Issuu on Google+

Y›kal›m bu köhne düzeni... Kapitalizmin merkezinde yaflanan mali kriz k›sa zaman içerisinde neo-liberalizm denen paradigman›n temel yarg›s›n› yerle bir etmifl durumda. Benzer ama daha küçük çapta yaflanan krizlerde yar›-sömürge ülkelerin devlet müdahalelerinin gerçekleflmemesi yönünde

uyar›lar yapan güçler, büyük iktisatç›lar bu kez devlet müdahalesinin zorunlulu¤undan bahsediyor ve halklar› da buna iknaya gayret ediyorlar. Çünkü bu kez kaybolan para çok yüksek ve kaybedenler de sistemin merkezdeki güçleri. fiimdiye kadar yap›lan propaganda,

piyasa sisteminde yanl›fl yapan›n kaybedece¤i, do¤ru davranan›n ise kazanaca¤› ve bunun da adil bir yasa oldu¤uydu... Ama kaybedenler en büyükler oldu¤unda bu ilahi adil yasa de¤iflmek durumunda kald›. ❐ Sayfa 16-17

işçi-köylü DEMOKRAT‹K HALK ‹KT‹DARI ‹Ç‹N

www.iscikoylu.org umutyayimcilik@ttmail.com

Say›: 28

*Y›l:1 *17-30 Ekim 2008 *Fiyat›: 1 YTL *ISSN:1307-878X

Sansür, inkâr, imha, linç; YETMED‹ OHAL Emperyalizm tarihinin en büyük ve derin krizini yaflarken, AKP hükümeti bir yandan krizi "yok sayarak" atlatacaklar›n› düflünürken di¤er yandan tüm egemenler kolkola ezilen halk için yeni senaryolar yazmaktan geri durmuyorlar. Bu senaryolarda "hassas vatandafllar" gibi figüranlara da bolca rol da¤›t›larak linç sald›r›lar› gerçeklefltirilirken, baflrolü ise askeriyle, polisiyle, özel harekâtç›lar›yla kolluk güçleri kimseye kapt›rm›yor. Gözalt›nda polis, hapishanede gardiyanlar›n daya¤›yla katledilen Engin Ceber, sansürlenen muhalif yay›nlar, Alt›nova’daki linç

Kolektif ajitatatör-propagandac› ve örgütleyici olan ve örgütlenmede önemli bir rol atfedilen yay›nlar›m›z›n gelifltirilmesi, misyonuna paralel olarak bütünün kolektif denetimi ve katk›s› sayesinde hayat bulacakt›r. Do-

Daha nitelikli bir kitle faaliyeti için, daha nitelikli bir yay›n

lay›s›yla tüm faaliyetçilerimizin düzenli flekilde kitlelere gitmede bir araç olarak kulland›¤›, kitlemizin ideolojik-politik gelifliminde, kültürel flekilleniflinde ve örgütlenme iste¤i ve azmi kazanmas›nda önemli bir yeri olan, devrime sempati ile bakan taban›n genifllemesine katk› sunan ve ileri kitlele-

rin ve di¤er dost güçlerin s›n›f mücadelesinin çok çeflitli gündemlerine yönelik güvenilir bir baflvuru kayna¤› olan yay›nlar›m›z›n bugün arzu etti¤imiz niteliksel düzeyden ve niceliksel ilgiden uzak bir konumda oldu¤u bariz bir gerçekliktir.

❐ Sayfa 18-19

histerisi, gerillaya yönelik s›n›r içinde ve ötesindeki operasyonlar ve tezkere derken, son nokta yine OHAL’de dü¤ümlendi. TC’nin kuruluflundan bu yana zaten OHAL yasalar›yla yönetilmekte olan ülkemizde, tüm dünyay› saran ekonomik krizle birlikte toplumsal muhalefette de yükseliflin olaca¤›n› hesap eden egemenler, OHAL’i dört bir yana yaymakta sak›nca görmüyorlar. O zaman üzerimize düflen sistemin, krizinin yükünü s›rt›m›za y›kmas›na izin vermemek ve egemenlerin korkular›n› gerçe¤e çevirmek olmal›d›r.

Kürt halk› evlatlar›na a¤lad› Meclis’ten s›n›r ötesi operasyon için tezkerenin geçirildi¤i günlerde s›n›r içinde süren çat›flmalarda katledilen HPG gerillalar›n›n Kürt halk›n›n evlatlar›n› görkemli u¤urlay›fllar›na tan›k olduk. Aktütün Karakolu’na yap›lan bask›nla birlikte ›rkç›floven sald›r›lar›n artmas›n› gerekçe gösteren TSK cenazelere kat›l›m›n engellenmesi için özellikle flehit ailelerinin cenazeleri almas›n› geciktirdi. Gece geç saatlerde teslim edilen cenazeler, yol boyunca takip edilerek gözda¤› verilmeye çal›fl›ld›, ancak cenazelerine sahip ç›kan Kürt halk› bütün engellere ra¤men sahiplenme gösterdi. Ulusal haklar›n sloganlar eflli¤inde dile getirildi¤i cenaze törenlerinde jandarma birçok yerde çekilmek zorunda kald›. ❐ Sayfa 9


İşçi-köylü 2

17-30 Ekim 2008

işçi-köylü’den Bofl zamanlarda de¤il, faaliyetin bir parças› olarak okumak... Geçen say›m›zda yine bu köflede yazman›n, ideolojik, politik ve kolektif bir eylem oldu¤unu söylemifltik. Bu konunun daha da derinlefltirilmesi gereklili¤i/zorunlulu¤u mevcutken, di¤er bir yönü olan okumak fiili üzerine de bir girifl yapal›m. “Daha nitelikli bir kitle (örgütleme/örgütlenme) faaliyeti için daha nitelikli bir gazete” hedef ve amac›yla iki ay boyunca beraber yürütece¤imiz kampanya sürecinde okumak ve yazmak üzerinde durmak da önemli. Okumak; çok genel olarak tüm devrimcilerin; geliflimin süreklili¤ini sa¤lamak, politik bak›fl aç›s›n› gelifltirmek, görünenle yetinmeyip olgulara derinli¤ine vak›f olmak, de¤iflmek/de¤ifltirmek, örgütlenmek/örgütlemek vb. vb. nedenlerle sürekli iç içe olmas› gereken bir fiildir. Okudukça ve okuduklar›m›zla yön verdi¤imiz bak›fl aç›m›zla pratik içinde bulundukça bunun faydalar› daha anlafl›l›r ve kesin olacakt›r. Okumak için nedenlerimizi alt alta koydu¤umuzda upuzun bir liste ç›kartmak mümkün ve gereklidir. Ama bir de okumama nedenlerimize bir bakal›m. Zaman bulamamak: En s›k kullan›lan gerekçe olarak karfl›m›za ç›kan ve fakat en alt› bofl olan bir söylemdir bu. Bir devrimci militan okumaya zaman bulam›yorsa baflka nelere zaman bulabilmektedir? Genel olarak devrimci faaliyet içinde yer alan bir bireyin uyuma, dinlenme, yemek yeme gibi zaruri ihtiyaç zamanlar›n› ç›kard›¤›m›zda ortaya kocaman bir zaman dilimi kalmaktad›r. Bunun bir k›sm›nda pratik görevler, kitle faaliyeti vb. yerine getirsek dahi yine de okumak için gerekli zaman› bulma-

mak mümkün de¤ildir. Ama bu bak›fl aç›s› da iflin özünde sakat bir yan tafl›maktad›r. Zira okuma faaliyeti ifllerimizden, güçlerimizden, dinlenme zamanlar›m›zdan arta kalan, “bofl zamanlarda” yapaca¤›m›z bir faaliyet midir? Kesinlikle hay›r! Zira okumak da (t›pk› geçen say›m›zda yazmak üzerine söyledi¤imiz gibi) ideolojik, politik bir faaliyettir. (Ve kolektiflefltir(ebil)di¤imiz oranda da daha verimlidir.) Dolay›s›yla okuma eylemini bofl zamanlar› de¤erlendirme yöntemi olarak de¤il, aksine tüm faaliyetimiz içinde önemli ve vazgeçilmez bir yere koyarak ele almam›z gerekir. Yani günü (ya da süreci) planlarken, yapaca¤›m›z/yapmam›z gereken “ifller” aras›nda yer almal›d›r okumak da. Bu, kimi zaman pratik faaliyetlerin ön plana hiç ç›kmayaca¤›, bu tür süreçlerde yap›lmas› gereken pratikleri bir kenara koyup okuyaca¤›z anlam›na da gelmemektedir kuflkusuz. Yani pratikten kopuk bir okuma faaliyeti bizim bahsetti¤imiz okuma faaliyeti de¤ildir. Bizler beynin efllik etmedi¤i, salt ayaklarla yap›lan iflleri mahkûm etti¤imiz gibi, ayaklar›n tatile ç›kar›ld›¤›, yürüyen kütüphaneler de olmay› onaylam›yoruz. Gerekçelerden bir di¤er çarp›c› olan› ise, okudu¤unu anlamamak, s›k›lmak vb.dir. Her okudu¤umuzu hemen anlayabilece¤imiz ve okuduklar›m›zda istedi¤imiz tüm bilgilere ulaflabilece¤imizi iddia etmek anlams›zd›r. Ayn› yaz›y› (ya da kitab›) 2 y›l arayla ikinci kez okudu¤umuzda dahi daha önce anlamad›¤›m›z, fark›na dahi varmad›¤›m›z yanlar dikkatimizi çeker. Bu bireyin geliflimiyle direkt ilintilidir. Söylenenden oldu¤u gi-

‹LAN GAZETEM‹Z‹N ANKARA ‹RT‹BAT BÜROSU TAfiINMIfiTIR. YEN‹ ADRES: SIHHIYE MAH. SÜLEYMAN SIRRI SOK. YUNT AP. NO: 19/7 ÇANKAYA TEL NO: 430 67 65

Selma fiahin Ziraat Bankas› Aksaray fiube Euro hesap numaras›: 48209849-5001 Vak›flar Bankas› Aksaray fiube Euro hesap numaras›: 00158048000527074 ‹fl Bankas› Parmakkap› fiube Euro hesap numaras›: 1042 0175785

bi, okuduklar›m›zdan da kendi s›n›rlar›m›z ölçüsünde bir fleyler anlar›z. Di¤er yandan tek bafl›na tek bir yaz› ya da kitaptan her fleyi ö¤renmeyi de bekleyemeyiz. Bilmedi¤imiz bir kelime mi var, sözlü¤e bakarak ö¤renebiliriz. Anlamad›¤›m›z bir cümle mi oldu, defalarca kez okuyup, baflka kaynaklardan da yararlanarak yani biraz emek harcayarak anlar hale gelebiliriz. Okuma disiplini: Her faaliyet gibi okumak da bir disiplini gerektirir. Buldu¤unu okuyan, gördü¤üne sald›ran birey, ne kadar okursa okusun, edindiklerini sistemli hale getiremez, pratik faaliyetlerine yön gösteren olarak kullanamaz. ‹lk olarak ifle ihtiyaçlar›m›z ve önceliklerimizle bafllamak gerekir. ‹htiyaçlar›m›z derken, salt bireyin ihtiyaçlar› de¤il, yap›n›n ihtiyaçlar› da mutlaka gözönünde bulundurulmal›d›r. Zira bu iki ihtiyaç bir noktada birlefltirilmedi¤inde yine de ne için okudu¤umuz sorusunun yan›t› silikleflir. Okuma disiplini ile ilgili di¤er bir nokta da not almakt›r. Okuduklar›m›zdan notlar ç›karmak, okuduklar›m›z› yeniden hat›rlamak için ayr›ca gerekli oldu¤unda tuttu¤umuz notlar› gözden geçirmek ve önemlidir. Bu, sadece teorik kitaplar için de¤il, romanlar için de geçerlidir. Yine, bir konu üzerine tek bir kitapla yetinmemek, o konu üzerine yaz›lm›fl (burjuva-feodal ideologlar›nkiler de dâhil) baflka eserlere de baflvurmak bilgimizi sistemli hale getirmek için gereklidir. Çok yönlü okuma: Okudu¤umuz konular olabildi¤ince çeflitli olmal›d›r. Tek yönlü geliflim hiçbir devrimcinin tercihi olmamal›d›r. Yaflam zenginliklerle doludur. Bireysel geliflim aç›s›ndan uzmanlaflmak, bir konu üzerinde yetkinleflmek kuflkusuz vazgeçilmezdir, ancak bu uzmanlafl›lan konu d›fl›nda hiçbir fleyle ilgilenmeyece¤iz anlam›na gelmemelidir. Okumak konusunda her yaz›lan yaz› eksiktir. Bu köflemizden anlatabile-

ceklerimiz de tüm eksikleriyle birlikte ana hatlar›yla buyken, bu meselenin kampanyam›z çerçevesinde al›nmas› gereken biçimine de de¤inerek bitirebiliriz. ‹ki ay sürecek olan kampanyam›z› gazetemizin daha nitelikli ve kitlelerce aranan, kitlelerin kendilerini bulduklar›/ifade edebildikleri bir hale gelmesi ve daha yayg›n bir da¤›t›m a¤›n›n oluflturulmas› fleklinde genel olarak ifade edebiliriz. Bunun içinde okuma faaliyetine yönelik ad›mlar›m›z› nas›l atabiliriz? Öncelikle gazetemizin en ince ayr›nt›s›na kadar, “nitelikli bir flekilde okunmas›” faaliyetimiz için çok önemlidir. Nitelikli bir okuma derken; elefltirel/sorgular bir gözle ve sunulan yönelimleri hayata geçirmek için kafa yorarak okumaktan bahsediyoruz. Bu anlam›yla ard›ndan, daha nitelikli bir yay›n için neler yap›labilir sorusuna yan›t aramak gerekir. Bu yan›t› elbette hep birlikte arayacak ve uygulayaca¤›z. Okumak ve yazmak, birbirinden ay›rt etmememiz gereken iki önemli faaliyettir. O zaman yay›nlar›m›z› hem okuyacak hem de gelifltirmek ve zenginlefltirmek için yay›n›m›z› faaliyet alanlar›m›zdan do¤ru besleyece¤iz. Bu sadece kampanya sürecine ait bir görev de¤ildir, ancak bu kampanyayla birlikte bu konuda bir kurumsallaflma yaratabilir, süreklili¤i sa¤layabiliriz. Kampanyam›zla ilgili daha söylenecek çok fley var elbette. ‹ki ay boyunca tüm bunlar› sayfalar›m›z›n s›n›rlar› izin verdi¤i ölçüde söyleyece¤iz. Dile¤imiz ve umudumuz ise, bu söylenecekleri karfl›l›kl› ve beraber söylemektir. Bunu bir yandan yapt›¤›m›z ve yapaca¤›m›z okur toplant›lar›yla gerçeklefltirecekken, daha önemlisi yaz›lar yazarak, kampanya boyunca yapt›klar›n› yans›tarak yay›n›n kolektif bir ürün olmas›n› sa¤layabiliriz/sa¤lamal›y›z. Geçen y›l içinde yapt›¤›m›z okur toplant›lar› sonras›nda özellikle belli bölgelerde bu konuda verim alabildik, o zaman bunu daha yayg›n olarak da yapabiliriz/yapmal›y›z.

UMUT YAYIMCILIK’TAN 5 YEN‹ K‹TAP


17-30 Ekim 2008 Dünya ölçe¤inde büyüyen mali krize karfl› da bildik kabaday› tutuma girerek “bize bir fley olmaz” edas›na bürünmeye çal›flan, aç›klamalar›n› da bu yönlü yapma gayretine giren AKP Hükümetinin, bu aç›k dalga geçer tutumu çok fazla sürmedi/süremedi. Hem ekonomideki hem de siyasal alandaki gidiflat, bu “Kas›mpafla kabaday›l›¤›n›” an›nda yalanlad›. Yalan, ayn› günlerde elektrik, su do¤algaz gibi, birçok tüketim maddesine yap›lan pefl pefle zamlarda, SSGSS yasas›n›n, özellikle de sa¤l›k boyutunda, daha hayata geçirilmeden önceki günlerde bafllayan çöküntüsünde, üretimini durduran fabrikalarda, kitlesel iflten ç›karmalarda, ayan beyan ortaya ç›k›yordu. Yalan› ortaya ç›karan geliflmeler, ayn› zamanda “yok say›lan” krizin faturas›n›n, bir kez daha emekçi y›¤›nlara ç›kar›lmaya çal›fl›ld›¤›n› da gösteriyordu. Emekçi y›¤›nlar “bize bir fley olmaz” yaklafl›m›n›n, söylemin sahiplerini kast etti¤ini, onlar›n ekonomik anlamda bir kayb›n›n olmayaca¤›n›, hatta krizden karl› ç›kma olas›l›klar›n›n yüksek bir ihtimal oldu¤unu gördü¤ü kadar, olan›n yine kendilerine oldu¤unu ve daha da olaca¤›n› görmeye/yaflamaya bafll›yordu. Ayn› süreçte “etkilemez” denilen krize karfl› egemenlerin cephesinde de sesler yükselmeye bafll›yor, TÜS‹AD gibi patron örgütleri, süreci en az zararla kapatman›n hesab›yla, al›nmas› gerek önlemlere dair önermelerde bulunuyordu. Kriz karfl›s›ndaki telafllar›n› gizleyemeyen patronlar, can havliyle, kendilerini kurtar›rsa ancak IMF’nin kurtaraca¤›n› ima etmeyi de ihmal etmiyorlard›. Evet, Türk egemen s›n›flar›n›n küresel kriz karfl›s›nda büyük bir telafla kap›ld›klar› art›k gizlenemiyordu. Onlar da biliyorlard› ki, dünyay› sarmalayan kriz, ülkeyi de, hem de dolays›z biçimde etkileyecekti. Emperyalizme ba¤›ml›l›¤›n gere¤i ve gerçeklili¤i de zaten bunu zorunlu k›l›yordu.

“Terörle mücadele” bir kez daha imdada yetifliyor Yoksullu¤u giderek derinleflen genifl y›¤›nlar›n uzunca zamand›r büyüme e¤ilimi gösteren hoflnutsuzlu¤undaki art›fl, kendili¤inden, parça-bölük de olsa d›fla vurmaya bafllam›flt›. Telafl daha çok da bu yönlüydü. Parçalar›n birleflmesi, kendili¤inden olan›n örgütlü güce dönüflmesi, bu telafl› büyütüyordu. ‹flte bu noktada bir kez daha “terörle mücadele”nin imdada yetiflmesi kaç›n›lmaz oluyordu. Uzunca y›llard›r ezilen emekçi y›¤›nlar› ezmenin, sindirmenin, mücadelelerini bo¤man›n arac›-argüman› olan “terörle mücadele” bugün olanca h›z› ve de s›n›rlar› her geçen gün geniflleyen kapsam›yla, emekçi y›¤›nlar›n yaflam alan›n› yaflanamaz s›n›rlara çekmeye, hatta ortadan kald›rmaya dönük yeniden biçimlendirilmeye ve de bu yeni biçimiyle

İşçi-köylü 3 emekçilerin beynine balyoz gibi indirilmeye çal›fl›l›yor. Hedefte on y›llard›r imha-inkar sald›r›lar› alt›nda katledilen, sürgüne-göçe zorlanan, dilleri kültürleri yasaklanan Kürt halk› var gibi gözükse de, yetkileri ve s›n›rlar› geniflletilerek hayata geçirilmesine h›z verilen “terörle mücadele”nin, sadece Kürt halk›yla s›n›rl› kalmayaca¤›na dair emareler yeterince mevcut. Hedef çok aç›kt›r ki, Kürt halk›n›n yan› s›ra, yoksulluk, sefalet, aç-

yapma yetkisi, mevcut gözalt› süresinin uzat›lmas›, sorgu s›ras›nda avukat bulundurulmamas›, operasyona ç›kan askerlere de polise tan›nan yetkinin tan›nmas› ve de jandarmaya polis görev alan›nda da yetki verilmesi gibi “taleplerine”, daha önceleri AB uyum yasalar› çerçevesinde “s›cak bakmad›¤›n›” söyleyen hükümet ise ayn› günlerde, her konuda oldu¤u gibi, bu konuda da, hem de bir ç›rp›da a¤›z de¤ifltirmekte ve “ güvenlik

‹flimiz zor, ama imkans›z de¤il!

l›k, iflsizlik cenderesine daha fazla hapsedilen, gelece¤e dair umutlar› bitirilmek istenen ve de bunun sonucunda sisteme karfl› hoflnutsuzlu¤u giderek artan, tüm emekçi kesimlerdir.

Aktütün istenen/beklenen “gerekçeyi” yaratt› Egemen s›n›flar›, emekçi halka karfl› sald›r› politikalar›nda bir kez daha “tek yumruk” olmaya, her türden sald›r›y› mübah gören bir uzlaflmaya götüren son “neden” ise, her ne kadar geçti¤imiz günlerde gerçekleflen Aktütün bask›n› gibi görünse de, Aktütün bask›n› sadece istenen/beklenen “gerekçeyi” yaratm›flt›r. Irkç›-floven dalgan›n tezkerenin uzat›lmas›na günler kala yükselme e¤ilimi göstermesi de, bir tesadüf de¤ildir. Egemen s›n›flar, ellerine “s›n›rs›z serbestlik” sa¤laman›n gerekçesi yapmaya çal›flt›klar› Aktütün olay›na neredeyse sevinmifltir denebilir. Çünkü bu olayla birlikte, birkaç gün sonra onaylanacak olan “s›n›r ötesi “tezkere”nin süresini uzatmak için yarat›lmaya çal›fl›lan kamuoyu oluflmufl ve tezkerenin süresi 8 Ekim’de 1 y›l uzat›lm›flt›r. Ayr›ca jet h›z›yla toplanan “terör zirveleri”nde, güvenlik güçlerine s›n›rs›z yetki veren kararlar›n al›nmas› kolaylaflm›flt›r. Süreçteki durumdan vazife ç›karan Genel Kurmay’›n, jandarman›n yetkilerinin art›r›lmas›, acil durumlarda arama

güçlerimiz ne isterlerse yapmaya haz›r›z” türünden aç›klamalar yapmakta sak›nca görmüyordu. Önümüzdeki süreçte, yarg›s›z infazlar›n, iflkencelerin ve de emekçi y›¤›nlar›n hak alma mücadelelerine dönük her türden zor ve bask›n›n önünü açmaya dönük bu yaklafl›m ise, insan temel hak ve özgürlüklerine dair var olan k›r›nt›lar› da, tamamen ortadan kald›rmaya dönük olman›n ötesinde bir fley de¤ildir. Ergenekon, Deniz Feneri vb. biçimlerde ortaya ç›kan, hegemonya çat›flmalar›n› bir ç›rp›da kenara iterek, ezilen emekçi y›¤›nlara karfl› sald›r›larda ortaklaflmay› ç›karlar› aç›s›ndan daha acil gören Türk egemen s›n›flar›, AB sürecinde yap›lan baz› “demokratik” düzenlemelere art›k gerek duymad›klar›n› da saklama ihtiyac› hissetmiyorlar. Çünkü onlar da biliyorlar ki, uymaya çal›fl›r gibi göründükleri, demokratik kriterler, art›k bu kriterleri koyanlar (ancak gerçekte en fazla çi¤neyenler) taraf›ndan da aç›kça ortadan kald›r›l›yor. ‹nsan temel hak ve özgürlükleri, kriterlerin sahiplerince de “terörle mücadele” ad› alt›nda birer birer ortadan kald›r›l›yor. Egemen s›n›flar art›k “insan haklar›-güvenlik dengesi” ad› tart›flmalar yürütüyor, hesap dengesi ise, “güvenlikten” yana a¤›r bas›yor. ‹nsana - insanl›¤a dair ne varsa silip süpürülmesi hedeflenerek, halk›n/halklar›n de¤il ama, krizle birlikte “güvensizlikleri” daha da artan egemen-

Politika gündem lerin, “güvenli¤i” sa¤lanmak isteniyor. Ülkemizde yaflanan geliflmelere de esas olarak, emperyalistlerin bölgesel ç›karlar›n›n yan› s›ra, ülke egemen s›n›flar›n›n “güvenli¤ini” sa¤lamak olarak bakmak gerekiyor.

‹flimiz zor ancak imkâns›z de¤il Baflta emperyalist ülkeler olmak üzere, tüm dünyada egemen s›n›flar taraf›ndan yo¤un bir çabayla hayata geçirilmesine çal›fl›lan, bu “ezme- sindirme” hedefinin, ülkemiz aya¤›ndaki öncelikli hedefinin ise Kürt Ulusal Hareketi oldu¤unun alt›n› bir kez daha çizmek, hatta bunun sadece ezme-sindirmeyi de¤il, bugüne kadar oldu¤undan daha üst boyutlarda bir imhay› hedefledi¤ini de önemle vurgulamak gerekmektedir. Bugün tekrar yürütülen OHAL tart›flmalar›, bölgeye gönderilmeye bafllayan özel harekatç›lar, önümüzdeki süreçte yaflanabileceklere dair önemli ip uçlar› sunmaktad›r. Eski-yeni ordu art›klar›n›n, eli kanl› bilumum faflist-gerici kiflili¤in a¤›zlar›ndan salyalar ak›tarak, kardefl kavgas›n› k›z›flt›ran söylemler ve de “ah bu ifli bize b›raksalar” yak›nmalar› eflli¤inde burjuva-feodal medyada boy göstermesi, faflist güruhlar›n, asker cenazelerini kin kusman›n f›rsat› haline getirmesi, Bal›kesir baflta olmak üzere, çok say›da bölgede Kürtlerin maruz kald›¤› linç sald›r›lar›, ›rkç›-floven histerinin, bundan böyle alaca¤› boyuta da iflaret etmektedir. Kürt halk›na dönük topyekün savafl›n yan› s›ra, baflta ilerici-devrimci-komünist güçler olmak üzere, bir bütün olarak toplumsal muhalefeti de her türden yöntemle ezmeye-sindirmeye dönük tüm bu haz›rl›klar, önümüzdeki sürecin oldukça ciddi, ciddi oldu¤u kadar da zor geçece¤ine iflaret etmektedir. Bunun anlam› ise, devrimci-komünist güçleri daha ciddi ve bir o kadar da zor görevlerin bekledi¤idir. Ancak bu süreç ayn› zamanda devrimci-komünist güçler aç›s›ndan önemli bir f›rsat› da beraberinde getirmektedir. Bu f›rsat, sistemin krizini devrimci bir krize dönüfltürme f›rsat›d›r. Çünkü mevcut kriz bir yandan da devrimci süreci beslemektedir. Bunun içindir ki, iflimiz zor, ancak imkans›z de¤ildir. Yeter ki süreci iyi tahlil edip, buna uygun dönemsel taktik politikalar üretme ve de bu politikalar›, sald›r›lar›n hedefindeki, Kürt, Türk, Laz vd. çeflitli milliyetlerden emekçi y›¤›nlar içinde hayata geçirme yetisini gösterebilelim. Bunu, özellikle de en genifl devrimci-demokratik birliktelikleri de yaratma perspektifiyle ele alarak yapabildi¤imiz oranda, ülke emekçi halk› aras›nda ekilmeye çal›fl›lan kin tohumlar›na inat, halklar›n kardeflli¤ini pekifltirebilir, ezilen emekçi y›¤›nlara dönük hak gasplar›n›, her türden sosyal y›k›m sald›r›lar›n› bofla ç›karabiliriz.


İşçi-köylü 4

Sınıfsal Yaklaşım

S › n › f s a l Y a k l a flfl›› m HANG‹ MARKS HAKLI ÇIKTI? “Burjuva s›n›f›n varl›¤›n›n ve egemenli¤inin esas koflulu, servetin bireyler elinde birikmesi, sermayenin oluflmas› ve ço¤almas›d›r; sermayenin koflulu ücretli emektir. Ücretli emek, hiç ayr›ms›z, emekçiler aras›ndaki rekabete dayan›r. Sanayinin, burjuvazinin elinde olmayarak teflvik etti¤i ilerleyifli, emekçilerin rekabetten ileri gelen yal›t›lm›fll›klar›n›n yerine, örgütlenmelerinden ileri gelen devrimci birlikleri koyar. Demek ki, modern sanayinin geliflmesi, burjuvazinin ayaklar›n›n alt›ndan bizzat ürünleri ona dayanarak üretti¤i ve mülk edindi¤i temeli çeker al›r. Her fleyden önce, burjuvazinin üretti¤i, kendi mezar kaz›c›lar›d›r. Kendisinin devrilmesi ve proletaryan›n zaferi ayn› ölçüde kaç›n›lmazd›r.” (Marks-Engels, Komünist Parti Manifestosu, ‹nter yay. Sf. 52) “Bofluna heveslenmeyin 1929’daki büyük buhran› atlatt›¤› gibi bu krizden de ç›kacak olan sistem/kapitalizm, dizginleri yine bütünüyle ele alacak ve nice alt›n y›llara yelken açacakt›r” diye fetva verenler, temenniden öte bir fley söylemiyor. Emperyalist-kapitalist sistemin kendili¤inden çökmesi ve yenilmesi elbette mümkün de¤il ama geçmiflte oldu¤u gibi her seferinde küllerinden yeniden do¤arak alt›n ça¤lar yaflayacak bir iç dinamik sahibi oldu¤unu iddia etmek de büyük bir aldatmaca anlam›na geliyor. Sistemin, kendisini yads›yacak dinamiklerle çat›flmal› sürecinde krizlerin sanc›s›n› çekerken “ba¤›fl›kl›k” kazand›¤›na vurgu yapanlar, temelleri giderek çürüyen ve bir bütün olarak çöküfle sürüklenen durumu gözlerden kaç›rmaya çal›flmaktad›r. Zincir elbette parça parça kopar›lacak, enternasyonal ad›m ad›m infla edilecektir. Ancak bunun “domino” etkisiyle “kurtulufl seferberli¤i”ne dönüflece¤i de dünyan›n sürüklendi¤i felakete paralel görülebilir bir olgu haline gelmifltir. Avrupa’ya/dünyaya yay›l›r m›, reel sektöre s›çrar m›? sorular›n›n yan›tlar›n› almak için birkaç günden fazla beklemek gerekmemifltir. Bu saatten sonra krizin boyutlar›na iliflkin her türlü de¤erlendirme afakidir. Bunun için ABD Hazine Bakan› Henry Paulson’un 11.10.2008 tarihinde yapt›¤› aç›klama gelinen aflamadaki son noktay› göstermektedir. Paulson, devletin banka ve finans flirketlerinin hisselerinin bir bölümünü alarak bunlara sermaye enjekte edeceklerini ilan etmifltir. Bakan,

“Bu, daha önce hiç görmedi¤imiz bir durum. Bu ad›m›, en k›sa sürede ve en etkili flekilde ataca¤›z” demektedir. ‹ngiltere’de bu hafta baz› bankalar için karar verilen (HBOS, Royal Bank of Scotland, Lloyds TSB ve Barclays Bank) ancak ABD’nin tüm bankalar için geçerli k›ld›¤› “devletlefltirme/millilefltirme” operasyonu (1929’dan sonra ilk kez) krizin çap› ve derinli¤i ile ilgili tart›flmalar› bitirmifltir. Sadece çap› de¤il, olas› sonuçlar›, küreselleflme denilen olgu ve “devletin rolü”ne dair bir dizi tart›flmay› da belli bir noktaya getirmifltir. Ama daha önemlisi, her fleye muktedir sistemin “aciz vesikas›” olmufltur. “Tarihin sonu”nu getirenler, “yeni dünya düzeni”nde “küreselleflme”ye bir tür devletlerin söndürülüp s›n›rlar›n kald›r›laca¤› enternasyonalizm atfedenler; 11 Eylül sonras› iflgal, ya¤ma ve emperyalist teröre kesen dünya gerçekli¤inde, flimdi de krizle k›vranan sistemlerinin gelece¤i için hakl› bir endifle ve panik halindeler. Neden olmas›nlar ki? Bütün plan ve projeleri çöktü. Hiçbir öngörüleri gerçekleflmedi. Bafllad›klar› hiçbir ifli tamamlayamad›lar… Sa¤dan sola bilumum çevrelerde eline kalemi alan söze, “Marks hakl› ç›kt›” diye bafllamaktad›r. Marks’›n hakl› ç›kt›¤› hususun, kapitalist sistemin açmazlar› ve krizlerin kaç›n›lmazl›¤›na dair vurgulardan ibaret olmas›yla “sorun” geçifltirilmekte, en fazlas› “sosyalizm” alternatifinden bahsedilmektedir. S›n›f mücadelesi ve devrim(ler)den söz eden yoktur. Marks’› iktisatç› olarak görmek, “kapitalizm elefltirmeni” olarak yorumlamak tercih sebebidir. Böyle olunca da, meseleyi sistem içi düzlemde ele almak ve “çözüm reçeteleri” çerçevesinde tart›flman›n herhangi bir sak›ncas› bulunmamaktad›r. Kriz dönemlerinde ortaya ç›kacak problemler büyük oranda bellidir. Bunlar çeflitli vadelerde sistemin kap›s›n› çalacak, sonuçlar› flimdiden kestirilemeyecek faturalar ödetecektir. Sorun tam da burada kendisini göstermekte ve “en az zararla” süreçten ç›kman›n planlar› yap›lmaktad›r. Sistem kendi safralar›n› atmak ve çürük meyvelerini temizlemekten baflka, esas kayna¤› hiç kuflkusuz halka yönelerek temin etmek durumundad›r. Bu, mevcut ekonominin do¤as› gere¤i böyledir. Çark›n dönmesi için sömürü mekanizmas›n›n (daha s›k›) ifllemesinden baflka hiçbir yol yoktur. Al›nan ve al›nacak tedbirler/kararlar›n tümü bu eksende ifllevli olacak, bütün ülkeleri kapsayacak biçimde ha-

yata geçirilecektir. Trilyonlarca dolarl›k zarar›n/a盤›n kapat›lmas› ve sistemin tekrar ray›na oturtulmas› için dünya ölçe¤inde kurulacak “kriz yönetimleri”, s›n›f mücadelesini k›z›flt›ran bir zemin üzerinde ifl görecektir. Dolay›s›yla “Marks hakl› ç›kt›” sözünü, “iktisadi elefltiri” kapsam›nda okutmak gerekti¤ine yönelik çabalar› anlafl›l›r olmal›d›r. Aksi takdirde, Marks’›n do¤ru okunmas› karfl›s›nda hiç beklenmedik bir çabuklukla finansal ve iktisadi krizin mumla aranaca¤› günlerle karfl›laflmalar› iflten bile de¤ildir. Zira, ABD ve Avrupa ülkelerinde dahi flimdiden binlerce, onbinlerce iflçi ve emekçi iflten at›lmakta, evsiz kalmakta, yoksul ve aç nüfus h›zla ço¤almaktad›r… Ne var ki komünist ideolojiyle kitlelerin buluflmas›n› önlemeye güçlerinin yetmeyece¤i de t›pk› krizleri önleyemedikleri ve kaç›n›lmaz sonlar›na ad›m ad›m yuvarland›klar› gibi aç›k bir olgudur. Bunun en önemli kan›t›n› Marksizm-Leninizm-Maoizm’in yol göstericili¤inde dünyan›n çeflitli ülkelerinde baflar›yla yol alan komünist partilerinin yürüttü¤ü halk savafl› ve devrim mücadeleleri oluflturuyor. Ama bir di¤er kan›t› da, komünist ideolojinin simge ve de¤erlerinin dünya ölçe¤inde yeniden kazand›¤› büyük sempati ve ilgidir. Her ne kadar çeflitli reformist ve revizyonist ak›m ve kifliler eliyle bu sembol ve de¤erlerin içi boflalt›lmaya çal›fl›lsa da, meselenin esas› kitlelerdeki sempatinin ideolojiye ait kavramsal içerik üzerinden flekillendi¤idir. Karfl›-devrim cephesindeki krizin belli bir vadede kendi aralar›ndaki çeliflki ve kamplaflmalara da etki ederek daha farkl› boyutlar almas› bir yana, devrim cephesinden alaca¤› yan›tla derinlefltirilmesine yo¤unlaflmakt›r proletaryan›n gündemi. Bu gündem, iflçi s›n›f› ve emekçi halklar krize ortak ve hedef k›l›naca¤› için do¤al bir reaksiyon olarak da yerel ve uluslararas› kampanya halinde yürütülmek durumundad›r. Kriz dönemlerini f›rsat haline getiren nesnel koflullar› emperyalist-kapitalist sistem kendisi sunmak “zorunda” kalmaktad›r. ABD’de bütün eyaletlerde birden bafllat›lan protesto gösterileri ve eylemleri, Bat› Avrupa ülkelerine de s›çram›flt›r. Daha sürecin bafl›nda, Belçika’da milyonlarca iflçi ve emekçi 6 Ekim’de yeni ilan edilen zamlara karfl› “emekçilerin al›m gücünü koruma talebiyle” genel greve gitti. 11 Ekim’de ilan edilen “küresel eylem plan›” sadece G-7’ler için geçerli de¤ildir. Buna karfl› bütün ülkelerde karfl› “eylem planlar›” örgütlenecektir. Krizi mümkün oldu¤u kadar geç karfl›lamak ve geldi¤i süreçte “spekülasyonla” ve “felaket tellallar›yla” izah etmekle iflin içinden s›yr›lmaya kalk›fla-

17-30 Ekim 2008

cak olan Tayyip’in “bizim köye u¤ramaz” teraneleri bofltur. IMF baflkan›n›n dahi, “hiçbir ülke tesirinden kurtulamaz” diye resmi ilanda bulundu¤u koflulda; de¤il göbe¤i, hücrelerine kadar emperyalist sisteme entegre “Türk” ekonomisinin mevcut krizden etkilenmemesi olas›l›k d›fl›d›r. Nitekim henüz ilk günlerde borsas›, döviz piyasas› ile allak bullak olmufl, daha dünyada reel sektör sallanmaya bafllamam›flken Türkiye’de imalat sanayinin tüm alt sektörlerinde a¤ustos ay›n›n verileri büyük düflüfller yafland›¤›n› ortaya koydu: büro makinelerinde yüzde 56.6, radyo-tv haberleflme cihazlar›nda yüzde 36.8, tekstilde yüzde 21.3, buzdolab›nda yüzde 26.6, otomotivde (tafl›t arac›) yüzde 12.9 düflüfl yafland›. Demir çelikte fiyatlar talep yetersizli¤i nedeniyle 1600 dolardan 700 dolara geriledi… Ekonominin di¤er verileri de h›zla bozulmaktad›r. Bunun dünyadaki krizin çökmesine paralel etki gücünü daha da art›raca¤›n› söylemek için kahin olmaya gerek yoktur. Keza, faturan›n kimin adresine postalanmak istenece¤ine dair söz söylemek için de. HPG’nin Bezele (Aktütün) bask›n› sonras›nda toplanan “dehflet ve panik zirvesi”nde, ulusal sorun eksenli sald›r›, imha ve katliam planlar›n› gözden geçiren faflist diktatörlük kurmaylar›n›n; iktisadi ve siyasi krizin kara bulutlar›na yönelik de konumlan›fl içerisine girmeye çal›flt›klar›na flüphe yoktur. Deneyim sahibi olduklar›, çok daha öncesinden bafllayan gerek ulusal sorunla ilgili sald›r› konseptindeki derinleflmeleri gerekse de genel olarak bask› ve iflkence politikalar›nda yo¤unlaflmalar›yla kendini göstermiflti. Bunun önümüzdeki süreçte artan ölçekte devam›n›n gelece¤ine dair verilen mesajlar flafl›rt›c› olmam›flt›r. Ülkemiz gündemindeki mücadelenin atefli dört bir yandan tutuflmaktad›r. Bunun için öznel durumdaki dezavantajlara s›¤›nacak lüksümüzün olmad›¤› iyi bilinmelidir. Proleter hareketin inisiyatif sorunu, devrimci cephedeki problemler, halk saflar›ndaki çeliflkiler, iflçi ve köylü hareketindeki gerilik vb. hiçbir zafiyet ve gedik nesnel durumun yükü alt›nda ezilme ve kaybolma nedeni olarak görülemez. Tarihin affedicili¤i bak›m›ndan da bir ölçü ve s›n›r oldu¤u unutulmamal›d›r.


