Issuu on Google+

iflçi-köylü DEVRİM YOLUNDA

BİZ HALKIZ GELECEK ELLERİMİZDEDİR! Say›:2001-01 5 * Y›l:1 * 22 Haziran-5Temmuz 2001 * 15 Günlük Devrimci-Sosyalist Gazete * Fiyat›: 500 000 TL ISSN: 1303-0299

‹flçi-köylü’den “Sustuk sustuk s›ra bize geldi” Yaklafl›k bir ay› aflk›n bir süredir devletin IMF’ye verdi¤i niyet mektubu çerçevesinde “tasfiye” edilmesi gündeme gelen Emlakbank emekçilerinin bafllatt›klar›, “Emlakbank kapat›lamaz” kampanyas› özgülünde, yapt›klar› direnifl eylemliliklerinde sürekli bu slogan at›l›yor. Üzerinde önemle durulmas› gerekti¤ini düflündü¤ümüz bu geliflmeyi biraz açmaya çal›flal›m. Hepimizin bildi¤i üzere her geliflmenin, her prati¤in bir nedeni/nedenleri oldu¤u gibi sonuçlar› da vard›r. Bir geliflmenin, sonuçlanmas›n› yaln›zca sonlar›na bakarak, nedenlerinden ba¤›ms›z olarak de¤erlendirmek, bizleri yanl›fl yönelim ve bundan kaynakl› do¤ru olmayan müdahalelere sürükleyebilir. Bu durum s›n›f mücadelesi aç›s›ndan son derece tehlikeli bir durumdur. Emperyalizm taraf›ndan projelendirilip ülkemize dayat›lan ve uygulanmas› noktas›nda ›srarla durulan ekonomik ve sosyal politikalar›n nedenlerini kavramadan yaln›zca sonuçlar› üzerinde de¤erlendirmeler yapmak do¤ru bir yöntem olmad›¤› gibi bizlerin süreç içerisinde dar pratikçi bir rotaya girmemize de yol açabilir. Emekçi kitleleri “Susma sustukça s›ra sana gelecek” aflamas›ndan “Sustuk sustuk s›ra bize geldi” noktas›na getiren geliflmeleri emperyalist politikalar›n içerisinde aramak gerekiyor. Ülkemiz özgülünde emperyalist politikalar›n uygulanmas›n›n nedenlerinden ziyade daha çok sonuçlar› üzerinde yo¤un bir hareketlili¤in yafland›¤›n› görüyoruz. Bu durumu tar›m›n bitirilmesine kar›fl köylülü¤ün artan tepkilerinde, kamu emekçilerine dayat›lan “sahte sendika yasas›”na yönelik gelifltirilen eylemliliklerde, özellefltirme sonucu iflten at›lan Aymas›n Deri iflçilerinin kararl› direnifllerinde, kumu bankac›l›¤›n›n tasfiye edilerek emperyalist finans kurumlara ba¤lanmas›nda ve bu duruma karfl› koyan banka emekçilerinin ›srarl› durufllar›nda, Toplu ‹fl Görüflmelerinde t›kan›kl›k yaflanmas› sonucu greve ç›kan ve devletin “milli güvenli¤i” tehdit ediyor gerekçesiyle 2 ay erteledi¤i fiifle Cam iflçilerinin flanl› direnifllerinde görüyoruz. Tamamen uygulanan kölelik politikalar›n›n sonuçlar›na yönelik bu tepkilerin olumlulu¤unun yan›s›ra nedenlerini emekçi kitlelere göstermek ise biz komünistlerin birincil ve ertelenemez görevi olarak önümüzde durmaktad›r. Bunun yolu ise geliflen kendili¤indenci hareketlere seyirci kalmadan, s›rt›n› dönmeden hareket içerisinde yer alarak, do¤ru taktik politikalar üreterek onlarla iç içe olmaktan ve yol ve yöntemi do¤ru kanallar oluflturarak göstermekten geçiyor. Emperyalist haydutlar ve onlar›n yerli uflaklar› uygulad›klar› politikalar›n halk kitlelerinde do¤uraca¤› tepkileri çok ayr›nt›l› de¤erlendirerek önlem al›yorlar. Ekonomik ve sosyal politikalar›n uygulanmas›nda kendi aralar›nda ç›kan çeliflkileri çözmeye çal›flman›n yan›s›ra derinleflen krizden emekçilerin yükselecek muhalefetini bast›rman›n yeni araçlar›na da yaratmaya çal›fl›yorlar. Son olarak meclisten geçirdikleri RTÜK yasas›n› bu çerçevede de¤erlendirmek gerekiyor. Bu yasa ile bir yandan kendi aralar›ndaki çeliflkileri en aza indirmeye çal›fl›rken öte yandan halk kitlelerine do¤rular› aktarmaya çal›flan devrimci-sosyalist bas›n› da yoketmeye çal›yorlar. Uygulad›klar› politikalar›n gerçekli¤ini en önce gören ve bu duruma net tav›r alarak mevsimlere yay›lan Ölüm Orucu direniflini bütün vahflet koflullar›nda görkemli bir flekilde sürdüren devrimci-komünist tutsaklara yönelik yeni manevralar çevirmeye çal›fl›yorlar. fianl› Ölüm Orucu direniflini sürece yayarak kendili¤inden bitirmeye yönelen devlet, sakat b›rakt›¤› devrimci tutsaklar› ‘tahliye” ederek sözde “flefkat” gösterisinde bulunuyor. Bu yeni manevra politikas›yla tutsak ailelerini bölmeye çal›flan devletin bu kirli oyununu görerek a盤a ç›karmak ve do¤ru müdahalelerle kamuoyunu ayd›nlatmakta çok acil bir görev olarak karfl›m›zda durmaktad›r. “Sustuk sustuk s›ra bize geldi” slogan›n›n tüm emekçi y›¤›nlar taraf›ndan daha s›k gündeme getirildi¤i bu koflullarda; geçmiflte bu söylemin do¤rulu¤unu s›k s›k vurgulayan bizlerin hakl›l›¤›n› ortaya ç›karmas› olumlu bir geliflme olmakla birlikte, kendimizi bununla s›n›rlamak büyük bir yan›lg› olur. Bu söylemin yayg›nlaflmas›ndan ç›karaca¤›m›z dersler ›fl›¤›nda artan tepkileri do¤ru bir rotaya sokarak ezilen kitlelerle iç içe girmek ve onlara do¤ru perspektifler sunarak önderlik etmek aciliyetini dayat›yor. Emperyalizmin teslimiyet politikalar›n›n neden ve sonuçlar›n›, her alanda halk kitlelerine tafl›mak, geliflen iflçi, köylü, gençlik ve di¤er emekçi kesimlerin direnifllerini bir yandan yaflam›n hücrelefltirilmesine karfl› onurluca direnen devrimci-komünistlerin mücadelesiyle, di¤er yandan ise kurtuluflumuzun flah damar› olan muzaffer halk savaflç›lar›n›n emin ad›mlarla yürüyüflleriyle birlefltirmek gerekiyor. Ülkemiz özgülünde gittikçe keskinleflen s›n›f mücadelesinin önümüze koydu¤u güncel görev; mücadelenin tüm alanlar›nda kitlelerle bütünleflmek, onlar›n sorunlar›na vak›f olmak, onlarla nefes al›p vererek Demokratik Halk Devrimi ve Sosyalizm mücadelesinde olmazsa olmaz olan KP’nin güçlendirilerek daha yetkin hale gelmesini sa¤lamakt›r. Unutmayal›m ki “devrim kitlelerin eseri olacakt›r” ete kemi¤e büründürecek olan ilkelerinden taviz vermeyen, do¤ru belirlemesini do¤ru politikalar üreterek siyasi çizgisinde net olan ve güçlü-kal›c› örgütlenmeler sa¤layan KP’nin varl›¤›d›r. Bu varl›¤› gözbebe¤imiz gibi koruyarak mücadeleye dört elle sar›lal›m.

Devrimci-komünist tutsaklar Ölüm Orucu taleplerini ortaklaştırdı Çeflitli Demokratik Kitle Örgütleri, Siyasi Partiler ve tutsak ailelerinden oluflan “Diyalo¤a Davet” grubu 9 Haziran’da “Yaflam Hakk›na Sayg›, ölümleri durdurun” mitingi düzenlendi. Bu arada devletin F tipi tecrit terörüne karfl› bafllat›lan Ölüm Oruçlar› tüm görkemiyle devam ederken, 12 devrimci parti ve örgüt eylemlerinin taleplerini ortaklaflt›rd›lar. Tutsaklar “Taleplerimiz bütünüyle yaflamsal, insani, hakl›, meflru ve demokratik taleplerdir. Sürdürülen bütün yalan, demogoji ve çarp›tmalar›n ötesinde taleplerimiz karfl›lanmayacak talepler de¤ildir” diyerek direniflteki kaSayfa 2’de rarl›l›klar›n› tekrarlad›lar.

Aymasan iflçisi kazanacak, s›n›f kazanacak 31 May›s’tan itibaren fabrikan›n yan›nda direnifl çad›r› kuran Aymasan iflçileri “Bu sald›r› sadece Aymasan’a de¤il, s›n›fad›r” kararl›l›¤›yla direnifllerini sürdürüyorlar. Aymasan iflçilerinin direnifline s›n›f deste¤i daha da büyüyor. Direniflin 6.gününde Kartal Petrol ‹fl fiubesi; 7. gününde Deri-‹fl Beykoz fiubesi ve Kartal’daki devrimci-demokrat ö¤renciler ziyarette bulundular. Direniflin 10. gününde TÜMT‹S Kartal Temsilcili¤inin ard›ndan Tuzla Deri-‹fl’e Sayfa 3’de ba¤l› iflçilerde ziyarette bulundular.

Susma sustukça s›ra sana gelecek Son bir kaç y›ld›r s›kl›kla hayk›r›lan bu; IMF ve DB program›n›n Kemal Dervifl eliyle ad›m ad›m hayata geçirilmesiyle yeni bir aflamaya girdi. Halk›n tüm kesimleri yürütülen bu topyekün sald›r›dan flu veya bu biçimde etkileniyor. ‹flçi s›n›f›na dayat›lan özellefltirmelerle, köylülü¤e dayat›lan tar›m›n tasfiyesiyle kendisini hissettiren bu sald›r› flimdide kamu bankalar›n›n tasfiye edilerek on binlerce kamu emekçisinin iflsiz b›rak›lmas›yla devam ediyor. Kamu çal›flanlar› bu sald›r›y› “Sustuk sustuk s›ra bize geldi” fliar› eflli¤inde alanlarda yan›tl›yor. Sayfa 13.14.15.16’da


±CMYK 22 Haziran-5 Temmuz 2001

iflçi-köylü

2

5

Devletin F Tipi tecrit sald›r›na karfl› Ölüm Orucu taleplerini ortaklaflt›ran tutsaklar›n yapt›klar› aç›klamay› konunun güncelli¤i ve önemi aç›s›ndan siz okurlar›m›za sunuyoruz. tipi sistemiyle biz devrimci tutsaklar› çifte bask› ve cezalara tabi tutarak siyasi kimli¤imiz ve düflüncelerimizden koparmak hedeflenmektedir. Bu, s›n›rs›z faflist terörle, en ac›mas›z tecrit, izolasyon ve hak gasplar›yla, sald›r›larla oluflturmak istenen stratejik sald›r› projesiyle yap›lmaya çal›fl›lmaktad›r. Buna insani, yaflamsal, hakl›, karfl› ve demokratik haklar›m›z› savunmak için meflru olan direnme hakk›m›z› kullanarak 20 Ekim 2000 tarihinde DHKPC, TKP(ML), TK‹P ve 9 Aral›k 2000 tarihinde TKP/ML, MLKP, T‹KB, MLSPB, TDP, DY, DH, TKP/K›v›lc›m davas› tutsaklar› ve hükümlüleri olarak ÖO direniflimizi yaflamsal ve demokratik taleplerle bafllatt›k. Taleplerimize cevap verilmesi yerine, bilindi¤i gibi bulundu¤umuz bütün hapishanelere birden 19 Aral›k 2000 tarihinde sald›r›ld› ve katliam yap›ld›. En vahfli ve dizginsiz koflullara maruz kald›k. Bu sald›r› ve katliamda onlarca arkadafl›m›z katledildi ve onlarca arkadafl›m›z ise a¤›r biçimde yaraland›. Katliamlarla ve ard›nda a¤›r tecrit-izolasyon ve vahfletle direniflimizin bitirilece¤ini hesaplayanlar fena halde yan›lm›flt›r. Bu koflullar biz siyasi tutuklu ve hükümlülerin direniflini bitirmek yerine, yeni ÖO ekiplerinin kat›l›m›yla devam etmesini kaç›n›lmaz k›lm›flt›r. ‹çeride ve d›flarda onlarca arkadafl›m›z›n yak›n›m›z›n ölmesi ve onlarca arkadafl›m›z›n sakat kalmas›na ra¤men, mevsimlere yay›lan direnifl sürüyor. Düflüncelerimizden-ideallerimizden soyutlan›p insanl›ktan ç›kar›l›p bu koflullar alt›nda “yaflamak”tansa ölmenin ve sakat kalman›n göze al›nmas›, insan özelli¤ini, vicdan›n› ve onurunu yitirmeyen her kesi düflündürmeli ve bu direnifle destek vermelidir. Bizler 20 Ekim ve 9 Aral›k 2000 tarihinde yukarda belirtti¤imiz davalardan tutuklu ve hükümlüler olarak ÖO direniflimizin taleplerini aç›kl›yoruz:

F

HALKIMIZA TALEPLER‹M‹Z; 1-) F tipi hapishanelerinde mimari ve hukuki düzenlenlemeler yap›larak bir ve 3 kiflilik hücreler kapat›lmal›, tutuklu ve hükümlüler olarak önkoflulsuz bir arada yaflamam›z sa¤lanmal›d›r.Tecrit, izolasyon ve yaflamsal hak gasplar›na son verilmelidir. Tutuklu ve hükümlüler olarak ORTAK YAfiAM ALANLARI’m›z sa¤lanmal›d›r. -Sportif, sosyal ve kültürel faliyetler için haz›rland›¤› söylenen ortak KULLANIM ALANLARI “Tredman” vb. koflullar›na ba¤l› olmaks›z›n kullan›ma aç›lmal›, bu bir hak olarak tan›nmal› ve bunu engelleyen genelgeler kald›r›lmal›d›r. Bloklar aras›nda sportif, sosyal ve kültürel etkinlikler için ihtiyac› karfl›layacak düzenlenmeler yap›lmal›d›r. -Yasal Yay›nlar (kitap, gazete, dergi) verilmelidir. Toplatma karar› olanlardan birer tane bulundurulmas›n›n yürürlükteki yasalarca bile ‘suç’ say›lmad›¤› dikkate al›narak bu noktadaki keyfiyete son verilmelidir. -Mektup ve haberleflme hakk›m›z›n önündeki engeller kald›r›lmal›d›r.Yüzlerce km’lik uzaklardan gelen ziyaretçilerimizle görüflme süresi 30 dakika gibi bir zamanla s›n›rland›r›larak, görüflü adete iflkenceye dönüfltürücü uygulamalardan vazgeçilmeli, s›n›rlama ve keyfiyetçi tutumlar ortadan kald›r›lmal›d›r. Aç›k görüfl hakk› ön flarta ba¤lanmamal›, yeni düzenleme lehimize yap›lmal›d›r. -Ailelerimizin getirdi¤i yiyecek, giyecek gibi temel kullan›m eflyalar›na s›n›rlama ko-

UMUT YAYIMCILIK VE BASIM SANAY‹ LTD. fiT‹ Yönetim yeri: Gureba Hüseyin A¤a Mah. ‹mam Murat Sok. No:23/2 Aksaray-Fatih/‹STANBUL. Tel: (0212) 521 34 30, 531 48 53 FAKS: (0212)621 61 33 Genel Yay›n Yönetmeni: Memik HOROZ Sahibi ve Yaz›iflleri Müdürü: Bar›fl AÇIKEL Bask›: Serler Matbaas› Genel Da¤›t›m: YAY-SAT ISSN. 1303-0299

nulmamal›d›r. Günlük yaflam›n zorunlu kullan›m gereçleri olan buzdolab› ocak, f›r›n, radyo, daktilo, teyp gibi ihtiyaçlar›m›z›n ailelerimizce getirildi¤inde içeri verilmesi sa¤lanmal›d›r. -Hukuki savunmalar›m›za iliflkin avukatlar›m›zla görüflmelerimizde yaflanan her türlü keyfiyetçi uygulama kald›r›lmal›d›r. “Savunma hakk›n›n gizlili¤i” ne sayg› gösterilmeli ayn› davadan yarg›lananlar›n avukatlar›yla birlikte görüflmeleri ve avukatlar›n birden

fazla müvekkiliyle birarada görüflmesi sa¤lanmal›d›r hukuki savunmalar›m›za yönelik keyfiyete ve avukatlar›m›za yönelik afla¤›lay›c›, onur k›r›c› uygulamalara son verilmelidir. -‹ç ve d›fl kantin ihtiyac› makul bir flekilde düzenlemeli, karfl›lanmal›, fahifl fiyat uygulanmas›na son verilmelidir. TV ve elektrik paras›n›n tutsaklardan al›nmas›, ilaç paras›n›n tutsaklara ödetilmesi vb. gibi “paral› mapusluk” uygulamas›na son verilmelidir. -Temsilcilik hakk› tan›nmal› ve iflletilmelidir. -Ayn› davadan yarg›lanan tutuklu ve hükümlüler ayn› ortak mekanlarda olmal›d›r. -Taleplerimiz, haklar›m›z gerek F tipinde gerekse siyasi tutuklu ve hükümlülerin bulundu¤u tüm hapishanelerde tam ve eksiksiz uygulanacak bir statü olarak yasal güvenceye al›nmal›, ayr›ms›z uygulanmal›d›r. Döneme, hapishanelere

göre de¤iflen keyfi uygulamalar, düflüncelerimizi yarg›layan ve teslim almay› amaçlayan “›slah etme” anlay›fl ve uygulamalar›ndan vazgeçilmelidir. 2-) TMY’n›n 16. maddesi kald›r›lmal›d›r. 16. maddede yap›lan de¤ifliklikle izolasyon, tecrit ve sald›r› meflrulaflt›r›l›p bunun uygulanmas› her hapishane yönetiminin keyfiyetine ba¤lan›p, tecrit ve izolasyonu pekifltirerek yasal hale getirilmifltir. Ayr›ca Adalet Bakanl›¤›, 19 Aral›k operasyonu öncesi TMY’n›n 17. maddesi ve buna ba¤l› olarak 5. maddede gerekli düzenlemeyi sa¤layarak siyasi ve adli tutuklu-hükümlüler aras›nda “cezalar›n infaz”›ndaki çifte standard› ortadan kald›raca¤›na dair verdi¤i sözde durmal›d›r. 3-) “Üçlü protokol iptal edilmelidir. Bu protokol savunma hakk›m›z› gaspetmekte, müvekkil ve vekil aras›nda ki davaya, dosyaya iliflkin gizlili¤i yok etmekte, dosyaya-davaya iliflkin bilgi, belge vb. savunma için zorunlu ihtiyaçlar›n teminini olanaks›z hale getirmektedir. Savunma hakk›m›za fiili bir sald›r› olmakla kalmay›p, tutsaklara yönelik sald›r› ve katliamlar›n dayana¤› olup, ailelerimize ve hekimlere de sald›r› maddelerini içerdi¤inden dolay› tümden iptal edilmelidir. 4-) “‹zleme kurullar›” tecrit, izolasyon ve bask›y› uygulayanlar›n tayin etti¤i kiflilerden de¤il, Barolar, TTB, TMMOB, ‹HD, TAYAD-TUYAB, TümYarg› Sen gibi kurum temsilcilerince belirlenecek Ba¤›ms›z izleme Komisyonlar›’n›n düzenli denetimine aç›lmal› ve bunlar›n haz›rlad›¤› raporlar do¤rultusunda gerekli önlemler zaman geçirilmeden

Hesap Numaralar›: Sema Gül Ziraat Bankas› Aksaray fib. Yurtiçi hesap no: 0751 0003 0003 1868 121 Yurtd›fl› DM hesap no: 301009-259546 Emlak Bankas› Atatürk Bulvar› fib. Fr. Fr. hesap no: 001 0423 Vak›fbank Valide Sultan fib. Avusturya fiilini hesap no: 3454012031

±CMYK

al›nmal›d›r. 5-) Yaln›zca biz siyasi tutsaklar›n de¤il, ayn› zamanda tüm demokratik güçlerin de talebi olan DGM ve TMY gibi kurum ve yasalar›n kald›r›lmas› yönünde ileriye dönük olarak siyasi tutsaklara, demokratik güçlere ve kamuoyuna bu do¤rultuda güvence verilmelidir. 6-) 1996 y›l›ndaki SAG ve ÖO direniflinde, bugünkü ÖO direnifli ve hapishanelerde yap›lan operasyonlarda zihinsel ve fiziksel a¤›r tahribatlara u¤rayan tutsaklar baflta olmak üzere hapishanelerde tedavisi imkans›z, bak›ma muhtaç durumda olan, a¤›r hasta tutuklular›n Adli T›p’›n tarafl› ve keyfi raporlar›na, Cumhuriyet Baflsavc›lar›n›n yetki kullanmas›yla cezalar› ertelenmelidir. 7-) Baflta 19 Aral›k, Buca, Ümraniye, Diyarbak›r, Ulucanlar, Burdur operasyonlar› olmak üzere hapishanelerde yaflanan katliamlar Ba¤›ms›z Demokratik Kitle Örgütleri ve meslek odalar›ndan oluflan ba¤›ms›z kurumlarla ve TBMM insan haklar› komisyonunun kat›l›m› ile oluflacak komisyonlarca araflt›r›l›p-soruflturulmas›na hiçbir k›s›tlama getirilmeyecek olanaklar sa¤lanmal› ve bu komisyonlar›n soruflturma raporlar kamuoyuna aç›klanmal›, tespit edilen sorumlular yarg›lan›p cezaland›r›lmal›d›r. Taleplerimiz bütünüyle yaflamsal, insani, hakl›, meflru ve demokratik taleplerdir. Sürdürülen bütün yalan, demagoji ve çarp›tmalar›n ötesinde taleplerimiz karfl›lanmayacak talepler de¤ildir. Taleplerimizin karfl›lanmas›, görüflülmesi ve çözümü için tutuklular ve hükümlülerin özgür iradeleriyle belirledikleri temsilcilerle koflulsuz görüflülmelidir. Ercan Kartal, Cemal Çakmak, Muharrem Kurflun, Nezahat Turan, Can Ali Türkmen, Ramazan Sad›ko¤ullar›, M. Aytunç Altay, Yunus Aydemir, Nizamettin Do¤an, Hasan Yüksel, Ziya Büyük›fl›k, Celal Coflkun.

Abone Koflullar›: 6 ayl›k: 10.200.000 1 y›ll›k: 20.400.000 Not: Posta ücretleri dahildir.

elektronik posta adresimiz: umutyayimcilik@superonline.com


iflçi-köylü

5

22 Haziran-5 Temmuz 2001

3

Bu sald›r› sadece Aymasan’a de¤il s›n›fad›r

Aymasan iflçisi kazanacak, s›n›f kazanacak

Kartal: Türkiye Deri-‹fl Sendikas›’na 1997 y›l›nda üye olan Aymasan Ayakkab› Fabrikas› iflçileri patron(lar)a karfl› kendi sosyal ve ekonomik haklar›n› savunmada önemli bir mevzi kazanm›fllard›. Sendikan›n Aymasan’a girmesiyle birlikte patron “batt›m-bittim” diyerek ifl yerindeki örgütlülü¤ü parçalama giriflimlerine bafllad›. Fabrikada üretimin devam etmesi için birçok fedakarl›k yapan iflçiler, 2001 Ocak ay›ndan itibaren maafllar›n›-ikramiyelerini ve sosyal haklar›n›n düzenli alamad›klar› gibi Kurban ve Ramazan bayramlar›n da befl kuruflsuz girmifllerdi. Ama yine de üretimi devam ettiren iflçiler; 800 milyon ile 1 milyar aras› alacaklar›n›n may›s ay›nda ödenece¤i sözü verilmesi üzerine üretimi durdurmam›fllar ve özveride bulunmufllard›. Buna karfl›n Aymasan patronu 31 May›s 2001 tarihinde krizi de bahane ederek 246 iflçinin ifline son verdi. AYMASAN D‹REN‹fi‹ SINIF DESTEKLER‹YLE DAHA DA BÜYÜYOR 31 May›s’tan beri fabrikan›n yan›nda direnifl çad›r› kurarak patrona karfl› kararl›l›klar›n› gösteren Aymasan iflçilerinin direnifllerine çeflitli Demokratik Kitle Örgütleri-sosyalist-devrimci gazete ve dergi okurlar› ziyaret ederek desteklerini sunuyorlar. Ayn› zamanda Topselvi Mahallesi halk›n›n da yo¤un deste¤i gözlerden kaçm›yor. Direniflin 6. gününde Kartal Petrol-‹fl fiubesi, direnifli ziyarete ederken Deri-‹fl Beykoz flubesi ve Kartal’daki Devrimci-Demokrat ö¤rencilerde direniflin 7. gününde ziyarette bulundular. TÜMT‹S Kartal Temsilcili¤i’nin 10. günde yapt›¤› ziyaretin ard›ndan Tuzla Deri-‹fl’ e ba¤l› iflçi ve ifl yeri temsilcileri de ziyarette bulunarak Aymasan direniflinin direniflleri oldu¤unu gösterdiler. Aymasan’a 300 metre kala “Birlik-dayan›flma-zafer” yaz›l› pankartlar› “IM/F tipi yaflama hay›r”, “Direnifliniz, direniflimiz” dövizleriyle yürüyen Tuzla iflçisini, Aymasan ‹flçileri”, “Direne direne kazanca¤›z”, “Aymasan-Tuzla omuz omuza” sloganlar›yla karfl›lad›lar. Tuzla iflçilerinin yapt›¤› destek ziyaretinde konuflma yapan Deri-‹fl Genel Baflkan Yard›mc›s› Musa Servi; “IMF’nin bask›lar›yla özellefltirme, tafleronlaflt›rma ve yo¤un bir flekilde iflten at›lmalarla karfl› karfl›ya olundu¤u ve sald›r›lara karfl› da geçmiflte Tuzla iflçisinin kazand›¤› gibi bugün de Aymasan iflçilerinin kazanaca¤›n› belirtti. Deri-‹fl Tuzla Yönetim Kulu Üyesi Yusuf Uçar’da; “IMF tipi yaflam›n bizle dayat›ld›¤›n›, kamu emekçilerine sald›ranlar›n bugün de Aymasan iflçilerine sald›rd›¤›n› ifade etti. Ay-

masan ifl yeri temsilcisi Sevgül O¤uz’da; bu sald›r›n›n sadece Aymasan’a, Tuzla’ya olmad›¤›n›, Aymasan’daki örgütlülü¤e yap›lan sald›r›y› da direniflleriyle bofla ç›karacaklar›n› aç›klad›. Tuzla iflçisinin destek ziyareti direnifl çad›r›nda yap›lan sohbetler ve çekilen halaylarla son buldu. Direniflin 11. gününde Emekçi Halk›n Birli¤i Aymasan iflçilerini ziyaret ederlerken, E¤itim-Sen ‹stanbul 5 Nolu flube üyesi e¤itim emekçileri de ziyarette bulundular. Bu hafta sonu içinde de Devrimci-Demokrat Sendikal Birlik, Tohum Kültür Merkezi, Yeni Demokrat Gençlik ve gazetemiz ‹flçiköylü okurlar› Aymasan’a destek ziyaretinde bulunacaklar. 15-16 HAZ‹RAN D‹REN‹fi RUHU D‹REN‹fi ÇADIRINDA YAfiATILIYOR Direniflin 17. gününde 15-16 Haziran iflçi direniflini direnifl çad›r› da yaflatan Aymasan iflçileri anma etkinli¤i yaparak 15-16 Haziran’› and›lar. Anma etkinli¤ine Devrimci Demokrat Sendikal Birlik, Devrimci-Sosyalist gazete ve dergi okurlar› ile çeflitli sendikalar ve Topselvi halk› kat›ld›. Etkinlik; s›n›f mücadelesinde flehit düflenler için yap›lan 1 dakikal›k sayg› durufluyla bafllad›. Bir bayan iflçinin Naz›m Hikmet’in “Türkiye iflçi s›n›f›na selam” adl› fliirini okumas›ndan sonra 15-16 Haziran’›n tarihçesi ve önemi anlat›ld›. Deri-‹fl Genel Baflkan Yard›mc›s› Musa Servi; IMF sald›r›lar›n›n yo¤un yafland›¤› bu dönemde 15-16 Haziran’›n öneminin daha da yak›c› bir hal ald›¤›n› ve bu görkemli direniflten çok fley ö¤renilmesi gerekti¤ini ifade etti. Devrimci-Demokratik Sendikal Birlik (DDSB) dayan›flma mesaj› gönderirken, Kartal K›z›l Bayrak, At›l›m, Devrimci Demokratik, Dayan›flma, Vatan ve gazetemiz ‹flçi-Köylü ortak bir metin haz›rlayarak Aymasan iflçilerinin 15-16 Haziran etkinli¤ini kutlad›. AYMASAN ‹fiÇ‹LER‹N‹N KARARLI D‹REN‹fiLER‹ SÜRÜYOR Direniflin 19. gününde fabrika önünde Deri-‹fl Sendikas› taraf›ndan bir bas›n aç›klamas› yap›ld›. Yap›lan bas›n aç›klamas›na “Türk-ifl Bölge Temsilili¤i, Hava-‹fl ‹HD, Tuzla Tersane ‹flçileri, Kristal-‹fl, fiifle-Cam, Birleflik Metal ‹fl Gebze flubesi, Tuncelili’ler Derne¤i, Limter-‹fl, Tez Koop-‹fl, Öz Çelik Gebze flubesi Aksan iflyeri iflçileri, Deri-‹fl Tuzla ve TUYAB kat›ld›. “Birlik-mücadele-zafer”, “‹flçiyiz hakl›y›z kazanaca¤›z”, “Zafer direnen emekçinin olacak” sloganlar›n›n yo¤un at›ld›¤› bas›n aç›klamas›nda Deri-‹fl Genel Baflkan› Yener Kaya, Türk-‹fl 1. Bölge Baflkan› Faruk Büyükkucak, Deri Baflkan Yard›mc›s› Musa Servi ve Aymasan temsilcisi Sevgül O¤uz birer konuflma yapt›lar. Yap›lan konuflmalarda yaflanan krizin faturas›n›n emekçilere ödetilmek istendi¤i ve iflçilerin sendikalar›na yönelik sald›r›lar› bofla ç›karacaklar› vurguland›. Bas›n aç›klamas› türküler eflli¤inde çekilen halaylarla bitti. Bütün görkemiyle kararl› bir flekilde sürdürülen direniflin içerisinde yer alan iflçilerle direnifl çad›r›nda yapt›¤›m›z röportaj› siz okurlar›m›za sunuyoruz. “ÇADIR ARTIK B‹Z‹M OKULUMUZDUR” ‹K: Aymasan fabrikas›n›n önünde 19 gündür direnifldesiniz. Bize k›saca direniflinizi anlatabilir misiniz? Bayan iflçi: 7-8 ayd›r para alam›yoruz. Patron krizi bahane ediyor. Asl›nda sendika ne za-

man Aymasan’a geldi iflte o zaman kriz bahane gösterilmeye baflland›. Bizler ifllerimize dönene kadar da direnece¤iz. ‹K: Direniflten önceki ve flimdiki iflçiler aras›ndaki tutum ve davran›flda bir fark oldu mu? Bayan ‹flçi: fiu andaki tutum daha iyi. Direniflte daha iyi kenetlendik birbirimize. Bütün iflçi arkadafllar olarak bu flekilde gidersek fabrikaya daha iyi bir ortamda çal›fl›r›z düflüncesi var. ‹K: ‹flçilerin bir olmas› için bu aflaman›n olmas› gerekiyor Bayan ‹flçi: Evet; ‹flçilerin bir olmas› için bir fleyleri yaflamalar› gerekiyordu. ‹flçilere önceden anlatt›klar›m›z inand›r›c› gelmiyordu. Patronun iflçileri kap›n›n önüne koyaca¤›na inanm›yorlard›. ‹flçilerin bu düflünceleri vard›. fiimdi bunu fark ettiler. ‹flçinin iflçiden baflka dostu olmad›¤› bir kez daha görülüyor. ‹K: ‹flçiler flu anda sendikaya nas›l bak›yorlar? Bayan iflçi: Sendikaya bak›fl aç›lar› daha iyi. Gerçekten iflçiden yana tav›r alan sendikaya sahip olmak gerekiyor. Usta bafllar›m›zda sendikal› de¤ildi düne kadar ama bugün hepsi sendikal› oldular.

‹K: Patron yaflanan kriz nedeniyle fabrikay› kapatt›¤›n› söylüyor. Bu do¤ru mu sizce? Erkek ‹flçi: Patron krizi bahane ederek fabrikadaki örgütlü sendikay› yok etmek istiyor. Yani kriz patronun bir oyunu. E¤er krizden etkilenseydi ayakta duramazd›. Patronun amac› sendikay› buradan ç›karmak. Bayan iflçi: Fabrikadaki örgütlülü¤ü yok etmek istiyor patron. Yoksa bizler içerde çal›fl›yorduk. Hiç bir yere de ayr›lm›yorduk. Önceden yazl›k ifl gidiyor. Ama bu iki senedir hem yazl›k hem de k›fll›k ifl birarada yürüd. Fabrika bir tarafta yazl›k bir tarafta da k›fll›k ifl yap›yordu. Zarar eden bir kifli iki ifli götürür mü? ‹K: Baflka söyleyece¤iniz bir fley var m›? Bayan iflçi: Buradaki iflçilerin tek bir hedefi fabrikaya girmektir. Buras› bizimdir. Biz içeri girip çal›flaca¤›z. Erkek iflçi: 1997-98 y›l›na kadar sendikas›zd›k. Çok bask›lar gördük. Bizde bu bask›lara karfl› arkadafllarla toplanarak ne yapal›m diyerek sendikay› getirdik. Sendikay› getirince iflçilerin iflçi oldu¤u ortaya ç›kt›. Bizlere patrondan 6-7 ayd›r para alamad›k, patronu çok idare ettik. Direniflde olmam›z›n tek nedeni patrondur. Bizler iflimize geri dönene kadar direnece¤iz.

Tuzla iflçisi greve haz›rlan›yor

8 Haziran’da Tuzla Deri-‹fl fiubesi önünde yap›lan aç›klamadan Kartal: 1 Mart 2001 tarihinden beri Deri-‹fl Tuzla fiubesi ile deri patronlar› aras›nda süren T‹S görüflmeleriyle ilgili iflçileri bilgilendirmek amac›yla Deri ‹fl Genel Baflkan Yard›mc›s› Musa Servi taraf›ndan 8 Haziran 2001’de Tuzla Deri-‹fl fiubesi önünde bilgilendirme aç›klamalar› yap›ld›. Geçmiflte; haklar›n nas›l al›nd›¤›n›n bilindi¤ini, o zaman haklar›m›za sahip ç›k›lmas› gerekti¤ini yani iflçilerin yeni haklar almas› için de ilk önce durgun topra¤› silkelemesi, onun için de iflçilerin kedilerini flimdiden greve haz›rlamalar› gerekti¤ini” belirten Servi, “Kazl›çeflme’deki iflçilerin ilkelerinden taviz vermeden haklar›n› kazand›¤›n› flimdi de iflçilerin ilkelerinden tavizsiz olurlarsa yine kazanacaklar›n› ifade etti. Ayr›ca T‹S görüflmelerinde arabulucu giriflimlerinin de sonuç vermemesinden dolay› anlaflmazl›k zapt› tutuldu. GREVDEN ÖNCE ‹fi BIRAKMA EYLEM‹ Önümüzdeki günlerde greve ç›kmas› beklenen Deri ‹flçileri 11 Haziran 2001’de 2 saat ifl b›rak›p T‹S görüflmeleriyle ilgili bas›n aç›klamas› yapt›lar. Traktörcüler Dura¤›’nda 500’e yak›n deri iflçisine Aymasan iflçileri de “Yaflas›n örgütlü mücadelemiz”, pankart› ve “Tuzla-Aymasan omuz omuza”, “‹flçilerin birli¤i sermayeyi yenecek” yaz›l› dövizleriyle desteklerini sundular. “Yaflas›n s›n›f dayan›flmas›”, “Direne direne kazanca¤›z” vb. sloganlar›n at›ld›¤› bas›n aç›klamas›nda Deri-‹fl Genel Baflkan Yard›mc›s› Musa Servi, Genel Sekreteri ve Aymasan ‹flyeri Temsilcisi Sevgül O¤uz birer konuflma yapt›lar. ‹lk konuflmay› yapan Musa Servi’nin geçmiflte oldu¤u gibi bugünde sald›rlar› püskürteceklerini aç›klamas›ndan sonra konuflan Fevzi Deniz deri iflçilerin soka¤a ç›karak direneceklerini sözün bitti¤ini art›k sözün pratikte oldu¤unu söyledi. Deniz iflçilerin patronlara karfl› gereken dersin verece¤ini belirtti. Aymasan Ayakkab› Fabrikas›’nda direniflte olan iflçiler ad›na konuflan iflyeri temsilcisi Sevgül O¤uz’da yap›lan bu sald›r›lar› bofla ç›karman›n yolunun birlikte hareket etmekten geçti¤ini ifade etti. Tuzla T‹S görüflmeleriyle ilgili gazetemize konuflan Musa Servi varolan güçlerini toplayarak iflçileri greve haz›rland›klar›n›, arabulucu raporu kendilerine ulaflt›ktan sonra 6 gün bekleyeceklerini 10 gün sonra da ifl yerlerini de grev raporunu asacaklar›n› söyledi.


22 Haziran-5 Temmuz 2001

4

iflçi-köylü

5

fiifle Cam Grevi 16. gününde yasakland› Lüleburgaz cam iflçisi grevin onuncu gününde ayakta H. Merkezi: Türk-‹fl’le ‘IMF aras›nda 450 bin kamu emekçisini kapsayan T‹S görüflmelerinin sonucunda emekçilerin al›nterinin bir kez daha IMF’ye peflkefl çekilmesi, patronlar›n bu ihanet anlaflmas›n›n hükümlerini, kendi ifl yerlerinde iflçilere dayatmak için bir model oluflturdu. Nitekim cam patronlar› Türk-‹fl’in imzalad›¤› son ihanet anlaflmas›n›n hükümlerine bakarak cam ifl yerlerinde devam eden görüflmeleri bu yönde sonuçland›rmak istedi. Kristal-‹fl’in imzalanan ihanet anlaflmas›n›n hükümlerini kabul etmeyerek toplam 14 ifl yerinde 5.780 iflçiyi kapsayan grev karar›yla cam ifl yerlerinde grev pankartlar› as›ld›. ‹stanbul, Gebze, Lüleburgaz ve Mersin’deki fabrikalarda 24 May›s’dan bu yana grevde bulunan 6 bine yak›n cam iflçisinin IMF’nin dayatt›¤› anlaflma konufllar›na teslim olmayarak grev çad›rlar›n› kurmas›, içinde bulunan süreç aç›s›ndan üzerinde durulmas› gereken bir geliflme. Bir yandan Türk-‹fl’in emekçilerin al›nterini IMF’ye teslim etmesi ve bunu bir model olarak s›n›fa dayatmas› yaflan›rken di¤er yandan IMF politikalar›n› engelleyici bir durum olarak grevler gündeme gelmekte. IMf politikalar›na karfl› geliflen ve bir duruflu sergileyen flifle cam grevi, iflçilerle, jandarma, polis aras›nda yaflanan çat›flmal› direnifllere sahne oldu. Patronlar›n fabrikalardan mal ç›karmas›na iflçilerin müdahale etmesi, çat›flmalar› gündeme getirirken, sendika yöneticileri ve baflkanlar›n›n gözalt›na al›nmas›, grev ziyaretçilerinin gözalt›na al›nmas›, jandarma ve polis ablukas›n›n kurulmas›, devletin grevi ne denli önemsedi¤inin de bir göstergesidir. Öte yandan iflçilerin, grevinin bofla ç›kar›lmas›n› engelleyici fiili bir yönelime girmesi, gözalt›lar› kitlesel sahiplenifli, kararl›l›¤› IMF’nin

dayatt›¤› politikalar›n uyguLüleburgaz’da grevde olan cam iflçilerini desteklemek amac›yla “Delamas›n› zora sorunca grev mokrasi Platformu”bunun düzenlemifl oldu¤u bas›n aç›klamas› 2500 civa“yasal” gerekçelere dayanr›nda kat›l›m›n oldu¤u yürüyüfl ve mitinge dönüfltü. Lüleburgaz Kristal-‹fl d›r›larak bitirilmeye çal›fl›lfiubesi önünden olarak bafllayan yürüyü��� Belediye otopark›na kadar slogan d›. Cam ifl yerlerinde 6 bin ve alk›fllar eflli¤inde devam etti. Yürüyüfl boyunca “Yaflas›n iflçilerin birliiflçiyi kapsayan ve 14 fabri¤i”, “‹flçiler el ele, zafere”, “Yaflas›n s›n›f dayan›flmas›” “Direne direne kakada devam eden grev 8 Zafer direnen emekçini olacak” sloganlar› at›ld›. zanaca¤›z”, Haziran günü Bakanlar kuYürüyüfl boyunca halk›n büyük destek verdi¤i görülmüfltür. Miting alarulu taraf›ndan “Milli gün›na gelindi¤inde Demokrasi Platformu ve Kristal-‹fl fiube Baflkan› yapt›¤› venli¤i tehdit ediyor” gekonuflmalarda genellikle IMF’nin ekonomik politikalar›n› uygulayan, ülkerekçesiyle 2 ay süreyle erteyi emperyalist tekellere parça parça satan, 57. Hükümeti elefltiren ve istifalendi. 16. gününde fiifle s›n› isteyen konuflmalar› s›k s›k sloganlar ve alk›fllarla kesildi. Grevin Cam Afi’de yasaklanan greonuncu gününde cam iflçilerinin çoluk çocu¤uyla büyük bir coflkuyla mitinve benzer olarak 2000 y›l› ge kat›lm›fl olmalar›, Lüleburgaz cam iflçilerini ifl güvencesi ve ekonomikiçerisinde de Lastik ve Bedemokratik haklar› için bafllatm›fl oldu¤u grevde ne kadar kararl› okuduklalediye grevleri de ertelenr› görülmüfltür. Yap›lan anonslarla mitinge kat›lanlar disiplinli bir flekilde miflti. da¤›lm›flt›r. Cam iflçilerini grevinde de kitlesel bir ç›k›fl›n ve milen istikrar paketinin uygulanmas›n›n önünde ciddi enlitan bur duruflun sergilenmesi, sendikan›n ise uzlaflgeller oluflturaca¤›ndan ve grevin di¤er sektörlerde gemac› s›n›rlar›n d›fl›na taflmaya bafllamas› yine grevin liflebilecek grevlere örnek teflkil edece¤inden moral ve sektörel ve bölgesel bir direnifle dönüflme yönelimine motivasyon kazand›raca¤›ndan yola ç›karak grevi ertegirmesi üzerine egemen s›n›flar bir kez daha yasal olledi. mayan “yasal” gerekçelerle grevi ertelediler. Cam iflçilerinin ertelenen grevle birlikte devlete ‹çinden geçilen süreç emekçi s›n›flar ve egemenler olan güvesizliklerin daha da boyutlanaca¤› gerçe¤i için önemli bir süreç. Egemen s›n›flar “Sosyal patlagreve dönük yeni politikalar›n gelifltirilmesini zorunlu malar›n yaflanaca¤›” tespitinden yola ç›karak s›n›f cep- k›l›yor. 2 ayl›k süre devletin grevin içini boflaltmak hesinde, halk cephesinde geliflen her hareketlili¤i yayiçin, yo¤un politikalar gelifltirece¤i bir süreç olacakt›r. g›nlaflaca¤› endiflesiyle içini boflaltmaya, bask› ve zorCam iflçisiyle dayan›flma içerisinde olunarak, kararl›l›la engellemeye, yasaklamaya girifliyor. ¤a ve militanl›¤a güç vermek grevin baflar›ya ulaflmafiifle cam grevinin yönelimine bakan devlet baflar› s›na önemli katk›lar sa¤layacakt›r. kazanacak bir grevin IMF ve DB taraf›ndan ön görü-

15-16 Haziran’da yükselen 盤l›k yank›lanmal› ‹stanbul: 15-16 Haziran büyük iflçi direnifli patronlar›n ve sar› sendikac›lar›n susup iflçilerin konufltu¤u hatta hayk›rd›¤› bir direnifl olarak Türkiye devrim tarihinde hakl› yerini alm›flt›r. O dönemin koflullar› içerisinde ve bugün aç›s›ndan de¤erlendirdi¤imizde kendili¤indenci bir hareket olarak tabi etti¤imiz ancak buna ra¤men özellikle iflçi s›n›f›na sadece deneyim anlam›nda de¤il birçok anlamda muazzam katk›lar› olmufltur. O dönemde yaflanan krizin faturas›n›n halka ödetmek için yeni yeni yöntemler arayan Demirel hükümeti geliflebilecek tepkilerinde önünü almak için halk›n tüm örgütlülüklerine yeni yasalarla sald›r›yordu. D‹SK’te, Türk-‹fl’e oranla daha çok sahiplenilen bir sendika olarak bu sald›r›lardan pay›n› haz›rlanan yeni bir yasa ile al›yordu. Öyle ki bir milletvekili Türk-ifl toplant›s›nda “yak›nda D‹SK’in çan›na ot t›kanacakt›r” diyebilmekteydi ç›karacaklar› yasakç› yasan›n hayali ile. Ard›ndan Demirel hükümeti 274 say›l› yasada de¤ifliklik görüflmelerine bafllayarak sald›r› furyas›na bafll›yordu. Yap›lmas› düflünülen de¤iflikli¤e göre bir iflçi sendikas›n›n Türkiye’de faaliyet gösterilmesi için o ifl kolundaki toplam iflçi say›s›n› en az üçte birini üye olarak bar›nd›rmas› gerekiyordu. D‹SK ilk baflta yaz›l› olarak tepkisini dile getirip ard›ndan da miting için izin almaya çal›fl›rken 113 ifl yerinden yaklafl›k 70 bin iflçi kendili¤inden direnifli bafllatarak Türkiye devrim tarihinde bir 盤›r açan 15-16 Haziran direniflini yaratt›lar. Bugüne bakt›¤›m›zda da yine zenginin kar›na kar katt›¤›, fakirin ise bunun bedelini ödedi¤i, T‹S’lerde iflçilere s›f›r zamm›n alt›nda zamlar›n dayat›ld›¤›, kamu emekçilerinin y›llarca bedellerle kazand›klar› haklar›n›n ellerinden al›nmaya çal›fl›ld›¤› bir “kriz” döneminden daha geçiyoruz. Her gün yeni yasalarla IMF’ye ba¤›ml›l›k katmerlenirken geliflebilecek tüm hareketlerin önünü alabilmek için de ESK (Ekonomik Sosyal Konsey) gibi kurumlar yasallaflt›r›l›yor. Ancak tüm bunlara ra¤men emekçilerin, köylülerin kendili¤inden geliflen tepkilerinin önüne geçmeye güçleri yetmiyor. Ç›kar›lan yasalardan en çok etkilenen kesimlerin bafl›nda gelen köylüler tepkilerini örgütleyecek bir merkezleri olmamas›na ra¤men Karadeniz’den Ege’ye çeflitli eylemliliklerle seslerini duyuruyorlar. ‹flçiler Türk-‹fl’le hükümetin imzas›na onay vermeyerek yeni oluflumlar› yaratma aray›fl›na giriyorlar. Toplumun her kesimi dokunsan patlayacak bomba misali yeni hareketlenmelere gebe.

