Page 1

13

www.kurtulushareketi.org

SAYI

TEMMUZ ‘09 FÝYATI: 1,5 TL

yakýndýr, elbet bitecek

sefaletin ziyafeti...

Sayfa 6

Yerel Seçimler ve Ayaðýna Diken Batan Sosyalistler

3 sf.

Ürkek Olursa Mustafa KAHYA

Sayfa 7

Sol, Darbecileri

Görmezden Gelemez Gökhan TAÞYAKAN

Sayfa 11

Ýran Seçimleri ve Ortadoðu’da Emperyalizm Mahir SAYIN


Yola Devam Ýradesi Çatý Partisi Giriþimi’nden

Çatý Partisi Giriþimi, 27-28 Haziran 2009'da Demokrasi için Birlik adýyla Ankara'da bir toplantý düzenledi. Toplantýnýn ilk gününde "Nasýl Bir Demokrasi" ve "Nasýl bir Demokratik Birlik" gündemleri konuþulurken ikinci gününde ise gündemler "Nasýl Bir Parti Yapýlanmasý" ve "Nasýl Bir Yol Haritasý" idi. Ýki gün boyunca 300'e yakýn kiþi görüþmeleri izledi.

Ç

atý Partisi Giriþimi, 27-28 Haziran 2009'da Demokrasi için Birlik adýyla Ankara'da bir toplantý düzenledi. Toplantýnýn ilk gününde "Nasýl Bir Demokrasi" ve "Nasýl bir Demokratik Birlik" gündemleri konuþulurken ikinci gününde ise gündemler "Nasýl Bir Parti Yapýlanmasý" ve "Nasýl Bir Yol Haritasý" idi. Ýki gün boyunca 300'e yakýn kiþi görüþmeleri izledi. Toplantýnýn ilk gününde "Nasýl Bir Demokrasi" ve "Nasýl Bir Demokratik Birlik" gündemleri tartýþýldý. Bu gündemlerde giriþim içinde yer alan parti ve siyasal çevrelerin sözcüleri ile bir çok birey söz alarak konuþtu. Nasýl Bir Demokrasi gündeminde söz alan Sosyalist Parti MYK Fahri Danýþmaný Mahir Sayýn konuþmasýnda, "Çatý'nýn programý, bileþimi, vb. hakkýnda konuþmadan, tartýþmadan derhal partinin kurulmasýna giriþilmesini isteyenleri eleþtirdi. Bu fikirde olanlarýn Marx'ýn "Aslolan dünyayý yorumlamak deðil deðiþtirmektir" sözünü yanlýþ anlayýp sanki dünyanýn yorumlanmasýna ihtiyaç yokmuþ derhal deðiþtirmeye baþlanmalýymýþ gibi kavradýklarýný, oysa Lenin'in de söylediði gibi devrimci teori olmadan devrimci pratiðin olamayacaðýný bu sebeple de belli bir olgunluk seviyesine gelene kadar teorisinin gri, hayatýn yeþil olduðunun da bilincinde olarak hayatýn yorumlanmasýnýn olmazsa olmaz olduðunu" belirtti. Çatý partisinin bileþimine iliþkin de konuþan Sayýn, "Oligarþi tarafýndan ezilenlerin, sömürülenlerin, dýþlananlarýn demokratik cephesini oluþturmak için birlikte yer aldýklarýna dikkat çekti ve bu günkü sorunlarý ortak paydada birleþtirecek olanýn devrimci demokrasi programý olduðunu" belirtti. Toplantýnýn ikinci gününde Nasýl Bir Parti Yapýlanmasý gündeminde söz alan Sosyalist Parti Genel Baþkan Yardýmcýsý Mustafa Kahya, konuþmasýnda çatý partisi için 5 maddelik bir yapýlanma formülasyonu önerdi. Formülasyon

KURTULUÞ AYLIK SÝYASÝ GAZETE (Yerel Süreli Yayýn) Fiyat: 1,5 YTL Yurtdýþý: 3 Euro - 3 Dolar Erginbay Yayýncýlýk Adýna Sahibi: Leyla Can Sorumlu Yazýiþleri Müdürü: Hüseyin Ataþ Ýrtibat Adresi: Menekþe 1 Sokak Nergiz Apt. A Blok Kat 3 Daire: 6 Kýzýlay/Ankara Tel: 0 312 417 00 24 Basýldýðý Yer: Mattek Matbaacýlýk Bas. Yay. Tan. Tic. San Ltd. Þti. GMK Bulvarý No:83/32 Maltepe Ankara Havaleleri Halil Cengiz Gültekin adýna

PTT 5155325 numaralý posta çeki hesabýna yapabilirsiniz.

birinci olarak, "toplantý sonucunda geçici bir koordinasyonun oluþturulmasý, ikinci olarak, toplantýnýn ardýndan toplantý yapýlan illerdeki örgütlenmenin derinleþtirilmesi ve buralarda il meclislerinin oluþturulmasý, üçüncü olarak, toplantý yapýlmayan illerde 81 il hedeflenerek il meclislerinin kurulmasý, dördüncü olarak bu toplantýdan 6 ay sonra kurulan il meclislerinden gelen delegasyonla Türkiye meclisinin toplanmasý ve bu toplantýya kadar güncel politika üzerinden, hedef aldýðýmýz toplumsal kesimler içinde eylemli bir hattýn ve mücadeleci bir pratiðin örülmesi, beþinci olarak 6 ay içinde partinin program ve iç hukukunun (tüzük) gir-

iþimin içinde yer alan bütün örgütlü yapý ve bireyler tarafýndan tartýþýlarak ortaya çýkarýlmasý ve 6 ay sonra toplanacak olan Türkiye Meclisinde partinin kuruluþ tarihinin belirlenmesini" içeriyordu. Formülasyon genel hatlarýyla toplantýda da kabul görürken, Giriþimin adýnýn " Anayasal Adalet Ve Emek Hareketi" olmasý önerisine ise itiraz edilerek "Demokrasi Ýçin Birlik" adýyla yol yürünmesi istendi. Bu isme de itiraz edilince isim meselesi geçici koordinasyona býrakýldý. Bu gündemde toplantý yapýlan illerden birçok kiþi söz alarak konuþtu. Samsun ve Antakya'dan toplantýya katýlan Mustafa Cengiz ve Ýzzet Koldan yoldaþlarda bu gündemde söz alarak düþüncelerini toplantýya katýlanlarla paylaþtýlar. Çatý partisinin bu toplantýsý 20-21 Aralýk 2008'de Ýstanbul'da yapýlan toplantý ile karþýlaþtýrýlacak olursa, Ýstanbul toplantýsý sonuçlarý itibariyle herkeste ayný algýyý ve duyguyu yaratmamýþtýr. Ankara toplantýsýnýn ise, yapýlan konuþmalar itibariyle, herkesin birbirini anlama ve birbiriyle ortaklaþma çabasý içinde olduðu, daha olgun ve katýlanlarý memnun eden bir havada geçtiði ifade edilebilir. Toplantýnýn sonunda, çatý partisinin kurulmasý yönünde ciddi bir iradenin ortaya çýkmýþ olduðu gözlenmektedir.

i ç i n d e k i l e r

-Haberler

5

-Sol, Darbecileri Görmezden Gelemez

7

-Ayaðýna Diken Batan Ürkek Olursa -Orta Sayfa

6 8

-Tek Eksen, Üç Görev

10

-Ýran Seçimleri ve Ortadoðu’da Emperyalizm

11

-Sosyalist Parti Ýle Nereye Kadar -Dünya

-Virüsün Kökeni -Bilim

-Kadýn

-Komün ve Ýnsan

10 11 13 13 14

Arka Sayfa


PANORAMA

GERÇEKTE BEYAZ OLAN BÝR "SÝYAHIN" BAÞKAN OLMASI, ÞAHÝNÝ GÜVERCÝN YAPMAZ!

Sözün özü, askeri oligarþik yapý var oldukça ordu siyaset üzerinde vesayet kurma iþini kendi asli görevlerinden birisi olarak görmeye devam edecektir. Her daim deðiþik gerekçelerle yürüttüðü bahaneler üzerinden pozisyon kazanma giriþiminin, bu belgede görüldüðü gibi bu kez de bahanesi, son yýllarýn moda bahanesi irticadýr. Maksat, bahanelerle sarsýlan imtiyazlý konumu muhafaza etmektir.

O

Herkese Mavi Boncuk Daðýtan Noel Baba! bama'nýn ABD baþkanlýðýna gelmesiyle ABD politikalarýnda köklü deðiþiklikler olacaðý yönünde beklentiye girenler, ayný zamanda barýþ rüzgârlarýnýn eseceði bir sürece girileceði yönünde umutlar da yaydýlar. Nitekim Obama'nýn Mýsýr ziyaretinde yaptýðý konuþma bu umutlarýn daha da güçlenmesine yol açtý. "Bizi birbirimizden ayýran güçler karþýsýnda ayakta durmayý bilmemiz gerekiyor. Bugün Kahire'de karþýlýklý çýkar, saygý ve güven temelinde tüm Müslümanlar ve Batý arasýnda yeni bir baþlangýç aramak için bulunuyorum" diyen Barack Obama, yumruklarýný sýkarak adeta ABD çýkarlarý için taþ üstünde taþ býrakmama konusunda kararlýlýk imajýyla kürsülerde yer alan Bush'un tersine, "herkese mavi boncuk daðýtan Noel Baba" imajýyla yaralý kalpleri fethediyor. Obama'nýn geliþiyle ABD politikalarýnda muhtevaya dair bir deðiþiklik olmadýðý gibi, Obama Bush politikalarýnýn devamcýsý olduðunu Afganistan'a yönelik tavrýyla cümle aleme gösterdi. Obama'nýn baþkanlýk koltuðuna oturmasý tabi ki, tüm dünya da nefret uyandýran Bush çizgisine karþý bir deðiþim isteðinin karþýlanmasýna tekabül ediyordu. BOP projesi Irak bataklýðýnda boðulan, "arka bahçesindeki" ülkelerde geliþen anti ABD sol hareketlerle mevzilerini bir bir yitiren, dünyanýn her tarafýnda ABD karþýtý kitlesel nefret dalgalarýný büyüten ABD'nin, Irak'ý iþgal etme, Ortadoðu ve Kafkaslara yön verme giriþimlerinin nedeni olan politikalardan vazgeçmeden, makyajýný yenileyerek deðiþim beklentilerine uygun bir profil oluþturmasý gerekiyordu. Beklentilere uygun düþecek olan bu profili, bir beyaz "siyahý" baþkanlýk koltuðuna oturtarak saðladý. Þu bilinmelidir ki, gerçekte beyaz olan bir "siyahýn" baþkan olmasý þahini güvercin yapmaz! Teslim Ol Çözüm Olsun! Bir baþka güncel geliþme de Kürt sorununa dair politikalar, söylemler ve uygulamalardýr. 5 Kasým 2007 tarihinde ABD'de ile oluþturulan ve hükümetle genelkurmayýn uzlaþý içinde olduðu PKK'yi tasfiye yoluyla Kürt sorununu "çözme" konsepti gereði, önce PKK'nin imha edilmesiyle Kürtsüz Kürt sorunu çözümü diyebileceðimiz bir yol denendi. Sýnýr ötesi ve sýnýr içinde karadan ve havadan yaygýn ve çok sayýda operasyon yapýldý. Bu operasyonlardan ne askeri ne de siyasi düzeyde beklenen sonuçlar alýnamadý. Tersinden bu operasyonlar gerillada ve Kürt halkýnda toparlanmaya ve direniþ motivasyonunu güçlendirmeye yol açtý. Seçimlerden önce mücadelenin kazanýmlarýný maniple ederek PKK'yi etkisizleþtirmek için devreye sokulan TRT6 giriþimiyle baþlatýlan süreçte, Kürt halký tasfiye için atýlan adýmlarýn farkýnda olduðunu önce Newroz alanlarýný doldurarak oluþturduðu barikatla, sonrada seçim sandýklarýnda gösterdi. Seçimlerden hemen sonra tas-

fiye planýnýn bir parçasý olarak DTP'ye yönelik operasyon baþlatýldý. Diðer yandan Cumhurbaþkaný Gül: "Memleketin en önemli sorunu Kürt sorunu. Ýyi þeyler olacak. Hiçbir dönemde devlet kurumlarý arasýnda böylesine ahenkli bir durum oluþmamýþtý." Mealinde sözler söyleyerek baþka bir hava oluþturdu. Suriye ziyaretinde bu yöndeki beyanatýný tekrarlayarak oluþan havayý daha da güçlendirdi. Deniz Baykal, "çözüm önünde takoz olmayýz" diyerek þimdiye kadarki tutumundan farklý bir tutumda olacaðý izlenimi yarattý. Dahasý soruna dair adým atýlmasý beklentisi içinde olanlar "CHP olmadan bu iþ olmaz" tezini medya aracýlýðýyla daha güçlü olarak iþlemeye baþladýlar. Tasfiye planýnýn temel aktörlerinden birisi olan MÝT müsteþarý Emre Taner'in 6 ay daha görev süresinin uzatýlmasý kamuoyunda sorunun çözümü yönünde oluþan havayý daha da pekiþtirdi. Tasfiye planýnýn mahiyeti kavranmadan çözüme dair taþýnan iyimserlik, tasfiye planýnýn bir parçasý olarak atýlacak her adýmda PKK'yi etkisizleþtirmeye payanda olma potansiyelini taþýmaktadýr. Nitekim bu bulanýk hava içinde egemenler, kendilerince zararlý gördükleri "ayrýk otlarýný" temizlemeye devam etmektedirler. DTP içinde yapýlan "PKK operasyonundan" sonra þimdide KESK içinde "PKK operasyonu" baþlatýlmýþtýr. "Çözüm kapýda, PKK üzerine düþeni yapsýn" diyerek beklentiye girenler, KCK'nin çatýþmasýzlýk sürecini Temmuz ortasýna kadar uzatmasý üzerine, Genel Kurmay Baþkanýnýn sorulan sorulara "ararýz, buluruz, çýkarýrýz, imha ederiz. Bizim görevimiz terörizme karþý mücadeledir. Tümünü temizleyinceye kadar mücadele sürecektir" yanýtýný vermesi karþýsýnda þaþýrmýþ görünüyorlar. Genel Kurmay Baþkanýnýn bu sözlerinin arkasýndan Baþbakanýn DTP'nin randevusuna yanýt vermeme gerekçesi olarak söylediði, " taraflar silah býraksýn diyorlar, hiç güvenlik güçleri silah býrakýr mý? Teröristler silahlarý býraksýn" sözlerinin demagojik içeriði bir yana, sürecin nasýl iþleyeceðini göstermek bakýmýndan anlamayanlara bir þeyler ifade ettiði açýktýr. Sorunun barýþçý çözümü için kamuoyunda oluþan bu havayý karþýmýza almak yerine, sürecin tehlikelerine ve tuzaklarýna dikkat çekerek, tasfiye planýnýn etkilerini bu hava ve zeminde boþa çýkaracak bir dil ve söylemle, buna uygun kavramlarla politik önermelerde bulunmalýyýz. Onurlu bir barýþ, eþitlik temelinde demokratik bir çözüm vb. gibi.

Gerçek Olan Mücadeledir Bazý aklýevveller, Tamil Özgürlük Kaplanlarý'nýn Sirilanka devleti tarafýndan askeri olarak yenilgiye uðratýlmasýnýn PKK'nin halli için örnek teþkil edebileceði yönünde düþünceler ileri sürmektedirler. LTTE lideri Prabhakaran'ýn öldürülmesi ve Tamillerin askeri yenilgisinden sonra Sirilanka devlet baþkanýnýn ilk aradýðý kiþilerden birisinin Cumhurbaþkaný Abdullah Gül olmasý, egemenler arasý dayanýþmanýn bir örneði olmak yanýnda "bizde böyle halledebiliriz" yönündeki düþüncelere zemin oluþturdu. Tamillerin durumu ile Kürtlerin durumu arasýnda benzerlikler olduðu gibi, mücadelenin yürütüldüðü coðrafyadan, mücadele biçimleri ve örgütlenme anlayýþýna kadar birçok farklýlýkta bulunuyor. LTTE, Prabhakaran'ýn önderliðinde 1976'da kuruldu. "Ayný yýl Temmuz ayýnda hapishanelerdeki politik tutsaklar Sinhalalý gardiyan ve tutuklular tarafýndan katledildi. Ýki hafta içinde 3000 kadar Tamil hayatýný kaybetti. 1985'ten itibaren zaman zaman hükümetle barýþ görüþmeleri yapan LTTE'nin bu süreçlerde bile liderleri ve destekçileri hükümet tarafýndan öldürüldü." Sri Lanka devleti Tamillere karþý yürüttüðü savaþta Çin, Hindistan, Amerika gibi devletlerden askeri destek aldý. "Doðal felaketler de LTTE'nin sona yaklaþmasýnda etkili oldu. 2003'deki sel felaketinde mevzilerini ve binlerce insanýný kaybeden Tamiller, 2004'de Tsunami dalgalarýyla deniz güçleri hasar gördü. Ayný yýl komutan Karuna 6000 kadar gerillasýný alarak kaplanlardan ayrýldý. (Karuna daha sonra 2009'da hükümete bakan oldu.)" LTTE, gerilla mücadelesiyle yürüttüðü kurtuluþ mücadelesini daha sonra düzenli ordu yöntemiyle devam ettirdi. Birçok uzman "Tamillerin askeri yenilgisinin baþlangýcýnýn düzenli orduya geçiþ ve Karuna'nýn ihaneti olduðu" yönünde bir kanaate sahip. Ayrýca önceleri Tamillere destek olan kimi sol parti ve hareketlerin daha sonra egemen klikle uzlaþarak( kimileri hükümette yer aldý) Tamillerin karþýsýna geçmeleri de askeri yenilgiye zemin oluþturdu. 3


Bir halkýn soykýrýmýyla yaþanan acý dramý baþka bir halkýn soykýrýmýna dayanak yapmaya çalýþan tarihin cellâtlarý, Tamil halký var oldukça yenilgiler topraðýnda yeni mücadeleler için direniþ filizlerinin kök saldýðýný bilmelidirler. Çünkü mücadele gerçekliðin kendisidir. Sebep ne olursa olsun, Tamiller diyorlar ki " Savaþýn sona ermesi zaferinizi belgelemez. Þimdi bizim içimize dönüp güçlenmemizin zamanýdýr." Ýþçiden Al Sermayeye Ver! Baþbakanýn 4 Haziranda açýkladýðý "Teþvik ve Ýstihdam Paketi" iþçiler ve diðer emeðiyle geçinenlere yönelik hiçbir düzenleme içermiyor. Bu pakete göre Türkiye ekonomik geliþmiþlik durumu üzerinden 4 bölgeye bölünüyor. 1. bölge en geliþmiþ, 4. bölge en geri bölge olarak kabul ediliyor. Bölgelerin yaný sýra her bölgeye uygun sektörler belirlenerek, o bölge ve belirlenen sektöre, belirlenmiþ sermaye limitinde yatýrým yapanlarýn SSK primleri belirli bir zaman devlet tarafýndan ödeniyor. Örneðin; 4. bölgede bu süre 7 yýl olarak belirlenmiþ. Yine bölgelere ve bölgeler için belirlenmiþ sektörlere yatýrým yapanlardan alýnacak kurumlar vergisi yüzde 10 ile yüzde 2 oranýnda düþürülüyor. Paketin, bölgeler arasýndaki geliþmiþlik farkýný daha da açacak olmasý bir yana, krizin asýl yükünü omuzlarýnda taþýyan iþçi ve emekçileri gözetmeyen sermaye yanlýsý bir paket olmasý, emek sömürüsüne dayalý olarak krize çözüm arandýðýný gösteriyor. Oysa temel ihtiyaç maddelerinden KDV'nin kaldýrýlmasý veya yüzde 1'e çekilmesi yerine getirilmiþ olsaydý, bundan toplumun tümü yararlanýrdý. Hükümet þimdiye kadar krize, piyasayý canlandýrma yoluyla çözüm anlayýþýyla yaklaþýyordu. Þimdi sermaye yanlýsý bir devlet müdahalesi söz konusu. "Sýzýntý ekonomisi" denilen kamu kaynaklarýnýn özel sektöre aktarýlmasý yoluyla toplumun geri kalanýnýn da nasipleneceði varsayýmýna dayalý bir anlayýþla böyle bir yola baþvuruluyor. Öyle ki iþçilerden kesilerek iþsizlere aktarýlmak için oluþturulan iþsizlik fonu, bu teþvik paketiyle sermayeye kaynak haline getirilmiþ bulunuyor. Teþvik paketi iþsizlere yönelik kimi önlemleri de içeriyor. Bu önlemler: 1. Kamuda istihdam: Çevre düzenlemeleri, kamu yapýlarýnýn onarýmý tarzý iþler. Kamu kaynaklarýyla geçici de olsa istihdam olanaðý saðlanýyor. Ama becerisi olmayan insanlar için uygulamaya konulacak bu türden önlemler yalancý meme misali orta vadede istihdam yönünden aldatýcý olmaktan baþka bir anlam taþýmýyor. 2. Kamuda beceri kurslarý: Bu zaten kamunun sorumluluðu. 3. Özel sektörde staj: Paket, özel sektörde altý aya kadar, düþük ücretle, günde 15 TL'ye staj getiriyor. Ücretler ise hazine tarafýndan ödenecek. Bu sermayeye doðrudan kaynak aktarmanýn bir baþka yoludur. Krizin faturasýný iþçilere ve diðer emeðiyle geçinenlere ödetmek isteyen sermaye ve

