Page 1

Egemen sınıfları hayal kırıklığı bekliyor! 99Linç girişimlerinin, Kürtlere karşı

(görüntüde de olsa) “yumuşak” üslup terk edilerek, tüm Kürtler hedef gösterilerek savunulması, buna paralel olarak Öcalan’ın İmralı’daki koşullarının ağırlaştırılması, beraberinde “AKP artık Kürt meselesine dönük gerçek niyetini, Kürtlere nasıl baktığın ı “gizleme gereği duymuyor” izlenimi yaratıyor. Böylece aslında daha başından itibaren Ulusal

Hareket’in tasfiyesi olduğu bilinen “Kürt açılımı”ndaki göstermelik “demokratik” yaklaşım da terk ediliyor. “Kürt açılımı”nda yaşanan fiyaskoya rağmen yeni açılım hamlelerinin gündeme gelmesi, AKP’nin pozisyonunun giderek tehlikeye düştüğünün de işareti olmaktadır. Ülke içinde gündeme gelen bu bir dizi hamle, Ortadoğu’da ziyaretlerle

sürdürülmeye çalışılması, yitirilen destekle alakalı olduğu kadar, Erdoğan’ın ABD ziyareti ile de yakından alakalıdır. Hatta bu ziyaret önceliklidir. Verilen görevlerin yerine getirilip getirilmediğinin rapor edileceği ziyaret için eksik kalan görevler tamamlanmak istenmektedir. Pozisyonunu yitirmemesi de buna bağlıdır.  Sayfa 3

İşçi-köylü Demokratik Halk İktidarı İçin

Say :

54

* 11-24 Aral k 2009

* Fiyat : 1.50 TL

* ISSN: 1307-878X

Sİstemİn “maskelİ balosu” balosu ve onun sahte “açılımları” açılımları 7 Aralık günü, emperyalizmin Beyaz Sa-

kıldı. Türk-Ermeni ilişkilerinden İran’ın füze

rayı’nda gerçekleşen Obama-Erdoğan görüş-

sistemlerine ve Türkiye’nin Nabucco’daki

meleri sonrasında, ABD’nin, “sağ kolu”

“transit ülke” konumuna kadar geniş bir yel-

Türkiye’ye bir dizi “ödev” verdiği açıklandı.

pazede rapor veren Türk egemen sınıfları

Kan gölüne çevirdiği Ortadoğu’da kendi ya-

temsilcilerine yeni görevlerin yanı sıra

rattığı bataklığa saplanan ABD’nin bu batak-

PKK’nin tasfiyesi konusunda emperyalist des-

lıktan

“Büyük

teğin de verildiği görülmektedir. “Ortak düş-

Ortadoğu Projesi” kapsamında stratejik bir

man” ilan edilen PKK’nin tasfiyesi için

konuma sahip olan Türkiye ile yaptığı görüş-

ellerinden geleni yapacaklarını vurgulayan

meden anlaşılan şu ki; önümüzdeki günlerde

ikili, aynı zaman da “açılımın” da süreceğini

Ortadoğu’da savaş kızışacak, Türkiye’de de

belirttiler.

çıkmak

için

geliştirdiği

Krizin derinleştiği, en demokratik grev

bu duruma paralel ezilen halka saldırılar ar-

haklarını kullanan emekçilerin, eczacıların

tacaktır. Obama-Erdoğan görüşmesinde; Afganis-

bile açık açık tehdit edildiği bu günlerde sü-

tan ve Irak konusunda yeni görevler alan

rece müdahil olmalı ve egemenlerin saldırıla-

uşaklara “yeni açılımlar” için de yeşil ışık ya-

rına karşı mücadeleyi yükseltmeliyiz.

Sınıf çalışması planlı ve sabırlı bir çalışmayla başarılır

Bugün başta işçi sınıfı olmak üzere tüm ezilenler için en yaşamsal sorun, kendi hakları ve mücadeleleri uğruna örgütlenip mücadele etmeleridir. Çünkü

İşçi-köylü’den Geleceğimiz özgürlüğümüz için, militan bir mücadele  Sayfa 2

C

M

Y

K

sarı sendikal ve reformist anlayışların işçi sınıfının mücadelesini uysallaştırıp, bölüp parçaladığı ve örgütlenme aracı olan sendikaları işlevsizleştirdiği bir süreçten geçiyoruz. Şu açık ki; bölünmüş, parçalanmış, örgütsüz bir işçi sınıfı ezilmeye mahkumdur. Diğer ezilen sınıf dostlarıyla ortak bir mücadele ve dayanışma bilincini geliştirme kudretinden ve gücünden yoksundur. Sendikalarda ezen ile ezilenlerin mücadelesinin kaçınılmazlığını ortaya koymak, siyasal istemlerle ekonomik talepleri birleştirerek gündemleştirmek ertelenemez bir görevdir. Tüm bunlar yapılmadan işçi sınıfını ileri bir düzeyde bir eylem hattına geçirebilir miyiz? Elbette ki hayır! İleri, pratik, sınıf bilincini ve örgütlülüğü zorunlu kılar.  Sayfa 9

Sınıfsal Yaklaşım Eyleme katma, eylemi katlama ve eylemle kanatlanma Sayfa 3

dAHA FAZLA EMEK, daha fazla çaba... İstanbul özgülünde gazetemiz İşçi-Köylü ile dayanışmayı geliştirmek amacıyla ele aldığımız kampanya dâhilinde gidilmedik ev, çalınmadık kapı bırakmamak için kitlelerle nasıl buluşabiliriz sorusunu sorduk. Kampanyanın başlaması ile beraber ilk çalışmamız semtteki okurlarımız ile bir toplantı örgütleyip, gazetemizle dayanışmayı nasıl yükseltebiliriz üzerinden bir tartışma yürütmek oldu. Her sorunun çözümü yine mücadeledir. Sorunlardan kaçarak değil, onları çözmek için gerekli özveri ve çabayı göstererek hem kendi çelişkilerimiz hem de bulunduğumuz yerin sorunlarını çözebiliriz. Baskılara en iyi cevap, mücadelemizi daha ileri seviyeye götürmek için gazetemizi sahiplenmektir. Gazetemizi kitlelere düzenli ulaştırmaktır. Beklediğimiz sonuca ulaşmak için tüm olanaklarımızı seferber etmektir.  Sayfa 2

Emekçinin Gündemi Zafer; örgütlenen, birleşen ve direnen emekçinin olacak! Sayfa 4

Ç I K T I  Açılımda Son Perde PKK önderi Abdullah Öcalan’ın tecrit koşullarının ağırlaştırılmasını protesto etmek için yapılan demokratik eylemlere panzer ve gaz bombaları ile saldıran, kitlelerin üzerine kurşun yağdıran, gözaltı ve tutuklama terörüne hız veren devlet, “açılımının” da sınırlarını çizmiş oldu.  Sayfa 6

 Direniş sürüyor! Esenyurt’ta yüz takvim yaprağını deviren, Belediye 2 No’lu Şube önderliğinde insanca yaşanacak bir ücret ve sendika hakkı isteyen belediye işçilerinin direnişi ağır ağır yoluna  Sayfa 4 devam ediyor.

 Gözaltında taciz sürüyor “Kadınlar; karakollarda, ev baskınlarında, sokak gösterilerinde polisin ya da askerin cinsel işkencesine  Sayfa 10 maruz kalıyor.”

 Hasta Tutsaklardan... Devletin hapishanelerdeki “katletme politikası”, tutsakları, tedavi haklarından mahrum bırakarak, onları ölüme mahkûm etmeye devam ediyor. Son gelen haber, Sincan F Tipi Hapishanesi’nden! TKP/ML tutsağı Yaşar İnce, yoğun mücadeleler sonucu hastaneye götürüldü ve İnce’nin beyin damarlarının üç yerinde lezyon oluştuğu tespit edildi.  Sayfa 7

 Haykırış Derneği açıldı! Haykırış Kültür ve Sanat Derneği, sistemin egemen kılmaya çalıştığı yoz kültüre karşı işçiler ve emekçiler safında yeni bir cephe olarak mücadeleye başlıyor.  Sayfa 14

Evrensel Bakış

Pusula Demokrasi bilinci, birleştirme kültürünü geliştirir! Sayfa 11

İklim değişikliği bizim değilse kimin sorunudur? Sayfa 13


‹flçi-köylü 2

Yaflam›n içinden

Kampanya üzerine…

11-24 Aral›k 2009

‹flçi-köylü’den

Daha fazla emek, daha fazla çaba…

Gelece¤imiz ve özgürlü¤ümüz için; Militan bir mücadele

So¤anl›’dan kampanyaya dair notlar Kampanya faaliyeti do¤rultusunda 5 Aral›k günü So¤anl› Mahallesinde yayg›n gazete da¤›t›m› gerçeklefltirdik. Akflam saatlerinde Cumartesi pazar›nda önlüklerle bafllad›¤›m›z da¤›t›ma halk›n ve pazar0 esnaf›n›n ilgisi beklenenin üzerinde oldu. Daha sonra Kocasinan Mahallesinde kap› kap› dolaflarak yapt›¤›m›z da¤›t›mda insanlar›n büyük bir bölümü gazetemizi alarak sahiplendi. Baz› evlerden ise sürekli olarak okumak istediklerine ve gazetemizin her say›s›n›n ulaflt›r›lmas›na yönelik taleplerde bulunuldu. Da¤›t›m esnas›nda Bahçelievler “Terörle Mücadele”

‹stanbul özgülünde gazetemiz ‹flçi-köylü ile dayan›flmay› gelifltirmek amac›yla ele ald›¤›m›z kampanyam›z› iflçi s›n›f›n›n, köylülü¤ün, gençli¤in, iflsizlerin sorunlar›n› nas›l ele ald›¤›m›z›/alaca¤›m›z› tart›flaca¤›m›z bir ad›m olarak ele ald›k. Madem ki siyasi-ideolojik ve pratik olarak en ileriyi ve en güzeli temsil ediyoruz, o zaman tüm davran›fllar›m›z, tüm çal›flmalar›m›z bu iddiaya uygun olmal›d›r. Kampanya dahilinde gidilmedik ev, çal›nmad›k kap› b›rakmamak için kitlelerle nas›l buluflabiliriz sorusunu sorduk. Semt aya¤›n›n örülmesinden önce gazete faaliyetçileri ve semt çal›flanlar›n›n/faaliyetçilerinin beraber “‹flçi köylü Senin Sesin, Sen de Kat›l Bize” fliar› ile fikir al›fl/veriflinde bulunmas› olumluluktu. Di¤er semtlerin daha önce uygulam›fl olduklar› pratikler, baflar›lar bize kampanya süresince yürütece¤imiz faaliyetlerde örnek oldu. Kampanyan›n bafllamas› ile beraber ilk çal›flmam›z semtteki okurlar›m›z ile bir toplant› örgütleyip gazetemizle dayan›flmay› nas›l yükseltebiliriz üzerinden bir tart›flma yürütmek oldu. Kampanya boyunca ve ondan sonra yapacaklar›m›z›n çerçevesi belirlendi. Toplant›dan sonra Gülsuyu Mahallesinde yap›lacak olan toplu da¤›t›m›n ça¤r›s› yap›ld›. Sabah da¤›t›ma kat›lacak arkadafllar ile kahvalt› ve da¤›t›m hakk›nda bilgi al›flveriflinde bulunuldu. Haz›rl›kl› olarak gitmemiz olumluluktu. Mahalleye gidildi¤inde oradaki yoldafllarla beraber mahallenin sorunlar›n› dile getiren bir ajitasyon metni haz›rland›, megafon ve ‹flçi-köylü flapka ve yelekleri ile da¤›t›ma baflland›. Ajitasyon metni mahallenin y›k›m ve kentsel dönüflüm projelerinin teflhiri ile alakal› oldu¤u için mahalle halk›n›n dikkatini çekti. Can yak›c› sorunun gazetemizin 2. sayfas›nda yer almas› da bir art› idi bizim için. Hem mahallenin sorunlar›n› dile

OKURLARIMIZDAN * 15 Kas›m Pazar günü ‹flçi Köylü gazetesi da¤›t›m› için Gülsuyu’na gittik. Gidifl amac›m›z gazete da¤›t›m›n›n kampanya süreci oluflu nedeniyle daha kitlesel olmas›n› sa¤lamak ve halka daha k›sa sürede ulaflabilmekti. ‹lk etapta baz› eksiklikler yafland›ysa da ilerleyen süreçte daha planl› ve organize olundu. Gidilen bütün mahallerde her evin zili çal›nd›. Gazetemiz tan›t›larak kampanya süreci anlat›ld›. Gülsuyu’nun flu anki problemleri hakk›nda konufluldu ve halk›n da görüflleri al›nd›. Ve halka mücadeleye kat›lman›n gereklili¤i anlat›ld›. Gidilen her mahallede ajitasyon çekildi ve sloganlar›m›z hayk›r›ld›. ‹nsanlar›m›z›n yaklafl›m› de¤iflikti do¤al olarak. Kimisi istemezken kimisi de çok s›cak karfl›lad› bizi ve gazetemizi. Bir eve gittim ve bir ev kad›n› ile sohbet ettim. Çok fakir bir aile oldu¤u her halinden belliydi ama devrimci bir kurumun gazetesini almak için ekmek paras›n› bile verecek zengin bir yüre¤e sahipti. Da¤›t›m sonunda edindi¤im izlenim-

getirirken yard›mc› oldu hem de mahallelinin “evet sorunlar bunlar, ama siz gazetenizde bunlara ne kadar yer veriyorsunuz?” sorusunun cevab› oldu. Hatta gazetede yaz›y› gören ve gazete veren arkadafl›n semtin sorununu iyi bir flekide dile getirmesi ile beraber bir anan›n komflular›na gazeteyi önermesi ve “sahip ç›k›n, evimizi bafl›m›za y›karlar, bu devrimciler olmasa” demesi gibi örneklerle karfl›laflmam›z bizleri daha da cesaretlendirdi ve daha coflkulu bir da¤›t›m olmas›na neden oldu. Gazete da¤›t›m›n›n ve kitlelere ulaflman›n semt aya¤›n› örerken yine semt çal›flanlar› olarak çevre çeper diye nitelendirdi¤imiz iliflkilerimizi, okurlar›m›z› harekete geçirmeyi hedefledik ve çeflitli toplant›lar ve etkinlikler örgütledik. Olabildi¤ince tüm okurlar›m›za ça¤r› yapt›k. Daha önceki haftalarda da¤›t›m yapan yoldafllar›n ve mahallede oturan iliflkilerimizin fikir al›flveriflinde bulunmas› bizim daha disiplinli ve düzenli olarak kampanyay› ele almam›za sebep oldu. Yapt›¤›m›z toplant›larda flu sonuçlar da ç›kt›; Çeflitli nedenlerle da¤›t›m›m›z›n dar tutulmas› ve bir-iki güne s›k›flt›r›lmas›, takvimsel eylemliklerle s›n›rland›r›lmas› gibi sorunlar ele al›nd›. Asl›nda her sorunun çözümü yine mücadelededir. Sorunlardan kaçarak de¤il onlar› çözmek için gerekli özveriyi ve çabay› göstererek, sorunun üzerine giderek hem kendi çeliflkilerimizi hem de bulundu¤umuz yerin sorunlar›n› çözebiliriz. Yayg›n ve yo¤un kitle faaliyeti sonucu kendimizi gelifltirdikçe, bizim geliflmemize ba¤l› olarak çevremizin geliflmesi mümkün olacakt›r. Bizler kitlenin ö¤renci ve ö¤retmenleri olmal›y›z. Kitlelerden ö¤renmeli, ö¤rendiklerimizi ö¤retme ve dönüfltürme ateflini körüklemeliyiz. fiimdi çok söz etmenin de¤il çok emek harcaman›n zaman›, flimdi eksikleri ve zaaflar› gidermenin, aç›klar› kapatman›n zaman›d›r.

Gazetenin semt aya¤›n›n örülmesi bize eksikliklerimizi gösterdi ve daha iyi bir gazete faaliyeti nas›l olmal› sorusuna cevap oldu. Kampanya bafllang›c› semtimizde çeflitli pratik faaliyetler ile bafllam›fl oldu. ‹lk olarak gazete da¤›t›m› yapaca¤›m›z yerlere ve halk›n kulland›¤› yol güzergahlar›na ‹flçiköylü-Partizan imzal› ozalit çal›flmalar› yap›ld›. Ozalitlerde gazetenin tan›t›m›na, mücadeleye ve gazetemize sahip ç›k›lmas›na dair yaz›lar vard›. Ertesi gün için örgütledi¤imiz kolektif bilincin, paylafl›m ortam›n›n oluflabilmesi için kahvalt› ve karfl›l›kl› bilgilendirme ve forum fleklinde bir etkinlik örgütlendi. Burada gazete da¤›t›ma ç›kacak arkadafllar›n tekrar belirlenmesi, bilgilendirmesi yap›ld› ve gazete faaliyetinin öneminden bahsedildi. Görüflmeler esnas›nda gazete da¤›t›m komiteleri oluflturarak herkesin kendi bulundu¤u mahallede sürekli olarak gazete ve di¤er faliyetlere kat›lmas› karar› al›nd›. Kimin hangi bölgede ç›kaca¤›n›n belirlenmesi ile da¤›t›ma iki grup oluflturarak iki ayr› yerde baflland›. Elimizde gazete tan›t›m›n›n oldu¤u broflürler olmas› bizim için iyi oldu. Çünkü gazete ulaflt›ramad›¤›m›z veya gazete almayan kiflilere broflür ile gazetemizi tan›tma flans› bulduk. Yo¤un ajitasyon ve propaganda ile örgütlenen toplu gazete da¤›t›m› kitle taraf›ndan olumlu karfl›land›. Daha sonra iki grup bir araya gelip Demokrasi Caddesi’nde toplu gazete ve broflür da¤›t›m› yapt›. Kitlenin tepkisi olumluydu. Gazeteleri ellerine alarak beraber da¤›t›ma kat›lanlar da oldu. Bizimle beraber yürüyenler dahi oldu. Son olarak Sar›gazi merkezde belirli bir süre ajitasyon ve propaganda yap›ld›. Gazete da¤›t›m›na kat›lanlar ve çevredekilerin kat›l›m› ile

lere dayanarak bu tür kampanyalar›n daha s›k yap›lmas› gerekti¤ini düflünüyorum. Hem bizim kolektif çal›flmalar›m›z aç›s›ndan hem de halkla iç içe olmak aç›s›ndan verimli olabilece¤ine inan›yorum. (Sar›gazi’den bir ‹K okuru)

ma bu kampanya süreci. Elimizde ç›kart›lan broflürümüz ile ve gazete ile kitlelere ulaflt›k. Böyle iki materyalle kitlelere ulafl›lmas› olumluluktu. Ayr›ca haz›rlad›¤›m›z ozalitler de görsel aç›dan iyiydi ve kampanyay› tan›tmak aç›s›ndan önemli idi. (Sar›gazi’den bir ‹K okuru)

* 15 Kas›m Pazar günü Partizan olarak Gülsuyu’nda toplu gazete da¤›t›m› yapt›k. Çald›¤›m›z her kap›da sevgiyle karfl›land›k. Gülsuyu halk› biz Partizanlar› ve gazetemiz ‹flçi-Köylü’yü sahiplendi. Çald›¤›m›z baz› kap›larda, hüzünlendi¤imiz anlar da oldu. Çünkü baz› insanlar›m›z ekmek alamayacak kadar fakirlerdi. K›sacas› Gülsuyu’ndaki toplu gazete da¤›t›m›m›z oldukça iyi geçti. Geçmesi de beklenendi zaten. Çünkü Gülsuyu halk› direnen ve direnmifl insanlardan oluflmufltur. (Sar›gazi’den bir ‹K okuru) * Kitle ile bütünleflmek, onlar›n sorunlar›n› dinlemek, sorunlar›na bir flekilde müdahil olmak, gündemi kitlelere aktarmak, bizim kendi içerimizde gazete faaliyeti yürüten yoldafllar›n, anlaflmazl›klar›, hoflnutsuzluklar› ve küçük burjuva saplant›lar›ndan uzak, bireycili¤i de¤il de kolektivizmi ön plana ç›kt›¤› bir çal›fl-

YEN‹ MAHALLELERE, YEN‹ OKURLARA Bafllatm›fl oldu¤umuz kampanyan›n hedefleri aras›nda yer alan yeni okurlar yaratma ve yeni bölgelere da¤›t›m yap›larak, gazetemizin da¤›t›m›n› yayg›nlaflt›rmak için Ümraniye Kâz›mkarabekir Mahallesinde da¤›t›m faaliyeti örgütledik. Uzun y›llard›r yay›nlar›m›z›n ulaflmad›¤› bu mahallede aksayan faaliyetimizden dolay› oluflan tepkilerle karfl›laflt›k. “Yine ayn›s›n› m› yapacaks›n›z?”, “Bir süre gelip yine çekip gidecek misiniz?” gibi sorular›n muhatab› olduk. Tüm bu tepkiler konuflmalar uzad›kça s›cak bir ortama dönüfltü. Bu faaliyetin sonras›nda yapt›¤›m›z de¤erlendirmeler sonucu, okurlar›m›z›n taleplerini karfl›layacak tarzda bir birim olufltura-

ekiplerinden bir ekip da¤›t›m faaliyetimizi engellemeye yönelik kimlik kontrolü, takip giriflimlerinde bulundu. Gazetemizin meflru bir flekilde sahiplenilmesi karfl›s›nda herhangi bir gerekçe gösteremeyen ekip, kimlik kontrolü yaparak uzaklaflmak zorunda kald›. Gazi Mahallesi, fiahintepe ve Bayramtepe’de yap›lan da¤›t›mlar›ndan edinilen verilerle daha örgütlü ve coflkulu yap›lan da¤›t›mda kitlelerin ilgisinin yo¤un oluflu biz faaliyetçilere kitlelere gitti¤imiz takdirde kitlelerin de bizleri sahiplenece¤ini bir kez daha gösterdi. (So¤anl› ‹K okurlar›) elimizde bulunan tan›t›m metni bas›n aç›klamas› olarak okundu. Da¤›t›m sloganlar ile son buldu. Kampanya devam›nda yeni yeni iliflkiler yakalamam›za ve mevcut iliflkilerimizi gözden geçirmemize ve çevremizde bulunan yoldafllar›n daha aktif öne at›lmalar›na, pratik faaliyette bulunmalar›na, gazetemizin tan›t›m›n› genifl kitle y›¤›nlar›na daha iyi bir flekilde yapmam›za olanak yaratt›. Son bir ay içerisinde çeflitli bask› politikalar› ile karfl›lafl›ld›. Okur ve çevremizdekilerin evlerine kadar takip etmeler, esnafa gazete almamalar› konusunda bask› yap›lmas›, kimlerin gelip gitti¤ini ö¤renmeye çal›flmalar›, bizleri terörist olarak lanse etmeleri, 1 y›l içinde Sar›gazi’den terörü temizleyeceklerini ve kahvelerde bunlar› alenen konuflmalar›, son olarak da telefon dinleme bilgilerinin okurlar›m›z›n evlerine gönderilmesi, bir okurumuzun ailesinin 3 defa emniyet taraf›ndan aranarak sorgulan›p çeflitli bilgiler ö¤renmeye çal›flmalar› yap›lan baz› bask›lard›r. Tüm bu bask›lara en iyi cevap; mücadeleyi daha ileri seviyeye getirmek için gazetemizi sahiplenmektir. Gazetemizi kitlelere düzenli ulaflt›rmakt›r, örgütlü mücadeleyi yükseltmektir. Bekledi¤imiz sonuca ulaflmak için tüm olanaklar›m›z› seferber etmektir. (Sar›gazi ‹K okurlar›)

rak, mahallede da¤›t›m› sürekli hale getirme karar› ald›k. Burada yapaca¤›m›z pratik faaliyetin sonucunda oluflan güvensizlikleri ortadan kald›raca¤›m›za inan›yoruz. (Kaz›m Karabekir ‹K okurlar›)

DUDULLU’DA KAMPANYA ÇALIfiMALARI Uzun bir süredir gazete da¤›t›m› gerçeklefltirdi¤imiz Afla¤› Dudullu’da kampanya sürecinde toplu gazete da¤›t›m› gerçeklefltirdik. Dersimlilerin yo¤un olarak yaflad›¤› mahallede canl› geçen da¤›t›m boyunca olumlu tepkiler ald›k. Kalabal›k bir flekilde gerçeklefltirdi¤imiz da¤›t›m s›ras›nda, çok say›da yeni okur bulduk. Verimli geçen çal›flmada, sonraki say›larda gazetemizi ulaflt›rmak için bölgede sürekli da¤›t›m yapan arkadafllar, yeni okurlarla tan›flarak, s›cak diyaloglar kurdu. Bu toplu da¤›t›mdan sonra mahallede da¤›t›m›n› yapt›¤›m›z gazetemizin say›s›n› yükseltme karar› ald›k. Bundan sonra da belirli dönemlerde toplu gazete da¤›t›m›, bildiri ve afifl çal›flmalar›m›z› mahallede yo¤unlaflt›raca¤›z. (Afla¤› Dudulu ‹K okurlar›)

Devletin Kürt ulusal sorununa çözüm olarak gündeme getirdi¤i aç›l›m süreci, son geliflmelerle birlikte yeni bir mecraya girdi. Bar›fl Gruplar›n›n yo¤un bir kitle deste¤i eflli¤inde büyük bir coflkuyla ülkeye girifli sonras› egemenler aç›l›mda yeniden ‘eski’ yöntemlerine geri döndüler. Kürt halk›n›n gerillaya olan ba¤l›l›¤›n›n ve sevgisinin ortaya ç›kt›¤› görüntülerin akabinde ulusal harekete yönelik yeni bir bask›, tecrit ve k›skaca alma politikas›na start verildi. Ortaya ç›kan büyük kitlesellik; Burjuva-feodal bas›n arac›l›¤›yla “provokasyon”, “k›flk›rt›c›l›k” ve “s›n›rlar›n afl›lmas›” olarak de¤erlendirilerek sald›r›lar için uygun zemin haz›rland›. MHP ve CHP’nin politik bir tercihle giderek gerdi¤i bu süreç sonras› DTP il ve ilçe binalar› tahrip edildi, birçok ilde ve bölgede Kürtlere yönelik linç sald›r›lar› artt›. Özellikle ‹zmir’de, DTP konvoyuna yap›lan sald›r› ile doru¤a ç›kan kitlesel sald›r›larla birlikte bask›lar art›r›ld›. DTP’nin kapatma davas› yeniden gündeme tafl›narak bu süreç kapsaml› bir yönelim olarak ele al›nd›. Son olarak Abdullah Öcalan’›n koflullar›n›n a¤›rlaflt›r›lmas› bu yönelimin son halkas›n› oluflturmaktad›r. Aç›l›m tart›flmalar›n›n bafllad›¤› ilk günlerde oldukça iyimser bir havaya sahip genifl bir kesimde biriken öfke, Öcalan’a yönelik son hamle ile soka¤a taflt›. Baflta bölge illeri olmak üzere ülkenin hemen her yerinde sokaklar› tutuflturan Kürt halk›, devletin bu sald›r›lar›na karfl› sessiz kalmayaca¤›n› da hayk›rd›. Devletin, bu eylemlere yönelik tutumu ise geleneksel yaklafl›m›ndan farkl› olmad›. Yüzlerce insan gözalt›na al›nd›, iflkenceden geçirildi, tutukland›. Diyarbak›r da bir genç polis taraf›ndan yak›n mesafeden aç›lan bir ateflle katledildi. Üniversite ö¤rencisi bu gencin, eylemlere ça¤r› yapanlardan biri ve tüm eylemlerde herkesin tan›d›¤› bir yurtsever olmas› infaz edildi¤i flüphesini de gündeme getiriyor. Kürt halk›n›n sokaklara taflan öfkesine devletin yan›t› ise hücrelerin foto¤raflar›n› yay›mlamak oldu. Kürt ulusunun imha ve inkâra karfl› yükseltti¤i bu mücadele ve direnifl bayra¤› bugün devrimci, demokrat, ilerici kesimlerin deste¤ini beklemektedir. Sald›r›lara karfl› tav›r almak, dayan›flmay› yükseltmek bugün için önemli bir görev olarak önümüzde durmaktad›r. Ayr›ca tüm bu sürecin, DTP’nin kapat›lma davas›n›n görülece¤i günlere gelmesi dayan›flman›n önemini bir kat daha art›rmaktad›r. Kürt halk›n›n 30 y›l› aflk›n bir süreyi bulan militan mücadelesi sonucu yaratt›¤› kazan›mlar yine ayn› mücadele hatt›n›n izlenmesi sonucu korunabilmektedir. Faflizmin sistemin en küçük gözeneklerine kadar nüfuz etti¤i ülkemizde en küçük hak ve özgürlükleri kazanman›n baflka bir mücadele yolunun olmad›¤› aç›kt›r. Tam da böylesi bir atmosfer için Yeni Demokrat Gençlik (YDG) 5–6 Aral›k tarihlerinde 4. Konferans›n› “Militan bir gençlik hareketi yaratal›m” fliar› ile gerçeklefltirdi. ‹flsizlik, yoksulluk, açl›kla terbiye edilmek istenen ve özellikle krizle birlikte gelece¤inden beklentileri giderek azalan, umutsuzluk içinde yaflayan halk gençli¤ini bu cendereden kurtarman›n tek ç›k›fl yolunun militan mücadele hatt› oldu¤unu ortaya koyan YDG Konferans› oldukça önemli bir yerde durmaktad›r. Halk gençli¤inin bask› ve sömürüden kurtulmas› ve gelece¤ini kendi eline alabilmesine önderlik etmek; süreklili¤i sa¤lanm›fl, tutarl› ve militan bir durufl ile gerçekleflebilecektir. Yeni Demokrat Gençli¤in 4. Konferans› karanl›ktan ayd›nl›¤a giden yolun temel rotas›na yapt›¤› vurgu ile dikkate de¤er bir yerde durmaktad›r. Konferansa de¤iflik bölgelerden kat›lan delegelerin tart›flmalardaki olgunlu¤u ve politik yaklafl›mlar›ndaki derinlik oldukça ö¤reticidir. Yeni Demokrat Gençlik, militan bir gençlik hareketinin politik geliflmelere pratikte etkili bir tav›r alan ve bunun süreklili¤ini sa¤layan bir çizgi ile hayat bulabilece¤ine dikkatleri çekmektedir. ‹flçi s›n›f› ve emekçilerin grev, direnifllerine politik ve pratik olarak yo¤un bir ilgi göstermek militan bir gençlik hareketinin vazgeçilmez görevlerinden biri olacakt›r. Bu yan›yla 25 Kas›m’da kamu emekçilerinin ülke gündemini sarsan ve birçok yerde hayat› durduran grevi oldukça önemi bir örnek olarak önümüzde durmaktad›r. On binlerce kamu emekçisi grev hakk›, insanca yaflanacak bir ücret ve toplu sözleflme hakk› için tehditlere ald›rmadan alanlar› doldurdu. Greve gösterilen yo¤un kat›l›m ve ilgi kamu emekçilerinde biriken öfke ve sinerjiyi de yans›tmaktad›r. Kamu emekçilerinin mücadelesi önümüzdeki günlerde de de¤iflik biçimler alt›nda devam edecektir. ‹flçi s›n›f› ve emekçilerin direnifllerinde yer almak onlarla omuz omuza yürümek bizim için ertelenemez bir görevdir. ‹flçi-emekçilerin üzerine at›l› a¤lar›n parçalanmas› ve kitle denizinin önündeki bendin y›k›lmas›, buzun k›r›lmas› yolun aç›lmas› militan bir mücadele hatt› ile mümkün olabilecektir. Kitlelere güven veren, süreklili¤ini sa¤layan militan bir hareketin kazan›mlar elde etmesi ve y›¤›nlarla buluflmas›n›n önünde hiçbir engel yoktur.


‹flçi-köylü 3

Politika-yorum

11-24 Aral›k 2009

Egemen s›n›flar› hayal k›r›kl›¤› bekliyor!

Irkç›-floven kampanyalar sonucu gerçeklefltirilen linç giriflimlerinin, farkl› inanç ve milliyetten halka dönük katliamlar›n ve daha bir dizi benzer uygulaman›n-prati¤in (sald›r›n›n) egemen ulus zihniyeti içinde, öteden beri oldu¤u gibi, bugün de ne kadar “sayg›n” bir yerde durdu¤u içinden geçilen süreçte bir kez daha a盤a ç›kt›. En son ‹zmir’de, DTP konvoyuna yap›lan faflist sald›r›n›n ard›ndan yürütülen tart›flmalar ve de yap›lan yorumlarda da ifadesini bulan bu “sayg›n” durumun, giderek daha genifl bir yelpazeyi kapsad›¤› da görüldü. Ayn› zamanda “aç›l›m”›n “buraya kadar” oldu¤u ya da “aç›l›m” denirken gerçekte kastedilenin ne oldu¤u da. Daha göz boyay›c›, aldat›c› ve kafa kar›flt›r›c› olmas› amac›yla “demokratik aç›l›m” adland›rmas›nda karar k›l›nan “aç›l›m”›n Kürtlere dönük aya¤› art›k tam bir ›rkç›-floven histeriye dönüfltü dersek abartm›fl olmay›z. Bu histeri ise, son yaflananlar›n ard›ndan görüldü¤ü üzere “vatandafla” s›¤›n›larak alabildi¤ince meflrulaflt›r›lmaya çal›fl›l›yor. T›pk› benzer süreçlerde oldu¤u gibi… Aç›l›m› kendi cephesinden anlatmak üzere ‹zmir’e giden DTP’liler “vatandafl tepkisi” ile karfl›lanm›flt›! Irkç›-faflist niteli¤i aç›kça görülen bu sald›r› “örgütsüz”, “siyasal ba¤› olmayan”, “do¤al” bir tepki idi! Bu iddialar hükümetin-devletin tüm kademelerinden, onlar›n destekçilerinden ve de yandafl medyadan, ›srarla böyle getirilse de halk›n “tahrik edildi¤i” söylense de bunun böyle olmad›¤› ortadayd›. Çünkü daha DTP konvoyu geçmeden kald›r›m tafllar› sökül-

müfl ve geçifl güzergah› üzerinde sald›r› haz›rl›¤› yap›lm›flt›. Çabalar bir yandan da bu gerçe¤in üzerini örtmeye dönüktü. Söz konusu olan›n ›rkç›-floven k›flk›rtmalar sonucu gerçeklefltirilen bir linç giriflimi olmas›, böylesi giriflimlerin ise, yukar›da da vurguland›¤› gibi, egemen ulus zihniyeti içindeki “sayg›n” yerini korumas›, bu “sayg›n” yerde kimlerin durdu¤unu, kimlerin bu “sayg›n” yere ulaflmak için “can att›¤›n›” da ortaya ç›kard›.

Renk korkusu sürüyor “Aç›l›m”›n görünürdeki “mimar›” AKP, linç giriflimlerini hararetli bir biçimde savunmaya, meflrulaflt›rmaya koyulmakta gecikmedi. Erdo¤an, “ellerinde flamalar, pankartlar tafl›rlarsa böyle olur” sözleriyle faflist sald›r›y› savunuyor, gücünü hükümette olmaya art› olarak, kontrgerillac› kimli¤inden alan Bakan Çiçek de an›nda ›rkç›-floven koroya dahil oluyordu (ki zaten hep içindeydi). ‹zmir polisine ve ‹zmirlilere “teflekkür eden” Çiçek, 2005’te Bursa Bozöyük’le Kürtlere yönelik linç giriflimi gerçeklefltirildi¤inde de bunu yine “vatandafl tepkisi” olarak getiren ve meflrulaflt›rmaya çal›flan ilk isimlerdendi. Ayn› günlerde, sar›-k›rm›z›-yeflil renklerdeki bayra¤› Erdo¤an taraf›ndan “illegal örgüt bayra¤›” ilan edilen DTP, partilerini kapatma tehditleri eflli¤inde gelen bu sald›r›lar› meflrulaflt›rma çabalar›n›, “kapatman›n zemini haz›rlanmak isteniyor” olarak yorumlay›p, illegal bayrak iddias›n› ise “trafik lambalar› da m› illegal” sözleriyle cevapl›yordu. (Hasip Kaplan, 28 Kas›m Günlük)

S›n›fsal Yaklafl›m EYLEME KATMA, EYLEM‹ KATLAMA VE EYLEMLE KANATLANMA 25 Kas›m grevine giden kamu emekçilerini, “Eylemlerinin neticesine katlan›rlar” sözüyle tehdit eden Tayyip Erdo¤an ve “Eylem masum bir hak eylemi de¤ildir, iyi niyetle ba¤dafl›r yan› yoktur” diyen genel baflkan yard›mc›s› Hüseyin Çelik, al›fl›k olunmayan bir tutum sergilemiyordu ama dünü ve gerçekleri unutanlar için gerekli bir uyar›ya neden olmufllard›. Asl›nda yaln›zca dün için de¤il, geliflmelerin tam içinde ve ortas›nda, “demokrasi” testinden geçen AKP hükümetini çözmek hiç de zor say›lmazd›… Daha bir buçuk y›l önce 1 May›s için direnifl haz›rl›¤› içindeki iflçi s›n›f›na, “Ayaklar bafl olursa k›yamet kopar” diye sald›ran, bafl›ndan beri iflçi-köylü bütün direniflçilere, muhalif bütün kesimlere en sert ve galiz ifadelerle yaklaflan da onlard›. Nitekim henüz birkaç gün önceki (05.12) konuflmas› esnas›nda “hak ve taleplerini” hayk›ran Tekel iflçileri de “f›rça” darbelerinden nasibini alanlar aras›na kat›lm›flt›. Kald› ki hak ve özgürlükler alan›na kabaca bir göz at›fl dahi sendikal haklar, hak arama özgürlü¤ü ve demokratik haklar›n kullan›m› aç›s›ndan tablonun gittikçe kararan yüzünü fark etmeye yetecektir. O halde AKP’yi “demokratik” aç›l›mlar içerisinde, “olumlu ve etkili” ifller yapma mertebesine yükseltenlerin kulland›¤› bafll›ca ar-

güman olan “askere tav›r” olay›n›n kafalar› tütsüleyen, gözleri boyayan esprisi nedir diye tekrar ve tekrar sorman›n yarar› vard›r. “Ergenekon” dosyas›yla hem mesafe al›p hem de neredeyse her fleye çözüm ve yan›t arar bir tarz tutturan AKP’nin iflini hangi husus kolaylaflt›rmaktad›r? Bu sorular›n yan›t›n› verebilmek için askerin/ordunun bu ülkedeki konumu/rolü ve prati¤i üzerinde durmak gerekecektir. Bu durum kitlelerde öyle yer edinmifl, öyle izler b›rakm›flt›r ki askere yönelik (görünen) her türlü tasarruf, olay›n içyüzüne bak›lmaks›z›n büyük bir sempati uyand›rmakta, hayretlerle karfl›lanmaktad›r. Konuyu çarp›tan, farkl› düzlemlerde sunan AKP ve iflbirlikçilerini güdüleyen düflünce elbette farkl›d›r ama olaya çanak tutan ve etkilenen kesimler bak›m›ndan meselenin püf noktas› buradad›r. Bu durumun t›pk› orduya bel ba¤lama hadisesi gibi kendine/halka güven sorunuyla dolays›z ba¤lant›s› üzerinde mutlaka durulmal›d›r. Ergenekon operasyonu kapsam›nda gelifltirilen atraksiyonlar sürmektedir. Eski göz alt›l›, tutuklamal› dalgalar›n yerini flimdilik “ifade alma” yöntemi alm›flt›r. Bu sayede yine hem tabana hem de as›l ve sahte düflmanlara mesaj verme yolu seçilmektedir. Onlar›n gerçek mesajlar›n› deflifre etmek ve kitleyi bu

Linç giriflimlerinin, Kürtlere karfl› (görüntüde de olsa) “yumuflak” üslup terk edilerek, tüm Kürtler hedef gösterilerek savunulmas›, buna paralel olarak Öcalan’›n ‹mral›’daki koflullar›n›n a¤›rlaflt›r›lmas›, beraberinde “AKP art›k Kürt meselesine dönük gerçek niyetini, Kürtlere nas›l bakt›¤›n› gizleme gere¤i duymuyor” izlenimi yarat›yor. Böylece, asl›nda daha bafl›ndan itibaren Ulusal Hareket’in tasfiyesi oldu¤u bilinen “Kürt aç›l›m›”ndaki göstermelik “demokratik” yaklafl›m da terk ediliyordu. Fiili sald›r›lara eklenen sanal ortamdaki sald›r›lar›n s›n›r tan›mazl›¤› ise, ›rkç›-floven dalgay› t›rmand›rmaya hizmet etmenin yan› s›ra, faflist zihniyete tan›nan özgürlü¤ün ne kadar s›n›rs›z oldu¤unu da göstermektedir. ‹lerici, devrimci ve yurtsever sitelerin yay›nlar›, duyulan en küçük bir “rahats›zl›k” nedeniyle, mahkeme kararlar› ile kapat›l›rken, Kürtlere karfl› aç›k aç›k silahlanma ça¤r›s› yapan, parçalanm›fl gerilla cesetlerine yer verilen, an›nda silahl› yüz bin kifliyi harekete geçirebileceklerini iddia eden, Kürt siyasetçileri aç›k hedef gösteren, linç giriflimi görüntüleri eflli¤inde Kürtlere a¤za al›nmayacak küfürler eden vb. vb. yay›nlar içeren bu siteler yay›n hayatlar›n›, s›rtlar›n› ›rkç›-floven dalgaya ve bu dalgay› yaratan-körükleyenlere dayayarak sürdürmekteler…

“Ayd›nlar” da saflar›n› netlefltiriyor Linç kampanyas›, ‹zmir’den sonraki günlerde, Çanakkale Bayramiç’te, 2 bin kiflilik faflist toplulu¤un, Kürtlerin oturduklar› evlere sald›rmalar› ile, son günlerin ikinci büyük ölçekli sald›r›s› ile sürdü. Bunu ülkenin baflka baflka yerlerindeki irili ufakl› sald›r›lar (devletin DTP’lilere dönük sald›r›lar› eflli¤inde) izlemeye devam ediyor. Bayramiç’teki sald›r›n›n da yine devlet erkan› (ve de bilumum temsilcisi-destekçisi) taraf›ndan savunulmas› “kaç›n›lmaz” oldu ve Çanakkale valisi durumu “gençlerin taflk›nl›¤›” olarak nitelendirdi. MHP ve CHP’nin ›rkç›-floven dalgay› sahiplenme, onun da ötesinde k›flk›rtmada baflrolü kimselere kapt›rmama tutumlar›na ayr›n-

yönde ayd›nlatmak, eylemin tesir gücü nedeniyle çok önemlidir. TSK’n›n en üst kademesinde yer alm›fl generallerin toplu biçimde ifadeye ça¤r›lmas›, ses getiren, yank› uyand›ran bir harekettir. Ancak alt› bofl, ayaklar› yere basmayan ve yasak savma cinsinden bir “gösteri” oldu¤u görülmelidir. Darbeler ve ordu konusundaki samimiyeti defalarca test edilmifl bulunan mevcut hükümetin (öncekilerden farks›z biçimde) bu olaydaki tutumunun k›sa vadede dahi etkili olmas›na izin vermemek gerekir. Bir zamanlar›n kudretli ordu komutanlar›n›n “s›radan” bir san›k gibi saatlerce ifade verme pozisyonu, “kutsal devlet ve ordu” büyüsünden ç›kamayanlar›n akl›n› bafl›ndan almaktad›r. “Darbe” temas› üzerinde flekillenen Ergenekon operasyonunda, tam da bu fiilin merkezinde (esas aktörler) görülen generallerin serbest b›rak›larak (öncekiler de hastal›k bahanesiyle serbest) bir tür aklama ifllemine tabi tutulmas›, davay› temelsiz b›rakm›flt›r. Ancak davan›n oluflturma ve yürüme biçimi, esas temelin/amac›n belli reorganizasyondan baflka di¤er klik ile mücadelede sindirme, geriletme ve koz kayna¤› yaratma oldu¤unu gösterdi¤i için, görünürdeki temelin çökmesi üzerinde durulmamaktad›r. Kendisinin bafla ç›kma umudunu yitirenler ve bu ba¤lamda iflçi ve emekçi kitlelerin gücüne inanc› da kalmayanlar aç›s›ndan filler aras›ndaki tepiflmeden medet ummak elbette hazindir. Ezilmenin alas›n› yaflama koflullar› böylelikle daha pervas›z bir zemine kaymaktayken, bunun ay›rd›nda olamama hali geri dö-

t›l› olarak girmeye bile gerek yoktur. Çünkü herkesçe yeterince malumdur. Devletin-hükümetin, muhalefet partilerinin yandafl medyay› da yanlar›na alarak, halk y›¤›nlar› içinde yaratma gayretine girdikleri bu tehlikeli t›rman›fla, kimi “ayd›n”lar›n dahil olmamas› da elbette düflünülemezdi! ‹zmir’deki halk› topyekun faflist ilan eden yaklafl›mlara (ki, bir kentin halk›n› topyekun faflist ilan etmek yanl›flt›r) karfl› ç›k›l›yormufl gibi yap›larak, biraz dikkatli bak›ld›¤›nda sald›r›y› gerçeklefltiren toplulu¤a dönük faflist tan›mlamas›na (bu tan›mlama ise do¤rudur) karfl› ç›k›l›yor bu “ayd›n”larca ve böylelikle buram buram egemen ulus milliyetçili¤i kokmalar›n›n önüne kendileri dahi geçemiyor. Bu yaklafl›mlar› ise onlar› da yaz›n›n giriflinde konulan “sayg›n” konuma yerlefltiriyor.