Kimileri 15-16 Haziranlar› ya da bugün kendili¤inden geliflen hareketleri iflçi s›n›f›n›n iktidar› ele almas›, ayaklanmas› olarak de¤erlendirse diyoruz ki bilinçli bir önderlikten yoksun hiçbir hareket iktidar› ele geçiremez. Ya da kimileri halk›n hareketlili¤inden korkarak kar›fl›kl›¤› yaratmaya çal›flsa da, bu hareketler karfl›s›nda kaçacak delik arasada sonuçta bu kendili¤indenci dedi¤imiz hareketler halk›n, ezilenlerin hakl› talepleridir. Yeni yeni mevziler kazand›ran, güç ve güven tazeleyen hareketlerdir. Ve bu hareketleri do¤ru bir rotaya sokacak olan ancak devrimci ve komünistlerin müdahalesidir. Nitekim kendili¤indenci bir hareket olarak de¤erlendirsek de 15-16 Haziran direniflinin ‹brahim Kaypakkaya’n›n deyimiyle devrimci zorun gereklili¤i, burjuva devlet teorilerini y›k›m›, as›l kahramanlar›n kitleler oldu¤unu göstermek gibi olumlu sonuçlar olmufl ve eylemler sonunda yasa geri çekilmek zorunda kal›nm›flt›r. 15-16 Haziran direnifl ruhunu canland›rmak ve bu flanl› tarihimize sahip ç›kmak için 16 Haziran 2001 tarihinde TKM’de bir panel düzenlendi. “15-16 Haziran ›fl›¤›nda günümüz iflçi s›n›f›n› durumu” bafll›kl› panele Belediye ‹fl 2 no’lu flubeden Hasan Gülüm ve Haber-Sen’den Ali Y›ld›z konuflmac› olarak kat›ld›lar. Kamu emekçilerine yönelen genel sald›r›lar ve sahte sendika yasas› sald›r›s› karfl›s›nda KESK’e ba¤l› sendikalar›n durumunu de¤erlendiren Ali Y›ld›z sahte sendika yasas›n› geliflen eylemliliklerin etkisiyle ertelenmesini kamu emekçileri aç›s›ndan önemli bir baflar› oldu¤unu vurgulad›. Sürdürülen bu mücadelenin sürece¤ini söyleyen Y›ld›z “Bu geliflen sald›r›lar sadece iflçi s›n›f› ve kamu emekçilerine de¤ildir. DB ve IMF politikalar›yla bütün ifl kollar›na çeflitli boyutlarda sald›r›lar geliyor. Bunlar özellefltirmeler ve bununla gelen iflten ç›karmalar, esnek çal›flma, tafleronlaflt›rma ve ifl güvencesi yasas› ad› alt›nda kitleleri ve iflçi s›n›f›n› kand›rmak amaçl› yöneltilen sald›r›lard›r. Yine çok s›cak yafl›yoruz en kapsaml›, en vazgeçilmez ve çetin bir kavgan›n yürütüldü¤ü zindanlar cephesi vard›r. Bu süreçte onlar›n onurlu bir mücadelesi vard›r. Bu da s›n›f mücadelesinin bask› bir boyutudur. Di¤er yandan tar›ma ve hayvanc›l›¤a yöneltilen sald›r›larsa bir baflka boyuttur” diyerek son süreci de¤erlendirdikten sonra sözü

Belediye ‹fl 2 No’lu flubeden Hasan Gülüm’e b›rakt›. Hasan Gülüm, flanl› 15-16 Haziran direniflinden bu yana 30 y›ll›k bir gerçekli¤in yafland›¤›n› flu anki mevcut durumun ise 70’lerden daha geri oldu¤unu belirterek bunun Türkiye iflçi s›n›f›n›n kendisi için s›n›f olma niteli¤inden uzak olmas›, ülkemizin sosyo-ekonomik yap›s› ve Türkiye’deki s›n›f mücadelesi ivmesi ile ba¤lant›l› oldu¤unu belirtti. Günümüz iflçi s›n›f›n›n durumunu kavramak için ‘80 öncesi ve sonras› dönemin de¤erlendirilmesi gerekti¤ini söyleyen Gülüm 80 öncesi tabloyu flöyle çizdi: “80 öncesi iflçi hareketi 68’den etkilenmifltir. Bu dönem bir iki sendika öne ç›ksa da sendikalar›n dönem içindeki rolü kötüydü. Yani iflçi s›n›f›n›n kendili¤inden gelen bu hareketi örgütsüzdü” 80 sonras› dönemde ise emperyalizmin sald›r›lar›n›n yeni bir hal ald›¤›n›, 90’l› y›llarda özellefltirmenin boyutlanarak sürdü¤ünü, yine emperyalistlerin “Sosyalizm öldü, s›n›flar kalkt›” yönlü ideolojik sald›r›lar›n›n “Globalleflme(!)” aldatmacas›yla iflçi s›n›f›na iflten at›lma, esnek üretim ve en önemlisi sendikas›zlaflt›rman›n dayat›ld›¤›n›n anlatan Gülüm 25-27 May›s 2001 tarihinde Avrupa’da gerçekleflen Halklar›n Uluslaras› Liginde edindi¤ini izlenimlerle Avrupal› iflçilerin durumlar›na de¤indi. Emperyalistler ve onlar›n uflaklar›nca baflta iflçi s›n›f› olmak üzere toplumun tüm kesimine yöneltilen sald›r›lar› püskürtmenin tek yolunun örgütlü mücadeleden geçti¤inin vurguland›¤›n› panel seyircilerin yöneltti¤i sorulardan sonra bitirildi.


iflçi-köylü

5

22 Haziran-5 Temmuz 2001

5

Sahte sendika yasas› geri püskürtülene kadar direnifle devam Kamu emekçileri “Sahte Sendika Yasas›”na karfl› 21 May›s’ta bafllatt›klar› Ankara yürüyüflünün ard›ndan tüm engellemelere, gözalt› terörüne ve gaz bombal› sald›r›lara ra¤men 4 Mart Direnifl ruhuyla K›z›lay’a ulaflt›lar. Sahte sendika yasas›n›n 7 Haziran’da Meclis gündemine al›nmas›yla birlikte protestolar birçok ilde oturma eylemleri fleklinde gerçekleflti. Yasakç› yasan›n 7 Haziran’da meclis gündemine al›nmayarak 12 Haziran’a ertelenmesi üzerine bir kez daha emekçiler alanlara ç›kt›. Kararl› eylemlilikler meclisin gündem s›ralamas›nda “yasakç› yasay›” Ekim 2001’e kadar ertelemesine neden olurken, yasan›n tamamen geri çekilmesi için emekçi memurlar›n 4-5 Mart, 1 Aral›k ve 26 Haziran direnifl ruhuyla mücadeleyi daha da kararl›l›kla sürdürmesi gerekiyor. KAMU EMEKÇ‹LER‹ “GAZINIZ, BOMBANIZ VIZ GEL‹R B‹ZE VIZ” Ankara: Sahte sendika yasas›n›n Meclis Genel Kurulu’nda görüflülmeye bafllanmas› üzerine 12 Haziran 2001 tarihinde KESK’e ba¤l› sendikalar al›nan eylem kararlar› do¤rultusunda saat 12:30’dan itibaren E¤itim-Sen 1 Nolu fiu-

be önünde toplanmaya bafllad›lar. Ziya Gökalp Caddesi’ni trafi¤e kapatan emekçi memurlar 2 bin kiflilik bir kitleyle meclise giden sendika temsilcilerini sloganlarla beklemeye bafllad›lar. Gün boyunca oturma eylemini sürdüren kamu emekçileri saat 18:00’de meclisteki yasa görüflmelerini izleyen KESK Genel Baflkan› Sami Evren’in gelmesiyle hareketlendi. Yasa maddelerinin tart›fl›lmadan geçti¤ini belirten Evren; “Geriye ad›m atm›yoruz. Sonuna kadar direnece¤iz. K›z›lay’a yürüyoruz” demesi üzerine emekçiler; K›z›lay yönüne panzerlerle ve robokoplarla kurulmufl polis barikat›n› zorlamaya bafllad›lar. Bunun üzerine polis, gaz bombalar›yla, coplarla sald›rmaya bafllad›. Sald›r›yla birlikte ara sokaklara da¤›lan emekçi memurlar Sakarya Caddesi üzerinde tekrar topland›lar. Burada da gaz bombal› sald›r›s›na davam eden polise emekçiler tafl-sopa ve fliflelerle karfl›l›k verdiler. Sald›r›ya “Direne direne kazanaca¤›z”, “Bask›lar bizi y›ld›ramaz” sloganlar›yla yan›t veren emekçiler polisin gaz bombal› sald›r›s›na ra¤men saat 19:30’a kadar gruplar halinde eylemlerini sürdürdüler. Birçok emekçi sald›r› s›ras›nda dövülerek gözalt›na al›n›rken gazdan

lu sözleflme” vb. dövizlerin tafl›nd›¤› eylemde kitleye hitaben bas›n metnini KESK Platformu Dönem sözcüsü Alim Murathan okudu. Murathan y›llard›r sürdürdükleri toplu sözleflmeli, grevli sendikal hak ve özgürlükler mücadelesinde s›cak günler yafland›¤›n› belirterek kazanan›n kamu emekçileri olaca¤›n› söyledi. Bu arada kitle “Direne direne kazanaca¤›z”, “Emekçiyiz hakl›y›z, kazanaca¤›z”, “Zafer direnen emekçinin olacak”, “Yaflas›n örgütlü mücadelemiz” vb. sloganlar› hayk›r›p halaylar çekerek, fliir okuyarak, türküler söyleyerek Meclis’ten ç›kacak karar› beklemeye bafllad›lar. Saat 18:30’a kadar hareketsiz ve sönük geçen eylem Ankara’dan gelen haberlerle

Bask›lar sürgünler bizleri y›ld›ramaz Bursa: Burjuva feodal sistemin temsilcileri, bu ülkede en ufak demokratik hak alma mücadelesine dahi tahammül edemiyor. Bunun son örne¤i “Emek platformunun 2000 1 Aral›k eylemine kat›lan Bursa SES üyesi emekçilerine verilen cezalarda yafland›. 18 Haziran Pazartesi günü saat 14:00’de Bursa devlet hastanesi önünde toplanan SES üyesi emekçiler cezalar› ve sürgünleri protesto ettiler. SES Bursa fiube Baflkan› Dr. Çetin Erdolu; eylemde bir konuflma yapt›. Erdolu; Emek platformunun 1 Aral›k eylemine kat›lan kamu emekçileri yerel kararlar› ile hakk›nda soruflturma

zehirlenen onlarca emekçide hastanelere kald›r›ld›. KAMU EMEKÇ‹LER‹N‹N SAHTE SEND‹KA YASASINA KARfiI D‹REN‹fi‹ SÜRÜYOR 10 Haziran tarihinde yaklafl›k 2 bin emekçi memur saat 10:00’dan itibaren Güven Parkta toplanmayla bafllad›lar. Akflam saatlerine kadar sloganlarla, alk›fllarla oturma eylemi yapan memurlar; yasa

hareketlenmeye bafllad›. Ankara’daki kamu emekçilerine gaz bombalar› ve coplarla sald›r›ld›¤›n› duyan emekçiler Ankara’dan haber gelinceye kadar alandan ayr›lmayacaklar›n› belirtirken s›k s›k “Faflizme karfl› omuz omuza”, “Her yer K›z›lay her yer Ankara”, “Yaflas›n K›z›lay direniflimiz” vb. sloganlar› hayk›rmaya bafllad›lar. Daha sonra Ankara’daki sald›r›y› protesto etmek için Basmane’deki DSP il binas›n›n önüne gitmek için kara alan yöneticiler kitleyi o yöne do¤ru harekete geçirdiler. Konak Meydan›’ndan yola ç›kan kitle Fevzipafla bulvar›n› trafi¤e kapatarak yoluna devam etti. Burada polis kitlenin önünü kesmeye çal›flt›. Çankaya Metro dura¤›n›n önündeki dörtyol kavfla¤›nda emekçilerin

“BAR‹KATI AfiTIK, SIRA MECL‹S’TE” ‹zmir: 7 Haziran 2001 tarihinde sahte sendika yasas›n›n mecliste görüflülmeye baflland›¤› saatlerde, bir çok ilde oldu¤u gibi ‹zmir’de de kamu emekçileri saat 12:00’de Konak Meydan›nda oturma eylemi bafllatt›. Grev ve toplu sözleflme hakk›m›z› al›ncaya kadar devam edece¤iz”, “Sahte sendika Yasas›na geçit yok” KESK imzal› pankart›n aç›ld›¤› eyleme KESK’e ba¤l› sendikalar ile demokratik kitle örgütleri, siyasi partilerin bileflimi ve direniflte bulunan Sümerbank iflçileri de destek verdiler “‹flçi memur el ele genel greve”, “Zor kazand›k kolay vermeyiz”, “Kad›n erkek birlik ifl, ekmek, özgürlük”, “Bask›lar bizi y›ld���ramaz”, “Sadaka de¤il top-

12 Haziran KESK Ankara mitingi

açt›r›ld›¤›n›n ceza verdi¤ini ve pervas›zca kadrolaflmalar›n yan› s›ra üyelerinin sürgünlerle y›ld›r›ld›¤›n› söyledi. Devlet hastanesi Bafltabibi ve Sa¤l›k Müdürü’nün marifeti ile 5 üyelerine uyar›, 2 üyelerine ise k›nama cezas› verildi¤ini, k›nama cezas› verilen bir üyenin sürgün edildi¤ini di¤erlerinin de sürgünle tehdit edildi¤ini söyleyen Erdolu; “Bu anlay›fl› fliddetle k›n›yor, bu yanl›fl ve haks›z ifllemin geri çevrilmesi için tüm olanaklar›m›zla mücadele edece¤iz” dedi. Kitle “Sürgün cezalar geri al›ns›n”, “Bask›lar sürgünler bizleri y›ld›ramaz” slogan ve alk›fllarla eylemi bitirildi.

tasar›s›n›n mecliste görüflülmesinin ertelenmesini KESK yönetiminin baflar›s› olarak ortaya koyan KESK yöneticilerini de protesto ettiler. Yine akflam saatlerinde Güven Parka gelerek yasa tasar›s›n›n bu haftada mecliste görüflülmeyece¤ini, oturma eylemini bitirdiklerini aç›klayan Sami Evren’e emekçiler “Biz buraya kazanmaya geldik geri dönmeye de¤il” sloganlar›yla tepkilerini gösterdiler.

önünü kesen polis buradan öteye gidilmesine izin vermeyece¤ini söyleyerek, yöneticilere kitleyi da¤›tmalar› konusunda uyarmaya, tehdit etmeye bafllad›. Kitle ise yolda oturma eylemine bafllayarak kararl›l›klar›n› gösterdi. Polis kitlenin kararl›l›¤› karfl›s›nda geri ad›m atarak barikat› açmak zorunda kald›. Eylemlerine devam eden kamu emekçileri DSP il binas›n›n önüne kadar yürüdüler. Burada da kitleye k›sa bir aç›klama yapan Alim Murathan, sahte yasa tasar›s›n›n görüflülmesinin 12 Haziran’a ertelendi¤ini belirterek yetkilileri yasay› geri çekmeleri konusunda uyard›. Eylem alk›fl ve sloganlarla saat 19:45’de sona erdi. 12 Haziran 2001 tarihinde Konak Sümerbank önünde sahte yasa ile ilgili oturma eylemi yapt›. Oturma eylemine “bu yasa

gidecek baflka yolu yok”, Direne direne kazanaca¤›z”, “Gaz›n›z, bomban›z v›z gelir v›z”, “Her yer Ankara her yer K›z›lay”vb. sloganlarla bafllayan emekçiler ilerleyen saatlerde canl› müzik, fliir dinletileriyle halaya durdu. Kitleye hitaben bir konuflma yapan KESK fiubeler Platformu Dönem Sözcüsü Alim Murathan meclisin yasay› bu haftaki görüflme gündemine almad›¤›n›n belirterek, bu yasan›n Parlamentodan geçirilmesine izin vermeyeceklerini söyledi. ‹leriki günlerde yasa tasar›s›n›n tekrar gündeme al›nabilece¤ini söyleyen Murathan, böylesi bir durumda herkesi alanlara davet etti. Pir Sultan Yöneticileri, E¤it-Der Bornova flubesi, EMO yöneticileri, D‹SK Genel-‹fl sendikas› bölge yöneticileri de oturma eylemine destek verdiler. Eylem saat 17:15’de at›lan sloganlarla sona erdi.

Süleyman Yeter davas›na devam edildi H.Merkezi: Süleyman Yeter’in D‹SK Limter-‹fl Sendikas› E¤itim Uzman› oldu¤u dönemde ‹stanbul Siyasi fiube’de iflkenceyle öldürülmesiyle ilgili davaya 11 Haziran günü devam edildi. ‹stanbul 6. A¤›r Ceza Mahkemesi’nde 3 iflkenceci polisin yarg›land›¤› duruflmada; müdahil avukatlar› Yeter’in cesedinin bulundu¤u yer olan siyasi flubede araflt›rma yap›lmas›n› istedi. San›k avukat› ise tek tutuklu Mehmet Yutar’›n tahliye edilmesi talebinde bulundu. Avukatlar›n savunmalar›n›n ard›ndan mahkeme; müdahil avukatlar›n›n olay yerinde inceleme yap›lmas› iste¤ini reddetti. Ayr›ca san›k avukatlar›n›n tahliye talebi de geri çevrildi. Duruflma sonras› Av. Ercan Kanar, davan›n geldi¤i aflama hakk›nda bas›na bilgi verdi. Aç›klaman›n ard›ndan davay› izlemeye gelenler “Katil devlet hesap verecek”, “Süleyman Yeter ölümsüzdür” sloganlar›n› atarak mahkeme binas›ndan ayr›ld›.


22 Haziran-5 Temmuz 2001

EMEKÇ‹LER YASAKÇI YASAYAKARfiI ALANLARDA

KESK Samsun mitingi Samsun: Samsun’da da 6 Haziran 2001 tarihinde saat 12:30’da Çiftlik Postanesi’ne ç›kan yol üzerinde biraraya gelen KESK Samsun fiubeler Platformu üyesi emekçiler yar›m saatlik bir oturma eylemi yapt›lar. KESK pankart›n› açan emekçilerin “Sefalet ücreti istemiyoruz”, “Sahte sendika yasas›, h›rs›zlar›n kasas›”, “F tipi sendika istemiyoruz”, “Kurt, kufl kahrolsun IMF iktidardar›” sloganlar ve alk›fllar eflli¤inde yapt›¤› oturma eylemi sonras› bas›n metnini KESK Samsun fiubeler Platformu Yöne-

tim Kurulu üyesi Ahmet Ergün okudu. Ergün aç›klamada yasan›n kamu emekçilerine getirdi¤i k›s›tlamalara de¤inerek “Biz haklar›m›zdan vazgeçmeyiz” dedi. Aç›klama s›ras›nda da s›k s›k “Tüm Yarg›-Sen, Asim-Sen kapat›lamaz”, “Hükümet yasan› al bafl›na çal” sloganlar› at›ld›. 7 Haziran Perflembe günüde daha genifl bir kat›l›mla saat 13:00’ten itibaren Cumhuriyet Meydan›’nda toplanan ve yar›m saatlik oturma eylemi yapan kamu emekçileri “Sahte sendika yasas›na ha-

F T‹P‹ SEND‹KAYA HAYIR

Y›ld›z iflçileri “Bizim yasal hakk›m›z oldu¤u halde sendikaya üye oldu¤umuz için bizi soka¤a att›lar. Ama siz sendika yasal hakk›n› kazanmak için mücadele ediyorsunuz mücadelenizi en içten s›n›f dayan›flmas› ile destekliyoruz” dediler. Eylemde bir konuflma yapan E¤itim-Sen fiube Baflkan› Sayim Gültekin “Bu yasa tasar›s›n›n, Anayasa ve ILO sözleflmesine ayk›r› ve baz› sendikalar›n kapat›lmas›na ve yaklafl›k 400 bin çal›flan›n›n sendikal› olmas›n› yasakl›yor. Bu nedenle devlet güdümlü sahte sendika yasas›n› kabul etmemiz mümkün de¤il” dedi.

Bursa: 7 Haziran günü saat 12:00’de Ünlü Caddesi’nde ifl b›rakarak toplanan kamu emekçileri; yo¤un polis ablukas› alt›nda alk›fl ve sloganlar atarak Orhangazi park›na do¤ru yürüyüfle geçti. Yürüyüfl esnas›ndan Heykel Caddesini trafi¤e kapatarak Orhangazi Park›na ulaflan emekçiler, oturma eylemi bafllatt›lar. Oturma eylemi s›ras›nda KESK Bursa fiubeler Platformu dönem sözcüsü Dr. Çetin Erdelu yapt›¤› konuflmada “Biz KESK olarak bu yasaya da yasas›zl›¤a da karfl›y›z. Ama biz grevli toplu sözleflme içeren, demokratik, özgür ve kat›l›mc› bir yasadan yanay›z ve bunu sa¤lay›ncaya kadar da mücadeleden yanay›z” dedi. Kamu emekçileri 12:00’den 18:00’e kadar oturma eylemini sürdürerek da¤›ld›lar. “ZAFER D‹RENEN EMEKÇ‹N‹N OLACAK” 12 Haziran Sal› günü sahte sendika yasas›n›n tekrar IMF ufla¤› patron-a¤alar›n meclisinde yasalaflt›rmak için gündeme al›nmas› ile birlikte, kamu emekçileri Bursa’da da yak›c› s›ca¤a ra¤men saatlerce oturma eylemi yapt›lar. Petrol-‹fl Sendikas›’na üye olduklar› için iflten at›lan ve 55 gündür fabrika önünde kararl›ca direnifllerini sürdüren Üç Y›ld›z iflçileri de kamu emekçilerinin eylemlerine destek verdiler. Üç

iflçi-köylü

6

TOKAT KESK’in ülke genelinde eylem ça¤r›s› Tokat Merkez’de de Cumhuriyet Meydan›’nda 6 Haziran 2001 tarihinde yap›lan bas›n aç›klamas› ve oturma eylemiyle yan›tland›. S›kça sahte sendika yasas›n› protesto eden sloganlar›n at›ld›¤› eylem aç›klaman›n ard›ndan bitirildi. ‹zinsiz yürüyüfl ve oturma eylemi gerekçesi ile haklar›nda soruflturma aç›lan kamu emekçileri tek tek akflam saatlerinde polis taraf›ndan gözalt›na al›narak ifadeleri al›nd›. 7 Haziran 2001 tarihinde de vizite eylemi gerçeklefltiren emekçiler yasay› protesto ettiler. MERS‹N Mersin’de sahte sendika yasas›na karfl› gerçeklefltirilen eyleme polis sald›rd›. E¤itim-Sen binas› önünde toplanarak kortejler halinde SSK ‹l Müdürlü¤ü’ne yürümek isteyen 400 kamu

y›r” slogan›n› att›lar. Yasayla ilgili dövizler tafl›yan yaklafl›k 300 kifliye hitaben bas›n metnini KESK Samsun fiubeler Platformu Dönem Yürütmesi ad›na fierafettin Y›lmaz okudu. Y›lmaz aç›klamada yasada Toplu sözleflme ve grev haklar›n›n bulunmad›¤›n› belirterek “Yasakç›, anti demokratik yasa ve sendikalar istemiyoruz” dedi. At›lan sloganlar›n ard›ndan kitle da¤›ld›. ‹stanbul: 7 Haziran 2001 tarihinde ‹stanbul’da da Kad›köy Belediyesi önünde biraraya gelen yüzlerce kamu emekçisi sloganlarla, alk›fll› protestoyla ‹skele Meydan›’na do¤ru yürüyüfle geçtiler. ‹skele Meydan›’na ulaflan kamu emekçileri burada 7 saat oturma eylemi gerçeklefltirdiler. Direniflteki Aymasan iflçilerinin de destek verdi¤i eylemde polisin Ankara ve Mersin’de emekçilere sald›r›s› “Bask›lar bizi y›ld›ramaz’, “Direne direne kazanaca¤›z” sloganlar›yla protesto edildi. Sahte sendika yasas›na iliflkin meclisteki görüflmelerin 12 Haziran’a ertelenmesi üzerine bir kez daha Beyaz›t Meydan›’nda biraraya gelen emekçiler alk›fllarla sloganlarla Sultanahmet Park›na kadar yürüdü. Halk›nda yo¤un ilgi gösterdi¤i eyleme yaklafl›k bin kifli kat›l›rken parkta oturma eylemi yapan emekçilere üniversite ö¤rencileri de destek verdi. Yaklafl›k üç saat süren eylem yasan›n meclis gündemine al›nmad›¤›n›n aç›klanmas› üzerine bitirildi.

emekçisi polis barikat›yla durduruldu. Emekçi memurlar polis barikat› kald›r›l›ncaya kadar oturma eylemi yapacaklar›n› aç›klayarak, bir süre sonra barikat› zorlamaya bafllad›lar. Bunun üzerine polisin sald›rmas›yla birçok emekçi yaralan›rken birço¤uda sendika binas›na hapsedilerek emekçilerin d›flar› ç›k›fl› engellendi. Sendikan›n bulundu¤u girifl kap›s›ndaki kitleye sald›ran polise kamu emekçileri sandalye ve masalarla karfl› koydu. Yaflanan sald›r›da polis geri çekilmek zorunda kal›rken 8 emekçi gözalt›na al›nd›. Akflam saatlerine kadar sendika binas› polis taraf›ndan abluka alt›nda tutulurken gözalt›na al›nan 8 memurdan 3’ü savc›l›¤a ç›kar›ld› 5’i ise ç›kar›lmadan b›rak›ld›. ESK‹fiEH‹R 12 Haziran’da ‹ki Eylül Caddesi’ni tek tarafl› trafi¤e kapatan kamu emekçileri Selami Vardar ‹fl Merkezine kadar sloganlarla yürüdüler. KESK fiubeler Platformu Dönem Sözcüsü Kübra Göçmen ç›kar›lmak istenen sahte sendika yasas›n› protesto eden bir konuflma yapt›. Eylem sloganlarla sona erdi. Kayseri’de Mimar Sinan Park›nda da kamu emekçileri oturma eylemi yaparken Band›rma’da da yap›lan eylem 250 kamu emekçisi kat›ld›. ADANA Sahte sendika yasas›n› protesto eylemleri 7 Haziran’da KESK Adana fiubeler Platformu taraf›ndan yap›lan vizite eylemleriyle ve 8 Haziran’da da Abidin Dino Park›nda oturma eylemiy-

5

EMEKÇ‹LERE SAHTE YASA SALRIRISI Samsun: Sahte sendika yasas›n›n meclis gündeminde tart›fl›ld›¤› andan itibaren oturma eylemleri yapma karar› alan KESK’in Samsun’daki oturma eylemine polis sald›rd›. 12 Haziran 2001 Sal› günü saat 13:00’ten itibaren Cumhuriyet Meydan›’nda oturma eylemine bafllayan KESK üyeleri TMMOB’da “Hakl› mücadelesi destekliyoruz” pankart› ile destek verdi. Kamu emekçilerinin oturma eylemine bafllad›¤› ve sloganlar›n›n at›ld›¤› s›rada polis “da¤›lma” uyar›s› yapt›. Emekçiler demokratik taleplerini dile getirdiklerini belirterek “Bask›lar bizi y›ld›ramaz”, “Direne direne kazanaca¤›z”, “Emekçiyiz, hakl›y›z, kazanaca¤›z” vb. sloganlar› ile karfl›l›k verdiler. Bunun üzerine kitleye sald›ran polis sendikac›lar› gözalt›na almaya çal›flt›. ‹lk olarak gözalt›na ald›klar›n› serbest b›rakan polisler kitlenin da¤›lmamas› üzerine ikinci kez sald›rarak 8 kifliyi gözalt›na ald›. Alk›fl ve ›sl›klarla, sloganlarla gözalt›lar› protesto eden kitle alandan ayr›ld›. Gözalt›na al›nan 8 kifli ayn› gün akflam saatlerinde tutuksuz yarg›lanmak üzere serbest b›rak›ld›. Sald›r› üzerine E¤itimSen’de bir bas›n aç›klamas› yapan KESK Samsun fiubeler Platformu dönem sözcüsü Mahmut Konuksever bu olay› k›nad›klar›n› belirtti.

le devam etti. 7 Haziran’da viziteye ç›kan kamu emekçileri U¤ur Mumcu Park›nda biraraya gelerek sloganlarla ç›kar›lmak istenene yasakç› yasay› protesto ederken 8 Haziran’da da Abidin Dino Park›nda oturma eylemi fleklinde gerçeklefltirdiler. 2,5 saat süren oturma eylemi süresince “Sahte sendika yasas›na hay›r”, “Her yer K›z›lay her yer Ankara” sloganlar› yo¤un flekilde at›ld›. ANTEP KESK Antep fiubeler Platformu’da 7 Haziran’da Adliye önünde oturma eylemi yapt›. Ö¤retmen Evi önünde toplanarak alk›fl ve sloganlarla yürüyen emekçilere polisin kitlenin da¤›tmas› yönündeki yapt›¤› anonslara ve tacizlerine ra¤men eylemlerini sürdürdüler. Yaklafl›k 200 emekçinin kat›ld›¤› eyleme yap›lan konuflmalar ve at›lan sloganlar›n ard›ndan sona erdi. Eylem s›ras›nda polis Al›nterimiz muhabirini ve At›l›m çal›flanlar›n› sürekli taciz etti. LÜLEBURGAZ Sahte sendika yasas›n› protesto etmek için K›rklareli fiubeler Platformu’nun düzenledi¤i bas›n aç›klamas›, 6 Haziran 2001 tarihinde Otopark›n önünde yap›ld›. 300 civar›nda emekçinin kat›l›m gösterdi¤i aç›klamada sahte sendika yasas›n› protesto eden konuflmalara, kitlede alk›fllarla destek verdi. Ayr›ca Lüleburgaz’da ilk defa böyle bir bas›n aç›klamas›na Çevik Kuvvet getirildi¤i, yo¤un polis y›¤›na¤› oldu¤u görülmüfltür.


iflçi-köylü

5

22 Haziran-5 Temmuz 2001

7

Sahte yasaya emekçilerden geçit yok ça ›srarc›. ‹kinci bir yönü ise devletin bütünü ile de¤il hükümet ortaklar›ndan birisi ile ilintili. Bildi¤iniz gibi MHP ve onun uzant›s› olan Türk Kamu-Sen bu yasan›n sa¤layaca¤› avantajlar› kullanarak kendi örgütlenmesini tamamlamak ve devletin içinde ki kadrolaflmas›n› sa¤lamlaflt›rmak istiyor.

Mahmut Konuksever Samsun KESK eyleminde Samsun: Uzun bir süredir meclis gündeminde görüflülen ancak kamu emekçilerinin hakl› muhalefetleri sonucu karara ba¤lanamayan “Sahte sendika yasas›” ile ilgili KESK Samsun flubeler platformu dönem sözcüsü Mahmut Konuksever’in görüflmelerini ald›k. ‹K: Sizce devlet bu yasada neden bu kadar ›srarc› davran›yor? Mahmut konuksever: Bunun 2 nedeni var. Birincisi; bildi¤iniz gibi Türkiye önemli bir kriz süreci yaflad›, hala da yafl›yor. Etkileri de giderek derinlefliyor. Buna ba¤l› olaraktan emperyalizmin dayatmalar›yla -çok bilinen Dervifl yasalar› ile- ülkenin gelece¤ini çok derinden etkileyecek, çok büyük sars›nt›lara yol açacak yeni düzenlemeler söz konusu. Türkiye’deki ekonomik ve siyasal yaflam› adeta yeniden düzenlemeye çal›fl›yorlar. Tabi bu yasalar uygulanmaya baflland›ktan sonra kamuoyunun çok genifl bir kesimi taraf›ndan gerçek alg›lanacak. fiu anda ne yaz›k ki halk›m›za bu gerçekleri anlatma flans›m›z› çok iyi kullanamad›k. Bask›lar ve ülkedeki antidemokratik yasalar yüzünden. Ama bu yasalar›n etkileri k›sa zamanda ortaya ç›k›nca toplumda çok ciddi bir direniflte bafllayacak. Bu direnifli örgütleyecek olanlar›n en bafl›nda da KESK geliyor. Dolay›s›yla devlet, hükümet KESK’in elini kolunu ba¤lamak için böyle niteliklerdeki sendika yasas›nda olduk-

‹K: Kamu-Sen’e avantajlar sa¤l›yor dediniz. Bunlar nelerdir? M. Konuksever: Yeni yasan›n bizim örgütlenmemizin üzerinde çok ciddi engelleri var. Pek çok kamu çal›flan›na örgütlenme flans› tan›m›yor. Kimisine tamam›yla yasaklar getiriyor, kimisine de fiili yasaklar koyuyor. Buna karfl›l›k örne¤in iflkolu düzenlemelerinde oldu¤u gibi Türkiye Kamu Sen’i nispeten güçlendirecek fleyler sat›r aralar›na gizlenmifl durumda. bunlara dayanarak KESK���i zay›flatmak gibi bir niyetleri var. KESK’in zay›flamas›n› da Türk Kamu Sen’in güçlenmesi olarak görüyorlar. ‹K: Yasan›n kamu emekçilerine getirece¤i engellerden bahseder misiniz? M. Konuksever: Ç›karmak istedikleri yasa gerçekten flu anda örgütlenme hakk›na sahip olan ve bu hakk›n› kullanan yar›m milyon insan›n bu hakk›n› ellerinden al›yor. Bunlar aras›nda askeri kurumlarda çal›flan sivil personel ve yarg› hizmetlerinde çal›flan personellerde say›labilir. Bu ifl kollar›n da çal›flan arkadafllar›m›z›n örgütlenme haklar› art›k ortadan kalm›fl oluyor. Yani söz konusu olan yeni haklar verilirken baz›lar›n› muaf tutulmas› de¤il. Var olan haklar›n ortadan kald›r›lmas›. Bunun yan›nda do¤rudan do¤ruya yasak koymamakla birlikte bir tak›m detay k›s›tlamalar getirmek suretiyle fiilen önünüze koyulan yasaklarda var. Nedir bunlar? Mesela bir ilde 500’den az üyesi varsa orada sendika flubesini kurulam›yor. Bunu biraz açmak istiyorum. Bu yeni yasan›n öngördü¤üne göre biz DS‹ çal›flanlar› olarak Enerji ‹fl kolunda örgütlenmek durumunday›z. DS‹’nin bütün Karadeniz bölgesinde ki çal›flanlar›n toplam› 500 etmiyor. Yani bütün Karadeniz Bölgesi bir araya gelip bir tek flube açabiliyor ancak. Bu flubenin Trabzon’da ya da Zonguldak’ta aç›ld›¤›n› varsayal›m. Zonguldak’ta aç›lan flube Trabzon’daki, Rize’deki insanlar› örgütleyecek. Bu mümkün de¤il. Yani görünürde bir yasak yok. Ama fiilen yasaklar söz konusu. Üstelik bu 500 s›n›r› yasan›n bir baflka yerinde 1000 olarak geçiyor. Yasan›n ken-

ÖZGÜRCE Bulut Çiçek YEN‹ RTÜK YASALARI, ÇIKMAZINIZA ÇARE DE⁄‹LD‹R

Ülkemizde fiziki terör ve hak ihlalleri birbirini ço¤altarak atbafl› bir h›zla yol al›yor. Demokratiklefliyoruz, Avrupal›lafl›yoruz vb. vb. söylemleri bu gerçeklikler karfl›s›nda öylesine zavall› kal›yor ki , kimi egemen s›n›f temsilcileri bile, daha bir anti-emperyalist, daha bir demokrasi havarisi kesilelerek halk üzerinde yan›lsama yaratarak zevahiri kurtarmaya çal›fl›yorlar. Ülkemiz gerçekli¤inde belirsizlikler içinde netli¤i görmek mümkündür. Bir yandan kayda de¤er bir s›-

n›fsal muhalefet yok ama di¤er taraftan devletin ald›¤›, almaya çal›flt›¤› önlemin haddi hesab› yok. IMF direktifiyle h›zland›r›lm›fl yasalar birbiri peflis›ra halka dayat›l›yor. Öyleki daha birine vak›f olamadan, daha a¤›r› onun yerini al›yor. Ciddi bir muhalefet de yok ama devlet neden bu kadar çok önlem alma (siz bask› ve yasak uygulama anlay›n) ihtiyaç› duyuyor sorusu gittikçe daha genifl kesimin bilincinde yank›lan›yor. Evet ciddi bir muhalefet yok ama dipten gelen öfke dalgas› var.

di maddeleri aras›nda da çeliflkiler var yani. ‹K: ‹flyeri temsilcilikleri ve iflkolu düzenlemeleri yasada nas›l düzenleniyor? M. Konuksever: ‹flyerlerinde 51 kiflinin alt›nda çal›flan varsa iflyeri temsilcili¤i aç›lam›yor. ‹flyerinde temsilcili¤i olmayan sendikan›n örgütlenme flans› yoktur fiilen. Bu say›n›n 30’a düfltü¤ü söyleniyor. Ama bize verilen metinde hala 51 kald› ki 30’da düflse bile gene DS‹’den bir örnek vermek istiyorum. DS‹’nin her 100 ünitesinden en az doksan›nda 30’un alt›nda personel çal›fl›yor. Bu demektir ki DS‹’nin her yüz iflletmesinden 90’›nda iflyeri temsilcili¤i aç›lamayacak. Bir sendika düflününki ifl yerlerinde temsilcilik açam›yor. Oradaki çal›flanlarla nas›l iletiflim kuracak. Orada çal›flanlar›n hak ve özgürlüklerini nas›l koruyup, gelifltirecek. Bir baflka konu ifl kolu düzenlemeleri. Bizim 12 bölümden oluflan bir ifl kolu önermemiz vard›. Oysa yasan›n ifl kolu belirlemeleri o kadar kas›tl› ki. Tamamen KamuSen’in örgütlenme avantajlar› gözetilerek haz›rlanm›fl. Örne¤in DS‹ karayollar›, Köy hizmetleri vb. bunlar yat›r›mc› kurulufllar. Bu kurulufllar üzerinden kamu yat›r›mlar› yap›l›yor. Ama bu yat›r›mc› kurumlar› ayn› ifl kolunda örgütlemek yerine 3 farkl› ifl koluna da¤›tm›fllar. Örne¤in DS‹ son y›llarda hiç enerji yat›r›m› kalmad›¤› halde enerji ifl kolunda, Karayollar› Bay›nd›rl›k Hizmetlerinde, Köy Hizmetleri baflka bir iflkolunda örgütleniyor. Tamamen ayn› nitelikteki kurumlar› farkl› farkl› örgütlenmelere itiyorlar. O ifl kollar›nda kendi örgütlenme flanslar›n›n artt›rmak için. ‹K: Uluslararas› emek örgütlerine üye olma hakk›n›zda elinizden al›n›yor Bunun nedeni nedir ve nas›l de¤erlendiriyorsunuz? M. Konuksever: Uluslararas› emek örgütlerine üye olma konusunda dünyan›n hiç bir yerinde hatta demokrasi özürü bak›m›ndan bizden çok daha kötü durumda olan ülkelerde bile k›s›tlama yokken bizim yasa tasar›s›nda, kamu çal›flanlar› konfederasyonlar›n›n ve sendikalar›n› yurtd›fl›nda yaln›z kamu çal›flanlar› konfederasyonlar› ve sendikalar› ile iflbirli¤i yapabilece¤ini söylüyor. Oysaki özellikle bat› ülkelerinde kamu çal›flanlar› kavram› bizimkinden çok farkl›. Yaln›zca üst düzey bürokratlar, müsteflarlar, genel müdürler, yani örgütlenmesi çok da gerekli olmayan bunu çokta istemeyen insanlar kamu çal›flan› olarak nitelendiriliyor. Bunun d›fl›n-

Ve bunun nerelere yönelece¤i gerçe¤i egemenlerin uykusunu kaç›r›yor. Bunun içindir dayat›lan F tipleri, bunun içindir örgütlenmenin önündeki engellerin 盤 gibi büyütülmesi, bunun içindir ekomomik terör ile halk› nefes alamaz hale getirmek. Halk yaflad›¤› sorunlar›n fark›nda çünkü bunu iliklerine kadar yaflayan kendisidir zaten. Devletin korkusu halk›n bu yaflad›klar›n›n neden ve niçinlerini sorgulama yoluna girmesi ve çözümü noktas›nda kafa yormas›d›r. ‹flte yeni RTÜK yasas›yla amaçlananda, her zamanki gibi- ki bugün çok daha fazla ihtiyaç duyuyorlar- halk›n haber alma ve gerçekleri görme haklar›n›n gasb edilmesidir. Sürekli geri giden ve neredeyse senede 2 kez de¤ifltirilen RTÜK yasalar›; flimdiki ald›r›lmaya çal›fl›lan flekli ile bir kez daha muhalif

da bütün kamu çal›flanlar› “emekçi” olarak adland›r›l›yor. Ve bunlar›n örgütlenmelerinin hiç birine böyle bir k›s›tlama getirilmemifl. Yurt d›fl›nda istedikleri her türlü oluflumla rahatl›kla iletiflim kurabiliyorlar. Ama nedense bizim yasam›z dünya da varolmayan örgütlerle iliflki kurabilece¤imizi ortaya koyuyor. Çünkü bu yasan›n getirdi¤i örgütlenme ortam›n›n yurtd›fl›nda karfl›l›¤› yok. Bunun nedeni en baflta Türkiye’deki örgütlenme özgürlü¤ünün önünü t›kamak. Uluslararas› emek örgütleri ile iliflki kurmadan buradaki emek hareketini nas›l gelifltireceksiniz? Nas›l organize edeceksiniz? Tüm bunlar›n önünü t›kamak için, bizi kendi içine kapatmak için yap›yorlar. Israrla da bunun do¤ru oldu¤unu savunuyorlar. Dünyan›n hiç bir yerinde emek örgütleri ne ülkeye ne de halka hiçbir zaman zarar verememifltir. Zarar verici eylemlerde, etkinliklerde bulunmam›flt›r. Ama nedense Türkiye’deki devleti yönetenler, yön verenler her zaman emek hareketlerini potansiyel bir tehlike olarak görmektedir. Bu da devletin egemenlerinin emekten ne kadar uzak ve eme¤e ne kadar karfl› olduklar›n›n bir göstergesi. ‹K: Yasan›n en çok elefltirilen maddesi de grevli toplu sözleflmeli sendikay› engellemesi. Bu noktada neler söyleyeceksiniz? M. Konuksever: Bu yasayla grevli, toplu sözleflmeli sendika haklar›m›z tan›nm›yor. San›l›yor ki kamuoyunda kamu çal›flanlar› kendilerine grev ve toplu sözleflme hakk› verilmedi¤i için alanlardalar, yürüyorlar. Hay›r, Bizim zaten grev ve toplu sözleflme hakk›m›z var. Ve bu yasa var olan haklar›m›z› ortadan kald›r›yor. Düflünün uluslararas› sözleflmelerden ILO sözleflmesi Türkiye Cumhuriyeti taraf›ndan onaylanm›fl. ‹ç hukukunun bir parças› durumuna gelmifltir. Buna karfl›l›k ç›kar›lmaya çal›fl›lan yasa bu sözleflmeden do¤an hakk›m›z› yok sayarak toplu görüflme gibi kabul edilemez. Hatta tan›m› bile tam olarak yap›lamayan bir hüküm ön görüyor. Buna karfl›l›k grevin hiç sözü edilmiyor. Hatta benzeri etkinlikler bile yasaklan›yor. Oysa böyle bir haklar› yok. Yasalar anayasalarla verilen haklar› k›s›tlayamaz, ortadan kald›ramaz. Usulüne göre onaylanm›fl uluslararas› sözleflmelerde anayasan›n hükmü niteli¤indedir. Yani bizim anayasa güvencesi alt›na al›nm›fl haklar›m›z var. Grev ve toplu sözleflme hakk›m›z yani. Ama bu yasa bu haklar› tan›m›yor. Ve orta-

seslerin susturulmaya çal›fl›lmas›n› amaçl›yor. 4676 say›l› yasayla RTÜK’ün oluflumu tamamen siyasal bask›ya aç›k bir kurum haline getirilmesi öngörülmektedir. Bu yasaya göre RTÜK üyelerinden 5’i siyasal parti gruplar›nca meclis taraf›ndan belirlenecek, di¤er 4 üyeyi ise YÖK, MGK, Gazeteciler Cemiyeti ve Bas›n Konseyi birlikte belirleyecektir. Böyle bir belirlemeylede bu kurumun icraatlar›n›n resmi ideolojinin ve mevcut iktirdar›n borazanl›¤›n› yapmadan öteye gitmeyece¤i ayan beyan ortad›r. Yine daha önce 4. maddede yer alan yay›nc›l›¤›n “kamu hizmeti anlay›fl› içinde” yap›laca¤›na dair madde; “anayasan›n temel ilkelerine, milli güvenli¤e ve genel ahlaka uygun kamu hizmeti anlay›fl› çercevesinde yap›l›r” fleklinde de¤ifltirilmifltir. Böylelikle keyfili¤in kap›-

lar› ard›na kadar aç›lm›flt›r. Zira herfley RTÜK üyelerince temel ilkelere, genel ahlaka ayk›r› say›labilir. Böylelikle bas›n yay›nc›lar›n kaderi, sahibinin sesi olan RTÜK üyelerinin iki duda¤› aras›na hapsedilmifl olacakt›r. Demokrasi söylemleri alt›nda hukuksuzlu¤un devasa boyutlar› yaflat›lacakt›r. Özgürlü¤ün olmad›¤›, s›n›rland›rman›n esas oldu¤u bir yasa dayat›lmaktad›r. Yeni yasaya göre; RTÜK’na herhangi bir uyar› yapmadan yay›n kuruluflunun yay›n›n› 1 ay süreyle durdurma yetkisi verilmekte, ihlalin tekrar› halinde ise süresiz olarak durdurulmakta ve yay›n lisans izin iptal edilmektedir. Bu yasayla yabanc› sermayenin %10 olan ortakl›k pay› %25’e ç›kar›lmakla kal›nmam›fl tüzel veya gerçek kiflilerin ço¤unluk hissesine sahip olamaz yasas› de¤ifltirilerek,


22 Haziran-5 Temmuz 2001 dan kald›r›yor. Yasan›n hukuk eti¤i aç›s›ndan da sorunlar› var. Ama bizim üstünde durdu¤umuz sadece o de¤il. Mesela Fransa’da meclis 140 y›ldan bu yana anayasaya ayk›r› bir tek yasa ç›karmam›fl, ayn› süre boyunca hiçbir yasa maddesi anayasa mahkemesi taraf›ndan iptal edilmemifltir. Buna karfl›l›k bizde sadece son on y›lda ç›kar›lan yasalar›n yar›dan fazlas› ya tamamen ya da k›smen anayasa mahkemesinden dönmüfltür. Yani bizdeki anlay›fl “bu yasay› ç›karal›m” anayasa mahkemesi iptal ederse etsin, etmezse ç›karlar›m›z do¤rultusunda yenisini yapar›z”. Biz tabii böyle bir mant›¤› kabul edemeyiz. Ama meclisteki siyasilerin ahlak düzeyi böyle bir anlay›fl› ne yaz›k ki kabul ediyor. Biz diyoruz ki grevli, toplu sözleflmeli sendika bizim hakk›m›z. Hem de anayasal güvence alt›na al›nm›fl bir hakk›m›z. Ç›kar›lacak olan yasa ne pahas›na olursa olsun bu hakk› tan›mal›, bu hakk›n kullan›m›n› düzenlemelidir. Perflembe günü yasa mecliste görüflülmeye baflland›¤›nda partilerin tav›rlar› da net olarak ortaya ç›kt›. Bu arada düflüncelerin tav›rlar› da ortaya ç›kt›. Örne¤in farkl› partilerden benzer sesler ortaya ç›kt›. Mesela yelpazenin solunda oldu¤unu iddia eden bir partinin yelpazenin en sa¤›ndaki bir partiden çok daha geri oldu¤u ortaya ç›kt›. Bir önceki meclis tutana¤› elinde DSP sözcüsü flöyle diyor “Bu yasa tasar›s›n›n hepimizce kabul edilen noksanl›¤› grevli toplu sözleflme sözcüklerinin yer almamas›d›r”. Bak›n bir haktan “sözcük” olarak bahsediyor. Bu kadar basit onun için. Bu yasay› bekleyen 2 milyon insan›n -aileleri ile beraber 10 milyon- haklar› sadece birer sözcük. Bu partinin isminin bafl›nda demokratik kelimesi var. Ama söylediklerinin demokrasi ile uzaktan yak›ndan ilgisi yok. ‹K: Tüm Yarg›-Sen ve Asim-Sen’in kapat›lmas›n›n hapishanelerde yaflanan son süreçle bir ilgisi var m› sizce? M. Konuksever: Tamamen onunla ilgili. Çünkü cezaevleri ile ilgili gerçekleri en inand›r›c› flekilde yarg› mensuplar› ortaya koyuyor. Çünkü olaylar›n tan›klar› onlar ve olaylar›n içindeler. O atmosferi yaflad›lar. Bunlar ç›kt›lar yi¤it ve mertçe kamuoyuna gerçekleri aç›klad›lar. Hükümetin bir tak›m ticari unsurlar› da devreye sokarak kamuoyunu yan›lt›c› yapt›¤› yay›nlar›n karfl›s›na aç›k yüreklilikle ç›kt›lar. Ve “Hay›r bu söylenenler do¤ru de¤il. Gerçek budur” dediler. Hükümet bu sefer bir s›k›nt› ile kar› karfl›ya kald›. Ve hemen yarg› mensuplar›n›n önünü t›kayacak, onlar› susturacak bir yolu seçti. Bu yaflananço¤unluk hissesine sahip olunabilir yasas› getirilmifltir. Bas›n yay›nda tekelleflmenin önü sadece bununla aç›lmakla kalmam›fl ayr›ca getirilen a¤›r para cezalar›yla muhalif yada küçük sermayeli kurulufllar›n ekonomik olarak iflas› hedeflenerek meydan› sadece sahibinin sesi olan medyaya b›rakmay› hedeflemektedir. Ulusal düzeyde yay›n yapan kurulufllar “yay›n ilkelerine ayk›r›l›k”(!!) gerekçesiyle (Ki bu iktidar›n hofluna gitmeyen herfley olabilir) tekrar› halinde 250 milyar liraya varan para cezas› verilebilecektir. Bu oran yerel ve bölgesel yay›n kurulufllar› için nufüs oran›na göre 10 milyar, 45 milyar, 65 milyar ve 125milyar olarak belirlenmifltir. Bu cezalar radyolar için yar›s› oran›nda uygulanacakt›r. ‹dari cezalar Maliye Bakanl›¤›’nca her y›l %40-

iflçi-köylü

8 noktalar›na da at›yorlar. Bu bir vahflettir, cilar tamamen bu niyetin göstergesidir. ‹K: Ankara’da kamu emekçilerine yönayettir. Ça¤dafl canavarl›kt›r. 21. yy’da Türnelik polisin sald›r›s›n› nas›l de¤erlendirikiye’de korkunç fleyler yaflan›yor. Daha da yorsunuz? korkunç olan› bunlar insanlardan gizlenmeye M. Konuksever: Filistin örne¤i çok güçal›fl›l›yor. Bize düflende ne pahas›na olursa zel bir benzetme olur, Ankara’da yaflananlar olsun bu gerçekleri insanlara anlatmakt›r. için. Bende o olaylar› yaflad›m. Ne yaz›k ki Türkiye’de neler olup bitti¤ini herkesin görmesini sa¤lamakt›r. bizdeki boyal› bas›n›n -ulusal medya denilen ‹K: Devletin bu tahammülsüzlü¤ünü asl›nda ulusall›kla hiçbir ilgisi olmayan- yanneye ba¤l›yorsunuz? s›tmaktan korktu¤u, yans›tamad›¤› olaylar yafland›. Çünkü medya Türkiye’de bir tarafM. Konuksever: Türkiye’de bir yeni yap›t›r. Çok ac› gerçekler yafland› Ankara’da. On- lanman›n alt yap›s› oluflturuluyor. Bu yap›lanman›n etkileri görülmeye baflland›¤›nda lar olay›n sadece aktüel boyutuyla yetindiler. kamuoyunda tepkiler ortaya ç›kacak. Ama Zaten her zaman ki politikalar› bu. Ama onlar flimdiden tepki gösterme potansiyeli medyan›n yans›tt›¤›n›n çok ötesinde olaylar yüksek olanlar› susturmaya çal›fl›yorlar. Kaoldu orada. Polis kamu emekçilerine bombamu çal›flan›na, çiftçiye, sendikal› iflçiye heplarla sald›rd›. Uygar ülkelerde kullan›m› çok sine ciddi bask›lar söz konusu. Herkesin elini ciddi k›s›tlamalara ba¤l› olan bir maddedir. Hatta ço¤u ülkede kullan›m› tamamen yasak- kolunu ba¤lamak suretiyle tepki gösterme t›r. Ancak çok zorunlu durumlarda çok s›n›rl› yetene¤ini ortadan kald›rmaya ve tepki alanlar›n› daraltmaya çal›fl›yorlar. kullan›l›r. Art› riskleri de var. Özellikle baz› ‹K: Sizce tüm bunlara karfl› neler yap›ilaçlar› alm›fl ya da alkollü insanlarda öldürülabilir? cü etkileri olabiliyor. Ama Ankara’da polis M. Konuksever: Her fleyden önce Türkiçok yo¤un bir bombal› sald›r›ya geçti. Göz yaflart›c› bomban›n etkisi ile kaçan insanlar›n üzerine biber gaz› s›kt›lar. Da¤›lan kalabal›k baflKESK Ankara mitingi ka bir yerde topland›. Onun haberini al›r almaz bu kez bir ye’de sorunlara belli bir bak›fl aç›s›ndan, objektif do¤ru bir bak›fl aç›s›ndan bakabilmenin caddeden di¤er caddeye binalar›n üzerinden önü t›kand›. 1980’den sonra uygulad›klar› hedef gözetmeksizin 2. bir bombal› sald›r›ya düzen insanlar›n siyasallaflmas›n›n önüne çok geçtiler. ‹nsanl›k normlar›n›n asla kabul etciddi engeller koydu. Hatta siyasallaflmay› meyece¤i bir yöntem bu. Görmedi¤iniz, tahça¤d›fl› birfley gibi gösterdiler. Siyasetle u¤mini hedeflere gaz bombas› at›yorsunuz. Niraflanlar› topluma, kötü insanlar, toplumun tekim at›lan bombalar›n ço¤u binalar›n balhuzurunu bozan insanlar olarak tan›tt›lar. Ülkonlar›na düfltü. Mesela birisi bir dershanekedeki sorunlar›n hepsinin bir bütünün parnin balkonuna düfltü. Ve 盤l›k 盤l›¤a içerde çalar› oldu¤unu insanlar alg›layamaz duruma ders yapan çocuklar kaç›flt›. Dükkanlar›n geldi. Her kesim kendi ya¤›nda kavrulmaya camlar›n› k›r›p içeriye düflen gaz bombalar›bafllad›. Belli bir siyasal durufl flans› kalmada oldu. Daha sonra polisler ikinci toplanma yerine geldiler. Çok yo¤un bir kalabal›¤›n ol- y›nca köylüler, iflçiler, kamu emekçileri tüm toplumun dinami¤ini oluflturan kesimler aradu¤u bir yer, Sakarya Caddesi. Orada yaln›z s›ndaki iletiflim, güç birli¤i dayan›flma ortakamu emekçilerine de¤il hedef gözetmeksizin herkese gaz bombas› att›lar. As›l korkunç dan kalkt›. Türkiye’de devlete yön veren parolan flu; kalabal›¤› da¤›tmak için gaz bomba- tilerin hiç birinde ideoloji yok. Yani kendi görüflleri do¤rultusunda en küçük bir de¤is› at›yorlar ve insanlar›n muhtemel kaç›fl

