Page 1


iktidar için

Mücadele Birliði

Baþyazý

3

BÜTÜNLÜK ÇAÐI Kapitalizme eleþtirel yaklaþan sýnýflarýn görüþleri çoðu kez birbirine karýþmýþtýr. Kapitalist üretimin geliþimiyle yok olan küçük mülk sahipleri, bunda yalnýzca yýkým görmüþlerdir. Küçük burjuva yazýn, sermaye birikiminin yol açtýðý yýkým nedeniyle, kapitalist üretim iliþkilerine yönelik olarak sert eleþtiri yöneltmiþtir. Ancak, kapitalist üretimin, kapitalist birikimin ve merkezileþmenin yeni ve daha yüksek bir toplumun maddi temellerini attýðýný görememiþtir. Kapitalist üretimin geliþmesiyle yok olup giden eski mülk sahiplerinin yerine oluþan kapitalist üretim iliþkilerine baðlý yeni küçük mülk sahipleri de üretimin ve sermayenin merkezileþmesine baðlý olarak yok olma tehdidi altýnda ayný þeyi gördüler: toplumsal yýkým. Kapitalizmin tekelci kapitalizme dönüþmesi, üreticilerin, orta sýnýflarýn yýkýmýný derinleþtirdi. Kapitalist toplumun orta sýnýflarý tekelciliðin geliþmesinde yine yalnýzca toplumsal yýkým görüyorlar. Küçük burjuva yazýn -buna sosyalizm içinde kimi eðilimler de dahildir- tarihi yalnýzca küçük mülkiyetin sýnýrlarýna kadar götürüyorlar. Buna göre tarih, küçük mülkiyetle birlikte bitiyor. Bu anlayýþ tarihin kavranmamasýna dayanýyor. Bu nedenle gerici konumdadýr. Tarih küçük-mülkiyetin yok olmasýndan sonra da devam eder. Küçük üretim tarzý da çok eskiden gelen ve devam eden tarihi evrim sürecinde yalnýzca kýsa bir dönemi kapsar. Küçük burjuva yazýn, emperyalizmin dünya düzeyinde egemenliðini derinleþtirmesiyle birlikte eleþtirilerini, tekelciliðin yol açtýðý ekonomik-toplumsal yýkýma yöneltti. Birkaç emperyalist ülkenin nasýl dünyanýn büyük nüfusunu mülksüzleþtirip, yoksullaþtýrdýðý çarpýcý biçimde ortaya kondu. Küçük burjuva sosyalizmi de bu geliþmenin bir baþka yönünü: proleterleþme ve proletaryanýn yoksullaþmasý yönüyle ortaya koydu. Tekelleþmenin toplumsal sonuçlarýný anlatan dünya kadar materyal ortaya kondu. Tekelciliðin eleþtirisi yapýlýyor, ancak, bu eleþtiriler tekelci geliþmenin kavrayýþýna dayanmýyor. Tekelci sermaye önüne çýkan her ekonomik ve toplumsal engeli yýkýp giderken, bunun sonucu yýkýma götürdüðü sýnýflarýn ayaklanmasýna yol açar. Proletaryanýn dünya çapýnda ayaklanmalarý ve toplumsal devrimleri de geniþler. Böylece tekelci sermayenin geliþmesi -dünya düzeyinde daralma- üretim araçlarýnýn merkezileþmesine ve emeðin toplumsal niteliðinin öne çýkmasýna yol açar. Yani sermayenin merkezileþmesi eski toplumu yýkacak kuvvetleri ve yeni toplumun dayanacaðý maddi öðeleri biraraya getirir. Bu da yeni bir toplumla sonuçlanacak olan komünist bir devrimi zorunlu olarak gündeme getirir. Küçük burjuva anlayýþýn göremediði nokta tam da burasýdýr. Tarihi anlamaktan uzak ayný küçük burjuva anlayýþ, kapitalist üretimin geliþmesiyle birlikte derinleþen kent-kýr karþýtlýðýna ve kapitalist iþ bölümünün sonucu olan parça insana ayný darlýkla yaklaþýr. Kentle-kýr arasýnda tarihte görülen iþbölümü, kapitalist üretimin geliþimi ve egemen olmasýyla birlikte yeni özellikler kazanýr. Kýr, burjuva kente baðýmlý ve tabi olur. Kent, kýr üzerinde egemen olur. Kýr, kent tarafýndan sömürülür ve daima kent karþýsýnda güçsüzleþir. Bununla birlikte kent ve kýr birbirinden ayrýþýr. Bu ayrýþma sonucu kýr insaný entelektüel geliþmeden yoksun kalýr. Kentli insan ise fiziki olarak erir. Küçük burjuva yazýn, kentle-kýrýn bu ayrýþmasýnýn yol açtýðý insani yýkýmý ortaya koymuþtur. Günümüzde kentlerde öldürücü hale gelen çevre kirliliði karþýsýnda, kent-kýr ayrýlýðýnýn insanlýðý hangi noktaya getirdiði geniþ þekilde açýklanýyor. Bu ortaya konuyor da, bu noktada kavranamayan þudur: Kent ve

kýr birbirinden ayrý iken, kapitalist üretimin geliþmesiyle birlikte yetkin biçimler kazandýlar. Tarým bilimin geliþmesi, kimya, büyük sanayinin yol açtýðý makineleþme sonucu yetkin bir biçim kazanmýþtýr. Bununla da kalmamýþ kent ve kýrýn tarihi ayrýlýðýnýn sona erip, yeni bir temelde birliðinin maddi koþullarý da ortaya çýkmýþtýr. Sosyalizm bu maddi koþullara dayanacak, onu daha ileri götürecektir. Kent-kýr ayrýlýðý yerini yeni bir birlik eðilimine býrakýyor. Kapitalizm bunun teknik-maddi koþullarýný oluþturmakla birlikte, toplumsal olarak ise, kent ve kýrýn birliði kapitalizm altýnda mümkün deðil. Bunun için kapitalist üretim biçiminin ortadan kaldýrýlmasý zorunlu. Kent ve kýrýn yeni ve yüksek niteliklerle yeni bir birliðinin gerçekleþmesi insanlarýn önünde bir ölüm-kalým sorunu olmuþtur. Bu birliði gerçekleþtirecek olan sosyalizm bu geliþmenin sonucu olarak kaçýnýlmaz olmuþtur. Benzer bir geliþme kafa emeði ile kol emeði arasýnda görülüyor. Kafa emeðiyle, kol emeði arasýnda ayrým ve karþýtlýk eskilere dayanmakla birlikte bu ayrýlýk ve karþýtlýk kapitalizm altýnda en ileri noktaya ulaþmýþtýr. Bilim ve her tür zihinsel üretim kapitalistlerin elinde, emeðin kapitaliste kölece baðýmlýlýðý için kullanýlmýþtýr. Bilimin baðýmsýz bir güç olarak üretime uygulanmasý sonucu çok sayýda iþçi iþten atýlýyor. Kapitalizm altýnda, her tür zihinsel üretimin toplumsal kapitalist niteliði, kol emeðinin aleyhine kullanýlýyor. Bu olumsuz yöndür. Olumlu yön ise, iþin çeþitliliði yasasý gereði, iþçilerin yeni geliþmeleri öðrenmek zorunda kalmalarýdýr. Kapitalist üretim, kendi geliþmesiyle bunu zorlar. Teknik okullar bu temelde yaygýnlýk gösterdi. Eðitimin üretimle birleþtirilmesi büyük sanayinin geliþimiyle birlikte bir zorunluluk olarak, bir ölüm-kalým sorunu olarak toplumun önünde duruyor. Üretimin, eðitim ve jimnastikle birleþme eðilimi kapitalist toplum biçimiyle çeliþiyor. Bunun önündeki en büyük engel kapitalizmdir. Ama, iþin çeþitliliði yasasýnýn iþlemesi ile bilimin muazzam geliþimi kafa emeði ile kol emeði arasýndaki ayrýmýn yerine birliðinin konmasýnýn zorunluluðunu gündeme getirmiþtir. Bu geliþme meta üretimiyle ortaya çýkan ve meta üretiminin egemen olmasýyla geniþleyen kapitalist iþbölümü insaný parça-insan yaptý. Parça iþçi ise bugünün parça-insanýdýr. Büyük sanayinin geliþmesi ve sermayenin merkezileþmesiyle eski iþbölümü onun yerini almýþtýr. Kapitalist üretim iþbölümünü öyle ileriye götürdü ki, insanlar her alanda iþbölümünün kölesi oldular. Bu olumsuz geliþmenin yanýnda insaný parça-insan yapan iþbölümünün ortadan kalkma zorunluluðu tarihsel olarak ortaya çýkmýþtýr. Ýþbölümünün ortadan kalkmasýyla, insan parça-insan olmaktan çýkacak, üretim araçlarýnýn toplumsal niteliðine dayanan yeni toplumla birlikte insan tam anlamýyla geliþme imkanlarýna kavuþacaktýr. Bireylerin çok yönlü geliþmeleri ve özgürlüðü temel ilke olacaktýr. Tarih bunun zorunluluðunu gündeme getirmiþtir. Sonuç olarak, kent-kýr arasýnda, kafa emeði ile kol emeði arasýndaki ayrýlýk yerine yeni bir birliðin kurulmasýnýn zorunlu olduðu bir çað bir bütünlük çaðý baþlamýþtýr. Tarihi koþullarý oluþmakla birlikte, toplumsal olarak bu birlik kapitalizm altýnda mümkün deðildir. Ýþbölümünün ve sonuçlarýnýn ortadan kalkmasý bir toplumsal sistem olarak kapitalizmin ortadan kalkmasýyla mümkündür. C. DAÐLI


iktidar için

Mücadele Birliði

Aylar önce yazmýþ olduðumuz bir yazýmýzda, Afganistan’a ilk bombalar düþerken, bu savaþýn gerçek nedenini: ABD emperyalizminin hegemonya bunalýmý olduðunu söylemiþtik. Ve þöyle demiþtik: “ABD açýsýndan hegemonya krizini aþmak için þu üç görevin baþarýlmasý gerekiyor: 1) Çin-Rusya stratejik ittifakýnýn çevresinde gittikçe güçlenen cepheyi zayýflatmak, 2) Ortadoðu’da baþta Filistin devrimi olmak üzere, ABD hegemonyasýný zayýflatan ve giderek yok olma noktasýna getirten tehditleri yok etmek. 3) Emperyalist ülkeleri yangýn yerine çeviren ve bu sayede ezilen halklara isyan etmeleri yönünde güç ve moral veren proleter hareketi, proletarya enternasyonalizmini ezmek.” ABD bu görevleri baþarmadan, ne AB ile girdiði hegemonya yarýþýný kazanabilirdi, ne de genel olarak emperyalist sistemin çöküþünü engelleyebilirdi. Afganistan’ý bombalamakla yola koyuldu, sonra da daðýlan Taliban güçlerinin tozu dumaný arasýnda, yeni bir hükümet oluþturuldu. ABD adýmlarýný bütün dünyaya yaydý. Önce Filipinler, derken þimdi de Gürcistan. Bütün bu adýmlar atýlýrken ABD çok büyük çeliþkiler ve çatýþmalar içinde buldu kendini. ABD’nin hegemonya-

4

sýný güçlendirme adýmlarýnýn sorunsuz ilerlediðini gösterebilmek için, emperyalist tekelci basýn, inanýlmaz yalanlarý ardý ardýna sýralamaya baþladý. Bu süreçte: “Medya, evlerin ortasýna akan laðýmdýr” sözünü bin kez doðrulayacak olaylara, yalanlara tanýk olduk. Ama gerçekler inatçýdýr. Olaylarýn arka arkaya geliþ seyri, gerçek nedenleri bulmakta yardýmcý oluyor. Geçen haftalarda tekelci basýn, Afganistan’ýn doðusunda gerçekleþen, “Anakonda Operasyonu” adý verilen çarpýþmalarda, binlerce El-Kaide militanýnýn gerilla taktikleriyle direniþe geçtiklerini duyurdu. Bütün bu haberlere inanacak olursak, El-Kaide ve Taliban, Bin Laden ve Molla Ömer önderliðinde, iþgallere karþý bir araya gelip, gerilla savaþýyla direniþ gösteriyorlardý. ABD, bu “Anakonda operasyonu” boyunca, söz konusu bölgeye tek bir gazeteci topluluðu sokmadý. Ayrýca, çarpýþmalara yardýma geldiði söylenen “Kuzey Ýttifaký” güçleri de, “Peþtunlar sizi istemiyor” denilerek bölgeye giriþleri durduruldu. Oysa ki böyle bir olayýn kokusu, günler öncesinden ortaya çýkmaya baþlamýþtý ve Doðu Afganistan’da sürdürülen savaþýn kimlerle yürütüldüðü konusunda kafalarda bir sürü soru iþaretleri býrakýyordu. Operasyondan birkaç hafta önce, ABD’nin Afganistan’da kurduðu dengelerin, nasýl bir çýbanbaþý olduðunu ve en ufak olayda nasýl patladýðýný kanýtlayan bir olay oldu. Karzai hükümetinin Turizm Bakaný, Kabil havaalanýnda linç edildi. Ýlk önce bu linç olayýnýn “öfkeli hacýlar”ca yapýldýðý gürültüsü koptu. Ancak bir süre sonra ortaya çýktý ki, Turizm bakanýnýn linç edilmesinde baþý çeken iki generaldir ve Kuzey Ýttifaký’na baðlýdýrlar. Roma’da yapýlan görüþmeler sýrasýnda Kuzey Ýttifaký, savaþý esas olarak kendilerinin yürüttüðünü, baþkent Kabil’e giren ilk ve tek güç olduklarýna dayanarak hükümette belirleyici bir aðýrlýk istiyorlardý. Roma’daki görüþmelerde Rusya, Ýran ve dolayýsýyla AB’nin denetleyebileceði bir hükümetin ortaya çýktýðý bir aþamada, birden bire, Taliban esirlerinin silahlý isyaný ve Herat’ta Taliban direniþi hortlayýverdi. Roma’daki hükümet pazarlýklarýnda ABD’nin adeta imdadýna yetiþen bu olaylarýn zamanlamasý dikkat çekiciydi. Baþkent Kabil baþta olmak üzere, en güçlü olduðu þehirlerden bile hýzla çekilen Taliban’ýn her nedense, tam o günlerde Herat’ta direneceði tutmuþtu. Bu sayede ABD, D-52’lerin gürültüleri arasýnda, kendi adamýný, Unocal adlý þirketin temsilcisi olan Karzai’yi baþbakan ilan ettirdi. Ama, ABD’nin bombardýmanlar arasýnda kurdurduðu hükümetin nasýl çürük temeller üzerine oturduðu, Kabil havaalanýndaki linç olayýyla açýða çýktý. Bu olaydan sonra basýný, özellikle ABD tekelci basýnýný izleyenler, ilginç olduðu kadar yakýn gelecekteki savaþlarý ha-


iktidar için

Mücadele Birliði Karzai hükümetinin ve dolayýsýyla ABD’nin hegemonyasýný saðlanmasý için bu yerel güçlerin elindeki tüm silahlar alýnmalýydý. Bu amaçla ABD askeri operasyon da düzenlemeliydi. Ýþte o ihtiyaç doðrultusunda bir Amerikan uydusu uzayda, bölgede toplanan El-Kaide “direniþçilerini” tespit ediverdi. ber veren yorumlarla karþýlaþtýlar: Washington Post 25 Þubat’ta yani, þu meþhur Anakonda Operasyonundan hemen önce þunlarý yazýyordu: “...Bush yönetimi, mümkün olduðu zaman, iliþkilerinin aðýrlýðýný yerel komutanlardan Karzai’nin müttefikleri ve onun atadýðý kiþilere kaydýrmalý... Eðer yabancý barýþ güçlerinin konuþlandýrýlmasý, bazý þehirlerde güç dengesini savaþ aðalarýndan sivillere veya hükümetin temsilcilerine kaydýracaksa, bu konuçlandýrma yapýlmalý ve gerekirse ABD askeri desteði saðlanmalý. Afgan meclisi, sadece dört ay içinde, yeni ve daha kalýcý bir hükümet belirleyecek. Eðer bu hükümet baþarýsýz olursa veya Karzai gibi batý yanlýsý liderler milis liderleri tarafýndan devrilirse, Afganistan’da terörizmi silme hedefi büyük darbe alýr. Teröristlere karþý savaþý diðer ülkelere taþýmak isteyen Amerika’nýn imajý da. Bu anlamda, Afganistan’ýn savaþ aðalarý, artýk sadece ABD’nin askeri müttefikleri olup olmamalarýyla deðerlendirilemezler. Çünkü onlar giderek, Amerika’nýn siyasi düþmanlarý haline geliyor.” (Evrensel’den aktarým) ABD’nin “Anakonda” balonunu neden uçurduðuna dair bütün ip uçlarý, bu yazýda ortaya seriliyor. Operasyonun yapýldýðý bölge, Karzai hükümetinin en az otorite saðladýðý bölgelerden biridir. Her bölgede olduðu gibi burada da Afganistan yerel egemen güçleri aðýr silahlarla donanmýþtýr. Bu yerel güçlerin niteliði konusunda Fransýz Le Monde gazetesi þunlarý yazýyor: “Bu yerel güçler, farklý eðilimlerde, bir kýsmý eski komünist milisi, bir kýsmý Sovyetler’e karþý savaþmýþ eski kumandan, bir kýsmý aþýrý milliyetçi...”. Karzai hükümetinin ve dolayýsýyla ABD’nin hegemonyasýný saðlanmasý için bu yerel güçlerin elindeki tüm silahlar alýnmalýydý. Bu amaçla ABD askeri operasyon da düzenlemeliydi. Ýþte o ihtiyaç doðrultusunda bir Amerikan uydusu uzayda, bölgede toplanan El-Kaide “direniþçilerini” tespit ediverdi. Anakonda böyle baþladý. ABD bu operasyonlara, basitçe yerel güçlerin ezilmesi gözüyle bakmýyor. Savaþý bütün dünyaya taþýyabilmek için, bu tür

5 balonlara daha çok ihtiyacý olacak. Yerel güçlerin ezilmesini de, her defasýnda “El-Kaide direniyor” mesajýyla süsleyecek. Ve her zaman olduðu gibi, olaylarý anlamakta inanýlmaz bir dar kafalýlýk gösteren bizim ortalama sol, “Bin Laden ve Molla Ömer liderliðindeki direniþi” selamlamaya devam edecek. Defalarca kanýtlanmýþ, dile getirilmiþ bir gerçeðin altýný kalýnca çizerek yolumuza devam edelim. El-Kaide, CIA yönetiminde ve yönlendirmesinde bir örgüttür ve “teröristlere karþý savaþ”ý diðer ülkelere yaymak isteyen ABD’nin imajýný saðlamlaþtýrmak için ABD nerede isterse, orada ortaya çýkacaktýr. Týpký Yemen ve Gürcistan’da “ortaya çýkmalarý” gibi. ABD birliklerinin Gürcistan’a giriþ yapmalarý çok daha ciddi bir giriþim olmakla birlikte, geliþmelerin yönünü daha iyi görebilmek için, Yemen gerçeðine de kýsaca deðinmekte yarar var. CIA ve Yemenli istihbaratçýlarýn “yakalanamayan sadece iki El-Kaide militaný var” açýklamalarýna raðmen ABD Yemen’e operasyon için yüzlerce asker gönderiyor. Bu durumun onbinlerce kiþinin ölümüne yol açan on yýl önceki iç savaþý yeniden hortlatacaðý endiþesini dile getirenler oldu. Ýki El-Kaidelinin koskoca bir iç savaþý baþlatacaðýný düþünecek kadar ahmak olmadýðýmýza göre, on yýl önceki iç savaþýn hatýrlanmasýnda yarar var. Ýç savaþ, emperyalizmin dayatmasýyla birleþmek yoluna sokulan Güney ve Kuzey Yemen güçleri arasýnda patlak vermiþti. Güney Yemen, ‘60’lý yýllarýn ortalarýnda Ýngiliz emperyalizmine karþý baþarýlý bir gerilla savaþý vererek, Marksist öncülerin liderliðinde kurtuluþa ve baðýmsýzlýða kavuþtu. Güney Yemen’deki devrimci süreç, çok fazla ön plana çýkmadý dünya proleter hareketi arasýnda. Ancak Güney Yemen devrimci iktidarý, hemen her konuda Küba ile ayný tavýrlarý geliþtirdi. ‘90’lý yýllarýn baþýnda emperyalist abluka devrimci Güney Yemen’i, gerici-milliyetçi Kuzey Yemen ile birleþmeye zorlayýnca, iki ülke arasýnda savaþ çýktý. Bu savaþ, birleþme görüþmeleri yürütülürken patladýðý için bir iç-savaþ olarak ifade edildi. Emperyalizmin desteðindeki Kuzey, devrimci Güney’i yendi. Ýþte iki El-Kaide elemaný için yüzlerce askeri Yemen’e yýðan ABD’nin yeniden hortlatacaðýna inanýlan iç savaþ budur. ABD, Yemen’e, on yýl önce askeri yenilgi alan, ama yok edilmeyen devrimci-ilerici güçlerle savaþmaya gidiyor. Yolu açýk olsun. Nasýl ki, pek yakýnda Afganistan’ýn yerel egemen güçlerinin çatýþmalarý arasýnda pýlýný-pýrtýsýný toplayýp kaçacaksa, Yemen’den de ayný þekilde kaçacaktýr. ABD’nin Gürcistan’a asker çýkarmýþ olmasý ise, çok daha ciddi geliþmelere yol açmaya adaydýr. ABD, kendi isteði doðrultusunda dünyanýn her yerinde ortaya çýkmaya hazýr El-Ka-

CIA ve Yemenli istihbaratçýlarýn “yakalanamayan sadece iki El-Kaide militaný var” açýklamalarýna raðmen ABD Yemen’e operasyon için yüzlerce asker gönderiyor.


iktidar için

Mücadele Birliði

6

ye’de, bu barut fýçýsýnýn ortasýnda kalacaktýr. Bu durumun, yoðun ekonomik ve siyasi kriz yaþayan Türkiye tekelci kapitalizmini nasýl bir çýkmaza sürükleyeceðini ve böylece olgunlaþan, devrimin koþullarýný nasýl olumlu etkileyeceðini söylemeye bile gerek yok. Burjuvazinin “Ermeni histerisi” üzerine estireceði þoven rüzgarýn kýsa bir sürede beþ paralýk deðeri kalmayacak. Çünkü, emekçiler, bu savaþ ortamýnda, yalnýzca büyüyen açlýklarýný görecekler. Afganistan, Yemen, Gürcistan derken epey bir yol kat ettik. Bütün bu güncel geliþmelerin dünya devrim süreci açýsýndan öneminin ne olduðuna gelince, en baþa dönelim. ABD’nin hegemonyasýndaki çöküþ sürecini önlemek için baþarmasý gereken görevlerden biri Rusya-Çin eksenindeki kutuplaþmayý zayýflatmaktý. ABD, hem Afganistan’da, hem de Gürcistan’da bunun adýmlarýný atýyor. Fakat attýðý her adým, onu kaçýnýlmaz çöküþünden kurtaramayacak. ABD en son, kendisine karþý nükleer tehdit içeren yedi ülke saydý. Bunlarýn arasýnda Rusya en baþta geliyordu. Öfkeli seslerin yükselmesi üzerine ABD, ide hayaleti sayesinde, Gürcistan’a yerleþiyor. Bu durumun diplomatik ikiyüzlülüðe baþ vurdu. Rusya’yý düþmanlarý olatam bir barut fýçýsý görünümündeki Kafkasya’da nasýl bir savaþý kýþkýrtacaðýný ve bu kýþkýrtmada gönüllü olarak yer alan rak görmediklerini, sadece varolan nükleer potansiyele dikkat Türkiye’nin bundan nasýl etkileneceðini þimdilik daha ileriye çekmek istediklerini söylediler. Ama ayný potansiyelin Pakisbýrakalým. Ancak þurasý kesin; ABD, Gürcistan’da yerleþece- tan ve Hindistan’da olduðu düþünülürse, bu açýklamanýn ikiði üs sayesinde, gerici Çeçen çetelerini Rusya’nýn üzerine sü- yüzlülüðü daha iyi görünür. ABD’nin asýl çekincesi, Rusrecektir. Bununla da kalmayacak, Kafkasya’daki komünist ya’daki komünist güçlerin etkinliðinin artmasý ve ciddi bir ikgüçleri temizlemek için fýrsat kollayan Þevardnadze’ye de e- tidar alternatifi oluþturmalarýdýr. Kenan Evren, “Rusya’da kolinden gelen yardýmý yapacaktýr. Bütün Kafkasya’daki komü- münistler yeniden iktidar olabilir” derken, “Bu kýþ ülkeye konist güçlerin, ABD çýkarmasýyla zor duruma düþeceðini tahim münizm gelebilir” diye sürekli tekrarlayan Celal Bayar’dan ettiði için, bu çýkarmaya karþý sesini fazla yükseltmedi. Eðer çok daha gerçekçi davranýyor. Rusya’da komünist güçler, ABD, kendi adýna komünist güçleri temizleyecekse Putin için “Sosyalizm öldü, emperyalizm ilelebet zafer kazandý” çýðlýkne ala! Ne de olsa Putin, bu iþi çok istemesine raðmen, Rus- larýnýn her yaný kapladýðý o uðursuz yýllarda bile, ne denli örgütlü olduklarýný ve kitlelerle baðlarýnýn ne denli saðlam olduya’nýn iç dengeleri kendisine izin vermiyor. Abhazya, Osetya ve Daðýstan’da komünist güçler, yöne- ðunu gösterebilmiþlerdi. Son üç yýldýr dünya, yeni bir proleter tim üzerinde de oldukça etkinler. Abhazya’nýn ‘91-’92’de, devrimler dalgasýyla çalkalanýyor. Dünyanýn her yerinde milSovyetlerin daðýlýþýnýn asýl mimarý olarak bilinen gerici Þe- yonlar “Kapitalizmi Öldürün” sloganlarýyla yürüyor. Bu duvardnadze’ye karþý yürüttüðü baðýmsýzlýk savaþýnda, komü- rum, son on yýldýr, kafalarý emperyalizmin safsatalarýyla bunistler oldukça etkin bir rol aldýlar. Türkiye’den Abhazya’ya landýrýlan milyonlarca Rus emekçisi üzerinde derin etkiler yasavaþmak için giden birçok MHP’li faþist “Orada büyük hayal ratýyor. Bunun tersini düþünmek ahmaklýk olur. Rusya’da kokýrýklýðýna uðradýk” derken, bu gerçeði dile getiriyordu. Ab- münistler güçlerini katlayabilirler. Her þey onlarýn etkinliðine, hazya ve Osetya, uzun süreden beri Gürcistan’dan ayrýlýp, öne atýlmalarýna baðlý. Ve ABD, attýðý adýmlarla, adeta RusRusya Federasyonu’na baðlanmak istiyorlar. Ama Yeltsin yö- ya’daki komünist güçleri öne atýlmaya doðru zorluyor. Komünetimi ve þimdi de Putin, bu isteði sürekli olarak görmezden nistlerin parlamento ve ordu üzerinde belirli etkileri var. Son geldi. Komünistlerin etkin olduðu bu cumhuriyetlerin federas- geliþmelerin Putin üzerindeki ordu baskýsýný arttýracaðýný düyona katýlmasýyla, Kafkasya bölgesinde siyasi dengelerin ken- þünen kimi yorumcular, bu gerçeðin altýný çiziyorlar. ABD dileri aleyhine döneceðini hesap ediyorlardý. Ancak þimdi Ab- Rusya’yý “nükleer tehdit” listesine aldýðýnda, Rusya Parlahazya ve Rusya parlamentosu karþýlýklý olarak, bu katýlýmý ger- mentosu “Hedef alýnýyoruz. Bundan stratejik sonucumuzu çýkartmalýyýz” diyerek tepki gösterdi. Bu stratejik sonuç, ABD çekleþtirmek için harekete geçiyorlar. Kafkasya’daki ABD varlýðý, Azerbaycan’ý da Ermenis- emperyalizmine cepheden karþý çýkmak anlamýndan baþka bir tan’la aralarýndaki sorunu güç kullanarak çözme konusunda þeyi ifade etmiyor. harekete geçirecektir. Kalabalýk bir Azeri nüfus barýndýrdýðý iABD, attýðý her adýmda devrimci güçleri daha etkin olmaçin bölgede güçlenmiþ bir Azerbaycan istemeyen Ýran, ister is- ya zorlarken, kendisi de, bu kaçýnýlmaz çöküþün önünde sütemez, þu ya da bu þekilde çatýþmalara katýlacaktýr. Gerek Çe- rükleniyor. Bu geliþmenin en ciddi etkileri Rusya’da, Kafkasçenya ve Abhazya, gerekse Azerbaycan ve Ermenistan sorun- lar’da, Ortadoðu’da ve ülkemizde görülecektir. Proletaryayý larýnda sürekli olarak ABD planlarýnýn bir parçasý olan Türki- yeni ve büyük zaferler bekliyor.

