Page 1

Devletten ajanlaflt›rma güzellemeleri...

Pafla pafla susars›n›z!

Devletin vazgeçemedi¤i ve vazgeçemeyece¤i bir uygulama olarak ajanlaflt›rma, iflbirlikçilefltirme hamleleri halka karfl› suçtur. Ezilen halk›n kurtuluflu için mücadele eden, bunun için bedel ödemeye haz›r olan devrimcilere zarar vermek halk›n mücadelesine, halk›n kendisine zarar vermektir. Sayfa 8

Görevdeki paflalar, emekli paflalar›n son dönemde bir biri ard›na yapt›¤› aç›klamalardan duyduklar› “rahats›zl›¤›n” çözümünü, bu eski paflalara “sus emri” vermekte gördüler. Durum, görevdeki paflalar aç›s›ndan öyle pek de “rahats›zl›k” vermeyecek gibi de¤ildi gerçekten de! Neler yoktu ki bu aç›klamalarda! Sayfa 9

iflflççi-köylü Demokratik Halk ‹ktidar› ‹çin

www.iscikoylu.org umutyayimcilik@ttnet.net.tr

Say›: 2007-05

05

Gazetemizi, örgütlenmenin en önemli silah› haline getirelim! ‹flçi-köylü gazetesi olarak bir süredir gazetemizin kimi köflelerinden ça¤r›lar yaparak gazetemizin de¤erlendirilmesini, bu de¤erlendirmelerin bizlere ulaflt›r›lmas›n› ve beraberce çözüm önerilerimizi tart›flmay› istiyoruz. Neden böyle bir ça¤r›da bulunuyorduk ve bir süredir çeflitli bölgelerde yapmaya çal›flt›¤›m›z okur toplant›lar› ile neyi hedefliyoruz, bunlar› açmak gerekiyor. Sayfa 10

*Y›l:1 * 30 Kas›m-13 Aral›k 2007 *Fiyat›: 1 YTL *ISSN: 1307-878X

Polis yetkilerini kullan›yor Son iki ay içinde 6 yaflam söndü Buras› Teksas de¤il, Türkiye Seçimlerden önce alelacele de¤ifltirilen “Polis Vazife ve Salahiyetleri Yasas›” ile yetkileri art›r›lan polis, filmlerde gördü¤ümüz Teksas görüntülerini aratm›yor. Motorize ekipleriyle etrafta terör yaratan, her ad›m bafl› kimlik kontrolü ve arama yapan, her hareketimizi kameralar›yla gözleyen, tipine göre emekçileri suçlu ilan eden polis, emir ve talimatlar›na aynen ve an›nda uymayanlar› da kurflunlayarak katlediyor.

Yasayla, tüm emekçiler hedefte Yasan›n ç›k›fl sürecinde amac›n sadece devrimciler, muhalif kesimler olmad›¤› devrimciler taraf›ndan defalarca vurgulanm›flt›. Nitekim polisin son süreçteki tav›r ve sald›rganl›¤›n›n tüm emekçilere yönelik oldu¤u ortaya ç›kt›. Avukat›ndan, gazetecisine, iflçisinden ö¤rencisine herkes, her an sokakta durdurulabiliyor, polis arabas›nda ya da karakollarda dövülüp sokak kenarlar›na b›rak›labiliyor.

Büyük Ortado¤u’da Kürtler ve DTP’ye kapatma sald›r›s› ABD önderli¤inde Ortado¤u’da önemli bir yap›land›rma gerçeklefliyor. Süreç, uluslararas› alanda emperyalistler aras› dengelerin birer sonucu oldu¤u gibi geliflimi içinde yeni dengeler yaratarak da ilerliyor. Tarihsel olarak flekillenmifl birçok siyasi s›n›r ve devlet oluflumunun de¤iflime tabi tutuldu¤unu tan›k oluyoruz. Bunun önemli bir aya¤›n› da Türkiye ve Irak Kürdistan›’ndaki geliflmeler oluflturuyor. Erdo¤an’›n Bush görüflmesi de bu temeller üzerinde gerçekleflmiflti. Görünürde somut bir karar ya da anlaflma söz konusu de¤ildi, ancak gizli baz› ortaklaflmalar›n oldu¤u da sonraki geliflmelerden anlafl›labiliyordu. Sayfa 3

‹flçi köylü’den Birçok ilde ve bölgede yapt›¤›m›z okur toplant›lar›nda ortaya ç›kan tablonun da gösterdi¤i gibi gazetemizin misyonu ve görevleri üzerinde yapaca¤›m›z tart›flmalar yerinde olacakt›r. Okurlar›m›z›n bugün devrimci bir yay›n›n, gazetemizin oynad›¤› misyonu görmesi aç›s›ndan bu tart›flmalar önemlidir. Sayfa 2

Dünyadaki rüzgar tersine dönüyor, egemenlerin kap›flmas› büyüyor! Seçimler dolay›s›yla oluflan bütçe a盤›n›n y›l bitmeden büyük oranda kapat›laca¤›n›n taahhüdünü hükümet geçti¤imiz may›s ay›nda IMF’ye vermiflti. Ve hiç zaman kaybetmeden seçim öncesinde kafl›kla verdiklerini kazanla geri almaya bafllad›klar›n› görüyoruz. Sayfa 9

Hem dünyan›n hem de Türkiye’nin politik gündemi, di¤er alanlarda yaflanan geliflmeleri perde arkas›nda b›rakmaktad›r. Televizyonlarda, gazetelerde çeflitli operasyon planlar› ifllettirilip “gizil eller” taraf›ndan kitleler ›rkç›, hezeyanlarla sokaklara dökülüp linçler ya-

flan›rken baflta ekmek ve su olmak üzere birçok temel ihtiyaç maddesine ve ulafl›ma zamlar yap›ld›. Temel bir girdi olan enerji fiyatlar›n›n art›fl› bahane edilerek hemen akaryak›t›n ve sigaran›n ÖTV’leri art›r›ld›. Önümüzdeki günlerde de elektrik ve do¤algaza zamlar›n yap›laca¤› kesinleflti.

Polis iki kifliyi daha katletti!

Grev kad›na yaram›fl!

Polis vahfleti son olarak Avc›lar’da bir can daha ald›. Feyzullah Ete isimli Kürt emekçi evinin arkas›ndaki parkta oturdu¤u ve polisin kalk ‘talimat›’na

S›n›fsal Yaklaflfl››m Modern imha plan›!

Sayfa 3

zaman›nda yan›t vermedi¤i için öldürüldü. 22 Kas›m Çarflamba günü gerçekleflen olayda Feyzullah Ete arkadafllar› ile birlikte milli maç› izlemek için parkta beklerken yan›na yaklaflan polisin tekmesi ile öldürüldü. Polis, parkta oturanlar›n içki içip nara att›¤›n› ve görevli memura küfür etti¤ini iddia ederken olay› yaflayanlar›n anlat›mlar› bunu yalanl›yor. Sayfa 15

Emekçinin Gündemi Mücadeleyi ortaklaflt›rmak günün görevidir Sayfa 4

25 Kas›m Kad›na Yönelik fiiddete Karfl› Uluslararas› Mücadele ve Dayan›flma Günü nedeniyle ‹stanbul, Van, ‹zmir, Malatya ve Adana’da çe-

flitli eylemler düzenlenirken, sohbet etti¤imiz Telekom direniflçisi kad›nlar, grevin kendilerine yarad›¤›n› ifade ederek “grev mücadele bilincimizi daha da gelifltirdi. Zaten evde belli bir mücadele veriyoruz ve bu daha da ileri tafl›nd›. Bunun içindir ki, kad›nlar›n greve kat›l›m› daha istikrarl›. Hemen hiç birimiz nöbetimizi kaç›rm›yoruz” dediler. Sayfa 12

Pusula

Evrensel Bak›fl

De¤erlendirmelerde pratikleri esas alal›m!

Kulübelere karfl› savafl

Sayfa 11

Sayfa 13

S›n›f dayan›flmas› yükseliyor

Telekom grevi çeflitli kesimlerden destek görüyor. 17 Kas›m günü ‹stanbul Sendikalar Platformu pankart› arkas›nda toplanan kitle sloganlarla Gayrettepe’ye yürüdü. Ayn› gün Partizan da Telekom iflçilerini ziyaret ederek, dayan›flma duygular›n› dile getirdi. Yine ‹stanbul Esenler ve Ankara’da da aralar›nda Partizan okurlar›n›n da bulundu¤u kurumlar iflçileri ziyaret etti. Ayr›ca Tekirda¤ F Tipi Hapishanesi’nden tutsak Partizanlar toplad›klar› bir miktar paray› greve destek için gönderdi. Sayfa 4

“Alt›n”c› filo Kaz da¤lar›ndan defol! AKP hükümetinin emperyalist patentli politikalar› sonucu yaflanan ya¤man›n, talan›n son örne¤i Kaz Da¤lar›d›r. Tarihi ve ekolojik öneme sahip Kaz Da¤lar› flu anda maden aramalar› ad› alt›nda delik deflik edilmifl bir haldedir. Sayfa 5

Êdî Bes e eylemlerine sald›r› S›n›rötesi operasyon karar›n›n al›nmas›n›n hemen ard›ndan bafllat›lan sald›r› dalgas›na karfl› Kürt halk›, yaflanan sald›r›lara sessiz kalmam›fl, Kürt illerinde “Êdi Bes e” fliar›yla mitingler düzenleyerek halklar›n kardeflli¤i vurgusunu ön plana ç›karm›flt›. Polisin yo¤un y›¤›nak yapt›¤›, provoke etmeye çal›flt›¤›, biber gaz›yla sald›rd›¤› mitinglerde onlarca insan gözalt›na al›narak tutukland›. Sayfa 6


İşçi-köylü 2

Yaşamın İçinden

R Ö P O R T A J

30 Kasım-13 Aralık 2007

Yaklafl›k 9 ay önce Kentsel Dönüflüm Proje alan› oldu¤u için Ayazma’da y›k›mlar olmufl, insanlar çad›rlarda yaflamaya mecbur b›rak›lm›flt›. Biz de 2010 y›l›nda ‹stanbul Kültür Baflkenti olacak denilerek uygulan›lan proje kapsam›nda gecekondular› y›k›lan Ayazma halk›n›n yan›na, çad›rlar›n›n oldu¤u yere bir kez daha gittik. Çad›r kurup yaflamlar›n› devam ettiren Ayazma halk›, geçti¤imiz fiubat’tan bu yana yaflam mücadelesi veriyor. Uzun zamand›r hemen hemen hiç kimsenin onlarla ilgilenme¤ini dile getiren Ayazma mahallesi halk› ile sohbet ettik.

Kültür Baflflkkentindeki yaflflaamlar… - Bize biraz kendinizden ve neler yaflad›¤›n›zdan bahseder misiniz? Gültekin Kelefl- Vanl›y›m ve inflaat iflçisiyim. 6–7 y›l oldu buraya yerlefleli. Geldiler, “evinizi y›kaca¤›z” dediler. Kentsel Dönüflüm Projesi ad› alt›nda bir k⤛t da¤›tt›lar. Size daha avantajl› flekilde evler verece¤iz, onun için ev sahibi yazmay›n, kirac› yaz›n dediler. Neredeyse 1 y›l oldu. Geçen sene fiubat’tan beri yaflant›m›z bu. Bu insanl›k d›fl› bir fley. Ama herkes de biliyor direnece¤iz. Sonuna kadar, elimizden ne geliyorsa yapaca¤›z. Yasal olarak çözüm bulunmazsa çözümü kendimiz bulaca¤›z. - Bu koflullarda çocuk-

lar okula gidebiliyor mu? - Çocuklar›m›z› okula gönderemiyoruz. Tinerciler yollar›n› kesiyor. Daha önce tinerciler yoktu. Varlarsa da yolumuzu kesmiyorlard›. Gecekondular›m›z› y›kt›ktan sonra tinerciler ortaya ç›kt›. Bunun Belediye’nin ifli oldu¤unu düflünüyoruz. Okul müdürünün yan›na gittik. Ama çare olmad›. 50–60 YTL servis paras› da veremiyoruz ki, çocuklar› okula servisle gönderelim. Normalde her yerde devlet servis veriyor. Burada neredeyse 50 tane çocuk var okula giden. Sonra “bize neden güvenmiyorsunuz?” diyorlar. Biz nas›l güvenelim? - Peki, sa¤l›k sorunlar›n›z var m›? Ya da herhangi bir sosyal güvenceniz var m›?

- Hay›r, hiçbir sosyal güvencem

yok. ‹nflaat iflçisiyim. ‹fl gelirse çal›fl›yorum. Burada oturanlar›n ço¤unlu¤u da inflaat iflçisi. Sigortam› kendim yat›r›yordum ama art›k onu da yat›ram›yorum. Bu koflullarda nas›l sa¤l›¤›m›z iyi olabilir ki? Bir de geceleri kamyonlarla içinde ne oldu¤unu bilmedi¤imiz at›klar b›rak›l›yor. Çuvallar›n içindeki toz halindeki bu at›klar çok pis kokuyor. Üstelik ya¤mur ya¤›nca da yan›yor. Ne oldu¤unu bilmedi¤imiz çuvallar hala burada ve biz onlar›n yan›nda yaflamak zorunda b›rak›l›yoruz. Çocuklar›m›z sabah kalkt›¤›nda gözlerinin yand›¤›n› söylüyorlar. - Gecekondular› y›k›lan ailelerin ve ma¤dur olan ailelerin ço¤unlu¤unun T. Kürdistan›’ndan göç eden aileler olmas› hakk›nda neler düflünüyorsunuz? - Ço¤unlukla ma¤dur b›rak›lanlar Kürtler oldu. Ev verilenlerin içinde Kürt yok. Bu ma¤duriyet Kürtlere özel. - Sizce fiifa Mahallesi’nde oldu¤u gibi gecekondular›n y›k›ld›¤› zamanlarda daha örgütlü davranabilseydiniz ve Belediye’ye güvenmeseydiniz flimdi daha iyi olabilir miydi? - Evet, daha iyi fleyler yapsayd›k, Belediye’nin dedi¤ine bakmasayd›k daha iyi olurdu. Ama bizi kand›rd›lar. K⤛t imzalatt›lar biz de inand›k.

Bu nas›l bir adalet

- Bize biraz kendinizden bahseder misiniz? Tugay Kelefl- Ben de Van’l›y›m. Abimin yan›na okumak için geldim. Ama bu flartlar alt›nda nas›l ders çal›flabilirim ki? Derslerim Van’da okurken iyiydi. Ama burada derslerim nas›l olur bilmiyorum? - Sizin de bize söylemek istedi¤iniz bir fley var m›? - Ben A¤r›’l›y›m. Y›k›mlara karfl› olan komitedeyim. Uzun zamand›r bizi ziyarete kimse gelmiyordu. Büyükflehir Belediye Baflkan› Kadir Topbafl diyor ki; “gecekondu mahalleleri di¤er insanlara kat›lmas›n, engel olmas›nlar.” E¤er plan› projesi çad›r kent kurmaksa hiçbir fleye benzemiyor, kendinin olsun, bize yarar› olmayan plan› da projesi de. Bu planlar›n›n yarar› bize, Türkiye halk›na de¤il. Geçen gün bir milletvekili dedi ki; bir tarafta Baflakflehir bir tarafta Olimpiyat bir yanda Atakent, ortada çad›r kent yani gerçekten kötü bir görüntü. Bu manzara bizim çocuklar›m›z› da etkiliyor hepsinin psikolojisi bozuldu. Benim iki tane çocu¤um var. ‹kisi de baflar›l› çocuklard›. Peki, bunlar mumun ›fl›¤›nda, çad›r›n içinde ne kadar ders çal›flabilirler? Nas›l bir adalet, nas›l bir ülke buras›?

“Biz kime ceza keselim?” Son olarak çad›r yaflam›n›n zorlu¤unu daha fazla yaflayan,

temizli¤inden yemek yap›m›na kadar kötü koflullarda bir fleyler yapmak zorunda b›rak›lan kad›nlarla sohbet ediyoruz. Yaflam›n içinde çekilen zorluklar yetmezmifl gibi bir de topra¤›n ve çöplerin içinde bir yaflam kurma mücadelesi veriyorlar. - Bize neler söylemek istersiniz? Birgül Ayd›n: Ben A¤r›l›y›m. 8 senedir burada oturuyordum. Her yerde y›k›m oldu ama hiçbir yerde buras› gibi, bizim gibi kimse ma¤dur olmad›. Biz burada vergimizi de su ve elektrik param›z› da ödüyorduk. Benim 2 tane okula giden çocu¤um var. Çocuklar okula yürüyerek gidiyor. Okul uzak. Okula giderken tinerciler durduruyor, b›çak çekiyor. Çocuklar korkuyla gidiyor okula. Okula göndermedi¤imde de ceza kesece¤im diyor müdür. Peki, ben kime ceza kesece¤im? Çocu¤um okula giderken bafl›na bir fley gelirse ben ne yapay›m? Biz kararl›y›z. Çad›r›m›z› kald›rsalar da ben yine kuraca¤›m. Elektri¤imizi kapat›rlarsa, mum yakar›m yine de gitmem buradan. Belediye Baflkan›’n›n yan›na gitti¤imizde bize hakaret ediyor. Bize “lefl kargalar›, Ayazma’n›n tavuklar› geldi” diyor. Biz ne yapaca¤›z? Ne evimiz var ne de sa¤l›k güvencemiz. Beni zorla köyümden gönderdiler terör var diye, as›l terörü devlet yap›yor. (‹stanbul)

‹stanbul gerçek sahiplerinden ar›nd›r›l›yor… Devlet kar k›fl demeden emekçilerin evlerini bafllar›na y›kmaya devam ediyor. 23 Kas›m günü Okmeydan›-Örnektepe Mahallesi’nde yaflanan olay, devletin emekçi düflmanl›¤›n›n bir kez daha gösterdi. Üç gecekondu Beyo¤lu Belediyesi’nin y›k›m ekipleri taraf›ndan yerle bir edildi. Belediye’nin bir süredir y›kmaya çal›flt›¤› gecekondular, aniden içindeki eflyalar›n ç›kar›lmas›na bile zaman verilmeden y›k›ld›. Sabah saat 9.00’da gecekondular›n bulundu¤u Örnektepe Mahallesi’ne gelen y›k›m ekipleri ev sakinlerinin eflyalar›n› ç›karmak için zaman istemesine dahi ald›rmadan içerden ç›kard›klar› büyük eflyalardan sonra evleri y›kt›lar. Tapusuz oldu¤u iddias› ile y›k›lan evler için Belediye ne bir yer göstermifl ne de y›k›lan evler için bir bedel ödemifltir.

Asgari ücretle çal›flan yoksul emekçilerin oturdu¤u gecekondular› gözlerinin önünde kepçelerle y›k›l›rken ev sakinleri gözyafllar›na bo¤uldu. 40 y›ld›r burada oturdu¤unu söyleyen Dersimli bir ana “38’de bile böyle zulüm görmedik” feryatlar› ile devlete olan öfkesini dile getirdi. Bir süre sohbet etti¤imiz ana, sabah kalkt›klar›nda ekipleri karfl›lar›nda gördüklerini söyledi. Y›k›lan evlerden birinde oturan Ardahanl› yedi genç, çal›flmak için geldikleri ‹stanbul’da evsiz kalman›n flokunu yafl›yordu. Y›k›mdan sonra konufltu¤umuz kirac›lar gidecek yerleri olmad›¤›n›, sokakta kald›klar›n› söyledi. Evlerden birinde kirac› olarak oturan Celal Onuk 10 y›ld›r ‹stanbul’da yafl›yor ve bir kahvehanede çal›fl›yor. Bundan sonra ne yapaca¤›n› kara kara

düflünüyor. AKP hükümetine öfkesini dile getiren Onuk, devletin halka zulmetti¤ini söylüyor. Y›k›m s›ras›nda konufltu¤umuz

Dersimli bir teyze “Yaz›k günah de¤il mi eme¤imize? Para pul vermeden y›k›yorlar. Yalvard›k, ama dinlemediler. 40 y›ld›r buraday›z. Ne

Belediye sahip ç›k›yor ne devlet” sözleri ile hissettiklerini anlatt›. Ortam›n gergin olmas›ndan dolay› ad›n› bile soramad›¤›m›z birçok insan k›fl ortas›nda nereye gideceklerini düflünüyordu. Evlerin y›k›lmas›ndan sonra aileler eflyalar›n› moloz y›¤›nlar› alt›nda ç›karmaya çal›fl›yor. Bulabildikleri çok da bir fley olmuyor. Kullan›labilecek birçok eflya moloz y›¤›nlar› alt›nda kalm›fl. Ailelerle kurtarabildikleri eflyalar› yak›nlar›n›n evlerine tafl›yoruz. Yüzlerde hüzün, diller suskun… Evlerin bulundu¤u alan büyük otel ve al›flverifl merkezleri sahibi Cevahir Holding taraf›ndan sat›n al›nm›fl. Cevahir’in bu bölgeye bir al›flverifl merkezi yapaca¤› söyleniyor. Devletin kimin sözcüsü oldu¤u bu olayda bir kez daha tescilleniyor.

‹stanbul’da bu planlar dahilinde daha onlarca bölgede gecekondular›n y›k›laca¤› kendi projelerinde halihaz›rda mevcutken, emekçi semtlerde y›k›m karfl›t› hareketi örmek de önem kazan›yor. TOK‹ Baflkan› Erdo¤an Bayraktar’›n “Göçü yasaklayamay›z ama paras› pulu olmayan insanlar›n ‹stanbul’da yo¤unlaflmas›n›n engellenmesi için bir tak›m tedbirlerin al›nmas› gerekiyor” fleklindeki aç›klamas› ‹stanbul için düflünülen projeyi de gözler önüne seriyor. ‹stanbul’un yoksullar için cehenneme çevrilmesinin ilk ad›m› ise emekçi semtlerdeki yoksullar›n gecekondular›n›n bafllar›na y›k›lmas› ve soka¤a at›lmas›d›r. ‹stanbul’un gerçek sahibi emekçilerdir, tüm ülkenin sahibi olduklar› gibi. O zaman bize ait olan›n elimizden al›nmas›na sessiz kalmayal›m. (‹stanbul)

işçi-köylü’den Merhaba, Birçok ilde ve bölgede yapt›¤›m›z okur toplant›lar›nda ortaya ç›kan tablonun da gösterdi¤i gibi gazetemizin misyonu ve görevleri üzerinde yapaca¤›m›z tart›flmalar yerinde olacakt›r. Okurlar›m›z›n bugün devrimci bir yay›n›n, gazetemizin oynad›¤› misyonu görmesi aç›s›ndan bu tart›flmalar önemlidir. Öncelikle gazeteye duyulan ihtiyac›n alt›n› biraz açmaya çal›fl›rsak flunu belirtmek gerekir ki; Marksist-LeninistMaoist faaliyet, her fleyden önce genifl kitleleri ayd›nlatma faaliyetidir. Kitleler bu faaliyet esnas›nda devrimin öznesi olma bilincine eriflirler. Kitlelerin bu temelde e¤itilmesinin en önemli araçlar›ndan biri de yay›nlard›r. Do¤ru kullanarak en önemli örgütleme-örgütlenme araçlar›m›zdan biri haline getirebilece¤imiz yay›nlar›m›z aç›s›ndan bugün karfl› karfl›ya oldu¤umuz görev elimizde bulunan bu örgütlenme arac›n› daha nitelikli hale getirmektir. fiuras› aç›k ki, Marksist-Leninist-Maoist dünya görüflünün politikalar›n›, hedeflerini, çal›flmalar›n› ancak Marksist-Leninist-Maoist bir gazete ortaya koyabilir, yayabilir. Bu anlamda bak›ld›¤›nda MLM görüfllerin giderek yayg›nlaflmas›, belli bir çevre ve güç yaratmas› yine yay›nlar sayesinde hayata geçirilebilir. Gazetemiz Marksist-Leninist-Maoist dünya görüflü çerçevesinde yay›n hayat›n› sürdürmekte, halk›n öncülerinin davas›n› sahiplenmekte, ileri kitlelere yönelik net ça¤r›lar yapmaktad›r/yapmal›d›r. Gazetemiz, temel ald›¤›m›z bu görüfller ›fl›¤›nda ezilenlerin gerçekli¤ini ortaya koyan ve MLM dünya görüflünün propagandas›n› içeren bir gazetedir. Üstelik salt propaganda eden, bilinç tafl›yan bir araç de¤il, ayn› zamanda ve esas olarak (ve de kesinlikle birbirinden kopuk olmamak flart›yla) örgütleyici bir gazetedir. Yeri gelmiflken okur toplant›lar›ndan da belli bölgelerden gelen bir elefltiri olmas› anlam›yla bu konuyu derinlefltirmek faydal› olacakt›r. Evet, gazetemiz örgütleyici olmak zorundad›r. Ancak burada bahsi geçen kolektif örgütleyiciliktir. T›pk› Lenin’in inflaat halindeki bina ve iskele örne¤indeki gibi; “Ne var ki, bir gazetenin rolü, yaln›zca fikirlerin yay›lmas›, siyasi e¤itim ve siyasi müttefiklerin kazan›lmas›yla s›n›rl› de¤ildir. Bir gazete sadece kolektif bir propagandac› ve kolektif bir ajitatör de¤il, ayn› zamanda kolektif bir örgütleyicidir. Bu bak›mdan, gazete, infla halindeki bir binan›n çevresinde kurulan iskeleye benzetilebilir; bu iskele, yap›n›n s›n›rlar›n› belirler, inflaat iflçileri aras›ndaki ba¤lant›y› kolaylaflt›r›r ve böylelikle onlar›n yap›lacak iflleri da¤›tmalar›n› ve örgütlü çal›flmalar›ndan ç›kard›klar› ortak sonuçlar› görmelerini sa¤lar. Gazetenin yard›m› ve arac›l›¤›yla sadece mahalli faaliyetlere de¤il, ayn› zamanda düzenli genel çal›flmaya da giriflecek kal›c› bir örgüt, do¤al olarak flekillenecek ve üyelerini siyasi olaylar› dikkatle izleyebilecek flekilde yetifltirecek, bu olaylar›n halk›n çeflitli tabakalar› üzerindeki etkisini ve önemini de¤erlendirecek ve devrimci partinin bu olaylar› etkileyebilmesi için etkili yollar› gelifltirecektir.” Gazetemizin örgütleyici özelli¤i ayn› zamanda örgütlenmeyi de içermelidir. Daha aç›k ifade edersek, örgütleyicilerin örgütlenmesi diyebilece¤imiz bu misyon okurlar›m›z›n, faaliyetçilerin gazeteden beslenmesi, kitleleri örgütleme ve savaflt›rma faaliyetlerinde gazete arac›l›¤›yla sunulan perspektiflerin yaflama geçirilmesidir. Yani faaliyetçiler, gazete ile kitleler aras›ndaki basit bir iletken-arac› de¤il, meselenin as›l muhataplar› olmal›d›r. Bu noktada yay›nlar›m›z›n faaliyetçiler taraf›ndan gerekti¤i biçimde (elefltirel, sorgulay›c›, kavray›c›, uygulaman›n araçlar›n› oluflturmay› hedefleyen vs.) okunmamas› bu misyonu sakatlamaktad›r. Pusula köflesini okuyan bir faaliyetçi, yaflanan sorunlar›n nas›l çözülebilece¤ini, devrimci bir kiflili¤in nas›l olmas› gerekti¤ini, örgütlü mücadelede dikkat edilmesi gereken ilkeleri vb. okuyacak, onlar› yaflam›nda nas›l somutlayaca¤›n› planlayacak vs. ve bu flekilde de kendini örgütleyecektir. Ancak o zaman bu köflenin bir anlam› olabilir. Ya da okunmas› nispeten zor, dili daha çok da örgütlü kesimlere yönelik olan S›n›fsal Yaklafl›m köflesindeki perspektifler faaliyetçiler taraf›ndan anlay›ncaya kadar okunacak, köflede sunulan perspektiflerin ve ça¤r›lar›n yaflama nas›l uyarlanaca¤› tart›fl›lacak ve uygulama araçlar› yarat›lacakt›r. Ve tüm bunlarla kitlelere gidecektir. Gazetemizden ortak mücadeleyi örgütleme ça¤r›s› yapt›¤›m›zda bunu yaflama geçirecek olan faaliyetçilerin kendisidir. Bunun (tabi ki kitleleri de ortak ederek) araçlar›n› yaratmadan (örne¤imiz özgülünde ortak platformlar oluflturmadan, dayan›flma eylemleri örgütlemeden vb.) kitlelere bu ça¤r›y› yapmak anlams›z olmaz m›? Burada gazetemizin sadece örgütlü kesimlere hitap etti¤ini ç›kartmak yanl›fl ve zorlama bir yaklafl›m olur. Hem örgütçülerin örgütlenmesi ve hem de kitlelerin (özelde ileri kitlelerin) örgütlenmesi görevlerini bir arada yaflama geçirmeye çal›flan yay›n›n bu ikili görevi yerine getirirken yaflad›¤› “s›k›flma” okurlar›m›z›n çabalar›yla önemli oranda afl›labilir/afl›lmal›d›r. Gazeteyi sadece kitlelere ulaflt›rmakla yetinmek, gazetenin sahiplenilmesi demek de¤ildir. Gazetenin “da¤›t›m›n›” amaç haline getirmek dolay›s›yla da misyonunu s›n›rland›rarak onu sakatlamakt›r. Gazetenin bir araç oldu¤unu unutmadan hareket etmek asloland›r. Bu konuya bu köfleden devam edece¤iz. Ancak bugün için bir ilk ad›m olarak gazeteyi kitlelerle olan iliflkilerimizden do¤ru, deneyim ve birikimlerimizin süzgecinden geçirerek okumak önemlidir diye düflünüyoruz. Bunun anlam›n›n kesinlikle salt elefltirmek için okumak olmad›¤›n›n alt›n› çizelim. Hem elefltirece¤iz, hem bu arac› en iyi flekilde kullanmak için niteli¤ini yükseltmek için ortak çaba içine girece¤iz. Bunu yapt›¤›m›zda bu amac›m›za bir ad›m daha yaklaflm›fl olaca¤›z.