Aç›l›m yeni halkalarla sürüyor “Kürt aç›l›m›” özgülünde bu geliflmeler yaflan›rken, CHP’nin bindi¤i dal› kesercesine (iyi ki) yaratt›¤› kriz de di¤er gündemlere paralel olarak güncelli¤ini koruyor. AKP ise akl›nca kesilen dala binmeye çal›fl›yor. En az›ndan bunun hesab›n› yap›yor. “Dersim krizi AKP’nin Alevi aç›l›m›na yarad›” yorumlar›n› do¤rularcas›na, “yasakl›” Dersim ismi, bizzat Erdo¤an taraf›ndan (ve daha baflkalar›) telaffuz ediliyor, AKP bu krizi Alevi tabana yay›lman›n olana¤›n› alabildi¤ine kullanma e¤iliminde oldu¤unu saklama gere¤i duymuyor. Ancak genifl Alevi y›¤›nlar bu oyuna pek de kanacak gibi görünmüyor. Alevi oluflumlar›, Alevilerin Kad›köy’de yüzbinlerin üzerinde bir kitleyle yapt›klar› mitingde dile getirilen taleplerin söz konusu bile edilmeyerek görmezden gelindi¤ini vurgulayarak, CHP’den topluca istifa eden Alevileri, AKP’nin tuza¤›na düflmemeleri yönlü “ya¤murdan kaçarken doluya tutulmamal›” sözleriyle uyar›yorlar. Ayr›ca tepkilerini bir kez daha 13 Aral›k’ta yap›lacak miting ile dile getirmeye haz›rlan›yorlar. Aç›l›m enflasyonuna eklenmeye çal›fl›lan son halka ise “Roman aç›l›m›” olarak sunulmaya çal›fl›l›yor. Toplumun ezilen-horlanan

nüflü çok zor olan bir süreç do¤urur ki, beli do¤rultmak için uzun bir zamana ihtiyaç olaca¤› tabiidir. Zaten derlenip toparlanma dönemini baflka bir safhaya ulaflt›rma derdinde olanlar›n nas›l bir durumla karfl› karfl›ya oldu¤unu daha iyi görmek gerekecektir. Ölü topra¤› atma sürecini tamamlamak için “etkili/güçlü” eylemler dizisine ihtiyac› olan iflçi ve emekçi kitleler bak›m›ndan 25 Kas›m’›n önemi ve getirileri ortadad›r. Kamu emekçileriyle s›n›rl› olsa da “k›smi” düzeydeki bir “genel direnifl”in yaratt›¤› sonuçlar iyi okunmal›d›r. Konu emekçi hareket, konu kitlesel mücadele hatta konu herhangi bir biçimde ama gerçek manada kitle muhalefeti/direnifli oldu¤unda egemen s›n›flar›n tavr› ve politikas› bütün ç›plakl›¤›yla ortaya serilmektedir. Öncekilerle beraber AKP’nin de Kürt halk›n›n soka¤a döküldü¤ü her süreçte yaflad›¤› panik ve korkunun do¤urdu¤u hezeyana bu günlerde Öcalan’›n hücre koflullar› vesilesiyle tan›k olunmaktad›r. fiimdi 25 Kas›m’›n bir zincire halka olup olamayaca¤›n›n kavgas› verilecektir. Bundan önceki dönemlerde genellikle bu ve benzeri direnifllerin devam›n›n getirilmesi mücadelesinden egemen s›n›flar kazançl› ç›km›fllard›r. Bu durumun özellikle yak›n dönem aç›s›ndan yaratt›¤› sonuçlar›n bafl›nda, barikat›n sürekli daha geri bir mevziden kurulmas› gelmektedir. O nedenle de çapl› ve etkili, dolay›s›yla da süreklilik kazanabilecek bir hareket örgütlemenin flartlar› daha da zorlaflmaktad›r. Ne var ki direnifl flartlar›n› sürekli “kolaylaflt›rmak” düzenin

kesimleri s›ralamas›nda, egemenler taraf›ndan en üst s›ralara yerlefltirilmifl olan, yasal düzenlemelerde dahi ayr›mc›l›¤› iliklerine kadar yaflayan Romanlar›n bu aç›l›ma yaklafl›mlar›n›n ne olaca¤›n› ise önümüzdeki günlerde görece¤iz. Ancak Romanlar, uzun bir tarih boyunca oturduklar› Sulukule’de evlerini bafllar›na y›kanlar›n, kendilerini k›fl›n ayaz›nda soka¤a atanlar›n kimler oldu¤unu eminiz henüz unutmam›fllard›r.

Egemen s›n›flar› hayal k›r›kl›¤› bekliyor “Kürt aç›l›m›”nda yaflanan fiyaskoya ra¤men, yeni aç›l›m hamlelerinin gündeme gelmesi, AKP’nin pozisyonunun giderek tehlikeye düfltü¤ünün de iflareti olmaktad›r. Yap›lan kamuoyu yoklamalar› AKP’ye deste¤in düflüflünü sürdürdü¤ünü göstermektedir. Ülke içinde gündeme gelen bu bir dizi hamle, Ortado¤u’da ziyaretlerle sürdürülmeye çal›fl›lmas›, yitirilen destekle alakal› oldu¤u kadar, Erdo¤an’›n 7 Aral›k ABD ziyareti ile de yak›ndan alakal›d›r. Hatta bu ziyaret önceliklidir. Verilen görevlerin yerine getirilip getirilmedi¤inin rapor edilece¤i ziyaret için eksik kalan görevler tamamlanmak istenmektedir. Pozisyonunu yitirmemesi de buna ba¤l›d›r. Ayr›ca “ifllerin iyi gitmesi” kendileri kadar, hatta daha fazla, emperyalist efendilerinin de beklentisidir. Çünkü küresel gidiflat önümüzdeki y›l emperyalistleri ve de onlar›n uzant›lar›n› büyük hayal k›r›kl›klar›n›n bekledi¤i göstermektedir. The Economist dergisi geçti¤imiz günlerde bu hayal k›r›kl›¤›na dikkat çekiyor ve Türkiye, Rusya, Çin, Malezya, Filipinler gibi ülkeleri “sosyal isyan ihtimali yüksek oranda riskli ülkeler” olarak veriyor. (28.11. 09 Cumhuriyet) Bunun ülke egemen s›n›flar› da uzunca zamand›r fark›ndalar. Irkç›-floven dalgaya paralel olarak, toplumsal muhalefetin tüm kesimlerine dönük sald›r›lar›n› art›rmalar›n›n, memurlar›n›n grevi karfl›s›nda panikleyerek, tehditler savurup “yasad›fl›” ilan etmelerinin nedeni de bu, sosyal isyan riskinin büyümesine karfl› duyduklar› korkudur. Ama bu korkudan kaç›fl yok. Çünkü korktuklar› er-geç bafllar›na gelecek!

ola¤an ak›fl› gere¤idir. E¤er ola¤an hali zorlayan geliflmelerden söz ediyorsak durum daha da elveriflli demektir. Bunun kendini en s›radan ifade etti¤i koflullar kriz dönemlerinin eseridir. Alan›nda ünlü, finans ve politika dergisi The Economist’in özel say›s›nda (23.11), Türkiye’yi dünyada sosyal patlama ihtimali “en yüksek” ülkeler aras›nda saymas› ve ekonomik kriz nedeniyle çat›flmalar›n “artaca¤›ndan” bahsetmesi dikkat çekicidir. Bunu “malumu ilan” haline getirmenin yolu 25 Kas›m’›n ifllevsel gücünü de¤erlendirmekten geçmektedir. Bunun için elbette pratik ad›mlar atmak esast›r. Ne var ki pratik ad›mlar›n neler olaca¤› kadar nas›l at›laca¤›na dair de 25 Kas›m önemli dersler sunmufltur. Dolay›s›yla de¤erlendirme önceli¤i, öncesi ve esnas›yla 25 Kas›m sürecine verilmelidir. Buna kalk›flt›¤›m›zda ilk olarak alt› çizilmesi gereken husus, grev isimli silah›n gücüdür. Demek ki s›n›f›n bu en önemli silah›, alan mücadelesinin merkezinden uzaklaflt›r›lmamal›d›r. ‹kinci husus kitlesellik olgusudur. Bir anlamda koflullar›n dayatmas›yla Kamu-Sen’i de içine alan eylemin çap› ve bu manada etki gücü ortadad›r. Bu tip eylemlerin en genifl kitleyi harekete geçirmesi kayd›yla ifllevli olaca¤› bir kez daha görülmüfltür. Bu durum üçüncü önemli husus olan “birlik” sorununa belli bir derinlik kazand›rmal›d›r. Devrimci, demokrat, ilerici güçler aras›ndaki “birlik” sorununun önemi kendini en yak›c› sonuçlar›yla göstermifltir. Asgari bir zemin yakalama flartlar›, s›n›f mücadelesinin bu tansiyonda yürüdü¤ü koflullarda her zaman vard›r.

Nihayet en kritik ders önderlik sorunuyla ilgilidir. Bütün eylemler ama özellikle bu çapta hareketlerin yönetiminde, verece¤i mesaj ve e¤itim konular›nda önderli¤in tayin edici role sahip oldu¤u bir kez daha görülmüfltür. Eylem içerisinde e¤itim olgusunun mücadeledeki yeri çerçevesinde di¤er bütün ç›kar›mlar›n önemi vard›r ama hangi dersin verilece¤ini hiç kuflku yok ki önderlik mekanizmas› belirleyecektir. Bunun için s›n›fa önderlik sorununu oda¤›na almayan hiçbir hareketin uzun vadede kal›c› mevziler elde etme flans› olmayacakt›r. Düne kadar krizin te¤et geçece¤ini söyleyenler flimdi de gitmekte oldu¤u (hatta gitti¤i) yalan›na sar›l›yorlar. Kriz olgusu mevcut sömürü düzeninde yaln›zca hararetin biraz daha yükselme anlar›na iflaret etmektedir. Yar› sömürge yar›-feodal ülkelerin çeliflkilerdeki derinlik, keskinlik ve yo¤unluk bak›m›ndan özel durumlara ihtiyac› olmad›¤›, her türlü tart›flman›n üstündedir. De¤erlendirmeyi ama özellikle de mücadeleyi, göreceli bir tart›flma haline getirilen kriz olgusuna endekslemenin egemen s›n›flarca da benimsenen bir tutum oldu¤una kuflku yoktur. Tayyip “neticeye katlanmak”la tehdit etmiflti. Eyleme kat›lan milyonlar büyük bir coflkuyla bunun yan›t›n› verdiler. fiimdi daha genifl kitleleri eyleme katma, direnifli bütün platformlara yayarak mücadele gücünü katlama ve s›n›f mücadelesinin di¤er dinamikleriyle buluflarak kanatlanma zaman›d›r.


‹flçi-köylü 4

‹flçi/köylü

11-24 Aral›k 2009

“Ekmek, zeytin yiyerek direnifli sürdürece¤iz!” Esenyurt’ta yüz takvim yapra¤›n› deviren bir direnifl, a¤›r a¤›r yoluna devam ediyor. AKP’li Esenyurt Belediyesi taraf›ndan sendikadan istifa etmedikleri gerekçesiyle ç›kar›lan iflçilerin direnifli yüz günü geride b›rakt›. Belediye-‹fl 2 No’lu fiube önderli¤inde insanca yaflanacak bir ücret ve sendika hakk› isteyen iflçiler buna tahammül edemeyen Belediye Baflkan› Necmi Kad›o¤lu taraf›ndan iflten ç›kar›ld›, bask› ve sald›r›lara maruz kald›. Buna karfl›l›k iflçiler de sendikalar›na sahip ç›karak direnifle geçti. ‹fllerine sendikal› olarak geri dönmek isteyen iflçiler, belediye karfl›s›na açt›klar› pankartlar›n›n alt›nda direnifllerini sürdürüyorlar. Her hafta bir eylem gerçeklefltiren iflçiler düzenledikleri etkinliklerle dayan›flmay› yükseltiyor. Direnifllerinin yüzüncü gününü kamu emekçilerinin grevine kat›larak kutlayan iflçiler mücadeleyi soluksuz sürdürüyor. Esenyurt’ta faaliyet yürüten devrimci ve ilerici kurumlarla birlikte bir platform kuran iflçiler gelecekten umutlu, kazanacaklar›ndan emin. ‹flçi-Köylü gazetesi olarak direnifli örgütleyen Belediye-‹fl Sendikas› 2 No’lu fiube Baflkan› Hasan Gülüm’e direniflin geldi¤i noktay› ve son geliflmeleri sorduk - Direnifl yüzüncü gününü geride b›rakt›. Gelinen aflamay› nas›l de¤erlendiriyorsunuz? Hasan Gülüm: Direniflimizin 108. günündeyiz. Bugün bir toplant› yapt›k iflçilerle. Geldi¤imiz nokta üzerinde durduk. Bu noktada direniflin iflveren üzerinde neden etkili

“Gökten tafl da ya¤sa direnece¤iz!” Tuzla Tersane Bölgesi’nde kurulu bulunan G‹SB‹R Baflkan Vekili Kenan Torlak’›n sahibi oldu¤u TORGEM Tersane bünyesindeki Net Denizcilik Tafleron fiirketi’nde çal›flan 25 iflçi, 4 ayd›r haklar› gasp edildi¤i için direnifle ç›km›fllard›. Tersane iflçilerini, direnifllerinin 24. gününde (4 Aral›k’ta) ziyaret ettik. ‹flçiler, direniflteki kararl›l›klar›n› flu sözlerle vurguluyorlar; “Gökten tafl da ya¤sa direnece¤iz!” Geçti¤imiz günlerde 5 günlük açl›k grevi yapan iflçiler, açl›k grevini ve sonras›nda gelen bayram sürecini de¤erlendiriyor; “5 gün dönüflümlü açl›k grevi yapt›k ve ard›ndan bayram sürecine girdik ama bizler gene aç›z, çünkü param›z yok! Yani grev olmasa da açl›k durumumuz devam ediyor.” Haklar›n› alana kadar direnifl yerlerinde seslerini yükseltmeye devam edeceklerini söyleyen iflçiler, kap›n›n önünde sözlerini, “Ücret hakt›r, gasp edilemez”, “Gökten tafl da ya¤sa direnece¤iz” sloganlar› ile sonland›rd›lar. (Kartal)

olamad›¤›n› konufltuk. Neden iflveren taleplerimize cevap vermiyor, direnifli hangi biçimlerde sürdürürsek bunu yapabiliriz diye tart›flt›k. Biz direniflin kamuoyunda ses getirdi¤ini düflünüyoruz. Bu konuda bir sorun yok. Esenyurt’ta direniflin baflar›ya ulaflabilmesi için bölge halk›n›n belediye üzerinde bask› kurmas› gerekiyor. Önümüzdeki günlerde buna dönük çal›flmam›z olacak. ‹flçiler mahallelerde her hafta bir eylem yaparak insan›m diyen herkesi belediye üzerinde bask› kurmaya ça¤›racak. Hafta sonlar› güçlü eylemlerle sonuç almaya çal›flaca¤›z. Bu süreç bizim aç›m›zdan Esenyurt’taki sendikas›z iflçileri örgütlemekle geçecek. Önümüzdeki aylarda faaliyetimizin esas olarak flekillenece¤i zemin bu olacakt›r. Bu nedenle bir süre genifl kamuoyuna yans›yandan

Kararl›y›z! K›rklareli’nin De¤irmencik Köyü mevkiinde bulunan Apre Boya Fabrikas›’nda çal›flan 30 iflçi, iki ayd›r maafl alamad›klar› için 26 Kas›m’da, ifl b›rakma eylemi yapt›lar. Fabrika önünde eylemlerini devam ettiren iflçileri, kolluk kuvvetleri ablukaya ald›. Direniflte kararl› olan iflçiler bask›lara boyun e¤meyeceklerini belirttiler. (H. Merkezi)

Direniflte kararl› olanlar kazand› ‹stanbul-Maltepe’de toplu konut inflaat›nda çal›flan iflçiler, Kurban Bayram› gelmesine ra¤men paralar›n›n ödenmedi¤ini belirterek 26 Kas›m Perflembe günü flantiye alan›nda bir araya geldiler. ‹flçiler, maafllar›n›n derhal verilmesini isteyerek flantiye alan›ndaki flirket yetkililerinin kulland›klar› 3 konteyn›r› atefle verdi. 10 iflçi ise binan›n çat›s›na ç›karak eylemi devam ettirdi. ‹flçilere ücretlerinin en k›sa zamanda ödenece¤i sözünün verilmesinin ard›ndan iflçiler eylemi sonland›rd›. (H. Merkezi)

Emekçinin gündemi Zafer; örgütlenen, birleflen ve direnen emekçinin olacak! Baz› çevrelere göre son 40 y›l›n en büyük emekçi grevi olarak dillendirilen 25 Kas›m büyük emekçi grevi, asl›nda birçok noktas›yla de¤erlendirmeye tabi tutulmay› hak ediyor. ’70 sonlar› ve nihayetinde 24 Ocak kararlar› ile emekçilerin h›zla yoksullaflt›¤› co¤rafyam›zda; ’90’l› y›llar›n bafllar›ndan itibaren yükselen hak arama mücadelesi, yasaklara ve mühürlere ra¤men devrimci irade ile konfederasyon kurulmas›na kadar uzanan bir dizi süreç izlemifltir… “Benim memurum iflini bilir” deyifli; dönemin Cumhurbaflkan› Özal’›n, neo-liberal

politikalar›n yaratt›¤› tahribat› örtbas etmek için aymazca kulland›¤› argümanlardan birisi olmufltu. Mevcut yasalar taraf›ndan örgütlenme ve grev hakk› daima faflizan bask› alt›nda tutulmufl olan emekçilerin, özellikle ’95 sürecini izleyen y›llarda mücadelesinin ivmesi yükselmifltir. Son y›llarda adeta “dan›fl›kl› dövüfl” halini alan Toplu Görüflmeler, emekçiler nezrinde meflruiyetini çoktan yitirmifl, siyasi iradenin gerçek yüzü apaç›k ortaya ç›km›flt›r. ’80 Askeri Faflist Cunta’s›n›n faflizan yasalar› ile ve Milli Güvenlik saf-

ziyade iflvereni s›k›flt›racak bir faaliyet ön görüyoruz. ‹flçi arkadafllarla bunun üzerine bir karar ald›k. Komitelerimizi kurduk. Önümüzdeki hafta çal›flmaya bafllayacaklar. Biz bir taraftan da delege seçimleri yap›yoruz. Bu seçimlerden birini de orada yapt›k. - Sendikan›n ifle iade talebiyle yürüttü¤ü bir de hukuki süreç var. - Evet bunlarla birlikte bir de hukuki süreç iflliyor. ‹flverenin iflçileri haks›z yere sendikal› olduklar› için att›¤›n› ispatlamam›z gerekiyor. Türkiye’deki temel yasalar ifle iadelerde iflçilerin lehine sonuçlansa da sendikalar›n örgütlenmesini engellemek üzerine kurulmufltur. Bu yasalara göre sendikal› oldu¤unuz için iflten at›ld›¤›n›z› ispat etmek zorundas›n›z. Biz bunun için çaba sarfediyoruz. ‹flveren içeride çal›flan iflçileri flahit göstermeye çal›fl›yor. ‹flten ç›kard›¤› iflçileri sendikadan de¤il ifle gelmedi¤i için ç›kard›¤›n› ispatlamaya çal›fl›yor. Yedi iflçi ça¤›r›ld›. Yedisi de geldi. ‹flçiler arkadafllar›n›n sendikal› olduklar› için iflten ç›kar›ld›klar›n› söyledi. ‹flyerinde yetki alamam›za ra¤men iflçiler böyle bir tutum gösterdi. Buna iflçilerin d›flar›daki direnifl baflar›s›zl›¤a u¤rarsa s›ran›n kendilerine gelece¤ini düflünmeleri neden oldu. ‹flçiler flu anda Belediye Baflkan›n›n yapt›¤› her dav-

ran›fl›, her konuflmay› de¤erlendirmeye çal›flarak mahkemeye sunuyorlar. 15 Aral›k’ta duruflmam›z var. Bu duruflmada iflçilerin haks›z yere iflten at›ld›klar›n› ispatlamay› hedefliyoruz. Bu da iflçilerin ifle iadesi demektir. -Direnifl iflçiler üzerinde nas›l bir de¤iflim yaratt›? - Yüzlü günlerden sonra direnifllerde genel olarak bir düflme görülür. Ancak Esenyurt’ta böyle bir durum söz konusu de¤il. 16 arkadafl›m›z›n 14’ü her gün direnifl yerindeler. ‹ki arkadafl›m›z maddi s›k›nt›lardan, yol paras›n› bulamad›¤› için direnifl yerine gelemiyor. ‹flçiler “buraya gelecek kadar paray› buldu¤umuzda ö¤len ekmek zeytin yiyerek direnifli sürdürece¤iz” diyorlar. Sendika olarak elimizden geldi¤ince ekonomik sorunlar›n çözümüne yard›mc› olmaya çal›fl›yoruz. Direniflin baflar›s› esas olarak iflverenin geri ad›m atarak ifle iadelerin sa¤lanmas›d›r. Bunun yan›nda iflçilerdeki de¤iflimin de önemli oldu¤unu düflünüyoruz. ‹flçilerde iflçi olma dedi¤imiz bilinç bu direnifl içinde geliflirse bunun da önemli bir kazan›m oldu¤una inan›yoruz. ‹flçilerin hemen hepsi AKP, MHP gibi partilere oy verenlerdir. Bu partilerden etkilenmifllerdir. Direniflle birlikte bu partilerin hiçbirinin yanlar›nda olmad›¤› bilinci geliflmeye bafllad›. As›l dostlar›n›n kim oldu¤unu ö¤rendiler. Bu düflünce belli bir bilinç oluflturdu. Bizim hedeflerimizden biri de budur. Her toplant›m›z›n bir saatini de bunlar› tart›flarak geçiriyoruz. (‹stanbul)

25 Kas›m’dan haberler Artvin Grev, Halkevi Caddesi’nden flehir merkezine kadar olan yürüyüflle bafllad› ve ard›ndan yaklafl›k 150-200 kiflinin kat›ld›¤› bir bas›n aç›klamas› yap›ld›. Bas›n aç›klamas›ndan önce flehir merkezine kurulan kolonlardan emek, bar›fl ve özgürlük türküleri çal›nd›, halaylar çekilip, horonlar oynand›. S›k s›k grevin iflçi ve emekçilerin dü¤ün günü oldu¤u vurguland›. Yar›m saat boyunca yol büyük oranda trafi¤e kapat›ld›. Bas›n metnini KESK ad›na Artvin E¤itim-Sen Baflkan› Seyfettin Alt›kulaç okudu. Alt›kulaç, toplu sözleflme haklar›n›n tan›naca¤› zamana kadar mücadeleden vazgeçmeyeceklerini vurgulad›. Aç›klamada s›k s›k “Savafla de¤il, e¤itime bütçe”, “Sendika hakk›m›z, grev silah›m›z”, “Biz çocuklar›m›za onurlu bir yaflam b›rak›yoruz! Ya siz?”, “Yaflas›n devrimci dayan›flma” vb. sloganlar at›ld›. Greve birçok kitle örgütü destek verdi. Biz de YDG olarak grev alan›ndaki bas›n aç›klamas›nda yerimizi ald›k. (Artvin YDG)

Çanakkale 25 Kas›m günü emekçilerin eylemine GençSen olarak destek verildi. Merkez ‹lkö¤retim Okulu’nun önünde toplanan çeflitli sendika ve sivil toplum örgütleri buradan Cumhuriyet Meydan›’na yürüyüfle geçti. Genç-Sen kitlesi de yürüyüfl kortejinde yerini ald›. s›k s›k “Genç-Sen hayk›r, sendika hakt›r”, “Paras›z e¤itim, paras›z sa¤l›k” ve günün önemine dair de “Jin jiyan azadi” slogan› hep bir a¤›zdan hayk›r›ld›. (Çanakkale YDG)

Malatya

25 Kas›m grevine kat›ld›klar› gerekçesiyle çeflitli illerde emekçilere soruflturmalar aç›ld›. Hükümet grev öncesinde ifl b›rakma eylemini “kanund›fl›” ilan edip tehditlerde bulunmufltu. Grevin ard›ndan harekete geçen ‹l Milli E¤itim Müdürlükleri 25 Kas›m günü mazeretsiz flekilde ifle gelmeyen e¤itim emekçilerinin tespitine giriflti ve tespit edilen ö¤retmenlere soruflturma aç›ld›. Tekirda¤’da ifle gelmedikleri tespit edilen 400 ö¤retmen hakk›nda soruflturma aç›l›rken Manisa’da da ifle gelmedi¤i tespit edilen 1425 ö¤retmen için Manisa ‹l Milli E¤itim Müdürlü¤ü soruflturma bafllatt›. Yine Zonguldak Çaycuma ‹lçe Milli E¤itim Müdürlü¤ü Erdo¤an’›n “gereken yap›l›r, sonuçla-

r›na katlan›rlar” tehdidini okullara gönderdi¤i “ö¤retmenler hakk›nda gereken yap›ls›n” talimat›yla yaflama geçirdi. Aç›lan soruflturmalara baflta E¤itim-Sen olmak üzere çeflitli emek örgütleri ve kamuoyunun tepki göstermesi üzerine Milli E¤itim Müdürlükleri soruflturmalar›n mevzuat gere¤i aç›ld›¤› aç›klamas›nda bulundular. Kamu emekçilerinin 25 Kas›m’da gerçeklefltirdikleri bir günlük ifl b›rakma eyleminin ard›ndan aç›lan soruflturmalar›n yasalara ayk›r› oldu¤unu savunan E¤itim-Sen, A‹HM kararlar›n› uluslararas› yasalar› ve pek çok Dan›fltay karar›n› örnek göstererek hükümetin çabas›n›n bofla oldu¤unu savundu. (Ankara)

Do¤algazda gelecek

gelen do¤algaz, yoksul halk›n cebini yakmaya devam ediyor. Petrol ve döviz fiyatlar›ndaki art›fl› gerekçe gösteren do¤algaz ihraçç›s› flirketler, fiyatlarda yeni düzenleme yapmak zorunda kald›klar›n› aç›klad›lar. Bu fiyat dalgalanmas›ndan yararlanan BOTAfi’da zam için kollar› s›vad›. Kamuoyunun tepkisinden çekinildi¤i için gizli tutulan zam miktar› ismi aç›klanmayan bir flirketin belgelerinde ortaya ç›kt›. Belgelere göre bu y›l ortalama 250–260 dolar civar›nda al›nan bin metreküp do¤algaz, Aral›k’ta abonelere 280–290 dolar civar›nda sat›lacak. Hazinenin kârl›l›k hedefi verdi¤i BOTAfi, yoksul, iflsiz, dar gelirli insanlar› düflünmeksizin do¤algaz fiyatlar›n› tavana vururken tüketici bu k›fl daha fazla üflüyecek. (Ankara)

Tehditleri sökmedi

y›la %50 zam Boru Hatlar› ile Petrol Tafl›ma Afi (BOTAfi)’nin kamuoyundan gizledi¤i ancak bas›na yans›yan belgelere göre 2010 y›l›nda do¤algaza yüzde 50 oran›nda zam karar›n›n kesinleflti¤i anlafl›ld›. K›fl aylar›na girilmesiyle birlikte dar gelirli yoksul emekçileri en çok düflündüren do¤algazda zam olacak m› telafl› bofla ç›kmad›. Geçen y›l toplam yüzde 75 oran›nda zam yap›lan do¤algaz fiyatlar›ndaki art›fla tepki gösteren tüketiciler gelecek y›l için kesinleflen yüzde 50’lik zam oran›yla sars›ld›lar. Yüksek miktarda zam oranlar›yla neredeyse kullan›m› lüks hale

satalar› ile Toplu Sözleflme ve grev haklar› tan›nmayan emekçiler için, art›k (yaflanan krizin de etkisiyle) süreç ibrenin “diyalog, beklemeci” çizgiyi çoktan aflm›fl, fiili ve meflru mücadele noktas›na kendili¤inden de olsa dönmeye bafllad›¤›n›n sinyallerini vermifltir. “Dan›fl›kl› dövüfl” oyununa ortak olmadan gerçek niyetlerini masadan çekilerek gösteren KESK, taban›ndan gelen tepkilere daha fazla duyars›z kalamam›fl, en nihayetinde içinde bar›nd›rd›¤› devrimci nüvelerin varl›¤› ve prati¤i ile bugün yürünmesi gereken çizgide üzerine düfleni yapmaya çal›flm›flt›r. Tabi ki as›l sorun 25 Kas›m grevinin daha çetin ve daha örgütlü, kararl› grev ve direniflleri yaratacak zeminde ele al›nmas› olacakt›r. Greve bu denli kat›l›m›n yük-

sek olmas› ve yarataca¤› coflkunun baz› çevrelerce tahmin edilmedi¤i ve yaratt›¤› panik eylem öncesi ve sonras› AKP kurmaylar›n›n tehditkar aç›klamalar›ndan okumak yeterli olacakt›r. Siyasi iktidar hem ekonomik olarak s›k›flm›fl hem de siyasal olarak h›zla meflrulu¤unu yitirmeye do¤ru yol almaktad›r. Mesele bu sürecin kazan›mlara kadar süreklileflmesini sa¤lamakt›r. Aksi durumda KESK aç›s›ndan yap›lan grevin hiçbir anlam› kalmayacak, emekçileri kendi kaderine terk etmifl olman›n, taban›n tepkilerine balans ayar› çabas› do¤rulanacak ve hesab› zor ödenecek bir yükümlülü¤ün alt›na girilmifl olacakt›r. Topyekün emperyalistlerin ve yerli uflaklar›n›n sald›r›lar›na emekçiler cephesinden ö¤retmeniyle,doktoruyla,mühendisi ile,

Türk Kamu-Sen’e ba¤l› Ulafl›m-Sen ve KESK’e ba¤l› BTS, gece 24.00’den itibaren ifl b›rakma eylemine bafllad›. Malatya Gar›’nda toplanan sendika temsilcileri, ifl b›rakt›klar›n› aç›klarken, makinistler de kontak kapatt›. KESK’e ba¤l› sendikalar SES binas› önünde toplanarak, Soykan Park›’na kadar davul-zurna eflli¤inde “Toplu sözleflme hakk›m›z, grev silah›m›z”, “Direne direne kazanaca¤›z”, “Kurtulufl yok, tek bafl›na, ya hep beraber ya hiçbirimiz” sloganlar›n› atarak yürüdüler. Yoldan geçen vatandafllar da araç kornalar›n› çalarak ve alk›fllayarak, sendika üyelerine destek verdi. Ayr›ca eyleme Partizan da destek verdi. Eylem halaylar›n ard›ndan at›lan sloganlarla sona erdi.

makinisti ile…; k›sacas› üretimden gelen gücünü kullanarak hayat› egemenler aç›s›ndan felç eden bir yan›t olmufltur 25 Kas›m Grevi. Kamu Yönetimi Reformu, Personel Rejimi ile esnek çal›flmaya bir yan›t ve insanca yaflamak isteyen milyonlar›n 盤l›¤› olmufltur. Bir baflka yön ise eyleme Kamu-Sen’in dahil olmas›d›r. Tart›fl›lan yönlerini bir yana b›rak›rsak muhafazakar etkiye maruz kalan emekçiler içinde hem sendikal bilinç hem de mücadele hakk›nda kendi içinde bir dizi olumluluklar oluflturdu¤unu görmek yerinde olacakt›r. Önümüzdeki sürecin gerek krizin y›k›c›l›¤›, gerekse kölece çal›flma koflullar›n›n dayat›lmas›, emekçiler aç›s›ndan daha k›zg›n geçece¤inin önemli bir iflareti niteli¤ini de içinde bar›nd›r-

maktad›r. Gelecek sürece rengini verecek olan da hiç flüphesiz hareketin militanl›¤› ve içerisinde tafl›d›¤› politik özdür. Bu nüveleri, içerisindeki tüm yetmezli¤e ra¤men demiryolu emekçilerinin gecenin 12’sinden eyleme bafllamas›, Ankara’da emekçilerin polisle çat›flmas› göstermifllerdir. Mesele emekçilerin bu gerçekliklerinden hareketle “s›n›f sendikac›l›¤›” çizgisine sahip ç›kmalar› için örgütlemekten-örgütlenmekten geçti¤ini görmemiz ve bu sorumluluk bilinciyle iflyerlerimiz baflta olmak üzere mevcut sendikalarda çal›flmay›-örgütlemeyi emekçilerin yaflamlar›na girerek örmekten geçmektedir. 25 Kas›m grevi tüm yukarda gösterdikleriyle beraber bu anlamdaki eksikliklerimizi de oldukça net bir flekilde bizlere göstermifltir.


‹flçi-köylü 5

‹flçi/köylü

Yiyecekler de¤il Frenkefltayn emperyalist sermayedir!

26 Ekim 2009 tarihinde Geneti¤i De¤ifltirilmifl Organizmalarla (GDO) ilgili ç›kar›lan yönetmelikle beraber GDO’lu ürünler kamuoyunda tart›fl›lmaya baflland›. E¤er mesele bu ürünlerin insan sa¤l›¤›na zararl› olup-olmad›¤› ile s›n›rl› olsayd› yürütülen tart›flmalarla yetinilebilirdi. K›tl›¤a, açl›¤a çözüm, çare olmak, insan sa¤l›¤› gibi argümanlarla savunulan bu meselede her fley görüldü¤ü, söylendi¤i kadar masum de¤ildir. Biliyoruz ki gölgesinden kâr edemedi¤i a¤ac› dahi kesen, satan kapitalizm kendi ç›karlar› söz konusu olmad›¤› sürece insanl›k için k›l›n› dahi k›p›rdatmaz.

Bilim kimin için? Bu yaz›m›zda GDO’yu savunanlar›n biyoteknolojinin gelifltirilmesinden dem vurmalar›n›n üzerinde durmayaca¤›z. Çünkü biliyoruz ki, bu teknoloji halk›n yarar›na de¤il burjuvazinin ç›karlar› için kullan›lacakt›r. Bu teknoloji ile elde edece¤i ürünlere yine kendisi el koyacakt›r. Halk al›m gücünden yoksunsa bu ürünleri zaten elde edemeyecektir. K›tl›¤a çözüm olmak, halk açl›k, yoksulluk içinde yaflarken ürünleri depolarda saklamakla, tutmakla sa¤lanamaz. Toplumsal üretimden elde edilen ürünlere burjuvazinin el koymas›yla da k›tl›¤a çözüm bulunmaz. fiu durumda yeteri kadar ürün, g›da vard›r ve halk›n ihtiyac› bunlarla karfl›lanabilir. Biyoteknoloji ile yap›lacak GDO’lu üretimle k›tl›¤a, açl›¤a çözüm bulunaca¤› argüman› halka aldatmaktan baflka bir anlam tafl›m›yor.

Tohum tekellerine ba¤›ml›l›k art›yor!