İşçi-köylü 5

17-30 Ekim 2008

Kriz kime vuruyor?

Kâr oranlar›n› düflürmeden ekonomik ve siyasal krizin etkilerini “azaltmaya” çal›flan patronlar faturay› iflçilere kesiyor. Özellikle ‹stanbul’da küçük ve orta büyüklükteki fabrika/atölye ve imalathaneler bir bir kapan›yor ya da kâr oranlar›n›n düflmemesi için her türlü yolu deniyor. S›kl›kla baflvurulan yollardan biri iflçi azalt›m›na gitmek-maafllar› düflürmek/ertelemek oluyor. ‹flçi azalt›m›na giden, maafllar›n yeniden düzenlenmesine baflvuran iflyerlerinde üretimin de düflmesi gerekirken tersi bir durum söz konusu. Üretim ayn› seviyede devam ederken, olan iflçilerin yaflam standartlar›na oluyor. Az say›da iflçinin yüksek kapasitede çal›flan makinelere dönüfltürüldü¤ü yerlerde, ek-ücretsiz-zorunlu mesailerle birlikte iflçinin

posas› ç›kar›l›yor. Üstüne bir de kriz bahane edilerek fiubat 2008’den beri maafl alamayan Günay Y›kama daha do¤rusu Zirve Tekstil iflçileri, dayat›lan flartlara daha fazla dayanamayarak patrondan haklar› olan› istiyor. ‹flyerlerinde çal›flma koflullar›n›n gerekli denetimden geçirilmedi¤i, kay›ts›zgüvencesiz çal›flmaya göz yumuldu¤u, ifl güvenli¤i hiçe say›ld›¤› için bile bile ölüme gönderilen iflçiler daha fazla kâr h›rs› için açl›¤a mahkûm ediliyor. 5000 kot tafllama iflçisi slikozis hastal›¤›na yakaland›klar›ndan genç yafllarda ölümü bekliyor. Tafllan›lan kotlar› y›kayan Günay Y›kama (Zirve Tekstil) iflçileri de benzer sa¤l›ks›z çal›flma ortamlar›nda güvencesiz çal›flt›klar› y›llar›n karfl›l›¤›n› almak için Çal›flma ve Sosyal Gü-

Emekçinin Gündemi Direnç noktalar› yaratmak... Her fleyin kirletildi¤i, kavramlar›n birbirine kar›flt›r›ld›¤›, s›n›f›n bilicinin dumura u¤rat›ld›¤› günümüzde düzenle ba¤lar›n› kuramayan, bar›flamayanlar için gelece¤imize dair umut olacak, belki de sar›lacak-tutunacak bir dal aray›fl›ndan kaynakl› direnç noktalar› yakalamak hayati önem tafl›maktad›r. Burjuva-feodal sistemin her fleyi batakl›¤a çevirdi¤i dünyada geçmiflin miras›n› tafl›maya niyetli bir s›n›f›n hala diri olarak ayakta durdu¤unu, insanl›k onurunun sat›n al›namayaca¤›n› göstermenin içinden geçti¤imiz günlerde anlam› daha da artmaktad›r. Art›k egemenler yönetememektir. Dünyay› sarsan son ekonomik krizle yenidünya düzenin düzensizli¤i art›k, somut olarak elle tutulur bir noktaya ulaflm›flt›r. Ard› ard›na batan bankalar, iflas›n efli¤ine gelen flirketler bunun en aç›k ve somut örneklerini oluflturmaktad›r. Emperyalist devletlerin ve özellikle ABD’nin y›llard›r halklar› birbirine k›rd›rarak, etnik çat›flmalardan ç›kar sa¤layarak, savafl rant› ile

diktikleri kumdan kalelerinin tek tek y›k›ld›¤›na tan›kl›k etmekteyiz. Onlar her zaman övüne övüne dünya sisteminin bir parças› olduklar›n› söylemelerine karfl›n bizler bunun uflakl›ktan baflka bir fley olmad›¤›n› söyledik hep. Ve iflte bu uflakl›k iliflkisinin sonucudur ki ABD’de bafllayan ve tüm dünyay› ahtapot gibi saran ekonomik krizin yans›malar› da a¤›r olacakt›r. Ancak her fley bununla da bitmiyor. Ülkenin dört bir yan›nda buram buram milliyetçilik ateflinin yak›ld›¤› ve bu ateflin herkesi sarmas› için ç›lg›nca çaba sarf edildi¤i günlerden geçmekteyiz. Bugün halk içinde çat›flmalar körüklenerek Kürt halk›na karfl› flovenist bir dalga yarat›lmaya ve bildik (ama onlarca y›ld›r hiçbir sonuç al›namayan) yöntemlerle Kürt meselesi bertaraf edilmeye çal›fl›l›yor. Bir yandan milliyetçilik bir yandan din, bir yandan iflsizlik k›skac›na al›nan iflçi s›n›f› ve emekçi halk ise as›l davas›ndan, ekmek ve özgürlük kavgas›ndan uzak tutulmak istenmektedir. Ken-

venlik Bakanl›¤›’na ba¤l› SSK ‹stanbul ‹l Müdürlü¤ü’ne baflvurarak haklar›n›n tazmin edilmesini istedi. 10 Ekim 2008 tarihinde ‹l Müdürlü¤ü önünde toplanan tekstil iflçileri “Sigorta-Güvence-Maafl Haklar›m›z› ‹stiyoruz!” yaz›l› pankart açt›. fiubat 2008’den beri maafl alamayan iflçiler her ödeme gününde patronun kendilerini 50-100 YTL da¤›tarak oyalad›¤›n› belirterek maafllar›n› alabilmek için SGK’ya, Maliye Bakanl›¤›’na ve gerekli tüm mercilere baflvurduklar›n›, ancak hiçbir sonuç alamad›klar›n› söylediler. Bunun üzerine BAT‹S (Ba¤›ms›z Tekstil ‹flçileri Sendikas›)’na üye olan iflçiler sendikal yolla da patronla görüflmeye çal›flm›fl. Bütün giriflimleri patron taraf›ndan bofla ç›kar›lan 45 iflçi topluca iflten ayr›larak Günay Y›kama ve farkl› adlarla çal›flan bütün firmalar› mahkemeye vermifller. ‹flçiler ad›na aç›klama yapan Orhan Bulut iflten ayr›ld›ktan sonra alacaklar›n› istemek için patronla yapt›klar› görüflmelerde patronun “kimseye borcum yok” diyerek krizi bahane etti¤ini söyledi. Bulut “Biz eve ekmek götürmek için insanl›k d›fl› flartlarda da olsa çal›flmaya raz› oluyoruz. Ne yapal›m? H›rs›z m›, katil mi olal›m?” dedi. ‹flçiler ard›ndan sloganlar atarak dilekçelerini ‹l Müdürlü¤ü’ne dilekçe verdiler. (‹stanbul)

disi için s›n›f olma bilincini kazanamam›fl (kazand›ramad›¤›m›z) iflçi s›n›f› bu oyunlar›n birer figüran› olurken, di¤er yandan giderek daha çok iflsizli¤e, yoksullu¤a ve kötü çal›flma koflullar›na mahkûm ediliyor. Bu noktada esas mesele, iflçi s›n›f›na bu bilinci verecek olan bizlerde dü¤ümleniyor bir kez daha. Tüm bu gerçekliklerle birlikte s›n›f kimli¤i ile öne ç›kan, y›llard›r bilinçli bir sald›r› program›n›n ma¤durlar› olan iflçiler, kaybettiklerini kazanmak için çeflitli iflkollar›nda direnmektedir. Üstelik bu direnifller, uzunca bir süredir dibe vurdu¤unu söyledi¤imiz konfederasyonlar›n ve birçok sendikan›n gerçekli¤ine karfl›n sürdürülüyor. Bugün bu direniflleri devam ettiren sendikalar ve iflçiler sürdürdükleri direnifllerin sonuçlar› ne olursa olsun s›n›f ad›na flimdiden kazanm›fl durumdalar. Yeni Dünya Düzeni (ve ard›ndan “küreselleflme”)’nin dünyada ve ülkemizde yaratm›fl oldu¤u bilinç kar›fl›kl›¤›na, s›n›fla kopan ba¤lar›na ve sermaye ad›na her gün yenisi türeyen kalemflorlar›na ra¤men, iflçi s›n›f›n›n tüm kazan›mlar›na yönelik yo¤un sald›r›lar›n oldu¤u, her gün sular›n biraz daha buland›r›lmaya çal›fl›ld›¤› koflullarda sürdürülen bu direnifller umudun da ad› olmaktad›r.

İşçi/köylü

Liman iflçilerinden dayan›flma etkinli¤i Ambarl› Liman›’nda çal›flan liman iflçilerinin sendikalaflma mücadelesi devam ediyor. Arkas Holding’e ba¤l› flirketlerde çal›flan iflçiler Liman-‹fl Sendikas›’na üye olduklar› için iflten at›lm›flt›. ‹nsanca çal›flmak ve yaflamak için sendikaya üye olan iflçiler bunun üzerine direnifle geçerek birçok eylem gerçeklefltirmifl ve sendikalar›na sahip ç›km›flt›. 19 Temmuz’dan bu yana direnifllerini Ambarl›’da bulunan sendika temsilcili¤inde sürdüren iflçiler, son olarak bir dayan›flma etkinli¤i düzenledi. 3 Ekim günü Esenyurt Özgürcan Dü¤ün Salonu’nda biraraya gelen iflçiler sendikal› olmakta kararl› olduklar›n› dile getirdiler. “Yaflas›n s›n›f dayan›flmas›”, “Liman iflçisi yaln›z de¤ildir” sloganlar›n› hayk›ran iflçiler ad›na konuflan Ferhat Terzi, 78 gündür direniflte olduklar›n› dile getirerek, s›n›f dayan›flmas›n›n önemine de¤indi. Etkinlik sinevizyon gösterimi ve müzik dinletisi ile sona erdi. (H. Merkezi)

Desa’da, Yörsan’da, Karper’de, EKart’ta, Ünilever’de, Arkas’da egemenlerin kendilerine dayatmakta oldu¤u kölelik koflullar›na karfl› direnen iflçilerin sermayeye kafa tutmas›, “mutlak güç biziz” diyen egemenlere en güzel ve yerinde cevap olmaktad›r. Bugün mevcut haklar›n›n ve çal›flma koflullar›n›n, iyilefltirilmesi talepleri ile yaflanan bu direnifl okullar›nda en büyük kazan›m, s›n›f oldu¤unun bilincine varan iflçilerin mezun olmas› olacakt›r. Sermaye s›n›f›n›n tüm çabas›na ra¤men hala direnifl ruhunun yaflad›¤›n› görmek, Kürt’ü, Türk’ü, Laz’›, Çerkez’i ve di¤erlerinin yan yana gelerek direnmesi egemenlerin korkulu rüyas›n›n yeniden ete kemi¤e bürünmesi anlam›na gelmektedir. Derslerle dolu bu süreci s›n›fa önderlik niyeti ile yola ç›kanlar›n do¤ru okumas› gerekmektedir. Yükseltilen milliyetçili¤e, yozlaflmaya, yoksullu¤a karfl› ortaya ç›kan direnç noktalar›n› gelifltirmenin ve dönüfltürmenin yak›c›l›¤› orta yerde durmaktad›r. Görevimiz bu direnç noktalar›n›n siyasallaflmas›n› sa¤lamakt›r. Bunu sa¤lad›¤›m›z oranda mevcut sald›r›lar karfl›s›nda s›n›f› harekete geçirebiliriz. Ve giderek s›n›f kendisi için mücadele edecektir.


İşçi-köylü 6

İşçi/köylü

17-30 Ekim 2008

‹flten ç›karmalar sürüyor, direnifller büyüyor! ‹flçi s›n›f›na dönük kapsaml› sald›r›lar, çok say›da emekçinin yaflam koflullar›n› giderek daha da kötülefltiriyor. ‹flten ç›karmalara ve de sosyal y›k›m sald›r›lar›na ba¤l› olarak artan iflsizlik, yoksulluk ve açl›k, emekçilere direnmekten baflka bir yol b›rakm›yor. Böylece, örgütsüzlefltirme sald›r›lar› ve de sermayenin daha fazla kâr h›rs› nedeniyle gerçekleflen iflten ç›karmalar sürerken, sermayenin bu kapsaml› sald›r›lar›na karfl› direnifller de büyüyor.

Ekonomik koflullar UNO direniflini zorluyor Hissesinin büyük bölümü Ülker’e sat›ld›ktan sonra, iflçiler üzerindeki bask›lar› daha da art›ran UNO fabrikas›, bu bask›lar kapsam›nda çok say›da iflçiyi iflten ç›kard›. “Düflük performans” bahanesiyle iflten ç›kar›lan iflçiler ise, bunun sadece bahane oldu¤unu, esas sorunun üye olduklar› TekG›da ‹fl Sendikas›’ndan istifa etmeye zorlanmalar› oldu¤unu söyleyerek, direnifle geçtiler. Ülke piyasas›n›n % 79’unu elinde bulunduran UNO’dan ç›kar›lan 11 iflçiden 5 iflçi, bir buçuk ay› aflk›n süredir direniyorlar. Direniflin ilk bafllar›nda iflten ç›kar›lanlar›n tamam› direnifle kat›l›rken, bu say›n›n bugün 5’e düflmesini, “ekonomik koflullar›n zorlamas›” olarak aç›kl›yor, direniflin 39. gününde görüfltü¤ümüz, direniflçi iflçilerden Cem Kaya. Kaya ayr›ca sendikan›n fiili deste¤i olmad›¤›n›, hukuksal süreci de kendilerinin, yine kendi çabalar›yla tuttuklar› avukat arac›l›¤›yla takip ettiklerini belirtiyor. Bundan sonraki süreçte nas›l bir hat izleyeceklerine ise, birkaç gün içinde yapacaklar› toplant›da karar vereceklerini belirtiyor.

E-Kart ve Unilever ayn› kararl›l›kla sürüyor Gebze Organize Sanayi Bölgesi’nde (GOSB) bulunan E-Kart fabrikas› iflçilerinin 6 Haziran’da bafllatt›klar› grev, yaklafl›k dört ayd›r sürerken, E-Kart patronuyla iflbirli¤i içerisindeki GOSB yönetimi, havalar›n so¤umas›na karfl›n, iflçilerin çad›r kurmas›na izin vermiyor. Patronun greve iliflkin uzlaflmaz tutumu da ayn› flekilde devam ederken, grevi nöbetlefle sürdüren iflçiler, yaklaflan k›fla ra¤men direnifllerini kararl›l›kla sürdüreceklerini söylüyorlar. Yine Gebze havzas›nda aylardan beri süren bir di¤er direnifl olan,

Sendikal› olduklar› için iflten ç›kar›ld›lar

TÜMT‹S Sendikas›’na üye Unilever iflçilerinin direnifli de, iflletilen hukuksal sürece paralel devam ediyor. Direniflin 130. gününde görüfltü¤ümüz TÜMT‹S ‹stanbul fiube Sekreteri Ali R›za Atik, 26 May›s’tan bu yana süren direniflte flu s›ralar aç›lan davalar›n duruflmalar›n›n görüldü¤ünü belirtiyor. En son 6 Ekim’de ifle iade davas›n›n görüldü¤ünü, ancak davaya hakim atanmad›¤› için, duruflman›n 20 Kas›m’a ertelendi¤ini söylüyor Atik. ‹flçilerin direnifli ilk bafllardaki kararl›l›kla sürdürdü¤ünü de söyleyen Atik, içerde çal›flan sendikaya üye iflçilerin de, bask›lara karfl›n hala direnifle destek verdiklerini, direniflteki iflçilerin yanlar›na gelerek ziyaretlerde bulunduklar›n› belirtiyor.

AUTOLIV CANKOR’da kitlesel iflten ç›karmalar GOSB içinde faaliyet sürdüren AUTOLIV CANKOR ve buna ba¤l› ATE ve AGEÇ firmalar›ndan kitlesel iflten ç›karmalar gerçeklefliyor. Türk Metal Sendikas›’n›n örgütlü oldu¤u iflyerinden ç›karmalar›n ise, T‹S sürecinde gerçekleflti¤i belirtiliyor. 15 Eylül’de bafllayan iflten ç›karmalar, 10 gün içinde 150’ye, sonraki günlerde ise 200’ün üzerine ç›km›fl bulunmakta. ‹flten ç›kar›lan iflçiler, iflyeri yönetiminin iflten ç›karmalar›n devam edece¤ini söyledi¤ini aç›klar-

Dearsan Tersanesi önündeki direnifl sürüyor Örgütsüzlefltirme sald›r›lar›n›n bir parças› olarak 10 Eylül’de iflten ç›kar›lan Limter-‹fl Sendikas› yöneticisi Levent Akhan, iflyeri önündeki direniflini sürdürüyor. Dearsan Tersanesi’nde çal›fl›rken, keyfi bir biçimde ifl-

ken, iflçilerin ifl yasas›n›n 17. maddesine göre iflten ç›kar›ld›klar› belirtiliyor. ‹flten at›lan iflçiler taraf›ndan yap›lan aç›klamaya göre, ç›kart›lan iflçilerin neredeyse tümü, uzun y›llar firmada çal›flm›fl olan ve buradaki koflullardan dolay› çeflitli hastal›klara yakalanm›fl bulunan iflçilerden olufluyor. Sar› Türk Metal Sendikas› yöneticilerinin, patron temsilcileri ile birlikte aç›klama yaparak, iflten ç›karmalar›n 2010 y›l›na kadar sürece¤ini söyledikleri de yine iflçiler taraf›ndan yap›lan bilgilendirmeler aras›nda yer al›yor. Firman›n bir yandan eski iflçileri iflten ç›kar›rken, di¤er yandan ifle sezonluk yeni iflçiler ald›¤› da, duruma iliflkin yap›lan aç›klamalardan birini oluflturuyor. ‹flten ç›karmalara itiraz eden iflçilerin, fabrika müdürlerinden biri ve de sendika bafl temsilcisi taraf›ndan tehdit edildi¤ini de söyleyen iflçiler, sorunu mahkemeye tafl›yacaklar›n› aç›kl›yorlar. ‹flçilerin üretimden gelen güçlerini kullanarak, direnmek yerine, sadece hukuksal süreci iflletmeye yönelmeleri ise, sar› sendikal önderliklerin, iflçi s›n›f›na s›n›f bilinci tafl›mak gibi bir dertlerinin olmamas›n›n ürünüdür ve onlar›n gerçekte iflçi s›n›f›n›n de¤il, sermayenin yan›nda yer ald›klar›n›n somut göstergesinden baflka bir fley de¤il. (Kartal)

ten ç›kar›lmas›n›, örgütlenme hakk›n›n engellenmesi olarak de¤erlendiren Akhan’›n direnifli 40’l› günlere yaklafl›rken, 4 Ekim’de ‹çmeler Köprüsü’nden Dearsan Tersanesi önüne kadar bir yürüyüfl gerçeklefltirdi. Sendikan›n di¤er üye ve yönetim kurulu üyelerinin de kat›larak destek verdi¤i yürüyüfl, at›lan sloganlar eflli¤inde sürdü. Direnifl sürerken, geliflmelerle ilgili bilgi ald›¤›m›z Limter-‹fl yönetimi, direniflin bahar aylar›na kadar sürebilece¤ini, çünkü patronun henüz somut bir ad›m atmad›¤›n› söyledi. (Kartal)

Eskiflehir Organize Sanayi Sitesi’nde kurulu bulunan Zeytino¤lu Holding’e ba¤l› Entil A.fi.’de çal›flan iflçiler sendikaya üye olunca ifllerinden at›ld›lar. Çal›flma koflullar›n›n iyilefltirilmesi amac›yla D‹SK’e ba¤l› Birleflik Metal-‹fl Sendikas›’na üye olan Entil A.fi.’ye ba¤l› tafleron Pehlivan Ltd. fiti.’de çal›flan kadrolu 23 iflçi, 7 Ekim günü ifle geldiklerinde iflten at›ld›klar›n› ö¤rendiler. Entil patronu ekonomik nedenleri ileri sürerek sözleflmeyi tek tarafl› iptal etti. 8 Ekim günü de yine Zeytino¤lu Holding’e ba¤l› Hapalki Ltd. fiti’de çal›flan 70 iflçi Birleflik Metal ‹fl Sendikas›’na üye olduklar› için iflten ç›kar›ld›. ‹flçiler fabrika kap›s›nda bir süre bekledikten sonra direnifle geçen Entil A.fi iflçilerini ziyaret etti. Burada ortak bir bas›n aç›klamas› yap›ld›. Bas›n aç›klamas›nda konuflan Birleflik Metal ‹fl Sendikas› Eskiflehir Bölge fiube Baflkan› Bayram Kavak; onurlu ve hakl› bir kavgaya bafllad›klar›n› ve tüm iflçiler ifllerine geri dönene kadar mücadeleye devam edeceklerini dile getirdi. (H. Merkezi)

Novamed’de kazand›k, DESA’da da kazanaca¤›z! Emine Aslan Deri-‹fl Sendikas›’na üye oldu¤u için 3 Temmuz 2008 tarihinde k›dem ihbar tazminat›, izin ücretleri, bir ayl›k maafl› ve mesai ücreti ödenmeden iflten at›lm›flt›. At›ld›¤› günden itibaren fabrika önünde hakk›n›n ödenmesi ve sendikal› olarak ifline geri dönmek için tek bafl›na direnifle bafllayan Emine Aslan’a Desa Direnifliyle Kad›n Dayan›flma Platformu Cevahir Al›flverifl Merkezi önünde yapt›¤› aç›klamayla destek verdi. 11 Ekim 2008 tarihinde yap›lan aç›klamada Desa Deri’de üretilen giyim eflyalar›n›n al›nmamas› yönlü ça¤r› yap›larak Emine Aslan ve Düzce’deki Desa Deri fabrikas›nda yine sendika üyesi olduklar› için iflten at›lan 41 iflçinin hakl› mücadelesinin desteklenmesi istenildi. Platform ad›na aç›klama yapan Selma Özkan, iflten ç›kar›lan iflçilerin ifle sendikal› olarak geri dönmesi, sendikalaflma önündeki engellerin kald›r›lmas›, gerekli ifl sa¤l›¤› ve güvenli¤i koflullar›n›n sa¤lanmas› için Desa ürünlerini boykot ettiklerini söyledi. Desa’da direnen kad›nlardan güç ald›klar›n› söyleyen Özkan “Düzce’de sendikal örgütlenmenin bafl›n› çeken fabrikada çok düflük ücretle uzun saatler boyu çal›flt›ktan sonra evde de ücretsiz çal›flan ve tarlada f›nd›k toplamaya giden kad›n iflçilerin yan›nday›z” dedi. Çeflitli sloganlar›n at›ld›¤› bas›n aç›klamas› Desa ürünlerini boykot etmeye ça¤›ran bildirilerin da¤›t›m›yla sona erdi. (‹stanbul)


17-30 Ekim 2008

İşçi-köylü 7

İşçi/köylü

Tar›mda 2008 y›l› ve köylülerin hali ahvali! Türkiye, 2008 y›l›n›n ilk alt› ay›nda, tar›msal d›fl ticarette 1.8 milyar dolar aç›k verdi. Bu rakam›n y›l sonunda 3.5 milyar dolar olmas› bekleniyor. Cumhuriyet tarihinin en büyük tar›msal d›fl ticaret a盤›n› gösteren bu rakam, Türkiye’nin kendini besleyebilen konumdan d›fla ba¤›ml› hale gelmesini gösteren önemli bir göstergedir. Büyük resmin önemli bir parças›n› veren bu rakam, Türkiye’nin emperyalizme temel g›da ürünlerinde bile ba¤›ml› hale gelmesinin ve tar›msal üretimin çökertilmesinin ürünüdür. Tar›msal d›fl a盤›n bu kadar yüksek oluflu, dolays›z olarak emperyalizmin y›k›m politikalar›n›n sonucudur. Tüm dünyadaki tar›m› kendilerine ba¤›ml› hale getirmeye çal›flan emperyalistler, Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ), DB, IMF gibi emperyalist kurulufllar arac›l›¤› ile y›k›m politikalar›n› dayat›yorlar. AB ve ABD’nin bafl›n› çekti¤i tar›msal ba¤›ml›l›k ve y›k›m politikalar›, DTÖ arac›l›¤›yla merkezilefltirilmifltir. Yar›-sömürgelerin sübvansiyonlar› ve gümrük duvarlar›n› kald›rmalar›n› sa¤layarak, bu ülkelerin tar›m› emperyalist talana ard›na kadar aç›lm›flt›r. Stoklar› eritilen, tar›msal üretimleri dumura u¤rat›lan yar›sömürgeler, tar›mda birer ithalatç› yani d›fla ba¤›ml› hale gelmifllerdir.

Destek de¤il kâr h›rs›... Emperyalistler, bir yandan yar›-sömürgelerin tar›m›n› y›k›ma u¤rat›p kendilerine ba¤›ml› k›larken di¤er yandan da kendi üreticilerine destek veriyor ve ileri teknoloji ile verimlili¤i art›r›yorlar. Bu sayede dünya fiyatlar›n› belirleyebiliyor ve dünya pazar›nda hâkim hale gelebiliyorlar. Mesela ABD, kendi pamuk üreticisine y›lda 4 milyar dolar civar›nda verdi¤i destekle, pamuk fiyat›n› belirlemede bafl aktörlerden biri haline gelmifltir. Bu fiyatlarla rekabet edemeyen yar›-sömürgeler, üretimi daraltmak veya “alternatif” ürüne geçmek zorunda

b›rak›l›yor. Bu flekilde birbirini besleyen y›k›m politikalar› ile emperyalistler, ithalat ve ihracat dengesini tamamen kendi ç›karlar›na göre belirleyebilmektedir. Emperyalizme ba¤›ml› ülkemizde de tar›m sektöründe süreç tamamen efendilerin ç›karlar›na göre iflletilmektedir. Emperyalistlerin ihtiyac› sonucu örne¤in Türkiye’nin 70’lerde temel g›da ürünlerine a¤›rl›k verilirken 80’lerde üretim ol-

dukça düflürülerek tamamen d›fla ba¤›ml› hale getirildi. Bunun sonucu olarak iyice daralan tar›msal üretim, aç›k vermeye bafllad›. 2000’de tar›msal d›fl aç›k 301 milyar dolar oldu. O y›ldan bugüne kadar AB ülkeleri ve ABD ile yap›lan tar›msal d›fl ticarette sürekli aç›k verilmeye baflland›. Ancak, Türkiye’nin Afrika ve Ortado¤u gibi tar›m› geri-güdük olan bölgelere yapt›¤› tar›msal ihracat sayesinde bu aç›k fazla belli olmad›¤› gibi bunun da dünya ile tar›msal d›fl ticarette fazla verilmesini de sa¤l›yordu. Oysa, Türkiye’nin emperyalist ülkelerle yapt›¤› tar›msal d›fl ticaret, temel g›da ürünleri ve tar›msal hammadde aç›k veriyordu. Türkiye’nin yar›-sömürgelere yapt›¤› tar›msal ticaret ise esasta tali tar›m-g›da ürünlerini kaps›yordu. Bu durum, manipüle ile yani kitlelere barda¤›n sadece dolu taraf›n›n gösterilmesi suretiyle, temel g›da ürünlerindeki d›fla ba¤›ml›l›¤›n su yüzüne ç›kmas›n› engelliyordu. Ayn› durum, tar›mdaki y›k›m›n sonuçla-

r›n›n net olarak görülmesini engellemekte de kullan›l›yordu. Yani rakamlarla manipülasyon yap›larak, Türkiye’nin bulundu¤u batakl›k, derya gibi gösterilmektedir.

Küçülme sürüyor Türkiye, 2007’de, tar›mda % 7.3 oran›nda küçülme yaflad›. AKP, bu küçülmenin yüzünü gizlemeye çal›flt›. 2008’in ilk yar›s›nda-2007’ye göre-tar›msal ithalat % 54.3 artt›¤› halde, ihracattaki art›fl % 11.2’de kald›. AKP, bu ba¤›ml›l›¤› hala, “AB’ye uyum” “tar›mda modernleflme” vb. retori¤i ile gizlemeye çal›fl›yor. Günümüzde, tar›mda K‹T’lerin özellefltirilmesi büyük ölçüde tamamlanm›flt›r. Üretimin de daralmas› ile birlikte özellefltirmeler d›fla ba¤›ml›l›¤› iyice art›rmaktad›r. Bunun sonucu olarak tar›msal ithalat yani d›fla ba¤›ml›l›k da her geçen gün daha fazla büyümektedir. Türkiye’nin tar›mda da emperyalizme ba¤›ml› hale gelmesi sonucu, tüm ekonomisi-üretimi emperyalizmin güdümüne girmifltir. Türkiye, 1950’lerden beri d›fl ticarette aç›k veriyor. Buna, 80’lerle birlikte tar›msal d›fl ticaret a盤› da eklenmifltir. Türkiye’nin ithalata dayal› montaj sanayisi, zaten emperyalizme göbekten bir ba¤›ml›l›k yaratm›flken, tar›msal ba¤›ml›l›¤›n da eklenmesiyle, tüm inisiyatifini kaybetmifltir. Açl›k gibi bir silah› ellerinde tutmaya bafllayan emperyalistler, bu sayede sömürüyü alabildi¤ine yo¤unlaflt›rabilmektedirler. Önümüzdeki süreç, köylülerin y›k›m›n›n daha fazla artt›¤› bir süreç olacakt›r. Bu y›k›m›n, flehirlerdeki yoksullu¤u ve iflsizli¤i de art›raca¤› aflikard›r. Yoksullaflan bu genifl kitlenin örgütlenmesi ve bu örgütlülüklerin yayg›nlaflt›r›lmas›; emperyalist politika ve anlaflmalar›na kitlesel bir karfl› durufl örgütlenmesi acil görevlerimiz aras›nda yer almaktad›r.

Köylüler üretmek istiyor; hükümet engelliyor Kand›ra’ya ba¤l› Teksen köylüleri, 30 A¤ustos’ta aç›klanan f›nd›k fiyat›na tepki göstererek üretim yapmak istediklerini ancak tar›mda uygulanan politikalarla bunun engellendi¤ini dile getirdiler. Geçimini f›nd›k üreterek sa¤layan Mustafa Aydo¤mufl, f›nd›k kilogram fiyat›n›n giderek düfltü¤ünü ve 10 milyon f›nd›k üreticisinin zor durumda kald›¤›n› söyledi. Geçmiflte bir çuval f›nd›k karfl›l›¤›nda 250 YTL ald›¤›na dikkat çeken Aydo¤mufl, f›nd›¤›n art›k üreticinin yüzünü güldürmedi¤inin alt›n› çiziyor. Teksen köylülerinden Sunay Ar› ise üreticilerin destekleme ad› al-

t›nda kand›r›ld›¤›n›, verilen yard›mlar›n köylülerin f›nd›k üretiminde fayda sa¤lamad›¤›n›, hükümetin yard›m yapmak istiyorsa mazot fiyat›n› düflürmesi gerekti¤ini dile getirdi. Devletin tar›ma bak›fl aç›s›n›n de¤iflmesi gerekti¤ini dile getiren ‹slam Korkmaz da tüccarlar›n, tefecilerin üreticilerin s›rt›ndan para kazand›¤›n›, ülke tar›m›n Cargill taraf›ndan yönetildi¤ini, onlar›n istemedi¤i hiçbir fleyin yap›lamad›¤›n› söyledi. Kand›ra Ziraat Odas› Yönetim Kurulu üyesi Ziyaattin Soykan ise Türkiye’de her y›l 900 bin ton f›nd›k üretildi¤ini ancak f›nd›¤›n sat›lmas› ile üretici-

nin elinde hiçbir fley kalmad›¤›n›, 2009 y›l›nda tablonun daha da kötü olaca¤›n› dile getirerek yaflanan krizin en çok üreticileri vuraca¤›na dikkat çekti. Köylüler bir çuval gübrenin 80 YTL, yemin ise 40 YTL oldu¤u bir durumda bu fiyatlarla ne hayvanc›l›¤›n ne de tar›m›n yap›labilece¤ini dile getiriyor. Toprakla geçinen tüm köylüler topraklar›n› sat›yor. Bu topraklar›n kimler taraf›ndan al›nd›¤› ise bilinmiyor. Önümüzdeki süreçte Kand›ra’n›n bütün bölgelerinde Eylül ay›n›n sonuna kadar 2-3 bin dönüm kadar sat›lacak topra¤›n oldu¤u belirtiliyor. (H. Merkezi)

Erikli köylülerinden AKP protestosu Hat›rlanaca¤› üzere AKP hükümeti bu y›l rekoltenin yüksek oldu¤unu aç›klayarak f›nd›k fiyat›n› 4 YTL olarak aç›klam›flt›. AKP’nin bu aç›klamas›na tepki gösteren f›nd›k üreticileri birçok yerde yapt›klar› eylem ve mitinglerle bu fiyat› protesto etmifllerdi. Üreticilerin aç›klanan f›nd›k fiyat›na yönelik tepkileri devam ediyor. Kand›ra’ya ba¤l› Erikli köylüleri 5 Ekim günü AKP hükümetinin f›nd›¤a verdi¤i 4 YTL’yi protesto ederek bir eylem gerçeklefltirdiler. Erikli köyü Buraklar Mahallesi’nde toplanan 500 f›nd›k üreticisi birkaç f›nd›k a¤ac›n› temsili olarak keserek AKP hükümetinin f›nd›kta uygulad›¤› politikalara tepkilerini dile getirdi. F›nd›k üreticileri f›nd›¤a geçen y›l 5 YTL verilirken, girdi fiyatlar›na yap›lan birçok zamma ra¤men bu y›l f›nd›¤›n 4 YTL oldu¤unu hat›rlatt›. Eylemde f›nd›k üreticileri ad›na konuflan Ercan Aktafl; üreticilerin tüccar›n insaf›na terk edildi¤ini ve AKP hükümetinin üreticileri zor durumda b›rakt›¤›n› dile getirdi. (H. Merkezi)

F›nd›k fiyat› F›nd›kl›’da da protesto edildi F›nd›kta bu y›l yaflanan sorunlara karfl› f›nd›k üreticilerinin tepkileri dinmiyor. F›nd›k fiyat›n›n 4.5 YTL olarak belirlenmesi köylüler taraf›ndan yap›lan eylemlerle protesto edilmiflti. F›nd›k fiyat›na bir tepki de Rize’nin F›nd›kl› ilçesinden geldi. 3 Ekim günü F›nd›kl›’n›n Ada mevkiinde biraraya gelen f›nd›k üreticileri aç›klanan f›nd›k fiyat›n› ve AKP hükümetinin tar›m politikalar›n› protesto etti. Cumhuriyet Meydan›’na kadar sloganlarla yürüyen kitle ad›na konuflan Tertip Komitesi Baflkan› Avni Ertafl dünya f›nd›k rekoltesinin yüzde 70’ini karfl›layan Türkiye’de üreticilerin f›nd›k politikalar›na karar veremedi¤ini ve f›nd›k piyasas›n›n yabanc›lar›n elinde oldu¤unu dile getirdi. Ertafl üreticilerin yapt›klar› f›nd›k mitingleri sonucu bu y›l Toprak Mahsulleri Ofisi’nin al›m yapt›¤›n›, bu eylemlerin yap›lmamas› durumunda Ofis’in önümüzdeki y›l al›m yapmayaca¤›n› dile getirdi. (H. Merkezi)


Dengê azadi

Sar›gazi’den merhabalar... Bizler ‹flçi-Köylü okurlar› olarak, Alt›nça¤ mücadelesinde flehit düflmüfl devrimci ve komünistleri hayat›n her alan›nda anma ve yaflatman›n verdi¤i bilinçle, mezar ziyareti yapt›k. Tüm devrimcilerin mezarlar›na karanfiller b›rakt›ktan sonra, Mehmet Demirda¤ yoldafl›n mezar› bafl›nda 1 dakikal›k sayg› duruflu yap›ld›. Daha sonra bir yoldafl›m›z anman›n anlam ve önemini belirten konuflma yapt›. Marfllar ve sloganlardan sonra, anmam›z sona erdi. Anmada Mehmet Demirda¤ yoldafl›n mezar tafl›nda bulunan resminin ç›kar›ld›¤›n› ve Polat ‹yit yoldafl›m›z›n mezar tafl›ndaki resminin tahrip edildi¤ini gördük. (Sar›gazi ‹K okurlar›)

TKP/ML ve PKK militanlar›ndan

1 May›s Mahallesi’nde ortak eylem Elimize e-mail yoluyla ulaflan bir habere göre TKP/ML ve PKK militanlar› 9 Ekim akflam› saat 20.00’de 1 May›s Mahallesi’nde yapt›klar› bir korsan eylemle tezkere ve son dönem yap›lan sald›r›lar› protesto ettiler. Yap›lan aç›klamada son dönem yo¤unlaflan sald›r›lara dikkat çekilerek planlanan s›n›r ötesi operasyon yetkisi ve Terörle Mücadele Yüksek Kurulu toplant›lar›n›n bu sald›r›lar› daha da artaca¤›n› gösterdi¤i vurguland›. Aç›klamada; “Eylem 9 Ekim akflam› saat 20:00’de 3001 Caddesi’nde bafllad› ve molotof kokteylleriyle yol trafi¤e kapat›ld›. Buradan köprünün bafl›na kadar yürüyüfl gerçeklefltirdi. Caddeye ç›kan TKP/ML militanlar› burada barikatlar kurularak yaklafl›k yar›m saat polislerin gelmesi bekledi. Bu s›rada ‘Gerillalar ölmez, yaflas›n Halk Savafl›’, ‘Yaflas›n Partimiz TKP/ML, halk ordusu T‹KKO, TMLGB’, ‘Yaflas›n devrimci dayan›flma’ vb. sloganlar at›ld›. Çevik kuvvetin gelmesiyle çat›flma bafllad›. Militanlar polise sapan ve molotoflarla cevap verdi. Çat›flma bu flekilde yaklafl›k 2 saat sürdü. Çat›flma s›ras›nda bir baz istasyonu militanlar taraf›ndan molotofland› ve bir süre sonra baz istasyonu ›s›dan kaynakl› patlayarak infilak oldu. Yine çat›flma boyunca bir FORT‹S Bankas›, B‹M ve 2 tane Mobesse kameras› tahrip edildi. Eylemin sonlar›na do¤ru MLKP militanlar› da eyleme destek verdiler. Eylem en son TKP/ML ve PKK militanlar› taraf›ndan ortaklafla bir flekilde bitirildi. Son olarak TKP/ML militanlar› and içip parti sloganlar›n› atarak çekildiler” denildi.

