 Ankara 17:00 Konya (‹kinci gece konaklama) -28 A¤ustos Pazar 10:00 Mersin 12:00 Adana (Merkezden yürüyüfl, takriben 13:00’de ‹ncirlik Üssü’ne var›fl)

Nükleer Karfl›t› Platform eylem yapt›! Hiroflima ve Nagazaki’ye at›lan atom bombas›n›n etkilerinin hala devam etti¤ini dile getiren Nükleer Karfl›t› Platform, AKP hükümetine nükleer enerji üretiminden vazgeçmesi için ça¤r›da bulundu. Taksim’de bulunan Çevre Mühendisleri Odas› (ÇMO) ‹stanbul fiubesi önünde bir araya gelen Nükleer Karfl›t› Platform üyesi kitle, Galatasaray Postanesi önüne kadar yürüdü. Yürüyüfl esnas›nda ellerinde “Çocuklar da fleker yiyebilmeli”, “Nükleer silahlanmaya hay›r” pankart› ve “Nükleer öldürür”, “Baflka Çernobiller olmas›n” dövizleri tafl›yan kitle s›k s›k, “Nük-

leer enerji istemiyoruz”, “Nagazaki bir daha asla” sloganlar› att›. Galatasaray Postanesi önünde resim sergisi ve imza stand› açan kitle ad›na

DEPREMZEDELER 1 YILDIR ÇADIRDA! A¤r›’n›n Do¤ubeyaz›t ‹lçesi’nde geçen y›l meydana gelen, 5.1 büyüklü¤ünde olan ve 19 kiflinin ölümüne, çok say›da kiflinin evsiz kalmas›na neden olan depremin ard›ndan köye 40 kilometre uzakl›kta konutlar yap›ld›. Köylüler geçimlerini köyden sa¤lad›klar› için konutlar yerine çad›rlarda yafl›yor. Depremden önce yaklafl›k 200 hanenin bulundu¤u Y›¤›nçal› Köyü’nde y›k›lan evlerin yerine yap›lan konutlar›n köyden 40, Do¤ubeyaz›t merkeze 4 kilometre uzakl›¤a infla edilmesine de depremzedeler tepki gösteriyor. Yol, elektrik, su ve telefon gibi sorunlarla birlikte yar› y›k›k evlerde ve çad›rlarda yaflamlar›n› devam ettiren köylüler, geçim kaynaklar›n›n köyde oldu¤unu ve bu yüzden konutlara yerleflemediklerini söylüyorlar. (H. Merkezi)

aç›klama yapan Mo¤ollar Müzik Grubu Üyesi Taner Öngör, 60 y›l önce Nagazaki ve Hiroflima’ya at›lan atom bombalar›n›n yüz binlerce insan› katletti¤ini söyledi. Buna ra¤men hala dünya üzerinde uluslararas› ülkelerin nükleer silah yapma çabas›nda oldu¤unu dile getiren Öngör, “ABD’nin çeflitli Avrupa ülkelerinde 480 adet nükleer silah› bulunmaktad›r. Bu silahlar›n 90 tanesi ise Türkiye’de, ‹ncirlik Üssü’nde. Ayr›ca Avrupa’n›n di¤er ülkelerinde bulunan silahlar›n bir bölümünün de ABD taraf›ndan, yeni tehdit olarak görülen Ortado¤u’ya yak›nlaflt›r›lmas› söz konusu” dedi.

Türkiye’nin nükleer enerjiye ihtiyac› olmad›¤›n› ve bu tür çal›flmalara girmemesi gerekti¤ini belirten Öngör, flöyle konufltu: “Nükleer enerji gibi pahal› ve riskli bir enerjiye ihtiyac›m›z yok. AKP hükümetinin bu lobilere de¤il, halk›n sesine kulak vermesini ve ülkemizi nükleer maceradan uzak tutmas›n› istiyoruz. Hiroflima ve Nagazaki kurbanlar›n› and›¤›m›z bugün, orada yüz binlerce insan›n ölümüne neden olan savafl ve nükleer gücün art›k hayat›m›zda yeri olmad›¤›n› bir kez daha dile getiriyoruz.” Aç›klaman›n ard›ndan Hiroflima ve Nagazaki’de yaflam›n› yitirenler için sayg› duruflunda bulunan kitle, bombalamada yaflam›n› yitiren çocuklar›n an›s›na çevrede bulunan çocuklara fleker da¤›tt›. (‹stanbul)

ORMANLARIN YANMASINA TEPK‹! Munzur Vadisi ve Çevresini Koruma Kurulu, Tunceli’nin birçok yerinde bafllayan yang›nlar için gerekli önlemlerin al›nmas›n› istedi. Munzur Vadisi ve Çevresini Koruma Kurulu, Tunceli Dernekleri ad›na 7 A¤ustos tarihinde yapt›¤› yaz›l› aç›klamada, kentin birçok yerinde bafllayan orman yang›nlar›na tepki gösterdi. Yang›nlar sonucu son iki y›ld›r binlerce hektar orman›n yok oldu¤una dikkat çekilen aç›klamada, “‹limizde orman yang›nlar›n› yaflamak istemiyoruz. Anadolu’nun bu güzide ormanlar›n›n yok olmas›na seyirci kalmay›n›z” denildi. (H. Merkezi)


13

28

12-25 Ağustos 2005

‹zmir’de Tekstil-Sen yürüyüflü Sendika ve sigorta hakk› için bir süredir ajitasyon çal›flmalar› yürüten, iflçi havzalar›nda çad›rlar açan ‹zmir TekstilSen fiubesi ve ‹flçi Birli¤i bafllatt›klar› kampanya dahilinde 30 Temmuz’da bafllayan ve 1 A¤ustos’ta sonlanan bir yürüyüfl düzenlediler. 30 Temmuz’da Çi¤li Organize Sanayi’de yap›lan yürüyüflle start› verilen 3 günlük yürüyüfl boyunca Tekstil-Sen’li iflçiler; Ata Sanayi, Harmandal›, Balatç›k, Yamanlar, Karfl›yaka, Gültepe’den geçerek iflçileri örgütlenmeye ça¤›rd›lar. Kampanyan›n ilk günü Çi¤li Organize Sanayi içerisinde önlükleri ve pankartlar› ile yürüyen iflçiler N-Gü, Rotex ve AC gibi büyük fabrikalar önünde durarak, kampanyan›n duyurusunu yapt›lar. Tekstil-Sen’liler ikinci gün Gimafl ifl-

Hasta tutsaklar serbest b›rak›ls›n! ‹zmir Cezaevi ‹nisiyatifi yapt›¤› eylemle hapishanede bulunan hasta tutsaklar›n serbest b›rak›lmas› için ça¤r›da bulundu. 30 Temmuz günü Konak Sümerbank önünde “Sa¤l›k hakt›r engellenemez”, “Zindanlar y›k›ls›n tutsaklara özgürlük” sloganlar›yla bir araya gelen ‹C‹ üyeleri ad›na aç›klamay› Özgül Mollaibrahimo¤lu yapt›. Mollaibrahimo¤lu; “Ayakta dahi duramayan, en a¤›r hastal›klar› çözüm bekleyen, kendine bakamayacak durumda olmas›na karfl›n hala tekli hücrelerde tutulan hükümlülerin sa¤l›k sorunlar›n›n acilen çözümü, tedavilerinin bafllat›lmas› ve durumu a¤›r

olanlar›n serbest b›rak›lmas› için ça¤r›c› oluyoruz” dedi. Aç›klama “‹nsanl›k onuru yenecek”, “Tecrit ölümdür istemiyoruz” sloganlar›yla son bulurken ‹C‹ üyeleri konuyla ilgili haz›rlanan metinleri, üzerlerinde hasta tutsaklar›n resimlerinin oldu¤u kartlar› Adalet Bakanl›¤›’na göndermek için Konak Postanesi’ne do¤ru yürüyüfle geçti. Yol boyunca “Susma sustukça s›ra gelecek”, “Devrimci tutsaklar yaln›z de¤ildir”, “Kurtulufl yok tek bafl›na ya hep beraber ya hiçbirimiz” sloganlar› at›l›rken Konak Postanesi’ne gelindi¤inde kartlar ve konuyla ilgili metinler Adalet Bakanl›¤›’na gönderildi. (‹zmir)

22 Temmuz günü 15 gardiyan›n sald›r›s›na u¤rad›¤›n› söyledi. Özkan, “Tutuklular ile yapt›¤›m görüflmelerde vücutlar›nda morluklar›n ve darp izlerinin oldu¤unu gördüm ve bana olay› anlatt›lar. 22 Temmuz tarihinde girdikleri açl›k grevine son vermelerinin istenmesi üzerine ve say›mlara ç›kmad›klar› için hapishane yönetimi ve gardiyanlardan oluflan 15 kiflinin sald›r›s›na u¤ram›fllar. Sald›r›da kendilerinin yerlerden sürüklendi¤ini, öldüresiye dövüldüklerini anlatt›lar” dedi. Ciddi sa¤l›k sorunlar› bulunan tutsaklar›n açl›k grevine devam ettiklerini belirten Özkan, Yeni Ceza ‹nfaz Kanunu’na göre, açl›k grevine bafllayan tutsa¤›n uyar›labilece¤ine dikkat çekerek flöyle devam etti:

HABER-SEN ADALET BAKANLI⁄I’NA FAKS ÇEKT‹! Haber-Sen Bakanlar Kurulu’nun Telekom’un sat›fl›na iliflkin karar›n› onaylamamas› talebiyle Cumhurbaflkan› Ahmet Necdet Sezer’e faks çekti. K›z›lay Postanesi önünde toplanan “Telekomu satt›rmayaca¤›z”, “Tayyip satma satt›kça s›ra sana gelecek” dövizleri tafl›yan Haber-Sen üyeleri, Telekom’un özellefltirilme karar›na iliflkin bas›n aç›klamas› yapt›. Bakanlar Kurulu’nda Telekom’un sat›fl›na iliflkin karar›n onaylanmak üzere Cumhurbaflkanl›¤›’na gönderildi¤ini belirten Haber-Sen Genel Baflkan› Esin Yelekçi, al›nan karar›n Türkiye’nin ekonomik ve stratejik ç›karlar›na ayk›r› oldu¤unu söyledi. Yelekçi karar›n sosyal ve hukuk devleti ilkelerine de ayk›r› oldu¤una vurgu yapt›. “Telekom halk›nd›r sat›lamaz” ve “Gün gelecek devran dönecek AKP halka hesap verecek” sloganlar› atan kitlenin eylemi Cumhurbaflkan›’na faks göndermesi ile son buldu. (H. Merkezi)

Kürkçüler E Tipi Hapishanesi’nde KADIN TUTSAKLARA SALDIRI! Kürkçüler E Tipi Hapishanesi’nde Abdullah Öcalan üzerindeki tecrit ve operasyonlar› protesto etmek için açl›k grevine bafllayan 7 kad›n tutsak 15 gardiyan›n sald›r›s›na u¤rad›. Yerlerde sürüklenerek dövülen ve vücutlar›nda morluklar oluflan kad›n tutsaklar›n daha sonra iki gruba ayr›l›p hücrelere al›nd›¤› kaydedildi. Konuya iliflkin D‹HA’ya aç›klamada bulunan avukat Vedat Özkan, Kürkçüler E Tipi Hapishanesi’nde “üyelik”, “yard›m yatakl›k”tan hüküm alan Esmer Yaman, fiehnaz Tümer, K›ymet Toprak, Gülten Toprak, Gülistan Arslan, Yeflim Ekinci ve Hatice Yaman isimli tutsaklar›n, 3’er gün dönüflümlü açl›k grevi bafllatarak, say›m yapt›rmad›klar› iddias›yla

çilerini ziyaret ettiler. Balatç›k, Harmandal› bölgelerini de dolaflan iflçiler, geceyi Yamanlar’da geçirdiler. 3 günlük yürüyüfl 1 A¤ustos’ta Çal›flma Müdürlü¤ü önünde tamamland›. “Gelece¤imize, iflimize sahip ç›kal›m” yaz›l› pankart açarak Basmane Gar› önünde toplanan Tekstil-Sen üyeleri, Konak eski Adliye Binas›’nda bulunan Çal›flma Müdürlü¤ü önüne yürüdüler. Yürüyüfl boyunca s›k s›k, “Sendika, sigorta hakk›m›z engellenemez”, “‹flçiler birleflin sömürüye son verin” sloganlar› at›ld›. Tekstil-Sen E¤itim Uzman› Füsun Band›r taraf›ndan yap›lan bas›n aç›klamas›nda 12 Eylül faflist darbesinin ard›ndan ç›kar›lan yasalarla iflçilerin en temel haklar›n›n gasp edildi¤i belirtildi. (‹zmir)

“Kald›klar› hücre havas›z, dar, nemli ve çok s›cak oldu¤u için sorun yafl›yorlar. ‹nsani ihtiyaçlar bile karfl›lanm›yor. Kad›n tutsaklar aileleriyle görüfltürülmüyor, mektuplar› verilmiyor ve tüm sosyal aktivitelerden mahrum b›rak›lm›fllar. Açl›k grevine girdikleri için cezaevinin uyarma flekli öldüresiye dövmek oluyor.” Adana Tutuklu ve Hükümlü Aileleri ile Yard›mlaflma ve Dayan›flma Derne¤i Baflkan› Ahmet Do¤an ise, Yeni C‹K ile birlikte hapishanelerdeki anti-demokratik uygulamalar›n artt›¤›na iflaret etti. Do¤an, “Bu durum bizi endiflelendiriyor. Hapishanelerde uygulanan fliddet ve sistematik iflkence tutuklular› ölüme terk ediyor” dedi. (H. Merkezi)

D‹YARBAKIR’DA ‹fiÇ‹ D‹REN‹fi‹ Diyarbak›r’da faaliyet gösteren Aky›l Tesktil Fabrikas›’nda çal›flan 500’ü aflk›n iflçi, maafllar›, sigorta primleri ve mesai ücretleri ödenmedi¤i gerekçesiyle direnifl bafllatt›. ‹flin aksamamas› için iflçilerden bir k›sm›n›n ifl makinelerini çal›flt›raca¤›n› geriye kalan iflçilerin de grevi sürdüreceklerini kaydeden iflçiler, son 6 ayda 45 günde bir para alabildiklerini ifade etti. ‹flçiler, bu yüzden borçlar›n› ödeyemediklerini ve ev masraflar›n› karfl›layamad›klar›n› ve ma¤dur olduklar›n› dile getirdiler. ‹flçiler, alacaklar›n›n da k›smen ödendi¤ine ve 15 günlük ücretlerinin sürekli içerde kald›¤›na vurgu yaparak, flimdiye kadar 5 defa grev yapmalar›na ra¤men bir çözüm bulunamad›¤›n› anlatt›. Yas, dü¤ün ve acil durumlarda izin verilmedi¤ini, buna ra¤men elektrik kesintilerinde iflçilerin zorunlu izne ç›kar›ld›¤›n› kaydeden iflçiler, üye olduklar› TEKS‹F sendikas› da dahil kimsenin kendilerine sahip ç›kmamas›n› elefltirdi. ‹flçiler, fabrika yönetimi ile alacaklar› için 7 kez görüfltüklerini ve sorunun çözülmedi¤ini aktararak, her seferinde ödeme yap›laca¤› sözünün verildi¤ine dikkat çekti. Fabrika yetkilileri ise zor durumda olduklar› için ödeme yapamad›klar›n›, ancak gelecek hafta içerisinde iflçilerin alacaklar›n›n verilece¤ini kaydetti. (H. Merkezi)


12-25 Ağustos 2005

14

28

Direnifl gruplar› iflgale son verilmesinde birleflmifllerdir Büyük medyada Irak’la ilgili bilgilerinin seyrekleflmesi Irak’taki ABD politikas›n› anlafl›lmaz ve ak›l almaz göstermektedir. Irak’taki ölümlerin ve trajedinin büyümesine karfl›n Savunma Sekreteri Donal Rumsfeld Irak’ta “ilerleme” oldu¤unu iddia etmektedir. ABD’nin Irak’a sald›r› ve iflgalinin suç oldu¤unu tart›flmak yerine New York Times ve Washington Post Dick Cheney’in “son sanc›lar” deyimiyle tam olarak ne demek istedi¤ini tart›flmaktad›r. Ve tabi ki, Bush yönetiminin Irak halk›na karfl› yürüttü¤ü y›k›c› kampanyaya son vermenin yolunu bulmak yerine, Amerikan halk›na savafla son verilece¤i vaadi verilmektedir. Büyük medya sorunun bir yönünü tamamen yok saymaktad›r: Muhalefet. Aç›kças›, Irak’›n iflgaline muhalefet sadece Irakl›lar› de¤il di¤er birçoklar›n› da içine almaktad›r. Fakat, Irak halk›n›n direnifllerinde ald›klar› manevi deste¤e ba¤l› olarak, biz de burada esas olarak Irak’la ba¤lant›l› olan ayd›nlar›n, profesyonellerin ve topluluk liderlerinin duruma dair söylemek zorunda olduklar›yla ilgilenmekteyiz. Afla¤›daki (ayd›n ve gruplar›n söylefli dizisi olmas›n› umdu¤umuz) röportaj Irak’la ba¤lant›l› ve Amerikan iflgaline karfl› olan biriyle yap›lm›flt›r. Irakl›lar›n kendilerini savunma hakk›n› manevi ve politik olarak destekledi¤ini gizlemeyen biri olarak afla¤›daki tart›flman›n amac›n›n okuru ayn› düflünceye inand›rmak olmad›¤›n› eklemeliyim. Bunun amac› sadece, zaman›m›z›n en önemli sorunlar›ndan biri ile ilgili daha fazla bilgi sa¤lamakt›r. (Laith elSaud) Irak’ta direniflin Irak toplumunun tüm mezhep ve parçalar›n kapsad›¤› çok iyi bilinmektedir: ‹slamc›lar, Batistler, yurtsever milliyetçiler ve bunlardan baflka Arap fiii ve Sünniler. Amerikal›lar Felluce’ye yönelik son sald›r›dan önce özgürlük savaflç›lar›n›n ço¤unlu¤unun sözde “yabanc›” Arap ve Müslümanlar oldu¤unu iddia etti. (Buna karfl›n, Felluce’nin insanl›k d›fl› bir flekilde y›k›m›ndan sonra, Amerikal› yetkililer aç›kça [Irakl› olmayan] Arap direniflçilerin Irak’taki özgürlük savaflç›lar›n›n toplam say›s›n›n % 2’sinden fazlas›n› temsil etmedi¤ini söyledi.)

ABD Irak’a sald›rd›¤›nda dünyan›n her yerinden askerlerini getirdi. ABD ülkemizi iflgal etmek için binlerce mil uzaklardan, dünyan›n her köflesinden birçok ulusu ordusuna ald›, bu durumda Arap kardefllerimiz topraklar›m›z› savunmada ve iflgalcileri defetmede bize yard›m etmek için ülkemize neden gelmesin? Bu, Amerikan halk›na sormak istedi¤im çok mant›kl› bir sorudur.

Irak Halk› Mücadele Hareketi üyesi Dr. Muhammed el-Obaidi ile yap›lan röportaj 12 Temmuz 2005 tarihinde Direniflin Sesi’nde Laith el-Saud* taraf›ndan yay›nland›. Laith el-Saud: Bush yönetiminde birçok insan direniflin, mevcut durum sonucu ortadan kald›r›lan eski rejim üyelerince ve sözde “yabanc› savaflç›larca” sürdürüldü¤ünü tart›flmakta. Sizin görüflünüz nedir ve direnifl eski rejimi nas›l de¤erlendirmektedir? Muhammed el-Obaidi: Genel olarak Irak halk› ve Irak Ulusal Direnifli (ki bu onun gerçek ad› ve do¤as›d›r) bilmektedir ki, bu iddia Irakl›lar› hedef alan propaganda ve psikolojik savafl›n bir parças›d›r. Bu zeminde aç›k olan fludur ki, direnifl birçok grubun tek bir amaçla esas olarak Irak’›n iflgaline son vermek için yap›lmaktad›r. Direniflin ço¤ul olmas› güçlülü¤ü ifade eder, zay›fl›¤› de¤il ve bu mezhepsel, etnik, ideolojik ya da di¤er farkl›l›klar Irakl›lar›n kozlar› olarak ulusal bir direnifl oldu¤unu göstermektedir.

Ancak en önemlisi ise, Irakl›lar›n vard›klar› pratik ve mant›ksal sonuçtur. ABD Irak’a sald›rd›¤›nda dünyan›n her yerinden askerlerini getirdi. ABD ülkemizi iflgal etmek için binlerce mil uzaklardan, dünyan›n her köflesinden birçok ulusu ordusuna ald›, bu durumda Arap kardefllerimiz topraklar›m›z› savunmada ve iflgalcileri defetmede bize yard›m etmek için ülkemize neden gelmesin? Bu, Amerikan halk›na sormak istedi¤im çok mant›kl› bir sorudur. Direniflin Saddam rejimine bak›fl›na gelince, tüm direnifl gruplar›n›n Irak’ta olanlar için eski rejimi k›nad›klar›n› düflünüyorum, fakat içinde bulundu¤umuz zamanda, unutmamal›y›z ki rejim flimdi ve sonsuza kadar gitmifltir ve Amerikal›lar geçmiflin hat›ras› ile Irak’› rehin tutamazlar. LS: Dünya bu gruplar aras›nda Irak Ulusal Direnifli’ne dahil olanlarla olmayanlar› nas›l ay›rt etmelidir? MO: Eylemleriyle. Tüm Irakl›lar direniflin gerçeklefltirdi¤i tüm operasyonlar›n iflgal ve güvenlik güçlerini hedef ald›¤›n› bilmektedir. fiu unutul-

mamal›d›r ki, Irak’ta gerçek bir hakimiyetin olmad›¤› bir zamanda, güvenlik güçleri sadece iflgalcilerin yetifltirmesidir. Baflka fleyler yapan ve sivilleri hedefleyen bu operasyonlar›n Ulusal Direnifle ait olmad›¤› kesinlikle söylenebilir. Örne¤in Irak’ta yüzlerce üniversite profesörü, askeri pilot, bilim adam› ve doktor öldürülmüfltür. Ülkemizin bu en e¤itimli ve yetenekli insanlar›n›n öldürülmesinden direniflin ne gibi bir ç›kar› söz konusu olabilir ki? fiu tüm Irakl›lar için aç›kt›r ki, Irak’›n insan kaynaklar›n› katletmek ve bu suçlar› ifllemek için teti¤i çeken yabanc› parmaklar mevcuttur ve bunlar›n tümü ülkenin do¤al kaynaklar›n› çalmak için yap›lan sald›r›lard›r. LS: Her ne kadar Irak’taki muhalif gruplar ülkede masum sivillerin hedef al›nmas›n› tekrar tekrar ve aç›kça k›nasa da, Bush yönetimi sürekli olarak bunun direnifl stratejisinin parças› olmakla suçlamaktad›r. Sizin yan›t›n›z nedir? MO: Bir kez daha, bu her zaman iflgalcilerin propagandalar›n›n bir parças›d›r. Söyledi¤im gibi hiçbir direnifl grubu sivilleri hedeflememifl veya göz yummam›flt›r. Tüm gruplar her zaman aç›kça Irak halk›n›n hedefleri olmad›¤›n› ve asla da olmayaca¤›n› ifade etmifllerdir. Bununla birlikte Peflmergeler ve Badr Tugay› gibi, ülkede operasyon düzenlenmesine izin verilen militanlar taraf›ndan gerçeklefltirilen katliamlarla ilgili iflgalcilerin neden hiçbir fley söylemedikleri sorusu orta yerde durmaktad›r. Bu tür militanlar›n Irak’ta iflgale ve mevcut kukla hükümete karfl› olan rahipleri, ibadet eden insanlar› ve di¤er Irakl›lar› hedef ald›¤›na dair mükerrer raporlar›m›z var. Buna ra¤men, iflgalci güçler ve genel olarak uluslar aras› topluluk sessizli¤ini tamamen korumaktad›r.


28

LS: Ülkede konufltu¤unuz Irakl›lar iflgal ve direniflin do¤as›n› nas›l tan›mlamaktad›r? MO: Müsaade edin, sorunuzu bir baflka soruyla yan›tlayay›m. Bir sald›rganl›k ve iflgalde bir sevdi¤ini kaybeden herhangi bir kifli ne hissedebilir? Irak’ta kendisini böyle bir durumda bulan ve iflgalcilerin ellerinde en sevdiklerini kaybeden yüz binlerce Irakl› mevcut. Bu, ailelerinin say›s›n›n binlerce oldu¤u kad›n yada erkek tutsaklar› ifade etmemektedir. ‹flgalin y›k›c›l›¤› Irakl›lar›n çok büyük ço¤unlu¤unu olumsuz yönde etkilemektedir ve dolay›s›yla kendi topraklar›m›zda iflgalcilerin varl›¤›ndan usanm›fl durumdad›rlar. Direnifl kendilerine kat›lacak insanlar üzerinden k›sa vadeli plan yapmamaktad›r; zira ülkede direniflin hedeflerine sempati duyan insanlar bulmak zor bir ifl de¤ildir. Irak’ta çok kolayca ülkeleri için yaflamlar›n› feda etmeye haz›r yüz binlerce insan bulunmaktad›r. Birkaç fley daha eklememe izin verin. Bizim yaz›m›z›n s›ca¤›nda günlerce elektrik ve temiz suya sahip olmad›¤› zaman Irakl›lar›n nas›l tepki gösterebilece¤ini düflünüyorsunuz? ‹flgalin üzerinden iki y›ldan daha fazla bir zaman geçti ve buna karfl›n Irak’›n altyap›s› y›k›nt› içinde durmaktad›r. Lütfen bunun silahl› direnifl taraf›ndan yap›lan sabotajlardan kaynakl› oldu¤unu iddia etmeyin, zira kaynaklar›n nereye gitti¤ini ve nas›l harcand›klar›n› bizler biliyoruz. Bu tüm Irakl›lar›n toplu bir flekilde cezaland›r›lmas›d›r; özellikle

15

Ba¤dat ve direniflin çok aktif oldu¤u di¤er bölgelerde. LS: ABD ordusunun ve yönetiminin Irak’ta toplu cezaland›rma yöntemini kulland›¤›n› ileri sürüyorsunuz? Irak’ta bunun oldu¤una dair dünyayla paylaflabilece¤iniz bir kan›t›n›z var m›? MO: Bunu ileri sürmüyorum, Laith. Ben Irak’ta olanlar›n bu oldu¤unu teyit ediyorum. Hiç kimse ABD ordusunun Felluce, Samarra, Ramadi, Kerbela, Heet, Qaim ve di¤er kasaba ve flehirlerde ne yapt›¤›n› inkar edemez. Halk sudan, elektrikten, t›bbi bak›mdan ve di¤er hizmetlerden mahrum b›rak›lm›flt›r. Bu sadece Irakl› tan›klar taraf›ndan de¤il (ki bu da yeterli olmal›d›r asl›nda) fakat K›z›l Ay gibi uluslararas› kurulufllar taraf›ndan da teyit edilmifltir. Bu toplu cezaland›rma de¤il midir? Bir an Ba¤dat’› düflünün. Ba¤dat’taki halk üç-dört gün boyunca elektrik ya da bir hafta boyunca temiz akan suya sahip olam›yorlar. Reuters Amerikan askerlerinin Saddam’›n saraylar›ndan birindeki serin ve temiz havuz suyunda yüzerken foto¤raflar›n› yay›nlad›; dünya bunu Irakl› çocuklar›n temiz su için kavga ederken çekilmifl birçok foto¤raflarla karfl›laflt›rs›n. Ek olarak, ayn› zamanda Amerikan askerlerinin ana su istasyonlar›n› sabote etti¤ine dair birçok rapora sahip oldu¤umuzu söylemek istiyorum. Örne¤in, Ba¤dat’›n d›fl›ndaki ElKarkh’taki ana su istasyonunda, görgü tan›klar› ABD askerlerinin flehri terk

12-25 Ağustos 2005

etmesinden sadece birkaç dakika sonra büyük bir patlama oldu¤unu aç›klam›fllard›r. Dünya neden bu aç›klamalara dikkat etmiyor? Bunlar Irakl›lar taraf›ndan ortaya ç›kar›ld›klar› için mi? Uluslararas› toplumun hiçbir zaman do¤ruyu söyledi¤i görülmemifl olan iflgalci bir gücün yalanlar›n› de¤il Irakl›lar› dinlemeye bafllama zaman›d›r.

hepsel ve dini ayr›mlara neden olmufltur. Tarihsel olarak, Irakl›lar hiçbir mezhepçilik veya etnik ayr›mc›l›k olmaks›z›n her zaman bir arada yaflam›fllard›r; ancak ülke ABD önderli¤indeki iflgalle karfl› karfl›ya geldikten sonra iç savafl hayaleti ortaya ç›km›flt›r. Bu ayr›mlar, aç›k bir flekilde ve flüphesiz iflgalci güçlerin amaçlar›na hizmet eder.

LS: Donald Rumsfeld son olarak direniflin birli¤ini yitirdi¤ini ve ülkenin gelece¤ine dair bir anlay›fl› olmad›¤›n› iddia etmekte. Bununla ilgili olarak, direniflin uzun vadeli hedefleri nelerdir?

Politik ve askeri direnifl, Irak’ta tüm ad›mlar›n karar yap›c›lar›n üzerindeki Amerikan hakimiyetini güvence alt›na almak için at›ld›¤›n› görmektedir. Seçim sürecine ve mevcut Ulusal Meclis’in bileflimine bir bakmak, seçimlerin gerçek misyonunu a盤a ç›karmaktad›r ve s›k s›k uluslararas› istihbarat servisleriyle ba¤lant›lar›ndan gururla söz eden ülkenin en kötü politikac›lar›ndan baz›lar›n›n yerlefltirilmesi baflar›d›r. Iyad Allawi ve Ahmed Çelebi örneklerini alal›m. Seçimler, iflgalcilere yard›m eden ve iflgali sa¤lamlaflt›rmak için onlarla iflbirli¤i yapan tüm politikac›lara güç vermifltir; bu nedenle direnifl Irak’ta politik karar alma sürecinin Ba¤dat’taki ABD büyükelçili¤inin içinde gerçekleflti¤ine ve seçilmifl hükümetin Washington’un kararlar›n› uygulamak için bir araçtan baflka bir fley olmad›¤›na inanmaktad›r.

MO: Rumsfeld’in iddialar› kesinlikle do¤ru de¤ildir. Direnifl gruplar›, ilk ve temel olarak iflgale ve tüm kal›nt›lar›na son verilmesinde birleflmifllerdir. Her düzeyde güçlü ba¤lar› ve iletiflimi olan tüm direnifl gruplar› tüm Irak halk›na karfl› sorumlulu¤u oldu¤una inanmakta ve Irak halk›n›n haklar›n› savunmay› taahhüt etmektedir. Irak’›n iflgalin politik, hukuksal ve sosyal sonuçlar› da dahil tüm kal›nt›lar›ndan ve etkilerinden ar›nd›r›lmas› son derece önemlidir. Uzun vadeli hedefler aç›s›ndan, bizler tüm Irakl›lar›n etnik köken yada mezheplerinden çok vatandafll›k kavram› içinde düflünüldü¤ü, birleflik, ço¤ulcu ve demokratik Irak istiyoruz. Bizler iflgal güçlerinin bask› ve zoru taraf›ndan lekelendi¤i için iflgal alt›nda seçimlere karfl›y›z. Irak Ulusal Direnifli’nin hedeflerine dair sorular› olanlar Irak’taki muhalefetin kamu sözcülerini dinlemelidirler. Direniflin hedefleri her zaman aç›klanmaktad›r. LS: Öyleyse direniflin Irak’taki mevcut hükümet karfl›s›ndaki duruflu nedir? MO: ‹lk olarak Irakl›lar›n ço¤unlu¤unun iradesini temsil eden direnifl, tümü seçimlerin uluslararas› hukuku ihlal etti¤i konusunda nettir. ‹flgalcilerle iflgal edilenler aras›ndaki iliflkileri düzenleyen uluslararas› sözleflmeler iflgal yönetiminin ülkedeki sosyal, ekonomik ve politik yap›da bir de¤iflikli¤i k›flk›rtmak için egemenli¤ine izin vermez. Seçimler iflgal yönetiminin ç›karlar›na uygun hale getirmek için Irak’›n politik kompozisyonunu de¤ifltirmifltir. Bu de¤ifliklikler flu anda görebilece¤imiz gibi Irak halk›n›n flimdiye kadar engellemeyi baflard›¤› etnik, mez-

Sa¤duyulu bir insan için ABD’nin milyarlarca dolar harcad›ktan ve yüzlerce askerinin yaflam›n› feda ettikten sonra Irak’›n hakimiyetini b›rakaca¤›na inanmak zordur. Irakl›lar hiçbir zaman ABD’nin ilk önce iflgali sona erdirecek bir hükümetle sonuçlanabilecek/sonuçlanacak özgür ve demokratik seçime kolayca izin verece¤ine inanmam›flt›r. Asl›nda seçim sürecinin temel amac›, ABD ile, güçlerini Irak topraklar›nda tutacak ve ülkeyi bir Amerikan sömürgesine dönüfltürecek uzun süreli anlaflmalar› tesis edecek bir hükümeti güvence alt›na almakt›. ABD yönetimi, savafl›n sayg›nl›¤› üzerinde b›rakt›¤› lekeyi silmek için Irak seçimlerini politik bir kazan›m olarak tan›mlamak için çok s›k› çal›flt›. Washington uluslararas› toplumun gözünü boyamak ve savafl›n Irak halk› üzerinde b›rakt›¤› trajik sonuçlar› görmesini engellemek için seçim kart›n› kulland›. Tüm bu nedenlerle, direnifl iflgalcilere karfl› savaflt›¤› gibi mevcut kukla hükümete karfl› da savaflacakt›r. * Laith el-Saud ABD’de akademik araflt›rmac› ve okutmand›r.


