Issuu on Google+

www.kurtulushareketi.org

SAYI

9

FÝLÝSTÝNLÝ ÇOCUKLAR ELBET KAZANACAKLAR

Sayfa 8 Seçimler

Yerel ve Tarihsel Utanca Sosyalistler Bir Çýðlýk

3 sf.

Mustafa KAHYA

Sayfa 10

Hiç Bir Þey Gerçek Kadar Ýnanýlmaz Deðildir Mahir SAYIN

Sayfa 15

“Size Çocuklarýnýz Konuþmakta” Gökhan TAÞYAKAN

2009

15 OCAK 15 ÞUBAT FÝYATI 1,5 TL


Kurtuluþ

SOL’DA ÝÞ ve GÜÇ BÝRLÝÐÝ Emperyalizme, kapitalizme karþý çýkan, askeri vesayeti, milliyetçi-ýrkçý, ayrýmcý ve cinsiyetçi politikalarý reddeden, Kürt sorununun demokratik çözümünü isteyen, Alevi yurttaþlarýn inanç özgürlüðü ve eþitlik taleplerine sahip çýkan 24 siyasi parti, platform ve kitle örgütü 29 Mart 2009 yerel seçimlerinde "Biz de varýz" dedi. aksim Square

T

Milletvekili Ufuk Uras, Emek

Otel'de düzenlenen

Partisi Genel Baþkaný Levent

basýn toplantýsýnda,

Tüzel, Türkiye Komünist

seçim deklaras-

Partisi Genel Baþkaný

yonunu kurumlar adýna

Aydemir Güler, DTP Genel

Sosyalist Parti Genel Baþkaný

Baþkan Yardýmcýsý ve

Sevim Belli okudu. 29 Mart

Mardin Milletvekili Emine

2009 yerel seçimlerine

Ayna ile çeþitli sivil toplum

Türkiye'nin kriz ortamýnda

kuruluþlarýnýn temsilcileri de

girdiðini vurgulayan Belli,

belde ve mahallede oluþturulacak yerel

ABD'de baþlayan krizin dünya çapýna

platformlarda, halkýn çýkarlarýný temel alan

Açýklamayý Sosyalist Parti, DTP, ÖDP, EMEP,

yayýldýðýný belirtti. Belli sözlerine "Egemen

programlar çerçevesinde, ortak adaylarý,

TKP, SDP, EHP, DSÝP, Yeþiller Partisi, DÝP

güçler, 29 Mart 2009 yerel seçimlerinde

halkýn katýlýmýný içeren demokratik yön-

Giriþimi, Halkevleri, ESP, DHP, SODAP, SEH,

bugüne kadar uyguladýklarý krizi yaratan

temlerle belirleyerek alternatif yaratýlmaya

TÖP, Anti-Kapitalist, Teori ve Politika,

sömürü politikalarýna, piyasacý politikalarý-

çalýþýlacaðý bildirildi.

Kaldýraç, HKM, Türkiye Gerçeði, Köz,

na bir kez daha oy istiyor. Yine egemen

Basýn açýklamasýna, ortak deklarasyona

Proletaryanýn Kurtuluþu, 78'liler Giriþimi

güçler, devlet olanaklarýný da harekete

imza atan ÖDP Genel Baþkaný ve Ýstanbul

hazýrladý.

katýldý.

geçirerek AKP eli ile DTP'ye yönelik saldýrý politikalarýný arttýrarak DTP'nin yönettiði yerel yönetimleri ele geçirmeyi hedefliyor.

i ç i n d e k i l e r

Egemen güçlerin, AKP, CHP ve diðer düzen partilerinin karþýsýnda eþitlikçiözgürlükçü, halktan yana bir seçeneði ortaya çýkarmak bu yerel seçimlerin temel bir görevi olarak önümüzde duruyor" diyerek devam etti. Deklarasyonda, mümkün olan her il, ilçe,

KURTULUÞ AYLIK SÝYASÝ GAZETE (Yerel Süreli Yayýn) Fiyat: 1,5 YTL Yurtdýþý: 3 Euro - 3 Dolar ERGÝNBAY YAYINCILIK Adýna Sahibi ve Yazý Ýþleri Müdürü: Hüseyin BEKTAÞ Ýrtibat Adresi: Þehit Muhtar Mah. Yoðurtçu Sok. No:14/12 Beyoðlu-ÝSTANBUL Basýldýðý Yer: Mattek Matbaacýlýk Bas. Yay. Tan. Tic. San Ltd. Þti. GMK Bulvarý No:83/32 Maltepe Ankara Havaleleri Halil Cengiz Gültekin adýna PTT 5155325 numaralý posta çeki hesabýna yapabilirsiniz.

-Haberler -Tarihsel Utanca Bir Çýðlýk -Hiçbir Þey Gerçek Kadar Ýnanýlmaz Deðildir -Röportaj: Sevim BELLÝ -Yeni Dönem Baþlarken -”Size Çocuklarýnýz Konuþmakta” -TKP Ne Diyor? -Bir Yaratýlýþçýnýn Yaratma Yeteneði -Bahoz -Geride Kalan -Kadýn Emeði: Görünmezlik ve Kriz -Ýsrail Neden Saldýrýyor

6 8 10 12 14 15

16 17 19 20 22 Arka Sayfa


Kurtuluþ PANORAMA

Göz Bozuksa Düz Çizgi Kýrýk Görünür

nsanlýðýn tarih öncesinden insanlýk tarihine geçiþin yakýnlaþacaðý umuduyla yeni bir yýla girdik. Yeni yýla girerken kapitalizmin dünya çapýndaki krizinin faturasý omuzlarýna yýkýlmak istenenler, bu faturayý ödemek istemediklerinin iþaretlerini de vermeye baþladýlar. Yunanistan'da geliþen olaylar bu yönde bir umut kývýlcýmý oldu. Türkiye'de sistem karþýtý güçlerin daðýnýklýðýný giderme ve demokrasi talepleri üzerinden bir mücadele cephesini oluþturma amaçlý Çatý Partisi Giriþimi, nihayet Ýstanbul'da gerçekleþtirilen bir toplantýyla düþünüleni fiiliyata dönüþtürmek için start verdi. Ancak Siyonist Ýsrail'in Filistin halkýnýn üzerine yaðdýrdýðý bombalar, yeni yýla dair umutlarý daha en baþýndan yerle bir etmiþ bulunuyor.

Ý

kalmadýðýný da bize bir kez daha gösterdi. Ancak bu olaylar, "objektif koþullarýn" her an ve her yerde uygun olduðunu ve "sübjektif koþullara" dair önemli uyarýlarý içeriyor. Ýþçi sýnýfý bozulan/bozdurulan yapýsýný, yaþanan yaygýn kriz dönemlerine raðmen düzeltebilmiþ, kendisi için sýnýf olma durumuna geçebilmiþ deðil. Bu durum, devrim gücünü sýnýrlamakta, öfkeyi, bir baþkaldýrý, bir isyan durumundan ileriye taþýmamaktadýr. Öyle olduðu içindir ki "küçük" bir olay ile baþlayan ve hýzla yaygýnlaþan sistem karþýtý öfke, ne yazýk ki bir devrimci çýkýþa dönüþtürülememekte, genellikle daðýnýk eylemler olarak kalmakta, bir süre sonra da "yorularak" geri çekilmektedir. Kapitalizmin krizleri, sürekli olarak nesnel koþullarý oluþturup, yaygýnlaþtýrýrken, bu nesnel koþullarý karþýlayacak, yönetecek bir öznel yapýnýn yokluðu devrimci olanaklarýn da heba olmasýna neden olmaktadýr. O nedenle, ÝÞÇÝ SINIFININ SÝYASET SAHNESÝNDEKÝ YERÝNÝ ALMASI görevi, sosyalistlerin bugünkü en temel görevlerinden birisini oluþturmaktadýr. Kapitalizmin krizinin sistemin aþýlmasý yönünde yarattýðý olanaklarýn devrimci bir tarzda deðerlendirilmesi için gerekli olan öznel yapý, ancak bu görevin üstesinden gelinmesiyle oluþturulabilir. Bütün bu olaylar akla þu soruyu da getiriyor: Hangisi daha þaþýrtýcý; Yunanistan'da bir gencin hayatýna mal olan polis kurþunun yýkýcý bir toplumsal öfkeye dönüþmesi mi, yoksa Türkiye'de polis ve asker tarafýndan öldürülen yüzlerce gencin ölümlerine tepkisiz kalýnmasý mý? Türkiye ile Yunanistan karþýlaþtýrýldýðýnda koþullar ayný olmakla birlikte karþýlaþýlan öldürme olaylarýnda sonuçlarýn ayrý olmasý, bu ülkenin devrimcileri ve sosyalistleri için düþündürücü olmalýdýr.

Kapitalizmin krizleri, sürekli olarak nesnel koþullarý oluþturup, yaygýnlaþtýrýrken, bu nesnel koþullarý karþýlayacak, yönetecek bir öznel yapýnýn yokluðu devrimci olanaklarýn da heba olmasýna neden olmaktadýr. O nedenle, ÝÞÇÝ SINIFININ SÝYASET SAHNESÝNDEKÝ YERÝNÝ ALMASI görevi, sosyalistlerin bu günkü en temel görevlerinden birisini oluþturmaktadýr.

Ýsyan kývýlcýmý Yunanistan'da çaktý 16 yaþýnda bir gencin 6 Aralýk'ta polisin açtýðý ateþle ölmesi sonrasýnda Yunanistan adeta bir isyana sahne oldu. Baþbakan Kostas Karamanlis'in 5 Aralýk'ta, "iþsizlere ve düþük maaþ alan emeklilere yardým yapýlacaðýný, bu konuda kapsamlý önlemler paketi üzerinde çalýþýldýðýný" açýklamasý, iþsizlik oranýnýn yüzde 7,2 olduðu ve her beþ kiþiden 1'inin yoksulluk sýnýrý altýnda yaþadýðý Yunanistan'daki gerilimi azaltmaya yetmedi. 6 Aralýk gecesinde devriye gezen bir polis arabasýna arkadaþlarýyla birlikte taþ ve sopa atan 16 yaþýndaki Aleksis Grigoropulos'un polisin açtýðý ateþ sonucu hayatýný kaybetmesi, yaþanan geri-limi dinamit gibi patlattý. Yunanistan savaþ meydanýna döndü. Kendilerini anarþist ve iktidar karþýtý olarak niteleyen gruplar, Atina, Selanik, Yanya, Petras, Girit gibi birçok yerde çok sayýda banka þubesini, iþyerini, polis karakolunu, kamu binasýný, otobüs duraðýný, metro inþaat alanýný, çöp konteynerini ve aracý ateþe verdi. Televizyonlar iþgal edilip programlar deðiþtirildi. Güvenlik önlemleri almaya çalýþan polis ekipleri ve devriye gezen polis araçlarýna molotof kokteylleri atýldý. Polis, çatýþmalarda göstericilere karþý göz yaþartýcý gaz kullanýrken, bunun

karþýlýðýný sopa, taþ ve molotof kokteyli olarak aldý. Tarihi Akropolis tapýnaðýna çýkan bir grup gösterici, güvenlik güçlerini aþarak, ellerindeki, dört dilde "direniþ" yazan pankartý astý. Geniþ çaplý protesto gösterileri düzenleyen gençlerin tümünün anarþist olarak adlandýrýlamayacaðýný, kalabalýklarýn çoðunun orta sýnýftan gelen gençler tarafýndan oluþtuðunu belirtmek gerekiyor. Bu gençler, her fýrsatta tüm dünyada kendilerine destek gösterisi yapýlmasý çaðrýsýnda bulundular. Hükümetlerin yüzlerce milyar dolarlýk kurtarma planlarý ile þirketlere öncelik vermesine karþýn, iþten çýkarmalara karþý etkili bir önlem alýnmamasý ile büyüyen iþsizler ordusu, henüz bu çaðrýya güçlü bir yanýt vermese de gelecekte kendi isyanýný baþlatabilir. Yunanistan'daki olaylar, "baldýrý çýplaklarýn" öfkesinin anlýk olmayýp bir mekânla sýnýrlý

Çatý partisi devrimci amaçlara yöneliktir Çatý Partisi kavramý neredeyse yedi yýldýr siyasi literatürümüze dahil olmasýna karþýn, ancak birkaç hafta önce muhtelif siyasal görüþlerden 195 kiþinin fiili katýlýmý ile ilk adýmýný attý ve faaliyetlerini bun-

3


Kurtuluþ dan sonra daha düzenli bir çerçevede yürütmek üzere de 42 kiþilik bir koordinasyon seçti. Koordinasyonun öncelikli amacý, hem kendisini hem de tasarlanan bu partinin dayandýðý tabanýn geniþletilmesi çabasýný tüm Türkiye sathýnda sürdürmek ve yaymak. Söz konusu partinin, demokrasi mücadelesi vermesi ortak anlayýþýnýn dýþýnda pek fazla bir ortaklýk yok. Örneðin partinin adýnýn bile "Çatý Partisi" olacaðýný sanarak, böyle tuhaf bir isim benimsenmesinden endiþe duyanlar bile var. Çeliþkinin hepsi buna benzeseydi elbette ki iþimiz son derece kolay olacak ve bir çýrpýda hepsini anlaþmaya vararak çözmemiz olanaklý olacaktý. Ancak partinin programýnýn ne olacaðýndan nasýl þekilleneceðine kadar hemen hemen her konu birbirine zýt ön kabullerle tartýþma zeminine gelmiþ durumda. En zýt uçlarla yelpazeyi ifade etmek ister isek, bir uçta bu platforma katýlacak olanlar önceden tespit edilerek, programýn onlarýn isteklerine uyar bir biçimde belirlenmesini savunanlar, diðer tarafta Türkiye demokrasisinin sorunlarýnýn neler olduðunu tespit ederek bu temelde bir program üretilmesi ve bu platforma katýlacak olanlarýn da bu programa göre belirlenmesini savunanlar var. Bizim dahil olduðumuz ikinci eðilimi birinci eðilimin sýk sýk "sekter ve dogmatik" bulmasý, "Müslüman demokratlarýn" ya da "demokrat Müslümanlarýn", liberallerin, sosyal demokratlarýn bu zeminde yer almalarýný imkânsýzlaþtýrýcý "antikapitalist bir platform önerdiðimiz" iddialarýný öne sürmesi, tersinden, bu zeminde sosyalistleri tatmin edebilecek bir asgari çerçevenin olmasýna karþý olunduðu düþüncesini uyandýrmaktadýr. Antikapitalist bir platformdan söz eden hiç kimsenin olmamasýna karþýn, iþçilerin taleplerinin bu zeminde yer almasýnýn vurgulanmasýnýn bu düþünceyi üretiyor olmasý, esasýnda sadece adý demokrat olan bir platformun hesaplandýðýný düþündürtmektedir. Esasýnda meselenin çözümü hiç zor deðildir: Eðer demokrasi platformunu zemin alacaksak demokrasiden ne anladýðýmýzý ifade ettik mi, platformumuzu da tanýmlamýþ oluruz. Bunun için de birbirinin niyetlerini gereksiz gerginliklere neden olacak bir biçimde okuyup, olmayan niyetlere karþý mücadele etmek yerine, demokrasi çerçevesinde yer aldýðýný düþündüðümüz taleplerimizi net çizgilerle kâðýt üzerine döküp bunlardan hangisine taraftar, hangisine karþý olduðumuzu sýralamak hiçbir spekülasyona yer vermeden meselemizin çözülmesine olanak saðlar. Böylece kendisi bütün bir 20. yüzyýl boyunca sekterizmin ve dogmatizmin

4

teorisini yapmýþken, hiçbir özeleþtiriye gerek duymadan, bu sekterizme ve dogmatizme karþý mücadele vermiþ olanlarý kendi kabahati ile suçlamaya kalkýþmak gibi tuhaf gerginliklerden ve adaletsizliklerden kurtulmuþ oluruz. Bizim için demokrasinin kriterleri on yýllardýr tekrarlana gelmektedir. Türkiye'de demokrat olabilmek, antiemperyalist, antifaþist, antiþovenist ve cins ayýrýmcýlýðýna karþý olmakla baþlar; ama burada da bitmez elbette. Bunun ötesinde demokrasinin bir yaþam biçimi olarak hayat bulmasýna izin verecek çaðdaþ insan haklarý deðerlerini de içselleþtirmiþ olmak gerekir. Burada yelpazenin öbür ucunda duranlarýn canýný sýkan mesele antiemperyalizmde ortaya çýkmaktadýr ama bunu açýktan söyleyememektedirler. Bunun için de "askeri vesayet rejimine karþý olmak ve Kürt sorununda çözümsüzlüðe karþý olmak" gibi tuhaf

demokratlýk kriterleri üretmektedirler. Bunlarda demokratlýða deðgin þeyler vardýr, ama asla demokratlýk için asgari þartlarý oluþturmazlar. Ama bizim tanýmladýðýmýz çerçevede demokratlýðý benimseyenler bunlarla kastedilenlere bunlarýn içerebileceði en geniþ çerçevede yanýt verir. Bizi sekterizm ve dogmatizm içinde görenler elbette þunda haklýdýrlar: Bizim ortaya koyduðumuz kriterlerle Türkiye halklarýnýn %90'ý bir araya gelmez. Onlar bu %90'ý bir araya getirecek bir proje kurduklarýný iddia etmektedirler. Böylesine büyük bir ittifaký gerçekleþtirebilmek elbette ki sevindirici olurdu ama bu kadar oy ancak diktatörlerin zoruyla bir araya gelebilmiþtir. Hayat kendiliðinden o kadar çeþitlilik kazanmýþtýr ki, insanlarý zora koþmadan böylesine büyük talep birliðini oluþturabilmek olanaklý olamamaktadýr. Bu kadar geniþ hayatý tarif edeceðim deyince de hiçbir þeyi tarif edemez hale gelir ve tam anlamýyla ne camilik ne de kiliselik oluruz. %90 hesabý yaparken varolaný da daðýtýr gideriz. Çatý Partisinin ikinci temel sorununu nasýl þekilleneceði oluþturmaktadýr. Þimdiden organik bir partinin oluþturulmasýndan federatif bir partiye uzanan bir örgütlenme yelpazesi ortaya çýkmýþ bulunmaktadýr. Bir araya geliþte benimsenen temel, esasýnda organik parti görüþünü dýþlamaktadýr. Zira baþtan, varolan yapýlarýn korunacaðý ve bir cephe iliþkisinin oluþturulacaðý kabullenilmiþtir. Bu durumda oluþturulabilecek biricik iliþki federatif iliþkidir. Ýnsanlar iki iradeye ayný anda eþit derecede tabi olamazlar. Ancak bu iradeler arasýnda bir baðlantý kurulur ise iki ayrý irade merkezine tabi olanlar bunun uyumlu iliþkisini yaratabilirler. Yani Çatý Partisi bünyesinde yer alan bir kiþi mensup olduðu örgütün iradesini mi dinlesin yoksa Çatý Partisinin iradesini mi ikilemiyle yüz yüze gelmemelidir. Bunu aþmanýn yolu iki iradenin bir biçimde ortaklaþtýrýlmasýdýr. Bunu ortaklaþtýrabilecek yöntem de federatif bir iliþkidir. Tüm dünyada cepheler böyle oluþturulmuþtur. Bir cephe türü de sosyalist ülkelerde ortaya çýkan ve cephe ortaklarýna zorla dayatýlmýþ olan Komünist Partisinin öncülüðünü benimseyerek ortak bir yapý içerisine girmek olmuþtur. Bunun demokratik bir iliþki olduðunu kimse iddia edemez. Dolayýsýyla Çatý Partisi form olarak da demokratik olacak ise, herhangi bir örgüte mensup olmadan katýlacak olan insanlarýn varoluþlarýnýn da güvenceye alýnabildiði federatiflik prensibinin belli bir uygulanma biçimini benimsemek durumunda olmalýdýr.


