Issuu on Google+

ÖZGÜR GELECEK YOLUNDA

www.iscikoylu.org

Say›: 2004-7

7

*Y›l:2 *22 Ekim-4 Kas›m 2004 *Fiyat›: 750. 000 TL ISSN:1303-9350

AB, ezilen halklar için YOKSULLUKTUR KÖLEL‹KT‹R! ✔ ✔

Türkiye’nin AB üyeli¤i konulu kaba güldürü tarz›ndaki tiyatro oyununda son perde aç›l›rken hem Avrupa Birli¤i’nin ve hem de halk› masallarla uyutma çabas›ndaki Türk egemen s›n›flar›n›n yüzlerindeki maske de düflüyor. Emperyalistlerin birli¤i olan Avrupa Birli¤i’nin son “‹lerleme Raporu” tüm aç›kl›¤›yla üyelik meselesini büyük bir aldatmaca oldu¤unu ortaya sermifl; Türkiye’ye bu birli¤e üyeli¤inin de olsa olsa “yalanc›/naylon” olabilece¤i görülmüfltür. Çeflitli milliyetlerden Türkiye halk›; kendisine vaadedilen sözde cennetin, daha çok yoksulluk, daha çok iflsizlik ve daha çok sömürü oldu¤unu deneyimleriyle anlamal›d›r. AB’ye uyum için haz›rlanan yasa tasar›lar› da, emperyalistlerle iliflkilerin niteli¤ini aç›kça göstermektedir. ‹flçiler, köylüler, halk gençli¤i ç›kart›lacak yasalarla tam bir cendere alt›na al›nmak istenmekte; iflsizlik, yoksullukla birlikte zaten ufac›k olan bir lokma ekmek de ellerinden al›nmaktad›r. Bunlara ses ç›kard›¤›nda da öve öve bitirilemeyen Yeni Ceza Kanunu karfl›lar›na ç›kar›lmaktad›r. Ülkemiz ezilen halk›na sorunlar›n çözümünün AB üyeli¤inde de¤il, Demokratik Halk Devrimi’nde oldu¤unu göstermek, bizler için günün en önemli gündem maddelerindendir. Ezilen halklar›n kurtuluflu, emperyalistlerde de¤il, halklar›n enternasyonal birli¤inde ve mücadelesindedir.

✔ ✔ ✔

Tecrite karfl› sesler yükseliyor!

‹stanbul’da kurulu olan Tecrit ve Ceza ‹nfaz Yasas› Karfl›t› Birlik’in ça¤r›s›yla ‹stanbul ve çeflitli illerden toplad›klar› imzalar› Meclis’e vermek üzere yasa ve tecrit

karfl›tlar› 11 Ekim günü Ankara’ya gittiler. Sabah ilk olarak Abdi ‹pekçi Park›’na gelen aileler, Park’ta direniflini sürdüren TAYAD’l› aileleri ziyaret ettiler. “Yaflas›n devrimci

dayan›flma”, “Devrimci tutsaklar onurumuzdur” slogan› atan aileler eylem saatine kadar burada beklediler. Saat 11:00’de buradan yürüyüfle geçen kitle sloganlarla Güven Park’a kadar geldi. Eylemi Milli E¤itim Bakanl›¤›’n›n önünde yapmak isteyen tutsak yak›nlar› burada polisin barikat›yla karfl›laflt›. Partizan, ESP, Halk Kültür Merkezleri, BDSP, DHP bayrak ve flamalar› tafl›yan kitle ölüm orucu flehitlerinin foto¤raflar›n› tafl›d›. Mersin’de 14 Ekim 2004 tarihinde PART‹ZAN ve ESP taraf›ndan Meclis’te görüflülmekte olan Ceza ‹nfaz Yasas›’n› protesto etmek için bir eylem gerçeklefltirildi. Saat 12:30’da Tafl Bina önünde bulunan elektrik dire¤ine kendini zincirleyen

iki kifli “Ceza ‹nfaz Yasas› Geri Çekilsin- PART‹ZAN-ESP” pankart› aç›p yaklafl›k 30 dakika kadar “Ceza ‹nfaz Yasas› geri çekilsin”, “Tek tip elbise giymeyece¤iz”, “Devrimci tutsaklar onurumuzdur” vb. sloganlar atarak Ceza ‹nfaz Yasas›’n› teflhir eden ajitasyon konuflmalar› yapt›lar. Sayfa 7

’den ü l y kö ‹flçi“AMER‹KALILAR KORKAK, UÇAKLARINDAN ‹NEM‹YORLAR”

Sayfa 30


2

22 Ekim-4 Kasım 2004 Agreement on Trade in Services- Hizmet sektörüyle beraber genel ticari anlaflmalar) birçok alan› kapsayacak k›s›tlamalar› içermektedir. Bunun en önemli aya¤› da özellefltirmedir. Özellefltirme diye gündeme gelen, ve kitlelere onlar›n yarar›naym›fl gibi lanse edilen olgu, kamuya ait hizmet sektörünün (E¤itim sektörü, Sa¤l›k sektörü, Telekomünikasyon sektörü, Ulafl›m, Medya, Kütüphaneler, Müzeler, Toplu tafl›mac›l›k, Sular ve Elektrik dairesi, Posta hizmetleri...) tamamen sermayenin hizmetine sunulmas›n›n kendis i d i r . Gençli¤in temel haklar›ndan olan e¤itim de, gündemde olan planlarla k›s›tlanmakta. Günlük okul yaflant›s›, üniversite yaflant›s› ve tam anlam›yla e¤itim sisteminin tümü, egemenlerce metalaflt›r›lma planlar›na tabi tutulmaktad›r. Bu planlar, neo-liberal konsepte göre ayarlanmaktad›r ve özellefltirmenin zeminini oluflturmaktad›rlar. En temel hakk›m›z olan e¤itim, ileride bize meta diye sat›fla ç›kar›lacakt›r! Yani, paras› olan e¤itim görebilecek, paras› olmayan ise e¤itim alamayacak. Egemenler, böylelikle elit bir e¤itim tabakas› yaratacaklar ve ekonomik koflullar› elveriflli olmay›fl›ndan dolay› e¤itim göremeyen halk gençli¤i ise daha fazla ezilip sömürülecektir. Bu k›s›tlamalar kendini bugünden hissettirmektedir. Orta ve yüksek dereceli okullarda flimdiden, devlet kasas›nda yeterli para bulunmad›¤›ndan(!) ö¤retmen eksikli¤i yaflanmakta, s›n›flar›n kapasitesi büyütülerek dar s›n›flarda ders verilmekte, okul kitaplar›n›n miktar› yükseltilerek ücretin büyük bir k›sm› ö¤renci taraf›ndan karfl›lanmakta vs. Sözde e¤itime bütçesi yetmeyen devletler, s›ra silahlanmaya ve savafllara gelince s›n›r tan›m›yorlar. Evet, dünya halklar›na ve özellikle de gençli¤in gelecek ve perspektifine yap›lan bu sald›r›lar, ileride kendisini daha da uç boyutlarda hissettirecektir. Bu süreçte flunu unutmayal›m ki, haks›zl›¤›n oldu¤u yerde mücadele etmek meflrudur. Gençlik gelecektir. Gelece¤imizi karartmak isteyenlere karfl› güçlerimizi birlefltirmeli ve hayat›n her alan›nda haks›zl›klara, bask›ya,zulme ve emperyalizmin globalleflme politikalar›na karfl› direnifl sergilemeliyiz. Bugün Irak’› kana bo¤an, Filistin’de katliamlar gerçeklefltiren, Afrika’da çocuklar› açl›ktan öldüren sistem, yine sosyal hak k›s›tlamalar›n› dayatan, halk gençli¤ini gerekli e¤itimden yoksun b›rakan ve emekçi

işçi-köylü senin sesin! OKU-OKUT! ABONE OL! ABONE BUL!

ABONEL‹K fiARTLARI

De¤erli Genç Arkadafllar, Her y›l geleneksel olarak düzenledi¤imiz Kültür-Sanat Festivaline bir yenisini daha ekliyoruz. Bu y›l 14’sünü düzenledi¤imiz etkinli¤imiz, genç yürekleri bir araya getirerek, onlar›n çeflitli kültürel alanlardaki yetenek ve becerilerini ortaya ç›kararak, halk kültürü çeperinde harmanlama yolunda ciddi bir platformdur. Avrupa’n›n birçok ülkesinde sanatsal alanda aktif Türkiye ve Türkiye Kürdistan›´ndan gençler, bu u¤rafllar›n› sergileme, insanlarla paylaflma ve yeteneklerini gelifltirme imkan› bulmakta. Bu festivalin amac›, burjuvazi taraf›ndan yap›ld›¤› gibi, birilerini çeflitli maddi flekillerde ödüllendirmek de¤ildir. Özellikle de son y›llarda yayg›nlaflan ‘Star’ bulma yar›flmalar› ve programlar› burjuva yoz sistemin bu istemini fazlas›yla yerine getirmektedir zaten. Bizlerin hedefi, dünya çap›nda Charlie Chaplin’lerden, Berthold Brecht’lerden, Pablo Neruda’lardan, ülkemiz topraklar›nda ise Pir Sultan’lardan, Dadalo¤lu’dan, Köro¤lu’ndan, Naz›m’lardan, Ahmet Arif’lerden, Musa Anter’lerden, Y›lmaz Güney’lerden, Ahmet Kaya’lardan, Cigerxun’lardan Mahsuni’lere kadar uzanan, ezilen halklar›m›z›n kendine özgü güzellikleriyle ve motifleriyle ifllenen ve taflan bu deryan›n sular›n›n coflup yayg›nlaflmas›nda katk›da bulunmak ve bu deryan›n biriken özünü tekrardan halk›m›za sunmakt›r. 14. Kültür-Sanat Festivalimizi gerçeklefltirdi¤imiz bugünde, dünyada bizler aç›s›ndan birçok önemli geliflme yaflanmaktad›r. Ortado¤u’da emperyalistlerce ak›t›lan kan durmak bilmiyor. Irakta, Filistin’de binlerce insan›n kan›na giren emperyalistler, katliamlar›na ve iflkencelerine devam ederken, ezilen halklar, dünyan›n gözleri önünde tafllarla ve sapanlarla onurlu bir direnifl sergilemektedir. Ortado¤u’da katliam politikalar› izleyen emperyalist-kapitalist sistem, dünya çap›nda da ‘globalizm’ ad› alt›nda yürüttü¤ü politikay› genifllettirmekte. Özellikle de Avrupa’da son y›llarda gündeme gelen iflçi s›n›f›n›n büyük bedeller sonucu elde etti¤i sosyal haklar›n k›s›tlanmas›, bu politikan›n bir parças›d›r. En temel haklar bile elimizden geri al›nmak istenmekte. Bu dayatmalardan hepimiz zarar görmekteyiz ve görece¤iz de. Avrupa’daki yerel ve göçmen gençlik de bu sald›r›lardan nasibini fazlas›yla almaktad›r. Özellikle de GATS projesi (General

7

insanlar›n al›n terlerini tekellere peflkefl çeken sistemin ta kendisidir. Bundand›r ki, Yeni Demokratik Gençlik olarak, 14. Kültür-Sanat Festivalimizi bu bafll›k alt›nda gerçeklefltiriyoruz. Etkinli¤imiz, bu kapsamda ele al›nmal›, e¤itimin metalaflt›r›lmas›na ve özellefltirmeye karfl› verilen mücadelenin bir parças› olarak alg›lanmal›d›r.

6 AYLIK: 10.200.000

Kültür-Sanat alan›nda yetkin olan tüm genç arkadafllar›, bizimle bu güzellikleri paylaflmaya ve festivalimizde yer almaya davet ediyoruz. E¤itimin Metalaflt›r›lmas›na ve Özellefltirmeye Karfl› 14. Kültür-Sanat Festivalinde Buluflmak Dile¤iyle…. Yeni Demokratik Gençlik

1 YILLIK: 20.400.000

NOT: ‹stedi¤iniz süreye denk gelen oranda paray› hesap numaralar›m›za yat›rarak banka dekontunu yay›nevimize fakslay›n›z ya da postalay›n›z. Abonelik ücretine posta masraflar› dahildir.


3

7

22 Ekim-4 Kasım 2004

Komprador kapitalizmde cari aç›k büyüyor! Emperyalist-kapitalist sistemin içinde bulundu¤u bunal›m, derinleflerek devam ediyor. Ortaya ç›kan sorunlara burjuvazi art›k geçici de olsa müdahale edemiyor. Nitekim emperyalist sistemin içine düfltü¤ü bunal›m ve yaratt›¤› sorunlar daha da kemikleflmifltir. Emperyalizme ba¤›ml› Türkiye’de ise üretim ve ihracatta son iki y›ld›r bir art›fl varsa da, ithalat›nda daha fazla oranda art›fl vard›r. ‹hracat ile ithalat aras›ndaki dengesizlik tesadüfi de¤ildir. Artan ihracata karfl›n ithalat›n daha fazla artmas› ve aralar›ndaki cari a盤›n giderek büyümesi emperyalizme ba¤›ml› komprador kapitalizmin karakteristik özelli¤inin sonucudur. Nitekim emperyalizme ba¤›ml› Türkiye ekonomisinde komprador kapitalizmin cari a盤›ndaki mevcut bugünkü dengesizlik, tarihinin flimdiye de¤in ulaflt›¤› en büyük dengesizliktir. Burjuvazi bu dengesizli¤in karakteristik nedenini gizlemekte ve Türkiye’deki ihracat› ba¤›ms›z bir ekonominin ihracat›ym›fl gibi göstererek emperyalizme ba¤›ml›l›¤› kamufle etmeye çal›flmaktad›r. Ayr›ca mevcut sistemin ürünü olan iflsizli¤in gerçek nedenini de çarp›tarak emperyalizme ba¤›ml› yar›sömürge, yar›-feodal iktisadi yap›n›n gerçek sebep teflkil etti¤ini de gizlemektedir. EMPERYAL‹ST ÜLKELERDEK‹ ÜRET‹M‹N SON DURUMU Emperyalist ülkelerde üretilen ürünler istikrarl› dönemlerindeki gibi tüketilemiyor. Sermayenin organik bilefliminde, de¤iflmeyen sermayenin de¤iflen sermayeye oranla mutlak büyüme e¤ilimi, üretim araçlar›n›n teknolojik geliflimine karfl›n üretimdeki iflgücünün de nispi azalmas›n› zorunlu k›lm›flt›r. Kapitalizmin bu iflleyifli kâr oran›n› da düflüren bir e¤ilime girmifltir. Geliflmifl kapitalist ülkelerde üretim araçlar› günümüzde iyice geliflmifl ve emek gücü de daha üretken oldu¤undan, üretim kapasitesi geçmifle k›yasla iyice geliflmifltir. Ancak üretimde yer alan ifl gücünde de nispi bir azalma olmufltur. Bu azalma e¤ilimi günümüzde hala devam etmektedir. Bu çeliflki üretici güçlerin geliflmesi ile kapitalizmdeki üretim iliflkilerinin temelini teflkil eden mülkiyet biçiminin aras›ndaki çeliflkidir. Bu çeliflki kapitalizmin temel çeliflkisidir. Nitekim bu çeliflkinin günümüzde iyice geliflmesi bu ülkelerdeki çeliflkileri iyice derinlefltirmektedir. “‹flsiz proleterlerin” say›s›n›n artmaya devam etmesi, ücretlerin giderek düflürülmesi, kazan›lm›fl

sosyal haklar›n giderek gaspedilmesi, emekçilerin h›zla yoksullaflmas›, anti-demokratik yasalar›n ç›kart›lmaya devam edilmesi tüm dünya çap›nda proletarya ve halklar üzerindeki bask›lar›n giderek derinlefltirilmesini içermektedir. Üretim araçlar›n›n ve emek gücünün geliflmesine kapitalist üretim iliflkisinin engel teflkil etmesi, iflgücünde nispi azalmaya neden olmufl ve iflsizli¤in de h›zla yay›lmas›na sebep olmufltur. Öyle ki, varolan kriz, kapitalizmin ekonomisini iyice etkilemifl ve iflsizlik sorununu daha da öne ç›kartm›flt›r. Çünkü kâr oranlar› düflen birçok firma en geliflmifl kapitalist ülkelerde kapanmakta ve emperyalizme ba¤›ml› geri ülkelerde aç›lmaktad›r. Dolay›s›yla iflsizlerin say›s› h›zla artmaktad›r. Bu do¤rultuda izlenen politikalar iflsizli¤in daha da yay›laca¤›n› göstermektedir. CAR‹ AÇI⁄IN BÜYÜMESi KOMPRADOR KAP‹TAL‹ZMDEN KAYNAKLANMAKTADIR Emperyalizme ba¤›ml› ihracat %30 oran›nda büyürken, ithalat›n büyüme oran› ise daha yüksek bir oranla % 46’ya dek ulaflm›flt›r. Bu orandaki dengesizlikle büyüyen cari aç›k 8 ay› aflk›n bir sürede 13 milyar dolara ulaflm›flt›r. Artan ihracata ra¤men ithalat›n çok daha h›zla artmas› Türkiye tarihinin en yüksek cari a盤›na neden olmufltur. Cari aç›ktaki bu fark›n y›l sonunda daha da büyüme ihtimali vard›r. Emperyalist ülkelerdeki artan krizin sonucu kâr oranlar› düflen fabrikalar son y›llarda ba¤›ml› ülkelerdeki üretime önem vermifllerdir. Ba¤›ml› ülkelerdeki komprador kapitalizmin egemen oldu¤u alanlarda bu nedenle kapitalizmin üretiminde son birkaç y›ld›r art›fl sözkonusudur. Ancak bu üretim komprador kapitalistlerle iflbirli¤i temelindedir. A¤›r meta üretimi tekelci kapitalizmin oldu¤u ülkelerde olmaktad›r. Metan›n temelini oluflturan mamul maddelerin ve hammaddelerin üretimi emperyalist ülkelerde gerçekleflmektedir. Çünkü tekelci burjuvazi üretimin bu temel maddelerini ve üretim araçlar›n› üreten a¤›r sanayiyi emperyalist ülkelerde tutmaktad›r. Dolay›s›yla metalar›n mamul maddeleri ve ifllenen do¤al kaynaklar› emperyalist ülkelerde üretilerek komprador kapitalizmin oldu¤u ülkelere ithal edilmekte ve metan›n parçalar›n›n montaj› yap›lmaktad›r. Ve sonras›nda da üretimi tamamlanan metalar ihraç edilmektedir. Komprador burjuvazi de ihracattan pay›n› almaktad›r ama kâr›n büyük

bölümü emperyalist burjuvaziye kalmaktad›r. Türkiye’deki kapitalizmin niteli¤i de emperyalizmin uzant›s› olan ve onun kontrolünde olan komprador kapitalizme uygun düflmektedir. Dolay›s›yla yap›lan üretim emperyalizmden ba¤›ms›z de¤ildir. Oysa burjuvazi üretimi ba¤›ms›z üretim gibi göstererek ihracatta komprador burjuvaziye kalan uflakl›k pay›n› da, ba¤›ms›z kapitalizmin esas kâr›ym›fl gibi göstererek komprador kapitalizmin emperyalizme ba¤›ml›l›¤›n› gizlemektedir. Oysa üretimi tamamlanan ve pazarlara sürülen metalar›n as›l sahibi tekelci burjuvazidir ve kâr›n esas› da onlara kalmaktad›r. Dolay›s›yla artan ihracat ithalattan ba¤›ms›z de¤ildir. Dolay›s›yla Türkiye’den ihraç edilen ürünlerin tüm üretimi Türkiye’de olmamaktad›r. ‹hraç edilen mallar›n as›l a¤›r parçalar› emperyalist ülkelerden ithal edilmekte ve ihracat sonra gerçekleflmektedir. Türk burjuvazisinin ihracattan ald›¤› pay uflakl›k pay›d›r. Emperyalist ülkelerdeki fabrikalar›n tüketime dönük sektörlerinin geri kalm›fl ülkelere kaymas› nedeniyle, bu ülkelerdeki emperyalizme ba¤›ml› ihracat› art›rm›flt›r. Ama emperyalizme ba¤›ml›l›k ithalattaki art›fl› daha da fazla art›rm›flt›r. Emperyalizme ba¤›ml›l›¤›n sonucu ithalattaki art›fl, ihracat›n art›fl›ndan fazlad›r. Türkiye’deki ihracat ba¤›ms›z de¤ildir, emperyalist kökenli ithalata ba¤›ml›d›r. Bu ba¤›ml›l›k ithalat›n art›fl oran›n›, ihracattan al›nan paydan fazla tutmufltur. Bundan dolay›d›r ki, d›fl ticaret a盤› h›zla büyümüfltür. Emperyalizme ba¤›ml› ve tasfiye edilemeyen feodalizmle iç içe geçmifl komprador kapitalizmin ihracat› artm›flt›r, ama ithalat› çok daha fazla artm›flt›r. Türkiye’nin emperyalizme ba¤›ml› olmas› bu a盤a neden olmaktad›r. Dolay›s›yla varolan ekonomi emperyalizme ba¤›ml› oldu¤undan montaj temelindeki üretimin gideri, emperyalistlerden finanse edilen sermayeyle karfl›lan›yor. Türk kompradorlar› daha bafllang›çta tefeci emperyalizme borçlanmaktad›rlar. Tefeci emperyalizme ba¤›ml› bu üretim görüldü¤ü gibi çifte sömürüye neden olmaktad›r. Bir taraftan cari aç›ktaki dengesizlik emperyalizme ba¤›ml›l›¤›n ve sömürünün bir parças›n› olufltururken; di¤er taraftan ilkel birikim sürecini tamamlayamam›fl Türk kompradorlar›n›n üretime emperyalistlerden elde edilen d›fl borçlarla kat›l-

malar› sömürünün di¤er parças›n› oluflturmaktad›r. Geçmiflte de emperyalizmden finanse edilen d›fl borçlar daha çok orta ve uzun vadeli olurken, günümüzde bu üretimde kullan›lan d›fl borçlar›n süresi daha çok k›sa vadeli olmaktad›r. Emperyalistlere aktar›lan bu paylar kompradorlar taraf›ndan emekçi Türkiye halk› üzerinden ç›kar›lmaktad›r. Görüldü¤ü gibi ekonomi, geçmifle k›yasla daha da emperyalizmin kontrolündedir. Al›nan borçlarla yap›lan üretim, emperyalizme daha ba¤›ml› bir zeminde olmakta ve cari aç›k da h›zl› bir flekilde büyümektedir. Türk kompradorlar›n›n kulland›¤› sermayenin eskiye k›yasla daha k›sa vadeli d›fl borçlarla finanse edilmesi cari a盤› daha da art›rmaktad›r. Üretim ve al›fl ve sat›flta döviz a盤›n›n daha da büyümesi mevcut krizin daha da derinleflmesi ihtimalini canl› tutmaktad›r. Türk egemen s›n›flar› izlenen son iktisadi politikalarla cari a盤›n giderek daha da büyüdü¤ünü gözlerden gizlerken, istihdam› art›rmaya ve iflsizli¤i azaltmaya pek tabi ki çal›flmamaktad›rlar. D›fla ba¤›ml› bir ekonominin üretim politikas›n›n iflsizli¤i azaltmamas› sistemin ürünüdür. Sorun tüm dünya emekçilerinin sorunudur. Türkiye özgülündeki yans›mas› ile ülkedeki s›n›f çeliflkilerinin daha da derinleflmesine ve mücadelenin geliflmesine nesnel zemin yaratmaktad›r. Dolay›s›yla sorunun köklü çözümü proletaryan›n önderli¤indeki Demokratik Halk Devrimi ile mümkün olacakt›r. Ama bu süreç içerisinde bu hatta tekabül eden politikalar›n gündemde olmas› ve prati¤e baflar›yla yans›t›lmas› ile ancak belirlenen stratejik hedefe ulafl›lacakt›r.

ABD, Irak’taki durumunu “Kürt kart›n›” oynayarak düzeltmeye çal›fl›yor! Irak’ta sald›rganl›¤›n› t›rmand›ran ABD’nin, dünyaya kan›ksatmaya çal›flt›¤› katliam görüntüleri her gün biçim de¤ifltirerek, ancak azalmadan devam ediyor. Irak’ta yaflanan geliflmelerin tümü tarihsel deneyim ve birikimlerin ›fl›¤›nda de¤erlendirildi¤inde, hiç kuflku yok ki bu birikimi art›racak ve geniflletecek bir o kadar sonuç ve deneyim ç›kacakt›r. ‹flgal ve direnifl diyalekti¤inin hüküm sürdü¤ü ülke ve bölgede bu geliflmeye paralel olan bir dizi geliflme daha yaflanmaktad›r. Bunlardan biri de Kürt cephesinde yaflanan geliflmelerdir. ABD’nin Irak sald›r›s›n› bafllatt›¤› günden bugüne hem sald›r› kuvveti olarak hem de belli önemli merkezlerin korunmas› için kulland›¤› Kürt Peflmergelerinin d›fl›nda, önümüzdeki dönemi etkileyecek geliflmelerin sinyalleri veriliyor. ABD’nin elindeki klasik tan›m›yla “Kürt kart›”n›n ifllev ve misyonunun art›r›lmas› ve bunun co¤rafyan›n önemli halkas› Türkiye cephesinden nas›l bir yank› bulaca¤› gibi sorular bu önemli geliflmelerin birer parças›n› oluflturuyor. ABD’nin k›sa zaman önce direniflçilerin ele geçirilmesi bahanesiyle sald›r›p ya¤malad›¤› Telafer kentinin Türkmenlerden ar›nd›r›lmas›, Kerkük’teki son geliflmeler ve Mesud Barzani’nin Ankara ziyareti yaflanan geliflmelerin bu dönem için yans›yan k›sm›. Barzani’nin k›sa süreli Ankara ziyareti ve

yapt›¤› görüflmelerde sarf edilen bir dizi tehdidin yaflanan geliflmelere bak›ld›¤›nda hiçbir etkisinin olmad›¤› görülüyor. Erdo¤an’›n “Kerkük’te bir oldu bittiye gelmeyece¤iz” aç›klamas›n›n bugün için bir hükmünün olmad›¤›n› kendileri de itiraf etmifl durumda. Bu tehditlere Barzani’nin verdi¤i yan›t da “Kerkük Kürdistan’›n kalbidir, gerekirse savaflmaya haz›r›z” yönünde olmufltur. Bölgede yaflanan bu geliflmelerin ABD’den ba¤›ms›z oldu¤unu art›k hiç kimse düflünmüyor. Zira Barzani’nin Ankara’daki restleflmesi ve aç›klamalar› bu deste¤in aç›k bir görüntüsü de¤ilse nedir? TC’nin kangrene dönüflen yaras› olan Kerkük sorununun yeniden ve daha ciddi biçimde alevlenmesi oldukça s›k›nt› yarat›yor. ABD destekli yaflanan bu geliflmeler karfl›s›nda müdahil olamayan Türkiye, yapt›¤› tehditlerin ve ABD’yi “s›k›flt›rma” planlar›n›n da bir sonuç vermedi¤ini/vermeyece¤ini çok iyi biliyor. Saddam döneminde bölgeden göç ettirilen Kürtlerin yeniden buraya yerlefltirilme çabas›, yerleflim için gelen ailelere para ve g›da yard›m›n›n yap›lmas› son günlerde yaflanan geliflmeler. Irak’ta yap›lmas› planlanan nüfus say›m› arifesinde yaflanan bu durumla Barzani, dünyaya Kerkük’ün bir Kürt bölgesi oldu¤unu, denetimin Kürtlerin elinde oldu¤u mesaj›n› verme çabas›nda. Irak’ta büyük bir t›kanmayla beraber

yenilgi de yaflayan ABD’nin oynad›¤› bu oyunla ve seçti¤i figüranla bir ç›k›fl arad›¤› kesin. Bölgeye yönelik k›sa ve uzun vadeli planlar›n içinde önemli bir güç olarak de¤erlendirilen Kürtler, bu oyunun önemli bir parças› haline getirilmek isteniyor. ABD, bu geliflmelerin Suriye ve ‹ran taraf›ndan da çok hofl karfl›lanmayaca¤›n› çok iyi biliyor. “Bu ülkeleri ‘Kürt kart›’ ile kar›flt›rma plan›n› ABD neden devreye koymas›n” kayg›s› önemli. Çünkü Irak’taki ç›k›fls›zl›¤›n› iflgali yayg›nlaflt›rarak aflma planlar› ABD’nin uzun süredir gündeminde olan bir konu. 15-16 Ekim tarihlerinde kuflatma alt›nda tutulan Telafer’e girme planlar›n›n hayata geçirilece¤i bugünlerde, Telafer sald›r›s›n›n amaç ve hedefi de bu geliflmeyle berrakl›k kazanacakt›r. Ki hat›rlanaca¤› üzere Türkmenlerin Telafer’i terk etmesinin hemen ertesinde ABD’li yetkililer yapt›klar› aç›klamalarda “direniflçilere rastlanmad›¤›n›” aç›klam›fllard›. Ancak bu aç›klama ve Türkmenlerin Irak direniflindeki konumlar› da gözönüne al›nd›¤›nda bu kuflatma ve sald›r›n›n neden devam etti¤i yan›tlanmas› gereken bir soru olarak durmaktad›r. Bu sorunun yan›t› da yine yukar›da söz etti¤imiz geliflmelerle ba¤lant›l›d›r. Telafer Suriye Kürtleri ile Irak Kürtlerinin yaflad›¤› bölgenin tam ortas›nda olan bir kenttir. “Birleflik Kürdis-

tan” planlar›n› bozan Türkmenlerin buradan tamamen ç›kar›lmas› ve yine yukar›da bahsini etti¤imiz bu geliflmelerin özellikle de Suriye’yi etkilemesi aç›s›ndan plan› bozan bu durumun düzeltilmesi hedefi ile bölgenin kuflatma alt›na al›nmas› çok zay›f bir ihtimal de¤ildir. Bunlara ek olarak, ABD’nin bölgede ciddi anlamda yaflad›¤› t›kan›kl›k Kürtlere bu “tolerans›” tan›yacak boyuttad›r. Bölgedeki kukla ve iflbirlikçileri ile birlikte derin hesap ve planlar içinde olan ABD’yi bu planlar›n da kurtarmayaca¤› kesin. Tarihte benzerleri yaflanan durumlarda kaybeden hep emperyalizm oldu. T›pk› Irak’ta bugün oldu¤u gibi. Ne kukla Irak yönetimi ne Barzani batakl›kta bo¤ulan ABD’nin imdad›na yetiflemeyecektir. Çünkü halklar›n direnifl gücü tüm bunlar›n üstünde bir güç ve iradeyi temsil etmektedir. Bu iflbirlikçilerin sonu konusunda tart›flma yürütenler ya da bir umut tafl›yanlara ise Vietnam örne¤ini hat›rlatmakla yetinece¤iz. “Vietkong’un ad›m ad›m ABD elçili¤inin bulundu¤u bölgeye ilerlemesi karfl›s›nda iflbirlikçiler, hainler kalabal›¤› ABD elçili¤ine s›¤›nmak için birbirini çi¤nemifl, helikopterlere as›larak kaçmaya çal›flanlar birbirlerini öldürmüfllerdi.” Bunlar›n Irak benzerlerinin ne zaman izlenece¤i flu anda belli de¤il. Ancak halk›n alet edilmek istendi¤i bu oyunda sonun ayn›l›¤› ise kesin.


4

22 Ekim-4 Kasım 2004

S›n›fsal Bak›fl AVRUPA B‹RL‹⁄‹’NE (NAYLON) ÜYEL‹K MASALINDA SON PERDE 6 Ekim tarihinde aç›klanan “‹lerleme Raporu” baflta AKP hükümeti olmak üzere kimi çevrelerce AB’ye üyelik sürecinde önemli bir aflama gibi gösterilse de, asl›nda tersinden bu aldatmacan›n/foyan›n daha net görülebilmesi aç›s›ndan önemli bir belgenin sunulmas› olarak de¤erlendirilmelidir. Türk hakim s›n›flar›n›n bu talep senaryosu (Ortak Pazar, AET, AB’ye üyelik); 1959 y›l›nda resmen bafllat›lan giriflimler sonucu 1963’de imzalanan Ankara Anlaflmas›’n›n ard›ndan uzunca bir süre bekletildikten sonra, 11 Aral›k 1999’da Türkiye’nin aday üyelik statüsünün tan›nmas›yla somut bir içeri¤e kavuflturulmufltu. Bu aflamay› takip eden süreçte üretilen Kat›l›m Ortakl›¤› Belgesi, Ulusal Program ve Uyum Paketleri derken nihayet müzakere tarihi al›nmas› için öngörülen 17 Aral›k 2004 öncesindeki en kritik belge sözünü etti¤imiz son “‹lerleme Raporu” idi. Bu son rapora gelene kadar geçen yaklafl›k befl y›ll›k zaman dilimi içinde “Avrupa Birli¤i’ne Üyelik” meselesi ülke gündeminde hep önemli bir yer iflgal etmeye devam etti. Öyle ki, parlamenter faaliyet bütünüyle bu ifle endeksli kotar›l›rken, ABD emperyalizminin bu dönemde gerçeklefltirdi¤i sald›r› ve iflgallerine amade olma d›fl›ndaki diplomatik iliflki ve u¤rafllar hep bu konuyu kaps›yordu. Avrupa Birli¤i’ne üyelik ad› alt›ndaki “Avrupa Rüyas›”, inand›r›c› bir yalan olma potansiyelini 1990’lar›n ikinci yar›s›nda kazanmaya bafllad›. Bu, ayn› zamanda hakim s›n›flar aç›s›ndan 12 Eylül’ün ard›ndan geliflen halk muhalefeti karfl›s›nda uzun vadede resmi bir politika olarak yerlefliyor ve bütün kliklere dikte edilen önemli bir hedef haline geliyordu. Her ne kadar farkl› renklerde reaksiyonlar yans›t›l›yor gibi gösterildiyse de, mizansenin böyle sergilenmesi her resmi politika uygulamas›n›n gelene¤i olmufltu. Nitekim ifl bafla düfltü¤ünde, tüm hakim s›n›f partileri efendilerine hizmet yar›fl›na girmekte kusur etmediler. “Avrupa Rüyas›” bafl›ndan itibaren halka, bir tür cennet vaadi olarak propaganda edildi. Bu sayede, Avrupa ülkelerinin, imrenilen, özenilen koflullar›na kavuflulaca¤›, yaflam standartlar›n›n yükselece¤i; iflsizlik, konut sorununun çözülece¤i, sa¤l›k, e¤itim baflta olmak üzere bütün alanlarda sosyal olanaklar›n en iyi biçimde elde edilece¤i, daha önemlisi yoksullukla vedalafl›laca¤› söyleniyordu. Bat› hayranl›¤›/kompleksi emperyalist kültürün nüfuzu sayesinde bu durumu yeterince körükleyince, zemin zaten elveriflli hale getirilmiflti. Bu yüzden sürecin bafl›ndan beri yap›lan kamuoyu yoklamalar›nda, hakim s›n›f partilerine oy veren kitlelerin yüzde altm›fllar› aflk›n bir kesimi, AB’ye üyelik konusundaki politikalardan yana görüfl belirtmekteydi. Bu durumun bütün parti tabanlar›nda eflit a¤›rl›¤a sahip olmas›, dikkat çekici bir unsur olarak göze çarp›yordu. Kuyru¤u dik tutma gösterilerinin ihmal edilmedi¤i; içe dönük nutuklarda bol keseden atmaktan vazgeçilmedi¤i, iç ifllere kar›fl-

ma konusunda s›k s›k ahkam kesildi¤i AB ile iliflkiler; her defas›nda Avrupa’l› fleflerin kulak çekmesi sonucu, geri ad›mlar atmak suretiyle ve de yaranmalarla da olsa tam bir dan›fl›kl› dövüfl tarz›nda sürdürülmüfltür. Ortada tam manas›yla üstü örtülü bir “anlaflma”, uzlaflma vard›r. Efendilerin uflakla, efendiler kulübüne üye olma tezgah› konusunda ne kadar “pazarl›¤›”, “anlaflmas›” olabilirse o kadar! Eskiden oldu¤u gibi sat›r aralar›nda ya da kulislerde de¤il de art›k daha aç›ktan ifade edildi¤i üzere “özel üyelik” denilen konum, tam da yar›-sömürge yar›-feodal Türkiye’ye özgü bir statüdür. AB’nin asli çekirdek ülke liderlerinin bundan y›llar evvel özel toplant›lar›n›n bas›na s›zd›r›lan bant çözümlerinde Türkiye ile ilgili sarf ettikleri sözler infial yaratm›fl, ama iflin esas›n› da deflifre etmiflti. Bugün, kriz bölgelerine komflu olma, stratejik konum nedeniyle lehte, ekonomik yük, islami kimlik nedeniyle aleyhte savlarla yürütülen AB içi tart›flmalar bütünüyle yüzeyseldir. Zira son “‹lerleme Raporu” hiç gizlenemez ve üstü örtülemez bir aç›kl›kla Türkiye’nin AB’ye üyelik meselesinin nas›l büyük bir aldatmaca oldu¤unu ortaya sermek zorunda kalm›flt›r. Avrupal› emperyalistler ve Türk hakim s›n›flar›n›n bu masal› bugüne kadarki flekliyle ilelebet sürdürmesi zaten söz konusu olamazd›. Bunu üyelik prosedürü içinde baflka bir aflamaya tafl›malar› gerekiyordu. Bugün yap›lmaya çal›fl›lan budur. Böylelikle, ancak “özel statülü üyelik” baflka bir deyiflle “yalanc›/naylon üyelik”ten söz edilebilece¤i ortaya ç›km›flt›r. Bunun rapordaki somut ifadelendirilifli, flimdiye kadar hiç bir aday üyeye yap›lmayan bir biçimde “ucu aç›k” müzakere tarihi verilece¤inin belirtilmesidir. Bu, her fleyin belirsizli¤e terk edilece¤i, hiçbir fleyin garanti edilmedi¤i ve 25 üye ülkeden herhangi birisinin Türkiye ile ilgili süreci her an bloke edebilece¤i anlam›na geliyor. fiimdiye kadar yap›lmayan bu uygulama, “müzakerelerin bafllama tarihi verilecek” sözleriyle yutturulmaya çal›fl›l›yor. Oysa sorun bafllaman›n de¤il, bitifl zaman›n›n belirlenmesidir. Nitekim müzakerelere bafllama aflamas›nda flimdiye kadar bütün aday ülkelere hem bafllama hem de bitifl tarihleri verilmiflti. Bu bile bafll› bafl›na Türkiye’nin konumunu belirleyen bir faktör olarak kendini göstermektedir. ‹kinci kritik nokta, Avrupa Birli¤i’ni oluflturan dört temel ilkeden biri kabul edilen kiflilerin “serbest dolafl›m hakk›”n›n Türkiye vatandafllar› için sürekli olarak gündemden ç›kar›labilece¤inin belirtilmesi hususudur. Kitlelerin “tav edilmesinde” en çok kullan›lan konular›n bafl›nda gelen bu “hak”tan TC vatandafllar›n› hiçbir surette yararland›rmayacaklar›n› belirtme samimiyetlerini göstermeleri, do¤rusu bir baflka aç›k sözlülükleri olmufltur. Bunun “eflit ifllem” ilkesine ayk›r›l›k vb. de¤erlendirmelerden öte yukar›da belirtti¤imiz “naylon üye” statüsüne kan›t oluflturdu¤u yorum yapmaya

7 gerek b›rakmayacak aç›kl›ktad›r. Rapor, bunlar›n d›fl›nda klasik bir sistematik içinde Türkiye panoramas› çizerek de¤erlendirme yapmakta ve teftifl sonuçlar›n› s›ralamaktad›r. Asl›nda esasta bu yan›yla sosyo-ekonomik aç›dan Türkiye’nin emperyalist bir kulübe eflit statüde al›nmas›n›n yap›sal olanaks›zl›¤› o kadar net bir biçimde görülebiliyor ki bunu tart›flman›n abesli¤i bu bak›mdan daha bafl›ndan beri s›r›tmaktad›r. Örne¤in 68.8 milyonluk ülkemizde tar›msal nüfus 20 milyon olarak ifade edilirken, 377 milyonluk AB’de bu nüfus ancak 15.6 milyonu bulmaktad›r. Tar›m›n istihdamdaki pay› Türkiye’de yüzde 39 iken AB’de bu oran yüzde 5’dir. Yine tar›m›n GSMH içindeki oran› Türkiye’de 14 iken AB’de yüzde 1.9’dur. Bu k›yaslamalar› iktisadi ve sosyal yap›n›n bütün parametrelerinde benzer biçimde s›ralamak mümkün. Üstyap›daki farkl›l›klar da do¤al olarak bunun yans›mas› olarak flekilleniyor. Yani bin tane uyum paketi ç›kar›lsa, anayasada yüzlerce de¤ifliklik yap›lsa da sonuç de¤iflmeyecektir. Daha do¤rusu, Avrupa’n›n demokrasisi “köklü” emperyalist devletlerinden birinin bütün mevzuat› oldu¤u gibi al›nsa da “sorun”un çözülmesi mümkün de¤ildir. Kald› ki esas problem, “sorun”un çözülmesini isteyenin olup olmad›¤›d›r. Her iki kesim de, hem Avrupal› emperyalistler, hem faflist Türk devleti, hem de sürece bir biçimde müdahil olan ABD emperyalizmi Türkiye’deki iktisadi, sosyal, siyasal sorunlar›n çözülmesi; bu çerçevede, ekonomik refah›n sa¤lanmas›, iflsizlik, konut sorununun giderilmesi, demokratikleflme, insan haklar›, özgürlükler alan›nda ilerleme kaydedilmesi gibi konularda en küçük dert ve kayg› tafl›mamaktad›rlar. Zira bütün bunlar›n sebebi ve varl›k koflulu kendileridir. Bunlar sayesinde beslenmekte, nefes almakta, yaflamaktad›rlar. Bir zamanlar›n AB bayraktar› ›skarta baflbakan Mesut Y›lmaz’›n dün halvet olup bugün “sömürge valisi” diye niteledi¤i AB sürecinin en önemli flahsiyetlerinden; Diyarbak›r’da Belediye Reisi Osman Baydemir taraf›ndan nas›l bir afla¤›l›k kompleksidir ki Mesut Y›lmaz’›n benzetmesine uygun bir tarzda, üzerinde “Yurttafl Verheugen Büyük Avrupa’ya Hoflgeldin” yaz›lan afifllerle karfl›lanan Günter Verheugen; rapordan önce “iflkence var ama sistematik de¤il” teranelerini daha Türkiye’de dillendirmeye bafllam›flt›. ‹lerleme Raporu’nda ise Kürtler ve Aleviler’in az›nl›k meselesinden tutun da kendilerinin her aflamas›nda büyük emekleri ve destekleri bulunan hücreler için “F tipi cezaevlerinde tutuklular›n izolasyonu ciddi bir sorun olmay› sürdürmektedir”e kadar onca belirleme bulunmaktad›r. Bu saptama ve iddialar›n hiçbirinin bütün bir süreç ve geliflmeler göz önüne al›nd›¤›nda, ciddiye al›nmas› mümkün de¤ildir. Bunlara dayanarak politika yap›lmas› ise düpedüz aymazl›kt›r. Daha ötesi emperyalizmin ayak oyunlar›na gelmek, yede¤ine düflmektir. Oysa her renkten reformistin ve bir k›s›m revizyonistin buna göre pusulas›n› ayarlad›¤› bir s›r de¤ildir art›k. Bunu bir marifet, önemli bir strateji olarak da dile getiriyorlar zaten. Kongra-Gel’in ateflkesi bozma karar›n›n hangi sürece yat›r›m anlam›na geldi¤ini anlamayanlar ya da hala merak edenler varsa az önce and›¤›m›z say›n vali Verheugen’in M. Ali Birand’a söyledi¤i flu sözlere kulak vermelidir: (Son dönemlerde giderek

t›rmanan çat›flma ortam› ve bunun Türkiye-AB iliflkilerini etkilemesi ile ilgili konufluyor) “Ben bunda bir tehlike görüyorum tabii ki, O da bu durum daha kötüye giderse, tekrar fliddet ve çat›flma ortaya ç›karsa o zaman yeniden orada bir özel valilik kurman›z gerekebilir. O zaman AB üyeleri Türkiye’ye üyelik müzakereleri yolunu açmazlar tabii ki. Bu çok ciddi bir problem… Bir ek ad›m at›lmas› laz›m. Ben bir strateji ortaya konulmas› laz›m diyorum. Hem Bölge’nin ekonomik aç›dan, hem yeniden yap›lanmas›, yat›r›mc›lar›n Bölge’ye çekilmesi aç›s›ndan bu çok önemli…” (Radikal, 10.09.04) AB ile iliflkiler ve üyelik meselesinde her kat edilen aflama, bu aldatmaca ve oyunun giderek daha fazla teflhir olmas›na yol açmaktad›r. Bu kaç›n›lmaz bir durumdur. Avrupal› emperyalistler bütün ifllerini Türk hakim s›n›flar›n›n ç›karlar›na endeksleyecek de¤illerdir. Onlar› idare etmenin de bir s›n›r› ve vadesi vard›r. Kredinin, idare etmenin, deste¤in de bir ölçüsü ve miktar› bulunmaktad›r. Uflak, efendisinden hizmetinin ve konumunun karfl›l›¤›n› yeterince alm›flt›r. Kald› ki flu anda kurulan iliflki, gösterilen ilgi, tan›nmas› düflünülen “özel” statü böylesi pespaye bir uflak için fazlas›yla iyidir. Bu da emperyalist fleflerin aç›k bir biçimde beyan ettikleri üzere, tamamen Türkiye’ye has stratejik özelliklerden kaynaklanmaktad›r. Ötesi tezgah, cila, yalan ve orta oyunundan ibarettir. Burada bize düflen görev öncelikle bu konudaki gerçekli¤i halk›m›za bütün ç›plakl›¤› ile anlatmak olmal›d›r. AB emperyalizmi ile Türk hakim s›n›flar› aras›nda göbek ba¤› iliflkisi oldu¤undan ötürü ayr›ca kulüp üyeli¤i türü bir ba¤lant›n›n anlams›zl›¤› vurgulanmal›d›r. Böyle bir sorunun olmad›¤›, varm›fl gibi sunuldu¤u ve halk›n sahte bir cennet vaadi ile aldat›l›p oyaland›¤› gösterilmeli, ispatlanmal›d›r. Yap›sal uyumsuzluk, ülkeler, sosyo-ekonomik sistemler aras›ndaki farklar bariz, net örneklerle aç›klanmal›, bunlar›n giderilerek yap›sal uyum sa¤lanmas›n›n ancak devrim sorunu oldu¤u söylenmelidir. Ancak proletarya önderli¤inde halk savafl› yoluyla devrimini gerçeklefltirecek Türkiye halk›n›n da emperyalist koalisyonlarda iflinin olamayaca¤› belirtilmelidir. Bütün ideolojileri, siyasal projeleri/programlar› dejenere olan, iflas eden, aya¤a düflen, siyasal sembolleri/liderleri ve kadrolar› y›pranan, bütün partileri ve programlar› tek tipleflen/ayn›laflan hakim s›n›flar; halk için umut, alternatif olma konusunda hep birlikte sar›ld›klar› AB’ye üyelik masal› ile ilgili ulusal bir seferberlik ruhu içinde çal›fl›yorlar. Bunun son örne¤i Baykal’›n Tayyip’e 17 Aral›k arifesinde Brüksel’e birlikte gitme ça¤r›s› yapmas› ve bu teklifin büyük bir memnuniyetle kabul görmesidir. Kurtuluflun tek yolunun demokratik halk devrimi oldu¤u bilincinin kitlelere tafl›nmas› için bugün bu geliflmeler vesilesiyle flartlar daha da olgunlaflm›fl bulunuyor. Hakim s›n›flar, bu büyük palavran›n ipli¤inin pazara ç›kmakta oldu¤u endiflesiyle yeni yamalar vurup ifli bir biçimde idare etmeye çal›fl›yorlar. Patlayan balonu nafile bir çabayla tekrar fliflirmek için elbirli¤iyle u¤rafl›yorlar. Zay›f düfltükleri bu anda, ülkeyi zaten her bak›mdan yang›n yerine çevirdikleri flu koflullarda, her seferkinden daha a¤›rl›kl› yüklenirsek görece¤iz ki her zamankinden daha kazançl› ç›kacak, hedefimize daha fazla yak›nlaflaca¤›z.