12-25 Ağustos 2005

16

28

“Terörizmle mücadele” ad› alt›nda emekçi halk y›¤›nlar›na YÖNELECEK SALDIRILARA KARfiI HAZIRLIKLI OLALIM!

Dünyada ve ülkemizde “terörizm” söylemleri eflli¤inde gelifltirilen süreç, h›zl› geliflmelere neden olmaktad›r. 7 Temmuz’da ‹ngiltere’de gerçekleflen eylemler sözde terör histerisinin gündeme yerleflmesini sa¤larken, devam›nda özellikle Irak’ta büyük kay›plara neden olan eylemlerin ard› ard›na gelmesi ve ard›ndan M›s›r’da gerçekleflen bombalama ve yüze yaklaflan can kayb› gündemi hareketlendiren geliflmelerdir. Bu eylemlerin çok say›da sivil ve masum insan›n ölümüne neden olmas›n› kullanan emperyalistler ve onlar›n uflaklar›, durumundaki bilumum medya borazanc›lar›, katil ve i¤renç suratlar›na “masumiyet” maskesi takm›fl ve insan haklar› ve demokrasi savunucusu görüntüsü vermifltir. Yaflanan sald›r›lar her yönüyle emperyalistlerin ve uflaklar›n›n ç›kar›na hizmet edecek flekilde kullan›lm›flt›r. Bu geliflmelerle birlikte ülkemizde Kürt Ulusal Hareketi’nin son dönemde sald›r›lar›n› art›rarak, silahl› eylemlerine her gün bir yenisini eklemesi ve faflist TC ordusuna az›msanmayacak kay›plar verdirmesi de de¤erlendirilmesi gereken geliflmelerdir. Silahl› sald›r›lara turistik bölgelere yönelik bombal› eylemlerin eklenmesiyle “terör” yeniden egemenlerin gündemine a¤›rl›kl› olarak oturmufltur. Ülke gündeminin bafl s›ras›nda yer alan “terör” faflist TC’nin yeni uygulamalar›n›n, yeni sald›r› paketlerinin adeta mufltucusu niteli¤ini tafl›maktad›r. Bu “mufltunun” ön haz›rl›klar› devletin zirvesi baflta olmak üzere medyada ve çeflitli gerici kurum ve kurulufllarda h›zla sürmektedir. Bu haz›rl›klar›n patenti emperyalizmin laboratuarlar›na aittir. Bu laboratuarlarda kal›b› haz›r olan ama her sürece uygun yeni biçimler, görüngüler ve içeriklerle zenginlefltirilen ve devam›nda halklar›n üzerine “katli vaciptir” etiketiyle yollanan ideolojik-politik-ekonomik ve askeri sald›r›lara dönüflmektedir. Genel ad› “terörle mücadele” olan bu sald›rgan-

l›k furyas›, “global terör” söylemiyle kula¤› t›rmalayan ve korkunun yeni ad› olan bir sosla süslenerek ve buna önlem olarak “önleyici vurufl konsepti” ad› alt›nda görünürde askeri sald›rganl›kla azg›nlaflan ama sömürge ve yar› sömürge ülkelere ideolojikpolitik ve ekonomik sald›rganl›klar› da kapsayan bir içerikle ele al›nan emperyalist ya¤ma, talan ve katliama dönüflen bir içeri¤e bürünmektedir. “Globalizm”, “küreselleflme” ad› alt›nda uygulanan bu sald›r›lar, bir bütün ve iç içe geçmifltir. Ve aç›kt›r ki; “global terörü” (ya da asimetrik savafl) birincil tehlike olarak niteleyen ve kendini bu terörü ortadan kald›rmaya adayan bir savafl stratejisi çizerek hareket eden emperyalizm, bu “terörün” kör ve ba¤nazca kitlelere yönelen hedefler seçmesinin oluflturdu¤u uygun ve “meflru” zemini “önleyici vurufl konsepti” ad› alt›nda h›zla yaflama geçirmektedir. “21. Yüzy›l Ayaklanmalar Yüzy›l› Olacakt›r” Askeri olarak genifl çapl› emperyalist sald›rganl›k “önleyici vurufl” ad› alt›nda ilk elden Afganistan ve Irak üzerinde yaflama geçirmifltir. Ancak bu askeri sald›rganl›¤›n net görüntüsünün yan›nda görülmesi gereken “önleyici vurufl” sald›r›lar› da söz konusudur. Bu sald›r›n›n ayaklar› ve uzand›¤› yerler ise oldukça genifl bir yelpazeye sahiptir. Bu sald›r›lar bugünden bafllam›fl de¤ildir. Özellikle 1980’lerin bafllar›ndan bugüne gelen bir süreç yaflanm›fl ve halen yaflanmaktad›r. “Liberal ekonomi-politikalar›” daha sonra “küreselleflme” ve “globalizm” ismini alarak bugün ç›kmaza giren ve dünya halklar›n›n derin öfkesine mahzar olan bir duruma gelmifltir. Emperyalizm ve onun yerli uflaklar› bu politikalar›n halklar›n yaflam›na yans›y›fl›n› elbette ön gören bir yap›lanma ve tav›r içerisine de girmektedir. Özellikle “önümüzdeki yüzy›l (21. yüzy›l) ayaklanmalar yüzy›l› olacakt›r” belirlemesini bizzat emperyalistlerin teorisyenleri yapmaktad›r. Bu durum tespitine uygun bir flekillenifl ve hareket tarz› ise kendi devaml›l›¤› ve süreklili¤i için zorunludur. Emperyalizm s›n›f savafl›mlar› tarihinden dersler ç›kararak hareket etmektedir. “Ça¤›m›z›n emperyalizm ve proleter devrimler ça¤›” oldu¤unu bilerek ve bu ça¤›n yaratt›¤› s›n›flar savafl›m›n› çözümleyerek sürece yaklaflmaktad›r. Özellikle uygulad›¤› politikalar›n genel olarak dünyada özel olarak ise sömürge ve yar› sömürge halklarda yarataca¤› tepkileri öngörerek hareket etmektedir. “Önleyici vurufl” z›rval›¤›n›; bir yandan genifl çapl› ideolojik-politik-ekonomik-askeri sald›r›lar› yaflama geçirirken di¤er yandan ezilen halk y›¤›nlar›n›n ekonomikdemokratik ve politik örgütlenmelerine sald›rarak onlar› tecrit ederek, ideolojik olarak yozlaflt›rarak, teslimiyetçi-iflbirlik-

çilefltirerek, reformistlefltirerek ve elbette imha ve yok ederek yaflama geçirmeye çal›flmaktad›r. Bunu görmek için çok uza¤a gitmeye gerek yoktur. “Sivil toplumcu anlay›fl” ad› alt›nda iflbirlikçi ve sistemin yede¤i olan kurumlar yaratarak ve bunlar› destekleyerek kitlelerin örgütlenme ihtiyac›n› ve talebini buralara ak›tma u¤rafl› verirken ayn› zamanda emekçilerin bin bir bedelle kazand›klar› ve elde ettikleri demokratik ve ekonomik örgütlenmelere sald›rmakta bunlar› ifllevsiz k›lmaya çal›flmakta ya da bunlar›n yönetimlerini kontrol alt›na alarak iflbirlikçi ve teslimiyetçi hatta sokmaktad›r. Emperyalizm ve onun yerli uflaklar› kapsaml› ideolojik sald›r›larla kimi sosyal ve ulusal kurtulufl mücadelesi yürüten hareketleri reformistlefltirip teslimiyetçi çizgiye çekmekte sebatla ve ›srarla hareket ederken, s›n›f savafl›m›nda ›srarl› olanlar› ise katlederek tecrit ederek kitlelerden soyutlama u¤rafl› vermektedir. Elbette bu sald›r›lar›n kapsam› ve boyutu oluflan tepkiye göre esnemekte ya da kendi krizlerinin derinli¤ine göre geniflleyip azg›nlaflabilmektedir. Ancak sald›r›lar›n özünde ve içeri¤inde bir de¤iflim olmamaktad›r. Halklar›n azg›nca sömürülmesi, bask›lanmas›, örgütsüzlefltirilmesi, iflkencelerden geçirilmesi, katledilmesi vb. fleklinde yaflam bulmaktad›r. Ülkemizde ve genel olarak bütün sömürge ve yar› sömürge ülkelerde tek merkezden yönlendirilen ve her ülkenin özgünlü¤üne uyarlanan sald›r›lar söz konusudur. Sa¤l›ktan e¤itime, ulafl›mdan haberleflmeye, sanayi kurulufllar›ndan hizmet sektörüne kadar ne varsa her fley global ve küresel ekonomik uygulamalar ad› alt›nda adeta emperyalist tekellere ve onlar›n yerli iflbirlikçilerine peflkefl çekilmektedir. Yine IMF ve DB patentli tar›m politikalar› adeta köylüleri yerle bir etmekte ve içinden ç›k›lmaz bir yoksullu¤a ve sefalete itmektedir. Bunun yan›nda devrimci ve komünist güçlere karfl› amans›z ve vahflice sald›r›lar düzenlenmekte ve bu güçler a¤›r tecrit koflullar›na mahkum edilmeye çal›fl›lmakta ya da topluca imha giriflimlerine maruz kalmaktad›r. Bu sald›r›lar belirtti¤imiz gibi bir ülkede ya da bir bölgede yaflama geçen uygulamalar de¤ildir. Dünyan›n her köflesinde öyle ya da böyle uygulanmaktad›r. Bugün bu daha net bir flekilde ortada duran bir gerçek olarak görülmektedir. Gözlerini kapamayan herkes bunun fark›ndad›r. Özellikle ABD ve ‹ngiliz emperyalizmine karfl› dünya genelindeki öfke ve karfl›tl›k bunun en somut göstergesidir. Dünyam›zda ve ülkemizde yaflanan geliflmeler, emperyalist patentli uygulamalar bafl döndürücü bir flekilde çeflitli k›l›flara girerek halk kitlelerinin yaflam›n› dar etmeye, onlar› her yönüyle daha fazla boyunduruk alt›na almaya çal›flan bir içerikte sürmektedir. Kapsaml› bir sald›r› furyas› söz konusudur. Bu, emperyalizmin girdi¤i ekonomik ve politik krizin sonucu böyle-

dir. Kriz dönemleri denenmeyen yol ve yöntem, uygulanmayan alçakl›k kalmamaktad›r. Demokrasi, kad›n sorunu, çevre sorunlar›, sa¤l›k sorunlar› gibi insani istekler ve talepler bu alçaklar sürüsü taraf›ndan politikalar›n›n birer parças› haline getirilerek dünya halklar›n› uyutma amaçl› kullan›l›rken, yine vahfli askeri sald›rganl›klar, azg›n anti-demokratik uygulamalar, yarg›s›z infazlar, azg›n sömürü koflullar› ve dayatmalar›, örgütlenmeye yönelik kapsaml› sald›r›lar da bir yandan en aç›k ve pervas›z flekilde yaflam bulmaktad›r. Sopa-havuç politikas› olarak nitelendirilen bu politika, ezilen emekçi y›¤›nlara yabanc› ve yeni olan bir fley de¤ildir. TC Devleti Sald›r›lar›n› Art›racakt›r Türkiye topraklar›nda ise dünyada son dönemdeki geliflmelere paralel geliflmeler yaflanmaktad›r. Egemen s›n›flar›n yaflad›¤› örtülü kriz art›k gizlenemeyecek boyutlara ulaflm›flt›r. Bu kriz hem siyasi hem de ekonomiktir. Yar›-sömürge, yar›feodal sosyo-ekonomik yap›lanmaya sahip olan bizim gibi ülkelerde kriz istikrarl› bir yap›ya sahiptir. Kimi dönem nispeten rahat olmakla birlikte bu sadece görüntüde olan ve devam›nda daha kapsaml› ç›kmazlara krizlere girmenin öngünü olma özelli¤ini tafl›maktan baflka bir özelli¤e sahip de¤ildir. Tarihsel süreçlere bakt›¤›m›zda bunu daha net görebiliriz. 2001 y›l›nda yaflanan kriz ve devam›nda bu krizin etkilerine uyumlu hale getirilen ekonomik ve siyasi yap›lanma ve üzerine tül inceli¤inde çekilen örtü yavafl yavafl çürümeye ve tüm ç›plakl›¤›yla gerçek görüntü a盤a ç›kmaya bafllam›flt›r. Son bir y›ld›r özelde iflçi s›n›f› içerisinde ve genel olarak genifl emekçi kesimlerinde faflist TC’nin ekonomik politikalar›na karfl› oluflan tepki ve bunun sokakta yans›mas›n› bulmas› ve her geçen gün yeni ve güçlü bir ç›k›flla hareketin h›z kazanmas› söz konusudur. Özellefltirme politikalar›na karfl› SEKA, Seydiflehir, THY ve son olarak Erdemir ve Telekom’la soka¤a dökülen binlerce iflçi, bunun en güzel kan›t›d›r. Yine ayn› flekilde anti demokratik uygulamalara ve yapt›r›mlara karfl› ö¤renci gençlik ve e¤itim emekçilerinin tavr› ve tepkisi de bu çerçevede de¤erlendirilmelidir. Emekçi semtlerde ise y›k›m sald›r›lar›na karfl› tafll› ve sopal› barikatlar ve direnifller oldukça anlaml›d›r. Bütün bunlar sald›r› furyas›n›n kapsam›n›n geldi¤i boyutu göstermesi ve buna karfl› memnuniyetsizli¤in ifadesi olarak de¤erlendirilmelidir. Hareketlenmenin bir baflka yönü ise bir türlü kal›plaflm›fl devlet gelene¤inden taviz vermeyen faflist TC’ye karfl› Kürt Ulusal Hareketi’nin silahlar› yeniden gündeme getiren prati¤idir. Reformist talepler ve isteklerle de olsa silahlar›n devreye girmesi TC’yi kayg›land›ran ve düflündüren bir durumdur. Ve ayn› flekilde reformlara karfl› da ne denli alerji içinde


28 oldu¤unu kan›tlamas› aç›s›ndan da dikkate de¤erdir. Gözden kaçmamas› gereken baflka bir husus da 17 Haziran’da vahflice katledilen 17 MKP kadrosu ve savaflç›s›n› binlerle ifade edece¤imiz bir kitlenin sahiplenmesidir. Bu sahiplenme faflist TC aç›s›ndan kayg› vericidir. Özellikle halk›n devrimci önderlerinin bu denli bir kitlesellikle sahiplenilmesi uzun zamandan beri olmayan bir durumdur. Her fleye, bütün sald›r›lara tecrit ve izolasyona ra¤men bu sahiplenifl büyük anlamlar tafl›maktad›r. Devrimci hareketin hala kitlelerle olan yak›nl›¤›n›, do¤al etkileflimini ispatlayan bir özelli¤e sahiptir. Bu görülmelidir. Bu genel ve kabaca ortaya koydu¤umuz tabloya göre faflist TC, bir uygulama ve yönelim hatt›na girecektir. Yeni ve az›msanmayacak sald›r› paketleri haz›rl›¤› içerisindedir. Süreci kapsaml› karfl› devrimci kampanyalarla karfl›lama sürdürülebilir bir durum oluflturma u¤rafl› içerisine girmektedir. Emperyalizme sadakatte s›n›rs›z bir flekillenifle sahip olan TC istikrars›zl›¤›n› sürdürmenin politikas›n› ve uygulamas›n› yapmak zorundad›r. Bu gelece¤i için zorunludur. Her fleyden önce de halk kitlelerini pasifize etmenin, onlar› manipüle etmenin yollar›n› bulmaya, neden ve sonuç iliflkisini mu¤laklaflt›rmaya ve bunun üzerinden kitleleri kendi ekseninde yeniden kal›ba dökme ve yedeklemeye çal›flmaktad›r. Son süreçteki geliflmeler bunu kan›tlar niteliktedir. 17 Aral›k 2004’de Avrupa Birli¤i’ne üyelik sürecinin bafllamas› ve bundan önce ve sonraki süreçte özünde anti-demokratik ve karfl› devrimci yasalar›n bir bir yaflama geçmesine ra¤men, bunun “Avrupal›laflma” ad› alt›nda, “demokratiklefliyoruz” söylemiyle süslenerek bulan›klaflt›r›lan ortam flimdilerde netleflmeye, gerçek öz a盤a ç›kmaya bafllam›flt›r. Özellikle “terör” ad› alt›nda, yaflanan genel krizin sürdürülebilirli¤ini sa¤lamak için toplumsal muhalefetin geliflim dinamiklerini köstekleyecek ve bu toplumsal muhalefeti devrimci rotadan uzak tutacak bildik tan›d›k ama daha da derinleflmifl bir pratik hat izleyecektir. 27 Haziran’da R. Tayyip Erdo¤an, uzun u¤rafllar ve ›srarl› çabalar sonucu G8 toplant›s› öncesi ABD baflkan› Bush’la görüflmeyi baflarm›flt›r. Bu görüflmede “terörle mücadele”de ortak hareket edeceklerini, ABD ile s›k› bir “müttefik” olduklar›n› yeniden ispatlad›klar›n›, Büyük Ortado¤u Projesi’nde kilit bir rol alacaklar›n› vs. dillendirerek özünde uflakl›¤›n teyit edildi¤i mesaj›n› vermifltir. Hemen devam›ndaki geliflmeler ise dikkati çekmektedir. Faflist TC’nin bel kemi¤i TSK, adeta bir seferberlik bafllatarak “terörle mücadele” noktas›nda yeni planlar›n iflaretini vermifltir. 1 Temmuz’da hükümete terör brifingi vererek genel de¤erlendirme yap›lm›flt›r. Bunun R. Tayyip Erdo¤an’›n ABD ziyaretinin hemen arkas›ndan gelmesi elbette tesadüf de¤ildir. Yine tesadüf olmayan bir gerçek de flehit düflen 17 MKP kadro ve savaflç›s›n›n kitleler taraf›ndan sahiplenilmesinin arkas›ndan gelmesidir. Ancak bundan da önemlisi PKK’nin silahl› mücadelede reformist taleplerle de olsa hareket yakalamas›n›n etkisi belirleyicidir. Genel anlamda terörle mücadele konusunda dünyada yaflanan

17 geliflmelere de paralel olarak medyan›n uzmanlaflan katk›s›yla da önemli bir kamuoyu yarat›lm›flt›r. Tam da bunun üzerine girilecek sürecin rengini ve özelliklerini a盤a ç›karan 19 Temmuz’da Genelkurmay ikinci baflkan› ‹lker Baflbu¤’un ulusal düzeydeki televizyon ve gazetelerin genel yay›n yönetmenlerine ve Ankara temsilcilerine verdi¤i “terör” brifingi olmufltur. Bu toplant› net mesajlar› kamuoyuna iletmifltir. Faflist TC’nin sürece bak›fl aç›s›n› içermesi anlam›nda önemlidir. Bu toplant› özelde PKK ile mücadelede nas›l hareket edilmesi gerekti¤ini ortaya koyarken genel anlamda toplumsal sorunlara ve geliflmelere karfl› tak›n›lmas› gereken tavr› da aç›kça ortaya koymufltur. Bu brifing aç›kt›r ki; faflizmden demokrasi bekleyen kimi kesimlerin hayallerinin üzerine karabasan gibi çökmüfltür. “TSK’n›n olaya bak›fl› hiçbir zaman de¤iflmez” Peki bu kesimlerin karabasan› olan gerçe¤in ifadesi nas›l yans›maktad›r? ‹lker Baflbu¤ faflist TC’nin demokrasi ve hukuka yaklafl›m›n› en özlü olarak flöyle ifade etmektedir: “Ancak hukuki düzen ne olursa olsun, TSK’n›n olaya bak›fl› hiçbir zaman de¤iflmez”. Bu ifadenin aç›klamaya yoruma gereksinimi var m›d›r? Biz-

12-25 Ağustos 2005 koymaktad›r. Bu ça¤r›n›n devam›nda AKP hükümeti Terörle Mücadele Kanunu’nda yeni düzenlemeye gidece¤ini beyan etti. Bu temelde haz›rl›klara bafllad›. Ancak görülmesi gereken fludur ki, ‹lker Baflbu¤’un da dedi¤i gibi hukuki düzen ne olursa olsun zaten pratikte uygulamada olan bu sald›r›lar flimdi daha da kapsaml› ve etkili bir flekilde yaflama geçecektir. Hukuksal düzenleme ise bunu sadece görüntüde hukuksal çerçeveye oturtmufl olacakt›r. Bundan öte düflünceler ise bu devletin hukukla demokrasiyle yönetildi¤ini düflünen safdilleri tedirgin etmelidir. Do¤rudan devrimci ve demokratlar› hedef alarak yap›lan bu aç›klama elbette sadece bu kesimlere hitap etmemektedir. Burada esas hedef kitlelerdir. Kitlelerin izlemesi gereken yol ve yöntemler çizilmektedir. Hakk›n› aramada, demokrasi mücadelesinde, ekonomik taleplerinde, evlerini korumada mutlak sadakat istenmektedir. Aksi halde sonlar› ilan edilmektedir. Bunun yan›nda özellikle kitlelerin önderliksiz kalmas› öncelikle onlar›n devrimci önderlerinin ve öncülerinin sindirilmesi ayn› zamanda kitlelerin sindirilmesi ya da daha kolay sindirilmesi anlam›na gelmektedir. Yukar›da önleyici vuruflun politik ve ideolojik aya¤›nda ortaya koydu¤umuz temelde bu aç›klamalar de¤erlendirilmeli ve alg›lanmal›d›r.

417 Aral›k 2004’de Avrupa Birli¤i’ne üyelik sürecinin bafllamas› ve bundan önce ve sonraki süreçte özünde anti demokratik ve karfl› devrimci yasalar›n bir bir yaflama geçmesine ra¤men, bunun “Avrupal›laflma” ad› alt›nda, “demokratiklefliyoruz” söylemiyle süslenerek bulan›klaflt›r›lan ortam flimdilerde netleflmeye gerçek öz a盤a ç›kmaya bafllam›flt›r. Özellikle “terör” ad› alt›nda, yaflanan genel krizin sürdüre bilirli¤ini sa¤lamak için toplumsal muhalefetin geliflim dinamiklerini köstekleyecek ve bu toplumsal muhalefeti devrimci rotadan uzak tutacak bildik tan›d›k ama daha da derinleflmifl bir pratik hat izleyecektir. ce yoktur. Ancak bu ifadelerden önce hukuksal anlamda beklentileri ise oldukça anlaml›d›r ve gelece¤in plan›n› göstermek aç›s›ndan çarp›c›d›r. ‹flte bu faflist generalin incileri: “Terörizmle topyekün mücadele için baflbakanl›¤a ba¤l› koordinasyonu üstlenecek yeni bir kurulufla ihtiyaç vard›r”, “TMK (Terörle Mücadele Kanunu) yeniden gözden geçirilmeli, gerçekten ihtiyaca cevap verecek bir hale getirilmelidir. Örne¤in; ‹ngiltere’de 2000 y›l›nda ç›kar›lan terörizm kanunun 13. maddesi kapsam›nda yasaklanm›fl bir örgütün renklerini tafl›yan bir rozet bile takamazs›n›z”, “‹ngiltere de bir teröristin resmi veya sesi radyo ve televizyonda verilmez. Ülkemizde ise Adalet Bakanl›¤›’na baflar›s›z bir intihar sald›r›s›nda bulunan teröristin öldürülmesinin ard›ndan baz› sivil toplum örgütleri üyeleri aç›ktan bu teröristin ölümsüz oldu¤u fleklinde slogan atabilmifltir”, “ABD’de bir kifli Usame Bin Ladin’i överse an›nda tutuklan›r. Ülkemiz terörü öven, onu yücelten yay›nlarla doludur.” Bu yaklafl›mlar hedefi oldukça net ve berrak olarak göstermektedir. Demokratik kurumlar-kurulufllar, sosyalist bas›n, kendi kültürünü ve dilini yaflatma talebinde bulunan Kürt ulusu bu hedeflerin bafl›nda yer almaktad›r. Bu hedefler aç›ktan beklentileri ortaya

Faflist Kemalist TC’nin Kürt ulusal hareketine yönelik mücadele yöntemlerinde ise iyimserli¤i söz konusudur. Özellikle PKK’nin 90’lar›n bafl›ndaki mücadele seviyesine ulaflamayaca¤›n›n alt›n› özellikle çizmektedir. Kan›m›zca bu denli net ifade etmesi sadece yan›lsamal› ve rahatlatma amaçl› bir propaganda de¤ildir. Esasta PKK’nin girdi¤i reformist çizginin izledi¤i politik hatt›n sonucunda bu de¤erlendirmeyi yapmaktad›rlar. Çünkü devrimci bir rotada hareket etmeyen silahl› mücadele ya da her türden mücadele öz itibariyle egemenleri daha az rahats›z eder. Kontrol alt›na almak, onu sindirmek ve kendine yedeklemek daha kolayd›r. Bu anlamda ‹lker Baflbu¤’un aç›klamas› esas›nda bu durumu ifade etmesi aç›s›ndan önemlidir. Kürt ulusunu yok sayan, onun varl›¤›na tahammül edemeyen faflist TC, dün televizyonda 1 saatlik az›nl›k dillerin yay›nlanmas›na müsaade ederken, flimdilerde inkarc›l›klar›n› yeni bir noktaya getirerek bu ulusun kültürünü yans›tan rozete dahi tahammül gösterilemeyece¤ini ifade etmektedir. Ne kadar da güzel özlerine dönüfl yapmaktad›rlar. Kürt ulusal hareketinin reformist taleplerine dahi tahammül gösteremeyen bu faflist sisteme karfl› izlenecek tek yol oldu¤u aç›kt›r. Silahl› devrimci mücadele ya da daha net

ifadeyle Türk, Kürt ve çeflitli milliyetlerden halk›n Proletarya Partisi önderli¤inde Halk Savafl› mücadelesi. Bu, bugün bir kez daha ispatlanm›flt›r. ‹lker Baflbu¤ aç›klamalar›yla faflizmin tülünün art›k kald›r›lmas› gerekti¤ini, demokrasi sözleminin rafa kalkmas› gerekti¤ini, bugün ihtiyaç olan›n bu söylemin d›fl›na ç›kmak oldu¤unu ilan etmektedir. Bunu TSK’n›n bas›ndaki sözcüsü niteli¤indeki Mehmet Ali K›fllal› daha net olarak “t›rmanmalar›n, flimdi kimsenin arzu etmedi¤i s›k›yönetim ilan›na gitmeden önlenmesi siyasi iktidar›n alaca¤› gerçekçi önlemlere ba¤l›” diyerek ya yasal düzenleme ya da askerin bildik klasik müdahalesi tercihlerini vurgulamaktad›r. Oysa bugün ülke genelinde ve özelde T. Kürdistan›’nda zaten aç›k ve örtülü bir flekilde s›k›yönetim biçiminin uyguland›¤› bilinmektedir. Ancak bunun yetmedi¤i de aç›kt›r. Daha üst düzeyde müdahale ve ortak hareket tarz› gerekti¤i vurgusu dikkat çekicidir. Evet yönelim ve uygulanacak politikan›n sertli¤i daha belirginleflmektedir. ‹lker Baflbu¤’un bir uyar›s› da medyayad›r. Bas›n›n özellikle bu mücadelede önemli bir misyona sahip oldu¤unu vurgulayan yaklafl›mlar ise önemlidir. Bu flu anlama gelmektedir; anti-demokratik uygulamalar, yarg›s›z infazlar, iflkence, katliam, inkar ve tecrit politikas› daha fazla ve etkili yaflama geçecektir mesaj› vermekte ve bas›n›n bunlar› yans›t›rken dikkat etmesi gerekti¤i vurgulanmaktad›r. Yani uzun laf›n k›sas›; “Sus, görme, duyma” yaklafl›m›. Ve “uflakl›¤›nda, borazanc›l›¤›nda yeni boyuta geç” uyar›s›d›r bas›na. Bunu ‹lker Baflbu¤ “mücadele ulusal bir konu anlay›fl›yla ele al›nmal›” diyerek ifade etmektedir. Biz “ulusal›”; faflist ve emperyalist merkezli ele alarak okumal›y›z. Ayn› konuda Mehmet Ali K›fllal› “medya flimdiye kadar göstermedi¤i bilinci, sebebi ne olursa olsun, sergiliyor. Teröristin oyunca¤› olmay›p olaylar› büyütmüyor” diyerek uyar›lar›n yerine gitti¤ini mutluluk içinde ifade ediyor. Elbette medya yeni görevlere uyum sa¤lamada s›k›nt› yaflayacakt›r. Ancak sahibinin sesi olma özelli¤i hiçbir zaman ortadan kalkmayacakt›r. Medya bu görevini lay›k›yla yerine getirmektedir. Egemen s›n›flar›n yaratmaya çal›flt›¤› sinerjiye muhalefet partisi CHP de ortak olma u¤rafl› içindedir. Baykal’›n “terör” gündemli devlet zirvesi yap›lmas› önerisi tam da CHP’nin faflist niteli¤ini ortaya koymas› aç›s›ndan önemlidir. Devletin bir parças›, bir kli¤i olan bu faflist parti bu durumlarda vazife ç›karmaktan, halk düflmanl›¤›n› ilan etmekten hiçbir zaman geri kalmam›flt›r, hatta hep ön saflarda yer alm›flt›r. Genel olarak devrimcilere ve özel olarak silahl› mücadeleye yönelik kapsaml› sald›r› planlar› yap›lmaktad›r. Bunun bofla ç›kar›lmas› için s›n›f mücadelesinin gereklerini, ihtiyaçlar›n› ve bugün için özelliklerini kavramak önemlidir. Karfl› devrimci sald›r›lar ancak devrimci sald›r› ruhu ve bütünlü¤ü ile karfl›lanabilir. Bunun için örgütlenme çal›flmas›n› yo¤unlaflt›r›rken silahl› mücadeleye dört elle sar›lmak ve örgütlenmenin ancak silahl› mücadeleyle do¤ru bir rotaya sokulaca¤›n› kavramak gerekmektedir. Bütün güçler bunun gereklerine göre flekillenmeli ve seferber olmal›d›r.