60 oran›nda yaklafl›k olarak artt›r›lacak, ihlalin tekrar›nda ise %50 artt›r›lacakt›r. Ayr›ca tezkip metninin yay›nlanmad›¤› her nüsha için 500 milyon lira para cezas› ayn› y›l içinde yay›nlanmamas› halinde para cezalar› 2 misli uygulanacakt›r. Devlet bu yasalar›yla istemediklerine gözünün üstünde kafl var deyip ceza ya¤d›r›rken kendi düzeninin bekaas›nda yard›mc› olacaklarada yürü ya kulum diyerek ekonomik olarak daha da palazlanmas›n›n yolunu açmaktad›r. Radyo ve televizyon sahiplerinin eski yasayla mahrum kald›klar› devlet ihalelerine girme ve menkul k›ymetler borsas›nda ifllem yapmalar› yeni yasayla hak olarak tan›nmaktad›r. Cezalar sadece para olarak ya¤mamakta ayr›ca sorumlu tutulan kiflilerin say›lar›da artt›r›larak

kurumlar zor durumda b›rak›lmaktad›r. Sorumlu kiflilere; sahibi, nafliri, e¤er flirket ve tüzel kifli ise yönetim kurulu baflkan› ve en üst yöneticide eklenmekte bu kiflileri di¤erleriyle birlikte müteselsilen ve müfltereken sorumlu tutulmaktad›r. Ça¤›m›z›n önemli iletiflim araçlar›ndan biri olan internet kullan›m›da egemenleri oldukça rahats›z etmektedir. Sermaye bir yandan bilgisayar tüketimini özendirip kendi ideolojisine ba¤›ml› hale getirirken, ayn› silahla kendini vurman›nda ortam›n› yarat›yor. Günümüzde internet çeflitli protestolar›n örgütlendi¤i ve haberleflmenin etkin sa¤land›¤› bir araç haline gelmifltir. Egemenler kendi yararlar›na olanlar› özendirirken, kendine dokunanlar üzerinde de mutlak bir egemenlik kurmay› hedeflemekte-

5

fliklik ortaya koyam›yorlar. Birbirlerinden temelde hiç bir farklar› yok. fiu anda çiftçinin kendi mücadelesinde, kamu emekçilerinin tek bafl›na olmas› tesadüfi de¤il önceden tasarlanm›fl bir oyunun ne yaz›k ki flu anda sonuçlar›n› yafl›yoruz. Herfleyden önce flunu kabul etmemiz geriyor. Her kesimin üzerinde çok yo¤un ve çok kapsaml› bir sald›r› var. Mesela biz yaklafl›k 3 y›ldan bu yana sürekli d›flar›ya aç›lmak istiyoruz. Yani kamu emekçileri d›fl›ndaki Türkiye’deki ezilen kesimlere aç›lmak istiyoruz. Ama o kadar yo¤un ve sürekli sald›r›larla karfl› karfl›yay›z ki. Gözümüzü aç›p d›flar›ya bakma noktas›nda bir ad›m bile atam›yoruz. Benzer sald›r›lar di¤er kesimler içinde geçerli. Sürekli sald›r› alt›nda tutarak birbirimize yaklaflmam›z› engelliyorlar. Köfleye s›k›flt›r›lm›fl bir boksör gibi. Sürekli o köflede tutmaya çal›fl›yorlar. Ne pahas›na olursa olsun öncelikle kendi içimizde bu gerçe¤i kavray›p bafl›m›z› kald›rmak, çevremize bakmak zorunday›z. Elimizi uzatmak, sesimizi duyurmak zorunday›z. E¤er bunu baflarabilirsek, bir ad›m atabilirsek bizim aç›m›zdan önemli bir sorunu çözmüfl olaca¤›z. Ve Türkiye’de ezilen kesimlerin birlikte mücadelesini sa¤lam›fl olaca¤›z. Bu aç›dan 14 Nisan’da ciddi bir f›rsat yakalam›flt›k. Fakat devlet baz› alanlarda bizden çok örgütlü. Bizim hareketlerimizi çok yak›nda izliyor ve an›nda müdahale edebiliyor. Ama bizler bu gerçekleri gördükçe yine kendi içimizde güçleniyoruz. Bu böyle sürüp gitmeyecek. Günün birinde sald›r›n›n nereden geldi¤i, nas›l geldi¤i, bizim taban›m›zda da çok net görülecek. Bizlerde bunun anlafl›lmas› yayg›nlaflt›r›lmas› için çabal›yoruz. ‹K: Son olarak neler söylemek istersiniz? M. Konuksever: Yasaya karfl› eylemlerimiz sürüyor, sürecek. Hiç kimse sanmas›n ki bu eylemler bir umutsuzluk yarat›yor ve günden güne güç kaybediyor. Böyle bir fley kesinlikle yok. Biz bugün dünkünden daha güçlüyüz. Bunun somut göstergeleri de var. Örne¤in bize K›z›lay yasaklam›flt›. K›z›lay’a girdik. Oras› flu an bizim için her zaman rahatl›kla girebilece¤imiz bir yer. Bunlar çok önemli geliflmeler. Perflembe günü mecliste yeterli ço¤unluk olmad›¤› halde yasay› görüflmeye bafllam›fllard›. Ard›ndan mecliste yeteri ço¤unluk sa¤land›¤› halde bizim K›z›lay’daki direniflimiz yüzünden “mecliste ço¤unluk yoktur” diyerek görüflmeyi ertelediler. Onlar bizim gücümüzü en az bizim kadar biliyorlar, bizim taban›m›z da bu gücü görmeli, bilmeli ve inanmal›d›r.

dir. Yeni getirilen yasalarla yay›nlar›n ve hizmetlerin nas›l yap›laca¤›n›, esaslar›n›n ne olaca¤›; öncelikle Haberleflme Yüksek Kurulu’nca belirlenen stratejiye uygun olacakt›r denilerek, usul ve esaslara uygun olup olmad›¤›n›n denetiminide RTÜK’e b›rakm›flt›r. Kan revam içinde b›rak›lan bir ülkede, muhalefetin ve insan haklar› savunucular›n›nda oldu¤u havas›n› yaratmak, toplumu birazda böyle rahatlatmak ve hedef flafl›rtmak için; Cumhurbaflkan› dan›fl›kl› dövüflün bir icraatç›s› olarak ortaya sürülüyor. Bu yasada Cumhurbaflkan› taraf›ndan veto edildi. Ama bizler biliyoruz ki belirleyici olan MGK’d›r. Mecliste onun dedi¤ini yapan bir araç. Ama her halikarda tekrar gündeme gelinceye kadar varolan

zaman süresi içinde bu yasalara karfl› bir muhalefetin örgütlenmesi devrimci demokrat Muhalif ve yerel bas›n›n önünde önemli bir görev olarak durmaktad›r. “Kendinde olan” veya bize karfl› kullan›lan fleylerin bizim olan ve düflmana karfl› kullan›lan fleyler haline getirmek mücadelemizin olmazsa olmaz hedefleri aras›nda olmal›d›r. Egemenlerin 6 ayda bir yenileme ihtiyaçlar› duyduklar› RTÜK yasalar›n› bofla ç›karmak ancak s›n›fsal mücadeleyi yükseltmek ve bizim olana sahip ç›kmakla mümkündür. Yasalar› ç›karmak onlar›n iradeleri dahilindedir. Mücadeleyi yükseltmekte bizim irademiz dahilindedir. fiimdi her alanda iradeyi kuflanman›n ve s›n›fsal muhalefeti egemenlere dayatman›n zaman›d›r.


iflçi-köylü

5

9

22 Haziran-5 Temmuz 2001

“Tecriti kald›r›n ölümleri durdurun” Ankara: HADEP, ÖDP, EMEP, S‹P, DBP, ‹HD, D‹SK, KESK, ÇHD, HALKEVLER‹, PSAKD, 68’liler Birli¤i, Ayd›n ve Sanatç› Giriflimi, TMMOB,TUYAB ve TAYAD’dan oluflan “Diyalo¤a Davet Grubu” 24 May›s’ta devletin kurumlar›yla yapmak istedikleri görüflmelerden bir sonuç ç›kmay›nca 9 Haziran’da “Yaflam hakk›na sayg›, ölümleri durdurun” mitingi düzenledi. Mitingde tutsaklar›n kabul edilebilir taleplerine devletin sessiz kalmamas› gerekti¤i belirtilerek diyaloglar›n yeniden bafllat›lmas› istendi. Miting için sabah saatlerinden itibaren çeflitli illerden gelen kat›l›mc› gruplar Hipodrom’da toplanmaya bafllad›. Saat 10:00’dan itibaren oluflturulan kortejlerle mitingin yap›laca¤› S›hhiye Abdi ‹pekçi Park›’na do¤ru yürüyüfle geçildi. Mitingte al›nan kararlar do¤rultusunda a¤›rl›kl› olarak “Tecrit ve izolasyon kald›r›ls›n, görüflmeler bafllat›ls›n”, “Tecrit ve iflkenceye son”, “Hücre tipi yaflama hay›r” pankartlar› tafl›n›rken mitinge kat›lan baz› kurumlarda kendi imzalar›n›n bulundu¤u pankartlar açt›lar. “‹çere d›flarda hücreleri parçala”, “Zorla müdahale iflkencesine son”, Biz do¤urduk öldürtmeyece¤iz”, “Çocuklar›m›z›n talepleri kabul edilsin” yaz›l› dövizlerde tafl›n›rken TUYAB’l› ve TAYAD’l› aileler ellerinde ÖO’da ve katliamlarda

flehit düflen evlatlar›n›n foto¤raflar›n› tafl›d›lar. Yaklafl›k 6 bin kiflinin kat›ld›¤› yürüyüfl ve miting boyunca “Yaflas›n ÖO direniflimiz”, “Analar›n öfkesi katilleri bo¤acak”, “Devrimci tutsaklar teslim al›namaz”, “Devrim flehitleri ölümsüzdür”, “Tecriti kald›r›n, ölümleri durdurun” sloganlar› hep birlikte hayk›r›ld›. Abdi‹pekçi Park› girifline kurulan arama noktalar›ndan içeriye girilmesinin ard›ndan “Demokrasi, ba¤›ms›zl›k ve sosyalizm” için ölümsüzleflenler ad›na sayg› duflunda bulunuldu. fiair Mehmet Özer konuflmac›lar› anons etti ve s›ras›yla tutsak yak›n› Berran Y›ld›r›m, ÖO flehidi Canan Kulaks›z’›n babas› Ahmet Kulaks›z ve Platform Ad›na ‹HD Genel Baflkan› Hüsnü Öndül birer konuflma yapt›lar. Zindanlardaki direniflçi tutsaklardan selamlar getirdi¤ini söyleyerek konuflmas›na bafllayan Berran Y›ld›r›m tutsaklar›n insanca yaflama koflullar›na kavuflturulmas›n›, tecrit ve izolasyonun kald›r›lmas›n›, tutsak temsilcileriyle diyalo¤a geçilmesini ve zorla müdahale iflkencesinin kalkmas›n› istediklerini belitti. Y›ld›r›m, F tipi yaflam›n sadece zindanda olan tutsaklar için dayat›lmad›¤›na, d›flar›da da iflçi ve emekçiler için haz›rland›¤›na vurgu yaparak “daha fazla mezar kazmak istemiyoruz” dedi.

Ard›ndan Ahmet Kulaks›z söz alarak direniflin kararl›l›¤›na vurgu yapt›. Tutsak ailelerinin direnifle yönelik sald›r›y› bertaraf etmesinin yolunun birlik ve beraberlikten, tek yürek olmaktan geçti¤ini ifade eden Kulaks›z Adalet Bakanl›¤›’n›n tutsaklarla yeniden görüflmelere bafllamas›n› istedi. Platform ad›na konuflan ‹HD genel Baflkan› Hüsnü Öndül ise 19 Aral›ktan bu yana DKÖ’lerin, sanatç›lar ve tutuklu yak›nlar›n›n üzerine düflen görevi fazlas›yla yerine getirdi¤ini belirterek “fiimdi de bakandan görevini yapamas›n›, ölümlerin durdurulmas› için diyalo¤un bafllat›lmas›n› istiyoruz” dedi. Mitinge BEKSAV’›n bando ekibiyle kat›lmas› ve trampetlerle tempo tutmas› dikkat çekerken Partizanlar-

da mitingde “Partizan” imzal› pankartlar›yla ve flehitlerin foto¤raflar›yla yerald›lar. Miting süresince ortak sloganlara gür bir flekilde kat›lmakla birlikte “Partizan öfkesiyle hücreleri parçala”, “Tutsaklar›n katili patron a¤a devleti”, “Hücreleri parçala onuruna sahip ç›k” sloganlar›n› hayk›rd›lar. Mitinge TUYAB ve TAYAD’›n yan› s›ra Devrimci-sosyalist bas›n pankartlar›yla kat›l›rken, platform bilefleni siyasi partiler, odalar ve kamu emekçileri Ankara fiubeler Platformu, SES ve BES’te pankartlar›yla yer ald›lar. Ankara ve ‹stanbul Üniversiteleri Ö¤renci Koordinasyonu pankart› arkas›nda ö¤rencilerde mitinge kat›ld›. Miting Grup Vardiya’n›n ve Efkan fieflen’in coflkulu flark›lar›yla son buldu.

Ölüm Orucu Direniflçisi Veli Günefl; Ölümsüzleflti Doktorlara F tipi sald›r› ‹stanbul: Ölüm Oruçlar› 8. ay›n› geride b›rak›yorken onlarca Direnç Çiçe¤i ölüm s›n›r›nda. Her yerden ölüm haberi beklenirken, Kand›ra F tipi Hapishanesi’nden ‹zmit Devlet Hastanesi’ne kald›r›lan Veli Günefl ÖO’nun 240. gününde ölümü küçülterek yendi. 1967 Dersim do¤umlu olan Günefl DHKP-C dava tutsa¤›yd›. Ve 1. Ölüm Orucu ekibindeydi. Yenibosna Cemevinde 1 gün bekletilen cenazeyi yoldafllar› ve dostlar› yaln›z b›rakmad›. 18 Haziran 2001 tarihinde saat 12:00’ye do¤ru Cemevinin önünde toplanmaya bafllayan kitle; “Kahramanlar ölmez halk yenilmez” pankart›n› aç›p 19 Aral›k’ta katledilen tutsaklar›n ve ÖO’da flehit düflenlerin

foto¤raflar›n› tafl›d›lar. Cenaze ifllemleri yap›l›rken kitle marfllar söyleyip halay çekiyordu. Bir taraftan da s›k s›k “Bedel ödedik bedele ödetece¤iz”, “Veli Günefl ölümsüzdür”, “Yaflas›n ÖO direniflimiz”, “Devrimci tutsaklar onurumuzdur” vb. sloganlar atarak beklemeye bafllad›lar. Bu arada konuflma yapan bir yoldafl›, “onlarcam›z sakat kalsa da onlar-

cam›z ölse de, flu bilsinler ki F tiplerini y›kaca¤›z. Biz kazanaca¤›z ve sonuna kadar devrimci tutsaklarla hareket edece¤iz” dedi. Saat 15:00’e kadar sloganlar at›p marfllar söyleyen kitle Veli Günefl’in vasiyetine uyup cenazesini Dersim’e göndermek üzere arabaya yerlefltirdi. Araban›n hareket etmesinden sonra alk›fllar ve sloganlar eflli¤inde kitle da¤›ld›.

Bursa: Ölüm Oruçlar›’n›n ilerleyen günlerinde tutsaklar›n sa¤l›k durumlar›yla ilgilenmek için Bursa hapishanesine giden Bursa Tabib Odas› Genel Sekreteri Bülent Aslanhan, Onur Üyesi Dr. Hamdi U¤ur, üyeleri Dr. fiule Akkufl ve Dr. Arif ‹smet Adanur kontrol yapt›klar› s›rada hastalar›na “Ölmenizi istemiyoruz, B1 Vitamini kullanmal›s›n›z” dedikleri için haklar›nda 6 aya kadar varan hapisle cezaland›r›lmak isteniyor. 17 Haziran Pazar günü Bursa Tabip Odas›nda Türk Tabibleri Birli¤i Merkez Konseyi ve çeflitli Tabip odalar› toplanarak bu durumu protesto etmek için ortak bas›n aç›klamas› yapt›lar. Türk Tabibler Birli¤i Merkez Konseyi 2. Baflkan› Dr. Metin Bakkalc›’n›n okudu¤u aç›klamada, “Her koflulda yaflama hakk›n› savunmak hekimli¤in olmazsa olmaz kural›d›r. Hekimler bu kurallara binlerce y›ld›r sad›k kalm›fllard›r ve her türlü müdahale ve bask›lara karfl› koyarak sad›k kalmay› südüreceklerdir. Sorunun basit bir sa¤l›k sorunu olmad›¤›n› bir kez daha

tüm yetkili mercilere hat›rlat›r ve 8 ayd›r süren, çözümlenemeyen açl›k grevlerinin bitirilmesi konusunda tüm taraflara insani görev düfltü¤ünün bilinmesini kamuoyunun dikkati ve ilgisine sunar›z” dedi. HEK‹MLER SS MAHKEMELER‹NDE Doktorlar 18 Haziran pazartesi günü saat 9:00’da “Yetkili mercilerin emirlerine uymamak” Suçu iflledikleri iddias› ile Bursa 2. Sulh ceza mahkemesinde yarg›land›lar. Duruflmaya Merkez Konseyin yan› s›ra birçok ilin Tabib Odas› temsilcilerinden oluflan 50’yi aflk›n meslektafllar› destek verdi. Duruflmada, hekimlerin savunmas›n› Bursa Barosu Yönetim Kurulu Üyeleri ve Ankara Barosundan görevli toplam 13 avukat yapt›. Duruflmada; Tabip Odas› Genel Sekreteri Bülent Aslanhan suçlamalar› kabul etmedi¤ini belirterek, “Hekimlik, kendine ait bilimsel de¤erler içerir. Yetkili mercilerin emrinin uygulanmas› anlaml› de¤ildir” dedi. Duruflma 4 Temmuz 2001 tarihine ertelendi.


22 Haziran-5 Temmuz 2001

iflçi-köylü

10

5

“‹nsan ruhundaki özgürlükler, kolayl›kla yok edilemiyor” H.Merkezi: Toplumun her kesimindeki insanlar›n belli s›n›rlar içine hapsetmeye çal›flanlar hapishanelerde de tecrit uygulayarak tutsaklar› “sessiz ölüme” mahkum etmek istiyor ve yeni yeni yasalarla tecriti a¤›rlaflt›r›yorlar. 16. maddeyi de¤ifltirerek tecriti daha da kat› hale getirip sakat b›rakt›klar› ölüm orucu direniflçilerinin “cezalar›n›” erteleyerek de çaba harc›yormufl gibi görünmeye çal›fl›yorlar. 17 Haziran 2001 Pazar günü Bilgi Üniversitesi taraf›ndan üniversitenin Kufltepe kampüsünde yönetmenli¤ini Hüseyin Karabey’in yapt›¤› “Sessiz ölüm” adl› film gösterildi. Film gösteriminin ard›ndan saat 15:00’de Almanya, Birleflik Krall›k ve ‹spanya’dan gelen konuklar›n, Mehmet Bekaro¤lu ve Prof. Dr. U¤ur Alacakaptan’›n kat›l›m› ile bir söylefli düzenlendi. Kendi ülkelerinde uzun y›llar tecritte kalan politik tutsaklar Bask ülkesinden Johim Aldanondo, Almanya’dan Gunther Sonnerberg ve Irmgord Möller, ‹rlanda’dan Jim McVeigh hem izledikleri film hakk›ndaki görüfllerini hem de kendi ülkelerinde yaflad›klar›n› insanlarla paylaflt›lar. Söyleflide ilk sözü alan Prof. Dr. U¤ur Alacakaptan bir çok ülkede ölüm cezas›n›n olmad›¤›na, kald›r›ld›¤›na de¤inerek “Ama görüyoruz ki insan› yaln›z bir ipin ucunda salland›rarak, damar›na zehir vererek ya da kurfluna dizerek öldürmüyorlar. Öyle

bir hale getiriyorlar ki o insan art›k cezaevinden ç›ksa bile ç›kt›¤›nda bir külçe gibi, konuflmaktan düflünmekten, hissetmekten aciz bir varl›k oluyor” dedi. Teksas’ta bir hapishane müdürünün köpe¤ine tutsaklardan daha çok de¤er verildi¤ini anlatan Alacakaptan “Mesele kurallar›n ne oldu¤u de¤il. Bu kurallar› uygulayacak olanlar›n zihniyetidir” diyerek sözlerini noktalad›. Ard›ndan sözü Bask ülkesinden Johim Aldonando ald›. Aldonando, ülkesinde 13 y›l boyunca hapishanede kald›¤›n› ve bu süreci birlikte kald›klar› ve ayr› ayr› kald›klar› dönem olarak ikiye ay›rd›klar›n› belirterek “Birlikte oldu¤umuz dönem 400-500 kifli kal›yorduk. 1986 y›l›nda yap›lan bir düzenleme ile 90 hapishaneye da¤›t›ld›k. 3 milyon kiflilik Bask ülkesinde yaklafl›k 600 politik tutsak var. Ve hapishanelerde bask›lar tüm fliddetiyle sürüyor. Ama her ne kadar sokaklarda belli bir güç kazansalar da onlarda bizi asla yok edemeyeceklerini anlad›lar” dedi. Aldonando’nun ard›nda sözü Almanya’dan Gunther Sonnerbag ald›. Sonnerbag Alman devletinin eline 1977 y›l›nda yaral› bir flekilde geçti¤ini, 15 y›l hücrede kald›¤›n› belirtti ve sözlerine flöyle devam etti. “13 sene tecrit olmak üzere 15 sene hapishanede kald›m. Tecritin sonuçlar›ndan bir örnek verecek olursam; ilk ç›kt›¤›mda yüksek sesle konuflam›yordum. Sars›nt›lar, yafl›-

yordum. Burada en kötüsü konuflmay› yeniden ö¤reniyorsunuz. ‹nsan hücrede kendi kendisiyle konuflam›yor. Bu yaflad›klar›m, anlatt›klar›m tecritin sonuçlar›ndan sadece bir kaç›.” Yine Almanya’dan gelen ve tecritin uyguland›¤› ilk 20 K›z›l Ordu Fraksiyonu tutsaklar›ndan olan Irmgord Möller “Elimizden herfley al›nd›. Ancak biz gizli bir haberleflme yöntemi gelifltirdik. Ve ortak olarak açl›k grevine bafllad›k. 5 ay boyunca açl›k grevi yapt›k” diyerek kollektif açl›k grevlerinin mutlaka kazan›mlarla sonuçlanaca¤›n› belirtti. D›flar›da da içerideki direnifle destek eylemleri yap›ld›¤›n› anlatan Irmgord Möller “Tecriti uygulayanlar›n amac› sessiz ölümdür. Ancak bunu baflar›p baflaramayacaklar› ayr› bir konudur” dedi. Daha sonra söz alan Birleflik Krall›ktan Jim Mc Veigin’de sözlerine “Bobby Sands’in ölümünü hala dün

gibi hat›rl›yorum” diyerek bafllad›. 1976’da H bloklar› ad› alt›nda yeni hapishanelerin aç›ld›¤›n›, bunlar›n birer ölüm tuza¤› oldu¤unu söyleyerek “Buralar eski hapishanelere göre modern gözükse de tecrit uygulan›yordu. Bence izolasyon korkunç bir fley. ‹ngiltere hükümeti bizi yok etmek istedi. Tahmin ediyorum burada da öyle. Ama insan›n ruhu özellikle de özgürlükler kolayl›kla yok edilemiyor” dedi. Ayr›ca tahliye olan Ölüm Orucu direniflçisi Sevgi Erdo¤an ile tan›flt›klar›n› ve çok etkilendi¤ini anlatan Veigin “Onlar› benim için kahraman yapan gerçek ve s›radan insanlar olmalar›yd›” diyerek sözlerine son verdi. Konuklar›n ard›ndan konuflan Mehmet Bekaro¤lu Ölüm oruçlar›n›n bitirilmesi için bu cepheden çok çaba harcand›¤›n› belirterek “fiimdi ailelerin karfl›s›na gelmekten korkuyorum” dedi. Ayr›ca devletin kendini

‹zolasyon sona ersin

Tecrit kald›r›lmal›

H.Merkezi: ‹nsan haklar› savunucular›n›n F tipi hapishanelerine karfl› her hafta Cuma günü yapt›klar› 5 dakikal›k “Siyah Sessiz Tepki” eylemine 15 Haziran’da da devam ettiler. ‹HD ‹stanbul fiubesi önünde yap›lan eyleme; Frans›z Komünist Partisi üyeleri, Dünya Doktorlar Birli¤i temsilcileri, Uluslararas› Af Örgütü temsilcileri, Mülteciler Dairesi temsilcileri, Marsilya Yerel Hükümet temsilcileri de kat›ld›. Oturma eyleminde konuflma yapan Af Örgütü Türkiye Masas› fiefi Heidi Wedel, hapishanelerde yapt›klar› incelemelerin sonucunda izolasyon oldu¤unu gördüklerini belirterek; “Oradaki uygulamalar insan haklar›na ayk›r›d›r, izolasyon sona erdirilmelidir” dedi. Di¤er temsilcilerde hapishanelerdeki durumun iyilefltirilmesini ve Ölüm Oruçlar›n›n son bulmas›n› istediler. Eyleme yabanc› bas›nda yo¤un ilgi gösterdi.

‹zmir: 16 Haziran 2001 tarihinde saat 13:30’da ‹zmir Hücre Karfl›t› Platform taraf›ndan, Konak Sümerbank önünde 10 dakikal›k oturma eylemi yap›ld›. Oturma eyleminden sonra bas›n aç›klamas›n› HKP ad›na Aliye Turan okudu. Turan aç›klamada, “insani ve demokratik haklar›na sahip ç›kanlar bask› ve fliddete maruz kal›rken, açl›¤›n, iflsizli¤in ve sefaletin dozaj› artt›r›l›yor. Tüm halk›m›z yoksullu¤un kuca¤›na at›l›rken, tam da böylesi bir dönemde F tipi cezaevleri 19 Aral›k operasyonu ile hayata geçirildi. Yetkililer hala sessiz kalmakta, demokratik kamuoyunun aylard›r ›srarla yapt›¤› diyalog ça¤r›s›na yan›t vermemektedir. Bunun yerine sorunu çözmek ad›na yap›lan bir dizi yasal de¤ifliklikler ise sorunu çözmek yerine tecrit koflullar›n› daha da pekifltirmekte, cezaevi idaresinin keyfi davran›fllar›n›n önünü açmakta meslek örgütlerini, demokratik kurumlar› ve aileleri cezaevi izleme komitelerinin d›fl›nda b›rakmaktad›r” dedi. Eylem çeflitli sloganlar at›ld›ktan sonra bitirildi.

güvende hissetmedi¤ini, bu yüzden F tipi hapishaneleri gündeme getirdi¤ini ve ölüm orucu yapanlar›nda hakl› gerekçesi oldu¤unu belirtti. “Bu gerekçelerin birincisi can güvenlikleri, ikincisi de tecrit” diyen Bekaro¤lu sözlerini “tutuklu ve hükümlüler aç›s›ndan bu gerekçeler do¤rudur” fleklinde noktalad›. Konuklar›n anlatt›klar›n›n ard›ndan dinleyicilerin sorular› ve tutsak ailerinin sözleriyle söylefli devam etti. Tecritin d›flar›da nas›l uyguland›¤› sorusuna Alman Irmgard Möller ülkesinin koflullar›n› anlatarak cevap verdi. D›flar›da da herkesin kendi hücresine çekildi¤ini, son 30 y›lda tek bafl›na yaflayanlar›n say›s›n›n patlarcas›na artt›¤›n›, insan iliflkilerinin yüzeyselleflti¤ini belirterek “tecrite karfl› her alanda mücadele etmek gerekir” dedi. Son dönemde gündeme gelen tahliyelerle ilgili soruya cevap veren Mehmet Bekaro¤lu “Doktor raporu ve savc›l›k karar› ile tedavisi hapishane koflullar›nda mümkün olmayanlar tahliye ediliyor. Neticesi ne olur bilmiyorum. Ancak bu çözüm de¤il. Çözüm tecriti halletmektir. Bu konuda ad›m at›lmas› gereklidir. Bask›lardan bunalan devlet flimdi bu yolu deniyor. Günü kurtarmakt›r bu” dedi. Dinleyicilerden gelen di¤er sorular›n cevaplanmas› ve görüfllerin al›nmas›n›n ard›ndan söylefli sona erdi.


iflçi-köylü

5

22 Haziran-5 Temmuz 2001

11

Zorla göç ve merkezi köykent projesi durdurulsun koflulsuz geriye dönüfller bafllat›ls›n!

fiefika Gürbüz ‹stanbul: Ülkemiz co¤rafyas›nda yaflanan göç olgusunun temel nedenlerini ekonomik ve siyasi nedenler oluflturmaktad›r. IMF ve DB’nin ülkemize dayatt›¤› ekonomik politikalar, tar›m›n tasfiyesi, özellefltirmeler özellikle köylülü¤ü üretim yapamaz duruma getirmifl, iflsizli¤i had safhaya vard›rarak önemli bir göç kitlesi yaratm›flt›r. En yo¤un göç veren bölgeyi ise T. Kürdistan› oluflturmaktad›r. Burada geliflen PKK önderli¤indeki gerilla savafl›n›n engellenmesi için Düflük Yo¤unluklu Savafl Stratejisi’nin (DYSS’bir aya¤› olarak devlet taraf›ndan halka göç politikas› dayat›lm›flt›r. Gerilla savafl›na karfl› askeri operasyonlar›n baflar› kazanamay›fl›, devletin bir dizi karfl› devrimci sald›r› politikas›n› hayata geçirmesine neden oldu. Zorla göç, abluka, ambargo koruculaflt›rma ve daha bir dizi psikolojik savafl yöntemini uygulayarak kitlelerle gerilla savafl›n›n ba¤›n› koparmay›, gerillay› olanaks›z b›rakmay› hedefledi. Bunun üzerine köylerindeki yaflam olanaklar› devlet taraf›ndan imha edilen halk T.Kürdistan›’n›n merkezi flehirlerine ve bat›ya do¤ru göç etmeye bafllad›. fiehirlerin nüfus oran›nda önemli art›fllar olurken zaten dar olan yaflam olanaklar› iyice daralmaya bafllad›. Açl›k, yoksulluk, iflsizlik, sosyal ve kültürel yozlaflma halk›n içinde bulundu¤u kötü yaflam koflullar› ve bask›lar devam etti. Çad›rlardaki yaflam, çöplerden yiyecek toplayarak yaflamaya çal›flma, e¤itim ve sa¤l›ktan yoksun göç kitlesinin bir gerçe¤i haline dönüfltü. Di¤er yandan devlet; gelifltirdi¤i köy-kent projesini (merkezi köy-kent) bugün bir alternatif olarak göç kitlesine kurtuluflmufl gibi göstermeye çal›fl›lmaktad›r. Kendi köyüne topra¤›na dönmesine izin verilmeyen göçzedelere merkezi köy-kent projesi dayat›larak devletin denetiminde “güvenli bir yaflam” vaadedilmektedir. Göçle birlikte flehirlerdeki, gecekondulardaki birikmeyi, yaflanacak muhalefeti engellemeninde bir projesi olarak gündeme getirilen merkezi köy-kent projesi halk›n tamamen

soysuzlaflt›r›lmas›n›, de¤erlerinden kopar›lmas›n› hedefleyen bir tecrittir. Karakollarla çevrilmifl bir yaflam dayatan devlet; bugün hayata geçirdi¤i merkezi köykent projeleriyle Kürt Halk›n› geleceksiz b›rakman›n efli¤ine sürüklemeye çal›flmaktad›r. Geri dönüfllere izin vermeyen, tecrit ve tek tiplefltirme projesini dayatan devlet kimi yerlerde de de izin verdi¤i geriye dönenlere bir tak›m dilekçeler imzalatmaktad›r. “Terör” nedeniyle göç etti¤ini kabul ettirmeye yönelik imzalatt›rmaya çal›fl›lan belgelerle halka uygulad›¤› zulmü, bask›y› gizlemeye çal›flmaktad›r. Geriye dönüflün örgütlenmesi ve göç kitlesinin sorunlar›n›n kamuoyuna tafl›nmas› sürekli gündemimiz olmaya devam ederken GÖÇ-DER’in bu yöndeki çal›flmalar›n› ve Göç haftas› ad› alt›ndaki organizesini önemli görüyoruz. Göç Haftas› olmas› nedeniyle de hem göçün nedenlerini ve çözüme iliflkin politikalar› bir kez daha ortaya koymak, devletin geriye dönüfl projesiyle amaçlad›¤›n› deflifre etmek, hem de GÖÇDER’in çal›flmalar›na iliflkin bilgi vermek amac›yla GÖÇ-DER Genel Baflkan› fiefika Gürbüz’le bir röportaj yapt›k. “B‹Z ONA TOPLAMA KAMPI D‹YORUZ” ‹K: derne¤inizin amac›n› ve çal›flmalar›n› de¤erlendirir misiniz? fi.Gürbüz: ‹nsanlar›n yaflad›klar› sorundan dolay› talepleri vard›. bizim de bu do¤rultuda çal›flmalar›m›z var. 98’den beri devam eden bir göç haftas› etkinli¤imiz var ve çal›flmalar›m›z insanlar›n göç ma¤durlar›n›n talepleri üzerine gelifliyor. Üyelerimizle taleplerimiz ayn› yöndedir. Köylere dönüflün, kendi köylerine özgürce dönebilme flart›d›r. ‹nsanlar›n zarar ve ziyanlar›n›n giderilmesi gerekiyor. Hasar tespiti yap›lmal›. Ve bir komisyon oluflmal› ve bizde bu komisyonda yer almak istiyoruz. ‹K: Kürt co¤rafyas›nda halka yaflat›lan zorunlu göçün amac› nelerdir? fi.Gürbüz: Göç yeni bir olgu de¤il y›llardan beri o bölgede uygulanan asimilasyon politikalar›na ba¤l› olarak bugüne gelen bir olgudur. 1934’lerde Mecburi ‹skan Yasas›’yla bafllayan bir göç ettirme vard›r. Devletin asimilasyon politikas› o bölgedeki insanlar› bat› bölgelerine göç ettirerek asimilasyon politikas›n› oluflturma ve gittikçe iç içe yaflamalar›n› amaçlayan yani bat›dan da do¤u-

ya göçler yaflanm›flt›. 1934’ten gelen bir olgu demifltik sonras›nda da bölgede Kürt isyanlar› olarak bilinen ve o dönemlerde de yo¤un yaflanan bir göç ettirme durumu yaflanm›flt›r. Esas olarakta en çarp›c› yaflanan 1990’larda bafllay›p günümüze gelen zorunlu göç ettirme politikas›d›r. 20 y›l› aflk›n süredir devam eden çat›flmal› dönem. Yani bir savafl yafland› bölgede. Devlet yetkililerin de ad›na Düflük Yo¤unluklu Savafl dedikleri bir süreç yafland›. ‹K: Devletin göçettirme politikas› bölge halk›na neler yaflatt› ve sonuçlar› nas›l geliflti? fi.Gürbüz: ‹nsanlar çok büyük bask›larla karfl›laflt›. Koruculuk dayat›ld›. Ya korucu olacaks›n ya terk edeceksin. Biraz da Kürdü Kürde k›rd›rma politikas›yd›. Ço¤u insanlar, köyler kabul etmediler. Ve göçe maruz b›rak›ld›lar. Göçü yaflarken de ölümü yaflad›lar, ailelerini çocuklar›n› kaybettiler. Göçün nedenini devlet ‘terör’ olarak gösterdi. Fakat öyle olmad›¤› da aç›kt›r. PKK’ye lojistik destek sa¤lan›yor amac›yla böyle bir yola baflvuruldu. Bölgeyi insans›zlaflt›rmaya yönelik bir politikayd›. 94-95’lere kadar yo¤un olarak devam etti. Hatta kitleler halinde göçler yafland›. Bu insanlara güvenlik gerekçe gösterilerek göç ettirildi. Fakat hiç bir yer gösterilmeksizin insanlar kendi bafllar›na çaresiz b›rak›l›yorlar. Düflünün ki bir kör insan›n yönünü görmeden gitmesi gibi. Bu son göç çat›flmal› dönemin etkisiyle yaflat›lan göçtür. Sorun tamamen

zorla göç ettirilenlerin yaflam koflullar› oldukça zor insans›zlaflt›rma ve halk› kullanmakt›. Diyarbak›r, Hakkari, Van en çok göç alan bölgelerin en bafl›nda yer almaktalar. Burada halk›n yaflad›¤› bir trajedi, Van’a Hakkari’ye gidenler uyum sorunu çekmediler. Ama ‹stanbul, ‹zmir gibi bölgelere gidenler çok büyük sorunlarla karfl›laflt›lar. ‹lk etapta köyden kente gelmenin ac›s›n› yaflad›lar, bir çok konuda bocalama yaflayan uyum sorunu çeken kiflilerde psikolojik sorunlar yo¤unca yafland›. Bir kültürün farkl› kültürle çat›flmas›n› yaflad›lar. Di¤er taraftan ekonomik anlamda hepsi üreten insanlard› üretici durumundan tüketici durumuna düfltüler. Böyle oluncada çocuklar çal›flmak zorunda kald›lar. Yafll›larda yine çal›flma koflullar›n› kaybedip at›l kald›lar. ‹K: Devlet göç ettirdi¤i Kürt halk›n›n yeniden köylerine dönebilece¤ini aç›kl›yor ve bölgeye Cumhurbaflkan›, Baflbakan geziler düzenledi. Dönüfller oldu

mu, olduysa nas›l de¤erlendiriyorsunuz? fi.Gürbüz: Yeniden dönüfl koflullar›na bak›l›nca yani köy-kent projesine, Diyarbak›r’da ‹slam Köy, Van’da Çatak Köy, fi›rnak’ta Bafla¤aç Köy’ü çal›flmas› vard›. Bunlar›n çok ra¤bet görmedi¤ini Diyarbak›r Valisi’de bir aç›klamas›nda belirtmiflti. Ayr›ca Van’daki Konalga köy-kentin de ra¤bet görmedi köydeki koruculara yap›ld› ve onlar için planlanan bir projeydi. Ancak orada yaflayan korucularda memnun de¤iller. Çünkü o evler verilirken borçland›r›larak verilmifl afet kanununu uygulam›fllar. Yani 20 y›l oturma flart› getirilmifl sonras›nda satabilirsin ancak bu süreyi oturma mecburiyeti getirilmifl. Ama orada ne tar›m alan› var, ne hayvan besleme alan› var bundan dolay›nda bölgenin sosyal yap›s›na uygun bir proje de¤il. ‹K: Sizce Köy-kentle amaçlanan ne?

Köylere dönüfl sa¤lans›n ‹stanbul: Göç Edenler Sosyal Yard›mlaflma ve Kültür Derne¤i (Göç-Der)’in 1998 y›l›ndan beri düzenledi¤i ve gelenek haline getirdi¤i “Göç Haftas›” etkinlikleri bu y›lda 18-24 Haziran tarihlerinde gerçeklefltiriliyor. Etkinli¤in ilk gününde zorla göç ettirilme ile ilgili dernek merkezinde bas›n toplant›s› düzenlendi. Saat 12:00’de bafllayan toplant›da konuflma yapan “Göçder Genel Baflkan› fiefika Gürbüz; Do¤u ve Güneydo¤u illerindeki “OHAL” nedeniyle ailelerin göçe zorland›¤›n› aktararak “1988-1998 aras› on y›ll›k dönemde 4000’e yak›n köyün boflalt›ld›¤›n› belirtti. Köylerine dönmek isteyen binlerce ailenin valiliklere verdi¤i dilekçelerin kabul edilmedi¤ini söyleyen Gür-

Zorla göç ettirilmeyle ilgili bas›n aç›klamas› büz; OHAL Valili¤inin dilekçe format› haz›rlad›¤›n› ve köylere geri dönmek isteyenlerden bu formatta bulunan koflullara uymalar›n› istendi¤ini bildirdi. Toplant›n›n sonunda göç ma¤durlar›; köylere geri dönüflün sa¤lanabilmesi için elveriflli koflullar›n oluflturulmas› yönündeki düflüncelerini dile ge-

tirdiler. Etkinli¤in 2. gününde ise; Galatasaray Postanesi’nde siyasi partilere ve Cumhurbaflkanl›¤›’na mektup gönderme eylemi yap›ld›. Mektubun bas›na okunmas›, polisin keyfi uygulamas›yla engellendi. Etkinlikler 24 Haziran Pazar günü göç raporunun bas›na aç›klamas›yla son bulacak.


22 Haziran-5 Temmuz 2001 fi.Gürbüz: Asl›nda amaçlana flu. Biz ona toplama kamp› diyoruz. Yani insanlar› biraraya toplayarak denetimi kolaylaflt›rma. Çünkü; köy-kentte her fleyden, öncelikle bir karakol var. Karakoldan önce sa¤l›¤a okula, suya elektri¤e ihtiyaç var. Oysa karakol ve a¤alara büyük evlere öncelik verilmifl. Burada amaçlanan tamamen denetimi ellerinde tutup, çok kalay bir flekilde asimilasyon politikalar›n› uygulamakt›r. Yani her yönüyle hepsine istedi¤ini kolayca yapt›rabilmektir. ‹K: Ecevit’in “Yeni Köykent projelerine yaflama açt›k” ça¤r›s›n› nas›l de¤erlendiriyorsunuz? fi.Gürbüz: En son fi›rnaktaki Bafla¤aç köyüne dönenler varm›fl fakat Ecevit bunun iyi olaca¤›n› televizyonlardan flaflal› biçimde duyurdu. Bunun akibeti de Van Konalga’daki gibi olacakt›r. Yani onu zaman gösterecektir. Oradaki insanlar mahkemelik olacak icra gelecektir. Bize baflvurular var. Amaçlar› kendi köylerine gitmek, rahatl›kla ve özgürce gidebilmek topraklar›n› ekip biçmek tarlalar›nda yaflamak istiyorlar. fiu anda Bitlis’te 23 köy, Dersim’de de baz› köyler yerleflime aç›ld›. Yerleflime aç›lan üç köye gittik ve bu

köyler tamamen tahrip edilmifl evlerin sadece alt duvarlar› kalm›fl köyler tamamen virane durumda. Beton evlerde bombayla tahrip edilmifl tamamen y›k›lamam›flsa da. ‹K: Köylere dönüfl izni veren devlet, koflullar›n› nas›l aç›kl›yor ve siz ne düflünüyorsunuz? fi.Gürbüz: Köylere dönüfl izni verilmifl fakat köylerin yolu hala patika yollar, elektri¤i, suyu, telefonu yok sa¤l›k ve okul hizmeti verecek koflullarda yok. Bununla ilgili Vali ile görüfltük telefonla. Aç›klamas› flöyleydi; e¤er köylere 10 hane üzerinde dönüfl olursa gerekli fleylerin yap›laca¤› yönündeydi. Örnek verirsek bir köye 13 hane dönmüfltü buraya hiçbir hizmet getirilmemifl. Eski köy çeflmesini köylüler onarm›fl di¤er koflullardan yoksunlar. Bu koflullarda insanlar›n dönmelerini beklemek hayalcilik olur. ‹nsanlar köye dönmeyi istedikleri halde ohal bölgesi uygulamalar›na tak›l›yorlar. OHAL bölge valisinin haz›rlam›fl oldu¤u bir format dilekçeleri var. Bu format dilekçesi insanlar› kendi köylerine dönebilmesi için imzalamalar› gerekiyor. Dilekçede köyünü boflaltma nedenini gösteren fl›klar var ve onlardan özellik-

le ‘terör nedeniyle’ olan fl›kk› imzalamak zorundalar, imzalamayanlar köylerine dönemiyorlar. Hem insanlara izin veriyorsun hem de bu flart› kofluyorsun. Genel olarak insanlar bu uygulamadan çok rahats›zlar. Biz daha önceki y›lda köylülerin köylerine dönmek istediklerini belirten 17 bin ailenin dilekçesini TBMM’ye göndermifltik. Ama sadece 117 ailenin dönebilece¤ini ancak Köy-kent projesine dönebileceklerini belirten bir cevap alm›flt›r. Yeni TBMM Göç Komisyonu’nun 1998 y›l›nda aç›klad›¤› raporuna göre de 2600 köy boflalt›lm›fl ve 3 milyona yak›n insan göç ettirilmifl. ‹K: Devlet köyler aras›nda döfledi¤i may›nl› bölgeleri temizleyerek buralar› tar›ma açaca¤›n› söylüyor. Devletin, bir taraftan tar›m› öldürürken di¤er taraftan yapt›¤› bu aç›klamalar› nas›l de¤erlendiriyorsunuz? fi.Gürbüz: Tabi ki çelifliyor. Biz dernek olarak may›nl› bölgenin temizlenmesini isteriz ve çal›flmalar›m›z da oldu. ‹nsanlar› can güvenli¤ini sa¤lamadan olmayaca¤›n› hep söylüyoruz. Yak›n zaman önce insanlar› may›ndan dolay› yaflam›n› kaybetti¤i haberini duyuyoruz. Demek ki temiz-

Hakkari’de operasyonlarsürüyor!

Bir PKK gerilla birli¤i H.Merkezi: 23 May›s’ta Bingöl’ün Yedisu ilçesinde 20 PKK gerillas›n›n kimyasal silahlarla katledilmesinin ard›ndan gerilla güçlerine karfl› devam eden operas-

iflçi-köylü

12

yonlarda Hakkari k›rsal›nda yaflanan çat›flmada 5 gerilla; yine 11 Haziran Pazartesi günü yaflanan çat›flmada 2 gerilla, 15 Haziran’da fi›rnak’ta yaflanan çat›flmada 1 gerilla

daha katledildi. Al›nan bilgilere göre imha amaçl› düzenlenen operasyonlarda sa¤ yakalanan gerillalar ise kurfluna diziliyor ya da iflkencelerden geçiriliyor.

Futbol turnuvas› alternatif lig gerekçesiyle engellendi H. Merkezi: HADEP Adana il Gençlik Kollar›’n›n organize etti¤i “Bar›fl ve kardefllik için futbol turnuvas›” polisin engellemesi nedeniyle sonuçland›r›lamad›. 10 Haziran 2001 tarihinde 36 Futbol tak›m› aras›nda yap›lan turnuvalar s›ras›nda 120 futbolcu genç göz alt›na al›nd› “Türkiye liglerine alternatif lig” oluflturduklar› gerekçe gösterilerek forma, flort ve futbol toplar›yla birlikte gözalt›na al›nan HADEP’li gençler Adana Emniyet Müdürlü¤ü’ne oradan da Adana DGM’ye ç›kar›larak tutuksuz yarg›lanmak üzere serbest b›rak›l›rken üçü de askerlik sorunu oldu¤u gerçe¤iyle b›rak›lmad›. Turnuvan›n engellenmesiyle ilgili HADEP Adana il örgütü yapt›¤› aç›klamada olay› protesto ederken ‹l Baflkan› Fatih fianl›’da bu tür engellemelerin karfl›s›nda olduklar›n› belirtti.

lenmemifl. Köyden köye geçifli engellemek amac›yla yapm›fllard›. Köyler aras› s›n›r koymufllard›. Devlet ise biz dönün diyoruz dönmüyorlar diye ayaklanmalar yap›yor. Ama koflullar oluflturulmuyor. ‹nsanlar uzun vadeli çözüm istiyorlar. Ben dönünce yine bana bask› kuracaklarsa dönemeyiz diyorlar. Bir örnek verece¤im. Köyün birine dönüfl olmufl daha sonra geri boflalt›lm›fl. Yni herkesin kendi köyüne dönüfl ortam›n›n sa¤lanmas› gerekiyor. Koflullar uygun ve iki y›ld›r bir bar›fl› ortam› var devletin bunu sa¤lamas› gerekiyor. Bölgede eskiye nazaran bask›lar az ve çat›flma ortam› da yok. ‹K: Köylerine dönenler nelerle karfl›laflacaklar? fi.Gürbüz: Devlet OHAL’i kald›rmam›fl koruculuk sistemi mevcut, devam ediyor. Köylülerde biliyor ki devlet oradaki bask›y› korucu ve askerleri kullanarak uygulad›. Bunlar› kald›rmad›¤› sürecede bu sa¤lanamayacak. Yani ma¤dur olan halka yönelik bir çözüm de¤il. Sen hem bunlar› kald›rma hem de köylere dönüfl izni ver. ‹K: Demokratik kitle örgütlerinin iflçinin, köylünün, emekçinin, yo¤un bask›lara maruz

5

kald›¤› hapishanelerde katliamlar›n devam etti¤i bir süreçten geçiyoruz. Bu süreci nas›l de¤erlendiriyorsunuz? fi.Gürbüz: Türkiye koflullar›nda tüm sivil toplum örgütleri üzerinde yo¤un bir bask› var ve keyfi uygulamalar hayli çokça. Ülkedeki önemli sorun demokratikleflme sorunu, bu durumda da toplum örgütlerinin çok önemi var. Ülkemizde ne yaz›k ki bu tür örgütlenmelerin bak›fl aç›s› çok fazla önemsenmiyor muhatap al›nm›yor demokratik ülkelerde bu örgütlerin söz sahibi oldu¤u aç›kt›r. Bizde bu hala gerçeklefltirilemiyor. Bizler birlikte hareket etme noktalar›n› hala yakalayamad›k. Birlikte hareket etme noktalar›n› muhakkak kurmal›y›z. Di¤er taraftanda zaten bir ekonomik kriz vard›. Bu kriz yeni ç›km›fl de¤il. Bu dönem a盤a ç›kar›ld›. Bunun bir nedeni de göçtür. Tar›m alanlar›n›n tamamen bofl kalmas› üretim durumunda olan insanlar› tüketen durumuna düflmesi hayvanc›l›¤›n hemen hemen bitmesi ülke ekonomisini büyük oranda etkilemektedir. ‹K: Teflekkür ederiz bizi bilgilendirdi¤iniz için. fi.Gürbüz: Biz teflekkür ederiz sorunlar›m›za e¤ildi¤iniz için.

KATL‹AMA PROTESTO H.Merkezi: Bar›fl Anneleri ‹nisiyatifi 23 May›s’ta Bingöl’de yaflanan çat›flmada katledilen gerillalar›n öldürülüfl fleklinin kamuoyuna aç›klanmas› amac›yla 7 Haziran 2001 tarihinde Galatasaray Postanesi’nden Cumhurbaflkan›, Baflbakan ve Avrupa Birli¤i’ne birer mektup gönderdi. Gerillalar›n kimyasal silahlarla öldürülmesi iddias›n›n araflt›r›lmas›n›n ve sonuçlar›n›n kamuoyuna aç›klanmas›n›n istendi¤i mektuplar›n postalanmas›n›n ard›ndan Bar›fl Analar› ‹nisifatif ad›na Vedia Mamuk konuyla ilgili birde aç›klama yapt›. Eylem alk›fl ve z›lg›tlarla son buldu. Katledilen gerillalar›n otopsi raporlar›na ise Diyarbak›r DGM taraf›ndan gizlilik karar› getirilerek otopsi sonuçlar›n›n kamuoyuna aç›klanmas›n›n engellendi¤i ö¤renildi. DGM’nin ald›¤› bu gizlilik karar› üzerine ‹HD Genel Yönetim Kurulu’da konuyla ilgili bir araflt›rma komisyonu kurarak önümüzdeki günlerde çal›flmalara bafllayaca¤›n› ve çal›flman›n sonuçlar›n› kamuoyuna aç›klayacaklar›n› duyurdu.