İşçi-köylü 3

30 Kasım-13 Aralık 2007

Politika gündem

Büyük Ortado¤u’da Kürtler ve DTP’ye kapatma sald›r›s› ABD önderli¤inde Ortado¤u’da önemli bir yap›land›rma gerçeklefliyor. Süreç, uluslararas› alanda emperyalistler aras› dengelerin birer sonucu oldu¤u gibi geliflimi içinde yeni dengeler yaratarak ilerliyor. Tarihsel olarak flekillenmifl birçok siyasi s›n›r ve devlet oluflumunun de¤iflime tabi tutuldu¤una tan›k oluyoruz. Bunun önemli bir aya¤›n› da Türkiye ve Irak Kürdistan›’ndaki geliflmeler oluflturuyor. ABD’nin Ortado¤u planlar›nda dayand›¤› temel bir unsur olarak Kürtler devletleflme yolunda h›zla ilerlerken egemen gerici devletlerin tav›rlar› da netlefliyordu. Ortado¤u’yu kan gölüne çeviren emperyalistlerin Büyük Ortado¤u hayalinde Kürtlerin önemli bir yer tuttu¤u bugün çok daha aç›k hale gelmifltir. TC aç›s›ndan bu, sadece bölgesel uflakl›ktaki bir kayb› de¤il, kendi Kürtlerinin kopmas› ve devletin parçalanmas› tehlikesini de do¤uruyordu. TC bunun engelleyebilmenin tek yolunu ABD’nin Irak ve Kürdistan politikas›nda köklü de¤iflikli¤e gidilmesinde görüyordu. Son dönemde yaflanan s›n›r ötesi iflgal bask›lar› da, ‹ran ve Suriye ile gerçeklefltirilen Kürt karfl›t› iliflkiler de bu amaç do¤rultusunda flekilleniyordu. Geçmifl örneklerinde defalarcas› denenmifl s›n›r d›fl› iflgalin istenilen sonuçlar› vermeyece¤i aç›kt›r. Ayr›ca herkes biliyor ki; “PKK’ye karfl› operasyon” ad› alt›nda üzerine gidilen gerçek hedef Irak Kürdistan›’ndaki özerk yönetimdir. TC’nin ABD karfl›s›nda bu yönde ne kadar ad›m atabilece¤i ayr› bir tart›flma konusu, fakat verilmek istenen mesaj aç›kt› ve herkes taraf›ndan anlafl›lm›flt›. Tüm bunlar TC’nin, içinden ç›k›lmaz bir handikapla karfl› karfl›ya oldu¤unu ve art›k birçok fleyi göze alabilecek kadar s›k›flt›¤›n› aç›kça gösteriyordu. Bunun di¤er bir aç›klamas› da TC’nin bu “s›k›flmadan” kurtulmak, daha do¤rusu tehlikeyi yöne-

tilebilir düzeyde tutmak için emperyalizme her türlü hizmet ve tavize aç›k oldu¤uydu.

Erdo¤an-Bush görüflmesi sonras› hava Erdo¤an’›n Bush görüflmesi de bu temeller üzerinde gerçekleflmiflti. Görünürde somut bir karar ya da anlaflma söz konusu de¤ildi ancak gizli baz› ortaklaflmalar›n oldu¤u da sonraki geliflmelerden anlafl›labiliyordu. Bunu takip etmenin en iyi yollar›ndan biri AKP ile Genelkurmay’›n söylemlerindeki farkl›l›klard›. Erdo¤an’›n “s›n›r ötesi herhangi bir operasyon söz konusu de¤ildir. Bu operasyonlarda tavr›m›z her fleyden önce burada silahlar›n b›rak›lmas›na yöneliktir” derken, Kara Kuvvetleri Komutan› ‹lker Baflbu¤ “s›n›r ötesi operasyonun uygulama sürecindeyiz” diye aç›klamalarda bulunuyordu. Bir yandan medyaya yasaklar getiriliyor, oluflturulan operasyon beklentisi törpüleniyor, di¤er yandan göstermelik operasyon ve s›n›r d›fl› bombalamalarla askeri manada gereklerin yap›ld›¤› mesaj› veriliyordu. Her halükarda ABD’nin ancak s›n›rl› bir operasyona kap› aralayaca¤›, I. Kürdistan›’ndaki yap›ya zarar getirilmesine izin vermeyece¤i aç›kt›. Keza Talabani, önce s›n›r ötesi operasyon tehlikesinin geçti¤ini daha sonra ise TC’nin s›n›rl› bir operasyon yapaca¤›n›, bunun da kendilerine zarar vermeyece¤ini aç›klam›flt›r. Bu noktada Erdo¤an’›n “silahlar›n b›rakt›r›lmas›” söylemi ile Talabani’nin PKK’ye “silah b›rakma” ça¤r›lar› aras›ndaki paralellik dikkate de¤erdir. Bu anlamda, klikler aras› çat›flmalar›n özgünlükleri içerisinde de olsa TC ile, PKK’nin stabilize edilmesi ve Kürt Sorununun “kabul edilebilir” düzeye çekilmesi yönünde anlaflma ve pazarl›klar›n yap›ld›¤› söylenebilir. PKK’yi da¤dan in-

dirmeyi amaçlayan “af” vb. tart›flmalar bu paralelde ele al›nabilir. Ya da Baykal’›n “kültürel aç›l›m›” Kemalist bürokratik cephede, geliflmeleri karfl›layabilme çabas› olarak görülebilir.

DTP’nin her yapt›¤› suç Türk hâkim s›n›flar›n›n klikler aras› anlaflmazl›klar›n›n önemli bir yans›mas›n› da DTP’ye aç›lan kapatma davas›ndan hemen sonra görmek mümkündür. ABD çizgisinden sapmayan hükümet cephesinde bu du-

Kapat›lmas›na yönelik dava aç›lan DTP’yi sahiplenelim!

rumdan memnun olunmad›¤› gecikmeden ifade edilmifltir. Fakat tabi ki DTP’ye bask› kurarak daha geri bir çizgiye çekme planlar› da bu kapatma davas›n›n amaçlar› içerisindeydi. Çünkü DTP, bir yandan yasal alanda bir ç›banbafl› olarak görülürken bir yandan da olas› pazarl›k ve çözümlerde PKK’yi ikincil plana b›rakman›n, Ulusal Hareketi geri taleplere raz›

S›n›fsal Yaklafl›m Modern imha plan› Tayyip Erdo¤an, “Bu çat› alt›nda terör örgütü diyemiyorsan bizim hukukumuz olamaz.” (15.11.07) dedikten bir gün sonra DTP’ye aç›lan kapatma davas›n›n iddianamesi, flu cümle üzerinden “hüküm” kurmaktayd›: “Teröre terör diyemeyen bir mant›k ya teröristtir ya da kendisi görevlendirilen örgütten ölesiye korkand›r.” (16.11.07) ‹ddianameye ruhunu veren bu cümle hiç de yabanc› de¤ildir. Bir kez daha, 11 Eylül ile ivmelenen emperyalist terör ve imha konseptinin bildik kal›plar› (düflman yaratma, hedef gösterme, saf belirleme) kullan›lm›fl, sinsi biçimde “terörizm”, “örgüt”, “ölüm” ve “korku” kavramlar›na yer verilmifltir. Kapatma davas› ile birlikte kapsaml› siyasi yasaklamalar› da içeren son sald›r› paketi, DTP’ye yönelik linç kampanyas›nda ileri bir aflamaya karfl›l›k gelmektedir. Bu süreç, PKK’ye karfl› Irak Kürdistan›’nda yo¤unlaflan abluka ile eflzamanl› biçimde gelifltirilmektedir. Bütün bunlar, tam da flu s›ralar çok sözü edilen plan›n parçalar›ndan baflka bir fley de¤ildir. Mesele, bu plan›n ne oldu¤u, kimler taraf›ndan oluflturuldu¤u ve nas›l uyguland›¤›d›r. Ancak daha da önemlisi buna nas›l karfl› durulaca¤›d›r. fiu iyi bilinmelidir, uflaklar ve iflbirlikçiler de kendilerine göre plan yapabilir ama onlar›nki her zaman için emperyalistlerin plan›na tabi olmak durumundad›r. K›sacas›, büyük ölçekli planlar› günümüzde emperyalistler yapar, di¤erlerine uymak ve uygulamak düfler. ABD’nin 11 Eylül öncesinde gelifltirdi¤i, Ortado¤u’yu daha genifl koordinatlarla ele alan, BOP ad›yla bilinen projesi de hiç kufl-

etmenin bir arac› olarak da görülüyor. DTP’ye yönelik bask› ve ablukan›n bu amaçtan kopuk olmad›¤› biliniyor. Devam›nda ise en ilgisiz köfle yazar›n›n bile DTP’ye ak›l verdi¤i yönlendirme çabalar›, mücadelenin DTP üzerinde flekillendi¤ini ve ileride de Ulusal Hareketi temsil eden DTP ya da baflka bir legal partinin üzerinde flekillenece¤ini gösteriyor. Kuflkusuz tüm bu planlar çeflitli devletler ve egemenler cephesinde haz›rlan›p bitmiyor. ABD, Barzani, Talabani ve birçok güç oda¤›yla gizli veya dolayl› iliflkileriyle Ulusal Hareket, sürecin önemli öznelerinden birisidir. At›lan tüm ad›mlarda bir flekilde etken oldu¤u gibi geliflmelerdeki gidiflat›n da fark›ndad›r. Daha birkaç ay önce “kültürlerin korunmas›n›n anayasal güvenceye al›nmas›”n›n

ku yok ki böylesi planlar içermektedir. Ne var ki çok çeflitli planlarla örülü ABD’nin “flanl›” Büyük Ortado¤u Projesi, henüz yolun bafl›nda iflasa sürüklenmifltir. Irak ve Afganistan iflgalleri gerçeklefltirilmifl olmas›na karfl›n, ifller planland›¤› gibi gitmemifl, direnifl bast›r›lamam›fl, istenilen düzen kurulamam›flt›r. ABD emperyalizmi, iflgal etti¤i topraklar üzerinde kendi aç›s›ndan güvenli bir zemin oluflturamad›¤› için ikinci/yeni bir safhaya geçmek kadar, geriye dönüflü de tart›flmaktad›r. Bununla beraber, bugünkü realite, iflgallerin sürdü¤ü Ortado¤u’da ABD emperyalizminin hala BOP do¤rultusunda ad›mlar atmakta ›srarl› oldu¤unu, süreçten en az zarar ve en çok kazan›mla ç›kmak için çabalad›¤›n› göstermektedir. Dolay›s›yla, bölgede olan biten ve bölgeyi ilgilendiren her fley, bu gerçekler ›fl›¤›nda de¤erlendirilmek durumundad›r. “Kürt sorunu”na ev sahipli¤i yapan ülkelerden Irak’taki iflgalde, ABD emperyalizminin en sad›k dostlar›, Kürt ulusunu “temsilen” KYB ve KDP’dir. Bir yandan federatif bir devlet yap›lanmas› ile taçland›r›lan, di¤er yandan Irak devlet baflkanl›¤› ile taltif edilen bu iflbirlikçilik, direniflin gücü sayesinde de¤er kazanm›flt›r. Bu direniflin ucu da, nüfusun yüzde 60’›n› oluflturan fiiiler üzerindeki etkinli¤ini giderek art›ran ‹ran’a uzanmaktad›r. ‹ran bilindi¤i üzere yaln›zca Irak direniflindeki rolü ile ilgili de¤il, Lübnan’dan Filistin’e Afganistan’dan di¤er Arap ülkelerine kadar bölgedeki genifl etkinli¤i ve jeostratejik konum ve potansiyeli aç›s›ndan ABD’nin özellikle son iki y›ld›r daha yak›n “ilgi” alan›na

PKK’nin “silah b›rakmas› için yeterli” oldu¤u aç›klan›rken, bugün “demokratik özerklik” talebi ortaya konulmaktad›r. Bu anlamda DTP Kongresi, mücadelenin farkl› bir düzeye yükseltildi¤ini göstermektedir. Yeni politik çizgiye uygun olarak DTP yönetiminde gerçeklefltirilen kadro de¤iflimi de bunun örgütsel aya¤› olarak de¤erlendirilebilir. Keza Ahmet Türk ve Aysel Tu¤luk liderli¤indeki DTP’nin, TC ile geri düzeyde uzlaflmac› potansiyeli daha olas›l›kl›yd›. Bu tabi ki Ulusal Ha-

girmifl bulunmaktad›r. Her ne kadar Irak’ta dikifl tutturamam›fl olsa da ABD emperyalizmi cephesinden ‹ran’a yönelik sald›r› ve hatta iflgal planlar› ciddi ölçüde de¤erlendirme kapsam›ndad›r. Öte yandan ‹ran, “Kürt sorunu”na ev sahipli¤i yapan bir di¤er ülke konumundad›r. ‹flleri yolunda gitmeyen ABD’nin durumu, hesaplar› ve bölgedeki güçler aras›ndaki iliflkiler göz önüne al›nmadan, ülkemizdeki “Kürt sorunu”yla ilgili olas› planlar›n hangi çerçeveye oturtulmak istendi¤ini çözebilmek mümkün de¤ildir. Bu planlar› etkileyen faktör olarak elbette ki ülke içerisindeki koflullar da devreye girmektedir ki, bunun derecesini belirleyecek olan tam da Ulusal Hareket’in yürüttü¤ü mücadeledeki geliflim seviyesidir. Bu mücadele do¤rudan bir etki gücü oluflturaca¤› gibi, hâkim s›n›f klikleri aras›ndaki dalafl neticesinde ortaya ç›kacak farkl› “çözüm/ç›k›fl” yollar› da emperyalistler üzerinde sonuçlar do¤urabilecektir. Ulusal Hareket’in “Kürt sorunu”nun çözümü amac›yla hâkim s›n›flarla pazarl›k konusu yapmaya çal›flt›¤› talepler çerçevesinde, son DTP kongresinde formüle edilen “demokratik özerklik” projesi; bireysel temelli kültürel nitelikli hak kullan›m›n›, yerel ölçekli zeminde ele alarak ifllemektedir. Bu kadar geri bir zemin üzerinde dahi uzlafl› içerisine girmeyen Türk egemenlerinin, imhaya yönelik tasfiye ve daha sembolik bir konum dayatt›¤› koflullarda, meydana gelen “kitlenme”yi açmaya çal›flacak olan emperyalistlerdir. ‹flte bu durumda emperyalist karargâhlarda haz›rlanan planlar devreye girmektedir. Bu planlar›n uflaklar ve iflbirlikçiler eliyle gündemlefltirilece¤i pek tabidir. Gerek çeflitli demeçlerin sat›r aralar›nda, gerekse de bas›ndaki kalemflorlar arac›l›¤›yla dillendirilen ve ana hatlar› yavafl yavafl flekillenmeye bafllayan plan, böyle kotar›lm›flt›r. Nitekim emperyalist medyan›n öne ç›kan yay›n organlar›nda, bir süredir ABD’li emekli generaller ve

reket içindeki farkl› s›n›f tav›rlar›ndan ve ideolojik durufllardan konup de¤il. Bugün N. Demirdafl baflkanl›¤›nda DTP Kongresinde al›nan kararlar, TC’nin imha ve inkâr›ndaki ›srar›na karfl› Ulusal Hareket’in de aktif politikalar›n›n habercisiydi. Kongre kararlar› her ne kadar yeterli somutlu¤a sahip de¤ilse de as›l amac› yeterince tan›mlayabiliyordu. Henüz DTP kongresinden önce Eylül ay›nda, Diyarbak›r’daki Kürt Konferans›nda “… Devlet yönetiminde ortak olmak istiyorlar. Hem merkezi devlet yönetimine hem de gelifltirilecek yerel yönetim modelleriyle kendi kendini yönetmek istiyor Kürtler” diye konuflmalar yap›l›yordu. Kongrede programlaflt›r›lan hedefler ise, “etnik” ve “toprak” temelli de¤il dense de içerisinde birçok temel unsuru bar›nd›r›yordu. Bunlar “bölgesel ve yerel yap›lanma”, “kültürel farkl›l›k”, “kendi renkleri ve sembolleri”, “bölgesel meclis” tan›mlar› ile anayasal, ekonomik, sosyal ve pratik birçok maddede ortaya konuyordu. Tüm bu programatik taleplerin bir anlam›yla da henüz “çekingence” ifade edilmifl talepler oldu¤unu, geliflmeler içerisinde ilerleme kaydedece¤ini -bir ihtimal olarak da gerileyebilece¤ini- söyleyebiliriz. Çünkü ulusal mücadelenin kendi içerisindeki geliflimi, farkl› zikzaklara ra¤men her zaman daha ileriye dönük olacakt›r. Kürt Ulusal Sorunu TC, yap›sal çeliflki içinde ba¤lam›nda geliflmelere bak›ld›¤›nda TC’nin hem çözümsüz siyasetiyle hem de emperyalizmin Ortado¤u planlar›n›n do¤rudan bir sonucu olarak, yap›sal bir çeliflkinin girdab›nda oldu¤u ortadad›r. Z›t iki yönde de att›¤› ve ataca¤› ad›mlar kendini vurabilmek potansiyelini fazlas›yla tafl›maktad›r. Ancak TC’nin kuruluflundan itibaren bakt›¤›m›zda geliflimi içerisinde “irtica”, “eflk›yal›k”, “afliret direnci”, “ecnebi k›flk›rtmas›”, “bölgesel geri kalm›fll›k”, “kalk›nmada öncelikli yöreler”

ünlü ak›l hocalar›n›n bu plana destek veren görüflleri de pefli s›ra yay›nlanmaya bafllanm›flt›r. Gündemdeki plana göre, Ulusal Hareket’in Türkiye ve Irak Kürdistan›’ndaki örgütlü ve silahl› gücünün tasfiyesi karfl›l›¤›nda, siyasi genel af ve kültürel haklar temelinde belli aç›l›mlar sa¤lanmas› hedeflenmektedir. Özü itibar›yla de¤iflmemekle beraber bu plan, farkl› biçimlerde önceki süreçlerde de dile getirilmifl ve Ulusal Hareket’in buna onay verdi¤ine dair aç›klamalar› olmufltu. Böyle bir plan ve hesab›n, modern tarzda imha oldu¤u aç›kt›r. Sonuçta taraflar aras›ndaki savafl sona erecek, “kan dökülmesi”nin önüne geçilmifl olacakt›r. Sürece, düz bir bak›flla, varsa yoksa “bar›fl” parolas›yla yaklaflanlar için, hele ki belli “aç›l›mlar›n” da söz konusu edildi¤i koflullarda böyle bir durum yan›lsama yaratacak, aldat›c› bir rol oynayacakt›r. Oysa, silahl› mücadele ile büyük bedeller u¤runa yarat›lan dinamizm, reform bile say›lamayacak bir tak›m haklar u¤runa harcanm›fl, ciddi bir potansiyel ve güç da¤›t›lm›fl, en önemlisi de düflman›n döne döne iflledi¤i “umut/ümit k›rma” konseptine uygun bir y›k›m gerçeklefltirilmifl olacakt›r. Bu ve benzeri planlar›n hayata geçirilmesi için flartlar tam olarak olgunlaflm›fl de¤ildir. Ancak bu yönde düne göre daha kararl› olundu¤u ve haz›rl›k yap›ld›¤› aflikârd›r. Buna baflta ABD olmak üzere emperyalistlerin ve Türk hâkim s›n›flar›n›n –belli klikler düzeyinde- fliddetle ihtiyac› ve kuvvetle deste¤i oldu¤u görülmektedir. Süreç, bunun altyap›s›n› oluflturma yönünde iflletilmektedir. Bir yandan linç kampanyas› doludizgin sürdürülür DTP’ye kapatma davas› aç›l›rken, di¤er yandan general eskilerine günah ç›karma ayinleri düzenletilmesi rastlant›sal bir olgu de¤ildir. Bir yandan ifl Barzani’yi de ‹mral›’ya kapatma aflamas›na getirilmiflken, bizzat Abdullah Gül’ün a¤z›ndan PKK’nin ablukaya al›nmas›nda KDP ve KYB’nin rol üst-

ve “terör” (Resmi ‹deolojik Sözlü¤üÖzgür Üniversite) olarak birçok farkl› tan›m ve politikayla yaklafl›lan Kürt Ulusal Sorunu bugün art›k kaç›n›lmaz olarak “çözümü” dayat›yor. Ne tek bafl›na ekonomik-sosyal politikalar›n ne de kültürel politikalar veya “aff›n” b›rakal›m çözüm olmay›, sonuç al›c› birer önlem olmalar› bile mümkün de¤ildir. Hatta tersine, bu yönlerde at›lacak herhangi bir ad›m›n Ulusal Hareketi daha da güçlendirece¤inden korkulmaktad›r. Bugün özellikle de I. Kürdistan›’n›n varl›¤›, ulusal bilinçlenmesini kazanm›fl Türkiye Kürtleri aç›s›ndan her türlü geliflimde örnek teflkil edebilecek özelliklere sahiptir. Sonuç olarak; Komünistler bugünün geliflmeleri içerisinde hem bugüne hem de gelece¤e dair fikir gelifltirmeli, aç›k tav›rlara sahip olmal›d›rlar. Ulusal sorun özgülünde bu çok daha önemli ve yak›c› bir durumdur. Bu noktada Kürt halk›na egemenler taraf›ndan gelifltirilen tüm sald›r›lara karfl› set olmak, mücadeleyi gelifltirmek günün en önemli görevlerindendir. Gelece¤e yönelik kimi belirleme veya yorumlar farazi özellikler gösterebilir, ancak Kaypakkaya yoldafl›n da dedi¤i gibi “bu faraziyeler gerçe¤e ayk›r›, imkâns›z fleyler de¤il, gerçe¤e uygun, olmas› mümkün fleylerdir”. Bu paralelde ustalar›n Ulusal Sorun ba¤lam›ndaki eserleri bugün çok daha iyi anlafl›lmal› ve prati¤imize yön vermelidir. Ülkemiz MarksistLeninist-Maoistleri aç›s›ndan ‹brahim Kaypakkaya gibi bir öndere, onun bilimsel görüfllerine sahip olmak önemli bir flanst›r. Bugün e¤er Kürt Ulusal Sorunu’nda gerçek manada Marksist-Leninist-Maoist bir tav›r ve politika ortaya konmak isteniyorsa Kaypakkaya yoldafl›n eseri tekrar okunmal› ve incelenmelidir. Oradan ç›kar›lacak sonuçlar günün somut geliflmelerine ›fl›k tutmal› ve prati¤imizi flekillendirmelidir.

lenmesinden bahsedilmesi flafl›rt›c› say›lmamal›d›r. ABD neredeyse PKK’nin hamisi ilan edilecekken, efendi konumunun alt›n›n bir kez daha kal›n çizgilerle çizilmesi önemlidir. Emperyalist plan›n iflletilmesi bak›m›ndan Türk hâkim s›n›f klikleri aras›nda çeliflki yafland›¤› bilinmektedir. Bunun esas itibar›yla hükümet ile muhalefet olma d›fl›nda temelli bir izah› da yoktur. ABD emperyalizmi, konuya iliflkin -bu çapta olmasa da- çeflitli ad›mlar› bütün parti(ler) hükümetlerine herhangi bir muhalefetle karfl›laflmadan att›rabilmiflti. Aksi de düflünülemezdi. fiimdi de ›rkç›-floven dalgay› bizzat AKP eliyle yönlendirmek suretiyle muhalefeti etkisiz k›lman›n hesaplar› yap›lmaktad›r. Örne¤in esir askerler konusunda dahi en keskin aç›klama Adalet Bakan›’ndan gelmifltir. Emperyalist planlar›, hâkim s›n›flar›n hesaplar›n› esas bozacak olan devrim ve demokrasi güçleridir. Buna tarihte sadece halklar›n gücü yetmifltir. Yukar›da da de¤indi¤imiz gibi ABD’nin BOP, daha ilk aflamas›nda masa bafl›nda kalm›flsa, bunun biricik sebebi Irak ve Afganistan halklar›n›n direniflidir. ‹slamc› güçlerin önderli¤i gibi ciddi bir dezavantaja karfl›n uzun süreli direnifl, halklar›n bütün savafl makinelerini durduracak bütün planlar› bozacak muazzam gücüne dair en somut ve yak›n ispat› oluflturmaktad›r. Bugün genel olarak ülkemiz iflçi s›n›f› ve emekçi halk›, emperyalist planlar› bozacak bir kalk›flmaya, mücadele ve savafla elbette ki haz›r de¤ildir. Ne var ki Türkiye Kürdistan›’ndaki halk›m›z kendisi üzerinde oynanan bu oyuna karfl› duran bir tutum gelifltirerek, belli bir vadede mücadeleyi bütün ülke sath›na yaymay› baflarabilir. Kürt iflçi ve emekçileri, Kürt köylüleri ve yoksullar›; siyasi kimlik vermeyerek inkâr politikas›n› sürdürecek ve kendi kaderini tayin etme hakk› tan›mayarak kölelik koflullar›n› de¤ifltirmeyecek olan, bu faflist devlete boyun e¤memeli, her türlü plan› reddetmelidir.