Kurtuluþ Ýsrail Filistin'de katliam yapýyor Dünya kamuoyunun duyarsýzlýðýný fýrsat bilen Ýsrail, seneler boyu Filistin halkýna yönelik sürdürdüðü zulme bir yenisini daha ekledi. Saldýrý, Hamas "terörü" bahanesiyle gerçekleþtiriliyor. Oysa katliamýn Filistin halkýnýn direniþ kararlýlýðýný yok etmeyi, iradesini kýrmayý ve kendi iradesine tabi kýlmayý hedefleyen sistematik bir saldýrýnýn devamý olduðu açýk. Saldýrýnýn 20. gününde binden fazla Filistinlinin yaþamýný yitirdiði, insani yardýmýn bile engellendiði yerde, Ýsrailli yetkililer, "bir insanlýk felaketine izin vermeyeceklerini" söylüyorlar. Filistin halkýný katleden ve bu katliama seyirci kalanlar adeta insani deðerlerle alay ediyorlar. Ýsrail'in katliamlarý karþýsýnda Ýsrail'in stratejik ortaklarý tam bir iki yüzlülükle timsah gözyaþlarý d��küyorlar. Ölen siviller için üzgün olduðunu söyleyen ABD, BM temsilcisi, diðer taraftan Ýsrail'in kendini savunma hakký olduðunu bildirerek katliamlarý meþrulaþtýrýyor. Öte yandan ABD, BM'nin Ýsrail'e yaptýrým uygulamasýný veto ederek, Tel Aviv yönetimine uygulanmasý önerilen yaptýrýmlara 40. defa engel oluyor. Kendi halkýna Siyonist Ýsrail devletiyle stratejik ortak olduðunu açýklayamayan AKP hükümeti ise, suçluluk telaþýyla Ortadoðu ülkeleri nezdinde sözde barýþ giriþimi için turlar atýyor. Dýþiþleri Bakaný, "Türkiye'nin, Gazze'ye yapýlan saldýrýya karþý en açýk tutumu alan ülkelerden biri olduðu"nun propagandasýný yapýyor. Ama Chavez'in devlet baþkaný olduðu Venezüella, Ýsrail Büyükelçisini sýnýr dýþý ederken, bu yöndeki talepler karþýsýnda baþbakan, "bakkal dükkâný deðil devlet yönettiklerini" söylüyor! Hâlbuki Ýsrail'in en önemli müttefiklerinden biri Türkiye'dir. Ýsrail'le askeri, ekonomik, politik iþbirliði anlaþmalarý yürürlüktedir. Ýsrail'le yapýlan onlarca gizli anlaþma yürürlüktedir. Filistin halkýnýn tepesine bomba yaðdýran Ýsrailli pilotlar eðitimlerini, Türkiye'nin hava sahasýný kullandýklarý ortak tatbikatlarda aldýlar. Ýsrail menþeli insansýz hava araçlarý bir baþka halka, Kürt halkýna gözdaðý vermek için basýnda tanýtýlýrken, Türkiye halklarýndan toplanan vergiler, Ýsrail'in askeri þirketlerini zengin etmek için kullanýlýyor. Milyon dolarlýk silah alýmý ihaleleri, askeri teçhizat modernizasyon ihaleleri Ýsrailli þirketlere verildi. Þimdi ödediðimiz vergiler Filistin halkýna bomba ve kurþun olarak geri dönüyor. Türkiye'nin Ýsrail'e karþý en ufak bir yaptýrýmý bile söz konu deðilken, Ýsrail'e verilmiþ tek bir nota yok iken, Tayyip Erdoðan'ýn göstermiþ olduðu tepki ve sözde barýþ giriþimleri neyi ifade etmektedir? AKP hükümeti iddialarýnda samimi ise, Ýsrail'le imzalanan tüm açýk ve gizli anlaþmalarý feshetmeli, Ýsrail'le olan askeri, ekonomik ve siyasi iþbirliðine son vermelidir. Bilinmelidir ki, Siyonist devlet ve onun ardýndaki emperyalist dünyayla suç ortaklýðýna son verilmesini açýktan savunmayan

herkes, gördüðümüz ve görecek olduðumuz insanlýk suçlarýnýn da birinci dereceden ortaðýdýr. Göz bozuksa düz çizgi kýrýk görünür 10. dalga Ergenekon tutuklamalarýyla birlikte Yalçýn Küçük'ün de tutuklanmýþ olmasý, kimilerimizin kafasýný karýþtýrmýþ görünüyor. Esasýnda, Ergenekon davasý saðda ve solda birçok kiþinin kafasýný karýþtýrmýþ durumda. Hâlbuki kafalarý bulandýran bir þey yok esasýnda. Kafalarýn kendi yapýlarý muhtemelen bulanýk ve onun için de astigmatlý göz gibi düz çizgi kýrýk görünüyor! Meselenin esasýnýn kimin neyi sað ya da sol olarak benimsediðinde yatýyor. Hâlbuki soruna sahici bir hukukçu gibi suç noktai nazarýndan bakýlsa, kimin kiminle hangi suçlar dolayýsýyla iliþkili olduðu tespit edilebilir. Bunlara, ama o solcu, saðcýyla birlikte olamaz ya da tersinden bir yanýt vermeye kalkýþmak, resmin kýrýlmasýna neden olmaktadýr. Mesela, Mussolini'nin faþist olduðunu ve dönmüþ olduðunu kabul ediyoruz. Sahiden acaba mesele dönmüþ denilip geçilecek kadar basit midir? Acaba o Mussolini'nin sosyalist olduðunu sandýðý ve öyle sanýldýðý zamanda sonradan benimseyeceði kimliðe uygun karakter özellikleri yok mudur? Bunu þimdi test edemeyiz ama etrafýnýza bakýnýnýz. Birçoklarýnýn neden kendisine sosyalist dediðini siz de þaþkýnlýkla karþýlayacaksýnýz. Böyle birisinin gelecek yýl Perinçek'in yanýna gitmesine o zaman þaþýracak mýsýnýz? Perinçek'in halleri size sahiden sosyalist gibi mi geliyor? O zaman sizin sosyalizm diye neye inandýðýnýz da mutlaka sorgulanmak durumundadýr. Ýlhan Selçuk'un neresi sosyalist acaba? Süleyman Demirel'in örtülü ödeneðinden para alan bir adam nasýl sosyalist olabiliyor? Süleyman Demirel'in örtülü ödeneðinden para alan bu adamýn Veli Küçük gibi bir katilin yanýndan çýkývermesine ne diye þaþýrýyoruz ki? Peki, bu Yalçýn Küçük'ün nerede durduðunu kestirebilen var mý? Türkiye Ýþçi Partilidir. Derken evine ihtilalcileri alýr saklar. Birden Apo'nun kardeþidir. Sonra aklýna eser 29 Ekim cumhuriyet bayramýna denk getirip gelir Cumhuriyet devletine teslim olur. Mahpus damlarýna düþer ama çýkar çýkmaz da Gazi Üniversitesinde profesör oluverir. Ve birden ortalýðý bilimsel araþtýrma adý altýnda bir sabetaycýlýk muammasý sarar! Bunun sipariþ olarak verilmiþ bir proje olduðundan kuþku duyan, Türk milliyetçiliðinin bu memleketin baþýna sardýðý dertlerden haberdar olmayandýr. E, peki devletin böylesine karanlýk labirentlerinde dolanýp duran bu adamýn þimdi de Veli Küçük katilinin yanýndan çýkmýþ olmasýnýn þaþýlacak yaný nedir? Tabi Veli Küçük deþifre bir katil olduðu için onun yanýna yakýþtýrýlamamaktadýr. Ne iþi var bunlarýn katilin yanýnda denmektedir.

Peki ya bu katil daha geniþ çerçeveli bir örgütün elemaný ise ve bu örgüt söylendiði gibi bir darbe yapmak peþinde ise ve kendisini de milliyetçilikle donatmýþ ve bu arada Kürt meselesindeki nefretini bugün için ABD karþýtlýðý olarak gösteriyor ise, bu örgütün paþalarýndan birileri ABD ile iliþkilerimizi keselim ve yönümüzü doðuya dönelim diyerek yeni bir elitin yaratýlmasý peþinde görünüyor ise ve bu elitin içerisinde kendisine yüksek ikbal kapýlarý olabileceðini düþünecek bir Yalçýn Küçük neden bu yeni maceranýn peþine takýlmasýn? Devri zamanýnda 9 Martçýlarýn peþine takýlan az mý "solcu" ve "sosyalist" vardý? Naiflikten bile olsa, böyle akýmlarýn peþinden gitmeye kalkýþanlarýn kolayca masum görülmesi doðru deðildir. Onlarýn ne türden bir sosyalizm anlayýþý savunduklarýný sorgulamadan geçemeyiz. Bu tür sosyalizmlerin sosyalizmle alakasý olmadýðý, faþizme eðilimli akýmlar olduðu gerçeði görülmediði müddetçe, 20 yüzyýlda iktidara yükselip sosyalizm düþüncesiyle birlikte kendisini de batýran bürokratik "sosyalizmden" kendimizi kurtarmamýz mümkün olmayacaktýr. Ergenekon Operasyonunu pratikçe AKP de kullanmaktadýr, bugün Genelkurmaya egemen olan cunta da. Ama asýl iþi tezgâhlayan ABD emperyalizmidir. ABD, kullananlarýn kendi iktidarlarýný korumalarýna yardýmcý olurken onlarý ayný zamanda bu dava aracýlýðýyla da denetimi altýna almaktadýr. Tabi buna Anayasa Mahkemesinin vermiþ olduðu kararý da eklemek gerekir. Bu iki dava hem AKP'yi hem de mevcut cuntayý sýkýþtýrýr ve iþi bitmiþ olanlarý bir kenara atarken, ABD emperyalizminin çýkarlarýna ters davranmaya kalkýþacak olanlarý da nasýl dert içine sokacaðýný onlara gösterir. Anayasa Mahkemesi kararý her an AKP'yi yeniden kapanmayla yüz yüze getirebilir. Ergenekon davasý da her an geniþleyerek yeni emekli olacak olanlarý da içerisine alabilir. Her iki dava da gelip AKP ve Genel Kurmayýn kapýlarýnýn önünde durmuþtur. Mesele böyle görüldüðünde kafalarý karýþtýracak pek bir çeliþki kalmaz geride. Burada elbette sosyalistlerin gözden kaybetmemeleri gereken nokta, Ergenekon gibi bir kirliliðin "solcularýn" üstüne yýkýlarak kapatýlmasýna izin vermemektir. Ola ki, oligarþi bu davayý da susurluk gibi bir noktada durdurmak istediðinde iþi, Doðu Perinçek, Yalçýn Küçük gibi "solcularýn" üstüne yýkýverir ve esas elemanlarýný iþin dýþýna çýkarýr. Buna izin vermemek gerekir. Elbette Perinçek ve Küçük'ü kurtarmak için deðil, onlarýn üzerinden pisliðin sola mal edilmesinin önüne geçmek için. Tabi bu pislikten uzak kalabilmenin bir yolu da bu kiþilerin ve komplonun solla iliþkisinin olmayacaðýna iliþkin açýk tutum içerisinde olmak, bu davanýn da Susurluk gibi kapatýlmasýna karþý mücadele yürütmektir.

5


Kurtuluþ Sosyalist Parti, Direniþteki Sinter Ýþçilerini Ziyaret Etti osylist Parti, 19 gün önce sendikal mücadelelerinden dolayý, kriz bahane edilerek topluca iþten çýkartýlan ve fabrika önünde direniþi sürdüren iþçileri ziyaret etti. MYK üyeleri Gülseren Pusatlýoðlu, Mahir Sayýn, Ýstanbul Ýl Baþkaný Kadir Akýn ile PM ve Ýstanbul Ýl Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Korkmaz'dan oluþan Sosyalist Parti heyeti, direniþteki iþçileri selamlayarak çay, þeker gibi gýda maddelerini direniþ çadýrýna býraktýlar.

S

haber

Direniþ ziyaretinde iþçilere seslenen Sosyalist Parti Ýstanbul Ýl Baþkaný Kadir Akýn, "Sosyalist Parti, sýnýf dayanýþmasýnýn bir gereði olarak sonuna kadar direniþteki Sinter iþçilerinin yanýnda olacaktýr. Sosyalist Parti'nin direniþteki iþçilerle dayanýþmasý sürecektir. Direniþteki Sinter iþçileri, iþten atýlma tehdidiyle yüzyüze olan ya da atýlmýþ binlerce iþçiye yol göstermektedir" diye konuþtu. Sinter iþçilerinin Direniþi 19. Günün'de Ümraniye Dudullu'da bulunan Sinter Makina iþçileri, 19 gün önce Birleþik Metal Ýþ'te örgütlendikleri için iþveren tarafýndan topluca iþten çýkartýldý. En demokratik haklarý olan sendikal örgütlenme haklarý ellerinden alýnarak ve kriz bahane edilerek iþten atýlan 438 iþçi, önce tezgahlarýn bulunduðu bölümü iþgal ederek direniþe geçti. Ýþgal, fabrika binasýnýn üst katýnda bulunan yemekhanede devam etti. Ýþgal sýrasýnda Sosyalist Parti il Baskaný Kadir Akýn da iþçilerle birlikte fabrikada

haber

ltý aylýk ateþkesin sona ermesinden sonra Ýsrail, Gazze Þeridini aðýr hava bombardýmanýna tuttu ve Filistinli hastane kaynaklarýna göre 20 gündeölü sayýsý 1.200’e yaklaþýrken binlerce kiþi de yaralandý. Bir hafta süren hava saldýrýlarýnýn ardýndan 4 Ocak günü Ýsrail, Gazze'ye kara harekâtý baþlattý. Yedek subaylarýný da seferberliðe çaðýran Ýsrail ordusunun saldýrýlarý halen devam etmekte, Türkiye’de ve dünyada Siyonist Ýsrail'e karþý kýnama

A

6

bulunarak iþgale destek verdi. Ýþgalin 2. Gününde polisin müdahaleye hazýrlandýðý aþamada, iþçiler direniþi fabrika önünde sürdürme kararý aldý. Yürüyüþ kolu oluþturan iþçiler sloganlarla yürüyerek fabrika önüne çýktýlar. Birleþik Metal Ýþ'in öncülüðünde yaðmur, kar demeden mücadelelerini sürdüren iþçilerin direniþi 19. gününü doldurdu. Ýþverenin direniþi kýrmak için teker teker teklif götürmesine raðmen fabrikada üretime baþlayamadýðý da biliniyor.

Filistin Yeni Yýla Kan ve Gözyaþý ile Girdi protestolarý düzenlenmekte. Ancak, Gazze halkýnýn içecek suyu, yiyecek ekmeði, yakacak odunu, kullanacak elektriði dahi kalmamasýna raðmen þu ana kadar Venezüella, Bolivya ve Moritanya dýþýnda, diðer devletlerden Ýsrail'e karþý somut yaptýrýmlar olmadý. Bir iþgal devleti olan Ýsrail, kurulduðu günden bu yana baþta ABD olmak üzere emperyalist devletlerin Ortadoðudaki sopasý ola geldi ve bölge halklarý için sürekli bir tehdit unsuru oldu. Filistin topraklarýnda gerçekleþtirdiði sayýsýz katliamla, sanki bu dünyadan deðilmiþçesine ve hiçbir ahlaki kaygý gütmeden, tüm dünyanýn gözleri önünde insanlýðýný bu sefer de adýna "Dökme Kurþun" dedikleri katliama sattý. Saldýrýlara sessiz kalmayan Sosyalist Parti Ankara Ýl Örgütü, Dev-Lis ile birlikte, 28 Aralýk'ta Yüksel Caddesinde yaptýðý basýn açýklamasýnda Filistinlilerin yine savaþa, yýkýma, açlýða ve felakete terk edildiðini, savaþýn gerçek sorumlularýnýn Filistinli çocuklar deðil, sömürge ve savaþ anlayýþýyla dünya ezilen halklarýna kan kusturan

emperyalist, kapitalist devletlerin olduðunu vurguladý. Küresel mali krizi kapitalizmin devrevi krizlerinden biri olarak deðerlendiren Sosyalist Partililer, bu dönemin yeni savaþlara gebe olduðunu ve fitili de Ýsrail'in ateþlediðini belirttiler. Açýklamada ekonomik, politik ve özellikle askeri alanda imzalanan gizli anlaþmalarla ve bölge üzerindeki genel politik stratejisiyle TC devletinin de bu katliamýn ortaklarýndan biri olduðunun, saldýrýlarýn yalnýzca Hamas'a yönelik olmadýðýnýn, bütün Filistin halkýna, onlarýn direniþ iradesine karþý olduðunun altý çizildi. Siyonist Ýsrail'den kanlý ellerini Filistin halkýnýn üzerinden çekmesini isteyen Sosyalist Partililer ve Devrimci Liseliler AKP hükümetinden de Ýsrail'le imzalanan gizli anlaþmalarý feshetmesini istediler. Filistin bayraðýna sarýlý temsili çocuk tabutunun önünde yaktýklarý Ýsrail bayraðýyla ve attýklarý anlamlý sloganlarla Filistin halkýnýn yanýnda olduklarýný bir kez daha haykýrdýlar: Yaþasýn Halklarýn Kardeþliði, Kahrolsun Siyonist Ýsrail Devleti!


Kurtuluþ TRT 6 Yayýna Baþladý Kürtçe Konuþulacaksa Onu Da Biz Konuþuruz!

RT 6 yayýna baþladý. Bu son geliþme ile yýllardýr Kürt halkýný inkâr eden, asimilasyon ve imha politikasý izleyen devlet geleneðinin, Kürt halkýnýn uyanýþý ve kurtuluþ mücadelesi sonucu geri adým atmak ve Kürt varlýðýný tanýmak zorunda kaldýðýný söylemek mümkün. Kürt sorununun yeni bir dönemece gireceði, son dönemde zaten gözlenen bir durumdu. Ancak iktidar güçlerinin özgürlük ve eþitlik temelinde bir çözüm çabasýnda olduðunu sanmak hayal görmek olacaktýr. Neden mi? Nedeni basit. Devlet siyasi ve kültürel þekilleniþi ile kendi 'Kürd'ünü yaratmak istiyor.

T

Bu yüzden, TRT 6'da Tayyip Erdoðan konuþurken, Emine Ayna konuþamayacak. Kürtçe devlet kanalý yayýn yapabilirken, özel kanal açýlamayacak, Roj TV'nin izlenmesinin engellenmesi için frekans bozucu teknikler kullanýlmaya devam edilecek. Devletin kanalýnda Kürtçe konuþulup iktidar partisinin propagandasý yapýlabilecek, ama Kürtler Kürtçe konuþup kendi partilerinin propagandasýný yapamayacak. TRT 6'da, X, Q, W harfleri kullanýlarak program yapýlabilecek ama X, Q, W harfleri kullanýlarak afiþ yapýlamayacak, yapýlýrsa soruþturma konusu olacak. Devlet, Kürt halkýna Kürtçe yayýn yapacak, ama anayasada herkes Türk olacak. Resmi kanal Kürtçe yayýn yaparken, resmi kurumlar Kürtçe hizmet veremeyecek. Aslýnda amaç oldukça açýk. Egemen güçler Kürt sorununun geldiði noktada týkanmýþ durumdalar ve Kürt halkýnýn siyasi öznesini dýþarýda tutarak, bireysel haklar temelinde çözüm arayýþlarý için çýrpýnýp duruyorlar. Bu adýmýn yerel seçimlerden hemen önceye denk getirilmesi ise, yaþanan telaþýn bir göstergesi. Devlet geleneðinin kýrmýzý çizgilerinde kimi kýrýl-

haber

malar olsa da temel mantýk hiç deðiþmedi: Yýllar önce "komünizm gelecekse onu da biz getiririz" deniyordu, þimdi de "Kürtçe konuþulacaksa onu da biz konuþuruz."

Sosyalist Parti Ankara Ýl Örgütü’nden Haberler

haber

Konuþmalarýn ardýndan DTP milletvekilleri

konuþmacý olarak, Doç. Dr. Mustafa

ve Haluk Gerger'in göndermiþ olduðu

Durmuþ, Öðretim Görevlisi Hakký Taþdemir

mesajlar okundu, dia gösterimi gerçek-

ve Mahir Sayýn katýldý. Konuþmalarda

leþtirildi. Açýlýþa, DTP Genel Merkezi, BES

krizin nedenleri ve ortaya çýkýþý, Türkiye'de

Genel Merkezi, Eðitim-Sen Ankara 2 no'lu

sektörler bazýnda tezahürü ile krizin

þubesi çelenk göndererek destek verdiler.

muhtemel politik sonuçlarý ve sosyalistlere

11 Ocak'ta ise Sosyalist Parti Ankara Ýl

düþen görevler tartýþýldý.