12-25 Ağustos 2005

18

28

Özellefltirme sald›r›s›na karfl› “D‹RENE D‹RENE KAZANACA⁄IZ!” Son dönemlerde yaflanan direnifller, özellefltirme karfl›t› eylemler, kendili¤inden gelme yönü a¤›r basan eylemlerin sendikalar› aflarak ilerlemesi önemli geliflmelerdir. Ve emekçiler cephesinde yaflanan hoflnutsuzlu¤un, birikmenin boyutlar›n› göstermektedir. Devletin artan sald›r›lar› karfl›s›nda kendili¤inden geliflen iflçi hareketlerinin ve direnifllerin yo¤unlaflt›¤›n› görüyoruz. ‹flte tam da bu yüzden, bugün bu direnifllerden gerekli dersleri ç›kartmak; kendili¤inden gelme hareketlerle, bilinçli siyasi mücadele iliflkisini; bu hareketlerin s›n›f mücadelesi içindeki yerini ve iflçi s›n›f› hareketinin nas›l bu kendili¤inden gelme halinden kurtulaca¤›n› araflt›rmak önemlidir. Bu aç›dan ülkemizde özellikle son süreçte incelenmesi gereken önemli direnifller yaflanm›flt›r ve yaflanmaya devam etmektedir. SEKA ile bafllayan, “SEKA k›v›lc›m TEKEL atefltir” slogan› ile TEKEL’e s›çrayan, Seydiflehir ve Erdemir iflçileri ile flu an gündemde olan ve özellefltirme sald›r›s› karfl›s›nda yap›lan irili ufakl› eylemler ile gündeme oturan süreç, s›n›f bilinçli proleterler aç›s›ndan önümüze ›fl›k tutacak ders ve deneyimlerle doludur. ‹fiÇ‹ VE EMEKÇ‹LER‹N SABRI TAfiIYOR! Son dönemlerde yaflanan direnifller, özellefltirme karfl›t› eylemler, kendili¤inden gelme yönü a¤›r basan eylemlerin sendikalar› aflarak ilerlemesi önemli geliflmelerdir. Ve emekçiler cephesinde yaflanan hoflnutsuzlu¤un, birikmenin boyutlar›n› göstermektedir. Bu öfkeye en son ve gündemdeki örnek Erdemir iflçilerinin yapt›klar› eylemlerdir. Geçti¤imiz hafta Rusya firmas› yetkililerinin tesislerde inceleme yapaca¤›n› ö¤renen iflçiler ‹stanbulEre¤li karayolunu trafi¤e kapatm›fllard›r. ERDEM‹R’e talip olan Rus flirketinin fabrikada inceleme yapaca¤› haberini alan iflçilerden 24.00-08.00 vardiyas›nda çal›flanlar, tepkilerini göstermek için fabrikay› terk etmemifl ve sabah saatlerinden itibaren fabrikada bulunan yüzlerce iflçi, saat 09.30’da Ere¤li-‹stanbul Karayolu’nu Gülüç Beldesi giriflinde trafi¤e kapatm›flt›r. ‹flçilerin yar›m saati aflk›n sürdürdükleri bu yol kesme eylemi yaflanan rahats›zl›¤›n boyutunun görülmesi ve yap›labileceklerin boyutunun anlafl›lmas› aç›s›ndan önemlidir. Son dönemde yaflanan baflka bir örnek de Seydiflehir örne¤idir. Uzun bir dönemdir sat›lmas› gündemde olan fabrika, hem ülke ekonomisine katk›s› ile

hem de iflçilerin mücadelesi ile gündemde. Egemenlerin “zarar ediyor”, “teknolojisi eski” vb. söylemler ile gözden düflürmeye çal›flt›klar› Seydiflehir Alüminyum Tesisleri 60 bin ton kapasiteyle kurulmufl bir tesistir ve bugün 64 bin ton kapasiteye ulaflm›flt›r. Tesisleri’nin kuruluflu 1969 y›llar›na kadar dayanmaktad›r. 1974 y›l›nda ilk olarak alümina üretmifl, ard›ndan 1975’te s›v› alüminyum al›m›na bafllam›flt›r. Alümina denilen boksit madeninden alüminyumoksit elde edilmektedir ve ondan da elektrodiyaliz yöntemiyle alüminyum üretilmektedir. Alüminyumdan ise döküm yap›lmakta, o dökümlerden de profil, boru, sigara ka¤›d›, çikolata ka¤›d›, folyoya kadar her fley üretilmektedir. Seydiflehir dünyada cevherden, ifllenip en son ürüne kadar üretim yapabilen dünyadaki tek tesistir. Ayr›ca Seydiflehir Tesisleri dünyada entegre tek tesistir. Kapasitesinin tamam›n› kullanarak çal›flmaktad›r. Dünyada di¤er teknolojiler %40’la çal›flmaktad›r. Oysa h›zl› özellefltirmeci Baflbakan R. Tayyip Erdo¤an sürekli olarak “teknolojisi eski”, “kâr etmiyor” vb. diyor. Seydiflehir için ya da Türkiye’de özellefltirme kapsam›na al›nm›fl di¤er ifl yerlerinden bir ço¤u için “teknolojisi eskidir” denildi¤inde, bundan anlafl›lmas› gereken ya bu laf› edenin art niyetli oldu¤u ya da teknolojiden anlamad›¤›d›r. fiunu belirtmek gerekir ki fabrikalar›n kimi makinelerinin eskimifl olmas› demek teknolojisinin eskidi¤i anlam›na gelmemektedir. Bu konuda uzmanlar›n, mühendislerin aç›klamas› sadece Seydiflehir özelinde yazarsak, hala geçerli bir teknolojiye sahip oldu¤u ve sadece 10 y›l içinde Türkiye’nin tüm alüminyum ihtiyac›n› karfl›layacak halde oldu¤udur. O halde flu çok aç›kt›r ki, egemenlerin teknolojiyi öne sürerek özellefltirmeyi dayatmalar› tamamen kendi ç›karlar› gere¤idir ve gerçeklerle uzaktan yak›ndan ilgisi yoktur. ÖZELLEfiT‹RME ‹fiS‹ZL‹K DEMEKT‹R Baflka bir gerçek de fludur ki; egemenler cephesinde “Özellefltirdik, ama iflçi ücretleri düflmedi; özellefltirdik ama verimlilik artt›; özellefltirdik, ama devlete flu kadar vergi ödedi; özellefltirdik,

ama kamusal alanda flu kadar faydas› oldu; özellefltirdik, ama insanl›¤a flu yarar› var” denilebilecek bir tane bile örnek yoktur. Oysa onlarca hatta yüzlerce örnek vard›r, özellefltirmenin ard›ndan kap› d›flar› edilen iflçilere, yüzlerce örnek vard›r özellefltirmenin ard›ndan yolsuzluklar›n, hak gasplar›n›n al›p bafl›n› gitti¤ine, iflsizli¤in diz boyunu aflarak bo¤az›m›za kadar dayand›¤›na. Yaflananlar özellefltirmenin iflsizlik, sefalet demek oldu¤unu ortaya koymaktad›r. Yine özellefltirmenin eski teknolojiden, zarar etmeden kaynaklanmad›¤› da ortada olan bir gerçektir. Türkiye’de iflsizlik üzerine s›kça yap›lan araflt›rmalardan birini haz›rlayan Ankara Ticaret Odas›’n›n (ATO) son olarak haz›rlad›¤› “‹flsiz Reisler Raporu” sürekli “ekonomideki büyüme”den dem vuran egemen s›n›f sözcülerini yalanlamaya yetiyor. Rapora göre bu y›l›n ilk çeyre¤inde Türkiye’de 1 milyonu aflan hane halk› reisi iflsiz. Yine raporda vurgulanan Türkiye’nin “büyüdü¤ü” ama büyümenin ka¤›t üstünde kald›¤› belirlemesi de gerçekleri yans›t›yor. Rapora göre, 2004 y›l›nda toplam iflsiz say›s› 2 milyon 498 bin kifliyi bulurken, iflsizlik oran› da yüzde 10.3 olarak gerçekleflti. 2005 y›l›n›n birinci döneminde ise, Türkiye yüzde 5.3 büyümesine ra¤men, ayn› dönemde iflsiz say›s› 2 milyon 750 bine, iflsizlik oran› da yüzde 11.7’ye ulaflt›. Raporda, bu rakam›n 1 milyon 51 binini, yani yüzde 38’ini aile reislerinin oluflturdu¤u belirtilirken, her 100 iflsizden 38’inin evini geçindirmekle yükümlü hane halk› reisi oldu¤una dikkat çekildi. “Rekor büyümenin” yafland›¤› 2004 y›l› sonunda ise bu rakam›n 847 bin, oran›n da yüzde 35 oldu¤u an›msat›ld›. Raporda iflsiz aile reislerinin profiline de yer verilirken, iflsiz olanlar›n yüzde 96’s›n›n erkek, yüzde 4’ünün kad›n oldu¤u ve yüzde 70’inin, yani büyük ço¤unlu¤unun kentlerde yaflad›¤› ifade edildi. Yine rapora göre hane halk› reisi iflsiz olan hanelerde toplam çocuk say›s› 2 milyon 320 bin. Hane halk› reisinin iflsiz oldu¤u hanelerin yüzde 12’sinde hiç çocuk yok. Yüzde 20’sinde bir çocuk, yüzde 32’sinde 2 çocuk, yüzde 19’unda 3 çocuk var. 4 ve üzerinde çocuk sahibi olanlar›n oran› da yüzde 17.

Ortalama çocuk say›s› 2, hane halk› büyüklü¤ü ise 4 kifli olarak ortaya ç›k›yor. Kanunlara göre ilk ö¤renimin 8 y›l zorunlu oldu¤u göz önünde tutulursa, toplam çocuklar›n yüzde 42’sini oluflturan 6-14 yafl aral›¤›ndaki çocuklar›n ilk ö¤retimde olmas› gerekti¤i, ancak bu yafltaki çocuklar›n yüzde 87’si okula devam ediyor. Yüzde 13’ü ise ya yoksulluk nedeniyle ya da ailesinin geçimini yüklenmek zorunda kald›¤› için okula devam edemiyor. L‹MANLAR ÖZELLEfiT‹R‹YOR! Yukar›da bir bütün olarak anlatmaya çal›flt›¤›m›z özellefltirme sald›r›lar› içinde limanlar›n özellefltirilmesi stratejik öneme sahiptir. Di¤er kurumlar›n özellefltirilmesinde oldu¤u gibi ayn› yalanlar limanlar konusunda da dillendirilmektedir. Liman-‹fl Sendikas›’n›n “Mersin Liman› Raporu”nda, bu yalanlar gün gibi su yüzüne ç›kmaktad›r. Rapora göre son 5 y›lda 353 milyon dolar gelir, 192 milyon dolar kâr elde eden Mersin Liman›’na özellikle yat›r›m yap›lmad›¤› ve gerekli yat›r›mlar›n özellefltirme karar›n›n al›nmas›na kadar bekletildi¤i belirtiliyor. Raporda ayr›ca, özellefltirmeye ç›kar›lacak TC Devlet Demiryollar›’na (TCDD) ait liman›n ekonomik potansiyelini gerçeklefltirmesi için 50 milyon dolarl›k yat›r›m›n yeterli oldu¤u ifade edildi. Özellefltirme ‹daresi Baflkanl›¤› (Ö‹B) rakamlar›na göre Mersin Liman› 2004’te 48.5 milyon dolar kâr etti. Yine önemli olan bir di¤er nokta da özellefltirilen bu yerlerde özellefltirme sonras› yaflanacak geliflmelerdir. Limanlar›n özellefltirilmesinin de gündemde oldu¤unu hat›rlayarak birlikte düflünürsek karfl›m›za flu gerçek ç›kar; Ere¤li Demir Çelik, ‹skenderun Demir Çelik limanlar› ile birlikte bir flekilde özellefltirilirse ve buras› da serbest bölge ilan edilirse -ki yasalar buna elverifllidir- hiçbir sendika burada faaliyet sürdüremez, Türkiye Cumhuriyeti’nin yasalar› bu bölgelerde geçmez, gemi ile d›flar›dan vas›fs›z iflleri yapabilecek iflçiler getirirler ve çok düflük ücretle çal›flt›rabilirler. Bütün bunlarla birlikte bak›ld›¤›nda AKP hükümetinin limanlara yönelik özellefltirme giriflimi de daha bir anlam kazanmaktad›r.


19

28

12-25 Ağustos 2005

Özellefltirme sald›r›lar›na karfl› iflçiler seslerini yükseltiyor

Erdemir iflçileri Türk hakim s›n›flar›n›n sözcüsü AKP hükümetinin özellefltirme sald›r›s› devam ediyor. SEKA, TÜPRAfi, TEKEL, Seydiflehir Eti Alüminyum, TELEKOM vs. ülkenin en çok kâr eden fabrikalar› 6 ayl›k, 1 y›ll›k kâr›na karfl›l›k peflkefl çekilirken, yap›lan özellefltirme sald›r›lar›na karfl› emekçiler cephesi de sesini gittikçe yükseltiyor. Ülkemizdeki sendikal anlay›fl›n geldi¤i noktaya ra¤men iflçilerin sendikalar›n gerçekli¤ini aflarak çeflitli direnifller sergilemeleri önemlidir. Di¤er bir önemli nokta ise devrimci, demokrat sendikalar›n iflçi s›n›f› içerisindeki bu direnifllerden ç›kartaca¤› derslerdir. Önümüzdeki süreçte hakim s›n›flar›n özellefltirme, tafleronlaflt›rma vb. sald›r›lar› daha da arta-

cakt›r. Devrimci ve demokrat sendikac›lar›n iflçi s›n›f› içerisindeki çal›flmalar›na h›z vermesi ve sürece haz›rlanmas› gerekmektir. “Fabrikam›z› özellefltirmeciler iflletemeyecek!” Seydiflehir Eti Alüminyum Fabrikas› iflçileri, fabrikay› sat›n alan CE-KA adl› firman›n yetkililerini fabrikadan kovdu. CE-KA yöneticileri 29 Temmuz Cuma günü akflam saatlerinde fabrikay› görmek üzere Seydiflehir’e geldiler. CEKA yetkililerinin Seydiflehir’e geldi¤i duyumunu alan iflçiler “Seydiflehir CEKA’ya mezar olacak” ve “Direne direne kazanaca¤›z” sloganlar›yla fabrikaya yürüdü. Yetkililer sosyal tesislerin ye-

mekhanesinde bulunurken; iflçiler sosyal tesislerin girifl kap›s›n› k›rd›lar, misafirhaneyi tafllad›lar. Polis iflçilerin içeriye girmesini engellerken, iflçiler yöneticilerin arabalar›n› tahrip ettiler. ‹flçiler uzun süre sloganlar atarak fabrikada beklerken, Konya ve Beyflehir’den polis, Yal›hüyük, Ah›rl› ve Bozk›r ilçelerinde de takviye jandarma ekipleri geldi. ‹flçilerin ailelerinin ve Seydiflehir halk›n›n da kat›l›m›yla kitlenin say›s› 2 bini aflarken, polis ve jandarma kitleye biber gaz› ve coplarla sald›rd›. Sald›r› s›ras›nda kitlenin da¤›lmad›¤› görülürken yaflanan arbedede baz› iflçilerle birlikte 12 polis yaraland›. ‹flçiler CE-KA yöneticilerine ulaflamazken fabrikada 5 saat kalan yöneticiler gece saat 03.00 s›ralar›nda polis taraf›ndan korumaya al›narak misafirhaneden ç›kar›l›p, Konya’ya götürülebildi. Yöneticilerin kentten ayr›ld›¤›n› duyan iflçiler, mücadelelerini devam ettireceklerini vurgulay›p “Direne direne kazanaca¤›z”, “Seydiflehir CE-KA’ya mezar olacak” vb. sloganlar›n› att›ktan sonra da¤›ld›. Seydiflehirliler hakl› direniflini sürdürecek! Yaflanan olaylardan sonra bas›na bir aç›klama yapan Çelik-‹fl Seydiflehir fiube Baflkan› Muharrem O¤uz “‹haleyi alan CE-KA firmas› yetkilileri bu akflam Konya’ya gelerek ilçe halk›n› tahrik etmifltir. Bu a¤›r tahrik sonucunda istenmeyen olaylar yaflanm›flt›r. fiimdilik

Özellefltirme sald›r›s› karfl›s›nda ‹fiÇ‹LER‹N CEVABI:

Devletin iflçi ve emekçilere yönelik sald›r›lar› gün geçtikçe artarken, bunlara karfl› çeflitli direnifller de örgütlenmektedir. SEKA’da, Seydiflehir’de, Tekel’de, ve son olarak da limanlarda özellefltirme sald›r›s›na karfl› direnifl ülke gündemine oturmufl durumda. Sald›r›lara karfl› iflçiler “ölmek var dönmek yok” diyerek kararl›l›klar›n› gösteriyorlar. Mersin Liman›’nda da özellefltirme sald›r›lar›n›n yafland›¤› flu günlerde liman iflçileri bir direnifl süreci bafllatt›. 3 haftad›r devam eden direnifl bu süreçte iflçiler taraf›ndan “pasif direnifl” olarak adland›r›l›yor. Ve ‹skenderun Liman›’ndaki iflçilerle merkezi bir flekilde bir direnifl örülmeye çal›fl›l›yor. Mersin Li-

man›’nda 13 Temmuz 2005 tarihinde bafllayan direnifl Liman A kap›s›nda iflçilerin ifl yeri terk etmeme eylemi ile devam ediyor. ‹lerleyen süreçlerde efl ve çocuklar› ile liman içerisinde direnifle geçeceklerini belirten iflçiler, ayn› zamanda yarg› sürecinin bafllamas› ile direnifli boyutland›rarak gelifltirmeyi düflünüyorlar. ‹flçi köylü gazetesi olarak Mersin liman›nda iflçilerle röportaj yapt›k. ‹K: Kendinizi tan›t›r m›s›n›z? Mehmet Recep Özbey: Liman-‹fl sendikas› Mersin flube baflkan›y›m. - Direnifl karar›n› ve nas›l baflland›¤›n› anlat›r m›s›n›z? M. R. Özbey: 6 Ocak 2005 tarihinde Özellefltirme Üst Kurulu tebli¤i resmi gazetede yay›nland› ve TCDDY ait limanlar için 2005 y›l› özellefltirme y›l› ilan edildi. Bu da bizlere 2005 y›l›n›n liman iflçileri ve Liman-‹fl aç›s›ndan da bir karfl› durufl y›l› olaca¤›n› gösterdi. 17 Ocak’ta Liman-‹fl Genel Merkezi Ankara’da idari mahkemede özellefltirme karar›n›n durdurulmas› istemi ile dava açt›. 9 Haziran’da Mersin Liman›’n›n ihaleye ç›kar›lmas›na karfl›l›k Mersin

D‹REN‹fi flubesi olarak bizler, Mersin ‹dare Mahkemesi’nde ihalenin iptali istemi ile bir dava açt›k. 9 gündür ifl yerinde k›smen pasif diyebilece¤imiz eyleme bafllad›k. fiimdilik bofl olan arkadafllar›m›z burada. Çal›flmas› gereken arkadafllar›m›z görev yerlerinde. fiu andaki direniflimiz pasif olarak nitelenebilir. Ancak Özellefltirme ‹daresi bu hukuksuzlu¤a devam etti¤i takdirde 51 gün boyunca SEKA’da, günlerdir Seydiflehir’de devam eden efl ve çocuklarla ifl yerini tek etmeme eylemi Mersin Liman›’nda da bafllat›lacakt›r. Ancak bu sadece Mersin liman› s›n›rlar›yla söz konusu olmayacakt›r. Mersin Liman›’n›n özellefltirilmesi ülke aç›s›ndan hem ekonomik hem güvenlik ve bölgesel aç›dan önemli. Mersin Liman iflçileri bu direnifli yaln›zca kendi ç›kar ve menfaatlerine ya da kendi sahip olduklar› imkanlara sahip ç›kmas› için yapm›yorlar. Böyle de¤erlendirilirse bu çok basit ve s›¤ bir de¤erlendirme olur. Mersin Liman›’nda çal›flan iflçi ve memurlar ayda ortalama 1.5 trilyon paray› Mersin ekonomisine pompal›yor. Dola-

durum sakin ama CE-KA flunu bilmeli; Seydiflehir halk› ile bar›fl›k bir flekilde art›k buray› çal›flt›ramazlar” dedi. O¤uz konuflmas›n›n devam›nda “Polis her zaman yapt›¤›n› yine tekrarl›yor. Karfl›s›nda Seydiflehir halk›n› gördü¤ünde cop ve biber gaz› kullan›yor. Bunlar bizi üzüyor. Özellefltirmeden vazgeçilene kadar Seydiflehirliler ve iflçiler hakl› direniflini sürdürecektir” dedi. Seydiflehir jandarma ve polis taraf›ndan ablukaya al›nd› Eylemin ard›ndan 1 A¤ustos Pazartesi günü fabrikay› terk etmeme eylemine bafllanaca¤› duyuruldu. Eylem karar› üzerine polis ve jandarma Seydiflehir’i ablukaya ald›. Sendika böyle bir karar almas›na ra¤men eylemden bir gün önce Ankara’ya gitti. ‹flçilere bir aç›klama yap›lmad›¤› için iflçiler bekleyifllerini sürdürüyorlar. Bu arada CE-KA yetkilileri ad›na iflçilere da¤›t›lan bildiriyle direnifl k›r›lmaya çal›fl›lsa da iflçiler bildiriyi dikkate alm›yorlar. (Kartal)

Limanda bekleyifl bafllad› Mersin Liman›’nda direnifl çad›r› kuran liman iflçileri, Özellefltirme Üst Kurulu’nun yapaca¤› aç›klamay› bekliyor. Aç›klama ile iflyeri iflgaline bafllayacak olan liman iflçisi, Mersin’de çeflitli afifller ve bildiri da¤›t›m› ile esnaf› ve Mersin halk›n› duyarl› olmaya kendilerine destek olmaya ça¤›r›yor. Mersin’in çeflitli yerlerine yo¤un bir flekilde bildiri ve afiflleme yapan liman iflçileri özellefltirme sald›r›s›na karfl› da Mersin halk›n› direnifle destek olmaya ça¤›r›yor. Özellefltirme karfl›s›nda iflçiler eflini çocuklar›n› limana getirerek liman› iflgal edeceklerini ve üretimden gelen gücü kullanacaklar›n› aç›klad›. (Mersin)

y›s›yla bu liman Mersin ekonomisini ayakta tutan bir ifl yeridir. Bir de ulusal güvenlik aç›s›ndan Ortado¤u’ya bir flekilde girme amac›n› Irak’› arzu etti¤i gibi idare edemeyen baflta ABD olmak üzere uluslararas› güçlerin Irak sonras› Suriye’ye, ‹ran’a yönelmesi dolay›s›yla Mersin ve ‹skenderun Liman›’n›n bu amaçla kullan›lmas› yönlü bir beklentidir. Mersin Liman›’n›n özellefltirilmesi sadece buran›n ekonomik de¤erlerini kim ya da kimler taraf›ndan kullan›laca¤› sadece para ile s›n›rl› de¤ildir. - Bu süreçte daha farkl› ne gibi eylemler yapmay› düflünüyorsunuz? M. R. Özbey: 19 ve 29 A¤ustos tarihleri ars›nda ihaleye ç›kar›lacak olan ‹skenderun Liman›’nda da bir hareketlilik yakalanacakt›r. Gerek flubeler aras› diyalog gerekse merkezin önderli¤inde her iki flubemizde efl zamanl› olarak gerekti¤inde üretimden gelen güç de dahil olmak üzere sonuna kadar Liman-‹fl sendikas› örgütlü gücü kullanacakt›r.


12-25 Ağustos 2005

20

28

Liberalizm ve ideolojik mücadele iyasal tart›flmalarla militanlar›n kafas›nda olan sorular, soru olmaktan ç›kar›lmad›kça, t›kan›kl›klar›n afl›lmas› için ortaya perspektifler konulmad›kça bir baflar›dan, sürecin sorunlar›na yan›t olacak militan›n-militanlar›n a盤a ç›kar›lmas›ndan söz edemeyiz. Sonuçlardan hareketle de olsa bu gerçe¤i pratik olarak tüm faaliyetçiler görüyor. Tüm mesele bu gerçe¤e yol açan nedenleri ortadan kald›rmakta dü¤ümleniyor.

S

‹deolojik mücadele ve liberalizme dair yaz›lara gazete sayfalar›nda s›kl›kla yer vermemize ra¤men, sosyal pratikte bunun gereklerini yerine getirdi¤imizi söyleyemeyiz. Bunun için birçok neden say›labilir. Ama bizce nedenler aras›nda öncelikli olan, sürece hakim olma ve sorunlar› kavrama düzeyimizdeki geriliktir. Bu durum asl›nda s›n›f mücadelesi içindeki düzeyimizle de ilintilidir. Elbette ki gerilikleri aflmak, do¤ru ile yanl›fl aras›ndaki ayr›m› netlefltirmek için de ideolojik cephedeki görevlerimizi yerine getirmek zorunday›z. ‹deolojik mücadelenin geri veya yüzeysel oldu¤u bir ortamda, do¤ru ile yanl›fl› ayr›flt›rmak, güçlerimizi, kitleleri do¤rular etraf›nda birlefltirerek harekete geçirmek mümkün de¤ildir. Tabi ki biz, burada s›n›f savafl›m›n›n pratik görevlerini yerine getirmekten kopuk bir ideolojik mücadeleden söz etmiyoruz. Böylesi bir ideolojik mücadelenin etki gücü zay›f olur. Söylemler, pratikte maddi bir güce dönüflmedi¤i için kitleleri ikna etmekte zay›f kal›r. ‹leri güçler üzerinde de ayr›flmaya neden olacak bir etki yaratmaz. Dolay›s›yla pratikten kopuk, t›kan›kl›klar› aflmada bir rol oynamayan tart›flmalaryaz›l› polemikler ideolojik mücadele ad›na oynamas› gereken rolü oynamaz. S›n›f mücadelesini gelifltirmeye, derinlefltirmeye hizmet etmeyen her türlü tart›flmadan uzak durmak gerekir. S›n›f mücadelesinin geri düzeyde oldu¤u, devrimci heyecan ve coflkuda k›r›lmalar›n yafland›¤› dönemlerde, ideolojik mücadele cephesinde liberal ve sekter yaklafl›mlar›n daha bir uç verdi¤i kesindir. Sekterizm t›kan›kl›klar› aflmadaki zorluklar›n bir sonucu olarak ortaya ç›karken, liberalizm ko-

flullar teorisinin arkas›na s›¤›narak idare etme felsefesine uygun olarak hareket eder. ‹daresizlik elefltirel bir yaklafl›mla ancak gündemleflir, ki bu da ço¤u zaman sol bir tarzda tezahür eder. Ve yine liberalizmin temelinde küçük burjuva bencilli¤i yatar. Temel fliar ise; “Dokunursan bana dokunurum sana”d›r. E¤er yanl›fllar›na dokunmazsan, yanl›fllarla bar›fl›k ve kardeflçe bir yaflam sürüp gider. ‹deolojik olarak küçük burjuva bencilli¤inden g›das›n› alan bu düflünüfl tarz›n›n pratik olarak siyasal ve örgütsel liberalizme dönüflmemesi mümkün de¤ildir. Bu da siyasal anlamda belirsizli¤e, ilkesizli¤e, örgütsel olarak adamc›l›¤a, laçkal›¤a kadar götürür. Sorunu; teorik, ideolojik boyutuyla, pratik çal›flmalardaki yans›malar›yla ortaya koymak için Mao yoldafla baflvuraca¤›z: “Biz, aktif ideolojik mücadeleden yanay›z; çünkü bu mücadele, parti ve devrimci örgütler içinde savafl›m›z›n yarar›na olan birli¤i sa¤layan silaht›r. Her komünist ve her devrimci bu silaha sar›lmal›d›r. Buna karfl›l›k liberalizm, ideolojik mücadeleyi reddeder ve ilkesiz bar›fltan yanad›r; bu yüzden yoz ve baya¤› bir tutuma yol açar, parti ve devrimci örgütler içindeki baz› birimlerde ve bireylerde soysuzlaflmay› do¤urur.” Mao yoldafl›n da aç›kça ifade etti¤i gibi, parti birli¤ini sa¤lamlaflt›rmak, devrimci parti ve örgütler aras›ndaki ayr›mlar› net olarak belirleyip ortak paydalar üzerinde yürümek için ideolojik mücadele flartt›r. Di¤er bir ifadeyle kavgas›z-çat›flmas›z bir yoldafll›k, devrimci bir dostluk yerine do¤ru bir zeminde ve seviyeli bir kavgay› tercih etmeliyiz. Birinci yol, ideolojik ge-

liflmemize, derinleflmemize, “zararl› otlar›n” ayr›flmas›na hizmet etmez. Tam tersine çürütür, soysuzlaflt›r›r. ‹lkeli bir zemin üzerinde yürütülecek bir kavgay› de¤il, “ilkesiz bar›fl›” tercih edenler, devrimci ve savaflç› bir partinin neferleri, partiyi her türlü antiMLM anlay›fllara karfl› korumaya yeminli militanlar olmazlar. Siyasal tart›flmalar›n ve ideolojik mücadelenin olmad›¤› yerde siyasal geliflmenin ve canl›l›¤›n olmayaca¤›n› her militan pratik olarak görüyor-yafl›yor. Daha da somutlarsak, gündemlerinde siyasal güncel sorunlar› olmayan, di¤er devrimci parti ve örgüt militanlar›yla koflullar›n uygun oldu¤u yerlerde bir tart›flma ortam› yaratmayan komite üyeleri-militanlar nas›l geliflebilir? Tart›flman›n olmad›¤› bir ortamda sa¤l›kl› bir araflt›rma ve incelemeden söz edilebilir mi? Tüm bu sorulara olumlu yan›t vermek mümkün de¤ildir. Durum böyle olunca, sekterizm, liberalizm ve dogmatizm için zemin daha da müsait hale gelir. Enerjinin esas› tali sorunlar üzerinde tüketilir ve tali sorunlar üzerinde yürütülen tüm bu tart›flmalar da ortaya çözüm de¤il, çözümsüzlük ç›kar›r. Çözümsüz tart›flmalar, militanlara coflku ve heyecan kazand›rmaz. Coflku ve heyecan›n olmad›¤›, fikir zenginli¤inin yarat›lmad›¤› toplant›lar›n çekicili¤i olmaz. Bir anlamda toplant› yapmak için toplant› yap›lm›fl olur. Bu demektir ki, ifllevli ve çözüm gücü olabilecek toplant›lar›n yolu siyasal tart›flmalar›n zenginli¤inden geçer. Siyasal tart›flmalarla militanlar›n kafas›nda olan sorular, soru olmaktan ç›kar›lmad›kça, t›kan›kl›klar›n afl›lmas› için ortaya perspektifler konulmad›kça bir baflar›dan, sürecin sorunlar›na yan›t olacak militan›n-militanlar›n a盤a ç›kar›lmas›ndan söz edemeyiz. Sonuçlardan hareketle de olsa bu gerçe¤i pratik olarak tüm faaliyetçiler görüyor. Tüm mesele bu gerçe¤e yol açan nedenleri ortadan kald›rmakta dü¤ümleniyor. Bunun da yolu kendimizi ve iflimizi ciddiye alarak s›n›f savafl›m›n›n her cephesinde devrimin ve partinin militan›na yarafl›r bir pratik içine girmemizden geçiyor. Özellikle de içten ve d›fltan pratik mücadeleyle

iç içe olan bir ideolojik hesaplaflman›n zorunlulu¤u kendini her bak›mdan dayatmaktad›r. Liberalizmin pratik yans›malar›n› ve mücadeleye verdi¤i zararlar› Mao yoldafltan aktarmaya devam edelim: “Bir kimse aç›kça hata iflledi¤inde, bar›fl ve dostluk u¤runa ifli oluruna b›rakmak, eski bir tan›d›k, bir hemfleri, okul arkadafl›, yak›n bir dost, sevilen biri, eski bir meslektafl ya da alt kademeden eski bir arkadaflt›r diye ilkelere ba¤l› tart›flmadan kaç›nmak ya da aray› bozmamak için konuya derinli¤ine girmeyip flöyle bir dokunup geçmek, bunun sonucunda hem örgüt, hem de o kifli zarar görür. Bu, liberalizmin birinci biçimidir. Düflüncelerini örgüte aktif olarak iletmek yerine, özel çevrelerde sorumsuz elefltirilere giriflmek, kiflilerin yüzlerine karfl› hiçbir fley söylemeyip arkalar›ndan konuflmak ya da toplant›da bir fley söylemeyip sonradan dedikodu yapmak kolektif hayat›n ilkelerine kulak asmay›p kendi bildi¤ini okumak. Bu liberalizmin ikinci biçimidir.” (Cilt II) Hatalara karfl› tavizsiz, ilkeler üzerine tart›flma yürütme yerine kaçak güreflmeyi tercih etmek ya da hatalara karfl› elefltirel tutumu ilkelere göre belirleme yerine, hata yapan bireyle olan iliflki düzeyine göre belirlemek liberalizmin en berbat halidir. Yine aç›k elefltiri yöntemini tercih etme, elefltirileri direkt muhatab›na iletme yerine, yak›n bildi¤i “arkadafl›yla” dedikodu temelinde paylaflma yolunu seçme hem elefltiri-özelefltiri ruhuna ayk›r›d›r; hem de içinden geldi¤imiz burjuva-feodal toplumun al›flkanl›klar›ndan-iliflki tarz›ndan ne kadar kurtuldu¤umuzun da göstergesidir. Aç›k olan flu ki, Mao yoldafl›n, alt›n› çizdi¤i liberalizm hastal›¤›ndan kurtulmak bir niyet sorunu de¤ildir. Tamamen ideolojik bir sorundur. Parti iflleyiflini, parti hukukunu kavrama sorunudur. Yine elefltiride ilkeli tutumun neresinde oldu¤umuz sorusunun yan›t›; s›n›f mücadelesi içindeki düzeyimizden ba¤›ms›z de¤ildir. Di¤er bir anlat›mla, kadro ve militanlar›m›z›n s›n›f savafl›m› karfl›s›ndaki durufllar›, bu sorunu ele al›fllar›yla direkt ilintilidir.


