Issuu on Google+

işçi-köylü DEMOKRAT‹K HALK ‹KT‹DARI ‹Ç‹N

www.iscikoylu.org umutyayimcilik@ttmail.com

Say›: 19

*Y›l:4 *13-26 Haziran 2008 *Fiyat›: 1 YTL *ISSN:1307-878X

Direnifl dayan›flflm mayla büyür!.. ‹flçi havzalar›, baflta sendikal hak ve ekonomik taleplerle yükselen grev ve direnifllerle kayn›yor. Bu direnifllerin büyütülmesi ve birlefltirilmesi önemlidir. Her yerde iflçi direnifli Acerer, fiahin Motor, Bossol Mimaysan, Telra, Yörsan vd. iflçilerinin direnifllerinden edinilen ortak izlenim coflku ve kararl›l›kken bu direnifllere son olarak ‹zmit ve Adapazar›’nda lastik iflçileri de eklendi.

Tersanelerde son haz›rl›klar ‹flçi cinayetleriyle gündeme giren Tuzla tersanelerinde al›nan 16 Haziran tarihinde yap›lacak grevle dayan›flmak tüm emekçilerin görevidir. Tuzla’da en son cinayet Selahattin Tersanesinde ifllendi.

Deri iflçilerinin direnifli Lastik iflçileri, Telra, Acerer, fiahin Motor, DESA, Tersane, Yörsan, Petkim, Ünilever, Bursa Belediyesi, TOK‹, Tega, Venüs Giyim, E-Kart Sistemleri Afi vd. iflçileriyle s›n›f dayan›flmas›n› büyütelim!

Ülkemiz iflçi s›n›f›n›n önemli direnifllerine imza atm›fl ve bir gelenek yaratm›fl olan deri iflçilerinin Düzce’deki Desa grevi dayan›flmayla büyürken, Düzce’deki tüm emekçilere de örnek oluyor.

Dünyan›n en genç cumhuriyeti: Nepal Halk Cumhuriyeti Kald›r›mda umudu bekleyenler

Umudu bekleyen iflçilerin en çok kulland›klar› cümle; “Her ifli yapar›z abi!”

Siyasal nedenlerle kopmaz bir ba¤ içinde olan, ekonomik ve sosyal nedenlerle, evini, topra¤›n›, ailesini ve daha bir dizi de¤erini memleketinde b›rakarak gurbete ç›kanlar, ‹stanbul için kendilerine söylenen “Tafl› topra¤› alt›n” sözüne art›k hiç inanm›yorlar! Çünkü ‹stanbul onlar aç›s›ndan, yeni bir çilenin, daha da derinleflin yoksulluk ve sefaletin bafllang›c› olmakta. ❐Sayfa 29-30

NKP (Maoist) yeni anayasa ile birlikte de¤iflime önderlik edebilmesi aç›s›ndan devletin bafl› olarak güçlü bir baflkana ihtiyaç oldu¤unu vurgulamaktad›r. Ancak yeni anayasa haz›rlanana kadar, geçici anayasaya uygun olarak devletin bafl›n›n baflbakan olmas›n› ve baflkan›n ise sembolik nitelikte olmas›n›

kabul etmektedir. Ancak NKP (Maoist) seçimlerden net bir zaferle ç›kmas›na karfl›n (NKPMaoist 220, NK 110, BML 103 parlamenterle temsil ediliyor.) cumhurbaflkan›n›n kim olaca¤› ve hükümetin nas›l kurulaca¤› üzerine NK ve BML gibi gerici partiler engeller ç›karmaktad›r. ❐Sayfa 14-15


İşçi-köylü 2

13-26 Haziran 2008

işçi-köylü’den Zorluklar› aflarak ilerleyelim! Egemenler iktidarlar›n› sürdürmek için yaln›z zora-zorbal›¤a baflvurmuyor. Bunun yan› s›ra en çok baflvurduklar› silahlardan biri de kitlelere yalan söylemek ve onlar› sürekli aldatmakt›r. Bunun için eflitlik, demokrasi, kardefllik kavramlar›n› dönemlere uygun olarak kullanmaktad›rlar. Yani iktidarlar›n› korumak için yalan ve aldatmacada hiçbir s›n›r tan›m›yorlar. Hiç flüphesiz tarihin yarat›c›s› olan kitleler, de¤iflime inand›klar› ve bu u¤urda bedel ödemeye bafllad›klar› andan itibaren, sömürücü zalimler tüm aldatma, hile ve entrika planlar›yla birlikte tarihin çukuruna gömülmekten kendilerini kurtaramazlar. Yeter ki, kitleleri aldatmak için sahneye as›lan sahte perdeleri indirip arkas›ndaki gerçekleri gösterme iradesi ortaya konulsun. Bu karanl›k odadaki i¤neyi bulmak için önce odan›n ayd›nlat›lmas› gibidir. E¤er ezilenler kendi kaderlerini kendi ellerine alma yönelimi içine girmeye bafllarlarsa, egemenlerin ürettikleri tüm yalan bombalar› ifllevsiz hale gelir. Yani s›n›f bilincinden yoksun, hurafelere ve zulme boyun e¤mifl y›¤›nlar ça¤›m›z›n modern köleleri, üretilen yalan bombalar›n tutsa¤›d›rlar. Tutsakl›ktan kurtulufl sosyal pratikle kazan›lacak bilinçle mümkündür. Çünkü; özgürleflmek, gerçeklerle yüzleflmek ve kaderini eline almak için etraf›na örülmüfl tüm

yalan duvarlar›n› paramparça etmekle sa¤lanabilir. Kaderini eline alan her ezilen, kendisinin ezenle eflit olmad›¤›n› görecektir. Sömüren ile sömürülenin ayn› haklara, ayn› inanca sahip oldu¤u hikayesinin alt›nda yatan gerçekli¤i görecektir. Bugün, egemen sömürücü s›n›flar ezilenlerin eme¤ini çalmakta, do¤ay› tahrip etmekte, haks›z savafllarla yüz binleri yok etmekte hiçbir s›n›r tan›m›yorlar. Dünden biraz farkl› olan tek fley, tüm bu y›k›m eylemlerinin üzerine daha çok “özgürlük” ve “demokrasi” sosu dökmeleridir. Bu sos eflli¤inde söylenenler ile yap›lanlar› anlamak için baz› gerçeklerin alt›n› çizmek gerekir. Bilindi¤i gibi, yay›mlanan birçok istatistiksel bilgi malum kesimlerin denetimindedir. Buna ra¤men ortaya ç›kan veriler korkunçtur. Bu demektir ki, art›k m›zrak çuvala s›¤m›yor. Gerçekler yaflanarak görülüyor, görmemeye direnenlerinde her geçen gün direncini k›r›yor. Bu iyi bir durumdur. Ezilenlerin, emekçilerin kendi kaderlerini çizmeye yönelmelerinin iflaretidir. Bu iflaretlerin baz› pratik sonuçlar› dünyan›n farkl› co¤rafyalar›nda da görülmektedir. Ve mevcut geliflmeler önümüzdeki süreçte s›n›f savafl›m› aç›s›ndan daha olumlu geliflmelerin olaca¤›n› da gösteriyor. Çünkü; zenginlerle yoksullar

aras›ndaki uçurum giderek derinlefliyor. Yap›lan araflt›rmalara göre, katlanarak artan dünya zenginli¤i baz› merkezi (emperyalist) ülkelere kayarken di¤er birçok ülkede kifli bafl›na düflen milli gelir giderek azal›yor. Dünyan›n en zengin üç kiflisinin serveti 48 ülkenin milli gelirinden daha büyüktür. Yaflanan bu fark yaln›z emperyalist ve ba¤›ml› ülkeler aras›nda yaflanm›yor. Ayn› zamanda kapitalist-emperyalist ülkelerdeki iflçi-emekçiler ile yönetenler aras›ndaki gelir da¤›l›m› da emekçiler aleyhine derinleflerek koflullar›n daha da a¤›rlaflmas›na yol aç›yor. Egemenler “sosyal devlet”, “kalk›nma” demagojileriyle bir milyar insan› açl›k tehdidiyle yüz yüze getirdiler. Dünya nüfusunun % 20’sini teflkil ediyorlar. Ama dünya zenginli¤inin % 80’ini denetimlerinde bulunduruyorlar. Onlar›n aç gözlülü¤ü-kâr h›rs› do¤ay› tahrip etti-dengesini bozdu. Art›k insanlar temiz su bulmakta zorlan›yor. Ormanlar yok oluyor ve bununla beraber birçok canl› türü de yok olup gidiyor. Bunun anlam› do¤ada art›k hiçbir fleyin eskisi gibi olamayaca¤›d›r. Yarat›lan bu tablo kapitalistemperyalist sistemin eseridir. Hala insanl›¤›n gelece¤ini bu sistem içinde gören, bu sisteme demokrasi gömle¤i giydirmeye kalkan tüm sol maskeli burjuva ve küçük burjuvalar bu tabloyu iyi okumal›d›rlar. Bu tabloyu iyi okumak, kapitalizmin önceli¤inin insan de¤il, kâr oldu¤unu görmektir. Kapitalist-emperyalist burjuva-

Umut Yay›mc›l›k Bürolar›nda ÇIKTI

HAZIRLANIYOR

zinin yalan üreten kiral›k kalemflörlerin rüzgar›n› arkas›na al›p kapitalizmin “uygarl›¤›ndan” söz edenler, baflta Irak olmak üzere birçok ülkede yaflanan insan k›y›m›n›n nedenine bir yan›t vermeleri gerekir. Her fleyi Bush ile aç›klamaya kalkanlar, yeni haks›z savafllara-k›y›mlara davetiye ç›kar›yor demektir. Bush vb. sadece ve sadece kapitalist-emperyalist burjuvazinin dönemsel politikalar›n›n birer figüran›d›r. Ve bu onursuz kiflilikleri yaratan sistemin kendisidir. Emperyalistlerin ve iflbirlikçiuflaklar›n›n krizlerini derinlefltirmek için örgütlenerek örgütleme, savaflarak ilerleme fliar›na uygun hareket edilmelidir. Sürecin bize sundu¤u olanaklar› militanca de¤erlendirme göreviyle yüz yüzeyiz. Koflullar›n zorlu¤u, görevlerin a¤›rl›¤› bize daha çok çal›flmay›, daha çok direngen davranmay› dayat›yor. Zorluklar, geriye düflüfller s›n›f mücadelesinin do¤as›nda vard›r. Dolay›s›yla zorluklarla savaflmay›, geriye düflüfller karfl›s›nda gelece¤i kazanma bilincini yitirmeyenler her zaman tarihin yürüyüflünü do¤ru alg›layan ve bu yürüyüflte üzerlerine düflen sorumluluktan kaç›nmayanlard›r. K›sacas›; tüm yaflananlar s›n›f savafl›m› yasalar›na uygundur. Ve her fleyin bilimsel bir aç›klamas› da vard›r. Yeter ki bu yönlü sorgulama prati¤inde derinleflme becerisini gösterelim. Unutmamak gerekir ki; bu yönlü ortaya konulan her çaba karamsarl›¤a, umutsuzlu¤a s›k›lan bir kurflun gibidir. Ve gün, umutsuzlu¤u de¤il umudu büyütme günüdür.


İşçi-köylü 3

13-26 Haziran 2008 Egemen klikler aras› hâkimiyet dalafl›nda kullan›lan silahlara her gün yenileri ekleniyor. K›sa süre önce ortaya ç›kan “telekulak skandal›” bu dalaflta kullan›lan en son silah olarak karfl›m›za ç›k›yor. Ancak “dinleme” meselesi egemen s›n›flar aç›s›ndan yeni bir yöntem de¤il. Bugün dünyan›n birçok ülkesinde ayn› yönteme baflvuruldu¤u bilinmekle birlikte yine ayn› günlerde ç›kan haberlerle bir kez daha ortaya ç›k›yor. “‹stihbarat amaçl›” izleme-dinleme, 2000’li y›llar›n neredeyse bafl›ndan itibaren, “anti-terör” yasas› kapsam›nda, dünyan›n birçok ülkesinde hayata geçirilmekte ve bu yönlü yasalar ç›kar›lmakta. AB ülkelerinin tamam›na yak›n bölümünde izleme-dinleme son birkaç y›ld›r art›k “ola¤an” uygulamalar aras›nda yer al›yor. ‹nternetten telefonlara kadar,

son olmad›¤›n› bilmektedir. Meseleyi “demokrasi ve iletiflim” özgürlü¤ü üzerinden getirmesi ise, CHP’nin bildik ikiyüzlülü¤ünden, “kendine Müslüman” oluflundan baflka bir anlam ifade etmemektedir. CHP’nin tutumunun, ya da olaya tepkisinin, AKP’nin, özellikle de kapatma davas›nda oldu¤u gibi, “demokrasi havarisi” kesilmesinden bir fark› yoktur. CHP çok aç›k ki bu olay›, AKP karfl›s›nda üstünlük sa¤lamaya dönük kullanmak istemektedir. Ellerindeki tüm silahlarla çat›flan, her silah› mübah gören egemen s›n›f odaklar›, birbirlerine karfl› ha bire karfl› hamleye geçmekteler. Daha dinleme olay›n›n yank›lar›n›n sürdü¤ü günlerde türban de¤iflikli¤ine iliflkin al›nan ret karar›, “laik” klik ile “dinci (ya da genel deyimle fleriatç›)” klik aras›ndaki tart›flmalar› biraz daha alevlendirdi. Erdo¤an ve ekibinin ald›¤› “en büyük yenilgi” olarak da getirilen, türbana ret karar›, “laik” kesimin dinleme olay›na bir misillemesi olarak da alg›lanabilir. Karar›n ard›ndaki neden tek bafl›na bu olmasa bile, gerek kendini “Kemalizm’in” ve de dolay›s› ile “laikli¤in” bafll›ca temsilcisi olarak gören CHP gerekse ayn› çizgideki di¤er kesimler, bu ret karar› ile birlikte üstünlük

Olay›n biraz derinlefltirilmesiyle birlikte, karfl›m›za Ankara 11. A¤›r Ceza Mahkemesi hâkiminin verdi¤i izleme karar› ç›k›yor. Bu kararla birlikte, Emniyet Genel Müdürlü¤ü ‹stihbarat Baflkanl›¤›’n›n ülke çap›nda tüm sabit ve mobil telefonlar›, faks, internet vb. haberleflmesini izleme yetkisine “kavuflturdu¤unu” ö¤reniyoruz. Emniyetin bu izlemedinleme yetkisi ise, her üç ayda bir yenileniyor ve neredeyse tüm ülke nüfusunun, tüm iletiflim faaliyeti s›n›rs›z olarak izleniyormufl. Toplumu izleme-dinleme alt›na alan bu uygulaman›n jandarma-emniyet-M‹T üçlüsünün ve bunlara ba¤l› çok say›da birimin eliyle gerçeklefltirildi¤i ve toplamda 11 istihbarat kurumunun dinleme olay›n›n içinde oldu¤u düflünülüyor. Dinlemenin sadece topluma ve sistem muhaliflerine dönük olmad›¤›, sistem içindeki güç odaklar›n›n da birbirlerini dinlemek için “f›rsat” kollad›¤›n› da bu son olaylar vesileyle bir kez daha ö¤renmifl bulunmaktay›z. Çünkü geçmiflte de benzer olaylar›n yafland›¤› bilinen bir gerçekliktir. Hizmetinde olduklar› egemen güçlerin ç›kard›¤› yasalarla birlikte, elleri rahatlayan ve tüm toplumu dinlemeye-izlemeye alan istihbarat birimleri aras›nda

Politika gündem iflaret etmektedir. Bu denetimin varl›¤›n› gösteren tek veri elbette bu de¤ildir. Polisin toplumsal muhalefeti bast›rmaya dönük tüm sald›rganl›¤›n›n, polis yetkilerinin art›r›lmas›yla birlikte, sokaktaki insan› bile yarg›s›z infaza varan uygulamalar›n›n ve de en son 1 May›s’ta iflçi-emekçilere dönük gerçekleflen vahfli sald›r›lar›n›n, AKP taraf›ndan nas›l da sahiplenildi¤ini görmekteyiz. AKP, polisin her türden insanl›k d›fl› uygulamalar›na karfl› gö¤sünü siper etmekte sak›nca görmemektedir. Bu “cansiperane” tutum ise, Emniyet ile hükümet aras›ndaki ba¤lar›n ne kadar “güçlü” oldu¤una yeterli bir kan›t oluflturmaktad›r. Polisi sonsuz yetkilerle donatmakta sak›nca görmeyen AKP, onu ayn› zamanda, hâkim s›n›flar aras›ndaki iktidar kavgas›nda da önemli bir silaha dönüfltürme gayretindedir. CHP’nin bu dinleme meselesindeki itiraz›n›n özüne gelince, bu itiraz dinlenmifl olmaya dönük de¤ildir. Dinlemenin AKP denetiminde oldu¤u söylenen Emniyet taraf›ndan yap›lm›fl olmas›nad›r. Çünkü 2005’te ç›kar›lan dinleme-izleme yasas›n›n alt›nda, CHP’nin de imzas› vard›r. Kendine dönük oldu¤unda “ temel

Egemenler aras› dalaflta her silah art›k mübah! her türden iletiflim arac›, hem de çok say›da istihbarat birimi taraf›ndan, büyük ölçüde ayr› bir izne bile gerek duyulmadan izleniyor. “Terörle mücadele”nin bir “gere¤i” olarak getirilen bu uygulaman›n hedefinde ise, en baflta da sistem muhalifleri bulunuyor. Türkiye’de 2005’te ç›kar›lan bir yasayla, istihbarat birimlerinin dinleme-izleme eyleminin önü tam olarak aç›lm›fl durumda. Yasan›n geçmifli k›sa süre öncesine dayansa da, özellikle de devrimciilerici-ayd›n çok say›da insan›n ve de kurumun telefon vb. iletiflim araçlar›n›n y›llardan beri dinlendi¤i bilinmektedir.

CHP’nin ikiyüzlülü¤ü CHP Genel Sekreteri Önder Sav’›n odas›ndaki özel konuflman›n yay›mlanmas›yla patlak veren ve de kamuoyunda “telekulak krizi” olarak adland›r›lan olaya gelecek olursak; bunu, yukar›da da belirtti¤imiz gibi, egemen klikler aras› dalafl›n bir parças› olarak görmek gerekmektedir. Bu “kriz” üzerinden yaygara koparan CHP de, dinleme vakas›n›n ne ilk ne de

psikolojisine girdiler bile. Buna AKP’ye dönük kapatma davas›ndaki geliflmelere iliflkin giderek daha s›kça yap›lan “kapat›lmas› kaç›n›lmaz” yorumlar› da eklendi¤inde “laik” kesimin bu psikolojisinin giderek daha “olumlu” yönde etkilendi¤i söylenebilir.

Tüm toplum dinlenmede Tekrar “telekulak” meselesine dönecek olursak. Zaten uzunca y›llard›r bir “al›flkanl›k” olarak sürdürülen dinleme meselesinin son “kahraman›” Önder Sav olmas›na karfl›n, daha önceki günlerde Anayasa Mahkemesi Baflkan Vekili Osman Paksüt’ün de dinlendi¤i ortaya ç›km›flt›. Onu Önder Sav olay› izledi. Sav’›n, CHP Genel Merkezi’ndeki odas›nda yapt›¤› özel konuflmalar›n dinlendi¤ini ve bas›na s›zd›r›ld›¤› söylenmekte. Fakat dinleme olay›n›n sadece bu iki isimle s›n›rl› olmad›¤›n›, son aylarda gerçekleflen çeflitli operasyonlarla ba¤lant›l› yap›lan yay›nlarda, dinleme kay›tlar›n›n neredeyse yaz› dizisi gibi ortada dolaflmas›nda da görmekteyiz.

da, daha fazla güce ve yetkiye sahip olmaya dayal› çat›flmalar›n yafland›¤› ve bu çat›flmalar›n ürünü olarak da birbirlerini dinledi¤i de yine bilinmektedir.

‹tiraz, dinlenmifl olmaya dönük de¤il! M‹T’in bu klik dalafl›nda hangi güç oda¤›n›n yan›nda yer ald›¤›na dair çok net bir fley söylenemezken, özellikle de son dönemlerde daha aç›k d›fla vurmas›ndan hareketle, jandarma ve emniyet aras›nda bir “kavga” oldu¤unu söylemek çok da yanl›fl olmayacak. Çünkü yine ayn› günlerde ortaya ç›kan bir belge, Emniyet Genel Müdürlü¤ü ‹stihbarat Baflkanl›¤›’na verilen izleme-dinleme yetkisinin, jandarmaya verilmedi¤ini göstermekte. Adalet Bakanl›¤›’n›n, Emniyet’e verilen yetkiye itiraz etmedi¤i, ancak söz konusu jandarma oldu¤unda, “anayasaya, demokratik düzene ve insan haklar›na ayk›r›d›r” gibi bir gerekçenin ard›na s›¤›narak, jandarmaya verilmek istenen yetkiye itiraz etti¤ini ö¤reniyoruz. Bu yaklafl›m ise, AKP’nin Emniyet üzerinde ciddi bir denetim sa¤lad›¤›na

hak ve özgürlüklerden, demokrasiden, özel hayat›n gizlili¤i ilkesinden” vb. kriterlerden dem vuran CHP, bugüne kadar ortaya ç›kan ve ço¤unlu¤u devrimcilere, ilericilere dönük oldu¤u bilinen hiçbir dinleme vakas›na, faflist do¤as› gere¤i herhangi bir itirazda bulunmam›fl, gündeme bile getirmemiflti. Son olarak söylemek gerekirse; ortaya ç›kan bu “telekulak krizi”, tüm dünyada oldu¤u gibi, ülkemizde de hayata geçirilmeye çal›fl›lan bask› ve devlet terörü yasalar›n›n bir parças› olan, dinleme-izleme yasas›n›n egemenler aras›ndaki dalaflta devreye sokulmas›ndan baflka bir fley de¤ildir. Zaten kriz de bafllad›¤› gibi bitmifltir denebilir. Daha fazla kurcalamay› ve ortaya karfl›l›kl› olarak daha fazla kirli çamafl›r›n dökülmesini istememekteler. Onlar bu krizin devam›nda da, bir yandan aralar›ndaki çat›flmada yeni yöntem ve silahlar› devreye sokarken, di¤er yandan da iflçi-emekçilerin kabaran öfkesini birlikte bast›rman›n yollar›n› aramaktalar. Çünkü iflçi-emekçi y›¤›nlar› “dinlerken” duyduklar› seslerden dolay›, art›k ciddi bir panik yaflamaktalar!


İşçi-köylü 4

Sınıfsal Yaklaşım

S›n›fsal Yaklaflfl››m Gerçekçi olanlar imkans›z› istemeye devam ediyor! 60’l› y›llar›n ikinci yar›s›na damgas›n› vuran ve daha çok gençlik (hatta ö¤renci gençlik) hareketi olarak kodlanan ’68, k›rk›nc› y›ldönümünde genifl çapl› de¤erlendirme ve tart›flmalara neden oluyor. Bunun ülkemizde daha fazla yank› bulmas›nda ise hiç kuflkusuz “Hat›rla Sevgili” isimli televizyon dizisinin uyand›rd›¤› ilgi ve yaratt›¤› tart›flma ortam› belli bir rol oynad›. Ancak, gerek diziye duyulan ilgi, gerekse de 40. y›l› nedeniyle ’68 üzerinden yürütülen tart›flmalar›n daha fazla yank› uyand›rmas›n›, s›n›f mücadelesinde buldu¤u karfl›l›k ile birlikte ele almak gerekecektir. Bunun özgünlü¤ü elbette ki ülkemize aittir ve di¤er ’68 mekanlar›ndaki tart›flma ve ilgi boyutlar›ndan farkl›laflmas› da mücadelenin seyri ile ba¤lant›l›d›r. ’68 olarak an›lmas›, Avrupa’daki gençlik hareketlerinin zirve yapt›¤› y›l olmas›ndan ötürüdür ki, bu konuda en önde an›lmaya de¤er ülke olan Fransa’daki ö¤renci eylemleri, May›s 1968’de 盤 gibi büyüyerek devreye giren iflçi ve emekçilerin 10 milyonluk grevi (22 May›s) ile buluflmufltur. Daha erken y›llarda ABD’de bafllay›p, Kanada’dan Japonya’ya, ‹talya’dan Fransa’ya, ‹ngiltere’den Almanya’ya dünyan›n belli bafll› metropollerini saran ve sarsan ö¤renci ve emekçi eylemlerini paralel çizgilerde gelifltiren ve büyüten temel etken ise emperyalist-kapitalist sistemdeki bafll›ca çeliflkilerin keskinleflmesi ve derinleflmesidir. 2. Emperyalist savafl›ndan sonra ekonomik krizlere teslim olmadan nispeten daha dingin bir süreç yaflayan sistemin, sosyalist dünyayla bafla ç›kmak için gelifltirdi¤i “sosyal devlet” ata¤›yla örülü “alt›n y›llar” dönemi, 1960’lara kadar uzayamad›. Sosyalist sistemde Stalin’den sonra bafllayan geri dönüfl süreci ile birlikte ortaya ç›kan sosyal-emperyalizmin keskinlefltirdi¤i emperyalist hegemonya mücadelesi; ezilen halk ve uluslar›n Uzak Asya’dan Latin Amerika’ya, Ortado¤u’dan Afrika’ya yay›lan baflkald›r›s›yla eflzamanl› biçimde geliflme gösteriyordu. Ekonomik ve siyasi kriz, h›zla sefalet ve zulüm cehennemine itilen kitlelerde isyan ateflini körüklüyor; bunun bask›, sald›r› ve müdahaleleri do¤uran süreci, bütün ülkelerde s›n›f mücadelesini k›zg›n bir zemine kayd›r›yordu. Bu dönemin odak noktas› haline gelen ülke Vietnam oldu. Kore’deki bozgunun ard›ndan, komünizme yeni bir mevzi kazand›rmamak üzere var gücüyle Vietnam’a yüklenen ABD emperyalizmi; tarihin gördü¤ü en afla¤›l›k katliamlara imza atma pahas›na giriflti¤i iflgal ve müdahaleye ra¤men komünistlerin önderli¤indeki devrim ve kurtulufl mücadelesi karfl›s›nda a¤›r bir yenilgiye u¤rad› (1964-69). Önce Fransa ard›ndan da ABD’nin 500 bini aflk›n askerle sald›rd›¤› ve 2. emperyalist savaflta kullan›landan daha fazla bomba ya¤d›rd›¤› Vietnam’da direnen Ho fii Minh

önderli¤indeki komünistler, ezilen halk ve uluslar›n derin bir sempatisini kazand›lar. Sovyetlerdeki geri dönüflün ard›ndan sosyalizmin kalesi haline gelen ve k›z›l bayra¤› yükseklerde tutma sorumlulu¤unu tek bafl›na üstlenen Çin’de Baflkan Mao, Vietnam’daki savafl ve direniflin de en büyük ilham kayna¤›yd›. Ama bundan da öte o süreçte Mao Zedung önderli¤inde bir büyük devrime, Proleter Kültür Devrimi’ne (1966) imza at›l›yor, burjuvazinin Sovyetler’de elde etti¤i baflar›ya güçlü bir karfl›l›k oluflturmas›yla dünya halklar›na moral ve umut afl›lan›yordu. Çin BPKD, onmilyonlar›, yüzmilyonlar› kucaklayan kitle hareketlerinin muazzam çeflitlilikteki eylemleri ve felsefesi ile 盤›r aç›yor, burjuvaziye karfl› mücadelede önemli bir mevzi ve güç kayna¤› yarat›yordu. Halk Savafl›/gerilla savafl›n›n kuramc›s› ve komutan› Mao’nun çok yönlü katk›lar›yla donanan, modern revizyonizme karfl› savafl›mla güçlenen ML ideolojinin; savafl, direnifl ve mücadele ça¤r›s› bütün ülkelerde yank›lanmaya bafllam›flt›. Komünistleri ve birçok ülkedeki devrimcileri saran Maoist ideoloji; silahl› mücadele, direnifl ve baflkald›r›lar›n bayra¤› haline geldi. Etki alan›, Halk Savafl›’n› zafere tafl›yan Vietnam, Laos, Kamboçya ile Hindistan’dan Filipinler’e isyan yang›n›n› büyüten Asya ülkelerinden ibaret de¤ildi. Afrika’dan Latin Amerika’ya, Filistin’den (1963) Türkiye’ye (1971) ulusal ve sosyal kurtulufl hareketleri, silahl› direnifller ve gerilla mücadelelerinde Mao’nun damgas› vard›. Rus sosyal emperyalizminin vesayeti ve bürokratik kastla çeliflkileri derinleflen Küba devriminin önderlerinden kumandan Che Guevara; Afrika (Kongo, 1965) deneyinden sonra Latin Amerika çap›nda devrim düflüne yeni bir halka eklemek amac›yla solu¤u Bolivya’da alm›flt›. Çok ciddi olumsuzluklara ve bir dizi soruna karfl›n büyük bir azim ve dirençle silahl› mücadeleyi gelifltirmeye çal›fl›rken 1967’de flehit düfltü. Che, devrimci yaflam› ve kahramanca yürüttü¤ü savafl ve mücadele prati¤iyle dünya halklar›n›n gönlünde emsalsiz bir yer edindi. Onu efsaneye dönüfltüren ve devrimci mücadelenin sembolü haline getiren; zaman ve ülke tan›mayan büyük bir cüret ve cesaretle gerilla savafl›n› sürdürerek ölümsüzlü¤e yürümesiydi. ABD’de Vietnam iflgal ve katliamlar›na yönelik geliflen ve genifl kitleleri saran direnifl rüzgar›, siyah halk›n köleli¤e isyan dalgas›yla bulufltu. Siyah hareketin önderlerinden Malcolm X (1965) ve Martin Luther King (1968)’in katledilmesi atefle benzin dökülmesi anlam›na geliyordu. Siyahlar ve ö¤renci gençli¤in baflkald›r›ya dönüflen eylemlerini bast›rmak amac›yla azg›nca sald›ran ABD gericili¤i, onlarca kifliyi katletme, yüzlercesini yaralama, binlercesini hapse atmas›na karfl›n baflar›l› olamad›.

’68’in isyan dalgas›na ev sahipli¤i yapan Avrupa’daki gösteri ve direnifller böylesi bir dünya gerçekli¤inin eseriydi. Emperyalizme karfl› komünist ve devrimciler önderli¤inde yürütülen savafl ve direnifllerden etkilenerek kendi zeminlerinde düzene baflkald›r› savafl›m› örgütleyen ö¤renci gençli¤in sürükledi¤i eylemler; hemen her ülkede ezilen kitlelerle bulufluyor, emekçilerin devreye girmesiyle sistemi sarsan bir içerik kazan›yordu. Komünist önderlikten yoksun bütün bu kitle hareketleri, çeflitli ülkelerde küçük burjuva nitelikli silahl› direnifl gruplar›/örgütleri (K›z›l Tugaylar, RAF, K›z›l Ordu…) da yaratmakla birlikte, s›n›f mücadelesini daha ileriye tafl›yacak bir karakter kazanamad›. Emperyalistlerin imdad›na yetiflen revizyonist ve reformistler, gerek çeflitli komünist etiketli partiler gerekse de sendika ve kitle örgütlerindeki etki güçleriyle, hareketin geriletilmesi ve bo¤ulmas›nda gerici ve faflistlerle rol paylafl›m›na gittiler. Ülkemizdeki süreç elbetteki dünyadan ba¤›ms›z bir rota izlemiyor, ancak dünya metropollerinden ciddi ölçüde farkl›laflan özgünlü¤ü, sürece her geçen y›l daha fazla a¤›rl›¤›n› koyuyordu. Türkiye’deki ö¤renci gençlik hareketi, 60’lar›n ikinci yar›s›ndan itibaren ivme kazan›rken, bundaki temel etkenin sosyo-politik süreç oldu¤u çok aç›k biçimde görülebiliyordu. Yoksullu¤un ezilen kitleleri pençesinde inletti¤i, servet-sefalet uçurumunun iyice derinleflti¤i koflullarda, iflçi ve köylü y›¤›nlar› ülkenin dört bir yan›nda iflgal ve direnifl bayra¤› etraf›nda toplanmaya bafllad›lar: “Ülkemiz, özellikle son iki y›l içinde gittikçe yayg›nlaflan ve yo¤unlaflan iflçi, köylü hareketlerine sahne oldu. Grevler, fabrika ve toprak iflgalleri, ifl boykotlar›, yürüyüfller, mitingler birbirini kovalad›.” (‹brahim Kaypakkaya, Proleter Devrimci Ayd›nl›k say› 5-19, May›s 1970). ‹flçi ve emekçilerin eylemler dizisi, 150 bin kiflilik direniflle 15-16 Haziran’da (1970) zirveye ç›k›yordu… ‘68’le simgelenen iflçi, köylü ve gençlik baflkald›r›s›n›n ‘71’deki silahl› mücadele hatt›na evrilmesi ve 12 Mart askeri faflizminin a¤›r darbe ve imhalar›na karfl›n k›sa bir duraklama döneminin ard›ndan 70’li y›llar›n ikinci bölümünde hakim s›n›flar› daha çapl› bir kuflatma alt›na almas›, Türkiye’deki sürecin sosyo-ekonomik karakter örgüsünde karfl›l›k buluyordu. ‹brahim Kaypakkaya yoldafl önderli¤inde Proletarya Partisi’nin do¤umuna da zemin oluflturan koflullar; Kemalist-faflist diktatörlü¤ün hüküm sürdü¤ü ülkemizde, s›n›f mücadelesinin yükselmesi ve siyasi bilinci olgunlaflt›rmas›yla hükmünü do¤uruyordu. Kitlesel baflkald›r› ruhuyla ‘68’e büyük bir at›l›m kazand›ran ö¤renci gençlik hareketinin, anti-emperyalist anti-faflist içerik ve devrimci karakteri, ülkedeki bu koflullar ve dünyadaki politik sürecin derin etkileriyle flekillenmiflti. Reformist ve revizyonistlerle giriflti¤i mücadelede, devrimci kimli¤in özüne sahip ç›karak hareketi silahl› mücadele kulvar›na sokmaya çal›flan ’71 süreci, elbette ki daha ileri bir aflamay› temsil ediyordu. Ne var ki iflçi ve köylü kitleleriyle buluflma derdinde olmayan küçük burjuvazinin yön verdi¤i ilk hareketlerin (THKO ve THKP-C) kaç›n›lmaz biçimde sürüklendi¤i açmaz ile

13-26 Haziran 2008 komünistlerin (TKP/ML) belli taktik tespitlerdeki hatalar› ve örgütsel darbeler sonucu u¤rad›¤› yenilgi, ‘71’i kesintiye u¤ratt›. Ancak k›sa bir sürede toparlanan komünist ve devrimci güçler, ’68- ’71 ekseninde flekillenen ihtilalci mücadele ruhunu yeniden aya¤a kald›rmay› baflaracaklard›... Daha s›k› ve etkin ad›mlarla yürütülen mücadele, genifl kitlelerde buldu¤u yank›yla düflmana soluksuz günler yaflatmaya bafllad›. 12 Eylül mimarlar›n›n, devrimin efli¤inde iken müdahalede bulunduklar›na dair “abart›l›” aç›klama, tehdit potansiyelinin ulaflt›¤› noktay› göstermesi bak›m›ndan son derece anlaml›yd›. Nitekim faflist diktatörlü¤ün komünist, devrimci, demokrat, yurtsever bütün muhalif güçlere yönelik giriflti¤i katliam ve sald›r› kampanyas›, 12 Mart’› fersah fersah aflan bir a¤›rl›k tafl›yordu. 12 Eylül döneminin devrimci cephede oluflturdu¤u gedikleri kapamak, yitirilen mevzilere hamle yapmak ve örgütsel y›k›m›n üstesinden gelmek çok daha zordu. Ancak bask›, sömürü ve zulmün süreklilik arz etti¤i ülkemiz koflullar›nda, komünist ve devrimcilerin yeniden aya¤a kalkamamas› gibi bir durum, ihtimal d›fl›yd›. Sorun, yenilgiye neden olan süreçleri sa¤l›kl› biçimde analiz ederek, do¤ru dersler ç›karan bir muhasebe/yüzleflme ile yol alabilmeyi baflarabilmekti. Bunu baflard›¤› oranda s›n›f mücadelesinde inisiyatif üstlenenler, isyan ateflini yeniden tutuflturdular. Daha dezavantajl› durumda ve daha zorlu flartlarda yürütülen mücadele hiç kuflku yok ki bugünlere tafl›nacakt›… S›n›f mücadelesi olanca fliddetiyle sürmektedir. ‹deolojik alan ise her zamanki gibi bu mücadelenin eksenini oluflturuyor. S›n›f savafl›mlar› tarihinde yerini alan süreçlere, kimlik ve eylemliliklere dair tart›flma ve de¤erlendirmeler de bu çerçevede anlam kazan›yor. ‘68’i yaln›zca ya da esasta ö¤renci hareketi olarak tan›mlayanlar, dünya ve ülke konjonktüründen soyutlayarak ele alanlar, milliyetçi renk katmaya çal›flandan romantizm ve kültürel baflkalafl›m zemininde bir aray›fl süreci olarak de¤erlendirenine kadar sürecin temel de¤erleri ve ana renklerini bozmaya çal›flanlar el ele vermifl durumdad›r. Sürecin en önemli kazan›m basama¤›nda duran komünist hareketi ve önder(ler)ini yok saymakta en genifl ittifak› oluflturma gururuna eriflenler ve ihtilalci gelene¤e öncülük etmifl devrimci önderlere, içi boflalt›lm›fl romantik kahramanl›k öyküleriyle kati ölüm raporu vermeye çal›flanlar baflar›l› olamayacakt›r. Hakim s›n›flara teflrifatç›l›k ile devrimci de¤erlere tahrifatç›l›¤›n bulufltu¤u zeminde ’68 ve ‘71’in de¤erlerini ö¤ütme hesab› yapanlar›n, o süreçlerden arta kalan devflirmeleri cepheye sürmesi flafl›rt›c› de¤ildir. Revizyonizm ve reformizmin (pasifizmden darbecili¤e, ekonomizmden parlamentarizme kadar her nevi) komünizm ve devrimci ideoloji karfl›s›nda ald›¤› yenilginin rövanfl›nda egemen s›n›flarla saf tutmas› da anlafl›l›r olmal›d›r. S›n›f mücadelesinde kesinti yoktur. Umut her daim ayaktad›r. “Gerçekçi ol imkans›z› iste!” parolas›yla yol alanlar›n, mutlak zafere do¤ru yolculuklar› sürmektedir...