5

7

22 Ekim-4 Kasım 2004

Kamu emekçileri devlete tepkili

Kamu emekçilerine 2005 y›l›nda uygulanacak maafl zamm› oran› ve devletin ›srarla düflük oran dayatmas› kamu emekçileri sendikalar›yla devlet aras›ndaki ipleri geriyor. 4 ay› geçen bir zamand›r tart›fl›lan zam oran›na AKP hükümeti % 8 derken kamu emekçileri ise “% 8 oldukça az, memurun insanca yaflamas› için gereken rakam bile % 100 zamm› gerektiriyor” diyordu. Anlaflma olmamas› üzerine araya giren Uzlaflt›rma Kurulu’nun görüflmelerinden ise % 12 zam ç›kt›. Yap›lan aç›klamada enflasyonun ve ihtiyaçlar›n(!) gözönünde tutuldu¤u bildirilirken devlete ba¤l› Kurul

‘en az % 12’ diyerek, maafl zamm›n› % 6 olarak iki ayr› taksite bölerek 6 ay ara ile yap›lmas›n› uygun gördüklerini belirtti. Bu sürede Ankara, ‹zmir, ‹stanbul ve Türkiye’nin pekçok ilinde eylem çad›rlar› kuruldu, bas›n aç›klamalar› yap›ld›. Kurulun da aç›klamas›ndan sonra sendikalar ve sendika konfederasyonlar›ndan aç›klamalar geldi. KESK Genel Baflkan› Sami Evren 10 Ekim’de yapt›¤› bas›n aç›klamas›nda “Uzlaflt›rma kurulunun kararlar› bizi tatmin etmiyor. Ama hükümetin zamm›ndan daha yüksek zam öneriyor” derken ayn› gün aç›klama yapan Memur-Sen Baflkan› Ahmet Aksu “Az alana çok, çok olana az verilsin dedik. Bu adaletsizliktir, k›n›yoruz. Onlar bizi ba¤lam›yor, zam istiyoruz. Biz hiç oran kabul etmedik. Burada üst düzey bürokratlar düflünülmüfl. Onlara 200 milyon, alt kademeye ise 40 milyon verilecek. Bunlar kepaze reklamlard›r” dedi. Kurul’dan % 12 ç›kmas›na ra¤men hükümet 15 Ekim Cuma günü zamm› % 10,7 olarak aç›klad›. Yapacaklar› zamm›n enflasyonun üstünde oldu¤unu iddia eden hükümete ise sendika ve konfederasyonlardan tepki ya¤›yor. BES, E¤itim-Sen, Türk

Emekçinin Gündemi AB, ‹fiÇ‹ SINIFININ ÇIKARINA DE⁄‹LD‹R Uzun y›llard›r ülkemizin ekonomik, sosyal, siyasal alanlar› her türlü oyun oynanarak arap saç›na dönüfltürüldü. Yasalar yap›l›yor, de¤ifltiriliyor; yeni yasalar ç›kar›l›yor, de¤ifltiriliyor; kararnameler ç›kar›l›yor, iptal ediliyor... Yani de¤ifliklikler birbirini koval›yor, ama dikifl tutmuyor! Sosyal, siyasal, ekonomik, çal›flma, sendikal vb. alanlar emperyalizmin önceleri “Yeni Dünya Düzeni”, sonras›nda “küreselleflme” sald›r›s› ve dayatmalar›yla, yeniden flekillendirilmeye çal›fl›l›yor, ama daha biri oturmadan, di¤eri gündeme getirilmek zorunda kal›n›yor. Ülkemizde oldukça önemli bir tarihtir 12 Eylül 1980 ve bu tarihle bütünleflen Askeri Faflist Darbe!... Evet 12 Eylül 1980’de gerçeklefltirilen Askeri Faflist Darbe sonras› oluflturulan Askeri Faflist Cunta’n›n, ülkemizi içine soktu¤u cenderenin izleri üzerinden uzun y›llar geçmesine ra¤men silinemiyor, etkileri ortadan kald›r›lam›yor. Bugün AB’ye uyum çerçevesinde ç›kart›lan 2821-2822 say›l› Sendikalar-Toplu- ‹fl Sözleflmesi, Grev ve Lokavt yasalar› da egemenler aç›s›ndan 12 Eylül zihniyetini aratmayacak kadar faflist niteliktedir. 12 Eylül AFC’n›n yapt›¤› mevcut yasalar›n anti-demokratik oldu¤u konusunda hiç kimsede bir tereddüt yoktur. Bu yasalar aradan yirmi y›l› aflk›n bir süre geçmesine ra¤men, ifl bafl›na gelen bütün hükümetlerce de, flu veya bu biçimde korunup, bugünlere getirilmifltir. Sendikalar›n bafl›na çöreklenmifl bulunan bürokrat sar› sendika a¤alar› da buna çanak tutmufllar, hep yasaklar›n arkas›na gizlenmifller, bunu kendi anti-demokratik sendikal yönetimlerinin dayana¤› haline getirmifller, kendilerini ve iktidarlar›n› ilgilendiren, ömrünü uzatan, onlar›n yeniden iktidara gelmelerini sa¤layan düzenlemele-

ri isteme d›fl›nda, bunca y›ld›r bu yasalar›n s›n›f düflman› niteli¤ine ses ç›karmam›fllar; ama göstermelik tav›rlarla, yasak savma cinsinden kimi elefltirilerle, her seferinde uzlaflm›fllard›r. 2821 ve 2822 say›l› yeni gündeme getirilen yasalar›n maddelerine tek tek bakt›¤›m›zda ka¤›t üzerinde de¤ifliklikler olmas›na ra¤men özde birfleyin de¤iflmedi¤ini görmek zor de¤il. Örne¤in iflkolu baraj› tümüyle ortadan kald›r›lmam›fl, sadece %10 olan oran, % 5’e düflürülmüfltür. Bir di¤er maddeye göre ise sendikalarda yönetici olarak görev al›p, sonras›nda seçilemeyenler, aday olmayanlar›n vb. iste¤i halinde ifle bafllat›lmalar› zorunlulu¤u ortadan kald›r›lmakta k›saca sendikac›lar›n ifl güvencesi ortadan kald›r›lmaktad›r. Bir bütün olarak bu maddeler incelendi¤inde sendika üyelerinden kesilen aidatlardaki oran›n kald›r›lmas› ile sendika a¤alar›na s›n›rs›z aidat toplama hakk› verildi¤ini, s›n›f karakteri tafl›yan sendikalar›n yok edilmeye çal›fl›ld›¤›n›, devrimci demokrat anlay›fl sahiplerinin sendika kurmas›n›n engellenmeye çal›fl›ld›¤›n› görüyoruz. Yap›lan ve yap›lmak istenen “AB’ye uyum” ad› alt›nda iflçi s›n›f›n›n, emekçilerin ç›karlar›na olan düzenlemeler de¤ildir. Sendikalar bu süreçte yeni düzenleme tart›flmalar›n› kamuoyuna tafl›makta pek isteksiz görünmektedirler. Kendi konumlar›n› korumak ad›na iflçi s›n›f›n›n sürece dahil olmas›n› engellemektedirler. Hükümetle kap› arkalar›nda yap›lan pazarl›klarla 2821 ve 2822 say›l› Sendikalar Kanununu yeniden flekillendiriyorlar. Hükümetin bu yasa de¤iflikli¤inde muhatap ald›¤› konfederasyon yöneticileri AKP ile tam bir uyum içinde s›n›fa ihanetin onu teslim alman›n planlar›n›

Kamu-Sen, Kamu-Sen, KESK gibi pek çok sendika ve konfederasyonun ayr› ayr› yapt›¤› eylemler ve bas›n aç›klamalar›nda yap›lmak istenen zamm›n IMF politikalar› güdümünde emekçileri ezdi¤ini belirterek gelir paylafl›m› ve da¤›t›m›nda adalet olmad›¤›n› belirttiler. 16 Ekim günü Türk Kamu-Sen yaz›l› yapt›¤› aç›klamada devletin aç›klad›¤› oran›n en çok yüksek maafl gruplar›n› sevindirdi¤i belirtilerek “Yanl›fl yöntemlerle faturan›n her seferinde dar ve sabit gelirliye kesildi¤i ülkemizde kamu çal›flanlar› adeta günah keçisi ilan edilerek önüne iflsizlik ve ekonomik programlar konulmufltur” dendi. Ayn› gün Ankara Kamu Emekçileri Sendikalar› Platformu da Karanfil Caddesi’nde bir bas›n aç›klamas› yaparak durumu k›nad›. Ayn› gün Sami Evren önceki bas›n aç›klamalar›n› hat›rlatarak “gerekirse A‹HM’e de gideriz” dedi. KESK Genel Sekreteri Mustafa Avc› 17 Ekim Pazar günü KESK Genel Merkezi’nde düzenledi¤i bas›n aç›klamas›nda ise maafllara yans›yan toplam art›fl miktar›n›n yaln›zca 29 milyon lira oldu¤unu belirterek “Faize, silahlanmaya, hortumcuya, banka bat›rana gelince kaynak bulmakta s›k›nt›

yapmaktad›r. Varl›k-yokluk sorunu yaflayan, yetki tart›flmas› yap›lan, kamu iflyerlerinde özellefltirmelerle, grev yasaklar›yla yetkileri ortadan kald›r›lan sendikalar da sessizli¤ini korumaktalar. Süren grev yasaklar›yla, sendikal seçeneksizliklerinin arkas›na s›¤›nan ve anti-demokratik yönetim ayg›tlar›n› koruyan bürokratsar› sendika a¤alar›n›n, günün koflullar›na uygun, ça¤dafl, iflçi s›n›f›n›n beklentilerine cevap verebilecek, örgütlenmenin önündeki engellerin kald›r›larak, yeni örgütlenme alanlar›na kavuflabilecek ve iflçilerin kendi sendikalar›n› özgürce belirleyebilecekleri, kendi yöneticilerini, temsilcilerini özgürce seçebilecekleri, grev yasaklar›n›n olmad›¤›, yetkinin do¤rudan üyelerce verildi¤i, YHK’nun la¤vedildi¤i, iflkolu barajlar›n›n tümden kalkt›¤›, noter flart›n›n iptal edildi¤i, grevlerin her türlü k›s›tlamadan uzak, özgürce gerçeklefltirildi¤i, lokavt›n yasakland›¤›, kamu çal›flan› memurlara da T‹S ve grev yapma olana¤›n›n tan›nd›¤›, daha demokratik bir sendikalar, T‹S, grev ve lokavt yasalar›n›n ç›kmas›n› arzu edeceklerini düflünmüyoruz ve etmezler de... ‹flte bunun için mücadele de etmezler. Onlar kendi saltanatlar›n› koruyacak, devam ettirecek yeni z›rhlar›n peflinde koflmaktad›rlar. ‹flçi s›n›f›n›n, sendikalar›n mevcut olanaklar› bunlara yetmiyor. Babalar›ndan miras kalan flirket gibi hoyratça, engelsiz, “özgür” yönetecekleri tabela örgütleridir, onlar›n arzu ettikleri. Ama ya¤ma yok!... ‹flçi s›n›f›n›n s›n›f sendikac›l›¤› anlay›fl›yla donanarak, bunlar› iktidarlar›ndan, sendikalar›n bafl›ndan alafla¤› edece¤i günler uzak de¤ildir. ‹flçi s›n›f› er geç bunu yapacakt›r. Taleplerimiz.. * ‹flkolu baraj› kald›r›larak, sendikalar›n özgürce örgütlenme imkan›na kavuflmas› sa¤lanmal›d›r. * Sendikalar›n, sendika a¤alar›n›n çiftli¤i olmaktan ç›kar›laca¤› düzenlemeler yap›lmal›d›r. * Temsilciler iflçilerin özgür iradeleri ile seçilmelidir. * Grev yasaklar› iptal edilmeli, dayan›flma,

çekmeyenler; insanca yaflamak isteyenlere ve halka s›rtlar›n› dönmekten çekinmiyorlar” dedi. (H. Merkezi)

Bergama’da 94 iflçi iflten at›ld› ‹zmir’in Bergama ilçesindeki Sümerbank Tekstil Fabrikas›’nda özellefltirme gerekçesiyle yaflanan iflten atmalar, 94 iflçinin daha iflten ç›kar›lmas›yla devam ediyor. Türkiye’nin holding statüsündeki dört tekstil fabrikas›ndan biri olan Süberbank Bergama Tekstil Fabrikas›, 35 bin m2 kapal› olmak üzere toplam 210 bin m2 alana sahip. 53,5 trilyon lira sermayesi bulunan fabrikada 140 dokuma tezgah› ve 45 lojman bulunuyor. Aç›ld›¤› y›llarda yaklafl›k 1500 kifliye ifl imkan› sa¤layan ve flimdiye kadar iki defa ihale aç›lmas›na ra¤men sat›lamayan fabrika, 2003 y›l›ndan beri üretimine ara vermesine ra¤men iflçilerin maafl›n› ödemeye devam ediyordu. (‹zmir)

genel grev vb. serbest b›rak›lmal›d›r. * Kimi ifl kollar›ndaki greve ç›kma yasaklar› iptal edilerek, iflçilerin özgürce greve gitme hakk› tan›nmal›d›r. * Greve ç›kma önündeki bütün k›s›tlamalar ve yasaklar ortadan kald›r›lmal›d›r. * Grev s›ras›nda iflçi, stajyer vb. çal›flt›r›lmas›, ifl yerinden mal ç›kar›lmas› yasaklanmal›d›r. * Grev ertelemesi uygulamas›na son verilmelidir. Özgürce grev yap›labilmesinin koflullar› yarat›lmal›d›r. * Yüksek Hakem Kurulu (YHK) la¤vedilmelidir. * Yetki ve T‹S sürecindeki yasakç›, engelleyici, süreci t›kayan ve uzatan uygulamalar ortadan kald›r›larak, prosedür demokratiklefltirilmelidir. * Sendikaya üyelikte noter zorunlulu¤u kald›r›lmal›d›r. * Sendikalar›n geliri-gideri ve mali politikalar› do¤rudan iflçilerin denetimine sunulacak düzenlemeler yap›lmal›d›r. Sendikalar›n bütçesinin “mali müflavirlere de” denetlettirilmesine gidilmemelidir. * S›n›f mücadelesi s›ras›nda engellenip ceza alanlar, düflüncelerinden dolay› hüküm giyenlerin, yani s›n›f öncülerinin sendikalarda yönetici olabilmelerinin önündeki “siyasi ve ideolojik suçlar”daki ceza engeli ortadan kald›r›lmal›d›r. * Lokavt yasaklanmal›d›r. * ‹flyerlerinde iflçilerin kendi iradeleriyle sendika seçmeleri, de¤ifltirmeleri yasal güvence alt›na al›nmal›d›r. * 1 May›s iflçi bayram› olarak yasalaflmal›d›r. K›saca bu yasalardaki bütün yasaklar, k›s›tlamalar ve anti demokratik yönler ay›klanarak ortadan kald›r›lmal›, bu yasalar demokratik bir kimli¤e kavuflturularak iflçilerin-emekçilerin, çal›flanlar›n, çal›flma yaflam›n›n hizmetine sokulacak flekilde düzenlenmelidir. Kuflkusuz yasalardaki bu de¤ifliklikleri sa¤layacak olan da iflçi s›n›f›n›n örgütlü gücüyle harekete geçmesidir.


6

22 Ekim-4 Kasım 2004

7

Yoksul köylülerin yerleflim alanlar› tahrip ediliyor

Kapitalist-emperyalist sistemin do¤ay› tahrip etmesi köylüleri birebir etkilemektedir ve üreticileri yaflam alanlar›ndan kopmaya zorlamaktad›r. Bu konu ile ilgili ülkemizde verilecek birçok somut örnek vard›r. Ayd›n’da Menderes Irma¤›’na, Uflak ve Denizli’deki fabrikalar›n kimyasal at›klar›n›n at›lmas› sonucu kirlenme meydana gelmifl ve bu ›rmaktan sulanan tarlalarda ürünler zarara u¤ram›flt›r. Bu ürünler ayr›ca insan hayat›n› da tehdit etmektedir. Ayd›n’›n yoksul köylüleri, ürünlerinin maliyetini bile karfl›layamazken, ayn› zamanda yaflam alanlar›n› da kaybetme tehlikesi ile karfl› karfl›ya kalm›fllard›r. Ayd›n’daki nüfusun % 67’sinin geçimini tar›mdan sa¤lad›¤›n› düflünürsek, bunun ne kadar büyük bir sosyal y›k›m› içerdi¤i daha iyi anlafl›lacakt›r. Yetkililer taraf›ndan bu kirlenmenin önüne geçilmesi için 50 y›l önce projeler üretilmifl fakat hayata geçirilmemifltir. Zaten hayata geçirilmesi de beklenemezdi. Çünkü bu tür masrafl› projeler emperyalist efendilerin ve yerli uflaklar›n›n ç›kar›yla ters düflmektedir. Daha on y›l önce dünya ölçe¤inde incirin % 95’i Ayd›n’daki üretimden sa¤lanmaktayd› ve Ayd›n’daki incir üretimi dünya pazar›nda önemli bir yere sahipti. Emperyalist ülkeler incir ithalat›n› Türkiye’den yap›yorlard›. Emperyalistler buradaki incir üre-

timini öldürerek, kendi ülkelerinde gelifltirmekte ve Türkiye’den yap›lan ithalat› durdurmay› hedeflemektedir. fiimdi Ayd›n’daki incir üretimi % 95’in çok çok alt›ndad›r. Çünkü emperyalistlerin iste¤i do¤rultusunda hareket edilmifl ve tahribat›n önüne zaman›nda geçilmemifltir. Böyle devam ettikçe birkaç y›l sonra belki de hiç incir üretilemeyecek ve buradaki üreticiler kendi topra¤›ndan verimsizlikten kaynakl› kopacak, çareyi göçte bulacakt›r. Yine bunun gibi çevre katliam›na yol açan, teknolojisi emperyalist-kapitalist ülkeler taraf›ndan zararl› oldu¤u için kullan›m›na izin verilmeyen fuel-oil’le, kömürle, nükleer kaynaklarla elektrik enerjisi üreten santrallerin yap›m› ülkemizde h›zla art›yor. Ülkemizde elektrik tüketimine göre ihtiyac›n› karfl›layan do¤a ile dost hidroelektrik barajlar› mevcutken, bir mantar gibi türetilen bu santrallerin kurulufl nedenlerini anlamak güç de¤il. Birkaç sermaye kuruluflunun para kazanmas›, enerji ihrac›n› gerçeklefltirmek ad›na çevre katliam›yla, halk›m›z›n sa¤l›¤›

Ege’de üretici için y›k›m

Son 10 y›lda ekim alanlar›n›n % 33 oran›nda darald›¤› Ege Bölgesi’ndeki pamuk üreticileri, TAR‹fi’in aç›klad›¤› kilogram bafl›na 900 bin liral›k avans al›m fiyat›yla bir kez daha y›k›mla karfl› karfl›ya kald›. Hükümetin prim deste¤inden yoksun üretici h›zla pamuktan kaçarken, ABD ve AB ülkeleri, üreticilerine yapt›klar› destekle Türkiye pazar›n› her geçen y›l daha fazla ele geçiriyor. Birlik Baflkan› Cavit Anc›n, hükümetin prim destek rakamlar›n› belirlememesi nedeniyle üreticinin ma¤dur oldu¤unu söyledi. Türkiye’de üretilen pamu¤un kilogram maliyeti-

nin 1 milyon 200 bin liray› bulmas›na karfl›n borsada 800 bin liradan sat›ld›¤›n› hat›rlatan Anc›n, aradaki fark› geliflmifl ülkelerde oldu¤u gibi devletten prim olarak beklediklerini söyledi. ‹zmir Ticaret Borsas›’ndan edinilen bilgilere göre Anc›n’›n bu sezon için kilogram bafl›na istedi¤i 500 bin liral›k deste¤in çok daha fazlas›n›, emperyalist kapitalist ülkeler üreticilerine veriyor. Örne¤in Yunanistan, bugün y›lda ortalama 100 bin ton ile ABD’nin ard›ndan Türkiye’ye en çok pamuk satan ülke oldu. Bu durum di¤er ürünler için de geçerli. Yine baflka bir örnek olarak ay çiçe¤i verilebilir. Trakya yöresinde ay çiçe¤i üreticilerinin ürünleri tarlalar›nda kavrulurken Türkiye’nin baflka ülkelerden ay çiçe¤i ithal etmesi özellikle geçti¤imiz y›l üreticilerin oldukça tepkisini çekmiflti. (H. Merkezi)

hiçe say›larak kurulan santrallere bir yenisi Çanakkale’de eklendi. Yap›m› aflamas›nda di¤er yörelerde oldu¤u gibi halk›n tepkisine ra¤men bir y›l gecikmeli de olsa bitirilen Çan Santrali yak›n bir zamanda faaliyete geçecek. Fransa’n›n Alstom firmas›nca dizayn edilen ve yap›m› yerli Teknotes Afi. firmas›nca gerçekleflen Elektrik Üretim Afi (EÜAfi) taraf›ndan son haz›rl›klar› yap›lmakta olan santralin aç›l›fl› R. Tayyip Erdo¤an’›n kat›ld›¤› bir törenle yap›lacak. Çan yöresindeki linyit kömürlerinin kullan›laca¤› santral, gecikmeler ve süreli yap›lan kontroller nedeniyle deneme iflletilmesi beklenmeden tam kapasite ile çal›flt›r›lacak. Her biri 160 mw kurulu gücündeki iki ünite olarak infla edilen Çan Termik Santrali’nin birinci ünitesi bu ay içinde ikinci ünitesi ise Eylül ay›nda iflletmeye aç›larak Çan Termik Santra-

li’nin faaliyete geçmesiyle yaflanacak çevre ve insan sa¤l›¤›na verece¤i zararlar› Samsun’daki 200 MW gücündeki kurulu Mobil Santral’in yöreye verdi¤i zararlardan ç›kartabiliriz. Samsun’da da Mobil Santrali’n faaliyete geçti¤i ilk günden itibaren ç›kard›¤› baca gazlar› halk›n sa¤l›¤›n›n bozulmas›na neden olmufltu. F›nd›k ve meyve bahçeleri de da-

hil köylünün yetifltirdi¤i ürünler zarar görmüfltü. Bu yörede yetifltirilen ürünler pazarlarda sat›ld›¤› zaman tercih edilmemifl, santralin deniz yoluyla ald›¤› fuel oil nedeniyle denizde bal›klar ölmüfltü. Samsun’daki Mobil Santral’in enerji üretimi durdurulmufltur. Yöre halk›n›n tepkisine ra¤men faaliyette olan Mobil Santral’in bugün çal›flm›yor olmas› siyasi ç›karlar nedeniyledir. Çal›flmad›¤› her gün için flirket tazminat›n› almaktad›r. Mobil Santral’in ilerleyen zamanda tekrar üretimini yapmayaca¤›n›n garantisini flu anki AKP hükümeti verememektedir. Samsun’da 4 baraj ve enerji kapasitesi yüksek 2 hidroelektrik santralinin bulundu¤u yerde 200 MW gücünde üretim yapan ve zehir saçan Mobil Santral’i kurduranlar, Çanakkale’de Çan Termik Santrali’ni kurduranlarla ayn› zihniyettedir. Zehir saçan, çevre ve insan sa¤l›¤›na zarar veren santrallere karfl› halk olarak mücadele vermeli, karfl› duruflun örgütlenmesini sa¤lamal›y›z. Çünkü emperyalistlerin ve faflist egemen s›n›flar›n önemsedi¤i insan eme¤i de¤il, insan›n daha iyi flartlarda yaflamas› de¤il, kendi ç›karlar›d›r. Bu uygulamalar›n onlarca örne¤ini Türkiye’de bulmak mümkündür. Örne¤in Bergama’da köylülerin on y›l› aflk›n bir süredir siyanür ile alt›n ç›karan flirkete karfl› verdikleri mücadele örnek al›nmas› gereken bir mücadeledir. Bergamal› köylülerin ürünleri özellikle zeytin üretimi siyanürlü alt›n aranmaya bafllanmas›n›n ard›ndan verimden düflmüfl ve yüzlerce köylü için geçim kayna¤› olan üretim bitme noktas›na gelmifltir. Ancak Bergamal›lar tüm bunlara ra¤men direnmeye devam etmifltir ve etmektedir. (Samsun/‹zmir)

Üreticiye destek kald›r›lacak Türkiye’nin AB’ye üyeli¤i tart›flmalar›n›n yap›ld›¤› bu günlerde ülkemizin önüne konulacak yapt›r›mlarla ilgili olarak Türkiye Ziraatç›lar Derne¤i Baflkan› ‹brahim Yetkin taraf›ndan bir aç›klama yap›ld›. Gazetelere ve televizyonlara yans›t›ld›¤› gibi AB’nin refah getirmeyece¤ini, üreticilerin sorunlar›n› a¤›rlaflt›raca¤›n› belirten Yetkin, tar›m alan›n›n tart›fl›lan en önemli konulardan biri oldu¤unu söyledi. Rakamlar›n Türkiye ile AB ülkelerinin tar›msal yap›lar› aras›nda birkaç y›lda giderilemeyecek büyüklükte farklar› gözler önüne serdi¤ini, AB Tar›m Bakanlar› Konseyi’nin 26 Haziran’da yapt›¤› toplant›da “Ortak Tar›m Politikas›”nda köklü de¤ifliklikler yap›lmas›n›n karara ba¤land›¤›n› ifade etti. Yetkin toplant›da; do¤rudan gelir desteklerinin kald›r›lmas›n›n ve bunun 3 y›l içinde tamamlanmas›n›n düflünüldü¤ünü de sözlerine ekledi. Türkiye’nin AB

üyeli¤i sürecinde tar›m fonlar›ndan, bütçenin binde biri oran›nda faydalan›laca¤›n› bunun da gerçeklefltirilmesi düflünülen de¤ifliklikler için yeterli olmad›¤›, Türkiye’nin 5 kat› küçüklü¤ündeki Yunanistan’a dönüflüm için 50 milyar verildi¤ine dikkat çekti. (Ankara)


7

7

22 Ekim-4 Kasım 2004

AB’nin Türkiye’de tar›m› yok etme kriterleri devreye giriyor AKP hükümetinin tar›m› bitirme noktas›na getiren politikalar›n›n alt›nda IMF, DB kararlar›n›nyan›nda AB’ye uyum çerçevesinde al›nan kararlar›n etkisi de tart›fl›lmazd›r. Tar›mda serbest piyasa ad› alt›nda yap›lan özellefltirmeler ve yukar›da s›ralad›¤›m›z sald›r›larla birlikte bu y›l içerisinde üretimde belli bir düflüfl de gündeme geldi. Türkiye’nin AB’ye uyum yasalar› çerçevesinde haz›rlanan AB ‹lerleme Raporu 6 Ekim’de yay›mland›. AB’nin ‹lerleme Raporu’nda Türkiye’ye yönelik ayr›mc›l›¤›n sürdü¤üne dikkati çeken TMMOB Ziraat Mühendisleri Odas› “Müzakere sürecinde bir dosya kapanmadan di¤erine geçmeyecek olan AB, tar›m dosyas›n› açacak ve kapatmayacak gibi görünüyor. Üyeli¤in önünde engel olarak tar›m›n ve üreticinin gösterilmesi gibi tehlikeli bir sürece iflaret etmektedir” saptamas›nda bulundu. TMMOB Ziraat Mühendisleri Odas›’n›n AB ‹lerleme Raporu’nu de¤erlendirdi¤i aç›klamas›nda flu belirlemelere yer verildi; *Raporun dili ve vurgu yapt›¤› alanlara bak›ld›¤›nda, Kopenhag kriterlerinin yerine, ekonomik ve sosyal boyutlar›yla tar›m sektörünün oturtuldu¤u görülüyor. *Tar›m sektörü ve k›rsal alan konular›nda 25 üyeli AB ile Türkiye aras›nda karfl›laflt›rma yaparak di¤er aday ülkelere uygulamad›¤› yöntemleri Türkiye için koyuyor. Geçifl sürecinin 2025 y›l› sonras›na kalmas› halinde de¤iflecek destek hesaplar›ndan söz ediyor ve flimdiden “Avrupa Birli¤i’ne gümrüklerinizi indirin” diyor. *Rapor verilerine göre AB tar›msal alanlar›na 39 milyon hektar toprak daha ilave edecek, bu AB’nin tar›msal alan›n›n % 23’ü anlam›na geliyor. AB’nin 13 milyon tar›m iflletmesine karfl›l›k, Türkiye’nin 3 milyon tar›m iflletmesi bulunmakta, ortalama iflletme geniflli¤i AB’de 13 milyon hektar iken Türkiye’de 6 hektar. *AB kendisinin uygulad›¤› Ortak Tar›m Politikas› ile IMF’nin dayatt›¤› tar›m “politikalar›” aras›ndaki uçurumu bile bile, Türkiye’ye IMF politikalar›n› önermeye devam ediyor. *Raporun en ilginç bölümü ise “Türkiye’nin üyeli¤ine etkileri” bölümünde yer al›yor. Buna göre, ilerideki bir tarihte gerçekleflebilecek üyeli¤in etkilerini flimdiden kestirmek zor. Ancak meyve-sebze, f›nd›k, bakliyat ve koyun eti gibi rekabet flans› olan ürünler d›fl›nda, Türkiye’nin iflinin zor oldu¤u ve rekabetçi bir yap› için daha fazla liberalizasyon gerekti¤i söyleniyor. Olas› bir

üyelikte, Türkiye’nin d›fl sat›m›n›n azalaca¤›, buna karfl›l›k k›s›tlamalar›n kalkmas› nedeniyle AB’nin d›fl sat›m›n›n artaca¤› belirtiliyor. Bu noktada rapor çok ilginç öneri gelifltiriyor, üye olmadan geçifl sürecindeyken, AB’ye yönelik ticari k›s›tlamalar›n›z› tümüyle kald›r›n demektedir. *AB, 10 aday ülkeyi üyeli¤e haz›rlayan SAPARD fonu yerine Türkiye’ye tar›m alan›nda IPA (Pre Accession Instrument: Kat›l›m Öncesi Arac›) öneriliyor. Ayn› flekilde, AB’de 40 y›ldan fazla geçmifli olan ve halen

uygun de¤il sonucunu aç›kl›yor. Bu konuda bir baflka aç›klama yapan Ziraat Mühendisleri Odas› Baflkan› Gökhan Günayd›n AB’nin raporlar›nda tar›m için Polonya’y› örnek verdi¤ini belirtti ve Polonya’n›n AB üyeli¤inden sonra tar›ma sunulan desteklerin azalt›ld›¤›n› söyleyerek bu durumu bas›na flöyle izah etti: “AB aç›kça sonradan floka girilmemesi için flimdiden AB’ye gümrüklerinizi indirin demektedir.” Polonya’ya AB’nin uyum için SAPARD (Tar›m ve K›rsal Kalk›nma ‹çin Özel

kullan›lan müdahale kurumlar›ndan söz edilmezken, Ortak Tar›m Politikas› uygulamas› için ödeme kurumlar› kurulmas› gerekti¤i belirtiliyor. *Bir di¤er önemli saptama da AB’de uygulanan ortak tar›m politikas›n›n Türkiye’de uygulanmas› durumunda AB bütçesine gelecek finansal yük. Buna göre DGD için 8 milyar Euro gerekiyor. Oysa 10 yeni ülkenin tümüne bu alanda toplam 7 milyar Euro ödeniyor. Ayr›ca k›rsal kalk›nma ödemeleri için de 2.3 milyar Euro’ya gereksinim duyuluyor. Rapor geçifl sürecinin 2025’i aflmas› durumunda hesab›n de¤iflece¤ini de eklemeyi unutmuyor. *Rapor, tar›mdaki istihdam fazlas›n›n, sosyal aç›dan önemli bir sorun oluflturdu¤unu belirttikten sonra, Türkiye’nin tamamlam›fl oldu¤u tarama sürecinin yeniden bafllayaca¤›n› dolayl› olarak belirtiyor, Türkiye’nin özel geçifl süreci ve deragasyonlar›ndan söz ediyor. ZMO’nun saptamalar›ndan ç›kard›¤›, kapanmayan AB’nin Tar›m Dosyas› sonras›nda özel koflullar dayatarak “özel statülü üye” perspektifi önerisi AB’nin güvenlik stratejisi ile örtüflen bu öneri, AB için ak›lc›, ancak Türkiye ç›karlar›na

Kat›l›m Program›) kapsam›nda yard›m verilmesi gerekirken verilmemifl, AB’nin yüzölçümü bak›m›ndan en büyük beflinci ülkesi olan ve çal›flan nüfusun % 18’i tar›mla u¤raflan bu ülkenin pazarlar› AB emperyalistleri taraf›ndan ele geçirilmesi için her AB emperyalistine pazardan 100 birim hak verilirken Polonya’n›n pay› % 25-30 olmufltur. Pazar iflgali olarak adland›r›labilecek bu durumun hat›rlat›larak ticari k›s›tlamalar› kald›r›n isteminin bir kara mizah olabilece¤ini söyleyen Günayd›n, konuya iliflkin flu örne¤i verdi: “S›cak suya düflen kurba¤a z›playarak kendini kurtarmaya çal›fl›r. Ancak kurba¤ay› suya yavafl yavafl koyup ›s›t›rsan›z, kurba¤a suya al›fl›r.” Türkiye’nin 2003 y›l›nda tar›ma 2.5 milyar dolar düzeyinde kaynak aktard›¤›n› gösterdi¤ini ve bu say›n›n AB’nin hesaplad›¤›-

n›n 1/6’s› oldu¤una dikkat çeken Günayd›n bunlar› da ortaya koyarak “müzakere sürecinde bir dosya kapanmadan di¤erine geçmeyece¤ini söyleyen AB, tar›m dosyas›n› bir açacak ve kapatmayacak gibi gözüküyor” diyerek bundan sonra tar›m›n AB üyeli¤i önünde bir hedef olarak gösterildi¤i bir sürece girildi¤ine iflaret etti. Türkiye Ziraat Odalar› Birli¤i Baflkan› fiemsi Bayraktar ise AB sürecinde Türkiye’nin bu koflullarla üye olmas› durumunda tar›m›n büyük zarar görece¤ini ifade etti. Bayraktar, özellikle hayvanc›l›k olmak üzere Türkiye’nin AB ülkelerinin aç›k pazar› yap›lmak istenmesinin ve Türkiye’de kal›c›, uygulanabilir bir tar›m politikas› olmad›kça da bunun tar›m›n sonu olabilece¤inin alt›n› çizdi. Aç›klamas›nda Bayraktar, en az AB’nin üyesi olan ülkelerde tar›ma destek kadar da Türkiye’deki devletin çiftçiye ve köylüye vermesi gerekti¤ini söyledi. Ayçiçe¤inden bu¤daya, kay›s›dan f›nd›¤a kadar birçok köylü için 2004 y›l› en zor y›l oldu. Ürünlere verilecek primlerin geç aç›klanmas›, taban fiyat›n›n düflük olmas›, destekleme al›mlar›n›n kald›r›lmas› köylüleri tüccar›n insaf›na b›rakt›. Araflt›rmalara göre 20 milyona yak›n köylü bu y›l içinde ürününü geçen y›llara oranla çok daha ucuza elden ç›karmak zorunda kald›. AB’ye uyum yasalar› çerçevesinde Türkiye’de uygulamaya konulan DGD ödemeleri üreticiler için tek “destek” haline geldi. Zaten bir y›l geriden giden DGD ödemeleri, toprak sahibi ve zengin köylünün cebine girdi. AKP hükümetinin tar›m› bitirme noktas›na getiren politikalar›n›n alt›nda IMF, DB kararlar›n›n yan›nda AB’ye uyum çerçevesinde al›nan kararlar›n etkisi de tart›fl›lmazd›r. Tar›mda serbest piyasa ad› alt›nda yap›lan özellefltirmeler ve yukar›da s›ralad›¤›m›z sald›r›larla birlikte bu y›l içerisinde üretimde belli bir düflüfl de gündeme geldi. Örnek olarak yap›lan aç›klamalara göre daha önceki y›llarda 19.5 milyon ton olan bu¤day üretimi bu y›l içerisinde %20-30 oran›nda azald›. Tar›mda yaflanan tüm bu geliflmeleri AKP hükümetinin dayatt›¤› AB’ye uyum politikalar›ndan da ayr› ele alamay›z. (Samsun)

Z‹RAAT ODALARI FINDIK fiURASINI PROTESTO ETT‹ Ordu Ziraat Odas›, 11-12 Ekim tarihlerinde Giresun’da düzenlenen F›nd›k fiuras›’na kat›lmama karar› ald›. F›nd›k üretiminin enine boyuna tart›fl›ld›¤› fiura’n›n hiçbir oturumunda Türkiye Ziraat Odalar› Birli¤i’ne (TZOB) ba¤l› bir kuruma veya yöneticisine söz hakk› verilme-

di¤ine dikkat çeken Ordu Ziraat Odas› Baflkan› Onur fiahin, f›nd›k üreticisinin sorunlar› ve çözüm önerilerinin de¤erlendirildi¤i fiura’da Giresun ve Trabzon Ticaret ve Sanayi Odalar› ile Ticaret Borsalar› Baflkan ve Meclis Baflkanlar›n›n konuflmac› olarak kat›ld›¤›n› belirtti. (Samsun)


8

22 Ekim-4 Kasım 2004

7

2. Kongre ›fl›¤›nda halk gençli¤inin muazzam gücünü devrime kazanal›m Ülkemiz halk gençli¤inin komünist öncüsünün kuruluflundan 12 y›l sonra 2. Kongresi’ni gerçeklefltirmesi s›n›f mücadelesi aç›s›ndan oldukça önemli bir ad›md›r. Komsomolun 12 y›l sonra ideolojik, politik ve örgütsel birli¤ini üst seviyeye ç›karmas›, içinden geçti¤imiz dönem ile birlikte ele al›nd›¤›nda cüretli bir ç›k›flt›r. Özellikle Rus Sosyal Emperyalizmi’nin y›k›lmas›ndan sonra emperyalizmin artan ideolojik sald›r›lar› tüm dünya çap›nda devrimci güçlerin gerilemesini, birçok devrimci örgütün havlu atarak düzen içinde kendilerine yer aramas›n› sa¤lam›flt›r. Aç›kt›r ki, s›n›f mücadelesinde esas olan ideolojik durufltur. fiayet bir örgüt, bir halk zulme karfl› isyan etmenin meflrulu¤unu kavram›flsa, zafere mahkum oldu¤unu anlam›flsa; karfl›s›na düflman hangi kuvvetiyle ç›karsa ç›ks›n zafer ezilenlerin olacakt›r. Ömrünü tüketmifl, gerici bir güç ne kadar maddi olana¤a sahip olsa da, geliflmekte olan, ilerici bir güç karfl›s›nda duramaz ve çöker. ‹nsanl›k tarihini inceledi¤imizde koca imparatorluklar›n nas›l çöktü¤ünü, “güçsüz” halklar›n nas›l zaferler kazand›¤›n› görebiliriz. Bunu bugün en somut olarak Irak’ta görmek mümkün. Tüm askeri olanaklar›na ra¤men ABD emperyalizmi, Irak halk›n›n mücadelesiyle bafledememektedir. Ancak emperyalizmin ka¤›ttan kaplan oluflu en net olarak Nepal’de kendisini göstermektedir. Yoksul Nepal halk› komünist önderlikle birlefltikten sonra karfl›lar›na ç›kan her engeli birer birer aflm›fl, ülkenin büyük bölümünde iktidar›n› kurmufl, gerici iktidar karfl›s›nda stratejik sald›r› aflamas›na ulaflm›flt›r. Ancak tüm bu gerçekli¤e ra¤men emperyalizmin ideolojik sald›r›lar› dünyan›n büyük bölümünde etkili olmaktad›r. ‹flte, ülkemizde de bu sald›r›lardan

kaynakl› savrulufllar yaflanmakta; tasfiyeci, reformist ak›mlar seslerini daha fazla ç›karmaktad›r. Açl›k s›n›r›nda yaflamaya zorlanan halk›m›z tasfiyeci ak›mlar›n ça¤r›lar›na cevap vermemektedir. Ancak komünistlerin ve devrimcilerin güçsüzlüklerinden kaynakl› arad›¤› umudu bulamamakta ve umutsuzlu¤a sürüklenmektedir. Devletin yo¤un bask›lar› da buna eklenince, halk›m›z örgütsüz oldu¤u için, kendisine yönelik ekonomik, siyasi sald›r›lara cevap verememekte, muazzam gücünü gösterememektedir. ‹flte Komsomolun böylesi bir dönemde Kongresi’ni gerçeklefltirmesi ve Marksizm-Leninizm-Maoizm’de ›srar›n›, s›n›f mücadelesindeki cüretini ortaya koymas›, halk gençli¤ini örgütleme misyonunu netlefltirmesi, tarihini analiz ederek olumlu olumsuz yanlar›n› tespit etmesi oldukça önemlidir. 2. Kongre’nin perçinledi¤i birlik ve ortaya koydu¤u yönelim hayata geçti¤inde nüfusun dörtte birini oluflturan halk gençli¤ini örgütleyerek, devrimci bir gençlik hareketi yaratmak; bunun yan›nda da Proletarya Partisi’nin ihtiyaç duydu¤u kadro ve savaflç› ihtiyac›n› en üst boyutta cevaplamak mümkün olacakt›r. Bu da ülkemizde s›n›f mücadelesinin yükseliflinin, var olan koflullar› de¤ifltirmenin ve halk›m›z› örgütlemenin altyap›s›n› oluflturacakt›r. Komsomolun hedeflerine vararak halk gençli¤ini örgütlemesi ve Proletarya Partisi’nin güçlenmesi yaln›zca ülkemizde de¤il dünya çap›nda da s›n›f mücadelesindeki dengeleri de¤ifltirecektir. Nepal’de iktidara yürüyen, Filipinler’de, Hindistan’da, Peru’da iktidar›n tek alternatifi olarak savafl› büyüten Maoistlere ülkemizden daha güçlü ses verilmesi baflta Ortado¤u, Balkanlar ve Kafkasya olmak üzere dünyan›n her yan›nda yank›lanacak, ülkemizde

devrimi gerçeklefltirmek emperyalizme çok ciddi bir darbe vuracakt›r. Yar›-askeri bir örgüt olan Komsomol, kitle faaliyetini yükseltmek, önümüze ç›kan engelleri aflmak, düflmana korku, halka umut olmak için taktiksel askeri sald›r›lar gerçeklefltirmektedir. Faflizme ve emperyalizme karfl› anti-faflist, anti-emperyalist, devrimci gençlik hareketi yaratmay› hedefleyen Komsomol, kitleleri harekete geçirirken faflizme karfl› askeri vurufllar da yapacakt›r. Bu anlamda askerileflmede yetkinleflme Komsomol’un önünde duran önemli bir görevdir. Komsomol son y›llarda kitle faaliyetine yo¤unlaflmaya özel önem vermekte, önemli deneyimler kazanmakta ve kitlesini geniflletmektedir. Önümüzdeki dönemde deneyimlerden ç›kar›lan derslerle daha genifl kitlelere ulaflmak, yeni demokratik gençlik hareketini yaratman›n ve demokratik kitle örgütlerini yayg›nlaflt›rman›n yolunu açacakt›r. Zaten Kongre’nin önüne koydu¤u en önemli görev kitlelere gitmek ve kitle faaliyetine yo¤unlaflarak halk gençli¤ini harekete geçirmektir. Bu u¤urda Komsomolcular›n önündeki ilk ciddi s›nav 6 Kas›m’da, Ankara’da faflizmin

Ormanlar›n yak›lmas›na tepkiler Devletin karfl›s›nda güçsüz durumda kald›¤› gerilla mücadelesine karfl› daha önce de uygulad›¤› “orman yakarak köyleri insans›zlaflt›rma politikas›” yeniden gündemde. Özellikle Dersim’in Hozat ve Ovac›k ilçeleri aras›nda kalan 200 dekarl›k alanda ç›kar›lan yang›n; Dersimlilerin, insan haklar› savunucular›n›n, devrimci ve demokratlar›n tepkisini çekiyor. Konuyla ilgili tepkisini dile getiren ‹HD Ankara fiubesi de Orman Bakanl›¤›’na siyah çelenk b›rakt›. 9 Ekim günü saat 14:30’da Yüksel Caddesi’nde toplanan kitle, Orman Bakanl›¤›’na do¤ru yürüyüfle geçti. “Dersim onurdur, onuruna sahip ç›k”, “Operasyonlar durdurulsun” sloganlar›n› atan kitle Orman Bakanl›¤›’n›n önünde bir bas›n aç›klamas› yapt›. ‹HD Ankara fiube Baflkan› Salih Karaaslan taraf›ndan okunan aç›klamada; Aziz Abdal, K›rm›z› da¤lar›, Sütlücü köyü, Mirik Mezras›, Zel Da¤›, Roj Yaylas›, Kutu Deresi ve Ç›ral› köylerinin çevresinin yak›ld›¤›, yang›na müdahale etmek isteyen halk›n engellendi¤i belirtilerek Orman Bakanl›¤›’n›n konuya duyarl›l›k göstermesini istedi. Alk›fl ve z›lg›tlarla tepkisini hayk›ran kitle çelengin b›rak›lmas›ndan sonra da¤›ld›. (Ankara)

BU YANGIN HERKES‹ YAKAR 20 Eylül’de Tunceli-Ovac›k’ta Bilgeç m›nt›kas›nda operasyonlar sonucu ç›kar›lan ve 10 gün boyunca söndürülmeyen ve binlerce hektar› kül eden orman yang›n› için bir tepki de 7 Ekim Cumartesi günü Munzur Çevre Kültür ve Dayan›flma Derne¤i’nden geldi. Munzur Çevre, Kültür ve Dayan›flma Derne¤i, Kad›köy Tunceliler Kültür ve Dayan›flma Derne¤i, Kocaeli Tunceliler Sosyal Yard›mlaflma ve Kalk›nd›rma Derne¤i, Gebze, Küçükçekmece, Ankara ve ‹stanbul Tuncelililer Kültür ve Dayan›flma Dernekleri taraf›ndan Sultanahmet Adliyesi önünde yap›lan bas›n aç›klamas› “Bu Yang›n Herkesi Yakar” yaz›l› pankart aç›larak bafllad›. Yap›lan konuflmalarda 20 Eylül’de Ovac›k’ta 200 hektar orman›n göz göre göre yak›lmas›na izin verildi¤i ve flu anda Tunceli Merkez’e ba¤l› Kutudere Nahiyesi çerçevesinde de 1 Ekim’de ç›kan çat›flmalarda TC kolluk güçleri taraf›ndan helikopterlerden bombalar at›ld›¤› ve ç›kan yang›na müdahalenin engellendi¤i söylendi. Kitle s›k s›k “Munzur’a uzanan eller k›r›ls›n”, “Munzur’da yanan yüre¤imizdir” sloganlar›n› att›. Bas›n aç›klamas›ndan sonra Adliye’ye giren kitle iki orman yang›n›n›n sorumlusu yetkililerin yarg›lanmas› için kamu davas› aç›lmas› istemlerini savc›ya verdi. (‹stanbul)

üniversite gençli¤ini zapturapt alt›na almaya çal›flan kurumu olan YÖK’e ve emperyalizm patentli Yeni YÖK Yasa Tasar›s›’na karfl› halk›m›z›n anti-faflist, anti-emperyalist öfkesini militanca göstermekten geçmektedir. Bu eyleme yaln›zca devrimci gençler de¤il, emperyalizmin ekonomik, siyasi, kültürel, sald›r›lar›ndan etkilenen tüm halk kesimleri kat›lmal›d›r. Özellikle kendisine anti-emperyalist, anti-faflist diyen herkes faflizmin en önemli kurumlar›ndan biri olan YÖK’ü protestoya kat›lmal›d›r. Yeni YÖK Yasa Tasar›s› tüm halka yönelik bir sald›r›d›r. E¤itimin özellefltirilmesi, üniversitelerin emekçi çocuklar›na tamamen kapat›lmas› baflta açl›k ve yoksulluk s›n›r›nda yaflayan halk›m›z›n çocuklar›n›n e¤itim hakk›n› gasp edecektir. Devrimci hareketi yükseltmek, halk›n çeflitli tabakalar›na yönelik sald›r›lara karfl› halk›n ortak tepkisini örgütlemekten geçmektedir. Bunun için ilk baflta s›n›f bilinçli iflçilerin, devrimcilerin, anti-faflist, anti-emperyalist herkesin ortak tav›r almas› gerekmektedir. 6 Kas›m eylemlerini bu bilinçle ele almak ve orada bafle¤mez tavr›m›z› göstermek önem arz etmektedir.