Örgütü, merkezi olarak yürütülen ekonomik krize osyalist Parti Ankara Ýl Örgütü ve

S

Genel Merkez binasýnýn açýlýþ etkinliði 10 Ocak 2009 tarihinde gerçek-

leþti. Genel Baþkan Sevim Belli ve MYK fahri danýþmaný Mahir Sayýn'ýn birer konuþma yaptýðý etkinliðe parti dostlarý, aydýn ve sanatçýlar, demokratik kitle örgütü, sosyalist örgüt ve parti temsilcilerinden oluþan 150'yi aþkýn kiþi katýldý.

iliþkin kampanya çerçevesinde "Krizden Demokratik Halk Ýktidarýna" baþlýklý bir panel düzenledi. ÝMO Güney Özcebe salonunda düzenlenen panele yaklaþýk 90 kiþi katýldý. Prof Dr. Necla Kurul'un moderatörlüðünü yaptýðý panele

7


Kurtuluþ BÝR VÝCDAN

"Arkadaþýmýz beyanatýnda demiþler ki,

HESAPLAÞMASI,

Adana'mýz müstevli olan anasýrý saire, þunlar, bunlar, Ermeniler sanat ocaklarýmýzý iþgal

TARÝHSEL UTANCA BÝR ÇIÐLIK

etmiþler ve bu memleketin sahibi gibi bir vaziyet almýþlardýr. Þüphesiz haksýzlýk ve küstahlýðýn bundan fazlasý olamaz. Ermenilerin bu feyizli ülkede hiçbir haklarý yoktur. Memleketiniz sizindir, Türklerindir. Bu memleket tarihte Türk'tü, o halde Türk'tür ve ebediyen Türk olarak yaþayacaktýr." M. K. Atatürk (1923 yýlýnda Adana esnafýna

Mustafa KAHYA

hitaben yaptýðý konuþmadan Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, cilt II, TÝTE Y. 1981 s 126, aktaran Sait Çetinoðlu) ttihat ve Terakki hükümetinin 1. Paylaþým

Ý

kökenli kendi yurttaþlarýna yönelik 1915 yýlýnda

ve gelenekten kopmadýkça atalarýnýn eylemler-

uygulamaya koyduðu tehcir politikasý, soykýrýmla

ine dil uzatmakta güçlük çektikleri yeterince

sonuçlanan büyük bir felakete neden olmuþtur.

biliniyor. Bu konuda resmi geleneðin

Tarihe kazýnmýþ bu insanlýk ayýbý, Cumhuriyet

sürdürücüsü olan siyasal partiler ve kimi kurum-

kurulduktan sonra da inkar edilmeye devam

lar: "Ermeniler saldýrdý, devlet kendini savundu"

edilerek, aðýr bir yük olarak bugünkü nesillerin

anlayýþýyla hareket ederek, tarihsel ayýplarla

omuzlarýna yýkýlmýþtýr. M. K. Atatürk'ün yukarýdaki

yüzleþme, kendi geçmiþiyle barýþýk yaþama ve

sözleri, Cumhuriyetin kurucu önderinin Ýttihat ve

haklarýn eþit olarak kullanýldýðý bir zeminde kendi

Terakki anlayýþýnýn sürdürücüsü olduðunun açýk

yurttaþlarýyla barýþý tesis etme yerine, ýrkçý bir

kanýtýdýr. Bu tarihsel ayýbýn yükünü artýk taþýmak

yaklaþýmla, "1915'te yaþanan Osmanlý

istemeyen yurttaþlarýmýz: "1915'te Osmanlý

Ermenilerinin maruz kaldýðý büyük felakete

Ermenileri'nin maruz kaldýðý Büyük Felâket'e

duyarsýz kalýnmasý" nedeniyle özür dileyenleri

duyarsýz kalýnmasýný, bunun inkâr edilmesini vic-

"Vatan haini" ilan ederek, karþý saldýrýya

daným kabul etmiyor. Bu adaletsizliði reddedi-

geçmiþlerdir.

yor, kendi payýma Ermeni kardeþlerimin duygu

Ama biz, Ermeni Halkýna yönelik olarak, 1915

ve acýlarýný paylaþýyor, onlardan özür diliyo-

öncesi ve sonrasýnda devlet tarafýndan gerçek-

savaþýnda emperyalist Almanya'nýn yanýnda yer almasýyla, Osmanlý Ýmparatorluðu'nun yýkýma götürüldüðü bir dönemde, Ermeni

Soykýrým inkarcýlarýnýn tehcirin askeri nedenlerle yapýldýðý iddiasý, gerçeði örtbas etmek için ileri sürülen bir yalandýr. Ermeni tehcirinin askeri nedenlerle yapýlmadýðý çok açýktýr.

8

rum…" ibarelerinin yer aldýðý bir çaðrý metniyle, imza kampanyasý baþlatmýþlardýr. Siyasal yapýlanma anlayýþýnýn sadece devlet yapýlanmasý ile sýnýrlý olduðunu düþünen; en "ilerici" siyasal yapýlarýn hatta sosyalist olduðunu iddia eden birçok sol örgütlenmenin bile, otoriter-millici bir anlayýþla bu tarihsel

ayýplarý mazur

gösteren bir kültürle biçimlendiði, dolayýsýyla bu kültürden


Kurtuluþ 2008, s 167) Ýmhanýn baþka müttefik tanýklarý da vardýr. "Tehcirin imha olarak planlandýðý konusunda, Talat Paþa'ya ait en açýk ifadeyi Ýstanbul Alman Baþkonsolosu Mortmann aktarýr. Mortmann [30 Haziran 1915] telgrafýnda, Talat'ýn kendisine, tehcire iliþkin 'Söz konusu olan… Ermenilerin imha edilmesidir dediðini aktarýr." (age. s 167) Baþbakan Tayyip Erdoðan, Özür Kampanyasý üzerine, "Bunlar yanlýþ giriþimler, ortalýðý karýþtýrmak, huzurumuzu kaçýrmaktan baþka bir iþe yaramaz. Herhalde onlar böyle bir soykýrýmý iþlemiþ olacaklar ki özür diliyorlar…" diyerek inkarcý geleneði sürdürmektedir. Tarihiyle yüzleþmeyenin huzuru yoktur. Baský ve zorbalýkla saðlanan huzur, küçük bir fiskeyle tuzla buz olur.Baþta CHP içindeki ýrkçý emekli büyükelçiler ve milletvekilleri olmak üzere, bu kampanya nedeniyle hezeyana kapýlan ýrkçý zevatýn korkusu bundandýr. Bugünkü nesillerin bu leþtirilen soykýrým eyleminden dolayý, bugün

politikadýr. Daha önce, sorunla

büyük felaketin ve insanlýk dramýnýn doðru-

utanç duyuyoruz. Ýnkârcýlar arasýnda

karþýlaþýldýkça tepki verilerek çözülmeye

dan müsebbibi olmamasý, bu tarihsel ayýp-

aklýmýzý, ruhumuzu kaybetmemek için özür

çalýþýlan göç ve iskan meselesi, 1915 yýlýnda

tan vareste tutulmalarý için bir gerekçe ola-

diliyoruz. Bilimum ýrkçý zevatýn her seferinde

uygulamaya konulan tehcir politikasýyla bir-

maz.

piþkinlikle "ama bir de bunun evveliyatýna

likte belli bir sistematiðe sokularak,

Artýk bu ayýpla birlikte yaþamayý kabullen-

bakmak gerekir" diyerek tarihin yüzkarasý

Anadolu'nun Türkleþtirilmesi planýnýn önemli

memek; empati kurarak bir halkýn acýlarýyla

olan bir insanlýk dramýný örtbas etmeye

bir parçasý oldu ve bu amaca hizmet ede-

bütünleþmek isteyen yurttaþlar, bu kampa-

çalýþmasý karþýsýnda ruhlarýmýz üþüyor!

cek tarzda hayata geçirildi. Bu politika,

nya ile olayýn ahlaki, vicdani, tarihsel

Çünkü biz bu iþin evveliyatýný biliyoruz.

Anadolu coðrafyasýndan Gayrimüslimlerin

sorumluluðunu paylaþarak, kimliklerini

Hrant'ýn altý delik pabuçlarýyla boylu

kazýnmasýný hedeflemekteydi.

lekeleyen bu ayýptan kurtulmak istiyorlar. Bir

Soykýrým inkarcýlarýnýn tehcirin askeri neden-

vicdan hesaplaþmasýyla tarihsel bir ayýba

lerle yapýldýðý iddiasý, gerçeði örtbas etmek

karþý çýðlýk atýyorlar. Özür dileme metninin

için ileri sürülen bir yalandýr. Ermeni

belirsizlik ve hedefsizlikle malul olmasý,

tehcirinin askeri nedenlerle yapýlmadýðý çok

Cumhuriyet dönemiyle alaka kopukluðu,

açýktýr. "Almanya Büyükelçisi Wangenheim

1915’te olanýn soykýrým olduðu gerçeðinin

da 17 Haziran 1915 tarihli raporunda,

açýktan ifade edilmemiþ oluþu, baþlatýlan

'Ermeni tehcirinin sadece askeri nedenlerle

bu kampanyanýn utançlarla dolu bir tarihle

yapýlmadýðý çok açýk', diyerek Talat

yüzleþme yönündeki kýymetini ortadan

Paþa'nýn, Büyükelçilik görevlisi Dr.

kaldýrmaz. "Devlet yaptý, devlet özür dilesin"

Mordtmann'la yaptýðý bir görüþmeyi aktar-

diyerek, ya da, devleti ayýplarýyla yüzleþ-

maktadýr. Talat, 'Dünya Savaþý'ný bahane

meye zorlayan bu giriþimi "devletin yerine

ederek, dýþ ülkelerin diplomatik müda-

özür dilemek" olarak niteleyerek küçümse-

halelerine aldýrmaksýzýn, ülkeyi iç düþman-

mek, olsa olsa bir politik þaþýlýk durumudur.

boyunca yerde yatan cesedini gördüðümüzde, kendimizi, tarihsel utancýmýza bir çýðlýk olarak, ötekileþtirilen ve bu toplumda aþaðýlayýcý bir sýfat haline getirilen Ermeni kardeþlerimizin yerine koyarak "hepimiz Ermeniyiz" diye baðýrmamýz ondandýr. Niçin mi? Ermeni kardeþlerimizin acýlarýný bize okul sýralarýnda okutmadýklarý için! Bunun yerine "varlýðým Türk varlýðýna armaðan olsun" türünden saçmalýklarla beynimizi yýkadýklarý için! Hatayý kabullenmek yerine hemen ev sahibini bastýran yavuz hýrsýzlardan yaka silktiðimiz

lardan -Hýristiyanlardan- tamamen temizle-

Devletin yapmadýðýný yapan ve "1915'te

için!

mek' istediðini ve bunun 'Türkiye'nin mütte-

Osmanlý Ermenileri'nin maruz kaldýðý büyük

Devletin varlýðý için ciddi bir tehdit olarak

fiki olan Almanya'nýn da çýkarlarýna'

felaket" nedeniyle Ermeni kardeþlerimizin

telakki edilen ve "vücuttaki tümörler" olarak

olduðunu söylemektedir. Çünkü 'Türkiye

acýlarýný paylaþarak, onlardan özür dileyen

tanýmlanan gayrimüslimlerin (esas olarak

böylece güçlenecek[tir]'." (Taner Akçam,

yurttaþlara karþý gösterilen tahammül-

Hýristiyanlarýn) Anadolu'dan tasfiye edilmesi

"Ermeni Meselesi Hallolunmuþtur" Osmanlý

süzlüðü ve ýrkçý yaklaþýmlarý püskürtmek,

politikasý, Balkan savaþýndan sonra Ýttihat

Belgelerine Göre Savaþ Yýllarýnda

ancak bu çýðlýðý büyütmekle mümkündür.

ve Terakki kongresinde kararlaþtýrýlan bir

Ermenilere Yönelik Politikalar. Ýletiþim Yay.

9


Kurtuluþ HÝÇ BÝR ÞEY GERÇEK KADAR ÝNANILMAZ DEÐÝLDÝR Mahir SAYIN

Görmek isteyenler için senaryo apaçýk ortadadýr: Eski Deniz Kuvvetleri Komutanýnýn günlükleri meseleyi yeterince açýklýkla ortaya koymaktadýr: TSK'nýn en üst kademesine gelmiþ generaller, AKP iktidarýna karþý 2004'te iki darbe giriþimi tasarlarlar, ama efendileri ABD'nin onayýný alamadýklarýndan tasarladýklarý bu darbeleri hayata geçirememiþlerdir.

10

BD'nin, TC ile Ortadoðudaki geliþmeler ve Kürt meselesi üzerinden içine sürüklendiði çeliþkiler dolayýsýyla denetimi elden kaçýrmamak ve TC devletini istediði doðrultuya sürükleyebilmek amacýyla geliþtirdiði operasyonlar, olduðundan çok farklý yorumlara uðramakta ve Türkiye toplumunu böldüðü gibi onun en uyanýk kesimini oluþturmasý gereken "sosyalistleri" de bölmüþ durumdadýr. Bir kesim için mesele egemen sýnýflar içi bir çatýþmadýr ve askeriye-AKP eksenlidir. Kemalist militaristlerin AKP'ye Anayasa Mahkemesinde kapatma davasý açarken, AKP'nin de Kemalist militaristleri (tabi bu, cepheyi geniþ tutmak amacýyla muhaliflerini þeklini almaktadýr) mahkum etmek üzere Ergenekon davasý diye bir iþ uydurduðunu iddia etmektedirler. Bu çerçevede, bir yandan kanlý katil olduðuna kamuoyunun pek bir þüphesi kalmamýþ olan Veli Küçük ve Ýbrahim Þahin tutuklanýrken, diðer uçta da solcu , sosyalist bilinen Ýlhan Selçuk gözaltýna alýnmakta, Doðu Perinçek ve Yalçýn Küçük tutuklanmaktadýr. Yelpazenin içine, profesörler, rektörler, kimi subaylar, DHKP, PKK gibi benzeþik olmayan yapý ve kiþiler de eklenince istenildiði kadar spekülasyon kapýsý açýlmýþ olmaktadýr. 12 Eylül’ün acýlarýný yaþamýþ olanlarýn bir kýsmý, Veli Küçük, Susurluk, Ýbrahim Þahin gibi isimleri duyunca gerçeði bu çýplaklýðý içinde kabullenip, gerisi bize lazým deðil, katiller yargýlansýn, daha fazlasý da mahkeme önüne getirilsin derken, çoðunlukla da, TC devletinin kendisine zarar verebilecek olan böyle bir davanýn Susurluk davasý gibi birkaç kiþinin göstermelik olarak mahkum edilmesinin ardýndan örtbas edileceðini haklý olarak söylemektedirler. Ancak sahip olduklarý bakýþ açýsýnýn da etkisiyle Yalçýn Küçük, Doðu Perinçek, Ýlhan Selçuk gibi isimlerin gözaltýna alýnýp tutuklandýðýný görenler de, Ergenekoncu taifenin bilinçli propagandalarýndan etkilenmekten kendilerini alamamaktadýrlar. Hele þimdilerde bir baþka teori de "anti emperyalizmi" kullanmak gibi bir uyanýklýk içerisine girmiþ bulunmaktadýr. Tutuklanan kimi paþalarýn anti Amerikan olduðunu ve ABD'nin onun için bunlarý tasfiye ettiðini anlatmak yüzsüzlüðünü de göstermekte-

A

dirler. Gerçekten de MGK genel sekreterliði yapmýþ paþanýn birisinin bir zamanlar Harp Akademilerindeki konuþmasýnda, TC'nin çýkarlarýnýn ABD ile çeliþtiðini, yüzümüzü Rusya ve Çin’e (esasýnda Shangai Ekonomik Ýþbirliði anlaþmasýna) dönmemiz gerektiði doðrultusundaki beyanatlarýný da kendilerine dayanak yaparak, paþalarýn TC'ye yeni bir "baðýmsýzlýk" oryantasyonu kazandýrmak istediðine dair iddialar öne sürmektedirler. Baðýmsýzlýktan bahsedenlerin yine yüzlerini büyük devletlere dönmeyi önerdiklerini de bu arada gözden kaçýrmamak gerekir. Aslýnda bu Abdülhamit zamanýndan beri süregelen, Mustafa Kemal ve Ý. Ýnönü tarafýndan sürekli uygulanmýþ daha sonra da TC devlet politikasýnýn temel taþlarýndan birini oluþturan bir anlayýþýn dillendirilmesinden baþka bir þey deðildir. Kendisi tez üretemeyen bir ülke olarak hem Osmanlý hem de TC egemen sýnýflarý, tez üreten büyük devletler arasýndaki dengeden yararlanarak kendisine bir varlýk alaný açabileceðini hesaplamaktadýrlar. Bu politikanýn kýsa vadeli olarak iþlediði dönemler elbette vardýr. Örneðin 1877-78 Osmanlý-Rus harbinin sonucu olarak Osmanlýnýn haritadan silinmesini engelleyen Ayastafanos Anlaþmasý ve onun düzeltilmesi olan Berlin Anlaþmalarý, Ýngiltere, Fransa ve Avusturya'nýn müdahaleleriyle imzalandý. Ha keza Kurtuluþ Savaþý da yine, Rusya, Ýtalya, Fransa ve Ýngiltere arasýnda oynanan bir bir tarafa, bir diðer tarafa yaslanarak kendisine bir hayat alaný yaratma mücadelesinin iyi örneðini oluþturur. Ancak bütün bunlarýn sonucunda da yaslanýlmaya kalkýþýlan güçlerden birinin elinde oyuncak olmaktan kurtulunamaz. Ýþte bu politika kimi uyanýk generaller tarafýndan yine kimi uyanýk "sosyalistlerin" önüne atýlmýþ ve onlar da "anti emperyalizm" sancaðýnýn yükseliþine hayranlýk içinde dalýp Ergenekon davasýna kadar ilerlemiþlerdir. Esasýnda sahnelenen oyunun bütün ipleri ABD'nin elindedir. ABD, bilinen Kemalistler þeriatçýlar çeliþkisini her iki tarafa karþý da kullanarak, onlarý birbirlerine karþý güçlerini tükettikleri noktada yakalamýþ ve kendi politikalarýna mecbur kýlmanýn bir senaryosunu oluþturmuþtur. Görmek isteyenler için senaryo apaçýk ortadadýr: Eski Deniz Kuvvetleri Komutanýnýn günlükleri meseleyi yeterince açýklýkla ortaya koymaktadýr: TSK'nýn en üst kademesine gelmiþ generaller, AKP iktidarýna karþý 2004'de iki darbe giriþimi tasarlarlar, ama efendileri ABD'nin onayýný alamadýklarýndan tasarladýklarý bu darbeleri hayata geçirememiþlerdir. Bu baþarýsýzlýktan sonra emekli olmalarýna karþýn amaçlarýndan vazgeçmemiþler ve bu kez de darbenin ABD tarafýndan kabul edilebilirliðini saðlayabilmek için gerekli ortamýn yaratýlmasý


Kurtuluþ faaliyetlerine giriþmiþlerdir. Faaliyet iki kanaldan yürüyecektir. Biri terör olaylarýnýn artmasý, diðeri de alternatif bir siyasal hattýn oluþturulmasý. Terör için gerekli elemanlar zaten elde vardý. Alternatif için de ADD ve yeni bir parti kuruluþu hayata geçirilmesine giriþildi. Siyasal çizgi antiemperyalizm üzerine kurulmakta idi. Sosyalizm konusunda saðlam bir bakýþa sahip olmayanlarýn, iþçi sýnýfýnýn egemen sýnýf olarak örgütlenmesinin dýþýnda bir baþka tür sosyalizm olabileceðini düþünenlerin, totaliter ya da faþizm eðilimli rejimleri sol sanmalarýnda þaþýlacak bir þey yoktur. Saddam'ý, Esat'ý, Atatürk'ü uzun yýllar sol diye benimseyen bürokratik sosyalizm anlayýþýnýn sahiplerinin, iki anti amerikan laf edilmesine tav olmalarýný tuhaf karþýlamamak gerekir. Ýlhan Selçuk'un baðlantýsýný doðrudan Veli Küçük ile kurmak yerine, Þener Eruygur, Tuncer Kýlýç gibi generaller ile kurduðumuzda, Veli Küçük'ün iliþkisini de bu generallerle kurmak hiç zor olmaz. O zaman ortada bize iþkence eden katillerle nasýl olur da Selçuk ya da Perinçek bir araya getirilebilir diye sormaya hiç ihtiyaç kalmaz. Dahasý Perinçek ve Selçuk'un zaten neredeyse bir ömür boyu generallere yaðcýlýk yaptýklarý, onlar aracýlýðýyla bir iktidar üretme peþinde olduklarýný bilmeyen mi var ki, þimdi masum masum sorular sormaktadýrlar? Ýlhan Selçuk'un Süleyman Demirel’in örtülü ödeneðinden para aldýðý, solu birleþtirmek