İşçi-köylü 5

13-26 Haziran 2008

İşçi/köylü

Ölüm Tersanesi yeniden aç›ld› Tersanelerde son dönemde gerçekleflen “ifl cinayetleri” ile ad›n› duyuran Selah Tersanesi’ne dönük kapatman›n göstermelik oldu¤u ortaya ç›kt› ve tersane kapat›ld›ktan sadece 6 gün sonra tekrar aç›ld›. Böylece Tuzla’da son sözü yine tersane patronlar› söyledi ve ayn› zamanda yasalar›n emekçiden de¤il, patronlardan yana düzenlendi¤i bir kez daha ortaya ç›kt›. Kapat›lma karar›n›n ard›ndan G‹SB‹R, Dok Gemi-‹fl ve Gemi Mühendisleri Odas› taraf›ndan provokatif bir eylem gerçeklefltirilerek, kapatmalar›n sorumlusu

olarak, tersanelerdeki sendikal örgütlenme çabalar› gösterilmiflti. ‹flçiler patronun zoruyla bu eyleme kat›lmaya zorlanm›fl ve ellerine “Bölücüler defolun” vb. pankartlar tutuflturularak, karfl› karfl›ya getirilmek istenmiflti. Tersane patronlar› bu provokatif eylem öncesinde, ifl cinayetlerini “d›fl mihraklar” ve PKK’ye ba¤lamaya çal›flan aç›klamalarda bulunmufltu. Ancak bu yaklafl›m burjuva-feodal bas›n›nda bile alay konusu oldu. Sonraki günlerde ise, Çal›flma Bakanl›¤› müfettiflleri Selah Tersanesi’nde bir

“inceleme” yaparak, tersanenin eksiklerinin giderildi¤ine karar verdi ve mührün sökülmesiyle birlikte, tersane yeniden aç›ld›. Tersanenin aç›lmas›na iliflkin son geliflme, Selah Tersanesi'nin kapat›lmas› karar›n›n asl›nda, ifl cinayetlerine karfl› artan tepkileri yat›flt›rmak ve medyada devletin Tuzla Tersaneler Bölgesi'ne yönelik yönetim zafiyeti içinde oldu¤una dair tart›flmalar› yat›flt›rmak için al›nm›fl bir karar oldu¤unu da göstermektedir. Ancak bu göstermelik uygulama, patronlar›n bast›rmas› ile geri al›nm›flt›r. (Kartal)

Tersaneler iflçi kan›na doymuyor! Tersane iflçilerinin, ardarda yaflanan ifl cinayetlerini önlemek ve kurals›z çal›flma koflullar›n›n ortadan kald›r›lmas› için 16 Haziran’da greve gitmeye haz›rland›¤› günlerde, tersanelerden bir ölüm haberi daha geldi. Selahattin Tersanesi’nde çal›flan Hasan Turhan adl› tersane iflçisi, 8 Haziran Pazar günü bir ifl cinayetine kurban gitti. Üzerine 600 kiloluk demir düflerek, yaflam›n› yitiren Turhan’›n ölümü, 9 Haziran’da yap›lan bir aç›klamayla protesto edildi. Tersane önünde, Limter-‹fl taraf›ndan ya-

p›lan aç›klamada, ayn› tersanede 17 fiubat’ta da oksijen tüpünün patlamas› sonucu Hasan Köse adl› iflçinin ifl cinayetine kurban gitti¤i hat›rlat›larak, A¤›r ve Tehlikeli ‹flkollar› Yönetmeli¤i gere¤i pazar günlerinin zorunlu tatil olmas› gerekti¤i, ancak tersane iflçilerinin Cumartesi-Pazar demeden çal›flt›r›ld›¤› dile getirildi. Tersane patronlar› ve hükümetin ölümleri durdurmak için hiçbir önerisi ve çabas›n›n olmad›¤› da belirtilen aç›klama, 16 Haziran’da yap›lacak olan greve kat›l›m ça¤r›s›yla sona erdi. (Kartal)

Devrimci tutsaklardan greve destek! Devrimci tutsaklar (DHKP-C, Direnifl Hareketi, MKP, MLKP, T‹KB, TKEP/L, TKP/ML örgütleri ad›na Fikret Akar, Murat Karayel, Ayhan Güngör, Hasan Polat, Erkan Altun, Nurettin Temel ve Ulvi Yalç›n) yapt›klar› aç›klama ile Tuzla’da yaflanan ifl cinayetlerini k›nad›lar. “Tersanelerde ucuz iflgücü sömürüsü, sigortas›z ve sendikas›z çal›flt›rma, kurals›zl›k ve kay›t d›fl›l›k iflçi ölümlerini kaç›n›lmaz k›l›yor. Haftada 70 saati bulan afl›r› çal›flma süresi ve

Emekçinin Gündemi Sendikal hareketteki geri gidiflin bir örne¤i daha... Emekçilere yönelik ciddi sald›r›lar›n artarak devam etti¤i bir süreçte, E¤itim-Sen Genel Merkez Genel Kurulu’nu gerçekleflirdi. Genel olarak denilebilir ki, E¤itim-Sen kendi tüzü¤ünü hiçlefltirmenin yanl›fl prati¤iyle, tüzük ihlalinin gölgesinde bir genel kurul gerçeklefltirmifltir. Asl›nda bu ekstra bir de¤erlendirmeye ihtiyaç b›rakt›rmayacak kadar net bir ifadedir. Yukar›da ifade etmeye çal›flt›¤›m›z tüzük ihlali, anadilde e¤itim hakk›n›n ç›kart›lmas› ile s›n›rl› de¤ildir. Örne¤in, sendikan›n muhtelif flube baflkanlar› üçüncü dönem baflkanl›klar›n› sürdürmektedirler. Oysa tüzük, “üst üste iki dönem yönetici olanlar üçüncü dönem yönetici olamazlar” diye aç›k bir ifade tafl›maktad›r. fiu gerçekli¤i vurgulamakta yarar görüyoruz; Sendika yönetimi çal›flanlar›n tabandan gelen mücadele taleplerini ince ayarla törpülemektedir. Emek-

çiler mücadele bilinci ç›tas›n› yükseltmifltir, geliflen sald›r› yasalar›na karfl› birikmifl h›nc›n aya¤a kalk›fl› olarak da görülebilir bu durum. Sendikalar bu aya¤a kalk›fl› ileriye tafl›ma çal›flmas› içerisinde olmak yerine, ivme kazanan emek bilincini ›srarla kelepçelemektedir. SSGSS süreci (özellikle 14 Mart eylemi) ve 1 May›s bu ifademizin en net kan›tlar›d›r. Taban yönü net ve belli olan bir kalk›fla geçmifl, ancak konfederasyon ve sendika yöneticileri bunu engellemifl, çal›flanlar›n okullar› ve öncüleri olma rollerini oynayamam›fllard›r. Bu gerçeklikleri faaliyetçilerinin, emekçilerin inanç ve güven problemi yaflamalar›na neden olmufl ve örgütleriyle ba¤lar›n› giderek zay›flatm›flt›r. Ne yaz›k ki yöneticiler bu sürecin fark›nda olduklar› halde rahats›z olmamakta, zaten önlem almay› da ihtiyaç olarak görmemektedir. Genel olarak iflçi ve emekçiler sür-

yo¤un ifl yükü nedeniyle iflçilerin iskeleden düflüp ölmesi s›radanlafl›yor” fleklinde bafllayan aç›klamada “Limter-‹fl’in ça¤r›s›yla ve tersane bölgesindeki di¤er devrimci demokratik iflçi kurum ve örgütlerinin kat›l›m›yla 27-28 fiubat tersane havzas› fiili grevi iflçilerin yaflamlar›n› koruman›n tek yolunun bu cinayet flebekesine karfl› difle difl mücadele oldu¤unu göstermifltir. Ve 16 Haziran’da grev bayra¤› bir kez daha dalgalanacakt›r, Tuzla tersanelerinde biz devrimci siyasal tutsaklar, tersane iflçilerinin devrimci-demokratik örgütlerinin Limter-‹fl Sendikas›’n›n hakl› mücadelesinin yan›nda oldu¤umuzu belirtiyor, mücadelelerini destekliyoruz” deniliyor.

dürülemez sald›r› ve sömürüye, ifl güvencesiz, sosyal güvencesiz çal›flt›r›lmaya, iflsizlefltirilmeye karfl› mücadele ederken konfederasyonlar statükoda ›srar etmekte, bu mücadeleye öncülük yapamamaktad›r. Esneklefltirmeye, kurals›zlaflt›rmaya karfl› yeni örgütlenme modelleri gelifltirememifl, do¤al sonuç olarak örgütlülü¤ünü geniflletememifl, mevcut örgütlülü¤ünü de koruyamam›flt›r. Özelde E¤itim-Sen’in gerçekli¤i de bundan ba¤›ms›z de¤ildir. Yak›n geçmiflteki E¤itim-Sen kongresi yeni bir örgütlenme modeli ve yeni bir politik süreç konusunda aç›l›m yapamam›flt›r. Sermayedarlar sald›r›lar›n› s›n›f perspektifli emek örgütleri üzerine derinlefltirip yo¤unlaflt›r›rken, s›n›f›n okullar›, öncü örgütleri, sermayeye karfl› ortak mücadele yerine, kendi iç mücadelelerinde enerji tüketimine devamda ›srar› sürdürmektedir. Bu gidifl nereden bak›l›rsa bak›ls›n, sermayeye dolayl› göz k›rpmad›r. S›n›f›n bilincini belleksizlefltirme, mücadele kararl›l›¤›n› ve azmini tüketmektir. E¤itim-Sen tüzük ihlalinin yap›lmas›na göz yumdu¤u ve politikan›n hiç tart›fl›lmad›¤›, programlar›n ittifaklar›n›n oluflturulamad›¤› bir genel kurulu daha geride b›rak›rken, bu yanl›fll›kla-

r›n sonuçlar›n› tafl›yabilecek bir güçte olmad›¤›n›n fark›nda olamam›flt›r. Gruplar sendikan›n tüm varl›¤›n› araçlaflt›rarak kendilerinin varl›k ç›karlar›n› sendika tüzü¤üne, politikas›na, de¤er, kültür ve mücadele gelene¤ine bask›n getirmifltir. Sendikal mücadelede s›n›f›n ç›karlar›n› savunmada ›srar, evet ama sendikal politikan›z, çal›flma program›n›z, meflru, fiili mücadele çizginiz getirilip sendikal anlay›fllar›n grup ç›karlar›na hapis edilmifl olmas› ve geçmiflte olan yanl›fl çal›flma bugün KESK içinde devam etmektedir. Burada iki noktaya dikkat edilmelidir. Birincisi; sendikalar içinde çal›flmada s›n›f›n genel ç›karlar›n›n esas al›nmas›d›r. Bu genel olarak söylenir ama yap›lmaz. ‹kincisi; s›n›f içinde çal›flmada olabildi¤ince ortak ifl yapmay› hedeflemek gerekiyor. Sald›r›lara karfl› baflar›n›n önemli bir yan›n› örmüfl oluruz. Elbette bunu söylerken bunun ortak paydalar› olanlar için oldu¤u gerçe¤ini biliyoruz. Referans›m›z iflçi s›n›f›n› 14 Mart’ta soka¤a ç›karan ve ortak mücadelesini örgütleyenler, 6 Nisan’da s›n›f›n ba¤›ms›z hareketini sa¤layanlar, referans›m›z 1 May›s’ta her fleye ra¤men direnenlerdir.


İşçi-köylü 6

İşçi/köylü

Bursa’da iflten ç›kart›lmalara karfl› Büyükflehir Belediyesi önünde toplanan TÜMT‹S üyeleri ve iflten ç›kart›lan iflçilerin efl ve çocuklar› ile birçok sendika, siyasi parti ve emek örgütünün kat›l›m›yla kitlesel bir bas›n aç›klamas› yap›ld›.

“Sendikal› olmak suç mu?” Bursa Büyükflehir Belediyesi’nin kuruluflu olan Bursa Ulafl›m Anonim fiirketi (BURULAfi) taraf›ndan özellefltirme ad› alt›nda Evin Tafl›mac›l›k A.fi isimli tafleron flirkete ihale edilen iflçiler, kölelik koflullar›na dur demek için TÜMT‹S’e üye olmak istemifllerdi. Ancak hem Belediye yöneticileri hem de Evin Tafl›mac›l›k sahibi, örgütlülü¤e tahammül edemeyerek iflçilere gözda¤› vermek amac›yla çeflitli bask›larla birlikte 10 sendikal› iflçiyi iflten atm›flt›. Mahkeme ise iflten ç›kartma karar›n› iptal etmiflti. Ancak belediye mahkeme karar›n› uygulamak yerine, yeni oyunlarla sahneyi bofl b›rakmad›. fiehir içi tafl›mac›l›¤›, Belediye’ye ba¤l› BURBAK arac›l›¤› ile ihaleyle Halk Ulafl›m isimli bir baflka tafleron firmaya verilerek sendikaya üye 140 iflçi 1 Haziran’dan itibaren iflten ç›kart›ld›. ‹flten ç›kart›lmalara karfl› Büyükfle-

Aile Hekimli¤i protesto edildi 21 May›s 2008 Çarflamba günü Adana Tabip Odas› ve SES Adana fiubesi’nin ortak örgütledi¤i ve çeflitli demokratik kitle örgütlerinin destek verdi¤i bir bas›n aç›klamas› yap›ld›. Aile Hekimli¤i uygulamas›n›n Adana’da bafllamas›yla ilgili olarak Reflatbey Sa¤l›k Oca¤› önünde kitlesel bir kat›l›mla yap›lan eylemde s›k s›k “Sa¤l›k ocaklar› kapat›lamaz”, “Sa¤l›kta y›k›m› durdural›m” vb. sloganlar at›ld›. Ortak haz›rlanan bas›n metnini SES fiube Baflkan› Dr. Mehmet Antmen okudu. Metinde; “Sa¤l›k çal›flanlar›n›n çal›flma ortam›n› bozan, halk›m›z›n sa¤l›k hizmetlerinden yararlanmas›n› engelleyen bu sistem bugün sorunsuz bir flekilde uygulanacakm›fl gibi görünse de özellikle SSGSS’nin yürürlü¤e girmesiyle çok ciddi sa¤l›k sorunlar›n›n gündeme gelmesi kaç›n›lmazd›r” ifadelerine yer verildi. Aç›klama alk›fllarla ve sloganlarla sona erdi. (Adana YDG)

hir Belediyesi önünde toplanan TÜMT‹S üyeleri ve iflten ç›kart›lan iflçilerin efl ve çocuklar› ile birçok sendika, siyasi parti ve emek örgütünün kat›l›m›yla kitlesel bir bas›n aç›klamas› yap›ld›. ‹flbafl› yap›ncaya kadar direneceklerini söyleyen iflçiler ad›na aç›klamay› yapan TÜMT‹S Genel Sekreteri Gürel Y›lmaz, sendikaya üye olan iflçilerin de özellefltirmenin ard›ndan bask›ya maruz kald›¤›n› ifade etti. Bask›lara direnen iflçilerin bir bölümünün iflten ç›kar›ld›¤›n›n alt›n› çizen Y›lmaz, “Bunun üzerine mahkemeye baflvurduk. Mahkeme iflçiler lehine karar verdi. Belediye flehir içi ulafl›m› BURBAK arac›l›¤›yla tekrar ihaleye ç›kard›. Tüm ›srarlar›m›za ra¤men ihaleyi alan kurulufl aç›klanmad›. 31 May›s tarihinde ihaleyi ald›¤›n› söyleyen Halk Ulafl›m fiirketi adl› bir firma ortaya ç›kt›. Yeni oldu¤u iddia edilen firman›n yöneticileri ise Evin Tafl›mac›l›k yöneticileridir. ‹flçilerimize yeni sözleflmeler dayatt›lar” dedi. Belediye önünde 2 Haziran’dan bu yana eylemlerini sürdürmek isteyen iflçilere polis, 4 Haziran günü Valilik onay› ile izin vermedi. Ancak sendika flehrin en kalabal›k dört ayr› noktas›nda imza stantlar› açt›. ‹flten ç›kart›lan iflçilere neden iflten ç›kart›ld›klar›n›, patronlar›n sendikal örgütlülükten neden korktu¤unu sordu¤umuzda flöyle yan›tlar verdiler:

Sendikal› olmak örgütlü toplum demektir Do¤an Kaya: Ben daha öne flehirleraras› otobüslerde çal›fl›yordum. fiehirleraras› çal›flmak zordu. Ben de BURULAfi’ta ifl buldum, emekli oluncaya kadar çal›flaca¤›m diye sevinirken, maalesef 2 y›l sonra kap›n›n önüne koydular bizi. Nedeni ise sendikaya üye olmak, daha iyi koflullarda çal›flmay› istemek… Sendikal› olmak, örgütlü toplum demektir, örgütlü toplum da hakk›n›

aramas›n› bildi¤i için istemiyorlar. Yani biz iflçileri köle gibi çal›flt›r›p kârlar›na kâr katmak istiyorlar. Mustafa Ot: Ben de 18 ayd›r burada çal›fl›yorum. Bazen 12 saat çal›flt›¤›m›z oluyor. ‹fl koflullar›n›n düzelmesi için örgütlü olmam›z laz›m dedik ve sendikaya üye olduk, yasal hakk›m›z› arama yolunu seçtik. Bu, patronlar›m›z taraf›ndan hofl karfl›lanmad›. Bizi gizlice tehdit ettiler, “sendikadan ayr›l›n” diye. Onlar›n dayatt›klar› flartlarda çal›flmam›z› istiyorlar. Ama biz bu bask› ve tehditlere ra¤men y›lmayaca¤›z. Sendikal› olarak ifle dönünceye kadar direnece¤iz. Burada flu an 125 arkadafl ma¤dur durumday›z. Kiralar›m›z var, çocuklar›m›z okula gidiyorlar. Ben Büyükflehir Belediye Baflkan› Hikmet fiahin’e seslenmek istiyorum. Seçim döneminde “ben insan ayr›m›, s›n›f ayr›m› yapmadan tüm Bursal›lara ayn› mesafede hizmet edece¤im” diyordu, ancak seçimden sonra rantç›lar› mutlu ederken bizleri mutsuz etmek acaba baflkan›n hofluna m› gidiyor? Biz hangi suçu iflledik, sendikaya üye olmak suç mu? Belediye ve tafleron firmalar aras›nda dönen ranta çomak soktu¤umuzdan dolay› bizi iflten att›lar. Mehmet Gezgin: Tabiri caizse biz ar› kovan›na çomak soktu¤umuz için bu haldeyiz. Çünkü Belediye ve tafleronun rant›na çomak sokuyoruz. Bir tafleronu anlar›m, özellefltirmeyi de anlar›m, ama karfl›m›zdaki tablo vahim, dört tafleron firma Büyükflehir BURULAfi’a, BURULAfi Deniz Tafl›mac›l›¤a, Deniz Tafl›mac›l›k Evin Tafl›mac›l›¤a, Evin Tafl›mac›l›k Halk Ulafl›m’a veriyor. Biz flimdi kiminle u¤raflaca¤›z? Kime derdimizi anlataca¤›z? Bursa kamuoyu bunu bilsin; akflama kadar 480-500 milyon için direksiyon sall›yorum, bununla ev kiras› m› verelim, ö¤rencimizi mi okutal›m? Bizi h›rs›zl›¤a itiyorlar. Onun için sendikaya üye olduk ve sendikal› olarak ifle dönünceye kadar direnece¤iz. (Bursa)

13-26 Haziran 2008

“Ölümden öte yol yok”

Tersane iflçilerinin s›kça yaflad›¤› ifl cinayetlerinin bir benzeri de, 5 Haziran Cuma günü, Tuzla Deri Organize Sanayi’nde faaliyet yürüten Odabafl› Deri’de yafland›. Hasan Koca adl› iflçi, dolaptan malzeme almak isterken, dolab›n üzerine devrilmesi sonucu yaflam›n› yitirdi. Koca’n›n yaflam›n› yitirdi¤i kaza, ancak birkaç saat sonra, di¤er iflçilerin Hasan Koca’n›n çal›flt›¤› makinenin yan›na gelmesi ve çal›flmaya devam eden makinenin yan›ndaki kanlar› görmesiyle ortaya ç›kt›. Ayr›ca Odabafl› patronunun sendikal örgütlülü¤ü da¤›tmak için iki ay önce iflyerini Uflak’a tafl›ma kâr› ald›¤› ve geçen iki ayl›k süre içinde iflyerinde ifl güvenli¤inin neredeyse tamamen ortadan kald›r›ld›¤› ö¤renildi. Deri iflçileri ve sendika yönetimi, Hasan Koca’n›n bu güvensiz ortam nedeniyle yaflam›n› yitirdi¤ini söylemekteler. Hasan Koca’n›n ifl cinayetine kurban gitmesi Deri-‹fl Sendikas› taraf›ndan yap›lan bir eylemle protesto edildi. 8 Haziran günü saat 12.30’da Deri Sanayi içindeki eski Traktörler Dura¤›’nda bir bas›n aç›klamas› yap›ld›. Aç›klamaya, 16 gündür direniflte olan Lever iflçilerinin yan› s›ra, TÜMT‹S sendikas› yöneticileri, Uluslararas› ‹flçi Derne¤i, T‹B-DER gibi kurumlar da kat›larak, destek verdiler. Bas›n aç›klamas›, ifl kazalar›nda yaflam›n› yitiren iflçilerin an›s›na yap›lan bir sayg› durufluyla bafllad›. S›k s›k “Önlemleri al›n ölümleri durdurun”, “ Zafer direnen emekçinin olacak” gibi sloganlar›n da at›ld›¤› aç›klamada, Deri-‹fl Sendikas› yöneticileri taraf›ndan yap›lan konuflmalarda, ifl yerlerinde art›k kurals›zl›¤›n kural haline geldi¤ine de¤inilerek, iflçi ve emekçilerin aleyhine olan bu duruma karfl› mücadele etmeye devam edilece¤ine vurgu yap›ld›. ‹fl cinayetlerinin en yo¤un olarak tersanelerde yafland›¤›n›n da alt› çizilen konuflmalarda, tersanelerde 16 Haziran’da yap›lacak olan greve kat›l›m ça¤r›s› da yap›ld›. (Kartal)


İşçi-köylü 7

13-26 Haziran 2008

Adanal›o¤lu Belediyesi’ne

hoflgeldiniz! “Milletin efendisi sizsiniz” naralar› at›l›r, seçim sand›klar› kurulurken, ucuz mazot, faizsiz ihtiyaç kredisi, do¤al afetlere karfl› yard›m sözleri verilir durmaks›z›n. Sonra sand›k kurulur, yeni hükümet bafllar ifle, bir daha ne arayan olur ne de soran! Bir gün olur da biri ç›kar ve verilen sözleri hat›rlat›rsa anas›yla beraber kovulur, bu da yetmezmifl gibi her türden hakarete maruz kal›r. Mersin-Tarsus yoluna girin, 25 km ilerledikten sonra Adanal›o¤lu Belediyesi yaz›l› tabeladan sa¤a dönün. Birkaç sebzemeyve paketleme tesisinden sonra, uçsuz bucaks›z narenciye bahçeleri çarpacakt›r gözünüze. 5-6 km ilerledikten sonra “Adanal›o¤lu Belediyesi’ne hoflgeldiniz!” yaz›l›, biber amblemli tabela karfl›lar sizi. Kasabay› geçtikten sonra, bir süre daha narenciye bahçeleri ile karfl›lafl›rs›n›z. Hemen ard›ndan seralar bafllar ve öylece uzan›r birbiri ard›na. Bu seralar›n büyük k›sm› 1-2 kifliye aittir ve buralar› kirac›lar ifller. Bir yandan sera sahiplerine karfl› ma¤dur kalan kirac›lar, bir yandan da düflük tutulan ürün fiyatlar› yüzünden s›k›nt› çekmektedir. Öte yandan bölgede az›msanmayacak kadar var olan küçük sera sahipleri de ayn› s›k›nt›y› yaflamaktad›r. Onlar da kirac›lar gibi üretimde kullanacaklar› araçlar› alabilmek için binlerce YTL avans al›yorlar. Bir k›s›r döngü halini alan bu durum kendili¤inden de¤il, özellikle Özal döneminde aç›lan “Sera Teflvik Kredileri” ile bafllam›flt›r. Halk binbir umutla bu kredileri al›p seralar›n› kurmufltur. Daha sonraki y›llarda REFAHYOL hükümeti kafl›kla verecek ve halk buna güvenerek bu kredileri h›zla çekecektir. Ancak daha sonra ANA-YOL hükümeti kurulacak ve kredilere efli benzeri görülmeyen faiz oranlar› getirerek kafl›kla verdi¤ini kepçelerle isteyecektir. Kredi borçlar›n› ödeyemeyecek duruma gelen halk, devletin koydu¤u icraya karfl› difli ile t›rna¤› ile elde etti¤i mülklerini satarak ve tefecilerden ald›¤› borçlarla bir süre direnebilmifltir. Ancak devlete olan borç ödenmiflken bu sefer de tefecilere borçlanm›flt›r. Yani borcun yeri de¤iflmifltir sadece. Sonraki seçimlerde ise Adanal›o¤lu halk› büyük umutlarla hemen hemen bütün oylar›n› Ecevit’e vermifltir. Çok geçmeden halk, Ecevit’in de di¤erlerinden fark› olmad›¤›n›, hatta ayn› politikay› daha da katmerlefltirerek uygulad›¤›n› görmüfltür. Bu dönemde her yöne borçlanan halk, çareyi yine tarlalar›n› satmakta; satacak tarlas› olmayanlar özellefltirilen ban-

kalar›n balland›rarak verdi¤i tar›m kredilerini çekmekte bulmufltur. Yani yine borçlanm›flt›r ve yine borcun yeri de¤iflmifltir sadece. Ecevit döneminde bir geliflme daha yaflanm›flt›r ki bu da bölgenin sosyal yap›s›nda bir krize yol açm›flt›r. Bölgeye Türkiye Kürdistan›’ndan mevsimlik iflçi göçleri bafllam›flt›r. Bu iflçiler kurduklar› çad›rlarda çok kötü koflullarda yaflamaya bafllam›flt›r. Ço¤u kendi topra¤›n› sat›p para kazanmak umuduyla gelmifllerdir. Burada iflçilere ödeyecek paras› olmayan küçük üreticilerin yan›nda düflük ücretle çal›flmak zorunda kalm›fllard›r. Zaten geri dönecek bir yerleri de kalmam›flt›r. Kapal› bir kültüre sahip olan Adanal›o¤lu’nun Nusayri* halk› çeflitli gerici çevrelerin yalan ve dolanlar›na kanarak gelen Kürt iflçilere korku ile yaklaflm›fllard›r. Çünkü sözüm ona “Kürtler nüfuz elde edecek ve Arap halk›n›n topraklar›na el koyacaklar.” Böylelikle ma¤dur durumda olan mevsimlik iflçi ve üretici ittifak›n›n oluflmas› engellenmifltir. Sanki ma¤duriyetleri birbirlerinin suçuymufl gibi lanse edilmifltir. AKP hükümetinin bafla geçmesiyle de ard› ard›na ç›kar›lan vergiler ve daha da düflük tutulan sebze fiyatlar› bölge halk›n› açl›kla yüz yüze b›rakm›flt›r. Her türlü tar›m araç ve gerecini, zirai ilaç ve gübrelerini, sebze tohumlar›n› dolara endeksleyerek satan devlet; buna karfl›n ürün fiyatlar›n› düflük tutmufl ve Özal’dan beri programlad›klar› tar›m politikas›n›n sonucunu beklemeye bafllam›flt›r. Politika kendini deflifre etmifltir. Amaç tar›m alan›n› daraltmak, modern teknik sera yapabilme imkân›na sahip olanlar›n d›fl›ndaki üreticileri topra¤› iflleyemeyecek duruma getirmek ve bunlardan ucuz ifl gücü elde etmektir. Bölge halk› da zaten örgütsüz ve küçük hesaplara göre kurulan kurulufllarda

“A” partisi, “B” partisi tart›flmalar› alt›nda oyalanmaktad›rlar. Geçti¤imiz günlerde Mersin Ziraat Odas› Adanal›o¤lu’nda bir eylem örgütlemifl ve var olan duruma tepki olarak kasabal›lar taraf›ndan birkaç küfe biber yak›lm›flt›r. Eylemin ard›ndan toplant›ya geçilerek süreç tart›fl›lm›flt›r. Eylem ve toplant›ya çok az üretici kat›lm›flt›r. Bu kadar kötü durumda olan üreticiler nas›l olur da eylem ve toplant›ya kat›l›m göstermemifllerdir? Bu durum düflündürücüdür. Ancak irdeledi¤imizde sorun çok aç›kt›r. Öncelikle genifl bir örgütlenme yap›lmam›flt›r. Halk eylemden ayn› gün haberdar olmufltur. Ayn› zamanda son dönemlerde artan üretici eylemlerine canice sald›ran kolluk kuvvetleri bölgede ufak bir radikal ç›k›fla dahi “gerekeni yapaca¤›n›” aç›klam›flt›r. Kasaba içindeki eylem için dahi, Valilik’ten izin alma zorunlulu¤u getirilmifltir. Aksi takdirde müdahale edeceklerini (sald›racaklar›n›) belirtmifllerdir. Örgütsüz durumda olan halk bu durumdan ürkmüfl. Ayn› zamanda kasaba içinde az›msanmayacak say›da kifli, biber yakmakla bir yere var›laca¤›n› düflünmemektedir. Onlar, Mersin-Tarsus yolunun trafi¤e kapat›lmas› ve istekleri her ne pahas›na olursa olsun yerine getirilinceye kadar eylemin sürdürülmesi gerekti¤i düflüncesindedir. Özellikle f›nd›k üreticilerinin eylemlerinden etkilenmifllerdir. Ancak yukar›da da bahsetti¤imiz gibi halk örgütsüzdür ve halk› ateflleyecek her hangi bir hareket mevcut de¤ildir. Ancak bu da göstermektedir ki öfke artmakta, gözler kararmaktad›r! *** Nusayri*: Nusayrilik bütün çarp›tmalara, karalamalara ra¤men günümüzde de varl›¤›n› sürdüren Ehlibeyt ve On ‹ki ‹mamlara ba¤l› bir Alevi inanc›d›r. (Mersin’den bir ‹K okuru)

İşçi/köylü

Dersim’de Çevre Günü aç›klamas› Ülkenin birçok bölgesinde çeflitli etkinliklerle kutlanan Dünya Çevre Günü’nde Dersim’de saat 12.30’da Sanat Soka¤›’nda biraraya gelen, aralar›nda Partizan, HKM, HÖC, TUDEF ve DHP’nin de bulundu¤u ve E¤itim-Sen’in destek verdi¤i kurumlar taraf›ndan bir bas›n aç›klamas› gerçeklefltirildi. Kat›l›m›n olumlu oldu¤u eylemde dünyam›zda ve ülkemizde ve özelde de Dersim’de emperyalist-kapitalist sistemin do¤aya verdi¤i tahribat, Dersim’de uygulanmaya çal›fl›lan baraj projeleri, siyanürlü alt›n aramac›l›¤› ve orman yakmalar protesto edildi. Bas›n aç›klamas› sloganlar ve alk›fllarla sonland›r›ld›. (Dersim/‹flçi-köylü)

Siverek’te köylülerin fliar›;

“May›n de¤il, su kanal› döflensin!” 31 May›s Cumartesi günü Siverek’te kurakl›k sorununa dikkat çekmek ve tar›m ve hayvanc›l›¤a darbe vuran politikalar› uygulamay› sürdüren AKP hükümetini protesto etmek amaçl› bir miting düzenlendi. “Kurakl›k Kaderimiz De¤ildir” fliar›yla DTP taraf›ndan düzenlenen mitinge, yaklafl›k 2.500 kifli kat›ld›. “Yollarda mevsimlik iflçi olarak ölmek istemiyoruz”, “Çiftçiye destek verilsin”, “May›n de¤il su kanallar› döflensin”, “AKP felaketi gidecek, kurakl›k gidecek” yaz›l› dövizler tafl›yan kitle s›k s›k “Katil Erdo¤an”, “Biji Serok Apo”, “AKP flafl›rma bizi da¤a tafl›rma” sloganlar›n› att›. Mitingde yap›lan konuflmalarda Siverek’te yaklafl›k 1 milyon hektar arazinin zarar gördü¤ü ve bundan Siverek esnaf›n›n da çok etkilendi¤i belirtildi. Bölge insan›n›n yollarda yaflanan kazalarda mevsimlik iflçi olarak öldü¤ü vurgulan›rken, Siverek’teki su göletlerinin ise Bucak ve Gürp›nar ailelerinin tekelinde oldu¤una da de¤inildi. AKP hükümetinin ve politikalar›n›n s›kça lanetlenildi¤i mitingde, bölgenin bir an önce afet bölgesi ilan edilmesi ve operasyonlar›n durdurulup savafla aktar›lan paran›n köylüye aktar›lmas› gerekti¤i vurguland›. (Amed YDG)


Dengê azadi

İşçi-köylü 8

13-26 Haziran 2008

AKP ve CHP’den Amed kuflatmas›! Yerel seçimlerin yaklaflmas› ile birlikte siyaset sahnesi de yavafl yavafl ›s›n›yor. Bölge turlar›na bafllayan milletvekilleri ve siyasi parti temsilcileri, yeniden oy peflinde. Elektrikten ulafl›ma, ekmekten do¤algaza hemen tüm tüketim malzemesine yap›lan yüzde 100’ün üzerinde zamlar›n ard›ndan düzen partilerinin ifli zor görünüyor. Ancak onlar tüm aymazl›klar›n› kuflanarak ziyaretlerini sürdürüyorlar. 28 May›s’ta Erdo¤an’›n Diyarbak›r ziyaretinden sonra, Baykal da geçti¤imiz hafta beklenen ziyaretini gerçeklefltirdi. Zira, Erdo¤an’›n sarf etmekte eksik kald›¤› vaatleri, yalanlar› söylemek Baykal’a düflmüfltü. Mesele halk›n daha çok ezilmesi, sömürülmesi olunca; demokratik, ekonomik ve politik haklar›n›n gasp› olunca bu iki temsilcinin ne kadar da iyi uzlaflabildi¤i malumumuzdur.

nucu alamayan AKP hükümeti, halk düflman› yüzünün bedelini ödüyor. Bu tablo içinde de do¤al olarak seçim maratonuna bafllayan düzen partilerinin ilk hedefi “zapt edilecek bir kale” olarak gördükleri Türkiye Kürdistan› oldu. Daha önce bölgeye yapt›¤› ziyaretlerde oldu¤u gibi son ziyaretinde de Erdo¤an önemli bir ç›k›fl yapt›. Kabinedeki 11 bakan› ile Amed’e ç›karma yapan Erdo¤an, bölgenin kaderini de¤ifltirece¤i iddia edilen “GAP Eylem Plan›n›” yeniden aç›klad› ve Kürt ulusal sorununa dair düflüncelerini özetledi. ‹stiklal Marfl›’ndan al›nt›lar yaparak konuflma yapan Erdo¤an, Kürt ulusal mücadelesini terör olarak nitelendirdi, “Tek dil tek millet tek devlet” söylemini yineledi. Kürt ulusunun varl›¤›n› inkâr etti, bol bol

Özel Harp Dairesi ve onun örgütledi¤i J‹TEM benzeri örgütlenmeler, bombalar, silahlar, savafl uçaklar›... ‹flte devletin gerçek yat›r›m› buydu. Bugün de de¤iflen bir fley yoktur. Bütçeden aslan pay›n› TSK henüz kimseye kapt›rm›fl de¤ildir. O en büyük denilen GAP’a bile... Kald› ki büyük bir gürültü ile Amed’e gelen Erdo¤an bir avuç iflbirlikçi ve gözü, ak›t›lacak milyon dolarlarda olan patron d›fl›nda kimseden ilgi görmedi. Devlet, Kürt halk›ndan duydu¤u korkuyu Amed’i polis, asker, özel timler taraf›ndan iflgal ederek de göstermifl oldu.

CHP’den timsah gözyafllar›! Tarlada çal›flan kad›n iflçi: “Binlerce insan burada s›k›nt› çekiyoruz. Bizim için bir fleyler yap›n. Bir sizin giyiminize, bir de benim giyimime bak›n. Babam f›r›nc›, sabahtan akflama kadar ateflin içinde çal›fl›yor.” Deniz Baykal: “Do¤ru, bütün bunlar›

n› söylemlerini gezi s›ras›nda s›kça tekrarlayan Deniz Baykal Kürt ulusal Hareketi’ni terör örgütü olarak nitelendirmekten de geri durmad›. Hat›rlanaca¤› gibi CHP, 22 Temmuz seçimlerinde T. Kürdistan›’nda büyük bir hezimete u¤ram›flt›. S›n›r ötesi operasyon, Newroz sald›r›lar›, fiemdinli olaylar›nda MHP’den daha geri tutumlar tak›nm›flt›. Ancak aç›kt›r ki, Kürt halk› “Cumhuriyet Tank Partisi” olarak nitelendirdi¤i CHP’nin politikalar›na tepki duymaktad›r. Kamuoyunda aç›ktan darbe ça¤r›s› yapan, orduyu göreve ça¤›ran CHP’nin Kürt halk›n›n sorunlar›na e¤iliyor görünmesi ve döktü¤ü timsah gözyafllar› inand›r›c›l›ktan uzakt›r. Onlar s›n›f düflmanlar›m›zd›r bizim. Ölüm tersanelerinde mahkumken çal›flmaya biz, onlar kan içicilerimiz. Küçük ama eme¤imizin ürünü evlerimizi bafl›m›za y›kan onlar. ‹fl, afl, e¤itim, sa¤l›k hakk›m›z› talep ederken meydanlarda üzerimize panzer sürenler onlar. Anadilimizde hayk›r›rken kimli¤imizi kurflunlara hedef tutanlar onlar. Kolumuzu k›ran, bizlere onursuzlu¤u ve kölece bir yaflam› dayatan onlar. Onlar bizim iflkencecilerimiz ve biz onlar› affetmeyece¤iz.

Kad›köy’de Bar›fl mitingi

“Binlerce insan burada s›k›nt› çekiyoruz. Bizim için bir fleyler yap›n. Bir sizin giyiminize, bir de benim giyimime bak›n. Babam f›r›nc›, sabahtan akflama kadar ateflin içinde çal›fl›yor.” Malumumuz olan bir di¤er gerçek de, yine bu iki kiflinin halka yönelik sald›r›larda nas›l a¤›z birli¤i etti¤i, etle t›rnak gibi oldu¤udur. Polis Vazife ve Selahiyetleri Kanunu’nu jet h›z›yla, elbirli¤iyle Meclis’ten geçirenler bunlar de¤il miydi? SSGSS Tasar›s› yasalafl›rken de ufak tefek pürüzlerin d›fl›nda tüm noktalarda ortaklaflmam›fllar m›yd›? Irak Kürdistan›’na operasyon yap›lmas›n› öngören yetki belgesi aç›s›ndan da durum böyle de¤il miydi?

Erdo¤an bildi¤iniz gibi! Sosyal Sigortalar ve Genel Sa¤l›k Sigortas› Kanunu’nun yasalaflmas› ile birlikte emeklilik yafl›n›n yükseltilmesi ve birçok sa¤l›k hizmetinin sigorta kapsam›nda al›nmas› önümüzdeki günlerde emekçileri sanc›l› günlerin bekledi¤ine iflaret ediyor. Ancak bu ayn› zamanda egemenleri de zor günlerin bekledi¤inin bir göstergesi. Zira, yap›lan araflt›rmalar AKP’nin oy oran›nda önemli bir düflüfl oldu¤unu gösteriyor. Bir ara mazlum rolünü daha rahat oynamak için aç›lan kapatma davas›ndan da bekledi¤i so-

vaatlerde bulundu; “Tar›msal iflletmelere destek sa¤lanacak. Organik tar›m faaliyetleri yayg›nlaflt›r›lacak. 30 bin hektar may›nl› arazi temizlenerek organik tar›ma kazand›r›lacak. Ad›yaman’da, Batman’da erozyon kontrolü yapaca¤›z. fianl›urfa’da 300 bin fidan üretiyoruz. Bin 75 adet yeni derslik yapaca¤›z. Orta ö¤retimde okullaflma oran› yüzde yüze ç›kar›lacak…” Oysa flu bir gerçek ki, Kürdün da¤a ç›kmas›n› geri kalm›fll›¤›yla ba¤daflt›ranlar, T. Kürdistan›’na ekonomik yapt›r›mlarla bu iflin çözülebilece¤inden dem vurdular y›llarca. Gelinen aflamada yine ortaya at›lan GAP Projesi de bugüne kadar yaflananlarla birlikte ele al›nd›¤›nda sonu belli bir skeç gibidir. Örne¤in bugüne kadar hedeflenen sulaman›n sadece yüzde 15’i gerçeklefltirilebilmifl ve sulama kanallar› b›rakal›m yoksul köylüyü, orta köylünün tarlas›n›n yan›ndan bile geçmemifl, yoksul köylüler yine sistem partileri öncülü¤ünde “ya¤mur duas›”na ç›kart›lm›flt›r. Devletin tek yat›r›m› GAP de¤ildi tabi ki… Özellikle 1980 sonras› yerden mantar gibi biten askeri karakollar, polis, jandarma, asker sevkiyat›, teknolojik araçlar, koruculuk, bir bütçe s›n›rlamas›na tabi olmayan

biliyorum, bunun için buraday›m.” Tarlada çal›flan kad›n iflçi: “Size inanm›yorum sözle pilav piflmez.” Deniz Baykal’›n T. Kürdistan›’na yapt›¤› ç›karma s›ras›nda bas›na yans›yan bu konuflma, bölge insan›n düzen partilerine özelliklede CHP’ye yönelik tepkisini de gösteriyor. 4–5 Haziran tarihlerinde Urfa ve Amed’e yönelik bir bölge turu düzenleyen Deniz Baykal’› da seçim telafl› sard›. Urfa ziyareti s›ras›nda yol boyunca tarlalarda çal›flan iflçilerle konuflan Deniz Baykal, iflçilere CHP’nin bölgeye yönelik “yeni aç›l›mlar›n›” anlatt›. Deniz Baykal’›n anlatt›klar›na inanmayan iflçiler Baykal’la tart›flt›. Gezi s›ras›nda birçok yerde halk›n protestolar› ile karfl›laflan Deniz Baykal, bekledi¤i ilgiyi görmedi. Kald›¤› otel ç›k›fl›nda üzerine yumurta at›larak protesto edilen Baykal, bölge insan›na yeni vaatlerde bulundu ve Erdo¤an’›n kimi yalanlar›n› da desteklemekten geri kalmad›. “Etnik kimlik insan›n flerefidir” diyerek önceki pratiklerini unutturmaya ve flirin görünmeye çal›flan Baykal’a tek bafl›na yukar›daki diyalog bile yeterli yan›t› vermektedir asl›nda. Ancak klasik Kürt düflma-

Türkiye Bar›fl Meclisi’nin düzenledi¤i Bar›fl ve Kardefllik Mitingi 1 Haziran’da Kad›köy’de gerçeklefltirildi. Çok say›da ilden de kat›l›m›n oldu¤u mitingde, Tepe Nautilus önünde toplanan kitle, buradan yürüyüfle geçti. Yürüyüfl s›ras›nda, Bar›fl Meclisi imzal› ve üzerinde “Art›k yeter. Kürt sorununda demokratik çözüm istiyoruz” yaz›l› bir pankart aç›ld›. Ayr›ca mitinge kat›lanlar›n “Art›k Yeter”, “Edi Bes e” ve Türkçe ve Kürtçe “Çözüm istiyorum” yaz›l› dövizler tafl›d›¤› gözlendi. Mitinge D‹SK ve KESK’e ba¤l› sendikalar, DTP, ESP, Küresel BAK, EMEP ve ‹HD’nin de aralar›nda bulundu¤u onlarca kurum kat›ld›. Mitingde yap›lan konuflmalarda, “Kürt sorununda ölümden de¤il çözümden yana” olundu¤u belirtildi. Mitingde s›k s›k “Yaflas›n halklar›n kardeflli¤i”, “Katil Erdo¤an”, “Ölüm de¤il, çözüm istiyoruz”, “Biji serok Apo” sloganlar› at›ld›. (Kartal)


13-26 Haziran 2008

İşçi-köylü 9

Baflkentin Çernobil’i K›z›l›rmak! Nas›l ki bu ülkede emperyalist yasalar halk›m›z›n uykuda oldu¤u saatlerde Meclis’ten kolayca geçiriliyorsa; K›z›l›rmak’›n zehirli suyu da son bir ayd›r Ankara halk›n›n haberi olmadan musluklar›m›zdan geçiriliyor. Son y›llarda s›k s›k gündeme getirilen baflkentin içme suyu problemine çözüm olacak projeler “arayan” Büyükflehir Belediyesi, önce Bolu-Gerede suyunu baflkente getirmek istemifl fakat bu projenin gerek maliyet gerekse zaman kayb›na neden olaca¤›n› ileri sürerek kimyasal de¤erler bak›m›ndan uygun olmad›¤› birçok kurum taraf›ndan dile getirilen K›z›l›rmak suyu projesini uygulamay› daha uygun görmüfltür. Yapt›¤› aç›klamalarda K›z›l›rmak’tan getirilen suyun hiçbir flekilde sa¤l›¤a zararl› olmad›¤› konusunda beyanlarda bulunan Gökçek: “K›z›l›rmak Suyu’ndaki tek sorun sülfat oran›n›n yüksek olmas›d›r, buradaki sülfat oran›, belirtilen dünya standartlar›n›n alt›ndad›r. Bu su kar ve ya¤mur sular›ndan oluflan suyun lezzetine elbette sahip de¤ildir. Tad›nda biraz kekrelik vard›r. Hiçbir flekilde insan sa¤l›¤› için zararl› de¤ildir” diye konufltu. Haberin ç›kmas›n›n ard›ndan K›r›kkale Belediye Baflkan›, K›r›kkale ‹l Sa¤l›k Müdürü ve K›r›kkale Yüksek ‹htisas Hastanesi Baflhekimi’ni telefonla arayarak, su kaynakl› herhangi bir ishal olay›n›n yaflan›p yaflanmad›¤›n› sordu¤unu söyleyen Baflkan Gökçek, ald›¤› yan›t›n, “20 y›ld›r su kaynakl› herhangi bir sa¤l›k so-

runun yaflanmad›¤›” yönünde oldu¤unu kaydetti. Gökçek’in a¤z›ndan ç›kan sözlerde sa¤l›k sorunu olarak sadece ishal vakalar›n› dikkate almas› ise hayli kayg› uyand›r›c›d›r. Oysa ‹nflaat Mühendisleri Odas›, Kimya Mühendisleri Odas›, Çevre Mühendisleri Odas› ve Ankara Tabip Odas› iflbirli¤i ile bir heyet oluflturulmufl, K›z›l›rmak-Kesik Köprü suyundan numune al›nm›fl ve ODTÜ Çevre Mühendisli¤i Bölümü’nde tahliller yap›lm›flt›r. Buna göre K›z›l›rmak suyunda sülfat, sodyum ve klorür miktar›, Dünya Sa¤l›k Örgütü ve Sa¤l›k Bakanl›¤›’n›n belirledi¤i s›n›rlar›n üzerindedir. Önemli bir konu ise K›z›l›rmak suyundaki insan sa¤l›¤›n› tehdit eden de¤erlerin, ‹vedik Ar›tma Tesislerinde kullan›lan teknoloji ile afla¤› çekilemeyece¤i, zararl› maddelerin ar›t›lamayaca¤›d›r. “* Hirfanl› ve Kesikköprü Baraj Göllerinde yap›lm›fl olan kirlilik araflt›rmalar› kapsam›nda bölge halk›nda görülen rahats›zl›klar do¤rultusunda (epidemi esas al›narak) belirlenen mikroorganizmalar ve içme suyu kirlilik parametrelerinde belirtilen indikatör mikroorganizmalar incelenmifl, baraj göllerinin bakteriyolojik aç›dan k›ta içi II. s›n›f su kalitesinde oldu¤u ve içme suyu olarak kullan›lamayaca¤› belirlenmifltir. * Kesikköprü Baraj›’ndaki su kalitesinin yükseltilmesi için; öncelikle Hirfanl› Baraj› su kalitesinin iyilefltirilmesi, bunun için de K›z›l›rmak Nehri’ne kar›flan kirlen-

melerin önlenmesi gerekmektedir. * Hirfanl› ve Kesikköprü Baraj Göllerinde Bacillariophyceae familyas›ndan sulara hofl olmayan tat ve koku veren synedra sp. ve Asterionella sp. gibi alglerin ilkbahar aylar›nda yo¤unlu¤u artmaktad›r. Ayn› zamanda filtre t›kay›c› özellikleri olan bu algler ar›tma tesislerinde filtrasyon problemlerine yol açmaktad›r. * Mikrobiyolojik ölçüm sonuçlar› da Hirfanl› ve Kesikköprü barajlar› sular›n›n bakteriyolojik aç›dan k›ta içi II. s›n›f su kalitesinde oldu¤u ve içme suyu olarak kullan›lamayaca¤›n› göstermektedir. * Ankara için içme ve kullanma suyu planlamalar›nda bu durumlar göz önüne al›narak varsa K›z›l›rmak d›fl›ndaki seçeneklerin tekrar de¤erlendirilmesi yararl› görülmektedir.” (Turhan Çakar-Tüketici Haklar› Derne¤i Baflkan›) Tüm bu araflt›rmalara ra¤men Büyükflehir Belediye Baflkan›, K›z›l›rmak suyunun Ankaral›lar›n musluklar›ndan akmas›nda bir sak›nca görmemifl ve gelen tüm tepkilerin sadece “ideolojik bir sald›r›”dan ibaret oldu¤unu vurgulayarak yapt›¤› iflin hakl›l›¤›n› savunmufltur. Ancak bizler biliyoruz ki bu su kavgas›ndan kimlerin rant sa¤lad›¤› aç›kça ortadad›r. Bunun en büyük göstergesi her gün yeni bir haz›r su firmas›n›n ortaya ç›kmas›d›r. Tabi bu su firmalar›n›n ortaya ç›kmas›ndan en büyük pay› alan ise yine Belediye’nin kendisidir. (Ankara)

“Devlet, fakirin yüzüne bile bakm›yor!”