İşçi-köylü 4

İşçi/köylü

Telekom iflçilerine destek ziyaretleri Aralar›nda Partizan’›n da bulundu¤u çeflitli devrimci, demokratik kurumlar, grevde bulunan Türk Haber-‹fl üyesi Telekom iflçilerini 23 Kas›m günü ziyaret etti. Ulus’ta bulunan Telekom Ankara Genel Müdürlü¤ü’nde çal›flan iflçileri ziyaret eden kurumlar, Telekom iflçilerine sonuna kadar destek vereceklerini aç›klad›lar. Kurumlar ad›na yap›lan aç›klamada, “Grevdeki 26

S›n›f dayan›flmas› yükseliyor!

bin iflçinin mücadelesi bizim de mücadelemizdir.” denildi.

Esenler Esenler PSAKD, DHP, ESP ve Partizan okurlar› 21 Kas›m günü Esenler’de bulunan Telekom Müdürlü¤ü önünde grevde bulunan iflçileri ziyaret etti. Ziyareti gerçeklefltiren kurumlar, mücadelelerinin destekçisi ve takipçisi olduklar›n› söylediler.

Partizandan grevdeki iflçilere ziyaret! ‹stanbul’da 17 Kas›m günü Partizan taraf›ndan grevdeki iflçilere dayan›flma ziyareti gerçeklefltirildi. “Telekom iflçisinin mücadelesini selaml›yoruz” yaz›l› pankart açan kitle, Ali Sami Yen Stadyumu’nun önünde biraraya gelerek Gayrettepe’de bulunan direnifl çad›r›na yürüdü. “Yaflas›n s›n›f mücadelesi”, “Birlik mücadele zafer” sloganlar›n› hayk›ran kitle, Telekom iflçileri taraf›ndan alk›fllarla karfl›lad›. Birlikte

hayk›r›lan sloganlardan sonra Partizan ad›na yap›lan k›sa konuflmada dayan›flma duygular› dile getirildi. Grevdeki iflçiler 33 gündür direniflte olduklar›n› ve dayan›flman›n çok önemli oldu¤unu ifade etti. Çad›rda yap›lan sohbetlerdeki coflku, iflçilerin sloganlar› ile daha da yükseldi. ‹flçiler sermayenin sadece Telekom iflçilerine de¤il s›n›f›n bütününe yönelik kapsaml› sald›r›lar gelifltirdi¤ini dile getirdi. (‹stanbul)

Gazi’de sald›r› 24 Kas›m 2007 tarihinde G.O.P Telekom Müdürlü¤ü önünde 40 gündür hakl› ve onurlu mücadelelerini sürdüren Telekom iflçileri sald›r›ya maruz kald›lar. ‹flkaya tafleron firmas›na ba¤l› olarak çal›flan iflçiler, grevi k›rmak için çal›flanlarla konuflmak ve bu yap-

t›klar›n›n do¤ru olmad›¤›n› söylemek istediler. Ancak sald›r›ya u¤rad›lar. Gazi Cemevi önünde toplanan Telekom iflçileri, Partizan ve ESP karakola kadar bir yürüyüfl planlarken, iflçilerin sözcüleri gerek olma¤› söyledi. (Gazi ‹flçi-köylü okurlar›)

30 Kasım-13 Aralık 2007

Ülkemiz gündeminde giderek daha fazla yer iflgal eden Telekom grevi çeflitli kesimlerden destek görüyor. ‹flçi ve memur sendikalar› demokratik kitle örgütleri grevci iflçilerle dayan›flmay›

yükselterek ziyaretlerde bulunuyor. Her iflçiden 5 YTL kampanyas› ile greve maddi destek sa¤lamaya çal›fl›yor. 17 Kas›m günü ‹stanbul Sendikalar Platformu pankart› arkas›nda toplanan kitle “Kurtulufl yok tek bafl›na ya hep beraber ya hiç birimiz”, “Diyarbak›r iflçisi yaln›z de¤ildir” sloganlar›n› hayk›rarak Mecidiyeköy’de bulunan Tez-Koop-‹fl Sendikas›’n›n önünden Gayrettepe’ye yürüdü. Deri-‹fl Tuzla fiubesi, Harb-‹fl, Belediye-‹fl, ‹stanbul fiubeler Platformu, KESK, Tez Koop-‹fl, Tekstil-Sen, BDSP ve Al›nteri gazetesinin kat›ld›¤› eylemde Telekom iflçileri ile s›n›f dayan›flmas› yükseltildi. ‹flçilerin cofl-

kulu oldu¤u dikkat çekerken direnifl çad›r›na yaklafl›ld›kça bu coflku daha da yükseldi. Biz de ‹flçi-köylü gazetesi olarak eyleme kat›lan çeflitli ifl kollar›ndaki iflçilerle sohbet ederek greve iliflkin düflüncelerini dinledik. Talip Tigel- Bayrampafla Türk-Telekom’da 22 y›ld›r çal›fl›yorum. Ben ekme¤imi savunuyorum. Onlar y›ld›rma politikalar› ile bizi da¤›tmaya çal›fl›yorlar. Özellefltirme yayg›nlaflt›kça hükümetin gerçek yüzünü daha iyi görmeye bafllad›m. Direnen tüm arkadafllar›m› kutluyorum. Bu ifli sonuna kadar götürece¤iz. ‹lk günkü gibi coflkuluyuz. Do¤an Kelefl- Harb-‹fl üyesiyim. Tersanede çal›fl›yorum. Grev iyi gidiyor. Sonuna kadar destekleyece¤iz. Kazan›rsa tüm kamu iflçileri kazanm›fl olacak. ‹flveren kablolar›n kesildi¤i propagandas› yap›yor. Kablolar› kesen patron, iflçilerin üzerine at›yor. Tuzla Deri ‹fl’ten 11 y›ll›k bir iflçi; Grevdeki arkadafllara destek için Tuzla’dan geldik. Toplad›¤›m›z paralar› getirdik. Grev baflar›l› olursa kazanan iflçi s›n›f› olacak. Sendikalar›n dayan›flmay› yükseltmesi laz›m. Sendika flubeleri iflçilere grevi anlatmal›. ‹flçiler aras›ndaki birlik ancak böyle sa¤lan›r. (‹stanbul)

Grev Türkiye iflçi s›n›f›n›n grevidir” Gazetemiz arac›l›¤›yla Telekom iflçisinin onurlu direniflini kamuoyu ile paylaflmak için Gençosman Telekom Müdürlü¤ü önünde grevdeki iflçi Necdet Sakiler ve Haber-‹fl Bursa fiube Mali Sekreteri Bülent Ba¤dal› ile geliflmeler hakk›nda bir söylefli gerçeklefltirdik. Bülent Ba¤datl›: Bugün tam 39 gündür grevdeyiz. Greve ç›kmam›z›n nedeni, birincisi geçmiflte kazand›¤›m›z haklar›m›za dokundurmamak, ikincisi kapsamd›fl› personelle eflit haklarda çal›flmakt›r. Ama Telekom patronu bu hakl› mücadelemizi baltalamak için kablo kesimleri sabotajlar›n› yaparak, bunu Telekom iflçilerine yüklemek istedi. Ben burada gazeteniz arac›l›¤›yla yet-

kililere seslenmek istiyorum. Patronun tüm bu bask›lar›na ve yasad›fl› uygulamalar›na inat direniflimize devam edece¤iz. Necdet Sakiler: Moralimiz gün geçtikçe daha da güçleniyor. Medyada da ç›kan haberlerde Telekom iflçisinin ücretlerle ilgili greve ç›kt›¤›n› söylediler. Ancak bu do¤ru de¤il, biz eflit ifle eflit ücret, eflit flartlarda çal›flmak istiyoruz. Bizim için esas madde budur. Patro-

nun kendi yaratt›¤› ikinci tip personel yani kapsam d›fl› personelle ayn› ücreti ve ayn› çal›flma koflullar›n› istiyoruz. Bu madde kabul edilirse bizim ücretlerle ilgili bir sorunumuz kalmaz. Özellefltirmelerle bize örgütsüzlü¤ü ve esnek çal›flmay› dayat›yorlar, bu Türkiye iflçisinin esas meselesidir. Telekom grevi yaln›z Telekom iflçisinin grevi de¤il, Türkiye iflçi s›n›f›n›n grevidir. (Bursa)

Tersanelerde “seri cinayetler” devam ediyor Adeta insan ö¤ütme makinesi gibi bir iflleve bürünmüfl olan tersanelerde ifl cinayetlerinin ard› arkas› kesilmiyor. Geçti¤imiz aylarda 10 gün içinde pefl pefle ölümlerin yaflanmas›n›n yank›lar› henüz sürerken, geçti¤imiz günlerde iki ölüm haberi daha geldi tersanelerden. Kelimenin tam anlam›yla seri cinayetler olarak ifade edilebilecek bu durum karfl›s›nda, kamuoyundan tepkiler yükselmekte gecikmedi. Son bir kaç gün içinde gerçekle-

Emekçinin Gündemi

Mücadeleyi ortaklaflt›rmak günün görevidir Bilindi¤i gibi son süreçte Türkiye’de birçok ifl kolunda toplu sözleflme süreçleri grev aflamas›na gelindi¤i anda ba¤›tland›. Ancak TELEKOM’da çal›flan iflçilerin greve ç›kmas› engellenemedi. Yak›n zamanda 1 ay›n› dolduran Telekom grevi, kendini iflçi s›n›f› ve ezilenler cephesinde hisseden herkesin ilgisini çekmeye bafllad›. Türk Telekom patronlar› çeflitli demagojik söylemlerle grevi bitirmeye ya da engellemeye çal›flt›. Ancak bu söylemler greve ç›kan iflçilerin direniflini engelleyemedi. Grev iflçi s›n›f› ve ezilenlerden yana olanlar› bir araya getirmeye, k›smi oranda birlefltirmeye bafllad›. Sendikan›n grevinin baflar›yla sonuçlan-

mas› di¤er iflçilerin daha güçlü olmas›n› ya da güçlerinin fark›na varmas›n› sa¤layacakt›r. Onun için sendikaya ve grevdeki iflçilere destek vermek, tüm iflçi ve emekçilerden yana olan insanlar›n görevi aras›ndad›r. Tüm bunlar olurken Türk egemen s›n›flar› y›llard›r yok sayd›¤› Kürt ulusuna yönelik flovenist kampanyay› daha üst bir aflamaya s›çratmaya çal›flmaktad›r. Türk egemen s›n›flar› kendi kimli¤iyle var olmak isteyen Kürtlere karfl› y›llar y›l› sürdürdü¤ü asimilasyon, bask› ve katliam politikalar›na devam etmektedir. fiovenist kampanya kitlelerin içinde faflizm olgusunun yay›lmas›na yol açmaktad›r. Bu faflist flovenist kampan-

flen bu ifl cinayetlerine tepki gösterenlerden biri de Limter-‹fl Sendikas› oldu. Limter-‹fl Sendikas› 20 Kas›m Sal› günü Fatih K›l›ç adl› iflçinin yaflam›n› yitirdi¤i Yavuz Makine önünde yapt›¤› bir bas›n aç›klamas›yla, ifl cinayetlerini protesto etti. Torlak Tersanesi’ne ba¤l› Yavuz Makine yak›n›nda toplanan iflçiler, ellerinde tafl›d›klar› dövizler ve üzerinde son süreçte yaflam›n› yitiren iflçilerin adlar›n›n yaz›l› oldu¤u pankartla yürüyüfle geçtiler.

ya DTP’nin kapat›lmas› yönlü aç›lan davayla devam etmektedir. Elbette bu flovenist kampanya sadece Kürt ulusunu hedeflememekte, ayn› zamanda devletten farkl› düflünen her insan› sindirme amac› gütmektedir. Bu iki olgu yani iflçi s›n›f›n›n ekonomik sosyal mücadelesiyle Kürt halk›na yönelik sald›r›lar›n temelinde devletin faflist bir nitelik tafl›mas› vard›r. Faflizm ve bu sistemin hakim s›n›flar› ezilenlerin kendilerini ifade etmesine, haklar›n› geniflletmesine izin vermemek için her türlü yönteme baflvurmaktad›r. Sorunlar›n temelinde devletin niteli¤inin yatt›¤› gerçekli¤ini aç›kça ortaya koyamayan düflüncelere sahip olanlar egemen s›n›flar›n sald›r›lar›ndan etkilenmekte, onun da ötesinde aktif uygulay›c›s› olmaktad›r. Kendi ç›karlar›n› korumak için çaba harcamak yerine ezilen di¤er kesimlerin üzerine yürümeyi en bafl görev olarak kabul etmektedir. fiovenist sald›r›lar›n bu derece etkin olmas›n›n alt›nda yatan sebeplerden biri bu-

TTB, ÖDP, Emekli-Sen, Çevre Mühendisleri Odas›, EMEP, ESP gibi kurumlar›n da destek verdi¤i eylem s›ras›nda, “‹flçiler birleflin, ölümleri durdurun!”, “Yaflas›n s›n›f dayan›flmas›!”, “Gün gelecek devran dönecek, patronlar iflçiye hesap verecek!” vb. sloganlar at›l›rken, Yavuz Makine önüne gelen kitle burada bas›n aç›klamas› yapt›. Limter-‹fl ad›na Cem Dinç taraf›ndan yap›lan aç›klamada, son aylarda pefl pefle gerçekleflen ölüm-

dur. Öyle ki devlet ve bu devlete hakim olan egemen s›n›flar iflçi ve emekçiler hak aray›fl› içine girmeleri durumunda bütün güçlerini kullanarak iflçi ve emekçilerin mücadelelerini bask›lamaya koyulmaktad›r. Telekom grevinde bunu çok rahat görmekteyiz. Devlet grev k›r›c›l›¤› yapanlar›n iflini kolaylaflt›rmak için grevde olan iflçileri gözalt›na almakta, medya iflçilerin moralini bozmak için çeflitli haber ve yorumlar yapmaktad›r. Egemen s›n›flar kendisine yönelen en küçük direnifle ya da hak alma mücadelesine karfl› topyekûn sald›r›ya giriflmektedir. ‹flçi s›n›f› ve di¤er emekçilerin, bununla birlikte Kürt halk›n›n mücadelesinin geliflmesi ve amac›na ulaflmas› için devletin niteli¤inin de¤iflmesi zorunludur. Ekonomik ve demokratik haklar kazanmak için verilen mücadeleyi yok saymadan esas itibariyle var olan sorunlar›n ana kayna¤›n› tespit edip onu çözmek için harekete geçmek esas oland›r. Bu da ancak Demokratik Halk

lere ve bu ölümler yafland›¤› s›rada, Çal›flma Bakan› Faruk Çelik taraf›ndan yap›lan göstermelik incelemeye dikkat çekildi. Aç›klaman›n ard›ndan, Sabri Yanarda¤’›n yaflam›n› yitirdi¤i Dörtler Tersanesi’ne giden kitle, burada da bir aç›klama yapt›. Ayr›ca TTB ad›na da k›sa bir aç›klama yap›larak, “bu vahfli çal›flma koflullar›ndan kaynakl› yaflanan ölümlere kay›ts›z kal›nmas› mümkün de¤il” denildi (Kartal)

Devrimi ile mümkün olacakt›r. Hem iflçi ve emekçilerin hem de çeflitli milliyetlerden halk›n sorunlar›n›n çözümü Demokratik Halk Devrimi’yle olabilir. Bundan kaynakl› mücadeleyi birlefltirmek ezilen s›n›flar›n ve çeflitli milliyetlerden Türkiye halk›n›n birbirinin sorunlar›n›n çözümüne, direnifline destek vermek zorunludur. Devlet veya egemen s›n›flar ezilenleri parçalara ay›rmakta ve bunlar› birbirine karfl› k›flk›rtmaktad›r. Bu ülkede yaflayan hemen hemen her insan bunun fark›ndad›r. Ancak yap›lamayan, k›flk›rtmalara karfl› gerekli karfl› koyuflu örgütlemektir. Bu ülkede ezilen s›n›flar egemen s›n›flar›n ç›kar› için sömürülmekte, bask›ya u¤rat›lmakta, kendi dilini kültürünü yaflamak isteyen bir halka karfl› k›flk›rt›lmakta bunun da ötesinde ölmektedir. “Vatan” söylemi alt›nda gizlenen esasta egemen s›n›flar›n ç›karlar›d›r. Bir yanda ülkenin yeralt› ve yerüstü kaynaklar› emperyalist tekellere pefl-

‹flçi ölümleri devam ediyor! Son dönemde ard› arkas› kesilmeyen ifl cinayetlerinin bir yenisi de ‹zmir Alia¤a bölgesinin en büyük tesisi olan HABAfi Demir Çelik Fabrikas›’nda meydana geldi. 16 Kas›m 2007 tarihinde Demir Çelik Fabrikas›ndaki hurda deposunda, yurtd›fl›ndan ithal edilen hurdalar ay›klan›rken, bir top mermisinin ortadan ayr›lmaya çal›fl›ld›¤› s›rada patlama meydana geldi. ‹lyas K›rd› isimli iflçinin hayat›n› kaybetmesine sebep olan patlamada 10 iflçi de yaraland›. ‹fl güvenli¤i tedbirlerinin al›nmad›¤›, iflçilerin göz göre göre ölüme gönderildi¤i demir çelik fabrikas›ndaki yaflanan bu olay ilk iflçi ölümü de¤il. ‹lyas K›rd› da insan hayat›n› yok sayarak iflçi çal›flt›r›lan HABAfi Fabrikas›’nda tafleron iflçi olarak çal›fl›yordu. Mersin ve Adana’da yaflanan iflçi ölümlerine bir yenisi daha eklendi. 12 Kas›m tarihinde Adana Yüre¤ir ilçesine ba¤l› Köprülü Köyü mahallesinde yap›m› devam eden saat kulesi inflaat›nda çal›flan Arafat Balamir adl› iflçi, düflerek hayat›n› kaybetti. 11 katl› inflaat›n 5. kat›nda kal›p söken Arafat Balamir, hiçbir güvenlik önlemi olmayan inflaattan dengesini kaybederek afla¤›ya düfltü. 39 yafl›nda ve 7 çocuk babas› olan Balamir, olay yerinde hayat›n› kaybederken, son aylarda inflaat kazalar›nda ölen iflçilerin say›s›na böylece bir yenisi daha eklendi. (H.Merkezi)

‹¤neden ipli¤e zam! S›n›r ötesi operasyon tart›flmalar› ile perdelenen zamlar protesto edildi. 22 Kas›m günü ‹stanbul Büyükflehir Belediyesi önünde biraraya gelen Tüm Bel-Sen üyeleri i¤neden ipli¤e her fleye zam yap›ld›¤›n› dile getirerek temel ihtiyaçlar›n emekçiler için lüks haline getirildi¤ini söyledi. Elektri¤e, suya do¤algaza yap›lan zamlar›n kabul edilemez oldu¤unu dile getiren Tüm Bel-Sen, “Su otobüs zamlar› geri al›ns›n”, “Belediye çal›flm›yor zam yap›yor” sloganlar›n› att›. Eyleme Tez Koop-‹fl, Tüketiciler Birli¤i, Emekli Sen ve Genel ‹fl de destek verdi. (‹stanbul)

kefl çekilirken bunun en baflta gelen aktörleri veya bunlara hiç sesini dahi ç›kartmayanlar en baflta vatan, millet edebiyat›na giriflmektedir. “Vatan” söylemlerinde samimi olmad›klar› aç›k bir flekilde görülmektedir. “Vatan”, “millet”, “flehit” söylemlerinin alt›nda yatan faflist sistemin süreklili¤ini sa¤lama telafl›d›r. Yani komprador patron a¤a devletinin ç›karlar›n›n devam›n› sa¤lamakt›r. Genifl emekçi y›¤›nlar›n egemen s›n›flar›n bu söylemlerine kap›lmamalar› gereklidir. Devrimci ve demokrat insanlara düflen görev ise genifl emekçi s›n›flar› bilinçlendirmek ve örgütlemek olmal›d›r. Bu görev yeterince yerine getirilemedi¤inde daha büyük sorunlarla karfl›laflaca¤›m›z aç›kt›r. Egemen s›n›flar›n iflçi ve emekçilere yönelik her türlü sald›r›s›na karfl› birleflmek ezilenlerin en büyük görevlerinden biridir. Bununda ötesinde ezilen s›n›flar›n kurtulufllar›n›n tek çaresi Demokratik Halk Devrimi mücadelesinde birleflmek ve harekete geçmektir.


İşçi-köylü 5

30 Kasım-13 Aralık 2007

Bu do¤a bizim! Mersin’deki çevre örgütlerinin kamuoyunda “2B yasas›” olarak adland›r›lan “Orman vasf›n› yitirmifl hazine arazilerinin kullan›c›lara sat›fl›n›” öngören 6831 say›l› orman kanunundaki de¤iflikler ile 3213 say›l› maden yasas›nda yap›lan düzenlemelerle, yabanc› veya yabanc› ortakl› flirketlere ülke topraklar›nda maden arama hakk› tan›yan de¤ifliklikleri protesto eylemleri sürüyor. 14 Kas›m 2007 Çarflamba günü Mersin Büyükflehir Belediye binas› önünde bir araya gelen çevreci sivil toplum kurulufl üyeleri, AKP hükümetinin haz›rlad›¤› 6831 say›l› orman yasas› ile maden yasas›n› protesto etti. Eylemde bas›n aç›klamas›n› okuyan Seval Türkefl, Türkiye’nin ulusal de¤erlerinin, maden yasas› ve 2B yasas› ile yasal yollardan sat›lmaya çal›fl›ld›¤›n› ifade etti. Bas›n aç›klamas› alk›fllarla son buldu. (Mersin)

Yenice’nin yollar› flirkete kapal›! Band›rma’ya ba¤l› Sahil Yenice köylüleri, köylerine yap›lacak fabrikaya karfl› protesto eylemi yapt›lar. 24 Kas›m günü seslerini duyurmak için bir araya gelen yaklafl›k 700 kifliden oluflan Sahil Yenice köylüleri Band›rma eski Stadyum önünden sloganlarla Cumhuriyet Meydan›’na yürüdü. Köyün hemen yan›ndaki koya kurulmak istenilen liman ile aslen mera vasf›nda bulunan araziye kurulacak fosfat-asit fabrikas› uzun vadede bu köyü ve devam›nda da Band›rma’y› cehenneme dönüfltürecek. Türkiye’nin ceviz ihtiyac›n›n yüzde 85’inin karfl›land›¤› bu bölge fabrikan›n kurulmas›n›n ard›ndan hiçbir ürünün yetifltirilemeyece¤i bir bölge haline gelecek ve bölge insanlar› kanser gibi ölümcül hastal›klarla yüz yüze gelecek. Köylüler konuflmalar›nda, kurulacak fabrikan›n ard›ndan topra¤a ve suya kar›flacak kimyasal maddeler nedeniyle do¤al ürünleri bir daha yetifltiremeyeceklerini ifade ettiler. Maliye Bakan› Kemal Unak›tan’›n o¤lunun da ortaklar›ndan oldu¤u söylenen fabrikan›n çal›flmas›na izin vermeyeceklerini ilan ettiler. Köylüler meydanda yapt›klar› eylemin ard›ndan tek s›ra halinde Petrol-‹fl Band›rma fiubesi’ne geldiler. Burada Band›rma Demokrasi Platformu ad›na konuflan Petrol-‹fl Band›rma fiube Baflkan› Recep Gökdeniz de bölgede kuzey rüzgarlar›n›n hakim oldu¤unu ve fabrikan›n ç›kard›¤› asit ya¤murlar›n›n tüm Band›rma’y› saraca¤›n› söyledi. Gökdeniz, fabrika için o kadar everiflli alan olmas›na ra¤men Sahil Yenice köyünün seçilmesinin düflündürücü oldu¤unu ifade etti. Gökdeniz köylülere seslenerek, mücadelenin herkes taraf›ndan sahiplenilece¤ini ve tüm Band›rma’ya anlat›laca¤›n› bildirdi. Eylem boyunca “Yenice’nin yollar› flirkete kapal›”, “Susma sustukça s›ra sana gelecek” sloganlar›n› at›ld›. Köy muhtar› Yaflar Panç da köylerinde kesinlikle fabrikay› istemediklerini söyledi. Eylemin sonunda köyde konu ile ilgili referandum yap›laca¤› bildirildi.