Devamla belirtmek gerekir ki GDO’lar›n insan sa¤l›¤›na zararl› olmad›¤› tespit edilebilmifl de¤ildir, aksine zararl› oldu¤u yönündeki görüfllerin, belirtilerin daha güçlü oldu¤u ve inand›r›c› oldu¤u ortadad›r. Her ne kadar emperyalist tekellerin yerli sözcüleri, onlarla anlaflmal› üniversiteler ve üyeleri GDO’lar›n yararl› oldu¤unu hararetle savunuyorlarsa da bunu niçin yapt›klar› bellidir. Bu durumda bunlar›n üretimi ve tüketimi ile ilgili olumlu bir tav›r tak›nmak yerinde de¤ildir. GDO ile ilgili tart›flmalarda ortaya ç›kan fleylerden biri de ekilen ürünün tohumundan tekrardan yararlan›lamayacak olufludur. 2006 y›l›nda ç›kar›lan Tohumculuk Yasas› ile tohumlar›n kullan›m hakk›, patenti tescil eden flirkete ait olaca¤› belirlenmiflti. Böylece tohumda da emperyalist tekellere ba¤›ml›l›¤›n önü aç›lm›flt›r. Çünkü tar›m ilaçlar› ve tohumculukta emperyalist tekellerin egemenli¤i bulunmaktad›r. Örne¤in bu tekellerden biri olan Monsanto 3 binden fazla tohum türünün patentine sahip ve tohumdan tar›m ilac›na, veterinerlikten eczac›l›¤a kadar birçok flirketi bünyesinde bar›nd›r›rken dünyadaki GDO’lu m›s›r ve soya ekiminin yüzde 90’›ndan, pamuk ekiminin yüzde 60’›ndan, kanola ekiminin yüzde 50’sinden fazlas›na sahip bulunmaktad›r. (Bilgiler 8.11.2009 tarihli Birgün Gazetesinden) Ekece¤i ürünün tohumunu yeniden kullanamayacak olan köylüler her ekimde yeni tohum al›m›na gitmek zorunda kalacakt›r ve bu köylülerin tohum tekellerine ba¤›ml›l›¤›n› art›racakt›r. Ürünleri, al›nmad›¤› için tarlada kalan, ürünlere getirilen kota vb. uygulamalarla durumu giderek kötüleflen ve üretimden el çekme-

ye mecbur b›rak›lan köylüler, GDO’lu ürünlerle rekabet edemeyerek uçuruma biraz daha itilmifl olacaklard›r. Monsanto vb. flirketlerin GDO’lar› ülkesinde üretmesine izin veren Hindistan’da köylüler eskiden yerli pamuk tohumuna kilo bafl›na 7 rupi öderken flirket tohumunun kilosuna 17 bin rupi ödemek zorunda kalm›fllar. (15.11.2009 Cumhuriyet Pazar, Aktaran, Selçuk Erel). ‹lk baflta ucuz fiyata sat›l›p ba¤›ml› hale getirilen GDO’lu tohumlar›n zamanla fiyat› yükseltilmifl ve sadece zengin köylüler bu tohumu alabilmektedir. Zengin olanlar›n d›fl›ndaki köylüler ise tam bir y›k›m yaflamaktad›r. Türkiye m›s›r›n ço¤unu ABD’den ithal etmekte. M›s›r niflastas›n› flekere (früktoz flekeri) dönüfltürmek için biyoteknoloji ürünü yani GDO’lu enzimler kullan›lmakta ve bunun için dünyada y›lda 200 milyon dolarl›k enzim sat›lmakta. Türkiye’de fleker pancar›na dayal› fleker üretimi m›s›r flurubunun önünde engeldir. fieker fabrikalar›n›n özellefltirilmesi ile bu engel de kalkm›fl olacak, fleker üretimi a盤› m›s›r flurubu ile kapat›lmaya çal›fl›lacakt›r. fieker fabrikalar›nda çal›flan iflçilerin ço¤u iflsizler ordusuna dahil olurken, zaten kotayla beli bükülmüfl olan ve art›k hiç üretemeyecek olan pancar üreticisi köylüler de onlara kat›lacakt›r. Onlar bunlar› yaflarken tekeller kârlar›na kâr katarak büyüyecektir, t›pk› Monsanto adl› tekelin 2008 y›l›nda 2.01 milyar dolar kâr elde etmesi gibi…

K›tl›¤a çözüm mü? GDO’lu ürünleri savunanlar›n iddialar›ndan biri de bu ürünlerden daha fazla verimlilik elde edilece¤idir. Böylece k›tl›k içinde yaflayan insanlar›n bu durumdan kurtar›laca¤› dile getiriliyor. Bunlar üzerine baz› sorular sormak gerekir. ‹nsanlar›n g›da vb. fleylerden yoksun kalmas› bu ürünlerin azl›¤›ndan veya yoklu¤undan m›

Tütün iflçilerine gaz bombal› sald›r› Türkiye Tütün Müskirat G›da ve Yard›mc› ‹flçileri Sendikas› (Tek G›da-‹fl) Diyarbak›r fiubesi üyeleri, Tütün ‹flleme Fabrikas›’n›n kapat›lmas› karar›n› ve Yaprak Tütün ‹flletme Müdürlükleri’nde çal›flan iflçilerinin ifl akitlerinin Ocak ay› sonunda feshedilmesine tepki göstermek amac›yla Konuk Evi önünde 4 Aral›k günü bir araya geldi. Fabrikalar›n›n kapat›lmas› ve ifl akitlerine son verilmesini protesto eden Tek G›da-‹fl üyesi iflçiler s›k s›k, “Amerika ufla¤› Tayip Erdo¤an”, “Ölmek var dönmek yok”, “Al yasan› bafl›na çal” ve “‹flçiye uzanan eller k›r›ls›n” sloganlar› att›. ‹flçiler ad›na bas›n aç›klamas› yapan Tek G›da-‹fl Sendikas› Diyarbak›r fiube Baflkan› Mehmet Can Sar›,

‹fl kazalar› durmak bilmiyor * 5 Aral›k günü Ankara OST‹M sanayi bölgesinde kalorifer kazan› imal eden bir iflyerinde meydana gelen patlamada 1 iflçi öldü, 1 iflçi de a¤›r yaraland›. Yaflam›n› yitiren iflçinin üç gün önce ifle bafllad›¤› ö¤renildi. Kalorifer kazan› imal edilen “Olimpiyat Is› Makine” adl› ifl yerinde akflam saatlerinde patlama meydana geldi. Bir kalorifer kazan›n›n test edilmesi s›ras›nda mey-

Ere¤li Gemi’de iflçiler patrona geri ad›m att›rd› Ere¤li Gemi Tersanesi’nde aylard›r maafllar› ödenmedi¤i için tersanede üretimi engelleyen iflçiler, patrona geri ad›m att›rd›. 6-7 ayl›k alaca¤› bulunan iflçilere ilk ödeme gerçeklefltirildi. Haklar›n› aramak için eylem yapt›klar› için iflten ç›kar›lan 600’e yak›n tersane iflçisi, geriye dönük ücretlerini almaya

bafllad›. Verilen söz yerine getirene kadar, halen bin 500’e yak›n tafleron iflçinin çal›flt›¤› tersaneye girifl-ç›k›fllar› engelleyece¤ini aç›klayan iflçiler, tersane patronlar›na geri ad›m att›rd›. ‹flçilerden al›nan bilgiye göre, alt› haftaya yay›lan ödeme plan›n›n ilk taksidi gerçeklefltirildi. Patron, 600’e yak›n tafleron iflçiye bir ayl›k asgari ücret ödedi. ‹flçiler, ödemeler sonraki haftalarda aksarsa, tekrar eyleme geçeceklerini ifade etti.

kez Kayap›nar ‹lçesi Tesisler semtinde bulunan AKP ‹l binas›na do¤ru yürüyüfle geçmek istedi. Bat›kent Meydan›’na kadar yürüyen iflçilere polis burada da, gaz bombas› ve tazyikli su ile sald›rd›. ‹flçiler ve polis aras›nda ç›kan çat›flman›n ard›ndan iki iflçi gözalt›na al›nd›. Burada yaflanan çat›flman›n ard›ndan ara yollarda da polisin sald›r›s›yla karfl› karfl›ya kalan iflçiler, AKP ‹l binas› civar›nda da¤›ld›. (H. Merkezi)

¤ine zerre kadar önem vermedi¤ini biliyoruz. Ne teknolojiyi ne de baflka bir fleyi halk›n yarar›na de¤il kendi ç›karlar›, kâr› için kulland›¤›n› biliyoruz. Biyoteknoloji ile üretilecek GDO’lu ürünlerden (tohumundan ilac›na kadar) ç›kar› olan emperyalist tekellerdir. Bundan ç›kar› olmayan ve y›k›ma u¤rayacak olan da köylülerdir, iflçilerdir, halkt›r. GDO’lu ürünlerle insanl›¤› k›tl›ktan vb. kurtarmak gibi bir dertleri yoktur, onlar›n tek derdi daha fazla kâr elde edebilmektir. E¤er gerçekten dertleri insanl›¤› k›tl›ktan, açl›ktan kurtarmaksa var olan g›dalar› depolarda saklamaz, onlar› halka da¤›t›r ve üretimden elde edilen ürünleri topluma bölüfltürürlerdi. Bunu yapmayanlar halk› açl›ktan k›tl›ktan kurtarmak yerine onlar› her gün daha fazla açl›¤a, yoksullu¤a, sefalete mahkum etmektedirler. Bütün bunlardan hareketle GDO’lu ürünlere, hem insan sa¤l›¤›na zararlar› hem tar›mdaki üreticileri y›k›ma u¤ratmas›, tekellere ba¤›ml›l›¤› art›rmas› vb. nedenlerle karfl› ç›k›lmal›, mücadele edilmelidir. (Bir ‹K Okuru)

ZMO Baflkan› Dr. Gökhan Günayd›n, 26 Ekim 2009 tarihinde yürürlü¤e giren GDO Yönetmeli¤i’nin Dan›fltay taraf›ndan iptaline iliflkin bir bas›n toplant›s› düzenledi. “Dan›fltay karar›nda Ulusal Biyogüvenlik Yasas› ç›kar›lmadan, ilgili alan›n yönetmelik ile düzenlenilmesinin yasama yetkisinin devri niteli¤inde oldu¤u belirtilmifltir” diyen Günayd›n, “Dan›fltay, z›mnen, ilgili yönetmelik düzenlemesinin Anayasa’ya ayk›r› oldu¤unu ifade etmektedir” dedi. Yönetmeli¤in yürürlü¤e girmesinden k›sa bir süre sonra Tar›m ve Köyiflleri Bakanl›¤› taraf›ndan 20 Kas›m’da de¤ifltirildi¤ini ifade eden Dr. Günayd›n, yap›lan de¤ifliklik ile yönetmeli¤in 6, 9 ve 11. maddelerinin hükmünün uygulanmas›n›n 1 Mart 2010 tarihine ertelendi¤ini kaydetti. Günayd›n, yönetmelikte de¤ifliklikler ve Dan›fltay kararlar› göz önüne al›nd›¤›nda, “Dan›fltay’›n ilgili daireleri nihai karar verene dek, 26 Ekim 2009 tarihli yönetmelik yürürlükte de¤ildir. Günümüz itibari ile GDO’lu ürünlerin ithalat›n› düzenleyen hiçbir genel düzenleyici ifllem bulunmad›¤›ndan, GDO’lu ürünler ülkeye serbestçe girebilmektedir” dedi.

Tekel iflçileri 15 Aral›k’ta Ankara’da

fabrikada 1069 iflçinin çal›flt›¤›n› ve bunlarla beraber binlerce insan›n ma¤dur olaca¤›n› belirtti. ‹flçilerin kaderiyle oynand›¤›n› ifade eden Sar›, “‹fllerimiz elimizden al›n›yor. Çocuklar›m›z›n gelece¤i karart›l›yor” dedi. Fabrikay› kapatt›rmamak için mücadele edeceklerini aktaran Sar›, “Bu günkü eylemimiz bir uyar›d›r. Dikkate al›nmad›¤› takdirde demokratik ve meflru hakk›m›z› sonuna kadar kullanaca¤›z” dedi. Sar›, önümüzdeki günlerde Türkiye genelinde 11.000 iflçi ile Ankara’ya yürüyeceklerini duyurdu. Yap›lan aç›klaman›n ard›ndan Valili¤e do¤ru yürüyüfle geçen iflçiler, Ekinciler Caddesi’nde polis engeliyle karfl›laflt›. Yaflanan k›sa gerginli¤in ard›ndan iflçiler, buradan mer-

dana geldi¤i bildirilen patlamada, Habip Sert adl› iflçi hayat›n› kaybetti, Kemal Halazl›o¤lu ise yaraland›. Durumu a¤›r oldu¤u bildirilen Halazl›o¤lu Hacettepe Hastanesi’ne sevk edildi. * Kâr h›rs› yüzünden, iflçinin can güvenli¤ini önemsemeyen düzene, Tuzla Tersanesi’nden bir kurban daha! Gemtifl Tersanesi’nde kaynak ustas› olarak çal›flan Ercan Sancar isimli iflçi, çal›flt›¤› geminin ambar kapa¤›n›n üzerine düflmesi sonucu yaflam›n› yitirdi. Sancar, tersanelerde ölen 130. iflçi oldu!

yoksa bunlar› elde etme gücünden yoksun olmalar›ndan m› kaynaklanmaktad›r? E¤er insanlar›n maddi durumu ihtiyaçlar›n› karfl›layabilmelerine elvermiyorsa bunun nedeni nedir? Dünyan›n hemen her yerinde toplumun küçük, ama bütün zenginliklerini elinde bulunduran kesimleri bolluk içinde yaflarken büyük, ama her türlü zenginliklerden yoksun olan kesimlerin açl›k, yoksulluk içinde yaflamas›n›n sebebi nedir? Sorular daha da art›r›labilir ama asl›nda yan›tlar›n› da içinde tafl›yan bu sorular yeterlidir. Do¤al zenginliklerine el koyarak halklar› açl›¤a, k›tl›¤a mahkum edenler de, ç›karlar›n› tekellerin ç›karlar›yla birlefltirerek onlara hizmet edenler de emperyalist tekellerin halklar›n ç›karlar› için çal›flt›¤›n›, GDO’lu ürünleri de bu yüzden piyasaya sürdü¤ünü savunup halklara flirin göstermeye çal›fl›yorlar. Ama emperyalizmin ne oldu¤unu Cezayir’den, Vietnam’a, Japonya’dan, Irak, Afganistan, Pakistan ve Filistin’e, Latin Amerika’dan, Afrika’ya kadar ezilen dünya halklar› gayet iyi biliyor, tan›yorlar. GDO’lu ürün meselesi de emperyalizm atlanarak insan sa¤l›¤›na zararl› olup, olmad›¤› fleklinde bir tart›flmayla s›n›rland›r›lamaz. Emperyalistlerin insana, onun sa¤l›¤›na ve gelece-

15 Aral›k Sal› günü Ankara’da büyük bir eylem yapacaklar›n› aç›klayan sendika, bugün Tekel iflçisinin yafl ortalamas›n›n 40 oldu¤unu ve bu yafltan sonra bu insanlar›n ifl bulmas›n›n mümkün olmad›¤›n› ifade etti. Öte yandan 15 Aral›k’ta Ankara’da yap›lacak eylem için Diyarbak›r’dan yürüyüfl bafllatacaklar›n› kaydeden Tek G›da-‹fl Sendikas› Diyarbak›r fiube Baflkan› Mehmet Can Sar›, sorunlar› çözülmeden de Ankara’dan dönmeyeceklerini ifade etti. Kentteki tütün fabrikas›n›n kapat›lmas›na karfl› 11 bin iflçinin yürüyece¤ini dile getiren Mehmet Can Sar›, Ankara’da Çal›flma ve Sosyal Güvenlik Bakanl›¤› ve AKP Genel Merkezi önünde eylem yapacaklar›n› söyledi.

Tekel iflçisi ayakta! ‹zmir’deki Tekel Tütün ‹flletmeleri’nde çal›flan iflçiler, iflletmelerinin kapat›lmas›na tepki gösterdi. G›da ‹fl Sendikas› Ege Bölge Temsilcili¤i önünde toplanan yaklafl›k 100 iflçi, sloganlarla kapat›lmay› protesto etti. Basmane Meydan›’na ç›kan yolu da bir süreli¤ine trafi¤e kapatan iflçiler ad›na aç›klama yapan Tek G›da-‹fl Sendikas› fiube Baflkan› Nuri Y›lmaz, “Biz iflçilerin talebi, özlük haklar›m›z korunarak di¤er kamu kurum ve kurulufllar›na yatay geçifl sa¤lanmas›d›r. 4 C ad› alt›nda iflçiye dayat›lan tasar›y› kabul etmiyoruz. Say›n Baflbakan›m›z özel sektöre iflçi ç›karmay›n derken, kamu bünyesinde çal›flan kadrolu 10 bin iflçinin iflten ç›kart›lmas›na karar verilmifltir” dedi. ‹flçiler aç›klaman›n ard›ndan yolu trafi¤e açt›.

“Anlaflma yok, baflbakan yalan söylüyor” 5 Aral›k günü Haliç Tersanesi’nde 2 yeni ‹DO vapurunun suya indirilmesi törenine kat›lan Baflbakan Tayyip Erdo¤an’› TEKEL iflçileri protesto etti. Baflbakan kürsüden konufltu¤u esnada yaklafl›k 40 TEKEL iflçisi “TEKEL sizden müjde bekliyor” diye slogan atmaya bafllad›. ‹flçilerin tepkisine sinirlenen Tayyip Erdo¤an da bildik tavr›n› yineledi ve iflçiler karfl›s›nda Kas›mpaflal› üslubunu konuflturdu. ‹flçilere sinirlenen Baflbakan, “Bunlar›n anlay›fllar› böyle. Bunlar ‘Devlet deniz yemeyen domuz’ dediler” dedi. ‹flçilerin yaklafl›k 40 trilyon maliyetleri oldu¤unu söyleyen Baflbakan bundan sonra üretmeyene para vermeyeceklerini söyledi. Baflbakan’›n sert üslubuna tepki gösteren iflçiler slogan atmay› sürdürünce Erdo¤an yine klasik tavr›na bürünerek “Buray› provoke etmeyin” diye seslenmeye bafllad›. Baflbakan’›n provoke etmeyin laf›yla hare-

kete geçen yandafllar› iflçilere sald›rmaya çal›flt›. “Bu ülke seninle gurur duyuyor” diye slogan atmaya bafllayan Baflbakan yandafllar› ile iflçiler aras›n-

da k›sa süreli arbede yafland›. Daha sonra iflçiler Baflbakanl›k korumalar› ve polis taraf›ndan tören alan›n›n d›fl›na ç›kart›ld›. Bu arada yine burada yapt›¤› konuflmada “Biz sendikalarla anlaflt›k” diyen Baflbakan Erdo¤an’› Tek G›da-‹fl yalanlad› ve “anlaflma yok” aç›klamas›n› yapt›.

Tekel iflçilerinin örgütlü oldu¤u Türk-‹fl’e ba¤l› Tek G›da-‹fl Genel Yönetim Kurulu bir aç›klama yaparak Baflbakan Erdo¤an’›n “Biz Tekel ile ilgili süreci sendika yöneticileri ile konufltuk. Siz de gidin yöneticilerinizle konuflun. Bu konuda da gerekenler yap›lacakt›r. Herkes tazminatlar›n› alacak” fleklindeki sözlerini yalanlad›. Yap›lan aç›klamada Tek G›da-‹fl yöneticilerinin Erdo¤an’la yaprak tütün iflletmelerinin kapat›lmas› ya da gelece¤iyle ilgili hiçbir görüflmesi ya da anlaflmas› olmad›¤› belirtildi. Aç›klamada sendika üyelerinin de “vaktiyle verdikleri sözleri yerine getirmekten kaç›nan siyasilerin flimdi sorumluluklar›n› üstlerinden atmak için ortaya att›klar› gerçek d›fl› beyanlara itibar etmeyecekleri” vurgulanarak “bütün bu yap›lanlar›n Tekel iflçisinin iflbirli¤i ve dayan›flma gücünü bozmas› mümkün olmayacakt›r” ifadesine yer verildi.

Emeklerimiz bofla de¤ildir! Yaklafl›k bir as›rd›r aileleri ile birlikte, Antalya Duac› Köyü’ndeki Akbelen mevkiindeki bulunan 260 bin metrekarelik araziyi iflleten köylüler, arazilerine yap›lmas› düflünülen spor tesisine karfl› öfkeli... Zeytin yetifltiricili¤i ve geçimini araziden sa¤layan köylüler, yasal düzlemde ise arazi üzerinde hak sahibi de¤iller. Yaklafl›k 1000 adet zeytin a¤ac›n›n ve geçimini sa¤layan 200 ailenin bulundu¤u arazide, Antalyaspor Kulübü’nün yeni tesislerinin burada yap›lmas› planlan›yor. Köylüler ise köy meydan›nda yapt›klar› eylemle tepkilerini dile getirdi. Eylemde köylüler, arazilerini ne pahas›na olursa olsun vermeyeceklerini ve emeklerini kimseye çi¤netmeyeceklerini belirtti. (H. Merkezi)


‹flçi-köylü 6

Denge Azadi

‹mral›’da tek kiflilik hücrede tutulan PKK önderi Abdullah Öcalan’›n koflullar›n›n a¤›rlaflt›r›lmas› ile tansiyon yükseldi. Aç›l›m tart›flmalar› ile birlikte devletin demokratiklefltirilece¤ini, Kürt ulusal sorunu noktas›nda ciddi ad›mlar at›laca¤› ve Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin hafifletilece¤i vaadinde bunan AKP’yi yaflananlar yalanl›yor. Aç›l›m tart›flmalar›n›n bafllad›¤› günden bu yana Kürt ulusunun talepleri konusunda difle dokunur hiçbir ad›m atmayan devlet, özellikle Bar›fl Gruplar›n›n geliflinden sonra Kürtlere yönelik sald›r›lar› faflistleri ve medyas› arac›l›¤› ile art›rd›. Son olarak ‹mral› Hapishanesi’ne 4’ü PKK biri de MKP tutsa¤› olmak üze-

re befl tutsa¤›n nakledilmesi Öcalan’›n koflullar›na dair kayg›lar›n giderilece¤i izlenimi yaratt›. Ancak bu de¤ifliklikten k›sa bir süre sonra Öcalan’›n koflular›n›n hafifletilmedi¤i aksine a¤›rlaflt›r›ld›¤› ortaya ç›kt›. Ulusal Hareketin önderli¤ine yönelik at›lan bu ad›m devletin tüm aç›l›m sürecini de özetliyor. Devlet, aç›l›m etiketi ile att›¤› her ad›mda Kürt ulusunun büyük bedeller u¤runa kazand›¤› haklar›n› gasp etmeyi, hareketin en di-

Dersim’de Bar›fl Grubu üyeleri demokratik kurumlar› ziyaret etti 3 Aral›k günü Dersim’e gelen Bar›fl Grubu üyeleri yapt›klar› bas›n aç›klamas›n›n ard›ndan il merkezindeki kimi demokratik kitle örgütlerini ziyaret ederek amaçlar›n› anlatt›lar ve ülke gündemi üzerine görüfl al›flveriflinde bulundular. 4 Aral›k tarihinde de Dersim Partizan’› ziyaret eden Bar›fl Grubu üyeleri t›kanan sürecin afl›lmas› yönlü ad›mlar›n› anlatarak süreçten beklentilerini paylaflt›lar. Partizan ad›na yap›lan aç›klamada da devletin “aç›l›m” ve “güzel fleyler olacak” söylemleri eflli¤inde yapt›klar›n›n 80 y›ll›k devlet politikas›n›n ürünü oldu¤unu belirtildi. Ve “ulusal hareketin ve dolay›s› ile Kürt ulusunun devlet karfl›s›nda kazanaca¤› her hakk›n ve gelifltirece¤i mücadelenin desteklenmesi gerekti¤ine” dikkat çekildi. (Dersim Partizan)

Esenler DTP’ye bask›n! DTP Esenler ‹lçe Örgütü 2 Aral›k gecesi ‹stanbul Cumhuriyet Savc›l›¤›’n›n talimat› ile polis taraf›ndan bas›ld›. Binada kimsenin olmamas›n› gerekçe gösteren polis kap›lar› k›rarak içeri girdi. Kuruma ait yaz›flmalara ve çok say›da evraka el koyan polis DTP Esenler ‹lçe Baflkan› Y›lmaz Dursun’u gözalt›na ald›. DTP’ye yönelik bask›n ve gözalt› ertesi gün yap›lan bir bas›n aç›klamas› ile protesto edildi. DTP ‹lçe Baflkan Yard›mc›s› Abdulrahim Yazol aç›l›m ad› alt›nda ciddi bir adatmaca ve k›flk›rtma yap›ld›¤›n› söyledi. (‹stanbul)

Kültürevinde polis iflkencesi! 2 Aral›k günü akflam saatlerinde Okmeydan› Demokrasi ve Kültürevi’ne bask›n düzenleyen polis, kap›lar› k›rarak içeri girdi. Ard›ndan içeriye gaz bombas› ve biber gaz› s›k-

11-24 Aral›k 2009

Aç›l›m da son perde:

Tecrit a¤›rlaflt›r›ld›! namik ve örgütlü unsurlar›n› tasfiye etmeyi hedeflemektedir. Bunun bir parças› olarak DTP’ye yönelik bir tecrit ve kuflatmay› art›rmaktad›r. ‹zmir’de yaflanan faflist sald›r› sonras›nda Öcalan’›n koflullar›n›n a¤›rlaflt›r›lmas› Kürt ulusunda soka¤a dökülen ciddi bir öfke ve tepki yaratt›. Devlet, Öcalan’›n koflullar›n›n düzeltilmesi talebi ile gerçeklefltirilen her eyleme azg›nca sald›rd›, böylelikle ne kadar “aç›labilece¤ini” gösterdi. Bir süre önce ‹zmir’de DTP’ye yönelik faflist sald›r›y› “vatandafl›n hassas tepkisi” olarak göstermeye çal›flan devletin eylemlere yönelik sald›rgan tutumu, “hassas” olan›n vatandafltan öte kendisi oldu¤unu ortaya koydu. ‹mral› koflullar›n›n ba¤›ms›z bir heyet taraf›ndan incelenmesi talebine Adalet Bakanl›¤›’n›n verdi¤i yan›t ise 5 kiflilik bir heyeti ‹mral›’ya göndermek oldu. ‹çiflleri Bakan› Beflir Atalay ise Öcalan’›n koflullar›n düzeltilmesi talebi ile yap›lan eylemleri provokasyon olarak de¤erlendirdi. Gerçeklefltirilen demokratik eylemlere panzer, gaz bombalar› ile sald›ran, kitlenin üzerine kurflun ya¤d›ran, gözalt› ve tutuklama terörüne h›z veren devlet, “demokratik aç›l›m›n›n” da s›n›rlar›n› çizmifl oldu. Eylemlerde 770 kifli gözalt›na al›nd›, 17’si çocuk 122 kuflu tutukland› ve onlarca insan polisin kurflunla-

t›. Bask›n s›ras›nda kültürevinde bulunan çocuklar ve yafll›lar gazdan etkilendi, bir kifli bayg›nl›k geçirdi. Bununla yetinmeyen polis, gazdan bayg›n durumdaki insanlar› tuvalete sokarak burada iflkence yapt›. Aram Tigran’›n posterini indirerek ayaklar› ile ezdi, U¤ur Kaymaz’›n çerçeveli resimlerini parçalad› ve 19 kifliyi gözalt›na ald›. Bask›n› protesto etmek amac›yla Anadolu Kahvesi önünde biraraya gelen DTP, ESP Giriflimi, SODAP, Halkevleri ve Partizan “Yaflas›n devrimci dayan›flma” sloganlar›n› hayk›rd›. (‹stanbul)

Cizreliler Derne¤i’ne sald›r› Dikkate al›nan(!) “vatandafl hassasiyetinin” linçlere, silahl› sald›r›lara dönüfltü¤ü flu günlerde bir haber de ‹stanbul Bak›rköy’den geldi. 12 Eylül AFC’si döneminde iflkencenleri ile “meflhur” Diyarbak›r 5 No’lu Zindan’da kalan, demokrat ve yurtsever kimli¤iyle tan›nan Selim Dindar, 2 Aral›k’ta Bak›rköy’deki Cizreliler Derne¤i’ne yap›lan silahl› sald›r›da yaflam›n› yitirirken, burada bulunan 6 kifli de yaraland›. Serhat Ak (ayn› kifli, seçim döneminde, yine buradaki DTP seçim bürosu çal›flanlar›n› tehdit etmifl ve k›sa bir süre sonra seçim bürosu sald›r›ya u¤ram›flt›) ad›ndaki san›¤›n, “haraç almaya” çal›flt›¤› kiflinin buraya s›¤›nmas›na ve buradakilerin de o kifliye sahip ç›kmas›na k›zd›¤› (!), bu yüzden de derne¤i, “rasgele” kurflun ya¤muruna tuttu¤u söyleniyor. Ama daha sonraki günlerde, asl›nda Ak’›n, Dindar’›n da aralar›nda bulundu¤u, derne¤e s›¤›nan kifliye sahip ç›kanlar› derne¤in kap›s›na ça¤›rd›¤› ve orada insanlar›n üzerine atefl açt›¤› ortaya ç›kt›. “Siyasi bir yönü olmad›¤›” iddia edilen bu sald›r› sonucunda, Dindar’›n vücudundan tam 7 tane kurflunun ç›km›fl olmas› da bu durumun “bir tesadüf” olmad›¤›n› gösteriyor! (H. Merkezi)

r›yla yaraland›. Polis; evlere, demokratik kurumlara, DTP il ve ilçe binalar›na bask›n düzenledi.

“Aç›l›mda” gelinen nokta: Sald›r›, yaralama, gözalt› ve bask›nlar ‹flte son bir hafta içinde yaflananlar: * A¤r›’da 189, Mersin’de 100’e yak›n, Hakkâri’de 64, Siirt’te 96, ‹zmir’de 29, Van’da 47, Diyarbak›r’da 17, ‹stanbul’da 157, fi›rnak’ta 55, Batman’da 100’den fazla, Urfa’da 56, I¤d›r’da 59, Çanakkale’de 3, Kocaeli’de 9, Marden’de 6, Bingöl’de 1ve Adana’da 23 kifli gözalt›na al›nd›. * Gözalt›na al›nanlardan; A¤r›’da 9, Mersin’de 51, Hakkâri’de 16, Diyarbak›r ve Cizre’de 23 kifli, ‹zmir’de 11, Van’da 4, I¤d›r’da 6, Adana’da 1 ve Batman’da 1 kifli tutukland›. * Ç›kan çat›flmalarda; Siirt’te 30 kifli, Adana ve Van’da panzer alt›nda kalan 2 çocuk a¤›r yaraland›. (Adana’da yaralanan ve beyin kanamas› geçiren çocu¤un devlet hastanesinde tedavi görmesi polis taraf›ndan engellendi.) Mersin ve Diyarbak›r’da 2 çocuk polis taraf›ndan kurflunland›. Hakkari’de 13 kifli yaraland›. A¤r›’da bafl›na gaz bombas› isabet eden bir kifli, fi›rnak Silopi’de 2 kifli ve Mersin’de evine giren gaz bombas›ndan etkilenen bir bebek hastaneye kald›r›ld›. Yine Silopi’de polis arabas›n›n çarpt›¤› 5 yafl›ndaki çocuk a¤›r yaraland›. * Çat›flmalar›n sürdü¤ü 6 Aral›k’ta, gözalt›, tutuklama, yaralama haberlerinin yan›s›ra bir de ölüm haberi geldi Diyarbak›r’dan! On binlerin yürüyüfl yapt›¤› eyleme sald›ran kolluk kuvvetleri, hedef gözeterek Ayd›n Erdem isimli Kürt gencini kurflunlayarak öldürdü.

* Bu süre zarf›nda Marmara Ere¤lisi, Bal›kesir Edremit ve ‹zmir Çi¤li’deki DTP ‹lçe binalar›na ve Urfa Karaköprü Belde Binas›na sald›r›lar düzenlendi. * Birçok ilde haber yapmak isteyen birçok yurtsever ve demokrat muhabir gözalt›na al›nd› (içlerinden D‹HA muhabiri ‹smail Eskin tutukland›), çektikleri görüntülere el konuldu.

‹STANBUL 1 Aral›k tarihinde DTP ‹stanbul ‹l Binas›nda bir araya gelen Bar›fl ve Demokratik Çözüm Platformu, Öcalan’›n nakledildi¤i yeni hapishanedeki koflullar›n›n a¤›rlaflt›r›lma-

Mersin Öcalan’›n ‹mral›’daki koflullar›n› protesto etmek ve PKK’nin 31. kurulufl y›ldönümünü kutlamak amac›yla bir araya gelen kitleyle polis aras›nda çat›flma ç›kt›. Çilek Mahallesi’nde DTP binas› aç›l›fl›n›n ard›ndan kitlenin Adana-Mersin yolunu molotof atarak trafi¤e kapatmas›na karfl› polisin gaz bombas› ve plastik mermilerle sald›r›s› sonucu, eylemler fievket Sümer, Yenipazar ve Günefl Mahalleleri’ne s›çrayarak devam etti. fievket Sümer Mahallesi’nde bir araya gelen eylemciler, molotof ve havai fifleklerle Siteler Polis Karakolu’na yöneldi. Polisin gaz bombas› ve plastik mermilerle yetinmeyerek karakolun içinden açt›¤› atefl sonucunda, 16 yafl›ndaki fiahin Arslan gö¤sünden ve kolundan yaraland›. Sonraki gün Siteler Polis Karakolu’nun bulundu¤u cadde üzerinde bir araya gelen

AT‹K “Kürt Aç›l›m›” panelleri baflar›yla gerçeklefltirildi AT‹K Genel Konseyi’nin 3. Toplant›s›’nda al›nan karar gere¤ince “‹mha ve inkara son–Kürt ulusuna tam hak eflitli¤i” fliar›yla planlad›¤› panellerden ikisi 2 Aral›k günü gerçeklefltirildi. Panellerde, AKP üzerinden TC devletinin “aç›l›m” ad› alt›nda Kürt ulusunun direniflini ve a¤›r bedeller ödeyerek sürdürdü¤ü mücadeleyi, k›r›nt›lar vererek sonland›rmay› amaçlayan tasfiye politikalar› tart›fl›ld›.

Winterthur Panellerin sunuculu¤unu yapan AT‹K Denetim Kurulu üyesi Mahmut Özkan dinleyicileri selamlad›ktan panelden amaçlanan› özetledi. Ard›ndan kat›l›mc›lar ve dinleyicileri tüm devrim flehitleri için sayg› durufluna davet etti. Panelde ilk söz Doç. Dr. Haluk Gerger ald›. Gerger “Türkiye co¤rafyas›nda bir Kürt sorunu oldu¤u kadar ciddi anlamda Türk sorunu da var. Tek yanl› milliyetçi propaganda ile ‘tek millet-tek bayraktek devlet’ anlay›fl› ile Kürt sorunu çözülemez. Soru-

nun kayna¤› tam da budur” dedi. ‹kinci söz hakk› verilen DTP Amed milletvekili ve DTP Grup Baflkanvekili Av. Selahattin Demirtafl flunlar› söyledi; “‹smi ne konursa konsun, bu aç›l›m tart›flmalar› 30 y›ll›k mücadelenin kazan›m›d›r... Cesur olmadan ve kendi tarihi ile yüzleflilmeden, faflizan politikalar terk edilmeden Kürt sorunu da, di¤er demokratikleflme sorunlar› da gerçek anlamda çözülemez.” Son konuflmac› olarak AT‹K Genel Baflkan› Musa Demir’e söz hakk› verildi. Demir TC’nin ku-

Sistemin “askeri zayiat›”;

ASKER ÖLÜMLER‹

Egemenler için, insan›n hiçbir önemi yoktur. Emperyalist savafllar, darbeler, iç savafllar bunun en somut kan›tlar›n› oluflturur. Faflist devletler içinse böylesi “ola¤anüstü” durumlara ihtiyaç yoktur. Çünkü her an insanl›k d›fl› uygulamalar› ile karfl› karfl›yas›n›zd›r. Devleti “iç ve d›fl tehlikelerden koruma” görevi edinmifl bu militarist örgütlenmelerden en bilinenleri, polis ve ordudur. Ordu denilen düzen arac›n›n meflru oldu¤unu iddia eden egemenler, “yurtseverlik” naralar›yla genifl halk kitlelerini uyuflturup arkas›na yedeklemeye çal›fl›rlar. Bizim ülkemizde de ordu üzerin-

den gerçeklefltirilmeye çal›fl›lan bu yedekleme, “Her Türk asker do¤ar!” gibi faflist ve militarist bir söylemle yap›l›yor. Ayr›ca TC, “din, ordu, millet” repli¤i ile de çok uluslu ve birçok az›nl›¤› bar›nd›ran yap›s› nedeniyle milliyetçili¤i körüklüyor ve daha da gericilefltiriyor. Özellikle Kürt ulusal hareketinin Türkiye Kürdistan›’nda verdi¤i silahl› mücadele, “ordu”nun hem teknik aç›dan kendini gelifltirmesini hem de beyinleri milliyetçi ideolojilerle buland›r›lm›fl Türk iflçi-emekçileri nezdinde “kutsall›¤›n›n” ve “meflrulu¤unun” zemin bulmas›n› sa¤lam›flt›r. Tüm bunlar›n yan› s›ra “zorunlu askerlik” uygulamas›yla, emekçi halktan genç erkeklerin hayatlar›ndan 1-2 sene çal›yor ve onlar› kendisine yedekliyor. Kimilerini kendi düzenine tamamen adapte ederek fa-

s›n›n “süreci provoke etmek” anlam›na geldi¤ine dikkat çekerek, “halk›n en hassas duygular›yla oynan›yor” dedi. Toplant›da ilk söz alan Sosyalist Parti ‹l Yöneticisi Mehmet Kesim, Kürt sorunu y›llard›r uygulanan imha ve inkar politikalar›, baflvurulan askeri yöntemlerle çözülemeyince, Kürtleri aldatma ve oyalama amaçl› aç›l›m projesinin devlet konsepti olarak devreye sokuldu¤unu söyledi. Kürtlerin bu oyuna gelmeyece¤ini belirten Kesim, “Kürt halk› oynanmak istenen Osmanl› oyunlar›na karfl› duyarl› ve bilinçlidir. Aldat›lmaya ve oyalanmaya gelmeyecek kadar mesafe kat etmifltir” dedi. Bas›n metninin okunmas›n›n ard›ndan sorular› yan›tlayan DTP temsilcileri de özetle Kürt halk›n›n tüm sald›r›lar karfl›s›nda kendini daha iyi örgütleyerek sürece yan›t olaca¤›n› ve “Öcalan’a yaklafl›m savafl-bar›fl gerekçemizdir”, “‹ntikam, intikam” sloganlar› atarak yürüyüfle geçen kitleye polis yine gaz bombas›, tazyikli su ve plastik mermilerle sald›rd›. Kitle molotof ve havai fifleklerle polise karfl›l›k verirken çat›flmalar uzun süre devam etti. Kurdali Mahallesi’nde ç›kan çat›flmada ise kitlenin bir polis arac›n› kullan›lmaz hale getirdi¤i ö¤renildi. Mersin’de yaklafl›k üç gün süren çat›flmalar›n ard›ndan DTP’nin yapt›¤› aç›klamada, yap›lan ev bask›nlar› sonucu aralar›nda DTP yöneticilerinin de bulundu¤u 45 kiflinin gözalt›na al›nd›¤› belirtildi. Adana’da ç›kan çat›flmada ise polis müdahalesinde panzerin çarpt›¤› 13-14 yafllar›nda bir çocu¤un yaralanarak hastaneye kald›r›ld›¤› ö¤renilirken, çat›flmalar› görüntülemek ve haber yapmak isteyen D‹HA muhabirlerine valilik karar› gerekçe gösterilerek izin verilmedi¤i belirtildi.

ruluflundan günümüze Kürt sorununa yaklafl›m›n›n imha ve inkar üzerine kurdu¤unu hat›rlatarak, 19201938 döneminde Kürt direnifllerine, Sevr ve Lozan’da emperyalist devletlerin bölme politikalar›na dikkat çekti. Kürt ulusunun kendi kaderini kendisinin tayin etmesi hakk›n› kay›ts›z flarts›z savunduklar›n› söyledi. Yetersiz de olsa demokratik hak kazan›mlar›n›n mücadele sonucu kaz›n›lm›fl haklar oldu¤unun alt›n› çizdikten sonra Demir, bu haklar› sahipleneceklerini ve “aç›l›m” politikalar›n›n PKK ve Kürt direnifl dinamiklerini tasfiyeyi amaçlad›¤›n›, buna karfl› uyan›k olunmas› gerekti¤ini vurgulad›. Panel sonunda kat›l›mc›lardan ‹sviçre Bar›fl Meclisi sözcüsü Ömer Kral ve dinleyiciler söz hakk› alarak görüfl belirtti ve sorular›n› yöneltti.

