Issuu on Google+

TE KE L d iren iş i iş çi sı nıfının

kitlesel miting ve yeterli etkiyi gösteremese de 4 Şubat grevi dönem açısından önemli çıkışlardı. TEKEL tüm işçi sınıfı ve emekçilerin sesi ve yüreği olmuştu. Bu basit bir durum değildi. Sözkonusu olan egemenlere karşı toplumun her kesiminden işçi ve emekçinin mücadelede gösterdiği birlikti. TEKEL direnişi, egemenleri hiç hesap etmedikleri bir takım tavizler vermek zorunda bırakmıştı. Direnişin ulaştığı boyutta bir aldatmaca olarak gündeme gelse de kriz saldırganlığında egemenlere planlarından taviz verdirmek önemli

bir başarıydı. Dahası egemenler işçi sınıfının fiilimeşru eylemi karşısında da taviz vermek zorunda kalmıştı. TEKEL işçileri ülkenin başkentinde, şehrin merkezini mesken tutmuş ve polis saldırganlığını geri püskürtmüştü. Haklılıkları ve kararlılıkları kadar halktan aldıkları destek de bunda önemli bir yerde duruyordu. Onlar devrimci çalışmaya ülke çapında geniş bir alan açtılar, deneyim kazandırdılar ve devrimcilerin onları sahiplendiği kadar onlar da devrimcileri sahiplendiler. Kendi karşılaştıkları baskılardan yola çıkarak tüm ezilenlerle düşünsel

bir bağ kurdular ve işçilerin sınıf olma bilincinin en temel özelliğini kazanmaya başladılar. Onlar mücadelede kardeşleştiler ve dolaysız pratikleriyle Kürt sorununda çözümün de sınıfsal temeline işaret ettiler. Ve kuşkusuz onlar yeni ve daha güçlü mücadelelerin yolunu açtılar.  Sayfa 8

İşçi-köylü

t ar ih s el bi l in ci di r

TEKEL direnişi sınıf hareketine güçlü bir canlanma getirdi. Bunun çok yönlü kazanımları hiçbir biçimde gözardı edilemez. Ankara’daki

Demokratik Halk İktidarı İçin

59

Sayı:

* 19 Şubat-4 Mart 2010

İsyan ateşini sınıf bilinciyle harlayalım!

* Fiyatı: 1.50 TL

* ISSN: 1307-878X

Tüm ezilenlerin, emekçilerin biriken öfkesine tercüman, çaresizliğine umut olan TEKEL direnişi sürüyor. Türlü saldırı ve bitirme girişimine rağmen devam eden direniş, emekçilere umut olur-

ken, egemenleri ise her geçen gün biraz daha öfkelendiriyor. Çünkü onlar baskı ve zulümlerine boyun eğen, çaresizliği kader bilen, hakları uğruna mücadele yürütmeyen emekçiler arıyorlar.

Oysa Ankara sokaklarında yükselen direniş ateşi, mücadele edil-

meden hiçbir hakkın kazanılamayacağına işaret ederek yol göstermeye devam ediyor.

Ve bu direniş, egemenleri hiç de hesap etmedikleri bir takım tavizler vermek zorunda bırakıyor. Yani mücadele eden kazanıyor. Ve mü-

cadele kritik bir eşikte halen sürüyor. TEKEL direnişinin kazanmasının tüm emekçilerin kazanması anlamına geldiğini bilince

çıkartarak her alanda direnişi merkez alan etkili, çalışmalara yo-

ğunlaşmak, vakit kaybetmeden olabilecek en geniş ve zengin biçimlerle direnişi büyütmek hepimizin omuzlarındaki görevdir.

8 Ma r t Y ü z ü n c ü Ya şın d a

Mücadelenin 100 ’ü eskimez!

Devrimcilik, ezilen ve sömürülenlerin sorunlarını bilmek, çözmek ve bu sistemin alternatifini örgütlemektir. Bunu da onlardan biri olarak, onları devrimcileştirerek/onlarla devrimcileşerek başarabiliriz. Bu konuda ilk hedef kitlemiz her zaman çözüme en çok ihtiyaç duyan kesimdir. Bu kesimlerden biri de hiç kuşkusuz emekçi kadınlardır. 153 yıl önce, sömürüye karşı canları pahasına direnen ABD’li kadınlardan aldığımız bu meşale ile mücadelemizi büyütmek için daha ısrarcı olmamız gerektiğinin farkındayız. Çalışmalarımızı bu bilinçle yürütmeli; 8 Mart’ta; Yeni Demokrat Kadınlar olarak, örgütlenince “göğün yarısına sahip olacağımızı” göstermek için alanlardaki yerimizi almalıyız. İstanbul Yeni Demokrat Kadın İnisiyatifi  Sayfa 2

İşçi-köylü’den

TEKEL direnişi umutsuzluğa,

çaresizliğe itirazdır!

C

M

Y

K

 Sayfa 15

 Yenikapı’da

direniş büyüyor

“Yüzyılın Projesi” olarak sunulan ancak yüzyılın sömürüsünü işçilere dayatan Marmaray Projesi’nin Yenikapı şantiyesinde direnişe geçen işçiler, 30’lu günlere dayandılar. 10 Şubat’ta Ankara’ya giden işçiler, Ulaştırma Bakanlığı önünde eylem yaparak taşeron şirketi ve projenin yürütücüle Sayfa 5 rini protesto ettiler.

 Çemen direnişi

ve kararlılık

Antep’te Çemen Tekstil’de işçilerin hakları için çıktıkları grevin 33. gününde işçilerle görüşen gazetemiz okurları direnişin nedenleri ve gelişmeler üzerine söyleşi yaptı. İşçiler söyleşide kararlılıklarını ve zafere olan inançlarını dile getirdiler.  Sayfa 5

 JİTEM yoksa,

kayıplar nerede?

E ylem, etkinlik, yani pratik her zaman geliştiricidir, sınıf mücadelesinin ileriye doğru

evrilmesinde yegâne yoldur. Sınıfa bilinç taşınması olgusunu tam da bu çatışmanın bağrında

T EK E L d i r e n iş i s ü r ü y o r

değerlendirmek gerekir.

Bir aydın, bir cinayet ve olmayan adalet

AKP’nin Alevi çalıştayları sona erdi

27-10 Ocak 2010 tarihinde gerçekleştirilen yedinci çalıştayın ardından kamuoyuna açıklanan ön rapor metni ile yaklaşık iki yıldır devam eden masalın sonuna gelindi. Yaklaşık 400 gazeteci, akademisyen ve çeşitli kurum temsilcilerinin katıldığı büyük bir panayır havasında gerçekleştirilen çalıştaylarda “küçük” bir ayrıntı unutulmuştu. Alevi çalıştayında Aleviler yoktu.  Sayfa9

Sınıfsal Yaklaşım

Direniş öğretiyor -1“GÜNDE BEŞ VAKİT KOMÜNİST OLDUK” Sayfa 3

Katliam yapanları, banka hortumlayanları, Ergenekoncuları aklayıp paklayan; elinde “taş izi” olan Kürt çocuklarına on yıllarca hapis cezası veren; düşünceyi suç sayan; rüşvetten başını alamayan ve adalet kavramını ayaklar altına alan bir kurumdur TC’nin adalet sistemi. Bu durumda Beşiktaş Ağır Ceza Mahkemesi’nde 3 yıldır süren Hrant Dink davasının nasıl sonuçlanabileceğini tahmin etmek zor olmasa gerek. 8 Şubat’ta gerçekleştirilen 12. duruşmada “kahraman” katil Ogün Samast, mahkeme boyunca, kendi görüntülerinin seyrettirilmesi üzerine “meşhur oluyorum lan!” ve görüntülerdeki ikinci kişiyi tanıyıp tanımadığı sorulduğunda “ne tanıyacağım  Sayfa 7 ya!” diyecek kadar “soğukkanlı” ve şımarıktı.

Emekçinin Gündemi TEKEL etkili destek bekliyor Sayfa 4

Pusula Devrimcilerin görevi umudu büyütmektir Sayfa 11

Batman’da katıldığı bir toplantıda yaşanan faili meçhul cinayetlerin hala aydınlatılmadığını ve faillerin bulunarak derhal yargı önüne çıkarılmalarını istediğini söyleyen AKP’li milletvekili M. Emin Ekmen İHD Batman Şubesi’nin kayıp yakınlarıyla her Cumartesi günü düzenlediği oturma eyleminden haberi olmadığını söyledi. Oysa eylemler Batman’da 47, Diyarbakır’da 53 haftadır devam ediyor. Cumartesi Anneleri’nin Galatasaray Lisesi önündeki eylemleri ise 255. haf Sayfa 7 tasındaydı…

 Lewis Wickes

Hine

Usta fotoğrafçı Lewis Wickes Hine’nin elinde güçlü bir silahı vardı: Fotoğraf makinesi. Bu silahını yıllarca fabrikalarda çalışan emekçilere, işçilere ve özellikle de çocuk işçilere çevirdi. Onların yaşamlarını anlatabilmek için tüm engellemelere rağmen fabrikalardan içeri girdi ve onların yaşamlarını  Sayfa 14 fotoğrafladı.

Evrensel Bakış

Küresel krizin yeni durağı: Yunanistan Sayfa 13


‹flçi-köylü 2

Yaflam›n içinden

19 fiubat-4 Mart 2010

8 Mart Y ü z üncü Yafl›nda: Mücadelenin 1 0 0 ’ü eskimez! Tam 100 y›l oldu…

25 Kas›m Kad›köy

Biz kad›nlar›n mücadelemizi, 8 Mart Dünya Emekçi Kad›nlar Günü’nün ilan edilmesi ile taçland›rmam›zdan bu yana 100 y›l geçti. Sömürücülerin yaratt›¤› savafllarla ve y›k›mlarla geçen bu yüzy›lda da bütün bunlardan en çok zarar gören, en çok ezilen biz olduk. Yine bu yüzy›lda eme¤in kurtulufl mücadelesinin devrimlerle sonuçlanmas›na da tan›kl›k ettik. Bu mücadelenin ve devrimlerin ön saflar›nda biz de vard›k ve militan direnifllerin öznesiydik, yoldafllar›m›zla birlikte…

Bilinçlendikçe örgütlenecek, örgütlendikçe özgürleflece¤iz! Devrimcilik; ezilen ve sömürülenlerin sorunlar›n› bilmek, çözmek ve bu sistemin alternatifini göstermektir. Bunu da onlardan biri olarak, onlar› devrimcilefltirerek/onlarla devrimcileflerek baflarabiliriz. Bu konuda ilk hedef kitlemiz her zaman çözüme en çok ihtiyaç duyan kesimdir. Bu kesimlerden biri de emekçi kad›nlard›r. Kad›n sorunu üzerine do¤ru bir perspektife sahip olmam›za ve bu soruna karfl› duyars›z kalman›n do¤ru olmad›¤›n› bilmemize ra¤men bu konuda pratik ad›mlar atamamam›z bizim için önemli bir eksikliktir. Sürekli dile getirdi¤imiz bu eksikli¤i gidermek ad›na geçmiflte bir kad›n çal›flmas› yürütmüfltük. 2008 y›l›nda ise Yeni Demokrat Gençlik (YDG), kad›n örgütlenmesi üzerine çal›flma bafllatt›. Bu çal›flma sonucunda; Diyarbak›r, Ankara, ‹zmir ve ‹stanbul’da “Genç Kad›n Komisyonlar›” oluflturuldu. Yaflanan tart›flmalar, bu konudaki s›k›nt›m›z›n boyutunu gösterdi. Bir süre sonra kad›n sorunu üzerine çal›flmalar yürütülen alanlarda Genç Kad›n Komisyonlar› taraf›ndan Yeni Demokrat Kad›n ‹nisiyatifleri oluflturuldu. (‹zmir ve Ankara) ‹stanbul’da da geçti¤imiz y›l›n sonunda çeflitli alanlardan kad›nlar olarak toplant›lara bafllad›k ve Yeni Demokrat Kad›n ‹nisiyatifi’ni oluflturduk. 20 kiflilik bir grup kad›n olarak ald›¤›-

m›z ilk toplant›da “bir kad›n örgütlülü¤üne neden ihtiyac›m›z var/nas›l bir çal›flma yürütmeliyiz?” gündemleri üzerine konufltuk. Daha sonraki toplant›larda bu tart›flmalarla birlikte yaklaflan 25 Kas›m Kad›na Yönelik fiiddete Karfl› Uluslararas› Mücadele Günü için eylemler örgütledik. 24 Kas›m’da; Taksim’de Demokratik Kad›n Hareketi ve Emekçi Kad›nlar Komisyonu ile birlikte bir yürüyüfl örgütledik. 25 Kas›m’da ise Kad›köy’de Yeni Demokrat Kad›nlar (YDK) olarak, “Kad›na Yönelik fiiddete Son” pankart›m›zla bir bas›n aç›klamas› yapt›k ve tiyatro oyunu sergiledik. Aral›k ay›nda hem YDK çal›flmalar›na kat›lan hem de ‹K okuru olan Songül Araç adl› bir arkadafl›m›z, K›raç’ta, iflten dönerken, evinin önünde polis taraf›ndan yönlendirilen bir kifli taraf›ndan cinsel tacize u¤ram›flt›. Bu olay› protesto etmek için ‹HD’ye baflvurarak bir bas›n toplant›s› ve Esenyurt Meydan›’nda bir bas›n aç›klamas› düzenledik. Bu sald›r›, bir kez daha gösterdi ki, sistem; kad›n›n mücadele etmesine karfl› kinini yine cinsiyetimize yönelik sald›r›larla ortaya seriyor! Bu eylemlerin ard›ndan 3 Ocak’ta düzenlenen “‹flçi-köylü Gazetesi ile Dayan›flma Gecesi”nde YDK olarak stant açt›k, kad›n sorunu üzerine toparlad›¤›m›z kitaplar›n sat›fl›n› ve bildiri da¤›t›m› yapt›k. Ayr›ca etkinlik bafllamadan hem

YDK’y› tan›tmak hem de çevremizdeki kad›nlar›n bir kad›n faaliyetine nas›l bakt›klar›n› ö¤renmek amac›yla haz›rlad›¤›m›z anket çal›flmas› yapt›k. Etkinlikte YDK’n›n haz›rlad›¤› bir tiyatro oyunu da sergilendi.

8 Mart 100. Yafl›nda: Mücadelenin 100’ü eskimez! Küçük de olsa ileriye ve sa¤lam ad›mlar atabilmek için “yumru¤umuzu dört bir yana sallamamaya” çal›flt›k/çal›fl›yoruz.

Kad›n faaliyeti yürütebilece¤imiz semtlerde toplant›lar al›p, buralarda nas›l çal›flmalar yürütebilece¤imizi tart›flt›k. Kad›n sorunu ve genel teorik eksikli¤imizi gidermek, sonraki toplant›lar›m›z›n bafl gündemlerinden biri oldu. Bunun çözümü için çal›flma gruplar› oluflturarak belirledi¤imiz konular temelinde e¤itim çal›flmalar› örgütledik. 8 Mart Dünya Emekçi Kad›nlar Günü’ne yaklaflt›¤›m›z flu günlerde, So¤anl›, Sar›gazi, Tuzla ve Okmeydan›’nda toplant›lar örgütlüyoruz. fiimdiye kadar yapt›¤›m›z toplant›lar hedeflerimizin alt›nda gerçekleflse de bunun nedenlerini tart›flarak faaliyetimizi gelifltirmek üzerine kafa yoruyoruz. Kad›nlar› yüzy›llard›r zincirlendikleri evden ç›karmak için ilk ad›m olarak onlara gitmenin ve ev toplant›lar› düzenlemenin yararl› olaca¤›n› düflünüyoruz. 153 y›l önce, sömürüye karfl› canlar› pahas›na direnen ABD’li kad›nlardan ald›¤›m›z bu meflale ile mücadelemizi büyütmek için daha ›srarc› olmam›z gerekti¤inin fark›nday›z. Çal›flmalar›m›z› bu bilinçle yürütmeli; 8 Mart’ta; Yeni Demokrat Kad›nlar olarak, örgütlenince “gö¤ün yar›s›na sahip olaca¤›m›z›” göstermek için alanlardaki yerimizi almal›y›z! (‹stanbul Yeni Demokrat Kad›n ‹nisiyatifi)

8 Mart’› kad›n meselesini s›k›flt›rd›¤›m›z bir gün olmaktan ç›kart›p, 365 günlük mücadelemizi taçland›rd›¤›m›z bir gün haline getirece¤iz... 8 Mart 2009 ‹stanbul 8 Mart’ta; örgütlenince “gö¤ün yar›s›na sahip olaca¤›m›z›” gösterelim...

Birlik olal›m, boynumuzdaki zinciri biz k›ral›m

art›k harekete geçelim

“Kad›nlara buradan ça¤r›m›zd›r” Songül AK: (‹zmir’den bir TEKEL iflçisi) Haklar›n› alman›n bilincine vars›n ve direnifle geçsinler. Ben burada bir TEKEL iflçisi kad›n olarak direniyorum ve emekçi kad›nlar›n bu direnifle kulak vermesini istiyorum. Boyun e¤memeleri gerekiyor art›k. Hangi bask› çeflidi, hangi koflul alt›nda olursak olal›m direnece¤im. Kaç gün kalaca¤›m belli de¤il, ama haklar›m›z› alana kadar burada olaca¤›m kesin. 8 Mart vesilesi ile emekçi kad›nlara sesleniyorum, birlik olal›m, boynumuzdaki zinciri biz k›ral›m ve art›k harekete geçelim. Baflbakan buradaki kad›n iflçiler hakk›nda “birahanelere gidiyor, barlara gidiyorlar, sabahlara kadar e¤leniyorlar” diyor. Bu afla¤›lamalara karfl›l›k vermeyecek miyiz?

*****

Em jiyane, jiyan berxwedane! Yar› Kürt, yar› Türk bir kad›n›m ben! Babam, ’80 darbesi sonras› korkusundan bize ö¤retmemifl Kürtçe’yi. Küçükken nefret ederdim Kürtçe’den… Okulda ö¤rendi¤im Türkçe’yi konuflurdum inatla. Annemin Türk olmas›, övünç kayna¤›yd› benim için. Çünkü, Türklerdi en “soylu” olan, en “çal›flkan” ve de en “mutlu” olan! Kürt yar›m› ise hiç rahat b›rakmazd› devlet “baba”; ev bask›nlar›, kurflun sesleri, panzerin ezdi¤i çocuklar hiç eksik olmazd› yaflad›¤›m mahallede… Korkard›m ve “tiksinirdim” yoksullu¤undan Kürt mahallemin. Sonra mücadele etmenin ne oldu¤unu ö¤renmeye bafllad›m. Gerillalar rüyalar›m› süsledi; bu kez de Kürtçe konuflamad›¤›m için utand›m. Bir yoldafl›m, köyden kente zorla göç ettirilen bir Kürt kad›n›n, Türkçe bilmedi¤i için yaflad›¤› s›k›nt›lar› anlat›p, art›k o kad›n›n rüyalar›n› sessiz gördü¤ünü söyledi¤inde, bu utanc›m daha çok artt›. Dilimden, kültürümden bu kadar uzaklaflt›rd›¤› için, TC’ye daha çok kin duydum ve daha bir sar›ld›m mücadeleye. Bir Kürt kad›n› olarak ilk asimile edilen ben oldum, “kutsal” annelik rolümden kaynakl›. fiimdi mücadelenin öznesi olmak için kad›n olman›n bilincine varman›n önemini fark ediyor ve Kürt kad›n›n artan direnifl sesine bir ses daha eklemek için 8 Mart’ta alanlara ça¤›r›yorum.

*****

“Kad›n›n içinde bulundu¤u sömürü k›skac›na karfl› ç›kmak ve mücadele etmek devrimci bir görevdir.”

Merhaba Ben 18 yafl›nda evlenip 15 y›l küçük bir köyde evli kald›¤›m evlili¤im süresince eflimin daya¤›na, hakaretlerine maruz kald›m. Zamanla eflime sadece bedenimin gerekli oldu¤unu, düflüncelerimin, kiflili¤imin bir öneminin olmad›¤›n› kavrad›m. Beni insan olarak dahi görmüyordu, onun için kullanmak istedi¤i zaman elinin alt›nda bulunan bir mald›m. Peki, ben neydim? Düflünüyordum, akl›m› kullanma yetene¤im vard›; geriye kendime güvenmek ve ayaklar›m›n üzerinde durabilmek kal›yordu. Ben de esaretimin sebebini yok edip eflimden ayr›ld›m. fiimdi çal›fl›yorum. ‹ki çocu¤umla birlikte

yafl›yorum. Omuzlamam gereken yüküm çok, bunu biliyorum ve kendime güveniyorum. Çünkü ben KADINIM. Bu süreçte YEN‹ DEMOKRAT KADINLAR’la tan›flt›m ve ülkemizde kad›n sorununun çok yo¤un yafland›¤›n›n fark›na vard›m. Bu sorunun sadece evde kad›n›n fliddete maruz kalmas›yla bitmedi¤ini sokakta, iflyerinde k›sacas› yaflam›n her alan›nda kad›nlar›n yok say›ld›¤›n› gördüm. Sistemin, toplumun kad›nlara yönelik dayatmalar›n›n artarak devam etmesine dur demek için biz kad›nlar›n daha bilinçli olmam›z ve ne istedi¤imizi bilmemiz gerekti¤ini, bunun içinde mücadele etmemiz, birleflmemiz gerekti¤ini ö¤rendim. Kendimizi yok saymak gelece¤i karartmak diye düflünüyorum ve Yeni Demokrat Kad›n hareketi ile bilinçlenmeye, mücadeleye diyorum.

*****

Ben bir iflçi kad›n›m Ev emekçisi, iflçi, köylü kad›nlar›n yaflad›¤› s›k›nt›lar› sözden ç›kart›p prati¤e dökmek ve burada kendini ifade etmesini sa¤lamak bak›m›ndan kad›n çal›flmas›

önemli bir yerde durmaktad›r. Çünkü kad›n, yüzy›llard›r sömürünün en fliddetlisini yaflamaktad›r. Toplumun “de¤er yarg›lar›” bu sald›r›lar› meflrulaflt›rmaktad›r. Yaflanan bu s›k›nt›lar› gazete ve dergilerden görmekteyiz. Ayr›ca bunlar› biz de kad›nlar olarak yaflamaktay›z. ‹flte bu noktada bu sömürü k›skac›na karfl› ç›kmak ve mücadele etmek devrimci bir görevdir. Bizler Yeni Demokrat Kad›nlar olarak; 8 Mart’›n 100. y›l›na yaklaflt›¤›m›z bugünlerde yaflanan TEKEL direniflinde açl›k grevinde olan kad›nlar›n mücadelesini yaflamal›y›z. Bizler Yeni Demokrat Kad›nlar olarak; Tarihte bu bilinci kuflanm›fl flehitleri mücadelemizde yaflatmal›y›z. Bizler Yeni Demokrat Kad›nlar olarak; 8 Mart Dünya Emekçi Kad›nlar Günü’nü, takvimlerden ç›kart›p bir tohum gibi yaflam›m›za serpifltirebilmeliyiz. Bizler Yeni Demokrat Kad›nlar olarak; Bursa’da yanan, ‹kitelli’de bo¤ulan ve hemen her gün töre cinayetlerine kurban edilen yüzlerce kad›n›n sesi olmak ve iflçi direnifllerinde hayk›ran ka-

d›nlar›n sesine ses katmak için 8 Mart’ta alanlara, hesap sorma bilincini kuflanarak inmeliyiz!

*****

Merhaba… Ben, bir ev kad›n›y›m. Milyonlarca kad›n›n içinde ben de eme¤i hiçe say›lan bir ev emekçisiyim. Her gün ayn› ifller; çocuk bak›m›, ev temizli¤i yani… Günün 24 saati, biz kad›nlar›n ifli bitmek bilmez! Ama akflam eflim iflten geldi¤inde, “çok yorgunum” dedi¤imde; “ne yapt›n?” diye cevap verir. Ben mi ne yapt›m? Ben do¤uruyorum, ben üretiyorum, ben bir evde yap›lmas› gereken her fleyi üstleniyorum. Art›k ben de sorunlar›ma karfl› örgütleniyorum. Ben 27 yafl›nda bir kad›n›m. 8 Mart’›n 100. y›l›n› kutluyorum. 100 y›l önceki kad›nlar da benim gibiydi. 100 y›l sonraki kad›nlar da öyle! Ne y›llar ne de yafllar hiçbir fleyi de¤ifltirmiyor. Bir fleyleri de¤ifltirmek için Yeni Demokrat Kad›nlar olarak 8 Mart Dünya Emekçi Kad›nlar Günü’nde alanlarda buluflal›m! Yaflas›n örgütlü mücadelemiz!

Prangalar› Parçalamaya 8 Mart’ta Alanlara Günümüzde ifl hayat›na kat›l›mla daha sayg›n bir yer edinece¤ini düflünen kad›n daha yo¤un bir temponun içinde kalmakta. ‹fl yerinde gün boyu eme¤i sömürülmekte, hak etti¤ini alamamakta ve geri kalan zaman› çocu¤u ile ev içerisinde kofluflturmayla geçmekte hatta çocu¤una yeterince zaman ay›ramamaktad›r. Bunun vicdani sorumlulu¤unu kald›ramaman›n çözümünü de ço¤u zaman üretimden kopmakta bulmaktad›r. Yetersiz olan do¤um öncesi-sonras› izinleri ve süt izinleri her geçen gün gasp edilmekte ve birçok iflyerinde krefllerin bulunmamas› da sorunun bir baflka yönüdür. Bununla birlikte kad›na yönelik cinsel ayr›mc›l›k her sektörde kendini göstermekten geri kalmaz, bilinci ve kimli¤i sald›r›ya u¤rar. Yine ifl yerinde birçok kad›n, erkek ifl arkadafllar› ve patronlar› taraf›ndan tacize maruz kal›r. Birçok ifl kolunda özne konumundan nesne konumuna indirgenerek baflar›l› olamayacaklar› varsay›lmaktad›r. Her yönüyle sömürülebilir olarak görülür. Bugün kad›nlar olarak dünden daha fazla birlikte olmaya ve dayan›flmaya ihtiyac›m›z oldu¤u bir süreçte ilerlemekteyiz. Krizin sebebi olarak görülerek üretimden kopar›lmaya çal›fl›lan, eve hizmetçi olarak tekrar geri dönmesi planlanan, her alanda oldu¤u gibi iflyerinde de cinsel her türlü sald›r›ya ve küçümsemeye maruz kalan kad›nlar beyinlerine vurulan prangay› parçalayarak ayn› zamanda pratik içerisine girerek tarihin sayfas›ndan ç›kar›lan derslerle göstermeliyiz ki biz de var›z ve var olmaya devam edece¤iz. 8 Mart’ta alanlara; tüm varl›¤›m›zla daha güçlü hayk›rmaya…


‹flçi-köylü 3

Politika-yorum

19 fiubat-4 Mart 2010

‹syan ateflini s›n›f bilinciyle harlayal›m! Emek cephesinde ciddi bir hareketlenmeyi de beraberinde getiren TEKEL iflçilerinin direnifli, son günlerin hatta aylar›n en önemli gündemi olma özelli¤ini koruyor. “Sadaka de¤il, hakk›m›z› istiyoruz!” diye hayk›ran iflçiler, yarat›lmak istenen “sadaka toplumu” modeline de bu uzun soluklu direniflle birlikte ciddi bir yan›t oluflturuyorlar. Direniflle birlikte yak›lan ateflin s›cakl›¤› ise ülkenin dört bir yan›nda hissedilmeye devam ediyor.

Eylemler hakl› ve evet ideolojiktir! TEKEL iflçilerinin bafllatt›¤› direnifle, ülkenin dört bir yan›ndaki iflçi ve emekçilerin de yan›t vermesi karfl›s›nda en keskin tepkiyi hükümet temsilcileri gösterdi. Maliye Bakan› fiimflek, özlük haklar› için direnen iflçilerin eylemlerinin art›k hükümete karfl› komploya dönüfltü¤ünü söyleyerek, korkular›na da tercüman olmufltur. Hükümetin en yetkili a¤z› Erdo¤an ise yapt›¤› aç›klamalarla, az›l› bir emek düflman› oldu¤unu bir kez daha teyit etmifltir. ‹flçi ve emekçilerin eylemleri karfl›s›nda, tehlikede oldu¤unu gördü¤ü koltu¤unda hop oturup hop kalkarken Erdo¤an, benzer tablolar karfl›s›ndaki tehditkar üslubunu son eylemlerle birlikte daha da ileri tafl›m›flt›r. Eylemler, ezilen s›n›f›n, bask› ve sömürüye dayal› egemen s›n›f ideolojisine baflkald›r›s›d›r. Bir di¤er deyiflle, ezenlerin ezilenlere yönelik ideolojik tutumlar›na karfl›, ezilenlerin ideolojik tutumlar›n›n ifadesidir TEKEL eylemi. Bu iki s›n›f aras›ndaki özü ideolojik olan mücadele kapsam›ndad›r. Tekrar etmek gerekirse: Evet, eylemler ideolojiktir! Eylem karfl›s›nda duyulan korkunun bir yans›mas› da, iflçilerin tazminatlar›n›n banka hesaplar›na yat›r›lmas› oldu. ‹flçiler aras›nda ikilem yaratma amac› da tafl›yan bu giriflim üzerinden de eylemin etkisini k›rmaya dönük yo¤un bir karfl› propaganda gelifltirildi. “fiu kadar say›da iflçi yat›r›lan paras›n› ald›” yönlü aç›klamalar da yine iflçiler taraf›ndan ya-

n›tland›, bir anlamda da yalanland›. Yat›r›lan paralar iflçiler taraf›ndan çekilmemiflti. ‹stisnalar vard›, evet, ancak ezici bir ço¤unlu¤un paras›na bankalar iflçilerin borçlar›n›n karfl›l›¤› olarak el koymufltu. ‹flçileri sendikalardan koparma, sendikalara olan güvenlerini k›rma amaçl› bir baflka çaba da yine ayn› günlerde görüldü. Sendikalar›n eylemdeki ›srar›n›, kaybetmek istemedikleri, toplam 4.9 milyar tutar›ndaki iflçi aidatlar› ile aç›klama çabas›yd› bu. Mevcut sendikal önderliklerin büyük bölümünün s›n›f uzlaflmac›, sar› sendikal anlay›fl›n temsilcisi olmalar›, bu yaklafl›mda gerçeklik pay› olabilece¤ini elbette akla getiriyor. Bu önderliklerin niteli¤i egemen s›n›flar taraf›ndan da biliniyor. Onlar›n özde sermayenin temsilcisi olduklar›ndan oldukça eminler. Bu durum bugüne kadar defalarca kan›tlanm›flt›r. Bunun içindir ki bu eylem özgülünde de, hangi kiflisel hesaplar peflinde olduklar›, eylemi hangi noktada satacaklar› gibi tereddütler ortadan kalkm›fl de¤il. Ancak gerçekleflen eylemlerin bu sendikal önderliklerin iradesini aflm›fl oldu¤unu da görmek gerekir. ‹flçi ve emekçilerin öfkesi birikmifltir ve bu öfke sendikal önderlikleri de önüne katm›fl, itelemektedir. Bu öfkenin önünde duramad›klar›, kendilerini de silkeleyip atabilece¤ini çok iyi bildikleri içindir ki, eylemlere önderlik eden pozisyonda görünme gayretlerini, zoraki de olsa sürdürmekteler. F›rsat›n› bulduklar› anda gerçek pozisyonlar›na uygun hareket etme e¤ilimlerini de zaten gizleyememekteler. Bu durum sendikalar›n 4 fiubat eyleminden sonraki günlerde yapt›klar› toplant›dan sonra aç›klad›klar› kararlarda da görülmektedir. Hükümetle “uzlaflma” yolunun esas al›nd›¤› görülen bu kararlar›n özünü, emekçilerin sokaktan kopar›lmas›, eylemlerin etkisinin k›r›lmas› oluflturmaktad›r. Dan›fltay’a 4-C’nin iptali için baflvuru yapmak, TEKEL iflçilerinin meflru eylem biçimini uzun bir bekleyifl içinde eritmek demektir. Ancak iflçilerin bekleyecek zaman› yoktur, zira 28 fiubat itibar›yla iflsiz kalacaklard›r.

S›n›fsal Yaklafl›m Direnifl Ö¤retiy›r -1-

“GÜNDE BEfi VAK‹T KOMÜN‹ST OLDUK” Tekel’in ilk önemli dersini s›n›f bilinciyle mücadele/direnifl aras›ndaki iliflki oluflturmaktad›r. Bafll›ktaki sözü sarf eden Tekel iflçisinin ruh halini, duygular›n› yans›tmak amac›yla yapt›¤› espri, eylemin politik karakteriyle ilgilidir. Bu karakterin direniflin do¤as›nda bulunmas›ndan öte, süreç içerisinde meydana gelen saflaflman›n getirdi¤i berrakl›¤›n politik derinli¤i üzerinde durulmal›d›r. Bunu de¤ifltirici ve dönüfltürücü olman›n zemini olarak alg›lamak gerekir. Eylem, etkinlik, yani pratik her zaman gelifltiricidir, s›n›f mücadelesinin ileriye do¤ru evrilmesinde yegâne yoldur. S›n›fa bilinç tafl›nmas› olgusunu tam da bu çat›flman›n ba¤r›nda de¤erlendirmek gerekir. Düflmanla karfl› karfl›ya gelmeden, onunla yüzleflmeden yol alabilmek mümkün de¤ildir. Bu, kendili¤inden bir s›n›f olmaktan ç›k›p kendisi için s›n›f olmaya do¤ru ilerlemek anlam›na gelmektedir. Büyük bir bölümünün oy verdikleri bir partinin/hükümetin haklar›n› gasp etmesi bir yana her türlü yalan, iftira, çarp›tma ve daha önemlisi bask›, tehdit ve fliddetle yaklaflt›¤› direniflin, bütün y›k›c› ve yap›c› unsurlar› bünyesine toplayaca¤› kaç›n›lmazd›r. Y›k›lan, her fleyden önce “ana/kutsal” devlet imaj›d›r. Devletin koruyucu, kollay›c›, hak ve adalet da¤›t›c› vb. bütün flallar› üzerinden kay›p dökülmüfltür. Devleti temsilen hareket eden üst düzey yetkililerden infaz aleti polislere kadar her seviyedeki muhatab›n bütünlük oluflturan söz ve tav›rlar› tabloyu tamamlam›flt›r. Bu arada yine sistemin önemli bir parças› olarak sahne alan di¤er hâkim s›n›f partilerinin tutu-

munu da pas geçmemek gerekir… Direniflin ikinci önemli dersi, s›n›f›n kimli¤i ve rolüne dairdir. Çok iyi bilindi¤i üzere iflçi s›n›f›/proletaryan›n ifllevine yönelik burjuvazinin bilhassa 90’l› y›llardan sonra gelifltirdi¤i ideolojik kampanya önemli bir yo¤unluk kazanm›flt›. S›n›f›n t›pk› burjuvazi gibi devrimci barutunu tüketti¤i, büyük oranda baflkalaflmaya yüz tuttu¤u, ayr›ca say›sal olarak da azalmaya bafllad›¤› ve bütün bunlardan ötürü lokomotif özelli¤ini yitirdi¤i iddia ediliyordu. Bunun temel dayana¤› elbette sosyalizmin kalelerindeki düflüfllerin bütün ç›plakl›¤›yla ortaya dökülmesi ve s›n›f›n genel olarak mücadele alanlar›nda a¤›rl›¤›n› kaybetmesiydi. Bir gerileme sürecinin yaflanmakta oluflundan cesaretle harekete geçen burjuvazi “kanamay›” h›zland›rma derdindeydi. Bu duruma ilk önemli darbe s›k› biçimde geliflen halk savafl› pratikleri, sonras›nda da iflgallere karfl› direnifllerle vuruluyor, proletaryan›n varl›¤›n› “ispat sorunu” haline getirme çabalar›, emperyalizmin yo¤un sald›r›lar›na karfl› oluflturulan barikatlarla gö¤üsleniyordu. Bu atefl, emperyalist metropoller baflta olmak üzere dünyan›n bütün alanlar›nda emperyalist savafl/iflgallere, ekonomik ve sosyal y›k›m projelerine, açl›¤a, k›tl›¤a ve yoksullu¤a karfl› gelifltirilen direnifllerle büyüdü. Tekel, ülkemizde 90’l› y›llar›n bafl›ndaki madenci direnifliyle iflaret fifle¤i çak›lan, dönem dönem parlay›p sönse de hep içten içe kaynayan ve nihayet son y›llarda belli bir hareketlilik ve yayg›nl›k kazanan s›n›f hareketinin yaratt›¤› birikim üzerinden vitesi daha da büyüt-

Erdo¤an’a iflçilere ay sonuna kadar süre verme, yoksa müdahale etme tehdidini aç›kça dillendirme cesaretini veren de asl›nda sendikal önderliklerin bilinen gerçekli¤idir. Eylemlere destek veren, baflta devrimciler olma üzere, emek dostlar›n›n “eylemle alakas› olmayanlar”, “marjinal gruplar” olarak ilan edilip, hedef gösterilmesi de yine ayn› kapsamda de¤erlendirilmelidir. Bu kesimlerin hedef gösterilmesi ayn› zamanda ay sonuna kadar verilen süre sonras› direnifli sürdüren iflçilere müdahaleyi meflrulaflt›rma amac› da tafl›maktad›r.