TOPLU KATL‹AM K‹MYASAL S‹LAHLAR KULLANILARAK YAPILDI! 13 Haziran Çarflamba günü de MA⁄-DER (Yak›nlar› Kaybolmufl Ma¤dur Aile ile Yard›mlaflma ve Dayan›flma Derne¤i) 20 gerillan›n toplu olarak kimyasal silahlarla katledilmesi ihtimali üzerine konuyla ilgili Galatasaray Postanesi’nden saat 13:00’de bir faks çekme eylemi yapmak istedi. Polisin faks çekme eylemine izin vermemesi ve bas›n aç›klamas› yapmak isteyen grubu postanenin önünden uzaklaflt›rmas› üzerine “fiehitler ölmez” sloganlar›yla Yunan Konsoloslu¤u karfl›s›ndaki dernek binas› önüne kadar yürüyerek burada bir aç›klama yapt›lar. Aç›klama da gerillalar›n kimyasala silahlarla öldürüldü¤ü iddias› ifade edildi. Aç›klaman›n ard›ndan Tünel’e do¤ru yürüyüfle geçen gruba polis sald›rarak 10 kifliyi gözalt›na ald›.

HADEP’lilere gözalt› terörü HADEP Gençlik kollar› Baflkan› Ahmet fieker’in Van’da tutuklanmas› üzerine HADEP ‹stanbul ‹l Gençlik Kollar›n›n Eminönü Yeni Cami önünde tutuklamay› protesto amaçl› bir bas›n aç›klamas› yapmak istedile. Akflam saatlerinde toplanmaya bafllayan HADEP gençli¤inin yapmak istedi¤i bas›n aç›klamas›n›n izinsiz oldu¤u öne sürülerek izin verilmezken polis gruba sald›rarak HADEP ilçe yöneticilerininde aralar›nda bulundu¤u 10 kifliyi gözalt›na ald›. Yeni Cami önünde uzun süre HADEP’lilerle polis aras›nda kovalamaca yaflan›rken sald›r› alk›fl ve z›lg›tlarla protesto edildi.


iflçi-köylü

5

13

22 Haziran-5 Temmuz 2001

Kamu bankalar›n›n tasfiye süreci ve Emlakbank gerçe¤i Emperyalizm taraf›ndan sunulan ve çok a¤›r koflullar› içeren IMF program›n›n dayatt›¤› 15 yasadan birisi olan “kamu bankalar›n›n tasfiyesi” süreci 10.500’e yak›n çal›flan› bulunan “Emlakbank”›n kapat›lmaya çal›fl›lmas›yla h›z kazand›. Bankac›l›k sektörünü yeniden yap›land›rma program› dahilinde ve IMF’ye verilen son niyet mektubu çerçevesinde kamu bankalar› olan Ziraat, Halkbank, ve Emlakbank’›n tasfiyesi çal›flmalar› tüm dünyada uygulanmaya çal›fl›lan neo-liberal politikalar›n bir sonucudur. Bu neo-liberal politikalar çerçevesinde kamu bankalar›n›n kapat›lmas› esas olarak iki temel nedenden kaynaklanmaktad›r. Bunlardan birincisi; bankac›l›¤›n, dünyada sermayenin yo¤unlaflt›¤›, tekellerin merkezileflti¤i, sermayenin en rahat finanse edildi¤i sektör olmas› nedeniyle % 30-40 kamu pay›na sahip olan kamu bankalar›n›n bitirilmesinden bafllanarak ele geçirdikleri pazar› daha güvenceyle ellerinde tutmak, yönlendirmek istemeleridir. ‹kincisi ise çok k›smi de olsa kamusal fayda sa¤lamas›d›r. Türkiye ekonomisinin bugünkü tablosu göz önüne al›nd›¤›nda kamu bankalar›n› sektör içindeki pay›n›n %30-40 civar›nda oldu¤unu görüyoruz. Kamu bankalar›n›n sektördeki pay› kapatma veya birlefltirmelerle azald›kça ortaya ç›kan bofllu¤un özel veya yabanc› bankalarla doldurulmas› hedeflenmektedir. Böylece afl›r› kar mant›¤›yla hareket eden özel ve yabanc› bankalar›n ülkemizde istedikleri gibi at oynatmalar›n›n yolu aç›lacakt›r. IMF program›n› uygulamak üzere ülkemize gönderilen Kemal Dervifl’in ilk hedef olarak gördü¤ü ve yaflanan Kas›m 2000 ve fiubat 2001 krizlerine önemli bir neden olarak gösterdi¤i kamu bankalar› üzerinde y›llard›r oynanan oyunlar ve uygulanan yanl›fl politikalar görülmeden bu günkü somut durumu aç›klamak mümkün olmaz. Kamu bankalar›na devlet taraf›ndan verilen tar›m kesimi ile küçük ve orta boy iflletmeleri destekleme görevi sonucunda oluflan zararlar› zaman›nda ödememesinin yan›s›ra uzun y›llard›r devam eden ve ekonomik etkinli¤e ters düflen yanl›fl müdahaleler, kamu bankalar›n›n iyi yönetilmemesi ve herfleyden önce rant kap›s› olmas› ile asli fonksiyonlar›n›n d›fl›nda görev verilmesi bu bankalar›n mali bünyelerini önemli oranda bozmufltur. Kamu bankalar›n›n finansman ihtiyaçlar›n› k›sa vade ve yüksek maliyetle piyasadan karfl›lamalar›, bir yandan zararlar›n gittik-

çe artmas›na, di¤er yandan da mali sektörde istikrars›zl›k unsuru olmalar›na yol açm›flt›r. Bu durum piyasalarda faiz oranlar›n›n yüksek seviyede seyretmesine neden olmufltur. Sonuç olarak kamu bankalar› bankac›l›k hizmetlerini yerine getiremez hale gelmifl ve öyle ki bu bankalar Türkiye’deki toplam mevduat›n %40’›n› toplarken krediler içindeki paylar› %26’da kalm›flt›r. Ayr›ca son y›llarda yüksek reel faizlere ba¤l› olarak kamu kesimi borçlanma ihtiyac›ndaki art›fl, özel bankalar›n reel ekonomiye kaynak sa¤lamaktan uzaklaflarak kamu aç›klar›n› finanse etmeye yönelmelerine yol açm›flt›r. Devlet iç borçlanma senetlerini mevduat bankalar›n›n toplam aktiflerinin içindeki pay› 1990 y›l›nda % 10’dan 1999’da % 23’e ç›km›flt›r. Ayn› dönemde özel sektöre kredilerin toplum aktifler içindeki pay› ise %36’dan %24’e inmifltir. Böylece bankalar üreticiyi ve reel ekonomiyi yeterli ölçüde destekleyememifltir. Bankac›l›k alan›ndaki bu olumsuz geliflmeler üzerine IMF taraf›ndan projelendirilen, ülke ekonomisini “yeniden yap›land›rma”y› amaçlayan program›n içerisinde yer alan “kamu bankalar›n›n tasfiye” edilmesinin alt›nda tar›m, ve küçük ve orta ölçekli üretimin tamamen ortadan kald›r›lmas› da yatmaktad›r. Zira bu üç banka (Ziraat Bankas› köylülere, Halkbankas› esnaflara ve Emlak Bankas› Konut kredileri vermektedir.) bu alanlarda faaliyet sürdüren üretici ve iflletme sahiplerine, özel bankalara oranla düflük krediler verebilmekteyken bu durum “tasfiye” süreci ile birlikte son bulmaktad›r. Mevcut durumda bile bu bankalardan ald›klar› kredileri ödeyemeyen, bu nedenle icra mahkemeleri kap›lar›nda dolanan, hatta borcunu ödeyemedikleri için hapse at›lan köylülerimizin ve kepenk kapatmak zorunda kalan esnaf›m›z›n bu bankalar›n saf d›fl› edilmesiyle tefeci-tüccara ve özel bankalar›n insaf›na b›rak›laca¤› da apayr› bir gerçekliktir. Emlakbank’›n kapat›lmas› giriflimlerini de bu kapsamda de¤erlendirmek gerekiyor. RANT PAYLAfiIMININ ARENASI OLARAK EMLAKBANK Emekçi halk›m›z›n konut sorununu çözmek için bafl vurdu¤u kurumlar›n bafl›nda gelen, 403 flubesi ve 10 binin üzerinde çal›flan› bulunan, 750 trilyon ödenmifl sermaye ve 3,7 katrilyon aktif büyüklük ile ülkemizin 9 büyük bankas›ndan birisi

Kamu bankalar›n›n sektördeki pay› kapatma veya birlefltirmelerle azald›kça ortaya ç›kan bofllu¤un özel veya yabanc› bankalarla doldurulmas› hedeflenmektedir. Böylece afl›r› kar mant›¤›yla hareket eden özel ve yabanc› bankalar›n ülkemizde istedikleri gibi at oynatmalar›n›n yolu aç›lacakt›r. olan Emlakbank; ayn› zamanda 250 bin kifliye kulland›rd›¤› 400 trilyonluk bireysel kredi hacmi ile sektörde %10’luk bir paya sahiptir. Böylesi bir kapasiteye sahip olan bu kurum y›llarca rant çat›flmalar›n›nda oda¤› olmufltur. Bunun en somut örne¤i kamu bankalar› ortak yönetim kurulu baflkanl›¤›na atanan ve sürekli olarak Emlakbank aleyhinde demeçler veren Ahmet Vural Ak›fl›k’›n baflta Emlakbank eski genel müdürü Engin Civan ile ifl adam› Selim Edes ve Özal ailesi ile kurdu¤u iliflkilerdir. 1990 y›l›n›n bafllar›nda Paris’te Selim Edes, Engin Civan, Ahmet Özal, Anthony Weatherill ile Ahmet Vural Ak›fl›k toplant› düzenlemifllerdir. Mang firmas› yöneticisi olan Weatherill; ‹talya’da savc› Di Pietro’nun kovuflturmas›nda “kara para aklay›c›s›” olarak yer alm›flt›r. Bu flahs›n bafl›nda bulundu¤u Mang flirketi ‹ngiltere’nin vergi cenneti Guernsey adas›nda kurulmufl, 23 günlük tarihi ve 10 bin dolar sermayesi olan paravan bir flirkettir. Bu flirkete Emlakbankas› Anatepe Projesi’nde konut yapmak için ihale verilmifltir. 10 bin dolarl›k Mang flirketinin Emlakbank’tan 20 milyon Mark avans almas› için gerekli olan teminat mektubunu Ahmet Vural Ak›fl›k’›n yönetim kurulu baflkan› oldu¤u Türk Merchant Bank verir. Bu hizmetin karfl›l›¤› olarak Ak›fl›k’›n flirketinin teminat mektubunda komisyon oran› %1’den % 8’e ç›kar›l›r. Yolsuzluklar›n, h›rs›zl›klar›n içerisinden kamu bankalar› ortak yönetim kurulu baflkanl›¤›na getirilen A. Vural Ak›fl›k; flimdi de doland›rd›¤› Emlakbank’› kapatmak istemektedir. EMLAK’IN KAPATILMASININ OLASI SONUÇLARI Ülkemizin üç kamu bankas›ndan birisi olan Emlakbank’›n kapat›lmas› durumunda en önemli sorun konut yap›m›nda yaflanacakt›r. Çok küçük birikimleriyle zar zor da olsa bir ev sahibi olmaya çal›flan ve bunun için bu kurumun kap›s›n› afl›nd›rmak zorunda kalan emekçi halk›m›za buralar›nda kap›lar› kapanacak, konut yap›m› tamamen denetimden ç›kacakt›r. Yaz›m›z›n bafl›nda da önemle vurgu yapt›¤›m›z gibi, bu bankalar›n devre

d›fl› b›rak›lmas›yla devlet borçlanmak için özel ve yabanc› bankalara daha fazla baflvurmak zorunda kalacakt›r. Böylece yüksek faizlerle al›nan borçlar ülke kaynaklar›n›n emperyalist tekellere peflkefl çekilmesiyle karfl›lanacakt›r. Bu durum ba¤›ml›l›¤› ve köleleflmeyi artt›racakt›r. Emlakbank, Halkbank ve Ziraat Bankas›n›n kapat›lmas› durumunda banka hizmeti alan (ne kadar ald›¤› malum olmakla birlikte) insanlar›m›z özel bankalar›n insaf›na terkedilecektir. Bunun en ac› örne¤i 1994 y›l›nda patlak veren ekonomik krizin ard›ndan yaflanm›flt›. Dövize endeksli olarak kulland›r›lan konut kredilerinde kur art›fl›ndan kaynaklanan sorunlar üzerine yo¤unlaflan tepkiler karfl›s›nda bir tak›m düzenlemeler yap›larak ma¤duriyetler azalt›lmaya çal›fl›lm›flt›r. Buna karfl›l›k özel bankalardan kredi alanlar›n durumunda hiçbir düzenlemeye gidilmemifl ve birçok insan›m›z intihar etmifl, kendini yakma girifliminde bulunmufltu. Ayn› durumlarla bankan›n kapat›lmas› sonras› karfl›laflmakta mümkün olabilecektir. Kamu bankanlar›n›n kapat›lmak istenmesinin bir baflka boyutu ise y›llard›r hortumlanan ve rant savafl›n›n arenas› haline dönüflen gerçekliklerin kamuoyundan saklanmak istenmesidir. Yolsuzluklarla mücadele etti¤ini sahtekar bir flekilde kamuoyuna aç›klamaya çal›flan ve yaflanan gerçeklikler karfl›s›nda sürekli yalanc› yüzü gün, yüzüne ç›kan devletin yang›ndan mal kaç›r›rcas›na kamu bankalar›n›n “tasfiye” sürecini h›zland›rmas›n›n bir nedeni de budur. Plan bütçe komisyonunda kabul edilen ve onaylanmak için meclise sunulan Emlak Bankas›’n›n kapat›lmas›n› engellemek ve 10 bine yak›n çal›flan›n soka¤a at›lmas›na yol açacak uygulamalara karfl› ç›kmak amac›yla D‹KS-Bank-Sen öcülü¤ünde bafllat›lan “Emlakbank Kapat›lamaz” kampanyas› çerçevesinde banka çal›flanlar› yapt›klar› kitlesel bas›n aç›klamalar›yla ve mitingleriyle seslerini duyurmaya çal›fl›yorlar. Bu sese kulak verelim. “Sustuk sustuk s›ra bize geldi” sloganlar›yla kararl› direnifllerini dürdüren banka emekçilerininin onurlu yürüyüfllerine hep beraber kat›lal›m.


22 Haziran-5 Temmuz 2001

iflçi-köylü

14

5

Emlakbank çal›flanlar›n›n onurlu yürüyüflü

Ça¤layanMeydan› 16 Haziran Banka çal›flanlar› mitingi

H.Merkezi: Emperyalizmin mali kurumlar› olan IMF ve DB taraf›ndan ülkemizdeki devlet bankac›l›¤›n›n tasfiyesine yönelik ad›mlar h›zland›. Üç kamu bankas› olan Ziraat, Halk ve Emlakbank’›n birlefltirilerek tasfiyesine h›z veren çal›flmalara karfl› banka

çal›flanlar› da alanlar› zapt ederek seslerini duyurmaya çal›fl›yorlar. Özellikle Emlakbank çal›flanlar›, D‹SK BankSen öncülü¤ünde bafllatt›klar› “Emlakbank kapat›lamaz” kampanyas› çerçevesinde eylemliliklerine h›z verdiler. 29 May›s 2001 Emlakbank emekçileri 29 May›s günü bankan›n ‹stanbul-Maslak’taki Genel Müdürlü¤ü önünde yaklafl›k 750 kiflinin kat›l›m›yla bir bas›n aç›klamas› yapt›lar. Banka çal›flanlar›n›n müdürlük binas›na ast›klar› “Emlakbank Kapat›lamaz” pankart›n›n alt›nda bir konuflma yapan D‹SK Bank-Sen Genel Sekreteri Veysel Kalay; banka çal›flanlar›n›n ifl yavafllatma fleklinde eylemler yapaca¤›n› belirterek, kapatma karar› geri al›n›ncaya kadar eylemliliklerini sürdüreceklerini söyledi. “Sustuk sustuk s›ra bize geldi”, “Direne direne kazanca¤›z”, “Çal›flanlar burada hortumcular nerede” sloganlar› eflli¤inde konuflmas›n› sürdüren Kalay; üç bankay› birlefltirmek için görevlendirilen Ahmet Vural Ak›fl›k’›n da görevden al›nmas›n› istedi. Banka çal›flanlar›n›n tafl›d›klar› dövizler ve giydikleri önlükler halk taraf›ndan da

ilgiyle karfl›land›. 3 Haziran 2001 Ziraat, Halk ve Emlakbank’›n tasfiye edilmesine yönelik özellikle Emlakbank çal›flanlar›n›n bafllatt›klar› kararl› yürüyüfl 3 Haziran günü Ankara’da organize edilen bir mitingle taçland›r›ld›. Türkiye’deki bankac›l›k sektörünün tamam›yla emperyalist finans tekellerinin denetimine sunacak olan bu uygulamalar sonucu hali haz›rda ülkemizdeki bankac›l›k sektöründe %5’lik paya sahip olan bu kurulufllar›n sermaye oranlar› %50’lere f›rlayacakt›r. Bu flekilde el konulan birçok özel bankan›n ard›ndan devlet bankalar›n› da emperyalist mali tekellerin sermayelerine ilave edilmesi hedefleniyor. Bu bankalar›n özellefltirilmesi ya da kapat›lmas› durumunda birinci derecede ma¤dur duruma düflecek olan banka çal›flanlar›n›n 3 Haziran mitingi ise coflkulu ve kararl› bir flekilde sonuçland›. D‹SK Bank-Sen önderli¤inde Ankara’da bir araya gelen banka çal›flanlar›n›n kat›ld›¤› miting, Hipodrom’dan Tando¤an Meydan›’na yap›lan yürüyüflle bafllad›. “Sustuk sustuk s›ra bize geldi, susmayal›m”, “IMF defol, Emlakbank bizimdir” yaz›l› pankartlar›n aç›ld›¤›

mitingde direnifli simgeleyen çeflitli sloganlar at›ld›. Mitingde bir konuflma yapan Tüm Bank-Sen Genel Baflkan› A. R›za Camc› yap›lmak istenenin kamu kurulufllar›n› emperyalizmin ç›karlar›na uygun hale getirmek oldu¤unu belirtti. D‹SK Bank-Sen Genel Sekreteri Veysel Kalay ise; demokratik tepkilerini ortaya koyduklar›n belirterek; mücadelelerinin sonuç al›ncaya kadar sürece¤ini söyledi. 8 Haziran 2001 Emlakbank çal›flanlar› kararl› yürüyüfllerini 8 Haziran günü ‹stanbul Maslak’taki Genel Müdürlük binas›nda yapt›klar› bas›n aç›klamas›yla sürdürdüler. Bas›n aç›klamas›nda üç bankan›n yönetim baflkanl›¤›na getirilen Ahmet Vural Ak›fl›k’› istifaya ça¤›ran banka emekçilerine hitaben bir konuflma yapan Bank-Sen Yürütme Kurulu Üyesi Turgay Yakal› Emlakbank hakk›nda IMF memurlar›n›, gelip geçici hükümetlerin karar veremeyece¤ini belirterek “Bankam›z› kapatt›rmayaca¤›z, mücadelemizden asla vazgeçmeyece¤iz” dedi. Yo¤un kat›l›m›n ve coflkunun oldu¤u eylem 16 Haziran’da yap›lacak olan büyük mitinge yap›lan kat›l›m ça¤r›s›yla son buldu.

Ya¤malama s›ras›nda Halkbank var ünya pazar piyasas›n› ele geçirmek isteyen emperyalist tekeller pazarlar› ele geçirmenin en önemli araçlar›ndan bankac›l›k sektörüne ülkemizde de el atmakta gecikmedi. IMF ve DB direktifleriyle tasfiye edilmek istenen 3 kamu bankas›nda önce yolsuzluklarla, hortumlamalarla içini boflalt›p, bu paralar› rant çevrelerine ak›t›yorlar. Kurulufl amac› olarak dar gelirli kesimi “kalk›nd›rma” iddias›yla kurulan Halk, Ziraat ve Emlak Bankalar› siyasetçileri, mafyac›lar›, bürokratlar› ve IMF’nin ufla¤› komprador patron a¤alar› yapt›klar› yolsuzluklarda, hortumlamalarda kalk›nd›r›yor. Tasfiyesi planlanan 3 kamu bankas›nda ilk ad›m› Emlak Bankas›ndan bafllayarak atan devlet, daha do¤rusu yap›lan yolsuzluklarla iflas efli¤ine getirilen Emlak bankas›ndan sonra; gündemine Halk Bankas›n› ald›. Bu bankalar›n tasfiyesini h›zland›rma ve yapm›fl olduklar› yolsuzluklar› ört-bas etmek için sözde bafllatt›klar› “inceleme” soruflturmalar› bir boyutuyla da egemenler aras›ndaki k›z›flan rant kavgalar›n› gözler önüne sermektedir. Halkbank’›n olas› bat›k kalemi 310 trilyon lira. Dervifl her ne kadar bankalar›n “görev zarar›n›n” çiftçiye, esnafa ve küçük iflletmecilere verilen krediler oldu¤unu söylesede bu ke-

D

simler borçlar›n› biraz geciktirdi¤inde hemen mal›na haciz konuluyor. Di¤er taraftansa haklar›nda olumsuz istihbarat raporu olan, karfl›l›ks›z gösterilen ipoteklerle bu bankalar›n içleri boflalt›l›yor. Örne¤in 30 Eylül 2000 tarihi itibar›yla Ceylan grubunun Halk Bankas›’na olan bat›k kredi borcu 14 milyar 326 bin 977 dolar olarak tespit edilmifl. Emlak Bankas›na ise 48 trilyon lira. Yüksek Denetleme Kurulunun raporlar›nda yap›lan yolsuzluklar›, verilen usulsüz kredileri aç›k bir flekilde belirtiliyor. Firmalar hakk›ndaki olumsuz istihbarat raporlar› gözard› edildi. Firmalar›n çok k›sa sürede kredilendirilmesi sonucunda, krediler vadelerinde ödenmedi. Kredi kulland›r›ld›ktan sonra kredi ile ilgili ifllemlerde firmalar›n talepleri do¤rultusunda hareket edildi. Firmalar›n yurtd›fl›ndan sa¤lad›klar› garantisi

Banka Etibank Bank Capital Sümerbank Yurtbank Esbank Tütünbank ‹nterbank Bank Ekspres Egebank Türkbank

olarak talep edilen DNTM ve AVAL kredilerin bankaca çok kolay verilmesi sonucu, gayr› nakdi krediler vadelerinde banka kayna¤›ndan ödendi. Al›nan baz› ipotekler sahte ç›kt›” diyor raporda. Emekçi halk›m›zdan 5 kurufl alacaklar› oldu¤unda üstlerine çullanan kan emiciler, halk›n al›nterini de bu flekilde 3-5 rantiyeciye peflkefl çekiyorlar. Halkbank’a hazine taraf›ndan karfl›lanan “görev zarar› 6 katrilyon liray› aflm›fl durumda. Hazineden karfl›lanan para ise hepimizin bildi¤i gibi halk›n s›rt›ndan ç›kar›lmakta Özel bankalar›n aç›k pozisyonlar›n›n kur risklerinin devlete yüklenmesi ve düflük faizli ka¤›tlar›n yerine yüksek faizden ka¤›t de¤iflim olana¤› verilmesiyle bankalar›n kurtar›lmas›na yönelik takas ihalesini kabul etti devlet. Yüksek faiz karfl›l›¤›nda iç borç

vadelerinin ertelendi¤i takas ile kur riskini de devlet üstlendi. Yani özel bankalar›n zararlar›n›n faturas› da emekçi halk›m›za ödettirilecek gibi gözüküyor. Afla¤›da ki tabloda da görülece¤i gibi bankalar›n kimler taraf›ndan ve nas›l hortumland›¤› aç›kt›r. Yani görünen köy klavuz istemiyor. Bankalar›n özellefltirilmesi, tasfiyesi ile binlerce banka çal›flan› iflsiz kalacak. Halk; sektörü eline geçirecek olan tekllerin elinde daha da yoksullaflacak, kanlar› vampir misali son damlas›na kadar içilecektir. Bankac›l›k bafll› bafl›na modern tefeciliktir. Kamu bankalar›n›n tesfiyesiyle tefecilik daha da boyutlanacakt›r. Banka emekçileri yar›ns›z, iflsiz kalmamak için alanlara ç›kmal›d›r. Görmeli ve bilmelidirki s›ra kendisindedir.

Sahibi Dinç Bilgin Mehmet Ceylan Hayyam Garipo¤lu Ali Avni Balkaner Yavuz Zeytino¤lu Selçuk Yaflar Cavit Ça¤lar Korkmaz Yi¤it Murat Demirel Emekli Sand›¤› Vakf› ve Hazine

Kaynak: Radikal Gazetesi 30 Ekim 2000

Verdi¤i zarar 438 milyon dolar 168 milyon dolar 450 milyon dolar 650 milyon dolar 1.5 milyar dolar 1.1 milyar dolar 1 milyar dolar 350 milyon dolar 1.3 milyar dolar 700 milyon dolar


iflçi-köylü

5

22 Haziran-5 Temmuz 2001

15

Kamu bankas› çal›flanlar›: “Sustuk sustuk s›ra bize geldi” Bank-Sen Genel Sekreteri Veysel Kalay’la yapt›¤›m›z röportaj› sunuyoruz

Veysel Kalay ‹flçi-Köylü: Bize ilk olarak IMF’nin, dayatt›¤› 15 yasadan birisi olan ve Plan Bütçe Komisyonunda kabul edilen bankac›l›k yasas› hakk›nda bilgi verir misiniz ? Veysel Kalay: Bankac›l›k yasas› kamu bankalar›n›n sektörde bitirilmesidir. Yasada biz çal›flanlar›n banka hakk›nda al›nan kararlarda hiç dikkate al›nmamas›, hiçbir görüfllerinin al›nmamas› söz konusu. Bu ‹LO toplant›lar›nda bir kriter olarak sunuluyor. ILO’ya göre çal›flanlar›n kendi çal›flt›klar› kurumlar hakk›nda görüflleri al›nmadan bir karar al›nmas› suç teflkil ediyor. Türkiye’de ise milletvekilleri hatta bakanlardan bile gizli olarak haz›rlan›p, ne yap›lacaksa apar-topar yürürlü¤e sokuluyor. Bunlar yap›l›rken hukuk kurallar› dahi dikkate al›nm›yor. 4603 say›l› yasada olmamas›na ra¤men 3 Nisan tarihli bakanlar Kurulu karar› ile 3 kamu bankas›n›n yeniden yap›land›r›larak özellefltirilmesinin ötesinde tasfiyesini ve devrini içeriyor. Bakanlar Kurulunun do¤rudan alaca¤› kararlar› DDK (Devlet Denetleme Kurulu) gibi organlar›n kurul kararlar›na devreden bir yasad›fl› yetki devri vard›. Onun ötesinde buna dayan›larak yine Emlak Bankas›n›n tasfiye edilmesi bankac›l›k d›fl›nda

kalan 3,5 milyar dolarl›k mal varl›¤›n›n, gayri-menkul ve ifltiraklar›n›n toplu konut idaresine devredilmesi söz konusuydu. Bu Toplu Konut ‹daresi de MHP’nin tek bafl›na güdümünde olan bir yer. Ve üstelik bu devir ifllemi bilanço de¤eri üzerinden yani 500 milyon ile 1 milyar dolarl›k rayic de¤eri olan tafl›nmaz ifltiraklar›n devri söz konusu. Bu bankan›n içinin boflalt›lmas› anlam›na geliyordu. Yani tasfiyeyi kolaylaflt›rmak için. Buna dair hem T‹GEM’in açt›¤› dava, hem Emlak Bankas› hakk›nda 3 kamu bankas› yönetim kurulu baflkan›, Merkez Bankas› baflkan› ve DDK baflkan›n›n aç›klamalar› nedeniyle ve yapmak istedikleri uygulamalar nedeni ile bizim suç duyurumuz vard›. Bundan sonra bu iflten vazgeçtiler Emlak Bankas› Yönetim Kurulu bu karar› alamad›. Bu ifllemi 4603’te bir de¤ifliklik yaparak, daha önceki kanunsuz yapt›klar› iflleri kanun k›l›f›na sokarak yap›yordu iflte flimdi yasa alt komisyondan geçti, meclis gündemine getiriliyor. 4603’te bu tasfiyeleri kolaylaflt›rmak için de¤ifliklikler yap›ld›. Emlak Bankas› çal›flanlar›n›n çeflitli kurumlara devri söz konusu. Bu devirde çal›flanlar›n tepkileri nedeni ile flimdilik çal›flanlar›n ifl güvencesi konusunda s›k›nt›lar›n›n olmayaca¤› gibi aç›klamalar yap›l›yor. Bu aç›klamalar›n ço¤u birbiriyle çeliflkili. 3 bin kifli emekli edilecek, 7 bin kifli di¤er kamu kurulufllar›na da¤›t›lacak deniliyor. Tapu gibi, Maliye gibi alakas›z yerlere. Zaten ortalama 15 y›l bankac›l›k yapm›fl insanlar›n gidip de baflka kamu kuruluflunda çal›flma flans› yok. Üstelik bunlar sözleflmeli personel ve birer y›l sözleflme yap›l›yor. En fazla bir y›l çal›flmalar› söz konu-

su. Ondan sonra iflleri bitecek. Bu tepkileri bertaraf etmek ad›na böyle birbiriyle çeliflen aç›klamalar yap›yorlar. Sadece Emlak Bankas› için de¤il Ziraat ve Halk›’nda kaderi farkl› de¤il. Özellefltirme program›nda kamu bankalar›nda çal›flanlar›n say›s›n›n 24 bine indirilece¤i aç›klanm›flt›. 3 kamu bankas›nda toplam 6263 bin kifli çal›fl›yor. Bu 40 bin kiflinin iflten at›lmas›, emekli edilmesi anlam›na geliyor. Henüz Ziraat ve Halk Bankas›nda bir k›p›rdan›fl, aya¤a kalk›fl söz konusu de¤ilse de Emlak Bankas›n›n 9 bin çal›flan› ayakta. Bugüne kadar hergün eylem yap›ld›. Özellikle ‹stanbul, ‹zmir, Ankara baflta olmak üzere ülkenin her yerinde hergün bir eylem yap›l›yor. Bas›n aç›klamalar› yap›l›yor. Ankara’da miting yap›ld›. Bu arada biz di¤er kamu bankalar›na da ça¤r› yap›yoruz. Ziraat’te k›smen örgütlü bulunan KESK’e ba¤l› Tüm Banka-Sen’e bir ça¤r› yapt›k. Bankac›l›k yasas›n da birde bankac›l›k s›rr› olay› var. Banka çal›flanlar›n›n a¤z›na kilit vuran birfley. Yap›lan bir sürü yolsuzlu¤u aç›klad›¤›n zaman suçlu konuma geliyorsun. Ondan sonra niye sustu banka çal›flan› deniliyor. Halbuki bunu aç›klamak suç. fiimdi sözde bankac›l›k s›rr› denilen fley bankalar› ihbar durumunda hakk›nda as›ls›z ya da flöyle böyle söz ç›karsa batar diye ç›kar›lm›flt›. Ama bugüne kadar bu s›r hiçbir bankay› kurtaramad›. ‹tibars›z bankac›lar› korudu, hortumcular› korudu. O anlamda bankalarda fleffafl›¤›n olmas› gerekir. ‹.K: IMF’nin Emlak Bankas›n› kapatt›r›p Halk ve Ziraat bankalar›n› tasfiye etmesinin ve bu yasalarda bu kadar ›srar etmesinin amac› nedir ?

V.Kalay: IMF Türkiye’deki program için öncelikli sektörlerden biri olarak bankac›l›k sektörünü belirlemiflti. Sonra Enerji, Telekom gibi haberleflme sektörleriydi. Bunun nedeni flu; IMF program›, küreselleflme denilen emperyalizmin en m›zrak ucu politikalar›n uyguland›¤› son deneme tahtas› ülkeler olmas›. Bugüne kadar bu politikalar›n uyguland›¤› her ülke bata¤a saplanm›fl. Bizde de y›llard›r izlenen borçlanma politikalar› nedeniyle milli gelirin %60’›n› aflm›fl, d›fl borçlar dolay›s›yla giderek daha ba¤›ml› olmufluz. 18. kez IMF ile anlaflma yap›l›yor ve anlaflmada da bir öncekinden daha zor ve daha kötü koflullarda anlaflmaya oturulmufl. fiimdi dünyan›n son 10 y›lda ki tek kutuplu haliyle birlikte emperyalizm daha azg›n bir sald›r› içerisinde. Çok daha pervas›zca politikalar ortaya at›yorlar. Do¤rudan kendi iktisadi sosyal politikalar›n› dayatman›n ötesinde, fiilen iflin içinde, bu iflin yap›c›s› olarakta yer al›yorlar. Ne yapmak istiyorlar? Sektör için en baflta Türkiye’de %56 kamu pay› olan, daha do¤rusu son y›llardaki özellikle son 15 y›l içerisinde izlenen politikalarla birlikte kamu içerisinde 3 kamu bankas›n›n pay› %33’lere geriledi. Bunu daha da afla¤›lara çekmek, kamu bankas› b›rakmamak niyetindeler. Dünyada özellikle sektörde bir tekelleflme var tekelleflmeyi Türkiye’de ki sektörü de içine alacak flekilde düzenlemeye çal›fl›yorlar. Kamu bankalar› bertaraf edilecek. Bankalar› birlefltirmeler, tasfiyeler vs. %5.5 seviyesinde olan sektörde ki yabanc› sermaye pay›n›n %50’lerin üzerine ç›kar›lmas› hedefleniyor. Yani uluslar aras› büyük bankalar Türkiye’ye gelecek. Türki-

ye’de çok say›da banka var gibi gözükse de, finansal ürünlerin yeterince pazarlara ulaflamad›¤› yani büyük nüfuslara ve co¤rafyaya ulaflamad›¤› bir durumday›z. Türkiye bu anlam›yla büyük bir pazar, uluslar aras› bankalar›n ifltah›n› kabartan bir pazar. Türkiye’ye girmek istiyorlar. Girerken hem kendi kurallar›n› getiriyorlar hem de kendilerine yer aç›yorlar. Bu programda en son kamu bankalar›n›n sektörden silinmesi ve bunlar›n tamamen ticari kar amaçl› bankalarla doldurulmas› söz konusu. Buda bizim gibi geliflme sürecindeki ülkeler için ciddi bir handikap. Düflünün Japonya’da yaflanan kriz nedeniyle b›rak›n hükümeti, oran›n TÜS‹AD’› say›labilecek iflveren örgütü hükümete bu krizden ç›k›fl için, en büyük 2 bankan›n en az birisinin kamulaflt›r›lmas›n› öneriyor. Dünyada bizimle benzer program uygulanan Arjantin, Brezilya, Meksika, Güney Kore gibi ülkelere bak›ld›¤›nda mesela program öncesinde %10 olan yabanc› bankalar›n pay›, program sonras›nda %60’lara ç›km›fl. Bütün dünyada ayn› süreç yaflan›yor. Bizde yap›lmak istenende bu pazar›n uluslararas› mali sermayeye aç›lmas› anlam›na geliyor. ‹K: Devlet Bakan› Dervifl kamu bankalar›n›n zarar etmelerinin nedeni olarak “esnafa, çiftçiye, küçük iflletmecilere verilen krediler ve yap›lan afet yard›mlar›” oldu¤unu söylüyor. Bunu nas›l de¤erlendiriyorsunuz ? V.Kalay: Toplumsal fayda, toplumsal yarar denilen kavram bizde flöyle de¤iflti. Özellefltirme, küreselleflme süreciyle birlikte yeni bu liberal politikalar nedeniyle art›k bu kamusal faydadan söz etmek mümkün de¤il. Bütün alanlar› bireysel özel


iflçi-köylü

5

giriflimcilerin kar h›rs›na terk edildi. Ve son 15-20 y›l›n yo¤un sald›r›s› özellefltirmeye karfl› bir karfl› duruflumuz olmad›. Hem örgütlülü¤ümüz aç›s›ndan yeterli de¤ildik hem yenilenme f›rsat›m›z olmad›. Bu neo-liberal politikalar›n ard›nda bir karfl› ç›k›fl hem ideolojik anlamda hem örgütsel anlamda olamay›nca bütün bu sermayenin argümanlar›na teslim olmufl olduk. Sosyal devletinde tamamen ortadan kalkmas›yla birlikte bu ülkenin gerçek anlamda üreticisi olan iflçilerin ve memurlar›n d›fl›nda köylüsü, esnaf›, küçük ölçekli sanayicileri yani bütün bu kesimlerin, bunun etkisini yak›c› boyutta yafl›yor olmas› nedeniyle art›k bu söylemler anlams›z hale geldi. Eskiden oldu¤u kadar bu söylemlere kimse prim vermiyor. Ama onlar yine de piflkin ve pervas›z flekilde hem politikalar›n› hem söylemlerini sürdürüyorlar. ‹K: Biraz önce sizin de belirtti¤iniz gibi kamu

22 Haziran-5 Temmuz 2001

16 bankalar›n›n kapat›lmas›yla binlerce çal›flan ifllerinden at›lacak, binlercesi emeklili¤e teflvik edilerek resen emekli edilecek. Bu durumu nas›l de¤erlendiriyorsunuz ve bu duruma

terk edilmesi. Bunun için her yöntemi kullan›yorlar. Çal›flanlar›n ciddi anlamda iflsiz kalmas› söz konusu. Geçti¤imiz 15 y›l içerisinde 35 binin üzerinde insan iflsiz kald›. Bunun flu an plan-

flanlar›n daha fazla söz ve karar yetkisi olmas› noktas›nda bir karfl› durufl örgütlemenin, sektörün daha örgütlü hale gelmesiyle mümkün olaca¤›n› sektör çal›flanlar›na aktar›yoruz ve eli-

Bu hep böyle oluyor. Türkiye de ve dünyada insanlar kendilerine dokunuldu¤u zaman aya¤a kalk›yorlar. Kendilerine dokunulmadan aya¤a kalkanlar daha duyarl› daha bilinçli. Kendisi için s›n›f olabilmifl unsurlar daha öncelikli aya¤a kalk›yorlar ve tepkilerini gösteriyorlar. Ama kendili¤inden s›n›f olanlar aç›s›ndan bu konu daha zordu. karfl› herhangi bir girifliminiz var m› ? V.Kalay: Biliyorsunuz ‘99 depremiyle birlikte alelacele ç›kar›lan bir sosyal güvenlik yasas› vard›. Emeklilik yafl› 58-60 oldu. O zaman Türkiye’de insanlar›n erken emekli oldu¤u, çal›flmadan emekli oldu¤u, bunun bir lüks oldu¤u söylendi. fiimdi kamu bankalar›nda çal›flanlar›, kamu bankalar›n› tasfiye etmek ad›na %30 fazla ödenerek emeklili¤e teflvik edilmesi söz konusu. Burada as›l amaç sektörün yabanc› sermayeye

lananlarla birlikte en az ikiye katlamas› gündemde. Hatta daha fazla. Biz banka olarak bafl›ndan beri kendi özellikle yetkili oldu¤umuz 2 banka üzerinden ama bütün ifl kolu genelinde yaflananlara dair tepkilerimizi sunuyoruz ama bas›n bunlara yeterince yer vermiyor. Tabi ki bas›nda bu politikalar›n arac›. Biz bu konudaki tavr›m›z› Emlak Bankas› yo¤unluklu olsa da tüm kamu bankalar›nda, tüm sektörde çal›flanlar›n bir demirbafl kadar bile de¤erimiz olmad›¤› ve dolay›s›yla çal›-

mizden geleni yap›yoruz. ‹K: Bir önceki soruyla paralel olarak, son süreçte yapt›¤›n›z eylemlilikler var. Yap›lan bu eylemlilikleri nas›l de¤erlendiriyorsunuz ? V.Kalay: Son süreçte bankan›n tasfiyesi söz konusu olunca banka çal›flanlar› aya¤a kalkt›lar. Bunu bir elefltiri olarak söylemiyorum. Bu hep böyle oluyor. Türkiye de ve dünyada insanlar kendilerine dokunuldu¤u zaman aya¤a kalk›yorlar. Kendilerine dokunulmadan aya¤a kalkanlar

daha duyarl› daha bilinçli. Kendisi için s›n›f olabilmifl unsurlar daha öncelikli aya¤a kalk›yorlar ve tepkilerini gösteriyorlar. Ama kendili¤inden s›n›f olanlar aç›s›ndan bu konu daha zordu. Emlak Bankas› çal›flanlar› gerçekten aya¤a kalkt› ve bir itiraf›, bir özelefltiriyi de yapt›lar sloganlar›yla “Sustuk sustuk s›ra bize geldi” diye. Dolay›s›yla ilk baflta “banka kapanmas›n” bafllay›p flu anda gelinen nokta kitlesel, bütün banka çal›flanlar›n›n kat›ld›¤› bas›n aç›klamalar›, mitingler oldu. ‹K: Baflka eklemek istedi¤iniz birfley var m› ? V.Kalay: fiu anda emperyalizmin en vahfli ça¤›n› yafl›yoruz. Özellikle geri kalm›fl ülkelerin ortak örgütlenmesinin yan›nda, uluslararas› düzeyde de dayan›flmalar› gerekmekte. Sermaye küresellefliyor o zaman bizde enternasyonalleflece¤iz, dünya iflçileri, emekçileri ortak mücadele edece¤iz. Zaferde buradan geçecek.

‹flimize, bankam›za sahip ç›kaca¤›z H.Merkezi: Toplumun hemen her kesiminin alanlara döküldü¤ü bir dönemden geçiyoruz. Y›llard›r iflçilere kamu emekçilerine ö¤rencilere mekan olan alanlar›n bu y›l farkl› konuklar› da vard›. ‹flçiler, memurlar ö¤renciler elbette yine alanlardayd›. Tutsak aileleri ise onlarla oldu ço¤u zaman. Topyekün sald›r›n›n tutsaklara yönelen aya¤› analar›n dilinde slogan olup yükseldi iflçinin emekçinin sloganlar› eflli¤inde Ve esnaflar.... Y›llard›r yaflanan sömürüden paylar›na düflen sefalet faizlerinin devasa boyutlara ulaflmas›yla döküldüler alanlara. fiimdide banka çal›flanlar›.... “Sustuk, sustuk s›ra bize geldi, art›k susmayaca¤›z” diye hayk›rarak alanlara inerken adeta geç kalm›fll›klar›n›n ac›s›n› ç›kart›yorlar alanlarda. IMF ve DB’n›n talimat›yla kapat›lacak olan Emlakbank çal›flan› Bank-Sen üyeleri 16 Haziran 2001 tarihinde bir miting düzenledi.

Saat 10:00’da bafllayan mitinge di¤er illerden de gelen yaklafl›k 2500 Emlakbank çal›flan› kat›ld›. IMF ve DB baflta olmak üzere Kemal Dervifl ve hükümete yönelik sloganlar›n at›ld›¤› dövizlerin, pankartlar›n oldu¤u mitingde at›lan sloganlarda oldukça çarp›c›yd›. “Baflkent Ankara, Washington de¤il”, “Çal›flanlar burada, hortumcular nerede”, “yaflas›n onurlu mücadelemiz” vb. at›lan sloganlar kan›m›z› emmeye çal›flan ABD emperyalizmi ve onun yerli uflaklar›n›n iflbirli¤inin anlat›r nitelikteydi. Miting alan›nda ilk konuflmay› D‹SK Örgütleme Daire Baflkan› Musa Çam yapt›. Çam; Türkiye iflçi s›n›f› aç›s›ndan büyük önemi olan flanl› 15-16 Haziran direniflinin 31. y›l dönümüne vurgu yaparak IMF ve DB dayatmalar›yla kapat›lmak istenen bankan›n kapat›lmamas› için 15-16 Haziran’›n hat›rlanmas› gerekti¤ini vurgulad›. Egemenlerin kay›ts›z

flarts›z milletin oldu¤unu söylena iflsizli¤i sefaleti reva gören bu yenlerin, ülkeyi IMF ve DB’na sald›r›lara karfl› tüm örgütlü güçpeflkefl çekti¤ini belirten Çam; leriyle ifllerine ve bankalar›na sa“‹nad›na Emlak, inad›na kavga ve mücadeleye var m›s›n›z?” diyerek banka çal›flanlar›n› mücadeleye ça¤›rd›. Çam’›n konuflmas›n›n ard›ndan sözü Ça¤layan Meydan› 16 Haziran Emlak Bankas› Topbanka çal›flanlar› mitingi lu Konutlar Genel Baflkan› Mehmet Baflaran ald›. hip ç›kacaklan› kaydetti. Tutsak Hükümete ve milletvekillerine ailelerinin de kat›ld›¤› mitingde elefltirilerini belirten Baflaran zindanlardan yükselen ça¤l›¤›n “dokunulmazl›k peflinde koflulla- banka çal›flanlar›n 盤l›¤›yla bür›n on y›l önce Engin Civan’larla, tünleflmesinden rahats›z olanlar›n Selim Edes’lerle kol kola olanlar, yaratt›¤› gerginlik mitinge kat›23 günlük Mang flirketi üzerinlanlar›n tepkisini ald›. den Emlak Bankas›n› doland›ranKESK’e ba¤l›k Tüm Banka lar hangi güçle kamu bankalar›n› Sen, Ziraat ve Türk Ticaret Banbafl›ndad›r” diyerek tepkisini dile kas› çal›flanlar›, Enerji Yap› YolSen, Tüm Bel-Sen ve SES flubegetirdi. Mitingde son olarak sözü alan lerinin destek verdi¤i miting konuflmalar›n›n ard›ndan sloganlarBank-Sen Genel Baflkan› Erdola sona erdi. ¤an Turan da banka çal›flanlar›-


22 Haziran-5 Temmuz 2001

iflçi-köylü

17

5

Sorunlar›n›n boyutu köylüleri örgütlülü¤e zorluyor

fievki Konur Haber Merkezi: Son dönemde, IMF ve DB politikalar› do¤rultusunda ç›kart›lan yasalarla, halka yönelik yo¤un bir sald›r›yla karfl› karfl›yay›z. Egemen s›n›flar, emperyalist efendilerinin dediklerinden ç›km›yor ve ç›kartt›klar› yasalarla, topyekün sald›r›lar›n› daha bir boyutland›r›yorlar. Halk›n tüm kesimlerine yönelik bu sald›r›, baflta iflçi s›n›f› ve köylülü¤ü bir bütün olarak yoksullu¤un ve açl›¤›n kuca¤›na itiyor. ‹flçi s›n›f›, örgütlülükleri olan sendikalar›yla flu veya bu biçimde tepkisini yükseltiyor, haklar›n› ar›yor. Topyekün sald›r›dan en çok etkilenenlerin bafl›nda gelen köylüler ise, tepkilerini meydanlara ç›karak gösteriyor. Tar›m›n tasfiye edilmesi ve sald›r›n›n boyutlu olmas›, köylüleri de birarada davranmaya ve örgütlenmeye itiyor. Bu örgütlenmelerden biri olan Türkiye Üretici Köylü Sendikalar› Genel Baflkan› fievki Konur ve Sendikan›n› Zile fiube Baflkan› ‹smail Cansu ile yapt›¤›m›z röportajlar› okurlar›m›za yararl› olaca¤› umuduyla yay›nl›yoruz. ‹.K: Köylü sendikalar›n›n KöyKoop’lardan fark› nedir? Üretici Köylü Sendikalar› Genel Baflkan› fievki Konur: Köy-Koop üretilenin tüketilene dönüfltürülmesinde rol oynayan bir yap›d›r. Üretici Köylü Sendikalar› ise üreticileri kapsayan, onlar›n demokratik haklar›n› kazanmalar›n› sa¤layacak Tüzü¤ü daha yapt›r›ml›, toprakla u¤raflan herkesi kapsayan bir sendikad›r. ‹.K: Bu oluflum ile köylüler için ne hedefleniyor? fi.Konur: Ülkemizdeki 35 milyon köylünün kurtuluflu hedefleniyor. Emperyalizm ve onun uflaklar› az toprakl› köylü ve çiftçiyi egemenli¤i alt›na alarak topra¤› ifllevsiz ve getirisiz bir hale getirerek bütün topraklar› kendi elinde toplamak istiyor. Biz sendika ile buna karfl› kaymak istiyoruz. Avrupa Türk Kültürü Derne¤i ve KöyKoop. sayesinde edindi¤im deneyimle bir buçuk y›ll›k bir çal›flma sonucu bu sendikan›n kurulmas›n› sa¤lad›m.

