Page 1

ÖZGÜR GELECEK YOLUNDA

www.iscikoylu.org

Say›: 2004-6

6

*Y›l:2 *8-21 Ekim 2004 *Fiyat›: 750. 000 TL ISSN:1303-9350

Emperyalistler ve uflaklar› ölüm saç›yor

HALKLAR SAVAfiARAK KAZANACAK ‹flgal alt›ndaki topraklarda direnen Irak ve Filistinliler halklar›n savaflarak kazanaca¤›n› gösteriyor ve ö¤retiyor.

F‹L‹ST‹N

Irak yang›n ve direnifl yeri

Faflist TC emperyalizme uflakl›kta s›n›r tan›m›yor

Samarra, Felluce, Bakuba, Ba¤dat, Gazze; bir haftay› aflk›n bir süredir Irak ABD’nin “insan haklar›” ve “demokrasi” bombard›man› alt›nda. “Teröristleri” arayan “demokrasi” bombalar› bir gecede 125’in üzerinde kifliyi katlediyor. Irak’ta enkaz alt›ndan ç›kar›lan her çocuk cesedi, direnifl kentlerinin denetimini ele geçirmek için sald›ran iflgal güçlerine olan kin ve öfkeyi bir kat daha art›r›yor. Topraklar› iflgal edilen Irak halk› çözümün silahlanmaktan ve savaflmaktan geçti¤ini biliyor ve ö¤retiyor.

‹ncirlik Üssü’nün ABD’yi ard›na kadar aç›lmas› tart›flmalar›n›n tekrar yo¤unlaflt›¤› bugünlerde kapal› kap›lar arkas›nda yap›lan görüflmelerin rengi kendini er ya da geç göstermekte gecikmeyecektir. AB’ye üyelik yolunda “h›zl› ad›mlar atan” TC devletinin bu “demokrasi”ye uyum ad› alt›nda ç›kard›¤› Yeni ‹nfaz Yasas› vb. uygulamalar ise bu demokrasi anlay›fl›n›n özünü ortaya koymaktad›r. Egemenler bir yandan “demokrasi”den bahsederken T. Kürdistan›’nda katledilen gerillalar›n ard›ndan Tokat’ta da DHKP-C gerillalar›n›n bedenlerine iflkence yapmaktan geri kalm›yorlar. Onlar›n demokrasiden anlad›klar› Irak’ta ya¤an bomba, Tokat’ta iflkence yap›lan gerilla cenazeleridir.

Nepal’den Hindistan’a devrim yürüyüflü durdurulamaz Devrimler ça¤›n›n bitti¤ini, ideolojilerin öldü¤ünü ilan edenlere yan›t dünyan›n çat›s› Nepal’de ve yoksullar ülkesi Hindistan’da Maoistlerin milyonlar› kucaklayan devrim yürüyüflü ile veriliyor. Asya’daki bu k›z›l kuflatman›n gücü Irak’ta, Filistin’de, Filipinler’de, Peru’da ve ülkemiz topraklar›nda o büyük yank›s›n› bularak emperyalistleri ve uflaklar›n› kuflatarak korkutuyor. Bugün ve yar›n gözleri kamaflt›racak bu atefl halklar›n ancak savaflarak kazanaca¤›n› tek ve yegane kan›t› olacakt›r.

TMLGB 2. Kongresi baflar›yla gerçeklefltirildi Proletarya Partisi’nin ideolojik-politik önderli¤i alt›nda, halk gençli¤ini devrim mücadelesine katmak için savaflan Türkiye Marksist-Leninist Gençlik Birli¤i 2. Kongresi’ni baflar›yla gerçeklefltirdi¤ini ilan etti. Elimize posta kanal› ile ulaflan aç›klamada yaklafl›k 12 y›ldan sonra gerçeklefltirilen 2. Kongre ile geçmifl sürecini de¤erlendiren, en üst düzeyde irade birli¤ini sa¤lad›¤›n› belirten TMLGB militanlar›, ayr›ca Kongre’nin egemenlere korku salaca¤›n› da ekledi. TMLGB 2. Kongresi’nin Uluslararas› Komünist Gençlik Örgütlerine gönderdi¤i mesajda: “Enternasyonal Komünist Gençlik

Hareketi’nin Türkiye kolu olan TMLGB di¤er ülkelerdeki komsomollarla güçlerini birlefltirmeye, dünya çap›ndaki anti-emperyalist gençlik hareketini yükseltmeye önem vermektedir. Bu u¤urda her türlü milliyetçili¤e karfl› enternasyonalist çizgisinde ›srar›n› sürdürecektir. Komsomolumuz, Nepal’de iktidara yürüyen yoldafllar›m›z› coflkuyla selamlamaktad›r. Bunun yan›nda Kongremiz Peru’da, Filipinler’de, Hindistan’da yükselen Halk Savafllar›n›, Yunanistan’da, Brezilya’da mücadele yürüten yoldafllar›m›z› da coflkuyla selamlamakta, yarat›lan de¤erlerin kavgam›zda bize örnek oldu¤unu ilan etmektedir” denilmektedir. Sayfa 2

’den ü l y ö ‹flçi-k

AB’N‹N DEMOKRAS‹ BALONLARI B‹R B‹R PATLIYOR

Sayfa 30


2

8-21 Ekim 2004

TMLGB 2. Kongresi baflar›yla gerçeklefltirildi

“Kongremiz s›n›f mücadelesi içinde mütevazi bir ad›m ama bugün için büyük ve anlaml› bir ç›k›flt›r” Proletarya Partisi’nin ideolojik-politik önderli¤i alt›nda, halk gençli¤ini devrim mücadelesine katmak için savaflan Türkiye Marksist-Leninist Gençlik Birli¤i 2. Kongresi’ni baflar›yla gerçeklefltirdi¤ini ilan etti. Yaklafl›k 12 y›ldan sonra gerçeklefltirilen 2. Kongre ile geçmifl sürecini de¤erlendiren, en üst düzeyde irade birli¤ini sa¤lad›¤› belirtilen TMLGB’nin yapt›¤› aç›klamada Kongre’nin egemenlere korku salaca¤› belirtiliyor. TMLGB 2. Kongresi’nin Uluslararas› Komünist Gençlik Örgütlerine gönderdi¤i mesajda: “Enternasyonal Komünist Gençlik Hareketi’nin Türkiye kolu olan TMLGB di¤er ülkelerdeki komsomollarla güçlerini birlefltirmeye, dünya çap›ndaki anti-emperyalist gençlik hareketini yükseltmeye önem vermektedir. Bu u¤urda her türlü milliyetçili¤e karfl› enternasyonalist çizgisinde ›srar›n› sürdürecektir. Komsomolumuz, Nepal’de iktidara yürüyen yoldafllar›m›z› coflkuyla selamlamaktad›r. Bunun yan›nda Kongremiz Peru’da, Filipinler’de, Hindistan’da yükselen Halk Savafllar›n›, Yunanistan’da, Brezilya’da mücadele yürüten yoldafllar›m›z› da coflkuyla selamlamakta, yarat›lan de-

¤erlerin kavgam›zda bize örnek oldu¤unu ilan etmektedir” denilmektedir.

n›n devam› olan Yeni Ceza ‹nfaz Yasas›yla tek tiplefltirme sald›r›s›na tabi tut-

Tutsak düflmüfl, s›n›f mücadelesini hapishanelerde yürüten devrimci tutsaklara yönelik Kongre mesaj›nda ise “Faflist Kemalist Diktatörlük, önümüzdeki dönemde tüm toplumu hiçlefltirmek için, toplumun öncüleri olan komünist ve devrimcileri, tecrit politikas›-

maya çal›fl›yor. Bu anlam›yla önümüzdeki süreci geçmifl zindan deneyimleri ›fl›¤›nda yeni direnifllerle karfl›layaca¤›z. Komünist ve devrimci tutsaklar›n direngenli¤ini dosta ve düflmana göstermifl olan ve gösterecek olanlars›n›z. Yoldafllar, sizler 1. Kongremiz’den 2.

Kongremiz’e Gençlik Birli¤imizin inflas›nda yo¤un eme¤i olanlars›n›z, faflizm sizleri tutsak ederek halk gençli¤ine komünist öncü olmam›z› ve Partiye lay›k olmam›z› engelleyece¤ini sand›. 2. Kongremiz ile faflizmin umudunu karart›yoruz. 2. Kongremiz’den ald›¤›m›z güçle bizler içeride de d›flar›da da faflizmin bask›lar›n› gö¤üsleyece¤iz” denilerek devrimci tutsaklar›n s›n›f mücadelesindeki önemine vurgu yap›lm›flt›r. 2. Kongreyi selamlayan Proletarya Partisi MK-SB imzal› mesaj›nda TMLGB’nin devrim mücadelesindeki yerine, halk gençli¤ini KP önderli¤i alt›nda savaflt›rmadaki önemine de¤inilmektedir. “Partimiz kesinlikle bilmektedir ki, halk gençli¤i ile iliflkileri geliflmeyen bir Parti, ad› Komünist Parti de olsa halka önderlik görevini baflaramayacakt›r. Yine Partimiz flundan kesinlikle emindir ki, Komünist Partisi halk gençli¤inin s›n›f mücadelesindeki yerini do¤ru kavrayan ve ona do¤ru yönü verebilecek tek partidir. Komünist Partisi’nin ideolojik-politik önderli¤i ile halk gençli¤inin y›lmak bilmez devrimci at›l›m› birleflti¤inde s›n›f düflmanlar›n›n tek yapabilece¤i korkmak, korkmak, korkmakt›r…”

ANMA KAMER ÖZKAN 1952-30/33/1993

Ergin ALTIN (1954-1978) Hiç düflürmedin dilinden “Terketmedi Sevdan Beni” dizelerini. Bu sevda ard›llar›nla daha da ço¤alarak nihai hedefe ulaflacakt›r. Ölümsüzlü¤ünün 26. y›l›nda seni sevda ve özlemle an›yoruz.

Aram›zdan ayr›lal› onbir y›l oldu; hala kararl›l›¤›n, devrimci azmin ve y›lmaz savaflç›l›¤›n dün oldu¤u gibi bugün de kalbimizde yafl›yor. “Selam yüce idealler u¤runa ölümü gülerek karfl›layanlara”. devrim flehitleri flahs›nda sayg›yla ve özlemle an›yoruz.

Dostlar›n ad›na Olgun Alt›n

Kardeflin H›d›r Özkan

Umut Yay›mc›l›k’tan dört yeni kitap

Ç I K T I işçi-köylü senin sesin! OKU-OKUT! ABONE OL! ABONE BUL!

ABONEL‹K fiARTLARI

Umut Yay›mc›l›k bürolar›nda ve kitapç›larda 6 AYLIK: 10.200.000

1 YILLIK: 20.400.000

NOT: ‹stedi¤iniz süreye denk gelen oranda paray› hesap numaralar›m›za yat›rarak banka dekontunu yay›nevimize fakslay›n›z ya da postalay›n›z. Abonelik ücretine posta masraflar› dahildir.


3

6

8-21 Ekim 2004

Irak’ta yaklaflan seçimler ve

‹fiGALC‹LER‹N ARTAN SALDIRILARI 9 Ekim’de Afganistan’da ve Ocak ay›nda Irak’ta yap›lacak olan seçimlere haz›rlanan ABD ve iflgal ortaklar› Irak’›n her bölgesini kan gölüne çevirmeye devam ediyor. Son bir hafta içinde yap›lan bombard›man ve sald›r›lar›n bilançosu yüzlerin üzerinde. Samarra’ya yap›lan hava bombard›man›nda ço¤unlu¤unu çocuklar›n oluflturdu¤u 94 kifli katledildi. 30 Eylül günü yap›lan bir baflka sald›r›da da ço¤unlu¤unu yine kad›n ve çocuklar›n oluflturdu¤u 40 kifli yaflam›n› yitirdi. Ayn› kentte 3 Ekim günü yap›lan hava sald›r›s›nda 125 kifli katledildi. Bu toplu katliamlar›n yan›s›ra her gün onlarca insan sokaklarda ya da evlerinde katlediliyor. Cenazeleri, y›k›lm›fl evlerin enkaz› alt›ndan ç›kar›lan küçük çocuklar›n görüntüleri televizyon ekranlar›n› dolduran s›radan görüntüler haline getiriliyor. “Yüksek teknolojiye sahip ABD nas›l oluyor da hedef flafl›r›yor” flaflk›nl›¤›yla verilen haberlerdeki siren sesleri Irakl›lar›n isyan 盤l›klar› alt›nda bo¤uluyor. Direnifl kenti Felluce’den dünyaya yay›lan bu görüntüler emperyalist sald›rganl›¤›n ve vahfletin foto¤raf›n› gözler önüne seriyor. Geçti¤imiz hafta Telafer sald›r›s› ile birlikte ABD’nin yaklaflan seçimlerde ülke denetimini sa¤lama gerekçesi ile direniflçilerin denetiminde bulunan bölgeleri ele geçirmek için sald›r›lar›n› yo¤unlaflt›rd›¤› görülüyor. Ancak ne “ilginçtir ki” tüm yo¤unlaflan bu sald›r›lara ra¤men ABD yetkilileri taraf›ndan Irak’ta durumun kötüye gitti¤inin itiraf› da yap›l›yor. 30 Eylül günü (Samarra, Ba¤dat, Felluce sald›r›lar›n›n hemen ertesi) ABC televizyonuna aç›klama yapan Powell; “Irak’ta durum her gün biraz daha kötüye gidiyor. Bunun sebebi, direniflçilerin Irak’taki seçimi sabote etmeye kararl› olmas›” dedi. Direniflin sembollerinden Felluce’de yap›lan tüm katliamlara ra¤men denetimi sa¤layamayan ABD’nin çaresizli¤ine ve “terör” 盤›rtkanl›¤› yapanlara flu örne¤i vermek yerinde olacakt›r; May›s ay› içerisinde ABD’li deniz piyadeleri savafl tanklar› ve helikopter gemilerini kullanak Felluce’de yaflayan halka sald›rd›lar. Sonra da say›lar› geçen sene tüm sald›r› boyunca öldürülen eylemcilerden daha fazla olan sivil halk› bir seferde öldürdüklerini itiraf ettiler. Irak’ta istikrar› sa¤layamayan iflgalci devletler ve özellikle de ABD aç›s›ndan yap›lacak seçimler büyük önem tafl›yor. En az›ndan “istikrar›n” sa¤lanmas›nda bir umut olarak görülüyor. Halk›n kat›l›m›n›n sa¤lanmas› bu anlamda üzerinde önemle durulan konulardan biri. Çünkü “demokrasi”nin varl›¤›n›n kan›t› say›lan seçimlere kat›l›m ile belli bir güven tazelemesi yaflanacakt›r. Ayn› durum Afganistan aç›s›ndan da geçerlidir, “istikrar›” burada da sa¤layamayan ABD için yap›lacak seçimler önem tafl›yor. Ancak yap›lacak seçimlerin de fiyaskoyla sonuçlanma ihtimalinin yüksek oldu¤unu ABD’de çok iyi biliyor. ABD Savunma Bakan› Donald Rumsfeld verdi¤i demeçte Irak’ta yap›lacak seçimlerle ilgili flu aç›klamalar› yap›yor; “Hayatta hiçbir fley mükemmel de¤ildir. Tam anlam›yla mükemmel olmayan bir seçim yapmak, hiç seçim yapmamaktan elbette daha iyidir.” Seçimlerle ilgili di¤er bir önemli geliflme ise direniflin sembolü olarak kabul edilen

Sadr taraf›ndan yap›lan aç›klamad›r. Geçti¤imiz aylarda Sadr yapt›¤› aç›klamalarda seçimlere kat›lacaklar›n›, belli bölgelerden aday göstereceklerini aç›klam›flt›. Ancak geçti¤imiz hafta içinde yap›lan aç›klamalarda; Sadr bu kararlar›n› de¤ifltirdiklerini ve iflgal koflullar›nda yap›lacak seçimlere kat›lmayacaklar›n› aç›klad›. Irak’ta önemli bir güce sahip olan Sadr’›n yapt›¤› bu aç›klama seçimleri etkileyecek niteliktedir. Bu aç›klaman›n devam›nda ABD’nin ve uflak Irak yönetiminin Irak halk› üzerindeki bask›lar›n› artt›rmalar› yaflanacak geliflmeler aras›nda. Çünkü Irak’ta belli bir istikrar›n sa¤lanmas› için Sünni nüfus önemli bir güç. ABD bu kesim i n gönlünü bir biçimde hofl etme zorunlulu¤u içinde. Ancak flu da di¤er bir gerçek ki, gerek Irak’ta iflgal ve iflgalin boyutuna paralel artan katliamlarla birlikte ABD Irakla s›n›rl› olmayan büyük bir tepkiyi flu haliyle toplam›fl durumda. Seçimleri boykot etmek gibi bir kararl›l›k içine giren Sünni kesimin seçimlere kat›l›m›n›n sa¤lanmas› için belli manevralara baflvurmas› beklenebilecek geliflmeler. Yani bir yandan yap›lan bombard›manla halk› korku ve bask› alt›na alma ancak di¤er taraftan da siyasi belli haklar›n tan›nmas› manevras› oynanabilir. REH‹NE EYLEMLER‹ ‹LE D‹REN‹fiE “TERÖR” DAMGASI VURULMAK ‹STEN‹YOR! Ortado¤u’nun kalbi Irak’ta yaflanan di¤er bir önemli geliflme de yap›lan rehine eylemleri. Son dönem artan rehine eylemleri ile birlikte ülke ve dünya kamuoyunun Irak direnifli konusunda de¤iflen dili yine dikkat çeken önemli bir geliflme. “Irak’taki direniflçiler” tan›m›n›n yerini “teröristlerin” almaya bafllad›¤› son haftalarda rehin al›nanlar›n bilançosu hayli kabar›k. 10 Türk floförünün kaç›r›lmas›n›n ard›ndan, ikisi Endonezyal›, ikisi Lübnanl› toplam 10 kifli 2 Ekim tarihi itibar›yla rehin al›nanlar› oluflturuyor. Kaç›r›lan 10 kiflinin bir ‹ngiliz elektrik firmas›nda çal›flt›klar›, eylemciler taraf›ndan yap›lan aç›klamalar›n içinde yer al›yor. Bas›nda eylemi yapanlar›n El Kaide, MOSSAD ile olan iliflkilerinin tart›fl›ld›¤› bugünlerde bizler aç›s›ndan soruna yaklafl›m ko-

nusunda gösterilmesi gereken tutum bu iliflki a¤lar›n›n üzerine yo¤unlafl›p a盤a ç›karman›n olmayaca¤› kesindir. Direniflin tek bir çizgide ve düz bir hatta ilerlemedi¤i kesindir. Ve Irak’›n mevcut durumu ile birlikte düflünüldü¤ünde yani birçok irili ufakl› kesimin varl›¤› ve bunlar›n belli örgütlerle iliflkilerinin olabilece¤i gerçe¤inin süren direnifli gölgelemesine izin vermemeliyiz. Irak halk›n›n onurlu direnifli bizler aç›s›ndan esas al›nmas› gereken temel noktad›r. Teflhir edilmesi ve üzerinde durulmas› gereken nokta ülkemiz hakim s›n›flar›n›n bu iflgale ortak olmak için, iflgal pastas›ndan pay kapmak için bölgeye yönelik gelifltirdi¤i politikalard›r. Ve bu cehenneme gönderilenlerin birço¤unun ülkede aç ve yoksul olanlar oldu¤u gerçe¤idir. Sa¤ kurtulan floförlerden birinin “bölge tam anlam›yla bir cehennem. Biz oraya karn›m›z› doyurmak ve çocuklar›m›za bakacak paray› bulmak için gidiyoruz” aç›klamas› da bu gerçe¤in ifadesidir. Geçti¤imiz aylarda 12 Nepal’li gencin rehin al›nmas› ve devam›nda öldürülmesine iliflkin Nepal Komünist Partisi (Maoist) Eylül ay›nda yapt›¤› aç›klamada flunlara de¤iniyordu; “‹slami afl›r›lar taraf›ndan rehine olarak tutulan 12 Nepal’li gencin vahflice, korkakça ve barbarca öldürülmesi bizleri flaflk›na çevirmifl bulunuyor. Bizler, Nepal halk›n›n dikkatini, bu katliam›n arkas›ndaki esas nedenin eski feodal rejimin rezil, hain ve halk karfl›t› politikalar›n›n oldu¤una çekmek istiyoruz. Nepal halk›n›n refah›, ülkede bir terör devleti infla eden ABD emperyalizminin dizayn› alt›nda ölümle yüz yüze bulundu¤u Irak gibi çeflitli ülkelere Nepal gençlerini süren eski rejime karfl› isyan etmeden ve kurtuluflunu almadan imkans›zd›r. Partimiz, bu barbarca katliamlardan kaynakl› ‹slami afl›r›c›lar› ve timsah gözyafllar› dökerek ölenlerin ailelerine içten baflsa¤l›¤› dileyen eski rejimi k›namaktad›r. Partimiz tüm iflsiz gençleri ve tüm Nepal halk›n›, kurtuluflu kazanmak ve kendi ülkemizde ifl imkan› yaratmak için büyük halk savafl›na sa¤lam bir flekilde sar›lmaya ça¤›r›yor.” Rehine eylemleri, hava bombard›manlar› ve artan sald›r›larla bo¤ulmak ve bitirilmek istenen direnifl özellikle ABD aç›s›ndan ç›k›fls›zl›¤› biraz daha derinlefltiriyor. Uzayan direnifl ve ç›k›fls›zl›k ABD’nin bölgede tepki toplamas›n›n yan› s›ra güç kaybetme sürecini de h›zland›r›yor. Son olarak ‹talya yapt›¤› aç›kla-

mada Irak’ta bulunan güçlerini Ocak ay›nda yap›lacak seçimlerin ard›ndan çekebileceklerini aç›klad›. Irak’ta 3 bin askeri görev yapan ‹talya’n›n bu yönlü verece¤i karar›n di¤er ülkeleri de etkilemesi söz konusu. Seçimlerle de istikrar› sa¤layamayacak olan ABD’nin ülkede yaln›zlaflmas› batakl›¤›n derinleflmesi gibi bir anlama gelmektedir. TC’YE YEN‹DEN M‹SYONLAR YÜKLEN‹YOR Bu s›k›flm›fll›¤›n içinde ç›k›fl noktas› arayan ABD yine sad›k “dostu” Türkiye’yi devreye sokman›n planlar› peflindedir. Askeri gücünü yeniden konumland›rma plan› içinde olan ABD ‹ncirlik Üssü tart›flmalar›n› yeniden alevlendirmifl durumda. Geçti¤imiz ay Ankara’da ABD üst düzey askeri yetkililerle yap›lan görüflmelerin ana noktas› olan ‹ncirlik Üssü, ABD taraf›ndan daha aktif ve rahat kullan›lmak isteniyor. fiu anda netleflmeyen ama yap›lan aç›klamalar›n içinde geçen ABD planlar›na göre k›sa bir zaman dilimi içinde ‹ncirlik Üssü’ne 48 adet F-16 savafl uça¤›n›n yerlefltirilmesi tart›flmalar› gündemde. Bu önemli savafl gücünün Türkiye’de konumland›r›lmas› önümüzdeki dönem ABD’nin çeflitli bölgelere yönelik olas› sald›r› planlar›n›n hayata geçirilmesi aflamas›nda Türkiye’nin bir kalkan olarak kullan›lmas› anlam›na gelmektedir. NATO’nun ‹stanbul Zirvesi’nde Türkiye aç›s›ndan yaflanacak geliflmelerin önemli sinyallerinin somutlanmas› niteli¤i de tafl›yan bu geliflmeler ülkemiz emekçilerinin nas›l bir atefl topunun içine çekilmek istendi¤ini de Irak’taki geliflmelerle çok yak›ndan görüyoruz. ‹flsizlik ve açl›k oran›n›n her gün biraz daha büyüdü¤ü ülkemizde iflgal topraklar›na gönderilen emekçilerin ak›beti egemenleri hiçbir biçimde ilgilendirmezken, Irak halk›n›n her gün akan kan› üzerinden yap›lacak ticari anlaflmalar›n hayali kurulmaktad›r. Y›llard›r ‹srail siyonizmine karfl› mücadele eden onurlu Filistin halk› ise direniflte en çok çocuklar›n› kaybetti. May›s-Eylül 2004 tarihleri aras›nda geçen “sükunet” döneminde ‹srail’in sald›r›lar› sonucu 400 Filistinli katledildi. Bunlar›n d›fl›nda bu befl ayl›k dönemde 73 Filistinli çocuk katledildi. 13 yafl›ndaki çocuk kalbine giren bir kurflunla, 5 yafl›ndaki bir baflka çocuk k›zkardefliyle yürürken yüzünden vurularak öldürülüyor. 14 yafl›ndaki bir baflka çocuk Mazen Macid’in vücudu buldozerler taraf›ndan y›k›lan evlerinden ç›kmaya çal›fl›rken 18 ‹srail kurflunuyla delik deflik ediliyor. Ancak onlar ve emperyalist efendileri dünya zenginlikleri üzerine hayal kurmaya devam etsinler. Irak’ta her gün katledilen onlarca masum çocu¤un iflgalcilere karfl› yükselen 盤l›¤› Everest’in tepesinde dalgalanan k›z›l bayrakta, Hindistan’da milyonlar›n hakl› taleplerinde, ülkemizde a¤›r bedeller ödenerek yürütülen hakl› ve onurlu mücadelelerde anlam›n› ve yank›s›n› buluyor. ABD çaresizli¤ini her defas›nda ifade ederken, onlara bu yengileri yaflatan halk›n hakl› mücadelesi ve enkazlar alt›ndan ç›kar›lan çocuklar›n 盤l›¤›, kopacak ve ertelenemez olan f›rt›nalar›n habercisidir.


4

8-21 Ekim 2004

S›n›fsal Bak›fl KAHROLSUN VE DE YAfiASIN ‹NSAN HAKLARI! Beslan’daki görüntüler tazeli¤ini korurken, tam da bombalarla kurflunlarla katledilen çocuklar›n Gazze’de Samarra’da onar onar üst üste y›¤›lmaya bafllad›¤› günlerde, flu mide buland›r›c›/tiksindirici “insan haklar›” sak›z› yeniden çi¤nenmeye baflland›. Hem de tüm bunlar ve di¤er tonlarca pratik yok say›l›p, görmezden gelinerek. Üstelik bizzat bu pratiklerin sorumlular›n›n öncülü¤ünde… ‹ktidar, yarg›, düzen, sistem, yasama vb. kavramlar, kurumsallaflmalar böyle bir içerik tafl›yorlar iflte. Ete kemi¤e bürünme, organizma haline gelme, canl›l›k kazanma denilen mesele burada kendini gösteriyor. ‹ktidar› elinde bulunduran s›n›flar, bütün “insan haklar›” ihlallerinin tek sorumlusu olduklar› halde (“‹nsan haklar›” kavram›n›n özünde, “ihlal” ad› verilen olgu esasen yaln›zca devlet otoritesiyle iliflkilendirilmektedir.), “s›n›flar üstü” bir kürsüye ç›k›p, daha bafltan kendilerini soyutlay›p aklatarak; bu iflin tüccarl›¤›na, soytar›l›¤›na, figüranl›¤›na, ajanl›¤›na soyunan bir dolu kifli ve kuruluflu para karfl›l›¤› çeflitli platform ve zeminlerde kullanmaya devam ediyorlar. Gücü elinde bulundurma olgusu, ona boyun e¤eni bofl b›rakm›yor. Tarafs›zl›k s›cak savafl koflullar›nda olanaks›z bir statü ama, di¤er koflullarda da durum san›ld›¤› kadar bafl› bofllu¤a ve ba¤›ms›zl›¤a izin vermiyor. Üretim d›fl›ndaki kifliler dahi bir biçimde saf›n› belirlemek ve ona göre tav›r tak›nmak durumunda. Bunu do¤all›kla bulundu¤u alanda yürüyen s›n›f mücadelesi içerisinde yerine getirmek zorunda kal›yor. Ancak öyle konum ve mevki iflgal edenler var ki, onlardan mutlaka ve de aktif biçimde hareket etmeleri isteniyor. Zaten bu aflamada, gönüllü olma hali de ister istemez devreye giriyor.

Aç›l›fl konuflmas›n› A.Gül, kapan›fl›n› T.Erdo¤an’›n yapt›¤›; ABD, ‹ngiltere, Hollanda ve Türkiye’nin sponsorlu¤unu (1.5 milyon dolar) üstlendi¤i; bu alanda “naml›” bir dizi kifli ve kuruluflun organizasyonu ve kat›l›m›yla (85 ülkeden 400 kifli) 28 Eylül-2 Ekim tarihleri aras›nda Ankara’da toplanan, “‹nsan Haklar›nda Yeni Taktikler Uluslararas› Sempozyumu” yukar›daki sat›rlar›m›z› yazd›rtan örneklerden biri oldu. Ana temas› “‹nsan haklar› ihlallerinin meflrulaflt›r›lmas› ve kan›ksatt›r›lmas›nda yeni taktikler” olarak okunmas› gereken bu gibi faaliyetler, zaten STÖ (Sivil Toplum Örgütü) ad› verilen kurulufllar, (uluslararas› alanda ise NGO-hükümet d›fl› örgütler) eliyle öteden beri yönlendirilmekteydi. fiimdi bunun daha kapsaml›, daha çapl› organizasyonlar›na tan›k olunuyor. Ancak bu süreçteki bir süredir yeni say›labilecek geliflme, emperyalist devletlerin, perde gerisinden ç›k›p art›k aç›ktan sahne almas›d›r. Yani dolayl› rol oynayarak vakit kaybetmeye tahammülleri bulunmamaktad›r.Yaflanan iflgal ve direnifllerde, s›cak çat›flma ve savafllarda, k›yas›ya mücadelelerde öylesine vahflice katliamlar, iflkenceler sergiliyorlar ve teflhir oluyorlar ki bunu duruma göre meflru göstermek, dengelemek, örtbas etmek ad›na sürekli karfl› atak halinde, manipülasyon ve dezenformasyon faaliyeti yürütmek zorunda kal›yorlar. Emperyalistler, iflbirlikçileri ve uflaklar›; ellerindeki bask› ve zor ayg›tlar› arac›l›¤›yla, kendi sömürü ve zulüm düzenlerine karfl› duran/koyanlara yönelik tasarruflar› sonucunda ihlalleri yaratmakta ve bu durum çok çeflitli biçimler alarak, fliddetlenerek ço¤almaktad›r. Sonra da bu “kaç›n›lmaz” sonuçlar›n ayr›ca yaratt›¤› zararlardan (en hafifinden teflhir olmak) kurtulmak

Kitleler sokakta Hollanda’da uzun y›llardan bu yana en genifl kat›l›ml› gösteri Cumartesi günü gerçekleflti. Hükümetin pervas›zca gaspetti¤i haklar›na sahip ç›kmak, daha fazla geriye gidifle dur demek için sendikalar›n ve di¤er demokratik kurulufllar›n ça¤r›s›yla 250 bin civar›nda kitle Amsterdam sokaklar›n› doldurdu. Bütün

Hollanda flehirlerinden trenler ve otobüsler dolup taflarak insan tafl›d› yürüyüfle. Sabah erken saatlerde toplanmaya bafllayan kitle pankartlar›yla, sloganlar›yla yeni uygulamalar› protesto etmeye bafllad›. Bizler de AT‹K/HT‹F imzal› pankartlar›m›zla Merkez ‹stasyon önünde toplanmaya bafllad›k. Her flehirden kitle-

6 için çaba harcamaktad›rlar. Bu çaba s›radan bir faaliyet olmaktan ç›k›p günümüzde milyar dolarlar ile ifade edilen hacme sahip bir sektör haline gelmifltir. Olay, sadece Soros vb. birkaç kifli ve kurulufl taraf›ndan de¤il bizzat emperyalist devletler taraf›ndan organize ve finanse edilmektedir. Kapitalist ve devam›nda emperyalist-kapitalist sistemin sömürü ile birlikte üretti¤i her türden bask›, haks›zl›k ve zulmün belli bir bölümünün çeflitli tan›mlar ve kategoriler alt›nda bir araya getirilmesiyle oluflturulan “insan haklar›”, ya da bir baflka ifadeyle “temel hak ve özgürlükler” listesi, oluflum safhas›ndan itibaren hep istismar konusu oldu¤u gibi, bu kavramlar›n 20. yüzy›l›n bafl›nda proletaryan›n elinde “iktidar” ile hayatiyet kazanmas› durumu büsbütün de¤ifltirmifltir. Ancak meselenin özellikle 90’l› y›llardan itibaren büyük bir sald›r› ve ideolojik kampanya çerçevesinde “insani müdahale” operasyonlar› ile birlikte ele al›nmas› yeni bir sürece iflaret ediyordu. Günümüzde bu hesaplaflma daha da k›z›flm›fl bir biçimde süregitmektedir. Söz konusu sempozyumda yapt›¤› konuflmada Tayyip’in de dedi¤i gibi, “art›k insan haklar›n› ajandas›n›n bafl›na yazmayanlar siyaset yapamaz” hale gelmifltir. Bu durum, günümüzde insan haklar› ihlallerinin dünya çap›nda ne kadar ileri boyutta yafland›¤›n› göstermektedir. Aksi takdirde, konu, gündemlerin birinci s›ras›na bu kritiklikte oturtulmaz, bu boyutta tart›fl›lmaz, üstünde bu denli f›rt›nalar kopar›lmaz, bu derece spekülasyonlar ve taktikler üretilmezdi. ‹nsan haklar› ihlalleri denilen olgu, s›n›f mücadelesinin tezahüründen baflka bir fley de¤ildir. “‹nsan haklar›” kavram›n›n içeri¤inin doldurulmas›nda; bireysellikten sosyal kategoriye tafl›nmas›, s›n›fsal boyutuyla de¤erlendirilmesi, ekonomik temelden soyutlanmadan ele al›nmas› gibi s›n›f mücadelesinin kat etti¤i aflamaya ve proleter ideolojinin müdahalesine paralel geliflmeler, bu alanda önemli bir ayd›nlanma ve bilinçlenme yaratt›ysa da bu kavram›n temizlenmesi mümkün olamam›flt›r. Buna karfl›n,

nin gelmesiyle sloganlarla yürüyüfle geçtik. Yürüyüfl boyunca at›lan canl› sloganlar, söylenen marfllar çevrenin ilgisini çekti. Tepkisiz imaj› olan Hollanda halk› aç›s›ndan da önemli bir yürüyüfltü. Kitlenin kendine güveni, ilerde yapabilecekleri aç›s›ndan önemliydi. Hükümet art›k halk›n tepkisini dikkate almak zorunda kalacakt›r. Onlar böylesine bir kat›l›m beklemiyorlard›.

yak›n zamana kadar insan haklar› kavram› ile yan yana an›lmas› söz konusu bile edilmeyen yoksulluk, sömürü, açl›k, iflsizlik, göç vb. olgular bu çerçevede tart›fl›lmaya bafllanm›flt›r. Bunun emperyalist-kapitalist sistem aç›s›ndan hangi anlam› tafl›d›¤› aç›kt›r. Öyle olmasa, hem ABD hem AB’de temel hak ve özgürlükler alan›nda sürekli gerilemelerin yaflanmas›n›n bir aç›klamas› olamazd›. Irak’ta onca yaflanan›n üstüne hala füzeler ve bombalarla önemli bir bölümü çocuk gün afl›r› yüzlerce kifli katledilmez, yine Filistin’de tam da 2. ‹ntifada’n›n y›ldönümünde, çocuklar seçilircesine kurban edilmezdi. Bir yandan insan haklar›na sayg› konusunda “titiz” bir görüntü verilmekte, öte yandan di¤er pratikleriyle pervas›z bir tutum tak›n›lmaktad›r. Çeliflkili gibi gözüken bu tabloda asl›nda hiç de tuhafl›k yoktur. Vahflet, alabildi¤ine ve en ac›mas›zca fliddet/terör emperyalistlerin karakteristik davran›fl biçimidir. Beraberinde, bunlar› örtbas etmek veya baflkalar›n›n üstüne atmak/att›rmak ya da meflru/ola¤an göstermek, olmad› birilerini feda ederek “münferit”lik potas›nda eritmek yolu tercih edilmektedir. Düflman›n bütün çabas›na karfl›n, yoksullu¤u, açl›k ve iflsizli¤i de kapsam›na alan ve mevcut kategoriler ile iliflkilendirerek tart›flan bir “insan haklar›” anlay›fl›, revaçtaki tabirle ezberleri bozacakt›r. Gidiflat o yöndedir. Bu, halk demokrasisi, ba¤›ms›zl›k ve sosyalizm mücadelelerine ba¤l› bir geliflim seyri izlemektedir. Karfl›-devrim cephesi geriledikçe sald›rganlaflmaktad›r. Att›klar› yeni ad›mlar›n hiç birisinde ilerleme kaydedememifllerdir. Yukar›da de¤indi¤imiz, s›n›fsal bak›fl aç›s›yla yap›lacak böylesi bir analiz; “Kahrolsun ‹nsan Haklar›” diye yürüyen polisler ile Dersim’de “yaflam hakk›” peflinde koflan ‹HD yöneticisi Reyhan Yalç›nda¤’›n faflist devletin katliamc› güçlerinin devrimcilere yönelmesi için ça¤r› yapmas›ndaki “Yaflas›n ‹nsan Haklar›” anlay›fl›n›n ortakl›¤›n› mahkum etme konusunda da rol oynayacakt›r. Buna, her türden reformist ve revizyonistin kafalar› buland›rma yar›fl›na girdi¤i bu dönemde özellikle ihtiyaç vard›r.


5

6

8-21 Ekim 2004

Tuzla iflçisi sald›r›lara direniyor

Sistemin IMF reçeteli politikalar› çerçevesinde iflçi s›n›f›na ve tüm ezilen halka reva gördü¤ü sald›r›lar bitmek bilmiyor. Ç›kar›lan yasalar “nedense” her zaman patronlar›n ç›karlar›n› korurken, emekçi halk›m›za da her zaman daha fazla sömürü, talan ve yoksulluk düflmektedir. Bu sald›r›lardan birini de k›dem tazminatlar›n›n ödenmemesi olufltururken, di¤erini de SSK hastanelerinin Sa¤l›k Bakanl›¤›’na devredilmesi oluflturuyor. Patronlar Tuzla deri sanayiinde çal›flan iflçilerin kazanm›fl oldu¤u k›dem tazminatlar›n› ödemek istemeyince 29 Eylül 2004 günü Tuzla Deri-‹fl Sendikas› bir bas›n aç›klamas› yapt›. Ülke ve dünya gündeminden kopuk olmayan sendika, Irak’ta yaflanan katliamlar› k›namak, k›dem tazminat› sald›r›lar›n› ve SSK’n›n devredilmesini protesto eden bas›n aç›klamas›n› Organize Deri Sanayi içindeki minibüs son

dura¤›nda yapt›. Alana gelmeden yaklafl›k 500 metre önce toplanan iflçiler “Emperyalist iflgale karfl› birlik mücadele zafer”-Deri-‹fl Tuzla fiubesi pankart›n›n yan›nda “‹nsanl›k onuru iflkenceyi yenecek”, “Irak ABD’ye mezar olacak” vb. dövizleri tafl›d› ve Deri-‹fl Tuzla ve ILPS flamalar›yla yürüyüfle geçtiler. Yürüyüfl s›ras›nda s›k s›k “Birlik mücadele zafer”, “Yaflas›n örgütlü mücadelemiz”, “Zafer direnen emekçinin olacak” vb. sloganlar at›ld›. Saat 12:30’da minibüs dura¤›nda bir araya gelen yaklafl›k 1000 kiflilik kitle coflkulu ve hep bir a¤›zdan at›lan sloganlarla dikkat çekti. Burada ilk önce Deri-‹fl Tuzla fiube Baflkan› Hasan Sonkaya bir konuflma yapt›. Sonkaya konuflmas›nda; “Y›llard›r ABD emperyalizmi Ortado¤u halklar› üzerine bomba ya¤d›r›yor, ‹srail’in Filistin halk› üzerindeki bask›lar› her geçen gün art›yor ama Filistin halk› da, Irak halk› da bu yap›lanlara boyun e¤medi, sessiz kalmad›, direndi, direniyor. Bizler de bu hakl› direniflleri destekliyoruz” dedikten sonra konuflmas›nda Derfakon iflyerinde yaflanan sorunlara da de¤indi. “Sendikam›za yönelik uzun süredir Derfakon fabrikas› patronlar› taraf›ndan bafllat›lan sald›r›lara karfl› tepkimizi dile getirmek için bir araya geldik. Kendisi iflas etti¤ini söylüyor, o halde bu mal varl›¤›n› nerden buluyor? ‹flte bu kula¤› duymayanlar sizin bu sesinize kulak vermelidir. Aksi taktirde mü-

Emekçinin Gündemi ‹fiÇ‹ SINIFI VE KAMU EMEKÇ‹LER‹N‹N SORUNLARININ ÇÖZÜMÜ SINIF SEND‹KACILI⁄I ‹LKELER‹NDEN GEÇER Dünya iflçi s›n›f› eme¤ini sömüren, sömürücü kapitalist ve emperyalist sisteme, burjuva s›n›f›na ve iktidarlar›na karfl› haklar›n› almak, çal›flma koflullar›n› ve ifl güvencesini korumak, ekonomik demokratik haklar›n› elde etmek için büyük bedeller ödeyerek, difle difl bir mücadele sonucunda büyük deneyimler ve kazan›mlar elde etmifltir. Kendi iktidar›n› ve kendi s›n›fsal ç›karlar›n› korumak ve gelifltirmek için s›n›f bilinçli proletarya, önderlerini ve partisini tarihsel süreç içerisinde yaratm›flt›r. ‹flçi s›n›f›, s›n›f sendikac›l›¤› ve s›n›f mücadelesini kavrad›¤› veya kavrat›ld›¤›nda kendi ufkunu gelifltirerek politik iktidar hedeflerine ulaflacakt›r. Çeflitli milliyetlere mensup Türkiye iflçi s›n›f› ve kamu emekçilerinin de kendi s›n›fsal ç›karlar›n› korumak ve gelifltirmek için olmazsa olmaz koflullardan biri s›n›f sendikac›l›¤› ilkeleri do¤rultusunda mücadele et-

mesidir. Bugün için mevcut sendikalar iflçi s›n›f›n›n kendi s›n›fsal ç›karlar›ndan ve politik siyasi kazan›mlar›ndan uzakta görülmektedir. Sar› sendikal anlay›fl ve bozuk düzenin yedekleri konumuna düflürülmüfltür. Kamu emekçileri sendikalar› da düzen içi sendikal anlay›fl›n içinde yer alarak baflta iflçi s›n›f› ve kendi s›n›fsal ç›karlar›ndan uzak bir politika izleyerek günü birlik politikalarla kendisini avutmaktad›r. KESK kamu emekçilerine önderlik etmekten ve öngürüden yoksun bir konumdad›r. Bürokratik ve reformist bir yap›dad›r. Kamu emekçileri düzen taraf›ndan örgütlenme haklar› k›s›tlanm›fl ve ili¤ine kadar sömürülmekte, köleci yasalarla yönetilmektedir. Oysa sendikalar›n görevi iflçi s›n›f› ve kamu emekçilerinin ekonomik demokratik haklar›n› korumak, gelifltirmek, iflçi s›n›f›n›n s›n›fsal ç›karlar›n› siyasi ve

cadelemiz devam edecektir” dedi. Sonkaya’n›n konuflmas› s›ras›nda s›k s›k “Yaflas›n s›n›f dayan›flmas›”, “Katil ABD Ortado¤u’dan defol” sloganlar› at›ld›. Daha sonra söz alan Deri-‹fl Sendikas› Genel Baflkan› Yener Kaya da iflçilere yönelik sald›r›lardan bahsettikten sonra örgütlü mücadelenin önemine vurgu yapt›. “Tuzla iflçisi örgütsüz, sendikas›z bir yaflam› flartlar ne olursa olsun kabul etmez” dedi. Son olarak sözü Deri-‹fl Sendikas› Genel Baflkan Yard›mc›s› Musa Servi ald›. Servi, genel olarak iflçi s›n›f›na yönelik sald›r›lara ve bu sald›r›lar karfl›s›ndaki sendikalar›n duruflunun nas›l olmas› gerekti¤ine de¤indikten sonra sözlerine flöyle devam etti; “Y›llarca

politik ç›karlar do¤rultusunda örgütlemektir. Toplu sözleflme, grev hakk›n› ve siyaset hakk›n› kullanmaktan çekinmemelidir. ‹flçi s›n›f›n›, kamu emekçilerini ve emekçi halk›m›z› kölelik düzenine karfl› örgütleyip egemen s›n›f düzenine ve sömürüsüne son vermek için sendikalar olmazsa olmaz koflul olarak s›n›f sendikac›l›¤› ilkelerine dört elle sar›lmal›d›r. Bugün ise KESK’in yap›s› emekçilerin s›n›fsal ç›karlar›na, siyasi politik mücadelesine denk düflen bir örgütlenme yap›s›ndan ve önderli¤inden yoksundur. Kamu-Sen ve Memur-Sen gibi sar› sendikal anlay›fllarla ortak mücadele etmeleri emekçilerin haklar›n› almalar› konusunda asla ve asla mümkün olmayacakt›r. ‹flçi s›n›f›n›n kazan›mlar›n›n elinden al›nmas›na seyirci kalmamal›y›z. K›dem tazminatlar›n›n gasp›na karfl› Devrimci Demokratik Sendikal Birlik anlay›fl›n›, iflçi s›n›f› ve kamu emekçilerinin haklar›n› koruman›n arac› olarak kullanmal›y›z. Sar› sendikal anlay›fllar› y›karak, reformist sendikal anlay›fllar›n yönetimlerini de¤ifltirerek, devrimci sendikal anlay›fllar› sendika yönetimlerine tafl›mal›y›z. Kamu emekçilerinin iflyerlerindeki sorunlar›n› ve ekonomik taleplerini, demokratik taleplerini elde etmesine veya çözümüne egemen s›n›flar› müsaade etmeye-

bedel ödeyerek kazand›¤›m›z haklar›m›z› elimizden almak istiyorlar, buna karfl› koymal› haklar›m›z› korumal›y›z. fiu anda tüm dünyada emekçilere yo¤un sald›r›lar var. Bu sald›r›lara karfl› birlik olmal› Halklar›n Uluslararas› Mücadele Ligi etraf›nda toplanarak karfl› koymal›y›z. Haklar›m›z› AB’ye girerek de¤il ancak mücadele ederek kazanabiliriz. Bundan sonra da yo¤un sald›r›lar bizi bekliyor, bu sald›r›lara karfl› mücadele için flimdiden haz›rl›kl› olmal›y›z” dedi. Deri-‹fl sendikas›n›n iki yeni ayakkab› fabrikas›nda örgütlenmeye bafllad›¤›na da vurgu yapan Servi’nin konuflmas›n›n ard›ndan “‹flçilerin birli¤i sermayeyi yenecek” slogan›yla eylem sona erdirildi. (Kartal)

cektir. Baflta özellefltirmeler, kamu emekçileri aç›s›ndan esnek çal›flma, performansa dayal› çal›flt›rma, toplam kalite yönetimi, norm kadro uygulamalar› ve personel rejim yönetim yasas› anti demokratik uygulamalard›r. Bu haks›z uygulamalara karfl› bizler baflta iflçi s›n›f› olmak üzere kamu emekçileri olarak Devrimci Demokratik Sendikal Birlik anlay›fl› çerçevesinde s›n›f sendikac›l›¤› ilkeleri ile örgütlenmeyi esas alarak, difle difl bir mücadele sonucunda toplu sözleflme, grev ve siyaset hakk›n› elde edece¤imize inan›yoruz. Fiili meflru eylemleri örgütleyerek demokratik alanlar› kullanmay›, baflta hizmet gücümüzü kullanarak bir bütünlük içinde ilmek ilmek örerek ve de örgütleyerek haklar›m›z› elde edece¤iz. Gelecek ellerimizdedir. Hükümetle yap›lan kamu sendikalar›n›n toplu görüflme süreçleri kamu emekçilerinin taleplerinden uzak, taleplerimizi karfl›lamayan komik yüzdelik zamlarla köleci yasal dayatmalara karfl› tiyatro oyununa hay›r diyelim, s›n›f sendikac›l›¤›na ve ilkelerine sar›lal›m. Yaflas›n iflçi s›n›f›n›n ve kamu emekçilerinin birlik, mücadele dayan›flmas›. Yaflas›n s›n›f sendikac›l›¤›. Yaflas›n grev, yaflas›n toplu sözleflme ve siyaset hakk›m›z. Kahrolsun egemen güçler ve uflaklar›. Birlik, mücadele, zafer.