21

28 Bu sorunun bugün yak›c› bir tarzda hissedilmesi de tesadüf sonucu de¤il, varolan nesnel tablonun do¤al bir sonucudur. O halde yapmam›z gereken ilk ifl bu hastal›klar›n alt edilmesi görevini pratikle birlikte ele almakt›r. Pratik, hepimizin durufluna ayna tutar. Güzel ve çirkin yanlar›m›z› a盤a ç›kar›r. Bu da bize çirkin yanlar›m›za do¤ru bir tarzda vurma f›rsat› yarat›r. E¤er yoldafllar›m›z ve mücadele karfl›s›nda samimi bir noktada duruyorsak, hatalara karfl› liberal bir tutum içine girmememiz gerekir. Yoldafllar›m›z›n hatalar›n› gizleyerek ya da yüzeysel elefltirilerle geçifltirmeye kalkarak onlara iyilik de¤il, kötülük yapm›fl oluruz. Yani s›n›f savafl›m›na, parti çal›flmalar›na objektif olarak zarar vermifl oluruz. ‹lkeler yerine, bireyi tercih etmifl oluruz. Oysa partiye kat›l›p örgütlü yaflam› tercih etmek, herfleyi Demokratik Halk Devrimini gerçeklefltirmenin arac› olan partinin ç›karlar› temelinde ele alma iradesini ortaya koymak demektir. Yapt›¤›m›z her hata, üzerimizde varolan her burjuva hastal›k, tafl›d›¤›m›z iddiaya zarar verir, zaafa u¤ra-

t›r. O halde emeklerimize, de¤erlerimize sahip ç›kmak için, ilkeli yaklafl›m-ilkeli durufl sergilemek bir gereklilikten çok zorunluluktur. Liberalizme düflmeme ya da elefltiri ad› alt›nda, sekter ve y›k›c› bir tutum izlemek, sa¤ bir yaklafl›ma karfl› sol bir yaklafl›mla birlefltirici ve de¤ifltirici de¤il, da¤›t›c› bir yol izlemekten baflka bir anlam ifade etmez. Birlefltirici, ilerletici olmayan hiçbir yaklafl›m bizim tercihimiz olmamal›d›r. Yanl›fllara karfl› mücadelede sorunu kiflisellefltirmek, teflhir etme arac›na dönüfltürmek, ideolojik mücadele olarak de¤erlendirilemez. Do¤ru düflüncelerimizi do¤ru bir yöntem ve üslupla dile getirmek zorunday›z. Yöntemde, üslupta kurals›zl›k bizim tarz›m›z olmamal›d›r. Elefltirilerin etki gücü, do¤rulu¤unda,

PUSULA ELEfiT‹R‹ ÖZELEfiT‹R‹ ÜZER‹NE S›n›f mücadelesinin ileri bir unsuru olabilmek, elefltirel ve özelefltirel yaklafl›m› do¤ru tarzda, di¤er bir deyiflle Maoist düzeyde kavramakla do¤rudan alakal›d›r. Mücadele içerisinde yer alan her birey somuta ve soyuta veya pratik ve teorik yaklafl›mlara elefltirel bilinçle yaklaflmak zorundad›r. Unutmayal›m ki egemenler, kitlelerin bilincini dumura u¤ratmak için k›l› k›rk yaran spekülasyonlarla toplumsal düzeyde bir yan›lsaman›n oluflmas›na do¤rudan etki ediyor. Somut geliflmeleri niyetlerden ba¤›ms›z ele alman›n koflulu, bilimsel bir düflünüflle mümkündür. Bilimsel bir düflünüfl içsel ba¤lant›lar›yla birlikte olgular aras›ndaki diyalektik ba¤› a盤a ç›karabilmek ve bunu kitlelere kavratacak bir yaklafl›mla ele almakt›r. Elefltirel düflünüfl, elefltirel bir yaklafl›m›n içsellefltirilip bilince tafl›nmas›, soyut ve somut olgulara yaklafl›mda Maoist felsefi düflünüfl tarz›na sahip olmakla mümkündür. Yeter ki bugün ve gelecekte en güçlü silah›m›z olan Maoist ideolojinin sahiplenicisi ve sürdürücüleri olmam›z›n bize sa¤lad›¤› avantajlar› devrim yolunda do¤ru bir flekilde kullan›l›m. Proletarya Partisi’nin her militan› bulundu¤u alan›n güçlü bir alan haline dönüflebilmesi için elefltiri silah›n› do¤ru bir tarzda kullanmakla sorumludur. Maoistler, elefltiri silah›n› yoldafllar›m›z›n MLM bir hatta geliflebilme-

leri, bolflevik bir partinin inflaas›n›n yükseltilmesiyle bire bir alakal› oldu¤u bilincinden hareketle ele almal›d›r. Bunu yoldafllar aras› sevgi, sayg› iliflkisinden ayr› ele almay›z. Yoldafllar›m›z›n bolflevik birer militan haline dönüflmeleri için eksik gördü¤ümüz yanlar› ve mümkünse bireyde somutlaflan eksik yanlar›, zaaflar› toplumsal etkileriyle dile getirip olanla olmas› gereken aras›ndaki netli¤i ifade ederek yoldafllar›m›z› ikna etme yönünü tercih etmeliyiz. Elefltiriyi bir e¤itim arac› olarak ele almal›y›z. Elefltiriyi, karfl›m›zdakini “mat etme” olarak ele ald›¤›m›zda, bunun proletarya ve emekçi y›¤›nlar›n davas›na zarar veren bir sonucun do¤mas›na hizmet etti¤inin bilinciyle hareket etmek zorunday›z. Ki zaman zaman bu tarz ele al›fllarla karfl›laflt›¤›m›z, karfl›laflaca¤›m›z bir gerçekliktir. Burada tavr›m›z gerçe¤i kabullenmek de¤il, gerçe¤i de¤ifltirip-dönüfltürme çabas› olmal›d›r. Öz-elefltirel yaklafl›m bireyin kendisini her olumsuz somutta yenileyerek bir ad›m ileriye tafl›ma hamlesidir diyebiliriz. Bireyin kendini sorgulamas› bilinç ve cesaretin birbirini tamamlad›¤›, birinin di¤erini koflullad›¤› aland›r. Öz-elefltiri bireyin kendini olmas› gerekenle (devrimci militan kiflilikle) oldu¤u hali k›yaslamas›, olmas› gerekenlerin hangi kriterler üzerinde somutlanaca¤› ve olan›n tarihsel-

12-25 Ağustos 2005

do¤ru yöntemle dile getirilmesinde yatar. Aksi yöntemler elefltirilerin etki gücünü zay›flat›r. Birli¤i, devrimci dayan›flmay› zay›flatan, parti otoritesini ve disiplinini bozan her türlü liberal tutumla hesaplaflmal›y›z. Liberalizm partinin hareket birli¤ini-yönünü zay›flatmakla kalmaz; ayn› zamanda parti ile kitleler aras›ndaki ba¤› da laçkalaflt›r›r-zay›flat›r. K›sacas› liberalizm gücünü bur-

juva çöplü¤ünden al›r. Ve tek panzehiri de Marksizm-Leninizm-Maoizm’dir. Her türlü çevreci, ilkesiz arkadafll›¤›, grup mant›¤›n› ortadan kald›rmak için, ideolojik olarak devrimin ateflli militanlar› olmak olmazsa olmazd›r. Hiç flüphesiz; sorun teorik olarak liberalizmi tan›mlamakla ya da “liberalizme düflmeyelim” demekle bitmiyor. Di¤er tüm sorunlarda oldu¤u gibi; bu sorunun afl›lmas›, yani parti yaflam›n› zehirlemesini önlemek için, do¤ru bir pratikle birlikte ideolojik mücadele yürütmek flartt›r. Mücadelesiz de¤iflim, mücadelesiz ar›nma olmaz. Yeniden Mao yoldafla baflvurarak son noktay› koymakta yarar görüyoruz: “Bütün sad›k, dürüst, aktif ve aç›k yürekli komünistler, aram›zdaki baz› kimselerde ortaya ç›kan liberal e¤ilimlere karfl› koymak için birleflmeli ve onlar› do¤ru yola getirmelidir. Bu, ideolojik cephemizdeki görevlerden biridir”.

toplumsall›kla olan iliflkisini a盤a ç›karma ve üzerine gitme eylemidir. Her birimiz tarihsel olarak biçimlenen toplumun bir parças›yken kiflili¤imiz üzerindeki dolayl› etkisinin yan›s›ra içerisinde yetiflti¤imiz aile, sosyal çevrenin do¤rudan etkisi alt›nda flekillenir, yaflam ve düflünüfl tarz›m›zla bunu yans›t›r›z. Bireylerde yaflad›¤› çevrenin etkisini iyi gözlemledi¤imizde, farkl›l›klar›n nedenini çözebiliriz. Köy, kasaba ve kent kültürüyle yetiflmifl, aralar›ndaki nicel ve nitel farkl›l›klar› ay›rt edebiliriz. Köyle kasaba aras›nda nicel farklar gözlemlenirken kentle, aralar›nda nitel bir kültür farkl›l›¤›n›n oldu¤unu görebiliriz. Ki bunlar ayn› katagoride bile nüanslara aç›kt›r. Tarihi, dinsel, co¤rafi ve üretim iliflkilerinin farkl›l›¤› kültürel (kiflilik düzeyinde) farkl›l›klarda etkendir. ‹çinden “koparak” geldi¤imiz toplumun üzerimizde bar›nd›rd›¤›m›z geri-olumsuz yanlar›n› atabilme çabas› Proletarya Partisi’nin, yeni bir toplumsal-siyasal yap› gerçeklefltirme mücadelesinde devrim yolunun tafllar›n› döflerken, bir yandan da bu tafllar› uygunca yerlefltirebilecek mahir ustalar da yaratma çabas› içinde olacakt›r. ‹flte yeni bir kültür, yeni bir kiflilik, kolektif mücadelenin parças› oldu¤umuzda karfl›laflaca¤›m›z yeni aflama budur. Proletarya Partisi militanlar›n› do¤ru bir önderlikle MLM kriterlerle yetifltirme sorumlulu¤uyla karfl› karfl›yad›r. Karfl›l›kl› iliflki militan kiflili¤in geliflmesinde do¤rudan etkilidir. Parti kifliyi, kifli partiyi tan›d›¤› oranda do¤ru-gelifltiren ad›mlar atabilir. Buradan

hareketle geliflmenin dinami¤inin örgütlü yaflam oldu¤u sonucuna var›r›z. Maoist ideolojiyle donanmak örgütlü yaflam› zorunlu k›lar. Birey kendini ve partiyi kavrad›¤› oranda geliflme gösterir. ‹flte öz-elefltirel yaklafl›m›n zemini bu iliflki üzerinde somutlafl›r. Devrimci militan kiflilik teorinin yol göstericili¤inde pratikte karfl›laflt›¤› sorunlar› çözmede ve her çözümlemede ad›m ad›m politik kiflilik haline dönüflür. Bu dönüflüm kiflinin kendini sorgulamas›nda bilimsel yaklafl›m›n düzeyini art›r›r. Buna paralel olarak örgütsel yaflam›nda öz-elefltirel yaklafl›m›n çevresini gelifltirici bir rol oynayaca¤› bilincinden hareket eder. Özelefltiriyi günah ç›karma, özür dileme gibi indirgemeci soyut yaklafl›mlardan kurtararak gerçek, bilimsel politik bir zemine oturtur. Öz-elefltiri samimiyetin vücut bulmas› halinde gerçekleflmifl olur. Öz-elefltirel yaklafl›mlara iliflkin tavr›m›z da bilimsel olmal›d›r. Her özelefltiri verende ani de¤ifliklikler beklemek toplumsall›ktan kaç›p doktriner bir tavra hapsolmay› getirir. Bireyin flekillenmesinde genel anlamda kültürel farkl›l›¤›n nedenlerini yukar›da belirti¤imiz düzeyde ele al›rsak, tarihsel olarak gelifleni yine tarihsele uzanan bir zaman aral›¤›nda alt edebilece¤imiz gerçekli¤ini görürüz. Öz-elefltirel yaklaflan yoldafllar›m›za, elefltirdi¤imiz konularda sorgulamaktan ya da önceki tav›rlar›m›zda ›srar etmekten kaç›nmal›y›z. Onun kendini düzeltmesinde yard›mc› olmak zorunday›z. Zorunday›z çünkü; yoldafl sorumlulu¤u-samimiyeti bunu gerektirir.


22

12-25 Ağustos 2005

28

“Do¤ru yada yanl›fl Felluce’nin bir anlam› var!”

EDWARD WONG (15 Temmuz 2005) Geçen k›fl yaflanan kuflatman›n ard›ndan bir polis devletine dönüflen ülkede Felluce’nin flu anda bütün Irak’taki en güvenli flehirlerden bir tanesi olmas› gerekir. Binlerce Amerikal› ve Irakl› asker burada y›k›lm›fl binalarda yafl›yor ve devriyelerin gezdi¤i sokaklar kablolarla dolu. fiehre giren herhangi bir Irakl›, kimlik kart› göstermek ve alt› kontrol noktas›ndan birinden geçmek zorunda. Saat 22:00’den itibaren soka¤a ç›kma yasa¤› var. Fakat bütün Irak’ta ve Arap dünyas›nda Amerikan karfl›tl›¤›n› art›ran ve 1.500 Irakl›n›n hayat›na mal olan iflgalden sekiz ay sonra, bu y›k›nt›lardan yine de direnifl yükseliyor. Felluce’nin iç k›s›mlar›nda, Ba¤dat’›n 35 mil bat›s›nda, 2004 y›l›n›n Mart ay›nda dört Amerikan müteahhidinin pusuya düflürülerek öldürüldü¤ü, iki tanesinin bedenlerinin köprüye as›ld›¤› ve eski gerilla birliklerinin mevzilendi¤i yerde flimdi direniflçiler arabalar için intihar bombalar› haz›rl›yorlar. Geçti¤imiz haftalarda bunlardan en az dört tanesi patlad›, bir tanesi, dördü kad›n olmak üzere sekiz Amerikan askerinin ölümüne neden oldu. Befl polis karakolundan iki tanesi bombaland›. Yeni oluflturulmufl olan ve 21 sandalyeden oluflan bele-

diye meclisinin üç üyesi aniden görevi b›rakt› ve bir di¤er üye toplant›lara kat›lmamaya bafllad›. Bunun nedeni büyük olas›l›kla tehdit edilmifl olmalar›. Geçen Kas›m ay›nda sokaklar› direniflçilerden temizleme taraftar› olan Felluceliler bile iflgalden rahats›z olmaya bafllad›lar. 40 yafl›ndaki otomobil tamirhanesi sahibi Abdul Jabbar Kadhim al-Alwani, yayg›n düflünceyi aç›klayarak, “Baz›lar› flehrin sakin olmas›n› ve silahl› bütün adamlardan ve askerlerden temizlenmesini istiyordu” dedi. “Fakat Felluce’de yaflayanlar›n Amerikal› ve Irakl› askerler taraf›ndan maruz b›rak›ld›klar› bu haks›zl›k ve adaletsizlikten sonra, flehirde yaflayanlar flimdi sadece küçük düflürülmemek için direnifli tercih ediyorlar.” Sürekli kuflatma alt›nda tutuldu¤u için Felluce bugün Kas›m ay›nda oldu¤undan daha güvenli bir yer ve hemen yan›ndaki Anbar ilinin baflkenti ve Sünni Arap direniflinin merkezi olan Ramadi’den daha tehlikesiz. Ocak ay›nda yap›lan seçimlerde Anbar’da, oy kullanma hakk›na sahip olanlar›n sadece yüzde 2’si sand›k bafl›na giderken, göreceli olarak daha güvenli olan Felluce’de oy verebilenlerin yüzde 3’ü oy kulland›. O zaman flehrin nüfusu 30.000’di. Fakat Amerikan görevlileri, flehrin yeniden infla etmekle, eskiden oldu¤u gibi bir savafl alan›na çevirmek aras›nda dengelenen bir dönüm noktas›na yaklaflt›¤›n› kabul ediyorlar. Önde gelen fleyhler, flehirde yaflayanlar› Aral›k ay›nda yap›lacak ve direniflçi Sünni Araplar›n politik sürece kat›lmalar›

yönündeki en olumlu iflaret olan seçimlerde oy kullanmalar› için uyar›yorlar. Fakat Irak kökenli direniflin burada büyük bir deste¤e sahip oldu¤u kesin. Hükümet protokolü nedeniyle ad›n› aç›klamayan Amerikal› bir diplomat, “fiu an Felluce için çok önemli bir an” dedi. “Çat›flmalar›n ve direniflçilerin yeniden ortaya ç›kmaya bafllad›¤›n› görüyoruz. fiehre geri dönen insanlar›n say›s› artt›kça, s›zmalar›n olma olas›l›¤› art›yor.” Amerikal› askeri komutanlar, direnifl için kritik olan amac›n Felluce’nin kontrolünü yeniden Amerikal› ve Irakl› güçlerden geri almak oldu¤unu söylüyorlar. Geçen senenin büyük bir bölümünde 300.000 nüfusa sahip olan ve Ba¤dat’ta arabalar için haz›rlanan intihar bombalar›n›n ve yabanc›lar›n kafalar›n›n kesildi¤i video görüntülerinin kayna¤› oldu¤undan flüphelenilen Felluce, gerillalar için en büyük cennetti. Felluce, sadece Irak halk› için de¤il, bütün Ortado¤u’daki birçok Arap için direniflin temsilcisi haline gelmiflti. fiimdi, flehir isyanc› Sünnilerin Ba¤dat’ta en büyük güce sahip olan fiiiler ve Kürtler taraf›ndan yönetilmeyi kabul edip etmeyecekleri konusunda en önemli test yeri haline gelmifl durumda. Felluce bölgesini kontrol etmekle görevli, Deniz kuvvetlerine ait 4.300 güçlü birlikten oluflan Regimental Combat Team 8’in bafl›nda bulunan Lt. Col. Rip Miles, “inan›n bu onlar için çok de¤erli. Do¤ru ya da yanl›fl, Felluce’nin bir anlam› var” dedi. Amerikal›lar geçen Kas›m ay›nda, Vietnam savafl›ndan bu yana yap›lan en vahfli askeri sald›r›y› gerçeklefltirerek flehrin kontrolünü ele geçirdiler. Bir zamanlar “Camiler flehri” olarak adland›r›lan kentte binlerce asker öldü. Sekiz günlük kuflatma s›ras›nda düzinelerce asker öldü, yüzlercesi yaraland› ve bir zamanlar “Camiler fiehri” olarak adland›r›lan Felluce’nin yar›s› y›k›ld›, geri kalan› ise ciddi hasar gördü.

‹srail’de yeni ayr›mc›l›k yasas› 27 Temmuz 2005 tarihinde, ‹srail Parlamentosu (Knesset) bir gün içinde Filistinlilere yönelik ayr›mc›l›¤› yeni bir boyuta tafl›yan iki yasay› kabul etti: Yasak Fiiller /Kusurlu Fiiller (Devletin Sorumlulu¤u) ve Yurttafll›k ve ‹srail Hukukuna Dahil Olma. Her iki yasa da flu anki halleriyle ‹srail’in taraf oldu¤u ve uymak zorunda oldu¤u insan haklar› sözleflmeleri dahil, uluslararas› hukuka karfl› yükümlülüklerini ihlal etmektedir. Yeni Devletin Sorumlulu¤u Yasas›’na göre, Bat› fieria ve Gazze fieridi’nde ‹srail askeri iflgali alt›nda yaflamakta olan yaklafl›k 3.5 milyon Filistinli “çat›flma bölgesinde yaflayanlar” olarak kabul ediliyor. Böylece, ‹srail güçlerinin yapt›¤› öldürme, yaralama ya da mülke

zarar gibi vakalar için tazminat talebinde bulunma haklar›ndan mahrum kal›yorlar. Geriye dönük olarak Eylül 2000 sonras› için uygulanabilir olan yasa, sadece Filistinlilere uygulanacak. Uluslararas› hukuka ayk›r› olarak iflgal alt›ndaki topraklar’da yaflayan ‹srailliler yasadan muaf tutuluyor. Önceki Kusurlu Fiiller Yasas›’nda daha önce yap›lm›fl de¤ifliklikler Filistinli ma¤durlar›n tazminat talep etme olanaklar›n› önemli ölçüde k›s›tlam›flt›. Bugüne dek iflgal alt›ndaki topraklardaki ‹srail güçlerinin kanun d›fl› fiilleri sonucu yaralanm›fl, mülkleri zarar görmüfl ya da yok edilmifl veya akrabalar› öldürülmüfl onbinlerce Filistinli kendi kusurlar› olmamas›na ra¤men, hiçbir tazminat alamad›. Asl›nda, birçok olay

‹srail yetkilileri taraf›ndan soruflturulmad› bile ve öldürme ve Filistinlilerin haklar›n›n di¤er ihlallerinden sorumlu ‹srail askerleri adalet önüne ç›kar›lmad›. Bu yasa aç›k bir biçimde Filistinlilere, ‹srail nüfusunun yaklafl›k % 20’sini oluflturan ‹s-

rail’in Filistinli yurttafllar›na ve Filistinli Kudüslülere yönelik ayr›mc›l›k yapmaktad›r, çünkü iflgal alt›ndaki topraklardan Filistinlilerle evlenenlerin neredeyse tamam› bu kiflilerdir. Bu yasa etnisite ve uyruklu¤a dayal› ›rksal ayr›mc›l›¤› resmen kurumsallaflt›rmaktad›r.

YUNAN‹STAN’DA GENEL GREV Yunanistan’da iflçiler yeni yasa düzenlemelerini protesto etmek için 24 saatlik genel greve giderek yaflam› felç etti. ‹flçi Sendikas›, Mecliste görüflülmeye bafllanacak olan ve çal›flanlarla ilgili yasa düzenlemelerini protesto etmek için ülke genelinde iflçi ve memur sendikalar› taraf›ndan protesto edildi. Ülke genelinde toplu tafl›ma araçlar› Yunanistan Demir Yollar›, Tramvay ve Troley otobüsleri baflta olmak üzere, hizmet sektöründe ise bankalar, elektrik, telefon ve posta iflletmeleri 24 saat için ifli b›rak›rken kamu çal›flanlar›nda ise valilikler, belediyeler, vergi ve sigorta daireleri çal›flmayarak greve gittiler. Ülke çap›nda yay›n yapan ulusal ve yerel gazeteler grev nedeniyle bas›m› yap›lmazken, Yunanistan resmi TV kanallar› (EPT) 12 ile 18 saatleri aras›nda yay›nlar›n› durduruyor. Özel kanallar ise 24 saat boyunca haber sunamayacaklar. Öte yandan grev nedeniyle Selanik’te farkl› saat ve yerlerde iki ayr› yürüyüfl düzenlendi. AL‹ DEM‹R’‹ ANMA ETK‹NL‹⁄‹ Avusturya Neunkirchen (Ternitz) AT‹GF’e ba¤l› ‹flçi Gençlik Kültür Merkezi (‹GKM ) onur üyesi Ali Demir’i anma etkinli¤i düzenlendi. Anma toplant›s›, 1 A¤ustos 1986 tarihinde faflist TC kolluk güçleriyle girdikleri çat›flmada kahramanca savaflarak flehit düflen 9 komünist ve Ali Demir flahs›nda, dünyada ve Türkiye’de ba¤›ms›zl›k, demokrasi ve sosyalizm ve yüce komünizm davas›nda flehit düflenler için bir dakikal›k sayg› durufluyla bafllad›. Günün önemi ve anlam› üzerine yap›lan konuflmalarda Ali Demir’in Avusturya’daki çeflitli bölgelerde Viyana, St. Pölten ve Ternitz bölgelerinde aktif olarak yürütmüfl oldu¤u devrimci faaliyetlere de¤inildi. Ali Demir 1986 y›l›nda Proletarya Partisi’nin “Herkes kendisini Türkiye’ye göre flekillendirmeli” ça¤r›s›na uyarak umudun da¤larda, kurtuluflun devrimde oldu¤unu söyleyerek kavgan›n s›cakl›¤›n› yaflamak için gerilla mücadelesine kat›lmaya karar vermifltir. Tarih 1 A¤ustos 1986’y› gösterdi¤inde faflist kolluk güçleriyle TKP/ML T‹KKO gerillalar› aras›nda ç›kan çat›flmada Do¤an Memeçil, ‹smail Kaya, Yusuf Y›ld›r›m, Cahit O¤uz, ‹mam Utan, Süleyman Kaya, Yusuf Tosun, Cumhur ‹çöz ve Ali Demir kavgada ölümsüzleflerek flehit düflmüfllerdir” denildi. Konuflmalar›n ard›ndan son olarak Ali Demir’in yaflam›n›, mücadelesini ve görüntülerini içeren k›sa bir belgesel film gösterilerek anma etkinli¤i sona erdi.


23

28

12-25 Ağustos 2005

“ABD tutsaklar› gemilerde tutuyor!” Birleflmifl Milletler’in iflkenceden sorumlu özel raportörü kendilerine Amerika Birleflik Devletleri aleyhinde ciddi suçlamalar ulaflt›¤›n› aç›klad›. Suçlamalar›n ana konusu Amerika’n›n tutuklular› Hint Okyanusu’nda oldu¤u inan›lan askeri gemilerinde gözalt›nda tuttu¤u fleklinde. Avusturyal› yetkili Manfred Nowak, bununla birlikte gizli gözalt› kamplar› kurma suçlamas›n›n çok ciddi oldu¤unu vurgulayarak, Birleflmifl Milletler’in tüm Amerikan gözalt› merkezleri ve buralarda tutulan herkesin listesini istedi¤ini bildirdi. 2001 y›l›nda Afganistan’a karfl› askeri operasyonun ilk bafllad›¤› dönemde, yakalanan zanl›lar›n ilk aflamada Hint Okyanusu’ndaki gemilere nakledildi¤i ve buradan Guantanamo’ya sevk edildikleri biliniyordu. Ancak gemilerin yüzer hapishaneler olarak kullan›lmas›, hem gizlice al›konmalar›na hem de ABD yasalar›na tabi olmamalar›na olanak sa¤layabilir. Geçti¤imiz haftalarda Birleflmifl Milletler Amerika’y›, yüzlerce kiflinin tutsak bulundu¤u Guan-

tanamo Üssü’ndeki gözalt› merkezini ziyaretlerini geciktirmekle suçlam›flt›. Washington yönetimi, üç y›l› aflk›n süredir 500’den fazla tutukluyu ABD hukuk sisteminin d›fl›nda kalan üste, yarg›lamaks›z›n al›koyuyor. AFGAN TUTSAKLARA “DÖNÜfi YOLU” ABD, Küba’daki Guantanamo Üssü’nde tutulan Afgan tutsaklar, ülkelerine geri gönderilece¤ini aç›klad›. Bu karar, Amerika Birleflik Devletleri ve Afganistan hükümetlerinin ortak aç›klamas›yla duyuruldu. Aç›klamada, tutsaklar›n sevkinin aflamal› olarak gerçekleflece¤i belirtildi. Ancak bu ifllem için herhangi bir tarih verilmedi. ‹ki ülke aras›nda var›lan “anlaflma” gere¤ince, ABD ülkelerine dönecek tutsaklar›n Afganistan ya da ülkedeki yabanc› güçler için “tehdit” oluflturmamas› için Kabil yönetimine “e¤itim ve altyap›” yard›m› yapacak. Geri dönüfl için bir tarih verilmemesi ve sözde serbest b›rak›lan tutuklular›n ABD’den sonra Afganistan’›n kukla dev-

letinin tutsa¤› olaca¤› bunun bir demokrasi oyunu oldu¤unu göstermekte. Guantanamo Üssü’nde tutulan Afgan tutsaklar›n tam say›s› bilinmiyor. Ancak üsteki en büyük grubu, 180 kadar olduklar› tahmin edilen Afganlar›n oluflturdu¤u görüflü yayg›n. Geçen ay Guantanamo Üssü’nden serbest b›rak›lan iki tutsak, kendilerine yap›lan muameleyi protesto eden çok say›da tutuklunun açl›k grevi yapt›¤›n› söylemiflti. MISIR’DA TUTUKLULAR AÇLIK GREV‹NDE M›s›r’›n baflkenti Kahire’deki bir hapishanede 140 tutuklunun açl›k grevi bafllatt›¤› bildirildi. “Kanat›r Hayriye” adl› hapishanede bafllat›lan açl›k grevine, bu hapishanede bulunan 16 Türk’ten 14’ünün kat›ld›¤› ö¤renildi. Bir Türk tutukludan al›nan bilgiye göre, 2 Türk vatandafl›, sa¤l›k durumlar› el vermedi¤i için greve kat›lm›yor. Aralar›nda birçok ülkenin vatandafl›n›n bulundu¤u tutuklular›n, bu eylemi, hapishane koflullar›n› protesto etmek amac›yla bafllatt›klar› belirtildi.