Ulm Ulm Bölgesi Kürt Halk Meclisi, Partizan, AvEGKON ve Devrimci Demokrasi’ye 10’ar dakikal›k konuflma hakk› verildi. Konuflmac›lar AT‹K’in düzenledi¤i panelleri selamlayarak görüfl ve düflüncelerini ilettiler. (AT‹K Haber Merkezi)

flist güruhlar yarat›yor, kimilerini emperyalistlerin Ortado¤u politikalar› do¤rultusunda kan göllerine gönderiyor, kimilerini de ülkemizde devrim ve demokrasi mücadelesi veren –yani ezilenlerin hak alma mücadelesine öncülük eden- örgütlere karfl›, yine kendi düzenlerini korumak için kullan›yorlar. “Vatani görev” diye bilinen bu “e¤itimden” geçenlerin ve çat›flmalara kat›lanlar›n tek kay›plar› bu süreçle s›n›rl› kalm›yor. Hayatlar›n›n geri kalan›nda da bunun etkilerini görerek, katliam planlamaya varan psikolojik rahats›zl›klar yafl›yorlar. Son günlerde art›fl gösteren ve “flüpheli” ilan edilen (!) asker ölümleri de bu insan› yok sayan ve yok eden düzenin yans›malar›ndan biridir. fiüpheli ölümler Türk Silahl› Kuvvetleri listelerinde “askeri zayiat” olarak yer al›rken, ailelerine, “kaza kurflunu”, “intihar etme”, “elektrik ve y›ld›r›m çarpmas›”, “yüksekten düflme”, “birlik içinde trafik kazas›”, “e¤itim s›ras›nda mühimmat patlamas›”, “y›lan sokma”, “kalp krizi” fleklinde aç›klanan bu asker ölümlerine her geçen süre bir yenisi daha ekleniyor. Tam da böylesi bir ortam›n yafland›¤› bu Kas›m ay›nda, askeriyeden de

art arda 4 flüpheli asker ölümü haberleri geldi: Trabzon’da asker olan Diyarbak›rl› Mustafa Mutlu’nun Kas›m ay›n›n ilk haftas›nda “kendi silah›ndan ç›kan kurflun sonucu öldü¤ü”, 10 Kas›m’da I¤d›r’›n Tuzluca ilçesinde asker olan Vanl› Davut Y›ld›z’›n tüfekle intihar etti¤i aç›klanm›fl; 23 Kas›m günü, Kocaeli’de Gölcük Donanma Komutanl›¤›’nda asker olan Ardahanl› Özcan Öztürk’ün ailesine o¤ullar›n›n “intihar etti¤i” söylenmiflti. Son olarak da ordu, fi›rnak’ta askerlik yapan Ad›yamanl› Sedat Horuz’un ailesine, “o¤ullar›n›n intihar etti¤ini” bildirmiflti. Bu asker ölümlerinin “flüpheli” olarak nitelendirilmelerinin bafl›nda öldürülenlerin hepsinin ve ailelerinin demokrat ve Kürt olmas›d›r. Gündemden düflürülmesine ra¤men tüm s›cakl›¤›yla süren PKK’yle çat›flmalar›n sonucunda yaflam›n› yitirenlerin olup olmad›¤›n›n aç›klanmamas›, Kürtlere yönelik artan faflist sald›r›lar›n sokaklardan “askeriyeye taflm›fl” oldu¤unun gösterilmemeye çal›fl›lmas› bu flüpheleri kuvvetlendiriyor, hatta bunun böyle oldu¤undan emin oluyoruz.


‹flçi-köylü 7

Halk›n gündemi

11-24 Aral›k 2009

Faflist ‹zmir mi yoksa… Kendilerini bile ayd›nlatmaktan aciz olan kimi “ayd›n” s›fatl›lar, asl›nda karanl›¤›n temsilcileri olduklar›n›, flu günlerde sergiledikleri pratiklerle, adeta teyit ediyorlar. Gerçek kimli¤ini (nihayet) teyit edenlerden biri de, y›llardan beri “sol”, “sosyalist” kimli¤i kimselere kapt›rmamaya çal›flan, Ataol Behramo¤lu oldu! Asl›nda Behramo¤lu, içinden geçilen sürecin, bulundu¤u saf›n aç›k aç›k ilan›n› gerektirdi¤ini kavram›fl ve sürecin d›fl›nda daha fazla kalamayarak, saf›n› ilan etmiflti. Buna vesile olan geliflme ise, ‹zmir’de DTP konvoyuna gerçekleflen sald›r› oldu. Ataol Behramo¤lu Cumhuriyet Gazetesi’ndeki köfle yaz›s›nda (28 Kas›m) “Faflist ‹zmir mi?” bafll›kl› bir yaz› kaleme alm›fl. Köfle yaz›s›nda DTP’yi “ad› demokratik olsa da, bafl›nda toprak a¤as› bulunan, etnik ayr›mc›l›k partisi” olarak niteleyerek, DTP’lilerin ‹zmir’deki görüntülerini “yak›fl›ks›z” bulmufl,

gösterilen tepkiyi de (sald›r›y›), bu “yak›fl›ks›z” görüntülere verilen, yak›fl›ks›z bir tepki olarak adland›rm›fl. Yani demeye getirmifl ki, “onlar yak›fl›ks›z davranmasayd›, böyle bir tepki de almazlard›.” Behramo¤lu, bu aç›k faflist sald›r›y› böylelikle meflru gösterdikten sonra, DTP’ye yüklemeyi sürdürmüfl, DTP’nin sald›r›y› gerçeklefltiren toplulu¤u “sivil faflist” olarak nitelemesi ise kendisine ayr›ca dokunmufl. Bu nitelemenin “askeri darbe korkusunu yaymak” amaçl› kullan›ld›¤›n› iddia ederek de, faflist güruhlara s›rt vermeyi ihmal etmemifl. Ama hemen ard›ndan “sosyalist” kimli¤e sar›lmaktan da geri durmam›fl. Sözde ‹zmir’i daha do¤rusu ‹zmirlileri topyekün faflist ilan eden yaklafl›mlara karfl› ç›kar gibi yaparak, iflçi s›n›f›n›n ilk sosyalist örgütlenmelerinin 1900’lerin bafl›nda, ‹zmir’de ortaya ç›kt›¤›ndan dem vurmufl (ki do¤rudur). Hemen ard›ndan da “Kurtulufl Savafl›”na geçerek, sava-

fl› ateflleyen ilk kurflunun ‹zmir’de at›ld›¤›n›n alt›n› çizmifl. Ancak nedense, sözünü etti¤i y›llarda 250 bin nüfuslu ‹zmir’de bu nüfusun 150 binden fazlas›n› baflta Rum olmak üzere, Türk olmayan çeflitli milliyetlerden halk›n oluflturdu¤una, bugün ise bunlar›n say›s›n›n neden elle say›lacak kadar azald›¤›na hiç de¤inmemifl. Ama biz de¤inelim. ‹zmir daha cumhuriyetin kuruldu¤u y›llardan itibaren Kemalizm’in kalelerinden biri olagelmifltir. Bu da Kemalizm’in Türklefltirme politikalar›n›n ‹zmir’de on y›llard›r yayg›n bir biçimde uyguland›¤›n› göstermektedir. Hem de oldukça “baflar›l›” bir flekilde. Bu politika sonucudur ki, Türk olmayan nüfusun burada bar›nmas› giderek güçleflmifl, büyük bölümü göç etmek zorunda kalm›flt›r. Bunu Kurtulufl Savafl› y›llar›nda ve sonras›nda gerçeklefltirilen katliam, tehcir vb. uygulama-

Tüm politik tutsaklara selam olsun! “Hasta Tutuklulara Özgürlük Platformu” üyeleri, 27 Aral›k günü Taksim Meydan›’nda bir araya geldi. Eyleme Güler Zere’nin de kat›lmas› kitlenin coflkusunu art›rd›. Eylemin bafllang›ç yerinde Ülkü Ocaklar›’n›n bulundu¤u binadan MHP bayraklar›n›n sallanmas› k›sa süreli bir gerginli¤e neden oldu. Gerginli¤in ard›ndan kitle, Galatasaray Meydan›’na do¤ru yürüyüfle geçti. Yürüyüflte s›k s›k, “Yaflas›n direnifl yaflas›n zafer”, “Güler Zere onurumuzdur”, “‹çerde d›flar›da hücreleri parçala” sloganlar› at›ld›. Galatasaray Meydan›’nda kitleye hitaben konuflan Güler Zere, hapishanelerde bulunan tüm tutsaklar için yürüyüfle kat›ld›¤›n› belirterek, “Hasta tüm arkadafllar›m için

buraday›m, hepsinin serbest b›rak›lmas›n› istiyorum” dedi. Zere’nin ard›ndan Platform ad›na bas›n aç›klamas›n› okuyan Ahmet Kulaks›z, hapishanelerde a¤›r hasta olan 40’a yak›n tutsa¤›n isimlerini okuyarak, k›sa süre önce Bilecik M Tipi Hapishanesi’nde tutulan Zeki Dökenel’in Adli T›p Kurumu önünde yaflam›n› yitirdi¤ine dikkat çekti. Eylem aç›klaman›n ard›ndan alk›fl ve sloganlarla sona erdi. *** Ertesi hafta eylemi de 4 Aral›k Cuma günü kitlenin her zaman oldu¤u gibi saat 19.30’da tramvay dura¤›nda bir araya gelmesi ile bafllad›. “Hasta tutsaklar serbest b›rak›ls›n” yaz›l› pankart›n yan›nda “Yarg›-tecrit-adil t›p=

Hasta tutsaklardan iyi bir haber yok! Bir süredir özellikle de Güler Zere’nin özgürlü¤üne kavuflturulmas› mücadelesiyle birlikte- devrimci, ilerici, demokratik kamuoyunun dikkatleri hasta tutsaklar üzerinde yo¤unlaflm›flken, hasta tutsaklar›n durumu ise a¤›rlaflmaya devam ediyor. Hemen her gün bir F tipi hapisha-

neden tutsaklar›n durumuna iliflkin olumsuz bir haber geliyor. Ve tedavilerinin hapishane ve tecrit koflullar›nda yap›lmas› zaten çok zorken, devletin “katletme politikas›”n›n uygulay›c›lar› olarak hapishane idareleri ve hapishane “güvenli¤inden” sorumlu jandarman›n da katk›lar›yla tutsaklar tedavi hakk›ndan tamamen mahrum b›rak›larak ölüme mahkum ediliyor. Son gelen haber ise yine Sincan F Tipi Hapishane’den! TKP/ML tutsa¤› Yaflar ‹nce, daha önce de kalpte mitral yetmezli¤i, bel f›t›¤›, böbreklerde tafl, ülser ve Hepatit B gibi bir dizi hastal›¤› ile gündeme gelmiflti. Hepatit B hastal›¤› tutuklanmadan önce pasif haldeyken, hapishane koflullar› ile birlikte aktifleflmifl ve karaci¤erlerde enfeksiyona yol

“DUR”mad›, s›rt›ndan vuruldu!

“Karada¤ infaz edildi!”

Polisin keyfi tutumlar›n›, salt olur olmaz yerde karfl›m›za ç›kan kimlik kontrolleri ya da gözalt›lar olarak de¤erlendirmek “masumane” kal›r. Faflist düzenin bekçili¤ini üstlenen polisin, özellikle 2005’te kabul edilen “Polis Vazife ve Salahiyatlar› Kanunu” ile “rahatça öldür”me yetkisi almas›n›n ard›ndan polis kurflunuyla ölümler artm›fl hatta bu fliddet “ola¤anlaflm›fl” ve “ola¤anlaflt›r›lm›flt›r!” Sistemin polise verdi¤i bu sonsuz yetki ile son y›llarda yüzlerce insan öldürülmüfl, yaralanm›fl ve iflkence görmüfltür. En insani hak olan “yaflama hakk›n›n” yok say›lmas› anlam›na gelen bu durumun son kurban› da Konya’dan! Konya-Selçuklu’da, üç çocu¤un “okul kantini soyacaklar›” ihbar› alan polis, bahsi geçen fierife Akkanat ‹lkö¤retim Okulu’na giderek, gençlerin pefline düflmüfltür. Üç çocuktan ikisi kaçarken, 16 yafl›ndaki S.K. kaçamam›fl ve “dur ihtar›na uymad›¤›” gerekçesiyle polis taraf›ndan s›rt›ndan vurulmufltur. S.K., yo¤un bak›ma al›nd›. (H. Merkezi)

Egemenlerin eli kanl› katilleri taraf›ndan katledilen TK‹P üyesi Aleattin Karada¤’›n katledilmesine iliflkin burjuva-feodal bas›n›n çarp›tmalar›na, Ça¤dafl Hukukçular Derne¤i’nden (ÇHD) cevap geldi. ÇHD, Karada¤’›n katledilmesini bir “baflar›” abidesi olarak gösteren polise iliflkin yapt›¤› aç›klamada, egemenlerin sesi olan burjuva bas›n›n rolüne de¤indi. Ayr›ca Karada¤ hakk›ndaki hapis cezas›n›n öne ç›kar›lmas›n›n nedeninin, Karada¤’›n yaflam “hakk›n›n olmad›¤›n› ve ölümü hak etti¤i” ve katledenlerin bu vesile ile korunmaya çal›fl›ld›¤› ifade edildi. ÇHD taraf›ndan yap›lan aç›klamada ayr›ca “Karada¤’›n vücudunda 10’un üzerinde mermi girifl deli¤i saptand›¤›, deliklerin bulunduklar› yerler göz önüne al›nd›¤›nda, polisin yakalama de¤il öldürme amaçl› silah kulland›¤›” belirtilirken “sa¤ dört parma¤› kesik olan bir kiflinin nas›l silah kulland›¤›” sorusuna yetkililer taraf›ndan cevap verilmesi istendi. (‹stanbul)

ölüm”, “Bilimsel özerk adli t›p istiyoruz” dövizleri ve Selmani Özcan, Yaflar ‹nce, Kemal Ertürk ve Mesut Deniz’in resimlerinin bulundu¤u ve “serbest b›rak›ls›n” yaz›l› dövizler aç›ld›. Lisenin önünde yap›lan bas›n aç›klamas›nda bas›n metnini KESK Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Akman fiimflek okudu. Hasta tutsaklar›n isimlerini okuyan Akman, katilleri serbest b›rakan Adli T›p Kurumu’nun hasta tutsaklar konusunda önemli bir yerde durdu¤unu belirtti. Akman’›n ard›ndan söz alan Avusturya Dünya Sosyal Forum temsilcisi Leo Gabriel, tüm dünyada hasta tutsaklar›n bulundu¤unu ve tüm tutsaklara bu eylemle selam (‹stanbul) yollad›klar›n› belirtti.

açm›flt›. Bu durumun kanser ya da siroza çevirme riski hala mevcutken, Yaflar hastal›klar›n›n yaratt›¤› halsizlik, görme bozuklu¤u vb. etkilerle de hücrede mücadele etmekte… Yaflar ‹nce son süreçte özellikle yo¤un, dayan›lmaz bafl a¤r›lar› nedeniyle acil sevk istemifl ancak bu “acil” sevk, bir ay› aflk›n bir süre sonra gerçekleflebilmiflti. Gerekçeler tüm F tipi hapishaneler için ayn›yd›; asker yok vb. Nihayet hastaneye gidebilen ‹nce’nin beyin damarlar›n›n üç yerinde lezyon olufltu¤u tespit edildi. Nedeni ve tan› olarak ne oldu¤unun anlafl›lmas› için ek analizler istenen Yaflar ‹nce, önümüzdeki günlerde bu tetkiklerin yap›lmas› için yine yo¤un bir mücadeleye girmek zorunda kalacak. Gözünde de katarakt olufltu¤u tespit edilen ‹nce’nin beyinde oluflan bu lezyonlar›n da etkisiyle gözlerindeki bozukluk iyice artm›fl durumda. (H. Merkezi)

lar› d›fl›nda tutarak söylüyoruz. Ki bu uygulamalar cumhuriyetin kuruluflundan sonraki y›llarda da sürmüfltür. ‹zmir’de tüm bu politikalar ve uygulamalar sonucu kemikleflmifl Kemalist bir potansiyel oluflmufltur. DTP’lilere sald›ran toplulu¤a gelince… Elbette ‹zmir’de yaflayan tüm halk ›rkç›-floven faflist nitelikli olarak de¤erlendirilemez. Ne ‹zmir’e ne de baflka bir kente dönük böyle topyekün bir yaklafl›m do¤ru da görülemez. ‹zmir’de de, t›pk› di¤er bölgelerde oldu¤u gibi, Türk mil-

Hapishanelerden... Hapishanelerden... Hapishanelerden... Cezaevleri Merkezi Platformu’nun ça¤r›s›na uyan Bak›rköy Kad›n Hapishanesi’ndeki tutsaklar 5 devrimci ve yurtsever tutsa¤›n iradeleri d›fl›nda ‹mral› Hapishanesi’ne sevk edilmesi ve Abdullah Öcalan üzerindeki artan bask› ve tecridi protesto etmek için 3 günlük Açl›k Grevi eylemi gerçeklefltirdi. 26-28 Kas›m tarihleri aras›nda eylemlerini gerçeklefltiren tutsaklar yak›nlar› arac›l›¤›yla yapt›klar› bilgilendirmede Hapishane ‹daresi’nden günlük iafle yerine açl›k grevi için gerekli olan su, fleker ve limon istemelerine karfl›l›k “çi¤ g›da verilmez” tutumuyla karfl›laflt›klar›n›, istenilenlerin ise piflirilecek fleyler olmad›¤›n› dile getirdiler. Açl›k grevi için gerekli olan ihtiyaçlar›n›n keyfi bir flekilde karfl›lanmad›¤›n› ifade eden tutsaklar hapishane idaresinin bu tutumunun mant›kl› hiç bir gerekçeye dayanmad›¤› bildirdiler. * Gebze M Tipi Hapishanesi’nde bulunan Cezaevleri Merkezi Platformu (CMP) üyesi TKP/ML, MLKP, DHKP/C tutsaklar› 2 Aral›k’ta bafllatt›klar› 3 günlük açl›k greviyle, ‹mral›’da Abdullah Öcalan’›n ve oraya gönderilen 5 tutsa¤›n üzerindeki tecrit koflullar›n›n art›r›lmas›n› protesto ettiler. (Partizan fiehit Ve Tutsak Aileleri) * Kocaeli 1 No’lu F Tipi Hapishanesi’nde bulunan Ayd›n Tunç adl› tutsak, apandist rahats›zl›¤› nedeniyle götürüldü¤ü hastanede,

Cumartesi anneleri her fleye ra¤men sokakta 244. Hafta Yak›nlar›n› aramak için her hafta eylem yapan kay›p yak›nlar›n›n eylemi, 244. haftas›nda da sürdü. “Bayram, bizi çocuksuz, annesiz, babas›z, eflsiz, kardeflsiz, sevgilisiz, bayramlara mahkum edenlere duydu¤umuz insani öfke demek” diyen Cumartesi Anneleri mücadelelerinden vazgeçmeyeceklerini belirtti. Her hafta bir kay›p hikâyesinin ifllendi¤i oturma eyleminde bu hafta 14 y›l önce gözalt›na al›nan ve bir daha kendisinden haber al›namayan Fehmi Tosun’un hikayesi anlat›ld›. Bas›n aç›klamas›n› okuyan Fehmi Tosun’un k›z› Jiyan Tosun, babas›n›n kaybedildi¤i dönem 10 yafl›nda oldu¤unu söyledi. Cumhurbaflkan›, Baflbakan, Meclis Baflkan›’n›n bayram mesajlar›n›n yay›nland›¤›n› belirten Tosun, bayram›n, sevincin ve mutlulu¤un paylafl›ld›¤› çok özel günler oldu¤una vur-

gu yap›ld›¤›n› dile getirerek, “Bayram bizim için ak›betlerini ö¤renemedi¤imiz yak›nlar›m›z›n sonsuz ac›s›n›n daha da derinleflti¤i gün demek” dedi. 245. Hafta Cumartesi Anneleri 5 Aral›k Cumartesi günü Galatasaray Lisesi önünde 245. kez bir araya geldiler. Bu hafta yap›lan oturma eyleminde Urfa-Siverek’te Sedat Bucak’›n korucular› ve jandarma ekiplerince gözalt›na al›nan Hüseyin Taflkaya anlat›ld›. Taflkaya’y› abisi Faik Taflkaya anlatt›. Kardeflinin Bucak aflireti elemanlar› ve jandarma ekipleri taraf›ndan ö¤len vakti gözalt›na al›nd›¤›n› ve bu zaman kadar bulunamad›¤›n› belirtti. Taflkaya, kardeflinin ak›betini jandarma bölge komutanl›¤›na sorduklar›n› ve al›nan cevab›n “Sedat Bucak daha iyi bilir” oldu¤unu söyledi. (‹stanbul)

liyetçili¤inin etkisinde olmayan, ilerici, devrimci, demokrat önemli bir kitle taban› mevcuttur. Bunun içindir ki, tüm ‹zmir halk›n› bu sald›r›dan sorumlu tutmak, baflka bir yanl›fla götürür. ‹zmir’deki faflist sald›r›y› gerçeklefltirenler, MHP’nin yan› s›ra CHP’ye yak›n, hatta büyük bölümü bu partilerde örgütlü olanlard›r. Irkç›floven dalgan›n, bugün özellikle de bu iki parti taraf›ndan k›flk›rt›ld›¤› göz önüne al›nacak olursa, bunlar›n taban›n›n böyle, hem de örgütlü bir sald›r›y› gerçeklefltirmelerinden “do¤al” bir fley yoktur. Evet bunlar, Kemalist ideoloji ile yo¤rulmufl, sivil faflistlerdir. Behramo¤lu’nun itiraf edemedi¤i de budur. Behramo¤lu h›z›n› alam›yor anlafl›lan ve yaz›n›n devam›nda Kürtlere nas›l bakt›¤›n›n ipuçlar›n› da veren flu sat›rlara yer veriyor: “Baflkalar›n› sivil faflist olarak suçlayanlar, önce kendi kafalar›na ve Habur s›n›r kap›s›nda bafllay›p flimdi kent kent dolaflmakta olan ilkellik görüntülerine çeki düzen versinler.” Böylece ‹zmir’de ilk sosyalist örgüt kurulmas› ile övünerek, “sosyalist” olma hakk›n› da “sakl› tutan” “ayd›n”›m›z Kürtleri ne kadar ilkel bulundu¤unu da itiraf etmifl oluyor.

‹zmir TKMP sokak sergisi gerçeklefltirdi

jandarma ve doktorun “kelepçeli tedavi ol ya da kendi r›zanla tedaviden vazgeçti¤ini gösteren k⤛t imzala” dayatmas›na maruz kald›. Tunç, suç duyurusunda bulundu. * Adana Tutuklu ve Hükümlü Aileleriyle Yard›mlaflma ve Dayan›flma Derne¤i, Adana Kürkçüler Hapishanesi’ndeki keyfi uygulamalar› ve hak ihlallerini, 30 Kas›m’da, hapishane önünde protesto etti. * Ankara Sincan Kad›n Kapal› Hapishanesi’nde bulunan Ayfle Yumli Yeter isimli tutsak, ‹HD’ye gönderdi¤i mektubunda, idarenin hak ihlallerinde s›n›r tan›mad›¤›n› belirterek duyarl›l›k ça¤r›s›nda bulundu. * Tedavi amac›yla bulundu¤u Erzurum H Tipi Hapishanesi’nden Sincan 2 No’lu F Tipi Hapishanesi’ne getirilen PKK’li tutsak Lokman Laçin, iç çamafl›r›na kadar aranmaya karfl› ç›kt›¤› için baflgardiyan taraf›ndan kolu k›r›ld›. * Adana Kürkçüler F Tipi, Ermenek M Tipi, Diyarbak›r D Tipi, Tekirda¤ F Tipi ve Bolu F Tipi ve Hapishanelerinde bulunan PKK’li tutsaklar, PKK lideri Abdullah Öcalan’›n tecrit koflullar›n›n a¤›rlaflt›r›lmas›n› protesto etmek amac›yla süresiz açl›k grevine bafllad›lar. * Hak ihlalleri ile kendinden en çok söz ettiren hapishanelerden olan Erzurum H Tipi Hapishane’sinde PKK’li tutsaklara ajanl›k dayatmas›nda bulunuldu.

‹zmir Tecrite Karfl› Mücadele Platformu hapishane koflullar›n› teflhir etmek ve tecrite karfl› mücadelenin önemini vurgulamak için 2 günlük bir sokak sergisi gerçeklefltirdi. Foto¤raf sergisi 30 Kas›m-1 Aral›k tarihlerinde Konak Sümerbank önünde aç›ld›, iki günde 3’er saat aç›k tutuldu. Aç›lan sergide yo¤unluklu olarak tecrit koflullar›ndaki tutsaklar›n haz›rlad›klar› ve hapishane koflullar›n› anlatan karikatür ve resimler sergilendi. Kullan›lan foto¤raflar›n hapishanelerden gelmifl olmas› halk taraf›ndan farkl› bir ilgi ile karfl›land›. Sergide ayn› zamanda sürekli olarak ve yayg›n bir biçimde “‹nsan hücreye s›¤ar m›?” sorusu çerçevesinde hapishane koflullar›na çarp›c› bir flekilde vurgu yapan bildiriler de da¤›t›ld›. (‹zmir)

Savc›l›k iflkenceye iflkence demez, öldürmeyince! Orant›l› güç, asl›nda karfl›l›kl› savaflma koflullar›n›n, araçlar›n›n nesnel anlamda ayn› ya da benzer olmas› demektir. Ancak gelin görün ki, bu kavram› yaflad›¤›m›z faflist ülkeye uyarlad›¤›m›zda karfl›m›za bambaflka bir anlam ç›k›yor. Bizde “orant›l› güç demek”; silahla, copla, “gelifltirilmifl” ve zehirli gaz bombalar›yla, kaskla donanarak; ellerinde tafl ve sapanlar›ndan baflka kendilerini savunacak bir fleyi olmayan kitleleri ezmek demektir! Geçti¤imiz günlerde, TC devleti, “orant›l› güç” kavram›na yepyeni anlamlar yükleyerek, faflizmini meflru k›lma yolunda bir ad›m att›. Bursa-Kestel’de, 18 Mart 2009 tarihinde kimlik kontrolü s›ras›nda ç›kan arbedede

bir polisin ölümünden sorumlu tutulan MLKP’li Ender Bulhaz Aktürk, gözalt›na al›nmas›na ra¤men ilk iki gün boyunca polis bunu reddetmiflti. Ancak bir süre sonra mahkemeye ç›kar›lan Aktürk’ün görüntüsü ile bunun nedeni ortaya ç›km›flt›. Aktürk, karakoldayken, tazyikli su iflkencesinden ters ask›, buza yat›rma, daya¤a kadar her türlü sald›r›ya maruz kalm›fl ve bu iflkence de Adli T›p taraf›ndan rapor edilmiflti. Ancak savc›l›k, geçti¤imiz günlerde verdi¤i kararla, “flahs›n bedeninde oluflan ar›zlar›n hayati bir tehlikesi olmad›¤›n›” belirterek, iflkence yapan polisin “orant›l› güç kulland›¤›na” ve bu yüzden de kovuflturmaya gerek olmad›¤›na karar verdi. (H. Merkezi)


‹flçi-köylü 8

An›-anlat›

11-24 Aral›k 2009

Yafll› bedenine inat hayk›rd›; “ M U N Z U R Ö Z G Ü R A K A C A K ! ” Çocuklu¤undan beri her gün sabah Munzur’un k›y›s›na gelirdi. Yüre¤inde Munzur’un h›rç›nl›¤›yla vurdu¤u kayalardan oluflan ak köpükler oluflurdu. Ak köpüklerin olufltu¤u yerdeki seste, Munzur Baba’n›n kendisiyle konuflmas›n› duyumsard›. “-Bu köpükler ki, yoksullu¤una inat tafl›d›¤›n sevginin ve dürüstlü¤ün temsilidir. Munzur’un kendisine s›¤›nan tüm canl›lara duydu¤u sevgiyi tafl› insanlara karfl›. Dürüstlü¤ünden asla vazgeçme. Ne zaman ki, sendeki sevgi ve dürüstlü¤ü yok etmek isteyenler olursa, parçala sana tak›lmak istenen zinciri. Kendi gücünün fark›na vard›¤›nda yüre¤inde doldurdu¤un ak köpükler senin yan›nda olacakt›r. T›pk› Munzur suyunu engellemek için set oluflturan tafllara, kayalara ald›rmadan özgür ak›fl›n› sürdürmesi gibi…” Bir gün kan akt›¤›n› gördü Munzur suyunun. Yaklaflt› yan›na küçük k›z. Ne oldu¤unu sordu. “Evlatlar›m› katlettiler” dedi. “‹çim kan a¤l›yor. Yafll›, genç, çocuk, kad›n dinlemediler. Teslim olmayan yüreklerini hançerlediler. Onlar›n yüreklerine inen her hançer sanki bana vurulmufl gibiydi.” Kötülü¤ü ö¤rendi o vakit. ‹nsanlara düflman olanlar›n ad›n› duydu. Okuma yazmay› bilmese de hiç akl›ndan ç›kmad› o y›l›n 1938 oldu¤u. Al›nterini eme¤ini harcad›¤› davarlar›n› beslerdi Munzur’un suyuyla. Bilirdi ki Munzur’un suyunu içen her

davar daha bol süt demekti. Munzur’un ak köpükleri süte dönerdi her davarda. Sesinde yorgunlu¤unu giderirdi. Bir ezgi gibi, ninni gibi gelirdi. Saatlerce uyuya kalsa da hiç rahats›z etmeden küçük k›z›, özgür ak›fl›n› sürdürürdü Munzur. Saatler sonra gözünü açt›¤›nda bir arkadafl bildi¤i Munzur, yine kendine gülümseyerek yata¤›nda akmaya devam ederdi. “Korkma küçük k›z, bana vurulmak istenen her zinciri, bu topraklar›n› da, insan›n› da, suyunu da teslim alamaz H›z›r Pafla’n›n torunlar›. Kaç kez vuruldu da insan›na pranga, kaç kez vuruldu da Tunç kap›s›na kilit Dersim’in teslim alamad›lar. Kimi zaman eflk›ya oldu insan› da¤larda. Kimi zaman özgürlük savaflç›s›. Hem insanl›¤›n› korudu hem de Munzur’unu. Yine akmaya devam edece¤im küçük k›z. Düflündeki özgürlü¤ü ben her zaman yaflamaya devam edece¤im. Senden koptu¤um gün, özgürlü¤üm elimden al›nacakt›r. Ama biliyorum ki, sen bana vurulmak istenen zinciri parçalayacaks›n her zaman.” Bir söz verdi, Munzur suyunun bu iste¤i karfl›s›nda. Ama anlam veremedi küçük k›z. Kim zincir vurabilirdi ki Munzur’a? Hangi güç yeterdi ki özgür ak›fl›n› durdurmaya? Nereden bilebilirdi ki küçük yafl›yla anlamland›ramad›¤› kötü emelleri olan insanlar›n Munzur suyu üzerindeki oyunlar›n›. “Elektrik-televizyon-çizgi filmler” yalan›yla kand›r-

maya çal›flt›klar› çocuklar›n direncini k›r›p, baraj yapmak isteyenlerin asl›nda Munzur’u yok etmek istediklerini. Ama yine de söz vermiflti anlamland›ramasa da Munzur suyuna. “Sen benim en iyi arkadafl›ms›n. Bizi ay›ramaz kimse!” Büyüdükçe daha bir ba¤land› Munzur’a. Suyun kenar›na her gitti-

karfl› duran suyun sadece yoksul Dersimlilerin tarlalar›na ektikleri hasada hayat vermek için yata¤›n› de¤ifltirebilece¤ini. Ancak yüre¤i sevgiyle dolu olanlara aç›kt› Munzur suyu. Munzur suyu gibi, köyüne de afl›kt›. Zaten o köy sayesinde tan›flm›flt› Munzur’la. Çocuklu¤unu geçir-

¤inde daha da art›yordu ba¤l›l›¤›. Daha iyi anl›yordu Munzur suyunu. Kimseye anlatamad›¤›n› ak köpükleriyle paylaflabiliyordu. “Genç bir k›z” olman›n yaratm›fl oldu¤u aile ve çevre bask›s›n› sadece Munzur’la paylaflabilirdi. Çünkü bilirdi ki özgürlü¤e sevdal› Munzur anlayabilirdi ancak kendisini. Sonra gerçekten insan olana dost oldu¤unu gördü Munzur’un. Özgürlü¤ünü isteyenlere, yata¤›n› de¤ifltirmek isteyenlere h›rç›nl›¤›yla

di¤i köyünde en iyi hasatlar› toplayabiliyordu babas›. Çünkü Munzur suyuyla besliyordu hasatlar›n›. Köyüyle Munzur suyunun birleflti¤i yeri uzaktan seyretmeyi de çok seviyordu. Orada, arkadafll›¤›n› görüyordu ve k›skan›yordu onlar› ve aralar›na kar›fl›veriyordu. Y›llar sonra çocuklar›na anlat›yordu bu dostlu¤unu. Onlar›n da arkadafll›k kurmalar›n› sa¤l›yordu Munzur’la. Verdi¤i sözü anlatt› ve kendi-

lerinin de bu sözün arkas›nda olmalar›n› istedi. Munzur’la daha da güzelleflen köyünün içindeki o yoksul evin kap›s› çald›¤›nda bir gece… “ – Kamo? ” diye seslendiler. Biraz korku ve telaflla. “ - May me Partizan” Anlad› ki kad›n, gelenler Munzur suyunun kendisine söyledi¤i özgürlük savaflç›s›lar›yd›. Gelenler daha s›k geldiler. Yoksullu¤u anlatt›lar, di¤er taraftan baz›lar›n›n zenginli¤ini, bar›fl› anlatt›lar, di¤er tarafta savafl› yaratanlar›… Sevgiyi anlatt›lar, di¤er taraftan zulmedenleri. Bask›y› anlatt›lar ve karfl›s›nda direnmeyi. Sonra özgürlü¤ü anlatt›lar. Ona tak›lmak istenen zincirle beraber. Sadece insan› de¤il, do¤ay› da nas›l katletmek istediklerini. Bunlar›n hepsini birlefltirdi kad›n ve Munzur suyuna söz verdi¤i o günü, o konuflmay› hat›rlad›. fiimdi daha bilinçli karfl› duraca¤›na bir kez daha söz verdi. O günden sonra Munzur’un bafl›nda nöbet tutmaya bafllad›. Y›llar geçti aradan, yafll› bedenine ald›rmadan nöbetine devam etti... Bir gün baraj yap›laca¤›n› duydu Munzur üzerinde. 8 adet baraj. 8 tane kelepçe tak›laca¤›n› duydu Munzur’una. Bunlardan birinin de kendi köyünü de sular alt›nda b›rakaca¤›n› ö¤rendi. Ad›na Uzun Çay›r Baraj› diyeceklerini. Gola Çetu (Gola H›z›ri)’ye kofltu. H›z›r’dan yard›m istedi. Yak›nda buran›n da sular alt›nda kalaca¤›n› ö¤rendi. 25 km uysallaflt›r-

maya çal›flacaklard› h›rç›n Munzur’u. Hayat verdi¤i 1500’den fazla bitki ve hayvan türünden 300’ünün yok olaca¤›n› söylediler. Sonra Munzur’la birlikte çocuklu¤unu da yok edeceklerini düflündü. Geçmifle gitti. Munzur’la arkadafll›¤›n›, çocuklu¤unda oyun oynad›¤›, davarlar› otlatt›¤› köyünü, ormanlar›n› da¤›n›. Baraj yap›m›yla kendisini köyünden koparmaya çal›flt›klar›n› düflündü. “Zulümdür bunun ad›” dedi. Sonra özgürlük savaflç›lar›yla olan ilk karfl›laflmas› geldi akl›na. Belki de defalarca konuk etti¤i özgürlük savaflç›lar›n›, flimdi evlat diye ba¤r›na bas›fl›n›. Sonra onlarla birlikte direnmeyi. Zaten ilk onlardan duymufltu direnmeyi. ‹flte s›ras› geldi, birlikte direneceklerdi. Ve baraj su tutmaya bafllad›¤›nda köyü boflaltt› zorla zalimler. Tüm köy, sürgüne gider gibi, terk etti köyü. Gözlerini yafll› artlar›nda b›rakarak. Bir tek o kald›. Nöbetine devam ediyordu. Yine Munzur’un kenar›ndayd›. Gözü yafll›. Özgür ve h›rç›n akan Munzur, durgun bir göle dönmüfltü gözünün önünde. Bal›klar bile dayanam›yordu bu zulme. Özgürce dolaflmalar›na engel olanlara isyan edercesine suyun üzerine z›pl›yorlard›. Ak köpükleri arad›, yafll› bedenine ald›rmadan. Bir o tarafa gitti, bir bu tarafa. Yaln›z kalm›flt›. Ama terk etmeyecekti. Biliyordu ki Munzur yine özgür akacak. Parçalayacak setleri. (Dersim’den bir Partizan)

Politika-gündem

Kooperatif ve birliklerin genel durumu üzerine II. Emperyalist Paylafl›m Savafl›’ndan sonra IMF, DB eliyle emperyalistler taraf›ndan yap›lan “iflbölümünde” yar›-sömürge, yar›-feodal ülkelere tar›m ürünleri deposu olma görevi verilmiflti. Bu kapsamda emperyalistlerin ihtiyac›na göre çeflitli tar›m ürünleri yetifltirilmeye baflland›. 1980’li y›llara gelindi¤inde finansallaflma hat safhaya varm›flt›. Keynesçi politikalardan vazgeçilmeye, Yeni Dünya Düzeni ad› alt›nda tüm yar›-sömürge ülkelerin s›n›rlar› dizginsizce sömürü için kald›r›lmaya bafllanm›flt›. Bununla birlikte teknolojinin h›zl› bir flekilde geliflmesi sanayide oldu¤u gibi tar›mda da verimin büyük boyutlarda artmas›na neden olmufl, emperyalist ülkelerde tar›m ürünleri stoklar› oluflmaya bafllam›flt›. Ayr›ca GDO’lar›n ortaya ç›kmas›, artan enerji ihtiyac›na biodizelle “çözüm” aranmas›, yar›-sömürge ülkelerin tar›m›nda birbiriyle ba¤lant›l› iki geliflme yaflanmas›na neden oldu. Birincisi; tar›m ürünleri deseni de¤iflti. Türkiye’de 2 ay önce aç›klanan planda görüldü¤ü gibi ya¤l› tohumlara a¤›rl›k verilmeye baflland›. ‹kincisi ise; finansallaflma ve her fleyin serbest piyasaya b›rak›lmas› hedefi dolay›s›yla devlet destekleri verilmemeye baflland›. Çok Uluslu fiirketler (ÇUfi’lar) tar›ma girmeye bafllad›. Küçük-orta üreticiler tasfiye edilmeye baflland›. ‹ktisat profesörü Huricihan ‹smailo¤lu’nun yapt›¤› çal›flma Türki-

ye’de bu yönlü geliflmenin çok h›zl› bir flekilde yafland›¤› göstermektedir. 2001 y›l›nda TÜ‹K araflt›rmas›na göre 0-50 dekar aras› iflletmeler toplam›n yüzde 65’i iken; 2006 y›l›nda bu oran yüzde 32’ye düflmüfltür. 500 dekar üzeri toprakl› iflletmeler 2001’de yüzde 1 iken, 2006’da yüzde 6 olarak saptanm›flt›r. (9.08.09 Milliyet) ‹flte Türkiye tar›m›n›n bu geliflmelere ayak uydurabilmesi ve olas› direnç noktalar›n›n k›r›lmas› için 2000 y›l›nda DB-IMF eliyle Tar›m Reformu Uygulama Projesi (TRUP) uygulanmaya baflland›. 31 Aral›k 2008’de bu proje bitti. Projenin tar›mda destekleri nas›l etkiledi¤ine, ne gibi tahribatlar› oldu¤una dair gazetemizde çeflitli yaz›lar ç›kt›. Bu yaz›da ise Türkiye’de genel olarak birlik ve kooperatiflerin misyonunu, TRUP sonras›nda yaflanan de¤iflimleri ve bizim tavr›m›z›n ne olmas› gerekti¤ini incelemeye çal›flaca¤›z.