6

8-21 Ekim 2004

6

fieker pancar› üreticisinin sorunlar› bitmiyor!

Samsun ve yöresinde fleker pancar› hasat›n›n bafllad›¤› 23 Eylül tarihinden itibaren al›mlara bafllayan Çarflamba fieker Fabrikas› önünde köylüler traktörleriyle veya kamyonlarla fleker pancar›n› teslim etmek için s›rada bekliyorlar. Çarflamba fieker Fabrikas›’nda “Çiftçi dinlenme evi” olarak adland›r›lan yap›n›n önünde kalabal›k oluflturmufl köylülerle, yaflad›klar› sorunlar ve beklentileri üzerine söylefli yapt›k. -Hangi köydensiniz, fleker pancar› yetifltirirken yaflad›¤›n›z sorunlar nelerdir? Abdullah Ergün: Terme’nin Bafracal› köyündenim. Bende 300 ton kota var. Bu ay›n 23’ünde çavufllar köyleri dolaflt›lar, “pancar› kopar›n” diye. fiimdi tarlada pancar›m›z bekliyor. Bugün 28’i. Al›m var diye geldim. Herkesin gün kart› var. Hepimize 26’s›ndan 30’una gün kartlar› verdiler, her gün için bir pancar teslim günü kart› verildi yani. fiimdi de “27-28’de al›m yok” diyorlar. 29’una da kart›m var. Yar›n alacaklar› konusunda birfley söylemiyorlar. Üç günden beri burada böyle bekliyoruz. Burada bulunan köylülerin bir k›sm› gidip ertesi gün geliyor. Köyü uzak olanlar burada bekliyorlar kaç gündür. Biz burada bekliyoruz, iflçilerimiz de tarlada yat›yor. Galip Ergün: Benim 110 ton kotam var. 99 bin lira fiyat verdiler. Tohumun kilosu 40 milyon, di¤er masraflar›n› da biz karfl›l›yoruz. 1 ton pancardan bizim elimize geçecek para 70 milyon civar›nda. Yak›t

masraflar›n› ve iflçili¤ini de düflersen elde s›f›r. Bizim pancar çekti¤imiz arazi buraya 20 kilometre. Gidip geliyoruz teslim etmek için pancar›. Yar›n alacaklar m› bilmiyoruz, bekliyoruz. Çarflamba Oymal› Köyünden köylü: Dün alacaklard› almad›lar, bugünü yar›na att›lar. 27 ya da 28’inde vermem için pancar teslim kart›m var elimde. Köylünün hakk›n› arayacak bir yer olmad›¤› için böyle git gel yafl›yoruz. Fabrika çavufllar›n› gönderiyor “pancar›n›z› sökün” diye. Teslim için önceden belirliyorlar gün kart› veriyorlar, bizim gün kart›n›n günü geçti¤i zaman da “iptal” diyorlar. -Çavufl dedikleriniz kimlerdir, nas›l çal›fl›yorlar? A. Ergün: Çavufl, flöyle; 5-6 köy birlefliyor bir grup oluyor. Gruplara ayr›lm›fl köylerle çavufllar ilgileniyor. Çavufllar fabrikada çal›flan kadrolu personel, fabrikan›n flefinin talimat› ile hareket eden vatandafllar. Bütün ifllerimizi çavufl arac›l›¤›yla görüyoruz. Her köylüye ayn› günlere söküm günü veriliyor. Bölgelere göre söküm verseler bu durum olmayacak. Diyelim A köyüne verdi sökümü. A köyü getirecek pancar›n› verecek, sonra B köyünün sökümü olacak. fiimdi bütün köylerde sökümler bafllad›. Bütün köylüler flu anda söküm yap›yor. Bafra’daki köylü de sökümünü yapt› bizim gibi bekliyor burada. -fieker pancar›na neden kota uygulan›yor? G. Ergün: Amerika bize flekeri daha ucuz bir flekilde veriyor. Türkiye’deki maliyetinden üçte bir noksan›na. Türkiye’deki köylü fleker pancar› yapmayacak ve ucuza pancar satacak. Geçen y›l bafl›m›za geldi. Kotadan 1 ton fazla pancar verdik diye bize para vermediler. Benim 110 kotam var, fazlas›n› köyde hayvanlara yedirece¤im.

A. Ergün: Kota konmadan önce ekiyorduk belli bir araziyi. Mesela 10 dönümden ne ç›km›fl, 500 ton pancar ç›km›fl, o neyse getiriyorduk, teslim ediyorduk. fiimdi vermifl oldu¤umuz kota fazlas›n›n paras›n› çok düflükten ödüyor fabrika. ‹laçlama, ekim, gübre vermifl oldu¤u avanslar beni borçlu düflürdü. Yapm›fl oldu¤um pancar kotay› doldurmad› geçen y›l, 1.5 milyar para verdim içeri. fiimdi bugün veriyoruz pancar›, param›z› 4-5 ayda veriyorlar bize. KÖYLÜ YI⁄ILMADAN DOLAYI MA⁄DUR Depolar›n›n doldu¤unu ve bu nedenle 27-28 Eylül’de al›mlara ara verildi¤ini aç›klayan Çarflamba fieker Fabrikas› Müdürü ‹lyas Sekizelma; “Kay›tl› 6488 çiftçimiz 165 köyde flekerpancar› üretimi yap›yor. Çok cüzi miktarda da olsa Sinop’tan da üretim yapan köylülerimiz fabrikam›za geliyor. Köylümüzün günlük getirmesi gereken miktardan fazla olanlar›n›, ma¤duriyet yaflamamas› için kabul ettik ve haliyle depolar›m›z›n al›m kapasitesini aflan bir y›¤›lma oldu. Dolu olan depolar› eritebilmek için 27-28 Eylül günü al›mlar› durdurduk. Devam›nda bir ma¤duriyet ve y›¤›lma olmadan bu dönem kampanyam›z devam edecektir” dedi. Bu y›l 16. kampanya al›m›n› gerçeklefltiren Çarflamba fieker Fabrikas›’n›n 165 köydeki 6488 köylü ile 245.000 ton pancar üretim sözleflmesinin yapt›¤›n› belirten Sekizelma, tahminen ifllenecek olan 200.000 ton pancar› günlük 3000 ton iflleme kapasitesiyle 57 günde iflleyerek bu pancarda 20 bin ton fleker, 8000 ton melas, 60 bin ton yafl küspe üreterek bölgede 41.5 trilyon TL’lik girdi sa¤lanaca¤› aç›klamas›n› yapt›. PANCARDA KOTA ÜRET‹M‹ VE YA⁄Ifi, ÜRET‹M‹ DÜfiÜRDÜ Hava flartlar›n›n bu sene ya¤›fll› geçmesinin pancar ekimlerini engelledi¤ini aç›klamas›nda bulunan Tar›m bölümünden sorumlu Fabrika Müdür Yard›mc›s› Ziraat Yüksek Mühendisi Ali fienyurt bu konuda: “Bizim program›m›z olan 245 bin ton pancar bu sene ya¤›fll› geçen havalardan kay-

Geneti¤i de¤ifltirilmifl ürünler piyasada Geneti¤i De¤ifltirilmifl Organizma (GDO) ürünlerinin dünya pazar›ndaki ticaretinin artmas›, özellikle GDO’l› m›s›r ve soyan›n bizim gibi ülkelere ve daha yoksul ülkelere sat›lmas› söz konusu. GDO’lar›n 1996 y›l›nda üretimi 1,7 milyon hektar alanda yap›l›yordu. Bugün ise 67,7 milyon hektar alanda 7 milyon üretici söz konusu ürünleri yetifltiriyor. GDO’l› ürünlerin bafl›nda soya, m›s›r ve pamuk geliyor. Bu gen transferinin yap›ld›¤› ürünlere tavuk genli patates, akrep geni tafl›yan pamuk, bal›k genli domates vb. ürünler örnektir. Bir canl› organizmaya baflka bir türden genlerin aktar›m› olarak tan›mlad›¤›m›z GDO’l› ürünlerin yetifltirilmesindeki amac›n, yabanc› ot ve zararl›lara karfl› dayan›kl›l›k yaratmak ve ürün miktar›n› art›rarak açl›¤a çare bulmak oldu¤u ileri sürülüyor. Oysa her geçen y›l yoksullu¤un ve açl›¤›n artt›¤› dünyam›zda beslenme sorununa bu yönlü “çözüm” aray›fl› içerisinde olan emperyalist-kapitalist

ülkelerin sermayelerinden bilime aktar›lan pay› art›rmas›n›n alt›nda yatan as›l gerçe¤i görmek gerekir. Sanayisi ve teknolojisiyle dünyada ik-

limlerin de¤iflmesine neden olan fabrikalar›n ç›kard›¤› a¤›r metal art›klar› ve gazlar ›l›man bölgelerde çölleflmeye, buzullar›n erimesine sebep olmufltur. Emperyalist tekellerin uygulad›klar› politikalarla yoksul ülkelerde tar›m› yok etmeleri ile buralara

gelifltirilmifl ürünlerin “yard›m” ad› alt›nda ticaretini yapmalar› bir bütünün parçalar›d›r. Son y›llarda ithalat› yap›lan m›s›r ve soya ülkemize Arjantin ve ABD’den geliyor. 2003 y›l›nda Türkiye’nin ithal etti¤i 800 bin ton soya, 1,8 milyon ton m›s›r›n GDO’l› çeflitlerinin ülkemize girifli söz konusu. GDO’l› m›s›r ve soya ürünlerinin ülkemize giriflini kolaylaflt›ran yasalar›n uygulanmas›na ve ticaretinin art›r›lmas›na karfl› tepkilerin artmas›yla çevreci ve sivil toplum örgütlerinin kurdu¤u “GDO’ya Hay›r Platformu” taraf›ndan düzenlenen panelde Y›ld›z Teknik Üniversitesi Biyomühendislik Anabilim Dal› Ö¤retim Üyesi Prof. Dr. Seminur Topal GDO’lar›n alzheimer, kroner kalp hastal›klar›n› tetikledi¤ini aç›klamas›nda bulunarak “Trangenetik bitkilerden m›s›r üretildi¤i zaman m›s›rdan üretilen niflastada, kekte, pastada da ayn› tehlike sürüyor. Domates, bal›k, çilekte

nakl› gecikti ve bunun karfl›s›nda Bafra, Ladik, Çarflamba’da ekim sonras› beklentilerimiz tahminin karfl›l›¤›n› vermedi. Tahmini 230 bin ton bedeli ödenen görülüyor. Bu yönlü uygulamalar›m›z halen devam ediyor” dedi. -Kota uygulamas›na geçilmesinin nedenleri nelerdir? A. fienyurt: ‹hracat ifli yap›lm›yor. Bana göre gümrük kap›lar›na sahip olmak laz›m. Yani devlet planlama olsun, D›fl Ticaret Müsteflarl›¤› olsun ithalat için belli kotalardan ithal ediyorsun ama o belli kotalar miktar› kadar d›flar›ya satmak durumunda. Yani yüz al›yorsa yüzü de satmak, al›nandan fazlas›n› satmak kofluluyla flart veriyor. Ben ithal de¤il kaçak girdi¤ine inan›yorum. O nedenle gümrük kap›lar›na iyi bakmak gerekir. Üretimin düflmesinin en büyük nedeni iklimsel koflullard›r. Maliyet çal›flmalar›m›z var. Maliyeti oran›nda al›mlar yap›yoruz. Bunun için yani çiftçinin iyi para kazand›¤›n› zannediyoruz. fiu an di¤er mahsullere oranlarsak, çiftçinin bizden ayr›lmas› söz konusu de¤il. Çiftçi kazand›¤› yere koflacakt›r. Pancar üretiminde azalma yok, artma talepleri var. Biz karfl›layam›yoruz kotadan dolay›. Çiftçiyle devaml› çal›fl›yoruz, sözleflmeyle çal›flmam›z var. -Sözleflme flartlar› nas›l belirleniyor? A. fienyurt: Sözleflme flartlar› Genel Müdürlük’te Sanayii Bakanl›¤›’n›n onay›yla Meclis’ten de geçiyor. Maliyet hesab›n› biz yap›yoruz. Bölgeler itibariyle yap›l›yor. Sanayii Bakanl›¤›’na getiriyoruz. Sanayi Bakanl›¤› onlar› Meclis’e götürüyor, fiyat› belirliyor. Fiyat Bakanlar Kurulu’nun teklifi Meclis’in onay›yla olur. Bölgelerimizde her fabrika için bir pancar maliyeti, fabrikalar aras›nda da yap› itibariyle farkl›l›klar vard›r. Köylerde oldu¤u gibi iflçilik fark› yoktur, toprak icar fark› vard›r. Yani onlar›n hepsini koyuyoruz. Maliyette büyük rakamlara ulafl›labiliyor. Bunlar›n hepsinin masraf›n› biz fabrikada topluyoruz. ‹lgili enstitümüz var, yani ARGE görevini gören enstitümüze iletiyoruz. Bizi yönlendirme ifllemini Pancar Enstitümüz taraf›ndan yap›l›yor. (Samsun) gen transferi yap›l›yor. GDO’lar artt›kça alerjik etkiler de art›yor. A vitamini k›s›tlan›yor ve vücutta antibiyotiklere karfl› duyarl›l›k olufluyor” dedi. Panelde Ziraat Mühendisleri Odas› ‹stanbul fiubesi’nden Ahmet Atal›k devletin hiçbir kurumunun bugüne kadar bu konuyla ilgili aç›klama yapmam›fl oldu¤una de¤inerek ülkemizde 11 bin bitki türünün bulundu¤unu anlatt›. Atal›k, ayr›ca “Britanya adas›nda 2 bin 500 bitki türü var, Türkiye biyolojik çeflitlili¤e sahip ama GDO ile çeflitlilik azalma tehlikesi alt›nda” dedi ve Tar›m Bakanl›¤›’n›n gümrüklerinde GDO’l› ürünleri ay›rtedebilecek laboratuvar altyap›s› yok” aç›klamas›n› yapt›. GDO’ya Hay›r Platformu’nun aç›klamalar›na göre; bu ürünlerin ülkeye sokulmas›, ülkeye girmesi halinde ürünlerin üzerinde ne olduklar›n› belirten etiketlerin bulunmas› gerekiyor. GDO ürünlerinin, köylünün üretti¤inin çok alt›nda sat›fl fiyat›n›n olmas› ekonomik aç›dan cazip görülmesine neden oluyor, bu konuda ürünler hakk›nda il ve ilçe tar›m örgütlerince üreticilerin bilgilendirilmeleri, GDO tar›m ve yem ürünleri için mevcut yasa ve yönetmelikler, gümrükler, analiz laboratuvarlar› haz›rlanmas› gerekiyor denildi. (Samsun)


7

6

8-21 Ekim 2004

Urfa’dan Samsun’a; Umuda yolculuk

Umudu tafl›r s›rt›nda tar›m iflçileri yapt›klar› yolculuklarda. Verilen molalarda bile dinlenmek yoktur onlar için. Dökülen terin, eme¤inin karfl›l›¤›n› alabilmenin beklentileri vard›r hepsinde. Oysa ald›klar› para ile giderlerini dahi zor karfl›layan iflçiler nas›l geriye döneceklerini düflünüyor. Urfa Viranflehir’in köyünde yaflayan Kürtler de kamyon kasas›nda yükleriyle gelmifller Terme’ye. Karadeniz’de bu y›l f›nd›¤›n az olmas› nedeni ile gelen Kürt tar›m iflçileri de fazla de¤il. Terme’nin Kocaman köyünde konaklama yeri bulan iflçilerin bir k›sm› bir süre sonra Çarflamba’ya geçmifl. Urfa Viranflehir Eyüppeygamber Köyü’nden iki aile kalm›fl Kocaman’da.

Konaklad›klar› dere kenar›nda çad›rlar›n› buluyoruz. Çad›rlar› bekleyen teyze ve iki yafl›nda çocuk. Tan›fl›p konuflmak istiyoruz. K›rmançi konuflan teyze Türkçe bilmedi¤ini ve bizi anlayamad›¤›n› belirtiyor. Daha sonra f›nd›kta çal›flan Kürt tar›m iflçilerini ar›yoruz. F›nd›k bahçesinde ö¤len yeme¤i yerken karfl›lafl›yoruz. Yemeklerine misafir oluyoruz. Sohbet ederek söyleflimizi yap›yoruz. “Topra¤›m›z var köyde, kendi iflimiz suya ba¤l›. Su olmad›¤› için de bu mevsimde d›flar› ç›k›yoruz” diyen Eyüp Samsak anlatmaya bafll›yor, köyünde yaflad›¤› sorunlar› ve buralara gelme nedenlerini… Eyüp Samsak: Urfa Viranflehir Eyüppeygamber Köyü’nden geliyoruz. Geçen sene de iki aile 14 kifli geldik. Çarflamba’da çapa yap›yor, fasulye, biber, patl›can topluyorduk. En son f›nd›k toplay›p oradan Adana’ya gittik pamuk toplamaya. Sürekli bu flekilde 3 ay çal›fl›yoruz. Üç ay sonra eve dönüyoruz. Köyde topra¤›m›z var ama kendi iflimiz suya ba¤l›. Su olmad›¤› için bu mevsimde d›flar› ç›k›yoruz.

Bergama’da bir kez daha mahkeme kararlar› çi¤neniyor!

Siyanür liçi yöntemiyle çal›flan alt›n madeninin iflletilmemesi için 15 y›ld›r mücadele eden Bergama köylüleri, 19 A¤ustos 2004 tarihinde mühürlenen Normandy madeninin mahkeme kararlar›na uymayarak tekrar çal›flmaya bafllad›¤›n› belirtiyor. Daha önce Çevre ve Orman Bakanl›¤› taraf›ndan Bergama Ovac›k Alt›n Madeni iflletmesi için “çal›flmas›nda sak›nca yoktur” karar› verilmifl ve bu flekilde Normandy flirketi uzun y›llar çal›flmalar›n› sorunsuz bir flekilde sürdürmüfltü. K›sa bir süre önce Dan›fltay 6. Dairesi çal›flmay› durdurma karar› verdi. Ancak pek çok kez oldu¤u gibi Bergama’da yine mahkeme kararlar› çi¤nendi ve TC’nin mahkemeleriyle, Bakanl›klar› tekrardan karfl› karfl›ya geldi. Son olarak Normandy flirketinin mühürlenmesinden sonra aç›klama yapan köylülerin avukat› Semih Özay; geliflmeleri dikkat ve kuflkuyla izlediklerini; daha önceki mühürlenmeler gibi 30 günlük süre içinde karar› uyguluyorlarm›fl gibi yap›p Bakanlar Kurulu’nun karar›yla madenin tekrar aç›lmas›ndan endifle duyduklar›n› belirtmiflti. (‹zmir)

-Sizi buraya getiren sebepler sadece orada topra¤› iflleyememeniz mi? Bizde su oldu mu kimse bu tarafa gelmez. Bizim amac›m›z sudur orada. Devlet o tarafa su verse, o kadar millet bu tarafa gelmez. Su vermedi¤i için çal›flmaya ihtiyaç var. ‹htiyac›m›z› gidermek için u¤rafl›yoruz. Tek s›k›nt›m›z sudur. D›flardan hayvan geldi¤i için hayvan azald›. Hayvanc›l›ktan bir gelirimiz yok. -Köyünüzdeki yaflamdan, geçim koflullar›ndan bahseder misiniz? ‹rfan Mencik: Hayvanc›l›kta geçim yok. Bizim orada ekin ekiyoruz. 200 dönüm arazimiz var. Su olunca iyi ak›yor. Mesela bizim orada su için çok köylü sondaj vuruyor, su çekiyor ve pamuk ekiyor. Pamuk eken kifli bu taraflara gelemez, ancak kendi iflini yetifltirir. Ancak paras› olan kifli sondaj vuruyor. Ekinimiz bu sene ya¤mur ya¤mad›¤› için iyi olmad›. Koyun yetifltiriyoruz. Koyun bizim kaderimiz. Geliri kadar›n› yiyor zaten. Ekin ekiyoruz, hem koyuna al›yoruz hem kendimize al›yoruz. Bir de bizim o tarafta biraz kalabal›k oldu¤umuz için ancak yetiyor. Bu taraftaki gibi her ailede üç dört kifli olsa fazla s›k›nt›ya girmeyiz. -Köyünüzde geçiminiz iyi olsayd› buralara gelir miydiniz, neler yapmak isterdiniz? Bizim o taraf nas›lsa ya¤mur ya¤-

Köylüler su için yol kapatt› Bolu’da devam eden duble yol çal›flmalar› s›ras›nda su borular› k›r›lan ve 6 ay› aflk›nd›r su ihtiyaçlar›n› köydeki tek çeflmeden karfl›layan Bürnük Köyü halk› 29 Eylül Çarflamba günü köylerinin yak›n›ndan geçen D-100 karayolunu trafi¤e kapatt›. 6 ayd›r su ihtiyaçlar›n› yaln›z içecek kadar su ile karfl›lay›p evlerinin kir ve pislikten koktu¤unu, su için tüm gün boyunca güneflin alt›nda s›cakta kuyrukta beklediklerini belirten köylüler, gün boyunca karayolunu kapatarak taleplerine cevap bekledi. Taleplerinin karfl›lanmamas› halinde köylerinden Bolu Valili¤i’ne kadar yürüyeceklerini belirten köylüler, polisin ve jandarman›n tüm u¤rafllar›na ra¤men çoluk-çocuk beraber yapt›klar› eylemi bitirmezken akflam saatlerinde gelen ma¤duriyetlerinin en k›sa zamanda giderilece¤i haberi üzerine eylemlerini bitirdiler. (H. Merkezi)

m›yorsa kazanç yoktur. Biz bu sene mercimek ekmifltik ama kurak oldu¤u için yetifltiremedik, boyu k›sa oldu. Mecbur iflçi getirdik ve elle biçtik. Çünkü traktör üstünden geçti mi hiçbir kazanc›n olmaz, hepsi yere dökülür. KÜRT KADINININ SIRTINDA ‹K‹ M‹SL‹ YÜK Kürt k›zlar› biraz utangaç, çekiniyorlar konuflmaya. Sohbet ediyoruz onlarla yaflant›lar›na, beklentilerine dair. Konufltukça çekincelerin yerini samimiyet al›yor. Kad›na geleneklerle biçilen misyon her yerde ayn›. Tarlada emekçi, iflçi olan kad›n ayn› zamanda gece boyunca çad›rlarda yeme¤in yap›lmas›, di¤er ihtiyaçlar›n giderilmesini üstlenmifl ve görev saym›fl durumda. -Çal›flma flartlar›n›zdan bahseder misiniz? Emine: Buralara gelip üç ay d›flarda çal›flmak zor. Sabahtan akflama kadar f›nd›k topluyoruz. Akflam da gece 12:00’ye kadar çad›rda ifllerimizi, yeme¤imizi yap›yoruz. Çal›flt›¤›m›z›n karfl›l›¤›n› yeterli alam›yoruz. Üç ay çal›fl›yoruz. Ald›¤›m›z paralar› memlekete götürünce bir bak›yorsun hiçbir fley kalmam›fl, bitiyor. Buralara gelip de çal›flmak zor. Biz böyle yaflamay› istemiyoruz, gelmeyi istemiyoruz. Ama mecburen geliyoruz. Maddi sorunlar mecbur b›rak›yor. (Samsun)

Tüm Köy-Sen Bölge temsilcileri bulufltu Tüm Köy-Sen’in bölge temsilcileri toplant›s› 25 Eylül Cumartesi günü Ankara Ulus’taki Merkez Binas›’nda bölge temsilcileri taraf›ndan yap›ld›. Yap›lan toplant›da 3 ay önce kurulan Tüm Köy-Sen’in sorunlar›, hedefleri konuflularak, nerelerde eksik kal›nd›¤› tart›fl›ld›. Buna karfl› k›saca hedefin anti-emperyalist mücadele oldu¤u ortaya konuldu. ‹lk önce Üreticinin Sesi bülteninin ç›kart›lmas›, bültenin her say›s›nda örgütlü olunan bölgelerden haberlerin olmas› ve örgütlü olunan köylerde da¤›t›m›n sa¤lanmas›, her köye bir sendika temsilcisinin atanmas›, Tüm Köy-Sen’in amaçlar›n›n, hedeflerinin anlat›ld›¤› bir broflürün ç›kart›lmas›, bunun yan›nda gündeme göre afifl ve bildirilerin da¤›t›lmas› ve bölgelerde genifl kapsaml› kapal› salon toplant›lar›n›n yap›lmas› vb. kararlar al›nd›. (Lüleburgaz)

Trakya’da ba¤c›l›k bitiriliyor TEKEL’in özellefltirilmesinden sonra üzüm al›mlar›na s›n›r konularak al›mlar›n azalt›lmas› üzüm üreticilerini zor durumda b›rakarak üretimi bitme noktas›na getirdi. Tekirda¤l› üzüm üreticisi Mustafa Deveci yapt›¤› aç›klamada “ilk etapta 8 dönümlük ba¤da, ba¤ kütüklerini traktör yard›m›yla söktük. Hükümet, özellefltirme s›ras›nda gerçekleri söylemeyerek ba¤c›y› zora soktu. Uygulanan al›m fiyat›n›n 175 bin lira olmas› ve 6 bin ton üzümün al›nacak olmas› köylünün zarar›nad›r. TEKEL’in özelleflmesinden sonra üzüm al›mlar›n›n azalt›lmas› ve üzüm al›mlar›na s›n›r konulmas› ba¤c›lar› zor duruma soktu. Bir ba¤ 4-5 y›l gibi bir süre içinde meydana geliyor. Köylü bunun için bir yat›r›m yap›yor. Ba¤c›l›¤›n kaderine terk edilmesiyle, ba¤c›l›k bitme noktas›na geldi” dedi. (H. Merkezi)

Termik Santral üreticiyi vurdu Marafl’›n Afflin-Elbistan B-Termik Santrali’nin 26 günlük deneme üretimi sürerken santralden ç›kan yanm›fl kömürün, külün bofl araziye dökülmesi ifllemleri s›ras›nda, rüzgar›n ç›kmas›yla çevreye yay›lan küller, hem havay› kirletti hem de santrale yak›n ekili tar›m arazilerinin küller alt›nda kalmas›na neden oldu. Büyük zarar gören ayçiçe¤i ve pamuk üreticileri, duruma tepki göstererek zararlar›n›n karfl›lanmas›n› istediler. (H. Merkezi)


8

8-21 Ekim 2004

6

DHKP-C gerillalar› ölümsüzlü¤e u¤urland›

TC’nin kolluk kuvvetlerinin halk savafl›n›n sürdürüldü¤ü, gerilla mücadelesinin verildi¤i bölgelerde operasyonlar›n› yo¤unlaflt›rmas›yla beraber yaflanan çat›flmalarda 5 DHKP-C gerillas› flehit düfltü. Karadeniz’de sürdürülen operasyonlardan biri de 30 Eylül 2004 tarihinde Tokat’›n Ya¤murlu Beldesi k›rsal›nda gerçekleflti. DHKP-C Recai Dinçel K›r Silahl› Propaganda Birli¤i’ne ba¤l› gerilla grubu ile TC askerleri aras›nda ç›kan çat›flmada kurye oldu¤u ileri sürülen Salih Ç›nar, Lütfiye kod adl› Songül Koçyi¤it, Feride kod adl› Devrim A¤›rman, Erdo¤an kod adl› Mustafa ‹fleri ve Ekip Komutan› Niyazi kod adl› Sebahattin Yavuz adl› gerillalar flehit düfltü. Tokat Dr. Cevdet Aykan Devlet Hastanesi’nde otopsileri yap›lan flehitlerden Tokat’a ba¤l› Almus ilçesi K›n›k Köyü do¤umlu olan Salih Ç›nar do¤du¤u yerde gömülürken, Sivas ilçesi Kurtkaya Köyü do¤umlu olan Songül Koçyi¤it de vasiyeti üzerine do¤du¤u yerde defnedildi. Devrim A¤›rman, Sebahattin Yavuz

ve Mustafa ‹fleri’nin cenazeleri ise ‹stanbul’a getirildi. 2 Ekim 2004 tarihinde Armutlu Cemevi’nde defin haz›rl›klar› yap›lan gerillalar kitlesel bir kat›l›mla ölümsüzlü¤e u¤urland›. Cemevindeki uzun bekleyiflin ard›ndan yak›nlar›na gösterilen cenazeler “Kahramanlar ölmez, halk yenilmez”, “Sebahattin Yavuz ölümsüzdür”, “Devrim A¤›rman ölümsüzdür”, “Mustafa ‹fleri ölümsüzdür” pankartlar› aç›larak defnedildi. Omuzlar›nda Devrimci Halk Kurtulufl Cephesi bayraklar›na sar›l› tabutlar› tafl›yan gerilla aileleri, yoldafllar› ve devrimci dostlar› “Kahramanlar ölmez, halk yenilmez”, “Devrim flehitleri ölümsüzdür”, “Halk›z, hakl›y›z, kazanaca¤›z” vb. sloganlarla flehitleri son kez evlerine götürdü. Daha sonra Cebeci Mezarl›¤›’na götürülen cenazelerden Devrim A¤›rman’›n tabutuna gelin duva¤› da örten kitle, cenazeleri a¤›tlar yakarak k›rm›z› bayraklarla topra¤a verdi. Defin ifllemlerinin ard›ndan anma yapan kitle, flehit düflen gerillalar flahs›nda devrim mücadelesinde ölümsüzleflen tüm flehitler için sayg› duruflunda bulundu. Canan ve Zehra Kulaks›z’›n babas› Ahmet Kulaks›z yapt›¤› konuflmada sadece 5 savaflç›n›n de¤il, tüm savaflç›lar›n, flehitlerin sahip-

lenilmesi ve mücadeleyi yükseltme ça¤r›s› yaparak devrimci dayan›flman›n gelifltirilmesi anlam›nda böylesi anlarda daha fazla biraraya gelinmesi gerekti¤ini belirtti. Partizan, Demokratik Haklar Platformu ve Mücadele Birli¤i okurlar›n›n da kat›ld›¤› anma Grup Yorum’un söyledi¤i marfllar ve direnifl türküleriyle sona erdi. Anma esnas›nda “Yaflas›n devrimci dayan›flma”, “Sonuna, sonsuza, sonuncumuza kadar direnece¤iz”, “Devrim flehitleri onurumuzdur”, “Bedel ödedik, bedel ödetece¤iz”, “Umudun ad› DHKP-C” sloganlar› da at›ld›. Gerillalardan 12 y›ld›r gerillada olup 10 y›ld›r Recai Dinçel K›r Silahl› Propaganda Birli¤i’ne ba¤l› ekibin komutan› olan Sebahattin Yavuz’un baca¤›n›n parçalanarak ayak parmaklar›n›n kopar›lmas›; Derya Devrim A¤›rman’›n kula¤›n›n ve parmaklar›n›n kesilmesi, kollar›n›n bilekten parçalanarak sol baca¤›n›n diz arkas›ndan k›r›lmas›, kafatas›nda, s›rt›nda ve topu¤unda derin yar›klar olmas› ve vücutlar›n›n tekmelendi¤ine dair izlerin bulunmas› ise faflizmin devrimcilerin “ölü” bedenlerinden dahi ölesiye korktu¤unun ve iflkencede s›n›r tan›mad›¤›n›n ispat› oldu. 2 Ekim tarihinde yaz›l› bir aç›klama yapan DHKC aç›klama-

Operasyonlarda kimyasal madde kullan›l›yor Türkiye ve Türkiye Kürdistan›’nda y›llard›r gerillay› imha politikas› uygulayan TC bu çerçevede her türlü silah› kullanmaktan geri kalm›yor. 2001 y›l›nda 20 HPG gerillas›n›n kimyasal silahlarla katledilmesinin ard›ndan buna benzer bir sald›r› da Hakkari’de gerçeklefltirildi. Hakkari’de faflist TC’nin kolluk güçleri taraf›ndan HPG gerillalar›na yönelik bafllat›lan operasyonlarda kimyasal madde kullan›ld›¤› iddia edildi. Ayr›ca askerlerin operasyon çerçevesinde yaylalar› boflaltt›¤› ve bölgeye girifl-ç›k›fllar›n yasakland›¤› belirtildi. 24 Eylül 2004’te Berçelan Yaylas›nda HPG gerillalar›n›n oldu¤u ihbar› gerekçesiy-

le bölgede çok say›da korucuyla birlikte operasyon bafllatan askerler, kobra helikopterleri ile bölgeyi tararken yaylan›n üst kesimlerinde bulunan ormanl›k alana ise kimyasal madde att›lar. J›rki aflireti ile fi›rnak’tan gelerek yaylaya ç›kan Koçerler bölgede at›lan kimyasal madde nedeniyle birçok yabani hayvan ve köpek ölüsüne rastlad›klar›n› söylediler. Ayr›ca J›rki aflireti mensuplar› ile fi›rnak’tan gelen Koçerler yayla yasaklar›n›n aç›klanmas›n›n ard›ndan il merkezlerindeki evlerine geri dönmek zorunda kald›lar. Bölgede bulunan yaklafl›k 7 yaylan›n askerler taraf›ndan boflalt›ld›¤›n› belirten köylüler, “Buralarda 6 domuz ve kö-

pek ölüsüne rastlad›k. Ayr›ca kimseye bilgi vermememiz yönünde uyar›ld›k” dediler. Yine operasyon kapsam›nda 26 Eylül günü Berçelan bölgesine giden yollar tutularak girifl-ç›k›fllar yasakland›. Konuyla ilgili bir aç›klama yapan ‹HD Hakkari fiube Baflkan› ‹smail Akbulut “Berçelan bölgesinde bafllat›lan operasyonlar geçti¤imiz gün Hakkari Merkez’de yakalanan iki HPG gerillas›n›n bu bölgeden girifl yapt›¤› yönündeki iddia üzerine bafllat›lm›fl. fiu an bize gelen bilgilere göre operasyonlarda kimyasal madde kullan›lm›fl. Bunun do¤ruluk pay›n› araflt›rd›ktan sonra gerekli ifllemleri bafllataca¤›z” dedi. (Mersin)

da olay› özetledi. Salih Ç›nar’›n sa¤ yakaland›ktan sonra infaz edildi¤inin belirtildi¤i aç›klamada ayr›ca flehitlerin öz geçmiflleri hakk›nda da bilgi verildi. Ç›nar’›n özel bir görev için bölgede oldu¤u ve silah tafl›mad›¤›n›n ve yakaland›ktan sonra infaz edildi¤inin belirtildi¤i aç›klamada flöyle denildi; “29 eylül gecesinde yoldafllar›m›z kanlar›n› o da¤lara dökerek bu atefli biraz daha harlad›lar. 29 Eylül’ün son saatlerinde Tokat ilinin Ya¤murlu Beldesi’nin k›rsal alan›nda Recai Dinçel Karadeniz K›r Silahl› Propaganda Birli¤i’ne ba¤l› savaflç›lar›m›zla oligarflinin askeri güçleri aras›nda ç›kan silah› çat›flmada birli¤imizin komutan› Sebahattin Yavuz, komutan yard›mc›s› Songül Koçyi¤it ve savaflç›lar››z Derya Devrim A¤›rman ve Mustafa ‹fleri son nefeslerine kadar savaflarak flehit düfltüler. Kurye olarak bölgede bulunan Cephe üyesi Salih Ç›nar ise sa¤ yakaland›ktan sonra infaz edildi.” Geçti¤imiz aylarda HPG gerillalar›n›n katledilerek kafa ve kollar›n›n kopar›lmas›, geçen sene flehit düflen TKP/ML T‹KKO gerillalar› Bülent Ertürk ve Murat Ar›cak’›n bedenlerine yap›lan iflkenceler yak›n zamanda tan›k oldu¤umuz örneklerden sadece birkaç›n› oluflturuyor. (‹stanbul)

‹stanbul’da Kürtçe kurs aç›ld› Uzun bir süredir haz›rl›klar› yap›lan ancak kurs vermek için onay bekleyen ‹stanbul Kürt Dili Ö¤retim Merkezi 27 Eylül 2004 tarihinde Aksaray’da bulunan kurs binas› önünde gerçeklefltirilen bir törenle aç›ld›. Kurs binas› önünde “Ziman ximen neteweyone”, “Zimane mé rumeta me ye”, “Kürtler yasakl› dili ile bulufluyor”, “Dilimiz kimli¤imizdir” yaz›l› dövizler aç›larak ilk kursiyerlere dersleri verildi. Aç›l›fl etkinli¤ine DEHAP, KESK ve E¤itimSen temsilcileri de destek verirken baz› ayd›n, yazar ve sanatç›lar da kat›ld›. Aç›l›fl konuflmas›n› yapan kurs müdürü Mevlüt Çetinkaya, Kürt dilinin Türkiye’nin zenginli¤i oldu¤unu belirtti. Kendisinin Türkçeyi bildi¤i gibi Türklerin de Kürtçe ö¤renmesinin as›l kardefllik oldu¤unu dile getiren Çetinkaya, herkesi Kürtçe ö¤renmeye ça¤›rd›. Kürt Enstitüsü Baflkan› fiefik Beyaz ise diline sahip ç›kamayanlar›n onuruna sahip ç›kamayaca¤›n› ifade etti. Konuflmalar›n ard›ndan DEHAP Eski Genel Baflkan› Mehmet Abbaso¤lu ve KESK Genel Sekreteri Mustafa Avc› kurdeleyi keserek aç›l›fl› yapt›. Aç›l›fl etkinli¤i halk oyunlar› gösterisi ve Grup Agire Jiyan’›n konseriyle sona erdi. ‹lk dersin verildi¤i aç›l›flta “Bask›lar bizi y›ld›ramaz”, “Selam selam ‹mral›’ya bin selam”, “Kimliksiz yaflan›lmaz” sloganlar› da at›ld›. (H. Merkezi)


9

6

8-21 Ekim 2004

Halklar›n özgürlük mücadelesi zafere ulaflacakt›r! 27 Eylül’de Filistin ‹ntifadas›’n›n y›ldönümü nedeniyle Irak’ta ‹flgale Hay›r Koordinasyonu, ‹srail Konsoloslu¤u önünde bir eylem yaparak Amerikan emperyalizmi ve ‹srail siyonizmini protesto etti. Saat 11:30’da Levent Metro dura¤›nda buluflan Koordinasyon bileflenleri sloganlarla ‹srail Konsoloslu¤u’na do¤ru yürüflüye geçti. Konsolosluk önünde “Direnen Filistin-Irak halklar› kazanacak” pankart›n› açan Koordinasyon bileflenleri s›k s›k “Yaflas›n küresel intifada”, “Kahrolsun emperyalizm, yaflas›n Filistin halk›n›n direnifli”, “Filistin’de intifada, Irak’ta direnifl kazanacak” vb. sloganlar att›. Eylemde bas›n metnini okuyan Fatma Yüksekda¤; emperyalist politikalar›n› kolayl›kla uygulayabilece¤ini sananlar›n direniflçiler karfl›s›nda çaresiz kald›klar›na de¤indi. Yüksekda¤ “Geliflmifl teknolojileri ve devasa ordular›yla herfleyi kolayl›kla halledebileceklerini sand›lar. Planlar›n›, takvimlerini yapt›lar. Arkas›na takt›¤› iflbirlikçi, mezar soyucular›yla Irak’› iflgal eden Amerika flimdi nas›l ç›kaca¤›n›n planlar›n› yapmaya

bafllad› bile. Amerika Irak’ta, Vietnam’da yaflad›¤› sona mahkum olacakt›r. ‹nsanl›¤› bir hiç yerine koyan ve sömürü için planlar yapanlar, kan›yla-can›yla direnenler taraf›ndan yenilecektir. Filistin ve Irak’tan bafllayarak tüm dünyada direnen haklar kazanacakt›r. Ne ördükleri duvarlarla intifaday› engelleyebilecekler, ne geliflmifl silahlar›yla Irak iflgalini sürdürebilecekler. Halklar›n özgürlük mücadelesi zafere ulaflacakt›r” dedi. Yüksekda¤, ayr›ca hapishanelerdeki devrimciler üzerinde bask›lar›n artt›¤›na da de¤indi. Yeni Ceza ‹nfaz Yasas›’yla ve insanlar› mezara koyan hapishane maddeleriyle devrimci tutsaklara yönelik sald›r›lar›n da sürdü¤ünü belirtti. Aç›klaman›n ard›ndan flair Ruhan Mavruk fliir okudu. Grup Vardiya, Grup Yorum ve Grup Yürüyüfl Filistin intifadas› ve direnifller üzerine bestelenmifl flark›lar ve marfllar› seslendirdi. Aç›klama “Yaflas›n halklar›n kardeflli¤i”, “Katil ‹srail Filistin’den defol”, “Filistin halk› yaln›z de¤ildir”, “Biji bratiya gelan” sloganlar›yla son buldu. (‹stanbul)