Zorunlu göçlerden, köy yakmalarla, katliamlara kadar uzanan bir sald›r› çemberi içinde yer alan Dersim’de yaflayan köylülerin en önemli sorunlar›ndan biri de geçim kaynaklar›n›n gördü¤ü zarar… Ülkenin her yerinde köylülü¤ün yaflad›¤› sorunlar ortak ve özellikle de emperyalizmin ülkemize dayatt›¤› ekonomik programlardan kaynakl› olmakla birlikte özellikle T. Kürdistan› söz konusu olunca meseleye bölgede yaflanan savafl›n a¤›r sonuçlar› da ekleniyor. 17 Kas›m günü Tunceli Ziraat Odas› Baflkan› Mazlum Aslan’›n yapt›¤› aç›klama ile bir kez daha gözler önüne serilen rakamlar, bölge köylüsünün yaflad›¤› s›k›nt›lar›n boyutunu gösteriyor. Elle tutulur bir yat›r›m›n yap›lmad›¤›, bunun yan› s›ra TC taraf›ndan uygulanan düflük yo¤unluklu savafl›n

Emperyalistler do¤an›n geri dönülmez bir flekilde, h›zla tahrip olmas›na karfl› tek bir ad›m dahi atmad›klar› gibi daha fazla kâr u¤runa do¤an›n talan edilmesinden de geri durmamaktad›rlar. Ülkemiz egemen s›n›flar› da emperyalistleri bu konuda yaln›z b›rakmamakta, ya¤ma ve rant›n daha fazla gerçekleflmesi için emperyalist efendilerinin önünü açmakta ve suça ortak olmaktalar. Emperyalizmin h›zl› uflaklar›ndan AKP hükümeti de icraatlar›yla bu konuda ne kadar h›rsl› oldu¤unu göstermektedir. Ülkemiz artarda ç›kan yasalarla emperyalist talana her zaman oldu¤undan daha fazla aç›lm›flt›r. Yaflanan ya¤man›n, talan›n son örne¤i de bir süredir gündemde olan Kaz Da¤lar›d›r. Tarihi ve ekolojik öneme sahip Kaz Da¤lar› flu anda maden aramalar› ad› alt›nda delik deflik edilmifl bir halde. Bu konularda görevli Bakanl›klar›n (Çevre ve Orman Bakanl›¤›, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanl›¤›) yapm›fl oldu¤u “çevreye zarar vermeyecek” aç›klamalar› da gerçe¤i yans›tm›yor. Ayn› durum tarihi geçmifliyle, güzelli¤iyle bilinen Hasankeyf için de söylenmiflti. Fakat yap›lacak olan barajla Hasankeyf sular alt›nda kalacak. 2004’te 5177 say›l› kanunla, maden yasas›nda yap›lan de¤ifliklikler maden arama çal›flmalar›na sahil fleridi ya da milli park içinde bile olsa izin veriyor. fiu an itibariyle 37 ayr› noktada 11 dev maden flirketi alt›n

“Alt›n”c› filo

n a d n ’ › r a l ¤ a Kazd defol! ç›karmak için ruhsat baflvurusunda bulunmufl ve ço¤u flirket bu ruhsat› alm›fl, çal›flmalar›na bafllam›fl durumda.

Jeoloji Mühendisleri Odas› Temsilcisi Yüksek Jeoloji Mühendisi Tarih Öngür’ün (18.10.2007) Milliyet gazetesine verdi¤i bilgilere göre;

İşçi/köylü 50 ton alt›n rezervi için 10 senelik iflletme sürecinde 100–150 milyon ton kayan›n k›r›lmas› gerekiyor. Kaz›ld›ktan sonra aç›kta b›rak›lan kükürtlü, mineralli toprak oksijenle birleflince çevreye a¤›r metal yayacak. Bölgede bulundu¤u tahmin edilen yaklafl›k 200 ton alt›n›n ç›kar›lmas› için 300–400 bin ton siyanür kullan›lacak. Bunun % 30’unun havaya sal›nmas› durumunda ise 10–15 bin nüfuslu bir kasaban›n tüketti¤i kadar su harcan›yor. ‹flletmelerin tamam› 1 milyon nüfuslu Kaz Da¤› ve çevre illeri kadar su tüketecek. Emperyalistlerin ve uflaklar›n›n bu ya¤ma ve talan›na karfl› Kaz Da¤lar› çevresinde yaflayan halk örgütlü bir karfl› koyufl göstermeye bafllad›. Çevre örgütlerinin müdahalesi sonucu Kaz Da¤lar›ndaki talan genifl bir kamuoyuna duyuruldu. Ancak bu tepki flu an için oldukça zay›f. Sorun sadece Kaz Da¤lar›nda siyanürlü alt›n aranmas› de¤il ülkemiz topraklar›n›n emperyalist ya¤maya aç›lmas›d›r. Üzerimize düflen görev, halk›m›z›n verdi¤i mücadele ile daha fazla bütünleflmek, ona anti-emperyalist bir içerik kazand›rmakt›r. Emperyalist ya¤ma-sömürü politikalar›na karfl› anti-emperyalist mücadeleyi yükseltmek egemen s›n›flara geri ad›m att›rman›n ve ötesinde kal›c› mevziler kazanman›n biricik yoludur. Mücadele hatt› bu eksende örülmelidir.

Kaz Da¤lar›’ndaki katliam son bulsun!

Sa¤l›k emekçileri tafleronlaflmaya karfl› Ankara’da bulufltu Güvencesiz çal›flt›rman›n en önemli halkalar›ndan birisini oluflturan sa¤l›k sektöründe emekçiler 17 Kas›m günü Ankara’da “‹nsan ihale ile çal›flt›r›lmaz, sa¤l›kta tafleron olmaz” slogan›yla miting düzenledi. Dev-Sa¤l›k ‹fl taraf›ndan ça¤r›s› yap›lan ve SES ile TTB’nin de destek verdi¤i mitingin en önemli özelli¤i tafleron iflçilerin eylemi olmas›yd› kuflkusuz. Tüm sektörlerde tafleron iflçilerin örgütlenmesi ve harekete geçirilmesi oldukça önemli ve ayn› zamanda zorken sa¤l›k emekçilerinin eylemi bu noktada önemli bir yer tuttu.

Ankara ‹stanbul, Kocaeli, Mersin, Antalya, Bursa, Adana illerinden gelen yüzlerce sa¤l›k emekçisi sabah saatlerinde Kurtulufl Park›’nda bir araya geldi. Yürüyüfl s›ras›nda polisin trafik ak›fl›n›n engellendi¤ine iliflkin uyar›larda bulunmas› nedeniyle polis ile sendika yöneticileri aras›nda zaman zaman gergin anlar yafland›. Ulus’taki Sa¤l›k Bakanl›¤› önünden geçen sa¤l›k emekçileri, Abdi ‹pekçi Park›’nda yürüyüfllerini sona erdirdi. Burada aç›klama yapan Dev Sa¤l›k ‹fl Sendikas› Genel Baflkan› Arzu Çerkezo¤lu, tafleronlaflt›rma uygulamas›yla hemflire ve

hizmetlerinden söz etmenin mümkün olamayaca¤›n› ifade etti. Bozkurt, “yo¤un bak›m bebek ölümleri, hastane enfeksiyonlar›, mortalite (ölüm) oranlar›ndaki art›fl gibi son dönem sa¤l›k sorunlar›n›n tek sorumlusu de¤ilse bile, önemli bir etkeni olarak kabul edilen tafleron çal›flt›rma, önemsenmesi gereken toplumsal bir sorundur” dedi. SES Mersin fiubesinde üyelerinde kat›ld›¤› bir bas›n aç›klamas› düzenleyen Y›lmaz Bozkurt, sa¤l›k alan›nda tafleron çal›flt›rmalar›n, bugün insanlar›n hayat›n› tehdit etti¤ini vurgulayarak, tafleron çal›flt›rma yönteminin bilinçli olarak yayg›nlaflt›rd›¤› bir ülkede nitelikli sa¤l›k hizmetinden söz etmenin mümkün olmad›¤›n› söyledi.

teknisyenlerin “temizlikçi” diyerek ifle al›n›p çal›flt›r›lmas›na tepki gösterdi. SES Genel Baflkan› Köksal Ayd›n ise, “Biz bu ülkenin bu günü ve yar›n› için mücadele ediyoruz” derken, TTB Birli¤i Merkez Konsey Üyesi Mustafa Vatansever ve D‹SK Genel Baflkan› Süleyman Çelebi de Türkiye’nin daha ayd›nl›k günlere kavuflabilmesi için mücadelenin yükseltilmesi ça¤r›s›nda bulundular. Konuflmalar›n ard›ndan, eylem halay ve horonlarla sona erdi.

Mersin SES Mersin fiube Baflkan› Y›lmaz Bozkurt, sa¤l›kta özellikle son 20 y›lda hayata geçirilen tafleron çal›flt›rmalar nedeniyle bugün art›k nitelikli sa¤l›k

Radyolojide 9 saat yönetmeli¤i durduruldu Sa¤l›kta y›k›m politikalar› kapsam›nda, radyoloji çal›flanlar›n›n çal›flma süresini 5 saatten 9 saate ç›karan yönetmelik, SES’in yapt›¤› itiraz sonucu Dan›fltay taraf›ndan durduruldu. Yüksek dozda radyasyon alma riski nedeniyle, 1950 y›l›nda ç›kar›lan bir yasayla, çal›flma süreleri günlük 5 saat olarak belirlenen radyoloji çal›flanlar›, bir süre önce ç›kar›lan bir yönetmelikle, günde 9 saat çal›flmaya zorlanmak

isteniyor. Yönetmeli¤in ilan›ndan hemen sonra, 12 Ekim’de yönetmeli¤in durdurulmas› için dava açan SES (Sa¤l›k Emekçileri Sendikas›) taraf›ndan, geçti¤imiz günlerde Dan›fltay 12. Dairesi’nin ald›¤› durdurma karar›yla birlikte yap›lan aç›klamada, Sa¤l›k Bakanl›¤›’n›n çal›flma süresini art›rmak için gerçeklefltirdi¤i giriflimlere karfl› uzunca zamand›r bir dizi eylem ve etkinlik yaparak karfl› durmaya çal›flt›klar›na, ayr›ca son

örnekte de görüldü¤ü gibi, yo¤un bir hukuk mücadelesi verdiklerine de¤inildi. Aç›klamada ayr›ca, Türkiye’deki hasta ve çekilen röntgen say›s›n›n dünya standartlar›n›n üzerinde oldu¤u, röntgen cihazlar›n›n ise lisans belgesi olmayan, eski cihazlar oldu¤u belirtilerek, bu durumda ne kadar radyasyon al›nd›¤›n›n bilinmedi¤ine de yer verildi. (H. Merkezi)

Dersim’de geçim kaynaklar› tehlike alt›nda

sonuçlar›n›n da en a¤›r flekilde yafland›¤› Dersim’de bölge ekonomisinin bel kemi¤i durumundaki tar›m ve hayvanc›l›¤›n bitme noktas›nda tehlike sinyalleri verdi¤i görülüyor. Bugün Dersim’de mevcut 777 bin 400 hektarl›k arazinin 113 bin 180 hektar›n›n tar›ma elveriflli olmas›na karfl›n, sadece 45 bin 38.5 hektarl›k bölümü ekilebiliyor. Topraklar›n üçte ikilik k›sm› ise halk›n tüm yoksullu¤una karfl›n

bofl olarak bekliyor. Tunceli Ziraat Odas›’n›n Tar›m ‹l Müdürlü¤ü istatistiklerine göre haz›rlad›¤› raporda 1990’da 100 bin 700 adet olan küçükbafl hayvan say›s›n›n ise 2000 y›l›na gelindi¤inde 48 bin 176’ya düfltü¤ü görülüyor. On y›l içinde yüzde elliye varan bu azalma ise zaten k›s›tl› üretim araçlar›na sahip olan ve yoksulluk içinde yaflayan Dersim halk›

için ikinci bir yoksulluk çemberi olmufl durumda. Tunceli’de yap›lan tar›msal üretimin sadece köylünün kendi ihtiyac›n› karfl›lamak amaçl› oldu¤unu belirten Tunceli Ziraat Odas› Baflkan› Mazlum Arslan, insanlar›n fazla emek vermesine karfl›n verdi¤i eme¤in karfl›l›¤›n› alamad›¤›n› söyledi. Tar›msal desteklemelerin tamamen kald›r›ld›¤› ve bunun yerine Do¤rudan Gelir Deste¤i’nin getirildi¤i ülkemizde köylünün sorunlar›n› azaltmak bir yana daha da ilerleten bu uygulaman›n dahi do¤ru dürüst yap›lmamas› tüm bölgelerde yaflanan bir sorun. Dersim’de de DGD’lerin za-

man›nda ödenmemesi nedeniyle köylüler birçok sorun yafl›yor. DGD’lerin üretim sezonu bittikten bir y›l sonra verilmesi durumunda köylüler, borçlar›n› ödemek için hayvanlar›n› satmak zorunda kal›yorlar. Aslan son olarak köylülerin yaflad›¤› bu sorunlar› çözümü olarak öncelikle köylere geri dönüflün sa¤lanmas› gerekti¤ini ifade ederken meselenin bununla da bitmeyece¤ine vurgu yap›yor ve “bir ev yap›l›p köyüme geldim demekle de olmuyor. Köyde yaflam flartlar›n›n sa¤lanmas› gerekir. Bir insan›n yaflamas› için gereken tüm altyap›n›n olmas› laz›m.” diyor. (H. Merkezi)

Marmara Çevre Platformu (MAÇEP), Çanakkale Yerel Gündem 21, Ziraat Mühendisleri Odas› Çanakkale fiubesi, TEMA Çanakkale fiubesi ve birçok çevre örgütü temsilcisi 4 Kas›m günü Belediye Sosyal Tesisleri’nde Kaz Da¤lar›’nda yap›lan alt›n arama faaliyetlerine iliflkin bas›n toplant›s› düzenledi. AKP’nin çevre konusundaki politikalar›n›n elefltirildi¤i toplant›da, Kaz Da¤lar›’nda alt›n arama faaliyetlerinin biran önce durdurulmas› istenerek yer alt› kaynaklar›m›z›n talan edilmesine son verilmesi gerekti¤i dile getirildi. Yüzüncü Y›l Üniversitesi Mühendislik ve Mimarl›k Fakültesi Ö¤retim üyesi Prof. Dr. ‹lyas Y›lmazer toplant›da yapt›¤› konuflmada, son 20 y›lda do¤aya maden arayarak sald›r›ld›¤›n› ve bunun bilinçli bir flekilde yap›ld›¤›n› belirtti. Öte yandan Koza (Eurogold) Madencili¤in Bergama’da siyanürle alt›n ç›karma faaliyetlerine devam etme konusundaki ›srar› sürüyor. Kaz Da¤lar›’n›n kuzeyinde yer alan Madra Da¤›’nda ç›kar›lan topraklar siyanürle ayr›flt›r›lmak amac›yla Bergama’n›n Ovac›k Köyü’ne getiriliyor. 1 ton topraktan ortalama 10 gram alt›n ç›kar›lan Bergama’daki iflletmeye Madra Da¤lar›’ndan her gün 375 ton toprak, Büyükdere Beldesi ve Küçükdere Köyü’nden de her gün 45 kamyon toprak siyanürle ayr›flt›r›lmak üzere getiriliyor. (H. Merkezi)

Hekimlerden 65 yafla tepki Özellefltirme sald›r›lar›ndan nasibini alan sektörlerin ilk s›ralar›nda yer alan sa¤l›k sektöründe pefl pefle gündeme gelen sald›r›lar, sa¤l›k çal›flanlar› taraf›ndan tepkilerle karfl›lanmaya devam ediyor. Sa¤l›ktaki hak gasplar›ndan biri de, özel sektörde çal›flan doktorlara 65 yafl s›n›r›n›n getirilmeye çal›fl›lmas›d›r. Oysa 65 yafl, özellikle de hekimlik aç›s›ndan en verimli dönemlerden birini oluflturmaktad›r. Tüm dünya çap›nda bilinmektedir ki, mesle¤ini yürütmesine engel olacak ciddi bir hastal›¤› olmayan bir hekim çok ileri yafllara kadar mesle¤ini sürdürebilir. Hem de daha deneyimli bir doktor olarak. Böylesi bir sald›r›yla karfl› karfl›ya bulunan hekimler ise protestolar›n› gerçeklefltirmekte gecikmediler. 15 Kas›m’da ‹stanbul Tabip Odas›’n›n ça¤r›s›yla, bir araya gelen çok say›da hekim, “65 yafl›nda Cumhurbaflkanl›¤› yapars›n, hekimlik yapamazs›n!”, “Hekim haklar›n› gasp edenler hekim olamaz!” gibi sloganlar›n yer ald›¤› dövizler tafl›yarak Galatasaray Meydan›’nda aç›klama yapt›lar. Hekimler ad›na aç›klamay› yapan Dr. Selçuk Erez, hükümetin flimdiye kadar hekim eksi¤i nedeniyle ithal hekim bile getirmeye çal›flt›¤›n› belirtti. Erez ayr›ca, 65 yafl üstündeki hekimlerin birikim ve yeteneklerinin de¤erlendirilmesi gerekti¤ini ifade etti. Aç›klamada TTB Baflkan› Gencay Gürsoy da söz alarak, Sa¤l›k Bakanl›¤›’n›n getirdi¤i her uygulaman›n hem halk sa¤l›¤›n› tehlikeye att›¤›n› hem de hekimlerin özlük haklar›n› k›s›tlad›¤›n› söyledi. Hekimler taraf›ndan gösterilen bir baflka tepki de ‹zmir’den yükseldi. ‹zmir Tabip Odas› da Cumhuriyet Meydan›’nda yapt›¤› bas›n aç›klamas›nda, hayata geçirilmeye çal›fl›lan uygulaman›n hekimlik mesle¤inin de¤erlerini ve birikimini yok sayd›¤›na vurgu yap›larak, hekimler olarak hukuksal yollara baflvurulaca¤› belirtildi. (H. Merkezi)


İşçi-köylü 6

Dengê azadi

30 Kasım-13 Aralık 2007

Êdî Bes e mitinglerine devletin gösterdi¤i refleks: Gözalt› ve tutuklama Hakkari Da¤l›ca’da 13 askerin öldürülmesi ve 8 askerin rehin al›nmas› eyleminden hemen sonra Türkiye genelinde Kürtlere karfl› yükseltilen linç kampanyalar› ve beraberinde s›n›r ötesi iflgal karar›n›n Meclis’ten geçirilmesi, körüklenmeye çal›fl›lan milliyetçi dalgaya kan tafl›yan geliflmeler olmufltu. 8 askerin serbest b›rak›l›fl›n›n AKP hükümeti ve orduda yaratt›¤› hezimetin verdi¤i sanc›yla yapt›¤› aç›klamalar, birço¤unun devletin yüceli¤ine inand›¤› asker ailelerinin de öfkesine maruz kalm›flt›. Bunlarla birlikte Türkiye’nin birçok yerinde sivil faflistler eflli¤inde DTP ve devrimci kurumlar›n yak›l›p y›k›ld›¤›, “vatanseverlerin al kan›yla bezenmifl flanl› Türk bayraklar›”n›n gözümüze sokularak kabul ettirildi¤i günlerde Ankara’da yap›lan ve on binlerce insan›n kat›ld›¤› miting faflist sald›r›lara ve flovenizme karfl› güçlü bir yan›t olmufltu. S›n›rötesi operasyon karar›n›n al›nmas›n›n hemen ard›ndan devletin bütün

resmi makamlar›n›n baflta DTP’li vekiller olmak üzere PKK üzerinden bütün kinlerini kustu¤u Kürt halk› da yaflanan

sald›r›lara sessiz kalmam›fl, Kürt illerinde “Êdi Bes e” fliar›yla mitingler düzenleyerek halklar›n kardeflli¤i vurgusunu ön plana ç›karm›flt›r. Kürt sorununun çözümünün s›n›rötesi operasyonlarla de¤il baflta Kürt halk›n›n varl›¤›n›n kabulü ile çözülebilece¤inin mesaj›n› vermifltir. Polisin yo¤un y›¤›nak yapt›¤›, provoke etmeye çal›flt›¤›, biber gaz›yla sald›rd›¤› mitinglerde onlarca insan gözalt›na al›narak tutuklanm›flt›r. Kürt halk›n›n bütün taleplerinin kanla bast›r›lmaya çal›fl›ld›¤› Türkiye’de, faflizmin Kürt halk›na karfl› imha ve inkar politikalar›n› uygulamaktan baflka bir “çözüm” yöntemi sunamayaca¤› da böylece bir kez daha ortaya ç›km›flt›r. 11 Kas›m’da Mardin’in Nusaybin ilçesinde düzenlenen miting öncesi polis ile kitle aras›nda gerginlik ç›kt›. Arama noktas›nda ç›kan gerginlikte aralar›nda DTP’li milletvekillerinin de bulundu¤u kitleye gaz bombalar›yla sald›r›ld›. PKK lideri Abdullah Öcalan’›n posterinin aç›ld›¤› ve Öcalan için slogan at›ld›-

Mu¤la’da faflist sald›r›lar art›yor Mu¤la’da iki hafta önce bafllayan olaylarda yükselen ›rkç›l›k-flovenizm duygular›yla ülkücü faflistler 2 Kürt kad›n ö¤renciyi belediye otobüsünden “siz teröristsiniz” diyerek vurmaya çal›flarak indirmifllerdir. Daha sonra iki Kürt erkek ö¤renciyi de s›k›flt›rarak ayn› sözlerle ve küfürlerle bask› alt›na almaya çal›flm›fllard›r. Süren bu olaylar sonras› 17 Kas›m Cumartesi günü Marmaris Bulvar› O¤uz Eren ‹fl Han› içerisinde bulunan ö¤rencilere sald›r›lm›flt›r. Çevik Kuvvet önüne geleni sebepsiz bir flekilde gözalt›na alm›flt›r. TMfi’de de ö¤rencilere küfür, tehdit ve hakaretler devam etmifl, tüm ö¤rencilerin yüzlerini duvara dönerek bafllar›n› önüne e¤melerini istemifllerdir. Buna karfl› ç›kan ö¤rencilere de cop, kaba dayak gibi iflkence yöntemleriyle sald›r›lm›fl, yere yat›r›p üzerlerine çullanm›fllard›r. Ayr›ca bir ö¤renciyi de Güvenlik fiube amirlerinden olan bir polis “cop” ile bo¤maya çal›flm›flt›r. Erkek ö¤rencilere “copla tecavüz” tehdidinde bulunan polisler, 2 metrekarelik nezarethaneye 40 kifli sokmufllard›r. Mu¤la’da yükseltilen ›rkç›-floven hezeyan valili¤in polise verdi¤i süresiz üst ve ev arama yetkisiyle de sürdürülmektedir. (H. Merkezi)

K›z›lbayrak Dergisi’ne yönelik hukuk terörü sürüyor! K›z›lbayrak dergisinin 9 Kas›m 2007 tarihli 43. say›s› hakk›nda el koyma karar›n›n ç›kar›lmas›n›n ard›ndan derginin 16 Kas›m 2007/01 (44) tarihli say›s› hakk›nda da toplatma ve iki hafta kapatma cezas› verilmiflti. fiimdi de 23 Kas›m 2007/01 (45) tarihli K›z›l Bayrak hakk›nda toplatma karar› oldu¤u gerekçesiyle bir kitapevi bas›lm›fl ve gazeteye el konulmufltur. Kad›köy Mephisto Kitabevi’ne polis bir bask›n gerçeklefltirmifl, derginin söz konusu say›s› hakk›nda “toplatma ve yay›n durdurma cezas›” oldu¤u gerekçesiyle 20 kadar sivil ve resmi polis, kap›lar› tutarak kitabevinde bulunan insanlar› al›koymufl, kitabevinde ve cafede bulunan insanlar›n “tipine” bakarak GBT kontrolünden geçirmifltir. Polis, bask›nda kitabevini saatlerce kapal› tutmufl ard›ndan derginin say›lar›na elkoymufltur. Ayr›ca kitabevinin sahibini, ifadesini almak üzere 4 saat boyunca karakolda al›koymufltur. K›z›lbayrak taraf›ndan yap›lan aç›klamada “bu sald›r› hiç kuflkusuz ki yaln›zca gazetemizi de¤il, ayn› zamanda devrimci bas›na raflar›n› açan kitabevlerine de gözda¤› vermeyi amaçlamaktad›r.” denildi. (‹stanbul)

¤› gerekçesiyle Nusaybin Lisesi önünde yaklafl›k 2000 kiflinin durdurularak sald›r›ld›¤› eylemde, gözalt› yaflanmazken ‹lçe Emniyet Müdürlü¤ü mitingi engellemeye çal›flt›, ancak 15 bin kiflinin kararl› duruflu sonucu milletvekilleri ve DTP’li yöneticilerin konuflmalar›n›n oldu¤u miting coflkuyla devam etti. 17 Kas›m günü düzenlenen 3. miting Van’da gerçeklefltirildi. Onbinlerin kat›ld›¤› miting de “Faflist DTP Van ‹l Baflkan› Abdurrahman Do¤an DTP’ye yönelik bask›lar›n artt›¤›na dikkat çekti. DTP’nin kapat›lmas›na yönelik yap›lan giriflimlerin Kürt halk›n›n iradesiyle bofla ç›kart›laca¤›na dikkat çeken Do¤an bu sald›r›lar›n geçmiflte de yafland›¤›n› ancak hiçbir sonuç al›namad›¤›n› söyledi. Mitingin bitmesine yak›n konuflma yapan Fatma Kurtulan’›n konuflmas› bitti¤inde Öcalan posterleri aç›ld›¤› gerekçesiyle kitleye gaz bombalar›yla sald›ran polis birçok insan› coplarla dövdü. Milletvekillerinin araya girmesiyle bir süre yat›flan olaylar mitingin

bitmesi ve kitlenin da¤›lmaya bafllad›¤› esnada yeniden yafland›. Kitlenin de polise tafllarla karfl›l›k verdi¤i eylem sonras› çat›flmalar il merkezindeki birçok mahalleye yay›ld›. Gece geç saatlerde sona eren çat›flmalarda 20 kifli gözalt›na al›n›rken 5’inin durumu a¤›r olmak üzere 10’dan fazla kifli de yaraland›. Çat›flmalardan birkaç gün sonra ise yap›lan ev bask›nlar›yla askeri görevlilere mukavemet etti¤i gerekçesiyle yine onlarca insan gözalt›na al›narak 20’ye yak›n insan tutukland›. 18 Kas›m’da Van’da gerçekleflen ‘Êdî Bes e’ mitinginde de benzer olaylar yafland›. Yaklafl›k 20 bin kiflinin kat›ld›¤› ve Leyla Zana, Batman Milletvekili Ayla Akad Ata’n›n konuflmalar yapt›¤› miting sonras›nda yürüyüfl yapmak isteyen kitleye polis gaz bombalar›yla sald›rd›. “PKK halkt›r halk burada”, “fiehîd namirin” ve Öcalan lehine slogan atan kitleden 20 kifli gözalt›na al›n›rken onlarca insan da yaraland›.