İşçi-köylü 8

Demokrasiden taviz yok, OHAL’de tezkere ç›karal›m!

Tezkere’nin Meclis’te görüflülüp kabul edildi¤i gün ülkenin dört bir yan›nda soka¤a ç›kan emekçiler s›n›r ötesi operasyonlara “hay›r” dedi. Aralar›nda Partizan, DTP, EHP, SDP, Al›nteri, BDSP, ESP, HKM, Limter-‹fl’in de bulundu¤u çok say›da siyasi parti ve demokratik kitle örgütü 7 Ekim günü tezkerenin reddedilmesi ça¤r›s›nda bulundu. Galatasaray Meydan›’nda biraraya gelen kurum temsilcileri eylem s›ras›nda çeflitli sloganlar att›. Polisin gergin tav›rlarla, takt›¤› gaz maskeleriyle kitle-

yi provoke etmeye çal›flt›¤› gözlendi. Kurumlar ad›na konuflan Tuncay Y›lmaz, geçti¤imiz y›l tezkerenin çözüm olmayaca¤› ça¤r›lar›na ra¤men tezkerenin ç›kart›ld›¤›n› flovenist, ›rkç›, militarist devlet güçlerinin bölgede halk› karfl› karfl›ya getirecek politikalarda ›srarc› olduklar›n› söyledi. 25. s›n›r ötesi operasyonun Kürtlerin iradesini k›rmaya, örgütlülü¤ünü k›rmaya ve emperyalistlere teslim olmaya zorlad›klar›n› ifade etti. Batman’da yap›lan aç›klamada ise, Milletvekillerine “ret” oyu kullanmalar›

17-30 Ekim 2008 yönünde ça¤r› yap›ld›. Mufl Tüm Bel-Sen, yapt›¤› bir aç›klamayla “flu anda sokaklara dökülme ve tezkereyi engelleme zaman›d›r” diyerek, mücadele ça¤r›s›nda bulundu. ‹zmir’de çeflitli sendika ve demokratik kitle örgütü taraf›ndan yap›lan aç›klamada ise, “Böylesi bir süreçte medyaya büyük görev ve sorumluluk düflüyor. Medyan›n bu konuda çok hassas davranmas› gerekir. Halklar aras› ve etnik kökene dayal› çat›flmalar› körüklemek yerine uzlaflt›r›c› ve provokasyonlara meyil vermemelidir” sözlerine yer verildi. Urfa’da da fianl›urfa Bar›fl Platformu Karakoyun ‹fl Merkezi önünde bas›n aç›klamas› yapt›. Platform ad›na aç›klama yapan ‹HD fianl›urfa fiube Baflkan› Sedat Gözk›ran, daha önce yap›lan kara harekât›ndan sonuç al›nmad›¤›n› hat›rlatt›. Diyarbak›r’da siyasi partiler, milletvekilleri ve demokratik kitle örgütleri, OHAL’in farkl› bir isim ad› alt›nda tekrar gündeme getirilmek istenmesine sert tepki göstererek, AKP Hükümeti’nin Kürt sorununu demokratik yöntemlerle çözece¤ine, ikiyüzlü davranarak savafl politikalar›n›n yeniden hayat bulmas› için çaba gösterdi¤ine dikkat çekti. S›n›r ötesi operasyona izin veren tezkere Ayd›n, fi›rnak, Siirt ve birçok ilde gerçeklefltirilen eylemlerle protesto edildi. (H.Merkezi)

“Düflünüyorum, öyleyse vurun” Ülkemizde faflist diktatörlük taraf›ndan çeflitli dönemlerde sansür sa¤ana¤› devam etmektedir. Ne zaman anti-demokratik bir sald›r› gerçeklefltirecek olsalar toplumun en ilerici kurum, yay›n ve kiflilerine sald›r›yorlar. Bunun örneklerini bugünlerde s›kça görmekteyiz. Geçti¤imiz haftalarda Alternatif Gazetesi’nin kapat›lmas›yla yeniden bafllayan kapatma furyas›, At›l›m Gazetesi ve son olarak da Yürüyüfl dergisinin 1 ay süreyle kapat›lmas› ile devam ediyor. Neredeyse her gün bir muhalif gazeteyi kapatan egemenler, son olarak da Yedinci Gün Gazetesi’ni kapatt›lar. Gazetemiz Demokratik Halk ‹ktidar› ‹çin ‹flçi-Köylü’nün bu süreçte yay›nlanan her say›s›na da toplatma karar› verildi. Süresi bir y›l daha uzat›lan tezkere ile birlikte yurtsever, ilerici ve devrimci bas›n üzerindeki bask›lar da artt›r›ld›. Buna paralel olarak geliflece¤i ön görülen devrimci muhalefeti bast›rmak için efl zamanl› bask›lar uygulan›yor. Bask›lar›n artt›¤› bu süreçte, ‹stanbul

Sar›yer ‹lçesi’nde Yürüyüfl Dergisi da¤›tan 29 yafl›ndaki Engin Ceber polis iflkencesi sonucu yaflam›n› yitirdi. Daha önce de, Yürüyüfl, Halk Gerçe¤i dergilerine el koyma ve birer ay kapatma, Yeni Kurtulufl Dergisi’nin 1, 2 ve 3. say›lar›na da el koyma karar› verilmiflti. Yine At›l›m Gazetesi’ne verilen 1 ayl›k kapatma karar› da ‹stanbul 14. A¤›r Ceza Mahkemesi taraf›ndan TMY 6. Maddesi’ne dayand›r›lm›flt›r. TMY ç›kar›l›rken yap›lan protestolarda özellikle vurgulanan, “ifade özgürlüklerinde k›s›tlamalar olacak” öngörüsü, bugün kendisini somut olarak göstermektedir. Genelkurmay ve polisin yeni OHAL yasalar› talepleri do¤rultusunda, yeni yasalar ç›kartmalar› muhtemel görünmektedir. Ç›kar›lmas› olas› yasalar›n TMY gibi anti-demokratik yasalar olaca¤›, bugün bas›n üzerinde estirilen terörün sokaklara daha aflikâr inece¤i beklenmelidir. Bunun içindir ki devrimci, demokrat ve yurtsever bas›n olarak birlikte bir karfl› koyufl, muhalefet örgütlememiz hayati bir yerde durmaktad›r. (H. Merkezi)

Özgür bas›n susturulamaz! Sosyalist, devrimci ve yurtsever bas›n emekçileri, son dönemde yaflanan bas›na yönelik kapatma ve sansür uygulamalar›n› protesto etti. 8 Ekim günü 12.30’da Kemeralt› giriflinde biraraya gelen ‹flçi-köylü, At›l›m, Azadiya Welat, Al›nteri, Mücadele Birli¤i, K›z›l Bayrak, Demokrat Radyo ve Köz çal›flanlar› Gündem, Alternatif, Özgür Ülke, Gelecek gazetelerinden sonra Gerçek, Azadiya Welat ve At›l›m Gazetelerinin ayr›ca Yürüyüfl ve Özgür Halk dergilerinin 1 ay süre ile kapat›lmas›n› yapt›klar› bas›n aç›klamas›yla protesto etti. Bas›n emekçileri eylemi foto¤raf makineleri ve kameralar›n› yere b›rakarak gerçeklefltirdi. (‹zmir)


İşçi-köylü 9

17-30 Ekim 2008

Dengê azadi

Kürt halk› evlatlar›na a¤lad› Meclis’ten s›n›r ötesi operasyon için tezkerenin geçirildi¤i günlerde s›n›r içinde süren çat›flmalarda katledilen HPG gerillalar›n›n Kürt halk›n›n evlatlar›n› görkemli u¤urlay›fllar›na tan›k olduk. Aktütün Karakolu’na yap›lan bask›nla birlikte ›rkç›floven sald›r›lar›n artmas›n› gerekçe gösteren TSK cenazelere kat›l›m›n engellenmesi için özellikle flehit ailelerinin cenazeleri almas›n› geciktirdi. Gece geç saatlerde teslim edilen cenazeler, yol boyunca takip edilerek gözda¤› verilmeye çal›fl›ld›, ancak cenazelerine sahip ç›kan Kürt halk› bütün engellere ra¤men sahiplenme gösterdi. Ulusal haklar›n sloganlar eflli¤inde dile getirildi¤i cenaze törenlerinde jandarma birçok yerde çekilmek zorunda kald›. Hakkar›’nin Çukurca ilçesinde 23 Eylül’de ç›kan çat›flmada Agit Garzan (Serhat Döner) adl› gerilla flehit düfltü. Cenazesini 4 Ekim’de alan ailesi ertesi gün Van’›n Hac›bekir Mahallesi’nde flehidini u¤urlad›. Cenazenin topra¤a verilmesinin ard›ndan konuflma yapan DTP ‹l Baflkan Vekili Selim Ertafl cenazeye gösterilen sahiplenmeden dolay› herkese teflekkür etti. HPG gerillas›n›n babas› fiebab Döner de “Benim o¤lum hakl› bir davada da¤lara gitti. O benim de¤il bu halk›n flehididir. Bunun için bütün Kürt halk›n›n bafl› sa¤olsun” dedi. Siirt’in Eruh ‹lçesi’ne ba¤l› fiikefta Yusuf alan›nda 25 Eylül’de ç›kan çat›flmada 6 HPG gerillas› katledildi. Mütevver Çelik ve fiehmus Akdeniz’in ailelerine cenazeler verilmedi. 3 Ekim’de Siirt’e giderek cena-

“Say›n Öcalan” eylemine sald›r›!

zeleri almak isteyen ailelerin önüne bürokratik engeller ç›kart›ld›. Bu engeller sonucunda aileler 7 Ekim’de memleketlerine dönmek zorunda kald›. 4 Ekim 2008 tarihinde Aktütün (Bêzelê) Karakoluna yap›lan bask›nda 9 HPG gerillas› da flehit düflmüfltü. Yank›lar› hala süren ve milliyetçi histeriye malzeme yap›lan bask›nda flehit düflen gerillalar›n aileleri cenazelerini almak isterken bürokratik engellere maruz b›rak›larak adeta eylemin faturas› ana babalara ç›kart›ld›. Kimli¤i erken tespit edilen Özkan Tepe, Kemal Bor, fiahin Ge¤in, Rece Dorak ve Zakir Y›ld›z adl› gerillalar›n aileleri 8 Ekim’de fiemdinli ‹lçe Jandarma Komutanl›¤›nda saatlerce bekletilerek kimseyle görüfltürülmediler. Adana Ceyhan do¤umlu Recep

Amed’de operasyonlar k›nand› Son dönem art›r›lan operasyonlar› protesto etmek için Demokratik Kad›n Hareketi ve Yurtsever Demokratik Gençlik Meclisi taraf›ndan bas›n aç›klamas› yap›ld›. 9 Ekim Perflembe günü DTP ‹l Baflkanl›¤› önünde yap›lan eylem, esasta Diyarbak›r’›n Lice ilçesine “canl› kalkan” yürüyüflü olarak planlan›yordu. Fakat 8 Ekim’de Diyarbak›r’›n

Seyrantepe semtinde polis otobüsüne yönelik yap›lan eylemde 6 polisin ölmesinin ard›ndan devletin yaratt›¤› terör ortam›ndan kaynakl› canl› kalkan yürüyüflü ertelenerek bas›n aç›klamas›na dönüfltürüldü. Kitlenin sloganlar› eflli¤inde okunan bas›n metninde, “17 Ekim 2007’de ç›kar›lan tezkerenin geçen süre zarf›nda çö-

züm olmad›¤› çok çarp›c› bir flekilde görülmesine ra¤men, devletin savaflta ›srar etti¤ine” vurgu yap›ld›. Bas›n metninde Alt›nova’da yaflanan provokasyonda k›nand›. 3 Ekim Bezele Karakolu bask›n› ve 8 Ekim’de polisleri tafl›yan otobüse yap›lan silahl› eylemden olsa gerek bas›n aç›klamas›na dahi polisin tehditkâr tav›rlar› vard›. Polisin tehditleri eflli¤inde kitle eylemine son vererek da¤›ld›. (Amed YDG)

ta Kürt halk› olmak üzere tüm ilerici güçlere, OHAL yasalar› fleklinde düzenlemelerle sald›r›lar gelifltirilmektedir” denildi. Ayr›ca, Engin Ceber’in hapishanede katledilmesi k›nand›. Ard›ndan, TUDEF Genel Baflkan Yard›mc›s› Cemal Yücel aç›klamay› okudu. Sürmekte olan krizin faturas›n›n halka kesilece¤ine dikkat çekilen aç›klamada, tezkereye karfl› halk› ortak mücadele etmeye ça¤›ran Yücel, “Bu savafl tezkeresi Kürt halk›na yönelik imha ve inkâr politikalar›na hizmet etmektedir. Kürt halk›n›n hakl› ve meflru taleplerini yok saymak anlam› tafl›maktad›r” fleklinde konufltu. (‹stanbul)

TUDEF: “Tezkere geri çekilsin!” TUDEF 12 Ekim Pazar günü saat 13.00’te, Galatasaray Lisesi önünde, süresi uzat›lan tezkere ve muhalif bas›n üzerindeki bask›lar› protesto etmek için bir bas›n aç›klamas› düzenledi. Aç›klamaya bafllamadan önce yap›lan konuflmada emperyalist ekonomik krize de¤inilerek, “Emperyalistler bu krizlerinden kaynakl› dünya halklar›na sald›r›lar›n› artt›rd›. Ülkemizde de bafl-

Dorak’›n ailesi cenazeyi ertesi gün ald›ktan sonra Yüksekova’da defnetmek istedi. Ancak Jandarma Komutanl›¤› cenazenin “güvenlik” gerekçesiyle izin vermedi. Ailenin ›srarlar› üzerine Dorak’la birlikte fiemdinli Devlet Hastanesi’nde bulunan cenazeler bir süre daha bekletildi. Cenazelerin ailelere verilmemesini ve Recep Dorak’›n Yüksekova’da gömülmesinin yasaklanmas›n› Yüksekova ve fiemdinli esnaf› kepenk açmayarak protesto etti. Savc›l›k taraf›ndan soruflturma tehdidiyle karfl›laflan esnaf cenazeler ailelere teslim edilene kadar eylemlerini sürdürdüler. Akflam saatlerinde cenazelerini alarak memleketlerine dönen flehit aileleri 9 ve 10 Ekim tarihlerinde gerillalar› son yolculu¤una u¤urlad›lar.

9 Ekim Perflembe günü saat 13.00’de ‹zmir Eski Sümerbank önünde bas›n aç›klamas› yapmak ve “Say›n Öcalan demek suçsa bende bu suçu iflliyorum” kampanyas› çerçevesinde toplanan imzalar› postaneden savc›l›¤a postalamak için biraraya gelen kitle aç›klaman›n ard›ndan Konak Postanesi’ne do¤ru yürüyüfle geçti. Dilekçelerin gönderilmesinin ard›ndan postane çevresi kolluk kuvvetleri taraf›ndan ablukaya al›nd›. Aralar›nda DTP il ve ilçe yöneticileri, ‹HD gözlemcileri, gazetemiz muhabiri ile D‹HA muhabirinin de bulundu¤u kitleye sald›ran kolluk güçleri, 44 kifliyi gözalt›na ald›. Gözalt›na al›nan 44 kifli 4 gün TMfi’de tutulduktan sonra serbest b›rak›ld›. Eylem esnas›nda gözlemci olarak bulunan ‹HD fiube Sekreteri Mihriban Karakaya; polisin yetkisini aflan bir flekilde, insanlar› linç eder derecede sald›r›da bulundu¤unu belirterek, yap›lan bu hukuksuzluk karfl›s›nda ‹zmir Emniyet Müdürlü¤ü hakk›nda suç duyurusunda bulunacaklar›n› söyledi. Çal›flan›m›z Nefle Bilgin’in gözalt›na al›nmas›n›n ard›ndan yaz›l› bir aç›klama yapan ‹zmir ‹K okurlar› “ülkemizde son dönem özellikle devlet eliyle yükseltilen milliyetçili¤in bir gösterisi olan bu sald›r›, bir kez daha Kürt ulusunun en demokratik haklar›n›n dillendirilmesine bile tahammülün olmad›¤›n› göstermifltir... Faflizmin bu yönlü bask›lar›n› daha fazla artt›raca¤› bu süreçte bizler de mücadelemizi daha yüksek bir perdeden yükseltece¤imizi tüm bu bask›lara karfl› bir kez daha hayk›r›yoruz” dediler. (‹zmir)


Halkın Gündemi

İşçi-köylü 10

17-30 Ekim 2008

S›f›r toleransl› cinayet! Nisan 2007’de Yenibosna’da Yürüyüfl dergisi da¤›t›rken polislerin açt›¤› atefl sonucu felç kalan Ferhat Gerçek’i vuranlar›n tutuklanmamas›n› protesto ederek 28 Eylül 2008 tarihinde Sar›yer Derbent’te yine Yürüyüfl dergisi da¤›tan 4 kifli dövülerek gözalt›na al›nd›. Özgür Karakaya, Cihan Gün, Aysu Baykal ve Engin Ceber adl› dergi da¤›t›mc›lar› götürüldükleri Sar›yer Polis Karakolu’nda a¤›r flekilde dövüldükten sonra ç›kar›ld›klar› mahkeme taraf›ndan tutuklanarak Metris Hapishanesi ve Bak›rköy Kad›n ve Çocuk Tutukevi’ne konuldular. Götürüldükleri hapishanelerde de “say›m vermedikleri ve disiplinsiz davrand›klar›” bahane edilerek sürekli dövülen Aysu Baykal Bak›rköy Devlet

Devletin iflkenceci yüzü! 9 Ekim Perflembe günü saat18:30’da ‹zmir’in Kemeralt› giriflinde “Engin Ceber’in katili AKP iktidar›d›r- Halk Cephesi ‹zmir Temsilcili¤i” yaz›l› pankartla bir bas›n aç›klamas› gerçeklefltirildi. Aç›klamada bas›n metni okunarak “‹nsanl›k onuru iflkenceyi yenecek”, “Kahrolsun faflizm yaflas›n mücadelemiz”, “Bask›lar iflkenceler katletmeler bizi y›ld›ramaz” sloganlar› at›ld› ve Engin Ceber’in katillerinin yarg›lanmas›n› istendi. Eyleme Partizan okurlar› da kat›larak destek verdiler. (‹zmir)

Hastanesi’ne götürülürken a¤›r darbeler alan Engin Ceber’e t›bbi hiçbir müdahalede bulunulmad›. 7 Ekim günü Ceber’in durumu daha da kötüleflti ve hapishanede yaflam›n› yitirdi. Ancak öldükten sonra hastaneye kald›r›lan Ceber’in yoldaki sars›nt›dan kalbi çal›flarak bitkisel hayata girdi. 10 Ekim tarihinde dayaktan vücudunun tamam›na yak›n› morarm›fl olan Engin Ceber gördü¤ü iflkencelere dayanamayarak fiiflli Etfal Hastanesi’nde yaflam›n› yitirdi. Engin Ceber’in gözalt›nda ve hapishanede gördü¤ü iflkenceler sonucu yaflam›n› yitirdi¤i bu kadar aç›kken ve doktor raporlar›yla da kan›tlanm›flken, Engin Ceber’in ard›ndan Metris Hapishanesi yetkilileri ve Sar›yer Polis Karakolu’ndan kendi kendilerini yerlere atarak yaraland›klar› gibi klasik ve komik aç›klamalar yap›ld›. “Demokrasi yurdu” Türkiye’de gazete da¤›tt›¤› için tutuklanan ve öldüresiye iflkence gören Engin Ceber’in hastanede ölüm-kal›m savafl› verdi¤ini ö¤renen yoldafllar› ve devrimci dostlar› her gün hastane önünde bekleyerek bas›n aç›klamalar›yla Engin’e destek vererek serbest b›rak›lmas›n› istedi. 9 Ekim günü fiiflli Etfal Hastanesi girifl kap›s› önünde bas›n aç›klamas› yapan TAYAD’l› Aileler Engin Ceber ve birlikte tutukland›¤› arkadafllar›n›n gördü¤ü iflkencelerden sorumlu olan Adalet Bakan› ve AKP hükümetini protesto etti. 10 Ekim günü Taksim Tramvay Dura¤›’nda biraraya gelen devrimci ve demokratik kurumlar da TAYAD’l› Aile-

lerle birlikte iflkenceye s›f›r tolerans diyerek kendine prim sa¤lamaya çal›flan AKP hükümetini protesto ettiler. Aç›klaman›n ard›ndan ‹stiklal Caddesinde bildiri da¤›tan TAYAD’l›larla polis aras›nda bir süre gerginlik yafland›. Ceber aç›klaman›n yap›ld›¤› gün yaflam›n› yitirerek Adli T›p’a götürüldü. 11 Ekim günü Adli T›p’tan al›narak akflam saatlerinde 1 May›s Mahallesi Cemevi’ne götürülen Ceber ve ailesi burada da yaln›z b›rak›lmad›. Anadolu Temel Haklar Derne¤i, DTP ve Partizan okurlar› taraf›ndan Cemevi önünden Çeflme Dura¤›’na kadar “Yaflas›n devrimci dayan›flma” sloganlar›yla yürüyen kitle cenazeyi karfl›layarak Cemevine götürdü. Polisin cenazenin sahiplenmesini engellemek için yapaca¤› olas› bir engelleme giriflimine karfl› 3 kurum Cemevi önünde sabaha kadar nöbet tuttular. 11 Ekim günü ö¤len saatlerinde Partizan, ESP, Al›nteri, Devrimci Hareket, DTP, Kald›raç ve çeflitli kitle örgütlerinin kat›ld›¤› cenaze töreni ö¤len

Kuru sesleri parçalayan sessizlik... Türkiye’de Aktütün bask›n› ve Alt›nova üzerinden k›flk›rt›lan milliyetçilik dalga dalga yay›l›rken parçalara ayr›lan Kürt co¤rafyas› yaln›zca sald›r›larda bütünlefltiriliyor. Irak Kürdistan›’nda yap›lacak olan s›n›r ötesi operasyon izni Meclis’ten geçti, Suriye’de Kürtlerin demokratik istemlerinin bast›r›lmas› yönlü uygulamalar devam ediyor, ‹ran’da ise ulusal haklar›n› isteyen Kürtler idam sehpalar›nda katlediliyor, PJAK gerillalar› kimyasal silahlarla parçalan›yor, tutsaklar iflkencelerden geçiriliyor. Bir ç›rp›da yaz›ya dökülen bu sald›r› dalgas› son günlerde ola¤anlaflm›fl bir hal alm›fl gibi görünüyor ve ciddi anlamda bir ses duymak da mümkün de¤il. Toplumu harekete geçirme etkisine sahip kesimlerin de

(Ulusal Hareketi destekleyen demokratik kurumlar ve devrimci yap›lanmalar›n d›fl›nda kalan kesimlerin) ya sessiz kalmas›n› ya da sistemin bütünlüklü sald›r›lar›n›n b›y›k alt›ndan söy-

K›rkl› günlere ulaflan açl›k grevine 400 tutsak kat›larak sessizli¤i 盤l›¤a dönüfltürüyor. lemlerle meflrulaflt›r›lmas›n› ‹ran’daki Kürt tutsaklar açl›k grevi bafllatarak protesto ediyor. K›rkl› günlere ulaflan açl›k grevine 400 tutsak

kat›larak sessizli¤i 盤l›¤a dönüfltürüyor. Açl›k grevi süresince de ‹ran hapishanelerinde devam eden idam, bask› ve iflkencelere karfl› onlarca tutsak da dudaklar›n› dikti. Tutsaklar›n yapt›¤› dudak dikme eylemine dair ‹ran hükümeti herhangi bir aç›klama yapmayarak konuyu kapatmaya çal›fl›yor. Ancak hapishanedeki iflkencelerin boyutunu gözler önüne seren açl›k grevi ve dudak dikme eyleminde bulunan tutsaklar devrimci, demokrat ve yurtsever kesimlerin deste¤iyle protestolar›na devam ediyor. ‹ran’daki Kürt tutsaklar›n bu onurlu direnifli Tekirda¤ 1 No’lu F Tipi’nde bulunan devrimci tutsaklar taraf›ndan yap›lan 2 günlük açl›k grevi ile desteklendi. (H. Merkezi)

saatlerinde yap›lan yürüyüflle bafllad›. 3001. Cadde üzerinden “Engin Ceber ölümsüzdür”, “Katiller halka hesap verecek” vb. sloganlarla yürüyen kitle araçlarla Kocatepe Mezarl›¤›’na gitti. Felç kalan Ferhat Gerçek’in tekerlekli sandalyeyle en önde bulundu¤u törende devrim flehitleri için 1 sayg› duruflu yap›ld›ktan sonra konuflan Ahmet Kulaks›z egemenlerin Enginleri katletmekle onlar›n temsil ettikleri iradeyi de bitirdiklerini zannettiklerini söyledi. Konuflman›n ard›ndan at›lan sloganlarla anma sona erdi. Engin Ceber’in avukatlar› 13 Ekim 2008 tarihinde Sultanahmet Adliyesinde Ceber’e iflkence yapan polis ve gardiyanlar hakk›nda suç duyurusunda bulundu. Halk Cephesi ad›na konuflan Mehmet Düvel Engin Ceber’in ölümüne yol açan süreci anlatarak katillerin tutuklanmas›n› istedi. Konuflmalar›n ard›ndan gruptan oluflan bir heyet adliye binas›na geçerek yetkililer hakk›nda suç duyurusunda bulundu. (‹stanbul)

PfiTA 7 Ekim’de Tuzla flehitlerinin mezar› bafl›ndayd›! Bundan 20 y›l önce Tuzla Köprüsü’nde hain bir pusuda katledilen dört devrimci Sar›gazi’de bulunan mezarlar› bafl›nda an›ld›. Ö¤len saatlerinde flehitlerimizin aileleriyle birlikte mezarl›kta biraraya gelindi. Mezarlar›n temizlenmesinin ard›ndan PfiTA ad›na bir konuflma ve dörtler flahs›nda tüm devrim flehitleri için sayg› duruflunda bulunuldu. Ard›ndan ‹flçi-Köylü gazetesinde dörtlere iliflkin ç›kan yaz› okunarak, hep bir a¤›zdan “Dört Karanfile” türküsü söylendi. Ailelerimizin de vurgulad›¤› üzere böylesi günlerde ailelerimizin yan›nda olmak çok önemli ve özel bir anlam tafl›maktad›r. Bugün PfiTA çal›flmas›n›n olmad›¤› yerlerde de flehit ailelerimizi sahiplenmeli, flehitlerimizin ölümsüzleflti¤i günlerinin y›ldönümünde onlar›n yan›nda olmal›y›z.. (Partizan fiehit ve Tutsak Aileleri)


17-30 Ekim 2008

İşçi-köylü 11

Sincan Hapishanesi’nden bayram hediyesi

” I R I D L A “S Deli, deliyi görünce... Tire Hapishanesi’nde ç›r›lç›plak soyularak genital aramaya tabi tutulan Derya Desde’nin hak ihlaline u¤ramad›¤› yönünde rapor veren Tire Kaymakaml›¤›’n›, ‹zmir Valili¤i ‹l ‹nsan Haklar› Kurulu ‘flafl›rt›c›’ buldu. Bu durum akla “Deli deliyi görünce çoma¤›n› saklarm›fl” deyimini getiriyor. Derya Desde, Tire Hapishanesi’nde bulunan babas› Mehmet Desde’yi ziyaret etmeye gitti¤i s›rada hapishane görevlileri taraf›ndan ç›r›lç›plak soyularak genital arama iflkencesine tabi tutulmufltu. Olay, Mehmet Desde’nin ‹HD ‹zmir fiubesi’ne ve baz› ayd›nlara yazd›¤› mektupla duyulmufl ve kamuoyunun yo¤un tepkisini çekmiflti. Raporda “hapishaneye esrar sokuldu¤unun ö¤renilmesi üzerine detayl› arama yap›lmak zorunda kal›nd›¤›, bu nedenle Derya Desde ile birlikte di¤er ziyaretçilerin de iç çamafl›rlar›n›n s›yr›larak cinsel organlar›na bak›ld›¤›, ancak elle temas›n söz konusu olmad›¤› ve bunun da insan haklar› bak›m›ndan bir sak›nca oluflturmad›¤›, mevzuata uygun hareket edildi¤i” ifade edilmiflti. Konuyla ilgili raporlar›n ‹zmir ‹l ‹nsan Haklar› Kurulu’na gönderilmesinin ard›ndan 28 A¤ustos’ta toplanan Kurul, haz›rlanan bu raporlar› inceledi ve 10 Eylül’de raporunu aç›klayarak Baflbakanl›k ‹nsan Haklar› Kurulu’na gönderdi. Raporda o gün ziyarete gelen di¤er ziyaretçilerin ifadeleriyle Derya Desde’nin iç çamafl›rlar›n›n s›yr›larak oturup kald›r›ld›¤›n›n anlafl›ld›¤› belirtilerek, “Tire ‹lçe ‹nsan Haklar› Kurulu ve Tire Kaymakaml›¤›’nca haz›rlanan raporda kiflilerin iç çamafl›rlar›n s›yr›larak cinsel organlar›na bak›ld›¤›n›n tespiti kesin ibarelerle yer almaktad›r. Ancak bu ibarelere karfl›n raporda insan haklar› yönünden bir ihlalin olmad›¤› tespiti ‹zmir Valili¤i ‹l ‹nsan Haklar› Komisyonu üyelerince flafl›rt›c› bulunmufltur” denildi. (H. Merkezi)

Sincan F Tipi Hapishanesi’nde bayram dolay›s›yla 3 Ekim’de yap›lan aç›k görüfl s›ras›nda tutsaklara ve ailelerine gardiyanlar taraf›ndan sald›r› gerçeklefltirildi. Erol Zavar, Mahmut Soner ve Deniz Bak›r’›n aileleriyle görüflü bu sefer her zamankinden biraz farkl›yd›. Görüfl yapt›r›lan oda bu defa daha küçüktü ve tutsaklar da 15 dakika geç getirildiler. Görüfl buna ra¤men erken bitirilmek istendi. Odada ast›m hastas› bir tutsak yak›n› bulunmas›na ra¤men gardiyanlar sürekli sigara içerek görüflmeyi taciz ettiler. Uyar›ld›klar›nda da

“size yasak, bize serbest” benzeri yan›tlarla ortam provoke edildi. Her zaman odada birer asker ve gardiyan bulunurken, bu defa dört asker ve üç gardiyan bulunuyordu. Yani olay›n daha önceden planland›¤›n› gösterir birçok belirti vard›. Bunun arkas›ndan ise gardiyanlar›n zaman› gelmemesine ra¤men görüflmeyi bitirmek istemeleri ve ailelerin itiraz› üzerine bir arbede yafland›. Odaya an›nda 15’e yak›n gardiyan girerek hem tutsaklara hem de ailelere sald›rd›lar. Bu sald›r› sonucunda Deniz Bak›r’›n kardefli Derya Bak›r’›n baca¤› iki ayr› yerinden k›r›ld›. Erol Zavar’›n k›z› Özge-

can Zavar babas›na siper olmaya çal›fl›rken üzerine sandalye f›rlat›larak darp edildi ve gözlü¤ü k›r›ld›. Di¤er aileler de çeflitli yerlerinden darp edildiler. Ortamdaki hasta tutsaklar›n yan› s›ra aileler aras›nda da yafll› insanlar bulunuyordu. Arbede s›ras›nda tüm yak›nlar Erol Zavar’› korumaya çal›fl›rken Deniz Bak›r’a da a¤›r fliddet uyguland›. Ailelerin karga tulumba d›flar› ç›kar›lmalar›n›n ard›ndan içerde tutsaklar›n fliddete maruz kald›klar› gelen ba¤›rt›lardan anlafl›ld›. Aileler Savc›’ya flikayette bulunacaklar›n› söylediklerinde gardiyanlar; “Çocuklar›n›z elimizde, isterseniz flikayet edin” tehdidinde bulundular. Bunun üzerine aileler Adliye Saray›’na giderek, suç duyurusunda bulunmufl ve Adli T›p’tan da darp edildiklerini gösteren raporlar al›nm›flt›r. Derya Bak›r buradan hastaneye sevk edilmifltir. 4 Ekim Cumartesi günü bu olayla ilgili ‹HD Ankara fiubesi’nde bir bas›n Toplant›s› yap›larak yaflananlar aileler ve ‹HD taraf›ndan k›nand›. ‹HD ad›na bas›n metnini okuyan Gökçe Otlu; “Bu sald›r› bizler ad›na kayg› vericidir. Kameralar›n oldu¤u bir yerde gardiyanlar›n bu denli tutuklulara ve ailelere sald›rmalar› cezaevi idaresinden güç ald›klar›n› bir kez kan›tlam›flt›r. Aileler olay esnas›nda cezaevi müdürü ile görüflmek istemelerine ra¤men müdürle görüfltürülmemifllerdir” dedi. (Ankara)

“Dilim tutsak olmasa, konuflmak serbest” “Lüks hücreler” olarak infla edildi¤i propagandas›yla aç›lan F tipi hapishaneler, her geçen gün ak›l almaz yeni bir uygulamayla daha gündeme geliyor. Bu uygulamalar›n bir yenisi de geçti¤imiz günlerde Edirne F Tipi Hapishanesi’nde yafland›. Edirne F Tipi Hapishanesi’ndeki o¤lu ile görüfle giden Celal D. gardiyanlar taraf›ndan Kürtçe konufltu¤u gerekçesiyle görüflmesine son verildi. Baba Celal D. Bu duruma itiraz ederek, Türkçe bilmedi¤i için Kürtçe konufltu¤unu dile getirdi. Avrupa Birli¤i ile ilgili her konuflmas›nda Kürtçenin yasak olmad›¤›ndan dem vuran AKP hükümeti temsilcileri hapishanelerdeki Kürtçe yasa¤›n› ise “demokratikleflmenin” ad›mlar›ndan say›yor olsa gerek. Bayram dolay›-

s›yla tüm hapishanelerde aç›k görüfl yap›lmas›na ra¤men tutsaklar bu haktan yararlanam›yorlar. “Yararlananlar” da binbir çileyle bezdiriliyorlar. Türkçe bilmedi¤ini ve zorunlu olarak Kürtçe konufltu¤unu ifade eden Celal D. “Aç›k görüfle izin verilmedi¤i gibi kapal› görüflte de Kürtçe yasa¤›na maruz kald›k. Kürtçe konufltu¤umuz için gardiyanlar görüflü yar›da keserek o¤lumu al›p götürdüler” fleklinde bafl›ndan geçenleri anlat›yor. F tipi hapishaneler var oldu¤u sürece insanl›k d›fl›, ak›l almaz uygulamalar›n, daha hangi boyutlara varaca¤›n› görece¤iz. Bu sald›r›lar›n karfl›s›nda içeride devrimci bir direnifl, d›flar›da ise örgütlü bir muhalefet örgütlenmesi bir gerçek olarak önümüzde durmaktad›r. (H. Merkezi)

Halkın Gündemi

Mezar yap›mlar› devam ediyor Devrim flehitleri Mahmut Polat ve H›d›r U¤ur’un mezar› Partizan fiehit ve Tutsak Aileleri’nin mezar yapt›rma kampanyas› çerçevesinde gündeme al›nd›. Ailelerine giderek mezarlar› yapt›rmak istedi¤imizi ilettik. Mahmut Polat’›n ailesi mezar› kendilerinin yapt›rmak istedi¤ini, ancak yanlar›nda olmam›z›n onlara manevi güç verece¤ini söyledi. Biz de ailenin bu karar›na sayg› duyarak mezar yap›m›nda yanlar›nda olduk ve mezar›n bitti¤i gün aileyle birlikte mezar ziyareti yapt›k. (Partizan fiehit ve Tutsak Aileleri)

Ulucanlar katliam›

Dersim ve Malatya’da protesto edildi * 27 Eylül Cumartesi günü Dersim Yeralt› Çarfl›s› üzerinde toplanan HKM, Halk Cephesi, Partizan, ESP, DHP, DTP, KESK, D‹SK Genel-‹fl kitlesi meflalelerle K›flla Meydan›’na do¤ru yürüdükten sonra burada bir bas›n aç›klamas› yaparak, flunlar› ifade ettiler; “26 Eylül 1999’da Ankara Ulucanlar’da yap›lan katliam ülkemizde yap›lan katliamlardan biridir. Bu katliam, direkt Adalet Bakanl›¤› Adli T›p Ankara Grup Baflkanl›¤› Morg ‹htisas Dairesi tutanaklar›yla somutlaflm›flt›r.” (Dersim/‹K) * 26 Eylül’de Postane önünde bir bas›n aç›klamas› gerçeklefltirdik. HÖC, ESP, Partizan ve DHP’nin düzenledi¤i aç›klamaya DTP ve Pir Sultan Abdal Kültür Derne¤i de katk› sundu. Aç›klamada; özellikle son dönemde hapishanelerdeki devrimci tutsaklara yönelik hak gasplar›n›n sona erdirilmesi, tecrit koflullar›n›n ortadan kald›r›lmas›, hasta tutsaklar›n serbest b›rak›lmas› üzerinde durduk. Aç›klaman›n ard›ndan Adalet Bakanl›¤›’na taleplerimizi s›ralad›¤›m›z mektuplar› yollad›k. (Malatya ‹K okurlar›)

Çelebi serbest b›rak›ls›n Bolu F Tipi Hapishanesi’nde tutuklu bulunan Wernicke Korsakof hastas› M. Ali Çelebi’nin serbest b›rak›lmas›n› isteyen annesi Elif Çelebi ve Çelebi ile Dayan›flma ‹nisiyatifi ‹HD ‹stanbul fiubesi’nde bir bas›n aç›klamas› gerçeklefltirdi. 8 Ekim günü gerçeklefltirilen bas›n aç›klamas›nda ‹nisiyatif ad›na konuflan Sakine Demir; Çelebi’nin 1991 y›l›nda tutukland›¤›n› 1996 y›l›nda gerçeklefltirilen Ölüm Orucu direnifli s›ras›nda Wernicke Korsakof hastal›¤›na yakaland›¤›n›, 2000 y›l›nda tahliye edildi¤ini, davas›n›n 2007 y›l›nda sonuçlanmas›n›n ard›ndan yeniden tutukland›¤›n› dile getirdi. Çelebinin annesi Elif Çelebi de o¤lunun tek bafl›na hiçbir ihtiyac›n› karfl›layamad›¤›n› ve ayn› zamanda flizofren tan›s› da konuldu¤unu söyledi. (‹stanbul)


Dünya

İşçi-köylü 12

17-30 Ekim 2008

Latin Amerika halklar› ayakta! letmelerine destek aktarmas› talebiyle boykot gerçeklefltiriyorlar.