“Hepimiz birer Filistinliyiz” “Tövbe Operasyonu” ad› alt›nda Filistin halk›na yönelik yap›lan sald›r›larda yüzlerce Filistinlinin katledilmesini ve ‹srailli keskin niflanc›lar›n özellikle çocuklar› hedef almas›n› protesto eden Irak’ta ‹flgale Hay›r Koordinasyonu 15 Ekim 2004 tarihinde saat 19:00’da Taksim Gezi Park’ta mumlu oturma eylemi yapt›. “Direnen Filistin-Irak halklar› kazanacak, emperyalistler yenilecek” pankart›n› açan yaklafl›k 200 kifli “Filistinli tutsaklar yaln›z de¤ildir”, “Katil ‹srail Filistin’den defol”, “Katil ‹srail kana doymuyor”, “Direnen halklar kazanacak” vb. dövizler açarak mum yakt›. Koordinasyon ad›na aç›klamay› yapan Figen Yüksekda¤; “Irak ve Filistin’deki direnifller hem bir direnci gösteriyor hem de zalimlerin en ac›mas›z yöntemlerle sald›r›s›na karfl› pes etmemenin olanakl›l›¤›n›. Bu azg›n sald›r›, halklar›n bükülmez iradesinden duyulan korkunun ifadesidir. Bu katliamlar› organize edenlerin korkusunu anlamak için öldürülen Filistinli ve Irakl› çocuklara bakmak yeterlidir. Bu sadece bugünden de¤il gelecekten korkman›n da ürünüdür” dedi. Aç›klama esnas›nda “Katil ABD bölgemizden defol”, “Hepimiz birer Filistinliyiz”, “Siyonist ‹srail Filistin’den defol” sloganlar› at›larak Grup Yorum’la beraber direnifl türküleri söylendi. K›sa bir süre önce sabah›n erken saatlerinde evi bas›l›p zorla gözalt›na al›nan flair Ruhan Mavruk gözalt› sürecinde yaflad›klar›n› anlatt›. Oturma eylemi “Bask›lar bizi y›ld›ramaz” slogan›yla sona erdi. (‹stanbul)


9

7

22 Ekim-4 Kasım 2004

“Demokratikleflen” Türkiye’den ‹flkence Görüntüleri

29 Eylül 2004 tarihinde Tokat’›n Ya¤murlu beldesi k›rsal›nda DHKP-C Recai Dinçel Karadeniz K›r Silahl› Propaganda Birli¤i ve TC güçleri aras›nda ç›kan çat›flmada Sebahattin Yavuz, Songül Koçyi¤it, Derya Devrim A¤›rman, Mustafa ‹fleri adl› gerillalar katledilirken Çorap Emekçileri Derne¤i Baflkan› Salih Ç›nar ise sa¤ yakalanarak infaz edilmiflti. Cenazelerin ailelerine teslim edilmesiyle katliam›n çat›fl-

mayla s›n›rl› kalmad›¤›, özellikle Sebahattin Yavuz ve Derya Devrim A¤›rman’›n vücuduna yap›lan iflkencelerle ortaya ç›km›flt›. Konuyla ilgili 9 Ekim 2004 tarihinde ‹stanbul Temel Haklar ve Özgürlükler Derne¤i’nde bas›n aç›klamas› yapan aileler olayla ilgili gerçekleri aç›klad›. ‹stanbul Temel Haklar ve Özgürlükler Derne¤i Baflkan› Nazmiye Kaya, Genel Sekreteri Mehmet Püremifl, Halk›n

Hukuk Bürosu avukatlar›ndan Taylan Tanay ve Devrim A¤›rman’›n babas› Niyazi A¤›rman’›n yapt›¤› aç›klamada “Katliamlara ve vahflete son” yaz›l› panoya iflkenceyi belgeleyen foto¤raflar da as›ld›. Aç›klamay› yapan Mehmet Püremifl, Songül Koçyi¤it’in cinsel organ›na s›k›lan kurflunlar›n ve tek gö¤sünün kurflunlarla parçalanmas›n›n ancak sap›k bir beyin taraf›ndan gerçeklefltirilebilece¤ini söyledi. Medya taraf›ndan katliam›n aklanmaya çal›fl›ld›¤›n› belirten Püremifl, Koçyi¤it’i “Amazon Kad›n›” olarak gösterenlere ithafen “Katil sürülerinin s›kt›klar› onlarca kurflun ve yapt›klar› iflkencelerden kaynakl› oldu¤u ortaya ç›km›flt›r. Ald›klar› emir ve talimatlar› uygulamakta kusur etmeyen ve bu sayede dolarlar›na dolar katan, ihaleden ihaleye koflan medya patronlar› bu afla¤›l›k katliamdaki psiko-savafl yöntemlerinin birinci halkas›n› oluflturmaya devam ediyorlar” dedi. Av. Taylan Tanay cenazeleri almaya Tokat’a gittiklerinde adeta s›k›yönetim uyguland›¤›n› söyledi. OHAL uygulamalar›n›n hakim oldu¤u bölgede cenazelerin ailelere teslim edilmesinde önlerine ç›kart›lan engellerin, sa¤ yakalanarak infaz edilen Salih Ç›nar’›n Almus do¤umlu olmas› nedeniyle bölge

Raporlar hak ihlallerinin azalmad›¤›n› gösteriyor ‹HD Diyarbak›r fiube Baflkan› Av. Selahattin Demirtafl 11 Ekim 2004 tarihinde dernek binas›nda düzenledi¤i bas›n toplant›s›nda “Do¤u ve Güneydo¤u Anadolu Bölgesi Hak ‹hlalleri Eylül Ay› Raporu”nu aç›klad›. Türkiye Kürdistan›’nda Eylül ay›nda 446 hak ihlalinin yafland›¤› (bunlar baflvurularla elde edilen bilgiler) gerçe¤inin yans›d›¤› raporun verilerine iliflkin Demirtafl, “6 Ekim’de AB ‹lerleme Raporu’nun aç›klanmas› nedeniyle Eylül ay›nda bölgemiz genelinde hak ihlallerinde bir düflüfl yaflanaca¤› beklentisi içerisindeydik. Ancak beklentilerimiz gerçekleflmedi ve Eylül ay›nda da temel hak ve özgürlükler aç›s›ndan son derece ciddi ihlaller yafland›” dedi. Rapora göre Eylül 2004’te T. Kürdistan›’nda yaflanan hak ihlalleri flöyle; * Gözalt›na al›nan 144 kifliden 55’i iflkence gördü, * 34 kifli hakk›nda düflüncelerinden dolay› dava veya soruflturma aç›ld›, * ‹ki ormanl›k alan yak›l›rken, bir köy “güvenlik” gerekçesiyle boflalt›ld›,

* 3 kifli may›n patlamas› sonucu yaraland›, * Bölge genelinde toplam 446 hak ihlali meydana geldi. * fi›rnak’a, Siirt’e, Tunceli’ye gitmek isteyen canl› kalkan gruplar›na sert müdahaleler yap›ld›, korucu sald›r›lar›na maruz b›rak›ld›, gözalt›na al›narak tutukland›lar, * Canl› kalkanlar gözalt›ndayken kötü muamelelerle karfl›laflt›, Siirt E Tipi Kapal› Cezaevi’ne konulurken, askerler taraf›ndan hakaret, küfür ve tehditlere u¤rad›klar›n› beyan ettiler, * Urfa’da yola ç›karak Tunceli’de çat›flma bölgesine gitmek isteyen 18 kiflilik canl› kalkan grubu tutuklanarak Elaz›¤ E Tipi Kapal› Hapishanesi’ne konuldu, * Onlarca insan bar›fl etkinlikleri gerçeklefltirdikleri için hakaret ve tehditlerle hapishaneye konuldu, haklar›nda soruflturma ve davalar aç›ld›, * Diyarbak›r’da yay›n yapan Gün TV ve Can TV adl› yerel kanallar hukuka ayk›r› bir flekilde RTÜK taraf›ndan cezaland›r›ld›. (H. Merkezi)

halk›n›n cenazeyi sahiplenmesinin önüne geçmek için oldu¤unu ifade etti. Gerillalar›n uzuvlar›ndan hediyelik eflyalar yap›ld›¤›n›n unutulmad›¤›n› vurgulayan Tanay, iflkencelerin 10 y›ld›r gerilla olan Sebahattin Yavuz ve 6 y›ld›r k›rsalda olan Derya Devrim A¤›rman’›n vücudunda yo¤unlaflt›¤›n› belirtti. K›z›n›n 28 Haziran 1998’de k›rsala ç›kt›¤›n› belirten Niyazi A¤›rman ise korkaklar›n korkular›n› bast›rmak için karanl›kta ›sl›k çalmas› gibi, olay›n hemen ard›ndan akrabalar›n›n aranarak “Niyazi A¤›rman’›n k›z›n› öldürdük” diyerek zafer kazand›¤›n› sananlar›n büyük bir yan›lg› içerisinde oldu¤unu dile getirdi. A¤›rman gerilla oldu¤u, flehit düfltü¤ü ve korkaklar›n korkular›n› büyüttü¤ü için k›z›yla gurur duydu¤unu belirterek “bugün 5 gerilla ölmüflse yar›n 105’inin da¤a ç›kaca¤›ndan kimsenin kuflkusu olmas›n, bu hep böyle oldu, birileri giderken yerlerine yüzlercesi gelir… Selam olsun aln›nda y›ld›zl› bere belinde mavzeriyle umudun türküsünü söyleyenlere” dedi. Aç›klaman›n sonunda ise demokratik kitle örgütlerine ve duyarl› insanlara böylesi vahfletlerin yaflanmamas› için kendileriyle birlikte mücadele etme ça¤r›s› yap›ld›. (‹stanbul)

Devrimci demokrat kamuoyuna Elimize posta kanal›yla ulaflan afla¤›daki yaz›y› haber de¤eri tafl›d›¤›ndan oldu¤u gibi yay›nl›yoruz.

‹hanetin, inançs›zl›¤›n ve teslimiyetin hüküm sürdü¤ü flu günlerde; tercihlerini silahl› mücadeleden ve can pahas›na direniflten yana yapan kahraman DHKP-C Komutan ve savaflç›lar›n›n silah elde topra¤a düflmeleri; savafl›m›za yeni bir soluk, h›nç ve azim katmakla beraber yüre¤imizde derin bir yara açsa da, yaralar› sarmay› ve hesaplar›n› faflist diktatörlükten sormay› görev biliyoruz. Kahraman silah arkadafllar›m›z›n yaral›-cans›z bedenlerine alçakça kurflun boflaltan düflmandan her merminin hesab›n› sormak boynumuzun borcu olsun. Halk›n kurtuluflu için flehit olanlara verilmifl sözümüz var: Silahlar›n› devrald›k, kavgalar›n› omuzlad›k, antlar›n› and›m›z bildik. Canlar›n› can›m›za katt›k, tohum k›ld›k savafl›m›zda onlar›. Bugün içimizden kopan befl da¤ parças›n› yüre¤imize gömerek yüzümüzü günefle dönüyor ve ülkemizin da¤lar›nda yank›s›n› bulan savafl sloganlar›n› sürekli yaflataca¤›m›z› bir kez daha ilan ediyoruz. Sabahattin, Songül, Mustafa, Devrim ve Salih’i devrim mücadelesini sürekli büyütüp ileri tafl›yarak kavgam›zda yaflataca¤›z. fian olsun toprakta tohum, kavgada umut olanlara... TKP/ML Karadeniz Bölge Komitesi


10

22 Ekim-4 Kasım 2004

Tecrite karfl› sesler yükseliyor!

9 Ekim Cumartesi günü Tecrit ve Yeni Yeni Ceza ‹nfaz Yasa Tasar›s› Karfl›t› Birlik Galatasaray Postanesi önünde bas›n aç›klamas› yapt›. Kitle “Analar›n öfkesi katilleri bo¤acak”, “Tek tip elbise giymeyece¤iz”, “Tecrite, tek tipe hay›r” sloganlar›yla ‹stiklal Caddesi’ni ç›nlatt›. Birlik ad›na bas›n aç›klamas›n› okuyan Çetin Poyraz “Devlet Yeni Ceza ‹nfaz Yasas› ile tecrit sald›r›s›n› bir üst boyuta t›rmand›rmakta, tecrit ve izolasyonu bu yasayla kurumsallaflt›r›p, derinlefltirmektedir” dedi. Son dönemde Sincan F tipinde havaland›rmalar›n üstünün tel örgütlerle kapat›ld›¤›n›, Adana Kürkçüler Hapishanesi’nde devrimcilerin “cezaevi” kimli¤ini kabul etmedikleri için aylard›r aile görüfllerine ç›kart›lmad›¤›n›, Tekirda¤ F Tipi Hapishanesi’nde ise devrimcilerin gardiyanlarla tart›flt›klar› gerekçesiyle tek tek hücrelere at›larak dövüldüklerini belirten Poyraz tüm devrimci, demokrat, ayd›n kifli ve çevreleri Birlik içerisinde beraber hareket etmeye ça¤›rd›. (‹stanbul) ‹stanbul’da kurulu olan Tecrit ve Ceza ‹nfaz Yasa-

s› Karfl›t› Birlik’in ça¤r›s›yla ‹stanbul ve çeflitli illerden toplad›klar› imzalar› Meclis’e vermek üzere yasa ve tecrit karfl›tlar› 11 Ekim günü Ankara’ya gittiler. Sabah ilk olarak Abdi ‹pekçi Park›’na gelen aileler, Park’ta direniflini sürdüren TAYAD’l› aileleri ziyaret ettiler. “Yaflas›n devrimci dayan›flma”, “Devrimci tutsaklar onurumuzdur” slogan› atan aileler eylem saatine kadar burada beklediler. Saat 11:00’de buradan yürüyüfle geçen kitle sloganlarla Güven Park’a kadar geldi. Eylemi Milli E¤itim Bakanl›¤›’n›n önünde yapmak isteyen tutsak yak›nlar› burada polisin barikat›yla karfl›laflt›. Partizan, ESP, Halk Kültür Merkezleri, BDSP, DHP bayrak ve flamalar› tafl›yan kitle ölüm orucu flehitlerinin foto¤raflar›n› tafl›d›. “‹çerde d›flarda hücreleri parçala”, “Devrimci tutsaklar teslim al›namaz” sloganlar›n› atan kitle oldukça coflkuluydu. TUYAB yaz›l› önlükler giyen ve en önde yürüyen aileler yasan›n geri çekilmesini istediler. Polisin barikat› kald›rmamas› üzerine burada bir bas›n aç›klamas› yap›ld›. Birlik ad›na aç›klamay› okuyan Deniz Bak›r; F tipleri ile devletin tutsaklar aras›ndaki dayan›flmay› k›ramad›¤›n›, bu yasa ile direnme hakk›n›n gasp edildi¤ini, tüm toplumun k›flla düzeninde yaflat›lmaya çal›fl›ld›¤›n› belirtti. Ailelerden oluflan 12 kiflilik bir heyet Meclis’e giderek toplad›klar› imzalar› ilettiler. Bu süre içinde Güvenpark’ta bekleyen kitle sloganlarla Yüksel Caddesi’ne yürüdü. Türküler söyleyerek halaylar çeken kitle, sloganlar›n› hayk›rd›. ‹stanbul’dan gelen heyetin içinde olan ‹smail Karagöz bu süre içinde Ankara’da neler yap›ld›¤›n›, Ümit Alt›ntafl’›n efli Melek Alt›ntafl ise hapishaneler tarihini anlatt›. Ailelerin Meclis’ten dönmesiyle k›sa bir aç›klama yapan kitle eylemi sonland›rd›. (Ankara)

✔ Ceza infaz yasa tasar›s› geri çekilsin

✔ ‹zmir Tecrit Karfl›t› Birlik’ten u¤urlama

16 Ekim günü Kad›köy ‹skele Meydan›’nda bir araya gelen EKB (Emekçi Kad›nlar Birli¤i) üyesi bir grup kad›n, hapishanelerde uygulanacak Yeni Ceza ‹nfaz Yasa Tasar›s›’na karfl› bas›n aç›klamas› yapt›lar. Grup ad›na aç›klama yapan Nurcan A¤›rbafl; “Tutsaklar infaz yasa tasar›s›nda iyilefltirilmeye ihtiyac› olan “hasta” olarak düflünülmüfl ve iyilefltirme program›na tam bir uyum yükümlülü¤ü getirilmifltir. Tutsaklar hapishanelerdeki hukuka ayk›r› uygulamalar› protesto edemez, iyilefltirme program›na uymay› reddetti¤inde, zorla çal›flmad›¤›nda, yemek yemedi¤inde, yüksek sesle konufltu¤unda, sustu¤unda vs. durumlarda disiplin cezas›yla cezaland›r›lacakt›r. Sebepli sebepsiz disiplin cezas› alan tutsaklar aylarca ailelerini göremeyecek ve tek kiflilik hücrede kapal› kalacak” dedi. Bas›n aç›klamas› s›ras›nda s›k s›k “Devrimci tutsaklar onurumuzdur”, “Hücre tipi yaflama hay›r”, “Devrimci tutsaklar yaln›z de¤ildir” sloganlar› hep bir a¤›zdan at›ld›. Hapishanelerdeki durumu anlatan sokak tiyatrosundan sonra eylem sona erdi. (Kartal)

‹zmir Tecrit Karfl›t› Birlik 10 Ekim Pazar günü Konak Sümerbank önünde saat 17:00’de biraraya gelerek ‹zmir’den Yeni Ceza ‹nfaz Yasa Tasar›s›’na karfl› toplad›klar› imzalarla Ankara’ya giden kitleyi u¤urlad›. ‹zmir Tecrit Karfl›t› Birlik ad›na yap›lan bas›n aç›klamas›nda “19 Aral›k katliam›yla devrimci tutsaklar fiziksel olarak teslim al›nmaya çal›fl›ld›. fiimdi F tiplerine gönderildiler. Ancak bununla istedi¤i sonucu alamayan devlet, devrimci tutsaklar› bu kez ideolojik olarak teslim almaya çal›fl›yor. Bunu Tek Tip Elbiseyle, Zorunlu Çal›flmayla hayata geçirece¤ini zannediyor ancak biz içerde d›flarda hücreleri parçalayaca¤›z” denildi. S›k s›k “Devrimci tutsaklar yaln›z de¤ildir”, “Birlik mücadele zafer”, “Tecrite, tek tipe hay›r” sloganlar›n›n at›ld›¤› eylemde polisin kamera çekimi yapmas› üzerine uyar› yapan eylemciler kamera çekimini protesto etmek için 5 dakika oturma eylemi yapt›lar. Gece Ankara’ya yola ç›kacak olan grup, ‹zmir Tecrit Karfl›t› Birlik taraf›ndan u¤urlanarak eylem bitirildi. (‹zmir)

7

CEZA ‹NFAZ YASASINA KARfiI Z‹NC‹RL‹ EYLEM

Mersin’de 14 Ekim 2004 tarihinde PART‹ZAN ve ESP taraf›ndan Meclis’te görüflülmekte olan Ceza ‹nfaz Yasas›’n› protesto etmek için bir eylem gerçeklefltirildi. Saat 12:30’da Tafl Bina önünde bulunan elektrik dire¤ine kendini zincirleyen iki kifli “Ceza ‹nfaz Yasas› Geri Çekilsin- PART‹ZAN-ESP” pankart› aç›p yaklafl›k 30 dakika kadar “Ceza ‹nfaz Yasas› geri çekilsin”, “Tek tip elbise giymeyece¤iz”, “Devrimci tutsaklar onurumuzdur” vb. sloganlar atarak Ceza ‹nfaz Yasas›’n› teflhir eden ajitasyon konuflmalar› yapt›lar. Eylem yerine gelen polis, demir makas›yla zincirleri keserek gazetemiz temsilcisi Selçuk Birginal ve ESP’li Vedat Ar›c›’y› gözalt›na ald›. Gözalt›na al›nanlar yaklafl›k 4 saat sonra ç›kar›ld›klar› savc›l›k taraf›ndan serbest b›rak›ld›lar. (Mersin)

✔ Ayhan Günefl tedavisi bitmeden F tipine gönderildi Yeflildere yolu üzerinde 6 Eylül Pazartesi günü as›lan bombal› pankart›n patlamas› sonucu kolundan ve ba¤›rsaklar›ndan a¤›r yaralanan ve kald›r›ld›¤› Yeflilyurt Devlet Hastanesi’nde pankart› ast›¤› iddias›yla tutuklanan Ayhan Günefl’in kardefli Hüseyin Günefl, kardeflinin durumuyla ilgili yapt›¤› aç›klamada; kardeflinin tedavisi tamamlanmadan hastaneden al›narak Buca K›r›klar F Tipi Hapishanesi’ne gönderildi¤ini ifade etti. 6 Ekim Çarflamba günü Ça¤dafl Hukukçular Derne¤i’nde yap›lan aç›klamada Hüseyin Günefl ayr›ca; “Kardeflimin tedavisi bitmifl de¤il ve tek bafl›na kendisine bakacak durumda de¤il. Bu durumda cezaevine gönderilmesi hukuki olmad›¤› gibi, kardeflimin bafl›na gelecek herhangi bir durumdan cezaevi idaresi sorumlu olacakt›r” dedi. Hüseyin Günefl, kardeflinin tekrar hastaneye kald›r›lmas› için gerekli hukuki ifllemleri bafllataca¤›n› da söyledi. (‹zmir)

✔Gelece¤imize sahip ç›kal›m Sincan 2 No’lu F Tipi Hapishanesi’nde havaland›rmalar›n üstünü tel örgülerle kapatan hapishane idaresi, sald›r›n›n zeminini haz›rlamaktad›r. Adana Kürkçüler Hapishanesi’nde tutsaklara zorunlu kimlik uygulamas› dayat›lmaktad›r. Benzeri pek çok uygulaman›n bafllad›¤› hapishanelerde, yaflananlara karfl› tutsak aileleri de seslerini daha da yükseltiyorlar. 4 Ekim Pazartesi günü ‹stanbul Tecrit ve Ceza ‹nfaz Yasas› Karfl›t› Birlik ad›na Ankara’ya gelen aileler; çeflitli görüflmelerde bulundular. AKP Genel Merkezi, CHP Genel Merkezi ve DEHAP’a giden aileler Meclis’te AKP Ad›yaman ve Diyarbak›r milletvekilleriyle, CHP ‹stanbul, Erzincan milletvekilleri ve Grup Baflkanvekili ile Ceza ‹nfaz Yasas›’n› tart›flt›lar. Özgür Gündem, Cumhuriyet ve Birgün gazetesine de giden aileler sorunlar›n›n kamuoyuna duyurulmas›n› istediler. Özgür ve Ekin Radyo, ESM, Yap› Yol-Sen, Pir Sultan Abdal Derne¤i, ÇHD’yi ziyaret ettiler. 11 Ekim Pazartesi günü sabah saat 09:0009:30 aras›nda Özgür Radyo’da avukatlar›n ve ailelerin kat›ld›¤› bir program gerçeklefltirdiler. 9 Ekim Cumartesi günü saat 11:00’de Yüksel Caddesi’nde bir bas›n aç›klamas› yaparak yapt›klar› görüflmeleri anlatt›lar ve Pazartesi eylemi için destek istediler. (Ankara)


7

11

22 Ekim-4 Kasım 2004

Buca’da ‹syan...

ADL‹ MAHKUMLARIN HAKLARI GASPED‹L‹YOR Devletin hapishanelerde uygulad›¤› politikalar, sald›r›lar bir isyan› daha do¤urdu. Bugüne kadar hapishanelerde katliamlarla, tedavi engellemesiyle, açl›k grevleri ve ölüm oruçlar› ve daha birçok sald›r› sonucunda yüzlerce devrimci, komünist, yurtsever ve adli tutuklu yaflam›n› yitirdi. ‹flte bu sald›r›lara karfl› tutsaklar (özellikle siyasi tutsaklar) hep direnmifl ve mücadele etmifllerdir. Bu direnifllerin bir çeflidi de isyand›r. 14 Ekim 2004 tarihinde Buca Hapishanesi’nde bulunan yaklafl›k 2000 mahkum kendilerine yap›lan sald›r›lar› protesto için gece saat 22:30-23:00 s›ralar›nda barikatlar kurarak isyan etti. Adli bir mahkumun tedavisinin engellenmesi ve mahkumla doktor aras›nda tart›flma yaflanmas›n›n ard›ndan hasta mahkumun ko¤ufluna de¤il de bir tecrit hücresine kapat›lmas› sonucu mahkumun bulundu¤u ko¤uflta kalan arkadafllar› isyan› bafllatt›. Buradan yeni bölüme s›çrayan isyan daha sonra tüm hapishaneye yay›ld›. 2000 civar›nda mahkumun kat›ld›¤› isyanla Türkiye hapishanelerindeki en büyük isyanlardan biri yaflanm›fl oldu. ‹syan› bafllatan mahkumlar, ard›ndan barikatlar kurarak ilk taleplerini ilettiler. ÇHD’li ve ‹ÖG (‹zmir ‹flkenceyi Önleme Grubu)’li avukatlarla görüflmek isteyen mahkumlar›n iste¤i üzerine hapishaneye gelen avukatlar saat 07:00’de Ana Malta giriflindeki barikat›n önünde mahkumlarla bir görüflme yapt›lar. Mahkumlar› temsilen görüflmeye ko¤ufl temsilcilerinin kat›ld›¤› ö¤renildi. Saat 9:00’da mahkumlarla bir kez daha görüflen avukatlar›n yan›nda hapishane idaresi ve savc›s› da bulunuyordu. Avukatlar›n saat 13:00’de yapt›klar› görüflme talebi ise kabul edilmedi. ‹syan s›ras›nda 5 gardiyan ve say›s› bilinmeyen baz› tutuklular rehin al›n›rken gardiyanlardan 2’si ve yaralanan 7 tutuklu ‹zmir Cumhuriyet Baflsavc›s› ile yap›lan görüflmelerin ard›ndan idareye teslim edildi. Saat 12:00’de mahkumlar›n taleplerinin bas›na ulaflmas› üzerine di¤er gardiyanlar da idareye teslim edilip isyan 15 Ekim 2004 tarihinde ö¤le saatlerinde mahkumlar›n iradesiyle sona erdirildi. ‹syan›n ç›kmas›na sebep olan ise keyfi bir flekilde mahkumlar›n tedavisinin engellenmesi ve hapishanedeki di¤er sald›r›lard›r. Mahkumlar hapishanede kendilerine yönelik birçok sald›r› oldu¤unu belirtirken, hapishane idaresi ise bu iddialara bir itirazda bulunmayarak iddialar› onaylam›fl oldu. Mahkumlar isyan sonras›nda Buca ve sevkedilecekleri hapishanelerde kendilerine iflkence yap›lmamas›n› isyan› bitirmek için flart olarak sundular. Ayr›ca can güvenliklerinin olmad›¤›n› da

ifade eden mahkumlar›n talepleri ve karfl›laflt›klar› sald›r›lar flöyle; 1- Tedavi yapan doktorun keyfi davranmas›, tedavilerin engellenmemesi, 2- Kantin fiyatlar›n›n çok yüksek olmas›. Promosyon ürünlerin mahkumlara sat›lmas›, çok ucuz ürünlerin çok pahal›ya sat›lmas›, 3- Yeme¤in kötü ve az verilmesi, 4- ‹syandan dolay› iflkence görmek istememeleri, 5- Ortal›k yat›flana kadar sevklerin bekletilmesi, 6- Medyan›n hapishanede yaflananlar› kamuoyuna duyurmas›, 7- Elektrik paralar›n›n kendilerinden al›nmamas›, 8- F tipi hapishanelere sevk edilmemek, 9- Jandarman›n operasyon yapmamas›, 10- ‹darenin herkeze eflit davranmas›, 11- Bas›nla görüflerek sorunlar›n› anlatabilmeleri, 12- Hapishane savc›s›na dilekçe verdikleri, ancak Savc› Yaflar Aslan’›n kendileriyle görüflmedi¤i, 13- Görüflme odalar›nda duyma sorunu oldu¤u, yap›lan boyayla deliklerin kapand›¤› ve bu yüzden ziyaretçilerin konufltuklar›n› duyamad›klar›, 14- Telefon haklar›nda yaln›zca ev telefonu arayabildikleri, cep telefonu da aramak istediklerini, 15- Telefon hakk› kullan›rken Türkçe’den baflka dilin kullan›m›na izin verilmedi¤i, anadili Kürtçe olanlar›n arkadafllar›n›n aileleriyle iletiflim kuramad›klar›n›, 16- Malta temizli¤inin mahkumlara yapt›r›lmamas› gibi talepler s›ralan›yor. Ayr›ca avukatlar›n mahkumlarla görüflmeleri s›ras›nda uygulamalar›n insanl›k d›fl› oldu¤unu belirten mahkumlar, iflkence gördüklerini, sa¤l›k hizmetlerinin engellendi¤ini, yiyecek ihtiyaçlar›n›n karfl›lanmad›¤›n›, hapishanede flüpheli ölümlerin oldu¤unu ve can güvenliklerinin bulunmad›¤›n› da belirttiler. Yine ayn› hapishanede bir süre önce de “sübyan ko¤uflu” olarak adland›r›lan bölümde olaylar yaflanm›flt›. Bunun üzerine TBMM ‹nsan Haklar› Komisyonu, Savc›l›k ve ‹dare “iflkence var” iddias›nda bulunan insan haklar› örgütleri ve ‹zmir Barosu’nu yalanlam›fllard›. Ancak BM ‹flkenceyi Önleme Komitesi’nin 2004 y›l› Mart ay›nda hapishanede yapt›¤› incelemelere dayanan raporun ard›ndan buradaki “sübyan ko¤uflu” Bergama Hapishanesi’ne tafl›nm›flt›. ‹flte tüm bu geliflmeler bir kez daha ‹zmir Buca Hapishanesi’nde mahkum-

lar›n haklar›n›n gasp edildi¤ini, iflkencenin ve çeflitli sald›r›lar oldu¤unu gözler önüne seriyor. (‹zmir) BUCA HAP‹SHANES‹’NDE A‹LELER MAHKUMLARLA GÖRÜfiTÜRÜLMED‹ ‹syan›n yafland›¤› saatlerde hapishane önüne gelen mahkum yak›nlar› mahkumlarla görüfltürülmediler. Yak›nlar›n›n yaflam›ndan endifle duyan aileler “bas›n içeri” slogan› atarak bas›n›n yaflanan olaylar› çekmesini istediler. Ailelerin yan›na gelen savc› ailelerin tepkisiyle karfl›lafl›nca polis taraf›ndan olay yerinden kaç›r›ld›. Polisin tacizleri üzerine bir süre polisle aileler aras›nda çat›flma yafland›. Polisin sald›r›s›na aileler plastik sandalyelerle cevap verdiler. (‹zmir) BUCA’DA ‹SYAN GERÇE⁄‹N ‹SYANIDIR! 18 Ekim Pazartesi günü Galatasaray Postanesi önünde bir araya gelen TUYAB’l›lar burada Buca Hapishanesi’nde

adli tutuklular›n ç›kard›klar› isyanla ilgili bas›n aç›klamas› yapt›. TUYAB ad›na aç›klamay› okuyan Seza Mis Horuz hapishanelerde iflkencelerin ve hak ihlallerinin devam etti¤ini belirterek getirilmek istenen Yeni Ceza ‹nfaz Yasas›’n›n da bu iflkenceleri ve hak ihlallerini yasallaflt›rmaya yönelik oldu¤unu söyledi. ‹zmir, Buca hapishanesi’nde 14 Ekim günü ç›kan isyan›n da idarenin keyfi ve insanl›k d›fl› uygulamalar›na karfl› bir direnifl oldu¤unu vurgulayan Horuz, ç›kan olaylarda 6 tutuklunun da dövülerek yaraland›¤›n›n alt›n› çizdi. Horuz, geçti¤imiz y›llarda da buna benzer olaylar›n yafland›¤›n› belirterek “Biz TUYAB olarak diyoruz ki hapishanelerdeki insanl›k d›fl› uygulamalar bir an önce son verilmeli ve iflkenceciler yarg›lanmal›d›r. Tecrit kald›r›lmal›, Yeni Ceza ‹nfaz Yasas› geri çekilmelidir” dedi. Ard›ndan bas›n metni Adalet Bakanl›¤›’na fakslan›rken kitle “‹nsanl›k onuru iflkenceyi yenecek”, “Ceza ‹nfaz Yasas› geri çekilsin”, “Zindanlar boflals›n, tutsaklara özgürlük” sloganlar›n› att›ktan

‹SYANA ‹L‹fiK‹N ÇHD’DEN AÇIKLAMA Buca Hapishanesi’nde ç›kan isyan›n ard›ndan 15 Ekim 2004 tarihinde saat 16.00’da ÇHD’li ve ‹ÖG’li avukatlar ‹zmir ÇHD’de bir bas›n toplant›s› yaparak geliflmeleri aktard›lar. ‹syandaki mahkumlarla görüflen avukatlar›n da yer ald›¤› toplant›da aç›klamay› ÇHD ‹zmir fiubesi Baflkan› Bahattin Özdemir yapt›. ‹syan› ve sebeplerini anlatan Özdemir yaflanan bu olaylar›n birinci dereceden sorumlusunun Adalet Bakan› Cemil Çiçek oldu¤unu belirtti. Özdemir “hapisha-

nelerde bir sorun olmad›¤›n› söyleyen Çiçek, bu iddias›n› kan›tlas›n ve bas›na hapishanelerin kap›s›n› açs›n ve zan alt›nda kalmas›n. Aksi durumda bu iflin birinci dereceden zanl›s› ve sorumlusudur” dedi. Aç›klamada söz alan ‹zmir Barosu avukatlar› da yaflanan geliflmelerin anti-demokratik oldu¤unu belirterek, bas›nda olaylara, hapishanelerdeki sorunlara sessiz kald›¤›n› belirttiler. Aç›klamalar›n ard›ndan bas›n toplant›s› sona erdirildi. (‹zmir)


12

22 Ekim-4 Kasım 2004

7

Sosyal hak gasplar›na karfl› eylemlilikler devam ediyor Agenda 2010 “reform” ad› alt›nda yutturulmaya çal›fl›lan kapsaml› sa¤l›k, sosyal, kültürel vb. demokratik hak ve özgürlüklerin yok edilmesinin bir parças› olan Hartz IV’e karfl› eylemlilikler devam ediyor. Kat›l›mlardaki say›da düflüfl gözlemlense de, Almanya genelinde eylemler daha çok yerellere yay›lm›fl durumda. Bafllang›çta birkaç do¤u illeri ile s›n›rl› baflland›ysa da, gelinen aflamada iki yüzün üzerinde yörede kitleler harekete geçirilebilmektedir. Hatta Avrupa’n›n çeflitli merkezlerinde destek yürüyüflleri yap›lmaktad›r. Eylemlerin ilk gününden itibaren güçlü kat›l›mlar› içlerine sindiremeyen reformistler her f›rsatta kitleyi bölüp parçalaman›n, pasifize etmenin yol ve yöntemlerine kafa yordular. Kitleler içinde karfl›ym›fl gibi görünseler de, Hartz IV’e karfl› söylemler dillendirseler de as›l düflünceleri bu de¤ildi. 13 Eylül’de ayr› yerlerde toplan›lsa da ayn› güzergahta birlikte yürümeye raz› olmak zorunda kalm›fllard›. Fakat oynanan baz› oyunlar› gören kitleler tepkilerini gösterince bu defal›k sineye çekmek zorunda kald›lar. 20 Eylül’de yap›lan yürüyüfl sonunda miting alan›na devrimcileri sokmamak için her türlü yolu denediler. Kendi kortejleri geçtikten sonra arabalar› yola dizip yolu tamamen kapatarak ilerici, devrimci ve komünist ya-

p›lar›n kortejinin ve ses cihaz arabas›n›n geçmesini engellemeye çal›flt›lar. Ancak daha sonra öfkelenen kitlenin üzerlerine yürümelerinden pani¤e kap›larak yolu açt›lar. Bu defa polis korumas›nda cihaz arabas›n›n önüne geçerek engellemeye yeltendiyseler de bunda da baflar›l› olamad›lar. Bu da yetmedi resmen polisle anlaflarak –ki “baflka birfley yapamazd›k” diyerek iflbirli¤ini itiraf ettiler- polisi kitlenin üzerine sald›rtt›lar. Sald›ran polis cihaz arabas›n› kaç›r›rken iki kifliyi de geçici olarak tutuklad›. Yaflanan k›sa da¤›lmadan sonra birleflen kitle reformistlerin miting alan›na girdi. Hayk›rd›¤› gür sloganlarla reformistlerin sözcülerinin hiçbirini konuflturmayarak gereken cevab› verdiler. 27 Eylül’de yürüyüfl ayr› yap›ld›. Yine polisin provokasyonu yafland›ysa da emellerine ulaflamad›lar. “fiüpheli bulduk s›rt çantas›nda bozuk yumurta olmas›ndan flüphelendik” diyerek tutuklad›klar› bir bayan kat›l›mc›y› da k›sa süre sonra b›rakt›lar. Amaç, kitleyi y›ld›rmak, provokasyon yaratmakt›. Binlerce kat›l›mc›n›n yer ald›¤› yürüyüfl iktidar orta¤› SPD Merkez Binas› önünde son buldu. ILPS (Halklar›n Uluslararas› Mücadele Ligi), AT‹K ve AT‹F (Almanya Türkiyeli ‹flçiler Konfederasyonu) aktivistleri pankartlar›yla, dövizleriyle eylemlerde yerlerini ald›lar, sloganlar›n› hayk›rd›lar,

konuflmalar›n› yapt›lar, bildirilerini geniflçe da¤›tt›lar. Olaylar karfl›s›nda gelifltirdikleri kararl› tav›rlar›yla örnek oldular. BERL‹N’DE ALMANYA MERKEZL‹ ‹K‹ YÜRÜYÜfi YAPILDI Burjuva sosyalisti PDS, ATAC vb. yap›lar merkezi yürüyüflü 2 Ekim’de ayr› yapma karar› ald›lar ve gerçeklefltirdiler. Binlerce insan›n kat›ld›¤› yürüyüflte Hartz IV karfl›t› sloganlar hayk›r›ld›, yürüyüflü düzenleyenlerin Hartz IV’de sadece baz› düzeltmeler istemekle yetinmelerine ra¤men, eylemliliklerin hükümete karfl› olumsuz rol oynad›¤›n› ve olur ki ilerleyerek tehdit eder duruma gelir korkusundan eylemlerini noktalad›klar›n› yani “Pazartesi Yürüyüflleri”ni yapmayacaklar›n› aç›klad›lar. Sormak gerekir; Hartz IV’de ne gibi olumlu bir de¤ifliklik yap›ld›, ki eylem noktaland›? Hay›r, hiçbir de¤ifliklik olmad›. 2 Ekim’de yap›lan yürüyüflün önderli¤i olumsuz da olsa, kat›lan kitlelere ulaflmak reformistlerin gerçek yüzlerini a盤a ç›karmak ve genifl ajitasyon/propaganda yapma amaçl› AT‹F aktivistleri bildiri da¤›t›m› gerçeklefltirdiler. ‹lerici, devrimci ve komünistlerin kat›l›mlar›yla gerçeklefltirilen yürüyüfl ise 3 Ekim’de yap›ld›. “Y›ld›z Yürüyüflü” olarak adland›r›lan eylem Almanya mer-

KESK; “‹nsanca yaflam istiyoruz”

Kamu emekçilerinin hükümetle yürüttü¤ü görüflmelerde hükümetin % 10’luk zam istemesi üzerine uzlaflt›rma kuruluna gidilmifl ve kurulda zam oran›n›n yüzde 12’ye çekilmesi yönünde karar al›nm›flt›. ‹lk 6 ay için yüzde 6, ikinci 6 ay için yüzde 6 zam veren Kurul’un kararlar›na kamu emekçilerinden tepki geldi. 9 Ekim Cumartesi günü saat 12:30’da Yüksel Caddesi’nde biraraya gelen KESK’e

üye kamu emekçileri zam oran›n› ve Kamu Personel Yasalar› ile dayat›lan anti-demokratik uygulamalar› protesto ettiler. “Haftal›k 35 saat çal›flma süresi istiyoruz”, “Çal›flma yaflam›n›n demokratiklefltirilmesini istiyoruz”, “Sadaka de¤il toplu sözleflme” yaz›lar›n›n bulundu¤u dövizleri tafl›yan “Zafer direnen emekçinin olacak”, “Söz yetki karar çal›flanlara” sloganlar› atan kamu emekçileri giydikleri

KESK yaz›l› önlüklerle tek s›ra oluflturarak yürüyüfle geçtiler. AKP Çankaya ‹lçe Örgütü’ne kadar GMK Bulvar› boyunca yürüyen kitleye halk›n ilgisi yo¤undu. Burada bir aç›klama yapan KESK fiubeler Platformu Dönem Sözcüsü Özgür Bozda¤, AKP’nin IMF’nin direktifleriyle hareket etti¤ini, emekçilerin ihtiyaçlar›n› görmedi¤ini söyledi. KESK MYK Üyesi ‹hsan Avc›’n›n yapt›¤› konuflmadan sonra memurlar tekrar tek s›ra halinde Yüksel Caddesi’ne do¤ru yürüyüfle geçtiler. Bulvar üzerinde polis barikat›yla karfl›laflan kamu emekçileri, yürüyüflte ›srarl› olunca polis geri çekilmek zorunda kald›. Coflkulu olduklar› dikkat çeken emekçiler “Zafer direnen emekçinin olacak” slogan›n› att›. Güvenpark’a gelindi¤inde eylem inisiyatifi taraf›ndan eylemin bitti¤i söylenerek da¤›t›ld›. Emekçilerin tepkili, öfkeli olduklar› eylemde KESK yöneticileri polisin yapt›r›mlar›n› uygulad›¤› gibi kitlenin yürümek istemesine karfl› eylemi bitirdi. (Ankara)

kezli olarak Berlin’de gerçekleflti. Berlin’in dört ayr› bölgesinde toplanan kitleler 10:30’da yürüyüfle geçtiler. Dört koldan gelen yürüyüflçüler saat 21:00 sular›nda bir merkezde Alexandraplatz Meydan›’nda bulufltular. Yap›lan konuflmalardan sonra hep birlikte tekrar yürüyüfle geçildi. Yaklafl›k iki saatlik yürüyüflten sonra tekrar ayn› meydana gelindi. Binlerce kitlenin kat›l›m›yla gerçeklefltirilen eylem mitingle bitirildi, “Pazartesi Yürüyüflleri”nin devam edece¤inin vurgusu yap›ld›. Göçmen demokratik kitle örgütlerinin de kat›ld›¤› eylemde en kalabal›k kitle kat›l›m›yla ILPS ve AT‹K-AT‹F taraftarlar› da pankart, döviz ve bayraklar›yla saflar› oluflturdular. Kuzey bölgesi a¤›rl›kl› Almanya merkezli kat›l›m karar› yerini bulmufltu. ILPS ve AT‹K-AT‹F aktivistleri ayr› iki yerde buluflarak yürüyüfl kollar›na kat›ld›¤› dikkati çekiyordu. Gerek yürüyüfl esnas›nda, gerekse kitlenin en kalabal›k oldu¤u miting alan›nda merkezi ses cihaz›ndan AT‹F ad›na yap›lan coflkulu konuflma sloganlarla karfl›land›. “Yaflas›n enternasyonal dayan›flma”, “Hartz IV kald›r›ls›n” ve “Biz halk›z” hayk›r›fllar› hep bir a¤›zan hayk›r›ld›. Ayr›ca yürüyüfl esnas›nda da kendi ses cihazlar›ndan genifl A/P yap›l›rken, binlerce AT‹F ve ILPS imzal› bildiri aral›ks›z da¤›t›ld›. (Berlin)

✔BES’liler bask›lar› k›nad› Ankara Defterdarl›¤›’na ba¤l› Vergi Daireleri IMF ve DB’nin politikalar› do¤rultusunda yeniden yap›land›r›l›yor. Bu amaçla Vekil Defterdar olarak atanan Cemal Boyac›, pilot bölge olarak seçilen defterdarl›kta kamu emekçileri üzerinde bask› uyguluyor. BES’te örgütlü kamu emekçileri Boyac›’n›n ve Maliye Bakanl›¤›’n›n yeniden yap›land›rma ad› alt›nda kaynaklar› uluslararas› flirketlere peflkefl çekmesini protesto ettiler. 14 Ekim Perflembe günü Ankara Defterdarl›¤› önünde toplanarak bir bas›n aç›klamas› yapan kamu emekçileri; “Zafer direnen emekçinin olacak”, “Söz yetki karar çal›flanlara” sloganlar›n› att›lar. BES Ankara 2 No’lu fiube Baflkan› Cemal Y›ld›r›m yapt›¤› konuflmada; Türkiye’nin 1996’da imzalad›¤› GATS ile kamu hizmetlerinin yüzde 40’›n› özellefltirmeyi taahhüt etti¤ini, yeniden yap›land›rma için de TÜS‹AD’›n önerisiyle Maliye Bakanl›¤›’nda Ankara Defterdarl›¤›’n›n seçildi¤ini belirtti. (Ankara)

✔Kamu emekçileri; Taleplerimize kulak verin KESK’e ba¤l› Büro Emekçileri Sendikas› üyeleri Emekli Sand›¤›’n›n önünde biraraya gelerek hükümetin uygulamalar›na sessiz kalmayacaklar›n› duyurdular. 11 Ekim Pazartesi günü saat 11:00’de “Yaflas›n grevli toplu sözleflmeli sendikal mücadelemiz” yaz›l› BES ‹flyeri Temsilcili¤i imzal› pankart açan kamu emekçileri, Bakanlar Kurulu Toplant›s›’nda IMF’nin haz›rlad›¤› bütçenin tart›fl›ld›¤›n› söylediler. “Toplu Sözleflme hakk›m›z, grev silah›m›z” slogan› atan kamu emekçileri ad›na KESK MYK Üyesi ‹hsan Avc› konufltu. Avc›; 2005 bütçesini IMF’nin haz›rlad›¤›n›, IMF’nin onay› olmadan hükümetin hiçbir karar alamad›¤›n› belirterek, hükümetin kamu çal›flanlar›n›n taleplerine kulak vermesini istedi. (Ankara)


13

7

22 Ekim-4 Kasım 2004

‹syan› her tarafa yay! Kitle faaliyetinde önemli bir araç da yay›nlar›m›zd›r. Bu yay›nlardan biri de YDG (Yeni Demokrat Gençlik) dergisidir. Dergimiz, Yeni Demokratik Gençlik Hareketi’ni yaratmak için bizlerin faaliyetinde önemli bir yeri kapsamaktad›r. Bizler bu bilinçle ‹stanbul YDG olarak “Komsomol önderli¤inde cüreti kuflan, isyan› her tarafa yay” fliar› ile merkezi yerlerde da¤›t›m yapt›k. 9 Ekim saat 12:00’de Bak›rköy Özgürlük Meydan›’nda ‹flçi-Köylü ve YDG sesli ajitasyonla da¤›t›ld›. Da¤›t›ma yeni bafllamam›za ra¤men TC’nin kolluk güçleri insan kaç›r›r gibi bir anda yoldafllar›m›z›n koluna girerek gözalt›na almak istedi. Bizler serinkanl›l›¤›m›z› koruyarak sakin bir flekilde meflrulu¤umuzu ortaya koyduk. Israrla bizleri kitleden uzaklaflt›rmak isteyen polislere karfl› halk›n tepki göstermesi bizlere ›srarl› olmam›z gerekti¤ini gösterdi. Al›nacaksak direnerek al›nacakt›k ve yap›lan› halka teflhir edecektik. Gözalt›na al›nmayaca¤›m›z›, kimlik kontrolü yap›l›p b›rak›la-

ca¤›m›z›, karakolda konuflaca¤›m›z› bildirip sessizce faaliyetimizi engellemek istediler. Bizler toplu bir flekilde de¤il, tek tek kimlik verece¤imizi, bak›lan kimliklerin iade edildikten sonra di¤erini verece¤imizi bildirerek aksi taktirde hiçbir fley yapmayaca¤›m›z noktas›nda ›srarc› olduk. En az 45 dakika sonra faaliyete geri dönebildik. Da¤›t›m› bitirdikten sonra alanda tecrite karfl›t› Partizan pullamalar›n› yaparak da¤›t›m›m›z› sonland›rd›k. Ayn› gün Okmeydan›’na geçerek faaliyetimizi orada devam ettirdik. Önce Örnektepe Mahallesi semt pazar›na giderek tecrit karfl›t› YDG bildirilerini sesli ajitasyonla da¤›tt›k. Tekrar Okmeydan› merkeze giderek sesli ajitasyonla da¤›t›m› devam ettirdik. 10 Ekim günü saat 12.00’de ise Taksim ‹stiklal Caddesi’ndeydik. Burada da ‹flçi-Köylü, YDG da¤›t›m›n› gerçeklefltirdik. Taksim’deki da¤›t›m›n bekledi¤imizden daha olumlu geçmesi bizlerde coflkuya neden oldu. Burada da¤›t›m›m›z

“Metal iflçileri bulufluyor” Çok a¤›r koflullarda çal›flmak zorunda b›rak›lan Metal iflçileri; flimdi de patronlar›n sendikas› MESS (Metal Sanayi ‹flverenler Sendikas›) taraf›ndan mesai saatlerinin art›r›larak, ücretlerinin düflürülmesi sald›r›s›yla karfl› karfl›yalar. Metal iflçileri 11 Ekim Pazartesi günü esnek çal›flmaya, kölelik yasalar›na ve sefalet ücretlerine karfl›, (yaklafl›k 2500 iflçi) Gebze Kapal› Spor Salonu’nda bir araya geldiler. 1990 y›l›ndan günümüze kadar yap›lan tüm sözleflmelerde hep patronlar›n diledi¤i hükümler hayata geçirilmifl ve Metal iflçileri daha fazla yoksullu¤a mahkum edilmeye çal›fl›lm›fllard›r. Geçen dönem gündeme gelen ama meclisten henüz geçmeyen esnek çal›flma hükmü bile Metal iflçilerinin sözleflmelerine girmifl durumda. fiimdilerde ise metal iflçilerinin k›dem tazminatlar› ellerinden al›n›p, % 2’lik bir zam önerilmekte, bunun için bir araya gelen Metal iflçileri hep bir a¤›zdan birlik ça¤r›s› yapt›lar. Metal iflçileri s›k s›k “Direne Direne Kazanaca¤›z”, “Sendikal Hakk›m›z Engellenemez”, “Yaflas›n ‹flçilerin Birli¤i”, “‹flçilerin Birli¤i Sermayeyi Yenecek” sloganlar›n› hep bir a¤›zdan hayk›rd›lar. “fiimdi Söz Bizde Metal ‹flçileri Bulufluyor” ad› alt›nda gerçeklefltirilen gece sendikal mücadelede hayat›n› kaybeden emekçiler için yap›lan bir dakikal›k sayg› durufluyla bafllad›. ‹lk sözü alan Birleflik Metal-‹fl Sendikas› Genel Sekreteri Selçuk Göktafl; Son 6 ayda yap›lan araflt›rmalarda sanayideki büyümenin %19 oldu¤unu dile getiriyorlar. Bu büyümeyi gerçeklefltiren biz isek bu büyümeden pay almak bizim hakk›m›z, ama verilen zam o kadar komik bir rakam ki bize direnmekten baflka bir flans tan›nm›yor. MESS’in (Metal Sanayi ‹flverenleri Sendikas›) dayatmalar› o kadar pervas›zlaflt› ki flimdi de metal iflçilerinin mesai saatlerini ortadan kald›rarak iflçilerin bütün yaflant›lar›n› alt üst etmek istiyorlar” dedi. Göktafl’›n ard›ndan söz alan D‹SK Genel Baflkan› Süleyman Çelebi ise; “‹flverenle hükümet kol kola girmifl ve gözlerini de iflçilerin kazan›lm›fl haklar›na dikmifl durumdalar, biz emekçiler olarak ne olursa olsun bu sald›r›lar›n karfl›s›nda durmal›y›z” dedi. Metal iflçilerine destek vermek için gecelerine gelen tersane iflçileri de “Birlik Mücadele Zafer” slogan›n› metal iflçileriyle birlikte hayk›rd›lar. (Kartal)

2 saatten fazla sürdü. Gazete da¤›t›m›n›n ard›ndan YDG bildirileri da¤›t›larak sona erdirildi. Ayn› gün Gazi Mahallesi’ne geçerek da¤›t›ma burada devam ettik. Semtteki evleri dolaflarak da¤›t›m yapt›k. 3 kiflilik gruplara ayr›larak Gazi Mahallesi’nin

yoksul kondular›na do¤ru umutla ad›mlar›m›z› att›k. Dergi ve gazetemizi daha önceden tan›yan insanlar hemen ald›lar. ‹ki günlük faaliyetimizin sonunda birçok deneyim kazanarak bir dahaki faaliyetimizi planlamaya bafllad›k. Bizler 2. Kongre’mizin perspektifi ile bu tarzda merkezi kitle faaliyetlerine yo¤unlaflmaya devam edece¤iz. Cüretin bir göstergesi de kitlelerden korkmadan, ›srarla onlara gidebilmektir. ‹stanbul YDG

YDG 2. BASKISINI YAPTI! Proleterya Partisi’nin ideolojikpolitik önderli¤i alt›nda Türkiye halk gençli¤ini örgütleme misyonunu tafl›yan halk gençli¤inin komünist örgütü TMLGB’nin baflar›yla gerçeklefltirdi¤i 2. Kongresi’nin ilan›n› yapt›¤› Yeni Demokrat Gençlik dergimiz k›sa sürede tükenmifl, yo¤un talep üzerine 2. bask›s›n› yapm›flt›r. Halk gençli¤inin gelece¤ini belirlemesinde önemli bir ç›k›fl olan 2. Kongrenin ça¤r›s›n› dergimiz yoluyla her yerde dillendirmeliyiz. Semt meydanlar›nda, üniversitelerde, liselerde, atölyelerde… K›sacas› halk gençli¤inin

bulundu¤u her alanda da¤›t›m› yayg›nlaflt›rmal›, 2. Kongremizin fliar›n› sesli olarak yapaca¤›m›z ajitasyonpropagandalarla bütünlefltirmeliyiz. Dergimizin bu say›s›n› okumak, okutturmak, 2. Kongremizin önemini kavramam›z aç›s›ndan önemlidir. YDG’yi verdi¤imiz herkese bunu anlatmal›, da¤›t›m›n artt›r›lmas›na daha fazla yo¤unlaflmal›y›z. YDG oku, okut! ‹syan› her tarafa yay! fian olsun 2. Kongremize!