üzere Demirel'i göreve çaðýrdýðý ne çabuk unutuldu. Bu cenaha en uzak görünen Yalçýn Küçük, gerçekten uzun yýllar Kürt hareketine yakýn durdu, onun teorisyeni, ajitatörü olmaya çalýþtý. Ama ayný Y. Küçük 29 Ekimi vesile edip aranmakta olduðu TC'ye gelip teslim oldu ve kýsa bir hapislik süresinin ardýndan Gazi Üniversitesinde Profesör oldu. Eskiden kendisinden bu profesörlüðün esirgenmesini devrimcilik alameti olarak ortaya getirirdi; þimdi de tersini düþünürsek yanlýþ mý olur? Onun da "antiemperyalist" generallerimizin yaratmakta olduklarý "yeni Türkiye"nin ikbal avcýlarýndan olduðunu düþünmemek için hangi nedenimiz vardýr? Bu saydýðýmýz tipler gibi demokrasiye en ufak deðer tanýmayan, sosyalizmi çoðunluðu oluþturan proletaryanýn egemen sýnýf olarak örgütlenmesi deðil de, küçük bir azýnlýðýn emekçi halkýn yerine iktidarý ele geçirip, açýk bir diktatörlük kurmasý olarak gören ve kendisini de bu yeni dünyanýn eliti içerisinde görenlerin, Kürt mücadelesinin tasfiye edilmesine dayanan, esas temeli yabancý düþmanlýðý olan anti ABD görünen tutuma yandaþ olmalarýnda þaþýlacak bir yan yoktur. Ve bu mantýk içerisinden bakarak soru soranlarýn sorularýnýn sosyalistler için hiçbir anlamý olmamalýdýr. Bu sorular masumca meselenin aydýnlýða kavuþmasý için sorulmuþ sorular deðildir ve kimi yakýnlýklardan yararlanarak zihin karýþtýrýp, diktatörlük heveslerine yandaþ toplamayý amaçlamaktadýr. Bunlarýn kullandýklarý temel argümaný, bu iþten AKP ve liberallerin yararlanacaðý tezi oluþturmaktadýr. Diktatörlük heveslilerine karþý çýkýþtan AKP ve liberaller elbette yararlanabilirler. Eðer baþka kuvvetli ve temelli bir karþý çýkýþ yok ise bundan sadece ve sadece onlar yararlanýrlar. Esasýnda, bu karþý çýkýþtan yararlananlar sadece onlar deðildir. Tasfiye edilen emperyalist uþaklarýnýn yerini almýþ olanlar da bundan yararlanýrlar. Bu iþlemin bir tür baðýrsak temizleme eylemi olduðu da düþünülüre, bunlarýn tasfiyesinden onlarýn yerini almýþ olan yeni "Ergenekonlar" da elbette yararlanmaktadýrlar. Pekala, durum böyledir diye biz tasfiye edilenlerden yana mý olacaðýz? Ya da tasfiye edilenlerin tasfiye edilmesinden rahatsýz mý olacaðýz? Gerçek esasýnda basittir. Ama bazen o kadar basittir ki,

Dostoyevskinin dediði gibi " hiçbir þey de onun kadar inanýlmaz deðildir." Örneðin, dünyanýn güneþin etrafýnda döndüðü basit bir gerçektir ama hala insanlar bu basit gerçeðe akýl erdiremezler. Elbette gerçeðin böylesine inanýlmaz hale sokulmasý da, bütün tarihlerde, halký koyun gibi güdebilmek için egemen sýnýflarýn iþi olmuþtur. Þimdi olan da farklý deðildir. Her þeyden önce Türkiye halklarýna zulüm etmiþ olanlarýn küçük bir kýsmýnýn ortaya çýkarýlmasý bile halkýn lehinedir. Elbette meselenin Susurluk olayý gibi iki üç kiþinin üzerine yýkýlarak kapatýlmasýnýn önüne geçmeye çalýþmak gerekir. Ama bu durumda bile halklarýmýzýn lehine olan bir þeyler vardýr. Susurluk'un ucunun görünmesine karþýn kapatýlmýþ olmasý da bu ülkede bir bilinç geliþmesine olanak saðlamýþtýr. Artýk rahatça diyebilmekteyiz ki, egemen sýnýfýn her kesimi birbirini korur, halka karþý tedbirlerde ortaklýk sürdürür. Bu bilincin geliþmesi, egemen sýnýf hegemonyasýnýn yýkýlmasýnda bize yardýmcý olur. Eðer biz bu karþý çýkýþlardan sadece halk yararlansýn istiyor isek, bu durumda gerçek demokratik taleplerle ortaya atýlmalý ve demokrasiyle alakasý olmayan bu diktatörlük heveslilerinin tümünü birden mahkum etmeliyiz. Eðer biz demokrasi konusunda liberallerin ve AKP'nin gerisinde kalýyor ve "bu durumdan AKP yararlanmak istiyor; onun için bu meselede AKP’ye saldýralým!" diye baðýrýyor isek, bu bizim kendimizin, býrakalým "sosyalizm günahýmýz" olmasýný , "demokrasi günahýmýz" olarak kalýr. Eðer biz gerçekten sosyalist demokrasiye kadar uzanabilecek bir demokrasi anlayýþý ile davranýyor isek kimin neyden yararlandýðý konusunda herhangi bir endiþeye sahip olmayýz. Tersine bizim demokrasi anlayýþýmýz, diktatörlük heveslilerini mahkum ettiði gibi, liberallerden, her türlü muhafazakar ve militariste kadar da bir mahkumiyet yaratýr. Esasýnda, kararlý bir demokrasi mücadelesi için öne atýlmak yerine "aman AKP yararlanýr; aman liberaller yararlanýr" teranelerini tekrarlayanlarýn mantýðýnýn arkasýnda, demokrasi anlayýþýnýn onlarýnkinden geri olmasý ve onlara karþý bir bariyer oluþturamayacak olduklarýnýn bilincinde olmalarý yatar. Yükselen bu teraneleri demokrasi bilincinden yoksunluk, batan sosyalizm anlayýþýndan hala en ufak bir biçimde kurtulamayýþýn ifadesi olarak görerek, 21. yüzyýlda batmayacak olan bir sosyalizmin ne olduðunu þekillendirirken, en geniþ demokrasi cephesinde, emperyalizme, þovenizme, faþizme ve cins ayýrýmcýlýðýna karþý, çaðdaþ insan haklarýnýn bir hayal olmaktan çýkarýlýp gerçeðe dönüþtürülmesi mücadelesi için ileriye atýlmak gerekir.

11


Kurtuluþ Röportaj

Sevim BELLÝ Hazýrlayan: Gülseren PUSATLIOÐLU

Sosyalist Parti Genel Baþkanlýðýný hangi gerekçeyle kabul ettiniz?

1)

Israrlý öneriler karþýsýnda, her zaman davranýþlarýmý belirleyen adeta içgüdüsel bir yönelim halini almýþ bulunan bir endiþeyle: Yapabileceðim bir katký varsa ve ben bunu esirgiyorsam, yani gayretten geri duruyorsam endiþesiyle; toparlayýcý bir emek hareketine ve emek hareketinin kitleselleþmesine katký sunma sorumluluðu, fraksiyonculuðun aþýlmasýna, kardeþleþmeye, kitleselleþmeye çok önem vermem dolayýsýyla. Bu hedefe yürüyüþte Sosyalist Parti'nin etkili bir araç olma vaadini denemek istedim. Dilerim mahcup olmayacaðýz. Kapitalizmin krizinin dünya ve Türkiye üzerinde ne tür etkileri olacak?

2)

Akademik ve zor bir soru. Marksizme biraz bulaþmýþ olanlar, kapitalist ekonominin açmazlarýný, kapitalizmin çeþitli krizlerini en azýndan teorik olarak bilirler. Zaten her kuþak bu çeþitten aðýr ya da görece daha hafif kriz dönemlerinden geçmiþ olmalýdýr þimdiye kadar. Sadece kriz emareleri ve kriz söylentileri bile kapital kesiminin krize karþý önlemleri ile emekçi kitlelerini kýrýp geçirmesine yetiyor. Sadece Türkiye'de iþten çýkarýlan iþçi ve emekçilerin daha þimdiden on binlerle dile getirildiði görülüyor. Tek ülkedeki krizden dolayý tüketilemeyen üretim fazlalýðý bile tüm dünya pazarlarýný etkiler. Kapitalist pazara baðýmlý olan Türkiye pazarý da bundan payýný alacaktýr. Ve bu açmaz her yerde ve hemen her zaman emekçilerin sýrtýndan giderilmeye çalýþýlacaktýr. Köy ekonomisinin hala geniþ yer tuttuðu ülkemizde kriz maðdurlarý ile belli bir ölçüde dayanýþmanýn geliþmesi beklenebilir. Emperyalizm de krizin faturasýný elbette ki zayýf ve baðýmlý ekonomilere devretmeye bakacaktýr. Her þeye karþýn, kanýmca, en önemli yaný belli bir ölçüdeki krizin bahane edilerek emekçilerin kazanýmlarýnýn tüme yakýn bir kýsmýnýn ellerinden alýnmaya çalýþýlacaðýdýr. Sosyalizm yolunda mücadele eden emek partilerinin en uyanýk olmak zorunda bulunduklarý husus budur: Emekçilerin kazanýmlarýnýn çar-çur edilmesine, emeðin zarar görmesine engel olmak, bunun yollarýný bulmak ve aydýnlatmak, bunu herkese göstermek! Kürt Özgürlük hareketi ile sosyalistlerin öznesi olduðu demokrasi cephesi giriþimi olarak baþlatýlan

3) 12

“Toplumsal mücadele benim için bir tutku deðildir. Bir görevdir.”

Çatý Partisi hakkýndaki düþüncelerinizi kýsaca öðrenebilir miyiz? Çatý Partisi söylemine varan ortak çalýþmalar, hatta seçim kampanyalarý 1994’lü yýllarýn sonlarýna kadar uzanýr. Murat Bozlak ile birlikte birçok çevreyi dolaþarak yürüttüðümüz -sanýyorum 1994-, - o zaman Çatý Partisi söz konusu olmasa da - ortak seçim kampanyasýný hep anýmsarým. Çatý Partisi projesi daha sonra geliþti. Birçok çevreyi kapsayacak, kapsamasý da anlam taþýyacak böyle bir projeyi herkesi hoþnut edecek biçimde formüle etmek elbette ki zor bir iþ. Bu konuda görevlendirilen komisyonlarýn, çalýþmalarý daha derli toplu ve semere verecek biçimde düzene koyabileceklerini ve taraflarý aydýnlatabileceklerini ummak ve beklemek hakkýmýz. Ortak bir demokrasi cephesine hep olumlu baktým ben. Paylaþtýðýmýz topraklarda, Barýþ ve Demokrasi ve topluluklarýn ve emeðin özgürleþmesi bazýnda ortak bir siyaset yürütememek bizim ayýbýmýz olur. 68'lerde Amerikan bahriyelerini denize döken, 6. filoyu limanlara dar eden Dev-Genç militanlarýnýn özelliklerini dikkate aldýðýnýzda bugün sosyalist parti kadrolarýnýn mücadele anlayýþýnýn nasýl olmasý gerektiði konusunda neler tavsiye edersiniz?

4)

"Tam Baðýmsýz ve Gerçekten Demokratik Türkiye" idi o zaman slogan. Ve bu beþ sözcük tüm ülke gençliðini coþkuyla ayaða kaldýrmýþtý o yýllarda. Savaþ sonrasýnýn "Demokrasi Havarisi" ABD emperyalizminin içyüzü ülkemizde de deþifre ediliyordu. Gençler okuyor, öðreniyor ve ileriye yönelik bir mücadeleye yürek koyuyorlardý. O yýllarda Marksist klasiklerin Türkiye okuruna, özellikle de gençliðe sunulmuþ olmasý bence büyük bir pozitif olgudur. Gençlik hazýr reçeteleri býrakýp ülkeyi kendi gözleriyle gördü. Gençler, 'Eþitlikçi bir barýþ ve demokrasi' toplumu yaratmaya katký sunma bilinciyle dürüst, özverili ve atýlgandýlar. Ama hiçbir mücadelede mücahitlerin yüreði ve bilinci tek baþýna tek belirleyici deðildir ne yazýk ki! Ülke ve dünya konjonktürleri de belirleyicidir. Ne yazýk ki, yýldýzýn parýldadýðý aný yakalayamadýk henüz. Yürünecek yollar, kat edilecek mesafeler hala uzun ve belki o zamankinden daha çetin engebelerle ve de tuzaklarla dolu. Bununla birlikte geleceðe ve ortak mücadeleye güvenmek þart. Ýnsaný, insanlýðý, dolayýsýyla yaþadýðýn topraklarýn insanlarýný, halkýný sevmek þart. Emeðe

bilinçli bir saygý duymak, hiçbir yerde tek baþýna bireysel kurtuluþ olamayacaðýna içtenlikle, yürekten inanmak, bireysellikten ve benmerkezcilikten, gerçek bilgiye ve çabaya dayanmayan böbürlenmelerden uzak durmak, kendi kendinle barýþýk olmak, dolayýsýyla dürüst olmak, ortak mücadeleye ve katký sunmanýn erdemine içtenlikle inanmak. Onlar, 68’liler, birçoðu, gelecek kuþaklar uðruna, genç yaþamlarýný, sevecen yüreklerini içtenlikle ortaya koydular… Saygýmýz, sevgimiz büyük.. Bu arada unutulmamasý gereken bir baþka husus siyasette kopyacýlýk olmadýðýdýr. Her dönem, her kuþak ve de her devrim kendi yolunu izler. Örneklerin yürekleri, fedakârlýklarý ve yýl-mazlýklarýdýr örnek. Ama zaman geçer, toplumlar ve de mücadele yöntemleri baþkalaþýr. Kopyacýlýk semere vermez. Neyin örnek alýnacaðýný bulmak baþarýnýn sýrrýdýr elbette. Ýþin zor yaný da budur belki. Gözlemek, halkýný sevmek, özveri, inanmak ve de bilimsel olarak yaratýcý olmak. (Baþkalarýnýn özverilerinden (maalesef) politik rant saðlamaya çalýþanlara karþý uyanýk olmak.)

Aðustos 1945'te ABD'nin Nagazaki ve Hiroþima'ya atom bombasý attýðýnda, Nazým Hikmet'in "bir avuç kül oluveren" küçük kýzýn þiirini yazdýðý o korkunç günlerin tanýðýsýnýz. O zaman neler hissetmiþtiniz?

5)

Hissetmek biraz eksik kalýyor. Hiroþima günlerine gelinceye kadar, yani, 1939'dan itibaren dünya çapýnda kanlý bir savaþ sürmekte, tüm insanlýðý etkilemekteydi. Faþizmin toplama kamplarý, gaz odalarý, diri diri yakýlan insanlarýn hikayeleriyle dop dolu idi tüm "insanlýk". Kýzýl ordunun faþist ordularý Moskava'dan Berlin'e kadar kovalamasýný, en yakýn günlere kadar sallanýp duran müttefik ordularýnýn, Normandi Çýkartmasý, son kez Ýtalya'da konuþlanmýþ ABD Generalinin Sovyet kuvvetlerinden önce Berlin'e varma telaþýný neredeyse saati saatine izlemiþti dünya. Atom bombasýnýn daha imalatýndan önce, þöhretiyle kavruldu tüm yürekler. Yürekler "Hayýr bunu yapamazlar!" diyordu. Ama yaptýlar. O zamana kadar bilinmeyen bir þeydi 'Atom'. En çok da yakýn çevremde Atom'un ve de tabii atom bombasýnýn ne menem bir þey olduðunu pek akýl erdiremeyenlere açýklamaya çalýþtýðýmý anýmsarým. Atom bombasýnýn þöhreti de kendisi


Kurtuluþ kadar korkunçtu. Ve nihayet "kor oluveren" insan bedenleri! Hiroþima'ya böyle etkili bir bomba atmanýn, savaþýn sonucu bakýmýndan hiç de askeri ve stratejik bir gerekçesi olmadýðý üzerine yazýlýp çizilenler de cabasý! ABD dünya egemenliðini tesçil ediyordu… Kül oluveren o küçücük beden tek örnek deðil elbette. Her yeni gün yeni bir kor düþmekteydi yüreklere. "Kapýlarý çalan o küçük kýzý" bizim için, Türk dili için özelleþtiren, ebedileþtiren ve de hala o canlý, yürek yakýcý anýyla bilinçlerimize yerleþtiren Nazým'ýn þiiri ile otantik bestesidir. O yýllarda demokrasi havariliðine yatýrým yapan ABD'ninki en baþta olmak üzere, sinema sanayii de bir yandan atom bombasýnýn dehþetini ebedileþtirirken bir yandan da bu büyük felâketten aþk hikayeleri çýkartarak Amerikan insanýný baðýþlatmaya çalýþýyordu. Sosyalist mücadeleye 60 yýlýný veren biri olarak Sabahattin Ali, Nazým Hikmet, Vedat Türkali gibi pek çok sosyalist þair ve yazarla yoldaþlýðýnýz oldu. Aklýnýza gelen ilginç anýlarýnýz var mý?

6)

Sabahattin Ali'yi çok genç yaþýmdan beri hikâye ve romanlarýndan tanýrdým. En sevilen yazarlardandý bizim gençliðimizde. 1946 yýlý Aralýk ayý baþýnda büyük bir tutuklamalar dalgasýndan ben de payýma düþeni almýþtým. Týp öðrencisi idim. O zaman Sansaryan Handa yerleþik bulunan Ýstanbul Emniyet müdürlüðünde, en ünlü Emniyet Müdürlerinden Ahmet Demir'in makam odasýnda gece yarýsý ifadeye alýnmýþtým. Sabahattin Ali'yi soruyorlardý. Koca bir yazardý O. Ortak dostlarýmýz vardý ama hiç karþýlaþmamýþtýk. Yüzleþtirmek üzere Sabahattin Ali'yi getirttiler. Saat gece üç falandý herhalde. Sabahattin Ali'ye sordular "bu hanýmý" tanýyýp tanýmadýðýný. Hiç bekletmeden, þaþýrmadan, öyle bir "Maalesef!" deyiþi vardý ki hayatýmýn en büyük iltifatý gibi algýlarým hâlâ! Nazým Hikmet 1951 yýlýnda Doðu Berlin'de gerçekleþen Üçüncü Dünya Gençlik Festivalinin davetlisi idi. "Çocuklar gibi þendi!" Pablo Neruda ile birlikte gençlerle buluþup görüþüyorlardý. Omuzlar üzerinde taþýnýyorlardý demek abartý olmaz. Bu arada bizim delegasyonumuzla da.. Festival boyunca benim Nazým ile özel politik görüþmelerimiz oldu. Koca Nazým ile doðrudan yoldaþlaþmak! Ben, Nazým'ýn isteði ile bir iki hafta sonra yurda döndüm ve tutuklandým. Yazýk ki Nazým'ý bir daha görmedim. Vedat Türkali, benim ilk parti arkadaþým, diyelim ki, hücre sekreterim, aðabeyim idi. Ayný davada yargýlandýk, mahkum olduk. Keza Mihri Belli ile de. Arkadaþlýðýmýz, dostluðumuz hep devam etmiþtir. Son aylarda saðlýk nedenleriyle ve baþka uðraþlar yüzünden bir araya gelemedik. Ancak telefonlaþýyoruz su sýralar. Deniz Gezmiþ ve Mahir Çayan'la "çayhane" olarak kullandýðýnýz evinizde sabahlara kadar süren sohbetlerinizden bir anýnýzý aktarýr mýsýnýz?

7)

Deniz kadar, toplumun her kesimince ve bu kadar içtenlikle sevilen biri olmamýþtýr herhalde Türkiye'de. Herkesin "Deniz" deyiþinde bir "Bizim Deniz!" týnýsý vardýr her zaman. Türkiye'nin gençliði -haydi solcu gençliði diyelim- ona bir temsilcilik payesi vermiþti sanki. Herkesin gözdesiydi. O kadar açýk yürekli ve de sevimliydi ki, kalabalýklarý zorlanmadan, sürükleyebiliyordu. Denizli yýllarda biz Ankara'da idik. "Çayhane" dediðimiz eve ancak bir iki kez gelmiþtir O. Daha çok Türk Solu ve Baðýmsýz Türkiye dergilerinin bürolarýna uðrarlardý Caðaloðlu'nda. Dergiyi orada okurlardý sanýyorum. Ankara'daki evimize bir geliþinde kapýdan çýkmamasýný gerektiren bir kuþku doðdu. Olayý yazýya vurmak zor þimdi. Uzun bacaklarýyla demir parmaklýklardan atlayarak aniden ortadan kayboluþunu hep anýmsarým. Bir de "ohooo daha ne kadar bekleyeceðiz!" deyiþini. Kendisini bir daha görmedim. Gemerek'te çevirdiler Deniz Gezmiþ'in yolunu! Mahir daha aðýr baþlý bir delikanlýydý. Bir yýl kadar inzivaya çekilmiþ ve hep okuyarak kendini yetiþtirmiþ söylentileriyle lejand yaptýðý günlerdeydi evimizdeki ilk görüþmemiz. Bir de sanýyorum Ankara Hukuk Fakültesi’nin koca amfisindeydi. Mahir konuþuyordu. Bir ara boþ bulunup katýlmadýðým bir þeye "cýýk!" gibi bir ses çýkardým ta oturduðum yerden. Aradaki mesafeye, kalabalýða raðmen bu tepkiyi algýlamasýna, benden geldiðini anlamasýna ve önemsemesine hala þaþarým; neredeyse kýrk yýl! "Boþuna mý Çiðnedik" kitabýnýzýn giriþinde 'arka planda kalmaya ve gölgede yaþamaya özen gösterdiðinizden' bahsediyorsunuz. Bu durumun kadýn olmanýzla ilgili bir yaný var mý?