‹syan ateflinin sönmesine izin vermeyelim! Ülke gündeminin ikinci aya¤›n› da kuflkusuz EMASYA Protokolü ve Milli Güvenlik Siyaset Belgesi (MGSB) tart›flmalar› oluflturdu. Büyük bir toplumsal olay bafl gösterirse, bölgedeki komutana olaya do¤rudan müdahale etme yetkisi veren EMASYA Protokolü’nün (Emniyet Asayifl Yard›mlaflma Protokolü) AKP hükümeti taraf›ndan tart›flmaya aç›larak kald›r›laca¤›n›n aç›klanmas› ve MGSB’de de¤ifliklik yap›lmas› son y›llara damgas›n›n vuran klik çat›flmas›nda yeni bir hamleyi ifade etmektedir. Ama bu ayn› zamanda ve de esas olarak emekli general Nejat Eslen’in Cumhuriyet Strateji dergisinin 158. say›s›nda ifade etti¤i gerçeklikte ifadesini bulan yeniden yap›land›rman›n ürünü-

müfltür. Genifl bir dayan›flma a¤› oluflturmas›, baflta emekçiler olmak üzere di¤er halk s›n›flar›n› etraf›nda toplamas›yla ortaya ç›kan potansiyelin etki gücü görülmek durumundad›r. Eylem bir yandan büyük bir kararl›l›k ama di¤er yandan özellikle de kendi cephesinden bir dizi engel ve dezavantajlarla yol almaktad›r. Bütün bunlara ra¤men yaratt›¤› etki, AKP hükümetini “düflürme” tart›flmas›na uzanacak boyutlardad›r. Tayyip’i (ve bakanlar›n›) bir iflveren, sermaye sözcüsü kimli¤iyle hareket ettirirken endifle ve pani¤e sevk eden direnifl, s›n›fa ait bütün denetim mekanizmalar›n› sarsmakta, rejimin sigortalar›yla oynamaktad›r. Eylemin bütün halk s›n›flar›yla yakalad›¤› mücadele birli¤i ve dayan›flman›n, oluflturdu¤u çekim merkezi ve heyecan›n, s›n›f›n rolü ve iflleviyle yak›n iliflkisi göz ard› edilemez. Devleti köfleye s›k›flt›ran hem hassas hem de sald›rgan k›lan, s›n›f›n bu pozisyonudur. Özcesi, soruna “ideolojik” yaklaflan karfl›-devrim, iflçi s›n›f›n›n rolünü, s›n›f›n kendisinden daha iyi kavrar durumdad›r… Bu ba¤lamda de¤inmemiz gereken husus, eylemin etki gücünün art›r›lmas›nda önemli bir yere sahip dayan›flma eylemlerinin dur durak olmaks›z›n sürdürülmesi gerekti¤idir. Baflta s›n›f›n di¤er alanlar› olmak üzere bütün cephelerden Tekel direnifline kesintisiz ve güçlü bir destek sunulmas› flartt›r. Bunun temel nedeni, egemen s›n›flar›n eylem karfl›s›nda gösterdi¤i reaksiyondan da anlafl›laca¤› üzere direniflin bütün ezilenleri kucaklayan bir mücadele platformuna dönüflmüfl olmas›d›r. Tekel’in ateflledi¤i s›n›f mücadelesi faflist diktatörlü¤ün sald›r› kampanyalar›na karfl› dalgak›ran oluflturulabilmek için önemli bir f›rsat yaratm›flt›r. Krizle beraber sald›r› bafllatan emperyalistfaflist haydutlar›n durdurulma ve geriletilme koflullar› böylelikle sa¤lanabilecektir. Üçüncü ders örgütlenme sorununa iliflkin olarak verilmifltir. Tekel di-

dür; “Türkiye’nin karfl› karfl›ya odu¤u ciddi sorun, etnik farkl›l›klardan de¤il, küresel ve bölgesel güçlerin jeo-politik ihtiyaçlar›ndan kaynaklanmaktad›r ve Türkiye dahil bölgenin yeni jeo-politik ihtiyaçlar›na göre yeniden flekillendirilmesiyle ilgilidir.” Bu yeniden flekillendirmenin flemas› da yine 2007 y›l› bafllar›nda M‹T Müsteflar› Emre Taner taraf›ndan çizilmiflti. Ordunun bu yeni flekillenme karfl›s›ndaki tutumu, yapt›¤› karfl› hamle ve geri çekilmelerle ortada ve tart›flmal›d›r. Ama bizim aç›m›zdan tekrar etmek gerekirse; süreç hakim klikler aras›ndaki dalaflman›n ötesinde ve ayn› zamanda s›n›fsal ve ulusal mücadeleye karfl› mevzileri güçlendirme süre-

cidir. Zira hakim s›n›f klikleri devleti oluflturan tüm kurumlar› ile bir bütün olarak s›n›fsal ve ulusal mücadeleye topyekün güçleriyle müdahale etmektedir. Ve meselenin esas müdahale etmemiz ve kitleleri bilinçlendirmemiz gereken yönü buras›d›r. Nitekim EMASYA kalkm›flt›r, ancak yerini daha etkili protokol(ler) alacakt›r. “‹ç düflman”, “d›fl düflman” tan›mlamas› meselesinin flu s›ralar öne ç›kar›lmas› da buna iflaret etmektedir. Özellikle “iç düflman” tan›mlamas› daha da geniflletilerek, iptal edilen EMASYA’n›n da özüne uygun olarak, ezilenlerin en küçük k›p›rdan›fllar› daha etkili biçimde ezilmeye çal›fl›lacakt›r. Yani EMASYA’n›n özü baflka adlar ve anlaflmalar alt›nda, daha da etkin hale getirilecektir. ‹çe dönük ezme harekat›, egemen s›n›flar

renifli, örgütlü olman›n önemini bütün yönleriyle ba¤r›nda tafl›maktad›r. Önceki pek çok direniflin de iyi-kötü bir sendikaya gereksinim gösterdi¤i belirlenebilen bir husustu. Sendikalaflma oran›n›n yüzde 6’lara düfl(ürül)müfl olmas›, böylesi faflist, gerici ve reformist yönetimler alt›ndaki sendikalar›n dahi tafl›d›¤› önemi ortaya koyacak aç›kl›ktad›r. Nitekim sendikaya sar› rengi veren duvar›ndaki boyalar de¤il, yönetimi, onun izledi¤i çizgidir. Özel amaçlarla kurulan ve örgütlendirilen kimi faflist yap›lar hariç gerici sendikalarda çal›flman›n gere¤i ve önemi de buradan gelmektedir. Devletin tipik bir itirafç› pozisyonuna düflerek, kimi kez do¤rudan kimi kez yöneticileri üzerinden sendikalar› “kötü”, “sahtekâr”, “iflbirlikçi” gösterme gayreti bofluna de¤ildir (“Sendikac›lar iflçi aleyhine çal›fl›yor. ‹flçiler arac›s›z görüflmekten memnun. Tekel eylemine Türk-‹fl bile sahip ç›km›yor.” Tayyip Erdo¤an, 12.02). Aralar›ndaki hesap ve iflbirliklerini aç›klayacak kadar gözünü karartan egemen s›n›flar›n sendikalar konusunda gösterdi¤i bu afl›r› hassasiyet, durumu yeterince anlat›yor olmal›d›r. Tam da bu nedenle hem sendika yönetimlerini elde tutma hem de sendikal alan› k›s›rlaflt›rma çabalar›nda ciddi bir yo¤unluk vard›r. 12 Eylül rejimine ait -geçici 15. madde (cuntac›lara dokunulmazl›k) hariç- en dokunulmaz yasalar›n “çal›flma alan›”yla iliflkili olmas› rastlant› de¤ildir. S›n›f›n örgütlü olmas›ndan anlafl›lmas› gereken yaln›zca sendikalar de¤ildir. Sendikal faaliyeti de çekip çevirecek ve ona s›n›f çizgisi do¤rultusunda flekil verecek olan kitle inisiyatifi, tayin edici hususlar aras›ndad›r. Tekel direniflinde de görüldü¤ü gibi (referandum) s›n›f›n kendi davas›na sahip ç›kmas›na, karar sürecine kat›l›m olgusunun (kendi kaderine hükmetme) sa¤lad›¤› etki iyi tespit edilmelidir. S›n›f›n demokrasiyle kurdu¤u iliflki mücadeleye ruh ve dinamizm kazand›rmaktad›r.

aras›nda, emperyalist politikalar›n hem ülkede hem de bölgede engelsiz hayata geçirilebilmesi aç›s›ndan bir zorunluluktur. IMF ile anlaflma hala gündemdedir ve bu uzlaflma IMF’nin dayatt›¤› önkoflullar›n yerine getirilmesine ba¤l›d›r. Kamu harcamalar›ndan k›sma, özellefltirmelerin h›z›n› art›rma (ki TEKEL’den sonra TAR‹fi’in özellefltirilmesi gündemdedir) vb. neoliberal politikalar›n önünde emekçi engeli kald›r›lmak zorundad›r. Bunun için de emekçi eylemlerinin her türden araç ve yöntemle bast›r›lmas› gerekmektedir. Ama özellikle de toplumsal muhalefetin öncü güçleri flu süreçte saf d›fl› edilmek istenmekte, ezilmeye çal›fl›lmaktad›r. Bu güçler devrimciler, ilericiler, emekten yana olanlar, eme¤in özgürleflme mücadelesine öncülük edenlerdir. Bunlar ayn› zamanda bir bütün olarak emperyalist –dolayl› ya da do¤rudan- politikalar›n karfl›s›na dikilenler, bu politikalar›n gerek ülkede gerekse bölgede hayata geçirilme çabalar›n›n önünde duranlard›r. Ve bunlar›n bu süreçte mutlak suretle tasfiye edilmeleri hedeflenmektedir. Bu tasfiye hedefi, emperyalist ordular›n komutanlar›n›n birbiri ard›na yapt›¤› ziyaretlerde de “Terörle Mücadele” kapsam›nda ele al›nmaktad›r. Yine ‹stanbul’da gerçeklefltirilen gayri resmi NATO toplant›s› da Türkiye’yi bölgedeki iflgal bata¤›n›n derinliklerine çekme hedefli oldu¤u kadar, “iç düflman›” tasfiye etme hedefini de içermektedir. ABD ordusunun Afganistan’daki iflgal komutan› geçti¤imiz günlerde, Türk ordusunun burada operasyonlara kat›ld›¤›n›, art›k çat›flmalara girdi¤ini aç›klam›flt›r. Türk egemen s›n›f temsilcilerinin NATO toplant›s›n›n ard›ndan, hatta sürerken yapt›klar› aç›klamalara bak›l›rsa, Afganistan’da çat›flmalara kat›lacak asker say›s›nda ciddi bir art›fl hedeflenmektedir. Tüm bu hedeflere bak›ld›¤›nda gerek emek hareketinin gerekse bütün olarak toplumsal muhalefetin en dinamik unsurlar›n›n neden acil olarak tasfiye edilmek, ezilmek, sindirilmek, teslim al›nmak istendi¤i daha iyi anlafl›lmaktad›r. Onlar›n hedeflerine ulaflmalar›n›n engellenmesinin tek yolu ise TEKEL direnifli ile yak›lan isyan ateflini ülkenin dört bir yan›nda s›n›f bilinciyle harlamaktan geçmektedir.

Ancak bütün bunlar› gerçeklefltirme ve iflletmenin de bir örgütlenmeye ihtiyaç gösterdi¤i noktada iflyeri komitelerinin rolü ortaya ç›kmaktad›r. S›n›f›n baflta sendikalar olmak üzere bütün eylem ve direnifllerine yön verecek olan bu örgütlenmelerdir. Sendikalar›n, ekonomik-demokratik mücadeledeki “temel” araç rolü ba¤lam›nda politik savafl›mdaki yeri unutulmamal›d›r. Tekel direnifli, sendikalar›n hal ve vaziyetine iliflkin ç›plak görüntüler ortaya sermifltir. Direniflin önce sendikalar› (daha do¤rusu sar›, gerici, revizyonist yönetimleri) yola getirip hizaya sokmas› sonra da uyan›kl›¤› elden b›rakmamas› gerekti¤i görülmüfltür. Daha önemlisi, bu yönetimlerden ne kadar erken kurtulunursa mücadelenin gelece¤i bak›m›ndan o kadar iyi olaca¤›d›r. Tek-G›da ‹fl ve hamisi Türk-‹fl’in gösterdi¤i “olumlu” her refleksin, yakas›ndaki iflçi elinden kaynakland›¤›, aksi her durumda yan çizdi¤i örnekler yaflanmaktad›r. 17 Ocak mitingi (kürsü iflgali) ve devam›ndaki görüflmeler safhas›nda olanlar (örne¤in, cuma günleri ifle 1 saat geç bafllama karar› al›p sonra bunu dahi uygulamama) hat›rlardad›r… Ama esas çarp›c› tablo 4 fiubat eyleminde resmedilmifltir. Yasak savmac›, devletle sürekli iflbirli¤inde olan, statükocu, uzlaflmac› sendika yönetimlerinin ipli¤i bir kere daha pazara ç›km›fl, “genel grev” havas›yla haz›rlanan eylemin de¤il yaflam› durdurma, “dayan›flma” çizgisi bile soluk kalm›flt›r. Greve giden ve ülkenin dört bir yan›nda alanlara koflarak coflkulu biçimde dayan›flma ve mücadele azmini gösteren on binlerce emekçinin yaratt›¤› sinerji ve verdi¤i mesaj elbette çok önemlidir. Ama bunun kat be kat fazlas›n›n gerçekleflmesi engellenmifltir. Engelleyen, her türlü tehdidi savuran hükümet de¤il bizzat sendika yönetimleridir. Yaln›zca Türk-‹fl de¤il, D‹SK ve KESK’in de birçok sendikas›, genel merkezlerin riyakârl›¤›na s›¤›narak

eylemden kaytarm›flt›r. Konfederasyonlar›n bu oyalamac› tavr› en son al›nan “dava açma” karar›yla da kendini göstermektedir. 10 fiubat’ta Yunanistan’da gerçekleflen genel grevin “ders” olmas› uyar›s›/elefltirisi hiç de yanl›fl de¤ildir. Burada sorunun bir di¤er boyutu mevcut sendika yönetimlerinden beklenti olup olmamas›ndan öte bu asalaklara yönelmede neden bu kadar pasif ve etkisiz kal›nd›¤›d›r/kald›¤›m›zd›r. Konuyla ilgili son bir not “genel grev”le ilgilidir. ‹yi haz›rlanmayan bir genel grevin sonuçlar›na dair yapt›¤›m›z tahlilleri hat›rlatmak gerekecektir. Genel grevler, dayan›flma amaçl› gündeme gelse bile, genel olarak direnifli üst aflamalara s›çratmak ve çat›flmay› daha ileri mevzilerde gö¤üsleyebilme gücünü elde etmek için yap›lmaktad›r. Üretimden gelen güç, üretim ve hizmetin durmas›yla kendini göstermektedir. ‹yi haz›rlanmad›¤› ve “içten” sabote edildi¤i takdirde son örnekte görüldü¤ü gibi (hiç kuflkusuz belli bir coflku ve heyecan yaratsa da) ciddi zararlar verebilir. Amaç daha ileri noktalar yakalamak oldu¤u için her fleyden önce bu amaca ulafl›lamam›fl olur. Etkili bir uyar› ve kararl›l›k gösterisinin yap›lamad›¤› koflulda “dayan›flma” boyutu da zay›f kalacakt›r. Eylemin, yar›m yamalak ve baflkalaflt›r›lm›fl haliyle, kimlik erozyonuna u¤rama tehlikesi karfl›s›nda uyan›k olunmal›d›r. Bu konuda ölüm orucu örne¤ini vermek yerindedir. F tipi hücrelere karfl› bafllat›lan 2000 ölüm orucunun özellikle de 2002’den sonraki hali hat›rlardad›r. Hele ki Tekel direniflindeki iflçilerin açl›k grevine baflvurmas› karfl›s›nda, bu süreçten etkilendiklerini ileri sürmek abesle ifltigaldir. Kamuoyu oluflturma amaçl› denenecek bir dizi eylem biçimi aras›nda ve çeflitli direnifller içerisinde elbette “açl›k grevi” de olabilir. Ama s›n›f›n esas silah›n›n ne oldu¤u ve üretim süreciyle kurulu iliflkisi bellidir. -Devam edecek-


‹flçi-köylü 4

‹flçi/köylü

19 fiubat-4 Mart 2010

“Kazan›mlar›m›z 150 bin tafleron sa¤l›k iflçisini etkileyecek!” Özellefltirme politikalar›n›n h›z kazand›¤› 2000’li y›llarla birlikte bununla paralel olarak tafleron çal›flma sistemi de büyük bir h›zla yay›ld›. Güvencesiz, esnek ve örgütsüz çal›flma, üretimin hemen her alan›nda uygulanmaya baflland›. Sendikal› iflçilerin giderek ayr›cal›kl› bir kesimi oluflturdu¤u günümüzde tafleron iflçilerin örgütlenmesi sendikalar›n önünde duran ertelenemez bir görev haline gelmifl durumda. Dev Sa¤l›k-‹fl Sendikas› bu gerçe¤i gören sendikalardan. Güvencesiz ve tafleron iflçilerin örgütlenmesi konusunda önemli çal›flmalar yürüten ve birçok ilde ciddi kazan›mlar elde eden Dev Sa¤l›k-‹fl Sendikas› özellikle tafleron sa¤l›k emekçileri içinde h›zl› bir flekilde örgütlenerek, örgütlenemez denilen bir alana da sendikan›n girebilece¤ini göstermifl oldu. Bu deneyimler üzerine Dev Sa¤l›k-‹fl Sendikas› E¤itim ve Örgütlenme Uzman› Serpil fiahin’le k›sa bir söylefli gerçekletirdik. - Tafleron sistemi iflçi ve emekçilere nas›l bir çal›flma yaflam› getiriyor? - Sa¤l›kta dönüflüm ile bir taraftan halk›n sa¤l›k hakk› elinden al›rken ve sa¤l›k alan› piyasalaflt›r›l›rken di¤er taraftan sa¤l›k çal›flanlar› için güvenceli çal›flma dedi¤imiz haklar da yavafl yavafl ellerinden al›nmaya baflland›. Nitekim hastanelere gitti¤imizde farkl› farkl› statülerde çal›flan ama ayn› hizmeti üreten sa¤l›k çal›flanlar› ile karfl› karfl›ya kal›yoruz. 657-47A kadrosu dedi¤imiz devlet memurlar› var. 657 4-B dedi¤imiz her y›l sözleflmeleri yenilenen k›dem ve tazminat hakk› olmayan memur statüsü var. Bir de ço¤unluk olan 4857’ye tabi olan tafleron sa¤l›k

NE DEMEK AYÖP?

iflçileri var. Biz tüm bu çal›flma sistemine karfl› yaklafl›k 5 y›l önce ortak bir mücadele süreci bafllatt›k. Tafleron sa¤l›k iflçilerini örgütlerken karfl›n›za ilk olarak baraj engeli ç›k›yor. Ülke genelinde yüzde 10, iflyerinde yüzde 50 baraj›. Gördük ki tafleron çal›flma sisteminin oldu¤u her yerde esnek, kurals›z, hukuksuz çal›flma yaflan›yor. ‹flçiler y›ll›k izinlerini alam›yor, maafllar› düzenli yatm›yor, eksik yat›r›l›yor, SSK primleri eksik yat›r›l›yor, her flirket de¤iflikli¤inde girdi-ç›kt› yap›larak k›dem ve ihbar tazminatlar› gasp ediliyor. - Bir süredir tafleron sa¤l›k çal›flanlar› içinde örgütleniyorsunuz. Bu konuda bas›na yans›yan önemli geliflmeler de yafland›. Bu süreci aktarabilir misiniz? - Yaklafl›k 6 y›ld›r üniversite ve Sa¤l›k Bakanl›¤› hastanelerinde say›lar› 150 bini bulan tafleron sa¤l›k çal›flanlar›n› örgütlemek üzere yola ç›kt›k. Tabip Odas› ve SES’le birlikte ortak mücadele etme formülünü gelifltirdik. Baflar›l› da olduk. ‹lk örgütlenmeye bafllad›¤›m›zda iflçi arkadafllar iflten ç›kar›ld›lar. Buna karfl› ilk tepkimiz hastanedeki doktor, hemflire ve di¤er çal›flanlarla ifl b›rak›lmas›n› sa¤lamak oldu. Ve ertesi gün iflçi arkadafllar›m›z iflbafl› yapt›lar. Adana Balcal›’daki kazan›m bize bir yol haritas› çizdi. Ondan sonra üniversite hastanelerinde örgütlenmeye bafllad›k. Bursa’da, Hacettepe’de ve Akdeniz T›p’ta örgütlendik. Balcal›’dan sonra birdenbire Türkiye’nin birçok yerinde örgütlenmeye bafllad›k. Ciddi zorluklarla da karfl›laflt›k. Biz bafltan itibaren tüm tafleron çal›flanlar›n›n as›l iflverenin iflçileri oldu¤unu savunduk. Bu yüzden “‹nsan ihale ile çal›flt›r›l-

Baflbakan Erdo¤an’›n “Ne demek Ö¤retmen Olamayanlar Birli¤i ya? Böyle fley mi olur?” fleklindeki aç›klamas›na Atamas› Yap›lmayan Ö¤retmenler Platformu’ndan tepki geldi. Batman AYÖP üyeleri Gülistan Caddesi’nde biraraya gelerek bas›n aç›klamas› düzenledi. “Gör Baflbakan ama ifle yaram›yor”, “‹flsiz ö¤retmen olmayaca¤›z” sloganlar›n›n at›ld›¤› aç›klamada Baflbakan’›n sözlerine aç›kl›k getirmesi istendi. Kimsenin kendilerine ö¤retmen olmad›klar›n› söyleyemeyece¤ini kaydeden AYÖP’lüler; “fiu elimizde gördü¤ünüz diplomalar binbir güçlükle 4-5 y›l okuduktan sonra al›nterimizin, beynimizin ödülü olarak devlet taraf›ndan bize verilmifltir. Bu gördü¤ünüz diplomalar

Emekçinin gündemi TEKEL etkili destek bekliyor Ankara’da gerçeklefltirilen TEKEL mitingi, direniflin tüm emekçilerden ald›¤› deste¤in önemli bir göstergesiydi. Miting ayn› zamanda hükümeti kendileriyle uzlaflmaya zorlayan Türk‹fl yönetimi için de bir araç olmufltu. Di¤er yandan kitlelerin enerjisinin tüketilmek istendi¤i anlafl›l›yordu. Ard›ndan Türk-‹fl’in heyet olarak hükümetle görüflmesi geldi ve TEKEL direniflinde hava biraz de¤iflmeye bafllad›. Her ne kadar görüflme olumsuz sonuçlansa ve peflinden bir günlük “grev” gündeme gelse de sanki bir fleyler de¤iflmiflti! 4 fiubat “grevinin” hemen öncesinde burjuva medyan›n “TEKEL’in yan›nda saf tutar” gözüken baz› kesimleri yo¤un bir propagandaya bafllad›lar. Grev her yerde hayat› durduracak; devlet daireleri, hastaneler çal›flmayacak; trenler, uçaklar, vapurlar sefer yapmayacakt›. Ama beklenen olmad›! Asl›nda burjuva medya da dahil hiç kimsenin bekledi¤i bu de¤ildi. Medya bilinçli olarak grevin olas› etkisini abartm›fl ve sonras›nda “baflar›s›zl›k”

hissinin oluflmas›na hizmet etmiflti. Ona düflen görev buydu; iflçilerin, halk›n yan›nda gibi gözükmek, gerçekte ise inceden inceye sahibine, egemenlerin s›n›f ç›karlar›na hizmet etmek. Bu süreçte medya tam anlam›yla bir psikolojik savafl arac›yd› ve Baflbakan’la görüflmeden sonra burjuva medyada da bir psikolojik de¤iflim gözlemleniyordu. “Bir k›s›m medya” yine TEKEL iflçilerinin yan›ndayd› ama iyilik mi yap›yor kötülük mü belli de¤ildi. Bir günlük destek grevi için konfederasyonlar ciddi bir haz›rl›k yapmam›flt›. Hatta denebilir ki rutini bile gerçeklefltirmemifllerdi. Türk-‹fl’e ba¤l› kimi sendikalar son güne kadar eylemin zaman› ve biçimine dair habersizdiler. Türk-‹fl yönetiminden gelen yaz› ise ibretlikti. ‹flçiler o gün izinli say›lacaklard›! D‹SK, “grev için Türk-‹fl çaba harcamazken biz neden u¤raflal›m” anlay›fl›n› gizleyemiyordu. Oysa D‹SK gerçe¤i, bir kez daha ortaya ç›k›yordu. Alabildi¤ine kamuoyuna oynayan bir yönetim, etkili bir kitle ve

maz, sa¤l›kta tafleron olmaz” diyerek hep üst iflverenle iliflki kurduk. Hiçbir tafleron firman›n iflvereni ile görüflmedik. Çünkü tafleron firma geçicidir. Bu çal›flmalardan önce tafleron sa¤l›k çal›flanlar›n›n örgütlenebilece¤ine dair çok ciddi örnekler yoktu. Bunun olabilirli¤ini göstermek bizim için çok önemli. 2007’de “Sa¤l›kta tafleron olmaz” fliar› ile Ankara’da bir miting gerçeklefltirdik. Ankara mitinginden sonra 20-30 bin adet imza toplad›k. Meclisteki siyasi partilerle görüfltük. “Tafleron çal›flma yasaklans›n” fleklinde soru önergesi verilmesini istedik. Bu süreç halen devam ediyor. Bursa Uluda¤ T›p Fakültesi’nde arkadafllar›m›z 5 y›ld›r y›ll›k izinlerini kullanam›yordu. Sendikan›n ad› bile yeterli oldu. Geriye dönük tüm haklar verildi. Ayn› fley Kocaeli Üniversitesi’nde de yafland›. fiu an toplu sözleflme yetkimiz yok. Ancak tabanda ne kadar gücünüz varsa o kadar baflar›l› olursunuz. Okmeydan› SSK’da da örgütlenme çal›flmas› yürüttük ve direnifl kazan›mla sonuçland›. Orada arkadafllar›m›z iki ayd›r maafllar›n› alamam›fllard›. Hastane yönetimi ile yapt›¤›m›z görüflmeler sonuçsuz kald› ve yasal süre olan 20 gün geçtikten sonra ifl b›rakt›k. ‹ki günlük eylemden sonra maafllar yatt›. Birbirine düflürülen iflçiler birlikte hareket ettikleri zaman kazanabileceklerini gördüler. Sendika olarak son 5-6 y›l içinde tafleron sa¤l›k emekçilerinin içinde çal›flmaya yo¤unlaflt›k. Birçok ilde flube kurullar›n› gerçeklefltirdik. Bu çal›flmalar›n içinden ileri kadrolar ç›kt›. 5-6 y›l önce 250 üyemiz vard›, say› bugün 5 bine ulaflt›. - Güvencesiz ve tafleron çal›flt›rmaya karfl› sendikalar›n nas›l bir tutum almas›

Say›n Baflbakan›m›z›n zekat› ya da nafakas› de¤ildir” dediler ve aç›klamadan sonra diplomalar›n›n fotokopileri atefle verdiler. AYÖP’lüler Mersin’de de eylem gerçeklefltirdi. Atatürk Caddesi üzerinde yer alan Büyükflehir Belediyesi Hizmet Binas› önünde bir araya gelen ve pankart açan kitle taleplerinin kabul edilmemesi halinde yak›n zamanda ölüm orucuna bafllayacaklar›n› dile getirdiler. Milli E¤itim Müdürlü¤ü bahçesinde bas›n aç›klamas› yapan atamas› yap›lmayan bir grup ö¤retmen de Baflbakan’›n kendilerine “Ö¤retmen Olamayanlar Birli¤i” demesini k›nad›. (H. Merkezi)

eylem gücüne sahip ol(a)mama, baflta Türk-‹fl bünyesindekiler olmak üzere kendi d›fl›ndaki iflçi ve emekçilerin gücüne yaslanma… Bir günlük grevde Birleflik Metal yoktu, öyleyse gerçekte D‹SK yoktu. Olanlar ise D‹SK yönetiminin çabalar› sonucu de¤il kendi s›n›fsal durufllar› nedeniyle oradayd›lar. 4 fiubat’ta sa¤l›k ve k›smen e¤itim emekçilerini ayr› tutarsak KESK de yoktu. Petrol ‹fl, Hava ‹fl gibi ilerici sendikalar da yoktu. TEKEL direnifli tüm iflçi ve emekçilerin direnifli olmufltu. Öyleyse burada olunmuyorsa, s›n›f kavgas›nda olunmuyordu. Mesele bu kadar aç›k ve netti. Konfederasyonlar›n tüm bu isteksiz ve ruhsuz tutumlar›na karfl›n dönem aç›s›ndan önemli bir eylem gerçeklefltirilmiflti. Sonuçta bu bir destek greviydi ve grevin öz biçimi olan üretimin durdurulmas› sadece ulafl›m, sa¤l›k gibi baz› hizmetlerin durdurulmas›ndan ibaret de¤ildi. ‹zmir’de kat›l›m yüksekti ve biraz da belediyenin engel olmamas›yla birlikte baflta ulafl›m olmak üzere kent merkezi grevden tümden etkilenmiflti. ‹stanbul’da Türk ‹fl’e ba¤l› deri ve belediye iflçileri; D‹SK’e ba¤l› ambarlar ve yine bele-

MÜCADELELER ZAFERLE SONUÇLANIYOR

gerekiyor? - Üniversite ve devlet hastanelerinde kazan›mlar›m›z 150 bin tafleron sa¤l›k iflçisini etkileyecek. Bunu uygulayabilmemiz için sendika olarak ve dost güçlerle, tafleron iflçileri örgütleyece¤imiz bir mekanizmay› hep birlikte hayata geçirmemiz gerekiyor. Özellikle Adana karar› ç›kt›ktan sonra telefonlar›m›z hiç susmad›. En do¤usundan en bat›s›na, sa¤l›k ocaklar›na kadar biz de kazanabilir miyiz sorular› gelmeye bafllad›. Asl›nda TEKEL iflçilerinin ellerinden al›nmak istenmen kadrolu çal›flma hakk›n›, tafleron sa¤l›k iflçilerinin verdikleri mücadele ile kazand›k. fiimdi bu örnekleri yaymam›z gerekiyor. Güvencesizler dedi¤imizde yaln›zca sa¤l›k çal›flanlar›n› kapsam›yor. Biz bir kazan›m elde ettik, ancak bu tek bafl›na tafleronu durdurmak için yeterli de¤il. ‹tfaiye iflçilerini, güvencesiz çal›flt›r›lmak istenen TEKEL iflçilerini, belediyelerde çal›flt›r›lan tafleron iflçileri de kapsayan bir mücadele hatt› gerekli. (‹stanbul)

Eko Metal-Depar iflçileri direniyor ‹zmir Kemalpafla’da bulunan Eko Endüstri iflyerinde D‹SK’e ba¤l› Birleflik Metal-‹fl Sendikas› ‹zmir fiubesi’ne üye olduklar› için iflten at›lan iflçilerin fabrika önündeki direniflleri 25 Ocak 2010 tarihinden bu yana sürüyor. Çal›flma ve Sosyal Güvenlik Bakanl›¤›’na iflyerinde ço¤unlu¤u sa¤lamas›n›n ard›ndan yetki baflvurusunda bulunan Birleflik Metal-‹fl, sendika üyesi iflçiler üzerinde bask› ve iflten atma sald›r›s›yla karfl›laflt›. Sendikal örgütlemeye karfl› ç›kan patronlar çareyi iflçileri iflten ç›karmakta buldular. Eko Metal-Depar patronu 25 Ocak tarihinden bu yana toplam 14 sendika üyesi iflçiyi iflten att›. (‹zmir)

diye iflçileri greve önemli oranda bir kat›l›m sergilediler. ‹flçilerin ba¤l› bulundu¤u Deri ‹fl, Belediye ‹fl (Türk ‹fl), Nakliyat ‹fl ve Genel ‹fl (D‹SK) gibi sendikalar›n ve merkezinde bulunan kimi flubelerin ortak bir özelli¤i vard›. Devrimci, ilerici bir gelene¤in öncülü¤ünde ve TEKEL’in iflçi s›n›f› mücadelesi için tafl›d›¤› anlama uygun hareket ediyorlard›. S›n›f sendikac›l›¤›n› ilke edinmifl devrimci demokratik sendikal anlay›fl için özelde 4 fiubat’taki durufl baflar›l›yd› ancak yeterli de¤ildi. Bundan sonra ne yap›laca¤› belirleyici bir önemdedir. Türk ‹fl yönetimi oyalaman›n ve zaman geçirmenin derdindeyken hükümet kararl› gözükerek TEKEL iflçilerinin kendilerine ve s›n›fa olan güvenlerini k›rmaya çal›fl›yor. Vakit kaybetmeden yeni ve etkili eylemleri bafllatmak gerekiyor. Öncelikle TEKEL’e olan deste¤in ad› net olarak konmal›, tüm iflçi ve emekçileri ilgilendiren yan› güçlendirilmelidir. Bu koflullarda somut talep ve fliar›n “4/C, 4/B Kald›r›ls›n, Sözleflmeli Köle Olmayaca¤›z” olarak belirlenmesi en uygun tutum olacakt›r. Egemenlerin amaçlad›¤› ça-

Uzun zamand›r devam eden direnifllerin birço¤unda, mahkeme süreçlerinin uzat›larak, direniflteki iflçilerin psikolojik olarak sindirilmeye çal›fl›ld›¤›n› görüyoruz. Ama kararl› olan iflçiler, bu tür oyunlara gelmeyerek, direnifllerini devam ettiriyorlar. Emek cephesine dönük kapsaml› sald›r›lara yan›t olarak ortaya ç›kan direnifllerden biri de Entes’tir. Dudullu Organize Sanayi’deki Entes Elektronik Fabrikas›’nda çal›fl›rken iflten at›lan Gülistan Kobatan’›n bafllatt›¤› direniflte, ifle iade davas› kazan›mla sonuçland›. Yaklafl›k 265 gündür haklar›n› almak için mücadele eden ve sonuç olarak ifle iade davas›n› kazanan Kobatan’la görüflerek düflüncelerini ald›k. “3 fiubat Çarflamba günü mahkemem oldu. Dava, ifle iade karar›m›n verilmesiyle sonuçland›. fiimdi temyiz sürecini bekleyece¤iz. Entes patronunun da 8 günlük itiraz etme hakk› var ve e¤er itiraz etmezse dava tamamen bitmifl demektir. ‹tiraz ederse, Yarg›tay’›n karar› beklenecek. fiu an kap› önündeki direnifle ara verdim, mahkeme tamamen sonuçlan›ncaya kadar bekleyece¤im.” (Kartal)

ÖZELLEfiT‹RME SALDIRILARI SÜRÜYOR Uluda¤ Elektrik Da¤›t›m A.fi.’nin özellefltirilmesi Bursa Özellefltirme Karfl›t› Platform taraf›ndan düzenlenen bir bas›n aç›klamas› ile protesto edildi. Merkezi Bursa’da bulunan ve görev alan› Bursa, Bal›kesir, Çanakkale ve Yalova illerini kapsayan UEDAfi’›n devlet hisseleri blok sat›fl yöntemiyle ihaleye ç›kar›lm›flt›. Yeterlilik alan 16 firman›n ihale için son tekliflerini verdikleri gün Bursa Özellefltirme Karfl›t› Platform’un ça¤r›s›yla bir bas›n aç›klamas› yap›larak UEDAfi’›n özellefltirilmesi protesto edildi. Bas›n aç›klamas›n› okuyan EMO Bursa fiube Baflkan› Remzi Ç›nar, UEDAfi’›n gerçek sahibinin halk›n kendisi oldu¤unu ve kârlar›na kâr katmak isteyen kurumlara peflkefl çekilmesini protesto ettiklerini söyledi. ‹haleye girmek için yetki alan kurumlar›n sahipleri aras›nda Deniz Feneri yolsuzlu¤unda ad› geçen isimlerin de oldu¤una dikkat çeken Ç›nar, TEKEL direniflindeki iflçilere “kimseye yetim hakk› yedirmeyiz” diyenlerin, UEDAfi’› kendi yandafllar›na peflkefl çekmekten geri durmad›klar›n› belirtti. Ç›nar, hükümeti özellefltirme politikalar›ndan vazgeçmeye, özellefltirmeleri derhal durdurmaya, özellefltirilen kurumlar› derhal kamulaflt›r›lmaya ça¤›rd›. (Bursa)

l›flma düzenine karfl› sözleflmeli ve geçici çal›flmay› hedef almak, ifl güvencesi ve çal›flma hakk›n›n kararl› savunucusu olmak genifl iflçi ve emekçileri ortaklaflt›racak önemli bir talebi ifade etmektedir. Tabandan güçlü bir bask› olmad›¤› müddetçe Türk-‹fl yöneticilerinden etkili eylem kararlar› ve prati¤i beklemek hayalcilik olacakt›r. Kuflkusuz ki Türk-‹fl kendi haline b›rak›lmamal›, baflta TEKEL iflçileri olmak üzere üye iflçileri, flube ve sendikalar› üzerinden zorlanmal›d›r. Di¤er konfederasyonlar da hem kendi tutumlar› hem de Türk-‹fl’e etkileri bak›m›ndan ileriye do¤ru zorlanmal›d›r. Ancak tüm do¤rulu¤una ra¤men bütün bunlar somut birer öneri de¤ildir. Belirsizlik içinde geçen zaman›n TEKEL iflçilerinin aleyhine iflledi¤i bilinmelidir. Öbür taraftan iflçi s›n›f›n›n hakl›l›¤›ndan ald›¤› güce ve yarat›c› eylemine güvenilmelidir. Bu güvenin somut bir karfl›l›k bulmas› için sadece biraz çabaya ihtiyac›m›z var. Ama “tüm” ilerici, devrimci, demokratik sendika, flube ve kurumlar›n “biraz” çabas›na ihtiyac›m›z var. Gücümüz önemlidir, yeter ki bunu etkili ve birleflik bir biçimde kul-

lanmas›n› bilelim. Aç›k ki bugün etkili bir genel grevin koflullar› yoktur. Destek grevlerimiz, irili ufakl› eylemlerimiz önemli ve anlaml›d›r. Fakat mücadele araç ve biçimlerini zorlam›fl de¤iliz. Tüketmifl hiç de¤iliz… ‹lerici, devrimci sendika ve flubelerin iflçi ve emekçileri harekete geçirdi¤inde ortaya ç›kard›¤› güç küçümsenmeyecek düzeydedir. Buna sendikalar›n çeperi d›fl›nda bulunan toplumsal ve siyasi hareketlerin gücünü de ekledi¤imizde çok daha kitlesel ve dinamik bir hareket yaratmam›z›n koflullar› vard›r. Fakat “kamuoyunun” ilgisini çekmeyi de¤il direniflin baflar›s› için gerekli eylemleri esas almak gerekiyor. Bas›n aç›klamalar›n›, sembolik yürüyüflleri, 10-12 kiflilik eylemleri de¤il egemen s›n›f iktidar›n› zora sokacak etkili eylemleri uygulamak gerekiyor. ‹flyeri iflgalleri, kitlesel yol kesmeler ve daha birçok eylem bu kapsamda örnek verilebilir. Bu eylemler emekçilerden yana kendi kamuoyunu yaratacakt›r. Gerekli olan birleflmek, gerekli cesaret ve kararl›l›¤› göstermektir.


‹flçi-köylü 5

‹flçi/köylü

19 fiubat-4 Mart 2010

“Mücadelesiz hiçbir hak kazan›lmaz diyen belediye iflçilerinden 7’si ifline geri döndü!

Esenyurt direnifli kazan›mlarla yoluna devam ediyor!

senyurt Belediyesi’nde çal›fl›rken sendikalar›ndan istifa etmedikleri gerekçesiyle iflten ç›kar›lan belediye iflçilerinin direnifli kazan›m coflkusuyla sürüyor. Belediye-‹fl Sendikas› 2 No’lu fiube’de örgütlü olan iflçiler sendikas›zlaflt›rma sald›r›s›na karfl› insanca ve örgütlü bir yaflamdan yana tav›r ald›lar. ‹flten ç›kar›lan 16 iflçi Belediye’nin karfl›s›nda bulunan kültür merkezi önünü bir direnifl alan›na çevirdiler. Gerçeklefltirdikleri birçok eylem ve bas›n aç›klamas›n›n yan›nda Bo¤az Köprüsü’nü de keserek seslerini kamuoyuna duyurmaya çal›flt›lar. 180’li günlerini ar-

E

kada b›rakan direniflin ilk kazan›m› iflten ç›kar›lan ilk yedi iflçinin ifle iade davas›n› kazanmas› oldu. Bu yedi iflçi 8 fiubat günü iflbafl› yapt›. Di¤er iflçilerin davas› ise önümüzdeki aylarda görülecek. Direnifli kazan›ma götüren sürecin nas›l örüldü¤ünü Belediye-‹fl Sendikas› 2 No’lu fiube Baflkan› Hasan Gülüm’e sorduk. - Sald›r›lar›n artt›¤›, iflsizler ordusunun 盤 gibi büyüdü¤ü koflullarda direnifliniz önemli bir kazan›m elde etti. Bu noktaya nas›l geldiniz? - Bu mücadeleye bafllarken iki temel çizgi belirledik. Birincisi en genifl kesimlerle bir araya gelerek kamuoyu oluflturmak; ikincisi yerelde emekçilerin bilgilendirilmesiydi. Yereldeki çal›flmalar›n önemini direnifl gelifltikçe daha iyi kavrad›k. Esenyurt’ta 15-20 bin bildiri da¤›tt›k, esnaf› gezdik, direniflimizi anlatt›k, des-

Yenikap›’da “yüzy›l›n sömürüsüne ” karfl› d i r e n i fl büyüyor! Güvencesiz çal›flman›n ve katmerli sömürünün bir di¤er ad›d›r tafleron! Tafleron, her ne kadar emek ve hak gasp› için “arac›” ise daha ›srarl›, daha militan direnifller için de “arac›” olabilmektedir. “Yüzy›l›n Projesi” olarak sunulan ancak yüzy›l›n sömürüsünü iflçilere dayatan Marmaray Projesi’nin Yenikap› flantiyesinde direnifle geçen iflçiler, 30’lu günlere dayand›lar. Gazetemizin geçen say›s›nda, Yenikap› iflçileri ile yapt›¤›m›z söyleflide, iflçiler, düflük ücretle ve sa¤l›ks›z koflullarda çal›flt›r›ld›klar›n›, sigortalar›n›n eksik yat›r›ld›¤›n› ve daha birçok haklar›n›n gasp edildi¤ini, emeklerinin karfl›l›¤›n› istediklerinde ise patronunu kendilerine kap›y› gösterdi¤ini anlatm›fllard›. ‹flçiler, flantiye önündeki direnifllerini eylemlerle büyütmeye devam ediyorlar. 8 fiubat Pazartesi günü Valilik’e yürüyen iflçiler, burada yapt›klar› aç›klama ile Valiyi “göreve” ça¤›rd›lar. Aç›klamay› okuyan Ayd›n Erhan, tafleron flirketin iflçilere yönelik sald›r›lar›n› anlatt›. Aç›klaman›n ard›ndan iki iflçi ve direnifle destek veren Tekstil-Sen Genel Sekreteri Beycan Taflk›ran, Vali Yard›mc›s› ile görüfltü. Görüflmenin ard›ndan iflçiler, ‹fl Teftifl Kurulu’na dilekçe b›rakt›lar. Valilik önündeki bekleyifl boyunca kendi aralar›ndaki gülüflmeleri, muhabirleri içlerine alarak sohbet ediflleri ve afl›r› so¤uktan korunmak için kendi aralar›nda halay çekmeleri… ‹lle de hiç durmadan att›klar› “Marmaray iflçisi köle de¤ildir!” vb. sloganlar›… Onlar›n aralar›nda olmak ve onlarla direniflleri üzerine sohbet etmek, bizler için bir deneyim! Krizin etkisiyle derinleflen yoksullu¤un kokusunu duydu¤umuz kadar, iflçinin büyüyen isyan›n› da görüyoruz. “Dipten gelen dalgan›n” kendini yüzeyde hissettirdi¤i direniflleri ve bunlar›n birbirini ne h›zla etkiledi¤ini de… Bu eylemin ard›ndan 9 fiubat günü de Sirkeci ‹fl Mahkemesi’ne gelen iflçiler, burada bir aç›klama yaparak; 16 Ocak’tan beri çal›flma koflullar›n›n iyilefltirilmesi ve emeklerinin karfl›l›¤›n› alabilmek için direniflte olduklar›n› ve bunun için bir de hukuk mücadelesi bafllatt›klar›n› söylediler. Aç›klaman›n ard›ndan avukatlar arac›l›¤›yla mahkemeye baflvuruda bulundular.

TEKEL iflçilerini ziyaret... 10 fiubat Çarflamba günü, Ankara’ya giden Marmaray iflçileri, Ulaflt›rma Bakanl›¤› önünde eylem yaparak hem tafleron flirketi hem de projenin yürütücülerinden olan Ulaflt›rma Bakanl›¤›’n› protesto etti. Devletin hep patronlar›n ç›kar›na politikalar uygulad›¤›na dikkat çeken iflçiler, ifllerine geri dönmek istediklerini söylediler. Günlük yevmiyelerinin 35 TL’ye ç›kar›lmas›, eksik yat›r›lan SGK primlerinin ödenmesi, ifl güvenli¤inin art›r›lmas› ve flantiyedeki insanl›k d›fl› koflullar›n düzeltilmesini istediler. Marmaray iflçileri, direnifle geçtikleri ilk günden beri, direnifllerine ilham verdi¤ini söyledikleri TEKEL iflçilerini de ziyaret ettiler.