Kendimde üretici bir köylü olarak bu sendikan›n köylüler için önemini anlayabiliyorum. Sesimizi örgütsüz oldu¤umuz için duyuramad›k. Gezdi¤im köylerdeki görüfltü¤üm köylülerinde fikrini alarak bu sendikan›n kurulmas›n› üsteledim. Örgütlü olmal›y›z anlay›fl›yla yola ç›kt›k. Befl, on, elli, derken; binlerce kifli Üretici Köylü Sendikas› üyesi oldu. Çorum, Tokat, Amasya, Tunceli, Polatl›, Sungurlu vb. sekiz flubesi vard›r, ayr›ca 52 ilde de kurulufl çal›flmalar› devam etmektedir. Trakya’da yap›lan bu çal›flmalar s›ras›nda görüflülen köylüler 19 Kas›m 2000 tarihinde K›rklareli-Babaeski’de yap›lacak olan Kurultay’a davet edildiler. Bu Kurultaya yo¤un bir kat›l›m oldu. Burada köylülere “Dernek mi?, Sendika m›?” diye soruldu. Köylüler sendika olmas›n› istediler. Yedi kiflilik yönetim kurulu üyesiyle 15 fiubat 2001’de Valili¤e müracaat ettik. Vali bunun sonucunda bizim hakk›m›z da suç duyurusunda bulundu. Suçumuzun ekonomik s›k›nt›lar› bahane ederek otuz befl milyon köylüyü devlete karfl› ayakland›rmak oldu¤u savc› taraf›ndan beyan edilmifltir. Davaya bakan hakim ifllenme-

line getirdiler. Buna karfl› üretimden ald›¤›m›z güçle demokratik haklar›m›z› kullanarak Ankara’ya yürürüz ama bir çiçe¤e dahi zarar vermeden haklar›m›z› savunuruz. ‹.K: Son dönemde ç›kart›lan fieker Yasas› ve gündemde olan tütün yasalar›yla tar›m›n tasfiye edildi¤ini görüyoruz. Bu durum hakk›nda ne düflünüyorsunuz? fi.Konur: fieker ve tütün yasas› tar›m› yok etme politikas›n›n bir parças›d›r. On milyon ton ABD ve bir milyon ton Avrupa fleker sto¤unu Türkiye’de eritmeyi düflünüyorlar. Bunun sonucunda bizim emekçi köylümüze üç ton pancar kotas› uygulan›yor. Bu üç ton pancar üç yüz metre karelik bir yerden elde ediliyor. Bu üç ton pancar üçyüz metre karelik bir yerden elde ediliyor. Bu da aç›kça gösteriyor ki; d›fla ba¤›ml› hale getiriliyoruz. Yar›sömürge falan de¤il, topra¤›m›zdan, eme¤imizden, al›nterimizden, onurumuzdan, çal›narak tam sömürgelefltirildik. ‹flte Üretici Köylü Sendikalar› burada önem kazan›yor. Kendini besleyebilecek bir ülke iken benim çocu¤um bundan on-onbefl y›l sonra iflleyecek toprak bulamayacak, bulsa bile çiftçili¤i unutmufl olacak. Bu

Uygulanan politikalar yüzünden binlerce aile ekme¤inden oluyor. Bu örgütlenme bizim onur kavgam›zd›r. Kar›m›z›n, çocu¤umuzun, gelinimizin onuruna sahip ç›kacak ya da onursuzca yaflayaca¤›z. Biz kavgay› ve onuru seçtik mifl bir suç hakk›nda karar veremem demifltir. ‹.K: Kamu sendikalar› devletle pazarl›¤a oturuyor. ‹flçi sendikalar› iflverenle pazarl›¤a oturuyor. Üretici Köylü Sendikalar› kiminle pazarl›¤a oturacak? fi.Konur: Biz bir taraf›z. Di¤er taraf devletdir. Bizim ürettiklerimizin fiyat›n› belirleyenlerdir. Devlete karfl› kendimizi korumal›y›z. Ürettiklerimizin fiyat›n› belirlemek istiyoruz. Bugüne kadar Almanya’n›n üç buçuk milyonluk YEMETAL Sendikas›ndan dünyan›n en büyük sendikas› ünvan›n› almay› hedefliyoruz. Ve bu gücümüzle bu soygun düzenine karfl› koyarak kendimize onurlu bir yaflam vaadediyoruz. ‹.K: IMF ve “Küreselleflme” politikalar› konusunda, görüflleriniz nelerdir? fi.Konur: IMF politikalar› benim ülkemi iflgal etme politikas›d›r. Burada ülkedeki iflbirlikçileri sayesinde bir ölçüde muvaffak oldular. Arjantin, Peru, fiili vb. ülkelerdeki gibi emekçilerin kendi topraklar›n› iflgal ederek onlar› kendi topraklar›n›n ›rgatlar› ha-

ülkenin “efendileri” bunu haketmiyor. Sütün sudan ucuz oldu¤u baflka bir ülke yok. Örne¤in Yunanistan’da 1kg. Bu¤day ile bir buçuk kg. Mazot ve üç kg. Gübre al›rken; bizim ülkemizde alt› kg. bu¤day ile 1 kg. mazot ve üç kg. bu¤day ile 1 kg. gübre alabiliriz. Serbest piyasa ekonomisi ile onlarla rekabet edece¤imiz söylenirken iflin bu taraf› emekçi köylüye gösterilmiyor. ‹.K: Bölgemizin genel sorunlar› nelerdir? fi.Konur: Bölgemizin yukar›da bahsetti¤imiz sorunlardan baflka öne ç›kan bir di¤er sorunuda çok büyük bir kirlenmenin olmas›d›r. Sanayinin Trakya’ya kayd›r›lmas› ile akarsular, dereler ve toprak korkunç boyutlarda kirlenmifltir. Örne¤in Ergene akarsuyundan art›k asit, boya ve bin bir çeflit kimyevi madde akmaktad›r. Ve bu akarsuyun köylülerin içme suyuna kar›flt›¤› düflünülünce muazzam bir tehlike oldu¤u aç›kça görülmektedir. Bizim topra¤›m›z› ve suyumuzu kirletmeye haklar› yoktur. ‹.K: Peki bu kirlenmeye karfl› halk aras›nda valilerin yapt›r›m gü-

cü oldu¤u söyleniyor? Sizin görüflünüz nedir? fi.Konur: Devlet bizim devletimiz de¤il. Devlet h›rs›z›n, karaborsac›n›n, mafyan›n, hortumcunun, rüflvetçinin devleti oldu¤u için onlara ceza vermelerini beklememiz safl›k olur. Bugüne kadar bizi saf zannedenler, bizlerin saf olmad›¤›n› çok yak›nda görecekler. Çürümüfl, kendini ve kendiyle beraber Trakya’y›, bizleri, do¤ay› ve önüne ç›kan herfleyi yokeden bu düzen bütün emekçilerin birli¤i sayesinde y›k›labilir. Buradan ça¤r›da bulunuyorum! Bütün emekçiler bu çürümüfl, soygun ve talan düzenine, emperyalizme ve uflaklar›na art›k dur demeliyiz. Yoksa çok geç kal›nacak. Uygulanan politikalar yüzünden binlerce aile ekme¤inden oluyor. Bu örgütlenme bizim onur kavgam›zd›r. Kar›m›z›n, çocu¤umuzun, gelinimizin onuruna sahip ç›kacak ya da onursuzca yaflayaca¤›z. Biz kavgay› ve onuru seçtik ve benim gibi düflünenler; say› vermek gerekirse 6000 temsilci ve onlar›n alt›nda olan binlerce insan bir telefon görüflmesi ile yuvalar›ndan ç›kan ar›lar gibi Ankara’ya yürümeye haz›rlar. ‹.K: Sendikan›z›n hedefledi¤i çal›flmalar nelerdir? Bir e¤itim program› düflünüyor musunuz? fi.Konur: fiu anda sendikan›n gelirinin %7’si zorunlu e¤itim pay›d›r. Bu e¤itim ile toplu alanlarda e¤itim yap›lacak, tar›m›n bilimsel niteliklere oluflmas›, hayvan bak›m› vb. e¤itimlerde bunlara dahildir. Uzun Köprü’de hala uygulanan bir model var. Bunu geniflleterek uygulamay› düflünüyoruz. Çünkü toprak miras vb. yollarla küçük parçalara ayr›l›nca üretime dönüfltürülmesi zor oluyor ve toprak sahibi bunu satmak zorunda kal›yor. Biz köylüye sordu¤umuzda “senin mi olsun, satmak m› istersin?” elbette birincisini seçiyor. Meta ifllenmemifl haldeyken de¤ersiz fakat ifllendi¤inde bir de¤eri oluyor ve sorunda burada bafll›yor. Onun üretilmesinde hiçbir katk›s› olmayanlar ondan çok büyük pay al›yor. ‹rdelenmesi ve ö¤retilmesi gereken püf noktas› budur. Ben her gitti¤im yerde bunun etraf›nda konufluyorum. Bu çözüldü¤ü zaman kavgam›z bitecek. ‹.K: Son olarak neler söylemek istersiniz? fi.Konur: Her zaman deste¤inizi görmek istiyoruz. Bu röportaj bizim düflüncelerimizi aktard›¤› için büyük bir de¤ere sahiptir. Bu deste¤inizi unutmayaca¤›z. Sizin üstünüzden Evrensel gazetesine de teflekkürlerimi iletiyorum. Onlar›nda bizlere büyük deste¤i oldu. Onlar› da unutmamak gerekir.


22 Haziran-5 Temmuz 2001 Tokat/Turhal: Tar›m›n tasviyesi çerçevesinde ç›kar›lan yasalar› önceki say›lar›m›zda inceleyip, bu yasalar›n halk› nas›l daha da çok yoksullu¤a ve açl›¤a sürükledi¤ini anlatmaya, kavratmaya çal›flm›flt›k. Bu yasalar›n gerçek niteli¤ini bundan sonrada anlatmaya devam edece¤iz. Türkiye Üretici Köylü Sendikas› Zile fiube Baflkan› ‹smail Cansu ile yapm›fl oldu¤umuz bu röportaj›n, tar›m›n, köylünün imhas› olan bu yasalar›n, tar›m flehri olan Tokat köylüsünü ve halk›n› nas›l etkiledi¤inin anlafl›lmas› aç›s›ndan yararl› olaca¤›n› düflünüyoruz. ‹flçi-Köylü: Kendinizi tan›t›p, bize k›saca sendikan›z hakk›nda bilgi verir misiniz? ‹smail Cansu: Ben üretici Köylü Sendikas› Zile fiube Baflkan› ‹smail Cansu. Sendikam›z ilk önce Türkiye üretici köylü sendikas› Trakya fiubesi olarak ortaya ç›kma karar› ald›. Trakya’da kurulan ve genel merkezi Trakya’da olan Üretici Köylü Sendikas›n›n kurulufl ve oradaki köylülerin örgütlenme çal›flmalar›n› biz bas›n-yay›ndan izledik. Daha sonra flubesi Çorum’a aç›ld›. Çorum’da panel düzenlenmesi s›ras›nda biz de bulunduk. Oradaki çal›flmalar› izledik, panele kat›ld›k. Panelden sonra köylü arkadafllarla birlikte Zile’de de sendika kurmaya karar verildi. Karardan sonra 2 toplant› düzenlendi. Biri kahvehane toplant›s› di¤eri de panel olarak. 3 Nisan’da miting yap›ld›. Mitinge 2000’i aflk›n üretici köylü kat›ld›. Çok fazla olmasa da esnaflarda kat›ld›. Sendika kurulmadan önce miting ve toplant›lar gerçeklefltirildi. Kurulduktan sonrada kurucu arkadafllar listesi yap›larak onaylanmak üzere genel merkeze gönderildi. Genel merkezden onay geldikten sonra di¤er prosedür ifllemleri de tamamlad›k. 4 May›s 2001 tarihinde sendikam›z fiilen kurulmufl oldu. fiu anda örgütlenme çal›flmalar›na devam ediyoruz. Köylere gidiyoruz, köylerde toplant›lar yap›yoruz, sendikan›n ve sendikalaflman›n anlam›n›, önemini, köylülerin sendikalaflmak süretiyle bir araya gelerek, birlikte mücadele vererek haklar›n› alabilece¤inin düflüncesi do¤rultusunda çal›flmalar›m›z› sürdürüyor, üye kayd›n› yap›yoruz. Bundan sonrada devam edece¤iz. ‹.K: Sendikan›z›n Tokat genelinde (di¤er ilçelerinde ve köylerinde) bir örgütlenme çal›flmas› var m›? Yoksa sadece Zile ve köylerinde mi böyle bir çal›flmas› var? ‹. Cansu: fiu anda Zile’de kapsaml› bir çal›flmam›z var. Zaten bu çal›flmalar bir hayli zor ilerliyor. Çünkü bugüne kadar köylülü¤ün örgütlenmeye yatk›n bir al›flkanl›¤› olmad›¤›ndan dolay› çal›flmalar güç ilerliyor. Biz Zile’de güçlenip gelifltikten sonra di¤er çevre il ve ilçelere yay›lmak istiyoruz. fiu durumda Zile’yi kaps›yor. Komflu il ve ilçelerden gelen köylülerimizi de üye yap›yoruz ama flu durumda ilk hedefimiz Zile ve köyleri. ‹.K: Devlet bu¤day taban fiyatlar›n› 164 bin lira olarak aç›klad›. Siz bu fiyat› nas›l de¤erlendiriyorsunuz? ‹. Cansu: Devletin aç›klam›fl oldu¤u

18

“Bu yasalardan Türkiye toplumunun tümü zarar görecek” 164 bin liral›k fiyat maalesef köylünün bekledi¤i fiyat de¤il. Çünkü 200 bin lira maliyet düflünülüyor. Biz sendika olarak maliyet + % 25 üzerinden taban fiyat›n›n hasaplanmas›n› taleplerimiz aras›nda tespit ediyorduk. 164 bin lira maliyetin alt›nda bir fiyat. Bu zaten durumu kötü olan köylüyü daha da kötü etkileyecek. Temel besin olan bu¤day›n üretimini daha da düflürecek. Ve d›flar›ya ba¤›ml› hale getirecektir. Taban fiyat 250-260 bin lira olmas› gerekirken bu taban fiyat (164 bin lira) çok yetersiz. ‹.K: Taban fiyatlar› belirlenirken MHP 178 bin lirada, Dervifl 155 bin lirada ›srar etti. Yani MHP; IMF’ye karfl›ym›fl, köylüden yanaym›fl gibi bir tablo çizdiler, bu durumu nas›l de¤erlendiriyorsunuz? ‹. Cansu: MHP’nin halktan yana görünüyormufl, çiftçiden yana görünüyormufl izlenimi vermesinin gerçek olmad›¤›n› düflünüyoruz. Biz MHP’nin çiftçinin, köylünün yan›nda bir parti oldu¤unu düflünmüyoruz. Çünkü IMF’ye verilen niyet mektubunda IMF’nin ve Dervifl’in sözünü tutacaklar›n› birlikte imzalad›lar. MHP sadece kendi çevresine, kendi taban›na mesaj vermek istiyor. Asl›nda bu bir kay›kç› dövüflü niteli¤inde. Gerçekten halk› köylüyü düflünüyor olsayd› kendi istedi¤i olmay›nca bakanl›ktan istifa ederdi. Hükümetten ayr›labilirdi. Bunu yapmad› IMF’yi ve Dervifl’in sözünü onaylam›fl oldular. Niyet mektubunda imzalay›p sonradan buna karfl› ç›kmalar› hiçte samimi olmad›klar›n›n göstergesi. ‹.K: Devlet bu¤day taban fiyatlar›n› aç›klamadan önce gümrük vergilerini düflürdü. Sizce bundaki amaç nedir? ‹. Cansu: Devlet gümrük vergilerinin indirilmesine zaten 1980’li y›llardan itibaren tar›m ürünlerinin ithal edilmesinin serbest b›rakmas›yla birlikte bafllam›flt›. Bu son süreçte ekonomik krizle birlikte IMF bunlar› daha fazla dayatmaya bafllad›. Amaç Türkiye’deki tar›m› çökertip, kendi ülkelerindeki daha çok üretilen ve stokta bekleyen ürünlerini Türkiye’ye satmak. Bunun için düflürtmeye çal›fl›yor ve düflürttürdü. Gümrük vergilerinin düflürülmesi ithalat›n daha fazla olmas›na ve ülkenin aç›k bir pazar haline gelmesine katk›da bulunacakt›r. Türkiye köylüsünü üretemez hale getirecek ve üretimi düflürecektir. Böylelikle bu¤day tüketimini özellikle d›flar›ya ba¤›ml› hale getirecektir. Bunu sendika olarak böyle de¤erlendiriyoruz. ‹.K: Önceden devlet herhangi bir afet durumunda köylüye yard›mda bulunuyordu. fiimdi bu yasan›n iptali için baflvurdular. Bu yasan›n iptali köylüyü nas›l etkileyecektir?

‹. Cansu: Devletin çiftçiye, köylüye vermifl oldu¤u teflviklerin, yard›mlar›n, sübvansiyonlar›n kald›rmas›n› IMF ve DB sürekli olarak dayat›yor. Biraz önceki sorulara verdi¤im cevaplarda da belirtmifltim. Devletin do¤al-afetlerle ilgili konuda köylüye yard›m›n› öngören yasay› iptal etmesinin sonucunda dedi¤imiz gibi d›flar›ya ba¤›ml›l›k daha fazla artacak. Türkiye üreticisi daha fazla y›k›ma u¤rat›lacak. Bu yasan›n iptali çiftçimizi, köylümüzü desteksiz b›rakacak. Topra¤›n› ekemeyecek duruma getirecek, iflsiz b›rakacak. Böylece köylüyü göçe zorlayacak iflsizlik daha fazla büyüyecektir. ‹.K: Bu¤dayla ilgili son olarak devlet, bu y›l üretilmesi beklenen 20 milyon ton bu¤daydan 3,5 milyon tonunun al›nmas›n› öngörüyor. Bu ne getirecektir köylüye? ‹. Cansu: TMO’nin dedi¤imiz gibi 3,5 milyon ton bu¤day almas› köylünün üretmifl oldu¤u ürünlerin çok cüzzi miktarda al›nmas› anlam›na geliyor. 3,5 milyon ton bu¤day›n d›fl›ndaki bu¤day›n tefeci ve tüccara verilmesi elbette ki çiftçi ve köylünün eme¤inin bu y›lda bofla gidece¤i anlam›na geliyor. Tefecitüccar devletin belirledi¤i fiyat›nda alt›nda alacakt›r.Bu da daha fazla yoksullu¤a itecektir köylüyü. ‹.K: Bu bölgedeki köylüyü en fazla etkiyecek olan yasalardan birisi de fleker yasas›. Bu yasay› nas›l de¤erlendiriyorsunuz? ‹. Cansu: fieker yasas› öz olarak Amerika ve Avrupa’daki fleker stoklar›n›n eritilmesi ve buna ba¤l› olarak Türkiye’deki fleker fabrikalar›n›n özellefltirilmesi, köylüye kota getirilmesi daha do¤rusu kotan›n a¤›rlaflt›r›lmas› anlam›na geliyor. Kota zaten birkaç y›ld›r uygulanmaktayd›. Bu kota uygulamas›nda çiftçi belirlenen kotadan fazlada azda üretse de cezaland›r›l›yor. Fazla üretti¤i zaman fazla üretti¤i k›s›m kadar paras›n›n yar›s›n› alabiliyor. Az üretti¤i zamanda taahhüt etti¤ini baflkalar›ndan alarak tamamlamas› gerekiyor. Yani ko-

iflçi-köylü

5

ta her bak›mdan fleker pancar› üreticisini ma¤dur ediyor. Kota uygulamas›yla gelir düflmekte. fieker yasas› dedi¤imizde. fieker fabrikalar›n›n özellefltirilmesi, sat›lmas› ve bir ço¤unun kapanmas› anlam›na geliyor. Çünkü geri teknolojiyle, düflük kapasiteyle çal›flan fabrikalar durumunda. Kapand›¤› zaman oradaki iflçilerin ifline son verilecek, iflsizlik o yönüyle artacak, üretici ma¤dur olacak, nakliyeciler, kamyoncular ma¤dur olacak. Halk olarak da tüm toplum olarak da fleker tüketicisi olarak zarar görece¤iz. Yani özet olarak Türkiye toplumu tümü birden bu fleker yasas›ndan zarar görecek. Buna karfl› yap›lmas› gereken örgütlenerek mücadele etmektir. ‹.K: Halk bu yasalar›n ne getirip ne götürdü¤ü konusunda çok bilinçli de¤il. Ancak yaflayarak ac› deneyimlerle ö¤reniyorlar. Siz sendika olarak halk›, köylüyü bilinçlendirmek için neler yapmay› düflünüyorsunuz? ‹. Cansu: Örgütlenme çal›flmalar›m›z s›ras›nda köylere gitti¤imizde ayd›nlatma çal›flmas› olarak ne yapabiliriz diye düflündük. Bir imza kampanyas› açal›m dedik. fieker yasas›n›n neler getirece¤i ile ilgili bir metin haz›rlad›k. Bu metnide köylülerin, halk›n imzalamas› için kampanya bafllatt›k. Bir bildiri bas›p da¤›tmay› düflünüyorduk, devlet taraf›ndan engelle karfl›laflt›k, bast›ramad›k. Ancak yine bir bildiri bast›r›p da¤›tmay› düflünüyoruz. Tabii bunun içerisine tütün yasas›n›n da kat›lmas› gerekiyor. O da ç›kmak üzere. Tütün yasas› da ayn› fleker yasas›na benzeyen bir yasa. Tar›mda çökertmeyi getirecek olan bir yasa. Bunun haricinde köylere gitti¤imizde, yapt›¤›m›z toplant›larda yasalar›n özünü, köylüye ne getirece¤ini yani ne gibi zarar verece¤ini anlatacak kavratmaya çal›flaca¤›z. i.K: Daha önce yapm›fl oldu¤unuz gibi bir miting düflünüyor musunuz? ‹. Cansu: fiu anda bir miting düflünmüyoruz. Çünkü üretici köylülü¤ün ifllerinin en yo¤un oldu¤u bir zaman. Zaten çal›flmalar›n zor ilerledi¤inden baflta bahsetmifltim. Köylülerin ifllerinin hafifledi¤i bir zamanda olabilir. ‹.K: Teflekkür ederim. Baflka eklemek iste¤iniz birfley var m›? ‹. Cansu: Üreticilerimiz, çiftçilerimiz, köylülerimiz sendikalar›na üye olsunlar, sahip ç›ks›nlar, mücadeleye kat›ls›nlar haklar›n› almak için. Her türlü özveride bulunmalar›n› istiyoruz, biz sendika olarak. Bende sizlere teflekkür ediyorum.

Tokat K›z›ldere Köylüleri


iflçi-köylü

5

22 Haziran-5 Temmuz 2001

19

Karadeniz k›z›llafl›yor, devlet h›rç›nlafl›yor MHP’li kelle avc›lar› yine ifl bafl›nda TC’nin her bahar ayn› teranelerle burjuva medyada balland›rarak, terörün belinin k›r›lmas›, kökünün kaz›nmas› amaçl› bafllat›lan bahar operasyonlar›na bir yenisi bu baharla eklendi. Bölgemizde dört il’e (Samsun, Amasya, Sivas, Tokat) ayn› paralelde tek komuta kademesi ile binlerce asker, Özel T‹M ve Özel Harp gücüyle yap›lan koordineli operasyonda, önceT.Kürdistan›’ndan deneyimli olan Özel Harp güçlerinin fi›rnak ve Van’dan getirtilmesi ile di¤er bahar operasyonlardan farkl› bir misyon biçildi¤i belli edilmifltir. Askeri literatürde “alan tutma takti¤i” diye tabir edilen köylerin hepsine tek tek konumlanmak ve köyleri iflgal alt›nda tutarak hem köylüye gözda¤› vermek hem de gerillan›n temel dayana¤› olan halkla iliflkisini keserek etkisizlefltirme takti¤inden de hiçbir fley elde edemeyince arazinin çeflitli noktalar›na, yayla ve yerleflim bölgelerinin yak›n çevrelerine günlerce süren pusu atmalarla sonuç al›nmak istenmifltir. Bütün bu uygulamalar bölge köylüsünün yaflam›n› zindan haline getirmifltir. K›rsal alan› insans›zlaflt›rarak gerillaya ulaflmaya çal›flan devlet, köylünün en temel ihtiyaçlar›n› zor uygulayarak engellemekte, engelleyemedi¤ine de köylüye efllik ederek takti¤ini sürdürmektedir. Bunlardan en önemlisi yine bu y›l köylülerin temel geçim kayna¤› olan hayvanc›l›¤›n öldürülmesinden baflka bir anlam› olmayan yayla yasa¤› uygulamas› mevcuttur. Köylünün tüm istek ve çabalar›n devletin her kademesince red edilmifl ve yaylalara ç›k›fl engellenmifltir. Ayr›ca köylü için kutsal say›lan dini amaçl› ziyaretlerin yap›lmas› da yasaklanm›flt›r. Aylara varan operasyon sürecinde köylere konumlanm›fl askerler, okullar› ve sa¤l›k ocaklar›n› birer karakol haline dönüfltürüyor. Ve halk “yarar›na” aç›lm›fl bu kurumlar halka iflkence ve eziyet karakollar›na dönüflüyor. Köylerde kal›nd›¤› süre içinde, köylüye zorla silah verme ve koruculuk dayatmalar›nda bulunma tüm h›z›yla devam ediyor. Tüm yaflanan iflkence ve eziyetten sonra koruculu¤u reddenler teröristten say›l›p özel muameleye tabi tutuluyorlar. Zorla eline silah verilmifllerin bundan duydu¤u rahats›zl›¤› dile getirmeleri de ayn› flekilde fliddet ile cevap buluyor. Devlet güçlerince geçmiflte ellerine verilmifl silahlar› iade etmek isteyen köylüler tekrar iflkenceye u¤rat›lm›fl ve iflkence ma¤duru korucu olma ünvan› kazanm›fllard›r. Bu uygulamalara bir son vermek amaçl› son çareyi silahlar›yla flehre gidip valiye flikayette bulunanlara ise vali “babacan” nasihatlarla gidip köylerini teröristlerden korumalar›n› istemifltir. Teröristlerin köylerine gelip-gitmediklerine ve bu silahlar› geri vermezlerse silah ald›klar› için geleceklerini söyleyen köylüye... “Bu silahlar›n ne iflinize yarayaca¤›n› ileride daha iyi anlayacaks›n›z bunlara sahip ç›k›n...” diyerek köylünün anlamad›¤› imalarda bulunmufltur. Bu diyalog devletin yöre-

de yeni Özel Harp oyunlar› peflinde oldu¤unu bu oyunlar›n› sahneleyebilmek içinde asgari bir köylü kitlesine silah da¤›tmas› gerekti¤i gibi yorumlara var›yor. Her de¤iflen koflul birilerinin zarar›na (genifl halk kitlelerinin) olurken birilerinin yarar›na (devletle bütünleflmifl iflbirlikçi asalak az›nl›k kesim) olacakt›r. Bölgemizde ve ilimizdeki geliflmeler gün geçtikçe halk kitlelerinin durumunu zorlaflt›r›rken, az›nl›k kafataflç›, ›rkç› MHP güçleri özel Harp’›n sivil örgütlenmesi çerçevesinde kendilerine verilmifl görevlerin gereklerini yerine getirmesi bekleniyor. Daha önceki deneyimlerde görüldü¤ü gibi MHP’li il ve ilçe teflkilatlar› Özel Harp’›n sivil uygulay›c›lar›d›r. T.Kürdistan›’nda yap›lan say›s›z faili meçhul (faili belli devlet) katliam ve eylemi planlayan Özel Harp Dairesi iken uygulayan› resmi silahl› kuvvetler takviye olarak MHP’li sivil faflistlerdir. Bu konuda say›s›zca eylem ve provokasyon s›ralanabilir. Örne¤in, Sivas katliam›, Marafl katliam›, Çorum Malatya provokasyonlar› bunlardan sadece belleklerde kal›c› yer edinenlerdir. 77’ Taksim katliam› da Özel Harp ve CIA patentlidir. Bunlar› hat›rlatmaya niye ihtiyaç var? Bölgemizdeki MHP’liler bu yönlü ad›mlar at›yor ve bunu Özel Harp Dairesi bilgisi ve talimatlar› ile yapt›klar› yönünde ciddi veriler vard›r. Tokat ili Erbaa ilçesinde geniflletilmifl il istiflare toplant›s›n› yapan MHP il teflkilat›, bölgeyi yak›ndan ilgilendiren bir dizi karar ald›. Bu kararlar›n en önemlisi bölgedeki savafl›, rant çark›ndan daha büyük yararlar sa¤lamak bir daha karanl›k iliflki a¤lar› örmek için devlete önerilerde bulunmaktalar. Erbaa ilçesi yerel gazetesinde (Erek) yay›nlanan Erbaa ilçe yönetim kurulu taraf›ndan istiflare toplant›s›na sunulmak için haz›rlanm›fl raporda görülmektedir. “ 6- Tokat’daki özellikle Erbaa, Turhal, Tokat s›n›r kesiminde yo¤unlaflan kanl› T‹KKO eylemlerine karfl› gerek valili¤in gerekse jandarman›n eli... ola¤an üstü hal yasalar›yla güçlendirilmesi ve ‘gerillaya karfl› gerilla unsurlar›yla’ tedbir al›nmal›d›r. Yöre halk› ORKÖY kredileriyle ve ücretli koruculuk sistemiyle takviye edilmeli ve güçlendirilmelidir.”

Tokat-Erbaa yerel gazetelerinden Erek’te yer alan haberin küpürü Art› jandarmaya sözlü olarak bu yönlü bir faaliyeti bafl›ndan sonuna kadar tüm güçleriyle destekleyeceklerini yani ilk paral› korucu olmaya aday olduklar›nda ayr›ca belirtmifllerdir. Her f›rsatta vatan, millet-Sakarya diyen MHP’nin gerillaya karfl› savaflmak için devletten para teklifinde bulunmas› kendi gerçek yüzünü göstermek aç›s›ndan önemlidir. Bu iste¤ini devlete ak›l verme boyutuna vard›r›p paray› ORKÖY kredilerinden sa¤layabilece¤ini söylemesi de pervazs›zl›¤›n, yüzsüzlü¤ün daniskas›d›r. Bahar operasyonlar› tam bir fiyaskoyla noktalanm›fl durumda. TKP/ML-T‹KKO Bölge Komutanl›¤›’n›n bölgedeki geliflmelere yönelik da¤›tt›¤› bildiride flunlara yer verilmekte. “Bütün kurum ve kurulufllar› ile flaflaal› bir flekilde bafllat›lan operasyonlar›n sonuçlar› hakk›nda ayn› kurumlarda hiçbir yorum yap›lmamas› tesadüf san›lmas›n, halk›n milyarlar› ile halk›n ordusuna karfl› bafllat›lan operasyonun sonucu kocaman bir fiyasko oldu¤undan halk› bilgilendirmeye ihtiyaç duymamaktalar. Bundan dolay› bafllatma haberlerini onlar verirken bitifl haberleri bu kuflatma ve bast›rma hareketlerini bofla ç›karan halk ordusuna düflmektedir...” “T.Kürdistan›’ndan edindi¤i deneyim ile gerillan›n varl›¤›n› bahane edip köylülerin kendi köy alanlar› içinde olan yaylalara, meralara, orman ve çay›rlara en temel ihtiyaçlar için dahi ç›kmas›n› yasaklayan devlet, asl›nda kim için oldu¤unu ve kime hizmet etti¤ini aç›ktan ortaya koymaktad›r. Köylülerin normal yaflam›na zor ile müdahale edip, yok ederek köylüden yana olamayaca¤›n› bilmeliyiz...” Ayn› bildiride koruculuk dayatmalar›na iliflkin ise; “Devlet T.Kürdistan deneyimini Karadeniz bölgesine tafl›mak istemektedir. Bölge feodalizm ve feodal çeliflkiler T.Kürdistan› kadar yo¤un olmad›¤› için yeni oyunlarla koruculu¤u gündem-

lefltirmeye çal›flmaktad›r. Bunda baflat olarak bölgedeki dini çeflitlili¤i bir çeliflki düzeyinde propaganda ederek köylü kitlelerini silahland›rma yoluna gitmeyi amaçlamaktad›r. Ondan sonraki ad›m›n çeliflkileri derinlefltirip, silahla kaos ortam› yarat›p buradan çeflitli ç›kar çevrelerine rant sa¤lamak olaca¤› bellidir. T. Kürdistan›’nda baflta Bucak, Tatar ve Jirki afliret reisleri olmak üzere devletle kaynaflan bölge rant›ndan, kirli karanl›k iliflkiler a¤›ndan pay alan bir az›nl›k zümre tak›m› oluflturulmufltur. Bugün bölgemizde bu göreve MHP’nin talip oldu¤unu biliyoruz. Bunun tam da niteli¤ine denk düfltü¤ünü teslim ediyoruz. Burada halk›m›z›n MHP’yi bir daha tan›ma f›rsat› do¤mufltur. Bunu iyi de¤erlendirmeli ve MHP yaln›zlaflt›r›lmal›d›r. Yoksul köylü ve emekçi kitlelerin MHP’nin verece¤i hiçbir fleyi olmad›¤› gibi onlar› birbirine düflürüp kendine yeni rant kap›lar› açma emelleri mevcuttur. Koruculuk görevine MHP’nin talip olmas› da tesadüf de¤il. Devlet koruculukta baflar›l› olamayaca¤›n› geçen 4 y›lda ö¤renmifltir. Onun için gerillaya karfl› savaflt›r›lamayaca¤› belli olan köylüyü en az›ndan pasif karfl› güç olarak örgütleme, yani gerillan›n köylüyü saflar›nda örgütleme alan›n› daraltma hedefi ile hareket etmektedir. Bu politikay› partimiz bofla ç›karacakt›r. Egemenlerin ezdi¤i, sömürdü¤ü ve ekonomik olarak yok olmayla yüz yüze b›rakt›¤› köylüyü bir de kendi haks›z ve kirli savafl›na alet edip yok etme iste¤indedir. Köylülerimiz bu oyunu bofla ç›karmak için silah almay› hiçbir koflulda kabul etmemeli. Kabul edenlerin ve geri vermemek konusunda uyar›lar›m›za ra¤men direnenlerin hedefimiz olmaktan kurtulamayacaklar›n› bilmelerini istiyoruz..!

Karadeniz’de faaliyet yürüten bir TKP/ML T‹KKO gerilla birli¤i

Halk kitlelerinin yeri er geç halk ordusunun yan›d›r.” Devletin silahl› kuvvetlerinin her baharla bölgemizde estirdi¤i terör dalgas› bu y›lda katmerleflerek devam ettiriliyor. Da¤da gezen gerilla bu operasyonlar› taktikleri ile bofla ç›kar›rken, flehir ve köyde emekçi halk›m›z, kolluk kuvvetlerinin intikam ald›¤›, gerillaya ulaflamaman›n ac›s›n›n ç›kar›ld›¤› bir potansiyel olmaktan kurtulamamaktad›r. Her operasyon döneminde kendi memleket ve köylerinde yabanc› devlet güçlerince iflgal edilmifl toprak insanlar› muamelesi gören halk buna dur demesinin yolunun örgütlü olmaktan geçti¤ini görmeli, bulundu¤u her alanda örgütlenip, bu uygulamalara karfl› durmal›. Aksi durumda devlet istedi¤i gibi Karadenizi’de T.Kürdistan› gibi viraneye çevirecek herkesi göçe zorlayacak, baba ocaklar›n› söndürecektir. Bu sonu görmek istemeyenlerin proletarya partisinin bölgede sahnelenmek istenen senaryolar› bozma ve bofla ç›karma çabalar›na her alandan omuz vermesi zorunludur. P.Partisi Karadeniz halk›n›n T.Kürdistan› halk› gibi göçebelefltirilmesi ve ma¤dur edilmemesi için elinden geleni yapacakt›r. Bölge halk›n›n deste¤i bu amac›na yönlendirilince daha kolay olacakt›r. Daha flimdiden kay›ts›zca k›zlar›n›-o¤ullar›n› kavga saflar›nda mücadeleye sürüp flehit veren kitleler, devletin oynamak istedi¤i oyunlar› bilince ç›kard›kça cepheden tav›r ak›fl›na h›z verecek, savaflta saf tutacakt›r. Karadeniz bölgemizin birçok tepesinde ve da¤›nda daha flimdiden partinin k›z›l bayra¤› dalgalan›yor. Bu bayraklar kurtulufl için mücadele etmek isteyenlere birer ça¤r› manifestosu gibidirler. Gün bu bayraklar alt›nda halk ordusu saflar›nda yerini almak, kavgaya güç verme günüdür. Her operasyon bir fiyasko! Koruculuk kendi gerçe¤ine cephe almakt›r! Herkes kendi bayra¤› alt›nda savaflmal› Karadeniz’den do¤al muhabi


±CMYK 22 Haziran-5 Temmuz 2001

20

iflçi-köylü

5

Devletin koruculaflt›rma politikas› sökmeyecek!

Sivas’l› iflçi Ölüm Orucu’na bafllad›

bul ettirildi. ‹stanbul’a kaçanlar oldu silah almamak için ama ‹stanbul’da dahi bulunup, akrabalar›na ulafl›l›p getirtildi. Buradaki evlerine bask› yap›ld›, illa getirin yap›n edin fleklinde hatta komutan›n kendisi ‹stanbul’a telefon aç›p o insanlar› getirdiler. Sonuçta kahvede alay komutan›n›n tipine göre seçti¤i insanlar›n hepsi de korucu oldu. ‹.K: Koruculuk dayatmas›ndan, köylüye zorla silah verildikten sonra ne gibi uygulamalar var? Köylü: Köylü silahlar› ald›ktan sonra silahlara 5’er milyar bedel konuldu. Silaha birfley olursa köylüden tahsil etmek üzere. Birde geçenlerde gerillalar›n civara geldi¤ini duyumu al›nm›fl. Bunun üzerine askeriye köyün giriflinde 3 nokta seçti ve 5 köy halk›ndan silahl› korucu yerlefltirdiler buralara; bir hatta saat sekizden gece 12’ye kadar bekletildi köylüler. Bu bekleyen insanlar içerisinde 60 yafl›n üzerinde 70 yafl›nda olan insanlar bile var. Mecbur b›rak›ld›lar. Ya gideceksin ya gideceksin baflka alternatif yok. ‹.K: Bu zorla koruculaflt›rma ya da biraz önce bahsetti¤in dayatmalar, bask›lar köylüyü nas›l etkiliyor? Köylü: Köyde bunlar tamamen bir y›lg›nl›k yaratm›fl durumda. Halk tamamen endifleli ve kayg›l›; yar›n›ndan endifleli. Korucu olan insanlar acaba yar›n ben ne olaca¤›m bana ne dayatmalar getirilecek diye endifleli. Zaten kedili¤inden kabul eden çok az yok denecek kadar az. O yüzden insanlarda bir endifle bir kayg› var. Hiç kimse koruculu¤u istemiyor. ‹.K: Gerillalar›n halka silah almamalar›, koruculu¤u kabul etmemeleri ve silah alanlar›nda bu silahlar› kendilerine teslim etmeleri aksi taktirde ... cezaland›r›laca¤› fleklinde uyar›lar›n›n oldu¤u söyleniyor. Köylülerin bahsi geçen bu uyar›dan haberi var m› ve tepkileri nas›l? Köylü: Köylü daha önceki süreçte bu ça¤r›dan haberdar oldu. Köylünün endiflelenmesinin bir etkiside o. Acaba gerillalar›n tutumu ne olacak. fiimdi halk›m›zdaki kayg›n›n temelinde bu sorunlarda var. Devlet da¤›tt› bize ama gerillalar nas›l karfl›layacak, çaba nas›l olacak fleklinde de insanlar düflünüyor. ‹nsanlar diyorlar gerillalar gelirse köye biz ne yapar›z. Devletin “As›n-kesin, son mermimize kadar harcay›n biz geliriz, yetifliriz flöyledir böyledir” propagandas› var. Ama insanlar›n bu silahlar› gerillaya karfl› kullanacaklar› kan›s›nda de¤ilim. Ama devletin yapm›fl oldu¤u propagandalar›n, dayatmalar›n da göz önünde bulundurulmas› gerekir. ‹.K: Devletin o kadar gücü var, askeri var. 70 yafl›ndaki insanlardan medet ummas›, 70 yafl›ndaki insan› gerillaya karfl› kullanmaya çal›flmas›n› nas›l de¤erlendiriyorsunuz? Köylü: Devletin bu faflist niteli¤i tafl›mas›ndand›r. Zaten bunu 70 yafl›ndaki insandan fayda bekledi¤inden de¤il insanlar› tamamen y›ld›rmak. Yani

Sivas’ta Et ve Bal›k Kurumu’nun devlet taraf›ndan özellefltirilmesi sonucu iflsiz kalanlardan biri olan Resul Duman Ölüm Orucu’na bafllad›. Resul Duman; 18 Haziran 2001’de yapt›¤› aç›klamada; “Et ve Bal›k Kurumu’nun özellefltirilmesiyle 1.5 y›ld›r iflsiz kald›¤›n›, akci¤er hastal›¤›ndan dolay› da a¤›r ifllerde çal›flamad›¤›n› belirtti. Duman; çocuklar›na gelecek haz›rlamay› bir kenara b›rakt›¤›n› ancak günlük kar›nlar›n› doyurduklar›n› ve kendini düflünmedi¤ini sadece iki çocu¤u için mücadele etti¤ini sözlerine ekledi.

Tokat/Turhal: Koruculaflt›rma, zorla göç, abluka, ambargo ve halk üzerinde gelifltirilen bask›lar devletin ülkemiz topraklar›nda sürdürülen gerilla savafl›n› etkisizlefltirmek için kulland›¤› bir dizi karfl› devrimci yöntem olarak gündeme gelmekte. Kürt Ulusal mücadelesinin geliflmesiyle birlikte T.Kürdistan› topraklar›nda Kürt halk›n gerilla savafl›n›n karfl›s›nda devletin gücü olarak koruculaflt›rma politikas› da DYSS (Düflük Yo¤unluklu Savafl Stratejisi)’nin bir aya¤› olarak gündeme getirildi. Devletin Osmanl›’dan devrald›¤› halk› halka k›rd›rtma politikas›; bask›ya zulme, imha ve inkar politikalar›na karfl› silahlanan, gerilla savafl›na güç katan bir halk›n karfl›s›na yine bu zulüm alt›nda inletilen bir halk ç›kar›l›yor. T.Kürdistan›’nda devletle iflbirli¤i içerisindeki toprak a¤alar›, kimi afliretler koruculu¤u kabul ederek ulusal harekete karfl› savafl›rken, halk›n koruculaflt›r›lmas› için devletin ve koruculaflanlar›n bask›s› had safhada sürdü. Bugün ise Karadeniz’de s›n›fsal temelde gelifltirilen gerilla savafl›n›n bo¤ulmas›n›n bir politikas› olarak halka koruculaflt›rma ve daha bir dizi bask›lar dayatmakta-uygulanmakta. Gerilla savafl›n›n halk›n yaflam›na önemli oranda girdi¤i Tokat’ta zorla silah verilip koruculu¤un kabul ettirildi¤i merkeze ba¤l› Karakaya köyündeki geliflmeleri ve halk›n koruculaflt›rma politikas›na karfl› yaklafl›m›n› anlayabilmek için yapt›¤›m›z röportaj halka uygulanan bask›lar› ifllemeye çal›flt›¤›m›z di¤er çal›flmalar›n devam› olarak yay›nl›yoruz. ‹.K: Bize devletin bölge üzerinde ve köyünüze yönelik bask› ve dayatmalar›n›z› anlat›r m›s›n›z? Köylü: Köyümüz üzerinde koruculuk dayatmalar› var. Geceleri araçlarla gelip köylüyü korkutuyorlar. Köylünün belli bir saatten sonra d›flar› ç›kamamas› gibi sorunlar› var. Önceleri araziye giden suyu gece yapard›k ama flimdi bunlar› da yapm›yoruz. Saat 21:00’de hayat bitiyor. Herkese ›fl›klar›n› kapat›p yatmak zorunda. Böyle bir endifle-korku var köyümüz üzerinde. Koruculukta getirildi. Alay komutan›yla bir grup askerin köye gelerek insanlar› köyün kahvesine toplay›p, tipine, boyuna göre belirleyip sen ya korucu olacaks›n ya da köyü terk edeceksin dayatmas›nda bulunuldu. Köylü önünde köyünden baflka bir olana¤› olmad›¤› için mecbur kald›. Valili¤e filan dilekçe verildi. “Biz koruculuk istemiyoruz” diyerek. Ama bu dilekçeleri veren flah›slar karakola ça¤›r›l›p tehditle kabul ettirildi. ‹.K: Nas›l tehditlerdi bunlar? Köylü: Yani sen filan adams›n, senin ad›n flu, seni ben tan›yorum flu mevkiide tarlan var. E¤er gidersen seni kaybederim ve teröristleri öldürdü derim bunu da kimse ispatlayamaz. Mecbur kabul etmek zorundas›n. Bu flah›slar tek tek ça¤›r›l›p tehditlerle zorla ka-

70 yafl›nda da olsa korucularla birlikte oda beklemek zorunda. Çünkü devleti öyle emrediyor devleti öyle istiyor. Bunun mant›¤› budur. ‹nsanlar›m›z bu noktada devletin zavall›l›¤›n› görüyorlar bir flekilde. Çünkü 70 yafl›ndakinden medet uman devlet ne kadar güçlü olabilir. Devletin çaresizli¤idir bu. ‹.K: Köyde yaylaya ç›k›l›yor mu? Köylü: Yayla daha önceleri vard›. Ama bu devletin deyimiyle o “terör’ olay›n› getirdi oturttu. Terör dedi, teröristler dedi, flunu dedi bunu dedi, yaylac›l›k olay› bitti. Bizim köydeki millet b›rak yaylay› odun da¤›na bile belge olmak zorunda. Bizim köyün ba¤l› oldu¤u karakolun flöyle bir dayatmas› var. “Biz operasyonlara falan gidiyoruz, oduncunuz bile olsa bize bildirmeniz gerekir yoksa çeker vururuz” fleklinde. ‹nsanlar oduna giderken bile muhtara söylüyorlar muhtar karakola söylüyor benim oduncu var diye. Birçok örne¤i yafland› adam da¤da odun keserken odun yapmadan askerlerle birlikte geri geldi¤i günler oldu. Gökdere’ye, karakola götürülen insanlar oldu. O yüzden da¤ olay›n› tamamen silmek bitirmek istiyorlar bizim burada. Da¤a tafla oduna bile gitmeye korkuyor insanlar. Devletten korkuttuklar› için yaylaya ç›kam›yorlar. ‹.K: Bu sorunun nas›l çözülebilece¤ini düflünüyorsunuz? Köylü: Bu flekilde giderse köylü daha da fazla y›pranacak ve y›prat›lmaya çal›fl›l›yor. Bu koruculuk sisteminin kald›r›lmas› gerekir. Kald›r›lmad›¤› sürece köyümüzün huzur ortam›, refah ortam› daha da kötüleyecek. Bundan öncesinde sabahlara kadar oyunlar oynan›r insanlar d›flarda rahat bir flekilde oturabilirdi flu anda o olay yok herkes erkenden evine kapanmak zorunda. ‹.K: Koruculu¤un kald›r›lmas› noktas›nda köylünün herhangi bir giriflimi, çabas› var m›? Köylü: Kabul etmedi¤i için savc›l›¤a baflvuranlar oldu. Birçok u¤rafl oldu ama bu insanlarda karakollara çekilip, bireysel olarak korkutma ya da (art›k iflkence edildi mi bilmiyoruz) sindirme ile bunu da devletin kendisi halletmifl oldu. Yani çabas› oldu ama flimdi bir bekleyifl içerisinde, endifleli bir bekleyifl içerisinde. ‹.K: Baflka söylemek istedi¤iniz birfley birfley var m›? Köylü: Bu koruculuk konusunda gerillan›n tutumu ne olacak biz halk olarak merak ediyoruz. Bizlere belli bir süre verilmeli. Biz bunu kendi gönlümüzle kabul etmedik. Birde gerillan›n ajitasyon sorunu üzerinde durmalar› gerekti¤ini düflünüyorum. Biz biliyoruz gerillalar›n bize sadece ekmek için gelemediklerini ama devlet “bunlar sizin kap›n›za ekmek için su için bu için geliyor” diyorlar. Bu tür propagandalarla halk› etkilemeye çal›fl›yorlar. Gerilla halk›n içinde daha çok yo¤unlaflmal› diye düflünüyorum.

±CMYK

Ankara’da gözalt› ve tutuklama terörü devam ediyor Yaflam›n her alan›na hükmetmeye çal›flan faflizmin sald›r›lar›ndan devrimcisosyalist bas›n çal›flanlar› ve okurlar› da nasibini al›yor. Son olarak da Ankara’da At›l›m gazetesi çal›flanlar› ve okurlar›ndan oluflan 31 kifliyi 6 Haziran 2001 tarihinde gözalt›na al›nda. 14’ü MLKP’ye “yard›m ve yatakl›k” ettikleri gerekçesiyle DGM’ye ç›kar›larak tutukland›. At›l›m gazetesinin MLKP’nin yay›n organ› oldu¤u suçlamas›yla At›l›m Ankara temsilcisi Münevver ‹ltemur ve çal›flan› Hüseyin Ö¤retmen’de fiziki ve psikolojik iflkencelerden geçirilerek Ankara Ulucanlar Hapishanesine gönderildi.