8)

Hayýr kesinlikle deðil. Ben, okul müdürüne baþvurarak, bir 23 Nisan bayramý günü kendi isteðimle ilk kez kürsüye çýktýðýmda 12 yaþýmda idim. Ama öne geçmekten hep beri durdum. Her zaman baþkalarýnýn hakkýný yemek, baþkasýnýn sýrasýný kapmak gibi yorumlanabilecek davranýþlardan büyük bir hassasiyetle beri durdum. Zaman zaman bu kendini fazla beðenmiþlik midir diye sorarým kendime, kim bilir! Erkeklerle yarýþmaya ya da yarýþmadan kaçýnmaya hiç gerek görmedim. Belki ters gelecek ama, kadýnlarý hep üstün tutarým. Erkekleri artýk sönmekte olan genel kanýya görekadýnlardan daha uyanýk, toplumsal olarak daha etkili yapan, toplumsal yaþama daha kolaylýkla, daha kýsýtlamasýz dalabilmeleridir. Sorunuza neden olan davranýþým, toplumsaldýr. Belki toplumun ayrýcalýklýlarý safýnda olmamdan, her zaman baþkalarýna öncelik vererek bunu geri ödemek istememdendir. Yoksa kadýnlarda pek de hoþ görülmeyen tavýrlarý hiç kimsenin yadýrgamasýna meydan vermeden uygulamakta hiç de çekingen davranmamýþýmdýr. Erkeklerden daha özgür, istediðim saatte girmiþ çýkmýþ, istediðim ya da daha doðrusu gerekli gördüðüm yere gitmiþimdir. Beri yandan

kadýnlýðýný ya da erkekliðini vurgulayarak kendini ön plana sürenleri hiç tasvip etmem. Kadýn ya da erkek olmaktan daha önce Ýnsan olmalýdýr insan. Ýnsan olmak geneldir. Kadýn ya da erkek olmak özeldir. Kadýnlarýn siyasete katýlmasýnýn önündeki engeller ve bunlarý ortadan kaldýrmanýn çözüm yollarý nelerdir?

9)

Engeller pek çok. Toplumsal geliþme ve demokrasi, bizim anladýðýmýz anlamda, emek bazlý Gerçek Demokrasi þart. Özgür ve eþitlikçi vatandaþlýk kültürü.. Cinsiyet ve cinsiyetçilik konusunda yanlýþ toplumsal kültürü red, davranýþýnla, seçimlerinle red. Kendine güven. Çalýþkanlýk. Kadýnla erkek arasýndaki biyolojik-fizyolojik farklara kesinlikle toplumsal önem atfetmemek. Ve bunda içtenlikle dürüst olmak. Hak aramak için kendin de kesinlikle ve son derecede hakkaniyet sahibi olmalýsýn. Ve de kadýnerkek, çocuk, ordan-burdan herkesi -insanlýðýn ve emeðin düþmanlarý dýþýnda- her kesimi sevmeli kimseyi hor görmemelisin. Ve de.. kaytarmak için, ayrýcalýk saðlamak için kesinlikle kadýnlýðýný vurgulamamalýsýn, yani baþa baþ olmalýsýn. 1946 yýlýnda ilk gözaltýnýz, ardýndan 1951 komünist tevkifatý ile 5 sene ve 12 Mart 1971'de 3 sene cezaevinde yattýnýz. Ünlü Sansaryan Han'da uzun süre sorguda kaldýnýz. 12 eylül sonrasýný sürgünde geçirdiniz. Geriye dönüp ödediðiniz bedellere baktýðýnýzda "boþuna mý çiðnedik?" diyor musunuz?

10)

Ömrüm boyunca kendimi hep þanslý bir insan saydým. Neden baþkalarý benim kadar þanslý deðil diye üzüldüðüm de olur. Herkesin yaþamýnda "Þunu þöyle yapaydým, bunu böyle yapaydým" dediði durumlar ve dönemler vardýr. Yaþamýmý daha akýllýca kullanabilir miydim bilmiyorum. Ama geriye dönüp baktýðýmda, yaþamýmýn, o, sizin de sýraladýðýnýz her döneminde iftihar ettiðim, bugün hala gurur ve de zevk duyarak andýðým unsurlar hiç de az deðildir. Elbette ki, özellikle yirmi yýl sürgünde yaþamak ve en sevdiðim insanlarla yaþamý paylaþamamak çok acý veren bir þey. Ama bunun suçu benim deðil. Bu ülkemizin bir gerçeði. Ve ben bu suçu gidermek, ülkemin ve tüm insanlýðýn koþullarýný iyileþtirmek için yola çýktým. Aldýrmazlýk etmedim. Elimden bir þey gelmez demedim. Mücadele ettim. Önemli olan susmamaktýr. Bugün bulunduðum yerden þikâyetçi deðilim. Anýlarýmý severim. Hepsini yeniden yaþayabilirim. Halkýma borcumu ödemek için en uygun yolu seçtiðime içtenlikle inanýrým. Yoksa toplumsal mücadele benim için bir tutku deðildir. Bir görevdir. Örneðin, keþke geliþmiþ ve gerçekten eþitlikçi ve demokrat bir dünyada doðsaydým da bilimle uðraþabilseydim derim, ama bunun koþullarý yoksa… Zaten doðru dürüst, merkezinde ve hedefinde doðrudan ya da dolaylý- insan olmayan bir toplumda bilim yapamazsýnýz.

13


Kurtuluþ YENÝ DÖNEM BAÞLARKEN Erdal KARA

Çifte yenilgi, Türkiye sosyalist hareketinin 1980-2000 yýllarý arasýna damgasýný vurmuþtur. Sosyalizm davasýna baðlýlýðýn azalmasý, ihtilalci geleneðin erozyona uðramasý, kitle baðlarýnýn yitimi sonucu içe kapanarak sekterleþme, iþçi sýnýfý ile iliþkinin bütünüyle kopmasý, makro politika üretme yeteneðini kaybetme gibi özelliklerle kendisini gösteren yirmi yýllýk bu yenilgi dönemi, ayný zamanda yeniden yapýlanma giriþimlerinin de baþarýsýzlýðýnýn temel nedenini oluþturur.

14

ürt hareketini dýþarýda tutarak söylersek, 12 Eylül Askeri Diktatörlüðü sosyalist hareketimizin bütün sektörlerini kesin bir yenilgiye uðratmýþtýr. Bu yenilginin izleri sürerken, 89'la birlikte reel sosyalist ülkelerin birbiri ardýna çözülüþünün gündeme gelmesi sosyalist düþüncenin ideolojik yenilgisiyle sonuçlanmýþtýr. Çifte yenilgi, Türkiye sosyalist hareketinin 1980-2000 yýllarý arasýna damgasýný vurmuþtur. Sosyalizm davasýna baðlýlýðýn azalmasý, ihtilalci geleneðin erozyona uðramasý, kitle baðlarýnýn yitimi sonucu içe kapanarak sekterleþme, iþçi sýnýfý ile iliþkinin bütünüyle kopmasý, makro politika üretme yeteneðini kaybetme gibi özelliklerle kendisini gösteren yirmi yýllýk bu yenilgi dönemi, ayný zamanda yeniden yapýlanma giriþimlerinin de baþarýsýzlýðýnýn temel nedenini oluþturur. 1980'li yýllarýn ortasýndan baþlayarak 1990'larýn sonuna kadar devam eden yeniden yapýlanma hamlelerinin bütünü yenilgi döneminin karakteristik özelliklerinin etkisi altýnda þekillenmiþtir. 2000'li yýllar, neo-liberalizme karþý mücadelenin dünya çapýnda yaygýnlaþmasý, Latin Amerika'da ardý ardýna sol partilerin iktidara gelmesi ve Irak direniþ hareketinin baþarýsý ile kristalize olmuþ, bu geliþmeler sosyalist düþüncenin yükseliþe geçmesini mümkün kýlmýþtýr. 2008 yýlýnýn ortalarýnda ABD'de baþlayan ve çok kýsa bir zaman zarfýnda bütün dünyaya yayýlan emperyalist kapitalist sistemin krizi ile birlikte sosyalist düþüncenin ideolojik yenilgisi de kesin olarak son bulmuþtur. Bu gerçekler, 2000'li yýllarýn gerek dünya çapýnda, gerekse ülke ölçeðinde sosyalist hareketin yeniden yapýlanma hamlelerinin bambaþka bir atmosfer altýnda geliþtirilebilmesine imkan vereceðini göstermektedir. Yapmýþ olduðumuz bu genel deðerlendirme, sosyalist hareketin yeniden yapýlanmasý açýsýndan bir dönemin kapanýp yeni bir dönemin açýldýðýný ortaya koymaktadýr. Önümüzdeki yýllar sosyalist hareketin yeniden yapýlanma giriþimlerine tanýk olacaðýmýz yýllar olacaktýr. Sosyalist hareketimizin yeniden yapýlanma amacýna yönelik olarak gündeme getirilen "sosyalist koordinasyon" önerisi, sosyalist hareketin son yirmi yýllýk birlik deneyimlerinin dersleri ýþýðýnda formüle edilmiþtir. BSP, ÖDP ve SDP deneyimlerinden çýkarýlan dersler, Türkiye sosyalist hareketinin yeniden yapýlanma çabalarýnýn sosyalizm anlayýþý tartýþmasýnýn yol göstericiliðinde ve devrimci bir program temelinde gerçekleþtirildiði taktirde kalýcý kazanýmlara yol açabileceðini göstermektedir. Bu saptama, "sosyalist koordinasyon" önerisinin temel doðrultusunu oluþturmaktadýr. BSP, ÖDP ve SDP deneyimlerinden çýkarýlan dersler, farklý sosyalist çevrelerin önerileri ve sosyalist hareketin içinde bulunduðu olumsuz þartlar nedeniyle, "sosyalizm anlayýþýnýn yol göstericiliðinde ve devrimci program temelinde" yürütülmesi gereken yeniden

K

yapýlanma çabalarýnýn revize edilmemesi gerektiðini, 21. yüzyýl sosyalizminin temel esaslarýnda ve devrimci bir program temelinde görüþ birliðine ulaþýlamadýðý taktirde, "sosyalist koordinasyon"un daha ileri bir örgütsel forma kavuþturulmamasý gerektiðini ortaya koymaktadýr. Yirmi yýllýk tarihsel süreç, birlik arzularýnýn kýþkýrtýcý etkileri altýnda gerçekleþtirilen yeniden yapýlanma hamleleri, kalýcý kazanýmlara yol açmadýðý gibi, giriþimlerin baþarýsýzlýðýndan ötürü "yeniden yapýlanma" düþüncesinin zarar görmesine neden olmuþ, böylelikle sosyalist hareketin "monolitik" yapýlarýnýn birlik ve yeniden yapýlanma karþýtý düþüncelerinin yaygýnlaþmasý sonucunu doðurmuþtur. Kuþkusuz birlik "arzusu" olmadan yeniden yapýlanma çabalarýný ilerletebilmek mümkün deðildir. Lakin birlik arzusu sosyalist hareketimizin nesnel gerçekliðinin, sosyalist demokrasi düþüncesinin kýsýrlýðýnýn, ihtilalci perspektifin örselenmiþliðinin, iþçi sýnýfýndan kopuk siyasal faaliyet yürütme gerçekliðinin hareketimiz üzerindeki derin izlerini göz ardý etme sonucunu doðurmamalýdýr. Son yirmi yýllýk süreç, yeniden yapýlanma çabalarýnýn tabanda siyasal faaliyet ortaklýðý yaratýlmadýðý taktirde baþarýlý olamayacaðýný, masa baþýnda yapýlmýþ olan programlarýn farklý siyasal geleneklerden gelen kadrolarý birleþtirmeye yeterli olmadýðýný, programatik tartýþmalarýn siyasal faaliyet ortaklýðý temelinde yapýlmasýnýn elzem olduðunu ortaya koymaktadýr. Sosyalist Koordinasyon önerisinin bir diðer temel dayanaðýný da bu husus oluþturur. Kuþkusuz siyasal faaliyet ortaklýðýndan söz edildiðinde, siyasal faaliyetin esas olarak hangi alanda yürütülmesi gerektiðine de açýklýk kazandýrmak gerekmektedir. Birleþik parti deneyimleri, iþçi sýnýfý siyaset sahnesinin uzaðýnda kaldýðý müddetçe, programatik anlaþmalarýn yeterli olmadýðýný, bütün kritik dönemeçlerde birleþik parti deneyimlerinin derin bir krize sürüklendiðini ortaya koymaktadýr. Bu gerçek, iþçi sýnýfýný siyaset sahnesinin önüne getirme görevini temel siyasal görev olarak belirlemeksizin ve bu doðrultuda sistematik çabalar içine girerek kalýcý baþarýlar elde edilmeksizin "sosyalist koordinasyon"un geleceðine güvenle bakýlamayacaðýný kabul etmemizi zorunlu kýlmaktadýr. Sonuç olarak, "sosyalist koordinasyon" önerisi, 21. yüzyýl sosyalizminin temel esaslarýnda anlaþan ve iþçi sýnýfýný siyaset sahnesine getirme görevini en temelli görev olarak gören siyasal çevreler ve bireylerin zaman geçirmeksizin oluþturmaya baþlamalarý gereken, iþçi sýnýfýna yönelik çalýþma temelinde siyasal faaliyet ortaklýðý geliþtiði ve kazanýmlar elde edildiði, programatik tartýþmalar derinleþtiði ve ilerleme saðlandýðý taktirde daha ileri örgütsel formlara kavuþturulmasý gereken bir proje olarak önümüzde durmaktadýr.


Kurtuluþ “SÝZE ÇOCUKLARINIZ KONUÞMAKTA” Gökhan TAÞYAKAN

Bu direniþten yalnýzca bir yýl sonra "Albaylar Cuntasý" yýkýlacak ve cuntanýn baþýndakiler önce idam cezasýna çarptýrýlacak sonrasýnda ise cezalarý ömür boyu hapse çevrilecekti.

Edo polytexneio… (Burasý politeknik…) Edo polytexneio… (Burasý politeknik…) Sas miloun oi eleutheroi agonizomenoi… (Size özgür savaþçýlar konuþmakta…) Edo polytexneio… (Burasý politeknik…) Sas miloun ta pedia sas… (Size çocuklarýnýz konuþmakta…) 14 Kasým 1973 "Albaylar Cuntasýna" karþý iþte böyle seslenecekti Politeknik'in çocuklarý… Yunanistan Üniversiteli Öðrenciler Birliði (EEFE) tarafýndan kurulan "özgür savaþçý" isimli radyo, Politeknik Üniversitesinin iþgal edildiðini duyuruyordu. Burasý Politeknik, size çocuklarýnýz konuþmakta… Yunanistan'da 1967-74 yýllarý arasýnda yaþanan "Albaylar Cuntasý"na karþý açýk bir ayaklanma çaðrýsýydý bu. Öðrencilerin sesine kulak verenler ise 16 Kasým tarihinde 40 bin kiþiyle cuntanýn kalbi olan Genelkurmay'ý kuþatacak ve onlarca iþçi ve emekçi katledilecekti. Saat gece yarýsýný geçip 17 Kasým'a gelindiðinde ise bu kez göstericilerin sayýsý 100 bini bulacak ve öðrencileri sahiplenmek için Politeknik Üniversitesine bir yürüyüþ baþlatýlacaktý. Ancak ayný saatlerde cuntanýn tanklarý üniversite duvarlarýný yýkarak tam 36 üniversite öðrencisini katletti… Yaþanan olaylarýn sonunda 75 kiþi katledildi ve binlerce kiþi tutuklandý. Konuþma yapan gençler tek tek vurulurken her düþenin elinden bir diðeri alacaktý sözü! "Özgür Savaþçý" bu sayede son ana kadar yayýna devam etti. Ýþte 17 Kasým'ýn anlamý budur Yunan halkýnýn kalbinde. "Özgür Savaþçý"nýn, özgür sesi… Bu direniþten yalnýzca bir yýl sonra "Albaylar Cuntasý" yýkýlacak ve cuntanýn baþýndakiler önce idam cezasýna çarptýrýlacak sonrasýnda ise cezalarý ömür boyu hapse çevrilecekti. "Albaylar Cuntasý"ndan ceza alan ve bugün halen hayatta olanlar cezalarýný sessiz bir biçimde çekmeye devam ediyorlar. Þimdi yine Politeknik'in çocuklarý bizlere sesleniyor! Alexis kardeþlerinin katledilmesine karþý sokaklarý dolduran binlerce genç yeniden iþgal ettiler Politeknik'i. Tarihe sahip çýktýlar ve yeniden sarstýlar bütün dünyayý… 6 Aralýk gecesi Aleksis Grigoropulos'un katledilmesi karþýsýnda ayaklanan binlerce gencin talebi basitti. Adalet istiyoruz!.. Çünkü adil bir dünya deðildi yaþadýklarý. Dünyanýn birçok yerinde olduðu gibi Yunanistan'da da cebinde yasal mermisi bulunanlar yön veriyordu nizama! Ve onlar sokak ortasýnda bir genci vurmaktan beis

duymuyorlardý. Týpký burada olduðu gibi… Esasen bayrak oldu Alexis, Yunanistan gençliðine. Çünkü aslýnda týpký Alexis gibi hepsinin gelecek umutlarý karartýlmýþtý. Ve genç eylemcilerin kardeþlerine sahip çýkarken tetikledikleri þey isyandý. Politik bir cinayete karþý topyekun cevap verildi. Anarþist bir gençti katledilen. Ancak toplumun önemli bir kesiminin desteði vardý baþlayan eylemlere. Ve herkes þu soruyu sormaya baþladý: Yunanistan'da neler oluyor? Aslýnda dünyada ne oluyorsa, Yunanistan'da da aynýsý oluyordu. Karamanlis hükümetinin iktidara gelmesiyle hýzlanan -çünkü PASOK döneminde baþlamýþtý zaten- neo-liberal politikalarla birlikte özelleþtirme furyasý, sosyal güvenlikteki neo-liberal düzenlemeler, iþsizlik ve yoksulluktaki gözle görülür artýþ, ekonomideki gerileme, eðitim ve saðlýða ayrýlan düþük bütçe ve yüksek askeri harcamalar ciddi bir tepkinin oluþmasýný saðlamýþtý zaten. Hatýrlanacaðý üzere Yunanistan'da sosyal güvenlik reformu adý altýnda gerçekleþtirilen neo-liberal saldýrýlara karþý da ciddi bir direniþ örgütlenmiþti. Son seçimlerde iktidardaki Yeni Demokrasi ve ana muhalefetteki PASOK'un oylarýnda düþme yaþanýrken Yunanistan Komünist Partisi'nin (KKE) ve Sinaspismos'un (Solun, Toplumsal Hareketlerin ve Ekolojinin Ýttifaký) da içerisinde yer aldýðý Syriza (Radikal Sol Koalisyon) oylarýný arttýrdý. Sola olan bu ilginin en temel nedeni gelecek kaygýsýnýn iyiden iyiye artmýþ olmasý. Karamanlis hükümeti döneminde gençlik içerisindeki iþsizlik oraný %28’e çýkmýþ durumda. Ancak hükümet istihdamý arttýrmak için gençliðin sosyal güvenceden yoksun olarak çalýþmasýný savunuyor. Zaten son yasa da Türkiye'deki Genel Saðlýk Sigortasý'nda bulunan düzenlemelerle karþýlaþtýrýldýðýnda epeyce benzeþiyor. Gençlik eylemlerine karakterini veren þey mi? Açýk bir biçimde isyan! Çünkü zenginliði temsil eden ne varsa her þey gençlerin hedefiydi. Gösteriler sýrasýnda bütün dünya düþünmeye baþladý; yeni bir 68 mi geliyor? Belki henüz deðil ama gençlik dalgasýnýn bu kez daha þiddetli geldiði muhakkak. Yunanistan'daki isyanýn anarþist bir karakteri olduðu tam olarak söylenemez. Ancak eylemlerin baþlangýcý ve öncülüðü konusunda Anarþistlerin ciddi bir inisiyatif aldýðý görülüyor. Fakat eylemlere Yunanistan solu da kitlesel bir biçimde destek verdi. Tabi Yunanistan Komünist Partisi'nin (KKE) dýþýnda… Çünkü KKE, eylemcileri CIA ajaný ve komplocu çatapatçýlar olarak niteledi. Bu açýdan Komünist Parti dýþýndaki sol, yükselen dalgaya karþý daha makul bir yerde duruyor. Yaþanan geliþmeler düþünüldüðünde Alexis'in katledilmesiyle baþlayan eylemler yalnýzca bir tepki eylemi olarak nitelendirilemez. Neo-liberal dalga karþýsýnda varolan karþý duruþun tetiklenmesidir karþý karþýya olduðumuz. Ve görünüþe bakýlýrsa Yunanistan'da hiçbir þey artýk eskisi gibi olmayacak.