Ranta de¤il, emekçiye hizmet! 10 A¤ustos 2004 tarihinde Bahçelievler’de yaflanan sel olaylar›nda altyap› çal›flmalar›n›n yetersiz olmas›ndan kaynakl› So¤anl› Mahallesi’nde 3 çocuk yaflam›n› yitirmiflti. Birkaç gün sonras›nda da ayn› mahallede Tavukçu Deresi’nin taflmas› sonucu dere civar›ndaki onlarca evi su basm›fl, mahalle halk›n›n pek çok eflyas› kullan›lamaz hale gelmiflti. Aradan bir buçuk ay geçmesine ra¤men, sel bask›n›nda zarar gören ailelerin bir k›sm›na para yard›m› yapmak d›fl›nda hiçbir ad›m at›lmam›fl olmas›n› protesto eden Bahçelievler Demokrasi Platformu (ESP, Halkevleri, Temel Haklar ve Özgürlükler Derne¤i, Tohum Kültür Merkezi, DHP) sorunun çözümü için 24 Eylül 2004 tarihinde Bahçelievler Belediyesi önünde aç›klama yaparak toplad›klar› imzalar› Belediye Baflkanl›¤›’na teslim etti. Platform bileflenleri “Do¤al afet de¤il, cinayet”, “Altyap› çal›flmalar› bafllas›n. Tavukçu deresi kapat›ls›n”, “Yeni ölümler istemiyoruz”, “Ranta de¤il emekçiye hizmet” vb. dövizler açt›. Platform ad›na aç›klama yapan Sema Gül “aylar önce Tavukçu deresinin bir an önce ›slah edilmesini, kanalizasyon flebekesinin yenilenmesini talep ettiklerini, bunlar›n yap›lmamas›n›n can-

lar›na kastetmek anlam›na geldi¤ini vurgulad›klar›n›, flimdi ise canlar›na kastedildi¤ini” belirtti. Bahçelievler’de yaflanan sel bask›n›n›n, kesin ve kal›c› bir çözüm bulunmad›¤› taktirde son olmayaca¤›n› aktararak yetkilileri uyaran Gül “Bizler sel bask›nlar›ndan ma¤dur olan sokaklardan toplad›¤›m›z imzalarla bugün buraday›z. Bahçelievler Belediyesi’nden insan› merkez alan belediye hizmetlerinin sunulmas›n›, bu konuyla ilgili çal›flmala-

r›n› h›zland›rmas›n› istiyoruz. Aksi halde yaflanacak olumsuzluklar›n sorumlusunun Bahçelievler Belediyesi olaca¤›n› flimdiden duyuruyoruz” dedi. “Sadaka de¤il, hizmet istiyoruz”, “Rantiyeye de¤il, halka hizmet”, “Susma sustukça s›ra sana gelecek”, “Do¤al afet de¤il, do¤al cinayet” vb. sloganlar at›ld›ktan sonra mahalle halk›ndan toplanan 1400’ü aflk›n imza Belediye Baflkanl›¤›’na teslim edildi. (‹stanbul)

Yasaklar kenti HAKKAR‹ Türkiye Kürdistan›’nda Kürt halk›na yönelik uygulanan imha-inkar-asimilasyon politikalar›na her gün bir yenisi daha ekleniyor. Son süreçte bu politikalardan biri Hakkari’de uygulanmaya baflland›. Hakkari’de “kentin ileri gelenlerinden(!)” olduklar›n› iddia edenlerle Hakkari Valisi Erdo¤an Gürbüz yapt›klar› bir toplant›yla dü¤ün ve taziye ziyaretlerine baz› yasaklar getirdi. Al›nan kararlar› “halk›n geçmiflte yaflad›¤› baz› s›k›nt›lardan” kaynakl› ald›klar›n› belirten Vali Gürbüz’e halktan ve sivil toplum örgütlerinden tepki geldi. Al›nan kararlardan baz›lar› flöyle: * Tan›nmayan insanlar dü¤ünlere davet edilmeyecek. * Tak›lar azalt›lacak. * Çeyiz kald›r›lacak. * Yüksek sesle müzik çal›nmayacak. * Dü¤ün süresi k›salt›lacak. * Taziyeler k›salt›lacak. * Bayanlar taziyelere gitmeyecek. Özellikle Kürt halk›n›n gelenek ve göreneklerini, kültürlerini yans›tan dü¤ünler üzerindeki bask›lar›n amac› Kürt halk›na yönelik asimilasyon politikalar›d›r. Olaya ilk tepki AKSM (Avaflin Kültür Merkezi) KESK, DEHAP ‹l Baflkanl›¤› ve Hakkari halk›ndan geldi. Al›nan kararlarla geleneklere müdahale edildi¤ini belirten Hakkarili Melek Atan “bu kararlar halk taraf›ndan al›nmad› ve kabul görmeyecektir” dedi. DEHAP ‹l Baflkan› Sabahattin Suva¤c› ise bu politikalar›n halk›n mal olmufl kültür ve geleneklerinin ortadan kald›r›lmas›na yönelik oldu¤unu belirterek “Böyle bir geliflme, ilde ciddi sorunlar yaratacakt›r. Bunlar çözümden çok çözümsüzlük do¤urur. Bu gelenekleri halk yafl›yor. Buna ne Valinin ne de baflka kimsenin müdahale etme hakk› yok” dedi. (Mersin)


8-21 Ekim 2004

10

6

Tecrit karfl›t› birlik eylemlerini sürdürüyor

‹STANBUL * 1 Ekim 2004 tarihinde AKP Fatih ‹lçe Teflkilat› önünde toplanan Tecrit ve Yeni ‹nfaz Yasa Tasar›s› Karfl›t› Birlik üyeleri Yeni Ceza ‹nfaz Yasa Tasar›s›’n› protesto etti. Tasar›yla amaçlanan›n devletin y›llard›r hapishanelere uygulanan politikalarla ve en son olarak da 19 Aral›k katliam› ile devrimci tutsaklar aras›nda parçalayamad›¤› örgütlülü¤ü tecrit ve izolasyonu daha da derinlefltirerek ortadan kald›rmak oldu¤una dikkat çekilen aç›klamada çeflitli dövizler tafl›nd›. “Tecrit ve ‹nfaz Yasas›’na izin vermeyece¤iz” pankart›n›n aç›ld›¤› bas›n aç›klamas›nda metni okuyan Seza Mis Horuz, TCK’n›n yürürlü¤e girdi¤i durumda adli tutsaklar ile siyasi tutsaklar›n infaz›n›n birbirine eflitlenmesinden kaynakl› y›llard›r hapishanede yatan siyasi tutsaklar›n ‘ceza’s›nda belli bir indirimin olaca¤›na iliflkin aç›klamalar için “Bu tamam›yla aldatmacad›r. Ancak burjuva medya, ‹nfaz Yasas›’n›n daha çok bu boyutunu dile getirerek yasan›n acil içeri¤ini gölgelemektedir/gölgeleyecektir. Getirilen a¤›r disiplin cezalar›yla bu sürenin uzat›lmas› sürekli gündeme gelecektir. Örne¤in ‘örgüt üyeli¤inin’ alt s›n›r› 5 y›ld›r. Ancak ‹nfaz Yasas›’yla hapishanede en insani hak aray›fl›n› bile cezaland›r›r içeri¤e sahip oldu¤undan bu befl y›l›n üzerine sürekli yeni ‘ceza’lar eklenmesi kaç›n›lmaz olacakt›r” dedi.

* 3 Ekim Pazar günü saat 12.00’de Bak›rköy Özgürlük Meydan›’nda bir araya gelen Tecrit ve Yeni ‹nfaz Yasas›’na Karfl› Birlik, yeni yasaya karfl› bafllatt›¤› etkinliklere burada da devam etti. “Tecrite ve ‹nfaz Yasas›na izin vermeyece¤iz” yaz›l› pankart açan kitle sloganlar eflli¤inde bas›n aç›klamas›n› bafllatt›. Bas›n metni okunmadan önce 2 dakika oturma eylemi yaparak yasay› alk›fllarla protesto eden kitle “Devrimci tutsaklar onurumuzdur” sloganlar›n› att›. Okunan bas›n aç›klamas›nda d›flar›dakilere yönelik sald›r›lara da de¤inildi. Kitleye ve çevredekilere tecrit ve mücadele ile ilgili fliirler okuyan Rahime Ender’in ard›ndan Grup Vardiya sözü alarak flunlar› söyledi: “fiark›lar›m›z, marfllar›m›z, hepsi zindanlarda direnen devrimci tutsaklar için, yoldafllar›m›z için olsun”. En son çocu¤u Tekirda¤ F tipi Hapishanesi’nde yatan bir baba olarak konuflan ‹brahim Y›lmaz, “Tecrit ve izolasyonun kalkmas› için mücadelemiz sürecek. Çocuklar›m›z yaln›z de¤il” dedi. (‹stanbul) ‹ZM‹R Hapishanelerdeki tecrit uygulamalar› ve Yeni Ceza ‹nfaz Yasa Tasar›s›’na karfl› ‹zmir’de kurulan ‹zmir Tecrit Karfl›t› Birlik (Partizan, ÖMP, ÇHD, TAYD-DER, ‹HD, DHP, Devrimci Mücadele, BDSP, SDP, EKB, SGD) eylemlerine devam ediyor. * 10-19 Eylül 2004 tarihleri aras›nda ‹zmir’in Konak, Yamanlar, Alsancak, Bayrakl›, Karfl›yaka, Çi¤li, Menemen, Buca gibi ilçelerinde ‹zmir Tecrit Karfl›t› Birlik’in ç›kartt›¤› afifller yo¤un bir flekilde yap›ld›. * Birlik bileflenleri Kemeralt›, Karfl›yaka ve Buca’da de¤iflik günlerde ‹nfaz Yasa Tasar›s›’na karfl› standlar açt›. ‹mza-

lar›n topland›¤› standlarda halka yönelik ajitasyonlar da yap›larak bu yasayla amaçlanan sald›r›lar anlat›ld›. * Birlik 21 Eylül 2004 tarihinde Buca Hapishanesi önünde Buca katliam›n›n y›ldönümü vesilesiyle bir bas›n aç›klamas› yapt›. Aç›klamada Ulucanlar ve Diyarbak›r katliamlar› da k›nan›rken kitle saat 12:00’de DEHAP Buca ilçe binas› önünde bir araya geldi. Buradan hapishaneye sessizce yürüyen kitle hapishaneye 200 metre kala “Buca, Diyarbak›r, Ulucanlar; Unutmad›k, unutmayaca¤›z” yaz›l› pankart açt›. Sloganlarla bafllat›lan eylemde bas›n metnini ÖMP temsilcisi Taflk›n Türkmen okudu. Türkmen katliamlar›n sorumlular›n›n bulunup yarg›lanmas› gerekti¤ini belirterek, Yeni ‹nfaz Yasas›’yla birlikte tutsaklar› bekleyen sald›r›lar› da anlatt›. fiehitlerin an›s›na hapishane girifline karanfiller de b›rak›l›rken, eylem alk›fllarla bitirildi. * Birlik, Ulucanlar katliam›n›n 5. y›ldönümünde ‹zmir’de TK‹P MK üyesi Nevzat Çiftçi’nin mezar› bafl›nda bir anma etkinli¤i gerçeklefltirdi. 26 Eylül 2004 tarihinde DEHAP ‹zmir il binas› önünde saat 10:30’da bir araya gelen kitle buradan Alia¤a’ya ba¤l› Helvac› kasabas›na do¤ru yola ç›kt›. Helvac› giriflinde arabadan inen kitle sessiz bir flekilde köye do¤ru ilerlerken jandarma ekipleri taraf›ndan durduruldu. Kimlik kontrolü yapan jandarma gazetemiz ‹zmir büro çal›flan› Erdinç Özbay ve iki K›z›lbayrak okurunu “yoklama kaça¤›” olduklar› iddias›yla gözalt›na ald›. Mezarl›¤a giden kitle burada Nevzat Çiftçi’nin ailesi taraf›ndan sloganlarla karfl›land›. Ellerinde Ulucanlar’da katledilen flehitlerin resimlerinin bulundu¤u aile de kitleye kat›larak mezarl›¤a girdi. Sayg› durufluyla bafllayan

anmada haz›rlanan ortak metin okundu. Ortak metnin ard›ndan yoldafllar› Çiftçi’nin hayat› ve mücadelesini anlatan bir konuflma yapt›lar. fiiir dinletisinin de yap›ld›¤› anmada Çiftçi’nin sevdi¤i Ruhi Su’nun türküsü olan “Drama Köprüsü” söylendi. Çiftçi’nin ablas› O’nu anlatan bir konuflma yapt›. Anma alk›fllarla bitirilirken jandarma, sald›r›s›n› sürdürerek kitleyi getiren otobüse yang›n tüpü olmad›¤› gerekçesiyle para cezas› kesti. Gözalt›na al›nanlar ise 1 gün sonra serbest b›rak›ld›lar. * Tecrit Karfl›t› Birlik bileflenleri 1 Ekim 2004 tarihinde Konak-Eski Sümerbank önünde yapt›¤› bas›n aç›klamas›yla bir kez daha ‹nfaz Yasas›’na izin vermeyeceklerini ilan etti. Saat 13:00’te bir araya gelen 150 kiflilik kitle “Ceza ‹nfaz Yasa Tasar›s› Geri Çekilsin-‹zmir Tecrit Karfl›t› Birlik” imzal› pankart açt›. Eylemde temsili hücre içinde bir tutsak canland›r›ld›. Sloganlarla bafllayan eylemde hapishanelerde flehit düflenler an›s›na 1 dakikal›k sayg› duruflu yap›ld›. Sayg› duruflunun ard›ndan ESP temsilcisi Asl› Bingöl bas›n metnini okudu. Aç›klaman›n ard›ndan temsili hücre içindeki arkadafl tutsak mektuplar›n› ve TUYAB bültenindeki mektuplardan birini okudu. Mektuplar›n ard›ndan fliir dinletisi yap›ld›. Ard›ndan tutsak ve tutsak analar› temsili hücreyi parçalad›lar.

Avukatlar Yeni Ceza ‹nfaz Yasa Tasar›s›’n› anlatt› Ça¤dafl Hukukçular Derne¤i ‹stanbul fiubesi 29 Eylül 2004 tarihinde saat 18:45’de Elektrik Mühendisleri Odas›’nda “Ceza ‹nfaz Yasa Tasar›s›” konulu bir panel düzenledi. Av. Sevim Akat’›n yönetti¤i panele ÇHD Genel Baflkan›, Ça¤dafl Avukatlar Grubu Ankara Barosu Baflkan Aday› Av. Hüseyin Yüksel Biçen, Ça¤dafl Avukatlar Grubu ‹stanbul Barosu Av. Bahri Belen ile ‹stanbul Barosu Eski Baflkan› Yücel Sayman konuflmac› olarak kat›ld›. Av. Hüseyin Biçen “ceza yöntemlerine bak›nca yöntemlerin insan› iyilefltirme de¤il, tamamen ç›ld›rtma yö-

nünde oldu¤u görülüyor. 12 Eylül döneminde uygulanan tüm uygulamalar flimdi de uygulanmak isteniyor. Böyle bir fley kabul edilemez” dedi. Av. Bahri Belen de “ceza yasalar› bir devletin siyasal flekilleniflinin somut ifadesini gösterir. Ça¤dafl ceza yasalar› art›k devleti korumak de¤il insanlar›n hak ve özgürlüklerini korumak amaçl› olmal›d›r. Yasan›n nihai amac› devlete karfl› suç iflleyenlerin cayd›r›lmas›, yok edilmesidir. Tasar›n›n ça¤dafl ve insanc›l oldu¤unu söylemek mümkün de¤il. Tek tip elbise uygulamas› yeni cezaevleri savafllar› do¤uracak. Bu yasalara karfl›

hukukçular olarak ciddi bir karfl› koyufl sergilemek zorunday›z” dedi. Son olarak söz alan Av. Yücel Sayman ise “kendilerine göre programlar ç›kar›p zorla bizlerin bu programa uymam›z› sa¤layacaklar. Baz› haklar (görüfl, haberleflme vs.) verilmifl gibi gösteriliyor. O da sana dayat›lan keyfi uygulamalara harfiyen uyarsan. Yasan›n özü, topluma insan› kazand›rma ad› alt›nda, insan kimli¤ini yapt›r›mlara uyarak de¤ifltirmeyi, resmi kimliksizlefltirmeyi dayat›yor. Bunun için uygulamalar› zorla yaflama geçiriyor” dedi. Panelin soru cevap bölümünde

dinleyiciler sorular sorup, Yeni Ceza ‹nfaz Yasa Tasar›s›’yla ilgili düflüncelerini dile getirdiler. Panel saat 20.50’de sona ererken, panele kat›l›m›n az oldu¤u gözlendi. (‹stanbul)


6

11

8-21 Ekim 2004

Ulucanlar direnifli sesimiz olmaya devam ediyor ANKARA 26 Eylül 1999 tarihinde yaflanan ve 10 devrimci tutsa¤›n flehit düfltü¤ü katliam›n y›ldönümünde Ulucanlar Hapishanesi’nin önünde toplanan kitle ad›na ‹HD Ankara fiube Baflkan› Yüksel Mutlu bir aç›klama yapt›. Devletin, sorunlar›n üzerine gitmedi¤ini dile getiren Mutlu’nun konuflmas›n›n ard›ndan karanfilleri kap›n›n önüne b›rakt›. Ayn› saatlerde Temel Haklar ve Özgürlükler Derne¤i de “Ölece¤iz, teslim olmayaca¤›z” yaz›l› bir pankart açarak “‹çerde d›flarda hücreleri parçala”, “Devrimci tutsaklar onurumuzdur” sloganlar› att›. Ayn› gün Tuzluçay›r’da bulunan Mamak ‹flçi-Kültür Evi’nde de Ulucanlar anmas› gerçeklefltirildi. “Kanla yaz›lan tarih silinmez” yaz›l› panonun haz›rland›¤›, flehit foto¤raflar›n›n süslendi¤i etkinlikte sahneye “Devrimciler ölmez devrim davas› yenilmez” yaz›lar› yaz›ld›. Saat 16:30’da bafllayan etkinlikte, devrim flehitleri için 1 dakikal›k sayg› duruflu yap›ld› ve flehitlerin isimleri tek tek okundu. Ulucanlar katliam›n›n öncesindeki siyasal geliflmeler üzerine bir panel gerçeklefltirildi. Sonraki panelistler de TK‹P Merkez Komite üyeleri Nevzat Çiftçi ve Ümit Alt›ntafl flahs›nda devrimci kimlikten söz ettiler. ‹STANBUL 26 Eylül Pazar günü Ulucanlar katliam›n›n y›ldönümünde Karacaahmet Mezarl›¤›’nda Ümit Alt›ntafl’›n mezar› bafl›nda yap›lan anmaya yaklafl›k 700 kifli kat›ld›. Saat 13:00’de Mezarl›k

Tekirda¤ 1 No’lu Hapishanesi’nden devrimci ve komünist tutsaklar›n yapm›fl oldu¤u aç›klamay› güncel olmas› nedeni ile oldu¤u gibi yay›nl›yoruz; “F Tipi hapishanelerde dört y›ld›r sürmekte olan tecrit iflkencesi, olanca a¤›rl›¤›yla sürüyor. Tecrit sald›r›s›n›n devam› ve bir üst noktadan kurumlaflt›r›lmas› anlam›na gelen Yeni Ceza ‹nfaz Yasas›’na dönük haz›rl›klar sürerken, devrimci tutsaklar› sindirerek teslim almay› amaçlayan sald›r›lar da art›yor. Son olarak, Tekirda¤ 1 No’lu F Tipi Hapishanesi’nden 11 No’lu ‹stanbul A¤›r Ceza Mahkemesi’ne götürülen tutsaklar, jandarman›n keyfi uygulamalar› ve psikolojik iflkence sald›r›lar›yla karfl› karfl›ya kald›lar. Daha önce 20 Temmuz 2001 tarihindeki duruflmaya bayg›n vaziyette sokulan, 15 Mart 2004’teki duruflma bitiminde ise jandarman›n tekme, tokat ve yumrukla sald›r›s›na maruz kalan H›d›r Canpolat, Erkan Altun, Alican Erkol, Yüksel Okuyucu, Mehmet Sarar, Fahri Türk ve Erdinç Yücel; 17 Eylül 2004 günü, görevli jandarma personeli-

içinde toplanan kitle, “Ulucanlar fiehitleri Ölümsüzdür-TUYAB” pankart›n› açarak yürüyüfle geçti. Katliamda katle-

dilenlerin resimlerinin tafl›nd›¤› yürüyüflte, TUYAB’›n haz›rlad›¤› önlükler giyildi. Yaklafl›k on befl dakika süren yürüyüflün ard›ndan Ümit Alt›ntafl’›n mezar›na gelindi. Burada yap›lan sayg› duruflunun ard›ndan, TUYAB ad›na Bahar Ertürk bas›n aç›klamas›n› okudu. Aç›klamada “Ulucanlar katliam›yla F Tipi sald›r›s›na kamuoyunu haz›rlamak ve tüm devrimci tutsaklara mesaj vermek istiyorlard›...19 Aral›k katliam›nda 20 hapishaneye birden operasyon düzenlendi... Bugün devrimci tutsaklar yeni bir sald›r› ile karfl› karfl›ya. Yeni Ceza ‹nfaz Yasa Tasar›s› ile Ulucanlar’da bafllayan F Tipleriyle devam eden hücre sald›r›s› tamamlanmak isteniyor” dedi. Ard›ndan söz alan Melek Alt›ntafl sistemin amac›n›n ne oldu¤unu anlatt›ktan sonra; “Deniz Gezmifller dara¤ac›nda boyun e¤mediler, ‹brahim Kaypakkaya Diyarbak›r Zindanlar›’nda devrimcili¤in ad›n› duvarlara yazm›flt›r. Y›llard›r bu ülkede devrimcilerin mücadelesi

sürüyor, sürecek. Denizlerin, Mahirlerin, ‹brahimlerin ruhuyla bugün mücadelemize daha güçlü sar›lal›m” dedi. Arada okunan fliirin ard›ndan TUYAB’dan Ertu¤rul Yüce söz alarak katliam sürecini anlatt›. Daha sonra katliamda Ulucanlar Hapishanesi’nde bulunan ve katliam› yaflayan Filiz Uzal yaflananlar› ve süreci anlatt›. TUYAB’dan ‹smail Karagöz’ün konuflmas›ndan sonra s›ras›yla Grup Vardiya, Grup Eksen ve Grup Yel’in söyledi¤i marfllarla 1 saatten fazla süren anma sona erdirildi. ADANA 26 Eylül Pazar günü Adana’da yap›lan bir bas›n aç›klamas›yla 24 Eylül Diyarbak›r ve 26 Eylül Ulucanlar katliamlar› k›nand›. Saat 12:00’ de ‹nönü Park›’nda ‹HD, Partizan, ESP, Al›nteri, Barikat, SDP, DHP, TUHAY-DER, DEHAP, EKB, ÇKM taraf›ndan yap›lan aç›klamay› grup ad›na okuyan ‹HD flube yöneticisi Sabri Karaman “Bugün Türkiye tarihine kara bir leke olarak geçen ve 20 tutsa¤›n katledildi¤i Ulucanlar ve Diyarbak›r hapishaneleri katliam›n›n y›ldönümü. Bu katliamlar›n üzerinden y›llar geçmesine ra¤men halen hiçbir katliam sorumlusu cezaland›r›lmad›. Ve AKP hükümeti bu katliamlar›n sorumlular›n› cezaland›rmak yerine tecriti daha da

Bas›na ve Kamuoyuna nin çeflitli tipte taciz ve sald›r›lar› ile karfl›laflt›lar. ‹stanbul’a gidifl yolunda, ring arac›n›n demir parmakl›kl› küçük penceresinden bakmakta olan tutsaklara, asker taraf›ndan oturmalar› söylenmifl, tutsaklar›n oturmay› reddetmesi üzerine, “dönüflte görüflürüz” diye tehditler savrulmufltur. Mahkeme s›ras›nda bu durumu teflhir eden tutsaklar, sonras›nda götürüldükleri ring arac›na bindirilirken, jandarma fiili durum yaratarak sald›rmaya çal›flm›flt›r. Bu sald›r› girifliminin bofla ç›kmas›ndan sonra ise saatlerce ring arac›n›n havaland›rmas› aç›lmayarak ringde bekletilen tutsaklar›n, havaland›rman›n aç›lmas› talepleri de yine görevli jandarma personelinin tehditleri ile karfl›l›k bulmufltur... Jandarma personelinin keyfi tutumlar› sonucu olarak, bu ihtiyaçlar›n karfl›lanmamas›, bir iflkence yöntemidir… Saatlerce ring arac›nda havas›z b›ra-

k›lan tutsaklar, cezaevine dönüfl s›ras›nda araçtan hemen indirilmemifl, çok say›da (yaklafl›k yüz) askerin ellerinde coplarla birlikte bir koridor oluflturmas›n›n ard›ndan, befler dakika arayla teker teker ringten indirilmifl ve arama mahalline götürülmüfllerdir. Bu s›rada kimi tutsaklar, coplu askerlerden oluflan koridorun ortas›nda bir süre bekletilmek süretiyle, gözda¤› verilmeye çal›fl›lm›flt›r. Mahkeme dönüflündeki rutin uygulamada yeri olmamas›na ra¤men, tutsaklar kollar›na girilerek arama mahalline sokulmufl ve arama odas›na da yine rutin uygulamalarda yeri olmad›¤› halde serilen bir gazete üzerinde soyunmalar›, baz›lar›na yere çökmeleri ya da ayaklar›n› kald›rmalar› dayat›lm›flt›r. 19 Aral›k katliam›n› ya da Ebu Garip iflkencehanesini and›r›r bu uygulamalar, söz konusu faflist dayatmalar reddedilerek karfl›lanm›fl ve üst aranmas›n›n rutin biçim-

derinlefltirme amac›yla Ceza ‹nfaz Yasa Tasar›s›’n› haz›rlad›” dedi. Sloganlar at›ld›ktan sonra befl dakikal›k oturma eyleminin ard›ndan eylem son buldu. BURSA 26 Eylül günü saat 15.00’te Osmangazi Metro ‹stasyonu önünde biraraya gelen Partizan, ESP, SDP, DPG, DEHAP yapt›klar› bir aç›klama ile Ulucanlar katliam›n› k›nad›. Aç›klamay› ESP temsilcisi Burcu Gümüfl okudu. Gümüfl, “Yeni Ceza ‹nfaz Yasa Tasar›s›’na geçit vermeyece¤imizi bir kez daha vurguluyoruz. Tüm duyarl› kamuoyunu devrimci tutsaklar›n sesi olmaya, onlar› sahiplenmeye ve dayan›flmak için mücadele etmeye ça¤›r›yoruz” dedi.

de yap›lmas› ile sona ermifltir. Tek Tip Elbise, Zorla Çal›flt›rma gibi dayatmalar› içeren Yeni ‹nfaz Yasa Tasar›s›’n›n gündemde oldu¤u bugünlerde, bulundu¤umuz hapishanede mahkeme ve hastane gidifl gelifllerinde jandarman›n fiili ve sözlü sald›r›lar› artmakta, devrimci tutsaklar›, zor ve bask› yoluyla sindirip, teslim alma çabalar› yo¤unlaflmaktad›r. Bugüne kadar oldu¤u gibi bundan sonra da hiçbir sald›r›, iflkence ve keyfi uygulamaya boyun e¤meyece¤iz. Hangi biçim alt›nda olursa olsun, bu gibi sald›r›lar›n biz devrimci tutsaklara sökmedi¤i ve sökmeyece¤i bilinmelidir. Geliflen süreçte, gündeme getirilen Tek Tip Elbise ve Zorunlu Çal›flma uygulamalar› baflta olmak üzere, hapishanelerde geliflen ve geliflebilecek tüm sald›r›lara karfl› kamuoyunu duyarl› olmaya ve devrimci tutsaklarla eylemli dayan›flmaya ça¤›r›yoruz. Tekirda¤ 1 No’lu F Tipi hapishanesinde bulunan tutsaklar ad›na: Erkan Altun, Bayram Kama, Murat Karayel, Hasan Polat, Hasan Rüzgar, ‹mam Akmut, Resul Kocatürk”


12

8-21 Ekim 2004

6

Haklar alanlarda kazan›l›r

KESK EYLEM‹NE POL‹S SALDIRISI Hükümetin kamu emekçilerinin maafllara % 8 zam dayatmas›n› protesto etmek ve Aksaray Metro önünde direnifl çad›r› kuran Türk Kamu-Sen’e destek vermek için 25 Eylül Cumartesi günü Saraçhane’de bir araya gelen KESK’lilere polis sald›rd›. Yapacaklar› eylem için haftalar öncesinden valilikten izin al›nd›¤›n› belirten emekçiler Saraçhane’den yürüyüfl bafllar bafllamaz çevik kuvvetin biber gazl› sald›r›s›na maruz kald›. Sald›r›ya ra¤men Saraçhane’den Aksaray’a kadar gelen kitlenin bir k›sm› Vatan Caddesi’ne do¤ru da¤›l›rken bir k›sm› Fatih’e gitti. Geri kalan k›s›m ise Türk Kamu-Sen’in direnifl çad›r›n›n yan›nda direnifle geçti. Kitle, sald›r› s›ras›nda gözalt›na al›nan arkadafllar› için “Gözalt›lar serbest b›rak›ls›n”, “Faflizme karfl› omuz omuza” sloganlar›n› att›. Bu s›rada polisle görüflen KESK Genel Sekreteri Mustafa Avc› gözalt›lar›n serbest b›rak›laca¤›n› söyleyerek, bu durumun y›llard›r devam eden faflizmin belirginleflen yüzü oldu¤unu ve direnerek kazan›lm›fl haklardan bir sald›r›yla vazgeçmeyeceklerini belirtti. Bölünen kitle daha sonra polis çemberi içinde kalan kitleye kat›ld›. Bu s›rada

bas›n aç›klamas›n› yapmak isteyen Avc›’ya tepki gelmesi üzerine kitlenin tam anlam›yla toparlanmas› için beklendi. Bas›n aç›klamas› devam ederken tekrar sald›rmaya kalk›flan polis, Haber‹fl’ten bir kifliye kitlenin önünde biber gaz› ile iflkence yapt›ktan sonra tekrar kitlenin içine b›rakt›. Bunun üzerine kitleden “Bask›lar bizi y›ld›ramaz”, “Hak verilmez al›n›r”, “Zafer sokakta kazan›l›r” sloganlar› yükseldi. Bas›n aç›klamas›ndan sonra yar›m saate yak›n oturma eylemi yapan kitle sonras›nda “Sözleflme hakk›m›z, grev silah›m›z” sloganlar› eflli¤inde eylemlerini bitirdi. (‹stanbul) ANKARA 25 Eylül Cumartesi saat 13:00’te Ankara Gar›’nda biraraya gelen KESK’e ba¤l› sendikalar ile demokratik kitle örgütleri hükümetin tutumunu protesto etti. E¤itim-Sen, Tüm Bel-Sen, Tar›m Orkam-Sen, TMMOB, BDSP, Halkevleri, Kald›raç, Al›nteri, ESP’nin kat›ld›¤› eylemde emekçiler hükümetin politikalar›na karfl› seslerini yükseltti. En önde “Örgütlenme hakk›m›za, onurumuza ve gelece¤imize sahip ç›kmak için alanlarday›z” yaz›l› KESK imzal› pankart tafl›nd›. Saat 14:30’da S›hhiye Meydan›’na ge-

FESK’ten HSBC ✔F flubelerine bomba ‹stanbul Kad›köy Sahra-i Cedid Mahallesi’ndeki HSBC fiubesi; yine ayn› bankan›n ‹zmir Alsancak fiubesi, Adana Atatürk Caddesi fiubesi ile Ankara Cinnah Caddesi üzerinde bulunan Türk-Amerikan Derne¤i binas› 28 Eylül Sal› günü akflam saat 21:15 civarlar›nda FESK (Fakirlerin ve Ezilenlerin Silahl› Kuvveti) taraf›ndan bombaland›. ‹stanbul Ziverbey HSBC fiubesi’ne b›rak›lan bombay› ise polis fünyeyle patlatt›. FESK, 29 Eylül’de e-posta yoluyla yapt›¤› aç›klamada bombalama eylemlerini üstlendi. FESK, dünyada ve Ortado¤u’da emperyalist barbarl›¤›n ekonomi ve finans kurumlar›ndan oldu¤u için HSBC flubelerinin seçildi¤ini belirtti. (H. Merkezi)

len kitle, ba¤›ms›zl›k ve demokrasi flehitleri için 1 dakikal›k sayg› duruflunda bulundu. “Yaflas›n örgütlü mücadelemiz” sloganlar›yla birlikte konuflmaya bafllayan KESK Genel Baflkan› Sami Evren; oluflturduklar› heyetin baflbakanl›¤a sokulmad›¤›n›, önlerine barikat kuruldu¤unu belirtti. TMMOB Genel Baflkan› ve EmekliSen baflkan›n›n yapt›klar› konuflmalardan sonra, türkülerini seslendirmek üzere Hasan Tatar sahnede yerini ald›. KESK eylemden 10 gün önce Yüksel Caddesi’nde stand açarak Demokrasi Kürsüsü oluflturdu. KESK’in iflyerinde çal›flma yapmamas›, eyleme kat›l›ma da yans›d›. ‹ZM‹R 25 Eylül Cumartesi günü saat 13:00’de Stadyum önünde toplanan kamu emekçileri buradan Bornova Meydan›’na do¤ru yürüyüfle geçti. Burada yap›lan aç›klamalarda; “‹flçi, memur, üretici köylü, küçük esnaf ve 15 milyon iflsiz zor durumda. Bu pervas›zl›¤a karfl› sald›r›n›n muhatab› olan emekçi kesimlerin birleflmesi, birlikte direnmesi, uluslararas› sermayenin sald›r›lar›na birlikte karfl› koymas› flartt›r” denildi. Saat 13:00’de bafllayan eylem saat 16:00’da çekilen halaylar ve söylenen türküler eflli¤inde son buldu. MERS‹N 25 Eylül Cumartesi günü KESK fiubeler Platformu taraf›ndan Mersin’de düzenlene mitingle toplu ifl sözleflmesi görüflmelerinin t›kanmas› protesto edildi. Saat 11:00’de Mersin Devlet Hastanesi önünde toplanan yaklafl›k 1200 kifli "Sadaka de¤il toplu sözleflme", "Susma sustukça s›ra sana gelecek", "‹nsanl›k onuru sermayeyi yenecek" sloganlar› eflli¤inde Metropol miting alan›na kadar yürüdü. Mitinge Mersin, Silifke, Tarsus E¤itimSen flubeleri ile SES, BES, BTS, Yap› Yol-Sen ve Tar›m Orkam-Sen yan›s›ra Karaduvar Mahallesi halk› da kat›larak OPET-TUTA-ATAfi’a karfl› seslerini yükselttiler. ADANA 25 Eylül Cumartesi günü Mimar Si-

nan Aç›khava Gösteri Merkezi önünde toplanan E¤itim-Sen Adana ve Ceyhan flubeleri BES, SES, Yap› Yol-Sen üyeleri "Paras›z sa¤l›k paras›z e¤itim", "Sendikal hakk›m›z engellenemez", "Hükümet zamm›n› al bafl›na çal" sloganlar›n› atarak U¤ur Mumcu Meydan›’na kadar yürüdüler. Mitinge ESP, BDSP ve Al›nteri’nin yan›s›ra Birlik-Mücadele-Zafer pankart›yla Partizan da kat›ld›. Miting alan›nda bir konuflma yapan KESK fiubeler Platformu üyesi Halil Kara "Gelinen süreçte t›kanan toplu ifl sözleflmelerinin sorumlusu biz de¤iliz. Bugün örgütlenme hakk›m›za sahip ç›kmak için alanlarday›z. Gücümüzü s›namak isteyenlere 81 ilde cevap verdik. Onlar› bir kez daha buradan uyar›yoruz" dedi. Miting, çekilen halaylar›n ard›ndan son buldu BURSA KESK Bursa fiubeler Platformu üyesi kamu emekçilerinin taleplerinin kabul edilmesi için bir miting yaparak hükümeti uyard›. 25 Eylül Cumartesi günü Osmangazi metro istasyonu önünde düzenlenen eyleme EMEP, ESP, Partizan, Dokuma-‹fl, ÖDP, DEHAP, SDP, Halkevleri destek verdi. Mitingde kamu emekçileri ad›na dönem sözcüsü Saim Gültekin bir konuflma yapt›. Gültekin “Hükümet IMF’nin de¤il, biz kamu emekçilerinin taleplerine kulak vermelidir. Aksi taktirde eylemlerimizi büyüterek devam edece¤iz” dedi. Eylemin ard›ndan kamu emekçileri ifle geri dönmek için imza kampanyas› bafllatan Bursa Ray iflçilerini ziyaret ettiler. SAMSUN KESK Samsun fiubeler Platformu’na ba¤l› sendikalar ve ilçelerin temsilcileri 25 Eylül Cumartesi günü düzenlenen mitingde Ray apartman› önünde topland›. Yaklafl›k 500 kiflinin kat›ld›¤› mitingde Cumhuriyet Meydan›’na yüründü. Yürüyüfl s›ras›nda sloganlar at›larak çeflitli pankartlar ve dövizler tafl›nd›. Cumhuriyet Meydan›’na gelindi¤inde KESK fiubeler Platformu ad›na dönem sözcüsü Yusuf ‹nci bir konuflma yapt›. Konuflman›n ard›ndan miting halaylarla sona erdi.

BES’ten sald›r›lara k›nama ✔B

BAYER TÜRK’TE ‹fiÇ‹ KIYIMI

28 Eylül Pazartesi günü Saraçhane’de saat 13:00’de toplanan BES üyeleri 26 Eylül Cumartesi günü Saraçhane’de KESK’in örgütledi¤i eyleme sald›r›lmas›n› bir bas›n aç›klama ile protesto etti. Saraçhane’de Çal›flma ve Sosyal Güvenlik Dairesi önünde bir araya gelen 40-50 kiflilik BES kitlesi “Bask›lar bizi y›ld›ramaz”, “Direne direne kazanaca¤›z” sloganlar› eflli¤inde bas›n aç›klamas›na bafllad›. ‹stanbul 1, 2 ve 3 No’lu BES flubeleri ad›na bas›n metnini okuyan 2 No’lu BES fiube Baflkan› Mustafa Aktafl hükümetin öncekilerden farks›z oldu¤unu, ülke ekonomisini IMF politikalar›n›n belirledi¤ini ve bu kapsamda egemenler için tüm halka “potansiyel terörist” yaftas›n›n yak›flt›r›ld›¤›n› belirterek, 26 Eylül günü yaflanan sald›r›n›n emperyalizmin dünya halklar›na ve emekçilere sundu¤u demokrasi anlay›fl›n›n asl›n› ortaya koydu¤unu söyledi. (‹stanbul)

Gebze’de kurulu Bayer Türk ‹laç Fabrikas›’nda patronun aspirin üretim bölümünü kapat›p 14 iflçiyi zorla emekli etmesi, 6 iflçiyi de iflten atmas› sonucunda Petrol-‹fl sendikas›’nda örgütlü 80 Bayer iflçisi, iflten at›lan arkadafllar›n›n ifle geri al›nmas› için eyleme bafllad›lar. Konuyla ilgili Petrol-‹fl Sendikas› 28 Eylül tarihinde yapt›¤› aç›klamada “Sendikam›z üyesi iflçiler, iflten ç›kar›lan arkadafllar› geri al›nana kadar eylemlerini sürdürmekte kararl›lar” dedi. Yap›lan eylemler sonucunda patron, iflçilerin taleplerini dikkate alarak at›lan iflçileri geri ald›. (‹stanbul)


13

6

‹fiÇ‹-KÖYLÜ SEN‹N SES‹ND‹R!

Bir yay›n kitlelere ulaflt›¤›nda, kitleler taraf›ndan sahiplenildi¤inde amac›na ulafl›r. Yay›n, kitlelerle ba¤ kurma, diyaloglar›n› gelifltirme, örgütleme aç›s›ndan önemli bir araçt›r. Bizim yay›nlar›m›z sistemin gerçek yüzünü ortaya koyarak halka örgütlenme ça¤r›s› yapmaktad›r. Yay›nlar›m›z politikalar›m›z›n halka anlat›lmas›nda, onlar› örgütlemede en önemli araçlar›m›zd›r. Bir yay›n ne kadar do¤rular› yazarsa yazs›n, ne kadar halk›n sorunlar›na yer verirse versin, ne kadar halk› örgütlenmeye ça¤›r›rsa ça¤›rs›n kitlelere götürülmedikçe, yayg›n da¤›t›m› yap›lmad›kça hiçbir anlam ifade etmez. Bu nedenlerle gazetemizin da¤›t›m› bizler aç›s›ndan önemlidir.