DTP Kartal ‹lçe Örgütü’ne sald›r›

DTP’ye dönük sald›r›lardan biri de geçti¤imiz günlerde Kartal ‹lçe Örgütü’nde gerçekleflti. 22 Kas›m gecesi, “kimli¤i belirsiz” kifliler taraf›ndan gerçeklefltirilen sald›r›da, DTP ilçe örgütünün kap› kilitleri k›r›larak içeri girildi. Etrafta “ince” bir

arama yap›ld›¤› görülen olayda, hemen tüm odalardaki çekmeceler ve dolaplar kar›flt›r›l›rken, baflkanl›k odas›nda bulunan evrak dolab›n›n kilidi de k›r›larak, evraklar “incelendi”. Sald›rganlar›n ayr›ca CD ve bilgisayarlar› da yerlerinden ç›kartt›klar› gözlemlenirken, büyük olas›l›kla bunlar›n kopyaland›¤› düflünülüyor. Sald›r›n›n ard›ndan DTP Kartal ilçe örgütüne giderek hem geçmifl olsun ziyareti yapmak hem de olayla ilgili ayr›nt›l› bilgi almak istedik. Konuya iliflkin görüfltü¤ümüz ilçe baflkan› Süleyman Özcan, sald›r›y› flaflk›nl›kla karfl›lamad›klar›n› aktar›rken, bunun kimler taraf›ndan

yap›ld›¤›n› ise tahmin edebildiklerini söyledi. ‹çerdeki bilgisayar vb. eflyalardan hiçbir fley al›nmam›fl ama bir “hat›ra” b›rakm›fl sald›rganlar: Üzerinde Türk Bayra¤› bulunan küçük bir rozet! Tek bafl›na bu bile, sald›r›n›n “kimler” taraf›ndan gerçeklefltirildi¤ine bir kan›t olufltursa gerek. Çünkü aç›k bir gözda¤› amac› da tafl›maktad›r bu “hat›ra”! DTP’liler olay› ö¤renir ö¤renmez polisi aram›fllar. Ve polis her benzer durumda oldu¤u gibi, gelmifl, parmak izi vb. “incelemeler” yapm›fl. Bundan bir fley ç›kaca¤›n› düflünmüyor zaten ilçedekiler. Bu kan›ya var-

malar›n›n bafll›ca nedenini ise, hemen ilçe binas›n›n dibinde bulunan MBS kameras›yla aç›kl›yor Özcan. “Kameray› inceleseler hemen bulunur kimin yapt›¤›, olay›n h›rs›zl›k olmad›¤›. Ama yapanlar belli oldu¤u için, böyle bir inceleme de yapmazlar” diyor. Görüflmenin ard›ndan orada bulunanlarla sohbetimizi sürdürdük ve çaylar›m›z› içtik. Ve çay içerken bir de ö¤rendik ki, bürodan al›nan tek fley çay ve fleker olmufl. Demek ki bask›nlardan-sald›r›lardan yap›lan fazla mesaide uyan›k kalmak için, daha fazla çay ihtiyac› do¤mufl “birilerinde”!

Gülsuyu’nda “Edi Bese” eylemi 25 Kas›m da Gülsuyu’nda bir araya gelen Partizan, DHP, HKM SDP, BDSP, ESP, Toplumsal Der, KÖZ ve PDD bir bas›n aç›klamas› ile sald›r›lara dur dedi. Saat 17:30’da, GülsuyuGülensu minibüsleri son dura¤›nda bir araya gelen kitle, buradan Heykel Meydan›’na do¤ru, sloganlar eflli¤inde yürüdü. Okul Dura¤›’na yak›n bir noktada kitlenin önü polis taraf›ndan kesildi. Eylemciler ile polis aras›nda yap›lan görüflme sonucu, bas›n aç›klamas›na müdahale edilmeyece¤i sözü verildi. Ancak, daha önceki deneyimlerine dayanarak polise güvenmeyen ve eylemi kendi inisiyatifi ile sürdürmek isteyen kitle, Okul Dura¤›’na kadar yürüyerek, aç›klamas›n› burada yapt›. Kürt halk›na dönük sald›r›lara ve bu sald›r›lara karfl› ortak mücadeleye vurgu yap›lan aç›klaman›n ard›ndan halaya duran kitle, da¤›lmak üzere son dura¤a geri döndü. (Kartal)

Erzincan’da ›rkç›l›k karfl›t› eylem Erzincan’da çeflitli demokratik kurumlar bir araya gelerek son süreçte artan sald›r›lar› protesto etti. 18 Kas›m günü Cumhuriyet Mahallesi’nde gerçeklefltirilen eyleme kat›lan 200 kifli ad›na A¤a Karakaya taraf›ndan yap›lan aç›klamada “Bugün itibari ile gelifltirilen faflist, flovenist dalga karfl›s›nda bar›fl›, kardeflli¤i gerçeklefltirmek gerekirken, Türkiye’deki bir tak›m kirli güçler halklar›m›z›n birli¤ini zedelemeye çal›fl›yor” denildi. (H. Merkezi)

Emekçi semtlerde Partizan afiflleri

Partizan DTP’yi ziyaret etti!

S›n›r ötesi operasyon tart›flmalar› ile birlikte Kürt halk›na yönelik gerçeklefltirilen sald›r›lar, DTP binalar›n›n tahrip edilmesinin ard›ndan flimdi de Partinin kapat›lmak istenmesiyle sürüyor. Bu sald›r›lar sadece Kürt halk›na yönelik görünse de esasta sis-

teme muhalif tüm kesimlere yönelik bir içeri¤e sahiptir. Devletin topyekûn sald›r›s›na karfl› muhalefet odaklar›n›n da ayn› flekilde bir karfl› koyufl örgütlemesi gerekiyor. Yap›lan her türlü sald›r›ya karfl› ortak bir refleks gelifltirmek, tav›r

Kürt sorunun çözümünde inkar ve imha politikalar›ndan vazgeçmeyen egemen s›n›flar›n son süreçte t›rman›fla geçirdi¤i milliyetçi floven dalga inkar ve imha politikas›n›n sokakta temsiliyet bulmas›n› amaçl›yor. Devrimci muhalefetin içerisinde önemli bir yeri olan Kürt kitlesi do¤all›¤›nda devletin bafl hedeflerinden biridir. Ulusal Hareketin girmifl oldu¤u tasfiyeci çizginin getirmifl oldu¤u birçok anlay›fla ve prati¤e karfl› Kürt halk›n›n sessizce yükselen tepkilerini sistem içi çözümler üreterek eritmeyi hedefleyen devlet, içerisinde bar›nd›rd›¤› devrimci ve ilerici dinami¤i de toptan imha etmeye çal›fl›yor. K›fl aylar›n›n yaklaflmas›yla azalmas› gereken operasyonlar art›fla geçmifl, araziye da¤›t›lan askeri gücün geri çekilmesi gerekirken askeri sevkiyatlar›n devam etmesi gerilla mücadelesine dönük operasyonlar›nda geniflleyece¤i izlenimini yarat›yor. Egemenler cephesinde yaflanan geliflmeler özetle bunlar olurken PKK cephesinde de operasyonlara karfl› hareketli bir dönem yaflan›yor. Karfl› sald›r›ya geçerek misille-

me eylemleri yapan PKK’ye pusu atan TSK a¤›r kay›plar yafl›yor. Kendi kay›plar›n› flovenizmi körüklemek için propaganda malzemesine tafl›yan devlet katlet-

almak, dayan›flmay› ve birlikteli¤i güçlendirmek büyük önem tafl›yor. ‹flte bu bilinçle dayan›flman›n küçük bir örne¤i olarak Partizan taraf›ndan DTP’ye bir dayan›flma ziyareti gerçeklefltirildi. 21 Kas›m günü gerçekleflen ziyarette DTP il baflkan› Halil Aksoy ile görüflüldü. Aksoy DTP’ye yönelik sald›r›lar›n artt›¤›na dikkat çekerken bu sald›r›lar›n sadece DTP’ye de¤il birçok kesime yöneldi¤ini, Yaflar Büyükan›t’›n aç›klamalar›nda kendini ifade eden yaklafl›mlar›n çok tehlikeli oldu¤unu söyledi. Devletin yeni katliam haz›rl›klar› yapt›¤›na de¤inen Aksoy, tüm bunlara

karfl› demokrasi güçlerinin ortak hareket etmesinin önemine de¤indi. Partizan ad›na yap›lan konuflmalarda da devletin Kürt halk›na yönelik sald›r›lar›n›n geleneksel imha ve inkar politikalar›n›n ürünü oldu¤u ifade edilirken birlikteli¤in bu süreçte büyük anlam ifade etti¤i, DTP’ye yönelik kapatma davas›n›n karfl›s›nda olundu¤u dile getirildi. Yaklafl›k 45 dakika süren ve s›cak bir atmosferde geçen sohbetin ard›ndan ziyaret sona erdi. Esenler’de de PSAKD, DHP, ESP ve Partizan 21 Kas›m günü DTP ilçe binas›na giderek ziyarette bulundu. (‹stanbul)

vermeyen polisin tutumu karfl›s›nda Evlin Bafla’y› tuluma koyarak memleketi olan Suriye’ye

yoldafl ölümsüzdür”, “Ey flehit xwina te erdê namine” sloganlar› eflli¤inde mezarl›¤a kadar yürüdü. Yine 13 Kas›m’da fi›rnak’›n Gabar Da¤›n›n Çiyayê Bizina alan›nda süren operasyonda flehit düflen Agît Agirî kod adl› Ziyadin Alipur adl› HPG gerillas› ise memleketi Urmiye’de yine yüzlerce kiflinin kat›ld›¤› cenaze töreniyle topra¤a verildi.

! n i r i m a N d î h fie

götürmek zorunda

ti¤i gerillalar›n cenazelerinin sahiplenmesine de tahammül edemiyor. 30 Ekim 2007’de Dersim Mazgirt’e ba¤l› Yukar› Çanakç› köyü k›rsal alan›nda ç›kan çat›flmada 3 HPG gerillas› ölümsüzleflti. Roza Dêrik kod adl› Evlin Bafla, Serhat Gerger kod adl› Eyüp Akars› ve Zinar Batman kod adl› ‹smet Turgut memleketlerinde kitlesel sahiplenifllerle topra¤a verilirken düflman güçleri de cenazelerin tafl›nmas›nda insanl›k d›fl› uygulamalar› dayat›p, cenazelere kat›lan insanlara sald›rd›. Evlin Bafla’n›n cenazesini 3 Kas›m günü Dersim Devlet Hastanesi morgundan alan ailesinin cesedi tabuta koymak istemine polis izin vermedi. Tüm müdahalelere ra¤men tabutu

kald›. Eyüp Akarsu 3 Kas›m günü ‹stanbul Gaziosmanpafla Karayollar› Mahallesi Tepebafl› Y›ld›z Camii’nde sar› k›rm›z› yeflil bayraklarla süslü tabuta konularak cenaze arabas›na konuldu. Yüzlerce kifli arac›n arkas›ndan “fiehîd namirin” sloganlar› atarak ilerlerken sald›ran çevik kuvvet gaz bombalar›yla kitleyi da¤›tt›. ‹lk da¤›n›kl›¤›n ard›ndan polise kitlenin karfl›l›k vermesiyle bafllayan çat›flma uzun saatler sürdü. ‹smet Turgut memleketi Batman’da evinin önüne götürülerek burada y›kand›. Cenazesi y›kand›ktan sonra Asri Mezarl›¤›na do¤ru yola ç›kan cenaze arabas›n›n arkas›nda yüzlerce kifli “fiehîd namirin”, “‹smet

S›n›r ötesi operasyon planlar›yla geliflen ›rkç›-floven-milliyetçi dalgayla baflta Kürt ulusal hareketi olmak üzere tüm devrimci ve demokrat kesimler bu sald›r› politikas› içerisine al›nmaktad›r. Bunun yan› s›ra tüm emekçi halk y›¤›nlar› bu sald›r›dan nasibini almaktad›r. Yap›lan elektrik, su, mazot vb. zamlarla ödüllendirilmektedir. Tüm bu katliam ve sald›r› politikalar›na iliflkin 21 Kas›m tarihinde Partizan imzas›yla merkezi ç›kan afifller Gazi Mahallesi, Okmeydan›, ‹kitelli, Alt›nflehir, Esenler, Sar›gazi, Gülsuyu, 1 May›s vd. emekçi semtlerde merkezi yerlere yap›lm›flt›r. Son süreçte artan sald›r› ve zamlarla ilgili sloganlar›n yaz›l› oldu¤u ozalitlerin yap›lmas›n›n ard›ndan Gazi Mahallesi’nde fiairabay Lisesi Gazi girifli olarak bilinen bölgelerdeki afifllerin tamam› faflistler ve Alt›flehir’de de polis taraf›ndan sökülmüfltür. (‹flçi-Köylü gazetesi okurlar›)

Zulme baflkald›r›n›n simgesi; Seyit R›za TUDEF, “operasyonlara, siyanürle alt›n aramaya, yarg›s›z infazlara ve orman yang›nlar›na hay›r” dedi. Do¤an›n tahribat› ve insan hayat›n›n yok say›lmas›, yap›lan eylem ile protesto edildi. 17 Kas›m 2007 tarihinde Galatasaray Postanesi önünde yap›lan eylemde bas›n metnini Federasyon Baflkan› ‹smail Aslan okudu. Aslan ilk olarak son dönemde yaflanan ›rkç›-floven sald›r›lara de¤indi. Daha sonra “operasyonlar›n durdurul-

mas›, alt›n arama flirketlerine co¤rafyam›zdan el çektirilmesi talepleriyle bütün Dersimlilerin, devrimci demokratik, ilerici ve yurtsever, muhalif kesimlerin yüzünü Dersim’de yaflanan bu vahflete çevirmesini istiyoruz” dedi. Seyit R›za’n›n 70. ölüm y›ldönümünde yap›lan aç›klamayla Dersim topraklar›nda zulme baflkald›r›n›n mimarlar›ndan olan Seyit R›zalar›n b›rakt›klar› miras›n takipçisi olaca¤›z sözleriyle aç›klama sona erdi. (‹stanbul)


İşçi-köylü 7

30 Kasım-13 Aralık 2007

Halkın gündemi

K›y›m makinesi hapishanelerdeki hasta tutsaklarla röportaj

‹smini daha önce duymufl, durumu hakk›nda kimi bilgiler edinmifl olman›z mümkün. Eflinin ve yoldafllar›n›n çekirde¤inde yer ald›¤› sahiplenme güçlerinin ›srarl› ve yo¤un çabalar›yla birlikte, hastal›¤›n›n ciddiyet ve buna karfl›n kendisine yaflat›lanlar›n çarp›c›l›¤›, durumunun görece daha fazla kamuoyuna tafl›nmas›n› sa¤lad›. Erol Zavar’dan bahsediyoruz. fiüphesiz Zavar’›n durumu “münferit” de¤il. Egemenler ve onlar›n ufla¤› medya “üzerlerine düfleni” yap›yor. Tabi biz de, halk›n kurtuluflu u¤runa mücadeleden yana saf tutanlar olarak üzerimize düfleni yapaca¤›z. Hasta tutsaklar›n yaflad›klar›n› b›kmadan, usanmadan halk›m›za anlataca¤›z. ‹flte halk›m›zdan saklanmaya çal›fl›lanlar, iflte Erol Zavar’la söyleflimiz… - Son süreçte neler oldu ve flimdi sa¤l›¤›n›z nas›l? - Akci¤erdeki nodül oluflumlar› can s›k›c› bir durumdu, ancak peflinden yap›lan ameliyatla ura rastlanmamas› hem flafl›rt›c› hem de sevindiriciydi. Bu arada bir ameliyetle safra kesesi al›nd›. May›s ay› sonunda yeniden mesane ameliyat› oldum.

Hastal›kta bir gerileme oldu¤unun göstergeleri de var, ama henüz bir fley söylemek için çok erken. Öte yandan Haziran ay›nda yap›lan kontrollerde ci¤erlerimde KDAH oldu¤unu ö¤rendim. fiu anda a¤r›lar›m oldukça artm›fl durumda. - Bizler biliyoruz ki tedavi süreciniz tam bir imha süreci olarak iflletildi. Bu süreç hakk›nda bize neler söylemek istersiniz? - Bildi¤iniz gibi, 2001 y›l›nda tutukland›m. Ve bundan sonras›nda kelimenin tam anlam›yla tedavim engellendi, ölüme itildim. Ancak avukatlar›m›n çabalar› ve arkadafllar›m›n bir kampanya örgütlemesiyle tedavim yönünde ad›m att›rmay› baflarabildik. 2001 y›l›ndan 2004 y›l›na kadar Eskiflehir ve Tekirda¤ Devlet Hastanelerinde hiçbir flekilde gerekli kontrolleri yapt›ramad›m. Do¤al olarak bu süreç içerisinde hastal›k ilerledi. O dönem, biliyorsunuz 18 Aral›k katliam› olmufl ve F tipleri tart›fl›l›yordu. Tutsaklar üzerinde belli çevrelerde bir duyarl›l›k oluflmufltu, ancak elbette belli bir kesimde de tersi bir olumsuz bak›fl hakim olmufltu. Bunun yans›malar›n› ›srar-

la sistoskopik muayene istedi¤imi “gerek yok!” diyerek kendi meslek ilkelerini de çi¤neyerek reddeden kimi hekimlerin tavr›nda görüyordum. Yarat›lan terörün etkisi budur. - Hastaneye sevklerde yine engellemeler yafl›yormuflsunuz. - Kanserden dolay› hastane sevklerim belirli periyotlarla yap›l›yor. Son kontrole kadar 3 ayl›k periyotlar halindeydi. Son iki kontrolde ur ç›kmamas› üzerine bu periyot, 6 ayl›k aral›klar olarak belirlendi. Buna ra¤men birkaç kez kameral› ringe tav›r ald›¤›m için götürülmedim. Birkaç kez de askerin çeflitli gerekçelerle keyfi olarak sevkleri iptal etmesi nedeniyle gecikmeli olarak sevk edildim ve muayenelerim de tedavilerim de gecikmifl oldu. Burada hekimin tavr› oldukça belirleyici oluyor. Örne¤in bir kez hastaneye ameliyat için yatmam gerekirken, yat›fl ifllemini yapan doktorun kelepçeyi açt›rmamas› nedeniyle ameliyat›m yaklafl›k bir ay gecikti. Sevklerden konu aç›lm›flken özellikle

Erol Zavar ‹çin Özgürlük Haftas› ilan edilen 17-18-19 Kas›m tarihlerinde eylemlilikler ve imza kampanyalar› yap›ld›. “Erol Zavar’a Özgürlük” kampanyas› çerçevesinde cumhurbaflkanl›¤›na iletilmek üzere imza toplanarak, sokaklarda tutsaklar›n sa¤l›k sorunlar›na dikkat çeken foto¤raf sergilerinin, bas›n aç›klamalar›n›n yer ald›¤› kampanya Ankara’da da sahiplenildi. ‹HD Ankara fiubesi Cezaevi Komisyonu, 22 Kas›m’da yapt›¤› yaz›l› aç›klamayla, tüm hasta tutsakla-

birkaç noktaya de¤inmek gerekiyor. Öncelikle sevk araçlar› oldukça sa¤l›ks›z. Araçlar hücrelere bölünmüfl. Yeteri derecede havaland›rma yok. Araçlara, tecrit mant›¤›na göre, d›flar›y› görmememiz için darac›k camlar konulmufl. Kiminin de hiç cam› yok. Askerin, araç floförünün keyfine göre çal›flan bir havaland›rma sistemi var. Ki o da oldu¤u gibi içeriye mazot kokusu pompalad›¤› için çal›flm›fl ya da çal›flmam›fl fark etmiyor. Çal›flmazsa havas›z kal›yorsunuz, çal›fl›rsa mazot soluyorsunuz. Sürekli bacaklar›n›z a¤r›yor, çünkü ayaklar›n›z› açabilece¤iniz bir alan yok. Ve düflünün hastas›n›z, dik oturam›yorsunuz, elleriniz de kelepçeli. Ve bu araçlar hastane sevkinde kullan›l›yor. - Sizin de tedaviniz Ankara Numune Hastanesi’nde yap›l›yor. Bu hastanede yaflad›¤›n›z sorunlar› anlat›r m›s›n›z? - Numune Hastanesi’nde hasta tutsaklara karfl› belli bir olumsuz tav›r gözleniyor. Öyle ki kelepçe konusunda tart›flt›-

r›n tahliyesini isterken 7 y›ld›r tutsak bulunan kanser hastas› Erol Zavar’›n durumuna dikkat çekti. Aç›klamada hapishanelerdeki di¤er hasta

¤›mda, hekimlik görevini hat›rlatmak zorunda kal›p, zindanc› gibi davranmamas› gerekti¤ini söyledi¤im bir hekimden do¤rudan “ben zindanc›bafl›y›m” tepkisini ald›¤›m bile oldu. Bu tarz insanlar›n muayenetedaviyi yürüttü¤ünde Yaflar ‹nce’nin bafl›na gelen durum gibi benzer ve hatta daha vahim durumlar do¤abiliyor. Örne¤in geçen y›llarda Mehmet Yurdakul adl› bir tutuklu Numune Hastanesi’nde “akci¤erlerinde bir fley yok” denildikten 3 ay sonra akci¤er kanserinden öldü. - Tabi as›l sorun tüm bunlar› bar›nd›ran ama çok daha fazlas› olan F tipi hapishane ve tecrit politikas› ve uygulamalar›. Ciddi sa¤l›k sorunlar› ve hastal›klar yaflayan bir tutsak olarak size etkileri hakk›ndaki düflüncelerinizi alabilir miyiz? - Tecrit yaratmaya çal›flt›¤› fiziki ve duygusal tahribatla hasta olan tüm tutsaklar için ad›m ad›m ölüme gitmek demekken, sa¤lam olanlar›n da ayn› yola girmesini amaçlayan bir uygulamad›r. Ad› üzerin-

Bak›r, Sinan Türkmen, Nizamettin Özo¤uzlu, Ali Baba Ar›, Taylan Balatac›’n›n yaflad›¤› sa¤l›k sorunlar› da yer ald›. Hafta boyunca Yüksel Caddesi’nde Erol Zavar’a Özgürlük slogan›yla bildiri da¤›tarak imza stand› açan Odak Dergisi okurlar› toplad›klar› imzalar› Cumhurbaflkanl›¤›’na iletirken 23 Kas›m günü Yüksel Caddesi’nde yapt›klar› bir bas›n aç›klamas›yla Erol Zavar’a dayan›flma kartlar› gönderdiler. (Ankara)

r › t a fl a y a m fl › n Daya tutsaklar›n durumuna iliflkin verilen bilgiler aras›nda Yaflar ‹nce, Kemal Ertürk, Mesut Deniz, Bülent Günefl, Hayati Kaytan, A. Hamit Babat, Naim Ekmekçi, Tevfik Kalkan, Engin Ayd›nalp, Fethullah Demirtafl, Vedat

de tecrit. ‹nsan› hem içerdeki arkadafllar›ndan hem de toplumdan tam bir soyutlaman›n ifadesidir. Sizi hep ayn› yüzlere “mahkum” eder. Ailenizle, çocuklar›n›zla haftada bir kez 1 saat görüflebilirsiniz, ki ayn› flehirden gelen aile bile bir saat ziyaret yapabilmek için 3 saatini yollara harcar. Yan› s›ra içeri girerken taciz edilir, defalarca aran›r. Ço¤u kez disiplin cezalar›yla görüflünüz, mektuplar›n›z kesilir. Sistem yal›tma üzerine kuruldu¤u için her türlü keyfili¤in de zeminini oluflturur. Planl› programl› uygulamalar›n d›fl›nda bir de fevri davran›fllara kap› açar. Yani tecrit birkaç kat daha fazlas›d›r devletin planlad›¤›ndan. Devlet bunu fark etti¤inde fazla k›sm› planl› hale getirilir ve dozu sürekli artan bir bask› arac› ortaya ç›kar. Tüm bu uygulamalar içerisinde hasta tutsak olmak iki kat daha dirençli olman›z› gerektiriyor. Bir yandan devrimci kiflili¤inizi, onurunuzu korumak zorundas›n›z, di¤er taraftan da hastal›klar›n yaratt›¤›-yarataca¤› tahribat› önleyebilmek için direnç göstermelisiniz. Ben serbest b›rak›lmam ve tedavi flartlar›na kavuflabilmem için mücadele eden, çaba gösteren herkese teflekkür borçluyum. Bu çabalar sayesinde direncim on kat art›yor, kesinlikle tedavi sürecimde çok büyük bir etken bu. Öte yandan benim gibi hasta olan onlarca arkadafl›m›z var. Üstelik yaln›zca devrimci tutsaklar›n de¤il, adli tutuklular›n da tedavi hakk›na kavuflmas› gereklidir. Bugüne dek tek tek kifliler üzerinden yürütülen kampanyalar› birlefltirmek ve tüm hasta tutsaklar için merkezi bir çaba harcamak hem kampanyalar› güçlendirecek hem de bir bas›nç oluflturacakt›r.

fieehit ve tutsak aileleri: “Birlikte daha güçlüyüz!” fi bir kez daha ö¤retti. Bizler sustukça daha çok belalarla karfl›laflaca¤›z.

Emeklerimize hep birlikte sahip ç›kal›m

Yaflad›¤›m›z sistem biz flehit ve tutsak ailelerine öylesine ac›lar yaflatt›, öylesine bedeller ödetti ki, ortak ac›lar›m›z›n örgütledi¤i aileler olarak bir araya gelme, birlikte daha güçlü hareket etme ihtiyac›ndan yola ç›karak örgütlendik. Gönül isterdi ki bizler flehit ve tutsak aileleri olarak hiç örgütlenme ihtiyac› duymayal›m; sömürünün, zulmün, açl›¤›n, köleli¤in olmad›¤› bir dünyada birlikte üretip, birlikte tüketelim. Ancak her örgütlenme bir ihtiyac›n ürünü olarak ortaya ç›km›flt›r. Bizler de zulmün örgütledi¤i insanlar olarak y›llard›r birarada durmaya, birlikte sesimizi daha güçlü ç›karmaya çal›fl›yoruz.