15


Kurtuluþ

TKP NE DÝYOR? Zeki DENÝZ

Gerçekleþtirilen operasyonlarda tutuklanan ya da soruþturmaya tabi tutulan emekli paþalarýn durumu nedir TKP'ye göre? Açýklamadan anlaþýlan bu paþalarýn ABD projeleri konusunda itiraz ya da çekinceleri olduðudur. Bizim yorumumuza göre TKP'nin bu deðerlendirmesi gayet isabetlidir.

16

rgenekon operasyonlarý baþladýðýn-

paþalarýn durumu nedir TKP'ye göre?

dan beri, sosyalist hareketimizde belir-

Açýklamadan anlaþýlan bu paþalarýn ABD pro-

gin üç eðilimin olduðu göze çarpýyor.

jeleri konusunda itiraz ya da çekinceleri

Bunlardan ilki, Ergenekon

olduðudur. Bizim yorumumuza göre TKP'nin bu

Operasyonunu demokrasi açýsýndan ilerleme

deðerlendirmesi gayet isabetlidir. Soruþturulan

olarak görmekle kalmýyor, operasyonun "derin

ya da tutuklanan eski paþalar gerçekten de

devlet"in tasfiyesine yönelik bir iþlev gördüðünü

ABD projeleri konusunda itiraz ya da çekinceleri

de iddia ediyor. Diðer uçtaki eðilim ise,

olan paþalardýr. Peki bu paþalarýn ABD ile fikir

operasyonun AKP eliyle yürütüldüðünden o

birliðine varamadýklarý mesele nedir? Irak'ýn

kadar emin ki, operasyonun arkasýnda "þeriatçý

iþgalinin öncesinde ABD ile Genelkurmay

odaklarýn" olduðundan kuþku duymu-yor.

arasýndaki görüþ farklýlýðý hangi konuda ise dün-

Bu eðilimlerden ilkini küreselleþmeci reformistler

den bugüne de bu paþalarla ABD arasýndaki

oluþturuyor. Bunlarýn akýl hocalarý liberal ve sol

görüþ farklýlýðýný ayný sorun oluþturmaktadýr. Bu

liberaller. Ýdeolojik gýdalarýný onlardan alýyorlar.

Kürt meselesine yaklaþýmdýr. Irak savaþý

Ýkinci eðilimi ise bütün renkleriyle "ulusalcý sol"

öncesinde ABD ile PKK'nin tasfiyesi konusunda

oluþturuyor. Bunlarýn akýl hocalarýnýn da bir kýsmý

fikir birliðine varýlamamýþ, bu da tezkerenin

ya Ergenekon operasyonundan dolayý içerde,

meclisten geçmesinin önündeki temel engeli

ya da bu operasyon vasýtasýyla soruþturmaya

oluþturmuþtur. Eðer bu konuda bir görüþ ayrýlýðý

tabi tutulan unsurlardan oluþuyor. Ýlhan Selçuk

olmasa idi, bu paþalarýn Irak savaþýna bodosla-

ve Yalçýn Küçük "ulusalcý sol"un en esaslý akýl

ma dalmaktan bir an bile imtina edecekleri

hocalarý olarak öne çýkýyor.

düþünülemez. Yani bu paþalar yeminli Amerikan

Son Ergenekon operasyonunun ardýndan

uþaðýdýrlar. Nerede ise tümü ABD'de eðitim gör-

TKP'nin yapmýþ olduðu açýklama bunu açýkça

müþ, ABD eliyle eðitilmiþlerdir. Onlarýn ABD pro-

ortaya koyuyor. TKP'ye göre Ergenekon soruþ-

jeleri konusunda itiraz ve çekinceleri olduðun-

turmasý "iþleyen yargý süreci deðil, AKP'nin

dan söz eden bunun hangi ABD projesi

gücünü emperyalist merkezlerden alan

olduðunu da anlatmak zorundadýr. Tersi, bir iç

operasyonu". Bu tespite katýlmamak elde deðil

olgu olan emperyalizmin orduya bulaþmadýðýný

kuþkusuz. Ergenekon soruþturmasý gücünü

varsaymak gibi bir saçmalýða tekabül eder.

emperyalist merkezlerden alýyor. Emperyalizmin

Eðer saçmalýk lafý aðýr kaçýyorsa, daha beteri

iç olgu olduðu Türkiye gibi bir ülkede,

kapýda beklemektedir: Orduyu "yurdun bekçisi"

emperyalist merkezlerin icazeti olmaksýzýn bu

sanma þaþkýnlýðý. Yurtseverlik böyle bir garabet

kapsamda bir operasyon yapmak gerçekten

galiba…

de mümkün deðil. TKP'nin açýklamasý þöyle

TKP'nin utangaç bir biçimde 28 Þubat paþalarýný

devam ediyor:

savunmasýnýn altýnda sadece tek bir neden yat-

"Gözaltýna alýnanlar da iþledikleri suçlardan

maktadýr: Sosyal þovenizm… TKP'nin açýkla-

deðil, AKP'ye muhalefet ettiklerinden, ABD pro-

masýnda yer alan "Kürtlere karþý iþlenen suçlar"

jeleri konusunda itiraz ya da çekincelerini dile

ibaresi ne yazýk ki zevahiri kurtarmaya yet-

getirdiklerinden Ergenekoncu olarak nitelen-

memektedir. TKP sosyal þovendir. Hem de en

mektedir."

kara cinsinden… Sosyal þovenizm insaný ABD

TKP buna kanýt olarak da Yalçýn Küçük'ün

uþaðý generalleri utangaç biçimde savunma

gözaltýna alýnmasýný göstermektedir. Peki ya

pozisyonuna sürükler. Þaþýracak bir durum yok

diðerleri? Gerçekleþtirilen operasyonlarda tutuk-

elbette… Öncülleri kendi hükümetlerinin savaþ

lanan ya da soruþturmaya tabi tutulan emekli

ödeneklerini onaylamýþlardý.

E


Kurtuluþ BÝR YARATILIÞÇININ YARATMA YETENEÐÝ Metin KIYAN

Öncelikle, Adnan Oktar'ýn konu ile ilgili akademik bir formasyonu olmadýðýný anýmsatmak gerekir. Kuþkusuz, bir konu hakkýnda uzmanlaþmak için illa akademik bir eðitim alýnmýþ olunmasý gerektiðini savunanlardan deðiliz. Ancak Oktar'ýn iddialarýný kanýtlamak için seçtiði yöntemin paleontoloji, zooloji vb. dallarda oldukça ciddi bir birikim gerektirdiði de açýk.

eçtiðimiz sene büyük boy kuþe kaðýda basýlý, renkli, oldukça gösteriþli üç ciltlik bir ansiklopedi dolaþýma girdi: 'Yaratýlýþ Atlasý'. Ýnsanlarýn inançlarý gereði kulaklarýna hoþ gelecek þeyler söyleyen bu kitap evrim teorisinin çöktüðü iddiasý ile ve nasýl finanse edildiði tam olarak bilemediðimiz bir þekilde 11 dile çevrilmiþ dünya çapýnda ücretsiz daðýtýlýyor. Kitabýn yazarý tanýdýk: Harun Yahya, müstear isimli Adnan Oktar. 'Yaratýlýþ Atlasý' seneler önce 'Evrim Aldatmacasý' ismi ile kamyonlarla sokakta ücretsiz daðýtýlan kitabýn bir devamý niteliðinde. Ýçerisindeki temel iddialar ayný kalmakla birlikte, evrim teorisine karþý sunulan ana 'kanýt'ý, her biri günümüzdeki karþýlýðý eþliðinde sayfa sayfa sunulmuþ, milyonlarca yýl hiç deðiþmediði iddia edilen canlý fosillerinin güzel fotoðraflarý oluþturuyor. Sözü edilen kitap bilimsel olarak dikkate alýnabilecek hiçbir iddia taþýmamakta, akademik çevrelerce de bilimsel niteliði ciddiye alýnmamaktadýr. Zaten yapýtlarýnda Kur'an'ý referans aldýðýný söyleyen ve gerçeklerle 'Kutsal Kitap'ýn çeliþtiði yerde 'Kutsal Kitap'ta yazaný doðru kabul eden mantýk yapýsý ile hareket eden bir yazarýn eserinin bilimselliðini tartýþmak anlamsýzdýr. Ancak kitabýn arkasýnda oldukça önemli siyasi ve finansal bir gücün olduðu, dünya çapýnda daðýtýldýðý ve oldukça yaygýn bir okuyucu kitlesine sahip olduðu unutulmamalýdýr. Dolayýsý ile bu kitaptaki yalanlarýn bir bir ortaya çýkarýlmasý önemlidir. 'Yaratýlýþ Atlasý'nýn detaylý bir þekilde ele alýnýp, tutarsýzlýklarýnýn ortaya konulmasý bir dergi sayfasýný oldukça aþacaðý gibi, bu konu bizlerin de uzmanlýk alanýnýn dýþýndadýr. Bu yazýnýn böyle bir iddiasý olmamakla birlikte temel hatlarý ile bazý tutarsýzlýklara deðinmenin faydalý olacaðý kanýsýndayýz. Öncelikle, Adnan Oktar'ýn konu ile ilgili akademik bir formasyonu olmadýðýný anýmsatmak gerekir. Kuþkusuz, bir konu hakkýnda uzmanlaþmak için illa akademik bir eðitim alýnmýþ olunmasý gerektiðini savunanlardan deðiliz. Ancak Oktar'ýn iddialarýný kanýtlamak için seçtiði yöntemin paleontoloji, zooloji vb. dallarda oldukça ciddi bir birikim gerektirdiði de açýk. Oysaki, Oktar'ýn biyolojinin en temel sistematiðini bile kavramamýþ olduðunu söylemek mümkün. Günümüzden yaklaþýk 2300 yýl önce Aristoteles, canlýlarý, havada, karada ve suda yaþayanlar olarak sýnýflandýrmýþtý. O günün bilgi birikimine uygun olan bu sýnýflandýrma bugün yerini "görünen" özelliklerden, gen dizilimi gibi "görünmeyen" niteliklerin kullanýldýðý modern sýnýflandýrma yöntemlerine býrakmýþtýr. Oktar ise bu

G

durumdan habersiz gözükmekle birlikte, Oktar'ýn Aristoteles'i bir miktar aþtýðýný da görmek gerekir: 'Yaratýlýþ Atlasý'nýn ikinci cildinde fosiller, "kara hayvanlarý", "deniz canlýlarý", "kuþlar", "bitkiler" ve "böcekler" olarak beþ grupta toplanmýþ. Ancak Oktar'ýn cahilliði sadece modern sistematikten bihaber oluþu ile sýnýrlý deðil. Kitabýn tamamý yanlýþlarla dolu. Konunun uzmaný bilim insanlarýnýn aktarýmlarýndan yola çýkarsak, örneðin; "böcekler grubunda yer alan ilk örnek çýyan, bir böcek deðil. Dahasý bu baþlýkta yer alan ve böcek olmayan tek örnek çýyan deðil. Yedi tane çýyan fosilinin yaný sýra, yine böcek olmayan beþ kýrkayak, bir sahte akrep, yedi tane örümcek fosili de "böcekler" baþlýðý altýnda yer alýyor."1 Atlasta yanlýþlar bunlarla sýnýrlý kalmamakta. Birçok türe ait olduðu iddia edilen fosillerde ve günümüze ait resimlerde ciddi bilgi hatalarý mevcut. Yine biyolog Mehmet Özer'in verdiði bir örneðe göz atalým: "Atlasýn birinci cildinin 252. sayfasýnda kanatsýz böceklerin Collembola takýmýna ait bir fosile ve bugün yaþayan örneðine ait olduðu iddia edilen fotoðraflara yer veriliyor. Fakat Collembolanýn bugün yaþayan örneði olduðu iddia edilen fotoðraf kýrýkkanatlý bir böceðe ait. Yani fosil ilkel, kanatsýz bir böcek grubuna aitken, bugün yaþayan örnek, böceklerin en geliþmiþ takýmlarýndan ve iki çift kanada sahip olan Coleoptera grubuna ait"2 Benzeri örnekler uzayýp gidiyor. Kitabýn sayfalarýný karýþtýrýrken eðlendiðini belirten Richard Dawkins'ten de bir aktarým yapalým: "Bu saçma kitabýn bazý diðer sayfalarýna daha baktým. 54-55, 368-369 ve 414-415. sayfalarda ikiþer sayfa kaplayacak halde yazýlanlarýn "Crinoid" olduðu belirtilmiþ ve hepsi eski Crinoid fosillerinin günümüzdekilere ne kadar benzer olduðunu göstermeye çalýþýyor. Crinoidler, derisidikenliler þubesinden denizyýldýzlarýnýn bitkiye benzeyen akrabalarýdýr. Bu üç çift sayfada da neredeyse

17


Kurtuluþ

ayný resim açýklamasý yer alýyor. Ýþte 54. sayfa'daki açýklama: 'Hayattaki haliyle birebir ayný olan, 345 milyon yýl yaþýndaki crinoid fosili evrim teorisini çürütüyor. 345 milyon yýldýr deðiþmemiþ olan crinoidler evrim teorisini çürütüyor ve Tanrý'nýn yaratýþýný bir hakikat olarak ortaya koyuyor.' Her üç çift sayfada da savý izah etmek için günümüz crinoidlerinin güzel bir renkli fotoðrafý bulunuyor. Tek mesele þu: hiçbir sayfada, günümüz örneði gösterilen hayvan, bir crinoid deðil. Bir derisidikenli bile degil. Bir ikincil aðýzlý (derisidikenliler ve bizim de ait olduðumuz alt alem) bile deðil. Zoolog okurlar, bunun bir sabellid, bir halkalý solucan olduðunu fark edeceklerdir."3 Kitabýn neresine el atarsanýz yanlýþ çýkýyor ve uzayýp giden bu örnekler Oktar'ýn bilimsel bilgiyi ele alýþýndaki ciddiyet(sizlið)i ortaya koyuyor. Ýþin ilginç yaný, canlý türlerinin bilgisinden yoksun olan bir kimsenin 700 sayfa boyunca fosillerle birlikte günümüz örnekleri ile karþýlaþtýrma yapacak özgüveni kendinde bulmasý. Literatürde ne deniyor bilmiyoruz ama halk dilinde sanýrýz buna þarlatanlýk deniyor. Atlas mantýk hatalarý ile dolu. Diðer tüm yaratýlýþçýlar gibi Oktar da evrim teorisinin yanlýþlýðý üzerine argümanlar üreterek, 'yaratýlýþ kuramý'nýn doðruluðunu kanýtlamaya çalýþýyor. Oysa, "bir kuramýn kanýtlanmamýþ olmasý, ona seçenek kuramýn doðruluðunun kanýtlanmasý anlamýna gelmez. Doðada nedensel rastlantýnýn deðil, erekli düzenin bulunduðu saptanmýþ olsa bile, bu zorunlu olarak o düzeni belli (tek) bir Tanrýnýn yarattýðý (tek) sonucuna götürmez. Söz konusu düzen saptamasýna ek olarak a) tanrýnýn varlýðýnýn da kanýtlanmasý + b) o düzeni yaratanýn o

18

(tek) Tanrý olduðunun kanýtlanmasý + c) ereklediði gibi iþlediðinin de gösterilmesi gerekir."4 "Evrim yoktur, o halde evreni tanrý yaratmýþtýr" demenin ve Kur'andan alýntý yapmanýn bilimsel açýdan bir karþýlýðý olamaz. Atlastaki bir baþka mantýk hatasý ise, her canlý türünün tek tek ele alýnýp okurun o türün evrim geçirmeyip yetkin olduðu sonucuna zorlanmasýdýr: "Evrim türler, hatta tüm canlýlar çapýnda bir sorundur. Bir tür ötekilerle karþýlaþtýrýlmadýkça elbette birinin daha evrimleþmiþ olup olmadýðý söylenemez. Ama tek tek ele alýnýnca türlerin yetkin olup olmadýðý da söylenemez."5 Oktar'a göre türler arasýnda geçiþ formlarýna hiç rastlanmamýþtýr: "Evrim kuramýna göre, yüzlerce ara geçiþ formu fosilinin olmasý gerekir. Eksiksiz ve kompleks özellikleriyle 250 bin tür mükemmel þekilde korunmuþ; ara geçiþ formuna asla rastlanmamýþtýr. (…) Bu nedenle evrim geçersizdir; evrim kendi kendine olmaz; balýklar, sürüngenler, memeliler, kuþlar bir anda Tanrý tarafýndan belli bir tasarýmla yaratýlmýþlardýr"6 Yaratýlýþçýlar bu konuda tam boy bir cahillik daha doðrusu kurnazlýk göstermektedirler. Ýþlerine gelmeyen bilgileri çarpýtmaktadýrlar. Bir çok evrimsel geçiþ, kademeli olarak deðiþim geçiren ara fosillerin daha kýsa ya da uzun süreli serileri sayesinde açýkça belgelenmiþtir. Coelacanth, Archaeopteryx, Icthyostega, Symouria gibi geçiþ fosilleri bunlardan bazýlarýdýr. Ancak yaratýlýþçýlar hiçbir zaman tatmin olmayacaklardýr. Çünkü eðer iki tür arasýndaki boþluðu dolduran bir geçiþ fosili bulunursa, yaratýlýþçý bu geçiþ fosilinin yepyeni bir tür olduðunu iddia edecek ve evrim kuramýnýn desteklenmesi için bu üç "yeni"

tür arasýnda ara formlarýn bulunmasý gerektiðini savunacaktýr. Böylece yaratýlýþçý için yeni geçiþ türünün bulunmasý evrimi kanýtlamaya asla yeterli olmayacaktýr. Yaratýlýþçýlarýn safsata yaratma kabiliyetleri olaðanüstüdür. ABD kökenli yaratýlýþ tezlerine Türkiye'de kendine özgü bir biçim veren Oktar'ýn da bu konuda aþaðý kalýr yaný yoktur. Kuþkusuz tonlarca yalan ve çarpýtmanýn düzeltilmesi gereklidir. Ancak baþta bahsettiðimiz gibi bir dergi yazýsýnýn bunu yapmasý olanaklý deðildir. Bitirmeden bir noktaya daha deðinmek gerekir. Oktar, özellikle AKP iktidarý döneminde etki alanýný arttýrmýþtýr. Oktar'ýn, son derece pahalý ansiklopedisini okullara, öðretmenlere, yurtdýþýna ücretsiz daðýtabilmesi, kendi iddialarýna karþý yayýn yapan web sitelerini engelletebilmesi, milli eðitim bakanlýðýnýn daðýttýðý kitaplarda yaratýlýþ safsatasýnýn evrim teorisine alternatif bir teoriymiþ gibi gösterilerek zaten bilimsel temellerden yoksun öðretim içeriðinin daha da bilim dýþýna çýkarýlmasý ve sayýlabilecek daha onlarca þey, hükümet düzeyinde desteklenen bir politikaya iþaret etmektedir. AKP hükümeti sadece iþçi ve emekçi yýðýnlarýnýn deðil bilimin de düþmanýdýr.

1-Özer, B. Mehmet. (2008). "Harun Yahya'nýn Böcekler Konusundaki Kimi Cahillikleri", s. 140-143, içinde: Harun Yahya Safsatasý ve Evrim Gerçeði: Bilim Ýnsanlarý, Fosil ve Yaratýlýþ Atlasýndaki Ýddialarý Yanýtlýyor, Bilim ve Gelecek Kitaplýðý, Ýstanbul. 2-a.g.e. 3-Dawkins, Richard. (2008). "Zehirli Yilanlar, Kaygan Yilanbaliklari ve Harun Yahya", [Ýnternet] Mevcut Olduðu Adres: http://www.richarddawkins.net/article,3151,Zehirli-Yilanlar-KayganYilanbaliklari-ve-Harun-Yahya,Richard-Dawkins, [Veri Tabanýna Danýþýlan Tarih: 11.01.2009]. 4-Þenel, Alaaddin. (2008). "Evrim Aldatmacasýndan Yaratýlýþ Atlasýna Mantýksýzlýklar Silsilesi", s. 29-45, içinde: Harun Yahya Safsatasý ve Evrim Gerçeði: Bilim Ýnsanlarý, Fosil ve Yaratýlýþ Atlasýndaki Ýddialarý Yanýtlýyor, Bilim ve Gelecek Kitaplýðý, Ýstanbul. 5-a.g.e. 6-Yahya, Harun. Yaratýlýþ Atlasý, Cilt 1. [Ýnternet] Mevcut Olduðu Adres: www.harunyahya.net, [Veri Tabanýna Danýþýlan Tarih: 11.01.2009].