4

devlet, hükümetin açýkladýðý teþvik paketiyle sermaye yanlýsý politikalarý sürdürdüðünü bir kez daha gösterdi."Kriz bize teðet geçecek" diyen Baþbakan, þimdi doðrudan devlet müdahalesi ve sermayeye kaynak aktarýmýyla derinleþen krize müdahale etmeye çalýþýyor. Grevler, direniþler yaygýnlaþýyor. Her gün iþsizler ordusuna yeni iþsizler ekleniyor. Krize karþý alýnan önlemlerin, bu günkü dünya koþullarýnda ve kapitalist sistemin niteliði gereði, kýsa vadede iþe yarar görünse de, orta vadede iþe yaramayacaðý görülecektir. Sýnýf hareketi giderek daha da politikleþecek, sýnýf mücadelesi daha sert bir muhteva kazanacaktýr. Kriz içine yuvarlanmýþ olan kapitalist sistemi aþma yönündeki olanaklar daha da artacaktýr. Bu durumun bilincinde olmak, her yazýda ve her konuþmada bu duruma iþaret etmekten çok, politik ve örgütsel olarak mevcut durumda ortaya çýkan olanaklarý sýnýfýn ve ezilenlerin lehine deðerlendirmenin gereklerini yerine getirmektir. Yok, Birbirinden Farký, Bu da Molla Cumhuriyeti! Ýran'daki Cumhurbaþkanlýðý seçimlerini dünyadaki geliþmelerden baðýmsýz, salt Ýran halký ve Ýran'daki iktidar bloðunun bir meselesiymiþ gibi deðerlendirmek, seçimlerden sonra geliþen olaylarý anlamakta yanýltýcý olacaktýr. Ýran Ýslam Cumhuriyetinin kendine özgü idari iþleyiþinde hiyerarþinin en üstünde ruhani kast yer alýr. Bu, Anayasa ile hukuki çerçevesi belirlenmiþ olan Þer-i toplumsal iliþkilerin bekasý için düþünülmüþ bir garantörlük müessesesidir. Her sýnýflý toplumda var olan sýnýf çeliþkileri ve diðer toplumsal çeliþki biçimleri Ýran'da da, ruhani bir örtü altýna sokulmuþta olsa, farklý ifade tarzlarý ve yöntemleriyle sürmektedir. Her seçimde anayasa konseyinin icazetiyle aday olma "hakkýný" elde edebilen ve statüko dýþýna çýkmadan muhalif bir söylemle seçim propagandasý yürütenler, dýþarýdan bir sýfatlamayla "reformcu" olarak tanýmlandýlar. Her seçimde sistemin çeliþkileri, Ýran'a özgü bir tarzda daha görünür hale geldi. Molla rejimine karþý illegal mücadele yürüten Komünistler, sömürgeci Ýran devletine karþý gerilla mücadelesi sürdüren Kürtler ve 1997 de ki öðrenci hareketi dýþýnda seçimler, farklý seslerin duyulduðu bir platform özelliði kazandý. Bu seçimde, Ahmedinejat karþýsýnda sistem içi en güçlü muhalif pozisyonu temsil eden Mir Hüseyin Musavi etrafýnda toplanan rejim memnuniyetsizleri, daha seçimler baþlamadan seçim zaferi havasýna girmiþlerdi bile… Bu havanýn yaratýlmasýnda baþta ABD olmak üzere, emperyalist güçlerin ve Ýran'ýn bölgedeki pozisyonundan rahatsýz olan bölge devletlerinin rolünün olduðunu söylemek abartý olmayacaðý gibi, geliþmelerle bu güçlerin iliþkili olduðu da bir gerçek. Bu kez kitlelerin, geçmiþ seçimlerden farklý olarak, molla rejiminin seçim oyununa rýza göstermeyeceði görülüyor. Ýddialar, seçimlere hile karýþtýrýldýðý iddialarýnýn ötesinde seçimleri büyük farkla Musevi'nin kazanmasýna raðmen Ahmedinejat'ýn kazandýðýnýn ilan edilmesine kadar varýyor. Verilen rakamlar gerçek olmasa bile bu kadar büyük kitlesel tepki, seçimlere büyük boyutlu hile karýþtýrýldýðýna delalet. Ne denir, ha burasý ha orasý, ama molla cumhuriyetine doðrusu

ya, hilenin büyüðü yakýþýr! Olaylar durulmuþ deðil ve artarak süreceðinin iþaretleri var. Þimdiye kadar devrim muhafýzlarý tarafýndan 50 den fazla kiþinin öldürüldüðü söyleniyor. Dýþ basýna haber yasaðý konuldu. Rejimin kaleleri olan camiler, anlaþýlan o ki þimdi muhaliflerin kaleleri haline getirilecek görünüyor. Musavi "camilerde toplanarak eylemleri sürdürme" çaðrýsý yaptý. Olaylarýn akýþýnýn nerelere varacaðýný kestirmek mümkün olmasa da artýk cinin þiþeden çýktýðýný, molla rejiminin eskisi kadar huzur içinde olamayacaðýný söyleyebiliriz.

Ýrtica Bahane, Maksat Ýmtiyazlý Siyasi Konumu Muhafaza Etmek! Ergenekon operasyonunda gözaltýna alýnarak tutuklanan emekli bir subayýn ofisinde bulunan ve Nisan ayýnda hazýrlandýðý ifade edilen "Ýrtica ile Mücadele Eylem Planý", Taraf gazetesinde "AKP ve Gülen'i Bitirme Planý" manþetiyle kamuoyuna duyurulunca yer yerinden oynadý. Ele geçirilen belgenin altýnda Deniz Kurmay Kýdemli Albay Dursun Çiçek'in imzasý var. Dursun Çiçek, Genel Kurmay Harekat Daire Baþkanlýðýna baðlý 3. Bilgi Destek Þube müdürlüðünün baþýnda bulunuyor. Genel Kurmayda, Genel Kurmay 2. Baþkanlýðýna baðlý "J Baþkanlýklarý" olarak adlandýrýlan 7 birim çalýþma sürdürüyor. Albay Çiçek'in baþýnda bulunduðu daire, psikolojik harekat planlamasýyla ilgili çalýþmalar yürüten birime baðlý. Belge gazetelere manþet olunca, belgenin sahte olduðu iddialarý da art arda gelmeye baþladý. Genel Kurmay Baþkaný Baþbuð, "orduyu yýpratma giriþimi" olarak deðerlendirdiði belgenin "sahte olma ihtimalinin yüksek olduðunu, kendisinin bilgisi dahilinde böyle bir belge hazýrlanmadýðýný, hukuki ve idari yönden gerekenin yapýlacaðýný" söyleyerek, "baðýmsýz askeri yargýnýn harekete geçtiðini" duyurdu. Askeri savcý bu açýklamanýn hemen ardýndan yaptýðý açýklamayla "belgenin sahte olduðu kanaatinde olduklarýný" duyurarak, askeri yargýnýn "baðýmsýzlýðýna" halel getirtmedi! Albay Çiçek ise, "böyle bir belgeden haberi olmadýðýný ve belgenin altýndaki imzanýn kendisine ait olmadýðýný" söyledi. Herkes Genel Kurmay bünyesinde, siyaset üzerindeki askeri vesayeti sürdürmek için, deðiþik adlarla da olsa, bu ve benzeri grup çalýþmalarýnýn yürütüldüðünü biliyor. Bu durumun askeri oligarþik yapýnýn devamlýlýðýný saðlamak için, ordu tarafýndan yürütülen "siyaset ve toplum mühendisliði" iþi olduðu ve bu iþin orduda sanki rutin bir iþmiþ gibi görüldüðü de bir gerçekliðimiz. Belli bir düþünüþ sistematiði içinde nasýl ki darbeler gerçekleþirse meþru, gerçekleþemezse gayrimeþru görülüyorsa, ayný düþünüþ sistematiði sonucu Genel Kurmay bünyesinde bu türden çalýþmalar yapýlmasý meþru, bu çalýþmalar bir biçimde kamuoyu tarafýndan bilinir hale gelirse gayrimeþru görülerek reddediliyor. Ele geçirilen belgede hedeflerden birisinin AKP olmasý, AKP'yi yýpratmak ve gözden düþürmek için baþka olaylarda kullanýlan komplo ve provokatif yöntemlere baþvurulmasýnýn öngörülmesi, AKP ve Genel Kurmay arasýnda varýlan uzlaþmanýn ihlali görüldüðü için bu kez AKP'nin sesi daha yüksek çýktý. Sözün özü, askeri oligarþik yapý var oldukça ordu siyaset üzerinde vesayet kurma iþini kendi asli görevlerinden birisi olarak görmeye devam edecektir. Her daim deðiþik gerekçelerle yürüttüðü bahaneler üzerinden pozisyon kazanma giriþiminin, bu belgede görüldüðü gibi bu kez de bahanesi, son yýllarýn moda bahanesi irticadýr. Maksat, bahanelerle sarsýlan imtiyazlý konumu muhafaza etmektir. Bu durumun aþýlmasý, ancak ezilenlerin ve sömürülenlerin mücadele birliðini saðlayacak örgütsel ve politik bir iradenin, bir demokrasi cephesinin ortaya çýkarýlmasýyla mümkündür.


Uður Kaymaz Davasý Kararý Onandý

U

ður öldürüldüðünde henüz 12 yaþýndaydý ve vücudundan 13 tane kurþun çýktý. Uður'u ve babasýný öldüren polisler, yargýlama sýrasýnda hiç tutuklanmadýlar. Deliller toplanmadan önce de toplandýktan sonra da, tanýk ifadeleri alýnmadan önce de alýndýktan sonra da tutuklanmadýlar. Yargýlama güvenlik nedeniyle Eskiþehir'de yapýldý ve davanýn takipçileri, devrimciler, demokratlar, yurtseverler, Eskiþehir'de defalarca saldýrýya uðradýlar. Mahkeme keþif taleplerini reddetti. Adi Týp Kurumu, Uður'un olayda kullandýðý iddia edilen Kalaþnikof silahý taþýyamayacak yaþta ve geliþmiþlikte olduðunu vurguladý. Çatýþma izine rastlanýlmadýðý belirtildi. Zaten Uður öldüðünde ayaðýnda terlikleri vardý ve vücudundan çýkarýlan kurþunlarýn çoðu vücuduna sýrtýndan girmiþti. Aslýnda davanýn beraat ile sonuçlanacaðý gün gibi açýktý ancak polis memurlarýnýn suçlu olduklarý da herkes için gün gibi açýktý. Uður'un vücuduna giren 13 kurþunun 9'unun baþlý baþýna öldürücü nitelikte olduðunu belirten Adli Týp Kurumu raporuna karþý "biz çocuk ateþ ettikçe ateþ ettik, ateþ kesilince ateþi býraktýk"

HABER

diyen polislerin ifadeleri her þeyi gün gibi ortaya çýkarýyordu. Mahkeme evrensel hukukta kabul edilen tüm adil yargýlanma ilkelerini bir bir çiðnedi ve polisler beraat etti. Yargýtay da 2 hafta önce bu kararý onadý. Uður'u öldürenler hiçbir ceza almadýlar. Sistemin "yasa önünde eþitlik", "hukuk devleti" (!) ilkelerinin bu ülkenin Kürdüne, Alevisine, yoksuluna ne kadar uzak olduðu bir kez daha ortaya çýktý. Ergenekon soruþturmasýna yapýlmaya çalýþan her müdahaleye karþý beyanatta bulunan Baþbakan, Adalet Bakaný v.b. bu kararý görmezden geldiler. Oysa Uður'un ve Uður gibi katledilen yüzlerce insanýn katilleri yargýlanmadan, cezalandýrýlmadan Ergenekon Soruþturmasý da maalesef sistem içi bir hesaplaþmadan baþka bir yere varamayacaktýr. Ergenekon soruþturmasýnda adil yargýlama isteyenler Uður'un katilleri aklanýnca sessizliðe gömülmektedirler. Bu karardan bir kaç hafta sonra MLKP davasýnýn 3 yýldýr süren yargýlamasýna Ýstanbul'da devam edildi. Tutuklu sanýklardan sadece 2'si serbest býrakýldý ve diðerleri 3 yýldýr tutuklular. Polisin düzmece belgelerinden baþkaca hiçbir kanýt olmamasýna raðmen devrimciler hala tutuklular. Bu durum Uður'un katillerinin serbestçe aramýzda dolaþmasýna izin veren devletin yargýsýnýn devrimciler için her türlü hukuksuzluðu yapmaktan çekinmediðini tekrar kanýtlamaktadýr. Ama, duruþmaya getirilen tutsaklarýn haykýrdýðý gibi "Umut dimdik ayakta." Mücadele devam ettiði sürece tüm ezilenler için umut dimdik ayakta olacak… Yaþasýn devrimci dayanýþma! Uður'un katilleri hesap verecek!

Merametçiyan Ermeni Ýlköðretim Okulu Dünya ikincisi Venedik'te düzenlenen IV. Zekâ Olimpiyatlarýnda Türkiye'yi temsil eden Feriköy Merametçiyan Ermeni Ýlköðretim Okulu yarýþmaya katýlan 10 ülke arasýndan Dünya ikincisi olarak büyük bir baþarý elde etti. Dünya ikincisi olan çocuklarýmýzý, öðretmenlerini ve ailelerini kutluyoruz.

Y

Yüksel'de Ne Oldu, Neden Oldu?

üksel Caddesi bugüne kadar sayýsýz eylem ve etkinliðe tanýk olan, Ankara'da muhalefetin kendini en fazla ifade ettiði, görüþlerini, tepkilerini kamuoyu ile paylaþtýðý bir alandýr. Deyim yerindeyse sosyalist hareketin nefes aldýðý bir yerdir Yüksel Caddesi. Son dönemde, 1 Mayýs çalýþmalarý ile sosyalist hareket burada etkinliðini oldukça arttýrmýþ ve burasý egemen güçleri oldukça rahatsýz eden bir alan haline gelmiþti. Ekonomik kriz ile birlikte sola olan ilgide bir artýþ olmasý, özellikle liseli gençlik örgütlerinde büyüme yaþanmasý dikkat çekicidir. Dolayýsý ile burada bir provokasyon gerçekleþtirilmesi bizler açýsýndan þaþýrtýcý deðildir. Provokasyonu gerçekleþtirenler "acaba solu burada etkisizleþtirebilir miyiz?" düþüncesi ile bir yoklama yapmaya karar vermiþlerdir. Hesaplarýnda "Yüksel'i düþürmek" vardýr. Bunu baþaramasalar bile, belki esnaf ve çevre sakinleri ile solcular arasýnda gerginlik yaratarak, en azýndan solu biraz geriletmek baþarýlabilirdi. Hadi bu da baþarýlamadýðý durumda en azýndan huzuru kaçýrýp, korku ve güvensiz bir ortam yaratýp devrimci muhalefetin marjinalleþtirilmesi ve kitlelerden izole edilmesi saðlanabilirdi. Bunun için uygun zemin olarak, hafta sonu yapýlacak olan ÖSS karþýtý miting çaðrýsý için çaðrý yapan standlar hedef seçildi. 02.06.2009 tarihinde yaratýlan bir provokasyonla Papaðan isimli dükkandan ellerinde satýrlarla çýkan 25-30 kiþilik bir grup faþist standlara müdahale etmiþtir. Her gün orada bekleyen ve olay anýnda da orada olan, herþeye müdahale eden sivil polis ordusu bu sefer her nedense yaþanlara müdahale etmemiþtir. Olayýn üzerinden 25-30 dakika geçmesine raðmen polis saldýrganlara yönelik hiç bir þey yapmamýþtýr. Devrimcilerin olayý duyarak olay yerine gelmeleri üzerinde sivil polisler gerginliði týrmandýrmýþ, bunun üzerine bir polis amiri baþýnýn arkasýna aldýðý darbe ile aðýr yaralanmýþtýr. Akabinde, havaya ve kitlenin üzerine rastgele ateþ açmaya baþlayan bir baþka sivil polis yüzüne aldýðý darbe ile yere yýðýlmýþ ve çatýþma þiddetlenmiþtir. Çatýþmanýn devamýnda devrimciler polisleri konur sokaðýn sonuna kadar kovalamýþ, çaresizlik içinde esnaftan yardým isteyen polisler, ancak polis panzerinin gelmesiyle kendilerini toparlayabilmiþlerdir. Polis panzerlerinin ardýnda toplanan örgütlü faþistlerin taþlarla devrimcilere saldýrdýðý görülmüþtür. Olaylarýn ardýndan 20

kiþi gözaltýna alýnmýþtýr. Yaþananlarýn hemen ardýndan Ankara'nýn muhalif kamuoyu Yüksel'de toplanarak yaklaþýk 500 kiþi bir basýn açýklamasý gerçekleþtirmiþ ve Yüksel Caddesi'nin kolay teslim edilmeyeceðini ortaya koymuþtur. Ertesi gün ve ÖSS karþýtý mitinge kadar stantlarýn tekrar açýlmasý kararlaþtýrýlmýþtýr. Ýkinci gün açýlan stantlara yeniden bir saldýrý gerçekleþmiþtir. Ýlginçtir ki ellerinde býçaklarla iki faþist onlarca devrimcinin arasýna girerek saldýrma cürreti bulmuþtur. Bu cüreti kendilerinden almadýklarý kesindir. Faþistler devrimciler tarafýndan orada cezalandýrýlmýþ, polise teslim edildiði sýrada polis saldýrýsý gerçekleþmiþ ve Yüksel Caddesi yeniden karýþmýþtýr. Önceki gün gözaltýna alýnan devrimcilerden bir kiþi tutuklanmýþ, polisin elinde de bir arama listesi olduðu bilinmektedir. Ancak olaylara iliþkin tek bir saldýrganýn gözaltýna alýnmamýþ olmasý faþist-polis iþbirliðinin apaçýk göstergesidir. Olaylar basýna esnaflar solcu gruplar arasýnda çýkan çatýþma olarak lanse edilmiþtir. Olaylar esnasýnda TOMA gibi araçlarla devrimcilerin üzerine saldýran polis esnafa da zarar vermiþ, bu iþin sorumlusu olarak da Yüksel'de solcularýn varlýðýný göstermiþ, esnafla devrimcileri karþý karþýya getirmeyi hedeflemiþtir. Ancak polisin bu çabalarý esnaflarýnda devrimciler yanýnda yer aldýklarýný ve devrimcilerle hiç bir problemlerinin olmadýðýný açýklamasý ile boþa çýkmýþtýr. Devrimci Gençlik Birliði ve Sosyalist Parti üyeleri mücadelenin en ön safýnda yer almýþ, faþistlerin ve polisin provokasyonunu boþa çýkarmýþtýr. Olaylarýn ardýndan, sokaktaki insanlarý "vatanýný seven gelsin" diyerek devrimcilerin üzerine kýþkýrtmaya çalýþan bir faþistin cezalandýrýldýðý bilgisi de elimize ulaþmýþtýr. Gelinen nokta da ne Yüksel Caddesi düþürülmüþ, ne sosyalistlerin buradaki etkinliði zayýflatýlabilmiþtir. Polis, sadece kitleler üzerinde korku yaratmayý baþarmýþ, ÖSS karþýtý eyleme katýlým beklenenin altýnda kalmýþtýr. Ancak bu durum geçicidir ve devrimcilerin kararlý duruþu ile kýsa sürede bertaraf edilecektir. Devrimci Gençlik Birliði / DEV-LÝS, eyleme en kitlesel katýlan liseli örgütü olmakla birlikte, eylemi zamanýnda baþlatan tek örgüt olarak karalý duruþunu sergilemiþtir. Elbette her mücadelenin bir bedeli vardýr, Devrimci Gençlik Birliði / DEV-LÝS ve Sosyalist Parti üyeleri aldýklarý darbelerle, gözaltýlarla, soruþturmalarla bu bedeli ödemiþtir, ödemeye de devam edecektir. Ancak kararlý duruþun düþmanýn silahlarýný etkisizleþtirileceði de bilinmelidir. Sosyalist Parti, emperyalist kapitalist sistemle her alanda mücadeleyi adým adým örmeye devam edecektir. 5