EKB özel ödüllerini da¤›tt› Kartal: Emekçi Kad›nlar Birli¤i (EKB) her y›l geleneksellefltirdi¤i “Kardefllik eflitlik” özel ödüllerini 17 Haziran 2001 tarihinde BEKSAV’da da¤›tt›. Ödül törenine bafllanmadan önce EKB’nin flimdiye kadar verdi¤i mücadeleyi, kad›nlara yönelik fliddeti ve geçen y›l düzenlenen “Gözalt›nda Tecavüze Hay›r” kurultay›ndan dolay› aç›lan davalar› ve istenilen hapis cezalar› anlat›ld›. Ayr›ca “Y›ld›zs›z Geceler” adl› slayt gösteriminde de “Gözalt›nda tecavüze hay›r” kurultay›ndan Ölüm Orucunda flehit düflen Hüseyin Kayac›’n›n cenazesinden ve verilen mücadelelerde kad›nlara yönelik devletin fliddetini anlatan görüntülere yer verildi. Ödül töreninde kardefllik ödülü Sosyolog P›nar Selek’ e verildi. Ölüm Orucu’nda flehit düflen Hüseyin Kayac›’n›n ödülü k›z kardefli Meliha Kayac›’ya verilirken Ölüm Orucu flehidi Nergiz Gülmez’in ödülü Gülmez Ana’ya verilmek üzere Güzel Anaya verildi. Öfke hüzün ve sevincin yafland›¤› ödül töreni sanatç› Çiçe¤in söyledi¤i türkülerle bitti.


iflçi-köylü

5

22 Haziran-5 Temmuz 2001

21

EMPERYAL‹STLER‹N TALAN VE SÖMÜRÜ YARIfiI ünyaya flöyle bir gözatt›¤›m›zda yeni yeni ittifaklar›n geliflti¤ini bu ittifaklara karfl› baflka baflka ülkelerin yeni yeni ittifaklar kurdu¤unu ve dünya üzerinde yeniden yeni kamplaflmalar›n meydana geldi¤ini görmekteyiz. Bu kamplaflma ve gruplaflmalar›n emperyalist tekellerin kar h›rs›ndan kaynakl› ve sömürü pastas›ndan daha büyük bir dilim elde etme çabas›n›n ürünü oldu¤unu bugün art›k herkes biliyor. Dünya üzerindeki gruplaflmalara bakt›¤›m›zda; bu gruplaflmalar›n üç ana eksen etraf›nda toparland›¤›n› görüyoruz. Bunlardan birincisi ABD ve ABD’nin etkisi ve hegemonyas› alt›ndaki ülkeler, ikincisi biraz ürkek ve titrekte olsa Almanya, Fransa etraf›nda birleflmeye çal›flan AB ülkeleri. Üçüncüsü ise Rusya, Çin ittifak›yla geliflen kendisini Asya üzerinde çekim merkezi haline getirmeye çal›flan ittifak. Rusya-Çin ittifak› ile AB ülkelerinin ittifak› dünya üzerindeki ABD hegemonyac›l›¤›n› sona erdirmeyi amaçlayan ve bunun sonucunda kendi hegemonyas›n› kurmaya çal›flan ittifaklar olarak or-

D

taya ç›k›yor. Bundan dolay› da geliflmeler ABD’nin bu ülkelerdeki etkisinin korunmas› ya da bu ülkelerin ABD etkisinden ç›kmas› döngüsü etraf›nda anlam kazan›yor. ABD’de baflkan de¤iflikli¤inden sonra ülkenin strajesindeki konsept de¤iflikli¤i art›k hissedilir bir biçimde yaflama geçmeye bafllad›. Kendisi Teksasl› Petrol üreticisi olan Bush iflbafl› yapt›ktan sonra silah ve nükleer santral üreticilerinin sözcüsü oldu¤unu çok aç›k bir biçimde ortaya koydu. Dünya üzerindeki geliflen olaylara karfl› ald›¤› tutum ve tav›rlar bu kimli¤in reddedilemez kan›tlar›d›r. Ortado¤u’daki Filistin-‹srail çat›flmas›, Balkanlardaki savafl tehditleri... Yeni savafl stratejisi gere¤i Asya bölgesini tehlikeli bölge ilan eden ABD Pasifik Okyanusunda geliflecek her hangi tehlikeli bir duruma karfl› haz›rl›k ve sald›r› üsleri kurma noktas›nda çal›flmalar yapmaya bafllad›. Son dönemlerde ABD’nin dünya üzerindeki tehlikeli ülkeler listesinde Irak, ‹ran ve Kuzey Kore

bulunmakta. FÜZE KALKANI PROJES‹ Bush ABD yönetimine geldikten sonra “Y›ld›z Savafllar›” projesi diye bilinen Füze kalkan› projesini hayata geçirme çal›flmalar› içerisinde oldu¤unu ve bunun bütün dünya için yarar-

l› oldu¤unu aç›klad›. Bu aç›klamayla beraber 1972’de imzalanm›fl olan

KOLEKT‹F Nilüfer Cihan ‹nsanlaflman›n manivelas› mücadele gücüdür ‹çinde yaflad›¤›m›z sistemin eflitsiz ve adaletsiz yap›s›, yaflam›n her alan›nda milyonlarca insan›m›z›n önüne afl›lmas› zor, y›¤›nla engel ç›karmaktad›r. Kapitalist-emperyalist sistemin insan› kendi de¤erlerine yabanc›laflt›rmada vard›¤› had safha, kendisi olamayan milyonlarca insan›m›z›n, en küçük bir engelin bile üstesinden gelememesine ve kendisi için “kurtar›c›” olabilece¤ini düflündü¤ü güçlere s›¤›nmas›na neden olmaktad›r. Tanr›, devlet baba vb. ulafl›lmas› güç olgular›n bunca yüceltilmesinde, insan›n kendi enerjisinin fark›nda olamamas› yat›yor. Tarihte kendisi için s›n›f olman›n fark›na varan ezilen milyonlar›n nas›l bu afl›lmaz ya da ulafl›lmaz görünen

olgular› aflt›¤›n› ve kendine ait olanlar› infla etti¤ine çokça tan›k olunmufltur. Geçmiflin unutturulmas› çabalar›n›n içerisinde bu amaç bulunmaktad›r. Yani gelece¤e hakim olmak için geçmiflte yaflanm›fl önemli deneyimlerden kitlelerin ö¤renme istemini yok etmek. Burada bu büyük toplumsal alt-üst olufllardan ziyade, toplumsal gücü maddilefltirmede öne ç›kan kendisi olmay› baflarm›fl insanlar›n hangi yolu takip ettiklerine dikkat çekmeye çal›flaca¤›z. Bu baflar›da iki nokta olmazsa olmazd›r. Birincisi: Somut koflullar›n somut tahliline dayanan do¤ru düflünce, ‹kincisi: Bu düflünceyi do¤ru yöntem ve taktiklerle hayata uygulamay› azmeden

Anti Balistik Füze Anlaflmas›’n›n geçerlili¤ini kaybetti¤ini belirtti. Bu anlaflma ABD baflkan› Nikson ile Rus Sosyal Emperyalizmi’nin baflkan› Brejnev aras›nda gerçekleflmiflti. Anlaflmaya göre; “Taraflar›n hükmetti¤i bölgelere füze savunma sistemleri yerlefltirilemez. Taraflar, sadece ulusal baflkentleri ya da füze sistemi bulunan sadece bir tek bölgeyi korumak için savunma sistemine sahip olabilir. Taraflar›n anlaflmadan çekilmek için alt› ay önceden bildirim yapmas› gerekir.” denilmekteydi. Ancak gelinen aflamada ABD’ye göre art›k Rus Sosyal Emperyalizmi’nin olmad›¤› için bu hüküm geçersiz. ABD haydutlar› dünya üzerindeki hegemonyalar›n›n sa¤lamlaflt›rmak için Füze Savunma Kalkan› Projesi’ni ortaya att›. Bu projenin hayata geçirilmesi içinde ABD heyetler oluflturarak di¤er ülkeleri ikna etme turlar›na ç›kt›lar. Bu giriflimlerde Fransa ve Almanya’dan net olarak “Hay›r” cevab›n›

bir mücadele gücüne sahip olabilmek. Bu gücün sistemli ve uzun soluklanmalarla yaflama uyarlanmas›, kazan›mlar›n korunmas›nda ve istenilen azami baflar›n›n yakalanmas›nda hayati öneme sahiptir. E¤er bir insan asgari istek ve kararl›l›kla yaflam›na sar›l›rsa, onda önüne ç›kan engelleri asgari oranda aflma gücü bulunur. Özgürleflme ve özgürlefltirme mücadelemizde, önümüze tak›lan her engelin, içerisinde bulunan toplumsal iliflkiler nezdinde bir etkinli¤i vard›r. Kimi engeller kiflinin bireysel çabas›yla ortadan kald›r›labilecekken, bunlar›n yarat›c›s› olan burjuva feodal sistem, ancak ondan zarar görecek olan çeflitli s›n›f ve tabakalar›n› oluflturacaklar› kendi s›n›fsal gerçeklerine has kurumlarla afl›labilir. Yani yaflamdan ö¤renerek ustalaflm›fl insanlar›n oluflturdu¤u güçlü örgütlülüklerle... Toplumsal yaflam içerisindeki konumumuzun ilk önce fark›na vard›¤›m›z k›sm› sistemin bir minyatürü olan ailemizdir. Düflünce, duygu ve davran›fllar›m›z›n temelleri burada biçimleniyor. Yaflam›n tüm göze-

alan ABD; Rusyan›n da karfl› ç›k›fl›yla karfl› karfl›ya kald›. Bu projeyi Türkiye, ‹spanya, ‹talya, Macaristan, Polonya ‹ngiltere ilk etapta onaylayan ülkeler. Proje gere¤i projeyi onaylayan ülkelere havadan ya da karadan gelebilecek füze sald›r›lar›na karfl› ön izleme ve yoketme üsleri kurulmas› gerekmekte. Bu anlamda projeye imza atmak bu projenin sahibi ve kurucusu olan ABD’nin bölgedeki askeri gücünün ve otoritesini tan›mak anlam›na gelmekte. Ayr›ca Amerikal› silah üreticilerinden de yeni teknolojiye uygun silahlar almak gerekmekte. Buda Amerikal› silah tüccarlar›n›n daha fazla kar elde edebilmelerini ve Amerikal› emperyalistlerin dünyadaki krizden kurtulmas›n›n daha do¤rusu geçici olarak krizi atlatabilmelerini sa¤layacak bir araç olmas›n› sa¤layacak. Fransa ve Almanya’n›n bu projeye imza atmas› ABD’nin dünya üzerindeki hegemonyas›n› ve efendili¤ini kabul etmeleri ve ona ba¤lanmalar› anlam›na gelece¤inden Fransa ve Almanya bu projeye “hay›r” diyorlar. Bunun yan›nda Fransa ve Almanya, ABD’nin hegomanyas›n›

neklerine hakim olan burjuva-feodal kavray›fl bu kurum eliyle tafl›n›r bilinçlerimize. Yine patron a¤alar›n ihtiyaçlar›n› karfl›lamaya dönük e¤itim sistemini de buna eklersek, gerici düflüncelerin bilinçlerimizde ne denli pekiflti¤i hemen anlafl›l›r. Emek de¤erlerinin fark›na varmam›zla oluflan ayd›nlanma çabam›z›n, ilk çat›flmas› genellikle, ataerkil yap›daki ailemizde ortaya ç›kmaktad›r. Kendimiz olmaya do¤ru att›¤›m›z ilk ad›m, ailenin gerici engelleriyle karfl› karfl›ya geliyor. Ailenin demokratlaflma düzeyi, yaflad›¤›m›z çeliflmelerin büyüklü¤ünü etkiliyor. Sorgulama faaliyetinin çarpt›¤› ilk engel bu gerici z›rh oluyor. Herkes yaflamlar›nda benzer y›¤›nla örnek yaflad›¤› için, çat›flman›n boyutlar›n› geniflletmek ihtiyaç görünmüyor. Sorun da bu yaflanm›fll›klardan, iyi ya da kötü olanlardan ö¤renerek prati¤imize derinlik kazand›rabilmektir. ‹çerisinde yer ald›¤›m›z üretim faaliyetinin dar yap›s›, düflüncelerimizi de darlaflt›rmakta, ço¤u zaman olgulara dar pencerelerden bakmam›za yol açmaktad›r. Küçük-


±CMYK 22 Haziran-5 Temmuz 2001 k›rmak istediklerinden ve bu politika do¤rultusunda Avrupa Birli¤i’ne ba¤l› bir Avrupa Ordusu oluflturma girifliminde bulunuyorlar. Ve bu amaçla ABD’nin gücü pozisyonundaki NATO’nun güçlerinden kuracaklar› Avrupa Ordusu’nun yararlanmas›n› sa¤lamaya çal›flarak Sovyet tehlikesi iddias›na karfl› kurulmufl olan NATO’nun ifllevini yitirdi¤ini ve Avrupa’da çok say›da bulunan üslerinin boflalt›lmas› gerekti¤ini, ABD’nin buralardaki askerlerinin önemli bir bölümünü çekmesini savunarak, NATO’nun olanaklar›n›n kurulacak Avrupa Ordusu taraf›ndan kullan›lmas›n› amaçlamaktalar. Emperyalistler aras› hegemonya dalafl›nda bütün bu geliflmeler yaflan›rken 13 Haziranda NATO zirvesi ve 14 Haziran’da AB zirvesi yap›ld›. ABD Baflkan› Bush bu zirvelere kat›lmadan önce Avrupa turuna ‹spanya’dan bafllad›. ‹spanya’ya giderek ‹spanya Baflbakan› Aznar ile Füze Kalkan› Projesi ve NATO’nun genifllemesi ile il¤ili görüflmeler yapt›. Bu görüflmelerden sonra yay›nlad›klar› bir bildiride artan balistik füze tehdidine karfl› kapsaml› güvenlik stratejisinin gerekli oldu¤u konusunda anlaflmaya vard›klar›n›, kitle imha silahlar›n›n ve füzelerinin yay›l›m›na iliflkin

iflçi-köylü

22 artan bir tehditle karfl› karfl›ya olundu¤unu, füze tehdidine karfl› sald›r› ve savunmay› kapsayan engelleyici sistemleri, nükleer silahlar›n indiriminin devam›n›, kitle imha silahlar› ve füzelerin yay›l›m›n› engelleyen tedbirlerin güçlendirilmesini de içine alan kapsaml› güvenlik stratejisine ihtiyaç bulundu¤u konusunda anlaflmaya vard›klar›n› belirttiler. Tehdit olarak alg›lanan ülkeler Irak, ‹ran ve Kuzey Kore. Kuzey Kore’nin elindeki nükleer bafll›¤a sahip füzelerin 30 kadar oldu¤u tahmin edilmekte, bunun yan›nda Irak’›n ise bu yönlü çal›flmalar›n›n

sel’de NATO zirvesi gerçekleflti ve Emperyalist haydutlar burada kendi tekellerinin ç›karlar›n› en iyi nas›l koruyabilecekleri yar›fl›na girdiler. Tabi bu arada Türkiye gibi piyon yar› sömürge ülkelerde üzerlerine düfleni en iyi flekilde yapabilmenin yar›fl›n› verdiler. NATO zirvesinde; NATO’nun genifllemesi, füze kalkan› projesi ve Balkanlar konular› gündeme geldi. Yukar›da belirtti¤imiz gibi ABD dünya ülkeleri üzerindeki hegemonyas›n› tekrar sa¤lamlaflt›rmak ve Fransa, Almanya gibi emperyalist ülkelerin ç›k›fllar›n› bast›rabilmek için NATO’nun ge-

neden oldu. Daha sonra TC Baflbakan› yapt›¤› aç›klamada uflakl›¤›n› en iyi flekilde yerine getirdi¤ini ABD baflkan›n›n kendisine “arkan›zday›z” dedi¤ini belirterek aç›klad›. 13 Hazirandaki bu toplant›n›n ard›ndan Arnavutluk Ulusal Kurtulufl Ordusu Makedonya’daki mücadelesinin siyasi hedeflerini aç›klayan bir aç›klama yapt›. Bu aç›klamada NATO güçlerinin ülkeye müdahale etmesi gerekti¤iN‹ ifade ederek belli noktalarda ABD’nin gerçeklefltirmek istedi¤i senaryonun tafllar›n› döflemeye bafllad›.

Emperyalistleraras› kamplaflmalar; emperyalist tekellerin daha fazla kar elde etme ve sömürü pastas›ndan daha büyük dilim kapma çabas› sonucudur. oldu¤undan kuflku duyulmakta. Buna ra¤men yay›nlanan bildiride füzelerin yay›l›m›n›n engellenmesi gerekti¤i vurgulanmaktan kaç›n›lm›yor. Ayr›ca dünyadaki en büyük silah sat›c›s› ülkenin ABD oldu¤u ve ABD’nin ald›¤› yeni kararlarla ülkedeki nükleer santral üreticisi firmalar›n çal›flmalar›n›n kolaylaflt›r›ld›¤› ve bu kararlar için bu firmalar›n Bush yönetimini tebrik etti¤i gözlerden gizleNmeye çal›fl›l›yor. NATO TOPLANTISI 13 Haziranda Bürük-

burjuva karakter, kendimizdeki gücün a盤a ç›kart›lamamas›nda en büyük engeldir de ayn› zamanda. Benliklerimizde sonradan kronikleflen sekterlik ya da liberalizm hastal›klar›n›n mikroplar› da bu kokuflmufl zeminden beslenir. Yakaland›¤›m›z bu hastal›k, önümüze ç›kan engelleri sa¤l›kl› aflamam›zda da bafl rol oynar. Y›¤›nla genç arkadafl›m›z›n, aile denilen bu gerici kurumun çeperine tak›l›p kalmas›nda bu olumsuz tutumlardan kaynaklanmaktad›r. Sa¤l›ks›z oluflan özbenlik, önümüzde engel gibi duran ailemizle yaflad›¤›m›z sorunlar› gerçekten devrime hizmet eder tarzda çözemememize neden olmaktad›r. Do¤ru bir tarzda aflamad›¤›m›z her engel özünde ortadan kald›r›lm›fl olmuyor. Örne¤in halk saflar›nda gördü¤ümüz bir aile ile iliflkimizi keserken, onu kendi s›n›f ç›karlar›na do¤ru bir ad›m daha yak›nlaflt›ramam›flsak, ileriye do¤ru att›¤›m›z her ad›m›n bir yan› bofl kalm›flt›r demektir. Yaflad›¤›m›z her alanda ciddi bir etki gücüne sahip olmak istiyorsak, insan› insan yapmada mihenk tafl› olan emek de¤erlerimize olan ba¤l›l›¤›m›z›

nifllemesini ve Füze Kalkan› projesinin hayata geçirilmesini savunarak “Kuzey Kore ve Irak” gibi “haydut” ülkelere karfl› iflbirli¤i yap›lmas›n› savundu. Bunun yan›nda Fransa ve Almanya’da, oluflturulacak Avrupa Ordusu’nun NATO olanaklar›ndan yararlanmas›n› savundular. Burada karar mekanizmas›nda olmad›¤›ndan AB bünyesinde Avrupa Ordusu’nun NATO olanaklar›ndan yararlanmas›n› ABD’nin denetiminde karfl› ç›kan Türkiye toplat›lar›n bu noktada kilitlenmesine

pratik yaflamda ispatlamak zorunday›z. Yaflamlar›n› kendi emek de¤erleriyle kazanan ailelerimize yük olmamak ve onlar› kendi s›n›fsal de¤erlerinden yoksun bilinçleriyle, bizlere karfl› gösterdikleri olumsuz tav›rlar› karfl›s›na kesinlikle kendi iddialar›m›za uygun davran›fllar›m›zla ç›kabilmeliyiz. Eskimifl düflünce ve davran›fllar›n ha deyince de¤iflmeyece¤inden hareketle, sab›r ve ikna çabam›z› ›srarl› ve sistemli bir flekilde sürdürmeliyiz. Bu zorlu mücadelede bize kazand›racak olan mücadele gücümüzü süreklilefltirebilmemizdir. ‹brahim yoldafl›n, babas›n› dönüfltürmedeki ›srarl› çabas› bizlere ›fl›k olmal›d›r. Sab›r ve sebatla girilen her mücadele, sonunda afl›lmaz görünen bütün engelleri afl›yor ve ileriye do¤ru yeni at›lacak ad›mlar›m›z›n alt›ndaki topra¤› sa¤lamlaflt›r›yor. Devrimci, kuflanan ve etkiledi¤i insanlar› kuflatan insansa, o mutlaka öncelikle bulundu¤u ortamda derin izler b›rakarak yeni mecralara akmal›d›r. Böyle olmuyorsa ikinci ad›m›n (hamlenin) iddias›na uygun bir sonuç yarataca¤›n›n güvencesi

AB TOPLANTISI NATO toplant›s›n› hemen ard›ndan AB toplant›s› ‹sveç’in Göteborg kentinde yap›ld›. Bu toplant›da AB’nin genifllemesi, Avrupa Güvenlik ve Savunma Politikas› (AGSP), Kyoto anlaflmas›, Füze kontrolü ve Balkanlar konular› gündeme geldi. AB’nin genifllemesi ili ilgili olarak 7 Haziran’da ‹rlanda’da yap›lan refaran-

dum sonucu genifllemeye ‹rlandal›lar ‘hay›r’ demiflti. Fakat toplant›da genifllemeye bu refarandumun olumsuz bir etkisinin olmayaca¤› belirtilerek geniflleme yönünde karar al›nd›. 1 Ocak 2004’ten itibaren aday ülkelerden ilk grup aday ülkelerin üye olabilecekleri belirtildi. AGSP ile ilgili olarak; AGSP’nin karar mekanizmas›nda olmayan Türkiye’nin veto tehditi koydu¤u NATO imkanlar›ndan yararlanma sorununun Belçika’n›n dönem baflkanl›¤›n› devralmas›ndan sonra en geç alt› ay içinde çözülmesi gerekti¤i belirtildi. ABD’nin uyamayaca¤›n› (ve asl›nda di¤er emperyalistlerin de uymad›¤›) aç›klad›¤› karbondioksit emisyonunun azalt›lmas›n› öngören Kyoto anlaflmas›’na destek verildi. Makedonya’daki sorunlarla ilgili olarak anayasal sorunlar dahil gündemdeki tüm konularda taraflara diyalog ça¤r›s› yap›ld›. Cezayirdeki Berberi ayaklanmas› ile ilgili olarak AB toplant›s› sonuç bildirgesinde fliddet olaylar›n›n durdurulmas› ve siyasi giriflim bafllat›lmas› gerekti¤i belirtildi.

EVRENSEL BAKIfi Acar Ça¤layan Yazar›m›z›n yaz›s› elimize ulaflmad›¤›ndan yay›nlayam›yoruz!

yoktur. Dar dünyalar›n bizlerdeki yaratt›¤› acelecilik, erken umut tüketme ve emek harcamadan de¤erlere sahip olma tutumu, kiflili¤imizdeki çarp›kl›klar›n kastlaflmas›na ve içinde yaflad›¤›m›z iflçi ve emekçi kesimlerle istikrarl› iliflki kuramam›za neden oluflturmaktad›r. Kendi de¤erlerimizi yaflam›m›z› da cisimlefltirmeye yönelik att›¤›m›z bu ilk ad›mlar, ileriki yaflam›m›z yönünden de tayin edicidir. Burada yaflanan ar›nmada ciddi bir baflar› gösteremezsek, özgürleflme mücadelemizin kayna¤› olan yap›ya da kendimizle birlikte y›¤›nla kirlilik tafl›m›fl olaca¤›z. Co¤rafyam›z devrimci hareketinin bu dertten az›msanmayacak oranda muzdarip olmas› da bu temelden gelir. Kifli nas›l do¤up büyüdü¤ü, küçümsenemeyecek paylafl›mlar yaflad›¤› kendi yak›nlar›n› dönüfltürmek için yeterli çaba sarf etmiyorsa; ayn› kolaya kaçan tarz›n›, içerisinde yer ald›¤› yap›s› içinde de sürdürmekte, ya anarflizan e¤ilimler göstererek bozguncu bir tutuma girmekte, ya da engeller karfl›s›nda y›larak sisteme yol veren gerici limanlara s›¤›n-

±CMYK

5

maktad›r. ‹nsan›n insanca bir yaflama ulaflma mücadelesinde, önüne ç›kan engelleri aflmas›n› sa¤layacak fley bilimsel dünya görüflünün yol gösterece¤i mücadele gücüdür. Do¤rular›m›z somut gerçe¤e dayand›¤› sürece, hiç bir geç bundan daha üstün de¤ildir. Çünkü o, tarihte binlerce kez ispatlanm›fl hakl›l›klardan besleniyor ve ça¤›n çürüyen kokuflan s›n›flar›n›n de¤il, alt›nça¤›n yarat›c›s› olan proletaryadan gücünü al›yor. Kendi gücünün fark›nda olmayanlar, patron-a¤alar›n gücü önünde boyun e¤mekten kurtulamaz. Güçlükle karfl›laflmam›fl, güçlükleri yenerek kazan›lmam›fl cesaret bofl bir kal›pt›r. ‹lk güçlükte sahibini pani¤e u¤ratacak bu kal›p, cesaret zannedildi¤inde insan› yenilgiye sürükler. Cesaret güçlükleri yenerek kazan›lm›fl bir deneyimdir. Hakl›l›¤›m›z ve do¤rulu¤umuzun bize kazand›rd›¤› bütün gücümüzü kuflanarak, her alan ya da birey kendi özgülündeki engele yüklenmelidir. ‹nsan bu dala tutundukça kendini zirvelere tafl›r, emekçiler bu anlay›flla bütünlefltikçe özgürleflir.


±CMYK iflçi-köylü

5

22 Haziran-5 Temmuz 2001

23

Lal Salam Comrades! 5 ileti al›yorum ama, adam›n üzerine de sinirli flekilde yürüyorum. Ne yapmak istiyorsun, niye iflime kar›fl›yorsun diye. Adam çok sakin, sayg›l› ama emin bir flekilde “Bak beyefendi, bizleri daha yak›ndan tan›mak istemen çok güzel. Ama unutma ki, bu senin Hindistan’da daha ilk günün. E¤er bu ilk günde fazla bir fleyi görüp izlemeden böyle yolculuk yaparsan, önceden düflündü¤ün herfleyden vaz geçersin. Üstelik küfür eder, tatilini yar›da keser ülkene geri dönersin. Bu çok daha kötü. En az bir-iki gün bu toplumu ve yaflant›s›n› izlemeye çal›fl. Öyleki dayana-

B

s›n” diyor. ‹lk bir-iki saatlik deneyimi hat›rlay›nca, adam›n dedi¤ine kat›lmamak elde de¤il. Çünkü, flimdiden k›zmaya, öfkelenmeye bafllad›m. Adam›n bileti de birinci s›n›f. ‹stasyonda tren beklerken dikkatimi çeken ilk fleylerden biri, kad›nlar›n ayr› bir yere toplanmalar› oluyor. Yan›mdakine soruyorum nedenini. “Burada sadece kad›nlar için tren servisleri de var. Karfl›da gördü¤ün hat onlar için. fiu ileride ayn› hat üzerinde gördü¤ün kad›nlar ise, bizimle ayn› trene binecek fakat sadece kendilerine ayr›lan bölüme, kompart›ma binecekler” diyor. Bu ayr›m› benimsemiyorum ama, ayn› insan selini istasyonda da gördü¤ümde hak veriyorum.

K›z›l selam yoldafllar! Tren daha durmadan herkes trene hücum ediyor. Ben, birinci mevkiye fazla binen insan olmaz diye düflünmüfltüm. Ama fena halde yan›lm›fl›m. Çünkü ayn› hücum bizim bekledi¤imiz birinci mevkiye de oluyor. Sanki bir olimpiyat koflu yar›fl›n›n start› verilmifl gibi. Öylesine h›zl› ve sert bir ç›k›fl var ki, anlat›lacak gibi de¤il. Genelde k›sa boylu ve zay›f olan bu insanlarla girece¤im böylesi yar›flta baflar›l› ç›kaca¤›m› düflünüyorum ama, adamlar›n bu yöndeki tecrübe ve dayanma s›n›rlar› benden çok daha iyi. Tren çok eski. Kulan›lan kap›lar sürekli aç›k. Bildi¤imiz birinci mevkiye hiç benzemiyor. ‹nece¤im dura¤a yaklaflt›¤›m›zda, arkadafl beni s›k›ca kap›lar›n kenarlar›ndaki demirlere yasland›r›rken, kendisi de beni koruyacak, gelecek olas› hücumu karfl›layacak flekilde konumland›r›yor. Bu adam ne yapmaya çal›fl›yor diye büyük flaflk›nl›k yafl›yorum. Sonra kendimi hemen toparlay›p adama, hoop arkadafl ne yapmak istiyorsun, diyorum. Adam “hiç sesini ç›karma, sadece dedi¤imi yap ” diyor. Adam›n flu ana kadarki yaklafl›m›n› düflündü¤ümde olumlu bir izlenim b›rakm›fl ve mutlaka bir bildi¤i var diyerek, dedi¤ini yap›yorum. Tren daha durmadan, d›flar›dan bir hücum bafllad› ki... Bu hücum kap›n›n kenar›ndaki demirlere s›k› s›k›ya tutunan bizleri arkalara kadar savurdu. Karfl› kap›lar aç›k olsa hücumdakiler, bizimle beraber tahtal› köyü boylar. fiimdi tren hareket edecek. Mulaka inmem laz›m. Ama nas›l? Bu kez çok yüksek sesle

ben ba¤›r›yorum turistim ben, bu durakta mutlaka inmem gerekiyor, yol verin lütfen diyorum. Benden sonra da bir çok insan türiste yol verin, inecek diye ba¤›r›yor. Tam olarak nas›l oldu¤unu ve kimler taraf›ndan bafllat›ld›¤›n› henüz anlam›fl de¤ilim ama, beni, bir kavga kargaflas› içerisinde karga-tulumba misali, yaka-paça trenden d›flar› att›lar. Her taraf›m da¤›lm›fl, harabeye dönmüfl gibiyim. Ne oldu, bir zaman tünelinden mi geçtim yoksa uykudayken korkulu bir rüyadan m› uyand›m? Bilmiyorum. Sanki meydan muharebesinden yeni ç›km›fl askere benziyorum. Ama moral bozuklu¤uyla da savaflta yenilmifl bir komutan gibiyim. Arkadafl trenden inmedi, devam etti. Ama yüksek sesle “çok dikkatli ol, herfleye birden al›flmaya çal›flma, sonra çok piflman olursun” diyor. Yaflanan bu pratikten sonra havaliman›nda çal›flan arkadafl› flimdi çok daha iyi anl›yorum. Ne tuhaf fley, beni karga-tulumba d›flar› atanlara de¤il, tafl›d›¤›m eflyalara, s›rt çantama küfürler ya¤d›r›yorum. Biraz da olsa rahatl›yorum. Bu yükle yürümek, yolculuk etmek resmen bir iflkence. Bu koflullarda en büyük dez avantaj›m ise turist olmam. fiimdi de etraf›m› hamallar ordusu sarm›fl. Kabul etmedi¤im halde çantam› zorla al›p gidiyorlar. Ben kendime onlar kendisine çekiyor çantay›. Yaflad›¤›m biriki deneyimden sonra, verirmiyim hiç! Sonunda zorla ve kaba kuvvetle de olsa kendimi ve çantam› kurtar›yorum. Toplumsal huzuru bozan “ana Tanr›ça”; ‹NEK: ‹stasyondan d›flar› ç›kar ç›kmaz sefaletin-yoksullu¤un boyutlar›n› daha aç›k görüyorum. Tozlu-toprakl›-çamurlu yollar ve bu yollarda 30-40 y›ll›k motorlu-motorsuz tafl›tlar... Ve çok nadir geçen s›f›rl›k arabalar. Hiç bir zaman eksik olmayacak sürekli kofluflturan insanlar. Hele bir inekler var ki! “Toplumsal huzuru bozma”da üzerlerine yoktur ama, en ayr›cal›kl› dokunulmazl›k da gene onlar›n. Daha önceden Hindular’da ineklerin kutsal say›ld›¤›-

±CMYK

n› duymufltum, okumufltum. Buraya geldikten ve buna dair pek çok örnek gördükten sonra, vallahi bu inekler kendi kutsall›klar›n›n fark›nda, kendilerine tap›ld›¤›n› biliyorlar, fleklinde düflünmeye bafllad›m. Ne insanlardan, motorlu ve motorsuz araçlardan nede korna ve gürültüden çekiniyorlar. Korku denen bir fley yok bunlarda. Herfleye öylesine al›fl›klar ki, bu kadar› da olamaz diyor insan. ‹stedikleri dükkana, manava giriyor, insan›n elindeki eflyalara ve tezgahlara sald›r›yorlar. “Toplumsal huzuru bozma”da öncüdürler ama, insanlar onlara k›zam›yor bile. Daha önce ineklere sevgisi olan ben, gördü¤üm onlarca manzara ve onun trafi¤› kilitlemesi sonucu kaç›rd›¤›m iki önemli randevudan sonra, flimdi nerde inek görsem öfkelenir oluyorum. Gidece¤im yer 5-6 km uzakl›kta. Baflta yürümeyi düflünüyorum ama sonradan bafl›ma gelebilecekleri ve zaman sorununu düflündü¤ümde bundan vaz geçiyorum. Bir rick-shaw taksisi kiral›yorum. Kaç Ruppi (Hint para birimi) diyorum flöför, hiç üzülme çok ucuz diyor. Ucuz olabilir ama sen kaç Ruppi oldu¤unu söyle bana. Sorun de¤il beyefendi, vermesen de olur. Para dedi¤in ne ki! diyor. Her yönüyle iki yüzlü ve her taraf›ndan sahtekarl›k akan bu taksiciye çok k›c›k oluyorum ama, ne eylersin bir kez arabas›na yerleflmiflim. Cevap vermiyorum. Sadece madem öyle, demek ki ikimizde sonuca raz› olaca¤›z diyorum. Zaten “para dedi¤in ne ki!”sorusuna da birazdan, prati¤iyle kendisi yan›t olacak. ‹nece¤im yere geldi¤imde borcumun ne kadar oldu¤unu soruyorum. Taksici, yabanc› de¤ilsin on dolar verirsen yeter diyor. Bir insan ancak bu kadar sahtekar olabilir! ‹çimden taksi-

ciye çok ‘iyilik’ yapmak geliyor ama, ne yapars›n zaman› de¤il. Dolar de¤il, Ruppi diyorum. O zaman 500 Ruppi yeterlidir diyor. ‹lk önce taksiden iniyorum, sonra geldi¤imiz mesafe en fazla 30 Ruppi eder ama, ben sana 50 Ruppi veriyorum diyorum. Ve paray› söfün eline b›rak›p hemen ayr›l›yorum. Adam peflimden geliyor, ba¤›r›p ça¤›r›yor. Bak fazla gelirsen onu da al›r›m, iyisi mi sen hemen uzaklafl diyorum. ‹stemeyerek de olsa uzaklaflmak zorunda kal›yor. Daha taksiciden kurtulmadan, bu kez etraf›m› dilenciler ve herfley pazarlayabilen onlarca insan sar›yor. Turist olmak ne kadar zor! Bunlardan kurtulmak için kendimi ço¤u zaman sa¤›rl›¤a, ars›zl›¤a veriyorum ama ifle yaram›yor ki! Onlar benden daha inatç›. En sonunda öfkeliniyor, ve baz›lar›n› kovalamak zorunda kal›yorum. Uygun bir hotel bulana kadar en az iki saatim gidiyor. Mumbai konaklama bak›m›ndan Hindistan’›n en pahal› flehri. Bakt›¤›m hotellerin durumu çok kötü oldu¤u halde, fiyatlar çok pahal›. En sonunda, 15-16 hotele bakt›ktan sonra uygun olmasada bir hotel buldum. Geceli¤i 30 dolar ama uzun bir pazarl›ktan sonra 20 dolara anlafl›yoruz. Hotelden baflka herfleye benzer. ‹yi ve temiz yerler yok de¤il ama onlar›n da fiyat› çok yüksek. Odan›n her taraf› delik-deflik, fareler cirit at›yor. Buraya 20 dolar nas›l verilir. Çok ciddi bir sorunla karfl›laflmayaca¤›m› bilsem, uyku tulumumu al›p d›flar›da yataca¤›m. Sokaklar›n durumunu hat›rlay›nca, bu oday› tutmaktan baflka bir çaremin olmad›¤›n› görüyorum. Eflyalar›m› b›rakt›ktan sonra, “yükte hafif de¤erde a¤›r ne varsa al” türünden olanlar› üzerime al›p çarfl›ya ç›k›yorum. Devam› edecek


22 Haziran-5 Temmuz 2001 Kuzey Afrika’daki ba¤›ms›zl›k mücadelelerine bak›ld›¤›nda kapsaml› bir toplumsal devrim niteli¤ini tafl›yan ve antiemperyalist bir öz bar›nd›ran devrimlerdendir Cezayir devrimi. Cezayir’de devrim öncesi döneme bakacak olursak; 1. Emperyalist paylafl›m savafl›ndan sonra M›s›rl› Arap-‹slam milliyetçisi düflünür Muhammet Abdul’un reformist görüfllerini benimseyen fieyh Abdülhamit Ben Badis önderli¤inde kültürel bir ulema muhalefeti bafllam›flt›r. “Dinim islam, dilim Arapça, vatan›m Cezayir” fliar›yla hareket eden fieyh Abdülhamit 1931’de Uleme Birli¤i’ni kurmufltur. Ulema Birli¤i siyasal program›n teslimiyetçi içeri¤ine karfl›n, kültürel düzeyde Frans›zlaflmaya karfl› yerel muhalefeti yaratm›flt›r. Mutlak ba¤›ms›zl›¤› savunan ak›m Fransa’da çal›flan göçmen Cezayir’li iflçiler taraf›ndan kurulan “Kuzey Afrika Y›ld›z›”, bünyesinde geliflmifltir. Yine o dönem Fransa’da kurulan anti-faflist Halk Cephesi Hükümeti Cazayirli’lere siyasal örgütlenme hakk› verince “Kuzey Afrika y›ld›z›”, “Cezayir Halk Partisi”ne dönüflmüfltür. 1936 y›l›nda kurulan Cezayir Komünist Partisi ise yerel halkla tam bir bütünleflme yaratamay›nca çokta fazla güçlenemedi. Ferhad Abbas 12 fiubat 1943’de Cezayir Manifestosu ve Reformlar Tasar›s› ile ba¤›ms›zl›k talebinin programlaflt›r›lmas›na öncülük etmifltir. Bu dönem Cezayirli’lere atfen yap›lan baz› reformlar bir oyalama olarak de¤erlendirildi. ‹flte bundan sonra 14 Mart 1944’de yar›m milyon üyesi ile Cezayir’in en kitlesel örgütü olan “Özgürlük ve Manifesto Dostlar›” kurulmufl oldu. 2. Emperyalist dünya savafl›ndan sonra faflist Mihver’in yenilgisini kutlamak isteyen Cezayirli’lere sald›ran Frans›z Ordu Birlikleri 45 bin kadar Cezayirli’yi katletmiflti. O dönemden sonra Cezayir

iflçi-köylü

24

Cezayir Devrimi

üzerindeki Frans›z sömürüsü daha da yo¤unlaflt›. Bu yo¤unlaflma beraberinde flu gerçekli¤i de getiriyordu; Cezayir halk›n›n Frans›z emperyalizmine karfl› direniflini... Öyle ki 1954’lerde kentlerde geliflen anti-emperyalist tepkilerle Vietnam’daki hakl› mücadele destekleniyor, Frans›z’larca Vietnam’a yap›lan silah sevkiyat› durduruluyordu. 1 Kas›m 1954’de “Front de Liberation Nationale (Ulusal Kurtulufl Cephesi-FLN)’nun kurulmas› ile Cezayir halk›n›n anti-emperyalist kurtulufl savafl› bafllam›fl oldu. Kurucular› aras›nda Ahmet Ben Bella’n›n da oldu¤u FLN’nin halk› “özgürlü¤ü kendi silahlar›yla elde etmeye” ça¤›ran bildirileri özellikle k›rsal kesimlerde elden ele dolafl›yordu. Antiemperyalist mücadele h›zla yay›l›yordu. 18 Mart 1962’de Frans›z hükümeti ile Cezayir’in ba¤›ms›zl›¤›n›n en geç alt› ay içinde referanduma sunulmas›n› hükme

ba¤layan Evian Anlaflmas› imzaland›. 19 Mart’da ateflkes ilan edildi. Cezayir’de 7.5 y›l süren ve 1.5 milyon Cezayirli’nin ölümüne yol açan savafl 1 Temmuz 1962’de zafere evrildi. Cezayir halk›n›n Frans›z emperyalizmine karfl› direniflinde halk›n büyük bir

5

bölümünü oluflturan Berberilerin önemi büyüktür. Bu günde onca vahflete, sömürüye maruz kalan Berberi halk› mücadelesini sürdürmektedir. 1962 y›l›nda kazan›lan zafer, içinde nihai kurtulufl nüvelerini bar›nd›rmad›¤›ndan Cezayir’deki Berberiler bu gün hala ac›lar yaflamaktad›r. Öyle ki Frans›z emperyalistler egemenliklerini sürdürme ad›na böl-parçala-yönet sald›r›s›yla birbirlerine düflürmüfltür Araplar› ve Berberileri. Ve Cezayir egemenleri y›llar önce Frans›z’lara karfl› direnifli ören Berberileri sindirmeye ve bask› alt›nda tutmaya devam etmektedir. Geçti¤imiz günlerde Berberi halk›n›n sokaklara taflan direniflleri binlerce kiflinin kat›l›m›yla kendilerine yönelik ayr›mc›l›¤› ve iflsizli¤i protesto eden eylemlere dönüflmüfltür. Frans›z ufla¤› egemen Araplar taraf›ndan yönetilen Cezayir’de son yaflanan eylemde 80 civar›nda Berberinin katledilmesi ortam› daha da k›z›flt›rm›flt›. Son günlerde Cezayir yönetiminin bask›lar›na karfl› ayaklanan Berberilerin direnifli de gösteriyor ki ne kadar anti-emperyalist nitelikte olursa olsun s›n›fs›z s›n›rs›z bir toplumu hedef almayan bir mücadele göreceli zaferler kazansa da halk›n ac›lar›n› sona erdirmeye yetmeyecektir.

Yugoslavya’n›n Kominform’dan at›l›fl› S›n›f mücadelesi tarihin proletarya ve halklara ihanetin, çürümüfllü¤ün bir örne¤i de Yugoslav revizyonistleri taraf›ndan yaz›lm›flt›r. Yugoslav revizyonistleri 1944’te savafl›n içindeyken sosyalizm ve Sovyetler Birli¤i karfl›t› bir çizgiye sahiptiler. Tito-Rankoviç kli¤i bir yandan sosyalizm ve Sovyetler Birli¤i’ne paralel tav›rlar koyarken di¤er yandan ‹ngiliz ve Amerikan emperyalistleriyle savafl sonras›na yönelik iliflkiler gelifltirmeye çal›fl›yordu gizliden. Baflta SBPKP olmak üzere uluslararas› komünist hareket Titoculu¤a karfl› yo¤un mücadeleler yürütmüfltür. 22 Haziran 1948 y›l›nda Yugoslav revizyonistleri kominformdan at›lm›flt›r.

Sivas katliam› 2 Temmuz 1993... Mad›mak oteli... Gencecik bir yürek. Ad› Serkan. Elinde telefon “yard›m edin, yan›yoruz” diyor umutsuzca. Umutsuzdu; yard›m isterken sarfetti¤i cümleler yar›m kald›¤›nda; Umutsuzdu alevler etraf›n› sard›¤›nda; Umutsuzdu telefonu elinden b›rakt›¤›nda. Biliyordu bu köhnemifl düzenin zebanilerinin bir günlük ifli de¤ildi tüm olanlar. Kimden yard›m isteyebilirdi ki... Oteli saran cüppeli, sar›kl› zihniyetin gözü dönmüfl kuklalar›ndan m›, yoksa onlar›n s›rt›n› s›vazlayan askerden, polisten mi? Ölüm bu, kolay kabullenemiyor insan, yine de bir ses, bir s›cakl›k için dokundu parmaklar› o dönemin iktidar ortaklar›ndan güvenebileceklerini düflündükleri SHP genel baflkan› Erdal ‹nönü’nün numaras›na.

“Gerekeni yapar›z” demifltiler. Aynen öyle olmufltu. Kurulal› beri halka zulüm, açl›k, katliamdan baflka birfleyi reva görmeyen TC’nin en demokrat hükümeti(!) gerekeni yapm›flt›, iktidar›n› sürdürmek için. Evet onlar›n cephesinden gereken tam da buydu. Yani susmak, katliam› onaylamak. Günler öncesinden otel etraf›nda toplanan parke tafllar› katliam›n ne kadar planl› yap›ld›¤›n› ortaya koyarken alçakça “bunlar kafir, kafirlere ölüm” diyerek emirler veren belediye baflkanlar› daha da çirkinlefltiriyordu tabloyu. Ve 35 cana mal oldu Sivas katliam›... Çorum’u, Marafl’› kana bulayanlar Sivas’› yakm›flt› bu kez. Marafl’›, Çorum’u kana bulayanlar› parlamentosunda ceylan derisinden koltuklara

oturtan zihniyet bu gün Sivas da dahil bir çok katliam›n san›klar›na hukuk ad›na mahkemeler düzenleyip, ödül gibi cezalar verirken, onlar›n rahat› için hapishanelerde ki tüm olanaklar›n› da hizmetlerine sunmaktad›r. Görüldü¤ü gibi egemenler iktidarda olduklar› müddetçe halk›n kan›na girenleri yine katliamlara teflvik edecektir. Halk›n adaleti ancak kendi ba¤r›ndan ç›kan devrimci ve komünist irade ile sa¤lanacakt›r. T›pk› Sivas’ta 35 insan›m›z›n

can›na mal olan katliam› yapan zebanilerin tafl›nd›¤› ring arac›n›n TKP/ML T‹KKO taraf›ndan bombaland›¤› gibi. Eylem de¤erli konuklar›n› koruyamayan TC için büyük bir korku yaratm›fl, devrimci- demokrat, ilerici, ayd›n çevre taraf›ndan coflkuyla karfl›lanm›flt›. Sivas katliam›n›n sekizinci y›ldönümünde ölümsüzleflen canlar›m›z› anarken, katliamlar›n hesab›n›n sorulaca¤›na olan inanc›m›zla tüm katliamlar› lanetliyoruz.


iflçi-köylü

5

25

Olmaz› olur yapan irade: Hayrettin Bak›fl Dersim halk›n›n Kurefl’i Hayrettin Bak›fl bölgede yürüttü¤ü faaliyet nedeniyle halk›n tüm kesiminin büyük sevgi ve sayg›s›n› kazanm›fl, yaflam› boyunca ve flehit düflüflüyle birçok insan›n yüre¤inde yerini alm›fl ve örnek olmufltur. “Devrimcilik olanaks›zl›klar içinde olanak yaratmak, imkans›zl›klar› imkan yarat›p yenmektir, yarat›c›l›kt›r” anlay›fl›yla o günkü s›n›rl› koflullarda dahi imkanlar›n› yarat›p birçok sald›r›ya, eyleme imza atm›flt›r. Dikkati ve keskin zekas› ile herfleyi çok dikkatlice inceliyor, irdeliyor, tart›fl›yor, sonuçlar ç›kar›yor ve yapt›¤› istihbaratlardan emin oldu¤unda hiçbir kötülü¤ü cezas›z b›rakm›yordu. ‹nsanlara yaklafl›mlar›, problemlerini çözme, onlara yard›mc› olma noktas›ndaki olumlu tav›rlar›, onlar› yüreklendiren yaklafl›mlar› ile yoldafllar› taraf›ndan da çok seviliyordu. Onun yan›nda olmay›, birlikte faaliyet yürütmeyi bir flans olarak görüyordu insanlar. ‹fllerini organize etmede ustaca davranan Hayret tin Bak›fl 1979 y›l›nda ilk kez hapishaneye

girdi. 2 y›la yak›n hapishanede kalan Hayrettin Ba k›fl özgürlü¤üne kavuflur kavuflmaz hemen Partisi ile iletiflim kurdu ve mücadeledeki yerini tereddütsüzce ald›. Gerilla bölgesinde faaliyet yürütmeye bafllad›. 2. Konferans sonras› Do¤u Anadolu Bölge Komitesi üyeli¤ine getirilen Hayrettin Bak›fl 1982 y›l›nda MK üyeli¤ine getirildi. TKP/ML üyesi olan Hayrettin Bak›fl yine TKP/ML üyesi olan Nihat Topuz ve Metin Eker’le birlikte 29 Haziran 1985 y›l›nda Dersim’de girdikleri bir çat›flmada flehit oldular.

Namlularda yaflayan yürek Dersim’in niceyi¤itlerinden biri olan Efendi Diril 1976 y›l›nda Proletarya Partisi’nin görüflleri ile tan›flt›. Ve bu tan›fl›kl›¤›n ard›ndan 2 y›l sonra sergiledi¤i örnek tav›rlar› ile TKP/ML üyesi oldu. Ve bundan da 2 y›l sonra 30 Haziran 1980’de ‹stanbul Kanarya’da Çakar

Sokakta vücudunda 20 kurflunla katledilmifl bulundu. Faflizm daha önce yüzlerce devrimciye yapt›¤›n› yapm›flt› ona da. Bafledemeyece¤ini anlay›nca fiziksel olarak ölümünü istemiflti. Ama asl›nda onu ölümsüzlefltirerek nice genç beyine onun ismini kaz›m›flt›. Ailesi taraf›ndan do¤um yeri olan Dersim Hozat’a götürülen cenaze burada 2000 kiflilik bir kitle taraf›ndan “Efendiler ölmez”, “Kahrolsun patron-a¤a dev leti” sloganlar› ile karfl›lanm›fl ve buradan da insanlar›n kat›l›m› ile köyü olan Hülükufla¤› Köyüne götürülerek topra¤a verildi. Köyünde bir gece marfllarla, sloganlarla bekletilen Efendi Diril’in cenazesinde yoldafllar› silah s›karak onu ölümsüzlü¤e u¤urlad›lar.

22 Haziran-5 Temmuz 2001

Ölüm 盤l›klar›n› aflarak geldik bugünlere yar›nlar› bugünden kurmak için sevdalara tutunarak geldik bugünlere a¤lamas›n bebelerimiz diye kan, gözyafl›, iflkence zindan, ölüm açl›k, yoksulluk yaflayarak geldik bugünlere ki bebelerimizin gülüflleri bitmesin diye Bir sevdad›r durmadan dolaflan ‹çinde Karadeniz’den Dersim’e uzanan gerillad›r Komutand›r, savaflç›d›r Yoldaflt›r, sevdad›r umuttur, özlemdir Yüre¤imizde tutuflup yanan bir türküdür bafltan sona söylenen içinde ac›larla örülmüfl Yüzlerce bedenin topra¤a tohum oluflu bir aflkt›r herkesin yüre¤inde yanan. Gö¤ün derinliklerinden geldiler dillerinde susmak bilmeyen bir kavgaya türküsü ve flimdi bebeler bu türküyü dillendiriyorlar.

Naziler’in Paztizanlara yenilgisi Zilan Kürt Halk›n›n isyan›d›r “... Kutsal olan yaln›zca bir tek insan hakk› vard›r ki, bu hak ayn› zamanda bir yükümlülüktür; bu hak insanl›¤›n en iyi ›rk›n›n korunmas›n› sa¤layarak varl›¤›n› daha da soylulaflt›rmas›na imkan vermek için kan› saf ve temiz tutma hakk›d›r” (Adolf Hitler- Kavgam) Nazi Almanya’s›n›n bafl mimar› Hitlerin bu sözleri Hitler faflizminin hangi zihniyetle baflta yahudiler olmak üzere bir çok ülkenin halklar›na uygulad›¤› vahfletin mant›¤›n› açmaktad›r. Faflizmin bu katliamc› mant›¤›yla yaln›zca Alman halk›na ve Yahudilere de¤il bir çok ülkenin halklar›na da pervas›zca sald›ran. Hitler faflizmi 22 Haziran 1941’de Sovyetler Birli¤i’ne de sald›rd›. Dünyan›n tek hakimi olma çabalar›yla iflgallerine h›z veren Alman faflizminin Sovyetlere sald›rma plan› uzun vadeliydi. Sovyet iflgalinde baflar›l› olmas› Kafkasya ve Ortado¤u’da da bir baflar› kazanmas›n›n kofluluydu. Di¤er yandan emperyalist rakiplerinden ‹ngiltere’ye karfl› sinsi planlar› da buradan geçiyordu. Faflizmin zulmünün boyutland›¤› her yerde faflizme karfl› direnifl ve mücadele de boyutlanm›flt›r. Sovyetler Birli¤i’nde de yenilgiye u¤rayan Nazi Almanya’s› kurfluna dizdi¤i, ast›¤›, katletti¤i yüzlerce Partizan›n yükseltti¤i mücadelenin k›zg›n korunda kül olmufltur.

“Özgürlü¤ümüz için savaflt›¤›m›zdan dolay› tüm insanl›¤›n yüzüne k›vançla bakabiliyoruz” “Çok a¤›r bedeller ödüyoruz. Çünkü karfl›m›zda azg›n TC güçleri ve onun destekleyicisi olan emperyalist güçler var. Bizler da¤larda savaflan binlerce evlad›n›z, sizlerin özgür yar›nlar› için bir kez de¤il, binlerce kez can›m›z› feda etmeye haz›r›z. Özgürlük a¤ac› kanla sulan›r. Özgürlü¤ümüzü ucuza terketmemeliyiz.” Bu sözler 1972 Malatya do¤umlu olan ve 30 Haziran 1996’da Dersim’de tören düzenleyen faflist TC birli¤ine karfl› intihar eylemini gerçeklefltiren Zeynep K›nac›’ya ait. Yani Zilan’a. Son mektubunda Kürt halk›na seslenen Zilan bu eylemi niçin yapt›¤›n› aç›klayarak “tarihe mal olmufl efsanevi güzellikte direnifllerin sahibi olan ve savafl›m›n›n bu baflar›l› gelifliminde herbiri bir dönüm noktas› olan büyük direniflçilerin Mazlum, Kemal, Hayri, Ferhat, Beritan yoldafllar›n›n bafllatm›fl olduklar› direnifl gelene¤ine sahip ç›kmak ge-

rekiyor” diyor. O tarihte Zilan’› böyle yüce bir ölüme götüren halk›na yönelik bask›lar, afla¤›lamalar zulümlerdi. Ve o “yaflam iddiam çok büyük. Anlaml› bir yaflam›n ve büyük bir eylemin sahibi olmak istiyorum” diyerek bunlara bedeni ile duvar ördü, karfl› durdu. fiu geçti¤imiz süreçte yine Kürt ulusuna yönelik bask›lar oldukça yo¤un bir flekilde devam ediyor. Bir yandan hergün onlarca PKK gerillas› k›rsalda kimyasal silahlarla katledilirken bir yandan da gözalt›nda kay›plar devam ediyor. HADEP üyeleri tutuklan›yor hatta hatta yap›lan bir maç bile gözalt› sebebi olabiliyor. Ancak o tarihte Kürt ulusuna yönelik bask›lar› ölümleri ile durdurmak isteyenlerin flanl› miras› bugün “demokratik cumhuriyet” söylemleri ile gölgelenmek isteniyor. Newrozlar›n, Dörtlerin, Zilanlar›n ateflini körüklemek yerine yay›lmas› engellenmeye çal›fl›l›yor. Yani özgürlük terkedilmek isteniyor. Oysa onlar›n an›lar›na sahip ç›kmak, onlar› yaflatmak demek savafl ça¤r›lar›na kulak verip, kanlar› ile sulad›klar› özgürlük a¤ac›n› yeflertmektir.