ABD’nin hegemonyasýndaki çöküþ sürecini önlemek için baþarmasý gereken görevlerden biri Rusya-Çin eksenindeki kutuplaþmayý zayýflatmaktý. ABD, hem Afganistan’da, hem de Gürcistan’da bunun adýmlarýný atýyor. Fakat attýðý her adým, onu kaçýnýlmaz çöküþünden kurtaramayacak. ABD en son, kendisine karþý nükleer tehdit içeren yedi ülke saydý. Bunlarýn arasýnda Rusya en baþta geliyordu.


iktidar için

Mücadele Birliði

Emperyalistlerin “devrim hakký”ný kullanan, kullanmak isteyen halklara, proletaryaya ve tüm ezilen sömürülenlere karþý 11 Eylül ile birlikte “terörle savaþ” adý altýnda hýzlandýrdýklarý, yoðunlaþtýrdýklarý karþý-devrimci savaþ, en þiddetli biçimde Filistin’de sürdürülüyor. Emperyalist-kapitalist sistemin içinden geçtiði çöküþ süreci, devrim hakkýnýn gerçekleþebilmesinin ön maddi koþullarýný (hem nesnel, hem öznel) tüm dünyada hazýrlarken, bu hakkýn kullanýmýnýn yarattýðý güncel tarihsel baský, iþbirlikçi burjuva iktidarlarý bu baskýdan kurtulmak için emperyalistlerin kollarýna atýyor. Yaþanan genel bir çöküþ olduðu için, tüm bu genele yayýlacak, geneli etkileyecek Latin Amerika (Kolombiya), Ortadoðu (Filistin ve ülkelerimiz) gibi “kriz bölgeleri”ndeki devrim hakkýný kullanma isteminin en güçlü olduðu yerler ayný zamanda emperyalist-kapitalist dünyanýn olanca þiddetinin hedefi. Yaþanýlan emperyalist-kapitalist sistemin çöküþü olunca, bu çöküþü yýkýma dönüþtürecek dünya çapýnda güncelleþen halklarýn devrim hakkýný kullanýmýna yönelik baþlatýlan harekatta emperyalistler “ortak tehlike ve ortak düþmana karþý” ayný saflarda olmalarýna karþýn her biri kendi çýkarlarýný daha çok büyütmek ve elde etmek, gerçekleþtirmek için de sonu, birbirlerine karþý doðrudan savaþ açacak bir sürecin baþýndalar. Bu savaþ þimdilik ikinci, üçüncü ülkeler aracýlýðýyla gerçekleþtiriliyor. Öncelikli ve temel hedef, emperyalist-kapitalist sistem için tehdit olan devrim hakký kullanýmýný bastýrmak olmasýna karþýn, her biri kendi emperyalist çýkarý uðruna diðer rakip emperyaliste karþý, bu hakkýn kullanýmýný daha da güçlendiren adýmlar atmaktan geri durmuyorlar. Böylesi durumlarda da birbirlerine karþý tehditleri doðrudan savuruyorlar. Ortadoðu -özellikle Filistin ve ülkelerimiz- bu anlamda devrim hakkýnýn kullanýmýna ya da burjuva faþist terörle bu hakkýn kullanýmýnýn sonraki bir sürece ertelenmesine yönelik geniþ çaplý ve boyutlu saldýrýnýn merkez, pilot bölgesi konumunda. Ülkelerimizde halen sürmekte olan güncelleþmiþ devrim hakkýnýn kullanýmýný erteleme saldýrýsý Filistin’de de tüm þiddetiyle sürüyor. Emperyalizmin Ortadoðu’daki kalelerinden ve koçbaþý olan Ýsrail eliyle Filistin Devrimi’ne karþý sürdürülen savaþ, emperyalist-kapitalist sistemin çöküþü hýzlandýkça her geçen gün daha da þiddetleniyor. Devasa boyutlardaki eþitsiz güce ve koþullara karþýn devrim hakký ellerinden alýnmak istenen Filistin halký görkemli bir savaþla bu hakkýný kullanacaðýný ortaya koyuyor. Filistin halký, birleþmiþ olduðu öncü devrimci güçleriyle kuþatýlmýþ olduðu dört cephede; bir cephede Ýsrail, bir cephede emperyalistler, bir cephede Arap gericiliði, bir cephede ise baþýndaki iþbirlikçi burjuva Arafat önderliðine karþý savaþýmýný sürdürerek; devrim hakkýný kullanacaðýný, bu uðurda her tür bedeli ödemeye ve ödetmeye hazýr olduðunu ilan ediyor, gösteriyor. Filistin adeta ABD’nin çökmekte olan hegemonyasýný saðlamlaþtýrmaya çalýþma; AB’nin ABD hegemonyasýna karþý kendi çýkarlarýný ABD denetimi, sýnýrlamasý olmadan gerçekleþtirme; Suriye, Ýran, Irak gibi ABD’ye boyun eðmeyen

7

ülkelerin bu konumlarýný sürdürme-koruma; diðer Arap gericiburjuva iþbirlikçilerin sallantýdaki iktidarlarýný koruma çabalarýnýn en önemli merkezlerinden biri durumunda. Tüm bu taraflar arasýndaki çýkar çatýþmalarý, hesaplarý Filistin üzerinden yürütülüyor. Filistin, bölgedeki tüm taþlarý oynatacak, etkileyecek zincirin ilk halkasý. Sorun bu zincirin ne tarafa, kimin lehine çekileceði! Ne var ki bu ilk halka öylesine bir kýzgýn kor ki kimse uzun süre elinde tutamýyor. Kim, ne tür bir plan, anlaþma yaparsa yapsýn tümü Filistin Devrimi’nin bu kor kýzgýnlýðýnda eridi, tarihe gömüldü. Ve her defasýnda devrim daha bir güçlenerek çýktý. Bu, doðal olarak Arap gericilerinin entrikalarýný ve emperyalizm ile siyonizmin þiddetini daha da yoðunlaþtýrmaktan öte bir sonuç yaratamazdý. Öyle de oldu. Çünkü güçlenen bir Filistin Devrimi, bölgesel bir zincirleme hareketin, devrimin kendisi, ilk ateþleyicisi demekti. Hatýrlanacaðý üzere ABD emperyalizmi Afganistan saldýrýsý öncesi Ortadoðu ülkelerinin kimini tehditle, kimini rüþvetle, kimiyle de göbek baðýný kullanarak Arap halklarýnýn öfkesini asgari düzeyde tutmalarýný saðlamak için “Filistin Devleti’nin yakýn bir tarihte” kurulacaðýný vaat ediyordu. Bu, AB emperyalistlerince de tekrarlandý. Ayný süreçte ABD, Ýsrail’le birlikte sürdürdüðü saldýrýlarý durduruyordu. Ta ki Afganistan adýmý atýlana deðin. Sonrasý? Sonrasýnda ise Ýsrail zincirinden boþalmýþ bir kudurganlýkla saldýrýlarýný arttýrdý, sürdürdü. Arafat Ramallah’ta sýkýþtýrýlarak “ev hapsi”nde tutuldu. Pek çok Filistin kentinde, köylerinde katliamlara giriþildi. ABD emperyalizminin hegemonyasýna baþkaldýran AB’ye, Rusya ve Çin’e karþý, onlar üzerinde hegemonyasýný sürdürmesini saðlayacak en önemli baský araçlarýndan, stratejik-ekonomik önemdeki petrol-doðalgaz kaynaklarýna el koymanýn ilk adýmý Afganistan’da atýlýrken, Ortadoðu’da da ayný hedefe Filistin üzerinden ulaþmaya çalýþmasý, Arafat’ýn tam bir iþbirliðini ve teslimiyetini zorunlu kýlýyor. Bunun en önemli adýmlarýndan biri olarak da Ýsrailli faþist bakan Zeevi’yi cezalandýran Halk Cephesi Genel Sekreteri’nin ve Batý-Þeria askeri sorumlusu ile üst düzey üç-dört yöneticisinin tutuklanmasý istendi. Bu, Arafat tarafýndan hemen yerine getirildi. Tutuklamalar Filistin halkýnda büyük öfke yarattý. Öyle ki Ramallah’ta hapis tutulduðu evin etrafýný kuþatan yüzlerce Filistinli “hain, iþbirlikçi” sloganlarýyla Arafat’ý taþ yaðmuruna tutuyordu. Ardýndan Halk Cephesi de Genel Sekreterinin ve diðer yöneticilerin güvenliðinden doðrudan Arafat’ý sorumlu tutuyor, onlara zarar gelmesi halinde, bedelinin aðýr olacaðý uyarýsýnda bulunarak, tutuklananlar serbest kalana deðin Filistin Yürütme Komitesi’nden geçici olarak çekildiðini açýklýyordu. Arafat kendi burjuva yönetiminin sürekliliðini, geleceðini ABD-Ýsrail-AB ile iþbirliðinde görüp, bunun için her þeyi göze alýrken, attýðý bu adýmlarýn yaratacaðý durumu New York Times’la yaptýðý röportajda korkuyla ifade ediyordu: “Hayal edebiliyor musunuz, benim için, El-Fetih için, FKÖ içindeki ikinci en büyük grup olan Halk Cephesi’nin genel sekreterini alýkoymanýn ne demek olduðunu?” evet, Arafat bu durumun “ne demek olduðunu” çok iyi biliyor, çok iyi “hayal edebiliy-


iktidar için

Mücadele Birliði or”: Ýç Savaþ! Ne var ki geleceðini ve varlýðýný emperyalizmin planlarýnda gören Arafat; bu korkusunu emperyalizme-siyonizme daha fazla taviz vererek ve böylece onlardan daha çok destek alarak gidermeye çalýþýyor. Ayný Arafat 3 Þubat’ta ilk defa mülteci durumundaki 4 milyon Filistinlinin geri dönüþ sorununun Ýsrail’in demografik gereksinimleri göz önüne alýnarak çözülebileceðini açýklýyordu. Ayný ihanet ve iþbirlikçiliði Filistin Güvenlik Örgütü þefi Dahlan 11 Þubat’ta, tekrar ve daha açýk ifade ediyordu: “Ýsrail ‘67 sýnýrlarýna dayanan baðýmsýz bir Filistin Devleti’nin kurulmasýna izin verir(!), Filistin’in Kudüs’teki hükümranlýk haklarýný açýkça tanýrsa göçmenlerin geri dönmesi konusu barýþ görüþmelerinde sorun olmaz”... Arafat liderliðindeki Filistin burjuvazisi, varlýðýný Ýsrail’in “izni” ile sürdürme pahasýna her þeye hazýr. Böyle bir ortamda ABD hegemonyasýna baþkaldýran ve Ortadoðu’daki yaþamsal emperyalist çýkarlarýný geliþtirmek isteyen AB de þiddetlenen Ýsrail Filistin savaþýna -ABD’ye raðmen- müdahalesini yoðunlaþtýrdý. AB de kendi çýkarlarýný gerçekleþtirmenin yolunun Filistin’den geçtiðini iyi bildiðinden tarafsýzlýk ve barýþçýlýk rolünü daha yoðun oynamaya baþladý. Bir yandan AB zirvesinde Filistin Devleti’nin barýþ görüþmelerinin sonunda deðil de baþýnda ilaný ve kabulünün tabi Ýsrail’in güvenliðinin temel alýnmasý kaydýyla- gerekliliðini açýklarken; öte yandan Þimon Perez ve Arafat’ý Avrupa Parlamentosu’nda konuþma yapmaya davet ediyordu. Bu durum ABD’nin de, Ýsrail’in de canýný sýktý. ABD, Ýsrail F16’larý aracýlýðýyla Ortadoðu’da daha etkin ve kendisine raðmen baðýmsýz rol oynamaya çalýþan AB’yi oldukça ciddi biçimde uyarmayý ihmal etmedi. AB temsilcisi Miguel Moratinos, Ramallah’ta Arafat’la görüþürken, Ýsrail füzeleri görüþme yapýlan yerin 20-30 metre yakýnýna düþüyordu. Bunun karþýsýnda AB temsilcisi bir yorum yapmayý dahi reddediyordu. Öte yandan Suudi gerici-burjuva iktidarý baský altýnda yoksulluða mahkum ettiði halkýn öfkesini dizginlemek, dýþa yönlendirmek ve Afganistan saldýrýsýnda gerektiði gibi, halkýn öfkesinden çekindiði için destek veremediði ABD’ye Ortadoðu’daki sadýk müttefiki olduðunu göstermek için ve tabi ki kendisini koruyacak en önemli güç ABD olduðu için, ABD’nin Ortadoðu’daki planlarýný kolaylaþtýracak bir “barýþ planý”yla ortaya atýldý. Tüm emperyalistlerin çabalarýnýn Filistin Devrimi’nin kor kýzgýnlýðýnda kül olduðu bir süreçte, Suudi barýþ planý oldukça ilgi çekti. Kendisiyle ayný kaderi paylaþan ve ABD’ye uþaklýkta yarýþan; varlýklarýnýn devamýnýn ABD’nin Ortadoðu’da sürekli varlýðýyla garantili olduðunu iyi bilen Mýsýr ve Ürdün bu planý alkýþlarken; Suriye, Lübnan, Irak, Ýran, Libya açýkça ve doðrudan bu planý reddediyordu. Reddediþleri elbette Filistin halkýnýn devrim hakkýný savunduklarýndan ve Suudi planýnýn bu devrim hakkýna karþý saldýrý olmasýndan dolayý deðil. Filistin üzerinde siyasi etkisi çok olan Suriye’nin tavrý özellikle sert oldu. 30 yýl aradan sonra ilk defa Suriye Devlet Baþkaný, Lübnan’a aniden gidiyor ve Lübnan Devlet Baþkaný ile Suudi Barýþ Planý’na karþý sert bir açýklama yapýlýyordu. Suudi “Barýþ Planý” Ýsrail’in ‘67 sýnýrlarýna geri çekilmesine karþýlýk Ýsrail’in varlýðýný tanýma ve iliþkilerin normalleþmesini vaat ediyordu. Planýn geri kalaný ile ilgili açýklamalarýn Mart sonunda Lübnan’da gerçekleþtirilecek Arap Birliði Zirvesi’nde yapýlacaðý belirtiliyordu. Suudilerin hem Suriye’yi atlatarak bu planý sunmasý, hem de mülteciler ve

8 Golan Tepeleri konusunda bir tek söz söylenmemesi Lübnan ve Suriye’nin þiddetli tepkisinin de temel nedeni. Her iki ülke de yüzbinlerce Filistinliyi mülteci kamplarýnda tutuyor, bunlardan kurtulmak isterken, Lübnan Ýsrail’in ilhak ettiði Þebaa bölgesini isterken, Suriye ise Golan Tepeleri’nden hem stratejik Þam’a hakim bir yer- hem de ekonomik olarak vazgeçemez. Filistin devrimi þiddetlendikçe kuþatýlmýþ olduðu tüm cepheleri, Ortadoðu’yu sarsmakta, çözmekte. Bu çözülmenin yaþandýðý en önemli taraf ise Ýsrail. Tüm bu planlar, tuzaklarla dört bir yandan kuþatýlan Filistin halkýnýn cevabý çok sert oldu. Kadýn fedailerini doðuran Filistin halký daha da güçlü saldýrýlarla devrim hakkýný kullanmakta kararlý olduðunu haykýrýrken; siyonizmi de çözüyordu. Filistin Devrimi’nin yoðun, þiddetli ve kadýn fedailerin de ortaya çýkmasýyla yeni bir dönemi ifade eden geliþimi, Ýsrail ordusunda ve toplumunda derin çatlaklar yaratmaya baþladý. Özellikle orduda yaþananlar ciddi ve tehlikeli boyutlara ulaþtý. Bir subay güvenlik sistemini þoke etmek için görev yerini izinsiz terk ederken, orduya üç-dört kuþaktýr general yetiþtiren, Ýsrail’in köklü ailelerinden son “general adayý” subay, “iþgal” altýndaki topraklarda görev yapmayý reddedip istifa ediyordu. Bunlar gibi sayýlarý 400’e ulaþan askerler ortak bildiri yayýnlayarak, Batý-Þeria ve Gazze’den çekilmeyi, tek taraflý ateþkesi, Yahudi yerleþimlerinin kaldýrýlmasýný, barýþ görüþmelerinin yürütülmesini istiyordu. Ayrýca 20 yýldan bu yana ilk defa onbinlerce Ýsrailli “iþgale-savaþa son, barýþ” sloganlarý, pankartlarýyla yürüyüþ gerçekleþtiriyordu. Koca kayalarý deviren suyun akýþý deðil, suyun akýþýndaki sürekliliktir. Filistin Devrimi, yýkýlmaz-yenilmez, dünyanýn en güçlü ve teknolojik kapasitedeki dev askeri aygýtý ve askerileþmiþ toplumu sürekliliðinin gücüyle çözüyor. Tam da böylesi bir süreçte El-Fetih liderlerinden Mervan Barguti’nin Ýsrail halkýný “ayaklanmaya” çaðýrmasý, söylemde bile olsa yerinde ve anlamlý. Ýsrail’le Filistin arasýndaki savaþýn þiddetlenmesi Filistin halkýnýn Ýsrail halkýyla birleþebileceði koþullarý da olgunlaþtýrýyor, hazýrlýyor. Bu ortak mücadele kendiliðinden oluþacak deðil elbette. Bu konuda özgür, demokratik ve sosyalist bir Filistin’i hedefleyen devrimci örgütlere büyük bir görev düþüyor. ABD emperyalizminin ve siyonist Ýsrail burjuvazisinin attýðý her adým Ýsrail halkýný her geçen gün daha çok Filistin halkýnýn; dolayýsýyla Filistin Devrimi’nin yanýna doðru itiyor. Çünkü Ýsrail Devleti’nin sürdürdüðü savaþ, Ýsrail ekonomisini durma noktasýna sürüklerken, iþsizliðin yoksulluðun artýþý her iki halký en güçlü temelde biraraya getiriyor. ABD emperyalizminin hegemonyasýnýn temel merkezlerinden biri olan Ortadoðu’daki sürekliliðini devam ettirmek ve AB, Rusya’ya karþý bölgede varlýðýný daha da güçlendirmek için savaþý tek yöntem olarak büyütmesi Ýsrail’deki söz konusu çatlaðý, çözülmeyi büyütüyor/büyütecektir. Ýsrail, ABD emperyalizmi için ve onunla birlikte daha büyük bir savaþa sürüklenirken karþýlarýndaki en önemli engel ve büyüyen bir güç olan Filistin Devrimi’nin yükseliþi tüm dengeleri, planlarý alt-üst ediyor. Bu durum hiçbir barýþ planýnýn uygulanamayacaðý kýzgýn ve yýkýcý bir zemin. Dolayýsýyla böylesi bir zeminde ancak ve sadece tek bir geliþim olabilir, büyüyebilir; Filistin Devrimi’ni besleyen Filistin halkýnýn devrim hakkýný elde etme saldýrýlarý. Bu ise Filistin halkýnýn devrim hakkýnýn gerçekliðe dönüþmesinin en önemli koþullarýndan biri olan, savaþýn tüm yýkýmýný yaþayan Ýsrailli iþçi emekçilerle birlikte mücadelesinin koþullarýný, araçlarýný güçlendirecek, geliþtirecektir.