TSKB’ler hiçbir zaman küçük-orta üreticilerin ç›karlar›n› savunmam›fllard›r! Türkiye’de kooperatif ve birliklerle ilgili ilk yasa 1935 y›l›nda ç›kar›l›r. Dünyadaki ekonomik buhrana ek olarak, 1928’de yaflanan büyük kurakl›k nedeniyle köylü tam bir yok-

sulluk içindedir. Bu süreçte kooperatiflere duyulan ihtiyac›n nedenlerini Necdet Oral flöyle anlat›r: “Bu arada vergiler art›r›l›r, ancak bir toplumsal politika önlemi olarak kooperatifçilik yasas›n›n ç›kar›lmas› da gündeme gelir. Asl›nda bu yasa iki yönlüdür; tar›m kesiminin s›k›nt›dan bir ölçüde kurtar›lmas› toplumsal bir patlamay› önleyecek, öte yandan, ticaret ve sanayi burjuvazisi ‘tatl› kârlar’ sa¤layacakt›r.” (N. Oral, Türkiye Tar›m›nda Kapitalizm ve S›n›flar, S: 265) Yani Türkiye’de birçok kurum gibi kooperatif ve birlikler de genel misyonlar›ndan çok farkl› bir amaçla kurulmufltur. “Komünizm gerekiyorsa biz getiririz!” mant›¤›n›n her alana yans›mas›d›r yaflanan. “Kooperatif gerekiyorsa, üreticinin örgütlenmesi gerekiyorsa; biz yapar›z!” denilmifl oluyordu. Kooperatifler, köylülerin ortak gereksinimlerini ortaklafla sa¤lamak için kurulan kurumlard›r. Kooperatiflerin köylülerin ç›karlar› d›fl›nda kâr amac›n›n olmamas› gerekir. Kooperatiflerin yönetimi de köylülerin elindedir. Ancak Türkiye’de mevcut olan hiçbir kooperatifte bu özellikleri bulamay›z. Tar›m Sat›fl Kooperatifleri ve Birlikleri (TSKB) ile ilgili yasa “özü itibariyle, k›rsal kesimde sömürüyü sistematiklefltirmeyi hedefleyen bir niteliktedir. Tar›mdan sanayiye fon aktar›m›n› bir sistematik içinde gerçeklefltirmeye yöneliktir. Kapal› ekonominin d›flar›dan müdahale ile k›r›lmas› sürecini h›zland›r›c› ö¤eler içermektedir. Köyü ve köylülü¤ü tam bir denetim alt›na al›rken, olas› toplumsal hareketlerin önlenmesi için de önlemler getirmektedir.” (Age; S: 266) 2000 y›l›na kadar TSKB’ler, Sanayi ve Ticaret Bakanl›¤›’n›n tam denetimi alt›ndad›r. Genel müdürler, bakanl›¤›n önerisi ve Baflbakanlar›n onay› ile seçilmekteydi. Yönetim kademelerindeki di¤er memurlar da kooperatifçilik ilkesine z›t bir flekilde seçimle de¤il atamayla geliyordu. Yani mevcut kooperatifler köylüleri ve köylülerin ç›karlar›n› temsil etmekten çok uzakt›. Mevcut siyasal iktidar›n ç›karlar› temsil edilmifltir her zaman. Büyük toprak sahiplerinin, tefeci-tüccarlar›n, a¤alar›n ç›karlar› korunup-kollanm›flt›r kooperatiflerde. Köylüler, tüm siyasi partiler için her za-

man oy deposu olarak görülmüfllerdir. Bu nedenle popülist uygulamalar her dönem olmufltur. Özellikle seçim dönemlerinde tar›m ürünlerine destekler art›r›lm›fl, taban fiyatlar› yüksek belirlenmifltir. Birlikler; pazara sürebileceklerinden fazla ürün alm›fllard›r. Normalde kooperatif ve birliklerin sadece kendi üyelerinin ürününü almas› gerekirken, uygun yasalar ç›kart›larak ortak olmayanlar›n ürünü al›nm›flt›r. Stoklar›n bedeli de her zaman hazine taraf›ndan karfl›lanm›flt›r. Tüm bu uygulamalardan esas olarak yararlananlar› da yukar›da vurgulad›¤›m›z s›n›flar olmufltur; büyük toprak sahipleri-a¤alar›, tefeci ve tüccarlar… Küçük üreticilerin pay›naysa, seçim dönemlerinde biraz daha destek düflmüfltür sadece. Türkiye’de özellikle küçük üreticiler her zaman normal yaflam standard›n›n çok alt›nda bir hayat sürdürmüfllerdir. Aile üyelerinin bir k›sm› flehirlerde çal›flmak zorunda kalm›flt›r ve aile bütçesi, sürekli “tasarruf” yap›lan, kemer s›k›lan bir bütçedir vs. Yani sonuç olarak belirtmek gerekirse Türkiye’de küçük üreticinin durumu hiçbir zaman iyi olmam›flt›r. Orta üreticiler ise, durumlar›n› koruyabilme mücadelesini vermifllerdir her zaman. fiimdi ise “beterin beteri” diye tan›mlayabilece¤imiz, ellerindeki mevcut küçük toprak parças›n› dahi iflleyemeyecek olmalar›ndan bahsediyoruz.

Alternatif tar›m örgütleri kurulmaz zorundad›r TRUP’la birlikte; birlik ve kooperatifler flirket statüsüne al›nm›flt›r. Yönetim “demokratik” yollarla seçilmeye bafllanm›fl, (ne kadar demokratik oldu¤unu F‹SKOB‹RL‹K’te yaflananlar ortaya koyuyor!) devlet deste¤i tamamen çekilmifltir. Bu süreç içerisinde birlikler yüksek faiz oranlar›yla borçlanm›flt›r. Yeni yap›yla uyum sa¤layamayan Kay›s› Birlik borçlar nedeniyle kapanm›flt›r. Taskobirlik’in Gülbirlik’in varl›¤› tart›flmal› durumdad›r. Fiskobirlik ifllevsizleflmifl ve borçlarla u¤rafl›r durumdad›r. Tarifl, parçalanm›fl ve Tarifl pamuk yine borçlar›yla u¤rafl›r durumdad›r. Birliklere borç sarmal›ndan ç›kmalar› için gösterilen çözüm gayrimenkullerini, varsa

fabrikalar›n› vs. satmalar›d›r. TRUP sürecine kadar kooperatiflerden nemalanan, ticaret ve sanayi burjuvazisi ile büyük toprak sahiplerinin-a¤alar›n›n bir k›sm› yaflanan de¤iflime ayak uydurmuflsa da bir k›sm› tasfiye edilmektedir. ‹flte bu tasfiye edilen kesim, küçük ve orta üreticileri arkas›na almak için onlar›n ç›kar›n› savunuyor gibi görünmekte, “birlikler, kooperatifler elden gidiyor! Küçük üretici öldürülüyor”! propagandas›n› yapmaktad›r. Oysa bu propaganday› yapanlar için temel sorun; devletle iflbirli¤i halinde oturttuklar› sömürü sisteminin sars›lmas› ve kendilerinden daha büyük sermaye gruplar› taraf›ndan tasfiye edilmeleridir. Köylülerin tepkisinin yavafl da olsa birliklere yönelmeye bafllad›¤›n› görüyoruz. Ordu ve Giresun’da Fiskobirlik yönetimine karfl› eylemler yap›lm›flt›r. Haziran ay›nda Sökeli pamuk üreticilerini temsilen 300’e yak›n üretici Tarifl Genel Müdürlü¤ü’nü “basm›flt›r”. ‹ki y›ld›r ödenmeyen alacaklar›n› istemifllerdir. Didim Akyeni köyünden bir üreticinin söyledikleri her fleyi aç›klar niteliktedir: “fiu an Söke Tarifl Pamuk Birli¤i’nin 5 trilyon alaca¤› var. Bundan vazgeçtik, hiç olmazsa yetiflen mahsul için bir pazar istiyoruz. Bu birlik yönetimlerine yerleflmifller. Altlar›nda 200’er milyar liral›k arabalar› var…” (27.06.09, Evrensel) Sonuç itibariyle Türkiye’de mevcut kooperatif ve birlikler, üreticilerin ç›karlar›n› savunan bir yap›ya hiçbir zaman sahip olamam›fllard›r. Bu yüzden bizlerin fliar› flu anki mevcut birliklerin güçlendirilmesi üzerine de¤il; üreticilerin ç›karlar›n› koruyan yeni, ba¤›ms›z kooperatiflerin oluflturulmas› üzerine olmal›d›r. ‹çinden geçti¤imiz süreç, yaflanan çeliflkilerin boyutu nedeniyle buna çok uygundur. Köylüler, y›llard›r çektikleri yoksulluk nedeniyle birçok yerde kendili¤inden de olsa eylemler yapabilmektedir. Mevcut yap›lar bu kadar teflhir olmuflken, bizlere düflen bu çeliflkileri etkin flekilde kullan›p gerekli örgütlülükleri yaratmakt›r.


‹flçi-köylü 9

Politika-gündem

11-24 Aral›k 2009

S›n›f çal›flmas› planl› ve sab›rl› bir çal›flmayla baflar›l›r Emekçileri ekonomik-demokratik talepleri temelinde örgütlenme perspektifiyle hareket eden bir kitle örgütü, tüm ezilenlerin bu yönlü taleplerine karfl› en ileri düzeyde bir duyarl›l›k ortaya koymak zorundad›r. Dahas› bu kitle örgütünün varl›k gerekçesidir. Birleflik bir mücadele ve dayan›flma kültürü için bu gereklidir. Derinleflen ekonomik kriz ile birlikte emekçiler ve ezilenler üzerinde esmekte olan yoksulluk ve iflsizlik f›rt›nas› giderek daha da fliddetli bir boyut kazand›. Emperyalizmin ufla¤› bir avuç az›nl›k “krizi f›rsata dönüfltürerek” servetine servet katarken, milyonlarca emekçi iflsiz, umutsuz ve gelecek kayg›s› içinde yar› aç, yar› tok bir yaflam sürdürmektedir. Yani, emekçiler yoksullaflt›kça, bir avuç kan emici daha da palazlanmaktad›r. Dolay›s›yla kriz ile birlikte egemen s›n›f sözcülerinin “hepimiz ayn› gemideyiz” söylemlerinin gerçe¤e ayk›r›l›¤› da gün geçtikçe daha fazla a盤a ç›k-

ezilenler için en yaflamsal sorun, kendi haklar› ve özgürlükleri u¤runa örgütlenip mücadele etmeleridir. Çünkü sar› sendikal ve reformist anlay›fllar›n iflçi s›n›f›n›n mücadelesini uysallaflt›r›p, bölüp parçalad›¤› ve örgütlenme arac› olan sendikalar› ifllevsizlefltirdikleri bir süreçten geçiyoruz. fiu aç›k ki; bölünmüfl, parçalanm›fl, örgütsüz bir iflçi s›n›f› ezilmeye mahkumdur. Di¤er ezilen s›n›f dostlar›yla ortak bir mücadele ve dayan›flma bilincini gelifltirme kudretinden ve gücünden yoksundur. Tarih defalarca kan›tlam›flt›r ki, sömürü ve zulümden, umutsuzluk ve çaresizlikten

Tarih defalarca kan›tlam›flt›r ki, sömürü ve zulümden, umutsuzluk ve çaresizlikten kurtulman›n yolu örgütlenip mücadele etmekten geçer. Örgütlülük güç demektir. Güç umutsuzlu¤a umut, çaresizli¤e çaredir.

maktad›r. Emekçilerin kayb› ile egemenlerin kazan›mlar› somut istatistik verilerle ortaya ç›kmaktad›r. Bir kez daha krizin a¤›r faturas›n›n emekçilere ç›kar›laca¤› öngörüsünün bofl bir söylem olmad›¤› bütün ç›plakl›¤›yla a盤a ç›kt›.

Örgütsüz iflçi s›n›f› ezilmeye mahkumdur! fiu bir gerçek ki, kapitalist emperyalist sistem krizsiz yaflayamaz. Çünkü kriz onun mayas›nda vard›r. T›pk› azami kâr ve sömürü gibi. Bu aç gözlülük, azami kâr ve sömürü h›rs›, bugüne kadar ezilen dünya halklar›n› büyük felaketlere sürükledi. Haks›z savafllar›n yaratt›¤› y›k›mlar tarihin haf›zas›ndaki yerini korumaktad›r. Bugün de sürmekte olan iflgal ve savafllar›n sosyal y›k›m politikalar›n›n arkas›nda bu sömürücü sistem vard›r. Yani, emperyalist kapitalist sistem, tüm kötülüklerin kayna¤›d›r. Ve var oldu¤u müddetçe iflsizlik, yoksulluk bitmez. Baflta iflçi s›n›f› olmak üzere tüm emekçiler tarihi tecrübelerle birlikte bu gerçekle yüzleflmek zorundalar. Çünkü bu gerçekle yüzleflmek, beraberinde sistemin, “böyle gelmifl böyle gider” kaderci felsefesini sorgulamay› getirir. Bu da örgütlenme, bölünmüfl güçleri birlefltirip mücadele etme bilincinin geliflmesine yol açar. ‹flçilerin ve di¤er ezilenlerin kurtulufl yolu bu bilinçle geliflir. Bundan dolay›d›r ki; egemen s›n›flar örgütsüzlü¤ü her koflulda dayatmaktad›r. Sendikal› olan iflçilerin iflten at›lmas›, grevli toplu sözleflme talebinde bulunan kamu emekçilerinin 盤l›klar›na kulak t›kamalar›, hakl› ve meflru olan eylemleri “yasad›fl›” ilan etmeleri örgütlü mücadele karfl›s›nda duyduklar› korkunun bir ürünüdür. Mücadele örgütlenmekle kazan›l›r. Örgütsüz y›¤›nlar›n öfkesi, örgütlü bir güce dönüflüp devrimci militan bir kimlik kazanmad›kça sonuçsuz kalmaya mahkumdur. Bugün baflta iflçi s›n›f› olmak üzere tüm

kurtulman›n yolu örgütlenip mücadele etmekten geçer. Örgütlülük güç demektir. Güç umutsuzlu¤a umut, çaresizli¤e çaredir. “Birlikten kuvvet do¤ar” fliar›n›n esprisi de bu bilimsel bak›fl aç›s›n›n ve tarihi tecrübenin ürünüdür. Bugün yaflanan tüm da¤›n›kl›¤a, gerili¤e ra¤men, s›n›f bilinçli proleterler kendi güçlerine duyduklar› güvende çeliflkiye düflmezlerse, kazanma bilincine sahip olurlarsa -ki olmak zorundalar- iflte o zaman baflar› kaç›n›lmaz olur. Kazanma bilinci, y›¤›nlar›n gücüne güvenme eylemidir. Kazanma bilinci, bütün emekçileri ve ezilenleri tek bir çat› alt›nda siyasal iktidar mücadelesine yöneltme gerçe¤inin kavranmas›d›r. Kazanma bilinci örgütsüz y›¤›nlar›, ezilenleri inançlar›na, uluslar›na göre örgütlenme anlay›fl›n› yads›r. Çünkü ezilenlerin, horlananlar›n, umutsuzluk ve çaresizlik içinde olanlar›n gerçek gücü ve kurtuluflu ancak bir çat› alt›nda ortak örgütlenmeleriyle birlikte a盤a ç›kar-sa¤lan›r. Kazanma bilinci yaln›z kendi gücüne güvenme, kendi gücünün fark›na varma de¤ildir. Ayn› zamanda tüm geliflmeleri bilimsel olarak çözümleme, neden ve niçin sorular›na bilimsel yan›tlar arama, tarihi perspektife sahip olma gücüdür.

S›n›f çal›flmas›nda sendikalar›n önemi “DDSB iflçi ve emekçilerin ekonomik-demokratik temelde örgütlenme haklar›n› savunmaya öncelik verir. Kamu emekçileri ve emekliler dahil tüm ücretlilerin grevli, toplu sözleflmeli sendikalaflma hakk›n›n kazan›m› ve hayata geçirilmesi için çok yönlü bir mücadele yürütür. ‹flçiler ve di¤er ücretli emekçi s›n›flar d›fl›nda kalan; baflta köylüler, küçük esnaflar ve halk gençli¤i olmak üzere halk y›¤›nlar›n›n sendika, kooperatif, dernek gibi ekonomik, demokratik, akademik haklar›n› savundu¤u örgütlenmeler oluflturmalar›n› ve bu yolla

egemen s›n›flar›n sömürü ve bask›lar›na karfl› birleflerek mücadele etmelerini savunur. Bu örgütlenmelerle dayan›flma içinde olmay› benimser.” (Devrimci Demokratik Sendikal Birlik Program›ndan) Emekçileri ekonomik-demokratik talepleri temelinde örgütleme perspektifiyle hareket eden bir kitle örgütü, tüm ezilenlerin bu yönlü taleplerine karfl› en ileri düzeyde bir duyarl›l›k ortaya koymak zorundad›r. Dahas› bu, kitle örgütünün varl›k gerekçesidir. Birleflik bir mücadele ve dayan›flma kültürü için bu gereklidir. Söz gelimi, kamu emekçilerinin “grev ve toplu sözleflme hakk›” talepli uyar› eyleminin sahiplenilmesi, devrimci çal›flman›n bir parças› haline getirilmesi yönünde propagandan›n yap›lmas› ve her alanda bu eksenli bir örgütlenme çal›flmas› içine girilmesi ertelenemez bir görevdi. Ancak 25 Kas›m grevi bu konudaki eksikli¤imizi ortaya sermifltir. Elbette ki s›n›f sendikac›l›¤›, anlay›fl ve ufkunu dar taleplerle s›n›rlamaz. Yine pratik çal›flmalarda ekonomist mant›¤›n afl›lmas›, örgütlenme s›n›rlar›n›n tüm ezilenleri kapsayacak tarzda geniflletilmesi bir kavray›fl, bilinç sorunudur. S›n›f bilincinden yoksun-zay›f olan hiçbir kurum “kurtulufl yok tek bafl›na, ya hep beraber, ya hiç birimiz” fliar›n› somut bir olgu haline getiremez. Bu gerçe¤i, yaflanan direnifllerde ortaya konulan s›n›f dayan›flmas›ndaki geri duruflta görmek mümkündür. Çünkü bugün iflçi s›n›f› içinde s›n›f sendikac›l›¤› anlay›fl› temelindeki örgütlenmeler zay›ft›r. Hakim olan sar› sendikal ve reformist anlay›fl, dayan›flma bilincini, militanca mücadeleyi zay›flatm›flt›r. Militan mücadele de, iflçi s›n›f›ndan kopuk bürokratik sendikal anlay›fl›n olumsuz prati¤i, iflçi s›n›f›n›n genel olarak

durumdur. ‹flte böylesi olumsuz bir tablo içinde lokal düzeyde de olsa ortaya ç›kan direnifllerin tarihsel önemi iyi anlafl›lmal›d›r. Yaln›z direnifller de¤il iflçi s›n›f›na dönük yürütülen tüm devrimci çabalar›n, 12 Eylül Askeri Faflist Darbesi sonras› iflçi s›n›f› cephesinde ortaya ç›kan bu olumsuz tabloyu tersine çevirme bak›m›ndan at›lan mütevazi ad›mlar oldu¤u gerçe¤i unutulmamal›d›r. Devrimci demokratik sendikal güçler olarak bu dönem içinde kimi ifl kollar›nda dönemsel olarak baz› mütevazi ad›mlar at›lmas›na ra¤men, bu ad›mlara bir sistemlilik kazand›rmada halen eksiklikler yaflamaktay›z. Bunun en bafl›nda baflta örgütlü güçleri olmak üzere, tüm yak›n çeperi içinde s›n›f sendikac›l›¤› anlay›fl›n›n istenilen düzeyde oturtulmamas›d›r. Anlay›fl düzeyindeki bu zay›fl›k, kazan›lan mevzilerin ileriye tafl›namamas›, çal›flmalar›n yürütüldü¤ü ifl kollar›nda taban örgütlülü¤ünün güçlendirilmesini de engellemifltir. Bu da tabanla ba¤› zay›f bir tablonun ortaya ç›kmas›na zemin haz›rlam›flt›r. Kavray›fl düzeyindeki bu zay›fl›k, kimi dönem iflçi s›n›f› içindeki çal›flmay› objektif olarak sendika yönetimlerine endekslemifltir. fiüphesiz iflçi s›n›f› mücadelesinde sendikalar›n yönetiminde olmak bir avantajd›r; ama her fley de¤ildir. Dolay›s›yla iflçi s›n›f› içindeki çal›flman›n daha derinlikli ve genifl tabana dayal› bir zemine oturtulmas› gerekir. Bunu sa¤layacak olan da s›n›f bilinçli proleter çizgiyi özümseyen militanlar›n önderli¤inde oluflacak olan komitelerin, hücrelerin varl›¤›d›r. S›n›f bilincinde ve örgütlenmede sa¤lanacak her geliflme, iflçi s›n›f›n› do¤ru bir çizgi temelinde örgütleyip harekete geçirmenin teminat›d›r. ‹flçi s›n›f› içindeki çal›flmay›, sendi-

sundurlar. K›sacas› proleter ideolojinin iflçi s›n›f› içinde kök salmas›, iradi bir çabay› ve sistemli bir çal›flmay› gerektirir. Dönemsel müdahalelerle -ki bu dönemler hep kongre süreçleri olur- iflçi s›n›f› içinde kal›c› derinlikli örgütlenmeler yarat›lamaz. Kitle örgütlerinin siyasette tarafs›z olmas›n› savunan, onlar›n mücadelesini ekonomik-demokratik taleplerle s›n›rlayan her türlü burjuva anlay›flla hesaplaflmak proleter devrimcilerin temel görevidir. ‹flçi s›n›f›n›n mücadelesini darlaflt›ran, siyasal iktidar bilincini zay›flatan reformist ve revizyonist anlay›fllarla mücadele, bu anlay›fllar›n s›n›f içindeki etkilerini zay›flatma görevi daima önümüzde durmaktad›r. ‹flçi s›n›f› partisi ile sendikalar aras›nda s›k› bir ba¤›n olmas›n› savunmak yanl›fl de¤il, do¤rudur. ‹flçi s›n›f›n›n demokratik halk devrimi sürecinde tarihi rolünü oynamas› için bu bilinçle davranmak gerekir. Bunun için s›n›f çal›flmas› yürüten proleter devrimcilerin demokrasi, ba¤›ms›zl›k ve sosyalizm u¤runda mücadelenin gereklili¤i noktas›nda propaganda yapmalar›, faflist diktatörlü¤ün s›n›fsal, mezhepsel bask›lar›n› teflhir etmeleri gerekir. Sendikalarda ezen ile ezilenlerin mücadelesinin kaç›n›lmazl›¤›n› ortaya koymak, siyasal istemlerle ekonomik talepleri birlefltirerek gündemlefltirmek ertelenemez bir görevdir. Tüm bunlar yap›lmadan iflçi s›n›f›n› ileri düzeyde bir eylem hatt›nda harekete geçirmek mümkün müdür? Elbette ki hay›r! ‹leri pratik, s›n›f bilincini ve örgütlülü¤ü zorunlu k›lar. Elbette ki tüm bu pratik ad›mlar, ifl yeri ve sendikal çal›flmalarda var olan somut durumu göz ard› ederek at›lamaz. Somut durumu, yani iflçilerin siyasal e¤ilimlerini, örgütlülü¤e karfl› durufllar›n›, istemlerini vb. tüm bunlar› hesaba katarak hedeflerimizi belirlemeliyiz. Ama her halükarda dura¤an de¤il, geliflen, ilerleten bir perspektife sahip olmal›y›z. Apolitik iliflkiler, geri anlay›fllar›n peflinde sürüklenme yaklafl›mlar› geliflmenin de¤il, çürümenin teminat› olur. S›n›f çal›flmas›nda propaganda ve ajitasyon araçlar› en iyi flekilde kullan›lmal›d›r. Amaç ve hedeflerimizi içeren yay›nlar›m›z› genifl devrimci ve demokratik güçlere tafl›mak için seferber olmal›y›z.

sendikalara, örgütlülü¤e karfl› mesafeli durmas›na neden olmufltur. En ileri düzeyde olan sendika flubelerinin dahi güç yitirmesi, yürüttü¤ü eylemlerde genifl emekçi kesimlerden destek alamamalar› direnifllerin istenilen düzeyde sonuçlanmamas›na neden olmaktad›r. Elbette ki lokal düzeyde de olsa geliflen kararl› direnifller karfl›s›nda ortaya konulan dayan›flma pratiklerinin önemini küçümsememek gerekir.

Küçük ama ileriye do¤ru ad›mlar Yap›lan genel de¤erlendirmelerde flu gerçekleri hesaba katmal›y›z. Hem iflçi s›n›f› içinde hem de kamu emekçilerinde sendikal› olanlar›n say›s› oldukça düflük bir orandad›r. Örgütlülük düzeyindeki bu zay›fl›k, hakim olan sar› sendikal ve reformist anlay›flla birleflince, mücadele düzeyindeki gerilik kendi içinde anlafl›l›r bir

kalar›n kongre süreçlerinde hat›rlayan bir anlay›fl›n baflar› sans› asla olamaz. Bu anlay›fl sahipleri, sendika yönetimlerini alabilirler. Ama asla iflçi s›n›f›n› örgütleyemezler. Çünkü; iflçi s›n›f›n›n ezen ve ezilenler mücadelesinde oynad›¤›oynayaca¤› tarihsel rolü kavramaktan yok-

Bu amaçla s›n›f bilinçli proleterlerin sesi olan 1 May›s dergisinin farkl› alanlardan, bölgelerden beslenmesi, genel söylemlerden çok karfl› karfl›ya bulunulan sorunlar›n çözümüne dönük bir yay›n politikas›n› sürdürmesi olumlu olacakt›r. Ama tüm bu pratik görevlerin baflar›s› için herkesin/hepimizin sorumluluk almas›, katk› sunmas› olmazsa olmazd›r. Yay›n›n sahiplenilmesi, farkl› alanlardan beslenilmesi için toplant›lar yapmak veya yap›lan toplant›larda bu eksenli tart›flmalar yürütmek bu anlamda harekete geçirici olabilir. Unutmamak gerekir ki; böylesi dönemlerde çok farkl› alanlarda olan okurlarla ancak yay›n üzerinde düzenli bir iliflki yürütülebilir. ‹flte hem bu iliflkileri canl› tutmak hem de okur say›s›n› daha da art›rmak için bu faaliyet, daha bir ciddiyetle ele al›nmak zorundad›r.


‹flçi-köylü 10

Gö¤ün yar›s›

Y O R U M S U Z

Çözüm sun(a)mayan sistem intihara sürüklüyor

* 3 Aral›k: Ad›yaman-Kahta’da, 16 yafl›ndaki Medine Memi’nin cesedi, ihbar üzerine evlerinin bahçesini kazan jandarma taraf›ndan bulundu. Daha önce ailesinden “erkeklerle konufltu¤u” gerekçesiyle fliddet gören Medine, öandarmaya s›¤›nm›fl ancak devlet, onu ailesine teslim etmiflti. * 1 Aral›k: Van-Saray’da efli taraf›ndan iflkence görmesinin ard›ndan devlet taraf›ndan “koruma alt›na al›nan” S›d›ka Platin, savc›l›k karar› ile efline teslim edildi. * 1 Aral›k: ‹stanbul-Pendik’te yaflayan Neda Çitlik adl› kad›n, o¤lu taraf›ndan bo¤az› kesilerek öldürüldü. * 30 Kas›m: Ankara’da yaflayan Elvan Y›ld›r›m, efli taraf›ndan tabancayla öldürüldü. * 30 Kas›m: Adana-Çukurova’da Tu¤çe Anlafl, Seyhan Baraj› k›y›s›nda 28 yerinden b›çaklanm›fl ve bo¤az› kesilmifl halde bulundu. * 29 Kas›m: Erzurum’da yaflayan 15 yafl›ndaki S.K., ailesinin kendisiyle evlenmesine izin vermedi¤i day›s›n›n o¤lu taraf›ndan gö¤sünden vurularak öldürüldü. * 29 Kas›m: Kocaeli’de, Dilek Ö., tart›flt›¤› efli taraf›ndan tabancayla öldürüldü. * 29 Kas›m: ‹stanbul-‹kitelli’ye, minibüsle yolculuk yapan Z.G. isimli kad›n, minibüs floförü taraf›ndan önce dövüldü, sonra tecavüze u¤rad›. * 29 Kas›m: fi›rnak-Cizre’de Mevlide Garan isimli genç bir kad›n, ailesi taraf›ndan zorla evlendirilmeye çal›fl›l›nca, kayal›klardan atlayarak intihar etti. * 27 Kas›m: ‹zmir-Bornova’da, 17 yafl›ndaki F.K.’nin, 12 yafl›ndayken babas› taraf›ndan tecavüze u¤rad›¤› ve para karfl›l›¤›nda erkeklere sat›ld›¤› ortaya ç›kt›. * 27 Kas›m: Antalya-Alanya’da, efli taraf›ndan, kendisinden “daha çok para kazanamad›¤›” gerekçesiyle aya¤›ndan vurulan Hicran S›nd›k’›n baca¤› kesildi. * 26 Kas›m: Diyarbak›r-Lice’de yaflayan Songül Aras, tart›flt›¤› efli taraf›ndan önce dövüldü, sonra da pompal› tüfekle gö¤sünden vurularak öldürüldü. * 26 Kas›m: ‹zmir-Karfl›yaka’da, Hatice Faike T., efli taraf›ndan bo¤ulup bo¤az› kesilerek öldürüldü. * 25 Kas›m: Gülizar Öztürk adl› kad›n, eflinin ye¤eni taraf›ndan vekâletname yüzünden önce dövüldü, sonra da b›çaklanarak öldürüldü.

Yaflamdan hiçbir beklentisi olmad›¤›n› ifade eden bir not b›rakarak, iki çocu¤uyla birlikte suya atlayan bir kad›n; bir sevgilisi oldu¤u gerekçesiyle okuldan al›nan genç bir kad›n›n a¤aca ba¤lad›¤› ipin ilme¤ini bo¤az›na geçirerek hayat›na son vermesi; her ne sebeple oldu¤u tam olarak bilinmeyen amca çocuklar› dört genç kad›n›n akan suya kendilerini b›rakmalar›; bir akrabas›yla evlendirilmek istenen üniversiteli genç bir kad›n›n okulun tuvaletinde kendini asmas›… Bunlar son haftalarda gazete sayfalar›na yans›yan, yurdun dört bir yan›nda yaflanan kad›n intiharlar›. Her biri farkl› gerekçelerle olsa da kendilerini ç›kmazda gören kad›nlar›n benzer ruh halleriyle gerçeklefltirdikleri hayattaki son hamleleri. ‹ntihar›n nedenleri aras›nda psikolojik, sosyal, kültürel, biyolojik birçok faktör rol oynamaktad›r. Kiflinin kendisini en güçsüz, umutsuz, çaresiz hissetti¤i anlarda seçti¤i bir yöntem olarak karfl›m›za ç›k›yor intiharlar. Anal›k hukukunun tarihe gömülmesiyle kad›n erke¤in mal›, kölesi, namusu oluvermifltir. Bundan sonra art›k erkek namusuna, flerefine söz getirmemekle yükümlüdür. Töre gere¤i al›nan, sat›lan, istemedi¤i halde evlendirilen, karfl› ç›kt›¤›nda tereddütsüzce öldürülendir. Yeri-sözü babas›ndan, erkek kardeflinden, kocas›ndan sonra gelendir; oturmas›na, kalkmas›na, giyinmesine, okumas›na, çal›flmas›na kar›fl›land›r. K›sacas› kendi yaflam› üzerinde söz söyleme, karar alma yetkisi elinden al›nand›r. Bunlar kad›n›n kendini güçsüz, de¤ersiz, hiçbir ifle yaramayan biri olarak hissetmesini de beraberinde getirmektedir. Kad›ndan kendisine çizilen alan içinde “mutlu”, “mesut” ve itirazs›z yaflamas› istenir. Öyle yaflam›n› sorgulamak veyahut kaderine kahredip isyan etmek de neyin nesi? Kad›ndan beklenen sistemin ona sunduklar›n› boyun e¤erek kabullenmesidir. Aksi takdirde yaflam›nda memnuniyetsizliklerin, ümitsizliklerin, bunal›mlar›n ard› arkas› ke-

silmez. Verili koflullar içinde kad›n önüne sürülen bu yaflam› kabullenmiyorsa ya onu de¤ifltirme mücadelesi içine giriyor, ya da her fleyi reddederek hayat›na son veriyor. Ki ikinci seçene¤in hiç de az›msanmayacak kadar s›k yafland›¤› da bir gerçektir. Kad›nlar›n hayat› zehir ediliyor… Kad›n›n yaflad›¤› sorunlar›n kayna¤› mevcut sistemdir. Haliyle sorunun yarat›c›s›ndan kökten bir çözüm beklemek, 盤 gibi büyümekte olan kad›n sorununa ve bu sorun alt›nda ezilmekte olan kad›nlar›n yaflamdan kopup gitmelerine seyirci kalmaktan baflka bir fley de¤ildir. Sistem içinde gerçeklefltirilen k›smi iyilefltirmeler kad›nlara k›sa vadeli nefes ald›rsa da bunlarla kad›n sorununun tamamen çözüme kavuflaca¤›n› beklemek bofltur. Bugün bakt›¤›m›zda gerek yaflamdaki sorunlar› çözmeyi kendilerine dert edinmifl baflta kad›nlar olmak üzere duyarl› kesimlerin örgütlü tepkileri sonucu, gerekse kâr amac›yla sömürdükleri kad›nlar›n günden güne tükeniyor olmalar›n›n sistemin tekerine çomak sokuyor olmas›ndan ötürü burjuvazi, kad›nlar›n durumundaki kötü gidiflata el koyma ihtiyac› duymaktad›r. Di¤er bir etken de, büyük bir kesimin yaflad›¤› bunal›mlar›n, huzursuzluklar›n, hoflnutsuzluklar›n toplumda sosyal bir patlamaya neden olmas›ndan duyulan kayg›d›r. Töre, namus, gelenek, din olgusuyla köfleye s›k›flt›r›lan, ataerkin fliddeti, zoru, tacizi, tecavüzüyle hayat› zehir edilen, patronun bask› ve sömürüsüyle ezilen kad›n›n intihara yönelmemesi için çeflitli düzenlemeler yap›lmas› yoluna gidiliyor. Kad›nlar›n sorunlar›nda yard›mc› olacak dan›flmanl›k ve rehabilite merkezleri aç›l›yor, kad›n s›¤›nma ve bar›nma evleri kuruluyor; namus cinayetlerine verilen cezalar art›r›l›yor; karakollar›n, savc›l›klar›n fliddete, tacize, tecavüze u¤rayan kad›nlar›n güvenliklerinden sorumlu kurulufllar olmalar› yönünde tedbirler al›n›yor. Hatta paraya k›y›l›p t›pk› Sabanc› Vakf›’n›n yapt›¤› gibi Anadolu’nun çeflitli illerin-

Gözalt›nda tacizler devam ediyor 12 y›ld›r faaliyetine devam eden Gözalt›nda Cinsel Taciz ve Tecavüze Karfl› Hukuki Yard›m Bürosu’nun haz›rlad›¤› son rapor, Türk Ceza Kanunu’nda konu özgülünde de¤ifliklikler yap›lsa da (cinsel taciz suçunun tan›mlanmas›, tecavüz suçunun kapsam›n›n geniflletilmesi ve bekâret kontrolünün koflullara ba¤lanmas›) anlay›flta hiçbir de¤iflikli¤in olmad›¤›n› gözler önüne seriyor. Büronun haz›rlad›¤› dönem raporuna göre 1 y›l içiinde 15 kad›n, maruz kald›klar› cinsel iflkence karfl›s›nda haklar›n› aramaya karar verdi. Baflvuru yapan kad›nlar›n içersinde siyasi davalardan gözalt›na al›nm›fl kad›nlar olmakla birlikte adli nedenlerle gözalt›na al›nan ve baflvuruda bulunmaya karar veren kad›nlar da bulunuyor. Baflvuruda bulunan kad›nlardan sekizinin hukuksal alanda herhangi bir ifllem yap›lmas›n› istememeleri ise yaflanan olay karfl›s›ndaki psikolojinin, toplumsal yarg›lar›n kad›na dayatt›klar›n›n da özeti say›labilir. Tacize maruz kalan kad›nlar›n flikâyette bulunmalar› ve haklar›n› aramaya soyunmalar› da raporda belirtilen “5 kad›n›n flikayetleri bahane edilerek soruflturma aç›lm›flt›r”

bilgisinde görüldü¤ü gibi devlet taraf›ndan ayr› bir iflkenceye maruz b›rak›lmalar›n›n bahanesi oluyor. Raporda, gözalt›nda taciz ve tecavüz vakalar›yla ilgili flu bilgiler yer al›yor: “Büroya iki y›ld›r tecavüz baflvurusu gelmedi; devlet güçlerinin kad›nlara, travestilere ve transseksüellere cinsel taciz uygulamalar› ise s›kl›kla sürüyor. Kad›nlar, karakollarda, ev bask›nlar›nda, sokak gösterilerinde polislerin ya da askerlerin cinsel iflkencelerine maruz kal›yor. Travesti ve transseksüeller yolda yürürken dahi polislerin cinsel tacize varan yaklafl›mlar›na maruz kal›yor. ‹flkencenin belgelenmesinde sadece adli t›p raporlar›n› delil kabul ediliyor; rehabilitasyon merkezlerinin, hastanelerin ya da ba¤›ms›z hekimlerin raporlar› yeterli delil say›lm›yor.” Bahsi geçen raporda yaflanm›fl olabilecek taciz vakalar› düflünüldü¤ünde baflvuru say›s› az gibi görünse de raporun haz›rland›¤› bürodaki avukatlar hak arama bilincinin geliflmeye yüz tuttu¤una ve bunun umut verici oldu¤una de¤iniyor. Bireyi teslim almay›,

KÖLE DE⁄‹L, GÖ⁄ÜN YARISIYIZ!

‹zmir Yeni Demokrat Kad›n ‹nisiyatifi, Demokratik Kad›n Hareketi, BDSP ve Köz, 25 Kas›m Kad›na Yönelik fiiddete Karfl› Uluslararas› Mücadele Günü kapsam›nda bir bas›n aç›klamas› ve ayn› alanda birkaç saat-

11-24 Aral›k 2009

lik bir süre ile “Kad›n ve fiiddet” gündemli bir sokak sergisi gerçeklefltirdi. Sergide dünya genelinde fliddete maruz kalan kad›nlar›n foto¤raflar› yer ald›. 26 Kas›m günü Konak Sümerbank önünde bir araya gelen kurumlar, haz›rlanan serginin aç›lmas›n›n ard›ndan ortak bir bas›n aç›klamas› gerçeklefltirdi. Yap›lan aç›klamada 25 Kas›m’›n tarihçesi anlat›ld›ktan sonra günümüzde kad›n›n maruz kald›¤› cinsel, ulusal, s›n›fsal ve psikolojik fliddet örneklerine de¤inildi. Kad›n›n yüzy›llard›r süregelen bir eflitsizli¤e mahkum edildi¤i ve günümüzde de bu durumun katmerlenerek devam etti¤inin vurguland›¤› aç›k-

de intihara e¤ilimli kad›nlar› hayata kazand›rma ad›na projeler yürütülüyor. (Sabanc› Vakf› “Kad›nlar›n ve K›z Çocuklar›n›n ‹nsan Haklar›n›n Korunmas› ve Gelifltirilmesi Ortak Program›” kapsam›nda bir projeyi hayata geçiriyor. Bu sene kad›n intiharlar› aras›nda 6. s›rada yer alan Nevflehir’de fliddete maruz kalm›fl ve intihara e¤ilimli 46 kad›na ulafl›lm›fl ve projeye dâhil edilmifllerdir.) Sistem teflhir edilmelidir Burjuvazinin tüm bu “meflakkatli” çal›flmalar›na ra¤men Türkiye hala kad›n-erkek eflitli¤i endeksinde en geri s›ralarda yer al›yor. (Dünya Ekonomik Forumu taraf›ndan her y›l düzenli olarak haz›rlanan kad›n ile erke¤in istihdam› ile siyasal ve sosyal hayata kat›l›m›n› gösteren endekste Türkiye geçen y›l 123. s›rada iken bu y›l 129. s›raya düfltü. 28.10.09 Radikal) Bir taraftan bu düzenlemeler yap›lmaktad›r di¤er yandan namus cinayetlerine verilen cezalar›n art›r›lmas› kad›nlar›n daha fazla intihara zorlanmas›na yol açm›flt›r. Kriz dolay›s›yla ilk iflten ç›kar›lanlar kad›nlar oldu¤u gibi iflsiz kalan erkeklerin de kad›na uygulad›¤› fliddetin artt›¤› gözlemlenmifltir. Çeflitli gerekçelerle s›¤›nma evlerinden gönderilen kad›nlar ayn› gün koca, baba, sevgili kurflunlar›na hedef olmufllard›r. Karakollarda kapal› kameralar alt›nda birçok kad›n fliddete, tacize, tecavüze u¤ramaya devam etmektedir. Malatya’da çocuklar›na tek bafl›na bakmak zorunda kalan bir kad›n yard›m için gitti¤i Çocuk fiube Müdürlü¤ünde, fiube Müdürü taraf›ndan tecavüze u¤ram›flt›r. Yani k›smi iyilefltirmeler kad›n sorununun kökten çözümü için yeterli olmayacakt›r. Köklü bir de¤iflim olmad›kça da bu sorun tam anlam›yla çözüme kavuflamayacakt›r. Ama o zamana de¤in yap›lmas› gerekenler noktas›nda da geri durulmamal›d›r. Kad›n›n lehine ç›kar›lan bir yasa ya da yap›lan

kiflili¤ini parçalamay›, yaln›zlaflt›rmay› ve boyun e¤dirmeyi hedefleyen cinsel fliddetin bir “devlet politikas›” oldu¤unun alt›n›n çizildi¤i rapor gene devletin, savc›s›ndan adli t›p›na kadar tüm organlar›n›n bir flekilde cinsel fliddet suçuna ortak olduklar›n› belirtiyor. (‹zmir)

Karakolda taciz var! Faflizmden beslenen bir ülkede, demokrasi mücadelesi yürütmek zordur. Hele de söz konusu olan toplumun pasifize edilerek ezilen ve haklar› daha fazla gasp edilen biz kad›nlarsak, bu zor yolda faflizmin cinsiyetimizi alet edece¤i sald›r›lar›yla da s›kça karfl›lafl›r›z. ‹stanbul’da, Mezopotamya Kültür Merkezi (MKM) bünyesinde çal›flan bir kad›n, kimlik kontrolü s›ras›nda hiçbir hukuki dayana¤› bulunmayan çanta aramas›na karfl› ç›k›nca gözalt›na al›nd›. Burada erkek polislerin sözlü tacizlerine maruz kalan kad›n, kendisini arayan kad›n bir polis taraf›ndan da zorla üst aramas› yap›larak fiziksel fliddete ve tacize u¤rad›. Bu olay›n üzerine DTP Ba¤c›lar ‹lçe Binas› önünde bir araya gelen Demokratik Özgür Kad›n Hareketi (DÖKH), “Tacize, tecavüze, fliddete hay›r” diyerek bu yaflanan› protesto etti. Yap›lan aç›klamada “Türkiye’de y›llard›r yaflanan savafl›n tahribat›n› en çok Kürt kad›nlar›n›n yaflad›¤›” belirtilerek, Kürt kad›n›n›n mücadelesinin sürdürülece¤i vurgusu yap›ld›. (H. Merkezi)

lama “Yaflam› var eden bizler ‘elinin hamuru ile’ dünyay› yeniden yaratacak olanlar›z” sözleri ile sona erdi. “Krize, iflsizli¤e, yoksullu¤a ve fliddete karfl› mücadeleye” pankart›n›n aç›ld›¤›

Çanakkale’de 25 Kas›m’a haz›rl›k süreci… 25 Kas›m öncesi yapaca¤›m›z eylemlere haz›rl›k mahiyetinde iki ayr› bildiri ç›kararak pazarlarda, meydanlarda, okullarda da¤›t›m gerçeklefltirdik. Özellikle pazarda kad›nlar›m›z›n ilgisi iyiydi. 25 Kas›m günü YDG Kad›n Komisyonu olarak Bar›fl An›t› önünde ger-

ve “Cinsel, ulusal, s›n›fsal sömürüye son”, “Yaflas›n örgütlü mücadelemiz” sloganlar›n›n s›k s›k at›ld›¤› eylem aç›lan sergi ile bildiri da¤›t›mlar›n›n yap›lmas›n›n ard›ndan sona erdi.