Evrensel Bak›fl IRA’DAN “BENZERS‹Z” B‹R ADIM: S‹LAHLARA VEDA Gerçeklefltirilen her fiilin, ileri yada geri at›lan her ad›m›n de¤erlendirmesi kendi görece dar s›n›rlar›yla yap›lamaz, tek bafl›na soyutlanarak bir yere konamaz. Aksi, diyalektik materyalizmin dünyay› yorumlay›fl biçiminin ve yönteminin “her fley birbirine ba¤l›d›r” ilkesine dolay›s›yla yaflam›n, bilimin kendisine terstir. Bu gerçeklik iletiflimin, bilginin ak›fl›n›n ciddi düzeylerde geliflti¤i dolay›s›yla kültürel, ideolojik, sosyal vb. etkileflimin ileri düzeylere ulaflt›¤› günümüz aç›s›ndan daha bir anlam ve önem tafl›maktad›r. ‹kinci bir nokta olarak her geliflmenin yaratt›¤› etkiyi, yol açt›¤› sonuçlar› an’›n koflullar›na göre, içinde bulunulan sürece göre de¤erlendirmenin gereklili¤ini/zorunlulu¤unu vurgulamak gerekiyor. Bu iki önemli noktay› gözden kaç›rmaks›z›n de¤erlendirmek gerekiyor IRA’n›n (‹rlanda Cumhuriyet Ordusu) 36 y›ld›r elinde tuttu¤u silahlar› b›rakmas›n› da. Bu do¤rultuda iki ad›mda konuya bakabiliriz. 1- IRA b›rakt›¤›n› aç›klad›¤› silahlarla, neyi amaçl›yordu, özellikle son y›llarda ne yap›yordu? 1913’te kurulan bir örgüt olan ‹rlanda Gönüllüleri, 1919 y›l›nda IRA’ya dönüfltürüldü. ‹rlanda’n›n ‹ngiltere’ye karfl› bafllatt›¤› ba¤›ms›zl›k savafl› s›ras›nda 1530 kifliden oluflan gruplar taraf›ndan gerçeklefltirilen pusu, bask›n ve sabotaj gibi

çeflitli gerilla eylemleriyle ‹ngilizleri y›pratmaya çal›flt›. IRA’n›n eylemleriyle ciddi olarak bafl› s›k›flan ‹ngiltere, Britanya ‹mparatorlu¤u içinde dominyon (Büyük Britanya ‹mparatorlu¤u’nun, anavatanla “ayn› haklar›” olan deniz afl›r› parçalar›ndan herbirine verilen isim) statüsüne sahip Serbest ‹rlanda Devletinin kurulmas›n› öngören antlaflmay› kabul etmek zorunda kald›. IRA’da bu devletin kurulmas›n› kabul edenler ve etmeyenler olarak ikiye ayr›ld›. Silahlar›n› teslim etmeyen IRA birleflik bir ‹rlanda Cumhuriyeti hedefinin ölmedi¤ini göstererek örgütü da¤›tmad› ve silahl› mücadeleye devam etti. Serbest ‹rlanda Devletinin ‹ngiliz Uluslar taraf›ndan çekilmesinden ve ‹rlanda Cumhuriyetinin kurulmas›ndan (1948) sonra IRA faaliyetlerinin a¤›rl›¤›n› Birleflik Krall›k s›n›rlar› içindeki Kuzey ‹rlanda ile ‹rlanda Cumhuriyetinin birleflmesine verdi. Son y›llarda özellikle IRA’n›n siyasi kanad› olarak tabir edilen Sinn Fein’in silah b›rakma ça¤r›lar›n›n yan›nda 1990’lardan itibaren ‹ngiliz devletiyle gizli görüflmeler yapan IRA, en son 1998’de “Hay›rl› Cuma” ad› verilen “bar›fl” anlaflmas› imzalam›fl anca bar›fl hayalleri k›sa sürede bofla ç›km›flt›. Birçok kez ateflkes ilan eden IRA’n›n son hamlesinin farklar›ndan biri direkt silah b›rakaca¤›n› aç›klamak olarak ortaya konabilir. IRA her ne kadar silahlar› bugüne ka-

Honda’dan sendikalaflan iflçilere sald›r›

Hindistan’da Japon sermayeli Honda’n›n patronu aylard›r sendikalaflan iflçileri üzerinde bask› uyguluyor. Buna karfl› büyük bir yürüyüfl yapan Honda Motosiklet Fabrikas› iflçilerine polis sald›rd›, 750 iflçi yaraland›. Geçti¤imiz aylarda sendikal› iflçilerin ifllerini ask›ya alan, “geçici” iflçilerin ifl akitlerini fesheden, tüm iflçilerin fabrikaya girifllerini durduran ve sendikal› iflçileri dövmek üzere çeteler ayarlayan Honda patronu, iflçilerin fliddetli tepkisiyle karfl›laflt›.

dar elinde tutmufl olsa da içinde bulundu¤umuz “emperyalizm ve proleter devrimler ça¤›nda” ulusal mücadelelerin varaca¤› son noktaya kadar h›zla ilerlemifl ve asl›nda flafl›rt›c› olmayan bu sonuca varm›flt›r. Ancak buradan zaten do¤ru bir ideolojiyle kullan›lmayan silahlar›n b›rak›lmas›n›n önemi yoktur sonucunu ç›karm›yoruz. Zira ilk paragrafta da ifade etti¤imi gibi olgular› tek bafl›na kendi içinde de¤erlendiremeyiz. 2- IRA’n›n silah b›rakt›¤›n› aç›klad›¤› sürecin tablosu nedir? Ulusal mücadele yürüten ve gidece¤i nokta öncesinden çok da bilinmez olmayan (en az›ndan biz MLM’ler için) IRA’n›n silah b›rakma karar›na en büyük önemi atfeden kuflkusuz içinde bulundu¤umuz süreçtir. Zira bu süreç özellikle ABD liderli¤inde emperyalizmin “terörizmle savafl” argüman›n› kullanarak halklara karfl› sald›rganl›¤›n› sürdürdü¤ü ve baflta sosyal ve ulusal kurtulufl mücadeleleri olmak üzere “kendisinden olmay›p” bir de “karfl›s›nda yer alan” ve silahl› mücadeleyi seçen tüm hareket, örgüt ve devletleri “terörist” ilan etti¤i bir süreçte bulunuyoruz. Bu anlam›yla IRA’n›n silahlara vedas›n›n çeflitli kesimlerde farkl› yorumlar do¤urmas› da çok do¤ald›r. Zira örne¤in “terörizmle savafl›nda” ABD emperyalizminin en yak›n müttefiki olan ‹ngiliz emperyalizminin sözcüsü Tony Blair, üstelik de Londra’da 50’den fazla insan›n ölümüne yol açan sald›r›lar›n s›cakl›¤›nda böylesi bir karar›n “Benzersiz öneme sahip bir ad›m oldu¤unu” ifade ederek “Siyasi de¤iflikliklerin tek yolunun tümüyle bar›flç› ve siyasi araçlarla mümkün oldu¤unun kabul edilmesini de memnuniyetle karfl›l›yorum” aç›klamas›nda bulundu. ABD yönetimi ise,

25 Temmuz günü, Hindistan’›n baflkentine yak›n Gurgaon, Haryana kentlerinde iflçiler ile polis aras›nda fliddetli bir çat›flma yafland›. 750 iflçinin yaraland›¤› ve yüzlerce iflçinin tutukland›¤› çat›flma, Haziran sonundan beri grevde olan iflçilerin kent sokaklar›na dökülmesiyle bafllad›. Bir polis arac›n› atefle veren isyan halindeki iflçiler devlet binalar›n› bast›lar. Honda’n›n Hindistan’daki 3.500 çal›flan›ndan 2.500’ü bu harekete kat›l›yor. fiirket yetkilileri bildik söylemlerle olaylarda “d›fl mikraklar” bulundu¤unu ve iflçileri “k›flk›rtt›klar›n›” söylüyorlar. ‹flçiler ise, öncü iflçiler hakk›nda soruflturma aç›lmas› ve çal›flma haklar›n›n dondurulmas› karfl›s›nda kendilerinin de ifle dönmeyeceklerini aç›klad›lar.

geliflmeyi “ihtiyatla” karfl›lad›¤›n› aç›klad› ancak “çok olumlu” buldu¤unu da özellikle vurgulad›. 1990’lardan bu yana ‹ngiliz hükümetiyle çeflitli düzeylerde gizli görüflmeler yapan IRA’n›n silah b›rakmas›n›n emperyalistler aç›s›ndan bundan daha isabetli bir zamanlamas› olamazd› belki de. Nitekim Blair’in aç›klamas›ndaki “siyasi de¤iflikliklerin tek yolunun tümüyle bar›flç› ve siyasi araçlarla mümkün oldu¤unun” kan›t› olarak sunuluyor bu pratik. Ancak ard›n sorulacak olan “peki öyleyse siz Irak’ta istedi¤iniz siyasi de¤iflikli¤i (sizi neden ilgilendirdi¤ini de bir yana b›rak›yoruz) neden silahlarla yapmaya girifltiniz?” sorusunu ya hiç düflünmeksizin sarf ediyor bu sözleri yada yan›tlamas›n› gerektirmeyecek kadar kendi gücüne -askeri gücüne- güveniyor. Yada dünyan›n en büyük silahl› örgütü olan ABD de bu pratikten “etkilenerek” silah b›rakmay› düflünür mü acaba? Tabi ki hay›r. Zira onlar›n b›rak›lmas›n› sal›k verdikleri silahlar baflta sosyal ve ulusal kurtulufl mücadelesi yürütenler olmak üzere iktidarlar›n›, egemenliklerini sarsacak olanlar›n ellerindeki silahlard›r. Bu anlam›yla bu sorular da anlams›z kalmaktad›r. Bir kez daha vurgulamak gerekir ki, IRA gibi, birçok devrimci ve devrimci örgüt için esin kayna¤› olmufl, silahl› mücadeleye sempatiyi gelifltirmifl bir örgütün silah› b›rakmas›n›n bu “benzersiz” zamanlamas› bu prati¤in daha da büyük bir etki yaratmas›n› sa¤l›yor. Ancak di¤er yandan ise bir kez daha içinde bulundu¤umuz ça¤da, ulusal sorunu da hangi s›n›f›n çözece¤ini bize aç›kça gösteren Lenin yoldafl› teyit ediyor.


12-25 Ağustos 2005

24

28

“Da¤lar›n sesi, insanlar›n yüre¤ine so¤uk su gibi gelir, serinletir, güç verir”

Seni ben hiç tan›mad›m sevgili Nurgüzel yoldafl, pekçok yoldafl›m gibi. Oysa aylardan beri senin ayak izlerinin üzerinde yürüyormuflum, aylardan beri senin bakt›¤›n yüzlere bak›yormuflum hiç bilmeden... fiimdi o yüzler seni anlat›rken, sohbetlerimizde seni anarken geride b›rakt›klar›n› çok daha yak›ndan ve somut olarak görebiliyorum. O kadar berrak bir flekilde ortada ki seni öldürmeyi baflaramad›klar›... 19 Temmuz 1992’de ‹stanbul Kartal Maltepe’de, Hasan Demir ve Ramazan Ceviz’le birlikte yarg›s›z infazla katledilen Nurgüzel Yaflar’› onu tan›yanlarla konufltuk... - Bize Nurgüzel’le nas›l tan›flt›¤›n›z› anlat›r m›s›n›z? Onunla 1988’de sendikal faaliyet içerisindeyken bir toplant›da tesadüf eseri tan›flt›m. Kendisi o zaman fabrikada çal›flm›yordu. Ablas›yla birlikte çal›fl›yorduk fabrikada, Otomobil-‹fl Sendikas›’nda örgütlüydük ve fabrikadaki devrimci örgütlülü¤ü güçlendirmek için çal›fl›yorduk. Fabrika 4. Levent’teydi, tafl›nd› daha sonra. - Daha sonra nas›l geliflti Nurgüzel’in mücadeleye kat›l›p, yol almas›? Ablas›yla diyalo¤umuz gelifltikten sonra, ailesine gidip gelmeye bafllad›k s›k s›k. Gültepe’de oturuyordu ailesi. Gitti¤imizde oldukça s›cak karfl›l›yorlard› bizi ve uzun soh-

betlere dal›yorduk. Ablas›, kardefllerinin apolitik insanlar olmas›n› istemiyordu. Ablas› sendikal faaliyetin içerisindeydi, Nurgüzel de¤ildi. Daha sonra baflka bir alanda örgütlendi. ‹yi bir arkadaflt› gerçekten. Ezilmiflli¤inin de etkisiyle, s›n›fsal çeliflkilerin fark›nda olan bir insand›. Bunu bilince ç›karmaya çal›fl›yordu, aray›fl içerisindeydi. Okuyor ve araflt›r›yordu. Onca güzelli¤inin yan›nda eksiklikleri de vard› kuflkusuz. Bir keresinde ailesi “O kadar çok okuyor, u¤rafl›yor, d›flar›da koflturuyor ama evde bir ifl yapmak istemiyor, bir konuflsan›za” demiflti. Daha yeni bafllam›flt› mücadeleye. Gece geç yat›yordu ve sabah kald›ramam›flt› kardeflleri. Ben gittim konuflmak için. Geceleri kitap okudu¤unu ve yoruldu¤unu söylüyordu, ama hak vermiflti konufltuktan sonra. Eylemlerde ve mitinglerde karfl›lafl›yorduk ara ara. Sene ’89’lara do¤ru geldi¤i zaman içinde sürekli mücadele etme iste¤i vard›. - Son olarak ne zaman görüflmüfltünüz kendisiyle? 1990 y›l›yd› san›r›m. ‹çinde bulundu¤u siyasi hareketin çalkant›l› oldu¤u bir dönemdi. Ablas› birgün Nurgüzel’le konuflmam› istedi. “Onda bir de¤ifliklik var” diyordu. Onunla konuflmaya gittim, bana “Ben gidece¤im buralardan” dedi. “Gerillaya kat›laca¤›m” dedi. “Kesin kararl› m›s›n?” diye sordum. “Düflüncelerimin hayata geçmesinin yolu gerilla savafl›ndan geçiyorsa, ki öyle, ben de bunun gereklerini yerine getirece¤im” dedi. Duygusal davranmad›¤›n›, kafas›n›n aç›k, kendisinin de buna haz›r oldu¤unu ifade etti. Do¤ru da söylüyordu, ‹brahim’in koydu¤u k›rl›k bölgelerde gerilla savafl›n› gelifltirmek gerekiyordu. Ben tabi sevindim bir yandan, öyle bir karar vermesine. Çevremizde apolitik insanlar› görüyorsun, genç k›zlar› görüyorsun, hepsi gezme, tozma, e¤lenme derdine düflmüflken, genç ve çok güzel bir genç k›z›n düzenle tüm iliflkilerini kesip, bütün benli¤ini mücadeleye vermesi gerçekten

çok takdir edilecek bir durumdu. Ben asl›nda o dönemde gitmemesi yönünde konufltum, bir süreli¤ine. “fiu anda gitmesen daha iyi olmaz m›?” dedim. “Ben mücadelenin içine girerim, ö¤renmem gereken herfleyi ö¤renirim” dedi cevap olarak. Ondan sonra art›k söylenecek birfley kalmam›flt›. Onu cayd›rmak için söylemiyordum ben bunlar›, belki biraz daha birfleyleri görmesi gerekir diye düflünüyordum. O kararl›yd› gitmeye. Ailesi duyarl› bir aileydi, onlara gitmeden önce söylemesi gerekti¤ini belirttim. - Gerillaya kat›laca¤›n› söylemifl miydi ailesine? Ablas›na söylemifl gidece¤ini. Ailesinin de sonradan haberi oldu tabi. Sonradan ben aileyle konufltu¤umda Nurgüzel’in yapt›¤›n›n do¤ru oldu¤unu söyledim, “duygusal davranmaya gerek yok” dedim. Nurgüzel bu yolun do¤rulu¤una yürekten inanm›flt› çünkü. - Nurgüzel’in nas›l bir etkisi vard› ailesinin üstünde, gidifli bu durumu nas›l etkiledi? O, gittikten sonra daha aktif oldu ablas› sendikal faaliyet içerisinde. Daha sonra biz iflten at›ld›k hep birlikte. Di¤er k›zkardeflleri de yafllar› küçük olmalar›na ra¤men ondan etkilenmifllerdi. Aile bizi evlatlar› gibi görüyordu ve sürekli gidip gelmemizi istiyorlard›. Hoflumuza gidiyordu gerçekten kap›lar›n› çald›¤›m›zda sevinçle açmalar›. - Peki, 13 y›l oldu Nurgüzel iki yoldafl›yla birlikte ölümsüzlefleli. O’nu düflündü¤ünüzde, O’ndan akl›n›zda kalan en belirgin özellikleri neler? Bir kere samimiyeti ve içtenli¤i. Gerçekten çok samimiydi yapt›klar›nda. Kararl› birisiydi, yeni bir insan olmas›na ra¤men, birfleyleri çabuk kavrama, yap›lmas› gereken neyse onu yapabilme azmi vard›. “Kolay devrimcilik” gibi bir anlay›fl› yoktu. ‹ki eyleme gideyim, kafede oturup iki çift laf edeyim diye birfley yoktu onda. Sonuna kadar azimli ve kararl›yd›. En önemlisi de her ne kadar bir tak›m eksiklikleri içinde bar›nd›rsa da, o süreç içerisinde ailesine büyük bir güven vermifl ol-

mas›. Ailesinin de takdirini alm›fl olmas› büyük bir kazançt›r. - fiehit düfltü¤ünün haberini nas›l ald›n›z? Televizyonda duydum, önce inanamad›m, isim benzerli¤i oldu¤unu düflündüm. Daha sonra haberlere bakt›¤›m›zda emin olduk, çünkü benim ailem de tan›yordu kendisini, gözyafllar›na engel olamad›lar. Gazetelerde ç›kt› birgün sonra, ablas› da arad› daha sonras›nda. Hakikaten insan›n ci¤erinden bir parça kopuyor. Gittikten k›sa bir süre sonra flehit düflmesi insan› gerçekten üzüyor. Ö¤rendiklerini, yeteneklerini tam anlam›yla ortaya koyamamas› insani büyük ac› veriyor. Ailesinin yan›na gitti¤imizde “Bizim evlad›m›z öldü ama sizler geldikçe bize moral veriyorsunuz” diyorlard›. Daha sonra oradan ayr›lmamla ba¤lar›m›z koptu. - Son olarak neler söylemek istersiniz mücadele arkadafllar›na, okurlar›m›za? fiehit olan nice de¤erli insanlar var, bu onurlu mücadelede sebat etmeleri gerekir. Her ne kadar insanlar› korkutmaya, durdurmaya çal›flsalar da bir yandan geliflen bir mücadele var. Da¤lar›n sesi, insanlar›n yüre¤ine so¤uk su gibi gelir, serinletir, güç verir, kuvvet verir. E¤er bu yolda sevdal›ysa insanlar gerçekten azimle, kararl›l›kla bu mücadeleyi sürdürmek zorundad›r. Baflka da bir kurtuluflu yoktur bu halk›n. Zorlu bir mücadeledir bu, dünden yar›na olacak birfley de¤il. fiehit düflen insanlarda biliyordu bunu. 5-10 senede devrim yapar›z demiyorlard›. Önemli olan temeli sa¤lam atmak, kararl› olmak, sa¤l›kl› iliflkiler kurmak insanlarla. fiehitlerine sayg› duyuyorlarsa, mücadele arkadafllar› ve taraftarlar›, onlar›n gereklerini kendi güç ve yetenekleri neyse o ölçüde yerine getirmek zorundalar. Herkes kendi elinden geleni yaparsa, onlar›n mücadelesini onurland›rm›fl olurlar diye düflünüyorum. ‹deolojik sa¤laml›k kazand›ktan sonra baflar›lamayacak hiçbir fley yoktur. Sadece diyece¤im, yoldafllar›na baflar›lar diliyorum. Baflar› da uzun vadede bizimdir.

Büyük Proleter Kültür Devrimi Devrimin zaferle taçland›r›lmas›n›n yani 1 Ekim 1949 Çin Halk Cumhuriyeti’nin kurulmas›n›n üzerinden 16 y›l geçtikten sonra 10 Kas›m 1965’de dört y›l sürecek olan Büyük Proleter Kültür Devrimi (BPKD) bafllat›l›yordu. “Sosyalizmin bir geçifl rejimi olarak rolü; gelecekteki komünist rejime haz›rlanmakt›r. Fakat bu geçifl çok h›zl› olmamaktad›r ve Çin komünistleri de bu safhan›n tarihte uzun bir dönemi kapsamak zorunda oldu¤unu belirtmektedirler. Sosyalizm aflamas›nda da çeflitli eflitsizliklerin ve sosyal çeliflmelerin bulunmas› flafl›lacak bir olgu de¤ildir. ‹flbölümü ve kafa ile kol eme¤inin ayr›lmas› bu çeliflmeleri ve eflitsizlikleri yaratm›flt›r. Bu ayr›m varoldu¤u sürece, ayd›nlar yine sadece birkaç kiflinin yanaflabilece¤i eriflilmez elit bir tabaka oluflturacaklard›r. Ö¤renim, rekabet esas›na dayanacak ve kolektif olmaktan ziyade, kiflisel ihtiraslar› körükleyecektir. Ayn› olgu sanat ve edebiyat dünyas›nda da geçerlidir. Kapitalist ve feodal toplumlarda kültür bir ayr›cal›kt›r. Bu nedenle kültürlü olmak demek, nüfusun bü-

yük bir ço¤unlu¤unun yararlanamad›¤› f›rsattan yararlanmak demektir. Bu nedenle sosyalist rejimler, bu kültür görünüflünü benimsemifl birçok ayd›n› miras edinirler. Görünüflte rejimi benimsemifl görünseler de, al›flkanl›klar› ve psikolojileri emekçilerinkinden uzak olmaya devam edecektir. Bu durum çerçevesinde 1965 y›l›nda Mao Zedung taraf›ndan bafllat›lan BPKD tamamen mant›kl›, Marksist bir at›l›md›r” diyor Jean Daubier. Büyük Proleter Kültür Devrimi; bireycili¤in köklerinin ortadan kald›r›lmas›, kolektivizmin gelifltirilmesi, sosyalist kültürün halk içinde yayg›nlaflt›r›lmas› amac›n› tafl›maktad›r. En önemli özelliklerinden biri de, devrimin en önemli aktörlerinin kitleler olmas›yd›. 27 fiubat 1957’de yazd›¤› “Yüz çiçek yan yana açs›n, yüz düflünce ak›m› birbiriyle yar›fls›n” adl› makalesinde Baflkan Mao; “Marksist olmayan düflüncelere karfl› nas›l bir siyaset izlemeliyiz? Su götürmez karfl›devrimciler ve sosyalizm davas›n› baltalayanlar söz konusu oldu¤unda, yap›lacak ifl

kolayd›r; Onlar› söz özgürlü¤ünden yoksun k›lar›z. Ama halk içindeki yanl›fl düflünceler apayr› bir sorundur. Bu tür düflünceleri yasaklamak ve aç›klanmalar›na olanak tan›mamak yarar sa¤lar m›? Kuflkusuz, hiçbir yarar sa¤lamaz. Kaba ve bast›rma yöntemler kullanmak yaln›zca yarars›z de¤il, ayn› zamanda son derece zararl›d›r. Yanl›fl düflüncelerin aç›klanmas›n› yasaklarsan›z, bunlar›n olduklar› gibi kalmalar›n› sa¤lam›fl olursunuz. ‹flte bu yüzden ancak tart›flma, elefltiri ve ikna yöntemini uygularsak, do¤ru düflünceleri pekifltirebilir, yanl›fl düflünceleri altedebilir ve sorular› tam anlam›yla çözebiliriz” diyerek BPKD’den önce uygulanmas› gereken yöntemi belirliyor ve kültür devrimi bu eksende yürütülüyor. BPKD 10 Kas›m 1965’de bafllar, ancak 1966 Nisan’›na kadar bu mücadelenin önemi ve büyük bir devrimin bafllan›g›c› oldu¤u

tam olarak kavranamam›flt›r. Bu tarihten 1969 y›l›na kadar sürecek olan BPKD, Çin’in her köflesinde kitlelerin aktif kat›l›m›yla baflar›yla sonuçland›r›ld›. Ancak Mao’nun belirtti¤i gibi bu yaln›zca bir bafllang›çt›. Dedi¤i gibi “Tarihten çok fley ö¤reniyoruz. Sonuç vermeyen çabalar›n içinde olmamal›y›z. Proletaryan›n devrimci yolunda, saflar›m›zdaki küçük burjuva düflüncesini f›rlat›p atmal›y›z. Büyük Kültür Devrimi’nde zaferi kazanmada ana mesele budur.”


25

28

12-25 Ağustos 2005

Kepir’den Mesudiye’ye UMUDUN ADINI YAZAN B‹Z‹Z...

23 A¤ustos 1992 günü on kiflilik bir T‹KKO birli¤i, Ovac›k’›n Kepir Yaylas› Mevkiinde bir ihbar sonucu pusuya düflürülür. Çat›flma 12 saat sürer. Y›ld›z Ayr›ç, ‹mam Cem ‹flitmez, Ak›n Uzun isimli savaflç›lar ve komutan Dursun Erkul çat›flmada flehit düfler. Meral Gezer ise yaral› ele geçirilerek iflkencede katledilir. Dursun Erkul, gerillan›n Cemil’idir. Çocukken Dersim’de soludu¤u nefesini Partizanlaflt›¤›nda Karadeniz da¤lar›na tafl›d›. Artvin fiavflat halk›n›n gönlüne taht kurdu. ‹lk gençlik y›llar›nda Keçiören Kuflca¤›z Mahallesi’nde yoksul gecekondulu Ankaral›lar kadar sevdi onu Karadeniz. 1957 Dersim do¤umluydu. 1980 öncesi kat›ld›¤› mücadelesini, 1990’da gerillaya kat›larak devam ettirdi. Halk›m›z›n “filinta gibi yak›fl›kl› devrimcisi” Dursun Erkul Kepir’de onurla dalgalanan bayrak oldu. Y›ld›z Ayr›ç, 1968 Dersim Merkez Çerme köyü do¤umluydu. Gerillan›n Eylem’iydi. Kepir’de ölümsüzlefltikten sonra cenazesi Dersim’in Birma köyünde topra¤a verildi. Cenaze töreninin oldu¤u gün Dersim, Mazgirt ve Hozat’ta bir günlük kepenk ve kontak kapatma eylemleri gerçeklefltirildi.

Katip Saltan

Hüseyin Do¤an

Hasan Ataç

Ak›n Uzun (Mete), 1965 Rize do¤umluydu. Halk ordusuna TMLGB üyesiyken kat›ld›. TC ordusunda k›sa bir süre kald›ktan sonra firar ederek Halk Ordusu’na kat›lm›flt›. Karadeniz’in serin rüzgarlar›n› tafl›m›flt›r Munzurlara, Ünal olmufltur da¤lar›n koynunda. ‹mam Cem ‹flitmez, 1973 Elaz›¤ do¤umludur. Aslen Dersim Ovac›kl›d›r. Konfeksiyon iflçisiyken yüre¤inin ve bilincinin sesini dinlemifl gerillaya kat›lm›flt›r. Cenazesi Meral Gezer’le birlikte Ovac›k’ta halk›n coflkulu kat›l›m›yla topra¤a verilmifltir. Meral Gezer (Y›ld›z), 1971 Dersim Ovac›k Burnak köyü do¤umludur. Yaral› olarak düflman›n eline geçmifl ve iflkenceyle katledilmifltir. Mesudiye’de yaz›lan L‹R‹K B‹R DESTAN BU... 16 A¤ustos 1993’te Ordu’nun Mesudiye ilçesi Topçam nahiyesinde Ortaalan köyü mezras›nda konaklayan T‹KKO birli¤inin, ihbar sonucu TC güçleriyle girdi¤i çat›flmada Nurgül Bölükbafl ve Muzaffer Kahraman flehit düflerek Karadeniz’in koynuna düfltüler halk›n evlatlar› olarak...

KAVGADA ÖLÜMSÜZLEfiENLER... Katip Saltan: Almanya’da iflçi olarak çal›fl›rken Proletarya Partisi’nin yurtd›fl› faaliyetinde yer al›r. Mücadelesi dostlar›n› oldu¤u kadar düflmanlar›n› da art›r›r, 19 A¤ustos 1980’de b›çaklanarak katledilir. Bat› Alman emperyalistleri taraf›ndan ölümünün üzeri kapat›l›r. Cenazesi Acshen kentinde yap›lan görkemli bir yürüyüflle memleketine u¤urlan›r. Hüseyin Do¤an: 1944 y›l›nda Dersim Pülümür’de dünyaya geldi. 1972’de ekonomik nedenlerle iflçi olarak Almanya’ya gitti. 1976’da Türkiyeli iflçilerin ilk örgütlenmelerinden biri olan AT‹F’de örgütlenir. Ayn› zaman-

Nurgül Bölükbafl, 15 Ekim 1970 Ordu Fatsa do¤umludur. Gerici ve zengin say›labilecek bir aileye mensuptur. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Hemflirelik Yüksek Okulu mezunuydu. Bitirdikten sonra Sivas Devlet Hastanesi’nde çal›flmaya bafllad›. Sivas Tüm-Sa¤l›k-Sen de üyesi olan Nurgül Bölükbafl T‹KKO’ya kat›lana kadar hemflire olarak bu hastanede çal›flt›. Hastal›¤› nedeniyle yoldafllar› taraf›ndan gitmemesi gerekti¤i belirtilmesine ra¤men, O tüm bu engelleri aflaca¤›n› belirtmifl, öyle de yapm›fl son an›na kadar kararl›l›¤›ndan birfley kaybetmemifltir. Muzaffer Kahraman, 1973 Ordu Gürgentepe do¤umludur. Halkla iliflkileri oldukça güçlü, insanlara kendini sevdirebilen, çal›flkan ve yarat›c› bir insand›. Mesudiye ve Gürgentepe’de iki kez düflman taraf›ndan kuflat›lmas›na ra¤men, uyan›kl›¤› sayesinde her ikisinden de s›yr›lmay› baflarm›flt›. Yoldafl› Nurgül Bölükbafl ile birlikte ölümsüzleflirken Karadeniz’in topraklar›na neler b›rakt›klar›n›n fark›ndayd›lar, bu bilinçle düflmüfllerdi topra¤a. Onlar farkl› yerlerden, farkl› uluslardan, farkl› kültürlerden gelip proletaryan›n k›z›l bayra¤› alt›nda birleflmifllerdi, hayatlar›n›n anlam›n›, uzunlu¤una ya da sahip olduklar› mala mülke göre de¤il, yoldafllar›yla birlikte inand›klar›n› hayata geçirmek için sarfedilen çaba olarak görmüfllerdi. Önemli olan yola düflmek ve yürümekti, yol sarp da olsa, puslu havada doluflmufl olsa da çakallar sapaklarda, bir süre biçmemifllerdi ömürlerine. A¤›z dolusu gülmüfl, a¤›z dolusu kederlenmifllerdi, bir o kadar çoflmufl, bir o kadar k›zm›fllard› dünyaya. Ne varsa insan ad›na yaflanmas› gereken onlar› yaflam›fllard›, ama boyun e¤meden zulme, ona en sert biçimde karfl› ç›kma cüretini göstererek… “Ferman padiflah›n, da¤lar bizimdir” diyerek umudun ad›n› yazm›fllard› da¤a tafla, aradan y›llar geçse de haf›zalarda kalanlar olmufllard›. Düflünceyle prati¤in uyumunun getirdi¤i bahtiyarl›¤› yaflayanlar olmufllard›, belki ondand› ölüme bunca rahat gülümseyiflleri… fiairin dedi¤i gibi “Ölü mü denir flimdi onlara?”

da Ulm Halk Oca¤›’n›nda kurucular›ndand›r. Gerek yoldafllar›yla gerekse di¤er devrimci çevreler ve halkla iliflkilerinde alabildi¤ine alçakgönüllü ve sayg›l›d›r. 16 A¤ustos 1982’de flehitler kervan›na kat›lm›flt›r. Hüseyin K›l›¤: 1964 Dersim Za¤ge köyü do¤umludur. TC ordusuna kat›lmay› reddederek Halk Ordusu saflar›nda mücadeleyi tercih eder. Örgütlü bir sempatizan olarak silahl› bir grupla 20 A¤ustos 1983 gecesi Pülümür’ün Sampafla Karaderbent köyüne giderler. Burada köy köpeklerine karfl› kendini korumaya çal›fl›rken silah›n›n atefl almas›yla yaralan›r ve sa¤l›k oca¤›na götürülür. Olay›n ihbar edilmesi üzeri-

ne gözalt›na al›n›r ve 21 A¤ustos 1983’te iflkenceyle katledilir. Hasan Ataç: 1960’ta Dersim’de dünyaya geldi. Genç yaflta tan›flt›¤› devrimci düflüncelerinden iflkencede ser verip s›r vermeyerek ayr›lmad› tutsak düfltü¤ünde. ‹flkencehanelerde dalgaland›rd›¤› bayra¤› 13 A¤ustos 1985’de ‹stanbul’da çat›flmada katledildi¤inde yoldafllar›na devrederek flehit düfltü. Ölüm Orucu fiehitleri: Melek Birsen Hoflver, 21 A¤ustos 2002 (DHKP-C), Gülnihal Y›lmaz, 25 A¤ustos 2002 (DHKPC), Osman Osmana¤ao¤lu, 14 A¤ustos 2001 (DHKP-C), Selami Kurnaz, 12 A¤ustos 2004 (DHKP-C),

GÜN’DE DÜN.. 12 A¤ustos 1927. Bolivya’da 80 bin yerli hükümete baflkald›rd›. 1964. Good Year Lastik Fabrikas›’nda iflçiler greve gittiler. 1969. Ere¤li Demir-Çelik ‹flletmeleri’nde 4 bin 400 iflçi greve gitti. 1989. 12 A¤ustos 1989’da hapishanelerdeki açl›k grevinin 45. gününde 4 devrimci tutsak hastaneye kald›r›ld›. 1990. ‹stanbul, Ankara, Adana, ‹zmir ve Trabzon’da 43 bin belediye iflçisinin 30 A¤ustos 1990’da bafllatt›¤› grev, “halk sa¤l›¤› için tehlike oluflturdu¤u” gerekçesiyle 60 gün ertelendi. 13 A¤ustos 1966. Mao Zedung Çin’de Kültür Devrimi’ni ilan etti. 1993. Polis, ‹stanbul Perpa Ticaret Merkezi’ne operasyon düzenledi. Devrimci-Sol örgütü üyesi olduklar› öne sürülen 1’i kad›n 5 devrimci katledildi. 14 A¤ustos 1949. Yunanistan’da General Markos yönetimindeki komünist ayaklanma Vitsi Da¤›’nda yenilgiye u¤rat›ld›. 15 A¤ustos 1984. PKK, Hakkari’ye ba¤l› Eruh ve fiemdinli ilçelerinde jandarma karakollar› ve resmi dairelere atefl açarak ilk silahl› eylemini yaparak silahl› mücadeleyi bafllatt›. 17 A¤ustos 1999. Marmara Bölgesi’nde sabaha karfl› 03:02’de deprem oldu. Richter ölçe¤ine göre 7.4 fliddetindeki deprem 45 saniye sürdü. Merkez üssü Gölcük olan depremde Bay›nd›rl›k ve ‹skan Bakanl¤›’n›n verilerine göre 18 bin 373 kifli öldü, 48 bin 901 kifli yaraland›, yüz binlerce kifli evsiz kald›. 18 A¤ustos 1944. Alman Komünist Partisi önderi Ernst Thaelmann toplama kamp›nda öldü. 19 A¤ustos 1936. Faflistler ‹spanyol fiair Federico Garcia Lorca’y› ‹spanya ‹ç savafl› s›ras›nda kurfluna dizdi. 1989. Hapishanelerde 29 May›s 1989’da bafllayan açl›k grevleri sona erdi. 20 A¤ustos 1979. Ankara Bahçelievler’de Türkiye ‹flçi Partisi üyesi 7 genç, Latif Can, Faruk Ersan, Efraim Ezgin, Salih Gevenci, Hürcan Gürses, Osman Nuri Uzunlar ve Serdar Alten’in öldürülmelerinden san›k 8 faflistin yarg›lanmas›na 20 A¤ustos 1979’da baflland›. 1981. Sol görüfllü Mustafa Özenç idam edildi. 23 A¤ustos 1305. “Cesur yürek” filmine konu olan ‹skoç yurtsever Sir William Wallace Londra’da iflkenceyle öldürüldü. 1927. ‹talya do¤umlu iki Amerikal› anarflist Nicolo Sacco ve Bartolomeo Vanzetti as›ls›z bir soygun suçlamas›yla yarg›lan›p, tüm dünyan›n itirazlar›na karfl›n elektrikli sandalyede idam edildiler. Öldürülmelerinden 50 y›l sonra itibarlar› iade edildi. 1969. Pir Sultan oyununun Tunceli’de yasaklanmas› üzerine olaylar ç›kt›; 1 kifli öldü. 25 A¤ustos 1970. 18 fleker fabrikas›nda 21 bin iflçi grevde.