iktidar için

Mücadele Birliði

9

SE ATT LE’DAN CE NO VA’YA “13 MART” HERYERDE! Ýçinde bulunduðumuz Mart ayý Türkiye ve Kürdistan tarihinde bir zaman birimi olmanýn çok ötesinde anlamlar yüklendi. Mart, boydan boya bir devrim tarihini içerir oldu. 13 Mart’ta idam edilen yoldaþlarýmýzýn anýsý ile birlikte, 30 Mart Kýzýldere direniþi, 8 Mart emekçi kadýnlarýnýn enternasyonalist lejandý, 12-15 Mart Gazi ayaklanmasý, 16 Mart Beyazýt devrimci öðrenci katliamý, yine 16-17 Mart’ta Halepçe’den, 21 Mart’ta Diyarbakýr zindanýna akan Kürdistan’ýn “Mazlum” ve devrimci tarihi ile büyüyen Newroz serhýldanlarý, 18 Mart 1871’in Paris-Komün dehasý... ve artýk Mart, Kýzýl Mart’týr. Sadece Kýzýl Mart da gösteriyor ki, ülkelerimiz iþçi sýnýfý ve emekçilerinin mücadele tarihi, devrimci düzey ve niteliktedir. Pek çok büyük gerçek devrim, tarihi ve zamaný yeniden yazdýðý için bu niteliði kazanmýþtýr. Bizde de Mart, kýzýllaþtýðý ölçüde, on yýllardýr sürdürdüðümüz savaþýmýn ayný devrimci niteliðinin göstergesi oldu. Türkiye ve Kürdistan birleþik devrimi, artýk geriye düþmez devrimci nitelikleri kazanmýþtýr. Bu köklü nitelik, düzey, devrimimizin gücünü gösteriyor. Denizlerden bu yana 30 yýllýk savaþýmýmýz, bu niteliðiyle, enternasyonal devrimci iþçi sýnýfýnýn ve komünist hareketin saðlam bir müttefiki, en ileri mevzilerde en ileri görevleri baþarma gücü ve bilincine sahip olduðunu artýk kesinkes kanýtlamýþtýr. Devrimimiz, bugün dünya devriminin en önemli, en ileri mevzilerindedir. Bu ileri konum, en ön mevzilerde olduðumuz ölçüde, daha ileri, en ileri yürüyüþü sürdürmemiz gerektiðini gösteriyor. Her büyük ve gerçek devrimin otobiyografisidir, devrim ve komünizm mücadelesinde ölenler. Ölüm, devrimin en mütevazý ama çelik uçlu kalemidir. Yazdýklarý silinemez. Devrim savaþçýlarý ölümsüzdür, çünkü, taþýdýklarý amaç, amaçlarýna kýlavuz olan düþünce ve insan soyunun ulaþabileceði en ileri niteliklere hepimizden önce ulaþarak devrim ve komünizmi simgeledikleri için ölümsüzdürler. Devrim savaþçýlarý, hedefledikleri ve hayatlarýný adadýklarý devrim ve komünist sýnýfsýz toplumdan ayrý biçimde yüceltilmemelidir. Onlarý, bütün insanlýðýn en önünde mücadeleye iten ve ileri olan ne varsa yaþamlarýna anlam katan her þey, devrim ve komünizmden ileri gelir. Devrim savaþçýlarýnýn yolumuzu, zihnimizi ve yüreðimizi aydýnlatan ýþýklarý bundan ileri gelir. Onlarý amaçlarýndan ayrý ele alanlar, onlarý gerçekten ölü göstermek ve gerçekten öldürmek isteyenlerdir. Ve bu, oportünizmin ve teslimiyetin belli baþlý bir yöntemidir. Ama devrimci mücadelemiz bu kirli ve eski savaþ yöntemini, her zaman yine devrim ve komünizm savaþçýlarý ile boþa çýkardý. Onyýllarca kesintisiz devrimci çizgide sürdürdüðümüz mücadele, devrimci niteliðini bütün dünyaya böyle kabul

ettirdi ve öncü ileri konumunu, enternasyonalist mevzi kazanýmý haline getirdi. Böylece burjuva sýnýfýn ve reformizmin buna karþý köhnemiþ yöntemi, çok budala bir soytarýlýk olarak kala kaldý. Günümüzde Nazým Hikmet’i bir kez daha, ama gerçekten öldürmek istemeleri, her defasýnda Nazým’ý Nazým yapan komünizm gerçeðine çarpýyor. Türkiye ve Kürdistan devriminin son on yýlda kazandýðý, uluslararasý ileri konum, ülkelerimizin baðrýndan çýkardýðý bir komünistin, yine uluslararasý burjuva gerici bir kampanya ile hedef seçilmesine yol açmýþtýr. Devrim, bir çok yöntemle, sinsi ama artýk bunamýþ yöntemlerle zayýflatýlmak isteniyor çünkü. Bunun gibi daha birçok yöntemle ve en vahþi baðnazlýklar eþliðinde sürdürülen, devrimimizi uluslararasý boðma çabalarý, gerçek bir devrime, Türkiye ve Kürdistan devrimine karþý yürütülüyor. Devrim, gerçek bir güç deðilse, onu çevirme ve ezme þeklindeki karþý-devrim, bu kadar güçlü bastýrmazdý. Devrimimizin, on yýllar boyu birkaç kuþak feda ederek kazandýðý ileri konumunu daha iyi anlamak gerekiyor. 13 Mart savaþçýlarý, devrimin ülkelerimize kazandýrdýðý ileri bir nitelik göstergesidir. Türkiye ve Kürdistan’da kapitalizm ve komünizm arasýnda on yýllarca süre-giden sýnýf savaþýmýnda Ýbrahim Ethem Coþkun, Necati Vardar ve Seyit Konuk yoldaþlarýn idam edilmeleri, bu komünist proleter niteliðin ýþýltýlý bir yönüdür. Ülkelerimizde iþçi sýnýfý ve bilimsel sosyalist öðretinin, 15-16 Haziran iþçi ayaklanmalarý ile harlanan süreçle, tam da iþçi sýnýfýnýn içinden çýkýp öncü birer partili komünist olan üç iþçi yoldaþýn mücadele hayatý, çaðýmýzýn bu en önemli iki sürükleyici gücünün ayný nehir yataðýnda buluþtuklarýnýn somut ifadesi olmuþtur. Ülkelerimizde uzun yýllar ayrý mecralarda yürüyen bu iki devrimci gücün bir araya gelmesinde, bambaþka bir þey; bütün zamanlarýn en devrimci dönüþtürücü hareketi ortaya çýkar. Ayný tarihsel süreçte, pek çok sýnýf bilinçli iþçi, pek çok proleter, devrimci eylem ve hareket içinde burjuva vahþet eylemlerinde öldüler. Devrimci mücadelenin bir nitelik sýçramasý eþiðinde olduðu bu aþamada, Türk burjuva sýnýfýn korkusu olaðanüstü arttý. Ýþçi sýnýfý ve komünist düþüncenin birleþen hareketi, o dönem en üst saldýrý karþýlýðýný, 12 Eylül faþist cuntasý ile aldý. Devrimci savaþýmýn proleter komünist niteliðe evrildiði bu tarihsel dönemeçte, Türk faþist sermaye düzeni, bu hareketi simgeleyen bir saldýrý ile komünist partili yoldaþlarýmýzý idam ederek katletti. Ama artýk yol açýlmýþ, devrimci sýnýf savaþýmý, proleter komünist bir düzeye ulaþmýþtý. Bu katliam, bunu kanýtladý ve tersine bir sonuçla pekiþtirmiþ oldu. Ve devrimimiz, çok aðýr mücadele koþulla-


iktidar için

Mücadele Birliði rýnda kazandýðý bu nitelik düzeyinden bir daha geri düþmeyecekti. Kapitalizmin en sert iliþki ve çeliþkilerinin baðrýnda Türkiye ve Kürdistan proleter komünizmi gerçek bir güce dönüþmüþtü artýk. Birkez daha kendi kaçýnýlmaz hedefine akýp giden hayat, komünist iþçi yoldaþlarla onurlandýrýldý. Hayatýn onuru ise apaçýk: Mücadele ölümsüzleþtirir! Devrimci proletarya ve bilimsel sosyalizm birleþerek komünist parti düzeyinde devrimci bir sýçrama ile sýnýflar savaþýnýn en önüne geçtiler. Deniz, Yusuf, Hüseyin yoldaþlar ile Ethem, Seyit, Necati yoldaþlara deðin devrimci mücadelenin ileri geliþiminin niteliksel kazanýmýydý Kýzýl Mart’ýn 13 Mart’ý: bilimsel sosyalizm, iþçi sýnýfýnda maddi güce dönüþebilir, ayný þekilde iþçi sýnýfý bilimsel sosyalizmle dünyanýn devrimci dönüþümünü gerçekleþtirebilir. 13 Mart 1982, bizim bir çeþit “Komün”ümüzdür. 13 Mart bu karþýlýklý iliþkide, 50 yýllýk oportünist anlayýþý da yýkmýþtýr. Ýþçi sýnýfý ülkelerimizde, ekonomizmle-sendikalizmle sýnýrlý anlaþýlmýþ, öyle ele alýnmýþtýr. Ýþçi sýnýfý ile komünizm arasýndaki iliþkiye, aþamacý reformist zihniyetle yaklaþan tarihi oportünist anlayýþ, THKO ve diðer devrimci atýlýmlar tarafýndan ölümcül bir darbe yemiþti. Ama bu oportünist mantýk, günümüze kadar varlýðýný sürdürebilmiþ, bazen etkin rol oynayabilmiþtir. Bugün pek çok siyasal yapýnýn bu düþünsel handikabý ve bu handikabýn pratikte dönüþtüðü ekonomizm ve reformizm, kendi geliþimlerine ayak baðý olmaktan öteye, onlarýn ölümcül bir zaafý haline gelmiþtir. Bu bakýmdan siyasal yapýlar açýsýndan, geleceklerini belirleyecek temel bir noktadýr bu. THKO’dan TKEP/Leninist’e komünist proleter birikim ve nitelik, üç iþçi komünist yoldaþýn 13 Mart’ta idamlarýna atfen kurulan 13 Mart Genç Komünistler Birliði Parti Komsomol Örgütü ile kendini yeniden üretiyor. 13 Mart GKB, ülkelerimizde en mücadeleci devrimci gençlik örgütü oldu. Komsomol’un devrimci esini, köklü ve çok güçlü kaynaklardan geliyor. Bu anlamda 13 Mart savaþçýlarýnýn temsil ettiði komünist düzey ve yarattýklarý devrimci esin, partili ve proleter devrimci savaþýmýmýzýn sürekliliðinde ve yükselmesinde büyük rol oynamýþtýr. 13 Mart GKB-Merkez Komite Üyesi SÝBEL SÜRÜCÜ (Güneþ) yoldaþ, 22 Nisan 2001’de zindan savaþlarýnda, Ölüm Orucu eyleminde ölümsüzleþirken, ayný proleter komünist esin ve yürüyüþle ölümsüzleþti. Türkiye ve Kürdistan devrimi, yolun baþýnda deðildir. Modern çaðýn sýnýf savaþýmlarý, ülkelerimizde kýsa bir tarihe olaðanüstü yoðun ve nitelikli birikimler ve deneyimler sýðdýrdý. Devrim ve komünizm, bu topraklarda çoktandýr maddi, nesnel bir güçtür. Bugün zindanlarda eþsiz bir mücadele eþliðinde onlarca devrimcinin takvim yapraklarýný tüketircesine yaþamý sonsuzlaþtýrmasý, tam da bu gücün gerçekliðidir iþte. Son on yýlda, Türkiye ve Kürdistan’da on binlerce devrimci ve emekçi, düþünceleri ve kurtuluþ amaçlarý için en büyük özveriyi göstererek ölümsüzleþti. Bu durum, tüm bu dönemin devrimci karakterini ve büyük gücünü kanýtlar. Ortaya çýkan devrimci durum ve büyük savaþýmlarla kazandýðýmýz ile-

10 ri devrimci konum, en devrimci amaç ve araçlarla sonuna kadar götürülmelidir. Devrim ve komünizm bizde de bir heyula olmayý, ütopya kalmayý, salt soyut düþünce, ideal ve propaganda olmayý çoktan geride býraktý. Modern sýnýf çeliþki ve çatýþmalarýnýn döngüsünde devrim, çoktandýr bizde somut, maddi, kaçýnýlmaz ve güncel bir güç olmuþtur. Nitelik olarak bu düzeye ulaþan savaþýmda, oyalanmamalý, ortaya çýkardýðý güç ve enerji heba edilmemelidir. Devrimci savaþ gücü ile Kürdistan’ýn devrimci ufku ve uluslararasý çapta öne çýkan devrimci birikimimiz, bir yandan en vahþi burjuva iç savaþ yöntemleri ile zayýflatýlmak istenirken, bir yandan da tasfiyeci, devrimci olmayan hedeflerle oyalanýyor: devrim ertelenmeye, söndürülmeye ve bastýrýlmaya çalýþýlýyor. Bugünlerde iki cephede ileri sürülen “ana dil” ve “üç kapý-üç kilit” yaklaþýmlarý, farklý yollardan bu burjuva hedefin sýnýrlarý içinde kalýyor. Kürdistan sorunu ve zindanlar sorunu gibi sýnýf savaþýnýn ve devrimin en merkezi sorunlarýný, bir devrimin temel sorunu olan iktidar sorunu ile dolaysýz iliþkili bu konularý, bu denli güncelleþtiren, onca aþama ve birikimden sonra devrim ve iktidar sorununun somut biçimi ve yolu haline getiren þey, yine somut ve güncel olan devrimin kendisidir. Devrimi, ana ve merkezi konularýndan uzaklaþtýrmak büyük bir yanlýþtýr. On yýllarca en devrimci çizgide ve en devrimci amaçlarla sürdürdüðümüz mücadelemizin ve onun güncelleþtirdiði devrimimizin gücünü daha iyi anlamalýyýz. Kürdistan sorunu ve zindanlar sorunu ancak devrimci yoldan yürünerek bize özgürlüðün kapýlarýný açacaktýr. “THKO, THKO/MB, TKEP sürecinde yaratýlan ne kadar devrimci deðer varsa, tümünün ve bu onurlu tarihin temsilcisi olan TKEP/Leninist, mücadele dolu bir geçmiþten geliyor, önünde ise devrimci bir gelecek uzanýyor. Yüzünü daima geleceðe, komünizme, devrime çeviren TKEP/Leninist, büyük uluslararasý komünist birikim ve 30 yýllýk kendi devrimci birikimine dayanarak, sosyalizm ve proletarya diktatörlüðü yolunda, devrim ve devrimde zafer yolunda güvenle yürüyor. Bu yol, devrimin zafer yoludur.” (THKO’dan TKEP/L’ye Leninist Parti’nin Kýsa Tarihi) Seattle’dan Cenova’ya, yeni “Komün”ler, “Yeni 13 Mart Savaþçýlarý” ile doðacaktýr. Devrimci proleter komünizm, bütün dünyanýn özgür ve sýnýfsýz geleceðidir. 13 MART SAVAÞÇILARI ONURUMUZDUR! ZÝNDANLAR YIKILACAK DEVRÝM KAZANACAK! ZAFERE KADAR DEVRÝM- YA DEVRÝM YA ÖLÜM! FABRÝKALAR TARLALAR, SÝYASÝ ÝKTÝDAR HER ÞEY EMEÐÝN OLACAK! YAÞASIN PROLETARYANIN DEVRÝMCÝ SINIF PARTÝSÝ TKEP/LENÝNÝST! YAÞASIN PROLETARYA ENTERNASYONALÝZMÝ!

TKEP/Leninist Sempatizanlarý Stuttgart Not: Elimize faks yolu ile ulaþan bu yazýyý güncel niteliðinden dolayý yayýnlýyoruz.


iktidar için

11

Mücadele Birliði

KA PÝ TA LÝST KA BUK PAR ÇA L A NI YOR! Kapitalist sistemin geliþim yasasýnýn olmazsa olmaz bir koþulu ortaya çýkan krizlerini; üretimin ve sermaye niteliðinin ulaþmýþ olduðu düzeyden, yarattýðý toplumsal sonuçlardan baðýmsýz ele almak; geliþmenin yönünün ne olacaðý sorununa diyalektik bir bakýþ açýsýndan ve “zorunluluk” bilincinden yoksun olarak bakmaktýr. Ancak, bilimsel bir bakýþ açýsý bize; kapitalist sistemin yeni bir dünya krizi ile sarsýlmakta olduðu bu süreci doðru olarak tahlil edebilmeyi, taþýdýðý çöküþ dinamiklerini tüm yönleriyle açýða çýkarmayý ve toplumsal dönüþümü zorunlu kýlan evrenin sýnýrlarýna gelip dayandýðýný ortaya koymayý saðlayabilecektir. Kapitalizm, kendi iþleyiþ yasasý gereði; zorunlu “durak”lar olan ekonomik kriz dönemlerinde, her defasýnda bir öncekinden daha þiddetli ve yýkýcý etkilere sahip sonuçlar doðurarak yol alýr ve bir sonrakinin tüm maddi koþullarýný hazýrlar. Her kriz döneminde sistemin çeliþkileri ve uzlaþmaz karþýtlýklarý çok daha fazla gözle görünür biçimde açýða çýkar ve çatýþmalar derinleþerek büyür. Bir yanda sayýlarý hýzla çoðalan iþsizler ordusu, diðer yanda sayýlarý hýzla azalan kapitalistler... Bir yanda her türlü yaþam araçlarý ellerinden alýnarak yoksulluða ve açlýða mahkum edilen çoðunluk, diðer yanda bütün servete ve zenginliklere el koyan azýnlýk... Ve her türlü iradeden baðýmsýz olarak kapitalizmin “son”una doðru hýzla sürükleniþ... Kapitalizm, kendi geliþim yasasýna uygun olarak, üretimin yoðunlaþmasýyla birlikte bir üst evresi olan emperyalizm aþamasýna ulaþmasý sonucu, kendi tarihsel sürecinin sonuna doðru sürükleniþinin tüm koþullarýný da kendi eliyle yaratmýþ oldu. Ýçinde barýndýrdýðý bütün çeliþkilerin, uzlaþmaz sýnýf karþýtlýklarýnýn da derinleþmesine, yoðunlaþarak gözle görülür biçimde açýða çýkmasýna ve kölelik zincirlerinin aðýrlýðýnýn daha da hissedilir hale gelmesine yol açtý. Bu; kapitalizmin baðrýnda serpilip, geliþen tekellerin ölümcül yaralar almýþ bir hayvanýn tüm baðlarýndan kurtulup, önüne çýkan her þeyi ezip geçmesi gibi yol almasýydý. Sonunda öleceðini, yaralarýnýn onarýlmaz olduðunu bilse de güdüleri ona daha hýzlý, daha dizginsiz koþmasýný emrediyordu, öyle de oldu. Emperyalizm aþamasýna ulaþan kapitalizm, bütün bir yüzyýl boyunca kapitalist tekellerin daha da güçlenmesi ve toplumsal yaþamda egemenlik kurmasýný saðlamýþtýr. Ekonominin temel sanayi kollarýna, hammadde kaynaklarýna el koyan ve giderek devlet mekanizmasýný ele geçiren tekeller, tüm toplumsal sermayenin egemen ve denetleyici gücü olurken ayný zamanda yoðun sömürü koþullarý ve yarattýklarý yýkým; çeliþkilerin keskinleþmesine, emek sermaye çatýþmasýnýn boyutlanmasýna yol açmýþtýr. Sermayenin merkezileþmesi yönünde, hareket eden kapitalist geliþme; tekeller arasý birleþmeyi, kendi aralarýnda

birlik kurmayý, hangi yoldan ve her nasýl olursa olsun birbirlerinin sermayelerine el koymayý, rekabet gücünü arttýrabilmek için her türlü yasadýþýlýðý kural olarak belirleyerek ilerler. Hiçbir engel tanýmadan, “...rakiplerini ‘mütevazý’ bir bedelle satýn almaktan Amerikan usulü dinamit kullanmaya deðin her türlü yola ‘baþvurarak’...” kendine yol açan sermayenin merkezileþmesi eðilimi, sonuçta tüm dünya kapitalist ekonomisini kendi denetimine alan uluslararasý dev tekelleri yaratýr ve dünyanýn ekonomik yönden yeniden, yeniden paylaþýmý için kapitalist tekeller arasý rekabeti daha da keskin hale getirir. Kapitalist üretim biçiminin “doruk” noktasý olan ekonomik kriz dönemleri; tüm bu çeliþki ve çatýþmalarýn derinleþtiði/keskinleþtiði dönemlere tekabül eden ve bir sonraki dönemin maddi koþullarýný da hazýrlayan zorunlu tarihsel bir eðilimdir. Her biri, birbirini tetikleyerek bir sonrakini besleyip büyüten bu kriz dönemleri; sermayenin giderek daha az elde birikmesine ve merkezileþmesine büyük bir hýz katar ve her defasýnda toplumun daha büyük bir kesiminin daha da aðýrlaþmýþ kölelik zincirleriyle, daha az kapitalist tekelin boyunduruðu altýna girmesine yol açar. Kapitalizmin bütün çeliþkilerini açýða çýkararak yol alan tekelci kapitalizm; yarattýðý toplumsal yýkýmla birlikte, kendi yýkýlýþ dinamiklerini de olgunlaþtýrdýðý, sermaye egemenliðine son vermeyi zorunlu kýlan bir aþamaya ulaþýr. Bu; ayný zamanda tekelci kapitalizmin, içinde taþýdýðý asalaklýk ve çürüme niteliðinin de ulaþmýþ olduðu boyutu gösterir. Serbest rekabetin egemen olduðu kapitalizmin 1860-1870 yýllarý arasýnda geliþme sýnýrýna dayanmasý, yeni bir evreye geçiþin de koþullarýný hazýrlýyordu. Avrupa’da “Büyük Depresyon” adý verilen dönemde (1873-1896), bazý kapitalist ülkelerin yükseliþe geçmeleri, o güne kadar hegemonyasýný koruyan Ýngiltere’nin bu konumunu yitirmesine yol açtý. Bu dönem, ayný zamanda, sermayenin birikim ve yoðunlaþmasýnýn hýz kazandýðý, tekelci birliklerin kurulmaya baþladýðý sürece iþaret eder. Bütün geliþmiþ kapitalist ülkelerde tekeller arasýnda gerçekleþen birleþmeler, sermayenin daha az elde yoðunlaþmasýný ve dünya pazarýný ele geçirmeye çalýþan kapitalist devletlerin rekabetini hýzlandýrmýþtýr. Artýk serbest rekabetin egemen olduðu eski kapitalizm gününü doldurmuþ ve yerini tekelci kapitalizmin egemenliðine býrakmaktadýr. 19. yy. sonundaki kapitalizmin bu geliþimi, daha yüksek bir ekonomik toplumsal evreye geçiþin koþullarýný hazýrlarken; 1900-1903 bunalýmý tekellerin tüm ekonomik yaþamda belirleyici rollerinin pekiþmesine yol açarak kapitalizmin, emperyalist bir aþamaya geçmesini ve tekelci kapitalizm haline dönüþmesini saðlamýþtýr.


iktidar için

Mücadele Birliði Tekelci kapitalizmin ilk eðilimi, tekel-devlet bütünleþmesini güçlendirme yönünde oldu. Dünyanýn ekonomik yönden yeniden, yeniden paylaþýmý savaþýnýn yürütülebilmesi ve kapitalistler arasý sertleþerek devam eden rekabetin sürdürülebilmesi, tekeller lehine düzenlenen güçlü bir devlet mekanizmasýyla mümkündü. I. Emperyalist Paylaþým Savaþý’nýn yarattýðý yýkým ve savaþ sonrasý ortaya çýkan kapitalizmin dünya krizi sürecinde, tekeller tarafýndan ele geçirilen devlet; tüm ekonomik ve toplumsal yaþamý tekeller lehine düzenleyen bir mekanizmaya dönüþtürüldü. Ekonominin bütün temel kollarýný ele geçiren, hammadde ve zenginlik kaynaklarýna el koyan tekeller, sermayenin daha az elde birikmesinin de tüm koþullarýný yaratarak toplumun mülksüzleþtirme sürecini hýzlandýrdýlar. Bu süreç ayný zamanda bir çaðýn sonu ve 1917 Ekim Devrimi’yle açýlan bir çaðýn baþlangýç aþamasýydý. 1929 dünya bunalýmý ve ardýndan patlak veren II. Emperyalist Paylaþým Savaþý’ndan sonra dünya ticareti, kapitalizmin tarihinde o zamana dek hiç görülmemiþ bir sermaye birikimine tanýk oldu. Daha yoðun sömürü altýnda gerçekleþtirilen sermaye birikimi ayný zamanda tekellerin daha da güçlenmesi demekti ve bu süreç devletlerin ve uluslararasý resmi kapitalist kurumlarýn tamamen tekellerin denetimine geçmesini getirdi. Savaþ sonrasý ABD emperyalizmi, özellikle kapitalist dünyayý sosyalizmden gelecek çeþitli saldýrýlara karþý, bir blok olarak korumak için harekete geçmek zorundaydý. ABD emperyalizminin hegemonya kurmasýna yol açan koþullar da böylece doðmuþ oldu. Ekonomik olarak muazzam bir büyüme -özellikle savaþ sýrasýnda- gösteren ABD emperyalizminin zorunlu olarak yeni pazarlar yaratmasý gerekiyordu. Fakat savaþ yýkýmýna uðrayan Batý Avrupa ülkeleri bu ihtiyacýna cevap vermediði gibi, Soðuk Savaþ sonucu pazarlarýný kapatan Sovyetler Birliði ve Doðu Avrupa ülkelerinin yanýsýra, sömürü için geniþ bir pazara sahip Çin de devrimini gerçekleþtirmiþti. Zorunlu olarak yönünü yine savaþ yýkýmýna uðrayan Batý Avrupa ülkelerine çevirdi. Bir yandan bu ülkelerin yeniden kurulmasýný saðlamak için “Marshall Planý”ný uygulamaya sokarken, diðer yandan Latin Amerika’da; Ýngiltere ve Almanya’nýn egemenliðine son verdirerek, tamamen kendi yatýrýmlarýna yönelik “özel çiftliði” haline getirdi. Güney Asya, Yakýn Doðu ve Afrika’da; Batý Avrupa sömürgeleri statüsüne son verdirerek, tamamen kendi egemenliðini saðladý. Bu arada Sovyetler Birliði’nin yükseliþe geçmesi ve kapitalist dünyayý tehdit eder düzeye ulaþmasý, askeri harcamalarýn büyük boyutlarda yükseltilmesine neden oldu. ABD emperyalizmi, bir yandan ihraç mallarýna ve yatýrýmlarýna pazar yaratma ihtiyacý, diðer yandan sosyalizmden gelecek çeþitli saldýrýlara karþý korunmak için; Batý Avrupa ve Japonya’nýn kapitalist yeniden kuruluþuna yardým programlarý, az geliþmiþ ülkeleri kalkýndýrma programlarý, anti-komünizmi sürdürebilmek için gerekli askeri harcamalar biçiminde muazzam fonlar daðýttý. I. Emperyalist Paylaþým Savaþý’nýn sonucunda oluþan savaþ borçlarý ve ödentilerinin aðýr yüklerinin aksine, II. Emperyalist Paylaþým Savaþý sonrasý, Avrupa ülkeleri ve Japonya’nýn