Biz de bu bilinçle gazetemizi daha fazla insana tan›tmak amac›yla 27 Eylül Pazartesi günü saat 18:00’de Aksaray Metro önünde, 28 Eylül Sal› günü saat 15:00’te Bak›rköy Özgürlük Meydan›’nda sesli gazete da¤›t›m› yapt›k. Aksaray metro önündeki da¤›t›ma “Emperyalizme, feodalizme, komprador kapitalizme ve her türden gericili¤e karfl› Özgür Gelecek Yolunda ‹flçi-Köylü Gazetesi”, “Ceza ‹nfaz Yasa Tasar›s› gelece¤imizin ellerimizden al›nmas›d›r. Gelece¤imize ve onurumuza sahip ç›kal›m”, “‹flsizlik, yoksulluk, açl›k, sömürü kaderimiz de¤ildir. Kaderimizi de¤ifltirmek için ‹flçiKöylü oku-okut”, “D›flar›da yaflam›n

hücrelefltirilmesine, hapishanelerde Tek Tipe, Zorunlu Çal›flt›rmaya hay›r demek için ‹flçi-Köylü” vb. sloganlarla bafllad›k. K›sa bir süre sonra sesli da¤›t›m›m›zdan rahats›z olan devletin kolluk güçleri hem da¤›t›m›m›z› engellemek hem de gazete, bildiri alan insanlar üzerinde psikolojik bask› yaratmak için yan›m›za geldiler ve da¤›t›m›m›z› bitirene kadar orada durdular. Buna ra¤men insanlar›n gazetemizi almalar›, bizimle sohbet etmeleri, polisler ve sistem hakk›ndaki söylemleri bizleri daha bir coflkuland›rd›, sesimizin daha gür ç›kmas›n› beraberinde getirdi. Sahiplenildi¤imizi görmek, meflrulu¤umuzdan ald›¤›m›z güce güç kat›yordu. Yaklafl›k 1,5 saat süren ajitasyonlu, propagandal› da¤›t›m›m›zdan gözlerimiz ›fl›l ›fl›l, yüre¤imizdeki umudumuz daha da büyüyerek ayr›ld›k. 28 Eylül Sal› günü da¤›t›m yerimiz Bak›rköy Özgürlük Meydan›’yd›. Yan›m›zdan geçen insanlar›n yüksek sesle gazetemizin ismini söylemeleri, bizlerle sohbet etmeleri, gazetemizi tan›y›p almalar› harcad›¤›m›z eme¤imizin karfl›l›¤›yd›. Eme¤imizin karfl›l›¤›n› almak, halka yüzümüzü döndükçe onlar›n bizleri sahiplendi¤ini görmek çok güzel bir duyguydu. Bir ‹flçi-Köylü Okuru

2005 y›l›nda emekçiler yine açl›¤a mahkum 15 Eylül 2004 tarihinde kamu emekçileri konfederasyonlar› ile hükümet aras›nda bafllayan toplu görüflmelerin 5. turunda konfederasyon baflkanlar› ile Baflbakan R. Tayyip Erdo¤an görüfltü. Baflbakan % 8,2’lik zam oran›n› % 10’a çekti. KESK Genel Baflkan› Sami Evren zamm› kabul etmezken Türk Kamu-Sen Genel Baflkan› Bircan Aky›ld›z daha fazla esneme pay› istedi. Memur-Sen Genel Baflkan› Ahmet Aksu ise verilen zam oran›na raz› olduklar›n› belirtti. Sosyal ve özlük haklar›n› içeren toplam 50 maddede ise anlaflma sa¤land›. Zam oran›nda anlaflma sa¤lanamamas› üzerine KESK 1 Ekim Cuma günü Uzlaflma Kurulu’na baflvurdu. Kurul 5 gün içerisinde karar›n› taraflara bildirecek. % 19’luk zam, ortalama bir kamu emekçisinin maafl›nda ilk 6 ay için 22 milyon, di¤er 6 ay için de 22 milyon olmak üzere toplam 44 milyon liral›k art›fl demek. Görüflmelerden sonra Erdo¤an yapt›¤› aç›klamada “olanaklar›n ancak buna yetti¤ini” vurgulayarak, “size daha fazlas›n› verirsem di¤er vatandafl›n cebinden alm›fl olurum. Geçmifl hükümetler döneminde elektri¤e, akaryak›ta yap›lan zamlar geri al›nd›. Biz son dönemde bir kaç madde d›fl›ndaki ürünlere zam yapmad›k. Enflasyon da düflüyor. Bu nedenle size verilen zamlar cebinizde kal›yor” dedi. Bunun yan›nda hükümet yetkilileri “sendikalar›n taleplerini karfl›layacak

olursak bütçeye yükü 72 katrilyon olur”. Sendikalar % 168 art›fl talep ediyor” diyerek halk›n kafas›n› kar›flt›r›yor ve karfl› karfl›ya getirmeye çal›fl›yor. Öncelikle kamu emekçilerinin ald›¤› maafl› bir hat›rlayal›m. Lise mezunu bir kamu emekçisinin eline geçen maafl 555 milyon lirad›r. Bu tutara 200 bin lira kira yard›m›, 9 milyon 600 bin lira çocuk yard›m›, 48 milyon lira aile yard›m› da dahildir. 200 bin lira kira yard›m›na % 168 bir zam dahi yap›lsa

bu rakam ancak 33 milyon 600 bin liraya yükselir. 200 bin liral›k kira yard›m› kamu emekçisiyle dalga geçmektir. Daha düne kadar boyal› bas›nda “ulusa seslenifl” konuflmalar›nda boy göstererek “enflasyon tek rakamlara düfltü”, “ekonomi flu kadar büyüdü”, “hortumcudan al›p size verece¤im” vs. nutuklar› atan Erdo¤an s›ra emekçiye, iflçiye, köylüye hakk›n› vermeye

gelince “size verirsem di¤er vatandafl›n cebinden alm›fl olurum” diyor. Emperyalist efendilerine hizmet etmekte kusur ifllemeyen uflaklar, IMF, DB’dan ald›¤› emirler do¤rultusunda ülkeyi yönetiyorlar. Efendilerinin söylediklerinin d›fl›na ç›kamayan hükümet yetkilileri masa bafl›na geldiklerinde, asl›nda ifli daha önceden efendileriyle aralar›nda halledip gelmifl oluyorlar. Daha dün Erdo¤an 6 milyar maaflla geçinemedi¤ini, bu nedenle ticaret yapt›¤›n› belirtiyordu. 4 kiflilik bir ailenin açl›k s›n›r›n›n 600 milyonu geçti¤i yoksulluk s›n›r›n›n 1 milyar 200 milyonu buldu¤u ülkemizde kamu emekçileri de açl›¤a mahkum ediliyor. AKP hükümeti köylüye tar›m›n tasfiyesiyle, emekçileri asgari ücrete yapt›¤› “zam”la, özellefltirmelerle, ö¤rencileri har(a)çlarla, kamu emekçisini de sosyal haklar›n› k›s›tlayarak, açl›k s›n›r›nda maafla tabi tutarak zor durumda b›rak›yor. Halk›n di¤er kesimlerine oldu¤u gibi kamu emekçilerini de zor günler bekliyor. Yap›lan sald›r› tek merkezden gelmektedir. Sorunlar›m›z ayn›d›r. Haklar›m›z› elde edebilmek için kendi sorunlar›m›zla d›fl›m›zdaym›fl gibi gözüken sorunlar› birlefltirmeli, buna karfl› birlikte mücadele yürütmeliyiz. Bir kez daha hat›rlatal›m ki örgütlü halk›n önünde hiçbir güç duramaz. Yeter ki gücümüzü do¤ru yere kanalize edelim. (‹stanbul)

8-21 Ekim 2004 ZEYT‹N FABR‹KASI’NDA EYLEM Bal›kesir Havran’da bulunan Fora Zeytin ‹flletme Tesisleri’nden Ekim ay›n›n bafl›nda iflten at›lan 29 iflçi 32 gündür direniflte. ‹fl Bankas›’na ait olan fabrikan›n karfl›s›nda direnifl çad›r› kuran iflçiler ad›na 28 Eylül günü bas›n aç›klamas› yapan Tek G›da-‹fl Sendikas› Genel Meslek Örgütlenme Uzman› Ömer Seyfettin Atilla “Bu ülkede insanlar›n sendikal› olduklar›ndan dolay› iflten at›lmalar›n›, çal›flanlar›n özgür iradelerine bask› kurulmas›n› önleyene kadar biz bu mücadeleye devam edece¤iz” dedi. Fabrika yetkilileri ile iflçilerin ifllerine geri al›nmas› talebiyle görüfleceklerini söyleyen Atilla “‹fl Bankas› arkadafllar›m›z› s›rf anayasal haklar›n› kullan›yorlar diye iflten ç›kard›. Arkadafllar›m›z tekrar ifle al›nana ve toplu sözleflme yap›lana kadar eylemimiz sürecek” diyerek sözlerine son verdi. Tek G›da-‹fl Ayval›k fiube Baflkan› Ahmet ‹lmen de “Buradaki duruflumuz çal›flan iflçilere fazla mesai ücretlerinin ödenmesini sa¤lad›. Daha fazla iflçinin ç›kar›lmas›n› önledi. Birlik içinde dayanmal›y›z” dedi. (H. Merkezi) TEKEL ‹fiÇ‹S‹ SEND‹KALARINA TEPK‹L‹ TEKEL içki fabrikalar›n›n sat›lmas›n›n ard›ndan, sigara fabrikalar› da özellefltirilmek üzere Ekim ay›nda ihaleye ç›kar›lacak. Sigara bölümünün özellefltirilmesi, yaprak tütününün de yok edilmesi anlam›na geliyor. TEKEL iflçileri bütün bu geliflmeler karfl›s›nda Tek G›da-‹fl Sendikas›’n›n sessiz kald›¤›n› söyleyerek tepkilerini dile getiriyorlar. ‹flçilerin bu tepkilerine karfl› aç›klama yapan Tek G›da-‹fl Genel Baflkan› Korkut Güler “Özellefltirmeye karfl› üretimden gelen güçlerini kullanmaktan kaç›nmayacaklar›n›, iflçilerin inisiyatifini kullanmalar›n›n önünde engel olmad›klar›n›” söyledi. ‹flçilerin her yerde birlik olmalar› gerekti¤ini vurgulayan Güler, “flubelerimize ve bölgelere ne gerekiyorsa yap›n diyoruz ama istedi¤imiz gibi olmad›. Merkez olarak flubelerin önünü açt›k, iflçilerin flubelere yönelik tepkileri do¤rudur” dedi. Türk‹fl’i de elefltiren Güler; “Türk-‹fl Baflkanlar Kurulu’nun özellefltirmeye iliflkin maalesef politikas› yok. Sorun sadece sendikas›zlaflt›rma ve iflten atma olarak ele al›nd›. Fakat egemen çevrelerin ve sermayenin ideolojik sald›r›s›yd›. Sendikalar olarak sessiz kald›k. Daha gerçekçi, mant›kl› hareket ederek, ulusal varl›klar›m›z›n yok edilmek istendi¤ini görerek sert tepki koysayd›k böyle olmazd›” dedi. (Kartal)

CASTLEBLA‹R’DE D‹REN‹fi SONA ERD‹ Esenyurt’ta kurulu bulunan Castleblair Fabrikas›’ndan at›lan iflçilerin sendikal ihanete ve patron sald›r›lar›na karfl› sürdürdükleri direnifl 23 Eylül 2004 tarihinde sona erdirildi. ‹flçiler yapt›klar› aç›klamada “üç ayd›r sendikal ihanete ve patron sald›r›lar›na karfl› kararl›l›kla direnen Castleblair direnifli sona erdi. Sendikalar›m›z›n bafl›ndaki sermaye ajanlar›n› iflçi s›n›f›n›n örgütlü gücüyle er ya da geç mutlaka yenece¤iz” dediler. (‹stanbul)


8-21 Ekim 2004

14

6

Ebu Garib’ten sonra: “Onlardan nefret ediyorum” Alazawi, ABD’li gardiyanlar›n onu tüm gece boyunca sandalyeye oturur vaziyette b›rakt›klar›n› ve ertesi gün tutuklular taraf›ndan “iflkencehane” olarak bilinen bir odaya götürdüklerini söyledi. ABD’li yetkili bize “‹tiraf etmezseniz, size iflkence yapaca¤›z. Yani itiraf etmek zorundas›n›z” dedi. Ellerim kelepçelenmiflti. Botlar›m› ç›kard›lar ve yüzümü duvara dönük flekilde çamurda aya¤a diktiler. Kad›n ve erkeklerin ba¤›rmalar›n› ve a¤lamalar›n› duyabiliyordum. Erkek kardeflim Mu’taz’›n 盤l›klar›n› tan›d›m. Ne oldu¤unu görmek istedim ve gözümün üzerindeki kumafl› kald›rmaya çal›flt›m. Bunu yapt›¤›mda bay›ld›m.” Huda Alazawi kötü ünlü Irak hapishanesinde tek bafl›na tutulan birkaç kad›ndan biriydi. Serbest b›rak›lmas›n›n ard›ndan, ilk kez ‹ngiliz Guardian gazetesinden Luke Harding’e 20 Eylül günü konufltu. Her fley bir telefon görüflmesiyle bafllad›. Geçen y›l Kas›m ay›nda 39 yafl›ndaki sa¤l›kl› bir Ba¤datl› ifl kad›n› olan Huda Alazawi, Irakl› bir haberciden bir istek ald›. Adam Ba¤dat’›n, ABD’ye düflmanl›¤› ile iyi bilinen bir Sünni bölgesi olan Adhamiya’da Amerikal›lar için çal›fl›yordu. ‹ste¤i gayet basitti: Madam Huda-arkadafllar› ve ailesi onu böyle bilirdiona 10 bin dolar vermek zorundayd›. E¤er ödemeyi yapmazsa, onun ve ailesinin Irak direnifli için çal›flt›¤›n› iddia eden bir rapor yazacakt›. Bunu ABD ordusuna iletecek ve onlar da Huda’y› tutuklayacakt›. “Bu aç›kça bir flantajd›” diyor Alazawi, al›flverifl flirketinin Ba¤dat bürosunda konuflurken: “Biz e¤er bunu kabul edersek; baflka istekler de olaca¤›n› biliyorduk.” Haberci, sözleri kadar do¤ruydu. Kas›m 2003’te ABD askerlerini Alazawi’nin erkek kardefli Ali ve flimdi 45 yafl›nda olan ablas› Nahla’y› sorgulamak için harekete geçiren bir rapor yazd›. Haberci, ayn› zamanda Balaclava giyerek ABD askerleriyle birlikte ailelerin

antik Ba¤dat varl›klar›n› ya¤malamaya da önderlik etmiflti. Aral›k 2003’te Amerikal›lar Alazawi’nin 44 yafl›ndaki di¤er abisi Ayad’› tutuklad›. Bunun üzerine Alazawi Adhaniya’daki Saddam Hüseyin’in eski saraylar›ndan biri olan ABD üssüne gittiler. “Bir ABD’li yüzbafl› iki erkek kardeflimle birlikte geri dönmemi söyledi. Bundan sonra konuflabilece¤imizi söyledi.” Alazawi erkek kardeflleri Ali ve Mu’taz ile birlikte döndü. “4 saat boyunca bekledim. Bir Amerikal› yüzbafl› sonunda beni sorgulad›. 10 dakika sonra tutukland›¤›m› bildirdi.” Geçen y›lki iflgalden beri Amerikal›lar taraf›ndan tutuklanan di¤er binlerce Irakl› gibi tutuklanan Alazawi Bush yönetiminin “terörizmle savafl” gerçekli¤ini tan›mak üzereydi. “Beni kelepçelediler, gözlerimi ba¤lad›lar ve gözlerimin çevresine bir parça bez koydular. Beni sar›p sarmalay›p saray›n içinde bir yere götürdüler. ‹çinde tek bir tahta sandalyenin oldu¤u bir odaya att›lar. Müthifl derecede so¤uktu. 5 saat sonra k›z kardeflimi de içeri getirdiler. Hiçbir fley göremiyordum, fakat onu a¤lamas›ndan tan›yabildim.” Alazawi, ABD’li gardiyanlar›n onu tüm gece boyunca sandalyeye oturur vaziyette b›rakt›klar›n› ve ertesi gün tutuklular taraf›ndan “iflkence-

hane” olarak bilinen bir odaya götürdüklerini söyledi. ABD’li yetkili bize “‹tiraf etmezseniz, size iflkence yapaca¤›z. Yani itiraf etmek zorundas›n›z” dedi. Ellerim kelepçelenmiflti. Botlar›m› ç›kard›lar ve yüzümü duvara dönük flekilde çamurda aya¤a diktiler. Kad›n ve erkeklerin ba¤›rmalar›n› ve a¤lamalar›n› duyabiliyordum. Erkek kardeflim Mu’taz’›n 盤l›klar›n› tan›d›m. Ne oldu¤unu görmek istedim ve gözümün üzerindeki kumafl› kald›rmaya çal›flt›m. Bunu yapt›¤›mda bay›ld›m.” Birçok Irakl› kad›n gibi Alazawi de ne gördüklerini anlatmak konusunda suskundu, fakat abisi Mu’taz’›n vahflice cinsel tacize u¤rad›¤›n› söyledi. Ard›ndan sorgulama s›ras› ondayd›. “Haberci ve Amerikal› yetkilinin ikisi de odadayd›. Haberci konuflmaya bafllad›: ‘Erkek kardefllerini Amerikal›lara sald›rmas› için finanse eden kad›n sensin’ dedi. Biraz ‹ngilizce konuflabiliyorum, bu yüzden “O bir yalanc›” dedim. Amerikal› yetkili iki yana¤›ma flamar indirdi. Yere düfltüm.” Alazawi, Amerikal› gardiyanlar›n kendisini yüzünü duvara dönük bir flekilde ö¤leden gece yar›s›na kadar 12 saat boyunca ayakta tuttu¤unu söyledi. Sonra onu hücresine geri götürdüler. “Hücrenin tavan› yoktu.

Ya¤mur ya¤›yordu. Gece yar›s› k›z kardeflimin ayaklar›na bir fley att›lar. Bu erkek kardeflim Ayad’d›. Bacaklar›ndan, dizlerinden ve aln›ndan kan ak›yordu. K›z kardeflime ‘nefes al›p almad›¤›na bak’ dedim. ‘Hay›r, hiçbir fley yok’ dedi. A¤lamaya bafllad›m. Ertesi gün cesedini ald›lar.” ABD ordusu Guardian’›n da gördü¤ü bir ölüm belgesi haz›rlad›; belgede ölüm nedeni “nedeni bilinmeyen kalp durmas›” olarak belirtiliyordu. Belgeyi imzalayan Amerikal› doktor, ismini yazmam›flt› ve imzas› da okunmuyordu. Ceset, aylar sonra 3 Nisan’da, Ebu Garib hapishanesi iflkence skandal› patlak verdikten sonra ailesine teslim edildi. Aile cesedin foto¤raflar›n› çekti. Guardian’›n da gördü¤ü bu foto¤raflarda gö¤üs ve kollarda yo¤un çürükler ve sol gözün üstünde fliddetli bafl yaralanmas› görünüyordu. Ayad’›n cenazesi al›nd›ktan sonra, Alazawi di¤er 18 Irakl› tutuklu ile birlikte askeri kompleks içinde bir minibüse konulduklar›n› söylüyor. “Amerikal›lar bize ‘bu gece hiç kimse uyumayacak’ dedi. Sürekli yüksek sesle ürkütücü bir müzik çald›lar. Birisi uyur uyumaz kap›lara vurmaya bafll›yorlard›. Noel gecesiydi. Burada bizi üç gün boyunca tuttular. ABD askerlerinin birço¤u içkiliydi.”


6 Sonunda, bir ABD’li gardiyan lavabodan ç›kt›¤›nda Alazawi’nin omzunu k›rd›ktan sonra, Alazawi ve kalan kardeflleri, önce Ba¤dat ‹çiflleri Bakanl›¤›ndaki bir polis akademisine ve ard›ndan 4 Ocak 2004’te Ebu Garib Hapishanesine sevk edildiler. 20 yafl›ndaki k›z› Farah ve 4 yafl›ndaki k›z torunu Safat ile birlikte Alazawi sonraki 156 günü tecrit hapishanesinde geçirdi. Di¤er 5 Irakl› kad›nla birlikte Ebu Garib’in kötü ünlü “zor yerinde” tutuldu. Bu, iki ay önce Amerikal› gardiyanlar›n Irakl› tutsaklara cinsel iflkence yaparken foto¤raf çektikleri hücrelerdi, “zor” olarak kabul edilen erkek tutuklular ise alt kattakilerde tutuluyorlard›. Burada kalanlar›n büyük ço¤unlu¤u keskin tellerle ve kaz›klarla çevrili bir dizi aç›k çad›rda yat›yordu. Ebu Garib’deki ilk haftas›nda, ABD askerlerinin sorgulamalar›nda tutsaklara tecavüz, iflkence s›radan bir olayd›. Alazawi “Gardiyanlar vahfli köpekler kullan›yordu. Bir gardiyan›n köpe¤in 14 yafl›ndaki bir erkek çocu¤unun baca¤›n› ›s›rmas›na izin verdi¤ini gördüm. Çocu¤un ad› Adil’di. Di¤er gardiyanlar s›kl›kla erkeklere sald›r›yordu. Burunlar›ndan kan akt›¤›n› görebiliyordum. Aylardan Ocak ve fiubat olmas›na karfl›n, onlar› zorla so¤uk dufla sokuyorlard›. ‹lk bafllarda, zihinsel ve psikolojik savaflt›” diyor. Alazawi Irakl› kad›nlar›n u¤rad›¤› cinsel taciz hakk›ndaki sorular karfl›s›nda sessizdi, fakat ne kendisinin ne de di¤er Irakl› kad›nlar›n o s›rada ABD’li gardiyanlar taraf›ndan cinsel tacize u¤ramad›¤›n› söyledi. Tu¤general Antonio Taquba sonradan skandala yol açan raporunda ABD askeri polisinin Ebu Garib’de en az›ndan bir kad›n tutukluya tecavüz ettiklerini bulmufltu; sadece “Noor” olarak bilinen bir kad›n›n hapishaneden kaç›rd›¤› tecavüz iddialar›n›n bulundu¤u bir mektup tamamen do¤ru bulunmufltu. Guardian’›n söylefli yapt›¤› baflka tan›klar da Amerikal› gardiyanlar›n geçen y›l blokta as›lan 14 yafl›ndaki Irakl› k›za “tekrar tekrar” tecavüz ettiklerini söylemiflti. Ayn› zamanda, birçok kad›n tutsa¤›, erkeklerin önünde soyarak gösteri yapt›klar›n› da söylemifllerdi. Alazawi ilk baflta yata¤› olmayan ve bir tuvalet kovas›n›n oldu¤u iki metre karelik hücrede tutuldu¤unu söyledi. ‹lk üç hafta, konuflman›n yasak oldu¤u söylendikten sonra Alazawi tamamen “suskundu”. ABD’li gardiyanlar ona tek bir kitap verdiler; Kuran. O ise bir kalem çalmay› baflararak Kuran’›n kenarlar›na iflkence olaylar›n› tarihleriyle birlikte kaydetti. Hücredeki ilk birkaç ay›nda, ABD askerleri vahfli, adi ve zulümkard›. “Bir parça ‹ngilizce konuflabildi-

15 ¤im için, çöpleri boflaltma ifli bana verilmiflti. Hiçbir zaman yeterli yiyecek olmazd› ve bir gün açl›ktan çökmüfl yafll› bir kad›nla karfl›laflt›m. Amerikal›lar her zaman s›cak yeme¤in fazlas›n› yiyorlard›. Bir paketin içinde biraz yiyecek buldum ve bu kad›na verdim. Beni yakalad›lar ve bir metre karelik ceza hücresine att›lar. Sonra 4 saat boyunca üzerime so¤uk su boflaltt›lar.” Bu olay›n tarihini Alazawi Kuran’›na 24 fiubat 2004 olarak yazd›. ‹lk dört ay, s›k s›k yap›lan sorgulamalar›n d›fl›nda, bloktan d›flar› ç›kmas›na izin verilmedi. Alazawi, kendisine sürekli Direniflin içinde yer al›p almad›¤›n› ve ABD askerlerine roket at›p atmad›¤›n›n soruldu¤unu söyledi. “Bu sürekli bir flaka haline geldi. Di¤er kad›nlar bana RP⁄ Kraliçesi lakab› takt›lar. Amerikal› sorguçlar tamamen cahildiler ve Irak halk› hakk›nda hiçbir fley bilmiyorlard›. Orada bulunan insanlar›n büyük ço¤unlu¤u masumdu.” Nisan’da Ebu Garib skandal› patlak verdikten sonra, Alazawi’ye günde 10 dakika avluda egzersiz yapmas›na izin verildi, bir yata¤a sahip oldu. Hapishaneye “Mrs Palmer” ad›nda yeni bir kad›n gardiyan atand›, Bayan Palmer, kad›nlara ‹ngilizce konusunda yard›mc› oldu ve kendisi de Arapça ö¤renmeye çal›flt›. May›s ay›nda, Washington taraf›ndan iflkence skandal›n›n kötü sonucunda, hapishanenin çevresinde ilk kez genifl bir gazeteci grubu taraf›ndan refakat edilen Tu¤general Geoffrey Miller, atand›. Bir gece önce, Alazawi ve üst kattaki kad›nlardan çok az› b›rak›lm›flt›. “Mrs Palmer, teftifl s›ras›nda yataklar›m›z›n üzerinde sessizce yatmak zorunda oldu¤umuzu söyledi.

8-21 Ekim 2004 Biz böyle davran›rsak, hücrelerimizin d›fl›nda, güneflin alt›nda daha fazla kalmam›za izin vereceklerini söyledi. Ertesi gün, General Miller, çok say›da gazeteci ile birlikte geldi. Onlara, burada tutulan insanlardan baz›lar›n›n katil olduklar›n› söylediklerini duydum. ‘Biz katil de¤iliz. Katil olan sizsiniz. Buras› bizim ülkemiz, siz buray› iflgal ettiniz’ diye ba¤›rd›m. Bundan sonra, tam bir ay boyunca hücremden ç›kmama izin verilmedi. Bir ABD’li yetkili geldi ve bana ‘Senin yüzünden, hepimiz cezaland›r›ld›k’ dedi. Alazawi, Miller’den etkilenmedi¤ini söyleyerek “Kesinlikle foto¤raf›n›n çekilmesini seviyordu” dedi. Sonraki birkaç hafta üzerine, ABD ordusu Ebu Garib tutuklulular›n›n yüzlercesini serbest b›rakmaya bafllad› (zarar›n azalt›lmas› için). Alazawi ve k›z kardefli hücrelerinden bir çad›ra tafl›nd›lar. Üç general onunla söylefli yapmaya geldi ve erkek kardefli Ayad’a ne oldu¤unu anlatmas›n› istedi. Bununla birlikte bir özür bile dilemediler. Di¤er kad›nlar, k›z kardefli de dahil, parça parça serbest b›rak›ld›. Sonunda 19 Temmuz’da bir helikopter Alazawi’yi Al Taju’ya, Ba¤dat’›n hemen kuzeyindeki askeri bir üsse götürdü. “Hapishanedeki 6 aydan sonra, bana birden kraliçe gibi davranmaya bafllad›lar. Bu garipti.” “Bana Pepsi ikram ettiler. Dufl alabilirdim. Havaland›rma vard›. Bana bakmak için dört kad›n asker vard›. Doktor 24 saat içinde beni görmek için 4 kez geldi. Ülkeyi terk etmeyece¤ime söz veren bir ka¤›t parças› imzalatt›lar. Ve ard›ndan özgürdüm” dedi Alazawi. ABD’li bir askeri sözcü Alazawi’yi tan›d›¤›n›, fakat 156 gün tecritte tutuldu¤u iddias›n›n flüpheli oldu-

¤unu söyledi. “Ebu Garib’de tuttu¤umuz son iki kad›n olan O ve k›z kardeflini, kültürel hassasiyetlerini dikkate alarak erkek tutuklulardan ay›rd›k” dedi ve ekledi “Cinsel tacizlerin yafland›¤› gerçe¤i art›k yeni bir haber de¤il. Bunu yapt›klar›n› biliyoruz ve bununla suçlananlar yarg›lanmaktalar.” Alazawi flimdi, yaflam›n› yeniden bir araya getirmeye çal›fl›yor. Ba¤dat’daki ifline geri döndü. Buras›, kendisine tatl› Irak kahvesi getiren sayg›n çal›flanlarla çevrili, yabanc› araba ve elektrikli eflya ithal eden bir yerdi. ‹fllerin büyüdü¤ü görülüyordu. Arap ailesinin Irakl› Sünni kesiminden gelen arkadafllar›n›n ço¤u ve onu beyaz deri kanepelerinin üzerinde dedikodu yapt›lar. Fakat serbest b›rak›lmas›ndan sonra, milyoner kocas› onu boflad›¤›n› söyledi. “Bir do¤u toplumunda, bir kad›n için ABD hapishanelerinde aylar geçirmek çok zordur” diyor Alazawi. Ebu Garib’deki di¤er birçok eski kad›n tutuklunun kayboldu¤una inan›l›yor; di¤erleri de kocalar› taraf›ndan reddedilmekte. Alazawi’nin hayatta kalan erkek kardefli Ali (hapishane numaras› 156215) ve Mu’taz (156216) hala Ebu Garib’deler. ABD ordusu onlar› herhangi bir yarg›lama ya da yasal ifllem yap›lmadan Cenova Konvansiyonuna ayk›r› bir flekilde tutmaya devam ediyor. Tüm di¤er tutuklular, deneyimleri hakk›nda konuflmay› reddediyorlar; Alazawi tan›kl›k yapan ilk kad›n. Felaketten felakete, kaç›rmalardan intihar bombalar›na, s›k›yönetimden iç savafla, ölümden ölüme Irak’›n içinde bulundu¤u bu kötü durumda Amerikal›lar hakk›nda Alazawi ne düflünüyordu? “Onlardan nefret ediyorum” diyor.


8-21 Ekim 2004

16

6

Aç›klama; Elimize posta kanal› ile ulaflan bildiriyi güncelli¤i dolay›s› ile oldu¤u gibi yay›nl›yoruz

Nepal Halk Savafl›, ezilenlerin umudunu, emperyalistler

ve gericilerin korkular›n› büyüterek ilerliyor!

Marksizm-Leninizm-Maoizm bilimini kendisine rehber alan Nepal Komünist Partisi (Maoist) önderli¤indeki halk savafl› bugüne kadar önüne ç›kan tüm engelleri bir bir aflarak, düflman› tüm cephelerde büyük bozgunlara u¤ratarak ve her türlü entrika, komplo ve provokasyonlar› zaman›nda do¤ru tahlil edip önlemini alarak ve en önemlisi de milyonlarca kitleyi Marksizm-Leninizm-Maoizm bilimi önderli¤inde örgütleyip silahland›rarak, ülkenin büyük bölümünde halk iktidar›n› kurarak, büyük cüret ve cesaretle dünyan›n çat›s›nda Komünizm perspektifli Demokratik Devrimi mücadelesinde stratejik sald›r› aflamas›yla iktidara emin ad›mlarla ilerliyor. NKP(M) önderli¤indeki örgütlü Nepal halk›n›n bu flanl› yürüyüflü dünyada, tüm devrimcileri ve dostlar›n›n umutlar›n› bir hayli yükseltirken düflmanlar›n›n korkular›n› da daha da derinlefltirdi. Baflta ABD‹ngiliz emperyalistleri ve Hint yay›lmac›l›¤› olmak üzere, dünyan›n tüm emperyalist ve gerici güçleri dünyan›n çat›s›ndaki bu flanl› devrim yürüyüflünü bo¤mak ve dünyan›n zirvesi olan Everest’i tutuflturan Halk Savafl› ateflini söndürmek için tüm güçlerini seferber etmifl bulunuyorlar. Tüm emperyalist ve gerici güçler biliyorlar ki dünyan›n çat›s›ndaki devrim, Everest’i tutuflturan alevler sadece ora-

da kalmay›p tüm dünyay› sarmalayacak bir devrimci f›rt›naya dönüflecek. Yo¤un sömürü ve zulüm alt›ndaki yüz milyonlarca iflçi ve emekçinin; ‘küreselleflme’ masal›yla uyuflturularak zengin olma hayalini düflleyen ama sonunda daha da fakirleflerek iflini-evini-topra¤›n› kaybeden on milyonlar›n bu devrimci f›rt›nadan, devrim alevlerinden etkilenmemesi mümkün de¤ildir. Baflta ABD ve ‹ngiliz emperyalistleri olmak üzere, tüm emperyalist ve gerici güçler art›k son dönemlerini yaflayan gerici Nepal monarflisini kurtarmak için ekonomik-siyasal ve askeri olarak resmen bir seferberlik içerisindedirler. Hint yay›lmac›l›¤› ise, özellikle hem ABD’nin bölgedeki emperyalist emellerini gerçeklefltirmede bir mafla rolü oynamakta hem de, kendi yay›lmac› karakterine ve siyasetine uygun olarak en az›ndan Nepal’in bir bölümünü iflgal etme haz›rl›¤›nda. Hint yay›lmac›l›¤› kendi kanunlar›n› dahi hiçe sayarak, hakl› hiçbir gerekçe göstermeden yoldafl Gaurav ve Kiran gibi NKP(M)’nin yönetici kadrolar›n› aylard›r tutuklayabilmekte, di¤er yönetici kadro ve halktan insanlar› ise gerici Nepal devletine teslim edebilmektedir. Hint yay›lmac›l›¤› emperyalist babalar›ndan ald›¤› büyük destekle, bundan sonra bu gibi icraatlar›n› daha da art›racak, art›k

sadece NKP(M)’nin kadro ve üyelerini de¤il, halk savafl›n› destekleyen herkesi tutuklayarak iflkence yapacak ve y›llar süren hapis cezalar›na çarpt›racak. Sadece bu da de¤il, bölgedeki co¤rafik konumu ve Nepal gerici güçleri üzerindeki etkisi nedeniyle, istedi¤i zaman Nepal’in iç-ifllerine do¤rudan müdahalede bulunarak iflgal edecek ve do¤rudan katliamlara giriflecek. NKP(M) önderli¤indeki flanl› Nepal Halk Savafl› stratejik sald›r› aflamas›na girmesiyle, yoksul ama kahraman Nepal halk› ülkesindeki gerici iktidar› alafla¤› etmek ve emperyalist-gerici iflgal ve sald›r›lara karfl› ülkesini korumak, kaderini tamam›yla kendi eline alma aflamas›na girmifl bulunuyor. Yi¤it Nepal halk› komünist partisi önderli¤inde, bu yeni süreçte daha büyük ac›lar, kay›plar verecek ve ödeyece¤i bedel öncesine göre daha a¤›r olacakt›r. Fakat, tüm bedellere ra¤men Marksizm-Leninizm-Maoizm rehberli¤inde savaflan yi¤it Nepal halk› bu süreçte daha büyük at›l›mlara, kahramanl›klara imza atacakt›r. Emperyalist-kapitalist zinciri parçalay›p dünyan›n çat›s› olan Nepal halkas›n› kopar›p enternasyonal proletarya ve dünya halklar›na kazand›racakt›r. Tüm bu geliflmeler de göstermektedir ki, bundan sonra özellikle ABD ve ‹ngiliz emperyalistleri ile Hint yay›lmac›l›¤›, Nepal’deki uflaklar›yla birlikte daha büyük komplo ve provokasyonlara baflvuracak, köy-ilçe ve flehirleri havadan bombalayacak, do¤rudan iflgallerle daha büyük kitlesel katliamlara giriflecekler. Nepal Halk Savafl› bugün, yüzbinlerin do¤rudan kat›l›m›n› ve milyonlar›n deste¤ini alarak büyük bir cüret ve ›srarla hedefine do¤ru ilerliyor. Halk Kurtulufl Ordusu art›k düzenli bir ordu fleklinde yeniden örgütleniyor. NKP(M) ve önderli¤indeki Halk Kurtulufl Ordusu ile Birleflik Devrimci Halk Konseyi düflmana son darbeyi indirmek için, yeni döneme uygun flekilde yeniden yap›land›r›l›yor. Her türden olas› geliflmelere karfl› yeni alt stratejiler ve te-

mel taktikler oluflturuluyor. Nepal Halk Savafl›n›n görkemli ve büyük bir cüretle iktidara do¤ru ilerleyifli emperyalist ve gerici güçlerin tüm çarp›tmalar›na, gizli tutmalar›na karfl›n tüm dünyan›n gündeminde. Bunu dünyan›n gündemine getiren de, NKP(M) önderli¤inde a¤›r bedeller ödeyerek halk savafl›n› bugünlere tafl›yan yi¤it Nepal halk›d›r. Bu çok a¤›r bedeller ödeyerek bu kahramanl›¤› gösteren yi¤it Nepal halk›yla, O’nun kurtulufl ordusuyla ve de Onlar› bu aflamaya getiren güzergaha önderlik eden NKP(M) ile dayan›flmaya girmek art›k, dünyan›n tüm ilerici-demokratik-devrimci güçleri için kaç›n›lmaz bir görev olmufltur. Yi¤it Nepal halk›n›n kavgas› her türden sömürü ve zulme karfl›d›r. O, emperyalist-kapitalist sisteme ve onun üretti¤i haks›zl›¤a, adaletsizli¤e, yoksullu¤a, açl›¤a, sefalete ve de bu sistemin sahiplerine karfl› savafl›yor. O tüm dünya halklar›n›n kardeflli¤ine inan›yor ve bir arada yaflayabilmesi için bu kardeflli¤i dinamitleyen egemenlere karfl› savafl›yor. Yi¤it Nepal halk› bu hakl› ve onurlu savafl›yla günümüz dünyas›nda emperyalizme ve gericili¤e karfl› mücadelede, en ön cephede ve en ileri mevzilerde çarp›fl›yor. Dünyan›n bilimum gerici güçleri yi¤it Nepal halk›n›n bu onurlu savafl›n› bo¤mada el-ele verdi¤i bir durumda, dünyan›n ilerici-devrimci güçleri bu gerici kuflatmay› yarma ve Nepal halk›n›n bu savafl›n› her yönüyle desteklemek gibi kaç›n›lmaz bir görevle karfl› karfl›yad›r. Zafer NKP (Maoist) önderli¤inde savaflan Nepal halk›n›n olacakt›r! Kahrolsun Emperyalizm, Faflizm ve her türden gericilik! Yaflas›n Proletarya Enternasyonalizmi! Yaflas›n Marksizm-Leninizm- Maoizm! Yaflas›n Halk Savafl›! TKP/ML Enternasyonal Büro Eylül 2004

“Hapishaneler konusunda toplumsal muhalefeti art›rmak için

MÜCADELEY‹ ‹LMEK ‹LMEK ÖRMEK GEREK‹YOR” Hapishaneler, Yeni Ceza ‹nfaz Yasas› ile yeni bir sald›r› ile karfl› karfl›ya. fiimdiye kadar genelgelerle yönetilen hapishaneler yeni ç›kar›lacak yasayla yönetilecek. Yasan›n k›saca özetini içeren üç önemli bafll›k bulunuyor: “Zorunlu E¤itim”, “Zorunlu Çal›flt›rma” ve “Tek Tip Elbise Uygulamas›”. Özellikle siyasi tutsaklar› hedef alan bu uygulamalar tasar›n›n yasalaflmas› durumunda hapishanelerde adeta nefes almay› bile s›n›rland›rmay› hedef almaktad›r. Kifliliksizlefltirme, kimliksizlefl-

tirme, örgütsüzlefltirme sald›r›lar›n›n en somut ifadesi olan bu yasan›n TCK’n›n da onanmas› ile beraber Nisan ay›nda yürürlü¤e girmesi bekleniyor. Bu konuda söylefli yapt›¤›m›z Avukat Faz›l Ahmet Tamer’in de dedi¤i gibi ülke gerçekli¤imiz flu an itibariyle toplumun kendi sorunlar›na karfl› duyars›z oldu¤u bir süreçten geçiyor. Bu anlam›yla hapishanelerdeki bu uygulamalara yönelik toplumsal duyarl›l›¤› art›rmak oldukça güç gözüyor. Bu yüzden hapishanelerde yaflanan sorunlara ve tecrite

karfl› mücadeleyi toplumun di¤er kesimlerine uygulanan sald›r›lardan ba¤›ms›z tutmadan bir bütün içinde ele almal›, mücadeleyi uzun erimli ve kazanmaya dönük ad›mlar atma yönlü gelifltirme çabas›nda olmal›y›z. D›flar›da büyütece¤imiz toplumsal muhalefet, içerideki muhalefetle birleflti¤i zaman sald›r›lar› ancak püskürtebiliriz. - ‹nfaz yasas› kamuoyu gündemine Tek Tip Elbise uygulamas› ve Zorla Çal›flt›rma ile girdi. Ancak yasan›n bütünü aç›s›ndan bir de¤erlendirme


6 yaparsak nas›l bir tablo ile karfl›lafl›r›z? - Yasa bütün aç›s›ndan genel anlamda mahpuslar›n haklar›n› k›s›tlayan, onlara iyilefltirilmesi gereken nesneler gözüyle bakan bir tasar›. Zorla e¤itimi, zorla kiflilik kazand›rmay› hedefliyor. Sosyal uyumsuzluklar› olan mahpuslar olabilir, adli tutuklular› kastediyorum. Ancak bunlarda bile zorla e¤itim söz konusu olamaz. E¤itim; mahpuslar olsun, özgür bireyler olsun imkan olarak sunulur ve o bireyin seçmesi durumunda verilebilir. Ama yasa “zorunlu e¤itimi” getiriyor. Daha ayr›nt›l› incelenebilir ama genel olarak ve k›saca zorunlu e¤itimden bahsediliyor. - E¤itimin içeri¤i aç›lm›fl m›? Nas›l bir e¤itim verilece¤inden bahseden bir madde yasada geçiyor mu? - Nas›l bir e¤itim oldu¤undan bahsetmemifl. Atatürkçü bir e¤itim mi, dinci bir e¤itim mi? Bunlar yok. Ama belirli maddelerde örne¤in “E¤itim yerini terk eden, e¤itime kat›lmayan mahpuslar›n cezaland›r›laca¤›” bildiriliyor. Mektuptan kesme, görüflten al›koyma cezas› gibi uygulamalar› gündeme getiriyor. Bu gibi maddelerle mahpuslar›n iyilefltirilmesinden bahsediliyor. En genel anlam›yla belirli bir kiflili¤e zorla sokmay› hedefleyen, kifliliklere sayg› duymayan bir yasa söz konusu. Bütün olarak yasaya damgas›n› vuran özellik bu. Tasar›da “sessiz protesto” dahi yasaklanm›fl. Slogan atmak, marfl söylemek yasak. Sonuçta kifliyi tüm yönleriyle ezmeye çal›flan bir tasar›. - ‹nfaz yasas›n›n uygulanmas›nda inisiyatif büyük oranda hapishane yönetimlerine b›rak›l›yor. Bunun anlam› nedir? Nas›l bir sald›r› içeriyor? - Baz› fleyler örne¤in zorunlu çal›flt›rma hapishane yönetimlerine b›rak›l›yor. Hükümlüler için zorunlu çal›flt›rma getirilmifl. Bunu hapishane yönetimi uygulamak zorunda. E¤itim yerini terk etmek gibi durumlarda da hapishane yönetimi yetkili. Pratikte hapishane yönetimi kendi koflullar›na göre yasada öngörülenden ceza getirmeyebilir ya da daha a¤›r bir ceza getirebilir. Bir tek, Tek Tip Elbise noktas›nda hapishanelere inisiyatif tan›nm›fl. Burada merkezi tek tip elbise getirilmiyor. Bunun yetkisini Bakanl›¤a de¤il, cezaevi yönetimlerine vermifl. Örne¤in Konya’da herhangi bir cezaevi diyelim ki “Ben gerekli gördüm” diyerek tek tip elbiseyi getirebilir. Böyle bir yetkisi var. Onun d›fl›nda daha çok uygulamalar yasaya ba¤lanm›fl. Sadece pratikte cezaevi idaresi yetkili k›l›n›yor. Siyasi mahkumlardan kimsenin zorunlu çal›flmay› kabul edece¤ini sanm›yorum. O zaman bu durumda kimsenin mektup hakk›, görüflme hakk› olmayacakt›r. - Yasada Zorunlu Çal›flt›rma ve Tek Tip Elbise uygulamas› nas›l gerekçelendiriliyor? - Zorunlu Çal›flt›rman›n ve tek tipleflmenin gerekçelerinde genel olarak güvenlik ortaya konuluyor. Firar› engelleme gibi. Cezaevi tarihine bakt›¤›m›zda tek tip elbise giyilmemesinden kaynakl› güvenli¤in ortadan kalkmas› gibi bir durumun olmad›¤›n› görürüz. Belki birkaç istisna durum ortaya ç›k-

17 m›fl olabilir ama bunlar da genellefltirilemez. Demokrasi, insan haklar› bir tahammül rejimidir. Baz› güvenlik tedbirleri, kayg›lar› ad›na insan haklar› güvenlik gerekçesi ile yok say›lamaz. Güvenlik ad›na birileri kalk›p bu mant›kla iflkenceyi savunabilir, birileri kalk›p yarg›s›z infaz› savunabilir. Tek tip elbise de böyle bir fley. Genel olarak gerekçe olarak güvenlik olarak aç›klanm›fl ama çok ayr›nt›l› da detayland›r›lm›fl. Zorunlu çal›flt›rma konusunda ise; tutukluyu yaflama haz›rlama, cezaevine yük olmama, asgari ücretin alt›na bir para vererek çal›flt›rma söz konusu. Ücreti noktas›nda cezaevi idaresinin inisiyatifine b›rak›lm›fl. Tutuklunun maddi anlamda gereksinimlerini kendisinin karfl›lamas› için bir gerekçe de sunuluyor. Avrupa’da, Amerika’daki infaz sistemlerinde bu var. Yani mahpus orada çal›fl›yor kendi televizyonunu al›yor, kendi elektri¤ini ödüyor.. Bu tarz fleyler var. Yasayla bunlar getirilmeye çal›fl›l›yor. Bu da çok sakat bir bak›fl aç›s› bence. Çal›flma zorunlu hale getirilmemeli. Üretmek iyidir. Ama bu da zorunlu hale getirilirse kabul edilemez. Bugün mahpuslar para öderse ayd›nlanabiliyor, para öderse televizyon izleyebiliyor, mektuplaflabiliyor. Bunlar temel haklard›r. Bir mahpusun

da. Böylesi bir yasa flu anda da geçerli, yeni yasada da geçiyor. Ama uygulamas› ile karfl›laflmad›k. Biz t›p otoriterleri ile de görüfltük onlar›n da görüflleri bizimki ile ayn›. Birisinin zorla besleme, beslenme hakk›n› tan›mama bir insan hakk› ihlali. Kiflinin vücut bütününe r›zas› d›fl›nda dokunma anlam›na geliyor. Bu insan haklar› aç›s›ndan ve t›p eti¤i aç›s›ndan olmamas› gereken bir durumdur. Yeni infaz yasas› da protesto etti¤imiz bu yaklafl›m› aynen koruyor. Sonuç itibari ile insan haklar›na ayk›r› bir uygulama. - Hapishanelerdeki uygulamalarda genel olarak Avrupa ve Amerika örnek al›n›yor. Oradaki uygulamalara yönelik bir bilgi verebilir misiniz? - Demokrasinin, insan haklar›n›n adresi olarak Avrupa, Amerika gösteriliyor. Ancak oradaki uygulamalar da olumsuz. Hücre sistemi orada da var. Tecrit, zorunlu çal›flt›rma orada da geçerli. Bu anlam›yla meclis sürekli olarak örnek diye oray› gösteriyor. Avrupa da bask›c› uygulamalar› dayat›yor. Bizim referans almam›z gereken yer (genel anlamda demokrasi anlam›nda da) özellikle ceza infaz sistemi hakk›nda Avrupa de¤il, Birleflmifl Milletler’in kimi belgeleri, dünyadaki hukuk çevrelerinin bu konuda gelifltirmifl olduklar›

iletiflim hakk›, bas›n-yay›n organlar›ndan yararlanma hakk› temeldir. Paras› olmasa da bunlardan yararlanmas› gerekir. Bunlar› ücret ödemeye ve çal›flmaya ba¤l›yorlar. Kabul edilebilecek bir fley de¤il. Üretimin gönüllü olmas› gerekti¤ini söyledik. Cezaevlerinde bulunan tutuklular düflünsel bir üretim içinde zaten. Bu üretimin illede gidip bir çini iflinde çal›flmayla, bir marangoz atölyesinde çal›flmas›yla olmas› gerekmiyor. Siyasi mahpuslar›n bir ço¤u yaz›yor, okuyor düflünsel bir üretim içinde. Siyasi mahpuslar zaten çal›fl›yor. Siyasi ya da adli mahpus olsun çal›flma gönüllü¤e dayanan temelde sunulmal›d›r. - TCK’da yeni bir suç olarak “beslenmeyi engelleme” fiili yarat›lm›fl durumda. Mevcut hapishane koflullar›nda hak arama mücadelesinde bu maddenin yeri ne olacak? - O yasa bugün için de geçerli. Kelimesi kelimesine geçirilmifl durumda. Mevcut yasaya göre Ölüm Orucu eylemini teflvik edenler ceza almak zorun-

ileri anlay›fllar olmal›. Avrupa Türkiye’deki 19 Aral›k katliam›n› destekledi, tecriti destekliyor. Kendi dinamiklerimizle bir cezaevi mücadelesi, en genel anlamda demokrasi mücadelesi vermemiz gerekiyor. Çünkü mevcut devletler devlet ç›kar›n› ön plana al›yor. S›n›f ç›kar›n›, halk›n, emekçilerin ç›kar›n› ön plana almad›klar› için buradan pek medet ummak da do¤ru de¤il. - Yeni yasan›n giriflinde “Bir ülkedeki ceza kanunu hakim felsefe, de¤er ve ilkeler, o ülkedeki siyasi rejimin niteli¤ini gösterir” deniliyor. Gerçekten çok do¤ru bir cümle. Peki biz yeni yasaya bakt›¤›m›zda ülkenin siyasi rejiminin niteli¤ini nas›l görüyoruz? Ya da ileri sürüldü¤ü gibi Türkiye’nin çehresini de¤ifltiren bir reform niteli¤i tafl›yor mu? - Baz› yasal de¤ifliklikler olumlu yanlar tafl›yor. Uygulamada yetersizliklerden kaynakl› eksiklikleri ise var. Ancak Ceza ‹nfaz Yasas› ayn› olumlulu¤u tafl›m›yor. Örne¤in düflüncenin ifadesi noktas›nda kamu güvenli¤ine ayk›r›

8-21 Ekim 2004 düflüncelerin cezaland›r›laca¤› gibi maddeler var. Bu tür fleyler kamuoyunda pek tart›fl›lmad›. Dedi¤iniz do¤ru. Ceza yasas›n› kim belirliyorsa düflünceleri de onlar belirliyor. Ceza yasalar›n›n belirlenmesinde bir bask› alt›na al›nma söz konusu. Ceza yasalar› ile düflüncelerini aç›klayanlar cezaland›r›l›yor. AKP iktidar›nda da muhalif düflüncelerin, emekçilerin lehine olan görüfllerin cezaland›r›lmas› da buna bir örnek. Türk Ceza Kanunu görüflmelerinde bunu gördük. - Cezaevlerine yönelik bu kapsaml› sald›r›n›n geri püskürtülmesi nas›l sa¤lanabilir? Hapishanede bulunan siyasi tutsaklar›n bu sald›r›y› püskürtebileceklerini gerek flu anda yapt›klar› aç›klamalarla gerekse de tarihten birçok örnekle biliyoruz. D›flar›da bir kamuoyu yarat›lmas› noktas›ndaki düflüncelerinizi alabilir miyiz? - Bugüne kadar toplam 117 insan yaflam›n› yitirdi. Ve devlet hiçbir flekilde oral› olmuyor. Çünkü kamuoyu duyarl› de¤il. Devletin üzerine bir bask› uygulanm›yor. 96’da böyle de¤ildi. Ölüm oruçlar›ndaki ölümlerin say›s›n›n artmas› ile beraber d›flar›dan yükselen muhalefet karfl›s›nda devlet geri ad›m att›. Yine 19 Aral›k öncesinde de böyle bir durum vard›. Fakat farkl› politikalarla bu muhalefet düflürüldü. Toplumun bu konuda duyarl›l›¤›n› art›rmak gerekiyor. Tüm toplumun duyarl›l›¤›n›n artmas› beklenemez. Zor bir konu. ‹nsanlar kendi ezilmiflliklerine sahip ç›kmazken (memurlar kendilerine %10 zam dayat›l›yorken karfl› ç›km›yor, iflsizler kendi durumlar›na karfl› ç›km›yor) mahpuslar konusunda duyarl›l›¤› sa¤lamak gerçekten zor. Ayd›nlar kesiminde olsun ö¤renci kesiminde olsun bir hareketlenme oluyordu. fiimdi onlar da sessiz. Onlar›n duyarl›l›¤› genifl halk y›¤›nlar›n›n duyarl›l›¤›n›n artmas›n› da etkiliyordu. Demek ki her fleye ra¤men duyarl›l›¤›n› kaybetmemifl kesimlerin, gruplar›n dönüp dolafl›p anlatmas› gerekiyor kamuoyuna. Üflenmeden ad›m ad›m mücadele etmek gerekiyor. - Yasa tasar›s›n›n flu andaki mevcut durumu nedir? - Bakanlar Kurulu taraf›ndan meclis gündemine tasar› olarak gönderildi. Komisyonlar taraf›ndan henüz görüflülmedi. Alt komisyonlar›n oluflturulmas› laz›m. Orada görüflülecek. Oradan üst komisyona, adalet komisyonuna gelecek ve oradan da genel kurula gelecek. Bu aflamalar henüz yap›lmad›. Bir planlama da henüz aç›klanm›fl de¤il. Ama ceza yasas›na ba¤l›. Zaten karfl›l›kl› at›flar› var. Yeni ceza kanununa at›flar var. ‹kisinin birlikte yürürlü¤e girmesi gerekiyor. Bu durumda en erken Nisan ay›nda yürürlü¤e girmesi gerekiyor Ceza ‹nfaz Kanunu’nun. TCK ile beraber Nisan ay›na yetifltirecekler. - Son olarak söylemek istedi¤iniz bir fley var m›? - Cezaevi konusunda toplumsal muhalefetin art›r›lmas› için, duyarl›l›¤›n yükseltilmesi için moral bozmadan bir an önce duyarl›l›k, baflar› beklemeden ad›m ad›m çal›flmak, ilmek ilmek tekrar örmek gerekiyor.