Ayaðýna Diken Batan Ürkek Olursa

N

isan ayýnda hazýrlandýðý ifade edilen "Ýrtica ile Mücadele Eylem Planý", Taraf gazetesinde "AKP ve Gülen'i Bitirme Planý" manþetiyle kamuoyuna duyuruldu. Ergenekon sanýklarýndan birisinin çalýþma ofisinde bulunan eylem planý belgesi, Ergenekon savcýlarýnýn dosyasýnda tutulmasýna raðmen belge nedeniyle bu güne kadar her hangi bir hukuki iþlem yapýlmadý. Belge gazetelere manþet olunca, Genel Kurmay Baþkaný Baþbuð, "orduyu yýpratma giriþimi" olarak deðerlendirdiði belgenin "sahte olma ihtimalinin yüksek olduðunu" söyleyerek, "baðýmsýz askeri yargýnýn harekete geçtiðini" duyurdu. Askeri yargýnýn askeri hiyerarþi içinde baðýmsýz olmasý mümkün olmadýðý gibi, o "baðýmsýzlýðýn" nasýl bir "baðýmsýzlýk" olduðuna, 12 Eylül döneminde bizzat kendi yargýlanma sürecimde tanýk oldum. Nitekim askeri savcý bu açýklamanýn hemen ardýndan yaptýðý açýklamayla "belgenin sahte olduðu kanaatinde olduklarýný" duyurarak, askeri yargýnýn "baðýmsýzlýðýna" halel getirtmedi! Genel Kurmay bünyesinde, siyaset üzerindeki askeri vesayeti sürdürmek için, deðiþik adlarla bu çalýþmalarýn yürütüldüðü biliniyor. Bu durumun askeri oligarþik yapýnýn devamlýlýðý için, ordunun rutin bir iþiymiþ gibi görüldüðü de bir gerçek. Genel Kurmay bünyesinde bu türden çalýþmalarýn yapýlmasý meþru görülürken, bu çalýþmalar bir biçimde kamuoyu tarafýndan bilinir hale gelerek izahta zorluk çekilirse gayrimeþru görülerek reddediliyor. Tabi baþarýlý olmazsa! Baþarýlý olup olmamasý, bu çalýþmalarýn kamuoyu tarafýndan bilinir hale gelmesinden çok, konjonktürdeki iç ve dýþ siyaset dengeleriyle ilgili bir durum. Ayný gerekçeyle yapýlan 28 Þubat "postmodern darbesi" o günkü siyasal dengeler üzerinden baþarý hanesine yazýlýrken, anlaþýlan o ki bu günkü konjonktür böylesi giriþimlere cevaz vermiyor. Ele geçirilen belgede hedeflerden birisinin AKP olmasý, AKP'yi yýpratmak ve gözden düþürmek için provokatif yöntemlere baþvurulmasýnýn öngörülmesi, caný yanan çocuðun çýðlýk atmasý gibi, AKP'nin çýðlýk atmasýna neden oldu. Bu durum AKP ve Genel Kurmay arasýnda varýlan uzlaþmanýn ihlali olarak görüldüðü için, bu kez AKP'nin sesi daha yüksek çýktý. Kürt sorununda, sanýlanýn aksine, orduyla tam bir mutabakat içinde olan baþbakan, aldýðýmýz duyumlara göre, geleceðe matuf olarak Cumhurbaþkanlýðý makamýna yönelik hesaplar içinde olduðundan orduyla uzlaþýyý bozarak meþruiyet zeminini kaybetmek istemiyor. O nedenle, Kürt sorununun çözümüne dair politika üretmede iktidar dengelerini koruyacak tarzda hareket ediyor. Geleceðe dair hesaplarýný riske edecek "sivriliklerden" kaçýnýyor. Kürt sorununa dair çalýþmalar yapma iþini kendisine baðlý müsteþarlýða, o müsteþarda kendisine baðlý bir "memur"a havale ediyor. Yani tren sallama vaziyeti! Genel Kurmay Harekat Dairesine baðlý, Bilgi Destek Þubesi tarafýndan hazýrlanan "Ýrtica Ýle Mücadele Eylem Planý" belgesinin altýnda Albay Dursun Çiçek'in imzasý var. Albay reddetse de yapýlan incelemeler sonucu imzanýn kendisine ait olduðu ortaya çýktý. Velev ki imza doðrulanmamýþ olsaydý, Genel Kurmay bünyesinde bu türden çalýþmalarýn yapýlmadýðý mý kanýtlanmýþ olacaktý? Bu ülkede buna inanacak çocuk bile kalmadý artýk. Ýnanan yokta, savunaný epeyce çok! "Ayna bozuk olunca düz çizgi kýrýk görünür!" Ýrtica öcüsü nedeniyle, gizli savaþ ahtapotunun provokasyon eylemlerine, faili "belli" cinayetlerine ve psikolojik savaþ yöntemlerine göz yumuluyor. Hatta "cumhuriyetin korunmasý ve kollanmasý" için bütün bunlarýn meþru olduðu bile ileri sürülüyor. AKP hükümetinin ayaðýna batan dikeni bile çýkarýrken ürkek davrandýðý bir durumda Ergenekon mahkemesinin "Fýrat suyundan akan kana" el atacaðýný beklemek ne kadar hayalse, o akan kana bakmasý talebiyle verilmesi gereken mücadele bir o kadar gereklidir. Sözün kýsasý, askeri oligarþik yapý var oldukça ordu siyaset üzerinde vesayet kurma iþini kendi asli görevlerinden birisi olarak görmeye devam edecektir. Bu görev için de her daim deðiþik bahaneler bulacaktýr. Bu durumun aþýlmasý, ancak askeri oligarþik egemenliði parçalayacak bir kuvvetin ortaya çýkarýlmasýyla mümkündür. Ezilenlerin ve sömürülenlerin mücadele birliðini saðlayacak örgütsel ve politik bir iradenin, bir demokrasi cephesinin oluþturulmasý, siyaset sahnesinde böyle bir kuvvetin ortaya çýkarýlmasýnýn ilk adýmý olacaktýr.

6

Mustafa KAHYA

Sosyalist Parti 15-16 Haziran’ý Andý...

Ne Geçmiþ Tükendi Ne Yarýnlar

Ankara Sosyalist Parti Ankara Ýl Örgütü 39.yýlýnda 15-16 Haziran iþçi direniþini iki etkinlikle andý.12 Haziran Cuma günü yapýlan etkinlikte Þener Þen'in baþrolü oynadýðý 'Zengin Mutfaðý' adlý film gösterildi. Film, dönemin siyasi atmosferine sýkça göndermelerde bulunurken, sermaye sýnýfýnýn faþizmle olan iliþkisine de ilginç bir biçimde dikkat çekiyor. 15 Haziran pazartesi günü düzenlenen ikinci etkinlikte ise 15-16 Haziran belgeseli gösterimi yapýldý ve ardýndan DÝSK SosyalÝþ Örgütlenme Sekreteri Mehmet Gündoðdu ile bir söyleþi düzenledi. Gündoðdu, o günleri tarih sayfalarýnda yahut dergi kapaklarýnda görmekten bir nebze mutluluk duyacaðýný belirtirken ancak bugünkü sömürü koþullarýnda, 1516 Haziranlarýn tekrar yaratýlmadýðý takdirde bu mutluluðun da bir anlamýnýn olamayacaðýnýn altýný çizdi. Anýlarý ve aktardýklarýyla bugünkü sendikalarýn vahametine dikkat çeken Gündoðdu, o günkü sendikalarla bugünküler arasýnda ciddi farklýlýklar olduðunu söylerken, Hak-Ýþ ve Türk-Ýþ'in artýk birer þirket, ticarethane haline geldiklerini, iþçileri de müþterileri olarak gördüklerini ortaya koydu. 15-16 Haziran 1970'te DÝSK'in yok edilmesine karþý verilen mücadelenin anlamýnýn bugün son derece önemli olduðunu ve o gün egemenlerin yapamadýklarýný on sene sonrasýnda '80 darbesiyle daha kökten bir biçimde gerçekleþtirdiðini anlattý. Gündoðdu, iþçi sýnýfý hareketi ve öðrenci hareketin yükseldiði o dönemde, 2008 1 Mayýsýndaki gibi DÝSK'e gaz bombasý atmanýn mümkün olamayacaðýný vurgularken, bugün sokaklarda DÝSK'e sahip çýkacak bir hareketin olmadýðýný belirtti. Gündoðdu, sendikacýlarýn grev kelimesinden bile ürktüðü bir dönemde, sosyalistlerin önlerine küçük hedefler koymakla iþe baþlayarak yeniden sýnýf içerisinde örgütlenmelerinin her zamankinden daha fazla ihtiyaç olduðunu vurgularken, bugünkü kriz ve sömürü koþullarýnda bunun çok daha mümkün olduðunu söyleyerek konuþmasýný tamamladý.

Samsun Sosyalist Parti Samsun Ýl örgütü 16 Haziran 2009 tarihinde gerçekleþtirmiþ olduðu eylemle 15 - 16 Haziran direniþçilerini ve iþçi sýnýfýný selamlarken alanlardaki yerini alarak Haziran direniþ ruhunu bugünlere taþýdý. Sosyalist Parti il binasý önünde baþlayan yürüyüþ Çiftlik boyunca devam ederken Konak Sinemasý önünde basýn açýklamasý yapýldý. Yürüyüþ ve basýn açýklamasý esnasýnda "Ýþçilerin Birliði Sermayeyi Yenecek", "Üreten Biziz Yönetende Biz Olacaðýz", "Ýþsizlik, Yolsuzluk Savaþ Ýstemiyoruz", "Kurtuluþ Yok Tek Baþýna Ya hep Beraber Ya hiç Birimiz", "Yaþasýn Ýþçilerin Birliði Halklarýn Kardeþliði", "Yaþasýn Partimiz Sosyalist Parti", "Vardýk, Varýz, Varolacaðýz, Kurtuluþa Kadar Savaþacaðýz" sloganlarý defalarca kez atýldý. Sosyalist Parti Samsun Ýl Baþkaný Savaþ Karaduman'ýn okuduðu basýn metninde AKP hükümetinin hazýrlamýþ olduðu "Ýstihdam Paketi" eleþtirilirken iþçi sýnýfýný karþý oluþturulmuþ bu paketin yine iþçiler tarafýndan durdurulacaðý ve iþçilerin kazanýlmýþ haklarýna AKP iktidarýnýn dokunamayacaðý vurgulandý. Sözlerini Nazým Hikmetin dizeleriyle sonlandýran Karaduman "gündüzlerinde sömürülmeyen, gecelerinde aç yatýlmayan bir dünya için" sosyalizm çaðrýsý yaptý. Basýn açýklamasýnýn ardýndan Tek-Gýda Ýþ sendikasýnýn Kýdem Tazminatlarýnýn kaldýrýlmasýný protesto eden imza standýna ziyaret gerçekleþtiren Sosyalist Partililer coþkularýný ve sloganlarýný bu standa da taþýdýlar. Ýstanbul 15-16 Haziran'ýn yýldönümü nedeniyle 20 Haziran Cumartesi günü Sosyalist Parti'de bir etkinlik düzenlendi. Etkinlik kapsamýnda kýsa bir sinevizyon gösterisinin ardýndan, Mahir Sayýn ve Ertuðrul Kürkçü'nün konuþmacý olduðu bir panel gerçekleþtirildi. Ayrýca etkinlikte 15-16 Haziran Direniþi'ne katýlmýþ kiþilerin tanýklýklarýna da yer verildi, 15-16 Haziran olaylarýna genç bir "Arçelik Ýþçisi" olarak katýlan Hayri Erol etkinliðe katýlýmcý oldu.

“Ýþten Atmak Yasaklansýn” Forumu Yapýldý

S

osyalist Parti, Ýþçi Kardeþliði Partisi, Sosyalist Cumhuriyet Kolektifi, Sosyalist Dayanýþma Platformu, Sosyalist Emek Hareketi Parti Giriþimi, Ürün Sosyalist Dergi tarafýndan oluþturulan ÝÞTEN ATMAK YASAKLANSIN GÝRÝÞÝMÝ, 21 Haziran 2009 tarihinde Ýstanbul'daki Petrol-Ýþ Sendikasý Genel Merkezi'nde Petrol-Ýþ, Harb-Ýþ, Belediye-Ýþ, Deri-Ýþ, Sendikalarý yönetici ve Ýst. Þubelerine

baðlý yöneticileri ve iþyeri temsilcileri baþta olmak üzere konuya duyarlýlýk gösteren ve bu konuda maðduriyet yaþayan kalabalýk bir katýlýmcý grubuyla "Ýþten Atmak Yasaklansýn forumunu gerçekleþtirdi. Toplantýda konuþanlar, uluslararasý kapitalist krizle baðlantýlý olarak ülkemizde de etkisini þiddetle gösteren ve yaklaþýk 6,4 milyon kiþinin iþten atýldýðý bu dönemde iþten atma ve iþsizlik konularýnda alýnmasý gereken ilk tedbirin iþten atmanýn yasaklanmasý olduðunu vurguladýlar. Ayrýca çalýþanlarýn bu güne kadar ki kazýnýmlarýnýn hak gaspýna uðradýðý tespiti üzerinden bununla ilgili olarak atýlmasý gereken eylemlere yönelik adýmlar konusunda da görüþ birliðine vardýlar. Toplantýya kurumlar adýna ve bireysel olarak katýlan bütün konuþ-


Sol, Darbecileri Görmezden Gelemez

E

rgenekon operasyonu ile birlikte Türkiye sarsýldý… Önce "derin devlet" mi çözülüyor sorusu gündeme geldi, sonra iþin rengi belli olmaya baþladý. Darbe anayasasýyla yönetilen bir ülkede "darbecilere" karþý bir temizlik harekâtý olur mu? Olmadý… Öyleyse Ergenekon nedir sorusunu sormak gerekir?

Ergenekon bu ülkenin karanlýk tarihinin adýdýr Her þey Ümraniye'deki bir gecekonduda bulunan el bombalarýyla baþladý. Sonrasý malum. Hurþit Tolon, Þener Eruygur, Veli Küçük, Doðu Perinçek ve kamuoyunun tanýdýðý daha birçok isim baþlatýlan Ergenekon operasyonu kapsamýnda tutuklandý. Aslýnda gerek "derin devlet" gerekse de "derin" insanlar çeþitli vesilelerle biliniyordu. Bazý zamanlarda bizlere "milli duygulu", "maceracý" gibi sýfatlarla þirin gösterilmeye çalýþýlsalar da biz onlarý Hrant Dink katliamýndan, Þemdinli'den, Mersin'de ki bayrak provokasyonundan ve burada sayamayacaðýmýz nice kirli giriþimden tanýyorduk. Yani aslýnda çok da þaþýrtýcý sonuçlarla karþýlaþýlmadý. NATO'nun "soðuk savaþ" konsepti dolayýmý ile oluþturduðu ve özellikle sosyalistlere karþý kurulan Gladio tipi örgütlenmeler varlýðýný deðiþik adlarla da olsa sürdürdü/sürdürüyor. Reel sosyalizmin çökmesiyle birlikte birçok ülkede daðýtýlan "gizli savaþ örgütleri" Türkiye'de faaliyetlerine kesintisiz bir þekilde devam etti. "Kirli savaþ" dönemi ise bu örgütlenmeyi geliþtirdi, güçlendirdi. Özel savaþ konseptinin veciz sözü haline gelen "devlet için kurþun atan da yiyen de þereflidir" politikasý bu "kontrolsüz" gücün ulaþtýðý boyutu gösteriyordu. Fýrat'ýn öte yanýnda bizzat oligarþi tarafýndan örgütlenen bu asimetrik savaþ örgütü gerçekleþtirdiði eylemlerle gündemden hiç çýkmadý. Darbecilerin her zaman bir gerekçesi oldu. Kimi zaman sosyalistlere, kimi zaman Kürtlere, kimi zaman ise siyasal Ýslam'a karþý "vataný savunduklarýný" iddia ettiler. Son olarak ise bu tabloya Cumhuriyet mitingleri, ordu göreve çaðrýlarý, vatan savunmacýlar, Kemalizm tartýþmalarý eklendiðinde darbe yeniden gündeme geldi. Siyasal atmosfer macýlar eyleme dönük böyle bir komitenin içinde yer alacaklarýný beyan ettiler ve bu komitenin ucunun açýk olmasýný ve henüz içinde yer almayan bütün kesimlere de ulaþýlarak bu yapý içinde olmalarý ve bunun sadece Ýstanbul deðil Türkiye çapýnda yaygýnlaþtýrýlmasý gerektiðini ifade ettiler. Katýlýmcýlar, "Ýþten Atmak Yasaklansýn, Ýþsize Ýþ" komitelerinin ülkenin dört bir yanýnda yaygýnlaþlaþtýrýlmasýyla sonbaharda bu talep doðrultusunda bir yürüyüþün ülkenin her tarafýndan Meclise yönlendirilmesi gerektiðini belirttiler. Bu çalýþmalarýn devamý için önümüzdeki günlerde ilk toplantýsýný gerçekleþtirecek olan mevcut komitenin bu örgütlenmenin yaygýnlaþtýrýlmasý için alýnmýþ kararlar çerçevesinde iþçi sýnýfýnýn bütün örgütleriyle temasa geçmesi ve mevcut yapýnýn bu temaslar sonucu geliþtirilerek geniþletilmesi bekleniyor.

K.Suavi BAYRAK

yeniden darbeciliði meþrulaþtýrdý. Ýþte kamuoyunun Ergenekon olarak bildiði operasyon bu açýdan anlamlýdýr. Ancak "derin devlet"in gerçekten tasfiye olup olmadýðý, darbeciliðin gerçekten suç olup olmadýðý düþündürücüdür. Çünkü dört darbe yaþanmýþ (biri post-modern) bir ülkede darbe suçu iþlemiþ olanlar yargý önüne çýkartýlmýyorlarsa eðer burada bir düþünmek gerekir.

Bir belgenin ardýndan… Taraf gazetesinin yayýnladýðý belgenin ardýndan AKP ve Fettullah Gülen'i bitirme operasyonu gündeme geldi. Öncesinde DTP'yi bitirme operasyonuna karþý çýkmayan ve bilakis destekleyen AKP, mesele kendine gelince nasýrýna basýlmýþ gibi feryadý kopardý. Darbecilik suçtur, ülkemiz demokrasiye bütün kesimleriyle sahip çýkýyor söylemleri medyada dillenir oldu. Ancak tabi ki Genel Kurmay belgenin orijinal olmadýðý gerekçesiyle gündemi hýzlý bir þekilde deðiþtirmeyi baþardý. Eðer ki darbe giriþimini suç, dar-

beyi ise geçmiþte kalmýþ bir aný olarak görürseniz kuyruðunuzu sýkýþtýrmak zorunlu bir hal alýr. 12 Eylül darbesi baþta olmak üzere darbecilerle ve bir bütün olarak darbe atmosferiyle hesaplaþmazsanýz karþýlaþacaðýnýz sonuç bir dejavudan ibaret kalacaktýr. Hatta oklar kendi üzerinizde bile olsa bu durumu kabullenmekten baþka çare yoktur. Darbecilerle hesaplaþmak ancak geniþ bir demokrasi mücadelesinin ürünü olacaktýr.

Ergenekon Yetmez Öncelikle Ergenekon davasý ile ortaya dökülen kirli iliþkiler bile yeterlidir ki darbe giriþiminde bulunanlar yargýlanmalýdýr! Yani düzinelerce provokatif eylemlere karýþanlar cezasýz kalmamalýdýr! Dolayýsýyla karýþýk bir þey yok. Bu konuda taraf olmak zorunludur. Ancak bu haliyle Ergenekon'un tasfiyesi yeterli deðildir. AKP hükümetinin bu operasyonu geniþletebilmesi mümkün gibi görün-

Du’ Bakali N’olcak

G

eçtiðimiz günlerde, gündeme bomba gibi düþen açýklamalara tanýklýk ettik. Deniz Baykal CHP grup toplantýsýnda "AKP ve Gülen'i bitirme planý" gündemi ile alakalý olarak Ergenekon'a gönderme yaparak "Bunlar darbecilerle hesaplaþmýyor, muhalefeti külliyen yok etmek istiyorlar. Hadi o zaman, madem darbecileri yargýlayacaksýnýz biz de varýz. Kaldýrýn 15. maddeyi de 1980'i yaratanlarý birlikte yargýlayalým." demiþti. Bu açýklamanýn üzerinden daha birkaç gün geçmiþti ki Tayip Erdoðan bu açýklamayý "sulu þaka" olarak bulduðunu beyan eti. Böylece gündem yine ve yeniden CHP-AKP restleþmesine dönüþtü ki Deniz Baykal üstüne rakibini sýkýþtýrmak için AKP genel merkezini ziyaret edip bu konuda bir yasa teklifinde bulundu. Meclisin ve kamuoyunun gündemi geçici 15. madde olmuþken tüm gözler halen hayatta olan 80 Darbesinin komutanlarýna çevrildi. Öyle ki CHP'nin önerisi ile meclise taþýnan bu konu Türkiye tarihinde bir ilk olacak, Kenan Evren ve kuvvet komutanlarý yargýlanabilecekti. Þu sýralar kendini nü resim çalýþmalarýna adamýþ olan Kenan Evren'in bu konuda ne düþündüðü de tabii ki merak konusuydu. Milliyet gazetesi yazarý Fikret Bila da bu fýrsatý kaçýrmamýþ ve Kenan Evren ile röportaj yapmýþ. Ancak þimdilerde tartýþýlan Kenan Evren ile yapýlan röportaj deðil, bu röpor-

tajda Kenan Evren'in söyledikleri. "Paþa" kendisine sorulan geçici 15. madde ile ilgili soruya týpký zirveyi týrmanýrken depresyona girmiþ bir popçu edasý ile "intihar ederim" cevabýný vermiþ. 12 Eylül ve geçici 15. madde ile ilgili deðerlendirmelerini sürdüren Evren þöyle devam etmiþ: "Bu kadar yýldan sonra, bu konu gündeme getiriliyor. Bugüne kadar akýllarý neredeymiþ? Ýnsana bunu sorarlar. Ayrýca 12 Eylül öncesindeki koþullar da unutulmasýn. Neydi onlar? TBMM aylarca cumhurbaþkaný seçemiyordu. Altý ay baþka bir konuyu bile görüþemedi, karar alamadý. Türkiye'de her gün 10, 15, 20 genç öldürülüyordu. Saðdan da soldan da her gün gençlerimiz hayatlarýný kaybediyordu. Biz ne yapacaktýk? Bu durumu seyredecek miydik? Seyredemezdik. Baþka ne yapabilirdik?" "Asmayýp da besleyelim mi" zihniyeti, bu durumda elbette ki seyretmeyip darbe yapacaktý (!) Demokrasiye ve halkýn iradesine baðlýlýðýný koruduðunu ve yapýlan darbenin iç karýþýklýða dur demek adýna olduðunu anlatan Kenan evren, 12 Eylül dönemini, darbeden sadece 26 gün sonra astýrdýðý genci, yurtdýþýna kaçmak zorunda kalanlarý, fiþlenen binlerce insaný ve en önemlisi iþkence tezgâhlarýný unutmuþ olacak ki bu gün bu kadar rahat açýklamalar yapabiliyor. Darbenin üzerinden 29 yýl geçmiþ olmasýna raðmen, bastýrýlmýþ olmanýn verdiði acý,

memektedir. Çünkü AKP operasyonu bir demokrasi kavgasý olarak deðil, iktidarda kalma savaþý olarak görmektedir. Bu açýdan emekten, barýþtan, demokrasiden yana olmayan neo-liberal, Kürt düþmaný bir AKP darbecilerle tümden hesaplaþamaz. Dolayýsýyla da operasyon yalnýzca bir aparatýn temizlenmesiyle sýnýrlý kalacak gibi görünmektedir. Bu tablo ancak sosyalist solun, Kürt halkýnýn yani demokrasi güçlerinin çabasýyla deðiþebilir. Bizlere düþen görev ise verilenle yetinmeden demokrasi mücadelesini yükseltmek olmalýdýr. Darbe yapmýþ/yapamamýþ, faili meçhul cinayetlere karýþmýþ, derin devlet içerisinde yer almýþ olan herkes yargý önüne çýkartýlmalýdýr. Çünkü darbecilik suçtur. Bugün kimi hedef alýyor görünürlerse görünsünler darbeler önce sosyalizme, emeðe, barýþa, demokrasiye ve halklarýn kardeþliðine karþý düþmandýr. Ve sol darbecileri görmezden gelemez.