12 ekonomik yönden yeniden kuruluþu ve büyümesi, ABD emperyalizminin akýttýðý dolarlar sayesinde kolaylaþtýrýldý. Fakat, kapitalizmin yasalarý iþlemeye devam ediyordu. Baþta ABD emperyalizmi lehine iþleyen süreç Avrupa ülkelerinin ve Japonya’nýn geliþmesiyle aleyhine dönmeye baþladý. Avrupa kapitalistlerinin toplam gücü, ABD emperyalizminin gücüne ulaþmýþ, Japonya ayrý bir emperyalist blok olarak rekabet gücüne ulaþmýþtý. ‘60’lý yýllarýn sonunda ABD emperyalizminin hegemonyasý -özellikle de Vietnam yenilgisinden sonra- tartýþýlmaya baþlanmýþtý. II. Emperyalist Paylaþým Savaþý’ndan sonra tüm dünya kapitalist ekonomisi her alanda hýzlý bir uluslararasýlaþma yaþamýþ, uluslararasý sermaye akýþýndaki artýþ en üst boyutlara varmýþtýr. “...ürünleri için sürekli geliþen bir pazara duyulan ihtiyaç, dünyanýn her tarafýnda burjuvazinin peþini kovalamaktadýr. Burjuvazinin her tarafa yuvalanmasý, her tarafa yerleþmesi, her tarafla iliþki kurmasý”nýn dayattýðý zorunluluk, kapitalist dünyanýn ekonomik olarak emperyalist güçler arasýnda yeniden paylaþýlmasýný getirmiþtir. Bu yeniden paylaþým ‘70’li yýllarda ABD, AB ve Japonya’nýn bütün kapitalist dünya üzerinde egemen emperyalist bloklar oluþturmasýný getirdi. Bu süreç ayný zamanda tekellerin çok uluslu þirketler haline dönüþmesini ve tüm kapitalist dünya ekonomisinin üzerinde egemenlik kuran dev emperyalist tekellerin ortaya çýkmasýný saðladý. Kapitalist merkezlere doðru akan aþýrý sermaye birikimine raðmen, ‘60’lý yýllarýn sonuna doðru kapitalist dünya ekonomisinin yavaþlama sürecine girmesi ayný zamanda emperyalistler arasýndaki hegemonya savaþýna denk düþüyor ve yeni bir dünya krizinin eþiðine sürükleniliyordu. ‘60’lý yýllarýn sonu ile ‘70’li yýllarýn baþýnda kapitalist dünya ekonomisi geliþmesinin yeni bir dönüm noktasýna ulaþtý. Savaþ sýrasýnda ve sonrasýnda büyük bir sermaye birikimi elde edilmesine raðmen bunun sýnai yatýrým alanlarýna yöneltilememesi baþlayan duraklama eðilimini daha da derinleþtirmiþtir. Bu düþme eðiliminin bir göstergesi olan tekellerin büyük çaptaki birleþme hareketi, ABD mali sermayesinin tekelci niteliðini daha da katýlaþtýrarak, sýnai yatýrýmlardaki durgunluðu daha fazla körüklemiþtir. Bir diðer önemli etken de, komünizm tehdidi karþýsýnda sermayenin büyük bölümünün silah sanayine ve askeri harcamalara akýtýlmasýdýr. 1970 yýlý sonunda yapýlan bir araþtýrma ABD’nin askeri harcamalarýnýn iç istihdam üzerindeki etkilerini çarpýcý biçimde ortaya çýkarmýþtýr: “Silahlý kuvvetlerde (3,1 milyon), askeri sanayilerde (3 milyon) ve bu ikisinin de dolaylý olarak meydana çýkardýðý alanlarda istihdam edilen insanlar toplamýnýn 22 milyona eriþtiði ve buna resmi istatistiklerdeki iþsiz sayýsý da (7,9 milyon) eklendikten sonra, askeri harcamalarýn olmamasý durumunda iþsiz kalacak insan oranýnýn tüm emekçi nüfusun %25,6’sýna ulaþacaðý hesaplanmýþtýr. Bu oran 1930’larýn Büyük Bunalýmý sýrasýnda ortaya çýkan en yüksek iþsizlik oranýnýn (%24,9) da üzerindedir...” Buna karþýlýk Batý Almanya baþta olmak üzere Avrupa kapitalist devletleri ve Japonya, savaþ sonrasý yýkýmýný IMF sistemi adý altýnda gerçekleþtirdikleri yeniden kuruluþla atlatmýþ,


iktidar için

Mücadele Birliði yenilenen teknolojilerle üretken güç artýrýlarak hýzlý bir büyüme gerçekleþtirmiþlerdi. Fakat baþarýlý bir geliþim seyri izlenimi veren bu uluslararasý kapitalist mekanizmanýn kendi içinde taþýdýðý çeliþkileri daha da derinleþmesi ve ‘70’lerin baþýnda IMF sisteminin çöküþüyle birlikte, dünya kapitalist sisteminin yeni bir krize doðru sürüklendiði görüldü. Dünya kapitalist sisteminin aþýrý sermaye birikimi ve merkezileþme yönündeki eðilimi, kendini 1973 sonundan itibaren baþlayan bunalýmla ortaya koydu ve içinde taþýdýðý çeliþki ve çatýþmalarý bir üst düzeye çýkardý. Aþýrý sermaye birikimi sonucu ortaya çýkan kapitalist sistemin bu krizini atlatma çabalarý, üretimin, ucuz emek gücünün bulunduðu geliþmekte olan ülkelere kaydýrýlmasýný getirdi. 1975 ortalarýna doðru spekülatif hareketlerle belli bir canlanma saðlanabildiyse de, bu bir ekonomik büyümeye iþaret etmiyordu. Bu büyümenin olmasý da mümkün deðildi. Çünkü, sermaye birikiminin ulaþtýðý boyut ve onu merkezileþtirme eðilimi, sermayenin kendi önündeki en büyük ayakbaðýný oluþturuyor, artýk üretime yönelik yatýrýmlarýn önünde engel oluyordu. Bütün emperyalist-kapitalist ülkelerde sermayenin büyüme hýzlarý 1950’lerin ve ‘60’larýn çok altýna düþmüþ, ekonomik büyüme bir yana, sürekli artan iþsiz sayýsý, yükselen enflasyon, büyüyen yoksulluk oranlarý kapitalizmin bunalýmýnýn kalýcý hale geldiðini gösteriyordu. Resmi kayýtlara göre kapitalist ülkelerde 1960 ortalarýnda 5 milyon olan iþsiz sayýsý bu dönemde 15 milyona çýkýyor, ardýndan belli bir iyileþme dönemi gelse de iþsiz sayýsý 17 milyona yükseliyordu. 1978 yýlý rakamlarýna göre yaklaþýk 800 milyon insan mutlak yoksulluk içinde yaþarken, zenginle yoksul arasýndaki uçurum hýzla derinleþiyordu. Kapitalizmin krizini atlatmak için üretimi ucuz emek gücünün bulunduðu ülkelere kaydýrmasý; sömürünün daha da geniþletilmesini, daha yoðunlaþmasýný, daha fazla artý-deðere el konulmasýný zorunlu hale getiriyordu. Sermayenin herhangi bir dirençle karþýlaþmamasýnýn koþullarýnýn nasýl yaratýlacaðý açýktý. Üçüncü dünya ülkelerinin büyük bir bölümünde, iþbirlikçi burjuvazi eliyle askeri darbeler, sýký yönetim, olaðanüstü hal uygulamalarý gerçekleþtirildi. Bu yolla , ücretleri düþürmek, istihdamý azaltmak, sosyal yardýmlarý kaldýrmak, sendikalarý daðýtmak, terör, katliam, iþkence, hapis cezalarýyla tüm toplum baský altýna alýnýp sermayenin önündeki tüm engeller kaldýrýlmaya çalýþýldý ve devletlerin militarist yapýsýnýn güçlendirilmesinin önü açýldý. Bir yandan geliþmekte olan ülkelerde derinleþmeye baþlayan ekonomik krizler, diðer yandan geliþmiþ kapitalist ülkelerdeki emekçi sýnýflarýn gerçek ücretlerindeki düþüþün omuzlarýna çok daha aðýr yükleri bindirecek olmasý, kapitalistlerle emekçiler arasýnda derinleþen çeliþkilerin giderek daha da keskinleþeceði ve yýkýmýn evrensel boyuta yükseleceði bir evreye doðru hýzla sürüklendiðini gösterirken; dünya kapitalist sisteminin 1960’lara kadar olan göreceli istikrarýnýn çöküþünü de açýkça ortaya koyuyordu. Her canlý mekanizmada olduðu gibi; doðup, büyüyen ve geliþim sürecini tamamlayarak yok olma sürecine giren kapitalizm; tam bir yüzyýldýr en yüksek ve ayný zamanda çöküþ aþa-

13 masýnda varlýðýný sürdürmeye çalýþtý. “...artýk içeriðine uymayan bir kabuktan çýkarýlmasý yapay olarak geciktirilirse kesenkes çürüyecek olan, belki bu çürüme durumunu oldukça uzun bir süre sürdürecek...” olan kapitalizm; uzayan çürümenin doðal bir sonucu olarak ortaya çýkardýðý kokular daha fazla yayýlmaya ve daha yoðun hissedilmeye baþlanmasýyla, son bir hamle olarak yeni bir saldýrý hareketi baþlattý. Bu; sermaye sýnýfýnýn “Yeni Dünya Düzeni” diye attýðý “son” çýðlýktý. 1980’lerle birlikte ABD emperyalizmi öncülüðünde baþlatýlan topyekün saldýrý hareketi yýkýcý sonuçlarýný çok kýsa sürede açýða çýkarýyor, dünyanýn büyük bir bölümünde ayaklanmalar, iç savaþlar, genel grevler, direniþler, sokak çatýþmalarý, geniþ kitle eylemleriyle kendini gösteriyordu. Emperyalist-kapitalist sistemin artýk kalýcý hale gelmiþ bulunan yapýsal krizini aþmak için, baðýmlý ülkelerin kapýlarýný tekmeleyerek gerçekleþtirmeye çalýþtýðý ekonomik ilhak giriþimi büyük bir yýkým ve yoksullaþma yaratarak ilerlerken, karþýsýnda sýnýf hareketinin güçlü dirençleriyle karþýlaþýyordu. ‘80’li yýllarýn sonuna doðru sosyalist sistemdeki geriye düþüþün de etkisiyle sömürü aðlarýný daha da dizginsiz geniþleten kapitalizmin yýkýcý etkileri kendini daha can alýcý biçimde gösteriyordu. Emperyalist tekellerin önündeki her türlü engeli kaldýrarak bütün dünya emekçilerini daha yoðun bir sömürüye tabi tutan ve tüm dünyayý köle pazarý haline getirmek isteyen kapitalizm, attýðý her adýmda arkasýnda daha büyük bir yýkým gerçekleþtiriyor, kendisiyle birlikte tüm insanlýðý da yok oluþun eþiðine sürüklüyordu. Ekonomik ilhakýn sonuna kadar vardýrýlmasý hedefinin; politik çevirme harekatýndan, þiddet yöntemleri kullanmaya deðin her türlü “zor” aracý devreye sokularak gerçekleþtirilmeye çalýþýlmasý, her alanda emekçi sýnýflarla sermaye sýnýfý arasýndaki çatýþmanýn derinleþmesine, sýnýf savaþýmýnýn yaygýnlaþmasýna yol açýyordu. Tüm geçim araçlarýndan soyundurularak, yaþamýn dýþýna itilmeye çalýþýlan üretici güçlerin; baðýmlý ülkelerden, kapitalist merkezlere kadar varan en geniþ kitleleriyle, kendilerine dayatýlan bu insanlýk-dýþý düzene karþý harekete geçmesinin koþullarý, kapitalist üretim tarzý içinde sermayenin kazandýðý niteliðin kendisi tarafýndan yaratýlýyordu. ‘90’lý yýllarla birlikte, iflas etmeye baþlayan fakat sonuna kadar vardýrýlmasý zorunlu olan “Yeni Dünya Düzeni” politikalarýnýn; kapitalizmin krizinin baðýmlý ülkelere kaydýrýlmasýnýn da bir aracý olduðu ortaya çýkýyor, bütün ülkelere yayýlan kriz; dalgalarýn kýyýlarý dövüp geri dönmesi gibi yeniden kapitalist merkezlere dönmeye baþlýyordu. Savaþlarýn, iþsizliðin, yoksulluðun, açlýðýn büyük bir hýz kazanmasýnýn, kapitalizmin doðal ve zorunlu bir sonucu olduðu artýk bilinçlere çýkmaya baþlamýþtý. Sadece ‘90-’95 yýllarý arasýnda yaþanan iç savaþlarda 5,5 milyon insanýn hayatýný kaybetmesi, insanlýðýn yaþadýðý yýkýmýn hangi boyutlara ulaþtýðýný da ortaya koyuyordu. Kapitalist üretim tarzýnýn tarihi eðilimi olarak varmasý gereken hedefi; sermayenin merkezileþmesi olarak kendini ortaya koyar. Bu; “...daha önce oluþmuþ bulunan sermayelerin yoðunlaþmasý, baðýmsýzlýklarýna son verilmesi, kapitalistin kapitalist tarafýndan mülksüzleþtirilmesi, birçok büyük sermayenin, bir-


iktidar için

Mücadele Birliði kaç büyük sermayeye dönüþtürülmesidir...” Sermayenin merkezileþmesi ve üretici güçlerden baþlayarak kapitalistlerin kendilerine kadar varan mülksüzleþtirmenin gerçekleþtirilmiþ olmasý; taþýdýðý çöküþ dinamikleriyle birlikte bütün bir yüzyýldýr geliþimini sürdürmüþ tekelci kapitalizmin, içine girdiði “yeni evre” ile birlikte tarihsel sürecinin gelip dayandýðý sýnýrlarýn “son” noktasýdýr. Kapitalizmin dünya krizinin yeni bir sürecine girdiðinin göstergesi de olan 1997- ‘98 krizi, ortaya çýkmýþ bütün sonuçlarýyla sýçramalý çöküþünü ilan etmiþ ve süreci derinleþtirmiþtir. Bu sonuç kendini; kapitalist üretim tarzýnýn geldiði noktada göstermektedir. Üretimin tam toplumsallaþmasý sonucu elde edilen sermaye birikiminin dev emperyalist tekeller elinde merkezileþmesi, görülmemiþ ölçülere varan mülksüzleþtirmenin gerçekleþtirilmesi sonucu derinleþen yoksullaþmanýn tüm insanlýðý yýkým noktasýna getirmesidir. Sermayenin merkezileþme eðiliminin zorunlu bir sonucu olan mülksüzleþtirmenin, bu krizle birlikte yeni bir evreye iþaret etmesi, emperyalist tekeller arasýndaki rekabet savaþýnýn ulaþtýðý boyutlarda da kendini ortaya koymaktadýr. ‘97 Asya krizi sürecinde yoðunlaþarak, þirket evlilikleri, ortaklýklar, satýn almalar, iflaslar biçiminde gerçekleþen tekeller arasý rekabet savaþý, tarihinin en tepe noktasýna vardýrýlmýþ; “... küçük balýklarýn köpek balýklarý tarafýndan yutulduklarý ve kuzularýn borsa kurtlarý tarafýndan mideye indirildiði...” rekabet savaþýnýn en þiddetli biçiminin yaþandýðý bu süreç, birikmiþ tüm zenginlik ve servetin, yani tüm toplumsal sermayenin “köpek balýklarý ve borsa kurtlarý” tarafýndan ele geçirilmesinin büyük ölçüde gerçekleþmesini saðlamýþtýr. Fakat, kapitalizm kendi doðasýna uygun hareket etmekte ve “köpek balýklarý ve borsa kurtlarý”nýn kendi aralarýndaki rekabeti de bir üst boyuta taþýmaktadýr. Ayný zamanda tüm dünyanýn da yok oluþunu getirebilecek bu savaþým kapitalistlerin kendi iradelerinden de baðýmsýz olarak ilerlemektedir. 2000’li yýllarla birlikte þiddetlenen bu savaþ, 11 Eylül’le birlikte doruk noktasýna ulaþmýþ; “Yeni Evre”nin en belirgin özelliði olarak ortaya çýkan “sýçramalý” geliþim seyri kendini tüm yönleriyle göstermeye baþlamýþtýr. Ekonomik ilhaklarla tam bir yýkýma sürüklenen ülkelerde, iþsizliðin dev boyutlara ulaþmasý, açlýk ve yoksulluktan kaynaklý ölümlerin kitlesellik kazanmasý; kapitalist merkezlerin kendilerini de saran bu yýkýmýn görülmemiþ boyutlara ulaþmasý, “ölüm-kalým” noktasýna gelmiþ insanlýðýn “sýçramalý” bir þekilde kapitalizmi aþma bilinciyle hareket etmesini saðlarken; tekelci kapitalizmin çöküþünün de “sýçramalý” bir evrede hareket ettiðini ortaya koymaktadýr. Kapitalist dünya sistemini tüm temellerinden sarsan bir þekilde kendini gösteren kriz sermayenin kördüðüm haline gelen ayakbaðlarýný artýk hiçbir þekilde çözme yeteneðinde olmadýðýný da göstermektedir. Kendi yýkýmýný da gerçekleþtirecek proleter sýnýfý kendi elleriyle yaratan, bir yandan üretimin tam toplumsallaþmasýný saðlayarak proleter sýnýfýn saflarýný sürekli geniþleten, diðer yandan toplumsal üretim sonucu yaratýlan toplumsal mülkiyetin azýnlýk bir asalak sýnýf tarafýndan ele geçiril-

14 mesini saðlayan kapitalizm, kendi temel çeliþkisinin de ortadan kaldýrýlmasýný zorunlu hale getirmiþtir. Bu zorunluluðun bilincinde olan sermaye sýnýfýnýn kendini koruma güdüsüyle baþvurabileceði tek yöntem vardýr, o da; þiddet! 11 Eylül ile birlikte tüm dünya emekçi sýnýflarýna, ezilen halklara karþý açýkça ve süresiz ilan edilen savaþ; sermaye sýnýfýnýn elinde kalan tek silahýdýr. Ve bu silahýný hiçbir tereddüt göstermeden sonuna kadar kullanacaktýr. 11 Eylül’le birlikte büyük bir hýz kazanan sýnýflararasý “ölüm-kalým” savaþý, dünyanýn bütün kýtalarýnda kendini ayaklanmalarýn yaygýnlaþmasýyla göstermektedir. Ulaþmýþ olduðu üretim düzeyinde en büyük ilerlemeyi saðlayarak, geliþiminin tüm maddi koþullarýný kendi elleriyle yaratan üretici güçler, daha ileri gidiþinin önünü kesmeye çalýþan ve her türlü yabancýlaþmayý yaratan kapitalizmin yýkýmýný her gün biraz daha fazla yaþamakta ve yýðýnlar halinde yaþamýn dýþýna itilmektedir. Tepedeki bir avuç emperyalist tekelin it dalaþýnda, tarihinde görülmemiþ boyutlara ulaþan iþten atmalar sonucu yaþanan yoksullaþma ve yýkým artarak devam etmektedir. 2001 sonuna doðru açýklanan iþten atýlan iþçi sayýsýnýn dünya çapýnda ulaþtýðý boyut kapitalizmin kendi iflasýnýn da açýkça ilanýdýr. 11 Eylül’le birlikte daha da hýz kazanan iþten atmalar 1,5 milyara ulaþmýþtýr. Bu rakam bize, gerçeðin bütün çýplaklýðýyla göründüðü yüzlerle ifade edilen bir avuç azýnlýk dýþýnda, milyarlarca insanýn yoksulluk içinde kývrandýðý dünya tablosunu gösterir. 3 milyar çocuktan 1 milyarýnýn açlýk sýnýrýnda yaþadýðý, bebek ölümlerinin her gün katlanarak arttýðý, açlýk ve yoksulluktan kaynaklý ölümlerin kitlesellik kazandýðý, doðanýn son 25 yýlda 2500 yýlda tüketildiðinden daha fazla tüketildiðinin ortaya çýktýðý bu tablodan yansýyan görüntüler daha fazla sýralanabilir. Ýnsanlýðýn bugüne kadar yarattýðý birikim ve zenginlik sayesinde tek bir insanýn bile aç kalmamasý gerekirken; rakamlarýn ortaya koyduðu bu yýkým ve tahribatý iliklerine kadar yaþayan insanlýk, kendisiyle birlikte yok oluþa sürüklendiði bu akýl-dýþý hale gelmiþ kapitalist sisteme karþý tüm dünyada savaþ bayraðýný yükseltmektedir. “...Savaþýn doðurduðu evrensel yýkýmýn sonucu olarak geçireceði serüvenler ne denli uzun ve yorucu olursa olsun, proletarya devriminden ve onun zaferinden baþka bir biçimde sonuçlanmayacak olan devrimci bunalým, dünya ölçüsünde...” açýða çýkmýþtýr. Bu; büyük bir ilerleme kaydederek toplumsal üretim yaratma aþamasýna gelmiþ insanlýðýn, yarattýðý tüm birikiminin, zenginliðinin yani yine toplumun kendisinin olan servetin üzerine yapýþmýþ bir avuç asalak kapitalist tekelin, artýk yapýþtýklarý yerden sökülüp atýlma zorunluluðunu gösteren aþamadýr. Proletarya diktatörlüðüne geçiþin tüm koþullarý olgun hale gelmiþ, ayný zamanda insanlýðýn kurtuluþu için zorunluluk olarak kendini dayatmýþtýr. Kapitalist dünyanýn “kabuk”larýna artýk sýðmayan “mülksüzleþtirilenler” mülksüzleþtirmek için bütün kýtalarda kapitalizmin ölüm fermanýný duyuran “çaný” çalmaya baþlamýþtýr. Kapitalist kabuk mutlak parçalanacaktýr.


iktidar için

Mücadele Birliði

Bir milyar insan aç uyuyor... ama açlýk uyumuyor. Çocukluk çaðlarýmýzda büyükler tarafýndan durumumuzdan þükretmemiz için anlatýlan birçok hikaye vardýr; belleklerimizde yer eden, asla unutamayacaðýmýz... Açlýkla ilgili olarak belki de bir çoðumuzun unutamadýðý açlýðýn, yoksulluðun en iyi simgesi olarak aklýmýzda silinmez bir yere sahip olan, çocuklarýna yiyecek bulamayan bir ananýn suda taþ kaynatarak midelerini doyuramadýðý, açlýklarýný dindiremediði çocuklarýnýn, en azýndan umutlarýný koruma isteðinin anlatýldýðý hikaye... Gözlerinden yüreðine doðru akarken gözyaþý kan damarlarý halinde, o gülen yüzüyle “siz þimdi uyuyun çocuklarým, yemek hazýr olduðunda ben sizi uyandýrýrým” diyen ananýn hikayesi. Çocuklar uyur... aç midenin onlara sunduðu düþlerle birlikte. Oysa, ne sýnýrsýz düþ gücüne sahiptir çocuk yüreði, ama onlara düþen açlýðýn köreltici yaný olur yalnýzca. Açlýðýn dünya çapýnda ulaþtýðý boyutu, sonuçlarýný türlü, çeþitli biçimlerde gazetelerden öðreniyoruz. Hiçbir gün yok ki açlýðýn neden olduðu bir haber yer almasýn gazete sütunlarýnda. 11 Eylül sonrasýnda ABD emperyalizmi kendi açlýðýný doyurabilmek için dünya halklarýna ilan ettiði savaþla birlikte bombalanan Afganistan’ýn emekçi halklarýnýn açlýðý, daha fazla yer almaya baþladý gazete sütunlarýnda. Özellikle Mezbaha denilen kampýn adýný ve kampta insanlarýn yaþadýklarýný daha fazla duyar olduk. Belki de bu öne çýkýþýn nedeni, kampýn adýyla, kampta yaþamak zorunda kalan insanlarýn yaþadýðý gerçeklik arasýndaki benzerliktir... Kim bilir? 350 bin Afganistanlýnýn yaþadýðý Mezbaha denilen bu kampta her gün aralarýndan 100 kadarýný ölümün soðuk kollarýna býrakarak zorlu bir yaþam kavgasý veriyorlar. Buna yaþam denilir mi, bilinmez... Ölümün ve açlýðýn soluðunun her an, her yaný dolandýðý, yedisinden yetmiþine herkesin ensesinde olduðu mezbahada ölüm yaþama galip gelmiþ. Yalnýzca kampta deðil, kampa ulaþmak için yaptýklarý zorlu yolculukta, ölüm onlarýn hep yanýnda... Dört çocuðuyla yola çýkan bir ana “umut yolculuðu”nun sonunda kampa ulaþtýðýnda yalnýzca iki çocuðu vardýr yanýnda. Belki kýsa süre sonra her gün aralarýndan ayrýlan yüzlerce insanýn arasýna katacaktýr iki canýný da.... Afganistan’da analar çocuklarýnýn yaþadýðý açlýðý bir nebze olsun onlara unutturabilmek için midelerinin üzerine taþ baðlýyorlarmýþ. Ýþte bu haber neden oldu, yukarýdaki taþ kaynatan ananýn anlatýldýðý hikayeyi anýmsamaya. Suda taþ kaynatarak çocuklarýnýn en azýndan umutlarýný korumak isteyen ananýn anlatýldýðý hikayede olduðu gibi, açlýktan aðlayan, çaresiz gözlerle anasýndan yardým bekleyen bir çocuðun karnýna sýkýca sarýlmýþ taþ parçasý nasýl dindirir açlýðý... Ana yüreði taþ basar tüm acýlara, ama çocuk yüreði bu, nasýl taþ bassýn ve nasýl unutsun? Kýzýlderili þefi Oturan Ayý’nýn dediði gibi “Uyursan, açlýk da uyur” Nasýl uyur ki açlýk... Nasýl unutulur ki taþ basarak... Uyumaz... Unutulmaz... Ama bugün 1 milyar insan aç uyuyor, ama açlýk uyumuyor. Açlýðý yaratanlar varolduðu sürece açlýk büyümeye, açlarýn gözbebekleri her yaný kaplamaya devam edecektir.