Zaman zaman sesimiz k›s›l›yor, c›l›z ç›k›yor. Ancak flu ana kadar hiç susmad›k. Çünkü bask› gören, iflkence gören, kimliksizlefltirilmek istenen, öldürülenler en yak›nlar›m›z, en sevdiklerimiz, evlatlar›m›z, binbir emekle büyüttü¤ümüz o¤ullar›m›z ve k›zlar›m›z. ‹çerde d›flar›da yak›nlar›m›z›n yaflad›klar›, aileler olarak bizlerin yaflad›klar› devletin gerçek yüzünü görmemize yetti. Giderek devlete olan öfkemiz de büyüdü. Bizler evlatlar›m›z›n hakl›l›¤›na inanan ancak devletin zulmünden kaynakl› örgütlü olmad›klar› için susmay› tercih eden büyük bir ço¤unlu¤un oldu¤unu biliyoruz. Ancak yaflad›¤›m›z onca fley bize flunu

25 Kas›m Pazar günü Pir Sultan Abdal Kültür Derne¤i Kad›köy fiubesinde bir toplant› düzenleyerek flehit ve tutsak yak›nlar› olarak hem son süreçte hapishanelerde yaflanan sorunlar›, çözüm yollar›n› tart›flt›k hem de yaflam›n› halka ve devrime adayan flehitlerimizi and›k. Toplant› ilk olarak 23 Kas›m 1997 y›l›nda Tokat Ese yaylas›nda flehit düflen Proletarya Partisinin 4. Genel Sekreteri Mehmet Demirda¤, Ümit Ça¤layan San, Ümit Dinler, Dilek Konuk ve Duran Salman flahs›nda tüm devrim ve komünizm flehitleri için sayg› durufluyla bafllad›. fiehitlerin yaflamlar›ndan k›sa kesitlerin sunuldu¤u konuflman›n ard›ndan Partizan fiehit ve Tutsak Aileleri örgütlenmesinin hangi ihtiyaçtan do¤du¤una de¤inildi. Aileler için haz›rlanan yeme¤in ard›ndan son süreçte hapishanelerde yaflanan sald›r› dalgas›na dikkat çekilerek tecridi parçalaman›n ancak d›flar›daki mücade-

Kad›n tutsaklara yönelik hak gasplar› F tipi hapishanelerdeki sorunlar artarak sürerken, bu sorunlar bizlere tutsaklar›n mektuplar›yla ulaflmaya devam ediyor. Sincan F Tipi Kad›n Hapishanesi aç›ld›¤› günden bu yana, en basit bir hakk›n dahi sorun ve sald›r› malzemesi haline getirildi¤i hapishanelerden birisi. Kad›n tutsaklardan bizlere ulaflan bilgilere göre son aylarda yaflanan sorunlar flunlar: Tutsaklar›n yasal olarak hücre cezas› ya da mektup yasa¤› da olsa avukatlar›yla kapal› zarfta mektup ve faks gönderme hakk› var. Yasal olarak, avukata gönderilen hiçbir fleyin denetlenme durumu yok. Ancak 21 Eylül tarihinde Fadime Özkan’›n avukat›na gönderdi¤i mektup savc›l›¤a gönderilmifltir. Savc›l›ktan da ‹nfaz Hakimli¤i’ne gönderilen mektuba, ‹nfaz Hakimli¤i karar› ile “savunma ile ilgili olmad›¤›” gerekçesi ile el konulmufl-

tur. 19 Ekim tarihinde avukatlar›yla görüflmek üzere olan Deniz Tepeli ve Fadime Özkan’›n avukatlar›na götürmek istedikleri belgeler engellenmifl ve “art›k postayla gönderirsiniz” denilmifltir. Ama postayla gönderilenler de zaten engellenmektedir. Resmiye Vatansever, 31 Ekim günü Sincan Devlet Hastanesi’ne götürülmüfl fakat asker muayene odas›ndan ç›kmad›¤› ve doktor da müdahalesiz kald›¤› için muayene olama-

yarak geri dönmüfltür. Zeliha Bulut, 9 Kas›m Ankara Numune Hastanesi Kad›n Hastal›klar› Bölümü’ne götürülmüfl, yine asker muayene odas›ndan ç›kmad›¤› için muayene olamam›flt›r. Yap›lan ayl›k hücre aramalar› çeflitli bahaneler yarat›larak s›k s›k, de¤iflik hücrelere girilmesi ve her fleyin da¤›t›l›p talan edil-

lenin büyütülmesiyle mümkün olabilece¤ine vurgu yap›ld›. fiu ana kadar birçok çal›flmam›za kat›lan ailelerimiz daha önceki tecrübelerini aktararak d›flar›daki mücadelemizin en önemli araçlar›ndan olan TUYAB’a sahip ç›k›lmas›, sorunlar›n oralara tafl›nmas› vurgusu yap›ld›. Bu çal›flmam›zda en önemli olumluluk özellikle flu ana kadar hiçbir etkinli¤imize gelmeyen ailelerimizin de aram›zda olmas›yd›. Sincan, Edirne ve Tekirda¤ hapishanelerinden yoldafllar›m›z›n ailelerinin yaflanan hak ihlallerini anlat›mlar›n›n yan› s›ra, Tekirda¤ 1 No’lu F Tipi Hapishanesindeki baz› yoldafllar›m›z›n ailelerinin; “fiu ana kadar böyle yerleri bilmiyor, sizleri tan›m›yor, çocuklar›m›z için neler yapabilece¤imizi bilmiyorduk. Bugün burda birlikte neler yapabiliriz, bunun için geldik. Bir y›ld›r çocuklar›m›z›n yüzlerini göremiyoruz. Bundan sonra ne gerekiyorsa biz de var›z” söylemleri, bu toplant›m›z›n amac›na ulaflmas›nda küçük ama önemli bir ad›m oldu¤unun göstergesiydi. Bir tutsak babas›n›n, bugüne kadar di¤er

mesi flekline büründürülmüfltür. Hücrelerin ana koridor ve havaland›rmalara bakan pencereleri resimler yap›flt›r›larak kapat›lm›fl, tutsaklar›n yapt›klar› kap› dövme eylemleri, resimleri y›rtarak kald›rmalar› ve idare ile yapt›klar› görüflmeler sonucunda idare resimleri kald›rmay› kabul etmifltir. Ancak bu uygulama Ekim ay›nda yeniden gerçeklefltirilerek camlar tekrar kapat›lm›flt›r. 25 Ekim tarihinde avukat görüflünden dönen Nurten Karatafl ve Münevver fieker “terörist” denilerek adli tutuklulara hedef gösterilmifl ve sözlü tacize u¤ram›fllard›r. 26 Ekim tarihinde üç tutsa¤›n kald›¤› hücreye girilerek panoda as›l› olan “Devrim flehitleri ölümsüzdür” slogan› zorla kald›r›lm›fl ve bu s›rada tutsaklar h›rpalanm›flt›r. Bu olay›n ard›ndan Karatafl ve fieker adl› tutsaklara üçer ay iletiflimden men cezas›, Filiz Ulu¤çelebi adl› tutsa¤a da iki ay görüflten men cezas› verilmifltir. Resmiye Vatansever’in 24 ve

tutsak aileleriyle biraraya gelememifl olmas›n›n eksikli¤ini ifade eden sözleri, aileleri birlikte omuz omuza mücadeleye daveti süreç aç›s›ndan oldukça önemliydi. Yine bir babam›z›n, sorunun hapishanelerdeki sorunlar›n bilinmesi de¤il buna karfl› mücadele etme sorunu oldu¤unu ifade eden sözleri anlaml›yd›. Önümüzdeki sürece dönük mücadele kararl›l›¤› içeren konuflmalar flehit ve tutsak ailelerinin mücadelesinin geliflimi aç›s›ndan da ayr› bir önem tafl›maktad›r. Bu tarz toplant›lar›n daha s›k yap›lmas›, hem ailelerin birbiriyle dayan›flmas›, kaynaflmas› aç›s›ndan önemli hem de yak›nlar›m›z›n sesinin bizlerle daha gür ç›kmas›, toplumsal duyarl›l›¤›n daha da artmas› aç›s›ndan önemlidir. Toplant› boyunca ailelerimizin vurgulad›klar›, dikkat çektikleri ortak fley: “birlikte olursak daha güçlü oluruz” mesaj› oldu. Sanatç› dostumuz Hasan Sa¤lam’›n sundu¤u k›sa müzik dinletisiyle etkinli¤imiz sona erdi.

(Partizan fiehit ve Tutsak Aileleri)

31 Ekim tarihlerinde Halil fiahin ve Yaflar ‹nce’ye mektupla göndermek istedi¤i Partizan Dergisi say› 62’den al›nan, “Halk Savafl›” ve “Önümüzdeki Süreçte Politik Yönelim ve Taktikler” bölümleri engellenerek gönderilmemifltir. Konuyla ilgili yasal bir dergiden al›nd›¤› belirtilerek itiraz ve suç duyurusunda bulunulmufl ancak hala bir cevap al›namam›flt›r. A¤ustos ay›nda tutsaklar›n, kitap s›n›rlamas›, süreli yay›nlar›n s›n›rlanmas›, görüfl haklar›n›n gasp edilmesi, ziyaretçilere yap›lan keyfi uygulamalar, sa¤l›k sorunlar›n›n tedavisinin engellenmesi ve üretim faaliyetine yap›lan müdahaleler vb. hak gasplar›n› anlatan suç duyurusu ve dilekçelerle baflvurduklar› Adalet Bakanl›¤› ve TBMM ‹nsan Haklar› Komisyonu’ndan Zafer Üskül imzas› ile yan›t gelmifltir. Ancak gelen yan›tta tutsaklar›n hak gasplar›na iliflkin hiçbir somut söylem geçmemifl, hapishane yönetiminin uygulamalar› meflrulaflt›r›lm›flt›r. (H. Merkezi)

‹C‹ F Tiplerine dikkat çekmeye devam ediyor ‹zmir’de tutsaklar›n tecrit ve tretman baflta olmak üzere yaflad›klar› çeflitli sorunlara karfl› çeflitli eylemler gerçeklefltiren ‹C‹ siyasi tutsaklar›n koflullar›n›n her geçen gün a¤›rlaflmas›n› yapt›¤› bir eylemle protesto etti. 17 Kas›m günü Konak Kemeralt› Çarfl›s›nda bir araya gelen ‹C‹ üyeleri ad›na Mihriban Karakaya, “Adalet Bakanl›¤› F tipi cezaevlerinde yaflanan bask›lar› gündeme getirmeye çal›flan demokratik kitle örgütlerini ‘k›r›k plak’ olarak nitelendiriyor. K›r›klar F Tipi Cezaevi’nde sevk s›ras›nda yaralananlar, Sincan’daki sald›r›lar, Tekirda¤ 1 ve 2 No’lu yaflanan sald›r›lar, onlarca yaral›, bunlar hayal ürünü mü?” diye sordu. (H. Merkezi)

Çocuklar umuttur! Eylül ay›nda LÖB olarak Mersin genelinde bafllatt›¤›m›z “Çocuklar umuttur” adl› yard›m kampanyam›z bu ay›n ilk günlerinde sonlanm›flt›r. Mardin K›z›ltepe’deki Alemdar ‹. Ö. O’da okuyan ve maddi olana¤› olmayan 21 ö¤renci için bafllatt›¤›m›z yard›m kampanyas› çerçevesinde birçok sendika ve DKÖ’lerden para, okul k›yafeti, k›rtasiye malzemeleri vb. yard›mlar toplad›k. Duyarl› insanlar›n verdikleri yard›m malzemeleri DTP’nin arac›l›¤›yla Mardin’e gönderilmifltir. (Mersin LÖB)

Bask›lar bizi y›ld›ramaz! 4 Kas›m günü saat 20.00 civar›nda Kültür Evi’ne gelen 3 sivil polis ellerindeki telsiz ve G3 silahlar›yla içerdeki insanlar› taciz etti. Gün boyunca Sefaköy’de bulunan demokratik, ilerici, devrimci kurumlar polis taraf›ndan bask›ya maruz kalm›fl ve takip edilmifltir. Polisin bask›lar› 18 Kas›m günü yap›lan bir bas›n aç›klamas› k›nand›. ‹nönü Mahallesi’nde biraraya gelen kurumlar “Provokasyonlar, tehditler ve bask›lar bizi y›ld›ramaz” pankart› açt›. Yap›lan aç›klamada devlet terörünün devrimci faaliyeti engelleyemeyece¤i dile getirildi. (H. Merkezi)


İşçi-köylü 8

Politik gündem

30 Kasım-13 Aralık 2007

elekom iflçilerinin grevi Türkiye iflçi s›n›f›n› ve ezilenlerin sempatisini kazanm›fl, bunlar› k›smi oranda birlefltirici bir etki yapm›flt›r. Ve grev flimdiden önemli kazan›mlar elde etmifltir. Bunlardan en önemlisi elbette ki sendikalar›n iflçiler ve emekçiler aç›s›ndan ne kadar vazgeçilmez örgütler oldu¤u gerçekli¤i ve iflçi ve emekçilerin birli¤inin vazgeçilmez olufludur.

T

Sendikal örgütlenmeye dönük sald›r›lar ve TELEKOM grevi Neo-liberal sald›r›lar uzun bir dönemdir Türkiye’de de uygulanmaktad›r. Bu sald›r›lar›n çok yönlü oldu¤u aç›kt›r. Sald›r›lar›n temelinde ülkenin yeralt› ve yer üstü kaynaklar›n›n ve üretti¤i de¤erlerin yerli ve yabanc› sermayedarlara peflkefl çekmek oldu¤u da art›k aflikârd›r. Söz konusu sald›r›lar›n uygulanmas›yla ezilen s›n›flar›n yaflamlar› her geçen gün daha fazla kötüleflmektedir. ‹flsizlik, yoksulluk, açl›k ve bunlardan kaynaklanan ölümler artmaktad›r. Zira emperyalist tekeller ve onlar›n Türkiye’deki uflaklar›n›n temel derdi zenginliklerini daha da art›rmakt›r. Tüm dünyada oldu¤u gibi ülkemizde de neo-liberal politikalar›n uygulanmas› için ezilen s›n›flar›n örgütlerinin yok edilmesi, bunun olamayaca¤› durumda ise bu örgütleri güçsüzlefltirmek gerekliydi. 12 Eylül Askeri Faflist Darbesi’yle bu amaca ulaflman›n büyük ad›m› at›lm›fl oldu. Ezilen s›n›flar›n ekonomik ve politik örgütlerine darbeler indirilmesi süreci böylece bafllam›fl oldu. Elbette ki haks›zl›klar›n oldu¤u yerde isyan kaç›n›lmazd›r. Türkiye’de de 12 Eylül darbesinden bir süre sonra ezilen s›n›flar›n örgütleri asgari ölçüde de olsa toparlanm›fl ve emperyalistlerin ve onlar›n uflaklar›n›n sald›r›lar›n›n h›zl› bir flekilde uygulanmas›n› engelleyebilmifllerdir. Ancak emperyalistlerin ve uflaklar›n›n bir anlamda zorunluluktan gelen kararl›l›klar›, sald›r›lar› çeflitli flekillerde sürdürmelerine yol açm›flt›r. Bu süreçte ezilen s›n›flar›n örgütlülüklerine yönelik sald›r›lar hiç durmadan sürmüfltür. Özellefltirmeler, tafleronlaflt›rma, esneklefltirme, sendikas›zlaflt›rma, tar›m›n tasfiyesi ve yeralt›-yerüstü kaynaklar›n›n emperyalistlere peflkefl çekilmesini ve daha bunlara benzer birçok alan› kapsayan neo-liberal politikalar›n uygulanmas› devam

edegelmifltir.

Güçlü sendika ‹flçi ve emekçilerin öz örgütlülüklerine yönelik sald›r›lar bu süreçte fliddetini art›rarak devam etmifltir. Zira güçlü sendikalar›n oldu¤u bir ülkede neoliberal sald›r›lar›n uygulanmas› mümkün olmayacakt›. Güçlü sendikalardan kast› açmakta yarar var. Güçlü sendikadan sadece say›sal olarak büyük olmas› anlafl›lmamal›d›r. Öncelikle üyesi olan iflçi ve emekçilerin haklar›n› koruyan, gelifltiren sald›r›lara karfl› gö¤üs gerebilen, bunun da ötesinde sadece kendisine yönelik sald›r›lara de¤il halk›n çeflitli kesimlerine yönelik sald›r›lara da karfl› ç›kan sendikad›r. Güçlü sendika; sorunlara yaklafl›mda s›n›f ç›karlar›n› günü birlik ç›karlar›ndan üstün tutan sendikad›r. Sonuç olarak önce iflçi s›n›f› bilinciyle donanm›fl bir sendika ancak güçlü sendika olarak adland›r›labilir. Ancak böylesi bir sendikan›n varl›¤› emperyalistlerin sald›r›lar›n›n önüne geçebilirdi. Ülkemizde neo-liberal politikalar›n uygulanmas›na baflland›¤› dönemde bu niteliklere sahip bir sendika söz konusu de¤ildi. Güçlü sendikalar›n belli özelliklerini tafl›yan sendikalar›n varl›¤›ndan söz edebiliriz. Egemen s›n›flar bu durumu da göz önünde tutarak sendikalar›n k›smi direnifllerini bertaraf etmek için sald›r›lar›n› art›rarak sürdürmüfllerdir. Günümüzde ise sald›r›lar yasal dayanaklar›n› daha da güçlendirerek devam etmektedir. ABD, AB emperyalistlerin dayatmalar›yla oluflturulan yasal düzenlemeler bir bir Meclis’ten geçirilmeye bafllanm›flt›r. Bu düzenlemeleri daha üst boyutta yapmak için yani yasalar›n tam anlam›yla neo-liberal politikalar›n uygulanmas›n› sa¤lamak ve sald›r›lar›n engelleri daha kolay aflmas›

için anayaysa de¤iflikli¤ine gidilmek istenmektedir. Yeni oluflturulmak istenen ve ad›na “sivil anayasa” ad› verilen düzenlemeler özünde demokratikleflmeyi de¤il iflçi s›n›f› ve halk›n di¤er kesimlerinin haklar›n› gasp etmeye dönük bir amaç tafl›maktad›r. Egemen s›n›flar emperyalist sermayeyle birlikte iflçi ve emekçilere dönük sald›r›lar›n› üst boyuta tafl›mak için çaba harcamaktad›r.

Telekom direnifli ve dayan›flma Tam da bu sald›r›lar›n gemi az›ya ald›¤› dönemde Telekom iflçilerinin sendikalar›na yönelik sald›r›lara karfl› direnifle geçmesi gidiflata dur demenin önemli bir ad›m› olmufltur. Zira iflçilerin daha çok ekonomik nedenlerle greve gitti¤i düflüncesinin hakim oldu¤u bir dönemde Telekom iflçilerinin sendikay› bitir-

meye dönük sald›r›lara karfl› greve ç›kmas› ve bunda gösterdikleri direnifl takdire flayand›r. Telekom ve daha birçok sektörde çal›flan iflçilere yönelik esnek çal›flma, sendikas›z çal›flt›rma ifllerin tafleron iflletmelere verilmesi, sefalet ücretlerine mecbur b›rakma, sosyal güvencesiz çal›flt›rma vb. yöntemlerle ablukaya al›nd›¤› gibi bir durum söz konusudur. Telekom iflçileri ve Haber-‹fl Sendikas› sorunu ve sald›r›lar›n amac›n› çok geç olmadan fark ederek direnifle geçmifllerdir. Bu grev iflçi s›n›f›n›n sendikal örgütlenmesinin önemini gözler önüne sererken, Türkiye iflçi s›n›f›n›n içinde bulundu¤u pasiflik sürecine de kendi çap›nda bir müdahale olmufltur. Genifl iflçi emekçi kesimlerinin sempatisini kazanmas› bu anlamda yerindedir. Bir Telekom iflçisinin belirtti¤i gibi Türkiye iflçi s›n›f› ve emekçileri böyle bir greve hasretmifl adeta. Dayan›flman›n daha da art›r›lma-

s› son derece gereklidir. ‹flçi ve emekçilerin direnifllerinin egemen s›n›flar ve onlar›n sendikalardaki iflbirlikçileri taraf›ndan bofla ç›kart›ld›¤› birçok olaydan sonra böylesi bir greve hasret kal›nmas› son derece do¤ald›r. Zira en son SEKA iflçilerinin direnifli yine uzlaflmac› sendikala a¤alar›n›n el atmas›yla bitirilmifltir. Haf›zalar›m›zda buna benzer örnekler maalesef ki çok fazlad›r. Telekom iflçilerinin grevi Türkiye iflçi s›n›f›n› ve ezilenlerin sempatisini kazanm›fl, bunlar› k›smi oranda birlefltirici bir etki yapm›flt›r. Ve grev flimdiden önemli kazan›mlar elde etmifltir. Bunlardan en önemlisi elbette ki sendikalar›n iflçiler ve emekçiler aç›s›ndan ne kadar vazgeçilmez örgütler oldu¤u gerçekli¤i ve iflçi ve emekçilerin birli¤inin vazgeçilmez olufludur. Bu grevin baflar›yla sonuçlanmas› iflçilerin sendikalara olan güvensizli¤ini belli oranda gidermeyi de sa¤layacakt›r. Ancak en önemli sorun ve sendikalar›n bafl›nda olan y›llar y›l› pasif, uzlaflmac› bir hareket tarz› izleyen, topyekûn sald›r›lara karfl› hiçbir fley yapmayan bürokratlaflm›fl hatta aristokratlaflm›fl sendika a¤alar›n›n varl›¤›d›r. Zira laf söyleyen ama eyleme geçmeyen sendikal bürokrasi hala iflçi s›n›f› ve emekçilerin haklar›n›n korunmas›n› ve gelifltirilmesini engelleyen unsurlar olmay› sürdürmektedir. Sendikal bürokrasi direniflin büyütülerek iflçi ve emekçilerin kazan›mlar›n› korumak veya gelifltirmek yönlü harekete geçmek yerine direniflleri bofla ç›karman›n çabas› içinde olmaktad›r. Tüm iflçi ve emekçilerin bu durumu görerek sendikal bürokrasiyi, uzlaflmac› sendikal a¤alar› bertaraf etmek için harekete geçmesi son derece gereklidir. ‹çimizdeki iflbirlikçilerin etkilerinin yok edilme-

mesi ya da en az›ndan azalt›lmamas› durumunda direnifllerimizin baltalanmas› söz konusu olmaya devam edecektir. ‹çimizdeki bu iflbirlikçi hainler, sendikalar›n bu hale gelmesinde en önemli aktörler durumundad›r. Bunu biz iflçi ve emekçilerin gözlerinin içine bakarak yapmaktad›rlar. ‹flçi ve emekçilerin direnifle geçmesi onlar› rahats›z etmektedir. Zira bulunduklar› konumda birçok olana¤a sahip olduklar› gibi, iflçiler ad›na hiçbir fley yapmad›klar› gibi iflçileri savunuyormufl gibi gözüküp lüks içinde yaflamaktad›rlar. ‹flçi ve emekçilerin direnifllerde bulunmas› onlar› kayg›land›rmakta, bundan kaynakl› da direniflleri bertaraf etmenin yollar›n› aramaktad›rlar. Bunlar›n da ötesinde onlar sendikalar›n bafl›na iflçilerin haklar›n› savunmak için de¤il egemen s›n›flar›n her türlü sald›r›s›n›n rahatça uygulanmas›n› sa¤lamak için bizzat egemen s›n›flar taraf›ndan getirilmifllerdir. Bunun içindir ki iflçi s›n›f› ve di¤er emekçiler kendilerine güvenerek iflbirlikçi sendika a¤alar›n› bertaraf etme yönelimi içinde hareket etmelidirler. Ve sendika a¤alar›n› harekete geçmeleri için bulunduklar› her alanda s›k›flt›rmal›d›rlar. Bir kez daha vurgulamakta yarar var: iflbirlikçi sendika a¤alar›n›n sendikalardan uzaklaflt›r›lmas› ve mücadeleci di¤er bir deyiflle s›n›f sendikac›l›¤›n›n hakim hale getirilmesiyle iflçi ve emekçiler aya¤a do¤rularak emperyalistler ve onlar›n uflaklar›n›n her türlü sald›r›lar›na gö¤üs gerebilir ve onlar› ma¤lup edebilir. Bunun da ötesinde iflçi ve emekçilerin kurtuluflunun kendi ellerinde oldu¤u bilinciyle donanmas› sa¤lanabilir. Bunun er ya da geç sa¤lanaca¤›na olan inanc›m›z tamd›r. Bir iki, iki dört ve binlere varan direnifllerle dünyay› iflçi ve emekçiler lehine dönüfltürmek kaç›n›lmazd›r.

Devletten ajanlaflfltt›rma güzellemeleri…

Ajanl›k ve ajanlaflt›rma sömürücü devlet(ler)in ortaya ç›k›fllar›ndan beri özellikle de halka ve devrimcilere karfl› önem verdi¤i silahlardan biridir. Ancak bu noktada istedi¤i baflar›ya ulaflamad›¤› ve ulaflamayaca¤› da bugüne kadar yaflanan deneyimlerle sabittir. ‹flte bu baflar›s›zl›k nedeniyledir ki, birçok Avrupa ülkesinde ve ABD’de uygulanan, bizlerin de Hollywood filmlerinden tan›d›¤›m›z “Tan›k Koruma Kanunu” gündeme getirilmifl ve bir yasa tasar›s› haz›rlanm›flt›r. Temel mant›¤›n›n “örgütler hakk›nda önemli bilgiler vermek isteyen kiflilerin, örgütten korktuklar› için bunu yapamad›klar›” üzerine kuruldu¤u kanun tasar›s› ile art›k tan›klar (ajanlaflt›r›lan kiflilikler) mahkemelerde yüzleri ve sesleri de¤ifltirilerek dinlenebilecek, kendilerine silah ruhsat› verilecek, kimlikleri gizli tutulacak, gerekirse estetik ameliyat, kimlik bilgilerinin de¤ifltirilmesi sa¤lanacak; dahas› kendisi bir ifl buluncaya kadar maddi yard›m yap›lacak. Tüm bu tedbirlerin giderleri ise örtülü ödenekten sa¤lanacak. Hani flu ne için kullan›ld›¤› “s›r

olan” ama herkesin malumu olan örtülü ödenekten bu ajanlar için özel bir fon kurulacak. Bu kanunla amaçlar›na ulaflamayacaklar: Devletin ajanlaflt›rma sald›r›s›nda baflar›s›zl›¤›n›n temel nedeni olarak gösterilen “asl›nda ajan olmak isteyen çok da, korkudan yapam›yorlar” söylemi kocaman bir yaland›r. Ancak flu do¤rudur, ajanl›¤› kabul edenler, bu do¤rultuda devrimcilere zarar verenler bugüne kadar flu ya da bu flekilde mutlaka cezas›n› bulmufltur/bulur. Yine de devletin, ajan olmak isteyen çok kiflinin oldu¤u varsay›m›na nas›l ulaflt›¤›n› anlamak çok zordur. Örgütlü yap›lar içinde anket mi yap›lm›flt›r? Yoksa bunun, bizlerin bilmedi¤i bir ölçütü mü vard›r? fiu aç›kt›r ki, devletin bugüne kadar ajanlar›n› koruyamam›fl olmas› bugüne kadar böyle bir kanunun olmay›fl›ndan kaynakl› de¤ildir. Zira ajanlaflt›r›lan unsurlar, devrimcilere zarar verenler devletin gözünde bir hiç’tir. Kulland›klar› maflalar›n hiçbir önemi yoktur onlar için. Bugün devletin en üst kademelerinde bulunan kifliler dahi devlet mekaniz-

mas› içinde asl›nda bir de¤er ifade etmez. Çok rahatl›kla dün allan›p pullananlar, egemenler ad›na ve onlar›n ç›kar›na halka sald›ranlar bafl tac› edilirken, üç gün sonra hain ilan edilebilir, ortadan kald›r›labilirler. Kald› ki, bir süre önce içinde bulunduklar› örgüte dahi ihanet eden bir kiflinin onlar kat›nda da güvenilirli¤i olamaz/olmamaktad›r. Bu nedenle de bir paçavra gibi ortal›¤a at›l›verilirler. Yeni haz›rlanan yasayla “korunacak olan” unsurlar da bir süre sonra, iflleri bitti¤inde ya da devletin suç örgütleri içinde çeflitli bilgilere sahip olduklar›nda ya da baz› göstermelik devlet kurumlar›na yönelik operasyon ad› verilen safra temizliklerinde vs. vs. ortadan kald›r›l›vereceklerdir. Ki kanun tasar›s›nda “olay hakk›nda yanl›fl bilgi vermesi veya bildiklerini aç›klamamas›, olay hakk›nda yalan tan›kl›k veya iftiradan mahkum olmas›, koruma karar›nda belirtilen tedbirlere ayk›r› bir davran›fl içine girmesi ve koruma sebeplerinin ortadan kalkmas›” durumunda ajan›m›z hak-

k›ndaki koruma tedbirlerinin kald›r›labilece¤i söyleniyor. Hatta tedbir kald›r›ld›ktan sonra tedbirler için harcanan masraflar (faizleri ile birlikte) tan›ktan tahsil edilebilecek. Yani bir kere tan›kl›¤›n da yetmez, ömür boyu bafl›n›n üzerinde Demokles’in k›l›c› gibi salland›racaklar yapt›klar›n›. Zaten onurunu, gururunu, kimli¤ini kaybetmifl olan ajana, art›k üç kuruflluk yaflam›n›n peflinde koflmaktan baflka yapacak bir fley de kalmayacak.