“Sol” liderlerin maskelerinin birer birer düfltü¤ü Latin Amerika’da yoksullu¤u ve sefaleti artan genifl y›¤›nlar›n grev ve eylemleri, Latin Amerika’y› sarsmay› devam ediyor. Venezüela, Bolivya gibi ülkelerde “solcu” liderlerin iktidarlar›n› sarsan ayaklanmalar, di¤er Latin Amerika ülkelerinde de yükseliflini sürdürüyor.

Kolombiya fieker kam›fl› iflçileri grevde fieker kam›fl› plantasyonlar›nda çal›flan 12 bin iflçi, ücretlerinin art›r›lmas› için süresiz greve ç›kt›. ‹flçiler, ayl›k ortalama 160 Euro ücret almalar›na karfl›n, günde 14-16 saat çal›flmak zorunda. Greve ç›kan iflçiler ayr›ca daha insani çal›flma koflullar› ve hastal›k halinde daha fazla sosyal güvence ve de yo¤un hak gasp› gerçeklefltiren taflorena ba¤l› de¤il, do¤rudan ana firmaya ba¤l› ifl sözleflmesi talep etmekteler. ‹flçilere tafloron arac›l›¤›yla imzalat›lan ifl sözleflmeleri, ayn› zamanda kooperatif üyeli¤i olarak geçiyor. Böylece iflçiler çal›flan konumunda görünmüyorlar ve “kooperatif üyesi” olan iflçilerin, ne hastal›k sigortas› ne de ücretli izin haklar› oluyor. Hastaland›klar›nda

hiçbir ödeme yap›lm›yor ve kendi yerlerine çal›flacak birini bulmak zorunda b›rak›l›yorlar. Aksi takdirde onlar› ifllerini de kaybetme riski bekliyor. ‹flçiler ifl elbiselerini bile kendileri sat›n almak zorundalar. fieker kam›fl› iflçilerinin hakl› grevlerine destek ise giderek büyüyor. Baz› iflçiler, greve dikkat çekmek ve dayan›flmay› büyütmek amac›yla Bolivar Meydan›’nda açl›k grevi yap›yorlar. Hükümet ise fleker iflçilerinin hakl› eyleminin “flüpheli gruplar” taraf›ndan yönlendirildi¤ini ve desteklendi¤ini aç›klayarak, iflçilerin gerillaya yak›n kifliler oldu¤unu ima ediyor. Gerçekte ise her hak arama mücadelesine dönük oldu¤u gibi, iflçilerin grevini “terörizm” kapsam›nda de¤erlendirip, orduyu iflçilerin üzerine sald›rtarak iflçileri sindir-

meye çal›fl›yor. Ancak, iflçiler güçlü askeri sald›r›lara ve de bu sald›r›larda çok say›da iflçinin yaralanmas›na karfl›n, talepleri karfl›lan›ncaya kadar grevlerini sürdüreceklerini aç›kl›yorlar. Art›fl gösteren iflçi emekçi eylemlerinin yan›s›ra, ülke gündeminden düflmeyen sendikac› katliamlar› da sürüyor. Sadece 2008 y›l›nda 27 sendikac›n›n katledildi¤i ülkede, geçti¤imiz günlerde bir sendikac› daha katledildi. Luis Mayusa Prada adl› sendikac›l›k yapan iflçi, yol ortas›nda 17 kez atefl edilerek katledildi. Prada’n›n ailesinden iki kifli daha, önceki y›llarda sendikac› olduklar› için katledilmiflti.

Arjantin Köylü eylemleri sürüyor Arjantinli köylüler, hükümetin, a¤›r kurakl›¤›n yafland›¤› bölgelerdeki tar›m ifl-

Uluslararas› Politik Tutsaklarla Dayan›flma Gecesi Londra’da Uluslararas› Politik Tutsaklarla Dayan›flma Gecesi yap›ld›. 5 Ekim 2008 Pazar günü yap›lan etkinlik, esas olarak 1988 y›l›nda gerici ‹ran rejimi taraf›ndan katledilen 18.000 tutsa¤›n ve Buca, Ümraniye, Diyarbak›r, Ulucanlar flahs›nda ülkemiz hapishanelerinde yitirilen tüm devrimci, komünist ve yurtseverler ad›na yap›lan sayg› durufluyla bafllad›. Gece Tertip Komitesi ad›na yap›lan konuflman›n ard›ndan, 1988’de ‹ran’da yap›lan katliam›n tan›klar›ndan bir konuflmac› o dönemi anlatt›. Daha sonra ILPS Genel Sekreter Yard›mc›s› Hindistan hapishaneleri ve politik tutsaklarla ilgili bilgiler verdi. Birçok devrimci ve komünist

partinin merkezi düzeyde mesaj gönderdi¤i gecede; Filipinler, Hindistan, Yunanistan, ‹ran ve Brezilya’dan uluslararas› dayan›flma mesajlar› iletildi. Enternasyonal bir atmosferin hakim oldu¤u gece program› halk oyunlar›, Farsça, Azerice ve Türkçe fliir dinletisi, tiyatro gösterimi ve müzikle sonland›r›ld›. Geceyi örgütleyen kurumlar; UPOTUDAK, FED-BIR, OTDK, ‹ran Fedailer, Demokratik AntiEmperyalist Grup, ‹ran, Hindistan ‹flçi Derne¤i, Migrante Internat›onal Philipin. Geceye destek sunanlar; Devrimci Demokrasi ve Devrimci Yol.

Köylüler yine bu y›lbafl›ndan itibaren dört ay süren eylemler gerçeklefltirmifllerdi. Eylemlerin talebi ise, hükümetin tah›l ve soya ihracat›na koydu¤u ek vergileri kald›rmas›yd›. Nitekim kolluk güçleriyle köylüler aras›nda yo¤un çat›flmalar›n yafland›¤›, yollar›n barikatlarla kapat›ld›¤›, bunun sonucunda birçok bölgede g›da s›k›nt›s›n›n yafland›¤› eylemlerin ard›ndan ek vergi yasas› geri çekilmiflti. Köylülerin kurakl›k nedeniyle destek talebiyle gittikleri boykot öncesinde hükümet ile köylü liderleri aras›nda uzun zamana yay›lan görüflmeler gerçekleflmiflti. Söz konusu son eylemlerin, görüflmelerden sonuç al›namamas› üzerine ortaya ç›kt›¤› bildiriliyor.

Meksika Halk ö¤renci katliam›n›n ayd›nlat›lmas›n› istedi Meksika’n›n baflkenti MeksikoCity’de 1 Ekim tarihinde gerçekleflen ve 30 bin kiflinin kat›ld›¤› eylemde, 40 y›l önce yaflanan Tlatelco katliam›n›n ayd›nlat›lmas› talep edildi. Polis, ordu ve kimli¤i bilinmeyen silahl› güçler, bundan 40 y›l önce, 1968 Olimpiyat Oyunlar›’n›n aç›l›fl›ndan hemen önce eylem yapan ö¤rencilerin üzerine atefl açarak yüzlerce ö¤renciyi katletmiflti. Meksika devleti ise aradan geçen süre boyunca, olay›n faillerini ne araflt›rd› ne de cezaland›rmaya dönük herhangi bir giriflimde bulundu.

Grev hava trafi¤ini felç etti Yunanistan’da havayolu çal›flanlar›n›n 8 Ekim tarihinde gerçeklefltirdi¤i bir günlük grev hava trafi¤ini felç ederek, Atina semalar›nda büyük bir kaos yaratt›. Havayolu çal›flanlar›n›n grevine, kamu çal›flanlar› da destek verdi. Çok say›da hastane ve posta çal›flan›n›n yan› s›ra, gazeteciler de destek amac›yla birkaç saat ifl b›rakt›lar. Emekçiler, Yunanistan hükümetinin, yüksek miktarlarda borç içinde olan Olympic Havayolu’nu özellefltirme planlar›n› protesto ediyorlar.

Gazeteciler greve gitti

Uluslararas› Politik Tutsaklarla Dayan›flma Gecesi 5 Ekim 2008 Pazar günü Londra’da gerçeklefltirildi.

Havayolu çal›flanlar›ndan birkaç gün önce de, gazeteciler ülke genelinde grev yapm›fllard›. 1 Ekim günü gerçeklefltiren grev nedeniyle, radyo ve televizyon yay›nlar› yap›lmad›, gazeteler ç›kmad›, internet sitelerinin web sayfalar› güncellenmedi.


İşçi-köylü 13

17-30 Ekim 2008

Maoistlerin eylemleri sürüyor Pazar günü Gaya Eyaleti’nde bulunan özel telefon flirketlerine ait 3 telefon uydu vericisi ve 1 jeneratör binas› Hindistan Komünist Partisi Maoist (HKP(M)) taraf›ndan bombaland›. Polis karakollar› taraf›ndan kullan›lan uydu vericilerinin bombalanmas›n›n yan›s›ra, ertesi gün yola döflenen bir may›n›n patlamas› sonucunda 4 polisin öldü¤ü 5 polisin yaraland›¤› bildirildi. Elektronik posta arac›l›¤›yla yap›lan bas›n aç›klamalar›nda uydu vericilerinin polis taraf›ndan Maoistlerin mücadelesi hakk›nda bilgi toplamak için kullan›ld›¤›ndan kaynakl› hedef al›nd›¤› bildirildi. Cumhurbaflkan›n›n Hindistan’›n merkezi eyaleti Chhattisgargh’a yapt›¤› ziyaret nede-

niyle, güvenlik için devriye gezen bir polis otosunun, daha önce yola döflenen may›n sonucunda tahrip oldu¤u aç›kland›. Olay yerinde biri komiser 2 polis ölürken, di¤er iki polis ise yaral› halde hastaneye kald›r›l›rken öldü, 5 polis de tedavi ediliyor. (Kaynak: AT‹K-online)

Kad›nlar bar›nma hakk› için eylem yapt› Ço¤unlu¤unu kad›nlar›n oluflturdu¤u 3 bin kifli Hindistan’›n Tamil Nadu Eyaleti’nde, evsiz çal›flanlar›n haklar› için eylem yapt›. Eylemciler hükümetten, 100 bin evsizin bar›nabilmesi için kentlerde ve köylerde alanlar ayr›lmas›n› talep ettiler.

Evrensel Bak›fl Tüm ç›k›fllar kapal›! Dünya borsalar› flu günlerde kelimenin tam anlam›yla büyük bir panik yafl›yor. Çünkü ABD’de bafllayan ve son bir y›ld›r, çeflitli “önlemler”le ötelenmeye çal›fl›lan, ekonomik kriz art›k tüm kap›lar› k›rarcas›na çalmaya bafllam›fl bulunuyor. ABD Temsilciler Meclisi’nin tart›flmal› bir biçimde onaylad›¤› 700 milyar Dolarl›k “kurtarma paketi” de, dünya piyasalar›n› sakinlefltiremedi. Krizin küresel boyutta büyümesi, AB ülkelerinde de art›k olanca yak›c›l›¤› ile hissedilmeye bafllad›. Avrupa banka hisseleri flu günlerde tarihin en büyük düflüflünü yafl›yor. Piyasalardaki bu büyük çalkalanma, hiçbir kurtarma paketinin bundan böyle çözüm olmayaca¤›n›/olamayaca¤›n› da ortaya seriyor. Dünya ölçe¤inde, “en köklü”, “en güçlü” olarak adland›r›lan çok say›da kurulufl birbiri ard›na iflas bayra¤›n› çekiyor. Birçok ülkede batan kurulufllar›n kamulaflt›r›lmas› gündeme geliyor. Krize iliflkin al›nan önlemler elbette sadece ekonomik önlem paketlerinden ve bu paketlere ba¤l› kamulaflt›rma vb. giriflimlerden ibaret de¤il. Askeri önlemler de, bir kez daha ve de art›r›larak devreye sokuluyor. Ancak askeri önlemler bu defa emperyalist ülkelerin kendi içine dönük olarak günde-

me geliyor. Bu askeri önlemlerden birinin de, ABD’de hayata geçirilmeye çal›fl›ld›¤›na tan›k oluyoruz. fiu s›ralar “ABD tarihinde ilk kez” olarak adland›r›lan askeri önlemlerin söz konusu oldu¤u bilgileri yans›yor kamuoyuna. Aktif ordu savafl birliklerinin, krize ba¤l› olarak ortaya ç›kabilecek halk ayaklanmalar›na karfl›, ülke içinde, çok say›da bölgeye konuflland›r›ld›¤›ndan söz ediliyor. Halklara dönük gözünü k›rpmadan katliam gerçeklefltiren elbette sadece bu tarz özel birlikler de¤ildir. ‹flgal askerlerinin bir bütün olarak iflgallerdeki halk katliamlar›nda her boyutta yer ald›¤› kamuoyuna yans›yan bilgi/belge/görüntülerle yeterince a盤a ç›km›flt›r. Çünkü, gerek emperyalistlerin gerekse ba¤›ml› ülkelerin uflak-iflbirlikçi rejimlerinin oluflturdu¤u tüm beyaz ordular›n, gerçek birer halk düflman› olarak, halklara dönük her türden vahfleti, katliam› hayata geçirmeye uygun ideolojik-askeri flekilleniflte olduklar› bilinmektedir. Bu flekillenifl özellikle de profesyonel ordularda daha da öne ç›kmakta, tüm ordu mensuplar›, insanlara/halka karfl› “ac›ma”, “merhamet” gibi duygulardan ar›nd›r›lmaya dönük özel e¤itimlerden geçirilerek, birer katliam makinesine dönüfltürülmektedir. Bu yönlü “e¤itimin” bu konuda “uz-

Dünya YEN‹ ZELLANDA Emperyalizmin simgelerinden say›lan Mc Donalds’›n Yeni Zellanda’daki flubelerinin çal›flanlar› haftalard›r grevde. Daha yüksek ücret talebiyle greve giden Mc Donalds çal›flanlar›n›n Auckland Havaalan›’nda gerçeklefltirdi¤i bin kiflilik eyleme “güvenlik” güçleri sald›rd›. Grevci iflçiler, sald›r›n›n ard›ndan yapt›klar› aç›klamada, tutuklanma pahas›na da olsa, tekrar ayn› yerde eylem yapacaklar›n› belirttiler.

EKVADOR Ekvador’un yoksul köylüleri, toprak iflgalleri bafllatt›. K›sa süre önce kabul edilen anayasan›n kendilerine böyle bir hak tan›d›¤›n› söyleyen köylülere karfl›n, Ekvador hükümeti toprak iflgallerine tepki gösteriyor. Hükümet ad›na yap›lan aç›klamalarda, yoksul köylülerin Anayasay› “yanl›fl yorumland›¤›” iddia edilerek, iflgalleri engellemeye dönük “önlemler” al›naca¤› belirtiliyor.

‹TALYA ‹talya’n›n birçok kentinde biraraya gelen binlerce kifli, giderek artan ›rkç›l›¤a karfl› eylemler yapt›. 4 Eylül günü gerçekleflen ve gençli¤in yo¤un kat›l›m sa¤lad›¤› eylemlere, ‹talya’da yaflayan Afrikal›, Çinli, Romanyal›, Pakistanl› çok say›da insan da, kat›ld›. Roma’da yap›lan eyleme 20 bin, Caserta’daki eyleme ise 15 bin kifli kat›ld›.

man” olan ABD Ordusu’nda flu s›ralar, ülke içine dönük konumland›rmalarla birlikte daha da yo¤unlaflt›r›lm›fl olarak hayata geçirildi¤inden söz ediliyor. Kendi içine dönük askeri önlemlerin sadece ABD ile s›n›rl› olmad›¤› da bilinmektedir. Yine “terörle mücadele” ad› alt›nda hayata geçirilen bu önlemlerin benzerlerinin, ‹talya örne¤inde oldu¤u gibi, AB ülkelerinde de yaflam bulmas›na dönük gayretler görülmektedir. Böylelikle “terörle mücadele” konseptinin s›n›rlar› olabildi¤ince geniflletilmekte, emekçi halklara dönük topyekün sald›r›lar›n askeri aya¤› art›k sadece Ortado¤u gibi bölgeleri kapsamaktan ç›kmakta, emperyalistlerin kendi ülkelerini de içine alan bir biçime bürünmektedir. Oysa halklara dönük iflgal vb. askeri müdahalelerin, emperyalizmin hiçbir krizini çözemeyece¤i çoktan a盤a ç›km›flt›r. Çünkü emperyalistler ve her türden uzant›lar›, özellikle de iflgal bölgelerinde peflpefle yenilgiler almaya davam etmekteler. Afganistan iflgalinin hiçbir zaman zaferle sonuçlanamayaca¤›, art›k yenilginin kabul edilmesi gerekti¤i, buradaki iflgal güçlerinin her düzeydeki sorumlular› taraf›ndan daha aç›k biçimde dillendirilmektedir. Bu yenilginin somut kan›tlar›ndan biri de, emperyalistlerin yetifltirmesi Karzai ile iflgalin gerekçesi yap›lan Talabani’nin temsilcileri aras›nda gerçekleflti¤i somut olarak ortaya ç›kan, “uzlaflmaya” dönük görüflmedir. Ortado¤u’nun di¤er bölgelerinde de durum çok farkl› de¤ildir. Bat› emperyalizminin Kafkaslar’da u¤rad›¤› hezi-

met ise, ç›kmaz› büyütmüfltür. Dünya ölçe¤indeki ç›k›fls›zl›¤›n afl›lmas› ise, yine dünya ölçe¤indeki h›zl› t›rman›fl›n› sürdüren ekonomik krizle birlikte giderek daha da imkans›zlaflmaktad›r. Emperyalistler ve onlar›n uzant›lar› içinde bulunduklar› ve de a¤›rl›¤› giderek tafl›namaz bir hal alan krizden türlü ç›k›fl yollar› arad›klar› s›rada, asl›nda tüm ç›k›fl yollar›n›n kapal› oldu¤unu da çok iyi görmekteler. Sald›r› haz›rl›klar›n› d›flar›dan içeri do¤ru kayd›rmalar›n›n nedeni de özde budur. Ancak onlar›n önünde kapal› duran yollar›n, emekçi halkalara uçsuz bucaks›z bir aç›kl›k sundu¤u da, emekçi halklar cephesinde yaflanan geliflmelerde görülmektedir. Mevcut krizin faturas›n›n kendilerine ç›kart›lmaya çal›fl›ld›¤›n› giderek daha fazla bilince ç›karan emekçi halklar, dünyan›n dört bir yan›nda aya¤a dikilme hamlelerine h›z vermekteler. Bu hamlelerin üzerinden yükseldi¤i zeminin giderek s›n›fsal bir zemine kaymas› ise, egemen s›n›flar›n pani¤ini art›rmaktad›r. Bu s›n›fsal zeminin, iflgal bölgelerinin yan›s›ra, emperyalist ya¤ma ve talan›n hedefinde olan çok say›da bölgede de ortaya ç›kmas› söz konusudur. Eski-yeni birçok devrimci parti ve hareketin, flu süreçteki topyekün sald›r›lara karfl› duruflunu, çeflitli vesilelerle dünya kamuoyuna ilan etti¤ine, ciddi ç›k›fllar gerçeklefltirdi¤ine, bundan hareketle de, s›n›f mücadalesinde ciddi bir yükselifl yafland›¤›na tan›k olmaktay›z. ‹flte emperyalistlere ve uzant›lar›na tüm ç›k›fllar› kapatan da esas olarak, s›n›f mücadelelerindeki bu yükselifltir!


Enternasyonal

İşçi-köylü 14

17-30 Ekim 2008

K›z›l Y›ld›z dergisine röportaj veren NKP (Maoist) MK üyesi Basanta yoldafl partilerinin bar›fl sürecine yaklafl›m›n› anlatt›.

Gericiler taraf›ndan sar›lmam›za ra¤men;

Baflaraca¤›z! Hükümete kat›lmalar›n›n s›n›f mücadelesinin bir baflka cephesi oldu¤unu, bunun devrimi gerçeklefltirmek için devletin yeniden kurulmas› amac›yla bir siyasi taktik oldu¤unu ifade eden Basanta yoldafl ancak partinin hükümet içinde devrimci rolünü nas›l oynayaca¤›n›n, görev ve sorumluluklar›n›n netleflmedi¤ini, bu nedenle parti saflar›ndan, devrimci kitlelerden ve uluslararas› komünist hareketten sorular›n yükseldi¤ini, bununla birlikte mücadelenin her alan›nda izleyecekleri politikalar›n somutlaflmas› aç›s›ndan merkez komite toplant›s›n›n önemli bir iflleve sahip olaca¤›n› aç›klad›.

Nepal Baflbakan› Prachanda yoldafl›n ABD’de gerçekleflen Birleflmifl Milletler Genel Kuruluna kat›l›fl› da büyük ilgi toplad›. Nepal Halk Savafl›n›n önderi ve dünyan›n en genç cumhuriyetinin baflbakan› olan ve halen Nelson Mandela gibi ABD’nin teröristler listesinde yer alan Prachanda yoldafl›n konuflmas› ve yapt›¤› ziyaretler medyan›n ilgisiyle karfl›laflt›.

7 Ekim tarihinde toplanan NKP(Maoist) Merkez Komitesi 6-9 Kas›m tarihleri aras›nda Ulusal Konferans örgütleyerek partinin gelecekteki plan ve stratejilerini belirlenmeyi hedeflemektedir. Konferans›n ana gündeminin ise Halk Cumhuriyeti oldu¤u aç›kland›. Bas›na yans›yan haberlere göre Halk Cumhuriyetine geçifl konusunda izlenecek taktikler ve zamanlama meselelerinde farkl› görüfllerin bu konferansta kendilerini ifade edecekleri belirtilmektedir. K›z›l Y›ld›z dergisine röportaj veren NKP(Maoist) MK üyesi Basanta yoldafl partilerinin bar›fl sürecine yaklafl›m›n› flöyle ifade etmektedir: “Genel olarak ifade etmek gerekirse, devrim, s›n›f düflman›n› devlet iktidar›ndan fliddet yoluyla devirmek anlam›na gelmektedir. Ancak bu, tek yanl› bir bak›fl aç›s›yla bakarak devrimin tüm safhalar›nda fliddet biçiminin kullan›lmas› gerekti¤i fleklinde ele al›nmamal›d›r. Mücadelenin biçimi, mücadeleci güçlerin öznel istekleri ile de¤il nesnel flartlara ve söz konusu dönemdeki güçler dengesine ba¤l›d›r. Belirli dönem ve koflullarda devrim bar›flç›l yollarla ilerleyebilir. Geçmiflteki

iki görüflmemiz ve flu anki bar›fl süreci devrimin bar›flç›l geliflimine örnektir.” Yar›-sömürge yar›-feodal sosyo ekonomik sisteme sahip olan Nepal’de her ne kadar feodal kurumlar ve monarfli y›k›lsa da feodalizmin küçük üretim sisteminde ve halk›n kültüründe yaflad›¤›n› belirten Basanta yoldafl, emperyalizmin ve Hint yay›lmac›l›¤›n›n yaflatt›¤› komprador ve bürokrat burjuvazinin Nepal halk›n›n demokrasi, ba¤›ms›zl›k ve egemenlik özleminin önündeki engel oldu¤unu aç›klamakta ve bu s›n›f›n yeni demokratik devrimin önündeki öncelikli düflman oldu¤unu vurgulamaktad›r. NKP(Maoist)’in içinden geçti¤imiz süreci bir iç savafl m› yoksa ulusal kurtulufl savafl› olarak m› tan›mlad›¤› üzerine sorulan soruya Basanta yoldafl, kurucu meclis seçimlerinin ve federal demokratik cumhuriyetin ilan›n›n ard›ndan siyasi dengenin de¤iflti¤ini, feodalizme ve emperyalizme özellikle de Hint yay›lmac›l›¤›na karfl› nihai zafere ulaflmadan yeni demokratik devrimin gerçekleflmeyece¤ini, bu koflullarda s›n›f mücadelesinde ön safhaya

komprador burjuvazinin geçmesi nedeniyle Yeni Demokratik Devrimin ulusal yönünün esas haline geldi¤ini aç›klamaktad›r. Basanta yoldafl ayr›ca sosyalist devrimin de¤il Yeni Demokratik Devrimin ön safhas›nda olmalar›ndan kaynakl› genifl köylülükle tüm yurtsever güçleri emperyalizme ve feodalizme karfl› birleflmeye ça¤›rd›klar›n›, Prachanda yoldafl›n s›kça vurgulad›¤› iflçi ile yönetim aras›nda uyumlu iliflkiler kurma konusunun bu amaca hizmet etti¤ini belirtmektedir. Hükümete kat›lmalar›n›n s›n›f mücadelesinin bir baflka cephesi oldu¤unu, bunun devrimi gerçeklefltirmek için devletin yeniden kurulmas› amac›yla bir siyasi taktik oldu¤unu ifade eden Basanta yoldafl ancak partinin hükümet içinde devrimci rolünü nas›l oynayaca¤›n›n, görev ve sorumluluklar›n›n netleflmedi¤ini, bu nedenle parti saflar›ndan, devrimci kitlelerden ve uluslararas› komünist hareketten sorular›n yükseldi¤ini, bununla birlikte mücadelenin her alan›nda izleye-


17-30 Ekim 2008

İşçi-köylü 15

Enternasyonal

cekleri politikalar›n somutlaflmas› aç›s›ndan merkez komite toplant›s›n›n önemli bir iflleve sahip olaca¤›n› aç›klad›. Ekonomi Bakan› Baburam Bhattarai’›n haz›rlad›¤› bütçenin partinin önderli¤inde koalisyon hükümetine sunuldu¤unu ve ezilen s›n›f, cinsiyet, milliyet ve bölgelerin temel sorunlar›na de¤indi¤inden ilerici oldu¤unu ve sosyalist ekonominin belirli özelliklerini içinde bar›nd›rd›¤›n› belirten Basanta yoldafl ancak bunun sosyalist bir bütçe olmad›¤›n› aç›klayarak bu bütçeyi flu anki devrimci ve statükocu güçlerin koalisyonuna uygun geçifl aflamas›na yönelik bir bütçe olarak tan›mlamaktad›r. Yeni Demokratik Devrimin Nepal’de merkezi iktidar› ele geçirmesi do¤rultusunda önemli bir dönüm noktas›nda oldu¤unu ve hem ülkedeki hem de dünyadaki gericilerin Nepal’deki devrimin baflar›l› olmas›n› istemedi¤ini belirten Basanta yoldafl partilerinin gericiler taraf›ndan çevrildi¤i üzerine yap›lan yorumlara kat›ld›¤›n› ifade etti. Ancak halk›n deste¤i ve bilimsel ideolojilerinin rehberli¤inde bu engelleri aflacaklar›na inand›klar›n› vurgulad›.

Maoist önderler ABD’de Nepal Baflbakan› Prachanda yoldafl›n ABD’de gerçekleflen Birleflmifl Milletler Genel Kurulu’na kat›l›fl› da büyük ilgi toplad›. Nepal Halk Savafl›n›n önderi ve dünyan›n en genç cumhuriyetinin baflbakan› olan ve halen Nelson Mandela gibi ABD’nin “teröristler” listesinde yer alan Prachanda yoldafl›n konuflmas› ve yapt›¤› ziyaretler medyan›n ilgisiyle karfl›laflt›. Prachanda yoldafl›n ard›ndan ABD’de ziyaretlerini sürdüren Baburam Bhatarai ise partilerinin ülkeyi tek-parti sistemine götürmeyi hedeflemedi¤ini, çok partili sistemi savunduklar›n› aç›klad›. Ancak partilerinin klasik Westminester parlamenter demokrasisine de karfl› ç›kt›¤›n›, siyasi sistemin kurucu meclisin yazaca¤› anayasa ile netlik kazanaca¤›n› vurgulad›. Bununla birlikte yurtd›fl›nda yaflayan Nepallilere de ülkeye dönmeleri ve yat›r›mlar›n› Nepal’de yapmalar›, Nepal’de çal›flmalar› ça¤r›s›nda bulundu. 11 Ekim’de Dünya Bankas› yetkilileriyle de görüflen Bhattarai DB’den 3 y›l için 34 milyar rupi destek istedi. DB yetkilileri ise yard›m›n

Prachanda yoldafl›n ard›ndan ABD’de ziyaretlerini sürdüren Baburam Bhatarai ise partilerinin ülkeyi tek-parti sistemiverilmesi için hükümetin 6 koflulu yerine getirmesi gerekti¤ini belirttiler. Bu koflullar aras›nda özel sektör için uygun çal›flma flartlar›n›n haz›rlanmas› öncelikler aras›nda ifade edildi.

Maoist bakan istifa etti Eylül ay› içerisinde Mirchaiya’da UML üyesi ‹çiflleri Bakan›n›n emriyle polisin evsiz ve yoksul köylülerin barakalar›n› y›kmas› ve köylülere fliddet kullanmas› üzerine bask›y› engellemek için yapt›¤› çabalar sonuç vermeyen Maoist bakan Matrika Yadav bakanl›ktan istifa etti. Yadav istifas› üzerine haz›rlad›¤› yaz›da kendisinin partinin komünist ideallerine ba¤l› oldu¤unu, bakanl›k veya koltuk peflinde olmad›¤›n›, tüm hayat› boyunca yoksullar›n yan›nda mücadele etti¤ini belirterek içinden geçilen geçifl dönemin-

Yeni Demokratik Devrimin Nepal’de merkezi iktidar› ele geçirmesi do¤rultusunda önemli bir dönüm noktas›nda oldu¤unu belirten Basanta yoldafl halk›n deste¤i ve bilimsel ideolojilerinin rehberli¤inde bu engelleri aflacaklar›na inand›klar›n› vurgulad›.

de gericilerin bürokrasi üzerinden komprador-feodal yönetim tarz›n› sürdürmek için ellerinden geleni yapt›¤›n› aç›klad›. Söz konusu olay›n ve benzerlerinin bir di¤er hedefinin de Maoistlerin önderli¤indeki hükümetin yetersiz kald›¤›n›, de¤iflim getiremeyece¤ini halka kan›tlamak oldu¤unu belirten Yadav, bu bask›c› tav›rlar›n yaln›zca söz konusu bakan›n partisini elefltirmekle düzelmeyece¤ini, hükümetin önderli¤ini yapt›klar› için partilerinin de sorumluluk üstlenmesi gerekti¤ini vurgulad›. Bu nedenle yoksul köylülere yönelik polis sald›r›s›n› engelleyemedi¤i için kendisinin bakanl›ktan istifa etti¤ini, yoksullar›n evleri bafllar›na y›k›l›rken kendisinin makam araçlar›nda ve lüks evlerde kalamayaca¤›n› ifade etti. Yadav, partisinin tüm çabas›na karfl›n büyük engellerle karfl›laflan bilimsel toprak reformunun hayat bulmas› için mücadele etmenin önemini de yaz›s›nda belirtti.

ne götürmeyi hedeflemedi¤ini, çok partili sistemi savunduklar›n› aç›klad›. Ancak partilerinin klasik Westminster parlamenter demokrasisine de karfl› ç›kt›¤›n›, siyasi sistemin kurucu meclisin yazaca¤› anayasa ile netlik kazanaca¤›n› vurgulad›.


İşçi-köylü 16

Politik gündem

17-30 Ekim 2008

Y›kal›m bu köhne düzeni, biz baflka alem isteriz! Evet, Marks hakl›yd›, ancak burjuva ideologlar›n bakt›¤› yerden de¤il! Çünkü her fleyden önce, Marks’›n öngördü¤ü kamulaflt›rma, üretim araçlar›n› elinde bulunduranlar taraf›ndan de¤il, bunlardan yoksun olanlar taraf›ndan yap›lacak oland›r. Sosyalizmde ancak böylesi bir kamulaflt›rman›n ürünü olacakt›r!

Kriz hakk›nda okuduklar›m›z, kapitalizmin ciddi sorunlar yaflad›¤›na kuflkuya yer vermeyecek flekilde bizi ikna ediyor. 1970’li y›llarda girilen darbo¤az›n 1980 sonras›nda uygulanan neo-liberal denen politikalarla, sözde afl›ld›¤›n› çok duyduk. Gerçekten de o zamandan bugüne kapitalizm görünürdeki geliflimini sürdürdü. Birileri krizden bahsetti¤inde ona ya bunak ya dinozor ya da tad› kaçm›fl flarap muamelesi yap›ld›. Kriz denen fley sistemin yenilenmesi, kendini düzenlemesi ve gelece¤e daha sa¤l›kl› girmesiydi. Dolay›s›yla korkulacak, abart›lacak bir fley yoktu. Piyasan›n çark›na çomak sokma zaman› geçmiflti!!! Son yaflananlardan sonra geriye do¤ru bak›ld›¤›nda yap›lan bu gibi aç›klamalar›n esasen aldat›c› oldu¤unu görmek mümkün. Kuflkusuz sistem kriz yaflarken çökmedi, varl›¤›n› sürdürdü. Ama art›k biliyoruz ki her dalgalanma ve sonras›, devam edegelen krizin ertelenmesi, geciktirilmesiymifl. As›l f›rt›na esintileri “paran›n ak›flkan gücü”yle hafifletilmifl. Üstelik her hafifletme, geciktirme yoksul ülke halklar›n›n tasarruflar›na el konulmas›yla gerçekleflti¤inden büyük soygunlar yaflanm›fl. Bu büyük soygunlara dikkat çekenler oldu; ne var ki onlar›n sesi pek iyi duyulamad›. Onlar›n yerine “büyük ekonomistler” ve “terörizme karfl› haçl› savafl›na” giriflen siyasetçilerin gürültülerine yer verildi, dolay›s›yla halklar onlar›n sesleriyle meflgul edildi! fiimdi yaflananlar ise ayn› içerikte ama daha büyük bir soygunun geliflmifl ülkelerde gerçekleflmesidir. Kuflkusuz,

daha çok gürültüye neden olmaktad›r bu nedenle!

Hangi sistem çöker? Kapitalizmin merkezinde yaflanan mali kriz k›sa zaman içerisinde neo-liberalizm denen paradigman›n temel yarg›s›n› yerle bir etmifl durumda. Benzer ama daha küçük çapta yaflanan krizlerde yar›-sömürge ülkelerin devlet müdahalelerinin gerçekleflmemesi yönünde uyar›lar yapan güçler, büyük iktisatç›lar bu kez devlet müdahalesinin zorunlulu¤undan bahsediyor ve halklar› da buna iknaya gayret ediyorlar. Çünkü bu kez kaybolan para çok yüksek ve kaybedenler de sistemin merkezdeki güçleri. fiimdiye kadar yap›lan propaganda, piyasa sisteminde yanl›fl yapan›n kaybedece¤i, do¤ru davranan›n ise kazanaca¤› ve bunun da adil bir yasa oldu¤uydu... Ama kaybedenler en büyükler oldu¤unda bu ilahi adil yasa da de¤iflmek durumunda kald›. Kaybedenlerin kurtar›lmas› için güya “herkesin ortak devleti” kollar›n› uzatt›! Halklar›n cebinden dev flirketlerin kasalar›na para ak›fl›n›, üstelik apaç›k bir biçimde aktarmaya giriflti. ABD Federal Bankas›n›n, Hazinesinin kurtarma operasyonunun özeti budur. Deniyor ki, bu olmak zorunda, aksi halde sistem tümüyle çöker. Halklar flu sorular› sormak durumunda: Hangi sistem çöker; sömürüldü¤ümüz, çal›flarak edindiklerimizi bizden al›p dev flirketlere ak›tan sistem mi? Hangi sistem; yoksul ülkelerden merkez ülkelere devasa kaynak transferleri gerçeklefltiren sistem mi? Han-

gi sistem; üretimden uzaklafl›p paradan para kazanmay› temel-esas u¤rafl haline getiren sistem mi? Enflasyonu, yoksullu¤u, iflsizli¤i, üretim anarflisini süreklilefltiren, yayg›nlaflt›ran sistem mi? Krizle birlikte yaflanan süreç, gerçekte sürekli ama görünmez bir biçimde yaflanan talan›n k›sa zamanda ve görülür flekilde gerçekleflmesidir. 750 milyon dolarl›k bir kaynak aktar›m› planlanm›flt›r. Bunun bir buçuk trilyon dolara kadar ç›kaca¤› san›lmaktad›r! fiimdiye kadar finansal alanda çeflitli biçimlerde gerçekleflen ticaretten elde edilen kâr özel kurumlarda paylafl›l›rken, oluflan büyük zararda tüm halklar zarar› paylaflmaya ça¤r›lmaktad›r; hay›r ça¤r›lmamakta paylafl›ma mecbur edilmektedir! Çünkü onlara bunu soran yok. Devlet yasa ç›karacak ve herkes buna uyacak!

Marks’›n yeniden “keflfi” Halk› zarar› paylaflmaya “davet eden” devlet müdahalelerinden ve bu yönlü ç›kar›lan yasalardan biri de, batan banka vb. flirketlerin kamulaflt›r›lmas›na dönüktür. Bu kamulaflt›rmalar beraberinde Marks’›n “yeniden keflfini” getirdi. Marks’› “bir kez daha keflfedenler” ise burjuva ideologlardan baflkalar› de¤il. “Marks hakl› m›yd›?” benzeri tart›flmalara flu günlerde oldukça s›k rastlar olduk. Bu tart›flmalar daha çok da, devletin kamulaflt›rmalar› üzerinden yürütülerek, kamulaflt›rma müdahaleleri sosyalizmle efllefltirilmeye çal›fl›l›yor.