15

Açlýk ve ölüm uyumuyor... Her geçen gün katlanarak büyüyor. 150 milyon çocuk aç... On yýlda, yalnýzca 2 milyon çocuk aramýzdan ayrýlmýþ. Savaþ yoluyla katledilen çocuklarýn sayýsý... Ayrýca 6 milyon çocuk sakatlanmýþ, tahta bacaklar, tahta kollardan oluþan bu çocuklar, çizgi film kahramaný Pinokyo gibi aramýzda yaþýyor. 12 milyon çocuk göç yollarýnda, evinden uzaklara doðru yürüyüþte... Brezilya’da sokak ortasýnda “çevreyi kirlettikleri” için kedi köpek gibi katledilen çocuklar. Kolombiya’da ölüm mangalarýnýn elinde bulunan çocuklar... Avrupa’nýn merkezlerinde kapitalizmin çürümüþ insanlýðýna terk edilmiþ seks kölesi çocuklar... Irak’a uygulanan ekonomik ambargo nedeniyle her yýl aramýzdan binlerle ayrýlan çocuklar... On yýldýr süren “açlýk ayaklanmalarý”nda, savaþlarda katledilen çocuklar... En son Afganistan’da önce bombalanan, sonra da açlýða terkedilen çocuklar... Yalnýzca dünya çocuklarýnýn yaþadýðý yýkýmýn küçücük bir boyutu burada sunduðumuz. Raporlarýn dili daha da korkunç. Her gün yayýnlanan bu rakamlardan yalnýzca çocuklara dair olan bir kaçýný aldýk. Çünkü bir toplumun geliþmiþlik düzeyini anlamak istiyorsak çocuklarýn ve kadýnlarýn yaþam düzeyine bakmamýz yeterlidir, özellikle de çocuklarýn... Çocuklar her toplumun geleceðidir. Ayný zamanda da toplumun bakmakla sorumlu olduðu, kendini korumasý mümkün olmayan kesimidir. Çocuklarýný yýkýma sürükleyen bir toplum geleceðini de kaybetmeye mahkumdur. Julie Burchili adlý bir Ýngiliz, iþçi olan babasýný iþi nedeniyle yakalandýðý akciðer kanserinden kaybettiðinde, acýsýný dindirmek ve gerçeði açýklamak için yazdýklarý, çarpýcý bir þekilde durumu özetlemektedir: “Ýnsanlar hiç ama hiçbir zaman kapitalizm tarafýndan kaç kiþinin öldürüldüðünü söyleyemezler. Çünkü saymaya nereden baþlayacaklarýný bilemezler ve bu arayýþýn sonu gelmeyecektir. ‘Duyarlý ve paylaþýmcý’ yeni Britanya’da zenginin fakire karþý durmaksýzýn sürdürdüðü sessiz iç savaþta, her gün birilerinin oðlu, annesi, kardeþi, yani halk ölüyor”. Ýnsanlýk, kapitalizm altýnda binlerce sorunla, engelle, yýkýmla, geleceðini tehdit eden saldýrýlarla karþý karþýya... Julie’nin dediði gibi, artýk ne saymak, ne de tek tek ele almak mümkün. Ölümleri ve nedenlerini saymak neredeyse imkansýz hale gelmiþ durumda. Bugün insanlýðýn karþý karþýya olduðu tüm acýlarýn, yýkýmýn, ölümün nedeni olan, tarihsel zorunluluðunu tamamlamýþ kapitalist sistemin geçici varlýðýna son vermek ve tek tek sonuçlarla deðil, genelleþmiþ sorunlarý aþmak için genel bir hareketi baþlatmaktýr. Ýnsanlýðýn ertelenemez görevi iþte budur. Açlarýn gözbebekleri, her yandan yükselen insanlýðýn büyük çýðlýðý, bizi insanlýðýmýza çaðýrýyor. Bu sese kulak vermemek, insanlýðýmýzdan bir þeyleri kaybetmek demektir. Ekonomik-toplumsal ilerlemenin önünde engel durumuna gelmiþ kapitalist sistem miyadýný doldurmuþtur. Bugün insanlýk tarihsel bir geçiþ çaðýna tanýklýk etmektedir. Tarihsel geliþmenin zorunlu yasalarýnýn olanaklý kýldýðý bu geçiþi hiçbir güç engelleyemeyecektir.


iktidar için

16

Mücadele Birliði

Newroz, beklendiði gibi Türkiye ve K. Kürdistan’ýn top- dým atsa, reformizm onu sýnýf dýþý ve provokatif olmakla suçraklarýnda yanan ateþlerle, kavgalarla kutlandý. Bu kez Mer- lamaya hazýrdýr. Ama bu halk ne zaman geri adým attýysa, resin, olaylarýn odaðý oldu. 21 Mart’tan bir gün önce baþlayan formistlerin alkýþlarýna mazhar oldu. olaylarda binlerce kiþi, gece boyunca taþlar, sopalar ve bariLeninistler güncel taktiklerini, olgular temeli üzerinde katlarla, polise karþý direndiler. Sabahýn ilk ýþýklarý barikatlar inþa etmelidirler. Fakat burada söz konusu olan “olgu”, tüm arkasýnda karþýlandý. Olaylar 21 Mart günü ve gecesi boyun- baðýntý, iç çeliþki ve dinamiklerinden arýnmýþ, salt görüntüca sürdü. Ýstanbul ve Mersin baþta olmak üzere, tam 26 yer- süyle yetineceðimiz bir olgu deðildir. Reformistler, çoðu yerde Newroz, olaylý, kanlý, kavgalý geçti. de sakin geçen Newroz’a bakýp, kendileri için, Kürt halkýnýn Her zaman olduðu gibi, kutlamalarda herkesin gözü-ku- devrimci yolu terk ettiðine iliþkin umutlara kapýlabilirler. Bu laðý Diyarbakýr’daydý. 500 bin umudun verdiði böbürlenmeyle çakiþinin katýlýmýyla dev bir göstýþmalara provokasyon yaftasý yaLeninistler güncel taktiklerini, teriye dönüþen kutlamalarda, pýþtýrabilirler. Hiç sevinmesinler. olgular temeli üzerinde inþa kayda deðer bir olay çýkmadý Çünkü Newroz, onlarýn umutlarýný çýkmasýna ama, Diyarbakýrlý bir suya düþürecek bir gerçeði çýkardý etmelidirler. Fakat burada söz yýl içinde, köprünün altýndan ortaya. Bu halk, özgürlüðe giden konusu olan “olgu”, tüm baðýntý, iç çok sular aktýðýný böylece göryolda, önüne çýkan her engeli aþmüþ oldu. Geçen yýl Gaffar Okmaya kararlýdýr. Kürt halký, on iki çeliþki ve dinamiklerinden arýnmýþ, kan’ýn cenazesine kitlesel olayýl önce bir eþiði aþmýþtýr, ondan salt görüntüsüyle yetineceðimiz rak katýlan Diyarbakýrlýlar, bir geri dönemez. bir olgu deðildir. Reformistler, yýl içinde bu “iyi niyet” gösteriNewroz’un ortaya çýkardýðý ollerinin unutulmuþ olduðunu gu la rý, çok yönlü deðerlendirelim. çoðu yerde sakin geçen gördüler. Polis alana 18 yaþýnNewroz, 12 Eylül’ü izleyen on yýl Newroz’a bakýp, kendileri için, Kürt boyunca, açýkça, kutlanamadý. On dan küçükleri, kimliði olmayanlarý sokmadý. Kürdistan’ýn diðer yýl kadar süren bu sessizlik, Nusayhalkýnýn devrimci yolu terk illerindeki katýlým da, kentlerin bin, Þýrnak gibi küçük kentlerde ve kasabalarýn nüfusuna göre ettiðine iliþkin umutlara kapýlabilirler. bozuldu önce. Kürt halký, bu sesoldukça yoðun oldu. Ýzinli gössizliði bozarken, sýrtýný daðdaki siBu umudun verdiði böbürlenmeyle teriler gergin geçti. Ýzin verillahlý gücüne dayýyordu. Bu güç oçatýþmalara provokasyon yaftasý meyen yerlerde çatýþma çýktý na güven veriyordu. Sadece iki yýl mutlaka. Ezilen ulusun ruh haliiçinde, Kürdistan’ýn tüm büyük þeyapýþtýrabilirler. Hiç sevinmesinler. ni, somut durumunu göstermesi hirleri, kasabalarý bu fýrtýnanýn, aÇünkü Newroz, onlarýn bakýmýndan, bunun altýný çizyaklanmanýn ve alt-üst oluþun içine umutlarýný suya düþürecek mekte yarar var. girdiler. Newroz artýk bir baþkaldýReformizm, kutlamalarýn rý, isyan gününe dönüþmüþtü. Ortabir gerçeði çýkardý ortaya. Bu birçok yerde olaysýz geçmesine ya çýkan büyük ayaklanma potansihalk, özgürlüðe giden yolda, sevinmiþ görünüyor. Çatýþmalar yeli, ‘90 yýlýnda silahlý ayaklanmaise reformizm açýsýndan bir ya ulaþtý. Newroz’da silahlar koönüne çýkan her engeli aþmaya “provokasyon”du. Reformizm, nuþtu ve 83 kiþi yaþamýný yitirdi. kararlýdýr. Kürt halký, ezilen ulus sorunu konusunda Sonraki yýllarda da halk, katliam bilinen tavrýný tekrar ediyor. Bu giriþimlerine raðmen, kendi silahlý on iki yýl önce bir eþiði aþmýþtýr, halk ne zaman devrimci bir agücünün saðladýðý güven ve moral-

ondan geri dönemez.


iktidar için

Mücadele Birliði

17

le, Newrozlarý açýk siyasi eylemlerle kutlamaya devam etti. na gelince, Lenin’in deyiþiyle; “adý geçen liderlerin hatalarý Son birkaç yýldýr önemli deðiþimler oldu. Silahlar sustu, onlarýn küçük burjuva bakýþ açýlarýdýr, iþçilerin bilincini ayateþkes taktiðinin ötesinde, silahlý mücadeleyi tümüyle tasfi- dýnlatmalarý deðil karartmalarýdýr, küçük burjuva hayalleri ye etme yoluna girildi ve bu yolda önemli mesafeler alýndý. yýkmalarý deðil, telkin etmeleridir, kitleleri burjuvazinin etkiÞimdilerde ulusal hareketin öncüleri Kürt halkýný silahlý mü- sinden kurtarmak yerine bu etkiyi güçlendirmeleridir”. cadele yerine “anayasal budalalýklar”la oyalamaya, düzen i“Çok þey verilenden çok þey istenir” sözü burada olumçine çekmeye çalýþýrken, öte yandan ayný öncüler “milliyete, suz bir þekilde karþýmýza çýkýyor. Ulusal hareket, bu halka sýnýfa dayalý sol ideolojilerin çað dýþý olduðunu” ilan etmeye çok þey verdi ve þimdi çok þey istiyor. Fakat, artýk þu ya da hazýrlanýyorlar. bu örgüte, güce deðil kendi gücüne güvenen bu halk, yeterBuna raðmen Kürt halký, oniki yýl önce aþtýðý eþikten ge- siz bilinç ve yetersiz örgütlülük engelini aþma yoluna girmiþ ri dönemez, dönmedi. Bugün demektir. Burada her þey zamana Newroz için alanlara çýkarken, arbaðlý görünüyor. Zaman içinde Son birkaç yýldýr Kürt halký, fiili týk sýrtýný dayayabileceði bir silahKürt halký, kendi gücünü, örgütlý gücü yok. Buna raðmen halk, alülük ve bilince dönüþtürmeyi tavýrlarla, kazanmýþ olduðu çýk siyasi eylemlerden geri durmabaþaracaktýr. Ve elbette, söylebirçok devrimci mevziyi, sermaye dý hiçbir yerde. Bu, halkýn, bu ya meye gerek yok ki, böyle bir güç le ri ne terk et ti. Kür dis tan’ýn da þu silahlý güce deðil, ama artýk halk kendi proletaryasýný da tarikendi gücüne güvendiðinin bir hin en ön sahnesine doðru, adeta þehirlerinde akþam polislerin göstergesidir. 2002 Newroz’unun arkadan itekleyecektir. sokaða çýkmasý mümkün deðildi ama en önemli derslerinden biridir bu. Bu açýdan olaylarýn, Mersin, bugün adým baþý denetim noktalarý Bu demek deðil ki, “her þey iÝstanbul gibi, proletaryanýn güçlü yiye gidiyor”. Hayýr. Bir olguyu olduðu yerlerde patlak vermesi var. On yýl önce, hiçbir burjuva deðerlendirirken, ileri yönde iþleönemlidir. Proletaryanýn güçlü yen bir dinamiði mutlak belirleyen basýn bölgeye giremiyordu. Ama bugün olduðu yerler, ayný zamanda, haline getirirsek yanlýþ yapmýþ, o burjuvazinin hem politik, hem de ayný basýnýn kalantorlarý, gösteri olguyu gerçek temelleri üzerine oekonomik olarak güçlü olduðu budalasý sunucu ve “sanatçý”larýyla, turtamamýþ oluruz. Kendi gücüne yerlerdir. Mersin, Ýstanbul, bir Kürdistan’ýn stadyumlarýnda güvenen bir halkýn ortaya çýkýþý, yanda süper lüks otelleri, konutkendi iç çeliþkileriyle, bu süreci larý, eðlence yerleriyle servet biboy gösteriyorlar. Yine ayný þekilde yavaþlatan, hatta tersine çevirmerikiminin apaçýk göründüðü tüm siyasi partiler, bir tabeladan ye çalýþan güçlerle birlikte izliyor. kentlerden ikisidir. Ve bu serveSon birkaç yýldýr Kürt halký, ibaret hale gelmiþken, þimdi bazý siyasi tin karþý kutbunda yer alan yokfiili tavýrlarla, kazanmýþ olduðu parti yöneticileri, “barýþ güvercinleri” sulluk, Mersin ve Ýstanbul’da en birçok devrimci mevziyi, sermaye çok Kürt halkýný vuruyor. Halk ile karþýlanýyor, vs. vs... Kürt güçlerine terk etti. Kürdistan’ýn buralarda açlýk çekiyor. Ama ayþehirlerinde akþam polislerin soný zamanda, tam da o lüks, debhalkýnýn kazanmýþ olduðu bir çok kaða çýkmasý mümkün deðildi adebe içinde yüzen burjuva yamevziyi böylesine sermaye güçlerine ma bugün adým baþý denetim nokþantýlarýna bizzat tanýk olarak, kendi elleriyle terk etmelerinin tek talarý var. On yýl önce, hiçbir burekmeðinde var olduðunu çok iyi juva basýn bölgeye giremiyordu. biliyor. Kürt halký, servetin birikaçýklamasý, oportünist önderliðin, Ama bugün ayný basýnýn kalantortiði yerde iki kere öfkelidir, iki larý, gösteri budalasý sunucu ve teslimiyete varan “hata”larý deðildir. kat kararlýdýr. “sanatçý”larýyla, Kürdistan’ýn Diyarbakýr’da, Mardin’de de stadyumlarýnda boy gösteriyorlar. Yine ayný þekilde tüm si- açlýk çekiliyor elbet. Ve bir çok açýdan Mersin’le, Ýstanbul’la yasi partiler, bir tabeladan ibaret hale gelmiþken, þimdi bazý karþýlaþtýrýlamaz bile. Ancak, servet birikiminin özellikle açsiyasi parti yöneticileri, “barýþ güvercinleri” ile karþýlanýyor, lýk çeken yýðýnlarda þiddetli duygular uyandýran þatafatlý yavs. vs... Kürt halkýnýn kazanmýþ olduðu bir çok mevziyi böy- þamý buralarda fazla hissedilmiyor. Ve bu nedenle buralarda, lesine sermaye güçlerine kendi elleriyle terk etmelerinin tek sýnýf bilincini bileyen öfkenin önüne ulusal öfke geçebiliyor. açýklamasý, oportünist önderliðin, teslimiyete varan “hata”la- Kürt halký, kapitalist servetin merkezileþtiði yerlerde ayaklarý deðildir. Asýl neden Kürt halkýný oluþturan iþçiler ve yok- nýyor. Bu onun sermaye sýnýfýný ve toplumunu havaya uçurasul emekçilerin, yoksul köylülerin “yeterince” bilinçli ve ör- cak bir toplumsal devrime doðru gittiðine iþaret deðilse negütlü olmayýþlarýdýr. Teslimiyete yönelen önderlerin hatalarý- dir?


iktidar için

18

Mücadele Birliði

BÝ JÝ NEW ROZ Newroz’un Kürt halkýnýn özgürlük mücadelesindeki önemini biliyoruz. Her Newroz; mücadelenin, isyanýn, serhýldanlarýn doruðuna ulaþtýðý bir gün oldu. Ýþbirlikçi tekelci burjuvazinin faþist devleti, Kürt halkýnýn özgürlük mücadelesini boðmak, devrimi engellemek için tüm güçlerini seferber etti. En kanlý katliamlardan, en iðrenç iþkence yöntemlerine kadar her þeyi denedi. Ayrýca tüm kurumlarýyla propaganda yaparak Newroz’un içini boþaltýp Nevruz’laþtýrmaya çabaladý. Ama tüm bunlara Kürt halký savaþýmý yükseltip ayaklanarak yanýt verdi. Burjuva sistemi ve faþist devleti köklerinden sarstý. Düþmanýn tüm yöntemlerini iþlevsiz kýldý. Bütün bu geliþmelerin üzerine süreç “Ya kanlý kavgalý topyekün savaþ ve zafer, ya da toptan imha ve ölüm” aþamasýný dayatýnca Kürt küçük burjuva ulusal önderlik bunu karþýlayamadý. Kürt yoksul emekçi halkýnýn zincirlerinden baþka kaybedecekleri hiçbir þey yoktu. Ama Kürt küçük burjuvalarýnýn ülkelerinde ve yurt dýþýnda kaybedecekleri mülkiyetleri ve kurumlarý vardý. Zaten emperyalist ülkeler (Sovyetler’de karþý devrimcilerin iktidarda olmasýndan güç alarak) tüm dünya proletaryasýna ve ezilen halklara “ya benim çizdiðim sýnýrlar içerisinde muhalefet yapacaksýnýz, ya da tüm gücümüzle sizi ezeriz”i dayatmýþlardý. Sovyet iktidarý nezdinde dünya proletaryasýnýn gücünün görece azalmasý ve yaþanan daðýnýklýk küçük burjuva önderliðin, Kürt halkýnýn özgürlük mücadelesini kesintiye uðratmasýný getirdi. Kürt halkýna dayatýlan uzlaþma politikasý Diyarbakýr ve diðer izin alýnan illerdeki Newroz’lara da yansýmýþ, mitinglerin “çatýþmasýz” geçmesini saðlamýþtýr. Ýþbirlikçi tekelci sermayenin ilhak ettiði topraklarda Kürt iþçi, emekçilerine dayattýðý yaþam koþullarý yoksulluk, sefalet ve iþsizliktir. Bunun yanýnda dilini, kültürünü, kimliðini yok sayma þeklinde yoðun ulusal baskýdýr. Zaten Kürt halkýný ayaða kaldýran ve yýllarca ölümüne bir savaþa sürükleyen, destanlar yaratmasýna sebep olan da, bu çifte sömürü baský ve sefalet derecesindeki yaþam koþullarýydý. Kürt halkýna dayatýlan bu koþullar deðiþti mi? Kesinlikle Hayýr! Çünkü emperyalist-kapitalist dünyanýn içine girdiði ekonomik kriz, onun bir parçasý olan ülkelerimiz iþbirlikçi tekelci sermayesinin ekonomik politik krizi derinleþerek sürüyor. Bu da daha fazla baský ve sömürüyü beraberinde getiriyor. Kürt halký bunu yaþarak gördü. Zaten izin verilmeyen Ýstanbul-Topkapý ve Mersin’deki Newroz’lar da Kürt halkýnýn yaþam koþullarýnýn her geçen gün kötüye gittiðinin, ulusal baský ve sýnýfsal sömürüden kurtulmak için Kürt halkýnýn bedenleriyle, taþlarla, sopalarla yiðitçe çatýþmasýnýn gösterdiði de budur. Ne emperyalist ülkelerin, ne de ülkelerimizdeki iþbirlikçi tekelci sermayenin hiçbir çabasý devrimimizi engelleyemeyecektir. Kürt küçük burjuva ulusal önderliðin uzlaþma politikalarýnýn Kürt halkýnýn özgürlük mücadelesini yarý yolda býrakama-

yacaðý gibi. Gerçekler inatçýdýr. Yok saymakla yok olmaz, inatla kendilerini dayatýrlar. Yapýlmasý gereken gerçekleri kavrayýp ona ileri yön vermektir. Bu da halklarýn mücadele birliðini örerek ortak düþmana karþý ortak mücadeleyle gerçekleþecektir. BÝJÝ NEWROZ! YAÞASIN KÜRT-TÜRK HALKLARININ MÜCADELE BÝRLÝÐÝ! BÜTÜN ÝKTÝDAR EMEÐÝN OLACAK! YA DEVRÝM YA ÖLÜM!

TOPKAPI’DA NEWROZ Sabahýn erken saatlerinde Newroz ateþini yakmak için Topkapý’ya gelmeye baþlayan emekçiler, yoðun polis ablukasýyla karþýlaþtý. Fakat çok küçük gruplar oluþtuðu ve tüm giriþ çýkýþlar tutulduðu için daha alana yaklaþamadan bu gruplar polisin saldýrýsýyla daðýtýlýyordu. Neredeyse tüm bölgelerden alana girmek için çalýþýldý. Ancak tüm bu denemeler toplu bir yüklenme þeklinde deðil de ikiþerli üçerli gruplar halinde polis barikatlarýný geçip alana girilebildiðinden toplanýlamadý. Düzenli bir planlama olmadýðýndan ne alanýn dýþýnda ne de içinde kitleselleþip toplanýlamadý. Böyle olunca sokak aralarýnda küçük gruplar þeklinde de olsa, toplanýlýp ateþler yakýldý. Fakat toplanabilenlerin sayýsý az olduðundan polisin azgýnca saldýrýsýyla daðýtýldý. Yüzlerce insan daðýnýk þekilde terör estirilerek gözaltýna alýndý. Sadece Cevizlibað tarafýnda toplanabilen 200-300 kiþi slogan atarak yürüyebildi ve kayýp vermeden daðýldý. Araçlarýn Topkapý’ya girmesine izin verilmemesi nedeniyle inip yürüyerek iþlerine gitmek zorunda kalan yüzlerce kiþiye karþý da terör estirildi. Öyle ki, Newroz’la ilgisi olmayanlar adeta kovalanarak giriþ noktalarýndan uzaklaþtýrýldý. Çünkü bir an önce alana girmeye çalýþan diðer gruplara engel olmak için yetiþmeye çalýþýyorlardý. Bu da yetmeyip, polis bu kiþilerin arkalarýndan itip kakarak, “arkanýza bile bakmayýn, hýzlý yürüyün” þeklinde baðýrmýþlardýr. Bu davranýþlara itiraz edenlere “konuþturmayýn þunu, vur kafasýna copu” diyerek karþýlýk vermeleri ve saldýrmalarý psikolojilerinin ne kadar bozulduðunu ve


iktidar için

19

Mücadele Birliði kitleyi ne olursa olsun alana sokmamalarý gerektiðine þartlandýrýldýklarýný gösteriyordu. Newroz’u kutlamak için yerel giysileriyle, her yaþtan insanýyla alana akan Kürt emekçilerine faþizmin barýþtan ne anladýðýný en çýplak þekliyle 40-50 yaþýndaki analarýn üzerlerine gözyaþartýcý bombalarý atarak, sýkýþtýrabildiði insanlarý kýyasýya coplayarak, terör estirerek gösterdi. Polis, Edirnekapý civarýnda polisin saldýrýlarýný fotoðraflayan muhabirimizi de gözaltýna almaya çalýþarak çektiði filmlere el koymuþtur.

ÝKÝTELLÝ’DE NEWROZ Saat 19.00 civarýnda Ýkitelli Postanesinin arkasýndaki boþ arazide toplanýlmaya baþlandý. Alanýn çevresi polis tarafýndan sarýlmýþtý. Fakat sayýlarý çok azdý. Biz de alana girdiðimizde 5 yurtseverin kimliklerini polise verdiðini, bildiri daðýtmama, pankart açmama ve slogan atmama karþýlýðýnda anlaþtýklarýný öðrendik. Bunun üzerine yurtsever arkadaþlarla görüþüp bugünün özgürlük ve isyan günü olduðunu, polislerin buna engel olamayacaðýný, yüzlerce insanýn vahþice saldýrýlarak gözaltýna alýndýðý Mersin’de 2 kiþinin katledildiðini bu þekilde anlaþarak Newroz kutlanmasýnýn Newroz’un özüne aykýrý olduðunu ve içinin boþaltýldýðýný anlatmaya çalýþtýk. Fakat çabalarýmýz yeterli olmadý. Biz de halklarýn mücadele birliðine fayda saðlamayacaðýndan dolayý polislerin önünde tartýþma yaþamamak için pankart açýp, bildiri daðýtamadýk. Bu uzlaþý ortamý içinde baþlayan “þenlik” içerisinde Kürtçe-Türkçe türküler söylenerek ve halay çekerek yaþlýsý-genci, kadýný-erkeðiyle Kürt halký renkli görüntüler oluþturdular. Yaklaþýk 2 saat sonra eylemi organize edenler daðýlma çaðrýsý yaptýlar. Pazar Sokaðý’na yönelen kitle “Biji Serok Apo” sloganlarýyla yürüyerek daðýldý. Biz Leninistler de hazýrladýðýmýz “Biji Newroz, Zindanlar Yýkýlsýn Tutsaklara Özgürlük Mücadele Birliði Platformu” pankartýný Ýkitelli Cemevi karþýsýnda minibüs yolu üzerine asarak ve bildirilerimizi sokak aralarýnda yayarak bölgeden ayrýldýk.