Kurtuluþ ahoz filmi, Kürt sorununu konu alarak çekilmiþ en radikal filmlerin baþýnda gelmektedir. Film baþýndan itibaren, "Kürt sorunu" konulu olarak çekilen diðer filmlerden farklý olarak konunun etrafýndan dolanmak yerine tam merkezine alan bir kurguda devam etmektedir. Dersimli Kürt-Alevisi bir ailenin çocuðu olan Cemal, Ýstanbul Üniversitesi Ýktisat Bölümünü kazanýr. Cemal'e babasýnýn öðüdü "Oðlum devlet sana elini uzattý, bu fýrsatý deðerlendir." þeklindedir. Film bu þekilde baþlarken duvarda bulunan Hz. Ali ve Mustafa Kemal resmi Cemal'in ailesinin dünyaya bakýþ açýsýný göstermektedir. Cemal'in Ýstanbul'a geliþiyle birlikte olaylar birbirinin ardýna yaþanmaya baþlar. Cemal birden bire kendini üniversite kampusü içerisindeki sol gruplarla iliþkili bulur. Ancak baþlangýçta onlara karþý mesafelidir. Ýstanbul'un büyüklüðü onu hýzla monotonluðu içerisinde boðmaktadýr. Bu monoton tablo, Cemal'in tahtaya adýnýn yazýldýðýný görmesiyle deðiþir, sonunda tahtaya ismini yazan öðrencilerle Cemal tanýþýr. Kendisiyle birlikte tahtaya isimleri yazýlan Orhan ve Rojda ile de tanýþan Cemal kendini yeni bir çevrede bulur. Bu tanýþmayla birlikte geliþen süreç aslýnda Cemal þahsýnda Kürt halkýnýn modernleþme ve özgürleþmesinin hikâyesidir. Cemal yeni tanýþtýðý Yurtsever çevre ile daha önce ailesinden aldýðý kültür arasýndaki çatýþmayý en yoðun þekilde yaþar. Cemal baþlangýçta kendisinin Kürt olduðunu kabul etmez ve kendisini Alevi olarak tanýmlar. Ancak "Yurtsever" öðrenci kitlesiyle Kürtçe konuþmaktadýr. Bu durum grubun sorumlularýndan olan Helin ile Cemal arasýnda yaþanan kavga ile en üst noktaya çýkar. Sonuçta Helin'in, bir anlýk sinirle kýzýp Cemal'e attýðý tokat Cemal'in deðiþimini ateþleyen kývýlcým olur. Baþlangýçta kýzan Cemal, "Sosyalist Gerçekçiliði" çaðrýþtýran olaylarýn sonucunda, etrafýný daha dikkatli inceleyip daha fazla okuyup Kürt kimliðinin farkýna varýr. Bundan sonra Cemal hýzla "Yurtsever Gençlik" mücadelesine katýlýr ve artýk öðrenme süreci eylemliliðe dönüþmeye baþlamýþtýr. Musa Anter'in öldürülmesi Cemal'in kafasýndaki düþüncelerin netleþmesinde ayrý bir öneme sahiptir. Cemal'in öfkesi artýk düzenin sýnýrlarý içerisine sýðmamaya baþlamýþtýr. 90’lý yýllarýn çatýþmalý atmosferi içerisinde ilk eyleminde Cemal bir bankayý molotof kokteyli ile yakma eyleminin en önünde yer alýr. Artýk Kürt halkýnýn özgürlüðü için ölümü göze almaktan korkmayacak bir militana dönüþen Cemal'in kalbinde bir aþk filizlenir. Bu ayný sýnýfta olduklarý milletvekili kýzý Rojda'dan baþkasý deðildir. Ancak en yakýn arkadaþý Orhan da ayný kadýndan hoþlanmaktadýr. Filmin en ilginç karelerinden biri de kendisi bir "Oblomov"

B BAHOZ BÝR MODERNLEÞME HÝKAYESÝ

Ýbrahim KARADENÝZ

Bundan sonra Cemal hýzla "Yurtsever Gençlik" mücadelesine katýlýr ve artýk öðrenme süreci eylemliliðe dönüþmeye baþlamýþtýr. Musa Anter'in öldürülmesi Cemal'in kafasýndaki düþüncelerin netleþmesinde ayrý bir öneme sahiptir. Cemal'in öfkesi artýk düzenin sýnýrlarý içerisine sýðmamaya baþlamýþtýr.

karakteri olan ve 24 saatin önemlice bir zamanýný uyuyarak geçiren Özcan'ýn yaþadýðý deðiþimdir. Korsan eylemler baþta olmak üzere her türlü faaliyete geç kalan "Oblomov" karakteri hayatýna dönük radikal bir karar alýr ve illegal mücadeleye katýlýr. Filmin sonuna doðru geri dönen "Oblomov" karakteri yok olmuþ, yerine kendi devrimini gerçekleþtirmiþ bir örgüt kadrosu gelmiþtir. O artýk mücadelenin her aþamasýnda halkýna adanmýþ bir kadrodur. Mücadelenin yoðunluðu ve örgütün kadro eðitimi Oblomovculuðu yenmiþtir. Cemal bir süre sonra Kürtçe konuþtuðu için öðrenci yurdunda faþistlerle kavga eder ve yurttan atýlýr. O akþam Helin'in öðrenci evine gider ancak ev terörle mücadele polislerince basýlýr. Evde bulunanlardan bir kýsmý kaçar, Cemal gözaltýna alýnýr. Ýlk gözaltý kýsa sürer ama onun için okul hayatýna dönük olarak kararýný vermesini saðlar. Artýk okul onun için sadece mücadeleye yeni insanlar kazanýlacak ve rahatça politik faaliyet yürütülecek bir alandýr. Cemal ayný zamanda örgüt içerisinde yeni isimlerle tanýþýr. Özellikle "karizmatik" bir kiþilik olan örgüt sorumlusu Halil onunla yakýn iliþki kurmaya baþlar. Filmde deðerlendirilmesi gereken önemli bir olay, Ali ile Helin arasýnda yaþanan aþk iliþkisidir. Helin ile Ali örgütteki yoldaþlardan gizli bir þekilde aþk yaþamaktadýrlar. Bu durum örgüt içerisinde anlaþýlýr ve iki sevgili bir tercih yapma noktasýna gelir. Ya mücadele, ya aþk tercihinde Ali de Helin de üzerine çokça düþündükten sonra örgütlü mücadeleyi tercih ederler ve aþklarýný bitirirler. Ýnsana yabancý olarak görülebilecek bir "yasak", Ali ve Helin tarafýndan hiçbir direniþle karþýlaþmadan kabul edilir. Onlar için Kürt halkýnýn özgürlük mücadelesi daha önemlidir. Bu açýdan aþk da bu mücadelenin uðruna vazgeçilebilecek bir þeydir. Cemal ve arkadaþlarý yaklaþan Newroz için hazýrlýklar yaparlar, ancak eylem günü polis önlem almýþtýr. Cemal ve arkadaþlarý yakalanýr, Orhan polisin açtýðý ateþ sonucu öldürülür. Gözaltýna alýnanlar arasýnda bir kiþi itirafçý olur ve Cemal'in karþýsýna getirilir. Bu durum ayný zamanda Kürt özgürlük mücadelesinde sýkça yaþanan ihanetlerin boyutunu ortaya koymaktadýr. Suçlamalarý kabul etmeyen Cemal dýþarý çýkar. Bu arada filmin final sahnesinde Cemal ile babasý karþýlaþýr ve babasý Cemal'den devlete teslim olmasýný ister. Cemal, babasýný okulun anfisine kapatýp kaçar. Bu Cemal için Helin'in attýðý tokattan sonra baþlayan sürecin tamamlanmasýdýr. Cemal düzenle bütün baðlarýný koparmýþtýr ve okula gitmek için yola çýktýðýnda bindiði Pertek feribotuna tekrar biner. Ama bu kez ülkesine geri döner ve ülkesinin özgürlüðü için yüzünü daðlara çevirir.

19


Kurtuluþ er yýlsonunda, ya da yýlbaþýn-

H

da diyelim, geriye dönüp

GERÝDE KALAN

bakmak ve arkada kalan 365 güne neler sýðdýðýnýn

dökümünü yapmak adettendir. Biz de kendi tarafýmýzdan geriye bakýp kadýn hareketinin gündemleri ve kadýnlarýn yaþadýklarýna iliþkin bir döküm çýkarýp eski yýlý gözden geçirelim. Göreceðiz ki, kadýnlarýn gündeminde deðiþen çok az

Ýlkay KARA

þey var ve buradan hareketle önümüzdeki yýl boyunca da söyleyeceðimiz çok þey olacak.

karar verdi. Her ne kadar karar verme

Bu çýkarýmý haklýlaþtýran ilk þey elbette yýl-

süreci sancýlý geçse de "kamusal alan"da

baþýndaki sokak tacizleriydi. 2007'yi

olabilmek için kadýnlarýn baþý açýk

geride býrakýrken sokak partilerine/kutla-

olmalýydý.

malarýna damgasýný vuran þey sokakta

Peki bu açýklýðýn sýnýrý nereye kadar?

tacize uðrayan kadýnlarýn aðýrlýkla da tur-

Galata köprüsü üzerinde balýk tutarken

ist/yabancý kadýnlarýn görüntüleri ve

giysilerinin uygunsuzluðu nedeniyle

tacizcilerin kabahatler kanunu kap-

hakkýnda iþlem yapýlan kadýný hatýrlýyoruz

samýnda ödedikleri küçük para cezasýyla

hepimiz. Köprü üzerinde balýk tutarken

salýve-rilmeleriydi. Ve yine 2008'in geride

etraftaki erkeklerin tacizi karþýsýnda,

kaldýðý günlerde de benzer tablolar

güvenlik görevlileri ve ardýndan polislerin

karþýmýza çýktý. Bu kez daha temkinliydi

kararý kadýnýn teþhirci olduðuydu, kadýn

kadýnlar ve yýlbaþý yaklaþýrken hatta 31

gözaltýna alýndý. Ve kadýnlar köprü

Aralýk günü Ýstanbul'da tacize karþý mor

üstünde eylem yaparak bir kez daha

iðneler daðýttýlar ve tacize karþý seslerini

bizlere ne giyeceðimizin söylenmesine iti-

yükselttiler. Kýsacasý kadýnlar 2008'i taciz

razýmýzýn olduðunu dile getirdiler.

gündemiyle karþýlamýþlardý ve yine ayný

Görüldüðü gibi 2008 yýlý kadýnlarýn

gündemle kapattýlar.

bedenleri üzerindeki iktidarýn çeþitli

dünyanýn güvenli

Þubat ayýnda ise bambaþka bir baðlam-

sonuçlarýný ve sonuç olarak kalmayan

olduðunu, olmasý gerek-

da ancak yine kadýnlarýn bedenleri

yeniden üretip sabitleyen görüntülerinin

üzerindeki ataerkil iktidarýný açýk eden ve

gündeme taþýndýðý bir yýl oldu. Taciz,

ötesinde onaylayan geliþmelere tanýk

kadýnlarýn her alanda yaþadýðý ve

olduk. Türban dolayýmýyla yürüyen tartýþ-

erkekegemenliðinin en gözle görülür

Evet, dünya kadýnlar için hiç de güvenli deðil. Ve

tiðini tüm dünyaya duyurmak için yola çýkan Pippa Bacca'ya tecavüz edilerek öldürülmesi geride býraktýðýmýz yýlýn en sarsýcý olaylarýndan biri oldu. Pippa Bacca dünya barýþýna katkýda bulunmak için bir yolculuða çýkmýþtý ve bu yolculuk Gebze'de sonlandýrýldý.

20

madan söz edi-yoruz elbette. Kadýnlarýn baþörtüsü ile "kamusal alana" girebilmeleri için yapýlan yasa deðiþikliðinin anayasa mahkemesi tarafýndan iptal edilmesi süreci epey gürültülü geçti. Bir yandan çene altý formülasyonu ile akla zarar öneriler tartýþýlýrken yine kadýnlarýn nerede nasýl giyineceklerini, hangi durumlarda görünür olabileceklerini erkekler tartýþtý ve


Kurtuluþ sonuçlarýndan biri kuþkusuz. Ama ayný

hatta gelecek toplumda güçlü bir kadýn

zamanda gece sokaða çýkarsan baþýna

hareketi, kadýnlarýn kadýn olmaktan kay-

neler gelebileceðini de tekrar tekrar zihin-

naklanan sorunlarýna karþý mücadele

lere kazýyarak kadýnlarý sokaklardan uzak-

temelinde yan yana gelmiþ ancak per-

laþtýrýyor ve evlerde tutmanýn mekanizmasý

spektif olarak sistem içi kazanýmlarla yetin-

olarak devreye giriyor. Hüseyin Üzmez'in bir

meyecek bir hareket yaratmadan ve bu

kýz çocuðunu taciz etmesi ve sonrasýnda

mücadelenin süreðenliðini saðlamadan

geliþen olaylar, kadýnlarýn yakýnýndakiler,

kadýnlarýn kurtuluþunun mümkün olamaya-

tanýdýklarý tarafýndan üstelik de her yaþta

caðýnýn altýný tekrar çizmek gerekir. Ancak

taciz edildiðini bir kez daha gözler önüne

erkeklerin iktidarlarýný sorgulamalarý ve

serdi. Üzmez'in adli týp raporu sayesinde

bunun politik lisanýný yaratmalarý mevcut

tahliyesine karþý epey protesto sesi yük-

toplumsal yapýya karþý çýkarken erkekege-

selirken bir kez daha yakýnlarýmýzdan gelen

menliðini de kapsayan bir itirazý dil-

taciz ve saldýrýlarý gündeme taþýdýk ve

lendirdiklerinin ifadesi olabilir. Burada bir

evlerin bizler için hiç de güvenli yerler

kez daha muhalif unsurlarýn ve çevrelerin

olmadýðýný gösterdik.

bu iktidarý yeniden üreten, derinleþtiren

Evet, dünya kadýnlar için hiç de güvenli

pratikleri konusunda olumsuzlar hanesinin

deðil. Ve dünyanýn güvenli olduðunu,

hayli kabarýk olduðunu söylemek gerekir.

olmasý gerektiðini tüm dünyaya duyurmak

Bunun en göze çarpan örneklerinden birisi

için yola çýkan Pippa Bacca'ya tecavüz

de toplumsal hareketin geri kalan kýsmýnýn

edilerek öldürülmesi, geride býraktýðýmýz

LGBTT hareketle kurduðu iliþki. Tekrar

yýlýn en sarsýcý olaylarýndan biri oldu. Pippa

2008'e dönüp Lambda'nýn kapatýlma

Bacca dünya barýþýna katkýda bulunmak

davasýný hatýrlatmak gerekecek. Bugün

için bir yolculuða çýkmýþtý ve bu yolculuk

hem yasal düzeyden hem de toplumsal

Gebze'de sonlandýrýldý. Pippa'nýn yaþadýðý-

yapýnýn kendisinde LGBTT bireylere dönük

na duyduðumuz öfkeyi sokaklara taþýdýk,

ayrýmcýlýklarý sýralamak için ayrýca bir yazý

tecavüzün her yerde olduðunu haykýrdýk.

yazmak gerekir. Ancak Lambda'nýn kap-

Ama bu kez sokaða öfkesini taþýyan baþka

atýlma davasýnýn bu ayrýmcýlýðýn özeti

bir grup daha vardý. Ellerinde "tecavüz

olduðu söylenebilir. Genel ahlak kurallarýna

erkeklikse biz erkek deðiliz" yazan döviz-

aykýrýlýk gerekçesiyle açýlan dava, yargý

leriyle bir grup erkek sokaða çýkýp

organlarý nezdinde bütün yasal mekaniz-

"erk"ekliklerini sorguluyordu. Biz Erkek Deðiliz

manýn bakýþ açýsýný yansýtýyor. Bir anomali

(BEDÝ) adýyla bir araya gelen Ýnisiyatif,

olarak LGBTT bireyler ahlaksýzlar kate-

Pippa'ya tecavüz edilmesiyle baþlattýklarý

gorisinin deðiþmez elemanlarý olurken, en

eylemlerini sürdürüyorlar. Erkek iktidarýnýn

demokratik haklarý olan örgütlenme özgür-

erkekler tarafýndan sorgulanmasý süreci

lükleri ellerinden alýnarak dernekleri kap-

henüz çok yeni. Ancak önemli, çünkü biliy-

atýlýyor. Kapatma davasý sonrasýnda

oruz ki sýnýfsýz ve sömürüsüz bir dünya

yapýlan protesto eylemlerine katýlým ise

kurma hedefiyle yola çýkan pek çok

toplumsal muhaleferin bu meseleye

hareket sýra erkek egemenliðine

bakýþýný görünür kýlýyor. Feminist aktivistler

geldiðinde öteliyor ya da iddialarý karþýsýn-

ve kadýn örgütleri dýþýnda çok az kesim bu

da yenik düþüyor. Pozitif ayrýmcýlýðý ilke

davayý dert ediyor. Týpký, Ankara'da Dilek

olarak kabul etseler de pozitif ayrýmcýlýðýn

Ýnce'nin öldürülmesine gösterilen tepkil-

erkeklerin iktidarlarýndan vazgeçmek için

erde olduðu gibi. Dilek'in öldürülmesi

bir somut adým olduðu fikri unutularak

2008'in tek nefret cinayeti deðildi. LGBTT

biçimselliðe hapsediliyor. Bu nedenle

bireylere dönük hak ihlalleri ve nefret

erkeklerin kendi iktidarlarýný sorgulamalarý

cinayetleri açýsýndan da 2008 kirli bir yýl

önemli ve gerekli. Elbette buradan kadýn-

oldu.

larla erkeklerin, erkekegemenliðine karþý

Koca bir yýlýn dökümünü yapmak elbette

birlikte mücadele etmeleri gerektiði sonu-

bu yazýnýn sýnýrlarýný çok aþýyor. Ancak son

cunu çýkarmak doðru olmaz. Bugün ve

olarak kazandýklarýmýz da var demek istiyo-

rum. DESA iþçisi Emine Aslan, eylemini sürdürürken kadýn hareketinden önemli bir destek gördü ve geride býraktýðýmýz günlerde açtýðý davayý kazanarak iþine geri döndü. SSGSS yasa tasarýsý tartýþýlýrken kadýnlarýn geliþtirdikleri büyük itiraz bu yasanýn meclisten geçmesine yetmese de kadýn emeðinin sömürülmesine iliþkin mücadele daha çok gündeme oturdu. Dünya çapýnda yaþanan ekonomik kriz kadýnlarýn emeði için mücadelelerinin daha yükseleceðini/yükselmesi gerektiðini açýkça gösteriyor. Önümüzdeki yýl da yukarýda öne çýkan baþlýklarla özetlemeye çalýþtýðýmýz, beden-emek-kimlik mücadelesini yükseltmek için ne kadar çok nedenimiz olduðunu gösteriyor. Takvimler ilerlerken bizlerin mücadele nedenleri de artýyor. Yeni yýla girerken geride býrakýlan yýlýn hesabýný yapmak adettir demiþtik, her yýlbaþýnda geleceðe iliþkin beklentileri yazmak da adettir. Önümüzdeki yýl sokaklarýn mora boyandýðý bir yýl olsun. Kurtuluþumuz için mücadeleyi büyüttüðümüz ve bunu sokaða taþýmanýn araçlarýný yarattýðýmýz bir yýl olsun… Kendimizden baþlayarak en yakýnýmýzdaki ve en uzaðýmýzdaki kadýnlarý dönüþtürme gücünü, kadýn dayanýþmasýný gerçek kýldýðýmýz, kurtuluþumuz elleri-mizde diyerek baþkalarýndan hediye beklemediðimiz bir yýl… Yolumuz açýk olsun…

21


Kurtuluþ KADIN EMEÐÝ: GÖRÜNMEZLÝK ve KRÝZ Ebru YILDIRIM

Bir meta olarak emekgücünün deðeri, diðer metalarýn deðeri gibi belirlenir: Ýþçinin ve ailesinin kendini yeniden üretmesi için gerekli olan mal ve hizmetlerin deðeriyle. Ancak emek-gücü kapitalist üretim koþullarýnda doðrudan üretilemeyen tek metadýr. Diðer bir deyiþle emek-gücü bütünüyle meta iliþkileri ile yeniden üretilmez.