Bir YDG okuru

Ruhan Mavruk gözaltına alındı 11 Ekim Pazartesi günü TMfi taraf›ndan gözalt›na al›nan ve 13 Ekim Çarflamba günü serbest b›rak›lan flair Ruhan Mavruk, 16 Ekim Cumartesi günü ‹stanbul Temel Haklar ve Özgürlükler Derne¤i’nin fiiflli’deki binas›nda gözalt›na al›nmas› ile ilgili bas›n aç›klamas› düzenledi. 1 Nisan’dan beri Ekmek ve Adalet dergisi okurlar›na yap›lan operasyonlara mazeret olan diskette ad›n›n geçti¤i gerekçesi ile gözalt›na al›nan Mavruk’un durumunu ve gözalt›na al›n›fl›n› anlatan ‹stanbul Temel Haklar ve Özgürlükler Derne¤i Baflkan› Nazmiye Kaya “Mavruk 1 Nisan’da bafllayan komplo sald›r›lardan dolay› yap›lan sald›r›lara her platformda karfl› geldi¤inden

ötürü gözalt›na al›nm›flt›r” dedi. Ard›ndan sözü alan Mavruk “bu ülkeyi seviyorum, kimseyi sömürmeyen, yalan söylemeyen bu insanlar› ve onlarla beraber direnen tüm insanlar› çok seviyorum” dedi. Mavruk’tan sonra Temel Haklar ve Özgürlükler Derne¤i Baflkan Yard›mc›s› Gülay Özpolat, Mavruk’a olan bu bask›lar›n 1 Nisan’da bafllat›lan “komplo operasyonlar›n›n” bir devam› oldu¤unu ve 1 Nisan’da F tiplerine at›lan 82 kifliye destek devam ettikçe; devletin de bu bask›lara devam edece¤ini söyledi. En son ‹dil Kültür Merkezi ve Grup Yorum ad›na konuflan Cihan Keflkek bu sald›r›lar›n flu anda tek yönlü gibi gözükse de

bir süre sonra her yeri saraca¤›n› belirtti. Kat›lan bas›n ve DKÖ’lere desteklerinden ötürü teflekkür edilerek toplant› bitirildi. (‹stanbul)

“Mücadelemiz devam edecek” Tekstil-Sen üyesi yedi Dalk›ran Çorap Fabrikas› iflçisi “yar›m saat yemek molas›” istedikleri için iflten at›lm›fllard›. ‹flten at›lan yedi iflçi 29 Eylül 2004 tarihinde fabrika önünde direnifle bafllam›flt›. Direnifli sürdüren iflçiler mücadelelerine devam edeceklerini belirterek 8 Ekim Cuma günü bas›n aç›klamas› yapt›lar. Güneflli’de bulunan Dalk›ran

Çorap Fabrikas› önünde “‹flçi k›y›m›na karfl› tek yumruk tek barikat”, “‹flçi k›y›m›na son” vb. dövizlerini açan iflçiler ad›na aç›klama yapan Tekstil-Sen Genel Baflkan› Ayfle Yumli Yeter “baflta Dalk›ran Çorap Fabrikas›’nda çal›flan yeni iflçiler olmak üzere birçok iflyerinden iflçilerin bize destek vermesi, gerçeklefltirdi¤imiz direniflin hakl›l›¤›n› ortaya koydu. Bu direnifl s›n›f

dayan›flmas›n›n önemini, ihtiyac›n› bir kez daha a盤a ç›karm›flt›r. Bu direnifl Dalk›ran patronuna geri ad›m att›rm›flt›r” dedi. Yeter konuflmas›n›n devam›nda; bafllat›lan direniflle birlikte fabrika içindeki iflçilere baz› haklar tan›nd›¤›na vurgu yaparak bafllatt›klar› direnifle bugün itibar›yla son vereceklerini, ancak mücadelelerine yasal yollardan devam edeceklerini belirtti. (‹stanbul)


22 Ekim-4 Kasım 2004

14

7

Hindistan Maoist Komünist Merkez 30 y›ld›r yoksullar›n savafl›na önderlik ediyor Hindistan’daki iki önemli Maoist hareket olan Hindistan Komünist Partisi/Marksist Leninist (Halk Savafl›) ve Hindistan Maoist Komünist Merkez örgütlerinin uzun süredir devam eden görüflmelerinin birlikle sonuçland›¤› ve Hindistan Komünist Partisi (Maoist)’in kuruldu¤u ilan edilirken; bu iki hareketten biri olan HMKM’nin tarihi, faaliyetleri ve politik anlay›fl› hakk›nda daha fazla bilgi almak üzere Devrimci Enternasyonal Hareket’in yay›n organ› Kazan›lacak Dünya adl› yay›nda yer alan afla¤›daki yaz›y› k›saltarak okurlar›m›za sunuyoruz. Yaz›da, hareketin taraftarlar›ndan edinilen belgelerin yan›nda 2003 Haziran’›nda bas›lan ve Aloke Banerjee’nin yazd›¤› kitap kaynak olarak kullan›lm›fl. Uluslararas› Komünist Hareket hakk›nda konufltu¤umuzda kesinlikle Hindistan Komünist Hareketi’nden de bahsederiz. Dünyan›n en kalabal›k 2. nüfusuna sahip genifl bir ülke olan Hindistan’da Komünist hareketin, Çin’dekiyle ça¤dafl, uzun bir tarihi bulunmaktad›r. Bugün ülkede bulunan bir dizi komünist güç içinde en önemlilerinden biri de Hindistan Maoist Komünist Merkez (HMKM)’dir. HMKM sömürücü s›n›flara karfl› yoksullar›n silahl› devrimci mücadelesini gelifltirme amaçl› flanl› gelene¤i onlarca y›ld›r sürdürmektedir. HMKM, 2001’den bu yana da Devrimci Enternasyonal Hareket’in (DEH) üyesidir. HMKM, Jharkhand, Bat› Bengal, Chattisgarh, Bihar ve Rassa eyaletlerinde çal›flmalar›n› yürütmektedir.

mesini sa¤lamaktad›r. Hükümet HMKM’ye terörist etiketini yap›flt›rmak için çaba harcasa da, genifl stratejik bölgelerde on milyonlarca insan›n HMKM’ye olan derin deste¤ini inkar edememektedir. Günümüzde HMKM’nin önderli¤indeki bir dizi güçlü köylü kitle örgütü, kitleleri “siyasi iktidar köylü birliklerine; topraklar köylülere” sloganlar›yla harekete geçirmektedir. HMKM, bu flekilde örgütlenerek, topraks›zl›¤›n ve toprak a¤alar›n›n, tefecilerin ve hükümet bürokratlar›n›n politikalar›n›n sonucunda yaflad›klar› yoksullu¤a ve sefalete karfl› savafllar›nda köylülere önderlik etmektedir. HMKM’N‹N FAAL‹YETLER‹ Bu faaliyetlere bir örnek vermek gerekir-

HMKM Jharkhand’›n genifl bir bölümünde ve komflu eyaletlerin bir k›sm›nda gerilla bölgeleri ve önemli derecede devrimci politik iktidar› infla etmifltir. Bu bölgelerde, çeflitli Adivasis ve yerli kabile halklar›ndan, Hint standartlar›n›n dahi alt›nda yoksullukta çaresiz milyonlarca insan yaflamaktad›r. 2003’te Hindistan Devrimci Komünist Merkez (Maoist)’in MKM’yle birleflmesi HMKM’nin Kuzeybat› Hindistan’daki bir eyaleti olan Pencap’ta da güçlenmesini sa¤lam›flt›r. HMKM, kitleleri sadece yüzlerce hatta binlerce savaflç›n›n kat›ld›¤› silahl› devrimci mücadeleye seferber etmemekte, bunun yan›nda Jharkhand’da s›kça yapt›¤› gibi kitle hareketlerine ve bandh’lara (genel grevlere) ça¤›rmaktad›r. Bu genel grevler ifl yaflam›n› durma noktas›na getirmekte hatta Hint devletinin Delhi’den Kalküta’ya giden yol üzerindeki stratejik tren seferlerini de durdurmaktad›r. Bunun yan›nda HMKM devrimci sorunlar›n çözümü için binlerce köylünün Kalküta vd. flehirlere protesto etmek için git-

se, 2001 A¤ustos’unda MKM önderli¤inde silahl› bir müfreze Kulgo köyünden 1200 köylüyle birlikte gece saat 1:30’da anayolu trafi¤e kapatm›fl ve polis takviyesi gelerek onlar› geri çekilmeye zorlamadan önce, yoldan geçen bir kamyon dolusu tohuma el koyarak köylüye da¤›tm›flt›r. Baflar›lar›ndan cesaretlenen köylüler, ertesi gece daha kalabal›k olarak (8.000 kifli) Giridih bölgesi yak›nlar›ndaki Titlamore köyü yak›n›ndaki ana yoldan geçen 5 kamyonu durdurarak tohumlara el koydular. Köylüler “Tefecilerin mal›na el koyup, yoksullara da¤›tal›m”, “Devrimci Köylü Komitelerinin iktidar›n› yaratal›m”, “Halk› açl›ktan koruyal›m” sloganlar›n› atarlarken alana gelen 30 cip dolusu polisle büyük bir kavga koptu. Devrimcilerin may›n döflemesi üzerine polis el bombas› ve silah kulland›. Geri çekilmek zorunda kalan polis, daha kalabal›k flekilde geri dönerek tekrar sald›rd›. Ancak MKM gerillalar› bu sald›r›y› da güvenliklerinin ve köylülerin deste¤iyle püsk��rttü. Devrimciler k›rsalda köylü kitlelerle

ba¤lar kurarken, gericiler de devlet iktidar›ndan ald›klar› güçle bölgede terör uygulamaya, korku salmaya çal›flmakta. 2 y›l önce Babulal Marandi Jharkhand baflbakan› oldu. Kendisini Hitler tipinde güçlü, eyaletteki tüm devrimci hareketi ve mücadeleyi da¤›tacak biri olarak tan›tt›. Bir seferinde de, 90’l› y›llarda yüzbinlerce yoksul ve orta köylüyü aya¤a kald›ran Devrimci Köylü Komiteleri’nin baz› üyelerini tutuklatt›. Gaya’daki özel bir mahkemede devrimcileri yarg›lad› ve 4’üne idam, di¤erlerine de müebbet hapis cezas› verdi. Bu haks›z karar üzerine MKM Bihar ve Jharkhand’da 72 saatlik genel grev ilan etti; bu greve büyük bir destek olufltu. Ranchi’deki Direnifl Ça¤r›s› adl› gazetenin verdi¤i bilgiye göre okullar, iflyerleri, dükkanlar ve marketlerin hemen hepsi kapal›yd›. Karayolu tafl›mac›l›¤› durdu. Bütün tren seferleri iptal oldu. Binlerce insan tren yoluna oturarak trenlerin geçmesini engelledi. Genel greve 18 bölgede % 100, di¤er dördünde % 80 kat›l›m vard›. Bihar’da ifl yaflam› durdu. Maoistler, bu 3 günlük grev boyunca Lahardaga, Gumla vd. yerlerdeki polis ve hükümet binalar›na baflar›l› bask›nlar düzenlediler. Hint bas›n› uluslararas› terörist komplolar üzerine sansasyonel öyküler yazarken devrimcilerin silahlar›n›n esas kayna¤›n› Hint devletinin kendisi oluflturmaktad›r. Silahlar, polise ve askere yönelik bask›nlardan ele geçirilmektedir. Devrimciler silahs›z olduklar› dönemde moral gücü ve yarat›c›l›klar›n› kullanarak askeri kapasitelerini art›rd›lar. Örne¤in, Tata-Barkakhana hatt›ndaki bir treni koruyan polis her vagona 2 adam›n› b›rakm›flt›. MKM gerillalar› son vagona girip polislerin silahlar›na el koydular ve imdat tufluna basarak di¤er vagondaki polisleri ça¤›rd›lar; içeri giren her polisi ayn› flekilde silahs›zland›rd›lar. Bu flekilde tek kurflun at›lmadan bütün polislerin silah›na el konulmufl oldu. Kuzeydo¤u Hindistan’da HMKM’nin faaliyetleri daha çok kabileler aras›nda sürmektedir. Bu insanlar mücadelelerinde orman› kullanmaktalar. Hükümet düzenledi¤i operasyonlarla ormanlar› kontrol etmeye çal›flmakta ve baflard›¤› yerlerde orman› kullanmalar› için sermayeye vermektedir. Bir alayda polis ve orman iflletme çal›flanlar›, Uttar Pradesh’te kast sisteminin en alt›nda olan Dalitlerin ve çeflitli kabilelerin 100 evini atefle verdi. Böylece buradaki insanlar› ormandan sürmeye çal›flt›lar. Yine Uttar Pradesh’in yak›nlar›nda 16 devrimci köylü polis taraf›ndan vurularak öldürüldü. Çeflitli insan haklar› örgütleri hükümeti bu nedenle protesto etti. MKM ve kabilelerden taraftarlar› 66 askeri silahs›zland›rd›. Bunun üzerine öfkelenen hükümet Maoistlerin yakalanmas›na yard›m edenlere 200 $ ödül verece¤ini ilan etti. Bu para k›rsalda yaflayanlar›n 1 y›ll›k

gelirlerinden fazla bir tutard›. Buna ra¤men hükümet hiçbir fley ö¤renemedi. Hükümet Dalitleri ve kabile halk›n› katleden polislere de ödül verdi. 19 Aral›k 2002’de saat 19:00’da Jharkhand silahl› polis gücünden 75 kifli Sarenda ormanlar›nda katlettikleri bir Maoist’in cesediyle geri dönüyorlard›. Kendileri MKM gerillalar›n›n pususuna düflmüfller ve 18 polis ölmüfl, 20-25’i yaralanm›fl, kalanlar›n ço¤u da teslim olmufltu. 50’den fazla silah ele geçirilmiflti. Bu dönemde polis, kitleleri özellikle de yoksul kabileleri ezmek için kad›nlara tecavüz de dahil bir seferberlik içindeydi. Hint devleti HMKM ile Hindistan Komünist Hareketi’nin di¤er unsurlar›n›n özellikle de Hindistan Komünist Partisi/Marksist Leninist (Halk Savafl›)’n›n (ki bu parti de ülkenin di¤er bölgelerinde köylülü¤ün silahl› devrimci mücadelesini gelifltirmektedir) aras›ndaki iliflkilerin geliflmesinden dolay› alarm halindedir. HMKM, HKP/ML (HS) ve di¤er komünist güçler gibi Hint devletinin ve yerel feodal güçlerin silahl› haydutlar›n›n vahfli sald›r›lar›na u¤ramaktad›r. Bu sald›r›larda yüzlerce komünist devrimci ve köylü taraftar öldürülmüfltü. Ço¤u zaman silahs›z yakalanan devrimciler ve taraftarlar da katlediliyor ve “çat›flmada öldürüldü” denilerek bas›na yans›t›l›yor. “Terörizmden Korunma Yasas›” vb. yeni sert yasalar hükümete devrimcileri bast›rmada yeni olanaklar sunmakta. Baflgerici ‹çiflleri Bakan› Advani, çeflitli eyaletlerdeki hükümet görevlileriyle düzenli toplant›lar yaparak silahl› mücadeleyi bast›rmak için planlar yapmakta. Gerici devletin artan bask›lar›na ra¤men, HMKM ad›m ad›m mücadeleyi yükseltiyor ve Hint Gizli Güvenlik Gücünün ve Merkezi Polis Gücünün vd. silahl› polis kuvvetlerinin gerici sald›r›lar›na karfl› koymaktad›r. HMKM yapt›¤› aç›klamada “bizler öyle bir aflamaya geldik ki, hükümet art›k faaliyetlerimizi polisle engelleyemez. Yak›n veya uzun vadede, orduyu devreye sokmak zorunda kalacaklar ve biz kendimizi buna haz›rl›yoruz. Geriye çekilmeyi önlemek için, savafl› daha yüksek bir aflamaya s›çratmal›y›z.” TAR‹HSEL ZEM‹N‹ HMKM’nin perspektiflerini ve faaliyetlerin anlamak için Hindistan Komünist Hareketi’nin geçmifline de¤inmekte fayda var. HKP, 3. Enternasyonal’in (Komüntern) bir üyesi olarak kuruldu. Ancak Parti, Mao önderli¤indeki ÇKP’nin aksine, hiçbir zaman do¤ru bir devrimci stratejiye sahip olamad›. 2. Dünya Savafl› ve Çin Devrimi’nin zaferinden sonra HKP’nin baz› üyeleri Çin’in ç›kard›¤› derslerden özellikle de köylülü¤ü silahl› devrimci mücadeleye sevk etmenin öneminden ö¤renmeye bafllad›.


7 1940’lar›n sonlar›na do¤ru, güney Hindistan’daki Andhra Pradesh eyaletinde Telangana devrimci köylü hareketi bafllad›. Hindistan’›n “ba¤›ms›zl›¤›n›n” ilan›ndan hemen sonra bafllayan milyonlarca köylünün silahl› ayaklanmas›n›n yaratt›¤› f›rt›na Nehru hükümeti taraf›ndan vahflice bast›r›ld›. HKP önderli¤i köylülü¤ün bu devrimci hareketine ihanet etti. Bu durum, HKP’nin revizyonist karakteri, Parti’nin parlamentarist e¤ilimlerinde de görülüyordu. Yozlaflma o dereceye varm›flt› ki, Kerala eyaletinin yönetimine “ilk seçilmifl komünist hükümet” olarak gelmifllerdi. Mao’nun 1963’te SBKP lideri Kruflçev’e karfl› bafllatt›¤› mücadelenin etkisiyle revizyonist HKP önderli¤ine karfl› devrimci sloganlar yükselmeye ve devrimci komünistlerle kitlelerin bu sloganlara deste¤i artmaya bafllad›. Sözkonusu çatla¤›n sonunda kurulan HKP(M) devrimcilerin deste¤ini kazand›. Ancak HKP(M) Uluslararas› Komünist Harekette merkezi bir durufl sergilemifl ve ÇKP ile SBKP, Mao ile Kruflçev aras›ndaki mücadelede Mao’nun devrimci elefltirilerini kabul etmemifltir. Zamanla HKP(M)’nin revizyonist yüzü daha aç›k bir flekilde ortaya ç›kt›. Bu nedenle yeni tipte devrimci bir partinin kurulmas› gerekti¤i ortaya ç›kt›. Gerçek komünist devrimciler ülkenin her köflesinde böyle bir parti kurmak için inisiyatifler oluflturdular. 40 y›ll›k revizyonist hakimiyetten sonra komünist hareketi yeniden örgütlemek Maoistlerin göreviydi. ‹flte bu dönemde Çaru Mazumdar yoldafl revizyonizme karfl› k›z›l bayra¤› yükselterek do¤ru çizgiyi netlefltirdi. Onun gelifltirdi¤i devrimci çizginin meyvesi Naksalbari Hareketiydi. Bu hareket 1967’de Kuzey Bengal köylerinden bafllayarak ülkenin di¤er alanlar›na yay›lan silahl› ayaklanman›n ad›yd›. Bu dönemde Mao Zedung Düflüncesi olarak bilinen Mao’nun çizgisi ve ö¤retilerini araflt›ran baflka yoldafllar da vard›. Büyük Proleter Kültür Devriminin gerçek komünistlere revizyonizmi ezme yönlü ça¤r›s›ndan etkilenen Kanai Chatterjee ve Amulya Sen bu görevi üstlendiler. Bu dönemde Hindistan Komünist Hareketi için yeni ve önemli geliflmeler yafland›. Sa¤ revizyonizmin 40 y›ll›k gölgesinden sonra 60’lar›n sonlar› ve 70’lerin bafl› Hindistan Komünist Hareketi’nde bir dönüm noktas›yd›. Bu dönemde Hindistan Maoist Hareket içinde Maoist ak›m›n iki önemli gücü olan HKP/ML ve MKM kuruldu. AYRI B‹R MAO‹ST AKIM OLARAK HMKM Ayn› dönemde neden iki farkl› Maoist ak›m›n do¤du¤u araflt›rmaya de¤er bir konu olabilir, fakat her halükarda bu, herkesin tan›mak durumunda oldu¤u Hindistan komünist hareketi tarihinin büsbütün bir gerçekli¤idir. HMKM’nin kökeni 1969’da Bangla dilinde yay›nlanan MKM’nin yay›n organ› olan Dakshin Desh’te yay›nlanan makalelere gitmektedir. “Hint Devriminin Perspektifleri” ve “Hint Devriminin Taktik Çizgisi” 1 May›s 1969’da ve 17 May›s 1969’da arka arkaya yay›nland›. Bu makaleler Hindistan’daki Yeni Demokratik Devrimin temel stratejik ve taktik hatt›n› ortaya koymaktayd›. Kanai Chatterjee ve Amulya Sen yoldafllar yaln›zca revizyonist ideoloji ve siyasete isyan etmekle kalmad›lar; “Kahvehane devrimcili¤i” gelene¤ini de y›kt›lar. Kalküta flehrinden ayr›larak Bihar’da geri kalm›fl ormanl› alanlarda faaliyet sürdürmeye gittiler. Hindistan’da Yeni Demokratik Devriminin tamamlanmas› için yoksul köylülü¤ü temel alarak s›n›f mücadelesini örgütlediler. Günümüzde HMKM’ye önderlik eden 2. kuflak da bu

15 gelene¤i sürdürmektedir. Günümüzde de devam eden MKM tarz› çal›flma, tüm güçlüklere ra¤men sade bir yaflam sürdürme ve köylülükle, ezilen s›n›flarla iyi iliflkiler kurmay› esas almaktad›r. HMKM, flehirleri k›rlardan kuflatma ilkesine uygun olarak “k›rl›k bölgeler, savafl›n esas yerleridir” anlay›fl›n› savunmaktad›r. HMKM, k›rsal bölgelerde köylülükle çal›flmaya ve silahl› mücadeleyi gelifltirmeye özel önem vermektedir. MKM de, HKP/ML (HS) da, do¤ru olarak, Hint devriminde Çin yolunu esas yol olarak kabul etmekte ve her iki gerçek komünist örgütün liderli¤i de Mao’nun ö¤retilerini temel almaktad›r. MKM tarihi, zengin deneyimlerle, anlay›fllarla Hindistan Komünist Hareketi’nde ayr› bir ak›md›r. MERKEZ‹ GÖREV OLARAK HALK SAVAfiI Bafllang›c›ndan bu yana MKM silahl› mücadeleyi esas mücadele biçimi olarak almakta ve uzun süreli Halk Savafl› Partinin esas görevi olarak kabul edilmektedir. Dünyada hiçbir parti bafllang›çta tam bir bilgiye ve kavray›fla sahip olamaz. Mao’nun dedi¤i gibi savafl, savafl içinde ö¤renilir. 1960’larda MKM’nin devrim sorunundaki netlik düzeyini anlamak önemlidir. “Bu silahl› devrimci savafl silahl› halk›n kendisinin savafl›d›r, Mao Zedung’un gösterdi¤i uzun süreli Halk Savafl›’d›r. Hindistan’›n somut ekonomik ve siyasi durumu büyük lider ve ö¤retmen Mao Zedung’un yolunun, Çin devriminin yolunun, -ki bu, güçlü bir hak ordusu kurarak k›rsal alanda dayanabilecek, güçlü, kendi kendisine yeten üs bölgeleri kurma, bunlar› sa¤lamlaflt›rma ve halk ordusuyla, üs bölgelerini geniflleterek kentleri k›rdan sararak k›rsal› kurtarma ve son olarak flehirleri ele geçirme ve gerici devleti y›karak devleti ve halk›n siyasi iktidar›n› kurma- bu uzun süreli Halk Savafl› yolu Hindistan halk›n›n kurtuluflu için tek yoldur, bu yol Yeni Demokratik Devrimin zaferinin yoludur.” “Hiç ayr›ms›z bütün dünyan›n revizyonistleri halk› Halk Savafl› yolundan... devrimci halk›n silahl› iktidar›n› kurma yolundan ve gerici egemen s›n›flar›n devlet mekanizmalar›n› y›karak proletarya diktatörlü¤ünü kuracak yoldan ay›rmak için ellerinden geleni yapacaklar.” MKM önderli¤i Halk Savafl› Teorisini yaln›zca prensip olarak kabul etmiyorlar; ayn› zamanda hayata uygulamak için de ellerinden geleni yap›yorlar. Bihar’›n geri kalm›fl, uzak, k›rsal alanlar›n› seçerek buradaki yoksul, topraks›z köylüleri özellikle de yerlileri ve kabilelerde yaflayanlar› örgütleyerek köylü hareketini ve silahl› mücadeleyi gelifltirmeyi hedefliyor. Parti daha sonra bu bölgelerde yerel toprak a¤alar›na, onlar›n silahl› adamlar›na, özel orduya, orman korucular›na ve devletin polis gücüne karfl› zorlu savafllar ve sert s›n›f mücadelesi vererek bu bölgelerde gerilla bölgeleri infla ediyorlar. MKM savafl içinde müfrezeleri ve milis kuvvetlerini oluflturuyor. MKM’nin büyümesinde, 1970’lerde kabilelerin Bihar’›n da¤l›k bölgelerinde ba¤›ms›z bir devlet kurmak için bafllatt›klar› Jharkhand hareketini analiz etmelerinin ve onunla ba¤lant› kurmalar›n›n etkisi bulunmaktad›r. Düflman s›n›f mücadelesinin yükseliflini bast›rmak için polis güçlerinin yan›nda paramiliter güçler de oluflturmakta. Bu nedenle Maoist gerillalar, kontr-gerilla savafl›na göre e¤itilen para-militer güçlerle, özel görev kuvvetlerine karfl› da önlem almaktalar. Bu gereklilikten kaynakl› HMKM, silahl› kuvvetlerini

nitelik ve nicelik olarak gelifltirdi. Küçük gruplar, tak›mlara evrildi ve güçlerin hepsi Halk Kurtulufl Gerilla Ordusu olarak isimlendirildi. Aç›kt›r ki, gerilla savafl› halk savafl›nda stratejik bir rol oynamaktad›r. Ancak savafl›n geliflim düzeyine uygun olarak gerilla savafl› hareketli savafla ve mevzi savafl›na evrilecektir. Günümüzde mücadele hareketli savafla do¤ru geliflmektedir. MKM’nin kurulufl belgelerinde Hindistan devriminin gelifliminde üs bölgelerinin önemine vurgu yap›lmaktad›r. “E¤er biz toprak devrimini gerçeklefltirmek ve halk ordusuyla k›z›l üs alanlar›n› infla etmek istiyorsak; bunlar›n birbirleriyle iliflkilerinde baz› temel ilkelere her zaman uymak zorunday›z. Silahl› toprak devrimi, halk ordusunu ve k›z›l üsleri infla etmek ve sa¤lamlaflt›rmak görevleri iç içe geçmifltir. * Silahl› toprak devrimi olmadan halk ordusu infla edilemez. Benzer flekilde, toprak devrimi halk ordusu olmadan gelifltirilemez. * Yine halk ordusu olmadan üs bölgeleri kurulamaz. Benzer flekilde, üs bölgeleri olmadan halk ordusu oluflturulamaz. * K›z›l üs bölgelerinin kurulmas› yaln›zca toprak devrimi için gerilla mücadelesi verilmesiyle ve halk ordusunun oluflturulmas›yla mümkündür. Yine ancak bu çal›flmayla devrimci yükselifl ülkenin her taraf›na yay›labilir. Üs bölgelerine ba¤l› olarak, halk ordusunun da çabalar›yla toprak devrimi sa¤lamlaflt›r›labilir, derinlefltirilebilir ve yayg›nlaflt›r›labilir.” K›z›l siyasi iktidar› oluflturmak için gerekli iliflkileri do¤ru bir flekilde anlama sorunu Hindistan Komünist Hareketi’nde önemli bir sorundur. Hint gerici devletinin gücü göz önüne al›nd›¤›nda, üs bölgelerini infla etmek kolay de¤ildir. Ancak HMKM, merkezi ele ald›¤› bölgelerde bu konuda önemli ilerlemeler sa¤lam›flt›r. Devrimci Köylü Komiteleri köylerde iktidar›n› sürdürmektedir. Bu komiteler s›n›f düflman›ndan ele geçirilen toprak ve ürünleri paylaflt›rmakta, önemli ifllerin yürütülmesini örgütlemekte, sorunlar› çözmekte ve halk›n güvenli¤ini sa¤lamakta. Kültürel gruplar, flark› ve dans› kullanarak devrimci çizgiyi sürdürmektedir. Hindistan’›n bu bölümünde, merkezi otoritece ihmal edildiklerinden okur-yazar olmayanlara temel okuma ve tabi ki politika, devrimci otoritenin kurdu¤u okullarda ö¤retilmektedir. Halk›n içinde yeni iliflkiler ve yeni kültür ad›m ad›m oluflturulmakta. Bu özellikle kad›nlar›n yeni rolünde fark edilmektedir. Hindistan’›n bu geri kalm›fl bölgelerinde her türlü bat›l inanç ve ortaça¤dan kalm›fl gelenekler kad›nlar› daha fazla ezmektedir, buna ek olarak erkeklerle paylafl›lan yoksulluk da cabas›. Günümüzde çok say›da genç kad›n devrimci hareketin her alan›nda kültürel gruplardan silahl› gruplara ve müfrezelere kadar yer almaktad›r. Çocuk evlilikleri, k›rbaç cezas› halk›n kontrolündeki bölgelerde yasakland›. Özellikle de her y›l bölgede yüzlerce kad›n›n ölümüne yol açan cad› av›n› yok etmeye yönelik ciddi ad›mlar at›lmakta. Bu gerici gelenekler zorla de¤il, ›srarl› elefltirilerle, e¤itimle, HMKM’nin kültürel gruplar›n›n flark›lar›yla yok edilmeye çal›fl›lmakta. TÜM-H‹ND‹STAN PERSPEKT‹F‹ HMKM, genifl Hindistan’›n yaln›zca bir bölümünde faaliyet gösterse de, ulusal çapta bir politik perspektife sahiptir. Yaz›m›z›n bafl›nda da bahsetti¤imiz gibi Pencap’taki Hindistan Devrimci Komünist Merkez (Maoist)’le birleflmesiyle Delhi’nin kuzeyindeki tar›m bölgesinde Partinin gücü oldukça artt›.

22 Ekim-4 Kasım 2004 Jharkhand’da dahi önemli sanayi kollar› bulunmaktad›r. Özellikle Hindistan’›n en büyük özel bürokrat kapitalist grubu olan Tata’n›n genifl çapta çelik üreten birimleri bulunmaktad›r. Buradaki kitlelerin Hindistan’›n geri kalan bölgeleriyle ba¤› kopuk de¤ildir. Bunlar dahi Jhankhard ve çevresinde k›z›l siyasi iktidar kurman›n tüm Hindistan devrimi için önemini ortaya koymaktad›r. Devrimi tüm Hindistan çap›na yayma yolundaki sorunlardan biri Marksizm-LeninizmMaoizmi temel alan ve DEH’de birleflmifl olan tek öncü partinin oluflturulmas›d›r. Hindistan’›n geniflli¤i, tarih vb. bir dizi nedenden kaynakl› komünist hareket farkl› ak›mlar yoluyla geliflmifltir. Gerçek komünistlerin birleflmesi gerici devleti y›kmak için aç›k bir gerekliliktir. Geçmiflte komünist güçleri birlefltirme baflar›s›zl›kla sonuçlanm›flt›. Bu öyle trajik bir hal alm›flt› ki 1990’lar›n sonlar›na do¤ru HKP(ML) (HS) ile MKM silahl› çat›flmaya dahi girmiflti. Önemli bir not olarak belirtmek gerekirse MKM h›zl› bir flekilde sorunu DEH’e tafl›m›fl ve sorunun çözülmesi için çaba harcam›flt›r. Bu sorunlar›n ç›kmas›ndan bu yana HMKM ile HKP(ML) (HS) aras›nda iliflkilerin geliflmesinin önemi anlafl›lm›fl, birleflmenin imkan› üzerine tart›flmalar bafllam›flt›r. REHBER ‹DEOLOJ‹ OLARAK MARKS‹ZM-LEN‹N‹ZM-MAO‹ZM Son y›llarda HMKM’nin ilerlemesinde önemli bir anahtar da 2000 y›l›nda MKM’nin Partinin rehber ideolojisi olarak MarksizmLeninizm-Maoizm’i kabul etmesiydi. HMKM, kuruluflundan 2000’e kadar rehber ideolojiyi Marksizm-Leninizm-Mao Zedung Düflüncesi olarak formüle ediyordu. Parti içindeki muhalifler gizlice hizipçi faaliyetlere baflvurdular ve “Mao düflüncesi ya da Maoizm” adl› bir makaleyi yay›nlad›lar. Oportünistler “Kahrolsun Maoizm! Yaflas›n Mao Düflüncesi” sloganlar›n› att›lar. Muhalefet örgütlü olarak güçlü say›lmazd› ve temelde reddedildi. HMKM soruna do¤ru bir metotla yaklaflarak ideolojik mücadeleyi gelifltirmifl ve yanl›fl çizgiyi mahkum ederken Maoist çizgiyi ileri tafl›m›flt›r. HMKM MK Haziran 2003’te polemik belgesi yay›nlad›: “Maoizm tart›flmas›nda do¤ru tav›r alal›m, Maoizm karfl›tlar›na karfl› mücadeleyi yükseltelim!” Oportünist muhalifler, Maoizm konusundaki tav›rlar›nda sonra örgüt karfl›t› bir konuma s›çram›fllard›r. Oportünistler flunu anlam›fllard›r ki; Maoizm’i kabul etmek yaln›zca kavram de¤iflikli¤inden öte, daha önemli bir konudur. Oportünistlerin temel sald›r›lar›nda bu; Mao’nun Stalin elefltirileriydi. Onlar ayr›ca DEH’e ve HMKM’nin DEH’e kat›l›fl›na da karfl›yd›lar. Onlar DEH’in bölücü rol oynad›¤›n› düflünüyorlard›. Bu sorunu tart›flt›¤›m›zda, HMKM’nin prati¤inden de anlafl›laca¤› gibi, Maoizm’i birlik için temel almak, Maoist güçlerin yak›nlaflmas›n› ve birleflme perspektifinin mümkün hale gelmesini sa¤lamaktad›r. HMKM, birçok Maoist güçle flimdiden birleflti. Bu ilerleme büyük hedefimiz olan Hindistan’da tek Maoist Partinin kurulmas›n› sa¤layacakt›r. Hindistan’daki Maoist güçlerin do¤ru temelde birleflmesine DEH Partilerinin Güney Asya Bölgesel Konferans›nda da de¤inilmifltir. “Marksist-Leninist-Maoist do¤ru temel çizgi, DEH içinde birleflmek” gereklidir. Hindistan’daki Maoist güçlerin birleflme yolunda iliflkilerinin geliflmesi ne bir tesadüf ne de flanst›r. Bunda MKM’nin Maoizm’i kabul ederek DEH’e girmesinin önemi büyüktür.


24 Eylül-7 Ekim 2004

16

7

Ülkemizde egemenlerin davullu zurnal› yapt›klar› AB kutlamas›n›n as›l yüzü, uygulamalar›n pratikte somutlanmas› ile gerçek yüzünü gösterecek ve halklar nezdinde mahkum olacakt›r.

Yüzümüze sürülmeye çal›fl›lan AB makyaj›

HER YER‹NDEN DÖKÜLÜYOR t›r.

6 Ekim’de AB Geniflleme Raporu’nun yay›nlanmas›n›n ard›ndan yaflanan geliflmeler oldukça önemlidir. Türkiye’de burjuva bas›n “bu ifl bitti” imaj›n› oluflturmaya çal›fl›rken Avrupa bas›n› (özellikle ‹spanyol, ‹ngiliz ve Alman bas›n›) ise daha temkinli yaklaflmay› tercih etti. Temkinli yaklaflan bu çevrelerin öne ç›kard›¤› yönler özellikle; pazarl›k sürecinin bafllam›fl olmas›n›n üyelik ile ayn› anlama gelmedi¤i, bu sürecin herhangi bir üyenin itiraz› ile yar›da kesilebilece¤i, Türkiye’nin daha çok “düzenleme” yapmas› gerekti¤i, AB kamuoyunun genel olarak bu üyeli¤e karfl› oldu¤u vb. Türkiye’deki burjuva bas›n ise raporun aç›klanmas›n›n ard›ndan “y›llarca bekledi¤imiz gün geldi” yaygaras›n› koparmaya bafllad› bile. Burjuva bas›n›n tav›rlar› noktas›nda özellikle üstünde durulmas› gereken en önemli nokta “bu bir modernleflme projesidir”, “bafltan afla¤› bir de¤iflimi içermektedir” ve hatta daha eskiye giderek “Osmanl› döneminde de reformlar hep Avrupa’n›n bask›s› ile oldu” sözleri ile bafllat›lan emperyalistlere olmad›k methiyeler dizme kampanyas›d›r. Türk egemen s›n›flar› bir anlamda “iyi ki emperyalistler var” anlam›na gelen yaltaklanma durumunda iken Avrupa’n›n temkinli tav›rlar› asl›nda y›llard›r yaflanan sürecin tekrar›ndan baflka bir fley de¤il. Bu tart›flmalar›n yan›s›ra az›nl›k tart›flmalar› ve bu konudaki aç›klamalar yine televizyon ekranlar›n› doldu-

ran görüntüler oldu. “Aleviler az›nl›k m›d›r?” tart›flmas›n›n yan› s›ra Kürtlerin belli haklar›n›n tan›nmas›, onlar› ayr› bir statü içine sokup sokmayaca¤› tart›flmalar› tüm milliyetçilik histerileri flaha kald›r›larak yap›ld›. Erdo¤an’›n “ben de Aleviyim”, “Cemevleri ibadet yerleri de¤ildir” aç›klamalar› bas›n›n ana manfletleri oldu. Bir nimet olarak önümüze konulan AB’nin ezilenlere ne getirdi¤i ise perdenin hiç aç›lmayan k›sm›n› oluflturdu. AB program›n›n uygulanmas› durumunda yaflanacaklar›n ise öncekilerden çok farkl› ve büyük olaca¤› net olan bir durum. AB’YE UYUM YASALARI UYARINCA PARLATILAN 28212822 SAYILI SEND‹KALAR VE TOPLU ‹fi SÖZLEfiMES‹, GREV VE LOKAVT YASA TASARISI NE GET‹R‹YOR, NE GÖTÜRÜYOR? Kendinden önceki hükümetler döneminde oldu¤u gibi, AKP hükümeti de ifl bafl›na gelir gelmez, gerek AB’ye “uyum yasalar›” çerçevesinde, gerekse de yerli ve uluslararas› sermayenin beklentilerine dönük bir dizi hak gasp›n› içeren ve yeni sald›r› dalgalar›n› içinde bar›nd›ran yeni yasalar ç›kard›. “‹fl Yasas›”, “‹fl Güvencesi Yasas›”, “Sosyal Güvenlik Yasalar›”yla ilgili kimi düzenlemeler, çeflitli yeni vergi düzenlemeleri bunlar›n baz›lar› ve en önemlileridir. Bu yasalarla “AB’ye uyum” ad› alt›nda sermayenin ve onun sözcüsü hükümetin iflçi ve emekçi düflman› yüzü gizlenemeyecek kadar ortaya ç›km›fl-

‹flte flimdilerde AB tart›flmalar› ile birlikte yeni bir yasa tasar›s› daha AKP hükümeti taraf›ndan gündeme getirilmektedir: 2821-2822 say›l› Sendikalar- Toplu ‹fl Sözleflmesi, Grev ve Lokavt yasalar› de¤ifliklikleri... Bu yasalar›n çok yönlü incelenmesi ayn› zamanda AB tart›flmalar›n›n yafland›¤› günlerde emperyalist birli¤in gerçek yüzünün kavranmas›na da yard›mc› olacakt›r. “Gelen gideni arat›r” özdeyiflindeki gibi ç›kar›lan her yeni yasa, yap›lan her yeni düzenleme iptal edilenleri yani kendinden bir öncekini aratmaktad›r. Türkiye’yi adeta aç›k bir hapishaneye çeviren o ünlü 141-142 yasalar› gibi, kölece çal›flmay› meflrulaflt›ran Yeni ‹fl Yasas›’nda ya da mezarda emeklili¤i getiren Yeni “Sosyal Güvenlik” Yasas›’nda vb. oldu¤u gibi. Geliflmelerle birlikte flu soru hemen akla gelmektedir; “Neden mevcut yasada bir de¤iflikli¤e ve yeni bir düzenlemeye ihtiyaç duyulmaktad›r?” Halen mevcut olan yasan›n anti-demokratik, iflçi ve emekçi düflman› bir yasa oldu¤u ortadad›r. Peki söz konusu yasa bu süreçte iflçilerin taleplerini karfl›lamak için mi yoksa “AB’ye uyum” ad›na ç›kart›lan di¤er anti-demokratik iflçi ve emekçi düflman› yasalar› tamamlayan, onlarla ayn› nitelikte olan ve haklarda geriye gidifli getiren bir düzenleme yapmak için mi de¤ifltirilmektedir? Kuflkusuz ki as›l neden ikinci söyledi¤imizdir. AKP hükümeti taraf›ndan gündeme sokulan de¤ifliklik tasar›lar› bu kapsamda de¤erlendirilmelidir. 28212822 say›l› yasalarda de¤iflikli¤e ihtiyaç yok mudur? Elbette ki vard›r. Sendikalar›n varl›klar›n› korumalar›ndan tutun da, ifl yerlerinde örgütlenmeleri, yetki ve T‹S, grev-lokavt sorunu, örgütlenmelerin önündeki her türlü engeller hala tüm yak›c›l›¤›yla devam etmektedir. Yine sendikalar›n anti-demokratik yap›lar›n›n demokratikleflerek, s›n›f kimli¤ine oturmas› da hayati bir konudur. Ama gelin görün ki, söz konusu de¤ifliklik tasar›lar› emekçilerde oluflturulan beklentilerin aksine bu çerçevede olmay›p, yine egemenlerin ve sendika bürokratlar›n›n ç›kar ve beklentilerine dönük ol-

maktad›r. Nitekim haz›rlanan yeni tasar› mevcut 2821-2822 say›l› yasalar›n anti-demokratik yan›n› oldu¤u gibi korumaktad›r. Haz›rlanan 2821-2822 say›l› yasa tasar›lar› incelendi¤inde, hiçbir temel de¤iflikli¤i içermedi¤i görülmektedir. Bilakis, birkaç göstermelik de¤iflikli¤in d›fl›nda yap›lan yeni ilavelerle esnek, kurals›z, köleci ifl yaflam›na uygun hale getirme hedeflenmifl ve ayn› iflçi-emekçi düflman› niteli¤i oldu¤u gibi korunmufltur. Yeni getirdikleri ise, mevcutlardan daha geri, aldat›c›, bask›c› ve yok edici olacakt›r. “2821 say›l› sendikalar yasas›na iliflkin yeni tasar›daki düzenlemeler neler al›p götürüyor?” diye sorarsak öncelikle flunu belirtmek gerekir; bu yasa de¤iflikli¤i esas olarak mevcut bürokrat sendika a¤al›¤› sistemini oldu¤u gibi koruyup-kollamakta ve hiçbir temel konuda s›n›f ç›karlar›na dönük ileri kabul edilebilecek bir düzenlemeyi içermemektedir. Yasa de¤ifliklik tasar›s›nda önemli gördü¤ümüz de¤ifliklikleri s›ralad›¤›m›zda da bu net bir flekilde görülecektir; * De¤ifliklik tasar›s›nda sendika ola¤an genel kurullar›n›n toplanmas› yani kongrelerin süresi 4 y›ldan 3 y›la indirilmektedir. Bu bir “iyileflme” gibi görülse de, sendika a¤alar›n›n ömrünün daralt›ld›¤› ve yeterli oldu¤u söylenemez. * ‹flkolu baraj› tümüyle kald›r›lmay›p, %10 olan oran, % 5’e düflürülmektedir. Dolay›s›yla sendikalar›n bafl›ndaki k›l›ç, varl›¤›n› sürdürmekte ve örgütlenmenin önündeki en büyük engellerden biri korunmaya devam etmektedir. * Çal›flma Bakanl›¤›’n›n yetki verme prosedürü oldu¤u gibi korunmaktad›r. Yetki alma sürecinin uzunlu¤u ve bürokratik ifllemlerin çoklu¤u ortadan kald›r›lmam›flt›r. * Sendikalarda yönetici olarak görev al›p, sonras›nda seçilemeyenler, aday olmayanlar vb. iste¤i halinde ifle bafllat›lmalar› zorunlulu¤u ortadan kald›r›lmakta ve bu haliyle sendikac›lar›n ifl güvencesi ortadan kald›r›lmaktad›r. * Sendikalar›n, genel kurullarda seçilen denetim organlar›nca denetlenmesi d›fl›nda, bu düzenlemeyle