“Marks’›n hakl›l›¤›” da bunun üzerine oturtulmaya çal›fl›l›yor. Mesele, sanki kapitalizmin kurallar›na ayk›r› bir giriflim söz konusuymufl gibi ele al›n›yor. Oysa yaflanan fley, kapitalizmin devlet iflin içine girmeden kendini düzenleyememe, yeniden üretememe durumudur. Devletin sürece müdahale etmesi, kapitalizme karfl› geliflen bir durum de¤ildir. Aksine, sermayenin/burjuva s›n›flar›n ihtiyaçlar› bunu gerektirdi¤i içindir. Uzunca y›llard›r hayata geçirilen neo-liberal politikalar ve bu ba¤lamda da “serbest piyasa” ekonomisi iflas etmifltir. Mali sermayenin zarar›n›n kapat›lmas›na dönük hamlelerdir gerçeklefltirilen. Bunlar halk istedi¤i için de¤il, sermaye istedi¤i için gerçeklefltirilmektedir. Karfl›lanmaya çal›fl›lan zarar, halk›n karfl› karfl›ya bulundu¤u zarar de¤ildir. Çünkü devlet zaten sermayenin/egemen s›n›flar›n siyasal ayg›t›ndan baflka bir fley de¤ildir. Egemen s›n›flar›n siyasal ayg›t›n›n, sömürü serbestli¤i sundu¤u sermayeye, batma serbestli¤i sunaca¤› düflünülemez. Tekrarlamak gerekirse, devlet, bizzat sermaye s›n›f›n›n devletidir. ‹flte bunun içindir ki, ço¤u yüz y›l› aflk›n süredir faaliyet gösterdi¤i için, “köklü” olarak adland›r›lan flirketleri “kamulaflt›rmaktad›r”. “Kurtar›lan” bu flirketlerin gelecekte tekrar özellefltirilece¤i ise kesindir. Zaten kamulaflt›rma da ileriki süreçlerde özellefltirmek üzere yap›lmaktad›r. Kapitalist sistemin mant›¤› içerisinde piyasalara yap›lan bu müdahale, olsa olsa “devlet kapitalizmi” olarak adlan-


17-30 Ekim 2008 d›r›labilir. Buradan bak›ld›¤›nda ise, gerçeklefltirilenin sosyalizmle alakas› yoktur. Çünkü devlet, kapitalizm hüküm sürdü¤ü ve de egemen s›n›flar›n siyasal ayg›t› oldu¤u sürece, gerekti¤inde piyasalara müdahale edecektir. Müdahalenin koflullar›n›n ortadan kalkt›¤›n› düflündü¤ünde ise, müdahalenin yerini yine “serbest piyasa” ekonomisi ya da bir benzeri alacakt›r. Kald› ki, bu müdahaleler, serbest piyasa ekonomisinin bütünüyle ortadan kalkt›¤›/kalkaca¤› anlam›na da gelmemektedir. Zaten kapitalist sistemde, devletin flu ya da bu biçimde piyasalara ve de ekonomik yaflama hiçbir biçimde müdahalesinin olmad›¤› tek bir kapitalist ülke yoktur. “Devlet kapitalizmi”, kapitalist sistemin ihtiyaçlar› do¤rultusunda hep uygulanagelmifltir. Ancak “devlet kapitalizmi”, ne sosyalizm ne de sosyalizmle harmanlanm›fl kapitalizm demektir. Sadece kapitalizmin, kendini sürdürebilmesinin, yeniden üretebilmesinin, çeflitli uygulamalar›ndan biridir. Bu vb. uygulamalar, kapitalist sistemin, yani sömürücü s›n›flar›n ihtiyaçlar›na göre ortaya ç›karlar. Bunun içindir ki, bu gerçekli¤i görmeden/göremeden mevcut uygulamalar› “sosyalist” uygulamalar olarak getirmek, yine buradan bakarak “Marks hakl›yd›” minvalinde fikir yürütmek, sosyalizmin ne oldu¤unu bilmemektir. Sosyalizmi bilmemek ise, Marks’› bilmemek, anlamamakt›r. Evet bizce de Marks hakl›yd›, ancak burjuva ideologlar›n bakt›¤› yerden de¤il! Çünkü her fleyden önce, Marks’›n öngördü¤ü kamulaflt›rma, üretim araçlar›n› elinde bulunduranlar taraf›ndan de¤il, bunlardan yoksun olanlar taraf›ndan yap›lacak oland›r. Sosyalizm de ancak böylesi bir kamulaflt›rman›n ürünü olacakt›r!

Oynanan oyun ayn› Tekrar krizle birlikte piyasalara dönük gerçeklefltirilen müdahalelere dönecek olursak. Yukar›da da belirtti¤imiz gibi, trilyonlarca dolar› bulma ihtimali oldukça yüksek olan bir operasyon söz konusudur. fiimdi, gerçekleflen bu operasyonun nedeni üzerine iyice düflünülmelidir. Bu derecede aç›k yaflanan talan›n kimden kime gerçekleflece¤i izlenmelidir. Düne kadar kâr için her türlü serbestli¤i isteyenler ve bunu elde edenleri; onlar›n bunu elde etmesine olanak verenleri; bunlar› yaparken de halklara kalk›nma, büyüme masallar› anlatanlar›, bunlar› tan›yorsunuz. Tan›d›¤›n›z bu güçler gerçekleflmekte olan bu operasyonda yine görevler alm›flt›r veya almaktad›rlar. Güya ekonomik büyüme sürecinde (Türkiye de alt› y›ld›r yüzde alt› civar›nda büyümüfltür) palazlananlar flimdi de

İşçi-köylü 17 kriz denen süreçten f›rsat olarak yararlanmaktan bahsediyorlar. Bunlar da ayn› güçler. Oynanan oyun ayn›d›r. Yoksulun, çal›flan›n önüne f›rsat teranesi at›lmakta bu kez. Oysa ABD’de gerçekleflmekte olan “kurtarma plan›” nihai olarak yoksul ülkelerdeki yoksullu¤u derinlefltirecektir. Bundan kaç›nmak mümkün de¤ildir. Zira bu ülkeler kendilerini ekonomi politikalar›yla merkezdeki ülkelere mahkum etmifl durumdalar. Borç ekonomisi, nas›l olur da borçlu olduklar›ndan, üstelik onlar krizdeyken faydalanacakt›r?

oluflageldi¤i zemini kaybedecek, diye düflünebiliriz. “Kurtarma Plan›” kendi bafl›na denetimsizli¤in, dipsiz açgözlülü¤ün, borç bata¤› içinde ekonomik büyümenin, fliflirilmifl balonlar›n sonunu ilan etti zaten. Plan mevcut varl›klar›n üçdört kat› olan borcun düzenlenmesini amaçl›yor. Böylece piyasan›n en az›ndan nefes al›p vermesi sa¤lanm›fl olacak. Bunun devlet kanal›yla yap›l›yor olmas› onun uzun bir süre devlete ba¤l› hortumlarla yaflayaca¤›n› gösterir. Dolay›s›yla denetimin gündeme geldi¤i bir sürece geçilecektir. Reel ekonomik süreçten kopuk ekonomi alanlar› denetime al›nd›klar› oranda eski albenilerini kaybedecek ve önemli k›sm› tasfiye olacakt›r. Zaten yat›r›m bankalar›n›n iflas› bu sürecin bafllad›¤›n› göstermektedir. Çünkü yat›r›m denen, büyük oranda üretim alanlar›nda de¤il spekülatif alanda gerçekleflmektedir. Konut kredileri yat›r›m›n en son alan› olmufltur; bu sözde yat›r›m›n dönüflü

Piyasan›n herkesi zenginlefltirece¤i yalan›n›n sonuna geldik. Ne var ki bu “zenginleflme” yalan› süresince yoksul ülke halklar› büyük ac›lar çektiler, yoksulluk yaflad›lar. Önümüzde liberal piyasan›n zenginleflece¤iz yalan› ile geçilecek y›llar de¤il, zarar› paylaflal›m, sistemi kurtaral›m, sonumuz selamet yalan› ile geçecek y›llar var. Cari a盤›n borçlarla sürdürülür k›l›nd›¤› yerde mali kriz derhal önlemler almay› gerektirdi¤i halde devlet ve onun hükümeti hiçbir önleme gerek duymuyor! Çünkü onlar›n eli kolu ba¤l›. Onlar devletin piyasaya müdahalesine karfl›lar; onlar uluslararas› dev flirketlerin serbest hareketine boyun e¤mifl durumdalar; baflka bir yol görmeleri, bulmalar› olas› de¤ildir! Bunlar›n f›rsat dedikleri fley, düne kadar halk›n kand›r›lmas›na dayanan sürecin anlafl›lmas›n› engelleyecek tarzda, yeni talan sürecini yaflamakt›r. Nas›l ki Kemal Dervifl öncesindeki büyük kaynak transferini “Büyük (Güçlü) Ekonomiye Geçifl” teranesiyle geçifltiriverdiler ve o zamanki krizi bu anlamda f›rsat olarak de¤erlendirdiler, flimdi de ancak onun bir benzerini gerçeklefltirebilirler. Kapitalizmin yaflamakta oldu¤u kriz onun çöküflüne, tarih sahnesinden çekilmesine neden olmayacak. Böyle bir beklenti gerçekçi de¤ildir. Ancak bu krizle beraber Reagan ve Thatcher’in bafllatt›klar› büyük sald›r› dalgas›

gerçekleflememifltir. Önümüzdeki y›llar tasfiyenin kontrol alt›na al›nmaya çal›fl›laca¤› ve o flekilde devam edece¤i y›llar olacakt›r. Bu da k›sa zamanda reel ekonomiye yans›yacakt›r. Zira reel ekonomi de mali sermayeden ba¤›ms›z bir süreç de¤ildir. Nihayet temel yap› reel ekonomidir ve as›l kriz oradan ç›kmaktad›r.

Yaflananlar büyük dalgalar›n öncüsüdür Mali alan, büyüyen, sürekli beslenen krizin yayg›nlaflmas›na, farkl› alanlara do¤ru genifllemesine vesile olmufltur. Reel ekonomideki krizi flimdiden üretim alanlar›ndaki flirketlerin zarar aç›klamalar›yla, üretimi durdurmalar› ya da yavafllatmalar›yla, iflçi ç›karmalar›yla, ücretleri sabit tutma çabalar›yla, bu nedenle toplu ifl sözleflmesinde sonuç elde edememeleriyle yaflamaktay›z asl›n-

Politik gündem da. Ancak bu yaflananlar henüz gerçek büyük dalgalar›n öncüleridir. ‹ngiltere’ye göz atanlar durumun ne derecede vahamete gitti¤ini görebilirler. Büyük futbol kulüplerini baflka uluslardan zenginler almaktad›r. ‹ngiltere sermayesi “yat›r›m” yapacak gücü bulamamaktad›r! Piyasan›n herkesi zenginlefltirece¤i yalan›n›n sonuna geldik. Ne var ki bu “zenginleflme” yalan› süresince yoksul ülke halklar› büyük ac›lar çektiler, yoksulluk yaflad›lar. Önümüzde liberal piyasan›n zenginleflece¤iz yalan› ile geçilecek y›llar de¤il, zarar› paylaflal›m, sistemi kurtaral›m, sonumuz selamet yalan› ile geçecek y›llar var. Bu yalanla geçecek süreci engelleyebilir miyiz? ‹çinde sadece sömürüldü¤ümüz, talana u¤rad›¤›m›z sistemi kurtarmaktan vazgeçebilir miyiz? Zengin ülkelerin yenik düflmüfl hülyalar›n›n yeniden canlanmas›na karfl› durabilir miyiz? fiimdilik hay›r! Çünkü bunu baflaracak kadar çal›flmad›k, buna haz›rlanmad›k. Koflullar buna do¤ru iteklese de gücümüz yerinde de¤il. Ama buna haz›rlanabiliriz, bunun için çal›flabiliriz! Bu sömürü ve talandan kurtulman›n yolu var ve biz bu yolu ayd›nlatabiliriz. Buna kendi ülkemizdeki halka son krizin nedenlerini ve gerçekleflmekte olan kurtarma plan›n›n ne menem bir fley oldu¤unu anlatarak; bu konunun halk›n yaflam›nda nas›l bir problem oldu¤unu göstererek onun gözlerini açabiliriz. Burjuvazi ekonominin kurallar›n›n neredeyse ilahi oldu¤unu ya da o kadar de¤il de, ama do¤a kanunu gibi oldu¤unu ileri sürüyor. Oysa ekonominin kurallar›n› insanlar, egemen s›n›flar belirliyor. Neo-liberalizmin büyük yalan› halk›n gündemine tüm aç›kl›¤›yla bizlerin sokmas› gerekir. Ekonomi ezilen, yoksul s›n›flar›n lehine düzenlenebilir, ekonominin kurallar› de¤iflebilir. Mevcut durumda kurallar de¤iflecek, ancak yine yoksuldan zengine do¤ru kaynak transferinin gerçekleflmesine dayan›lacak. Üzerinde durmam›z gereken halk›n bu talan konusunda bilinçlenmesi, bunun onun yaflam›ndaki en önemli problemlerden oldu¤unun ona gösterilmesidir. Bunun için mevcut hükümetin, onun temsil etti¤i egemen s›n›flar›n ve düzeni koruyup ifller k›lan devlet mekanizmalar›n›n ç›karlar›yla temelden z›t bir halk bilincinin yarat›lmas› gerekiyor. Son krizin sundu¤u olanakla bu her zamankinden daha da mümkündür. Ellerimizi gö¤e kald›r›p önce “dur” diyebilmeli ve ard›ndan yumruklar›m›z› s›k›p “Y›kal›m bu köhne düzeni, Biz baflka âlem isteriz, Bizi hiçe sayanlar bilsin, Bundan sonra her fley biziz” marfl›yla yürümeye bafllamal›y›z...


İşçi-köylü 18

Politik gündem

17-30 Ekim 2008

Nitelikli bir kitle faaliyeti için nitelikli bir gazete... Günümüzde emperyalist-kapitalist sistemin ezilen halklara dönük çok yönlü sald›rganl›¤› söz konusudur. Bu sald›rganl›¤›n sonucu olarak, giderek daha fazla say›da halk y›¤›nlar›, tarihte görülmemifl biçimde iflgaller, katliamlar, yoksulluk, açl›k ve sefaletle yüz yüze kalmakta, ezen ve ezilenler aras›ndaki çeliflkiler giderek derinleflmekte ve artan bir yükseliflle, ezilen y›¤›nlar›n çeflitli mücadeleleri olarak d›fla vurmaktad›r. Ülkemiz özgülünde söyleyecek olursak; emperyalist politikalar›n, uflak egemen s›n›flar taraf›ndan hayata geçirilmesi çabalar›n›n sonucu olarak, genifl y›¤›nlara dönük h›zla gerçeklefltirilen, gerek sosyal y›k›m sald›r›lar›, gerekse bunlar› gölgelemeye hizmet eden, ›rkç›-faflist sald›r›lar söz konusudur. Kürt Ulusal Hareketi’ne dönük imha-inkâr sald›r›lar›, ilerici, devrimci ve komünistlere dönük, linç vb. pratikler eflli¤inde gerçekleflen çeflitli sald›r›lar bir yanda, di¤er yanda ise SSGSS gibi kapsaml› sosyal y›k›m sald›r›lar›, ülkemiz emekçi halk›n›n bugün yüz yüze kald›¤› sald›r›lar olarak özetlenebilir. Tüm bu tabloya yak›ndan bakt›¤›m›zda ise, karfl›m›za ç›kan fley, ülke emekçi halk›n›n giderek daha büyük bir yoksulluk, sefalet, iflsizlik vb. sorunlarla bo¤uflmak durumunda kald›¤›d›r. Halk›m›z› karfl› karfl›ya getirmeyi ve böylelikle ülke emekçi halk›n› birbirine k›rd›rmay› hedefleyen pratikler, yarat›lan suni laiklikfleriat ikilemi vb. gündemler çok aç›kt›r ki, ezilen y›¤›nlar›n, sosyal y›k›m sald›r›lar›yla birlikte iyice derinleflen sefalet ve yoksullu¤un üzerini perdelemeye hizmet etmektedir. Ancak flu da kesin olan bir gerçekliktir ki, giderek daha fazla say›da iflçi ve emekçi y›¤›nlar›, sisteme karfl› hoflnutsuzlu¤unu dile getirme yönlü harekete geçmektedir. Bu hem ülkemiz hem de dünya emekçi y›¤›nlar› aç›s›ndan art›k gizlenemez bir gerçekliktir.

Süreç, kitlelere gitmenin önemini giderek art›r›yor ‹flte içinden geçilen böylesi bu süreç, kitlelere gitmenin, onlara sistemin gerçek yüzünü teflhir etmenin ve de onlar› saflar›m›zda örgütleyerek, sisteme karfl› harekete geçirmenin önemini daha da art›rmaktad›r. Kitleleri örgütlemenin zor ve zahmetli bir ifl oldu¤u ortadad›r. Ancak iflimizi oldu¤undan daha da zorlaflt›ran ve ç›kmaza sokan›n kendimiz oldu¤unu bilmek durumunday›z. “Zor” diye and›¤›-

m›z kitle çal›flmas› ve örgütlemesinin kendi tarihi sürecimiz içerisinde, çeflitli alanlarda çok baflar›l› örnekleri vard›r. Bu pratiklerin s›rr› ve anahtar›, tam da kitle çizgisinin baflar›l› biçimde uygulanmas›nda aranmal›d›r. Örgütlenme alan›nda yaflad›¤›m›z sorunlardan biri de, kitlelerle iletiflim sorunudur. Bu sorunu aflmak için öncelikle do¤ru politikalara, sonra bunun iyi bir dille ifade edilmesine, yani kitlelere aktar›lmas› için uygun araç ve yöntemlerin seçilmesine ihtiyaç vard›r. Bu anlamda önemli araçlar›m›zdan biri de yay›nlar›m›zd›r. Yay›nlar›m›z, kitleler nezdinde faaliyetimizin vitrini, belli periyotlarla duyurusunun arac›d›r. Politikalar›n›n halka götürülmesine arac›l›k eden en önemli silah›m›zdan biri konumundad›r. Örgütlenmemizde okurlar›m›z›n elindeki önemli bir araç durumundaki yay›nlar›m›z›n her bak›mdan nitelikli olmas›, bu aç›dan bak›ld›¤›nda son derece önemlidir. Nitelik; çeflitli politik gündemlere, siyasi yaz›lar›nda, köflelerde ve araflt›rmalar›nda ayd›nlat›c›, yol gösterici ufuk aç›c› yaklafl›mlarla yan›t olabilmektir. Nitelik; kitlelerin ba¤r›ndan, eylem ve direniflin içinden haber alabilmektir/yapabilmektir. Nitelik, farkl› kesimlerden okurlara hitap ederken, onlar› belli bir çizgide ustaca buluflturabilmektir. Nitelik, okuru do¤ru ve sa¤l›kl› bilgi ile donatabilmektir. Nitelik, biçimsel aç›dan da okunmas›, izlenmesi, anlafl›lmas› kolay, etki gücü fazla bir ürün sunabilmektir… Bu aç›lardan bak›ld›¤›nda yay›nlar›m›z›n istenilen düzeyde olmad›¤› ve “nitelik” noktas›nda ciddi eksiklikler yafland›¤› ortadad›r. Bu gerçekli¤in alt›n› çizmek elbette ki bu durumu kabullenmek demek de¤ildir. Bizler bu sorun ve s›k›nt›lar› kolektif bir emek ve çaba ile aflabilece¤imizi düflünüyoruz. Bu say›m›zda start›n› verdi¤imiz kampanyam›z› da bu eksende ele alarak yürütece¤iz.

Yay›nlar›m›z kitle faaliyetinde önemli araçlar›m›zdan biridir Kolektif ajitatatör-propagandac› ve örgütleyici olan ve örgütlenmede önemli bir rol atfedilen yay›nlar›m›z›n gelifltirilmesi, misyonuna paralel olarak bütünün kolektif denetimi ve katk›s› sayesinde hayat bulacakt›r. Dolay›s›yla tüm faaliyetçilerimizin düzenli flekilde kitlelere gitmede bir araç olarak kulland›¤›, kitlemizin ideolojik-politik gelifliminde, kültürel flekilleniflinde ve örgüt-

lenme iste¤i ve azmi kazanmas›nda önemli bir yeri olan, devrime sempati ile bakan taban›n genifllemesine katk› sunan ve ileri kitlelerin ve di¤er dost güçlerin s›n›f mücadelesinin çok çeflitli gündemlerine yönelik güvenilir bir baflvuru kayna¤› olan yay›nlar›m›z›n bugün arzu etti¤imiz niteliksel düzeyden ve niceliksel ilgiden uzak bir konumda oldu¤u bariz bir gerçekliktir. ‹deolojik-politik derinli¤imiz, politik yaklafl›mlar›m›z ve tarihsel deneyim gözönüne al›nd›¤›nda mevcut gerçekli¤imiz içinde daha etkili ve nitelikli yay›nlara imza atmam›z ve daha genifl bir da¤›t›m a¤› oluflturmam›z mümkündür. Mevcut gerçekli¤imizin izin verdi¤i s›n›rlara ulaflmak ve daha ileriye gidebilmek için planlar yapmak aç›s›ndan yay›nlar›m›z›n geliflimine sekte vuran anlay›fl hatalar›m›z› ortaya ç›karmak, daha nitelikli bir yay›n için elefltiri ve önerilerde bulunmak ve yeni sorumluluklar yüklenmek, yürütece¤imiz kampanyan›n öncelikli hedefleri aras›ndad›r. Kampanyam›z uzun vadeli bir hedef olarak, ileri kitleler nezdinde güvenilir ve aran›r bir yay›n düzeyine ulaflma do¤rultusunda acil, güncel sorunlar› ortaya ç›karmay›, kitlemiz nezdinde yay›n meselesini gündemlefltirip tart›flmay›, her bir alan›m›z›n faaliyetinde yararland›¤› yay›nlar›m›z›n olanaklar›n› artt›rmay› ve alanlarda daha etkili flekilde de¤erlendirilmesine yard›mc› olmay› amaçlamaktad›r. Hali haz›rda düzenli flekilde yay›nlanan 15 günlük gazetemiz ‹flçi köylü, ayl›k gençlik dergimiz Yeni Demokrat Gençlik, 2 ayl›k periyotlarla yay›nlamaya çal›flt›¤›m›z teorik yay›n organ› Partizan dergisi proleter devrimci niteliktedir ve bu nedenledir ki her birimizin gö-

revleri aras›nda bu yay›nlar›n› elefltirel bir gözle okumak, de¤erlendirmek ve katk› sunmak bulunmaktad›r. Yine her birimizin temel görevleri aras›nda yay›nlar›m›z›n da¤›t›m›n› örgütlemek ve bu da¤›t›m üzerinden ç›kan olanaklar› de¤erlendirmek, iliflkileri saflar›m›za kazanmak bulunmaktad›r. Kampanyam›z›n önemli temel ayaklar›ndan biri de kitlemiz içinde kampanyay› gündemlefltirmek, yay›nlar›n sahipleniflini art›rmakt›r, okur kitlemizle ba¤lar›m›z› gelifltirerek elefltiri ve önerilerini almak, yay›nlar›m›za yönelik ilgiyi art›rmak ve da¤›t›m a¤›m›z› gelifltirmektir. Yay›nlar›m›z›n en önemli eksiklerinden biri s›n›f mücadelesinin farkl› alanlar›ndaki yans›malar›n› etkili, renkli ve canl› flekilde dile getirememesidir. Bu, do¤all›¤›nda yay›n›n misyonu aras›nda say›lan ajitasyonpropaganda-örgütleme görevlerinin etkisini de s›n›rlamakt›r. Bunu aflman›n bir yolu habercilik anlay›fl›n›n oturtulmas› ve olanaklar›n art›r›lmas›d›r, ancak örgütlenmemizi gelifltirmesi aç›s›ndan esas olan yönü farkl› alanlarda mücadele eden, çeflitli pratiklere imza atan okurlar›m›z›n yaklafl›mlar›n›, düflüncelerini do¤rudan yay›nlar›m›za aktarabilmesidir. Bu flekilde do¤rudan bilgi edinilen geliflmeler, yaflananlar, ayr›nt›lar, coflkular, hatalar, yengi ve yenilgiler ve üzerimize düflen görevler daha etkili ve canl› flekilde ifade edilebilir. Tüm okurlar›n haber, yorum vb. materyallerle yay›nlar› beslemesi, siyasi analizlerini aktarmas› hem deneyim aktar›m›n› sa¤layacakt›r hem de devrimci ve demokratik kamuoyu, ileri kitleler ve dost güçler nezdinde yay›nlar›m›z›n hareketlili¤i, canl›l›¤›, güvenilirli¤i, imza att›¤› pratikler daha net flekilde görülecektir.


İşçi-köylü 19

17-30 Ekim 2008 Yay›nlar›m›z›n bir di¤er sorunu da yaz›larda görülen tekrarlar, üsluptaki benzerlikler, ajitasyon gücündeki zay›fl›kt›r. Do¤ald›r ki kimse yaflamad›¤› bir süreci, farkl› kaynaklardan okuyarak alanlarda mücadele eden kitleler veya faaliyetçiler gibi hissedemez, do¤all›¤›nda alanlarda iflin içinde olanlar›n yerine getirmedikleri bir görevi üstlenenlerin mücadelenin hak etti¤i coflkuyu, ajitasyonu dile getirmesi imkans›z olmasa dahi oldukça güçtür. Bununla beraber alanlarda öne ç›kan gündem ve konular, esaslar ve taliler d›flar›dan bir gözle sorunsuzca tespit edilemez. Do¤all›¤›nda gündem üzerine yap›lan de¤erlendirmelerde daha somut analizlerde, net ça¤r›larda bulunman›n en önemli koflulu söz konusu kitle içinde çal›flan okurlar›m›z›n bu görevi üstlenmesi veya bizlerle bilgi-deneyim paylafl›m›nda bulunmas›d›r. Kürt ulusu, iflçi s›n›f›, gençlik içinde, yurtd›fl›nda Türkiyeli emekçiler aras›nda faaliyet yürüten okurlar›m›z›n bu kitleleri ilgilendiren gündemlerde daha somut ve net tutumlar almas› do¤ald›r, bunlar›n yay›n arac›l›¤›yla paylafl›lmas› da yine sorumluluklar› dahilindeki kitlelerin bilinçlenmesine, politik e¤itimlerinin yap›lmas›na katk› sunacakt›r. Bunlarla beraber yay›n organ›nda düzenli yaz› yazan yoldafllar›n say›ca az olmas› ve faaliyet alanlar›ndaki yoldafllar›m›z›n yay›nlar›m›z› yeterince beslememesi üslup benzerliklerine, tekrarlara kaynakl›k etmektedir. Yaz› yazan yoldafllar›n say›s›n›n artmas› ve alanlardan kendi süreçlerine dair de¤erlendirmelerin gelmesi ile tekrarlar, üslupta benzerlikler azalacak, ajitasyonun etkisi artacakt›r. Bir di¤er sorun ise; yay›nlad›¤›m›z gazete, dergi ve kitaplar›n taban›m›zca yeterince okunmamas›d›r. Daha önceki dönemlerde yapt›¤›m›z okur toplant›lar›ndan da ç›kard›¤›m›z bir gerçek olarak alt›n› çizmeliyiz ki, birçok alanda çal›flma yürüten, yay›nlar›m›z› da¤›tan arkadafllar›m›z dahi yay›nlar›m›z› yeterince takip etmemekte, okumamaktad›r. Oysa flu bir gerçektir ki, kendi taban›m›z›n aramad›¤›, okumad›¤› yay›nlar›n genifl kesimler taraf›ndan sahiplenilmesi mümkün de¤ildir. Yay›nlar›m›z›n ilk hedefi, do¤al olarak bize en yak›n olan› saflar›m›zda örgütlemek, ideolojimizlepolitikalar›m›zla-kültürümüzle tan›flt›rmakt›r. Bu ifllevi üstlenen yay›nlar›m›z›n ilgi görmemesi, üzerine e¤ilmemiz gereken ve aflmam›z gereken bir sorundur. Bunu aflmak için de yay›n-okur aras›nda nitelikli bir diyalo¤un ve iflbirli¤inin sa¤lanmas› ve ortak çaba harcanmas› flartt›r. Taban›m›z›n ilgisini çeken, kitlelere hitap eden bir içeri¤in oluflmas›ndan alanlarda okuman›n, yay›nlar› takip etmenin öneminin kavrat›lmas›na kadar bir dizi çabaya hayat verilmelidir. Bunda sa¤layaca¤›m›z baflar› örgütlülüklerimizin güçlenmesine de hizmet edecektir.

Ürünlerimizin gelirinin aktar›lmas› örgütlülü¤ün gere¤idir Yay›n çal›flmam›zda yaflad›¤›m›z bir di¤er sorun da maddi sorunlard›r. Yay›n›m›z›n bas›m› için gerekli asgari miktar için duydu¤umuz ihtiyac›n çok alt›nda bir gelir yay›n da¤›t›mlar›ndan sa¤lanmaktad›r. Bu da yay›nlar›n süreklili¤ini etkilemekte ve sa¤l›kl› bir çal›flmay› engellemektedir. Yay›nlad›¤›m›z dergi, gazete ve kitaplar›n gelirlerinin bürolar›m›za düzenli bir flekilde aktar›lmamas› yaflad›¤›m›z maddi sorunlar›n büyümesine neden olmaktad›r. Ancak bu afl›lamayacak bir durum de¤ildir. Ürünlerimizin gelirlerinin düzenli olarak aktar›lmas› durumunda bu sorun ortadan kalkacakt›r. Hatta bu durumda yeni kitaplar yay›nlamam›z, yay›nlar›m›z› tan›tmam›z ve daha çeflitlilikte ürünler sunmam›z da mümkündür. Örne¤in yay›nlar›m›z›n büyük say›lar halinde ücretsiz da¤›t›lmas› do¤ru de¤il-

dir. Toplanan gelirlerin farkl› ifller için kullan›lmas› da kabul edilebilir bir gerekçe say›lmamal›d›r. Düzenli yay›n da¤›tmak, da¤›t›lan yay›nlardan toplanan gelirlerin bürolar›m›za aktar›lmas› her örgütlülü¤ümüzün önem vermesi gereken ve gerekli düzenlemeleri yaparak disipline edece¤i, denetleyece¤i ve baflaraca¤› konulard›r.

Yay›n›n beslenmesi her okurun görevidir Bahsi geçen sorunlar k›sa vadede üzerinde e¤ilip çözüme ulaflabilece¤imiz konulard›r. Yay›nlar›m›z›n alan ve ülke gündemi ile ilgili konularda beslenmesi, yaz›

yazan yoldafllar›n say›s›n›n artmas›, alanlarda faaliyetçi yoldafllarla yay›n›n›n önemi, gereklili¤i ve da¤›t›m› üzerine e¤itim çal›flmalar› yap›lmas›, yay›n gelirlerinin denetlenmesi vb. çal›flmalar daha canl›, daha renkli, daha okunur bir yay›n, daha fazla da¤›t›m a¤›na sahip olan bir yay›n, daha az maddi soruna sahip bir yay›n do¤rultusunda ad›m atmam›z› sa¤layacakt›r. Alanlarda e¤itim çal›flmalar›yla, yay›n›m›zda bu do¤rultuda yaz›lara yer vererek ve çeflitli materyaller ç›kararak, okur toplant›lar› vb. etkinlikler örgütleyerek okur kitlemizle ba¤lar›m›z› gelifltirmeyi, kampanyam›z› anlatmay› ve yay›n›m›z›n daha fazla sahiplenilmesini hedefliyoruz. Kampanyam›z› Ekim-Kas›m aylar› içinde gerçeklefltirece¤iz. Kampanyam›z›n bafllamas› her bir alanda gerçeklefltirilecek okur toplant›lar›yla olacakt›r. Kampanya süresince ç›kard›¤›m›z materyallerin verimli bir flekilde kullan›lmas› oldukça önemlidir. Bu sahiplenifli sa¤lamak aç›s›ndan okur toplant›s›n›n yan› s›ra yerel örgütlülüklerinin çabas› da belirleyici olacakt›r. Kampanyan›n alanda etkili olabilmesi için bölgelerin yerel sorunlar›yla birlikte ele al›nmas›, yay›nlar›m›z›n ezilenlerin, bask› alt›nda olanlar›n, alanda yaflanan sorunlardan muzdarip olanlar›n haklar›n› ve taleplerini savundu¤unu belirtmek yararl› olacakt›r. Okur toplant›lar›nda belirlenen yerel sorun ve gündemler üzerinden görev bölüflümü yaparak yay›nlarda bu gündemleri ele almak, alanlardan haber, yaz› vb. flekillerde yay›nlar› beslemek yayg›n da¤›t›m aç›s›ndan da etkili olacakt›r. Kampanya süresince yerellerde ve merkezi yerlerde yay›n da¤›t›m›na önem vermek, yay›n sat›fl›n› art›rmak önemli bir yere sahip olacakt›r. Bu süreç boyunca abone bulmaya da önem verece¤iz. Yeni aboneler bulmak ve abonelere yay›nlar› düzenli flekilde ulaflt›rmak için de gerekli haz›rl›¤› yapmal›y›z. Bu faaliyete kat›lan tüm yoldafllar›m›z›n yay›nlara yönelik öneri ve elefltirileri-

Politik gündem ni mümkünse yaz›l› olarak sunmas›, yap›lan sohbet ve toplant›larda bu gündemin de ifllenmesi, yay›n›n beslenmesi konusunda sorumluluklar üstlenmesi, yaflanan sorunlar›n çözümünde yeni yöntemler önermesi ihtiyaç duydu¤umuz konulard›r. Kampanyay› alanlar›n gerçekli¤ine uygun olarak bir etkinlikle (konser, panel, halk toplant›lar› vb.) sona erdirmek, kampanyan›n genifl kitlelere duyurulmas› aç›s›ndan önemlidir. Bu ad›mlar› att›¤›m›z oranda ilerlememiz ve asgari s›k›nt›lar› çözmemiz mümkün olacakt›r. Bunlar› baflard›¤›m›z oranda daha nitelikli, daha iddial› bir yay›n do¤rultusunda ileriye do¤ru ad›mlar ataca¤›m›z aç›kt›r.

Kampanya boyunca yap›labilecek etkinliklerden baz›lar›; * Afifl, bildiri, ç›kartma, kufllama gibi materyallerin yayg›n bir biçimde yap›lmas›, * Semtlerde ev, dernek vb. mekânlar kullan›larak yap›lacak genifl toplant›lar. Bu toplant›larda kampanyan›n amaç ve hedeflerinin, hangi ihtiyac›n ürünü olarak ortaya ç›kt›¤›n›n iyi anlat›lmas› ve bu yönlü haz›rl›kl› gidilmesi. Toplant›ya kat›lan okurlar›n kendini ifade etmesi, düflüncelerini paylaflmas› için teflvik edici bir yaklafl›m›n hayata geçirilmesi, * Bulundu¤umuz alanlarda çalmad›k tek kap› b›rakmaks›z›nda¤›t›m örgütlemek, * Bölgesel, mahalle veya semt düzeyinde küçük çapl› müzik dinletisi, film-sinevizyon gösterimi vb. materyaller eflli¤inde gerçeklefltirilecek etkinlikler düzenlenmesi, * Merkezi meydan veya caddelerde, 10-15 kiflilik gruplar halinde, A/P eflli¤inde sokakta tan›t›m/sat›fl faaliyetleri örgütlenmesi, * Özellikle sokak faaliyetleri için üzerinde gazetemizin ismi ve belirlenen fliarlar›n yer alaca¤› önlük vb. giysiler kullan›lmas› ve tüm kampanya s›ras›nda bu tür görselli¤in öne ç›kar›lmas›. * Küçük gruplar halinde okurlara ev ziyaretlerine gidilmesi ve bu ziyaretleri bir söylefliye dönüfltürüp, bunlar›n gazetede yay›mlanmas›, * Bu süreç boyunca yap›lan tüm çal›flmalar›n düzenli bir biçimde derlenerek, yay›mlanmas›, * Kampanyaya iliflkin, okurlardan ve süreçte yakalanan iliflkilerden yaz› istenmesi ve bunlara yay›nlarda yer verilmesi, * Abone yapma çabalar›na a¤›rl›k verilmesi, * Okurlar›m›zn, en az›ndan kendi bölgelerinde yaflananlar› do¤al muhabir olarak aktarmalar›, böylesi bir misyonu üstlenmeleri için bilinçlendirilmeye çal›fl›lmas›, * Tüm bu çal›flmalar›n merkezi bir final etkinli¤i ile sonuçland›r›lmas›.