Marmaray’dan TEKEL’e direnifl kazanacak! “Yüzy›l›n Projesi”nde yüzy›l›n sömürüsüne maruz kalan iflçiler, ikinci kez Valilik’e yürüdü. Daha önce Vali Yard›mc›s› ve Çal›flma Bakan› Ömer Dinçer ile de görüflen iflçiler ad›na aç›klamay› yapan Erhan Ayd›n, haklar›n› hala alamad›klar›n› ve mücadeleleri sonuçlan›ncaya kadar eylemlerini sürdüreceklerini söyledi. “Marmaray’dan TEKEL’e direnifl kazanacak!” slogan›n›n at›ld›¤› aç›klaman›n ard›ndan iflçiler aras›ndan bir grup, Valilik ile görüflmeye gitti. (‹stanbul)

tek istedik. Belediye Baflkan›’n› teflhir ettik. Demokratik kurumlarla ve halk›n deste¤i ile bir kamuoyu oluflturmay› baflard›k. Düzenli bir eylem takvimi ç›kard›k. Eylemleri süreklilefltirmeye çal›flt›k. Sendika olarak örgütlü oldu¤umuz iflyerlerindeki iflyeri temsilcilerimizi de sürece dahil ettik. Tam bitti denildi¤i s›rada 400 kifliyle eylem yapt›k. ‹flveren bu direnifli bitiremeyece¤ini gördü ve arkadafllar›m›z› ifle geri almak zorunda kald›. Belki de direniflin bu noktaya gelmesinde en önemli yan sendikas›z iflçileri örgütlememiz oldu. ‹flçiler içeride sendikal› olmaya bafllad›lar. D›flar›da süren direniflin iflten at›lmalar› durdurdu¤unu gören iflçiler bu süre içinde bize yönelmeye bafllad›lar. Bu yönelim bir süre sonra örgütlülü¤e dönüfltü. Bunu gören Belediye Baflkan› iflyeri temsilcili¤i yapm›fl bir arkadafl›m›zla birlikte toplam 7 iflçiyi ifle geri almak zorunda kald› - Direnifl iflçiler üzerinde nas›l bir de¤iflim yaratt›? - ‹lk bafllad›¤›m›zda iflçi arkadafllar›m›z›n tutumu çok belirgin de¤ildi, kendini çok hissettirmiyordu. Direnifl gelifltikçe kararl›l›k da artma-

ya bafllad›, kimin yanlar›nda oldu¤unu zamanla görmeye bafllad›lar. Direniflin bafllar›nda konufltuklar›m›z›, zamanla iflçiler kendi yaflamlar›nda görmeye bafllad›lar. Sald›r›lara da u¤rad›k. Bilinç de bu mücadele içinde geliflti. - Esenyurt Belediyesi’nde Genel-‹fl Sendikas›’n›n da örgütlülü¤ü bulunuyor. Genel-‹fl direnifle karfl› nas›l bir tutum ald›? - Direnifl s›ras›nda bizim temel s›k›nt›m›z Genel-‹fl Sendikas›’n›n tutumu oldu. Biz 176 gündür oraday›z. fiu ana kadar bir gün bile yan›m›za u¤ramad›lar. Nas›ls›n›z diye sormad›lar. Bizim Esenyurt Belediyesi’nde 30, onlar›n ise 100 üyesi bulunmaktad›r. Bu tutum bizim en zay›f yan›m›z oldu. Direniflteki istikrar ve uzun vadedeki kararl›l›k Genel-‹fl üyesi iflçilerin de bize yönelmesine neden oldu. - Yedi iflçi iflbafl› yapt›. Siz gelinen aflamay› nas›l yorumluyorsunuz, bundan sonras› için neler öngörüyorsunuz? - fiimdi sendikal› iflçilerin hareket alan›n› daraltmaya çal›flacaklar. D›flar›da 9 arkadafl›m›z kald›. 5’inin davas› 23 Mart’ta 4’ünün davas› 19 Nisan’da görülecek. Bu çizgimizi sürdürebilir-

sek tüm arkadafllar›m›z›n ifle geri döneceklerine inan›yoruz. 2008’den bu yana kriz bahanesi ile sald›r›lar artt›, hak gasplar› yafland›. Bu kazan›m krizin bedelini ödemeyece¤iz, iflsiz kalmayaca¤›z ç›k›fl›d›r ayn› zamanda. Her direnifl kazanamayabilir, kazanacaksak mutlaka mücadele etmeliyiz yaklafl›m›n›n do¤rulu¤unu da bir kez daha kan›tlad›. Esenyurt bunun somut bir ifadesi oldu. Çok uzun ve iyi direnifller de olsa do¤ru araç ve yöntemler kullan›lmaz ise baflar›ya ulaflamaz. Direnifllerin kamuoyu ayaklar› çok önemlidir. Direniflin yafland›¤› alanda iflvereni en fazla etkileyecek yöntem ne ise o kullan›lmal›d›r. Halka gitmek, onlara direnifli anlatmak çok önemlidir. Esenyurt örne¤inde bu çal›flmalar verimini ald›. Sal› ve Perflembe günleri iflçilerin yemekleri yerelden karfl›lanmaktad›r. Okul ihtiyaçlar›m›z› yerelde yapt›¤›m›z kampanya ile karfl›lad›k. TEKEL iflçileri örne¤inde ortaya ç›kan tablo Esenyurt’ta direniflin bafl›ndan bu yana gerçekleflmektedir. (‹stanbul)

Çemen Tekstil’de 33 gündür direnen iflçiler, sendikal› olarak ifllerine geri dönmek istiyorlar

ÇEMEN D‹REN‹fi‹ VE KARARLILIK… 13 fiubat Cumartesi günü Çemen iflçilerini direnifllerinin 33. gününde ziyaret ettik ve bir röportaj yapt›k. Antep ‹K- Greve bafllama nedeniniz nedir? 1. iflçi: ‹kramiyemizden 15 ay 100 lira kestiler. Bunun üzerine sendikaya baflvurduk. Baflvuru yapt›ktan sonra evraklar›m›z Ankara’ya gitti, Çal›flma Bakanl›¤› onaylad›. Bu süreçte 4 mahkememiz oldu, hepsini kazand›k. ‹flveren sözleflmeye geldi¤imizde dedi ki: “Ben ne kanun tan›r›m ne devlet ne hükümet.” Biz de ay›n 12’sinde greve ç›kt›k. 2. iflçi: Bizim bir y›l önce 105 liram›z› kesti. Yeni iflçilere de bizden 105 lira fazla verdi. Biz de 33 gündür grevdeyiz. 3. iflçi: Bundan 13 ay önce toplu halde bu iflyerinde 220 iflçi vard›, biz 170 iflçi olarak sendikal› olduk. Bu süreçte patron bizi mahkemeye verdi. Temyize Ankara’ya gittik, sendika ancak 1 sene sonra yetki ald›. 1 sene sonra ifl geldi, greve dayand› ve grev karar› ald›k. fiu anda grevin 33. günündeyiz. Halen

patron sendikay› fabrikaya sokmamak için diretiyor. Ufak tefek fleyleri bahane ederek ben sözleflmeye oturmam diyor. Ama biz sonuna kadar devam edece¤iz. 4. iflçi: Bizim 1 sene evvel 100 lira param›z kesildi. Ondan sonra örgütlendik, gidip sendikaya üye olduk. 1 sene içinde patron sözleflmeye yanaflmad›. En sonunda greve ç›kt›k, gördü¤ünüz gibi 33 gündür grevdeyiz. - Çal›flma koflullar›n›z nas›ld›? 2. iflçi: Günde 8 saat ve 3 vardiya fleklinde çal›fl›yorduk. 3. iflçi: Esas sorun zaten bu. Çal›flma koflullar›m›z çok kötüydü; hem sa¤l›k, hem yemek, hem tuvaletlerimiz, hem giyinme odalar›m›z berbatt›. Toplanarak bunlar› patrona ilettik. Ama düzeltmediler. Bir de bizim bir sene önceki ikramiye dedi¤imiz ücret bunlara eklenmifl, bu da ayl›k bordrosuna gösterilmeden yap›lm›fl. Patron bunu kesti. Tam 12 ayd›r bu para bizden kesilmifl. Biz sendikal› olduktan sonra patron dedi ki: “Sen-

‹flçiler özellefltirme heyetini kovdu Yata¤an Termik Santrali’nde ve TK‹ Güney Ege ‹flletmesi’nde çal›flan iflçiler, özellefltirme kapsam›nda gelen konsorsiyum temsilcilerini Yata¤an’dan kovdu. Yata¤an Termik Santrali’nin (YEAfi) özellefltirilmesinde, maliyet bedellerinin hesaplanmas› ihalesini alan Citi Grup, OYAK Yat›r›m, Master Dan›flmanl›k ve Socion Dan›flmanl›k firmalar›n›n oluflturdu¤u konsorsiyumun 20 kiflilik heyetinin Termik Santral’de incelemelerde bulunaca¤›n› ö¤renen sendikac›lar ve iflçilerin direnifli sonucu, heyet 8 fiubat günü Yata¤an’› terk etmek zorunda kald›. Santralin kap›lar›n› tutarak heyetin girmesini engelleyen Maden-‹fl ve Tes-‹fl Sendikas› temsilcisi ve bini aflk›n maden ve enerji iflçisi santral önüne gelerek kap›da barikat kurdu. Eyleme iflçilerin eflleri de kat›ld›. Heyet Mu¤la’y› terk ettikten sonra heyet içinden 2 temsilci Yata¤an’da kald› ve incelemelere devam etmek istedi. Heyetin YEAfi’ta oldu¤unu haber alan iflçiler girifl kap›lar›n› tutarak temsilcileri aramaya bafllad›. Konsorsiyum temsilcileri fabrika ç›k›fl›nda iflçilerin sert tepkisiyle karfl›laflt›. ‹flçiler konsorsiyum temsilcilerinin araçlar›na pet flifle ya¤d›rd›. Temsilciler araçlar›n› b›rak›p kaçmak zorunda kald›. Sendika yöneticileri, iflyerlerinin kap›lar›nda her gün iki iflçinin nöbet tutaca¤›n› ve konsorsiyumun temsilcilerinin hiçbir flekilde santrale al›nmayaca¤› duyurdu. Duyurunun ard›ndan, iflçiler alk›fllarla da¤›ld›. ‹flçilerin özellefltirmeye karfl› nöbeti ise sürüyor. (H. Merkezi)

dikadan istifa edin, size geçmifl kesti¤imiz ikramiyelerinizi vereyim.” O zaman 8-9 ayl›k sendikal›yd›k, iflçi arkadafllarla dedik ki; “Biz ne o paray› senden al›r›z ne de istifa ederiz.” Hakl›y›z hakk›m›z› sonuna kadar arayaca¤›z. - Bize direnifl sürecinizden ve beklentilerinizden bahseder misiniz? 1. iflçi: Patron 50 tane çevik kuvveti buraya y›¤m›fl, panzeri buraya y›¤m›fl, itfaiyeyi getirmifl. Adam her fleyi eline alm›fl yani devletin çal›flanlar› patronun yan›nda, iflçinin de¤il. Bu bir gerçek. Ama biz sonuna kadar gidece¤iz. Biz emekçiyiz, çolu¤umuza çocu¤umuza ekmek paras› kazanma derdindeyiz. 33 gündür karda, k›flta, so¤ukta ekmek paras› için direniyoruz. 2. iflçi: Patron grev k›r›c›l›¤› da yapt›. Ama bizler hakk›m›z› alana kadar bu grevi sürdürece¤iz. Ne olursa olsun.

3. iflçi: Öyle grev yasalar› yap›lm›fl ki, diyorlar ki grevdeki bir fabrika iflçi çal›flt›rabilir. Yani greve giden gider, çal›flan çal›fl›r. Biz sendikal› olduktan sonra bu greve kat›lacak 170 iflçinin üstüne 200 iflçi alm›fl greve ç›kmadan önce. Bunu da grev sürecini k›rmak için yapt›. Biz de ald›¤› iflçileri örgütleyerek grevin önünü açt›k. 4. iflçi: Hepimiz bir yumruk olarak devam edece¤iz. Bizim amac›m›z flartlar›m›z do¤rultusunda anlaflmak. Biz sendikal› olarak çal›flmaya devam edece¤iz. Ve toplu sözleflme imzalayana kadar direniflimize devam edece¤iz. ‹flçilere teflekkür ederek ve direnifllerinde her zaman onlar›n yan›nda olaca¤›m›z› belirterek grev alan›ndan ayr›ld›k. (Antep ‹K okurlar›)

Dersim’de HES projesine yumurta ya¤muru

Tunceli Pülümür’de özel bir flirket taraf›ndan yap›lacak olan hidroelektrik santrali için Çevresel Etki De¤erlendirmesi (ÇED) raporu haz›rlamaya giden Çevre ve Orman ‹l Müdürlü¤ü ekipleri ile özel flirket temsilcileri çevrecilerin tepkisiyle karfl›laflt›. HES projesi için yap›lan

toplant›y› protesto eden çevreciler, ‹l Çevre ve Orman Müdürlü¤ü’ne ait araca yumurta att›. Tunceli Çevre ve Orman Müdürlü¤ü’nden ‹l Müdürü Mehmet Ali Arguç, di¤er yetkililer ve HES’i kuracak firma temsilcileri ÇED raporu haz›rlamak için Mutu Köyü’ne gitti. Tunceli Belediye Baflkan› Edibe fiahin, Pülümür Belediye Baflkan› Mesut Coflkun, Pertek Belediye Baflkan› Kenan Çetin, Hozat Belediye Baflkan› Cevdet Konak ile yaklafl›k 200 çevreci ve köylü de köye giderek, haz›rlanan ÇED raporuna kendi görüfllerinin de kat›lmas›n› istedi. Köylüler aralar›nda toplad›k-

lar› 70 imzal› dilekçe ile köylerine HES kurulmas›n› istemediklerini söyledi. Tunceli Belediye Baflkan› Edibe fiahin, “Yap›lacak bu barajlar Dersim’in do¤as›n› yok edecektir. Devlet bir an önce bu baraj projelerinden vazgeçmelidir. Biz Tuncelililer olarak sonuna kadar bu barajlar›n yap›lmamas› için direnece¤iz” dedi. Bas›n aç›klamas›n›n ard›ndan köylüler ve çevreciler, Jandarma korumas›nda bölgeden ayr›lan Çevre ve Orman ‹l Müdürlü¤ü ekipleri ile özel flirket temsilcilerinin bindi¤i arac› yumurta ya¤muruna tuttu. (H. Merkezi)

TZOB: Çiftçiler sel felaketlerine karfl› tedbirsiz TZOB, son dönemlerde yaflanan sel felaketlerinin tar›m alanlar›na zarar verdi¤ine dikkat çekerek, köylülerin henüz sel ve su bask›n›na karfl› sigorta yapt›ramad›klar›n› belirtti. Konuya iliflkin yaz›l› aç›klama yapan TZOB, tar›m arazilerinde oluflan zararlar›n en k›sa sürede telafi edilmesi gerekti¤ini belirterek, “Zarar gören çiftçilerimizin kredi borçlar›, Sosyal Güvenlik primi borçlar› faizsiz ertelenerek ödenmesinde kolayl›k sa¤lanmal›d›r” dendi. Birçok ilde halen ya¤murlar›n devam etmesi ve henüz sel sular›n›n çekilmemesi nedeniyle hasar tespit çal›flmalar›na tam olarak bafllanmad›¤›n›n ifade edildi¤i aç›klamada, flu ana kadar tespit edilen zararlar flöyle verildi: Ayd›n Milas ‹lçesi’nde yaklafl›k 8 bin dekar alanda eki-

mi yap›lan hububat sular alt›nda kalm›fl hayvan iflletmelerini su basm›flt›r. Koçarl› ‹lçesi’nde 130 bin dekar, Söke ‹lçesi’nde 300 bin dekar ve ‹ncirliova ‹lçesi’nde henüz tespit edilememifl hububat ve narenciye sular alt›nda kalm›flt›r. Manisa’da afl›r› ya¤›fllar sonucu Nif ve Gediz nehirlerinin taflmas› sonucu 4-5 bin dönüm hububat ve ba¤ alanlar› sular alt›nda kalm›flt›r. ‹zmir’de gerçekleflen a¤›r ya¤›fllar sonucu Alia¤a, Seferihisar ve Urla ilçelerinde zararlar oluflmufltur. Antalya’n›n Kumluca ve Serik ilçelerinde iki baraj›n taflmas› sonucu barajlara yak›n olan seralar› su basm›flt›r. Çanakkale, Mu¤la ve Ad›yaman illerinde çok say›da hasar meydana gelmifltir. (H. Merkezi)


‹flçi-köylü 6 Bas›n özgürlü¤ü: Gazeteciye 21 y›l hapis! Bas›n özgürlü¤ü konusunda Türkiye’de hiçbir sorun olmad›¤›na inanan ve yurtd›fl› gezilerinde böyle demeç veren Erdo¤an’›, toplat›lan her gazete, ceza verilen her haber ve tutuklanan her gazeteci yalanl›yor! “Aç›l›m” mimar› hükümet, Kürtçe konusunda ne kadar ileri ad›mlar att›¤›na sevinedursun, Kürtçe yay›nlanan günlük gazete Azadiya Welat’›n yaz›iflleri müdürü Ozan K›l›nç’a, gazetenin Haziran ay›ndaki her say›s› için “örgüt propagandas› yapt›¤› için hapis cezas› verildi. Hakk›nda “yakalama karar›” olan K›l›nç için toplam 21 y›l 3 ay hapis “cezas›” verildi.

Cenaze de örgüt propagandas›ym›fl! Devlet, gerillan›n halk taraf›ndan sahiplenilmesine karfl› duydu¤u h›nc› her vesile ile göstermeye devam ediyor. 20 Nisan 2008 tarihinde, TC ordusu ile PKK aras›nda ç›kan bir çat›flmada flehit düflen HPG’li Yavuz fian’›n cenazesine kat›lan 9 kifliye, Diyarbak›r 4. A¤›r Ceza Mahkemesi taraf›ndan birer y›l hapis “cezas›” verildi.

Sakla tarihi eseri, naylon korur belki! Tarihi eserlere “özen göstermesi” ile bilinen Kültür Varl›klar› Koruma ve Müzeler Genel Müdürlü¤ü’nden, tarihi Hasankeyf’in korunmas› için “ilginç” bir öneri geldi: Tarihi eserlerin naylonla vakumlanarak su alt›nda kalabilece¤ini iddia eden Müdürlük, TC’nin tarihe ticari bak›fl›n› da simgelefltirmekte ve cahilli¤ini ortaya sermektedir. Bu öneriye tepki gösteren Hasankeyf’i Yaflatma Giriflimi, bu öneri ile kültür miras›na asl›nda önem verilmedi¤inin bir kez daha görüldü¤ünü aç›klayarak, tek çözümün Il›su Baraj› Projesi’nin iptal edilmesi oldu¤unu belirtti.

“Ma¤dur-Katil Erdo¤an!” “Baba, emmi, peygamber” olan AKP’li Recep Tayyip Erdo¤an’›n “ma¤duriyeti” hep gündemde oldu. fiimdi bu “ma¤duriyet Batman Befliri Cumhuriyet Savc›l›¤›’n›n olaya el koymas›yla pekifltirildi. 12 Mart 2009’da, yerel seçimler öncesi, Befliri’de düzenlenen bir etkinlikte “Katil Erdo¤an” slogan› atan 57 kifli hakk›nda “Baflbakana hakaret etmek”ten dava aç›larak, 5 y›la kadar hapisleri istendi. Erdo¤an, iddianamede “ma¤dur” s›fat› ile yer ald›!

Dikkat! Belediyede “korucu” var! TC’nin, T. Kürdistan›’nda uygulad›¤› inkar ve imha politikalar›ndan biri de köylülerin koruculaflt›r›lmas›d›r. Bu uygulama ile devlet, flimdiye kadar bölgede birçok katliama, cinayete, faili meçhullere imza att›/at›yor. Ve korucu denilen kesim, yine devlet eliyle her türlü imkâna sahip olabiliyor. Bunlardan biri de korucular›n bölgede “seçimlerde”, yerel meclislerde söz sahibi olmalar›… Oysa korucular›n “koruculuktan” baflka bir ifl yapamayacaklar› yine kendi kanunlar›nda belirtilmektedir. Geçici Köy Koruculu¤u Yönetmeli¤i bunu belirtmesine ra¤men, egemenler yine kendi kurallar›n› kendileri bozuyorlar. Hakkâri’nin Yüksekova ve fiemdinli ilçelerinde AKP’den 4 korucu belediye ve 1 korucu da il genel meclis üyesi! Tüm bunlar›n bilinmesine ra¤men korucular›n üyeliklerinin devam ettirilmesinin bir hukuk skandal› oldu¤unu belirten BDP Hakkâri Milletvekili Hamit Geylani konu ile ilgili yasal ifllem bafllat›lmas› gerekti¤ini söyledi.

1 TL’lik ayakkab›, insanl›k dram›… “Tek”çi TC’nin, Kürt halk›na yönelik politikalar›n önemli bir parças› olan yoksullaflt›rma, Urfa’da, bir ayakkab› ma¤azas›n›n aç›l›fl›nda sat›lan 1 TL’lik ayakkab›lar için yaflanan izdihamla bir kez daha gözler önüne serildi. Ço¤unlu¤u kad›n olan yüzlerce kifli, bu ayakkab›lardan almak için adeta birbirini ezdi ve ma¤aza çal›flanlar›n›n hakaretlerine maruz kald›lar.

Denge Azadi

19 fiubat-4 Mart 2010

DTP Kapat›ld›, BDP’ye Hücum! e KCK operasyonlar› dizisine 194 kiflinin gözalt›na al›nmas›yla üçüncü halka eklenmifl oldu. S›n›r ötesi operasyonlarla istedi¤i sonucu alamayan devlet, belli ki “flehir yap›lanmas›” ad› alt›nda ulusal hareketi yerel ba¤lar›ndan koparmay› hedeflemifl bulunmaktad›r. Ne de olsa, halkla olan derin ba¤lar› kopart›lan bir hareketin uzun süre yaflama flans› kalmayacakt›r. Egemenler için hiçbir zaman bu gerçek göz ard› edilmifl de¤ildir. Olsa olsa geçici süreçler itibariyle çevre yerine merkez odakl› sald›r›lar söz konusudur. Bunun ne kadar s›k oldu¤u, sistemin aczine, aczin fliddetine iflaret eder. Yoksa faflizm için esas olan her daim kitlelerin, tehditle, aç›k sald›r›yla veya manipülasyonla kazan›lmas›d›r. Farkl› bir ifadeyle, haklar›n› talep etme durumundan gerilere, düzen içine çekilmesidir. Baflta, her dönem sistemi derin sanc›lara maruz b›rakan Kürt ulusal meselesi olmak üzere, Alevilik ve Ermeni meselesi gibi konularda birer “aç›l›m” gündemi oluflturan hükümetin baflbakan› henüz bu gündemler sadece bafll›k halindeyken bile “En bafla döneriz!” tehdidi savurmakla esasen iki amaç güdüyor gözükmektedir. Birincisi; havada uçuflan aç›l›m paketlerinde tek yetkilinin kendileri oldu¤u izlenimi yaratmak, ikincisi; asl›nda bu paketlerin içinin bofl oldu¤u ve her an rölantiye al›nabilmesinin olabildi¤ince kolay olmas›d›r. Ne de olsa, di¤er bafll›klar d›flar›da olmak üzere, Kürt aç›l›m›nda birincil ve yegane hedef PKK’nin tasfiyesidir. Bu bak›mdan zaten hep en baflta olundu¤unu görmemek mümkün de¤ildir.

V

Belki de, en büyük ivmesini, cumhurbaflkan› Gül’ün bir yurtd›fl› gezisi öncesi sarf etti¤i “iyi fleyler olacak” sözleriyle yakalayan bu süreçte, flimdiye kadar olanlar, öncekilerden ne çok farkl›d›r ne de yeni bir fley vaat etmektedir. Hatta yer yer sald›r› dalgas› pervas›z bir hal alm›flt›r, özellikle de 1000’den fazla çocu¤un tutuklu ya da tutuksuz olarak a¤›r ceza yarg›s›n›n pençesine at›lm›fl olmas› faflizmin dozunu kaç›ran bir parametre olarak öne ç›kmaktad›r. Legal siyaset hakk›n›n engellenmesi yöneliminde, projenin ismine tezat DTP’nin kapat›lmas›, anlafl›lan yeterli olmam›fl ki kapatma karar›ndan hemen sonra DTP üye ve çal›flanlar›n›n tutuklanmas› h›z kaybetmeden devam etmifltir. En az›ndan tart›fl›lmas› bak›m›ndan “aç›l›mlar y›l›” diyebilece¤imiz 2009 y›l› içerisinde gerillaya yönelik imha sald›r›lar›nda belli oranlarda bir düflüfl olmas›na ra¤men 13 Nisan ile 11 Aral›k tarihleri aras›nda 197 kara operasyonu, 107 top sald›r›s› ve 28 hava sald›r›s› gerçekleflti. Bu sald›r›lar sonucunda 68 gerilla hayat›n› kaybetti. Bütün bunlara ra¤men “en bafla döneriz” tehdidinde bulunmak, “aç›l›m devam ediyor” gibi flarlatanca yalanlar söylemek faflizmde ›srar etmek aç›s›ndan ancak malumun ilan›d›r. Savafl farkl› boyutlar›yla sürüyor olsa da haz›rl›klar, büyük ölçekte yeni bir askeri ope-

rasyonun habercisi olarak öne ç›kmaktad›r. Devletin BDP veya herhangi legal bir oluflumu bile, ne taraf ne de arabulucu olarak kabul etmedi¤i bu süreç, bu tasfiye plan› resmi ideolojinin inkar ve imha çizgisindeki süreklili¤in bir yans›mas› olarak okunabilir. Kandil ve Maxmur’dan gelen grubun tutuklanmamas› kimseyi aldatmamal›d›r. Grup üyelerinden kimsenin tutuklanmam›fl olmas›, bir flekilde Ulusal Harekete ba¤l›, görece karars›z kesimleri aldatmaya dönük basit bir manevra olman›n ötesinde bir anlam tafl›mamaktad›r. Bu manevra, gelenlerin karfl›lanmas›ndaki sahiplenmeyle bofla ç›kar›lm›flt›r ki, yeni gruplar›n gelmesi ertelenmifl, yeni tutuklanmalara yenileri eklenmifltir. Her ne kadar PKK cephesinden bar›flç›l çözüme dönük ça¤r›lar gelmeye devam etse de, devlet cephesinden bu ça¤r›lar ancak yeni sald›r›larla cevaplan›yor olmaktad›r. Aç›l›m ad›yla halka arz edilen, ABD onayl› bu tasfiye projesi yine as›l muhatab› ABD ile görüflmeler halinde iflletilmeye çal›fl›lmaktad›r. Bu ay bafl›nda ABD Savunma Bakan› ve Türkiye Genelkurmay Baflkan› Baflbu¤’un yapt›¤› görüflme, esasen tasfiye sürecinin askeri boyutuyla ilgili olmaktayd›. ABD’nin Irak’tan çekildikten sonra bölgede Türk devletinin oynayaca¤› role iliflkin bu görüflmede özellikle hassas sald›r›lar için gelifltirilmifl olan insans›z hava araçla-

r› için pazarl›k yap›lm›fl olmas› yeni askeri sald›r›n›n PKK’nin üst düzey kadrolar›n› hedeflemeye daha çok yo¤unlaflaca¤› aç›kl›k kazanmaktad›r. (f›ratnews-08.02.2010) Mevcut tablo ve bunun uzunca bir müddet daha asl›n› kaybetmeden sürece¤ini gösteren veriler, sadece PKK aç›s›ndan bile olsa savafla daha fazla yo¤unlaflmay› zorunlu bir hale getirmektedir. Nitekim, aç›l›m paketinden demokrasi nam›na bir ›fl›k ç›kmayaca¤› ayan beyan ortadad›r. Kald› ki, demokrasiyi, ona en çok ihtiyaç duyanlar, ancak kendi çabalar›yla sa¤layabileceklerdir. Bu gerçeklik özellikle faflist rejimin hüküm sürdü¤ü ülkelerde daha bir belirgin olmaktad›r. Çünkü bu ülkelerde demokrasi devrime, devrim savafla endekslidir. Dolay›s›yla, halktan yana olmalar› mümkün olmayan muktedirlerin, hele ki, halk cephesinde güçlü bir sosyal at›l›m›n olmad›¤› bir dönemde, demokrasinin s›n›fsal bir bilinçten görece yoksun halk kitlelerinin seçimlerde oy kullanmas›na indirgendi¤i, yani köhnemifl düzenin köhnemifl parlamentosunun ezilenlere demokrasinin mabedi olarak sunuldu¤u ve bu sunumun önemli oranda olumland›¤› bir zeminde; halk düflmanlar›ndan halk yarar›na bir fley beklemek abesle ifltigal olur. Bir bütün örgütlü yap›s›, askeri gücü ve uluslararas› platformdaki yeriyle, mevcut verilerin lehine gözüktü¤ü taraf elbette TC olmaktad›r. Ancak bunun geçici bir nitelik arz etti¤i de aflikard›r. Tarih, kendisinden kat kat güçlü ordular karfl›s›nda ezilen halklar›n devrimci direniflinin zaferine tan›kl›k etmifltir. En güçlü yan›n› hakl› olmaktan alanlar, bir kez daha haks›zl›¤› ma¤lup etmesini bilecektir.

TKP/ML M‹L‹TANLARI PART‹ VE DEVR‹M fiEH‹TLER‹N‹ ANDI Elimize e-mail yoluyla ulaflan bir habere göre TKP/ML militanlar› Parti ve Devrim fiehitleri Anma Haftas› dolay›s›yla bir dizi eylem gerçeklefltirdiler. “Devrimci ve komünist hareketin flehit düflen önder kadrolar›n›, militanlar›n› kavgay› büyütme kararl›l›¤›yla pankart ve yaz›lamalar›m›zla, bildiri da¤›t›mlar›m›zla bir kez daha kitlelere tafl›d›k. Yoldafllar›m›z›n katline yol açan, halk›m›za bask› ve zulmü, açl›¤› ve yoksullu¤u reva gören faflist Kemalist diktatörlü¤ü yenilgiye u¤rataca¤›m›z›, flehitlerimizin hesab›n› sormaya devam edece¤imizi bir kez daha ilan ettik” fleklinde bafllayan aç›klama flöyle devam ediyor; “Alt›nflehir’de ‘‹bo yafl›yor, T‹KKO savafl›yor’, ‘Parti ve devrim flehitleri ölümsüzdür’, ‘fiehitlerimiz toprakta to-

hum, hasad›m›z devrim olacak’ yaz›lamalar› yap›lm›flt›r. Ayr›ca sivil faflistler taraf›ndan yaz›lan çok say›da MHP ve T‹T yaz›lamas› da

silinmifltir. fiahintepe’de ‘Halk savaflç›lar› ölümsüzdür’, ‘Devrim ve komünizm flehitleri ölümsüzdür’, ‘Biji TKP/ML, biji T‹KKO’

yaz›lamalar› gerçeklefltirilmifltir. Gazi’de ‘Parti ve devrim flehitleri ölümsüzdür’ yaz›lamalar›n›n yan› s›ra birçok noktaya ‹brahim Kaypakkaya’n›n flablonun da yer ald›¤› TKP/ML imzal› yaz›lamalar yap›lm›flt›r. So¤anl›, Ba¤c›lar ve çeflitli semtlerde kap› kap› da¤›t›lan bildirilerin yan›s›ra Gülsuyu, Dudullu ve 1 May›s Mahallelerinde kahvehanelerde k›sa ajitasyon konuflmalar› yap›larak TKP/ML T‹KKO imzal› bildiri da¤›t›mlar› yap›lm›flt›r.” Aç›klamada ayr›ca ‹stanbul’da çeflitli semtlerin merkezi noktalar›na TKP/ML T‹KKO imzal› bomba süsü verilmifl pankart as-

Kaypakkaya’y› sevmek de suç! 29 Mart yerel seçimlerinde Demokratik Halk Dayan›flmas› taraf›ndan düzenlenen mitinge kat›lan ve ‹brahim Kaypakkaya hakk›nda konuflma yapan P›nar Sa¤ ve Mehmet Özcan hakk›nda dava aç›ld›. Davada Özcan’›n “Kaypakkaya seni seviyorum, seni seviyorum, bir suçlu da benim, seni seviyorum”, Sa¤’›n ise “faflist iktidara karfl› her zaman dik durmufl Kaypakkaya’ya” sözleriyle TKP/ML T‹KKO’nun kurucusu ‹brahim Kaypakkaya’y› övmüfl olmalar› gerekçe gösterildi. Hat›rlanaca¤› gibi önceki senelerde festival s›ras›nda ‹brahim Kaypakkaya’n›n resminin oldu¤u flama as›ld›¤› için polis taraf›ndan Partizan stand›na sald›r› gerçeklefltirilmiflti. BDP Dersim Milletvekili fierafettin Halis de Meclise ‹brahim Kaypakkaya’n›n ölümünün ayd›nlat›lmas› istemiyle bir soru önergesi verdi. “Ölüm nedeni intihar” bilgisine kimsenin inanmad›¤›n› belirten Halis, TKP/ML lideri ‹brahim Kaypakkaya’n›n ölümü üzerindeki gerçeklerin aç›klanmad›¤›n›; aradan 37 y›l geçmifl olmas›na ra¤men, Kaypakkaya’n›n ölümünün, üzeri örtülmek istenen Türkiye’deki en korkunç ve en ciddi iflkence vakalar›ndan biri oldu¤unu belirt-

ti. P›nar Sa¤ ve Mehmet Özcan hakk›nda dava aç›lmas›na da de¤inerek; “Ülkemizde kitle katliam› yapanlar›n adlar› k›fllalara, havaalanlar›na, caddelere, mahallelere verilip, yani insanl›¤a karfl› suç ifllemifl kifliler ödüllendirilirken, devrimci mücadelede ve iflkencedeki dik durufluyla efsaneleflmifl bir örgüt liderini anmak suç say›lmaktad›r” dedi. (H. Merkezi)

15 fiubat eylemlerle protesto edildi Abdullah Öcalan’›n bir komplo sonucu tutuklanmas› her y›l oldu¤u gibi bu y›l da çeflitli eylemler ile protesto edildi. Bu y›lki protestolarda Öcalan’›n koflullar› ve son operasyonlar ve tutuklamalar öne ç›kt›. Öcalan’›n ‹mral›’daki koflullar› daha önce de gündeme gelmifl, Kürt halk› çeflitli eylemlerle tecriti protesto ederken avukatlar arac›l›¤›yla konu meclise tafl›nm›fl ve uluslararas› bir heyetin inceleme yapmas› sa¤lanm›flt›. Hat›rlan›laca¤› gibi çeflitli uluslararas› heyetlerin incelemelerde bulunmas›, hücre de¤iflikli¤i ve son olarak farkl› siyasetlerden 5 tutsa¤›n ‹mral›’ya sevki gündeme gelmiflti. Burjuva bas›nda konuyla ilgili kimi yanl›fl bilgilendirmelere yer verilirken (TKP/ML dava tutsa¤› olmayan ancak öyle yans›t›lan Hakk› Alpan gibi) tecrit flartlar›nda bir de¤iflimin

ma eylemleri gerçeklefltirildi¤i de belirtiliyor. Aç›klamaya göre yap›lan eylemler flunlar: “Gazi’de ‘fiehitlerimizin hesab›n› sorduk, soraca¤›z’; Gülsuyu’nda ‘fiehitlerimiz dinmeyen öfkemizdir’; K›raç’ta ‘Halk savaflç›lar› ölümsüzdür’; E-6 otoyolu Yar›mburgaz Viyadü¤üne ‘Parti ve devrim flehitleri ölümsüzdür’; 1 May›s’ta ‘fiehitlerimiz dinmeyen öfkemiz, bilenen s›n›f kinimiz ve zafere mahkumiyetimizdir’; Sar›gazi’de ‘Parti ve devrim flehitleri ölümsüzdür’. Ayr›ca 24 Ocak Pazar günü saat 20.30’da Gülensu Mahallesi Mesut Caddesi Okul Dura¤›na “Ali Haydar Y›ld›z ölümsüzdür” yaz›l› ve TKP/ML T‹KKO imzal› bir pankart as›lm›flt›r. Bölgede iki gün kalan pankart oldukça dikkat çekmifltir.

fiIRNAK’TAN B‹R ÖLÜM HABER‹ DAHA! eçti¤imiz günlerde fi›rnak’ta askerlerin bir minibüsü taramas› sonucu, Hecer Uslu adl› bir kifli hayat›n› kaybetti. Olay›n ard›ndan fi›rnak Valili¤i bir aç›klama yaparak, aralar›nda Uslu’nun da bulundu¤u bir grup kaçakç›n›n askerlerce pusuya düflürüldü¤ünü, ç›kan çat›flmada 2 askerin yaraland›¤›n›, Uslu’nun ise “Dur!” ihtar›na uymad›¤› gerekçesiyle aç›lan atefl sonucu yaraland›¤›n› ve hayat›n› kaybetti¤ini belirtti. Ancak görgü tan›klar›n›n ifadeleri askerlerin hiçbir gerekçe olmadan minibüsü tarad›¤› yönündedir. Uslu’nun korucu olan amcas›n›n o¤lu Osman Uslu, yapt›¤› aç›klamada flunlar› söyledi: “Ç›kan haberlerde yaral› var deniliyor. Ben kendim ordayd›m. Karfl›l›kl› bir çat›flma yaflanmam›flt›r. (...) Karfl›dan gelen Hecer Uslu’ya ait minibüsün taranmas› için atefl emri verdi. Hiç ‘Dur!’ falan çekmedi. Arac›n içinde kaçak sigara falan yoktu, olay› meflrulaflt›rmak için yalan söylüyorlar.” Yaflananlar›n hemen ard›ndan olay yerine giden Ramazan Arka ise: “Olay yerinde 2 askerin bacaklar›ndan yaraland›¤›na iliflkin aç›klamalar yap›ld›. Bu tamam›yla yaland›r.” diyerek Valili¤in aç›klamalar›n› yalanlad›. Öte yandan daha sonra olay yerine gelen halktan kifliler taraf›ndan minibüste 51 mermi izi tespit edilmifltir. Hecer Uslu’nun babas› Salih Uslu ise, o¤lunun daha önce askerler taraf›ndan DTP konvoylar›na kat›ld›¤› gerekçesiyle tehdit edildi¤ini; Uslu’nun yaral› haldeyken askerlerce tekmelendi¤ini ve yaral› halde 4 saat karakolda bekletildi¤ini ö¤rendiklerini ifade etti. Uslu’nun katledilmesinin ard›ndan, fi›rnak’ta binlerce kiflinin kat›ld›¤› bir cenaze töreni düzenlenirken yüzlerce araçtan oluflan konvoy da cenazeye efllik etti. (Mersin)

G

olmad›¤› da bugünlerde “aç›l›m”›n di¤er konu bafll›klar›nda oldu¤u gibi ortaya ç›km›fl durumda. Bu y›l ki protestolarda da yine sald›r› ve gözalt›lar yafland›. A¤r› Do¤ubayaz›t’ta esnaf›n tamam› kepenk kapat›rken, araçlar›n kontak kapatmas›ndan dolay› hayat durma noktas›na geldi. Hakkari merkez ile Yüksekova, fiemdinli ve Çukurca ilçelerinde de esnaf kepenk açmad›. Adana’n›n Seyhan ‹lçesi’ne ba¤l› Barbaros, Da¤l›o¤lu, Denizli, Gülbahçesi, Karasu ve fiakirpafla mahallelerinde bir araya gelen gruplar, 15 fiubat’› protesto etmek amac›yla gösteriler düzenledi. Karasu, Gülbahçesi ve fiakirpafla mahallelerinde yap›lan gösterilerde ise Karasu Kavfla¤›’nda bulunan MOBESA kameras› yak›lan atefl sonucu kullan›lmaz hale geldi. fiakirpafla Mahallesi Sal› Pazar› Caddesi’nde de atefller yak›larak 15 fiubat protesto edildi.

‹stanbul’un Ka¤›thane ve Gaziosmanpafla ve Baflakflehir ilçelerinde de yürüyüfller yap›ld› ve polis sald›r›s› yafland›. Erzurum, Özalp, Gevafl, Çald›ran, Malazgirt, Diyadin, Mardin, K›z›ltepe, Nusaybin, fianl›urfa, Hakkari, Diyarbak›r, Silopi, Bingöl, Sakarya, Ad›yaman, Beytüflflebap, Patnos, Diyadin, Do¤ubayaz›t, Tatvan, Bitlis, Mersin, ‹zmir, Ayd›n, Turgutlu ve Antalya’da yap›lan bas›n aç›klamalar›, yürüyüfl ve açl›k grevi ile protesto edildi. Hakkari ve Mersin’de yürüyüfllere müdahale edilirken, fianl›urfa’da 20 kifli gözalt›na al›nd›. (H. Merkezi)


a盤a ç›kt›. Tan›¤›n bir sonraki duruflmaya getirilmesine karar verildi ve bir sonraki duruflma 10 May›s’a ertelendi.

Bir ayd›n, ayd›n bir cinayet ve olmayan adalet! adalet Hrant’› bilirsiniz! Hani, 2007 y›l›nda Ocak ay›n›n so¤uk bir gününde, faflizmin tüyler ürperten bir organizasyonu sonucu, sokak ortas›nda katledilmiflti. Y›llarca emek verdi¤i ve sisteme muhalifli¤ini dile getirdi¤i Agos Gazetesi’nin önünde, henüz “reflit olmam›fl” bir katilin kurflunlar› ile vurulmufl ve üzeri kendisine kin kusan, katillere hedef gösteren gazetelerle örtülmüfltü.