Gökhan TAÞYAKAN

iþkencelerde fiziksel þiddetin dozu halen hayatta olan o dönem insanlarý açýsýndan daha dünmüþçesine hatýrlanýrken Kenan Evren yýllardýr gündemde olmayan geçici 15. maddenin tekrar gündeme geliþini TSK' ya "çamur atmak" olarak deðerlendiriyor. Geçici 15. madde ile ilgili Referandum yapýldýðý dönem halkýn %92'sinin evet dediðini vurgulayan Kenan Evren, yargýlanabilmesi için yeniden bir referandum yapýlmasý gerektiðini, yapýlacak olan referandumda da halkýn geçici 15. maddeyi kaldýrmak için evet demesi durumunda yargýlanmaya ihtiyacý olmayacaðýný kendisinin kafasýna sýkacaðýný belirtiyor. Paþalar da paþa paþa yargýlanmalý ve hatta o paþalarýn getirip baþýmýza musallat ettikleri anayasa toptan çöpe atýlarak demokratik bir anayasayý emekçiler hazýrlamalý. Çünkü darbe halen tek Baþýna Kenan Evren ve diðer paþalarýn cisminde deðil ama yarattýðý Türkiye ile de halen hayatta. N. Y. KUTAY 7


ORTA SAYFA

ARTI DEÐER - KAR - SERMAYE BÝRÝKÝMÝ ve KAPÝTALÝST SÖMÜRÜ

ABD'de baþlayan ve kýsa sürede tüm dünyaya yayýlan kriz, üretimdeki artýk emeðin yetersizliðinden deðil, konut fiyatlarýnýn ömür boyu yükseleceði gibi yanlýþ bir varsayýma dayalý olarak çok yüksek karlar peþinde koþan finans sektörünün aþýrý risk almasýndan kaynaklanmýþtýr. Reel sektörü de etkisi altýna alarak derinleþen kriz kapitalist sistemin bir krizi haline gelmiþtir. Sermayenin deðer kaybetmesi ve ücretlerin azaltýlmasýyla bu krizden çýkýþ olanaklý deðildir. Þimdi Marx'ýn ifadesiyle SINIF SAVAÞININ DOÐRUDAN VE AÇIK BÝÇÝMLERÝYLE YAÞANACAÐI bir sürece doðru gidilmektedir. Krizle birlikte bunun olanaklarý artmýþtýr. Kapitalizme karþý sosyalizmi yeniden seçenek kýlmak, bu olanaklarý deðerlendirecek ve kapitalizmi vurup devirecek bir kuvvetin ortaya çýkarýlmasýyla mümkündür.

K

apitalist ekonominin büyümesinin temelinde sermaye birikimi vardýr ve bu birikimin temel kaynaðý artý-deðer adý verilen bir ekonomik artýktýr. Marxist Modelde; Deðiþken sermaye (iþgücü: v), sabit sermaye (fiziki yatýrým mallarý: cc) ve artýk-deðer (kar: s). Ýþgücünün elde ettiði ücret (v) modele göre, iþgücünün kendisini yeniden üretmesi için gerekli olan asgari geçimlik düzeyince belirlenirken, artý-deðerin (s) tek kaynaðý emek ya da iþgücüdür. Artýdeðer, iþgücü baþýna üretilen deðer/hâsýla ile geçimlik-asgari ücret arasýndaki fark olarak hesaplanýr ve karýn da tek kaynaðýdýr. Marx buradan yola çýkarak sömürü oranýný artý deðerin ücret içindeki payý olarak hesaplar (s/v)( Marx, K., 1967, 2003 ) . Böylece; toplam sermaye (C) ile onun unsurlarý arasýndaki iliþki: * s/C veya s / (cc + v)= Kar oraný (s= artýk deðer) * s/v = Artý- deðer oraný (sömürü oraný) * cc/v = Sermayenin organik 8

bileþimi Modelde kapitalistin kar oraný artýk deðerin toplam sermayeye bölünmesinden elde edilir: r = s / (v+ cc). Kar Oraný: Belli bir dönemde, yatýrýlmýþ sermayenin saðladýðý getiriyi yüzde olarak ölçen bir orandýr. Kar oraný kapitalist ekonominin barometresidir, özel yatýrýmlarýn ana belirleyicisidir. Yatýrým oraný ise iktisadi büyümenin ana belirleyicisidir. Kar oranýnýn neden önemli olduðu açýktýr: 1.Yatýrým harcamalarýný önemli ölçüde belirler. 2.Kar ve borçlanma (yabancý kaynak) kurumlarýn finansal saðlamlýðýnýn ya da zayýflýðýnýn temel göstergesidir. Eðer kar/borç rasyosu düþükse, þirketin iflas etme eðilimi çok yüksektir. Kar oranlarý, hem yatýrým hem de finansal yönden temel bir öneme sahiptir. Örnek; Sermaye yatýrým: 100.000 TL Kar: 20.000 TL Kar Oraný: 20.000/100.000=% 20/Yýl 100.000 YTL'nin, 80.000 YTL'si fabrika binasý + makinalar + hammadde + elektrik için, 20.000 YTL'sini iþçi (ücret) kiralamak için harcansýn. Sermayenin Organik Bileþimi (SOB ): Marx, iþçi kiralamak için ayýrdýðý sermayeyi, diðer yatýrým harcamasýndan ayýrýr, çünkü yeni deðer yaratan tek unsur bu iþgücü ya da emektir ve kapitalistin 20.000 YTL lik karýnýn tek kaynaðýdýr. Marx bu sermayeyi deðiþken sermaye (v) olarak tanýmlar. Diðer sermaye, nihai ürüne kendi ölçeðinde herhangi bir deðiþiklik yapmadan transfer edilen, yani yeni bir deðer yaratmayan sermayedir ve Marx

bunu sabit sermaye olarak (cc) tanýmlar. SOB, üretim aletleri araçlarý ile bunlarý çalýþtýracak olan iþçiler arasýndaki teknik iliþkiyi anlatýr. Akademik ekonomistler buna "Sermaye Yoðunluðu Derecesi" adýný verirler. Kar Oranýnýn Azalmasý: a. Kapitalist, 2.yýlda ilk yýldan karý olan 20.000 TL'yi tekrar yatýrýma döndürsün. Eðer yeni bir teknolojik geliþme yoksa kapitalist bu paranýn 16.000 TL'sini daha önce yaptýðý gibi yeni sabit sermaye alýmýnda, 4.000 TL'sini ise yeni deðiþken sermaye alýmýnda kullanacaktýr. Artý deðer oranýnýn da (s/v) deðiþmediðini, yani % 100 olduðunu varsaydýðýmýzda 2.yýl sonu karý 24.000 YTL ve kar oraný 24.000 / 120.000 = % 20 olacaktýr. Yani kar oraný deðiþmemiþtir. b. Ancak teknolojik bir ilerleme söz konusu olduðunda durum deðiþecektir. Bu durumda kapitalist örneðin yeni deðiþken sermaye için sadece 1.000 TL'ye ihtiyacý olacak ve kalan 19.000 TL'yi yeni sabit sermaye alanýnda kullanacaktýr. Þimdi, artý deðer oraný (ya da sömürü oraný) sabit kaldýðýnda, sermayenin organik bileþimi artacak, buna karþýlýk kar oraný 21.000 / 120.000 = % 17,5'e düþecektir. Özetle, sermayenin organik bileþimi arttýkça sermayenin ürettiði karýn oraný düþecektir Marksist literatürde bu 'Azalan Kar Oranlarý Eðilimi Yasasý' olarak bilinir. Emek artý deðerin tek kaynaðý oldukça ve artý deðer miktarý deðiþken sermaye miktarýna baðlý oldukça (ve s/v sabit kaldýkça) kar oraný düþmek zorundadýr. Sabit sermaye stok miktarý büyüdükçe kar oranýnýn düþmesi A.Smith, Ricardo ve Mill gibi klasikleri endiþelendirdi.

Bu durum böyle sürerse kapitalist sistemin kronik bir durgunluða düþeceðini ileri sürdüler. Sermayenin organik bileþimini artýran faktör zamanla üretim teknolojisinin sermaye yoðun bir hale dönüþmesidir. Bir baþka deyimle sermaye birikimindeki artýþ sermayenin organik bileþimini artýrmaktadýr. Sermayenin organik bileþimi artarken artý-deðer artýrýlamýyorsa kaçýnýlmaz olarak kapitalistin kar oraný (r) azalacaktýr. Yani; r = s / (v + cc) = (s / v) / 1 + (cc / v) cc / v = k, yani sermayenin organik bileþimi olarak tanýmlandýðýnda, sömürü oraný (s / v) sabitken (k) arttýðýnda kar oraný (r) düþecektir. Bu düþüþün önüne geçebilmek için (s) nin artýrýlmasý gerekmektedir. Marx'a göre, yedek sanayi ordusunun (iþsizler ordusu) varlýðý kar oranlarýnýn düþmesini engelleyebilir. Ancak (k)'nýn büyümesi yedek sanayi ordusunun giderek kaybolmasýna, bu da ücretlerin yukarý doðru çýkmasýna neden olur ve böylece karlar azalýr. Karlardaki azalmayý durdurabilmek için ücretlerin bastýrýlmasý ise sosyal huzursuzluklara neden olur. Ancak kar mutlak olarak azalmamaktadýr. Azalma nispi olarak gerçekleþir. Yani sermaye birikimi devam edecektir. Kar oranlarýndaki azalmaya karþý önerilen çözümlerden birisi sermaye ihracýdýr. Diðeri ise vergisel teþvik ve sübvansiyonlar ve kamusal alt yapý ve ucuz girdi üretimi ile sermaye maliyetlerinin azaltýlmasýný (böylece sermayenin getirisinin artýrýlmasýný) amaçlayan kamu ekonomisi politikalarýdýr. Kar oranlarýndaki düþüþ eðilimi neden çok yavaþ? Marx bu soruna farklý bir açýdan yaklaþtý. Kapital III. cilt XIV.


bölümde, bazý karþý etkilerin varlýðýndan söz etti ve bu karþý etkileri irdeledi. Teknolojik ilerleme, sermaye yoðunluðunun artmasýndan baþka ne anlama gelmektedir? Bu, makinelerin kol gücünün yerine geçmesiyle verimlilikte artýþ olmasý demektir. Bu geliþme, makine üreten sanayide (sermaye malý sanayinde) veri bir zamanda daha fazla makine üretileceði ve öyle ki her bir makinenin deðerini düþüreceði anlamýna gelir. Bu etkiyi Marx, sabit sermayenin ucuzlayan unsurlarý olarak; akademisyenler ise 'sermaye tasarrufu' olarak tanýmlar. Artan verimlilikler, tüketim mallarý sanayilerinde de benzer etkilere neden olur. Gerçekte bu geliþme artý deðer miktarýný artýrýr, çünkü iþçinin kendisine ücret olarak ödenen kýsmý için çalýþmasý gereken süreyi kýsaltýr (bu iþçilerin mutlaka yaþam standardýnýn düþtüðü anlamýna gelmez). Artý deðer oraný iþ yoðunluðunu artýrarak, çalýþma saatlerini uzatarak ve hatta ücretleri düþürmeye zorlayarak artýrýlabilir. Keza iþçiler arasýndaki rekabet ücretleri düþürebilir ve böylece kapitalistin deðiþken sermaye olarak yatýrmalarý gereken miktarýn kýsýlmasýna neden olabilir. Ýþte Marx'a göre, sabit sermayenin ucuzlayan bu unsuru ve artý deðer oranýndaki bu yükselme kar oranlarýndaki düþüþün neden yavaþ olduðunu açýklamaktadýr. Marx, klasik ekonomistlerin kar oranlarýnýn azalmasý eðilimini görüþünü kabul etti, ama bunun yavaþ ve uzun dönemli bir eðilim olduðunun altýný çizdi. Bu karþý yönlü etkilerin güçlü olduðu dönemleri dikkate alarak, kar oranlarýn her zaman düþtüðünü benimsemedi. Kar oraný, sermayenin kendisini çevirdiði süreyi kýsaltmasýyla da artýrýlabilir. Bizim örneðimizde 100.000 TL yýlda bir kez çevrilmektedir, eðer bu süre 6 aya indirgenirse elde edilecek kar 40.000 TL'ye çýkacaktýr (% 40 bir yýl) . Yýllýk kar oranýný artýran ve çevrim süresini kýsaltan rasyonalizasyon yöntemleri; ticari ve finansal kuruluþlarýn sanayiden baðýmsýz olarak geliþimi, vardiya sisteminin hayata geçirilmesi vb. yeniliklerdir. Kar oranlarýnýn nasýl seyredeceði (uzun dönemde) teorik olarak bilinemez. Bunu belirleyen þey bu etkilerin belli dönemlerde hangilerinin güçlü olduðudur ve bu sadece ampirik çalýþmalarla belirlenebilir. Geçmiþ yüzyýlda bu oranlarýn nasýl bir geliþim gösterdiði ile ilgili yapýlan çalýþmalar birbiriyle çeliþkilidir. Marx, Kapital'in 3. Cildinin 15.

Bölümünde krizi, düþen kar oranlarýyla iliþkilendirir, ama bunu karþý etkileyici bir eðilimin önemi baðlamýnda yapar. Çünkü depresyon döneminde sabit sermayenin deðeri düþer, bazý unsurlarý (makine, stoklar vs.) genelde fiziken yok olur. Krizin nedeninin kar oranýnýn düþmesi olduðunu söylemekle, krizlerin uzun dönemde kar oranlarýndaki düþüþ eðilimini dengelemeye yardýmcý olduðunu söylemek farklý þeylerdir. Artý Deðer: Üretenlerin toplumsal yaþamalarý için gerekli olan sosyal bir üründür. Ölçüsü emek zamandýr, dolayýsýyla artýk deðer, üretenlerin ödenmemiþ emek zamanlarýnýn bir birikimli ürünüdür. Burjuva toplumunda, artý deðere kapitalistler tarafýndan kar biçiminde el konulur. Kapitalist, üretim araçlarýnýn özel mülkiyet sahibidir, dolayýsýyla iþçilerin yaþamak için iþgüçlerini kapitalistlere satmaktan baþka þanslarý yoktur. Böylece kapitalist sadece üretim araçlarýnýn sahibi deðil, üretimde kullanmak için satýn aldýðý emek ya da iþgücünün ve üretilen ürünün de sahibidir. Ücretleri ödedikten sonra kapitalist artýk deðerin sahibi olur. Bu, iþçilerin ödenmiþ olan emeklerinin üzerinde kalan bir deðerdir. Ýþbölümün olduðu tüm toplamlarda sosyal fazla vardýr. Kapitalist toplumdaki artý deðerin farklýlýðý sermaye biçimine dönüþmesidir. Yani, artý deðer kapitalist bir toplumda üretimin varlýk nedenidir. Sadece artý deðer yaratan emek desteklenirken, üretken olmayan emek elimine edilir. Kapitalistler iþçi sýnýfý üzerinden yarattýðý artýk deðer miktarýný iki yolla artýrabilir: Mutlak artý deðer (çalýþma saatlerinin uzatýlmasý) ve Nispi artý deðer: Ücret kýsma belli bir noktaya kadar yürütülebilir. Zira, eðer ücretler, geçimlik düzeyin altýnda kalacak þekilde tutulursa, iþçiler kendilerini yeniden üretemeyecekler ve kapitalistler yeterli iþgücü (dolayýsýyla da artýk deðer) bulamayacaktýr. Ücret mallarýnýn fiyatlarý çeþitli þekillerde düþük tutulmak suretiyle ücret artýþlarý dizginlenebilir. Ýþgücü verimliliði ve yoðunluðunun genel olarak, mekanizasyon ve rasyonalizasyon ile artýrýlmasý yoluyla saat baþýna hasýla / üretim artar. Bir yandan emekten daha fazla artýk deðer yaratma çabasý biçimindeki sömürü, diðer yandan bu sömürüye karþý direnç, Marx'a göre sosyal sýnýflar arasýndaki

çatýþmanýn özünü oluþturur. Ve bu çatýþma bazen durgunlaþýp gizlense de nihayetinde açýk bir sýnýf savaþýna dönüþür. Kapitalistlerin karlarýný (dolayýsýyla da nispi artýk deðeri) makineleþme ve üretim artýrýcý tekniklerle artýrma çabalarý, rakipleri ayný teknikleri uygulamaya baþladýðýnda ve piyasa paylarýný restore ettiðinde baþarýsýz kalýr. Bu geliþmeler iþgücü verimliliðinin artmasýyla sonuçlanacaktýr, ancak buna paralel olarak artýk deðer oraný artýrýlmadýkça kar oraný fiilen düþer. Sermaye olarak biriken artý deðer toprak sahiplerine, bankerlere ve diðer asalak sýnýflara daðýtýlýrken, diðer yandan da sosyal dokunun korunabilmesi için yapýlan çeþitli harcamalarda kullanýlmak üzere vergi biçiminde kullanýlýr. Bir ekonomideki toplam artý deðer (artýk deðer hacmi) = Net daðýtýlmýþ karlar + daðýtýlmamýþ karlar + net faiz + net kira + net üretimden alýnan vergiler + royalty + lisanslama + leasing gibi faaliyetlerle ilgili net edinimlerden oluþur.* Marx, çalýþýlan/harcanan emek zamaný ile emek arasýnda bir ayýrým yapar. Yeterince verimli olan bir iþçi, kiralama maliyetinin üzerinde bir deðer üretebilir. Ücreti çalýþma saatlerine göre ödenmiþ gibi gözükse de, iktisadi olarak bu ücret, onun emeðinin ürettiði deðerin tam karþýlýðý deðildir. Dolayýsýyla iþçinin sattýðý emeði deðil, onun çalýþma kapasitesidir. Saatliðine 10 TL'ye anlaþma yapýldýðýný varsayalým. Bu anlaþmaya göre iþveren iþçiyi bir ayakkabý makinesinin baþýnda çalýþtýrdýðýnda ve iþçi her 15 dakikada 10 TL tutarýnda bir ayakkabý ürettiðinde, kapitalist her saat için 40 TL karþýlýðý iþ elde eder ve iþçisine saat baþýna bunun 10 TL'sini öder. Kalan 30 TL deri, makinenin eskime payý vb. düþüldükten sonra, artýk deðerdir ya da kardýr. Ýþçi bu artýk deðere sahip çýkamaz, çünkü ayakkabý makinesi gibi üretim araçlarýna sahip deðildir ya da üretilen ürünün sahibi deðildir ve de ücreti üzerindeki müzakere gücü kanunlarla ya da arz/talep ile kýsýtlanmýþtýr. Sendikalar öncelikle bunu düzeltmek için (toplu sözleþme vb.) vardýr. Üretken emek deðer ve artý deðer yaratan emektir. Marxist teoriye göre bu oldukça geniþ

kapsamlý bir sýnýflandýrmadýr. Fakat iki ana üretken olmayan emek gücünü içermez: Çeþitli satýþ sirkülasyon ve deðiþim aktivitelerine ait emek(finans, yönetim ve patron emeði). Marx'ýn dönemine göre üretken emek/üretken olmayan emek rasyosu, çok daha fazla artmýþ durumda. ABD'de baþlayan ve kýsa sürede tüm dünyaya yayýlan kriz, üretimdeki artýk emeðin yetersizliðinden deðil, konut fiyatlarýnýn ömür boyu yükseleceði gibi yanlýþ bir varsayýma dayalý olarak çok yüksek karlar peþinde koþan finans sektörünün aþýrý risk almasýndan kaynaklanmýþtýr. Reel sektörü de etkisi altýna alarak derinleþen kriz kapitalist sistemin bir krizi haline gelmiþtir. Sermayenin deðer kaybetmesi ve ücretlerin azaltýlmasýyla bu krizden çýkýþ olanaklý deðildir. Þimdi Marx'ýn ifadesiyle SINIF SAVAÞININ DOÐRUDAN VE AÇIK BÝÇÝMLERÝYLE YAÞANACAÐI bir sürece doðru gidilmektedir. Krizle birlikte bunun olanaklarý artmýþtýr. Kapitalizme karþý sosyalizmi yeniden seçenek kýlmak, bu olanaklarý deðerlendirecek ve kapitalizmi vurup devirecek bir kuvvetin ortaya çýkarýlmasýyla mümkündür. Kurtuluþ *Marx'ýn kendi tanýmýnda temelde kar + faiz + kiradan oluþan bir toplam artýk deðer söz konusudur. Dönem gereði vergi ve royalty türü ücretler dikkate alýnmamýþtýr. Marx'ýn yaþadýðý dönemdeki kamu harcamalarý / GSMH oraný % 5 - 8 iken bugün % 30 - 50 arasýndadýr. Bu vergilerin dikkate alýnmasýný gerekli kýlar.