Þimdi” yazýlýydý. HADEP Ýzmir Ýl Baþkaný tarafýndan okunan Kürtçe metne de polis tarafýndan müdahale edilmek istendi. Kitlenin tepki göstermesi üzerine polis müdahale etmekten vazgeçti. Yaklaþýk 4 saat süren mitingde sýk sýk “Biji Serok Apo”, “Yaþasýn Halklarýn Kardeþliði”, “Zindanlar Boþalsýn Tutsaklara Özgürlük” vb. sloganlar atýldý. Miting, çekilen halaylarla son buldu. Akþam saat 20.00’de Çamkule, Kadifekale, Eski Ýzmir ve Yamanlar’da da toplanan kitleler yine HADEP yöneticilerinin uzlaþmacý tutumlarýyla karþýlaþtý. Çamkule’de slogan atan Mücadele Birliði okurlarý HADEP yöneticileri tarafýndan engellenmek istendi. Yine Yamanlar’da pankart açmak isteyen Mücadele Birliði okurlarýna da sözle müdahalede bulunuldu. Her iki semtte de polisin önünde tartýþmak istemeyen dergimiz okurlarý, pankartlarýný toplamýþlardýr. Ayrýca Eski Ýzmir ve diðer semtlerde de slogan atan kitleye HADEP yöneticileri tarafýndan müdahale edilmiþtir. Çamkule’de dergimiz okurlarý tarafýndan yoðun bir þekilde kuþlama yapýlmýþ ve bildiri daðýtýlmýþtýr.

ESKÝÞEHÝR’DE NEWROZ

Demirci Kawa’nýn yaktýðý isyan ve özgürlük ateþinin yeniden harlandýðý Newroz, Türkiye ve Kürdistan topraklarýnda geriletici politikalara raðmen isyanlara dönüþtü. Getirilen yasaklamalar, Kürt halkýna geri adým attýramadý. Leninistler de, Newroz ateþini geniþ kitlelerin isyan ateþine çevirmek üzere Eskiþehir’de eylem alanýnda yerlerini aldýlar. Dumlupýnar Öðrenci Yurdu’nun karþýsýnda Newroz ateþi yoðun polis önlemlerinin gölgesi altýnda yaklaþýk 200 kiþi ile yakýldý. Geçen seneye oranla katýlýmýn az olmasý, “barýþ sürecini aydýnlatan” önemli bir ayrýntýydý. Eyleme Newroz ateþinin yakýlmasýyla baþlandý. Daha sonra halaylar çekildi, türküler söylendi, zýlgýtlar atýldý. Halay çekilirken “Yaþasýn Devrim Ve Sosyalizm”, “Yaþasýn Halklarýn Kardeþliði”, “Eþitlik, Kardeþlik, Kürt Ulusuna Özgürlük”, “Yaþamda Newroz, Hücrede Yaþam Kazanacak”, “Yaþasýn Ölüm Orucu Eylemimiz” sloganlarý atýldý. Eylemin ilerleyen saatlerinde gerçekleþen saygý duruþunun ardýndan da “Biji Newroz”, “Zindanlar Yýkýlsýn Tutsaklara Özgürlük”, Zafer Savaþan Ýþçilerle Gelecek”, “Kürt HalkýÝZMÝR’DE NEWROZ Ýzmir’de HADEP ve çeþitli kitle örgütlerinin düzenlediði na Kalkan Elleri Kýrdýk Kýracaðýz”, “Faþizmi Döktüðü Kanda Newroz mitingi Hipodrom’da yapýldý. 21 Mart Perþembe günü Boðacaðýz”, “Bütün Ýktidar Emeðin Olacak”, “Kürt Halký Devsaat 12.00’de gerçekleþtirilen mitinge yaklaþýk 10 bin kiþi katýl- rimle Özgürleþecek”, “Disa Disa Serhýldan Biji Azadiya Kürdý. Yoðun bir polis ablukasý vardý. Pankart açmak isteyen Atý- distan”, “Bedel Ödedik Bedel Ödeteceðiz”, “Baskýlar Bizi Yýllým ve Ýþçi-Köylü gazetesine polis müdahale etti. HADEP yö- dýramaz” kitlenin ortak sloganlarý olurken, ayrýca “Barýþ Heneticilerinin araya girmesiyle, pankart açýlmadan HADEP yö- men Þimdi” sloganý da atýldý ve halaylara devam edildi. Yaklaneticilerince teslim alýndý. Yine Alýnteri gazetesinin açtýðý pan- þýk 3,5 saat süren eylem halaylardan sonra sona erdi. Newroz ateþi zafere kadar sönmeyecektir. Zafer savaþan iþkart HADEP yöneticileri tarafýndan kitlenin önünü kapatýyor çi ler le ve savaþan Kürt halkýyla kazanýlacaktýr. Bunun için Türgerekçesiyle en arkaya alýndý. HADEP’in açtýðý pankartta “Çöki ye ve Kürdistan iþçi ve emekçilerine þu çaðrýyý yapýyoruz: züm Demokratik Cumhuriyette”, “Ýdama Hayýr, Barýþ Hemen


iktidar için

20

Mücadele Birliði ANKARA’DA NEWROZ

21 Mart günü saat 10.00’da toplanmaya baþlayan yaklaþýk 3 bin kiþilik kitle, Sýhhiye köprüsünden yürüyerek Abdi Ýpekçi Parkýna girdi. “Yaþasýn Halklarýn Kardeþliði”, “Hücrelere Deðil Eðitime Bütçe”, “Birlik Mücadele Zafer”, “Kurtuluþ Yok Tek Baþýna Ya Hep Beraber Ya Hiç Birimiz”, “Biji Býratiye Gelan”, “Tuncay Yýldýrým Ölümsüzdür”, “Cengiz Soydaþ Ölümsüzdür”, “Susma Haykýr Halklar Kardeþtir”, “Zindanlar Yýkýlsýn Tutsaklara Özgürlük”, “Filistin Halký Yalnýz Deðildir” sloganlarý atan kitle, arkasýndan ateþ yakarak halay ve türkülerle Newroz’u kutladý. Saat 15.30 civarý kitle olaysýz bir þekilde daðýldý. Ayrýca, yürüyüþ esnasýnda bildiri daðýtmak isteyen bir arkada- Nusaybin’de Newroz Hükümet konaðýnýn arkasýnda yaklaþýk 5 bin kiþi Newrozu þýmýza bir grup öðrenci korteji bozduðu iddiasýyla müdahale etkutladý. Polis, Yedinci Gündem gazetesi muhabirlerinin fotoðmiþ, oldukça kaba davranýþlar içine girmiþlerdir. raf makinesi ve kameralarýna el koydu.

KISA KISA NEWROZ... Edindiðimiz bilgilere göre:

Mersin’de Newroz

Erzincan’da Newroz Erzincan’da Newroz, çeþitli bölgelerde kalabalýk gruplarla kutlandý, Kürtçe-Türkçe türküler söylendi.

Kutlamalarýn valilik kararýyla yasaklandýðý Mersin’de polisle halk arasýnda çatýþma çýkmasýyla 2 kiþi ölümsüzleþmiþtir. Panzerin ezerek katlettiði 34 yaþýndaki Mehmet Þen ve polislerin döverek katlettiði 39 yaþýndaki Ömer Aydýn, faþist devletin katletme politikasýnýn birer parçasý olarak tarihe yazýlarak 2002 Newroz’una damgasýný vurmuþtur. Gün boyu polisle halk arasýnda çýkan taþlý sopalý saldýrýlarda 41 polis ve 20 eylemci yaralanmýþ, 159 kiþi tutuklanmýþtýr.

Elazýð’da Newroz

Diyarbakýr’da Newroz

100 bin’i aþkýn kiþi tarihi kalenin önünde buluþtu. Valiliðin katýlýmlarý engelemek için kamu çalýþanlarýna ve öðrencilere koyduðu yasaða raðmen Newroz kutlamalarý sorunsuz geçti.

Kutlamalara yüzbinlerce kiþi katýldý. Kürtçe eðitim, barýþ ve özgürlük talepleri aðýrlýklý olarak dile geldi. yalnýzca alan giriþinde polis tarafýndan yaþanan engellemeler gerginlik yarattý.

Adana’da Newroz Mimar Sinan Açýkhava Tiyatrosu’nda gerçekleþtirilen þenliðe yaklaþýk 30 bin kiþi katýldý.

Siirt’te Newroz Siirt’te Newroz, Eruh yolu üzerinde kutlandý. Yaklaþýk 30 bin kiþi katýldý. Bu yýl Siirt’te 1992’den beri ilk defa izin verildi.

Bingöl’de Newroz Kutlamalar Kültür Mahalle’sinde yapýldý. Binlerce kiþi katýldý. Newroz kutlamalarý sýrasýnda PKK propagandasý yaptýðý gerekçesiyle gözaltýna alýnanlarýn 15’i tutuklandý.

Mardin’de Newroz Mardin Kýzýltepe’de Newroz için otogar alanýnda yapýlan kutlamalara 50 bin kiþi katýldý. Türküler eþliðinde halay çekildi.

Elazýð’da HADEP’in düzenlediði Newroz kutlamalarý Ýstasyon Meydaný’nda yapýldý, yaklaþýk 5 bin kiþi katýldý.

Adýyaman’da Newroz Adýyaman’da 7 bin kiþi Horhor Mahallesi’nde Newroz’u kutladý. Valiliðin süre kýsýtlamasý ve yasaklarýna raðmen kutlama uzun saatler sürdü.

Van’da Newroz

Urfa’da Newroz Haleplibahçe’de 30 bin kiþinin katýlýmýyla gerçekleþen kutlamalar sloganlarla dolu geçti.

Batman’da Newroz Yaklaþýk 100 bin kiþinin katýldýðý Newroz kutlamalarý, Þafak Mahallesinde yapýldý.

Þýrnak’ta Newroz Þýrnak Silopi’de Newroz kutlamalarýna katýlan yaklaþýk 2 bin kiþiye korucular müdahale etti ve ateþ açtý. Kitleden bir çok kiþi gözaltýna alýndý.

Gaziantep’te Newroz Antep’te Ýstasyon Meydanýnda yapýlan Newroz kutlamalarýna 15 bin kiþi katýldý.

Tunceli’de Newroz Sendikalar ve siyasi partiler platformunun düzenlediði Newroz kutlamalarýna 3 bin kiþi katýldý. Halaylar çekilen kutlamalarda sýk sýk “Devrim Þehitleri Ölümsüzdür”, “Yaþasýn Ölüm Orucu Direniþimiz”, “Dersim Faþizme Mezar Olacak” sloganlarý atýldý.


iktidar için

21

Mücadele Birliði

ZAFERÝ BÝZ KAZANACAÐIZ ! Ülkelerimiz zindanlarýnda yüzlerce gündür devam eden Ö- tir. lüm Orucu eylemlerinde 2 devrim savaþçýsý daha ölümsüzleþeZindanlarda Ölüm Orucu eylemine devam eden devrimci rek güneþe uðurlanmýþtýr. tutsaklardan birçoðu hastanelere kaldýrýlmýþtýr. Saðlýk durumlaÜlkelerimizin her köþesini geçmiþten bugüne kan deryasý- rý ile ilgili öðrenebildiklerimiz þunlardýr: na çeviren iþbirlikçi tekelci burjuva sýnýfýn faþist devletine ve iþTekirdað Zindanýndan Tekirdað Devlet Hastanesi’ne kalçi-emekçileri açlýða, yoksulluða, yok oluþa sürükleyen politikadýrýlan TKEP/Leninist davasý Ölüm Orucu savaþçýsý Þerif larýna karþý yapýlmasý gereken þey, tüm bunlarýn altýnda kalma- Kartoðlu’nun durumunun giderek kötüleþtiði, sýk sýk ishal oldumak, gerçek gücümüzü keþfetmektir. Ýþçi ve emekçi sýnýflarýn ðu, gerçek hedefi ne olmalýdýr? Hedef; kapitalist sisteme karþý, proKandýra Zindanýndan Ýzmit Devlet Hastanesi’ne kaldýrýlan letaryanýn iktidarýný kurarak, kesintisiz bir þekilde sosyalizme ve burada kendisine müdahale edilen TKEP/Leninist daulaþmaktýr. vasý Ölüm Orucu savaþçýsý Ergül Çiçekler’in hafýza kaybý yaþaDünya devrim tarihinde eþine az rastlanýr bir kahramanlýk dýðý, bilincinin açýlýp kapandýðý, belden aþaðýsýnýn felç olduðu, destaný yazýlýyor ülkelerimiz topraklarýnda. Devrimci tutsakla- öðrenilmiþtir. rýn yüksek bir irade, bilinç ve cesaret örneði göstererek ölümsüzleþtiði bu kavgada; 13 Mart 2002 tarihinde Doðan Tokmak, 21 Mart ÖLÜMSÜZDÜR! 2002 tarihinde de Tuncay Yýldýrým güneþe uðurlan1971, Çanakkale-Bayramiç doðumlu olan Tuncay Yýldýrým, ünivermýþtýr. DHKP-C davasý site öncesi eðitimini Çanakkale ve Balýkesir’de tamamlamýþtýr. 1989 tutsaðý Ölüm Orucu sayýlýnda Uludað Üniversitesi Sýnýf Öðretmenliði bölümünü kazanmýþtýr. vaþçýsý Doðan Tokmak, Devrimci mücadele ile üniversite döneminde tanýþmýþ, sonrasýnda 1997 yýlýnýn Ekim ayýnda Adana’da gözaltýna alýnarak tutuklanmýþtýr. eyleminin 290. gününde, Türkiye ve Kürdistan’ýn çeþitli zindanlarýnda tutsak kalan Tuncay YýlÞiþli Etfal Hastanesi’nde dýrým, 19-22 Aralýk 2000 tarihinde gerçekleþtirilen katliam sýrasýnda zorla müdahale sonrasý, Buca Zindanýnda bulunuyordu. Bir süre sonra Kýrýklar F Tipi ZindanýMLKP davasý Ölüm Oruna sevk edilmiþtir. MLKP davasý 6. Ekip Ölüm Orucu savaþçýsý olarak cu savaþçýsý Tuncay Yýlbaþladýðý eylemini, önce Ýzmir Yeþilyurt Devlet Hastanesi’nde, buradýrým ise (tahliye oldukdan 14 Þubat 2002 tarihinde tahliye edilmesinden sonra Ýzmir Yamantan sonra eylemine devam lar’daki evinde devam ettirmiþtir. etmiþ), Ýzmir-Yaman21 Mart 2002 Newroz’unun ülkelerimiz topraklarýný savaþ alanýna çevirdiði o ateþ dolu günlar’daki evinde eyleminin de ölümsüzleþerek, Çanakkale’de güneþe uðurlanmýþtýr. 236. gününde, Newroz kýzýllýðýnda ölümsüzleþmiþ-

Tuncay Yýldýrým

na, iþçi ve emekçi halklarýn devrim mücadelesine olan inancýn, yoldaþlarýna, siper yoldaþlarýna baðlýlýðýn simgesi olarak ölümsüzleþen tüm devrim savaþçýlarý gibi, Doðan Tokmak da; yaptýðý eylemin ne büyük fedakarlýklar ve cesaret gerektirdiðinin bilincindedir. 1996 “Ve cellat uyandý yataðýnda bir gece, Ö lüm O ru cu ey le mi i le il gi li konuþurken; “1996 Ölüm Orucu þe‘Tanrým’ dedi, bu ne zor bilmece? hit le ri mi zin gün gün e ri me le ri, kan kusmalarý ama ayný zamanda, Öldükçe çoðalýyor adamlar, za fe re ki lit len me le ri, be ni güç lendirmiþtir. Bugün onlardan aldýðým Ben tükenmekteyim öldürdükçe...” güç le da ha güç lü yüm...”(Ek mek ve Adalet, s.1) demektedir. 19-22 Aralýk 2000 zindan katliamlarý öncesi ve sonrasý devam Fa þist dev le tin 19-22 A ra lýk 2000 tarihinde gerçekleþtirdiði eden Ölüm Orucu eylemlerinde bugüne kadar, 89 devrimci tutsak kat li a mýn ö zel de dev rim ci tut sak la ra yapýlmasýnýn ne anlama gelölümsüzleþmiþtir. Cengizlerden, Nergizlerden, Haticelerden, Güldi ði ni çok i yi bil mek te yiz. Ýþ bir lik çi tekelci burjuvazinin temsilcisümanlardan, Zeynellerden, Lalelerden, Aysunlardan ve Sibellerle ri nin “i çe ri de a sa yiþ sað lan ma dan dý þarýda asayiþi saðlayamayýz” den alýnan bayrak, onlarca siper yoldaþý devrimci tutsaðýn elinde, söz le rin de de a çýk ça gö rül dü ðü gi bi, “dý þarý”daki iþçi ve emekçilebedeninde ve yüreðinde zafere taþýnýyor. Ve iþte zindan duvarlarýný aþan bir caný daha, güneþi kýzýllaþtý- rin devrim mücadelesini durdurabilmek için öncelikle devrimin ranlarýn ülkesine uðurladýk. Devraldýðý bayraðýn zafere taþýnacaðý- öncü kadrolarýný yoketmesi gerekiyordu. 19-22 Aralýk 2000 tari-

Ölüm Orucu Savaþçýsý Doðan Tokmak ÖLÜMSÜZDÜR!


iktidar için

22

Mücadele Birliði

zindan katliamý sonrasý Kandýra Zindaný’na sevk edilmiþ, 5. Ekip Ölüm Orucu 1972, Sivas-Hafik Emre Köyü doðumlu olan Doðan Tokmak, devrimci mücadele ile 1989 yýllarýnda tanýþmýþtýr. Ýssavaþçýsý olarak önce Ýzmit Devlet Hastanbul Okmeydaný ilçesinde çeþitli devrimci faaliyetlerde butanesi’ne, sonra Bayrampaþa Hastanelunduðu, milis örgütlenmesinde çalýþtýðý öðrenilmiþtir. 1994si’ne kaldýrýlmýþtýr. 1999 yýllarý arasýnda tutsaklýk yaþamýþtýr. Faþist devletin 1913 Mart 2002 tarihinde zorla müda22 Aralýk 2000 tarihinde gerçekleþtirdiði katliam sýrasýnda hale edilmek üzere kaldýrýldýðý Þiþli EtÜmraniye Zindanýnda bulunuyordu. fal Hastanesi’nde 16 Mart 2002 günü DHKP-C davasý 5. Ekip Ölüm Orucu savaþçýsý olarak eyleminin 290. gününde ölümsüzleþen, baþladýðý eyleminde; “Ben varken yoldaþlarýmýn beyinlerini DHKP-C davasý tutsaðý Ölüm Orucu sayokedemeyeceksiniz, halkýmýzý teslim alamayacaksýnýz, yurduvaþçýsý Doðan Tokmak’ýn cenazesi, 17 muzu emperyalistlere satamayacaksýnýz”, “Hareketle niþanlý, Mart 2002 günü öðlen saatlerinde Adli ölümle evliyim. Ölüm dediler, iþte ölümü kaç defa yendik” diDoðan Tokmak Týp Kurumu’ndan alýnarak Okmeydaný yerek inancýný haykýrdý. Cemevi’ne getirilmiþtir. Cemevi önünde toplanan 500 kiþilik kitle ile birlikte fahinde faþizmin binlerce polisi, þizme duyduðumuz öfkemizi haykýran “Doðan Tokmak Ölümsüzaskeri ve özel ti- dür”, “Kahramanlar Ölmez Halk Yenilmez”, “Bedel Ödedik Bemine, onbinler- del Ödeteceðiz”, “Yaþasýn Ölüm Orucu Direniþimiz”, “Analarýn ce kurþun, gaz Öfkesi Katilleri Boðacak”, “Devrim Ýçin Düþenler Kavgamýzda bombasýna karþý Yaþýyor”, “Zindanlar Yýkýlsýn Tutsaklara Özgürlük” vd. sloganlaiþçi ve emekçi- rýný attýk. Okmeydaný sokaklarýnda yapýlan yürüyüþ sonrasý saat 13:30 lerin devrim ve iktidar mücade- civarýnda otobüslerle Gazi Cebeci Mezarlýðý’na hareket ettik. Bulesini savun- rada Doðan Tokmak’ýn yaþamýný anlatan bir basýn açýklamasýnýn maktan geri dur- ardýndan, sevdiði türkülerin söylenmesi ve atýlan sloganlarla tören mayan devrimci sona erdi. Doðan Tokmak yoldaþlarýnýn hazýrladýðý parti bayraðýtutsaklarýn “Ö- na sarýlý olarak güneþe uðurlandý. Faþizmin tüm bir halký teslim almak için gerçekleþtirdiði sallürüz, Ama Asla Teslim Olmayýz” þiarý kavgamýza ýþýk tutmaktadý rý la rý, devrimci tutsaklar ve iþçi, emekçi halklarýmýzýn devrim dýr. Devrimci tutsaklarýn yüzlerce gündür yüksek bir bilinç, irade kav ga sýnýn önünde engel olamayacaktýr. ve cesaret örneði göstererek sürdürdükleri Ölüm Orucu eylemlerinin iþçi ve emekçiler tarafýndan sahiplenilmesi ve devrimci dayaDEVRÝM SAVAÞÇILARI ÖLÜMSÜZDÜR! nýþmanýn gerekliliði bilinciyle Doðan Tokmak’ýn cenazesine katýlYAÞASIN SÝPER YOLDAÞLIÐI! dýk. Doðan Tokmak, 19-22 Aralýk 2000 tarihinde gerçekleþtirilen Ýktidar Ýçin Mücadele Birliði Dergisi Okurlarý/Ýstanbul

Devrim Ýçin... Zafer Ýçin...

YETER GÜZEL ÖLÜMSÜZDÜR!