Teti¤i çeken katili bilirsiniz! Hani bafl›nda beyaz beresiyle zay›f bir genç (sonras›nda hapishanede “a¤abeyleri” taraf›ndan iyi beslenerek, adeta “biz adam›m›z› böyle besleriz” denilip semirtilmifltir!) TC’nin ›rkç›, tek tipçi, a¤z›ndan kan damlayan sisteminin yaratt›¤› zihniyetle beslenmifl ve flimdilerde yine faflistler taraf›ndan “kahraman” ilan edilmifltir. Ki Hrant’›n efli Rakel Dink, “bir bebekten bir katil yaratan karanl›k” tabirini kullanarak teti¤i çekenin tek bafl›na Ogün Samast olmad›¤›n› belirtmifltir.

TC adalet sistemini bilirsiniz! Katliam yapanlar›, banka hortumlayanlar›, Ergenekon-

TKP/ML militanlar› Hrant Dink’i and› Ermeni gazeteci ve ayd›n Hrant Dink’in katlediliflinin 3. y›ldönümünde katliam› k›namak, Hrant’› anmak ve Ermeni ulusunun yaflad›¤› vahfletin hesab›n› sormak amaçl› TKP/ML militanlar› taraf›ndan bir eylem yap›ld›. Elimize e-mail yoluyla ulaflan habere göre TKP/ML militanlar› Ermeni milliyetinden halk›m›z›n yo¤un olarak yaflad›¤› Kurtulufl Semtinde ifllek bir noktaya “TKP/ML T‹KKO” imzal› “Ermeni soyk›r›m›n›n hesab›n› soraca¤›z” yaz›l› bomba süsü verilmifl pankart asm›flt›r. Aç›klama “Hrant Dink ölümsüzdür”, “Parti ve devrim flehitleri ölümsüzdür” sloganlar› ile son buluyor. Ayr›ca, Gebze’nin emekçi mahallelerinde “Parti ve Devrim fiehitleri Haftas›” dolay›s›yla eylemler gerçeklefltirildi. “Hrant Dink’in katili patron-a¤a devleti”, “Hrant Dink ölümsüzdür”, “Hrant Dink’in katili devlet hesap verecek”, “Parti ve Devrim flehitleri ölümsüzdür”, “fiehitlerimiz yafl›yor, T‹KKO savafl›yor” sloganlar›n›n yan› s›ra çok say›da imza at›ld›. ‹stasyon Köprüsü’ne “Parti ve devrim flehitleri ölümsüzdür-TKP/ML T‹KKO” imzal› pankart asma eylemi yap›lm›flt›r.

cular› aklay›p paklayan; elinde “tafl izi” olan Kürt çocuklar›na on y›llara hapis cezalar› veren; düflünceyi suç sayan; rüflvetten bafl›n› alamayan ve adalet kavram›n› ayaklar alt›na alan bir kurumdur. fiimdi bu üçünü bir araya getirin ve 3 y›ld›r Befliktafl A¤›r Ceza Mahkemesi’nde süründürülen davan›n nas›l sonuçlanabilece¤ini tahmin edin!

Tan›k unutuldu ama Hrant unutulmayacak! 8 fiubat günü ‹stanbul Befliktafl Adliyesi’nde gerçeklefltirilen 12. duruflma öncesinde bir araya gelen, içinde Dink ailesinin, Hrant’›n Arkadafllar›’n›n; Sabahattin Ali, Abdi ‹pekçi, U¤ur Mumcu, Metin Göktepe, Musa Anter gibi devlet eliyle katledilen ayd›n, yazar ve gazetecilerin yak›nlar›n›n da bulundu¤u kitle; adaletin yerini bulmas›n› ve soruflturman›n “derinlemesine” yürütülerek katillerin yarg›lanmas›n› istedi. Aç›klamada konuflan Sabahattin Ali’nin k›z› Filiz Ali, devletin de bu cinayetlerden sorumlu oldu¤unu belirtti. Hrant Dink’in o¤lu Arat Dink, babas›n›n ölümünün 3. y›l›nda düzenlenen anmada “Mahkeme salonlar›nda bizimle dalga geçmediler mi?” diye isyan etmiflti. Bu duruflmada da,

Hrant davas›nda hep geriye! Davan›n “ciddiyetsizce” ele al›nd›¤›n›n tek kan›t› mahkemede yaflananlar de¤il. Örne¤in 3 y›ld›r süren “soruflturmalar” sonucu, “görevini ihmalden” Emniyet ‹stihbarat Daire Baflkanl›¤›’ndan al›nan Ramazan Akyürek, k›sa bir süre sonra “sessizce” görevine geri döndü. Ayr›ca Samast’›n yakaland›¤› s›rada götürüldü¤ü karakolda, TC bayra¤›n›n önünde resmini çeken ve onunla birlikte resim çektiren polislerin, aç›lan soruflturmalar sonucunda “suçsuz” olduklar›na karar verildi! cinayet ile adeta “dalga geçtiler”! Devrimci tutsaklar›n arkalar›na bakmalar›na, sevdiklerine selam söylemelerine dahi izin verilmezken, katillerle yalanc› tan›klar, duruflma öncesinde yan yana oturarak sohbet ettiler! Ayr›ca mahkeme süresince hâkim ile san›k avukatlar› aras›ndaki “samimiyet” gözlerden kaçmad›! “Kahraman” katil Samast, mahkeme boyunca, kendi görüntülerinin seyrettirilmesi üzerine “meflhur oluyorum lan!” ve görüntülerdeki ikinci kifliyi tan›y›p tan›mad›¤› soruldu¤unda “ne tan›yaca¤›m ya!” diyecek kadar “so¤ukkanl›” ve fl›mar›kt›. Ayr›ca Dink’in avukatlar›n› bir kez daha tehdit edecek kadar “arkas›ndakilere” güveniyordu. 12. duruflmada yeni bir hukuk skandal› daha yafland›. S›ra dava ile ilgili ifade verecek olan gizli tan›¤a geldi¤inde, polisin tan›¤› evden alarak mahkemeye getirmeyi “unuttu¤u”

K›r›klar F Tipi’nde hak ihlalleri ‹zmir Tecrite Karfl› Mücadele Platformu K›r›klar F tipi Hapishane’de yaflanan hak ihlalleriyle ilgili 12 fiubat Cuma günü Konak Sümerbank önünde bas›n aç›klamas› yapt›. Aç›klamada hapishane müdürü Ayhan Çapac›’n›n geldi¤i günden beri hak ihlallerinde art›fl oldu¤u, Çapac›’n›n “hapishaneyi güzellefltirmek” ad› alt›nda tutsaklar›n en ufak insani haklar›na dahi sald›rd›¤› belirtildi. Eylemde yap›lan sembolik bir hücreyle tutsaklar›n maruz kald›¤› bask›lar anlat›ld›. (‹zmir)

Mehmet Yefliltepe aylard›r tutuklu! Devrimci Karargah örgütüne yönelik operasyon sonucu tutuklanan Mehmet Yefliltepe’nin keyfi gerekçelerle tutuklanmas›n› protesto etmek amac›yla bir çal›flma yürüten Devrimci Hareket Dergisi, 10 fiubat’ta TMMOB Maden Mühendisleri Odas›’nda bir bas›n toplant›s› düzenledi. Toplant›da konuflan Yefliltepe’nin avukat› Erman Öztürk, iddianamede say›lan delillerin hukuksuz oldu¤unu ve gerçe¤i yans›tmad›¤›n› söyledi. Öztürk ayr›ca “Önce tutukla, sonra delil bulursun” anlay›fl› ile suç say›lan yöntemlerle delil uydurulmakta oldu¤unu söyledi. (‹stanbul)

* Kocaeli 1 No’lu F Tipi Hapishane’de sadece Ocak ay›nda yaflanan hak ihlalleri, devletin hapishaneler üzerine politikas›n› yo¤unlaflt›rd›¤›n› ve bask›lar›n› art›rd›¤›n› gösteriyor. Bu hapishanede bulunan iki tutsa¤›n D‹HA’ya gönderdi¤i mektupta yer alan ihlaller flöyle: * 13

Avukat Fethiye Çetin: “Tan›¤›n unutulmas› gayri ciddilik örne¤idir!” Dink’in 12. duruflmas›nda, san›klar›n “rahatl›¤›” ve gizli tan›¤›n evde unutulmas› ile kendini bir kez daha belli eden ciddiyetsizli¤in ortaya ç›kard›¤› tablo hakk›nda görüfllerini ald›¤›m›z Hrant Dink’in avukatlar›ndan Fethiye Çetin flöyle konufltu: “Gizli tan›¤›n mahkemeye getirilmemesinde asl›nda kas›t yok ‘ihmalkârl›k’ var. Bu yaflanan, bir gayri ciddilik örne¤idir. Bu ihmalkârl›k, pek çok davada da yafland›. Dink davas›nda farkl› olan, kamuoyunun duruflmalar› takip ediyor oluflu…” Katillerin rahat davran›fllar› konusunda, “Bunlar neden bu kadar rahat? Çünkü hala belli bir kesim taraf›ndan ‘kahraman’ olarak görülüyorlar. Ve kendilerinin bir süre sonra ç›kabileceklerine inan›yorlar” dedi. (‹stanbul)

J‹TEM yoksa, kay›plar nerede?

“Lösemi hastas› tutuklu serbest b›rak›ls›n!” ren Yoleri, 2 y›la aflk›n bir süredir tutuklu bulunan A.A.’n›n kendi çabalar›yla mücadele etti¤ini, bir buçuk ay boyunca hastaneye sevk edilmeyerek hapishane koflullar›nda tutulmas› hastal›¤›n›n belki de daha erken dönemde ortaya ç›kar›lmas› ve tedavi edilmesini imkanl› k›larken bugün biraz daha s›k›nt›l› bir süreç yaflad›¤›n› ifade etti. Hapishanelerde a¤›r hasta durumunda olan yüzlerce tutuklu bulundu¤unu aktaran ‹HD avukatlar›ndan Ahmet Tamer, haklar›na sahip ç›kan aileler sayesinde bunlardan bir k›sm›ndan haberdar olabildiklerini söyledi. (‹stanbul)

‹HD ‹stanbul fiubesi, tutuklu bulundu¤u Maltepe Çocuk Hapishanesi’nde kan kanserine yakalanan 17 yafl›ndaki A.A.’n›n sa¤l›k durumuna dikkat çekerek serbest b›rak›lmas›n› istedi. Yarg›land›¤› 20’ye yak›n davadan hakk›nda 80 y›l hapis cezas› istenen ve bulundu¤u hapishanede lösemi hastal›¤›na yakalanan 17 yafl›nda A.A.’n›n durumuna dikkat çekmek isteyen ‹HD ‹stanbul fiubesi, ailesi ve yak›nlar›, A.A.’n›n 6 ayd›r tedavi gördü¤ü Okmeydan› E¤itim ve Araflt›rma Hastanesi önünde eylem yapt›. Eylemde “Kan kanseri çocuk tutuklu A.A. serbest b›rak›ls›n” pankart›n›n yan› s›ra A.A.’ya ait foto¤raflar da tafl›nd›. Burada aç›klama yapan ‹HD ‹stanbul fiube Baflkan› Gülse-

NATO Toplant›s› Protesto Edildi ‹stanbul Kongre Vadisi’nde NATO Savunma Bakanlar› Gayriresmi Toplant›s› protesto edildi. 5 fiubat’ta Elmada¤’da toplanan aralar›nda Partizan, Halk Cephesi, Kald›raç, BDSP, DHF, Devrimci Durufl’un da bulundu¤u kitle buradan Hilton Otel’e yürüdü. Slogan atarak yürüyen kitle burada bas›n aç›klamas› düzenledi. Aç›klamada toplant›n›n gizlenerek yap›ld›¤›, NATO üslerinin dünya halklar›na karfl› kullan›lan bir katliam karargâh› niteli¤inde oldu¤una vurgu yap›l›rken; NATO’nun 60 y›ll›k tarihi boyunca dünya halklar›na kan ve gözyafl›, katliam ve iflgal d›fl›nda hiçbir fley vermedi¤i söylendi. (‹stanbul)

Hasta tutsaklara özgürlük 盤l›¤› yank›lanmaya devam ediyor!

Hapishanelerden k›sa k›sa

‹flçi-köylü 7

Halk›n gündemi

19 fiubat-4 Mart 2010

12 fiubat günü saat 19.30’da bir araya gelen kurumlar “Hasta Tutsaklara Özgürlük” yaz›l› ‹ngilizce ve Türkçe pankart açarak yürüyüfle geçti. “Hasta tutsaklara özgürlük”, “Katil devlet hesap verecek” sloganlar›n› hayk›ran kitle hasta tutsaklar›n isimlerinin yaz›l› oldu¤u dövizleri tafl›d›. Yap›lan aç›klamada hasta tutsaklar›n hapishanelerde ölüme terk edildi¤i, buna karfl› mücadele etmeye devam edilece¤i vurguland›. (‹stanbul)

‹stanbul 254. Hafta

TUAD; Hasta tutsaklara özgürlük için yürüdü! Tutuklu ve Hükümlü Aileleri Dayan›flma Derne¤i (TUAD) hasta tutsaklar›n serbest b›rak›lmas› talebi ile ‹stiklal Caddesi’nde bir yürüyüfl gerçeklefltirdi. 11 fiubat günü saat 13.30’da Taksim Tramvay Dura¤›nda bir araya gelen tutsak yak›nlar› hasta tutsaklar›n isimlerinin yaz›l› oldu¤u bir pankart açarak sloganlarla Galatasaray Lisesi’ne do¤ru yürüyüfle geçti. “Türkiye zindanlar› ölüm çukuru”, “Ji bo nexweflên

Adli T›p Kurumu bir y›l sonra muayeneye ça¤›rd› ‹stanbul Adli T›p Kurumu ‹zmir’de Müdür Vekilinden dayak yiyen kad›n ö¤retmeni bir y›l sonra muayeneye ça¤›rd›. Buca Anadolu Lisesi’nde Beden E¤itimi ö¤retmenli¤i yapan Funda

tutsa¤›n 22 gazeteciye gönderdi¤i mektuplara el konuldu.* TKP/ ML tutsa¤› Mulla Çak›ro¤lu’nun bir arkadafl›na yazd›¤› mektuba, “TC devletini katliamc› gösterdi¤i” gerekçesiyle el konuldu. * Gökhan Gündüz isimli tutsa¤a, “gardiyanla tart›flt›¤›” gerekçesiyle verilen 3 günlük hücre “cezas›n›” protesto eden 44 tutsa¤a “ka-

zindanan azadî” yaz›l› Türkçe ve Kürtçe dövizlerin de tafl›nd›¤› eylemde kitle ad›na bas›n aç›klamas›n› Lütfiye Gürbüz okudu. Gürbüz hapishanelerde çok kötü koflullarda tutulan tutsaklar›n tedavilerinin bir an önce yap›lmas›n› istedi. “Hasta tutsaklara özgürlük” sloganlar›n›n s›k s›k at›ld›¤› eylemde Adana Kürkçüler F Tipi Hapishane’de tutuklu bulunan kanser hastas› Taylan Çintay’›n gönderdi¤i mektup okundu. (‹stanbul)

Mat Balabanulu¤’u döven Müdür Vekili Erol Atay›k hakk›nda aç›lan “kasten adam yaralama” davas›n›n üçüncü duruflmas› görüldü. Cumhuriyet Savc›s›, Erol Atay›k’›n nitelikli kasten yaralama suçunu iflledi¤i gerekçesiyle 5 y›la kadar hapis cezas›yla cezaland›r›lmas›n› talep etti. Mahkeme ‹stanbul Adli T›p Kurumu’nun Balabanulu¤’u muayene için

Batman’da kat›ld›¤› bir toplant›da yaflanan failli meçhul cinayetlerin hala ayd›nlat›lmad›¤›n› ve faillerin bulunarak derhal yarg› önüne ç›kar›lmalar›n› istedi¤ini söyleyen AKP’li milletvekili M. Emin Ekmen ‹HD Batman fiubesi’nin kay›p yak›nlar›yla her Cumartesi günü düzenledi¤i oturma eyleminden haberi olmad›¤›n› söyledi; oysa ki eylemler Batman’da 47, Diyarbak›r’da 53 haftad›r devam ediyor. Cumartesi Anneleri’nin Galatasaray Lisesi önündeki eylemleri ise 255. haftada… Ekmen’in “‹HD beni davet etmedi” söylemi asl›nda olaya nas›l bakt›¤›n› da gösteriyor. Diyarbak›r’da 52. haftada Bolu Da¤ Komando Tugay› taraf›ndan kaybedilen 11 köylünün hikayesinin anlat›ld›¤› aç›klamada, dönemin komutanlar›ndan Yavuz Ertürk’ün yarg›lanmas› istendi. 53. haftada da Albay Cemal Temizöz, Yeflil Kod adl› Mahmut Y›ld›r›m ve Veli Küçük’ün foto¤raflar›n›n üzerinde bulundu¤u, “J‹TEM yokmufl, buyurun size J‹TEM” dövizi ile Ceylan Önkol ve U¤ur Kaymaz’›n foto¤raflar›n›n bulundu¤u, “Çocuklara k›ymay›n efendiler” vb. yaz›l› dövizler tafl›nd›.

ça¤›rd›¤›n› belirterek duruflmay› 18 Nisan 2010 tarihine erteledi. Funda Mat Balabanulu¤’un avukat› Özlem Y›lmaz karara isyan etti. Y›lmaz; “Olay›n üzerinden tam 1 y›l geçti. Geçti¤imiz y›l fiubat ay›nda darp edilen müvekkilim ameliyat olsa dahi bu iz kaybolurdu. Adli T›p Kurumu anlafl›lan o dönem haz›rlanan raporu okumam›fl” dedi. (‹zmir)

p› dövme” soruflturmas› aç›ld›. * Sevkle Edirne’den Kocaeli’ye getirilen Serkan Fikir adl› tutsak, 3 gün boyunca havaland›rmas›z bir odada tutuldu ve bu süre zarf›nda hiçbir ihtiyac› karfl›lanmad›. * Tutsaklar, bu so¤uk k›fl günlerinde kaloriferlerin zaman zaman “boru patlad›” denilerek 4-5 gün boyunca aç›lmayarak so¤u¤a

Cumartesi Anneleri de Galatasaray Meydan›’ndaki oturma eylemlerine devam etti. 1993-94 y›llar› aras›nda gözalt›nda kaybedilen ‹hsan Aslan, Hasan Baykara, Kemal Mübariz, Mehmet Gurri Özer, ‹brahim Adak, Halil Gürel ve Ali Karagöz’e yer verilen aç›klamada; “Y›llard›r gözalt›nda kaybedilen insanlar›m›z›n nerede olduklar› konusunda her türlü bilgiyi inkar eden yetkililere sesleniyoruz, resmi a¤›zlardan gelen itiraflar sizi ele veriyor. Art›k yalanlar›n›z›n arkas›na gizlenemeyeceksiniz” denilerek Albay Cemal Temizöz davas›nda “Tükenmez Kalem” kod adl› tan›¤›n sözleri hat›rlat›ld›.

255. Hafta “‹nsanl›¤a karfl› ifllenen suçlarda zamanafl›m› olmaz” diyen Cumartesi Anneleri, bu hafta da Galatasaray Lisesi önünde oturma eylemlerini sürdürdüler. ‹lk olarak konuflan, gözalt›nda kaybedilen Cemil K›rbay›r’›n abisi Mikail K›rbay›r, “Biz bugüne kadar devletten hiçbir fley istemedik. Biz hakk›m›z olan› ö¤renmek için çal›flt›k” dedi. Haftan›n aç›klamas›n› okuyan, gözalt›nda kaybedilen Kenan Bilgin’in avukat› Kamil Tekinsürek, 1997 y›l›nda Diyarbak›r’da, 73 yafl›ndayken gözalt›na al›narak kaybedilen Fikri Özgen’in faillerinin belli oldu¤unu ve yarg›lanmalar›n› istedi. (‹stanbul)

terk edildiklerini söyledi. * Edirne F Tipi Hapishane’de bulunan Kamuran Nuyan, annesine yazd›¤› mektuba, Kürtçe hal hat›r sordu¤u için el konuldu. * Bak›rköy Kad›n ve Çocuk Hapishanesi’nde “örgüt üyeli¤i” suçlamas›yla 1 buçuk y›ld›r tutuklu bulunan Hatice Kalkan, hapishane

koflullar›ndan dolay› a¤›r sa¤l›k sorunlar›yla yüz yüze. Son 3 ay içerisinde saç derisinde kanama meydana gelen ve saç derisi dökülen Kalkan’›n tutuklanmadan önce herhangi bir sa¤l›k sorununun bulunmad›¤›n› aktaran kardefli ‹smet Kalkan, kardeflinin sa¤l›k durumundan endifle ettiklerini söyledi.


‹flçi-köylü 8

Politika-gündem

19 fiubat-4 Mart 2010

TEKEL direnifli iflçi s›n›f›n›n tarihsel bilincidir! TEKEL direniflinin flimdiden kazan›mlar› tart›fl›lmazd›r ve sonuç ne olursa olsun uzun vadede iflçi s›n›f› kazanm›flt›r. Di¤er yandan ise taleplerdeki bugünkü somut kazan›m veya yenilgi de iflçilerin bilincine etkide bulunacakt›r. Görece genifl bir tarihsel dönem itibariyle iflçi s›n›f›na dair devrimci teoriler somut hayatta ciddi bir karfl›l›k bulam›yordu. Bunda s›n›f hareketindeki dura¤anl›k kadar devrimci güçlerin ideolojik olarak yaflad›¤› tahribat da etkiliydi. ’90’l› y›llar boyunca devam eden ve etkileri 2000’li y›llar› da bulan ideolojik sald›r›lar, sözkonusu dura¤anl›kla da birleflerek iflçi s›n›f›n›n toplumsal mücadeledeki önder rolünün gündemden düflmesine yol açm›flt›. Bunun sonucu iflçi s›n›f› içindeki çal›flman›n gözard› edilmesi, faaliyetlerin merkezine yerlefltirilmemesiydi. Geride b›rakt›¤›m›z uzun bir zaman dilimi boyunca teknoloji ve üretimdeki de¤iflimlerin “iflçilerin üretimdeki kilit rolünü ortadan kald›rd›¤›n›” dinledik. Kuflkusuz ki eme¤in art›-de¤er üretimindeki belirleyici yeri de¤iflmemiflti ancak ücretli eme¤in gasp› çok daha çeflitlilik tafl›yan toplumsal bir nitelik kazanm›flt›. Baflka bir deyiflle eme¤in üretimdeki mekansal ve kitlesel yo¤unlaflmalar› da¤›t›lm›fl, somut görünürlü¤ü zay›flat›lm›flt›. Sonuçta gerçekleflen daha yo¤un bir emek sömürüsü ve iflçileflmeydi. Fakat bu daha farkl›yd›. Eme¤in sömürüsünün klasik biçimleri her geçen gün azalma yafl›yor, yaflam›n her alan›na yay›lan çok parçal› üretim ve sömürü yayg›nl›k kazan›yordu. Bu durum üretimin varolan yap›s›n› da¤›tt›¤› gibi bu temel üzerine kurulmufl siyasi ve örgütsel yap›lar› da zay›flat›yor ve da¤›t›yordu. Nihayetinde bu eme¤e yönelik stratejik bir sald›r›yd›. Di¤er yandan hiçbir geliflme tek yanl› de¤ildi. Sermayenin oluflturdu¤u koflullar kendi s›n›rlar›n› zorlad›¤› aflamada eme¤in yeni mücadelelerini de ortaya ç›kar›yordu. Bu arada iflçi s›n›f› ve s›n›fsal örgütlenmeler de deneyim kazan›yor, de¤iflen koflullara ayak uydurmay› ö¤reniyorlard›. Eme¤in sömürüsündeki çok parçal› fakat kolektif yap›, öncelikle da¤›t›c› bir etkide bulundu ve halen bu da¤›n›kl›k devam ediyor. Ancak zamanla bu durumun tüm toplumu derinden sarsan bir yo¤unluk kazanmas› kaç›n›lmazd›. Tüm iflçi s›n›f›na ve emekçilere ifl güvencesinden yoksunluk, daha fazla çal›flma/daha az ücret, haklar›ndan yoksunluk ve örgütsüzlük dayat›l›rken kolektif tepkinin nereden patlayaca¤›n› kestirmek güç bir durumdu. TEKEL direniflinde bu kolektif dayan›flma ve ruh birli¤inin dönem aç›s›ndan ilk örne¤ini görüyo-

ruz. Ancak bu olas›l›¤›n her geçen gün daha ciddi bir yo¤unluk kazand›¤› da reddedilemez. Bu yo¤unlu¤un mücadelede ve örgüt biçimlerindeki somut karfl›l›¤› pratik deneyimlerden henüz yeterince süzülebilmifl de¤il. De¤iflik ülkelerden birtak›m “toplumsal hareket” biçimlerinin örnek verildi¤ini ve yer yer bunlar›n taklit edildi¤ini görebiliriz. Fakat her ülkenin toplumsal koflullar›nda, iktidar yap›s›nda ve siyasi geleneklerinde çeflitli özgünlükler vard›r. O nedenle ülkedeki s›n›f hareketinin bugün ald›¤› ve ileride alaca¤› biçimler iyi irdelenmelidir. Bu yap›l›rken Kürt hareketinin bünyesinde toplanan, eme¤in önemli bir kesimi de gözard› edilmemelidir. Bu konularda politik öngörülerden daha çok eme¤in mücadeledeki prati¤inin as›l yönlendirici kaynak olaca¤› söylenmelidir.

TEKEL, ‹fiÇ‹ SINIFININ EME ⁄‹N‹N ÜRÜNÜDÜR! ‹flçi s›n›f›n›n toplumsal mücadeledeki rolünün, bu alanda yap›lmas› gerekli çal›flmalar›n arka plana itildi¤i bir süreci yaflad›k. Sürecin sonunda 2008’le bafllayan 2009’da daha da derinleflen küresel krizin etkileri yaflanmaya bafllad›. ‹flçi s›n›f›nda k›p›rdanmalar vard› ancak bunlar henüz çok küçük çapl›yd› ve ciddi bir s›n›fsal hareketin görüntüsünden uzakt›. Böyle bir dönemde TEKEL iflçilerinin direnifli patlak verdi. Sermayenin özellefltirme, tafleronlaflt›rma ve esnek çal›flt›rma gibi bafll›klarla özetleyebilece¤imiz stratejik sald›r›s›n›n art›k son hamleleri gerçeklefltiriliyordu. Ortada ciddi bir kriz sald›r›s› vard› ve

egemenler sald›r›lar›nda kararl› gözüküyorlard›. Bugüne kadarki süreç, ideolojik, fiziki sald›r›lar eflli¤inde fakat genifl kitleler üzerinde esas olarak hile ve aldatmacalarla yürütülmüfltü. Birçok alan özellefltirilmifl, tafleronlaflt›rma yayg›nl›k kazanm›fl ve örgütlülüklerin da¤›t›lmas›na paralel esnek çal›flma yerlefltirilmiflti. Ancak bütün bunlar›n olumsuz sonuçlar› genifl kitlelerce yaflanarak görülmüfltü. TEKEL için kendilerinden önce benzer sald›r›lara maruz kalan iflçilerin ve SEKA’da oldu¤u gibi baflka bir aldatmacayla eritilen iflçilerin deneyimleri vard›. Bu anlamda TEKEL direnifli, bir yan›yla iflçi s›n›f›n›n kendi öz deneyimleriyle edindi¤i tarihsel bilinciydi. Bu görkemli direnifli yaratan TEKEL iflçileri oldu¤u kadar uzun mücadeleler sergileyen ama bir flekilde yenilen iflçilerin ödedikleri bedel ve s›n›fa katt›klar› deneyimdi. TEKEL iflçilerinin direniflinde daha önce baflar›ya ulaflamayan iflçilerin de emeklerinin bir karfl›l›¤› vard›. TEKEL direnifli s›n›f hareketine güçlü bir canlanma getirdi. Bunun çok yönlü kazan›mlar› hiçbir biçimde gözard› edilemez. Ankara’daki kitlesel miting ve yeterli etkiyi gösteremese de 4 fiubat grevi dönem aç›s›ndan önemli ç›k›fllard›. TEKEL tüm iflçi s›n›f› ve emekçilerin sesi ve yüre¤i olmufltu. Bu basit bir durum de¤ildi. Sözkonusu olan egemenlere karfl› toplumun her kesiminden iflçi ve emekçinin mücadelede gösterdi¤i bir birlikti. TEKEL direnifli, egemenleri hiç hesap etmedikleri bir tak›m tavizler vermek zorunda b›rakm›flt›. Direniflin ulaflt›¤› boyutta bir aldatmaca olarak gündeme gelse de kriz sald›rganl›¤›nda egemenlere planlar›ndan taviz verdirmek önemli bir baflar›yd›. Dahas› egemenler iflçi s›n›f›n›n fili-meflru eylemi karfl›s›nda da taviz vermek zorunda kalm›flt›. TEKEL iflçileri ülkenin baflkentinde, flehrin merkezini mesken tutmufl ve polis sald›rganl›¤›n› geri püskürtmüfltü. Hakl›l›klar› ve kararl›l›klar› kadar halktan ald›klar› destek de bunda önemli bir yerde duruyordu.

TEKEL direnifli iflçi s›n›f›na kitlesel boyutta sendika bürokrasisini sorgulatt›. TEKEL iflçileri iktidar›n oldu¤u kadar bu bürokrasinin de nas›l zorlanaca¤›n› gösterdiler. En önemlisi onlar iflçilere yitirdikleri s›n›fsal özgüveni tekrar kazand›rd›lar. De¤iflik ulus ve inançlardan iflçilerin s›n›f kimli¤ini en üste yerlefltirerek bunu haf›zalara kaz›d›lar. Onlar devrimci çal›flmaya ülke çap›nda genifl bir alan açt›lar, deneyim kazand›rd›lar ve devrimcilerin onlar› sahiplendi¤i kadar onlar da devrimcileri sahiplendiler. Kendi karfl›laflt›klar› bask›lardan yola ç›karak tüm ezilenlerle düflünsel bir ba¤ kurdular ve iflçilerin s›n›f olma bilincinin en temel özelli¤ini kazanmaya bafllad›lar. Onlar mücadelede kardefllefltiler ve dolays›z pratikleriyle Kürt sorununda çözümün de s›n›fsal temeline iflaret ettiler. Ve kuflkusuz onlar yeni ve daha güçlü mücadelelerin yolunu açt›lar.

ETK‹L‹ DESTEK... TEKEL direniflinin s›n›fa kazan›mlar› birçok yönüyle uzun de¤erlendirmelere tabi tutulabilir. Fakat gün o gün de¤il. Mücadele halen sürüyor ve as›l kritik efli¤e gelmifl bulunuyoruz. Bu aflamada laf de¤il ifl yap›lmal›d›r. Her alandan TEKEL’i merkez alan çal›flmalara yo¤unlaflmak, bunu vakit kaybetmeden prati¤e yans›tmak, olabilecek en genifl ve zengin biçimlerle direnifli büyütmek gerekir. Dar anlamda dahi sonuç almaktan uzak, direnifl için çok fazla bir anlam tafl›mayan pratikler gereksiz zaman kayb› olacakt›r. O nedenle sadece “bir fleyler” yapmak de¤il etkili bir fleyler

yapmak gerekmektedir. Bu her alana ve örgütlenmeye göre farkl› bir biçimler alacakt›r. Fakat her durumda en genifl kitleyi harekete geçirmeyi hedeflemek, bu olmuyorsa en genifl kitleye TEKEL’in sesini duyurmak gerekiyor. Sendikalar› ve de¤iflik kitle örgütlerini bu konuda daha aktif ve kararl› eylemlere zorlamak için tüm iliflki ve olanaklar seferber edilmelidir. Ve her durumda direniflin merkeziyle, Ankara’daki TEKEL iflçileri ile somut ve canl› ba¤lar kurulmal›d›r. Direniflin kalbi orada atmaktad›r. Her aflamada ne tür ad›mlar›n at›lmas› gerekti¤ini bilmek için Ankara’y› solumak, tüm alanlara bu havay› solutmak gerekmektedir. TEKEL’in kazan›m› iflçi s›n›f›n›n ve tüm halk›n kazan›m› olacakt›r. Bunun için geç de¤ildir ancak çok k›sa bir süre sonra art›k geç kal›nm›fl olaca¤› bilinmelidir. ‹flçi s›n›f› yeni mücadelelerle tekrar aya¤a do¤ruluyor. TEKEL bir bafllang›ç say›lmal›d›r. Ancak nas›l baflland›¤› her zaman kilit önemdedir. TEKEL direnifli yine iflçi s›n›f›n›n daha güçlü mücadeleleri ile afl›lmad›¤› müddetçe iflçilerin tüm mücadeleleri üzerinde belirleyici bir yer iflgal edecektir. Bu hem olumlu hem de olumsuz anlamda böyledir. TEKEL direniflinin flimdiden kazan›mlar› tart›fl›lmazd›r ve sonuç ne olursa olsun uzun vadede iflçi s›n›f› kazanm›flt›r. Di¤er yandan ise taleplerdeki bugünkü somut kazan›m veya yenilgi de iflçilerin bilincine etkide bulunacakt›r. Her durumda direnerek kazanmak ya da yenilmek esas oland›r. Bu ak›ldan ç›kar›lmadan, her durumda iflçi s›n›f›n›n kazanaca¤›na inanarak Ankara’da direnen TEKEL iflçisine, iflçi s›n›f›na gidilmeli ve onlarla bütünleflilmelidir.

DDSB öncülü¤ünde ‹flçi-köylü gazetesi ve YDG ile birlikte Eme¤imize, Ekme¤imize ve Gelece¤imize Sahip Ç›kal›m! Haklar›m›z› Ö¤renelim!” fliar›yla yürüttü¤ü faaliyet kapsam›nda paneller devam ediyor. “E

DDSB; Güvencesiz yaflam ve taflerona karfl› mücadeleye! fiahintepe 13 fiubat Cumartesi günü fiahintepe’de bulunan fiah-Der’de gerçeklefltirilen panel, TEKEL iflçileri ve DDSB’yi anlatan bir sinevizyon gösterimi ile bafllad›. Sinevizyonun ard›ndan “‹flçi s›n›f› hareketi ve DDSB”, “Güvencesiz ‹flçiler ve Haklar›m›z› neden ö¤renmeliyiz?” bafll›kl› sunumlara geçildi. ‹lk sunumda son y›llarda iflçi s›n›f› hareketinde bir canl›l›¤›n yafland›¤›, bunun TEKEL ile birlikte daha da su yüzüne ç›kt›¤› belirtilerek DDSB’nin tarihi k›saca aktar›ld›. ‹kinci sunumda ise özellefltirmelerle birlikte tafleron ve güvencesiz çal›flma sisteminin yaflam›n her alan›n› doldurdu¤u ve buna karfl›l›k bu alandaki örgütlenme ihtiyac›n›n da artt›¤› ifade edildi. Son sunumda da güvencesiz çal›flan iflçilerin haklar›n› neden ö¤renmesi gerekti¤i, DDSB’nin bu noktadaki çal›flmalar›n›n önemi dile getirildi. Sunumlarda öne ç›kan ortak nokta; güvencesizlerin örgütlenmesinde yaflam alanlar›n›n

önemli bir yer tafl›d›¤› ve bu alanlardaki faaliyetimizin bu kesimin temel sorunlar› ekseninde yürütülmesi gerekti¤i oldu. Partizan’›n ça¤r›s› ile TEKEL iflçilerinin yan›nda befl gün kalan bir kat›l›mc› iflçilerin mücadelesini, yaflad›klar›n› aktard›. Bir tekstil iflçisi de söz alarak çal›flt›¤› fabrikada yaflad›klar›n› anlatt›. TEKEL direniflinin geldi¤i nokta, s›n›f hareketi açs›ndan tafl›d›¤› önem, açl›k grevi eylemine bak›fl aç›m›z ve DDSB faaliyetinin semtlerde alabilece¤i biçimler üzerine soru-cevaplarla zengin ve canl› bir tart›flma yürütüldü. Yaklafl›k iki saat süren etkinlik müzik dinletisi ile sona erdi.

Esenyurt Panel 14 fiubat’ta Esenyurt ‹flçi Kültür Evi’nde gerçekleflti. Güvencesiz iflçiler, ‹flçi s›n›f›n›n mücadelesi ve Devrimci Demokratik Sendikal Birlik ve haklar›m›z› neden ö¤renmeliyiz bafll›klar› üzerine sunumlar gerçeklefltirildi. Panele kat›lanlar da güvencesiz iflçilik konusun-

Gülsuyu 14 fiubat Pazar günü 17.00’de Güzellefltirme Derne¤i’nde düzenlenen panelde ilk olarak ‹flçi s›n›f›n›n mücadelesi ve DDSB’nin misyonu ve niteli¤i üzerinde du-

da yaflad›klar›n› ve çal›flma koflullar›n› aktard›. Çuval fabrikas›nda çal›flan bir iflçi, iflyerinde 400 iflçinin çal›flt›¤›n› ancak sadece 100 kiflinin kadrosunun oldu¤unu ve daha önce sendika faaliyeti yürüttü¤ü için ifline son verildi¤ini ancak yapt›¤› ifli yapacak baflka biri bulunamad›¤› için 2 ay sonra patron taraf›ndan tekrar ça¤›r›larak ifle al›nd›¤›n› söyledi. Bir di¤er iflçi de iflyerinden sen-

dikal faaliyet yürüttü¤ü için “kriz var” denilerek iflten ç›kar›ld›¤›n›, ancak bunun bir bahane oldu¤unu ve gündelik iflçi çal›flt›r›ld›¤›n› belirtti. Canl› tart›flmalar›n yafland›¤› panele TEKEL iflçilerini ziyarete giden bir DDSB’linin, direnifli anlatmas› renk katt›. Panel TEKEL direnifli üzerine yap›lan konuflmalar›n ard›ndan, direnifli anlatan bir sinevizyon ile ve DDSB’nin haz›rlad›¤› sinevizyon gösterildi.

ruldu. Güvencesiz iflçileri konu eden sunumdan sonra haklar›m›z ö¤reniyoruz bafll›¤› alt›nda yap›lan sunumla devam eden panelde her sunum sonras› soru-cevap bölümleri yap›ld›. Canl› geçen etkinlikte sorulan sorular›n d›fl›nda söz alarak düflüncele-

rini belirtenler de oldu. Soru-cevap bölümünde öne ç›kanlar ise DDSB’nin niteli¤i, örgütlenme sorunu ve kitlelerin kendine ve mücadeleye olan güvensizliklerine iliflkin oldu. Etkinlik DDSB’nin haz›rlam›fl oldu¤u sinevizyon gösterimi ile sona erdi.


‹flçi-köylü 9

Politika-gündem

19 fiubat-4 Mart 2010

“Halk›n zaferi için birleflelim, ilerleyelim!”