Turgut Reis Mahallesi’nde, camekânl› ma¤azalar, gösteriflli ifl yerleri ve apartmanlar vard›r. Bütün bunlar›n ortas›nda saklanmaya çal›fl›l›r gibi duran Romanlar›n yaflad›¤› bir yer vard›r, ayr› olarak. Onlar her zaman toplu yaflarlar. Evleri birbirlerine benzer, ufak ve gösteriflsiz. Ancak son zamanlarda Romanlar buralardaki evlerinden d›flar› at›ld›. Evler y›k›larak enkaz haline ge-

tirildi. Deprem o kadar büyüktü ki, sa¤lam kalan hiç bir ev yoktu. Ama kimse duymad› bu depremi, kimse hissetmedi o y›k›m an›n›. Evleri y›k›l›rken hiç kimse bakamad› dozerlere, evleri y›k›lanlar s›rtlar›n› dönüp ancak a¤layabildiler. Yaln›zl›¤›n resmini dozerler çizmiflti bile. Para çok güçlü idi ve sahibini de alçaltm›flt›. Para onlar› hem kimsesiz hem de evsiz b›rakt›. Onlar sadece insanlar› e¤lendirmek isteyen ve her zaman d›fllanan insanlard›. Tek suçlar› Roman olmak de¤ildi asl›nda, yoksul olmalar›yd›. Art›k gidecek yerleri de yoktu. Y›k›lm›fl duvarlarda onlar›n nefleleri, hayatlar›, izleri vard›. fiimdi onlardan geriye kalan “Turgut Reis Y›k›lmas›n-Romanlar” yaz›s›. - Merhaba, Turgut Reis Mahallesi halk› olarak bize evlerinizin neden y›k›ld›¤›n› anlat›r m›s›n›z? - Bu evleri biz önceden alm›flt›k. Fakat Belediye mafyayla birlik yaparak evlerimizi ihaleye ç›kard› ve bize 15-20 y›l verdi. Biz de mahkemeye baflvurduk. Mahkeme 15 y›ld›r devam ediyordu. 1 sene önce bitti. Mahkemeyi biz kazand›k. Yarg›tay karar›n bozulmayaca¤›na dair bize belge bile verdi. Fakat sonra ne olduysa mafya, belediyenin

arac›l›¤›yla evimize el koydu. Her eve 20 bin YTL verdi. fiimdi evin arsalar›n› 100 bin YTL’ye sat›yor. - Peki, size bir adres gösteriyorlar m›? - Yok! 20 bin YTL’yi veriyorlar, ne haliniz varsa görün diyorlar. Oysa biz hiçbir fley de yapmad›k onlara, evimizi y›kt›lar sesimizi ç›karmad›k. fiimdi ne yapaca¤›z bilmiyoruz. Kimseden destek de görmedik. ‹lk gelen gazeteciler de sizsiniz. Ama biz Romanlar hep d›fllan›yoruz. Seçim döneminde geldiler oy istemeye, zaten bir daha da gelmediler. ‹fline gelince hat›rlad›, flimdi unuttu. fiimdi gidecek yerimiz de yok. 20 bin YTL’ye ne yapabiliriz ki? Ev desen alamay›z, kira desen nereye kadar? - Bunlar d›fl›nda hiç aç›klama yap›lmad› m›? - Yap›ld›. Deprem bölgesi mi ne dediler. Ama her taraf›, her evi y›karak zaten deprem alan›na çevirdiler. fiimdi de kimse bize sahip ç›km›yor. Bu ülkede deprem görmek istemiyorsan, zengin olacaks›n. Zenginsen istedi¤ini yapar, istedi¤in gibi yaflars›n. Devlet fakirin, gariban›n yüzüne bakm›yor. (Mersin)

Dengê azadi

HPG gerillalar›na kitlesel cenaze töreni Mevsim de¤iflikli¤i ile birlikte operasyonlar›na h›z veren devlet gerillalar› katlediyor ve ormanlar› bombal›yor. Geçti¤imiz haftalarda A¤r› Gulizerk köyü k›rsal›nda ç›kan çat›flmada flehit düflen HPG’li Hüsnü K›pçak (Zagros Van) ile Zeynep Katar (Arjin Cem) binlerce kifli taraf›ndan topra¤a verildi. Gerillalar›n cenazeleri aileleri taraf›ndan al›narak Van’›n fiabaniye Mahallesi’ndeki fiabaniye Camisi’ne getirildi. Sar›, k›rm›z›, yeflil renklerle sar›lan tabuta konulan cenazeler, binlerce kifli taraf›ndan al›narak mezarl›¤a do¤ru yürüyüfle geçti. Cenazeler topra¤a verildikten sonra, özgürlük mücadelesinde yaflam›n› yitirenlerin an›s›na sayg› duruflu yap›ld›. Cenaze töreninde konuflan DTP Van ‹l Baflkan Vekili Selim Ertafl, gençlerin da¤lar› tercih etmesinin nedeninin inkar ve imha sisteminin dayat›lmas› oldu¤unu söyledi. Ayr›ca Tunceli merkeze ba¤l› Çiçekli Köyü Jandarma Karakolu’nun üst k›sm›nda yer alan ormanl›k alanda askerlerin top at›fl› nedeniyle yang›n ç›kt›. (H. Merkezi)

Van’da miting KESK’in ald›¤› karar sonucu 7 Haziran 2008 Cumartesi günü Van merkezde bir bölgesel bir miting gerçeklefltirildi. “Özgür ve Demokratik Bir Türkiye için, Kürt Sorununa Demokratik Çözüm” fliar›yla gerçeklefltirilen mitinge 80 bin civar›nda insan kat›ld›. Mitinge kat›lan Fatma Kurtulan konuflmas›nda Newroz’da Van’da yaflanan olaylar›n sorumlusu olan Van Valisi ve Van Emniyet Müdürü’nün hala görevde olduklar›na dikkat çekti. Biz de Yeni Demokrat Gençlik olarak “Söz, Yetki ve Örgütlenme Hakk›m›z› ‹stiyoruz!” Yeni Demokrat Gençlik yaz›l› pankart›m›z ve YDG flamalar›m›zla mitingde yerimizi ald›k. Kitle tüm engelleme ve bask›lara ra¤men büyük bir coflkuyla eylemi gerçeklefltirdi. Bizim aç›m›zdan da coflkulu geçen mitingde bizler s›k s›k “Kürdistan faflizme mezar olacak”, “Faflizme karfl› omuz omuza”, “Bilimsel paras›z anadilde e¤itim”, “Biji b›ratiya gelan”, “Anadil hakt›r engellenemez” sloganlar›n› att›k. (Van YDG)


İşçi-köylü 10

Halkın gündemi

13-26 Haziran 2008

“Sincan’a bir daha Zavar’› almaya gelece¤iz!” Sincan F Tipi Hapishanesi’nde tutsak olan mesane kanseri Erol Zavar’›n serbest b›rak›lmas›n› isteyen Erol Zavar’a Yaflama Hakk› Koordinasyonu, insan haklar› savunucular›, devrimci ve demokratik kurumlar 31 May›s günü Yüksel Caddesi’nde eylem yapt›. Yüksel Caddesi’ne yürüyüflle gelen kitle, sloganlarla Erol Zavar’›n b›rak›lmas›n› istedi. Burada aç›klamay› kurumlar ad›na Dr. Alp Ayan okudu. Okunan aç›klaman›n ard›ndan avukat Selçuk Koza¤açl›, tutsak anas› Selvi Gülmez ve Erol Zavar’›n efli Elif Zavar birer konuflma yapt›. Konuflmalar›n ard›ndan flair Mehmet Özer’in okudu¤u fliirler ve kitlenin okudu¤u marfllarla Yüksel Caddesi’ndeki eylem son buldu. Daha sonra otobüslere binilerek Sincan F Tipi’ne do¤ru yola ç›k›ld›. Hapishane önüne gelindi¤inde kitle otobüslerden inerek kortejler oluflturdu ve sloganlarla içeriye seslerini duyurmaya çal›flt›. Z›lg›tlar, alk›fllar, ›sl›klar ve sloganlarla seslerini içeriye duyurmay› baflaran

kitle, içeriden seslerine ses gelmesiyle daha gür bir flekilde slogan atarak içerdeki tutsaklara yaln›z olmad›klar›n› bir kez daha hat›rlatt›. Çavbella marfl›n›n hep bir a¤›zdan okunmas›n›n ard›ndan

10 saatlik sohbet hakk› yok!

Hapishanelerde yaflanan hak ihlalleri ile ve tecridi protesto eden tutsak yak›nlar› bir bas›n aç›klamas› gerçeklefltirdi. 7 Haziran Cumartesi günü Galatasaray Lisesi önünde biraraya gelen ‹HD Cezaevi Komisyonu, TUYAB ve TUAD hapishanelerde tecridin sürdü¤ünü, hak ihlallerinin devam etti¤ini dile getirdi. “Hapishanelerde tecride ve hak ihlallerine son” yaz›l› pankart açan kitle “Tecrit kald›r›ls›n”, “Disiplin cezalar›na son” yaz›l› dövizlerle taleplerini dile getirdi. Galatasaray Meydan›’nda bas›n aç›klamas› yapmak isteyen kitleye polis engel oldu. Beyo¤lu Emniyet Müdürlü¤ü’nün stand›n› meydana açan polis, tutsak ailelerinin eylemini engellemeye çal›flt›. Polisle yap›lan tart›flmalardan sonra bas›n aç›klamas› caddenin karfl›s›nda gerçeklefltirildi. “Tecride son”, “Hasta tutsaklar tedavi edilsin” sloganlar›n› hayk›ran tutsak aileleri ve insan haklar› savunucular› 10 kiflilik sohbet hakk›n›n sadece Tekirda¤ F Tipi Hapishanesi’nde uyguland›¤›n›, di¤er hapishanelerde keyfi bir flekilde uygulanmad›¤›n› dile getirdiler. Aç›k görüfllerin kamera ile izlenmek istendi¤ini ifade eden aileler bunun bir insan haklar› ihlali oldu¤unu söyledi. Hapishanelerde yaflanan hak ihlallerinin ba¤›ms›z kurullarca izlenmesi gerekti¤inin alt›n› çizen aileler, tutsaklar›n verdi¤i itiraz dilekçelerinin dikkate al›nmad›¤›n› da sözlerine ekledi. (‹stanbul)

Erol Zavar’›n yazd›¤› “Ölümü ektim randevu yerine” adl› fliir okundu. Daha sonra ise Dr. Alp Ayan, Erol Zavar’›n hastal›k sürecini ve flu anki durumunu anlatt›. Burada okunan aç›klamada; Zavar’›n tutsakl›¤› süresince 14 kez ameliyat oldu¤u dile getirildi. Ayr›ca Türk Tabipler Birli¤i’nin (TTB), Adli T›p Kurumu’nun haz›rlad›¤› rapora karfl› alternatif bir rapor haz›rlayaca¤› ve bu rapor ile Cumhurbaflkanl›¤›na gidilece¤i belirtilerek, “Sincan’a bir daha gelece¤iz, bu sefer Erol’u almaya gelece¤iz” denildi. Aç›klaman›n ard›ndan Erol Zavar ile görüflmeye giden avukatlar “Yetkili kimse yok” denilerek Zavar’la görüfltürülmediler. Gündo¤du Marfl›n›n hep bir a¤›zdan söylenmesinin ard›ndan at›lan sloganlarla eylem son buldu. Erol Zavar’a Yaflama Hakk› Koordinasyonu ve ‹nsan Haklar› Derne¤i’nin ça¤r›s›yla gerçeklefltirilen eyleme aralar›nda Partizan’›n da bulundu¤u birçok devrimci kurum ve kitle örgütü kat›ld›. (Ankara)

Üniversitelerde sald›r›lar sürüyor Anadolu Üniversitesi ö¤rencileri haklar›nda aç›lan soruflturmalar› k›namak amac›yla 4 Haziran Çarflamba günü, rektörlük binas› önünde bir araya geldi. Burada kitle ad›na konuflan Esra Sönmez, Türkiye’nin dört bir yan›nda üniversitelere yönelik sald›r›lar›n Ankara, Bursa, ‹stanbul, Antalya ve Sivas’tan sonra Anadolu Üniversitesi’nde de yafland›¤›n› söyledi. Sönmez, bahar flenliklerinde ellerinde sat›rlar›, sopalar›, b›çaklar›yla gelen grubun; eflit, paras›z, bilimsel, anadilde e¤itimi savunan çetelere karfl› bilimden yana tav›r alan ö¤rencilere sald›rd›¤›n› belirtti. Sönmez, 50. y›l›nda de-

mokrat kimli¤i ile bilinen Anadolu Üniversitesi’nin, sald›r›ya u¤rayan yaklafl›k 30 ö¤renciye soruflturma açt›¤›n› belirterek Soruflturma Komisyonu Baflkan› Rektör Yard›mc›s› Nüvit Gerek’in sald›r›lar›n planl› ve programl› flekilde yap›ld›¤›n› onaylad›¤› halde, “çeteler d›flar›, bilim içeri” dedikleri için soruflturma açt›¤›n› söyledi. Sönmez “yaflanan bu sald›r›lar sadece birebir sald›r›ya u¤ram›fl arkadafllar›m›za de¤il, sisteme muhalif, e¤itimin ticarileflmesine karfl›, bilimden yana olan tüm ilerici güçlere yap›lm›fl sald›r›d›r” dedi. (Eskiflehir’den bir ‹K okuru)

Mersin YDG söz, yetki, karar hakk›n› istedi! May›s’ta YDG olarak “Söz, Yetki, Karar ve Örgütlenme Hakk›m›z› ‹stiyoruz” kampanyas› çerçevesinde bir piknik düzenledik. Pikni¤e genifl bir kat›l›m sa¤lanamad›, fakat genifl bir çerçevede ‘68

19

kufla¤› önderleri ve özelde ‹brahim Kaypakkaya ile ilgili süreç anlat›ld›. Daha sonra kampanyam›z özgülünde çeflitli tart›flmalar yürütüldü. Bilgi yar›flmas›n›n da oldu¤u piknikte e¤lenceli vakit geçirdik. (Mersin YDG)

Habip Gül’in mezar›na yönelik sald›r›ya k›nama Ba¤›ms›z Devrimci S›n›f Platformu (BDSP), 30 May›s 2008 Pazar günü Konak Kemeralt› giriflinde, Ulucanlar katliam›nda ölümsüzleflen Habip Gül’ün Helvac› Köyü’ndeki mezar›na yap›lan faflist sald›r›y› protesto etmek amac›yla bir bas›n aç›klamas› yapt›. Kitle ad›na okunan aç›klamada Gül’ün mezar›na yap›lan sald›r›n›n asl›nda devrime ve devrimci de¤erlere yönelik oldu¤u söylendi. (‹zmir)

Adana’da gözalt› terörü Adana TMfi’nin gerçeklefltirdi¤i gözalt› furyas›na 2 Haziran 2008 tarihinde sabah saatlerinde bir yenisi daha eklendi. Adana’da son y›llar›n en kitlesel ve coflkulu 1 May›s mitingi bu y›l gerçekleflmiflti. 1 May›s’›n ard›ndan bir ay geçmesine ra¤men DHP üyelerine yönelik bir operasyon bafllat›ld›. Sabah saatlerinde evleri bas›lan birçok devrimci gözalt›na al›nd›. Gözalt›lar gün içerisinde de devam etti. fiu ana kadar gözalt›na al›nanlar›n say›s›n›n 18 oldu¤u ve aranan insanlar›n oldu¤u bildirildi. Gözalt› sürecinden sonra mahkemeye ç›kar›lan 18 kifliden 4’ü tutuklanarak Adana Kürkçüler F Tipi Hapishanesi’ne gönderildi. Di¤erleri tutuksuz yarg›lanmak üzere serbest b›rak›ld›. (Adana)

Bayramtepe’de ‹brahim Kaypakkaya afiflleri yap›ld› Komünist önder ‹brahim Kaypakkaya’n›n ölüm y›ldönümü vesilesiyle Alt›nflehir ve Bayramtepe’de TKP/ML militanlar› taraf›ndan “‹brahim Kaypakkaya ölümsüzdür-TKP/ML” yaz›l› afifller yap›ld›. Elimize e-posta yoluyla ulaflan ve TKP/ML Semt Komitesi imzas›n› tafl›yan habere göre yayg›n bir flekilde yap›lan afifllerin bir k›sm› ertesi güne kal›rken bir k›sm› da kolluk güçleri taraf›ndan sökülmüfltür. Ayr›ca son zamanlarda özellikle Küçükçekmece Zab›ta Ekipleri, ellerinde kova ve f›rçalarla semtleri gezerek, emekçi semtlerdeki duvar afifllerini y›rtarak, devrimcilere olan tahammülsüzlü¤ünü ortaya koymaktad›r.


13-26 Haziran 2008

İşçi-köylü 11

Halkın gündemi

“Hayata Dönüfl”te katillere de¤il, tutsaklara ceza! F ipi hapishaneleri hayata geçirmek amac›yla gerçeklefltirilen 19 Aral›k katliam› davas›nda katiller serbest b›rak›l›rken tutsaklara ceza ya¤d›. 19 Aral›k 2000’de “Hayata Dönüfl” ad› alt›nda Türkiye genelinde 20 hapishaneye gerçeklefltirilen operasyonda 28 devrimci tutsak katledilmifl, onlarcas› da yaralanm›flt›. Dört devrimci tutsa¤›n öldürüldü¤ü Çanakkale Hapishanesi’nde yaflanan operasyonla ilgili davada esas hakk›ndaki mütealas›n› veren savc›l›k, katliamdan sa¤ kurtulan tutsaklara a¤›r cezalar istedi. Çanakkale A¤›r Ceza Mahkemesi’nde 27 May›s günü görülen duruflmada Cumhuriyet Savc›s› Mehmet Çetinkaya 17 kifli hakk›nda 15 ile 20 y›l aras›nda hapis cezas›, di¤er tüm san›klar hakk›nda 6 aydan 3 y›la varan hapis cezas› istedi. 28 devrimcinin öldürüldü¤ü operasyonda devlet, öldürenleri de¤il tutsaklar› san›k sandalyesinde yarg›l›yor. ‹ddianamede

ri taraf›ndan öldürülen tutsaklar, iddianamede çat›flma ortam›nda ölen insanlar olarak yer almaktad›r. Savc›l›k tüm san›klar›n hapishane idaresine silahl› isyan etmekten 6 aydan üç y›la kadar hapis cezas› ile, 17 san›k hakk›nda 5237 say›l› yasa ile 15 y›l ile 20 y›l aras›nda ceza istedi. Operasyonu gerçeklefltiren kamu görevlileri ve ‹l Jandarma Komutan› Ali Göksu hakk›nda ceza verilmesine yer olmad›¤›na karar verdi. Savc›l›k haz›rlad›¤› mütealada teraziyi öylesine kaç›rm›fl ki öldürülen tutsaklar hakk›nda bile hapis istemekte. Dursun Önder 2003 y›l›nda yaflanan çat›flma sonucu hayat›n› kaybetmifl olmas›na ra¤men hakk›nda a¤›r hapis cezas› istenmektedir. 28 Nisan 2006’da Ölüm Orucu’nda yaflam›n› yitiren Fatma Koyup›nar ve Ocak 2008’de trafik kazas›nda hayat›n› kaybeden Ali Gündüz’ün ise 3 y›la kadar hapsi isteniyor. (H. Merkezi)

operasyonda kolluk güçleri taraf›ndan öldürülen Fahri Sar› ve ‹lker Babacan “Silahl› isyan ve çat›flma ortam›nda ölen” kifliler olarak geçiyor. Ancak Adli T›p raporunda ölümlerle ilgili bulgular iddianame ile büyük bir çeliflki oluflturuyor. Adli T›p yapt›¤› araflt›rma sonucunda Fahri Sar›’n›n “Ölümünün ateflli silah mermi çekirde¤ine ba¤l› ince ba¤›rsak ve mezan yaralanmas›, iç kanama…”, Sultan Sar›’n›n “Ölümünün künt bir cismin (Muhtemelen 4 cm çapl›) süratle gö¤üs ön duvar›na çarpmas› ile meydana gelen travmaya…) ‹lker Babacan’›n “Ölümünün bafla soldan giren muhtemelen göz yaflart›c› gaz bombas› ile kafatas› ve kaide k›r›klar› beyin ve beyincik harabiyeti ile...) oldu¤u dile getirilmiflti. Görüldü¤ü gibi devletin kolluk güçle-

Kaybedilen gelece¤imizdir! yöneticileri hakk›nda suç duyurusunda bulundu. 27 May›s günü Sultanahmet Meydan›’nda biraraya gelen kitle “Kay›p edenler yarg›lans›n” yaz›l› bir pankart açarak sloganlar›n› hayk›rd›lar. Aileler dönemin Genelkurmay Baflkan› Do¤an Gürefl, Cumhurbaflkan› Süleyman Demirel, Baflbakan Tansu Çiller, OHAL Valisi Hayri Kozakç›o¤lu ve ‹çiflleri Bakan› Mehmet A¤ar hakk›nda suç duyurusunda bulundular. Kay›plar Haftas›’n›n son gününde ICAD ve YAKAY-DER taraf›ndan bir bas›n aç›klamas› gerçeklefltirildi. Galatasaray Lisesi önünde biraya gelen kitle burada bir oturma eylemi gerçeklefltirdi.

Kay›plar Haftas›’n›n son gününde ICAD ve YAKAYDER taraf›ndan bir bas›n aç›klamas› gerçeklefltirildi. Galatasaray Lisesi önünde biraya gelen kitle burada bir oturma eylemi gerçeklefltirdi.

‹stanbul 17–31 May›s tarihleri 1995 y›l›ndan bu yana Gözalt›nda Kay›plarla Mücadele Haftas› olarak birçok etkinli¤e sahne olmakta. Bu y›l da gözalt›nda ve faili meçhul cinayetlerde yak›nlar›n› kaybeden aileler gözalt›nda kay›plar›n son bulmas›n› istedi. Gözalt›nda Kay›plarla Mücadele Haftas›, Kay›plara Karfl› Uluslararas› Komite (ICAD), ‹HDi ‹stanbul fiubesi ve Yak›nlar›n› Kaybeden Aileler-

le Yard›mlaflma ve Dayan›flma Derne¤i'nin (YAKAY-DER) ortak eylemi ile bafllad›. Cumartesi annelerinin verdi¤i mücadelenin simgesi haline gelen Galatasaray Lisesi önünde biraraya gelen insan haklar› savunucular› ve aileler kay›plar›n ve faili meçhul cinayetlerin son bulmas›n› istedi. Gazi direniflinin ard›ndan gözalt›na al›narak öldürülen Hasan Ocak’›n kardefli Maside Ocak gözalt›nda kay›plarla mücadelenin Hasan Ocak’la beraber yeni bir boyut ald›¤›n› dile getirdi. 18 May›s günü Gazi Mezarl›¤›’nda biraya gelen kitle Hasan Ocak ve R›dvan Karakoç’u mezarlar› bafl›nda and›. ‹nsan Haklar› Derne¤i ‹stanbul fiubesi hafta boyunca foto¤raf sergisi düzenledi. Kay›plara Karfl› Uluslararas› Komite (ICAD)1993–1994 y›llar› aras›nda yaflanan kay›plarla ilgili olarak Genelkurmay Baflkan›, baflbakan› ve Cumhurbaflkan› gibi dönemin

Ankara ‹HD Ankara fiubesi taraf›ndan 17-31 May›s Kay›plar Haftas›’nda kay›plar›n bulunmas› için devletin üzerine düflen görevleri yerine getirmesine iliflkin toplanan imzalar 6 Haziran 2008 tarihinde Meclis’e sunuldu. Dilekçeleri sunmak üzere, Meclis Dikmen kap›s›nda bir araya gelen ‹HD üyeleri, “‹nsan hakk› yaflam hakk›d›r”, “Kay›plar bulunsun hesaplar sorulsun” sloganlar›n› att›. Polisin yo¤un y›¤›nak yapt›¤› eylemde aç›klamay› yapan ‹HD Ankara fiube Yöneticisi Mehmet Ali Tosun, faili meçhul cinayetlerin ayd›nlat›lmas›, gözalt› ve kay›plar›n faillerinin aç›klanmas› ve yarg›lanmas›n› isteyerek, çat›flmalardan do¤an ma¤duriyetlere dikkat çekti. ‹HD yöneticileri daha sonra toplad›klar› imzalar› Meclis ‹nsan Haklar› Komisyonu’na iletilmek üzere, yetkililere teslim etti.

Kaypakkaya Adana’da cofl flk kuyla an›ld›

Komünist önder ‹brahim Kaypakkaya’y› katlediliflinin 35. y›l›nda örgütledi¤imiz bir etkinlikle and›k. 1 Haziran Pazar günü saat 14.00’de bafllayan etkinli¤imize ÇHKM, Al›nteri, DHP ve Kurtulufl destek verdi. Etkinli¤imiz Kaypakkaya flahs›nda tüm devrim flehitleri için yap›lan sayg› durufluyla bafllad›. Ard›ndan YDG’li arkadafllar›m›z›n haz›rlad›¤› ve Kaypakkaya’n›n hayat›n› ve mücadelesini konu alan bir yaz›n›n okunmas›yla devam etti. Ard›ndan YDG’li bir arkadafl›m›z fliir okudu. fiiirden sonra Adana YDG Kültür Sanat Komisyonu’nun haz›rlad›¤› sinevizyon gösterisi yap›ld›. K›sa bir aradan sonra ikinci bölümde etkinli¤imiz bir arkadafl›m›z›n kendisinin haz›rlad›¤› “Umut” adl› ve hücreleri konu alan tek kiflilik tiyatro gösterisi ile bafllad›. Yaklafl›k 20-25 dakika süren gösteri oldukça ilgi toplad›. Adana YDG bünyesinde oluflturulan Müzik Grubu’nun haz›rlad›¤› marfllar›n okunmas›n›n ard›ndan etkinli¤imiz sona erdi. (Adana YDG)


Dünya

İşçi-köylü 12

13-26 Haziran 2008 Almanya

“Erken kalkan Fransa’n›n”* iktidara seslenifli:

“Ya sözünde dur ya da defol!” UMP’nin tam tekmil iktidar› ele geçirdi¤i flu ilk y›lda baflta “sol” duygular tafl›yan emekçiler olmak üzere UMP’ye ve Sarkozy’ye oy verenlerde memnuniyetsizlik büyümeye devam ediyor. Cumhurbaflkan› Sarkozy ülkenin tek “k›l›c›” haline dönüfltü¤ünden bu yana, her sektörden hoflnutsuzluklar dile getiriliyor. Kimi somut sald›r› paketlerine karfl› tepkiler soka¤a tafl›narak örgütlenmektedir. Bütün bunlar, Fransa’da henüz güçlü bir flekilde hissedilmeyen “d›flar›daki” derin krizin içeriye do¤ru gelen esintisinin kaç›n›lmaz sonucudur. Günümüzde bu hareketlili¤in reformist-revizyonist bir çizgi üzerinden yürütüldü¤ünün alt› çizilmelidir. Bunun neticesindedir ki, mevcut hareketlilik kitlelerin somut taleplerini karfl›layacak nitelikte de¤ildir. Olsa olsa, sermayenin kâr etme sürecinde kendisini etkilemeyece¤inden ötürü pek de vazgeçebilece¤i noktalar› kald›rabilir. (‘CPE hareketi’ diye fifllenen F›rsat Eflitli¤i Yasas›’na karfl› tepkilerin vard›¤› sonuç bunun en aç›k örne¤idir.) 22 May›s Perflembe günü Fransa’n›n en büyük befl sendikas›n›n ça¤r›s› do¤rultusunda emeklili¤e yönelik sald›r›lar› geri püskürtmek amac›yla bir eylem günü örgütlendi. Fransa genelinde 153 flehirde örgütlenen yürüyüfllere 700 bini aflk›n emekçi ve ö¤renci kat›ld›. Sendikalar, iktidar›n emeklilik yasas› üzerindeki de¤ifliklikler konusunda sunulacak alternatifte hemfikir olmad›klar›ndan ve bu konuda ciddi görüfl ayr›l›klar› tafl›d›klar›ndan ötürü günün fliar›n› gayet esnek bir flekilde ilan ettiler: “Emeklili¤i korumak için alanlara!” CGT, bir emekçinin 60 yafl›ndan itibaren tam emekli say›lmas›n› ve asgari düzeyde alaca¤› emeklilik maafl›n›n ge-

nel asgari ücretle efl de¤erde olmas›n› talep ediyor. Devlet kasas›ndan emeklilik için ayr›lacak olas› bir pay “eksikli¤i” gündeme geldi¤inde bunu patronlar›n elde ettikleri kârdan telafi etmelerini savunuyor. CFTC ise devletin “daha fazla para kazanmak için daha fazla çal›flmak” fliar›n› desteklemekle yetinmiyor, emeklili¤in uzat›lmas›na sadece flimdi karfl› ç›kt›¤›n› aç›klamaktan da çekinmiyor. Sendikalar aras›ndaki çatlaklardan memnun kalan iktidar bütünü (Cumhurbaflkan, Baflbakan, patronlar örgütü olan MEDEF....) karfl›s›nda etki yaratabilmenin koflulu olarak birlikteli¤i bozmamak için sendikalar bu süreci s›k› tutmaktan çok esnek b›rakmay› bu yüzden tercih ediyorlar.

Devletin mazot zamm›, denize çok geldi... Bu hareketlenmeye koflut olarak, genifl kitlelerin günlük sohbetlerine pek de girmeyen ancak iktidar› oldukça tedirgin eden bir hareketlenme mevcut. Bu geliflmelerin mimarlar› bal›kç›lard›r. Yükselen mazot fiyat›n›n üretici güçlerde yaratt›¤› tahribat›n hat safhaya ulaflmas›yla birlikte bal›kç›l›k sektöründe “öfke denizi taflmaya” devam ediyor. Kimi yerlerde yak›t fiyatlar›n›n indirilmesi talebiyle süresiz grev ilan edilirken (Finistere bölgesindeki Guilvinec Liman›’nda oldu¤u gibi), kimi limanlarda gemiler süresiz bir flekilde limana demirlendi. Guilvinec Liman›, Fransa’n›n ilk s›rada gelen bal›kç›l›k liman› olmas›na karfl›n harekete yön vermektedir. 26 May›s akflam› 600 bal›kç›n›n kat›l›m›yla gerçekleflen “Eylem Genel Kurulu”nda 242

oya karfl› 301 oyla eylemin sürdürülmesi karar› al›nd›. Ayn› akflam, Yffiniac’taki 12 nolu karayolunda (Fransa’n›n bat›s›nda bulunan Saint-Brieuc flehrine yak›n) bal›kç›lar ve tar›m iflçileri eylem birli¤i yaparak ad›na “Salyangoz Operasyonu” dedikleri yol kesme eylemi gerçeklefltirdiler. 150 direniflçiyi çevik kuvvet gaz bombas› kullanarak da¤›tmaya çal›flt›. Ayd›nlat›c› fiflek ve domateslerle karfl›l›k veren bal›kç› ve tar›m iflçileri, seslerini gündeme tafl›may› baflararak eylemlerine son verdiler. Benzer bir eylem Quimper’de de oldu. Bunun yan› s›ra Morbihan gibi farkl› limanlarda da belirli firmalar›n biriktirdi¤i bal›k kasalar›n› 40-45 kiflilik maskeli gruplar devirerek muhataplar› olan Cumhurbaflkan› Sarkozy ve Bal›kç›l›k Bakan› Barnier’yi sözlerinde durmaya ça¤›rd›lar. Ayn› taleple 23 May›s’ta yap›lan Arcachon direnifli de çat›flmal› geçmiflti. Bu çat›flmalar sonucunda 30 bal›kç› gözalt›na al›nm›flt›. 26 May›s’ta ise 23 bal›kç› direniflçilere destek vermek için “o çat›flmada biz de yer ald›k” diyerek karakola gittiler. Neticede onlar da gözalt›na al›nd›. Bu olay›n ard›ndan Arcachon Liman bal›kç›lar› yapt›klar› genel kurulda devleti sevindirmeyen bir karar ald›lar: “Eylemi sürdürmekle yetinmeyip, yayg›nlaflt›rmak!” Nitekim dalga dalga yay›lan bu eylemin bir sesi 27 May›s günü ‹spanya’daki Katalonya bal›kç›lar›ndan geldi ve Fransa’daki meslektafllar›n› desteklemek amac›yla onlar da ilk süresiz grevlerini ilan ettiler. * Sarkozy, “Ben erken kalkan Fransa’n›n yan›nday›m” der. “Erken kalkan Fransa”n›n kendisine yan›t› elbette ki sokaklarda bellidir…

Süt üreticileri ile süt fabrikalar› aras›nda, yüksek üretim fiyatlar›na iliflkin süren görüflmelerden sonuç al›namamas› üzerine, binlerce köylü, süt araçlar›n›n girifl ve ç›k›fllar›na izin vermedi. Eylemlere birçok bölgede polis sald›rd›. Örne¤in, Afla¤› Saksonya Eyaleti’nde gerçekleflen eylemlere yüzlerce polis sald›rarak, eylemi da¤���tt›.

Pakistan Çal›flan Kad›nlar Örgütü (WWO) ve Pakistan Sendikas› Federasyonu (APTUF) ald›klar› ortak bir kararla, emek sömürüsüne karfl› 23 May›s’ta bir protesto düzenlediler. Protestocu kad›nlar, hükümetin kald›rd›¤› yasa¤a ra¤men sendikalar› yasaklamaya devam eden fabrika sahiplerine karfl› sloganlar at›p, üzerinde çeflitli sloganlar›n yer ald›¤› çok say›da pankart tafl›d›lar. Kad›n iflçiler yapt›klar› aç›klamada, Raiwind Road’daki bir fabrika sahibinin, 19 May›s’ta 150 iflçiyi sendika kurduklar› suçlamas›yla, önceden bildirmeden iflten ç›kard›¤›n› ve fabrikas›n› kapatt›¤›n› belirttiler ve ayr›ca kad›n çal›flanlar›n ücretlerinin ödenmedi¤ini vurgulad›lar.

Afrika Geçti¤imiz haftalarda, k›flk›rtmalar sonucu gerçekleflen göçmen karfl›t› sald›r›larda 50’den fazla göçmenin öldürülmesi, çeflitli kesimler taraf›ndan protesto edilmeyi sürdürüyor. En son Güney Afrika’n›n baflkenti Johannesburg’da biraraya gelen befl bini aflk›n kifli, özellikle de yoksul bölgelerde gerçekleflen k›flk›rtmalara karfl› eylem yapt›.

Arjantin Soya baflta olmak üzere, çok say›da tar›m ürünündeki vergilerin art›r›lmas›, Arjantinli köylüleri isyan ettirdi. Ülkenin dört büyük köylü örgütünün ald›¤› kararla say›s›z kentte eylemler yapan köylüler, uzlaflma sa¤lanmad›¤› takdirde eylemlerini süresiz olarak devam ettireceklerini aç›kl›yor. Eylemleri tetikleyen bafll›ca neden, hükümetin Mart ay›nda tar›m ihracat›ndaki vergileri % 9’dan % 44’e ç›karmak istemesi oldu.