‹flflççi-köylü 20

Gö¤ün yar›s›

17-30 Ekim 2008

Yaflamda ve mücadelede biz de var›z -1Gazetemizde son iki say›d›r yay›mlanan kad›n sorununun komünistlerin (ve de devrim) sorunu oldu¤una dair yaz›lar› be¤eniyle okudu¤umu belirterek bafllamak istiyorum. Yaz›y› be¤endim çünkü, toplumdaki kad›n› örgütlemek hedefi (her ne kadar yaz›da da belirtildi¤i üzere bu konuda somut ve yeterli politikalar›m›z olmasa da) s›kça dillendirilen bir konu olmas›na ra¤men, örgütledi¤imiz kad›nlara yaklafl›m›m›z ve örgütlü kad›nlar›m›z› düzenin s›n›rlar›n› aflarak daha ileri örgütlemek konusundaki eksikli¤imize yap›lan vurguyu yerinde buluyorum. Yaz›y› be¤endim çünkü, edilgenli¤imiz gibi bir dizi s›k›nt›m›z› sadece belirlemekle ve bu durumdan yak›nmakla kalmam›fl, bir ad›m daha giderek çözüm yöntemlerini tart›flm›fl, sorularla bizleri düflünmeye itmifltir. Ve en önemlisi yaz›y› be¤endim çünkü, böylesi bir tart›flmaya ciddi bir flekilde ihtiyac›m›z oldu¤unu düflünüyorum. Bu tart›flman›n aç›lmas›na vesile oldu¤unuz için gazetemiz çal›flanlar›na da ayr›ca teflekkürler... Bu tart›flmay› sürdürmenin gereklili¤ine inand›¤›m için de sizlerle düflüncelerimi paylaflmak istiyorum. Kad›n meselesine, neden bu kadar önem vermek gerekir? Öncelikle toplumun yar›s›n› oluflturan bir kesimi görmezden gelmenin devrim hedefi aç›s›ndan ne kadar büyük bir eksiklik olaca¤›n› biliyoruz. Ustalar da “‹nsanl›k tarihinde, ezilenlerin hiçbir büyük hareketi, emekçi kad›nlar›n kat›l›m› olmadan yürümemifltir” (Stalin), “Kad›nlar olmaks›z›n hiçbir gerçek kitle hareketi olamaz” (Lenin) ve daha da ço¤altabilece¤imiz sözleriyle bu duruma dikkat çekmifllerdir. Yani ezilenlerin büyük hareketini, gerçek bir kitle hareketi hedefliyorsak emekçi kad›nlar›n kat›l›m›n› sa¤lamak zorunday›z. Kuflkusuz ki, kad›nlar› ayr› bir s›n›f olarak ele almak mümkün ve bilimsel de¤ildir. Ancak ezilenler içinde kad›nlar, özel bir yere sahiptir, bunu da görmezden gelemeyiz. S›n›flar›n ortaya ç›k›fl›ndan itibaren ikinci s›n›f cinsiyet muamelesiyle yaflam›n (ev içi d›fl›ndaki) tüm alanlar›ndan d›fllanm›fl olan ve bu haliyle de özel bir kesimi oluflturan ezilen emekçi kad›nlar› devrim yürüyüflüne katmak özel bir ilgi ve politikay› gerektirir. Nitekim bunu Lenin’den flu sözlerle aktaran ve devrimin ve ezilen kad›nlar›n haklar›n›n da savunucusu olan Clara Zetkin’le bir kez daha teyit edebiliriz:

“... kad›n y›¤›nlar›n›n apolitik, asosyal, geri kalm›fl ruhu, faaliyetlerinin dar alan›, tüm yaflam tarzlar› birer olgudur. Bunlar› gözönünde bulundurmamak aptall›k olur. Onlar aras›nda çal›flma yapmak için özel organlar, özel ajitasyon yöntemleri ve örgüt biçimlerine ihtiyac›m›z vard›r. Bu, feminizm de¤ildir, bu pratik devrimci amaca uygunluktur.” Hep yap›lan bir fleydir. Baz› genel do¤rular dile getirilerek meselelerin özgün yanlar› yok say›l›r, derinlik kaybedilir ve yüzeysel bak›fl aç›s› yerleflir. Bu tarza kad›n meselesinde de rastlamak çokça mümkündür. Bu konuda nedir

r› kavramay› reddetti¤inde, daima zuhur ediyor. Bu ‘ar› ilke’ bekçileri, devrim politikam›z›n tarihsel olarak bize dayat›lm›fl gerekliliklerine nas›l raz› oluyorlar? Tüm bu laflar, amans›z gerekliliklerin karfl›s›nda çöküyor. Milyonlarca kad›n bizimle birlikte olmaks›z›n, proletarya diktatörlü¤ünü yürütemeyiz, komünist inflaya giriflemeyiz. Onlara ulaflman›n yolunu aramal›y›z, bu yolu bulmak için incelemeli ve denemeliyiz.” (abç) Evet, incelemeli ve denemeliyiz. Ve tabi cesur olmal›y›z, Lenin de bizi destekliyor! Emekçi kad›nlar› örgütlemek için

genel do¤rumuz? Kad›n meselesine s›n›fsal pencereden bakmak gerekir, ezilen kad›nlar›n kurtuluflu erkek s›n›fdafllar›yla omuz omuza savaflmaktan geçer. Aksi takdirde feminizm gibi burjuva bak›fl aç›s› içinde kaybolunur vb. vb. Bu söylemlerin do¤rulu¤unu tart›flmay› dahi düflünmüyorum. Ancak di¤er yandan egemenler taraf›ndan üretilen “erkek egemen bak›fl aç›s›yla” d›fllanarak kat› kal›plarla ev içine hapsedilmifl kad›nlar için “özel organ, ajitasyon yöntemi ve örgüt biçimlerine ihtiyac›m›z” oldu¤u gerçe¤ini ortadan kald›rmaz bu genel do¤rular. C. Zetkin ile bu konular› tart›flan Lenin de ayn› noktaya vurgu yaparak flunlar› söylemifltir: “Genifl kad›n kitleleri aras›ndaki çal›flmam›z için vazgeçilmez olan özel organlar›n reddedilmesi, Komünist ‹flçi Partisi’ndeki sevgili arkadafllar›m›z›n çok ilkeli, çok radikal görüfllerinin de bir uzant›s›d›r. Bu görüfle göre, yaln›zca bir tek örgüt biçimi olmal›d›r: Bir iflçi birli¤i. Ben bunlar› biliyorum. ‹lkenin flahit gösterilmesi, baz› devrimci zihniyetli, fakat aç›k olmayan kafalar için, ‘kavray›fl eksikli¤i oldu¤unda’, yani ak›l, hesaba kat›lmak zorunda olan apaç›k olgula-

özel ve özgün politikalara ihtiyac›m›z oldu¤unu ifade ettik. Bunun yan›s›ra örgütledi¤imiz kad›nlar›m›z› daha yüksek seviyede örgütlemek yani devrimin önderleri haline getirmek için de ayn› flekilde özel ve özgün politikalara ihtiyaç oldu¤u kesindir. Nitekim, geçen say›m›zda vurguland›¤› gibi, bu politika “iki görevi bir kad›n ve bir erkek yoldafl yapabiliyorsa görevi kad›n yoldafla verelim”den ibaret de¤ildir/olamaz. Kad›nlar›m›z› Partilefltirmek/önderlefltirmek istiyorsak, onlar›n önüne özellikle ideolojik-politik geliflimlerini sa¤layacak örgütsel görevler koymak, (bundan sonra “iç huzuruyla” bir kenara çekilerek de¤il) görevlerin yerine getirilmesi öncesinde, s›ras›nda ve sonras›nda ona önderlik etmek ve en önemlilerinden biri olarak görev yerine getirilirken karfl›lafl›lan “erkek egemen zihniyetin” yans›malar›na karfl› da kad›n yoldafllar› yaln›z b›rakmadan, bu yans›malara karfl› onunla beraber mücadele etmek. Görevler yerine getirilirken karfl›lafl›lan “erkek egemen zihniyet” yans›malar› nelerdir? Bunlar, örgüt taraf›ndan inisiyatif verilen bir kad›n yoldafl› “cid-

diye almamaktan” tutal›m, küçümsemeye kadar varan pratiklerdir. ‹nisiyatif sahibi bir kad›n yoldafl›n mücadeleye hep 1-0 yenik bafllad›¤›n› hesaba katarak pozitif ayr›mc›l›k olgusunu yaflama geçirmek önemlidir diye düflünüyorum. Bir örnek dinlemifltim: Bir alanda genel bir toplant›da (devletin kolluk güçleriyle çat›flma ç›kmas› çok muhtemel) bir eylemde sorumluluklar tart›fl›l›yor. Güvenlik sorumlulu¤unun bir kad›n yoldafla verilmesi öneriliyor. Kad›n yoldafl, fikrini belirtmeye kalmadan, flu görüfl a¤›rl›k kazan›yor. “Geçti¤imiz y›l ayn› eylemde bir baflka kad›n yoldafl görevliydi ve bu sorumlulu¤unu yerine getiremedi, olmaz! Güçlü bir erkek yoldafla bu görevi verelim!!!” (fiaka gibi de¤il mi?) Sormamak mümkün de¤il; acaba ayn› sorumlulu¤u yerine getiremeyen kaç erkek yoldafl olmufltur flimdiye de¤in? Ve neden bu yoldafllar “erkek yoldafl” olarak nitelenmemektedir de mesele kad›n bir yoldafl olunca “kad›n” vurgusu öne ç›kmaktad›r. Bu, kad›n› çok tehlikeli olarak kabul etti¤imiz feminizmin kuca¤›na itmez mi? Bu yaklafl›m, eflitsizli¤in derinlefltirilmesine ve burjuva-feodal toplumsal iflbölümü anlay›fl›na denk düflmez mi? Bir kad›n yoldafl bir görevi baflaramad› m›, (üstelik bu, iddia edildi¤i gibi “kad›ns›” özelliklerinden mi kaynaklan›yor) o zaman (e¤er kendi iste¤i, hedefi ve kararl›l›¤› da varsa) bir kez ve bir kez daha benzer görevler verilmelidir. Ve eksikliklerimizi aflmam›zda bizlere yard›mc› olunarak bu yap›lmal›d›r. Yukar›da geçen pozitif ayr›mc›l›k meselesine de k›sa bir vurgu yapmakta yarar var. Kad›nlarla erkeklerin ayn› örgüt içinde eflit oldu¤undan/olmas› gerekti¤inden bahsetmek için kad›nlar›n ve erkeklerin toplumda ve (tabi örgütte) eflit olmas› gerekir. Ancak böylesi bir eflitlikten bahsetmek mümkün olmad›¤›na göre eflitsizlere eflit davranmaktan bahsetmek var olan eflitsizli¤i kan›ksamaktan daha tehlikeli bir durumdur. Daha tehlikelidir, çünkü eflitlik ad› alt›nda yap›lan bu uygulaman›n kad›n›n aleyhine olaca¤› kesindir. Yukar›da da söyledi¤im gibi her alanda mücadeleye 1-0 yenik bafll›yoruz. O zaman aradaki bu skor fark›n› ortadan kald›rmak da hepimizin görevidir. (Devam edecek) (‹stanbul’dan bir ‹K okuru)


‹flflççi-köylü 21

17-30 Ekim 2008

Pippa Bacca davas› skandalla bafl flllad›!

“Katilin kafas›n› kald›r›p benim gözlerime bakacak cesareti bile olmad›. Baz› duruflmalara kat›laca¤›m. Biz Pippa’n›n yolunda giderek tüm dünyaya bar›fl mesaj› vermek istiyoruz” diyen Manzoni, davan›n takipçisi olacaklar›n› vurgulad›.

Gebze’de tecavüz edildikten sonra öldürülen ‹talyan Sanatç› Pippa Bacca’n›n davas› 7 Ekim tarihinde, Kocaeli A¤›r Ceza Mahkemesi’nde bafllad›. Pippa Bacca, 8 Mart günü ‹talya’n›n Milano kentinden yola ç›km›fl ve yolculu¤u s›ras›nda geldi¤i Türkiye’de, 31 Mart günü tecavüz edildikten sonra öldürülmüfltü. Kocaeli A¤›r Ceza Mahkemesi’nde görülen dava, Gebze’de gerçekleflen olay›n ard›ndan tutuklanan zanl› Murat Karatafl hakk›nda aç›lan davan›n ilk duruflmas›yd›. Karatafl, “Nitelikli cinsel sald›r›, cebir, tehdit ve hile kullanarak kifliyi hürriyetinden yoksun k›lma, kasten yaralama, bir suçu gizlemek veya baflka bir suçun delillerini gizlemek veya yakalanmamak amac›yla öldürme ve h›rs›zl›k” la suçlan›yor. Duruflmaya ‹talyan sanatç› Giuseppina Pasqualina Di Marineo’nun (Pippa Bacca) annesi Elena Manzoni ve avukatlar› Mehmet Eke kat›l›rken, duruflma ayn› zamanda bir hukuk skandal›na da sahne oldu. Mahkeme ‹talyanca bilen tercüman bulamam›flt›! Duruflma, tercüman “bulunamamas›” ve de bunun yan› s›ra, Karatafl’a avukat tahsis edilmemesi gibi nedenlerle 4 Kas›m 2008’e ertelendi.

Anne Manzoni: “Davan›n takipçisi olaca¤›z!” Pippa Bacca’n›n annesi duruflman›n ard›ndan davaya iliflkin bir bas›n aç›klamas› yapt›. Aç›klamada “Katilin kafas›n› kald›r›p benim gözlerime bakacak cesareti bile olmad›. Baz› duruflmalara kat›laca¤›m. Biz Pippa’n›n yolunda giderek tüm dünyaya bar›fl mesaj› vermek istiyoruz” diyen Manzoni, davan›n takipçisi olacaklar›n› vurgulad›. (Kartal)

Gö¤ün yar›s›

“Kad›na tek göz yeter”

Suudi Arabistan’da kad›nlara hayat› zindan eden devlet, yeni yasaklarda da dur durak bilmiyor. Kad›nlar›n tepeden t›rna¤a örtünmeden soka¤a ç›kamad›¤›, kamuya aç›k yerlerde akrabas› ya da efli olmayan erkeklerle birarada bulunamad›¤›, otomobil kullanamad›¤› ülkede üst düzey bir din adam›, kad›nlar›n sadece bir gözleri aç›k kalacak flekilde örtünmelerinin flart koflulmas›n› önerdi. ‹smi fieyh Muhammed el Habadan olan “sayg›n” bir kifliye, kat›ld›¤› bir televizyon program›nda “Müslüman kad›nlar›n yüzlerinin hangi bölümlerini örtmeleri gerekti¤i” sorusu yöneltildi. Kad›nlar›n sadece saçlar›n› kapatan örtüler takmas›n›n yanl›fl oldu¤unu savunan Habadan flöyle konufltu: “Kad›nlar›n yaln›z gözlerini aç›kta b›rakmas› da sak›ncal›. ‹ki gözün aç›kta kalmas›, kad›nlar› makyaj yaparak bafltan ç›kar›c› bir hale gelmeye özendiriyor. Kad›nlar ya yüzlerini tamamen kapatmal› ya da tek gözü aç›kta b›rakan çarflaflar giymeli.”

‹nsanl›k onuru ayaklar alt›nda... Düflünmenin, paylaflman›n, yard›mlaflman›n suç oldu¤u ülkemizde halk›m›za insanl›k onuruna yak›flmayacak iflkenceler yap›lmaktad›r. 58 yafl›ndaki bir kad›na önce tecavüz edip sonra dayak atan polislerin çirkef ve i¤renç yüzü bir kez daha gözler önüne serilmektedir. Adana Hürriyet Mahallesi Polis Karakolu’nda tecavüze u¤rayan ve s›cak ütü ile iflkence gören Kaze Özlü önce Adana ‹HD’ye sonra A‹HM’e baflvurarak suç duyurusunda bulundu. 30 Eylül Pazar günü evine gelen 3

Savc›l›¤a gitmemesi için tehdit edilen Kaze Özlü bu sald›r›n›n kendisine tecavüz eden polisler hakk›ndaki flikâyetini geri çekmesi için gerçekleflti¤ini ancak tecavüz eden polislerin cezas›n› çekece¤ini söyledi.

polis bayramlaflma bahanesi ile içeri odalar› kontrol etti. Evde kimsenin olmad›¤›n› anlayan polisler evi terk ettiler. Ancak saat 16:00 civar›nda tekrar eve gelen polisler Özlü’ye pasta ve fleker ikram ettiler. Pastay› yemeyece¤ini söyleyen Özlü 3 polis taraf›ndan coplarla dövüldü. Savc›l›¤a gitmemesi için tehdit edilen Kaze Özlü bu sald›r›n›n kendisine tecavüz eden polisler hakk›ndaki flikâyetini geri çekmesi için gerçekleflti¤ini ancak tecavüz eden polislerin cezas›n› çekece¤ini söyledi. (H. Merkezi)


İşçi-köylü 22

Tarihten sayfalar

17-30 Ekim 2008

Ekim Devrimi tüm ihtifl fla am› ile yolumuzu ayd›nlatmaya devam ediyor Çarl›k Rusya’s› emekçilerinin, Lenin’in önderli¤indeki Bolflevik Parti rehberli¤inde, 25 Ekim 1917’de gerçeklefltirdi¤i Ekim Devrimi, dünya halklar›na umut olmufl, ezilenlerin kurtulufllar›n›n kendi ellerinde oldu¤unun somut mesaj›n› vermifl

Feodalizmden kapitalizme geçifl, insanl›¤›n daha azg›nca bir sömürüyle yüz yüze gelmesini de beraberinde getirmiflti. Ancak kapitalizm daha ortaya ç›kt›¤› andan itibaren, kendi mezar kaz›c›s›n› da beraberinde yaratm›flt›: Proletaryay›, yani tarihin bu en son s›n›f›n›! Sömürünün derinleflmesi, dizginsiz bir hal almas›, açl›¤›n yoksullu¤un, sefalet ve salg›n hastal›klar›n pençesinde olan iflçi s›n›f›n›n çetin bir mücadeleye giriflmesini de beraberinde getirmiflti. ‹flçi s›n›f›n›n bu amans›z mücadelesi, ilk büyük kazan›m›n›, Paris proletaryas›n›n k›sa süreli iktidar› Paris Komünü’yle elde edecekti. Paris Komünü, Alman-Frans›z gericilerinin ortak sald›r›s› sonucu, 100 bin emekçinin vahfli biçimde katledilmesiyle da¤›t›lacakt›. Ezilenlerin özgürlük mücadelesini bo¤mak, yeniden ortaya ç›k›fllar›n› engellemek için ortal›¤› tam bir kan denizine çevirmiflti gerici güçler. Kan denizinin içinde sa¤ kalan komünarlardan E. Pottier o an› Enternasyonal fliirinde flöyle dile getirecekti: “Bu kan denizinin ufkundan/ K›z›l bir günefl do¤acak…” Ve Paris Komünü’nün kanl› bir biçimde da¤›t›lmas›ndan tam 46 y›l sonra, zulmü alt etmek için yola ç›kanlar yeniden iktidar› ele geçirecekler, günefl bir kez daha tüm görkemiyle do¤acakt›. Bu günefl, Avrupa proletaryas›n›n 18. ve 19. yüzy›llarda yükseltti¤i çetin mücadelelerin, proletaryan›n lehine de¤iflmesinin ad› olan Ekim Devrimi idi. Çarl›k Rusya’s› emekçilerinin, Lenin’in önderli¤indeki Bolflevik Parti rehberli¤inde, 25 Ekim 1917’de gerçeklefltirdi¤i bu devrim, dünya halklar›na umut olmufl, ezilenlerin kurtulufllar›n›n kendi el-

lerinde oldu¤unun somut mesaj›n› vermiflti. E k i m Devrimi, insanl›¤›n lehine çok say›da kazan›m› da beraberinde getirmiflti. Rusya’da devrimden önce Ruslar d›fl›nda hiçbir ulusun en küçük bir ulusal hakk› yoktu. Milyonlarca iflçi ve köylü “Halklar Hapishanesi” olarak adland›r›lan Rusya’da, açl›k ve yoksullu¤a mahkum ölesiye çal›flt›r›l›yor, Çar’a isyan etmek ise, ço¤unlukla ölümle cezaland›r›lmak olarak sonuçlan›yordu. ‹flte Ekim Devrimi Rusya’daki emekçilerin bu tutsakl›k koflullar›n›, onlar› tutsak k›lan zincirleri parçalam›fl, özgürlü¤e, insanca yaflamaya, ilerlemeye giden yolu açm›flt›.

Ekonomi ve e¤itimde devrim Ekim Devrimi, kapitalizmin, insan eme¤i üzerinden maliyet ve pazar hesab›n›n zincirlerini de parçalam›fl, sermayenin yine insan eme¤i üzerinden hesab›n› yapt›¤› kâr h›rs›na büyük bir darbe indirmiflti. ‹nsan eme¤inin engelsiz geliflimini esas alan planl› ekonomi politikalar› hedefinden sapmadan uygulanm›fl, bu uygulaman›n sonucu olan baflar›lara her y›l yeni baflar›lar eklenmifltir. Devrimden sonra Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birli¤i (SSCB) ad›n› alan ülkede, 1928 Ekim’inde bafllayan Birinci

5 Y›ll›k Plan, hedefine 4 y›l 3 ayda ulaflm›flt›. Birinci 5 Y›ll›k Plan›, ‹kinci 5 Y›ll›k Plan (1933-1938) izlemifl, bu plan›n hayata geçirildi¤i dönemde, özellikle de k›rsal kesimdeki kapitalist kal›nt›lar›n yok edilmesi amaçlanm›flt›. ‹kinci 5 Y›ll›k Plan SSCB’ni, birinci plana göre 4 misli, Rusy a ’ n › n 1917’de içinde bulundu¤u duruma göreyse, 14 misli büyütmüfltü. Sovyetler’deki büyüme bu y›llarda di¤er geliflmifl ülkelerin çok ilerisindeydi. 1929 y›l›nda ortaya ç›kan ve de en çok ABD ve Bat› Avrupa’da hissedilen “Büyük Buhran” döneminden ise, SSCB neredeyse hiç etkilenmemifl, büyüme devam etmiflti. Ekim Devrimi’nin en önemli kazan›mlar›ndan biri de e¤itim alan›nda yaflanm›flt›. Çarl›k Rusya’s›nda okuma yazma bilmeyenlerin oran› % 76 civar›ndayd›. Devrimden sonraki y›llarda bafllat›lan e¤itim seferberli¤inin sonucunda, 1934 y›l›nda okuma-yazma bilmeyenlerin oran› % 10’a düflmüfl, Çarl›k Rusya’s›nda 91 olan yüksek okul say›s›, II. Emperyalist Paylafl›m Savafl›’n›n bafllar›na do¤ru, 778’e yükselmiflti.

Kahramanl›k destanlar› ile K›z›l Ordu Ekim Devrimi’nin, emperyalizm ça¤›n›n bafllar›ndaki bu büyük baflar›s›, bat›l› güçlerin yüreklerinde, daha devrimin bafl›ndan itibaren büyük korkular yaratmakta gecikmemiflti. Devrimin, özellikle de hemen yan›bafl›ndaki Do¤u Avrupa’da büyük etkiler yaratmas›, çok say›da devrim denemesinin gündeme gelmesi, bu güçleri “önlemler” almaya itmiflti. Böylece SSCB etraf›nda emperyalist bir kuflatma yarat›lmaya çal›fl›lm›fl,

ayn› zamanda SSCB içindeki gerici güç kal›nt›lar› beslenerek, Sovyetler hem içerden hem de d›flardan çökertilmeye çal›fl›lm›flt›. Ayn› dönemde emperyalizmin krizi de derinleflmeye bafllam›fl, bunun ürünü olarak da egemen s›n›flar özellikle Avrupa’da, Mussolini, Hitler gibi faflist kiflilikleri ifl bafl›na getirmifl, tüm Avrupa’da faflizm kol gezmeye bafllam›flt›. Gerçekte Sovyetler’i y›kmak için gelifltirilen ancak, dünyay› II. Emperyalist Paylafl›m Savafl›’na götüren, milyonlarca insan›n yaflam›na mal olan bu süreçten büyük bir güçle, muazzam bir zaferle ç›kan ise bir kez daha Sovyetler ve de savaflta yazd›¤› kahramanl›k destanlar›yla, Sovyet K›z›l Ordusu olmufltur. Ekim Devrimi’nin kazan›mlar›, buna ba¤l› olarak da, Sovyetler’deki yükselifl, Stalin’in 23 Haziran 1953’teki ölümüne kadar sürdü. Bundan sonraki y›llarda, 1956’da gerçeklefltirilen SBKP 20. Kongresi’nde Kruflçev revizyonizminin iktidar› ele geçirmesiyle birlikte, Sovyetler Birli¤i modern revizyonizmin güzergah›na girecekti. Sovyetler’de ortaya ç›kan “yeni burjuvazi”, 1990’lar›n bafl›ndaki büyük çöküfle götüren yolun tafllar›n› döflemeye bafllayacakt›. Bu süreçte Sovyetler Birli¤i sosyal emperyalist bir güce dönüflecek, asl›nda çöken de bu sosyal emperyalist güç olacakt›. Sovyetler ve etki alan›ndaki Do¤u Bloku ülkelerindeki çöküflle birlikte, bat›l› emperyalist güçler ve de onlar›n ideologlar› “sosyalizm çöktü” propagandas›na h›z vereceklerdi. Bu süreç devrim mücadelelerine dönük h›zl› bir tasfiye sürecini de tetikleyecek, devrimci olma iddias›ndaki birçok parti ve hareket, Yeni Dünya Düzeni vb. adlarla lanse edilen sürecin etkisine kap›l›p, sistemin dümen suyuna girecekti. Ancak emperyalizmin içine girdi¤i krize paralel günümüzde yaflanan geliflmeler, sosyalizmin tüm ihtiflam›yla halklara umut olmay› sürdürdü¤ünü göstermektedir. Ekim Devrimi ise, 91. y›l›nda bu umuda giden yolu ayd›nlatmaya devam ediyor.


İşçi-köylü 23

17-30 Ekim 2008

Kültür Sanat

“Çocuklara onurlu bir gelecek b›rakmak için...” Düflleri seçmek Telafll› güvercinler de¤iliz yüre¤i a¤z›nda tutunmuyoruz hayata

Ekonomik ve siyasal krize paralel olarak k›flk›rt›lan kardefl kavgas›na inat, emekçiler tüm renkleriyle birarada durma mücadelesini büyütüyor.

ve ölü bir hayat› tafl›m›yoruz s›rt›m›zda kendi yaratt›klar›m›zd›r tek s›¤›na¤›m›z tan›kt›r

Ekonomik ve siyasal krize paralel olarak k›flk›rt›lan kardefl kavgas›na inat, emekçiler tüm renkleriyle birarada durma mücadelesini büyütüyor. Her kesimden emekçiler, flu süreçte halklar›n kardeflli¤ini, farkl›l›klarla birarada yaflanabilece¤ini düflmana inat hayk›rmaya devam ediyor. ‹flte bu hayk›r›fllardan biri de, 5 Ekim Dünya Ö¤retmenler Günü vesilesiyle, e¤itim emekçileri cephesinden yükseltildi. E¤itim-Sen ‹stanbul 5 No’lu fiube, 10 Ekim’de gerçeklefltirdi¤i bir etkinlikle, bir yandan e¤itim emekçilerinin gününü kutlarken, di¤er yandan da egemen s›n›flar›n çeflitli milliyetlerden Türkiye emekçi halk› üzerinde oynamaya çal›flt›klar› oyunlar›n, yine emekçiler taraf›ndan bozulaca¤›n›n mesaj›n› verdi. Maltepe-Yayla Sanat Merkezi’nde gerçeklefltirilen etkinlik saat

20.00’de bafllad›. Etkinli¤e ilginin oldukça yo¤un oldu¤u gözlendi. Baflta demokrasi mücadelesinde flehit düflen e¤itim emekçileri olmak üzere, tüm devrim ve demokrasi flehitleri an›s›na yap›lan sayg› durufluyla bafllayan etkinlik, emekli E¤itim-Sen emekçilerine ve de yeni üyelere plaket verilmesiyle devam etti. Plaket törenin ard›ndan, E¤itim-Sen 5 No’lu fiube ad›na bir aç›l›fl konuflmas› yap›ld›. E¤itim-Sen ad›na yap›lan konuflmada, “uzun soluklu bir mücadeleden süzülüp geliyoruz. Bugün bu mücadelenin neferleri olarak buraday›z” denilerek, e¤itim emekçilerinin günlerini yine bir kez daha, sürgünlerin, kadrolaflman›n ve de gericili¤in gölgesinde karfl›lad›¤›na dikkat çekildi. Emekçilere dönük sosyal y›k›m sald›r›lar›na, bu ba¤lamda da SSGSS sald›r›lar›na dikkat çekilen konuflmada, Türk, Kürt,

Tarih sular alt›nda kalmayacak!

5. Hasankeyf Kültür ve Sanat Festivali kapsam›nda Hasankeyf’te yap›lacak olan Il›su Baraj›’n›n yap›m›n›n durdurulmas› ve antik kente sahip ç›k›lmas› amac›yla 4 Ekim 2008 tarihinde Diyarbak›r, fi›rnak, Mardin, ‹stanbul ve Ankara’dan yola ç›kan binlerce kifli, Kesmeköprü 2’de toplanarak bir yürüyüfl düzenledi. “Hasankeyf sular alt›nda kalmayacak” slogan›yla yap›lan 10 km’lik yürü-

yüflte “Tarih günümüzde gizlidir, biz tarihin bafllang›c›nda gizli”, “Operasyonlara, tecrite ve kültürel soyk›r›ma Êdî bes e”, “Heskif’e ji cihe xwe veneguhêze, veguhêze sibê” vb. pankartlar› açan kitle ad›na aç›klama yapan DTP Eflbaflkan› Ahmet Türk Il›su Baraj›’n›n uluslararas› sözleflmelere ayk›r› oldu¤unu söyledi. Baraj›n yap›m›na destek veren ülkelerin kendi ülkelerinde bu tür tarihi eserleri

Laz, Çerkez, birarada yaflayan milliyetlerin, birileri taraf›ndan k›flk›rt›larak, birbiriyle çat›flt›r›lmaya çal›fl›ld›¤›na yer verildi ve eflit-özgür-demokratik bir ülke özlemi dile getirilerek, umutlar›n henüz tükenmedi¤i, nefeslerin henüz kesilmedi¤i vurguland›. Bu etkinli¤in ileri at›lman›n bir vesilesi olarak düzenlendi¤inin de belirtildi¤i konuflma, “dünyan›n bütün çocuklar›na onurlu bir gelecek b›rakmak için buraday›z. Yaflas›n onurlu mücadelemiz” sözleriyle sona erdi. Konuflman›n ard›ndan, e¤itim emekçilerinden oluflan bir grup müzik dinletisi verdi ve gece Kardefl Türküler’in söyledi¤i birbirinden güzel ezgilerle devam etti. Kitle Kardefl Türküler’in söyledi¤i Kürtçe, Türkçe, Ermenice ezgiler eflli¤inde coflkulu bir halaya durdu. Etkinlik en son sahne alan Ali Asker’in söyledi¤i parçalar›n ard›ndan sona erdi. (Kartal)

koruma konusunda hassas davrand›¤›n› belirten Türk, söz konusu Kürt co¤rafyas› olunca hassasiyetlerin de¤iflti¤ine ve ça¤dafl anlay›fllarla ba¤daflt›r›lamayacak projelerin hayata geçirildi¤ine vurgu yapt›. Ahmet Türk aç›klamas›na flu sözlerle devam etti: “Bir halk›n kültürünü 12 bin y›ll›k bir medeniyetin ifadesi olan Hasankeyf’i y›kmak elbetteki insanl›¤a, kültüre önem veren herkesin karfl› koymas› gereken bir durumdur. Bu geçmiflimizi, kültürlerden bugüne süzülen tarihleri, medeniyetleri korumak gibi bir insani görevimiz var. Ayr›ca Kürt co¤rafyas›n›n insan› olarak kendi tarihimize ve kültürümüze sahip ç›kmak gibi bir görevimiz var. Hem insanl›k ad›na, hem halk›m›z ad›na bu kültüre sahip ç›kmak kararl›l›¤›n› gösteriyoruz. Bugün burada bulunmam›z›n nedeni bunun ifadesidir.” Aç›klaman›n ard›ndan Hasankeyf Kalesi’nde aç›lan foto¤raf ve resim sergileri gezilerek tarihi mekanlara pankartlar as›ld›. Hasankeyf Kültür Sanat Festivali sabaha kadar verilen konserlerle nöbet tutarak devam etti. (H. Merkezi)

tan›k yazd›k gelece¤e sözlerim ard›ndaki yang›n› geçti¤imiz yollarda buharlaflan yalan› bir göl olmad›k öyle kendince bir ›rmak gibi yaflamay› seçtik do¤du¤u yerde yok olmayan her fleye çok yak›n dün’lerden hudutsuz sonra’lara do¤ru ruhumuzun derinliklerindeki çocuk tutsakl›kta kurtar›lm›fl alan›m›zd›r bir ömür tabutta aç yaflamak sebeptir zulme zulüm sebeptir karanfil ölümlere bütün akflamlar› üstümüze sürdüler benimsenebilir de¤il varl›¤› yaln›zl›kla yaln›z oluflu varl›kla ispatlamak çürüyen bir kay›¤›n yazg›s›n› sahiplenemeyiz dalgalar›n yelesindeki çocuklar› unutamay›z yakamay›z onca düflün foto¤raf›n› yaflamak yorar bu beyaz tabutlar› biz de yaflayabiliriz uzak denizleri özleyerek kanatlar›nda may›nlar çarpt›kça patlayan mavi mart›lar olarak ölebiliriz çünkü ölüm kal›m meselesidir düfllemek Mircan Karaali


Kavga okulu

İşçi-köylü 24

Yeryüzü aflk›n yüzü oluncaya dek... Tek bir mumun karanl›¤› devirmesi gibi tek bir insan›n çok fley oldu¤u baz› dönemler vard›r. Baz› dönemler vard›r küçük bir k›v›lc›m büyük bir yang›n kadar etkilidir. Baz› günler vard›r küçük bir tebessüm kahkahalar dolusu sevinç demektir. Kimi zamanlar

17-30 Ekim 2008

Kavgada ölümsüzleflenler! Yaflar Yi¤it: 1963 y›l›nda Erzincan’›n Refahiye ilçesi Leventler köyünde dünyaya geldi. ‹lkö¤renimini bitirdikten sonra Sivas Y›ld›zeli Ö¤retmen Lisesi’ni kazand›. Mezun olduktan sonra yoksulluktan kaynakl› ö¤renimini daha fazla sürdüremedi. Ö¤rencilik y›llar›nda devrimci mücadeleyle tan›flan Yaflar Yi¤it, 1972 y›l›nda Proletarya Partisi saflar›nda örgütlendi. Alçakgönüllü¤ü, fedakârl›¤› ve çal›flkanl›¤›yla ‹stanbul Gülsuyu halk›n›n gönlünde taht kurmufltu. Ali Geçgel ve ‹brahim Kara’n›n flehit düflmesi üzerine yapt›klar› eylem sonucunda yoldafllar›yla birlikte jandarmayla çat›flmaya girmifl ve bu çat›flmada yaralanm›flt›. Henüz 17 yafl›nda olan Yaflar Yi¤it Maltepe Süreyyapafla Hastanesi’nin karfl›s›ndaki ormanl›k alanda 30 Ekim 1980’de bomba e¤itimi yapt›¤› bir s›rada elindeki bomban›n patlamas› sonucu flehit düfltü. Tekin Çakmak: Dersim Hozat Tavuklar köyünde 1959 y›l›nda dünyaya geldi. Alt›parmak kod adl› Tekin Çakmak, 30 Ekim 1983’te Hozat Inc›ga köyü k›rsal›nda yaflanan çat›flmada flehit düfltü.

vard›r yüreklerin daha h›zl› atmas› gereken.

… Araç art›k isabet almaya bafllam›flt›. Karanl›k olmas› bir avantaj iken arac›n aç›k renkli olmas› çok daha büyük bir dezavantaja dönüflüyordu. Bak›fl, araca sa¤-sol yapt›rmaya çal›flarak nokta at›fl yap›lmas›n› engellemeye çal›fl›yordu. Karfl›l›k vermek düflüncesiyle arka tarafa döndü¤ümde tuz-buz olan cam son mermilerle dökülmüfltü, daha iyi görebilece¤imi düflünmüfltüm. Ancak karanl›k olmas› yaln›zca hedef olmam›z› sa¤l›yordu, bir fley göremiyordum. Rastgele s›kmamam gerekti¤i düflüncesiyle öne dönüp e¤ilmesi için Bak›fl’› çekiyorum. Mermiler art›k sa¤›mdan solumdan saçlar›m›z› s›y›r›p geçiyor. Ön cama, ön panele saplan›yordu. Ön cam da tuz-buz oldu, art›k önümüzü göremiyoruz. Ön cam› dökmek için aya¤›m› hareket ettirdi¤imde son gelen mermilerle kendili¤inden döküldü. Bu esnada aç›k olan taray›c›m›z düflman kanallar›ndan birisinde tak›ld›. Taray›c›dan “kaçt›lar size do¤ru geliyorlar” sözlerini duydu¤umuzda taray›c› tekrar tarama ifllemlerine dönmüfltü bile. Zorunluluktan dolay› konuflan düflman, konumlanmalar›n› ç›karmamam›z için susmufltu. Ön cam›n dökülmesinden sonra bir iki saniyelik göremedi¤imiz yolu yine görebiliyorduk. Önümüzde hafif bir viraj vard›. Sa¤ tarafta oturmamdan kaynakl› görüfl aç›m Bak›fl’tan daha iyi flimdi. Telsizdeki konuflma otomatikman yolun afla¤›s›na do¤ru daha dikkatli bakmama neden oldu. Yaklafl›k 500 metre afla¤›m›zda sol tarafta bir köy var, ›fl›klar›ndan belli. Ayn› yön güzergah›nda o an

bir ›fl›k beliriyor. Ne oldu¤unu anlayamamama ra¤men “Yoldafl afla¤›y› tutmufllar, taray›c›daki konuflma taktik gere¤i de¤ilmifl, arac› terk etmemiz gerekiyor” dedi¤imde hafif viraj›n bitimindeydik. Araç yedi¤i mermilerden neredeyse art›k gitmiyordu. Hafif virajdan kaynakl› olarak da bir anl›k mermiler kesilmiflti. Bu arada arac› h›zla terk etmeye bafllad›k. Tabii ilk yapt›¤›m›z, randevulara gelirken haz›rlad›¤›m›z ve koltuklar›m›z›n arkas›nda duran s›rt çantalar›m›z› almak oldu. ‹lk merminin at›lmas›ndan bu yana yaklafl›k 15–20 saniye geçmiflti. H›zla araçtan ç›k›p çantalar›m›z› ald›¤›m›zda Bak›fl s›rt çantas› omzunda, klefli elinde emniyetini açarak yolun soluna, tepeye do¤ru t›rmanmaya bafllam›flt› bile. ... Ormana henüz girmifliz. Yürüdü¤ümüz güzergâhtan baflka iz görememifltik. ‹lk kez rastl›yorduk ize. Daha yak›ndan inceledi¤imizde edindi¤imiz bilgilerden bir hayvan izi olma ihtimalinin yüksek oldu¤una karar veriyoruz. “Yeterince içeriye girdik art›k dinlenelim“ diyor yoldafl. Üç buçuk saat geçmifl pusudan. Bir kez daha bak›yorum yüzüne. Fark ediyor, “saçlar›n iyice da¤›lm›fl.” “Kahretsin, ben de neden ‹bo’nun yan›na gidemedim diye düflünüyordum. Demek ki yak›fl›kl› de¤ilmiflim.” Gülüyoruz . Peflinden ekliyor, “biliyor musun hep merak ediyordum birkaç metreden hedef nas›l vurulmaz diye, demek ki böyle oluyormufl.” Yine gülüyoruz. *** “Ç›plak bir alana ç›kmadan önce çevreyi kontrol ediyorum, kimse gö-

rünmüyor. CIK, CIK... Kayalar›n aras›na mevzilenmifl ‹smail ç›k›yor. Gel buraday›m. Aç›k alanday›z, düflman güç kayd›rd›, bir an önce çekilmemiz gerekir” diyor. Yan›na ulafl›yorum. Ormana dal›yoruz. Kucaklafl›yoruz. ‹lk sorular› nas›ls›n›z oluyor. *** Tek bir mumun karanl›¤› devirmesi gibi tek bir insan›n çok fley oldu¤u baz› dönemler vard›r. Baz› dönemler vard›r küçük bir k›v›lc›m büyük bir yang›n kadar etkilidir. Baz› günler vard›r küçük bir tebessüm kahkahalar dolusu sevinç demektir. Kimi zamanlar vard›r, yüreklerin daha h›zl› atmas› gereken. Öyle günler yaflan›r ki bir ad›m öne ç›k›p buzu k›rmak, yolu açmak gerekir. Yol ayr›mlar›nda, karanl›k sokaklarda öne ç›kacaklar bütün bir kitleyi peflinden sürükleyecektir. Kimi zaman ifller yolunda gitmez, karamsarl›k ve umutsuzluk sarar bünyeyi. ‹nançs›zl›k tohumlar› serpilmeye bafllar topra¤a. F›rt›nalar ve boranlar esmektedir. B›çak s›rt›nda bir yürüyüfltür yaflanan. Bir yol kavfla¤›nda varl›k yokluk kavgas›ndan yeniden aya¤a do¤ruluflun ad›mlar› at›lmaktad›r. ‹flte tam da bu anda tüm hünerini kavgaya adayanlara ihtiyaç duyulur.