9


Tek Eksen, Üç Görev

Ý

þçilerin Sosyalist Partisi'nin önünde ayný eksende baðlanmasý gereken üç görev var. Bu üç görev ayný önemde ele alýnmalýdýr. Birinde gerçekleþtirilecek olan ilerleme diðerlerini, bir diðerinde gerçekleþtirilebilecek olan da diðerlerinin gerçekleþme imkanlarýný geniþletecektir. Bu görevlerden ilki Ýþçilerin Sosyalist Partisi'nin kendisini örgütlemesi görevidir. Ýkincisi, sosyalist hareketin yeniden kuruluþu temeli üzerinde Sosyalist Koordinasyon'un inþa edilmesi görevidir. Üçüncüsü, Demokratik Halk Ýktidarý hedefiyle Çatý Partisi'nin inþasý görevidir. Sosyalist parti yönünden iþçi sýnýfýný siyaset sahnesinin önüne getirme amacý bu görevleri yerine getirmede temel eksendir. Bu amaç Sosyalist Koordinasyon içinde temel ekseni oluþtururken, bir bütün olarak Çatý Partisinin önüne temel eksen diye konulamaz.. Son 15 yýlýn tecrübeleri, kendi örgütlenmemizi nicel ve nitel olarak geliþtirme çabalarýna yeterli önemi vermemiþ olmamýzýn yýkýcý sonuçlarý ile doludur. Kuþkusuz, örgütlenmenin nicel ve nitel olarak geliþtirilmesinden söz ettiðimizde bunu, öncelikle iþçi sýnýfý içinde örgütlenmek olarak anlamak gerekmektedir. Kendi örgütlenmemize yeterli özeni göstermemiþ olmamýz, diðer iki görevin ilerletilmesini zorlaþtýrmýþtýr. Buradan çýkarýlmasý gereken sonuç, parti örgütlenmemizin nicel ve nitel olarak geliþtirilmesi görevinin hakkýný vermeyi, her olanaðý sýnýf içinde

baðlarýmýzý güçlendirmek için deðerlendirmeyi gerektirmektedir. 1980'li yýllarýn ortalarýndan itibaren sosyalist hareketin yeniden yapýlanmasý doðrultusundaki çabalar baþarýsýzlýkla sonuçlanmýþtýr. Sosyalist demokratik düþünüþ sistematiðinin gereði, sosyalist hareketin yeniden yapýlanmasýný konjonktürel deðil stratejik bir mesele olarak algýlayan bizler, yaþanmýþ olan deneyimlerin derslerinin yol göstericiliðinde sosyalist hareketin yeniden yapýlanma çabalarýmýzý yoðunlaþtýrmalýyýz. Yaþanmýþ deneyimlerden iki temel ders çýkardýðýmýz söylenebilir. Bunlarýn ilki, yeniden yapýlanmanýn iþçi sýnýfýný siyaset sahnesinin önüne getirme görevi temeli üzerinde gerçekleþtirilmesidir. Ýkincisi, yýkýlmýþ olan sosyalizmden kendimizi net bir biçimde ayrýþtýracak olan sosyalizm anlayýþýnda asgari bir ortaklýðýn saðlanmýþ olmasýdýr. Bu iki ders ýskalanarak sosyalist hareketin yeniden yapýlanmasý gerçekleþtirilemez. Þu anda sürmekte olan Sosyalist Koordinasyonu oluþturma çabalarý bu eksene oturtulamadýðý taktirde kalýcý sonuçlar üretmesi mümkün deðildir. Son 20 yýl emek, barýþ ve demokrasi güçlerinin arka arkaya gelen bir dizi ittifakýna sahne olmuþtur. Ancak kalýcý bir ittifaký gerçekleþtirmek bir türlü mümkün olamamýþtýr. Bunun iki temel nedeni bulunmaktadýr. Birincisi Türkiye sosyalist hareketinin saflarýndaki ulusalcý, sosyal þoven eðilimlerin varlýðýdýr. Ýkincisi, Kürt hareketinin içindeki kimi eðilimlerin, Kürt sorununun kýsa vade içinde çözümleneceði beklentisi içerisinde sýk sýk pragmatik ittifak giriþimlerine yönelmiþ olmasýdýr. Lakin bugün Kürt hareketinin sözcüleri Türkiye sosyalist hareketiyle ittifak sorununu stratejik bir mesele olarak ele aldýklarýný en açýk

ifadelerle ortaya koymaktadýrlar. Bu gerçek kalýcý bir ittifakýn gerçekleþtirilmesinin olanaklarýnýn dünden çok daha fazla olduðunu ortaya koymaktadýr. Türkiye sosyalist hareketinde ulusalcý, sosyal þoven eðilimlerin güçlü etkisi kalýcý bir ittifakýn baþlangýçta istenilen bir geniþlikte olmayacaðýný göstermektedir. Bu durum ilk bakýþta bir dezavantaj gibi görülebilir. Ancak ittifak þekillendiði ve baþarýlý adýmlar attýðý ölçüde, bu etkileri geriletmek mümkün olacak, ittifak Türkiye siyasetinde görünür bir özne haline geldiði ölçüde de, Türkiye sosyalist hareketinin bütün sektörleri içinde ciddi bir tartýþmanýn konusu haline gelecektir. Çatý Partisi adý verilen ittifak giriþimi, kimi çevrelerin formüle ettikleri gibi kendisini "Kürt sorununun çözümü ve askeri vesayet rejiminin geriletilmesi" hedefi ile sýnýrladýðý taktirde baþarýlý olma þansýna sahip deðildir. Çünkü bu hedeflerle sýnýrlandýrýlmýþ olan bir "Çatý Partisi"nin sosyal bir tabana dayanmasý mümkün deðildir. Çatý Partisi demokratik halk iktidarý programý temelinde gerçekleþtirilmelidir. Bu program, emperyalizme, faþizme, þovenizme, militarizme ve cins ayrýmcýlýðýna karþý olmalý, iþçi sýnýfý baþta olmak üzere, Kürt halkýnýn ve ezilen, sömürülen bütün yýðýnlarýn taleplerini ortaklaþtýrmalýdýr. Bu taleplerin ortaklaþma zemininin demokratik halk iktidarý programý olduðu açýktýr. Yukarýda saydýðýmýz üç görev, önümüzde duran ve gerçekleþtirilmesi gereken temel görevlerdir. Yazýnýn baþýnda söylediðimizi bir kez daha tekrar etmekte yarar vardýr. Ne Çatý Partisi, ne Sosyalist Koordinasyon ne de Partimizin örgütlenmesi çabalarý iþçi sýnýfý siyaset sahnesine çekilmeden kalýcý sonuçlara ulaþamaz.

gerçekliði olmayan, fikir üzerinden "yenilenme"lerinin ötesine geçemeyecektir. Tarihsel ve ideolojik kökenlerine sadýk bir 21. yüzyýl sosyalizminin inþasý ancak, üzerinde þekilleneceði zemin olan iþçi sýnýfý içinde örgütlenerek mümkün olacaktýr. "Ýþçilerin Sosyalist Partisi" de bunu baþarabildiði ölçüde varlýðýný anlamlý hale getirecektir.(2) Yeni bir sosyalizm kavrayýþý ekseninde ortaklaþmayý ve bunun sonunda harmanlanmayý planladýðýmýz gruplarla da ancak hedef kitleye yönelik sürdürülecek ortak ve sistemli bir çalýþma ile bütünleþmemiz mümkündür. Sosyalizmin içinde bulunduðu krize karþý yaratýlacak yeni devrimci program, hedef kitle içinde sürdürülecek sistemli bir çalýþmanýn sonunda ve sosyalist hareketin anlamlý bir öbeðinin ortak çabasý ile þekillenecektir. Sosyalist Parti, sosyalizmin krizine bugün için ancak kendi durduðu zeminden kuramsal bir açýlým sunabilir. Ortaya koyduðu bu açýlým hedef kitle ile buluþtukça ve bu buluþma örgütsel anlamda karþýlýða dönüþtükçe somut bir güce dönüþücek ve þekillenecektir. Bu süreç ayný zamanda baþka baþka gruplarla sürdürülecek ortak bir çalýþma ile (programatik bir tartýþma ve ona uygun bir pratik) zenginleþtirilebilir.(3) Bu sürecin baþarýya ulaþmasý demek, kendini programatik olarak yenilemiþ, örgütsel anlamda sosyalist hareketin baþka baþka gruplarýyla harmanlanarak kendini aþmýþ ve sýnýf içinde önemli bir azýnlýk haline gelebilmiþ yeni sosyalist bir öznenin ortaya çýkmasý demektir. Ýþte bu noktada "geçiþ partisi" projesi amacýný yerine getirmiþ olur. Bu durum, sosyalist hareketin anlamlý bir öbeðinin kendini teorikpolitik ve örgütsel anlamda yenilemesi demektir. Yeni, devrimci bir programý kendi dýþýndaki sosyalist öznelerle oluþturmuþ, bu program ekseninde örgütsel bir birliðe ulaþmýþ ve sýnýf içinde somut bir güce kavuþmuþ olan bu öznenin adý bizim için Komünist Ýþçi Partisi'dir. Bu anlamýyla da, yazýnýn baþlýðýnda sorduðumuz sorunun cevabý, Sosyalist Parti ile Komünist Ýþçi Partisi'ne kadardýr… Yolumuz açýk olsun…

1-Bugün sosyalist hareketin, bir-iki istisna dýþýnda, diðer bütün sektörlerinde, bilinçli ya da bilinçsiz bir yenilenme çabasý baþ göstermektedir. Deðiþik þekillerde dýþa vuran bu yenilenme ihtiyacý, kimilerinde yalnýzca fikirsel düzeydeyken, kimilerinde ise anlattýklarýna uygun bir pratik süreci de yaratmýþtýr. Halkevleri çevresi bu sürecin en tipik örneklerindendir. "Halkýn Devrimci Yolu" dergisinin bildirgesinde, "Yeni Devrimci Bir Sosyalizm" olarak ifade ettikleri yönelimlerini, "Devrimci Parti, Kültür Devrimi, Doðrudan Demokrasi ve Toplumsal Mülkiyet" alt baþlýklarýyla tariflemektedirler. "Artýk bütün bir halk proleterleþmiþtir" ifadesiyle, yoksulluk temalý bir ana çizgiyi benimseyen çevrenin bu yöneliminin en önemli noktasýný Halkevleri çalýþmasý oluþturmaktadýr. Bu faaliyetin dikkat çekilmesi gereken en önemli noktasý da burasýdýr. Yeni bir yönelim, ona uygun, anlattýðýn çizgiyi realize edebileceðin iþlevsel bir araç ve onun kesintisiz pratiði. Ýþte, anlattýðýna uygun bir yenilenmenin imkaný da burada yatmaktadýr. Doðru veya yanlýþ, halkevleri çevresinin anlattýðý tarzda bir sosyalizm çizgisinde kendini yenileyeceðine artýk þüphe yoktur. 2-Sosyalist hareketin ve sosyalizmin yenilenmesi birbiriyle baðlantýlý, ancak iki ayrý olgudur. Sosyalist hareketin yenilenmesi, yenilenmeyi doðru bir çerçevede ele alan ve bunu ýsrarlý bir çaba ile hayata geçirmeye çalýþan gruplarýn pratik baþarýsýyla doðru orantýlýdýr. Bugün için bu hareketin merkezinde Sosyalist Parti bulunmaktadýr. Sosyalist Parti ve onun çevresindeki gruplarýn politik-pratik baþarýsý bu süreci esastan belirleyecektir. Bu çizginin baþarýsý ve sosyalist hareketin geneli üzerinde kuracaðý hegemonya, TSH’nin yenilenmesinde baþat rol oynayacaktýr. Sosyalizmin yenilenmesi ise esas olarak bir devrim sorunudur. Yenilenmiþ sosyalist çizginin egemenler karþýsýnda alacaðý somut baþarýlar, bu yeni sosyalizm anlayýþýnýn sosyalizm adýna makro düzeyde bir baþarýsý olacaktýr ve ancak o zaman sosyalizmin yenilenmiþ bir ekolünden söz edilebilecektir. 3-Elbette burada anlatýlan sosyalist hareketin yaþayacaðý yeniden yapýlanma sürecinin ideal formudur. Baþka baþka gruplarla yaþanacak programatik ve bunun sonucunda oluþacak örgütsel ortaklýk Kurtuluþ'un yýllardýr anlattýðý solun yanlýþ bölünmüþlüðü sorununu da ortadan kaldýracaktýr. Ancak iþlerin çoðu zaman hesaplanandan farklý yaþandýðýný "sosyalist solun birlik serüveni" bize acý bir þekilde göstermiþtir. Sosyalist hareketin yeniden yapýlanma ihtiyacýný eðer esas olarak yenilenmiþ bir devrimci programýn oluþturulmasý ve bu programýn sosyalist hareket üzerinde kuracaðý hegemonya sorunu olarak kavrýyorsak, birliði bu sürecin doðal bir sonucu olarak deðerlendirmeli ancak mutlaklaþtýrmamalýyýz. Sosyalist Parti ile yürüyeceðimiz mutlak hedefimiz, yenilenmiþ bir devrimci programýn oluþturulmasý ve sýnýf içinde örgütlü bir güce dönüþmektir. Sosyalist Parti bu görevleri tek baþýna gerçekleþtirebilme iddiasýna da sahip olmalýdýr.

Sosyalist Parti Ýle Nereye Kadar?

S

osyalist Parti, sosyalist hareketin içinde bulunduðu krizi aþmasý için; yýkýlan sosyalizmin köklü bir deðerlendirilmesinin yapýlmasýný, deðiþen toplumsal koþullara uygun olarak sosyalizmin kendini yeniden tariflemesini ve iþçi sýnýfýnýn öncülüðünde, ezilenlerin lehine bir dünyanýn yaratýlma mücadelesinde tekrar alternatif olabilmesini saðlayabilmek amacýyla kuruldu.(1) Bu yürüyüþ, birbirleriyle diyalektik bir bütünlük içinde kavranmasý gereken görevlerden oluþuyor. Bu görevler; yenilenmiþ devrimci bir programýn oluþturulmasý, bu eksende sosyalist hareket içindeki yanlýþ bölünmelerin ortadan kaldýrýlmasý için çalýþýlmasý ve iþçi sýnýfý ile sosyalist hareket arasýndaki kopukluða son vererek, sýnýfýnýn siyaset sahnesine çekilmesi olarak özetlenebilir. Ancak bu temel görevlerin baþarýlabilmesinin en önemli adýmýnýn, sýnýf içinde örgütlenmeyi baþarmak ve sýnýfýn siyaset sahnesine geri dönmesini saðlamak olduðunun altýný ýsrarla çizmek gerekmektedir. Bunu baþarmadan ne sosyalizmin saðlýklý bir yenilenmesinin ne de sosyalistlerin gerçekçi bir birliðinin mümkün olmadýðýný, geçmiþ deneylerin de ispatladýðý gibi, görmek ve anlamak gerekmektedir. Bu anlamýyla Sosyalist Parti'nin birincil temel görevi, sýnýfýn siyaset sahnesine çekilmesi hedefi doðrultusunda, sýnýfla organik baðlar kurmaktýr. Bunun için öncelikle yapýlmasý gereken, mevcut toplumsal koþullarýn iþçi sýnýfý saflarýnda yarattýðý deðiþimleri ciddi bir analize tabi tutup, yeni stratejik iþ kollarýnýn belirlenmesidir. Ve devamýnda da, bu eksende sürdürülecek bir çalýþma için gereken kýsa ve uzun vadeli hedeflerin bulunduðu bir programýn çýkarýlmasýdýr. Bu programýn ana eksenini ise grev yapabilme gücüne sahip sanayi proletaryasý içinde örgütlenmek oluþturmalýdýr. Sýnýf içinde çalýþmayý temel almayan bir yenilenme süreci, yýkýlan sosyalizm benzeri, "sýnýf için ama sýnýfa raðmen" mantýðý çerçevesinde, marjinal sosyalist gruplarýn ve onlarýn etrafýndaki aydýnlarýn, esasta hiçbir

10

Erdal KARA

Cengiz GÜLTEKÝN


DÜNYA

ABD Ýnsansýz Hava Aracý Saldýrýsý 80 Pakistanlýyý Öldürdü

S

Tom Eley http://www.wsws.org/ 25 june 2009

alý günü, ABD'ye ait bir insansýz hava aracý Pakistan'ýn Güney Waziristan bölgesindeki bir cenaze törenine saldýrarak 80 kiþiyi öldürüp düzinelercesini de yaraladý. Bu, ABD'nin Pakistan'da bugüne kadar gerçekleþtirdiði en ölümcül saldýrýydý. Törendekiler ayný gün daha erken saatlerde gerçekleþtirilen baþka bir insansýz hava aracý saldýrýsýnýn yedi kurbanýnýn cenazesi için toplanmýþlardý. ABD medyasý hedefi "Güney Waziristan'da bir Taliban eðitim merkezi" olarak açýkladý. Yerel kaynaklara göre, saldýrýda ölen ve yaralananlar çoðunlukla sivillerdi. ABD, Güney Waziristan'daki hava saldýrýlarýný Pakistan ordusunun büyük kara harekatýna hazýrlanmak üzere artýrdý. Pakistan savaþ jetleri de bölgeyi bombalamaya devam ediyorlardý.

Geçtiðimiz Pazar günü ABD hava araçlarý Makeen'in Güney Waziristan bölgesindeki bir eve ateþ açarak en az beþ kiþiyi öldürdü. 18 Haziran Perþembe günü, ABD hava araçlarý Güney Waziristan'ýn merkezi Wana'ya yakýn bir evi bombalayarak bir kiþiyi öldürdü. Etraftakiler yýkýntýnýn altýnda kalmýþ olabilecekleri kurtarmak için koþarken, insansýz hava aracý tekrar saldýrarak 12 kiþiyi daha öldürdü. Salý günü cenaze törenine yapýlan saldýrý ile Makeen bölgesindeki saldýrý Pakistanlý militan lideri Baitulla Mehsud'u hedefliyordu. Mehsud ise, kabile lideri ve altý kiþi için o sabah düzenlenen cenazede deðildi. Pakistanlýlara yönelik artan vahþet, Baþkan Obama'nýn emriyle hem Afganistan hem de Pakistan'da gerçekleþen askeri þiddetin týrmanmasýnýn doðrudan sonucudur. Yeni yönetim

çoktan yýl sonunda Afganistan'daki ABD askerlerinin sayýsýný 60,000'e çýkaracak "operasyonun" bir parçasý olarak fazladan 12,000 ABD askeri gönderdi. Ayný zamanda Obama yönetimi savaþý, hem ülkenin daha geniþ bir alanýna füze saldýrýlarý gerçekleþtirerek hem de Pakistan askeri güçlerinin Afganistan sýnýrýnda uyguladýðý þiddeti yoðunlaþtýrma yoluyla Asif Ali Zardari baþkalýðýndaki Pakistan rejimine baský kurarak Pakistan'a yaymakta. Bu politika sivil ölümlerinde keskin bir yükseliþe neden oldu. Pakistan'da milyonlarca insan Pakistan askeri güçlerinin saldýrýlarýndan dolayý göçmek zorunda kaldý. / Volkan

Ýran: Rejim Ýçinde Çatýþmalar Sürerken Protestolar Azalýyor Bill Van Auken http://www.wsws.org 23 Haziran 2009

Hüseyin Musavi ve 12 Haziran seçimlerinde kaybeden diðer adaylar tarafýndan yapýlan oy hilelerine karþý oluþturulan protesto hareketi Pazartesi günü büyük ölçüde kayboldu, ancak Ýran rejiminde iç mücadele devam etti. Tahran'ýn Haft-e Tir meydanýnda toplanan 1000'den az protestocu göz yaþartýcý gaz kullanan polis tarafýndan çabucak daðýtýldý. Los Angeles Times, Tahran'dan "Musavi'nin kampanya rengi olan Yeþil renkte giyinenlerin bile polis tarafýndan dövüldüðünü, sürüklendiðini ve tutuklandýðýný." bildirdi. Tahran'ýn þehir merkezindeki meydanlarda, göreceli sakinlik polis güçlerinin yayýlmasýyla sað-

landý. Pazar günü benzer bir polis seferberliði esnasýnda hiç protesto bildirilmedi. Devlet cumartesi günü gösterilerde 13 kiþinin öldürüldüðünü ve 20 kiþinin yaralandýðýný bildirdi. Önceki gün Ýran'ýn lideri Ayatollah Ali Khameni, Tahran Üniversitesi'nde büyük bir dinleyici kitlesine vaaz vermiþti. Khameni, sokak protestolarýnýn sonlanmasýný ve baþbakan Mahmoud Ahmedinejad'ýn kazandýðý resmi seçimin kabulünü istemiþti. Siyasi muhalefet bu cinayetlerin Basij milisinin de dahil olduðu güvenlik güçleri tarafýndan gerçekleþtirildiðini söyledi. Hükümet Batýlý hükümetleri ve medyayý þiddeti körüklemekle suçladý. Devlet yönetimindeki medyaya göre, polis gösteri sýrasýnda en az 457 kiþiyi tutukladý. Ýran adliyesi sözcüsü Pazartesi günü devlet televizyonlarýnda, protestolarda tutuklananlarýn yargýlanmasý için özel mahkemelerin kurulacaðýný söyledi. / Pýnar