(‹zmir)

çeklefltirdi¤imiz eylemde “Köle de¤il, gö¤ün yar›s›y›z” pankart› açt›k. S›k s›k “Jin jiyan azadi”, “Direne direne kazanaca¤›z” vb. sloganlar att›k. Yaklafl›k 40 kiflinin kat›ld›¤› bas›n aç›klamas›na Genç-Sen ve YDG-M de destek verdi. Eylemimizin di¤er bir önemli noktas› da yeni kurdu¤umuz kad›n komisyonumuz kendini deklare etmesiydi. (Çanakkale YDG Kad›n Komisyonu)

düzenlemenin uygulan›p uygulanmad›¤›n›n takipçisi olunmal›d›r. Kad›nlar›n sorunlar› noktas›nda çözüm olabilecek, onlar›n hayata tutunmalar›na destek olabilecek alternatif kurumlar›n oluflturulmas› gereklidir. Hepsinden önemlisi kad›na kendi ayaklar› üstünde durabilece¤i özgüvenin, yapabilme ve de¤ifltirebilme gücünün kazand›r›lmas› gerekmektedir. Bunlar›n, alternatif çal›flmalara daha fazla güç verilerek hayata geçirilmesi mümkündür. Çareyi sistem içinde aramaktan ziyade onun olanaklar›ndan yararlanarak, kendi gücüne dayanarak, kad›nlar›n daha çok nefes alabilecekleri alanlar yarat›lmal›d›r. Son olarak yap›lan tüm çal›flmalarda kad›n› intihara sürükleyen sistemin teflhiri yap›l›rken, çözümün örgütlü saflarda mücadeleyle gelece¤i ça¤r›s› öne ç›kar›lmal›d›r. Gebze Kad›n Hapishanesi’nden (G bir ‹K okuru)

Kad›na ölüm yak›fl›r! Ülkemizde nerede ise her gün onlarca kad›n›n fliddete maruz kald›¤›n›, katledildi¤ini gazetelerin üçüncü sayfa haberlerinden takip etmek mümkünken dünyan›n birçok yerinde kad›nlar›n benzer sald›r›larla karfl› kald›¤›n› izlemek de zor de¤il. Örne¤in internet sitelerine düflen bir habere göre Somali’de 20 yafl›nda bir kad›n, 19 Kas›m’da zina yapt›¤› gerekçesiyle tafllanarak öldürüldü. ‹slamc› grup Efl-fiebab üyesi bir hakim, recm cezas› verdi¤i kad›n›n 29 yafl›nda bekar bir erkekle iliflkisi oldu¤unu söyledi. Yaklafl›k 200 kiflilik bir kalabal›¤›n önünde öldürülen kad›n›n, efl-fiebab taraf›ndan tafllanarak ölümle cezaland›r›lan ikinci kad›n oldu¤u tahmin ediliyor. Efl-fiebab örgütünün, Somali’nin güneyinde kontrolü elinde bulundurdu¤u baz› bölgelerde fleriat›n kat› bir yorumunu uygulad›¤› biliniyor. Gelen haberlere göre genç kad›n, baflkent Mogadiflu’nun 400 kilometre güneyindeki Vacid kasabas› yak›nlar›ndaki bir köyde, militanlar taraf›ndan köy meydan›na getirildi ve tafllanarak öldürülmeden önce beline kadar topra¤a gömüldü.

Kad›na yönelik fliddete hay›r! AT‹K-Yeni Kad›n, Veksav Kad›n, ‹ranl› Kad›nlar, Avrupa Demokratik Kad›n Hareketi, Rode Morgen kad›nlar› ve Dünya Kad›n Buluflmas› Hollanda Komitesi, “25 Kas›m Kad›na Yönelik fiiddete Karfl› Uluslararas› Mücadele Günü” vesilesiyle bir protesto eylemi gerçeklefltirdi. “Kad›nlar fiiddetsiz, Sömürüsüz bir Dünya için Aya¤a Kalk›n! Kad›na Yönelik fiiddet, Bask› ve Sömürüye Hay›r!” pankart›n›n tafl›nd›¤› eylemde ayr›ca kad›na yönelik fliddeti teflhir eden resimler ve dövizler de yer ald›. Ortak bildirinin okunmas› s›ras›nda ve at›lan sloganlara çevreden ilgi yo¤unken, zaman zaman provokatif davran›fllarla da karfl›lafl›ld›. Yaklafl›k 40 kiflinin kat›ld›¤› eylem bir anan›n söyledi¤i türkü eflli¤inde çekilen halayla sona erdi. (Rotterdam ‹K okurlar›)


Komünist fedakarl›k, çal›flkanl›k, yarat›c›l›k; Ali yoldaflla 1976 sonlar› veya 1977 bafllar›nda tan›flt›m. ‹stanbul’da Askeri Komitede’ydik. O güne kadar görev alan yoldafllar içinde en genciydi. 15-16 yafllar›nda ancak vard›. Ufak tefek oluflu daha da genç gösteriyordu onu. Ali yoldafl yeni görevine hemen adapte oldu. Daha önceden tornac›l›k yap›yormufl. Çekirdekten yetiflmifl bir tornac› iflçi idi. Ç›rakl›ktan gelmesi ve bilinç ö¤esinden dolay› eli her fleye yatk›nd›. Müthifl bir kavrama yetene¤i vard›. Onun bu yönü daha çocukken emekçi bir iflçi olmas›, meslek gere¤i üretici ve yarat›c› olmas›ndan geliyordu. Eline ald›¤› her fleye, baflka neye dönüfltürebilirim, daha verimli hale nas›l getirebilirim gözüyle bakard›. Askeri komiteye yeni al›nan her üye gibi Ali yoldafla da askeri e¤itim verdik. Hemen hemen her hafta silah at›fllar› yap›l›yordu. Ali yoldafl ö¤retilenleri müthifl bir flekilde al›yordu. Gerçekten ona gösterilen bir fleyin bir daha tarif edilmesine gerek kalm›yordu. Bu, onun ö¤renme bilinci ve alg›lama kabiliyetinden kaynaklanan bir özellikti. Bu yönü; ald›¤› parti görevini iyi kavrama, ö¤renme, kendini gelifltirip yetkinleflme, en iyisini yapma, görevlerine sar›lma ve ona lay›k olma, yaratma ve verebilece¤inin azamisini verebilme bilincinden geliyordu. Ali yoldafl k›sa sürede askeri yönde yeteneklerini gelifltirdi ve bunun sonucunda denetimine bir birim verildi. Bir süre sonra ikinci bir birimin sorumlulu¤unu daha ald›. ‹ki birimin komutanl›¤›n› yürütüyordu. Her hücrenin her hafta en az bir eylemi vard›. 12 Mart s›k›yönetim savc›lar›ndan Yaflar De¤erli’nin ordu evi lojmanlar› içinde arabas›na bomba konulup cezaland›r›lmas›na, MHP’nin Anadolu sorumlular›ndan Hüseyin Altay ve yan›ndaki iki üç korumas›n›, yine Hayati Do¤an Aslan’›n cezaland›r›lmas› (o komite eylemlerinden Faik ‹çmeli adl› faflist, bir iki giriflime ra¤men tek sa¤ kalan›d›r), ‹stanbul Birinci fiube Ekipler Amiri U¤ur Gür’ün cezaland›rma eylemi, Toptafl› Hapishanesi bask›n› (4 TKP/ML, 5’i MLSPB’li tutsa¤›n kaç›r›lmas›) vb. gibi eylemleri eylemlerinden baz›lar›d›r.

Her an tetikte, üretken bir militan! Ali yoldafl için “yap›lamaz”, “imkâns›z” olan yoktu. Görev alan›na giren olsun, yap›lmas› gerekenler olsun veya özellikle üstten gelen bir eylem karar› talimat› olsun onu en k›sa sürede uygulamada mazeret tan›m›yordu. Ne yap›p edip yap›lmas› gereken, gerek-

li olan fleyleri mutlaka yarat›r, haz›rl›klar›n› yapar ve yerine getirirdi. Olanaks›zl›klar›, haz›rl›ks›zl›klar› mazeret olarak görmezdi ve bunlar› bulmak, bir araya getirmek, yaratmak ve ileri tafl›mak devrimci olman›n, komünist olman›n gereklili¤i oldu¤unun bilincindeydi. Yemek yerken bile ço¤u kez bir eliyle mutlaka bir fleyler yapmaktayd›. Siyasi e¤itim

çal›flmas›nda bile bir taraftan can kula¤›yla dinleyip, özümseyip, tart›flmaya kat›l›rken bazen bir taraftan da teknik ifllerle u¤rafl›rd›. Ali yoldafl gözünün iliflti¤i her fleye nas›l ifle yarar, nas›l yararl› hale getiririm gözüyle bakard›. Genellikle yan›nda pazar çantas›n› bulundurur, nerede bir fley bulsa içine atar, onlardan bir fley “icat” ederdi, düflmana karfl› kullanmak için. Kafas›nda her an düflmana darbe vurmak vard›. Onunla yat›p onunla kalk›yordu. Ço¤u zaman uyumadan yata¤›ndan f›rlay›p gelerek “Yoldafl... flöyle bir yöntem buldum”, “böyle bir plan›m var” dedi¤i olurdu. Onaylan›nca dünyalar onun oluyormufl gibi öyle gidip yatabiliyordu. Zaten genellikle her zaman elbiselerle yat›l›rd›. Her an çat›flmaya haz›r, her zaman düflman beklenir, ona gafil avlanmay›p derhal çat›flmaya girip f›rsat bulunmazsa kaçmak için her zaman haz›r bulunurdu. Devrimcilik mesle¤i-

Pusula Demokrasi bilinci, birlefltirme kültürünü gelifltirir! Teorik düzlemde genifl y›¤›nlar›n harekete geçirilmesine, ortak sorunlar› etraf›nda birlefltirilmesine s›kça vurgu yap›yoruz. Elbette ki bu söylemler do¤rudur. Devrim isteminde samimi olan herkes çok iyi bilir ki; genifl y›¤›nlar harekete geçirilmedikçe o büyük tarihsel eylemi gerçeklefltirmek de mümkün de¤ildir. Y›¤›nlar› birlefltirip harekete geçirme iddias›n›n soyut bir söylemden ç›k›p somut bir eyleme dönüflmesi için birlik-birlefltirme istemindeki samimiyetimiz, farkl› düflünen y›¤›nlar› ortak noktalar› üzerinden birlefltirme kapasitemiz, yarat›c›l›¤›m›z kilit bir noktay› teflkil etmektedir. S›n›fl› toplumlarda devrimden, de¤iflimden yana olan güçlerin istem ve taleplerinde farkl›l›klar›n olmas› gayet anlafl›l›rd›r. Bundan dolay›d›r ki her f›rsatta devrimden menfaati olan güçlerin proletaryan›n bayra¤› etraf›nda birleflmesine dikkat çekiyoruz. Demek ki burada anlafl›lmayacak tek fley, bu güçlerin, proletaryan›n k›z›l bayra¤› etraf›nda birlefltirilmesi, devrimin müttefiklerinin yol arkadafllar› haline getirilmesi için gereken kazan›c›-e¤itici bir

‹flçi-köylü 11

Kavga okulu

11-24 Aral›k 2009

politikan›n ortaya konulmamas›d›r. Böylesi bir bak›fl aç›s›n› içsellefltiremeyen bir militan, yukar›da alt›n› çizmeye çal›flt›¤›m›z söylemlere sad›k kalabilir mi? Elbette ki hay›r! Çünkü sorun bir niyet sorunu de¤ildir, bir kavray›fl sorunudur; yüklenilen tarihsel görevlerin ne düzeyde bilince ç›kar›ld›¤› sorunudur. E¤er bu bilinç düzeyinde zay›fl›klar-darl›klar varsa, b›rakal›m y›¤›nlar› birlefltirmeyi en s›radan bir komite çal›flmas›nda dahi baflar› gösterilemez; farkl› yaklafl›mlara karfl› hoflgörüsüzlük, benmerkezci tutumlar bir tarz haline gelir. Dikkat edilirse burada “yeni insan”, “yeni militan” tipine dair eksiklikler mevcuttur. Yani yeni ambalaj›yla maskelenmifl eskiye dair olan tüm burjuva hastal›klar ve kiflilikler… ‹flte böylesi bir flekilleniflin oldu¤u yerde, y›¤›nlar› birlefltirip harekete geçirmek bir yana, küçük gruplar› bir arada tutmak dahi zorlafl›r. Parti içi mücadele de istenilen olgun seviyede yürümez. De¤ifltirme ve dönüfltürme, farkl›l›klar›yla birlikte iktidar mücadelesine yürüme eylemi yara

ni, komutanl›¤› içsellefltirmiflti. Partiyle, parti görevleriyle, devrimle yat›p onunla kalk›yor, günlük yaflam›n› onunla flekillendiriyordu. E¤itim ve yönlendirmenin flekillenmesiyle yaflam›n› disiplin alt›na al›yor, planl›yor devrimcilefltiriyordu. O bir parti ve dava adam›yd›. Abart›s›z bir flekilde bofla harcad›¤› hiçbir zaman›

yoktu. Proletarya davas›na, mücadeleye, partiye ve yoldafllar›na sars›lmaz bir ba¤l›l›¤› vard›. Genç yafl›na ra¤men boflbo¤azl›k, gevezelik, pozculuk, gösteri düflkünlü¤ü, disiplinsizlik, illegalite ihlali vb. gibi fleylerin zerresi yoktu. ‹yi bir haf›zas› ve alg›lama kabiliyeti vard›. Örgütsel ve askeri olarak muazzam geliflti. Bu geliflmeden dolay› çok genç olmas›na ra¤men henüz 17 yafl›na girmeden Parti Üyesi seçildi ve 1. Konferans’a yer ald›¤› organda kat›ld›.

Çal›flkan ve sade bir yaflam! Ali yoldafl parti ve davaya ba¤l›l›¤› ve dava adam› olmas›n› sadece belirtti¤imiz yönleriyle de¤il, ayn› zamanda partiyi ideolojik

Ali Y›lmaz

al›r; büyük laflar›n arkas›na gizlenmifl “ayr›l›klar›n”, sald›r›lar›n ard› arkas› gelmez. Elbette ki düflünsel olarak eski düflünüfl tarz›n›n a¤›r etkisi alt›nda olanlar, samimi bir flekilde içinde bulunduklar› objektif durumu izah edemezler. S›n›fsal durufltan soyutlanm›fl bir samimiyet, bir dürüstlük aramak, çölde gölgeler alt›nda akan bir nehir aramaya benzer. Tüm bu veriler bir nokta üzerinde yo¤unlaflmam›z› dayat›yor. Yaflam›n her alan›nda proleter düflünüfl ve yaflam tarz›yla flekillenmifl devrimin militanlar›n› yaratmal› ve bunun için de ifle önce kendimizden bafllamal›y›z. Kendi üzerindeki burjuva al›flkanl›klar›yla hesaplaflmayanlar, baflkalar›n›n burjuva al›flkanl›klar›na karfl› mücadele edemezler. Söylem düzeyinde birçok fleyi söyleyebilirler. Ama ikna edici ve inand›r›c› olamazlar. Çünkü sosyal yaflam tiyatro sahnesindeki bir saatlik gösteriden ibaret de¤ildir; koca bir süreçtir. Her gün, her ay, her y›l rol yaparak kendimizi oldu¤umuzdan farkl› göstermemiz mümkün de¤ildir. Hayat gerçeklerle alay edilmesini sevmez. Olumsuzluklar›n› her daim karanl›klarla gizlemeye çal›flanlar, gerçe¤in ayd›nl›k gücü karfl›s›nda er ya da geç mevcut tablolar›yla yüzleflmekten kurtulamazlar. Bu demektir ki; devrim

ÖLÜMSÜZLEfiENLER

ve örgütsel olarak koruma, partinin de¤erlerinin, silah araç ve gereçlerini koruma bak›m›ndan da titizdi. Bu yönler de onun belirgin yan›yd›. Askeri Komitede olup y›¤›nlarca kamulaflt›rma yap›ld›¤›ndan dolay› elinin alt›nda parasal olarak hayli olanak olmas›na ra¤men o dönemler bütün askeri komitelerde bulunan yoldafllar gibi oldukça tutumlu olmas›, belki en çok tutumlu olanlardan biri olmas› yönüyle de örnek bir yoldaflt›. Bütün profesyonel kadrolar gibi, askeri komitedeki yoldafllar aidat al›rd› ve ço¤u kez ondan bile tasarruf yap›l›rd› ve partiye akm›fl olurdu. O dönemki parti yaflam›m›z sade olmak, en ucuz yerlerde oturmak, yiyecek ve giyeceklerde en sade, en ucuza maletmek, eylem içinde bulunma d›fl›nda özel araç tutmama, ifllerini aksatmad›¤› ölçüde toplu tafl›ta bile para vermeyip yaya gitme idi. K›sacas› profesyonel çal›flanlara verilen düflük aidattan bile genellikle birikim yap›p askeri faaliyete gerekli olan araçgereçleri almas› gibi oldukça tutumlulu¤u yoldafl›n belirgin özelli¤iydi. Devrimci/komünist kültür, devrimci/komünist yaflam, komünist fedakarl›k, çal›flkanl›k, yarat›c›l›k, ö¤renme ve geliflmeye doymama, kendini partiye adama, davaya ve yoldafllar›na aç›k olma, disiplin ve illegalite, elefltiri ve özelefltiride samimi ve içten olma, yoldafll›k ba¤lar›, s›n›f kiniyle mücadeleye bütün benli¤iyle girme vb. gibi yönler yoldafl›n belirgin yönleriydi. Bunlar bize örnek olan yönleriydi. Ali yoldafl bir bomban›n kaza ile patlamas› sonucu bir baca¤›, kolu olay yerinde koptu. A¤›r yaral› hastaneye kald›r›ld›, hastanede faflist polisin tedaviyi engelleyip iflkenceyle bilgi almaya çal›flmas›yla yoldafl ayn› gün 24 Aral›k 1978’de flehit düfltü. Mücadele bayra¤›n› bize b›rakarak aram›zdan ayr›ld›. Onu mücadelemizde yaflataca¤›z. (Bir yoldafl›)

Pozveng flehitleri 13 Aral›k 1993 tarihinde faflist TC’nin katliam listesine bir yenisi daha eklendi. Ovac›k Pozveng köyünde meydana gelen çat›flmada Halk Ordusu gerillalar›; Bekir Kürflat Önay, Fevzi Koç, Hac› Mustafa Aslan ve Deniz Som topra¤a düflerken, 12 yafl›ndaki Nuray Laço ve 11 yafl›ndaki Halil Laço kardefller de devletin hava bombard›man› sonucu hayat›n› kaybetti. Partizan çat›flmadan sonra yapt›¤› aç›klama

KAVGADA

ile Laço kardeflleri devrim flehidi olarak sahiplendi. Çat›flmada düflman güçleri de üç kay›p ve onlarca yaral› vermifllerdi.

Bekir Kürflat Önay; 1969 Gaziantep do¤umlu, çal›flkanl›¤› ve devrime olan inanc› ile örnek Bekir Kürflat Önay (‹smail-Tetikçi) gerillaya kat›lmadan önce Komsomolda faaliyet yürüttü. ‹ki y›ll›k gerilla yaflam› boyunca birçok eyleme kat›ld›.

isteminde samimiyet kendi yetmezlikleriyle, olumsuzluklar›yla hesaplaflmay› gerektirir. Devrim isteminde samimiyet genifl y›¤›nlar› birlefltirme, bu mücadeleye katk› sunabilecek herkese dostça yaklaflmay›, kazanmay› içerir. Devrim isteminde samimiyet, her konuda kendisi gibi düflünmeyenlerle ortak düflmana karfl› birlikte ifl yapma kültürüne önem verir. Devrimci müttefiklerine yaklafl›mda ilkeli oldu¤u kadar yap›c› ve birlefltirici olur. Bir anlay›fl› temsil etti¤i ve dolay›s›yla o anlay›fla zarar verebilecek, prestijini sarsacak her türlü pratik davran›fltan uzak durur. fiu bir gerçek ki: Y›¤›nlar› birlefltirme, devrimci dostlar›yla ortak ifl yapma siyasetinde sa¤lanacak her olumlu geliflme parti içi mücadeleye de olumlu olarak yans›r. Ya da parti içi mücadelede sa¤lanacak her olumlu geliflme, kitle çizgisine, devrimin dostlar›yla ortak ifl yapma siyasetine olumlu yönde katk›lar sunar. Dolay›s›yla tüm bu sorunlara yaklafl›mda küçük büyük demeden her meseleye yüksek bir sorumluluk bilinciyle yaklaflmal›y›z. Her olumlu ad›m, bir sonraki ad›m›n zeminini güçlendirir ve bu do¤ru anlay›fl da böylesi pratikler üzerinde kökleflip sistemleflir. Dolay›s›yla birlik kültürüne, ortak ifl yapma siyasetine ayk›r› pratiklere

Mustafa fiiflman; Aslen Sivasl› olan Mustafa fiiflman, 24 Aral›k 1978’de “MHP, ÜGD kapat›ls›n, M‹TKontrgerilla da¤›t›ls›n” adl› kampanyan›n afifllerini ast›¤› s›rada Topkap› Mithatpafla’da fabrika bekçisi bir gericinin açt›¤› atefl sonucu katledildi. Ali Kepez; Elbistan do¤umlu olan Ali Kepez, Partizanlarla ‹stanbul’da tan›flt›. Ümraniye’de gecekondu yap›m›nda çal›flt›. ‹stanbul’da muhasebecilik yap›yordu. Daha sonra yurtd›fl›na ç›kt›. 23 Aral›k 1979’da kald›¤› evde ç›kan yang›nda yaraland›. Kald›r›ld›¤› hastanede yaflam›n› yitirdi. Sedat Özkaracada¤; 27 Aral›k 1980 tarihinde tutsaklar yine günlük yaflam›n ak›fl› içinde havaland›rmaya ç›km›fllard› Adana Zindan›’nda. Yap›lan bir ça¤r›yla tutsaklar normal arama yap›laca¤› düflüncesiyle ko¤ufllara girdiler. Partizanlar›n kald›¤› 2. Ko¤ufltan yükselen kavga ve direnifl hayk›r›fllar› sessizli¤i bozdu. “Arkadafllar Sedat’› yaralad›lar, Sedat ölüyor” seslerini duyan di¤er devrimci tutsaklar da hep bir a¤›zdan “Kahrolsun faflist cunta” sloganlar›yla direnifle ortak oldular. Sedat Özkaracada¤ 27 Aral›k 1980’de iflkencede katledildi. Adana Kiremithanedeki Eski Hapishane’de merdivenlerin her iki taraf›na dizilmifl askerlerin dipçik darbeleri alt›nda devrime olan inanc›n› yitirmedi. Urfa-Siverek do¤umluydu. Ailesi yoksulluk ve a¤a bask›s›ndan kurtulmak için Mersin’e göç etmiflti. Abdurrahman Meral; Yüre¤i partizanlarla atan Abdurrahman Meral, Aral›k 1993’te ‹stanbul’da yakaland›¤› kanser hastal›¤›na yenik düfltü.

Fevzi Koç; Dersim Hozat ilçesine ba¤l› Z›mek köyünde do¤du. Gerilla yaflam›ndan önce aktif bir milisti. fiehit düfltü¤ünde birim komutanlar›ndan biriydi.

Hac› Mustafa Aslan; Sivas do¤umlu olan Mustafa Aslan (Mehmet Ali) devrime sevdal› bir partizand›. Deniz Som; Dersim Ovac›k ilçesine ba¤l› Gözeler köyünde do¤du. Partizanlarla içeçe büyüyen Deniz Som (Serhat) yüre¤ini devrime adam›flt›.

asla müsaade etmemeliyiz. Bu konuda izlenecek liberal tutumlar benmerkezci, kendine sevdal› ve daha da kötüsü demokratik merkeziyetçilik ilkesine zarar verecek ucube kifliliklerin-anlay›fllar›n geliflmesine yol açar. Uzunca y›llard›r devrimci hareketin içinde daha fazla hayat hakk› bulan bu anlay›fllar›n elbette ki bir nesnel zemini vard›r. Yani bu burjuva hastal›klar ideolojik bir perdeyle gizlenebiliyorsa; burada devrimci hareketin bu perdeleri y›rt›p atmadaki gücü üzerinde ciddiyetle durmak gerekiyor. Ve yine burjuva düflünüfl ve yaflam tarz›n›n çok uzaklarda de¤il, yan› bafl›m›zda oldu¤u gerçe¤inin görülmesi gerekir. Bu gerçe¤in görülmesi, mücadelenin bafllang›c› aç›s›ndan at›lan ilk olumlu ad›md›r. Yani, tehlikenin nereden geldi¤ini görmek, gereken tedbirleri almak için f›rsatlar sunar. Bu f›rsatlar do¤ru de¤erlendirildi¤inde, proletarya davas›na verilebilecek zararlar›n asgari düzeye indirilmesi sa¤lanm›fl olacakt›r. Bunun için kadrolar›n sorunlara elefltirel tutumla yaklaflmas›, devrimci uyan›kl›klar›n› her koflulda korumalar› oldukça önemlidir. De¤erlendirmelerde söylemden çok prati¤e bak›lmas›, dün ne yapt›¤›ndan çok bugün ne yapt›¤›yla ilgilenilmesi gerekir. Çünkü Marksizm-Leninizm-Maoizm elefltirel bir tahlil arac›d›r. Onu devrimci

k›lan da elefltirel olmas›d›r. Sürekli gerçe¤i arama, gerçe¤in üzerine serilen örtüleri kald›rma MLM’lerin varl›k gerekçesidir. Dolay›s›yla dün do¤ru olan bugün yanl›fl olabilir. Dün ihtiyaca yan›t veren bugün vermeyebilir. Tüm bunlar›n do¤ru bir temelde anlafl›lmas› için bilimsel inceleme yönteminin rehber edinilmesi gerekir. Sözgelimi; kitle çal›flmas›nda, ideolojik mücadelede, devrimcilerle ortak ifl yapmada, sorunlara devrimin genel ç›karlar›n› koruma perspektifinde yaklaflma konusunda bir dönem iyi bir çizgide olanlar›n her dönem ayn› çizgide ilerleyecekleri anlam›na gelmez. Bu da her koflulda elefltirel ve sorgulay›c› yaklafl›m› zorunlu k›l›yor. Kavgan›n militanlar› düflman› hedefleyen, ezilenlerin, devrimcilerin birli¤ine hizmet eden pratiklerden kaç›nmazlar. Bilakis böylesi pratiklerin örgütlenmesine ön ayak olurlar. Devrimci pratiklere s›rt çevirenler, ezilenlerin inleyifllerine seyirci kalanlar asla devrimcili¤i bir yaflam tarz› haline getiremezler. Devrimcilik bir yaflam tarz›na bürünmedikçe; bu yönlü nitelikli militanlar›n say›s› ço¤almad›kça ezilenlerin öfkesini güçlü bir devrim f›rt›nas›na dönüfltürmek mümkün de¤ildir.


‹flçi-köylü 12

Enternasyonal

11-24 Aral›k 2009

ABD’nin yeni Afganistan plan›: Daha fazla kan daha fazla bask›! ABD’nin “savafl karfl›t› baflkan”› Obama, 1 Aral›k’ta yapt›¤› aç›klamada önümüzdeki süreçte Afganistan’da izleyecekleri politikay› aç›klad›. Ve iflgal ve sald›r›lar›n›n ara vermeksizin sürece¤ini ilan etti. ABD Baflkan› Obama, 1 Aral›k’ta yapt›¤› aç›klama ile önümüzdeki dönemde Afganistan’da izleyece¤i politikalar› dünya kamuoyuna aç›klad› ve Bush döneminde bafllat›lan iflgalin, ara vermeden ve yo¤unlaflt›r›larak sürdürülece¤ini ilan etti. “Savafl karfl›t› baflkan” olma iddias›yla yönetime gelen Obama’n›n Bush döneminin d›fl politikas›n› genel hatlar›yla takip etti¤i yönetimdeki bir y›l› aflk›n sürede kendisini tekrar tekrar kan›tlarken Afganistan iflgali bu sald›rgan politikan›n en aç›k flekilde deflifre oldu¤u konu olmaktad›r. West Point Askeri Akademi’de yapt›¤› konuflmada Obama, Irak’›n aksine Afganistan iflgalinin hakl› ve iyi bir savafl oldu¤unu öne sürdü ve iflgalin El-Kaide ve onu destekleyen Taliban yok edilene kadar sürece¤ini ifade etti. Ancak bunun da süresiz olmayaca¤›n› ekledi ve zaferi k›sa sürede kazanacaklar›n› iddia etti. Bu savafl›n özü itibariyle Irak iflgalinden bir fark›n›n olmad›¤›, emperyalist bir iflgal oldu¤u aç›kt›r. Irak’ta kitle imha silahlar›n› bahane olarak gösteren ABD emperyalizmi, Afganistan’da da do¤uflunda destek verdikleri Taliban ile El-Kaide’nin “terörist sald›r›lar›n›” neden olarak gösterdi ve her iki ülkede de Bat›n›n liberal de¤erlerini ve demokrasiyi gelifltireceklerini iddia etti. Tabii bunlar›n gerçeklikle bir ilgisinin olmad›¤› dünya kamuoyunca gayet iyi bilinmektedir. Emperyalist-kapitalist sistemin günümüzdeki krizinin yolunu döfleyen sorunlar›n büyüdü¤ü ve emperyalistler aras› çeliflkilerin daha da belirginleflti¤i 2000’lerin ilk y›llar›nda Afganistan gibi Orta Asya’n›n ve Irak gibi Ortado¤u’nun merkezinde, petrol ve enerji kayna¤› olan iki ülkenin ABD emperyalizminin denetimi alt›nda olmas› yönetimde kimin oldu¤u fark etmeksizin bir bütün olarak ABD devletinin ç›karlar› gere¤idir. Bu iflgaller her ne kadar ABD emperyalizminin krize girmesine engel olamasa da mevcut küresel kriz bu co¤rafyalar›n denetimini sa¤lamay›, dolay›s›yla iflgallerin sürmesini gerekli k›lmaktad›r.

McChrystal’in talep etti¤i 40 bin ek askerden 10 bin asker az olsa da ABD yönetimi NATO güçlerine de di¤er ülkelerden yaklafl›k 5 bin asker daha katmak için diplomatik bask›ya a¤›rl›k vermektedir. NATO güçlerinin Afganistan’daki mevcut asker say›s› ise 39 bindir. Kat›l›mlarla birlikte iflgal güçleri 150 bin askere yak›n bir güce ulaflacakt›r. Bunlara ek olarak ABD’nin kurdu¤u kukla Afgan ordusunun gücünün ise bir y›l içinde 95 binden 134 bine ç›kmas› ve 2013’te 240 bine yükseltilmesi planlanmaktad›r. Benzer flekilde mevcut 92 bin Afgan polisinin say›s›n›n da 3 y›l içinde 160 bine ç›kmas› hedeflenmektedir. Taliban ve di¤er direniflçi güçler ise iflgalci güçlerin say›s›n›n artmas›n›n daha fazla kay›pla karfl›laflmalar› anlam›na gelece¤ini belirterek gözda¤› vermektedir. Obama, Afganistan’daki varl›klar›n›n s›n›rs›z olmayaca¤›na ve 18 ay içinde askeri güçleri geri çekmeye bafl-

verebilece¤i bir ortak yol bularak göreve geliflinden bu yana sürdürdü¤ü orta yolcu siyaset anlay›fl›n› Afganistan konusunda da devam ettirdi.

Kalpleri ve bilinçleri parayla kazanmak Obama yönetiminin Afganistan iflgalinde öne ç›kard›¤› ikinci yön ise askeri sald›r›n›n baflar›s›na ba¤l› olarak kukla Afgan devletinin daha ifllevli bir hale getirilmesidir. Çürüme, yozlaflma ve yolsuzluk içinde Afgan halk›n›n nefretini kazanan ve geçti¤imiz aylarda gerçekleflen ve tüm dünyan›n gözleri önünde her türlü hilenin gerçekleflmesinden kaynakl› alaya al›nan seçimlerle görevini sürdüren kukla Karzai yönetiminin ABD’yi de memnun etmedi¤i aç›kt›r. Bu nedenle ABD’nin mali yard›mlar› ile bakanl›klar, valiler ve yerel liderler desteklenecek ve verilen paran›n ak›betinin takip edilerek “kalk›nma projelerinde” kullan›l›p kullan›lmad›¤› denetlenecektir. Bu proje de esas›nda eski bir taktiktir. Slogan› ise kalpleri ve bilinçleri kazanmakt›r. Halk› kazanman›n yegane yolu olarak ise parayla sat›n almak gösterilmektedir. Irak’ta da uyguland›¤› üzere özellikle maddi teflviklerle Afgan kabilelerinin iflgalcinin taraf›na çekilmesi, yoksul halk› parasal vaatlerle ajanlaflt›rma ve tarafs›zlaflt›rma egemen s›n›flarca binlerce y›ld›r uygulanan bir yöntemdir.

Obama yönetimi El-Kaide ile Taliban’› yenmek ve da¤›tmak amac›yla üç yönlü bir plan öne sürmüfltür. Bu plan›n önceki dönemin planlar›ndan içerik olarak bir fark› yoktur, yaln›zca daha yo¤un bir sald›r›y› içermektedir. Plan›n ilk yönü ve as›l a¤›rl›k verilen konu askeri sald›r›lar›n art›r›lmas›d›r. Afganistan’›n genifl ve da¤l›k co¤rafyas›nda hakimiyetini kuramayan ABD emperyalizmi, çözüm olarak daha fazla askeri, savafl bölgesine y›¤arak binlerce y›ld›r birçok imparatorlu¤un izledi¤i ve baflar› kazanamad›¤› yolu çaresizce seçmektedir.

layacaklar›na da konuflmas›nda de¤indi. Ancak geri çekilmenin ne kadar sürece¤i ve ne kadar askerin nas›l geri dönece¤i konusunda bir bilgi vermemifltir. Buna ra¤men Obama’n›n konuflmas›n›n ard›ndan politikalar›n› savunmak için Kongre’nin karfl›s›na ç›kan Gates, Clinton ve Amiral Mullen geri çekilmenin belirli bir takvime ba¤lanmas›n›n do¤ru olmad›¤›n›, bunun düflmanlar›n› cesaretlendirece¤ini, geri çekiliflin esnek bir takvime ba¤l› olaca¤›n› belirttiler. ABD emperyalizminin Afganistan’dan askerlerini geri çekmesi Irak örne¤inde oldu¤u gibi Afganistan’da kurdu¤u kukla hükümetin ve ordunun ülke genelinde kendi ç›karlar›n›n güvenli¤ini sa¤layabilecek bir konuma ulaflmas›na ba¤l›d›r.

Obama konuflmas›nda Afganistan’a önümüzdeki y›l›n bafllar›nda 30 bin asker daha gönderece¤ini aç›klad›. Böylece ABD’nin Afganistan’daki mevcut 68 bin askerine ek olarak gelecek bu 30 bin askerle ABD ordusunun iflgal bölgesindeki asker say›s› 100 bini bulacakt›r. Bu say› ABD’nin Afganistan’daki komutan› General Stanley

Obama’n›n konuflmas› ABD hakim s›n›f› içinde de çeflitli elefltirilerle karfl›laflm›flt›r. Baz› Demokrat Partili temsilciler ABD’nin Afganistan’da Vietnam gibi bir batakl›¤a bataca¤› konusunda kuflkular›n› dile getirirken Cumhuriyetçi temsilciler ise savafl›n yo¤unlaflmas› fikrini desteklerken geri çekiliflin bir takvime ba¤lanmas›n› elefltirdiler. Obama da zaten her iki kesimin de onay

2009 Nisan ay›nda ABD Ordusu taraf›ndan yay›nlanan bir el kitab›nda para bir silah sistemi olarak tan›mlanm›fl ve isyan›n bast›r›lmas›nda halka yönelik parasal ve di¤er yard›mlar›n etkili olaca¤› vurgulanm›flt›r. Afganistan’da izlenecek bu yöntemin so¤uk savafl›n bitiflinin ard›ndan ABD’nin en fazla maddi harcama yapaca¤› alan olaca¤› belirtilmektedir. Bunun için de ABD, maddi destekler için do¤rudan ordu yerine Sivil Toplum Örgütlerini devreye sokmaktad›r. Bu STÖ’ler silahl› mücadelenin ve çat›flmalar›n en yo¤un oldu¤u bölgelerde faaliyet göstererek halka ve kabile önderlerine parasal teflvikler ve çeflitli projelerle giderek direnifli bölmeyi amaçlamaktad›r. Ancak ABD düflünce kurulufllar›nca yap›lan araflt›rmalar “kalpleri ve bilinçleri kazanmak” için harcanan milyonlarca dolar›n beklenen etkiyi göstermedi¤ini, yard›m da¤›t›lan bölgelerde iflgalciler için istikrar›n ve düzenin sa¤lanamad›¤›n› göstermektedir.

Savafl›n Pakistan’da derinlefltirilmesi Obama’n›n plan›ndaki üçüncü yön ise Pakistan hükümeti ile s›k› bir iflbirli¤i içinde Pakistan’daki Taliban örgütlenmesini geriletmektir. Ülkemizde faflist medyan›n da son dönemde haberlerde verdi¤i Pakistan ordusunun yo¤un askeri operasyonlar› ABD emperyalizminin planlar› do¤rultusunda öne ç›kmaktad›r. Obama yönetimi Pakistan ordusuna askeri ve parasal yard›mda bulunmaktad›r. Obama yönetimi taraf›ndan Afganistan iflgalinin ve bölgedeki ç›karlar›n›n korunmas› aç›s›ndan Afganistan’daki mücadelenin yeterli olmayaca¤› belirtilmifl ve süreç Af-Pak olarak tan›mlanarak savafl›n Pakis-

tan’a da yay›lmas› ve özelikle Afganistan-Pakistan s›n›r bölgesinde yo¤unlaflmas› gerekti¤i üzerinde durulmaktad›r. Pakistan’daki siyasal istikras›zl›k nedeniyle geçti¤imiz y›l ABD ordusu do¤rudan devreye girerken Pakistan yönetiminin görece istikrar kazanmas›yla Pakistan s›n›rlar›ndaki operasyonu esasta Pakistan ordusu üstlenmektedir. Ancak Pakistan halen operasyonlar› da¤l›k Afgan s›n›r›na yaymakta isteksiz davranmaktad›r. Bu anlamda Obama’n›n 1 Aral›k’taki konuflmas›nda Mart ay›ndaki nutkuna nazaran Pakistan’daki mücadeleye daha az de¤inilmesine karfl›n genel politik hatta bir de¤iflim yaflanmam›flt›r. Direniflçilerin operasyonlar›n geldi¤i yöne göre s›n›r bölgesinin di¤er taraf›na geçmesi sebebiyle iflgal her iki ülkedeki operasyonlarla derinlefltirilmektedir.