18

8-21 Ekim 2004

6

Dersim’de yaflanan son geliflmeler üzerine: KONGRA-GEL VE KEND‹NE DEMOKRATIM D‹YENLER‹

SORUMLULU⁄A DAVET ED‹YORUZ! Ortak devrimci iradenin gösterilmesi bir görev olarak alg›lanmal›d›r. Devrimci olgunluk ve sorumlulu¤un tafl›narak gösterilecek tepki önemlidir. Bu tarz geliflmelerin karfl› devrimin ifline yarad›¤› bir gerçektir. Devrimci sorumlulu¤u tam da bu noktay› bilince ç›kararak ortaya koymak bugün aç›s›ndan önemlidir.

ndem

ü l 2004-G 23 Eylü

Ülkemizde reformist-teslimiyetçi çizginin temsilcili¤ine soyunan ulusal hareketin gücünün kudretini bu suskunlu¤un nedeni olarak aç›klamak ve bu güçleri birlefltiren çizgi ve ideolojinin ortakl›¤›n› bu suskunlu¤un nedeni olarak ortaya koymak san›r›z yanl›fl olmayacakt›r. Bugün birçok platformda gerçeklefltirilen ortaklaflma çal›flmalar› ve yürüyüflü, devrimcilere her f›rsatta sald›rma prati¤i (Semiran Polat henüz çok s›cak bir örnektir) birleflilen ortak nokta olunca suskunlu¤un nedenini anlamak çok zor olmayacakt›r. Dersim’de geçti¤imiz ay içerisinde MKP taraf›ndan ajan ve iflbirlikçi oldu¤u gerekçesi ile üç kifli cezaland›r›ld›. Yap›lan eylemlerin ard›ndan yay›nlanan ve kamuoyuna sunulan aç›klamalarda bu kiflilerin iflledikleri suçlar, bugüne kadar tak›n›lan tav›r, halka ve özellikle de bölgede çal›flma yürüten devrimci güçlere yönelik iflledikleri suçlar ortaya konularak bu eylemler gerekçeleri ile birlikte ifade edildi. K›sa aral›klarla art arda yap›lan bu eylemlerin ard›ndan KONGRA-GEL, kamuoyuna bir aç›klama yaparak MKP taraf›ndan cezaland›r›lan bu unsurlar› sahiplendi ve “yurtsever güçlere yönelik bu sald›r›lar karfl›s›nda tepkisiz kalmayacaklar›n›” ifade et-

ti. Bu kiflilerin cenazelerine kat›lan EMEP ve DEHAP yöneticileri de bu vesile ile kamuoyuna bir kez daha “bu sald›r›lar› her zamanki fliddetleriyle k›nad›klar›n›”, “bu tarz eylemlerin demokrasi mücadelesine zarar verdi¤ini”, “art›k kan görmek istemediklerini” deklare etti. Üstelik EMEP geçmifline lanet okurcas›na bu aç›klamalar›n alt›na imzas›n› att›! Ulusal Hareketin Tarihi Benzer Bir dizi Sald›r›yla Hat›rlanmaktad›r! Ulusal hareketin çok de¤il yaklafl›k on y›ll›k tarihi kesitini gözden geçirenler bu sald›r›n›n ya da bu tarzda sald›r› örneklerinin geçmiflte de yafland›¤›n› hat›rlayacaklard›r. Üstelik ayn› topraklarda, Dersim’de. Ulusal hareketin yürüttü¤ü mücadele ve izledi¤i kitle çizgisinden ba¤›ms›z ele al›namayacak bu geliflmeler, bu anlay›fl›n devrimci hareketlere yans›mas›nda kendisini buldu¤unu ifade etmek yanl›fl olmayacakt›r. Hareket ilk kuruldu¤u y›llardan itibaren; vergilendirme, zorla askerlik, mecburi hizmet, PKK (o dönemki ad›yla) otoritesini kay›ts›z flarts›z tan›ma, kararlar›na tart›flmas›z ve harfiyen uymak gibi daha bir dizi uygulama ve prati¤i bugün de koruma ve devam ettirme çabas›nda. Halka yönelik yukar›da s›ralad›¤›m›z kararlar›n yan› s›ra hayata geçirilen bir dizi pratikle ulusal hareket yapt›¤› toplu katliamlarla tarihe unutulamayacak notlar düflmüfltür. Bunlara örnek olarak 1993 y›l› Erzincan Baflba¤lar köyünü yak›p otuzdan fazla yoksul Türk köylüsünün öldürülmesi, bu olay›n hemen ard›ndan yine Erzincan’›n Ulu köyünde dokuz evin yak›l›p, bir kiflinin öldürülmesi ve alt› kiflinin yaralanmas›, bu olaylar›n he-

men akabinde Dersim’in Çemiflgezek ilçesine ba¤l› Güneybafl› köyünde alt› köylünün öldürülmesi gibi örnekler hala devrimcilerin haf›zalar›nda canl›d›r. Erzincan Baflba¤lar köyünde köylülere yönelik yap›lan ve o dönem için ülke kamuoyunda büyük yank› toplayan k›y›m›n gerekçesi olarak Sivas katliam›n›n ve Kürtlerin katledilmesinin gösterilmesi bu pratiklerin hiçbirini aklamaz, aklayamam›flt›r da. Ulusal hareketin bu yaklafl›m ve anlay›fl›n› 1986-87-88 y›llar›nda koruculu¤a karfl› gelifltirdi¤i politikada da görmek mümkündür. Geliflen mücadeleye ve devletin gerillaya karfl› kulland›¤› koruculara karfl› mücadele yürütmek ne kadar önemli ise bu mücadeleyi belirleyen politika ve yöntem de o kadar önemlidir. Ulusal hareketin o dönemki benzer pratiklerine yön veren anlay›fl Baflba¤lar köyüne yönelik yap›lan anlay›fltan farkl› olmam›flt›r. Koruculara karfl› yap›lan silahl› eylemler zamanla korucu ailelerini toplu öldürme, evlerini yakma ve hatta tüm bir aflireti ortadan kald›rma anlay›fl ve prati¤ine kadar uzanm›flt›r. Çoluk-çocuk-kad›n ayr›m› yap›lmadan yap›lan bu eylemler halk taraf›ndan büyük bir tepkiyle karfl›lanm›fl ve bir dönem sonra yap›lan aç›klamalarda bu eylemlerin sorumlulu¤u bölge komutanl›klar›na y›k›larak olaylar›n üstünden geçilmifltir. Devlet aç›s›ndan da büyük bir propaganda malzemesi haline getirilen bu eylemlerin mücadeleye sundu¤u katk›dan söz etmek zor. Misilleme, “kurflun adres sormaz” mant›¤›n›n damgas›n› vurdu¤u bu eylemleri egemenler en iyi biçimde kullanarak halk›n tepki ve öfkesini bu yönde kullanm›flt›r. Halka karfl› uygulanan bu çizgi yans›mas›n› devrimcilere karfl› yaklafl›mda da çok farkl› biçimde bulmad›. 9 Ekim 1993 y›l›nda 6 TDKP’li, ayn› tarihlerde o dönem Devrimci-Sol sempatizan› E¤itim-Sen üyesi iki ö¤retmen öldürülmüfltür. Bu olaylar›n

ertesinde yine Tekoflin örgütünden bir devrimci PKK taraf›ndan öldürülmüfltür. Yine ayn› tarihlerde T‹KKO 1 No’lu Alt Bölge Komutanl›¤›’na ba¤l› üç kiflilik silahl› bir görev birimi pusuya düflürülerek silahs›zland›r›lm›fl ve üç gün boyunca esir tutulduktan sonra serbest b›rak›lm›fllard›r. Bu tarihlerde Dersim’de silahl› mücadele yürüten devrimci güçlere karfl› “siz burada misafirsiniz” mant›¤›yla yaklaflan PKK, ilerleyen süreçlerde gelifltirdi¤i bu tutumlarla bölgede devlet güçlerini geriletmek yerine devrimci güçleri geriletmenin pratik tutumunu gelifltirmifltir. Proletarya Partisi’nin taraftarlar›na yönelikte sald›r›larda bulunan PKK, bu insanlar›n örgütlü ya da sempati duyduklar› hareketleri bilmelerine ra¤men ifllerini zorla yapt›rma prati¤ine giriflmifller, bu dayatmay› kabul etmeyen taraftarlar tehdit edilerek, yapt›r›m uygulanaca¤› tarz›nda ifadelerde bulunulmufltur. Tüm bu olumsuz pratikler PKK’nin ulusal devrimci kurtulufl mücadelesi yürüttü¤ü sürecin içindeki kara lekelerdir. Sald›r›lar›n artt›¤› bu dönemlerde yap›lan görüflmelerde devrimci sorumlulu¤un gerekleri yerine getirilerek, görüflmeler yap›lm›fl ve ulusal hareket bu konularda uyar›lm›flt›r. Bu Gelene¤in Takipçisi Kongra-Gel Devrimcilere Sald›rmaya Devam Ediyor! HPG daha önce aç›klad›¤› gibi 17 Eylül 2004 günü Dersim Mamiki’ye ba¤l› Çiçekli Nahiyesi Ç›rt›k köyü civar›nda HKO gerillalar›na sald›rm›fl ve birlik içindeki bir gerillan›n yaralanmas›na neden olmufltur. Sald›r›y› gerçeklefltirenlerin HPG güçleri oldu¤unu anlayan HKO güçleri bu sald›r›ya karfl›l›k vermeyerek yollar›n› de¤ifltirmifllerdir. Ard›ndan MKP-Dersim Bölge Komitesi taraf›ndan yap›lan aç›klamada olay›n aç›klanmas› ve özelefltiri verilmesi istenerek, sald›r›n›n devam etti¤i koflulda kendilerini koruyacaklar› belirtilmifltir.


6 Dersim’de üç kiflinin cezaland›r›lmas› eyleminde yaygara koparan DEHAP, EMEP ve ‹HD bu sald›r›n›n ard›ndan tüm sessizli¤ini korumufl ve özellikle aç›klama yapmaktan çekinmifltir. TDKP gelene¤inin bir devam› olan EMEP bu geçmiflini inkar eder, yok sayar tarzda Evrensel gazetesine olay› yans›tm›flt›r. Geliflmeler üzerine gazete sayfalar›ndan aksettirilen de¤erlendirme ve yorumlar reformist hareketleri birlefltiren ve ortak kulvarda canla, baflla nas›l koflup yar›flt›klar›n› ispatlar niteliktedir. HPG’nin aç›klamalar›n› oldukça çarp›c› bir flekilde yay›nlayan Gündem gazetesinin devam eden günlerde sessizlik tablosu çizmesi ise gözlerden kaçmam›flt›r. Evrensel gazetesi MKP Dersim Bölge Komutanl›¤›’n›n aç›klamas›n› yay›nlarken olmayan bir durumu varm›fl gibi yans›tarak geliflmeleri “nas›l görüp yorumluyorsa o tarzda yans›tma” pratik tutumuna girmifltir. “MKP/HKO taraf›ndan yap›lan aç›klamada, Tunceli’ye ba¤l› Çiçekli köyü Ç›rt›k mezras› yak›nlar›nda, MKP/HKO ile HPG üyeleri aras›nda çat›flma ç›kt›¤› belirtildi. Olayda MKP/HKO üyesi bir kiflinin yaraland›¤› ifade edilirken, HPG’ye sald›r›n›n karfl›l›¤› verilece¤i bildirildi.” Oysaki gazetemizin bir önceki say›s›nda ve yukar›da da belirtti¤imiz gibi yap›lan aç›klamadan bu tarzda bir sonucun ç›kar›lmas› oldukça zorlama ve bilinçli bir yorumlaman›n sonucu olarak karfl›m›za ç›kmaktad›r. Haberin bu tarz provokatif bir nitelikte ve içerikte verilmesi ise san›r›z devrimcilerin ç›kar›na bir durumu ifade etmedi¤i herkesin görebilece¤i bir durumdur. Evrensel’in konu ile ilgili “de¤erlendirmelerine” devam edecek olursak; “Söz konusu örgütün adeta ad›n› duyurmak için halktan insanlar› seçerek infaz etti¤i anlafl›lmaktad›r”, “Yeflil’lerin, özel timlerin, kontra güçlerin ve daha nice halk düflmanlar›n›n bölgede y›llard›r gerçeklefltirdi¤i katliamlardan bitap düflmüfl olan halka yönelik bu tür eylemler emek ve demokrasi güçlerini kayg›land›rmaktad›r”, “Kendisine bir dünya kuran ve bu dünyaya uymayanlar› devletten sayarak öldürmek anlafl›l›r ve kabul edilir de¤il”, “Dersim’de baflta EMEP ve DEHAP olmak üzere tüm demokrasi güçleri, sendikalar, meslek odalar›, muhtarlar ve bu tür giriflimler karfl›s›nda aç›kça tav›r belirlemelidir.” (14 Eylül Evrensel) Çetin Diyar taraf›ndan kaleme al›nan bu de¤erlendirmenin bu içerik ve nitelikte daha bir dizi yeri var. Ancak yaz›n›n içeri¤inin anlafl›lmas› aç›s›ndan bunlar yeterli. Y›llard›r bölge halk›na her türlü zulmü uygulayan sistemle, devrimci bir örgüt taraf›ndan yap›lan eylemlerin ayn› kefeye

19 konmas› ve ayn› zeminde de¤erlendirilmesi devrimcilere yaklafl›m›n da çarp›c› bir örne¤idir. Bölgedeki demokrasi güçlerini MKP eylemleri karfl›s›nda tutum almaya ça¤›ran yazar, devam eden günlerde HPG’nin sald›r›s› karfl›s›nda ayn› sorumlulu¤a davet ça¤r›s›n› yerine getirmeyerek susmay› tercih etti. Ülkemizde reformist-teslimiyetçi çizginin temsilcili¤ine soyunan ulusal hareketin gücünün kudretini bu suskunlu¤un nedeni olarak aç›klamak ve bu güçleri birlefltiren çizgi ve ideolojinin ortakl›¤›n› bu suskunlu¤un nedeni olarak ortaya koymak san›r›z yanl›fl olmayacakt›r. Bugün birçok platformda gerçeklefltirilen ortaklaflma çal›flmalar› ve yürüyüflü, devrimcilere her f›rsatta sald›rma prati¤i (Semiran Polat henüz çok s›cak bir örnektir) birleflilen ortak nokta olunca suskunlu¤un nedenini anlamak çok zor olmayacakt›r. Bu geliflmelere ‹HD taraf›ndan gösterilen tepki ise yine kendi çizgisi ile bütünleflir tarzda oldu. Yap›lan cezaland›rma eylemlerini k›nama aç›klamas›n›n ard›ndan çok geçmeden oluflturulan bir heyetle durumu “ayd›nlatmaya” giriflen ‹HD yapt›¤› aç›klamalarda “durumun vahametini” ifade etti. ‹HD’nin bu yaklafl›mlar›n›n yabanc›s› olmad›¤›m›z bir gerçek. Benzer durumlara iliflkin benzer aç›klamalar›n› daha önce de gördük ya da okuduk. MKP’nin muhbirlere yönelik cezaland›rma eylemlerinin Cenevre Konvansiyonuna ayk›r› oldu¤unu ifade etmek de ‹HD’nin ayr› bir akl› evvelli¤i olsa gerek. Uluslararas› anlaflmalar›n burjuva niteli¤i bir yana “muhbirler” hiçbir savaflta, hiçbir yerde sivil halk olarak nitelenemeyece¤i aç›k de¤il mi? Asker üniformas› giyip giymedi¤iyle mi ölçülür sivil olmak ya da olmamak? Yap›lanlar›n bir “cinayet” oldu¤u yaklafl›m›n›n oturdu¤u zemin ‹nsan haklar› savunuculu¤u ise ve bu savunuculuk evrensel yasalar gere¤i yerine getiriliyorsa o zaman ‹HD’ye HPG’nin sald›r›s› sonucu yaralanan gerillan›n hakk›n› sorma zorunlulu¤unu da hat›rlatmak gerekir. HPG; sald›r›dan önce yapt›¤› aç›klamada bu eylemleri gerçeklefltirenleri “flaibeli güçler” olarak tan›mlam›flt›r. Bu HPG’nin de¤erlendirmesi olarak bir kenarda tutulmayacak kadar önemlidir. Bölgede bulunan devrimci güçlerin önümüzdeki dönem bu tarz eylemlerine yaklafl›m›n da aynas› olma niteli¤ini tafl›yan bu aç›klamalar önümüzdeki dönem yaflanacak olas› geliflmeler aç›s›ndan da önemlidir. Bu topraklarda uzun y›llard›r verdi¤i mücadele ile kendini kan›tlam›fl devrimci bir örgütün yapt›¤› aç›klaman›n ard›ndan olay› hala “flaibeli güçlerin” yapt›¤›n› savunman›n, hatta sorumlular›n yakalanmas› için devleti göreve ça¤›rman›n anlams›zl›¤› ve kime hiz-

8-21 Ekim 2004

met etti¤i ortadad›r. Bu eylemleri gerçeklefltirenlerin devrimci ve zaten yasad›fl› bir örgüt olmas› acaba bir fleyler ça¤r›flt›r›yor mu? Yani muhbirleri sivil halk olarak niteleyenler faflist devlete karfl› silahl› mücadele veren devrimcileri nas›l kategorize ediyorlar. Bu geliflmeleri de¤erlendirmek devrimci sorumluluk ve duyarl›l›¤›n gösterilmesi devrimci bir sorumluluktur. Ulusal hareketin bugün geldi¤i zemin ve durdu¤u nokta bu tarz sald›r›lar›n yar›n baflka bir devrimci örgüte yap›lmas›n›n zeminini fazlas›yla tafl›maktad›r. Bunlar yukar›da da s›ralad›¤›m›z gibi yaflanmas› muhtemel geliflmelerdir. Bu anlamda ortak devrimci iradenin gösterilmesi bir görev olarak

alg›lanmal›d›r. Devrimci olgunluk ve sorumluluk tafl›narak gösterilecek tepki önemlidir. Bu tarz geliflmelerin karfl› devrimin ifline yarad›¤› bir gerçektir. Devrimci sorumlulu¤u tam da bu noktay› bilince ç›kararak ortaya koymak bugün aç›s›ndan önemlidir. Bugün bu bilinci bile göstermekte tutuk davranan ancak HPG gerillalar›na yönelik sald›r›lar karfl›s›nda “canl› kalkan” olarak can siperane mücadele yürüten çevreler söz konusudur. Elbette ki HPG gerillalar›na yönelik sald›r›lar karfl›s›nda tav›r almak önemlidir. Ancak yapt›¤›m›z seçim, ayn› zamanda durdu¤umuz zemin ve seçti¤imiz taraf› göstermesi aç›s›ndan önemlidir.

rensel

v l 2004-E ü l y E 3 2

Devrimci kamuoyuna, iflçi ve emekçi halk›m›za; Temmuz ay›nda Maoist Komünist Partisi (MKP) taraf›ndan iflbirlikçi oldu¤u iddias›yla yap›lan cezaland›rma eylemleri sonras›nda, cezaland›r›lan kiflilerin KONGRA-GEL taraf›ndan sahiplenilmesiyle bafllayan süreç gelinen noktada kimsenin duyars›z kalamayaca¤› kayg› verici bir aflamaya gelmifltir. 17 Eylül 2004 günü KONGRAGEL taraf›ndan MKP’nin gerillalar›na atefl aç›lm›fl, bir MKP gerillas› bu olayda yaralanm›flt›r. Aç›kt›r ki devrimci, sol, ilerici örgütler aras›ndaki sorunlar›n çözüm yöntemi bu de¤ildir. HPG taraf›ndan yap›lan sald›r› kabul edilemez. Bugüne kadar ilerici, devrimci sol hareketler aras›ndaki çat›flmalar›n sadece düzene yarad›¤› geçmifl örneklerle sabittir. Bu tür durumlarda yap›lmas› gereken örgütler aras›nda do¤rudan görüflmektir ve sorunu bu flekilde çöz-

mektir. Hal böyleyken DEHAP, EMEP ve ‹HD taraf›ndan yap›lan sorumsuzca aç›klamalar sorunu çözmekten öte, krizi derinlefltirir bir hal alm›flt›r. Biz afla¤›da imzas› bulunan devrimci kurumlar, bölgedeki gerginli¤in sona ermesi için KONGRAGEL/HPG’yi sa¤duyulu olmaya ça¤›r›yoruz. Hiç kimse sorumsuz aç›klama ve davran›fllarla gerginli¤i derinlefltirme sorumlulu¤unu tafl›yamaz, tafl›mamal›d›r. Bu yönüyle tüm devrim ve demokrasi güçlerini sorunun çözümü noktas›nda sorumluluk sahibi olmaya ça¤›r›yoruz. Haklar ve Özgürlükler Cephesi (HÖC), Mücadele Birli¤i Platformu, Ba¤›ms›z Devrimci S›n›f Platformu (BDSP), Devrimci Hareket, Partizan, Demokratik Haklar Platformu (DHP) 2 Ekim 2004


8-21 Ekim 2004

20

6

EK‹M DEVR‹M‹NDEN NEPAL DEVR‹M‹NE

DEVR‹MLER ÇA⁄I SÜRÜYOR nin bafllang›c› ve kendisinden sonra örgütlenen Çin, Vietnam, Arnavutluk vd. devrimlerin ateflleyicisi olmufltur. Emperyalizm ça¤›na devrimler ça¤›n›n dokusunu örgütledi, yerlefltirdi. Ve o günden bugüne dek ça¤›m›z “emperyalizm ve proleter devrimler ça¤›” olarak tespit edildi. Ekim Devrimi mülksüzlefltirenlerin mülksüzlefltirilmesi olarak egemenlere korkunun en büyük toplumsal sald›r› hamlesi oldu. Gerici zor üzerine kurulu olan devlet mekanizmas› devrimci zor ile parçalanarak, iflçi ve emekçilerin sömürüsüz dünya idealine varmas›n›n ilk dura¤› olan sosyalist devlet ayg›t› kuruldu.

Kapitalist-emperyalist sistem hükmünü sürdürüyor; sömürü ve zulüm sistemine onlar›n her türden yerli gericili¤ine karfl› silahl› silahs›z baflkald›r›lar, ayaklanmalar, devrimler de devam ediyor. Hiçbir yalan ve çarp›tma, hiçbir ideolojik-politik ve örgütsel tasfiyecilik, ezilenlerin “isyan etmek meflrudur” hakk›n› elinden alamaz, kurtulufl umudunu yok edemez. Bundand›r ki baflta iflçi s›n›f› olmak üzere tüm emekçiler ve ezilenler tarihin motor gücü olan devrimleri, toplumsal kurtulufl ö¤retisi Marksizm-Leninizm-Maoizmi, bir silah olarak ellerine almaktan asla vazgeçmiyor. Devrimler tarihinden ö¤renmesini bilmeyenler, devrimleri örgütleyemez. Bundand›r ki tarihe geçen yüzy›la damgas›n› vuran Ekim Devriminin ö¤retisinden ve tecrübelerinden ö¤renmeyi bir görev kabul ederek, tarih bilincimizi güçlendirece¤iz. Tarih bilinci devrim bilincinin temelidir. Bu temel olmadan devrimlerin örgütlenmesi baflar›lamaz. Toplumlar tarihinin gelifliminde en ileri düflünsel ve pratik de¤iflim ve dönüflümün ad›d›r EK‹M. Daha önceki yaflanan toplumsal de¤iflimlerden temelden farkl›laflan bu devrim, sömürülen ve ezilenlere umut coflku ve ilham kayna¤› olmufltur. Kurtuluflun yolu olmufltur. Özgürlü¤ün ayd›nlat›c› feneri olmufltur. Tarihte ilk kez sömürülen ve ezilenler sömürü ve zulüm dünyas›ndan hangi ideoloji ile hangi tarzda ve nas›l kurtulacaklar›n› ö¤rendi. Burjuvazi ve toprak a¤alar›n› nas›l ve hangi silahlarla y›kacaklar›n› ö¤rendi. ‹flçi ve köylüler ilk kez Ekim Devrimi ile beraber kader birli¤i yap›p kurtulufllar›n› gerçeklefltirdiler. Bu tarihi ittifak olmasayd› tarihin sömürücü s›n›flar› olan burjuvazi ve toprak a¤alar› s›n›flar› y›k›lamazd›. Tarih boyunca sömürücü s›n›flar taraf›ndan bir birlerine bo¤azlat›l›p k›rd›r›lan uluslar ilk kez Ekim Devrimi ile beraber düflmanl›k yerine kardeflli¤i, zoraki bask› ve yok etmeye karfl› gönüllü birli¤i gerçeklefltirdiler. Ekim Devrimi, uluslar ve halklar hapishanesi durumunda olan çarl›¤›, burjuvazi ve toprak a¤alar› s›n›f›n› y›karak, Marksizm’in evrensel tezi olan “uluslar›n kendi kaderini tayin hakk›”n› maddi bir güce dönüfltürerek, ezilen ve ba¤›ml› uluslar› kölelikten kurtar›p özgürlefltirdi. Uluslar›n tam hak eflitli¤i ilke-

sini gerçekli¤e dönüfltürüp, uluslar›n eflit ve demokratik geliflim yolunu açt›. Proleter enternasyonalizmi ve halklar›n kardeflli¤inin garantisi oldu. Ekim Devrimi, Sovyet topraklar›nda bulunan onlarca ülkenin iflçilerinin ve ezilen halklar›n Sovyetler Birli¤i’nde birleflmesinin güvencesi olmufltur. Ekim Devrimi baflta proletarya olmak üzere tüm emekçi ve ezilenlerin bilincinde yeni bir 盤›r açt›. Ve o güne dek tart›fl›lan ezilenlerin emekçilerin kurtulufl yolu konusuna açl›kl›k ve netlik kazand›rd›. Her türden reformist, oportünist ve teslimiyetçi anlay›fllar› mahkum etti. Bu devrimle üretici güçlerin önünde var olan engelleyici ve gerici engeller kald›r›larak toplumsal geliflim dinamizmi örgütlendi. Üretici güçlerle üretim iliflkileri aras›nda uyum ve geliflim sa¤land›. Üretim araçlar› üzerinde saltanat kuran özel mülkiyet, devrimci zorun örgütlenmesiyle y›k›l›p, egemenlerin elinden al›narak, toplumsal mülkiyet karakteri kazand›r›ld›. Ve ad›na Proletarya Diktatörlü¤ü denen yeni tipte bir proleter devlet örgütlendi. Toplumsal geliflimin önündeki ekonomik-politik-askeri, düflünsel ve moral engeller kald›r›larak, toplumun her yönüyle geliflimi h›z kazand›. Ekim Devrimi ve onun ideolojik-politikörgütsel- stratejik ve taktik önderi Lenin, devrimci zorun örgütlenmesi baflar›lamadan, ayn› zamanda her türden reformist ve oportünist anlay›fllara karfl› mücadele örgütlenmeden, sömürücü egemen s›n›flar›n alt edilmesi mümkün olamayaca¤› tezini pratikte ispatlad›; toplumsal büyük alt üst oluflu, devrimi gerçeklefltirerek bunun gerçek oldu¤unu ispatlad›. Ekim devriminin ö¤retileri ve kazan›mlar›n›n en temeli, sömürülen ve ezilenleri kurtulufla götüren yolun proletaryan›n bilimsel ö¤retileri do¤rultusunda bir s›n›f partisi çat›s› alt›nda örgütlenmeden ve bu örgütlülü¤ün en genifl emekçi katmanlar› olan iflçi köylü ittifak› temeli üzerinde örgütleyip, kitlelerin ço¤unlu¤unu saflar›nda kucaklamay› baflaramadan devrimi gerçeklefltirmenin mümkün olamayaca¤›n› ö¤retti. Ekim Devrimi, Paris Komünü ile bafllay›p tamamlanamayan toplumsal devrimler ça¤›n› tamamlayarak, insanl›¤›n kurtuluflu yolunda at›lan en büyük hamle-

EK‹M DEVR‹M‹NDE PROLETARYA PART‹S‹’N‹N ROLÜ VE ÖNEM‹ Ekim Devrimi sadece proletaryay› devrimin ileri teorisiyle silahland›rmad›, ayn› zamanda bu ileri teorinin maddi güce dönüflmesi için vazgeçilmez ayg›t olan Proletarya Partisi’nin ilke ve kurallar›n›n nas›l olmas› gerekti¤i silah›n› da yaratt›. ‹deolojik birli¤in maddi güce dönüflmesi için vazgeçilmez silah olan yeni tipte Leninist bir parti ayg›t›n›n yarat›lmas›n›n da yolunu ayd›nlatt›. Toplumsal de¤iflimi reformlarla gerçeklefltirece¤ini savunan, bunu “kapitalizmden sosyalizme bar›flç› geçifl” teorisiyle ifadelendiren her türden sosyal floven partilere ve s›n›f uzlaflmac›l›¤›n› savunan her türden oportünizme karfl› uzlaflmaz savafl›m örgütlenerek, devrimin teorisi güçlendirildi. Ve daha ileri bir donan›m sa¤land›. Nas›l ki “devrimci teori olmadan devrimci pratik olmaz”sa, “en ileri teoriyle donanmadan ileri bir savaflç› rolü oynanamaz”. Bu tezin teorik ve pratik savunuculu¤unu yapan V. ‹. Lenin Bolflevik tipte yeni bir parti yaratma ve devrimi örgütleme savafl›m›n› baflard›. Ve Ekim’den bu yana yeni tipte Bolflevik parti anlay›fl› bir referans noktas› oldu. “Parti, saflar›n› oportünist ö¤elerden ar›nd›rarak güçlenir” ilkesi Bolfleviklerin yeni tipte parti anlay›fllar›n› gelifltirip güçlendirmede önemli bir referans noktas› oldu. Çünkü dünya ve ülke ölçe¤inde yaflanan ideolojik-politik-örgütsel kaosa ve her türden tasfiyecili¤e karfl› ilkeleriyle güçlü bilimsel ö¤reti silah›yla donanmayan bir partinin devrimi gerçeklefltirmesi düflünülemezdi. Her türden sosyal floven ve oportünist anlay›fllara karfl› ideolojik-politik savafl›m› esas alan yeni tipte parti temelleri yarat›lmadan devrimin maddi bir güce dönüflmesi gerçekleflemezdi. Ekim Devrimi’ni örgütleyen ve yöneten, s›n›f savafl›m›n›n zengin deneyiminden geçmifl ve bu deneyimleri özümseyerek, toplumun tüm kesimlerinin mücadelesini, birbirinden farkl› devrimci hareketleri, toprak a¤alar›n›n topraklar›n› ele geçirme u¤rundaki demokratik köylü hareketini, ezilen uluslar›n ba¤›ms›zl›k ve eflitlik u¤rundaki ulusal kurtulufl hareketlerini ve iflçi s›n›f›n›n burjuvaziyi devirme ve proletarya diktatörlü¤ünü kurma u¤rundaki sosyalist hareketini tek bir ortak devrimci selin içinde ustal›kla kaynaflt›rmay› baflaran, tek bir merkezden kumanda eden, toplumun bütün kesimlerini kendi etraf›nda örgütleme baflar› ve yetene¤ini gösteren Bolflevik parti ancak devrimi örgütleyebilirdi. Ekim Devrimi “Proletaryan›n devimci bir partisi olmaks›z›n oportünizmden ar›nm›fl uzlafl›c›lara ve teslimiyetçilere

karfl› ödünsüz, burjuvaziye ve onun devlet iktidar›na karfl› devrimci bir parti olmaks›z›n, proletarya devrimi zaferinin, proletarya diktatörlü¤ü zaferinin olanaks›z oldu¤unu ö¤retti.” Ekim Devrimi “proletaryay› devrimci bir partiden yoksun b›rakman›n, onu devrimci öncülükten yoksun b›rakmak oldu¤unu; proletaryay› devrimci öncülükten yoksun b›rakman›n da proletarya devrimi davas›n› y›kmak oldu¤unu ö¤retti”. “Yeni bir partiye, iktidar savafl›m›nda proletaryaya önderlik edecek kadar cesur, devrimci bir durumun karmafl›k koflullar›nda yönünü flafl›rmayacak kadar deneyime ve hedefine giden yolda suyun alt›nda kalan kayalardan sak›nabilecek kadar esnekli¤e sahip bir partiye, devrimci bir partiye iflte bu yüzden gereksinim vard›r. Böyle bir parti olmaks›z›n emperyalizmi devirmeyi ve proletarya diktatörlü¤ünü gerçeklefltirmeyi düflünmek bile gereksizdir. Bu yeni parti Leninizm’in partisidir.” “Partimizin iç yaflam›n›n geliflme tarihi, parti içindeki oportünist gruplara-ekonomistlere, Menfleviklere, Troçkistlere, Buharincilere, milliyetçi sapmac›lara- karfl› savafl›m›n ve bu gruplar›n kesin olarak yenilgiye u¤rat›lmalar›n›n tarihidir.” Parti, saflar›n›n birli¤ini ve beraberli¤ini sa¤lamadan s›n›f düflmanlar›n› alt edemez ve proletarya iktidar› zafer sa¤layamazd›. Parti tarihi bize ayr›ca baflar›lardan kendini be¤enen çal›flmas›ndaki eksiklikleri göremez hale gelen ve hatalar›n› kabul ederek bunlar› içtenlikle ve dürüstlükle zaman›nda düzeltmekten korkan bir partinin iflçi s›n›f›n›n önder rolünü yerine getiremeyece¤ini ö¤retiyor. EK‹M DEVR‹M‹ YEN‹ DEVR‹MLER‹N YOLUNU AYDINLATIYOR Nepal Devrimi Ekim ve Kültür Devrimi’nden ald›¤› güçle devrim yürüyüflünü sürdürüyor. S›n›fs›z ve sömürüsüz bir dünya yaratma mücadelesinde de¤er ve öneminden bir fley kaybetmeyen Ekim Devrimi s›n›f bilinçli proleterlerin üzerinde yükselece¤i temel olmaya devam ediyor. Ö¤reti ve kazan›mlar› ezilen ve sömürülenlerin yolunu ayd›nlat›yor. Sosyalizmin öldü¤ü, devrimlerin söndü¤ü iddialar› bofl bir hayal oldu¤u gerçekli¤i Nepal, Hindistan, Filipinler, Türkiye, Peru, Brezilya vb. ülke devrimleri mücadelesiyle ispatlanmaya devam ediyor. Dünya gericili¤inin her türden yalan ve çarp›tmalar›na, ideolojik sald›r›lar›na karfl› bilimsel sosyalizm ö¤retileri, Ekim Devrimi’nin kazan›mlar› “Devrimler ça¤› kapanmad›” ilkesi enternasyonal proletaryan›n ve ezilen dünya halklar›n›n kurtulufl yolunu ayd›nlatmaya devam ediyor. Kapitalist-emperyalistler afl›r› kâr h›rs› ile art›-de¤er gasp› üzerine zenginli¤ini hesaplanamaz bir ölçüde art›r›rken, milyarlarca ço¤unlu¤un yoksullu¤u her geçen gün dayan›lmaz bir flekilde ço¤almaktad›r. Açl›k ve sefalet içinde iflkence ve zulüm alt›nda yaflamak zorunda b›rak›lan “dünyan›n bald›r› ç›plaklar›”n›n s›n›f kinleri, bugün daha güçlü ve örgütlü bir tarzda Marksist-Leninist-Maoistlerin bayra¤› alt›nda örgütleniyor.