Mehmet Yeflil: 1960 Dersim Ovac›k Bal›kan köyünde dünyaya geldi. 1980 y›l›nda mücadeleye TKP/ML Hareketi saflar›nda bafllayan Mehmet Yeflil, 12 Eylül AFC koflullar›ndan sonra Proletarya Partisi saflar›nda yer ald›. Cuntayla birlikte aran›r duruma düfltü. 1986 y›l›nda gözalt›na al›nan ve her türlü iflkenceye ra¤men iflkencehanelerden bafl› dik ç›kan Mehmet Yeflil’in gözalt› sürecinde çenesi ve befl kaburgas› k›r›lm›flt›. 1993 y›l›nda PKK gerillalar› taraf›ndan üç yak›n›yla birlikte kaç›r›ld›. Mehmet Yeflil’le birlikte kaç›r›lan üç kifli gece kaçmay› baflar›rken Mehmet Yeflil 24 Ekim 1993’te devrimci ahlak ve ilkeler s›¤mayacak bir flekilde iflkencede katledildi. M. Kemal Alp›nar: 1959’da Afyon’da dünyaya gelen M. Kemal Alp›nar, çocukluk y›llar›n› hem okuyarak hem de babas›n›n yan›nda çal›flarak geçirdi. Daha gençlik y›llar›nda çeliflkileri gören Alp›nar, iflçilerin, köylülerin ve ezilenlerin kurtuluflunun Demokratik Halk Devrimi’nde olaca¤›na inand›. Gençlik içinde alçakgönüllü¤ü ve kararl›l›¤› ile büyük bir sevgi kazand›. Her türlü oportünist revizyonist ve sosyal emperyalist görüfllere karfl› tavizsiz bir mücadele yürüttü. Resmi ve sivil faflistlerin azg›nca sald›rd›¤› bir ortamda bu sald›r›lara karfl› Afyon Sand›kl›’da anti-faflist gençli¤i hareketlendirmeye çal›flt›.18 Ekim 1979’da 40-50 kiflilik faflist bir grubun sald›r›s›nda alçakça katledildi. Huriye Ç›tak: 1968’de Çorum Alaca’ya ba¤l› Kefllik köyünde dünyaya gelen Huriye Ç›tak maddi s›k›nt›lardan dolay› ilk ve orta ö¤renimini yat›l› okulda yapm›flt›r. Devrimci mücadeleyle ilk tan›flmas› ‹brahim Kaypakkaya’ya duydu¤u sempati sonucunda olur. 19 May›s Üniversitesi Matematik Bölümü’nü kazan›r. Örgütlülü¤e gençlik faaliyeti içinde bafllar. 1989 y›l›nda çok arzu etti¤i Dersim da¤lar›ndad›r art›k. Bir savaflç› olarak halkla ba¤lar›n› k›sa sürede gelifltirir. 28 Ekim 1991’de Huriye Ç›tak’›n (Özlem) içinde oldu¤u bir gerilla birli¤i Hozat’›n Kuru Kaymak (Koçeri) köyüne iner. Köyde bulunan düflman güçleriyle yaflanan çat›flmada dizinden yaralan›r. Ard›ndan aln›na ald›¤› kurflunla flehit düfler. Düflman onu bir kuyu kaz›p gömmek istemiflse de köylüler buna karfl› koyup onu kendi elleriyle y›kay›p defnederler.


İşçi-köylü 25

17-30 Ekim 2008 ‹yi bir örgütçü… Birçok örgütlülü¤ün da¤›ld›¤›, büyük oranda karmaflan›n oldu¤u, kitle faaliyetinde ciddi aksamalar›n oldu¤u bir zamanda belirleyici bir önem tafl›r iyi bir örgütçü olmak. Yaflam›n›n her an›n› örgütlülü¤ün ihtiyaçlar› do¤rultusunda flekillendirmek ayn› zamanda parti bilincinin geliflkinli¤ini de gösterir. Kurulan her iliflki partinin bir bileflkesi olmal›. Kurulan her diyalog devrimin ç›karlar›na kanalize edilmeli, her insan kendinden bir fley katmal›, kolektif iradeye tabii k›l›nmal›. Ancak bu olursa küçük bir su damlas›n›n de-

Hasan Yaflar: Dersim-Mazgirt’in ‹bi Mahmut köyünde dünyaya geldi. Lise y›llar›nda “Halk›n Yolu”yla birlikte hareket etti. Mezun olduktan

sonra ailesinin ekonomik yükünü paylaflabilmek için 1978’de ‹zmit’e gitti. Burada ‹brahim Kaypakkaya’n›n ideolojik siyasi hatt›n› benimsedi ve faaliyete bafllad›. H›zl› bir geliflim gösteren

nizde daireler çizerek yay›lmas› gibi örgütlülükler, çevre çeper geniflleyebilir daha genifl kesimlere ulafl›labilir, bir yap› infla edilebilir. Bunun için her fleyden önce güçlü bir örgüt bilinci gerekir. Günceli takip etmek, halk›n taleplerini, ihtiyaçlar›n› görmek ve buna uygun politikalar üretmek, sa¤lanan iliflkilerin mutlaka bir yerde konumland›r›lmas›, yapabilece¤i bir iflin verilmesi ve denetlenmesi gerekir.

‹yi bir eylem insan›…. Emekçi milyonlar›n ç›karlar›n› savunmak bunun u¤runa mücadele etmek büyük bir emek gerektirir. Planl› Hasan Yaflar, ‹zmit-Gebze aras›ndaki otobanda puantör olarak ifle bafllad›. 700 iflçinin çal›flt›¤› bu flantiyede yürüttü¤ü faaliyet sonucunda iflçi temsilcisi seçildi. Bu faaliyetin yan› s›ra Kocaeli bölgesinde yar› legal ajitasyon-propaganda çal›flmalar› da yürütüyordu. Çal›flt›¤› flantiyede 24 Ekim 1979’da maafl›n› almaya gittikten bir saat sonra “Hasan tren kazas›nda öldü” haberi geldi. Tüm iflçiler hemen ifli durdurdu. E-5 karayolunu saatlerce trafi¤e kapatt›. Her tarafta protesto sloganlar› yank›lan›yordu. Hasan Yaflar, muhasebe odas›nda bafl›na vurulan darbelerle katledilip tren yoluna at›lm›flt›. 2 gün sonra cenazesi hastaneden al›n›rken tekrar E-5 karayolu trafi¤e kapat›larak yürüyüfle geçildi. Polisin sald›r›s› sonucu onlarca iflçi gözalt›na al›nd›. Katlediliflinin üçüncü gününde flantiye binas› yoldafllar› taraf›ndan kurflunland›.

PUSULA Önce görev... S›n›f savafl›m›nda belirlenen politik hedeflere varmada baflar›l› çal›flmalar›n örgütlenmesine ihtiyaç vard›r. Çal›flmalar baflar›l› örgütlendi¤i oranda belirlenen politik hedeflere var›larak geliflme ve ilerleme sa¤lan›r. Baflar›l› çal›flmalar›n büyütülüp gelifltirilmesi için somut flartlar›n yani halk›n ve devrimin sorunlar›n›n çok yönlü bilinip, tan›nmas› gerekir. S›n›f savafl›m›nda baflar›n›n anahtar› halk›n ve devrimin somut sorunlar›n›n çok yönlü bilinip tan›nmas›na duyulan ihtiyaç kadar, devrimin görev ve ifllerinin niteli¤i hakk›nda bilgi sahibi olan ve görevin nas›l yap›lmas› gerekti¤ini bilen faaliyetçilere ihtiyaç vard›r. Politik ve mesleki olarak asgari oranda e¤itilmifl (e¤itim s›n›rs›z ve sonsuzdur), yerine getirece¤i görev hakk›nda belli bir düzeyde bilgi ve tecrübesi olan, yapaca¤›

ifl konusunda kendisine güvenen militanlar›n varl›¤›, belirlenen politikan›n prati¤e uygulanmas›nda tayin edici öneme sahiptir. Baflar›n›n yegane flart› halk›n-devrimin-düflman›n (nesnel) somut durumunun bilinip tan›nmas›, sorunlar› ve çeliflkileri çözecek, halk›, gerilla savafl›n› ve partiyi örgütleyecek kadro-militanlar›n (öznel) varl›¤› ve birlikteli¤idir. Herhangi bir ifli ya da herhangi bir görevi yapmak için bir militanda aranmas› gereken nitelikler nelerdir? Öncelikli olarak o militanda aranmas› gereken en önemli özellik dürüstlüktür. ‹fli yapma iste¤i ve çabas›d›r. Bu özelliklerle ilgili bilgilere detayl› bir flekilde sahip olunmadan yap›lacak her ifl, örgütlenecek her görev daha bafl›ndan baflar›s›zl›¤a mahkum olur. Unutulmas›n her baflar›s›z çal›flma,

Kavga okulu

programl› bir kofluflturmaca, pratik bir zeka yap›lmas› gereken ifllerin daha k›sa sürede sonuçlanmas›n› sa¤lar. Çabuk ama acele etmeden, i¤neyle kuyu kazarcas›na büyük bir sab›rla faaliyet örülmeli.

Alçakgönüllü bir devrim hamal›… Herkes söyledi O, yapt› Sessizce akan bir ›rmakt› Ça¤layanlar›n flamatas›na Olgun bir gülümseme ile bakt› Uçuruma ulaflt›¤›nda Bir flelale olacakt› Herkes konufltu, o yapt› Sab›rla kaynayan bir kaynakt›

(Bekir Kilerci) Bask› ve sömürüye son verecek olan, y›¤›nlar›n zapt edilmez örgütlü gücü olacakt›r. Kitleler, yaflam› yaratan, üreten ona flekil verenler olarak mucizeler yaratacak yegâne güçtür. Devrimci ve komünistler bu deryan›n gönüllü birer neferi olarak tarihi sorumluluklar›n› yerine getiririler. Zor, amans›z ve bir o kadar da onurlu bu kavgada alçakgönüllü olmak devrimin kitlelerin eseri olaca¤›n› bilmekten gelir. En büyük bedelleri ödeyen, ac› çeken yoksulluk içinde yaflam kavgas› veren emekçilerdir. Bizler onlar›n en bilinçli ve örgütlü kesimleri olarak üzerimize düflenleri yap›yoruz. Alçakgönüllü olmak, düflünce ile eylem aras›nda bir bütünlük kurmak demektir

partinin ve kitlelerin örgütlenmesinin gecikmesine neden olur, gerilla savafl›n›n büyütülüp gelifltirilmesini engeller. Her baflar›s›zl›k ayn› zamanda s›n›f düflmanlar›na sunulmufl bir baflar› ve moraldir. Bundand›r ki devrimin baflar›s›zl›klara, geriliklere tahammülü yoktur. Bundand›r ki devrimin, yar›m yamalak yap›lan ifllere, eksik b›rak›lan görevlere, tamamlanmayan çal›flmalara tahammülü yoktur. Öyleyse ne yapmak laz›m? Baflar›y› büyütmek, iflleri örgütlemek, görevleri yerine getirmek için ne yapmak laz›m? Bilindi¤i san›lan bir yan›t› yeniden verelim: Devrimin çok yönlü ve çok çeflitli görev ve ifllerini yapacak militanlar yetifltirmek laz›m. Kadro ve militanlar›n e¤itilip yetifltirilmesine bir anda bir hamlede olacak ifller olarak bakmamak laz›m. Bu zorlu görev uzun ve sanc›l› bir süreci kapsar. Belirlenen örgütsel-pratik görevlerin tamamlan›p yerine getirilmesi için gerekli olan temel konularda e¤itimin verilmesin-

ayn› zamanda. Devrimci kiflili¤imizin bilincimize yerleflmesi, onu içsellefltirmemiz hem faaliyetimizin daha verimli olmas›n› hem de emekçilerle daha kolay bütünleflmemizi sa¤layacakt›r. Kald› ki kendini be¤enmifllik, kibirlilik, kendini halk›n üstünde görme, onlara tepeden bakma burjuvazinin ahlak› ve kültürüdür. Tüm bunlar ayn› zamanda büyük bir iç mücadeleyi de zorunlu k›lar. Tüm bunlar› 23 k›sa y›la s›¤d›rmay› baflarm›fl say›s›z devrimciden, nice Partizandan biri olan Özgür Kemal Karabulut (Bak›fl) yoldafl 20 Ekim 1997 tarihinde Amasya Taflova’da son mermisine kadar çat›flarak topra¤a düfltü. Özgür yoldafl iyi bir örgütçü, iyi bir eylem insan› ve yorulmak bilmez, alçakgönüllü bir devrim hamal› olarak tüm bu özelliklerin bileflkesi olmay› baflarm›flt›. Arac›n›n ar›zalanmas› sonucu Taflova’da sanayi sitesine giren Özgür yoldafl düflman›n etraf›n› kuflatmas›n›n ard›ndan “teslim ol” ça¤r›lar›na namlusunu ateflleyerek yan›t oldu. Daha önce defalarca yard›¤› pusular bu defa Özgür yoldafl› a¤›na düflürmüfltü. Yoldafl arkas›nda her gözene¤i ilmek ilmek ifllenmifl bir yaflam b›rakarak aram›zdan ayr›ld›. Onu tan›yan hemen herkesin söyledi¤i gibi gülen gözleri ve gülümseyen yüzü ile gelece¤e, özgür yar›nlara olan inanc›n› bizlere arma¤an etti. O, di¤er birçok yoldafl› gibi halk›n yüre¤ine inanç ve sevgi tohumlar› ekti.

den ifle bafllamak gerekir. Temel ve gerekli e¤itimle (devletin niteli¤i ve gerçekli¤i hakk›nda-örgütlenmenin zorunlulu¤u ve örgüt bilimi hakk›nda-kitle çizgisi-görev ve sorumluluk hakk›nda özlü bilgi) ifle bafllayarak ad›m ad›m e¤itimin niteli¤ini ve düzeyini art›rmak gerekir. Unutmamak gerekir ki, devrimin örgütsel ve pratik görevleri nas›l ki sonsuza dek uzan›p artarak devam ediyorsa buna uygun olarak da e¤itim ve bilinçlenme çal›flmas› da sonsuza dek ad›m ad›m sürüp devam eder. Dikkat edilmesi gereken önemli bir konu vard›r, o da fludur: S›n›f bilinçli militan ve kadro adaylar›na gerekli ve ihtiyaç olunan en temel bilinç ve e¤itimin (özellikle görev ve sorumluluk hakk›nda) verilmesiyle ifle bafllamak gerekmektedir. K›saca iflin yap›lmas› ve görevin baflar›yla tamamlanmas›n› gerektirecek olan temel ve zorunlu e¤itimle ifle bafllamak laz›m. Devrimin öncelikli olarak say›s›z iflçilerin, emekçilerin örgütlenmesine ihtiyac› vard›r.


İşçi-köylü 26

17-30 Ekim 2008

Gerçekleri hayk›rmada ve kavgada ›srarl› olal›m! Egemen s›n›flar›n parlamentodaki klik sözcüleri aras›ndaki yolsuzluk ve “flerefsizlik” tart›flmalar›, karfl›l›kl› yeni iddialarla devam ediyor. Görünen o ki, bu tart›flmalar önümüzdeki süreçte de kamuoyu gündemini iflgal etmeye devam edecektir. fiimdiden, yolsuzluk ve Ergenekon operasyonu sonuçlar›n›n yerel seçimlerin ana propaganda malzemesi olaca¤›n› söylemek pek de yanl›fl olmayacakt›r. Her zaman ifade etti¤imiz gibi, h›rs›zl›k ve yolsuzluklarda baflta Kürt ulusu olmak üzere tüm emekçilere, devrimcilere karfl› düflmanl›kta bunlar›n birbirinden farklar› yoktur. Gerillaya karfl› operasyonlarda, ›rkç› ve milliyetçi söylemlerde bu klik sözcüleri birbirleriyle yar›flmaktad›rlar. O halde sorun nedir? Sorun; süren iç iktidar mücadelesinde kimin daha çok söz sahibi olaca¤›d›r. Çünkü, iktidarda söz sahibi olmak, daha çok çalmak demektir. Bugün yaflanan budur. TC devleti gelene¤i içinde AKP’nin sözcülü¤ünü yapt›¤› klik bugüne kadar bu “denizde” yeteri kadar yararlanmam›flt›. Kemalist kli¤in kendilerine “ötekiler” muamelesi yapt›¤› feryad›-figan› da buradan geliyor. Ve ellerine geçen bu f›rsatla, halk›n dini duygular›n› da istismar ederek y›llar›n h›rs›zl›k özlemini gidermenin peflindeler. Burjuvafeodal zihniyetin kar h›rs› art›k yolsuzluk olaylar›n› gizlemeye yetmiyor. Tabi ki bundan dün pastaya ortak olan ama bugün ç›kar kayg›lar›ndan dolay› ayr› düflen güçlerin karfl› kli¤e objektif olarak sunduklar› yard›mlar›n da etkisi oldukça büyüktür. Egemen s›n›f klikleri aras›nda süren çat›flma, burjuva egemenlik sistemin gerçek kimli¤ine de ayna tutuyor. “Kutsal” denilen o devletin her taraf›n›n kokuflmufl, çürümüfl iliflkiler a¤›yla örülmüfl oldu¤u son geliflmelerle bir kez daha a盤a

ç›kt›. ‹flte gerçek TC budur. Sözcüleri de h›rs›zdan ve “ars›zdan” ibarettir. TC, burjuva anlamda hiçbir zaman gerçek bir devlet gelene¤ine sahip olmam›flt›r. Bugün sözü edilen “cemaat kültürü”, TC’nin tarihsel ve s›n›fsal kültürüne yabanc› de¤ildir. Dahas›, TC, devrimci ve komünistlerin, Kürt yurtseverlerin hakl› ve meflru mücadelelerine karfl› her zaman dini, feodal afliret iliflkilerini bir araç olarak kulland›. Tüm bu gerçeklere karfl›n “laiklik”, “modernlik” kavramlar›n› ikiyüzlüce ifade etmekten de geri durmad›. Bugün yaflanan yolsuzluk ve ‘flerefsizlik’ tart›flmalar›, egemen s›n›f sözcülerinin gerçek kimli¤ine de ›fl›k tutuyor. ‹flte tüm sorun, ›fl›¤›n a盤a ç›kard›¤› bu karanl›k iliflkileri bugüne kadar görmeyen gözlerin görmesini sa¤layacak çabalar noktas›nda dü¤ümleniyor. Devletin teflhiri, burjuva denilen parlamento ah›r›n›n gerçek ifllevinin emekçilere anlat›lmas› bak›m›ndan ortaya ç›kan bu f›rsatlar›n do¤ru de¤erlendirilmesi göreviyle karfl› karfl›yay›z. Yap›lmas› gereken, ortaya ç›kan bu sonuçlar›n nedenlerini yal›n bir dille kitlelere anlatmakt›r. Kombassan, Yimpafl’la bafllayan Deniz Feneri Derne¤i ile devam eden bu h›rs›zlar çetesinin halka düflmanl›¤› bu olaylarla bitmiyor. Bu güçler, insanl›¤›n gelece¤ine ›fl›k tutan her türlü bilimsel düflünceye de düflmand›rlar. Bu karanl›¤a ›fl›k tutmak, aldat›lan genifl y›¤›nlar› bu din tüccarlar›nda kurtarmak için, ayd›nlanma ve ayd›nlatma eylemine ihtiyaç vard›r. Bu ihtiyaca yan›t olundukça, karanl›k perileri de karanl›k dünyalar›yla baflbafla kal›r. Yolsuzluk ve “flerefsizlik” tart›flmalar› Ergenekon davas›n› da gölgede b›rakt›. Ama Ergenekon e¤lencesi sürmeye devam ediyor. Davan›n bafllamas›yla birlikte bu sorun yeniden kamuoyunu meflgul

edecektir. Ve tabii ki sürmekte olan bu e¤lencenin yeni konuklar› da olabilir. Hiç flüphesiz yürütece¤imiz teflhir faaliyetlerinde bu iki sorunu karfl› karfl›ya koymamal›y›z. Çünkü; ikisi de ayn› bata¤›n ürünüdürler. Taktik olarak birine öncelik vermek, di¤erini görmezlikten gelme anlam›na gelmez. E¤er kitleler bir sorunu tart›fl›yorsa, o soruna dair bizim de söyleyeceklerimiz olmal›d›r. Ramazan ay› ile birlikte her gün ucuz ekmek, bir tas s›cak çorba almak için kuyru¤a giren binlerce insana tan›k oluyoruz. Bu tablo, ne kadar yoksullaflt›¤›m›z›, ezen ile ezilenler aras›ndaki gelir da¤›l›m›n›n hangi boyutlara ulaflt›¤›n›n da göstergesidir. Bir yanda hesab›n› “Ahirette” ödemek kofluluyla milyon dolarlar› ceplerine indiren din tüccarlar›, di¤er yanda

m›fl olduklar› yan›lsamal› durumdur. K›sacas› hangi cepheden bakarsak bakal›m, hayat bizi gerçekleri hayk›rmaya ve bu u¤urda can bedeli bir kavgaya davet ediyor. Bu kavga, yoksullu¤u, yolsuzlu¤u yaratanlar›, ›rkç›l›¤› ve flovenizmi körükleyenleri hedeflemelidir. Bugün faflist Kemalist diktatörlü¤ün tüm sald›r›lar›na karfl› Kürt halk› ‘anadilde e¤itim’ talebiyle yine alanlarda. Yeni s›n›r ötesi operasyonlara karfl› Kürt kurumlar› protesto haz›rl›klar› içindeler. Bu tür hakl› ve meflru tepkilere seyirci kalmamal›y›z. Her demokratik talebi sahiplenip savunmak, militarist sald›r›lara karfl› durmak bizim görevimizdir. Görevlerimizi lay›k›yla yerine getirdi¤imiz oranda kitlelerle ba¤lar›m›z geliflip güçlenecektir. Ve içinde geçti¤imiz süreçte, günde-

yoksulluk ve açl›k s›n›r› alt›nda yaflayan milyonlar. Bir yanda çocuklar› yurtd›fl›nda, özel okullarda okuyan binler, di¤er yanda çocu¤una okul giysisi, defter almakta dahi zorlanan yüz binler. Daha da kötüsü, bu sefalet tablosunu yaratanlar›n “hay›rsever” maskesiyle, dilenci durumuna düflürdükleri yoksul emekçilere sunduklar› k›r›nt›larla yarat-

mine yoksullu¤u, yolsuzlu¤u, iflsizli¤i, emperyalist sald›rganl›¤›, ezilen ulus ve az›nl›k milliyetlere dönük yürütülen ›rkç› ve floven sald›r›lar› almayan bir hareketin kitlelerle ba¤ kurmas› mümkün de¤ildir. Kitlelerle ba¤; sab›rl›, ›srarl› bir çal›flmayla kurulur. Ve siyasal bilinçleri gelifltirilip yükseltilir. Yap›lmas› ve yapmam›z gereken bu olmal›d›r.

Almanya’da emekçiler sa¤l›k hakk› için yürüdü Berlin’de biraraya gelen yüz binden fazla kifli, hükümetin hastanelere daha fazla yat›r›m yapmas›n› talep etti. 26 Eylül’de gerçekleflen, son y›llar›n en kitlesel eyleminden hemen önceki günlerde kliniklere 3 milyar Euro yard›m yapma karar› alan hükümetin bu karar›, eyleme kat›l›m›n düflmesini sa¤layamad›. Eylemde yap›lan yürüyüflte konuflan Alman Hastane Toplulu¤u Baflkan› Kösters’de bir konuflma yapt›. Kosters ko-

nuflmas›nda, hükümetin ay›rd›¤› 3 milyar Euro’nun bir aldatmaca oldu¤unu belirterek, sa¤l›k kurumlar›n›n ihtiyac› olan paran›n en az 6.7 milyar oldu¤unu söyledi. Almanya’da son dönemde çok say›da klinik ve hastane ekonomik nedenlerle kapanma tehlikesiyle yüz yüze. Ayr›ca sa¤l›k sektöründeki çal›flma koflullar›n›n da oldukça a¤›r olmas›, önümüzdeki süreçte sa¤l›k emekçilerinin mücadelesinde ciddi bir yükselifl yaflanaca¤›n›n habercisi olmakta.

Ça¤r› merkezi çal›flanlar› eylem yapt› Almanya’da faaliyet gösteren bin kadar ça¤r› merkezinin çal›flanlar›, üyesi bulunduklar› Verdi sendikas›n›n ça¤r›s›yla, ülke genelinde eylem yapt›lar. Eylemde bir konuflma yapan Verdi Sendikas› sözcüsü Hanno Harms, Alman Telekom’un geçti¤imiz aylarda dört böl-

gedeki ça¤r› merkezine 1.5 mil. Euro yat›r›m yapt›¤›n›, ancak bu merkezlerin flimdi de kapat›lmaya çal›fl›ld›¤›n› belirtti. Harms konuflmas›n›n devam›nda, bunun, kapatmadan etkilenecek çal›flanlar›n s›rt›ndan elde edilen paran›n çarçur edilmesi anlam›na geldi¤ini belirtti ve durumu “Skandal” olarak de¤erlendirdi. Sendika, ça¤r› merkezlerinin kapat›lmas›n›n en az 8 bin çal›flan›n iflinden olmas› anlam›na gelece¤ini söylüyor.


İşçi-köylü 27

17-30 Ekim 2008

Yaflama ›fl›k tutan sözler... * Düflünmeksizin söylenen söz, niflan almaks›z›n tüfek atan avc›ya benzer. (Anadolu atasözü) * Baz› insanlar hayatta hiçbir gayeye sahip olmadan yaflarlar. Böyle insanlar bir nehir üzerinde ak›p giden saman çöplerine benzerler. Onlar bir yere gitmezler; ancak

Okur

oluflturur. (John Dryden)

suyun ak›fl›na kap›larak akarlar. (Seneca)

* Bofl çuval ayakta dik durmaz. (Anadolu atasözü)

* Gömle¤in ilk dü¤mesi yanl›fl iliklenince öbürleri de yanl›fl gider. (C. Brind)

* ‹nsan ö¤renmeyi b›rakt›¤› gün yafllan›r. (Henry Ford)

* Önce biz al›flkanl›klar›m›z› olufltururuz, sonra da al›flkanl›klar›m›z bizi

* Vazifesini tam yerine getirmemifl olan›n vicdan yaras›na ne mazeretin devas› ne ilac›n flifas› deva getirmifl. (Mevlana)

CERN ve materyalizm ve diyalekti¤i gelifltirmenin olanaklar›.... CERN’de bilimsel geliflmelerin ileriye f›r-

layabilece¤i ve dolay›s›yla felsefi tart›flmalar ve toplumsal de¤iflimler aç›s›ndan da son derece önemli geliflim ve tart›flmalara konu olabilecek bir deneye bafllanm›fl durumda. CERN çok say›da bilim insan›n›n birlikte çal›flarak, atom fizi¤i alan›ndaki pek çok araflt›rman›n yap›ld›¤› bir Araflt›rmaGelifltirme (Ar-Ge) merkezidir. CERN üretim araçlar›n›n do¤rudan üretilmesine de¤il ama gelifltirdi¤i teknolojilerle geliflimin altyap›lar›n› oluflturan; gerek yeni üretim araçlar› gerekse yeni üretim aletleri için ilk fikirlerin boy verdi¤i bilimsel bir merkezdir. fiimdi orada, yeni bilimsel geliflmelere ve bir dizi bulufllara neden olabilecek bir deneye bafllanm›fl durumda. Y›llarca sürecek olan bu deney elbette tek bir amaçla s›n›rl› de¤il; Bu deneyle Higgs bozonu hakk›nda önemli bilgilere ulafl›lmas› amaçlan›yor. -271 derecede 2000 tonluk bir m›knat›s›n oluflturdu¤u bir manyetik alanda h›zland›r›lan protonlar›n çarp›flmas›yla ortaya ç›kacak olaylar gözlenecek. Higgs bozonu atomalt› parçac›klarla yap›lan deneylerde henüz gözlemlenebilmifl de¤il. Ve bu parçac›¤›n özgünlü¤ü di¤er parçac›klar›n kütle kazanmas›n› sa¤layan parçac›k oluflu. Bu deneyle enerji parçac›klar›n›n kütle kazanmaya ve daha kararl› hale geçmeye bafllad›klar› an oluflturularak maddeye iliflkin bilgimize derinlik kazand›r›lacakt›r. Atom alt› parçac›klar, kuantum tanecikleri olarak bildi¤imiz maddenin ortaya ç›kmaya bafllad›¤› bu geçifl durumu ayn› zamanda bir karars›zl›k hali olarak bilinir. ‹flte bu deney hem bu durum içerisindeki oluflum iliflkilerini gözleyebilmeyi hem de ondan öncesine do¤ru bakabilmemizi sa¤layacak olanaklar› sunacak bize. Belki de “karfl› madde” ve “karanl›k madde”nin anlafl›lmas›na do¤ru bir geçifl f›rsat› verecek ve bu mümkün olursa yeni bir dizi s›çramalar›n efli¤ine gelinmifl olaca¤›n› tahmin etmek hiç de zor de¤il. Çokça üzerine düflünmedi¤imiz halde

yaflam›m›zda önemli yer kaplayan televizyon, cep telefonu, bilgisayarlar, internet vb. elektromanyetik alan ve kuantalar›n keflfiyle bafllayan süreçlerin sonuçlar›d›rlar. Oysa bu geliflmeler ne kuant›n ne de elektro manyetik alan›n keflfi esnas›nda öngörülebilmifl fleylerdir. Bilim alan›nda temel önemdeki her yeni bulgu, hatta ilk anda ne ifle yarayaca¤› bilinmeyen ya da belli olmayan bulgular bir süre sonra uygun teknoloji de gelifltirildi¤inde yeni üretim araçlar›n›n ve ürünlerin ortaya ç›kmas›na olanak sa¤lar. Bu anlamda CERN’de

de rakiplerini geçecek, kârlar›n› büyütecek yeni bulufllara ve enerjide yeni bir 盤›r açabilecek füzyon enerjisi elde etmeye yak›nlaflm›fl olacaklar. Öte yandan Higgs bozonun keflfi, maddenin kütle kazanmas›na geçiflin anlafl›lmas›n› sa¤layarak, ondan öncesine do¤ru gidebilmeyi mümkün k›larak do¤a bilimlerinde s›çrama yaratacak bir geliflmenin efli¤ine vard›racakt›r. Enerjiye iliflkin tart›flmalar, “kütlesiz madde” tart›flmalar› sadece fizikte ve kimyada de¤il felsefede de tart›flmalara yol açm›fl, idealist felsefe-

elde edilecek bulgularla neler yap›labilece¤i, ne gibi ürünlerin ortaya ç›kaca¤› öngörüler olmas›na karfl›n henüz bilinmiyor. CERN’deki gözlemler, atom çekirde¤indeki pozitif yüklü protonlar›n yüksek h›zda çarp›flt›r›lmalar›yla ortaya ç›kan enerjinin gözlenmesini olanakl› k›lacak. AB çok uzak olmayan bir gelecekte füzyon yoluyla enerji elde etme hedefini önüne koydu. Günümüz kapitalizmi büyüyen enerji sorunlar›yla karfl› karfl›yayken ve hegemonya mücadeleleri enerji bölgelerinde yo¤unlaflm›flken, çeflitli üretim dallar›nda bafl gösteren durgunlu¤un ne kadar sürece¤inin belirsizliklerini yaflarken, CERN’den yeni bir dizi olanaklar zincirini yaratmay› umuyor. Avrupal› emperyalistler, CERN amac›na ulaflt›¤› ölçü-

nin dayana¤› yap›lm›flt›r. Benzer biçimde pozitivist bir fizikçinin “tanr› maddesi” dedi¤i Higgs bozonunun laboratuar ortam›nda insan eliyle üretilmesi idealizme güçlü bir darbe vuracakt›r. Bozonun keflfiyle birlikte ondan öncesine do¤ru ilerleyebilme imkân›n›n da önü aç›lacak, evrenin oluflumunu Big Bang’le aç›klay›p tanr›sal varolufla ba¤layan görüfle de daha kesin bir yan›t olacakt›r. Atomalt›na bak›flla klasik madde görüflü y›k›lm›flt›. Çünkü atomalt› evrende, maddenin varolufl biçimi tümüyle farkl›d›r. Enerji parçac›klar› olarak var olan, bunlar›n içerisinde kütlesiz olarak nitelenen foton, nötrino gibi parçac›klar›n bulundu¤u bu alan materyalist ve ide-

alist felsefelerin karfl› karfl›ya geldikleri bir çarp›flma alan›d›r. En kütlesiz olarak nitelenen parçac›klar›n da kütlesi oldu¤u bugün bilinmektedir. Fakat bunlar›n do¤rudan ölçümleri yap›lamamakta, davran›fllar›n›n etkilerinden anlafl›lmakta veya hesap edilebilmektedir. Ama maddenin bu halleriyle birlikte madde kavray›fl›m›z da de¤iflmektedir. ‹flte o geçifl durumunun anlafl›lmas›na kap› açacak Higs bozonunun keflfi, maddenin farkl› hallerinin gözlenebilme imkan› belki de ona yeni flafl›rt›c› ö¤eler ekleyecektir.. Bilimlerdeki geliflmelerin toplum üzerindeki etkilerini, ekonomik, siyasi ve kültürel iliflkilerde, birey yaflam›nda yapt›¤› de¤ifliklikleri gözlemeyen ve bundan sonuçlar ç›karmayan bir varolufl, zay›f bir devrimciliktir. Bilimlerin en görünür haliyle teknik sonuçlar›n›n, felsefeden ekonomiye, siyasetten askeri stratejilere, günlük yaflam ve iliflkilere dolays›z ve h›zl› etkilerinin oldu¤u bir dönemdeyiz. Çünkü bilgilerin ›fl›k h›z›na yak›n h›zlarda aktar›ld›¤› ve bir alandaki bir buluflun di¤er alanlardaki araflt›rmalar› h›zla tetikledi¤i bir yaflam›n içerisindeyiz. Bilim diyalektiktir. Bilimlerdeki özellikle de kuantum alan›ndaki madde ve hareketin bilgisi madde kavray›fl›m›z› derinlefltirdi¤i gibi diyalekti¤in de gelifltirilmesine, hatta s›çramas›na olanak vermektedir. Devrimciler, bilimden uzaklaflt›klar› ölçüde ne madde kavray›fllar›n› gelifltirebilirler ne de geliflkin bir diyalekti¤in uygulay›c›s› olabilirler. Dolay›s›yla bugünkü ekonomik, toplumsal, siyasal yaflam ve iliflkileri çözümleyemedikleri gibi kendilerini de çözümleyemezler. CERN’deki çal›flmalar, sadece maddenin yap›s›na ve ba¤›nt›lar›na iliflkin bilgilerin de¤il, materyalizmin ve diyalekti¤in de gelifltirilmesinin olanaklar›n› sunacakt›r. Günümüz toplumunu anlamak ve dönüfltürmek sadece diyalektikle mümkün. O halde diyalekti¤in beslendi¤i ve besledi¤i bilimsel kaynaklara yöneltmeliyiz dikkatimizi. (Bir ‹K okuru)


İşçi-köylü 28

Okur

Merhaba...

Tuzla’dan bir YDG okuru Merhabalar... S‹STEM‹N iflçi ve emekçi kesimlere

yönelik sald›r›lar› olanca h›z›yla devam ediyor. ‹flçi ve emekçilere dönük sald›r›lar›n bafl›nda gelen örgütsüzlefltirme sald›r›s› ise patronlar›n art›k s›kça hayata geçirdi¤i sald›r›lardan biri olarak karfl›m›za ç›k›yor. Çal›flanlar›na dönük örgütsüzlefltirme sald›r›s› gerçeklefltiren iflyerlerinden biri de DESA Deri’dir. Türkiye’nin en büyük deri markalar›ndan biri olan DESA Deri’nin Düzce’de bulunan fabrikas›nda çal›flan 41 deri iflçisi 29 Nisan 2008 tarihinde sendikal› olduklar› için iflten ç›kar›ld›lar. Bu tarihten itibaren de direnifle geçtiler. Direniflçi iflçiler direniflleri süresince üye olduklar› Deri-‹fl Sendikas› yöneticileri ile birlikte patronun flikayeti sonucu defalarca jan-

darma taraf›ndan gözalt›na al›nm›fl olmalar›na karfl›n, 29 Nisan’da bafllatt›klar› direnifllerine hala kararl›l›kla devam etmekteler. Desa patronunun iflçilerine dönük örgütsüzlefltirme sald›r›s› sadece Düzce’deki fabrikayla s›n›rl› kalmad›. ‹stanbul/Sefaköy’deki DESA fabrikas›nda bir kad›n iflçi sendikal faaliyet yürüttü¤ü için iflten ç›kart›ld›. 3 Temmuz günü iflten ç›kar›lan Emine Aslan fabrikan›n önünde direnifle geçmifltir. Emine abla da Düzce’deki iflçiler gibi ayn› kararl›l›kla direnifline devam etmektedir. Deri-‹fl Sendikas› öncülü¤ünde direnifli sahiplenelim. ‹flçi s›n›f›n›n sermayeye karfl› verdi¤i hak alma mücadelesinin bir parças› olan DESA iflçilerinin mücadelesini destekleyelim! Birlik-mücadele-zafer!