Ýran Seçimleri ve Ortadoðu’da Emperyalizm

A

BD emperyalizminin Bush önderliðinde dünyaya yeni bir düzen vermeye kalkýþmasýnýn üzerinden on seneye yakýn bir zaman geçmesine karþýn, bu saldýrganlýðýn "þer ekseni" olarak ilan ettiði ülkelerden ancak ikisini düþürebildi: Afganistan ve Irak; Ne var ki, bu eksenin diðer iki önemli ülkesi Kore Halk Cumhuriyeti ve Ýran Ýslam Cumhuriyetine herhangi bir müdahalede bulunmak mümkün olmadýðý gibi düþürülen iki ülkede de direniþlere son vermek mümkün olamadý. Ýþ bu kadarla da kalmadý, ABD emperyalizmi oluþturduðu Geniþletilmiþ Ortadoðu Projesi gibi kimi projeleri deðiþikliðe uðratmak zaruretini duymuþ ve bu durum ABD 'de iç iktidar deðiþikliðine de neden olmuþtur. Þimdi bir siyah'ý baþkan seçerek devletin içerde ve dýþarýda yýpranmýþ olan imajýnýn düzeltilmesi ve emperyalist çýkarlarýn korunmasý çabasýna giriþmiþ bulunmaktadýr. ABD Emperyalizmi, dünya egemenliðini pekiþtirmek amacýyla müttefiklerini de bir kenara koyarak, iþgal hareketlerine giriþirken bunun kendisini bir krize sürükleyeceðini ebetteki hesaplamýyordu. Atýlan iþgal adýmlarý biran için ABD'nin dünya üzerindeki hegemonyasýný geniþletirmiþ gibi görünse de, aslýnda içine yuvarlanmakta olduðu krizi yedi sekiz yýl geciktirirken

ayný zamanda da büyüttü. Ertelenen ekonomik kriz geçen zaman zarfýnda daha da büyüyerek dünyanýn diðer ülkelerine de yayýldý ve ABD emperyalizminin hedefine yerleþtirmiþ olduðu kimi ülkelerin de daha güçlü bir biçimde karþýsýna dikilmesine neden oldu. Ýþgal hareketlerinin tetiklediði petrol fiyatlarýnýn artýþý kimi ülkeler açýsýndan bir kriz faktörü olarak iþlerken, Ýran ve Rusya için gelirlerinin üçe katlamasý ve var olan iktidarlarýn konumlarýný iyice saðlamlaþtýrmalarý anlamýna geldi. Gorbaçov ve Yeltsin dönemlerinde IMF'nin kapýlarýnda bekleyen Rusya, Putin"le birlikte yýkýlmasý zor bir iktidar hakimiyeti oluþturdu. Yine "þer ekseni"nin en önemli ülkesini oluþturan Ýran'da mollalar iktidarý, muhalefetin hile iddialarýna karþýn hala sapasaðlam yerini koruduðunu gösterdi. Ýran muhalefetinin önemli bir gücünün olduðuna kuþku yok. Mollalarýn hepsinin tek bir anlayýþta birleþtiklerini söylemek zor. Ahmedinejad'ý destekleyen Ayetullah Hameney'in toplum üzerindeki aðýrlýðýný koruyor görünmesine karþýn, toplumda geliþen özgürlük ve demokrasi taleplerini sistemin yenilenmesi amacýyla deðerlendirmek isteyen muhalefet liderlerini destekleyen eski Devlet Baþkaný Rafsancani'nin Hameneyi görevden alabilecek olan Hubregan (Uzmanlar)

Meclisinde çoðunluk saðlayabilecek bir güce eriþmiþ olmasý, dengelerin kritik bir eþikte bulunduðunu göstermektedir. Buna raðmen Ahmedinejad'ýn temsil ettiði statükonun hala saðlam olduðu seçimler sonucu ortaya çýkmýþ bulunmaktadýr. Elbette bu kadar güçlenen bir muhalefet karþýsýnda bu iktidarýn artýk normal yollarla yönetimini sürdürmesi olanaksýz duruma gelmiþ bulunmaktadýr. Orta vade de sistemde bir deðiþikliðin cereyan etmesi kaçýnýlmaz görünmektedir. Önemli olan bu deðiþikliðin Ýslam cumhuriyeti çerçevesinde kalýp kalmayacaðý ve emekçilerin çýkarlarýna yüzü dönük bir yeni yapýlanmaya yol açýp açýlmayacaðýdýr. Hali hazýrda bu ikinci seçenek oldukça zayýf görünmektedir. Bu güne kadar, yükselen petrol fiyatlarýnýn saðladýðý ek gelirleri, yýðýnlarý kendi safýna çekmek için, oldukça akýllýca kullanmýþ olan iktidarýn, toplum içerisinde oluþturduðu ideolojik hegemonya ve bu hegemonyanýn yaratýcýsý örgütlenmenin hala gücünü kaybettiði, statükoculardan bir kopuþun gerçekleþtirildiði söylenemez. Statükocular kendilerini konsolide etmenin en kolay yolunu Irak savaþýndan beri bu toplumun en hassas noktasýný oluþturan "dýþ saldýrý" temeline oturtmuþ bulunuyorlar. Muhalefetin önünü kesebilmek için baþitçe bunlarýn Ýngiliz ve ABD emperyalizmi tarafýndan sokaða

döküldüklerini anlatmaktadýrlar. ABD emperyalizminin muhalefetin konumlarýndan yararlanmaya kalkýþacaðý bir vakýa olsa da, muhalefeti "dýþ düþmanýn þekillendirdiði" iddiasý, egemen sýnýflarýn her zaman kullandýklarý bir kliþe olduðunu da bilmeyen yoktur. Bizde de olduðu gibi sýkýþan tüm iktidarlar muhalefeti diskalifiye etmenin yolunu "vatanýn tehdit altýnda olduðu" iddiasýna dayandýrmaya çalýþýrlar. Onun için de yurtseverlik böyle durumlarda dünyanýn her yerinde en çok kullanýlabilen ideolojik çerçeveyi oluþturur. Bölgede ABD emperyalizmiyle çatýþma içinde olan bir Ýran'ýn olmasý elbette ki, iyidir. Ama bu karþý olmanýn tek ve doðru biçiminin statükocu mollalar iktidarý olduðu da söylenemez. Esasýnda muhalefetin kolayca gerçekleþen bir seçim zaferiyle statükoyu aþýp sistemi restore etmek için kullanýlmasý yerine, mücadele içerisinde emekçilerin çýkarlarýnýn doðru formüle edildiði ve bunu gerçekleþtirmeye yönelik bir önderliðin gerçekleþmesine imkan saðlayacak bir sürecin iþlemesi, hem Ýran halklarýnýn hem de bölge halklarýnýn çýkarýna olacaktýr. Türkiyeli sosyalistler olarak, geleceðimizi birlikte þekillendirme amacýyla, Ýran emekçi muhalefetiyle yakýn iliþkileri gerçekleþtirmek önümüzdeki acil görevlerden birisi olarak beklemektedir.

Mahir SAYIN 11


Rusya’daki Ýki Zirve: ABD’ye Ýhtiyatlý Bir Meydan Okuma

G

John Chan http://www.wsws.org 22 June 2009

eliþmekte olan dört ekonomik güç -toplu halde BRIC [Brazil, Russia, India, China -ç.n.] olarak anýlan Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin, ilk zirvelerini 16 Haziran günü Rusya'nýn Yekaterinburg þehrinde gerçekleþtirdi. Ayný þehirde bir gün önce ise Rusya ve Çin'in öncülük ettiði ve Kazakistan, Özbekistan, Tacikistan ve Kýrgýzistan'ý da içeren Þangay Ýþbirliði Örgütü (SCO) zirve yapmýþtý. Çin'in baþbakaný Hu Jintao'ya göre, dört BRIC ülkesi dünya nüfusunun yüzde 42'sini oluþturuyor ve küresel ekonomik büyümenin yarýsýndan fazlasýna katkýda bulunuyor. Çin ve Hindistan küresel ekonomik krize raðmen yavaþlamýþ olsa da önemli oranda büyümeye devam eden tek büyük ekonomi. Rusya düþen petrol fiyatlarýndan sert bir darbe yemesine raðmen ABD'ye rakip olabilecek nükleer cephaneye sahip tek güç olarak kalmaya devam ediyor. Brezilya Latin Amerika'daki en büyük ekonomiye sahip ve Çin ile hýzlýca ticaret baðlarý kuruyor.

Rusya baþbakaný Dmitry Medvedev, uluslararasý etkisini artýrma peþindeki geliþmekte olan bir iktisadi grubu temsil eden BRIC ve SCO zirveleriyle birlikte Yekaterinburg'u yeni bir "dünya politika merkezi" olarak tanýmlýyor. Ahmedinejad SCO toplantýsýnda ABD'nin gücünün azaldýðýný söyledi: "Þu apaçýk ortadadýr ki imparatorluklar çaðý sona ermiþtir ve yeniden yaþanmasý mümkün deðildir." Ve þunlarý ekledi: "Irak hala iþgal altýnda. Afganistan'da düzen kalmadý. Filistin sorunu çözülmedi. Amerika ekonomik ve politik krizlere boðulmuþ ve kararlarý umut verici deðil. Birleþik Devletler'in müttefikleri de bu problemlerle baþa çýkabilecek durumda deðil." BRIC zirvesinin önemli konularýndan biri de ABD dolarýnýn küresel rezerv parasý olma durumunun deðiþmesiydi. Haziran baþlarýnda Rusya ABD tahvil stoklarýnýn azaltma niyetini açýkladý ve Çin ile Brezilya da buna katýldý. Üçü bunun yerine IMF tahvillerinden alma konusunda anlaþtý. BRIC elinde 1.711 trilyon dolar deðerinde ABD tahvili bulundurmakta ve bu yabancýlarýn elinde bulunan toplam ABD federal borcunun yüzde 33'ünü oluþturuyor. Fakat baþta Çin olmak üzere BRIC ülkelerinin ellerindeki dolar varlýklarýný birden çýkarmalarý ihtimal dahilinde deðil, çünkü böyle

Sri Lanka Tamil Tutuklularý Görgü Tanýklýðý Yapýyor

S

http://www.wsws.org 24 haziran 2009

ri Lankalý askerler 19 Mayýs'ta kuzey savaþ bölgesinden kaçan son Tamil mülteci grubunu alýkoyalý 1 aydan fazla oldu. Savaþýn son safhasýnda çeyrek milyondan fazla sivil, Vavuniya'nýn yakýnlarýnda kurulan kampa ve Jaffna yarýmadasýna hapsedildi. Yaklasýk 160.000 insan, Manik Çiftliði denilen en büyük kampta, 4 grup halinde hapsedildi. Demokratik haklarýn reddinin ve kamptaki kötü koþullarýn eleþtirisini baþýndan savmak için, hükümet tutuklularýnýn çoðunun 6 ay içinde yeniden yerleþtirilebileceðini iddia etti. Ancak, üst düzey askeri yetkililer, Manik Çiftliði üst düzey koordinatörü 12

Güney Afrika Sola Mý Yöneliyor?

Ü bir hareket potansiyel olarak ABD dolarýný çökertecektir. ABD dolarýnýn zayýflamasýnýn geniþ kapsamlý sonuçlarý görülürken BRIC açýklamasý bu konuda sessiz kalarak sadece þunu belirtti: "Geliþmekte olan ekonomiler uluslararasý finansal kurumlarda daha fazla söz ve temsil sahibi olmalý. Kararlý, tahmin edilebilir ve daha daðýtýlmýþ bir uluslararasý finansal sisteme ihtiyaç var." Yekaterinburg'daki iki zirve, ABD'nin küresel konumunun dünya ekonomik krizi tarafýndan sarsýlýrken büyük güçler arasýndaki iliþkilerin büyük çaplý bir yeniden yapýlanmadan geçtiðinin iþaretidir. Fakat iki gruplaþma da -SCO ve BRIC- saðlam olmaktan uzak. ABD'nin ekonomik ve stratejik egemenliðini zayýflatma isteðini paylaþsalar da Çin'in, Rusya'nýn ve Hindistan'ýn çýkarlarý çakýþýyor. Çin, küresel kredi çýkmazýndaki SCO üyelerine 10 milyar dolar kredi önerdi. Parayý sýcak karþýlamasýna raðmen Rusya, Orta Asya'da finansmanýn "þeffaf" olmasý gerektiðinde ýsrar etti -Pekin'in, bölgedeki etkisini zayýflatmamasý için örtülü bir uyarý. Kendi otomobil endüstrisini korumak için Rusya gümrük vergilerini kaldýrarak Çin'in, en büyük yabancý pazarýna otomobil ihracatýnda keskin bir düþüþe neden oldu. Devam eden ücretlendirme anlaþmazlýklarý arasýnda, Gazprom Çin'e ulaþmasý planlanan iki boru hattýný erteledi. ABD oturup Çin ve Rusya'nýn Avrasya'da rakip bir blok oluþturmasýný izlemeyecektir. Obama yönetimi Afganistan'daki ABD kaynaklý savaþý yoðunlaþtýrýyor ve Pakistan'a kendi bölgesindeki ABD karþýtý isyancýlara karþý askeri operasyonlarýný yoðunlaþtýrmasý için baský yapýyor. Ayný zamanda, Hindistan ile stratejik baðlarýný güçlendirmeye çalýþýyor. Bu büyüyen rekabet, büyük güçler dünyanýn bu anahtar bölgesinde ekonomik ve stratejik hakimiyet kurmak için çatýþtýkça daha büyük çatýþmalara sahne hazýrlýyor. / Volkan Mark Cutts'a, insanlarýn yüzde 80'inin 1 yýl gibi bir süredir gözaltýnda tutulduðunu tahmin ettiklerini söylediler. Cutts BBC'ye, hükümetin Manik çiftliðinde kalýcý bir bina inþa ettiðini söyledi. "Yeni bir þehirden daha azý yaratýlmadý. Telefon hatlarý,okullar, bankalar ve hatta bir bankamatik bile var" diye ekledi. Hükümet kamptaki bütün LTTE baðlantýlarýnýn kimliðini saptayana kadar kimsenin serbest býrakýlmayacaðýný söyleyerek bütün tutuklulara ayrýlýkçý Tamil Eelam Özgürlük Kaplanlarý (LTTE) destekçisi gibi davranýyor. Ýnsan haklarý örgütü INFORM bu hafta, her gün 20 ila 30 gencin ortadan kaybolduðunu ve nerede olduklarýnýn bilinmediðini bildirdi. BBC Sinhala servinin yaptýðý bir röpörtajda, bir örgüt sözcüsü kampa yüzleri örtülü insanlarýn getirildiðini ve bir tutuklunun LTTE ile iliþkisinin olup olmadýðýný iþaretlerle anlattýðýný söyledi. Kampdaki þartlarýn rapor edilmesini engellemek

Patrick Bond http://socialistworker.org/ June 22, 2009

cret taleplerinin çýkardýðý gürültülerin arasýndan duyulan yoðun sýnýf mücadelesi ile birlikte Güney Afrika'nýn her yerinde çatýþmalar patlak veriyor. Güney Afrika'da çatýþmalar -azýmsanmayacak iþ kayýplarý, devletin ücret sözlerini tutamamasý, toplu taþýmanýn yeniden yapýlandýrýlmasý ve elektrik fiyatlarýnda büyük artýþ- artarken yükselen sýnýf mücadelesi iktisadi politikanýn yön deðiþtirmesini dahi saðlayabiliyor. Örneðin 1 Haziran'da 2,000 metal iþçisi, kar oranlarýndan büyük bir pay için Güney Afrika Rezerv Bankasý'nda bir protesto gerçekleþtirdi (ve yüzde 1 aldýlar). Güney Afrika Ulusal Metal Ýþçileri Sendikasý (GAUMÝS) baþkaný Irvin Jim, þunlarý söyledi: "Kendisinin sorumlu olmadýðý olaðanüstü ekonomik ve sosyal zorluklar yaþayan Güney Afrika iþçi sýnýfýnýn imza kampanyalarýný kabul etmeyen ve barýþçýl gösterileri reddeden herkes büyük bir tehlikeye davet çýkarmaktadýr. Sizi uyarýyorum." GAUMÝS'in Rezerv Bankasý protestosuna Afrika Millet Meclisi Sekreteri General Gwede Mantashe tarafýndan tepki geldi. Mantashe, "kapý açýk olduðu için" protestonun "yardýmcý olmadýðýný" iddia etti. Genç Komünist Birliði baþkaný David Masondo bu iddiayý "Evet, kapý açýk, fakat açýklýk iþçi sýnýfýnýn bir etki yaratabilmesi için çok küçük" diye yanýtladý. Sol, kapýyý daha fazla açmak için zorlamaya devam ediyor. Güney Afrika polisi 2004-08'den beri 30,000'den fazla -protesto amaçlý toplanmýþ en az 15 kiþinin bulunduðu, genellikle bir hafta öncesinden izin alýnan- "toplanma" kaydetti. Bunlarýn ise yüzde 10'u ise "rahatsýzlýk" yarattý. Acaba Güney Afrika yeniden kapitalist azgýnlýða karþý uluslararasý tepkilere öncülük edebilecek mi? 1994 yýlý boyunca ýrkçý rejime karþý savaþýrken, 1999'dan 2003'e AIDS ilaçlarýnýn patentlerine karþý savaþýrken, yerel aktivistler milyonlarýn dayanýþmasýna ilham vermiþ ve güçlü düþmanlarýný yenmiþlerdi. Dünya Latin Amerika'daki yarým düzine solcu hükümet mucizesinden de öte, iþçi-halk birliðiyle biçimlenmiþ bir aþaðýdan sosyalist yenilenmeye hazýr görünüyor. / Volkan

için medya kamplarýn dýþýnda tutuldu. Devlet, yaklaþýk 9000 genci ayrý hapishanelere götürdüðünü kabul etti. Aileleri ise onlara ne olduðunu bilmiyor. 16 Haziran'da sað kanadýn gazetesi olan Island'ta bir raporda, askeriyenin ve polis yetkililerinin Tamil gençleri üzerinde nasýl baský kurduðunu ve hükümetin bunu nasýl desteklediðini beyan etmiþtir. Bu rapora göre, yardýmcý müfettiþ Nimal Lewke, 2000'i aþkýn tutuklunun Neriyakulam Teknik Koleji'nde olduðunu ve Baþkan Mahinda Rajapakse'nin onlarýn 'tek umudu' olduðunu söyledi. Lewke Island'a, ortalama 8.279 gencin LTTE kadrosu olarak Vavuniya'da farklý hapishanelerde tutulduðu ve bunlarýn 1.700'ünün genç kadýnlar olduðunu söyledi. Evlerinden zorla göç ettirilen 283.000 insanýn Vavuniya kampýnda, 11.000'den fazlasýnýn da Jaffra yarýmadasýnda olduðunu söyledi. / Pýnar


Türkiye’de Nükleer Enerji

Ç

ekmece Nükleer Araþtýrma ve Eðitim Merkezi tarafýndan iþletilmeye baþlanan TRT-1 isimli reaktörle nükleer enerji ile tanýþan T.C.'de nükleer enerjiye dair kapsamlý araþtýrmalar 1967-1970 yýllarýnda yapýlmýþtýr. 1972 de TEK bünyesinde Nükleer Enerji Dairesi oluþturulmuþ ve bu organ 1972-1974 süresince nükleer santral kurmak için uygun bölge aramasý yapmýþtýr. Ýlk aramalar sonucu Akkuyu uygun görülmüþ ve 1977 de ihale yapýlmasý planlanacak þekilde nükleer santraller devletin kalkýnma planlarýna ilk defa girmiþtir. 1977 de yapýlan ihalenin ardýndan ihaleyi alan

BÝLÝM

firma ile anlaþýlamamýþ ve 1983 de yeniden, bu kez Sinop da dahil edilerek Sinop ve Akkuyu için ihale yapýlmýþtýr. Kanada, Almanya ve Rusya'ya bu santraller için TC tarafýndan niyet mektuplarý verilir ancak 1986 Çernobil patlamasý yaþanýr ve o güne kadar kurgulanan tüm nükleer program askýya alýnýr. Nükleer Enerji Dairesi kapatýlýr. 6 yýl aradan sonra 1992 de nükleer santral fikri yeniden gündeme gelir ve 2002 de iþletmeye alýnabilecek bir santral için üretici firmalardan hükümetçe bilgi istenir. 1997 de teklifler alýnsa da belli belirsiz nedenlerle 3 yýl ertelemenin ardýndan bu ihalede Bakanlar Kurulu kararý ile iptal edilir. 2000-2005 yýllarý arasý nükleer programlar açýsýndan durgun geçtikten sonra 2005 yýlýnda hükümet enerji meselesinde yaþanan sorunlarý gerekçe göstererek nükleer enerji üretmenin bir zorunluluk olduðunu anlatmýþ ve Sinop'ta kurulacak santral için ihale yapýlacaðýný açýklamýþtýr. Yoðun tepkiler ile karþýlanan bu giriþim 2005 den bu yana canlýlýðýný koruyarak yalnýz bu coðrafyadaki halklar için deðil tüm doðal yaþam için tehdit oluþturmaya devam etmektedir.