“Mehmetçik” göreve! ABD emperyalizminin Afganistan’da 8 y›l› aflk›n süredir devam eden iflgalinde hedefine ulaflamad›¤›, Kabil ve birkaç flehir merkezi d›fl›nda kukla yönetimin kontrol sa¤layamad›¤› bilinmektedir. Ancak baflta da bahsetti¤imiz Afganistan’›n stratejik önemi sebebiyle ABD emperyalizmi iflgali daha da yo¤unlaflt›rarak, daha fazla kan dökerek flans›n› biraz daha zorlamaktad›r. Bu noktada emperyalizmin en fazla zorlad›¤› konulardan biri de “müttefiklerinden” daha fazla asker istemesidir. Bunun bir parças› da Türkiye’den daha fazla askerin Afganistan’a gönderilmesidir. TC’nin en önemli ihraç ürünlerinden biri olan asker kan› Afganistan iflgalinde de daha fazla devreye girecektir. Bu haks›z savaflta zaten 1600 TC askeri görev yapmaktad›r. Müslüman kimli¤i sebebiyle TC askerleri Kabil’in güvenli¤ini üstlenmekte, cephe savafl›na do¤rudan kat›lmamaktad›r. Bunun da etkisiyle TC askerine yönelik sald›r›lar oldukça seyrek yaflanmakta ve kay›p say›s›n›n oldukça az olmas› sebebiyle ülke kamuoyunda yeterince gündemleflmemektedir. Buna karfl›n Obama yönetimi ise asker say›s›n art›r›lmas›n› ve TC askerinin de do¤rudan cepheye sürülmesini istemektedir. AKP hükümeti asker say›s›n› art›rma konusunda en baflta istekli bir tutum sergilerken iç kamuoyunun da bask›s› sebebiyle askerleri cepheye gönderme konusunda isteksiz görünmektedir. D›fl ‹flleri Bakanl›¤›n›n Afganistan’daki sorunun askeri yöntemlerle çözülemeyece¤i konusunda ABD’li efendilerine verdi¤i “ö¤üt” de bu anlamda oldukça ilgi çekicidir. ABD emperyalizminin benzeri ö¤ütleri PKK konusunda vermesine benzer flekilde TC’nin de bu sözleri dile getirmesi flafl›rt›c› de¤ildir ve öz olarak gericilerin halk› bölerek, birbirine düflürerek ve çeflitli vaatlerle direniflçi güçleri tasfiyeye yönelmesi ortak bir taktiktir. Afganistan’da 8 y›ld›r süren savaflta savaflan 100 bini aflk›n iflgalci kuvvetin say›s›n›n 150 bine ç›kar›lmas› ve sivil halka yönelik daha fazla bask›, katliam ve bunun yan› s›ra rüflvet da¤›t›lmas› iflgalin gidiflat›n› de¤ifltiremeyecektir. Emperyalizm son teknoloji silahlar›na ve teknik üstünlü¤üne karfl›n direnen, gerilla mücadelesi veren ve en önemlisi halktan destek toplayan mücadeleyi engelleyememektedir. Asker say›s›n›n art›r›lmas› da bu gerçekli¤i de¤ifltiremeyecektir. Bu nedenle baflta halk gençli¤inin Afganistan’da haks›z bir savafl u¤runa kan dökmesini engellemek ve dünya genelinde anti-emperyalist mücadeleyi ileri tafl›mak için ABD’nin Afganistan iflgaline karfl› ç›kmak oldukça önemlidir.

Afganistan’da 8 y›ld›r süren savafla ve savaflan 100 bini aflk›n iflgalci kuvvetin say›s›n›n 150 bine ç›kar›lmas› ve sivil halk yönelik daha fazla bask›, katliam ve bunun yan› s›ra rüflvet da¤›t›lmas› iflgalin gidiflat›n› de¤ifltiremeyecektir. Emperyalizm son teknoloji silahlar›na ve teknik üstünlü¤üne karfl›n direnen, gerilla mücadelesi veren ve en önemlisi halktan destek toplayan mücadeleyi engelleyememektedir.


Hindistan’da köylüler ayakta

Hindistan’da binlerce fleker kam›fl› üreticisi, Yeni Delhi’de protesto gösterisi düzenledi. Ürünleri için daha yüksek fiyat isteyen binlerce köylü, baflkentin sokaklar›n› saatlerce iflgal etti. Ço¤u baflkente komflu olan ve ülkenin en önemli fleker kam›fl› üretildi¤i yer olan Uttar Pradefl eyaletinden otobüslerle gelen göstericilerin çal›flma flartlar›n›n zorlu¤u ve gaz fiyatlar›n›n yüksekli¤i nedeniyle ürünlerine hükümetin verdi¤inden daha yüksek fiyat talebinde bulundu¤u belirtiliyor.

K›br›s’ta ilk gaz bombas› 30 sendika ve demokratik kitle örgütü, hükümetin memur maafllar›n› yeniden düzenleyen yasa tasar›s›n› protesto etti. 4 bin civar› kiflinin kat›ld›¤› eylemde polis ülke tarihinde ilk kez biber gaz› kulland› ve 16 kifliyi tutuklad›. Meclis önündeki eylemde gazdan etkilenenler ve yaralananlar oldu. Eylemciler polise ve meclis binas›na yumurta, domates ve tahta parçalar› f›rlatt›. Eylemi düzenleyen sendikac›lar, gözalt›na al›nan arkadafllar› serbest b›rak›l›ncaya kadar eylemlerine devam edeceklerini duyurarak meclis önünden Lefkofla Polis Genel Müdürlü¤ü binas›na yürüdü. Yasa tasar›s›n›n Ankara’n›n bask›s›yla gündeme geldi¤ini ileri süren sendikalar, kamudaki maafl indiriminin göçü art›raca¤›n› savunuyor.

‹ran’da idamlar durmuyor 2008 y›l›nda PJAK üyesi oldu¤u gerekçesiyle tutuklanan Zeynep Celalyan, ç›kar›ld›¤› mahkemede avukat tutmas›na ve savunma yapmas›na bile izin verilmeden, 5 dakikal›k bir yarg›lama sonucunda idam cezas›na çarpt›r›ld›. Cezas› ‹ran Yüksek Mahkemesi taraf›ndan onanan Celalyan, 26 Kas›m’da kad›n ve insan haklar› örgütlerine ailesi arac›l›¤›yla mektup yazarak yard›m istedi. Celalyan, mektubunda flunlar› belirtti. “Ad›m Zeynep Celalyan. 27 yafl›nda, Kürt kad›n siyasi tutukluyum, ‹ran hapishanesinde yat›yorum. Hakk›mda verilen ölüm cezas›, ‹ran Yüksek Mahkemesi taraf›ndan onayland›. fiu anda gördü¤üm iflkence yüzünden hastay›m ve beni savunmak için bir avukat›m bile yok. Size flunu söylemek istiyorum: Duruflmam sadece birkaç dakika sürdü. Mahkeme bana, ‘Sen Allah’›n düflman›s›n. Çok yak›nda idam edilmelisin’ dedi. Tüm mahkeme süreci bundan ibaretti. Hakimlerin tümü mahkeme sürecinde idam edilmem lehinde oy kulland›lar. ‹dam›mdan önce annem ve ailemle vedalaflmak için hakimden izin istedim; bana ‘Kapa çeneni!’ diyerek iste¤imi reddetti. Tüm insan haklar› savunucular›ndan, kad›nlardan bana yap›lan haks›zl›¤a karfl› ç›kmalar›n› ve yard›mc› olmalar›n› istiyorum.”

Londra’da Uluslararas› Politik Tutsaklarla Dayan›flma Gecesi Uluslararas› Politik Tutsaklarla Dayan›flma Gecesi farkl› ülkelerden konuflmac›lar›n kat›l›m›yla enternasyonalist bir özle gerçeklefltirildi. Gecede ilk olarak Hindistan, ABD, Brezilya, ‹ran ve Türkiyeli konuflmac›lar kendi sunumlar›n› yapt›. Konuflmac›lar genel olarak kendi ülkelerinde yaflananlar› esasta ise hapishaneler sorununu ele al›p, direnifl ve mücadelelerini anlatt›lar. Daha sonra kültürel aktivitelerin sunumu yap›ld›. ‹talyan ve Türkiyeli sanatç›lar›n okuduklar› marfllar ve türkülerle devam eden gecenin son bölümünde Hindistan’daki Largarh halk›n›n direniflinin gösteren belgesel sunuldu. Geceye ‹ran Halk›n Fedaileri Aktivistleri-Londra, Uluslararas› Politik Tutsaklarla Dayan›flma Komitesi (UPOTUDAK), Britanya ‹ran Demokratik Anti-Emperyalist Örgütü, Büyük Britanya Hindistanl› ‹flçiler Birli¤i (IWA-GB), Uluslararas› Göçmenler (Filipin Göçmenler Birli¤i), Özgür Tutsaklarla Dayan›flma Komitesi (ÖTDK) ve Devrimci De-

mokrasi gazetesi kat›ld›. Brezilya temsilcisi konuflmas›na özellikle Lula hükümetinin icraatlar›n›n elefltirisini yaparak bafllad›. Ve orada sürdürülen mücadeleyi k›saca anlatt›. fiu an itibariyle ciddi bir hapishane sorunundan bahsedilmese de mücadelenin geliflmesine paralel olarak hapishaneler ve politik tutsaklar sorununun daha can yak›c› hala gelece¤inin alt›n› çizdi. Türkiyeli konuflmac›; hapishanelerin politik mücadelenin önemli bir kalesi konumunda oldu¤unu ve 1980 darbesinden itibaren de politik tutsaklar›n bask› ve iflkencelere daha yo¤un maruz kald›klar›n› belirtti. Özellikle de devletin politik tutsaklar› teslim almak için yapt›¤› hapishane katliamlar›na de¤indi; Diyarbak›r, Buca, Ulucanlar ve 19 Aral›k katliam›. Ve bütün bu bask› ve katliamlara karfl›n devrimci tutsaklar›n direnifllerini her koflulda sürdürdüklerini ve mücadelelerine devam ettiklerini söyledi. ‹ranl› konuflmac› konuflmas›na ‹slam devletinin kuruluflundan itibaren devrimci

ve komünistleri bask› alt›na almak için ne tür katliamlar› yapt›¤›n› anlatt›. ‹ran ‹slam Devletinin 1988 y›l›nda on binlerce devrimci tutsa¤› katletti¤inin alt›n› çizdi. Bunun yan›nda ‹ran devletinin anti-Amerikanc› söylemine kan›p onu anti-emperyalist gören anlay›fllar› elefltirdi. ABD’den gelen konuflmac›, Amerika’n›n dünyan›n en kalabal›k hapishanelerine sahip olan ülke oldu¤unu, flu an itibariyle yaklafl›k olarak iki buçuk milyon insan›n hapishanede oldu¤unu ve bu say›n›n gözetim alt›nda tutulan insanlarla birlikte yaklafl›k alt› milyona ulaflt›¤›n› belirtti. Son olarak Hindistanl› konuflmac› söz ald›. Konuflmas›na Hindistan’daki son geliflmeleri anlatarak bafllad› ve Hindistan devletinin emperyalist politikalar› uygulamak

Fransa’da grev dalgas› * Fransa’n›n baflkenti Paris’te aralar›nda Louvre, Orsay ve Pompidou Merkezinin bulundu¤u en önemli müzelerin bir bölümü 2 Aral›k günü yap›lan grev nedeniyle kapal› kald›. Hükümetin, emekliye ayr›lan kamu çal›flanlar›n yar›s›n›n yerine yeni memur al›nmamas› politikas›n› protesto amac›yla, çal›flanlar›n ilk kez 23 Kas›m’da Pompidou Modern Sanat Müzesi’nde ifl durdurmas›ndan sonra, sendikalar grevin yay›labilece¤i uyar›s›nda bulunmufltu. Louvre ve Orsay müzelerinin çal›flanlar› da, 2 Aral›k günü yap›lan grev oylamas›ndan sonra hemen grevi bafllatt›klar›n› belirtti. Çal›flanlar, her sabah yapt›klar› toplant›yla da grevi 24 saat daha uzat›p uzatmamaya karar veriyor. Dünyan›n en fazla turist çeken ülkesi Fransa’daki müzeleri her gün binlerce kifli ziyaret ediyor. * Yine hükümetin ö¤retmen al›mlar›n› s›n›rlamas›n› ve maafllar›n azl›¤›n› protesto eden binlerce anaokulu ve ilkokul ö¤retmeni 24 Kas›m Sal› günü greve gitti.

Evrensel Bak›fl ‹klim de¤iflikli¤i bizim de¤ilse kimin sorunudur? 7 Aral›k günü bafllayan Kopenhag ‹klim Zirvesi 14 gün sürecek ve 18 Aral›k günü sona erecek. Bu zirvenin bugünlerde s›kça tart›fl›l›r/gündemde olmas›n›n sebebi sadece bilim insanlar›n›n yerkürenin ve insanl›¤›n sonu tahminlerini bir 20 y›l daha geriye çekmeleri de¤il elbette. ABD de dahil 100 civar›nda devlet baflkan›n›n zirveye kat›laca¤›n› aç›klamas› bir yandan zirveye yönelik umutlar› art›r›rken di¤er yandan da meseleye olan ilgiyi de yo¤unlaflt›rmakta. Ama buraya gelmeden önce iklim de¤iflikli¤i meselesinde bugün gelinen noktaya özel olarak dikkat çekmekte fayda var. Zira sosyalistler, devrimciler her ne kadar pratik anlamda aksi bir yans›mas› da olsa politik olarak çevre sorununu gündemlerine al›rlar/almal›d›rlar. Özel olarak da kapitalizmin art›k tüm yaflam› tehdit eder boyutta bir

‹flçi-köylü 13

Dünyadan

11-24 Aral›k 2009

çevre sorunu yaflatarak dünyay› yok olufla sürükledi¤i somut bir aflamada, meselenin (özelde de iklim de¤iflikli¤i meselesinin) sadece bir çevre sorunu olarak ele al›nmas› ne mümkün ne de do¤ru olacakt›r. Bugünün yerküresine bakt›¤›m›zda gördüklerimiz, gelece¤in de bir tablosunu veriyor: Atmosferin do¤as› her geçen gün de¤ifliyor, karbondioksit oran› 200 y›l öncesine oranla yüzde 30 artm›fl durumda. Benzeri gazlar atmosfer bas›nc› üzerinde etkisini art›rarak sera etkisi yarat›yor ve küresel ›s›nmaya yol aç›yor. Ya¤›fllar azal›yor ama yo¤unlafl›yor. Dünyan›n birçok yerinde yaflanan sel felaketleri veya tam tersi kurakl›klar bunun en aç›k göstergeleri oluyor. Mesele gözler önüne bir felaket tablosu koyarak panik yaratmak meselesi de¤ildir. Bunu yapmak, daha fazla

Ö¤retmenler, hükümetin 2010 y›l› içinde emekliye ayr›lacak olan 16 bin e¤itim görevlisinin yerine yeni al›mlar yap›lmamas›n›, maafllar›n›n düflüklü¤ünü ve e¤itimlerinin yeterince pedagojik olmamas›n› protesto ettiler. Sendikalara göre greve kat›l›m Seine-SaintDenis, Drome, Alpes-Maritimes, la Creuse ve Savoie departmanlar›nda yüzde 50-60 civar›nda oldu. Öte yandan, posta hizmetlerinin aksiyon ortakl›¤›na çevrilmesini öngören yasay› protesto eden posta çal›flanlar› da greve gitti. Hükümet yetkilileri flu ana kadar posta çal›flanlar›n›n % 15’inin grevde oldu¤unu savunurken, sendikalar daha fazla çal›flan›n greve kat›ld›¤›n› duyurdu. Posta çal›flanlar› hükümeti posta hizmetlerini üstü kapal› bir flekilde özellefltirmeye çal›flmakla suçluyor.

veri kullanarak hiç de zor olmasa gerek. Örne¤in daha önceden 21. Yüzy›l sonu için verilen vadeler önce 2050’ye çekilmifl, bugün ise 2030 y›l› telaffuz edilmekte. Bilim insanlar› 2 derecelik kritik ›s›nma efli¤inin 2030’da afl›lmas› ihtimalinin % 25’e ç›kt›¤›n› ifade ediyorlar. Kyoto Protokolünün devam› say›lan Kopenhag Zirvesinin öngördü¤ü önlemlerde neler yer almakta? Yukar›da aç›klanan tehlikenin geriye döndürülmesi için dünyadaki toplam karbon emisyonlar›n›n 40 y›l içinde (1990 y›l›na göre) % 80 azalt›lmas› gerekti¤i söyleniyor. Kyoto’dan bu yana özellikle çok uluslu emperyalist flirketlerin meseleye sanki daha duyarl› davran›yorlarm›fl izlenimi verdiklerini görüyoruz. Piyasaya sürülen (özellikle de petrol ürünlerinin) her ürünün bafl›na “çevreyle”, “atmosferle”, “do¤ayla” dost ibaresi eklenmemifl bir reklama rastlamak neredeyse mümkün de¤il. Ancak gerçekler tabi ki hiç de öyle de¤il çevre sorununu yaratan ve bu çevre sorununu art›k insanl›¤›n varl›kyokluk meselesi haline getiren kapitalizmin do¤ayla, çevreyle, atmosferle

için halka karfl› uygulad›¤› bask›dan söz etti. Ve son olarak Hindistan devletinin halka karfl› ald›klar› savafl karar›ndan bahsetti. Bütün bu bask›lara karfl› sürdürülen mücadelede yüz bine yak›n politik tutsa¤›n Hindistan hapishanelerinde tutuldu¤unu ve politik tutsaklar›n özgürlü¤ü mücadelesinin bir sistem sorunu oldu¤unu ve politik tutsaklar›n özgürlüklerine kavuflmas›n›n bu minvalde ele al›nmas› gerekti¤ini belirtti. (AT‹K Haber Merkezi)

‹rlanda’da büyük grev ‹rlanda’da kamu kurumlar›n›n önemli bir bölümü, gelecek y›l için öngörülen maafl kesintileri ve iflten ç›karmalar› protesto etmek için 24 Kas›m Sal› günü 24 saatli¤ine çal›flmay› durdurdu. Aralar›nda ö¤retmenler, ö¤retim üyeleri, hemflireler, itfaiyeciler ve hapishane personelinin de bulundu¤u 250 bin kadar kamu çal›flan›, ‹rlanda Sendikalar Konfederasyonu’nun (ICTU) öncülü¤ünde düzenlenen greve kat›ld›. Ö¤retmenler sabah saatlerinde E¤itim ve Bilim Bakanl›¤›

önünde protesto gösterisi düzenlerken, binlerce grev gözcüsü gün boyunca çal›flt›klar› kurumlar›n önünde bekledi. Grev yapmas› yasak olan polisler ise eyleme destek verdiklerine dair bir mesaj yay›mlad›lar. “Fazla mesaiye kalmamak ve trafikte araçlara ceza kesmemek” gibi farkl› protesto yöntemlerine baflvurdular. ‹rlanda’n›n bat› ve güney kesimlerini etkisi alt›na alan fliddetli ya¤›fl nedeniyle, baz› sendikalar›n selden etkilenen Galway, Cork ve Clare bölgelerindeki üyeleri eyleme

kat›lmad›; toplu tafl›ma hizmetleriyle sa¤l›k ve hukuk gibi alanlardaki baz› acil ve zaruri durumlar grev kapsam›na al›nmad›. Hükümetle görüflmeleri sürdüren sendikalar, uzlaflma sa¤lanamamas› üzerine ikinci grevi 3 Aral›k’ta yapt›lar. ‹rlanda Sendikalar Konferedasyonu’nun öncülü¤ünde düzenlenen greve, aralar›nda ö¤retmenler, üniversite ö¤retim üyeleri, hemflireler, itfaiyeciler ve hapishane personelinin de bulundu¤u 250 bin kadar kamu çal›flan› kat›ld›.

‹nnsbruck’ta sanat üzerine sempozyum Innsbruck’ta Demokratik Göçmenler Derne¤i’nde; sanat ve sanat anlay›fl›m›z üzerine bir sempozyum düzenlendi. Sempozyuma YDG ve AT‹GF ad›na birer arkadafl konuflmac› olarak kat›l›rken ayn› zamanda Türkiye’den de sanatç› Hasan Sa¤lam sempozyumda konuflmac› olarak yerini ald›. ‹lk olarak AT‹GF ad›na konuflan arkadafl›m›z toplumdaki sanat anlay›fl›, bunun evrimi ve k›sa tarihçesi hakk›nda bilgiler verdi. YDG ad›na konuflan ar-

tabi ki ifli olmaz. Nitekim 1990’dan bu yana dünyan›n toplam karbon emisyon oran› % 40 oran›nda artm›fl durumda. Ve bu art›fl sürüyor. Emperyalist-kapitalist sistemin efendilerinin kendi yaratt›klar› bir sorunun çözümünü sunacaklar›n› düflünmek elbette “cellad›n›n kendisine el uzatmas›n› düflünen bir kurban”›n durumu kadar abesle ifltigaldir. Bunu böyle tespit edip, bu beklentiye girenlerle alay etmek ya da meselenin üzerinden es geçmek de mümkün de¤il di¤er yandan. Özellikle de Zirveye, içinde iklim de¤iflikli¤i sorununa iliflkin somut önerilerin yer ald›¤› çantayla kat›laca¤› söylenen ve böylece de ABD’deki de¤iflim rüzgar›na bir nefes daha katan Obama’n›n önerileri üzerine bir iki söz söylemek gerekir. Zira, Bush kas›rgas›ndan sonra, bu kas›rgan›n yaratt›¤› felaket tablosunu hal›n›n alt›na gizlemekle görevli Obama’ya yönelik umutlar hala tam anlam›yla tükenmifl de¤il. Bak›n Zirveye kat›lacak olan Obama’n›n çantas›nda neler var: ABD karbon emisyonunu 2020’ye kadar yüzde 17 oran›nda azalt›laca¤›n› ifade ediyor. Bilim insanla-

kadafl›m›z; YDG festivalinin Y›lmaz Güney’in ad›na atfedildi¤ini hat›rlatarak Y›lmaz Güney’in hayat› ve sanata bak›fl aç›s› üzerine bilgi verdi. Özellikle Y›lmaz Güney’in sürgün zamanlar›ndan bahseden YDG’li; bu süre zarf›nda kendisinin sanat için de¤il halk için sanat yaparak, güncel ve hofl gözüken konulardan daha çok Türkiye’de halk›n ve onun ilerci kesiminin çekti¤i s›k›nt›lar›, yaflamlar›n› abart›s›z ve tam olarak anlatma gayretinde oldu¤unu belirtti.

r›n›n öngördü¤ü yüzde 80’den oldukça uzak bir rakam de¤il mi? Hay›r, bu kadar bile de¤il! Obama bu yüzde 17’yi 2005 rakamlar› düzeyinden hesapl›yor yani esas al›nan 1990 seviyesine göre çok daha vahim bir rakam ç›k›yor ortaya: % 4!!! Göz boyamak için bu oran› yeterli görmüfller demek ki! Di¤er emperyalist-kapitalist ülkelerin vaatlerinin de ABD’den geri kal›r yan› yok (tabi ki komiklikte!) Ekonomisinin 2020’ye kadar karbon yo¤unlu¤unu yüzde 40-45 azaltaca¤›n› söyleyen Çin’in bahsetti¤i ise asl›nda sadece verimlilik art›rma vaadiymifl; yani azalma de¤il art›fl sürecek. Avrupa Birli¤i’nin vaatleri ise 1990’a göre yüzde 20 oran›nda indirimle en yüksek vaade iflaret ediyor. Ancak bunun arkas›ndan da yoksul (sömürge, yar›-sömürge) ülkeleri sömürmekle itham edilen “denklefltirme” mekanizmalar›na yaslanarak sa¤lamay› tasarlad›¤›n› ö¤reniyoruz.(03.12.09 Birgün, Stefo Benlisoy) Bugüne kadar öngörülen protokol ve anlaflmalar› imzalamaktan itinayla imtina eden emperyalistlerin sorunun yarat›c›s› olmalar›, kendi aralar›ndaki

Son konuflmac› Hasan Sa¤lam ise Türkiye’de olsun veya di¤er ülkelerde bir sanatç›n›n bak›fl aç›s›n›n ne olmas› gerekti¤ine dikkat çekti. Genelde birçok kiflinin bugün “sanat” icra etti¤ini söyleyen Sa¤lam özellikle Türkiye gerçekli¤inde sanat konusu üzerine çeflitli örnekler verdi. Konuflmalar›n ard›ndan soru cevap bölümü yap›ld› ve ara verildi. Etkinlik Hasan Sa¤lam’›n verdi¤i müzik dinletisiyle sona erdi. (AT‹K Haber Merkezi)

dalafl ve bu protokollerin öngördü¤ü “yoksul ülkelerin” zararlar›n›n paylafl›lmas›ndan kaç›nmalar› nedeniyle görüldü¤ü gibi bir arpa boyu yol dahi al›nabilmifl de¤il. Tatl› kârlar›ndan hangi sömürücü, talanc›, ya¤mac› egemen s›n›f gönül r›zas›yla vazgeçmifltir ki, onlar vazgeçsinler. Dünya halklar›na her “bahflettikleri” (öyle gösterdikleri) hakk›n, “yard›m›n” vs. alt›nda bedeller ödenerek yarat›lan direnifller, mücadeleler yatmaktad›r. Ezilen halklar›n açl›kla, yokluk ve yoksullukla bo¤ufltu¤u günümüzde “çevreye duyarl›l›k” gibi kula¤a “elit” gelen bir meselede aya¤a kalkmas›n› istemek belki mümkün görünmeyebilir birço¤umuza. Ancak baflta da söyledi¤imiz gibi mesele öyle bir boyuttad›r ki meseleyi ne sadece çevre ile s›n›rl› tutabiliriz ne de emperyalist-kapitalist sistemin y›k›mlar›n›n d›fl›nda ele alabiliriz. Nitekim birçok ülkede s›n›fsal hareketlerin önemli ir gündem maddesi haline gelebilmifl bir soruna uzak durman›n tek nedeni, sorunun önemini ve sistemle olan ba¤›n› kurabilecek kavray›fla sahip olmamakla aç›klayabiliriz ancak.


‹flçi-köylü 14

Tarihten sayfalar

11-24 Aral›k 2009

CHP solculu¤u; Dersim’den Marafl’a katliam! gün daha fazla dövüyordu. ‹flte böylesi bir atmosferde faflizm kitle k›y›m›na bafllad›. Osmanl›dan devrald›klar› ve son derece baflar›l› bir flekilde yaflama geçirdikleri bu politika sonucu; binlerce insan sokak ortas›nda kurflunland›, evleri yak›ld›, iflkenceden geçirildi. Kan ve gözyafl›ndan beslenen vampirlerin hayatta kalabilmesi için her zaman daha fazlas›na ihtiyac› vard›. Erzincan’da bafllayan, Malatya ile devam eden bu k›y›m politikas› Marafl’la sürecekti. Ancak sonuncusu di¤erlerine k›yasla daha kanl›, daha vahfli olacak, sokaklar kana bulanacakt›.

Marafl kan gölü!

Kitle katliamlar›, yarg›s›z infazlar, gözalt› ve tutuklamalar ve dizginsiz bir sömürü üzerinden infla ettikleri iktidarlar›n› korumak u¤runa hiçbir s›n›r tan›mayan egemenler, zengin bir tarihi birikime, tecrübeye ve yönetme gelene¤ine sahiptir. S›n›f mücadelesinin keskinleflti¤i, kitle muhalafetinin geliflti¤i, sosyal ve ulusal kurtulufl hareketlerinin ivme kazand›¤› dönemlerde sömürücü zalimler neler yapabileceklerini kanl› bir flekilde gösterdiler. Marafl’ta bafllayan ve yaklafl›k bir hafta süren “olaylarda” devlet ne kadar ileri gidebilece¤i-

ni bir kez daha gösterdi. ’71 Askeri Faflist Cuntas› kitle hareketini bir süreli¤ine yavafllatsa da yükselmesini engelleyememifl, iflçi ve emekçilerin insanca yaflanacak bir dünya özlemini yok edememiflti. ’74’ten itibaren iki s›n›f ve iki dünya aras›ndaki çat›flman›n ivmesi giderek yükselmeye bafllam›flt›. Y›¤›nlar, ekonomik ve demokratik talepler u¤runa mücadeleyi yükseltiyor, devrimci ve komünist öncüler giderek kitlesellefliyordu. Dipten gelen dalgalar k›y›lar› her geçen

19 Aral›k katliam ve direnifli 19 Aral›k 2000’de 20 hapishaneye ayn› anda yap›lan ve “Hayata Dönüfl” ad› verilen operasyonda 28 devrimci tutsak katledildi, yüzlercesi yaraland›. F tipi hücreler, tecrit ve tredman politikas›na karfl› devrimci ve komünist tutsaklar bir direnifl duvar› ördüler. 19 Aral›k sabah› bafllayan ve üç gün süren sald›r›ya 8 jandarma komando taburu, 37 bölük olmak üzere 8 bin 335 asker, binlerce gardiyan ve çevik kuvvet polisi ile Özel Harekat Timleri kat›ld›. Sald›r› s›ras›nda 20 bini aflk›n gaz bombas› kullan›ld›. Sald›r›ya karfl› direnen devrimci ve komünist tutsaklardan 28’i katledildi. Bayrampafla Hapishanesi’nde alt› DHKP-C’li kad›n tutsak, kimyasal gaz ve alev makinalar› ile diri diri yak›ld›. Yaralanan

yüzlerce tutsak henüz yap›m› tamamlanmam›fl F tipi hapishanelere at›ld›. 19 Aral›k günü gazetelere demeç veren Saadettin Tantan operasyonun amac›n› “Tabii as›l amaç Ölüm Oruçlar›n› bitirmek de¤il, onun yan›nda devletin otoritesini sa¤lamakt›” sözleri ile aç›klad›. Devrimci ve komünist tutsaklar sald›r›lara kaflr› büyük bir direnifl gösterdi. Bayrampafla’da tutsaklar devletin kolluk güçlerine kök söktürürken, Ümraniye Hapishane’sinde 4 ve Çanakkale Hapishanesi’nde direnifl 3 gün direnifl sürdü. Tutsaklar, F tipine tecrit ve tredmana karfl›l›k Ölüm Orucu direnifline bafllad›lar. Katliama ve sald›r›lara karfl›l›k devrimci ve komünist tutsaklar bedenlerini ölüme yat›rarak büyük bir direnifl destan› yazd›lar.

ABD Büyükelçili¤inin kontrolünde, devlet taraf›ndan örgütlenen bu vahflet; 19 Aral›k günü ÜGD (Ülkücü Gençlik Derne¤i) taraf›ndan “Günefl ne zaman do¤acak?” filminin gösterildi¤i Çiçek Sinemas›n›n az›l› faflist Ökkefl Kenger taraf›ndan bombalanmas› ile bafllad›. “Komünistler Moskova’ya”, “Baflbu¤ Türkefl” sloganlar› ile sinemadan ç›kan faflistler, CHP binas›na, dükkanlara sald›rarak yapacaklar›n›n ipuçlar›n› verdi. Ertesi gün sald›r›ya “misilleme” olarak Alevi ve demokrat, ilerici kesimlerin giiti¤i Ak›n K›raathanesi bombalan›r. 21 Aral›k günü de demokrat, ilerici kimli¤i ile bilinen iki ö¤retmen faflistler taraf›ndan katledilir. Ö¤retmenler için yap›lan ve befl bin kiflinin kat›ld›¤› cenaze kortejine “Aleviler camileri bombalayacak” propagandas› eflli¤inde, ellerindeki tafl, sopa, kiremit parçalar› ve patlay›c› maddelerle sald›r›rlar. Haz›rlanan plan; polis-askersavc›l›k ve faflistlerin eflgüdümünde ad›m ad›m hayata geçirilmektedir. Faflit güruh; mahallere da¤›larak daha önce k›rm›z› boya ile belirledikleri evlere, sendikalara, derneklere, iflyerlerine sald›rarak yakar, tahrip eder, içindekileri kurfluna dizer, iflkence ile katleder. Katliamda cami imamlar› da yapt›klar› propangada ile Sünni inanc›na sahip emekçileri “cihada” ça¤›r›r. Faflistler önlerine ç›kan herfleyi yak›p y›k›yor, kad›nlara tecavüz ediyor, anne karn›ndaki bebekleri bile öldürüyor, ak›l almaz iflkencelerle bir vahfletin alt›na imza at›yorlard›. Yörükselim, Dumlup›nar, Ma¤aral›, Yeni Mahalle ve Sakarya Mahalleleri tarihin haf›zas›na vahfletin izleriyle kaz›nd›. Resmi rakamlara bak›l›rsa 113 kifli

ölmüfl, 600 ev ve 300 iflyeri tahrip edilmifl, 176 kifli yaralanm›flt›. Say›s›z örnekle sabit oldu¤u üzere bu rakamlar gerçe¤in sadece bir yan›n›, foto¤raf›n bir bölümünü yans›tmaktayd›. Gerçekte vahfletin faturas› çok daha a¤›r, kanl› ve sars›c›yd›. Faflistlerin “iflini bitirmesini” bekleyen devlet, olaya el koydu¤unda ilk yapt›¤› fleyi katliam›n hedefindeki kitleyi zindanlara türlü iflkencelerle doldurmak oldu. Faflistleri örgütleyen ve katliam plan›n› haz›rlayan devlet, “tarafs›zl›¤›n›” korumufltu. Marafl katliam›, demokrat, ilerici kesimlere gözda¤› vermek; kitle hareketini pasifize etmek, korku ve panik havas› yaratmak ve ülkenin 12 Eylül Askeri Faflist Cuntas›’na do¤ru yol almas›nda önemli ad›mlardan biriydi.

CHP; Aman devlete zarar gelmesin! Marafl katliam›; demokrat, ilerici kesimler de büyük bir öfke yarat›rken ayn› zamanda bu kesimlerin uzun y›llard›r s›rt›n› dayad›¤› CHP’nin gerçek kimli¤ini de yeniden gözler önüne serdi. Katliam s›ras›nda CHP hükümet, Ecevit de baflbakand›. Marafl kan denizinde bo¤ulurken dönemin ‹çiflleri Bakan› CHP’li ‹rfan Özayd›nl› televizyondan verdi¤i beyanatla olaylar›n solcular›n tahrikleri ile bafllad›¤›n› aç›kl›yordu. CHP Genel Baflkan› Bülent Ecevit ise muhalafetin komünist oldu¤u iddialar›na karfl›l›k olmad›¤›n› kan›tlamak üzere emekçilerin kazan›lm›fl haklar›na sald›r›lar›n› art›rd›. Ç›kard›¤› yasalarla temel hak ve özgürlükleri rafa kald›rd›. CHP Hükümeti, “Anarfli ve terörizmle mücadele” ad›na gündeme getirdi¤i yeni bask› yasalar›n› Meclis’ten geçirmek için, yo¤un bir kampanya bafllatt›. Bu kampanya için her türlü arac› kullanan CHP hükümeti, bir yandan da MC partilerine iflbirli¤i ça¤r›lar› yaparak, halk›n devrimci muhalefetine karfl› her fleyi yapabilece¤ini ortaya koydu. 12 ilde s›k›yönetim ilan eden CHP hükümeti, devrimci ve demokrat, ilericilere yönelik sürek av› bafllatt›. Aleviler bu katliamla ad›, da¤lara tafllara yaz›lan “Karao¤lan” “halkç›” Ecevit’in CHP’si taraf›ndan s›rt›ndan hançerlendi. CHP, ne sald›r›lar sürerken bunu durdurmak, ne de sonras›nda suçlular›n yarg›lanmas› için difle dokunur hiçbir ad›m at-

T a r ih t e n k›sa k›sa... * 13 Aral›k 1980 tarihinde 17 yafl›ndaki Erdal Eren hukuksuz bir yarg›laman›n ard›ndan idam edildi. * 14 Aral›k 1981 y›l›nda ‹srail, Suriye’nin kontrolündeki Golan Tepelerini iflgal ederek ele geçirdi. * 15 Aral›k 1970’te, Polanyal› iflçiler ayakland›. * 21 Aral›k 1986’da gerici Çin yönetimine karfl› fianghay’da toplanan 50 bin ö¤renci demokrasi istedi. * 18 Aral›k 1946’da Uluslararas› Para Fonu(IMF) faaliyete geçti. * 17 Aral›k 1919’da Türkiye ‹flçi ve Çiftçi F›rkas› kuruldu. t›. “Halkç›”, “laik”, “ça¤dafl” CHP, yasland›¤› kitle temeli olan Alevi ve demokratlar›n kurfluna dizilmelerini sadece izledi, ard›ndan da bu kesimlerin kazan›lm›fl haklar›na yine “onlar›n mutlulu¤u” ad›na el koydu. Son günlerde CHP’li Onur Öymen’in Dersim isyan› üzerine söyledikleri ile birlikte CHP’nin siyasi geçmifli yeniden tart›fl›lmaya baflland›. Sol, sosyal demokrat bir parti oldu¤unu iddia ederek ilericileri, ayd›nlar› ve Alevileri peflinden sürüklemeyi baflaran CHP’nin gerçek niteli¤i art›k daha genifl bir kesim taraf›ndan görülmektedir. fieyh Sait isyan›n›n kanl› bir flekilde bast›r›ld›¤›, ‹stiklal Mahkemeleri’nin binlerce insan› suçsuz yere dara¤açlar›nda salland›rd›¤›, ’38’de Dersim’de etnik temizlik yap›ld›¤› y›llarda “sosyal demokrat” CHP, tek parti olarak hükümetteydi. Sosyal demokratlar, Gazi ve Sivas katliamlar›nda yine iflbafl›ndayd›. 19 Aral›k 2000 katliam› öncesinde CHP, M‹T ile gizli bir görüflme yaparak operasyon s›ras›nda sessiz kalaca¤›n› taahhüt etmifltir. Katliam› savunmak ve yönetmek solcu Ecevit hükümetine nasip olmufltu. Özcesi CHP ve benzeri sol, sosyal demokrat etiketli düzen partileri Alevi halk›n, iflçilerin, emekçilerin, köylülerin düflman›d›r. Onlar, düzenin varl›¤›n› sürdürmesi için vard›r.

Kültür-Sanat

‹HT‹YAÇLARI ARAÇLARA ÇEV‹RMEK ‹nsan sosyo-kültürel ve biyolojik bir organizma olarak tarih sahnesine ç›kt›¤› andan itibaren do¤ay›, toplumu ve kendisini anlama, yorumlama ve de¤ifltirme çabas› içinde olmufltur. Kendisini ve toplumu inceleme çabas› içinde gün geçtikçe artan, yo¤unlaflan ve de¤iflen ihtiyaçlar›n›n da fark›na varm›flt›r. Bu ihtiyaçlar› do¤rultusunda maddi üretime giriflmifl bu maddi üretim süreci sonuncuda uzmanlaflm›fl ve ayr›flm›flt›r. Bu ayr›flma içinde üretim araçlar› ve üretici güçler aras›ndaki mücadele ve çeliflkiler do¤rultusunda zaman çark› ileriye do¤ru yol alm›fl, insanl›k tarihi denilen olgu meydana gelmifltir. ‹nsan›n maddi üretimi ve üretim araçlar›yla olan iliflkisi sosyal, sanatsal, toplumsal iliflkilerini de flekillendirmifl, kültür denilen ve maddi üretimle göbekten ba¤l› bir de¤erler bütününü de do¤urmufltur. Toplumun ekonomik alt yap›s›ndaki de¤iflimlerle birlikte bu de¤erler bütünü de de¤iflmifl, farkl›laflm›flt›r.