FARC önderi “Tirofijo” yaflam›n› yitirdi

Kolombiya Devrimci Silahl› GüçleriHalk Ordusu (FARC-EP) lideri “Tirofijo” (Att›¤›n› Vuran) lakapl› Manuel Marulanda Vélez, kalp krizi nedeniyle yaflam›n› yitirdi. Vélez’in ölümüne iliflkin,

FARC komutanlar›ndan Timoleon Jimenez (Timochenko) taraf›ndan yap›lan aç›klamada, Marulanda'n›n yerine Alfonso Cano’nun geçece¤i aç›kland›. Alfonso Cano'nun, 1993'te silahl› mücadeleyi b›rakmay› savunan komünist partiyle yollar›n› ay›rd›¤› ve 2000 y›l›nda tekrar kurulan Gizli Kolombiya Komünist Partisi’nin de (PCCC) ideolo¤u oldu¤u söyleniyor. Manuel Marulanda Vélez takma ad›yla tan›nan ve yoldafllar›n›n silah kullanmadaki ustal›¤›ndan dolay› "Tirofijo" (Att›¤›n› Vuran) dedi¤i Pedro Antonio Marín 13 May›s 1930'da, Kolombiya'n›n Quindío bölgesinde bir köylü ailesinin çocu¤u olarak dünyaya geldi. Aktif yaflama, ö¤renimini tamamlamadan sey-

yar sat›c› olarak bafllad›. 18 yafl›nda, on dört kuzeniyle birlikte da¤a ç›kt› ve dönemin muhalefet merkezi olan Liberal Partiye destek olan bir gerilla birimi kurdu. 1948’den 1958’e kadar, "La Violencia" (fliddet) denilen on y›ll›k iç savafl boyunca, köylülerin öz savunma gücü olan gerilla birliklerinde, Muhafazakar Partiye ba¤l› güçlere karfl› mücadele etti. Bu iki düzen partisinin anlaflarak, iç savafl sürecinde oluflan ba¤›ms›z silahl› köylü yönetimlerini tasfiye etme giriflimlerine karfl› ç›kt› ve bu süreçte kendi gerilla birimini da¤›tmad›. Sonraki y›llarda Komünist Parti saflar›na geçti. 27 May›s 1964’de kurucu önderli¤ini yapt›¤› FARC (Kolombiya Devrimci Silah-

l› Güçleri) 18.000’i aflk›n gerilladan oluflan ve ülkenin birçok yerleflim bölgesini elinde tutan, ülkenin en güçlü örgütü haline geldi. FARC geçti¤imiz aylarda da önder kadrolar›nda ciddi kay›plar vermiflti. Önce Raul Reyes bir çat›flmada yaflam›n› yitirmifl, ard›ndan ise en genç lider ‹van Rios bir ihanet sonucunda kendi korumas› taraf›ndan öldürülmüfl ve kan›t olarak eli kesilerek ordu güçlerine getirilmiflti. Marulanda’n›n ölümüyle birlikte FARC’›n, liderlik düzeyinde ciddi bir yara ald›¤› söyleniyor. Fakat köklü bir gerilla örgütü olan FARC’›n, faflist Uribe hükümetinin iddia etti¤i gibi, bölünerek da¤›laca¤›na ihtimal verilmiyor.


İşçi-köylü 13

13-26 Haziran 2008

Dünya

Stuttgart’ta enternasyonal piknik 1 Haziran 2008 tarihinde Stuttgart’ta faaliyet yürüten E¤itim Kültür Merkezi (Tohum, G‹K-DER, ‹BS), Lüdwigsburg Kültür Merkezi, Anti-faflist Alman Gençli¤i ve Filistinli dostlar›m›zla birlikte enternasyonal bilinci yükseltmek ve sald›r›lara karfl› ortak duruflu güçlendirmek amac›yla Kornwestheim’da bulunan Freizeit Park’ta bir piknik düzenledik. Piknik alan›ndaki ilk haz›rl›klar›n ard›ndan bir arkadafl taraf›ndan aç›l›fl konuflmas› yap›ld›. Kurumlar ad›na kitle selamlanarak, gelifltirilen sald›r›lara ve dayatmalara karfl› ortak mücadelenin önemi vurguland›. Grup Esenyeller’in sahne almas›

ile kitle cofltu. Ard›ndan davul ve zurna ile halaylar çekildi. EKM ad›na okunan mesajda; özelde göçmenlere yönelik gelifltirilen ekonomik, sosyal, kültürel, hukuki vb. sald›r›lara karfl› enternas-

Temsilci arkadafl konuflmas›nda özetle; Nepal’deki son duruma ve içinden geçilen sürecin karmafl›kl›¤›na de¤inerek, emperyalist güçlerin özelde kendileri flahs›nda ve genelde ise tüm komünistler

nternasyonal bilinci yükseltmek ve sald›r›lara karfl› ortak duruflu güçlendirmek amac›yla Kornwestheim’da bulunan Freizeit Park’ta bir piknik düzenledik.

E

yonalist bilinçle karfl› koyuflun örgütlenmesinin ve bunun soka¤›n gücünü yükseltmek aç›s›ndan gereklili¤inin alt› çizildi. Pikni¤e NKP(Maoist) ad›na da bir temsilci kat›ld›.

flahs›nda ideolojik sald›r›ya daha önem verdiklerinin alt›n› çizerek, kendilerine yönelik gelifltirilen bu tehlikenin önemini vurgulad›. Ayr›ca burjuva kliklerin, kral›n vd. gerici emperyalist güçlerin

Evrensel Bak›fl Panik giderek büyüyor! Emperyalist-kapitalist sistemin kâr h›rs›na ba¤l› olarak ortaya ç›kan ekonomik/siyasal kriz, tüm ülkelerin iflçi-emekçi s›n›flar›n›n yaflam ve çal›flma koflullar›n› her geçen gün daha da kötülefltirmekte. Ve giderek daha genifl y›¤›nlar, gerek son dönemde öne ç›kan ve do¤al afetlere ba¤lanmaya çal›fl›lan g›da krizinin gerekse bir bütün olarak ekonomik/siyasal krizin nedeninin, egemen s›n›flar›n yüksek kâr h›rs› oldu¤unu bilince ç›karmaktalar. Ancak mevcut geliflmelere bak›ld›¤›nda, krizden etkilenenlerin sadece yoksul ülkelerin emekçi s›n›flar› olmad›¤› çok net biçimde görülmektedir. Emlak krizi olarak ortaya ç›kan, küresel ekonomik krizin derinleflmeye bafllad›¤› dönemden bu yana, her ay yaklafl›k 200 bin Amerikal›, ipotekli evlerini ellerinden ç›karmak zorunda kal›yor. Avrupa’da g›da fiyatlar›, mazot fiyatlar›na paralel olarak ola¤anüstü bir art›fla geçmifl bulunuyor. Bunun sonucu olarak, tüm Avrupa, buradaki emekçilerin ard› arkas› kesilmeyen eylemleriyle sars›l›yor. G›da krizinden en fazla etkilenen yoksul Asya ve Afrika ülkelerinde ise, temelinde, açl›k, yoksulluk yatan çat›flma ve isyanlar›n boyutu giderek t›rman›yor. Krizin sonuçlar›n› araflt›ran her kesimden uzmanlar, yoksullar›n durumunun, 1929’daki büyük krizde bile bu kadar h›zl› kötüleflmedi¤i tespitinde bulunuyorlar.

Aç kalma korkusu insanl›k tarihinin bafllang›c›ndan bu yana, insanlar›n en büyük korkular›ndan biridir. Açl›¤›n insanlar aç›s›ndan yine insan kaynakl› bir tehlikeye dönüflmesinin kökeni ise, özel mülkiyetin ortaya ç›k›fl›na dayanmaktad›r. BM’e ba¤l› G›da ve Tar›m Örgütü 3 Haziran’da ‹talya’n›n baflkenti Roma’da toplanarak, küresel bir krize dönüflen ve de giderek derinleflen g›da krizine “çözüm” arad›! Yani krizi yaratanlar, krizi çözmeye çal›flt›! Bunun içindir ki, tar›m arazilerinin g›da yerine, biyoyak›t üretimi için ayr›lmas› g›da krizinin bafll›ca nedenleri aras›nda say›lmas›na karfl›n, bu toplant›da krizin temel nedeni ›srarla, Çin, Hindistan gibi nüfus art›fl›na ve buna ba¤l› olarak fazla g›da tüketimi olarak getirilmeye çal›fl›ld›. Bu çaba çok aç›k ki, mevcut krizin gerçek nedeninin, emperyalist-kapitalist sistemin ola¤anüstü kâr h›rs› oldu¤unun üzerini örtme, krizin sorumlulu¤unu üzerinden atma çabas›yd›. Ancak yine de gerçeklerin üzeri örtülemiyordu. G›da ve Tar›m Örgütü, artan fiyatlarla birlikte yoksul ülkelerin bu y›l içinde en az % 40 daha fazla g›da harcamas› yapmak zorunda kalaca¤›n› tahmin ediyor. DB, IMF gibi emperyalist kurulufllar›n temsilcileri ise, önümüzdeki süreçte yaklafl›k 40 ülkede çat›flmalar›n ve istikrars›zl›¤›n artaca¤›n› öngörüyorlar. Bu

geliflen bu sürece karfl› ayak direme ve süreci bofla ç›karmaya yönelik hamlelerine karfl› kendilerinin de haz›rl›kl› olduklar›n› ve bu haz›rl›klar›n kitlesel örgütlülüklerinin düzeyine at›fta bulunarak, silahlar› tekrar kullanma noktas›nda tereddüt tafl›mad›klar›n› ve bu olas›l›¤a dönük haz›rl›kl› olduklar›n› belirterek endifle edilmemesini söyledi. Söylefli soru cevap bölümüyle ve at›lan enternasyonal sloganlarla coflkulu bir flekilde sürdü. Düzenlenen futbol turnuvas› da etkinli¤e ayr› bir nefle ve renk katt›. Piknik kimi eksikliklerine ra¤men esasta verimli ve coflkulu geçti. (Stuttgart ‹K okurlar›)

durum ç›karlar›n› giderek daha fazla tehdit etti¤inden, ciddi bir tedirginlik içinde olduklar›n› da gizleyemiyorlar. Bu öngörü ise geçti¤imiz yüzy›l›n sonlar›na do¤ru, yap›lan “21. yüzy›l, toplumsal çat›flmalar›n iyice artt›¤› bir yüzy›l olacak” yönlü tespitlerin do¤rulu¤una iflaret ediyor. Günümüzdeki geliflmelere bak›ld›¤›nda, bu çat›flmalar›n beklenenden de h›zl› bir flekilde t›rmanaca¤› söylenebilir. Son dönemde yap›lan araflt›rmalar da bu olas›l›¤a iflaret ediyor. ABD, Avrupa ve Asya’da yap›lan bu araflt›rmalar›n sonuçlar›na bak›l›rsa, genifl y›¤›nlar, kendi sefaletlerinin derinleflmesine karfl›n, küçük bir elit az›nl›¤›n eskisine oranla daha da zenginleflmesine, giderek daha büyük bir öfke duyuyor. Örne¤in ‹spanya’da halk›n % 76’s› sosyal eflitsizli¤in çok büyüdü¤ünü söylerken, ayn› yaklafl›mda olanlar›n oran›, Almanya’da % 87, Çin’de ise % 80. Krizleri “çözme” amac›na hizmet etti¤i iddia edilen toplant›lar, zirveler vb. biraraya gelifller ise inand›r›c›l›ktan uzak olmay› sürdürerek, halklar›n isyanlar›n› büyütmekten baflka bir fleye hizmet etmiyor. Öfkenin hedefindeki egemen s›n›flar ise, gerek emperyalist ülkelerde gerekse ba¤›ml› ülkelerde, en faflist- gerici kesimlerini ifl bafl›na getirme, böylelikle emekçi halk y›¤›nlar› üzerindeki denetim ve bask›y› art›rma çabalar›n›, her zamankinden daha büyük gayretle sürdürüyorlar. Ömürlerini uzatman›n yolunu, her tarih kesitinde oldu¤u gibi, yine zulmü ve zoru art›rmakta buluyorlar. Ancak onlar da biliyorlar ki, halkla-

Belçika’da faflist uygulama Belçika Anvars’ta 31 May›s 2008 tarihinde bir Partizan okuru gece saat 12:00’de yemek almaya gitti¤i dönerciden karga tulumba, tüm evraklar› yan›nda olmas›na ra¤men “oturumu olmad›¤›” gerekçesiyle gözalt›na al›nd›. O an orada olanlar›n anlat›mlar›na göre, polislerden biri “ka¤›tlar›n tamam” dese de di¤er polis gözalt›na almas› için yan›ndakine bask› uygulam›flt›r. 24 saat sonra b›rak›lmas› gereken arkadafl›m›z ancak avukat›n›n çabas›n›n ard›ndan serbest b›rak›lm›flt›r. (Belçika Partizan okurlar›)

r›n kabaran öfkesi önünde durmak, kendileri aç›s›ndan giderek daha zorlu bir hal al›yor. Çünkü, zora, zulme ve katliama dayal› politikalar, özellikle de iflgal bölgelerinde, tüm böl-parçala-yönet k›flk›rtmalar›na karfl›n, iflgal karfl›t› direnifllerle bofla ç›kart›lmay› sürdürüyor. Irak ve Afganistan halklar›n›n iflgal karfl›t› direniflleri gücünden bir fley yitirmezken, emperyalist-Siyonist kuflatma alt›ndaki Filistin halk›n›n, baflta FHKC gibi direnifl güçleri, aralar›ndaki ittifaklar› güçlendirdiklerini ilan ederek, yeni bir intifadan›n, 3. intifadan›n sinyallerini veriyor. Asya halklar›, Maoist önderliklerle verdikleri Halk Savafllar› ve bu savafllar›n baflar›lar›yla, Maoist güzergah›n, günümüzde ezilen halklar› kurtulufla götürecek yegane çizgi oldu¤unun alt›n› çiziyor bir kez daha. Emperyalist metropollerdeki iflçiemekçilerin bu direnifllerden ald›klar› ilhamla gerçeklefltirdikleri grev vb. eylemler, emperyalizmin merkezlerini felce u¤ratmaya devam ediyor. En son tüm Avrupa’ya yay›lan mazot eylemleri, Almanya, Fransa, Yunanistan, ‹spanya ve daha bir dizi AB ülkesinde gerçekleflen grev ve eylemler, son 30-40 y›l›n en kitlesel eylemleri olma özelli¤i tafl›yor. Emperyalizme ba¤›ml› ülkelerin emekçi y›¤›nlar›n›n, gerek sosyal y›k›mlara, gerekse g›da krizine karfl› ayaklanmalar› ise, sistem sahiplerini panikleten geliflmelerin bafl›nda geliyor. Anlafl›lan, 21. yüzy›l›n toplumsal çat›flmalar yüzy›l› olaca¤› tespitinin bu kadar k›sa bir zaman diliminde hayat geçece¤ini onlar da hesaplam›yordu. Bunun içindir ki, panikliyorlar ve bu panikleri giderek büyüyor!


İşçi-köylü 14

Enternasyonal

13-26 Haziran 2008

Dünyan›n en genç cumhuriyeti: Federal Nepal Cumhuriyeti NKP (Maoist)’in yay›n organ› Red Star (K›z›l Y›ld›z) gazetesinde BML ve NK’n›n engeller ç›kararak NKP (Maoist)’i ters köfleye yat›rmak istedi¤ini ancak halk deste¤iyle NKP (Maoist)’in bu çabalar› bofla ç›kar›p onlar› tecrit edece¤i yorumu yap›lmaktad›r.

Nepal 28 May›s tarihinde gerçekleflen Kurucu Meclis’in ilk oturumu ile Federal Demokratik Cumhuriyet olarak ilan edildi. Bu kararla birlikte 240 y›ll›k monar-

Yaklafl›k 2 y›ll›k bir süre zarf›nda yeni anayasan›n yaz›lmas›na öncülük edecek olan Nepal Komünist Partisi (Maoist) seçim öncesinde yay›mlad›¤› manifesto ile nas›l bir Nepal için çal›flaca¤›n› net flekilde ifade etmiflti. Baflkan›n genel seçim yoluyla, baflbakan›n ise yasama meclisi taraf›ndan seçilece¤i, yar›-feodal üretim yap›s›n›n y›k›laca¤›, toprak devriminin gerçeklefltirilece¤i, az›nl›k milliyetlere kendi kaderlerini tayin hakk›n›n tan›naca¤› bir sistemle gerici monarflinin yaratt›¤› sorunlara çözüm bulunmas› hedeflenmektedir. Ancak Kurucu Meclis’in ilk oturumu dahi gelece¤in siyasal sisteminin nas›l olmas› gerekti¤i konusunda partilerin z›t yaklafl›mlara sahip oldu¤unu göstermektedir. Kurucu Meclis’in ilk oturumunun sabah 11’de yap›lmas› gerekmesine karfl›n yaklafl›k 11 saat ertelenmesi ve monarflinin kald›r›lmas›n› kutlamak için toplanan kitlelere polisin sald›rmas› sürecin kolay geçmeyece¤inin göstergesidir.

fliye de son verildi. Seçimler Yeni Nepal’in nas›l olmas› gerekti¤ine karar verme amac›n› tafl›yordu ve devrimcilerin, ilericilerin ve cumhuriyetçilerin birleflik cephesinin zaferi ve monarflinin yenilgisiyle sonuçland›.

NKP (Maoist) yeni anayasa ile birlikte de¤iflime önderlik edebilmesi aç›s›ndan devletin bafl› olarak güçlü bir baflkana ihtiyaç oldu¤unu vurgulamaktad›r. Ancak yeni anayasa haz›rlanana kadar, geçici anayasaya uygun olarak devletin bafl›n›n baflbakan olmas›n› ve baflkan›n ise sembolik nitelikte olmas›n› kabul etmektedir. Ancak NKP (Maoist) seçimlerden net bir zaferle ç›kmas›na karfl›n (NKP-Maoist 220, NK 110, BML 103 parlamenterle temsil ediliyor.) cumhurbaflkan›n›n kim olaca¤› ve hükümetin nas›l kurulaca¤› üzerine NK ve BML gibi gerici partiler engeller ç›karmaktad›r. Bu nedenle hem Kurucu Meclis’in ilk oturumu zaman›nda gerçekleflmedi hem de gazetemizin yay›na haz›rland›¤› güne kadar yeni hükümetin kurulmas› mümkün olmad›. NKP (Maoist)’in yay›n organ› Red Star (K›z›l Y›ld›z) gazetesinde BML ve NK’n›n engeller ç›kararak NKP (Maoist)’i ters köfleye yat›rmak istedi¤ini ancak halk deste¤iyle NKP (Maoist)’in bu çabalar› bofla ç›kar›p onlar› tecrit edece¤i yorumu yap›lmaktad›r. Seçimlerde en yüksek oyu alan partinin hükümeti kurmas›n›n temel bir demokratik kural oldu¤unu, yenilen

partinin halen istifa edip yeni hükümet için yol açmamas›n›n, söz konusu partilerin anti-demokratik ve otoriter do¤alar›ndan ve halen geçmiflin feodal parlamenter kurallar›n› yaflatmaya çal›flmalar›ndan kaynakland›¤›n› belirtmektedir. 30 May›s’taki Cumhuriyet kutlamalar›nda Prachanda yoldafl flu tespiti yapmaktad›r: “Ülkenin içindeki ve d›fl›ndaki tüm gericiler ve geleneksel güçler NKP (Maoist)’in ve Nepal halk›n›n Kurucu Meclis seçimlerinde yenilece¤i ve gerici güçlerin iktidara gelece¤ini beklemekteydiler. Fakat Nepal halk› yine bir mucize gerçeklefltirerek NKP (Maoist)’i önderleri olarak seçti. NKP (Maoist)’i yeni Nepal’in ve FDC (Federal Demokratik Cumhuriyet) Anayasas›n›n yaz›lmas› için önder olmas› için destekledi. Bu, gericiler için sindirilmesi ve kabul edilmesi zor bir konudur. Bu nedenle yenilenler geçici anayasan›n ve daha öncesinde yap›lan anlaflmalar›n hedeflerine ayk›r› flekilde umutsuzca oyunlar oynamaktalar.” Baflbakan Koirala’n›n istifa etmemesi ve yeni hükümetin kurulmas› için çal›flmalar›n bafllamamas› üzerine 1 Haziran’da aç›klama yapan Prachanda flayet 2-3 gün içinde Maoistlere yeni hükümet için yol aç›lmazsa flu anki hükümetten istifa edip sokaklara ç›kacaklar›n› ilan etti. Buna karfl›n 3 Haziran’da ortak bir aç›klama yay›mlayan NK ve BML Maoistlerin hükümeti kurmak için inisiyatif almas› ça¤r›s›nda bulundular. Ancak 7 Haziran tarihinde gerek baflbakan›n görevden al›nmas› konusunda gerekse de yeni devlet baflkan›n›n kim olaca¤› konusunda yeni önerilerde bulundular. Buna göre baflbakan›n meclis ço¤unlu¤u sa¤land›¤› takdirde düflürülebilece¤ini öneren gerici partiler devlet baflkanl›¤›na ise flu anki baflbakan ve NK lideri Koirala’y› önerdiler. Maoistler hükümetin s›kça düflürülmesinin engellenmesi için önlemler al›nmas› kayd›yla ilk öneriyi kabul ederken Koirala’n›n baflkanl›¤›na karfl› ç›kmakta ve baflkan›n sivil toplum önderleri aras›ndan seçilmesini desteklemektedir. Siyasi kilitlenmenin afl›lmas› için 3 temel partiden oluflan bir heyet 9 Haziran’da toplanmaya ve ortak bir çözüm bulmak için çal›flmaya bafllad›.


13-26 Haziran 2008

İşçi-köylü 15

Enternasyonal

Kazan›mlar›m›z Halk Savafl›yla elde edilmifltir! NKP (Maoist) Merkez Komite üyesi Dharmendra Bastola ile röportaj: - Monarfli y›k›ld› ve federal demokratik cumhuriyet kuruldu. Ancak neden siyasi süreç ileri do¤ru gitmiyormufl gibi görünüyor? - Siyasi süreç düz bir hatta gitmiyor, ancak siyasi süreç ileri do¤ru yol al›yor. Siyasi sürecin nas›l ilerledi¤ini 12 maddelik anlaflmadan Kurucu Meclis seçimlerinin tarihine ve Kurucu Meclis’in ilk toplant›s›nda federal demokratik cumhuriyetin kurulmas›na kadar görmek mümkündür, ancak siyasi süreç oldukça sanc›l› flekilde ilerlemektedir. ‹lerliyor ancak düz bir hatta de¤il. Parlamenter partilerin karakteri onlar› tarihi geriye, monarflik sisteme do¤ru çekmeye çal›fl›yor, partimizin karakteri ise bunlar› y›kmak için çal›fl›yor. Benzer flekilde, günümüz koflullar›nda parlamenter partiler anayasaya yeni önerilerde bulunarak Yeni Demokratik Devrime giden yolu haz›rlayacak olan anayasan›n yaz›lmas›nda engeller yaratmak istiyorlar. Parlamenter partiler yar›-feodal, yar›-sömürge üretim biçimini ne pahas›na olursa olsun korumak istiyorlar. Bizse bunlar› y›kmak için mücadele ediyoruz. Siyasi sürecin ilerlemiyor fleklinde görünmesinin nedenleri bunlard›r.

ilginçtir. Geçici anayasada baflbakan›n üçte iki ço¤unlukla de¤ifltirilebilece¤i yaz›l›d›r. Kendileri iktidardayken bu madde ile ilgili hiç sorunlar› yoktu. Çok da rahatt›lar. Seçimlerde yenilince ise maddenin de¤ifltirilmesini istiyorlar. Burjuva demokrasinin ilk kurallar›ndan biri seçimde yenilgiden sonra hemen istifa etmek ve en büyük partiye hükümeti kurmas› için izin vermektir. Ancak parlamenter partiler yenilmelerine ra¤men zafer kazanm›fl gibi davran›yorlar. Partimiz her türlü otokrasiye ve despotizme karfl›d›r. - NKP (Maoist) Baflkanl›k ve Baflbakanl›k koltu¤u üzerine anlaflmay› düflünüyor mu? - Hay›r. Kesinlikle olmaz! Her fleyden önce günümüz koflullar› siyasi istikrar› temsil etmiyor, bu ne-

Tarihte hiçbir burjuvazi halka

- Kesinlikle hay›r! E¤er baflkan›n yürütme gücünü gelifltirecek önerilerle gelirlerse tabii ki olabilir. Ancak geçmiflteki gibi e¤er ülkeyi ço¤unluk-az›nl›k batakl›¤›na sürüklemek isterlerse (…) oyunu sadece kendi istedikleri gibi de¤ifltirmek isterlerse partimiz anlaflmayacakt›r. (…) Önerileri ise oldukça

ketleriyle “Gericiler y›k›lana kadar iktidar› b›rakmayacaklard›r” sözünü mü kan›tl›yorlar? - Tarihte hiçbir burjuvazi halka iktidar› gönüllü flekilde b›rakmayacakt›r. Bu nedenle Nepal de bu gerçeklikte bir istisna olmayacakt›r. Dahas›, bugüne kadar elde etti¤imiz Federal Demokratik Cumhuriyet dahil, her türlü siyasi kazan›m büyük Halk Savafl›n›n kazan›mlar›d›r. Bunun anlam› fludur, yaklafl›k 10 y›l süren bir silahl› mücadele sürecinden partimiz zaferle ç›km›flt›r ve ard›ndan masada zorlu bir siyasi mücadele süreci bafllam›flt›r ve partimiz onu da kazanm›flt›r. Bu nedenle unutulmamal›d›r ki Federal Demokratik Cumhuriyet feodal otokratlarca gönüllü flekilde verilmemifltir, zorla elde edilmifltir.

- O zaman partiler bu hare- NK ve BML halk›n iste¤ine karfl› ç›kar ve iktidar› partinize b›rakmazsa mücadelenin veya hareketin yeni bir raundu mu bafllayacak?

iktidar› gönüllü flekilde b›rakmayacakt›r. Bu nedenle Nepal de

- Nepal Kongresi (NK) ve BML geçici anayasan›n belirli maddelerine yönelik önerilerde bulunuyorlar. Bu yenilgiden sonra oyunun kurallar›n› de¤ifltirmek de¤il midir? Partiniz bu konuda anlaflacak m›?

denle Meclisin ilk görevi anayasay› yazmakt›r. ‹kincisi, hükümetin iki temel koltu¤u, Baflkan ve Baflbakan, iki parti aras›nda bölünürse anayasay› yazmak yerine parlamenter partilerin birbirleriyle kavga etti¤i parlamenter batakl›¤a düflecektir. Üçüncüsü siyasal gerçekli¤in günümüzdeki karfl›l›¤›nda Baflkan ve Baflbakanl›k iki parti aras›nda bölüflülürse gericilere ve feodal otokratlara iki parti aras›nda oyun oynayabilecekleri alan açacakt›r ve anayasa yazma sürecini zay›flatacakt›r. (…) Bu koflullarda ulusumuz ulusa ve halka karfl› disiplinli, kararl› ve sorumlu bir hükümet talep etmektedir. Bu koflullarda önderli¤i yerine getirebilecek kapasiteye sadece partimiz sahiptir. Bu nedenle uzlaflmaya gerek yoktur. (…)

bu gerçeklikte bir istisna olmayacakt›r. Dahas›, bugüne kadar elde etti¤imiz Federal Demokratik Cumhuriyet dahil, her türlü siyasi kazan›m büyük Halk Savafl›n›n kazan›mlar›d›r.

- Sorun iktidar›n partimize devri sorunu de¤ildir. Sorun iktidar›n halka devri sorunudur. Partimizin görevi halka siyasi iktidar› ele geçirmede önderlik etmektir. Ve NK ve BML halk›n talebine karfl› ç›karlarsa halk›m›z farkl› düzeyde bir mücadeleye kesinlikle baflvuracakt›r ve iktidar› eline almak için zor kullanacakt›r. Bir kez ideolojik ve siyasi aç›dan silahlanm›flsa, dünyada hiçbir güç halk›n iktidar› ele almas›na engel olamaz. Bu Nepal için de geçerlidir.


Politik gündem

İşçi-köylü 16

13-26 Haziran 2008

G›da krizi: Bir tarafta afl›r› üretim ve stoklar, den tahmin edilmesi zordur. Bu tamamen rekabetle, kâr h›rs› ile ilgilidir. Mevcut durumda en fazla kazanan olmak ve bunu yüz milyonlar›n hayat› pahas›na yapmak; kapitalist-emperyalist sistemin özüdür.

Yaflanan bu g›da krizinin zaman ilerledikçe ülkemizi daha fazla etkileyece¤i aç›kt›r. Ekonomik kriz sonucu iflsizlik artt›kça, g›da fiyatlar› bu flekilde artmaya devam etse de-etmese de yeterli g›daya ulaflmak daha zor olacakt›r.

Burjuvazinin korkusunu yaflama geçirelim

di¤er tarafta açl›k Dünyan›n birçok ülkesinde g›da fiyatlar›n›n çok h›zl› yükselmesi sonucu açlar ordusuna yüz milyonlar eklendi. M›s›r, Pakistan, Endonezya, Özbekistan, Kamerun, Burkina Faso, Arjantin ve daha birçok ülkede açl›k dolay›s›yla halklar›n isyan›n› gördük. Haiti’de bu isyanlar hükümetin devrilmesine yol açt›. M›s›r’da onlarca kifli polis kurflunuyla öldü, yüzlercesi hapse at›ld›. Güney Afrika’da çekilen açl›¤›n sorumlusu olarak görülen yine Afrika kökenli onlarca göçmen linç edilerek öldürüldü. Kitlelerin açl›k dolay›s›yla ortaya ç›kan öfkeleri bazen hükümetlere karfl› isyan olarak, bazen de Güney Afrika’da oldu¤u gibi kendisi gibi açl›k çekenlere yönelik fliddet olarak ortaya ç›kmaktad›r. Kapitalist-emperyalist sistemin iflleyiflini ve flu anda yaflanmakta olan ekonomik krizin henüz bafllang›ç aflamas›nda oldu¤umuzu düflününce, g›da krizinin 1980’li y›llarda yaflanandan daha uzun sürece¤i, kitlelerin öfkesinin hem daha çok yayg›n hem de daha derin ortaya ç›kaca¤› tespitini rahatl›kla yapabiliriz. Birleflmifl Milletler (BM) ve Dünya Bankas› (DB) “acil” toplant›lar yapt›lar. Bu toplant›lar›n sonucunda BM Genel Sekreterinin baflkanl›¤›nda bir “acil görev gücü” oluflturulmas› karar› al›nd›. G›da krizine karfl› bu kadar h›zl› hareket etmeleri açl›k çeken insanlar› önemsemelerinden de¤il; halklar›n öfkesinden duyduklar› korkudan kaynaklanmaktad›r. BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon “acil ihtiyaçlar›n finansman›n› tam olarak sa¤layamazsak yayg›n açl›k, kötü beslenme ve görülmemifl ölçüde sosyal ayaklanma riskiyle karfl›laflabiliriz” (30.04.08/Milliyet) sözleriyle temsilcisi oldu¤u s›n›f›n korkular›n› aç›ktan d›fla vurmufltur. Acil görev gücü; açl›¤›n-yoksullu¤un

yarat›c›s› burjuvaziden toplayaca¤› paralarla okullarda çocuklara g›da yard›m› yapmay› ve fakir ailelere g›da al›m› için nakit para da¤›tmay› hedefliyor. Burjuvazi açl›ktan öldürme aflamas›na getirdi¤i insanlara “yard›msever”, “iyi yüzünü” gösteriyor. Burada dikkat edilmesi gereken nokta da asl›nda flu anda, g›da k›tl›¤›n›n olmad›¤›n›n en yetkili ve en hay›rsever(!) a¤›zlardan itiraf edilmifl olmas›d›r. “Para toplan›p gerekli g›dalar büyük emperyalist flirketlerden sat›n al›nacak”. Yani g›da var ama g›day› alacak para yok. “Hay›rsever” BM ve DB yetkilileri; bu gerçe¤i gözden kaç›rmak için pek bir çaba harcama ihtiyac› duymuyorlar. Çünkü en temel ihtiyaçlar›n dahi parayla karfl›lanmas› gerekti¤ini düflünüyorlar-savunuyorlar. Son tahminlere göre dünyada tüm insanlar›n ihtiyac›ndan % 10 daha fazla oranda g›da üretiliyor. Fakat aç olan veya yeterli beslenemeyen insan nüfusu dünya nüfusunun % 20’si oran›nda. (26.05.08/Birgün/K. Çal›flkan) Rekabetin, kâr h›rs›n›n, anarflik üretimin damgas›n› vurdu¤u kapitalist sistemin sonuçlar› bunlard›r: bir tarafta afl›r› üretim ve stoklar, di¤er tarafta açl›k… Dünya nüfusunun % 10’u yarat›lan gelirin üçte ikisinden fazlas›n› tüketiyor; en alt % 20 ise gelirden % 1 pay al›yor. Her fleyin parayla yürüdü¤ü kapitalist sistemde; “en alt” olarak kategorilendirilen kesimlerin hiçbir zaman yeterli g›daya ulaflamayacaklar› aç›kt›r. ‹flsizlik gibi, savafl gibi açl›k ve yoksulluk da bu sistemin “do¤al” bir sonucudur ve sistem de¤iflmedikçe ortadan kald›r›lamazlar. Bu olgular›n hepsi sistem krize girdi¤inde daha da boyutlan›r; t›pk› flimdi açlar›n-yoksullar›n say›s›n›n h›zla artmas› gibi. “BM G›da ve Tar›m Örgütünün

(FAO) raporuna göre, artan g›da fiyatlar› yüzünden bu y›l küresel g›da ithalat› geçen y›la göre % 26 artarak bir trilyon dolar› bulacak. ‹thalat maliyetleri % 40 artaca¤› için ekonomik olarak savunmas›z ülkelerin etkilenece¤i vurgulanan raporda, ithalat maliyetlerinin yükseliflinin geliflmifl ülkeleri daha az etkileyece¤i ifade edildi.” (23.05.08/Dünya Gazetesi) Raporda da ifade edildi¤i gibi g›da krizinden esasta “ekonomik olarak savunmas›z ülkeler” etkilendi. Bu ülkelerde tar›m ürünlerinin fiyatlar› birkaç kat artarken, ABD marketlerinde birçok mal›n fiyat›nda bir de¤iflim olmad›¤›n›n, ABD’lilerin sebze, meyve, et, süt ve süt ürünlerinin bal›k ve di¤er deniz ürünlerinin Türkiye ile karfl›laflt›r›ld›¤›nda inan›lamayacak ölçüde ucuz oldu¤unu; Güngör Uras’›n 15 Mart 2008 tarihli Milliyet’teki köflesinden ö¤reniyoruz. Yani ABD; g›da ürünlerinin tar›mlar›na büyük darbe vurulan yar›-sömürge ülkelere pahal›ya ihraç ederek kendi ülkesinin enflasyonunu dizginlemekte, krizinin faturas›n› bu ülkelerin halklar›ndan ç›karmaya çal›flmaktad›r. Dünya bu¤day ihracat›nda % 37 ile birinci, pirinç ihracat›nda ise % 13 ile üçüncü büyük ülke durumunda olan ABD’nin raporda bahsi geçen bir trilyon dolardan en fazla pay› alaca¤› aç›kt›r. Tar›m ürünlerinin fiyatlar› dünyan›n en büyük borsalar›nda belirlenmektedir. Bu, fiyatlarda spekülasyonlar›n belirleyici hale gelmesi demektir. ABD’de patlayan konut balonundan sonra kârl› yerler arayan sermaye, emtia borsalar›na kaym›flt›r. Tar›msal ürünlerde, petrolde, alt›nda ve çeflitli emtialarda meydana gelen fahifl fiyat art›fllar›n›n bafl nedeni budur. fiimdi bu yeni “sektörlerde” balon oluflmaya bafllam›flt›r. Bu balonun ne kadar fliflece¤ini ve ne zaman patlayaca¤›n›n flimdi-

Burjuva bas›nda sürekli tekrarlanan “küresel ›s›nma ve biyoyak›t üretiminin g›da krizine sebep oldu¤u” savlar› üzerinde de k›saca durmak gerekiyor. Küresel ›s›nma sav›na ülkemizi örneklendirerek yan›t verelim. Türkiye’de tar›mda d›fla ba¤›ml›l›k süreci 2000 sonras›nda h›z kazanm›flt›r. Türkiye’de son 2 y›lda tar›mla u¤raflanlar›n say›s› 1,5 milyon azalm›flt›r. Tar›m d›fl›nda kalan alanlar›n yaklafl›k yar›s›n› bu¤day üretiminden vazgeçilen alanlar oluflturmufltur. Geçen y›l yaflanan kurakl›¤a ra¤men ekim alanlar›nda daralma yaflanmas›yd›; Türkiye kendi ihtiyac›ndan fazla (22.2 milyon ton) bu¤day üretebilecekti. (21.04.08/Dünya Gazetesi/Tevfik Güngör) Çok aç›kt›r ki burjuvazinin iddia etti¤i ve gerçekleri gizlemek için sürekli gündemde tuttu¤u küresel ›s›nma flu anda yaflanan g›da krizinin esas nedeni de¤ildir. Bu belirlemeyi net bir flekilde yapmak önemlidir. Ama yine de varsayal›m ki, flimdiki g›da krizinin esas nedeni küresel ›s›nma olsun. Bunun da yarat›c›lar›; daha fazla kâr için çevreyi, do¤ay› önemsemeyen kapitalist üretim tarz› de¤il midir? Biyoyak›t üretimine gelirsek… Biyoyak›t üretimi için tar›msal alanlarda ya¤ oran› fazla g›dalar›n ekilmesi, tar›m alanlar›n›n daralt›lmas›, ayn› tipte ekim yap›ld›¤› için çölleflmeye sebep olmas›, ihtiyaç olunan tar›m ürünleri yerine belirli bir kesimin kullanaca¤› yak›ta dönüflmesi gibi nedenlerle dünya halklar› için büyük bir tehlikedir. Ekimler, planland›¤› gibi yap›l›rsa on-on befl y›la kadar ciddi bir sorun olarak karfl›m›za ç›kacakt›r. Fakat yaz› boyunca anlatmaya çal›flt›¤›m›z gibi flimdiki g›da krizinin esas sebebi, yar›/sömürge, yar›-feodal ülkelerin tar›mda da d›flar› ba¤›ml› hale getirilmesi ve bu ba¤›ml›l›¤› f›rsat olarak kullanan burjuvazinin spekülasyonlarla fiyatlar› fliflirmesidir. Yaflanan bu g›da krizinin zaman ilerledikçe ülkemizi daha fazla etkileyece¤i aç›kt›r. Ekonomik kriz sonucu iflsizlik artt›kça, g›da fiyatlar› bu flekilde artmaya devam etse de-etmese de yeterli g›daya ulaflmak daha zor olacakt›r. Burjuvazinin korktu¤u “sosyal ayaklanma”n›n bafllar›na gelmesi için mücadelemizi yükseltelim. Ne açl›¤›n, ne yoksullu¤un, ne iflsizli¤in baflka çözüm yolu yoktur.


İşçi-köylü 17

13-26 Haziran 2008

Otuz y›ld›r bitirilemeyen proje: GAP 27 May›s günü R.T. Erdo¤an 12 bakan ve çok say›da milletvekiliyle gitti¤i Diyarbak›r’da aylard›r haz›rl›¤›n›n yap›ld›¤› iddia edilen “GAP Eylem Plan›”n› aç›klad›. Erdo¤an’›n söylediklerine bak›l›rsa 3 y›l içinde ne iflsizlik, ne yoksulluk, ne açl›k kalacak! “Bu projeyle gerek bölge insan›m›z, gerek Türkiye’nin her taraf›nda bütün milletimiz için talih de¤iflecek ve tarihe bir yeni dönemin bafllang›c› olacak önemli sonuçlar üretecektir.” (28.05.08/Dünya Gazetesi) aç›klamas›n› büyük bir flevkle-heyecanl› yapt› Erdo¤an! Gerçekten böyle midir? Yani b›rakal›m tüm ülkeyi sadece T. Kürdistan› aç›s›ndan ele al›nd›¤›nda dahi “talihin ve tarihin” böyle köklü de¤iflimini sa¤layacak m›d›r GAP? Türkiye’deki sosyo-ekonomik yap›y›, Türk egemen s›n›flar›n›n Kürt ulusal sorununa yaklafl›m›n›, Türkiye’nin emperyalizme göbekten ba¤›ml›l›¤›n› bilen herkes bu soruya hemen “hay›r” yan›t› verecektir. Ama biz yine de verilerle birlikte GAP gerçe¤ine biraz daha yak›ndan bakmak istiyoruz.

Demirel, Özal ve Ecevit. fiimdi de Erdo¤an’›n seçim flovu ‹lk olarak ülkenin “talihi ve tarihini” de¤ifltirecek böylesine bir at›l›m için en az›ndan AKP’nin hükümet oldu¤u 6 y›l boyunca neden bir giriflimde bulunmad›¤›n› sormak gerekecektir. Finansman sorununu dünyadaki likidite bollu¤u nedeniyle en az yaflayabilecekleri bir dönemde yat›r›m yapmad›klar› GAP’a; flimdi kendi ekonomi-maliye bakanlar›n›n bile “kriz geliyor, kredi sorunu yaflayaca¤›z” vb. söylemlerini art›rd›klar› bir dönemde giriflimde bulunacaklar›n› söylemeleri bile asl›nda en bafl›ndan itibaren tüm bu yap›lanlar›n bir flov oldu¤unu göstermektedir. Erdo¤an’›n bu flovu ayn› gün TÜS‹AD’›n yapt›¤› aç›klamalarla bofla ç›kar›ld› zaten. TÜS‹AD’›n ayn› gün düzenledi¤i seminerde Yönetim Kurulu Baflkan› Arzuhan Do¤an Yalç›nda¤ hükümeti “popülist politikalar uygulamakla” suçluyor ve net bir flekilde “hükümet kafl›kla verdi¤ini kepçe ile alacak” diyordu. Elbette ki aradaki bu söylem farklar›ndan yola ç›karak “AKP, GAP’› ilerletmek, belediyelere yard›m etmek isterken (yani “iyi niyetliyken”) ifl çevreleri buna karfl› ç›k›yor” fleklinde yorumlayanlar ç›kacakt›r. Oysa buradan ç›kabilecek tek sonuç AKP’nin bitirme kudretinin olmad›¤› projeyi yerel seçimler öncesinde prim toplamak amaçl› flov yapmak için gündeme getirdi¤idir. Erdo¤an’›n konuflmas›nda aç›klad›¤› bu y›l GAP için ayr›lacak 2.3 milyar YTL’nin 1.3 milyar›n›n baflka bölgelere ve “hizmetlere” aktar›laca¤› haberi birkaç gün geçmeden ç›kt› gazetelerde. (31.05.08/Hürriyet, Erdal Sa¤lam). Yani mum yats›ya kadar bile yanmad›.