7

17 sadaki bütün k›s›tlamalar, engeller oldu¤u gibi korunmaktad›r. Kimi konularda ise daha da sa¤lamlaflt›r›lmak istenerek, sermaye kesimlerinin diz-

“yeminli mali müflavirlerce” de denetlenmesi, bunun yapt›r›lmamas› durumunda ceza öngörülmesi hükmü getirilerek, sendikalar daha bir

gür iradeleriyle seçme haklar› gasp edilmeye devam edilmektedir. *Delege seçimlerindeki anti-demokratik yönetmeliklere olanak sa¤-

cendere içine al›nmak istenmektedir. * Sendika üyelerinden kesilen üye aidatlar›ndaki oran kald›r›larak, sendika bürokratlar›na s›n›rs›z aidat belirleme yetkisi tan›nmaktad›r. * 28 olan ifl kollar› say›s› 18’e düflürülmekte ve kimi iflkollar›ndaki s›n›f karakteri tafl›yan sendikalar böylelikle tasfiye edilmektedir. * Çal›flma Bakanl›¤›’n›n yetkili sendika belirlenmesindeki prosedüre “sosyal güvenlik kurulufllar›na” (SSK ve Emekli Sand›¤› vb.) yap›lan bildirimlerden yararlan›larak sonuca var›lmas›, yetki alma sürecini uzatan bir uygulama olarak karfl›m›za ç›kmaktad›r. * Genel kurullar›n toplanmas› s›ras›nda hükümeti temsilen hükümet komiserinin bulunmas› zorunlulu¤u kald›r›lm›flt›r. * Sendika kurucusu olmak için aranan flartlardan “ideolojik-siyasal mahkumiyet” korunmakta olup, iflçi önderlerinin, devrimcilerin sendika kurucusu olmalar› engellenmekte ve bu haliyle iflçilerin siyaset yapmalar› engellenmekte ve düflünce yasaklar› devam etmektedir. * Mevcut yasada oldu¤u gibi yeni düzenlemede de temsilcilerin seçimle de¤il de, bürokrat sendikac›larca atanmas› uygulamas› devam ettirilmekte, sendikac›lar›n arkas›na sakland›klar› z›rh korunmakta ve iflçilerin temsilcilerini kendi öz-

layan yap› korunmakAB üyesi ülkelerde ginsiz at oynatmas›ta, özgür delege seçi- bulunan iflçiler, emekçi- n›n, çal›flanlar› sefami ortam› yarat›lma- ler, köylüler haklar›n› let içinde, kar›n tokmaktad›r. korumak için mücadele lu¤una, örgütsüz, fiimdi yukar›da sosyal güvencesiz içinde. Bugün Türkiyeli çal›flt›rmas›n›n yaözetledi¤imiz de¤iflikliklerde 2821 say›- emekçilere g›pta ile bak- sal dayanaklar› l› sendikalar yasas›- t›r›lan, özendirilen AB oluflturulmaktad›r. n›n demokratikleflti- üyesi ülkelerin hüküÖzetle yasa tasa¤i, anti-demokratik metleri ise sermaye biri- r›s›nda; niteli¤inden ar›nd›r›l- kimlerini h›zland›rmak, * Öncelikle d›¤› ve sendikalar›n grev yasaklar› hakâr oranlar›n yükseltiflçi s›n›f›n›n ba¤›mlen devam ettirilmek, sömürü oran›n› mektedir. s›z demokratik örgütHak art›rmak hiçbir engel taleri haline getirilece¤i Grevi, Dayan›flma gibi sonuçlar ç›kar›la- n›madan çaba sarfedi- ve Genel Grev gibi bilir mi? Çok aç›k ki yor. grev çeflitleri yasak hay›r. Bu sonucu ç›olmaya devam etkarmak için s›n›f›n yan›ndan de¤il, mektedir. sermaye ç›karlar› ve bürokrat sar› * Lokavt uygulamas› oldu¤u gibi sendikac›lar aç›s›ndan bakmak gere- korunmaktad›r. kir. Oysa biz s›n›f ç›karlar›m›z ve s›* Yüksek Hakem Kurulu (YHK) n›f sendikac›l›¤› perspektifiyle yak- oldu¤u gibi muhafaza edilmektedir. laflt›¤›m›zda böyle sonuçlar ç›karm›* Çal›flma Bakanl›¤›’n›n türlü enyor, tersine yasan›n anti-demokratik geller ç›kararak verdi¤i T‹S yetkisi özünün korundu¤u, yeni düzenleme- prosedürü oldu¤u gibi devam etmeklerle daha da pekifltirildi¤i sonucuna tedir. var›yoruz. * T‹S yetkisi süreleri 6 ay› bulan Bir de 2822 say›l› T‹S-Grev ve türlü engellerle aynen korunmakLokavt Yasas›’na iliflkin yeni yasa ta- tad›r. sar›s›n›n neler içerdi¤ine bakacak * Bakanlar Kurulu’na verilen olursak; “grev ertelemesi” uygulamas› aynen Söz konusu bu yasa aç›s›ndan da devam ettirilmektedir. Üstelik sonradurum yukar›da özetledi¤imiz gibidir. dan aç›lacak “yürütmeyi durdur‹fl yasas›n›n faflist, bask›c›, esnek, ku- ma” davalar›n›n en bafl›ndan engelrals›z, anti-demokratik karakteri, bu lenmesi için “Dan›fltay’dan görüfl isyasaya da yans›makta ve mevcut ya- teme” uygulamas›na geçilerek, bu an-

22 Ekim-4 Kasım 2004 ti-demokratik durum pekifltirilmektedir. * Grev s›ras›nda iflyeri önünde çad›r kurulmas›n›n engellenmesi, grev gözcülerinin s›n›rland›r›lmas›, grevcilerin iflyerinin önünde durmalar›n›n engellenmesi vb. uygulamalar oldu¤u gibi korunarak, grevin baflar›ya ulaflmas› engellenmektedir. * Grev boyunca greve kat›lmayanlar›n, tafleron iflçilerinin, stajyerlerin çal›flt›r›lmalar› olana¤› bu tasar›da patrona verilerek, grevlerin amac›na ulaflmas› imkan› ortadan kald›r›lmaktad›r. * Grev s›ras›nda ifl yerlerinden mal ç›kar›lmas› serbest b›rak›lmakta, bunu engelleyenlerin bu giriflimi yasaklanmaktad›r. Özetlemeye çal›flt›¤›m›z gibi “AB’ye uyum” ad› alt›nda yap›lan bu de¤ifliklikler iflçilerin ve emekçilerin ç›karlar›na de¤ildir. Oysa çeflitli milliyetlerden Türkiye iflçi s›n›f›n›n ça¤dafl, ihtiyaca cevap verebilecek Sendikalar, T‹S, Grev ve Lokavt Yasas›’na olan ihtiyac›, dün oldu¤u gibi bugün de devam etmektedir. AB’N‹N B‹R‹NC‹ HAYAL‹ UCUZ ‹fiÇ‹L‹K Bu geliflmelerin yan›nda AB ‹lerleme Raporu’nun çeflitli bölümleri incelendi¤inde Türkiye iflçi s›n›f› ve emekçi halk›m›z› bekleyen daha büyük tehlikeleri de görmek mümkün. Örne¤in raporun “tavsiyeler” bölümünde Türkiye’ye biçilen birinci misyonunun Avrupa’n›n ucuz iflçi deposu olmak fleklinde düzenlendi¤ini görebiliyoruz. ‹fl gücünün serbest dolafl›m›na dair al›nacak tedbirler bir bak›ma Türkiye’deki ücretlerin düflüklü¤ünü de güvence alt›na al›yor. AB yetkililerinin Türkiye ziyaretlerinde dillerinden düflürmedikleri sosyal haklar›n gelifltirilmesinin yan›nda, bu haklar› yok etmek için dayat›lan tüm yap›sal düzenlemelerin IMF talimatlar› ile yap›ld›¤› ortada. IMF’nin stand-by anlaflmalar› ile yap›lan özellefltirmelerden övgü ile bahseden ve raporunda bunlar› ilerleme olarak gösteren AB’nin ilerleme anlay›fl›n› buradan görmek mümkün. Üstelik AB bugüne kadar IMF talimatlar›n› harfiyen uygulayan bütün hükümetlerden övgü ile bahsetmektedir ve yap›lan özellefltirmeler, tar›m›n tasfiyesi gibi noktalar AB aç›s›ndan daha etkili ad›mlar›n at›lmas›n› gerektirecek önemli konulard›r. Aç›kça söylemek gerekir ki AB’nin tüm raporlar›, tüm senaryolar› iflçileri, emekçileri, köylüleri de¤il sadece emperyalistleri, uflaklar›n›, iflbirlik-


22 Ekim-4 Kasım 2004

18

Üstelik AB’nin tar›ma verdi¤i sözde önemden bahsetmekle birlikte mevcut olan Ortak Tar›m Politikas›n›n asl›nda Avrupa’da da köylüleri yok etti¤ini söylemek mümkün. Yap›lan araflt›rmalara göre Avrupa’da her 3 dakikada 1 tane köylü iflas ediyor.

Aç›kça söylemek gerekir ki AB’nin tüm raporlar›, tüm senaryolar› iflçileri, emekçileri, köylüleri de¤il sadece emperyalistleri, uflaklar›n›, iflbirlikçilerini memnun edecek hükümlerle doludur. likçilerini memnun edecek hükümlerle doludur. IMF dayatmalar›n›n ülkemizde emekçilere reva gördü¤ü y›k›m, AB için övgü ile bahsedilen bir konu olmakta ve AB’li emperyalistler “e¤er üye olmak istiyorsan›z bu sald›r›lara h›z verin” diyebilmektedir. AB ÜLKELER‹NDE DE EMEKÇ‹LER HAK GASPLARINA KARfiI AYAKTA Almanya’da uzunca bir süredir yap›lan “Pazartesi Eylemleri”nin talepleri incelendi¤inde AB ülkelerinde yaflanan hak gasplar›n›n boyutu da anlafl›labilir. Ve böylece AB’nin bize gösterilmeye çal›fl›ld›¤› gibi “yeryüzünde bir cennet” olmad›¤› da görülebilir. Türkiye’de egemenler, 6 Ekim’de aç›klanan ‹lerme Raporu’nun ard›ndan davullu zurnal› yalanc› dü¤ünler yaparken, AB’nin “örnek” ülkelerinden Almanya’da emekçiler ellerinden al›nmak istenen haklar›n› korumak ve ücretlerindeki erimeyi protesto etmek için sokaklarda idi. Yine Fransa’da, ‹talya’da, ‹spanya’da ve Yunanistan’da binlerce emekçi hükümetlerinin bu konudaki kararlar›n› ve sald›r›lar›n› protesto için günler süren eylemler yapt›lar. Özellikle Yunanistan’da yap›lan köylü eylemleri hepimizin haf›zalar›nda yerini koruyor. Haf›zam›z› flöyle bir yoklayarak biraz geriye gidersek; Almanya’da yaklafl›k 80 bin iflçisi bulunan otomotiv sektörünün devlerinden DaimlerChrysler flirketinin almak istedi¤i tasarruf önlemlerine karfl› 20 bin iflçinin yapt›¤› meflaleli eylemi hat›rlayabiliriz. Ya da Yunanistan’da bas›n emekçilerinin haklar›n› almak için ç›kt›klar› grevi hat›rlamak zor olmaz. Özellikle yukar›da bahsini etti¤imiz Almanya’daki “Pazartesi Eylemleri”ne dönersek; Almanya’da ad›na reform denilerek sessizce uygulamaya konulan 2010 Agenda Program› gerçekten emperyalistlerin iddia etti¤i gibi bir dizi reformu mu kaps›yor yoksa tam olarak emekçilere yönelik bir sald›r› dalgas› m›? Bu yasa kapsam›nda Almanya’da yap›lanlar› s›ralayarak yasan›n özünün ne oldu-

7

¤unu do¤ru anlamak mümkün. ‹lk olarak iflsizlik yard›m› ile sosyal yard›m birlefltirilerek cüzi miktarlara düflürülüyor ve bu yard›mlar› alma koflullar› oldukça zorlaflt›r›l›yor. Bunun yan›nda iflten ç›karmalar kolaylaflt›r›l›yor, emekli maafllar› düflürülüyor, hastal›k sigortalar› özellefltiriliyor, e¤itim özellefltiriliyor ve harçlar yükseltiliyor, herhangi bir ödeme olmadan ifl saatleri yükseltiliyor, asgari ücret s›n›r› düflürülüyor vb. Yine Almanya’da General Motors’a ba¤l› Opel fabrikalar›ndan 12 bin iflçinin ç›kart›lmas› gündemde. ‹flsiz say›s›n›n 4 milyon 445 bin oldu¤u Almanya’da iflçiler yapt›klar› eylemlerde fabrikalara girifl ç›k›fl› engellediler ve talepleri kabul edilene kadar üretimin bafllamayaca¤›n› duyurdular. Biraz daha geriye gidip 10-13 Haziran 2004 tarihinde yap›lan Avrupa Parlamentosu seçimlerinin sonuçlar› ile birlikte de¤erlendirirsek tüm bu yaflananlar›n halk›n güvensizli¤ini flekillendirdi¤ini ve bunun da somut olarak seçim sand›¤›na yans›d›¤›n› görmek zor de¤il. 1979 y›l›ndan bu yana en düflük kat›l›ml› seçim olan bu seçim süreci AB üyesi ülkelerin halka dayatt›¤› y›k›m politikalar›ndan ve bunun sonucunda ortaya ç›kan tepkiden ayr› ele al›namaz. K›saca AB üyesi ülkelerde bulunan iflçiler, emekçiler, köylüler haklar›n› korumak için mücadele içinde. Bugün Türkiyeli emekçilere g›pta ile bakt›r›lan, özendirilen AB üyesi ülkelerin hükümetleri ise sermaye birikimlerini h›zland›rmak, kâr oranlar›n yükseltmek, sömürü oran›n› art›rmak hiçbir engel tan›madan çaba sarfediyor. TARIMDA AB KILIFI ‹LE TASF‹YE KAPIDA Türkiye’de tar›m sektörünün yo¤unlu¤u ile birlikte ele al›nd›¤›nda AB tart›flmalar›nda en önemli konulardan birini de tar›m›n tasfiyesinin oluflturdu¤u görülebilir. Kesinli¤i net olmamakla birlikte Türkiye’de yaklafl›k % 40 olan tar›msal nüfusun AB standart› olan % 6 seviyesine çekilmesi AB’nin dayatmalar› aras›nda. Bu en net tan›-

m› ile Türkiye nüfusunun % 29’unun ucuz ve ifl güvencesiz bir flekilde emek pazar›na sunulmas› anlam›na geliyor. Nüfusun üçte birini iflinden edecek böyle bir süreç elbette ki tüm kesimleri olumsuz etkileyecek. Bir yandan tar›m sektöründe özellefltirmelerin h›zlanmas›n› buyuran AB yetkilileri tar›mdan kopar›lacak olan kesimin istihdam edilmesini emrediyor. 2002 y›l›nda tar›mda tüm destekleme al›mlar›n› kald›ran ve yerine sadece Do¤rudan Gelir Deste¤i (DGD) ödemelerini getiren AKP hükümetinin o dönem bu konudaki savunusu da “AB’ye uyum” olmufltu ve örnek olarak arada uçurumlar olmas›na ra¤men AB ülkelerindeki uygulamalar gösterilmiflti. Ancak ortaya ç›kan gerçekler köylüler aç›s›ndan tam bir hayal k›r›kl›¤› olmufltu. Zengin köylüler, genifl toprak sahipleri DGD’den alabildi¤ince yararlan›rken yoksul köylüler adeta bir y›k›m sürecine sürüklenmiflti. Bugün aç›s›ndan bak›ld›¤›nda ise AB’nin özet olarak dedi¤i fludur; “tüm desteklemeleri azalt›p ithalatç› bir ülke olmay› kabul edin.” Bu, nüfusun büyük oranda tar›ma ba¤l› oldu¤u Türkiye’de y›k›mla efl anlaml› bir istektir. AKP hükümeti bu konudaki ilk ad›m› “2006-2010 Tar›m Stratejisi” isimli belge ile att›. Bu belgeye göre flu an üreticinin tek deste¤i olan Do¤rudan Gelir Deste¤i ödemeleri azalt›lacak ve sadece belli ürünlere verilecek. fiöyle ki destekler aras›nda pay› % 80 olan DGD ödemelerinin pay› % 45’e indiriliyor. Bunun yan›nda bir de özellefltirme sald›r›lar›n›n tar›m sektöründe de h›zland›r›lmas› görevi hükümetin önüne konulmufl durumda. EBK, YEMSAN, SEK, TZDK’n›n özellefltirilmesinin ard›ndan TEKEL, fieker Fabrikalar›, Gübre Fabrikalar› ve Çay Kur bu anlam› ile hükümetin özellefltirme sald›r›s›ndan nasibini almak üzere bekliyor. Türkiye’nin üyeli¤inin etkisi bölümünde yer alan baz› konular ise AB ve hükümetin as›l niyetini ve bundan sonraki çal›flmalarda izleyece¤i yöntemleri ortaya koyuyor. AB aç›kça

“rekabet flans›n yok, üyelik an›ndaki floktan kurtulmak için üye olmadan geçifl sürecinde iken AB’ye yönelik ticari k›s›tlamalar›n›z› kald›r›n” önerisini getiriyor. Bu, Samsun tütün ürecilerinin devletin politikalar›n› teflhir ederken kulland›¤› flu söze çok uygundur; “S›cak suya düflen kurba¤a z›playarak kendini kurtarmaya çal›fl›r, ancak kurba¤ay› suya koyup yavafl yavafl ›s›t›rsan›z suya al›fl›r ve kurtulma flans› kalmaz.” Üstelik AB’nin tar›ma verdi¤i sözde önemden bahsetmekle birlikte mevcut olan Ortak Tar›m Politikas›n›n asl›nda Avrupa’da da köylüleri yok etti¤ini söylemek mümkün. Yap›lan araflt›rmalara göre Avrupa’da her 3 dakikada 1 tane köylü iflas ediyor. Yukar›da da ifade etti¤imiz özellikle Yunanistan’da yap›lan köylü eylemleri bu anlamda önemli bir örnektir. Buradan Türkiye’ye geçersek; Türkiye geri, arazi tapulaflt›rmas› yapamam›fl, birim alandan fazla verim elde edememifl bir ülke durumundad›r. “Sürekli parçalanan arazide yani miras hukukunu çözememifl, h›zla Geneti¤i De¤ifltirilen Organizmalar ile topraklar› verimsizleflmeye bafllayan ortamda AB’ye girmeye kalkt›¤›m›zda durum ne olur?” sorusunun yan›t› tek kelime ile darbedir. Çünkü tüm bu uygulamalar ile zaten güçsüz hale gelmifl köylüye IMF-DB yapt›r›mlar› ve DTÖ ile son darbe vuruluyor. Tar›m alan›ndaki AB üyesi ülkeler ve Türkiye aras›ndaki bir eflitlikten ya da uyumdan bahsetmek gülünçtür. Bu benzetme bir yar›flta BMW ile bir bisikletçinin ayn›laflt›r›lmas› gibidir. AB’N‹N TÜRK‹YE’YE B‹ÇT‹⁄‹ M‹SYON: EMPERYAL‹ZM‹N TAfiERONLU⁄U Bu kapsamda bak›ld›¤›nda incelenmesi gereken önemli konulardan biri de ABD’nin de planlar› ile uyufluyormufl gibi görülen Büyük Ortado¤u ad› verilen bölgede Türkiye’nin tafleronluk hizmetidir. Bunu AB’nin yetki


7 li a¤›zlar›ndan al›nt›lar yaparak kan›tlamaya çal›flal›m. AB’nin Genifllemeden Sorumlu Komiseri Verhaugen’nin konu ile ilgili “AB’nin dünya siyasetinde oynayaca¤› önemli rol için Türkiye’nin üyeli¤i gerekli” sözleri; Almanya Baflbakan› Gerhard Schröder’in Türkiye ile ilgili özellikle güvenlik nedenlerinden dolay› müzakerelere bafllanmas›ndan yana oldu¤unu aç›kça belirtmesi; yine Almanya ‹çiflleri Bakan› Schily’nin “Türkiye’nin AB üyeli¤inin Bat› için çok büyük bir güvenlik kayna¤› olaca¤›”n› söylemesi emperyalistler aç›s›ndan Türkiye’nin bu tafleronluk görevine biçilmifl kaftan oldu¤unu kan›tlamaktad›r. Yine al›nt›larla devam edelim. New York Times gazetesi’nin 8 Ekim tarihli bafl yaz›s›ndaki yorum, söylediklerimizi do¤rulamaktad›r. “So¤uk savafltan sonra Avrupa, bir süreli¤ine gelecekte çekirde¤ini birkaç büyük devletin oluflturaca¤› bir federasyona do¤ru yönelece¤inin hayalini kurma lüksünü yaflad›. Ancak daha sonra Avrupa’n›n sadece güvenli¤i de¤il, temelini oluflturan de¤erlerini de tehdit eden ‹slamc› afl›r›lar›n uluslararas› terörizmin hakim oldu¤u yeni bir dönem bafllad›. Müslüman nüfusu ve laik demokrasisi ile Türkiye bu meydan okumaya karfl› koyacak tek ülke.” Bu al›nt›lar aç›kça AB’nin Türkiye’yi bir piyon gibi gördü¤ünü ispatlamaya yetmektedir. Bu konuda ne denli aceleci olduklar›n› da Almanya Savunma Bakan› Peter Struck Türkiye’ye yeniden silah sat›fl›n›n bafllat›lmas› yönlü yapt›¤› öneri ile ortaya koyuyor. “ZAL‹M‹N MECL‹S‹NDE OTURAN DA ZAL‹MD‹R!....” Demokrasi ve insan haklar› konusunda model olarak önümüze konulan AB’ye üye olan ülkelerde bu tablonun çarp›kl›¤› ve çarp›c›l›¤› bir kenara üye olman›n “efli¤indeki” ülkemizde bu konudaki “ad›m ve giriflimler” de sözde h›zland›r›lm›fl durumda. 29 Eylül-2 Ekim tarihleri aras›nda 90 ülkeden gelen konuklar›n kat›l›m› ile Türkiye’de düzenlenen “‹nsan Haklar›nda Yeni Taktikler Sempozyumu bu konudaki “olumlu” geliflmenin baflat örne¤ini oluflturdu. Bu sempozyumlar›n aç›l›fl konuflmas›n› ABD büyükelçisi Edelman yapt›. Yani günde 30 ölümün yafland›¤› Irak’› iflgal eden ABD’nin Türkiye büyükelçisi. Yap›lan sempozyumun amac› “insan haklar›nda yeni taktikler uygulayabilmek, dünyan›n farkl› yerlerinde benzer sorun-

19 lara yönelik irtibat oluflturabilmek, herkesin bulundu¤u yerden bu mücadeleye kat›l›m›n yollar›n› açmak” olarak tan›mlanm›fl ve amaç konusuna flöyle devam edilmiflti; “‹nsan haklar› mücadelesini yaln›zca sivil toplum kurulufllar› temelinde bir mücadele olmaktan ç›kar›p, hükümet ve devletlerin de katk›da bulunaca¤› bir mücadele haline sokma çabas›d›r.” ‹nsan haklar› mücadelesinde yeni taktikler olarak bahsettikleri ise cep telefonlar›n› kullanarak hak ihlallerini protesto etmek. Filistin’de, Irak’ta ve

sempozyumlara öncülük eden zalimlerin kurdu¤u bu “tart›flma” meclisine kat›lan ve bu sofraya ortak olanlar›n niteli¤inin bunlardan farkl› oldu¤unu kim iddia edebilir? Yani “zalimin meclisine oturan da zalimdir” gerçe¤ini kim inkar edebilir? Ülkemizdeki belli geliflmeler de bu konuda at›lm›fl önemli bir ad›m olarak de¤erlendiriliyor. Türk Ceza Kanunu’ndaki de¤ifliklikler bu konudaki örneklerin bafl›nda yer al›yor. AB ülkelerine model ve örnek olarak sunulan yeni TCK bir dizi sald›r›-

22 Ekim-4 Kasım 2004 s›n›n yafland›¤› hapishanelerde bu düzenlemeler yeni sald›r›lar ve yeni ölümler anlam›na gelmektedir. Yine AB kriterleri içinde tart›fl›lan örgütlenme özgürlü¤ü de TCK ile a¤›r cezalar kapsam›na al›nm›fl durumda. Demokratik örgütlenmelerde faaliyet gösterenlerin “yasad›fl› örgüt” üyeli¤i ile cezaland›r›ld›¤› ülkemizde bu konuda yaflanm›fl onlarca örnek söz konusu iken bunlar›n “özgürlük” tan›m› içine nas›l al›naca¤› merak konusu! Yine son bas›n yasas› ile birlikte baflta devrimci ve sosyalist bas›n ol-

Foto¤raf› insan haklar› ve demokrasi konusunda bugüne kadar birçok kez çekilen ülkemizde, hak ihlallerinin art›fl gösterdi¤i bir durumda AB’ye üye ülkelerin de temiz olmayan sicili ile birlikte düflünüldü¤ünde geliflmenin hangi yönde seyir gösterece¤i aç›k. Irak’ta sokak ortas›nda infaz edilen Irak halk› ile Adana’da infaz edilen fiiar Perinçek demokrasinin ülke ve dünyadaki tablosu.... dünyan›n daha birçok yerinde infaz edilenler, katledilenler art›k cep telefonlar›n› kullanarak hak ihlalinin yafland›¤›n› bildirecekler(!) Ancak daha bu “y›lmaz” insan haklar› savunucular›m›z masalar›ndan yeni kalkt›¤› günlerde Tokat’ta flehit düflen DHKP/C gerillalar›n›n bedenleri yap›lan iflkencelerle parçalan›yordu. ABD’nin öncülük etti¤i bu projeye sundu¤u 300 bin dolarl›k yard›m AKP hükümetinin bu konudaki “samimiyeti”nin önemli bir göstergesi olarak kabul gördü. ‹nsan haklar›n›, sistem sorunu olmaktan ç›kararak bir e¤itim sorununa indirgeyen bu sempozyumlarda, iflkencenin münferitli¤inden ziyade e¤itimin sa¤lanmas› durumunda bu sorunun ortadan kalkaca¤› mesaj› verildi. Emperyalizmin özellikle de ABD’nin 11 Eylül sald›r›lar›ndan bu yana dillendirdi¤i “terörizmle mücadele” slogan›n› oturttu¤u zeminlerden biri de insan haklar›n› korumak için “terörle mücadele” oldu¤u biliniyor. Irak’› iflgali bunun son örne¤iyken, bundan önce de Bosna, Afganistan vb. bu argümanla iflgal edilerek, ya¤maland›. ‹nsan haklar› ve sald›rganl›k ve iflgalin iç içe geçti¤i ça¤›m›zda ABD’nin öncülük etti¤i bu insan haklar› projesinin içeri¤i ve biçimi de bu özden ba¤›ms›z olmayacakt›r. Ülkemizde birçok ilde yap›lan bu

y› kapsamaktad›r. Gerekçesinde de ortaya konuldu¤u gibi; “bir ülkedeki ceza kanununa hakim felsefe, de¤er ve ilkeler, o ülkedeki siyasi rejimin niteli¤ini gösterir” aç›klamas›na uygun olarak TCK incelendi¤inde faflizmin ç›plak bir tablosunu görmek mümkün. Sisteme karfl› demokratik anlamda yap›lacak en küçük tepki ve aç›klamalar dernek ve kitle örgütlerinin kapat›lmas›na ve temsilcilerinin tutuklanmas›na neden olacak. ‹fade özgürlü¤ünün ülkemizdeki tan›m› bu anlamda oldukça a¤›r yükümlülükler içeriyor. Yine hapishanelerde tutsaklar›n hak almaya yönelik yapacaklar› direnifllerin tümü, a¤›r cezalar›n al›nmas›n› beraberinde getirecek. Açl›k Grevi ve Ölüm Orucu eylemlerine müdahalenin yasallaflt›r›ld›¤› TCK’da bu eylemi yapanlara hapis cezas› baflta olmak üzere bir dizi disiplin cezas›n›n iflleme sokulmas› yasal dayanaklar alt›na al›nm›fl durumda. Yine bu geliflmelere paralel yaflanan Yeni Ceza ‹nfaz Kanunu AB “efli¤indeki” ülkemiz aç›s›ndan modern bir geliflme olarak sunuluyor. Tek Tip Elbise, Zorunlu Çal›flt›rma, yo¤unlaflt›r›lm›fl disiplin cezalar› ve bir dizi uygulaman›n hapishane yönetimine b›rak›ld›¤› bu düzenleme ile hapishaneler yine ülkemizin kanayan yaras› olmaya devam edecek. Uygulanan tecritle birlikte birçok hak k›s›tlanma-

mak üzere getirilen yeni düzenlemelerle birçok fley “suç” kapsam› içine al›nm›fl durumda. K›sacas› foto¤raf› insan haklar› ve demokrasi konusunda bugüne kadar birçok kez çekilen ülkemizde, hak ihlallerinin art›fl gösterdi¤i bir durumda AB’ye üye ülkelerin de temiz olmayan sicili ile birlikte düflünüldü¤ünde geliflmenin hangi yönde seyir gösterece¤i aç›k. Irak’ta sokak ortas›nda infaz edilen Irak halk› ile Adana’da infaz edilen fiiar Perinçek demokrasinin ülke ve dünyadaki tablosu.... Ancak tüm bunlar›n, emperyalistlerin planlad›klar› yeni sald›r›lar›n çok uzun ömürlü olmayaca¤›, tutmayaca¤› ABD’nin Irak deneyimi ile ortadad›r. Ülkemizde egemenlerin davullu zurnal› yapt›klar› AB kutlamas›n›n as›l yüzü, uygulamalar›n pratikte somutlanmas› ile gerçek yüzünü gösterecek ve halklar nezdinde mahkum olacakt›r. Örne¤in bir tar›m ülkesi olarak tan›mlanan Türkiye’de tar›ma yönelik yaz›m›z›n içinde açmaya çal›flt›¤›m›z sald›r›lar iflsizler ve açlar oran›n›n art›fl göstermesini beraberinde getirecektir. Çözüm olarak önümüze konulan AB’nin bir çözümsüzlük oldu¤u, bu hedeflerle daha net anlafl›lmaktad›r. Çözüm ve alternatifin kendisini hiç tüketmedi¤i bu koflullarda bu çözümün hayata geçirilmesi ve milyonlarla bulufltu


22 Ekim-4 Kasım 2004

20

7

Süreç, zorluklar alt›nda ezilen de¤il, onlar› aflan

DEVR‹MC‹ M‹L‹TANLI⁄I DAYATIYOR! “… Devrimin patlak verdi¤i ve olanca h›z›yla geliflti¤i bir s›rada, akla gelen herkesin ya heyecana kap›larak ya da moda oldu¤u için, hatta bazen de kariyer yapma nedenleriyle devrime kat›ld›¤› bir s›rada devrimci olmak zor de¤ildir. Zaferden sonra kendini bu sözde devrimcilerden ‘kurtarmak’ proletaryaya çok büyük güçlüklere, hatta ac› a¤r›lara mal olacakt›r. Do¤rudan do¤ruya, aç›k, gerçekten devrimci, gerçek bir kitle mücadelesinin flartlar› henüz ortada yokken devrimci olmak; devrimci olmayan, hatta ço¤u zaman do¤rudan do¤ruya gerici kurumlarda, devrimci olmayan bir durumda devrimci mücadele yöntemlerinin gereklili¤ini hiç vakit kaybetmeden kavrama yetene¤ine sahip olmayan kitleler aras›nda propaganda, ajitasyon ve örgütsel çal›flmalarla devrimin ç›karlar›n› savunmak çok daha zordur; çok daha de¤erlidir. Kitleleri gerçek; tay›n edici, son büyük devrimci mücadeleye yaklaflt›ran somut yolu ya da olaylar›n özel de¤iflimini aray›p bulmak, hissetmek ve do¤ru bir flekilde saptamak; iflte Bat› Avrupa ve Amerika’da bugünkü komünizmin temel görevi budur.” (Lenin) Lenin yoldafl›n tüm bu saptamalar› pratik tecrübelerin ürünüdür. S›n›f mücadelesinin iniflli-ç›k›fll› anlar›nda kadrolar›n, militanlar›n mücadele karfl›s›ndaki durufllar›n›n, kitlelerin devrimci ça¤r›lar karfl›s›nda ortaya koyduklar› tepkilerinin de somut bir analizidir. Bu demektir ki somut durumdan kopuk, somut durumu gözard› eden tüm ça¤r›lar, belirlenen tüm görevler, yan›ts›z ve ka¤›t üzerinde kalmaya mahkumdur. O halde somut durumu do¤ru çözümlemek, ayn› zamanda taktik ve stratejik hedefleri belirlemede daha do¤ru, daha isabetli sonuçlara varma ve var›lan sonuçlara uygun olarak görevler tespit etme olgusunu beraberinde getirecektir. Somut durum derken; elbetteki ezilen ve ezenlerin aras›ndaki çeliflki düzeyi, uluslararas› planda devrim ve sosyalizmin kitleler üzerindeki prestiji, devrimci ve komünist partilerin kitleler üzerindeki etkisi, alternatif olma boyutu gibi noktalar› kastediyoruz. Mesela birinci ve ikinci emperyalist paylafl›m savafllar›ndan sonra di¤er bir anlat›mla dünyada sosyalist kamp›n varoldu¤u süreçte dünyan›n hangi co¤rafyas›nda olursa olsun, ezilenler ezenlere karfl› gelifltirdikleri her mücadelede mutlaka yanlar›nda proleter enternasyonalist bir dayan›flmay› görmüfllerdirhissetmifllerdir. Ve her fleyden önce hakl›l›k ve meflruluklar›ndan asla kuflkuya düflmemifllerdir. Bu gerçe¤i Çin devriminde, Küba ve Vietnam devriminde vb. birçok s›n›fsal ve ulusal kurtulufl savafl›nda görmek mümkündür. Bu süreçlerde yenilgiler de, zaferler kadar kahramanca olmufltur. Ve kitleler yap›lan devrimci ça¤r›lar› izleyen de¤il, tam aksine yarat›lan kahramanl›klar›n öznesi ve tarihin yarat›c›s› olmufllard›r. Çünkü; geleceklerini ve kurtulufllar›n› demokratik devrimlerde, sosyalizmde görmüfllerdir. Devrimci ve ko-

münist partilerin de bu kurtulufla yön veren ve yönlendiren araçlar oldu¤una inanm›fllard›r. Devrim için nesnel koflullar›n varl›¤›, devrimci parti ve örgütlerin kararl› durufllar› ve bu durufllar›n kitleleri etkileme, siyasal iktidar mücadelesi u¤runa savaflt›rma gücü ortaya zaferleri ç›karm›flt›r. Yani, Lenin yoldafl›n ifadesiyle “devrimin patlak verdi¤i” ve

dünyada devrimci dalgan›n yükseldi¤i böylesi bir dönemde, devrimci olmak, s›n›f savafl›m›na kat›lmak daha kolayd›r. Ezilenlerin gücünün a盤a ç›kmas›, elde edilen zaferlerle kitlelerin kendilerine olan güvenlerini kazanmas›, daha özverili ve daha fedakarca mücadeleye kat›lmalar›n› sa¤lam›flt›r. Hakl›l›¤a inanc›n, kazanma bilincinin ezilenlerde yaratt›¤› yüksek moral ve motivasyon zaferin daha da yak›nlaflmas›na büyük katk› sunmufltur. Genifl y›¤›nlar, günlük sosyal yaflamdaki adaletsizlikleri, tüm bu adaletsizliklerin yarat›c›s› olan egemen sömürücü s›n›flar›n gerçekli¤ini pratik tecrübeleri ile yaflayarak görüyor. Ezilenler kimi zaman bu bask› ve sömürüye karfl› öfke ve tepkilerini eyleme dönüfltürürken, kimi zaman da tepkilerini daha geri pasif yöntemlerle dile getirirler. Bu geri ve pasif tepkileri daha ileri düzeylere tafl›y›p örgütleyecek olan elbetteki devrimci ve komünist partilerdir. fiu aç›k ki, y›¤›nlar›n kendili¤inden eylemleriyle devrim olmaz, ama y›¤›nlar›n kendili¤inden geliflen eylemleri, siyasal iktidar mücadelesi için uygun bir örgütlenme zemini yarat›r. Çünkü sisteme karfl› geliflen her kitlesel eylem, ayn› zamanda sistem ile kitleler aras›nda varolan güvensizli¤in daha da derinleflmesine yol açar. Zor süreçte devrimci kalmak, devrim ve sosyalizm u¤runa mücadele etme onurunu tafl›mak, ideolojik siyasal bir duruflu ve bu duruflun yaratt›¤› zor sürecin militanl›¤›n› gerektiriyor. Ama ne yaz›k ki bu niteliklere sahip olan kadro ve militanlar›n say›s› oldukça s›n›rlanm›flt›r. Bu s›n›rlanm›fll›k, (Kürt ulusal hareketini bir yana b›rak›rsak) bugüne kadar sürecin sorunlar›na yan›t olacak ve genifl y›¤›nlar› kucaklayarak harekete geçirecek bir pratik hatt›n izlenmesini engellemifltir. fiüphesiz bu mücadele hatt› da düz bir rotadan çok iniflliç›k›fll› bir yol izledi. Dün oldu¤u gibi bugün de bu iniflli-ç›k›fll› süreçlere yol açan “neden” ve “niçin”lerine do¤ru yan›tlar vermek; ayn› zamanda hangi yoldan nas›l yürünmesi

gerekti¤inin de yan›t›n› da beraberinde getirecektir. Bilindi¤i gibi Kürt Ulusal Hareketi’nin 1984 at›l›m›yla birlikte; varolan s›n›rl› hareketlilik daha bir ivme kazand›. Ama esas hareketlilik yani TDKP reformistlerini dahi k›ra silahl› güçler ç›karmaya yönelten süreç, devrimci silahl› savafl›m›n kitlelerde yaratt›¤› sempati ve de¤iflim ve bu de¤iflimin Kürt topraklar›nda yaratt›¤› Serhildanlar dönemine tekabül ediyor. Burada görülmesi gereken, kitlesel bir boyut kazanan mücadelenin yaratt›¤› etki düzeyidir. Burada görülmesi gereken, zor dönemin devrimcili¤inin ödedi¤i a¤›r bedeller neticesinde ortaya ç›kard›¤› imkanlard›r; bu imkanlar›n, yaratt›¤› heyecan ve coflkudur. Bu heyecan ve coflkuya kap›larak sokaklara yönelen kitleler gerçe¤idir. Silahl› mücadele ve gerilla savafl›n›n siyasal iktidar mücadelesi için olmazsa olmazl›¤›d›r. Dikkat edilirse tüm bu tablo, nesnel koflullar üzerinde yükselen ve a¤›r bedeller ödenen bir mücadele prati¤iyle elde edilmifltir. Dolay›s›yla bugün ulusal hareketin geldi¤i noktadan ba¤›ms›z olarak flu gerçeklerin alt›n› çizmemiz gerekir. Bir; ulusal hareketin ulusal devrimci zeminde yaratt›¤› coflku, elde etti¤i baflar›, yaln›z Kürt co¤rafyas›nda de¤il bir bütün olarak tüm co¤rafyada devrimci savafl›m için olanaklar yaratm›flt›r. Ve bu olanaklar de¤erlendirildi¤i oranda mücadele daha bir ivme kazanm›flt›r. ‹ki; radikal ulusal devrimci mücadele, yaln›z Kürt co¤rafyas›ndaki reformistleri de¤il, co¤rafyan›n tüm reformistlerini ciddi oranda sarst› ve kitleler üzerinde olan etki düzeylerini zay›flatt›. Buna karfl›n radikal devrimci mücadeleye olan sempati ve güveni art›rd›. Özellikle bu dönemlerde gençlik kimi alanlarda önemli oranda ulusal ve s›n›fsal devrimci savafl›ma yöneldi. Bugün tüm yaflanan bu pratik süreçte ortaya flu devrimci sonuçlar› ç›karmam›z gerekir. Tarihte ezilenlerin tüm baflar›lar›, reformist ve teslimiyetçi politikalar›n ürünü de¤il, a¤›r bedeller ödenen kahramanca direnifllerin ürünüdür. Egemenlerin zorbal›¤›, ancak devrimci zorla alt edilir. Bunun d›fl›nda sunulan di¤er stratejik çözüm önerileri, yaklafl›mlar›; çözümün de¤il çözümsüzlü¤ün adresleridir. Yine s›n›f savafl›m› içinde yaflanan t›kan›kl›klar› aflmak için stratejik hedefinden sapmadan taktik zenginli¤i ve dönemsel politikalar üzerinde kafa yorma-yo¤unlaflma yerine stratejiye s›rt›n› dönerek, çözüm reçeteleri(!) sunmaya kalkmak, taktik ustal›k de¤il, olsa olsa s›n›f savafl›m›n›n zorluklar›n›, zor devrimcili¤i yeteri kadar bilince ç›karamama amatörlü¤ü olur. fiöyle tarihimize bakal›m, her ileri ç›k›fl›n alt›nda yo¤un bir devrimci emek ve militan bir duruflu görüyoruz. RÜZGAR B‹ZDEN YANA ESMEYE BAfiLIYOR Tüm zorluklara, tüm dezavantajlara ra¤-

men rüzgar bizden yana esmeye bafllad›. Emperyalist-kapitalist sistemin “zenginlikler” ve “özgürlüklerin” “küreselleflmesi” söylemlerinin birer yalandan ibaret oldu¤unu, ezilenler her gün küçülen lokmalar›nda, kaybettikleri sosyal haklar›nda ve ifllerinde; u¤rad›klar› zulümlerde görüyor ve yafl›yorlar. Bunu görmek için dünyada artan iflsizli¤e, baflta Bat› Avrupa, yan› emperyalist kapitalist merkezleri olmak üzere emekçilerin zorlu mücadelelerle elde ettikleri sosyal haklar›n›n birer birer budanmas›na bakmak gerekir. Elbetteki görmemiz gereken yaln›z bunlar de¤il, esas görmemiz gereken, bu anti demokratik, bu bask› ve sömürü çark›na karfl› esas olarak kendili¤inden de olsa ezilenlerin cephesindeki seslerin giderek yükselmesidir. Sistem d›fl› aray›fllara do¤ru zay›f da olsa bir yönelimin ip uçlar›n›n ortaya ç›kmas›d›r. Irak’ta emperyalist iflgallere karfl› Irak halk›n›n sergiledi¤i direnifl, emperyalist iflgalcilere Vietnam bozgununu, ezilen halklara ise; Vietnam halk›n›n zaferini hat›rlat›yor. Bu hat›rlay›fl, yeniden bir silkiniflin, yeniden ezilen halklar cephesinde devrimci bir dalgan›n yükselmesinin de habercisidir. Nitekim bu onurlu bayrak bugün baflta Nepal, Hindistan ve Filipinler olmak üzere birçok ülkedeki Marksist-Leninist-Maoistlerin elinde dalgalanmaktad›r. NKP(M) önderli¤inde savaflan yi¤it Nepal halk› stratejik denge döneminden, stratejik sald›r› dönemine geçti. Baflkenti kuflatan, hapishaneleri bas›p siyasi tutsaklar› kaç›ran Nepalli komünistler, emperyalist-kapitalist sistemin ideolojik, askeri, ekonomik, kültürel sald›r›lar›na karfl› MLM bayra¤›n› yükselterek proletaryan›n önderli¤inde yeni Demokratik Halk ‹ktidar›’n›n do¤uflunu müjdeliyorlar. MLM’lerin bu tarihsel ç›k›fllar›n›n ideolojik ve siyasal etkilerini baflka bölgelerde ve ülkelerde yak›n gelecekte görmek bir ihtimal de¤il, yaflanacak gerçek bir olgu olacakt›r. Çünkü nesnel koflullar buna müsaittir. Ve bugün dünyan›n birçok bölgesinde devrimci bir zeminde yürütülen savafllar›n kumanda merkezinde Maoistler vard›r. Yine birçok ülkede Maoistler yeni devrimci hamleler için haz›rl›klar yapmaktad›rlar. K���sacas› rüzgar bizden yana esiyor. Ve tüm bu nesnel olgular bize; devrimci bir zeminde her türlü mücadele yöntemlerini kullanmada ›srar›n, zaferin temel tafllar›n› örmede biricik do¤ru anahtar oldu¤unu gösteriyor. Radikal devrimci mücadelede ›srar, yasal zeminde yürütülecek mücadelenin reddi de¤ildir. Bilakis radikal devrimci mücadeleye hizmet edecek, olanaklar›n› art›racak her türlü yasal mücadelenin s›n›rlar›n› zorlamal›y›z. Bu konuda yarat›c› olmak, mücadele yöntemlerini zenginlefltirmek ve yine güncel geliflmeler karfl›s›nda tepkisiz kalmaktansa, en geri düzeyde olsa dahi, pratik tav›rlar gelifltirmek, gelifltirmek için haz›rl›klar yapmak her faaliyetçimizin görevi olmal›d›r. Her zaman alt›n› çizdi¤imiz gibi, büyük laflar edip gölgesinde yatmaktansa, küçük laflar edip arkas›nda durmak daha anlaml›d›r. Birincisi, hareketsizli¤in ve çürümenin, ikincisi ise büyük muharebelerin zeminini yaratman›n habercisidir. Hiç flüphesiz sürecin devrimcili¤i bize


21

7 tüm enerji ve gücümüzü ikinci yol üzerinde yo¤unlaflt›rmam›z› dayat›yor. Kitleleri örgütlemek sars›lan devrimci otoriteyi yeniden tesis etmenin yolu da bu devrimci pratiklerde yo¤unlaflmaktan geçer. Bu elbetteki somut durumu gözetmeden, her çal›flma alan›nda varolan tüm güçlerimizi aç›k pratiklere yöneltmemiz gerekti¤i anlam›na gelmez. Tam aksine koflullar›n uygun oldu¤u yerlerde silahl›silahs›z pratiklerde yo¤unlaflmaya çal›fl›rken, di¤er alanlarda daha sessiz ve derinden çal›flmal›y›z. Ama flu da bir gerçek ki; sessiz ve derinden yürütülen çal›flmalarda daha olumlu sonuçlar alman›n yolu da prati¤e dönük gelifltirilecek silahl›-silahs›z mücadele biçimlerinin yarataca¤› devrimci coflku-devrimci hareketlilikten geçer. Yani bir alanda yükselen devrimci ses, di¤er alanlardaki devrimci çal›flma için moral, motivasyon ve enerji kayna¤› oluyor. Dolay›s›yla alan ve bölgelerin pratik görevlerini belirlerken, koflullar› gözard› etmeden bütünün penceresinden bak-

mak zorunday›z. Alan çal›flmalar› için toparlay›c› ve harekete geçirici pratiklerden kaç›nmamal›y›z. Unutmamak gerekir ki, bütününün hareketlili¤ine hizmet edecek pratiklerin ortaya ç›karaca¤› güç-devrimci olanaklar bu tür alanlarda do¤abilecek boflluklar› da doldurur. “Siyasal alandaki örgütlenme biçimleri üzerinden ayn› fley söylenmelidir. T›pk› askeri alanda oldu¤u gibi, burada da örgüt biçimleri, mücadele biçimlerine uydurulur. Mutlakiyet döneminde, meslekten devrimcilerin gizli örgütleri; Duma döneminde e¤itim, sendika, kooperatif ve parlamento örgütleri (Duma fraksiyonu ve di¤erleri); kitle eylemleri ve kitle ayaklanmalar› döneminde fabrika komiteleri, köylü komiteleri ….. ve bütün bu örgüt biçimlerini birlefltiren güçlü bir proleter partisi…” “Partinin görevi, bütün bu örgüt biçimlerinde ustalaflmak, onlar› mükemmelli¤e kadar gelifltirmek ve bu örgütlerin çal›flmalar›n› her verili anda ustaca birlefltirmektir.”