Hukuk skandallar› artacak! Türkiye’de adil bir hukuk sisteminden bahsetmenin olanaks›z oldu¤unun bilincindeyiz. Hukuk skandallar› da bu anlam›yla çok da anlaml› gelmeyebilir. Ama bir düflünelim; yüzünün ve sesinin tan›nmad›¤›, kimli¤inin devletin oluflturdu¤u “Tan›k Koruma Kurulu” d›fl›nda kimsenin varl›¤›n› dahi ispat edemeyece¤i kifliler taraf›ndan (ortada hiçbir delil yokken) bu hayalet tan›¤›n ifadeleri do¤-

rultusunda insanlar mahkum olabilecekler. Tasar›n›n gerekçesinde “suçsuzluk karinesi, silahlar›n eflitli¤i, susma hakk›, kendisini ve yak›nlar›n› suçlay›c› beyanda bulunmaya zorlanamama ilkeleri, baflka delillerle ispat imkan› bulunmayan durumlarda” iflbirlikçili¤in zorunlu oldu¤u ifade ediliyor. Böylece “susma hakk›” diye bahsedilen ancak mahkemelerde “örgüt tavr›” olarak nitelendirilip tutuklama gerekçesi yap›lan “hak”, yasal olarak da kald›r›l›yor. Yasa “Susma hakk›n› m› kulland›n, hakk›nda delil yok mu, o zaman sana bir tan›k bulal›m” devrini bafllatacak.

Ajanl›k-muhbirlikiflbirli¤i halka ihanettir Devletin vazgeçemedi¤i ve vazgeçemeyece¤i bir uygulama olarak ajanlaflt›rma, iflbirlikçilefltirme hamleleri halka karfl› suçtur. Ezilen halk›n kurtuluflu için mücadele eden, bunun için bedel ödemeye haz›r olan devrimcilere zarar ver-

Diyarbak›r’da resmi ajanl›k teklifi Bir süre önce ‹stanbul’da Kürt gençlerinin nas›l ajan-muhbirlik tuza¤›na düflürüldü¤ü ortaya ç›km›flt›. Ard›ndan Diyarbak›r’da Emniyet Müdürlü¤üne ba¤l› “Terörle” Mücadele fiubesi lise ö¤rencilere verdi¤i “terör” konulu konferansta ö¤rencilere resmi olarak da muhbirlik teklifinde bulundu. Konferansa kat›lan ö¤rencilere verilen anketlerde ailelerinden, komflular›na ve ö¤retmenlerine kadar ihbarda bulunmalar›n› isteyen sorular soruldu. Sorulardan baz›lar›n›n özellikle direkt istihbari bilgi vermeye yönelik oldu¤u ifade edildi. Örne¤in “Size göre terör

örgütleri nerelerde propaganda yapmaktad›r?” sorusuna yan›t olarak verilen seçeneklerde “iflyeri, dernek, kahvehane, okul, cami” seçeneklerinin yan›nda “yukar›dakilerden en az birine/birden fazlas›na tan›k oldum” seçenekleri de yer al›yor. Aileyi de es geçmeyen polisler, “Afla¤›dakilerden biri ya da birden fazlas› taraf›ndan olumsuz propagandaya maruz kald›n›z m›?” sorusunu yönelttiler. Soruya cevap olarak ise yine birden fazla seçenek sunuldu: “a) kalmad›m, b) ailem, c) akrabalar›m, d) arkadafl›m, e) din görevlisi, f) dernek mensubu (üyesi-baflkan›), g)

iflyeri sahibi, h) ö¤retmenim, i) komflum” sorusu ve yan›t seçenekleriyle ö¤rencilere ihbarc›l›¤› dayatt›. Konferans›n de¤erlendirilmesi için anket ile birlikte “At›fl Tahtas›” bafll›¤› ile sunulan k⤛tta ise ö¤rencilerin konferansa iliflkin düflüncelerini yazmalar› istendi. Diyarbak›r ‹l Emniyet Müdürü Zeki Çatalkaya’n›n imzas›n›n bulundu¤u k⤛tta, “Bir bardak çay›m›z› içmek isterseniz iflte adresimiz” denilerek, Diyarbak›r ‹l Emniyet Müdürlü¤ü’nün telefonu, adresi ve mail adresleri ve internet site adresi verildi.

mek halk›n mücadelesine, halk›n kendisine zarar vermektir. Bu suçu iflleyenler yüzlerine maske de taksalar, isimlerini de de¤ifltirseler, dünyan›n di¤er ucuna da gitseler devrimci adaletin enselerinde oldu¤unu bilerek yaflamaya çal›flacaklard›r. Yaflamlar›n›n sonu bu adalet sayesinde olamasa da içinde yaflad›klar› pisli¤in içinde bo¤ulmufl birer hain, halk düflman› olduklar›n› bilerek vedalaflacaklar.

Ekim Gençli¤i okuruna ajanl›k teklifi Eskiflehir’de 12 Kas›m günü Ekim Gençli¤i okuru Veysel Tepeli polis taraf›ndan kaç›r›ld›. Bir saat boyunca gözalt›nda tutulan, küfür, hakaret ve tehditlere maruz kalan Veysel Tepeli ölümle tehdit edildi. Polis “birkaç gün sonra yeniden gelece¤iz” dedi¤i Tepeli’yi yeniden kaç›rarak “okulu bitirmende yard›mc› oluruz, çal›flmana gerek yok, ne ihtiyac›n varsa biz karfl›lar›z” sözleri ile ajanl›k teklif etti. Yapmas› gereken fleyin baz› konularda bilgi vermek oldu¤unu söyleyen polis, Tepeli’ye zorla 200 YTL, e-mail adresi ve telefon numaras› verdi. Polisin bu sald›r›s›na karfl› 18 Kas›m günü Adalar Migros önünde biraraya gelen kurumlar bir bas›n aç›klamas› yaparak yaflananlar› protesto etti. “Bask›lar bizi y›ld›ramaz”, “‹flkenceci polis” sloganlar›n›n hayk›r›ld›¤› aç›klamada Veysel Tepeli de bir konuflma yapt›. (H. Merkezi)


İşçi-köylü 9

30 Kasım-13 Aralık 2007

Hem dünyan›n hem de Türkiye’nin politik gündemi, di¤er alanlarda yaflanan geliflmeleri perde arkas›nda b›rakmaktad›r. Televizyonlarda, gazetelerde çeflitli operasyon planlar› ifllettirilip “gizil eller” taraf›ndan kitleler ›rkç› hezeyanlarla sokaklara dökülüp linçler yaflan›rken baflta ekmek ve su olmak üzere birçok temel ihtiyaç maddesine ve ulafl›ma zamlar yap›ld›. Temel bir girdi olan enerji fiyatlar›n›n art›fl› bahane edilerek hemen akaryak›t›n ve sigaran›n ÖTV’leri art›r›ld›. Önümüzdeki günlerde de elektrik ve do¤algaza zamlar›n yap›laca¤› kesinleflti. Seçimler dolay›s›yla oluflan bütçe a盤›n›n y›l bitmeden büyük oranda kapat›laca¤›n›n taahhüdünü hükümet geçti¤imiz May›s ay›nda IMF’ye vermiflti. Ve hiç zaman kaybetmeden seçim öncesinde kafl›kla verdiklerini kazanla geri almaya bafllad›klar›n› görüyoruz. Son 2 ayda ekonomi cephesinde yaflananlar sadece bu zamlar de¤ildi. Ekim ay›n›n bafl›nda hükümet ekonomik program›n› aç›klad›. Ayn› günlerde TÜS‹AD beklentilerinin yeterince karfl›lanmad›¤›n› ifade ederek “Ekonomik Görünüm ve Politikalar” bafll›kl› raporunu baflbakana sundu. Bunlar›n pefli s›ra 2008 bütçe tasar›s› aç›kland›. Bu geliflmeler yaflan›rken, IMF heyeti 7. gözden geçirme için Türkiye’deydi. Elbette ki gözden geçirme sürecinin bütçenin haz›rlanmas› ve ekonomik program›n haz›rlanmas› sürecine denk gelmesi tesadüf de¤ildi. 1998’le birlikte bafllayan “Yak›n ‹flleme Anlaflmas›” uyar›nca di¤er birçok ekonomik geliflme gibi bütçe de IMF’nin denetiminde haz›rlanmaktad›r.

Türkiye’deki faiz-kur soygunu! Dünya ekonomisinde 2002’den sonra bafllayan likidite genifllemesinin sonlar›na gelinmesi Türkiye’nin ekonomisini etkileyen önemli faktörlerdendir. ABD’de patlak veren Mortgage krizinin tüm çabalara ra¤men kredi sistemine yay›lmas› engellenemedi. 5 y›ld›r cari a盤›n› bu likidite bollu¤undan yararlanarak s›cak parayla karfl›layan Türkiye’nin krizden en çok etkilenen ülke olmas› kaç›n›lmazd›r. Yüksek faiz d›fl› fazla, düflük kur, düflük enflasyon ile Türkiye spekülatif sermayenin cennetlerinden biri haline geldi. D›flar›daki veya içerisindeki sömürücüler, rantç›lar, halklar›m›z›n al›nteriyle ürettikleri art› de¤eri hortumlamak, iç etmek için birçok mekanizma gelifltirdiler, birçok önlem ald›lar. fiimdi biz k›sa k›sa sadece birkaç örnek verece¤iz. Oluflturulan carry trade (komis-

Görevdeki paflalar, emekli paflalar›n son dönemde bir biri ard›na yapt›¤› aç›klamalardan duyduklar› “rahats›zl›¤›n” çözümünü, bu eski paflalara “sus emri” vermekte gördüler. Durum, görevdeki paflalar aç›s›ndan öyle pek de “rahats›zl›k” vermeyecek gibi de¤ildi gerçekten de! Neler yoktu ki bu aç›klamalarda: Kimisi nas›l hâkimleri hizaya getirmek için, hemen yan› bafllar›nda bombalar patlatt›¤›n›, kimisi ise suni çat›flmalar ç›kararak, evleri a¤›r silahlarla atefl alt›nda tuttuklar›n› anlatarak, gerçeklefltirilen tüm kontra faaliyetleri deflifre ediyorlard›. Bu ifflaatlar ayn› zamanda 90’l› y›llar›n ilk yar›s›nda Kürt illerinde hayata geçirilen kontra eylemlerin kimler taraf›ndan ve hangi yöntemlerle gerçeklefltirildi¤ini de gözler önüne seriyordu. Ayn› zamanda yak›lan ve boflalt›lan köylerin hangi koflullar alt›nda boflalt›l›p-yak›ld›¤›n› izah ediyor, say›lar› binlerle ifade edilen “kay›plar›n” da adresini gösteriyordu. Bu aç›klamalar ne ilginçtir ki, Kürt Ulusal Haraketi’ne dönük imha-inkâr sald›r›lar›n›n yükselifle geçti¤i, benzer kontra eylemlerin h›z kazand›¤› bir döneme denk gelmektedir. Bir bölümü çeflitli yay›n kurulufllar›nda “dan›flman” olarak görev yapan emekli paflalar› konuflmaya iten de iflte bu zamanlamad›r. Onlar ayn› zamanda kendilerine yeni “görevler” verilmesi beklentisi içinde girmifllerdir bu tutumla. Hepsinin ortak söyleminin “ ne yapt›ysak vatan-millet için yapt›k” olmas›, flu süreçte yine bol

Politik gündem

Dünyadaki rüzgar tersine dönüyor, yok, bütçe aç›k” (Kemal Unak›tan) Ayn› soruya ‹ngiltere vatandafl›, Merrly Linch’ten transfer Mehmet fiimflek ABD’den cevap vermifltir: “Milli güvenlik için her türlü kayna¤› güvenlik güçlerimize sunaca¤›z. Sonucuna da katlan›r›z. ‹fl milli güvenli¤e geldi¤i zaman Türk ekonomisi güçlü bir noktad›r, bunu kald›r›r.” K›sacas› burjuvazinin ç›kar› söz konusu olunca halk›m›z›n açl›¤›, sefaleti teferruat olmaktad›r.

“Buldozer tipi operasyonun haz›rl›¤› sürüyor!” Bu son iki ayda, Merkez Bankas›’n›n ifllevinin ne oldu¤u, enflasyon hedefleflmesinin do¤ru olup olmad›¤›, faiz oranla-

› s a m fl › p a k n i r e l n egeme ! r o y ü y bü yon ticareti) mekanizmas› yoluyla sadece bu son bir y›l içinde (örne¤imizi son bir y›lla s›n›rland›rmam›z›n sebebi, faiz oran›n›n bu bir y›lda ayn› olmas›d›r. Önceki y›llarda hem daha fazla yükseldi¤i hem de düfltü¤ü zamanlar olmufltur) dolarla gelip, paralar›n› YTL’ye çevirerek % 18-20 aral›¤›ndaki faizle iflletip sonra tekrar dolara çevirenler % 50 oran›nda kazanç sa¤lad›. Yani diyelim ki bir y›l önce 1000 dolarla bu sisteme giren biri, hiçbir fley üretmeden, hatta hiç hareket etmeden bilgisayar›n da yapt›¤› birkaç ifllemle aradaki faiz oran› ve kur fark›n› kullanarak 1500 dolar› hesab›na geçirebilmektedir. Bunlar›n d›fl›nda % 80’ini halk›m›z›n ödedi¤i vergilerin oluflturdu¤u bütçeden “borç faizlerine” karfl›l›k ayr›lan ve son 6 y›lda ortalamas› % 54’den faiz giderleri kalemi mevcuttur. Devlet bu y›l›n ilk 9 ayl›k döneminde günde 117 milyon dolar faiz ödemesi yapm›flt›r. 2005 bütçesinde de 56 milyar YTL faiz gideri olarak ayr›lm›flt›r. “Faiz gideri” kalemine ek olarak flu ana kadar hiçbir ülkede bu kadar uzun süre bu oranda tutulmayan faiz d›fl› fazla

kalemi borçlar›n ödenmesinde kullan›lmaktad›r. Faiz d›fl› fazlan›n 2008 bütçesindeki miktar› 38 milyar 244 milyon YTL’dir Halk›m›z›n eme¤i, al›nteri üzerinden direkt para olarak yap›lan bu “transferlerin” d›fl›nda sömürünün, soygunun boyutunun daha net görülmesi için, yap›lan özellefltirmelerin, ülkemizin yer alt›-yerüstü zenginliklerinin peflkefl çekilmesinin de hesaba kat›lmas› gerekmektedir. K›sa k›sa sayd›¤›m›z bu birkaç maddedeki veriler kabaca topland›¤›nda dahi 150 milyar YTL’yi geçmektedir. Hemen ekleyelim “bütçede para yok” denilerek memurlar›n mesai ücreti 5 kurufl artt›r›lm›flt›r. Yine memur maafl›na % 2 (art›)2 oran›nda zam yap›lm›flt›r. Son 5 y›lda bütçenin ortalama olarak % 60’›n› “borç” ödemeye yani rantiyerlere, spekülatörlere peflkefl çeken hükümet, ödenek ay›rmamakta, “para yok” demektir. ‹flte kendileri d›fl›ndaki ayn› “vatanseverlere” olas› bir operasyon durumunda mevcut aç›klarla operasyonu nas›l finanse edecekleri soruldu¤unda yine derin bir vatan sevgisiyle cevab› yap›flt›rm›fllard›r. “Vatan için bütçede s›n›r

r›n›n ne kadar olmas› gerekti¤i düflük kur politikas›n›n m›, yüksek kur politikas›n› m› uygulanmas› gerekti¤i özellikle Türkiye ‹hracatç›lar Merkezi (T‹M), TOBB ve çeflitli sanayi odalar› taraf›ndan bol bol gündeme getirildi. Hatta öyle ki gazetelere verilen ilanlarla faizleri indirmeyip, düflük kur politikas›na devam edenlerin ekonomik terörist oldu¤u belirtildi. fiimdi flikayetçi olunan bu politikalar 5 y›ld›r uygulanmaktad›r. Bahsi geçen kesimler ara ara bu politikalarla istedikleri kâr› elde edemediklerini k›s›k sesle ifadelendirseler de hallerinden memnundular. Peki ne oldu da birbirlerini “terörist” ilan etme derecesine geldiler? 2002’den sonraki likidite bollu¤unun sa¤lad›¤› kredi imkanlar›ndan bu kesimlerde sonuna kadar faydalanm›fllard›r. ‹çeride faizler çok yüksek oldu¤undan, d›flar›dan dövizle borçlanarak büyük kazançlar sa¤lad›lar. ‹hracatç›lar geçti¤imiz günlerde 100 milyar dolarl›k hedeflerini aflt›klar›n› aç›klad›lar. Fakat dünya piyasalar›ndaki kriz nedeniyle bankalar risklerini yükseltmek istememekte, eskisi gibi kredi vermemektedirler. Ki Türkiye’de

keseden yap›lan “vatan ve millet” edebiyat›n›n d›fl›nda kalmaya gönüllerinin raz› olmamas›ndand›r. Hele de Büyükan›t gibi bir kontra generalin Genelkurmay Baflkanl›¤› döneminde, kendilerine büyük ihtiyaç oldu¤unu düflünmüfl olmal›lar. Çünkü ne de olsa, Büyükan›t’›n ülkedeki en büyük kontra fleflerinden biri oldu¤unu en iyi onlar bilir.

Pazarl›klar “susmay›” gerektirince… Ancak dikkat edilirse, birkaç hafta önce sokaklara taflan floven linç giriflimleri döneminde, hemen her televizyon kanal›nda bunlardan bir veya birkaç› “terör”ün nas›l bitirilebilece¤ine dair a¤›zlar›ndan salyalar ak›tarak “deneyimler” aktar›rken, bunlar›n halklar› birbirine bo¤azlatmaya hizmet eden konuflmalar› çok da rahats›zl›k yaratmam›flt›. Hatta neredeyse tüm faflist-›rkç›-floven kesimler taraf›ndan teflvik edilmiflti denebilir. K›sacas›, kapsaml› bir s›n›r ötesi harekât›n “ha bafllad› ha bafllayacak” dendi¤i, linçlerin “ola¤an” hale geldi¤i/getirildi¤i günlerde hiçbir rahats›zl›k duyulmayan bu duruma, yükselen ›rkç›-floven dalgan›n nispeten inifle geçmesiyle birlikte, hem hükümet hem de Genelkurmay taraf›ndan “el konma” ihtiyac› do¤du. Önce Erdo¤an bu emekli generalleri “tahrik memuru” olarak adland›rd›, ard›ndan Büyükan›t benzer aç›klamalar yapt› ve akabinde Mili Savunma Bakanl›¤› harekete geçirildi.

Paflflaa paflflaa susars›n›z! Dikkat edilirse, bu “harekete geçme” Erdo¤an ve kimi üst düzey ordu mensuplar›n›n, ABD ziyareti sonras›na denk geldi. Çünkü ABD ile yap›lan pazarl›klar, zamans›z öten bu horozlar› “susturmay›” gerektirmiflti! Onlar›n susturulmas› yetmemifl, susturanlar›n kendileri de, 180 derecelik bir dönüflle, birkaç gün önce yap›lan aç›klamalar›n tam tersi denebilecek aç›klamalar yapmaya bafllam›flt›. Ayn› günlerde paflalara sus emri için de dü¤meye bas›ld›.

‹mha-inkâr›n itiraf› Ancak emekli Paflalara dönük “sus emri” sadece s›n›r ötesi harekâta iliflkin yap›lan “ak›l verme” tarz› aç›klamalar› veya hâkimleri hizaya getirme amac› tafl›d›¤› söylenen kontra faaliyetlerin deflifrasyonunu engellemeyi kapsam›yor. Örne¤in, eski Kara Kuvvetleri Komutan› Aytaç Yalman’›n yapt›¤› “Kürt yoktur denilerek e¤itildik” aç›klamas›, yine Kenan Evren gibilerin yapt›¤›, “Kürtçeyi yasaklama vb. yöntemlerle sorununa yanl›fl yaklaflt›k” türünden aç›klamalar, ayn› zamanda

özel kesimin döviz a盤› ve borç toplam› hala büyümektedir. 2006’da 41.6 milyar dolar olan döviz a盤› bu y›l›n ilk 9 ay›nda 64.7 milyar dolara ulaflm›flt›r. Yani % 64 civar›nda artm›flt›r. Cari a盤›n en büyük kaleminin ithalat ve ihracattaki aç›kta oldu¤u da düflünüldü¤ünde bu kesimlerin borç bulmada neden zorlanmaya bafllad›klar› daha iyi anlafl›l›r. Dünya piyasalar›nda tersine dönen rüzgar nedeniyle, ülke içine dönmek zorunda kalan bu kesimler flimdiye kadar çok ses ç›karmad›klar› yüksek faiz düflük kur politikalar›yla karfl› karfl›ya kalm›fllard›r. Bu politikalar kâr oranlar›n› büyük oranda düflürmektedir. Bununla birlikte 2001’de yaflanan krizde oldu¤u gibi borçlu yakalanmak istememektedirler. Krizlerinin en baflta borçlular› daha küçük olanlar› yuttu¤u bilinmektedir. Komprador burjuvazinin en güçlü temsilcisi TÜS‹AD’›n yüksek faiz-düflük kur konusunda çok muhalefet etmemesinin nedeni bu zenginler kulübünün faiz ve rantlardan yüksek oranda beslenmesidir. Türkiye’deki birçok finans sektöründe faaliyet gösteren birçok flirket, banka bunlar›nd›r. Bunun d›fl›nda yurtd›fl› ortakl›klar› çok fazlad›r ve yüksek düzeydedir. Yani flimdiki mali politikalar onlar› olumsuz olarak çok etkilememektedir. Fakat, dünyada tersine dönen dalgaya ba¤l› olarak ülkelerin ço¤unda faiz indirme e¤iliminin bafllamas›, Türkiye’de de sadece KOB‹’lerin de¤il, çok farkl› kesimlerin flikayetçi olmaya bafllamas› TÜS‹AD’›n da “bu politikalar gözden geçirilirse iyi olur!” yaklafl›m›na yol açt›. AKP, her ne kadar komprador burjuvazinin deste¤ini alarak hükümet olduysa da, her iki seçimde de KOB‹’leri esnaflar› peflinden sürükleyebilmifltir. fiimdi böyle bir politikalar› olmamas›na ra¤men Merkez Bankas›’n›n 0.25 puanl›k indirimler yapmas›n›n nedeni budur. Önceki 5 y›lda “sabredin makro ekonomik istikrardan sonra s›ra size gelecek” derken, flimdiki seçim taahhütlerinde istihdam›n üzerindeki verginin düflürülmesi, destek fonlar›n›n kurulmas›, SSK primlerinde 5 puanl›k vergi indirimi bulunmaktayd›. AKP “içlerinden birini” ASO Baflkan› Zafer Ça¤layan’› bakan yapaca¤›n› seçim öncesi belli etmiflti. Fakat AKP’nin seçimlerde birinci parti ç›kmas›, asker ile olan iliflkisinde dengeyi bir flekilde lehine çevirebilmesi büyük sermayeden ald›¤› destekledir. ‹flte bu yüzden Zafer Ça¤layan’›n “sabredin 2008

Faflist Kemalist diktatörlü¤ün Kürt Ulusal Sorunu’na dönük imha-inkâr politikalar›n› on y›llard›r nas›l hayata geçirildi¤ine dair de itiraflard›. Bunlar›n önünün kesilmemesi ise, zaten iflas etmifl olan Kemalist politikalar›n genifl halk kesimlerince de tart›fl›lmas›n› beraberinde getirecekti. Bu tart›flma beraberinde halklar›n birbirine nas›l düflman edildi¤ini a盤a ç›karacak, egemenlerin böl-parçala-yönet politikas›n›n ciddi ölçüde yaralanmas›na neden olacakt›. Daha da önemlisi, emperyalist patentli olan ve tüm bölgede hâkim politika haline getirilmeye çal›fl›lan bu politikan›n (böl-parçala-yönet) hayata geçirilmesini zora sokacakt›. Bir dönemin bu eli kanl› generalleri, kontra eylem ve her türden faaliyetin azmettiricileri, ‘asl›nda Kürtçeyi serbest b›rakmal›yd›k’ gibi söylemler eflli¤inde ‘fikir beyan etme’ telafl›na düflerken, neredeyse fikirlerini beyan ettikleri için iflkencelerden geçirip hapse att›klar›, y›llar süren yarg›lamalara mahkûm ettikleri düflünce suçlular›n›n pozisyonuna düfleceklerini bilmiyorlard› herhalde. Elbette kimse onlar› ne iflkenceden geçirecek, ne de büyük olas›l›kla hapse atacak. Yap›lmak istenen sadece paflalar›n susmas›n› sa¤lamakt›. Bu da kolayd›. Emir-komuta zincirine al›flk›n olan ve bu süreçte asl›nda itirafç› konumuna da düflen emekli paflalar›n, birikisi d›fl›nda, Milli Savunma Bakanl›¤›’n›n alelacele de¤ifltirdi¤i yönetmeli¤e pek itirazlar› olmad›. Pafla pafla sustular! Bakanl›¤›n yapt›¤› de¤ifliklikle birlikte, an› yay›nlamak, askeri s›r kapsam›na giren bilgileri, emeklilikten sonra dahi olsa ya-

bafl›nda 5 puanl›k vergi indirimi yapaca¤›z” aç›klamas› an›nda Merrly Linch’ten transfer Mehmet fiimflek bakan olur olmaz hem Türkiye’de hem de yurtd›fl›nda kat›ld›¤› toplant›larda amaçlar›n› yapacaklar› de¤iflim, dönüflümleri anlatt›. Finansal sektörde çeflitlilik ve derinli¤in art›r›laca¤›n›, kamu harcamalar›n›n özellefltirilece¤ini, e¤itim sisteminin iflgücü piyasas›n›n ihtiyaçlar›na göre düzenlenece¤ini, enerji sektörünün özellefltirme ve serbestlefltirme sürecinin tamamlanaca¤›n› taahhüt etti. Fakat bu aç›klamalarda faiz oranlar›na, döviz kuruna de¤indi¤i bas›na yans›mam›flt›r. Bu toplant›lardan birinde kendisine yöneltilen “planlad›klar›n›z› yaflama geçirebilecek misiniz?” sorusuna “istedi¤im h›zda yapam›yorum, baz› engeller var! Ama tüm bunlar afl›lacak” cevab›n› vermifltir. Bu cevapta hem kendi aralar›ndaki çeliflkileri hem de halk›m›zdan yükselen-yükselebilecek olan tepkileri kastetti¤i aç›kt›r. Devrimci-komünistlerin önderli¤inde olmasa da birçok sektörde grev yap›lmaktad›r. Özellefltirmeler, hep direniflle karfl›laflmaktad›r. Veya peflkefl çekilmeye çal›fl›lan do¤al zenginliklerin ç›kar›lmalar› sürecinde yaratt›klar› çevre tahribat› dolay›s›yla yöre halklar›n›n tepkisi olmaktad›r vs... K›saca, bu 5 y›l içinde emperyalistler ve yerli iflbirlikçileri aç›s›ndan tam bir “cennet” olmufltur Türkiye. Bu yüzden IMF-DB güz toplant›lar›nda IMF Baflkan› Rodrigo de Rato Türkiye’nin kesinlikle bir baflar› öyküsü oldu¤unu ve Türk hükümetinin görevlerini bu kadar iyi yapamayan hükümetlere örnek olmas›n› istedi! Fakat tüm bu övgülere ra¤men AKP hükümetinin yapt›klar› yine de yetersiz görülüyor ki TÜS‹AD Baflkan› Arzuhan Yalç›nda¤ Baflbakana sunduklar› rapor d›fl›nda Bursa’da da aç›klamalar›na devam etti. Ekonomi alan›ndaki yap›sal reformlar›n yap›lmas›nda sorun oldu¤unu, tempo kayb› oldu¤unu belirtti. Çözüm olarak rapordaki buldozer tipi operasyonla yat›r›mlar›n ve üretimin önündeki engellerin kald›r›lmas› önerilerini tekrarlad›. Tüm bu aç›klamalar halk›m›z› bekleyen sald›r›lar›n boyutunun ne olaca¤›n› göstermektedir. Özcesi son 2 ay ekonomik gündem aç›s›ndan da epey doluydu. Yaflanan ekonomik kriz ve bunun büyüyerek devam edece¤inin bilinmesi egemenlerin her birini can derdine düflürdü. Bu durumda yine halk›m›za yönelebilecekleri bask›ylafliddetle sömürüyü art›rmaya çal›flacaklar›n› aç›kça ifadelendirmektedirler. Bizlerin de buna haz›rl›kl› olmas›, çal›flmalar›n› yo¤unlaflt›rmas› önümüzdeki görevdir.