“Nepal’de Demokratik Halk Devrimi büyük bir zaferle beraber ciddi bir yenilgi tehlikesinin oldu¤u nesnel bir geçifl kap›s›ndan ilerlemektedir.” Bu tespit Nepal’de demokratik devrime önderlik eden Birleflik Nepal Komünist Partisi (Maoist) Merkez Komitesi’nin 28 Ocak tarihinde yay›mlanan genifl kapsaml› de¤erlendirmesinde yer almaktad›r. Nepal devrimi son y›llarda oldukça önemli süreçlerden geçerek ilerlemektedir. 1996’da bafllayan ve 10 y›l süren Halk Savafl› süresince baflkent kap›lar›na dayanan Maoistler, gerici devlet içinde darbe ile iktidara el koyan krala karfl› kapat›lan parlamenter partiler ile ittifak yaparak 240 y›ll›k monarfliyi y›km›fllar ve Kurucu Meclis seçimlerinde birinci gelerek 9 ay Nepal Cumhuriyeti’nin ilk hükümetinde yer alm›fllard›. 9 ay›n sonunda gericilerin ve statükocu parlamenter partilerin hükümetin otoritesine darbe yapmas› üzerine hükümetten çekilerek muhalefete geçmifller ve o zamandan bu yana Nepalli Maoistler yeni demokratik devrimi tamamlamak amac›yla ba¤›ms›zl›k, demokrasi ve sivil üstünlü¤ü sloganlar› ile genifl kitle eylemleri örgütlemektedir. BNKP (Maoist) MK üç ayda tamamlanan toplant›s›nda ideolojik ve siyasi sorunlara dair keskin bir iki çizgi mücadelesi verdiklerini ve ülkedeki çeliflkileri f›rsata dönüfltürerek devrimi nihayete erdirebilmek amac›yla görüfl birli¤ine ulaflt›klar›n› vurgulamaktad›r. Belgede “Günümüz Koflullar› ve Proletaryan›n Tarihsel Görevi” alt bafll›¤› alt›nda halk devriminde zaferle ciddi bir yenilgi tehlikesinin, parti içinde de ilerleme ile anarflizm ve kaos tehlikesinin iç içe oldu¤u vurgusu yap›lmaktad›r. Günümüz koflullar›n› incelerken öncelikle uluslar aras› durumu ele alan BNKP (Maoist) MK, so¤uk savafl›n “bitiflinin” ard›ndan kapitaliz-

min komünizm üzerinde “mutlak” hakimiyeti, “tek kutuplu dünya” gibi propagandalar›n son küresel ekonomik krizle birlikte tüm inand›r›c›l›¤›n› kaybetti¤ini, kapitalist sistemin bilhassa 90’l› y›llarda s›n›fsal eflitsizli¤i daha da keskinlefltirdi¤ini belirtmektedir. Bu gerçekli¤in bir kez daha kapitalizmin insanl›¤› krizden krize sürüklerken sosyalizmin insanl›¤a parlak bir gelecek sunabilece¤ini gösterdi¤i vurgulamaktad›r. Sistemin sald›r›lar›na karfl› emperyalistler aras› çeliflkilerden yararlanman›n önemine de¤inen belgede ayr›ca proletarya enternasyonalizmi temelinde emperyalizmle ezilen halklar ve uluslar aras›ndaki çeliflkiyi çözümlemek amac›yla dünya çap›nda komünist devrimcilerin birli¤inin önemi üzerinde durulmaktad›r. Genel olarak ele al›nd›¤›nda Asya, Afrika ve Latin Amerika devrimin f›rt›na merkezleridir ancak emperyalizmle feodalizme karfl› çeliflkinin özgünlü¤ü, genifl çapta devrimci ve ulusal kurtulufl hareketlerinin ve demokratik hareketlerin varl›¤› ve büyük say›da ezilen ve sömürülen kitlelerin bulunmas› sebebiyle 21. yüzy›l›n ilk on y›l›nda Güney Asya dünya devriminin esas f›rt›na merkezi olmufltur. Belgede ayr›ca Güney Asya’da Çin’le ABD aras›nda çeliflkiye de¤inilerek ABD’nin Çin’i bölme ve çevreleme stratejisi ile ABD ve Hindistan aras›ndaki çeliflkilerin dikkate al›narak bunlardan yararlanmas› gerekti¤i üzerinde durulmaktad›r. Ayr›ca sisteme karfl› en genifl kesimi birlefltirmede Latin Amerika’daki solcu hükümetlerin de olumlu etkisinin olaca¤›na de¤inilmifltir. Belgede uluslararas› komünist hareketin durumu da de¤erlendirilmifltir. Nesnel flartlar›n birçok ülkede devrimin h›zl› geliflmesine imkan sa¤lamas›na karfl›n dünya komünist hareketi oldukça güçsüzdür. Bu nedenle MLM’yi savunma, uygulama ve gelifltirme konular›nda özellikle sa¤

revizyonizme ve bunun sonucunda s›n›f iflbirlikçi, reformist, ulusal iflbirlikçi yaklafl›mlara karfl› mücadelenin esas öneme sahip oldu¤u, bununla birlikte mekanik ve dogmatik revizyonizmle eklektizme de karfl› ç›k›lmas› ça¤r›s› belgede yer almaktad›r. BNKP (Maoist) MK bu do¤rultuda DEH içindeki ve d›fl›ndaki MLM partilerle iliflkilerini gelifltirerek ideolojik mücadele içinde yeni enternasyonali infla etme yolunun takip edilmesi gerekti¤ini aç›klamaktad›r. 10 y›ll›k halk savafl›n›n ve yarat›lan genifl çapl› kitle hareketinin deneyimi ile emperyalizme ve feodalizme karfl› büyük bir güç olan ve ideolojik mücadeleyi ve enternasyonal hareketi gelifltirme tarihsel sorumlulu¤unu omuzlar›na almay› içten bir flekilde kabul eden BNKP (Maoist)’in bu do¤rultuda gerekli inisiyatifi üstlenmesi gerekti¤i de belgede yer almaktad›r. BNKP (Maoist) Merkez Komitesi Nepal’de siyasi durumun oldukça hassas bir devrimci kriz döneminden geçti¤ini belirtirken bugüne kadar baflar›l› taktik politikalarla önemli kazan›mlar elde etmelerine karfl›n ülkenin halen yar›-feodal yar›-sömürge flartlar›nda bir de¤iflim olmad›¤›, temel sorunlar›n çözülmedi¤ini, devletin s›n›f karakterinin de¤iflmedi¤i belirtilmektedir. Bu da demokratik halk devriminin tamamlanmas› için halen nihai mücadelenin gününü bekledi¤ini göstermektedir. Feodal monarflinin y›k›lmas›yla birlikte statükodan yana olan komprador, feodal ve bürokrat unsurlar hakim durumdad›r ve en gerici sa¤c› unsurlar halk›n yönetimine ve demokrasiye karfl› gizli çal›flmalar›n› sürdürmektedir. Yine yerli gericilerin devrimci güçlere göre güçsüzlü¤ünün a盤a ç›kt›¤› bu dönemde d›fl iflgal tehdidinin de gündemde oldu¤u, Nepal halk›n›n olas› askeri iflgale karfl› ulusal kurtulufl için haz›rl›kl› olmas›n›n önemine de de¤inilmektedir ancak flu flartlarda iç çeliflki belirleyicili¤ini korumaktad›r. Dün mutlak feodal monarfliye karfl› parlamenter statükocularla komünist devrimcilerin ortak düflmana karfl› birlikte hareket ederken her iki taraf›n da kendi s›n›f ç›karlar›na öncelik verdi¤ini ve bugün bu güçler aras›nda mücadelenin yürütüldü¤ü eklenmektedir. Bugün bu s›n›flar›n halk›n taleplerine ve anlaflmalara karfl› tutumu onlar›n totaliter, despotik ve halk karfl›t› yönünü a盤a sermektedir. BNKP (Maoist) seçimlerin ard›ndan hükümete geldiklerinde herhangi bir d›fl gücün des-

te¤i olmadan ve iç statükocu güçlerle bürokrasinin engellemelerine karfl›n halka karfl› dürüst olduklar›n›, ba¤›ms›z politikalar belirlediklerini, bürokrasiyi dönüfltürmek için çeflitli programlar uygulad›klar›n› ve tüm yasal çal›flmalar›na karfl›n cumhuriyete ve sivil hükümete karfl› komplolar gelifltiren genelkurmay baflkan›na karfl› hükümetin meflru müdahalesine cumhurbaflkan›n›n devreye sokularak engel ç›kar›lmas›na karfl›n istifa edip muhalefete geçtiklerini aç›klamaktad›r. Ancak hükümetteyken gerici devlet mekanizmas›n›n s›n›rlar›ndan ve deneyimsizliklerinden kaynakl› hükümet, meclis ve sokak aya¤›n› koordine edemediklerinden beklentileri karfl›layamad›klar›n›, baz› olumlu kazan›mlar›n›n yan› s›ra bu dönemde elde ettikleri deneyimle ileriki dönemde proletaryan›n iktidar›nda devleti daha etkin ve verimli flekilde yöneteceklerine inand›klar›n› eklemekteler. Bugün Nepal’de Maoistlerin çabalar› ile gerçek devrimci, demokrat, yurtsever güçler ve genifl kitlelerle bir avuç ulus iflbirlikçi komprador, bürokrat ve feodal unsur aras›nda kutuplaman›n keskinleflti¤i, bunun etkisiyle Nepal Kongresi ve UML içinde gerçek yurtseverlerin kitlesel flekilde partilerinden ayr›l›p halk güçlerinin yan›na geçti¤ini belirtmektedir. BNKP (Maoist)’e göre günümüzde proletaryan›n Nepal’deki tarihsel görevi ülkeyi yar›-feodal yar›-sömürge sistemden kurtarmak ve bunun için demokratik devrimi tamamlamakt›r. Ancak MK, bu tarihsel görevin sorunsuz olmayaca¤› uyar›s›nda bulunmaktad›r. Gericiler Maoistleri beklemedikleri bir anda provoke ederek iç savafl ç›karmak istemekte, partiyi bölmek, önderlerini öldürmek için çaba harcamaktad›r. Buna karfl›n düflman provokasyonuna kap›lmamak, hayali sloganlar atmamak ve canl› mücadelenin ihtiyaçlar› do¤rultusunda bar›fl, demokrasi, sivil üstünlük ve ba¤›ms›zl›k için kukla hükümete karfl› ç›k›lmas› ve “Maoistlerin önderli¤inde ulusal hükümet” talebinin öne ç›kar›lmas› ça¤r›s›nda bulunmaktad›r. BNKP (Maoist) ayr›ca ülkedeki kutuplaflman›n bir sonucu olarak devrimci güçlerin NKP (Maoist)’in dahilinde birleflmesine de vurgu yapmaktad›r. Buna göre son 2 y›lda NKP (Birlik Merkezi-Maflal), Demokratik Cephe, NKP (Maflal), NKP (ML-Devrimci), Kiran ‹flçi Partisi BNKP (Maoist) ile birleflirken UML’den onlarca üye ve kadro özellikle de sanatç› ve ayd›nlar Ma-

oistlere kat›ld›. BNKP (Maoist) MK partinin sorunlar›na ve zay›f yönlerine de belgede de¤inmifltir. MK tüm eksiklerine karfl›n halk savafl› süresince partide gönüllü disiplinin üst seviyede oldu¤unu, partinin yüksek proleter bir ruhla mücadele etti¤ini, feda ruhunun ön planda olu¤unu ancak bar›fl süreci ile birlikte özellikle de partinin aç›k alana ç›kmas›yla beraber militanl›k ve disiplin aç›lar›ndan zay›flad›¤›n›, komitelerin düzenli ve etkili çal›flmad›¤›n›, bireysel ç›kar peflinde koflman›n, parlamentarist e¤ilimlerin geliflti¤ini proletaryan›n öncüsünün anarflik bir kalabal›¤a dönüflme tehlikesinin do¤du¤unu, bu nedenle ideolojik temelli tart›flmalarla birlik-mücadele-dönüflümün sa¤lanmas›n›n hedeflendi¤ini aç›klam›flt›r. Bununla beraber savafl döneminde binlerce profesyonel devrimcinin yetiflti¤ini, partide, kurtulufl ordusunda, savafl cephesinde, demokratik devlette, halk mahkemelerinde, komünlerde, okullarda binlerce tam zamanl› devrimcinin faaliyet yürüttü¤ünü ancak halk iktidar›n›n bar›fl sürecinde da¤›t›lmas›yla birlikte profesyonel devimcilerin büyük k›sm›n›n iflsiz kald›¤›n›, bunun için de plana ihtiyaç oldu¤unu vurgulayan BNKP (Maoist) MK’s› savafl s›ras›nda okulunu b›rakan devrimcilerin flimdi okullar›n› sürdürmeleri için de özel bir program oluflturacaklar›na de¤indi. BNKP (Maoist) önümüzdeki dönemde uygulanabilir, net politika, plan ve programlarla örgütsel ve pratik sorunlara cevap bulacaklar›n›, parti birli¤i ve disiplinine önem vereceklerini ve ideolojik merkezileflme aç›s›ndan parti kongresinin en yak›n zamanda örgütlenece¤ini de eklemifltir. Sokak eylemleri gelifltirilecek, genifl bir birleflik cephe oluflturulacakt›r. “Yoldafllar, Nepal demokratik devriminde flanl› ama zorlu bir dönemden geçmekteyiz. Büyük flehitlerimizin, kay›plar›m›z›n ve yaral› savaflç›lar›m›z›n hayallerini hat›rlayarak enerji biriktirmeliyiz. Milyonlarca insan›n umudunu ve beklentisini üzerine alan bizler kendi içimizde birlik ve güveni gelifltirmeliyiz. Son olarak, bilimsel ve devrimci komünistler olarak, bizler, üst düzey bir sab›r, sa¤duyu ve cesaretle karfl›-devrimci komplolar› bofla ç›karmal›y›z. Bunu baflaramazsak Nepal ve Nepal devrimi büyük bir kazaya u¤rayacakt›r. Bu nedenle halk›n zaferini garantilemek için birleflelim, ilerleyelim.”

AKP’nin Alevi Çal›fltaylar› sona erdi: Bir ad›m ileri iki ad›m geri! AKP hükümetinin “Alevi Aç›l›m›” ad› alt›nda bafllatt›¤› ve toplamda yedi oturumda gerçeklefltirilen çal›fltaylar sona erdi. 27-10 Ocak 2010’da gerçeklefltirilen yedinci çal›fltay›n ard›ndan kamuoyuna aç›klanan ön rapor metni ile yaklafl›k iki y›ld›r devam eden bu masal›n da sonuna gelinmifl oldu. Aleviler taraf›ndan Brezilya dizilerine benzetilen ve her defas›nda arkas› yar›n hissi uyand›ran Alevi çal›fltaylar›, Alevilerin hiç de yabanc›s› olmad›¤› ve flafl›rmad›¤› bir resim çizerek sonuçland›.

Alevisiz Alevi çal›fltay›! Yaklafl›k 400 gazeteci, yazar, akademisyen ve çeflitli kurum temsilcisinin kat›ld›¤› büyük bir panay›r havas›nda ve önemli bir ifl yap›yormufl edas›nda gerçeklefltirilen çal›fltaylarda “küçük” bir ayr›nt› unutulmufltu: Alevi çal›fltay›nda Aleviler yoktu. Almanya Goethe Üniversitesi’nde akademisyen Prof. Dr. Ömer Özsoy’dan Tunceli müftüsüne, Zaman Gazetesi yazarlar›ndan Milliyet gazetesine kadar Alevilerle ilgili olarak belki de en son söz söyleyebilecekler Alevi Çal›fltay›’nda “aç›l›m” yaparak hoflgörü dersi verdi. Kat›l›mc›lar›n profili aç›l›m›n niyeti hakk›nda da yeterince ipuçu vermektedir. Alevi katliamlar›n› savunan ve Sünni inanc›ndan halk›m›za “Cihat ça¤r›s›” yapan Zaman, Vakit, Milli gazete gibi yay›nlardan Ali Bulaç, Selçuk Özda¤, Mümtaz Türköne, Abdurrahman Dilipak, Ekrem K›z›ltafl gibi isimler çal›fltay›n en gözde konuklar› aras›ndayd›. Kat›l›mc›lar aras›nda dikkati en fazla çeken ve Alevi sorununa karfl› hükümetin

besledi¤i ilgiyi yans›tan en önemli geliflme ise Marafl katliamc›s› Ökkefl Kenger’in (fiendiller) ça¤r›lmas› oldu. 19–26 Aral›k 1978’de Marafl’ta Alevilerin yaflad›¤› mahallelare, devletin gözetiminde gerçeklefltirilen, 111 kiflinin vahfli iflkencelerden geçirilerek katledildi¤i bine yak›n insan›n da yaraland›¤› katliam›n bafl aktörlerinden Ökkefl fiendiller’in çal›fltaya davet edilmesi aç›l›m›n ruhunu göstermesi bak›m›ndan önemli.

leri’nin varl›¤› devletin laikli¤ini tart›flmal› hale getirirken yeni düzenlemelerle bu söylem daha da çarp›k bir hale gelecektir. AKP hükümetinin Alevilere ikinci sürprizi “zorunlu din derslerinin” kald›r›lmas› veya seçmeli ders haline getirilmesi konusunda yafland›. Çal›fltayda yürütülen “engin” tart›flmalarla kat›l›mc›lar bu sorunu da çözdüler: Zorunlu din derslerine ek olarak iste¤e ba¤l› din dersleri verilecek!

l›mc›lar dedelerin, inanç önderlerinin, rehberlerinin Alevi-Sünni ortak tarihi temelinde e¤itilmesi gerekti¤i konusunda hemfikir olmufl. AKP’nin aç›l›mdan; inançlar›na, yaflam tarzlar›na müdahale edilmesinden ve asimilasyon politikalar›ndan rahats›z olan, yüzy›llard›r buna karfl› mücadele eden Alevilere yeni bir asimilasyon ç›km›flt›r.

Mad›mak Oteli y›k›lacak! Sivas’ta katledilen 37 ayd›n, yazar

Diyanet ‹flleri ve zorunlu din dersleri kald›r›lamaz! Alevilerin en temel taleplerinden olan Diyanet ‹flleri Baflkanl›¤›’n›n kald›r›lmas›n›n yürütülen “zengin” tart›flmalar›n ›fl›¤›nda rasyonel olmad›¤›na karar verilmifl. Kamuoyuna aç›klanan rapora göre; bu talep gerçekçi bulunmazken baflkanl›¤›n bünyesinde bir Alevi birimini kurulmas› öngörülüyor. Bunun yan›nda önümüzdeki günlerde dini vergi uygulamas›na geçilebilece¤i de raporda geçen ayr›nt›lardan. AKP bir yandan Alevilere aç›l›rken öte yandan meclise getirdi¤i Diyanet ‹flleri Personeli Yasa Tasar›s› ile Diyanet ‹flleri Baflkanl›¤›’n› Müsteflarl›k düzeyine ç›karmay› hedeflemektedir. Kurulacak Din ‹flleri Yüksek Kurulu, Alevilik gibi “‹slam dinine iliflkin farkl› yorumlar” hakk›nda araflt›rmalar yapacak. 2 milyar 650 milyon TL’lik bütçesiyle Cumhurbaflkanl›¤›, Yarg›tay ve Anayasa Mahkemesi gibi kurumlardan fazla bir gelire sahip olan Diyanet ‹flleri Baflkanl›¤›’n›n kald›r›lmas› bir yana daha da geniflletilmektedir. Diyanet ‹fl-

Yaklafl›k 400 gazeteci, yazar, akademisyen ve çeflitli kurum temsilcisinin kat›ld›¤› büyük bir panay›r havas›nda ve önemli bir ifl yap›yormufl edas›nda gerçeklefltirilen çal›fltaylarda “küçük” bir ayr›nt› unutulmufltu: Alevi çal›fltay›nda Aleviler yoktu. Cemevleri ibadethane de¤ildir! Aç›klanan rapora göre kat›l›mc›lar; Cemevlerinin yasal statüye kavuflturularak ibadethane olarak kabul edilmesinin ‹slam içinde bir bölünmeye yol açabilece¤ini “öngörecek” mevcut durumun devam etmesi gerekti¤ine karar vermifl. Alevi dedelerinin ‹slamiyeti yeterince bilmediklerine kanaat getiren kat›-

ve ozan›n ac›s› ve 盤l›¤› ile adeta özdeflleflen Mad›mak Oteli’nin müze yap›lmas› iste¤i katliamdan bu yana Alevilerin en temel taleplerinden birini oluflturmaktad›r. Rapora göre; Mad›mak Oteli y›k›larak otopark haline getirilecek. Kat›l›mc›lar müze fikrinin tehlike üretti¤i ve ülkenin birlik ve düzenin korunmas›n›n dikkate al›nmas› gerekti¤ine karar vermifl. Katliam›n, vahfletin ve devletin

Alevilere bak›fl›n›n bir sembolü haline gelen Mad›mak Oteli de “aç›l›mdan” pay›n› alanlardan. AKP, oteli y›karak katliamla iliflkin tüm kan›tlar› da ortadan kald›rmay›, böylece yaflanan vahfleti belleklerden silmeyi hedeflemektedir.

Eflit yurttafll›k hakk› sak›ncal› bulundu! Aleviler, toplumsal yaflamda maruz kald›klar› ayr›mc› uygulamalara, afla¤›lanmalara, bask›lara karfl› uzun süredir mücadele etmektedir. Di¤er inançlarla eflit haklara sahip bir yurttafll›¤a iliflkin yasal düzenlemelerin gerçeklefltirilmesi talebi ile alanlar› dolduran yüz binlerce Alevinin bu hayk›r›fl› “seçkin” konuklar›n dikkatini çekmemifltir. Alevilerin Ankara ve ‹stanbul’da gerçeklefltirdikleri ve yüz binleri bulan mitinglerle dile getirdikleri eflit yurttafll›k haklar› konusunda da hiçbir olumlu ad›m at›lmamaktad›r. Aç›klanan rapora göre eflit yurttafll›k hakk› konusunda yap›lacak yasal düzenlemelerin toplumsal birlik ve karfl›l›kl› güven havas›n› zedeleyece¤i kayg›s›yla ra¤bet görmedi¤i dile getirilmektedir.

Bir ad›m ileri iki ad›m geri Hükümet oldu¤u günden bu yana kulland›¤› sloganlar›n, kavramlar›n içini büyük bir baflar› ile boflaltan ve pratikte tam tersini uygulayan AKP’nin yine benzer bir prati¤in alt›na imza att›¤› aç›kt›r. De¤iflim ad› alt›nda ve özgürlüklerin geniflletilmesi ad›na yürütülen çal›flmalar ve yap›lan yasal düzenlemeler muhataplar›n mücadele ederek kazan-

d›klar› haklar›n gasp edilmesinden öte bir anlam tafl›mamaktad›r. Bunun örne¤i; Demokratik Aç›l›m, Milli Birlik Projesi ad› alt›nda bafllat›lan zihniyet de¤ifliminin sonuçlar› bine yak›n insan›n gözalt›na al›nmas› yüzlercesinin tutuklanmas› ve milyonlarca Kürt’ün iradesini yans›tan DTP’nin kapat›lmas› sürecinde yaflanm›flt›r. AKP hükümeti hangi kesimleri “özgürlefltirmek” istediyse yaflanan; katliam, gözalt›, tutuklama, linç ve göç olmaktad›r. Roman Aç›l›m› sonras› Selendi’de yaflananlar haf›zalar›m›zdaki tazeli¤ini korumaktad›r. Ülkemizde yüzy›llard›r yaflanan temel sorunlar› hükümetlerin çözemeyece¤i aç›kt›r. Kürt ulusal sorunu ve çeflitli milliyetlerin demokratik haklara yönelik yaklafl›m, çeflitli inançlardan emekçilerin hak ve özgürlüklerine yönelik tutum hükümetler taraf›ndan de¤il egemen s›n›flar taraf›ndan belirlenmektedir. Tüm bu alanlarda hükümetlerin de¤il devletin resmi politikas› uygulaman›n özünü oluflturmakt›r. Yüzy›llard›r bask› alt›nda tutulan inançlar› yok say›lan ve asimile edilerek düzene entegre edilmeye çal›fl›lan Alevi inanc›na sahip emekçilere yönelik bu tutum bir devlet politikas›d›r. Osmanl›’dan günümüze varl›¤›n› de¤iflik biçimler alt›nda sürdürmektedir. Bu yolculu¤a yüzy›llard›r direnifl, isyan ve mücadelenin de efllik etti¤i unutulmamal›d›r. Bu yan›yla AKP’nin gerçeklefltirdi¤i çal›fltaylar› belki de en iyi iki cümle aç›klayabilir: Bir ad›m ileri iki ad›m geri!


‹flçi-köylü 10

Gö¤ün yar›s›

19 fiubat-4 Mart 2010

8 Mart’ta yükselen 盤l›¤›n ça¤r›s› bizleredir! undan tam 153 y›l önceydi. Bir 盤l›k yükseliyordu gö¤e, eflitlik ve özgürlü¤ü hayk›ran bir 盤l›k. Kad›n›n kurtulufl mücadelesi New Yorklu tekstil iflçisi kad›nlarda simgelefliyor, s›n›f mücadelesinin kad›n cephesinden mihenk tafllar› döfleniyordu. Kap›lar artlar›ndan kapansa da, alev alev kal›nsa da bu mücadelenin ortas›nda o 盤l›k yükseliyordu gö¤e umars›zca ve tarihe ac› ama flanl› bir not düflülüyordu. 8 Mart Emekçi Kad›nlar Günü’ne anlam›n› yükleyen kad›nlar gelece¤e, bizlere bir bayrak b›rak›yor ve bu 盤l›¤› büyütmemizi söylüyordu dolays›zca.

B

Evet, dinmedi o 盤l›k. New Yorklu iflçi kad›nlar›n katledilmesinin üzerinden 153, 8 Mart’›n Emekçi Kad›nlar Günü’nün ilan edilmesinin üzerinden tam olarak 100 y›l geçti ve dinmedi o 盤l›k. Hatta öyle ki üzerinden 100 y›llar geçse de, karfl› geldi¤i koflullar varl›¤›n› korudukça bu 盤l›k da ›srarl›, var olmaya ve inad›na büyümeye.

8 Mart, emekçi kad›nlar›n içine hapsoldu¤u koflullar ile yüzleflme ve hesaplaflma günüdür. 8 Mart, biz kad›nlar›n “yazg›”lar›n› de¤ifltirmedeki ›srar›n› somutlaman›n ve bunu nice yol ve yöntem ile pekifltirmenin günüdür. 8 Mart, Clara’dan, Rosa’dan, Barbara’dan, Meral’den, Ayfer’den ve daha nice de¤erimizden devrald›klar›m›z› yar›na tafl›man›n, türkü türkü ço¤alman›n günüdür.

Dinmedi o 盤l›k, çünkü de¤iflmedi kad›n›n yazg›s›. Y›llarca afla¤›lanan, hor görülen, ezilen, öyle ki ezilenin de ezileni olan oldu kad›n. O günden bu güne yaflam›n neredeyse her alan›nda bir “hiç” say›lan bizler hiçbir fley yitirmedik o “hiçli¤imizden”. Her birimiz teker teker yaflad›k bu yazg›y› tarihin zorunlu k›ld›¤› bir tesadüfle. Günü geldi¤inde Olympe olduk giyotinde bafl› kesilen, günü geldi Medine olduk evinin bahçesindeki kümesin topra¤›na diri diri gömülen. Kamyon kasalar›nda suya kap›l›p bo¤ulduk, fabrikalarda yand›k. Ganimet say›ld› her daim bedenlerimiz. Tacizler, tecavüzler, cinayetler b›rakmad› peflimizi. Savafllarda en de¤erli “fley” biz olduk, biz olmasak daha az reyting yapard› televizyon kanallar›. O kanallarda a¤›z aç›k seyredilen bizler evimizin “namusuyduk”, öyle ki törelere kurban edil-

MERS‹N KADIN PLATFORMU’NDAN KAMPANYA ‹çerisinde Partizan’›n da bulundu¤u Mersin Kad›n Platformu, TEKEL iflçileriyle dayan›flma amac›yla bafllatt›¤› kampanyay› yapt›¤› bas›n aç›klamas›yla sonland›rd›. Ocak ay› sonunda TEKEL iflçileriyle dayan›flma amaçl› bir kampanyaya start veren ve kampanya içeri¤ini nakit para ve iflçilerin özellikle ihtiyaç duydu¤u malzemeler olarak belirleyen Kad›n Platformu, ald›¤› karar üzerinden komisyonlar oluflturarak birçok kifli ve kuruma ulaflt›. 1 hafta süren kampanya boyunca sürenin de k›sal›¤› düflünülürse, az›msanmayacak ölçüde malzeme temin edildi ve toplanan malzemeler iki kifli görevlendirilerek TEKEL iflçilerine ulaflt›r›ld›. Kampanyan›n finali olarak yap›lan bas›n aç›klamas›nda, kampanya sonucuna dair aktar›m yap›larak “Yetimin hakk›n› de¤il, iflçinin hakk›n› istiyoruz. Desa’da, Novamed’de direnen ve kazanan bizdik, TEKEL’de de kazanan biz olaca¤›z!” aç›klamas›nda bulunuldu. Eylem alk›fl ve sloganlarla sona erdi. (Mersin)

YORUMSUZ

1 fiubat: ‹stanbul-fiiflli’de çete davalar›na bakan Ece Arslan adl› avukat evinde ölü olarak bulundu. 2 fiubat: Ankara’da ö¤retmenlik yapan Nefle Y›lmaz, k›sa boylu olmas›ndan kaynakl› bunal›ma girerek intihar etti.

mesinde hiç çekinilmeyenler de gene biz olduk. Sevgilimizle bulufltu¤umuz ö¤renildi¤inde korktuk, biz atlad›k evimizin 5. kat›ndan. Biz yapamad›k m›? Bunu yapacak, namusu “temizleyecek” birileri muhakkak oldu. Kimi zaman gömüldü bedenlerimizin yar›s› topra¤a, k›nayan gözler aras›nda recm edildik, as›ld›k. Bize reva görülen dünya, evlerimizin duvarlar›n›n aras› oldu. O duvarlar›n aras›ndaki ifller asli görevlerimizdi, sofradaki yerimiz öküzümüzden sonrayd›. Karn›m›zda “s›pam›z”, s›rt›m›zda sopam›z eksik olmad›. Ve ço¤umuz bu dünyadan baflka bir dünyan›n ay›rd›na bile varamad›k. “R›za babalar›n*” olmad›¤›n› dahi ö¤renemedik. Çal›flt›k tarlada, fabrikada. Eme¤i en çok sömürülen de gene biz olduk. Ayn› ifli yapt›k karfl› cinslerimizle fakat sömürünün katmerlisi düfltü pay›m›za. Daha “ucuz”duk, daha “güvencesiz”dik bu düzen içinde. Tüm bunlar ve daha da fazlas› dindirmedi bu 盤l›¤›. Büyüdü, ço¤ul ço¤ul geldi bu güne. Ac›lar›m›z yitmedi, sofram›zdaki “ekme¤e” ve ruhumuza de¤ecek bir “güle” olan sevdam›z da.

tirmedeki ›srar›n› somutlaman›n ve bunu nice yol ve yöntem ile pekifltirmenin günüdür. 8 Mart, Clara’dan, Rosa’dan, Barbara’dan, Meral’den, Ayfer’den ve daha nice de¤erimizden devrald›klar›m›z› yar›na tafl›man›n, türkü türkü ço¤alman›n günüdür. Yeni Kad›n’› yaratma ideali ile kad›n mücadelesine daha s›k› sar›ld›¤›m›z flu günlerde 8 Mart’›n 100. y›l› bizler aç›s›ndan teorik bütün do¤rular›m›za yaflam vermenin çabas› içersinde olma günüdür. ‹flçi, emekçi, köylü, ö¤renci, k›sacas› toplumda ezilen ve haks›zl›¤a maruz kalan tüm kad›nlara ulaflman›n ve bunun ihtiyac›n› dünden daha fazla hissetmenin günüdür 8 Mart. Bunun ihtiyac›n› daha fazla hissetmenin günüdür çünkü; bahsini etti¤imiz yazg›m›z dünden bugüne daha da kararm›flt›r. Bunu hissetmenin günüdür çünkü; tüm bu karanl›¤›n içine her gün daha fazla hapsolan biz kad›nlar›n yazg›m›za tahammülü her geçen gün daha da azalmaktad›r. Ve bu tahammülsüzlük kendini 153 y›l önce oldu¤u gibi birçok yerde a盤a vurmaktad›r.

8 Mart’ta yükselen bu ses biz kad›nlar›n özgürlük ve eflitlik özlemini temsil etmektedir. Ve gene özlemimizin nerede sonlanaca¤›na da iflaret etmektedir. Bu ça¤r› bizleredir! Tüm bu do¤rular› göz önünde bulundurarak 8 Mart’›n ön günlerini yaflad›¤›m›z ve birçok alan›m›zda kad›n mücadelesinde mütevaz› ad›mlar atmaya bafllad›¤›m›z flu günlerde bu 盤l›¤› büyütmenin yollar›n› arayal›m; coflkulu, devrimci eylem ve etkinliklerin alt›na imza atal›m. 8 Mart’›n “emekçi” ruhunu kuflanarak büyütmek için ›srar›m›zdan hiçbir fley kaybetmedi¤imiz bu 盤l›¤› bulundu¤umuz her yerde alanlara tafl›yal›m. (*Ad›yaman’›n Kahta ilçesinde 17’sindeyken dedesi ve babas› taraf›ndan diri diri gömülerek katledilen Medine Memi, maruz kald›¤› fliddeti flikayet etmek üzere gitti¤i karakolda “Arka Sokaklar” dizisinin bafl komiseri “R›za Baba”y› aram›fl, ancak R›za Baba’n›n gerçekte var olmad›¤›n›; evine dedesi ile birlikte ölüme gönderilirken ö¤renmiflti.) (‹zmir Yeni Demokrat Kad›n ‹nisiyatifi)

Bu 盤l›¤›n güncel ça¤r›s› bizleredir! Gücünü tarihin öncesinden al›p 8 Mart 1857’de yükselen bu 盤l›k, mücadele ile kazan›lan bu günün ancak ve ancak gene mücadele ile üstlenilebilece¤inin ça¤r›s›n› da yapmaktad›r. Ve bu ça¤r› aç›ktan bizleredir, emekçi kad›nlarad›r. Kad›n mücadelesinin tarihsel birkaç güne s›¤d›r›lmas›n›n yanl›fll›¤›n› ayr› bir tarafa koyarak diyebiliriz ki; 8 Mart, emekçi kad›nlar›n içine hapsoldu¤u koflullar ile yüzleflme ve hesaplaflma günüdür. 8 Mart, biz kad›nlar›n “yazg›”lar›n› de¤ifl-

Çiçek tazeli¤indeki direniflimizdir bu… Yaklaflan 8 Mart vesilesi ile TEKEL’de onuruyla direnen iflçi Havva Gök ile bir söylefli gerçeklefltirdik. - Bir kad›n iflçi olarak çal›flma yaflam›n›z› anlat›r m›s›n›z? - Adanal›y›m ve Adana TEKEL Sigara Fabrikas›’nda 20 y›l çal›flt›m. Bu 20 y›l içinde TEKEL’in birkaç flubesinde çeflitli bölümlerde çal›flt›m. Orada dört kiflinin yapaca¤› ifli tek kifli yapt›k. Bu noktada çeflitli ödüller bile ald›k. Adana gibi s›cak bir bölgede üzerimizdeki k›yafetlerimizi devaml› de¤ifltirerek çal›flt›k. Ama yeri geldi¤inde sigara ihtiyac›m›z› dahi karfl›layamad›k. Adana gibi, üretimi ile ödüller kazanan bir fabrikada çal›fl›yorduk ama 17 y›l sonra sigara fabrikalar› özellefltirildi. Özellefltirme ad› alt›nda asl›nda tütün üretimi sekteye u¤rat›ld›. Bu özellefltirme sürecinde iflyerini 6 gün terk etmeme eylemi yapt›k. O süreçte polisin gaz›na, copuna maruz kald›k. Ama kad›n erkek el ele buna karfl› direndik. - Direnifl boyunca bir kad›n olarak nelere maruz kald›n›z? - Bizim fabrikam›z kad›n a¤›rl›kl› bir fabrikayd›. Bu durum karfl›s›nda her ifle kad›nlar veriliyordu. Yemekhanesinden temizli¤ine her iflte çal›flt›k. Her fleye ra¤men

2 fiubat: Hatay Narl›ca’da, 13 yafl›ndaki bir k›z çocu¤u, yaflad›¤› köyün imam› taraf›ndan cinsel tacize u¤rad›. 2 fiubat: Van Özalp’te yaflayan Fatma Uçar adl› genç kad›n, sürekli fliddet gördü¤ü babas›n› tabancayla vurarak yaralad›. Ard›ndan da kendini vurarak intihar etti. 3 fiubat: K›rklareli’de yaflayan ve Bursa’daki abisinin ziyaretine giden 17 yafl›ndaki Emel Ünver, bulunamad›. Ailesi, Ünver’in evli bir akrabalar› taraf›ndan kaç›r›ld›¤›n› söyledi. 4 fiubat: ‹zmit’te, Elif fiiflman adl› kad›n, borcunu ödeyemedi¤i “arkadafl›” Engin Toraman taraf›ndan bo¤az› kesilerek öldürüldü. 4 fiubat: Antalya-Alanya’da yaflayan Dilek Kilit, ailesiyle tart›flmas› s›ras›nda evden kaçmaya çal›fl›rken evinin balkonundan düflerek hayat›n› kaybetti.

5 fiubat: Adana’da, Ebru fiahin, boflanma davas› açt›¤› efli taraf›ndan trafikte “pusu kurulup” kurflunlanarak öldürüldü. fiahin’in “eflinin”; 4 y›l önce üniversitedeyken, kendisini kaç›r›p tecavüz eden kifli oldu¤u ve tecavüzcüsüyle evlendirildi¤i ortaya ç›kt›. 5 fiubat: ‹stanbul-Esenler’de yaflayan Meryem Seyhan, önce içki masas›nda babas›n› öldüren, ard›ndan da evlerini basan babas›n›n arkadafl› taraf›ndan tecavüz edildikten sonra öldürüldü. O esnada evde bulunan anne Bakiye Seyhan da yine eflinin arkadafl› taraf›ndan b›çaklanarak öldürüldü. 6 fiubat: Antalya’da 10 yafl›ndaki bir k›z çocu¤u, köyün imam› taraf›ndan cinsel tacize u¤rad›. 6 fiubat: Yalova-Armutlu’da yaflayan ‹nci Bilici, “su vermedi¤i” gerekçesiyle efli taraf›ndan b›çaklanarak öl-

biz iflimizi seve seve yapt›k. Çünkü bu bizim ekmek kap›m›zd›. Ama 17 y›l sonra fabrikam›z kapat›ld› ve kendi bölgesinde yaprak tütüne verildi. Bizler Baflbakan›n önünü “fabrikam›z kapat›lmas›n” pankart› açarak kapatt›k. Burada polis sald›r›s› ile karfl› karfl›ya kald›k. Bunun üzerine cezaland›r›ld›k. 150 arkadafl›m ‹skenderun’un Madenli köyünde bulunan tütün deposuna sürüldü. 1 y›l boyunca burada çal›flmak zorunda kald›. Kad›nlar›n çal›flmas› buralarda imkâns›zd›. Bu iflyerinde ne oturacak yer ne bir yemekhane ne de lavabosu vard›. Burada kendi imkânlar›m›zla buray› yaflan›r hale getirdik. Yol ücreti bana ait oldu¤undan maddi s›k›nt›m arterken bedenim

dürüldü. 6 fiubat: Erzurum’da doktor olan Buket Tasmac›o¤lu, hastanedeki odas›nda ölü olarak bulundu. 7 fiubat: fi›rnak-Cizre’de, zorla evlendirilmek istenen Gülbahar Karakoyun, kendini asarak intihar etti. 8 fiubat: Urfa’da yaflayan Dilek K›l›ç, babas› taraf›ndan tart›flt›klar› gerekçesiyle önce fiziksel fliddete u¤rad›, sonra da ayaklar›ndan zincirlendi. 8 fiubat: Tekirda¤-Çerkezköy’de yaflayan Gizem Milli, erkek arkadafl›yla tart›flt›ktan sonra kendini vurarak intihar etti. 10 fiubat: Antalya’da okuyan üniversite ö¤rencisi Ümmü Gürci, sahil kenar›ndaki 35 metre yükseklikteki falezlerden atlayarak intihar etti. 10 fiubat: Denizli’de yaflayan Zeliha ‹dil, erkek arkadafl›yla birlikte ilaç içip, kendisini asarak intihar etti. ‹dil’in

iflyerinde, yolda, evde bitkin düflüyordu. Sabah›n 4 ünde kalk›p 20 dakika servise yürümek zorunda kal›yordum tek bafl›ma. Her gece çeflitli tacizlere maruz kal›yordum. O süreçte polisler üzerime araba sürdüler. Ama bunlara ra¤men y›lmad›m. - fiu anki sürece nas›l geldiniz? - Sürgünün ard›ndan 1 y›l sonra sendikan›n da devreye girmesi ile birlikte Adana Yapra¤a tekrardan geldik. Ama 6 ay sonra kapat›lma karar› ile karfl›laflt›k. Yine y›lmad›k, yine kad›nlar en ön saflarda mücadele ettik ve direnifli buraya tafl›d›k. 2 ayd›r buraday›z. ‹flte biz bu sürece böyle geldik. ‹lk açl›k grevine girenlerden biri benim, 4 gün kald›m açl›k grevinin ertelenmesi ile çad›rlara dönüfl yapt›m. - Yaklaflan bir 8 Mart süreci var, neler söylemek istersiniz? - Biz kad›n iflçiler olarak buradan gitmeyece¤iz. Sonuna kadar direnece¤iz. Yaflamak hakk›m›z ve özlük haklar›m›z› alaca¤›z. Burada kad›n erkek omuz omuza direniyoruz. Tüm emekçi kad›nlar›n 8 Mart’›n› kutlarken kad›nlar› ikinci s›n›f vatandafl görme anlay›fl›n› k›rmaya ve dünyan›n her yerinde en ön saflarda mücadele etmeye ça¤›r›yorum. (Ankara)

babas› TEKEL iflçisi olan Emin ‹dil, o s›rada Ankara’da direniflteydi. 11 fiubat: Zonguldak’ta, 14 yafl›ndaki B.K adl› çocuk, 2 y›l önce day›s› taraf›ndan tecavüze u¤ram›fl, hamile kalm›fl ve do¤an bebe¤i yurda vermifl. Sonra zorla evlendirilmek istenen B.K. evden kaçarak, bu kez de 3 kifli taraf›ndan cinsel istismara maruz kald›. 11 fiubat: Bolu’da yaflayan Dursun Çetinkaya, kocas›yla kredi borçlar› yüzünden “sürekli” tart›flt›¤› gerekçesiyle, o¤lu taraf›ndan tüfekle vurularak öldürüldü. 12 fiubat: Adana’da yaflayan Emel Ekin, eflinden sürekli fliddet görüyordu ve 3 kez efli hakk›nda flikayette bulundu. Ancak devletin korumaya “gerek duymad›¤›” Ekin, efli taraf›ndan b›çaklanarak öldürüldü. 12 fiubat: fi›rnak-Beytüflflebap’ta, 15 yafl›ndaki A.A, korucu olan babas›-

n›n silah›yla intihar etti. 12 fiubat: Diyarbak›r’da üniversitede okuyan E.A, Dicle Nehri’ne atlayarak intihar etti. 12 fiubat: Mardin-Nusaybin’de M.E adl› genç bir kad›n, intihar girifliminde bulundu. 13 fiubat: Malatya’da yaflayan ve iki ay önce imam nikah›yla “evlenen” B.K, kendini evinin tavan›na asarak intihar etti. 13 fiubat: Osmaniye’de, 2004 y›l›nda kaybolan ve kendisinden bir daha haber al›namayan Selma Saçmal›’n›n, kendisini aldatt›¤› gerekçesiyle sevgilisi taraf›ndan bo¤az› kesilip, daha ölmeden topra¤a gömüldü¤ü ortaya ç›kt›. 14 fiubat: Almanya-Köln’de yaflayan Gülhan fianc›, tart›flt›¤› efli taraf›ndan b›çaklanarak öldürüldü.


‹flçi-köylü 11

Kavga okulu

19 fiubat-4 Mart 2010

Kölelik zincirlerimizden Ayferleflerek kurtulabiliriz! Takvimler 8 Mart 1999’u gösterdi¤inde ise, tarih, bir 8 Mart direnifline daha flahit olacakt›. Sistemin kad›na biçti¤i rolü reddederek mücadeleyi seçen, bununla da kalmay›p devlete karfl› da¤a ç›kan ve silaha sar›lan Ayfer Celep, Münire Sa¤d›ç ve da¤lar›n “Polat”› Kemal Tutufl; TC ordusunun Tokat’›n Ba¤deresi köyünde haz›rlad›¤› pusuya düflüp çat›flarak flehit düfleceklerdi. Dünya Emekçi Kad›nlar Günü’nde, kad›nlar›n kurtulufluna giden bu savaflta düflen Proletarya Partisi’nin yi¤it savaflç›lar›, 8 Mart’› daha anlaml› k›lacaklard›.