PUSULA ADIMLARIMIZI TEMEL YÖNEL‹M‹M‹ZE UYGUN ATALIM! Proletarya Partisi, yönetici rolünü ancak politika ve örgütlenme ile ilgili sorunlar› çözümlemesiyle oynayabilir. Örgütleme bilimi alan›ndaki temel sorunlar›n çözümü Proletarya Partisi’nin görevidir. Örgütlemenin temel bir bilim dal› oldu¤u kavranarak, bu bilinç ›fl›¤›nda s›n›f savafl›m›nda ortaya ç›kan politik ve örgütsel sorunlar çözüme kavuflur. Bu ö¤reti, s›n›f bilinçli proleterler taraf›ndan kavranmak ve bilince ç›kar›lmak zorundad›r. Bilimin temel yasalar› ve ilkeleri bütünlüklü kavrand›¤› oranda müdahale, de¤ifltirme ve dönüfltürme gücü yüksek düzeyde örgütlenir. Bu bilimin bütünlüklü kavran›fl› devrim ve parti bilincini de gelifltirir ve s›n›f savafl›m›n›n karmafl›k koflullar›nda ortaya ç›kan sorunlar› çözer. Bugün devrim bilincinin zay›f ve yetersiz oldu¤u alan örgütlenme sorunudur. Bugün, süre¤en tarzda temel yönelime uygun olarak bilinçli ve yo¤un çaban›n örgütlenmesi devrim bilincinin örgütlenmesine ba¤l›d›r. Bu bilincin örgütlenmesinde karfl›m›za ç›kan en büyük engel küçük burjuva düflünce ve anlay›fllard›r. Örgütleme sorunlar›n› çözmek, örgütsel düzeni yaratmak için, ideolojik düzeni sa¤lamak gerekir. Devrimin temel sorunlar›na do¤ru bir bak›fl aç›s› kazand›rmak gerekir. Güçlü bir ideolojik-politik bak›fl aç›s›na sahip olmadan küçük burjuva ideolojisine, küçük burjuvazinin parti-kitle-savafl çizgisine karfl› mücadele yürütülemez. Bu mücadele bilinçli ve e¤itici tarzda süre¤en hale getirilmek zorundad›r. Mücadele ve e¤itimin do¤ru bir temelde örgütlenmesi baflar›lmadan küçük burjuva ideolojisi etkisiz hale getirilip, altedilemez. Emperyalist-kapitalist sistemin ideolojik-psikolojik sald›r›lar› Türk hakim s›n›flar›n›n bask› ve aldatma politikalar› ve uygulama mekanizmalar› a盤a ç›kar›l›p, toplum ve kifli üzerinde, yaratt›¤› etki ve bunun üzerinde örgütlenmek isteyen örgüt ve örgütlü bireyin nitelikleri kapsaml› ve bütünlüklü de¤erlendirilmelidir. Bu de¤er-

lendirme ›fl›¤›nda, sürecin yaratt›¤›, flekillendirdi¤i toplum ve birey özellikleri tan›nmaya bafllan›r ve bunun sonucu örgütleme ad›mlar› gerçeklik kazan›r. Bu süreç, gerilikle ilerinin, olumluluk ile olumsuzluklar›n, onlarca iliflki ve çat›flk›n›n birlikte iç içe yürüdü¤ü bir süreçtir. Devrimci hamlenin güçlü ve etkili örgütlenemedi¤i süreçlerde küçük burjuvazinin bilinç ve duruflunda yaflad›¤› istikrars›zl›k daha s›k ortaya ç›kma zemini bulur ve s›n›f karakterli geri ve bencil özellikleri kendisini daha aç›k ve belirgin flekilde ifade eder. Ve bu özelliklerini daha s›k bir flekilde sürece dayatmaya bafllar. Sürece Proletarya Partisi’ne karars›zl›k ve oportünizm ruhunu, moral bozuklu¤unu güvensizlik ruhunu getirip yaflatmaya çal›fl›r. ‹deolojik kaynakl› yaflad›¤› politik örgütsel ve pratik sorunlar›n›, geri ve tutucu yanlar›n› daha rahat ortaya koymaya bafllar ve bu süreçte istikrars›zl›¤›n, geçimsizli¤in bafll›ca kayna¤› durumuna gelir. “Bütün ülkelerde, onlarca y›ll›k tarihsel deneyimin gösterdi¤i gibi, küçük burjuvazi tereddüt eder ve sallan›r, bir gün proletaryan›n ard›ndan yürür ertesi gün devrimin zorluklar›ndan korkuya kap›larak iflçilerin ilk yenilgisinde ya da yar›-yenilgisinde pani¤e kap›l›r, akl›n› kaybeder, sa¤a sola at›l›r a¤lamakl› olur, bir kamptan ötekine koflar.” Lenin. Küçük burjuvazinin istikrars›z ekonomik durumu, ideolojik ve örgütsel yaflam alan›na yans›r. Küçük burjuvazinin bu duruflu ve tutumu partinin mücadele ve savafl gücünü azaltt›¤› gibi, irade ve hareket birli¤ini, devrim yürüyüflünü de zay›flat›r. Moral ve motivasyon gücünü daralt›r. Bundand›r ki Proletarya Partisi maddi birli¤ini yani iç birli¤ini güçlendirmek savafl ve mücadele gücünü art›rmak için bir yandan ideolojik-teorik-örgütsel e¤itime önem verirken di¤er yandan, her türden küçük burjuva anlay›fla karfl› mücadeleyi daha kararl› daha bilinçli, dikkatli bir tarzda yürütür. Unutulmamal›d›r ki küçük burjuva

22 Ekim-4 Kasım 2004

Sürecin tüm zorluklar›na ra¤men rüzgar›n bizden yana esmeye bafllad›¤› böylesi bir dönemde objektif koflullara ve subjektif gücümüze denk düflen mücadele ve örgüt biçimlerini yaratmak, taktik hamlelerde yarat›c›, ittifak politikalar›nda ilkeli ve esnek olmak, olmazsa olmazd›r. Nitelikli bir örgüt ideolojik siyasal-politik görevlerini asgari düzeyde yerine getirebilecek bir önderlik ve nitelikli kadrolar›n varl›¤›ndan ba¤›ms›z düflünülemez. E¤er bu konularda ciddi problemler varsa, bizden yana esen rüzgar› ciddi f›rt›nalara dönüfltürmenin koflullar› daha da zorlafl›r. Hiç flüphesiz bu zorluklar› görmeliyiz. Ama görmemiz gereken di¤er bir fley ise; rüzgar›n bizden yana esti¤i böylesi bir süreçte; bu zorluklar› aflmak için mevcut gücümüz oran›nda günlük siyasal görevlerimize dört elle sar›lmam›zd›r. Bizi gelifltirip güçlendirecek, ideolojik, siyasal önderlik kapasitemizi art›racak olan da bu prati¤in kendisi olacakt›r. Bu zorlu, bu de¤erli görevlere bütün

benli¤iyle sar›lan, zorluklar alt›nda ezilen de¤il, onlar› aflmaya çal›flan devrimci militan, sürecin sorunlar›n› çözme iradesini ortaya koyan militand›r. Bu militan kifliliklerin ço¤almas›, sürecinin sorunlar›n›n çözümünü kolaylaflt›r›r. Mücadele alanlar›nda ortaya konulan özverili ve fedakarca durufllar devrimci bir heyecan ve coflku yarat›r. Bu heyecan ve coflku ezilenlerin harekete geçmesine, parti ve örgütlerin kitleler içinde sayg›nl›klar›n›n, otoritelerinin artmas›na; bu sayg›nl›k bu otorite, parti içi sorunlar›n yap›c› bir tarzda çözümüne, parti birli¤inin daha da pekiflmesine hizmet eder. Tüm bu alanlarda istenilen düzeyde baflar›n›n elde edilmemesinin de tam tersi sonuçlara yol açaca¤›n› görmeliyiz-görmemiz gerekir. Dolay›s›yla sorunlar›n çözümünü kolaylaflt›racak pratik görevlerimizin üzerinde yo¤unlaflman›n gereklili¤ini ve ciddiyetini asla gözden kaç›rmamal›y›z. Ve herbirimiz pratik görevlerimize bu sorumluluk bilinciyle yaklaflmal›y›z.

ideoloji ile proletarya ideolojisi aras›nda kal›n ve kesin bir hat çekilip, sab›rl› bir flekilde e¤itim ve mücadele örgütlenemezse küçük burjuva ideolojisi alt edilemez. Küçük burjuvazi kendi ideolojisini, örgüt ve kitle anlay›fl›n› her zaman parti içinde egemen k›lmaya çal›fl›r. Unutulmamal›d›r ki Proletarya Partisi ideolojik safl›¤›n› ve örgütsel birli¤ini art›rarak, güçlenir. Emperyalist-kapitalist sistemin sald›r›lar›n› art›rd›¤›, komprador-feodal sistemin bask› ve kuflatma gücünü s›klaflt›rd›¤› dönemlerde, devrimci bilinç yeterince güçlü karfl› koyuflu örgütleyemezse bireycilik, bencillik, kendi postuna sar›lma fazlas›yla yaflan›r. Bu dönemlerde proletarya davas› u¤runa sonsuz fedakarl›k, devrimci ruh daha fazla ortaya ç›kar›l›p örgütlenmesi gerekir. Bu gerçekli¤in örgütlenip ortaya ç›kar›lmas› için devrim yasalar›n›n bilgisiyle en ileri devrimci teoriyle silahlanarak, ideolojik donan›m art›r›l›r ve karfl› koyufl örgütlenir. ‹deolojik k›r›lmalar›n, savrulmalar›n yafland›¤› süreçte dikkat ve önem verilmesi gereken bir konu da örgütsel iflleyifl ve kurallar›n do¤ru tarzda uygulanmas›na, daha fazla önem verilmeli, dikkat ve özen gösterilmelidir. Günlük pratik çal›flmalar›n örgütlenmesinde demokratik davranmaya daha fazla özen gösterilmelidir. Bu kavranmak zorundad›r. Parti içi yaflamda demokratik merkeziyetçilik ilkesinin tam olarak uygulanmas›na, elefltiri-özelefltirinin tam olarak gelifltirilmesine, devrimci sorumluluklar›n daha fazla dikkatle yerine getirilmesine ihtiyaç vard›r. Bu ihtiyaçlar ideolojik savrulman›n ve yaflanan k›r›lman›n engellenmesine, ideolojik safl›¤›n ve sa¤laml›¤›n yarat›lmas›na hizmet eder. K›r›lma ve savrulman›n yafland›¤›, ilkelerin esnedi¤i, kurallar›n zay›flad›¤› süreçte herkes proleter adaleti aramaya bafllar. Bulunamayan “adalet”, k›r›lma ve savrulmay›, bunun sonucu ortaya ç›kan kopufllar› kolaylaflt›r›r. Oysa aran›p bulunamayan “parti adaleti” Proletarya Partisi’nin devrim perspektifidir. Onun devrim idealleridir, onun ilke ve kurallar bütünü olan örgütsel iflleyiflidir. Bu temel üzerinde yükselen hareket ve yürüyüfl tarz›d›r. Partili düflünme, partili çal›flma, partili durufl ve yürüyüfl, MLM ilkeler ve kurallar üzerinde

yükselen örgütlenme, gerçek anlamda proleter adalet anlay›fl›n› yaratabilir. MLM temel ilkeler bütününden ve onun yasalar›ndan sapan her küçük ad›m esnetilen her bir ilke ve kurallar “partinin adaletini” de arat›r. Esnetilen ilkeler ve zay›flayan kurallar sonucu daha fazla yaflanan k›r›lma sürecinde “her fleyi mazur gösteren, herkesi uzlaflt›ran, olaylar› saptayan ve ifl iflten geçtikten sonra bunlar› aç›klamaya kalk›flan ve olaylar› saptad›ktan sonra görevini tamamlanm›fl kabul eden” vb. oportünist tutum, çözüm gücü olamaz. Sadece saptayan, belirleyen “ben demifltim” tutumlar›, saptamac› ve belirlemeci, oportünist bir tutumdur. Oportünistlerle MLM’ler aras›nda en belirgin tutum farkl›l›¤›, biri “saptay›p belirlerken” di¤erinin de¤ifltirme ve dönüfltürme prati¤ini örgütlemesidir. Duygu ve düflüncelerin sadece ifade edilmesiyle yetinen saptamac› ve belirlemeci tarz sürecin öznesi ve sahibi olamaz. E¤er öyle olsayd› II. Enternasyonal oportünistleri sürecin çözüm gücü olurdu. Bilinir ki onlar sürecin hainleri olarak proleter devrim tarihine geçti. Ancak s›n›f bilinçli proleterler ideolojik k›r›lma ve savrulmaya barikat olabilir. Bugün manevi ve siyasal sayg›nl›¤a devrimci otorite ve güç olmaya daha “az” ancak “öz”lü olmak pahas›na da olsa yaflamsal ihtiyaç vard›r. S›n›f ve parti bilincinin güçlenmesiyle, kitlelerle güçlü politik ba¤lar›n yarat›lmas›yla manevi ve siyasal sayg›nl›k kazan›l›r, devrimci otorite ve güç olunur. S›n›f düflmanlar› karfl›s›nda kararl› güçlü durufl örgütlenir. Proletarya Partisi’nin ilke ve kurallar›n›n uygulanmas›yla, do¤ru ve sistemli çal›flma tarz›n›n oturtulmas›yla iflçi s›n›f›n›n genifl emekçi y›¤›nlar›n›n örgütlenmesi ve yönetilmesi baflar›l›r. Bundand›r ki ilke ve kurallara s›k› s›k› sar›lmaya, düzenli ve sistemli bir devrimci çal›flma tarz›na ihtiyaç var; bu çal›flma tarz› oturtulmadan çal›flan ve yürüyen bir ayg›t yarat›lmas› düflünülemez. Hem parti içi adalet anlay›fl›n›n güçlendirilmesi hem de kitleleri devrimci bir tarzda örgütlemenin güçlü ad›m› MLM ilke ve kurallara güçlü sar›lmakla at›l›r.


22 Ekim-4 Kasım 2004

22

7

Hindistan Komünist Partisi (Maoist) kuruldu Uzun bir süredir aralar›nda görüflmelerin sürdü¤ü Hindistanl› iki Maoist örgüt HKP(ML)(HS) ve HMKM yay›nlad›klar› bir deklarasyonla birlefltiklerini ve yeni birleflik parti HKP(Maoist)’i kurduklar›n› baflta dünyan›n her yan›ndaki Maoistler olmak üzere tüm dünya kamuoyuna aç›klad›lar. Onlar›n bu deklarasyonunu ülkemiz ezilenlerinin, devrimci ve komünistlerin bilgisine sunmak için yay›nl›yoruz:

21 Eylül 2004’te, Hindistan’›n bir bölgesindeki derin ormanlar› aras›nda; halk gerilla savaflç›lar›, parti faaliyetçileri ve kitle örgütleri aktivistlerinin toplant› (kongresinden) önce, bir halk toplant›s›nda Hindistan Komünist Partisi (M) deklare edildi. ‹ki parti, Hindistan Maoist Komünist Merkez ve Hindistan Komünist Partisi (Marksist-Leninist) (Halk Savafl›) yeni bir birleflik parti olan Hindistan Komünist Partisi (Maoist)’i oluflturmak için birleflmifllerdi. Bununla birlikte, birleflme deklarasyonu güvenlik nedeniyle medyaya verilmemiflti ve flimdi ülke ve dünyadaki tüm halklara aç›klanmaktad›r. Bu yeni partinin kuruluflu, ülkenin ezilen kitlelerinin, Yeni Demokratik Devrim, sosyalizm ve komünizmin tesis edilmesi için devrimci de¤iflimde kendilerine liderlik edebilecek gerçek bir proletarya partisi istek ve arzular›n› karfl›lamaktad›r. Bu birleflik parti, ilk önce iki partinin yüksek düzey delegasyonlar› aras›nda yürütülen çok titiz tart���flmalar›n ve iki partinin Birleflik Merkez Komite toplant›s› taraf›ndan sonuçland›r›larak oluflturulmufltur. Eflit zeminde gerçeklefltirilen bu titiz ve derin tart›flmalar sonucunda, 5 doküman kaleme al›nd› ve sonuçland›r›ld›. Bu dokümanlar; MLM’nin parlak k›z›l bayra¤›n› yükselt, Parti Program›, Hindistan Devriminin Strateji ve Taktikleri, Uluslararas› ve Yerel Durum Üzerine Politik Çözümleme ve Parti Tüzü¤üdür. Bu dokümanlara ek olarak, mevcut partilerin sevgili liderleri ve ö¤retmenleri Yoldafl Çaru Mazumdar ve Yoldafl Konai Chatterjee’nin birleflik partinin kurucu liderleri olarak tan›naca¤› ve dikkat çekilece¤i karar› verildi. Ayr›ca bu partilerin baflta büyük Naksalbari Ayaklanmas› olmak üzere Hindistan komünist hareketinin uzun tarihi içindeki devrimci olan canl› miraslardan, 1960’lar›n on y›ll›k çalkant›l› döneminden geldi¤i kabul edildi. Mevcut durumun özelli¤i, her iki partinin de son 35 y›lda Hindistan devrimini ileri tafl›ma amac›na kendini adayan; devrimci-komünist hareketin iki ayr› nehri olarak akmaya devam etmesidir. Birlikte at›lan tüm bu ad›mlar, çizginin hemen hemen tüm ideolojik ve politik sorular› üzerinde ortak bir anlay›fl› aç›kça göstermifltir. Oluflturulan çizgi, her iki parti taraf›ndan birli¤in gerçekleflmesi için ilkeli bir temel sa¤lam›flt›r. Bu birlik temelinde, Birleflik Merkez Komitesi toplant›s› sonuç olarak, bundan böyle HKP (Maoist) olarak adland›r›lacak olan tek bir birleflik parti içinde iki partinin

birleflmesini kararlaflt›rd›. Yoldafl Ganapati tam görüfl birli¤iyle yeni partinin Genel Sekreteri seçildi. Birleflik HKP(Maoist)’in kuruluflu Hindistan komünist hareketi tarihinde yeni bir kilometre tafl› olmay› kesinlikle sa¤layacakt›r. Ülkemizin devrim bilinçli ve ezilen halk›, kendi saflar›m›z ve ayn› zamanda Güney Asya Maoist güçleri bu birli¤in ihtiyac›n› uzun bir zamand›r duymaya devam etmifltir. ‹flte bugün bu uzun süreli istek ve hayal gerçekli¤e dönüflmüfltür. Yeni HKP (Maoist) Hindistan proletaryas›n›n sa¤lam politik öncüsü olarak hareket etmeye devam edecektir. Faaliyetlerinin tüm alanlar›ndaki rehber düflünce olarak ideolojik temeli Marksizm Leninizm Maoizm olacakt›r. Parti, sa¤ ve sol sapmalara karfl›, ama özellikle de bir bütün olarak komünist hareket için esas tehlike olarak revizyonizme karfl› mücadelesine devam edecek. Bu birleflik Parti, d›fl›nda kalan tüm gerçek Maoist gruplar›n da kat›lmas›n› hala istemektedir. Maoist Partinin acil amaç ve program›, dolayl› yönetim, sömürü ve kontrol biçimi olan yeni sömürgecilik alt›ndaki yar› sömürge, yar› feodal sistemi ortadan kald›rarak dünya proleter devriminin bir parças› olarak Hindistan’da zaten süren ve ilerleyen Yeni Demokratik Devrimi yürüterek tamamlamaktad›r. Bu devrim emperyalizm, feodalizm ve komprador bürokratik kapitalizmi hedefleyerek devam edecektir. Bu devrim, silahl› devrimci toprak devrimi; yani merkezi ve temel görevi olarak k›rlardan flehirleri kuflatarak ve ard›ndan onlar› ele geçirerek iktidar› silahla ele geçirme olan Uzun Süreli Halk Savafl›yla yürütülecek ve tamamlanacakt›r. Dolay›s›yla, flehir faaliyetinin tamamlay›c›l›¤›nda k›rsal alan, ayn› zamanda Uzun Süreli Halk Savafl› parti faaliyetinin “çekim merkezi” olarak kalacakt›r. Silahl› mücadele en yüksek ve temel mücadele biçimi, ordu ise bu devrimin temel örgütlenme biçimi olarak kald›¤› ve kesin bir rol oynamaya devam edece¤i için, Birleflik Cephe silahl› mücadele sürecinde infla edilecek ve silahl› mücadeleyle iktidar ele geçirilecektir. Kitle örgütleri ve kitle mücadeleleri gerekli ve vazgeçilmezdir fakat onlar›n amac› savafla hizmet etmektir. Biz ayn› zamanda buradan HKP(ML)(HS) ve HMKM’nin iki gerilla ordusunu (Halk Gerilla Ordusu ve Halk Kurtulufl Gerilla Ordusu) Halk Kurtulufl Gerilla Ordusu (HKGO) olarak birlefltirdi¤imizi ilan ediyoruz. Bundan sonra en acil görev, yani partinin temel görevi HKGO’yu tam yetkin Halk Kurtulufl Ordusu’na gelifltirmek ve varolan Gerilla Bölgelerini Üs Alanlar›na çevirmek, böy-

lece Yeni Demokratik Devrimi tamamlamak üzere dalga dalga gelifltirmektir. HKGO’nun kurulufl günü 2 Aral›k’t›r. Bu tarih üç Merkez Komite Üyesi Shyam, Mahesh ve Murali’nin flehit düflüfllerinin birinci y›ldönümü olan 2000 y›l›nda ülkemizde ilk kez bir halk ordusunun kuruldu¤u tarihtir. Bundan ayr› olarak birleflik parti, halk›n çeflitli politik ve di¤er sorunlar› üzerine yeni bir devrimci kitle hareketi infla etmeye daha fazla önem verecektir. Emperyalizme, feodalizme ve komprador bürokratik kapitalizmi hedefleyen bu mücadele içinde kitlelerin tüm genifl kesimlerini içine alacakt›r. Ülkemiz üzerindeki fliddetli emperyalist sald›r›lar›, binlerce aldatmacaya tan›k olunan k›rsal kesim baflta olmak üzere zaten yoksullaflt›r›lm›fl halk›n büyük y›k›m›yla sonuçlanm›flt›r. HKP (Maoist) kitlelerin genifl kesimlerini ülke üzerinde büyüyen emperyalist sald›r›lara karfl›, devlet bask›s›na karfl›, emperyalizmi ve feodalizmi hedefleyen tüm hareketleri destekleyerek harekete geçirecektir. Yeni Parti ayn› zamanda uluslar›n, ayr›lma hakk› da dahil kendi kaderini tayin hakk› için mücadelesini desteklemeye ve bu hareketler üzerindeki vahfli devlet bask›s›n› k›namaya devam edecektir. Devrimin büyük bir gücü olarak kad›n kitlelerinin harekete geçirilmesine ve örgütlenmesine özel önem verecek ve baflta dokunulmazl›k ve kast sistemi olmak üzere di¤er sosyal bask› biçimlerine karfl› da savaflacakt›r. Di¤er tüm fundamentalist güçleri teflhir ederken, daha tehlikeli olan Hindu faflist güçleri teflhir, tecrit ve yok etmeye devam edecektir. Ayr›ca Delhi’deki yeni Kongre yöneticileriyle birlikte HKP/KMP ve onlar›n emperyalist fleflerini hedefleyen halk›n mücadelesinin üstünlü¤ünü muhafaza ederek bunu yapacakt›r. Yeni Parti baflta ABD emperyalizmi olmak üzere emperyalist flefleriyle birlikte Hindistan yönetici s›n›flar›n›n yay›lmac›

niyetlerini teflhir etmeye ve buna karfl› direnmeye devam edecek. Nepal Komünist Partisi (Maoist) önderli¤indeki Nepal halk›n›n yan›nda daha aktif olarak yer alacak ve Hindistan yay›lmac›lar›n›n ve ABD emperyalizminin Nepal’e askeri güçleriyle müdahalesine karfl› fliddetle duracakt›r. Parti ayn› zamanda Peru, Filipinler, Türkiye ve di¤er yerlerde Maoist partiler taraf›ndan önderlik edilen halk savafllar›n› ve tüm halklar›n emperyalizme ve gericili¤e karfl› mücadelelerini dünyan›n her yerindeki iflçi s›n›f› ve halk hareketlerini desteklemeye devam edecektir. Ayr›ca ABD emperyalizminin öncülük etti¤i sald›rganl›k ve iflgale karfl› kendi güçleriyle mücadele eden Irak ve Afganistan halk›n›n yan›nda yer almaya devam edecektir. Birleflik Parti, proleter enternasyonalizminin bayra¤›n› yükseltmeye ve uluslararas› düzeyde gerçek Maoist güçlerin birli¤ine daha güçlü olarak katk›da bulunacakt›r. Ayr›ca, tüm dünya ezilen halklar› ve uluslar› ile birli¤i tesis edecek ve emperyalizm ve kuklalar›na karfl› dünya proleter devriminin ilerletilmesinde onlarla omuz omuza savaflmaya devam edecek; bu flekilde dünya çap›nda sosyalizm ve ard›ndan komünizmin gerçeklefltirilmesine haz›rl›k yapacakt›r. Binlerce flehidimiz bu yüksek amaçlar için de¤erli yaflamlar›n› feda ettiler. Birleflik partimiz HKP (Maoist)’in (Geçici) Merkez Komitesi onlar›n ayd›nlatt›¤› yolda ilerlemeye devam edece¤ine ve bu flekilde tüm varl›¤›n› ve görünmeyen enerjisini flehitlerimizin rüyalar›n› gerçe¤e dönüfltürmek için seferber edece¤ine söz verir. Kishan: Hindistan Maoist Komünist Merkez-Merkez Komite Genel Sekreteri Ganapathy: Hindistan Komünist Partisi (ML) (HS)-Merkez Komite Genel Sekreteri 14 Ekim 2004

Hindistan’da görüflmeler bafllad› Hindistan’da bir süre önce HKP/ML (HS) ile Andhra Pradesh eyalet hükümeti aras›nda görüflmelerin bafllayaca¤› duyurulmufl, konu ile ilgili görüfllere gazetemizde de yer vermifltik. Geçen süre içinde yaflanan geliflmeleri aktarmaya devam ediyoruz. 15 Ekim’de bafllayacak görüflmeler öncesinde HKP/ML (HS) yirmi y›ld›r ilk kez aç›k bir bas›n toplant›s› düzenledi. Halk Savafl› Grubu, Andhra Pradesh eyalet sekreteri Ramakrishna’n›n kat›ld›¤› toplant› öncesinde de Haydarabat’a 300 km uzakl›ktaki Guttikonda Bilam kasabas›nda genifl kat›l›ml› bir gösteriye kat›ld›lar. Ramakrishna burada yapt›¤› konuflmada görüflmelerin amac›n› temel sosyal sorunlar›n çözümünü bulmak olarak

aç›klarken politik iktidar›n “diyalogla de¤il sadece silahl› mücadele yoluyla kazan›labilece¤ini” söylerken halka yönelik de “halk kendini politik gücü ellerini almaya haz›rlanmal›d›r” dedi. Andhra Pradesh eyalet hükümeti ve HKP/ML (HS) aras›ndaki ilk direkt görüflmeler 15 Ekim günü Haydarabat’ta bafllad›. HKP/ML (HS)’n›n temsilcilerinden Vara Vara Rao, köylülere toprak da¤›t›m›n›n gündemin ilk maddesi oldu¤unu söylerken, üzerinde anlafl›lamayan (anlafl›lmas› da mümkün görülmeyen) en temel konuyu silahlar›n b›rak›lmas› teflkil ediyor. Görüflmelere insan haklar› savunucusu, ayd›n, akademisyen ve gazetecilerden oluflan 8 kiflilik bir arac› grup da kat›l›yor.


23

7

Nepal Komünist Partisi (Maoist)’ten aç›klama Çok aç›kt›r ki, yüzy›llard›r emperyalistler ve yay›lmac›lar taraf›ndan korunan ve rehberlik edilen yerel gerici devlet, sömürüsünü ve operasyonlar›n› muhafaza etmek için halk›n bar›fl, kurtulufl ve devrim menfaatlerine karfl› çok çeflitli yollarla haks›z bir savafl› zorla yaflama geçirmektedir. Yine aç›kt›r ki, devlet taraf›ndan zorla yaflama geçirilen böylesi bir haks›z savafl› sona erdirmek için son dokuz y›ld›r Nepal halk›n›n ç›karlar› için hakl› bir savafla önderlik etmekteyiz. Rejimin emperyalist ve yay›lmac› ülkelerden silah ve teçhizat al›m›n› sürekli art›rmas› ve sözde çat›flma ad› alt›nda halk› katletmesi ve terörize etmesi gerçe¤i, bar›fl ve görüflme yaygaras› alt›nda fliddetli bir savafl› yürüttü¤ünü kan›tlamaktad›r. Bununla birlikte; çeflitli insan haklar› örgütlerinin, kurum, kifli, sivil toplum ve genifl halk kitlelerinin iste¤ine sayg› duyarak, geleneksel Dashain Festivali dolay›s›yla kendi ad›m›za Partimiz 20 Ekim ve 28 Ekim tarihleri aras›nda tüm askeri sald›r› hareketlerini ask›ya ald›¤›n› ilan eder. Tüm Parti ve Halk Kurtulufl Ordusu üyelerine ve tüm kitle örgütlerimize, askeri sald›r› eylemlerini ask›ya ald›¤›m›z ve halka karfl› ihanet, suikast ve hileden baflka bir fley tasavvur etmeyen rejimin olas› sald›r› ve harekatlar›na karfl› uyan›k olunmas›nda halk kitlelerine yard›mc› olmalar› için talimat göndermektedir. Prachanda: Nepal Komünist Partisi (Maoist) Baflkan› 15 Ekim 2004

Ölümünün 20. y›l›nda devrimci sanatç› Y›lmaz Güney’i anma etkinlikleri AT‹K’in ald›¤› kararlar çerçevesinde hayata geçirildi. Bu vesile ile yap›lan gece etkinli¤inden önce Eylül ay›n›n ikinci haftas›nda federasyona ba¤l› iki dernek (Basel, Zürih) ve iki komitenin bulundu¤u alanlarda (Lüzern ve Biel) yine bunlar›n d›fl›nda Cenevre ve St. Galen’de bulunan iki ayr› dernekte Y. Güney’i anma haftas›nda anmalar düzenlendi. Devam›nda gece faaliyetleri devam etti. 26 Eylül 2004’te gerçeklefltirilen geceye 500 kiflilik bir kat›l›m oldu. Program›n aç›l›fl ve sayg› duruflundan sonra Zürih Gençlik ve Kültür Evi bünyesinde faaliyet yürüten Grup Açelya sahne ald›. K›sa süre önce oluflmas›na karfl›n söyledi¤i devrimci türküler ve marfllar kitle taraf›ndan be¤enildi. Sahne alan Grup Esenyeller’in söyledi¤i devrimci türküler ve marfllardan sonra sahneyi Basel Halk Akademisi’nde faaliyet yürüten halk oyunlar› ekibi sahne ald›. Oynad›¤› güzel oyunlarla kitle taraf›ndan be¤eni ile izlendi. ‹lk bölüm gösterilen

Evrensel Bak›fl ILPS KONGRES‹ VE GÖREVLER‹M‹Z ÜZER‹NE NOTLAR! May›s 2001 y›l›ndaki kuruluflundan bu yana geçen üç y›ll›k süre içinde Halklar›n Uluslararas› Mücadele Ligi’nin tarihsel önemi ve gereklili¤i bütün ç›plakl›¤›yla a盤a ç›kt›. Her örgütlenme bir ihtiyac›n ürünüdür. ILPS örgütlenmesi de emperyalist-kapitalist sistem ve iflbirlikçilerinin ezilen dünya halklar›na ve uluslar›na karfl› çok yönlü ve kapsaml› sald›r›lar sürdürdü¤ü bir dönemde ulusal ba¤›ms›zl›k-demokrasi ve sosyal kurtulufl mücadelesi veren tüm ilerici güçleri kucaklamay› hedefleyen Enternasyonalist bilinç ve sorumlulu¤un gelifltirilmesine hizmet eden bu tür örgütlenmeleri yaratmak-ço¤altmak ezilenlerin mücadelesi için bir ihtiyaçtan çok bir zorunluluktur. Bu zorunlulu¤un gereklili¤ini yeteri kadar bilince ç›karmayanlar, dünyan›n farkl› co¤rafyalar›nda ezilen halklar›n yürüttü¤ü mücadeleleri sahiplenmekte üzerlerine düflen tarihsel sorumluluklar›n› yerine getiremezler. Çünkü çözümleme, yaln›z varolan› belirleme de¤il, tam aksine ezilen halklar lehine sorunun pratik çözümü için ortaya bir irade koymakt›r. Çözüm gücü olmakt›r. ‹flte ILPS örgütlenmesi, emperyalistlerin ve gericilerin genel sald›r›lar›na karfl›, uluslararas› planda ezilen halklar cephesinde dayan›flmay› hedefleyen, karfl› koyuflu örgütleyen ilerici güçlerin ortaya bir irade koyma ve çözüm gücü olma beyan›d›r. Bu süre içinde at›lan bu ad›m›n do¤rulu¤unu, karfl› devrim cephesindeki geliflmeler de ispatlad›. Bugün ikinci kongresini “Emperyalist ya¤ma ve savafla karfl› özgürlük ve demokrasi için halklar›n dayan›flmas›n› ve mücadelesini ilerlet” fliar›yla yapmaya çal›flan ILPS’nin yerküremizin en

22 Ekim-4 Kasım 2004

çat›flmal› bölgelerinden biri olan Ortado¤u’da, emperyalist iflgallere ve iflgalcilerin iflbirlikçilerine karfl› Irak halk›yla, Filistin halk›yla varolan dayan›flmas›n› daha da ileri bir boyuta tafl›mas›n›n, varl›k gerekçelerinden biri oldu¤u aç›kt›r. Dolay›s›yla ILPS yönetimi kongre sürecine Irak, Filistin ve di¤er Ortado¤u halklar›n›n ilerici-iflgal karfl›t› güçlerini katmak için somut olarak çaba sarf etmelidir. Yine kat›lacak güçlerle birlikte bölgeye iliflkin somut çal›flma ve eylem planlar› oluflturmak, bölgede oluflan Amerikan karfl›t› tutumu anti-emperyalist bir mücadeleye dönüfltürmek için de bu gerekli ve zorunludur. Hiç flüphesiz iflgal karfl›t› güçlerin esas olarak dini (‹slami) önderlikli olmas›, direniflin hakl›l›¤›na ve meflrulu¤una gölge düflürmez. Ancak iflgalden kaynakl› bu somut durumdan hareketle anti-emperyalist ilerici bir hareket yaratmak esas amac›m›z ve hedefimiz olmal›d›r. Bu anlam›yla bölgedeki anti-emperyalist ilerici güçlerle iliflki kurma ve varolan iliflkileri de daha nitelikli hale getirme perspektifini kongre asla göz ard› etmemelidir. Bu bak›fl aç›s›n› daha da derinlefltirecek olursak, kongre ve kongre sonras› oluflturulacak yeni yönetim; emperyalistlerle ezilen halklar aras›nda çeliflkilerin daha da keskinleflti¤i, emperyalistler aras›ndaki rekabetin daha da k›z›flt›¤› ve emperyalist iflgallerin somut bir olgu haline geldi¤i bölgelerde ve ülkelerde var olan ilerici–demokratik kurumlarla iliflki kurmaya çal›flmay›, varolan iliflkileri de daha bir ileri düzeye tafl›may��� öncelikli görevlerden kabul edilmelidir. Bu anlam›yla Ortado¤u’da anti-emperyalist mücadele için nesnel zemin oldukça uygundur. Bu nesnel zeminde yap›lacak ilerici

Y›lmaz Güney ölümsüzdür! sinevizyonla yar›m saat ara verildi. Aradan sonra Tohum Kültür Merkezi ve Devrimci Demokrasi’nin gönderdi¤i mesajlara yer verildi. ‹kinci bölümde okunan fliirler ve mesajlardan sonra Zürih Gençlik ve Kültür Evi bünyesinde bulunan halk oyunlar› ekibi sahneye ç›kt›. Akabinde Atilla Meriç’e yer verildi. Söyledi¤i devrimci ve halk türkülerinden sonra yine federasyon taraf›ndan aç›klama yapmak üzere bir temsilci sahneye davet edildi. Devrimci sanattan ve Güney’in sanatç› kiflili¤inden sonra Fuat Saka’n›n geceye gelmeyece¤ine ve “bir gece için de¤mez” anlay›fl› gibi sakat ve maddiyata dayal› “sanat ve sanatç›” teflhir edildi ve Fuat Saka’n›n bu tavr› k›nanarak kitleler nezdinde teflhir edildi. En son sahneyi Grup Çarnawe ald› ve kitle coflarak halaya durdu. Y›lmaz Güney Ölümünün 20. y›l›nda Londra’ da an›ld› Devrimci sanatç› Y›lmaz Güney 10 Ekim’de yap›lan bir gece ile Lond-

ve devrimci her müdahale; emperyalistlerin her f›rsatta ezilen halklar› birbirine düflürmek için üzerinde oynad›klar› ulusal, dinsel ve mezhepsel çeliflkilerden kaynakl› çat›flmalar› asgari düzeye indirerek ezilen halklar›n kardeflli¤i ve birlikteli¤inin yarat›lmas›na hizmet eder. Böylesi bir birliktelik, emperyalistlerin bölgede istedikleri gibi hareket etmelerini engeller. Yaflananlar›n da gösterdi¤i gibi iflgalcileri bugünü arayacaklar› daha zor günler bekliyor. Bu günlerin yak›nlaflmas›n› daha da h›zland›rmak, yukar›da da ifade etti¤imiz gibi, anti-emperyalist bir eksende ezilen halklar›n birli¤ini, ortak düflmana karfl› ortak hareket etme bilincini gelifltirmekten geçer. ILPS kongresi birlik ve birlikte yürüme bilincinin geliflimi için bir f›rsatt›r. Ve bu f›rsat› sosyal kurtulufl mücadelesi yürüten güçlerin temsilcileri iyi de¤erlendirmelidir. ILPS kongresi ulusal ve sosyal kurtulufl mücadelesini yürüten güçleri daha aktif bir flekilde sahiplenip savunma pratik görevleri üzerinde mutlaka gereken ciddiyetle durmal›d›r. Di¤er bir ifadeyle bu yönlü perspektifine uygun olarak hem aradan geçen sürecini de¤erlendirmeli ve hem de bu süreçte ortaya ç›kard›¤› olumlu ve do¤ru pratiklerinde daha bir yo¤unlaflmal› ve derinleflmelidir. Bu yo¤unlaflma ve derinleflme beraberinde bir saflaflmaya ve bünyesine daha diri güçleri toplamas›na hizmet edebilir. Bu politika bu yaklafl›m kesinlikle d›fllamay› de¤il, anti-emperyalist bir zeminde birleflmeyi hedeflemelidir. Ancak bu birleflme s›n›f mücadelesine hizmet edecek bir niteli¤e, bir ilkeli durufla sahip olmak zorundad›r. ‹lkesizlik, mu¤lakl›k, hareketin de¤il, hareketsizli¤in, geliflimin de¤il, dura¤anl›¤›n ve da¤›lman›n habercisidir. Dolay›s›yla süreci de¤erlendirmede, görevlerimizi belirlemek hep bu gerçekleri hesaba katarak hareket etmeliyiz. ILPS kongresi, Bat› Avrupa’da sosyal haklar›n gasp›na karfl› kitlelerde oluflan tepkileri, artan iflsizlik, yabanc› düflmanl›¤› ›rkç›l›k vb. olgular› hesaba katarak buradaki güçlerini daha organizeli ve

ra’da sahiplenildi. 800 kiflinin kat›ld›¤› gece pek çok devrimci, ilerici, demokrat ve yurtsever sanatç› ad›na yap›lan sayg› duruflu ile bafllat›ld›. AT‹K ad›na bir konuflman›n da yap›ld›¤› geceye Enver Çelik, H›d›r Kutan ve Grup Nehir yer alarak destek verdiler. Londra Tohum Kültür Merkezi halk oyunlar› ekipleri de halaylar›yla kat›l›mc›lara coflkulu anlar yaflatt›. Gecenin ikinci yar›s› Grup Hayk›r›fl ile bafllad›. Söyledikleri Partizan marfllar› ile coflkuyu doru¤a tafl›yan Grup, özellikle sahnede Karadeniz horonu tepmesinin ard›ndan çok alk›fl ald›. Geceye ayr›ca Selimiye Zindan›nda Y›lmaz Güney ile birlikte kalan Abbas Güzelp›nar an›lar›n› kitle ile paylaflt›. Daha sonra Arzu’nun söyledi¤i türküler ile halaylara devam edildi. Son olarak Ali Asker’in sahne ald›¤› gece coflkuyla bitirildi. Bir ayl›k bir emek sürecinde sonra gerçeklefltirilen gece oldukça olumlu ve coflkulu geçti.

örgütlü bir tarzda harekete geçirmenin yol ve yöntemleri üzerinde düflünmelidir. Di¤er bir söylemle Avrupal› politik güçleri, göçmenleri bu somut sorunlar üzerinde bir araya getirmenin politikalar› ve araçlar› mutlaka üretilmeli ve yarat›lmal›d›r. fiu aç›k ki emperyalist-kapitalist sistemin içine girmifl oldu¤u krizden dolay›, ilerici güçlere, emekçilere ve göçmenlere dönük kapsaml› sald›r›lar›n› daha bir a¤›rlaflt›racak. Tüm sorun oluflan bu tepkileri demokratik bir zeminde güçlü bir harekete dönüfltürme noktas›nda dü¤ümleniyor. ILPS, bu konudaki misyonunu mutlaka yerine getirmelidir. Ezilenler cephesinde farkl› ulus ve halklarda yarat›lacak böylesi bir platform emperyalist merkezlerde, emperyalist tekellerin ekonomik ve siyasal sald›r›lar›na karfl› hem de sömürge-yar› sömürge ülke halklar›n›n anti-emperyalist mücadelelerini sahiplenme ve destekleme bak›m›ndan küçümsenmeyecek bir rol oynar. Bu anlam›yla da hemen kongre arifesinde ILPS’nin Bat› Avrupa’dan üyelerinin önüne koydu¤u ama bugüne kadar yerine getirilmeyen görevler de en k›sa zamanda yerine getirilmeye çal›fl›lmal›d›r. fiu gerçe¤in alt›n› yeniden çizmekte yarar vard›r. B. Avrupa’daki ILPS faaliyetlerinin baflar›s›, yerel güçlerle kurulacak iliflki düzeyine ba¤l›d›r. Çünkü sonuç itibar›yla bir politikan›n uygulanmas› güç sorunudur. Güç olunmadan kitleler harekete geçirilemez ve çekim merkezi olunamaz. Ama güç olmak için de; somut sorunlar ve talepler üzerinde prati¤e dönük çabalar›n yo¤unlaflmas› gerekir. Ki bunu asgari düzeyde yapabilecek bir güç ve bu gücün üzerinde hareket edebilece¤i bir zemin vard›r. Sonuç olarak bu kongreyi tespit edilen fliara uygun olarak baflar›yla sonuçland›rman›n yolu; süreçten do¤ru dersler ç›karmak ve ç›kar›lan bu do¤ru dersler ›fl›¤›nda somut sorunlar üzerinde prati¤e dönük ad›m atmaktan geçiyor. ILPS örgütlülü¤üne yeni taze güçler katmak için kurumun her üyesi sürecin de¤erlendirmesine ve prati¤e dönük çal›flmalara bu sorumluluk bilinciyle yaklaflmal›d›r.


24

22 Ekim-4 Kasım 2004

7

Yar›nlarda, hep genç kalanlar...

Sevdi¤in müddetçe ve Sevebildi¤in kadar, Sevdi¤ine herfleyi verebildi¤in kadar gençsin...

Naz›m Hikmet

Varoldu¤undan beri, ölümsüzlük iksirini aram›fl insano¤lu. Yaflam›n z›t kardefli ölümü gördü¤ünden beri ölümsüzlü¤ü aram›fl her tafl›n alt›nda. Yaflam›n›n bafl› ve sonu belli zaman aral›¤›nda kalmas› ürkütücü gelmifl, zor gelmifl sevdiklerinden ayr› kalmak, zor gelmifl gidip de dönenin olmad›¤› bir yere yap›lan yolculuk. Do¤umu o kadar do¤al görüp kabullenirken, ölümü kabullenmek istememifl kolay kolay, ölümsüzlü¤ün teorilerini üretmifl mistik dünyada. Lokman Hekim’in buldu¤unu ama kaybetti¤ini duyurmufl biri, di¤eri “öteki dünyada” buluflulaca¤›n› söylemifl. Bakm›fllar ki, “ölümsüzlük” olacak gibi de¤il, “genç kalman›n”, yafllanmaman›n pefline düflmüfller bu kez de. ‹nsanlar›n bu iste¤ini medyayla daha da körükleyen kapitalizm, “kozmetik ürünleri”ni ç›karm›fl sunmufl karfl›s›na, “ne kadar tüketirsen, o kadar genç kal›rs›n” felsefesiyle… Oysa yaflam›n dilini konuflanlar, ad›n› koymufllard› çoktan “gençli¤in”. Ölümsüzlük, ölüm sonras›nda gelebilecek bir durum olmad›¤› gibi, “gençlik” de yafllanmayla ortaya ç›kabilecek bir durum de¤ildi ki! Sistemin çarklar› aras›nda ezip b›rakt›¤›, tüketti¤i, soluksuz kalm›fl 18’lik yorgun yaflamlar görmüyor muyduk çevremizde? Yahut da tam tersi, saç›na düflen k›rlardan daha çok coflkular› göze çarpanlar, yaflama dört elle sar›lanlar yok muydu? Yaflamay› ifltahla severken, her an›n lezzetini hissederken yüre¤inde, yaflam› u¤runa ölecek kadar çok sevenler… Yürüyorsun kalabal›¤›n içinde ve çevrende genç yaflta yorgun düflenler ya da k›rk›n-

da bile ayn› tutkuyla sar›lanlar hayata, sen hangisini seçerdin? Aile ve akraba çevresi yafllanm›fl bir genç olman› seçerdi hiç kuflkusuz. Öyle ya, o zaman “hayatta kalm›fl” olurdun, o zaman “yaflam›fl” olurdun. Vazgeçerek düflüncelerinden, vazgeçerek ideallerinden, tan›m›n› baflkalar›n›n koydu¤u bir yaflam› seçerek “yaflard›n”. Böyleleri de var oldu/oluyor kuflkusuz, ama hayat herfleyde oldu¤u gibi z›tt›n› da varetti. Genç ömürlerini sundular onlar devrime, ikirciksiz ve alabildi¤ine sade. Do¤um kadar ölümün de do¤all›¤›n› kabul edip, en bafltan bu bedeli ödemeyi göze alarak… “Vazgeçin” diyenleri dinleselerdi, belki hayatta kalacaklard›, ama onlar yaflam›n anlam›n› koymufllard› bir kez ve anlams›z bir yaflamdansa, anlaml› bir ölümü gö¤üslemifllerdi usulca… S›rf öyle dendi¤i gibi “baflkalar›” için de de¤ildi sadece, kendilerini de yaflama tutkuyla ba¤layan ba¤ oldu¤u içindi seçtikleri… fiehit düflen abisini anlat›yordu biri, kendisi 40 yafl›ndayd›, abisi 20! O yafllan›yordu, abisi ise öldü¤ü yaflta kalm›flt›, hep genç kalacakt› art›k abisi. “Yirminci yafl gününde flehit düfltü” diyordu. Yirmisinde ölümü kucaklayacak kadar, yaflam› tutkuyla sevebilirdi insan… 1962’de bafllay›p, 1992’de biten 30 y›ll›k bir yaflamd› Tuncay Çar›kç›o¤lu’nun yaflam›. 30 y›la neler s›¤d›rmay› baflarm›flt›? Genç kalmas›n›n nedeniydi yaflam›na s›¤d›rd›klar›. Kastamonu’da do¤mufltu. O da yafl›tlar› gibi s›k›ca çal›flarak haz›rlanm›flt› üniversiteye. ‹stanbul’da Mühendislik Fakültesi’ni kazanm›flt›. Bu dönemde koymaya bafllam›flt›

yaflam›n tan›m›n›. H›zla koflmak, daha çok koflmak, daha ileriye koflmak istiyordu. Vard›¤› her yerle yetinmiyor hep daha ilerisini istiyordu. Yaflamdan ö¤reniyordu, pratikten ö¤reniyordu, okuduklar›ndan ö¤reniyordu ve h›zla yeniliyordu kendini. Koflusuna çelme takmak istiyordu düflman, 1985’te örgüte yönelik operasyonda gözalt›na al›n›yordu ama iflkencede de h›zla sürdürüyordu o koflusunu; tutabilene aflkolsun! Kök söktürüyordu düflmana, alam›yorlard› tek kelime, ne iflkencehanede, ne de mahkemede. Yeni bir mekanda devam ediyordu koflusu: hapishane. ‹ki y›ll›k tutsakl›ktan sonra d›flar› ç›kt›¤›nda Parti’nin faaliyetine gençlik alan›nda devam ediyordu. Türkiye Marksist-Leninist Gençlik Birli¤i (TMLGB)’ni ‹smail Oral ile birlikte fiilen ilk kuran önderler aras›ndayd›. 1987’de TKP/ML üyesi oldu. Ülkenin her yeri faaliyet alan›yd› ama daha çok Kayseri, Sivas ve Çukurova’da faaliyet yürüttü. Gözleri sa¤lam olup, burnunun ucunu göremeyenlere tezat, gözleri bozuk olmas›n›n verdi¤i s›k›nt›ya ra¤men gerilla yaflam›nda da h›zla sürdürdü faaliyetini. O da¤lar›n “Çetin”iydi, zor flartlara boyun e¤meyen. Karadeniz, ‹ç Anadolu Bölgesi gerilla faaliyetine atand›¤› dönemde 2-3 Kas›m 1992’de Tokat’›n Almus ilçesi Ar›su Köyü Eskiç mezras›nda saatler süren çat›flma sonucunda bayra¤› ard›llar›na devretti. Çok ve bofl yaflama heveslilerine inat, gençli¤inden beklenmeyecek olgunlukla, mütevazice ad›mlad› hayat›, ölümün tehditlerine boyun e¤mediler, tutkuyla yaflad›lar…

cu¤u olarak 1980 y›l›nda ‹zmir’de dünyaya geldi. 1996 y›l›nda gençlik örgütü TMLGB arac›l›¤› ile devrimci düflüncelerle tan›flt›. Bergama köylülerinin mücadelesine katk› sunmak amac›yla Eurogold’un ‹zmir bürosuna bomba konmas›nda aktif olarak yer ald›. 96 ölüm orucu ve açl›k grevinden etkilenerek mücadeleye daha s›k› sar›ld›. 1998

yaz›nda gerillaya kat›ld›. Gerillada bulundu¤u süre içinde pek çok zaaf›yla karfl›laflt› ve bunlar›n üzerine yürüdü. Kiflili¤i, zorluklar karfl›s›nda kolay kolay y›lmayan inatç› bir özelli¤e sahipti, fedakarl›¤› ile kendine ayr› bir yer edinmiflti yoldafllar›n›n yüre¤inde. Partiye karfl› aç›k olmas› gelifliminin temel nedeniydi. Onlar sadece konuflmakla kalman›n lafazanl›k olaca¤›n›n bilincindeydiler. Çok konuflup hiçbir fley yapmaman›n teorisini oluflturanlara karfl›t, düflüncelerinin do¤rulu¤unu yaflamlar›yla kan›tlad›lar… Selam olsun, ömrünü devrime hesaps›zca adayanlara!