Bir uzun havad›r GAP! GAP’›n geçmifli 1970’li y›llara kadar uzanmaktad›r. GAP, 1989 y›l›nda haz›rlanan plana göre 2005 y›l›nda tamamlanm›fl olacakt›. Enerji aya¤›nda 22 baraj, 19 hidroelektrik santralinin tamamlanaca¤› belirtiliyordu. Gelinen aflamada enerji yat›r›mlar›nda % 70 oran›nda hedefin gerçekleflti¤ini; sulamada ise 230 bin hektar yani % 13 oran›nda bir gerçekleflme oldu¤unu ö¤reniyoruz. Gerekli teknolojik yat›r›mlar yap›lamad›¤› için de sulanabilen alanlarda taban suyu ve tuzlanmadan kaynakl› a¤›r tahribat var. (Veriler; 28.04.08/Dünya Gazetesi/T. Erten) Peki bu 30 y›ll›k sürecin sonunda; T. Kürdistan›’nda sosyo-ekonomik aç›dan nas›l geliflmeler oldu? Bu sorunun yan›t›n› Mustafa Sönmez’in Petrol-‹fl Sendikas› için haz›rlad›¤› “2008 Dünya Krizi ve Türkiye” isimli rapordan yararlanarak verelim: * Türkiye; üyesi bulundu¤u Ekonomik Kalk›nma ve ‹flbirli¤ine üye ülkeler aras›nda ilk s›ray› alacak kadar büyük ve derin bir bölgesel eflitsizlik oran›na sahiptir. Özellikle Do¤u ve Güneydo¤u Anadolu Bölgesindeki illerde kifli bafl›na düflen GSMH’nin AB ortalamas›n›n % 7’si ile %

16’s› aras›nda de¤iflmektedir. AB’ye üye ülkelerde en düflük oran % 32 ile Polonya’d›r. * 1987’den 2001’e Marmara Bölgesinin Türkiye’nin milli gelirindeki pay› % 35’ten % 38’e ç›karken Do¤u ve Güneydo¤u illerininki ise % 6 civar›ndad›r. Türkiye nüfusunun % 15-16’s› burada yaflamaktad›r. * Do¤u ve Güneydo¤u illerinde yaklafl›k 11.2 milyon nüfusun iflsizlik ve yoksulluk sorununa çözüm üretilememifltir. AKP hükümeti döneminde de bütçeden aktar›lm›fl görünen kaynaklar; sivil nüfusun ifl ve afl beklentilerinden çok, bölgede “savunma-güvenlik” harcamalar›nda, bölgenin pek yararlanmad›¤› enerji yat›r›mlar›nda kullan›lm›flt›r. Görüldü¤ü gibi enerji yat›r›mlar›n›n % 70’i 30 y›l içinde tamamlanm›fl ama bunun “bölge” halk›na bir faydas› olmam›flt›r. Diyarbak›r Belediye Baflkan› Osman Baydemir Erdo¤an’›n konuflmas›ndan sonra yapt›¤› aç›klamada “Bölgenin hidroelektrik ve di¤er enerji kaynaklar› kullan›larak üreti-

Politik gündem “GAP ne 5 y›lda, ne de 12 milyar dolara biter!”

len Türkiye toplam elektrik enerjisinden 2006’da bölgenin 21 ilinin pay› % 6.8 olarak belirlendi. ‹zmir ilinin tek bafl›na tüketti¤i oran % 9.5’tir” diyerek GAP’›n enerji yat›r›mlar›n›n bölgeye, bölge insan›na katk›s› olmad›¤›n› aç›kça ortaya koymufltur. Aksine yap›lan barajlar, hidroelektrik santralleri bölgenin ekolojik dengesini bozmakta, tarihi ve kültürel de¤erlerini yok etmektedir.

Yap›lan yat›r›mlar büyük toprak sahiplerine gidiyor Erdo¤an aç›klamas›nda proje ile 1.8 milyon hektar alan›n sulanmas›n› sa¤layacaklar›n› söyledi. Bu haber flimdi kurakl›¤›n pençesinde k›vranan halk›m›za verilecek en iyi haberlerden biri!!! Bu yüzden özellikle ön plana ç›kart›ld›. Fakat biraz daha detaya indi¤imizde t›pk› enerji yat›r›mlar›nda oldu¤u gibi sulamada da halk›m›z›n sorunlar›n›n çözülmeyece¤ini görüyoruz. Ankara Üniversitesi, Ziraat Fakültesi Ö¤retim Üyesi Doç. Dr. Bülent Gülçubuk’un “GAP öncesi ve sonras›nda toprak mülkiyet yap›s› ve bölüflüm iliflkilerinde de¤iflimler” bafll›kl› araflt›rmas›nda Güneydo¤u Anadolu Bölgesi’nde “tar›msal iliflkiler ve kalk›nma dinamikleri aç›s›ndan en belirleyici parametre olan toprak mülkiyeti yap›s›nda 1973’ten bu yana hiç de¤ifliklik olmad›¤›” vurgulan›yor. Rapordaki flu tespit iddia edildi¤i gibi sulama ile ilgili çal›flmalar›n tamamlanmas›n›n kimin ifline yarayaca¤›n› aç›kça ortaya koymaktad›r: “Bir yanda GAP’›n nimetlerinden yararlanan ve giderek vars›llaflan bir büyük mülkiyet yap›s›, di¤er yanda say›s› giderek artan fakat topraks›zlaflan bir nüfus yap›s› ortaya ç›kmaktad›r. Ayr›ca küçük iflletme sahiplerinin de ço¤unlu¤u sulama yat›r›mlar›ndan ya az ya da hiç yararlanamayacakt›r. Çünkü bölgede sulamaya aç›lacak alanlarda toprak sahibi iflletmelerin % 61.4’ü sulanacak arazinin ancak % 10.5’ini iflleyebilecektir. Buna karfl›l›k iflletmelerin % 6.2’si sulanacak arazinin yar›s›n› iflleyecektir. Bölgede toprak mülkiyet yap›s›, sulamayla birlikte büyük iflletmeler lehine daha da geliflme gösterebilecektir.” (Raporla ilgili bilgi; 11.01.06/Evrensel) Görüldü¤ü gibi ne enerji yat›r›m›ndan ne de su yat›r›mlar›ndan küçük üretici ve bölge halk› yararlanamamaktad›r. B. Gülçubuk’un yukar›da bahsetti¤imiz raporunda küçük üreticilerin % 10.5’inin suya ulaflabilme olas›l›¤› oldu¤u belirtilmifltir. Bu oran projenin tamamlanmas› durumunda daha da düflecektir. Çünkü May›s bafl›nda meclisten geçen Yap-‹fllet-Devret (Y‹D) Yasas› ile tar›mda sulama tesisleri de Y‹D

R. Tayyip Erdo¤an’›n “GAP’› 5 y›lda bitirece¤iz” aç›klamas› karfl›s›nda çeflitli kurumlardan tepki aç›klamalar› gelmeye devam ediyor. Yaz›l› aç›klama yapan ZMO fianl›urfa fiube Baflkan› Abdullah Melik, GAP’ta projenin tamam›yla gerçekleflmesi halinde 1 milyon 800 bin hektarl›k alan›n tar›msal sulamaya aç›laca¤›n› belirterek, flu an sadece 273 bin hektarl›k alan›n suland›¤›n›, bunun 148 bin hektar›n›n Harran Ovas›’nda oldu¤unu kaydetti. Yine bir aç›klama yapan 12 ziraat odas› baflkan› da “GAP projesi dar kapsaml›d›r ve çiftçilerin sorunlar›na çözüm olmaz” dediler. fiubeler ad›na Diyarbak›r’da bir aç›klama yapan fiemsi Bayraktar, köylülerin borçlar›n›n ertelenmesi, tohum deste¤inin verilmesi gerekti¤ini vurgulayarak, Ziraat Bankas›’n›n köylü bankas› rolünü kaybetti¤i ifade etti. Tar›m ve Köy ‹flleri Bakan› Mehdin Eker’in “Bölgenin Afet bölgesi ilan edilmesi için insanlar›n evsiz kalmas› gerekir” sözlerine at›fta bulunan Bayraktar, “Bölgenin Afet bölgesi ilan edilmesi için insanlar›n ölmesi mi gerekir?” dedi. (H. Merkezi) kapsam›na al›nd›. Sulama tesislerini DS‹ de¤il özel sektör yapacak. Köylü ald›¤› suyun bedelini ödeyecek. (14.05.08/Cumhuriyet) Suyun fiyat›n›n gitgide artt›¤› düflünüldü¤ünde; sadece büyük toprak a¤alar›n›n ve oraya yat›r›m yapan flirketlerin su kaynaklar›ndan yararlanaca¤› aç›kt›r. Bafltan da vurgulad›¤›m›z gibi Erdo¤an’›n aç›klad›¤› “GAP eylem plan›” yerel seçimler öncesi yap›lan bir flovdan ibarettir. Fakat bu durum; GAP’›n enerji ve su potansiyeli nedeniyle büyük flirketlerin ilgisini çekti¤i gerçe¤ini de¤ifltirmemektedir. Türkiye’nin kullan›labilecek suyunun % 20’sini F›rat ve Dicle nehirleri oluflturuyor. Koç’un dünyan›n beflinci büyük salça fabrikas›n› fianl›urfa’da kurdu¤u biliniyor. Bunun d›fl›nda Anadolu Grup; tar›m ifline girece¤ini aç›klad›. Yani en fazla olabilecek olan çeflitli vergi indirimleriyle büyük iflletme kuracak olanlar›n GAP’›n kalan›n› tamamlamalar›d›r. Zaten Y‹D yasas›n›n bu dönemde ç›kart›lma nedeni de budur! T. Kürdistan›’n›n yeralt›-yerüstü zenginliklerinin büyük sermaye gruplar›na peflkefl çekilmesinin eylem plan›d›r bu plan.


Politik gündem

İşçi-köylü 18

13-26 Haziran 2008

‹flsizli¤e ve istihdama de¤il patrona kaynak paketi

Uzun süredir gündemde olan ve kamuoyunda “‹stihdam Paketi” olarak bilinen ‹fl Kanunu ve Baz› Kanunlarda De¤iflikli Yap›lmas› Hakk›nda Kanun Tasar›s› Mecliste görüflülerek yasalaflt›. Bu düzenleme ile ‹flsizlik Fonundan patronlara aktar›lacak paralar “iflsizli¤e karfl› mücadele ediyoruz” yalanlar›yla maniple edilmeye çal›fl›l›yor. Patronlara aktar›lacak kaynaklarla yeni “istihdam olanaklar›n›n” yarat›ld›¤› propagandas› ile halk nezdinde destek bulmaya çal›fl›yorlar. Bunda belli ölçülerde baflar›l› olduklar›n› söylemek yanl›fl olmaz. Zira “istihdam paketi”, konumuz itibariyle de ‹flsizlik Fonunun patronlar›n talan›na aç›lmas› ciddi bir muhalefetle karfl›laflmadan yasalaflt›r›ld›. Bu yalan propagandalarla bizlerden nelerin gizlenmek istendi¤ine, iflsizlik sorununa ve buna ba¤l› olarak ‹flsizlik Fonu üzerinde oynanan oyunlarla nelerin amaçland›¤›na daha yak›ndan bakmaya çal›flal›m. May›s ay› içinde aç›klanan iflsizlik oranlar› var olan gerçekli¤i çarp›c› bir flekilde aç›klamaktad›r. Ankara Ticaret Odas›’n›n yapt›¤› Açl›k ve Yoksulluk Araflt›rmas›n›n sonuçlar›na göre 11 milyon insan açl›k s›n›r›n›n, 53 milyon insan›n da yoksulluk s›n›r›n›n alt›nda yaflad›¤› ortaya ç›km›flt›r. Yani Türkiye’de yaflayan her dört kifliden üçü yoksul ve aç durumdad›r. Buna karfl›n bu bir avuç toprak a¤as›, komprador burjuva ve efendileri emperyalistler milyar dolarlar› kasalar›na indiriyorlar. Çünkü burjuvazi iflçi s›n›f›n›n yaratt›¤› art›-de¤eri gasp etti¤i sürece kâr›n› ve sermaye birikimini art›rabilir. Sermaye birikimi ve kâr›n› daha fazla art›rmak için de iflsizler ordusuna ihtiyaç duyar. ‹flsizler ordusu olmadan, azami kâr elde etmesi ya da sermaye birikimini ar-

t›rmas› güçleflir. ‹flgücü pazar›nda ne kadar ucuz iflgücü varsa, onlar›n kâr› o kadar büyük olur. AKP hükümeti toplu sözleflme dönemlerinde iflsizler ordusunu çal›flanlar üzerinde bir tehdit unsuru olarak kullanarak bu tehditleri Baflbakan›n a¤z›ndan ifade etmekten çekinmemifltir. Baflbakan 2003-2004 kamu toplu ifl sözleflmesi döneminde çal›flanlar›n ücret art›fl› taleplerini bask› alt›na almak için “bugün çal›flanlar›n belki befl on misli daha çal›flmaya amade milyonlarca iflsizin de oldu¤u hesaba katmal›d›r” (19.06.2003/Milliyet), “… sen flu anda iflin var çal›fl›yorsun. Bu ülkede befl milyon iflsiz var. Bunlar› ne yapaca¤›z?” (23.06.2003/Star) diyerek kendi yaratt›klar› iflsizler ordusunu, çal›flan iflçiler üzerinde nas›l bir tehdit ve bask› arac› olarak kulland›klar›n›n çarp›c› örneklerini vermifltir. Yine ayn› dönemde T‹SK (Türkiye ‹flveren Sendikalar› Konfederasyonu) Baflkan› Refik Baydur da h›z›n› alamayarak “S›f›r zam tabi ki olabilir, hatta eksi zam da olur. ‹flçi sendikalar›n›n art›k çal›flan iflçiye daha çok gelir sa¤lamak yerine, istihdam›n sürdürülmesine dikkat etmesi gerekti¤ini…” (21.06.2003/Hürriyet) söyleyerek iflsizli¤i çal›flanlar üzerinde bask› uygulamak için sonuna kadar kullanm›flt›r. Bu aç›klamalar iflsizler ordusunun ücretler üzerinde nas›l bask› arac› olarak kullan›ld›¤›n› en yal›n haliyle ortaya koyuyor. Sistem için iflsizlik sadece çal›flanlar üzerinde bir bask› arac› görevi görmüyor. Ayn› zamanda halk›n cebinden daha fazla kayna¤› kendi cebine aktarma görevini de görüyor. ‹flsizli¤i kullanarak, iflgücü maliyetinin düflürülmesini, vergi ve primlerin kendileri lehine azal-

t›lmas›n›, ifl güvencesinin ortadan kald›r›lmas›n›, k›dem tazminat›n›n yok edilmesini, fazla mesai ücretlerinin kald›r›lmas›n›, a¤a babalar› olan emperyalist flirketlerin daha fazla kâr elde etmeleri için önlerindeki tüm engellerin kald›r›lmas›n› istiyorlar. ‹flsizli¤in ayn› zamanda sistemlerini de tehdit etmesinden korkuyorlar. O yüzden yapt›klar› aç›klamalarda “iflsizli¤in kabul edilebilir düzeyde tutulmas›” gerekti¤ini söylüyorlar. Onlar›n bahsetti¤i “kabul edilebilir düzey” sömürülerini en üst düzeyde sürdürürken herhangi bir tehlike ile karfl›laflmamalar›d›r. Bunu yapt›klar› aç›klamalarda aç›kça ortaya koyuyorlar. T‹SK Baflkan› Refik Baydur 16 Nisan 2003’teki Ekonomik ve Sosyal Konsey toplant›s›nda bir konuflmas›nda “ihtilali ordular de¤il, iflsizler yapar. Bu en büyük tehlike, bunu engelleyin” (Petrol-‹fl Y›ll›¤› Eylül 2003 Sayfa: 197) diyerek korkusunu ortaya koymufltur. Yine eski TÜS‹AD Baflkan› Tuncay Özilhan “… ‹flsizli¤in ulaflt›¤› boyutlar›n açaca¤› toplumsal yaralar, e¤er gerekli önlemler al›nmazsa, hükümeti, fazla uzak olmayan bir vadede, siyasal bir gelecek hesab› yapamaz hale getirecektir. Ülkeyi ise girdaba sürükleyecektir.” (Petrol-‹fl Y›ll›¤› Eylül 2003, Sayfa: 136) aç›klamas›yla iflsizli¤in kendileri için tehlike olmaktan ç›kart›lmas› gerekti¤ini ifade etmifltir. Yani egemenler kâr›n› ve sermaye birikimini art›rmak için iflsizler ordusuna ihtiyaç duyar ve bunun için her gün yeni iflsizleri iflgücü piyasas›na katarken di¤er taraftan bu durumun kendisi için tehdit oluflturmas›n› engellemeye çal›fl›r. Bunun için düzenin tüm bask› ve zor araçlar›n› devreye sokarlar. Bunlar yan›nda iflçilerden gasp ettikleri art›-de¤erin çok küçük bir k›sm›n› çeflitli araçlarla iflsizlere vererek onlar›n tepkilerini azaltmaya çal›fl›rlar. Bu aktar›mlar›n di¤er bir boyutu da, sistemin çal›flan kesimi bask› alt›nda tutmas› için iflsizler ordusunun hayatta kalmas›na duydu¤u ihtiyaçt›r. O yüzden iflsizlerin düzenli olmasa da açl›k ve sefalet içinde ölmeden yaflayacaklar› kadar bir gelire ulaflmalar›n› ister. Bu sayede hem hayatta kalmalar›n› hem de sisteme olan tepkilerini azaltmaya çal›fl›r. ‹flsizlik Fonu uygulamas› da bu amaçla uygulamaya konulan araçlardan bir tanesidir. Kapitalizmin ilk y›llar›ndan bu

yana bu tür fonlar kullan›lm›flt›r. ‹flsizlik Fonu uygulamas› kapitalist ülkelerde esasta bu görevi görürken bizimki gibi yar›-sömürge, yar›-feodal ülkelerde sermaye birikiminin yetersiz olmas› nedeniyle bu tür fonlar devaml› kapitalistlerin ç›kar›na onlara kaynak aktaran araçlar olarak kullan›lm›flt›r. ‹flçilerin sosyal sigortalar primlerinin devaml› olarak kamu bankalar› arac›l›¤›yla kapitalistlere kredi ad› alt›nda kaynak aktararak peflkefl çekildi¤i ve bu paralar›n bat›r›ld›¤› bugün herkesçe bilinen bir gerçek. Bu paralar›n bu flekilde gasp edilmesi yan›nda bu durum çarp›t›larak SSGSS’nin de önemli gerekçelerinden biri haline getirilmifltir. Tam da “Yavuz h›rs›z ev sahibini bast›r›r” atasözüne uygun davran›lm›flt›r. Yine tüm çal›flanlardan kesilerek oluflturulan Zorunlu Mevduat Hesab› Fonunda biriken paralar sistem sahiplerinin kullan›m›na sunulmufltur. Bu paralar›n çal›flanlara geri ödenmesi gündeme geldi¤inde çal›flanlar lehine komik faiz oranlar› uygulanm›fl ve paralar takside ba¤lanarak geri ödenmifltir. Zorunlu Mevduat Hesab› Fonunda oynanan oyunun ayn›s› çal›flanlar›n maafllar›ndan kesilerek oluflturulan Konut Edindirme Fonu için de geçerlidir. Baflbakan bu konuda övünerek yapt›¤› aç›klamalarda bu fonda biriken paralar› yak›nda geri ödeyeceklerini aç›klamaktad›r. Bu paralar da di¤er örneklerde oldu¤u gibi kufla çevrilerek geri ödenecektir. Bu örnekler ülkemizde oluflturulan bu tür fonlar›n, hesaplar›n esas amac›n›n kapitalistlere kaynak aktarmak oldu¤unu bir kez daha göstermifltir. Çal›flanlar›n yararlanacaklar›n› ilan ettikleri hak ve olanaklar›n birer yalan oldu¤u, bu yalanlarla gerçek amaçlar›n› gizlemeye çal›flt›klar› art›k gizlenemez bir gerçektir. ‹flsizlik Fonu vb. uygulamalar›n kapitalist ülkelerde kapitalizmin ilk dönemlerinden itibaren oluflturuldu¤unu belirtmifltik. Türkiye’de ise ‹flsizlik Fonu 7 y›l önce, 2001 y›l›nda kuruldu. Kapitalizmin ilk y›llar›ndan beri uygulanan bir yöntem nas›l oluyor da Türkiye’de ancak 7 y›l önce uygulamaya konuluyor? Bu sorunun yan›t›n› Türkiye’nin sosyoekonomik yap›s›nda aramak gerekiyor. Türkiye’nin yar›-feodal niteli¤i sonucu hem çal›flan kesimin hem de iflsizlerin köylük bölgelerle olan ekonomik ba¤›n›n belli ölçülerde devam etmesi özel-


13-26 Haziran 2008 likle de iflsizlerin hayatta kalmalar›n› sa¤layacak olanaklara asgari oranda da olsa ulaflabilmelerinin koflullar›n› sa¤l›yordu. 1950’lerden itibaren köylük bölgelerden flehirlere belli dönemlerde h›z kazanarak artan göç, 1990’lar sonras›nda fliddeti her defas›nda artmakla beraber gerçekleflme süreleri de k›salan ekonomik krizlerle çok büyük bir ivme kazand›. Kürt Ulusal Hareketi’nin mücadelesi de T. Kürdistan›’ndaki göçler de önemli bir etkendir. 1999-2001 ekonomik krizleri ile flehirlerdeki ve köylük bölgelerdeki yoksulluk ve iflsizlik devasa boyutlara ulaflt›. Krizden ç›kman›n kurtuluflu olarak sunulan IMF ve Dünya Bankas›’n›n politikalar›n›n amac› da k›sa sürede genifl kesimler taraf›ndan görülmüfl oldu. fiehirlerde özellefltirmeler ve kitlesel iflten ç›karmalarla yoksulluk ve sefalet artt›. Tar›m›n emperyalizmin ç›karlar› do¤rultusunda yeniden yap›land›r›lmas› politikalar› sonucu da köylük bölgelerde yaflayanlar b›rakal›m flehirdeki iflsiz yak›nlar›na katk› sunmay› kendi yaflamlar›n› bulunduklar› alanlarda sürdüremez hale geldiler. Ve flehirlerdeki iflsizler ordusuna kat›lmak için flehirlere göç etmek zorunda kald›lar. ‹flsizlikteki bu art›fl egemenlere çal›flanlar üzerinde daha fazla bask› kurmalar›n›n ve sömürülerini art›rmalar›n›n olanaklar›n› da vermifl oldu. ‹flsizler ordusunun yaflamlar›n› sürdürecek böyle önemli bir olanaktan büyük oranda uzaklaflmas›, iflsizler ordusunun say›s›n›n yaflanan göçlerle her geçen gün artmas› onlar› göstermelik olsa da iflsizlik fonu kurmak zorunda b›rakt›. Oluflturulan iflsizlik fonuna aktar›lan paralar ve bunun sonucu iflsizlere ödenen cüzi paralar bir iyilik ve lütuf olarak sunuluyor. Bunun sonucunda da iflsizlerden bu iyili¤e karfl›l›k uslu durmalar›, düzen karfl›t› hareketlerde bulunmamalar› isteniyor. Gerçekte ise iflçiden al›nan-gasp edilenlerle iflçilere “kaynak aktar›lmakta”, bunu da sanki kendileri yap›yormufl gibi yan›lsamalar yaratarak bu gerçekli¤i gizlemeye çal›fl›yorlar. Bu vb. fonlar›n esasta egemenlere kaynak aktarmak için oluflturuldu¤unu belirtmifltik. Bu yüzden iflsizlere belli bir süre maafl vermek için kurulan bu fondan iflsizlerin yararlanmas›n› engellemek için a¤›r flartlar getirilmifltir. Bu a¤›r flartlar› afl›p iflsizlik maafl› almay› baflaranlara da en fazla asgari ücretin net tutar› kadar maafl ödenmifltir. Fonun kuruldu¤u 2001 y›l›ndan bugün fonda 33 milyar YTL birikmifltir. Yine ayn› zaman diliminde iflsizlik maafl› olarak sadece 1.6 milyar YTL ödenmifltir. Bu rakamlar iflsizlik maafl› ödememede devletin ne kadar “baflar›l›” oldu¤unu göstermektedir. Fonda 33 milyar YTL’nin birikmesi ile fonun as›l kurulufl amac› devreye sokulmufltur. Kapitalistlere, haz›rlanan “istihdam paketi” ile yeni kaynaklar aktar›lacakt›r. Bu gerçe¤i giz-

İşçi-köylü 19 lemek için de “iflsizlikle mücadele ettiklerini”, yeni ifl imkanlar› yaratacaklar› yalanlar›n› durup dinlenmeden her yerde anlat›yorlar. ‹flsizlik fonunun talan edilmesine dayanak yap›lan gerekçeleri inceledi¤imizde söylenen yalanlar›n maskesi düflmüfl olacakt›r. TV’lerde, gazetelerde milyonlarca iflsizin herhangi bir mesle¤i olmad›¤›, buna karfl›l›k patronlar›n yetiflmifl, meslek sahibi iflçilere ihtiyac› oldu¤u anlat›l›p, iflsizlere patronlar›n ihtiyaç duydu¤u alanlarda e¤itim verilerek ifl bulunaca¤›n›n propagandas›n› yap›yorlar. Bu yalan propagandan›n tarihi neredeyse kapitalizmin tarihi kadar eskidir. Kapitalistler o günden bu güne devaml› iflsizler ordusunun varl›¤›n› üretim araçlar›n›n geliflmesine ayak uyduramad›¤›n› söyledi¤i iflçi s›n›f›n›n teknik e¤itim yetersizli¤i ile aç›klamaya çal›flm›flt›r. Bu-

söylemektedir. Bu yalan›n yukar›da anlatmaya çal›flt›¤›m›z ideolojik boyutu yan›nda ayr›ca somut bir hedefi daha vard›r. Aç›lacak meslek edindirme kurslar›n›n patronlar›n ihtiyaç duydu¤u meslek dallar›nda olaca¤› zaten biliniyor. Peki patronlar›n ihtiyaçlar›n› neler belirleyecek? Bugün iflgücü piyasas›nda patronlar istedikleri meslekte, istedikleri nitelikte iflgücü bulacak durumdalar, o zaman niye hala belli meslek dallar›nda yeterli yetiflmifl iflgücü olmad›¤›n› söylüyorlar. Herhangi bir meslek dal›nda ne kadar çok iflsiz olursa kapitalistler o meslek dal›nda halen çal›fl›yor olan iflçileri o kadar çok bask› alt›na al›p, art›-de¤er sömürüsünü art›r›p kârlar›na kâr katacaklard›r. ‹flsizler için ise esasta bir de¤ifliklik olmayacak, dün vas›fs›z bir iflsizken, yar›n diplomal› iflsiz olacakt›r. Kapitalizm ise hem bask› ve

Politik gündem yasa yürürlü¤e girdikten sonra ifle al›nacaklar için uygulanacak. Ancak getirilen istisna ile daha önce özellefltirilen iflletmelerde çal›flan bu kapsamdaki iflçiler yeni ifle girmifl gibi de¤erlendirilecek ve 5 y›ll›k sigorta primleri iflsizlik fonundan karfl›lanacak. Bu örnek bile bu düzenlemenin hedefinin ne oldu¤unu aç›kça ortaya koymaktad›r. Bizler iflsizlik fonu vb. fonlar›n bizim gibi ülkelerde esasta hangi amaca hizmet etti¤ini kitlelere canl› örneklerle göstermeliyiz. Egemenlerin tek amac›n›n kârlar›na kâr katmak oldu¤unu, bunu gerçeklefltirmek için de her türlü yolu denediklerini anlatmal›y›z. Bu amaçlar›n› gizlemek için, halk› kand›rmak için kulland›klar› yalanlar›n arkas›ndaki gerçekleri en net biçimde ortaya serebilmeliyiz. Ancak o zaman sistemin gerçekli¤ini kitlelere gösterebiliriz.

Büyüyen halk›n ekonomisi de¤il, cebindeki deliktir! ¤i ilk günAKP’nin hükümete geldi büyüdü¤ü, geden itibaren ekonominin erinin 2-3 y›l liflti¤i bu büyümenin nimetl demagojisi o içinde halka da yans›yaca¤› flanan gerçekdönemler etkili olsa da ya de bu konuda ler karfl›s›nda art›k AKP ek zorunda baflar›s›z oldu¤unu itiraf etm liflti¤i ve bükalm›flt›r. 2001 sonras› ge i, komprador yüdü¤ü söylenen ekonom st flirketlerin burjuvazinin ve emperyali omisi de¤ildi. ekonomisiydi; halk›n ekon uzun süreler Daha düflük ücretle daha ›lan iflçilerin çal›flmak zorunda b›rak r geçen gün yoksullu¤u ve sefaleti he ekonomik büartt›. Çokça bahsi edilen dur. yümenin kayna¤› asl›nda bu

gün de yap›lan bunun ayn›s›d›r. Oysa herkes taraf›ndan bilinen di¤er gerçek üniversite, teknik okul mezunu ya da “iyi ve aranan” bir mesle¤e sahip olan iflsizlerin say›s›n›n hiç de az olmad›¤›d›r. TÜ‹K’in 2007 Eylül ay› raporunda yüksekö¤retim mezunu iflsizlerin toplam iflsizler ordusu içindeki pay›n›n % 11.5 oldu¤u aç›klanm›flt›r. Yine % 11.9 oldu¤u aç›klanan lise mezunu iflsizlerin önemli bir bölümünü de meslek lisesi mezunlar› oluflturmaktad›r. Bu yalan propagandan›n esas amac› iflsizli¤in kayna¤›n›n kapitalizmin kendisi oldu¤unu gizlemektir. Böylece iflsizlerin öfkesinin sisteme yönelmesi engellenmek istenmektedir. Ne yaz›k ki bu konuda egemenler önemli baflar›lar elde etmifl bir durumda. AKP hükümeti de iflsizlik fonundan aktar›lacak kaynaklarla meslek edindirme kurslar›n›n aç›laca¤›n›, bununla da iflsizlere ifl bulma kap›s›n›n aç›laca¤›n›

sömürüsünü art›rarak hem de iflsizlerin ifl bulma umudunu canl› tutmaya çal›flarak kendisine yönelmelerini engellemeye çal›flacakt›r. Bu nedenle bu yasan›n hedefleri aras›ndan en önemli maddenin bu oldu¤unu söylemek yanl›fl olmaz. Burjuva-feodal bas›nda di¤er maddelere yönelik birçok elefltirel haber-yorum yer almas›na ra¤men bu madde üzerinde olumlu haber-yorumlar›n ç›kmas› da bu anlam›yla anlafl›l›rd›r. ‹flsizlik Fonundan ayr›ca mevcut çal›flmalar›na ele alarak 18-29 yafl aras› genç iflçi çal›flt›ranlara ve yafl s›n›r› olmadan da kad›n iflçi çal›flt›ran patronlara da kaynak aktar›l›yor. Bu kapsamda yeni ifle al›nacaklar›n SSK primleri 5 y›l boyunca kademeli olarak iflsizlik fonundan karfl›lanacak. Bu oran her y›l % 20 azalacak. Bu sayede patronlar ödemeleri gereken prim miktar›n› kasalar›na kâr olarak koyabilecekler. Bu uygulama

Çünkü s›n›f mücadelesinde iflsiz milyonlar›n örgütlenmesi ve mücadeleye kat›lmas› önemli bir yer tutmaktad›r. Bu nedenle genifl iflsiz kitleler içinde bilinçlendirme ve örgütleme çal›flmalar› yürütmeliyiz. ‹flsizlik Fonu vb. uygulamalar iflsizlerin sorunlar›n› çözmekten uzak uygulamalar olsa da çal›flanlar›n üretti¤i de¤erlerle oluflturulan bu fonlar›n patronlara talan edilmesine sessiz kal›nmamal›d›r. Bu nedenle b›k›p usanmadan kitlelere bu tür uygulamalarla nelerin hedeflendi¤ini anlat›p, örgütlemeye çal›flmal›y›z. Bunun en temel yolu da onlar›n içinde olup onlarla birlikte mücadele etmektir. Bu sayede hem kitlelerin bilincini daha ileriye tafl›man›n imkanlar›na kavufluruz hem de güvenlerini kazanma noktas›nda önemli bir ad›m atm›fl oluruz. Yani bizler “iflsiz” de¤iliz. Görev ve sorumluluklar›m›z bizi bekliyor.


Gö¤ün yar›s›

‹flflççi-köylü 20

13-26 Haziran 2008

“Onurlu bir yaflam› tercih ediyoruz” “Kad›n tutsaklar olarak askerlerin yan›nda muayene olmam›z dayat›l›yor” - Sa¤l›k aç›s›ndan ne tür sorunlar yafl›yorsunuz? Nilüfer fiahin- Muayene ve tedavi aflamas›nda birçok sorunla yüz yüzeyiz. Revir muayenesinde bafll›yor ilk s›k›nt›lar. Örne¤in bulundu¤umuz hapishanede uzman hekim yok. Bu da ön muayenenin sa¤l›kl› yap›lmamas› demek. Çok yüzeysel bak›yorlar hasta tutsaklara. Ayakta hasta dinlenir, el muayenesinden mümkün oldu¤unca uzak durulur. Bir-iki ilaç yaz›l›r ve geri gönderilir hücresine. Ciddi sa¤l›k muayenesi, tahlil ve detayl› tetkik için hastane koflullar› gerekir. Ancak bunun için sevk yaz›lmas› gerekir, bu ise oldukça güçtür. Ço¤u zaman hastal›k ilerledi¤inde sevk yap›l›r. Sevk yap›ld›¤›nda ise hasta tutsak için yeni bir zorlu süreç bafllar. Hastanede muayene, kelepçeliyken ve askerlerin yan›nda yap›lmak isteniyor. Bu flekilde muayeneyi temel insan haklar›na ve hasta haklar›na ayk›r› oldu¤u için kabul etmiyoruz. Muayene odas›nda asker olmadan ve kelepçelerimiz aç›larak muayene olmak istiyoruz. Ço¤u zaman bu talebimiz kabul edilmiyor. Normalde doktor askerleri ç›karabilir ve kelepçelerimizi açt›rabilir. Ama onlar da apoletler karfl›s›nda meslek eti¤ini unutuyor. Asker ç›km›yor ya da kelepçe aç›lm›yor ve muayene olmadan geri getiriliyoruz. Ayr›ca bir noktay› açmak istiyorum; muayene odas›nda bulunan askerler erkek. Yani kad›n tutsaklar olarak askerlerin yan›nda muayene olmam›z dayat›l›yor. - Sincan Kad›n Hapishanesi kad›nlara yönelik ilk tecrit hapishanesi. Ve yenileri de aç›lacak. Neden ilk tecrit hapishanelerinden alt› y›l sonra ihtiyaç duyuldu buna? Necla Çomak- Bunun hem teknik hem de nihayetinde bir Ortado¤u ülkesi olmakla ilgisi var. Ayr› kad›n hapishanesi ve özellikle de özel güvenlikli bölümleri de içeren hapishaneler, hem 19 Aral›k sonras› hücre-tecrit politikas›n› hayata geçirecek yeter say›da kad›n gardiyan› gerektiriyordu ve hem de gardiyanlar›n e¤itimini. F Tipleri tecrit, iflkence ve politik kimli¤in soysuzlaflt›r›lmas› amac›n› güden tredman ile hayat buldu. Kad›nlar›n F tiplerinde tecrit ve iflkenceye maruz kalmalar› ilk etapta faflist devletin çok tercih etti¤i bir fley de¤ildi. Kad›n olmam›z, toplumun de¤er yar-

g›lar› onlar› engelledi. Zira tek bir hapishaneden de¤il, birçok hapishaneden bahsedilecekti. Do¤al olarak ayn› zamanda birçok olay›n bas›na ve topluma yans›mas› F tipi cilas›n› bozabilirdi. Yani faflist devlet biz devrimci kad›nlar› hücre-tecrit uygulamas›yla (özel güvenlikli hapishane) tan›flt›rmas› zaman ifliydi. - Bu hapishaneye ilk getirilen devrimci tutsaklardans›n. O süreçten, yaflad›klar›n›zdan bahseder misiniz? N.Ç. Art›k hücre-tecrit-tredman uygulamal› bir cezaevine getirildi¤imizi bize iflkence ve tehditle bildirdiler. ‹lk giriflte soyarak arama, vajina ve anüs aramas› yoluyla tecavüz giriflimi ve dayak en büyük gözda¤›yd›. Öncelikle devrimci kad›n kimli¤imize sald›rd›lar. Teslim almay› bu yolla denediler. Direnifl ve kararl› duruflumuz, bunun olanaks›zl›¤›n› onlara gösterdi. Hücreye kadar kamera ve onlarca gardiyan eflli-

N.Ç.- Aslolan devrimci irade ve direnifl gücünün ortaklaflmas› ve kazanma inanc›d›r. 363 günlük açl›k grevi ile ayakkab›lar›m›z›n bizim taraf›m›zdan ç›kar›lmas› ortadan kald›r›ld›. Yan yana gelmek istedi¤imiz arkadafllar›m›zla ayn› hücrede kalma talebimiz zamanla hayat buldu. Sürgün hücreler uygulamas› kald›r›ld› vs…

“Uzman doktor gerekli!” - Hapishanede ve hastanede politik kimli¤inizden ve/veya kad›n kimli¤inizden dolay›, sa¤l›k ve tedavi konular›nda farkl› uygulamalara maruz kal›yor musunuz? N. fi.- Hastanede kad›n olmaktan dolay› yaflad›¤›m›z en ciddi sorun doktor d›fl›nda bir tak›m insanlar›n ve askerlerin yan›nda muayene olmam›z›n dayat›lmas›. Hiçbir yasal ve meflru gerekçesi yok ama uygulan›yor. Devrimci

“Hapishaneler de mücadelenin bir mevzisidir”

F Tipi

F Tipi hapishanelerde devrimci tutsaklara yönelik sald›r›lar artarak devam ediyor. Bu sald›r› dalgas› için de devrimci kad›n tutsaklar da, hem politik bir tutsak hem de kad›n olman›n getirdi¤i zorluklara ra¤men direnifli büyütmeye çal›fl›yorlar. Bu yaflananlara daha yak›ndan tan›k olmak için hapishanelerdeki tutsak Partizanlar›n kad›n tutsaklarla yapt›klar› söyleflileri yay›nl›yoruz.

¤inde ve dayakla götürülmek bize flu mesaji vermek amaçl›yd›: “Burada biz güçlüyüz, flimdiden görün!” Hücrelere ilk saatlerde tek konulmak yine yaln›zl›k ve korku vermeyi amaçl›yordu. Bunlar›n hepsi az-çok öngördü¤ümüz sald›r›lard›, dolay›s›yla her aflamas›nda direnifli nas›l örece¤imizi de biliyorduk. Kuflkusuz koca cezaevinde üç devrimci kad›nla bu denli u¤raflacaklar›n› sanm›yorlard›. Daha ilk günden üçümüzün odalar› aç›ld› ve beraber kald›k. 8 günlük açl›k greviyle, inat ve direniflimizi konuflturduk. Yine belli kazan›mlar›m›z oldu. Geriye kalan, flimdiye kadar süren/sürüyor olanlar ise ad›m ad›m birlikte kazan›lan taleplerdi. Ayakkab› ç›kar›lmas›, sürgün hücreler vs. 30 günü aflan bir açl›k grevi konusu olacakt›. - fiimdiki durum nas›l?

olmak elbette farkl› uygulamalara maruz kalmam›za neden oluyor. Özellikle doktorlar faflistse askeri de k›flk›rtan tutumlarda bulunabiliyorlar. Revir muayenesinde ise en önemli sorunlar›m›zdan biri uzman doktor olmamas›. Özellikle kad›n hastal›klar› uzman› olmas› gerekiyor. Çünkü en yayg›n yaflad›¤›m›z sa¤l›k sorunlar› kad›n hastal›klar›, muayene ve tedavi koflullar› bak›m›ndan da en fazla s›k›nt› yaflad›¤›m›z hastal›klar.