12-25 Ağustos 2005

26

28

Kendini gerçeklefltirmenin anlam›: özgüven ve özsayg›

“D›flar› ç›kabilir miyim?” diye sorar küçük k›z çocu¤u, “Hay›r, otur oturdu¤un yerde” cevab›n› al›r, oturdu¤unda aya¤a kalkman›n izne ba¤l› oldu¤unu ö¤renir, boyun e¤mifl olur bu istek süreklileflti¤inde, kalkt›¤›nda ise cezas›n› çekerken her kalk›fl›n bir bedeli oldu¤unu sezmeye bafllar… Ayn› yafltaki erkek kardefli arkadafllar›yla gezip istedi¤i saatte eve gelirken, o akflam kararana kadar d›flar›da kalaca¤›ndan her dakikas›n› sindirmeye çal›fl›r gündüzün. Kendi bafl›na ifle kalk›flmas› desteklenmemek bir tarafa, “üzerine vazife” olmad›¤› tembihlenir, en iyi ihtimalle. Yoksulluk bafla belad›r, okul kantininden bir tost alacak paras› olmad›¤›ndan ezikli¤i içinin bir kenar›nda tafl›may› ö¤renir. Antropologlar›n söyledi¤ine göre insano¤lu do¤uflta sadece eski yaflant›s›ndan kalan düflme korkusu ve hayatta kalma içgüdüsüyle ölüm korkusuyla ile dünyaya gelir. Bunun d›fl›ndaki tüm korkular ö¤renilmifl korkulard›r, yani sonradan içinde yaflad›¤›m›z koflullar›n bize b›rakt›¤› izlerdir. ‹flte biraz Freud’cu bir yaklafl›mla ülkemiz kad›nlar›n›n ama en çok da emekçi kad›nlar›n yaflam›nda eskilere, geçmifle inen bir sondaj yapt›¤›m›zda karfl›m›za ç›kan çocukluk döneminden itibaren özgür bir kiflili¤in geliflmesinin önünde engel olan olgular, yoksulluk ve cinsiyetçi bak›fl aç›s›d›r. Sistemin genç beyinlerin yarat›c›l›¤›n› tamamen köreltip, dogmalara hapsetmeye çal›flt›¤› bir e¤itim sisteminde ezilen ulustan olmak bu çifte sömürüyü üçe ç›kar›r. Bu defa “öteki” olman›n sanc›lar› da iflin içine girer ve büyüdü¤ümüzde e¤er biraz kendimizi bulmuflsak “çocuklu¤umuzun nas›l heba edildi¤ini” düflünmeye bafllar›z. Muhalif biri olmuflsak, ömrümüzün geri kalan›n› da devlet taraf›ndan “ziyan etme” amac› alt›nda geçiririz. E¤er hala iflleyen çarklar›n d›fl›na ç›kamam›fl, iflleyifli görememiflsek, bu defa yaflad›klar›m›z›n diyetini çevremizdekilere, ailemize, kiflilere yükleyerek bireysellefltirir ve kendimizi sebebini çözemedi¤imiz bir k›zg›nl›¤›n içinde buluruz. Babam›za k›zar›z örne¤in; neden daha fazla para kazan›p bize daha fazla olanak sunmam›flt›r? Neden biz de rahat yaflamak varken, bunca zorlu¤a gö¤üs germek zorunda kalm›fl›zd›r? Oysa biraz gerçekçi bakmay› baflarabilsek, çevremizdeki pek çok insan›n babam›zla benzer iflleri yapt›¤›n› ve onlar›n da rahat bir yaflam sürecek kadar kazanamad›klar›n› görürüz. Sorunun eme¤iyle geçinenlerin, emeklerinin karfl›l›¤›n› alamamas› oldu¤unu görmek daha m› zordur ya da çözümü daha m› zordur? “Karfl›laflt›¤›n›z sorunlar›, o sorunlar› yaratt›¤›n›z düflünce düzleminde kalarak çözemezsiniz.” Einstein.

Yoksullu¤un getirdi¤i ezilmifllik ve cinsiyetçi bak›fl aç›s›n›n getirdi¤i ayr›mc›l›k biraraya gelip, tepesinde Demokles’in k›l›c› gibi sallanan feodal de¤er yarg›lar› da buna eklendi¤inde k›z çocuklar›nda küçük yafllardan itibaren bir özgüven sorunu ortaya ç›kar. Asl›nda buna ç›kar de¤il, ç›kart›l›r demek daha do¤rudur, çünkü tüm koflullar elbirli¤ine varm›fl gibi k›z çocuklar›n›n yarat›c›l›¤›n› köreltmekte, baflka deyiflle kiflili¤ini pasif bir içeri¤e kavuflturmak için elinden geleni yapmaktad›r. Erkek çocuklar›n›n ezilmiflli¤i ataerkil yap›yla biraz olsun törpülenirken, k›z çocuklar›ndaki ezilmifllik iki katl› oldu¤undan daha fazla su yüzüne ç›kar. Esas›nda özgüven konusundan bahsederken özgüvenin tan›m›n› yapmak daha do¤ru bir yaklafl›m olacakt›r. Özgüven kendimizle ile ilgili olumlu ve pozitif duygular gelifltirmemiz sonucunda ortaya ç›kan harekete geçme gücü fleklinde düflünülebilir. Ayr›ca özgüveni yine iç ve d›fl özgüven olarak da ikiye ay›rabiliriz. ‹ç özgüven, kendimizle ilgili hissetti¤imiz memnuniyet ve kendimize dair inanc›m›z, d›fl özgüven ise d›flar›ya kendimiz hakk›nda verdi¤imiz görüntü ve insanlarla olan iletiflimlerimizde farkl› duygular›m›z› ifade edebilme becerimizle ilgilidir. Çocukluktan genç k›zl›¤a geçti¤inde hatta evlendi¤inde ya da ifl sahibi oldu¤unda bile kad›nlara verilen söz hakk›n›n azl›¤›, onlara tan›nan inisiyatifin k›tl›¤›, kad›nlar› tek bafl›na karar verememeye, yaflam›nda baflka kiflilere ba¤›ml› olmaya götürmektedir. Özgüveni geliflmemifl bireyler kendilerine bir görev verildi¤inde, ya da karfl›lar›na baflarmalar› gereken bir durum ç›kt›¤›nda, bu durumdan kaçmaya çal›flabilirler hatta mümkünse bu iflleri baflka arkadafllar›na, dostlar›na yapt›rmaya gayret ederler. Mahcubiyet duygusunu yaflamamak için bu çeflit riskli durumlardan sürekli uzak dururlar? fiu anda Marmara Üniversitesi’nde Anabilim Dal› Baflkan› olan Prof. Dr. Gülseren Akyüz geçti¤imiz günlerde yapt›¤› bir röportajda, taflrada görev yaparken kendine güveninden ve rahat davran›fllar›ndan dolay› halk›n kendisine “Doktor Bey” diye hitap etti¤ini anlatmaktad›r. Çünkü özgüven “eksik etek” olan kad›nda de¤il “ailenin reisi” olan erkekte simgeleflmifltir daha çok. Özgüvenin temelinde insan›n pozitif olma duygusu yatar. Bir durumla ilgili negatif düflünceleriniz ne kadar fazlaysa o durumla ilgili ifl yapma kapasiteniz de o oranda azalacakt›r. K›sacas› o ifli yapmak istemeyeceksiniz ya da mecbur oldu¤unuz için yapacaks›n›z. Bu da sizin o iflten alaca¤›n›z verimi ve baflar›y› haliyle düflürecek. Hangimiz baflarmay› yürekten istedi¤imiz bir konuda çok çal›fl›p da kaybetmifl ki? Bu yüzden Einstein’›n dedi¤i gibi de¤ifltirmemiz gereken düflünce biçimimizdir kimi zaman. Burada koflullar› yok say›p iradecilik gibi bir tuza¤a düflmemek gerekmektedir. Ancak bugün ço¤u insan dil ucuyla da olsa kad›n ve erkek aras›ndaki f›rsat eflitsizli¤i ve kad›nlar›n ezilmiflli¤i gibi pek çok olguyu kabul etmektedir. Sorun bu durumu oluflturan flartlar irdelendikten sonra nas›l çözümlenece¤idir. Yaflam› boyunca sürekli kontrol alt›nda tutulmaya çal›fl›lm›fl, kendi ad›na karar verilmifl, yaflam›n öznesi de¤il, olaylar›n ak›fl›n›n götürdü¤ü yerde olmaya flartlanm›fl emekçi kad›nlar, nas›l yapacakt›r da bu k›s›r döngüyü parçalayacakt›r? Özgüven hayattaki baflar›lar›m›zla do¤ru orant›l›d›r Kendine güven san›ld›¤›n›n aksine tek bafl›na büyük bir önem tafl›maz. Gerçekçi bir kendi-

ne güven, baflkalar›n›n bizimle ilgili de¤erlendirmelerine dayan›r ve baflar› ile desteklenmeye ihtiyaç gösterir. Bu baflar›n›n sa¤land›¤› durumlarda güven geliflir ve kiflinin kendisini daha iyi hissetmesine ve hedeflerini yükseltmesine yol açar. Bunun sonucu kendine güvenen bir insan, sahip oldu¤u bütün potansiyeli hayata yans›tma flans›na sahip olur. Ancak baflar›l› olmak için her türlü do¤ru ad›m›n at›ld›¤› baz› durumlarda, görevin zorlu¤u veya rakibin üstünlü¤ü nedeniyle baflar›s›z olmak da mümkündür. Kendine güven, hayata karfl› yap›c› ve olumlu bir bak›fl aç›s›n› ve kendi gücüne inanmay› gerektirir. Kendine sayg› ise, kendini, yeterliliklerini, s›n›rlar›n› bilmek ve kabul etmek, güçlü ve güçsüz yanlar›yla bir bütün olarak kendine de¤er vermektir. Bu iki kavram aras›nda ayr›m yapmad›¤›m›z zaman, kendimize olan güveni de¤erlendirmekte zorluklar yaflayabiliriz. Örne¤in üniversite girifl s›nav›na haz›rlanan bir ö¤renci, yapabilece¤inin en iyisini yap›p, kapasitesinin üst s›n›r›na ulaflabilir ve buna ra¤men hedefledi¤i üniversite ve bölüme giremeyebilir. Bu onun baflar›s›z ve de¤ersiz oldu¤unu de¤il, di¤erlerinin ondan daha baflar›l› oldu¤unu ortaya koyar. Gösterdi¤i çabaya güvenen ve baflar›l› olaca¤›na inanan kiflinin özgüveni böyle bir sonuç karfl›s›nda sars›labilir. Oysa yeteneklerini, birikimini ve koflullar› gerçekçi ve isabetli de¤erlendirebilen kifli, karfl›laflt›¤› sonucu, özsayg›s›n› kaybetmeden kabullenecektir. Özsayg›s› yüksek kifliler, olumsuz durumlar karfl›s›nda kendilerini de¤ersiz hissetmez, nesnel bir durum de¤erlendirmesi yapar, sonuçlardan ders ç›kar›r, durumu bir geliflme f›rsat› olarak ele al›r ve gelece¤e daha güçlü haz›rlan›r. Özgüven baflar›n›n anahtar› m›? Özgüven kavram›n›n kültürümüzde zaman zaman farkl› ve hatta çeliflkili anlam ve ça¤r›fl›mlar tafl›d›¤›n› görüyoruz. Biraz da birçok alanda örnek ald›¤›m›z Amerikan kültürünün etkisiyle olsa gerek, “kendine güven” duygusuna sahip olmaya pek çok özeniyoruz. Ancak yap›c›, gerçekçi ve giriflimci özgüvenle, hayalci, gerçekd›fl› ve bir bak›ma savunmac› özgüveni birbirine kar›flt›r›yoruz. Sonuç olarak kendine güveni bazen olur olmaz, dozunu kaç›rd›¤›m›z bir meydan okuma ve neredeyse bir “kabaday›l›k” gibi alg›l›yoruz. Emekçi kad›nlar aras›nda bu durum kendini göstermektedir. “özgürlü¤ü” tav›r ve davran›fllarda erkekleflme, sert davran›fllar olarak ortaya koyma durumu, özellikle genç emekçi kad›nlarda ortaya koymaktad›r. Oysa eski bir sözde dedi¤i gibi, “Önemli olan iyi ve büyük görünmek de¤il, iyi ve büyük olmakt›r.” Davran›fllara yans›yan bu abart›l› “özgüven” sadece yan›lsamal› bir durum yarat›r, biçimde “free tak›lan” bu kad›nlar, iliflkilerinin niteli¤inde bir de¤iflim yaflamad›¤› sürece en baflta kendilerini kand›racaklard›r. Abart›l› bir özgüvenin biraz da kültürümüze özgü hakl› bir nedeni var. Küçük yafllardan bafllayan s›k› gözetim ve “yanl›fllar› yakalamaya” dönük yaklafl›m, insanlar›n kendi potansiyellerini hayata yans›tmalar› konusunda ciddi engeller oluflturmaktad›r. Bu nedenle olsa gerek, insanlar›m›z ileriki yafllar›nda kendilerine güvenlerini gelifltirmek için özel bir çaba göstermek zorunda kalmakta, “özgüvenlerinin yeterli olup olmad›¤›na” güvenememekte, bir ikilem içine düfl-

mektedirler. Bu ikilem özgüvenin afl›r› önemsenmesine, buna karfl›l›k özgüveni etkin k›lacak de¤erler boyutunun gözard› edilmesine yol açmaktad›r. Devrimci kad›nlarda özgüven sorunu Sistemin oluflturdu¤u k›s›r döngüden ç›kmay› baflararak, sistemi sorgulayan ve özgürlü¤e giden yolun örgütlülükten geçti¤ini gören kad›nlar, örgütlü yaflama geçiflle birlikte üzerlerindeki prangalardan önemli bir tanesini y›km›fl olurlar. Ancak nas›l ki, iktidar›n ele geçirilmesinden sonra ortal›k hemen toz pembe olmuyorsa, kad›nlar için de örgütlendikten sonra k›r›lmas› gereken pekçok pranga daha vard›r. Bunlar geçmiflin a¤›r yükleridir ve s›k› bir hesaplaflma ve kolektifin müdahalesiyle etkisi en aza indirgenebilir. Mücadele içerisinde erkek yoldafllar›n kad›n yoldafllara sorumluluk tan›mada, inisiyatif kazand›rmada eksiklik oldu¤u kadar, kad›n yoldafllar›n varolan durumu kabullenmesinden ileri gelen yetinmeci bir bak›fl aç›s› da mevcuttur. Emekçi kad›nlar›n örgütlü mücadeleye kat›lma oran›n›n azl›¤›, pekçok alanda erkek egemen bak›fl aç›s›n›n de¤iflimini zorlayacak koflullar› da yaratmamaktad›r. Kuflkusuz kad›n yoldafllar›n azl›¤› bu durumun bir sorun olarak görülmemesini, çözüm üretilmemesini hakl› ç›karmaz. Bu herfleyden önce devrime karfl› bir sorumluluktur. Ancak kad›n yoldafllara erkek yoldafllar›n yanl›fl bak›fl aç›lar› üzerinde bask› gücü oluflturmak için daha fazla görev düflmektedir. Dolay›s›yla varolan tüm sorunlarla birlikte örgüt içinde kad›n sorununun yans›malar› ve çözüm yollar› da örgütte tart›flt›r›lmal› ve çözüm yollar› ortaya konulmal›, konulan çözümler kolektife mal edilerek di¤er alanlar›n da faydalanmas› amaçl›d›r. Özgüvenle birlikte geliflmesi gereken özsayg› öncelikle kendini eksi ve art› yanlar›yla ortaya koyabilmeyi gerektirir. Dolay›s›yla kad›n yoldafllar›n geliflimin h›z›n› yakalamalar›nda çeliflkileri ve s›k›nt›lar› aç›k yüreklikle ortaya koymalar› büyük katk› sa¤layacakt›r. Çünkü “evet, ben bunu yapabilirim” demekten daha fazla cüret ister bazen “ben bunu yapam›yorum” demek. Bu durum kendiyle bar›fl›kl›¤› ve gelebilecek elefltirileri gö¤üslemeyi gerekli k›lan bir yüreklilik ister. “Bar›fl›k” yaflam›n›n huzuru yerine, daha zor ama daha do¤ru olan çat›flmalar› yaflamak uzun vadede geliflmeyi sa¤layacakt›r. Bir baflkas›na göre oldukça “önemsiz” gelen hatta kimi zaman küçümseme ile karfl›lanabilecek bir durum ne olursa olsun ifade edilmelidir, hatta ifade etme zemini çok fazla yarat›lmam›fl, buna imkan tan›nmam›fl bile olsa! Çünkü sadece kendimizi de¤ifltirmifl, gelifltirmifl olmayaca¤›z, de¤iflirken de¤ifltirmenin o tad›na doyulmaz uyumunu da yakalam›fl olaca¤›z. Emekçi kad›nlar, tribünlerden sahaya! Yenile yenile, kazanman›n güzelli¤ini hep birlikte yaflayaca¤›z çünkü...


27

28

›t›m› n a t p a t i K

12-25 Ağustos 2005

Dersim direniflinde Qopo “...bizi bir insan olarak var eden da¤lar›m›zd›r. Da¤lar›m›zdan, yani, kendimizden vazgeçti¤imiz anda as›l en büyük felaket, en büyük ölüm, en büyük k›y›m, iflte o zaman gelecektir...” (Qopo)

“Pafla, kahvesinden bir yudum ald›ktan sonra, Qopo’ya döndü; Hüseyin, eninde sonunda asili¤in bir fayda vermedi¤ini, yani devletin nizam ve kanunlar›na hiç bir zaman karfl› gelinemeyece¤ini, hele, hele üç befl bozuk martin ve üç befl eflk›ya bozuntusuyla koskocaman devletle bafl edilemeyece¤ini anlad›n...” “Qopo, elindeki kahve fincan›n›, sehpan›n üzerine koyduktan sonra, Abdullah paflaya döndü; “...Unutmadan bir fley daha söyleyeyim pafla. Biz afliretiz ve kendimize göre, düflman›m›z kim olursa olsun, kimle kavga edersek edelim,

kavgada uyaca¤›m›z bir töremiz var biz bu töremize çok ba¤l›y›z. Nedir diye sorarsan, hemen söyleyeyim: bizde, kavga s›ras›nda çoluk çocu¤a, kad›na, yafll›ya, yaral›ya, hastaya ve teslim olmufl olana asla kurflun s›k›lmaz. Düflman›m›z kim olursa olsun bu böyledir. Binde bir, töremizi ihlal eden olursa, o da toplum taraf›ndan mutlaka lanetlenir. Afliret içerisinde onun alt›n bir çul indiren bile olmaz. Ama devlet, devlet olmas›na, yani kanunu nizami olmas›na ra¤men, askerler, çoluk çocuk, kad›n erkek ya da esir falan dinlemeden eline geçen herkesi kurfluna dizdiler. Baz› yerlerde insanlar›n üzerine gaz döküp yakt›lar. Tafltan uçan›n, suda gidenin haddi var hesab› yoktur. Anlatt›klar›ma karfl›l›k olarak, ‘böyle bir fley olamaz, bu bir kuru iftiradan ibarettir’ diyebilirsiniz. O zaman size diyorum ki, bana inanam›yorsan›z Ali Bo¤az›’na ya da Laç deresine bir gidin bakal›m orada neler göreceksiniz. Söylediklerim iftira m›, yoksa gerçek mi o zaman karar verirsiniz.” Qopo, geçmiflteki Dersim direnifllerinin kahraman›. Ve bu günde devam eden haks›zl›klar›n karfl›s›n-

Molla Köyü Do¤a ve Kültür Festivali yap›ld›! Her sene düzenlenen Molla Köyü Do¤a Ve Kültür Festivali’ne Umut Yay›mc›l›k stand› açarak kat›ld›k. Önceki seneye göre daha yo¤un jandarma ve sivil polis ablukas›na tan›k olduk. Ayr›ca devlet güçlerince tertip komitesine yönelik bask›n›n da bir hayli fazla oldu¤u görünen bir gerçekti. ‹stiklal Marfl› ve sayg› duruflunun festival gündemine al›nmas› da bunun bir göstergesi oldu. Tüm bunlara ra¤men festival boyunca halk›m›zla buluflman›n mutlulu¤unu yaflad›k. ‹lk defa gazete ve dergimizi sesli ajitasyon ve propaganda arac›n› kullanarak da¤›tt›k. Festivale Sabahat Akkiraz, Grup Munzur, Kaz›m-Dilek ikilisi ve yerel gruplar kat›ld›. En son sahneye gelen Grup Munzur kavga ve isyan türküleriyle kitleyi coflturdu. Bu arada kitle taraf›ndan s›k s›k on yedilere iliflkin sloganlar at›l›rken ayr›ca YDG’liler de bunlar›n yan›s›ra “Faflizme isyan halk önder Partizan”, “Dersim Tokat Erzincan savafl›yor Partizan” vb. sloganlar (Erzincan YDG) att›.

da nas›l durulmas› gerekti¤ini gösteren, yi¤it bir afliret lideri. Qopo sadece kendi afliretinde de¤il, ayn› zamanda düflmanlar› da dahil ad›n›, nam›n› duyan herkeste hayranl›k uyand›ran mert birisi. Qopo hiç kimseye haks›zl›k etmeyen, sadece kendi kültürünü korumak ve yaflatmak isteyen ak›ll› ve cesur bir adam. Osmanl› zulmünden “kurtulduklar›n›” ilan eden “Cumhuriyet” yönetimi memurlar›, Dersim’de faflist TC’nin ilk sözcüleridir. K›sa zamanda, halk›n yiyecek ekme¤i yokken dayat›lan vergiler, asker bask›s› ile Türklefltirme çal›flmalar›na bafllayan devlete karfl›, hakl› isyan kaç›n›lmaz olur. Tarihte Dersim özgülünde Kürtlere ne gibi oyunlar oynand›¤›na, her seferinde nas›l katledildiklerine de de¤iniyor kitap. Sürükleyici ve çarp›c› bir hikaye. Yer, yer yap›lan tasvirler ak›c›l›¤› durgunlaflt›r›yor. (Örne¤in; kaymakam›n kap›s›ndaki memur, nöbet tutan asker) Devlet zor kullanarak teslim alamad›¤› direniflçileri daha sinsi bir yolla ele geçirmeyi dener. “Af” ç›k-

t›¤› ve tüm suçlar›n affedilece¤i, da¤dakilerin de baflka illere sürülece¤i söylenir. Qopo, kültürlerinin asimile olaca¤›n› düflünerek sonuna kadar teslim olma taraftar› de¤ildir. Da¤daki herkesin teslim olmas›na ra¤men teslim olmazlar. Ancak akraba ve dostlar›n›n bask›lar›na dayanamayarak teslim olma karar› al›rlar. ‹lk andan itibaren yapt›klar› hatan›n fark›na var›rlar. Sonunda Qopo kendini en çok özgür hissetti¤i ve en çok özgür oldu¤u da¤lar›na geri döner. “Kirvem” dedi¤i, “dost” sand›¤› iki muhbirin ihbar›yla, ailesiyle birlikte kald›klar› ma¤arada ani bir bask›nla katledilirler. ‹nançlar›ndan ödün vermeyen, kendi kültürel de¤erleri olan ve onlar› sahiplenen, kiflilikli ve cömert bir lider Qopo! “...bizi bir insan olarak var eden da¤lar›m›zd›r. Da¤lar›m›zdan, yani, kendimizden vazgeçti¤imiz anda as›l en büyük felaket, en büyük ölüm, en büyük k›y›m, iflte o zaman gelecektir...” (Qopo) Bir ‹K okuru

Mamak’ta FEST‹VAL COfiKUSU Bu y›l 2.’si düzenlenen Mamak Kültür Sanat Festivali 5-6-7 A¤ustos tarihlerinde yap›ld›. Tuzluçay›r’da bulunan ‹flçi Kültürevi taraf›ndan yoz, gerici kültüre karfl› alternatif, devrimci kültürün yaflat›lmas› gelifltirilmesi amac›yla gerçeklefltirilen festival “Yoksullu¤a mahkum, yozlaflmaya teslim olmayaca¤›z” fliar› ile düzenlendi. Festivalin ilk günü Mustafa Özarslan sahne ald›. Tekmezar Park›’nda yo¤un bir kitle kat›l›m›yla yap›lan ilk gecede, ayn› zamanda sinevizyon gösterimi de yap›ld›. ‹kinci günde Mamak’tan halk›n kat›l›m›yla “sosyal y›k›m sald›r›s› ve iflçi-emekçiler üzerindeki etkisi” konulu bir panel ve müzik gruplar› yer ald›. Tiyatro gösteriminin düzenlendi¤i üçüncü gün Y›lmaz Güney’e iliflkin bir film gösterimi yap›ld›. Festival boyunca Adana, ‹zmir’den ‹flçi Kültürevleri ve halk ozanlar› da sahne ald›. Halk›n yo¤un ilgi gösterdi¤i etkinlikler boyunca devrimci-ilerici kültürün güzel örnekleri sergilendi. (Ankara)


12-25 Ağustos 2005

28

28

Emekçi semtlerde y›k›m terörü devam ediyor!

Gün geçmiyor ki televizyon kanallar› ve gazete küpürlerinde ‹stanbul’un emekçi semtlerinde yaflanan y›k›m terörü ile karfl›laflmayal›m. Büyük bir ço¤unlu¤u Türkiye Kürdistan›’n›n çeflitli illerinden zorla göç ettirilen, bir k›sm› Karadeniz’den ifl bulma umudu ile, bir k›sm› da ülkenin çeflitli bölgelerinden y›llar önce gelenler “nereden geldikleri belli olmayan insanlar” olarak gösteriliyor ve binbir çile ile yapt›klar› gecekondular›, devlet taraf›ndan bafllar›na y›k›l›yor. Egemenler kaçak oldu¤unu iddia ettikleri gecekondu semtlerini “Kentsel Dönüflüm Projesi” ad›n› verdi¤i sald›r› plan› ile tek tek y›kmaya çal›flmaktad›r. Kaçak olduklar›n› iddia ettikleri diyoruz çünkü, “kaçak” olan gecekondulardan y›llarca vergi al›nm›fl, elektri¤i ba¤lanm›fl, su verilmifl, sokaklar› yap›lm›fl, yani “kaçak” oldu¤una bak›lmadan çeflitli hizmetler verilmifl, karfl›l›¤› da fazlas›yla al›nm›flt›r. Egemenler her ne kadar gecekondular›n y›k›m sebebini “Kentsel Dönüflüm Planlar›” çerçevesinde aç›klasa da özünde buralar› peflkefl çekecektir. Hükümete geldi¤i günden bu yana özellefltirmelerle iflçi s›n›f›na, kotalarla köylüye, YÖK Yasa Tasar›s›’yla ö¤rencilere azg›nca sald›ran AKP hükümeti direnen emekçilere yönelik tehdit konuflmalar›n›, y›k›m bekleyen ve kendilerine çözüm yolunun nas›l olaca¤›n› soran gecekondu halk›na da yöneltti. Geçti¤imiz günlerde Küçükçekmece Belediyesi önünde y›k›mlar› protesto etmek amac›yla eylem yapan Bayramtepe halk›na evlerinin yak›n bir süreçte y›k›lmayaca¤›n›, çözüm yolunu da birlikte bulacaklar›n› söyleyen AKP’li Belediye Baflkan› sözünde durmam›fl, ertesi gün y›k›m ekipleri mahalleye gelmifl ancak halk›n direnifli karfl›s›nda evleri y›kamadan geri dönmüfltür. Her y›k›m›n ard›ndan gözyafl› döken, otobüs duraklar›n› mesken eyleyen, çoluk çocuk, “flimdi ne yapaca¤›z?” diye düflünen gecekondu sahipleri y›llar›d›r her seçim öncesi tapu vaatleriyle kand›r›larak oyuna geldiler. Birço¤u hükümete gelen partiye güvendi. Ancak hiçbir zaman bekledikleri olmad›. Hep kand›r›lan oldular. Ve en sonunda bir bölümü evsiz kald›, bir bölümü ise her an evleri y›k›lacak korkusuyla yaflamaya devam ediyor. Son günlerde özellikle televizyon kanallar›nda çok s›kça karfl›laflt›¤›m›z y›k›m görüntüleri hepimizin haf›zalar›ndad›r. Yap›lan her y›k›m›n ard›ndan evlerini y›kt›rmamaya kararl› olan gecekondu sahiplerinin direnifllerine destek olmak amac›yla yan›bafllar›nda olan devrimcileri “provokatör” olarak yans›tan egemenler, bu sayede yapt›klar›n› meflrulaflt›rmaya çal›flmaktad›r. Yine her y›k›m sonras› ortaya ç›kan ve savafl alanlar›n› aratmayan enkaz görüntüleri, dünyada ve Türkiye’de yaflanan baz› patlamalar›n ard›ndan egemenler taraf›ndan “terör” olarak adland›r›lan eylemlerden pek bir fark› yoktu.