Takvimler 8 Mart 1857’yi gösterdi¤inde, ABD’nin Newyork kentinde 40 bin iflçi direniflteydi. Kad›n›n ucuza mal edilen eme¤inin en çok kullan›ld›¤› sektörlerden olan konfeksiyon ve tekstilde çal›flan ve -elbette ki- ço¤unlu¤unu kad›nlar›n oluflturdu¤u iflçilere sald›r›ld›¤› s›rada, fabrikada bir yang›n ç›kt›. Direnifl, alev alev sürüyordu. Yine ezici ço¤unlu¤u kad›n olan 129 iflçi, bu yang›nda yaflam›n› yitirerek iflçi s›n›f› mücadelesinin kanl› sayfalar›nda unutulmaz yerlerini ald›lar. Ve bu tarihten önce herhangi bir gün olan 8 Mart, bu olaydan sonra iflçi s›n›f›n›n, özelde kad›n iflçilerin mücadelesinde unutulmaz bir gün oldu! Clara Zetkin’in çabalar› sonucu 100 y›l önce, emekçi kad›nlar›n mücadele günü ilan edilmesiyle direnifl simgesi oldu. Takvimler 8 Mart 1999’u gösterdi¤inde ise, tarih, bir 8 Mart direnifline daha flahit olacakt›. Sistemin kad›na biçti¤i rolü

reddederek mücadeleyi seçen, bununla da kalmay›p devlete karfl› da¤a ç›kan ve silaha sar›lan Ayfer Celep, Münire Sa¤d›ç ve da¤lar›n “Polat”› Kemal Tutufl; TC ordusunun Tokat’›n Ba¤deresi köyünde haz›rlad›¤› pusuya düflüp çat›flarak flehit düfleceklerdi. Dünya Emekçi Kad›nlar Günü’nde, kad›nlar›n kurtulufluna giden bu savaflta düflen Proletarya Partisi’nin yi¤it savaflç›lar›, 8 Mart’› daha anlaml› k›lacaklard›.

Zincirlerini parçalayan devrimci kad›n; Emine

Emine yoldafl, devrimci mücadelede kad›n›n erke¤e ba¤l› olmadan faaliyet yürütmesinin en militan örne¤i oldu. Sistemin “narin” kad›n profilini y›karak, “ellerinin hamurunu y›kad›” ve mavzerin y›k›c› gücünü, ezilen halk için, ezen patron-a¤alara karfl› kufland›. Bununla da yetinmedi, savafl flartla-

aksine, Kürt ve Alevi idi Münire Sa¤d›ç. Onun da ailesi yoksuldu. Münire, devrimcilerin yo¤un olarak yaflad›¤› ‹stanbul Ümraniye’de büyümüfltü. Bu yüzden de Proletarya Partisi’nin düflüncelerini küçük yafltan itibaren tan›m›fl ve küçük yafllarda mücadele yürütmeye bafllam›flt›. Sessizli¤i ve olgunlu¤u ile bilinirdi. T›pk› 1991 y›l›nda TC ordusuyla girdi¤i bir çat›flmada flehit düflen yoldafl›kardefli Yaflar Sa¤d›ç gibi… TMLGB’nin iflçisemt alan›nda görev alan flehirlerin Kara k›z› Münire yoldafl, ’98 y›l›nda zincirlerinin bir

Biz kad›nlar›n devrim mücadelesi içinde yer almam›z, yüzy›llard›r boynumuza vurulan zincirleri tek tek parçalamam›z demektir. Kölenin kölesi, sömürülenin sömürüleni olmam›z, zincirlerimizi parçalamada yo¤un ve ›srarl› bir çaba gerektirmektedir. Bu savafl› veren kad›nlar, devrim mücadelesinde ön saflarda yer alarak, gö¤ün tamam›na sahip olman›n yolunda birer meflale olmaktad›r. Bu kad›nlardan biri de Ayfer Celep’tir. Bu co¤rafyada yaflayan emekçi kad›nlardan biridir o. Türk ve Sünni kökenli köylü bir aileden gelen Ayfer yoldafl, devrim mücadelesindeki duruflu ve savafl› ile kad›n›n her türlü köleli¤e karfl› ç›k›fl›n›n temsilcilerinden biri olmufltur. Yoksulluk içinde dünyaya açt›¤› yeflil gözlerinde inatç›l›¤›n izleri okunurdu. Yaflama tutunmada, yaflama sahip ç›kmada inat etmenin o ›fl›lt›l› güzelli¤i ile gülümserdi. Bir köylü kad›n›yd› o, tarlada çal›fl›rd›. Elleri yara-bere içinde kal›r, yine de b›rakmazd›. Ö¤renciydi ayn› zamanda. Lisede tan›flt›¤› devrimci düflünceleri tafl›d›¤› üniversitesinde en çok aranan Sar› K›z’›yd›. Ve orada iliflki kurdu Proletarya Partisi ile… Karadeniz’de yo¤unlaflan gerilla faaliyetleri, onu çok heyecanland›r›yor ve bir an önce da¤lara kavuflma iste¤iyle dolup tafl›yordu. Ancak bunun için bir süre daha beklemesi gerekecekti. Bu s›rada da Niksar’da, bir tu¤la fabrikas›nda çok kötü çal›flma koflullar› alt›nda iflçi olur. ’93 y›l›nda, sonunda özlemini çekti¤i gerilla birli¤ine kat›l›r Ayfer. Köylü kökenli

r›nda piflerek da¤lar›n komutan› oldu.

Emine, Meral, Polat… Emine’nin komutanl›¤›nda köylere giden halk ordusu birli¤i; 8 Mart 1999’da, Tokat’›n merkeze ba¤l› Ba¤deresi Köyü’nde TC ordusunun pususu sonucu ç›kan çat›flmada yi¤itçe savaflarak flehit düfltüler. Direniflle yara-

Ayfer Celep yoldafl›n

2 Mart 1970 tarihinde Erzincan’da do¤du. ‹lkö¤renimini köyünde tamamlad›ktan sonra 1984 y›l›nda ailesi ile birlikte ‹sviçre’ye yerleflti. Buradaki k›sa ö¤renim hayat›ndan sonra çal›flmaya bafllad›.1989’da Partizanlarla iliflki kurdu. ‹lk dönemler sadece taraftar

sömürge ülkelerde yukarda alt›n› çizdi¤imiz s›n›f d›fl› hareketlerin bu denli geliflmesi tam da bu somut koflullar›n ürünüdür. Bu somut koflullar› göz ard› ederek devrim ve sosyalizmin ölüm ilanlar›n› verenlerin gerçe¤in tokad›n› yiyecekleri muhakkakt›r. Nitekim son kriz ile birlikte Marks’› hat›rlar oldular. Marks’› hat›rlamak kapitalizmin alternatifi, mezar kaz›c›s› olan proletaryay›, sosyalizmi hat›rlamak anlam›na gelir. Bu durum aç›ktan ifade edilmese de gerçek budur. Elbette ki bu gerçeklere dikkat çekmek kesinlikle bir umutsuzlu¤un ifadesi de¤ildir. Tam aksine tüm sorunlar›n çözümünü nesnel olgularda arama hassasiyetidir. Nesnel olgulara dayanmayan hiçbir politika ileri, devrimci hamleler için öncü-köprü görevini göremez. Dolay›s›yla s›n›f bilinçli proletarya düflman›n, kitlelerin, kendi subjektif güçlerinin durumunu hesaba katmayan tüm mücadele taktiklerini reddeder. Somut koflullar üzerinde yükselmeyen-ondan beslenmeyen tüm taktikler baflar›s›zl›kla sonuçlan›r. Bu genel bir olgudur. Baz› istisnai durumlar bu

Henüz 17 yafl›ndayken yüre¤ini gerillaya, s›rt›n› da¤lara yaslayan Kemal Tutufl; “Polat” ad›yla k›sa sürede savafl koflullar›nda geliflmifl ve gerilla birliklerinde öncü olarak görevler almaya bafllam›flt›.

fiehirlerin “Kara k›z›”, da¤lar›n “Meral”i

Kenan Demir

Devrimcilerin görevi UMUDU büyütmektir!

halkas›n› daha k›rarak gerillaya kat›larak, da¤lar›n “Meral”i olur.

Emine, erkek egemen sistemin, kad›n› her alanda ikinci plana iten ve edilgenlefltiren düzenine karfl› Proletarya Partisi’nin hayk›r›fl› oldu. Faaliyet yürüttü¤ü köylülerin biricik k›z› oldu ama her zaman onlar›n gözünde kad›nl›¤›ndan çok devrimcili¤inin ön plana ç›kmas› için mücadele verdi ve bunu sa¤lad›.

KAVGADA ÖLÜMSÜZLEfiENLER

Pusula Devrim ve sosyalizm mücadelesine dair genel de¤erlendirmeler yaparken, 20. yüzy›lda yaflanan zaferlerin ard›ndan al›nan geçici yenilgilerin yaratm›fl oldu¤u olumsuz atmosferi asla göz ard› etmemek gerekir. Çünkü; her yenilgi beraberinde bir y›k›m getirir. E¤er yenilgi psikolojisi uzun y›llara yay›l›rsa, devrimci militanlarda, ileri kitlelerde ideolojik bir k›r›lmaya, umutsuzlu¤a yol açabilir. Ve bu tablo kaç›n›lmaz olarak kitlelerle devrimciler aras›ndaki ba¤lar› zay›flatabilir. fiu aç›k ki; böylesi süreçlerde gericilik dalgas› daha bir yükselir, genifl y›¤›nlar› etkisi alt›na al›r. Ulusalc› ve mezhepçi anlay›fllar kitleler içinde daha çok itibar görmeye bafllar. Ki bu kendi içinde anlafl›l›r bir durumdur. Çünkü tarih boflluk tan›maz. Proleter önderlikli veya demokrat devrimci hareketler oynamas› gereken tarihi misyonlar›n› oymaktan uzaklafl›rsa, egemen burjuva sistemin zulmüne karfl›, ufku sistem içi mücadeleyle s›n›rl›, s›n›f d›fl› hareketlerin geliflimi için uygun zeminler yarat›r. Baz› istisnalar d›fl›nda özellikle son süreçte yar›-sömürge ve

olmas›, fabrikada çal›flmas› onu daha yak›n k›lar ezilen kad›nlara… Bu topraklarda kad›nlar›n en s›k kulland›¤› ismi seçer bu yüzden. O, art›k da¤lar›n ve köylülerin biricik Emine’sidir!

olarak sürdürdü¤ü faaliyetlerini 1994 y›l›nda daha bilinçli bir mücadeleye dönüfltürdü. ‹sviçre’nin Basel kentinde yerel faaliyet yürüten Kenan Demir, çal›flkanl›¤›, dürüstlü¤ü ve düzenin kendisine sundu¤u imkânlara karfl› verdi¤i amans›z mücadelesi ile öne ç›k›yordu. Özgür Kemal Karabulut ve komünist önder Mehmet Demirda¤’›n flehit düflmesi onu derinden etkiledi. 5 Mart

gerçe¤i de¤ifltirmez. Bu genel anlay›fl çerçevesinde bakt›¤›m›zda kimi yanl›fl anlay›fl ve kavray›fllara göz atmak gerekmektedir: Birincisi krizle birlikte devrim cephesinde büyük f›rt›nalar kopaca¤› yan›lg›s›d›r. Hiç flüphesiz kriz devrim için büyük olanaklar yarat›r. Ama bu olanaklar›n varl›¤› ancak proleter bir çizgiyle, proleter bir önderlikle anlam kazan›r. Stalin yoldafl›n flu saptamalar› de¤erlendirmelerimize ›fl›k olmal›d›r: “Devrimin zaferi hiçbir zaman kendili¤inden gelmez. Onu haz›rlamak ve mücadeleyle kazanmak gerekir. Ve onu haz›rlayabilecek ve kazanabilecek olan da yaln›z güçlü bir proleter devrimci partidir. Öyle zamanlar olur ki, durum devrimci bir durumdur, burjuvazinin iktidar› temellerine kadar sars›lm›flt›r ama yinede devrimin zaferi gelmez, çünkü proletaryan›n y›¤›nlara önderlik edecek ve iktidar› ele geçirecek kadar güçlü ve otorite sahibi devrimci bir partisi yoktur. Bu gibi ‘durumlar›n’ meydana gelemeyece¤ini sanmak ak›ls›zl›k olur.” Bu demektir ki; proletaryan›n zaferi için nesnel koflullar›n varl›¤› temel bir sorundur. Ama bu da tek bafl›na yetmez. En az bunun

t›lan Dünya Emekçi Kad›nlar Günü’ne yine can pahas›na direnifller ekleyen halk savaflç›lar›, bugünü daha ayd›nl›k k›ld›lar.

8 Mart, Ayferleflmenin günüdür! Emine yoldafl; yaflam› ve mücadelesi ile kad›na dayat›lan köleli¤i reddederek mücadeleyi seçmifl ve bunun için sistemle mücadele ederken sistemin erkek egemen zihniyetinin kendisindeki etkilerine karfl› da mücadele yürütmüfltür. Bu zihniyetin kad›n› itti¤i edilgenlik, yetinmecilik çamurundan s›yr›lan Ayfer yoldafl›n bu yönü, bizim ondan ö¤renmemiz gereken en önemli özelliklerden biridir. Sistemle olan kavgam›z› büyütmek için, mücadele içinde o edilgenli¤imizden kurtulup durmadan ilerlemenin önemini göstermifltir. Bir köylü, bir ö¤renci, bir iflçi, bir devrimci, bir gerilla, bir komutan olan Ayfer yoldafl; kad›n›n, mücadelenin her alan›nda öne ç›kmas›, aktifleflmesi ve mücadelenin öznesi olmas› gerekti¤ini yaflam› ile ortaya koymufltur. Bugün de toplumun en çok ezilen kesimi olan biz kad›nlar, 8 Mart’› unutulmaz k›lanlardan edindi¤imiz deneyimler ›fl›¤›nda mücadelemizi ileri tafl›man›n sorumlulu¤unu tafl›yoruz. Nas›l ki kad›nlar›n gerçek anlamda özgürleflmesi devrim ile mümkünse, devrimin gerçekleflmesi de kad›nlar›n örgütlü mücadeleye kat›lmas› ve mücadelenin öznesi haline gelmesiyle mümkündür. Son zamanlarda kad›n sorunu üzerine yürüttü¤ümüz çal›flmalar sonucu yaratt›¤›m›z Yeni Demokrat Kad›n ‹nisiyatifleri, Ayferlerden ald›¤›m›z meflaleyi ileriye tafl›ma ad›na önemli bir yerde durmaktad›r. 8 Mart’a yaklaflt›¤›m›z flu günlerde bu çal›flmalar›m›z› art›rmal›, bu konuda baflta kad›nlar olmak üzere tüm yoldafllar›m›z›n tart›flabilece¤i platformlar, etkinlikler örgütlemeliyiz. Küçük ama sa¤lam ad›mlar atan ve somut çal›flmalar yürüterek ve bu çal›flmalar› destekleyerek, devrim için vazgeçilmez olan kad›nlar›n örgütlenmesi için kal›c› kitle örgütleri kurabiliriz. TC’nin “söndüremedi¤i” k›z›l meflalelerimizin öcünü de, ancak onlar›n u¤runa canlar›n› verdikleri savafl› gelifltirerek alabiliriz!

1998’de ‹sviçre’de görev için gitti¤i bir alanda karfl›-devrimci asalak bir çetenin silahl› sald›r›s› sonucu flehit düfltü. Yaflam›ndan çok etkilendi¤i Özgür Kemal Karabulut’a olan ilgisinden dolay› yoldafllar› ona ‹sviçre’nin Özgür’ü diyordu.

Haydar Sönmez 1957’de Dersim Mazgirt Yetimo¤lu köyünde dünyaya gelen

kadar önemli olan proletarya partisinin genifl y›¤›nlar içindeki etki düzeyidir, önderlik kapasitesidir. Subjektif ö¤eler anlam›nda geriliklerin yafland›¤› bir ülkede krizin devrime yol açmas› beklenemez. Bu anlam›yla devrimci ve komünist hareketin bu kriz sürecinden s›n›f savafl›m› lehinde yararlanma düzeyi mevcut güçlerinin etki düzeyiyle orant›l› oldu¤unu ifade etmenin daha gerçe¤e yak›n bir de¤erlendirme oldu¤unu düflünüyoruz. Burada önemli olan tüm yetersizliklere ve yetmezliklere ra¤men mevcut olan kapasitenin sonuna kadar zorlanmas›d›r. ‹kincisi, baz› küçük-burjuva hareketlerin içinden geçilen sürecin gerçekli¤ini kavrama -ki bunlar›n kendi gerçekliklerini kavramalar› daha acil bir sorun haline gelmifltir- yerine subjektivizm hastal›¤› eflli¤inde küçük fleylerle mutluluk törenleri yapmas›d›r. Elbette ki küçük fleylerde dahi devrimci bir heyecan duymak kötü bir fley de¤ildir. Burada kötü olan bu küçük fleylerin heyecan›na kap›larak kendi gerçekliklerini unutma yan›lg›s›d›r. Kendi gerçek durumunu unutup, elefltiri ad› alt›nda kendi d›fl›ndaki herkes hakk›nda ideolojik ölüm ilan› vermek, küçük burjuva hastal›¤›d›r. Bu hastal›k baz› dönemlerde öyle bir hal al›yor ki; elefltiriler yanl›fllar› düzeltme de¤il, “bittiler, da¤›l›yorlar” temelindeki

Haydar Sönmez, 1980 öncesi Dersim’de gerçeklefltirilen toprak iflgalinden sonra tutuklanarak Hozat Hapishanesi’ne konuldu. Sönmez (Alt›ndifl) 6 ay sonra ç›kt›¤›nda mücadeleye kald›¤› yerden devam etti. ‹flbirlikçi oldu¤u için cezaland›r›lan Hasan Demirpençe’yi öldürdü¤ü iddias›yla düflmana ihbar edilmesi üzerine gözalt›na al›narak fiubat 1982’de iflkencede katledildi.

de¤erlendirmelerle kitlelerin devrimcilere, komünistlere karfl› duyduklar› güvensizli¤i derinlefltirme rolünü oynuyor. Bu çok tehlikeli bir yaklafl›md›r. Proleter devrimciler bu tür elefltiri yöntemlerini her koflulda yads›mal› ve bu yanl›fl yöntemlere karfl› mücadelede tavizsiz olmal›d›r. Elefltirilerinde yap›c› olmal›, devrim ve halk güçlerini y›pratacak, sayg›nl›¤›n› zedeleyecek elefltiri üsluplar›ndan uzak durmal›d›r. fiu bir gerçek ki, koflullar nas›l olursa olsun, devrimciler ve komünistler umudun temsilcisi olduklar›n› söylem ve pratikleriyle ortaya koymal›d›rlar. Umutsuzluk, karamsarl›k havas›n› yaymak devrimcilerin ifli de¤ildir. Bu gerçekleri görmek, bu gerçekler ›fl›¤›nda flekillenmek, tarihi tecrübeleri özümsemeyi, ideolojik, siyasal örgütsel olarak donanmay› gerekli k›l›yor. Tüm bu konulardaki zay›fl›klar, gerilikler ne bugün karfl›devrim cephesinde yaflanan geliflmeleri ne de devrim cephesinde olup bitenleri do¤ru bir tarzda analiz etmemize hizmet eder. ‹flte esas problemler de bu noktada bafll›yor. Yani, y›k›c› sald›r›lar genifl kapsaml›d›r ama buna karfl› mücadeledeki donan›mda bir zay›fl›k söz konusudur. Oysa kapsaml› sald›r›lar güçlü donan›mlarla, kararl› savafl›mlarla püskürtülür.


‹flçi-köylü 12

Enternasyonal

19 fiubat-4 Mart 2010

ATEfi ÇEMBER‹NDEK‹ ÜLKE; F‹L‹P‹NLER (2)

Gerillaya Yolculuk Evet as›l heyecan 7 Ekim Çarflamba günü bafllad›. On iki saatlik bir yolculuktan sonra nihayet Lagazpi’ ye ulaflt›k. Buras› Bicol bölgesinin baflkenti. Bir buçuk saatlik bir yolculu¤umuz daha vard›. Minibüsümüz Lagazpi flehrini geride b›rakarak yükseklere do¤ru yol alal› baya¤› olmufltu. Nerede inece¤imizi bilmedi¤imden, çok ormanl› yerler geldi¤inde acaba burada m› inece¤iz diye düflünüyordum. Ne de olsa gerillaya gidiyorduk. Ama yolda ormanl›k alanlardan inmeden küçük bir flehre geldik. Burada yeni bir rehberimiz daha oldu. Sürücüsü dahil 6 kiflinin bindi¤i bir saat süren motor bisiklet yolculu¤undan sonra bir köye vard›k. Çat›s› yapraklardan, duvarlar› tahtadan bir evin içine girdik nihayet. Kimseler görmesin diye mutfa¤a al›nd›k. “Bizim kitlemiz ama olsun. Yabanc› görünce…” diye aç›klama yapt› arkadafllar›m›z. Pirinç ve hafllanm›fl etten oluflan bir tencere yemek bizi bekliyordu. Mutfak tezgah› aral›klarla bir araya getirilmifl a¤açlardan yap›lm›flt›. Y›kanan bulafl›klar›n suyu hemen bu arac›klardan yar›s› d›flar› yar›s› evin alt›na ak›p gidiyordu. Yolculuk tekrar bafllad›. En önde 19 yafl›nda bir genç, onun arkas›nda yüzünde gülüflü hiç ama hiç eksilmeyen genç k›z›m›z, tercüman arkadafl, ben ve benim arkamda da Alifla ve bütün yolculukta bizimle olan Karla. Büyük muz yapraklar›, palmiyeler aras›na tam heyecanla yürümeye bafllayal› iki üç dakika oldu ki arkadan bir kifli Alifla’ya bir fleyler söyledi. Alifla geri dönmemiz gerekti¤ini söyleyince flaflk›n flaflk›n eve geri döndük. Me¤er geçece¤imiz yolda o anda köyün ö¤retmeni koflu yap›yormufl ve ö¤retmenin bizi görmemesi gerekiyormufl. Ne de olsa devletin memuru. K›sa bir süre sonra ö¤retmenin koflusunun bitti¤i haberi gelince yolumuz yeniden aç›lm›flt›. Yine ayn› s›ralamayla yola devam ettik. Do¤an›n süper güzel görüntülerine bir de önümüzdeki gençlerin sürekli gülüflleri kar›fl›nca yolculu¤umuz daha da güzellefliyordu. Bir saatlik yürüyüflten sonra bir köye vard›k. Üç yandan s›rt›n› yüksek da¤lara dayam›fl bir köy. fiimdilik kayd›yla son dura¤a geldi¤imiz söylendi. Evin yerle ayn› yükseklikte olan teras›nda bir sigara ve bir su içimi oldukça iyi geldi. Terasta duran M 16 silahlar› ve palaska görüntüleri aras›nda bize merhaba diyen gülen yüzler gittikçe art›yordu. Gerilla olduklar› akl›ma gelmemiflti. Buras›n› kamplara giden yolda bir ön nokta, bir ön cephe, bir milis bölgesi oldu¤unu düflündüm. Akflam olmufltu. Uzun süredir yeme¤i piflirmekle meflgul olan Tato arkadafl yeme¤in haz›r oldu¤unu söyledi. Pirinç, bal›k ve çeflitli soslardan oluflan güzel bir akflam yeme¤i. Yeme¤ini yiyen hemen herkes kendi taba¤›n› y›k›yordu. Ben de bu kurala uyay›m dedim. Ancak, “siz misafirimizsiniz. Misafirlerimize tabak y›katmay›z” denildi. Yemekten sonra kahveli sohbetimiz de bafllad›. Karfl›l›kl› sorular aras›nda birbirimizi tan›maya çal›fl›yoruz. Zaman geçtikçe kald›¤›m›z köyün normal bir köy olmad›¤›n› anl›yordum. Kalabal›k bir gerilla grubu, a¤›r makineli silahlarla bu kadar rahat olamazlard› normal bir köyde. Buras› bir ön cephe de¤ildi. Ama nedir buras›? Köyde gerillalar ellerinde lambalar›yla silahlar› ve s›rtlar›nda çantalar›yla çeflitli noktalara do¤ru gittiklerinde akflam da baya¤› ilerlemiflti. Onlar nöbet noktalar›na giderken biz

de uyumaya gidecektik. Odam›n ve yata¤›m›n haz›r oldu¤u söylendi. Odaya girdi¤imde dört ayak üzerinde duran bir yatak büyüklü¤ünde belki biraz daha büyük tahtalardan yap›lm›fl bir sedir ve üzerinde ince bir bez döfle¤im olarak duruyordu. Ama neyse ki bu birazc›k sert yata¤›m›n bir yast›¤› da vard›. Yorgan diye de yine ince bir bez örtü vard›. Yan yatma al›flkanl›¤›mla bir an yan dönüp yatmak istedim. Tahtan›n sertli¤i dirseklerime, kaburgalar›ma ve dizlerime vurunca yan yatmaktan vazgeçtim. Yan yatma al›flkanl›¤›n› s›rt üstü yatmaya dönüfltürmemin daha iyi olaca¤›n› düflündüm. Tahta üzerindeki bedenimin yüzeyi geniflledikçe ac›lar da biraz daha azalm›flt›. Yeni bir yer, yeni bir yatak uyku tutmuyordu. Odam›n duvarlar›n› oluflturan tahtalar aras›ndaki boflluklardan arada bir hareket eden, yan›p sönen lambalar›n ›fl›klar› da geceye kar›fl›nca uyku yerini bir korkuya, tedirginli¤e b›rakt›. Bu lambalar neden arada bir yan›p sönüyordu? Gelen birileri mi vard›? Polis veya asker gelebilir diye miydi bu yan›p sönen ›fl›klar? Bu ince tahtalardan oluflan ve aralar›ndaki boflluklar hiçbir kurflundan insan›n bedenini koruyamaz düflüncesi de tak›l›nca kafaya, tedirginlik daha da art›yordu. Ne olacaksa olsun düflüncesini biraz daha zorlayarak uyumaya çal›fl›yordum. Parçal› da olsa bir uyku söz konusu oldu. Sabah saat befl olunca uyanmalar da bafllad›. ‹yi, bu geceyi sa¤lam atlatt›k. Sabah ilk ifl kahve içmektir. Her karfl›laflt›¤›m›z arkadafl›n a¤z›ndan ç›kan kahve içtin mi oldu. Her arkadafl kahve ikram›nda bulunuyordu. Sabah kahvalt›s›nda beyaz peynir, zeytin, yumurta, s›cak pide yoktu tabi. Yine pirinç ve k›zart›lm›fl bal›k vard›. Gün ilerliyor, kald›¤›m›z eve yeni yeni genç kad›n ve erkekler geliyordu. Silahlar›n ve insanlar›n say›s› giderek art›yordu. Buras›n›n s›radan bir yer olmad›¤› art›k anlafl›l›yordu. Gerçi halen kafamda bizi gerilla kamp›na götüren kalabal›k bir gerilla grubunun bizi almaya geldi¤i düflüncesi vard›. Ama sohbetler, iliflkiler biraz daha yak›nlafl›nca sonunda arkadafllar buran›n bir gerilla bölgesi oldu¤unu söylediler. Buras› gerilla bölgesi Filipinler’de kurtar›lm›fl bölge veya bölgeler kavram› yok. Bunun yerine gerilla bölgeleri kavram› kullan›l›yor. Gerilla bölgeleri, gerillan›n denetiminde olan, o bölge halk›n›n gerilla taraf›ndan örgütlendi¤i, yani kitlenin örgütlü kitle oldu¤u alanlard›r. Bu bölgelerde denetim gerilladad›r. Burada gördü¤ümüz gerillalar›n rahatl›¤› da bundan kaynaklan›yordu. Köyde çok say›da gerilla vard›. Ayr› ayr› evlere da¤›lm›fllard›. Sabah kahvalt›s›ndan sonra görüntü almam›z için baz› haz›rl›klar›n yap›laca¤› söylenmiflti. Hevesle bekliyordum. Akflama do¤ru rahat bir halde bugün için ayarlamak istedikleri çal›flmalar›n olmayaca¤›n›, çünkü 40 kiflilik bir asker grubunun bizden iki köy uzakta olduklar›n› söylediler. Ancak flimdilik endifle edilecek bir durumun olmad›¤› söylendi. Askerlerin köylere geliflleri pek s›k olmuyormufl. Bu bölgede köylerde karakollar da yokmufl. Demek ki askerlerin geliflinin önemli bir nedeni olmal›yd›. Tedirginlik de bundan kaynaklan›yordu. Ancak askerlerin her hareketinin izlendi¤i, hatta flu anda askerlerin yemek piflirdikleri dahi söylendi. Çal›flmalar›m›z bugün ola¤anüstü durum nedeniyle yar›na ertelendi. Yani gerillalar›n toplu halde gösterimlerde

bulunaca¤› ve benim çekimler yapabilece¤im çal›flmalar yap›lamayacakt› bugün. Fakat Yeni Halk Ordusu hakk›nda bize komutan arkadafl›n bilgi verebilece¤i söylendi. Komutan 24 yafl›nda genç, güzel oldukça sevimli bir kad›n. Elinde tuttu¤u siyah muflambay› bir yerlere tutturduktan sonra yaz›l› bir flekilde YHO’nda askeri kurallar› bize atlatt›. Sonra da baflka bir yerde köyün gençlik örgütünün bir toplant›s› vard›. Ayl›k çal›flma planlar› üzerinde tart›fl›yor, kararlar al›yorlard›. Genifl muz ve Hindistan cevizi a¤açlar›n›n yapraklar› aras›nda günefl ›fl›nlar› süzülerek ortal›¤› yine ayd›nlatt›. Böylece üçüncü günümüze de sa¤lam girdik. Girdik ama bugün durum biraz daha ciddiye benziyor. Askerler bize bir köy daha yaklaflm›fllard› ve hareket halindeymifller. Kahvalt›dan sonra bir toplant› yap›laca¤› ve bir durum de¤erlendirilmesinde bulunulaca¤› söylendi. Ö¤lene do¤ru kald›¤›m›z evin yan›ndaki meydanda tam teçhizatl› 28 kiflilik gerilla grubu topland›. Gerillalar toplant› halindeyken ben de f›rsat bu f›rsat, biraz görüntü al›p foto¤raf çektim. Ancak bu gruptan hiç kimsenin yüzünün görünmemesi çal›flmam› zora sokuyordu. Tabi bu insanlar›n güvenli¤i her fleyden önce geliyordu. Bu gerilla grubu, deflifre olmam›fl, hareketli bir propaganda grubundan olufluyordu. Toplant›da da¤a çekilme karar› ç›kt›. Ancak çekilme ifli ö¤len yeme¤inden sonra gerçekleflecekti. Herkes çantas›n› topluyor, son haz›rl›klar›n› yap›yordu.

Yönümüz da¤lara... Saat 17.20 oldu ve parola ve yön numaralar› belirlenerek tek s›ra halinde yola koyulduk. Ortaya al›nm›flt›k. Daha önce bize tahsis edilen gerillalardan biri önümde di¤eri de arkamda yürüyor. Sorumlu arkadafllar›n baz›lar› önümüzde baz›lar› da arkam›zda yürüyorlar. Ben ve tercüman arkadafl çok iyi bir flekilde korumaya al›nm›flt›k. Çantalar›m›z› da di¤er arkadafllara verdiler tafl›malar› için. Zemini ›slak, kaygan s›k ormanl› ç›k›fllar› oldukça dik da¤›n doru¤una do¤ru t›rman›yo-

yaln›z b›rakmayan bir kitle yarat›lm›flt›. Da¤da zifiri karanl›kta yemek yemenin de tad›na vard›ktan sonra 3-4 metre afla¤›m›zda çad›r kuran Bicol Bölgesi YHO sözcüsü ve efli ve onlardan daha ötede Alifla ve di¤er arkadafllar, üst taraf›m›zda komutan Jane ve 3 kad›n arkadafl, onlardan daha ötede di¤er arkadafllar hepsi birden derin bir sessizli¤e bürünmüfllerdi. Kimisi uykuya dalm›fl, kimisi de belki özlemlere. Birkaç kilometre afla¤›m›zda düz bir alanda ›fl›klar yan›yordu. Tato bu küçük flehirde askeri karakolun oldu¤unu söylemiflti. Gece ilerledikçe bir o flehrin ›fl›klar› bir de bu s›¤ ormanda genifl yapraklar aras›nda bulabildi¤im aral›klarda gökyüzünde y›ld›zlar vard›. Ama orman o kadar s›k ki y›ld›zlar›n ›fl›¤› bize yans›m›yordu. Karanl›¤›n böylesini hiç görmemifltim. Gözlerim flehrin ›fl›klar›ndan ve birkaç y›ld›zdan baflka bir fley görmüyordu. Bu ›fl›klar da bizden uzakt›. Gece 23.30 oldu¤unda karanl›¤›m›za ay da kar›flt›. Kocamand› ama onun ›fl›klar› da orman›n karanl›¤›na yetmiyordu. Kafam› bir o tarafa bir bu tarafa çeviriyor yapraklar aras›ndan ay› izlemek istiyordum. Ama zor ifl. Saatler ilerliyordu ve ay da bizi terk edip gitti. Atefl böcekleri ve tuhaf tuhaf sesler ç›karan böcekler, kufllarla bafl bafla kald›m. Gece bitmek bilmiyor. Yaflad›¤›m yerden yaklafl›k 11 bin kilometre uzakta, dünyan›n güney do¤usunun son kara ülkesinin da¤lar›nday›m ve peflimizde askerler. Bu güzel insanlar›n güzel gülüflleri, s›cak tebessümleri, flakalar› da geceye teslim olmadan önce akl›ma hiç kötü fleyler gelmiyordu. Ama flimdi ben gecede ölüme oturmuflum. Birden bir gürültü koptu. Ortal›k patlama sesleri ve mermi ›fl›klar›yla ayd›nland›. Gülerken vücudu titreyen Salve’nin parçalanm›fl eli silah›na sar›l› kalm›flt›. Bir ay önce gerilla niflanl›s› askerler taraf›ndan öldürülen Alifla’n›n sigaras›n›n kanl› dudaklar›nda kald›¤›n›, komutan Jane’nin parçalanm›fl yüzünden arda sadece bir gülücü¤ün kald›¤›n› gördüm. Di¤er kad›n gerillalar avuçlar›yla otlar› sert biçimde kavram›fllard›. Son-

Filipinler’de kurtar›lm›fl bölge veya bölgeler kavram› yok. Bunun yerine gerilla bölgeleri kavram› kullan›l›yor. Gerilla bölgeleri, gerillan›n denetiminde olan, o bölge halk›n›n gerilla taraf›ndan örgütlendi¤i, yani kitlenin örgütlü kitle oldu¤u alanlard›r. Bu bölgelerde denetim gerilladad›r. ruz. Tabi zaman zaman düflmeler aras›nda, terlere bo¤ulmufl bir halde. Bir yandan bacak a¤r›lar› art›yor di¤er yandan da nefes al›p vermelerim zorlafl›yor. Su gibi süzülüp da¤›n doru¤una akan gerillalar›n yürüyüflüne bak›nca zaman zaman utan›yordum. Hiçbir yorgunluk belirtileri, terleme yok gerillalarda. Hele Rambo diye adland›rd›¤›m›z gerillaya bak›nca iyice k›z›yordum kendime. Omzuna 15 kiloluk silah›n› ve mermi fleritlerini takm›fl, s›rt›nda da a¤›r çantas› duda¤›nda sigaras› öyle süzülüyor doruklara. Hele komutan Jane ve di¤er genç kad›nlara bak›nca debisi derin hiç dalgalanmayan sular gözümün önüne geliyordu. Sanki hiç bir k›p›rdama yoktu. Hantallaflm›fl bir beden sinirlendiriyordu beni. Hantal bir beden bu dik yükseklikteki da¤lara uymuyordu. Bas›lan zemin de tafl›d›¤›m ayakkab›ya uymuyordu. Bunun için s›k s›k kay›yordum ve çabuk yoruluyordum. Ama gerillan›n aya¤› da ayakkab›s› da bu zemine çok uygundu. Ayaklar›nda tafl›d›klar› terliklerin bir kez olsun ç›kt›¤›n› göremedim. Da¤›n doru¤unda oldu¤umuz için akflam biraz gecikmeli indi üzerimize. Da¤›n s›rt›na binmifliz. Yaklafl›k 500 metrelik bir mesafede aral›klarla herkes çad›r›n› açt›, hamaklar›n› ast›. Ben ve Tato arkadafl da yanyanay›z. Ama bizim asacak hama¤›m›z yok. Çad›r›m›z sadece bizi ya¤murda koruyacak türden. Yani her taraf›m›z› kapatm›yor. Yatak diye de bir telis torbam var. Üstüme örtmem için de gerillalar›n kulland›klar› türden bir örtük verildi. Birkaç elbisemin oldu¤u torbay› da kendime yast›k yapt›m. Karanl›k tam çökmüfltü ki Tato “kitle yemek getirdi” dedi. Onlar›n haberi varm›fl önceden. Herkese yemek da¤›t›ld›, üstüne de kahve içildi. Da¤da bile gerillas›n›

ra kanl› 盤l›klar yerini gülümsemelere b›rakt›. Birden mevzideki arkadafllar›na gülücükler saçan Beritan’› gördüm. Ve sonra tekrar büyük bir sessizlik karanl›kla bütünleflti. Birden irkildim. Yan›mda Tato uyuyor. Utand›m gözlerimden. Bu görüntülere yer vermemeliydiler. Bir sigaran›n duman›yla savurdum bu beni utand›ran görüntüleri. Rahatlad›m. Hafif bir ya¤mur çiselemesinden sonra nemli topra¤a s›rt›m› yat›r›p, zaten bir fleyler görmeyen gözlerimi iyiden iyiye kapad›m. Ve ortal›k ayd›nlanana kadar da açmad›m. Hele flükür. Arkadafllar hamaklar›ndan ç›kmaya bafllad›lar. Ve o köpekler yine göründü. Milisler yine yemek, kahve ve su getirmifllerdi. “Yemek yedin mi, kahve içtin mi” fleklindeki s›k s›k tekrarlanan sorulara gülüfller, flakalar, sevecenlikler kar›fl›nca geceye dair bütün kötülükler beni terk edip gitmiflti.