Dünyada Nükleer Denemeler

A

tom bombasýnýn keþfinin arkasýndan, nükleer enerji tekniklerini geliþtiren ülkelere bir bir atom bombasý denemeleri yapmaya baþladýlar. Tabi her deneme ekosistemin baþka bir yerinde tamir edilemez tahribatlara yol açtý. ABD'nin nükleer teknolojideki liderliði çok uzun sürmeden Sovyetler Birliði de ilk atom bombasýný denedi ve 1961 de o güne dek görülen en büyük nükleer araç denemesini patlatarak 2. Dünya Savaþý süresince kullanýlan bütün patlayýcýlardan daha büyük bir patlayýcý üretebildiðini gösterdi. Denemelerin yol açtýðý tahribatlar ve ülkeler arasý derinleþen nükleer güç rekabetinin ardýndan 1963 Aðustosunda ABD, Britanya ve Sovyetler Birliði atmosferde, suda ve karada deneme yapýlmasýný yasaklayan Sýnýrlandýrýlmýþ Nükleer Deneme Anlaþmasýný imzaladýlar. Böylece nükleer enerjinin denetlenmesi ile ilgili ilk anlaþma imzalanmýþ oldu. Bu anlaþmanýn arkasýndan yine ayný ülkeler tarafýndan 1968 de Nükleer Silahlarýn Yayýlmasýný Önleme Anlaþmasý (NPT) imzalandý. Bu anlaþma devletlerin bulundurduklarý nükleer güçleri baþka devletlere nakletmeme ve baþka devletlere nükleer program geliþtirmede yardým etmemeyi þart koþuyordu. Anlaþma 1970 de yürürlüðe girdi ve 1986 da yaklaþýk 190 ülkenin imzasýna sahipti. Bu anlaþmanýn BM adýna izleyicisi üye ülkelerin temsilcilerinin yönetimindeki Uluslararasý Atom Enerjisi Ajansý (IAEA). Üye ülkeler nükleer enerji alanýndaki etkinliklerini, kuracaklarý tesisin planlarý ile birlikte bu kuruma bildirmek ve doðan soru iþaretlerine tatminkar açýklamalar yapmakla

yükümlüler. 1968 de imzaya açýlan NPT'nin imzacýlarýndan biri de Ýran. Ancak Ýran 1980 den bu yana yürüttüðü nükleer enerji çalýþmalarýnýn içeriði ve zamanlarý konusunda IAEA'yý pek de bilgilendirmemekte. IAEA bu konudan oldukça rahatsýz olmakta ve asýl mesele bölgenin geleceðinin þekillendirilmesinde Ýran'ýn önemli bir güç olarak yer alacaðý korkusunu duymakta. Ýran'ýn nükleer silahlanma konusunda eline geçireceði herhangi bir yetenekten endiþe duyduðunu dillendiren ve geliþmeleri yakýndan takip eden iki ülke ise ABD ve Ýsrail. Bu durumun kendisi ise oldukça ironik. Çünkü Ýran'ýn nükleer silahlanmasýnýn halklarýn geleceði için iyi olmayacaðýný düþünen ve bundan endiþelenen ABD tarihte sivillere nükleer silah kullanmýþ tek ülke. Ýran'ýn NPT anlaþmasýnýn hükümlerine uymadan nükleer program geliþtirdiðinden yakýnan Ýsrail ise NPT ye üye deðil. Oysa Ýsrail'in bir nükleer güce sahip olduðuna inanýlýyor ve üye olmamasýndan ötürü bu konudaki çalýþmalarý denetim dýþý. Hindistan ve Pakistan'ýn durumlarý da bir hayli ilginç. Ýkisi de nükleer silah geliþtirip denemiþ olmalarýna raðmen IAEA üyeleri ve Ýran'ý denetler durumdalar. ABD eski baþkaný G.W.Bush'un bu tablo karþýsýnda þikayetlerini dile getirirken söylediði þu sözler ABD tarihine bakýnca insana güldürücü geliyor. "Kurallarý aktif olarak çiðneyenler, kurallarýn uygulanmasýyla yetkilendirilmemelidirler"

B

Virüsün Kökeni

asit bir gerçektir, sermaye sahiplerinin öncelikli olarak ilgilendikleri þey kendilerini daha da zenginleþtirmektir. Daha çok kar için ilk vazgeçilen þeylerden birisi de güvenlik standartlarý ve insan saðlýðýdýr. Endüstriyel gýda sektöründe de kapitalizmin yasalarý iþlediði içindir ki, insan saðlýðý ciddi tehlike altýndadýr. Elbette domuz gribinden bahsediyoruz. Ýlk bakýþta ilgisizmiþ gibi gözükse de, Meksika'nýn Veracus eyaletine baðlý La Gloria kasabasýndan dünyaya yayýlan salgýn bu durumun somut bir örneðidir. Endüstriyel gýda sektöründe faaliyet gösteren firmalar, büyük ölçekli karlar için, daha küçük alanlarda hayvanlarý istifleyerek besleme yolunu seçiyorlar. Kar maksimizasyonunun yolu en çok hayvaný, en kýsa sürede, en besili þekilde kasap kýsmýna aktarmaktan geçiyor. Bunun için kullanýlan hormonlarýn hayvanlarýn baðýþýklýk sistemlerini zayýflatmasý ve genetik varyasyonun azaltýlmasý iþin bir boyutu iken, çok fazla sayýda hayvanýn, çok küçük alanlarda istiflenmesinin virüs mutasyonlarýna ve salgýn hastalýklara zemin hazýrlýyor oluþu iþin diðer boyutunu oluþturuyor. Elbetteki bu durum saðlýk örgütleri ve resmi kurumlar tarafýndan biliniyor. Ancak egemen olan sýnýfýn hükümetleri ve kurumlarý insan saðlýðýný tehlikeye atan bu gibi durumlarý - her ne hikmetse görmezden geliyor. Dünyanýn en büyük domuz eti tekeli Smithfield þirketi, bizleri domuz gribinin insanlara da bulaþmaya baþladýðý yere götürüyor. ABD merkezli firma, Meksika'da iþ gücü çok daha ucuz olduðu ve daha az yasal prosedür yerine getirilmesi gerektiði için ABD'deki üretiminin büyük bölümünü Meksika'ya taþýmýþ. Meksika'nýn Veracus eyaletine baðlý La Gloria kasabasýnda Smithfield firmasýna ait 8 endüstriyel çiftlik bulunuyor. Bu çiftliklerde senede 1 milyon domuz yetiþtiriliyor. Domuzlar, yeterli havalandýrmasý olmayan ve hiçbir hareket alaný bulamadýklarý barakalardaki karanlýk, nemli, kokuþan kafeslerde yaþýyor, burada yaklaþýk 120 kiloya ulaþana kadar beslenip kesime gönderiliyorlar. Günde 2300 domuz kesiliyor, bu durum da oldukça önemli bir atýk problemi ortaya çýkarýyor. Çiftlikler, çöp ve dýþkýlarla çevrili. Salgýnýn ortaya çýkmasýndan aylar önce La Gloria halký domuz çiftliklerini protesto etmekteydi. Talepleri hayvan dýþkýlarý ve cesetleri ile dolu göletlerden çýkan gaz sýzýntýsýna ve bunlarýn oluþturduk-

larý enfeksiyonlara karþý önlem alýnmasýydý. Yýllardan beri enfeksiyon içerisinde yaþayan ve gece gündüz bu pis havayý solumak zorunda kalan Gloria halký ve onlarca sivil toplum kuruluþu, bu durumu protesto etmek için bir araya geldi. Toplantý ve gösteriler düzenlediler. Hükümet ve firma bu protestolarý baþ belasý olarak görüyorlardý. Protestocular polis baskýlarýna ve çeþitli zulümlere maruz kaldýlar. Birçok aktivist tutuklandý ve mahkûm edildi, birçoklarý ise çeþitli para cezalarýna çarptýrýldýlar. Virüs ilk defa Glorialý 6 yaþýndaki bir çocukta rapor edildiðinde, Smithfield firmasý iþçilerinde ve domuz sürülerinde hastalýðýn olmadýðýný rapor ediyordu. Tüm gizlemelere ve inkarlara raðmen salgýn adým adým yayýlmaya baþladý. Salgýn hastalýklarýn önlenmesinden sorumlu bir biogözlem web sitesi, Gloria'da bir dizi tuhaf "ateþli ve þiddetli öksürüklü pnömonik bronþite benzeyen durum saptandýðýný" ve "halkýn % 60'nýn atipik yeni bir hastalýða yakalandýðýný" rapor ediyordu. Alýþýlmýþ tedavi yöntemleri hastalýðýn hýzla yayýlmasýna engel olamamýþtý. Ancak Meksikalý yetkililer, alarm vermediler, bilimsel araþtýrmacýlarý ve saðlýk hizmetlerini ciddi anlamda harekete geçirmediler. Hükümet, biogözlem web sitesinin raporundan ancak 18 gün sonra Dünya Saðlýk Örgütüne yeni bir insan gribinin görüldüðünü rapor edecekti. Yerel uzmanlarýn iddiasý daha da vahim bir duruma iþaret edecekti: Hükümet, vakalarýn Meksika turizm endüstrisi için önemli bir dönem olan Paques tatili öncesine denk gelmesi nedeniyle hastalýðý gizlemiþti! Yani yine insan saðlýðý kar hýrsýna mahkum edilmiþti. Deli dana hastalýðý, kuþ gribi ve son olarak da domuz gribi. Son 10 yýlda dünya çapýnda salgýn olarak yayýlan bu virüslerin, endüstriyel gýda sektöründe kullanýlan hayvanlardan ortaya çýkmasý tesadüf deðildir. Elbette ki modern teknolojiler kullanýlarak, insanlýðýn beslenme sorununun çözülmesi bizlerin karþý çýkacaðý bir þey olamaz, ancak bu yerlerin insan saðlýðý ve çevresel faktörler göz önüne alýnarak dizayn edilmiþ olmasý ve hayvanlarý kötü koþullarda yaþamaya mahkum etmemesi koþuluyla. Oysa optimizasyon probleminde amaç fonksiyonu karýn maksimizasyonu olarak ortaya konulduðunda, benzer durumlarýn sayýsýz örneðini yaþamaya devam edeceðiz. Virüsün kökeni mi? Virüs kapitalizmdir.

Metin KIYAN 13


tarih yazan kadýnlar:

Aleksandra Kollontai "Kadýnýn özgürlüðünün tamamlanmasý ancak, gündelik yaþamdaki köklü bir dönüþümle gerçekleþebilir."

A

leksandra Mahailovna Kollontai zengin bir ailede yetiþmiþti, rahat bir yaþam için gerekli her þeye sahipti. Ancak amaçlarý ve inançlarýyla kendisine tümüyle yabancý olan bu çevreyi terk etti. Çarlýk Rusyasý'nýn otokrasisine duyduðu sert tepkiyle marksizme yöneldi ve kendisini bekleyen güçlük ve tehlikelerden yýlmayan bir devrimci oldu. Dopdolu ve yaratýcý bir yaþamý oldu Aleksandra Kollontai'ýn; güçlüklerin üstesinden geldi, ölümü göze aldý ve kendisini tüm benliðiyle adadýðý amacýn zafere ulaþmasýnýn sevincini yaþadý. Tüm yaþamý boyunca, sosyalizmin zaferi için eþine az rastlanýr bir baðlýlýk ve azimle çalýþtý. 1909 yýlýnda polis örgütü Aleksandra Kollontai'ý sýnýrdýþý etti. Bunun ardýndan Ýngiltere, Danimarka, Fransa, Belçika, Ýsviçre, Ýsveç, Norveç ve Amerika'da yani gittiði her yerde iþçi haklarý uðrundaki savaþýmýný devam ettirdi. Ýki uluslararasý kadýn Konferansý'na katýldý. Ayný zamanda sosyalist hareket içinde Uluslararasý Kadýn Sekreteryasý üyeliði yaptý. Bolþevik Partisi üyesi olduktan sonra sosyal þovenizme ve iþçi hareketi içerisindeki reformizme karþý mücadele etti. 1915 yýlýnda, enternasyonalistlerin Zimmerwald Konferansý'nýn hemen öncesinde Ýsviçre'de yayýmlanan Kommunist dergisi için "Temmuz Günleri'nde Alman iþçileri Niçin Sessizdi?" baþlýklý bir makale yayýmladý, döneminde oldukça ses getiren tespitlerde bulundu. Bu makalesinde savaþ süresince bilinçsizce emperyalist hükümetlerine hizmet eden ve onun yayýlmacý politikalarýný içtenlikle desteleyen Alman Sosyal Demokrasisine karþý bugün hala geçerliliðini koruyan deðerlendirmelerde bulundu: "Bu kanlý çað, ayrý ayrý sosyalist partiler içindeki aksaklýklarý ortaya çýkaran bu çað açýkça gösteriyor ki, iþçi hareketinin bulunduðu ülkenin kapitalist sistemine "uyum saðlamasý" teorisi, sýnýf üstünlüðü için " barýþçý mücadele" teorisi, uluslararasý kurtuluþ hareketinin karþýsýndaki en büyük tehlikelerden biridir." . Mücadelesi boyunca bu ve buna benzer birçok makale yayýmladý ve döneminde ses getiren tespitlerde bulundu. Kollontai'ý 14

ayrý kýlan en önemli özelliði ise yaptýðý tespitler sonunda eleþtirileri önemseyerek yanlýþ yaptýðý zamanlarda bunu kabul etmekten çekinmemesiydi. Kadýn iþçilerin haklarýný savunan ve kadýn sorununun teorik incelenmesine katkýda bulunan bir kiþi olarak da dünya çapýnda tanýndý. Uluslararasý Kadýn Hareketi içinde öncü bir kiþilik olmuþ ve yaþamý boyunca kadýn hareketi ile ilgilenmeyi ihmal etmemiþtir. Yalnýzca çalýþan kadýnlarla ilgilenmemiþ kadýnlarýn bütünün benzer sorunlar yaþadýðý tespitini yaparak çeþitli toplantýlar ve konferanslar düzenlemiþ olabildiðince çok kadýna ulaþmaya çalýþmýþtýr. Yaþamýnýn sonlarýnda bunun hayatýndaki en büyük baþarýsý olduðunu yazmýþtýr. "Kadýnlarýn yazgýsý beni tüm yaþamým boyunca ilgilendirdi ve beni sosyalizme çeken de bu ilgi oldu zaten." sözleriyle çalýþmalarýnýn kendisi için ne anlama geldiðini anlatmýþtýr. Ekim Devriminden hemen sonra, Sovyet hükümetine üye olan Aleksandra Kollontai ilk sosyalist devletin temellerinin atýlmasýnda etkin bir rol oynadý. Kadýn sorununa pratik çözümler getirilmesine, kadýnlara tam ve eþit haklar tanýnmasýna, sosyalist yapýlanma ve devlet yönetiminde kadýnlarýnda yer almasýna özel bir önem vermiþtir. Kadýnlarýn günlük yaþamda erkeklerkle eþit bir sosyal konuma getirilmesini savunmuþ ve bu konu ile ilgili önlemler alýnmasý için çalýþmýþtýr. Partisinin kadýnlar ile ilgili çalýþmalarýnýn yetersizliðini eleþtirerek bu konuda çalýþmalar yapmýþtýr. O dönemde Lenin de dahil olmak üzere bir çok kiþi tarafýndan sertçe eleþtirilmesine raðmen cinsel özgürlük de dahil olmak üzere hiçbir fikrini açýklamaktan çekinmemiþtir. Kadýnlarýn da erkekler gibi cinsel özgürlük yaþayabileceði üzerine düþünceleri ve sadece sosyalist bir toplumda cinsel ahlakýn geliþeceði düþünceleri ile ilgili yazýlar yazmaktan sert eleþtirilere raðmen yýlmamýþtýr. Yeni bir toplumun oluþmasýna ve yapýlanmasýna sahne olan yýllarda sýk sýk aile, sevgi ve yeni ahlak anlayýþý gibi konularda konuþmalar yapmýþtýr. Sosyalist ahlak anlayýþýnýn insan davranýþlarýný düzenlemeye baþlamasýyla, iki cins arasýndaki iliþkilerdeki çürüme ve yozlaþmanýn giderileceðine inandýðýný 1936 yýlýnda kendini fikirleri nedeniyle sert bir þekilde eleþtiren Norveçli oyun yazarý Nordhal

KADIN

Desa' nýn Fabrika Önlerinde Kadýnlar Kapitalizme Ve Erkek Egemenliðine Karþý Direndi!

D Grieg ile yaptýðý bir söyleþide dile getirmiþtir. Sovyet hükümetine katýldýktan sonra kendisine verilen diplomatlýk görevinide baþarýyla yerine getirmiþtir. Ýlk kadýn diplomat olarak ülkesini birçok ülkede baþarý ile temsil etmiþtir. Ekim devriminin ardýndan Nadejda Krupskaya, Yelena Stassova, Klavdia Nikolayeva, Anna ve Maria Ulyanova, Vera Slutkaya ile Yevgenia Bosh gibi en yakýn arkadaþ ve yoldaþlarýný tanýttýðý Büyük Ekim Devrimi Günlerindeki Kadýn Savaþçýlar baþlýklý denemesinde "Ekim Devrimi'nin kadýn kahramanlarý" diye yazar Kollontai, "koca bir orduydular ve bu kadýnlarýn adlarý unutulsa da, göstermiþ olduklarý özveri devrimin zaferinde, Sovyetler Birliði'ndeki çalýþan kadýnlarýn bugün kaydetmiþ olduðu tüm ilerleme ve kazanýmlarda yaþamayý sürdürecektir." Bu çalýþmasý ile mücadelede adý olmayan emekleri daha az görülen kadýn yoldaþlarýný yaþatmayý amaçlamýþtýr. Mücadelesi boyunca kadýnlarý politikada var etmeye çalýþmýþ ve kaybedilen kadýnlarýn adlarýný yaþatmayý görev bilmiþtir. Yukarýda sýralamaya çalýþtýðýmýz baþarýlarý Kollontai 'ýn tarihe kattýklarýnýn yanlýzca bir kýsmýdýr; onun propagandist yaný, yazdýklarý, düzenlediði kadýn konferanslarý, Lenin ile mektuplarý... Hepsi ayrý ayrý ele alýnmasý ve incelenmesi gereken döneminde çýðýr açan fikirleri kapsayan þeylerdir. Bu kýsa yazýda elbette Kollontai'ý bütün yönleri ile incelemek mümkün deðil. Dönemine göre oldukça ileri tespitler yapmaktan çekinmeyen ve Kadýn mücadelesinin de sosyalizm mücadelesinin en önünde durmayý baþarmýþtýr. Onun için son bir tespit yapmak yanlýzca incelediðimiz yönleri açýsýndan bile mümkün: Kollontai sosyalizm mücadelesinde ve kadýn kurtuluþ hareketi mücadelesinde en önde azimle durmayý baþaran ve tarih yazan bir kadýndýr. Bu noktada bizlere düþen hem sosyalizm mücadelesinde hem de Kadýn Kurtuluþ Hareketi mücadelesinde Kollontai ve tarih yazan kadýnlarý yaþatmaktýr...

esa bir deri üretim fabrikasý... Ýþçilerini aðýr þartlarda çalýþtýran, özellikle kadýn iþçiler için daha da aðýr þartlarý olan bir fabrika Desa... Ev iþlerini yapmak, çocuklara bakmak zorunda kalan kadýn iþçilerin bu görünmeyen emeðinin üzerine gelip çalýþtýklarý yerin adý Desa! Çok düþük ücretlere, uzun saatler boyunca çalýþtýklarý yerin adý idi Desa ama kadýnlar artýk buna boyun eðmeyeceðiz dediler. Patronun keyfi uygulamalarýna artýk boyun eðmeyeceðiz dediler, Deri-Ýþ sendikasýna üye oldular. Emine Arslan iþte bu kadýn iþçilerden biri, Düzce'de 29 Nisan 2008, Sefaköy'de 3 Temmuz 2008 tarihinden beri, yoðun emek ve beden sömürüsüne karþý direnen kadýn iþçilerden biri. Onun yaþadýklarýný onun sözleri ile þu þekilde: "Sefaköy Desa'da 8 yýldýr çalýþýyorum. Fabrikada çalýþma koþullarý çok kötüydü. Öðle vakti yükleme olur yemeðe gidemezsin, akþam yükleme olur bir yere mal gidecek yine yemeðe gidemeyiz. Eve gitme saatimiz gelirdi ama yemeðe bile çýkamazdýk. Eve gitmeye hazýrlanýrken: "Ýþ var çalýþýlacak" deniyor ve mecburen akþam, bazen daha geç vakitlere kadar çalýþmak zorunda kalýyoruz. Sonra sabah yine mesai baþlýyor. Kaçta biteceði belli deðil. Bu kadar yoðun çalýþmadan sonra evde de çalýþma devam ediyor. Çok aðýr yükleri taþýma iþlerinde de çalýþýyoruz kadýnlar olarak. Kadýnlar bütün bölümlerde çalýþýyor ama ustabaþlarý, yöneticiler erkek. Sefaköy'de 100 kadar kadýn iþçi var. Kreþ yok, emzirme odasý yok. Mesela erkeklerle ayný iþi yaptýðýn, ondan daha üstün yaptýðýn halde, hatta yeni girmiþ iþe sen ona iþi öðretiyorsun senden fazla maaþ alýyor. Ustalar hep erkek. Yüksek sesle baðýrýp çaðýrýyorlardý bize. Erkeklere de hakaret ediyorlardý ama kadýnlara kadýn olduklarýndan dolayý daha zayýf görüp onlara daha çok hakaret ediyorlardý. "Bu þartlar beni sendikalý olmaya itti. Günyüzü görmüyordum ben. Ben gittim sendikaya. Ýçerde aðlayan sýzlayan arkadaþlarýmýza dedim ki aðlamayýn gelin yetkili bir kiþiden ne gibi haklarýmýz var duyun dedim. Evime getirdim onlarý sendikamla tanýþtýrdým. Üye olan arkadaþlarým oldu. 3 sefer toplantý yaptým evimde. Patron duydu tabii. Sen misin böyle yapan, hatalý iþ çýkarýyorsun diyip iþten çýkardýlar beni. 3 Temmuz 2008'de baþladým direniþe. Buraya çýktýðým günden beri devletin güvenlik güçleri tarafýndan gözaltýna alýndým. Gelen polisler: "Daha ne oturuyorsun burada? Git! Evinde yemeðini yap, bulaþýðýný yýka!" dediler. Devletin güvenlik güçlerinden þunu istiyorum; tarafsýz görev yapsýnlar. Bana kamu yerine zarar veriyorsun diyorlar ben ne zararý veriyorum buraya? Bir de gidip iþverene sorsunlar. Bu kadýn 8 senedir çalýþýyordu ne oldu da neden sendikaya ihtiyaç duydu? Sendikaya gidince neden kapýya koydun?" Ýþte bu direniþ hem fabrika kapýsýnda sürdü hem de mahkeme salonlarýnda. Mahkeme salonlarýnda iþverene karþý davayý kazandýlar ancak iþverenden yana yasalar iþverene iki seçenek sunuyor: Ýþçilerin sendikalý olarak iþe geri dönmesi ya da tazminatlarý ödenerek iþten atýlmalarý. Ýþyerinde sendikayý istemeyen, sömürünün ayný þekilde devam etmesini isteyen iþveren; iþçilere tazminatýný vererek iþten atmak istiyor. Deri Ýþ Sendikasý Örgütlenme Uzmaný Nuran Gülenç'in verdiði son bilgiye göre davanýn kazanýlmasýnýn ardýndan direniþ sonlandýrýldý ve iþveren ile görüþmeler devam ediyor, iþçilerin iþe iadeleri konusunda uzlaþýlmaya çalýþýlýyor.