21

6 Ekim Devrimi ile gerçekleflen proletaryan›n ilk devriminin elde etti¤i kazan›mlar› modern revizyonistlerin ihaneti ve sald›r›s›yla bürokrat burjuvazinin eline geçmifltir. Proletaryan›n iktidar›n› ele geçirmeleri, s›n›fl› toplumlar tarihinde “bir büküntüden baflka bir fley” de¤ildir. Geçmiflin komünist partilerinin birer birer revizyonist partilere dönüflüp, sosyalist ülkelerin kapitalist ülke haline dönüflmesi bilimsel sosyalizmin do¤rulu¤unu ve hakl›l›¤›n› ortadan kald›rmad›¤› gibi Baflkan Mao’nun sosyalizm süresince s›n›flar ve s›n›flar mücadelesinin kapitalist yol ile sosyalist yolun, Marksizm ile revizyonizmin, burjuvazi ile proletaryan›n idealizmle materyalizmin aras›ndaki mücadelenin var olmaya devam edece¤i ö¤retisi do¤rulu¤unu devam ettirmektedir. Afl›r› üretim sonucu süre¤en bir bunal›m› yaflayan kapitalist sistem, iflsizli¤i ve

yoksullu¤u ço¤altmaktan, sermayelerini büyütmekten baflka hiçbir alternatif yaratamamakta, devrimlerin vazgeçilmez bir gereksinim oldu¤u gerçekli¤ini her geçen gün dayan›lmaz flekilde art›rmaktad›r. Devrimlerin kaç›n›lmaz bir gereksinim oldu¤u gerçe¤i devam etmekte ve bu gereksinim günümüzde Marksist-Leninist-Maoistlerin bilinç ve örgüt çat›s› alt›nda geçmiflin deneyim ve kazan›mlar› üzerinde örgütlenmektedir. Yar›-sömürge, yar›-feodal ülkelerde demokratik halk devrimi perspektifinin Halk Savafl› stratejisiyle gerçeklefltirme savafl›m› bugün daha fazla yak›c› tarzda ihtiyaç haline gelmektedir. Dünyan›n çat›s›nda örgütlenen Halk Savafl› stratejisi Nepal yoksullar›yla beraber dünya yoksullar›n›n ve ezilenlerinin kurtulufl umudu olmaktad›r. Ekim ve Çin Devrimi ö¤reti ve kazan›mlar›n› kuflanarak, devrim yürüyüflünü güçlendiren ülkelerin bafl›nda Nepal, Hindistan, Filipinler,

PUSULA YETENEKL‹ ÖRGÜTÇÜLER OLALIM Toplumsal de¤iflimi devrimci zor ile gerçeklefltirme iddias›nda olanlar›n vazgeçilmez görevi yetenekli örgütçüler yetifltirmek ve yetenekli yöneticileri örgütlemektir. Devrimi örgütlemek Proletarya Partisi’nin önderli¤ini örgütlemekle baflar›l›r. ‹deolojik-politik gücü maddi güce dönüfltüren köprü, devrimin kadrolar›d›r. Devrimin bilge, atak ve bilgili kadrolar› yetifltirilmeden, kitleler ve parti örgütlenemez. Her alanda devrimin ileri teorisiyle donanm›fl, s›n›f savafl›m›n›n zorluklar› karfl›s›nda y›lmayacak, baflar›l› s›nav verecek, tek bafl›na bile kald›¤›nda do¤ru yönü bulabilecek yetenekli örgütleyiciler yetifltirmek, devrimci savaflta zafer elde etmek kadar önemlidir. Proletarya Partisi’nin niteli¤ini yükseltmek, kadro ve militanlar›n›n politik seviyesini yükseltmekle mümkündür. Devrimin bilgili, atak ve fedakar kadrolar›n› yetifltirmenin önemli ad›m› onlar› her yönüyle tan›makt›r. Var olan mevcut faaliyetçiler içinde insanlar›n do¤ru seçimi onlar›n özelliklerinin çok yönlü bilinmesiyle baflar›l›r. Çeflitli görevler için farkl› yetenekler ve özellikler arand›¤› bir gerçektir. Bunun için belli kal›plara s›¤d›r›lm›fl özellikler aranamaz. ‹yi bir propagandac› iyi bir örgütleyici olamayabilir. ‹yi bir araflt›rmac› iyi bir devrimci sanatç› olamayabilir. ‹yi bir kitle faaliyetçisi iyi bir gerilla olamayabilir. Bunlar› uzatmak mümkündür. Bir alanda yetenekli olan baflka bir alanda ayn› oranda yetenekli olamayabilir. Bu s›n›f savafl›m›n›n ve toplumsal gerçekli¤in do¤al bir fenomenidir. S›n›f mücadelesinde esas olan ortaya ç›kan bu özelliklerin gözönüne al›narak görevlendirmelerin yap›lmas›d›r. Ancak bunun istisnai durumlar› da olabilir. Proletarya Partisi’nin ihtiyaçlar› esas oland›r. Parti karfl›s›ndaki duruflu da gösteren önemli bir pratik de asl›nda bize uygun olmad›¤›n› düflündü¤ümüz görevlendirmeler karfl›s›ndaki duruflumuzdur. Öyle durumlar olabilir ki; asl›nda bizim özelliklerimizle uyumlu olmayan görevler bize verildi¤inde Proletarya Partisi’nin ihtiyaçlar›ndan

kaynakl› da Parti bilinci ve disiplini ile kuflanm›fl bir militan›n alaca¤› tav›r görevine odaklanmak ve vargücü ile yeteneklerini ortaya koymakt›r. Önceden haz›rlanm›fl kal›plara s›¤d›r›lmak istenen özellikler gerçekçi ve devrimci olamaz. Farkl› özelliklerin olmas› bir eksi de¤il aksine bir kazan›md›r. Bu farkl› özellikleri ve yetenekleri do¤ru yerde örgütlemek devrimci öngörü, ustal›k ve yetenek ister. Devrimi örgütleme bilgisine sahip olanlar ancak farkl› özellikleri ve yetenekleri do¤ru yerde örgütleme yetene¤ini gösterebilir. Devrimci çal›flma içinde ortaya ç›kan özelliklerin ve yeteneklerin incelenmesinde ay›rt edici özellik üstlenilen görevin baflar›yla yerine getirilip getirilmemesidir. Zaman›nda ve lay›k›yla üstlenilen görevin yerine getirilmesi ay›rt edici özelliktir. Üstlenilen görevi zaman›nda ve lay›k›yla yapmamak tamamen ideolojik bir sorundur. Görev ve sorumluluk karfl›s›ndaki gevflek hantal ve lakayt durufl ve tav›rlar devrim karfl›s›ndaki duruflun zay›fl›¤›n› ortaya koyar. Devrim istemi güçlü olan›n çal›flmas› da ciddi ve nitelikli olur. Ald›¤› görevleri kendince önem s›ras›na koyarak önemsiz gördüklerini yapmayan, yapaca¤› iflleri unutan ya da görevi veren kiflinin niteli¤ine, tarz›na tak›larak ifllerini geciktiren kiflinin bu tavr› Parti görevleri noktas›ndaki tavr›n› ortaya koyar. Sözünün sahibi olmak, verilen sözü ne pahas›na olursa olsun lay›k›yla yerine getirmeye çal›flmak, bugün aç›s›ndan daha fazla önem tafl›maktad›r. Öylesine, bofluna söylenmifl, üzerinde ciddiyetle durulmadan sarfedilmifl sözler küçük burjuvazinin tutars›z özellikleridir. ‹deolojik sald›r›lar›n en fazla yank› buldu¤u etkili oldu¤u yer, kiflilik özelliklerinde yaflanan erezyon ve savrulmad›r. Kiflilik bozuklu¤u olarak ifade edilen olgu önemle incelenmek zorundad›r. Sözünde durmayan ve yoldafllar›na karfl› sevgi ve sayg›yla yaklaflmayan, bugün söyledi¤ini yar›n inkar eden, unutan, tembel, rahat›na ve zevkine düflkün, hava

8-21 Ekim 2004

Peru, Türkiye, Brezilya gelmektedir. Bugün, Marksist-Leninist-Maoist’lerin önderli¤inde yürütülen Halk Savafl› teorikörgütsel-savafl tecrübe ve deneyimleri aç›s›ndan daha donan›ml›d›r ve bugün bu donan›m›n gücüyle daha ileri bir mevzide savaflmaktad›r. Devrimin kazan›mlar› büyük ve koflullar› daha uygundur. Tarihsel ilk zafer hamlesini ekim devrimi ile yapan proletarya, Çin Devrimi ile ö¤retisine Halk Savafl› stratejisi tezini kazanarak güçlendi. Ekim ve Çin Devrim ö¤retisi kültür devrimiyle daha ileri bir kazan›m elde etti. “Proletarya Diktatörlü¤ü alt›nda s›n›flar ve s›n›flar mücadelesinin devam etti¤i”, sosyalizmde devrimi devam ettirmek olan kültür devrimi ö¤retisi, s›n›f savafl›m›n›n yeni pratikleriyle ö¤retisini zenginlefltirme geliflimini sürdürmektedir. Proletarya baflta olmak üzere ezilen dünya halklar› kendi ülke devrimlerini ör-

gütlemek, zaferlerini gerçeklefltirmek için daha güçlü s›n›fsal ve toplumsal nedenlere sahiptir. Devrim bir gerçektir. Devrimi örgütlemek bir görevdir. Bugün dünya ölçe¤inde hiçbir sosyalist ülkenin kalmamas› kurtulufl umudunun bitti¤ini de¤il, daha güçlü ve bilinçli örgütleme göreviyle donanmak gerekti¤ini emretmektedir. Proletaryan›n en büyük silah› örgüttür. Devrimci örgüt yoksa proletarya bir hiçtir. Bu tez yar›-sömürge, yar›-feodal ülkeler için halk›n ordusu yoksa özgürlü¤ü de olamazla gerçeklik kazanm›flt›r. Parti ve örgüt silah› do¤ru tarzda kullan›ld›¤› oranda, kitleler, devrimci savafl, ve proletarya partisi, örgütlenip, faflizm ve emperyalizm alt edilerek, kurtulufl gerçekleflir. Ekim, Çin Kültür Devrimlerini do¤ru okumak, ülke devrimini yazmak için vazgeçilmez görevdir.

atan vb. özellikler kabar›k küçük burjuva özelliklerdir. Çok konuflup az ifl yapan, sorumluluk tafl›mayan, risk almayan, trafik levhas› gibi hep “yol gösteren” vb. özelliklerin ve toplumsal bozulman›n fazlaca yafland›¤› bir süreç içinden geçilmektedir. Burjuva feodal sistem düflünmeyen, sorgulamayan, her söyleneni gerçek kabul eden, dedikoduyla yaflayan, onunla soluk alan, dedikodularla heyecanlanan ve ondan zevk alan bir toplumsal doku yaratmaktad›r. Düflünme, çal›flma, e¤lenme ve al›flkanl›klar›n zevk ve tercihlerin, be¤enilerin, tüketimin ihtiyac›na göre flekillendi¤i toplumsal yap›da devrimci çal›flma yürütmek, kitleleri devrimci e¤itimle donatmak ve onlar› devrime kazanmak düne nazaran daha fazla zorluklar tafl›maktad›r. Bugün devrimden dökülmelerin fazlaca oldu¤u, tahribat ve y›k›mlar›n güvensizliklerin etkilerinin fazlaca yafland›¤› bir süreçte devrimci çal›flma yürütülmektedir. Devrimci çal›flman›n zorluklar› ve engelleri ortadad›r. Dolay›s›yla her alanda devrimci ç›tan›n yükseltilmesi flartt›r. Devrim bilincinin, parti bilincinin, disiplinin, devrimci görev ve sorumluluk bilincinin, devrimci terbiye ve ahlak bilincinin, moral ve etik de¤erlerin ç›tas› yükseltilmelidir ki yaflanan tahribatlar afl›labilsin. Sald›r› ve savrulmalara karfl› devrimci durufl ve tutum yan›t olabilsin. Özellikle kitle içinde faaliyet yürütecek, örgütleme çal›flmas› yürütecek kadro ve militanlar›n seçiminde daha fazla seçici olunmal›, dikkatli davran›lmal› ve denetleyici olunmal›d›r. Kitlelerle iliflkilerinde onlara karfl› sekter, söz verip de sözünde durmayan, ald›¤› herhangi bir görevi yerine getirmeyen özelliklere sahip olan kifliliklerin de¤ifltirilip dönüfltürülmesi flartt›r. Çünkü “adam yoklu¤undan” kaynakl› olarak, “acil bir faaliyetin” örgütlenme ihtiyac›ndan dolay› üzerinde yeterince düflünülmeden yap›lan seçimin k›sa sürede kazand›raca¤› “baflar›” daha sonra çok daha fazla zarara dönüflece¤inin olumsuz pratikleri hayli fazlad›r. Devrim mücadelesini örgütlemede zaman önemlidir. S›n›f bilinçli proleterler zaman› maksimum düzeyde de¤erlendirmek zorundad›rlar. Bunun için yaflam ve çal›flma plan›, e¤itim plan›, örgütleme plan› ç›kar›lmal›d›r. En fazla ayr›lacak zaman, militanlar›n e¤itimi için harcanmal›-

d›r. Yetenekli örgütçüler yetifltirmek için yap›lacak her türlü “yat›r›m” devrimci yat›r›md›r. ‹nsan e¤itimine harcanacak her bir zaman dilimi devrim için kazan›m olacakt›r. Asgari devrimci temel özelliklere sahip olunmadan bu özellikler kazan›lmadan ilk örgütleme faaliyetinin hemen bafllang›c›nda sorumluluk üstlenerek kitle içinde devrimci faaliyete bafllamak faydadan çok zarar verir. Asgari bir nitelik ve düzey kazanamayanlar›n sorumluluk üstlenmeleri do¤ru de¤ildir. Bütün devrimci çal›flmalar› örgütlemek için ön haz›rl›k, ön e¤itim ve asgari bir bilgi ve devrimci düzey flartt›r. Kiflilerin asgari düzeyde haz›rlanmas› önemlidir. Bu ister kitle faaliyeti olsun ister bir baflka devrimci faaliyet olsun ön haz›rl›k ve ön e¤itimi örgütlemek gerekir. Burjuva feodal sistemin sald›r›lar›ndan devrimci saflardaki bireylerin de etkilendi¤i bir gerçektir. Bu etkilenme boyutunun az ya da çok olmas›n› tart›flmak fayda getirmez ancak bu etkilerin ortadan kald›r›lmas› için çözümler üzerinde tart›flmak yarar getirir. Bu özellikler Marksizm-Leninizm-Maoizm biliminin, devrimci düflüncenin mikroskopu alt›na al›nmal›, deflifre edilmeli ve a盤a ç›kar›l›p, yok edilmesi için ciddi bir e¤itim ve denetime tabi tutulmal›d›r. Görünen etkilerden, görünen tahribatlardan çok, görülmeyen etkiler ve tahribatlar üzerinde durmak daha yararl›d›r. ‹ç dünyas›n› devrimci uyar›lara kapatan, ayd›nl›k olmayan yanlar›n› devrimin bilinç ›fl›klar›na kapatanlar›n kendi gerçekli¤ini gizleyenlerin yeterince fazla oldu¤u bir süreci yafl›yoruz. Tasfiyeci tahribatlar›n fazlaca etkili oldu¤u devrimci hareketin yeterince kendisini hissettiremedi¤i süreçlerde devrimci bilinçte gerilemeler, k›r›lmalar, kiflisel özelliklerde kapal›l›k fazlaca yaflan›r. Gerçek dünyas›n› devrime ve onun s›n›f örgütüne açmayan, gerçek düflüncesini cesaretli bir flekilde aç›klamayanlar›n, devrimci olmayan öze devrimci biçim kazand›rmaya çal›flanlar›n tan›nmas›, onlar›n gerçekli¤inin a盤a ç›kar›larak, e¤itimi ve denetimi yaflamsald›r. E¤itim ve denetim sonucu de¤iflip dönüflmeyenlerin sürecin d›fl›nda tutulmas› kay›p de¤il kazan›md›r. Çünkü Proletarya Partisi oportünist unsurlardan ar›narak güçlenir.


22

8-21 Ekim 2004

6

Hindistanl› Maoistlerin Ça¤r›s›yla Halk Aya¤a Kalkt›

1 milyar›n üzerindeki nüfusuyla dünyan›n ikinci büyük ülkesi olan Hindistan’›n beflinci büyük eyaleti Andhra Paradesh’in baflkenti Haydarabat, 30 Eylül sabah› Hindistan Komünist Partisi (Marksist Leninist) Halk Savafl› (Halk Savafl› Grubu-HSG) ve HKP(ML) Janashakti’nin ça¤r›s› ile yürüyüfl yapan on binlerce yoksul köylünün ayak sesleriyle uyand›. Hemen hemen tamam›n› topraks›z yoksul köylülerin oluflturdu¤u on binlerce kifli Hindistanl› Maoistlerin ça¤r›s› üzerine kente gelerek Halk Savafl›’n›n kitle gücünü gösterdi. HSG ve Janashakti taraftarlar›nca k›z›la boyanan kentteki mitinge kat›l›m öylesine büyüktü ki, yetkililer kat›l›mc›lar›n bar›nmas› için futbol stadyumunun kap›lar›n› açmak zorunda kald›. fiehir merkezine yürüyen kitleler devrimci marfllar eflli¤inde k›z›l bayraklar ve polis taraf›ndan katledilen savaflç›lar›n foto¤raflar›n› tafl›-

d›lar. Andhra Paradesh halk›n›n son otuz y›l içindeki dördüncü büyük gösterisi olan mitingde öne ç›kan talep ise toprak reformuydu. Bu tür Naxalist gösterilerin ilki HKP-ML (Merkezi Örgütleme Komitesi)’nin ça¤r›s› ile ve s›k›yönetim ilan›ndan sadece birkaç ay önce 1974’te; ikincisi Kongre yönetimi alt›nda 15 Kas›m 1990’da ve üçüncüsü de 12 y›l önce 21 May›s 1992’de Hindistan devletinin HSG ve onun alt› cephe örgütünü yasaklamas› üzerine gerçeklefltirilmiflti. Bu yasak 1995-96 sürecindeki k›sa bir ara d›fl›nda 12 y›ld›r sürüyordu. Hükümete May›s 2004 seçimleriyle gelen, Haziran ortalar›nda ateflkes ilan eden ve HSG’nin yasaklanmas›n› bar›fl görüflmeleri bafllatmak için ask›ya alan Kongre döneminde bu gösterilerin dördüncüsü “Bar›fl, kendi gücüne güven ve köylülere toprak” slogan›yla yap›ld›. Gece yar›s›na kadar süren mitingde konuflmac›lar›n büyük bölümü eyaletin eski baflbakan› Chandrababu Naidu’yu elefltirerek hükümette bulundu¤u 9 y›l boyunca “polis devleti” modelini uygulamakla, 1.500’den fazla Naxalisti sahte çat›flmalarda katletmekle suçlad›lar.

PERU’DA KÖYLÜLER KOKA YASA⁄INI PROTESTO ETT‹ Peru’nun güneyindeki Kuzko kentinde koka bitkisi üreticileri hükümeti protesto etmek için 29 Eylül günü 17 Avrupal› turisti rehin ald›. Peru’da tek geçim kaynaklar› olan koka bitkisi üretiminin durdurulmas›n› protesto eden köylüler, 17 kiflilik Avrupal› bir turist grubunu rehin alarak 17. yüzy›ldan kalma bir ‹nka tap›na¤›na kapatt›. Rehine krizinin birinci saati dolarken özel kuvvetler tap›na¤a operasyon düzenledi. Gözyaflart›c› gaz kullanarak tap›na¤a giren devlet güçleri, kaçmay› baflaran 7 kifli d›fl›nda tüm köylüleri tutuklad›.

H‹ND‹STANLI MAO‹STLERLE BARIfi GÖRÜfiMELER‹ Hindistan’da May›s seçimlerinin ard›ndan Haziran ortalar›ndan itibaren HKP(ML) Halk Savafl›na bar›fl görüflmeleri ça¤r›s› yapan Kongre, görüflmeler için Halk Savafl› Grubunun silahlar›n› b›rakmas›n› ön koflul olarak koymufltu. Bu koflula karfl›l›k olarak flu yan›t verilmiflti: “Silahlar›n b›rak›lmas› koflulu bizim için asla kabul edilemezdir... Hükümet e¤er kör bir flekilde silahlar›n b›rak›lmas›nda ›srar ederse, bu görüflmelerin önünde kesinlikle bir engel olacakt›r. Biz baz› konularda anlaflma ve gerekli de¤ifliklikler yapabiliriz. Fakat silah konusu tart›flmaya aç›k de¤ildir...” (HSG Andhra Paradesh Eyalet Komitesi Sekreteri Yoldafl Ramakrishna) Bu net tav›r üzerine hükümet Halk Savafl› Grubu’nun silah b›rakmas› meselesini sakl› tutarak bu konuyu görüflmeler s›ras›na b›rakt›. Ve 2 Ekim günü bar›fl görüflmelerinin bafllat›lmas› için ça¤r› yapt›. Ancak HSG görevlileri Gaddar, Varavara Rao ve Kalyon Rao ile Janashakthi’den Chandranna’n›n iki parti önderliklerinin ‹çiflleri Bakan›na iletti¤i mektupta Mahatma Gandi’nin do¤um y›ldönümü olan 2 Ekim’de Partileri ad›na görüflmeleri yürütecek olan HSG Andhra Paradesh Eyalet Sekreteri Ramakrishna ve Janashakti Sekreteri Amar’›n gelemeyeceklerini bildirdi. Bu iki gerilla liderinin Haydarabat’a güvenli bir flekilde ulaflmalar›n›n sa¤lanmas› gerekti¤i de hükümete iletildi. Hükümet ise liderlerin, görüflmelerin 13 Ekim’de bafllayabilece¤i önerisine olumlu yan›t verdi. Ayr›ca iki partinin görevlileri yap›lan toplant›da görüflmelerin gündemlerini flu flekilde s›ralad›lar: “Köylülere toprak, bar›fl ve halk›n demokratik haklar›, gutkha’n›n yasaklanmas›, politik tutsaklar›n serbest b›rak›lmas› vb. Ramakrishna da A¤ustos’un ilk haftas› Andhra Paradesh’in Nallamala bölgesi ormanl›k alan›nda yapt›¤› bas›n konferans›nda görüflmelerde gündeme getirilecek konular üzerine flunlar› söylemiflti: “Hükümetin

önüne halk›n problemlerini getirece¤iz... Özellikle Dünya Bankas› borçlar› ve koflullar›n›, Hindu politikalar›n›, toprak sorununu öne sürece¤iz... Bizler ise kitleleri bu konularda e¤itecek ve onlar› örgütleyece¤iz... Onlar ileride Halk Savafl› Partisini yasaklamamal›d›rlar. Parti önderlerinin bafllar›na konulan ödüllerin kald›r›lmas›, sahte çat›flmalar›n araflt›r›lmas›, kara çetelerin kontrol alt›na al›nmas›... Bunlar sadece Partinin sorunlar› ve istekleri de¤il. Ayn› zamanda halk›n da istek ve sorunlar›d›r. Tüm ülkelerde ne zaman bu tür görüflmeler yap›lsa politik tutsaklar serbest b›rak›l›r. Fakat geçen 15 y›ld›r Parti liderimiz Bandi Prakash hapishanede çürütülmektedir.” (Konuflmada ad› geçen Bandi Prakash HSG’nin istemi üzerine ömür boyu hapse mahkum oldu¤u halde Cumhuriyet Gününde serbest b›rak›ld›). Ramakrishna ayr›ca alternatif bir partinin kurulup kurulmayaca¤› sorusunu da “Silahl› mücadele yürüten bir parti olarak bizim için aç›k alan yoktur. Yasal bir parti oluflturma plan›m›z yok. Ayr›ca bir parti kurmayaca¤›z” fleklinde yan›tl›yordu. 13 Ekim’de bafllayaca¤› duyurulan bar›fl görüflmeleri boyunca silah b›rakmayacak ve devlet güçlerinin fliddete baflvurmas› halinde ayn› flekilde yan›t verecek olan HKP(ML) Halk Savafl› ve hükümet aras›ndaki ateflkesi gözlemlemek üzere bir Ateflkes ‹zleme Komitesi de oluflturuldu.

KOLOMB‹YALI PROFESÖRE SU‹KAST Kolombiya Üniversite Ö¤rencileri Birli¤i, Kolombiya Üniversite ‹flçileri Sendikas› ve insan haklar› örgütleri, 17 Eylül günü profesör ve araflt›rmac› Alfredo Correa De Adreis’in Kolombiya’n›n Barranquilla kentinde suikasta u¤ramas›n› k›nad›lar. Adreis, 17 Haziran günü de ayaklanma örgütledi¤i gerekçesi ile gözalt›na al›nm›flt› ve delil yetersizli¤inden dolay› serbest b›rak›lm›flt›. Aldreis bir süre önce bafl›na gelebilecek her türlü olumsuzluktan dolay› devlet güçlerini sorumlu tutan bir aç›klama yapm›flt›. ‹nsan haklar› savunucular› bu cinayeti Kolombiya Üniversitesinin ö¤rencilerini, akademisyenlerini ve çal›flanlar›n› susturmak için yap›lan sistematik politikalar›n bir parças› olarak nitelendirildi. Üniversitede bu politikalar çerçevesinde 65 ö¤renci, profesör ve idari çal›flan son on y›l içinde yaflam›n› yitirmifl bulunuyor.


23

6 ‹ntifadan›n 4. y›l›nda Filistin direniyor Filistin’in tarihi ile neredeysa yafl›t olan “Filistin sorunu” yüzlerce y›l öncelerini bir kenara b›raksak da 1948’de ‹srail devletinin emperyalistlerin onay›yla kuruluflundan itibaren kan, gözyafl›, yoksulluk vb. olgularla daha bir yo¤rulmufl ama bunun karfl›s›nda Filistin halk›n›n kurtulufl mücadelesi ise onurla sürdürülegelmifltir. Bu onurun en büyük ve en göz önünde bulunan kan›t›d›r, 4 y›l› geride b›rakan SEN 2. ‹ntifada (El Aksa ‹ntifadas›). Y›k›nt›lar›n alt›ndan ç›kan Filistin direnifli zulüm ve ölüm kadar Ve kan bulanm›fl varl›¤›nla emperyalistlerin Siyonistlerle elele verdi¤i Yaln›z cellatlar›n› de¤il nice sözde bar›fl ve çözüm deneyimleriyle de ‹nsanl›¤› da yarg›layan bir tarihsin. olgunlaflm›flt›r. Yine öncesi bir yana ilk deneSen, yim 1947’de BM’nin Filistin’i bölerek, üçlü F‹L‹ST‹N’sin bir statü öngören karar›yla ilk aldatmaca yaflaDudaklar›nda hep ayn› tebessüm n›yordu. Bu karardan bir y›l sonra Yahudi devÖlümün bile yok edemedi¤i leti Siyonistlerin ve emperyalistlerin ortak eyYaflanmam›fl çocuklu¤un flimdi leminin sonucu olarak kuruluyordu. Üstelik -belki de- tek delili, zaten iki parçaya bölünmüfl Filistin topraklar›O minnac›k ellerin na do¤ru h›zla yay›larak. Zira 1948’den önce Ya, öfkeyle bakan gözlerin? 475 olan Arap köylerinin say›s› 1988’de 90’a inmiflti. Emperyalistler Ortado¤u’nun bölün‹flte dayan›lmaz olan onlar, müfllükten do¤an “bu deli gömle¤ini üzerinÇünkü o gözler; den atarak, birleflmeye gidecek süreci açaHiroflima’da flaflk›n, cak mücadelelere at›labilece¤ini” hesap edeVietnam’da kararl›, rek, bu zengin bölgenin ba¤r›na “do¤rudan Nambia’da umutlu, do¤ruya kendisine ba¤l› ‹srail’i, orada, bölgeEtiyopya’da mutlu bakarken de deki eflitsiz güçler dengesinden yararlanarak Böyle kahrediciydiler... saplad›.” Ve o gözler; 1993’e gelindi¤inde ise ikinci önemli sözÖlümün bile karfl›s›nda de çözüm süreci, ABD arac›l›¤›yla görüflen ‹sGelece¤i olan güvenlerini rail ve Filistin aras›nda Oslo Bar›fl AnlaflmaBir kere olsun yitirmediler. s›yla sonuçland›. Bu anlaflmaya göre de FilisSen özgürlük savafl›nda -di¤erleri gibitin ‹srail’i tan›yacak, sald›r›lara son verecek, Bir isimsiz nefer, bir simgeydin. ‹srail ise Bat› fieria ve Gazze’nin bir kesimini Selam sana yi¤it yoldafl›m içine alan “Filistin devletçi¤ini” tan›yacakt›. Ve bafl›n sa¤olsun Bu devletçi¤in s›n›rlar› içinde adalar fleklinde F‹L‹ST‹N var olan yerleflim yerleri aras›ndaki tüm ba¤-

Evrensel Bak›fl HAP‹SHANELER, TÜM EZ‹LEN DÜNYA HALKLARININ SORUNUDUR! Sömürücü egemen sistemlerin bir dizi arac›n yan›nda ezilen halklar›n mücadelesine sald›r› araçlar›n›n her daim ilk s›ralar›nda yer alanlar›ndan biridir hapishaneler. Bu nedenledir ki “hapishaneler” tek bafl›na kullan›lmaz ve yan›na “sorunu” da eklenir. Sistem sömürü ve bask› üzerine kuruluysa, bu bask›n›n en katmerlisi de en öncelikli olarak hapishanelerdeki politik tutsaklara uygulan›r. Bunlar›n örneklerinin tarih boyunca binlercesinin yafland›¤› bir gerçekse, emperyalist kapitalist sistem de¤iflinceye kadar yaflanaca¤› da bir gerçektir. Hapishaneler sorunu ülkemizde yaflanan birçok deneyimle ve bunun karfl›s›nda tutsaklar›n ve daha geriden takip etse de d›flar›daki kamuoyunun direnifli ve mücadelesiyle önemli bir yer tutmaktad›r. Bugün aç›s›ndan bak›ld›¤›nda da, bu sorunun yaln›zca ülkemizle s›n›rl› olmad›¤› pek tabi ki bilinmekle birlikte, son süreçte birçok ülkede kamuoyuna yans›yan örneklerin ço¤almas›yla daha bir belirginleflmifl, sorunun uluslararas› boyutu daha bir öne ç›km›fl bulunmakta. Kuflkusuz emperyalizm öncesi ayn› sorun yaflanmakta iken, bugün yöntemlerin ve kullan›lan araçlar›n benzerli¤i ve bilginin an›nda ak›fl›yla birlikte sorunun bahsedilen uluslararas›

boyutu da öne ç›km›flt›r. Özellikle ulusal ve sosyal kurtulufl mücadelelerinin en keskin biçimiyle yafland›¤› topraklarda politik tutsaklara yönelik iflkence, cinsel taciz, tecavüz, afla¤›lama, kimliksizlefltirme, politik düflüncelerinden imtina ettirme sald›r›lar› daha da yo¤unlaflmakta, en vahfli biçimler almakta. ‹flgal alt›ndaki Irak’ta ABD yönetimindeki Ebu Garib hapishanesinde ortaya serilen yaflananlar (ve yaflanmakta olanlar) en bariz örne¤i olmufltur bu sald›r›lar›n. Foto¤raflara yans›yan her karenin tutsaklar›n onurlar›n›n ayakla alt›na al›nmas›na yönelik oldu¤u gün gibi aç›k. Ancak bu görüntülerin sadece Ebu Garib’de yafland›¤›n› düflünmek de, ortaya ç›kt›ktan sonra sona erdi¤ini zannetmek de fena halde safdillik olur. Nihayetinde Irak’ta Ebu Garib d›fl›nda Ba¤dat’taki Salihiye Hapishanesi, Ba¤dat Havaalan›, Umr Kasr Hapishanesi, Diyala’daki ABD üssü, Felluce, Bakuba ve Musul’daki hava üsleri vb. Irak’ta ABD denetimindeki 50 hapishane, tutuklama merkezi ve üste iflkence devam ediyor. Irakl›lar›n dini ve toplumsal yap›lar› da dikkate al›nd›¤›nda özellikle kad›n tutsaklara yap›lanlar›n çok fazla ortaya ç›kmad›¤› düflünüldü¤ünde, bu vahfletin boyutlar›n›n tahmin edilemeye-

8-21 Ekim 2004

lant›lar ‹srail askerlerince kontrol alt›nda tutuluyordu ve geçifller de izne tabiiydi. Ancak bu dahi uygulanamad› ve Filistinlilere yönelik katliamlar sürdü, ‹srail, çekilmeyi kabul etti¤i yerlerden çekilmedi ve s›k s›k Filistin devletini tan›mad›¤›n› dile getirdi. Yani Oslo’nun da bir aldatmaca oldu¤u Filistin halk›n›n, ama en çok da çocuklar›n›n kan›yla yaz›ld› tarihe. Üçüncü aldatmaca süreci de 2. ‹ntifada’n›n 3. y›l›nda 2003’te Yol Haritas› ad› alt›nda gerçeklefliyordu. Bu haritaya göre de ‹srail’in 2. ‹ntifada’dan sonra iflgal etti¤i topraklardan çekilmesi, 2001 Mart’›ndan bu yana yapt›¤› yerleflimleri boflaltmas› ve geçici s›n›rlarla bir Filistin “devletinin” kurulmas› öngörülüyordu. Tam bir tuzak oldu¤u aç›k olan bu harita dahi imzaland›ktan sonra ‹srail devletince sürekli ihlal edildi ve bunun dahi önüne yap›m›n› sürdürdü¤ü Duvarla set çekildi. Görüldü¤ü üzere her aldatmacada Filistinliler için ç›ta sürekli yükseltilmekte, birer tuzak oldu¤u daha net olarak görülebilmekte. F‹L‹ST‹N ‹NT‹FADASI D‹REN‹fi‹N DE SEMBOLÜDÜR Filistinlilere yönelik zulümle orant›l› olarak halk›n direnifli de her daim gündemde olmufltur. Bunlardan belirgin olarak toplu biçimde halk›n aya¤a kalkt›¤› süreçlerden biri olarak topraklar›n›n ‹srail’e devredilmesine Filistinliler, 1936’da bafllayan ve 3 y›l süren bir ayaklanmayla karfl›l›k verdiler. Talepleri; Filistinlilerin yönetiminde demokratik bir hükümet, Siyonist yerleflimlerin durdurulmas›, Siyonistlerin toprak al›mlar›n›n yasaklanmas›yd›. 1987 y›l›nda ise Filistinliler, Gazze ve Bat› fieria’da ‹srail’in katliamlar›n› yo¤unlaflt›rmas› üzerine 1. ‹ntifada olarak an›lan yeni bir intifada bafllatt›lar. Özellikle gençlerin ve çocuklar›n kat›ld›¤› ‹ntifada’da en önemli olgulardan biri de ‹srail topraklar›nda çal›flan Araplar›n greve gitmesi oldu. cek kadar ötesinde oldu¤u gerçe¤idir. Üstelik son olarak çocuklar›n da bu tutuklamalardan nasiplerini ald›klar›n› da göz önünde bulundurmak gerekiyor. Ancak Irak’ta direnifl bu sald›r›lara ra¤men sürüyor, ABD ve ‹ngiliz emperyalistlerinin ve iflbirlikçilerinin çabalar›na karfl›n durdurulam›yor. Yine 2. ‹ntifada’n›n 4. y›l›n› doldurdu¤u Filistin’de sadece 4 y›l içinde 28 bin Filistinlinin tutukland›¤› aç›klan›yor. Tam teçhizatl› ‹srail askerlerinin önüne katt›¤› gözleri ba¤lanm›fl Filistinlilere onur k›r›c› arama yapt›klar› görüntüler her gün medyaya yans›yan kareler içinde yer al›yor. Filistinli tutsaklar d›flar›da oldu¤u gibi içeride de teslim al›nam›yor; geçti¤imiz ay oldu¤u gibi haklar›na yönelik s›kça yap›lan sald›r›larla yüzyüze kal›yorlar ve direnifle geçiyorlar. Yani Filistinliler içeride de d›flar›da da Siyonist ‹srail devletine karfl› bedenleriyle savafl›yorlar. Hindistan’da da hapishanelerin durumu hiç farkl› de¤il. Nepalli Maoist liderler Hindistan’da varolan yasalara dahi uygun olmayan bir flekilde tutuklan›yorlar, iflkence görüyorlar ve tecrit edilmeye çal›fl›l›yorlar. Hapishanelerde tutulan Hindistanl› Maoistler de hiçbir yarg›lama yap›lmaks›z›n y›llarca içeride kalabiliyorlar. Bunlar›n yan›nda tutukland›¤› 1992 y›l›ndan bu yana tek bir kifli ile dahi görüfltürülmeyen Peru Komünist Partisi lideri Gonzalo Yoldafl›n yeralt›nda esir tutulmas›, IRA tutsaklar›n›n tecrite ve tek tip elbiseye karfl› flehitler pahas›na direniflleri, ‹spanya’da BASK bölgesinin ba¤›ms›zl›¤› için savaflan ETA militanlar›n›n yaflad›klar› hapishane ko-

2000 y›l›n›n 28 Eylül’ünde ise Sabra ve fiatilla baflta olmak üzere birçok katliam›n bizzat sorumlusu olan dönemin muhalefet baflkan›, flimdinin ‹srail Baflbakan› Ariel fiaron’un Filistinliler için kutsal olan El Aksa Camiini ziyaretinin ard›ndan 2. ‹ntifada bafllad›. Bugün 4 y›l› geride b›rakan bu ‹ntifada sürecinde bilanço ise hergün daha da art›yor. Ölmenin ve öldürmenin zafer ve üstünlük anlam›na geldi¤i durumlar farkl› farkl›d›r. Filistin’in kurtulufl mücadelesi de yaflam için ölmenin zafer ve üstünlük oldu¤u bir harekettir. ‹flte bu yüzden ‹srail, Filistin’in kay›plar›n› her zaman az göstermektedir. Buna ra¤men son dört y›l içinde % 80’i sivil olmak üzere 3 bin 334 Filistinlinin yaflam›n› yitirdi¤ini biliyoruz. Ve öldürülenlerin 621’inin ise 17 yafl›ndan küçük oldu¤u ayr› bir rakamsal bilgi. Bu süreçte tutuklanan Filistinlilerin say›s› ise 28 bini buluyor. Rakamlar›n yüzü so¤uktur fakat bunlar, Filistin’in en canl› gerçekleri. Ayr›ca 2000’den bu yana Filistin’in milli geliri yar› yar›ya azalm›fl durumda. Halk›n neredeyse yar›s› yoksulluk s›n›r›n›n alt›nda. Filistinliler kendilerine ait kentler aras›nda dahi güçlükle seyahat edebiliyor. Ekme¤ini ‹srail’de kazanan Filistinlilerin büyük bölümü bu olanaktan art›k yoksun. Ancak ‹srail’de de durumlar çok iyi de¤il. Filistinlilerin sald›r›lar›nda 4 y›l içinde 1008 ‹srailli öldü. ‹ntifada ‹srail’i ekonomik bak›mdan da vurdu. Özellikle turizm ve yabanc› yat›r›mlarda büyük düflüfl mevcut. F‹L‹ST‹N HALA YANIYOR Yukar›daki rakamlara ise her gün yenileri ekleniyor. Özellikle son iki hafta içinde baflta Gazze olmak üzere birçok kentte ‹srail ordusunun sald›r›lar›yla onlarca Filistinli yaflam›n› yitirdi. Hiç belirtmeye gerek yok ama ölenlerin ço¤u yine sivil halkt›. K›sacas› Filistin’de eller hala tafl tutuyor, yang›n büyüyor. flullar› vb. vb. unutulmayan/unutulmamas› gereken örneklerdir. Çeflitli ülkelerdeki hapishanelerdeki politik tutsaklar tüm bu sald›r›lara karfl› açl›k grevleri, ölüm oruçlar›, fiili direnifller vb. ile mücadele sürdürürken, d›flar›da da yoldafllar›, aileleri ve duyarl› insanlar taraf›ndan çeflitli flekillerde bu mücadele desteklenirken; hapishaneler mücadelesinin uluslararas› boyutu da önemli bir yer tutmal›d›r. Zira günümüz emperyalist-kapitalist sistemde hiçbir mücadele kendisiyle s›n›rl› kalamaz. Hepsi de, yaln›zca yak›n çevrelerine etki yapmakla kalmaz, dünyadaki bütün çeliflmelere de kendi çap›nda etki yaparlar. Dolay›s›yla bu mücadeleleri bu genel anlay›fl içinde de¤erlendirmek ve bu boyutuyla da ele almak vazgeçilmez önemdedir. Bugün Nepal’de Maoistlerin devrim yürüyüflü ölüyü yerinden kald›r›r nitelikte coflku verici bir geliflme de¤il midir, yada Hindistan’da on binlerce köylünün Maoistlerin ça¤r›s›yla baflkente yürüyüflleri bizlere de ilham vermiyor mu? Bu örneklerde oldu¤u gibi, hapishaneler sorununda kazan›lan her mevziyle tüm ulusal ve sosyal kurtulufl mücadelelerinde tutsak düflmüfl devrimci ve komünistlere umut tafl›mak ve onlar›n mücadelesini “d›flar›yla” birlefltirmek mümkün de¤il mi? Üstelik “ulusal ve sosyal kurtulufl mücadelelerini desteklemeyi” birinci maddesi olarak kabul eden Halklar›n Uluslararas› Mücadele Ligi (ILPS) gibi bir araç önümüzde dururken, bu arac› kullanmak ve sorunu uluslararas› boyuta tafl›mak her zamankinden daha önemli de¤il mi?


24

8-21 Ekim 2004

6

“Karadeniz’de ço¤ald› ‘Bak›fl’lar›n...”

Kim diyor sen öldün yoldafl, Sormufllar m› yemyeflil ormanlar›na Karadeniz’in, Görmüfller mi taflk›n sevda gülüfllerini? Ve parma¤›n tetikteyken, Kalmamacas›na tek mermin Taflova’da vuruflarak düflüfllerini. Kim diyor ki sen öldün yoldafl, Bilmiyorlar m› senin Vurulmufllar›n do¤umu oldu¤unu, Ve vurulurken do¤du¤unu... fiehit düflen her yoldafl›n, her devrimcinin ard›ndan yaz›lan yaz›lar›n ilk ve ortak cümlesidir, bu anlat›m›n ne kadar zor olaca¤›n› dile getirmek... Zordur; çünkü harcanan onca eme¤i anlatmak için yetersizdir cümleler; zordur çünkü bazen bir bak›flla anlat›labile-

cek kadar sade olan› yaz›ya dökmek sayfalarca yer tutabilir; zordur çünkü yaflanan milyonlarca fleyi anlatmaya yetmez dil... En fazla yak›n bir tarif yapabilirsiniz, yaflad›¤›n›z kadar yo¤un yazamama s›k›nt›s› “ne kadar anlatsam o kadar eksik” duygusunu uyand›r›r. Zordur çünkü, devrim için yaflam›n› ortaya koyup bu yolda yaflam›n› yitiren her devrimcinin, ard›ndakilere b›rakt›¤› sorumluluklar vard›r, bu sorumluluk yaflan›lanlardan ö¤renilecek fleyler aktarmakt›r di¤erlerine ve bu sorumluluk “lay›k›yla anlatamama” kayg›s›n› do¤urur. Kuflkusuz her birinin ayr› ayr› kiflilik özellikleri, olumlu yanlar› ve hatalar›, zaaflar› vard›r. Ancak parti ve devrim flehitlerini anlatmak onlar›n

COMMANDANTE ARAMIZDA!

9 Ekim 1967’de Bolivya’da girdi¤i çat›flmada yaral› ele geçirilip, yaflam›n›n her an›nda oldu¤u gibi burada da direniflinden taviz vermedi¤i için ABD emperyalizminin kirli eli CIA ajanlar› ve Bolivya kolluk güçlerince katledilen Latin Amerika’n›n yi¤it devrimcisi, enternasyonal dayan›flman›n en güzel örneklerinden biri olan Commandante Che Guevara’n›n an›s› dünya halklar›n›n mücadelesinde yafl›yor!

yaflam›ndan ö¤renmek demektir. Ömrünü bu yola adam›fl her komünistin, her devrimcinin ard›ndan, yaflamlar›nda ön plana ç›kar›lmas› gereken, kuflkusuz ki adad›klar› yoldur. Gidenlerin ard›ndan methiyeler dizmek de¤ildir flehitleri anlatmak. Ama “feda ruhunu” kuflanm›fl yaflam›n› devrimin inflas›na vakfetmifl her komünist ve devrimcinin olumlu özelliklerinin ve katk›lar›n›n vurgulanmas›ndan daha do¤al bir fley de yoktur. Proletarya Partisi’nin 32 y›ll›k tarihinde yüzlerce flehit devrime giden yolun yap› tafllar›n› örmüfllerdir. Ölümü kutsamak komünistlerin ve devrimcilerin ifli de¤ildir kuflkusuz, tam tersi “u¤runa ölünecek kadar sevmektir” yaflam›. Yaflarken daha fazla fley katabilme çabas›d›r kavgaya. “Daha fazla nas›l yararl› olurum?”un düflünülmesidir, geliflmeyi daha çok katk› sunabilmek için istemektir, yeteneklerini ve eme¤ini tümüyle devrim için sarf etmektir devrimcilik, hem de her geçen gün daha fazlas›n› vermek isteyerek... ‹flte bunlardan birisidir Özgür Kemal Karabulut... Yozgat’›n Çekerek ‹lçesi K›rkdilim köyünde 1974’de do¤du¤u zaman ailesi ve çevresi uzak de¤ildir devrimci düflüncelere. Oldukça k›sa olan ömrüne tezat, oldukça fazla fley s›¤d›rmay› baflaranlardan biridir... 1989 y›l›nda TKP/ML’nin düflünceleri ile tan›fl›r. K›sa sürede TMLGB içerisinde örgütlenerek 1992’de profesyonel faaliyete kat›l›r.

‹stanbul TMLGB faaliyetinde çeflitli düzeylerde sorumluluk al›r. 1995’de tutuklan›r, iflkencehanelerde ve zindanda da ayn› direnifl gelene¤ini sürdürür. 1996 y›l›nda hapishaneden ç›kt›¤›nda gerilla alan›nda mücadelesine devam eder. Art›k Karadeniz da¤lar›nda gerillan›n “Bak›fl”› olmufltur. O, iyi bir eylem adam›, iyi bir örgütçü, yorulmak bilmeyen bir devrim hamal›d›r. Kendisine verilen görevleri nerede ve ne olursa olsun gücü yetti¤ince yerine getirir, onun için görevin büyü¤ü küçü¤ü yoktur. Karadeniz’de flehirde ve k›rda TKP/ML’nin imzas›n›n oldu¤u birçok eylemde yer alan korkusuz bir militand›r. Mücadeleye at›ld›¤› günden flehit düfltü¤ü tarihe kadarki yaflam› tüm yeteneklerini mücadele için kullanma ve gelifltirme çabas›na tan›kt›r. 20 Ekim 1997’de ald›¤› bir görevi yerine getirirken Amasya’n›n Taflova ilçesinde alçakça ihbar edilerek bir yoldafl› ile birlikte kuflat›l›r. Düflman›n “teslim ol” ça¤r›lar›na silah›yla yan›t verir ve ç›kan çat›flmada flehit düfler. Daha sonra Özgür Kemal’in ihbarc›s› T‹KKO taraf›ndan Bak›fl’›n kendi silah›yla ölümle cezaland›r›l›r. Sen rahat uyu sevgili yoldafl, senden sonra ço¤ald› bak›fllar›n Karadeniz’de... Yeni do¤an bebeklerin isimlerinde, k›rlarda, flehirde mücadelenin oldu¤u her yerde yoldafllar›n›n bilincinde kavgan›n s›ca¤›nda yafl›yorsun....

Dövüfle dövüfle yürünecek Kardefller! Sanc›yan bir sessizlik b›rak›yor geride Birer birer gidenlerimiz: kanl›, h›rç›n, ç›kars›z... Ve art›k yetmiyor dilde ›fl›mas› K›vran›fl› s›¤m›yor koyna Saplan›fllar istiyor elde hançer O zifir karanl›¤›n Gö¤süne gö¤süne saplan›fllar. Kardefller! Kollar›-pazular› K›r›la -›s›r›la Damla damla emilen iflçileri için, Afls›z- ›fl›ks›z Suyu-saman› ya¤malanm›fl Bezgin dayanaks›z köylüler için Ça¤r›flan kardefllerim! Gece yar›lar›na kadar grevlerden haber bekleyenler! Candafllar›m! Ucu- buca¤› göze gelmez ufkuna Nefes nefese var›lan bu kavga-

n›n Asl›-astar› sadece hakl›l›kt›r; Vursa da, usul usul yay›lsa da k›z›ll›¤› Beyaz örtülere kurflun yaralar›n›n, Balk›yan o sesi dinleyin ba¤›rlar›ndan Eller üstünde gidenlerimizin, Coflkun ve isyankard›r Ve direflken ve dövüflkendir onlar›n Halk›n kardefli olan yürekleri... Ve kofla- kucaklaya Ve sara- sarmalaya Ve yumruklaya yumruklaya Hakl› ve mazlum olan›n uyufluk omurunu Uyurmak için kuvvetli ve zalime karfl› Nice sarp yerden geçildi buraya kadar. Ve suradan daha da dikleflerek Dinmeden- dinlenmeden Difli-difl Dövüfle dövüfle yürünecek!...