22

v kadýnlýðý', her ne

'E

ve hizmetler kullaným deðerleridir ve

kadar kadýnlarýn

meta iliþkisine girmediði için, deðiþim

'doðal' eðilimleri ve

deðeri niteliði kazanmazlar.

özelliklerine baðlansa

Kadýnlarla erkekler arasýndaki iliþki ser-

da, tarihsel bir konumdur, diyor Aksu

maye iliþkisi olmadýðý için de, kadýn-

Bora 'Kadýnlarýn Sýnýfý' isimli kitabýnda.

larýn artýk deðer ürettiði; ya da artýk-

Bu durumun tarihsel bir konum

deðerin üretiminde yer aldýðý tezi ise

olduðu önkabulünden yola çýkarak,

tartýþmalýdýr.

kadýnlarýn ev içi ücretsiz harcadýklarý

Christina Delphy, ev iþini 'kapitalist

emeði ve bu emeðin kapitalist üretim

olmayan' diye nitelendirir. Bunun

iliþkileri içerisinde yer alan ücretli

doðru bir yaný vardýr. Ev iþi meta üreti-

kadýn emeðini kavramada ne denli

mi alanýnýn dýþýndadýr ve deðer

önem taþýdýðýný vurgulamak gerekir.

yasasýna doðrudan tabi deðildir.

Ücretsiz ev emeði tartýþmasýnda iki

Sömürü iliþkisi; artýðý üreten ve buna el

noktayý birbirinin önüne geçirmeksizin

koyan arasýndaki iliþkiyi iþaret eder.

ele almalýyýz: Kadýnlarýn erkeklere

Belirli bir üretim tarzý, bir sýnýfýn, bir

baðýmlýlýðýný ne ile açýklayacaðýz? Ve

baþka sýnýfýn ürettiði artýða el koy-

ev emeði sermaye açýsýndan nasýl bir

masýnýn özgül bir biçimini ifade eder.

iþlev taþýmaktadýr? Birinci soruya

Sýnýflarýn oluþumu da ancak bu iliþkinin

benim vereceðim yanýt; patriarka,

taraflarýna gönderme yapýldýðýnda

yani erkek egemenliðidir. Patriarka

söz konusudur. Patriarka, kapitalist

çaðdaþ sanayi toplumlarýnda kadýn-

üretim tarzýný öncelemekle birlikte,

larýn erkeklere baðýmlýlýðý sistemidir. Bu

kapitalist iliþkilere eklemlenmiþtir ve

sistemin ekonomik temeli vardýr. Bu

kapitalizmden baðýmsýz, özerk bir

temel de ev içi üretim tarzýdýr. Ev içi

yapý olarak ele alýnmasý olanaksýzdýr.

ücretsiz kadýn emeðinin kapitalizm

"Roza Luxemburg, 'Sermaye Birikimi'

açýsýndan deðerli noktasý ise; kadýn-

isimli kitabýnda, 'kadýn sorunu' üzerine

larýn erkeklere baðýmlýlýðýný, kadýnlar-

de yazmýþtý. Birinci ve Üçüncü

la-sermaye arasýndaki iliþkiye doðru

Dünya'daki 'kapitalist' ve 'kapitalist

geniþletmesidir. Bunu emek-meta iliþk-

olmayan' alanlara iliþkin bir mantýðý

isi çerçevesinde þöyle açýklamak

da bizlere iþaret ederek: 'Kesin olan

mümkün:

gerçek þudur ki; artý deðer iþçilere ya

Bir meta olarak emek-gücünün

da kapitalistlere satýþ yaparak deðil,

deðeri, diðer metalarýn deðeri gibi

ancak böylesi sosyal yapýlanmalara

belirlenir: Ýþçinin ve ailesinin kendini

ve kendi üretimi kapitalist-olmayan

yeniden üretmesi için gerekli olan

toplumsal tabakalara satýlýrsa gerçek-

mal ve hizmetlerin deðeriyle. Ancak

leþebilir.' Peki kapitalist-olmayan üreti-

emek-gücü kapitalist üretim

ciler, bir ücret karþýlýðý meta üret-

koþullarýnda doðrudan üretilemeyen

meyen bu insanlar kimler? Geçimlik

tek metadýr. Diðer bir de-yiþle emek-

üretim yapan herkes. Örneðin; hay-

gücü bütünüyle meta iliþkileri ile

van besleme ya da tarla ekip biçme,

yeniden üretilmez. Ýþçi sýnýfý aileleri

kullanýlmýþ ürünleri yeniden iþleyerek

tarafýndan, toplumsal ve kültürel

onlardan yararlanma, genellikle

kurumlarla birlikte oluþturulur.

tarýmsal ürünlerin ya da el sanatlarýnýn

Dolayýsýyla kadýnlarýn ev içinde har-

bir kýsmýný satma, evlerini kendi

cadýðý emeðin, emek-gücünün

baþlarýna yapýp bakma ve kýyafetleri-

yeniden üretiminin önemli bir

ni dikme, çocuk bakýmý da dahil

bölümünü üstlendiði açýktýr. Bu

bütün ev iþlerini yapma...vs. Kendileri

baðlamda kadýnlar bir deðer olarak

için yaþamlarýný sürdürebilme amaçlý

emek-gücünü üretir. Ancak kadýnlarýn

olan bütün bu üretim biçimleri, ser-

ev içinde karþýlýksýz olarak ürettiði mal

mayenin bakýþ açýsýndan iþgücünün


Kurtuluþ yeniden üretimidir." (Son Sömürge:

istihdam alanlarýna baktýðýmýzda; bu iþ

uðramýþ tarýmsal üretimden kopup þehre

Kadýnlar)

alanlarýnýn esnek, sendikasýz ve sigortasýz,

göç edenlerin sayýsýndaki artýþ beraberinde

Kapitalist-olmayan, yani ücretli emeðin

kayýt dýþý çalýþmanýn en yoðun olduðu sek-

iþsizlik ve kentlerde yoðun yoksulluk olarak

dýþýndaki bu iliþki, yani yaþamlarýn ücretsiz,

törler olduðunu kolayca görebiliriz. Örneðin

karþýmýza çýkarken; krizi fýrsat bilen kapita-

kullaným deðerine yönelik geçimlik çalýþ-

tekstilde çalýþan iþçilerin %70'i kadýn iken;

listler, çalýþma saatlerinin artýþýný talep edip

mayla üretilmesi, tam da ücretli emek iliþk-

bu sayý kayýtlý iþçilere baktýðýmýzda %44'e

ancak kýdem tazminatý, ikramiye, mesai

isinden farklý olmasý nedeniyle sermaye için

düþüyor. Kadýn istihdamýnýn büyük

ödemeleri, süt izni, kreþ yardýmý gibi yasal

çok elveriþlidir. Sermaye, herhangi bir

bölümünü oluþturan küçük ve orta ölçekli

haklarý elbette kýrpacaklardýr. Bu ve ben-

bedel ödemeden ya da riske girmeden,

iþletmelerdeki iflas ya da büyük iþletmel-

zeri durumlarda ister ev kadýný, isterse

geçimlik üreticilerin her gün ürettiði artý

erdeki daralmalarda da iþ piyasalarýnýn

ücretli çalýþan kadýnlarýn ev içi üretim

emeðe el koyar, yani çalar. Bu geçimlik

cinsiyetçi yapýsý nedeniyle kadýnlarýn ilk

sorumluluklarýnýn artacaðý, evin idaresi,

üreticilerin emeði, sermayenin ücretli emek

vazgeçilenler olacaðý tahmin edilebilir.

yiyecek, yakacak temini, varsa çocuklarýn

ya da baþka biçimlerde kullanabileceði

Evine dönmesi gereken, aslen evde ücret-

eðitimi gibi açýlardan hayat standardýnýn

iþgücüne dönüþmektedir. Sermayenin

siz emek sarfetmek üzere yetiþtirildiði

nasýl sürdürülebileceði sorunlarýnýn kadýn-

gerçek deðer kazanmasý ya da birikim

varsayýlan ve ücretli erkek iþçinin yeniden

larýn omuzuna kalacaðý açýktýr. Bunun

sürecinin baþlamasý tam da bu temel

üretim ihtiyacýný karþýlama göreviyle

yanýsýra kent yoksullarý açýsýndan en önce

üzerinde gerçekleþir. 'Ekonomi dýþý' veya

donatýlan kadýnlar; asgari ücret ve sigortalý

kýz çocuklarýnýn eðitiminden vazgeçileceði,

'doðal' olarak adlandýrýlan ev içi ücretsiz

iþleri de yoðun iþsizlik nedeniyle erkekler

bu çocuklarýn ufak tefek iþlere yöneltile-

kadýn emeði de iþ gücünün yeniden üreti-

aldýðýnda krizde ilk gözden çýkarýlacaklar

ceði de öngörülebilir. Ev eksenli çalýþma

mi açýsýndan sermayeyi; ücretli iþçilerin

olacaktýr. Ülkemizde kadýnlarýn önemli bir

muhtemelen artacak, çok düþük gelir

yaþamlarýný yeniden üretiyor olmasý

kýsmýnýn, zaten geçici taþeron firmalarda

saðlasa da, ev eksenli çalýþma hayatta

bakýmýndan erkekleri dönüþtürür. Yani

çaðrýya baðlý günlük veya mevsimlik iþçi

kalmak için önemli bir üretim biçimi olarak

böylelikle kadýnlar sermayeye, kocasýnýn

olarak çalýþtýðýný da gözardý etmez isek, ne

yaygýnlaþacaktýr. Veee, elbette kadýna

iþgücünü yeniden üretmesi için gerekli

demek istendiði anlaþýlacaktýr.

yönelik þiddetin de artacaðýný tahmin

araçlarý saðlar.

Bununla birlikte küçülmüþ, deðiþime

etmek zor deðil.

Evdeki emeðine herhangi bir ücret ödenmeksizin kolayca el koyulabilen kadýnlar piyasa koþullarýnda çalýþmaya baþladýklarýnda da bu önemsizleþtirilen konumlarý doðrultusunda daha az ücretle ve daha kötü koþullarda çalýþmaya mahkum edilmek istenmekteler. Bir de buna ekonomik kriz eklenince... Krizin Faturasý Sosyal güvenlik sistemlerinin zayýfladýðý, kamu yatýrýmlarýnýn azaltýldýðý, özelleþtirmelerin hýzlandýðý, sermayenin karlý alanlara yöneldiði, dünya ölçeðinde iþ-sizliðin ve yoksulluðun arttýðý neoliberal süreç krizle nihayetlenirken, zaten toplumsal cinsiyet iliþkileri ile örülü olan iþgücü piyasalarýnda kadýnlarýn konumu da aleyhte deðiþimlere sahne oldu. Ýþ piyasasýnda kadýnlarýn cinsiyetçi iþ bölümü sonuçlu

23


ÝSRAÝL NEDEN SALDIRIYOR? Haluk GERGER

srail'in Gazze'ye son saldýrýsýnýn nedenleri bugünlerde en çok tartýþýlan gündem maddelerinden biri. Öyle ya, Ýsrail iþgal güçleri, hem de "Ortadoðu kasabý Sharon"un baþbakanlýðý döneminde, 2005 yýlýnda, Gazze'yi terketmiþlerdi. Bu, Siyonist Devlet'in Gazze üzerindeki yýkýcý denetiminin bütünüyle ortadan kalktýðý anlamýna gelmemekteydi elbette ama, kimi yerleþim merkezlerinin de boþaltýlmasýyla birlikte ele alýndýðýnda, yine de önemli bir adýmdý. "Oslo süreci"nin bir sonucu olan bu çekilme, ayný zamanda, bir Filistin Devleti'nin kurulmasýnýn da kabulüydü. Daha sonra da, geçtiðimiz Haziran ayýnda, Hamas ile Ýsrail arasýnda bir ateþkes imzalandý. Böylece, Ýsrail, görüþmeyi reddettiði Hamas'ý fiilen tanýmýþ oldu. Bu durumda, Ýsrail neden saldýrdý? Buna kolaycý ve Ýsrail vahþetini sinsice kollayan yanýt belli: Ýsrail, roket atýþlarýyla ateþkesi bozan Hamas'ýn provokasyonlarý karþýsýnda müdahale zorunda kaldý ve terör eylemlerinden dolayý Hamas'ý cezalandýrýyor. Oysa, gerçegin bu yanýtla ilgisi yok. Ýdeolojik saldýrý þu iki argümanla gerçekleþtiriliyor: Birincisi, "Ýsrail, Filisitin Devleti'nin kurulmasýný kabul etti ve Gazze'den de çekildi, Hamas savaþý sürdürmeseydi, þimdi durup dururken neden saldýrsýn ki?" Ýkincisiyse, "Ýsrail

Ý

Hamas'la savaþýyor, ama her savaþta olduðu gibi, siviller de zarar görüyor ve Hamas da buna çanak tutuyor, çünkü sivil halký kalkan olarak kullanýp onlarý kendisi hedef haline getiriyor." Bu durumda, Ýsrail, olsa olsa, "orantýsýz güç" kullanmakla suçlanabilir. Peki, gerçek nerede? Yanýtý aramaya, Ýsrail'in Gazze (ve Batý Þeria'da kimi yerleþim merkezlerinden) çekilmesi ve bir Filistin Devleti'nin kurulmasýný kabul etmesiyle baþlamak gerek. Ýsrail'in 2005 yýlýndaki askeri ve politik geri adýmlarý atmasý, özünde, geleneksel Siyonist stratejinin iflasý, Ýsrail Devleti'nin yenligiyi kabullenmek zorunda kalmasýnýn sonucuydu. Siyonistler bakýmýndan, Filistin, "topraksýz Yahudi halkýn insansýz kadim topraklarýna geri dönüþü"nün adresiydi. Kurulan Siyonist Devlet bakýmýndansa, sadece, Yahudilerden oluþan saf bir yapý deðil, ayný zamanda, Büyük Ýsrail'e yürüyüþün "sýçrama tahtasý"ydý. Varlýðý dahi kabul edilmeyen "Filistinliler"in, üstelik Büyük Ýsrail'in öncü güçleri olan yerleþim merkezlerinin boþaltýlmasýyla beraber, Gazze ve Batý Þeria'nýn bir bölümünde "kendi devletlerini kurma hakký"na sahip olduklarýnýn kabulü, muazzam bir geri adýmdý elbette. Bunun, kerhen atýlmýþ zorunlu bir geri adým, bir stratejik (askeri-politik) yenilginin sonucu olduðu açýktý. Filistin Direniþi, sonunda, Siyonist ideloji ve Devlete tarihi bir geri adýmý dayatmýþtý. Ama, Ýsrail de henüz bütün kozlarýný oynamamýþtý. O dönemde, Le Monde Gazetesi'nde Ýsrail Cumhurbaþkaný Þimon Perez, "Neden Ýsrail'in bir Filistin Devleti'ne Ihtiyacý Var?" baþlýklý bir yazý yazdý. Bu yazýda, Perez, "gerçek o ki, moral ve demografik açýlardan, bir Yahudi Devleti olarak kalabilmek için Ýsrail'in bir Filistin devletine ihtiyacý var" demekteydi. Perez'e göre, 4.7 milyon Yahudi ile 4 milyon Filistinlinin içine sýkýþtýðý, Akdeniz'den Ürdün'e uzanan, alanda bir Yahudi Devleti'nin tek baþýna egemen olmasý olanaksýzdý. O'nun "terörizm" diye adlandýrdýðý Filistin Direniþi, bunu olanaksýz kýlmaktaydý. Filistin Ummaný’nda, Siyonist Devlet'in boðulmamasý, ancak, Filistin halký

için de bir "yurt" oluþturulmasýna baðlýydý. Perez, ayrýca, iki halký barýndýran 24,000 kilometre karelik bu toprak parçasýnýn, özellikle zýrai yeterlilik bakýmýndan sorunlu olduðunu, bunun için de, birbirleriyle iþbirliði yapacak ikili bir yapýnýn oluþturulmasý gerektiðini, aksi halde, Ýsrail'in de kendine yeterliliði saðlayamayacaðýný ve çatýþmalarýn yýkýcý biçimler alabileceðini belirtmekteydi. Perez, sýnýrlarla ve sýnýr boylarýndaki mayýnlarla da kendimizi koruyamayýz ve üstelik ekonomik bakýmdan sýnýrlar bizim geliþmemize de engeldir diye yazmaktaydý. Aslýnda, Siyonist Devlet'in yeni stratejisi, Filistin Direniþi'ni bir baþka biçimde tasfiye etmek ve Büyük Ýsrail projesini bu yeni yolla gerçekleþtirmekti. Bu yeni yönelime göre, "baðýmsýz Filistin Devleti", aslýnda, Siyonizme ve emperyalizme boyun eðmiþ, bu arada kendine de bir çýkar alaný oluþturmayý düþleyen Filistinli iþbirlikçiler aracýlýðýyla, Ýsrail'in bir uydusu, onun, fiziki-politik-iktisadi coðrafyasýnýn bir uzantýsý, Siyonist merkeze eklemlenmiþ bir sömürgesi olarak kurgulanmýþtý. Ne var ki, Filistin halkýnýn direniþ iradesi, bu oyunu bozdu. Direniþ ruhu, bu sefer Hamas'la örgütsel ve ideolojik kanalýný buldu, mücadele maddi bir güç olarak bu kanaldan akmaya baþladý. Siyonist oyun da bozulmuþ oldu. Bunun üzerine, Ýsrail bütün hýþmýyla Gazze'ye saldýrmaya baþladý. Abluka ve bombardýmanlarýn þiddeti altýnda, Filisitn Direniþ Ýradesi açlýkla, þiddetle, iç çatýþmalar, hastalýk, yoksunluk, yolsuzluk ve her türden baskýyla kýrýlmaya çalýþýldý. Ne var ki, bu korkunç ve çok boyutlu saldýrýlar da tutmadý, halkýn mücadele kararlýlýðý tüketilemedi, buna baðlý olarak da, Hamas yenilgiye uðratýlamadý. Israil bakýmýndan yenilgi o boyuttaydý ki, sonunda, Hamas'ý fiilen tanýmak ve 19 Haziran 2008'de onunla bir ateþkes imzalamak zorunda kaldý Olmert Hükümeti. Ýþte þimdi, kan ve güç toplayan Ýsrail yeniden saldýrýyor; müthiþ yenilgilerinin intikamýný almak, içine düþtüðü kýsýr döngüyü parçalamak, geriye gidiþini durdurmak ve tersine çevirmek, en çok da, Filistin Direniþ Ýradesini kýr-

mak için savaþýyor. Bu savaþ, bir tarafýn (Ýsrail'in) kendi iradesini hasmý (Filistin halký)'nýn iradesine üstün kýlmak, giderek, tam anlamýyla dayatmak için yapýlýyor. Ýlk bakýþta, bu saldýrý savaþýnýn "politik öz"ü burada yatýyor gibi görünüyor. Hedef, bir zorunluluk olarak kendini dayatmýþ "baðýmsýz Filisitn Devleti"nin özünü boþaltarak onu uydulaþtýrmak, Filistini, "devlet" yanýlsamasýyla "iþgal altýnda toprak" olmaktan doðal sömürgeye dönüþtürmek, zamanla, Filistin halkýný köleleþtirmek. Bunun için de iradesinin kýrýlmasý gerek. Savaþýn nedeni bu. Hamas, Filistin Iradesi'nin, Direniþ'in örgütsel ete-kemiðe bürünmüþ hali olduðundan, ilk bakýþta, hedef konumunda görülüyor. Oysa, hedef, doðrudan halkýn kendisi. Hedef, halkýn iradesi olduðu için de, doðrudan, çoluk-çocuk, kadýn, hasta, yaþlý halk hedef alýnýyor. Bu, rastlantý ya da savaþýn istenmeyen ama kaçýnýlmaz yanlýþlýklarý deðil. Tam aksine, savaþýn kendisi, çýkýþ nedeni, stratejik hedefi, varlýk nedeni. Böyle olunca da, görüntünün aksine, doðasý gereði, "sosyal ve politik özü"nden kopuyor bu savaþ. Politik ve sosyal özünü kaybetmiþ her savaþ gibi de, kaçýnýlmaz olarak, bir toplu cinayete, moral iflasa, insanlýk krizine, giderek, insanlýk suçuna dönüþüyor...


Kurtuluş Gazete Say-9