Bugün aç›s›ndan ‹stanbul’da 70 bin gecekondudan, 50 bini hakk›nda y›k›m karar› ç›km›fl ve bir bölümü emekçi halk›n direnifllerine ra¤men y›k›lm›flt›r. Yine bir baflka gerçeklik ise y›k›m kararlar›n›n ç›kt›¤› semtlerin önemli bir bölümünün devrimci-demokrat kimli¤i ile bilinen semtler oldu¤udur. “Demokratikleflti¤i” iddia edilen ülkemizde egemenler kendi anayasalar›n›n “Madde 57: Devlet, flehirlerin özelliklerini ve çevre flartlar›n› gözeten bir planlama çerçevesinde, konut ihtiyac›n› karfl›layacak tedbirler al›r, ayr›ca toplu konut teflebbüslerini destekler” yasas›n› hiçe sayarak, b›rak›n konut ihtiyac›n› karfl›lamay›, varolan konutlar› y›kmak için binlerce kolluk gücü, gaz›, bombas› ve ifl makinalar›yla sald›rmakta evleri için direnen emekçi halk›n üzerine. Asgari ücretin 385 milyon oldu¤u ülkemizde y›k›mlar sonras› halk›n bir çözüm yolu sunmas›n› bekledikleri egemenlerin ise “çözüm” yolu belli. “Herkesi kira öder gibi ev sahibi yapmak.” Ama unuttuklar› bir fley var ki büyük bir ço¤unlu¤u asgari ücrete çal›flan gecekondu sahiplerinin vaadedilen 3040 milyar de¤erindeki evlere ödeyecek paralar› olmad›¤›. Evet egemenlerin “çözüm” yolu buyken emekçi gecekondu halk›na da tek bir yol kal›yor. Direnmek-direnmek-direnmek... T›pk› Bayramtepe, Gülsuyu-Gülensu, Pendik, Ayazma, Okmeydan› halk› gibi.... GÜZELTEPE ‹stanbul’un Eyüp ilçesine ba¤l› Güzeltepe Mahallesi Yenibay›r sokakta bulunan 11 evin y›k›m› için mahalleye giden y›k›m ekipleri mahalle halk›n›n direnifli ile karfl›laflt›. 28 Temmuz Perflembe günü evleri y›kmaya gelen y›k›m ekiplerine mahalle girifline kurduklar› barikatlarla direnen Güzeltepe halk›, evlerini y›kt›rmamak için polisle çat›flt›. Ç›kan çat›flma sonras› çok say›da kifli gözalt›na al›narak karakola götürülürken direnifle ra¤men 11 ev y›k›ld›. Çat›flma s›ras›nda polisin kulland›¤› gaz bombas›ndan etkilenen 2 kifli ise hastaneye kald›r›ld›. OKMEYDANI 31 Temmuz tarihinde Okmeydan›’nda yap›lan 5 bin kiflilik yürüyüflle AKP hükümetinin y›k›m sald›r›s› protesto edildi. Okmeydan› Anadolu Kahvesi önünde toplanan binlerce kifli, Kulaks›z Meydan›’na kadar yürüyerek, y›k›mlar› protesto etti. “‹flgalci de¤iliz hak sahibiz”, “Tapumuzu istiyoruz” ve “Yerine yurduna sahip ç›k Okmeydan›’n› y›kt›rma” yaz›l› pankart ile “Biz yapt›k biz y›kt›rmay›z”, “Kentsel de¤il rantsal dönüflüm”, “Tapular›m›z› istiyoruz” ve çeflitli dövizlerinin aç›ld›¤› yürüyüfl s›ras›nda s›k s›k, “Y›k›mlara karfl› omuz omuza”, “Susma sustukça s›ra sana gelecek”, “Okmeydan› bizimdir bizim kalacak”, “Sahtekar baflkan

istemiyoruz”, “‹flgalci Tayyip istifa” fleklinde sloganlar at›ld›. Yürüyüfle çevredeki halk da alk›fllarla destek verdi. ‹lk konuflmay› yapan Rüstem Karakufl, burada insanlar›n hiçbir farkl›l›k gözetmeden bar›nma haklar›n› savunmak için bir araya geldi¤ini belirterek bu mücadelenin ancak omuz omuza herkesin emekçi ve gecekondu sakini oldu¤u bilinerek verilip sonuca ulafl›labilece¤ini belirtti. Hemen ard›ndan yine komite bilefleni olan ‹lknur Bektafl, yapt›¤› konuflmada bol bol Türk flovenizmi estirirken gecekondu halk›ndan alk›fl›n yan›nda s›k s›k yuhalamalar da ald›. Yürüyüflün ard›ndan Kulaks›z Top Sahas› önünde aç›klama yapan Okmeydan› Y›k›mlara Karfl› Komisyon Baflkan Yard›mc›s› Ali Çetkin, y›k›mlara karfl› binlerce kiflinin bir araya gelmesinin Türkiye’de bir ilk oldu¤unu söyledi. Kentsel Dönüflüm Projesi kapsam›nda 85 bin 423 gecekondunun tasfiye edilece¤ini belirten Çetkin, 1 milyon 366 bin 768 kiflinin evsiz kalaca¤›n› kaydetti. Bir uzlaflma sa¤lanmas› ve sorunun çözümü için Beyo¤lu Belediye yetkilileri ile görüfltüklerini ancak sonuç alamad›klar›n› ifade eden Çetkin, “Yapt›¤›m›z görüflmelerin ard›ndan bizlere ‹stanbul Belediye Baflkan› Kadir Topbafl y›k›mlar› durdurmak için söz verdi. Ama sözünü tutmad›. ‹lk kez bir hükümet Meclis’teki ço¤unlu¤una dayanarak evlerimiz y›kmaya çal›fl›yor. Kendilerinden; sözlerinde durmalar›n› ve tapular›m›z› vermelerini istiyoruz. Bir y›k›c› iktidar de¤il yap›c› iktidar istiyoruz” diye konufltu. Aç›klaman›n ard›ndan evleri y›k›lacak olanlar da söz al›p düflüncelerini dile getirdi. Okmeydan›’nda evi y›k›lan ve evin harabesi hemen eylem alan›n›n yan›nda olan Yusuf isimli ma¤dur ise konuflma yaparak “40 küsur y›ld›r burada yafl›yorum, babamlar da burada yaflam›fl, biz iflgalci de¤il hak sahibiyiz. Medyada ‘y›k›m› yapt›k halkla el s›k›fl›p gittik’ dediler, dostlar ben kimseyle el s›k›flmad›m” dedi. Mitingin sonuna do¤ru söz alan komite bileflenlerinden biri olan Hüseyin Hançer aç›klaman›n bafl›nda estirilmeye çal›fl›lan ›rkç› havay› da¤›tarak “Kimimiz camiden ç›kt›k geldik kimimiz cemevinden. Farkl› din, dil gruplar›nday›z ama söyleyin hangimiz iflgalciyiz? Benim bildi¤im iflgalciler Irak’ta. Onlar› katliamlar›na ra¤men kahraman yapanlar, elinde tafl ve sopayla evlerini savunanlara terörist diyor. As›l terör onlar›n yapt›¤›d›r” dedi. Kitlenin s›k s›k “Susma, sustukça s›ra sana gelecek”, “Bizi satan› biz de satar›z”, “Kahrolsun ABD iflbirlikçi AKP”, “Okmeydan› bizimdir, bizim olacak” sloganlar›n› atan kitle komite bileflenlerinin ve evi y›k›lanlar›n konuflmalar›n›n ard›ndan tekrar yollar› kapatarak yürüyüfl halinde da¤›ld›. Eylem, alk›fl ve sloganlar eflli¤inde son buldu.

SEÇ‹M DÖNEM‹ VAATLER‹N‹N YER‹N‹ YIKIM DÖNEM‹ VE COPLAR ALDI AKP hükümetinin “Kentsel Dönüflüm Plan›” ad›n› verdi¤i ancak gerçekte gecekondu mahallelerinin y›k›larak sermayeye peflkefl çekilmesinin amaçland›¤› gecekondu y›k›mlar› 2 A¤ustos 2005 tarihinde Beykoz Tokatköy Bombal›dere Mahallesi’nde 13 evin daha y›k›lmas›yla devam etti. Sabah saat 9:00’da yaklafl›k bin kiflilik çevik kuvvet polisi ve askerlerin eflli¤inde bafllayan y›k›m operasyonuna karfl› toparlan›p direnifle geçen halktan 20 kifli gözalt›na al›nd›, eflyalar›n› çocuklar›n› bile evden ç›kartmakta zorlanan aileler, güvenlik güçlerinin sald›r›s› ile karfl›laflt›. Y›k›m yap›lan evlerdeki ailelerle yap›lan konuflmalarda evlerin y›k›m karar›n›n yaklafl›k 15 gün önce Tokatköy Muhtarl›¤›’na tebli¤ edildi¤ini ancak bu y›k›m kararlar›n›n evleri y›k›lan hiçbir aileye iletilmedi¤ini ayr›ca y›k›mlar s›ras›nda çocuklar›n›n ortada kald›¤›n› kurtarabilecekleri eflyalar›n›n hatta canl› hayvanlar›n›n dahi y›k›nt›lar alt›nda kald›¤›n› söylediler. 2 A¤ustos günü akflam saat 21:00-22:00 sular›nda yaklafl›k 500 kiflilik y›k›mlardan sonra toparlanan Tokatköy halk›, y›k›mlar› protesto etmek amac› ile uluslararas› Beykoz flenli¤inin yap›ld›¤› Beykoz Çay›r›’na gelerek y›k›mlar› protesto ettiler. Kitle, y›k›m alan›ndan bafllayarak flenli¤in yap›ld›¤› Beykoz Çay›r›’n›n yap›ld›¤› alana “Hakl›y›z kazanaca¤›z”, “fienlik de¤il ev istiyoruz” sloganlar›yla gelerek flenlik program›n› durdurdular. Beykoz Belediye Baflkan› Muharrem Ergül hakk›nda da sloganlar atan emekçilerden Tokatl› Mahallesi eski muhtar› Erhan Atagün yapt›¤› konuflmada “cesedimi çi¤netmeden bir ev dahi y›kt›rmam diyen belediye baflkan› verdi¤i sözde durmam›flt›r. Evlerimizi y›kt›rm›flt›r. Orman içinde olup orman› y›karak Acar villalar›n› yapt›ranlara kimsenin sesi ç›km›yor. Neden bizim evlerimiz y›k›ld›?” diyerek sistemin ikiyüzlü tutumunu teflhir etti. Eski muhtar›n yapt›¤› protesto konuflmas›ndan sonra kitle yine toplu flekilde ayn› sloganlar› atarak yolu trafi¤e kapat›p y›k›m bölgesine geri döndüler. Belediyenin verdi¤i ekmekleri “sadaka de¤il, bar›nma hakk›m›z› istiyoruz” diyerek geri çeviren Tokatköy halk›, y›k›mlara karfl› direnifli örgütlemek için bir komisyon oluflturmay› düflündüklerini ve bunun için oradaki evleri dolaflt›klar›n› söylediler. Y›k›mlar›n 13 evle kalmayaca¤›n›, acil olarak 90 evin, toplam olarak ise 483 evin y›k›laca¤›n› belediye söylüyor. Ayr›ca bölgede Gümüflsuyu, So¤uksu ve Çavuflbafl› Mahalleleri’nde de y›k›mlar›n yap›laca¤› söyleniyor. Belediye baflkan›, direnifli k›rmak, halk›n öfkesini dindirmek için evleri y›k›lmayan halka, “belediyeye gelin, tapular›n›z› verece¤iz” diyerek halk›n birlik ve dayan›flmas›n› parçalamaya çal›fl›yor. (‹stanbul)


28

29

12-25 Ağustos 2005

Mersin’de devletin izin verdi¤i fabrikalar halka zehir kusuyor evletin emekçi semtlerde kurulmas›na izin verdi¤i fabrikalar›n yaratt›¤› y›k›ma en güzel örneklerden olan Karaduvar ve Kazanl› Mahallesi halk› bu fabrikalar›n kapat›lmas›n› istiyor.

D Mersin’de yerleflim yerlerinin çok yak›n›na kurulmas›na izin verilen fabrika ve petrol dolum tesislerinin depolar›ndan s›zan ve bacalar›ndan ç›kan zehirli gazlar ve deniz suyuna, içme sular›na kar›flan at›klardan kaynakl› çevre yerleflim yerlerindeki insanlar›n hayat› tehlikede. OPET, TUTA, ATAfi, AKGÜBRE, KROMSAN, SODA SANAY‹ ve TERM‹K SANTRAL’in do¤aya verdi¤i zarar gibi insanlara verdi¤i zarar da çok büyük derecede. Bu fabrika ve petrol dolum tesislerinin her biri atom bombas› niteli¤inde. Do¤aya ve insan yaflam›na verdi¤i zarar›n yan›nda petrol dolum tesislerinden birinin patlamas› dahi Mersin halk›na çok büyük zarar verebilir. Bölge halk›n›n %90’›na yak›n› kanserli veya kanser tafl›ma riski çok yüksek. Denize b›rak›lan at›k sular› Mersin’in Kazanl› Kasabas›’n›n sahilini ve denizini de etkilemifl. Daha önceleri turistik bölge ilan edilmifl olan, ancak flu an bölge halk›n›n dahi baflka bölgelere tatil yapmaya gitti¤i Kazanl›’da denizin dibinde çölü and›ran bir görüntü oldu¤u söyleniyor. Kazanl› Kasabas›’nda yeni do¤an bebeklerde dahi kanser görülebiliyor. KROM SAN fabrikas› ve Soda Sanayi etraf›nda tarlas› bulunan köylüler tarlalar›nda ektikleri hiçbir fleyden verim alamad›klar›n› söylerken, borçlar›n› kapatmak için fabrika sahiplerinin verdi¤i fiyatlara tarlalar›n› satmak zorunda kal›yorlar. KROM SAN fabrikas›nda çal›flan birinin yaflam süresi 13 ile 15 y›l aras›. Bu fabrikalar›n kapat›lmamas› durumunda ikinci bir Çernobil tehlikesinin de Mersin’de yaflanmamas› için hiçbir sebep yok. Ayr›ca bu fabrikalar›n kuruldu¤u bölgede Çay, Çilek, Karaduvar, Karacailyas ve Kazanl› olmak üzere befl yerleflim birimi bulunuyor. ‹flçi köylü gazetesi olarak halk›n tepkisini dile getirebilmek için Kazanl› Kasabas›’nda ve Karaduvar’da halkla söylefliler yapt›k. “BUNUN ÖNÜNE GEÇEB‹L‹R‹Z!” ‹K: Kendinizi tan›t›r m›s›n›z ve

yaflad›¤›n›z sorunlar› anlat›r m›s›n›z? Alparslan Ald›: 31 senedir bu köyde yafl›yorum. Çiftçilikle u¤rafl›yorum. Borçlar›mdan dolay› tarlam› kiralamak zorunday›m. fiu anda kendi tarlam› kiralad›¤›m insanlar›n yan›nda yevmiyeyle çal›fl›yorum. Sa¤l›k problemleri yüzünden çal›flam›yoruz. ‹nsanlar›m›zda afl›r› derecede dalg›nl›k, unutkanl›k bafllad›. Yeni do¤an bebeklerde dahi kanser görülüyor. Bunun bafll›ca sebebi içti¤imiz sular, soludu¤umuz hava ve burnumuzun dibindeki KROM SAN’›n saçt›¤› zehirdir. Halk›m›z duyars›z kalmamal›, kendi çocuklar›n›n gelece¤ine sahip ç›kmal›. Bu fabrikaya karfl› olanlara destek vermeliyiz, birlik ve beraberlik içinde olmal›y›z. Bunun önüne geçilmeyecek diye bir fley yok, kimseden korkmamal›y›z. “MÜCADELE ETMEL‹Y‹Z!” ‹K: Siz yaflad›¤›n›z sorunlar› aktar›r m›s›n›z? Hüsne Genç: 1997’den bu yana burada yafl›yorum, tar›mla u¤rafl›yorum. 2000 senesinde Karacailyas Akbelen Mahallesi’nde bir tarla kiralad›k. Benim k›z›m 1981 do¤umlu idi, o zaman hiçbir fleyi yoktu. Pazar’dan Cuma gününe kadar teflhis konulamad›¤› için öldü. ‹lk dedi¤i fley “anne bafl›m a¤r›yor” oldu. K›z›m›n hiçbir fleyi yoktu. KROM SAN’dan yükselen kirli hava ve at›k sular›ndan kaynakl› hasta oldu. O gün pis bir koku geldi tarladan, bu kokunun geldi¤i gün k›z›m son kez tarlaya gitmiflti ve o günden sonra “bafl›m a¤r›yor” demeye bafllam›flt›. 5 gün içerisinde yaflam›n› yitirdi. Köydeki ölümlerin %60’› bu sebepten kaynakl›, en az 100 kifli kanser. Bu say› da bildiklerimiz, kanser oldu¤unu saklayanlar da var. Kaç kad›n›n kanser sebebi ile gö¤sünü ald›lar. KROM SAN’›n çevresindeki tarlalarda hiçbir fley yetiflmez hale geldi. Teyzemin o¤lu 3-5 y›l bu fabrikada çal›flt› ve hemen ç›kt›, ona ra¤men felç olup dengesini yitirdi, flu an akl› çocuk gibi.

“HALKIN ARTIK TEPK‹ GÖSTERMES‹ GEREK‹YOR!” ‹K: Kendinizi tan›t›r m›s›n›z ve yaflad›¤›n›z sorunlar› anlat›r m›s›n›z? Zehra Demir: 25 y›ld›r Kazanl›’da yafl›yorum. ‹çme sular›m›z çok kirli, içilecek gibi de¤il, bundan dolay› gücümüz yetti¤i kadar›yla haz›r su al›yoruz, tabi ki bu çözüm de¤il ama sonuçta emek veriyoruz, yine de buran›n suyunu kullanmak zorunda kal›yoruz. Soludu¤umuz hava kirletildi, sular›m›z kirletildi, denizimiz kirletildi. Daha geçen gün 50 metre ilerimize dökülen KROM SAN at›klar› temizlendi. Temizlemek için giden floförler bile “can güvenli¤imiz yok” diye tedirgindiler. KROM SAN’›n yan› s›ra hemen 1 km ilerimizde denize petrol borular› döflendi ‹K: Siz bu konuda neler düflünüyorsunuz? Kadir Yi¤it: 30 y›ld›r burada yafl›yorum ve tar›mla u¤rafl›yorum. Baflta su sorunumuz var, suyun kanser yapt›¤› söyleniyor. Denizi de öldürdüler. Soluyacak temiz hava kalmad›. Bu fabrika kapat›lsa dahi temizlenmesi 40-50 y›l› bulur. Ankara dahi biliyor. Ankara’dan gelen sa¤l›k ekipleri 200250 metre derinlikten su ç›kard›, kromun zehri ifllemifl ama bir fley yapm›yorlar. Bu sorun için örgütlenmeliyiz. KARADUVAR HALKI FABR‹KALARA ‹SYAN ED‹YOR! T›pk› Kazanl› kasabas› gibi fabrikalar›n at›klar› sonucu yaflamlar› alt üst olan Karaduvar Mahallesi halk› herkesi duyarl› olmaya ça¤›r›yor. ‹K: Kendinizi tan›t›p, Opet, Tuta, Krom-San gibi fabrikalar›n verdi¤i zarar› anlat›r m›s›n›z? Fikret Altan: Burada do¤dum, burada büyüdüm. Kromsan’›n yayd›¤› at›klar belli. Havada Krom 6 bilefli¤i var, kanserojen madde tafl›yor. Petrol dolum tesislerinin karaya ve havaya b›rakt›¤› zararl› gazlar beraberinde insanlar›n yaflamlar›n› da tehlikeye sokuyor. Nefes almak güçlefliyor. Hele hele dolum tesislerine yak›n oturan insanlar bu yaz›n s›ca¤›nda kap› pencere kapatarak

yaflamak zorundalar. Yani hapishanede gibi yaflamak zorundalar. Sulama kanallar›nda, kanalizasyonlara b›rak›lan at›klardan ve havaya b›rak›lan zehirli gazlardan kaynakl› ciddi bir kirlilik var. - Bu durum tar›m› nas›l etkiliyor? - Zaten burada tar›m falan kalmad›. Hele fabrikalara yak›n yerleri gördüyseniz, hepsinde ekinler kurudu. Biz burada yeralt› suyunu tarlalarda kullan›yoruz. Yeralt› suyu kalmad›. fiu an kuyulardan petrol ç›k›yor. Sulama yapam›yoruz. - Bütün bunlar karfl›s›nda ne yapmay› düflünüyorsunuz? - Mahkemeler devam ediyor. fiu an iç hukuk süreci var gündemde. Halk›n istedi¤i sonuç ç›kmazsa zaten bunun bir üst boyutu insan haklar› mahkemeleridir. Onlara baflvuraca¤›z büyük ihtimalle. E¤er hukuk tan›maz bir tav›r sergilenirse, burada insanlar yaflamlar›n› devam ettirmek zorundalar. “EZ‹LENLER‹N B‹RLEfiMES‹ GEREK‹YOR” ‹K: Fabrikalar›n yaratm›fl oldu¤u s›k›nt›lar› anlat›r m›s›n›z? Bilal Y›lmaz: Ben 30 y›ld›r bal›kç›y›m. Fabrikalar›n bizim hayat›m›za etkisi çok büyük. Burada pislik içinde yafl›yoruz. Daha önce Karaduvar Mahallesi çok de¤erli bir mahalleydi. Ama flimdi bu fabrikalar bizi mahvetti. Sa¤l›¤›m›z bozuldu. Acilen bir önlem al›nmas› gerekiyor. Burada Karaduvar halk›n› hiçe say›yorlar. Dolum tesislerinin denize döfledi¤i petrol boru hatlar›ndan dolay› bal›k tutmam›za da yasak geldi, bu durumda da küçük bal›kç› tekneleri ifl yapamaz oldu. Sadece büyük tekneler yani gücü yeten kiflilerin tekneleri bal›k tutabiliyor. Küçük tekneler, küçük esnaf ölmüfl durumda. Bu sorun yaln›zca Karaduvar halk›n›n de¤il bütün bu çevrenin sorunu. Bu soruna duyarl› olmal›y›z. Onlardan korkmamal›y›z. Zenginler de insan, bizler de insan›z. Ezilenlerin birleflmesini kenetlenmesini istiyoruz, o zaman bir fleyler yapabiliriz. (Mersin)


30

12-25 Ağustos 2005

‹flçi-köylü’den TOPYEKÜN SALDIRIYA DEVR‹MC‹ D‹REN‹fiLE KARfiI DURALIM! 2005 Newroz’undan sonra yaflanan geliflmeler ülkemizdeki s›n›f mücadelesinin yeni ve zor bir sürece girdi¤inin iflaretlerini vermifltir. ‹flçi ve emekçi cephesinde SEKA direniflinin k›v›lc›m› ile biçimlenen ve son süreçte özellefltirme sald›r›lar› ile büyüyen hareketlilik, gecekondularda yaflayan binlerce yoksul insan›n evlerinin y›k›lmas› karfl›s›nda gösterdi¤i direnifl, gençlik içinde yükselen anti-faflist hareketlilik, Türkiye Kürdistan›’nda devam eden operasyonlar karfl›s›nda biriken öfke, kendisini çeflitli biçimlerde ortaya koymaktad›r. Newroz öncesinde Türkiye Kürdistan›’ndaki askeri birlikleri denetleyen Orgeneral Yaflar Büyükan›t’›n, “S›n›rlar›m›z içindeki militan say›s› Abdullah Öcalan’›n yakalanmas›ndan önceki say›y› aflm›flt›r. Ama tedbir yoktur; dolay›s› ile durum çok tehlikelidir” sözlerinin ard›ndan yaflanan geliflmelerle beraber, bugün Baflbu¤’un aç›klamalar›n› de¤erlendirdi¤imizde yaflanan benzerlikleri görmek zor de¤ildir. Newroz öncesi yap›lan bu aç›klaman›n ard›ndan bölgeye askeri operasyonlar yo¤unlaflt›r›lm›fl ve ›rkç›-floven dalgan›n ad›mlar› at›lm›flt›. Ancak burada Büyükan›t’›n sözlerindeki “tedbir”i sadece askeri operasyonlar›n art›r›lmas› olarak alg›lamamak gerekir. Kastedilen ayn› zamanda “yasal düzenlemeler”, al›nacak “politik tedbirler”dir. Kald› ki aç›klaman›n ard›ndan Baflbu¤ da “yasal tedbirler”den kastedilenleri aç›kça ilan etti; “Terörle Mücadele Yasas›

yenilensin, yetkilerimiz geniflletilsin, Baflbakanl›k’ta özel bir istihbarat birimi oluflturulsun…” Ve ard›ndan da son noktay› Genelkurmay Baflkan› Hilmi Özkök koydu; “Sivil toplum örgütlerinin ve bütün halk›n mücadeleye kat›lmas›”, “Teröre karfl› sivil bir cephe oluflturulmas›.” Burjuva-feodal bas›nda bu aç›klamalar›n ard›ndan “Teröre karfl› ortak cephe” manfletleri ile verilen haberlerin ortak paydas› “AB’ye uyum kapsam›nda k›s›tlanan yetkilerine ra¤men terör örgütlerine karfl› mücadelenin sürece¤i, terör örgütlerinin en korktu¤u fleyin toplumun kendilerinden baflka tamam›n›n el ele, gönül gönüle bir karfl› cephe oluflturmas›” söylemleri oldu. Burada önemli ve de¤inilmesi gereken bir di¤er noktada, egemenlerin bu sald›r› girifliminde ayd›nlar›, sendikac›lar›, üniversite görevlilerini, meslek odalar›n› ve kitleleri bu plan›n etkin birer unsuru olarak kullanmak istemeleridir. Böylelikle devrimci ve komünist güçleri izole etmeyi, yaln›zlaflt›rmay› umuyorlar. Tüm bunlar› faflist diktatörlü¤ün halk›m›za meydan okumas›, gözda¤› ve önümüzdeki dönem mücadelenin esas içeri¤i ve yöntemi olarak alg›lamak gerekiyor. Bu kapsamda bu önemli sald›r› haz›rl›klar›n›n en önemli ayaklar›ndan biri yukar›da da de¤indi¤imiz gibi al›nacak olan “yasal tedbirler”dir. Bunlar›n içinde de “Terörle Mücadele” Yasas› önemli bir yer almaktad›r. Bu yasan›n çerçevesini Baflbu¤’un 3

TOPYEKÜN SALDIRIYA DEVR‹MC‹ D‹REN‹fiLE KARfiI DURALIM! Sincan Yenikent’te kurulu bulunan Orhan Boz T›bbi Malzeme ve Sanayi Afi’de çal›flan 150’ye yak›n iflçi 3 ayd›r maafllar›n›n ödenmemesi üzerine ifl b›rakt›. Sendikan›n olmad›¤› iflyerinde iflçiler sabah mesai saatlerinde iflyerine gelerek fabrikan›n önünde oturarak mesai bitiminde evlerine dönüyorlar. ‹flçiler ücretlerini alana kadar eylemlerden vazgeçmeyeceklerini dile getirirken daha önce de yar›m gün ifl b›rakt›klar›n› belirtiyorlar. 1994 y›-

l›nda kurulan fabrikada sa¤l›k sektörü için malzeme üretiliyor. Fabrikan›n sahibi Orhan Boz için Sincan’da iflçilerin “Orhan Boz mu? ‹flçileri asgari ücretle çal›flt›r›r. Sigortay› yat›r›r m› bilinmez” fleklinde konufluyorlar. 22 Temmuz’da bafllayan ifl b›rakma eylemi ile birlikte patron iflçileri tehdit etmeye bafllayarak yemekhaneye kapatt›. 1 A¤ustos günü ise 4 iflçi iflten ç›kar›ld›. Ard›ndan da 20 iflçi iflten ayr›l›rken iflçiler yeniden iflbafl› yapt›. (Ankara)

28

saatlik brifinginde bulmak mümkündür. Zaten brifingin hemen ard›ndan Adalet Bakanl›¤› taraf›ndan oluflturulan komisyon, çal›flmalar›na bafllam›flt›r. Komisyonun kimlerden olufltu¤una bakarsak; Adalet Bakanl›¤›, Genelkurmay Baflkanl›¤›, ‹çiflleri Bakanl›¤›, Emniyet Genel Müdürlü¤ü ve Jandarma Genel Komutanl›¤›. Bu yasa çal›flmalar› için ‹ngiltere Terörle Mücadele Yasas› esas al›nacak. ‹ngiltere hükümeti bir süre önce “terörle mücadeleyi” daha üst boyutlara tafl›mak için “anti-terör” yasas›n› gündeme getirece¤ini aç›klam›flt›. Ve aç›klaman›n hemen ard›ndan metro istasyonunda yap›lan yarg›s›z infaz, Adalet Bakan› Cemil Çiçek’in “örnek al›yoruz” dedi¤i anti-terör yasas›n›n özünü gözler önüne sermifltir. fiu an çal›flmalar› süren yasa ile “terör suçlar›n›n” tan›m› ve kapsam› alabildi¤ine geniflletilmektedir. Örne¤in yard›m yatakl›k daha a¤›rlaflt›r›lm›fl bir flekilde tan›mlanmaktad›r. Bir amblem, örgütü ça¤r›flt›racak renkler, k›sacas› her fley suç kapsam›na al›n›yor. Yine bu yasa ile doktorlar ve sa¤l›k mensuplar›n›n muhbirlik yapmalar› zorunlu k›l›n›yor. Yapmayanlar ise hapis cezas›na çarpt›r›l›yor. Ev ve üst aramalar›nda tamamen bir keyfiyeti getiren yasa, tüm ülkeyi adeta aç›k bir hapishane haline getirmeyi hedefliyor. Tüm bu geliflmelerin ard›ndan ‹çiflleri Bakan› Abdülkadir Aksu’nun yapt›¤› “provokasyon uyar›s›” da yeni sald›r›lar›n habercisi niteli¤indedir. “Provokatif ve toplumsal olaylar›n önlenmesi” bafll›kl› genelgede Mersin’de Newroz sonras› yaflanan olaylardan, Trabzon’da yaflanan linç giriflimlerine kadar bir hat›rlatma yap›larak kitlelere gözda¤› verilmek istenmektedir. Toplumsal tepkileri, eylemleri

provokatif olaylar fleklinde nitelendirerek önlenmesini hedef alan bu genelge, kolluk güçlerini olabilecek olaylara karfl› uyar›rken, halka da en ufak olayda devleti haberdar etme yükümlülü¤ünü hat›rlat›yor, dayat›yor. 12 A¤ustos’ta Baflbakan R. Tayyip Erdo¤an’›n Diyarbak›r’a yapaca¤› gezi ve öncesinde yine Baflbakan’›n “silahlar›n susmas› için yap›lan” ça¤r›n›n alt›na imza atan “ayd›n”larla yapaca¤› ve “ayd›nlar›n devletle bar›flmas›” fliar› ile reklam› yap›lan toplant› da bu çerçevede de¤erlendirilmelidir. Baflbakan’›n Diyarbak›r gezisi öncesi yap›lan aç›klamalarda gezide “teröre karfl› mücadele”nin öneminin Diyarbak›r’da da vurgulanaca¤›n›n alt› çizilirken, as›l olarak “bölgeler aras› geliflmifllik farklar›n›n ortadan kald›r›lmas› gerekti¤i”, “bölgedeki yoksullu¤un terörü besledi¤i”, “ifl adamlar›n›n bölgeye yat›r›m yapmas› halinde olaylar›n azalaca¤›” tespitleri yap›ld›. Bölgede sald›r›lar›n, askeri operasyonlar›n yo¤un olarak devam etti¤i bu süreçte yapaca¤› bu ziyaretin kritik sonuçlar› olaca¤› kesin. Elbette ki d›flar›da artan bu sald›r› dalgas› ile birlikte hapishanelerde geliflen süreci de birlikte de¤erlendirmek gerekmektedir. Son olarak 30 Temmuz sabah› Tekirda¤ 1 No’lu F Tipi Hapishanesi’nde yaflanan iflkenceli sevk olay› bundan sonraki sürecin ip uçlar›n› vermektedir. Ne t›rmand›r›lan terör, ne emperyalistlerin ve uflaklar›n›n her türlü sald›r›lar› hiçbiri geliflen mücadele karfl›s›nda duracak güce sahip de¤ildir. Dönem ayn› zamanda faflist diktatörlü¤e karfl›, terör ve zorbal›¤a karfl›, özellefltirmeye, iflsizli¤e karfl›, operasyon ve katliamlara karfl› birleflik ve etkili bir karfl› duruflu örgütleme dönemidir.

HABER-SEN ADALET BAKANLI⁄I’NA FAKS ÇEKT‹!