KISA... KISA...KISA... 1 Ekim 1949 Ç‹N DEVR‹M‹ Çin Komünist Partisi’nin 1 Temmuz 1921’de 12 delegeyle kurulmas›ndan 28 y›l sonra devrim mücadelesi 1 Ekim 1949’da zaferle sonuçland›. 16 Ekim 1934 Çin’de “Uzun Yürüyüfl” bafllad›. Milliyetçi hükümete karfl› bafllat›lan, 1 y›l süren 6 bin millik uzun yürüyüfl, Mao Zedung önderli¤inde Yenan’a girilmesiyle son buldu. 19 Ekim 1934 Mübadele Komisyonu görevini tamamlad›. Anadolu ve Trakya Rumlar› ile Yunanistan Müslümanlar›n›n mübadelesini (de¤iflimini) düzenlemekle görevli komisyon 7 Ekim 1923’te kurulmufltu.


25

6

“Cesaretin varsa beni serbest b›rak!”

Çin’deki devrim mücadelesinin zaferle taçland›r›ld›¤› 1949’daki devrimden itibaren, Komünist Partisi içinde iki çizgi mücadelesi devam etmifl, Mao’nun vurgu yapt›¤› sosyalizmde geri dönüfllerin olabilece¤i tehlikesi ölümünden sonra kendini tan›tlam›flt›r. Nitekim Mao’nun 9 Eylül 1976’daki ölümünden sonra, bir yandan Çin’deki kitleler dünyan›n her ülkesinden milyonlarla birlikte bu ölçülmesi imkans›z kayb›n yas›n› tutarken, Çin’li revizyonistler seviniyor ve iktidar› ele geçirmeye haz›rlan›yorlard›. Bafllar›nda “resmi” varis Hua Kuo-feng olarak ve ordunun içinde de dahil daha önce ele geçirdikleri iktidar parçalar› temelinde, Mao Zedung’un ölümünden sonraki bir ay içerisinde askeri bir darbe haz›rlayarak Ekim 1976’da Mao’nun efli Çiang Çing’in de içlerinde bulundu¤u dört polit büro üyesini darbe yapmay› planlad›klar› gerekçesiyle tutuklad›lar. Mao’nun 1966’da Çiang Çing’e yazd›¤› mektuptaki ikaz, Sa¤’›n, Mao’nun ölümünden sonra Mao’nun baz› sözlerini kullanarak Çin’de anti- komünist bir darbe sahneleme ihtimali konusunda uyar›da bulundu¤u, ancak bu takdirde revizyonistlerin hiçbir zaman huzur görmeyecekleri yönünde onu temin etti¤i mektuptaki ikaz, adeta ani bir kalk borusu gibi yank›lan›yordu. Asl›nda birçok kifli devrimin sona erdi¤ini biliyor, siyasi propaganda baraj›n›n ard›nda yatan› görüyordu ve bu sebepten dolay›, darbe, Mao’nun bir önemli görüflü daha kan›tlan›yormuflcas›na, par›lt›l› namlular efl-

GÜN’DE DÜN... 8 Ekim 1990. Üniversitelerin aç›l›fl törenlerinde alternatif tören yapmak isteyen ö¤renciler engellendi; çok say›da ö¤renci gözalt›na al›nd›. 9 Ekim 1962. ‹stanbul’da 8 bin kifli Beyaz›t’tan Taksim’e yürüdü. Yeni ‹stanbul gazetesi önünde sa¤ bas›n› protesto etti. 1978. Ankara Bahçelievler’de gece yar›s› faflistler bir evi bast›. Türkiye ‹flçi Partisi üyesi Latif Can, Efraim Ezgin, Hürcan Gürses, Osman Nuri Uzunlar, Serdar Alten, Faruk Ersan ve Salih Gevenci öldürüldü. San›klar Duran Demirk›ran ile Ömer Özcan 12’fler y›l 6’flar ay, Ahmet Ercüment Gedikli ömür boyu hapse ve Haluk K›rc› idam cezas›na çarpt›r›ld›lar. 10 Ekim 1965. Genel seçimler sonuçland›: Türkiye ‹flçi Partisi 15 milletvekili ile

li¤inde sunuldu. Bas›n yoluyla Dörtlü’nün “gerçek revizyonist sa¤” oldu¤unu, bunlar›n özellikle Çiang Çing’in KMT dönekleri olduklar›n› bu dörtlünün -Çiang Çing, Çang Çun-Çiao, Yao Wen-yuan, Wang Hung-wençok say›da yoldafllar›yla birlikte, asl›nda Mao’nun düflmanlar› olduklar›n› ilan etti; “karfl› devrim”e karfl› yap›lan bu bask›n›, hayatta olsa Mao’nun da destekleyece¤i hayali bile uyduruldu ve bir karalama kampanyas›na girifltiler. Bir yandan dedikodu de¤irmenini iflletirken, di¤er yandan en vahfli flekilde kurban etmek üzere, O’nu, Çiang Çing’i seçtiler, çünkü di¤erlerinden ikisi daha hafif bir ceza alma umuduyla at›lan iftiralar› kabul ederken O, bunlar› hiçbir flekilde kabul etmedi. Ancak halk direniyordu, hem de birçok flekilde... Dörtlü’nün tutukland›¤›n›n haberi duyulunca, limanlar› ve havaalanlar›n› bloke etmek, bas›n› ve radyoyu kapatmak, ifli durdurma eylemleri ve gösteriler bafllatmak ve kad›n erkek milisleri harekete geçirmek için detayl› planlar ortaya konuldu. Ancak bir dizi sebepten ötürü önderlik en kritik anda harekete geçmeyi baflaramad›. Mao ad›na hareket etti¤ini söyleyen kapitalist darbecilere ra¤men, Çin’in sokaklar›nda, kitlelerin birço¤u aras›nda, yetkililerin arkas›ndan çak›lan befl parmakl› selam yayg›nd›, bu selam›n izah edilmesine gerek yoktu: Mao ve Dörtlü, alafla¤› edilmekte olan devrimcilerdi. Merkez Komitesi’nin Dörtlü aleyhine ç›kartt›¤› resmi afifller, Nanjing’deki tren istasyonunun duvarlar›ndan y›rt›l›p indirildi. Karfl›-devrimciler h›zl› ve vahfli bir flekilde sald›r›p, Sol’un bilinen sempatizanlar›n› hapse atarak ço¤unu infaz ettikleri için, flüphesiz bunun gibi di¤er birçok olay hiçbir zaman gün ›fl›¤›na ç›kmam›flt›r. Çin’deki darbe, dünya halklar› ve bütün olarak enternasyonal proletarya aç›s›ndan muazzam bir darbeyi temsil edeyordu. Çin, kurtulufl özlemi içinde olan yüz milyonlarca insan için yol gösterici bir fenerdi. On inan›lmaz y›l boyunca, Mao’nun ve Parti içindeki devrimci karargah›n önderli¤inde, BPKD, kitlelerin bilinçli aktivizmini zincirlerinden bofland›rarak, proletarya iktidar›n›n bu geriye döndürülüflünü ve kapitalizmin restorasyonunu önlemiflti.

Devrimci karargah›n tutuklanmas›ndan sonra, rejim Parti’de dalga dalga tasfiyelere giriflti ve 1977’de infazlar ciddi olarak bafllad›. Darbeden sonraki iki y›l içerisinde, devrimci komiteler fesh edilmifl, kapitalizm erkek evlatlara itibar gösterdi¤i için, k›z bebeklerin do¤ar do¤maz öldürülmesi gelene¤i de geri gelmiflti. Bir kenarda beklemekte olan Coca Cola Mitsubishi gibi yabanc› akbabalar yeni pazarlar kurmak üzere Çin’in üzerine atlad›kça, üretim, emperyalizmin ihtiyaçlar›na uyum göstermeye ve primlerle ve daha genifl ücret farkl›l›klar›yla yükseltilmeye bafllad›. K›sacas› kapitalizm, bir intikam h›rs› ile alabildi¤ine restore edildi. Tüm bunlar, resmi çizgiyi ve 20 seneden uzun bir dönemdir sosyalist inflaya rehberlik eden ve ilerleten siyasi mücadelenin kesilip at›lmas›n› empoze eden a¤›r bir bask› ortam› içinde yap›ld›. Çiang Çing ve yoldafl› Çang Çung-çiao, dört y›l boyunca hiçbir resmi suçlama getirilmeksizin hapishanede tutuldular. ‹ki y›l boyunca kendisini itiraf yapmaya zorlayan Hua’ya karfl› Çiang Çing’in cevab› “cesaretin varsa beni serbest b›rak!” diyerek onunla alay etmek oldu. Meselenin özünü flöyle özetlemiflti Çiang Çing: “Hiçbir suçu kabul edecek de¤ilim, kendimi halktan kopartmak istedi¤im için de¤il, suçsuz oldu¤um için kabul edece¤im tek bir fley varsa, o da bu iktidar mücadelesinde yenik düfltü¤ümdür. fiimdi siz iktidar sahibisiniz, dolay›s›yla insanlar› suçlayabilir, suçlamalar›n›za destek olarak yalan deliller uydurabilirsiniz. Ancak e¤er Çin’de ve dünya çap›nda halk› aldatabilece¤inizi san›yorsan›z tamamen yan›l›yorsunuz. Tarihin mahkemesinde yarg›lanan ben de¤il, sizin küçük çetenizdir.” Kuflkusuz ki, komünistler ve devrimciler sosyalizmde geriye dönüfllerden çok fley ö¤renmifllerdir/ ö¤renmelilerdir. Ancak s›n›f mücadelesinin engin denizinde, emperyalizm ve proleter devrimler ça¤›nda hatalardan ders alarak, s›n›f mücadelesi tarihinden ö¤renerek güne dört elle sar›lmak, geceyi bilinçle ayd›nlatmak her zamankinden daha fazla mümkündür. Bugün devrim ateflini canland›ran ülkeler bunun canl› tan›¤›d›r, o halde bize de o atefli harland›rmak düflmektedir. Umutsuzluk yok, y›lg›nl›k asla!

Meclis’te grup kurmaya hak kazand› 1969. Fikir Kulüpleri Federasyonu (FKF) Devrimci Gençlik Dernekleri Federasyonu, DEV-GENÇ ad›n› ald›. 1975. Band›rma Sülfirik Asit Fabrikas›’nda direnifl bafllad›. 1984. Baflbakan Turgut Özal, ‹ngiliz yay›n kuruluflu BBC’ye, “Türkiye’de siyasi tutuklu olmad›¤›n›” söyledi. 12 Ekim 1872. Sirkeci hamallar› greve ç›kt›. 1882. Tatavla kundurac›lar› greve ç›kt›. 1970. Ankara’da Hacettepe Üniversitesi iflgal edildi. ‹stanbul’da Gislaved Lastik Fabrikas› iflçileri oturma eylemine bafllad›. 13 Ekim 1920. fiark Demiryolu iflçileri greve ç›kt›. 1972. Sümerbank’›n 5 ildeki 13 ma¤azas›nda grev bafllad›. 1991. Eski M‹T (Milli ‹stihbarat Teflkilat›) müsteflar› emekli Orgeneral Adnan

Ersöz, Devrimci-Sol örgütü taraf›ndan ölümle cezaland›r›ld›. 14 Ekim 1979. Ba¤›ms›z aday Fikri Sönmez Fatsa Belediye Baflkan› seçildi. 15 Ekim 1970. ‹stanbul’da kolluk güçleri 12 Ekim 1970’de oturma eylemine bafllayan Gislaved Lastik Fabrikas› iflçilerini fabrikadan zorla ç›kard›lar; 1 iflçi öldürüldü, 50 iflçi yaraland›. 18 Ekim 1977. Almanya’daki K›z›l Ordu Fraksiyonu (RAF) liderlerini hapisten kurtarmak üzere Filistinli eylemcilerce kaç›r›lan Lufthansa uça¤›na Alman GSG-9 komandolar› Somali’nin Mogadiflu havaliman›nda bask›n düzenledi. 3 eylemci öldürüldü, 88 yolcu kurtar›ld›. Ayn› gece Almanya’da Stammheim cezaevinde mahkum olarak bulunan RAF liderleri Andreas Baader, Gudrun Ennslin, JanCarl Raspe ve Irmgard Möller intihar ettiler. Möller kurtar›ld›. .

8-21 Ekim 2004 KAVGADA ÖLÜMSÜZLEfiENLER M. Kemal ALPINAR: 1959 Afyon do¤umludur. Sand›kl›’da 18 Ekim 1979’da kalabal›k bir faflist grubun sald›r›s›nda flehit düfltü. Behzat F‹R‹K: 10 Ekim 1981’de Dersim’in Ovac›k ilçesinin Hülükufla¤› köyündeki evinden abisiyle birlikte sorgulanmak üzere al›n›r. Gerillalarla ilgili bilgi vermesi için en a¤›r iflkencelerden geçirilir ama O “ser verip s›r vermeme” gelene¤inin takipçisi olmay› seçer. Çaresiz kalan düflman, onu kurfluna dizerek katleder. 10 Ekim fiehitleri: 10 Ekim 1984’de Malatya Kürecik Harunufla¤› köyü do¤umlu Kemal Özgül, Salih Kaynar ve Abdullah Y›ld›r Fransa’da ›rkç› faflistler taraf›ndan katledildi. Kahraman Ailesi:

Dersim’in Çemizgezek ilçesi Do¤an köyünde oturan Veli Kahraman, k›zlar› Meral ve Zeynep Kahraman 9 Ekim 1993’de PKK taraf›ndan katledildiler. Ölüm Orucu fiehitleri: Ali Ekber Bar›fl 18 Ekim 2001’de flehit düfltü. (KP-‹Ö) Düzgün TEK‹N: 21 Ekim 1995’te devlet taraf›ndan gözalt›nda kaybedildi. Nam›k TARANCI: Gerçek Dergisinde çal›flan gazeteci Nam›k Taranc›, Kontr-gerilla taraf›ndan 20 Ekim 1992’de Diyarbak›r’da katledildi. 1979. Balgat katliam›n›n iki san›¤› Mustafa Pehlivanl› ve ‹sa Arma¤an idama mahkum edildi.10 A¤ustos 1978’de; Ankara Balgat’ta genellikle solcular›n gitti¤i 4 kahve taranm›fl, 5 kifli ölmüfl,11 kifli yaralanm›flt›. 20 Ekim 1954. ‹ngiltere’de 51 bin liman iflçisi greve gitti. ‹ngiltere’nin deniz ticareti yar› yar›ya durdu. 1978. Ordinaryüs Profesör Dr. Bedri Karafakio¤lu öldürüldü. Karafakio¤lu ‹stanbul Teknik Üniversitesi Elektrik Fakültesi dekan›yd›. Katilleri hala ortaya ç›kar›lamad›. 2000. Bergama hapishanesi hükümlüleri gördükleri iflkenceyi foto¤raflarla ispatlad›lar. Tutsaklar foto¤raflar› bas›na verdikleri için 15’er gün hücre cezas› ald›lar. 21 Ekim 1970. Adana Bossa Fabrikas›’nda sendikaya k›zan 4.000 iflçi direnifle geçti.


26

8-21 Ekim 2004

6

Okullu ev kad›nlar› ço¤al›yor neticilerin de yüzde 30’unu kad›nlar oluflturuyor” dedi. Kad›n istihdam›n›n geriledi¤ine de dikkat çeken Akflit, “Kad›nlar›n iflgücüne kat›l›m› 1990’da yüzde 34.1 iken 2002’de bu rakam 26.9’a düfltü. 2004’te istihdam edilenlerin yüzde 25’ini kad›nlar oluflturdu. Kad›n istihdam›ndaki düflüflün en önemli nedenini, tar›m ve hizmetler sektöründe çal›flan kad›nlar›n say›s›ndaki azalman›n oluflturdu¤unu dile getirirken bu rakamlar› oluflturan sebepleri ise yok sayarak de¤inmedi.

Sistemin “Haydi k›zlar okula” kampanyas›n›n, e¤itim-ö¤retim y›l›n›n bafllamas›yla burjuva bas›nda s›kça yer verilen “kad›nlar›n okuma özgürlü¤ü”nün sa¤lanmas›n›n varolan toplumsal koflullarda çal›flma yaflam›nda kad›nlar›n yer edinebilmesi için yeterlilikten uzak oldu¤unu gözler önüne serdi. Geçti¤imiz günlerde Türkiye Bilimsel Araflt›rma, Tan›tma Merkezi (TEB‹AT) taraf›ndan düzenlenen 6. Ekonomi Zirvesi’nde konuflan Devlet Bakan› Güldal Akflit’in ortaya koydu¤u istatistiki bilgiler yar›-sömürge, yar›-feodal bir ülkede kad›nlar›n e¤itim haklar›n› elde etseler bile çal›flma hakk›nda ikinci olarak görüldüklerini rakamlarla somutlad›. Araflt›rmalar kentte yaflayan lise

mezunu ve yüksek okul mezunu genç kad›n nüfusundaki iflsizlik oran›n›n ayn› nitelikteki erkeklere oranla iki kat daha fazla oldu¤unu gözler önüne seriyor. Bakan Akflit, iflgücüne kat›lmayan 100 kad›ndan 69’unun gerekçe olarak “Ev kad›n› olmay› gösterdi¤ini” ifade ederken; “Türkiye’de üniversitelerde ö¤retim eleman› kad›n oran› yüzde 36 ve toplam profesörler içinde kad›nlar›n oran› yüzde 25, mimarlar›n yüzde 31’i, doktorlar›n yüzde 29’u, avukatlar›n yüzde 26’s› kad›n. Kamuda çal›flan orta ve üst düzey yö-

Tecavüz davas› yine sürüncemede 8 Mart 1999’da ‹skenderun’da gözalt›na al›n›p copla tecavüze ve iflkenceye maruz kalan Ceren Salmano¤lu ve Fatma Deniz Polattafl’›n ‹skenderun Emniyet Müdürlü¤ü’nde görevli Murat Ç›kar, Halil Gürkan, Aysun Yüksel ve Gürkan ‹lhan adl› polislere açt›¤› davan›n devam› 23 Eylül Perflembe günü ‹skenderun 1. A¤›r Ceza Mahkemesi’nde görüldü. TCK’n›n 243. Maddesi gere¤ince cezaland›r›lmalar› istenen san›k polisler duruflmaya kat›lmad›. Duruflmaya kat›lan san›klar›n avukat› Nilgün Duman 28 ay önce Çapa Fakültesi Hastanesi taraf›ndan

verilen ma¤durlar›n iflkence gördü¤üne iliflkin raporun objektif kriterlere dayanmad›¤› iddias›n› yineledi. Ceren Salmano¤lu’nun avukat› Bülent Akbafl ise, 4. ‹htisas Kurulu’nun raporlar›n›n aç›k oldu¤unu, 2. ve 6. ‹htisas kurulu’nun raporlar›n› k›smen kabul ettiklerini hat›rlatt›. Ceren Salmano¤lu’nun babas›n›n ve çok say›da izleyicinin kat›ld›¤› duruflmada Mahkeme Heyeti, san›k polislerin görev yerlerinin adreslerinin bildirilerek ek savunma vermeleri ve Adli T›p Genel Meclisi’nin tekrar de¤erlendirilmesi gerekçesiyle duruflmay› erteledi. (H. Merkezi)

Tar›m ve hizmet sektöründeki azalan kad›n istihdamlar›n›n arkas›nda sistemin “yok saymaya çal›flt›¤›” pek çok ç›plak gerçeklik var asl›nda. Anlafl›lan o ki, Akflit; kendisine Kürt sorunu ile ilgili soru soruldu¤unda “Kürt sorunu yok derseniz yoktur” cevab›n› veren Baflbakan Erdo¤an’›n ayak izlerini takip ediyor. Oysa ki tar›mda azalan kad›n istihdam›n›n

IMF’nin uygulad›¤› reçetelerle, zorunlu göçlerle, köy yakmalarla, tar›ma verilen deste¤in çekilmesi ve her geçen gün artan yoksullukla, köylülü¤ün göçe mecbur b›rak›lmas›yla do¤rudan ilgisi vard›r. Oysa ki hizmet sektöründe azalan kad›n istihdam›n›n; iflten atmalarla, her geçen gün artan iflsizlikle önceli¤in erkek personele tan›nmas›yla, tafleronlaflt›rmay›, sendikas›zl›¤›, esnek çal›flmay› ve kad›nlar›n annelik görevini yerine getirmesini k›s›tlayarak onu çal›flma yaflam›ndan kopmaya zorlayan, onu sosyal haklar›ndan mahrum b›rakan yasalarla “ev kad›n›” olmak zorunda b›rakan yapt›r›mlarla do¤rudan ilgisi vard›r. Tüm bu sebeplere hiç de¤inmeyip “kad›n istihdam› azal›yor” tespiti yapmak, bir dönem Kad›ndan Sorumlu Devlet Bakanl›¤› görevini de yürütmüfl bir kad›n olan Akflit’in aymazl›¤›d›r, siyasi körlü¤üdür. Do¤al olarak tak›nd›¤› tav›r partisinin ve sistemin ideolojisine uygunluk arzetmektedir ki, bu da bizleri flafl›rtm›yor. Ancak tespitleri yaparken, sebepleriyle birlikte çözüm yollar›n› da ortaya koymak gerekiyor ki, bu sistemin do¤as› itibar›yla kad›n sorununda köklü bir çözüm sunmas› mümkün de¤ildir, ancak AB’ye uyum ad› alt›nda baz› de¤iflikliklere baflvurabilir. Kad›nlar›n sorununun esas çözümü, kendileri gibi bu sistem taraf›ndan sömürülen tüm kad›nlar ve ayn› durumda olan erkeklerle omuz omuza mücadeleyi yükseltmesiyle mümkündür.

Kad›n›n öncelikli sorunu

GEÇ‹M SIKINTISI CHP bünyesinde faaliyet yürüten Bilim Yönetim Kültür Platformu taraf›ndan yap›lan “Kad›n” konulu araflt›rmada, Kad›nlar, kendilerinin en öncelikli sorununun ne oldu¤u sorusuna ço¤unlukla “geçim s›k›nt›s›” yan›t›n› verdi. Platform Baflkan› Bülent Tanla, parti genel merkezinde bas›n toplant›s› düzenleyerek araflt›rma hakk›nda bilgi verdi; ‹stanbul, Ankara, ‹zmir, Antalya, Bursa, Diyarbak›r, Erzurum, Gaziantep, Konya, Samsun ve Trabzon illerinde yaflayan 2100 kad›n› kapsayan ankette, Türkiye'nin en önemli sorununun “Terör” oldu¤u görüflünün a¤›r bast›¤›n› söyledi. Anket sonuçlar›na göre, kad›n›n en önemli sorunu öncelikle geçim s›k›nt›s› ve sa¤l›k. ‹nsan haklar› ve adalet sorunu ise sorunlar›n sonlar›nda yer al›yor.

Kad›nlar devlet kurumlar›n›n güvenilir olmad›¤› konusunda hem fikir. Meclis'teki kad›n milletvekili say›s›n›n yeterli olmad›¤› fikrinin a¤›r bast›¤› ankette, kad›nlar›n Türkiye'nin AB üyesi olmas› gerekti¤i fikrinde birleflmesi dikkat çekti. Anket sorular› aras›nda yer alan “ABD'nin Irak operasyonunu do¤ru buluyor musunuz” fleklindeki soruya ise, “hay›r” yan›t› verildi. Anketin en dikkat çekici yan›n› ise, son dönemde kad›nlar›n ve ülkenin gündeminde olan Yeni Türk Ceza Kanunu, zina ve töre cinayetleri konusunda sorular›n yer almamas› oluflturuyor. Anket sonuçlar›na göre; kad›nlar›n büyük ço¤unlu¤u Türkiye'nin en önemli sorununun terör oldu¤u görüflünde birleflirken, çarflaf kullanan kad›nlar›n büyük bölümü ise ülkenin en büyük sorunu olarak türban› gösterdi.


27

6

8-21 Ekim 2004

Yurtd›fl›nda Y›lmaz Güney anmalar›

PAR‹S 9 Eylül tarihinde bafllat›lan anma etkinlikleri 11 Eylül’de Y›lmaz Güney’in mezar› bafl›nda yap›lan anma ile sürdü. Ard›ndan ise 25 Eylül’de çeflitli sanatç›larla bir panel ve 26

K‹TAP TANITIMI

Surlu fiehrin Rüyas› Lisa Huang Fleischman/ Roman/ O¤lak Yay›nlar› Burjuva bas›n›n›n sözde ayd›nlar› “kay›p ‘68” ile “yitik ‘78”in k›yaslamas›n› yaparken, burjuva medya popüler kültür ad› alt›nda yoz kültürüyle bilinçlerimize sald›rmaya devam ediyor. Televizyonu, sinemas›, vcd’si ve son olarak internetiyle bize ne seyretmemiz, ne giymemiz, nerde neyi nas›l yememiz gerekti¤ine var›ncaya kadar alternatif ad› alt›nda sunuluyor. Okul kampüslerinde ayn› tip giyinmifl, ayn› müzi¤i dinleyen, tüm gündemi magazine dayal› y›¤›nlarca kopya insan dolafl›yor. Alternatif bir yaflam› kurman›n yolu, alternatif bir kültürü de oluflturmay› zorunlu k›l›yor. Gazetelerin en iyi yaz kitaplar›, en çok okunanlar listesinde olmayan bir kitap Surlu fiehrin Rüyas›. Roman›n ad› Çin’de 18. yüzy›l›n tarihsel roman› “K›rm›z› Oda Rüyas›”n› ça¤r›flt›r›yor. Çinli bir anne ile Amerikal› bir baban›n k›z› olan yazar Mao’nun arkadafl› olan büyükannesinin yaflam›ndan kurgulam›fl ilk roman›n›. Yaz›m diliyle oldukça sade ve ak›c› olan roman sat›r aralar›ndan sesleniyor ço¤u kez. Roman 1900’lerin Çin’inde geçiyor. Öyküyü roman›n kad›n kahraman› Yeflim Erdem’in a¤z›ndan dinlerken, olaylar›n ak›fl›na kap›l›p kendinizi Çin imparatorlu¤unun son dönemlerinde kaos ortam›nda buluyorsunuz. Üst tabakadan bir yarg›c›n k›z› olan Ye-

Eylül’de ise bir gece yap›ld›. Panele Türkiye’den çeflitli sanatç›lar, yönetmen Muzaffer Hiçdurmaz ve sinema araflt›rmac›s› Agah Özgüç ve Ayr›ca AT‹K’ten bir temsilci kat›ld›. Kitlelerin oldukça ilgi gösterdi¤i panelde sanatç›lar Güney’in sanatsal çal›flmalar› ve yaflam› noktas›nda anlat›mlarda bulundular. AT‹K temsilcisinin konuflmalar›ysa sanatsal yan›na de¤inmekle birlikte esasta Güney’in sanat›na yön veren siyasal yanlar›yla ilgiliydi. “Y›lmaz Güney’i anmak, emperyalizme ve onun yerli uflaklar›na karfl› karal› bir mücadele vermekle olabilir” diyen AT‹K temsilcisinin konuflmas› flöyle devam etti: “Y›lmaz Güney yaflad›¤› koflullar›n devrimci tahlilini yapmas›n› bilmifl ve sanat›na bunu

yans›tm›flt›r, siyasetle birleflmeyen sanat› kabul etmemifltir. Y›lmaz Güney’i devrimcilefltiren esas yan emek sermaye çeliflkisini tahlil etmesi ve s›n›flar› buna ba¤l› olarak de¤erlendirirken saff›n› ezilenlerden yana belirlemesidir, e¤er O da di¤er bir tak›m sanatç›lar gibi popülizm rüzgar›ndan etkilenseydi faflizmin gazab›na u¤ramayacak ve kendi bencil yaflam›n› rahatl›kla sürdürebilecekti, ancak o bütün bunlar› reddetmifl ve bedeli bedeni de olsa do¤ru olan› yapmaktan vazgeçmemifltir. Y›lmaz Güney durufluyla ideolojik mücadelenin merkezinde yer alm›fl ve bütün oklar›n› ideolojik düflman›na yöneltmifltir. Günümüz koflullar›nda Y›lmaz Güney’i anmak anti emperyalist mücadele kararl›l›¤›yla donanmak, onun da hemfikir oldu¤u demokratik halk devrimi ve gereklerini yerine getirmede kararl› olmakt›r. Kimler Y›lmaz Güney’i ana-

bilir sorusuna en anlaml› cevap ise; kalemini, mürekkebini ve yüre¤ini sanat› ve siyasetiyle birlefltiren ve bunu dünya gericili¤ine karfl› mücadeleye dönüfltürenler” dedi. NÜRNBERG 19 Eylül Pazar günü Nürnberg Yeni Gün Dernek Lokali’nde yaklafl›k 40 kiflinin kat›l›m› ile gerçeklefltirilen Y›lmaz Güney’i anma toplant›s› kitlenin ilgi ve be¤enisini toplad›. AT‹K Bölge Temsilcisi’nin “devrimci sanatç› kimdir?” ve sanat siyaset ba¤lant›s›n› kuran konuflmas› ile bafllayan etkinli¤e Grup Tohuma Türkü de söyledi¤i parçalar ile kat›ld›. Anma toplant›s›nda Y›lmaz Güney’in hayat›ndan kesitler aktar›ld›. Ve siyasal duruflu itibar› ile Kaypakkaya düflüncesine olan yak›nl›¤› vurguland›. Etkinlik kitlenin be¤enisini kazand›.

Kiminin rüyas›, kiminin kabusu: DEVR‹M! flim Erdem, babas›n›n ölümü ile birlikte kendini korunaks›z bir d›fl dünyada bulur. Yaflad›¤› konaktan ve babas›n›n odal›klar›ndan (bizim kültürümüzde kuma olarak adland›r›lan 2. ve 3. efl) ayr›l›rken ilk kez anlar ki; e¤er gidecek bir yeriniz ve bir amac›n›z yoksa özgürlük iyi birfley olmayabilir! Yoksul bir kenar mahallesinde bafllayan zorlu bir yaflamla birlikte devrimci mücadeleyle tan›fl›r, ama dönemin feodal toplum yap›s›na baflkald›ramaz ve a¤abeyine bir subayl›k sat›n almak umuduyla soylu bir ailenin o¤luyla evlenir, sevginin ad›n› a¤z›na bile almadan… Afyon ba¤›ml›s› eflinin 13 y›l bakt›ktan sonra ölümüyle birlikte tekrar devrimcilerle irtibata geçer. Y›l 1912’dir ve imparatorluk devrilmifltir. Köy okulunda Mao’nun ilk eflinin babas› üstad Yang’la tan›fl›r ve onun yard›m›yla ö¤retmenli¤e bafllay›p bir pansiyona yerleflir. Zorlu ö¤retmenlik döneminde Mao’yla tan›fl›r. Mao’yu Erdem’in gözünden önder olarak de¤il, bir dost olarak izlerken sizi flafl›rt›r. Sonraki zamanlarda Mao’ya olan hisleri, siyasal düflüncelerine paralellik gösterecek, kimi zaman uzaklafl›p, kimi zaman yak›nlaflacakt›r. Erdem’in hikayesini okurken fedakarl›¤›n nas›l kendinden vazgeçifle ve sürekli iyili¤in uzlaflmac›l›¤a götürdü¤üne tan›k oluyoruz. Yüksek rütbeli bir komutan olan abisiyle devrimci arkadafllar› aras›nda kalan Yeflim Erdem’in çeliflkileri her gün biraz daha yüzeye ç›kar. Üstad Yang’dan ders almaya devam eder. “Ö¤renme sana kafan›n içinden kimsenin zorla alamayaca¤› bir özgürlük sa¤lar” deseler de çal›flma grubundaki arkadafllar›yla birlikte yurtd›fl›na gidemeyen Erdem için, devrim olana dek ö¤renmek ve okumak da zenginlerin elde edebildi¤i bir ayr›cal›k olarak kafas›na yerleflir. Komingtang’da görevli bir savc›ya afl›k olunca arkadafllar›n›n tepkisiyle karfl›lafl›r. Hayat›n›n dönüm noktas›nda mant›¤›yla duygular› aras›nda kal›r, arkadafllar›n›n tavr› nettir. “Hem iyi bir insan olup, hem kötü bir düzenin ifllemesine arac› olamaz” derler ve Erdem seçim yapmak zorunda kal›r. Duygular›na yenik düflerek Komintang savc›s›yla evlenir. Taraf olmayan›n bertaraf oldu¤u gerçe¤ini bir kez daha ortaya koyar. Gitgide eflinin düzeninin bir parças› olur ve kimli¤inden uzaklafl›r. Kiflisel rahat› için

çal›flan h›rsl› ve duyars›z bir insana dönüflmesi çok zaman almaz. Mülkiyetçilik, çocuklar, evlilik kurumunun devam›n› sa¤lamakla devam eden yaflam›nda elindekileri kaybetme korkusu ve kendi düzeninin devaml›l›¤› sa¤lama kayg›s›yla küçük burjuva bir tüccar olup ç›kar. 1927 Eylül’ünde Mao’nun bafllatt›¤› ayaklanmayla birlikte eski arkadafllar›yla olan tüm ba¤› kopar. Sadece biriyle –Jin Yu ad›nda devrimci bir eski arkadafl›yla- ömürboyu devam eden bir dostluk kal›r geriye. Surlu fiehrin Rüyas›, hem tarihsel dökümüyle dönemin Çin’ini ve devrimin geliflti¤i koflullar›, Japon iflgalini oldukça baflar›l› ve ak›c› bir dille s›kmadan ö¤retiyor, hem de dikkate de¤er kiflilik çözümlemeleriyle dostluk, aflk, evlilik, kiflilik gibi kavramlar› sorguluyor. Erdem ve abisi taraf›ndan herfleyden korunarak yetifltirilen k›zkardeflin efli baflka bir kad›na afl›k olur fakat eflini toplum içinde küçük düflürmemek için ondan ayr›lmaz. Erdem kardeflinin evlili¤i kurtarmaya çal›fl›rken onun asl›nda eflini de¤il, eflinin sa¤lad›¤› toplumsal ç›karlar› sevdi¤ini görür. Kendisinden ayr›larak kocas›n›n mutlu olmas›na izin vermeyen kad›n kendini de sonsuza dek onu sevmeyen bir adamla yaflamaya mahkum eder. Önemli olan hayat›n›n nas›l oldu¤u de¤il, d›flardan nas›l göründü¤üdür. Erdem’in efli terfi eder, hükümet içinde daha önemli görevlere geldikçe içinde bulundu¤u sistemin açmazlar›na ve pisliklere karfl› insani bir vicdan gelifltirir ve kendisiyle çeliflkiye düfler. Oysa her terfi Erdem için daha rahat bir yaflam demektir. Y›l 1942’dir ve Erdem 52 yafl›nda 3 çocuklu bir kad›nd›r. Bir yandan Japon iflgaline karfl› sahip olduklar›n› korurken di¤er yandan eflinin vicdan›n› rahatlatmaya çal›fl›r. Mutlak güvenlikli hayalleriyle kendi d›fl›ndaki dünyay› kontrol etmeye çal›fl›r. Oysa Çin varolan düzeni derinden sarsan devrimci bir kar›fl›kl›k içindedir ve Mao’nun dedi¤i gibi devrim bir flölen de¤ildir. 1926’l› y›llar›n devrimci düflleri 1949’da Erdem’in kabusu olmufltur. U¤runa bir zamanlar yaflam›n› feda etti¤i komünistler sahip oldu¤u her fleyi y›kmak için hareket halindedirler. Erdem 2 çocu¤u ve efliyle Çin’den abisinin iliflkilerini kullanarak bir gece yar›s› kaçar.

Yeflim Erdem’in yaflam›na tan›kl›k etti¤imiz yaz› boyunca hep Erdem’in mücadeleye at›laca¤›na dair bir önsezi besleriz, bir aflk iliflkisinin kiflinin yaflam›n› nas›l dinamitledi¤ini, mücadeleyi b›rakan bir insan›n sistemde eskisi gibi kalamayaca¤›n›, iyi niyetin duyarl›l›¤› korumaya yetmedi¤ini, irkilerek görürüz bir sempatizan› karfl› devrimciye dönüfltüren basit olaylar zincirini. Erdem’in yaflam›n› tahlil ederken onun kiflili¤ini etkileyen önemli insanlar ve olaylar› yads›mamak gerekir ama as›l tan›d›k gelen yan› herbirimizin etraf›nda yüzlerce Yeflim Erdem oldu¤udur. Belli bir birikime ve potansiyele sahip olmas› gerekmiyor insanlar›n devrimci olmalar› için. Devrim halk içindir ve ancak kitlelerle birlikte gerçeklefltirilebilir. Surlu Kentin Rüyas›’n› bu kadar güzel ve okunas› bir roman yapan fley halktan, bizden birinin s›radan ve tesadüflerle dolu yaflant›s›, anlat›lan çeliflkilerin çevremize ait gerçeklik pay› tafl›mas›d›r. Ümraniye’den bir ‹K okuru


8-21 Ekim 2004

28

6

Y›k›mlara Karfl› Tek Yumruk Mücadeleye

Emekçiler, yoksullar, açlar... Bir tas yeme¤i almak için dahi saatlerce kar, ya¤mur, çamur demeden s›rada bekliyorlar. Yaflad›klar› topraklarda gün yüzü görmemifllerdi. Bir taraftan emperyalist politikalar›n yans›mas› olarak tar›m bitirilme aflamas›na getirilmifl, di¤er taraftan devletin her geçen gün artan bask›lar› sonucu hayatlar› yaflan›lmaz hale gelmiflti. Her gün dayak, iflkence, bask›n›n yan›nda, uygulanan ambargoyla evlerine unu, flekeri bile götüremez hale gelmiflken bir de “terörist”lere yard›m ediyorsunuz denilerek o y›llarca u¤rafllar› sonucu yapt›klar› toprak daml› evleri içindeki eflyalar›yla yak›l›p y›k›lm›flt›. Evlerinden, yurtlar›ndan zorla göç ettirilmifllerdi. Tek çareleri vard›, büyük flehirlere göç etmek. Bingöl’den, Siirt’ten, Van’dan, Tunceli’den, Mardin’den... gelmifllerdi ‹stanbul’a. Amaçlar› sokaktan kurtulmak, derme çatma bir ev yaparak geçimlerini sa¤lamakt›. Birço¤u flehrin kenar mahallelerine yerlefltiler. ‹mece usulü kurdular evlerini. Bu evleri kurmalar› kolay olmad› tabii. Yasakç› zihniyet burada da ç›kt› karfl›lar›na. Y›llarca devrimcilerin deste¤iyle direndiler gece kondu semtlerini kurmak için. 2 Eylül 1977’de 1 May›s mahallesi düflmanla çat›flarak, flehitler vererek kancan pahas›na kuruldu. Bu bir örnekti, Gazi mahallesi, Gülsuyu, Armutlu... Bu direnifller sonucu kurulan mahallelerdir. Devrimci, demokrat, ilerici insanlar›n yaflad›¤› bu mahalleler her zaman faflist sistemin gözlerini dikti¤i yerler oldu. Önce sald›rd›lar, direniflle karfl›laflt›lar. Sonra böyle sonuç alamayacaklar›n›, halk›n devrimcilere daha fazla yak›nlaflt›¤›n›, birlikte hareket etti¤ini görünce daha sinsi politikalarla “kaleyi içten fethetmeyi” denediler. Özellikle ön plana ç›km›fl yerlerde devletin kendi eliyle sokmaya çal›flt›¤› uyuflturucu, fuhufl, alkol vb. belli oranda halk üzerinde etkili olsa da; bu da yetmedi. Bu dayan›flma, birlik- beraberlik k›r›lmal›, da¤›t›lmal›yd›. Bu kez yine (daha önce yapt›klar› gibi) evlerine yöneldi-

ler. Devlet evlerini y›k›p, “lüks apartman”larda oturtacakm›fl emekçi halk›m›z›. Böyle yaflamalar›na içleri el vermiyormufl. Yalan, sahtekarl›k üstüne kurulu sistemin bu oyunlar›n›n amac› da özellikle Aydos ve Gülsuyu gibi

“manzaras› güzel” denize bakan yerleri burjuvazinin rant kap›s› haline getirmek. Bir avuç az›nl›¤›n deniz manzaral›, lüks villalar›nda “huzur” içinde yaflamalar› için, binlerce yoksul emekçinin evleri bafllar›na y›k›lacak. ‹flte faflizmin gerçek yüzü. ‹flte devletin kimin devleti oldu¤unun en berrak göstergesi. Seçim dönemlerinin en gözde mekanlar› bu emekçi semtleridir. Seçim sonras› yüzlerini dahi görmedikleri oy avc›s› politikac›lar, seçim çal›flmalar›nda olmad›k vaatlerde bulunmaktad›r. “Herkese tapular›n› verece¤iz. Elektrik, su, yol vb. ihtiyaçlar›n› karfl›layaca¤›z” yalanlar› her dönem tekrarlan›r durur. Seçim öncesi göstermelik olarak bir-iki yol kaz›larak yama yap›l›r, halk da bu çal›flmalara ve vaatlere her dönem kanarak ›srarla onlar› her dönem seçer. Gel gör ki, seçimler bitip de o her fleyi de¤ifltirece¤ine inan›lan makam koltu¤una oturulunca tatl› vaatler yerini azg›n sald›r›lara b›rak›r. Emekçi semtlerdeki gece kondu y›k›mlar› her zaman gündeme gelir. Bu y›l al›nan kararlarla bu durum daha sis-

tematik bir hale getirildi. Önce Pendik ilçesinin Aydos mahallesinde y›k›m karar› al›nd›. Buradaki halk›n barikatlarla tafl ve sopalarla karfl› koymas› sonucu y›k›m karar› 6 ay uzat›ld›. Hemen arkas›ndan Alibeyköy’de yaflanan sel bask›n› bahane edilerek buradaki evler için de y›k›m karar› ç›kar›ld›. Alibeyköy halk› da kararl› oldu¤unu, y›k›mlara karfl› koyaca¤›n› yapt›¤› bütün eylemlerde ve aç›klamalarda dile getiriyor. Son olarak Maltepe belediyesine ba¤l› 7 mahallede y›k›m karar› al›nd›. Bu mahallelerden özellikle Gülsuyu halk› çok tepkili. “Bizler bir tas yemek almak için saatlerce kuyrukta bekliyoruz. Bir de evlerimizi alacaklar” diyen analara; “buralar› y›llarca can bedeli mücadelelerle, çat›fla çat›fla ald›k. Ölürüz de geri vermeyiz” diyen halk›n sesi kar›flmakta, herhangi bir mücadelede neler yapacaklar›n›n sinyallerini vermektedir. Dün 1 May›s, Armutlu, Gazi mahal-

lelerinde direniflle kazan›lan yerler, bugün Aydos, Alibeyköy, Gülsuyu’nda ayn› kararl› durufl ve mücadeleyle püskürtülebilir ancak. “YIKIMLARA KARfiI TEK YUMRUK TEK BAR‹KAT OMALIYIZ” Sistemin her dönem yaflam›fl oldu¤u bunal›m› aflmak için yapm›fl oldu¤u pansuman tedavilerden bir tanesi de,

yo¤un olarak emekçilerin yaflad›¤› emekçi semtlerini istimlak ederek sermayeye peflkefl çekerek k›smi oranda bir rahatlama sa¤lamakt›r. Son dönemlerde s›kça duydu¤umuz “Kentsel Dönüflüm Planlar›” haz›rlanarak emekçilerin yaflam›fl oldu¤u semtler “çarp›k kentleflmeden kurtar›larak insanlar›n rahatça yaflayaca¤› semtler haline dönüfltürülece¤i” söylenmektedir. ‹flte bu planlardan biri de Maltepe’de E-5’in kuzeyine düflen yedi mahalleyi kaps›yor. ‹stanbul Büyük fiehir Belediyesi taraf›ndan haz›rlanan kentsel dönüflüm projelerinin hayata geçirilmesini içeren 1/5000 ölçekli Maltepe E-5’in kuzeyine iliflkin Naz›m ‹mar Plan› Büyükflehir Belediye Meclisi’nde 25 May›s 2004 tarihinde uygun bulunup, 16 Temmuz 2004 tarihinde Büyükflehir Belediye Baflkanl›¤›nca yine onand›ktan sonra 23 A¤ustos 2004 tarihinde Büyükflehir Belediyesi Harita Müdürlü¤ünce ask›ya ç›kar›ld›. Bu süreçte planlar Maltepe belediyesine de gönderildi. Maltepe Belediyesi 9 Eylül tarihli yaz›lar› muhtarl›klara ileterek görüfl istedi. E-5 kuzeyinde bulunan yedi mahallenin muhtar› planlara itiraz süresini dikkate alarak büyük bir özveri ile durumu mahalle sakinlerine bildirip 14 günlük süre içerisinde itiraz haklar›n› kullanmalar›n› sa¤lad›lar. Söz konusu plana göre yedi mahallede yap›m› planlanan çok say›da kültürel ve sosyal tesis için ayr›lan bölgelerde, tapulu tapusuz yüzlerce ev bulunuyor. Devlete ait hazine arazileri, mevcut yeflil alan olarak ayr›lm›fl olmas›na ra¤men haz›rlan planda yerleflimin oldu¤u yerlerin ucu istimlak kapsam›nda oldu¤u için halk›n tepkisini çekiyor. 3 Ekim 2004 tarihinde Gülensu da bulunan Elisacem dü¤ün salonunda, Gülensu Mahallesinde Gülsuyu ve Gülensu Güzellefltirme Derne¤inin organize etti¤i halk toplant›s› ve halk› bilgilendirmek için bir panel düzenlendi. Yaklafl›k olarak toplant›ya 1000 kifli kat›l›m sa¤lad›. Panele kat›l›mc› olarak Mahalle muhtarlar›, Gülsuyu Gülensu Güzellefltirme Derne¤i


6

29

Baflkan›, TMMOB ve avukatlar kat›ld›lar. ‹lk sözü alan Gülensu mahalle muhtar› Sabri Sakar “Biz Gülensu halk› olarak haz›rlanan naz›m imar plan›na karfl›y›z. Bunun için halkla birlikte 6000 tane itiraz dilekçesi toplay›p planlama müdürlü¤üne gönderdik. E¤er biz evlerimizin y›k›lmas›n› istemiyorsak bundan sonra da birlik beraberlik içinde olmal›y›z” dedi. Ard›ndan söz alan Gülsuyu Gülensu Güzellefltirme Derne¤i Baflkan› Ali R›za Y›ld›z “Bir dönem oy için emekten yana olduklar›n› dile getiren partilerin çok geçmeden gerçek yüzlerini gördük. Biz flunu iyi biliyoruz biz emekçilerin bizden baflka dostlar› yok. Biz bundan sonraki süreçlerde de çal›flmalar›m›z› sürdürece¤iz. E¤er biz mahalle halk› olarak bu plan›n geçmesini istemiyorsak naz›m imar plan›n›n karfl›s›nda durmal› ve bu iflin öznesi olmal›y›z” dedi. Daha sonra

8-21 Ekim 2004 söz alan avukat U¤ur Uruflak ise “Bu plan mahallenin daha iyi yaflan›lmas› ve insanlar›n daha iyi yaflayabilecekleri alanlara kavuflturulmalar›ndan ziyade, bu mahallenin boflalt›lmas› ve zenginlere peflkefl çekilmesinden baflka bir fley de¤ildir. Çünkü yeri itibariyle deniz manzaral›, E-5’e üç dakika, Maltepe merkeze 6 dakikal›k bir uzakl›kta bulunmaktad›r. Bundan kaynakl› sermayenin ifltah›n› daha fazla kabartmaktad›r” dedi. En son konuflmay› ise TMMOB eski Genel Baflkan› Celal Befliktepe yapt›. Befliktepe; 1970’lerde ucuz iflgücünün ‹stanbul’a gelmesi için sistem taraf›ndan gecekondulara insanlar sevk edildi. Bundan kaynakl› devlet belli bölgelerde tu¤la da¤›t›m› da yapt›. fiimdilerde ise depremi kullanarak yeni bir sektörü açman›n çabas› içinde,

bu plan›n ad› da Deprem Mast›r plan›. Bu plan do¤rultusunda halk›n yaflam›fl oldu¤u alanlar› güvenliksiz bölge ilan edip sermayeye peflkefl çekmek, buralar› alan sermaye de siteler yap›p halka bu yerleri satma girifliminde bulunacak. Paras› olan hemen evini al›rken paras› olmayan borçland›r›lacak, borcunu ödeyemedi¤inde ise hemen kap› d›flar› edilecek. Sizler sanki bu flehre oynaya oynaya m› geldiniz? Ya köyleriniz boflalt›ld› ya bask›lara dayanamay›p yerinizi yurdunuzu terk etmek zorunda kald›n›z. fiimdilerde ise Köye Dönüfl projelerini gündeme getiriyorlar sanki geçmiflle günümüz aras›nda devletin bask›s›nda bir de¤ifliklik varm›fl gibi, sanki köyünü boflaltan hayvan›n› öldüren baflkas›ym›fl gibi “haydi köyüne dön” diyor. Bunlar aldatmacadan baflka bir fley de¤ildir. Yar›n bir gün burada belli oranlarda y›k›mlar yap›lacak, yok ‘yol geçiyor’ diyecekler, ‘yeflil alan’ diyecekler ama bizler, y›k›lan evler bizim evimiz olmasa da kendi evimiz gibi savunmal› ve destek ç›kmal›y›z. Bugün komflumuza olan›n yar›n bize olmayaca¤›n›n bir garantisi yok, bunu bilelim ve birlik beraberlik içinde tek bir yumruk gibi mücadele edelim” dedi.