Silahlar yaflama hizmet ediyor Ö¤len saatlerinde komutan Jane birkaç savaflç›s›n› haz›rlayarak görüntü almam›z› sa¤lad›. S›raya geçen gerillalar›n karfl›s›nda her zamanki utangaç gülücükleriyle duran komutan Jane, gerillalara komutlar veriyor ve gerillalar da komutlara göre hareketler yap›yorlar. Silahlar›yla niflan alan bu genç savaflç›lar bir sald›r› s›ras›nda nas›l davranacaklar›n› gösteriyor, yerlerde sürünüyor ve aniden komutan Jane’nin “helikopter” demesiyle herkes yerde uzanm›fl bir flekilde ani bir hareketle yüzünü ve silah›n› gökyüzüne çeviriyordu. Çekim yaparken, yeflillikler içerisinde silah›n› tüm inanc›yla ellerinde tutmufl, s›rt›n› siyah saçlar›yla bezemifl genç, güzel kad›n gerilla, bütün görüntüsüyle s›kaca¤› kurflunlar›n ölümleri de¤il, ölümlerin olmayaca¤› bir dünyay› çekip getire

ce¤ini gösteriyordu adeta. Bu gençlerin ellerindeki silahlar› insanlara do¤rulataca¤›n›, kurflunlar›n› kanla ›slataca¤›n› düflünemiyor insan. Asl›nda öyle de de¤iller. Ölüme, öldürmeye fliddetle karfl›lar. Çat›flmalarda ancak öldürülmemek için kurflun s›kt›klar›n› söylüyorlar. “Bizim amac›m›z çat›flmalarda asker, polis öldürmek de¤il. Biz onlar›n bedenlerini de¤il, silahlar›n› istiyoruz. Asl›nda askerler de bizim insanlar›m›z. Onlar için de savaflt›¤›m›z› anlat›yoruz kendilerine. Askerlerden silahlar› ald›ktan sonra amac›m›z› aç›kl›yor ve sonra onlar› serbest b›rak›yoruz” diyorlar. Bu söylemleri duyunca, çekimlerimizi de bitirip bu konu hakk›nda biraz sohbete dal›yoruz. Peki, askerlerin silahlar›n› niçin istiyorsunuz fleklindeki sorumu grubun ortas›na at›yorum. Herkes heyecanla cevaplamak istiyor. Ama birbirlerine karfl› duyduklar› sayg›dan bir kiflinin konuflmas›na müsaade ediyorlar. Nas›l olsa ortak bir cevap olacakt›. Filipin halk›n›n yüzy›llard›r feodaller, yabanc› güçler taraf›ndan nas›l ezilip sömürüldü¤ünü anlat›p, halk›n topraklar›n›n dahi yabanc› flirketler taraf›ndan parsellendi¤ini söylüyor genç savaflç›. “Yoksul halk›m›z feodal a¤alar, bürokrat kapitalistler ve yabanc› sermaye taraf›ndan sömürülüyor, eziliyor. Topraklar›m›za el konuluyor. Evimizden afl›m›z›, bizden gelece¤imizi ald›lar. Sa¤l›k hizmeti, e¤itim hakk› bizden çok uzak b›rak›ld›. Bu ülke bizimken biz topraklar›m›zda göçmen olduk. Haklar›m›z› dile getirirken de fliddete maruz kal›yor, vuruluyoruz. Da¤lara ç›k›fl› biz mi istedik? Ne yapmam›z gerekiyor? Kölelik, kabullenifl bize yak›flmaz. Mademki biz halk›n en güzel k›zlar› ve o¤ullar› olarak adland›r›ld›k, bu onurlu savafl›m›z› sürdürmek zorunday›z. Bunun için onlar›n silahlar›n› istiyoruz” diye devam ediyor. Sonra bir sessizlik oldu. Salve adl› 20 yafl›ndaki genç da¤›n doru¤undan uzaklara dikti¤i derin bak›fllar›yla birden, “yar›-sömürge bir ülkenin çocu¤u olmak ne de zormufl” derken asl›nda çok fleyi ifade ediyordu. Hüzün, zor koflullar ve sorunlar bu insanlar›n kafalar›nda büyük bir bilince ç›kt›¤› için sessizlik yerini yine tatl› sohbetlere, gülüfllere ve o tad›na var›lmaz flakalara b›rakt›. Bir durum de¤erlendirmesinden sonra köye dönülece¤i söylendi. Zaman yine akflama kay›yordu. Yine ortaya ald›lar bizi. Fakat bir süre sonra da¤›n doru¤undan bir y›lan k›vr›mlar›yla inen savaflç›lar›n görüntüsünü almak için bir öne bir arkaya koflturup durdum. Bizim için yavafl yürümenin dahi zor oldu¤u bu da¤larda tempoyu yükseltince bazen ayaklar›m yerine k›ç›m sert bir flekilde yere çak›l›yordu. Böyle olunca gülüflmeler de olmuyor de¤ildi. ‹nifl, ç›k›fltan çok kolay gelmiflti bize. Köye yaklaflm›flt›k. Bir grup gerilla önceden bir yoklama yapt›lar. Köye girifl için bir engel yoktu. Yine da¤›n ete¤inde di¤er evlere yan düflen baflka bir eve geldik. Ev sahibi yoktu. Ama gerillalar kendi evleriymifl gibi davran›yorlard›. Gerilla bölgesi olarak adland›r›lan bu bölgelerde kitleler savaflç›lar›na sadece yemek de¤il evlerini de veriyorlard›. Kahvalt›, ö¤len yeme¤i derken bizim programdan yine eser yok. Ö¤leden sonra suratlar biraz ciddileflmeye bafllad›. Tuhaf bir dalga dolafl›r oldu. Ters yöne giden askerler tekrar do¤ru yöne yani bize do¤ru geliyorlarm›fl. Hem de ikinci bir k›rk kiflilik yeni bir grupla beraber. Yani 80 kiflilik bir asker grubu do¤ru yöne do¤ru hareket halindelermifl. Bu habere bir de bize yak›n bir köyde YHO’nun iki haini ölümle cezaland›rd›¤› haberi eklenince ifl daha da ciddileflti. Köyün ö¤retmeni çeflmeye giden ev sahibimize öldürülenlerden birinin kendi ye¤eni oldu¤unu söylemifl. Söylerken de tedirgin ve sanki bir fleylerden de haberi varm›fl gibi bir hali varm›fl. Bu ö¤retmen s›rt çantam›z› tafl›yan bir milise, bu çanta kimin diye soran bir ö¤retmen. Amerikal›lar›n cevab› ö¤retmene inand›r›c› gelmemifl. Filipinler’in her köflesi Amerikal›lar›n çizmesi alt›nda oldu¤u için ve Amerikal›lar d›fl›nda öyle her yerde baflka yabanc› görmenin mümkün olmad›¤› için milis Amerikal›lar cevab›n› vermifl. (Devam edecek)


Binlerce iflçiden geleneksel NAFTA protestosu

Meksika’da iflçiler, dünyan›n ikinci büyük ticari antlaflmas› olan Kuzey Amerika Ticaret Birli¤i’nin (NAFTA) geleneksel protestosunda ayn› zamanda 44 bin elektrik iflçisinin iflten ç›kar›lmas›n› ve gittikçe artan hayat pahal›l›¤›n› protesto ettiler. Baflkent Meksiko City’de yo¤unlaflan eylemler binlerce iflçinin kat›l›m› ile gerçekleflince Meksika’da hayat durdu. Meksiko City’nin merkezinde bafllayan yürüyüfl, geleneksel NAFTA protestosu ile birleflerek binlerce

iflçinin oturma eylemi ile devam etti. Gösterinin odakland›¤› nokta, gittikçe t›rmanan pahal›l›k olurken bir di¤er amaç ise Meksika Elektrik ‹flçileri Sendikas›’na (SME) desteklerini göstermekti. SME, geçti¤imiz y›l›n son günlerinde devlet kuruluflu Central Light and Power Company’de çal›flan 44 bin iflçisi iflten ç›kar›lan iflçilerin sendikas› olarak halen mücadelesini sürdürüyor. Nitekim yürüyüfl de SME’nin önderli¤inde ve Devrimci Kurulufl Partisi ve Ulusal ‹flçi Sendikas›na yak›n, ülkenin ikinci en büyük konfederasyonu olan Ulusal Köylü Konfederasyonu’nun deste¤i ile yap›ld›. Di¤er flehir ve kasabalarda yap›lan gösterilerle de desteklenen eylemde kat›l›mc›lar›n›n ço¤unlu¤u SME üyesi olurken, sendikalara üye yüzlerce ö¤retmen de zaman zaman ana yollar›n genifl kitlelerle trafi¤e kapat›ld›¤› eylemlerde yer ald›. Söz konusu gösteri her y›l NAFTA karfl›t› gerçeklefltirilen geleneksel protesto ile iç içe geçti. Geleneksel NAFTA protestosu Meksika’da 2003 y›l›ndan bu yana kitlesel olarak gerçeklefltiriliyor.

Naksalist Hareketi ve Adivasi halk› ile dayan›flma eylemleri Avrupa’n›n çeflitli eyaletlerinde Hindistan’daki Naksalist hareket ve Adivasi halk› ile dayan›flma eylemleri düzenlendi. Hindistan devleti taraf›ndan bafllat›lan Green Hunt (Yeflil Av) isimli askeri operasyonlar›n Naksalist ve Adivasi direnifllerini fliddet yoluyla bast›rmay› hedeflemesi tepkileri beraberinde getirdi. AT‹K inisiyatifinde bafllat›lan dayan›flma eylemlerinde, Green Hunt operasyonlar›n›n yeni katliamlar anlam›na geldi¤i belirtilerek, operasyonlar›n derhal son bulmas› istendi. Almanya’n›n Frankfurt, ‹sviçre’nin Bern, Fransa’n›n Paris, ‹ngiltere’nin Londra ve Avusturya’n›n Viyana kentlerinde AT‹K faaliyetçileri, di¤er demokratik kurumlarla birlikte Hindistan’da HKP(Maoist) önderli¤inde gelifltirilen direniflin yeni operasyonla bast›r›lmaya çal›fl›lmas›na tepki gösterdi. Yap›lan aç›klamalarda, baflta Kobad Ghandy olmak üzere birçok devrimci ve de-

Hollanda’da ö¤renciler çeflitli flehirlerde bulunan üniversite ve yüksek okullar› iflgal etti. Temel ö¤renci yard›m›n›n kesilmesi planlar›n› protesto eden ö¤renciler Utrecht, Amsterdam, Rotterdam ve Nijmegen flehirlerinde iflgaller gerçeklefltirdi. “E¤itim hakk›n için savafl” pankart› eylemlerde dikkat çekti.

Utrecht Utrechtli ö¤renciler üniversite giriflini sandalye ve masalarla kapatarak barikat kurdu ve çal›flanlar› d›flar›da

mokrat kifli ve ayd›nlar›n bask› ve iflkencelere maruz kald›¤› dile getirilerek, tutuklananlar›n derhal serbest b›rak›lmas› istendi. Frankfurt’da yap›lan ve saat 10.00’da bafllayan eyleme Almanya Marksist-Leninist Parti(MLPD), ADHF, AG‹F ve B‹R-KAR destek sundu. Eylemde MLPD Merkez Komitesi ad›na aç›klama yap›ld› ve MLPD’nin HKP (Maoist)’le dayan›flma içinde oldu¤u vurguland›. ‹ngiltere’nin baflkenti Londra’da da bir etkinlik organize edildi. ‹ran Halk›n Fedaileri Aktivistleri, Londra Uluslararas› Politik Tutsaklarla Dayan›flma Komitesi (UPOTUDAK), Britanya ‹ran Demokratik Anti-Emperyalist Örgütü, Büyük Britanya Hindistanl› ‹flçiler Birli¤i (IWA-GB)’nin kat›ld›¤› protesto Hindistan Konsoloslu¤u önünde yap›ld›. Etkinlikte, tutuklananlar›n serbest b›rak›lmas›, askeri operasyonlar›n derhal son bulmas› istendi. (AT‹K Haber Merkezi)

b›rakt›. Ö¤renciler binan›n 3 kat›na da¤›ld›lar ve binaya “‹flgal edildi”, “Ö¤rencilere daha fazla söz hakk›” yaz›l› pankartlar ast›lar.

1971 y›l›ndan beri her y›l toplanan Dünya Ekonomik Forumu (DEF), bu y›l ‹sviçre’nin Davos kasabas›nda 27 Ocak 2010 tarihinde 40. toplant›s›n› gerçeklefltirdi. DEF 2010 toplant›s›n›n fliar› “Dünyan›n Durumunu Düzelt, Yeniden Düflün, Yeniden Tasarla, Yeniden Kur ”. Bu y›l da Forumu protesto etmek için 23-30 Ocak 2010 tarihleri aras›nda yerli ve göçmen anti-faflist kurumlar taraf›ndan çeflitli gösteri, toplant› ve yürüyüfller gerçeklefltirildi. Anti-faflist kurumlar›n oluflturdu¤u ve ‹sviçre Türkiyeli ‹flçiler Federasyonu (‹T‹F) olarak da destekledi¤imiz AntiDavos Blok, 30 Ocak 2010 günü ‹sviçre’nin Basel flehrinde görkemli bir protesto yürüyüflü gerçeklefltirdi. 1000’e yak›n kitlenin kat›l›m›yla yap���lan yürüyüfl esnas›nda anti-faflist gruplar›n militan tavr› dikkat çekti. Yürüyüfl güzergah› boyunca havai fiflek kullan›ld›, Basel Kantonal Bank’›n camlar› k›r›ld› ve 4 y›ld›zl› bir otelin camlar›na yumurta at›ld›. Bu esnas›nda sivil polislerle k›sa gerginlikler yaflanmas›na ra¤men, polis müdahaleyi göze alamad›. Yürüyüflün bitifl noktas›na gelindi¤inde ise DEF’in önemli kararlar ald›¤› ve Foruma önemli katk›lar sa¤lad›¤› bilinen mer-

Paris’te taksiciler yollar› kapatt› Taksi Sürücüleri Kolektifi sabah saat 06.00’dan itibaren havaalan› yak›n›ndaki taksilere ayr›lan duraklar› bloke etti. A3 otoyolu tuz dökülerek trafi¤e kapat›l›rken, Fransa’n›n en büyük havaalan› olan Roissy-Charles-de-Gaulle Havaalan› terminallerini bloke etmek için tüm taksi floförlerine ça¤r› yap›ld›. Taksiciler Kolektifi, taksiler için fiubat ay›nda aç›l›fl› öngörülen yeni yolcu indirip bindirme yerine karfl› tepkilerini dile getiriyor. Paris Havaliman›’na göre taksilere aç›lan yer say›s›n›n 600’den 1.000’e ç›kar›laca¤›n› belirtiyor. Bu yeni tedbirle havaalan› taksi floförlerinin bir yerde toplanmas› öngörülürken, ayn› zamanda 2E ve 2F terminalleri aras›ndaki taksi istasyonlar› park› da kald›r›lacak. Kolektif, bu yeni taksi istasyonunu

Radboud Üniversitesi’ni de iflgal eden ö¤renciler burada temel ödene¤in kald›r›lma planlar›n›n ö¤renci-

Yunanistan’›n yaflad›¤› a¤›r kriz en baflta Euro bölgesinin di¤er ülkelerini, baflta da Almanya ve Fransa’y› pani¤e sürüklemektedir. Benzeri sorunlar› ‹spanya, Portekiz, ‹rlanda, ‹talya gibi ülkelerin yafl›yor olmas› nas›l bir çözüm reçetesi konusunun daha da karmafl›klaflmas›na sebep olmaktad›r. Yunanistan’›n kurtar›lmas› di¤er

Total iflçilerinden iflgal eylemi Yine Fransa’da yüzlerce Total iflçisi Paris’in La Defence semtindeki Total binas›n› iflgal eylemi yapt›. Total yönetimi, daha önce kararlaflt›r›lan Dunkerque fabrikas›n›n kapat›lmas›n› ertelediklerini aç›klad› ancak iflçilere göre de¤iflen bir fley olmayacak. ‹flçiler fabrikan›n kapat›lmas›n› engellemek için her fleyi yapacaklar›n› söylüyorlar. ‹flgal eylemi s›ras›nda eylemcilerden bir heyet Total yönetimi taraf›ndan kabul edildi. Sendikalar Fransa’daki alt› rafineriye grevin yay›lmas›n› amaçlad›klar›n› bildirdi. CGT sendikas› sorumlusu Benjamin Tange, eylemi bu boyuta tafl›mak için deste¤e ihtiyaç duyduklar›n› belirtti.

nin gelece¤iyle oynamak anlam›na geldi¤ini söylediler. Nijmegen’de ayn› zamanda ö¤renciler yürürlü¤e konulmak istenen ba¤lay›c› tavsiye karar›na da karfl› ç›k›yorlar.

Nijmegen

resel ekonomik krizin yeni bir dalgas›n› temsil etmektedir. Bununla beraber Yunanistan’›n yaflad›¤› sorunlar›n kayna¤› daha gerilere gitmektedir. Yunanistan Euro’ya dahil oldu¤unda kamu borcu halihaz›rda GSY‹H’sinden % 100 fazla idi. Geçen sene Yunanistan’›n bütçe a盤› % 12.7 ile Euro bölgesinin izin verdi¤i verilerin 4 kat›na denkti. Yine toplam ulusal borç ise 259 milyar sterlin, GSY‹H’n›n % 113’ü ile ‹talya’dan sonra en borçlu ülkedir.

istemediklerini belirterek, kendileriyle rekabet içinde olan yük tafl›ma servisleri moto-taksi ve kaçak taksilerle ayn› haklar› istediklerini belirtiyor.

Hollanda’da okullar iflgal edildi

Amsterdam Üniversitesi’nin Oudemanhuispoort’taki kolej salonu da iflgal edildi. Buradaki ö¤renciler iflgallerin ne kadar sürece¤inin belli olmad›¤›n› belirttiler.

Küresel krizin yeni dura¤›: YUNAN‹STAN

Birçok ekonomist aç›s›ndan Yunanistan’›n içine düfltü¤ü durum kü-

Dünya Ekonomik Forumu ‹sviçre’de protesto edildi

Amsterdam

Evrensel Bak›fl Emperyalist-kapitalist sistemin yaflad›¤› en a¤›r krizlerden biri olan günümüzdeki küresel ekonomik kriz etkisini tüm a¤›rl›¤›yla sürdürmektedir. ABD’de bafllayan ve Amerikan finans sistemini enkaza dönüfltüren krizin günümüzdeki a¤›rl›k merkezi ise Avrupa’d›r ve krizin yükü yar›-sömürgelere transfer edildikçe krizin a¤›rl›k merkezi giderek do¤uya kaymaktad›r. Avrupa’da ise krizin en a¤›r yafland›¤› ülke AB’nin ve Euro bölgesinin en zay›f halkas›, Avrupa’n›n hasta adam› olarak da tabir edilen Yunanistan’d›r. ‹spanya, Portekiz, ‹talya gibi ülkelerle beraber krizden a¤›r flekilde etkilenen Yunanistan di¤erlerine nazara ekonomik altyap›s›n›n daha zay›f olmas›ndan kaynakl› en erken havlu atan ülke oldu.

‹flçi-köylü 13

Dünyadan

19 fiubat-4 Mart 2010

Rotterdam Erasmus

ülkeler için de benzeri çözümün gündeme gelmesine sebep olacakt›r ve AB’nin tüm bu ülkeleri borç ve yard›m vererek kurtarmas› mümkün de¤ildir. Buna karfl›n çaresizlik, krizi biraz daha erteleme derdi bu sonucu belli “çözüm”ün kabul edilmesine neden olmufltur. Bu amaçla Yunanistan’›n yaflad›¤› sorunlar›n yay›lmas›n› engellemek ve Euro’yu korumak amac›yla 11-12 fiubat tarihlerinde Euro’yu kullanan 16 ülkenin baflbakanlar› ve finans bakanlar› “resmi olmayan” bir toplant›da bir araya gelerek Yunanistan’› kurtarma karar› ald›lar. Böylece Euro’nun de¤erini koruma ve “küresel yat›r›mc›” gibi masumane bir isimle nitelendirilen asalak spekülatörleri rahats›z etmeme kayg›s› ön plana ç›km›flt›r. Toplant›da al›nan karara göre IMF devreye sokulmayacakt›r. Çözüm tamamen “Avrupal›” bir çözüm olacakt›r. Bu nedenle esas yükü Fransa ile birlikte Almanya üstlenecektir. Ancak Almanya hep iç kamuoyunun muhalefeti hem de koalisyonda yaflanan sorunlar nedeniyle bu

Üni-

görevi isteksizce kabul etmektedir. Bunun nedeni hem Almanya da ciddi ekonomik sorunlar yaflamaktad›r. 1995’den bu yana nüfusu ilk kez azalan Almanya’da vergi gelirlerinin düflmeye bafllamas› ve 118 milyar dolarl›k bütçe a盤› Almanya’n›n gelece¤inin de parlak olmad›¤›n› göstermektedir. Geçti¤imiz hafta Almanya’n›n dünya ihracat flampiyonlu¤unu Çin’e kapt›rmas› da bu anlamda gerilemenin bir delili olarak yorumlanm›flt›r. Bunun yan› s›ra bu “kurtarma” planlar›n›n sonu belli de¤ildir, çünkü büyük borç yüküne sahip olan s›rada çok say›da ülke beklemektedir. Çünkü bu durum “yat›r›mc›larda” di¤er ülkeler batarken de AB’nin devreye girece¤i beklentisini oluflturacakt›r ve Euro’nun istikrar›n› bozacakt›r. Brüksel’deki toplant›da yard›m karfl›l›¤›nda Yunanistan’a sert reformlar yapmas› do¤rultusunda flartlar sunulmufltur. Yunanistan Baflbakan› Papandreou da bu konuda kararl›l›¤›n› bildirmifltir. Dolay›s›yla krizin Yunanistan’da da emekçi kitlelere daha fazla y›k›laca¤› anlafl›lmaktad›r. Bunun mücadeleci ve örgütlü bir

kezi olarak da atfedilen binas› önünde önce aç›klama yap›ld›, ard›ndan binan›n ön cephesine kapitalizmi ve ekonomi forumu, Davos’u protesto eden pankart as›ld›. Ard›ndan binan›n girifl kap›s›na tu¤lalardan sembolik duvar örülerek buradan ç›kamazs›n›z mesaj› verilerek eylem, alk›fl ve sloganlarla bitirildi. (AT‹K Haber Merkezi)

Basel’de devrim flehitleri anmas› yap›ld› 11 fiubat günü Basel’de komünizm ve devrim flehitleri anmas› gerçeklefltirildi. Etkinlikte sinevizyon gösteriminin yan›s›ra konuflmalar yap›ld› ve Grup Hayk›r›fl sahne ald›. Anma Tertip Komitesi’nin yapt›¤› aç›klamaya göre etkinlikte ilk olarak sayg› duruflunda bulunuldu ve ard›ndan sinevizyon gösterimi yap›ld› ve günün anlam ve önemine iliflkin bir konuflma gerçeklefltirildi. Daha sonra Grup Hayk›r›fl sahne ald›. (AT‹K Haber Merkezi)

Sindhuli’de tarihi miting epal’in Sindhuli bölgesinde Maoistler 24 Ocak günü büyük kat›l›ml› bir miting gerçeklefltirdiler. Bu mitingler ülkenin her yerinde sivil üstünlük ve ulusal ba¤›ms›zl›k mücadelesinin 4. aflamas›ndaki kampanyan›n bir parças› olarak gerçeklefltiriliyor. Sindhuli de tarihsel olarak oldukça önemli bir bölge. Zira 1824 y›l›nda bu bölgede Kral Jaya Prakash Malla’ya yard›mc› olmak için davet edilen ‹ngiliz iflgal güçlerine karfl› önemli bir askeri zafer kazan›lm›flt›. Mitingde Baflkan Prachanda, Nepal’in iç ifllerine kar›flan yabanc› güçlere ve halka önemli bir tarihsel mesaj iletti.

versitesi’nde 11.30 sular›nda iflgal edilerek “‹flgal edildi”, “Ö¤renci Ödene¤ini kald›rmak m›? Hiç sanm›yorum!” pankartlar› as›ld›. Burada da ö¤renciler okul yönetiminin hükümetin e¤itim alan›ndaki k›s›tlamalar›na karfl› ç›kmas›n› istiyorlar.

Sendikalar destekliyor Merkezi Ö¤renci Sendikas› LSVB iflgallerin kendileri taraf›ndan düzenlenmedi¤ini, ama hepsini desteklediklerini aç›klad›. Ayn› zamanda ülkenin en büyük iflçi sendikas› Abvakado FNV, ö¤rencilerin taleplerini destek-

durufl sergileyen Yunanl› emekçiler taraf›ndan ciddi bir dirençle karfl›lanaca¤› ise geçen hafta düzenlenen genel grevle kendisini göstermifltir. Kamu sektöründeki sendikalar›n daha ufak çapl› reformlar› engelleyebildi¤i Yunanistan’da böylesi büyük sald›r›lar›n daha ciddi direniflleri beraberinde getirece¤ini öngörmemiz mümkündür. Zaten sendikalar da yabanc› spekülatörler için krizin faturas›n› ödemeyeceklerini belirtmekteler ve ülkedeki vergi al›m›ndaki adaletsizli¤e vurgu yaparak zengin Yunanl›lar›n daha fazla vergi vermelerini talep etmektedir. Neo-liberal politikalarla mevcut s›n›rl› sanayisi yok edilen, tar›m› da¤›t›lan Yunanistan gemicili¤e, turizme ve borca dayanarak ayakta kalmaya çal›flmaktad›r. Bu nedenledir ki küresel krizden de h›zl› flekilde etkilenmektedir. Atina Borsas› Baflkan› Spyros Kapralos ülkesinin “yeni bir Lehman Brothers” oldu¤u yorumunu yapmaktad›r. ABD’deki ünlü yat›r›m bankas› Lehman Brothers’›n iflas›n›n ard›ndan di¤er bankalar›n ard› ard›na

N

lediklerini aç›klad›. FNV, son y›llarda yap›lan k›s›tlamalarla ifl olanaklar›n›n azald›¤›n›, ö¤retmen ve araflt›rmac›lar›n›n kalitesini geriletti¤ini savunarak, e¤itimde k›s›tlama de¤il, yat›r›m yap›lmas›n› istedi. E¤itim Bakan› Plasterk ise k›s›tlama planlar›n› araflt›ran komitelerin sonuçlar›n›n May›s ay›nda ç›kaca¤›n› söyleyerek, ilginç bir flekilde, “herkes için ulafl›labilir, yüksek kalitede e¤itim sa¤lamal›y›z” dedi. (AT‹K Haber Merkezi)

batarak krizin derinleflmesine benzer flekilde Yunanistan’daki krizin de domino etki yaparak di¤er ülkelere yay›laca¤›n›, özellikle büyük borç yükü alt›ndaki Güney Avrupal› üyeleri etkileyece¤ini belirtmektedir. Neo-liberal politikalarla onlarca y›ldan borca dayanarak refah sa¤layan ve ayakta kalan ekonomiler krizle beraber ard› ard›nda teslim bayra¤›n› çekmektedir. Bilgi teknolojideki geliflim sebebiyle ekonomilerin birbirlerine ba¤lanmas› ile büyük kârlar elde eden emperyalist kapitalist sistem krizle beraber ayn› sebeple h›zl› flekilde etkilenmektedir. Dolay›s›yla bu aflamada yapabildikleri yard›mlar›n uzun vadeli bir sonucu olmayaca¤› aç›kt›r. Burada bahsedilen “yard›m” elbette emperyalist kapitalist sistemin halklara ortak sald›r›lar›na iflaret etmektedir. Krizin sebebi olan sistemin temsilcilerinin halklara yönelik ortak sald›rganl›¤›na karfl› anti-emperyalist mücadelenin ve enternasyonal alanda birli¤i gelifltirmenin önemi bugün daha net anlafl›lmaktad›r.


‹flçi-köylü 14

Tarihten sayfalar

19 fiubat-4 Mart 2010

“Kurfluna dizilen köylülerin tek suçu Kürt olmak ve sistemin ve temsilcisi Mu¤lal›’n›n baflkalar›na ibret dersi verme hevesidir”

fi‹FRE BUYURMUfi B‹R PAfiA/ VURULMUfiUM H‹Ç SORGUSUZ YARGISIZ… Faflist Kemalist Diktatörlük kuruldu¤u günden beri kendi d›fl›ndaki kesimlere yönelik katliamlar›n ard› arkas› kesilmemifltir. Kendi d›fl›ndaki kesimlere her türlü bask› ve zulmü hak görmüfltür. Bu elbette faflizmin niteli¤i gere¤i oluflan bir durumdur. Tabi bu katliamlar› yaparken kendi “kahramanlar›n›” (cellâtlar›n›) da yetifltirmifltir. Bu “kahramanlar” faflizmin eli kanl› katilleridir. Faflizmin geçmifli ve bu günü eli kanl› katillerle doludur. Eli kanl› katillere “kahraman” s›fat›n›n yak›flt›r›lmas› tabi ki faflizmin katliamlar›na ne kadar hizmet etti¤iyle alakal›d›r. Faflizmin ünlü cellâtlar›ndan biri de Orgeneral Mustafa Mu¤lal›’d›r. Kendisi faflist Kemalist diktatörlük kuruldu¤undan itibaren var olan eli kanl› katil sistemin ünlü cellâtlar›ndan biridir. Her türlü insani duygudan yoksun olan bu cellât, ad›n› en fazla Sefo Deresi katliam›yla duyurmufltur. 30 Temmuz 1943’te Van’›n Özalp ‹lçesi Sefo Deresi mevkiinde Kürt ulusuna mensup 33 köylüyü ellerini, gözlerini ba¤layarak kurfluna dizdirmifltir. Kurfluna dizilen köylülerin tek suçu Kürt olmak ve sistemin ve temsilcisi Mu¤lal›’n›n baflkalar›na ibret dersi verme hevesidir. Ahmed Arif de o ünlü Otuz Üç Kurflun fliirinde “bilmezlikten de¤il, fukaral›ktan,/ pasaporta ›s›nmam›z içimiz,/ budur katlimize sebep suçumuz/Gayr› eflk›yaya ç›kar ad›m›z/Kaçakç›ya, soyguncuya/Hay›na…” dizelerinde köylülerin suçunu dile getirmifltir. Katledilmeleri için bu yeterliydi; adlar› da eflk›yaya, hay›na ç›km›flt›. “Memleketin ç›karlar› için babam› bile asar›m, bu ifle kar›flan› k›rbaçlar›m” diyen Mu¤lal›’n›n 33 köylüyü kurfluna dizdirdi¤i katliamda memleketinin ç›kar›n›n masum insanlar› katletmek oldu¤unu aç›kça göstermifltir. Olay›n ard›ndan 23 fiubat 1951’de yarg›land›¤› mahkemede Mu¤lal› “bu subaylara emri ben verdim, onlar›n suçu yoktur. Yapt›klar›m suç ise tek suçlu benim” der; ya emri yerine getirmeseydiler diye soran hâkime “O zaman flakileri ben vururdum”

cevab›n› verir. Mahkeme idam karar› verir ancak daha sonra yafl haddinden ceza 20 y›la çevrilir. Mu¤lal› 11 Aral›k 1951 tarihinde hapishanede ölür, ancak ad›, bu katliam›n sorumlusu olarak halk›n nefretle and›¤› bir isim olarak kal›r. Faflizmin eli kanl› katillerine “kahraman” s›fatlar›n› yak›flt›rmas› ola¤and›r. Tabi bu unvan› faflizmin eli kanl› cellâd› Orgeneral Mu¤lal› da alacakt›r. 14 Ocak 2004 y›l›nda Mu¤lal›’n›n 33 Kürt köylüsünü kurfluna dizdirdi¤i Van’›n Özalp ‹l-

yapm›fl, garnizonun kurulmas›na katk›da bulunmufl komutanlarla, Kurtulufl Savafl›’nda görev alm›fl ve o bölgede an›lar› bilinen komutanlar›n isimlerinin verildi¤ini” kaydetti. Savunmada “‹fllem hukuka uygundur. Merhum Mu¤lal›, iflledi¤i suçtan dolay› cezas›n› çekmifl ve olay›n üzerinden 60 y›ldan fazla bir zaman geçmifltir. Merhumun cezas›n›n veya k›s›tlamalar›n›n süresiz devam edece¤inin iddia edilmesi hiçbir hukuki ve demokratik de¤erle ba¤daflt›r›lamaz” denildi.

Polise tafl att›klar› gerekçesiyle Kürt çocuklar›na yafllar›ndan katbekat fazla y›l hapis cezas› veren, kendi yazd›¤› hukuka bile ayk›r› hareket eden egemenler ne kadar demokratik olabilir!

çesinin Jandarma S›n›r Taburu k›fllas›na Mu¤lal›’n›n ad›n› verilmifltir. Katledilen köylülerin yak›nlar›n›n itiraz› üzerine aç›lan mahkemede Milli Savunma Bakanl›¤›, davada yapt›¤› savunmada, “k›fllalara bölgede baflar›l› hizmet

Evet, ifllem faflizme uygundur. Faflizmde kendi ç›karlar› d›fl›nda hiçbir hak hukuk yoktur. Orgeneral Mu¤lal›’n›n ad›n›n k›fllaya verilmesinin sebebi hizmetleridir. Ama biz biliyoruz ki hizmetin anlam› faflizmin kana bulanm›fl tarihine ne kadar kan katt›¤›d›r. Sadece farkl› milliyetten olmas›, farkl› düflünmesi faflizmin katletmesi için yeterlidir. Ermeni milliyetine mensup ayd›n gazeteci-yazar Hrant Dink’i katlettirenler, ard›ndan da tetikçiyi, kahraman ilan edip boy boy foto¤raf çektirenler, 12 yafl›ndaki U¤ur Kaymaz’a 13 kurflun s›k›p katledenler, eli kanl› katil Mehmet Ali A¤ca’y› hapishane ç›k›fl›nda bir kahraman gibi karfl›layanlar, yol ortas›nda infaz edilen devrimciler faflizmin dünden bugüne özünden hiçbir fley kaybetmedi¤ini göstermektedir.

33 Kürt köylüsünü kurfluna dizdiren ve bunu övünç kayna¤› yapan zihniyetle bugün koyun otlatmaya giderken 13 yafl›ndaki Kürt çocu¤u Ceylan Önkol’u havan topuyla parçalay›p katleden ve ard›ndan bunu bölgenin koflullar›na ba¤layan zihniyet farkl› olabilir mi? Polise tafl att›klar› gerekçesiyle Kürt çocuklar›na yafllar›ndan katbekat fazla y›l hapis cezas› veren, kendi yazd›¤› hukuka bile ayk›r› hareket eden egemenler ne kadar demokratik olabilir! Demokrasimiz gelifliyor 盤›rtkanl›¤› ad› alt›nda onlarca Kürt siyasetçi ve ayd›n›n› tutuklayan, iflçi ve emekçilere her türlü zorbal›¤›, bask›y› uygulayan, yurtsever ve devrimcilere yönelik sald›r›lar› hak gören egemenler istedikleri kadar “demokrasimiz gelifliyor” diye ba¤›rs›nlar; biz biliyoruz ki geliflen sadece faflizmin kendisidir. Biz biliyoruz ki faflist kemalist diktatörlü¤ün dünden bugüne özünde hiçbir de¤ifliklik olmam›flt›r/olmayacakt›r. Faflizmin tarihinde Orgeneral Mustafa Mu¤lal› gibi çokça cellât vard›r ve bugün de gelecekte de faflizm devam ettikçe Mu¤lal› gibi faflist cellâtlar hep var olacakt›r. Yine biz biliyoruz ki eli kanl› katillerin sonu ancak faflizm y›k›l›p yerine halk›n iktidar› kurulunca gelecektir.

Tarihten k›sa k›sa... * 22 fiubat 1848; Paris’te iflçiler ayakland›. ‹ki y›l boyunca Avrupa’y› altüst edecek iflçi devrimleri 盤›r› aç›ld› * 28 fiubat 1876; Haydarpafla demiryolu iflçileri greve ç›kt›. * 27 fiubat 1880; Haydarpafla-‹zmit demiryolu iflçileri greve ç›kt›. * 1 Mart 1881; Rus Çar› II. Aleksandr Rus devrimci örgütü Narodniklerce öldürüldü. * 26 fiubat 1910; ‹stanbul’da ilk sol gazete “‹fltirak” yay›mlanmaya bafllad›. * 28 fiubat 1917; Rusya’da Bolfleviklerin önderli¤inde gerçekleflen demokratik devrim baflar›ya ulaflt›. * 4 Mart 1923; ‹zmir ‹ktisat Kongresi sona erdi. * Mart 1925; Hükümete ola¤anüstü yetkiler veren Takrir-i Sükun Kanunu TBMM’de kabul edildi. Bu kanun fieyh Sait isyan› gerekçe gösterilerek ç›kar›lm›fl ancak birçok bölgede uygulanm›flt›. Kurulan ‹stiklal Mahkemeleri’nde hiçbir yarg›lama olmadan binlerce insan idam edilmifltir. * 26 fiubat 1943; Gayri Müslimlere uygulanan Varl›k Vergisi’ni ödemeyen 160 kifli ‹stanbul’dan Aflkale’ye gönderildi. Bu sürgün Müslüman olmayan az›nl›klara yönelik 6-7 Eylül sald›r›lar›n›n adeta bir provas›yd›. * 2 Mart 1946; Kuzey Vietnam’da Vietnam Komünist Partisi baflkan› Ho fii Minh cumhurbaflkan› seçildi. * 1 Mart 1960; 1000 siyah ö¤renci ABD’nin Alabama eyaletinde ayr›mc›l›¤› protesto etti. * 5 Mart 1971; Amerikal› 4 asker Ankara’da THKO militanlar›nca kaç›r›ld›. THKO, gazetelere gönderdi¤i bildirisinde kaç›rma esnas›nda yakalanan bir arkadafllar›n›n b›rak›lmas›n› ve Amerikal›lara karfl› fidye istedi. Bir gün sonra Amerikal›lar› kaç›ranlar›n ODTÜ’de sakland›klar› duyumu üzerine üniversiteye polis bask›n› yap›ld›. Erdal fiener adl› ö¤renci bu sald›r›da öldürülürken 32 kifli de yaraland›. Yap›lan operasyonda 2 bin ODTÜ ö¤rencisinin ifadesi al›nd› ve 24 ö¤renci tutukland›. Kaç›r›lan Amerikal› askerler 8 Mart’ta THKO militanlar› taraf›ndan serbest b›rak›ld›. * 1 Mart 1971; Batman’da 3 bin iflsiz rafineriyi iflgal etti. * 1 Mart 1971; Türkiye’nin ilk çoban boykotu Konya’n›n Sazgeçit köyünde bafllad›. * 20 fiubat 1975; ‹stanbul S›k›yönetim Komutanl›¤› ‹stanbul Elektrik Tünel Tramvay ‹flletmesi (‹ETT) grevini yasaklad›. * 23 fiubat 1975; ‹stanbul S›k›yönetim Komutanl›¤› tekstil iflkolunda uygulanacak lokavt ve grevleri yasaklad›. * 20 fiubat 1976; Türkiye’deki 23 Amerikan üssünde grev karar› al›nd›. * 22 fiubat 1986; 12 Eylül sonras›n›n ilk büyük mitingi ‹zmir’de yap›ld›. Türk-‹fl taraf›ndan düzenlenen mitinge 50 bin iflçi kat›ld›. * 2 Mart 1990; Y›ld›z Üniversitesi’nde ö¤renciler 3.5 saat iflgal eylemi yapt›, eylemden sonra 200 ö¤renci gözalt›na al›nd›. * 27 fiubat 1993; ‹HD Elaz›¤ fiubesi Baflkan› Avukat Metin Can ve Dr. Hasan Kaya J‹TEM taraf›ndan kaç›r›larak katledildi. * 19 fiubat 1994; Haftal›k Newroz gazetesi yay›n hayat›na bafllad›. * 1 Mart 1996; Harçlar› protesto eden ö¤renciler ‹stanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni 30 saat iflgal ettiler. Eylem sonras› ç›kan olaylarda100 ö¤renci gözalt›na al›nd›.

Kültür-Sanat “Lewis Wickes Hine’nin elinde güçlü bir silah vard›: Foto¤raf makinesi.”

Objektifini iflçi s›n›f›na yönelten bir foto¤raf sanatç›s› “… y›llard›r Manine’nin konserve fabrikalar›ndan Teksas’›n tarlalar›na binlerce sanayi topluluklar›nda, sürüklenip duran çocuk iflçileri izledim. Onlar›n trajik hikâyelerini dinledim ve kazanma flanslar›n›n bulunmad›¤› bu endüstri oyunundaki mücadelelerini gördüm. Keflke edindi¤im deneyimleri, tan›k oldu¤um yaflamlar› size kuflbak›fl› izletebilseydim.” ‹flte böyle dedi usta foto¤rafç› Lewis Wickes Hine. Düflüncesini kuflbak›fl› anlatabilmek amac›yla, tehlikeli posizyonlarda Empire State Binas›’n›n demir ve çelik iskelesinde caddede as›l› kalarak en iyi foto¤raf› çekmek için u¤raflt›. Ve bizlere o meflhur iflçi s›n›f›n› göklere ç›karan foto¤raf› çekti. Lewis Wickes Hine, 26 Eylül 1874 y›l›nda Oshkos, Wisconsin’de do¤du. Babas› öldükten sonra 18 yafl›nda çal›flmak ve ö¤renimi için para biriktirmek zorunda kald›. Hine, daha sonra ö¤renimine sosyoloji ö¤rencisi olarak Chicago Üniversitesi ve Columbia Üniversite’sinde devam etti. 1901 y›l›nda New York’a yerleflerek “Ethical Culture School”da ö¤retim üyeli¤i yapt›. 1905 y›l›nda New York’ta Ellis Adas›’n› ziya-

ret etti ve binlerce göçmenin yaflad›klar›n› foto¤raflad›. 1908 y›l›nda, “Çocuk ‹flçileri Ulusal Komitesi Foto¤rafç›s›” oldu ve çocuk eme¤inin sömürüsünü göstermek ve çocuklar için bir fleyler yapmak amac›yla maden ocaklar›nda, konserve fabrikalar›nda, tekstil atölyelerinde ve pek çok fabrikada çal›flan çocuklar›n foto¤raflar›n› çekti. Onlar›n yaflam koflullar›n› resmederek haklar›nda ayr›nt›l› raporlar düzenledi. Çekmifl oldu¤u foto¤raflar, “Çal›flan Çocuklar› Koruma Ulusal Komitesi” taraf›ndan kullan›lm›fl ve ciddi bir kamuoyu yarat›lmas›yla çocuk haklar› ile ilgili yasalar›n ç›kar›lmas›nda önemli bir araç olmufltur. Hine, I. Paylafl›m Savafl› sonlar›nda K›z›lhaç Örgütü’yle birlikte Avrupa’da çal›flt›. Özellikle de Balkanlar’da çocuklarla ilgili foto¤raflar çekti. Döndü¤ünde ise Empire State Building’in inflas›nda çal›flan iflçilerin foto¤raflar›n› çekti. Bu çal›flmas›n› “Çal›flan Adamlar”(Man at Work) adl› kitapta toplam›flt›r. Yaflam›n›n geri kalan›nda ise hükümet projelerinde çal›flt› ve 1940 y›l›nda Newyork’ta yaflam›n› yitirdi. Bolflevik devriminden hemen sonra Sovyetler Birli¤i’nde ortaya ç›kan Top-

Lewis Wickes Hine (26 Eylül 1874 3 Kas›m 1940)

lumsal Gerçekçilik ak›m›n› iflçi s›n›f›n›n içine girerek onlar› tan›yarak kavrayan Hine, bugün Belgesel Foto¤rafç›l›¤› denildi¤inde akla gelen ilk isimdir. Lewis Wickes Hine’nin elinde güçlü bir si-

lah vard›: Foto¤raf makinesi. Evet, bu onun en büyük silah›yd›. Bu silah›n› y›llarca fabrikalarda çal›flan emekçilere, iflçilere ve özellikle de çocuk iflçilere çevirdi. Onlar›n yaflamlar›n› anlatabilmek tüm engellemelere ra¤men fabrikalardan içeri girdi ve onlar›n yaflamlar›n› foto¤raflad›. Hine’nin foto¤raf çekmek için çok az zaman› vard›. Öncelikle fabrikaya bir flekilde girmesi ve koca tripotunu (foto¤raf makinesi ayakl›¤›) ç›karmas› ve kimse görmeden foto¤raf› çekmesi gerekiyordu. Birçok kez fabrikalara iflçi ya da patronlar›n yan›nda bir uflak olarak girdi. Hine’nin iflçilere duydu¤u sevgi, onlar›n yaflam koflullar›n› de¤ifltirme iste¤i, çocuklar›n çal›flt›r›lmas›na ve sömürülmesine duydu¤u tepki, salt bir ayd›n tepkisi de¤ildi. Bütün zaman›n› 14-15 saat boyunca sömürülen ve sefalet bir ücretle çal›flmak zorunda b›rak›lan iflçilere ay›rm›flt›r. Kendi prati¤inde görmüfl oldu¤u çeliflki, içini iflçi s›n›f›n›n kiniy-

le doldurdu. Ve “afla¤›dakilerin” öykülerini dinledi, tan›d› ve foto¤raflad›. Foto¤raf makinesinin yönünü sömürü çarklar›na çevirdi. Hine, Amerikan rüyas›na s›rt›n› döndü¤ünü gelece¤ini, “yoksullar›n ve ezilenlerin” taraf›nda yer alarak gösterdi. Onun foto¤raflar›; zulme ve sömürüye karfl› bilinçli olarak kullan›lan araç oldu. Daha iyi bir yaflam kurmalar›na yard›mc› olmak amac›yla birçok dergide ve raporda kulland›. Foto¤raflar› adaletsizli¤in kan›tlar›yd›. Çünkü Hine gerçek insanlar›n, gerçek insanlar› ve gerçek öykülerini çekiyordu.