Tutuklanan KESK'li Kadýnlardan Mektup Var...

E

ðitim-Sen Genel Merkezin'e Bergama M Tipi Kapalý Cezaevinden bir mektup var... 28 Mayýs 2009 tarihinde baþlayan operasyonlarla tutuklanarak susturulmaya çalýþýlan Eðitim Sen eski Kadýn Sekreteri Elif Akgül, Barýþ Meclisi sözcüsü Yüksel Mutlu, KESK üyeleri Þermin Güneþ ve Sakine Esen'den gelen bu mektupta onlarý susturmaya çalýþanlara seslendiler: "Nerede olursak olalým ekmek ve gül istemeye devam edeceðiz. Ve yine elbette ki bizler 'barýþ' diyeceðiz.". Biz dýþarýda onlar içeride mücadeleye devam edeceðiz, sokaklarda birlikte haykýramasakta hepimiz onlarýn sesini sesimize ekleyerek daha gür haykýracaðýz onlarýn taleplerini ve egemenlere bir kez daha göstereceðiz baskýlar bizi yýldýrmadý, yýldýramayacak! Ýçeride mücadeleyi sürdüren ve sesleri asla kesilmeyecek kadýnlarýn mektuplarý þöyle:'28 Mayýs sabahý kapýlarýmýz çalýndýðýnda, postallarla bölünen uykularýmýzýn mahmurluðunda OHAL'i hatýrladýk. Meðer kýþtan-bahara evimizin içinde bir 'kulak' en mahrem sohbetlerimizin sýcaklýðýný iþliyormuþ teyplere. Kimdik biz? Nasýl bir pervasýzlýk vardý ki gülüþlerimizde özgürlüðümüzden yoksun býrakýldýk. Üç kadýn, üçü de sendikal çalýþmalar yapmýþ, kadýn çalýþmalarýnda yer almýþ. Üçü de emeðin en yüce deðer olduðuna inanmýþ. Cinsel, ulusal, sýnýfsal mücadelenin aktivisti

olmuþ. Diðeri ise insan haklarý, demokrasi ve barýþ mücadelesini ilmek ilmek dokumak için 52 koca yýlý devirmiþ, inancýný bilincine yazdýðý yazýlara aktarmýþ bir kadýn. Adlarý Elif olmuþ, Yüksel olmuþ, Þermin olmuþ, Sakine olmuþ, ne fark eder! Emek mücadelesi veren, kadýnlarýn kurtuluþundan yana olan, sýrf cinsiyetlerinden ötürü ayrýmcýlýða uðramýþ, ötekileþtirilmiþ herhangi bir kadýn olabilirdi çünkü. Bu 'güzel ve yalnýz ülke'de kapitalizmin tuzaðýna düþmeyen, yani verili yaþamýn dayattýðý -kadýn- olmayý ret eden; ülkesinden daha da yalnýz ama bir o kadar maðrur ve onurlu herhangi bir kadýn olabilirdi bugün Bergama M Tipi Kapalý Cezaevinde ve ülkenin diðer cezaevlerinde kalan. Elbette bizler nerede olursak olalým 'ekmek ve gül' istemeye devam edeceðiz. Ve yine elbette ki bizler 'barýþ' diyeceðiz. Gözyaþlarýmýzýn rengi olmadýðýný öðrenecek kadar aðladýk çünkü. Savaþýn ve militarizmin bedenlerimize, yüreðimize, beynimize kazýdýðý acýlarý bizden iyi kim bilebilir ki?'. Bu operasyon Türkiye oligarþisinin devrimci ve demokratlarý susturmak için yapmýþ olduðu operasyonlardan yanlýzca biri, barýþ taleplerini haykýran kadýnlarý susturmak için yapýldý bu seferki. Ancak ne onlar barýþ taleplerini haykýrmaktan vazgeçecekler ne de bizler onlarýn yanýnda olmaktan vazgeçeceðiz...

Ücretsiz Kreþ Ýstiyoruz!

Ç

ocuk sahibi olunmasýnýn ardýndan çocuk bakýmýnýn zorunlu olarak kadýnlara kalmasý bir gerçek, hayatýmýzýn bu gerçeði ile ilgili Eðitim-Sen'in yapmýþ olduðu anket aslýnda hayatýn her alanýndan dýþlanan bizlerin iþ yaþamýndan nasýl dýþlandýðýmýzý gözler önüne seriyor. Eðitim-Sen þubeleri aracýlýðýyla, Þubat-Mayýs 2009 tarihlerinde 28 ilde kreþ çaðýnda çocuðu bulunan 920 eðitim ve bilim emekçisinin katýldýðý bir anket yapmýþtýr. Anket % 51.6 oranýnda kadýn, % 48.8 oranýnda erkeðin katýlýmý ile gerçekleþtirildi. Anket sonuçlarýnda en çok dikkati çeken sonuç bakým sorunu ile ilgili ortaya çýktý. Çocuk bakýmýnýn toplumsallaþtýrýlamamasý sonucu maliyeti

oldukça yüksek olan kreþ ve bakýcý gibi çözümler emekçi ailelerini zora soktuðu anketin sonuçlarý arasýnda. Bunun sonucu olarak da kadýnlar iþlerinden ayrýlarak çocuk büyütmenin ucuz yolunu seçmek zorunda kalýyor. Þüphesiz bu kadýn istihdamýnýn az olmasýnýn en büyük gerekçelerinden birisi. Sonuçlara baktýðýmýzda kreþ çaðýndaki çocuklarýnýn bakým sorununu çözmek için ebeynlerin; * % 31'i ücretli bakýcýyý, * % 28.90'ý kreþleri * % 25.50'si kadýn akrabalarý * % 13.60'ý eþlerden birini tercih ettiði görülüyor. Elbette burada %13.60 olarak belirtilen eþ kadýn olmak durumunda kalýyor. Eðitim ve bilim emekçileri arasýnda bu oranda kalan iþten ayrýlan kadýn oraný baþka meslek

Sosyalist Parti'li Kadýnlar:

Münferit Deðil, Yine Erkek Þiddeti

S

osyalist Parti'li Kadýnlar, Mersin Ýl Temsilcisi Gülþah Kýlýç'ýn kardeþinin eþi tarafýndan býçaklanarak öldürülmesini kýnadý, "Hiç bir gerekçe kadýnlarýn katledilmesini ve þiddete uðramasýný mazur gösteremez" dedi. Sosyalist Parti Merkezi Kadýn Koordinasyonu eþi Þener Yerci tarafýndan "aldattýðý" gerekçesiyle 25 yerinden býçaklanarak öldürülen Gülbünþah Yerci için yaptýðý açýklamada "Diðerleri gibi bu olay da münferit deðil, 'namus/erkek þiddeti" dedi. Yapýlan basýn açýklamasý metni þu þekilde: "Dün yine bir kadýn bir erkek tarafýndan katledildi. Adý Gülbünþah Yerci. Gülbünþah, kocasý Þener Yerci tarafýndan "aldattýðý" gerekçesiyle 25 yerinden býçaklanarak öldürüldü. Bu olay da münferit deðil, "namus cinayeti"/erkek þiddeti. Hemen her gün gazetelerin 3. sayfa haberleri olarak üzerinde bile durmaya deðer bulunmayan kadýn katliamlarý, tacizler, tecavüzler artýk tüm kadýnlarýn hayatýný tehdit eder boyutta. Üstelik ekonomik krizle kadýn katliamlarýndaki artýþ olarak kadýnlara fatura ediliyor. Kadýnlarý katleden katil kocalarýn hep bir gerekçesi var. Yemeðin tuzu yoktu, kýsa etek girmiþti, eve geç gelmiþti, aldatýyordu.... Hiç bir gerekçe kadýnlarýn katedilmesini ve þiddete uðramasýný mazur gösteremez. Bu toplumda, kadýný erkeðin malý olarak gören anlayýþ kadýnlarýn zaten emeðine, bedenine ve kimliðine el koyduðu için, namus da erkeðin namusu olarak görülüyor. Yasalar da erkeði kayýrarak

gruplarý için artýþ gösteriyor. Ýþ koþullarýnýn daha aðýr olduðu sektörlerde kadýnlar için tek çözüm iþten ayrýlarak çocuk bakmak oluyor. Ankette iþyerlerine ait ücretsiz kreþlerin bulunmamasýndan kaynaklý ücretli kreþlerin tercih edildiði ve bunun aile bütçesi için ciddi bir külfet oluþturduðu yer alýyor. Devlet kurumlarýnýn çok küçük bir kýsmýnda ücretsiz kreþ bulunuyor, çok az bir kýsmýnda ise ücretli kreþler bulunuyor. Kýsacasý iþ yerleri çocuk bakýmý için özel kreþlere ya da bakýcýlara yönlendiriyor. Bu sorunlarý yaþayan eðitim ve bilim emekçilerinin taleplerinden biri de kreþin, toplu görüþmelerde öncelikli talep olarak yer almasý, ücretsiz ve nitelikli kreþ olanaklarýnýn yaratýlmasý önem kazanýyor. Eðitim-Sen'in yapmýþ olduðu bu

öldürme gerekçelerini tahrik indiriminden yararlanmaya çeviriyor. Bu katliamdan da görüldüðü gibi katil en yakýnýmýzda, evin içinde ve yataðýmýzda. Kadýnlar en çok þiddete, tacize, tecavüze en yakýnýndaki erkekler tarafýndan maruz kalýyorlar. Sosyalist Parti Mersin Ýl Temcilcimiz Gülþah Kýlýç'ýn kýzkardeþi de olan Gülbünþah Yerci'nin katledilmesiyle öfkeliyiz. Tüm kadýnlarý her türden erkek þiddetine karþý mücadele etmeye ve kadýn dayanýþmasýna çaðýrýyoruz. Kadýn katliamlarý son bulsun. Katiller tahrik indiriminden yararlandýrýlmasýn. Biz kadýnlar kimsenin namusu olmayacaðýz!"

çalýþma sonucu ortaya çýkan sonuç yanlýzca eðitim ve bilim emekçilerinin deðil kadýn iþçilerin tamamý için en temel sorunlardan biri olmaya devam ediyor. Toplu görüþmelerde alt sýralara atýlan bu sorun, kadýn iþçiler için en temel sorunlardan birisidir. Çocuk bakýmýnýn toplumsallaþtýrýlmasý biz kadýnlarýn temel taleplerinden biri olmaya devam etmektedir. 15


Ý

KOMÜN ve ÝNSAN

nsan sonsuzluk evreninde, sonsuz çeþnide var olan organik türlerden sadece bir tanesidir. Ýnsanýn kendisini evrenin merkezine yerleþtirmesi, evrenin en bilinçli ve en üstün yaratýðý olarak ilan etmesi ve evreni kendisine tabi kýlmaya çalýþmasý, onun darlýðýndan ve dizginlenemez korkunç egosundan kaynaklanmaktadýr. Ýnsanýn Tanrý'yý yaratmasý, onun sadece zorluklar ve felaketler karþýsýnda sýðýnma, güvenlik arama, kendine olan güveninden kopup, cüceleþerek kullaþma güdüsünden kaynaklanmýyor; ayný zamanda ve asýl olarak, onun ölümsüzleþme, tanrýlaþma eðiliminden de kaynaklanýyor. Tanrýnýn, toplum için ne derecede vazgeçilmez bir obje olduðunu anlamamýz, O'nun ait olduðu toplum sisteminde gördüðü iþlevi anlamamýza baðlýdýr. Ýnsan zaten omurgasý ya da hiyerarþisi küçük tanrýlarla inþa edilmiþ bir sistemin hücresidir. Bu sadece inanç sisteminde deðil, ekonomik, siyasal, toplumsal, sistemlerde de böyledir. Ekonominin, siyasetin ve toplum düzeninin de piramit þeklinde örgütlenmiþ kendi tanrýsý, peygamberi, Vatikan'ý ve kalabalýk bir ruhban sýnýfý vardýr. Biçimi nasýl olursa olsun, insanýn sahip olduðu sermaye, insanýn hem dýþýnda hem de içindedir. Ýnsan sermayeye, sermaye de insana üfler kendi ruhunu. Her ikisi de egemenlik ve teba arayýþý içine girer. Bu, insanýn tanrýlaþma egosudur. Ezilen, horlanan, soyulan, fakrü zaruret iklimine savrulup atýlan cahil insanýn tanrýlaþma egosu, refah içinde yaþayan bilgili insanýn tanrýlaþma egosundan daha güçlüdür. Birincisinin ölümsüzlük ya da sonsuzluk saltanatý hýrsý daha güçlüdür. Mülke sahip olma, mülk aracýlýðýyla tanrýlaþma umudunu gerçek hayatta tamamen yitiren insan, manevi dünyasýnda yarattýðý ölümsüzlük iktidarýna, yani tanrýya sarýlýr ve gerçek dünyanýn mülkünü, mülk iktidarýný küçümser. Tanrýlaþma arzusunun bu biçimi, mülk arayýþýndan baþka bir þey deðildir. Ýnsan, içinden çýkýlmayacak derecede karmaþýk, zengin bir yaratýktýr. Onu tek baþýna mülk dünyasýnýn gerçekliði ile açýklayamayýz. Mülk dünyasýndan önceki insanýn doðasýný, karmaþýk iç zenginliðini çözümlemek, bu iç zenginliðin mülk dünyasýnda ne tür deðiþimlere uðradýðýný tespit edebilmek. Ýnsaný anlamanýn yolu biraz buradan geçiyor. Mülk dünyasýndan önceki insan da, mülk dünyasýnýn insaný gibi hem cinsini ve diðer canlýlarý öldüren bir yaratýktý. Mülkü yoktu, yýðmýyordu. Acýkýnca gidip öldürüyor, yiyor, doyunca öldürmeyi düþünmüyordu. Ýnsanýn, tanrýlaþma, insanlar üzerinde egemenlik kurma, onlarý çalýþtýrma, yönetme diye bir sorunu yoktu. Modern insan gibi o da ölümsüzlük düþleri kuruyordu. Ama onun ölümsüzlük düþü, modern insanýn, envai çeþit yiyecek ve hizmetlerden ve hizmetçilerden oluþan görkemli bir cennette sonsuza kadar yaþama düþünden daha gerçekçi, daha sadeydi;

Muzaffer ORUÇOÐLU

öldükten sonra deðiþik hayvan ve bitki biçimlerinde yeryüzüne dönmekten ibaretti. Egemenliði ve hizmeti dýþtalayan bu düþ, ilkel insanýn iç dünyasýnýn bir özetidir aslýnda. Ýlkel insanýn, doða ve insan üzerinde egemenlik kurma çabasýnýn hiç olmadýðýný da söyleyemeyiz. Ýnsanýn doða üzerinde egemenlik kurma çabasý ile insan üzerinde egemenlik kurma çabasý birbirine baðlý þeylerdir. Üreme, beslenme ve korunma, alet kullanma, güçlü olaný daha çok dikkate alma, izleme ve giderek ateþi kullanma gibi var oluþ çabalarý, bilinçsiz ve zayýf da olsa egemenlik çabalarýdýr. Ananýn egemen olduðu anaerkil toplumu, insanýn insan üzerinde egemen olmadýðý bir toplum olarak sunamayýz. Komün, köklü bir devrimin adýdýr. Ýnsanýn insan üzerindeki egemenlik araçlarýna, egemenlik üreten çabalarýna, iliþkilerine saldýrýr. Komün, devrimci insanýn, devrime katýlan, devrime itaat eden veya devrilen, suçlanan insan üzerinde kuracaðý egemenlik araçlarýna, amaçlarýna ve duygularýna saldýrýr. Komünün idealleriyle donanan insanýn çabasý, yýðýnlarýn yaratýcý inisiyatifinin açýða çýkmasý, doðrudan demokrasiye dönüþmesi yönünde iþler. Profesyonel devletin veya kadro örgütlerinin, toplumu kendi cemaatleri haline getirmesine karþý çýkar. Birey, komünün ana kalesidir. Bireyin özgürleþme serüveni, onun mülkten, mülk duygusundan azade olma, çok yönlü bilgiyle donanma ve yaratma çabasýdýr. Üretim, baþta olmak üzere her þey, bireyin özgürleþme serüvenine tabidir. Türkiye'de komünün görevleri, diðer ülkelere nazaran daha zordur. Selçuklu, Osmanlý ve Cumhuriyet tarihi, dört baþý mamur devlet tarihidir. 600 yýllýk Osmanlý devleti, topraklarýn mülkiyet hakkýna sahip, sadrazamlýk ve harbiye nazýrlýðýndan oluþan, muazzam bir fütuhat, bir savaþ makinasýdýr. Bu devletin tepesindeki sultan, Tanrýnýn yeryüzündeki gölgesidir. Bu gölgenin azameti karþýsýnda bendeleþen ahali, gölgeyi ve gölgenin devletini baba veya ata olarak görmüþ, benimsemek zorunda kalmýþtýr. Ya devlet baþa ya kuzgun leþe kültürünün egemen olduðu böylesi bir savaþ makinasýnýn kendi yazýlý tarihinin anlatýmý veya tahlil örgüsü de, iyi veya kötü, dirayetli veya dirayetsiz sultanlar, sadrazamlar, paþalar üzerine bina edilmiþtir. 'Kanuni'nin vefatýla iþler…", "Sokullu Mehmet paþanýn iþ baþýna gelmesiyle iþler…" , "Vahdettin'in ihanetiyle iþler…" diye baþlayan resmi tarih, deyim yerindeyse, gerçek tarihi cin çarpmýþa çevirmiþ, tepeleyip geçmiþtir. Biz, asýrlarý kat ederek gelen ve bizi sarýp sarmalayan bu acuze gerçekliðin rahle-i tedrisatýndan kendimizi ne derecede uzak tutabildik? Proletarya diktatörlüðü dediðimizde, aklýmýza hep, güçlü bir partinin yönettiði, güçlü bir kýzýl orduya sahip, güçlü bir devlet geldi. Bu yetmezmiþ gibi bir de proletarya diktatörlüðünün pekiþtirilmesinden, hem de tepelediði düþmanlarýnýn tepesinde pekiþtirilmesinden söz etmeye baþladýk. Yenilgileri fark etmeye, yýkýntýlar karþýsýnda geri çekilmeye baþladýðýmýzda ise kendi tarihimizi yazmaya giriþtik. Yöntemimiz, yaklaþýmýmýz, Naime'den, Ýsmail Hakký Uzun

Çarþýlý'ya kadar uzayan tarihçilerin yönteminden pek farklý deðildi. "Stalin'in ölümünden sonra geriye dönüþ…", "Kruþçev'in ihanetiyle geriye dönüþ…", "Enver Hoca'nýn ölümünden sonra geriye dönüþ…", "Mao'nun ölümüyle geriye dönüþ…" Komünün, güçlü özgürlük ateþini biz Türkiyeli devrimcilere dayatmasý güzeldir. Ama bizim bu ateþle biçimlenmemiz oldukça zordur. Güzellik bu zorluktan kaynaklanýyor. Kurtarýcýlýk, kahramanlýk ve güçlü devlet hayali, devrimci ruhumuzun vazgeçilmez metafiziðidir. Tahlilci deðiliz, gelenekçi ve doðmacýyýz. Feda ruhumuz güçlüdür. Dünyaya saðýr deðiliz. Bazen isabetliyiz. Bazen da tek yönlü nedensel etkilerin su sýzdýrmaz savunucularý, vülger Marksist kurbanlarýyýz. Hegel'in diyalektiðini, bütünle parça arasýndaki diyalektik iliþki çerçevesinde, ayaklarý üzerine oturtarak devrim ateþine dönüþtüren Marksýn cesur, yýkýcý maharetini, kendi devrimci geçmiþimize, idollerimize karþý göstermeyi aklýmýzýn ucundan dahi geçirmeyiz. Devrimin sisteme saldýrýsýnýn çapýný, sadece özel deðil, mülkiyetin tüm biçimlerine; sadece klasik kapitalist devlete deðil, devletin tüm sosyalist biçimlerine; sadece sistem insanýna deðil, devrimci insana; sadece muhasýmýna deðil, ayný zamanda kendisine yönelteceði saldýrýnýn çapý tayin edecektir. Devrimci insan, kapitalist sistemin, dinin, en az beþ altý bin yýllýk sýnýflý toplum geleneklerinin, alýþkanlýklarýnýn þu veya bu derecede malulü olan insandýr. Kendimize þöyle bir bakalým. Sünnet olmadan, nikahlý düðünlü evlilikler yapmadan, yani canlýlar aleminden bir kadýna veya bir erkeðe sahip olmadan, cansýzlar aleminden ise bir menkule veya gayri menkule sahip olmadan; partimize, reisimize, devletimize, bize yol gösteren teorimize, o teoriyi yaratan peygamberimize biat etmeden; deðiþmez en son cennet ütopyamýzý yani komünizmimizi hayalimizin merkezine yerleþtirmeden yaþayamýyoruz. Sistemin kendisi olduðumuzun ve sistem gibi düþündüðümüzün farkýnda bile deðiliz.

Kurtuluş Gazete Say-13  

Yerel Seçimler ve Sosyalistler SAYI Ayaðýna Diken Batan Ürkek Olursa Sol, Darbecileri Ýran Seçimleri ve Ortadoðu’da Emperyalizm Mustafa KAHY...

Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you