Devrimci tutsaklarýn yüzlerce gündür sürdürdükleri Ölüm Orucu eylemlerinde iradenin, inancýn, cesaretin ve fedakarlýðýn simgesi olarak ölümsüzleþen onlarca devrim savaþçýsý, faþizmin beyninde patlayan bombalar olmaya devam ediyorlar. Devrimci Demokrasi gazetesinden edindiðimiz bilgilere göre; 10 Mart 2002 tarihinde ölümsüzleþen TKP(ML) davasý tutsaðý, 7. Ekip Ölüm Orucu savaþçýsý Yeter Güzel’in cenazesi 12 Mart 2002 tarihinde Dersim/Nazimiye’de güneþe uðurlanmýþtýr. Yeter Güzel’in 10 Mart 2002 tarihinde ölümsüzleþmesinden sonra, cenazesi 11 Mart 2002 tarihinde Cerrahpaþa Adli Týp Kurumu’na getirilmiþtir. Yeter Güzel, TUYAB’lý aileler, yoldaþlarý ve diðer katýlýmcýlarla birlikte yaklaþýk 80 kiþilik bir kitle tarafýndan, “Yeter Güzel Ölümsüzdür”, “Yaþasýn Ölüm Orucu Direniþimiz”, “Ölüm Orucu Þehitleri Ölümsüz-

dür” sloganlarý ile Dersim’e gönderilmiþtir. 12 Mart 2002 tarihinde Dersim’e gelen cenaze ve cenazeye katýlacaklarýn bulunduðu arabalar, il sýnýrýnda 4 ayrý noktada durdurularak þehir merkezine sokulmak istenmemiþtir. Ailenin kararlý tavrý sonucu Nazimiye’ye getirilen cenazesi; ailesi, yoldaþlarý, HADEP Tunceli Ýl Baþkaný ve yöneticileri, ÝHD Baþkaný ve civar köylerden gelen yaklaþýk 300 kiþi tarafýndan “Yaþasýn Ölüm Orucu Direniþimiz”, “Yeter Güzel Ölümsüzdür” sloganlarý ile güneþe uðurlanmýþtýr. DEVRÝM SAVAÞÇILARI ÖLÜMSÜZDÜR! YAÞASIN SÝPER YOLDAÞLIÐI!


iktidar için

23

Mücadele Birliði

CHE YÜZYILI DHKP-C tarafýndan 22 Mart 2002 tarihinde yapýlan açýklamada; “20 Mart 2002 günü Ordu’nun Ünye ilçesi, Yeþilkent beldesi yakýnlarýnda faþist devletin Jandarma Özel Timleri ve DHKP-C Karadeniz Bölge Komutanlýðý’na baðlý bir gerilla birliði arasýnda çýkan çatýþmada Gökçe Þahin, Ýpek Yücel ve Turan Þahin isimli devrim savaþçýlarýnýn ölümsüzleþtiði” bildirilirken, ayrýca “...her anda, þurada ve burada ortaya çýkan bir direniþ, kurulan bir barikat, sýkýlan bir kurþun, bu ülkedeki savaþ ve devrimci mücadele gerçeðini gösterdi herkese. Bu zulüm ve sömürü oldukça, devrim mücadelesi bitmez. Ülkemizin daðlarýnda ve þehirlerinde, halk oldukça, gerilla da tükenmez” denilmiþtir. Basýn metninde Ordu Valisi Kemal Yazýcýoðlu’nun Ordu’da gerçekleþtirilen katliam sonrasý “...benim olduðum yerde terör barýnamaz... Bölgemize girdikleri gibi karþýlýðýný da aldýlar...” þeklindeki sözlerine yer verilmiþtir. Üç kiþinin Ordu’da katledilmesinden bir gün sonra, tüm ülkelerimiz genelinde yapýlan Newroz eylemlerine de ayný þekilde saldýran faþist devlet, Mersin’deki eylemliliklerde de iki kiþiyi katletmiþtir. Ýþbirlikçi tekelci burjuvazi, içerisinde bulunduðu ekonomik ve politik krizin etkisiyle, devrimin öncü kadrolarý olan devrimci tutsaklar baþta olmak üzere; tüm iþçi ve emekçi halklar karþýsýnda katliam politikalarýný yoðunlaþtýrmaya baþlamýþtýr. Dünya devrim deneyimlerinden ve ülkelerimizin özelinde geliþen iç savaþ koþullarýnda ortaya çýkan geliþmelerden görüldüðü üzere, bu saldýrýlar her geçen gün daha da artmaktadýr. Tüm bu saldýrýlardan, sömürü ve baskýlardan kurtulmanýn yolunu ölümsüzleþen devrim savaþçýlarý gösteriyor. Ya kanlý kavgalý bir savaþ ve zafer, ya yok oluþ, ya devrim, ya ölüm! Devrim Savaþçýlarý Ölümsüzdür! Gökçe Þahin: 1976 Ankara doðumludur. 1994 yýlýnda Hacettepe Üniversitesi Kimya Mühendisliði öðrencisiyken mücadele ile tanýþan Gökçe Þahin, 1995 yýlýnda tutuklanmýþtýr. Zindandan çýktýktan sonra devam ettiði mücadelesinde, komutaný olduðu gerilla birliðinde 2 yoldaþý ile birlikte katledilmiþtir. Ýpek Yücel: 1965 Tokat/Almus doðumludur. 1994 Eylül’ünden ölümsüzleþtiði güne kadar gerilla birliðinde mücadele eden Ýpek Yücel, devrimci mücadele ile 1990’lý yýllarda Armutlu’da yaþanan gecekondu direniþlerinde tanýþmýþtýr. Turan Þahin: 1980 Tokat/Almus doðumludur. Yoksul ve emekçi bir ailenin çocuðu olan Turan Þahin, bir dönem ailesi tarafýndan Ýstanbul’a gönderilmiþ, dört yýl burada bir emekçi olarak çalýþmýþtýr. “Yýllardýr sömürülüyoruz, köylerde baský var, halk çöplüklerden yiyecek topluyor, bunlarýn çözümü için mücadele etmek gerekiyor...” diyen Turan Þahin, 1997 yýlýnda gerillaya katýlmýþtýr.

Ülkelerimizde onyýllardýr sürdürülen sýnýf savaþýmýnýn geliþimi çeþitli tarihi evrelerle doludur. Ve her tarihi evre kendi savaþçýlarýný, öncülerini, simgelerini yaratmýþtýr. Birbiri üzerinde biçimlenen, geliþen olaylar gibi, savaþçýlar da, her dönemin kendi geliþimiyle birlikte daha ileri bir bilinç düzeyine ulaþmýþlardýr. Sürekli bir devinimle her anlamda geliþim kesintisiz devam etmiþtir. 30 yýlý aþkýn bir zamana; Denizler’den Seyitler’e ve onlardan bugünlere uzanan dünyayý deðiþtirme eylemi yoluna bakýlýrsa bu çok açýk olarak görülecektir. Denizler’in devrimci silahlý mücadelenin yolunu ülkelerimizde açýþý, devrim tarihimizde bir ilkti... Sýnýf mücadelesi artýk eskimiþ, geçerliliðini kaybetmiþ yöntemlerle, araçlarla sürdürülemezdi. Denizlerin bunu görmeleri ve bu tarihi sorumluluðu yerine getirmekte bir an olsun tereddüt etmemeleri, yaþamlarý pahasýna savaþmalarý devrimimize büyük bir deðer katmýþ, itilim saðlamýþtýr. Onlardan sonra bu kavgada yer alan genç proleterler ve emekçiler savaþýmýn en zorlu, en þiddetli zamanlarýnda devrimci kahramanlýklarý çoðaltmaktan geri durmadýlar. Denizler’den devralýnan miras, 12 Eylül’ün en vahþice sürdürüldüðü zindanlarda ve sokaklarda da devam ettirildi... 12 Eylül devrimimiz açýsýndan tarihi, yeni bir dönemeçti. Seyitler bu tarihi dönemecin bilincindeydiler, onlar genç proleter öncüydüler ve bu sorumlulukla davrandýlar. Denizler’in, Seyitler’in ve bugün zindan savaþlarýnda ölümsüzleþen tüm devrim savaþçýlarýnýn unutulmaz, unutulmayacak oluþlarý yaratýlan büyük kahramanlýklardan yahut devrimci önder oluþlarýndan öte; tarihsel süreçlerde bilinçlice, kararlýlýkla en önde yer almalarý ve ölümsüzleþmeleridir. Murat, Sibel ve Aysun yoldaþlarýmýz Denizler, Seyitler gibi yine tarihi bir dönüm noktasýnda yaþamlarýný ortaya koyarak ölümsüzleþtiler. Ýçinde bulunduðumuz süreç her yönden keskin ve þiddetlidir. Murat, Sibel, Aysun yoldaþlarýmýz bu keskin ve þiddetli süreçte en önde olmaktan büyük bir onur duydular. “Biz Denizlerin yoldaþý, proletaryanýn komünist öncüleriyiz.” diyerek her adýmlarýnda, her çarpýþmalarýnda, tarihi bir sürecin içinde bulunduklarýný ve bu önemli sürecin devrimin zaferi lehine olmasý için ne gerekiyorsa yerine getirmekten geri durmadýlar. Komünist Partinin ideolojik, politik olarak ulaþtýðý düzeyi ve iddiasýný kendi þahýslarýnda somutladýlar. Che yüz yýlýnýn ilk baþlangýcýnda, devrimimizin önemli ayaklarýndan biri olan zindan savaþlarýnda ölümsüzleþen Murat, Sibel, Aysun yoldaþlarýmýz yeni-insan özelliklerini taþýyan, örneklerini yaratanlar olarak Türk-Kürt proletaryasýna ve tüm dünya proletaryasýna devrim savaþýnda esin kaynaðý olmuþlardýr. Yeni bir yüzyýla girerken bu yüzyýlýn “Che yüzyýlý” olacaðýný söylemiþtik. Çünkü tüm dünyayý içine alan ayaklanmalar yüzyýlýnýn Che þahsýnda öne çýkan özelliklerin en geniþ kitlelerce hayata geçirilmesi ve geliþtirilmesiyle ancak karþýlanabileceði kavranmýþ ve bu zorunluluk doðrultusunda hayata geçirilmektedir. Che, enternasyonalist bir savaþ sloganý haline geldi. Yeni yüzyýla emperyalist-kapitalist sistemin ezilen tüm dünya halklarýna yönelik saldýrýlarý ve “savaþ ilaný”yla, baþlarken, yüzyýlýmýzýn ilk komünarlarý da büyük bir kahramanlýkla tarih sahnesinde yerlerini aldýlar. Kolombiya’dan Filistin’e, G. Kore’den Cenova’ya, Türkiye’den Kürdistan’a....


iktidar için

24

Mücadele Birliði

KOMÜNÝST MANÝFESTO Dünyada neredeyse bir “manifesto” patlamasý yaþanýyor. Yani olur olmadýk herkesin, daha doðrusu marksizm-leninizmden vazgeçmiþ, burjuvaziyle olan ideolojik ve gönül baðýný koparamamýþ kiþi ve örgütlerin dillerinde; “benim kitabým bu dönemin manifestosudur” veya “bu düþüncelerim bir manifestodur” vb. sözleri dolaþýyor. Nedir onlara bunu söyleten þeyler? Salt marksizm-leninizmi tahrip etme, kitlelerin bilincini bulandýrma çabasý mý? Peki ama neden özellikle bu dönemde bu çabalar artmýþtýr? Yoksa kitleler “yeni bir dünya” özlemi içerisinde, kapitalizm yýkýlmadan özlem ve istemlerine ulaþamayacaklarýný görebilme, anlayabilme ve bu doðrultuda harekete geçme aþamasýna mý gelmiþlerdir? Öte yandan dünyada Kapital ve Emperyalizm kitaplarý yeniden okunuyor. Marksizm-leninizme yönelim de vardýr. Bugüne kadar burjuva aydýnlarýn ve benzerlerinin ortaya koyduklarý hiçbir þey marksizmi aþamamýþtýr. Bu Komünist Manifesto için daha bir geçerlidir.

150 yýlý aþkýn bir zamandýr Manifesto okunmakta ve emperyalistkapitalist sistemin sýçramalý çöküþ evresine girildiði bu zamanda daha fazla ve daha geniþ yýðýnlar tarafýndan okunma ihtiyacý doðacaktýr. Kaldý ki, Marks ve Engels 1882 Rusça Baskýya Önsöz’de þöyle diyor; “Komünist Manifesto’nun amacý, modern burjuva mülkiye tinin yaklaþmakta olan kaçýnýlmaz çözülüþünü ilan etmekti”. “...radikal olmak, þeyleri temel den kavramaktýr” diyor Marks. “...þeyleri temelden kavramak” isteyen, daha doðrusu kavranmasýný zorunlu kýlan dönemin kendi zorunluluðudur; bundan dolayý Kapital ve Emperyalizm okunuyor, tartýþýlýyor ve ne kadar temelden kavranmýþsa þiarlara ve hareketin zor yönündeki pratiðine geçiriliyor ya da pratiðe ve hedeflere yansýyor kavranýldýðý ölçüde... Bu durumda sürecin niteliði, radikalliði, radikal olmayý dayatýyor. Bu, temelden kavramayý getiriyorsa, tüm dünya ezilenlerinin ortak bir Manifesto’ya sahip olmalarýný, doðal devamýnda enternasyonalizmi de hayata geçirmelerini hýzla beraberinde getirecektir. Bugün teknolojinin ulaþtýðý boyut, tüm emekçilerin, ezilenlerin kapitalizmin kendi geliþim yasalarý içerisindeki birleþtiriciliði ve yoðun sömürü koþullarýyla, çeliþki ve çatýþmalarýn þiddeti kendiliðinden de olsa enternasyonalizmi gerçekleþtirmiþtir. “Bütün Ülkelerin Ýþçileri, Birleþin!” þiarýna uygunluk saðlanmýþtýr. Ama önemli olan, asýl olmasý gereken bunun örgütlü hale getirilmesi, enter-

nasyonalist örgütlenme olmasýdýr. “Yeni bir dünya olanaklýdýr, yaratacaðýz” diye dünya emekçilerinin haykýrmasý bu anlamda daha ileridir, fakat bu ilerici yan komünistlerin öncülüðünde ileri taþýnabilir. Komünist Manifesto’nun yazýldýðý dönem devrimler ve ayaklanmalar dönemidir. Toplum yüzyýllar süren feodaliteden kurtulur kurtulmaz zaten zincirlerinden boþanmýþcasýna her alanda ilerlemeleri ve sýçramalarý hýzlandýrdý. “...zihinsel üretim maddi üretimin deðiþmesiyle birlikte ilerliyor ve deðiþiyor...”sa -ki öyle- bunlarýn yaþanmasý da kaçýnýlmaz ve doðaldý. Burjuva önderlik altýnda, burjuvaziyle birlikte devrimleri gerçekleþtiren geniþ kitleler burjuvazinin iktidara gelmesinden sonraki kýsa sürede gerçekleþtirdikleri devrimin kendi devrimleri olmadýðýný görmüþler ve “yeni bir dünya düzeni arzusu” sona ermek yerine ezilenleri daha da arayýþ içine sokmuþtur. Bu arayýþ, “yeni bir dünya” özlemi, istemi kendini Komünist Manifesto’da, ne olduðu, nasýl olacaðý ve kimin gerçek-


iktidar için

25

Mücadele Birliði leþtireceði olarak somutlaþmýþ, ortaya çýkmýþtýr. Manifesto’nun yazýldýðý dönem itibariyle de -1848 Paris ve Avrupa ayaklanmalarýnýn hemen öncesi- ortaya çýkardýðý þeyler açýsýndan da bir devrim manifestosudur. Manifesto’nun okunduðu, yoðun ilgi gördüðü dönemler daima ayaklanma ve devrim dönemleri olmuþtur. “Manifesto’nun tarihi, büyük ölçüde, modern iþçi sýnýfý hareketinin tarihini yansýtmaktadýr” (1888, Ýngilizce Baskýya Önsöz / F. Engels). “Belirli bir ülkede büyük sanayinin geniþlemesi oranýnda o ülkenin iþçileri arasýnda, iþçi sýnýfý olarak, mülk sahibi sýnýflar karþýsýndaki konumlarý konusunda aydýnlanma özlemi de büyümekte, sosyalist hareket bunlar arasýnda yaygýnlaþmakta ve Manifesto’ya olan talep artmaktadýr. Böylece, yalnýzca iþçi hareketinin durumu deðil, büyük sanayinin geliþme derecesi de, her ülkede, Manifesto’nun o ülke dilinde daðýtýlan nüsha sayýsýyla oldukça doðru bir biçimde ölçülebilir” (1892, Lehçe Baskýya Önsöz / F. Engels). Demek ki Manifesto’nun okunmasý nesnel durumu anlamamýzý saðlar nitelikte olmuþtur. Týpký bugün olduðu gibi... Çünkü en son bugün, dünya ezilenlerinin, proletaryasýnýn ayaða kalktýðý, sosyalizmin tarihsel, ekonomik ve siyasal zorunluluðunun her þeyde kendini ortaya çýkardýðý bu zamanda Komünist Manifesto’nun yeniden okunmasýna, anlaþýlmasýna duyulan ihtiyacýn neden kaynaklandýðý gözler önündedir. Demek ki Manifesto iþçi sýnýfýnýn “...dünyayý deðiþtirme eylemi” manifestosudur. Komünist Manifesto’daki temel düþünce ne? Bunu da Engels 1883 Almanca Baskýya Önsöz’de yazýyor: “Manifesto’ya egemen olan temel düþünce iktisadi üretimin ve her tarihsel dönemin buradan çýkan toplumsal yapýsýnýn, o dönemin siyasal ve düþünce tarihinin temellerini oluþturduðu; bunun sonucu olarak (ilkel komünal toprak mülkiyetinin

çözülüþünden bu yana) tüm tarihin sýnýf savaþýmlarý tarihi, sömürülen ile sömüren arasýndaki toplumsal geliþmenin çeþitli aþamalarýnda egemen olunan ile egemen olan sýnýflar arasýndaki savaþýmlarýn tarihi olduðu ne var ki, bu savaþýmýn, þimdi, sömürülen ve ezilen sýnýfýn proletaryanýn- ayný zamanda toplumun tümünü sömürüden, ezilmekten ve sýnýf savaþýmlarýndan sonsuza dek kurtarmaksýzýn, onu sömüren ve ezen sýnýftan burjuvaziden- kendisini artýk kurtaramayacaðý bir aþamaya ulaþtýðý düþüncesi...”dir. Manifesto’daki temel düþünce gerçekliðini hala korumakla birlikte çok büyük geliþim saðlandýðý, yani proletarya-

nýn hem kendisini, hem ezilen tüm toplumsal katmanlarý kapitalizmden kurtarmasý yönünde koþullarýn ekonomik, tarihsel, siyasal tüm yönleriyle olgunluk kazandýðý bir gerçektir. Sosyalizmin öngünü olarak ortaya çýkan emperyalizm aþamasý dahi kendi içinde son evresine varmýþtýr. Proletaryanýn kurtuluþu her bakýmdan olanaklý ve zorunlu hale gel-

miþtir. Emperyalist-kapitalist sistemin sýçramalý çöküþ dönemine girildiði bu süreçte marksizm-leninizmden vazgeçmiþ, burjuvaziyle baðlarýný koparamamýþ olanlarýn topluma “kendi düþüncelerinin manifesto” olduðu yalanýný söylemeleri yalnýzca basit bir aldatmaca ve yanlýþlýk deðil, ayný zamanda ne denli gerici olduklarýnýn da göstergesidir. Onlarýn yýllardýr tanýtlamaya çalýþtýklarý þey; sýnýf savaþýmýný, devrimci zoru yok sayma, yeni bir dünya olacaksa kapitalizm altýnda olacaðý savýdýr. “Bu devrim (1848) her yerde iþçi sýnýfýnýn eseri olmuþtur; barikatlarý kuran ve bunu hayatýyla ödeyen iþçi sýnýfýydý. Hükümeti devirmekteki niyeti, açýkça, burjuva rejimini devirmek olanlar yalnýzca Paris iþçileriydi. Ama kendi sýnýflarý ile burjuvazi arasýndaki onmaz uzlaþmaz karþýtlýðýn bilincinde olsalar bile, genede, ne ülkenin ekonomik geliþmesi, ne de Fransýz iþçi kitlesinin zihinsel geliþmesi, henüz toplumsal bir yeniden kuruluþu olanaklý kýlacak aþamaya ulaþmýþ deðildi. Bu nedenle devrimin meyvelerini toplayan, son tahlilde, kapitalist sýnýf oldu” (1893. Ýtalyanca Baskýya Önsöz) “...durum ne denli deðiþmiþ olursa olsun, bu Manifesto’da geliþtirilmiþ bulunan genel ilkeler ana çizgileriyle, bugün de her zamanki kadar doðrudur. (...) Komün özellikle bir þeyi, ‘iþçi sýnýfýnýn mevcut devlet mekanizmasýný salt elinde tutmakla onu kendi amaçlarý için kullanamayacaðý’ný tanýtlamýþtýr” (1872, Almanca Baskýya Önsöz) Burada söyleyebileceðimiz þey þudur; uzun ve zorlu sýnýf savaþýmý boyunca elde edilen deneyimlerin birikimi proletaryaya göstermiþtir ki, proleter devrimler proletarya diktatörlüðüne mutlaka vardýrýlmalýdýr ve dünyayý deðiþtirme eyleminden bir an olsun geri durulmamalýdýr. Bu, bugüne deðin yaþanan devrim deneyimlerinden proletaryanýn çok iyi öðrendiði ve hala öðrenmeye devam ettiði temel gerçektir.


iktidar için

Mücadele Birliði

26

Son haftalar, dünya üzerinde iþçi-emekçi ve devrimcilerin doðusundaki Minas Gerais’te yapýldýðý söylenmiþtir. Çiftçilerin eylemleri ile oldukça hareketli geçti. Edindiðimiz bilgilere gö- iþgal ettiði Minas Gerais’teki çiftliðin 900 hektarlýk olduðu öðre yaþananlar þunlardýr: renilmiþtir. Köylüler gerçekleþtirdikleri iþgalle toprak isteme taleplerinin yanýsýra okul ve saðlýk ocaklarýnýn da inþa edilmesini dile getirmiþlerdir. PERU/LÝMA’DA BOMBALAMA: Latin Amerika ülkelerinden Peru’nun baþkenti Lima’da ABD elçiliði yakýnlarýnda 21 Mart 2002 PERU tarihinde bir bombalama eylemi yapýlmýþtýr. Elçilik yakýnlarýndaki 1 otomobil içerisine yerleþtirilen ve içerisinde 30 kilo kadar patlayýcýnýn bulunduðu bombanýn patlamasý sonucu 9 kiþi ölürken, 30 kiþi de yaralanmýþtýr. Ýki gün sonra ülkeyi ziyarete gelecek olan ABD Baþkaný George W. Bush’un ziyareti öncesi yapýlan eylemi üstlenenin olmadýðý öðrenilmiþtir. Yapýlan eylem ile ilgili Lima Ýtfaiyesi Müdür Yardýmcýsý Juan Piperis; eylemin Aydýnlýk Yol ve Tupac Amaru Devrim Hareketi tarafýndan yapýlmýþ olabileceðini söylemiþtir. 24 Mart 2002 tarihinde Peru’yu ziyaret eden ABD baþkaný Bush’un üç gün önce gerçekleþtirilen eylem ile ilgili “Perulular, bu hafta içinde, terörün korkunçBARCELONA ZÝRVESÝ: luðunu bir kez daha hatýrladý!” þeklinde konuþtuðu öðrenilmiþPrag, Cenova, Washington, Katar, Barcelona... Dünyanýn tir. tüm zenginliklerini sömürenler artýk sömürülenlerin korkusunAyrýca Peru’lu iþçi ve dan bir araya gelemiyorlar, emekçilerin Lima’da dübir araya gelecek þehir bulaLima’daki Patlama zenledikleri ve “Katil Bush, mýyorlar. Peru’dan Defol” sloganlaArtýk dünyanýn tüm ülrýný attýklarý emperyalizm kelerinde ezilen, sömürükarþýtý eylemde 18 kiþinin len, yoksul emekçi halklar; gözaltýna alýndýðý, polisin kapitalist-emperyalist sisteeylemcileri durdurabilmek min temsilcilerine, aleyhleiçin gözyaþartýcý gaz bomrinde karar alacaklarý topbalarý kullandýðý öðrenillantýlar düzenleme imkaný miþtir. tanýmýyor. Kýzýl bayraklarla “Kapitalizm Öldürür, Kapitalizmi Öldürün” diyerek BREZÝLYA’DA yeni bir dünya istemlerini KÖYLÜLERÝN ortaya koyuyorlar. ÇÝFTLÝK ÝÞGALÝ: AB zirvesinin esnek çaBrezilya’da topraksýz köylülerin gerçekleþtirdiði eylemde; Devlet Baþkaný Fernando Henrique Cardoso’nun çocuklarýna lýþma, nükleer enerji kullanýlmasý, terörle mücadele vb. yoksul kitlelere yaþama hakký tanýmayan konularýn gündem olduðu ait çiftlik iþgal edilmiþtir. Topraksýz Köylüler Hareketi (MST) Barcelona toplantýlarý 100 bine yakýn Avrupalý emekçinin prokoordinatörü Luiz Antonio Rodriguez tarafýndan yapýlan açýklamada, 500’ü aþkýn ailenin, bölgede 80 aileye toprak verilme- testo eylemiyle “gölgelendi”(!) 15 Mart’ta Ýspanya’nýn Barcelona kentinde baþlayan AB si talebiyle gerçekleþtirilen iþgalin, Brezilya’nýn 200 kilometre


iktidar için

27

Mücadele Birliði zirvesi, 14 Mart’ta Katalonya meydanýnda yürüyüþe geçen 500 bin emekçinin en temel sosyal haklarýnýn yok edilmesine ssessiz kalmayacaklarýný haykýrýþlarý arasýnda açýlýþý yaptý. Kapitalizm, özelleþtirme ve küreselleþme sloganlarý zirveye damgasýný vurdu. Eylemlere o günlerde özelleþtirmeye karþý eylem halinde olan ve fakültelerini iþgal etmiþ öðrenciler de destek verdi. 15 Mart’ta ise yüzlerce küreselleþme karþýtýnýn zirvenin yapýldýðý Katalonya Kongre Sarayý civarýndaki eylemi, yoðun polis saldýrýsýyla karþýlaþtý. Nükleer enerji ile ilgili alýnan kararlarý protesto için çevreciler de Barcelona sokaklarýnda eylem yaptý, bildiri daðýttý. Zirve süresince polis çok yoðun güvenlik önlemleri alarak “potansiyel göstericiler”i sýnýrlarda durdurdu. Sayýsýz kiþi ülkeye alýnmadý ve sayýsýz eylemci gözaltýna alýndý. Gerici basýnýn yayýnladýðý haberlerle emekçilerin talepleri ve eylemleri “terörizm” suçlamasýyla damgalandý.

dar çalýþabildiðini; çalýþma ortamýnýn ve þartlarýnýn oldukça aðýr olduðu bu sektörde, genelde iþçilerin iþ kazasý ile sakatlandýðýný ve öldüðünü; bunun için emeklilik yaþýnýn düþürülmesi veya emeklilik için gerekli çalýþma süresinin sýnýrlandýrýlmasýný ve bununla beraber ücret artýþý talep ediyorlar. Sendikalý iþçiler bu þartlarýnýn bu dönemki Toplu Ýþ Sözleþmesi içinde yer almasýný, patronlar ise bunun mümkün olmadýðýný dile getiriyor. Bu olumsuz tavýr üzerine sendika, 9 bin iþçi ile grev oylamasýna gitti ve bu dönem Toplu Ýþ Sözleþmesinde olumlu sonuç çýkmazsa greve gidileceðini ilan etti.