‹flçi-köylü’den TEKEL direnifli umutsuzlu¤a, çaresizli¤e itirazd›r! TEKEL direnifli tüm ezilenlerin, mazlumlar›n y›llardan beri biriken öfkesine tercüman, çaresizli¤ine umut oluyor. Bu durum, egemen s›n›flar› ve sözcülerini öfkelendiriyor. Çünkü onlar zulme boyun e¤en, çaresizli¤i kader sayan, haklar› u¤runa mücadele yürütmeye yabanc›laflm›fl emekçiler ar›yor. TEKEL iflçileri onlar›n çizdi¤i çerçeveyi parçalad›. ‹flte onlar›n tüm öfkesi bundan kaynaklan›yor. Erdo¤an’›n iflçileri tehdit eden, “ideolojik bir eylemdir” deyip, en az›ndan kendi partisine oy veren emekçileri direnifl çad›rlar›ndan uzaklaflt›rmak için gerçeklere yumruk sallayan tüm beyhude çabalar›n›n alt›nda yatan gerçek budur. Evet korkuyorlar! Peki neden? Çünkü haks›zlar, çünkü Ankara’n›n so¤uk sokaklar›nda yükselen direnifl atefli ülkenin farkl› bölgelerindeki emekçileri ›s›t›yor, zulme karfl› öfkelerini soka¤a tafl›malar›na cesaret oluyor, umut oluyor. Direniflin baflar›s› daha zorlu ve çetin bir mücadele istiyor. Bu gerçek görülmelidir.

‹flçi-köylü 15

Okur/Haber

19 fiubat-4 Mart 2010 Çünkü egemen s›n›flar›n 4/C’den vazgeçmeleri bugüne kadar özellefltirme neticesinde bu yasaya dayan›larak düflük ücretle, ifl güvencesinden, sosyal haklardan yoksun binlerce emekçinin durumunu da kapsayacakt›r. Yine özellefltirmeler kapsam›nda olan kamu kurumlar›nda çal›flan binlerce iflçi ve kamu emekçisinin gelecekleri de direkt bu yasan›n uygulanmas›na ba¤l›d›r. Dolay›s›yla sorun yaln›z binlerce TEKEL iflçisini ilgilendiren bir sorun de¤ildir. Emperyalistler, iflbirlikçileri ve uflaklar› bu ve benzeri yasalarla emekçilerin ücretli çal›flma sürelerini k›salt›p, ücretlerini düflürecekler, emekli olma koflullar›n› neredeyse imkâns›z k›lacak, ücretli izin, toplu sözleflme ve di¤er sosyal haklar›n› t›rpanlayacaklard›r! Karlar› paylaflanlar, krizin yol açt›¤› zararlar›, emekçilere paylaflt›rman›n çabas› içindeler. Sokaklara, ilerici bas›na, burjuva medyas›na bakan herkes yer ald›¤› statüye uygun olarak tutumunu belirliyor. Egemen s›n›flar›n iktidar mücadelesinden kaynakl› olarak kimi burjuva partileri sözcülerinin direnifli desteklemeye dair yapt›klar› aç›klamalar, ikiyüzlü ve sahtedir. Erdo¤an’›n direniflin yaratm›fl oldu¤u bas›nc›n da etkisiyle “biz bunlarla 4/C ko-

nusunda anlaflt›k” demesi bofl bir söylem de¤ildir. Bir gerçe¤in itiraf›d›r. Sendika a¤alar› koltuklar›n› garantiye alacak, hizmet ettikleri s›n›f›n temsilcilerinin öfkesini yat›flt›racak bir “çözümün” peflindeler flimdi. Onlar›n bu çabalar›n› bugünden yar›na bofla ç›karmak mümkün de¤ildir. Ama devrimci demokrat sendikal güçlerin bu süreçte yaflananlardan do¤ru dersler ç›kararak, bu dersler ›fl›¤›nda bundan sonraki çal›flmalar›na yön vermesi pekâlâ mümkündür. Bu derslerin en baflta geleni lokal çal›flmalar› genel çal›flmalara dönüfltürme perspektifidir. Baflar› için, direniflin kamuoyunun gündemine oturmas› için di¤er ifl kollar›nda çal›flan iflçilerin, tüm emekçilerin deste¤ine, dayan›flmas›na ihtiyaç vard›r. Bu demektir ki; dar bir alana hapsedilen, emekçilerin genel sorunlar›na karfl› duyars›zl›¤› içeren, içe kapan›k tüm çal›flmalar etkisiz kalmaya mahkûmdur. ‹fle bir noktadan bafllamak kendi içinde anlafl›l›rd›r. Ama o noktada çak›l›p kalmak, yani ifl kolu baz›nda örgütlenmenin s›n›rlar›n› geniflletmemek, di¤er emekçi kesimlerle ortak sorunlar etraf›nda hareket etme çal›flmalar› içine girmemek “bindi¤i dal› kesmek” anlam›na gelir. Tart›flmalar›m›z› somut pratikler üzerinde

yürütürsek daha sa¤l›kl› olur. Örne¤in bu direnifl sürecinde devrimci ve demokrat sendikal güçler olarak nas›l bir pratik izledi¤imiz konusunda kafa yormal›y›z. “Bulundu¤umuz ifl kollar›nda direnifle dair propaganda çal›flmas› yapt›k m›?”, “dayan›flma ça¤r›lar›nda bulunduk mu?”, “direnifl çad›rlar›n› ziyaret ederek farkl› bölgelerden gelen iflçilerle tan›flma, kendimizi tan›tma çabas› içine girdik mi?”, “bölgeler düzeyinde direniflin sahiplenilmesi için genel olarak emekçiler içinde özgün bir çal›flma yürüttük mü?”, “yap›lan destek mitinglerine istenilen düzeyde kat›l›m sa¤lad›k m›?” vb. fiu aç›k ki; kamuoyu gündemine oturmufl genifl y›¤›nlar›n dikkatini üzerine çekmifl böylesi büyük bir direnifl sürecine kat›lma, kar›flma pratiklerinde iyi bir s›nav verilmemiflse bu demektir ki, kendimizi daha kapsaml› bir flekilde sorgulama göreviyle karfl› karfl›yay›z. Çünkü böylesi pratik süreçler örgütlenme, duyars›z kesimleri duyarl› hale getirme konusunda objektif olarak bize f›rsatlar sunmaktad›r. TEKEL direniflinde görüldü¤ü gibi, özellefltirme politikas› kapsam›nda egemen s›n›flar›n sald›r›lar› devam edecektir. Bu da yeni

direnifllerin gündeme gelmesine vesile olacakt›r. Burada belirtmeliyiz ki, TEKEL direniflinin sonucu, bundan sonraki gidiflat üzerinde etkili bir rol oynayacakt›r. Bu nedenle direniflten edindi¤imiz tecrübeler ›fl›¤›nda süreci karfl›layacak tarzda haz›rl›klar içine girmeliyiz. Bu haz›rl›klar o ifl kollar›nda çal›flan emekçilerle flimdiden iliflki kurmay›, muhtemel sald›r›lar karfl›s›nda güçlerimizi nas›l seferber edece¤imizi planlayacak bir çal›flmay› içermelidir. Yine tüm bu sald›r›lara karfl› emekçilerin birli¤ine hizmet edecek kapsaml› pratik çal›flmalar için ajitasyon-propaganda faaliyetlerinde yo¤unlaflmal›y›z. Sonuç olarak, direniflin de¤ifltiricili¤i, direnen güçlerin kendi güçlerinin fark›na varma gerçekli¤i TEKEL direniflinde bir kez daha görüldü. Bu devrimci pratiklerde yo¤unlaflmak, baflta iflçi s›n›f› olmak üzere tüm emekçiler üzerine serpilmifl ölü topra¤›n›n silkelenerek at›lmas› anlam›na gelir. Direnifl çad›rlar›nda yarat›lan kararl› durufl, dayan›flma bilinci, gelecek aç›s›ndan umut vericidir. Bu umudu büyütmenin yolu, egemen s›n›flara, sendika a¤alar›na, sistem içi reformist-sivil toplumcu anlay›fllara karfl› kararl›ca bir mücadele yürütmekten geçer.

Her yer TE-KEL , her yer direnifl ! 2 ayd›r, Ankara’n›n göbe¤inde; karda, so¤ukta haklar› için direnen ve iflçi s›n›f› mücadelesinde önemli bir yere sahip TEKEL direnifline destek eylemleri devam ediyor. fiubat sonunda, eyleme müdahale edeceklerinin sinyalini veren devletin tüm “rrahats›zl›klar›na” ve sendikan›n ayak oyunlar›na ra¤men direnifllerini sürdüren TEKEL iflçisine, ülkenin Hepimiz TEK-EL’iz!” mesaj›n› veriyor. birçok yerinde biraraya gelen binlerce kifli “H * ‹HD ‹stanbul fiube üyesi kad›nlar TEKEL iflçilerine destek vermek ve hükümet yetkililerinin eylemci iflçilere yönelik hakaret içeren sözlerini protesto etmek için Galatasaray Meydan›’nda bas›n toplant›s› yapt›. Diyarbak›r, Van, Kocaeli ve Bitlis’te TEKEL iflçileri ile dayan›flmak için meflaleli

A N K A R A

‹ S T A N B U L

yürüyüfller gerçeklefltirildi. * Adana’da 5 Ocak Meydan›’nda toplanan Türk-‹fl, D‹SK, KESK, TMMOB, TTB ve devrimci, demokrat ve yurtsever kurumlar Çakmak Caddesi’nden ‹nönü Park›’na kadar yürüyüfl düzenledi. * Dersim’de Sanat Soka¤›’nda bir araya

Kararl›kla eyleme devam 11 fiubat Perflembe günü TEKEL iflçileri Maliye Bakanl›¤› önünde bir bas›n aç›klamas› gerçeklefltirdiler. Sendika yönetiminin iste¤i üzerine iflçiler üçerli gruplar halinde Maliye Bakanl›¤› önüne geldiler. Burada gerçeklefltirilen bas›n aç›klamas›n› TEKEL iflçileri ad›na Macit Amaç yapt›. Eyleme devam edeceklerini ve özlük hak-

lar›n› almadan hiçbir yere gitmeyeceklerini tekrar vurgulayan Amaç, AKP’nin yandafllar›na çekilen peflkeflle sömürü k›skac›n›n daralt›ld›¤›na de¤indi. ‹flçiler sendikac›lar›n›n “Geldi¤imiz gibi üçerli gruplar halinde slogan atmadan çad›rlara dönüyoruz” sözlerine Bakanl›k önünde 5 dakikal›k oturma eylemi yaparak karfl›l›k verdi. “Ölmek var dönmek yok”, “Direne direne kazanaca¤›z” sloganlar›n›n at›ld›¤› oturma eylemi sloganlarla birlikte fiili bir yürüyüfle dönüfltü. Polisin tüm ihtarlar›na ve sendikac›lar›n çabalar›na ra¤men iflçiler toplu bir flekilde sloganlar atarak Güvenpark’a indiler. Buradan metroya girerek Sakarya Caddesi’nde bulunan çad›rlar›na döndüler. Eylem boyunca iflçilerin coflkulu duruflu ve her yerde halk taraf›ndan verilen yo¤un destek dikkat çekiciydi. (Ankara)

TEKEL için TEK-EL dayan›flmas› Türk-‹fl fiubeler Platformu’nun ça¤r›s›yla biraraya gelen KESK fiubeler Platformu, TMMOB, D‹SK, Tek G›da-‹fl, Belediye‹fl, Türk Metal-‹fl sendikalar›, Sine-Sen, direniflteki Marmaray iflçileri, devrimci ve demokrat kurumlar ‹stiklal Caddesi’nde bir yürüyüfl düzenlediler. Galatasa-

ray Lisesi önüne gelen 3 bin kiflilik kitle, 4 fiubat “Genel Grevi” sonras› egemenler ve baz› sendika a¤alar› taraf›ndan zay›flat›lmaya çal›fl›lan dayan›flman›n sürdü¤ünü bir kez daha gösterdiler. Eylemde D‹SK Genel Baflkan› Süleyman Çelebi ile Tek G›da-‹fl üyesi bir kad›n iflçi konuflma yapt›lar.

HSGGP’den TEKEL iflçilerine destek 13 fiubat’ta Cevahir Al›flverifl Merkezi önünde bir araya gelen Herkese Sa¤l›k Güvenli Gelecek Platformu Mecidiyeköy’e do¤ru yolun iki fleridi trafi¤i kapat›larak yürüyüfle bafllad›. Eyleme, Marmaray iflçileri “Ücretlerimizi yükseltilmesi ve çal›flma koflullar›m›z›n düzeltilmesi için direniflteyiz” yaz›l› bir pankart ile kat›l›rken Dev Sa¤l›k-‹fl’te örgütlü tafleron iflçiler de yerlerini alm›fllard›.

Yürüyüfl boyunca sloganlar atan kitleye yoldan geçen araçlar ve eylemi izleyenler de alk›fllarla destek oldular. Hüseyin Demirdizen’in okudu¤u aç›klamada, TEKEL iflçilerinin bafllatt›¤› direniflin tüm emekçilerin mücadelesi haline dönüfltü¤ü vurgulan›rken TEKEL iflçilerinin direnifli zafere ulafl›ncaya kadar her gün Galatasaray Lisesi önünde oturma eylemi yap›laca¤› söylendi.

GÜLSUYU-GÜLENSU HALKI SOKAKLARDAYDI 14 fiubat Pazar günü Gülsuyu-Gülensu’da zamlar› protesto etmek ve TEKEL iflçisinin desteklemek için mahalle halk›n›n kat›ld›¤› bir yürüyüfl düzenlendi. Partizan olarak örgütlenmesine de kat›ld›¤›m›z eylem öncesinde mahallenin bü-

tünü ev ev dolafl›larak bildiri da¤›t›m› yap›ld›. Yan› s›ra esnaf ziyaretleri, kahvehanelerde ve semt pazar›nda ajitasyon çal›flmalar› eflli¤inde de bildiri da¤›t›m› yap›larak kitle eyleme ça¤r›ld›. Bu çal›flma sonucunda, mahalle halk›n›n yo-

gelen Tunceli Sendikalar Platformu meflalelerle AKP ‹l binas› önüne kadar yürüdü. Eylem oturma eylemiyle son buldu. * Antalya’da Emek ve Demokrasi Güçleri 11 fiubat’ta Yavuz Özcan Park›’nda dayan›flma çad›r› kurarak açl›k grevine girdi.

Denizli Direniflin 59. gününde aralar›nda aralar›nda YDG’nin bulundu¤u kurumlardan yaklafl›k 100 kiflilik kitle saat 17.15’te Çatalçeflme’de toplanarak Denizli Belediyesi önüne do¤ru sloganlar eflli¤inde yürüyüfle geçti. Yürüyüfl esnas›nda yoldan geçen sürücüler kornalar›na basarak eyleme destek verdi. Kitle Belediye’nin önüne geldi¤inde aralar›nda TEKEL iflçilerinin yak›nlar›n›n da bulundu¤u yaklafl›k 150 kifli taraf›ndan karfl›land›. Belediye önünde bas›n aç›klanmas› yap›ld›ktan sonra kitle da¤›ld›. (Denizli YDG)

TKP/ML militanlar› TEKEL iflçisinin direniflini selamlad› Elimize e-mail yoluyla ulaflan bir habere göre uzun bir süredir Ankara’da devletin tüm sald›r› ve tehditlerine ra¤men direnifli kararl›l›kla sürdüren TEKEL iflçisinin onurlu ve hakl› mücadelesini desteklemek için TKP/ML militanlar› taraf›ndan ‹stanbul-Edirne otoyolunda bir üst geçite pankart

asma eylemi gerçeklefltirilmifltir. “TKP/ML T‹KKO” imzal› “TEKEL ‹flçisinin Mücadelesini Sahiplen, Gelece¤in için Örgütlen” yaz›l› pankart uzun süre as›l› kalm›fl, daha sonras›nda kolluk güçleri taraf›ndan önlem al›narak indirilmifltir.

Bursa’da TEKEL ‹flçileri ile Dayan›flma Platformu yapt›¤› eylemlerle deste¤ini sürdürüyor. B Platform TEKEL iflçilerinin açl›k grevine 5 fiubat U günü BAT‹S’te bas›n aç›klamas›yla bir günlük dayan›flma amaçl› açl›k grevi yapt›. 6 fiubat günü de R açl›k grevinin ard›ndan Uluyol’dan yolun bir k›sm›n› S trafi¤e kapatarak Kent Meydan›’na kadar sloganlarla A yürüdüler. Burada Platform bileflenleri oturma eylemi gerçeklefltirdi. 8 fiubat’ta da Platform iflçi ve emekçileri Bursa’n›n Kestel ilçesinde yap›lacak yürüyüfl eylemine ça¤›rd›. 9 fiubat günü saat 18.00’de Kale K›raathanesi önünde toplanarak buradan Kestel Meydan›na yürüdü. Yürüyüfl esnas›nda polisin yolu bahane ederek gerginlik yaratmas› ve yo¤un y›¤›na¤› yaparak kitlenin kat›l›m›n› engellemesine inat eylem canl› ve coflkulu biçimde gerçekleflti. 11 fiubat günü de D‹SK ve KESK’in ça¤r›s› ile K›z›lay Kan

Merkezi önünde yap›lan eyleme Platform da “TEKEL iflçisi yaln›z de¤ildir, Yaflas›n s›n›f dayan›flmas›” pankart› ile kat›ld›. Eylemde ayr›ca Türk-‹fl’e ba¤l› Tümtis ve Kristal-‹fl de yerini ald›. Platform bileflenleri 12 fiubat’ta ise Orhangazi Sanayi Bölgesi’nde iflçilere “TEKEL iflçilerinin mücadele ça¤r›s›na destek verelim” bafll›kl› bildiri da¤›tt›.

zmir’de 11 fiubat Perflembe günü TEKEL iflçileriyle dayan›flma eylemi gerçeklefltirildi. Çok say›da devrimci kurumla beraber sendikalar›n da kat›ld›¤› eylem, Alsancak’ta akflam 18.30’da meflaleli yürüyüflle bafllad›. Çevredeki insanlar›n alk›fllar›yla destek verdi¤i eylemde TEKEL iflçilerinin mücadelelerinde yaln›z olmad›klar› belirtildi. Yap›lan bas›n aç›klamas›nda TEKEL iflçilerinin mücadeleye ›fl›k tuttu¤u, zaferin direnen TEKEL iflçilerinin olaca¤› belirtildi ve herkes TEKEL iflçilerinin hakl› mücadelesinde birlikte mücadeleye etmeye ça¤r›ld›. (‹zmir)

11 fiubat Perflembe günü Partizan olarak bizim de içerisinde yer ald›¤›m›z Mersin Emek ve Demokrasi Platformu’nun örgütleyicisi oldu¤u eylem saat 17.00’de E¤itim-Sen binas›n›n önünde bafllad› Tafl Bina’ya meflalelerle yüründü ve son olarak Tafl Bina önünde bas›n aç›klamas› gerçeklefltirildi. Eylem boyunca tafl›nan “TEKEL iflçisi yaln›z de¤ildir” yaz›l› pankart›n arkas›ndaki kitle s›k s›k “TEKEL iflçisi onurumuzdur” vb. sloganlar att›. Bas›n metnini Platform ad›na dönem sözcüsü Kenan Hazar okudu. Eylem sona alk›fl ve sloganlarla son buldu.

‹ Z M ‹ R

¤un kat›l›m›n›n oldu¤u eyleme esnaf da kepenk kapatarak destek verdi. Yaklafl›k 500 kifli kat›ld›¤› eylemde “Zamlara, Yoksullu¤a ve ‹flsizli¤e karfl› Onurlu ve ‹nsanca yaflam ‹stiyoruz”, “Tekel ‹flçilerinin Direniflini Selaml›yoruz” ve kentsel dönüflüm sald›r›s›na karfl›, “Yok say›lmaya,

M A L A T Y A

KESK, EMEP, ÖDP, BDP, ESP, Halk Cephesi ve Partizan meflaleli bir yürüyüfl yapt›. E¤itim-Sen önünde toplanan grup ellerinde meflalelerle ‹nönü Caddesi’nin bir fleridini araç trafi¤ine kapatarak Soykan Park›’na kadar sloganlarla yürüdü. Soykan Park›’nda toplanan kitle ad›na aç›klamay› KESK dönem sözcüsü ve BTS Malatya fiube Baflkan› Hasan Akdemir yapt›. Aç›klaman›n ard›ndan alk›fl ve ›sl›klarla hükümet eylem sona erdirildi.

M E R S ‹ N

Rantç›l›¤a, Kentin D›fl›na Sürülmeye Hay›r” yaz›l› Gülsuyu-Gülensu Halk› imzal› pankartlar aç›ld›. Partizan ve ‹flçi-köylü okurlar› imzal› dövizlerin de aç›ld›¤› eylem, Heykel Meydan›’nda kitlenin bir araya gelmesiyle, Fatma Han›m’a kadar devam eden yürüyüflle bafllad›. Fatma Han›m’a gelen kitle ad›na Gülsuyu-Gülensu

Güzellefltirme Derne¤i’nden Ali fiengül bas›n metnini okudu. Zamlar›, y›k›mlar› ve TEKEL iflçilerinin direniflini konu alan aç›klamadan sonra mahallede oturan bir TEKEL iflçisi ve TEKEL’den emekli olan iflçilerin söz alarak konuflmalar yapt›¤› eylem, at›lan sloganlarla sona erdi. (Gülsuyu-Gülensu Partizan)


İşçi-köylü BİZ H ALK IZ G ELE CEK E LLER İMİZ DE DİR !

Umut Yayımcılık ve Basım Sn. Ltd. Şti. Yönetim yeri: Gureba Hüseyin Ağa Mh. İmam Murat Sk. No: 8/1 Aksaray-Fatih/İstanbul Tel: (0212) 521 34 30 Faks: (0212) 621 61 33 Sahibi ve Yazıişleri Müdürü: Çilem ÖNSEL Baskı: SM Matbaacılık Sanayi Cad. Altay Sk. Yenibosna/İSTANBUL Tel: (0212) 452 23 02

BÜROLAR

Kartal: İstasyon Cd. Dörtler Ap. No: 4/2 Tel: (0216) 306 16 02 Ankara: Sağlık 1 Sokak No:17/19 Çankaya Tel: (0312) 430 67 65 İzmir: 856 Sokak, No: 48/203 Kemeraltı Konak, Tel: (0232) 446 78 07 Malatya: Dabakhane Mh. Turgut Temelli Cd. Barış İşhanı Kat: 3 No: 94 Erzincan: Ordu Cd. Ordu İşhanı Kat: 3 Tel: (0446) 223 67 18 Bursa: Selçuk Hatun Mh. Ünlü Cd. Sönmez İşsarayı Kat: 2 No: 185 Heykel, Tel: (0224) 224 09 98 Mersin: Silifke Cd. Çavdaroğlu İşhanı Kat: 3 No: 1/8 Avrupa Büro: Weseler Str 93 47169 Duisburg-Almanya Tel: 0049 203 40 60 958 Faks: 0049 203 40 60 959

TEKEL Hayat Fakültesi’nden ders notları

1- B irl ik, Dayanışma, Mücadel e

Yol boyunca kurdukları çadırlarla işçiler burada bir hayat kurmuş ve burayı bir okul haline çevirmiş durumdalar. “Asıl açılımı biz yaptık”, “işte medeniyetler şehri” sözlerinden de anlaşıldığı gibi, hemen her çadırda bir tabela bulunmakta ve bu tabelalarda “Adana kampüsü”, “İstanbul bölge müdürlüğü”, “Manisa Tarzanları”, “Gavur İzmir” vb. isimlerle direniş okullarının isimleri yer alıyor. Egemenlerin ikiyüzlü politikaları da burada gerek döviz gerek pankart ve bildirilerle teşhir ediliyor. İzmir-Tuzla çadırında bulunan “Bizlere on bin ceset torbası, sizlere 376 kilo Hint kınası”; Adıyamanlar çadırında bulunan ve üzerinde 1988 yılındaki Erdoğan’ın grev sözcüsü resim ve şimdiki durumu teşhir eden pankartta olduğu gibi. TEKEL işçileri ile bütünleşen “Ölmek var dönmek yok” sloganı işçiler tarafından büyük bir coşkuyla sahipleniliyor. Direniş devam ederken Emine Erdoğan’ın TEKEL direnişçisi kadınlarla yapacağı görüşme Tayyip Erdoğan’la

Aylardır türlü baskıya, tehdide rağmen devam eden TEKEL direnişi Ankara’nın soğuk havasını ısıtarak yaktığı ateşle Sakarya Caddesi’nden tüm Türkiye’ye dalga dalga yayılıyor. Yayılan bu direnişe dair işçiler “Bıçak kemiğe dayandı, keşke dayanmadan önce başlatsaydık”, “keşke tütün üreticisinin haykırışlarına kulak verip sesine ses katsaydık” sözleriyle eksiklerine de dikkat çekiyor. Şurası bir gerçek ki; direniş nasıl biterse bitsin işçi sınıfı ve

3- TEKEL hayat fakültesi

görüşmeye dönüştü ve Erdoğan’ın 4/C’deki ısrarı ile sonuçlandığı haberi geldi. Yapılan bu görüşmenin ardından TEKEL işçilerinin öfkesi daha da kabardı. İşçilerden görüş almak amacıyla Hatay, Diyarbakır, İzmir çadırlarında ve Türk-İş binasında süresiz açlık grevine giden işçilerle görüştük. Şerife Demir’in görüşlerini aldık önce. Demir süresiz açlık grevinin 5. gününde direnişe İzmir çadırından katılmış. İ-K: Bir grup işçi Tayyip Erdoğan’la görüştü. Bununla ilgili neler düşünüyorsunuz? 4-C sizin için ne anlama geliyor? Şerife Demir: Erdoğan, bence bu süreç içinde işçiler ile eşinin karşı karşıya

4- Direniş çadırına gider!

Direnişin 59. gününde oldukça hareketli bir gün yaşanıyor. Düzenli olarak yapılan yürüyüşlerle Sakarya Caddesi’nde ajitasyon çekiliyor. TEKEL işçileri her yürüyüşte “Yaşasın Sakarya esnafı” sloganını atarak esnafa verdikleri destekten dolayı teşekkür ediyorlar. Esnaf da elinden geldiğince direnişe des-

Ene ısmi Yusuf Binicioğlu mın Hatay mın Altınözü: Nıhni cit le hon haaşav ındıfnav ne luvletnav. Hede Erdoğan me yağıd ne le hukukna min idnav . me rahiyin ne atiğin ne hukuknav. Sarra şehriyin min cit le hon, haaşav ındifnav met sevvi le grev Erdoğan şebbehne le hanzir u şebbehne le şeytan. Erdoğan meyekıl hukuknav bı biftiri le aleyna. Isken hıki nıhni me rehiyin le hon. Nıhni ağıt hukuknav bağda bediruh. Erdoğan halle arfa keyyis nıhni bedi mut bedi mut ebisir şey nıhni met daavur le hukukna. Hed hukuk sahbıl me devly hed hukuk le luvletnav. Valla e bedi kıl şey bakka.

emekçilerin bilincinde bıraktığı derin izlerle uzun süre hafızalardan silinmeyecek. TEKEL işçileri, işçi sınıfı ve emekçilerin uzun süredir hasret kaldığı sınıfın gücünü dosta düşmana yeniden hatırlatmıştır. İşçi sınıfının diğer tüm toplumsal kesimleri kucaklayan öncü rolünü ve gücünü de gösterdi. Çeşitli milliyetlerden emekçilerin sınıf mücadelesi içinde nasıl birleştiğini, dayanışmayı ve ortak mücadele ağlarını nasıl örebildiğini görünür hale getirdi.

Benin adım Yusuf Binicioğlu. Hatay–Altınöz’lüyüm: Biz buraya çocuklarımızın saflığıyla geldik. Bu Erdoğan bizlerin haklarını elimizden almaya çalışıyor. Vermeyeceğiz haklarımızı. İki ay oldu burada grev yapıyoruz. Erdoğan bizleri domuza ve şeytana benzetti. Hem hakkımızı yiyor hem de bizlere iftira atıyor. Madem öyle bizler de buradan gitmiyoruz. Haklarımızı alalım ondan sonra gideriz. Erdoğan şunu iyi bilsin ki; bizler ölürsek sadece öleceğiz bir şey olmaz. Biz burada hakkımızı arıyoruz. Bu hak devletin değil bu hak çocuklarımızındır. Başka bir şey de söylemeyeceğim.

gelmesini istemedi ve 4 saat arkadaşlarımızı bekleterek kendisi görüştü. Bu görüşmelerde tek şey ön plana çıktı, o da

Erdoğan’ın 4/C’si. Aslında bu sürecin sonu kendini belli ediyor. Erdoğan 4/C’den geri adım atmayacak biz de direnişten. 4/C bizim için kölelik, 8 saatten fazla ve Cumartesi-Pazar çalışmadır. 4/C

Y

K

2 - D İ R E N İ Ş AT E Ş İ A N K A R A’ Y I I S I T I Y O R !

Tüm saldırılara rağmen direniş, büyük bir coşku ve azimle Ankara’nın göbeğinde kurulan “şehirde” devam ediyor. Bu süreci yakından takip etmek ve yaşananları olduğu gibi hissetmek için Partizan ve DDSB’liler de gruplar halinde Ankara’ya gidiyor. Biz de 10 Şubat günü büyük bir heyecanla İstanbul’dan iki gazete çalışanı dört kişi yola koyulduk. Yolculuğun ardından servislerle direniş alanına, Sakarya Caddesi’ne doğru yola koyulduk. Burada bizleri İzmir-Tuzla Yaprak Tütün İşletmeleri’nde çalışan işçiler karşıladı. Ve çadırlara geçtik. Yaktıkları soba ve üzerinde kaynayan çaydan çıkan buharla artan sıcaklık içinde selamlaştık. Sohbetimizde bizlere bilgi veren Şendoğan Koç, cadde üzerinde toplam 35 çadırın bulunduğunu ve birbirlerini şahsen tanımasalar bile direnişin burada herkesi bir araya getirdiğini anlattı. Direnişle birlikte bir bilinç sıçramasının yaşandığını belirten Koç, verilen desteğin oldukça fazla olduğunu özellikle devrimci ve demokratların buradan bir an olsun ayrılmadığını büyük bir coşku ile anlattı.

“Geç de olsa anladık, ya hiç anlamasaydık!”

Sobanın etrafında başladığımız sohbette bir arkadaşımız Tuzla havzasında deri işçilerinin direnişini anlattı. Yaşananları anlatırken bir işçi sözü bir anda kesti. “bize onları anlatmayın, biz onları anlamadık ve hiçbir şekilde desteklemedik. Bugün ise biz de onlar gibi direnmekteyiz. Onları, onlar gibi olduktan sonra anladık, işte biz de tam bu noktada kaybediyoruz” dedi. Diğer işçiler ise bu konuşmaya hak vererek; “Geç de olsa anladık, ya hiç anlamasaydık!” dediler.

tek veriyor. Kimisi işyerine “TEKEL işçisinin onurlu direnişini destekliyoruz”,

öğreniyoruz.. Bu durum işçileri temkinli davranmaya itiyor.

kartlar asarken kimisi de ziyaretlerde kolaylık sağlansın diye “Direniş çadır-

ve sloganları da beraberinde getirdi.

ve giyecek yardımı yaparken gerçekleşen eylemlerde de yerini alıyor. İşçiler ve

tediği milliyetçi şoven dalgaya karşı da “Asıl açılımı biz yaptık” şiarı ile ege-

çiler arasına nifak tohumları ekmek ve provoke etmek için bildiri dağıttığını

ve Diyarbakır çadırında Kürtçe olarak işçilerin görüşlerini aldık.

larına gider” yazılı tabelalar asmış. Kimisi de her gün elinden geldiğince gıda burada direniş boyunca bulunan arkadaşların konuşmalarından polislerin iş-

Navê mîn Abdulkerim Dinç ê: Ez eslê xwe ji mêrdînê me. Ez niha li Amed ê dı TEKEL ê dixebitim. Ev deh(10)salin ez di TEKEL ê de dixebitim. Di nava jiyana me de her dem bi avahi yeki tekoşîn çêddibin. Çünkî serokvezîr her dem dibeje ez ê vê saziye bi firoşim dıxwaze vê saziye ji İngiltere û Emerikaye re peşkeş bıke. Li Betlis ê û Amed ê mîtingnên mezin çebûn. 2001 de li navende Tandoğan e me mitingeke mezin li darxist. Ji aliyeki ve me ji yareke bi hevre avakir. Ji aliyeki ve am berxwedidin. Ji Aliyeki ve ji em tekoşina xwe didomin. Em şer ê xwe dî dîlî xwe de dijîn. Dî meha aralık ê de dema kû em hatîn emgerme me dî got em deh (10) roja bimenin em usa difikirin. Min partiyeke usa kor ûker nedîtîbum. Ew çikasîji dijiwar be ji em êtekosina xwe bidomin hata kîderê dice bila bîce. heta ku ev zihniyeta dewlet ê usa be em ji em e mê li vîrbîn em Em herdem dîbêjin “berxwedan Jiyan e” eger

Direnişin 59. gününde direniş, işçilerin gözünde en hareketli gününü yaşamakta. Sakarya yürüyüşleri ard arda yapılıyor. Avrupa’dan gelen sendikacıların destek eylemleri KESK, DİSK ve lise öğrencilerinin yaptığı kitlesel yürüyüşlere kadar işçiler eylemden eyleme koşuyor. Eylemlerin akabinde ise sloganlar susmuyor. Süresiz açlık grevine giren bir işçinin durumu ağırlaşınca Türk-İş binası önünde işçiler sloganları ile arkadaşlarına destek veriyorlar. Durumu ağırlaşan işçinin ambulansa bindirilmesinin ardından işçiler ambulansın trafiğe girip yol almasıyla birlikte yolu trafiğe kapatıyor. Burada sloganların atılmasının ardından polisle işçiler arasında kısa süreli bir tartışma yaşanıyor. Polisin

M

güvencesizlik ve her şeyden önce örgütsüzlüktür. Ücretin tamamını alamama durumu da mevcuttur. Her türlü örgütlenme, sağlık vb. güvencelerden işçiler yoksun bırakılmaktadır. - Sizde açlık grevine katıldınız… - Bizler bu sürecin TEKEL’de yaşanmaması için direniyoruz, bu sürecin başlamasında elbette bizlerin sorumluluğu vardır. Bıçağın kemiğe dayanmasına izin vermeyecektik, geç oldu, ama direnişimizden taviz vermiyoruz. Öncelikle şu bilinmeli, TEKEL işi oldukça zor bir iştir. Elbette bu işin de belli başlı bedelleri vardır. Birçok arkadaşımız kanser ve astım hastası ama bu işi seve seve yapıyorlar. Çünkü yıllardır devam eden bir emek ve bununla gelen bir sevgi var. İşte 4/C ile bu arkadaşlarımız ölüme terk edilmektedir. Bizler ne kadar işimizi sevsek de çeşitli baskılar var. Ama 4/C ile beraber tüm haklar yok olacak ve hasta arkadaşlarımız ölüme, biz çalışanlar ise devlet eliyle yasal düzlemde oluşturulan köleliğe terk edileceğiz.

“TEKEL işçilerinden değil onları rahatsız edenlerden rahatsızız” yazılı pan-

59. günde hareketlilik dorukta

C

Direniş açlık grevi eylemine son verilmesi ve sendikanın referandum yapma kararı ile yeni bir mecraya doğru yol alıyor. İşçiler üzerindeki abluka ve tehditler de her gün giderek artıyor. İşçilere yardım eden belediyelere ceza kesilmesi, kaçak elektrik kullanıldığı iddiası ile suç duyurusunda bulunulması, AKP’li devlet bakanlarının direnişi bölmeye dönük saldırıları dozu artarak sürüyor. Özellikle de Başbakan’ın artık alışkanlık haline getirdiği tehditleri gündemden düşmüyor.

TEKEL işçilerinin başlattığı direniş elbette doğallığında güzellemeler, şiirler

“Ölmek var, dönmek yok” sloganı ile bütünleşen direniş devletin yaratmak is-

menlerin saldırılarına karşı set örüyor. Bu noktada Hatay çadırından Arapça

kû karê TEKEL ji destê me derkêvi jêre dibejin dabasi 4/c yê dîbîn ê wê Wextâ rôjên reş e mê bijîn. Nîha em li vir pîştî cend rojên re em e mafê xwe û rojên xwei bîjîn Sedema hatina mey i vîra ev e. Eger kû em 4/C yê kebul bikin e rojên reş li benda me bin. Le em jî bo nanê xwe û peşerojên xwe em 4/C yî tû caran kebul nakin çünki em rojen reş naxwazin. Jibo vê yekê em ê heta dawiye berxwebîdîn. Abdülkerim Dinç: Ben aslen Mardinliyim. Ama şu an TEKEL Diyarbakır Şubede çalışıyorum. 10 yıldan beri TEKEL’de çalışıyorum. Bizim yaşamımızda her zaman bir şekilde kavga oluyor. 2 seneden beri bu direnişin içindeyiz. Çünkü Başbakan “ben bu kurumu satacağım” dayatmasında bulundu hep ve İngiltere ve Amerika’ya peşkeş çekti. Bitlis’te ve Diyarbakır’da çok büyük mitingler oldu. 2001’de de Tandoğan Meydanı’nda çok büyük bir miting yapmayı başar-

oluşturduğu çemberin ardından işçiler “Baskılar bizi yıldıramaz” sloganları ile eylemi sonlandırıyor. Eylemlerin ardından televizyon başında işçilerle birlikte “TEKEL işçilerinin sürdürdüğü açlık grevinin sona erdiğini” duyduk. Alınan karar yapılan bir basın açıklaması ile işçilere duyuruldu. Yapılan açıklamada açlık grevinin bitirilmesi kararının sendika tarafından alındığı ve açlık grevindeki işçilerin ikna edilmeye çalışıldığı duyuruldu. Açıklamanın ardından işçiler hep bir ağızdan “Yaşasın açlık grevi direnişimiz” sloganını attılar. Bu açıklamaya rağmen 16 işçi açlık grevine devam etme kararı aldı. Bu işçilerin sloganlarla Türk-İş binasından çıkmasıyla dışarıdaki işçiler de sloganlara eşlik ettiler. Yapılan eylemin ardından işçi çadırlarında Tekirdağ 1 No’lu F Tipi Hapishane’de bulunan tutsak Partizanların mesajı

dık. Yani bir şekilde ortak bir yaşam kavgası gerçekleştirebildik. Bir taraftan direniyoruz diğer bir taraftan da kavgamızı yürütmeye devam ediyoruz. Bizler kavgayı yüreğimizde yaşıyoruz. Aralık’ta Ankara’ya geldiğimiz zaman ben on gün kalacağımızı düşünüyordum. Ben bu kadar kör sağır bir parti görmedim. Bu kadar vurdumduymazlığa rağmen bizim kavgamız sürecek, nereye kadar giderse gitsin. Biz hep söylüyoruz yaşamak direnmektir. Çünkü TEKEL işi de elimizden giderse ve söylenen 4/C’ye gidersek hep karanlık günler yaşayacağız ama biz burada birkaç karanlık günün sonunda özlük haklarımızla güzel günler yaşayacağız. Bizim buraya gelme sebebimiz budur. Biz 4/C’yi kabul edersek karanlık günler bizi bekliyor. Ancak ekmeğimiz ve geleceğimiz için bizler 4/C’yi kabul etmeyeceğiz. Çünkü biz karanlık günler istemiyoruz. O yüzden de sonuna kadar direneceğiz

okundu. Mesajın okunmasının ardından işçilerin gözlerindeki mutluluk ve umut daha da ışıldadı. İzmir çadırı, mesajın her cümlesinin ardından slogan attı, hep birlikte tutsak Partizanlara selamlarını ilettiler. Mesajların okunduğu sırada dışarıdan gelen slogan sesleri ile çadırlar bir anda boşaldı. Mustafa Kumlu ve Erdoğan görüşmelerinden bir sonuç çıkmamıştı ve işçiler de sloganlarla tepkilerini dile getiriyordu. İşçilerin sayısı arttıkça sloganlar gürleşiyor. Kimisi içindeki kini yeterince boşaltamamanın bir yansıması olarak elindeki çay bardağını fırlatırken bir diğer işçi Türk-İş tabelasını tekmeliyor. Kürsü işgal ediliyor bu sırada. Türk-İş Genel Sekteri Mustafa Türkel, sürecin devam ettiğini ve yarın yapılacak olan toplantıların sonucunu beklediklerini söyledi. (Ankara)


ik%2059