22 Haziran-5 Temmuz 2001

NEH‹R Zeki Ayd›n “Küreselleflme”nin dibi delindi Ülkemizde emperyalist burjuvazi ve onun yerli uflaklar›ndan, baflta da TÜS‹AD’dan “demokratikleflme” bekleyenler çok kötü yan›ld›klar› gibi, kendi açmazlar›n› kitlelere de do¤ru gibi göstermeye çal›fl›yorlar. Yukar›dan devrim sorunu çoktan tarihe kar›flt›. Burjuvazinin ilerici oldu¤u 1800’lü y›llar›n son çeyre¤ine kadar bu geçerliydi. Ancak, günümüzde, burjuvaziden ve gericilikten “demokratikleflme” beklemek, safl›ktan öte, burjuvazinin egemenli¤ini pekifltirmekten ve kitleleri aldatmaktan baflka bir fley de¤ildir. Birincisi, emperyalist burjuvazi, hiç bir ülkede kitlelerin ç›karlar›na denk düflen bir demokratikleflmeyi desteklemedi¤i gibi, tersine, demokratikleflme mücadelelerinin önünü t›kam›flt›r. Hatta kitlelerin demokratik talepleri do¤rultusundaki mücadeleleri, kanl› bir flekilde bast›r›lm›fl ve bast›r›lmaktad›r. Kitlelerin ç›karlar› do¤rultusundaki demokratikleflme ile emperyalist burjuvazinin ve onun yerli uflaklar›n›n ç›karlar› burada çak›flmaz, çat›fl›r. ‹kincisi; demokratikleflme, bir devrim sorunudur. Kitlelerin demokratik talepler do¤rultusunda aya¤a kalkmas› ve bunu zorla gerçeklefltirmesi anlam›na gelir. Yani, ezen ve ezilen s›n›flar ars›nda kanl› çat›flmalar›n sonucu böyle bir fley gerçekleflebilir. Günümüzde, burjuva s›n›flar›n›n kendi aralar›ndaki çat›flmalardan demokratikleflme ortaya ç›kmaz. Olsa olsa, burjuvazinin zay›f kanad›na biraz daha fazla hak tan›ma olur ya da tersi. “Küreselleflme” demogojisiyle, kitlelerin refah düzeyinin yükselece¤i, demokratik haklar›n geliflece¤i söylemleri de, söylemden öte gitmeyip, tersi geliflmeler yaflanm›fl ve yaflan›yor. Emperyalizmin karakteri yaln›fl de¤erlendirildi¤i ve ona “ilerici” fonksiyonu yüklendi¤i sürece, kafalar› kar›flt›rma çabalar›da devam edecektir. ‹çinden geçti¤imiz süreç, emperyalistler aras› çeliflmelerin giderek ivme kazand›¤›n› ortaya koymaktad›r. Çünkü emperyalist burjuvazinin yeni sömürgecilik sisyaseti t›kanm›flt›r. Bunu “YDD”, “Neo-liberal ekonomi”, “küreselleflme” vb. gibi politikalarla aflmaya çal›flmalar›na karfl›n, gelinen süreçte, emperyalist burjuvazi ciddi bir t›kan›kl›kla karfl› karfl›ya kalm›flt›r. Bu krizi, bölgesel savafllar› art›rarak da atlatamad›lar. Ve yeniden bir baflka biçimde bafla dönme, aç›k askeri iflgallere kadar ifli vard›racaklard›r. Irak ve Yugoslavya olaylar› bunun en yak›n örneklerini oluflturuyor. Emperyalistler aras› çeliflmeler keskinlefltikçe, aç›k iflgallerin say›s› da artacakt›r. Emperyalist cephede bunlar

iflçi-köylü

26

yaflan›rken, Avrupa emperyalist burjuvazisinin, “demokrasi” havarisi kesilmesi hiç kimseyi kand›rmamal›d›r. Onlar, kanl› egemenlik yar›fl›n›n üstünü perdeleme peflindeler. Özellikle de, bunlardan “demokrasi ihrac›” bekleyeneler, ülkemizin iç siyasal yap›s›na bakmalar› yeterli olacakt›r. Kamu emekçilerinin en do¤al haklar› için mücadelesi karfl›s›nda panzerli, coplu, gazl› egemenlerin karfl› koyuflu, Avrupa burjuvazisinden ithal edilen “demokrasi” biçimidir. Emperyalistler aras› bloklaflman›n giderek artmas› ve buna ek olarak sermayenin daha az ellerde yo¤unlaflmas› yeni sürecin nas›l geliflece¤inin iflaretini de beraberinde veriyor. Bunlara, yo¤un kitlesel iflsizli¤in ortaya ç›kmas›, bütün yar›-sömürgelerde tar›m›n ölmesi ve köylülü¤ün flehirlerin yoksul varofllar›na akmas›, yoksullaflman›n dayan›lamaz boyutlara varmas›, sosyal patlamalar› da kaç›n›lmaz k›lacak ve emperyalist sermayenin daralmas›n›da beraberinde getirecektir. Ve dünyam›z, önümüzdeki ilk on y›l içinde 1970’lerin s›cak yaz›n› daha ileri bir boyutta, yeni kazan›mlar elde ederek yeniden yaflayaca¤a benzemektedir. Aç b›rak›lm›fl, iflten at›lm›fl, topra¤›ndan kovulmufl, örgütlülü¤ü da¤›t›lm›fl iflçi s›n›f› ve emekçiler, emperyalist burjuvazinin ka¤›ttan kaplan oldu¤unu yeniden ›sptalamaya haz›rlan›yorlar. Bunun sosyal ve siyasal koflullar› olgunlaflmaktad›r. Emperyalistler aras› çeliflmeler tek tek ülkelerin iç siyasetine de direk yans›maktad›r. Burjuvazi, kitleleri “demokrasi” vaadleri ile oyalamaya çal›fl›yor. Ama, öbür yandan ise, kitleler üzerinde egemenliklerini sa¤layacak daha sert yasalar› yaslaflt›rmaktan da geri durmuyorlar. ‹flte, TÜS‹AD’›n “program›na” da bu aç›dan yaklaflmak gerekiyor. TÜS‹AD’›n AB ve IMF’nin ç›karlar› do¤rultusunda baz› yasal de¤iflimler istemesi, ülkede bir demokratikleflme sa¤lamak de¤il, tersine, var olan demokratik haklar› daha da k›s›tlama yönünde bir çal›flma oldu¤unu görmezden gelmek, demokratikleflmekten ne anlafl›d›¤›na da ba¤l›d›r. Türk egemen s›n›flar›n›n istedi¤i, kitlelerin ç›karlar› do¤rultusunda bir demokratikleflme olmay›p, kendi aralar›ndaki ç›kar çat›flmalar›n› belli bir kurallara ba¤lama amaçl›d›r. Türk egemen s›n›flar›n› faflist devlet yap›s› ve siyasal sistemleri ve buna ba¤l› olarak ekonomik yap›lar› bütünüyle t›kanm›flt›r. Bu nedenle, egemen s›n›flar›n çeflitli kanatlar›, kanl› ve çürümüfl sistemlerini yaflatmak için

telafl içinde yeni “de¤iflim” önerileri ileri sürüyorlar. Ne yaz›k ki, kendine “ilerici” diyen bir çok siyasal ak›m da, burjuvazinin ç›rp›n›fltan kurtulmas›na omuz vermeye çal›fl›yorlar. Bu ba¤lamda kitleleri,“TÜS‹AD’›n program›n›” desteklemeye ça¤›rmak, burjuvazinin kanl› diktatoryas›n›n sürmesini istemekten baflka bir anlama gelmemektedir. Baflta, bir çok liberal ve sözde “sol”cu çevreler olmak üzere, PKK’n›n Baflkanl›k Konseyi’nin “desteklenmelidir” ça¤r›s› da bu çerçevededir. Bu tür yaklafl›mlar, halktan umudunu kesenlerin, denize düflenin y›lana sar›lmas› olay›d›r. Gerçek demokratikleflmeyi, ezilen s›n›flar›n kendi haklar›na sahip ç›kmas› ve bunun için mücadeleye at›lmas›yla sa¤lanacakt›r. Bunun iflaretleri yavafl yavafl gelmektedir. Memur emekçilerin direniflleri ve haklar›n› almakta ›sraral› olufllar›, önümüzdeki sürecin ne gibi olaylara sahne olaca¤›n›n iflaretini de veriyor. Ezilen kesimler, kaç›n›lmaz olarak uyan›fla geçecektir. Faflist devlet ne denli, bask› uygularsa uygulas›n, kitleler, kendi haklar›na sahip ç›kmas›n› ve almas›n› ö¤renecek ve alacaklard›r. Küçük ve orta ölçekli esnaflar›n yürümesi, peflinden memurlar›n direnifli ve yer yer fabrika iflgallerinin olmas›, bir çok alanda ise, her türlü grev k›r›c› geliflmelere karfl›n, grevdeki iflçilerin grevlerini sürdürmeleri, suskunlu¤u parçalama giriflimleri olarak de¤erlendirilmelidir. Polis copuna, gaz bombalar›na, polis panzerlerine karfl› kitlelerin yürümesi, her fleyin eskisi gibi olmayaca¤›n›n bir göstergesidir. Kitlelerin bu mücadeleleri geliflmesiyle, burjuvazinin dar gündemini parçalay›p, kendi gündemlerini egemen s›n›flara dayatacaklard›r. Ülkemizde suskunlu¤u y›rtma giriflimleri artarken, di¤er ülkelerde de emekçilerin direniflleri seslerini duyuruyor. Mücadele ve örgütlenme bilinci gelifliyor. Özellikle emperyalizmin a¤›r

5

bask›s› alt›ndaki ülkelerde afl›r› sömürü ve bask›lar›n sonucu, anti-emperyalist bilinç yeniden uç vermeye bafllad›. Bu da kitleler nezdinde, “küreselleflme” demogojisinin a盤a ç›kar›lmas›n›n bir örne¤idir. ABD baflkan› Bush’un gitti¤i her ülkede protesto edilmesi, katilli¤i kitlelerce dile getirilmesi, antiemperyalist bilincin geliflmesinin sonucudur. Art›k emperyalist efendilerin temsilcileri, ellerini kollar›n› sallayarak istedikleri yere rahatl›kla gidemeyeceklerdir. Burjuvazi kitleleri örgütsüzlefltirmeye çal›flsa da, kitleler hem yerel alanlarda hem de ülkeler aras› alanda devrimcidemokrat nitelikli örgütlenmelere h›z vermeye bafllad›lar. Bunun en son örne¤i ise, 25-27 May›s’ta Hollanda’da 1. Kurultay› yap›lan “Halklar›n Uslararas› Mücadele Ligi”dir. 40 yak›n ülkeden 200’den fazla kitle örgütünün kat›lmas› ve kat›l›mc› örgütlerin böyle bir olufluma büyük bir ilgi göstermesi, kitlelerin uluslararas› örgütlenmeye de önem verdi¤ini ortaya koymaktad›r. Bu oluflum, son y›llarda yap›lan antiemperyalist nitelikli en genifl bir kat›l›m olmas› aç›s›ndan da önemlidir. Son 20 y›l içinde böyle bir niteli¤e ve kat›l›ma sahip bir oluflum gerçeklefltirilememifltir. Bu aç›dan, bu oluflumun tarihsel bir önemi vard›r. Halklar›n mücadelesini birlefltirmeleri ve antiemperyalist nitelikte de olsa ortak bir çat› içinde bir araya gelmeleri, antiemperyalist mücadelenin geliflmesine büyük bir katk› yapacakt›r. Ülkemizden de bir çok kitle örgütünün bu olufluma kat›lmas›, destek sunmas› ve örgütleyici konumda olmalar›, ülkemizdeki s›n›f mücadelesinin de bir yans›mas› olarak de¤erlendirilmelidir. Emperyalist burjuvazinin ve onlar›n yerli uflaklar›n›n “küresel” dünyalar›n›n dibi delinirken, ezilen halklar›n mücadelesi birleflerek dünyay› sarmaya bafll›yor. ‹flte bu, umut vericidir. Bu umut, korunmal› ve gelifltirilmelidir.

Dünyan›n neresinde olursan ol, onurlu mücadeleyi seç Almanya’n›n Mannheim ve çevresi AT‹F üyeleri, Af Örgütü, Yefliller Partisi 90, Kültür ve Anlaflma Merkezi, Bar›fl ve ‹flçi Temsilcileri, ‹flçiköylü okurlar› olarak F tipi zindanlara karfl› eylemliliklerimiz Enternasyonal Dayan›flma Komitesi çat›s› alt›nda sürüyor. TC’nin z›ndanlardaki katliam› sonras› içerde ve d›flarda onlarca can›m›z› yitirdik. Daha fazla flehit vermemek için biz iflçiler, biz emekçiler, biz esnaflar, biz sanatç›lar, biz kad›nlar, biz demokratlar bu gidifle dur demeliyiz. Komünistler, devrimciler tüm toplumun haklar›n› savunduklar› için zindanlara kapat›ld›lar. Katliamlara dur demek için Avrupa’da daha fazla kamuoyu oluflturmal›y›z. Biz Mannheim ve çevresi Z›ndandaki Tutsaklarla Dayan›flma Komitesi olarak Tretman politikas›n› ve Türkiye’ye turist olarak gidilmesine karfl› bir bildiriyle Alman Kamuyonu bilgilendirdik ve 12 Eylül zindanlar›nda tutsaklara uygulanan; dini e¤itim, askeri disiplin, zorla istiklal marfl› söyletme vb. politikalar› anlatt›k ve 1000 adet bast›rd›¤›m›z kartpostallardan 120 adetini tutsaklara postalad›k. Geri kalan kartlar›da çevredeki halka da¤›tt›k. Bölgemizdeki halk bu eylemi olumlu bir flekilde karfl›lad›. Yaflas›n Enternasyonal Dayan›flma! Biz kazanaca¤›z, Halk kazanacak! Mannheim ve çevresi ‹flçi-köylü okurlar›


iflçi-köylü

5

22 Haziran-5 Temmuz 2001

27

Kad›nda de¤iflimin zirvedeki ismi: Nergiz Gülmez ücadele, kavga, savafl ve kad›n. Egemenler cephesinde genelde pek yak›flt›r›lamayan kavramlar birbirlerine. Onlara göre; savafl, kavga güç ister çünkü. Zorluk çekmektir. Oysa kad›n ise narin k›r›lgan, zay›f ve güçsüzdür. Birilerine tutunmadan yürüyemez, kendi ayaklar› üzerinde duramaz, mücadele edemez, savaflamaz onun rolü yetifltirildi¤i kal›plar›n için; en iyi flekilde doldurmak en iyi k›z çocu¤u, en iyi efl, en iyi anne olabilmektir. Burjuva siyasette kad›n›n›n rolü böyledir. Güçsüz olan kad›n en afla¤› yöntemlerle kullan›l›r. Burada rolü genelde eflinin yan›nda iyi ev kad›n›n› oynamakt›r burjuva siyasetçilerinin yaflam tarzlar›na, evlilik iliflkilerine bakt›¤›m›zda bunlar› çok rahat görürüz. Efliyle beraber yurt gezisine ç›km›fl burjuva politikac›lar› düflünün bir. Erkek siyasetle, derin konularla u¤rafl›rken, kad›n çocuk yuvalar›na, kad›n s›¤›nma evlerine, hastanelere camilere ziyaret düzenler. Al›flverifl yapar. Siyasetten anlamaz. Siyaset yapm›yormufl gibi gösterilmeye çal›fl›l›r. Ve kullan›l›r kendi s›n›f›n›n politikas› için en afla¤›l›k biçimde. Ama güç onlar›n düflündü¤ü gibi bilekte de¤ilse sadece, yürekte ve bilinçte ise kavgada kad›na göre. Gö¤ün yar›s› olan kad›nlar, gö¤ün yar›s›n› almak için kavga etmeli, dö-

M

vüflmeli, mücadeleye kat›lmal›, destekçisi de¤il omuzlay›c›s› olmal›. Hak etmeli yani. Ki bu dövüfl özgürlefltirsin onu, gerçekten güzellefltirsin, insanlaflt›rs›n. Proleter siyasete, kendi s›n›f›na hizmet etsin. Belki do¤rudur kad›nlar daha duygusal, daha duygulu, daha k›r›lgan olabilir. Ama nedir gerçek anlamda duygusall›k. Sahte ac›lara a¤lamak m› televizyonlardaki pembe dizilerde, ya da ahlay›p vahlamalar›m› en yak›nlar›m›z›n üzüntülerine. Milyonlarca dünya çocuklar› ölürken açl›ktan, kutsal annelik duygusu ile kendi çocu¤unu hayali mamalarla beslemek mi? Kendi ac›lar›na a¤lamak m›d›r sadece. Hay›r. Kesinlikle. Duyarl›l›k, duygusall›k insana özgü olmal›. Ama öyle hücreleflmifl ki duygular›m›z bile. O s›n›rlar›n d›fl›nda duygulanm›yoruz bile. O s›n›rlarda kendimiz, ailemiz, tan›d›klar›m›z d›fl›na ç›kam›yor. Oysa kad›n olmaktan de¤il asl›nda yetifltirilme tarz›ndan kaynaklanan bu özellikler toplumsallaflt›¤› devrimcilefltirildi¤i oranda bir anlam ifade ediyor. Yoksa bencilli¤in ötesine geçmez, geçemez. Onun ad› da ne duygusall›k, k›r›lganl›k ne de duyarl›l›k olur. Ve bu özellikleri ancak devrimci kad›nlar lay›k›yla yaflayabilir. Bunun bizim aç›m›zdan en çarp›c› örne¤i Nergizimiz. Duygusall›k, duyarl›l›k, güç, bilinç, yürek harman›

nem halam› tabi ki daha çok seviyordu. Saçlar›n› sar›ya boyat›p ç›kageldi bir gün herkes gülüp bu ne hal böyle dedi halam sinirlendi “ne varm›fl halimde k›skanmay›n böyle saç kimde var”diyordu. Bir ara civciv diyorduk kendi aram›zda. Arkadafllar›na olan ba¤l›l›¤› da herkes taraf›ndan bilinirdi. Hatta bir arkadafl› için çantas›nda devaml› sigara gezdirirdi paras› olmay›nca sigara alamaz diye. Sigaradan nefret etti¤i halde. Gerçi bir ara oda tak›lm›flt› ama erken geçti etkisi. Devrim yoluna bafl koydu, s›rf s›n›f ayr›mlar›, insan yozlaflmalar› ortadan kalks›n çocuklar çocukluklar›n› yaflayabilsinler diye, hakl›yd›, do¤ru bildi¤i yolda ilerledi ve flehit olma onuruna nail oldu. Onsuzluk ac› olabilir ama y›k›lmak, vazgeçmek yok, s›rf morali bozulmas›n, direncini yitirmesin diye hastaneye ziyaretine gitmedim biraz sulu gözlü oldu¤um için görür üzülür diye o bize lay›kt› ama biz... Kendi ad›ma hay›r diyorum. Düflüncelerimiz ayn› belki ama pratiklerimiz farkl›! Faflizm, emperyalizm onu fiziksel olarak bizden ay›rm›fl olabilir ama o bizimle flu an bile yan›mda beni izledi¤ini hissedebiliyorum. Kahkahalar› kulaklar›mda yüzü

Nergiz’e Halac›¤›m› anlatmak, tan›mad›¤›m onlarca, yüzlerce okura nas›l olur anlatabilir miyim bilmiyorum ama elimden geldi¤ince yazaca¤›m. Ressam›md› halac›¤›m benim resim ödevlerimi çizer bende okulda onun yapt›¤› resimlerden not al›rd›m. Bir seferinde halama Ümraniye hapishanedeydi o zaman resim ödevim var, çok zor çizemiyorum sen çiz haftaya alay›m dedim. Halam “oldu can›m otur da u¤rafl biraz her zaman senin ifllerini yapacak birileri olmayacak etraf›nda” dedi. Do¤ruda söylüyordu biliyordum ama yine de sorumsuzluk iflte.Çocuklar› çok severdi ama s›kmayacak, öpmeyecek, ellemeyeceksiniz yoksa vay halinize yand›n›z. ‹natç›, inançl›, ilkeli yürekli biricik halam onunla yapmak isteyip de yapamad›klar›m›za yanar›m onsuzlu¤a al›flmak zorunda kalaca¤›m ya da onun fiziksel yoklu¤una al›flmak, kabullenmek akl›m›n ucundan geçmezdi. Hep k›zd›r›rd›m onu babaannem beni daha çok seviyor diye (bilindi¤i üzere babaannemi kimseyle paylaflmazd›) k›zar “hay›r beni seviyor” derdi. Ama ben ne dersem diyeyim babaan-

Nergiz. Hani yengesi mektubunda diyor ya tan›mad›¤› bir insan›n bir sorunu olsa ve yard›m edemese a¤larm›fl Nergiz. Ya da yoldafllar›n›n en ufak ac›lar›na, hastal›klar›na dayanamay›p, eli aya¤›na dolaflan incecik Nergiz. Birde 19 Aral›k sald›r›s›nda eli kopan yoldafl›n›n kan›n› durdurmaya çal›flan güçlü Nergiz. Çeliflki mi? Hay›r de¤il. Sadece duygular›n, sevginin bilinçle harmanlanmas›, kinle yo¤rulmas›. ‹nsanlaflmas›. Ve iflte kavgaysa kavga zindanlarda, dövüflse dövüfl (hem de alabildi¤ine eflitsiz koflullarda) güçse güç. Ölebilmek de¤ilse güç, parça parça, dirhem dirhem nedir ki baflka. insana dair her özellik ancak devrimci saflarda devrimcileflti¤i oranda anlamlan›r. ‹flte Nergiz, ‹flte devrimci saflarda zirvelere oturan yüzlerce kad›n. Cesaretin, kad›nda özgürleflmenin zirvesi, s›radan düflkün kad›na güçlü bir vurufl, sorgulayan, üreten, sadece yapan de¤il planlayan, sadece yönetilen de¤il yöneten kad›n. Yani savaflta dövüflte kad›n.

Ve bizler aç›s›ndan PP’sinin ilk kad›n Ölüm Orucu flehidi olan Nergiz Gülmez’in irdelenmesi, a盤a ç›kar›lmas›, örnek al›nmas› gereken o denli çok yönü var ki. Söyleneni yapan de¤il sorgulayan pratikçi de¤il plan yapan, yönetilen de¤il yön veren kad›n kiflili¤inde zirvelere ulaflman›n bir ad› da Nergiz asl›nda. Yard›mc› kad›n kiflili¤inin, mücadele içindeki yerini yeterli gören, mücadeleye daha fazla yarar sa¤laman›n PP’sine daha fazla yak›nlaflmak demek oldu¤unu bilince ç›karmayan yetinmeci kad›n kiflili¤inin paramparça olmas› demek onun parti üyeli¤i s›fat› ve bu s›fat›na yak›fl›r tarzda ölüm orucundaki kararl›l›¤›. Zorla tedavi sald›r›s›na daha üst bir tav›rla suyu kesme sald›r›s› ile karfl›l›k vermedeki üstün bafl e¤mezli¤i,. T›pk› daha önceki

gözlerimde kalbi kalbimin içinde o benimle, bizimle, bizi b›rakmad› herkes gibi bunu biliyorum ama yine de... Görüfl kabinlerinin arkas›nda beklerken k›zard›m ona hadi biz ne zaman görüflece¤iz diye bekle derdi s›ra bize de gelecek flimdi size ve kendime soruyorum s›ra bize gelecek mi bir daha onu görebilecek miyim halam› bana halac›¤›m diyen halam›, geceleri rüyama gelmeyen, gelmek için belki zaferi bekleyen halam›, birbirimize söz vermifltik zafer den sonra z›lg›tlar çekip, sloganlar atacakt›k, halaylar çekecektik birlikte sana flimdi ben söz veriyorum zaferde bir omuzumdan tutaca¤›na olan inanc›mla ikimizin yerine ben yapaca¤›m bunlar› keflke ben seni de¤il de sen beni anlatmak zorunda olsayd›n. ‹çimde bir çocuk var sana ait ayn› sen gibi içimde 盤l›k 盤l›¤a b›rak beni diye, b›rakt›¤›m da ürkekleflen, gitmeyen d›flar›ya ç›kmayan yüre¤i s›k›flan, seni özleyen, seni sen oldu¤un için seven, sensizli¤e nas›l al›flaca¤›n› bilmeyen sensizlik nedir bilmek istemeyen. Hep derdin “Naz›m’›n bafl›nda ç›nar a¤ac› var” ne güzel flimdi seninde bir meyve a¤ac›n var bafl›nda mutlusundur biliyorum. Sen bizim zeytin gözlümüz yaflarken de badem gözlümüzdün ve hep öyle kalacaks›n. May›s do¤um günün iyiki

göz alt›lar›nda pek çok s›radan kad›n›n en büyük korkusu olan yaln›zl›k, iflkence, ve her türlü tehdit karfl›s›ndaki bafl e¤mezli¤i gibi. Kurulu düzeninin bozulmamas› için kendince her türlü özveri de bulunan, televizyonda dahi gözalt›na al›nan bayanlar› gördü¤ünde tedirgin olan s›radan kad›nlara onun her türlü iflkence alt›nda tak›nm›fl oldu¤u olumlu tutum çarp›c› bir örnektir asl›nda. Gücün, cesaretin, dayanakl›l›¤›n, karl›l›¤›n bir kad›nda somutlanm›fl halidir Nergiz. Öne ç›kmaktan korkmayan, yani olmas› gerekti¤i gibi olan, yapmas› gerekeni en mütevazi flekilde yapan, ölüm kimileri için korkulacak bir kay›pken onun ilk olabilmek için çarpan coflkun yüre¤i tarihimizde bir ilk olmufl. Bilinçlerimizde hak etti¤i yere oturmufltur.

do¤dun, iyiki devrimci oldun seni anl›ndaki k›z›l banttan öpüyor, s›ms›k› kucakl›yor, seninle gurur duydu¤umu bir kez daha hayk›rmak istiyorum. Seni çok seviyorum Nergom... “Umudun öyküsünü yazmak bize düfltü Bize düfltü Susmak için hayata Ömrün bahar›n› ac›lar› tas tas içmek bize düfltü... Bize düfltü, Gözyafls›z a¤lamak genç ölümlere Yeni flafaklara kardefl olmak Alayla gülümsemek karanl›klara Özgürlü¤ü fethetmek bize düfltü. Hasret vurgunuyla yanmak Vedalaflmadan yürümek sonsuzlu¤a Gelece¤e köprü olmak bize düfltü...” Bana yazd›¤› bir fliiri siz dostlarla paylaflmak istedim. Onsuzlu¤a al›flmakta bize düfltü. Al›flkanl›klar›n en kötüsü, en kahbesi, en ac›mas›z›. Onsuzlu¤u bizlere yaflatan faflizme hesap sorma gününün gelmesini iple çekece¤iz. Onu çok seven ye¤enleri Not: Akl›ma geldi de Eminönün’deki küçük lahmacunlar› pideyi, ac› pul biberi çok severdi. Birde ‹stanbul’u, Anac›¤›n›, insan olabilme yetisine sahip her insan› severdi.


22 Haziran-5 Temmuz 2001

iflçi-köylü

28

5

Herfleye ra¤men yüzündeki tebessümü eksilmemiflti Ben Nergiz’in yengesiyim. Nergiz’i anlatmak istiyorum. Ama çok zor Can Nergiz’i anlatmak. Ben Nergiz’le 1978’in Haziran ay›nda Tercan’›n Yollarüstü Köyünde tan›flt›m. O tarihte ailesiyle birlikte köyümüze gelmifllerdi, çok tatl› c›v›l c›v›l biriydi. Sar›fl›n ve uzun uzun saçlar› k›v›rc›k iki örgülük dünya tatl›s›yd›. 3 gün kald›ktan sonra ‹stanbul’a döndüler. dönecekleri son gün yan›ma geldi ve yenge abime mektup yazmak istersen kimseye göstermem abime götürürüm demiflti. Can Nergiz o zaman bile çok düflünceli, anlay›fll› biriydi çünkü o dönemde henüz 8 yafl›ndayd› Daha sonraki süreçte Nergiz’le 4.12.1978 tarihinden itibaren beraber olduk. ‹kinci s›n›fa gidiyordu ve sabahç›yd›. Her sabah kalkar Nergiz’in beslenmesini haz›rlar Nergiz’i kald›r›rd›m ama saçlar›n› taratmazd›, nedeni de öce Filiz’in saç›n› tara, Filiz’de önce Nergiz’in saç›n› tara derdi. Her sabah böyle arbedemiz olurdu. Ö¤len eve geldi¤inde henüz okul giysilerini ç›karmadan bugün nereye gidece¤iz derdi, çünkü gezmeyi çok severdi. Gülmeyi kahkahayla gülmeyi çok severdi, birde ye¤eniyle u¤raflmay› ona mama yedirmeyi, onu giyindirmeyi ona ikinci bir anne olmay› çok severdi, hiç a¤lamas›na dayanamazd›. Karn›m› aç, alt›m› ›slak diye arkamdan dolafl›r dururdu. Tabii Nergiz can büyüdü genç k›z oldu, ilkokul bitti ortaokul bitti. Liseli oldu. Lise döneminde daha da c›v›l c›v›l biriydi. Sorunu olan herkese koflar yard›m etmeye çal›fl›r çabalard›, ve üzülürdü yard›mc› olamad›¤›nda da a¤lard›. Neden, niçin, böyle diye üzülürdü. O güzel k›z uzun saçlar›n› kesip Amerikan trafl› denilen modeli yapm›flt›. Bir çok sevdi¤i kiflinin tepkisini alm›flt›. Tam bir erkek olmuflsun birde dizleri y›rt›k kot giyerdi bizlerde k›zd›r›rd›k onu oda “k›skan›yorsunuz” derdi. Abisi, “tam bir çingene olmuflsun” derdi. Nergiz abisinin çingenesiydi. ‹flte böyle güzel günlerimiz olmufltu. Hele bir gün ifllerinden dolay› çok yürümüfl, yorulmufl, eve geldi. Çok yorgun oldu¤unu söyledi, bende kendisine tak›l›p elekçiler (elek satan sat›c›lar) gibi dolafl›rsan olaca¤› bu demifltim, bu laf›ma k›zm›flt› ben iflim için geziyorum, dedi. Tabii ben de espri olsun diye söylemifltim ama ifle yaramad› ve ben onu k›rm›flt›m. Daha sonraki süreçte Bayrampafla Cezaevi gündeme geldi çünkü yakalanm›flt›. Görüfllere giderdik pek konuflamasak da biz birbirimizi anl›yor ve hofl görüyorduk. Onu görmek bile bize yetiyordu çünkü kabinin öbür taraf›nda o güzel tebessümü bak›fl› birçok fleyi anlat›yordu. Daha sonra Ümraniye hapishanesine götürüldü art›k Ümraniye’ye giderdim. O güzel k›z k›rçiçe¤i, sa¤l›kç›yd›. Her ziyarete gitti¤imizde cam›n öbür taraf›ndan bir 盤l›k atar “kimler gelmifl” der çok sevinirdi. O mutlu oldukça, sevindikçe ben daha mutlu olurdum. Bir kezde kendisine bir

daha geliflimde nöbeti baflkas›na verde seninle uzun uzun konuflal›m dedim. Bunun hiç mümkünat› yok yengeci¤im dedi bana o benim görevim böyle idare edece¤iz demiflti. fiimdi düflünüyorum da çok bencilce davranm›fl›m. fiimdi, flu anda bir saniye bile görebilsem!!! Gülüflünü, bak›fl›n›, onu çok çok özlüyorum bunu ka¤›da dökmek o kadar zor ki anlatamam... Operasyon sonras› Kartal hapishanesine getirdiler. Adi devlet görüfl hakk›m› elimden ald›, yengeye görüfl yok dediler. Ama ben pes etmedim. U¤raflt›m, iki kez izin alarak Nergiz’ci¤in görüflüne gittim. ‹lk gitti¤imde bende çok sevinmifltim. Nergocu¤um da sevinmiflti. Fazla konuflamad›k. ‹kinci kez gitti¤imde Nergizime bir sürpriz daha yapt›m çok sevdi¤i kendisine doyamad›¤›, kuca¤›na al›p sevemedi¤i, oynayamad›¤› dünya tatl›s› küçük ye¤eni, Aygün’ü götürdüm çok sevindi. fiimdi bununla oynamak varm›fl dedi. Bende zaferden sonra belki tahliye olursun dedim. Gülümsedi. Daha sonra bana “yengeci¤im seni görüflüme alm›yorlarm›fl ama ben seni vasim ilan edece¤im dilekçe verdim” dedi. “Sende gereken ifllemleri yapars›n rahatça görüflüme gelirsin ama bana birfley olursa herfleyimi sen yapacaks›n” dedi. Tabi bunu flakas› bile kötüydü ben a¤lad›m kabinden uzaklaflt›m görmesin a¤lamam› diye. Ama gördü ve ça¤›rd› “bu süreç hiç iyi gitmiyor her an herfley olabilir” dedi. “Bunun için kendinizi haz›rlay›n ve bana birfley olursa oldu¤un da da a¤laman›z› istemiyorum. Yaflayarak ya da ölerek biz kazanaca¤›z” demiflti. O gün içimden bir fleylerin koptu¤unu hissettim. Can›m Nergizci¤im sanki bize bizlere birfleyler anlatm›flt›, anlatmak istemiflti. Üçüncü kez gitti¤imde hastaneye kald›r›laca¤›n› ö¤renmifltik ve ambulanslar›n içeri girip ç›kt›klar›nda da ba¤›rd›m Nergiz Nergiz diye ama Nergi-

zim belindeki rahats›zl›¤›ndan dolay› sedyeden kalkamad›. Ganime’yi, Meral’i Sibel’i görebildik. Hastane süreci içinde bir kere Bayrampafla hastanesinde görebildik. Dünya tatl›s› kumral güzel k›z erimifl, bitmifl herfleye ra¤men yüzündeki tebessümü hiç eksilmemifl yine gülüyor yaflayarak ya da ölerek zafer bizim diyordu. Daha sonra Kartal Devlet Hastanesine geri getirildi bir kaç günlük mücadeleden sonra tekrar izin alabildik savc›dan, ben ve teyzesi sevindik güzel k›z› görmek için sab›rs›zland›k, nihayet asker geldi. Kimli¤imizi götürdü sonra bizi ça¤›rd› gittik. Tabi ki gördüklerimiz hiçte iç aç›c› bir görüntü de¤ildi. Nergiz içerde odada yani hastane hücresinde sadece bir nefes al›fl› bile belli belirsiz olan bu güzel insan›n üzerine kap›lar kilitlenmifl. 1 komutan, 2 asker kap›da nöbet bekliyor tabi ki bekleyecekler kap›y› kilitlemenin mant›¤› neydi art› hangi anahtar kap›n›n diye u¤rafl›yor bulam›yorlard›. Sanki uçarak oradan ç›k›p gidecekti. Neyse anahtar› bulunup kap›y› açt›lar. ‹çeri girerken hayal kurmufltum hala c›v›l c›v›l o güzel k›z› bekliyordum ama maalesef sadece tebessümlü yüzüyle yat›yordu çiçe¤imiz. Ben bafl ucuna geçtim, teyzesi ellerini tuttu. Ben konufluyorum, teyzesi konufluyor. Ben ayaklar›na dokundum ayaklar› s›cac›kt›, ellerini tuttum buz gibiydi, tekrar bafl ucuna geldim, kumral saçlar›n› okflad›m, su içirdim. Bu arada konufluyoruz. Sadece bir refleks gösterdi. Gözlerini kapatt›, açt›, ben su içirmeye davam ettim. Teyze ellerine masaj yapt›. Ellerin ›s›nd› biraz dedi. Süre doldu deyip bizi ç›kard›lar ve müdahale edeceklerini söyledi. Bizler bahçeye ç›kt›k, annem içeri girdi ç›kt›, “Nergiz’i kaybettik” dedi. Dünyam y›k›ld› biraz önce yafl›yordu su içti. Tebessümlü yüzüyle refleks gösterdi nas›l olur böyle bir fley, inanm›yorum. Bir tanemi, k›rçi-

fiiir güzeline;

çe¤imi, o güzel k›z› anlatmak çok çok zor sadece onu sevenlere bir fleyler aktarmak istedim. Nergiz bizim içimizde yafl›yor yaflataca¤›z. Onu çok seviyorum, seviyoruz, özlüyoruz, özlüyorum. ‹yiki annesi onu do¤urmufl, iyiki Nergiz var olmufl, ne mutlu bana onu tan›m›fl›m, ne mutlu bana onun yengesi olmuflum. Çok flansl›y›m. Onun gibi güzel insanla birfleyler paylaflt›¤›m için, keflke daha fazla birfleyler paylaflabilseydim ama koflullar engel oldu bizlere, hep tahliye olacak hep kutlayaca¤›m›z günün hayallerini kurard›k. Her mahkeme gününe 1-2 hafta kala planlar yapard›k, sarmalar, içecekler hayalleri kurard›k ama hep fiiir güzeline;derdi Nergiz ceza almama da haz›rlan›n derdi. Bizde espri yapard›k. Mutlaka bu kez tahliye olacaks›n derdik. Tatiller, piknikler gezece¤iz seninle derdik. Arkadafllar› “oh sizinkiler baya¤› haz›rl›k yapm›fllar” derlerdi. Çok hofluna gider, güzel bir kahkaha patlat›rd›. Gülüflü çok çok güzeldi. Nergiz’i tan›yanlar bilenler okuyunca bana hak verecekler. Gülüflünü özlüyorum. Onu çok seviyorum. Bir özelli¤i de fliir okumay› çok severdi. Kitap okumay›, bir fleyler yaz›p çizmeyi, resim çekmeyi severdi. Resim yapmay› severdi. Ye¤enleriyle çok iyi anlafl›rd›. Derslerine yard›m ederdi, ederkende anlayamad›klar›nda da gizlice s›kard› tabii bu hala ye¤en durumuna gülerdik. O bir taneydi. Onunla gurur duyuyoruz, onuruyla, flerefiyle dimdik, aln›ndaki k›z›l banta lay›k bir flekilde ölümü un-ufak yaparak, zafere öncü, siper oldu. Yüzündeki tebessümü yok edemediler, düflman›n karfl›s›nda hep dirençli, biriydi, düflmana yenilmedi. Düflman› ezip geçti, gururla güzelli¤iyle (iç ve d›fl) zafere gitti ve onu çok ama çok seviyorum Yengesi Fadime Gülmez Y›llarca dergi sayfalar›nda flehitlere dair ilanlar mektuplar okudum, ama galiba en zoru insan›n dostunu yazmas›ym›fl. Günlerdir akl›m kaleme küsmüfl, anlad›m ki dostum; kelimeler kifayetsiz seni anlatmaya “Seni anlatabilmek seni iyi çocuklara, kahramanlara

seni anlatabilmek seni namussuza haldan bilmez kahpe y›lanlara” Ne güzel okurduk seninle fliirleri, sabahlara kadar her biri bir kez daha anlamlan›rd›. Ve bir kez daha anlamlanacak, çünkü art›k sen de fliirlefltin, sonsuzlaflt›n, sloganlaflt›n. Bana ö¤rettiklerin ve yaflatt›klar›n için sana sonsuz teflekkür ediyorum. Ac› tatl› onlarca an›m›zla benimle berabersin. Bunlar› en son Ümraniye Hapishanesi’nde sana da söyledi¤im için mutluyum. Sen benim etkilendi¤im say›l› güzelliklerdendin. Dostum; sen yaflarken de badem gözlüydün. Seni seviyorum. “Sen dostumdun benim gülünce günefller açan bulutlara, bulutlara rüzgara arar›m suretini her akflam her akflam bir mektup yazar›m da¤lar kadar kay›p bir adresten geliyor sesin flimdi, üflüyorum unutma dostumsun sen, neredeysen orada ölmek isterim. Sen dostumdun benim, gülünce günefller açard› su gibi azizdin, yurdumun aln›nda atefller yanan ›fl›kl› bir ›rmak gibi bakt›¤›m›z o uzun yürüyüfl daha dündü sanki, her patlayan sa¤anak bunu anlat›r fabrika düdükleri bunu anlat›r bana her vardiyada Sen dostumdun benim gülünce günefller açan bulutlara rüzgara asar›m suretini her akflam her akflam bir mektup yazar›m da¤lar kadar mefleler gö¤ermifl diyorsun vars›n gö¤ersin unutmad›m b›rak›p giderken söyledi¤in sözleri.”

Küçük Filiz


5 De¤erli Dostlar

iflçi-köylü

AT‹K, ‹T‹F, HT‹F, AT‹GF, AT‹F ÜYELER‹NE, Fransa ve ‹ngiltere AT‹K Komitelerine; ‹nsanl›¤›m›z›n ve dostlu¤umuzun s›nand›¤›, sözün hükmünü yitirdi¤i a¤›r, ac›l› bir o kadarda onurlu direnifllerin yafland›¤› bir süreçten geçiyoruz. Ülkemiz özgülünde devrim ve karfl› devrim hesaplaflmalar›n en a¤›r›n› yap›yor Emperyalizm ve yerli uflaklar› sistemlerinin t›kanmalar›n› derinden yafl›yorlar. Ömürlerini uzatabilmek içinde fiziksel ve ideolojik olarak tüm muhalif, özellikle devrimci, komünist güçlere sald›r›yorlar. Bir taraftan ideolojik ayg›tlar›yla, ezilen milyonlar›n bilincini karart›rken onlar› emeklerine ve yaratt›¤› de¤erlere yabanc›laflt›r›rken bireyci ve bencil kiflilikler yaratma cabas› verirken di¤er yandan da fiziksel olarak imha edip yada hücre ad› verilen tabutluklarda yaflayan ölüye döndürmek için büyük bir pervas›zl›kla sald›r›yorlar. TC’n›n halka verece¤i hiç birfley yoktur. Emperyalizme ba¤›ml›l›¤›n getirdi¤i sonuçlar› büyük bir y›k›m olarak ezilen tüm kesimler iliklerine kadar yafl›yor. Sisteme karfl› hoflnutsuzluk 盤 gibi büyüyor. Henüz kendili¤indencili¤in s›n›rlar›n› aflamayan bu muhalefet yar›n s›n›f bilinciyle donanmas›n diye alternafit bir sistem düflünmesin diyedir tüm bu sald›rganl›k ve insanl›k d›fl› uygulamalar. Hücreyle amaçlananda e¤er muhalif olursan›z sonunuz böyle

Nergiz Selvi Güzel

Mültecilik sorunu ve L‹G “Can güvenlikleri olmad›¤› için Kongo’dan kaçarak ‹ngiltere’ye gitmek isteyen Annie Kad›ombo Tsilela ile 2 çocu¤u Bugera Muuamgu Peter ‹stanbul’da gözalt›na al›narak Kongo Cumhuriyetine geri gönderildiler. ‹stanbul Barosu’ndan Avukatlar› Mehmet Emin Kaya Tsilela ve Peter’in gitmeden önce defalarca ‘Bizim ölüm ferman›m›z› imzal›yorsunuz’ dediklerini ifade etti.” (Evrensel 10-6,2001) Bile bile ölüme yollamak, bile bile öldürmek, varl›¤›n› ölüm üzerine infla etmek TC’nin temel dayana¤›d›r. Bile bile ölüme yollad›¤› ne ilk nede son insanlard›r

diye esas›nda top-

lumu teslim alma sald›r›s›d›r. Hücre politikas›n›n neyi amaçlad›¤›n› ve nas›l bir zulmü dayatt›¤›n› siz duyarl› dostlar›m›z biliyorsunuz. Gerek Avrupa da kamuoyu yaratma eylemlilikleriniz gereksede tutsak ve tutsak ailelerine yapt›¤›n›z maddi yard›mlar bunun birer göstergesidir. Devlet sadece fiziki bir sald›rganl›k içinde de¤ildir. Ayn› zamanda ekonomik terör estirerek insanlar› hareket edemez, nefes alamaz konuma sokmak istiyorlar.En insani ve en temel ihtiyaçlar› bile temin ederken ekonomik olarak oldukça zorluklar yaflanmaktad›r.Bir yandan hergün yükselen fiyatlar bir yandan iflsizlik bu ekonomik y›k›m› daha da art›rmaktad›r.Hem tutsaklar› sahiplenme, hemde demokratik eylemlilikleri örgütlemenin bir aya¤› insan unsuruysa bir aya¤›da ekonomik gücün bulunmas›d›r. Birinden birinin yoklu¤u t›kanmay› beraberinde getiriyor. Tutsaklar aras›nda geçmiflte yaflanan komün yaflam›n›n hücre politikas›yla da¤›t›lmas› hem de tam bir ticarethaneye dönüfltürülen zindan politikas›yla tutsaklar üzerinden afl›r› derecede sömürü yaflamaktad›r. D›flar›dan hiçbir fleyi kabul etmeyen zindan yöneticileri kalitesiz fleyleri fahifl fiyatlarla tutsaklara satmaya çal›fl›lmaktad›r. Hatta yak›lan elektri¤in, kullan›lan suyun paras› bile tutsaklardan kesilmekte ödemeyenler karanl›¤a ve susuzlu¤a mahkum edilmektedir.

YAfiAMIN D‹L‹ Kongo’lu kardefllerimiz. Humeyni rejiminden kaç›p gelen ‹ranl›lar› bütün direnmelerine ra¤men geri (ölüme) yollayanlarda yine ayn› zihniyetti. Rejim muhaliflerini ülkelerine iade ediyorlarki kendi zulmünden kaç›p gidenleride baflkalar› iade etsin. Ülke topraklar›nda yaflama hakk› tan›mad›klar›n›n ülke d›fl›ndada yaflama hakk› olmas›n istiyorlar. Zira en iyi muhalifler “ölü muhaliflerdir” mant›¤›yla kendine muhalif olanlar yaflamas›n istiyorlar. Emperyalistler ve onlar›n maskesi Birleflmifl Milletler (BM) ve yerli uflaklar› bir yandan insan haklar›ndan söz ederken di¤er yandanda muhalif-

22 Haziran-5 Temmuz 2001

29

lerin yaflam haklar›n›n olmamas› için her türlü yöntem ve dayan›flma içerisine girebiliyorlar. MÜLTEC‹L‹⁄E NEDEN OLANLAR ONLARA ÇARE OLAMAZLAR Ayn› i¤rençli¤i, iki yüzlülü¤ü mültecilik sorununda da gösteriyorlar. BM Genel Kurulu 4 Aral›k 2000’de 20 Haziran’› “Dünya Mülteciler Günü” olarak kabul etmifl. ‹lki bu y›l kutlanacak günün konusu ise ‘respect’ yani ‘sayg›.” Asl›nda mültecilik ile ilgili sorunlar 1951 y›l›nda Cenevre Sözleflmesi’nde gündeme getirilmifltir. Bugünde geçerli olan uluslararas› sözleflmeye göre mültecili¤in tan›m› flöyle yap›lm›flt›r: “Irk›, dini, milliyeti belli bir sosyal gruba mensubiyeti veya siyasi görüflleri nedeniyle zulme u¤ramaktan hakl› nedenlerle korkan v ebu nedenle

Yard›mlar›n›z›n hem maddi aç›dan hem de moral aç›s›ndan büyük bir önem arz etti¤ini inan›yoruz ki biliyorsunuzdur. Tutsaklara sahip ç›kmak, onurumuza, insanl›¤›m›za ve gelece¤imize sahip ç›kmakt›r.Dayan›flma ve sahiplenme duygumuz prati¤imiz emperyalizmin yaflam› hücrelefltirme politikas›na karfl› vermifl oldu¤umuz iyi bir yan›tt›r. Bu yan›t› güçlendirmek ve bize ait olan yaflam› hakim k›lmak , hepimizin boyun borcu olarak orta yerde durmaktad›r.Bugünümüze ne kadar sahip ç›karsak yar›n›m›zda o kadar bizim olacakt›r. ‹nsanl›¤›n kurtuluflu ve insanca yaflam u¤uruna bedel ödeyen, bedel ödeten evlatlar›m›z, yak›nlar›m›z bizlerin onur kayna¤›d›r. Onurumuza sahip ç›k-

Bas›na ve Kamuoyuna Devletin bilinci kapanan, bütün Ölüm Orucu direniflçilerine müdahale ederek öldürme, sakat b›rakma politikas›yla direnifli fiilen etkisizlefltirme çabas›na karfl› Ölüm Oruucu direniflçilerinin bilinç aç›kl›¤›n› son ana kadar sürdürebilmelerini sa¤lamak amac›yla B 1 almaktay›z. B 1 beslenmeye dönük herhangi bir etki sa¤lamamaktad›r. fiu anda büyük bir ço¤unlu¤u hastanelerde bulunan Ölüm Orucu direniflçileri

vatandafl› oldu¤u ülkenin d›fl›nda bulunan ve bu ükenin korunmas›ndan yararlanmayan veya bu korku nedeniyle yararlanmak istemeyen .... “ kifli tan›mlamas› yap›lm›flt›r. Peki 50 y›ld›r mültecilikte yaflanan ne? ‹nsanl›k d›fl› koflullarda yaflayarak yaflamlar›n› idame ettirmek zorunda kalan 22 milyon insan. Ülkelerinden kaçarak kimileri okyanusun derinliklerine gömüldü, kimileri kabul edilmedikleri için o k›y›dan o k›y›ya dolafl›p durdular. Kimileride s›¤›nd›klar› ülkede tel örgüler aras›nda tam bir insanl›k dram› yaflad›lar, yafl›yorlar. Mültecili¤in, iltica etmenin, yada sürgün yaflaman›n alt›nda yata neden kiflilerin kendi ülkelerinde can güvenli¤inin olmamas›, insanca yaflam koflullar› bulunmamas› bask› ve zulme u¤ramas›d›r. Birinci savafl›m›z insanlar› yerinden

mak insan kimli¤imizle yaflamak içinde bir zorunluluktur. Onlar›n idealleri bizlerinde arzu etti¤i toplumsal bir sistemdir. Sömürülmenin, zülmun, afla¤›lanman›n, evlat ac›s›n›n ve vatan hasretinin yaflanmad›¤› bir sistemi bizlerde istiyoruz. Bu onurlu davay› sahipleniflimizde bizlere destek oldu¤unuz için siz dostlar›m›za bir kez daha teflekkür ediyor, duyarl›l›¤›n›z›n devam›na duydu¤umuz inanc› belirtmek istiyoruz.. ‹nsanl›¤›n kurtuluflu u¤runda siz dostlar›m›zla elele yürek yüre¤e olman›n çoflkusunu yafl›yoruz PART‹ZAN fiEH‹T VE TUTSAK A‹LELER‹

15.6.2001

fiziksel olarak ölüm s›n›r›ndad›r. ‹ç organlar›n›n pek ço¤u iflas etmifl durumdad›r. Bir kez daha demokratik kamuoyunun bütünüyle insani, sosyal, demokratik ve yaflamsal olan taleplerimizi etkin bir flekilde sahiplenmesini bekliyoruz. T‹KB, TKP/ML, MLSP/B, MLKP, TKP-K›v›lc›m, Direnifl Hareketi, TDP, Devrimci Yol davas› tutsaklar› ad›na; Can Ali Türkmen, Nezahat Turan, Hasan Yüksel, Yunus Aydemir, Celal Coflkun, Ramazan Sad›ko¤ullar›, M.Aytunç Altay, Nizamettin Do¤an

yurdundan eden sömürü sistemine karfl› ç›kmak insanca yaflayacak sistemlerin oluflmas› kavgas›n› vermekten geçerken, ikinci savafl›m›z ise iste¤imiz d›fl›nda var olan, gündeme gelen mültecilik noktas›nda, insanlar bu statüdeyken insan haklar›ndan yararlanarak insanca yaflam kurabilmelerinin koflullar›n› yaratmak ve bunu yasalarla güvence alt›na almaktan geçer. Mültecilik koflullar›n› yaratanlar›n mültecili¤e çare bulmalar›, onlara hak ettiklerini vermeleri pek de mümkün olmamaktad›r. Bir yandan bu kurumlara ald›klar› kararlara uymak zorunda olduklar›n› hat›rlat›l›rken, esas olarakda uluslararas› anti-emperyalist bir örgütlülükle mültecilerin insanca yaflama haklar›n› kazanman›n mücadelesini vermek ve yine mücadeleyle bu haklar›n kullan›lmas›n›n koflullar›n› süreklilefltir-

mektir. Ta ki insanlar›n mülteci olarak yaflamak zorunda kalmad›klar› sürece dek. 25-27 May›s 2001 tarihleri aras›nda Hollanda da yap›lan “Halklar›n Uluslararas› Mücadele L‹G’i” (ILPS) 1. Kongresi bir çok konuyu oldu¤u gibi mültecilik konusunuda program›na alarak ciddiyetle ilgilenilmesi gereken sorunlardan biri olarak tespit etmifltir. Program›na “Emperyalizm ve yerel gericiler taraf›ndan yerinden edilen evsizlerin, ilticac›lar›n, göçmen iflçilerin haklar›n› ve refah›n› savunur” maddesini koyan ILPS yaflanan ac›lar›n arkas›ndaki güçleri do¤ru olarak tespit etmifltir. Bugün yürütece¤imiz ulusal, sosyal ve antiemperyalist mücadeleyle bir çok sorunda oldu¤u gibi mültecilik sorununda da çözüm yolunu netlefltirmifl olaca¤›z.


iflçi-köylü

5

Gördü¤ü iflkenceler sonucu psikolojik rahats›zl›k yaflayan Ramazan K›lavur (K›lavuz) yaflam›n› yitirdi. H.Merkezi: Dün nas›lsa, bugünde öyle. Zulmün vahfleti sürerken bir yandan ayn› hiddetiyle, direnenlerde var ayn› sadelikle, ayn› mütevazilikle. Özellikle zindanlarda en eflitsizi ve en katmerlisi yaflan›yor bu sald›r›lar›n. Zindanlar içinde de Diyarbak›r Zindan› her dönem bir yandan s›n›rs›z ac›lara, katliamlara bir yandan destans› direnifllere tan›kl›k etmifltir. ‹brahim Kaypakkaya’n›n direnifliyle bafllayan bu destans› direnifller 12 Eylül koflullar›nda da azg›nca devam eden sald›r›lara ra¤men; yeni yeni direnifllere sahne olmufltur. Birçok insan günlerce, haftalarca aylarca iflkencelerden geçirilmifl, tecrite maruz b›rak›lm›fl ve y›llar sonra bile o gün yaflananlar›n fiziksel ve ruhsal etkilerini üzerinden atabilmek için tedavi görmek zorunda b›rak›lm›flt›r. Bu insanlardan biri de 12 Eylül y›llar›nda Diyar-

22 Haziran-5 Temmuz 2001

30

bak›r Zindan›’nda a¤›r psikolojik fiziksel iflkenceler gören ve bunlardan dolay› ruhsal sa¤l›¤› bozulan Ramazan K›lavur (K›lavuz)’dur. 1959 Urfa Siverek do¤umlu olan Ramazan K›lavur 1975 y›l›nda Proletarya Partisi ile tan›flm›fl, faaliyetlerine Siverek’te devam etmifl ve tutsak düfltü¤ünde de gösterdi¤i direniflle örnek olmufltur. Uzun y›llar Diyarbak›r zindan›nda 4 y›l› tecritte olmak üzere 11 y›l kalm›flt›r. Ç›kt›¤›nda bu koflullar›n yaratt›¤› tahribatlar nedeniyle art›k Türkiye’de kalamayan Ramazan K›lavuz 1996 y›l›nda Bat› Avrupa’ya giderek mücadelesine burada devam etmifl ve bir yandan da tecrit koflullar›n› ruhunda yaratt›¤› izleri silebilmek için tedavi görmeye bafllam›flt›r. Ancak yaflad›klar›n›n etkisi ile a¤›r darbeler alan Ramazan K›lavur 3 Haziran ta-

DUYURU Önceden programlanan AT‹K gençlik ve tatil kamp›n›n 23 Temmuz, 12 A¤ustos 2001 tarihinde yap›laca¤› duyurulmufltu. Ancak gelinen aflamada bu y›l ki tatil kamp›n›, Türkiye hapishanelerinde devam eden direniflin bize yükledi¤i görevlerden dolay› iptal ediyoruz. Zindanlardaki direniflin daha uzun sürece¤i anlafl›lmaktad›r. Bu durum karfl›s›nda AT‹K’e önemli görevler düflece¤ini biliyoruz. Yukar›daki nedenden dolay› kamp›n ertelendi¤ini ilgilenen tüm arkadafllara duyururuz. AT‹K (Avrupa Türkiyeli ‹flçiler Konfederasyonu) DÜZELTME Devrim Yolunda ‹flçi-köylü gazetemizin Haziran 2001 say› 4. sayfa 15’de “Tüm alanlara” bafll›kl› DETUDAK’›n 28 May›s 2001 tarihli toplant› sonuçlar› teknik bir hatadan dolay› gazetemizde yay›nlanm›flt›r. Ad› geçen genelgenin sadece bilgilendirme amac›yla gazetemize gönderildi¤i halde yay›nlanmas› do¤ru olmam›flt›r. Bu eksikli¤imizden dolay› baflta DETUDAK bileflenleri olmak üzere okuyucular›m›zdan özür dileriz. Devrim Yolunda ‹flçi-köylü

“Devrimci tutsaklar onurumuzdur” 16 Haziran 2001 Cumartesi günü Almanya’n›n Bremen flehrinde Ölüm Orucu’ndaki tutsaklar için OLDENBURG ve BREMEN siyasi tutsaklar ile dayan›flma komitesi (OLDENBURG ve BREMEN’deki Alman sol gruplar) ve DETUDAK iflbirli¤i ile bir gösteri ve protesto mitingi düzenlendi. DETUDAK bileflenlerinden ‹flçi-köylü, Al›nterimiz ve Devrimci demokrasi gazeteleri bir hafta önceden bafllad›¤› bu haz›rl›k ve propaganda çal›flmalar›na 70-80 kifli aras›nda bir kitlenin kat›l›m› sa¤lanm›flt›r. Saat 11:00’de bafllayan miting Ölüm Orucu’nda hayat›n› kaybeden devrimci tutsaklar›n ve daha önceden hapishanelerde katledilen tutsaklar›n büyütülmüfl resimlerinin sergilenmesi, Almanca, Türkçe okunan bildirilerin ard›ndan yine Almanca ve Türkçe sloganlarla devam etti. Sergilenen pankart, resimler ve tabutun önünde yap›lan konuflmalarda insanlar› duyarl› olmaya ölümleri durdurmaya ve turizmi boykot etmeye yönelik ça¤r›larda bulunuldu. Sonra 1000’e yak›n bildiri flehrin merkezinde yap›lan miting alan›nda da¤›t›ld›. “Analar›n öfkesi katilleri bo¤acak”, “‹çeride d›flar›da hücreleri parçala”, “Devrimci tutsaklar onurumuzdur” ve Almanca at›lan sloganlarla devam eden miting saat 13:00’de kat›lan kitlenin resimleri topluca ellerine alarak oluflturdu¤u halkan›n ard›ndan sloganlarla son erdi. Bremen ‹flçi-köylü okurlar›

günde komünist ve devrimci tutsaklara dayat›lan F tipi hücre uygulamalar›na boyun e¤meyece¤iz” denildi.