Kirli ellerinizi evlerimizden çekin! Seçim dönemlerinde kap› kap› dolaflarak, bin bir yalanla vaatlerde bulunan oy avc›lar›, seçimleri kazand›ktan sonra gerçek yüzlerini göstererek, diflinden, t›rna¤›ndan art›rarak bafllar›n› sokacaklar› bir gecekondu yapan emekçi halk›n evlerini bafllar›na y›kmaya çal›fl›yor. Kimi evleri yak›l›p y›k›ld›¤› için, kimi iflsizlik nedeniyle ‹stanbul’a gelen insanlar› zorla yerlerinden yurtlar›ndan eden zihniyet, bugün yaflad›klar› yerlerde de ayn› fleyi yapmak istiyor. Daha önce Aydos Mahallesi ve Alibeyköy’de bafllat›lan gecekondu y›k›mlar›, emekçi semtlerin birço¤unda yayg›nlaflarak art›yor. Bu y›k›m furyas›na Maltepe Belediyesi de kat›ld›. Maltepe Belediyesi’ne ba¤l› F›nd›kl›, Ayd›nevler, Bafl›büyük, Girne Mahallesi, Zümrütevler, Gülensu, Gülsuyu mahallelerinde “Naz›m ‹mar Plan›” ad› alt›nda gecekondu y›k›m karar› uygulamaya kondu. Bu y›k›m› protesto etmek için bu mahallelerde bulunan halk 22 Eylül Çarflamba günü Maltepe Belediyesi önünde biraraya gelerek bir bas›n aç›klamas› yapt›. Saat 13:30’da bafllayan eylemde s›k s›k “Susma sustukça s›ra sana gelecek”, “AKP ellerini evlerimizden çek”, “Y›k›ma

karfl› direnece¤iz”, “Kurtulufl yok tek bafl›na ya hep beraber ya hiçbirimiz” sloganlar› at›ld›. Kitle ad›na okunan bas›n aç›klamas›nda “Daha dün seçim meydanlar›nda ‘hizmet aflk›yla yola ç›kt›k’ diyenler, bugün ilk hizmetlerini biz dar gelirlilerin evlerimizi bafl›m›za y›karak veriyorlar. Bizler bu y›k›ma asla müsaade etmeyece¤iz. Can bedeli kurdu¤umuz evlerimizi y›kmaya ve bizleri soka¤a atmaya hiç kimsenin hakk› yoktur. Daha dün a¤›r k›fl koflullar›nda sokaklar›m›zdaki kar› temizlemeyenler, çöplerimizi toplamayanlar, kald›r›mlar› ve yollar›m›z› onarmayarak bizleri insan yerine koymayanlar bugün ne de¤iflti de hizmet aflk›na kap›ld›lar?” denildi. Aç›klaman›n devam›nda ise; “Bizler; F›nd›kl›, Ayd›nevler, Bafl›büyük, Girne Mahallesi, Zümrütevler, Gülensu, Gülsuyu gecekondu sakinleri y›k›m plan› ma¤durlar› olarak her fleyimiz olan evlerimizi asla y›kt›rmayaca¤›z. Bunun bedeli ne olursa olsun evimizi, mahallemizi savunaca¤›z. Y›k›ma müsaade etmeyece¤iz” denilerek bas›n aç›klamas› sona erdirildi. Ancak halk da¤›lmayarak Belediye Baflkan›’n›n gelerek aç›klama yapmas›n› istedi. “Halk burada Baflkan nerede”, “Varofllar

faflizme mezar olacak” sloganlar›yla tepkilerini dile getiren kitlenin kararl›l›¤› karfl›s›nda d›flar› ç›kmak zorunda kalan AKP’li Belediye Baflkan› Fikri Köse’nin, sadece plan yap›ld›¤›n› evlerin y›k›lmayaca¤›n› söy-

lemesi üzerine halk yuhalayarak tepki gösterdi. Bunun üzerine Belediye Baflkan› geri dönmek zorunda kald›. Sloganlarla da¤›lan halk eylemlerinin devam edece¤ini söyledi. (Kartal)


30

8-21 Ekim 2004

‹flçi-köylü’den AB’N‹N DEMOKRAS‹ BALONLARI B‹R B‹R PATLIYOR Son haftalar içinde ülke gündemini meflgul eden önemli konular›n bafl›nda enflasyonda yafland›¤› iddia edilen “düflüfl”, iflsizli¤in azald›¤› söylemleri ve AB’nin Genifllemeden Sorumlu Komiseri Güther Verheugen’in ziyareti ile tekrar alevlenen AB’ne üyelik tart›flmalar› geliyor. Geçti¤imiz günlerde Türkiye’yi yeniden ziyaret eden IMF heyetinin yapt›¤› aç›klamalarla desteklenen iflsizlik ve enflasyondaki “düflüfl” tart›flmalar›n›n yan›nda Verheugen’in ziyareti ve KONGRA-GEL içinde yaflanan ayr›l›k gündemi meflgul ediyor. Ancak özellikle iflsizlik ve enflasyon konusunda sokakta yaflananlar, egemenlerin söylediklerinin tam tersini gösteriyor, söylüyor. ‹flsizler ordusunun her geçen gün 盤 gibi artt›¤›, bir ifl sahibi olan insanlar›n onca hak gasp›na ra¤men flansl› say›ld›¤› tek ülke kuflkusuz Türkiye de¤il. Bizim gibi emperyalizme ba¤›ml›, yar›-sömürge baflka ülkelerde de yaflanan çeliflkiler giderek derinlefliyor. Daha önce baz› dönemler göreceli de olsa çözülebilen sorunlar mevcut koflullarda art›k çözülemiyor, çözümsüzlük s›n›rlar›na dayan›yor. Bu sorunlardan birisi de iflsizliktir. Özellikle yar› sömürge ülkelerde iflsiz say›s› her geçen gün biraz daha artarken emekçilere yönelik hak gasplar› da gittikçe derinleflmektedir. Yukar›da da de¤inmeye çal›flt›¤›m›z gibi iflsizlik sorunu bu gibi ülkelerde sürekli vard›r. Ve gittikçe de bir kangren halini almaktad›r. Çünkü bu ülkelerdeki komprador kapitalizm iflsizli¤in bizzat yarat›c›s›d›r. Bir yanda bu geliflmeler yaflan›rken di¤er yanda ise AB’nin Genifllemeden

Sorumlu Komiseri Günter Verheugen’in ziyaretinin ard›ndan tekrar gündeme oturan AB’ye üyelik süreci tart›flmalar› tüm h›z› ile sürüyor. Geçmifl y›llardaki politikalar› ile birlikte de¤erlendirildi¤inde AB’nin Türkiye politikas›n› “önce uyut, sonra unut” olarak nitelemek yanl›fl olmasa da burjuva bas›n yine Erdo¤an’›n AB temsilcilerini azarlad›¤› vb. as›ls›z haberler ile kuyru¤u dik tutmaya çal›fl›yor. Ancak bir yandan yasalarda yap›lan göstermelik de¤iflikliklerin reklam› alabildi¤ince yap›l›rken di¤er yandan yaflanan pratikler “AB demokrasi”si balonunu patlatmaya yetiyor. Son birkaç ay içerisinde HPG gerillalar›n›n cesetlerine yap›lan iflkenceleri hat›rlatmaya gerek yok san›r›z. Ayr›ca nerede ise yaflam›m›z›n bir parças› haline gelen hak gasplar›n› s›ralamaya da. Bu patlaman›n son örne¤i 30 Eylül 2004 tarihinde Tokat’›n Ya¤murlu ilçesi k›rsal›nda yaflanan çat›flmada flehit düflen 5 DHKPC gerillas›n›n bedenlerine yap›lan iflkencelerdir. Hükümet AB emperyalizmine kölelik yolunda emin ad›mlarla ilerlerken ve emperyalistler aras› çeliflkiler her geçen gün biraz daha derinleflirken yaflanan bu geliflmelerin gösterdi¤i tek gerçek TC devletinin faflist karakterinin de¤iflmedi¤idir. Egemenler “demokratiklefliyoruz”, “kalk›n›yoruz”, “insan haklar›nda dev ad›mlar at›yoruz” vb. teranelerini, TC kuruldu¤undan bu yana tekrarlay›p duruyor. Ancak bu söylemlerin ne kadar gerçek d›fl› oldu¤u ortada ise TC’nin demokratikleflmek gibi bir derdinin de olmad›¤› o kadar gerçektir. Yine son günlerde Kürt cephesinde

yaflanan önemli bir tart›flmada KONGRA-GEL’den ayr›lan ve kendilerini PWD (Yurtsever Demokrat Parti) olarak ifade eden gruba dairdir. Tabi ki tart›flma tek bafl›na Kürt cephesiyle s›n›rl› de¤ildir. Çeflitli devrimci ve demokrat çevrelerin yan› s›ra, TC ve uluslararas› burjuva bas›n› da bu kopuflu Kürt mücadelesine karfl› bir sald›r›, yani var olan çeliflkileri daha da derinlefltirme, Kürt hareketini bir bütün olarak sistem içine çekme, teslim alma amac›yla kullanmaya çal›flmaktad›r. fiüphesiz sorunun belli oranda da olsa tart›fl›l›r hale gelmesinin esas nedeni KONGRA-GEL’den ayr›lan grubun Kürt kitlesi ve silahl› güçler üzerinde yaratt›¤› etki düzeyinde de¤ildir. Esas neden ayr›lan grubun bafl›n› çeken Abdullah Öcalan’›n kardefli Osman Öcalan, Nizamettin Tafl gibi isimlerin PKK’nin eski kadrolar› olmas›, Kürt sorunun bölge aç›s›ndan güncelli¤ini korumas› ve yine PKK cephesinde yaflanan de¤iflimler vb.dir. Hemen flunu belirtmeliyiz ki; sosyal ve ulusal kurtulufl mücadelesini yürüten parti ve örgütler içinde bölünmeler, kopufllar her dönem yaflanm›flt›r. Yaflanan bu geliflmeler karfl›s›nda s›n›f bilinçli proletaryan›n de¤erlendirmelerine temel teflkil eden kriter, kopanlar›n say›sal gücü de¤il, ideolojik ve politik durufllar›d›r. ‹deolojik politik bak›m›ndan daha ileri ve ezilenler cephesinde yürütülen savafl›ma daha fazla katk› sunacak bir zeminde iseler; o zaman daha dostane bir yaklafl›m kaç›n›lmaz hale gelir. Çünkü; devrimci de¤erlere ve iflleyifle uygun olarak böylesi kopufllar, ba¤r›nda yanl›fllara alternatif bir içerik tafl›yabilir. Küçük de olsa, tafl›nan bu öz, dinamizm proletaryan›n dostça yaklafl›m›, s›n›f mücadelesinin de¤ifltirici gücünün etkisiyle daha nitelikli ve do¤ru bir hatta yönelebilir. Tüm bu olas›l›klar bilimsel olarak mümkündür. Ve dahas› bu olas›l›klar›n maddi bir olgu haline gelmesinde ko-

6 flullar›n, d›fl faktörlerin önemi ve gücü de asla yads›namaz. Sorunu bu çerçevede ele ald›¤›m›zda PWD’nin yanl›fl bir çizginin alternatifi olan do¤ru bir çizgi oldu¤u veya ona yak›n bir yerde durdu¤unu iddia etmek tek kelimeyle gerçeklerin can›na okumak olacakt›r. Çünkü; PWD, KONGRA-GEL çizgisinden bir kopufl sa¤layamam›flt›r ve tam aksine o çizginin sa¤ liberal savunucusudur. KONGRA-GEL’i “muhafazakar sosyalist” olarak tan›mlayan bu grup, kurtuluflu emperyalistlerin hançerli kollar›nda, demokrasi maskeli may›n tarlalar›nda aramaktad›r. Asl›nda her fley gayet aç›k ve net. Bu grup “özgürlü¤ü” ABD emperyalizminde aramaktad›r. En son söyleyece¤imizi en bafltan söylemeliyiz ki PWD KONGRA-GEL’in ideolojik duruflunun bir ürünüdür. Kürt sorununun çözümünü flifresiz bir flekilde ABD emperyalizminde arayan ve emperyalistlerin “takdirini” almakla övünebilecek kadar ileri giden en sa¤ temsilcisidir. fiu aç›k ki; ‹mral› çizgisinin ortaya böylesi sonuçlar ç›karmas› da asla flafl›rt›c› de¤ildir. Asl›nda Kürt sorununun çözümünü, KONGRA-GEL de emperyalist merkezlerde ar›yor. Bunun için durmadan AB ve ABD emperyalistlerine ça¤r›da bulunuyor. ABD emperyalistleriyle iliflki kurmak için özel çabalar sarfediyor. TC’nin AB üyesi olmas› için adeta diplomatik faaliyetler yürütüyor. Dolay›s›yla KONGRA-GEL ile bu grubun emperyalizme karfl› tutumlar› bak›m›nda özde bir fark yoktur. Bugün Osman Öcalan ve arkadafllar›n› “Kürt de¤erlerini ABD emperyalizmine satmakla” suçlayanlar›n, do¤al olarak ABD emperyalizmine ve AB emperyalistleri karfl›s›ndaki tutumlar›n› gözden geçirmeleri gerekmez mi? Siyasal de¤erlendirmeler, pratik tav›r al›fllar “dün dündür, bugün bugündür” keyfiyetçi yaklafl›mlar›yla ele al›namaz.

“‹fle dönünceye kadar mücadele edece¤iz”

2004 yerel seçimlerinde DSP’den AKP’ye geçen Bursa Büyükflehir Belediye Baflkanl›¤›’nda kadrolaflma yaflan›yor. Bunun en son örne¤ini BursaRay’da 85 iflçinin iflten at›lmas› oluflturuyor. 4 Eylül günü Bursa Büyükflehir Belediyesi’ne ba¤l› Burulafl Afi’de çal›flan 85 iflçi “tasarruf” ad› alt›nda polis denetiminde iflten at›ld›. Haks›z uygulamaya maruz kalan iflçilerden konu ile ilgili görüfllerini ald›k:

Metin Bahçe: Patron bizi 4 Eylül günü gece yar›s› polis nezaretinde evlerimizden alarak tahsilatç›lar›n yan›na götürdü. Haberi almayan arkadafllar sabah ifllerine geldi¤inde giflelerin baflka insanlar taraf›ndan iflgal edildi¤ini gördüler. Biz bu iflin bir haks›zl›k oldu¤unu, ifl kanunununda böyle bir fleyin olmad›¤›n›, iflten ç›karmak için bir ay önceden haber vermek zorunda olduklar›n› düflünüyoruz. Bizler haks›z yere siyasi nedenlerden dolay› iflten ç›kar›ld›¤›m›z› biliyoruz. Bunun için susmuyoruz, sesimizi Bursa’ya mümkünse Türkiye’ye duyurmak için elimizden gelen herfleyi yapaca¤›z. ‹mza kampanyas› bafllatt›k, sendikam›z›n (Demiryol-‹fl) deste¤i

ile Osmangazi ‹stasyonu’nun önünde 10 gün süreyle imza toplayaca¤›z. Tek amac›m›z ekme¤imizi, afl›m›z›, iflimizi geri almak. Biz iflimizi geri istiyoruz, haks›zl›¤a son verilmesini istiyoruz. -Seçimlerden önce ve sonra AKP’nin söylemlerini nas›l de¤erlendiriyorsunuz? M. Bahçe: Hikmet fiahin’in seçimlerden önce “herkes ifline afl›na baks›n, insanlara ifl, afl bulmak için buraday›z” diyordu. Biz buradan ona hayk›r›yoruz: “Baflkan sözünde dur! AKP’nin de¤il, Bursa’n›n baflkan› ol!” AKP burada “ifl küçültüyorum, teknik olarak gelifltiriyorum” diye 85 iflçiyi apar topar iflten at›p AKP gençlik kollar›ndan 114 kifliyi ifle al›yor. Biz bunlar› teflhir etmek istiyoruz. Halk görsün istiyoruz, nas›l bir baflkana oy vermifller. -U¤rad›¤›n›z bu haks›zl›klar karfl›s›nda siz de düflüncelerinizi anlat›r m›s›n›z?

Deniz Nayman: Ben eflimden ayr›ld›m, bir tane çocu¤um var 5 yafl›nda. Hiçbir gelirim yok. Annemin, babam›n emekli maafllar› kendilerine göre. Verdikleri tazminat bunlar› karfl›lamad› ve flimdi iflsizim. Biz sadece kendi haklar›m›z› istiyoruz. Bizim amac›m›z, kimseyi suçlamak de¤il. Biz iflimize geri dönmek istiyoruz. Bizim suçumuz yok. Biz iki buçuk senemizi buraya verdik, ilk aç›ld›¤›nda biz buradayd›k, biz iflin stresini yaflad›k, kayma¤›n› onlar yiyorlar. -Siz onlar da hakl› dediniz. 85 kifliyi ç›kar›p 114 kifliyi almak haks›zl›k de¤il mi? D. Nayman: Haks›zl›¤a u¤rad›k, biz de onlar da ekmek paras›na çal›fl›yor, ekme¤in üzerine ekmek olmaz. Ayr›ca bizi polis eflli¤inde götürdüler, biz üçka¤›tç›, h›rs›z de¤iliz, biz kimsenin kurufluna tenezzül etmedik. Biz hakk›m›z› geri istiyoruz. Alana kadar buraday›z. Bu haks›zl›¤a karfl› sesimizi duyuraca¤›z. (Bursa)


31

6 Bafltaraf› sayfa 32’de Halk›n olaylara tepkisi nas›l? Halk bütünüyle tedirgin ve k›zg›n. Zira geçmiflte yaflananlar, bugünün aynas› durumunda. Geçmiflte de orman yang›nlar›yla bafllay›p, köy boflaltmalara varan, ac› bir süreç geçirdi bu halk. Ortak kayg› bunun tekrar etmesidir. K›zg›n, çünkü la¤vedilen sadece Dersim do¤as›, da¤› de¤il, Dersim insan› nezdinde insanl›k onurudur biraz da. Bu anlam›yla tepkiler büyük. Bu tür olaylar yöre halk›n›n devlete güvensizli¤ini perçinliyor. Bu bir flekilde halk›n olana, dolay›s›yla halka yönelmektir. Bunun önü çok geç olmadan al›nmal›d›r. Dersim halk› dün oldu¤u gibi bugün ve yar›n da demokratik ve insani haklar›n›n y›lmaz savunucusu olacakt›r. Bundan kimsenin kuflkusu olmas›n. “DERS‹M ATEfi TOPUNA ÇEVR‹L‹YOR” Elaz›¤ Tuncelililer Derne¤i Baflkan› Öner Bulut Daha önceki y›llarda da Dersim’de orman yang›nlar› yaflanm›flt›. Bu süreçlerden ve eski örneklerden bahseder misiniz? Özellikle 1980 Askeri Darbesi’nden

sonra ve 1994 sürecinde yap›lan askeri operasyonlar çerçevesinde Dersim’e ba¤l› Bilekli köyü ormanlar›, ZorgovitKinzir, Geyiksuyu’na ba¤l› Çet-Rengül, Ovac›k’a ba¤l› Buzlutepe Köyü ve çevresinde yak›lan ormanlar›n yan› s›ra defalarca kimyasal gazlar kullan›larak ormanlar›m›z yak›lm›fl ve tahrip edilmifltir. Bu orman yang›nlar›n›n yan› s›ra birçok köylü ba¤ ve bahçeleri, tarlalar› yak›larak zorla göç ettirilmifl, bu göçler neticesinde on binlerce Dersimli topraklar›ndan ayr›lmak zorunda kalm›fl ve birçok sorunla karfl› karfl›ya kalarak yoksullaflt›r›lm›fl ve büyük flehirlere sürülmüfltür. Bu yaflanan ac›lar daha sar›lmam›flken Tunceli halk› geriye dönüfllere ve topra¤›na yeni yeni sahip ç›kmaya bafllam›flken böylesi bir süreçte sonbahar operasyonlar› gerekçe gösterilerek ilimizin yeniden atefl topuna çevrilmesi bizce insans›zlaflt›rma politikas›n›n bir ürünüdür. Yang›nlar›n nas›l bafllad›¤›na dair bir araflt›rman›z ya da bilginiz var m›? Yang›nlar bizzat kolluk güçleri taraf›ndan operasyonlar bahane edilerek ç›kart›lm›flt›r. Yetkililerin yang›nlara mü-

Dersim’den Merhaba Pülümür so¤uk havalara yavafl yavafl merhaba derken birçok aile konteyn›rlarda girecek k›fla. Yap›lan deprem konutlar›n›n ço¤u 92 Erzincan depreminin konutlar› olmas›na ra¤men 12 y›l beklenmifl ve son depremle birlikte Toplu Konut ad› alt›nda bir ço¤unun köylerde yap›lmas› gerekirken Pülümür Merkez’e yap›lm›fl durumda. Ço¤u bofl olan konutlar›n alt kat› ah›r üst kat› ev olmas›na ra¤men Pülümür Belediyesi taraf›ndan “çevre bozuluyor” diyerek izin verilmiyor. Ama Pülümür Belediye Baflkan› Mesut Coflkun çevreyi daha çok bozan ve hastal›klara yol açan baz istasyonunun kuruldu¤u arazinin kendilerine ait oldu¤unu unutuyor. Yap›lan konutlara çok yüksek ücret isteyen devlet sözde depreme dayan›kl› yapm›flt› ama ne hikmettir ki o fliddetli depremlere dayanabilecek konutlar az ya¤an ya¤mur sonucu iç içe geçip halka dayan›kl›l›¤›n› kan›tlad›. Pülümür Meydanlar Mahallesi’ne yap›lan baz istasyonlar› üçe ç›kt›. Mahalle ve ilçe halk›n›n yo¤un tepkisi oldu¤u halde üçüncü istasyonun kurulmas› halk› çileden ç›kard›. Erzincan’›n Üzümlü ilçesine ba¤l› Avc›lar (Tanyeri) köyünden bafllayarak Sansa Deresi bitimine dek süren vadide, Karasu çay› Dersim-Erzincan s›n›r› iken iptal edilerek Erzincan-Erzurum yolu s›n›r olarak kabul edildi. Bununla beraber Pülümür-Fém köyü de Bingöl’ün Yedisu ilçesine ba¤lanm›fl durumda. Fém halk›n›n bir anlam veremedi¤i bu durum devletin kirli oyunlar›ndan biri oldu¤u apaç›k ortada. Ve halk biliyor ki Ovac›k yang›nlar›, il s›n›rlar›n›n daralt›lmas›, barajlar devletin oyunlar›d›r. Bu topraklar hep zulme direndi ve direnecektir de! Dersim ‹flçi-Köylü okurlar›

8-21 Ekim 2004

dahale etmemesinin nedeni ise askeri operasyonlard›r. Ancak buna benzer uygulamalara Dersim halk› yabanc› de¤ildir. Dersim halk› flunu çok iyi bilmektedir ki geçmiflten bu yana bütün iktidarlar›n Dersim halk›na karfl› gelifltirdi¤i insans›zlaflt›rma politikas› devam etmektedir. Orman yang›nlar›n› askerlerin ç›kard›¤›na dair kan›tlar var m›? Bölgede ç›kan orman yang›nlar›n› söndürmeye çal›flan halka ve Orman Bölge Müdürlü¤ü’nün çal›flanlar›na devletin müdahale etmesi, engellemeye çal›flmas› ormanlar›n kasten askerler taraf›ndan yak›ld›¤›n› göstermektedir. Ayr›ca yöre halk›n›n anlat›mlar› ve duyumlar›na göre Ovac›k’a ba¤l› Turnuoba Karakolu ve Hozat’a ba¤l› Yüceldi Karakolu askerlerince karakol çevresindeki ormanlar›n ve ayr›ca yedi farkl› bölgenin askerlerce benzin dökülüp yak›ld›¤› öne sürülmektedir. Sizce devlet neden bu süreçte eski politikas›n› tekrar uyguluyor? Dersim yöresindeki ormanlarda bulunan a¤açlar›n ço¤u mefle a¤açlar›d›r. Mefle a¤açlar›n›n ilkbahar ve yaz aylar› döneminde yafl olmas›ndan kaynakl› yanmas› çok zordur. Bundan

kaynakl› olarak mefle a¤açlar›n›n kuru oldu¤u sonbahar mevsimi seçilmifltir. 94 ve sonras›ndaki orman yang›nlar› da bu mevsimde yap›lm›flt›r. Kolluk güçleri bunu iyi bilmelerinden kaynakl› bu mevsimi seçtiler. Dersim’deki ormanlar›n yeni yeni toplanmaya bafllanmas›ndan dolay› tekrar müdahale edilmifltir. Operasyonlar ve yaflanan çat›flmalar bahane edilerek amaç Dersim’i yok etmektir. K›smen de olsa köye dönüfller tekrar bafllam›flken, Dersim halk›n›n topraklar›na geri dönüflünü engellenmek amac› tafl›nmaktad›r. Buradan tüm halk›m›za söylemek istedi¤imiz; Dersim’de yanan sadece ormanlar de¤ildir. Yüre¤imiz, kültürümüzdür. Dersim’de yak›lmak istenen tarihimizdir. Halk›n yaflananlara tepkisi nas›l? Baflta yöre halk› olmak üzere duyarl› insanlar taraf›ndan bu vahflet üzüntü ile karfl›lanm›fl ve tepki toplam›flt›r. Baflta Tuncelililer Derne¤i olmak üzere kitle örgütlerinin yapm›fl oldu¤u bas›n aç›klamas›nda yetkililer göreve ça¤r›larak ormanlara sahip ç›kma ça¤r›s› yap›lm›flt›r. (Malatya)

Munzur’da yak›lan gelece¤imizdir

Dersim’de 3 ayr› bölgede meydana gelen orman yang›nlar›na müdahale edilmemesi Tunceli Dernekleri Federasyonu taraf›ndan protesto edildi. 28 Eylül 2004 tarihinde Federasyon üyeleri Galatasaray Postanesi önünde bir bas›n aç›klamas›

yaparak yang›nlar›n bir an önce söndürülmesini istedi. “Bu atefl sizi de yakar”, “Bat›da yanan ormanlar ulusal da Munzur’daki de¤il mi?”, “Bu duman sizi de bo¤ar”, “Anadolunun akci¤erleri Munzur’dur. Dokunmay›n”, “Munzur’da yak›lan yüre¤imizdir” vb. dövizlerin tafl›nd›¤› aç›klamada Federasyon Baflkan› Ali R›za Bilir, bölgede süren yang›nlar› söndürmeye çal›flan halk ve Orman Bölge Müdürlü¤ü çal›flanlar›n›n süren operasyonlar› gerekçe göstererek

30 Eylül günü saat 18:00’de Osmangazi Metro ‹stasyonu önünde bir araya gelen Bursa Gemlik Tuncelililer Kültür ve Dayan›flma Derne¤i üyeleri ve birçok kurum temsilcisi bir bas›n aç›klamas› ile Dersim’deki orman yang›n›n› protesto etti. “Ormanlar› yakmak insanl›k suçudur” yaz›l› pankart açarak, yere talaflla yaz›lan “Gelece¤imiz yan›yor” yaz›s›n› yakan kitle “Ormanlar› yakan eller k›r›ls›n”, “Dersim onurdur onuruna sahip ç›k”, “Dersim faflizme mezar olacak” sloganlar›n› att›. Dernekler ad›na aç›klamay› Bursa Tuncelililer Kültür ve Dayan›flma Derne¤i Baflkan› Baki Akkufl okudu ve “Bu ülkenin Kaçkarlar›, Toroslar›, Alada¤lar›, Munzurlar› gelece¤imizin güvencesidir. Ormanlar dünyan›n neresinde olursa olsun savafllarda sabotaj alanlar› de¤ildir. Orman yakmak insanl›k suçudur. Yakanlar ilkeldir, barbard›r. Munzur’daki orman yang›nlar› durdurulmal›d›r. Dersim halk› herfleye ra¤men topra¤›na geri dönüyor ve Munzur’a sahip ç›k›yor. Do¤aya söz veriyorum, Munzur’a söz veriyorum. Yaflad›¤›m›z sürece seni yeniden yeflertece¤iz” dedi.

bölgeye sokulmad›¤› ve yang›nlar›n halen devam etti¤ini belirtti. Bilir “Dünya ormanlar›n› korumak için yüzlerce proje haz›rlarken biz fütursuzca yok ediyoruz. Bir taraftan a¤açland›rma kampanyalar› yütülürken di¤er taraftan Anadolu’nun bu güzide bölgesindeki ormanlar yak›lmaktad›r. Bütün duyarl› kurum ve kurulufllar› bu tür uygulamalara karfl› ç›kmaya ve mücadelemize destek vermeye ça¤›r›yoruz” dedi. “Munzur’da orman yang›nlar›na hay›r” yaz›l› pankart aç›lan aç›klama “Munzur’da yanan yüre¤imizdir” slogan›yla sona erdi. (‹stanbul)


ÖZGÜR GELECEK YOLUNDA

işçi-köylü B‹Z HALKIZ GELECEK ELLER‹M‹ZDED‹R

UMUT YAYIMCILIK VE BASIM SANAY‹ LTD. fiT‹

BÜROLAR

Yönetim yeri: Gureba Hüseyin A¤a Mah.

➧ KARTAL: HAMAM SOK. DEM‹RL‹ ‹fiHANI NO: 57/14 KARTAL, TELEFAKS: (0216) 306 16 02 Cep: 0 544 521 34 30

‹mam Murat Sok. No:14/1

➧ ANKARA: TUNA CAD. ÇANAKÇI ‹fiHANI NO:11 KAT:3 DA‹RE:32 ÇANKAYA TEL: (0312) 432 23 01 Cep: 0 535 562 33 72

Aksaray-Fatih/‹STANBUL.

➧ ‹ZM‹R: GAZ‹OSMANPAfiA BULVARI, KOÇAfi ‹fiHANI NO: 87, DA‹RE:318 KONAK, TELEFAKS: (0232) 441 93 09 Cep: 0535 310 31 84

Tel: (0212) 521 34 30, 531 48 53 FAKS: (0212)621 61 33

➧ MALATYA: DABAKHANE MAHALLES‹, BOZTEPE CAD., BABACAN ‹fiHANI NO:9 KAT:1/16 MALATYA TEL: (0422) 325 78 13 Cep: 0536 697 94 19

Sahibi ve Yaz›iflleri Müdürü: Numan BOZER

➧ BURSA: SELÇUK HATUN MAH. ÜNLÜ CAD. SÖNMEZ ‹fi SARAYI KAT: 2 NO: 185 HEYKEL, TEL: (0224) 224 09 98 Cep: 0 536 613 81 98

Bask›: Gün Matbaac›l›k

➧ SAMSUN: KALE MAH., YUSUF KEFEL‹ ‹fiHANI, KAT: 6 NO: 9 , TEL: (0362) 435 64 57 Cep: 0 537 597 69 84

Genel Da¤›t›m: YAY-SAT

➧ MERS‹N: ÇANKAYA MAH. S‹L‹FKE CAD. ÜZÜM ‹fiHANI KAT :1 NO: 47 MERS‹N

@mail: umutyayimcilik@superonline.com

➧ AVRUPA MERKEZ BÜRO: WESELER STR 93 47169 DUISBURG-DEUTSCHLAND TEL: 0049 203 40 60 958 FAKS: 0049 203 40 60 959

Dersim atefl topuna çevriliyor;

BU ATEfi S‹Z‹ DE YAKAR Dersim’de yaflanan bask› ve zulüm y›llard›r de¤iflmeden devam ediyor. Dersim topraklar›nda varolan gerilla mücadelesinin önünü t›kamak isteyen faflist TC devleti çareyi halka bask› yapmakta görüyor. Bu nedenle iflkence, tutuklama, yarg›s›z infazlara baflvururken bir yandan da halk› psikolojik olarak teslim almaya çal›fl›yor. Y›llard›r Türkiye-Kürdistan›’nda, Karadeniz’de gerillaya karfl› topu, tank›, binlerce askeriyle savaflan faflist TC, kökleri sa¤lam flekilde toprakla bütünleflen bir a¤ac›n kurutulmad›¤› gibi sürekli yeflerece¤inin bilincindedir. Bu nedenle özellikle 90’l› y›llarda gelifltirdi¤i köy boflaltma, koruculaflt›rma, orman ve köyleri yakma politikalar›n› devreye sokarak halk› göçetmeye zorlam›flt›r/zorlamaktad›r. Geçti¤imiz birkaç y›l içinde halka flirin görünmek için sahte gülücükler sergileyerek, köylülerin sa¤l›k sorunlar›na e¤ilen, geri dönüfllerin önünde bir engel olmad›¤›n› dile getirerek bir yandan da engellemeye çal›flan kolluk güçleri, özellikle Haziran ay›ndan bu yana HPG’nin yapt›¤› eylemlerin yo¤unlaflmas› sonucuz bir kez daha gerçek yüzlerini gösterdiler. Son aylarda bölge halk›ndan yüzlerce kifli gözalt›na al›narak, bunlar›n 50’ye yak›n› gerillaya yard›m etti¤i gerekçesi ile iflkence yap›larak tutuklan›rken, flehit düflen gerillalara iflkence yap›lmas› içine girdikleri ç›kmaz›n ne boyutta oldu¤unu göstermektedir. Dersim’de, Diyarbak›r’da, fi›rnak’ta… Son olarak Tokat’ta flehit düflen 5 DHKP-C gerillas›n›n cesetlerine iflkence yapan faflizm, bununla halka korku afl›lamaya çal›fl›rken asl›nda kendisinin içinde bulundu¤u bunal›m› yans›tmaktad›r. Bu acizli¤in bir örne¤iyken bir baflka örnek ise son iki ayd›r Dersim’de ormanlar› atefle vermeleridir. Gerilla mücadelesi için elveriflli bir co¤rafi yap›ya sahip olan Dersim topraklar›nda Ovac›k ve Hozat aras›nda kalan 200 dekarl›k alan adeta bir atefl topu. Ormanlar›n askerler taraf›ndan yak›ld›¤›na halk tan›k olurken devlet güçleri bu yang›nlar›n kendileriyle alakal› olmad›¤›n›, yang›nlar›n “tesadüfen” ç›kt›¤›n› iddia ediyor. Di¤er bir nokta ise burjuva bas›n›n yang›nlar noktas›ndaki tutumu. Antalya’da, Bolu’da veya ülkenin bir baflka noktas›nda ç›kan orman yang›nlar› Devlet Hazinesi, ormanl›k alanlar›n önemi vs… gerekçesiyle günlerce bas›nda yer al›rken iki ayd›r yanan ve söndürülmeyen Dersim ormanlar›n› görmezden ge-

len yine ayn› bas›nd›r. Tam da buradan bak›ld›¤›nda yang›nlar›n kim taraf›ndan veya nas›l ç›kt›¤› görülmektedir. Yang›nlar› söndürmek için hiçbir çaba harcamayan devlet, söndürme çabas› içine girenleri de bölgede operasyon oldu¤u gerekçesiyle engelliyor. 93’te ayn› manzarayla karfl› karfl›ya kalan Ovac›k’l› bir amcan›n söylemi önemli: “Bir zamanlar köyümüz boflalt›lmadan önce bizim tek geçim kayna¤›m›z hayvanc›l›kt› ve otlatmak için yaylalara, ormanlara ç›k›yorduk ayn› devlet bize hayvanlar a¤açlara zarar veriyor gerekçesiyle dava aç›yordu. fiimdi ise kendileri onca orman› atefle veriyor. Biz neler gördük; 38’i, 12 Eylül’ü, 92’yi. fiimdi 2004 yine ayn› fleyler, amaçlar› umudumuzu k›rmak ama biz biliyoruz umudun nerede oldu¤unu, bunu baflaramayacaklar. Bu adalet onlar›n ve flimdi onlardan yana”. Ormanlar›n yak›lmas›ndan ve müdahale edilememesinden öfke duyan Dersim halk› bas›n aç›klamalar› yaparak söndürülmesine iliflkin kamuoyunu duyarl› olmaya ça¤›r›rken bir yandan da tepkilerini dile getiriyor. Bölgedeki yang›nlara iliflkin Dersim ve Elaz›¤’da bulunan Tunceli Kültür ve Sanat Dernekleri yönetim baflkanlar›n›n görüfllerini ald›k. “DEVLET DERS‹M HALKINA YÖNEL‹YOR” Dersim Tunceliler Dernek Baflkan› Bülent Yücel Daha önceki y›llarda buna benzer olaylar yaflanm›flt›. Bu durumu nas›l de¤erlendiriyorsunuz? Evet, daha önce de benzeri olaylar yafland›. Dersim’de bask›lara, köy boflaltmalara, hatta ölümlere kadar varan olaylar dizisinin bafllang›c› olmufltu bu orman yang›nlar›. Dersimliler olarak genel kayg›m›z ayn› sürecin tekrar etmesidir. Orman yang›nlar›, yo¤unlaflan çat›flmalarla efl zamanl› olarak gerçekleflti. Askeri mant›k “ormanlarda gerilla bar›n›yor” gerekçesi ile binlerce dönümlük ormanl›k alan› atefle verdi. Dersim’in do¤as› tahrip edildi. Ama bu flafl›rt›c› de¤il. Zira ayn› zihniyet Milli Park ilan etti¤i Munzur Vadisi’ni de sularla bo¤maya çal›fl›yor. Bu olaylar›n temelinde “ç›ban” olarak de¤erlendirilen Dersim ve potansiyel suçlu ilan edilen Dersim’li paranoyas› yatmaktad›r. Olaylarda kesinlikle kas›t var, zaten bölgedeki komutanlar›n yang›na müdahaleye izin vermemesi de bunu su yüzüne ç›kar›yor. Olay salt bir do¤a katliam›

de¤ildir, resmiyetin “Dersim” tahrifinin fiiliyat›d›r ayn› zamanda. Devlet niye müdahale etmiyor? Orman yang›nlar›na sebep olan›n devletin bölgedeki temsilcileri oldu¤u düflünülürse, bu sorunun yan›t› kendini ele verir. Amaç alan› ormanlardan temizlemek, kolayca kontrol edilebilir alanlar yaratmak. Amaç buyken devlet eliyle müdahale bir yana, halk›n ya da itfaiyenin yang›na müdahalesine izin vermek de anlams›zlafl›r. Yap›lan, belirlenen amaca uygun hareket etme tarz› gelifltirmektir. Baflka birfley de¤il. Olay›n görgü tan›klar› var m›? Olay›n nas›l bafllad›¤›n› gören var m› bilemiyoruz. ‹ddialar yang›n›n alan›n askerler taraf›ndan bombalanmas› sonucu ç›kt›¤› yönündedir. Fakat olay›n

nas›l geliflti¤ine neredeyse bütün yöre halk› tan›kt›r. Yang›n günlerce hiç bir müdahale olmaks›z›n sürdü. Askeri düzeydeki müdahale ancak yöreye aralar›nda Tunceli Milletvekili Hasan Güyüldar’›n da bulundu¤u, kitle örgütleri temsilcilerinden oluflan bir heyetin intikal etmesi ve durumu protestosuyla bafllad›. Yang›n ancak ondan sonra kontrol alt›na al›nabildi. Bugün bile bütünüyle söndürülmüfl de¤il. Yang›nlar neden yo¤unlaflt›? Yang›nlar Dersim’deki çat›flmal› ortamla paralel flekilde yo¤unlaflt›. “Ormanlarda gerilla bar›n›yor” düflüncesi orman yang›nlar›n›n yo¤unlaflmas›n› hem aç›kl›yor, hem de bu düflünce orman› atefle verenler için yeterli bir gerekçe oluyor. Devam› sayfa 31’de

OGYIK06  

‹flgal alt›ndaki topraklarda direnen Irak ve Filistinliler halklar›n savaflarak kazanaca¤›n› gösteriyor ve ö¤retiyor. Irak yang›n ve direnifl y...