Haber-Sen Bakanlar Kurulu’nun Telekom’un sat›fl›na iliflkin karar›n› onaylamamas› talebiyle Cumhurbaflkan› Ahmet Necdet Sezer’e faks çekti.

K›z›lay Postanesi önünde toplanan “Telekomu satt›rmayaca¤›z”, “Tayyip satma satt›kça s›ra sana gelecek” dövizleri tafl›yan Haber-Sen üyeleri, Telekom’un özellefltirilme karar›na iliflkin bas›n aç›klamas› yapt›. Bakanlar Kurulu’nda Telekom’un sat›fl›na iliflkin karar›n onaylanmak üzere Cumhurbaflkanl›¤›’na gönderildi¤ini belirten Haber-Sen Genel Baflkan› Esin Yelekçi, al›nan karar›n Türkiye’nin ekonomik ve stratejik ç›karlar›na ayk›r› oldu¤unu söyledi. Yelekçi karar›n sosyal ve hukuk devleti ilkelerine de ayk›r› oldu¤una vurgu yapt›. “Telekom halk›nd›r sat›lamaz” ve “Gün gelecek devran dönecek AKP halka hesap verecek” sloganlar› atan kitlenin eylemi Cumhurbaflkan›’na faks göndermesi ile son buldu. (H. Merkezi)


31

28 Bafltaraf› sayfa 32’de

MERCAN’DA fiEH‹T DÜfiEN 17’LER ANILDI Festivalin üçüncü günü olan 30 Temmuz’da Demokratik Haklar Platformu Mercan Vadisi’nde flehit düflen 17 MKP savaflç›s› için anma yapt›. Cafer Cangöz, Ayd›n Hanbayat, Ali R›za Sabur, Ahmet Perktafl ve Taylan Y›ld›z’›n mezarlar›na gidildi. Mezarl›k giriflinde araçlardan inen kitle sloganlar atarak flehitlerin mezar›na kadar sloganlar atarak ilerledi. Partizan kitlesinin de kat›ld›¤› anmada 1 dakikal›k sayg› duruflunun ard›ndan DHP aç›klama yapt›. Devrim and›n›n yap›lmas›n›n ard›ndan kitle taraf›ndan marfllar söylendi.

SANAT SOKA⁄I’NDA GRUP fi‹AR COfiKUSU Festivalin 3. gününde Sanat Soka¤›’n›n aç›l›fl› için yap›lan konsere Grup fiiar ilk olarak ç›kt›. Grup fiiar Dersim halk›n› Zazaca selamlad›. Festivalin iptaline, Dersim’de varolan bask›lar›n, siyanürlü alt›n arama ve barajlar›n özünde sistem taraf›ndan yap›lmak istenmesinin Dersim’de varolan devrimci potansiyelin ve halk›n kültürünü yok etme politikalar›ndan birisi oldu¤una de¤inen Grup fiiar 3 parça söyledi. Ard›ndan Metin Kahraman ve Zele Mele sahne alarak kitleyi coflturdu. DERS‹M GENÇL‹⁄‹ YDG PROGRAM TASLA⁄INI TARTIfiTI Dersim halk› ve gençli¤i ile birlikte YDG Program Tasla¤›n› tart›flt›. YDG’nin

ulusal soruna, kad›n sorununa, Türkiye’deki s›n›f mücadelesine bak›fl aç›s› anlat›ld›. Dersim’de yaflanan bask›lar, uyuflturucu, yozlaflma ve fuhufla da de¤inildi. ‹nsanlar›n ilgisi yo¤undu ve analar›n söz al›p konuflmas› üzerine kitlenin coflkusu doru¤a vard›. Daha sonra tüm devrim ve komünizm flehitleri için bir dakikal›k sayg› duruflunda bulunuldu. Ö¤renci gençli¤in yaflad›¤› sorunlara de¤inildi. Sözü daha sonra iflçi gençlikten bir arkadafl alarak iflçi gençli¤in iflyerlerinde yaflad›¤› sorunlara de¤indi ve iflçi gençli¤in bel kemi¤i olan semtlerde kendi sorunlar›na karfl› örgütlenmek gerekti¤ine vurgu yapt›. Köylü gençlikten bir genç de köylerde yaflanan sorunlara de¤indi. Y›llard›r bask› alt›nda olduklar›na, köylerinin yak›ld›¤›na, göçe zorland›klar›na, tar›m›n tasfiyesine, okullar›n ve ifl olanaklar›n›n olmad›¤›na de¤inildi.

12-25 Ağustos 2005 fiölende türküler söylenerek halay çekilmesinin yan› s›ra fliirler de okundu. YDG flöleninin bitmesinin ard›ndan Devrimci Demokrasi stand›ndaki DHP’li arkadafllar da 17 Haziran’da Mercan Vadisi’nde flehit düflen 17 MKP savaflç›s›n› ve Özlem Eker’i and›. Ayd›n Hanbayat, Ökkefl Karao¤lu ve Berna Ünsal’›n konuflmalar›n›n yer ald›¤› di¤er flehitlerin ise resimlerinin gösterildi¤i bir sinevizyon gösterimi yap›ld›. Standlar›n önünde yap›lan en kalabal›k etkinlik olan sinevizyon gösteriminde konuflan flehit yak›nlar› flehitlerin hesab›n› sorma ça¤r›s› yaparken kitle s›k s›k “Analar›n öfkesi katilleri bo¤acak”, “Bedel ödedik bedel ödetece¤iz”, “17’ler ölmedi kavgam›zda yafl›yor” sloganlar›n› att›. Grup Verva Roz’un söyledi¤i türkülerle anma etkinli¤i sona erdi.

Ayfer Celep’in ailesi ziyaret edildi!

Proletarya Partisi’nin kad›n komutan› Ayfer Celep’in ailesini Partizan fiehit ve Tutsak Aileleri olarak ziyaret etmek için ‹stanbul’dan yola ç›karak yoldafl›n do¤up büyüdü¤ü daha önce köy flimdi ise kasaba olan Tekke Kasabas›’nday›z. Evi fazla aramam›za gerek kalmadan yoldafl›n evine gidiyoruz. Aile bizi görünce oldukça flafl›r›yor, bir o kadar da seviniyor. Kim oldu¤umuzu, nereden geldi¤imizi, k›sacas› kendimizi tan›t›yoruz. Birkaç saat süren duygulu anlar sonras› Ayfer’i bize anlatmalar›-

n› istiyoruz. O arada geldi¤imizi duyan di¤er ablalar da geliyor. O akflam orada kal›yoruz. Yo¤un duygular içinde olan ana, “Ben neyini anlatay›m. Sizler benden daha iyi tan›yorsunuz Ayfer’i. Çocuklar›m›n en küçü¤üydü, onu çok seviyordum. Di¤er çocuklar›mdan farkl›yd›, o baflkayd›. Ben ona k›rg›nd›m. Gitti, uzun süre sonra telefon etti. Sak›n beni aramay›n, ben da¤day›m” dedi. Bu arada ablas› anlatmaya bafllad› Ayfer’i. “Ayfer’le aram›zda yafl fark› azd›. Çok iyi anlafl›rd›k. Kendisiyle

çok fley paylaflt›k. Ablam›n efli iki gün boyunca kendisini ikna etmeye çal›flt›. ‹kna edemedi, biz nereden bilebilirdik. Onun düflüncesinin baflka oldu¤unu, onun sevdas› baflkaym›fl. Bak flimdi da¤lar Ayfer komutans›z öksüz kald›. T‹KKO her eylem yapt›¤›nda bizler çok yo¤un bask›lara, iflkencelere u¤ruyorduk. T‹KKO’nun her yapt›¤› eylem sonras› evlerimiz bas›l›p ailece tümümüzü götürüp sorgulardan geçiriyorlard›. Vuruldu¤u haberini ald›¤›m›zda çok üzüldük. Bizim ac›m›z büyük, ama sizin kayb›n›z daha büyük. Cenazeyi getirdi¤imizde yo¤un bask› vard›, her taraf› tutmufl korkunç y›¤›nak yapm›fllard›. Akrabalar›ndan cenazeye gelenleri almam›fllar bekletmifller, bask› sonucu cenazemizi akflam saat 10:00’da gömmek zorunda kald›k. Sonras›nda merak içindeydik. Herkes farkl› fleyler söylüyordu. Yok düflman›n eline geçmemek için intihar etmifl, yok çocu¤u varm›fl.” Gitti¤imizde yoldafl flehit düfltü¤ünde ve daha sonra hakk›nda yay›nlanan yaz›lar›, materyalleri götürmüfltük. Kendilerine bunlar› okudu¤umuzda net bilgiyi ö¤reneceklerini

söyledik. Yoldafl›n ablas› “bizler hiçbir zaman umudumuzu yitirmemifltik. Mutlaka bir gün birileri bizi görmeye gelir beklentisi içindeydik” diyerek duygular›n› ifade etti. Akflam aile fertlerinin tümü geldi, geç saatlere kadar süren sohbet sonras› sabah yoldafl›n mezar›n› ziyarete gittik. Mezar bafl›nda aileyle birlikte sayg› duruflunda bulunduk. Yoldafl›n ablalar› yoldafl›n mezar›n›n topra¤›n› yayladan getirdikleri toprakla ve k›r çiçekleriyle Ayfer yazd›klar›n›, ilkbaharda k›r çiçekleri açt›¤›nda Ayfer’in isminin belirgin olarak ç›kt›¤›n› söylediler. Yoldafl flehit düfltükten sonra civar köylerden insanlar›n aileyi ziyarete geldiklerini, Ayfer’i anlatt›klar›n› civar köylerde ve o bölgede Ayfer’in efsaneleflti¤ini anlat›yorlar. Ayfer yoldafl flehit düfltükten sonra iki y›l boyunca mezar› bafl›nda TC kolluk güçleri nöbet tutmufl, mezarl›k gece ayd›nlat›lm›fl. Mezar bafl›ndan ayr›l›rken s›k›l› yumruklarla analar›m›z “Ayfer komutan sen rahat uyu. Yoldafllar›n intikam›n› faflist cellatlardan mutlaka bir gün alacaklar” dediler. Partizan fiehit ve Tutsak Aileleri

PfiTA yapt›¤› ziyaretler ile kavgada düflenleri and›!

Partizan fiehit ve Tutsak Aileleri olarak ‹stanbul’dan yola ç›kt›¤›m›z Dersim topraklar›na ayak bast›¤›m›z andan itibaren önümüze koydu¤umuz program›n tümünü hayata geçirme amac›ndayd›k. Dersim topraklar›nda flehit düflmüfl, a¤›r bedeller ödemifl, a¤›r bedeller ödemeye devam eden halk savaflç›lar›m›z›n ailelerinin tümünü ziyaret etmek, ac›lar›n› ac›lar›m›za, öfkelerini öfkemize, kinlerini kinimize katmak, duy-

gular›m›z› yürekleriyle birlefltirmekti amac›m›z. Bu duygularla önceden belirledi¤imiz ilçeler ve köylerde bulunan flehit ailelerimizi ve yoldafllar›m›z›n mezarlar›n› ziyaret edip; gazete, bildiri vs. araçlar›m›zla ajitasyon-propaganda çal›flmalarm›za bafllamak istiyorduk. Mazgirt, Hozat, Pertek’i ve Pülümür ve Naz›miye ilçeleri ve köylerini ziyaret edecektik. Fakat bu iki ilçe ve köylerine TC kolluk güçlerince çok yo¤un “gü-

venlik” önlemleri al›nd›¤›ndan ziyaretimizi gerçeklefltiremedik. Gerçi “güvenlik” önlemi Dersim bölgesinin tümü için geçerliydi. Bölgede OHAL uygulamalar› hakimdi. Her köfle bafl›nda panzerler, Özel Timler, robokoplar her sokak, her köfle bafl› tutulmufl panzerler yollarda, helikopterler sürekli havalan›yor. Dersim Merkez’de bulunan flehit ailelerimizi önceden belirledi¤imiz gibi k›rm›z› karanfillerimizle bildiri ve gazetemizle ziyaret ettik. ‹lk olarak Özlem Sürgeç, Besime Do¤an, Müslüm Emre, Y›ld›z Çiçek yoldafllar›n ailelerini ziyaret edip; aileden, yoldafllar› bize anlatmalar›n› istedik. Yine flehit ailelerinden Hasan Toy, 17’lerden Taylan Y›ld›z’›n ailesini ziyaret edip birkaç ay önce trafik kazas›nda hayat›n› kaybeden okurumuz H›d›r Ç›nar’›n ailesini ziyaret edip taziyelerimizi ilettik. Önümüze koydu¤umuz çal›flma program›m›z› eksikliklere ra¤men hayata geçirdik. Bizlerin d›fl›nda geliflen olumsuzlu¤un en önemlisi festivalin gerçekleflmesine iki gün kala festivalin bölgedeki yo¤un operasyonlar bahane edilerek keyfi olarak sistem taraf›ndan ertelenmesiydi. PfiTA olarak son süreçte Çiçekli’de fle-

hit düflen Muharrem Yi¤itsoy, Aflk›n Günel ve Cafer Kara yoldafllar›n kanlar›yla k›z›llaflt›rd›klar› topraklardan ayr›larak Cafer yoldafl›n ailesini ziyaret etmek için yola ç›kt›k. Ayn› duygu yo¤unlu¤uyla bu kez Marafl Ekinözü yolunday›z. Önceden aileye haber verdi¤imiz için aile sab›rs›zl›kla bizi bekliyor. Tüm ailelerimizin dedi¤i ayn› fleyleri duyuyoruz. Yoldafl›n ablas› a¤layarak bizi karfl›l›yor. “Siz geldiniz Caferim nerede, onu niye getirmediniz?” Yo¤un yaflanan duygular, a¤›tlar sonras› sohbet ediyoruz. Y›llardan beri tan›fl›yormufluz gibi, s›cak duygularla birkaç saat sohbet sonras› ailemizle birlikte yoldafl›n mezar›n› ziyaret ediyor, s›k›l› yumruklar›m›zla sayg› duruflunda bulunuyor, öfkemizle onlardan devrald›¤›m›z bayra¤›m›z› daha yükseltece¤imizin mücadelesinin sözünü veriyoruz. Yoldafl›n mezar›ndan sonra mezarl›¤a yak›n yoldafl›n do¤up büyüdü¤ü köye gidiyoruz. Yoldafl›n kald›¤› evde çay›m›z› içiyor, duvardaki yoldafl›n ailesiyle çekildi¤i resimlere bak›yoruz. Ailenin ›srarla “kal›n, gitmeyin, yar›n gidersiniz” ›srarlar›na ra¤men yo¤un duygularla yolumuza devam ediyoruz. Partizan fiehit ve Tutsak Aileleri


ÖZGÜR GELECEK YOLUNDA

B‹Z HALKIZ GELECEK ELLER‹M‹ZDED‹R

UMUT YAYIMCILIK VE BASIM SANAY‹ LTD. fiT‹ Yönetim yeri: Gureba Hüseyin A¤a Mah. ‹mam Murat Sok. No:14/1 Aksaray-Fatih/‹STANBUL. Tel: (0212) 521 34 30, 531 48 53 FAKS: (0212)621 61 33 Sahibi ve Yaz›iflleri Müdürü: Numan BOZER Bask›: Gün Matbaac›l›k Genel Da¤›t›m: YAY-SAT @mail: umutyayimcilik@superonline.com

BÜROLAR ➧ KARTAL: HAMAM SOK. DEM‹RL‹ ‹fiHANI NO: 57/14 KARTAL, TELEFAKS: (0216) 306 16 02 Cep: 0 544 521 34 30 ➧ ANKARA: TUNA CAD. ÇANAKÇI ‹fiHANI NO:11 KAT:3 DA‹RE:32 ÇANKAYA TEL: (0312) 432 23 01 Cep: 0 535 562 33 72 ➧ ‹ZM‹R: GAZ‹OSMANPAfiA BULVARI, KOÇAfi ‹fiHANI NO: 87, DA‹RE:318 KONAK, TELEFAKS: (0232) 441 93 09 Cep: 0535 310 31 84 ➧ MALATYA: DABAKHANE MAHALLES‹, BOZTEPE CAD., BABACAN ‹fiHANI NO:9 KAT:1/16 MALATYA TEL: (0422) 325 78 13 Cep: 0536 697 94 19 ➧ BURSA: SELÇUK HATUN MAH. ÜNLÜ CAD. SÖNMEZ ‹fi SARAYI KAT: 2 NO: 185 HEYKEL, TEL: (0224) 224 09 98 Cep: 0 536 613 81 98 ➧ SAMSUN: KALE MAH., YUSUF KEFEL‹ ‹fiHANI, KAT: 6 NO: 9 , TEL: (0362) 435 64 57 Cep: 0 537 597 69 84 ➧ MERS‹N: ÇANKAYA MAH. S‹L‹FKE CAD. ÜZÜM ‹fiHANI KAT :1 NO: 47 MERS‹N ➧ AVRUPA MERKEZ BÜRO: WESELER STR 93 47169 DUISBURG-DEUTSCHLAND TEL: 0049 203 40 60 958 FAKS: 0049 203 40 60 959

DEVLET‹N YASAKLARI DE⁄‹L, HALKIN ‹RADES‹ KAZANDI!

Bu y›l 6.s› düzenlenen Munzur Kültür ve Do¤a Festivali, Tunceli Valisi taraf›ndan as›ls›z gerekçelerle ertelenmesine ra¤men, Dersim halk› festivaline sahip ç›karak ‹stanbul, Mersin, Erzincan vb. illerden yola ç›karak festivali fiili olarak gerçeklefltirdi. Devletin yasaklamas›na karfl›n festivali yapma kararl›l›¤›n› k›rmak ve Dersim’e gelen insanlar›n üzerinde bask› oluflturmak için arama noktalar›nda saatlerce bekletilen otobüsler ve aral›ks›z yap›lan kimlik kontrolleri insanlar›n öfkelerinin birikmesine neden oldu. Kifli bafl›na nerede ise bir polisin bulundu¤u Dersim’de gerginlik yaratan devletin kolluk güçleri sürekli halk üzerinde bir bas›nç oluflturmaya çal›flt›. Bölgede hala süren operasyonlar› ve HPG’nin Coflkun K›randi’yi kaç›rmas›n› öne sürerek, kimsenin can güvenli¤inin sa¤lanamayaca¤› gerekçesiyle iptal edilen festivalde, polisin yaratt›¤› “güvenlik” sorunu d›fl›nda herhangi bir sorun yaflanmazken yap›lan konserler, paneller, eylemler ve alternatif etkinlikler önceki senelerde yap›lan festivalin coflkusunu bu seneye de tafl›d›. Festivalin iptal edildi¤inin duyulmas› ve bölgede süren operasyonlar›n etkisiyle Dersim’e gelen kitlenin geçen y›llara göre düflük oldu¤u hemen göze çarparken, Tunceli Belediyesi ve Tunceli Dernekleri Federasyonu’nun festivale ve festivali örgütlemek isteyen çevrelere karfl› tutumu, herhangi bir sorun ç›kmas›n diyerek Valilik ve polisle uzlaflmac› tav›rlar sergilemesi, insanlar›n tepkisine neden oldu. Dersim Merkez’e giriflte TEDAfi önünde yap›lmak istenen son kimlik kontrolünde otobüslerle gelen kitlenin engellendi¤ini ö¤renen Merkez’deki yaklafl›k 2000 kifli eylem yaparak bir an önce insanlar›n festivalin yap›laca¤› alana girmesini sa¤lamaya çal›fl›rken TUDEF yönetiminin bizzat eylem yerine giderek eylemi da¤›tma giriflimleri ve arama noktas›ndakilere de eylemin bitti¤i ve kimliklerin verilerek 15 dakika sonra girifllerin yap›laca¤› yönündeki söylemlerinin gerçe¤i yans›tmad›¤› da k›sa zaman sonra ortaya ç›k›nca zaten Pertek’te feribotlara bindirilmeyerek k›zg›n s›ca¤›n alt›nda 10 saati aflk›n bir süre bekletilen kitle, dernek yöneticilerine tepki gösterdi. 25 Temmuz günü yap›lan bas›n aç›klamas›yla festivalin her türlü bask›ya ve dayatmalara karfl› gerçeklefltirilece¤i duyurusunu yapan Partizan, HÖC, DHP, Emek ve Demokrasi Platformu’nun oluflturmufl oldu¤u Tertip Komitesi taraf›ndan Munzur Kültür ve Do¤a Festivali’nin fiili olarak gerçekleflece¤i ve bu süreçten itibaren yap›lacak olan etkinliklerin konserlerin devletin kurumlar› taraf›ndan en-

gellenmeye sürekli olarak üzerlerinde bas›nç yarat›lmaya çal›fl›ld›¤› ve bu bas›nc›n Dersim halk›na da yöneltildi¤i ifade edildi. Belediye’nin yapt›¤› Kad›nevi’nin, Sanat Soka¤›’n›n, Gençlik Kültür Merkezi’nin aç›l›fl törenleri festival kutlamalar› konserlere dönüfltürüldü. Devletin kolluk güçleri ve kurumlar›; konserleri, panelleri bir iki saatle s›n›rland›rd›. Önceki y›llar standlar›n aç›ld›¤› sokakta askeri alan›n güvenli¤inin tehlikeye düflece¤i gerekçelendirilerek standlar k›fllan›n önüne kurduruldu. fiehir içinde dolmufllar›n ve di¤er araçlar›n dönüfl yeri olan k›flla önündeki sokakta festival boyunca trafik ak›fl› devam etti. Standlar sürekli sivil ve resmi polislerce gözetim alt›na al›nd›. Konserlerin yap›ld›¤› yerler sivil polislerce adeta kuflat›lm›flt›. Sürekli devam eden yo¤un bask› alt›ndaki festivalin engellenmesi için devletin sürekli bask› yapmas›na karfl›n Dersim halk›n›n kat›l›m›, coflkusu hissediliyordu. Dersim’de uzun ve köklü bir tarihi olan Partizan’›n kitle faaliyetinin önüne her f›rsatta duvar örmeye çal›flan polis, gazete ve bildiri da¤›t›m›na ç›kan YDG okuru Sevgi Yumuk’u 26 Temmuz günü akflam› gözalt›na almaya çal›flt›. Yaklafl›k 1,5 saat süren tart›flmalar›n ard›ndan halk›n toplanmas› ve tepki göstermesi sonucunda arkadafllar›m›z gözalt›na al›nmad›. Ancak ertesi gün savc›l›ktan Partizan bildirisinin baz› bölümleri al›narak devlet hakk›nda anti-propaganda yap›ld›¤› iddia ve tutuklama talebi ile 2 kifli gözalt›na al›nd›. Bildirilerin toplatmas› olmamas›na ra¤men yap›lan bu keyfi uygulamada gazetemiz Malatya Büro Temsilcisi Derya Gökmen de Sevgi Yumuk’la birlikte gözalt›na al›nd›. Gökmen ve Yumuk’un gözalt›na al›nmas› sloganlarla protesto edilerek, halka yasal bir bildiri yüzünden arkadafllar›m›z›n hukuksuz bir flekilde al›nd›¤›na demokratiklefliyoruz söylemlerinin gerçe¤i yans›tmad›¤›na dair propaganda yap›ld›. Ç›kar›ld›klar› mahkemede tutuklanarak Tunceli Kapal› Hapishanesi’ne götürülen Yumuk ve Gökmen, Festivalin sona ermesiyle bir hafta sonra serbest b›rak›ld›lar. DEVR‹M‹N KIZIL NEFERLER‹ DERS‹M’DE ANILDI Stantlar›n bulundu¤u alanda Partizan, HÖC, ESP, DHP ortak eylem düzenleyerek 96 Ölüm Oruçlar›nda flehit düflen devrimci tutsaklar› and›. 27 Temmuz günü saat 18:00’de yap›lan eylemde devrim ve komünizm yolunda flehit düflenlerin an›s›na 1 dakikal›k sayg› duruflu yap›ld›. Ard›ndan sloganlar eflli¤inde bas›n metni okundu. Aç›klamada 96 y›l›n›n 27 Temmuz’unda zaferle sonuçlanan Ölüm Orucu direniflinin sürecine de¤inildi.

TÜM BASKILARA VE DAYATMALARA KARfiI HALKIN ÖFKES‹ SOKAKLARDAYDI! Munzur Kültür ve Do¤a Festivali’nin güvenli¤inin sa¤lanamayaca¤› gerekçesiyle valili¤in OHAL ilan ederek 45 gün ertelenmesi karar›n› verdi¤i festivalin yap›laca¤›n› ilan eden aç›klama, flehre gelen sanatç› ve ayd›nlarla birlikte 28 Temmuz günü saat 13:00’te yap›ld›. Kitleye hitaben konuflma yapan ayd›nlar ve Belediye Baflkan›, engellemeler olsa bile fiilen festivalin yap›laca¤›n›n duyurusunu yapt›. Devam eden bas›n aç›klamas›nda Ferhat Tunç HPG gerillalar› taraf›ndan al›konulan Coflkun K›randi’nin b›rak›lmas›na yönelik ça¤r› ve giriflim heyetinin çal›flmalar›na de¤indi. FEST‹VAL YASAKLARLA BAfiLADI! Festival için di¤er flehirlerden gelen insanlar›n Pertek’te al›konulmas›n›n ard›ndan flehre giriflte uzun süre bekletilmesi gerginli¤e neden oldu. Gelen otobüsleri karfl›lamak için kalabal›k bir kitle Belediye Yeralt› Çarfl›s›’nda saat 21:00’den itibaren topland›. Emniyet Müdürü flehre giriflte engellenen otobüsleri karfl›lamak için bekleyen ve slogan atarak oturma eylemi yapan kitleyi toplant› ve gösteri yürüyüflüne muhalefet ettikleri gerekçesiyle uyar›da bulunarak da¤›tmak istedi. Oturma eylemi yapan kitle, sloganlar ve yuhlamalarla Emniyet Müdürü’nün uyar›s›n› engellediler. Yaklafl›k 1 saat sonra da flehir d›fl›ndan gelenler flehre al›nd›. FEST‹VAL‹N ‹K‹NC‹ GÜNÜ * Festival Tertip Komitesi’nin haz›rlad›¤› etkinliklerin 2. gününde Tunceli Kad›nevi’nin aç›l›fl›nda konser veren Cevdet Ba¤ca, Grup Yorum ve Grup Munzur’u kalabal›k bir kitle dinledi. Saat 18:00’de düzenlenen konser, valilik ve emniyet müdürünün bask›s›yla 2 saatle s›n›rland›r›ld›. Grup Munzur ve Yorum türkülerini ve marfllar›n› söylerken kitle de sloganlarla efllik etti. Demir köprünün alt k›sm›nda yap›lan Tunceli Kad›nevi’nin aç›l›fl›n›n engellenmek istenmesine, operasyonlara, festivalde yap›lan gözalt› ve tutuklamalara yönelik tepkiler sloganlar at›larak dile getirildi. * Aç›l›fl gerçeklefltikten sonra standlar›n önünde TAYAD’l› aileler F tipi hapishaneler gerçe¤ini, tecrit sald›r›s›n› ve ÖO direniflini anlatan hapishanede yaz›lm›fl olan “Bu oyun burada bitmez” adl› tiyatro oyununu sergilediler. * Ayn› akflam 100. say›s›n› ç›karman›n coflkusuyla flölen düzenleyen YDG’liler Dersim halk›yla birlikte türkü söyleyerek halaylar çekti. Yeni Demokrat Gençlik’in ilk günden beri yaflad›¤› s›k›nt›lar ve karfl›laflt›klar› sorunlar karfl›s›ndaki ›srarc›l›¤›, halk gençli¤inin örgütlü gücünün devrimci gençlik mücadelesi içerisindeki etkisi ve yönlendirici tutumuyla kendisini amfilerde, semtlerde, fabrikalarda, köylerde, 13 Martlarda, 6 Kas›mlarda yani s›n›f mücadelesinin her mevzisinde, gençli¤in dinamizmiyle ön saflarda yer alan bir örgütlülük oldu¤u anlat›ld›. “Devrimci Gençli¤in 100 say›d›r susmayan sesiyiz-YDG” slogan›yla düzenlenen flö-

lende Grup fiiar ve Grup Kardelen Ezgisi’nin söyledi¤i türkülerle halay çeken kitle, at›lan sloganlara da efllik etti. fiölen boyunca ara ara YDG’nin Türkiye’deki ve dünyadaki olaylara yaklafl›mlar›n› anlatan konuflmalar yap›ld›. FEST‹VAL‹N ÜÇÜNCÜ GÜNÜ *Festival kapsam›nda Belediye Konferans Salonu’nda düzenlenen panele Uluslararas› ‹nsan Haklar› Federasyonu Baflkan Yard›mc›s› Ak›n Birdal, Bergama Köylüleri Derne¤i Baflkan› Oktay Konyar kat›ld›lar. Halk›n kat›l›m›n›n düflük oldu¤u panel çok k›sa tutuldu. Panelin konusu insan haklar› Sorunu ve Munzur Kültür ve Do¤a Festivali’nin iptal edilmesiydi. BARAJLARA VE S‹YANÜRLÜ ALTIN ARAMAYA KARfiI DERS‹M HALKI SOKAKLARDAYDI Yine festivalin üçüncü günü 30 Temmuz’da ö¤len saatlerinde Yeralt› Çarfl›s› önünde toplanan yaklafl›k 500 kifli Dikilitafl’a kadar yürüyerek Dersim’de siyanürlü alt›n arama çal›flmalar›n› Munzur suyu üzerine yap›lan barajlar›, son süreçte gerillay› imhaya yönelik artan operasyonlar› ve Dersim’de art›fl gösteren kültürel yozlaflmay› protesto etti. Belediyenin çekildi¤i eyleme Partizan, DHP, HÖC, ESP, HKM, TUDEF, ayd›nlar ve AP Yefliller Grubu ad›na Türkiye’ye gelen baz› milletvekilleri kat›ld›. “Dersim’de barajlara, siyanürlü alt›n aramaya hay›r” yaz›l› pankart arkas›nda meydandan yürüyüfle geçen kitle “Munzur onurdur onur kalacak”, “Halk›z hakl›y›z kazanaca¤›z”, “Dersim’de baraj istemiyoruz” vb. sloganlarla Dikilitafl’a do¤ru ilerledi. Polis s›k s›k slogan at›lmamas› yönünde ça¤r› yaparak her an sald›r›ya geçecek izlenimi yaratarak kitle üzerinde korku yaratmaya çal›flt›. Ayd›nlar›n da kat›ld›¤› aç›klamada Bergama Köylü Hareketi Temsilcisi Oktay Konyar “yaflad›¤› topraklara sahip ç›kanlar vatan haini ilan ediliyor. Bizler onurumuzla vatan haini olmaya devam edece¤iz” dedi. K›sa bir konuflma yapan Ak›n Birdal ise “Dersim’in çocuklar› bugüne kadar onurluca yaflad›lar. Ve onurluca yaflamaya kararl›lar” dedi. * Yürüyüflün ard›ndan festival süresi olan 4 gün boyunca köylere gidip insanlarla tan›flma, ajitasyon/propaganda yapma hedefimiz belli bafll› eksikliklerden kaynakl› sadece üçüncü gün mümkün olurken, merkezde ‹flçi Köylü ve Yeni Demokrat Gençlik’in da¤›t›m› sesli olarak kahvelerde ve kitlenin yo¤un oldu¤u yerlerde 4 gün boyunca Türkçe ve Zazaca olarak yap›ld›. Üçüncü gün Ovac›k Gözeler ve Merkez’e giden okurlar›m›z burada Partizan fiehit ve Tutsak Aileleri ile birlikte ‹flçi Köylü ve Yeni Demokrat Gençlik’i kitlelere ulaflt›rd›lar. Festivalin fiili olarak devam etti¤inden haberleri olmayan Ovac›kl›lara gazete da¤›t›m› ile birlikte etkinlik program›n› da anlatan okurlar›m›z bu çal›flman›n verimini kimi zaman yarat›lan s›cak sohbetlerle ald›lar. Ovac›k merkezde ise esnafa da¤›t›m yap›larak insanlara festivale daha genifl kat›lma ça¤r›s› yapt›lar. Devam› sayfa 31’de

OGYIK28  

*Y›l:2 *12-25 A¤ustos 2005 *Fiyat›: 75 YKr ISSN:1303-9350 günlerde iflten at›lan iflçilerin yan›n- da bulunan Deri-‹fl Çorlu fiube Bafl- kan› Ali...

Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you