“‹çimden hep iyilik geliyor Yaflad›¤›m›z dünyay› seviyorum Kin tutmak benim harc›m de¤il Yaflad›¤›m bütün s›k›nt›lar› unuttum Paras›z pulsuzum ne ç›kar Gelecek güzel günlere inan›yorum” Zeynel’in kendi kaleminden... Kardeflimiz Zeynel Erdo¤an ve tüm flehit yoldafllar›n›n an›s›na Kardeflimiz Zeynel 1972 y›l›nda Sivas/Kangal-Külekli Köyünde do¤du. Ailemizin en küçü¤üydü. Onsekiz yafl›na kadar çocuklu¤unu köyde yaflay›p Anadolu kültürüyle büyüdü. Devletin köylerimize hiçbir sosyal ve ekonomik yat›r›m yapmad›¤›, tar›m ve hayvanc›l›¤›n yok denecek kadar az ve yetersiz kald›¤› co¤rafyam›zda, Zeynel’de di¤er gençlerimiz gibi yaflam›n› büyük flehirlerde sürdürmek zorunda kalm›flt›r. Yaflam›n›n ilerleyen y›llar›nda ‹stanbul’a yerleflip çeflitli ifllerde çal›flt›. Bu zaman içerisinde sosyal faaliyetlerde yo¤unlaflarak sürekli kitap okumaya bafllad›. Ailesi içerisinde sevilip, say›l›r arkadafllar› ve çevresindeki tüm insanlar taraf›ndan yard›m sever, paylafl›mc› olmas›, esprilileri ve sohbetleriyle sevilip sempatiyle karfl›lan›rd›. Ülkemizde sömürünün adaletsizli¤in hüküm sürdü¤ü ve faflizmin vahflice uyguland›¤› görüflündeydi. Bu nedenle iyi bir marksist-leninist kiflili¤e sahip olmak istiyordu. Çünkü anti-demokratik bir sisteme karfl› Marksist bir bilinçle karfl› konulabilir düflüncesindeydi. Daha sonra sadece bunlar› düflünmenin yetersiz oldu¤unu, bunun prati¤e dönüfltürülmesinin gereklili¤ine inan›p, Marksist-Leninist-Maoist bir partinin ilkelerinin do¤rultusunda mücadelesini sürdürüp, gerillaya kat›lm›fl. Ve 2000 y›l›n›n Nisan ay›n›n yirmi beflinde Dersim’in Ovac›k ilçesine ba¤l› Mercan Vadisinde faflizmin pusu kurumas› sonucu alt› yoldafl›yla beraber flehit düflmüfltür. Biz ailesi ve kardeflleri olarak bu ac› haberi duydu¤umuzda tabi ki kardeflimizi kaybetmenin üzüntüsünü yaflad›k, halende yafl›yoruz. Ancak kardeflimizin hakl› bir mücadele sonucunda flehit düfltü¤ünü biliyoruz ve onunla gurur duyuyoruz. Belki fiziki anlamda aram›zda ayr›ld› ama düflünceleriyle, hakl›l›¤›yla, mücadelesiyle aram›zda yafl›yor ve yaflayacakt›r. Zeynel ve yoldafllar›n›n flehit düflüflünün birinci y›l›nda tüm flehit aileleri ile ac›lar›m›z› paylaflarak flehitlerimizi sayg›yla an›yoruz.

Gazetemiz çal›flanlar› taraf›ndan yay›n yönetmenimizin gözalt›na al›nmas›ndan sonra 20 Haziran Çarflamba günü ‹HD ‹stanbul fiubesi’nde bas›n aç›klamas› düzenledi. ‹flçiköylü gazetesi ad›na bas›n aç›klamas›n› Memik Horuz’un efli Seza Mis Horuz okudu. Aç›klamada; bugünkü gibi zulmün zorbal›¤›n toplumu kas›p kavurdu¤u 12 Eylül 1980 sürecinde yaflam›n›n 10 y›l›n› zindanlarda geçiren Memik Horuz’un insanl›k davas›n› savunmaktan asla vazgeçmedi¤i, yüre¤inin ve kaleminin gücüyle do¤ru bildi¤i düflüncelerin topluma tafl›nmas›na çal›flt›¤›, toplumun dertlerine karfl› duyarl›ll›¤›n› asla yitirmedi¤i vurguland›. Tutsaklar› diri diri tabutluklara gömen, köylüleri açl›¤a mahkum eden, milyonlarca gencin gelecek umudunu çalan, iflçileri soka¤a atan, emperyalistler karfl›s›nda el pençe

Memik Horuz derhal serbest b›rak›ls›n! Gazetemiz Genel Yay›n Yönetmeni Memik Horuz, 18 Haziran 2001 tarihinde ye¤eni Serap Horuz’la birlikte gözalt›na al›nd›. Çemberlitafl’ta yürürken sivil polisler taraf›ndan durdurulan yay›n yönetmenimiz ve ye¤eni Tokat plakal› iki ayr› araca bindirildiler. Gözalt›na al›nmas› s›ras›nda slogan atarak ad›n›n, ‹HD’ye haber verilmesi için çevredeki insanlara duyurmaya çal›flan yay›n yönetmenimiz, ‹stanbul Emniyet Müdürlü¤ü’ndeki Siyasi fiube’ye götürüldü. Bir süre sonra ye¤eninin b›rak›lmas›n›n ard›ndan evi polis taraf›ndan aranan yay›n yönetmenimiz; üzerine verilmifl ifadelerin bulundu¤u gerekçesiyle “J‹TEM” elemanlar› taraf›ndan Tokat’a götürüldü.

rihinde ‹sviçre’nin Luzenn kentinde intihar ederek yaflam›na son vermifltir. Konuyla ilgili yaz›l› bir aç›klamay› yapan TKP/ML Yurtd›fl› Bürosu “Razamazan K›lavur yoldafl›n intihar› faflizmin zindanlarda uygulad›¤› tecrit politikas›n›n bir sonucudur” dedi. Aç›klamada Ramazan K›lavur’un özgeçmifli anlat›larak, hapishanede yaflad›¤› sürece de¤inilerek onun bir yandan psikolojik tedavi görürken bir yanda da gücü oran›nda devrime hizmet etmeye çal›flt›¤›, Türkiye’de devam eden SAG ve ÖO direnifli ile ilgili eylemlere destek amaçl› her türlü faaliyette aktif olarak yerald›¤› belirtildi. Aç›klamada ayr›ca faflizmin zulüm mant›¤›n›n de¤iflmedi¤ine dikkat çekilerek “20 y›l önce nas›l ki Diyarbakir zindanlar›nda zulüm, vahflet ve tecrit uygulamas› vard›ysa bugün yine 21. yüzy›l›n ilk y›l›nda ayn› zulüm, vahflet ve tecrit uygulamalar› daha sinsice ve modernlefltirilerek F tipi olarak devam ettiriliyor. Dün nas›l ki Diyarbakir zindanlar›nda yaflanan zulme ve vahflete boyun e¤mediysek, unutmad›ysak bu-

Ailesi divan duran zihniyetin, insanl›ktan yana olan ayd›nl›k beyinlere de düflmanl›¤›n› had safhaya ç›kararak sürdürdü¤ü belirtilen aç›klamada; yeni getirilmeye çal›fl›lan RTÜK yasas›yla nelerin hedeflendi¤i de anlat›ld›. Genel Yay›n Yönetmenimiz Memik Horuz’un bafl›na gelebilecek herhangi olumsuzluktan Tokat ‹l Jandarma Komutanl›¤›’n›n sorumlu olaca¤› dile getirildi. Bas›n aç›klamas›n›n ard›ndan “S›n›r Tan›mayan Gazeteciler Türkiye Temsilcili¤i” ziyaret edilerek Memik Horuz’un derhal serbest b›rak›lmas› için uluslararas› düzeyde giriflimlerde bulunulmas› istendi. ‹stanbul ‹HD’de uluslararas› acil eylem ça¤r›s› yapaca¤›n› söyledi. Gazetemize yönelik bask› ve tehditler hiçbir flekilde bizleri do¤rular› yazmaktan, halk› bu do¤rular çerçevesinde bilgilendirmekten al›koyamayacakt›r. Gerçekleri yazmaya daha kararl› bir flekilde devam edece¤iz.


±CMYK iflçi-köylü

5

22 Haziran-5 Temmuz 2001

31

D‹RENÇ Ç‹ÇEKLER‹N‹N SA⁄LIK DURUMLARI ’li günlere yaklaflan fianl› Ölüm Orucu direnifli zorla müdahale iflkencesine, sakat b›rakmalara, ceza erteleme yasas›yla yap›lan tahliyelere, refakatç›ll›kla yap›lmak istenen duygusal bask›ya vs. ra¤men gittikçe ço¤alan yeni ekiplerin kat›l›m›yla “tek kifli de kalsak yaflayarak ya da ölerek biz kazanaca¤›z, halk kazanacak, devrim kazanacak” kararl›l›¤›yla soluksuz sürüyor. fiu anda çeflitli hapishane ve hastanelerde bulunan Ölüm Orucu direniflçilerinin ö¤renebildi¤imiz kadar›yla son sa¤l›k durumlar› flu flekilde:

250

HASTANELER..... KARTAL DEVLET HASTANES‹ Diren K›rkoç:K›smi felç geçirdi, sol taraf›n› hissetmiyor. Çok yo¤un bafl ve eklem a¤r›lar› var.Tansiyonu sürekli düflüyor. 6 Haziran’da kalbi durdu. 15 dakika sonra flokla çal›flt›rabildiler. Bilinci kapand›¤›nda zorla müdahale edildi. Kendine geldi¤inde serumu att›. fiu anda bilinci aç›k. Tedaviyi reddediyor. fieker ve su al›m› çok düfltü, yürüyemiyor. Ganime Bozlu, Meral fiahin:Tedavi kabul etmiyorlar. Yata¤a ba¤›ml›lar. Deri dökülmesi var. Ganime’nin bir kula¤› duymuyor, tek gözünde de sorun var. Meral ise konuflmakta çok güçlük çekiyor. Hatice Köflker:18 May›s’ta Bayrampafla’dan Kartal Araflt›rma Hastanesi’ne getirildi. 20 May›s’ta zorla müdahale edildi. Bilinci gidip geliyor.Görme bozuklu¤u var, kulaklar› duymuyor. Oya Açan: Bilinci aç›k, tedavi kabul etmiyor, uyumada güçlük çekiyor, fliddetli boyun s›rt ve kemik a¤r›lar› var. Bayrampafla’dan Kartal Devlet Hastanesi’ne götürüldü. BAYRAMPAfiA HASTANES‹ Nezahat Turan: Bilinci aç›k tedavi kabul etmiyor. Ayakta durmakta ve konuflmakta güçlük çekiyor. Melek Tokur: Tedaviyi kabul etmiyor. Bilinci aç›k, afl›r› kilo kayb› ve dengesizlik var. Ayaklar›nda zaman zaman uyuflma var. Fatma Öztutan Acunbay: Haseki Hastanesi’nde zorla müdahale edildi. Oradan Bayrampafla Hastanesi’ne getirildi. Ölüm orucuna tekrar bafllad›. Erdal Do¤an: Zorla müdahale sonucu haf›za kayb› var. Servet Paksoy: Zorla müdahale sonucu k›smi haf›za kayb› ve görme bozuklu¤u var. Destek-

siz yürüyemiyor. Nurhak Talay: ‹zmit Devlet hastanesinde zorla müdahale edildi. HASEK‹ HASTANES‹ Sevgi Ta¤aç: Mide kanamas› geçirdi. Kemik ve kas erimesi, yürümede zorlanma, sol tarafta uyuflma, ayaklarda kas›lma ve his kayb›, karaci¤er enzimlerinde h›zl› denge kayb›, afl›r› unutkanl›k, sol gözde görme kayb› var. 20 May›s’ta Bayrampafla’ya sevkedilmiflti, iki gün sonra tekrar Haseki Hastanesi’ne getirildi. Zorla müdahale edildi. Düzgün Zengin: Zorla müdahale edildi. Duygu Mutlu: Zorla müdahale edildi. ‹ZM‹T DEVLET HASTANES‹ Sait Oral Uyan: Durumu a¤›rlafl›nca müdahale edilmek üzere revire kald›r›l›d›, tedaviyi reddedince tekrar hücreye götürüldü. 8 Haziran’da zorla hastaneye kald›r›ld›. Tedaviyi reddediyor. Bilinci kapand›. Zorla müdahale edildi. Hala bilinci kapal›. Ali R›za Dermanl›: Bilinci aç›k tedaviyi reddediyor, yürümede zorlan›yor. Orhan Budak, Çetin Can; zorla müdahale iflkencesi sonucu haf›za kayb› var. ANKARA HASTANES‹ Küçük Hasan Çoban: Durumu kritik, Yata¤a ba¤›ml›. S›v› alam›yor, vücudunda ve yüzünde yaralar olufltu. A¤z›nda oluflan yaralar g›rtla¤a yay›ld›. Tuvalet ihtiyac›n› tek bafl›na karfl›layam›yor. Müdahale edildi. Bilinci gidip geliyor. Ali Koç: Vücutta flifllik var. Hiç hareket edemiyor, yata¤a ba¤›ml›. Su ve fleker alam›yor, su ald›¤›nda karn› flifliyor. Gözleri görmüyor. Ali Ekber Do¤an: Zorla müdahale edildi. Haf›zas›n› kaybetti. Resul Ayaz: Birkaç kez müdahale edildi. Tedaviyi reddediyor. Bilinci flu an aç›k. Aya¤a kalkam›yor, Vücutta fliflme mevcut. Müdahale s›ras›nda kalbi durdu.Yo¤un a¤r›lar› var. Barsak dökülmesi yafland›. Hareket edemiyor. Vücutta flifllik var. Konuflmakta güçlük çekiyor. Sa¤ baca¤›nda sinirler ölü durumda. Mehmet Örnek:Bilinci aç›k, afl›r› zay›flama, halsizlik ve bafl dönmesi var. Kemal Yarar: Ara ara kusma var. Sa¤ aya¤›n› çekemiyor. Afl›r› su kayb› var. fiekerli su al›m› az, say›kl›yor. Muharrem Kurflun: Bilinci aç›k. Tedaviyi reddediyor. Afl›r› zay›flama, gözlerde bulan›kl›k, var. Hakan Baran: Zorla müda-

hale sonucu W.Korsakoff tan›s› konuldu. ANKARA NUMUNE HASTANES‹ Osman Kaan: Bilinci aç›k tedaviyi reddediyor. Afl›r› zay›flama ve halsizlik var. Ayakta durmakta güçlük çekiyor.fiiddetli bacak ve s›rt a¤r›lar› var. Ersin Ero¤lu: 5 Haziran’da zorla müdahale edildi. Son on y›l›n› hat›rlam›yor. Kendisinin ‹mam Hatip’te okudu¤unu zannediyor. Savafl Kör: Yaklafl›k bir ay önce zorla müdahale edildi, son 5-6 y›l› hat›rlam›yor. Bilinci gidip geliyor. Kuyruk kemi¤inde delinme var. Yürümekte ve konuflmakta zorlan›yor. Ali Osman Çöpel: 30 May›s’ta ast›m krizi geçirdi, hava tüpü tak›l›. Kalp çarp›nt›s› var. Hatun An: Zorla müdahale edildi. Havva Do¤ru Do¤an: Zorla müdahale sonucu W. Korsakoff tan›s› konuldu. Esma Aslanbo¤an: Kalp krizi geçirdi, zorla müdahale edildi. ‹lhan Demirel: 28 May›s’ta zorla müdahale edildi. Bilinci kapal›. Vücut fonksiyonlar›n› yitirdi. Gözleri fliflti, göremiyor, konuflmakta zorlan›yor. Yata¤a ba¤›ml› durumda, sonda tak›ld›. Yaralardan dolay› fliflme simite oturtuluyor. Kendisinin üniversiteye devam etti¤ini zannediyor. fievki Levent Çöplü: Zorla müdahale edildi. Cümleleri birlefltirip konuflmakta zorlan›yor, Kas a¤r›lar› var. Halil Tiryaki: Siroz teflhisi konuldu. Ayr›ca karaci¤er ve f›t›k rahats›zl›¤› da var. fievki Çetinkaya: Kanser teflhisi konuldu, Sincan Hapishanesi’ne götürüldü. Ayfle Bafltemur: S›v› alam›yor. Psikolojik sorunlar› var. Erdal Do¤an: Zorla müdahale edildi. Uzun bir süreyi hat›rlam›yor. Sonda tak›l›, yaralardan dolay› fliflme simite oturtuluyor. Bar›fl Kaya, Mehmet fiahin, Mahmut Mete, Mustafa Genç, Atilla Selçuk, Havva Do¤an, Hasan Çepe, Sinan Gül, Orhan Budak, Çetin Can, Y›lmaz Karakafl’a zorla müdahale sonucu Korsakoff tan›s› konuldu. ‹ZM‹R YEfi‹LYURT HASTANES‹ Yalç›n Hafç›, Turan Ustabafl’a zorla müdahale edildi. GEBZE SSK Baflak Otlu: 30 Nisan’da Ni¤de Devlet Hastanesi’ne kald›r›ld›. Zorla müdahale edildi. Bilinç kayb› var. 9 May›s’ta Ankara’ya kald›r›ld›. 30 May›s itibariyle de Gebze’ye götürüldü. Bedia Ergün, Gülnaz Kuruçay, Hamit Vayiç, Suzan Baran, Ayfer Aç›l’a zorla müdahale so-

±CMYK

nucu korsakoff tan›s› konuldu. Gönül Karagöz, Nil P›nar Ar›n, Mehmet Do¤an, Nebahat Polat Neriman Candan, fiad›man Mutlu, Serdar Kaygusuz, Yadigar Bayar’a müdahale edildi. Suzan Baran, Ayfer Aç›l, Nebahat Polat ve Gülnaz Kuruçay’›n cezalar› CMUK 399’a göre 6 ay süreyle ertelendi. HAP‹SHANELER... ED‹RNE Z‹NDANI Hüsnü Turan: Bilinci aç›k, tedaviyi reddediyor. Yürüyemiyor, Görüfle tekerlekli sandalyeyle geliyor. Yusuf Can: Bir kere zorla müdahale edildi. Yaklafl›k bir hafta fluuru kapal› bir flekilde hastanede kald›ktan sonra kendine gelince serumu att› ve bunun üzerine tekrar hapishaneye götürüldü. Bilinci aç›k ve tedaviyi reddediyor. fiu anda yürüyemiyor, denge problemi oldu¤unu söylüyor. Muzaffer Acunbay: 96’da da ÖO direniflçisiydi. Yürümekte güçlük çekiyor. Gözlerinde problem var, su ve fleker alabiliyor.Ara ara unutkanl›k var. ‹smet S›na¤, Erkan Erdem, Hasan P›nar, Murat Acar, Kadir Kaya, Özgür, Çelik, Ökkefl Karao¤lu, Mehmet Kerem, Mustafa Karaa¤aç isimli tutsaklara da zorla müdahale edidi, bir süre hastanede kald›ktan sonra tekrar hapishaneye getirildiler. Arslan Karsl›: Yeni ekip ÖO direniflçisi. 11 May›s’ta bafllad›. Savafl Dilek: Yeni ekip ÖO direniflçisi. 11 May›s’ta bafllad›. KANDIRA Z‹NDANI Yalç›n Özbek: Zorla müdahale edildi. Muharrem Horoz: 3 Haziran tarihi itibariyle bilinci kapan›nca hastaneye kald›r›larak zorla müdahale edildi. Kendine geldi¤inde tedaviyi reddederek serumu att›. Durumu a¤›r. Tedaviyi reddetti¤inden tekrar hapishaneye götürüldü. Bir süre sonra tekrar zorla hastaneye kald›r›ld›, yine tedaviyi reddetti, ard›ndan hapishaneye getirildi. Ayhan Engin: Bilinci aç›k. Afl›r› zay›flama var.Tek bafl›na yürümekte güçlük çekiyor. 19 Aral›k Operasyonundan kalma kurflun hala s›rt›nda bulunuyor. Kenan O¤uz:Bilinci aç›k, zay›flama var.Yeni ekip ölüm orucu direniflçilerinden. Sinan Ergin, Nuri Ayd›n Küçük, Hüseyin fiahinol, Önder Saadet, Ali R›za Demir, Önder Da¤delen, Selçuk Ulu’ya zorla müdahale edildi. Sinan Ergin ölüm orucuna tekrar bafllad›. Mehmet Ali Eser, Vural ‹lker Düzgün: Yeni ekip Ölüm

Orucu direniflçileri. 20 May›s’ta bafllad›lar. Sinan Rakip, Kenan Camekan: Yeni ekip ÖO direniflçileri. 3 Haziran’da bafllad›lar. TEK‹RDA⁄ Z‹NDANI Seyit Ali U¤ur:Durumu a¤›rlafl›nca zorla müdahale için hastaneye kald›r›ld›. Yo¤un ishali var. Tedaviyi kabul etmedi¤i için tekrar Tekirda¤ Hapishanesi’ne götürüldü. Mehmet Çömüt,Okan Külekçi, ErdinçYücel, Ahmet Turan’a müdahale edildi.Yaklafl›k 15 gün sonra tekrar hapishaneye götürüldüler. Fedai fiahin, Nabi K›mran: Zorla müdahale edilmek üzere Tekirda¤ Devlet Hastanesi’ne kald›r›ld›.Tedaviyi reddedince tekrar hapishaneye getirildiler. Genel durumlar› a¤›r. Sinan Do¤an,Taylan Balatac›: Yeni ekip ÖO direniflçileri. 20 May›s’ta bafllad›lar. S‹NCAN Z‹NDANI At›lcan Saday: Zorla müdahale sonras› Korsakoff tan›s› konuldu. Son iki y›l›n› hat›rlam›yor. Hastaneden tekrar hapishaneye getirildi. Ali fiahmo, ‹lhan Emrah, Ercan Uçuk: Yeni ekip ÖO direniflçileri. 3 Haziran’da bafllad›lar. KONYA HAP‹SHANES‹ Ermenek Hapishanesi’nden getirilen ölüm orucu direniflçileri Serkan A¤gündüz, Abbas Kahraman, Alhas Do¤an, Deniz Bak›r, Haydar Özbilgin, Ertu¤rul Kaya revirde çok sa¤l›ks›z koflullarda tutuluyorlar. Bilinçleri aç›k olan direniflçiler tedaviyi reddediyor. BUCA Z‹NDANI Ayfle Cabadak(DÇS): 20 May›s’ta ölüm orucuna bafllad›. A¤›r ast›m› var. Meral Kofloturacak(DÇS): 25 May›s’ta ölüm orucuna bafllad›. Tuncay Y›ld›r›m : 22 May›s’ta ölüm orucuna bafllad›. Ali Çamyar : SAG direniflçisi olan Ali Çamyar direniflini ÖO’ya çevirdi GEBZE Z‹NDANI Fatime Akal›n: Zorla müdahale sonras› bilinci kapand›.Ni¤de Hapishanesi’nden Ni¤de Devlet Hastanesi’ne oradan da Ankara Numune Hastanesi’ne kald›r›ld›.15 günün ard›ndan bilincinin aç›lmas›yla ölüm orucuna tekrar bafllad›. Hastaneden Ulucanlar Hapishanesi’ne, ard›ndan Ni¤de Hapishanesi’ne, son olarak da Gebze Hapishanesi’ne sevkedildi. 27 kilo kaybetti.Yürümekte denge kayb› nedeniyle zorluk çekiyor. Konufltu¤unu bir süre sonra unutabiliyor.


iflçi-köylü DEVRİM YOLUNDA

UMUT YAYIMCILIK VE BASIM SANAY‹ LTD. fiT‹ Yönetim yeri: Gureba Hüseyin A¤a Mah. ‹mam Murat Sok. No:23/2 Aksaray-Fatih/‹STANBUL. Tel: (0212) 521 34 30, 531 48 53 FAKS: (0212)621 61 33 Genel Yay›n Yönetmeni: Memik HOROZ Sahibi ve Yaz›iflleri Müdürü: Bar›fl AÇIKEL Bask›: Serler Matbaas› Genel Da¤›t›m: YAY-SAT

BÜROLAR ➧ KARTAL: HAMAM SOK. DEM‹RL‹ ‹fiHANI NO: 57/14 KARTAL, TELEFAKS: (0216) 306 16 02 ➧ ANKARA: NECAT‹BEY CAD. NO: 66/4 MALTEPE, TELEFAKS: (0312) 231 77 05 Cep: 0543 362 53 60 ➧ ‹ZM‹R: GAZ‹OSMANPAfiA BULVARI, KOÇAfi ‹fiHANI NO: 87, DA‹RE:318 KONAK, TELEFAKS: (0232) 441 93 09 Cep:0533 414 65 54 ➧ MALATYA: DABAKHANE MAHALLES‹, BOZTEPE CAD., BABACAN ‹fiHANI NO:9 KAT:1/16 MALATYA TEL: (0422) 325 78 13 Cep: 0535 314 36 70 ➧ BURSA: GÜMÜfiÇEKEN CAD. ERKMEN ‹fiHANI, NO:7/21, HEYKEL, TEL: (0224) 224 09 98 Cep: ➧ SAMSUN: KALE MAH., YUSUF KEFEL‹ ‹fiHANI, KAT: 6, NO: 9 , TEL: (0362) 435 64 57 Cep: 0535 454 22 50 ➧ TURHAL: YAVUZ SULTAN SEL‹M MAH. TANRI-VERD‹ SOK. 19/15 2. NOTER YANI TURHAL/TOKAT TEL: 0356 276 37 20 Cep: 0530 310 31 84

B‹Z HALKIZ GELECEK ELLER‹M‹ZDED‹R!

@mail: umutyayimcilik@superonline.com

➧ AVRUPA MERKEZ BÜRO: WESELER STR 93 47169 DUISBURG-DEUTSCHLAND TEL: 0049 203 40 60 958 FAKS: 0049 203 40 60 959

“Rüzgar bizden yana esiyor” Emperyalizm Korksun

eru Halk Hareketi (MPP) 17 May›s 2001 tarihinde bir aç›klama yay›nlad›. “Bütün ülkelerin iflçileri birleflin!” diye bafllayan aç›klama: “Ülkemizde vahfli emperyalist dünya düzeni titriyor, çünkü biz Peru Komünist Partisi olarak MarksizmLeninizm-Maoizm ›fl›¤›nda Halk Savafl›’n› sürdürüyor ve devrimi ileri götürüyoruz. Baflkan Gonzalo’ya, Feleciano yoldafla, PKP Merkez Komitesi’ne, Parti üyelerine, sempatizanlara, temsilcilere ve tüm kitlemize bin selam... ...Bu anlamda Halk Savafl›, köyde olsun flehirlerde de olsun dünyaya gerçekleri gösteriyor. Halk Savafl› ad›m ad›m gelifliyor, bütün gelecek sorunlar göze al›narak en zor ve en çetin koflullar içinde mü-

P

cadele devam ediyor, rüzgar bizden yana esiyor.” denilen aç›klamada burjuva medyan›n art›k gerçekleri gizleyemedi¤i ve gerçeklerin dayatmas› sonucu PKP Halk Kurtulufl Ordusu’nun etkinliklerine yer vermek zorunda kald›¤› belirtiliyor. Aç›klamada: “09 fiubat 2001’de ‘Correo Of Huancayo’ gazetesi flu sözleri belirtti: ‘Polis ve askeri kuvvetler güvenlik için söz vermifllerdi, her kifliyi her yerde s›k s›k kimlik kontrolünden geçiriyorlard› ama 7’si, 8’i ve 9’unda 3 günlük silahl› grev oldu.’ PKP 8 Nisan 2001’de seçimlere karfl› bir boykot gerçeklefltirdi. Seçimler devlete karfl› kullan›ld›. Güzel bir Halk Savafl› propagandas› yap›ld›.... Devrimi, politik ve ideolojik olarak kazanmak için bin-

Paris’te on binler hayk›rd›: “‹flsizli¤i önlemek için soka¤a ç›kal›m” 9 Haziran 2001 tarihinde Paris”te iflten ç›karmalara ve iflsizli¤e karfl›, iflçi sendikalar›n›n ça¤r›s› üzerine yap›lan yürüyüfle otuz binin üzerinde kat›l›m sa¤land›. Republique (Cumhuriyet) Meydan›’nda bafllayan yürüyüfle, iflçi sendikalar›, kad›n örgütleri, Autonomcular, Troçkistler, Bask’l›lar, oturum kart› olmayanlar (ka¤›ts›zlar), Devrimci Tutsaklarla Dayan›flma Komitesi.. vb de¤iflik kesimlerden onlarca örgüt kat›l›m sa¤lad›lar. Yürüyüflün ana konusu, son süreçte sermayenin ç›karlar› u¤runa iflsizler ordusuna yenilerinin kat›lmas› ve her geçen gün artan hayat pahal›l›¤› olmas›yla birlikte, Fransa’da hapishanelerde bulunan ve ETA davas›ndan yarg›lanan Bask’l› tutsaklar›n haklar›n›n korunmas›, kad›nlar›n toplumsal konumlar› ve cins ayr›mc›l›¤›na son verilmesi gibi istemler de yürüyüfl boyunca hayk›r›lan konular aras›ndayd›. Biz DETUDAK bileflenleri Partizan, At›l›m, Devrimci Demokrasi, Odak okurlar› olarak “Yaflas›n devrimci tutsaklar›n kahramanca direnifli” yaz›l› pankart›m›zla yürüyüfle kat›ld›k. Ayn› zamanda turizm boykotuna iliflkin üç bin bildiri da¤›tt›k. Ulus meydan›nda, elli binden fazla kitleye pankart›m›z, sloganlar›m›z, dövizlerimiz ve bildirilerimizle seslenerek zindanlarda yaflanan katliama dikkat çektik. Yürüyüfle kat›lan emekçilerin Türkiye zindanlar›ndaki geliflmelerden haberdar olduklar› kortejimize gösterdikleri dostane ve destekleyici tutumlar›ndan anlafl›l›yordu. “Katil Türk devletinin iflbirlikçisi Avrupa’d›r”, “Yaflas›n halklar›n kardeflli¤i”, “‹flsizli¤e son”, “Faflist Türk devletini finanse etmeyiniz”... vb sloganlar›n coflkulu bir flekilde at›ld›¤› eylem akflam saatlerinde sona erdi.

lerce kampanyalar ve eylemler düzenleniyor, ülkemizde iktidar› kurmak için. Baflkan Gonzalo ve Felipe Gonzales yoldafllar›n hayat›na sahip ç›kmak zorunday›z. Yeni iktidar› kurmak için MLM ve Gonzalo Düflüncesi’ni gelifltirmek gerekiyor, Parti, kitleyi yetifltirmek istiyor ve bütün kirli revizyonist ve oportünist tasfiyecili¤e karfl› halklar› birlefltirmek istiyor. Binlerce eylemler, A/P, silahl› barikatlar, direnifller vs. ve köylerde yer almak orada halk› kazanmak bütünüyle Halk Savafl›’n›n bir stratejisidir.... 17 May›s 1980’den beri PKP Halk Savafl›’n› hiçbir zaman durmadan ve yorulmadan sürdürdü. O zamanlarda hiçbir modern silah› olmadan küçükten büyü¤e girdi ve her fley planland›. ‹lk baflta PKP 5 politik hedef koydu önüne ve flimdi bu strateji halk savafl›n›n üst boyutudur. Bugün 6. Militan stratejik evre bütün ülkede gelifliyor, bu uzun süreli bir pland›r, yani halklar faflist vahfli haydut diktatörlü¤üne karfl› birleflmeye bafll›yor, Halk Savafl› bir ad›m ileri at›yor.”deniliyor. Peru Halk Hareketi’nin yapt›¤› aç›klaman›n Peru Halk Savafl› Dünya Devrimi’nin Güçlü ve fianl› Bir Ifl›¤›d›r! bafll›kl› bölümünde: “Biz kazanaca¤›z, bundan çok eminiz çünkü büyük önderimiz, sevgili baflkan›m›z Gonzalo ve Gonzalo Düflüncesi Parti ve devrimin önderlik olarak büyük bir parças›d›r. Peru devrimini nitelik olarak zafere tafl›yacak, proletarya ideolojisi

evrensel bir gerçekliktir. Bu iktidar› kurmak için baz› araçlar› b›rakmak imkans›zd›r, çünkü yolumuz komünizmdir. Gonzalo düflüncesi olarak, devrim içinde dönem dönem yeni ç›kan sorunlar› çözebilecek ellerimizde iki çizgi mücadelesi var bunu savunuyoruz, o yüzden ileri gidiyoruz... Baflkan Gonzalo Maoizm’i Marksizm’in üçüncü, yeni ve yüksek aflamas› olarak bize ö¤retti. PKP kuruldu ve Halk Savafl›’n› bafllatt›. Peru’daki Halk Savafl› dünya devrimi için mücadele veriyor ayn› zamanda MLM’i teori ve pratik anlamda tek önderlik olarak görüyor. 17 May›s 1980 y›llar›nda Peru Halk Savafl›’n› bafllatt›¤› zaman ayn› zamanda dünya devrimininde bir parças› olmaya bafllad›. Dünya devriminin geliflmesi için Peru Devrimi için tarihsel ve politik anlamda en önemli ilkedir. Peru Halk Savafl› dünya Halk Savafl›’nda bir yer açt›. Nepal Halk Savafl›’n› unutmayal›m, bütün dünyadaki mücadeleler ve savafllar gösteriyor ki Proletaryan›n devrim mücadelesi yeni bir evreye girdi.” denilerek ülkedeki seçimlere kat›lan Toledo’ya kendi yak›n çevresinin “Yeni Fujimori, Yankeeemperyalist çocu¤u” dedi¤i, Toledo’nun SIN flirketinin emperyalist ve gerici haydutu oldu¤u ayn› zamanda Toledo’nun Komprador Kapitalizmin temsilcisi , Alan Garcia’n›nda Bürokrat Kapitalizmin temsilcisi oldu¤u belirtiliyor. Aç›klama: “Yaflas›n Baflkan Gonzalo!”, “fian olsun Marksizm-Leninizm-Maoizm ve Gonzalo Düflüncesi’ne!”, “Yaflas›n Peru Komünist Partisi! Yaflas›n Halk Kurtulufl Ordusu”, “fian olsun Peru Proletaryas› ve Halk›n›n Zaferi!”, “Yaflas›n Peru Halk Savafl›’n› 21. y›l›!” denilerek bitiriliyor.

NATO-AB toplant›lar›na karfl› protesto eylemleri gerçeklefltirildi Bürüksel ve Göteborg’da yap›lan NATO göstericileri flehir merkezinden uzak tutmak ve AB toplant›lar› ile ABD Baflkan› Bush amac›yla konteyn›rlarla kent merkezine gianti-emperyalistler, anti Küreselleflmeciler, riflleri kapatt›. Göstericiler “kapitalizmin çevreciler ve birçok kurum, kurulufl parçalanmas›��� yönünde sloganlar atarak k›taraf›ndan protesto edildi. Bush’u ‹spanya z›l bayraklarla yürüyüfllerini sürdürdüler. ziyareti s›ras›nda 5 binden fazla protestocu Polisin müdahalesi sonucu burada 63 kifli karfl›lad›. “Bush’a hay›r”, “Küreselleflmegözalt›na al›nd›. 3 kifli polisin açt›¤› atefl ye hay›r, çevre ile dost yaflamaya evet” ya- sonucu yaraland›. ‹sveç yönetimi protesto z›l› pankartlar tafl›yan göstericiler yapt›klar› gösterilerinden kaynakl› olarak Schengen konuflmalarda “Biri Bush’a dünyan›n flerifi Anlaflmas›n› ask›ya ald›. Ülkeye girifl ve ç›olmad›¤›n› söylemeli. Dünya ekonomisine k›fllar› denetlemeye bafllad›. AB toplant›s› ve çevreye zarar vermeye hakk› yok” denil- süresince binlerce kifli ABD’yi emperyaliz-

di. NATO toplant›s› s›ras›nda da bir çok gösteri düzenlendi. NATO Genel Merkezi’nde 1 km geniflli¤inde güvenlik kordonu oluflturuldu. Genel Merkez önünde toplanan protestocular Bush’u, kalkan projesi, idam cezas› ve çevre siyaseti nedeniyle protesto ettiler. Bir Alman paraflütçü NATO binas›n›n üzerinde “Y›ld›z savafllar›n› durdurun” yaz›l› pankart tafl›d›. ‹sveç’in Göteborg kentinde Küreselleflme ve AB karfl›t› binlerce eylemci günler süren gösteriler yapt›lar. Yaklafl›k 5 bin kifli atl› polislerle çat›flt›, emperyalizmin simgelerinden olan MacDonald’slardan baz›lar›n›n vitrinlerini k›rd›lar, çeflitli banka ve dükkanlar› tahrip ettiler. Polisler göstericilere karfl› gaz bombas› ve silah kulland›lar. Bu gösteriler esnas›nda televizyonlara yans›yan bir görüntü önemliydi: Oda baz› eylemcilerin ellerindeki k›z›l bez üzerindeki Marks-Lenin-Mao resimleri idi. AB toplant›lar›n›n ikinci gününde de protesto eylemleri devam etti. Yap›lan yürüyüfle yaklafl›k 25 bin kifli kat›ld›. Yürüyüfl s›ras›nda yaklafl›k 10 kifli tutakland›. Polis

mi, emperyalist haydutlar›n cinayetlerini, çevreye verdikleri zararlar› protesto ettiler. Bütün bu geliflmeler emperyalist haydutlar›n rüyalar›nda gördüklerinde korktuklar› manzalar› canl› bir flekilde izlemelerine neden oldu. Anti-emperyalist mücadele ve küreselleflme karfl›tlar›n›n gelifltirdikleri bu eylemlerde Marks-Lenin ve Mao’nun posterlerinin bulundu¤u k›z›l bayraklar› ve emperyalist haydutlar›n korkular›n› yüzlerinde görmek tarihin çözücü anahtar›n›n Marksizm-Leninizm-Maoizm oldu¤unu bir kere daha gösterdi. Leninin y›llar önce kapitalizmin çürümüfl aflamas› dedi¤i emperyalizmin can çekiflmelerini ve emperyalistlerin kendi aralar›ndaki kirli oyunlar› görmemiz gerekmekte. Mao’nun söyledi¤i gibi onlar “ka¤›ttan kapland›rlar”. Dünyadaki tüm proletaryan›n ve yoksul emekçi halk›n kurtuluflu anti-emperylasit mücadeleden, Marksizm-Leninizm-Maoizmden geçmekte. Dünya proletaryas› ve yoksul emekçi halk›n›n kurtuluflu için anti emperyalist mücadelenin flanl› bayra¤›n› yukar› daha yukar› kald›ral›m.

“Hücrelerden ya ölümüz ç›kacak, ya da sa¤ ç›kaca¤›z!” ürkiye cezaevlerinde 19 Aral›k’tan beri insanl›k suçu iflleniyor. ‹nsanl›¤›n üstüne sa¤anak halinde, ölümler ya¤›yor. Zorla tedavileri yap›lan Ölüm Orucu direniflçileri, yaflayan ölüler haline getiriliyor. Devrimcilerin yaflamlar›n› ortaya koyarak, kendilerini savunmak için, sürdürdükleri açl›k grevi ve Ölüm Orucu direnifli, eylem silah› olarak tutsaklar›n elinden al›nmak isteniyor. Bir daha baflvuramayacaklar›, bir eylem biçimine dönüfltürmeyi hedefliyorlar. Amaç tutsaklar› savunmas›z b›rakmak, teslim almak. Bunun için zorla tedavileri yap›l›yor. Akbabalar gibi tutsaklar›n bafl›nda bilinçlerini yitirmelerini bekliyorlar. Ama tutsaklar, taleplerini somutlay›p, iradelerini de teklefltirerek, efli-benzeri görülmemifl bir kahramanl›kla birleflik direnifli yükselterek, ülkemizdeki nazi haydutlar›n›n yüzüne “hücrelerden ya ölümüz ç›kacak ya da sa¤ ç›kaca¤›z” diye hayk›r›yorlar. Yüze yak›n, yeni Ölüm Orucu direniflçisi daha, ölüme yatarak yan›t veriyorlar.

T

seçkin evlatlar›m›z ölüyor. Ölümleri say›yoruz ikifler, üçer üzüntü ve ac› içinde. Yeni ölümlerle hatta toplu ölümlerle ac›ya bo¤uluyoruz hepimiz. Onlarca devrimci bilincini yitirmifl, yaflayan ölüler olarak tahliye ediliyor. Faflist devlet ise; yeni manevralarla, ölümleri zamana yayarak, toplumu ölümlere al›flt›rarak izolasyonu, F-tipi hücreleri meflrulaflt›rma çabas› içinde. ‹flkence ve bask›n›n bin bir çeflidiyle birlikte, hücre içinde hücre uygulamalar›na bafllad›. ‹çeride, d›flar›da umutsuzlu¤u yayarak direnifli k›rmay›, tutsaklar› teslim almay›, onlar›n tek seçene¤i olan direnmeyi, onlar›n bilincinden, yaflam›ndan silmeye çal›fl›yorlar. Ama bofluna..! Devrimci tutsaklar, Spartaküs’ten bugüne, direnifl gelene¤ini sürdürerek, “hücrelerden ya ölümüz ç›kacak ya da sa¤ ç›kaca¤›z” diye her koflulda, her f›rsatta, yeni Ölüm Orucu ekipleriyle bir kez daha karal›l›klar›n› hayk›rd›lar. Bunu yüzlerce, binlerce kez fedakarl›kla ölümü yenerek kan›tlad›lar, kan›tl›yorlar. Ya bizler?...

Yurtd›fl›nda yaflayan iflçiler, emekçileri, gençler! Türkiye cezaevlerinde bütün insanl›¤›n gözleri önünde, insanl›k suçu iflleniyor. Kan s›çr›yor, ölüm ya¤›yor bütün insanl›¤›n üstüne. Ölüm sessizli¤inde cezaevlerinde hergün pefl pefle en

Devrimciler, demokratlar, yurtseverler, yoldafllar! Bugün en baflta bizler olmak üzere, tüm ilerici insanl›k, cezaevlerinde süren Ölüm Orucu direniflinin özgülünde ciddi bir s›navdan geçiyoruz. Devrimcili¤imiz, demokratl›¤›m›z, yurtseverli-

¤imiz, ilericili¤imiz ve insanl›¤›m›z s›navdan geçiyor. Dün kaç Ölüm Orucu direniflçisi zorla tedavi sonucu bilinç yitimine u¤rad›? Bugün kaç direniflçi flehit düfltü? Bu ac› haberleri her gün televizyon ekranlar›nda, gazete ve faks sayfalar›nda, radyo haberlerinde yüre¤imiz burkularak, kin nefret ve isyan duygular› içinde ö¤reniyoruz. Yüre¤imize s›¤mayan f›rt›nalar içinde ac› ve öfkeyle “bir fley yapmal›” diye yerimizden do¤ruluyoruz. Eyleme geçmek için silkiniyoruz. Biz silkinip aya¤a kalkmazsak, yaln›z tutsaklar kaybetmeyecek, bütün iflçiler, emekçiler, gençler, ayd›nlar, tüm ezilenler kaybedecek. Kazan›rsak, hepimiz kazanaca¤›z. Yolu yok, mutlaka kazanaca¤›z! Kazanmal›y›z. Kazanmak için soka¤a acil eyleme! Ça¤r›m›z, cezaevlerinde ifllenen tarihsel suçun orta¤› olmak istemeyen iflçiye, emekçiye, gençli¤e ve ayd›nad›r. Tüm devrimci, demokrat, yurtsever, ilerici insanl›¤ad›r. Ça¤r›m›z, ölümlere al›flmamaya, ölümleri durdurmaya, güçlerimizi ve eylemlerimizi gelifltirip, büyütmeyedir. ‹zolasyona son vermeye, Ölüm Oruçlar›n› desteklemeyedir. Ça¤r›m›z, F tipi yaflama, F tipi hücrelere ve izolasyona karfl›, ülkemizdeki faflist nazi haydutlar›na karfl›, mücadeleyi birlikte örgütlemeye, acil eylemlerle devleti bas›nç alt›na almaya-

d›r. Ça¤r›m›z, insanl›k için, bütün öfke ve tepkilerimizi eyleme dönüfltürerek, eli kanl› faflist zorbalar karfl›s›nda tutsaklar›n yan›nda saf tutmayad›r. Ça¤r›m›z, tutsaklara kart ve mektup yazarak maddi ve manevi destekte bulunarak bütün eylemlere ve etikinliklere kat›lmayad›r. Ça¤r›m›z, Adalet, ‹çiflleri, Baflbakanl›¤a protesto fakslar› çekerek, email geçerek faflist Türk devletini protesto etmeyedir. Ça¤r›m›z, herkesi duyarl› olmaya, ölümleri durdurmaya, iflçisi, emekçisi, ö¤rencisi, ayd›n›yla harekete geçmeye, eylem yapmayad›r. Ça¤r›m›z, kriz içinde debelenen katliamc›, faflist Türk devletini protesto etmek, Ölüm Orucundaki devrimci tutsaklar› desteklemek için Türkiye turizmini boykot et, tatile gitme. Tecrit ve izolasyona son verilsin. Tutsaklar›n insani ve sosyal talepleri kabul edilsin. Tutsak temsilcileriyle derhal görüflmelere bafllan›ls›n... Tutsaklar› öldürtme sahip ç›k! ‹çeride d›flar›da hücreleri parçala! Yaflas›n Ölüm Orucu direniflimiz! T‹KB Yurtd›fl› Komitesi, TKP(ML) Yurtd›fl› Bürosu, TKP/ML Yurtd›fl› Bürosu, MLKP Yurtd›fl› Komitesi, THKPC-MLSPB Yurtd›fl› Temsilcili¤i, T‹KP Yurtd›fl› Komitesi, TKEP-Leninist Yurtd›fl› Komitesi


DYIK5