“Niye tedaviye getirdiniz?” - Kendinizi tan›t›r m›s›n›z? Gülflen Adet- Ben 1973 I¤d›r do¤umluyum. Kürt milliyetindenim. 20 yafl›mda

tutukland›m ve 14 y›ld›r içerdeyim. PKK davas›ndan müebbet cezas› ald›m. Nuriye Adet- 1975 I¤d›r do¤umluyum. 18 yafl›nda tutukland›m. Ben de müebbetten ceza ald›m, 14 y›ld›r cezaevindeyim. - Sa¤l›k sorunlar›n›zdan bahseder misiniz? G. A.- Çat›flmalar›n yo¤un yafland›¤› bir dönemde yakaland›m. Birçok arkadafl gibi ciddi sa¤l›k sorunlar›yla içeri girdim. Kardan kaynakl› ayaklar›m yanm›flt›. O zaman doktorlar; “E¤er ciddi bir tedavi görmezsen bu zamanla felce dönüflür” demiflti. Sistemin tutsaklara yaklafl›m› biliniyor. “Asmayal›m da besleyelim mi” mant›¤› yani. Nas›l ki d›flar›da hak hukuk tan›madan insanlar öldürülüyorsa, içerde de tedavi etmeyerek ölüme terk ediyor. N. A.- Yakaland›¤›mda yaral›yd›m. Tedavim yap›lmad›. Cezaevinde geçen 14 y›l boyunca da birçok rahats›zl›k olufltu. Boyun, kol, difl, mide vb. Tüm rahats›zl›klar›m tedavi edilmedi¤inden vücut sa¤lam kalan yerleri de tehdit eder düzeye geldi. Bu durum, uzun y›llard›r cezaevinde olan tüm siyasi tutsaklar için geçerli. - Tedavi konusunda hapishanede ne tür sorun ve engellemelerle karfl›lafl›yorsunuz? G. A.- Bir kere cezaevinde insana insanca yaklafl›lm›yor. Kimli¤ine bak›p ona göre yaklafl›l›yor. Gerek idare gerekse doktorlar senin rahats›zl›¤›na de¤il, senin kim oldu¤una bak›yor. N. A.- Zaten cezaevlerinde görev yapan doktorlar›n birço¤u pratisyendir, cezaevlerinde uzman doktor yoktur. En ciddi rahats›zl›klar› bile psikolojiktir deyip geçifltiriyorlar. - Özellikle son dönemlerde Kürt ulusuna yönelik devletin sald›r›lar› artm›fl durumda. T›rmand›r›lan flovenizmin ve milliyetçili¤in hapishane ve hastanede sa¤l›k ve tedavi sorunlar›na yans›t›lmas› durumlar› ile karfl›laflt›n›z m›? G. A.- Hiç kuflkusuz en çok biz, cezaevinde olan siyasi tutsaklar ma¤dur ediliyoruz. Bir örnek vermek istiyorum: Bir defas›nda doktor dosyama bak›p “neden bunlar› tedavi için bana getiriyorsunuz?” diye askere ç›k›flt›. “Ben devletin yerinde olsam hepsini gebertirdim. Bir de bunlar› al›p tedaviye getiriyorsunuz” vb. yaklafl›mlar yo¤un yaflan›yor. Bir di¤er çok s›k karfl›laflt›¤›m durum ise “al›p götürün, hiçbir fleyi yoktur” demeleridir doktorlar›n. Bu genel yaklafl›md›r. Sadece bana dönük de¤il, ço¤u arkadafl›m›z bu uygulamaya maruz kalm›flt›r.


13-26 Haziran 2008 Hapishaneler mücadelenin bir mevzisidir - Siz de k›saca kendinizi tan›t›r m›s›n›z? Kaç y›ld›r tutsaks›n›z? Fadime Özkan: TKP/ML tutsa¤›y›m. Üç y›l oldu tutuklanal›. - Daha önce tutuldu¤unuz hapishanelerde adli kad›n tutuklularla da kald›¤›n›z için onlar›n gözlemleme ve tan›ma koflullar›n›z oldu. Adli kad›n tutuklular›n tecrit koflullar›ndan etkilenifllerini anlat›r m›s›n›z? F. Ö.- Adli kad›n tutuklular bizler kadar s›k› bir tecrite maruz kalmamalar›na ra¤men çok daha fazla etkileniyorlar. Tecritte mekân, iliflkide bulunulan insanlar ve nesneler afl›r› s›n›rland›r›lm›flt›r. Bundan kaynakl› süreç içerisinde insanlar›n an›lar›, düflünceleri silikleflmeye bafll›yor, hayal gücü, ufku, dünyaya bak›fl› daral›yor, yaflam rutinlefliyor. Devrimci tutsaklar bu durumdan daha az etkileniyor. Çünkü bedenen tutsak al›nm›fl olsalar da bilinçlerinde tutsak de¤iller. Yine d›flar›n›n, mücadelenin bir parças› olarak kendilerini yeniledikleri ve mümkün oldu¤unca mücadeleye katt›klar› için dünyalar› da daralm›yor. Adliler ise zaten darlaflm›fl dünyalardan bu mekâna geliyorlar. Burada daha da daralt›l›yor, bunalt›l›yorlar. Bizlere dayat›lan bir dizi onursuz uygulama onlara da dayat›l›yor. Mesela ç›plak arama, hücreye her girifl ç›k›flta üst ve ayakkab› aramas› gibi. Ayr›ca her say›mda onlar› mutfa¤a toplay›p asker misali bir, iki… diye sayd›r›yorlar vs. Bu bask›lardan onlar da rahats›z oluyor, rencide oluyorlar

Ne Okuyal›m?

‹flflççi-köylü 21 ama korkutulduklar› için karfl› ç›kam›yorlar. Bundan dolay›, adlilerin büyük bölümü anti-depresan türü ilaçlar kullan›yorlar. - Son olarak belirtmek istedi¤iniz bir fley var m›? - Hapishaneler de mücadelenin bir mevzisidir. Tercih etmedi¤imiz bir mevzi ama s›n›f savafl›m› buralarda da

devam ediyor. Peru Komünist Partisi’nin kurucular›ndan Jose Carlos Moriatequi’nin dedi¤i gibi “Bir devrimci için tutuklanmak basit bir ifl kazas›d›r. Sürgünleri, hapisleri, iflkenceleri göze alacak kararl› insanlara sahip olmadan siyasal düzeni de¤ifltiremeyiz” bilinciyle yaklaflabilirsek e¤er, ancak o zaman dikenli gül bahçeleri, gül bahçelerine dönüfltürebiliriz.

“Tecrit içinde tecriti yaflatmak istiyorlar” - Kad›nlar›n erkeklerden farkl›, özgün yanlar› bulunmas› aç›s›ndan tecrit ve tredman uygulamalar›nda devletin, hapishane idaresinin farkl› yaklafl›mlar› var m›? -Fadime Özkan: Kad›nlar›n birinci tecriti ve duvarlar› toplumun kad›na bak›fl›ndan kaynakl› kad›n›n beyninde ve d›flar›daki yaflam›nda bafll›yor. Hapishanedeki tecritle ikiye katlan›yor. Kad›nlar›n daha fazla ezilmifl, hor görülmüfl olmalar›ndan dolay› genelde daha hassas ve duygu dünyalar› daha k›r›lgan oluyor. Bu da, tecrit koflullar›ndan daha fazla etkilenmelerini getiriyor. En önemlisi de burjuva-feodal sistemin anlay›fl›, ahlak yarg›lar›yla kad›na sald›r›lar ve psikolojik bask› daha fazla oluyor. “Sen kad›ns›n, kad›nlar uysal olmal›, uysal ol, sesini ç›karma biz de sana iyi davranal›m, ceza vermeyelim” yaklafl›m›yla yaklafl›yorlar. Bir taraftan afla¤›lamak, küçük düflürmek için onursuz uygulamalar dayat›l›rken di¤er taraftan bu tecrit uygulamalar›n› da yine “namus bekNikaragua. Keskin ekonomik ve siyasi çeliflkilerin yan›nda yerliler üzerindeki yo¤un ›rkç› bask› alt›nda yaflayan halk FSLN’nin (Sandinist Halk Kurtulufl Cephesi) önderli¤inde büyük mücadelelere giriyor ve 1979’da Nikaragua Halk Devrimini gerçeklefltiriyorlar. Mücadele ve ard›ndan kurulan halk hükümetinde kad›nlar da oldukça etkin olarak yer al›yor. Margaret Randall, bu süreçler içinde bulunan birçok kad›nla görüflmesini Sandino’nun K›zlar› adl› kitapta toplam›fl. Burjuva kökenli olan›ndan emekçisine, yerlisine; savaflç›s›ndan komutan›na, bakan olan›na, rahibesine kadar de¤iflik kad›nlar›n devrimci mücadeleye kat›l›m›, Nikaragua toplumunda kad›nlar›n durumu, kad›n örgütlerinin ve mücadelesinin deneyimleri, diktatörlü¤ün kad›nlara karfl› tutumu, kad›nlar›n örgüt içinde yaflad›¤› zorluklar, mücadelenin

Gö¤ün yar›s›

çili¤i”ne soyunarak yap›yorlar. Örne¤in havaland›rma ve hücrelerde ara koridorlara bakan pencereler var. Biz bu pencerelerden karfl›m›zdaki hücreler ve havaland›rmalarda bulunan arkadafllar›m›z› görüyorduk. Birbirimizi görmemizi engelleyerek tecridi daha da koyulaflt›rmak için bu pencerelere resim yap›flt›rd›lar. Buna gerekçe olarak ifade ettiklerinden biri de “erkek gardiyan, personel varm›fl ve kad›nlar aç›k giyiniyormufl, havaland›rmaya iç çamafl›r› as›l›yormufl” vs. Zihniyete bak›n ki kendi gerici, feodal anlay›fllar›yla tecrit içinde tecriti yaflatmak istiyorlar. ‹flin garip taraf› resim yap›flt›r›lan bu pencerelerin üst taraf›nda yine içeriyi gören baflka pencereler var. Ama oralar yüksek oldu¤u için biz kullanamad›¤›m›zdan oralar› kapatmad›lar. Yani alt pencereleri kapatarak “namus bekçili¤ine” soyunan idare üst pencerelerden gözetleme-denetleme yaparken “namus bekçili¤i görevi”ni unutuyor!

Yorumsuz...

* Batman Çay Mahallesi’nde oturan Ceylan Aslan (15) ailesi ile yaflad›¤› evde ölü bulundu. Aslan’›n kendini asarak intihar etti¤i ileri sürüldü. Yahya Kemal Lisesi ö¤rencisi olan Ceylan Aslan kendini evinin tavan›na tülbentle asm›flt›. * ‹stanbul Tarlabafl› Bulvar›’nda Kader ad›ndaki bir kad›n kimli¤i belli olmayan bir kifli taraf›ndan kurflun ya¤muruna tutuldu. ‹stanbul Tarlabafl› Bulvar›’nda minibüs beklerken kimli¤i belirsiz bir kifli taraf›ndan kurflun ya¤muruna tutulan kad›n, gö¤sünden ve kolundan ald›¤› kurflunlarla a¤›r yaraland›. * Batman’›n Sason ilçesinde genç bir kad›n›n korucu olan babas›na ait kalaflnikof silah›yla intihar etti¤i ileri sürüldü. Çay›rl› köyü Kilis mezras›nda Ayfer Bilmez ad›ndaki genç kad›n evinde ölü bulundu. Bilmez’in korucu olan babas› Süleyman Bilmez’e ait otomatik silahtan ç›kan kurflunla yaflam›n› yitirdi¤i ö¤renildi. Ailesi taraf›ndan yap›lan aç›klamada, Bilmez’in bunal›ma girdi¤i ve evde yaln›z kald›¤› bir s›rada odaya kendini kilitleyip babas›na ait otomatik silahla karn›na atefl etti¤i iddia edildi.

onlara ve onlar›n mücadeleye katt›klar› çarp›c› örneklerle aktar›lm›fl. Çok de¤iflik katmanlardan gelen bu kad›nlar›n kimi henüz 14 yafl›nda, kimi diktatörlü¤ün a¤›r iflkencelerinden zorlu hapishane süreçlerinden geçmifl. Kimi ilk ka-

lk a H a u g a r Nika n › d a K e d n Devrimi

Sandino’nun k›zlar› ABD’nin arka bahçesi olarak gördü¤ü, di¤er Latin Amerika ülkeleri gibi çok yoksul ve uzun y›llar faflist diktatörlük taraf›ndan yönetilmifl bir ülke

d›n gerilla olman›n mutlulu¤unu ve zorluklar›n› tatm›fl… Mücadelenin büyük gücü kad›nlar›n tüm enerjisini a盤a ç›kartm›fl. Öyle ki henüz 7 yafl›nda olan bir çocuk büyük bir örgütleyici ve eylemci olabiliyor. Ve bu nedenle 10 yafllar›ndayken diktatörlükçe katlediliyor… Say›s›z kad›n, askerlerin tecavüzü sonucu çocuk dünyaya getiriyor ve bu çocuklar› kad›nlar›n mücadeledeki ›srar›n›n, direngenli¤inin bir simgesi olarak görüyorlar… K›zlar›-

n›n mücadelesinden etkilenerek mücadeleye giren analar›, analar›n mücadelesinden etkilenerek örgütlenen k›zlar, ana k›z›n ayr›, birbirinden habersiz örgütlenmesi, mücadelesi önünde engel oluflturdu¤unda eflini terk edip mücadeleyi tercih eden kad›nlar, tutsak analar› ve benzeri örnekleriyle kad›nlar› kitlesel olarak mücadele içine çekmeyi baflarm›fl olan FSLN’nin, kad›nlar›n hayat›ndaki yaratt›¤› de¤ifliklikleri okura sunuyor kitap. Görkemli katk›lar›, üstün beceri ve sahipleniciliklerini, fedakarl›klar›n› okuman›n tad›na varmak ayn› zamanda devrim mücadelesinin önemli bir parças› olan kad›n mücadelesi hakk›nda de¤iflik ülkelerin deneyimlerini izlemek isteyenler aç›s›ndan ilgiyle okunacak bir kitap Sandino’nun K›zlar›. Margaret Randall’›n bu kitab› Sosyalist Yay›nlar›ndan ç›km›fl ve 192 sayfadan olufluyor. Ayr›ca kitab›n sonunda, görüflme yap›lan kimi insanlar›n Nikaragua toplumuna ve gerillalara dair baz› foto¤raflar da bulunuyor.


Tarihten Sayfalar

İşçi-köylü 22

13-26 Haziran 2008

15-16 Haziran’›n direngen ruhuyla, gelece¤i kazanmaya! Egemen s›n›flar›n politikalar›nda çatlakl›klar›n varl›¤›, emekçilerin eski biçimde yaflamak istememeleri, yan› s›ra egemen s›n›flar›n eski biçimde yönetemeyecek duruma gelmeleri iflçi, köylü ve gençlik hareketlerine ivme kazand›ran etmenlerdir. Emperyalist yasa sald›r›lar›n›n yo¤unlaflt›¤› günümüzde, Ordu, Manisa vd. illerdeki köylü mitingleri, 1 May›s öncesi ‹stanbul ve Türkiye’nin birçok yerinde gerçeklefltirilen SSGSS karfl›t› eylemler girilen ç›kmazlar›n emekçiler nezdindeki yans›mas›d›r. Bu direnifllerin 1516 Haziran Büyük ‹flçi Direnifli’nden bugüne gelifli, bizlere sistemin temellerinden de¤iflmedikçe, sistemin emekçilere yönelik artan sald›r›lar›na paralel olarak bu direngenli¤in, eylemlerin, grevlerin büyüyerek devam edece¤ini göstermektedir. 15-16 Haziran Direnifli’nin ard›nda yatan kendine güven duygusunun, hakk›n› sokaklarda arama bilincinin, devletin kolluk güçleriyle çat›flma içerisine girmekten çekinmeyen bir cesaretin ve militan cüretkârl›¤›n, 1968 baflkald›r›s›n›n bu topraklardaki bir uzant›s› oldu¤unu görmek gerekir. Ekonomik buhran›n gittikçe derinleflti¤i, hakim s›n›flar›n kendi aras›ndaki çeliflkilerinin fliddetlendi¤i ve buna ba¤l› olarak iflçi, köylü ve gençli¤in mücadelesinin yükseldi¤i bir ortamda, burjuvazi 274-275 say›l› sendikal yasalar› de¤ifltirerek iflçi s›n›f›n›n haklar›n› gasp edecek yeni bir yasa tasar›s› haz›rl›¤›na giriflmiflti. Tasar›, iflçilerin istedikleri sendikalara serbestçe üye olmalar›n› ve istemedikleri sendikalardan ayr›lma haklar›n› güçlefltiren, toplu sözleflme ve grev haklar›n› büyük ölçüde k›s›tlayan hükümler içermekteydi. Sendikalar›n ülke çap›nda faaliyet gösterebilmesi için iflkolunda sigortal› çal›flan iflçilerin en az üçte birini örgütlemesi baraj› getiriliyordu. Ayr›ca konfederasyonlar›n faaliyet gösterebilmesi için ülke çap›nda sendikal› iflçi say›s›n›n üçte biri üyeye sahip olmas› baraj› konmufltu. Bu madde, D‹SK’in üye say›s›n›n bu oran›n alt›nda kald›¤› tespit edilerek konulmufltu. Yasa de¤iflikliklerinin mecliste kabul edilmesinin ard›ndan, iflçi temsilcilerinin de genifl kat›l›m›yla yap›lan kalabal›k toplant›da D‹SK eylem karar› ald›. D‹SK’in plan›na göre miting 17 Haziran’da yap›lacakt›. Ancak D‹SK’in kanuna karfl› ç›kt›¤› ve protesto edece¤i haberi bir anda tüm fabrikalara, iflyerlerine, kahvelere ve hatta evlere kadar ulaflt›¤›nda, zaten istim üzerinde olan iflçi s›n›f› kendili¤inden derhal sokaklara akt›. Sonras›nda direnifli bitirmelerini sal›k veren de Kemal Türkler’in radyodan yapt›¤›; “‹flçi kardefllerim, iflçi s›n›f›n›n bilinçli temsilcileri, anayasal haklar›n›z için direndiniz, direniyorsunuz. Anayasam›z her türlü toplant› ve yürüyüfllerin silahs›z ve sald›r›s›z olaca¤›n› emreder. Bizler anayasaya s›ms›k› ba¤l› iflçiler oldu¤umuz için, hiçbir hareketimiz anayasaya ayk›r› olamaz. Bizim aram›za çeflitli maksatlar gü-

den kifliler, çeflitli k›l›klara bürünerek gözbebe¤imiz flerefli Türk ordusunun bir mensubuna kötü maksatlarla tafl atabilirler, tahrikler yapabilirler. D‹SK Genel Baflkan› olarak sizleri uyar›yorum” konuflmas› ile bu tarihsel ihanetin mimar› D‹SK yönetimi olacakt›. 15 Haziran günü, 115 iflyeri ve yaklafl›k 75 bin iflçiyle bafllay›p, 16 Haziran günü 168 fabrikay› ve 150 bine yak›n iflçiyi kucaklayan 15-16 Haziran Direnifli, ‹stanbul ve ‹zmit yöresini kapsad›. 15 Haziran sabah› ‹stanbul’da, Gebze’de, ‹zmit’te fabrikalar durdu. Her tarafta iflçiler çeflitli yürüyüfller ve mitingler düzenliyorlar ve kent merkezlerine do¤ru hareket ediyorlard›. D‹SK’in böylesi bir karar› olmamas›na ra¤men iflçiler bu protestolar› kendi inisiyatifleriyle ve elbette ki öncü iflçilerin ve devrimcilerin yol göstermesiyle yaln›zca ifl b›rakmakla s›n›rlamam›fllard›. Ertesi gün Kartal’da, Levent’te ve Topkap› taraf›nda çat›flmalar ç›km›fl, polis atefl açm›flt›.

rak günümüzde de hala kendini gösteren bir direngenli¤in bafllang›c› ve temellerini burdan alan bir yükseliflin ürünü olarak kendili¤inden bir patlamayd›. Bu genel direnifl içerisinde bizzat yer alan yoldafl ‹brahim Kaypakkaya’n›n 15-16 Haziran’la ilgili ç›kar›mlar› ise hala güncel birer kaynak olarak önümüzde durmaktad›r. ‹brahim Kaypakkaya bu direniflin sonuçlar›n› flöyle aç›klar: “Birincisi, 15-16 Haziran direnifli, devrimin fliddete dayanaca¤›n›, bunun zorunlu ve kaç›n›lmaz oldu¤unu gösterdi.” Günümüzde de emekçilere yönelik faflist sald›r›lar ‹brahim yoldafl›n o y›llarda yapt›¤› bu saptaman›n do¤rulu¤unu ve hala geçerli oldu¤unu göstermektedir. Bunun en yak›n kan›t›, 1 May›s’ta Taksim’e ç›kmak isteyen emekçilere uygulanan “orant›l› güç” gösterileridir. “‹kincisi, halk›n kurtuluflunu hâkim s›n›flar›n ordusundan beklemenin ne derece ahmakça bir davran›fl oldu¤unu gözler önüne serdi.” Bugün hala s›n›r ötesi ve berisi operasyonlarla Kürt

Ordu, tanklar›yla ve z›rhl› birlikleriyle gösterilere müdahale etmeye çal›fl›yordu. Askerlerin oluflturdu¤u barikatlar afl›l›yor ve polisle çat›flmaya girifliliyordu. Kad›köy’deki çat›flmalarda, polisin açt›¤› atefl sonucunda üç iflçi öldürülmüfl, 200 iflçi yaralanm›flt›. Bu muazzam direniflin zay›f karn› ise akflam saatlerinde ordunun s›k›yönetim ilan etmesiyle a盤a ç›kt›. D‹SK yönetiminin iflçileri “sükûnete” ça¤›rmas›n›n ard›ndan iflçiler fabrikalar›na geri döndüler. Fakat baz› fabrikalarda ifl durdurma ve ifl yavafllatma eylemleri devam etti. Fabrikalardaki direnifli ne asker ne de polis bask›s› engelleyemedi. Hareket iki günle s›n›rl› kalmayacak, s›k›yönetimin ilan›na ra¤men 12 Mart 1971’e dek sürecek bir hareketin bafllang›c› olacakt›. Üç ay süren s›k›yönetim sonunda iflten ç›kar›lan iflçi say›s› befl bini aflm›flt›. Yine de sistem baflar›ya ulaflamad›, yeni sendika yasas› uygulamaya sokulamadan iptal edildi. ‹flçi s›n›f›n›n tüm sendikal kazan›mlar›n› ortadan kald›rmak için sistem, 12 Eylül 1980’i beklemek zorunda kalacakt›. ‹flçilerin bu büyük direnifli, durgun bir denizdeki anl›k bir dalgalanma olmaktan çok öte; y›llara yay›la-

ulusuna ve en çok da Kürt emekçilerine sald›r›lar›n› pervas›zca sürdüren faflit TCnin iyi çocuklar›ndan halk›n kurtuluflu için çözüm üretmesini beklemek olas› de¤ildir. “Üçüncüsü; 15-16 Haziran, gerçek kahraman›n kitleler oldu¤unu bir kere daha göstererek, bir avuç seçkin ayd›n grubuna dayanarak devrim yapmay› hayal eden bireyci küçük-burjuva ak›mlar›na a¤›r bir darbe indirdi.” Günümüzde sistemin emekçiler üzerindeki sald›r›lar›na karfl› ancak emekçilerin direngenli¤i cevap olabilecektir. DESA iflçilerinin iflten ç›kartmalara ra¤men sürdürdü¤ü sendikalaflma mücadelesi, 4 bin lastik iflçisinin bafllatm›fl oldu¤u grev, 6 Nisan’daki SSGSS mitingindeki binlerce emekçi ve SSGSS’ye karfl› platformda yer almayan Türk-‹fl yönetimine ra¤men eylemde en kalabal›k kortejleri olufltururak “Emekçiler alanda, Türk-‹fl nerede?” sloganlar› ile hem yönetime hem de sisteme öfkelerini hayk›ran Türk-‹fl’e ba¤l› sendikalar, Tuzla’daki iflçi ölümlerine karfl› ç›kan Limter‹fl önderli¤indeki tersane iflçilerinin aylard›r süren direnifli ve bu direniflin 15-16 Haziran ruhuyla sesini bir kez daha hayk›raca¤› 16 Haziran 2008 grevi, bugün emekçilerin sis-

temden rahats›zl›¤›na karfl› tepkisinin yans›mas›d›r. Emekçilerin sisteme ve hâkim s›n›flar›n sald›r›lar›na karfl› en küçük bir kazan›m elde edebilmesi için bile kitlesel hareket etmesinin gereklili¤i gözler önüne serilidir. “Dördüncüsü, direniflin bast›r›lmas›, devrimin ilk bafllarda flehirlerde baflar›ya ulaflamayaca¤›n›, flehirlerde zaman zaman ortaya ç›kacak iflçi ayaklanmalar›n›n k›rl›k bölgelere çekilmedi¤i takdirde bast›r›lmaya mahkûm oldu¤unu gösterdi.” Sistemin hâkimiyeti flehirlerde kendini en yo¤un flekliyle göstermektedir. Yar›-feodal, yar›-sömürge bir ülkede yaflamam›zdan kaynakl› olarak da k›rl›k bölgelerle büyük kentler aras›nda birçok anlamda uçurumlar vard›r. K›rl›k bölgelerdeki halk ve sistem aras›ndaki çeliflkiler kendini can yak›c› bir flekilde var etmektedir ve bu nedenle de mücadele flehirlerin k›rl›k alanlardan kuflat›lmas›yla yürütülmedir. “Beflincisi; 15-16 Haziran’dan sonra gelen ve üç ay süren s›k› yönetim, en zor flartlarda dahi mücadeleye devam etmenin ancak gerçekten devrimci bir örgütlenmeyle, kanund›fl› bir temel atarak ve çal›flmalar› bu temel üzerine infla ederek mümkün olabilece¤ini; legaliteye bel ba¤laman›n, revizyonist örgütlenmenin, fliddetlenen s›n›f mücadelesi flartlar›nda halk›m›za zarar vermekten baflka bir ifle yaramayaca¤n› gösterdi.” Ülkemizde komprodor burjuvazi ve toprak a¤alar› ile halk y›¤›nlar› aras›ndaki uzlaflmaz çeliflki nedeniyle bu s›n›flar aras›nda sürekli bir savafl›m mevcuttur. Bu savafl›mda ç›kmaza düflen faflist yönetim, halk muhalefetini bast›rmak için her türlü sald›r›ya baflvurabilmektedir. Bu nedenle; ‹brahim yoldafl›n 36 y›ld›r bize tuttu¤u ›fl›kla illegalitenin önemini kavram›fl bir flekilde s›n›f savafl›m›n› yükseltmeliyiz. “Alt›nc›s›; 15-16 Haziran ülkemizde devrimin objektif flartlar›n›n ne kadar olgunlaflt›¤›n›n somut bir delili oldu.” Ülkemizde devrimci durum süreklidir, egemen s›n›flar›n ihtiyac› gün be gün de¤iflir. Özellikle iktidar› oluflturan iki s›n›f›n (komprador büyük burjuvazi ve büyük toprak a¤alar›) varl›¤› bunu tetikler. Bunun yan› s›ra bask› alt›ndaki s›n›flar›n s›k›nt› ve ihtiyaçlar› “normalden” daha da öteye gitmektedir. Tüm bunlar›n getirisiyle Lenin’in de belirtti¤i gibi; “bar›fl” zaman›nda sömürüye raz› olan y›¤›nlar›n eylemlerinde s›k›nt›l› zamanlarda art›fl varsa, devrimin objektif flartlar› geliflmektedir. Buna dayanarak bakt›¤›m›zda, tüm somut koflullar ülkemizde devrimin objektif flartlar›n›n varl›¤›n› do¤rulamaktad›r. Tüm bunlar bizlere çok aç›k bir gerçe¤i gösteriyor ki; mücadele yolunda zafere ulaflmak için yap›lmas› gereken subjektif flartlar›n bizler taraf›ndan olgunlaflt›r›lmas›d›r. 15-16 Haziran büyük iflçi direniflini günümüzde yaflatacak olan yine emekçi y›¤›nlar›n›n y›lmaz mücadelesi olacakt›r. Yaflas›n 15-16 Haziran Büyük ‹flçi Derinifli ve baflkald›r› ruhu! Yaflas›n iflçi s›n›f›n›n uluslararas› mücadele birli¤i! Birlik, mücadele, zafer!


13-26 Haziran 2008

İşçi-köylü 23

Yozlaflma bireysel bir e¤ilim de¤ildir! Emperyalizmin, kapitalizmin geçifl sürecinden itibaren, sömürge, yar›-sömürge ülkelerde, halklar›n öz de¤erlerine her cepheden sald›rd›¤›n› biliyoruz. ‹flgal, ideolojik olarak halklar› teslim alma çabas›d›r. Çünkü ideolojik olarak teslim al›nan bir halk, sosyalkültürel anlamda kitlelerden uzaklafl›p, bireycili¤e, örgütsüzlü¤e mahkum edilir. Böylece nihai hedefe var›lm›fl olur. Yani iflgalin getirdi¤i, ya¤ma-talan ve katliamlar›n sonucunda sosyal-kültürel ve siyasal olarak boyun e¤mek zorunda kal›r. Böylece sömürü rahat bir yolla sürer. Tarihin bizlere birçok örne¤ini sundu¤u yozlaflma ve çeteleflmenin yeni bir evresini flu an ülkemizdeki palazlan›fl›yla görmekteyiz. Tam da bu yüzden yozlaflma ve çeteleflmenin nedenlerini do¤ru irdelemek durumunday›z.

Yozlaflman›n alt›nda yatanlar

rici ideolojileri olarak görmedi¤imiz müddetçe, sorunun karfl›s›nda da yeterli çözüm ve prati¤i gelifltirmemiz olanaks›zd›r. Aksi halde durumu yaln›zca küçük burjuva özentisine indirgemek, durumu ne kadar kavrad›¤›m›z ve ne kadar üzerinde durup düflündü¤ümüzü ve durdurma çabam›z› gösterir. Emperyalist kapitalist sistem ve onlar›n yerli uflaklar›n›n yaratt›¤› yozlaflma-çeteleflmenin (fuhufl, uyuflturucu vb. dahil) as›l sorumlular› yine kendileridir. Temel nedenleri iflsizlik, yoksulluk, açl›k, iflgal ve nihayetinde sömürüdür. Ailenin hane içerisindeki emir komuta anlay›fl› ve buna müteakip gelen bask› ve fliddet ise di¤er bir aya¤›n› oluflturmaktad›r. Yozlaflma ve çeteleflmenin en önemli faktörlerinden biri de kültürdür. E¤er bir ülkede, toplumda kültürel zenginlik ve geliflme yoksa veya geliflmiyorsa o zaman orada yozlaflma ve

toplumlarda, burjuvazinin “modernça¤dafl” küfesine s›¤›narak gelifltirdi¤i bu maskeleme, yozlaflman›n-çeteleflmenin ta kendisidir. Pazarlama anlay›fl› kapitalizmden bu yana emperyalizmin daima hedef ve arzusudur. Özgürlü¤ün ne anlam ifade etti¤ini en iyi gösteren fley kültürdür. Kültürü özgürce ifade edebilen toplumlar ancak özgür olabilir. Düflüncesini aktar›m›nda “aman devlete laf gelmesin, k›zmas›nlar, incitme, vatan haini misin, bölücü vs.” bulamaz, elefltiremezse, o toplum kendi içindeki kabu¤unu k›ramaz ve giderek ürkekleflerek yaln›zca kendi ç›karlar›n› düflünerek yaflar. Toplumun geliflimi e¤itim, ö¤retim sistemiyle de kültürel zenginli¤in göstergesidir. Kültürün, sanat, edebiyat vs. tüm alanlar›nda özgürce hareketin ad› demokrasinin di¤er ad›d›r. Yozlaflma ve çeteleflmeye karfl› toplumun örgütlü kolektif tavr› flartt›r. Kültür sanat çal›flmalar› ile kitlelerle

Bugün ülkemizde özelde gençlik kitlesi içinde bafl gösteren fakat tüm halk›n içinde bar›nabilen bir sorundur yozlaflma ve çeteleflme. Peki öyleyse sorunlar›n üzerine nas›l gidilmelidir? ‹lk olarak flu

Kurtulufl ellerimizde, uzun bir yürüyüflle, cüreti kuflanan gençlik ile kültür devriminin gerçekleflece¤i alt›nça¤dad›r. çok aç›kt›r ki, sorunun veya sorunlar›n üzerine kolektif bir çal›flmayla sosyal-kültürel, politik-siyasal en önemlisi do¤ru bir ideolojik olarak gidilmesi gerekir. Bu, uzun bir yürüyüfltür. Ülkemiz çürümenin-ahlaks›zl›¤›n, kültürel yozlaflman›n verimli uygulama alan›na çevrilmifl bir hale gelmifltir. Bu konuda özel görev üstlenenlerden bir tanesi de burjuva-feodal medyad›r. Bu görev inkar edilemeyecek bir marifetle yerine getirilmektedir. Yozlaflman›n temelinde yatan as›l unsur ise feodalitedir. Feodalizm hem gericili¤in hem de sömürü alt›nda yaflam›n ta kendisidir. fiunu netlefltirmek gerekir; Yozlaflma ve çeteleflme e¤ilimi bireysel bir hareket, bir yönelim de¤ildir. ‹deolojik politikalar›n besledi¤i kültür ile alakal›d›r. Yani egemen s›n›flar ve onlar›n ge-

çeteleflme var ve yay›lmaktad›r demektir. Bir fabrikada, tarladaki üretim, kültürün beslenip büyümesine en büyük nedenidir. Kültürü yenilemek, gelifltirmek zorundad›r insanlar. Yenilenmeyen kültür oldu¤u yerde durmaz daima geriye do¤ru gider. Özü itibar›yla yozlaflma yaln›zca solvent, uçucu, uyuflturucu maddelerin kullan›m› ve fuhuflun geliflmesiyle alakal› de¤ildir. Bu konuda yap›lan birçok yasa vard›r ama önüne geçilememektedir. Neden? Çünkü var olan kültürü yasalarla de¤il, tümden de¤ifltirmek gerekir. Yaflanan her olay› münferit görmek, “bana dokunmayan y›lan bin yaflas›n” anlay›fl›ndan öte bireycilikten baflka bir anlam ifade etmez. S›n›fl›

kucaklaflma, onlar› do¤ru kültür ve sanat anlay›fl› ile buluflturmak için mücadele etmemiz gerekiyor. Örgütlü topluma öncülük edecek olan Proletarya Partisi’nin s›n›f savafl›m›n› do¤ru aktararak, yozlaflma ve çeteleflmenin as›l nedenlerini aktarmak ve çözümün kendi ellerinde oldu¤unu, cüreti kuflanmalar› gerekti¤ini göstermek gerekiyor. Yoksa yayg›n olan feodal burjuva medya deste¤i ile egemen hakim s›n›flar ve kliklerinin yozlaflmaçeteleflmeye karfl› bir tav›r koymazlar. Bugün itibar› ile bir an önce kitlelere giderek kucaklaflma ve kolektif olarak sorunlara ulaflmaya öncülük etmek gerekmektedir. Kurtulufl ellerimizde, uzun bir yürüyüflle, cüreti kuflanan gençlik ile kültür devriminin gerçekleflece¤i alt›nça¤dad›r. (Bir ‹K okuru)

Kültür Sanat

Dostum Dostum Senin için ‘öldü’ diyorlar Kimsesiz bir ›sl›k Dolan›yormufl flimdi ötelerde… Laf… Deli saçmas› Nas›l görmüyorlar A¤z›nda atefl tafl›yan güvercinleri Ve seni bekleyen pencereleri Yoksul öykülerdir sadece Da¤larda biten Düfller esiri olmaz Kaybolan cümlelerin Yeter ki gelifli de olsun (bu) gitmelerin Dostum Senin için ‘öldü’ diyorlar Sen denizlerden uzak durmay› sevmezsin B›rakmazs›n bu flehri kendi bafl›na Sokaklarda müebbet üflümeler Kol gezerken Ve geceleri Akrepler efelenirken Bahçeler papatyalara Koflmazs›n Her ayr›l›¤›n peflinden Yaflamak için bile olsa fiark›lar senin dilinde yar›m kalmaz Sen sokaklarda ölemezsin Tam olarak ezberlenemese de Hiçbir fliir Patikalar sadece senin sözünü dinler Da¤ yolculuklar› Yine bafllad›klar› yerde biter Kabu¤unu k›rm›fl nedenlerinle Sürersin ormanlar›n› K›flk›rt›lm›fl hayata Sesin dudaklarda Yal›n bir ezgidir Bütün ça¤›rmalar›na Sen koflars›n Uçurtmalar›n… Dostum Senin için ‘öldü’ diyorlar Sen eklenmeyi sevmezsin hayata Biliyorum Böyle ulu-orta b›rakmazs›n Parçalanm›fl testileri A¤›r›na gider öksüzlü¤ü ›rmaklara Yadigar diye de¤il Yeniden yaratmak için Dönerim sokaklara Avuçlar›n yank› dolu Peflinde/birikmifl yang›nlarla Serçeler de kafa tutar ç›lg›n duygulara Dostum Kavga adam›na Mutlu aflk yokmufl Yaran› sakl›yorum Gölgeden uzak düfller için Yüre¤in ‹çimde bitimsiz Mavi Bir fliir Çarpt›kça ço¤al›yor Çocuklar Bu flehre senin sesini tafl›yor Gelmek Bundan daha güzel olabilir mi? 24 May›s 2003 Mircan Karaali


Kavga okulu

İşçi-köylü 24

13-26 Haziran 2008

“Yaln›zca batakl›¤a karfl› de¤il, yüzlerini batakl›¤a do¤ru çevirenlere karfl› da savaflmakta özgürüz!" Ustalardan ö¤renelim! "Kaynaflmam›fl bir grup halinde, sarp ve zorlu bir yolda, birbirimizin ellerine s›k› s›k›ya sar›lm›fl olarak ilerliyoruz. Düflman taraf›ndan her yandan sar›lm›fl durumday›z ve bunlar›n atefli alt›nda hemen hemen hiç durmadan ilerlemek zorunday›z. Özgürce benimsedi¤imiz bir kararla, düflmanla savaflmak amac›yla,

daha bafl›nda kendimizi tek bafl›na bir grup olarak ay›rd›¤›m›z için ve uzlaflma yolu yerine mücadele yolunu seçmifl oldu¤umuz için, bizi suçlayan kimselerin bulundu¤u yak›n›m›zdaki batakl›¤a çekilmemek amac›yla birleflmifl bulunuyoruz. Ve flimdi aram›zdan baz›lar› flöyle ba¤›rmaya bafll›yorlar: gelin batakl›¤a gidelim! Ve onlar› ay›plamaya bafllad›¤›m›z zaman da, karfl›l›klar› flu oluyor: ne geri insan-

lars›n›z! Sizi daha iyi bir yola ça¤›rma özgürlü¤ünü bize tan›mamaktan utanm›yor musunuz! Evet beyler! Yaln›zca bizi ça¤›rmakta de¤il, istedi¤iniz yere, hatta batakl›¤a bile gitmekte özgürsünüz. Asl›nda bize göre sizin gerçek yeriniz batakl›kt›r, oraya ulaflman›z için size her türlü yard›m› yapmaya da haz›r›z. Yeter ki ellerimizi b›rak›n, yakam›za yap›flmay›n ve o büyük özgürlük sözcü¤ünü kirletme-

Savafl›n içerisinde flekillenen militanlar;

‹smail Bulut ve Do¤an Karada¤ Nedir militan durufl? En k›sa tan›m›yla, s›n›f mücadelesinin yasalar›na s›k› s›k›ya ba¤l› olmakt›r. Düflman karfl›s›nda proleter ideolojiyi kan›-can› pahas›na savunmakt›r. En zor koflullarda dahi Proletarya Partisi’nin görüfllerini emekçi kitlelere tafl›mak ve onlar› örgütlemektir. “fiehitler verilecektir. fiehitler verilmeden hedefimiz olan ba¤›ms›zl›k, halk demokrasisi ve sosyalizme ulafl›lmas› ve oradan da durmaks›z›n komünizme var›lmas› mümkün de¤ildir. Öyleyse flehit düflen yoldafllar›m›z için matem tutmaya hakk›m›z yok. fiahin (‹smail) ve Topo (Do¤an) yoldafllara gerçek anlamda ve onlara yarafl›r bir sevgi ve sayg› göstermek istiyorsak, bunun yolu umutsuzlu¤a, karamsarl›¤a, karars›zl›¤a kap›lmak ve yas tutmak de¤il, s›n›f düflmanlar›m›za olan kinimizi, davam›za olan inanc›m›z› ve kararl›l›¤›m›z› bir kat daha art›rarak, flehitlerimizin b›rakt›¤› k›z›l bayra¤› savaflkan bir ruhla daha görkemli bir flekilde düflmana inat dalgaland›rmak ve var gücümüzle partimiz TKP/ML’yi desteklemek, ordumuz T‹KKO saflar›nda savaflarak daha da boyutland›rmakt›r.” (‹smail Bulut ve Do¤an Karada¤’›n flehit düflmesinin ard›ndan yay›nlanan TKP/ML GBMK Bildirisi.) Daha önce de bu sayfalarda defalarca vurgulanan bir gerçek vard›r; yukar›daki al›nt›da oldu¤u gibi flehitlerimizi sahiplenmenin yolu militanca bir durufl ve kavgaya s›k› s›k›ya ba¤l› olmaktan geçmektedir. Özellikle tasfiyeci sald›r›lar›n (iç ve d›fl) yo¤un olarak yafland›¤› dönemlerde daha önemle vurgulanmas› gereken bir konudur bu. Kuruluflundan bu yana verdi¤i yüzlerce flehidinde flekillenen militanca durufl Proletarya Partisi’nin yaratt›¤› kiflilik olarak örnek teflkil etmifltir devrimci hareket saflar›nda. Nedir militan durufl? En k›sa tan›-

m›yla, s›n›f mücadelesinin yasalar›na s›k› s›k›ya ba¤l› olmakt›r. Düflman karfl›s›nda proleter ideolojiyi kan›-can› pahas›na savunmakt›r. En zor koflullarda dahi Proletarya Partisi’nin görüfllerini emekçi kitlelere tafl›mak ve onlar› örgütlemektir. Bunu yaparken kuflkusuz ön planda tutmam›z gereken bir husus vard›r. Bizler faflizmin sald›r›lar›n›n azg›nca yaflam buldu¤u, en küçük demokratik talebe bile azg›nca sald›r›ld›¤›, katliamlar›n, gözalt›nda kay›plar›n, iflkencelerin s›radanlaflt›¤› bir ülkede s›n›f mücadelesi vermekteyiz. Ve Gonzalo’nun dedi¤i gibi yaflam›m›z parma¤›m›z›n ucundaki tetiktedir. Bu teti¤e ne kadar hakim olabilirsek o anlamda yaflam bulabiliriz ve düflmana darbeler indirebiliriz. O halde savafl içerisinde kazanmam›z gereken yeteneklerden birisi de teti¤e hâkim olan savaflç› kiflilik ve iyi bir komutan olabilmektir.