DEVR‹M, ADANMIfi ÖMÜRLER ‹STER HESAPSIZ… 1 Kas›m 1999 tarihinde Tokat’›n Erbaa ilçesi H›z›ralan deresi mevkiinde düflman güçleri pususu sonucu TKP/ML T‹KKO gerillalar› Bar›fl Aslan ve Cem Ergüldü flehit düfltü. Bar›fl Aslan, 1978 y›l›nda Yozgat’›n Sorgun ilçesine ba¤l› Karabal› Köyünde do¤du. 1991 y›l›na kadar do¤du¤u köyde yaflam›flt›, bu y›ldan sonra ise Almanya’da yaflayan babas›n›n yan›na yerleflmiflti. Burada TKP/ML’nin düflünceleri ile tan›flt›. Hamburg’da bir yandan okuluna devam ediyor, di¤er yandan faaliyet yürütüyordu. Kendisini sürekli gelifltirmifl, bunun çabas›n› vermifl ve kendini partiye sunmufltu. Her göreve haz›r oldu¤unu belirtmesinin alt›nda kuflkusuz ki s›n›f ve parti bilinci vard›r. O bilinçtir öyle hesaps›zca yaflam›n› sunmas›n› sa¤layan. Kaçk›nl›-

¤›n, y›lg›nl›¤›n kol gezdi¤i, burjuvazinin tüm çirkinliklerinin yafland›¤› bir ortamda, kimileri “nas›l daha rahat yaflayabilirim”in hesaplar›n› yaparken O bunlara prim vermemifltir. 1998 yaz›nda ülkeye gelen Bar›fl Aslan, kendisinden önce gerillaya kat›lan Hakan Karabulut’un flehit düflmesinden de çok etkilenmifl ve ona lay›k olma sözünü da¤lar›n doruklar›nda yerine getirmifltir. Yaflad›¤› rahat ortamdan sonra gerillan›n koflullar›nda çeflitli zorluklarla karfl›laflm›fl ama bunlar mücadele içerisinde daha da çelikleflmesini sa¤lam›flt›r. Kendisinin yazd›¤› “Vur eskiye y›k›ls›n, omuz ver yeniye yeflersin” bafll›kl› yaz›s›nda flöyle demektedir bizlere: “….büyüyen kavgam›z›n ihtiyaçlar› artm›flken, ben vard›¤›m aflama ile yetinmeyi akl›m›n ucundan bile geçiremem. Kesinlikle zorunludur yeni zirveleri hedeflemem. ‹deolojide derinleflmem, siyasette yetkinleflmem, örgütsel yaflamda ustalaflmam…. Çünkü ak›p giden zamanda yeni eskimeye ve bugünün yenisi yar›n›n yenisiyle eskimifl olarak çat›flmaya mahkumdur…” Cem Ergüldü, Dersimli Kürt bir anne ile Yunanistan göçmeni bir baban›n ço-


25

7

Susurluk: Buzda¤›n›n görünen yüzü… ‹stanbul yönünde seyir halinde olan 06 AC 600 plakal› Mercedes marka otomobil, 3 Kas›m 1996’da saat 19:15’te Susurluk’ta Hasan Gökçe yönetimindeki kamyona arkadan çarpt›¤›nda s›radan bir trafik kazas› olarak yans›m›flt› haber ajanslar›na. Otomobildeki 3 kifli ölmüfl, bir kifli a¤›r yaral› olarak hastaneye kald›r›lm›flt›. Ancak ne zaman ki kazada ölenlerden birinin ‹stanbul eski Emniyet Müdürü Yard›mc›s› Hüseyin Kocada¤, di¤erinin katliam san›¤› olarak aranan Abdullah Çatl› ve sevgilisi Gonca Us yaralanan kiflinin de DYP fianl›urfa milletvekili Sedat Edip Bucak oldu¤u anlafl›ld›, o zaman gündeme “bomba” gibi düfltü! Bir kaçak, bir polis ve bir milletvekili nas›l olmufl da ayn› arabada buluflmufllard›? Kazan›n ard›ndan ilk tutuklanan emektar kamyon floförü olmufltu. Su yüzüne ç›kan bu durum burjuva medyada oldukça genifl bir yank› buldu. Ancak bak›fl aç›s› her zamanki gibi “suçlular›n cezaland›r›lmas›” talebi üzerinden flekilleniyordu, oysa ayn› iliflkiler y›llardan beri devam ediyor, sistemin kendisi bu iliflkileri üretiyordu. Siyasetçi-polismafya üçgenininde yay›nlanan haberler üzerine ‹stanbul DGM soruflturma bafllat›yor, birileri dört gözle suçlular›n cezaland›r›l›p, iyice teflhir olan sistemin pisliklerinin temizlenerek aklanmas›n› bekliyordu. Soruflturmada pis çarklar›n malzemeleri olan pek çok kiflinin ad› geçiyordu: Özel timci polis memurlar› Ayhan Çark›n, Ercan Ersoy, kumar-

haneci Ömer Lütfü Topal, uyuflturucu kaçakç›s› Yaflar Öz… Liste sanatç›lardan askerlere kadar pek çok kesimi içeriyordu. Özel Harekat Dairesi Baflkanvekili ‹brahim fiahin’in tan›mad›¤›n› söyledi¤i Abdullah Çatl› ile göbek atarken resimleri yay›nlan›yordu boy boy. Tüm bunlar sürerken “temiz toplum” istemiyle fiubat 1997’de ülke genelinde bafllat›lan “Sürekli Ayd›nl›k ‹çin Bir Dakikal›k Ka-

ranl›k Eylemi” oldukça genifl kat›l›m gördü. Sonras›nda evde olman›n kitleyi pasifize etti¤i belirtilerek sokak eylemlerine dönüfltürüldü. O dönem baflbakan olan Tansu Çiller yapt›klar› pislikler teflhir olmufl olmas›na ra¤men piflkinlikle “devlet ad›na kurflun atan da yiyen de flereflidir” derken piyonlar›n›n arkas›nda oldu¤unu saklama gere¤i duymam›flt›. San›klardan Korkut Eken hapis cezas›n› duyunca burjuva gazetelere “donup kald›” denilerek yans›t›lm›flt›r. Tabi ki hakl›d›r, ne de olsa devlet ad›na kurflun atm›flt›r. Ama devlet ad›na hapiste yatmak hesapta yoktur! Nitekim geçti¤imiz haftalarda hapishane ç›k›fl›nda “kahramanlar” gibi karfl›lanmas› da ihmal edilmemifltir. Davan›n sonucunda “adil bir

GÜN’DE DÜN.. 22 Ekim 1937. Dersim bölgesinde 21 Mart gecesi bafllayan ayaklanma bast›r›ld›. Dört y›l için ç›kar›lan Tunceli’nin ‹daresi Hakk›nda Kanun, çeflitli eklerle 1947’ye kadar sürdü. 1964. Jean Paul Sartre, Nobel Ödülü’nü reddetti. 23 Ekim 1926. Sovyetler Birli¤i’nde Leon Troçki ve Grigoriy Zinoviyev Komünist Partisi Merkez Komitesi üyeli¤inden ç›kar›ld›. 1983. Beyrut’ta Amerikan ve Frans›z bar›fl gücü karargahlar›na patlay›c› yüklü kamyonlarla feda eylemi yap›ld›. 241 Amerikan deniz piyadesi ve 58 Frans›z paraflütçü öldü. 24 Ekim 1962. Türkiye, Amerika Birleflik Dev-

yarg›lama” bekleyenler hayal k›r›kl›¤›na u¤ram›fllar ve sitem etmifllerdir “adalete”. Oysa ki hukuk da tarafs›z de¤ildir ve kurallar› yasalar› egemen güçler taraf›ndan yap›lm›fl olan adalet da¤›tmas› gereken kurumlar tabi ki yanl› davranacakt›r. Nitekim ayn› dönemde gazetelerin üçüncü sayfa haberlerinde “iki tiflört için 77 y›l hapis… Susurlukçular 6’flar y›la mahkum olurken ‹zmir’de 18-19 ve 22 yafllar›ndaki üç gencin hayat› karard›. 2 tiflört ve 400 bin lira gaspeden gençler toplam 77 y›l a¤›r hapis cezas› ald›lar” yazacakt›r ki, bu durum bizleri flafl›rtmamaktad›r. Susurluk Araflt›rma Komisyonu Üyesi Hayrettin Dilekcan’›n söyledi¤i gibi “mahkum edilenler perde arkas›ndakilerin öne sürdü¤ü kuklalard›r”. Zaman geçiyor ve ipleri oynatanlar de¤iflmese de kuklalar dün Abdullah Çatl›’yken bugün Alaaddin Çak›c› oluyor, Sedat Peker oluyor, Van’da karakol bas›p suçlu kaç›r›yor. Gerçekleri kavrayamayanlarsa buzda¤›n›n görünen k›sm›na bak›p, tahlillerine devam ediyorlar… Oysa bu kirli çarklar bozulmad›kça, bu iliflkiler varl›¤›n› koruyacakt›r. Çarka çomak sokanlar da her daim varolmufltur/varolacakt›r. Egemen güçler taraf›ndan teflhir olan her olayda oldu¤u gibi bu tip “kazalar” da her zaman “münferit” olaylar olarak gösterilmeye çal›fl›lacakt›r. Ancak bu iliflkilerin süreklili¤i onlar›n ikiyüzlülüklerini bofla ç›karan en somut kan›tlardan biri olarak, görmek isteyenlerin gözü önünde tüm ç›plakl›¤›yla durmaktad›r.

letleri’nin Küba’y› denizden ablukaya alma karar›n› kay›ts›z flarts›z destekledi¤ini aç›klad›. Türkiye, ekonomik abluka karar›n› uygulayan ilk devlet oldu. 1964. Amerikal› sivil haklar savunucusu Martin Luther King’e, Nobel Bar›fl Ödülü verildi. 25 Ekim 1971. S›k›yönetim Komutanl›¤› Türkiye Selüloz ve Ka¤›t Fabrikalar›nda (SEKA) süren grevi durdurdu. 1996. PKK militan› genç bir kad›n Adana Çevik Kuvvet fiube Müdürlü¤ü’nde polislerin aras›na girerek feda eylemi yapt›. 3 polis öldü,11 kifli yaraland›. 27 Ekim 1922. ‹talya’da Faflistler, Benito Mussolini önderli¤inde Roma’ya yürüdüler ve iktidar› ele geçirdiler. 28 Ekim

22 Ekim-4 Kasım 2004 KAVGADA ÖLÜMSÜZLEfiENLER Hasan Yaflar: Dersim Mazgirt ‹bi Mahmut Köyü do¤umludur. 1978’de ‹zmit’te çal›flmaya gitti ve burada örgütlendi. Çal›flt›¤› flantiyede iflçi temsilcisiydi. 24 Ekim 1979’da iflyerinde katledilerek kaza süsü verilmeye çal›fl›ld›. ‹flçiler onun öldürülmesini E-5’i saatlerce trafi¤e kapatarak protesto ettiler. Aziz Gözetmen: 4 Kas›m 1979’da Viranflehir’de DDKD’li sosyal faflistler taraf›ndan katledildi. Yaflar Yi¤it: 1963 Erzincan Refahiye Leventler Köyü do¤umludur. ‹stanbul Gülsuyu’nda gecekondu halk›n›n mücadelesinde onlar›n yanlar›nda yer alm›flt›r. 30 Ekim 1980’de yoldafllar›yla bomba e¤itimi yapt›klar› s›rada kaza sonucu flehit düflmüfltür. Necdet Oynargül: 1959 do¤umludur. Ailesi Balkanlardan göç etmifltir. Kas›m 1980’de gözalt›na al›n›r, iflkencede s›r vermeyince bir eve götürülerek katledilir. Tekin Çakmak: 1959 Dersim Hozat Tavuklar köyü do¤umludur. 30 Ekim 1983’de Hozat Inc›ga köyü k›rsal›nda ç›kan çat›flmada flehit düflmüfltür. Do¤an Erdem: Erzincan Tercan do¤umludur. Kas›m 1984’te Dersim’de 盤 alt›nda kalarak yaflam›n› yitirdi. Huriye Ç›tak: 1968 Çorum Alaca Kefllik Köyü do¤umludur. Samsun’da üniversitede örgütlenir. 1989’da gerillaya kat›l›r. 28 Ekim 1991’de Hozat’›n Kurukaymak (Koçeri) köyünde düflman›n açt›¤› atefl sonucu flehit düfler. Mehmet Yeflil: 1960 Dersim Ovac›k Bal›kan Köyü do¤umludur. 12 Eylül’den sonra aran›r duruma düfltü. 1986’da gözalt›na al›nd›¤›nda iflkenceden bafl› dik ç›kt›. 24 Ekim 1993’te PKK gerillalar› taraf›ndan kaç›r›larak iflkencede katledildi. Ercan Eser: 1973 Dersim Mazgirt do¤umludur. 22 Ekim 1998’de ‹stanbul’da geçirdi¤i trafik kazas›nda yaflam›n› yitirdi. 1980. 12 Eylül sonras› ilk idam: THKP-C/HDÖ davas›ndan tutuklu bulunan Serdar Soyergin Adana’da idam edildi. 1984. H›d›r Aslan ‹zmir’de idam edildi. Aslan Devrimci-Yol örgütü üyesi olmaktan yarg›lanm›fl ve idama mahkum edilmiflti.

1960. Milli Birlik Komitesi’nin 147 ö¤retim üyesini görevden almas›n› protesto eden ‹stanbul Üniversitesi Rektörü S›dd›k Sami Onar ve ‹stanbul Teknik Üniversitesi Rektörü Fikret Narter görevlerinden istifa ettiler. 1969. Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi Ö¤renci Derne¤i ve Orta Do¤u Teknik Üniversitesi ö¤renci birlikleri kapat›ld›. 29 Ekim 1960. Milli Birlik Komitesi’nin 147 ö¤retim üyesini görevden almas›na tepkiler sürüyor. Ankara Üniversitesi Rektörü Suut Kemal Yetkin istifa etti. 1978. Faflistler, Tokat’ta solcular›n gitti¤i kahveyi, tarad›, 3 kifli katledildi.. Ayn› gün Milliyetçi Hareket Partisi Genel Baflkan› Alparslan Türkefl Almanya’da ülkücülere bir konuflma yapt›, “Bize aç›kça katil derlerse a¤›zlar›n› y›rtar›m”

dedi. 31 Ekim 1960. Milli Birlik Komitesi’nin ö¤retim üyelerini üniversiteden atmas›n› protesto eden Ortado¤u Teknik Üniversitesi Rektörü Turhan Feyzio¤lu istifa etti. 1970. Türkiye ‹flçi Partisi Büyük Kongresi Behice Boran’› genel baflkan seçti. 1 Kas›m 1954. Cezayir Ulusal Kurtulufl Cephesi kuruldu. 4 Kas›m 1947. Bulgaristan Halk Cumhuriyeti ilan edildi. 1969. Y›l›n ilk boykotu Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde bafllad›. 1981. Milli Güvenlik Konseyi, Yüksek Ö¤retim Kanununu onaylad›. Yüksekö¤retim Kurulu, YÖK, daha sonra bu kanuna göre kuruldu.


26

22 Ekim-4 Kasım 2004 G‹R‹fi: S›n›fl› toplumlarda yaflayan bütün insanlar, sömürü düzeninin politikalar›ndan ma¤dur olmaktad›r. Ancak kad›nlar, çok yönlü sömürüye maruz kald›klar›ndan bu ma¤duriyeti daha katmerli yaflamaktad›r. ‹nsan olma haklar› elinden al›nm›fl; siyaset, e¤itim, ö¤retim, sa¤l›k ve yaflam güvenli¤i gibi en temel haklardan yoksun b›rak›lm›fllard›r. TAR‹H‹ SÜREÇ VE KADIN Toplay›c› toplumlarda kad›n özne durumundayken; üretime geçiflle birlikte özel mülkiyete dayal› toplumlarda, kad›n belirleyicilikten soyutlanm›fl, edilgen bir pozisyona düflürülmüfltür. Sömürüye dayal› s›n›fl› toplumlar tarihi boyunca süregelmifl yak›c› sorunlardan en kapsaml› olan›, yaflam›m›z›n her alan›nda karfl›m›za set olarak ç›kan kad›n sorunu gerçekli¤idir. “Mülkiyetin kiflisel bir kudret sembolü haline gelmesiyle beraber, kad›nlar da elde edilmek için savafl›lan bir meta konumuna düflürülmüfllerdir. Öyle ki derebeylik dönemindeki savafllarda kad›n da bir ganimet say›lm›fl ve birkaç koyun, deve; flu kadar kad›n denklefltirmesiyle tecim (ticaret) malzemesi olarak pazara sürülmüfltür”(1). Kad›n s›n›fl› toplumlar tarihinde en temel insani haklar›ndan yoksun b›rak›lm›fl, kendi hayat› üzerindeki söz hakk› dahi elinden al›nm›flt›r. Yaflamda kendi kimli¤iyle varl›¤›n› sürdüremeyen, evlenme ça¤›na gelinceye dek ailesinin ve toplumun, evlendikten sonra eflinin ve çevresinin istedi¤i gibi biri olmaya zorlanm›fl, kendini yaflam›n hiçbir alan›nda ifade edemeyen bir nesne durumuna getirilmifltir. Eme¤in sömürüsüne dayal› her sistemde oldu¤u gibi, bizim ülkemizde de hakim s›n›f ve erkek egemen toplum kad›n› yaflam›n aktif alanlar›ndan soyutlay›p; pasif, içe dönük aile içi yaflama mahkum etmifltir. Bu yaflam anlay›fl›na uygun olarak toplumumuzda “eksik etek” denilerek horlanan; “saç› uzun akl› k›sa” denilerek e¤itim-ö¤retimden mahrum b›rak›lan; “k›z›n› dövmeyen dizini döver” anlay›fl›yla kal›ba soku-

7

Kad›n ve Siyaset-1 lan, iyi bir evlilik için allan›p pullanarak erke¤e pazarlanan, “s›rt›ndan sopa, karn›ndan s›pa” eksik edilmeyen kad›n, kendisine biçilen bu rolleri lay›k›yla kavray›p benimsemifltir. Kad›n›n bu ba¤›ml›l›¤› siyasi, sosyal, ekonomik ve kültürel alanlarda, somut toplum gerçekli¤inden kaynakl› “medeniyetler ça¤›” denilen günümüzde de devam etmektedir.

KADININ S‹YASETTEK‹ YER‹ Kad›n›n birey olma hakk› elinden al›nm›flken, siyaset yapmas›, yaflam üzerinde etkin rol oynayabilmesi, erkek egemen toplum ve hakim s›n›f gerçekli¤i düflünüldü¤ünde çok zor olmakla birlikte imkans›z de¤ildir. Kad›n›n, siyaset hayat›na müdahil olmas›; yaflama dahil olma kofluludur. Erkek egemen toplumlarda, kad›nlar cephesinde de siyaset erkek ifli olarak de¤erlendirilmekte, baz› istisnai durumlar d›fl›nda bu hakim düflünce günümüzde de geçerlili¤ini korumaktad›r. Bu düflüncenin bir tak›m hak aray›fl› ve demokrasi mücadelesi veren kad›n hareketleri içerisinde de geçerli oluflu bu hareketlerin baflar›l›

olmalar›na engel teflkil etmektedir. Toplumun varl›¤›nda denge unsuru olmas› gereken kad›n›n, bu görevi üstlenemeyifli toplumun demokratik eflit dengesinin bozulmas›nda belirleyici rol oynam›flt›r. Kad›n›n bilinçsiz, kimi zaman bilinçli olarak politika ve siyaset alanlar›ndan çekilmesi kendi yaflam alanlar›nda söz sahibi olmaktan çekilmesine vesile olmufltur. Kendi yaflam›n› baflkalar›n›n inisiyatifine terk etmifltir. Oysa siyasetle ilgilenmek, yaflama yön vermektir. Çünkü yaflam›m›z› belirleyen sosyo-ekonomik, kültürel ve siyasal dengelerdir. Bu dengelere yön veren de aktif siyasettir. Kad›n bilincinin köreltilmesinde; kültürün, devlet politikas›n›n ve dinin belirleyici rolü hakimdir. Kad›n›n bu çok yönlü ve kapsaml› bask› unsurlar›ndan, tarihler boyunca ve günümüzde bir nebze olsa da s›yr›l›p bir tak›m küçük hak aray›fl› mücadelesi sonucunda yaflam›nda söz sahibi olma giriflimi karfl›s›na en can al›c› annelik, kad›nl›k ve ahlak anlay›fl› engel olarak ç›kar›lm›fl, müdahaleci kad›n iradesi toplum taraf›ndan tecrit edilmifl, ahlaki çöküntü ve yozlaflma ile itham edilmifltir. Öyle ki, kad›n› kad›n yapan cinsiyeti, annelik iç güdüsü ile mücadeleci kad›n tipolojisi hep karfl› karfl›ya getirilmifl ve kad›n›n kiflili¤inde çeliflkiler yarat›lm›flt›r. Kad›n›n sosyo-ekonomik ve siyaset alan›nda kendini var etme koflulu bir tak›m özverileri zorunlu k›lm›fl, sistemin de kad›n›n siyaset ve çal›flma yaflam›n› anayasal güvence alt›na almamas›yla çal›flma ve siyaset alan›nda çok yönlü hak gasp›na, devlet politikas› deste¤iyle maruz b›rak›lm›flt›r. Yaflam›n do¤al dengesinde, erkekle eflit biyolojik ve bilimsel gerçekli¤e sa-

TÜRK‹YE’DE YEREL YÖNET‹MLERDE KADIN ORANI (%) 1989 1994 1999 Belediye baflkan› 0.2 0.5 0.5 Belediye meclisi 0.7 0.9 1.6 ‹l genel meclisi 0.8 0.9 1.4 (Habitat II. ulusal raporu 1996 ve KSSGM kaynaklar›) (4)

Kad›n düflman› Ba¤›ms›z Kad›n Platformu IRAKLI KADINLARA “DEMOKRAS‹” DERS‹ VERECEK! Pratikteki uygulamalar›yla kad›n düflmanl›klar›n› gözler önüne sermekten çekinmeyen sözde Radikal feminizm ile savaflmak için kurulan Ba¤›ms›z Kad›n Platformu (IWF), Irak’ta kad›nlar› demokrasi konusunda e¤itmek için ABD emperyalizmi taraf›ndan görevlendirildi. ABD’nin bugüne kadar kaç ülkeye “demokrasi” götürdü¤ünü biliyoruz. Bu örgüte de ABD D›fliflleri Bakanl›¤› taraf›ndan 10 milyon dolar ba¤›flland›. Örgütün kurucular› aras›ndaki isimler de dikkat çekici: Eski Çal›flma Bakan› Elaine Chao, sa¤c› National Review’in Washington editörü ve Heritage Foundation’un baflkan yard›mc›s› Kate O’Beirne ve Özgür Dünya Komi-

hip olmakla beraber kad›n, toplumsal varolufltan eflit yararlanamamaktad›r. Kad›n›n siyasete aktif kat›l›m›nda da bu realite hakim olmufltur. “Seçmen olarak oy verme konusunda erkeklerden çok farkl› olmayan kad›n›n, siyasete etkin kat›l›m› aç›s›ndan büyük ayr›mlar ortaya ç›kmaktad›r. Rakamlar kad›n›n siyasete kat›l›m› konusunda tan›nan f›rsat önceli¤inin ne derece gerçekleflti¤ini ortaya koymaktad›r.” (2). “Türkiye, kad›na seçme ve seçilme hakk› tan›yan ilk ülkelerden biridir. ‹lk yap›lan seçimlerde 18 kad›n milletvekili seçilmifl ve bunlar parlamentonun % 4.6’s›n› oluflturmufltur. Bu 1935’ten beri geçen 67 y›l içerisinde ulafl›lan en yüksek oran ve say›d›r. Türk kad›nlar›n›n parlamentodaki temsili, demokratikleflme ile bafllam›flt›r. Ancak devlet denetiminin ve merkeziyetçi sistemin kalkmas›yla birlikte kad›n temsilinin düfltü¤ü görülmektedir. Tek partili dönemdeki kad›n temsili sembolik kullan›m olarak adland›r›lsa bile çok partili demokrasiye geçen Türkiye’de kad›nlar bu simgesel özelliklerini de ne yaz›k ki kaybetmifllerdir. Bu arada bat›l›laflma hareketleriyle kad›nlar birçok alanda kamu yaflam›na girmifller ve onlar› siyasete sokmak için özel bir gayret gösterilmemifl, aksine zaman zaman sembolik olarak siyasetçiler taraf›ndan kullan›lm›flt›r. 1950 sonras› siyasetle ilgili olarak Prof. Dr. Yeflim Arat’›n (1987:57) yapt›¤› araflt›rmada; “Parlamentodaki kad›nlar›n say›lar› azalm›fl olmas›na ra¤men ayn› kad›nlar›n daha aktif çal›flt›klar›” belirtilmektedir. Bu durum siyasetle her düzeyde ilgilenen kad›n say›s›n›n art›fl›na neden olmufltur. 1980 y›l›na gelinceye kadar kad›nlar›n siyasetle iliflkisi “kad›nlar seçer, erkekler seçilir” prensibi ile iflliyordu. Ancak 1980’den sonra, kad›n›n siyasal yaflama entegrasyonun da büyük de¤iflmeler görülmeye baflland›. (Ayata 1988: 240)” (3). Devam edecek

tesi’nde Donald Rumsfeld’in yard›mc›lar›ndan Midge Decter bulunuyor. D›fliflleri Bakan Yard›mc›s› Küresel ‹liflkiler Bölümü yetkilisi Paula Dobriansky de IWF’nin dan›flmanlar›ndan. Bu kad›n örgütünün kad›n haklar›ndan anlad›¤› kad›nlar›n hak alma mücadelesinde karfl› tav›r tak›nmak, at›lan olumlu ad›mlara muhalefet etmekken, nas›l oluyor da Irakl› kad›nlara demokrasi dersi verece¤i bir soru iflaretidir. Eflit ifle eflit ücret talebine karfl› ç›kan örgüt, ABD’de ücretli do¤um izni ve cinsiyet ayr›mc›l›¤›n›n engellenmesine bütçe ayr›lmas›na da karfl› ç›km›flt›. Örgüt, Aral›k ay›nda Ürdün’de 5 gün sürecek bir konferans düzenlemeye haz›rlan›yor.

Nijerya'da 29 yafl›ndaki kad›na RECM CEZASI VER‹LD‹ Nijerya’da fleriat mahkemesi 29 yafl›ndaki bir kad›n›, bofland›ktan sonra hamile kald›¤› gerekçesiyle recm cezas›na çarpt›rd›. Nijerya’n›n kuzeyindeki fleriat mahkemesi, Hacer ‹brahim adl› bir kad›n› bofland›ktan sonra hamile kald›¤› gerekçesiyle recm cezas›na çarpt›rd›. Eyaletin hükümet sözcüsü Muhammed Abdullahi konuyla ilgili yapt›¤› aç›klamada, Hacer ‹brahim’in temyize baflvurup, vurmad›¤›n›

ya da dava s›ras›nda bir avukatla temsil edilip edilmedi¤ini bilmedi¤ini söyledi. Abdullahi, ‹brahim'in kendisine evlenmeyi vaad eden Dauda Sani adl› kifliyle iliflkiye girdi¤ini kabul etti¤ini, ancak mahkemeye ça¤r›lan Sani'nin ‹brahim'i ilk kez gördü¤ünü söyledi¤ini aç›klad›. Nijerya'da Amina Laval adl› kad›n da Mart 2003'te recm cezas›na çarpt›r›lm›fl, ancak uluslararas› kampanyalar sayesinde beraat etmiflti. (D‹HA)


27

7

22 Ekim-4 Kasım 2004

“Önemli olan halk›n sanatç›s› kalmay› baflarabilmektir”

12-30 Eylül tarihlerinde devrimci sanatç› Y›lmaz Güney’in 20. ölüm y›ldönümü nedeniyle Almanya, Avusturya, Hollanda, ‹sviçre, Fransa’da toplam 10 yerde anma etkinlikleri düzenlendi. Festivaller fleklinde AT‹K ve Tohum Kültür Merkezi taraf›ndan ortak organize edilen etkinliklere Türkiye’den de birçok sanatç› kat›ld›. Bu etkinliklerin büyük bir bölümünde yer alan halk müzi¤i sanatç›s› Atilla Meriç ile bu etkinlikler ve Y›lmaz Güney üzerine söylefli yapt›k. - Öncelikle bize kendinizi tan›t›r m›s›n›z? Atilla Meriç: Toplam 22 y›ld›r halk müzi¤iyle u¤rafl›yorum. Bunun 12 y›l›, profesyonel müzik camias›nda geçti. Bu süreçte birçok albüme yönetmenlik yapt›m. Ya da ba¤lamamla efllik ettim. Toplam 7 tane albüm çal›flmam var. Bunlardan 6 tanesi grup, bir tanesi solo çal›flmas›. fiu anda Tohum Kültür Merkezi’nde ve kendi dershanemde müzik dersleri veriyorum. Ayr›ca halen yönetmenlik çal›flmalar›m ve albüm çal›flmalar›m devam ediyor. - Avrupa’n›n birçok ülkesinde AT‹K ve Tohum Kültür Merkezi taraf›ndan organize edilen Y›lmaz Güney’i anma etkinliklerine kat›ld›n›z. Halk kültürünün böylesine dejenere edildi¤i bir dönemde Y›lmaz Güney’i anmak sizce neyi ifade ediyor? Halk kültürü sadece bugün de¤il yüzy›llard›r dejenere ediliyor bence. Burada önemli olan halk›n bütününün bir parças› olan bizlerin bu dejenerasyona ne kadar ortak oldu¤umuz ya da ne kadar karfl› durabildi¤imizdir. Y›lmaz Güney de

kendi dönemindeki dejenerasyona karfl› duran bir sanatç›d›r. Toplum taraf›ndan tan›nm›fl olmas›na ra¤men O, popülizmi bir kenara b›rak›p halk›n›n yan›nda olmay› tercih etmifltir. Y›lmaz Güney’i farkl› k›lan da budur. Bence O’nu anmak demek sadece hayat›n› anlatmak ya da fikirlerini göstermek de¤il yapt›klar›n›, düflüncelerini ileriye tafl›yabilmektir. Amaç bu olmal›. Aksi halde yaln›zca oldu¤u haliyle kabullenmek gerilemeyi getirir diye düflünüyorum. - Bu festivaller Y›lmaz Güney’i anmak anlam›nda sizde nas›l bir duygu yaratt›. Olumluluklar› ve olumsuzluklar›yla birlikte de¤erlendirdi¤inizde etkinliklerin vermek istedi¤i mesaj› verebildi¤ini düflünüyor musunuz? AT‹K’in geçen y›l düzenledi¤i Gençlik Festivali’ne jüri üyesi olarak kat›lm›flt›m. Orada çok güzel izlenimlerim olmufltu. Gençlere ve halk kültürüne sahip ç›k›lmas› aç›s›ndan çok özel bir festival oldu¤unu düflünüyorum. Fakat Avrupa genelini kapsayan organizasyonlarda daha dikkatli davran›lmas› gerekti¤ine inan›yorum. Kat›ld›¤›m etkinliklerdeki kitle kat›l›m› Avrupa aç›s›ndan de¤erlendirildi¤inde bana göre iyiydi. Sanatç› seçimi konusunda analizlerin daha do¤ru yap›lmas› gerekti¤i düflüncesindeyim. E¤er devrimci kurumlar bu tür etkinliklere daha fazla misyon yüklerlerse ve sanatç›lar bu etkinlikleri salt maddi bak›fl aç›s›yla de¤erlendirmezlerse daha iyi sonuçlara var›l›r. Kitle iyiydi diyorum ama pembe gözlüklerle de bakmamak laz›m. Eskiye göre kitlede düflüfl oldu¤u söyleniyor. Dejenerasyon Avrupa’y› da etkilemifl görünüyor. Zaten etkilememesi de mümkün de¤il. Avrupa’daki Türkiyeli kitlesi de Türkiye’dekinden tamamen kopuk de¤il. Beni rahats›z eden konu, herkesin bu dejenerasyonun varl›¤›n› kabul etmesi ama müdahale etme noktas›nda ayn› duyarl›l›¤› göstermemesi. Topra¤›n erozyona u¤ramamas› için a¤aç dikmek gerekir. Kültür de buna benzer. E¤er dejenerasyonun önüne geçilmek isteniyorsa halk kültürünü sahiplenen ve özümseyen sanatç›lar yetifltirmek gerekir. Bu anlamda AT‹K’in ve Tohum Kültür Merkezi’nin alternatif kültür oluflturma çabas›n› olumlu de¤erlendiriyorum. - Böylesi bir festivalin yurtd›fl›nda düzen-

“Öteki”lerin dilinden insan haklar› ihlalleri

ANLATILAN SEN‹N H‹KAYEND‹R... “Hikayemi dinler misin? Tan›kl›klarla Türkiye’de ‹nsan Haklar› ve Sivil Toplum” projesi iki y›ll›k bir haz›rl›k sonucu ortaya ç›km›fl bir sergi. 200 kuruluflun destek verdi¤i sergi bugüne kadar 20 ilde izleyicilere sunuldu. Sergiyi yaklafl›k 30 bin insan gezdi. ‹nsan haklar›n› genifl bir çerçevede alan bu çal›flma devlet bask›s›ndan, kay›plardan, zorunlu göçlerden çevre sorununa kadar birçok konuyu genifl bir yelpazede halka sunuyor. Son 50-60 y›lda Türkiye’de yaflanan insan haklar› mücadelesini; ‹nsan haklar› ihlallerine maruz kalan 32 canl› tan›k arac›l›¤›yla kendi dillerinden anlatt›klar› yaflad›klar› olaylar, hiçbir yorum kat›lmaks›z›n verilirken, yorum izleyiciye b›rak›l›yor. Devasa boyutlarda haz›rlanan tan›klar›n foto¤raflar› uzaktan bak›ld›¤›nda gerçek insan izlenimi veriyor. Hemen arkalar›ndaki panoda ise kendi anlat›mlar›ndan u¤rad›klar› haks›zl›klar anlat›l›yor. Vurgu yap›lmak istenen yerler renkli yaz›l›rken; ayr›ca ‹nsan Haklar› Evrensel Bildirgesi’nde hak ihlaline denk düflen maddeler panolara yerlefltirilmifl. Sergi ile birlikte, sergide 40 dakikal›k “Önce ‹nsan” belgeselinin yan›s›ra konferanslar, video gösterimleri ve atölye çal›flmalar› da yer ald›. Avrupa Komisyonu’nun maddi destek sundu¤u sergi, Tarih Vakf› taraf›ndan haz›rlanarak birçok kifli, kurum ve kuruluflun katk›s›yla gerçekleflti. Türkiye’de sivil toplum ve insan haklar› konular›ndaki bilincin art›r›lmas›n› ve insan haklar› tan›m›n›n geniflletilmesini amaçlayan proje kapsam›ndaki etkinlikler 22 Ekim’e kadar Sultanahmet’te Tarihi Darphane Binalar›’nda izlenebilir. (‹stanbul)

lenmesi sizce nas›l bir etki yaratt›? Önemli olan bence kitleyi bir araya getirip çeflitli sosyal kültürel ve siyasi geliflmelerden haberdar edebilmek, sistemin yaratm›fl oldu¤u dejenerasyona karfl› alternatif olabilece¤imizi kitlelere gösterebilmektir. E¤er bugün bu toplumda bir dejenerasyondan, bir yozlaflman›n varl›¤›ndan bahsediliyorsa bunda devrimci kurumlar›n da, sanatç›lar›n da pay› vard›r. Buradaki ince nokta, toplumu dejenere etmeyi baflaran olgunun fark›na varabilmek ve ona karfl› mücadele edebilmektir. Önemli olan Y›lmaz Güney anmalar›n›n yurtiçinde ya da yurtd›fl›nda yaratt›¤› etkiyi görmek ya da sorgulamak de¤il yap›lan iflin hakk›n› verebilmektir. Çünkü kitleye ne verirsen onu alg›layacakt›r. Gerçe¤i gören her zaman az bir kesimdir, önemli olan bu az’› ço¤altmakt›r. - Birçok ülkede “halk›n sanatç›s›, halk›n savaflç›s›” fliar›yla etkinlikler düzenlendi. Bu etkinlikleri bir bütün olarak de¤erlendirdi¤inizde gelen kitle üzerinde Y›lmaz Güney flahs›nda “halk›n sanatç›s›, halk›n savaflç›s›” olmal› düflüncesini yaratt› m› sizce? Böyle bir düflüncenin oluflturulmas›, bir de¤il binlerce festivale s›¤d›r›lamaz biliyorsunuz. Bu daha bütünlüklü bir sorun bence. Bir festivalle ancak böylesi bir mesaj› verebilirsiniz. Düflüncenin oluflmas› ise daha uzun vadeli bir sorun. Tarihe dönüp bakt›¤›n›zda hep Y›lmaz Güneyleri görürsünüz. Oysa bir sanatç› kadar toplumun her ö¤esi de bu savafltan pay›n› almal›d›r. E¤er bu pay eflit olmaz ise nitelik ve nicelik aras›na s›k›fl›r kal›r›z. Y›lmaz Güney’i yaflatmak tabi ki güzel bir duygudur ama daha da önemlisi yeni Y›lmaz Güneyler yaratabilmenin güzelli¤ini yaflayabilmektir. -Y›lmaz Güney “halk›n sanatç›s›, halk›n savaflç›s›” olmas› noktas›nda ciddi bedeller ödemifl bir sanatç›. Bunda sanat› siyasetten kopuk ele almamas›n›n etkisi var kuflkusuz. O’nu halk›n sanatç›s› yapan fley sizce neydi? Bugün “halk›n sanatç›s›” olabilmek ne tür bedeller ödemeyi gerektiriyor? Her fleyden önce O’nu “halk›n sanatç›s›” yapan fley, sanat›n› halk›n hizmetine sunmay› baflarabilmesidir. Her zaman halk›n yan›nda olma-

s›d›r. Ürünlerinde hep toplumsal konular› ifllemifl, onlar›n ac›lar›n›n, sevinçlerinin dili olabilmeyi baflarm›flt›r. K›sacas› hep halk›n yan›nda olmay› baflarabilmifltir. Halk›n sanatç›s› olmay› baflarabilmek elbette bir bedel ödemeyi gerektirir. Y›lmaz Güney de bu bedeli hapishanelerle, sürgünlerle ödemifltir. Ancak buna ra¤men do¤ru bildi¤i düflüncelerinden asla taviz vermemifltir. O’nun tutsakl›¤› da ülkeden kaçmak zorunda kal›fl› da üretkenli¤ini bozamam›flt›r. Sanat› siyasetten ba¤›ms›z ele almam›flt›r. Çünkü siyasetten kopuk ele al›nan bir sanat anlay›fl› halktan da kopuk demektir. Türkiye Kürt ve Türk halklar›n›n kardeflli¤ini savunan ayd›nlarla dolup taflar. Ama çok az› bunu gerçek anlam›yla savunur. Y›lmaz Güney bu kardeflli¤i anlatman›n da bedelini ödemifl bir sanatç›d›r. Bugün de mücadele ayn› mücadele sonuçta. Halk› savunmak, onlar›n sorunlar›n› sahiplenmek dünden daha da aciliyet gerektiriyor. Özellikle bu süreçte daha çok Y›lmaz Güneylere ihtiyac›m›z var. Bütün sanat alanlar›n›n yozlaflt›¤›, bireycili¤in, ç›karc›l›¤›n pohpohland›¤› bir sistemde, ancak Y›lmaz Güney’in savafl›n› devam ettirmekle mümkündür. -Bugün bu tür etkinliklere, festivallere birçok sanatç› kat›l›yor. Öz ve biçim olarak Y›lmaz Güney’deki bu bütünlü¤ü bu sanatç›larda görebiliyor musunuz.? Bence festivaller, etkinlikler, dernek geceleri, hepsi kendi düflüncelerini yayma amaçl› yap›l›yor. Bu da do¤ald›r. Ne var ki bu tür etkinliklerde esas kayg› halktan yana alternatif kültürü yaymay› amaçlamak olmal›d›r. Son süreçte yap›lan etkinliklere gelirken “sanatç›lar” daha çok maddi aç›dan bak›yor. Öz aç›s›ndan bunu çok fazla özümsediklerini düflünmüyorum. Sanatç›n›n kurumlara bak›fl aç›s› ve kurumlar›n sanatç›lara bak›fl aç›s›n› yeniden gözden geçirmeleri gerekiyor bence. -Son olarak söylemek istedi¤iniz bir fley var m›? Sanat›n çoraklaflt›¤› günümüzde bu tür etkinliklerin ço¤almas›n› diliyorum. Ben de kendi ad›ma elimden gelen katk›y› sunmaya her zaman haz›r›m. Son söz olarak; önemli olan halk›n sanatç›s› kalmay› baflarabilmektir diyorum.

“Ça¤dafl tarih bilinci ça¤dafl bir ülkede olur” Türkiye Ekonomik ve Toplumsal Tarih Vakf›’ndan Sergi Koordinatörü Ülkü Özen ile sergi üzerine konufltuk. -Serginin haz›rlanma aflamas› hakk›nda bilgi verir misiniz? Neler amaçlan›yor? -Tarih Vakf› 95’te foto¤raflarla ‹nsan Haklar› Sergisi açm›flt›. Yani insan haklar› alan›nda yeni de¤iliz. Ayr›ca TÜBA ve T‹HV iflbirli¤iyle 190 tane ders kitab›n› insan haklar› aç›s›ndan inceledik. ‹ki y›ld›r haz›rlan›yoruz bu proje için. 32 insanla görüflmeler yap›ld›. Sözlü görüflmeler, akademik bir modülün sonunda ne kiflilerin söylemleri ne de tarih vakf›n›n vurgusu var. Yorum tümüyle izleyiciye b›rak›ld›. Hikayeler oldu¤u gibi yaz›ld›. Bunlar›n birço¤u da hak savunucusu insanlar. Kendinin yan›s›ra baflkalar›n›n haklar›n› savunan insanlar da var. Hem komik hem de insan› h›rpalayan hikayeler var. Ça¤dafl tarih bilinci ça¤dafl bir ülkede olur, bu herkesin alan›. ‹nsan haklar› ve demokratikleflme çabalar› konusunda

bir bilinçlenme ortam› yaratmakt› amaç. Sadece siyaset vb. haklar› de¤il insan haklar›; fark›na varmad›¤›m›z, bizzat bizi taciz etmedi¤ini düflündü¤ümüz, bilmedi¤imiz birçok hak ihlali yaflan›yor. -Sergiyi gezenlerin ilgisi üzerine ne düflünüyorsunuz, ne kadar kat›l›m oldu sizce? -7 ayd›r Türkiye’yi dolafl›yoruz. 19 il, her ilde bir hafta kald›k. 500’ün alt›nda günlük girifli baflar›s›zl›k olarak görüyoruz, ki yaklafl›k 30 bin kifli gördü sergiyi. -Görsel olarak oldukça ilgi çekici, foto¤raflar neyi amaçl›yor? -Bu proje için kiflilerin foto¤raflar› büyütüldü. Bu büyütmeyi an›tsal da buluyorum, daha uzun boylu görünüyor. Böyle bir sergide görev almak sosyal cesaret istiyor ayn› zamanda. Ayr›ca kiflinin yaflam›ndan farkl› kareleri de ekledik, kafalarda soyut kalmamas› için. -Hak ihlaline u¤ram›fl olan bu insanlar›n düflüncelerini yazarken Tarih Vakf›’n›n ya da AB’nin düflünceleri de yans›d› m›?

-Bak bafllar›na ne geldi demezdik biz. Akademik biçimiyle yazard›k. Durufluyla, düflüncesiyle ilgili hiçbir vurgu yok. Tamam› kendilerine ait söylemler. Editörün dikkat çekmek istedi¤i noktalar sar› ile yaz›ld›. Yeflille yaz›lanlar hak ihlalleri. Hak ihlallerine iliflkin de ‹nsan Haklar› Evrensel Beyannamesinin ilgili maddeleri yaz›ld›. -Bu çal›flmay› haz›rlarken yard›m ald›n›z m›? -Bu çal›flma için 200 kuruluflla iflbirli¤i yapt›k. Kimileri bafl›ndan itibaren kat›ld›. Kimi kurulufllar teknik anlamda katk› yapt›. Gitti¤imiz illerde ‹HD’nin duyurularda, salon bulmakta, üyelerini harekete geçirmekte katk›s› oldu. -Önümüzdeki dönemde neler yapmay› düflünüyorsunuz? -Art›k haz›r ve deneyimli bir sergi bu, bir 10 ili daha gezebilsek iyi olur. Ancak bunun maddi yönü gibi bir s›k›nt› mevcut. fiu an halihaz›rda farkl› bir projemiz yok, ancak bu yönlü çal›flmalar›m›z devam edecek tabi ki.