ZOR ifl lisede devrimci olmak. ‹nsan yerine bile konulmad›¤›n bir toplumda, insandan say›lmad›¤›n bir yaflta, büyüklerin dünyas›nda hayat› dönüfltürmeye soyunmak, boyun e¤memek, isyan etmek, devrimci olmak... Her koyunun kendi baca¤›ndan as›ld›¤› koyunlar›n ortas›nda, koyun olmaya itiraz etmek, haks›zl›¤a, adaletsizli¤e, yoksullu¤a isyan etmek devrimci olmak... Zor ifl lisede iseli devrimci olmak. Tuzla’dan L Okumak “adam olmak”, besili koyun olmak varken, kasab›n kedisi olmak varken ç›k›p insan olmak. Bu yüzden soruyorlar niye devrimcisiniz? diye. ÖSS sorusu gibi, fizik, kimya, matematik sorusu gibi, ahiret sorusu gibi zor bir soru; “Neden devrimcisiniz?” Uzun bir paragraf sorusu. Haks›zl›¤a niye isyan ediyorsun, zulme boyun e¤miyorsun, niye özgürlük istiyorsun? Eflitlik için, daha güzel bir dün-

Kitle faaliyetlerimiz üzerine ‹stanbul’dan bir ‹K okuru PRAT‹K faaliyetlerimizde yaflad›¤›m›z en

büyük eksikliklerden birisi de kitlelerin somut sorunlar›n› yeterince tahlil edemeyiflimizdir. Sistemin bask›lar›, kitleleri yozlaflt›r›p sindirmesi bizlerin kitle faaliyetlerimize önem verip titiz davranmam›z› gerekmektedir. Yaz›l› ve görsel vb. medya araçlar› ile kitleleri gündemden uzak tutma ve gündemlerine dizi magazin vb. programlar› sokarak kitlelerin dikkatini gündemden daha farkl› yönlere çekmekteler. Peki, sistemin bu yozlaflt›rma araçlar›n› nas›l bertaraf edece¤iz? Tabi ki bu yozlaflt›rma araçlar›n›n bertaraf› kitlelere daha fazla giderek ve bu faaliyet içerisinde kitleleri örgütleyerek olacakt›r. Faaliyetlerimizde kitlelere bütünleflmek, onlara güven vermek ve güvenmek bizlerin esas görevi olmal›d›r. Y›¤›nlar› örgütlerken kulland›¤›m›z araçlar da bir o kadar önemlidir. Araçlar belirlenmesi ancak kitle faaliyeti ile

kitlelerin somut sorunlar›n› bilme ile olacakt›r. Ama sadece belli araçlarla faaliyete giriflmek, de¤iflime kapal› olmak kitleleri s›kaca¤› kadar bizlerin de kitle faaliyetlerinden verimsiz ç›kmam›za neden olacakt›r. Toplu kitle faaliyeti, aile ziyaretleri ve kitle toplant›lar› ile kitlenin somut sorunlar› MLM düflüncesi ile yo¤rulup prati¤e sokuldu¤unda faaliyetin verimlili¤i belli olur. Gündemler hakk›nda kitleler ne düflünüyor, ne söylüyor ya da kitlenin gündeminde nelerin var oldu¤unu ancak kitlelere giderek anlayabiliriz. Kitlelerden kitlelerle ilkesi ancak bu flekilde hayata uygulanabilir. Unutmamak gerekir ki bu ilke a¤›zda sak›z de¤ildir! Her tart›flmada, her toplant›da ifade edilen bu ilkenin bizler aç›s›ndan hayati önlem tafl›d›¤›n› bilmemiz gerekir. Devrimi kendine amaç edinmifl bir devrimci örgüt nihai hedefi olan devrimi kitlelerden ba¤›ms›z ele alamaz ve kitleleri örgütlemesinde ise

17-30 Ekim 2008 ya için niye mücadele ediyorsun? Niye devrimcilik yap›yorsun? Dün “iyi çocuklar”d›k flimdi Dev-Lis var. Çal›nan gelece¤imizi geri istiyoruz. Yaflam›m›za ve beyinlerimize vurulan zincirleri k›rmak istiyoruz. ‹nsanca bir hayat istiyoruz. Onurumuzu istiyoruz. Alaca¤›z! Bir bina y›k›p yerine yenisini yapar gibi, çürümüfl a¤ac›n yerine fidan eker gibi, yüre¤ine düflen aflk› ilmik ilmik örer gibi, fliir gibi, türkü gibi, r› dövüflerek, bilerek, yükYDG okurla sek sesle... Devrimciyiz, YDG’liyiz... fiimdi YDG var. ‹zmir’de, Amed’de, ‹stanbul’da, Mersin’de, Mardin’de, Adana’da, Bursa’da, Ankara’da, alanlarda, sokaklarda, okullarda... Soru sorma s›ras› bizde. Biz niye devrimci oldu¤umuzu biliyoruz. Bize niye devrimci oldu¤umuzu soranlar; bu kadar haks›zl›¤›n, afla¤›lanman›n, boyun e¤miflli¤in, eflitsizli¤in dünyas›nda, çaresizli¤in ortas›nda ne zaman insan olacaks›n›z. Siz neden devrimci de¤ilsiniz?

bu ilkeyi hayata geçirmek zorundad›r. Kitlenin de¤erlerini zedelemeden ve geri yönleri ile uzlaflmadan faaliyete girmek ve gündeme uygun araçlarla güçlendirmek olmazsa olmazd›r. Faaliyetlerimizde kulland›¤›m›z en önemli araçlardan birisi de gazetemizdir. Düzenli kitle faaliyetleri, faaliyetlerden ç›kan sorunlar üzerinden eylemler örgütlemeye, kitleleri örgütlemeye paralel yay›n organ›n›n beslenmesi gerekmektedir. Çünkü gerçek güç olan kitlelere dayanmayan her örgütlü yap›, do¤ru de¤il yanl›fl yolu takip etmekte demektir. Anlafl›laca¤› gibi kitlelerin önemi bizler için çok büyüktür. Kitleler benimsedikleri de¤erleri sahiplenirler ve onlar› korumak için sonuna kadar mücadele ederler. Faflizm bugün devrimci ve demokrat yay›nlar›n her türlü imkânlar›n› k›s›tlamaktad›r. Gazete da¤›t›mlar›nda ailelerin tehdit edilmesi, toplatma, kapatma vb. birçok faflist sald›r›larla karfl› karfl›ya kal›nmaktad›r. Ama bizler flunu da biliyoruz ki tüm bu bask›lara karfl› dünya proletaryas›n›n mücadelesi devam edecektir. Aksi takdirde faflizm bugün yatt›¤›m›z yata¤› da kanla zulümle elimizden alacakt›r.

(Gülsuyu’ndan bir ‹flçi-köylü okuru) Merhaba; 26 EYLÜL 2008 tarihinde

CHP ile AKP televizyonda karfl› karfl›ya geldiler. Burjuva-feodal medya olay› o kadar abartt› ki, sanki halka hizmet ediyorlarm›fl gibi bir hava yaratmaya çal›flt›lar. Birbirlerini itham ederek, sözde belgeler gösteriyorlar, kendilerini alternatif olarak sunmaya çal›fl›yorlard›. Sanki halk bunlar›n gerçek yüzünü bilmiyormufl gibi tekrar sunuyorlard› kendilerini. Halk için hiçbir fley söylemediler oysa. Mesela elektri¤e, suya her fleye zam geldi. Halk açken onlar birbirlerini suçlay›p duruyorlar. Bu ne biçim siyaset, bu ne biçim tart›flma! Bu ülkede iflkenceye u¤ramayan var m› diye sormak laz›m bunlara. Hapishanelerde katliam yapanlara hesap sormak laz›m, yoksa s›ra yavafl yavafl herkese gelecek. Bunlar›n hepsi sahtekar. Çünkü halk için hiçbir fley yapm›yorlar. fiu s›ralar yapt›klar› tutuklama serisi sadece göstermeliktir. Çünkü hesap sorma niyetleri olsayd›, Kenan Evren’i, askeri darbeye destek veren herkesi yarg›lamalar› laz›md›. Ama bunlar birbirini ›s›rmazlar. Bu düzeni ancak halk yarg›lar. Baflka çaresi yoktur. Bunun için “susma sustukça s›ra sana gelecek!”


İşçi-köylü 29

17-30 Ekim 2008

Yaşamın içinden

Efendileri Deniz Feneri ile çeteleri el feneri ile soyuyor Bizler ‹flçi-köylü okurlar› olarak semtimizde yaflanan sorunlar› gazetemiz arac›l›¤›yla sizlerle paylaflmak istiyoruz. Ülkemizde son dönemde yaflanan Deniz Feneri tart›flmalar› egemenlerin gerçek yüzlerini ortaya koymufltur. Hal böyleyken bu politikan›n sahibi ezenler, yaratt›klar› yoz ortamla çetelerin önlerini açmaktad›rlar. B›rak›n h›rs›zlara ceza vermek onlar› teflvik etmektedirler. Bu durum emekçi semtlerde de kanayan bir yara haline gelmifl ve hala kanamakta, gençlerimiz yozlaflmakta ve çeteler cüret kazanmaktad›r. Geçti¤imiz günlerde Bayramtepe-Filistin Mahallesi’nde de buna benzer organize h›rs›zl›k vakalar› yafland›. Ama fark vard›, bu çeteler el feneriyle soyuyordu. Evlerimize giren h›rs›zlar evleri soymakla kalm›yor, halk› taciz ediyordu. Bunun üzerine mahalle halk›yla biraraya gelerek kendi güvenli¤imizi kendimiz sa¤lamak için nöbete bafllad›k ve iki tane toplant› gerçeklefltirdik. Toplant›larda genel olarak son dönemde yaflanan Kentsel Dönüflüm Projesi sald›r›s›, hizmet sorunu, çeteleflmeyi oluflturan etkenler ve polisin h›rs›zl›k olaylar› karfl›s›ndaki tutumunu ele ald›k. ‹lk olarak Kentsel Dönüflüm’le ilgili düflüncelerimizi dile getirdik ve TOK‹’nin sundu¤u proje hakk›nda bilgi verdik. Bunun üzerine mahalleden bir kad›n “ben TOK‹’nin verdi¤i daireleri ne yapay›m, benim ne güzel bahçem var” diye cevap verdi. Sevdi¤i yaflant›dan zorla kopar›lmak istendi¤ini dile getirdi. “Benim çocuklar›m var, o küçük dairelerde bizler nas›l yaflar›z?” demesinin üzerine di¤er mahalle sakini ekledi; “O daireleri alan adam›n nerden baksan en az›ndan 1000 YTL geliri olmas› laz›m. Yak›t ve kap›c› masraf› 600–700 YTL tutar, bir de üzerine taksitler eklenirse asgari ücretle çal›flan bir iflçinin o daireleri almas› imkâns›z.” Mahallemizdeki bafll›ca sorunlar› ko-

nufltu¤umuzda içini çekerek saymaya bafllad› bir mahalle sakini; “Kendi imkânlar›m›zla getirdi¤imiz elektrik, su hatlar›n›n d›fl›nda mahallemize hiçbir hizmet gelmedi. Hizmet talebiyle muhtarl›¤a gitti¤imizde, ‘sen hazinede oturuyorsun bu kadar oturdu¤una dua et’ cevab›n› al›yoruz.” Ard›ndan bar›nma hakk› üzerine konufltuk.

Cevab› bilinen sorular Daha sonra son dönemde yaflanan h›rs›zl›klarla ilgili neler düflündüklerini, nedenleri ve nas›l bafla ç›kabilece¤imiz hakk›nda sorular yönelttik ve bir mahalle sakini bafllad› anlatmaya; “Bizler çal›flan insanlar›z iki üç gün bekledik ama nereye kadar. Örne¤in (yan›ndaki kad›n› göstererek) ‘bak›n sabaha kadar oturmufl kad›nca¤›z hastalanm›fl’ iflte.” Olaylar karfl›s›nda ileriye dönük ne yap›lmas› gerekti¤i konusu aç›l›nca “siz ne söylerseniz biz de destek ç›kar›z, sizlerle birlikte hareket ederiz” diyorlar. Konuyu inceledi¤i-

mizde hepimiz sorunun gençleri çeteleflmeye, h›rs›zl›¤a, uyuflturucuya iten nedenleri tart›flmaya bafllad›k ve konuflmalar s›ras›nda bir mahalleli “iyi bir ifli olsa, maddi durumu iyi olsa h›rs›zl›k yapar m›?” diye yöneltti sorusunu ve zaten cevab› hepimiz biliyorduk. Tabi ki yapmazd›. ‹flsizlik ve sistemin emekçilere dayatt›¤› yozlaflm›fl yaflant› gençleri kültürlerinden uzak ahlaki çöküntüye ve çeteleflmeye itiyor. Bu sorunu çözmek için aile ve sosyal ��evre olarak üzerimize düflen görevler hakk›nda tart›flt›k. Konuflmalar ilerledikçe polisin bu olaylar karfl›s›ndaki tutumu hakk›nda yorumlar bafllad›. Mahalleden bir kifli polisi arad›¤›nda ald›¤› cevab› örnek olarak verdi. “Ölü var m›? Yaral› var m›? Kan var m› kan?” Bu cevaptan sonra polisin bu sorunlar›n çözümü olmad›¤› güvenli¤i sa¤lamak noktas›nda uzaktan yak›ndan ilgili olmad›¤› ortaya ç›kt›, hal böyle olunca bölgede güvenlik sorunu olmas› çok do¤al oluyor ve gerçek çözümün birlikte hareket etmek ve güvenli¤imizi birlikte sa¤lamak oldu¤u nokta-

s›nda hemfikir oluyoruz. Daha sonra bir mahalleli söz ald› sinirli bir flekilde konuflmaya bafllad›; “Sistem bafltan bozuk. ‹nsanlara e¤itim verilmiyor, cahil b›rak›l›p zaaflar›ndan faydalan›l›yor.”

Mahalle halk› nöbette Buradaki toplant›m›z› sonland›r›rken bir öneri geliyor, Anadolu’dan bir örneklemeyle; “Biz köyde iken çeteler vard›. Çetelerden korunmak için nöbet tutard›k, nöbet tutan kiflilere de s›rac› derdik, s›rac›lar köyü çetelerden korurdu, biz flimdi de böyle yapmal›y›z” ve nöbet tutulmas› noktas›nda hemfikir oluyoruz. Bu toplant›y› bitirdikten sonra ikinci toplant›y› yapmak için mahallenin di¤er taraf›na do¤ru ilerlerken olaylar karfl›s›nda mahalle gençlerinin izledi¤i tutumu kendi aram›zda tart›flt›k. Gençler sabahlara kadar nöbet bekliyor ve mahallerini koruyorlard› ve daha önceden bu kadar s›cak olmayan iliflkileri perçinleniyordu. Bir yandan insanlar›n bu tutumlar› bizi heyecanland›r›rken di¤er yandan da di-


İşçi-köylü 30

Yaşamın içinden

17-30 Ekim 2008

“Ben TOK‹’nin verdi¤i daireleri ne yapay›m, benim ne güzel bahçem var”

“Kendi imkânlar›m›zla getirdi¤imiz elektrik, su hatlar›n›n d›fl›nda mahallemize hiçbir hizmet gelmedi. Hizmet talebiyle muhtarl›¤a gitti¤imizde, ‘sen hazinede oturuyorsun bu kadar oturdu¤una dua et’ cevab›n› al›yoruz.”

¤er toplant›n›n olaca¤› eve vard›k. Mahalle sorunlar› hakk›nda burada da tart›flmaya bafllad›k. ‹çlerinden biri söz alarak; “Mücadele vermeden olmaz. Tek kifli olmaz, mahalle halk› olarak hep birlikte olursak çözüm olur” diyor ve bu sözleriyle emekçi mahallelerde örgütsüzlü¤ün ne kadar yak›c› bir sorun oldu¤unu belirtiyordu. Toplant›n›n ortalar›na do¤ru bir mahalleli “özellikle bu tür mahallerde yo¤unlafl›yorlar” diyerek ard›ndan yoz yaflant›n›n, çeteleflmenin emekçi semtlerinde neden bu kadar yo¤un oldu¤u ve özellikle buralarda bu durumun yarat›lmak istendi¤i vurgulad›. Mahallede uzun süredir ikamet eden insanlardan biri; “Geçmiflte beraberlik ve dayan›flma vard›. B›rak›n h›rs›zlar› polis bile belirli bir saatten sonra biz o mahalleye giremeyiz diyordu” diye ekleyerek geçmiflteki birli¤i tekrar sa¤lamak gerekti¤ini, bunu sa¤laman›n da bizlerin görevi oldu¤unu belirtti. Daha sonra mahalle halk›ndan baflka biri; “Biz h›rs›zlar› yakalay›p polise teslim etsek bile karakolun ön kap›s›ndan girip arka kap›s›ndan sal›veriyorlar, iflbirli¤i içerisindeler” diyor ve sözlerine devam ediyor; “Hizmet talebi için muhtarl›¤a gidiyoruz. Onlar sanki biz yokmufluz gibi davran›yorlar.

Toplant›larda genel olarak son dönemde yaflanan Kentsel Dönüflüm Projesi sald›r›s›, hizmet sorunu, çeteleflmeyi oluflturan etkenler ve polisin h›rs›zl›k olaylar› karfl›s›ndaki tutumunu ele ald›k.

Hizmetler soka¤›n bafl›na kadar geliyor ve soka¤›n afla¤›s›na inmiyor.” Daha sonra mahallemizde neden bu kadar yo¤un h›rs›zl›k vakalar›n›n gerçekleflti¤i ve polisin neden müdahale etmedi¤i gibi sorulara cevap ararken mahalleden bir kifli; “Devlet buralar› y›kmak istiyor. Ve y›k›m› meflrulaflt›rmak için emekçi mahalleleri; terör yuvas›, balicilerin mekân›, h›rs›zlar›n cirit att›¤› yer ilan ediyor. Burada y›k›m› baflard›¤›nda da ‘bak›n, iflte bütün çeteler buralardan ç›k›yor bu yüzden y›k›yoruz’ diyecekler” diye konufluyordu. Ard›ndan mahallenin kuruluflundan itibaren orada yaflayan bir kifli sözü ald›; “Mahallemizde bir halk komitesi olmas› gerek. Kentsel Dönüflüm sald›r›lar› s›ras›nda bu tür çal›flmalar olmufltu. Komite vas›tas›yla muhtarl›¤a, devlete, Belediye’ye taleplerimizi iletebiliriz” dedi. Ve sözlerine devam etti; “Öncelikli bugün yak›c› olan h›rs›zl›k sorunu ile ilgili nöbet takvimini komite belirlemeli. Bu durum h›rs›zl›¤› aflt›, evlerimize girip kad›nlar›n tacizine kadar ilerledi. Suçlu yaln›zca h›rs›z de¤il; suçlu biz buraya ka-

rakol getirece¤iz diyenlerdir, bu iflte suçlu muhtarl›kt›r, belediyedir. Tart›flmaya devam ederken kad›nlar›n bu tür çal›flmalara kat›lmas›n›n ne kadar önemli oldu¤unu vurgulad›k. Devam ederken mahalleden bir kad›n “dünden daha çok bugün birbirimize ihtiyac›m›z var. Dün bugüne göre iyiydi, gün geçtikçe flartlar kötülefliyor” diyerek mahalle kad›nlar›n›n bu sorunlara kay›ts›z kalmayacaklar›n› belirtti. Sonuç olarak; toplant›da daha önceden varolan ifllevlerini yerine getiremeyen komitenin ifllevli hale getirilmesi, çal›flmalar›na devam etmesi ve komiteye mahallenin di¤er k›s›mlar›ndan da insanlar› katmak gerekti¤i vurguland›. Komite de önümüzdeki günlerde konulan hedefleri gerçeklefltirebilmek için önlerine bir toplant› tarihi koydular. Bizler biliyoruz ki emekçiler ne kadar da¤›n›k olurlarsa sorunlar karfl›s›nda o kadar savunmas›z olurlar. Yap›lmas› gereken örgütlü bir flekilde bu sorunlar›n üzerine gitmek ve bu sorunlar› çözmektir. (Bayramtepe’den ‹K okurlar›)

‹lk olarak Kentsel Dönüflüm’le ilgili düflüncelerimizi dile getirdik ve TOK‹’nin sundu¤u proje hakk›nda bilgi verdik. Bunun üzerine mahalleden bir kad›n “ben TOK‹’nin verdi¤i daireleri ne yapay›m, benim ne güzel bahçem var” diye cevap verdi. Sevdi¤i yaflant›dan zorla kopar›lmak istendi¤ini dile getirdi. “Benim çocuklar›m var, o küçük dairelerde bizler nas›l yaflar›z?” demesinin üzerine di¤er mahalle sakini ekledi; “O daireleri alan adam›n nerden baksan en az›ndan 1000 YTL geliri olmas› laz›m. Yak›t ve kap›c› masraf› 600–700 YTL tutar, bir de üzerine taksitler eklenirse asgari ücretle çal›flan bir iflçinin o daireleri almas› imkâns›z.”


31

17-30 Ekim 2008

Linç kampanyasına karşı halktan tepkiler... Hepimiz ayn› gemideyiz! Toplumun çeflitli kesimlerinden halk›m›zla konuflarak, sorunun as›l muhataplar›ndan görüfllerini ald›k. ‹Lk olarak Bayramtapa’ye giderek yafll› bir amcayla konufluyoruz; “Bu linçler, Baba ‹shak’lardan, Seyit R›za’lardan geliyor. Denizler, ‹brahim Kaypakkaya’lar ne için savaflm›fllar? Bunlara karfl› savaflm›fllar.” Asl›nda anlams›z bir Kürt düflmanl›¤› oldu¤unu belirtiyor, konuflmak zorunda b›rak›ld›¤› kendi Türkçe kelimeleriyle. “Tezkere çözüm de¤il. O kadar insan›n üstüne gidiyorlar, bask› yap›yorlar. Halk yok mudur o insanlar›n arkas›nda? Vural›m, keselim nereye kadar?” Linç giriflimlerinin geçmiflte oldu¤u gibi bugün de devlet eliyle örgütlendi¤ini belirten amca, ayr›ca zincirleme olarak yay›ld›¤›n› da söylüyor sald›r›lar›n. Bir yandan da s›n›fsal çeliflkileri belirtiyor ve “Bu tezkere provokasyondur. Bu provokasyonu yaratanlar da halk› temsil etmiyorlar. Halk›n bu oyuna gelmemesi gerekiyor, hepimiz ayn› gemideyiz ve batarsak hep birlikte batar›z” diyor. Daha sonra bir dükkâna giriyoruz ve ne için geldi¤imizi anlat›yor ve Serkan Say›lgan’a düflüncelerini soruyoruz. “Bu olaylar hükümetin elinden ç›k›yor. Ayd›nlar›n, yazarlar›n bu konuda bir fleyler yapmalar› gerekti¤ini düflünüyorum” fleklinde anlat›yor. Tezkerenin uzat›lmas›n›n sonuçsuzlu¤unu da belirten Say›lgan, “Zap’ta neler oldu¤unu gördük, flimdi uzat›lan bu tezkere ile de bir fley de¤iflmeyece¤ini biliyoruz” diyor.

ne, dillerine sahip ç›kmalar› gerekir” fleklinde bafll›yor konuflmas›na. Bitlisli oldu¤unu dile getiren Say›lgan, devletin kendilerini “terörist” olarak gördü¤ünü de sözlerine ekliyor. Ard›ndan bir Kürt genciyle konufluyoruz. Emin Ali Can, “Da¤lar› de¤il, Kürtleri yok etmek istiyorlar” fleklinde bafll›yor anlatmaya. O da tüm bunlar›n devlet politikas› oldu¤unu söylüyor. Can ayr›ca, tüm devrimcilerin, Kürt halk›n›n bu sorunlar› sahiplenmesini ve birlikte hareket etmesi gerekti¤ini özellikle belirterek, yazmam›z› istedi¤ini vurguluyor.

“Örgütlü olarak sürece müdahale edilmeli!” Linç giriflimleri ile ilgili görüfl almaya devam ediyoruz. Dinçer Demir (Ö¤retmen); Linç giriflimleriyle yap›lmak istenen fley, halklar› birbirine düflürmektir. Ayn› zamanda da, yaflamda gerçek s›k›nt›y›, yoksullu¤u yaflayan insanlar›n bir araya gelmesi engellenmek isteniyor. Bu süreçte yap›lmas› gereken tek fley, örgütlü bir güçle sürece müdahale etmektir.

“Çözüm, ortak mücadele hatt› örerek, karfl› ç›kmakta!” Göksel Kaya (‹talyanca ö¤retmeni); Yap›lmak istenen fley, halklar aras›ndaki kardeflli¤i bozmak, halklar›n aras›na kin ve nefret tohumlar› ekerek, düfl-

manl›¤› körüklemektir. Egemen s›n›flar bunu kendi iktidarlar›n›n süreklili¤ini sa¤lamak için yap›yorlar. Ayr›ca içinde bulunduklar› krizden kurtulmak isteyen emperyalist güçlerin, ekonomiksiyasal ç›karlar› için, bölgede hakimiyet kurma planlar› çerçevesinde hayata geçirilen bir politika söz konusudur.

fiovenizme karfl› kardefllik duvar› Gazetemizin da¤›t›m›n›n yap›ld›¤› ve son süreçte y›k›m sorunuyla gündeme gelen Kuruçeflme Mahallesi’nde oturan ve Kuruçeflme Semt Komisyonu üyesi Mürsel Çiftçi’yle bu konudaki fikirlerini konufltuk. Göç nedenini sordu¤umuz Çiftçi, 93’te ailesinin Diyarbak›r’dan ‹zmir’e yerleflti¤ini ve göç etmesinin esas sebebinin ekonomik s›k›nt›lar ve si-

Tezkere halk›n ç›kar›na de¤il!

yasal bask›lar oldu¤unu belirtti. Fakat ayn› ekono-

Nemci Aslan (Esnaf): Birkaç y›l önce de bayrak olay› vard›, ald›lar nerden nereye getirdiler. Bu tip fleyler kesinlikle devlet taraf›ndan tezgâhlanm›fl ifllerdir. Devlet bana “gel seni kucaklayay›m” diyor ama beni Kürt kimli¤im ile de¤il ötekilefltirerek kabul ediyor. Suni bir Kürt, kendine ait bir Kürt yarat›yor. Ben Kürdüm, kendi kimli¤im var, beni kabul edeceksen böyleyim. Bal›kesir’de sald›r›y› yapanlar›n faflist bir kesim oldu¤unu biliyoruz. Bu ilk defa yapt›klar› bir fley de¤ildir. Gazi Mahallesi olaylar›nda ‹stanbul’dayd›m, kitaplardan okuduk 6–7 Eylül olaylar›n›, Marafl’›, Çorum’u biliyoruz. Bu tezkere de öncekiler gibi “bitirilecek” vb. deniliyor. Bunu dedikten 4 ay sonra PKK’nin silahl› güçleri gelip karakolu bast›. Televizyonlara yans›yan flekliyle de¤il de daha fazla kay›p verdi¤ini de biliyoruz. Bu operasyonlar Türkiye’nin ç›kar›na de¤il.

devam etti¤ini, ulusal bask›n›n fakirlikle birleflerek

mik s›k›nt›lar ve siyasal bask›lar›n göçten sonrada daha katmerli bir sorun halini ald›¤›n› belirtti. Alt›nova olaylar›n›n yaflanmas›n›n en büyük nedeninin siyasi parti yöneticilerinin söylemleri ve burjuva medyan›n ›rkç›, faflist k›flk›rtmalar›n›n oldu¤unu bu milliyetçi ideolojik bombard›man›n s›radan kavgalar› bile bir Türk-Kürt k›flk›rtmas› zeminine çekilmeye çal›fl›ld›¤›n› ve sürecin yeni olmad›¤›n›, esasta çoktand›r beslenen bir süreç oldu¤unu geliflmelerin ise buralarda yaflayan Kürtler aç›s›ndan kayg› erici oldu¤unu belirtti. Ayr›ca Alt›nova da yap›lmak istenenin karfl›l›kl› bir çat›flma oldu¤unu da ifade eden Mürsel Çiftçi bu durumun yaflanmamas›n›n “bir flans3 oldu¤unu belirtti. Bu olaylarda devletin rolünün ise esasta yeni olmad›¤›, cumhuriyet tarihinden beri süre gelen inkar ve imha politikas›n›n bir yans›mas› oldu¤unu belirten Mürsel Çiftçi “e¤er bu fleylerin yaflanmas›na neden olan zihniyeti sorgulamazda beslersen daha kötü olaylar›n yaflanmas›na neden olursun” dedi. Kürtlerle Türklerin binlerce y›ll›k bir kültürel kaynaflmas›n›n oldu¤unu belirten Mürsel Çiftçi “halklar›n aras›nda böylesi bir nefret yoktur. Ama devlet politikas› zaten ya da iktidar partileri veya AKP bunu k›flk›rtan bir yerde durmaktad›r.” dedi. DTP’ye karfl› yarat›lan sald›r›lar›n asl›nda Kürtlerin hepsini hedefledi¤ini veya hedefler hale getirildi¤ini söyleyen M.Ç. “mesela iki milyon insan›n oyunu al›p binbir oyunla engellenmeye çal›fl›lsa da meclise giren DTP milletvekillerinin elini s›kmam diyor Baflbakan” diyerek asl›nda bunun herhangi bir flekilde Kürt halk›n›n tan›nmak istenmedi¤inin somut bir ifadesi oldu¤unu belirtti. Esas olan›n siyasi partilerde olmad›¤›n› belirten Çiftçi “devletin kendisini yaflatmaya çal›flt›¤› zemin budur” diyerek asl›nda faflizmin ç›plak gerçe¤ini çok net ifadelendirdi. Ayr›ca “ya bu devlet Kürtle-

“Kürtleri yok etmek istiyorlar!

re o kadar bölücü ermeni vs. diyor. Ben bir Kürt

Yak›ndaki bir dükkânda da Devrim Say›lgan ile sohbet ediyoruz. O da; “Türk halk›n›n Kürtleri kabul etmesi gerekir art›k. Kürtlerin de ‘Kürt’ kimli¤ine, kendi kültürleri-

Acaba gerçekten samimi olarak ya bu Kürtlerin

olarak flu sorunun cevab›n› çok merak ediyorum. devletle sorunlar› nedir ne istiyorlar diye sorulmufl mudur?” diyerek devletin yaklafl›m›n›n asla Kürt Ulusal Sorununu gidermeye dönük olmad›¤›n› belirtti.


Demokratik Halk ‹ktidar› ‹çin

işçi-köylü B‹Z HALKIZ GELECEK ELLER‹M‹ZDED‹R

UMUT YAYIMCILIK VE BASIM SANAY‹ LTD. fiT‹ Yönetim yeri: Gureba Hüseyin A¤a Mah. ‹mam Murat Sok. No:8/1 Aksaray-Fatih/‹STANBUL. Tel: (0212) 521 34 30 FAKS: (0212) 621 61 33 Sahibi ve Yaz›iflleri Müdürü: Çilem ÖNSEL Bask›: Gün Matbaac›l›k Beflyol Mah. Telsizler Mevkii Akasya Sk. No:23/A K.Çekmece/‹stanbul Tel: 0212 426 63 30-580 63 80 e-mail: umutyayimcilik@ttmail.com

BÜROLAR ➧ KARTAL: ‹STASYON CADDES‹. DÖRTLER APARTMANI NO: 4/2 KARTAL, TELEFAKS: (0216) 306 16 02 ➧ ANKARA: SIHHIYE MAH. SÜLEYMAN SIRRI SOK. YUNT AP. NO: 19/7 ÇANKAYA TEL: (0312) 430 67 65 Cep: 0 535 562 33 72 ➧ ‹ZM‹R: 856 SOKAK, NO:48/203 KEMERALTI KONAK, TELEFAKS: (0232) 446 78 07 ➧ MALATYA: DABAKHANE MAH. TURGUT TEMELL‹ CADDES‹ BARIfi ‹fiHANI KAT: 3 NO: 94 ➧ ERZ‹NCAN: ORDU CAD. ORDU ‹fiHANI KAT:3 TEL: 0 446 223 67 18 Cep: 0 536 697 94 19 ➧ BURSA: SELÇUK HATUN MAH. ÜNLÜ CAD. SÖNMEZ ‹fi SARAYI KAT: 2 NO: 185 HEYKEL, TEL: (0224) 224 09 98 Cep: 0 536 613 81 98 ➧ MERS‹N: S‹L‹FKE CADDES‹ ÇAVDARO⁄LU ‹fiHANI KAT:3 NO:118 MERS‹N Cep: 0 545 685 25 27 ➧ AVRUPA MERKEZ BÜRO: WESELERSTR. 93, 47169 DU‹SBURG, TEL: 0049-203-40 60 958, FAX: 0049-203-40 60 959

“Hassas” vatandafl›n “adalet” tepkisi: Linç Her an yeni geliflmelere gebe ülkemizde gündem, son günlerde yaflanan linç olaylar› ile yeni bir boyut kazand›. Tansiyonun giderek yükseltilirken gün geçmiyor ki yeni bir linç olay› sahneye konulmas›n. Dört bir yana yay›lan linç giriflimleri/olaylar›, ulusal hareketin Aktütün (Bezele) Karakolu’na yönelik gerçeklefltirdi¤i eylemin ard›ndan daha sald›rgan bir içeri¤e bürünerek devam ediyor. Egemen s›n›flar›n her linç olay›ndan sonra kamuoyuna yapt›klar› aç›klamalar ve Aktütün sonras› toplanan Terörle Mücadele Yüksek Kurulu’nda (ya da Toplumsal Muhalefet ile Mücadele Yüksek Kurulu) gündeme getirilen yeni önlemler paketi, demokrasi ve insan haklar���na yap›lan vurgular önümüzdeki süreçte hangi alanda en fazla hak ihlalinin yaflanaca¤›na da dikkatleri çekiyor. OHAL yasalar›n›n geri getirilmesi, binlerce Özel Tim’in yeniden göreve ça¤r›lmas›, gözalt› süresinin uzat›lmas› zaten eli kolu ba¤l› olmayan kolluk güçlerinin daha yüksek bir “performans” gösterece¤ine iflaret ediyor.

Bir yarg›s›z infaz biçimi; Linç Linç kavram› Türkçe sözlü¤e göre; “Birden çok kimsenin kendilerine göre suç olan bir davran›fl›ndan ötürü birini, yasad›fl› ve yarg›lamas›z olarak tafl, sopa vb. araçlarla döverek öldürmesi” olarak tan›mlan›yor. Linç kavram›n›n, tarihte ilk kez Amerika’da 1742–1820 y›llar›nda yaflam›fl olan William Lynch adl› bir yarg›ç›n çal›flmalar› sonucu ortaya ç›kt›¤› ileri sürülmektedir. Amerikal› yarg›c›n görev yapt›¤› sürede, suçlu ya da potansiyel suçlu olarak varsayd›¤› kiflilere (ço¤unlukla siyahlar) karfl› tak›nd›¤› tutum ve davran›fl› (onlar›n an›nda yarg›lanmadan, hemen cezaland›r›lmas›) onun (hiç de iyi olmayan) ününün ülkenin her yerine yay›lmas›na neden olmufl. William Lynch taraf›ndan potansiyel “suçlu” olarak kabul edilen yani suçu halen kesin olarak belli olmayan ama William Lynch’in suçlu olarak gördü¤ü ya da tan›mlad›¤› kifliyi hemen etkisizlefltirmek ve onu cezaland›r›p devre d›fl› b›rakarak böylece yeni suç ifllemesini “engellemek” metodudur. ‹flte bu metoda linç metodu denildi.

Tarihte yeni olmayan ve s›kça karfl›m›za ç›kan bu yöntem ABD hâkim s›n›flar› taraf›ndan yasal bir k›l›fa sokularak yürürlü¤e kondu. Vahflet ayn› kald› ancak bu defa yasalaflt›. Bu yarg›c›n görevde oldu¤u süre içinde ABD’de 1882-1968 y›llar› aras›nda 4742 siyah, de¤iflik nedenlerden dolay› linç edildi. Yüzlercesi öldürüldü.

“Hassas vatandafllar›n” adaleti… Ülkemiz tarihi de bu konuda ABD’ye meydan okuyacak bir birikime sahiptir. 1950’li y›llarda Cumhuriyet gazetesinde yay›mlanan haberlerle soka¤a dökülen “hassas” vatandafllar›n komünist oldu¤u iddias› ile Tan gazetesini ya¤malamas›, matbaalar› parçalamas› ile aç›kça sahnelenmeye bafllayan bu yöntem zaman içinde daha s›k kullan›l›r hale geldi. 6–7 Eylül olaylar›ndan Malatya, Sivas, Marafl ve Çorum’a; ’80 sonras›nda Sivas Mad›mak’ta tekrarlanan bu oyun son y›llarda ivmesi art›r›larak yine piyasada. Aktörleri belli, hedefleri aç›k, hamileri herkesçe bilinen bu vahflete bugün yeniden ihtiyaç var. Dönemin özgünlüklerine göre biçim farkl›l›klar› olsa da egemenlerin ç›karlar›na ters düflen herkes bundan nasibini almaktad›r. Ermeniler, devrimciler, demokratlar, Aleviler ve son halka olarak Kürtler; mücadele dinami¤i tafl›yan her kim varsa.. ’80 Darbesi’nin ard›ndan yükselen Ulusal Kurtulufl Hareketinin devleti ciddi anlamda köfleye s›k›flt›rmas› ile bu yön-

tem devreye sokuldu. Böylece devlet daha az teflhir olacak s›n›flar ve ideolojiler üstü konumuna halel getirmeyecekti. Art›k her Kürt, suç iflleme potansiyeli ve do¤al olarak linç edilme “hakk›” tafl›yordu. Olaylardan sonra aç›klama yapan devlet yetkilileri ise yar›m a¤›zla bile olsa olaylar› k›nama ihtiyac› hissetmiyor “korkmay›n arkan›zday›z, bu ülkeyi Kürtlere komünistlere b›rakmayaca¤›z” mesaj› veriyordu. 90’lar›n yar›s›ndan sonra azalma e¤ilimleri gösteren ‘adalet gösterileri’ Ulusal Kurtulufl Hareketinin yeniden eylemlerine bafllamas› ile h›zl› bir geliflim gösterdi. Ald›¤› darbelerle kamuoyunda ciddi bir flekilde prestij kaybeden devlet yeniden “vatandafl›na” s›¤›nd›. Mersin’de bayra¤›n yere at›lmas› ile örülmeye bafllanan histeri birçok ilde Kürt iflçilere yönelerek ciddi bir haz›rl›k süreci geçirdikten sonra azg›nlaflarak yeniden hortlat›ld›. PKK’nin Da¤l›ca eylemi ile büyük bir k›sm› halk düflman› partilerin kadrolu faflistleri olan güruh DTP binalar›n› talan etti. Bal›kesir Alt›nova’da adli bir olayla bafllat›lan MHP Bal›kesir milletvekili Ahmet Dura’n›n perspektifleri ile gelifltirilen linç kampanyas› bu yönelimin ileriye tafl›nd›¤›n›n göstergesi oldu.

Yeni konsept: Sansür, kapatma, yetmedi linç, inkar, imha... Ulusal Hareketin s›n›r ötesi operasyonlara karfl› kazand›¤› askeri zafer be-

raberinde Kürt halk›n›n Newroz’da a盤a ç›kan kitlesel sahiplenifli egemenlere so¤uk terler döktürüyor. Yaflar Büyükan›t’›n “umudun k›r›lmas›” olarak özetledi¤i topyekûn savafl konsepti; ilerici, devrimci, demokrat, yurtsever bas›n üzerinde “hukuk” terörü ile yol almaya devam ediyor. Muhalif seslerin yok edilmesi bu konseptin en önemli ayaklar›ndan birini oluflturuyor. Meclis’ten geçirilen tezkere ve ‹lker Baflbu¤’un Diyarbak›r ziyareti ile askeri politikalar bu konseptin itici gücünü oluflturuyor. Toplumsal muhalefet kendini daha güçlü hissettirdi¤i oranda “hassas” vatandafllar›n say›s›nda ve faaliyetlerinde art›fl da yaflanacakt›r. Egemenler, s›n›f savafl›n›n zorlu kap›flmas›na flimdiden barikat örmekte ve bunun için milliyetçili¤in tabandan örgütlenmesine büyük önem vermektedir. Bask›lara, anti-demokratik uygulamalara ra¤men iflçilerin, emekçilerin daha iyi bir yaflam, güvenli bir gelecek özlemi asla yok edilemedi. Operasyonlarla ormanlar› yak›lan, evleri bombalanan, kitle katliamlar›na u¤rayan ve lanetli ilan edilen Kürt ulusunun mücadelesi dün oldu¤u gibi bugün de durdurulamayacakt›r. Yeni konsept egemenlerin ezilen milyonlardan korkular›n bir ürünüdür. Korktukça silaha sar›l›yorlar, çaresiz kald›kça azg›nlafl›yorlar, yenildikçe daha çok zafer naralar› at›yorlar. Siz de bunun fark›nda m›s›n›z? Devam› Sayfa 31’de


DHIIIK28