Gerilla mücadelesinin, Halk Savafl›’n›n sadece (ama çok önemli) bir parças› olarak düflündü¤ümüzde bu savaflç› kiflili¤i ve komutanl›¤› sadece gerillayla s›n›rland›rmamal›y›z. Herhangi bir iflçi grevinde, ö¤renci gençli¤in akademik-demokratik eylemlerinde, köylü eylemlerinde, hapishane direnifllerinde hep bu bilinçle hareket etmeliyiz. Bu anlamda tekrar vurgulama pahas›na flehitlerimizin yaflamlar›ndan ö¤renmesini bilmeliyiz. Her flehit yoldafl›m›z öne ç›kan bir tak›m özellikleriyle bizlere deneyim ve tecrübe b›rakmaktad›r. ‹flte ‹smail Bulut ve Do¤an Karada¤ yoldafllarda öne ç›kan en önemli özellik askeri anlamdaki yetkinlikleridir. Öyleki Do¤an Karada¤ askeri alandaki yetkinli¤i ve baflar›lar› karfl›s›nda Diyarbak›r’da görevli bir düflman subay›n› “bu da¤lar ikimize fazla, ya o ölecek ya

yin, çünkü biz de diledi¤imiz yere gitmekte ‘özgürüz’; yaln›zca batakl›¤a karfl› de¤il, yüzlerini batakl›¤a do¤ru çevirenlere karfl› da savaflmakta özgürüz!" (Ne Yapmal›?, Lenin, Sayfa: 17-18)

Kavgada ölümsüzleflenler! Aziz Akp›nar: Proletarya Partisi saflar›nda mücadele yürüten Aziz Akp›nar, 17 Haziran 1978’de Tarsus’ta polis taraf›ndan katledildi. Aziz Araz: Proletarya Partisi saflar›nda mücadele yürüten ve aslen Karsl› olan Aziz Araz, 15-16 Haziran’la ilgili olarak yap›lan eylemler s›ras›nda gözalt›na al›narak T‹KB militan› Songül Kayabafl› ile birlikte iflkencede katledildi. ‹flkenceyi örtbas etmek isteyen devlet hemen sahte bir rapor düzenleyerek Aziz Araz’›n hastanede “yata¤›ndan düflerek” beyin kanamas› sonucu yaflam›n› yitirdi¤ini iddia etti. Beyazda¤ fiehitleri: TC güçlerinin bir ihbar sonucu Dersim’in Hozat ‹lçesi Beyazda¤ mevkiinde kuflatt›klar› Halk Ordusu’nun bir gerilla birli¤iyle ç›kan çat›flmada Hüseyin Gözlü flehit düflerken, M. fiefik Karaa¤aç a¤›r yaral› olarak düflman›n eline geçer ve iflkencede katledilir. Mehmet fi. Karaa¤aç: 1956 Hozat do¤umlu olan Karaa¤aç, lise y›llar›nda Proletarya Partisi ile iliflkiye geçer. Proletarya Partisi ‹leri Sempatizan› olan Karaa¤aç, flehit düfltü¤ü ana kadar Halk Ordusu’nun çeflitli kademelerinde komutanl›k yapm›flt›r. Hüseyin Gözlü: Dersim Merkez Rayberler köyü do¤umlu olan Hüseyin Gözlü (Bozo) kendi köyünde tan›flt›¤› Proletarya Partisi’nin düflünceleri do¤rultusunda bir süre kuryelik görevi yapar. Daha sonra Halk Ordusu içerisinde faaliyet sürdüren Bozo, Proletarya Partisi sempatizan› ve Halk Ordusu m›nt›ka komutanl›¤› yaparken Beyazda¤’da ölümsüzleflir. Mehmet Kalkan: Proletarya Partisi sempatizan› olan Mehmet Kalkan, 14 Haziran 1987’de Diyarbak›r iflkencehanelerinde ser verip s›r vermeme gelene¤inin sürdürücüsü olarak ölümsüzleflti.


İşçi-köylü 25

13-26 Haziran 2008 da ben” diyebilecek kadar acze düflürmüfltür. Bir savafl içersindeyiz. Ezenle-ezilenin savafl›. Ve bunun için ad›na Türkiye denen co¤rafyada 24 Nisan 1972’de Halk Savafl› bafllat›ld›. Bu muharebenin savaflç› kifliliklere, deneyimli komutanlara ihtiyac› var. Askeri anlamda yetkinleflmek, ustalaflmak bir militan›n temel hedeflerinden biri olmal›d›r. 36 y›ll›k tarihimizde bu anlamda yetkinleflmifl ve düflmana korku salm›fl nice militandan bahsedebiliriz. Bu militan duruflun, ona yön veren ideolojinin savafla göre flekillenmesinin bir parças›d›r. Halk Ordusu saflar›nda düflmana askeri darbeler vuran gerçekli¤in alt›nda da bu yatmaktad›r. ‹flte bu militanlardan bir tanesi de Do¤an Karada¤’d›r. Bir yoldafl›n›n anlat›m›yla “Atmaca misali av›n› seyredip büyük bir ustal›kla yönelip sonuç alarak gerilla üslerine çekilirdi. O her sinsi ve kallefl pusuda grubuna kay›p verdirmeden pusular› yar›p ç›km›flt›r. Topo’nun özel-

likle askeri konulardaki baflar›s› ve deneyimi, birikimi tamam›yla mücadeleci bir yaflam sonucu elde edilmifl kazan›mlard›r. O da bunu biliyordu ve kan-can pahas›na kazan›lan bu de¤erlerin koruyucusu, kollay›c›s› ve uygulay›c›s›yd›. Savafl›n temel prensiplerine ba¤l›, onlar› hayata yarat›c› bir flekilde uyarlayand›.” Bu anlat›mda özellikle vurgulanmas› gereken bir konu vard›r ki, o da savafl›n ancak savaflarak ö¤renilebilece¤i gerçe¤idir. Kazan›lan her tecrübe ve deneyim bir tak›m pratiklerin ürünüdür. Ve bu pratik olmaks›z›n kal›c› zaferler kazan›lamayaca¤› gibi birey de kendi prati¤i ve di¤er bireylerin pratiklerinden ö¤renerek çelikleflir, deneyim kazan›r, kazand›r›r. ‹flte Do¤an Karada¤ yoldafl da savafl› savaflarak ö¤renenlere örnek teflkil eden kifliliklerden birisi olarak ölümsüzleflti Halk Ordusu’nun bir komutan› iken. Ve bu savafl›n içerisinde sadece askeri yeteneklerini gelifltirmekle kalmad›. O mücadelenin bulundu¤u

PUSULA Parti bilincinde gerileme ve k›r›lma Egemenlerin ideolojik sald›r›lar› ile birlikte kitlelerle genifl ve güçlü ba¤lar kurulamam›fl olmas›ndan da kaynakl› s›n›flar savafl›m›ndan kopufllar›n revaçta oldu¤u içinden geçti¤imiz süreçte Parti bilinci kavram› üzerinde yap›lacak ve yap›lan tart›flmalar önemlidir. Çünkü faaliyette yaflad›¤›m›z birçok sorunun kayna¤›n› parti bilincindeki gerilik ve k›r›lma oluflturmaktad›r. Faaliyetimizin toplam› incelenirse flayet; örgütsel, siyasal ve ideolojik alanlarda yaflanan sorun ve t›kanmalar›n ço¤unun temelinde parti bilincindeki yetersizli¤in oldu¤u rahatl›kla görülebilir. Peki nedir parti bilinci? Bu kavram her fleyden önce partinin s›n›f savafl›na önderlik edecek, iktidar› alacak yegane güç oldu¤una inanmay› ifade etmektedir. Partinin ideolojik-politik ve örgütsel çizgisinin iktidar hedefine ulaflmadaki tek do¤ru yol oldu¤unu kavraman›n, onun kararlar›n›, yönelimini benimseyerek uygulaman›n, her koflulda ve her flartta sahiplenmenin ve koruman›n, geçmiflten bugüne kan ve can bedeli yaratm›fl oldu¤u de¤erleri koruman›n ve büyütmenin özlü ifadesidir. Yani soyut bir inançtan, gönül ba¤›ndan söz etmiyoruz, partinin s›n›f mücadelesi içerisinde gelifltirilip, büyütülmesi ve korunmas›ndan; iktidar hedefine ulaflmas› için üzerimize düflen görev ve sorumluluklar›n yerine getiril-

mesinden bahsediyoruz. Partinin s›n›f mücadelesi için olmazsa olmazl›¤›n›n, ülkemizdeki s›n›f mücadelesine Proletarya Partisi’nin önderlik edece¤i gerçe¤inin nas›l anlafl›ld›¤› ve kavrand›¤› önemlidir. Bunlar ezberledi¤imiz, kafa yormadan kulland›¤›m›z, yaflamda ve pratik faaliyette somutlayamad›¤›m›z kavramlar haline gelmifltir. Sorunumuz parti kavram›n› ve partinin rolünü tart›flmak, yeniden tan›mlamak veya bir kez daha tan›mlamak sorunu de¤ildir. Parti kavram›n›n yaflam›m›zda ve faaliyetimizde tafl›d›¤› anlam›n, kaplad›¤› yerin üzerinde durmaya ihtiyac›m›z var as›l olarak. Faaliyet içerisindeki verimlili¤imiz, moral düzeyimiz, kararlar› uygulama gücümüz, yoldafll›k iliflkisindeki duruflumuz, kitle iliflkilerindeki tavr›m›z, kitlelere duydu¤umuz güven vb. noktalar esas al›nacak kriterlerdir. Bu aç›lardan bir çözümlemeye gidildi¤inde ciddi boyutlarda bir afl›nma ve yozlaflman›n yafland›¤›n› görmek zor de¤ildir. Partiye güvensizlik, küçümseme, yoldafll›k duygusundan yoksunluk, kitlelerle ba¤ kurma çabas›nda olmamak, kitlelere güven duymamak, s›n›f mücadelesinin keskinleflen gidiflat›n› okuyamayacak kadar körleflmek s›kça karfl›laflt›¤›m›z tav›rlard›r. Ve bu durum partinin kitleleri örgütlemesinin, s›n›f savafl›na önderlik etmesinin önünde engel oluflturmaktad›r.

alanlar›n› bir okul olarak gördü ve bu okuldan en iyi biçimde yararlanarak kendini birçok konuda gelifltirmeyi baflard›. Öyle ki Do¤an Karada¤ mücadeleye ilk bafllad›¤›nda okuma-yazma bilmiyordu. ‹yi silah kullanmay› ö¤rendi¤i bu okulda ayn› zamanda okuma yazma da ö¤renmiflti. Proletarya Partisi’nin üyesi ve Halk Ordusu’nun Karadeniz Alt Bölge Komutan›yken Artvin fiavflat’ta bomba yap›m› s›ras›nda elindeki bomban›n patlamas› sonucu 21 Haziran 1992’de flehit düfltü. Ayn› olayda Do¤an Karada¤’›n yan›nda bulunan Proletarya Partisinin önder kadrolar›ndan ‹smail Bulut da yaral› olarak düflmana tutsak düfler. Küçük yafllar›ndan beri gerillay› tan›yor olman›n verdi¤i avantajla Proletarya Partisi saflar›nda yerini alan ‹smail Bulut, ortaokul y›llar›nda mücadeleye bafllam›flt›r. Bu süreçten sonra 83 y›l›na kadar milislik görevi yapan Dersim’in fiahin’i, gösterdi¤i geliflme sonucu 1984 y›l›nda Proletarya Partisi’nin üyeli¤ine seçilmifltir.

S›n›f mücadelesinin genel seyri, Proletarya Partisi’nin durdu¤u nokta, bu durumun as›l kayna¤› olmakla birlikte, durumun kendisi de süreklilik kazand›kça, varolan kayna¤› sürekli bir biçimde beslemekte, krizi derinlefltirmektedir. Yak›n dönemde gündemimizde olmas› bak›m›ndan parti de¤erlerine yaklafl›m›, bu de¤erleri sahiplenme ve koruma noktas›ndaki duruflu irdeleyebiliriz. Tabi öncelikle parti de¤eri kavram›ndan ne anlafl›ld›¤›n› netlefltirmek gerekiyor. Parti de¤eri daha çok maddi de¤erler biçiminde alg›lanmaktad›r. (Faaliyette kullan›lan her türlü materyal ve malzeme vb.) Ancak bu, oldukça eksik bir yaklafl›md›r. Parti de¤erleri sadece maddi-teknik malzeme ve materyallerin toplam›ndan oluflmaz. Partinin kadro ve militanlar›ndan tutal›m Partiye gönül vermifl, en ufak olana¤›n› bile esirgememifl taraftar›na kadar herkes partinin birer de¤eridir. S›n›f mücadelesinde uzun ve köklü bir geçmifle sahip olan Proletarya Partisi, inifl ve ç›k›fllarla dolu bu tarihsel kesitte büyük bedeller ödemifl, büyük de¤erler yaratm›flt›r. Sahip oldu¤u ilkeler, halk nezdinde yaratt›¤› güven ve sayg›nl›k, en zorlu koflullarda dahi silahl› mücadele çizgisinden taviz vermeyen ›srarl› duruflu, de¤erlerimizi yaratan kaynakt›r. Yarat›lan gelenek ve çizgi sayesinde geliflmifl, ço¤alm›flt›r de¤erlerimiz. Bu de¤erler baflta kurucu önderimiz olmak üzere, bütün önder ve kadrolar›m›z›n, militanlar›m›z›n, Partiye gönül vermifl taraftar ve sempatizanlar›n eme¤inin, bedellerinin toplam›d›r. Önder yoldafl›n ve flehit düflmüfl yoldafllar›m›z›n mücadele

Kavga okulu

1986 y›l›ndaki konferans delegelerinin flehit düflmesinin ard›ndan ‹smail Bulut Konferans Asil Delegeli¤i’ne seçilmifltir. 3. Konferans döneminde Proletarya Partisi’nden ayr›lan DABK saflar›nda mücadele etmeye devam eder. Burada MK üyeli¤i ve Sekreter Yard›mc›l›¤› görevlerinde bulunur. 1992 y›l›nda yaflanan birlikten sonra MK üyeli¤i ve AK sekreterli¤i görevlerini yürütür. Gerilla savafl›ndaki baflar›lar› ve ustal›¤› ile halk›n ve yoldafllar›n›n sevgisini kazan›rken düflman›n da kinini kazanm›flt›r. ‹smail Bulut yoldafl askeri özelliklerinin yan› s›ra parti içi sorunlara olan duyarl›l›¤› ile de ön plana ç›k›yordu. Karadeniz da¤lar›na aç›lan gerilla birli¤i içerisinde yer alan yoldafl daha birkaç gün önce ç›kan çat›flmada gerilla birli¤inin eksilen cephaneli¤ini tamamlamaya çal›fl›rken Do¤an Karada¤’›n elindeki bomban›n patlamas› sonucu yaralanarak düflmana esir düfler. Ancak düflman›n elindeyken, ölümsüzler kervan›na kat›larak, tarihteki yerini al›r.

yaflamlar›nda, düflman karfl›s›ndaki durufllar›nda, Partinin ve Partiye ait bütün de¤erlerin can bedeli korunmas› vard›r. Bugün de¤erlerimize yaklafl›m›m›z, Partiyi koruma ve sahiplenmedeki duruflumuz olmas› gereken yerde de¤ildir. Kuflkusuz ki, bütün bunlar s›n›f mücadelesinin genel atmosferinin, devrimci hareket içerisindeki tasfiyeci anlay›fl ve pratiklerin birer yans›mas›d›r. Ve elbette ki faaliyetçilerimizin birço¤u bu atmosferin havas›n› solumaktad›r. Dolay›s›yla da yoldafllar›m›z›n u¤runa canlar›n› verdikleri Parti de¤erleri, bizim gözümüzde basit bir eflya olabiliyor. Partinin sayg›nl›¤›na, onuruna gölge düflürecek, zarar verecek pratiklere tahammül gösterebiliyoruz. Oysa “bir çöpün” yarat›lmas›nda bile onlarca yoldafl›m›z›n eme¤i ve ödedi¤i bedeli anlamak gerekmektedir. Sonuç olarak; bütün bu pratiklerimizin tekabül etti¤i yer “Parti bilinci”dir. Bu sallant›l›, karars›z durufl, Parti kavram›n›n silikleflmesinden kaynaklanmaktad›r. Parti kavram› silikleflti¤i içindir ki, parti ilkelerinin ve çizgisinin gerektirdi¤i yönde bir tutum al›namamaktad›r. Peki, ne yapaca¤›z? Bu soruna nas›l müdahale edece¤iz? Yitirdiklerimizi nas›l bulaca¤›m›z›n, nerede bulaca¤›m›z›n tart›flmas›n› yapmak zorunday›z. Bunun yolu, yitirdi¤imiz de¤erleri yeniden kuflanmaktan geçiyor. Bunun için de ö¤renmeye, sahip oldu¤umuz tarihi bilmeye, s›n›f savafl›n›n bilgisine ihtiyac›m›z var. Faaliyetimizi, prati¤imizi bu bilgiler ›fl›¤›nda örmeye ihtiyac›m›z var. Partinin bir parças› oldu¤umuzu ve Partinin de bizim parçam›z oldu¤unu kavramaya ve hissetmeye ihtiyac›m›z var.


İşçi-köylü 26

Yoldafllar, dostlar, Hem ‹brahim Kaypakkaya’n›n katlediliflinin 35. y›ldönümü hem de TKP/ML’nin kuruluflunun 36. y›ldönümü dolay›s›yla etkinlikte yer alan tüm kat›l›mc›lar› en içten devrimci selamlar›m›zla selaml›yoruz.

S›n›f Çat›flmas›n›n Koflullar› ‹flçi s›n›f› ve genel olarak emekçiler ciddi tehditlerle karfl› karfl›yad›r. Ki bunun, iflçi s›n›f›n›n varl›¤›n› dahi tehdit etti¤ini abart›s›z bir flekilde iddia edebiliriz. Emperyalist merkezler, gözle görülür bir biçimde zenginlikleri kendilerinde biriktirmektedirler. Emperyalistler, Sol ve iflçi hareketinin on y›llarca bedeller vererek biçimlendirdi¤i kazan›mlar› tamamen da¤›tmak için, flu veya bu biçimde karfl› durmak için en modern silahlarla hiç durmadan silahlanmaktad›r. Sermayenin dünya ölçe¤inde ki ürkütücü birikmesi, ülkelerin y›k›m›n›, halklar›n sefalete sürüklenmesini ve proletaryan›n yok oluflunu istemekte ve dayatmaktad›r. ‹flçi s›n›f› ve dünya halklar› bugün bunun sonuçlar›n› yaflamakta. Kapitalist yolcu güçlerin nihai y›k›m›yla tamamlanan, iflçi hareketinin, sol ve devrimci hareketin yenilgisi güçler dengesinin emperyalizm ve gerici güçler lehine de¤iflmesine yol açt›. Ayn› zamanda, politik sahnende sa¤a dönüfl vard›, proletaryan›n ve halklar›n ideolojik tasfiyesinin ve antikomünist histerilerin -’90’lar›n bafl›yaflam bulmas›nda, çöken rejimler sonras› sermaye saf›na geçen say›s›z kadro kullan›ld› ve etkilide olundu. ‹flçi s›n›f›n›n ve sendikalar›n durumu daha da kötü oldu çünkü reformizmin yani reformist sol partilerin uzun süreli hâkimiyeti sonucu oluflan olumsuz zemine basm›flt›. Böylece, sermaye güçler dengesinin lehine bozulmas› için ’80’lerin bafl›nda bafllatt›¤› sald›rlar, daha da vahflileflmekte ve proletaryadan rövanfl› almak için stratejik bir nitelik kazanmaktayd›.

Proletarya üzerinde tam ve Katolik bir biçimde hâkimiyet kurmak ve uzun bir süre tüm direnifl olanaklar›n› eline almay› amaçlamaktayd›. Kitlesel ve dünya çap›nda ileri sürülen ve dayat›lan iflçi ve emekçi karfl›t› yasalar›n, örne¤in sosyal güvenlik hakk›na sald›r›, çal›flma koflullar›nda yap›lan sald›r› ve özellikle de ifl güvencesine yap›lan sald›r›lar ve bunun yerine büyük ölçüde geçirilmeye çal›fl›lan part-time, sözleflmeli çal›flma ve onlarca farkl› biçimde ki sald›r›lar›n amac› tam da budur. Yeni çal›flma koflullar› tamamen kiflisel düzeyde iflçi ile iflveren aras›nda belirlenmekte. Bunun pratikteki sonucu, toplu sözleflmelerin ortadan kald›r›lmas›, kolektif mücadelenin ve emekçi direnifllerinin zay›flat›lmas›-

60’dan 65’e kimi ülkelerde ise 67’e ç›km›flt›r. Burada vurgulamak istedi¤imiz nokta, sistem taraf›ndan geçirilen iflçi karfl›t› yasalar›n, sermayenin dayatt›¤› ve uygulad›¤› sald›r›lar› yasallaflt›rmas›d›r. Yunanistan’da ve genel hatlar› ile Avrupa’da, üretim sürecine kat›l›m yafl ortalamas›, kad›nlarda 29, erkeklerde ise 30’dur. Buna neden olan etkenler farkl›, fakat as›l olarak gençler içindeki yüksek iflsizlik –dört kifliden biri iflsizdir- e¤itimin uzamas›, askerlik vb.dir. Bu, bir çal›flan›n 35 çal›flma y›l›n› doldurmas› ve 65 yafl›nda emekli olmas› anlam›na gelmekte. Ancak, 65 yafl›nda emekli olabilmesi için kesintisiz çal›flmas› gerekir. Gerçeklikte durum çok farkl›d›r. Son 30 y›ld›r iflsizlik yüksek seviyelerde izlemekte. Part-taime ve

i, h a d r la k lu u lc o y “En uzun bir ad›mla bafllar d›r. Dayat›lan önlemler (örne¤in esnek üretim vb.) ve daha da fazlas›, sermaye için maddi kar› olmakla birlikte as›l yan› politik olarak stratejik emellerine yaklaflt›rmas›d›r. Özellikle dayatmak istedikleri ve bunda baflar›l› olduklar› nokta, emekçilerin güvencesiz b›rak›lmas›d›r. Bu baflar›ya, iflçi s›n›f›n haklar›n›n ve kazan›mlar›n›n y›k›m› içinde, çal›flma koflullar›n›n bozulup yeniden düzenlenmesi ile ulafl›ld›. Sermayenin 30 y›ld›r kulland›¤› di¤er bir argüman ise iflsizliktir. ‹flsizlik sorununu, hem maafllar› daha düflük tutmak hem de ifl alanlar›nda güvencesizli¤i sa¤lamak için kullanmaktad›r. Bu bafll›¤›, sosyal güvenlik ve emeklilikle iliflkili bir örnekle kapatal›m. Son 30 y›lda gerek Yunanistan’da gerekse Avrupa’da emekli olma yafl› artarken, emeklilik maafllar› da düflmektedir. Emekli olmak için gerekli çal›flma y›l› 30’dan 35’e ve ço¤u durumda da ise 37’e ç›km›flt›r. Buna ba¤l› emekli olma yafl› ise,

geçici iflçilerin genel çal›flan nüfus içindeki oran› % 30’dur ve bu artmakta. ‹flsizlik Yunanistan’da son 25 y›ld›r devletin resmi verilerine göre % 9’dur, iflsiz say›s› ise 400.000’dir (Avrupa ortalamas›n›n biraz üstünde izlemekte). Bu, iflçilerin 35 y›ll›k çal›flma süresinde ve 65 yafl›nda emekli olmak için ortalama 2 y›l› kaybetmesi demektir. Bunun yan›na part-time çal›flma sorunu da eklendi¤inde kimse emekli olamayacakt›r. Yukarda belirtti¤imiz sermayenin sald›r›lar›na yeniden dönecek olursak. Sald›rlar, sendikal hareketin çürümesine yol açm›flt›r. K›saca ifade edersek, sendikal hareket bir taraftan burjuva reformist güçler taraf›ndan yönetilirken di¤er taraftan ise gerçek bir destekten de yoksundur. Sendikalar›n yöneticileri, askerleri olmayan generaller durumundad›r. Elbette bu çürümenin nesnel zemini de bulunmakta. Örne¤in, iflsizlik, esnek çal›flma vb. Neticede, bu sonucun esas yan›, sermaye sald›r›lar›n›n politik niteli¤idir.

13-26 Haziran 2008

S›n›fsal Yeniden yap›lanma Durumun de¤iflmesi ve iflçi hareketinin, ayn› zamanda sendikal hareketin s›n›fsal olarak yeniden yap›lanmas› ya politik müdahalelerle olacak ya da olmayacak ve her fley oldu¤u gibi kalacakt›r. Politik müdahaleden kast›m›z, ilerici güçlerin s›n›f ve devrim perspektifi ile ifl yerlerinde, sendikalarda, emekçi semtlerinde ve emekçilerin yaflay›p çal›flt›¤› her alanda burjuva s›n›f›na ve emperyalizme karfl› genel karfl› duruflu bafllatmalar›d›r. Bu, iflçi s›n›f›n›n s›n›f niteli¤ini yeniden kazanmas› ve oynad›¤› tarihi rolü üstlenmesi için zorunludur. K›saca iflçi s›n›f›n›n kendisi için s›n›f olmas› gerekir. Son y›llarda, iflçi s›n›f› ve halk kitlelerinde bir uyan›fl bafllam›flt›r. Öfkeyle birikmifllerdir ve her f›rsatta mücadele arzular›n› ifade etmektedirler. Uyan›fl belirtilerini her gün görüyoruz ve bunlar hareketin s›n›f ve devrim perspektifi için mücadele eden devrimci ve sol güçlere umut vermektedir. ‹flçi s›n›f› ve emekçiler için var olan sorun, grev yapabilecek, yollara ç›kabilecek, mücadele edecek, direnecek araçlar›n›n olmamas›d›r. Maalesef 24 saatlik bir grevin olmas› burjuva-reformist güçlerce denetlenen sendikalar›n yetkisindedir ve bunun de¤iflmesi gerekir, ama tek bafl›na da de¤iflmeyecektir. Emekçi kitlelerin mücadele ve sendika meselelerini kendi ellerine almalar› gerekir. Gerçek s›n›f mücadelesi alanlar›nda daha kararl› bir mücadele bafllatmal›lar. Sald›r›lara karfl›, yaflad›klar› ve çal›flt›klar› her yerde direnifl komiteleri oluflturmal›lar. Mücadelelerini biçimlendirmeli, daha fazla emekçi kitleyi mücadeleye katacak araçlar› yaratmal›lar. Emekçilerin ve gençli¤in, kendi gücüne olan inanc›n› ve cesaretini yeniden kazanmal›d›r. “En uzun yolculuklar dahi, bir ad›mla bafllar”. YUNAN‹STAN KOMÜN‹ST PART‹S‹ (MARKS‹ST LEN‹N‹ST)


İşçi-köylü 27

13-26 Haziran 2008

Bunlar› biliyor muyuz? * Dünyada 2000’e yak›n halk ve 3000’e yak›n dil var. * Tarih boyu yap›lm›fl savafllar›n en uzunu ‹ngiltere ile Fransa aras›nda olmufltur. Bu savafl 115 sene (13381453) sürmüfltür. * Kutup ay›lar›n›n daha az enerji harcamak için (vücut ›s›lar›n› korumak)

arka ayaklar›n› ön ayaklar›n›n izine bast›klar›n›, * Örde¤in vakvaklamas›n›n yank› yaratmad›¤›n› ve bunu kimsenin aç›klayamad›¤›n›, * Dünya nüfusunun % 50’sinin hiç telefonla konuflmad›¤›n›, *Gözlerimizin hiçbir zaman büyümedi¤ini ama burnumuz ve kulaklar›m›z›n büyümesinin asla sona er-

Okur

medi¤ini, * Filmlerde geri planda kalabal›k oldu¤unda (parti vs gibi) insanlar›n konufluyor görünmek için "walla, walla" dediklerini ve bu sahnelere "walla, walla sahneleri" dendi¤ini, * Kibrit kutusu büyüklü¤ündeki alt›n külçesinin yufka gibi aç›larak bir tenis kortu büyüklü¤üne kadar y›rt›lmadan uzat›labildi¤ini

* Bir gram atomun, parçaland›¤› zaman 3.000 ton kömürün yanmas› s›ras›nda verdi¤i enerjiyi verdi¤ini, * Hamamböceklerinin yaklafl›k olarak 250 milyon y›ld›r yaflad›klar› halde hiçbir de¤iflime u¤ramad›klar›n›, * Çakma¤›n kibritten önce bulundu¤unu, * Dünyada insan bafl›na düflen kar›nca say›s›n›n bir milyon oldu¤unu...

Üsküdar Sosyal Meskenler ‹lkö¤retim Okulu’nda yaflananlara dair

- Kendinizi tan›t›r m›s›n›z? - Ad›m Erdal Beyazsaç, velisi oldu¤um 3. s›n›fa giden o¤lum Ça¤dafl Beyazsaç dolay›s›yla okulda yaflananlara tan›k oldum. - Okulda ne gibi sorunlar yaflad›n›z biraz aç›klar m›s›n›z? - Okul müdür yard›mc›s› beni arad› ve telefonda “o¤lunuz çok yaramaz, bundan dolay› disipline verilecek” dedi. Ben de okula, müdürün yan›na gittim ve olay› anlatt›m. S›n›f ö¤retmeni geldi ve Ça¤dafl’›n çok yaramaz oldu¤unu söyledi. Ben de “ho-

cam daha önceki görüflmelerde neden bu olaylar› söylemediniz” diye kendisine sordum. Hoca “iyi niyetimden dolay› söylemedim” dedi. Arkas›ndan bir iddia ortaya att› ve “çocu¤unuz geçen sene bir ö¤renciye tecavüz etmeye kalk›flt›” dedi. Ben de kendilerine “hocam bu nas›l bir iyi niyet ki bir çocu¤un zaaf›n›, hastal›¤›n› saklad›n›z. Ben bunu iyi niyet belirtisi olarak görmüyorum” dedim. Ve “8 yafl›ndaki bir çocu¤un ne bilimsel olarak ne de fiziksel olarak bu ifli yapamayaca¤›n› ve

planlayamayaca¤›n›, ayr›ca bu iddian›n bir ö¤retim görevlisi taraf›ndan ortaya at›lmas›n›n çok sak›ncal› oldu¤unu” söyledim. - Siz bu görüflmeden sonra ne gibi giriflimlerde bulundunuz ve okul idaresinden ne gibi tepkiler ald›n›z? - Olay›n ertesi günü çocu¤umu okula yollad›ktan sonra ‹lçe Milli E¤itim Müdürlü¤ü’nü arayarak bilgilendirdim. Ayn› zamanda ‹l Milli E¤itim Müdürlü¤ü’ne, Pir Sultan Abdal Kültür Merkezi’ne (Ankara) ve E¤itim-Sen’e (Kad›köy) olayla ilgili dilekçe fakslad›m. Akflam çocu¤um eve gelince sabah s›n›f›na girer girmez d›flar› ç›kart›l›p ö¤retmen ve müdürle birlikte s›n›f›n›n de¤ifltirildi¤ini ö¤rendim. - fiu ana kadarki süreçte bu konuyla ilgilenen veya baflvurdu¤unuz dilekçelere herhangi bir cevap geldi mi? - Olay›n üzerinden 2 gün sonra Ankara PSAKD telefon

ederek, olay› araflt›racaklar›n› ve yan›m›zda olacaklar›n› söyledi. E¤itim-Sen Kad›köy fiubesi ise daha önce bu okulun Alevi çocuklar›n› fifllemesi dolay›s›yla gündeme geldi¤ini, bu olay›n da araflt›r›laca¤›n› ve gerekli ad›m›n at›laca¤›n› söyledi. Bu kurumlar›n d›fl›nda Özgür Radyo’dan gelen arkadafllar benimle bu olayla ilgili röportaj yapt›lar. Bunun yan›nda sürecin bafl›ndan beri ‹flçi-köylü gazetesine duyarl› tutumundan dolay› teflekkür ediyorum. ‹K gazetesinin deste¤i ve yaflad›¤›m›z bu zor günlerimizde yan›m›zda olmas› bizi çok onurland›rd›. - Peki bu sürece kadar yaflananlara dair sizin düflünceleriniz nelerdir? - Ben sosyal kimli¤imi hiç saklamad›m. Fakat 40 yafl›nda bir insan olarak bu ülkede yaflanm›fl ve yaflat›lm›fl birçok olaya tan›k oldum. Böyle utanç verici, bilimsel ve fiziksel olarak hiçbir dayana¤› olmayan bu olay›n ö¤retim

görevlileri taraf›ndan gündeme getirilmesi e¤itimin ve e¤itim görevlilerinin durumunu oldu¤unun göstergesidir. Bizi endiflelendiren bir di¤er yan ise Milli E¤itim Müdürlü¤ü bu olaya 15 gündür çözüm üretmedikleri gibi taraf olduklar›n› da netlefltirmifltir. Ama bu ülkede birçok kurum ve kuruluflun ne kadar duyarl› oldu¤unu ve bu konuda duyars›z kalmayacaklar›n› bilmek bizlere güç vermektedir. Bu süreçten sonra olay›n takipçisi olaca¤›m, bu tür ö¤retim görevlilerine ve bunlar gibi düflünenlerle mücadele etmemiz gerekti¤ini düflünmekteyim. Siz de¤erli dostlar›m›z ve ‹K gazetesinin olaya bafl›ndan beri olan duyarl›l›¤› ve deste¤inden dolay› çok teflekkür ediyorum. - Bizimle bu röportaj› yapt›¤›n›z ve sorunlar›n›z› paylaflt›¤›n›z için bizler teflekkür ederiz. (1 May›s Mahallesi ‹K okurlar›)

Gençlerin kabusu: ÖSS’ye karfl fl›› eylemler!

‹stanbul Üniversiteye giriflin ÖSS ile belirlenmesinin haks›z ve eflitsiz bir yöntem olmas› ve e¤itimin ticarileflmesine hizmet etti¤i gerekçesiyle ÖSS’nin kald›r›lmas› talebiyle bir araya gelen bini aflk›n liseli 7 Haziran’da ‹stanbul’da Kad›köy Meydan›’nda bir miting

örgütledi. Coflkulu geçen yürüyüflte YDG, LÖB, SDG, Dev-Lis, Emek Gençli¤i gibi çok say›da gençlik örgütlenmesi yer ald›. Emek Gençli¤i ve Dev-Lis’in kitlesel kat›l›m gösterdi¤i mitingde YDG’liler de “Yaflas›n paras›z, bilimsel, anadilde, özerk, demokratik e¤itim mücadele-

miz!” pankart›yla yer ald›lar. Yol boyunca YDG imzal› yaz›lama, pullama ve kufllama yapan ve bildiri da¤›tan YDG’liler gençli¤e söz ve karar hakk› için örgütlenme ça¤r›s› yapt›lar. ‹skele Meydan›’na yürüyen gençler Meydan’da yapt›klar› konuflmalar ile ÖSS’nin adaletsiz bir sistem oldu¤unu vurgulad›lar ve demokratik, paras›z, bilimsel e¤itim talebini dillendirdiler. Mitingde ayr›ca bir tersane iflçisinin çocu¤u da konuflma yaparak tersanelerde yaflanan ifl cinayetlerinden bahsetti ve 16 Haziran’daki grev için ça¤r›da bulundu. Eylemde çok say›da sendikan›n yan› s›ra DTP milletvekillerinin dayan›flma mesajlar› da okundu. Eylem müzik grubunun söyledi¤i flark› ve marfllarla sona erdi.

Mersin 7 Haziran Cumartesi günü ESP, DGH, Emek Gençli¤i, Mersin LÖB, YDGM, DEV-L‹S, DSG, Özgür Lise, SDG ve YDG olarak ortak örgütlenen eylemde “ÖSS ve AOBP kald›r›ls›n! Eflit, paras›z, bilimsel, anadilde e¤itim istiyoruz” pankart› aç›larak E¤itim-Sen önünden Taflbina önüne kadar yüründü. Taflbina önünde yap›lan aç›klamada “En yak›n›n›zdakilere dahi rakip gözüyle bakt›r›l›yor ve her geçen gün daha da yaln›zlaflt›r›l›yoruz… Bu hale getirilirken bir de üstüne y›¤›nla para ödemek zorunda b›rak›l›yoruz” denildi. Aç›klamadan sonra ÖSS’ye haz›rlanan bir ö¤rencinin aile içinde yaflad›¤› sorunlar› anlatan bir tiyatro gösterimi yap›ld›.