28

22 Ekim-4 Kasım 2004

7

Evleri, köyleri y›k›lan, yak›lan köylüler

HAKLARINI ARIYOR Avrupa ‹nsan Haklar› Mahkemesi’nde (A‹HM) Türkiye aleyhine aç›lan davalarda, TC devleti “köy yakma”, “göçe zorlama” gibi pekçok nedenden milyarl›k tazminatlar› ödemeye mahkum edilirken, TC devleti AB (Avrupa Birli¤i) yolunda yeni bir hamleyle, köyleri, evleri ve mallar› zarar gören vatandafllar›n zararlar›n› karfl›layaca¤›n› aç›klad›. Ancak bir yandan bunu söylerken bir yandan da köyleri devletin yakmad›¤›n› dile getirmekte sak›nca görmüyor ve köylüleri yalan ifade vermeye zorluyor. fiehirlerde yoklu¤un, yoksullu¤un ve zorunlu göçün ac›s›n› yaflayanlardan, yaflad›klar›n› bize anlatmas›n› istedik. Gördük ki, dile getirilen ac›n›n çok az k›sm›. Ço¤u, içlerinde bu ac›y› halen yak›c› bir flekilde yafl›yor. Köylerine dönmek istiyorlar, ama nas›l, neyle?

Abdulselam Duran

Köylerinden zorla göç ettirilen, köyleri, evleri harabeye çevrilen, onlarca y›lda kazand›klar› herfleylerini kaybeden köylüler, devletin “orada” yapt›klar›n› “buradaki” insanlara anlatt›klar›nda “devlet evimizi yakt›, insanlar›m›z› öldürdü” dediklerinde insanlar›n buna inanmad›klar›n›, ama kendilerinin bunu anlatt›klar›ndan çok daha ac› biçimde yaflad›klar›n› dile getiriyorlar. 1994 y›l›nda TC devleti üstesinden gelemedi¤i gerilla mücadelesini bitirebilmek için T. Kürdistan› topraklar›nda bulunan köyleri insans›zlaflt›rarak gerillan›n içinde yer ald›¤› denizi kurutmak istedi. Gerillalara yard›m ettikleri gerekçesi ile köyleri yakt›, y›kt› ve köylerdeki insanlara koruculuk dayatmas› getirdi. Koruculu¤u kabul etmeyen köylüleri göçe zorlad›. 2004 y›l›nda ise ayn› TC devleti AB’ye uyum kriterleri çerçevesinde

“demokratiklefliyoruz” palavralar› ile ç›kartm›fl oldu¤u “terör ve terörle mücadeleden do¤an zararlar›n karfl›lanmas›” yasas› ile sözümona geriye dönüfllerin önünü aç›yor. Son olarak geçti¤imiz haftalarda Dersim’in birçok bölgesinde askerler taraf›ndan ç›kart›lan yang›nlar örne¤i de devletin ikiyüzlülü¤ünü ortaya koymaktad›r. Bu konu ile ilgili çal›flma yapan kiflilerin ve daha önce evleri devlet taraf›ndan yak›lan ve göç etmek zorunda kalan ailelerin görüfllerini ald›k. Abdulselam Duran: Ben Tarsus ‹nsan Haklar› Derne¤i yöneticisiyim. Geçti¤imiz Temmuz ay›nda 5233 say›l› “terör ve terörle mücadeleden do¤an zararlar›n karfl›lanmas›” isminde bir kanun ç›kt›. Biz ‹HD olarak bu kanuna flu aç›lardan bak›yoruz; Bu kanun bir göz boyamadan ibarettir. Zira bu konudaki gerekçelerimiz flunlard›r; Bu kanunu yürürlü¤e sokacak yönetmeli¤in 2 ay sonra ç›kmas› gerekiyordu. (en geç Eylül’ün 17’sinde ç›kmas› gerekiyordu) Biz Ekim ay›n›n 17’sini geçtik. Yürütmelik yok ortada. Di¤er bir husus da bu zararlar›n karfl›lanmas› aç›s›ndan henüz hükümetin resmi olarak dillendirdi¤i bir kaynak yok. Resmi rakamlara göre 3.500’ün üstünde köy boflalt›lm›fl, milyonlarca insan göç ettirilmifl, yerlerinden yurtlar›ndan edilmifller. Bu kadar zarara u¤ram›fllar ama bu zararlar›n giderilmesi noktas›nda hangi kaynaklar kullan›lacak belli de¤il. Türkiye’nin ekonomik durumu ortada. Ekonomik krizi daha atlatamad›. Bu kadar insan, u¤rad›¤› zarar› nereden tazmin edecek belli de¤il. Ben bu anlamlarda yasay› samimi bulmuyorum. Avrupa ‹nsan Haklar› Mahkemesi’nde Türkiye’nin mahkum oldu¤u bir sürü dava var, zorla göç ettirilen insanlarla ilgili. Türkiye bun-

larla ilgili tazminat ödemeye zorunlu k›l›nm›fl. AB’nin gözünü boyama noktas›nda bu konu da önemli devlet aç›s›ndan. Kanunun kötüye kullan›lmas› ihtimali var. Öykülerinden sapt›r›l›p tam resmi a¤›zlarla ifade edilen söylemlerin yans›mas› tehlikesi var. Biz de bunun önüne geçebilmek için mücadele ediyoruz. Vatandafl›n u¤rad›¤› zararlar›n gerçek sebebinin ortaya ç›kart›lmas› için mücadele ediyoruz. Di¤er taraftan yasan›n elefltirilecek baflka bir taraf› daha var. Yasa özellikle bu 1987-2004 y›l›n› kaps›yor. Bu flu demek oluyor yasa ola¤anüstü hal dönemini kaps›yor. Yasa bu noktada bir trajedi. 1980 y›llar›n›n 1987 y›llar›nda yaflanan olaylardan bir fark› yok. 12 Eylül 80 darbesinin getirdi¤i uygulamalarda da insanlar›n can ve mal güvenli¤i yok ve insanlar zararlara u¤ram›fllar. Ama bu zararlar yasa kapsam› d›fl›nda b›rak›l›yor. E¤er gerçekten vatandafl›n zararlar› giderilecekse bu konuda dürüst, samimi olmak laz›m. Bu yasan›n amac›n›n sadece AB’nin gözünde puan alma hevesi olmamas› gerekiyor. E¤er bu ülkede toplumsal bar›fl›n sa¤lanmas›, adaletin sa¤lanmas› için samimi davran›lacaksa herfleyden önce 1980’den itibaren zarara u¤rayan vatandafllar›n zarar› temin edilmeli. Adil K›r›c›: Biz Silvan’›n Malabadi ilçesinin Kepo köyündeniz. Bu dönem zaten 84’te kendini tam olarak gösterdi. Peyder pey yay›l›nca devlet de kendi gücünü göstermeye bafllad›. Yoksul savunmas›z halka yönelik faili meçhul cinayetler, köy yakmalar, köy boflaltmalar yafland›. En son 94’lerde benim de bafl›ma gelen bir olayd›. Neticede ben de yaflad›m o trajediyi. Oturdu¤umuz köyde Batman Baraj› yani baraj inflaat› yap›l›yordu. Ben de orada çal›fl›yordum. Köyün geliflme-

sinden dolay› nahiye ile köy bitiflik olmufltu. Bir gece sabaha karfl› dört befl gibi Çatakköprü Jandarma Karakolu’nun karakol komutan› ve askerleri ile beraber köyde pusuya girdiler. Günün a¤armas› ile birlikte köyde dört eve sald›rd›lar. O dört evden biri de benim evimdi. “Vurun, y›k›n, k›r›n” emri ile karakoldaki jandarmalar kazma ve kürekler ile eve sald›rd›lar. Ellerine ne geçtiyse elektrik ampülü dahil olmak üzere, duvarda as›l› resim olsun ne olursa hiç bir fley b›rakmad›lar. Dolab›ndan, f›r›n›na, televizyonundan mobilyas›na hiçbir fley b›rakmad›lar. Evi harabeye çevirdiler. Bulguru, pirinci, yo¤urdu hepsini üst üste döktüler. Tabii bizi d›flar› ç›kard›lar. Bizim köyde yetmifl hane vard›. Sadece dört haneye bask›n yapt›lar. O günden birkaç hafta önce de bizim eve bask›n yapm›fllar, o s›rada ben yoktum evde. Aradan birkaç hafta geçtikten sonra böyle bir olay daha yaflad›k. Hakaretlerle beni, küçük kardeflimi, a¤abeyimi hepimizi götürdüler. Di¤er üç eve de bizim eve neler yapm›fllarsa onlara da ayn›s›n› yapm›fllar. Bizi götürdüler. Tahminimce 10-12 metre kare bile olmayan bir yere 16 kifli üst üste at›ld›k. Buras› karakolun nezarethanesiydi. Bu küçük yerde Haziran’›n onunda s›cak mevsimde küçücük yerde havas›z yerde, gözleri ba¤l› küfürler, hakaretler üst üste y›¤›lm›fl bir halde bekledik. Bizi orada 24 saatte bir gözlerimiz kapal› bir flekilde ihtiyaç için ç›kart›rlard›. Yine 24 saat için 180 graml›k ekme¤i befl kifliye bölerlerdi. Ve böyle devam etti. Ben ondokuz gün kald›m, küçük kardeflim 45 günde b›rak›ld›. Kardeflim d›flar› ç›kt›¤›nda 17 kilo vermiflti ve orada bitlenmifltik, neler neler yaflad›k.


7

Art›k o olaylar› biz bile anlatmak istemiyoruz. ‹nsanl›k d›fl› uygulamalar. ‹nsanlar bu yaflananlarla yüzyüze geldi¤i zaman psikolojisini kaybeder. Tabii orada hakaretler had safhadayd›. Hatta ben flunu hiç unutmuyorum. Ben lavaboya ç›km›flt›m gelmeden önce 180 gram ekme¤i befle bölüfltürmüfller, benim pay›ma düfleni a¤abeyime vermifller. Geldikten sonra a¤abeyim bana uzatt› ekme¤i o esnada çok ac›km›flt›m. Askerlerin orada oldu¤undan haberim yok. Ben de açl›ktan “sadece bu kadar m›” dedim. Dememle birlikte zaten tekmeyi yedim. Bana dediler ki “ya size daha ne kadar verelim?” Bütün bu olaylarla karfl›laflt›k. Birgün de sabah›n sekizinden akflam›n dördüne kadar bende bir s›z› bafllad›. Arkadafllar›m›z taraf›ndan o kadar nezarethanenin kap›s› çal›nmas›na ra¤men buna bir müdahale yap›lmas› için duymamazl›ktan geldiler. Daha sonra bana bir a¤r› kesici getirdiler. Ben de su istedim; asker bana “hem mehmetçi¤i öldürüyorsun hem mehmetçikten yard›m istiyorsun” gibi hakaretlerde bulundu. Evde kalanlar da annem, bac›m onlar›n psikolojisi altüst oldu. Ç›kt›ktan sonra orada bizim yaflama flans›m›z›n olmad›¤›n› anlad›k ve göç ettik. 1994 y›l›nda buraya geldik. On senedir buraday›m ama hala al›flamad›m. Bugün bile kendimi toparlayabilsem geri dönerim evime. Burada kendi kültürümüzden uzak kal›yoruz. Halil Yi¤ittekin: Biz Siirt’in Güneflli köyünde oturuyorduk. 1992-1993 y›llar› aras›nda göç etmek zorunda b›rak›ld›k. “Ya silahlanacaks›n›z ya da

29

köyünüzü terk edeceksiniz” dediler. Bizim köyde tapulu arazilerimiz vard›, ve biz koruculu¤u kabul etmedi¤imizden dolay› bizim bütün köy olarak k›rsal alanlara kaçt›k. Oralarda sakland›k. Bizim köyün yak›nlar›ndaki tüm köyler y›k›ld› ve yak›ld›. Biz bir hafta sonra köyümüze geri döndük. Fakat askerler köye geldi ve hayvanlarla beraber bizim bütün eflyalar›m›z› yakt›lar, biz de mecburiyetten göç etmek zorunda kalad›k. Saime Akarsu: Bitlis Hizan’›n Örglü köyünde oturuyorduk. 1994’de operasyonlar vard›. Bu operasyonlar s›ras›nda bize “PKK’ye yard›m ediyorsunuz” diyorlard›. Bize dediler ki “korucu olacaks›n›z”. Biz kabul etmedik. Her gün köye operasyon yap›yorlard›. Her gün köyden birini öldürüyorlard›. Bizim köyün çoban›n› öldürdüler. Ondan sonra ikinci operasyonda geldiler, köyü yakt›lar. Bizim köy 30 hanelik bir köy, bizimki de 4 hanelik bir mezra. Di¤er çevre köyleri de yakt›lar. Bizim hayvanlar›m›z› da yakt›lar. Biz köyden k›rsala kaçt›k. Kaç gün çocuklar›m›z aç gezdi. O arada bir savafl vard›, kaçan kaçt› kaçamayan öldürüldü. ‹nsanlar bazen günlerce çocu¤unu bulamad›. Bizim çoban›m›z›, köy imam›m›z› vurdular. ‹ki tane de enifltemi vurdular. ‹nsanlar›n difllerini tek tek söküyorlard›. Öyle zor anlar yaflad›k. Oradan Van’a göç ettik. Orada birkaç ay kald›k, bakt›k olacak gibi de¤il. Oradaki insanlar bizleri kabul etmiyor “bunlar teröristtir” diyorlard›. Oradan çekip buraya geldik. Buraya geldik evimiz, eflyam›z, iflimiz hiçbir fleyimiz yoktu. Naylonun

22 Ekim-4 Kasım 2004 alt›nda yatt›k. Biz burada insanlara anlat›yorduk “devlet evlerimizi yakt›, insanlar›m›z› öldürdü” diyorduk. ‹nsanlar inanm›yorlard›, çok s›k›nt›lar yaflad›k. Suyumuz, elektri¤imiz yoktu. Köyümüzü yakarlarken hasta bir yengem vard›, biz onu evden d›flar›ya ç›kard›k, yang›n› görünce korkudan kalp krizi geçirip öldü. Dört gün ormanl›kta kald›, korkumuzdan mezarl›¤a gidip gömemiyorduk. Bir defas›nda askerler bizi s›raya dizdi, s›rt›m›z› duvara dayad›lar, kameralar getirmifllerdi. Kameran›n önünde bize dediler ki “köyümüzü PKK yakt›” diyeceksiniz, biz kabul etmedik, karfl› geldik, dört kifliyi vurdular. Biz de korkumuzdan kabul edip “evet onlar yapt›” dedik. Oradan hiçbir fley almadan apar topar göç ettik. Musa Baran; Biz 88 y›l›nda geldik buraya. Bizim köylerimizde olaylar oldu. Köyler y›k›ld›, yak›ld›. Biz korucu olmay› kabul etmiyorduk. Biz askerli¤imizi yap›p geldik. Art›k devlet bizi korumal›yd› biz devleti de¤il. Biz mal›m›z›, hayvanlar›m›z› b›rak›p geldik. 100 milyonluk mal›m›z› 20 milyona sat›p geldik. Üç aile bir eve yerlefltik. Ben tekrar köye gidip evlerimize bakmak istedim ama evlerimiz yoktu, yak›lm›flt›. Çok zorluklar yaflad›k. Köyde yaflayanlar flimdi hepsi korucu olmufllar. Çevre köylerde insanlar yak›ld›, bo¤ularak öldürüldü. (Mersin)

TC devleti AB’ye uyum kriterleri çerçevesinde “demokratiklefliyoruz” palavralar› ile ç›kartm›fl oldu¤u “terör ve terörle mücadeleden do¤an zararlar›n karfl›lanmas›” yasas› ile sözümona geriye dönüfllerin önünü aç›yor. Son olarak geçti¤imiz haftalarda Dersim’in birçok bölgesinde askerler taraf›ndan ç›kart›lan yang›nlar örne¤i de devletin ikiyüzlülü¤ünü ortaya koymaktad›r.


30

22 Ekim-4 Kasım 2004

‹flçi-köylü’den “AMER‹KALILAR KORKAK, UÇAKLARINDAN ‹NEM‹YORLAR” CIA’n›n ABD’yi zorda b›rakan “Irak’ta kitle imha silahlar› olmad›¤›” yönlü aç›klamas›nda gözlerden kaçan önemli bir noktaya de¤inmek yararl› olacakt›r. Charles A. Duelfer taraf›ndan sunulan raporda Irak’a ABD sald›r›s› s›ras›nda orada kitle imha silah› bulunmad›¤› itiraf edilirken bir yandan da “direniflçilerin o zaman olmasa da bugün için kimyasal ve biyolojik silah edinmek üzere oldu¤u” özellikle vurgulanarak ABD’nin yeni sald›r›lar›na zemin oluflturuluyor. Rapora göre kendilerini El Abud olarak adland›ran bir grup direniflçi çeflitli sinir gazlar› ve hardal gaz› elde etmek için bilim adamlar›n› da kullanarak çal›flmalar yap›yor. 960 sayfal›k raporun ilk k›sm›nda yap›lan ABD Irak’a sald›rd›¤›nda kimyasal silah olmad›¤›” itiraf›n›n ard›ndan ç›kan sonuç ise yaz›n›n gidiflat›na ba¤l› olarak “tamam, ABD Irak’a sald›rd›¤›nda kitle imha silahlar› yoktu. Ancak direniflçiler flimdi bu silahlara sahip ve bu alanda ciddi çal›flmalar yürütüyor” oldu. Bu tespit hakl› olarak emperyalizmin niteli¤ini az da olsa bilen ya da Irakl›lar gibi bunu tespit etmekten öte gün gün yaflayarak ö¤renenler için ABD’nin ilerleyen dönemlerde Irak’ta kitle imha silahlar›na yönelebilece¤i, kimyasal gaz kullanabilece¤i kan›s›n› do¤uruyor. Yine Uluslararas› Atom Enerjisi Ajans›’n›n (UEAE) “Irak’ta nükleer tesislerin ya¤maland›¤›n›, araç ve gereçlerin götürüldü¤ünü, bunlar›n da nükleer silah yap›m›nda kullan›ld›¤›n›” aç›klamas›n›n ard›ndan bu tart›flmalar daha da gündeme oturdu. Ve bu aç›klamalar bugün için as›l olarak ABD’nin ifline yarad›. Irak’ta ABD’nin her geçen gün biraz daha köfleye s›k›flt›¤›, iflgalci askerlerin psikolojik sorunlar yaflad›¤›, direniflçilerin ise kendilerini ve

topraklar›n› korumak için her türlü silahla savaflt›klar› ve savaflacaklar› do¤ru. Ancak bizler CIA’nin aç›klad›¤› rapor ve ard›ndan UAEA’n›n belirttiklerinin ard›ndan biyolojik ve kimyasal silah iddias›nda esas olarak baflka faktörleri hesaba katmak zorunday›z. K›sacas› Irak’a Saddam bahanesi ve kitle imha silahlar› iddias› ile sald›ran, Saddam’›n yakalanmas›n›n ve kitle imha silahlar›n›n olmad›¤›n›n aç›klanmas›n›n ard›ndan ise Irak’› terketmeyi akl›n›n ucundan dahi geçirmeyen ABD, flimdi de direniflçilerin kitle imha silah› kullanaca¤› iddias› ile ölçüsüz k›y›ma giriflebilir. Öyle ki birçok bölgede ABD’nin direniflçilerin kimyasal kullanaca¤› yönlü iddias›n› bofla ç›kar›r tarzda direniflçiler halka emperyalistlerin kimyasal sald›r›lar›na karfl› kendilerini savunmay› ö¤retiyor. Bu geliflmenin ABD’nin Irak’ta yaflad›¤› s›k›flm›fll›kla yak›ndan ilgisi vard›r. Irak’ta iflgalcilerle direniflçiler aras›nda hemen hemen her gün çat›flmalar yaflan���yor ve ABD ancak havadan destek sald›r›lar› ile az kay›plarla bu çat›flmalardan ç›kabiliyor. Bu yenilgi karfl›s›nda iyice azg›nlaflan iflgalcilerin sald›r›lar›nda yüzlerce insan katlediliyor. Irak’ta art›k kendi üslerini bile koruyamayan ABD’nin yeni plan›, sald›r›lar›n› iyice art›rmak. International Herald Tribune Gazetesi’nin 9 Ekim tarihli say›s›nda ABD’nin yeni plan› flöyle özetleniyor; “ABD Irak kent ve kasabalar›n›n % 20 ile 30’una sald›racak. Felluce, Ramani ve Necef’e yenileri eklenecek ve korkunç bir sivil zaiyat ortaya ç›kacak.” Son haftalarda Irak’ta yaflanan sald›r›larda yaflanan durum da ABD’nin bu yeni plan›n› çoktan uygulamaya koydu¤unu kan›tl›yor. “Irak’ta kentleri

daha h›zl› bir flekilde geri al” fliar› ile hareket eden iflgalciler çocuklar› sokakta oynarken havaya uçurmaktan sak›nm›yor bile. Irak’ta kentleri bir bir elinden kaybeden ve bu kay›plarla beraber asl›nda yenilginin tad›n› alan ABD bunu ortadan kald›rmak için kentleri ele geçirmeyi ve seçimlerde özellikle belli kentlerde bu sükünet ortam›ndan yararlanman›n planlar›n› yap›yor. Donald Rumsfled’in sözleri de bu kent savafllar›n›n önemini ortaya koyuyor; “En büyük kumarhane Ba¤dat, e¤er bu kentte kontrol elinizde de¤ilse tüm ülkenin kontrolünü kaybetmifl durumdas›n›zd›r.” Bu yeni plan ve ABD’nin Irak flahs›ndaki yenilgisi ile birlikte ele al›nd›¤›nda son günlerin tart›flma konusu olan direniflçilerin kimyasal silah biriktirdi¤i kayg›s› asl›nda, ancak ve ancak emperyalistler için tafl›nabilir. Örne¤in Kuveyt s›n›r›ndan Irak’a kamyonlarla radyoaktif maddeler tafl›nd›¤› yönlü haberler, as›l olarak kimin kitle imha silahlar› ile insanlar› katletmeye haz›rland›¤›n›n kan›t›d›r. Tehran Times adl› gazete 13 Nisan tarihinde iflgal güçlerinin s›k› korunan gemilerle Irak’a kitle imha silahlar› soktu¤unu yazm›flt›. Geçici Hükümet Konseyi’nden bir yetkili de “çok say›da flüpheli konteynerin kamufle edilerek Irak’›n Güneyine götürüldü¤ünü” duyurmufltu. ABD’nin Ortado¤u’ya olan ilgisini ve bir anlamda mahkum olma durumunu son günlerde alevlenen petrol fiyatlar›ndaki art›fllarla birlikte ele almak do¤ru olur. Çeflitli araflt›rmalardan ald›¤›m›z rakamlar› da vererek devam edersek; Uluslararas› Enerji Ajans›’na göre dünyada günde 80 milyon varil ham petrol tüketiliyor. Bu tüketimin % 25’i ise ABD’de gerçeklefliyor. Ve ABD tüketimi için gerekli ham petrolün yar›s›n› hatta büyük ço¤unlu¤unu Ortado¤u’dan elde ediyor. ABD Enerji Bakanl›¤›’n›n araflt›rmalar›na göre 2020’de ABD’nin petrol üretimi, gereksiniminin ancak % 30’unu karfl›layabilecek. Bu da gösteriyor ki ABD aç›s›ndan Ortado¤u sürekli bugünkü

Sümerbank iflçisi hesap soruyor SÜMERBANK ‹fiÇ‹S‹ MÜCADELES‹NDE KARARLI Bir y›ld›r Bak›rköy’deki fabrikalar›nda özellefltirmeyi protesto eden Sümerbank iflçileri, sat›fl karar›n›n geri al›nmas› ve fabrikalar›nda tekrar çal›flmak için eylemlerine devam ediyor. Nisan 2004 tarihinden beri direniflte olan Sümerbank iflçileri ve sendikalar› TEKS‹F direnifle devam ediyor. 110 milyon dolarl›k fabrikan›n 44 milyon dolara Do¤a Madencilik Afi’ye sat›fl›n› “peflkefl” olarak de¤erlendiren iflçiler “Biz emek sarfederek yafl›yoruz, ya siz?” diye soruyor. 4 Ekim günü Bak›rköy Özgürlük Meydan›’nda bas›n aç›klamas› yapan Teksif Sendikas› ve Sümerbank iflçilerine BTS, Belediye-‹fl, TÜMT‹S, E¤itim-Sen

gibi sendikalar da destek verdi. Burada kitle ad›na konuflan Teksif Sendikas› Bak›rköy fiube Baflkan› Çetin Yelken yaz süreci boyunca eylemlerine somut nedenlerden dolay› devam edemediklerini, ancak bundan sonra eylemliliklerinin daha s›k ve güçlü olaca¤›n› belirterek “bundan sonra da bedeli ne olursa olsun asla bu mücadeleden vazgeçmeyece¤iz” dedi. 4 Ekim’den sonra 10 gün boyunca fabrikalar›n›n özellefltirilmesine karfl› imza kampanyas› yapan ve ‹stanbul’un pek çok yerinde toplad›klar› imzalar› Ankara’ya götüren iflçiler tepkilerini burada da ortaya koydu. Ankara eylemlerinden sonra konufltu¤umuz iflçiler ise tav›rlar›n› gayet net olarak koymaktalar: “Fabrikam›z yar› fiyat›na sat›ld›. Daha sat›lma karar› aç›klan-

madan tüm iflçiler parça parça iflten at›ld›. Türk-‹fl bu konuda sesini bile ç›karmad›; t›pk› Castleblair iflçisinde oldu¤u gibi. Biz yaln›z tek fley diyoruz, ‘‹fl, ekmek yoksa bar›fl da yok!’ ve iflimizi geri alana kadar eylemlerimiz devam edecek.” Do¤a Madencili¤e peflkefl çekilen Sümerbank Afi’ye ait iflletmede çal›flan 660 iflçi de iflten ç›kar›lm›flt›. Özellefltirmeye karfl› yapt›klar› eylemlerle kamuoyunda tan›nan Bak›rköy iflçileri, sat›fla karfl› seslerini yükseltmek ve hesap sormak amac›yla Ankara’ya geldiler. 14 Ekim Perflembe günü 300 kiflilik iflçi grubu AKP Genel Merkezi önünde tepkilerini hayk›rd›lar. Çevik kuvvet polisinin yo¤un y›¤›na¤› dikkat çekerken iflçiler çok öfkeliydi. “Tayyip baflvekil, iflçi-köylü aç

7 önemini tafl›yacak. Ancak yukar›da bahsini etti¤imiz yeni sald›r› plan› ve ABD’nin Ortado¤u üzerine yine yukar›da bahsini etti¤imiz nedenlerden dolay› sürekli varolan ilgisi bir yandan da emperyalizmi teflhir etmekte, gerçek yüzünü defalarca ortaya ç›karmaktad›r. Emperyalizmin korkakl›¤›n› ve direniflçilerin, ezilen halklar›n intikam ruhunu Necef’te Mukteda El Sadr’a ba¤l› savaflç›lardan birinin “Amerikal›lar çok korkak, uçaklar›ndan bile inemiyorlar. Yaklafl›rlarsa onlar› öldürece¤imizi biliyorlar” sözleri özetlemektedir. Romanya’da yap›lan son NATO toplant›s› s›ras›nda da tart›fl›lan konular›n bafl›nda da Irak vard›. “Irak savafl›n›n kendileri için içinden ç›k›lmaz bir hal ald›¤›n›” burada da üstüne basa basa vurgulayan emperyalistler ayr›ca Romanya’n›n askeri operasyonlarda kullan›lmas›n› da gündemlerine ald›lar. NATO’nun Haziran ay›nda ‹stanbul’da gerçekleflen Zirve’de al›nan kararlar›n ve belirlenen politikalar›n hayat› geçirilmesi olarak da alg›lanabilecek bu toplant›lar›n somut görüntülerini önümüzdeki dönem görece¤iz. NATO’nun hantal bir yap›dan ç›kar›larak daha aktiflefltirilmesi yönünde at›lan bu ad›mlar dünya halklar›na yönelik ciddi sald›r›lar›n hayat bulmas› anlam›na da gelmektedir. Bu geliflmelere paralel AB masal›yla ikna edilmeye çal›fl›lan emekçi halka yönelik sald›r›lar da bu masala paralel boyut ve art›fl kazanmaktad›r. Tüm bunlar yaflanan olgularken, ülkemiz devrimci hareketi için özel ve önemli bir geliflme yafland›. Proletarya Partisi’nin ideolojik-politik önderli¤i alt›nda halk gençli¤inin komünist öncüsü TMLGB’nin yapm›fl oldu¤u ikinci kongre s›n›f mücadelesindeki coflku, azim ve umudumuzu ço¤altt›. Kongrenin belirledi¤i yönelimin ve fliar›n kavranarak hareket edilmesi önemlidir. TMLGB 2. Kongresi’nin, s›n›f mücadelesindeki bu mütevazi ad›m›n›n coflkusuyla cüreti kuflan›p, isyan› her tarafa yayal›m!

sefil”, “Hükümet istifa Tayyip Amerika’ya” sloganlar› atan iflçiler AKP binas›n› göstererek “‹flte buras› hortumcular›n yuvas›” fleklinde sloganlar›na devam ettiler. Uzun bir süre slogan atan iflçiler ad›na, TEKS‹F Bak›rköy fiube Baflkan› Çetin Yelken bir aç›klama yapt›. Yelken; 660 iflçinin k›fl ortas›nda iflten at›ld›¤›n› söyleyerek sendikac›lar›n hükümetlerle iflbirli¤i yapt›¤›n› belirtti. Heyet oluflturan iflçiler AKP Genel Baflkan Yard›mc›s› Naz›m Ekren ile görüflürken d›flardaki arkadafllar› da AKP yaz›l› balonlar› patlatt›lar. ‹flçiler ertesi gün “‹flçiler sokakta a¤alar koltukta”, “Kahrolsun sendika a¤alar›”, “Bak›rköy iflçisi hesap soruyor” sloganlar› ile Türk-‹fl Genel Merkezi’ne geldiler. Burada uzun bir süre slogan atan iflçilerin içinde kad›nlar›n öfkesi, hesap soruculu¤u dikkat çekiciydi. fiube Baflkan› Çetin Yelken burada da bir konuflma yaparak bir muhatap bulamad›klar›n› belirtti. (Ankara)


7

31

22 Ekim-4 Kasım 2004

“Kaçak villalar de¤il, gecekondular y›k›l›yor, niye?”

-Bize y›k›mlar›n nas›l gerçekleflti¤ini anlat›r m›s›n›z? -Ünal Kaya: Saat 8:30’da gelerek “evinizi y›k›yoruz, boflalt›n” dediler. Biz ev bulamam›flt›k. Eflyalar›m›z› bir komflunun evine tafl›d›k. Tafl›yamad›klar›m›z enkaz›n alt›nda kald›. Ev sahibiydim ama kiraya gittik flimdi. Evimiz 3 katl›yd›. 3 kata karfl›l›k 1 daire verdiler. Daireler 42 milyar lira, 3 katl› eve 51 milyar verdiler. Biz zaten daire alamad›k. Tapu tahsis belgesi oldu¤u için sadece bir kifli ald›. O bir kifli de tafl›nmad›. 38 milyar lira daireler yüzde 5 faiziyle 42 milyara ç›k›yor. Biz de kiraya gittik, bizim alt kat›m›zdaki de kiraya gitti, olay budur. Bize verecekleri para 51 milyar lira, paray› alamad›k daha, ma¤dur olduk sonuçta. Benim evim çok gerideydi. Belki benim y›k›lan evimin önünden yol da geçmeyecek. Benim arsam kal›rsa ben müracaat edece¤im, oraya yine evimi yapmak istiyorum. -‹smail Aydo¤du: 1971’den beri buraday›m. Herfleyimiz var›m›z yo¤umuz bu gecekonduydu. Bize bir yaz› geldi. Buran›n y›k›laca¤›na dair. Mahalle sakinleri de buna itiraz ettiler. Dediler ki “afla¤›daki dere bofl yukar›s› da müsait, yol için sa¤›nda solunda bir genifllik koyal›m biz”. Ama mahalle sa-

kinleri kabul etmediler. ‹ki kere tebligat geldi bize. Bir flekilde ç›kard›lar bizi buradan. -Sadece yol geniflletme çal›flmas› için mi evinizi y›kt›klar›n› söylediler? -Ünal Kaya: Yol için dediler ama, bu flekilde yol olmaz. Çok plans›z yap›ld›. Benim evimin yolla ilgisi yoktu. Hem alttan hem üstten y›k›ld›. Önde bir bina vard›. Onunla birlikte benim evimi de y›kt›lar, milleti periflan ettiler bu flekilde. Belki benim evimin önünden yol da geçmeyecek, U ç›k›fl› yapt›lar çünkü. 20 senedir buraday›m. 20 senedir buradaki evler y›k›l›yor. Burada mahallemizde bu yol yoktu. Müracaat ettik, hatta çal›flmalar›n› kendimiz yapt›k, bu yolu mahalle olarak biz açt›rd›k. Ondan sonra bu yol bizim bafl›m›za sorun oldu. Art›k yol mu geçecek baflka bir fley mi yapacaklar onu bilmiyoruz. -Hükümet “insanlar› evsiz b›rakmad›k, hiçbiri sokakta kalmad›” dedi. Evleri y›k›lan insanlar belediyenin gösterdi¤i dairelerde mi yafl›yorlar flimdi? -Ünal Kaya: Misal veriyorum. 5 katl› bir binan›z da olsa 1 daire veriyorlar. Altta k›z oturuyor, üste kendisi-damad› oturuyor. 5 aileye 1 daire veriyorlar. O da müsaitse kim gidiyorsa o oturuyor, öbürleri de baflka yerde evi varsa evine gidiyor, yoksa kiraya ç›k›yor. Yani daire karfl›l›¤› daire vermediler bize. -Geçen hafta Alibeyköy’de bir y›k›m gerçeklefltirildi. Orada yaflayan insanlar›n altyap› sorununu çözmek için evlerini y›kt›klar›n› söylediler. Mahalle halk› da yaflad›klar› yerlerin de¤erli oldu¤unu ve ranta aç›lmas› için çeflitli bahanelerle y›kt›klar›n› söylüyorlar. Bildi¤imiz kadar›yla Küçükarmutlu’da da böyle bir durum söz konusu? -Ünal Kaya: Buras› için kimisi blok yap›lacak diyor, kimisi yol geçecek diyor, rant olay› yani buradaki 100 metre yer y›k›ld› burada. Sahilde iki flerit var bir gidifl, bir gelifl. Buran›n önü de kapal› zaten 1 km yok. Art›k yol için mi

onu da bilmiyoruz. -Baltaliman› halk› olarak y›k›mlara tepki gösterdiniz mi, insanlar›n y›k›mdan sonra tepkileri var m›? -Ünal Kaya: Ben tepkiliyim, ma¤dur oldum çünkü. Biz 7 varisiz. 51 milyar verdiler 3 kata, kifli bafl›na 7 milyar falan düflüyor. Bu parayla bir insan ne yapabilir? Eflyas›n› m› tafl›s›n ne yaps›n, zaten bir ev tutsak 2-3 milyar öyle harcan›yor. -‹smail Aydo¤du: Biz 61 ev, avukat tuttuk, fakat içimizden 10-15 kifli sat›ld›. Hemen gitti belediyenin vermifl oldu¤u konutlara yerleflti veyahut da alaca¤› paraya talip oldu. Dedi ki “ben davac› de¤ilim, yerimi heba ediyorum, memnunum”. Ama bizim hiç tutana¤›m›z yok, 33 milyar lira para vermifller bana. Toplamda 240 m2 arsa ama 123 m2 paras› vermifller. Önünde iki katl› betonum var, arkada da gecekondum var. Buna raz› olmad›k, bir avukat tuttuk, “gel bizi savun” dedik. Biz kuzu gibi insan›z zaten, ne tepkimiz olacak? Bizim gibi insanlar karakola bir düflse bir daha ç›kamaz, arkas› önü yok yani. Arkam›zda ne milletvekilimiz var ne bakan›m›z ne de elimizden tutan kimsemiz. Emekliyim ama bakmakla mükellef oldu¤umuz insanlar var. ‹çeri girsem hepsi ma¤dur olur. -Mahalle berberi: Gelmifl buraya 4 bin polis ne yapacak halk, ne yapabilir? Burada tepki gösterecek insan ancak 100 kifli. Devlet büyüklerinin de kaçak binalar› var. Onlar›nkileri y›ks›nlar, ondan sonra gelip benimkini y›ks›nlar, o zaman bir fley demem. Zengin insanlar›n bir sürü kaçak villas› var. Ona de¤il de niye bana yani? Do¤ru olan bu de¤il. -Neden böyle sizce? -Mahalle berberi: Adaletli de¤il. Yuva y›kan›n yuvas› olmaz. Belki baz›lar›na ev verdi ama kirac›lar çok ma¤dur oldu. Onlar ev de bulamad›lar, akrabalar›n›n yan›nda yat›yorlar flimdi.

Gerçekten do¤ru de¤il bunlar. -Ünal Kaya: Halk olmadan devlet olmaz. Tapudan bahsediyorlar, kimin tapusu var bu memlekette? Tapuyu kim verir, devlet verir. Bu insanlara tapu tahsis belgesi verilmifl. Bu nedir tapu örne¤idir, ben bu arsay› size tahsil ediyorum demektir. Bizim tepkimiz büyük anlayaca¤›n›z. -Bundan sonra ne yapmay› düflünüyorsunuz, ortak bir tepki koymay› düflünüyor musunuz? -Ünal Kaya: Ben tekrar mahkemeye verece¤im. Tepkimizi çok dile getirdik, kanuni yollardan her türlü hakk›m›z› istedik. Dava açt›k halen devam ediyor. Biz yola karfl› de¤iliz, yol olmadan zaten evlerin de¤eri olmaz, mahallemizin zaten yolu var. Beyefendiler buradan rahat gelip gidemedikleri için bu flekilde y›k›yorlar. Beyefendiler rahats›z olmas›n arabalar› rahat geçebilsin diye. -‹smail Aydo¤du: Biz hakk›m›z› arayaca¤›z. Tekrar avukat tutaca¤›z, sonuna kadar sürdürece¤iz. ‹nsan haklar› buysa e¤er biz hakk›m›z› savunaca¤›z. Küfür etmiyoruz, birfley demiyoruz ama insan olarak haklar›m›z› arayaca¤›z. (‹stanbul)

Bursa’da olaylı yıkım

Bursa Mutlular Mahallesi’ndeki kaçak oldu¤u söylenen binalar halk›n tepkisine ra¤men y›k›ld›. Sabah saatle-

rinde harekete geçen y›k›m ekibi, biri temel aflamas›nda toplam 7 binaya müdahale ederken, ev sahiplerinin direnifliyle karfl›laflt›. Y›k›m ekiplerini görünce sinir krizleri geçiren mahalleli isyan etti. Osmangazi Belediyesi’ne ba¤l› mahalleye Robocop k›yafetli çok say›da jandarman›n güvenlik çemberi içinde giden y›k›m ekipleri, Mesut Sokak’ta y›k›ma bafllad›klar› s›rada beklemedikleri bir direniflle karfl›laflt›. Y›k›m ekiplerine direnen mahalle halk› ayr›ca ekipleri, gazetecileri ve görevlileri balkonlar›ndan tafl ya¤muruna tuttu. Y›k›m ekiplerine tepki gösteren kad›nlar, bölgeden ancak jandarma taraf›ndan uzaklaflt›r›ld›. (Bursa)


ÖZGÜR GELECEK YOLUNDA

işçi-köylü B‹Z HALKIZ GELECEK ELLER‹M‹ZDED‹R

UMUT YAYIMCILIK VE BASIM SANAY‹ LTD. fiT‹

BÜROLAR

Yönetim yeri: Gureba Hüseyin A¤a Mah.

➧ KARTAL: HAMAM SOK. DEM‹RL‹ ‹fiHANI NO: 57/14 KARTAL, TELEFAKS: (0216) 306 16 02 Cep: 0 544 521 34 30

‹mam Murat Sok. No:14/1

➧ ANKARA: TUNA CAD. ÇANAKÇI ‹fiHANI NO:11 KAT:3 DA‹RE:32 ÇANKAYA TEL: (0312) 432 23 01 Cep: 0 535 562 33 72

Aksaray-Fatih/‹STANBUL.

➧ ‹ZM‹R: GAZ‹OSMANPAfiA BULVARI, KOÇAfi ‹fiHANI NO: 87, DA‹RE:318 KONAK, TELEFAKS: (0232) 441 93 09 Cep: 0535 310 31 84

Tel: (0212) 521 34 30, 531 48 53 FAKS: (0212)621 61 33

➧ MALATYA: DABAKHANE MAHALLES‹, BOZTEPE CAD., BABACAN ‹fiHANI NO:9 KAT:1/16 MALATYA TEL: (0422) 325 78 13 Cep: 0536 697 94 19

Sahibi ve Yaz›iflleri Müdürü: Numan BOZER

➧ BURSA: SELÇUK HATUN MAH. ÜNLÜ CAD. SÖNMEZ ‹fi SARAYI KAT: 2 NO: 185 HEYKEL, TEL: (0224) 224 09 98 Cep: 0 536 613 81 98

Bask›: Gün Matbaac›l›k

➧ SAMSUN: KALE MAH., YUSUF KEFEL‹ ‹fiHANI, KAT: 6 NO: 9 , TEL: (0362) 435 64 57 Cep: 0 537 597 69 84

Genel Da¤›t›m: YAY-SAT

➧ MERS‹N: ÇANKAYA MAH. S‹L‹FKE CAD. ÜZÜM ‹fiHANI KAT :1 NO: 47 MERS‹N

@mail: umutyayimcilik@superonline.com

➧ AVRUPA MERKEZ BÜRO: WESELER STR 93 47169 DUISBURG-DEUTSCHLAND TEL: 0049 203 40 60 958 FAKS: 0049 203 40 60 959

Gecekondu y›k›mlar›na karfl› direnifli örelim!

Kimi köydeki yokluktan, yoksulluktan kurtulma, birazc›k olsun “rahatlama” umuduyla gelmiflti büyük flehrin kenar mahallelerine, yani “ekmek derdine”, kiminin köyü yak›lm›fl, evi harabe olmufl “zorunlu göç”ün yollar›nda bulmufltu kendini... Kimi “üretemez” hale getirilmiflti köyünde, üretse de “geçinemez” hale, kimi istemiflti ki iyi bir e¤itim görsün çocuklar› “kendisi gibi olmas›nlar”... Kimi tedavi için, kimi ›fl›lt›lar›na kap›larak kentin gelse de, buradayd›lar hepsi ve vard›lar. Baz› burjuvalar›n ve flehir yönetiminin gözünü “çevre kirlili¤i” oluflturarak rahats›z ettikleri söylendi. Hatta kimileri “flehirde yaflama vergisi” diye sözler söylediler, öyle ya “herfleyin bir fiyat› vard›” ve ne haklar› vard› bu yoksullar›n flehrin her taraf›n› “kirletmeye”? En uzak köflelerde, yoksul emekçi semtlerde, kentin k›y›s›nda tutunmaya çal›flt›lar onlar da yaflama. Kira derdinin alt›ndan kalk›lacak gibi de¤ildi, onlar da derme çatma gecekondulara soktular bafllar›n› ilk önce, sonras›nda asgari ücretle yürütülmeye çal›fl›lan yaflamlar›na al›flmaya çal›flt›lar. Ellerine geçen üç-befl kurufltan art›r›p daha güzel k›lmaya çal›flt›lar evlerini, her y›l bir yerini güzellefltirmeye çal›fl›yorlard› ki, geldiklerinde onlara hiçbir çözüm sunmayan, ama evlerine su, elektrik verip onlardan vergi toplayan devlet y›k›m için kap›da gözükmüfltü. Uzun bir süredir gündemde olan gecekondu semtlerinin y›k›lmas›na 11 Ekim 2004 tarihinde Alibeyköy Karadolap’ta 19 bina 56 evin y›k›lmas›yla baflland›. Hemen ertesinde hiç vakit kaybetmeden Küçükarmutlu Baltaliman›’nda 63 bina 210 ev y›k›ld›, Bursa Osmangazi’de ise olayl› bir y›k›m gerçeklefltirildi. Görünüflleri, renkleri, katsay›lar› de¤iflse de çehresi ayn› kald›¤› için gecekondu olmaktan kurtulamayan semtlerde evlerinden yaka paça d›flar› at›lan insanlar belediyenin sözde daha

konforlu, emekçilerin daha “rahat” yaflayabilece¤i yerlere tafl›nmak zorunda kald›. Kendilerine enkaz bedelleri ödendi, alan memnun, satan ‘memnun’ kald›. Gerek burjuva bas›n, gerekse hükümetin bütün aç›klamalar› olumlu yönde. Y›llard›r ›s›t›l›p ›s›t›l›p önümüze konur “halk›n refah› için” devletin “geçici” rahats›zl›klar vermesi. Ancak bu geçici rahats›zl›¤›n ne süresi vard›r ne de sonu. Bir de y›k›lmas› planlanan ya da y›k›lan emekçi semtlerin ‹stanbul’un en gözde yerlere yak›n oldu¤unu, her kare topra¤›n›n binlerce dolarlarla ölçüldü¤ünü düflündü¤ümüzde as›l hizmetin patrona¤alara sunulaca¤› gerçe¤i de ç›k›yor karfl›m›za. Hal böyle olunca yerlerinden, yurtlar›ndan edilmifl emekçiler iflsizlik, açl›k, yoksullukla bo¤uflurken bir de bafllar›n› sokabilecekleri evlerinin, gecekondular›n›n ellerinden al›nmas›yla bo¤uflmakla da karfl› karfl›ya kalm›fllar. Kimileri direnmifl tüm var› yo¤u, tek dikili a¤ac› olan evini y›kt›rmamak; Aziz Y›ld›r›m, Ali Dinçkök (Akmerkez’in sahibi), Sabanc›, Uransan Holding, Japon firmalar› vb. peflkefl çektirmemek için. O yollar flimdi Land Rover’lar›n ulafl›m›n›n kolaylaflt›r›lmas› için do¤algaz tesisatlar› lüks villalarda oturanlar›n üflümemesi için kullan›lacak, üstelik mücadelesini verenlere benzer imkanlar› buralara tafl›yanlara ihanet ederek. Önce ortak hareket etmeye çal›flm›fllar. Ancak böl-parçala-yönet takti¤i-

ne her daim baflvuran “devlet baba” kimini parayla sat›n alm›fl, kimini de ortada kalmayacaklar›na, sahip ç›kacaklar›na inand›rm›fl. K›fl yaklafl›yor, gidece¤iniz yerlerde ›s›nma sorunu yok, 24 saat s›cak su, çevre düzenlemesi, temiz havas›, merkezi uydu sistem vb. fleyleri dile getirerek göz boyam›fl. Tafl›nanlar inand›klar›ndan de¤il de sokakta kalmamak için tafl›nm›fllar. Ancak karfl›laflt›klar› tablo hiç de beklentilerini karfl›lamam›fl. Daireler henüz inflaat olmakla beraber depreme dayan›kl› olup olmad›¤› belli de¤il flimdilik. Üstelik “15-20 milyard›r en fazla” denilen daireler 60

milyar gösterilip flimdi de “sizi zor duruma düflürmemek için 40 milyara düflürdük” deniyor. ‹stimlak için 3 trilyon ödenek ay›ran Büyükflehir Belediyesi “samimiyetini, hizmet anlay›fl›n›”, flimdiden yaklafl›k 2 kat› olan kâr›yla göstermeye bafllad›. Enkaz masraflar›n› evi y›k›lanlara verdi¤i bedellerden karfl›layarak (enkaz bedelinin 2/5’i), y›k›ma müdahale etmek isteyen avukatlar› engelleyerek, enkaz› kald›rmadan imar plan›n› bir an önce topograflara iflbafl› yapt›rarak gösterdi “samimiyeti”ni. Kentsel Dönüflüm Projesi ad› alt›nda ranta aç›lmas› planlanan Halkal›, Alt›nflehir, Bayramtepe, Gülsuyu, Aydos, Hisarüstü, Emirgan, Reflitpafla, Sar›gazi, Dudullu vb. s›ralanabilecek pek çok yerleflim birimi için “istimlak” haz›rl›¤›n› tamamlamaya çal›fl›yor. Aydos Mahallesi halk›n›n tafll›, sopal› barikatlar kurarak çat›flt›¤› direniflin benzerlerinin yaflanmas›n› önlemek ve yoksullaflt›kça devrime her geçen gün daha da yak›nlaflan kitlelerin böylesi anlarda örgütlenmesinin önüne geçmek için binlerce çevik kuvvet, zab›ta ve belediye çal›flanlar›yla (‹SK‹, Fen ‹flleri vs) beraber y›k›ma haz›rlanan devletin flimdilik refah, huzur, kamu hizmeti vb. kavramlarla birarada bulunamayaca¤›n› bildi¤imizden Baltaliman› (Küçükarmutlu) halk› ve Karadolap (Alibeyköy) ve yine Baltaliman›’nda zoraki Büyükflehir Belediyesi Sosyal Konutlar› (Güzeltepe)’na tafl›nan insanlarla röportaj yaparak hem yaflad›klar› ac›lar›, hem de y›k›mlar›n iç yüzünü ö¤renerek esasta sisteme yönelik olan tepkilerini yazmaya çal›flt›k.


OGYIK07