Yaflad›¤›m›z ça¤›n genel üretim özelli¤ini s›n›rs›z bir kâr h›rs›yla s›n›rs›z bir üretim ve pazar yaratma, buna ba¤l› olarak s›n›rs›z bir tüketim düflüncesini beyinlere yerlefltirme çabas› olarak aç›klarsak bu ça¤a uygun kültürü de pazar›n ve üretimin ihtiyaçlar›na denk düflen bir anlay›fl olarak aç›klayabiliriz. Üretim araçlar›na sahip s›n›flar›n oluflturdu¤u ve topluma hâkim k›lmak için durmaks›z›n çal›flt›klar› bu kültür anlay›fl› karfl›s›nda üretim araçlar›ndan yoksun iflçilerin, köylülerin ve emekçilerin de bir kültür sanat anlay›fl› yok mudur? Hâkim s›n›flar aç›s›ndan böyle bir anlay›fl yoktur. Kültür ve sanat sadece estetik duygusuna sahip ayr›cal›kl› bir kesime has bir u¤raflt›r. ‹flçilerin, köylülerin, emekçilerin kültür ve sanat için ne zaman› vard›r ne de paralar› ve onlar›n bu alanda üretecekleri her hangi bir fley de mevcut de¤ildir. Üretseler dahi bu hâkim kültürsanat anlay›fl›n›n d›fl›nda ola-

maz-olmamal›d›r. Sistemin bu dayatma ve sald›r›lar› karfl›s›nda biz devrimcilerin kültür ve sanat yaklafl›m› da ortaya ç›km›fl, belirginleflmifl ve geliflmifltir. Bizler aç›s›ndan kültür sanat ancak ve ancak iflçilerin, köylülerin ve emekçilerin flekillendirdi¤i halk kültürünün ilerici yönleri üzerinden beslenen, geliflen ve tekrar halka dönen bir anlay›flt›r. Egemenlerin iddialar›n›n tam tersine halk›n kültür sanat anlay›fl›n›n da gelifltirilmesi hâkim kültür sanat anlay›fl›na yedeklenmesinin önüne geçilmesi gerekmektedir. Bu bir ihtiyaç ve zorunluluktur. Bu ihtiyaç temelinde çözüm için birçok farkl› yol ve yöntem gelifltirilebilir. Ancak plans›z, bir birinden kopuk, da¤›n›k tarzda uygulanacak çözümler sorunun ortadan kald›r›lmas›nda yetersiz kalacakt›r. “Her örgütlülük ve örgütlenme bir ihtiyac›n ürünüdür” gerçekli¤inden hareket edersek bu ihtiyac› karfl›-

lamak içinde bir örgütlenme oluflturmam›z gerekmektedir. ‹flte tam da bu noktada açt›¤›m›z Hayk›r›fl Kültür ve Sanat Derne¤i egemen k›l›nmaya çal›fl›lan yoz kültüre karfl› iflçiler ve emekçiler saf›nda yeni bir cephe olarak mücadeleye bafll›yor. Yukar›da belirtti¤imiz esaslar üzerinden açt›¤›m›z derne¤imiz kültür sanat faaliyetleriyle kitleleri örgütlemeyi hedeflerken s›n›rlar›n› sadece kültür sanatla s›n›rlamamakta, toplumun sorunlar›yla siyasal geliflmeleri de gündemine almaktad›r. Kültür ve sanat› iflçilerin, köylülerin ve emekçilerin gözüyle yorumlayarak bu alandaki ihtiyac› bir örgütlenme sahas› olarak de¤erlendirmektedir. Kitlelerin ihtiyaçlar›, sorunlar› ve beklentileri üzerinden kitlelerle birlikte de¤ifltirip dönüfltürmeyi önüne hedef olarak koymaktad›r. Hayk›r›fl Kültür ve Sanat Derne¤i emekçileri

Hayk›r›fl Kültür ve Sanat Derne¤i kuruldu

Aylarlard›r devam eden ve çeflitli engellemelerle karfl›laflmas›na karfl›n Hayk›r›fl Kültür ve Sanat Derne¤i 6 Aral›k günü So¤anl›’daki dernek salonunda yapt›¤› etkinlikle kitlelerle bulufltu. Yo¤un bir ilginin oldu¤u aç›l›flta halk›n içinden ç›km›fl ve yaflam›n›n son anlar›nda dahi halk kitlelerinden kopmam›fl halk›n sanatç›lar› için sayg› duruflu gerçekleflti. Sayg› duruflunun ard›ndan aç›l›fl konuflmas› yap›ld› ve Naz›m Hikmet’in dizeleri okundu. fiiir dinletisinin ard›ndan Grup ‹syan Atefli bir dinleti gerçeklefl-

tirdi. Etkinlikte BDSP, Yeni Demokrat Gençlik ve Partizan’›n mesajlar› okundu. Aç›l›fl etkinli¤inde Hayk›r›fl Kültür ve Sanat Derne¤i Baflkan Yard›mc›s› Musa Yoksu gazetemize derne¤in kurulufl süreci hakk›nda bilgi verdi. Yoksu, son süreçte egemenlerin büyük bir “kararl›l›kla” “demokratik aç›l›m”›n dernek çal›flmalar›na da u¤rad›¤›n› ve fiahrud olarak aç›lacak olan derne¤in yabanc› (Farsça) isim oldu¤u gerekçesi ile engellendi¤ini söyledi. Egemenlerin yoz kültürüne karfl› alternatif kültür olan proletarya kültürünü yaflatma ve halk kitlelerine hayk›rma misyonunu gerçeklefltirmenin bir arac› olan derne¤in ad›n› buradan ald›¤›n› ve bu kültürü sanatsal faaliyetler-

le sonuna kadar hayk›racaklar›n› vurgulayan Yoksu, her fleyden önce halk›n sorunlar›n› yans›tan bir sanat anlay›fl› yaratma hedefinde olduklar›n› belirtti.

KÖYLER‹M‹Z VARDI Bir zamanlar; Da¤ bafllar›nda, A¤r› gibi yaln›z, Zap suyu gibi h›rç›n, Avaflin gibi berrak, F›rat’a yoldafl, Botan’a hasret, Dicle’ye sevdal›, Atefle semah dönen, Günefl’e ellerini açan, Boz renkli topraklarda Seklavi at›n› sürdü¤ümüz Köylerimiz vard›. 27.10.2009


Kalemimizdeki prangay› k›ral›m… Kampanyam›za dair; “Kalemimizdeki prangay› k›ral›m, hücrelerden bir tu¤la da biz sökelim” fliar›yla bafllatt›¤›m›z kampanyam›z devam etmektedir. Ülkemiz hapishanelerinde tecrit alt›nda tutulan devrimci ve yurtsever tutsaklarla yaz›nsal bir faaliyete giriflmek; ülkemiz-

‹flçi-köylü 15

Okur/Haber

11-24 Aral›k 2009 de her daim güncel bir sorun olarak varl›¤›n› sürdürecek olan hapishaneler sorununu, tecridi ve tutsakl›¤› anlamak ve neye karfl›, nas›l mücadele edece¤imizi kavramak bak›m›ndan önemli bir yerde durmaktad›r. Tecridi direnenlerin gücünü bölmek, zay›flatmak ve örgütsüzlefltirmek için yaflam›n bütün alanlar›nda karfl›m›za ç›karan egemenlerin bu silah›n› ifllevsiz k›lmak örgütlü tav›r al›fl ve dayan›flmay› gelifltirmekle mümkün olacakt›r. Tecrit ve izolasyonun kapsaml› bir flekilde uyguland›¤› yer bugün devrimci, yurtsever tutsaklar›n tutulduklar› F Tipi hapishanelerdir.

Mektup, kart, faks vb. yollarla iletiflim kurarak birbirinden ve d›flar›dan izole edilen, yaln›zlaflt›r›lmak istenen devrimci tutsaklarla örgütlü bir dayan›flmay› gerçeklefltirmek bu nedenle önemli bir yerde durmaktad›r. Bir kez daha kampanyam›z do¤rultusunda iflçi ve emekçileri, halk gençli¤ini, flehit ve tutsak ailelerini seferber olmaya, “tutsak yaflamlarla” buluflmaya ça¤›r›yoruz. Elimizde bulunan tutsak adreslerini yay›nl›yoruz. ‹letiflim için e-posta adresi: psta_bulten@hotmail.com

Hapishanelerdeki Partizan Tutsaklar 1 No’lu F Tipi Hapishane/TEK‹RDA⁄ Ulvi Yalç›n Turgut Kaya Hüseyin Uzunda¤ Sinan Gülüm Caner Uluç Coflkun Akdeniz Gökhan Ayd›n Gökhan Oruç Cihan Kahraman F. Ergin Arpaç Fevzi O¤uz Aslan

Gazetenin 50. say›s›n› de¤erlendirmeye çal›flt›m. Yay›nlar›n geç ulaflmas› ve 15 günlük olmas› sonucu de¤erlendirmem pek iyi olmayabilir. Ancak as›l olan›n az da olsa bir fleylere müdahil olma çabas› içerisinde olmak oldu¤unu düflünüyorum. Hepinize iyi çal›flmalar… Yaflam›n içinden; Bu sayfan›n Dersim’de yap›lan barajlarla ilgili eylemlere ayr›lmas› iyi. Eylemin kitleselli¤i de göz önüne al›nd›¤›nda Dersim halk›n›n sorunlar›na sahip ç›kt›¤› bir ortamda bizlerin geliflmeleri bir sayfa haber yapmam›z, yay›n da¤›t›m› yap›lan yerlerde ilgi çekecektir. Politika yorum; Ele al›nan konu güncele uygun. Meseleye okurun farkl› bir aç›dan bakmas›n› sa¤layacak, aç›k ve sade il dille yaz›lm›fl. Yaz›n›n bafll›¤› ve vurgusu gayet net. Denge azadi; Ceylan’›n katledilmesi haberinin verilmesi ve bunun “benim ad›m Ceylan” bafll›kl› yaz›yla tamamlanmas› etkili olmufl. Memleketimden insan manzaralar› bafll›kl› haber ve bafll›¤›n kendisi ilgi çekici. TC’nin hukuk ve adalet anlay›fl›n›n ne oldu¤u ortaya iyi konmufl. MKP cezaland›rma eylemine yer ve-

Merhaba Umut emekçileri; rilmesi olumlu. “Depremzede”lerle ilgili haberin bu sayfadan verilmesi kan›mca pek uygun olmam›fl. Politika gündem; Ülke gündeminde yer bulan IMF ve DB ‹stanbul toplant›lar›n›n ard›ndan, bu toplant›lar›n amaçlar› ve ç›kan sonuçlar› emperyalist temsilcilerin konuflmalar› üze-

rinden anlafl›l›r bir dille ele al›nmas› zihinleri açmada okuyucuya yard›mc› oluyor. Çocuk sömürüsüne istatiki bilgileri kullanarak dikkati çekmek olumlu olmufl. Gö¤ün yar›s›; Bu sayfan›n tutsak kad›n yoldafllar taraf›ndan beslenmesi anlaml› olmufl. Ele al›nan cinsel iflkence konusu, bunun yön-

tem olarak kullan›l›p, amaçlanan›n ne oldu¤u ve sald›r›y› bofla ç›karman›n önemini ortaya koymas› tüm okuyucular için kafa aç›kl›¤› yaratmada yard›mc› olmufltur. Enternasyonal; Prachanda ile yap›lan söylefliye yer verilmesi hem kolektif içerisinde hem de okurlarca Nepal’de (az da olsa) olup bitenden haberdar olma, geliflmeleri görme anlam›nda iyi, ama yeterli de¤il. Tarihten sayfalar; Bu bölümü bir okurun yazmas› olumlu. Ele al›nan konu iyi bir anlat›mla ifllenmifl. Bugünün dünyas›yla tarihte yer edinmifl, Sovyet Rusya’n›n temsil etti¤i dünyan›n getirilerini, farklar›n› edebiyat alan›nda ortaya koyan güzel bir yaz›. Kültür-sanat; Bu bölümde “Görev bilinci s›n›f bilincidir” bafll›kl› yaz› içe dönük

bir yaz›. Ancak yaz›n›n bu bölümde yay›nlamas› kan›mca uygun de¤il. Zira s›radan vatandafllar veya ilk kez gazeteyle tan›flanlar için çok anlams›z ve abes bir hava yaratabilir. Bu bölümde gazetenin genelini ilgilendiren ülke ve dünya gündemini yorumlayan bir girifl, bir yaz› olmas› gerekti¤ini düflünmekteyim. S›n›fsal Yaklafl›m; Bu köflede temel konular üzerine baflkan Mao’dan al›nt›lar, bu konularda okuma-araflt›rma zahmetine girmeyenler için iyi ve yol gösterici olmufl. Ancak “S›n›fsal yaklafl›m” adl› köflenin ülke gündemini MLM bak›fl aç›s›yla analiz yapma ve politika koyma misyonu düflünüldü¤ünde ve de yay›n›n 15 günlük olmas› göz önüne al›nd›¤›nda yaz›n›n bu köflede olmas› yerinde olmam›fl. Pusula’da yer verilebilirdi diye düflünüyorum. Pusula; Kolektifin yak›c› sorunlar›na iflaret eden bir yaz›. Bu sorunlar›n çözümü için sunular yöntem yaflad›¤›m›z pratikler göz önüne al›nd›¤›nda do¤ru flekilde konmufl. Dil ise gayet aç›k. (Erzurum H Tipi’nden bir ‹K okuru)

‹smail Y›lmaz Nihat Konak Muzaffer Öztürk Yaflar Erifl Veli Özdemir 2 Nolu F Tipi Hapishane/TEK‹RDA⁄ Muhammed Akyol Ali Naz›m Atmal›o¤lu Baysal Demirhan 1 Nolu F Tipi Hapishane / Kand›ra/‹ZM‹T Hasan Gülbahar ‹brahim fiahin Mulla Çak›ro¤lu 2 Nolu F Tipi Hapishane Kand›ra/‹ZM‹T Bar›fl Aç›kel 1 No’lu F Tipi Hapishane ED‹RNE Zeynel Firik Erol Engin

UMUDA DA‹R Genç ve yorgun bedenlerimizi sürüklerken zaman küresinde kaybolmufl kimliklerimizi ar›yoruz. Sistem pranga vurmufl yaflam›m›za, hayallerimize ve de umutlar›m›za; iflçiydik makine bafl›nda, köylüydük tarlada, çoband›k da¤larda, ö¤renciydik s›ra bafl›nda, emekliydik ölüm yavafl yavafl yaklafl›rken, iflsizdik, açt›k, köfle bafllar›nda, sokaklarda ve meydanlarda. Umutlar›m›z alt›nça¤d›r, insanca, insan olman›n erdemiyle özgürce yar›na akaca¤›m›z bir dünyad›r hayalimiz. Susuyoruz sadece, konuflmaktan korkuyoruz, boyun e¤iyoruz koyun misali çobana, bunca zulüm ve sömürü, hayat›m›z› anlams›zlaflt›ran bencillefltiren kiflili¤imizi siliklefltiren vahfli kapitalizmin yok eden kültürüne… Suskunlu¤umuzu bozmal›y›z, hayk›rmal›y›z özgürlü¤ümüzü da¤lara do¤ru, gün susma günü de¤il, kulaklar›m›z› t›kama günü de¤il! Kulak vermeliyiz dalga dalga yükselen açl›k ordusunun sesine. Geç kalmadan, ertelemeden, benim derdim bana yeter demeden. Çünkü hepimizin derdi ayn›, çünkü biz bize benzeriz, hayk›rmal›y›z ya hep ya da hiç ya hep beraber ya hiçbirimiz diye… Yürümeliyiz güneflin sofras›na…. Yolumuza toplarla, tanklarla atefl açt›lar; Kimi düfltü barikat bafl›nda, kimimiz kanl› yalç›n da¤lar›n dipsiz vadilerinde bir ihanet çemberinde kahramanl›k klamlar›yla destan yazarken kleflin konçertosuyla. Dört duvar aras›nda, kör zindan köflelerinde, sürgünler-faili meçhuller yol oldu ülkemin Edirne’sinden Hakkâri’sine. Geçti yollar Afrika’dan Asya’ya… Bedeldi ödenecek ödettirilecekti alt›nça¤ mücadelesinde. Kurtuluflumuzdur, özgürlü¤ümüzdür silaha inat silaha sar›lmak; savafla karfl› durup can bedeli savaflmak. Bir de¤il on yüz bin de¤il milyonlard› onlar halk›na partiye da¤lara sevdal› genç yüreklerdi. ‹brahim büyük bir Cihan Çelik’ti; Koca bir da¤, Mehmet Demida¤’d› ve ard›llar bitmedi bitmezdi. Düflen her bir cana bin can eklendi düflerken elde k›z›l bayra¤› tutup kald›rd› baflka bir el… Ve onlar biliyorlard› ki, yol zorlu bir yoldu. Ve biliyorlar ki intikam and›m›z her do¤an günün flafa¤›ndan hayk›r›l›yordu da¤lara do¤ru. Bedenleri topra¤a düflerken kanlar› halka yaflamlar› mücadeleleri yoldafllar›na mirast›r. (Dersim Pertek’ten ‹K okurlar›)

Davutpafla’da sorumlular

korunuyor… Davutpafla patlamas›n›n sorumlular›n›n yarg› ekseninde korunmalar› 29. haftada protesto edildi. 21 kiflinin ölümü ve 116 kiflinin yaralanmas› ma¤dur aileleri taraf›ndan Taksim tramvay dura¤›nda yap›lan bas›n aç›klamas› kamuoyuna duyuruldu. 5 Aral›k Cumartesi günü gerçekleflen eylemde “Davutpafla’y› unutmad›k, unutturmayaca¤›z!” yaz›l› pankart açan kitle ad›na bu hafta bas›n metnini patlamada hayat›n› kaybeden Yaflar Kara’n›n ye¤eni Kemal Kara okudu. Kara, Zeytinburnu Belediyesi baflta olmak üzere tüm yetkililer için aç›lan davan›n Bak›rköy 6. A¤›r Ceza Mahkemesi’nce kabul edilmemesinin ülkemizdeki hukuk iflleyiflinin nas›l iflledi¤ini ortaya koydu¤unu belirtti. Kara’n›n aç›klamas›n›n ard›ndan eylem sona erdi. (‹stanbul)

Devlet “aç›ld›kça” sald›r›lar art›yor Linçler Kürt-Türk halk›n›n aras›na nifak tohumlar› eker ve k›flk›rt›lan faflist unsurlarla halk› karfl› karfl›ya getirir. Bu sald›r›lardan biri de 26 Kas›m’da Çanakkale’nin Bayramiç ilçesinde yafland›. Bayramiç’te, yaflanan bir kavgay› seyrederken polis taraf›ndan gözalt›na al›nmak istenen üç Kürt genci, sald›r›ya direnince polisle tart›flmaya bafllad›. Bu s›rada çevrede toplanan yüzlerce kifli “Buras› Kürtlere mezar olacak” fleklinde ve PKK aleyhinde sloganlar atarak polisten gençleri kendilerine vermelerini istedi. Bunun üzerine polis “aradan çekildi”, faflist güruh gençleri linç etmek istedi. Linç sald›r›s›na maruz kalan gençler, daha sonra hem polis otosunda hem de karakolda polis taraf›ndan dövüldü. Bu arada kalabal›k giderek art›yor ve iki bini aflk›n kifli Kürtlerin yo¤un yaflad›¤› mahalleye do¤ru yol al›yorlard›. Her an her yerde olan (!) polis bir anda ortadan kaybolmufltu. “Kürtler defolun!” sesleri aras›nda Kürtlerin evleri taflland›. O vakitte evine dönmekte olan bir Kürt kad›n, taciz ve tehdit edildi. Faflist ve polis elbirli¤iyle yap›lan bu sald›r› da, daha önce yap›lanlar da “vatandafl hassasiyeti” olarak gösterilmeye çal›fl›lm›fl, yine sald›rganlar yerine sald›r›ya maruz kalanlar gözalt›na al›nm›fl/tutuklanm›flt›r. (H. Merkezi)

M Tipi Kapal› Hapishane Gebze/‹ZM‹T Hiyam Çoban Özlem Abay Eylem Bafl H Tipi Kapal› Hapishane/ERZURUM Haydar Sönmez Cengiz K›l›ç Hakan Çak›r E Tipi Kapal› Hapishanesi/ERZURUM Derya Gökmen K›l›ç Sincan Kad›n Hapishanesi SincanANKARA Deniz Tepeli Zeliha Bulut Fadime Özkan Resmiye Vatansever 1 Nolu F Tipi Hapishane/SincanANKARA K. Hasan Çoban Kemal Ertürk Engin Arslan Yaflar ‹nce

Dan›fltay katsay› farkl›l›¤›na “devam” dedi YÖK’ün üniversitelere giriflte katsay› fark›n› kald›ran karar›n›n yürütmesini Dan›fltay 8. Dairesi durdurdu. ‹stanbul Barosu Baflkanl›¤›, YÖK’ün yüksekö¤retime giriflte katsay› puan› uygulamas›n›n kald›r›lmas›na iliflkin 21 Temmuz 2009 tarihli karar›n›n iptali ve yürütmenin durdurulmas› istemiyle Dan›fltay’da dava açm›flt›. Dan›fltay 8. Dairesi, YÖK’ün karar›n›n yürütmesini oy birli¤iyle durdurdu. Daire karar›nda “e¤itim sisteminin örgütlenifl biçimindeki bütünlü¤ü bozacak nitelik tafl›d›¤› ve uygulamada karfl›lafl›lan sorunlar›n giderilmesi amac›n›n d›fl›na ç›k›ld›¤›n›” gerekçe gösterdi. Karar› tepkiyle karfl›layan ö¤renciler, çeflitli yerlerde protesto eylemleri düzenlediler. “E¤itim hakk›m›z engellenemez” slogan›yla alanlara ç›kan ö¤renciler, ma¤duriyetlerine çözüm bulunmas›n› istedi.

E¤itim-Sen; Sorun katsay› de¤il, ÖSS ve YÖK’tür. Konuyla ilgili yaz›l› bir aç›klama yapan E¤i-

tim-Sen, YÖK’ün 1998 y›l›nda ald›¤› bir kararla ‹mam Hatiplerin ve meslek lisesi mezunlar›n›n üniversiteye girifl s›navlar›nda farkl› bir katsay› uygulamas›na bafllatt›¤›n› hat›rlatarak, e¤itim sistemi üzerinde tüm tart›flmalar›n bu çerçevede yürütüldü¤ünü vurgulad›. E¤itim-Sen, katsay› uygulamas›ndaki farkl›l›¤›n kald›r›lmas›n› savunan kesimlerin e¤itimde eflitli¤in sa¤lanmas›, haks›zl›¤›n giderilmesi ve meslek liselerinin önünün aç›lmas›n› sadece bu maddeye ba¤lam›fl olmalar›n› do¤ru bulmad›. E¤itimde eflitli¤in katsay› uygulamas›na indirgenmemesi gerekti¤inin belirtildi¤i aç›klamada “milyonlar›n umudu haline getirilmifl s›nav sistemi sorgulanmadan katsay› uygulamas›nda de¤ifliklik yap›larak e¤itim eflitsizliklerine gerçekçi çözümler üretebilmek mümkün de¤ildir. Di¤er taraftan yüksekö¤retimde piyasalaflmaya/ticarileflmeye h›z vererek e¤itim eflitsizliklerini derinlefltiren YÖK’ün farkl› katsay› uygulamas›na son vererek eflitli¤i sa¤lam›fl oldu¤u yönündeki iddias› bir yan›lsamadan ibarettir” denildi. (Ankara)

ANTEP’TE SORUfiTURMA TERÖRÜ Antep Üniversitesi’nde rektörlük önce faflistler taraf›ndan sald›r›ya u¤rayan befl kifliye “üniversitede kavgaya kar›flmak”tan soruflturma açt›. Bilindi¤i gibi 9 Ekim günü 5 arkadafl›m›za sivil polislerin provoke etti¤i faflist güruh taraf›ndan sald›r›lm›flt›. Bunu protesto etmek için üniversitede bas›n aç›klamas› yapt›k. Bu bas›n aç›klamas› bahane edilerek 23 ö¤renciye “üniversitede izinsiz gösteri ve yürüyüfl” düzenlemekten soruflturma aç›ld›. Daha önce soruflturma aç›lan 5 kifli de bu soruflturma terörünün kurban› oldu. Ama ne tesadüftür ki, faflist rektörlük yandafllar›n› korudu ve sald›rganlara soruflturma aç›lmad›. Soruflturma terörüne u¤rayan ö¤renciler 16-20 Kas›m tarihleri aras›nda ifade verdi. (Antep YDG)

Cengiz Kahraman Naki Demir Halil fiahin Tayyar Ero¤lu Mesut Deniz Sedat Ot 1 No’lu F Tipi Hapishane/ BOLU Taylan Balatac› F Tipi Hapishane KIRIKKALE Ali Gülmez Bak›rköy Kad›n Kapal› Hapishanesi Bak›rköy/‹STANBUL B-4 Ko¤uflu Arzu Özdemir Sema Gül Emriye Demirk›r Özgür Elitemiz Suzan Zengin F Tipi Hapishane Kürkçüler/ADANA Süleyman Rüya


İşçi-köylü BİZ HALKIZ GELECEK ELLERİMİZDEDİR!

Umut Yayımcılık ve Basım Sn. Ltd. Şti. Yönetim yeri: Gureba Hüseyin Ağa Mh. İmam Murat Sk. No: 8/1 Aksaray-Fatih/İstanbul Tel: (0212) 521 34 30 Faks: (0212) 621 61 33 Sahibi ve Yazıişleri Müdürü: Çilem ÖNSEL Baskı: Gün Matbaacılık Reklam Film Basın Yayın Tan.San.Tic.Ltd.Şti. Beşyol Mah. Akasya Sokak.23.A Sefaköy/ Küçükçekmece/İstanbul Tel.5806380

BÜROLAR Kartal: İstasyon Cd. Dörtler Ap. No: 4/2 Tel: (0216) 306 16 02 Ankara: Sağlık 1 Sokak No:17/19 Çankaya Tel: (0312) 430 67 65 İzmir: 856 Sokak, No: 48/203 Kemeraltı Konak, Tel: (0232) 446 78 07 Malatya: Dabakhane Mh. Turgut Temelli Cd. Barış İşhanı Kat: 3 No: 94 Erzincan: Ordu Cd. Ordu İşhanı Kat: 3 Tel: (0446) 223 67 18 Bursa: Selçuk Hatun Mh. Ünlü Cd. Sönmez İşsarayı Kat: 2 No: 185 Heykel, Tel: (0224) 224 09 98 Mersin: Silifke Cd. Çavdaroğlu İşhanı Kat: 3 No: 1/8 Avrupa Büro: Weseler Str 93 47169 Duisburg-Almanya Tel: 0049 203 40 60 958 Faks: 0049 203 40 60 959

YDG 4. Konferansı toplandı

Militan bir gençlik hareketi için örgütlenelim! Yirmi yılı aşkın devrimci mücadelesiyle anti-faşist, anti-emperyalist, anti-

havan topuyla katledilen 12 yaşındaki Ceylan Önkol’a adanan 4. Konfe-

YDG’nin konferansları geçmiş sürecin hatalarını, eksikliklerini tespit

feodal hatta mücadele eden, Demokratik Halk Devrimi yolunda halk

rans 5-6 Aralık’ta İzmir’de yapıldı. “Militan bir gençlik hareketi yarat-

etmek, olumlu yanlarını geliştirmek, yerel alanların birbiriyle deneyimle-

gençliğini harekete geçirmeyi hedefleyen, dünyayı temellerinden sarsa-

mak” şiarıyla gerçekleştirilen Konferans, YDG’nin 3. Konferansı’ndan

rini paylaşmak, örgüt bilincini, YDG’nin örgütsel durumunu kavramak,

cak bir davanın cüretini kuşanan Yeni Demokrat Gençlik (YDG) 4. Kon-

bu yana geçen süreci değerlendirilmesi ve önümüzdeki sürece ilişkin po-

politik yönelim sunmak açısından YDG ve YDG faaliyetçileri için önemli

feransı başarıyla örgütlendi. Diyarbakır’ın Lice ilçesinde koyun otlatırken

litikaların belirlenmesi dışında ana gündem olarak “militanlığı” tartıştı.

bir yerde durmakta ve derleyici-toplayıcı bir işlev görmektedir.

1. Gün

YDG’nin genç kadın çalışmaları son yıl içerisinde de geliştiği ve birçok şehirde genç kadınların yanı sıra çeşitli yaş gruplarından emekçi kadınları da içine katarak yerel Yeni Demokrat Kadın İnisiyatiflerinin kurulmasına ve 25 Kasım döneminde kitle çalışmaları yapılmasına öncülük ettiği anlatıldı. Ayrıca YDG’nin semt çalışmalarının yanı sıra yeni mezun genç emekçiler arasındaki ilişki ağının birçok alan örgütlülüğünde geliştiği de örneklerle açıklandı. Geçmiş süreç değerlendirilmesinde YDG’nin örgütsel durumu da incelendi. Atılan olumlu adımlara karşın çalışma tarzında ve faaliyeti kolektif şekilde örmede sorunlarla karşılaştığı ve dağınık çalışma tarzının genelde gözlemlendiği belirtildi. Bunun yanı sıra merkezi bir örgüt olarak hareket etmede yaşanan eksikliklerin “alancı” yaklaşımları geliştirdiği ve bunun da küçük burjuva düşünüş tarzının bir sonucu olduğu eklendi. YDG’nin merkezi çalışmalarına gereken öneminin verilmesinin yanında birim faaliyetlerinin güçlendirilmesi gerektiği geçmiş konferanslarda olduğu gibi 4. Konferans’ta da vurgulandı. Yine, YDG ile diğer kitle örgütleri arasındaki çalışmayı diyalektik bir şekilde ele almada yaşanan so-

Geçmiş süreç değerlendirmesi

Konferansın 1. gününde geçmiş sürecin değerlendirilmesi sunumunda YDG’nin 3. Konferans’tan 4. Konferansa kadar geçen sürede örgütsel durumu, yaptığı hatalar, başarılı pratikler değerlendirilerek gelinen süreçteki durumu anlatıldı. Geçmiş sürecin değerlendirilmesinde öne çıkan durum YDG faaliyetinde bir ilerleme olduğu ancak bu ilerlemenin doğru değerlendirilerek daha örgütlü bir duruşa evrilmesi gerektiği ve atılan adımların hızlandırılması oldu. 3. Konferans’tan bu yana YDG’nin büyük şehirlerde

özellikle üniversitelerdeki örgütlülüklerini niceliksel ve niteliksel olarak geliştirdiği, T. Kürdistanı’nda yeni ve umut veren alanlara açıldığı ve Artvin, Çanakkale gibi şehirlerde başarılı çalışmalara imza attığı raporlardan yansımaktadır. Bunun yanı sıra YDG’nin Genç-Sen, kulüp, öğrenci dernekleri ve meslek odalarını kapsayan demokratik kitle örgütü çalışmalarında önemli deneyimler kazandığı, daha etkin bir duruş sergilediği belirtildi ve daha ileri düzeyde bir müdahale için var olan yetersizliklere değinildi.

2. Gün

Önümüzdeki Süreç

“Eksikliklerimiz Görevlerimizdir!” Konferansın 2. gününe önümüzdeki süreç üzerine genel yaklaşımla başlandı. Bu gündemde ilk günkü tartışmalardan çıkan deneyimler ve varılan sonuçlar özetlendi ve daha örgütlü, daha hareketli, daha militan bir örgütlenme için daha kolektif bir çalışmanın önemi vurgulandı. Yakına ama ileriye doğru adımlar atacağımız, daha üst düzeydeki sorunlara meydan okuyacağımız, eksiklerimizi görevlerimiz olarak bilerek daha çok inisiyatif kullanacağımız genel sunumda belirtildi ve serbest kürsü ile yaklaşım derinleştirildi. Önümüzdeki süreç üzerine genel yaklaşım sunumunun ardından Öğrenci Gençlik üzerine sunum gerçekleşti. Bu sunumda emperyalist patentli saldırıların ana gündem olduğu, öğrenci gençliğinin örgütlenmesinde öğrencilerin öz örgütlülüğünün yaratılması gerektiği ve YDG’nin bu alanlarda aktif mücadele yürütmesi, çaba harcaması gerektiği vurgulandı. Sunumun ardından serbest kürsüde gerçekleşen tartışmaların verimliliği sebebiyle bu gündeme ayrılan zaman divan tarafından uzatıldı. Özellikle Genç-Sen ve çeşitli öğrenci dernekleri deneyimleri aktarıldı ve YDG ile bu örgütler arasındaki ilişkiler üzerine fikir alışverişi yapıldı. YDG’ nin de bir kitle örgütü olarak kitlelere seslenen ve kitleleri örgütleyen bir yapısının ol-

C

M

Y

K

ması gerektiği, oysa ki kitle hareketi denilince yalnızca özörgütlülüklerin akla geldiği belirtilerek bu anlayış eleştirildi. Yine, YDG ve Genç-Sen, Öğrenci Derneği gibi örgütlenmelerin birbirinden kopuk veya birbirine engel olan değil birbirini geliştiren, besleyen bir içeriğe sahip olduğu, benzer konuları farklı yaklaşımlarla birlikte ele alacağı açıklandı. Öğrenci gençlik üzerine yapılan sunumun ardından pandomim sanatçısı bir arkadaşımız Ceylan Önkol ile ilgili hazırladığı kısa bir oyunu konferansa sundu. Oldukça beğeniyle izlenen gösterisi ile konferansın atfedildiği Ceylan da anıldı. Ardından yapılan işçi ve semt gençliği üzerine başlıklı sunumda YDG’nin işçi ve semt gençliğine yönelik gelecek süreçte ne yapması gerektiği tartışılarak netleştirilmeye çalışıldı. Semt çalışmalarının semtlerin özgün sorunlarının yanı sıra işçi sınıfını örgütleme perspektifiyle ele alınması gerektiği belirtildi ve işsiz gençliğe yönelik çalışmaların önemine değinildi. Ayrıca mezun olan YDG’lilerin sınıf içinde çalışmaya özel bir yoğunlaşma göstermesinin önemi de anlatıldı. Bu bilgilendirmenin ardından Genç Kadın çalışması üzerine sunum yapılarak YDG’nin var olan kadın çalışmalarının geç-

runlara teorik bir yaklaşım sunulmakla beraber bu konu daha çok Pazar günü yapılan öğrenci gençlik sunumunda somut örneklerle açıklanmaya çalışıldı. Ayrıca YDG’de kişileri örgütlemeye yönelik yaklaşım da mahkum edildi. Geçmiş süreç genel hatlarıyla değerlendirildi, serbest kürsüde konu derinleştirildi ve ardından konferansta delegelerle temsil edilen alanlar, alan raporlarını sundular. Faaliyetin yeni başladığı ve umut veren alanların yanı sıra etkili bir pratik hatla hızlı bir gelişim gösteren alanlar, bunlarla beraber örgütsel durumunu ileri taşıyan alanlar ile faaliyette gerilemelerin yaşandığı bölgeler bu raporlar sayesinde daha iyi anlaşıldı. Yaşanan ortak sorunlar ve alanlara özgü yaklaşımlar ortaya konularak verimli bir deneyim aktarım süreci yaşandı.

Militanlaşma ve örgüt bilinci Konferansın 1. gününde alan raporlarının ardından konferansın ana gündemi olan militanlaşma ve örgüt bilinci üzerine sunum yapıldı. Yeni Demokrat Gençlik devrimci bir gençlik örgütü olarak hareket tarzı ve politikalarıyla doğal olarak militan bir harekettir. Konferansta militanlık konusunun öne çı-

miş süreçteki durumu ve gelecekte ne yapılması gerektiği üzerine tartışmalar yürütülerek hedefler konuldu. Genç kadın çalışmasında son dönemde etkili ve yoğun pratiğe imza atılmasına karşın merkezi komisyonun yeterince örgütlenememesi sebebiyle ülke genelindeki çalışmalara politik önderlik konusunda yetersiz kaldığı ve kadın çalışması yapmak isteyen alanların ihtiyaçlarına cevap olamadığı vurgulandı.

Bu sunumun ardından Türkiye Kürdistanı’ndaki çalışmalarımız üzerine sunum yapılarak bu alan hakkında diğer alanlar bilgilendirildi. İlgiyle dinlenen sunumda YDG’nin yeni açıldığı ve umut veren Dersim ve Erzincan illerinde kitle tabanımızın yoğun olduğu ancak örgütsel çalışma ve örgüt kültürü konusunda deneyimsiz olunduğu belirtildi. Bu alanlarda öğrenci öz-örgütlülüklerin noksanlığının büyük bir sorun olduğu ve YDG’nin bu eksikliği kapamak için adım atacağı açıklandı. Munzur’da ba-

karılması YDG’nin militan olmamasından kaynaklı değil, bu konuda yaşadığı yetersizlikleri vurgulamak, aynı zamanda gençlik hareketinin gelişiminde sürecin nasıl daha ileriye taşınacağına yönelik bir vurgu yapmak açısından öne çıkarılmıştır. Sunum, öncelikle gençlik hareketinin durumu üzerine bir yaklaşım sunularak başlamıştır. Gençlik hareketin bir kıpırdanma görülmekte ve ileri kitleden gençlerin devrimci düşüncelere daha fazla yakınlaştığı anlaşılmaktadır. Bunu eylemlere katılan gençlerin niceliksel artışından, çeşitli alanlarda kendiliğinden kurulan ve istikrarsız bir yapı sergileyen anti-faşist, paralı eğitim karşıtı veya sosyalizmi araştıran grupların, kendiliğinden örgütlenmelerin oluştuğundan, devrimci önderlerin yaşamlarına ve sosyalizmle ilgili konularda yayımlanan kitaplara gösterilen ilgiden vb. anlamak mümkündür. Ancak bu kitle genel olarak devrimci örgütlere güvensizlik duymaktadır. Bunda sistemin anti-propagandalarının yanı sıra esas olarak devrimcilerin tasfiyecilik sürecinden etkilenişleri ve kendi hatalı çalışma tarzları etkili olmaktadır. Bu süreci aşmak, gelişen hareketle bütünleşmek açısından eylemli bir çizgi, militan bir duruş ve “kavgacı”/sistemle net şekilde hesaplaşan ve istikrarlı bir çalışma yürüten

rajlar ve Alevi halkın sorunlarına dair son dönemde gelişen Alevi hareketinin taleplerinin de ele alınması üzerinde duruldu. Amed, Malatya, Mardin, Van, Urfa, Şırnak, Siirt gibi alanlarda Ulusal Hareketin etkili olduğu, kitle tabanımızın dar olduğu belirtildi. Buralarda örgütlülüklerimizi güçlendirmenin yanı sıra sınıfsal temelde konuları ele almamızın önemli olduğu, ulusal taleplerin istikrarlı ve etkili şekilde sahiplenilmesine ve halkın mücadelesinin aktif bir parçası olmaya devam etmeye ihtiyaç olduğu açıklandı. Konferans köylü gençlik, Aleviler, hukuk ve eğitim fakültelerindeki çalışmalarımız, enternasyonal çalışma, hapishanelerdeki yoldaşlarla dayanışma üzerine yapılan önergeler ve gündem dışı konuşmalar yapıldı. Konferans verimli ve yoğun geçen tartışmalar sebebiyle planlanandan 2 saat sonra sona erdi. Konferansın sonunda İzmir YDG Kültür Sanat Komisyonu’nun öncülüğünde çalışma yürüten Dedesultan Müzik Grubu’ nun verdiği dinleti konferans katılımcıları tarafından beğeniyle izlendi. Konferans grubun söylediği halaylarla sona erdi.

Yaşasın enternasyonalizm! Yaşasın devrimci dayanışma! Yeni Demokrat Gençlik’in 4. Konferansına Bulgaristan İşçi Köylü Partisi enter-

bir devrimci mücadeleye ihtiyaç vardır. Sunumda militanlığın tanımı ve içeriği üzerine bir bilgilendirme yapılmış, ülkemizde devrimin yolu, yöntemi ve kriterleri ile militanlığın ülkemiz gerçekliği içinde nasıl bir biçime büründüğü açıklanmış ve devrimci örgütlerin mevcut koşullarda tasfiyecilikten etkilenme boyutlarına değinilmiştir. Tasfiyeciliğin etkisiyle devrimcilerde düşman bilincinin silikleşmesinin oldukça tehlikeli olduğu, düşman bilincinin silikleşmesinin düşmanı alt etmede yegane aracımız olan örgüt bilincini de zayıflattığı vurgulanmıştır. Aynı zamanda devrimcilerin kitleden kopuk çalışmalarının ve tartışmalarının zararları oldukça büyüktür. Her çalışmamız kitlelerle iç içe ve kitlelerin gündemleri ile ilişkili olmak zorundadır. Bu sorunların devrimcilerde iddiasızlığı, marjinalize olmayı kabullenişi beraberinde getirdiği ve ülkemizde devrimci savaş gerçekliğini göz önüne alarak devletin saldırılarına karşı militan ve eylemli bir hattın örülmesinin bu kuşatmayı yıkacak ve kitlede güven uyandıracak yegane yol olduğu açıklandı. Bu gündemin ardından serbest kürsünün ve konukların konuşmasıyla 1. gün son buldu.

nasyonal dayanışmanın örneğini göstererek üst düzeyde katılım sağladı. Bulgaristan İşçi Köylü Partisi Genel Başkanı Todor Jivkov yaptığı konuşmayla YDG 4. Konferansını selamlayarak enternasyonal dayanışmanın öneminden yapılan mücadelenin değerinden bahsederek YDG’nin onurlu mücadelesinde yanında olduklarını belirtti. Jivkov sunumunu sosyalizme olan inancını belirterek TC hapishanelerindeki siyasi tutsaklara özgürlük sloganıyla sonlandırdı. Konuşma yoğun alkış aldı. Konferansımıza ayrıca Militan Öğrenci Hareketi (Yunanistan) bir mesaj gönderdi. Enternasyonal dayanışmanın yanında DDSB, Umut Yayımcılık, Ekim Gençliği, DPG, Genç-Sen merkezi anlamda, DGH, Alınteri, DHF, Öğrenci Kolektifleri, ÖGD yerel anlamda katılarak devrimci dayanışmanın önemini gösterdiler ve YDG’nin 4. Konferansını selamladılar. Ayrıca İzmir Yunus Emre Anadolu Lisesi Öğrenci Birliği de konferansımızı selamlayarak devrimci dayanışmanın önemine vurgu yaptı.

Daha Militan Bir Gençlik Hareketi

Yaratmak İçin Örgütlenelim Yeni Demokrat Gençlik 4. Konferansı YDG aktivistleri açısından olumlu bir havada geçti. Tartışmaların niteliği, katılım, konferansın örgütlenişi belli eksiklikleri taşısa da YDG’nin kurumsallaşması, örgüt bilincinin gelişmesi, yoldaşlar arası bağların kuvvetlenmesi açısından olumlu bir havada gerçekleşti. Konferans “militan bir gençlik hareketi yaratmak için örgütlenelim” şiarıyla son buldu. (İzmir)


ik%2054  

Haykırış Perde Tutsaklardan... İşçi-köylü’den taciz sürüyor sürüyor! Derneği açıldı! Geleceğimiz özgürlüğümüz için, militan bir mücadele Ey...

Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you