Okur

İşçi-köylü 28

13-26 Haziran 2008

Hapishanelerde görüfl bir baflka olur… Yeryüzünün her metrekaresinde yaflayan insanlar için zaman›n nas›l ya-

Adana “ÖSS kald›r›ls›n! Üniversite Hakk›m› ‹stiyorum” diye hayk›ran liseli gençler, ‹nönü Park›’ndan slogan ve alk›fllarla U¤ur Mumcu Meydan›’na yürüdü. E¤itim-Sen, Liseli Ö¤renci Birli¤i (LÖB), Dev-Lis, Ö¤renci Gençlik Derne¤i, Yeni Demokrat Gençlik ve Emek Gençli¤i taraf›ndan ortak düzenlenen mitingde liseliler e¤itim hakk›na sahip ç›kt›lar. En önde “ÖSS kald›r›ls›n! Üniversite hakk›m› istiyorum” yaz›l› ortak pankart›n›n tafl›nd›¤› mitingde, gençlik örgütleri kortejler oluflturdu, yürüyüfle geçti. Biz de Mersin’den gelen arkadafllar›m›zla birlikte Yeni Demokrat Gençlik imzal› “E¤itim hakk›na sahip ç›k” yaz›l› pankart›m›z› açt›k. Atatürk Caddesi’nin bir fleridinin trafi¤e kapat›ld›¤› yürüyüflün ard›ndan U¤ur Mumcu Meydan›’na gelen ö¤renciler ad›na Gamze Kaya bir aç›klama yapt›. Kaya, ÖSS’nin seçmeci-elemeci niteli¤e sahip oldu¤unu ifade etti. Kaya, konuflmas›nda s›nav sisteminin de¤ifltirilmesine de de¤indi. S›nav sistemi de¤iflliklerinin ö¤rencileri “müjde” fleklinde sunuldu¤unu ifade eden Kaya, “‹ngiliz sistemi ad› verilen bu uygulama ile girilen s›nav say›s› artt›r›lacak, ö¤renciler için de¤iflen ise s›nav say›s›ndan baflka bir fley olmayacak ve dershanelere yönelim daha da artacakt›r” dedi. Genç Umut, Liseli Arkadafl ve Enternasyonalist Gençlik’in de destek verdi¤i miting konuflmalar›n ard›ndan at›lan sloganlar ve çekilen halaylarla son buldu. (Adana YDG)

fland›¤›, nas›l geçti¤i sorusuna yan›t elbette farkl› olacakt›r. Verilen yan›t de¤iflse de ortak paydada topland›¤› noktalar statülerine paralel birleflecektir. Zaman; insan› büyüten, gençlefltiren, olgunlaflt›ran sonras›nda toprakla buluflturan sürecin vazgeçilmez tan›¤›. Zaman’a al›flmak, onunla buluflup kol kola ilerlemekse ayr› bir zevk, ayr› bir güzellik olsa gerek. Bu güzelli¤in en onulmaz anlar›nda; bu ifl buraya kadarm›fl; hofl geldin ölüm dedi¤imiz birden “fleytan›n baca¤›n› k›r›p; bir kez daha okyanusu dalgalar›na kavuflturan anlar…” Onlar› de¤erli k›lan zamanlar. Böylesi zamanlar. Böylesi çetrefilli zaman›n yolculu¤una ç›km›fl olan devrimciler. Zaman baz›, bize de güler, içimizde saklay›p gizli tuttu¤umuz; umutlar›m›z›, sevdalar›m›z›,

özlemlerimizi. Özcesi devrimcileri diri bir o kadar da canl› tutan insan› de¤erleridir. Biz devrimciler zamanla yar›fl›r›z. Bunu dizginlemeye çal›flsak da, y›lk›ya sal›nm›fl vahfli atlar misali o, bildi¤i tempoda ilerlemeye devam eder. Gelin görün ki, zaman baz› mekanlarda öylesine de¤erlidir ki, onu ba¤lamak, bir dü¤meye dokunup durdurmak, o de¤erli anlar›, k›sa süreli¤ine doyas›ya yaflamak isteseniz de elinizden hiçbir fleyin gelmedi¤i, nas›l gelip geçti¤ine inanamad›¤›n›z anlar… ‹flte böylesi de¤erli anlar›n yaflanmas› zorunlulu¤u olan mekan; hapishaneler. Hapishane içindeki hücreler. Hücrelerin içindeki tutsaklar›n ziyaret günleri. Ziyaret günlerine gelen ziyaretçiler. Mekan›n içine s›¤mayan, taflan bir top umudu, sevgiyi, bir top d›flar›y› bize tafl›yan ziyaretçilerimiz sevdiklerimiz… Sizi, zaman›n yolculu¤una çekmenin sebebi, on alt› y›l sonra belki de daha fazla anam›, yoldafl›m› … görmüfl olman›n mutlulu¤u. Hiç beklemedi¤im

bir anda ç›k›p ziyaretime gelmifl olmas› beni, zaman içindeki yolculu¤umu sorgulamaya, bende ve ondaki de¤iflimleri fark etmeye zorlad›. Ben onu görmeyeli o yafllanm›fl. Bense yetiflkin bir kad›n devrimci olmufltum. O yabanc› de¤ildi benim kald›¤›m mekana, o¤lunu ziyarete gitmifl, aya¤›n›n tozu ile benim yan›ma gelmiflti. O, bana bakarken ne kadar büyüdü¤ümüzü, bense yafll›l›¤›m› fark ettim. S›n›rl› zamana s›¤d›ramad›¤›m›z özlemimiz yar›m kald›. Doyas›ya hasretlik gideremedik. Vars›n olsun! Zamanla yar›fla kafa tutan iki kad›n devrimci y›llar sonra, s›n›rl› zamanlarda dahi buluflabiliyorsa, k›s›tlanan mekanda, daralt›lan yaflamda, kab›na s›¤mayan öfkeyi, umudu afl›l›yorsa, inad›na vars›n olsun! Biz k›s›tl› zamanlar›n coflkusuyla, çocukça, mutlu… Do¤all›¤›nda, birbirimizi gözlerimizle daha çok öpüp koklar›z. VARSIN OLSUN! (Sincan Kad›n Hapishanesi’nden bir tutsak Partizan)

Roni mina evinê-tari mina mirine Afl flk k gibi ayd›nl›k ölüm gibi karanl›k Ben sizlerle okudu¤um bir kitab› paylaflmak istiyorum. Kürt edebiyat›n›n en önemli isimlerinden Mehmet Uzun’un kaleme ald›¤› bu roman 2000 y›l›nda bas›ld›. ‹lk bas›m›ndan sonra ayn› y›l alt›nc› bas›m›n› yapt›. 2001 y›l›nda “Aflk gibi ayd›nl›k, ölüm gibi karanl›k” ve “Narçiçekleri” romanlar› nedeniyle yasad›fl› silahl› “terör” örgütüne yard›m etmekten yarg›lan›r ve beraat eder. “Aflk gibi ayd›nl›k ölüm gibi karanl›k” roman›n› Kürtçe’den çeviren Mahsun K›z›lkaya Gendafl Kültür Yay›mc›l›¤›n fiubat 2005 y›l›nda 16. bas›m›n› yapt›¤› Mehmet Uzun’un bu roman›nda Baz ve Kevok’un yaflam öykülerini anlat›r. Baz Kürtçe fiahin, Kevok ise Güvercin demektir. Baz bir sabah, Kevok’un bütün yollar›n tükendi¤i anda karfl›s›na ç›kar. Roman bildik flekilde ilerlemiyor. Önce ölenler, esir al›nanlar, yak›lanlar oluyor. Sonra bunlar›n öyküleri bafll›yor. Baz, yak›lan y›k›lan, talan edilen bir köyde Kürt köyünde “iyi” bir subay›n al›p yetimhaneye verilifliyle bafll›yor öyküsü, önce itaat› ö¤reniyor. Sonra itaat kültürüyle yozlaflan parlak, kariyerli bir subay oluyor. Türkiye Kürdistan›’nda köklerinden, geçmiflinden habersiz, köyleri yak›yor, Özel Timlerle operasyonlara gidiyor. Kimi zaman Baz’›n komutanl›¤›nda bir kaya dibinde,

pusuda kimi zaman Ankara Üniversitesi’nde okuyan Kevok ve sevgilisi Jir’in okul yaflamlar›na mücadele karfl›s›nda de¤iflen durufllar›na, Jir sevdi¤ini, okulunu b›rak›p gerçek sevdi¤i da¤lara yolculuk ediyor. Kevok’un gerilla olma öyküsü sevdas›, gerilla birlikleri ile s›n›rdan Türkiye yolculuklar›n do¤a ile mücadele eden gerilla birliklerinin zorlu yolculuklar›ndan Bitlis’teki çat›flmaya Kevok’un esir al›nmas›na kadar uzan›yor. Baz köylülere iflkence yap›yor. Yak›yor halk›n ac›lar›, gerila birliklerinin çat›flmalar› bizi o ana al›p götürüyor. Baz nihayet Kevok’la esaret sürecinde tan›fl›yor. Kendisinin bir Kürt oldu¤unu sonradan ö¤reniyor. Parçalanm›fl kiflili¤i ev yaflam›nda öyle gerçekçi anlat›l›yor ki… Kevok bu zorlu s›navdan aln›n›n ak›yla ç›kam›yor. Çözülüyor. Onlara ö¤retildi¤i üzere “iki haftadan sonra ifle yaramayan yerleri söyleyebilirsin” Kevok’un verdi¤i tek yer Jir’in katline sebep oluyor. Ac›lar, zay›fl›klar, düflman›n tuzaklar› Mehmet Uzun’un anlat›m›yla daha gerçeklik kazan›yor. Kevok ve Baz’›n sonu ne oluyor. Onlar hâlâ yafl›yorlar m›? Onlar› nas›l bir son bekliyor? Bu sorular›n hepsine okudu¤unuzda yan›t bulabilirsiniz. Belki de itaate kusur etmeyen komutan Baz firar ediyor. (Bir ‹K okuru)


13-26 Haziran 2008

İşçi-köylü 29

Yaşamın içinden

Kald›r›mda umudu bekleyenler... “Dünyan›n ameleli¤ini biz yap›yoruz” Memleketinden kalk›p gurbete gelenlerin ifl umuduyla, kar-k›fl, so¤uk-s›cak demeden bekledikleri bölgelerden biri de Tuzla Havzas›’nda. Buradaki tersanelerde çal›flan iflçilerin büyük bir bölümünü oluflturan gurbetçi iflçiler, sadece tersanelerde de¤il, bulduklar› her iflte çal›fl›yorlar. Art›k y›ld›zlar kadar uzaks›n umudum Çaresizlik ölüm kadar yak›n Vazgeçmem senden unutma ki sak›n Umudum umudum... (Mehmet U¤ur Demir) Siyasal nedenlerle kopmaz bir ba¤ içinde olan, ekonomik ve sosyal nedenlerle, evini, topra¤›n›, ailesini ve daha bir dizi de¤erini memleketinde b›rakarak gurbete ç›kanlar, ‹stanbul için kendilerine söylenen “Tafl› topra¤› alt›n” sözüne art›k hiç inanm›yorlar! Çünkü ‹stanbul onlar aç›s›ndan, yeni bir çilenin, daha da derinleflin yoksulluk ve sefaletin bafllang›c› olmakta. Memleketlerinde ifl bulamay›p, bulduklar› ifllerle ise kar›nlar›n› bile doyuramayarak, binbir umutla ‹stanbul’a gelenler, insan›n insan üzerindeki sömürüsünün en katmerli biçimiyle karfl›lafl›yorlar. Ne do¤ru düzgün bar›nma koflullar› ne de sürekli ifl bulabiliyorlar. Hemen hepsi, kelimenin tam anlam›yla, geldiklerine bin piflman oluyorlar. Ancak geri döndüklerinde bekleyen sefalet, yoksulluk, yoksunluk, umutla geldikleri ‹stanbul’dan dönmelerini engelliyor. Umutsuz yerde umudu beklemeye

devam ediyorlar. Umudu bekleyen gurbetçilere kentin dört bir yan›nda rastlamak mümkün. Genelde toplu halde bekledikleri “pazarlarda” rastl›yoruz onlara. Ancak bu pazarlar, meyve, sebze ve bilumum günlük ihtiyaç maddelerinin sat›ld›¤›, bildik semt pazarlar› de¤il. Memleketinden kalk›p gurbete gelenlerin ifl umuduyla, kar-k›fl, so¤uk-s›cak demeden bekledikleri bölgelerden biri de Tuzla Havzas›’nda. Buradaki tersanelerde çal›flan iflçilerin büyük bir bölümünü oluflturan gurbetçi iflçiler, sadece tersanelerde de¤il, bulduklar› her iflte çal›fl›yorlar. ‹fl bulmada en çok zorlananlar ise hiç kuflkusuz “amele pazar›” da denilen, “iflçi pazarlar›”nda ifl bekleyen iflçiler. ‹çmeler Köprüsü’nün üzerindeki çay ocaklar›ndan birinin önündeki kald›r›m da, “iflçi pazar›” ifllevi gören yerlerden biri. Sabah›n 6.30-7’sinden, akflam geç saatlere kadar ifl bekleyen iflçilerle dolu buradaki kald›r›m. Sabah erken saatlerde giderek, burada

ifl bekleyen iflçilerle görüfltük. Ve “bir dokunduk, bin ah iflittik.” ‹çmeler Köprüsü’ndeki bu Pazar’da bekleyen iflçilerin büyük ço¤unlu¤u Urfa’dan gelmifl. ‹çlerinde uzun y›llard›r bu “pazara” gelen de var, birkaç ayd›r burada olan da. Bulduklar› ifller ya tersane ya da inflaat iflleri. Ancak bir gün ifl oluyorsa, üç gün olmuyormufl. Sabahtan akflama kadar yüzlerle ifade edilen say›da bir iflçi sirkülasyonu yaflan›yor burada. Bunlar›n ise çok az bir bölümü o gün ifl bulabiliyor. Ya da kendilerini “alacak” birini! Hemen hepsi de “ne ifl olursa yapar›z” diyorlar. (Kartal)

Mehmet Kubac›k ailesini b›rak›p gelenlerden. Henüz bir ayl›k evli. Ancak hayat›ndan memnun de¤il o da. “‹fl bazen oluyor, bazen olmuyor. Bu devirde fakir iyice öldü. Zaman paras› olan›n zaman›. Zengin yafl›yor, fakir ölüyor!” Kald›r›mda “umudu bekleyen” iflçiler, 1970’lerde devletin kendilerine küçük miktarlarda arazi verdi¤ini, ancak sonraki y›llarda a¤an›n “bast›rarak”, bu arazileri tekrar ellerinden ald›¤›n› söylüyorlar. Yoksulluklar› iyice art›nca da gurbet yolu görünmüfl. Köyde kar›n toklu¤una a¤aya çal›flt›klar›n›, burada ise hiçbir sosyal güvence olmadan, a¤›r çal›flma ve yaflama koflullar›nda çal›flmak zorunda b›rak›ld›klar›n› söylüyorlar ve “a¤alar, patronlar çok say›da nüfusu geçindirecek kadar büyük zenginliklere sahipken, dünyan›n ameleli¤ini biz yap›yoruz” diyorlar. Tersanelerde yaflananlara karfl› da ilgisiz de¤iller. Burada ölenlerin hep yoksullar oldu¤unu söylüyorlar ve bunu da “Tersanede hiç zengin çocu¤unun öldü¤ünü duydunuz mu?” sözleriyle ifade ediyorlar. Tersanelerdeki tafleron sorununu, “pazarda” bekleyen iflçiler de yafl›yor. Çünkü kendilerine ifl vermek için gelenlerin büyük bölümünü tafleronlar oluflturuyor. Tafleronlar “pazarda” anlaflt›klar› iflçilere, tersanede düzenli çal›flan iflçilerden çok daha az yevmiye veriyorlar. Onlar da biliyorlar ki, bu insanlar günler, aylar, y›llar boyu kald›r›mda, çaresizlik içinde umudu beklemekteler. Ve çaresizliklerini bildikleri için de, onlar›n umutlar›n› küçük paralara sat›n almakta sak›nca görmüyorlar.


Yaşamın içinden

İşçi-köylü 30

13-26 Haziran 2008

Köydeki a¤a ile flehirdeki patron aras›nda fark yok!

“Bölgedeki her bir a¤an›n binlerce dönüm arazisi var. Her bir a¤an›n evinin önünde her birinin de¤eri 100 milyon dan fazla olan arabalar var. Biz ise bebelerimize mama paras› bile bulam›yoruz ve burada sürünüyoruz. Bu adalet midir? A¤alar›n elindeki topraklar köylüye da¤›t›lsa, bizim de karn›m›z doyar, buralara gelmeyiz”

‹fl bekleyenlerden Halil Kabac› da yine buradaki ço¤unluk gibi Urfa’dan gelmifl. 8 çocu¤unu ve eflini b›rakm›fl ard›nda. ‹fl buldukça onlara para göndermeye çal›flt›¤›n› söylüyor. Çal›flma koflullar›n› ise “‹fllerin en pisini ve kötüsünü bize yapt›r›yorlar. Tersanede ifl bulursak, gemilerin en derinlik yerlerinde, en a¤›r ifllerde bizi çal›flt›r›yorlar. Uzun ifl saatlerine karfl›n verdikleri yevmiye ise en fazla 25-30 YTL” sözleriyle aç›kl›yor. Hemen hiçbiri sigortal› de¤il. Yani hiçbir sosyal güvenceleri yok. Bazen uzun süreli ifl bulacak olsalar da, patron genelde sigortalar›n› yat›rm›yormufl. Zaten ayda en fazla 10-15 gün çal›flt›klar›n› söylüyorlar. O da “flanslar›” yaver giderse! ‹flçilerin bar›nma koflullar› da

oldukça kötü. Eski binalar›n bodrum katlar›nda, küçücük rutubetli odalarda, çok say›da insan bar›nmak zorunda kal›yormufl. “Ma¤arada yafl›yoruz. Köpek ba¤lasan durmaz” diyor Kabac›. Ayr›ca kal›nan yerlerde adeta tahtakurusu “istilas›” varm›fl ve bu nedenle hastalananlar›n say›s› da oldukça yüksekmifl. Bir di¤er iflçi Musa Arslan ise, kendilerini buraya getiren nedenlere isyan ediyor ve “Memlekette binlerce dekar arazi bofl duruyor. Suriye s›n›r›ndan, Hatay’dan Mardin’e kadar topraklar bombofl, sahipsiz. Ancak buralar may›nl›. May›nlar› temizleyip topraklar› köylüye da¤›tsalar, kimse gelmek zorunda kalmaz. Bölgedeki her bir a¤an›n binlerce dönüm arazisi var. Her

“Umudu bekliyoruz” Sohbete Mehmet U¤ur Demir’in hazin öyküsü ile devam ediyoruz. Mehmet 26 yafl›nda ve 1.5 y›ll›k evli. Hayat›n›n gurbette geçti¤ini, evlendikten hemen sonra da gurbete geldi¤ini söylüyor. Bu arada bir de k›z› olmufl. Ancak flu an 7 ayl›k oldu¤unu söyledi¤i k›z›n›n kalbi delikmifl ve tedavi ettirmek için oldukça fazla bir para gerekiyormufl. Yeflil kartlar› varm›fl, ancak tedavisini yeflil kartla yapm›yorlarm›fl. 30 bin YTL kadar para gerekti¤ini söylüyor. Bu paray›, buradaki çal›flma koflullar›yla karfl›laman›n zor oldu¤unu biliyor. Eline geçen paray› gönderiyormufl. Ancak çok az miktarlarda olan bu paralar ailesinin günlük ihtiyaçlar›n› bile karfl›lamaya yetmiyormufl. “Çaresiz bir umutla yola ç›km›fl›z. Burada beklemek bizim için umut. Yani umudu bekliyoruz” diyor ve devam edi-

yor: “Bize ‹stanbul’un tafl› topra¤› alt›n dediler. Ancak ne alt›n bulduk ne de baflka bir fley.” Mehmet okumay› ve fliir yazmay› sevdi¤ini söylüyor ve yaz›n›n girifline koydu¤umuz dörtlü¤ü söylüyor. ‹stanbul’a geleli 2 ay olan Ali Demir ise memlekette pamuk toplad›¤›n›, ellerine günde sadece 5-6 milyon yevmiye geçti¤ini söylüyor. Ali 23 yafl›nda ve evli. Ali Urfa’dan de¤il, Suriye’den bir k›zla evlenmek zorunda kald›¤›n› söylüyor. Nedenini ise, memleketinde çok fazla bafll›k paras› istenmesi olarak aç›kl›yor. Diyor ki: “Suriye’de bafll›k paras› verilmiyor k›za. Sadece 500-600 milyon kadar bir süt paras› vermek yetiyor.” Bafll›k paras›n› do¤ru bulmad›¤›n› da sözlerine ekliyor. Eline biraz para geçerse bura-

da durmayaca¤›n›, ailesinin yan›na gidece¤ini söylüyor ve “Bizim oralarda fabrikalar olsa, biz niye gelelim buralara” diyor.

bir a¤an›n evinin önünde her birinin de¤eri 100 milyondan fazla olan arabalar var. Biz ise bebelerimize mama paras› bile bulam›yoruz ve burada sürünüyoruz. Bu adalet midir? A¤alar›n elindeki topraklar köylüye da¤›t›lsa, bizim de karn›m›z doyar, buralara gelmeyiz” diyor. Konufltu¤umuz iflçilerin hemen hepsi de memleketinden ayn› nedenlerle geldi¤i için, sorunun çözümüne iliflkin yaklafl›mlar› da ayn› oluyor ve hepsi de, “Toprak reformu yap›ls›n!” diyor. Köydeki a¤a ile flehirdeki patron aras›nda ise hiçbir fark olmad›¤›n› söylüyorlar. Hatta baz›lar› buradaki patronlar›n a¤adan bile zalim oldu¤unu düflünüyorlar. Biz konuflurken bir araba yaklafl›yor ve iflçiler arabaya hücum ediyor. Bir inflaat ifli için iflçi laz›mm›fl. Ancak sadece bir iflçi istiyorlar. Hemen hararetli bir pazarl›k bafll›yor. Pazarl›k, genç bir iflçinin gelenlerin arabas›na binmesiyle bitiyor ve di¤erleri üzgün bir flekilde araban›n etraf›ndan çekilmek zorunda kal›yorlar.


31

13-26 Haziran 2008 Bafltaraf› sayfa 32’de

DESA iflçileri “kötü örnek” oluyor! Daha sonra direniflteki erkek iflçiler al›yor sözü. Onlar da oldukça coflkulu ve kararl›lar. Jandarman›n gerçeklefltirdi¤i gözalt›lar kararl›l›klar›n› daha da kamç›lam›fl. 1.5 y›ll›k fabrika iflçisi Kadir Topkara, 435 YTL maafla talim ettiklerini, fazla mesailerin ise, ço¤unlukla “denklefltirme” denilen yöntemle ödenmedi¤ini söylüyor. Bunun anlam›, iflçi hafta içi izin al›rsa, mesaisinin kesilmesi. 2 y›ll›k iflçi Hüseyin So¤an ise, patronun jandarma ile nas›l bir iflbirli¤i içinde hareket etti¤inden, nöbetçi kulübesine konulan kamera ve ses alma cihaz›ndan söz ediyor ve “Bizi

Acerer iflçilerinin grevi sürüyor

oturdu¤umuz yerden kovmaya çal›fl›yorlar. Bahçenin f›skiyesini, ya¤murlu havalarda bile üzerimize s›k›yorlar, tüm çöpleri bulundu¤umuz yere at›yorlar” diyor ve bir yandan da bu söylediklerinin gerçekleflti¤i anlarda çekti¤i resimleri gösteriyor. Hüseyin sözlerini flöyle sürdürüyor: “Sanayideki ilk direnifl bu. Bunun için de patronlar bu aralar bir araya gelerek, bizim patrona destek veriyorlar. Çünkü buraya sendika gelirse, sanayideki di¤er fabrikalara da gelece¤inden korkuyorlar.” Gerçekten de, sanayideki hiçbir fabrikada sendika yokmufl. Bu nedenle de DESA grevi tüm patronlar› oldukça panikletmifl. Çünkü DESA iflçileri “kötü örnek” oluflturuyor! ‹flçiler, maafllar›n›n yetmemesi nedeniyle, herkesin borç içinde yaflad›¤›n› söylüyor. Ve hepsi de “ekme¤i, tuzu bile bakkala borç yazd›r›yorduk. Kredi çekmeler bafllam›flt›. Bakkala olan ayl›k ekmek ve makarna borcu bile 400 YTL’yi geçiyordu. Herkes

zaten iflas› çekmiflti. fiu an çal›fl›p çal›flmamak aras›nda bir fark yok. Öyle de param›z yoktu, böyle de yok. Ama böyle en az›ndan haklar›m›z› almak için direniyoruz” diyorlar. Söylenenlere kat›lan, iflçilerden Recep Geyir ise kendilerini sendikalaflmaya götüren bafll›ca nedeni flu sözlerle aç›kl›yor: “‹stedik ki insanlar› keyfi olarak iflten ç›karmak öyle kolay olmas›n. ‹nsanlara eflya muamelesi yap›lmas›n, korkutularak çal›flt›r›lmas›n.” Bu arada içerdeki mesai saati doluyor. Çal›flanlar›n direniflteki iflçilerin yan›ndan geçmesi, yan›na gidip konuflmas›, yani herhangi bir biçimde temas›n› engellemek için, servisler bahçeye geliyor. Böylece direniflteki iflçilerin o günkü “mesaisi” de bitiyor. Ve herkes, sendikan›n düzenli olarak gönderdi¤i servise binerek, bir sonraki gün, fabrikada sabah mesaisinin bafllad›¤› saatte direnifl yerine gelmek üzere oradan ayr›l›yor. (Kartal)

Art›k yeter, duyun bizi!

Yaklafl›k 6 ay önce direnifle geçen Acerer iflçilerinin grevi sürüyor. Gebze havzas›nda son dönemde ortaya ç›kan çok say›da direniflten biri olan Acerer direniflinde, patron oyalama taktiklerine baflvurarak direnifli bitirmeye çal›fl›yor. Acerer ve Gebze havzas›ndaki di¤er direnifllerle ilgili görüflünü ald›¤›m›z Birleflik Metal-‹fl Gebze fiube Sekreteri Kadir Acar, patrona art›k güvenmediklerini, çünkü verdi¤i hiçbir sözü tutmad›¤›n› söylüyor. Acar ayr›ca, Birleflik Metal-‹fl’e üye iflçilerin bulundu¤u fiahin Motor fabrikas›ndaki direniflin de uzlaflmayla sonuçland›¤› bilgisini de veriyor. Ancak uzlaflma tam istenilen biçimde gerçekleflmemifl ve patron burada da tutars›z davranarak, ilk bafllarda bulundu¤u taahhütlerin ço¤unu yerine getirmemifl. Buna ra¤men 30 kadar iflçi, sendikal› olarak ifl bafl› yapm›fl ve bunun da önemli bir kazan›m oldu¤unu söylüyor. Yine ayn› bölgedeki bir di¤er direnifl olan Bossol Mimaysan’da ise, iflten at›lan 6 iflçi, patronla yap›lan anlaflma sonucunda, direnifllerinin 35. gününde ifl bafl› yapt›lar. (Kartal)

Hatay’›n Samanda¤ Belediyesi iflçileri uzun zamand›r maafllar›n› tam alamad›klar› ve geriye dönük birikmifl alacaklar› için 4 Haziran 2008 Çarflamba günü Hak Alma Yürüyüflü’nde Hatay Valili¤i önüne kadar yürüdüler. D‹SK Genel-‹fl Sendikas› Hatay fiubesi’ne üye iflçilerin düzenledi¤i eylemde Belediye iflçileri ‘Evimize götürecek ekmek bulam›yoruz’ diyerek tepkilerini dile getirdi. Belediye iflçilerinin ailelerinin de kat›ld›¤›, “Art›k yeter duyun bizi” yaz›l› pankart›n aç›ld›¤› yürüyüfle

birçok DKÖ de destek verdi. U¤ur Mumcu Bulvar›’ndan kortej oluflturularak Valilik önündeki Yunus Emre Park›’na kadar yüründü. ‹flçiler ve eyleme destek verenler parkta beklerken sendika baflkanlar› ve iflçiler bir grup oluflturarak Vali ile görüflmeye gittiler. Vali’nin yerinde olmamas› nedeniyle Hatay Vali Yard›mc›lar›ndan Ömer Bedrettin Sa¤söz ile görüflüldü. Görüflmeden sonra mücadeleden asla vazgeçmeyeceklerini, sorunlar›n›n çözümü için sonuna kadar mücadele edeceklerini belirttiler. (Mersin)

Lastik iflçileri grevde! Lastik iflkolunda örgütlü iflçiler patronlar›n enflasyon oran›nda zam yapmak istemesine karfl› insanca yaflanacak bir ücret içini greve ç›kt›. Grevleri daha önce üç kez “Milli güvenli¤i ve halk sa¤l›¤›n›” tehdit etti¤i gerekçesiyle yasaklanan lastik iflçileri, haklar›n› almak için yeniden greve ç›kt›. ‹zmit ve Adapazar›’nda bulunan Goodyear, Brisa ve Pirelli lastik fabrikalar›nda çal›flan 4 bin iflçi 1 Haziran günü grev pankartlar›n› ast›. D‹SK’e ba¤l› Lastik-‹fl Sendikas›’n›n öncülü¤ünde gerçekleflen grevde sendika ilk alt› ay için yüzde 12’lik, ikinci alt› ay için enflasyon oran›nda ve ikinci y›l ise 6 ayl›k dilimler halinde enflasyon art› bir puan ücret art›fl› ta-

lep ediyor. Patronlar›n teklifi ise % 4 civar›nda. Grevlerinin 4. gününde fabrikalar›n›n önünde biraraya gelen Pirelli iflçileri davul zurna eflli¤inde halaylar çekerek sloganlar›n› hayk›rd›. Grevin 7. gününde görüfltü¤ümüz Lastik-‹fl Kocaeli fiube Sekreteri Seyit Aky›ld›z, gazetemize yapt›¤› aç›klamada, flu an iflçilerin yasal haklar›n› kullanarak, kararl› bir biçimde grevi sürdürdüklerini söyledi. Grevin 4 fabrikada, 2’fler kiflilik gözcülerin denetiminde sürdü¤ünü, iflverenlerin henüz olumlu bir ad›m atmad›¤›n› da sözlerine ekleyen Aky›ld›z, direniflte geri ad›m at›lmayaca¤›n› ve talepleri kabul edilinceye kadar da, fabrikalarda üretime izin vermeyeceklerini aç›klad›.

Lever iflçileri grevde Gebze’de bulunan Lever Fabrikas›’nda çal›flan iflçiler, patronun örgütsüzlefltirme sald›r›lar› sonucu iflten at›l›nca, direnifle geçtiler. TÜMT‹S üyesi olduklar› için iflten ç›kar›lan 64 iflçinin direniflleri, devam ediyor. Direniflin 16. gününde görüfltü¤ümüz TÜMT‹S ‹stanbul fiube Sekreteri Ali R›za Atik, iflçilerin, iflyerinde iki ayr› taflerona ba¤l› olarak çal›flt›r›ld›klar›n›, bu tafleron firmalardan birinde sendikal örgütlenmenin ço¤unlu¤u sa¤lad›¤›n›, ancak di¤erinde henüz ço¤unlu¤a ulafl›lamadan, iflten at›lmalar›n gündeme geldi¤ini söyledi. Bu örgütsüzlefltirme sald›r›s›n›n tafleron firmalardan ziyade, do¤rudan Lever patronlar›ndan kaynakland›¤›n› da belirten Atik, Lever patronunun, iflçilerin at›lmas› için tafleronlara da bask› yapt›¤›n› vurgulad›.

PETK‹M iflçisi özellefltirmeye karfl›! Socar-TURCAS ortakl› konsersiuma sat›larak özellefltirilmek istenen PETK‹M’e iflçisi sahip ç›kt›. 29 May›s Perflembe günü PETK‹M önünde biraraya gelen iflçiler, “PETK‹M’in özellefltirilmesinde son noktaya gelindi” aç›klamas› yapan hükümeti protesto etti. ‹flçiler sabah servislerle A kap›s› önünde topland›. Yaklafl›k 1.500 kiflinin kat›ld›¤› eylemde konuflan Petrol-‹fl Genel Baflkan› Mustafa Öztaflk›n, PETK‹M’in 20 y›ld›r özellefltirilmek istendi¤ini söyledi.

Telra iflçileri haklar›n› istiyor! Çerkezköy’de bulunan Profilo Telra’da at›lan iflçiler haklar›n› istiyor. Türk-Metal Sendikas›’n›n örgütlü oldu¤u Profilo’dan at›lan iflçiler flirketin ‹stanbul’daki merkezi önünde bir bas›n aç›klamas› yapt›. 30 May›s Cuma günü Profilo Al›flverifl Merkezi önünde biraraya gelen iflçiler Profilo’dan 700 iflçinin at›ld›¤›n›, bu iflçilerden 250’sinin haklar›n›n ödenmedi¤ini dile getirerek okula giden çocuklar›na harçl›k veremeyecek duruma geldiklerini söylediler.

Eczac›bafl›’da sendika tahammülsüzlü¤ü Gebze Organize Sanayi Bölgesi’nde faaliyet gösteren ve Eczac›bafl› Toplulu¤u içinde yer alan E-Kart Elektronik Kart Sistemleri A.fi’de çal›flan iflçiler eylem yapt›. 28 May›s günü Levent’teki Eczac›bafl› Holding önünde biraraya gelen iflçiler, sendikalar›n›n muhatap olarak kabul edilmemesini protesto etti. Elektronik Kart Sistemleri A.fi’de Bas›n-‹fl Sendikas›’n›n iflçileri üye yaparak yetkiyi almas›na ra¤men patron, toplu sözleflme masas›nda sendikay› tan›m›yor. Eylemde konuflan Bas›n-‹fl Sendikas› Genel Baflkan› Yakup Akaya, TÜS‹AD’›n 2006 y›l›nda “Sendikal Haklar ve Küresel ‹lkeler Sözleflmesini” imzalad›¤›n› ancak sendikay› kabul etmedi¤ini söyledi.


Demokratik Halk ‹ktidar› ‹çin

işçi-köylü B‹Z HALKIZ GELECEK ELLER‹M‹ZDED‹R

UMUT YAYIMCILIK VE BASIM SANAY‹ LTD. fiT‹ Yönetim yeri: Gureba Hüseyin A¤a Mah. ‹mam Murat Sok. No:8/1 Aksaray-Fatih/‹STANBUL. Tel: (0212) 521 34 30 FAKS: (0212) 621 61 33 Sahibi ve Yaz›iflleri Müdürü: Çilem ÖNSEL Bask›: Gün Matbaac›l›k Beflyol Mah. Telsizler Mevkii Akasya Sk. No:23/A K.Çekmece/‹stanbul Tel: 0212 426 63 30-580 63 80 e-mail: umutyayimcilik@ttmail.com

BÜROLAR ➧ KARTAL: ‹STASYON CADDES‹. DÖRTLER APARTMANI NO: 4/2 KARTAL, TELEFAKS: (0216) 306 16 02 ➧ ANKARA: TUNA CAD. ÇANAKÇI ‹fiHANI NO:11 KAT:3 DA‹RE:32 ÇANKAYA TEL: (0312) 430 67 65 Cep: 0 535 562 33 72 ➧ ‹ZM‹R: 856 SOKAK, NO:48/203 KEMERALTI KONAK, TELEFAKS: (0232) 446 78 07 ➧ MALATYA: DABAKHANE MAH. TURGUT TEMELL‹ CADDES‹ BARIfi ‹fiHANI KAT: 3 NO: 94 ➧ ERZ‹NCAN: ORDU CAD. ORDU ‹fiHANI KAT:3 TEL: 0 446 223 67 18 Cep: 0 536 697 94 19 ➧ BURSA: SELÇUK HATUN MAH. ÜNLÜ CAD. SÖNMEZ ‹fi SARAYI KAT: 2 NO: 185 HEYKEL, TEL: (0224) 224 09 98 Cep: 0 536 613 81 98 ➧ MERS‹N: S‹L‹FKE CADDES‹ ÇAVDARO⁄LU ‹fiHANI KAT:3 NO:118 MERS‹N Cep: 0 545 685 25 27 ➧ AVRUPA MERKEZ BÜRO: WESELERSTR. 93, 47169 DU‹SBURG, TEL: 0049-203-40 60 958, FAX: 0049-203-40 60 959

‹flçi havzalar› öfkeyle kayn›yor AKP hükümetinin 6 y›ll›k döneminde, özellefltirmelerle, emekçi düflman› yasalarla iflsizlik 盤 gibi büyürken, çal›flan iflçilerin durumu da gittikçe kötüleflti. Örgütlülük düflman› patronlar da gücünü yine bu yasa ve kararlardan al›yor. Bu da iflçi havzalar›nda öfkeyi büyütüyor. Bu öfke bugün birçok iflyerinde grevlerle, eylemlerle ifadesini bulurken, s›n›f dayan›flmas›n›n zorunlulu¤unu da ortaya koyuyor. anayasal hakk›m›z’ dedik. K›sa sürede 41 kifliye ulaflt›k. Ancak sendikalaflma a盤a ç›kt›¤›nda, iflten at›lan 6. kifli oldum” diyor. ‹flçilerin ortalama maafl› 450’yi geçmiyormufl. Patron y›lda 20-30 YTL zam yap›yormufl en fazla. Ancak bu zamm› herkes alam›yormufl. Sadece patrona ve ustalara yak›n olanlara, patrona laf tafl›yanlara verilen bir zamm›fl. Süreçten ev yaflant›lar›n›n büyük ölçüde etkilendi¤ini söylüyor, fakat ard›ndan: “Ama buradaki ortam çok güzel, arkadafllar› yaln›z b›rakmak istemiyoruz. Ayr›ca buras› Düzce aç›s›ndan bir örnek teflkil ediyor. Bunun içindir ki, var gücümüzle çal›fl›yoruz” diyor.

Desa iflçileri: “Gün geçtikçe umutlan›yoruz” Düzce halk› bugünlerde kendileri için al›fl›lmad›k bir geliflme yafl›yor. Bu al›fl›lmad›k “olay”, Düzce Organize Sanayi’nde bulunan DESA Deri fabrikas›ndan sendikal› olduklar› için at›lan iflçilerin bafllatt›klar› grev! Düzceliler özellikle de 12 Eylül AFC’si sonras›nda her türden hak arama mücadelesine yabanc›laflt›r›lm›fllar. ‹zmit’ten bafllayarak, Sakarya’ya kadar uzanan bir kesimde oluflturulmaya çal›fl›lan gerici odaklar›n temelleri burada da at›lmaya çal›fl›lm›fl uzun y›llar boyunca. Çeflitli milliyetlerden emekçileri birbirine k›rd›rma çabalar› son dönemde burada da hakim k›l›nmaya çal›fl›lm›fl. Bu bilgileri DESA iflçileriyle görüflmek üzere gitti¤imiz Düzce’de, halktan ald›k. DESA direniflinin kendileri için al›fl›lmad›k bir fley oldu¤unu söyleyen de yine onlar. Bunun içindir ki, direniflle ilgili en küçük geliflmeye karfl› ilgililer. Tabii ki bu ilgiyi olumsuzlu¤a çevirme, grevi “bölücü”, “terör” vb. ilan etme çabalar› da yine devrede. Özellikle de, sadece DESA patronu de¤il, bölgedeki neredeyse tüm patronlar bu konuda elbirli¤i etmekteler. Elbette yanlar›na kolluk güçlerini alarak! Direnifl yerinde, iflçilerin alk›fllar›yla karfl›lan›yoruz. Sonraki saatlerde de, direnifl yerine ziyarete gelen herkesin alk›fllarla karfl›lan›p-u¤urland›¤›na flahit oluyoruz. Yani iflçiler gelen-giden herkesi, duyduklar› memnuniyetten dolay›, alk›fllarla karfl›lay›p, yine alk›fllarla u¤urluyorlar. Direniflçiler ayn› zamanda, içeri giren ya da fabrikadan ayr›lan patronu da alk›fll›yorlar. Ancak bu alk›fl “farkl›” bir alk›fl. Tamamen protesto amaçl›!

Karfl›lamadan sonra, sendikac›lar iflçilerle geliflmeleri konuflurken, biz de biraz daha geride duran kad›n iflçilerle sohbete bafll›yoruz. ‹lk konufltu¤umuz kad›n iflçi, Sevil Çerçi. Sevil ayn› zamanda iflten ç›kar›lan ilk iflçi. DESA’da 20 ayd›r çal›fl›yormufl. Direnifle iliflkin ilk sözleri: “Gün geçtikçe umutlan›yoruz” oluyor. Henüz patronla bir görüflme yokmufl. “Ancak biz üyelikleri sürdürüyoruz. ‹çerdeki iflçilerin yan›m›za gelmesi ise yasak. Fakat biz ço¤unlu¤un bizi destekledi¤ini biliyoruz” diyor Sevil.

Telefonlarla y›ld›rma çabas› Direniflteki iflçilere son günlerde tehdit vb. taciz içerikli olanlar›n yan› s›ra, direniflteki iflçileri kendi içlerinde bölmeyi, karfl› karfl›ya getirmeyi hedefledi¤i çok aç›k olan mesajlar at›ld›¤›n› ö¤rendik. ‹flçiler telefon numaralar›n›n sadece muhasebede bulundu¤unu, bunun için de bu me-

‹zmir’den DESA’ya destek ‹zmir Deri ‹flçileri Da yan›flma ve Yard›mlaflm a Derne¤i üyesi iflçiler, 2 Haziran 2008 Pazartesi günü Basmane Deric iler K›raathanesi önünde, Desa De ri iflçilerinin direnifline destek olmak için bir bas›n aç›klamas› yapt›. Aç›kl amada, DESA iflçisinin, tersane iflçilerinin, YÖRSAN iflçilerinin yan ›nda olduklar› vurguland›. (‹zmir) sajlar›n patron taraf›ndan att›r›ld›¤›ndan emin olduklar›n› söylüyorlar. Bu mesajlar›n, taciz içerikli olanlardan biri de, Dilek Aktürk’e gelmifl. Fabrikada, aç›ld›¤›ndan bu yana çal›flan Dilek, ayr›ca 2 ayl›k hamile. Dilek sendikal örgütlenmeyi bafllatanlardan biri oldu¤unu söylüyor. Fabrikada efliyle birlikte çal›fl›yorlarm›fl. “Örgütlenmeye bafllarken ‘bu bizim

fiubeler Platformu direniflteki iflçileri ziyaret etti! Türk-‹fl ‹stanbul fiubeler Platformu grev ve direniflte olan iflçileri ziyaret ederek dayan›flman›n güzel bir örne¤ini sergiledi. fiubeler Platformu, 28 May›s günü fiekerp›nar’da 18 gündür grevde olan Petrol-‹fl üyesi Nefle Plastik iflçilerini ziyaret etti. Petrol-‹fl 2 No’lu fiube Baflkan› Ecvet Efllegül grev hakk›nda bilgi vererek örgütlülü¤e yönelik bir sald›r› oldu¤unu, haklar›n› al›ncaya kadar mücadeleye

devam edeceklerini söyledi. Ard›ndan Gebze’de TÜMT‹S’e üye olduklar› için iflten at›lan Ünilever iflçilerini ziyaret eden platform üyeleri, dayan›flma sloganlar› ile karfl›land›. fiubeler Platformu üyeleri ile sohbet eden direniflteki iflçiler yaflad›klar› sorunlar› s›n›f kardeflleri ile paylaflt›. Platform son olarak Deri-‹fl ve Teksif Sendikas›’na üye olduklar› için iflten ç›kar›-

lan ve 31 gündür direniflte olan Desa Deri ve Venüs Giyim iflçilerini ziyaret etti. Platform üyelerini alk›fl ve sloganlarla karfl›layan direniflteki iflçiler kararl›l›klar›n› dile getirdiler. Ziyarette konuflan Deri-‹fl Genel Teflkilatlanma Sekreteri Gürsel Mentefl Düzce’de 1800’lü y›llar› aratmayan çal›flma koflullar›n›n oldu¤unu, bu koflullar›n ancak örgütlenerek ve mücadele ederek de¤ifltirilebilece¤ini söyledi. (‹stanbul)

Direnifle d›flardan ilgi çok DESA iflçileri, grevleri süresince eylemlerini duyurmak için oldukça yo¤un bir çaba içindeler. Kentte bildiriler da¤›t›yorlar, yerel radyo ve TV’leri dolafl›yorlarm›fl. ‹ki hafta önce ise, ev ürünlerini satt›klar› bir de etkinlik gerçeklefltirmifller. Grevle birlikte ekonomik durumlar› oldukça zora girince, gelir elde etmek için böyle bir yola baflvurmufllar. Bölgenin duyarl› kesimleri oldukça yo¤un bir ilgi göstermifl. Zaten Düzce’nin d›fl›ndan, Bolu, Ankara ve di¤er illerden çok say›da ö¤renci, sendika, sa¤l›kç› vd. kesimler s›k s›k direnifl yerine ziyarete gelerek, destek oluyorlarm›fl. Ancak direnifle “ilgi” duyan baflkalar› da var! Patronlarla kol-kola çal›flan Bölge Jandarma, DESA’ya adeta “kamp” kurmufl. Direniflin ilk günlerinde yaflanan gözalt›lar›n ard›ndan, iflçileri y›ld›ramayan jandarma, bu defada istihbarat birimleri arac›l›¤›yla DESA’dan ayr›lm›yormufl. Sivil ekipler ifl yerine girerek, iflçileri direnifle karfl› k›flk›rtmak için tek tek iflçilerle görüflüyormufl. Ayr›ca fabrikan›n dört bir yan›na kameralar, ses alma cihazlar› yerlefltirilmifl, iflçiler sürekli dinleniyor, kameraya al›n›yormufl. Bunlar direnifl öncesinde olmayan fleylermifl. 6 yafl›ndaki o¤lu Ayberk ile direnifle kat›lan Emel Yavuz ve 14 ayd›r fabrikada çal›flan Meltem Sine de, direniflten oldukça umutlu olduklar›n› söyleyenlerden. Bunu ise flu sözlerle dile getiriyor Meltem: “Bu ço¤umuzun ilk deneyimi. Ancak umutluyuz ve yapt›¤›m›z›n do¤ru bir fley oldu¤una inan›yoruz.” Devam› sayfa 31’de


DHIIIK19