GÜNEY KORE’DE ÝÞÇÝ-ÖÐRENCÝ EYLEMÝ:

Yaklaþýk 1 aydýr özelleþtirmelere karþý grevde olan Güney Kore’li enerji iþçileri; 26 Mart’ta öðrencilerle birlikte düzenledikleri eylemde polisin saldýrýsýyla karþýlaþtý. Seul Üniversitesi’nde eylem yapan iþçiler, polise karþý molotof kokteylleri ve ÝNGÝLTERE’DE ÖÐRETMENLER taþlarla karþý koydu, 300 civarý iþçi gözaltýna alýndý. GREVDE: Güney Kore hükümeti kamuya ait elektrik þirketi KEPCO Dünya çapýnda giderek artan fakirleþmeye tepki olarak iþçilerinin grevlerini yasadýþý ilan etmiþ, 197 iþçi ve sendikacýLondra’da öðretmenler eylem yaptý. 14 Mart’ta Ýngiltere’de bir yý iþten atmýþtý. KEPCO da grevdeki 3900 iþçiyi iþten atacaðýný günlük grev yapan öðretmenler, tüm ülkede eðitimi durdurdu. ilan etmiþti. Okullarýn yaklaþýk yarýsý kapalý kaldý. Öðretmenler okullarý önünde ve Londra ÝTALYA’DA ÝÞÇÝLERÝN merkezinde eylemEYLEM FIRTINASI: ler yaptýlar. YaklaÝtalya’nýn baþkenti Roma’da þýk 5 bin öðretmeiþten atmayý kolaylaþtýran yasaya nin katýldýðý eylem; karþý 23 Mart’ta 2 milyondan faz30 yýldan beri Ulula iþçinin katýldýðý eylem yapýldý. sal Öðretmenler Berlusconi’nin ýrkçý-saðcý hüküSendikasý’nýn metinin protesto edildiði sloganlar (NUT) aldýðý tek ve kýzýl bayraklarýn hakim olduðu grev kararýydý. eyleme küreselleþme karþýtlarý ve Ýngiltere’de en fabrikalarýndan çýkýp gelen iþçiler az ücret alan kesimkatýldý. Ülkede estirilmek istenen ler arasýnda yer alan terör havasýný da protesto eden iþöðretmenler, kendiçiler, bu yasanýn kaldýrýlmasýný islerine verilen %3,5 tedi. oranýnda zamma karþý çýktý ancak Eðitim Bakaný bu grevin hükümetin politikalarýna etkisi olmayacaðýný söyleyerek binlerce ALMANYA’LI ÖÐRENCÝLERDEN öðretmen ve veliye meydan okudu. KARA MAYINLARINA HAYIR!

BERN’DE ÝNÞAAT ÝÞÇÝLERÝ EYLEMDE: Ýsviçre’nin baþkenti Bern’de 16 Mart’ta yaklaþýk 12 bin Ýsviçreli yapý-inþaat iþçisi eylem yaptý. Yapý-Endüstri Sendikasý’nýn (GBI) çaðrýsýyla toplanýp, hükümet binasý önüne gelerek taleplerini haykýran iþçilerin eylemi, son yýllarda gerçekleþtirilen en kitlesel ve coþkulu eylemlerden biri oldu. Bir yýldýr süren toplu iþ sözleþmeleri görüþmeleri sonuçsuz kalýnca sendika iþçilere eylem çaðrýsý yaptý. Ýþçiler; inþaat ve yapý sektörünün ne kadar aðýr bir çalýþma gerektirdiðine dikkat çekerek, 100 iþçiden ancak 57’sinin emeklilik yaþýna gelene ka-

Son yüzyýlda yaþanan emperyalist saldýrganlýklar, iþgaller boyunca saldýrgan devletlerin hemen hemen tüm dünya üzerine döþedikleri kara mayýnlarýnýn çocuklar baþta olmak üzere yoksul halklarý sakat býraktýðý veya öldürdüðü gerçeðini bir kez daha gündeme taþýmak için Almanya’nýn Münih kentinde yaklaþýk 10 bin öðrenci, kara mayýnlarýnýn yasaklanmasý için eylem yaptý. son yýllarda Almanya’da yaþanan bu en büyük eyleme, 35 okulun öðrencileri katýldý ve kara mayýnlarýndan ölen-sakat kalanlara yardým için yaklaþýk 50 bin euro baðýþ toplandý. Binlerce öðrencinin bu eylemi, sadece kara mayýnlarýnýn temizlenmesi için deðil, bu mayýnlarý döþeyen emperyalistkapitalist sisteme karþýdýr.


iktidar için

28

Mücadele Birliði

TOPLUMSAL CÝNNET, Ý S YA N ,

A YAK LAN MA...! Bütün insanlar, saf, temiz ve masum doðarlar... “Ýnsanýn düþüncesini belirleyen þey, içinde bulunduðu toplumsal koþullardýr”. Okul, aile, çevre ve sonuçta egemen üretim biçiminin doðal sonucu egemen kültür, ahlak, ideoloji insaný ve toplumu biçimlendirir. Ýnsan nedir? Filozoflar insaný tanýmlarken, kýsaca “düþünen hayvan” demiþler... Ýnsan, düþünen, üreten, paylaþan, yaþamýný bilinçle ören sosyal, toplumsal bir varlýktýr. Eðer bugün insanlýk, insanlýðýndan çýkartýlmak ve sadece kapitalist sistemin üretim aracý, bir varlýk durumuna getirilmek ve bir hayvan durumuna düþürülmek isteniyorsa özgür insanlýðýn yapacaðý en önemli þey, milyonlarca yýllýk evriminin sonucu olarak insan kalmak ve özgürleþmek için mevcut üretim iliþkilerini deðiþtirmeli, kapitalist toplumu havaya uçurmayla iþe baþlamalýdýr. Aksi durumda insanlýk yeniden mujik (yarý hayvan Rus köylüsü) olmaya doðru sürükleniyor. Bugün içinde bulunduðumuz toplumsal koþullar milyonlarca iþçiyi, emekçiyi, aydýný, genci düþünmekten, üretmekten, paylaþmaktan, sosyal ve toplumsal dayanýþma içinde olmaktan alýkoyuyorsa, bunun nedeni içinde yaþadýðýmýz kapitalist sistemdir. Toplumsal koþullar, toplumsal sistemin egemen sýnýfý burjuva sýnýf, onun üretim iliþkileri ve bunun sonucu oluþan burjuva kültür ve ahlak anlayýþýdýr. Hayvanca yaþam koþullarýndan kurtulmak, insanlaþmak ve insanca yaþamak ve özgür l eþ me ni n yolu, burjuva kültürü havaya uçurmaktan geçiyor. Burjuva kültürü havaya uçurmak demek, tüm kapitalist sistemi havaya uçurmak demektir. Özgür insanlýk, ya kapitalist sistemi havaya uçuracak, insanlaþacak

ve özgürleþecektir, ya da kapitalist toplum içinde kalýp insanlýðýndan çýkacak, toplumsal çürümeye ve yozlaþmaya uðrayacaktýr. Toplumsal cinnet, çürüme, yozlaþma ve ahlaki çöküntü kapitalist sistemin sonuçlarýdýr. Ýçinde yaþadýðýmýz toplumsal koþullar iþçileri, emekçileri, kendilerine ve insanlýða yabancýlaþtýrýyor. Ýnsanlýk yeniden sorgulanýr hale gelmiþ, toplumsal cinnet toplumun genel ruh hali durumuna dönüþmüþtür. Cinnet kavramý günümüzde neredeyse en çok kullanýlan kavram oldu. Psikolojinin psikologlarýn önemi artýk herkes tarafýndan bilinir oldu. Tüm toplum barut fýçýsýna dönmüþ durumda. Gerilim, sýkýntý, stres toplumsal yaþamýmýzýn belirleyeni olmuþ. Açlýk, iþsizlik ve sosyal yýkým insanlarý yaþamdan bezdirmiþ durumda. Gün olmuyor ki; gazete manþetlerinde bir cinnet haberi okumayalým. Gasp, hýrsýzlýk, fuhuþ olaylarý gündelik ihtiyaçlarý karþýlamanýn araçlarý olmuþ durumda. Güpegündüz banka soygunlarý, kapkaç, dolandýrýcýlýk, yan kesicilik, sahtecilik almýþ baþýný gidiyor. Toplumsal bilinç öyle bir noktaya ulaþtý ki artýk hiç kimse hiçbir þeye inanmaz hale gelmiþ. “Bu ülkede her þey sahte”, “Bu ülkede artýk hiçbir þey deðiþmez”, “Bu halk adam olmaz”, “Bu halk için hiçbir þeye deðmez” gibi söylemler sýkça duyulan ve giderek yaygýnlaþan söylemler. Evet bütün bunlar bilinen þeyler. Toplum içinde olan, az-çok çevresinde, saðýnda, solunda nelerin olduðuna ilgi duyan, çözüm arayan herkesin hergün duyduðu söylemler. Ýyi ama bunlar sonuçlar, sebepler nelerdir? Çözüm nedir? Yakýnmak ve durumu izah etmek iþin bir yaný ve en kolay yanýdýr. Esas olan çözüm bulmak ve nasýl kurtulunacaðýný göstermektir. Bunlarý burjuva medyada, gazetelerde bulamazsýnýz. O, sebeplerden yola çýkmaz, sonuçlara bakar ve manþetini atar: iþsiz genç “neden beni Türkiye’de doðurdunuz diyerek annesini ve babasýný boðazlayýp öldürdü”, “anne, babasýný koyun gibi doðradýktan sonra intihara teþebbüs eden canavar evlat”, “boþanma cinneti; çýlgýn koca kendisinden ayrýlmak isteyen eþini sýrtýndan vurdu”, “üvey anne, öz baba çocuklarý-


iktidar için

Mücadele Birliði

29

ný hastanelik etti”, “bir yaþýndaki çocuðu çöpe attýlar, donmak üzere olan çocuðu çöpçüler buldu”, “çocuklarýna bakamayan anne iki çocuðuyla kendilerini denize atarak intihar etti”, “çocuðunu satýlýða çýkardý” böbreðini, kanýný satanlar vb. Ertesi gün bir baþka gazetede manþet “Yanmýþ bu millet” Evet sonuçlar açýklanýyor. Hem de en trajik, en çarpýcý biçimde ama sebepler yok, çözüm yok!.. Bir otobüs yolculuðu sýrasýnda sahte bir ÝETT biletinin çýkmasý üzerine gösterilen bir tepki patlamasý “bu ülkede her þey sahte” devlet sahte, meclis sahte, partiler sahte, mahkemeler, hukuk, eðitim, adalet, din her þey sahte. Bilet sahte, para sahte, sevgi sahte, dostluk sahte, aþk sahte. Sahte, sahte, sahte. “Bu ülkede her þey sahte”. Ýþte tek gerçek “toplumsal cinnet, isyan ve ayaklanma hali...” evet tek gerçek bu. Bu gerçeði iyi görmek, anlamak ve çözüm yolunu göstermek grekiyor. Uzunca bir dönemden beri toplumsal cinnet, isyan ve ayaklanma hali yaþanýyor. Ýntiharlar ve isyanlar elbette bir çaresizliðin, çýkýþsýzlýðýn feryadý. Ýsyan kendiliðinden kitlelerin çýlgýnca eylemidir. Ve son tahlilde daðýlmaya, çözülmeye ve ezilmeye yol açabilir. Ayaklanma ise daha farklý deðerlendirilmelidir. Çünkü

Toplumsal cinnet, isyan ve nihayetinde ayaklanma. Eðer gerçekten devrimciler ve devrim sahte deðilse, devrimin objektif koþullarýnýn nasýl olgunlaþtýðýný görmeleri gerekiyor. Milyonlarca iþçi, emekçi, yoksul köylü, açlýk sýnýrýnýn altýnda yaþýyorsa “açlýk mideye yerleþince, komünizm beyne yerleþirmiþ” milyonlarcasý iþsiz býrakýlmýþ, yaþamdan kovulmuþsa, sosyal gelecekten yoksunsa, emekçi halk yýðýnlarý, burjuva parlamentodan, burjuva partilerden, eðitim, saðlýk, hukuk ve adaletten umut kesmiþlerse -ki, bu böyle- burjuva partiler ve parlamentoyu emekçi halk yýðýnlarýna yeniden alternatif göstermek; çürüme, yozlaþma ve ahlaki çöküntüye çanak tutmaktýr, devrimi bilinmez bir geleceðe ertelemek, devrime karþý çýkmaktýr. Ýþçi ve emekçi yýðýnlar artýk burjuva devletin tüm kurumlarýndan umutlarýný kesmiþtir. Artýk burjuva medyaya yansýyan devlet kurumlarýna olan güven, %10’un altýna düþmüþtür. Öyleyse umut ve özgürlük ve insanlaþma, devrimdedir, devrimcidedir, devrimci partilerdedir. Hala yüreði devrim heyecanýyla atan devrimciler, devrimci yapýlar, derhal harekete geçmeli, umut olmalý, umudu büyütmelidir. Yüreði devrim heyecanýyla atan devrimciler,

ayaklanma, plan, program, disiplin, istikrar ve sürekli büyüyen bir içerik taþýr. Ve herþeyden evvel devrimci bir partinin önderliðinde iktidarý hedefler. Toplumsal cinnet ve isyan burjuva sýnýfý iliklerine kadar sarsýyor ve bir gazetenin haberine göre “Gariban vatandaþ ne yapsýn?”, “Kriz iþadamlarýnýn ruh saðlýðýný bozdu” Ýnternational Hospital psikiyatri Bölüm Þefi Dr. Muzaffer Uyar, “Ekonomik krizlerin iþadamlarýnýn ruh saðlýklarýný bozduðunu, her iþadamýnýn mutlaka bir psikiyatristi olmasý gerektiðini belirtmiþ ve tedavi için baþvuran iþ adamlarý, eþ ve çocuklarýn sayýsýnda son üç ayda büyük artýþ oldu” demiþ. Evet ne yönetenler, ne de yönetilenler memnun. Ekonomik-politik kriz yönetenlerin de, yönetilenlerin de ruh saðlýðýný bozmuþ durumda. Ýþçiler, emekçiler, yoksul köylüler açlýk sýnýrýnýn altýnda yaþamdan bezmiþ durumda, deyim yerindeyse kaybedecek deðil, yaþamýný sürdürecek bir þeyi yok. Açlýk sýnýrýnýn 550 milyon olduðu yerde, asgari ücret 160 milyon lira ise milyonlarca insan ölüm sýnýrýnda yaþýyor demektir. Artýk insanlarýn açlýktan öldüðünü burjuva basýn, yayýn kuruluþlarý yayýnlýyor. Bu durum biraz daha böyle giderse açlýktan kitlesel ölümlerin olacaðýný söylemek abartý olmasa gerek. Evet yoksul emekçi halk kitleleri sömürüden, baskýdan, çaresizlikten, çýkýþsýzlýktan bunalmýþ durumda.

hýzla birleþmeli, birleþik devrimi örgütlemeyi, gündemin en baþýna koymalýdýr. Gündem devrimdir. Devrim için devrimci araç ve yöntemler hýzla devreye sokulmalýdýr. Ayakta durmakta zorlanan bugünkü bu hasta, güçsüz, zayýf burjuva cumhuriyet yerlebir edilmeli, yerine kesintisiz bir þekilde sosyalizme varacak olan Halk Cumhuriyeti kurulmalýdýr. Bunun için, komite, konsey, milis ve gerilla örgütlenmeleri, en yaygýn, en yetkin, en yüksek en nitelikli ve en savaþçý düzeye çýkartýlmalýdýr. Devrim ve iktidar hedefini en baþa koyarak devrim güçlerini hýzla merkezileþtirip birleþtirmek gerekiyor. Ýþçi, emekçi yýðýnlarýn kurtuluþu ve özlemi merkezileþmiþ, birleþmiþ tek bir kurmaylýk altýnda devrim ve iktidar hedefine kilitlenmiþ, devrim güçlerinin devrimci araç ve yöntemlerle kitleleri silahlý halk ayaklanmasýna hazýrlamasýndan geçiyor. Silahlý halk ayaklanmasý, Geçici Devrim Hükümeti Leninist Parti’nin yol göstericiliðinde zafere ulaþacaktýr. Leninist Parti bu birikime, yeteneðe, ataklýða, enerjikliðe, cesarete ve dayanýklýlýða sahiptir. Esas olan Leninist Parti’yi güçlendirmek, onun saflarýnda birleþmektir. Aksi durumda “Bu ülkede her þey “sahte” olacaktýr, Devrim de, Devrimci de...!” Ý.Ý.Mücadele Birliði Okuru BÝR ÝÞÇÝ


iktidar için

Mücadele Birliði

30

16 MART 1978... BEYAZIT KATLÝAMI... KATLEDÝLMEKLE TÜKENMEYÝZ! Newyork’lu dokuma iþçisi kadýnlar 1857 yýlýnda, 8 saatlik iþgünü talebiyle greve çýktýlar ve fabrikada çýkan yangýna müdahale edilmemesi sonucu 119 kadýn iþçi yanarak yaþamýný yitirdi. Ve 1910 yýlýnda II. Enternasyonal’de Clara Zetkin’in önerisiyle 8 Mart günü Newyork’lu dokuma iþçisi kadýnlarýn nezdinde Dünya Emekçi Kadýnlar Günü olarak kabul edildi. Ve o yýldan beri her yýl bütün dünyada kutlanan bu gün, dünya emekçi kadýnlarýnýn mücadele günü olarak tarihimizdeki yerini almýþtýr. Burjuvazinin ve reformizmin içini boþaltmaya çalýþýp, kadýnlar günü olarak yansýtmaya çalýþtýðý, sistemin çeliþkilerini kadýn-erkek sorununa indirgemeye çalýþtýðý bu gün için bizlere düþen görev, bu günü mücadele günü olarak yaþamak ve ülkelerimiz topraklarýnýn heryerinde bu ateþi yakmaktýr. Bu yýl da Ýzmir’de düzenlenen 8 Mart eylemleri, Alsancak Gündoðdu Meydaný’nda yapýldý. Bizler eyleme Devrimci Demokrasi, Ýþçi-Köylü ve Odak dergisi okurlarýyla katýldýk. Reformistlerin ve feministlerin erkeklerle kadýnlarýn ayrý ayrý yürümeleri konusunda dayatmalarý ve pankartýmýzý bildirmemelerine karþýn alana giriþ yaptýk. Eylemde yaklaþýk 2 bin kiþi vardý. Bizler kortejimizi oluþturarak disiplinli bir þekilde yürüyüþe geçtik. Eylem esnasýnda “Yaþasýn 8 Mart Dünya Emekçi Kadýnlar Günü”, “Yaþasýn 8 Mart, Yaþasýn Mücadelemiz”, “Savaþan Kadýnlar Zindanlarda, Zindanlar Yýkýlsýn Tutsaklara Özgürlük”, “Yaþasýn Ölüm Orucu Direniþimiz”, “Ýçerde Dýþarda Hücreleri Parçala”, “Katil Devlet Hesap Verecek”, “Ya Devrim Ya Ölüm”, “Analarýn Öfkesi Katilleri Boðacak”, “Disa Disa Serhýldan Biji Azadiya Kürdistan” sloganlarý atýldý. Eylem yaklaþýk iki saat sürdü. Eylemin sonunda polisin bir pop kasetini hoparlörlerden yayýnlamaya baþlamasý üzerine bizler gidip polise müdahale ettik. Ama eylemin insiyatifindeki reformist bakýþ açýsýnýn uzlaþmacý tutumu yüzünden bu olay çatýþmaya dönmeden eylem sona erdi. DEVRÝM CÝ TUTSAKLAR ÖZGÜRLEÞTÝRÝLMEDEN EMEKÇÝ KADINLAR ÖZGÜRLEÞEMEZ! SAVAÞAN KA DINLAR ZÝNDANLAR DA ZÝNDANLAR YIKILSIN TUTSAKLA RA ÖZGÜRLÜK! Ý.Ý. Mücadele Birliði Okurlarý / ÝZMÝR

Faþist devletin sivil ve resmi güçlerince 16 Mart 1978’de Beyazýt Eczacýlýk Fakültesi önünde gerçekleþtirilen katliamda 7 devrimci-demokrat öðrenci katledilmiþti. Faþizmin ilk katliamý deðildi bu, son olmadýðýný da yaþayarak görecektik. Yaþadýk ve öðrendik. Faþizm de katletmekle tüketemediðini gördü. Kapitalizmin içinde bulunduðu ekonomik ve politik krizin daha da derinleþmesi, iþçi ve emekçileri “Ya Kanlý Kavgalý Bir Savaþa” ya da “Yok Oluþa” sürüklerken, ezilen ve sömürülen sýnýflarýn seçimi, proletaryanýn nihayi zaferi olan devrimi gerçekleþtirmekten yana olmalýdýr. Beyazýt, Maraþ, Çorum, Sivas, Gazi, K. Armutlu... Faþizmin böyle vahþice saldýrmasý, kapitalizmin iç çeliþkilerinin ve krizlerinin öylesine derinleþmesinden, devrimci durum ve iç savaþ koþullarýnýn öylesine olgunlaþmasýndan, kavganýn büyüdüðünden, zafere yüründüðünden kaynaklýdýr. Yönetemeyen kapitalist sýnýfýn, böyle yönetilmek istemeyen iþçi ve emekçiler karþýsýnda uygulayacaðý tek yöntemi; baský, iþkence, gözaltý, kaybetme ve katletme politikalarýný en yoðun biçimde yaygýnlaþtýrmaktýr. Günümüz koþullarýnda iþkence, gözaltý vb. politikalarý ve daha da ilerisi katletme, F tipi zindanlara atma vb. politikalarý yalnýz devrimciler için deðildir. Ýþçi ve emekçi halklar, faþizm tarafýndan baþlatýlan “topyekün savaþ” saldýrýsýna karþý, “Ya Devrim Ya Ölüm” þiarýný bilinçlerine kazýyarak karþý durabilir, zaferi ancak böyle kazanabilirler. Edindiðimiz bilgiye göre; 16 Mart 1978’de katledilen 7 devrimci-demokrat öðrenciyi, Hatice Özen, Cemil Sönmez, Baki Ekiz, A.Turan Ören, Abdullah Þimþek, Hamit Akýl ve Murat Kurt’u anmak ve katliamý protesto etmek amacýyla 15 Mart 2002 günü Beyazýt Meydaný’nda bir eylem düzenlenmiþtir. Faþist devletin binlerce polisinin ablukasý altýnda gerçekleþtirilen ve yaklaþýk 2 bin devrimci-demokrat öðrencinin katýldýðý eylemde; “Soruþturmalara Karþý Mücadele Edeceðiz, Yeni Yök Yasa Tasarýsý Geri Çekilsin” ve “Beyazýt ve Halepçe Katliamlarýna Karþý Vardýk Varýz Varolacaðýz” pankartlarýnýn açýldýðý, okunan basýn açýklamasýnda da 16 Mart Beyazýt ve Halepçe katliamlarýnýn anlatýldýðý, son iki yýlda 3 bin öðrenciye soruþturma açýldýðý vb. konularýn anlatýldýðý öðrenilmiþtir. Eylem sonunda katliamýn gerçekleþtirildiði yere karanfiller býrakýlmýþ, sonrasýnda ise “Ana dilde eðitim” talebi ile dilekçe verenlerin okuldan uzaklaþtýrmalarýný protesto amacýyla rektörlüðe yürüyüþ düzenlenmiþtir. Eylem polisin ve kitlenin “sað duyulu” tavýrlarý ile “olaysýz” bir þekilde sona ermiþtir.


iktidar için

Mücadele Birliði

Dünya iþçi ve emekçi kadýnlarýnýn mücadelesini selamlýyor ve sermayeye karþý verdikleri devrimci mücadeleyi mücadelemiz olarak görüyor ve savaþýnýz savaþýmýzdýr diyoruz. Herkes tarafýndan bilinir veya bilinmelidir ki politik özgürlük kazanýlmadan cinsiyet özgürlüðü de kazanýlamaz ve bunun bilinciyle biz Trakya Devrimci Ýþçi Komiteleri olarak “Yaþasýn Dünya Emekçi Kadýnlarýnýn Mücadele Birliði Trakya DÝK” yazýlý pankartýmýzý Çorlu Emniyet Müdürlüðü’nün 300 metre ilerisinde zindan karþýsýnda üst geçide saat 21.00 de astýk. Yüzyýllardýr bir meta olarak görülen emekçi kadýnlarý-

31

mýz, bu gidiþe dur demenin zamanýnýn geldiðini bilmektedirler. Buna en somut örneði verenler ise 1996 Ölüm Orucunda Ayçe Ýdil Erkmen, 2000-2001-2002 Ölüm Oruçlarýnda Aysun Bozdoðan ve Sibel Sürücü yoldaþlarýmýzdýr. Hem dünya iþçi ve emekçi halklarýna, hem de Türkiye ve K. Kürdistan iþçi ve emekçi halklarýna, büyük bir cesaretle ve duygu dolu bir yürekle; düþmana nasýl diz çöktürüleceðinin ve düþmaný yenip zaferin kazanýlacaðýnýn büyük bir örneðini yaratmýþlardýr. Yoldaþlarýmýzýn nezdinde tüm devrim savaþçýlarýný selamlýyoruz.

TRAKYA DÝK


iimb04  
iimb04  

3 iktidar için BaþyazýBaþyazý 4 iktidar için CIA ve Yemenli istihbaratçýlarýn “yakalanamayan sadece iki El-Kaide militaný var” açýklamalarýn...

Advertisement