y›nlamak yasakland›. Yasaklara uyulmamas› durumunda, ordu evleri ve tüm askeri tesislere girmelerinin yasaklanaca¤› duyuruldu. En çok da bu güçlerine gitmifl olacak ki, itirazlar en çok da yasa¤›n bu k›sm›na dönük yükseldi. Öyle ya, tüm askerlik yaflamlar› boyunca, aile boyu sürdürdükleri halktan ve hatta tüm toplumdan kopuk yaflamlar›nda bu askeri tesislerin özel bir yeri vard›! Yeme, içme, ev eflyas›, kuaför vb. akla gelen tüm hizmetlerin, halka sunulanla k›yasland›¤›nda, komik denecek ücretlendirmelere tabi oldu¤u askeri tesislerin d›fl›na itilmek, sadece her fleyi yok pahas›na elde etme gibi bir imkândan mahkum olacaklar›n› düflündüklerinde bile, çok ‘korkunç’ geliyor olmal› bu pafla emeklilerine. Hele de astüst ayr›m›n›n, günlük yaflamlar›nda da uyguland›¤›n› hesaba katarsak, tüm halk›n da bunlar›n ast› oldu¤unu düflünürsek, günlük ihtiyaçlar›n giderilmesi için dahi olsa, astlarla ayn› havay› soluyacak olma düflüncesi kâbus içinde uyanmalar›n› getirebilir. En çok da sivil yaflamda, halk›n içinde yaflamak zorunda b›rak›ld›klar›nda, köylerini yakt›klar›, iflkencelerden geçirdikleri, yarg›s›z infaz ettikleri birilerinin yak›nlar›na, sa¤sa da kendilerine rastlamaktan korkuyorlard›r eminiz. Kimisi bu ve benzer korku ve kayg›lar›n da büyük etkisiyle, daha yapacak çok ifli oldu¤una inanan kimileri ise, gün gelir ‘yeni görevler’ verilir beklentisiyle, ama daha çok da, gerekti¤inde ‘ilelebet’ susturmaktan çekinilmeyece¤ini bildiklerinden, tav›rlar›n› daha çok da emri ‘ikiletmeme’ yönünde kulland›lar.


İşçi-köylü 10

Gazete-okur

30 Kasım-13 Aralık 2007

Gazetemizi örgütlenme faaliyetinin etkili bir arac› haline getirelim ‹flçi-köylü gazetesi olarak bir süredir gazetemizin kimi köflelerinden ça¤r›lar yaparak gazetemizin de¤erlendirilmesini, bu de¤erlendirmelerin bizlere ulaflt›r›lmas›n› ve beraberce çözüm önerilerimizi tart›flmay› istiyoruz. Neden böyle bir ça¤r›da bulunuyorduk ve bir süredir çeflitli bölgelerde yapmaya çal›flt›¤›m›z okur toplant›lar› ile neyi hedefliyoruz, bunlar› açmak gerekiyor. Gazetemizin misyonuna iliflkin bir cümlelik giriflle bafllamak en do¤ru olan› san›r›z. Kitlelerin Marksist-Leninist-Maoist temelde e¤itilmesinin ve bu do¤rultuda örgütlenmesinin en önemli araçlar›ndan biri yay›n faaliyetidir. Görüfllerimizi bir merkezden en genifl kesimlere duyurmam›z› sa¤layan yay›n faaliyeti do¤ru ve etkin bir biçimde kullan›ld›¤›nda önemli bir örgütleme arac› haline gelir. Bunu en az egemenler kadar iyi kavramal›y›z. Devlet, gazetemizin her say›s›na dava aç›yorsa, ç a l › fl a n l a r › n a gözda¤› veriyorsa, gözalt›na al›yor ya da

tutukluyorsa, bürolar›n› sürekli gözetim ve takip alt›nda tutuyor ve bask›n yap›yorsa, bu tamamen onlar›n bu gerçe¤i kavram›fl olmalar›ndand›r. Bizler de bu gerçekli¤i kavrayarak gazeteyi nitel olarak gelifltirip, kitleleri örgütlemek için daha aral›ks›z, daha s›k›, daha cüretkar çal›flmalar yapmal› ve kitleleri örgütlemenin bu arac›n› en iyi biçimde kullanmal›y›z. Ve bugün yay›n faaliyeti dedi¤imizde, periyodunda kimi zamanlar sorun yaflad›¤›m›z Partizan dergimiz, 15 günlük ç›kard›¤›m›z ‹flçi-köylü gazetemiz ve gençli¤in “ayr› faaliyetinin” bir ürünü olan Yeni Demokrat Gençlik dergileri bu ifllevi görmek ve en yüksek verimi almak için çaba sarf etmektedir. Kuflkusuz yay›n faaliyetimiz bir bütün olarak de¤erlendirildi¤inde yeterince bu misyonu oynad›¤›n› söylemek mümkün de¤ildir. Yaklafl›k 20 y›ld›r Umut Yay›mc›l›k olarak sürdürdü¤ümüz yay›n faaliyetimiz süresince Yeni Demokrasi’den Özgür Gelecek’e ve ‹flçiköylü’ye kadar bir dizi ürün ç›kartt›k ve ç›kartmaya devam ediyoruz. Kimi zaman yay›nlar›m›z›n kitlelerin sorunlar›yla ve gündemleriyle kaynaflt›¤›na, kimi zaman ise bu gündemlerden kopuk kalarak kendi içine yöneldi¤ine tan›k olmufluzdur. Kimi zaman gazetemiz bayilerden, semtlerdeki okurlar›m›zdan ›srarla istenen ve aranan bir durumdayken kimi zaman tiraj›m›z (bask› say›s›) düflmüfltür. Tüm bunlar› 20 y›l boyunca çeflitli düzeylerde yaflad›k, gözlemledik, tart›flt›k. Ve yay›nlar›m›z›n niteli¤ine ve tiraj›na yönelik yapt›¤›m›z de¤erlendirmelerde hep vard›¤›m›z sonuç; gazete çal›flanlar›ndan, çevresindeki okur kitlesine, örgütlü faaliyetçilerinden hapis-

hanelerdeki tutsaklara, bizlerden kilometrelerce uzaktaki militanlara ve s›n›r d›fl›ndaki okurlar›m›za, bürolar›m›za, bürolar›m›z›n olmad›¤› yerlerdeki okurlar›m›za vs. vs. kadar bir bütün olarak gazetemizin do¤rudan bizi yans›tt›¤›, niteli¤inin ve tiraj›n›n direkt bizim çal›flmalar›m›zla bir bütün olarak örtüfltü¤ü oldu. Yani gazete çal›flmas› asl›nda bir avuç insan›n (iflin merkezinde olmakla birlikte) faaliyetinden ibaret de¤il. Gazetemizi al›p okuyan da, onu kitlelere ulaflt›ran da, faaliyetlerini gazetemize yans›tanlar da bu çal›flman›n öznesidir/öznesi olmal›d›r. Zira bu parçalardan biri olmad›¤›nda gazete çal›flmas› a¤›r-aksak yürüyen ve misyonundan uzaklaflan sayfalara dönüflür. Bugün yaflad›¤›m›z s›k›nt›n›n da (büyük oranda) bu parçalar›n (tek tek parçalardan daha nitelikli olmas› gereken) bütünü oluflturamamas› ve yay›n›n ç›k›fl›nda kolektif eme¤in çok da yaflam bulmamas›ndan kaynakl› oldu¤unu düflünüyoruz. Biz bir yay›n ç›kart›yoruz ve bu yay›n›n kitleler üzerinde nas›l bir etkide bulundu¤unu, hatta ve hatta faaliyetçilerimizin nas›l etkilendi¤ini ço¤u zaman göremiyoruz. Bu bir eksikliktir ve asl›nda nas›l çözümlenece¤i, nas›l çözümlenmesi gerekti¤i de bilinmektedir. Ancak, bizler gazete çal›flanlar› olarak bu soruna müdahale yöntemlerinden sadece biri olarak okur toplant›lar› örgütlemenin, okurlar›m›zla sorunlar›m›z› tart›flaca¤›m›z bir platformu yaratman›n, s›k›nt›lar›m›z› aflmada bir ad›m olaca¤›n› düflündük. Tekrar etmek gerekirse, bahsetti¤imiz kopuklu¤un giderilmesinin tek yöntemi bu de¤ildir, ancak bu bir ad›md›r ve sahiplenilmesi gerekir. Sadece ‹stanbul de¤il, tüm ülke

çap›nda, okurlar›m›z›n bulundu¤u her yerde bu toplant›lar› örgütlemeyi (daha do¤ru bir ifadeyle, okurlar›m›z›n örgütledi¤i toplant›lara kat›lmay›) planl›yoruz. fiimdiye kadar gerçeklefltirdi¤imiz toplant›lar›n (‹zmir, Ankara, Sar›gazi, Gülsuyu, 1 May›s Mahallesi) bizler aç›s›ndan oldukça verimli geçti¤ini söyleyebiliriz. Bu toplant›larda gazete olarak okurlar›m›zdan beklediklerimizi, ‹K okurunun misyonunun ne oldu¤unu, gazete çal›flmas›n› nas›l yapt›¤›m›z›, bu çal›flma s›ras›nda karfl›laflt›¤›m›z s›k›nt›lar› vb. anlatt›k, paylaflt›k. Okurlar›m›z da gazeteden neler beklediklerini, kitlelerin gazetemizi nas›l de¤erlendirdiklerini, da¤›t›mlar s›ras›nda yaflad›klar› s›k›nt›lar› vb. anlatt›lar. Okurlar›m›z›n özellikle gazete “da¤›mt›c›s›” olarak tabir edilen faaliyetçileri sahiplenmelerini, onlar›n kitlelerle belli oranda kaynaflt›¤›n› gördük bu toplant›larda. Yine gazeteyi tan›t›m kampanyas›ndan, daha büyük ve tüm okurlar›m›z›n kat›laca¤› toplant›lar›n örgütlenmesine, uzun yaz›lar›n bölünerek iki yaz› fleklinde verilmesinden gazetenin web sitesinde günlük haberlere yer verilmesine kadar bir dizi öneri ve elefltiri ald›k. Bu elefltiri ve önerileri önümüzdeki süreçte pratikte yaflama geçirmeye çal›flaca¤›m›z› belirtelim. Bizler için bu noktada önemli olan gazetemiz üzerinde kafa yorulmas› ve çözümün de birlikte örgütlenebilece¤i gerçe¤inin belli oranlarda kavranm›fl olmas›yd›. Yine okurlar›m›z›n birçok noktada öz elefltirel yaklaflmalar› gazetenin sahiplenilmesi anlam›nda de¤erliydi. Ve bu toplant›lar›n ard›ndan okurlar›m›zla daha s›k› iliflkilerin geliflece¤ine, karfl›l›kl› duyarl›l›klar›n artaca¤›na olan güven ve inanc›m›zla bu toplant›lar› sürdürüyoruz.

Sinan köylüleri gazetemizi ziyaret etti! Gazetemizin bugünkü gücünü, etkinli¤ini tüm eksikliklerine ve hatalar›na karfl›n küçümsemek do¤ru olmaz. Zira do¤ru fleyler yapt›¤›m›zda ve bu do¤rular› kitlelerle buluflturdu¤umuz oranda baflar›l› oldu¤umuz pratikler mevcut. Bir örnek vermek gerekirse, Erzincan büro ve gençlik çal›flmas› yapan yoldafllar›m›z üzerinden köylerine giderek haber yapt›¤›m›z, ard›ndan 2007 seçimlerinde boykot karar› almalar› nedeniyle gazetenin kapa¤›na tafl›d›¤›m›z Sinan köylülerinin gazetemize yaklafl›mlar› çok önemli bir örnektir bizim aç›m›zdan. Gazetemizi gönderdi¤imizde köyün kahvesinden telefon açan, “canl› yay›nda” geliflmeleri aktaran, bizlere teflekkür eden Sinan köylülerinin son olarak geçti¤imiz hafta merkez büromuza gelerek bizleri ziyaret etmesi önemli bir veridir. Bu neyin verisidir; biz kitlelerin yaflamlar›na dokundu¤umuzda, onlar›n sorunlar›n› halk kitlelerine tafl›d›¤›m›zda, kitleler bizi sahiplenmektedir. Sinan köylülerinin “a¤al›k hala var m› sorusuna?” verdikleri “olmaz m›, bizim bölgede her taraf a¤a. Bunlar›n bir aya¤› da mecliste. A¤alar Meclis’te, köylüler sokakta” fleklindeki yan›t› olsun; a¤alar›n kendilerine ettikleri zulümden, mücadeledeki kararl›l›klar›na, e¤er bu mücadeleyi kazan›rlarsa bölgede birçok köyün de ayaklanaca¤›ndan olsun tüm anlatt›klar› bizlere bir kez daha kitlelere güvenmenin önemini hat›rlat›yordu. Biz telafl içinde misafirlerimizi a¤›rlamaya çal›fl›rken misafirlerimizin kendi evlerindeymifl gibi s›cak tav›rlar›, çay› koymay› bile bize b›rakmay›fllar› onlarla kazanaca¤›m›z›n inanc›n› pekifltiriyordu. Toprak talebinin bölgede özellikle önemli bir noktada durdu¤unu da bir kez daha Sinan köylülerinden dinliyoruz sohbet boyunca. Ve tabi a¤alarla devletin iliflkilerini, a¤alar›n devletin deste¤inde ya da tam tersi devletin zaten a¤alara ait oldu¤una var›yor konuflmalar. Sinan köylülerini bu memlekette az çok gazete okuyan, TV’de haberleri seyreden herkes bilir. Bizlerin onlara ulaflmam›z onlar›n da bizleri tan›y›p de¤er vermelerinin gazetemiz arac›l›¤›yla oldu¤unu düflününce bu örnekleri büyütmek ve yayg›nlaflt›rmak gerekti¤ini düflünmeliyiz bir kez daha…

Bize ulaflan gazete de¤erlendirmeleri... Sincan 1 No’lu F Tipi Hapishanesi’nden Merhaba (...) Yay›nlar›m›zdaki yaz›larda dikkat edilmesi gereken konulardan birisi kuflkusuz ki dil konusudur. Gazetemizin do¤al olarak kulland›¤› dil ve üslup sade, ak›c›, kendini okutan, anlafl›l›r olmak zorundad›r. Fakat genel olarak köfle yaz›lar›m›zda bir dil sorunu göze çarpmaktad›r. Uzun cümlelerin kuruldu¤u bu tarz yaz›lar›m›zda anlafl›lmama sorunu vard›r…

Kültür-sanat ve kad›n sayfas› yetersiz kalmaktad›r. Oysa ki iflçi sayfas› nas›l olmazsa olmaz›m›zsa haber için gerekli olanaklar yarat›lm›flsa, kültür sanat ve kad›n için de bunlar yap›lmal›d›r. Alternatif bir kültür sanat anlay›fl›n› savunuyorsak bunun araçlar›n› yaratmal›y›z… Yine kad›nlar› mücadeleye sevk edecek, onlar›n sorunlar›n› yans›tacakken bu sayfan›n yetersiz olmas› iyi de¤il. (...) Sonuç olarak geçmifl deneyimlerimizden gelen olumluluk ve olumsuzluklar›m›zla flu anki durumu de¤erlen-

Sincan F Tipi Hapishanesi’nden Merhaba … Gözümüze tak›lan birkaç noktaya de¤ineyim. Önce yar›dan fazla çal›flan›n›n kad›n oldu¤u bir gazetenin önemli makalelerinde eril bir dilin kullan›lmas›na flafl›rt›c›. Örne¤in “örgüt bilinci ve örgüt disiplini içinde adam gibi sa¤lam…”; “tek bir adam gibi…” ifadeleri… gibi. Daha önceki baz› makalelerde de adam gibilik hep kullan›l›yor. Hem de önemli makalelerde. Bu bir anlam›yla bu konular›n önemsenmedi¤inin, kan›ksand›¤›n›n göstergesi ve kad›n sorununa bak›fl›n yans›mas› olarak da gösterilebilir. Zaten kad›n sayfas›na yaklafl›mlarla örtüflen bir görüntü. Bunun için bir sözcük sorunundan öte, bir durum de¤erlendirmesi yap›lmas› laz›m...

Tekirda¤ 1 No’lu F Tipi Hapishanesi’nden Haberlerin sunumu, mizanpaj ve foto¤raflar konusunda ise; ilk olarak gazetemiz di¤er devrimci bas›na göre, sayfa düzeni olarak daha derli toplu ve düzgün. Neyin hangi sayfada oldu¤u belli. Özelden genele do¤ru bir gidifl var. Bu anlam›yla olumlu. Haberlerin sunumunda genel olarak günlük haberlerin güncelle ba¤›n› kurmadan günlük gazete tarz›nda veriliyor. ‹flçi köylü sayfas›nda bu anlamda eksiklikler var. (...) Enternasyonal sayfada dünya devrimci hareketinin deneyimlerinin aktar›lmas› olumlu. Hem gazeteye zenginlik kat›yor, hem de dünya devrimci hareketini tan›ma olana¤› sunmas› aç›s›ndan iyi olmaktad›r.

dirip, eksikliklerin giderilmesi ve olumluluklar›n de¤erlendirilmesi ve niteli¤in art›r›lmas› hepimizin görevidir. Ancak gazetedeki emektarlar›m›za daha fazla yük düflmektedir.(...) ‹K’dan not: Sincan F Tipi Hapishanesindeki tutsaklar, gazetemizi 83. say›dan itibaren idarenin gazeteyi vermemesinden kaynakl› takip edememektedirler. Dolay›s›yla yapt›klar› de¤erlendirmeler son düzenlemelerimizi içermemektedir. Örne¤in kad›n meselesine ayr› bir sayfa ay›rd›¤›m›z ve belli oranda canland›rd›¤›m›z onlara yans›yamam›flt›r. Ancak yine de bahsettikleri s›k›nt›lar genele de dair oldu¤u için yay›mlamay› uygun bulduk.

Merhaba Gazetemizin gerçeklefltirdi¤i de¤iflikliklerle ilgili olarak düflüncelerimi sizlerle paylaflmak istiyorum; * Yaz›lar›n uzunlu¤u hakk›nda gelen elefltirilere ben de kat›l›yorum. Gazetede en uzun yaz› yar›m sayfay› geçmemelidir. Mesele okurun çaba göstermesi de¤ildir. Okur dedi¤in çeflit çeflit, bir k›sm› yutarcas›na okur, sat›r sat›r okur, bir k›sm› ise daha farkl› bir okumada bulunur. Bu da çok do¤ald›r. Okuru da yazar› da dönüfltürmek gazetenin iflidir. Öyleyse yazarlar› denetlemek, e¤itmek daha az sözcükle daha çok fley anlatmalar›n› sa¤lamak gazetenin görevleri aras›nda olmal›d›r. * Yay›n süresi hakk›nda söylenenlere kat›l›yorum. Fakat burada çözüm bir dizi fleyin asgari düzeyde buluflmas› ile ilgilidir. Okura ulaflmayan, o

Tarih flehitler sayfas› oldukça yüzeysel haz›rlan›yor. Oldukça yanl›fl fleyler ç›k›yor, bizlerin yapt›klar› ettiklerinden baflka fleyler ç›k›yor. 83. say›da iflkencede katledilen militanlar›n içinde Naki Göksu say›lm›fl. Bunun do¤ru bir belirleme oldu¤unu düflünmüyoruz. Yoldafl yaral› yakalan›yor ve direkt köylülerin içinde katlediliyor… Daha çok analiz yaz›lar›na yer vermek gerekiyor. 15 günlük bir gazetenin haber a¤›rl›kl› olmas› pek düflünülemez. Analiz ve çözümlemelerle sistemin teflhiri hedeflenmeli. Bu analiz ve teflhirler de yüzeysel olmamal›. Hapishanelerle ilgili bilgi haberlerde seçicilik olmak zorunda. Abart›ya kaçan haberlere özel dikkat edilmeli… Ayr›ca hapishaneler konusunda süreci analiz eden yaz›lar yaz›lmal›… Kürt ulusal sorunu konusunda da yetersiz yaz›lar›n oldu¤unu söylemeliyim. Özellikle T. Kürdistan›’ndaki faaliyetçiler yaflanan sorunlara iliflkin yazmal›lar. Erzincan ve Malatya büroya bu konuda görev düflüyor.

kanallar› henüz aç›k olmayan bir yay›n›n haftal›kgünlük olmas› fazla bir fley ifade etmez. Fakat bu kördü¤üm de bir yerde çözülmek zorunda. Bahsini etti¤imiz o asgari gereklilikler ne zaman buluflacak? Öyleyse bu dü¤ümü çözmek bence kesmek demek de¤il midir? Bu konuda söyleyeceklerimin gerçeklikle iliflkisi konusunda tereddütlüyüm, fikir egzersizlerine de gerek yok deyip, gazetenin süresi ile ilgili k›sma nokta koyuyorum.… De¤erli arkadafllar, gazetemizin yeni düzenlemesi ile ilgili söyleyeceklerim bunlar. Yeri gelmiflken Umut Yay›mc›l›k’a bir öneri de bulunmak istiyorum. “Ser verip s›r vermeyen bir yi¤it” kitab›n›n Kürtçe bask›s› yap›lmal›d›r. “Saklanmaya çal›fl›lan meflale; ‹brahim Kaypakkaya” kitab›ndan baz› anlat›lar ç›kart›larak (veya oldu¤u gibi) Kürtçe bas›labilir. Buna ‹brahim yoldafl›n Türkiye’de milli mesele çal›flmas› da eklenebilir. Harcad›¤›n›z emek, döktü¤ünüz ter karfl›l›¤›n› mutlaka bulacak diyor, teflekkürler ediyorum. Sevgiler sizlere, baflar›lar.

Erzurum Hapishanesi’nden Merhaba Gazetenin yeni yay›n döneminde yapt›¤› baz› de¤iflikliklerle ilgili düflüncelerimizi paylaflmak istiyoruz. Yeni düzenleme ile sayfalar›n paylafl›lmas› önemlidir. Böylece hem okunmas› kolaylaflacakt›r. Hem de asgari bir seviye ve nitelik yakalanm›fl olacakt›r. Bu yönleri ile de¤iflimi olumlu. Zamanla sayfa say›s›n›n art›r›lmas› amaçlanmal›d›r. Kültür sanat sayfas› tam boy olabilir... Denge azadi ve gö¤ün yar›s› sayfas›n›n kal›c› olmas› da olumlu. Bu iki sayfaya birer köfle yaz›s› konursa iyi olur diye düflünüyorum... Gazetenin manfletleri ilgi çekici olmal›. Öyle ki, bazen s›rf bir bafll›k veya kapaktaki bir resim gazeteyi hiç okumam›fl birine ald›r›p okutabilmeli.... Bürolar›n ve gençlik çal›flmas›n›n oldu¤u her yerde kendini ileri ve duyarl› sayan tüm okurlar›n kitlelerle iç içe bu tür faaliyetler yürütmesi oldukça olumlu olacakt›r. Bu konuda gazete bürolar›n›n yayg›nlaflt›r›lmas› önemlidir. Büro kurulamayan yerlerde temsilcilik ve muhabirlik kimlikleriyle gazeteci olarak kitlelere gitmek önemlidir. Yine büro olan yerlerde düzenli olarak il veya bölge düzeyinde okur toplant›lar› yapmak gerekir. Gazetenin da¤›t›m› konusunda yazd›klar›n›za kat›l›yorum. Bu konuda daha duyarl› olunmas› ve çeflitli kayg›lar›n yaratt›¤› çekingenliklerin afl›lmas› gerekir. Bunun için gazetenin meflrulu¤u bilinçlerde berraklaflmal›. Yap›lan iflin do¤ru ve halk› oldu¤una inanç pekifltirilmeli. Bu tür çekingenliklerin afl›lmas› için ilk dönemler deneyimli da¤›t›mc›lar ile kalabal›k bir flekilde yap›lmas› etkili olabilir. Gazeteye tüm okurlar›n katk› sa¤lamalar› için bir okur-yazar bilinci oluflturulmal›d›r. Bu konuda gazeteye gelen okur mektuplar› de¤erlendirilebilir. Son olarak söyleyece¤im: gazetemizi okuyanlar›n okuduklar› haber-yorumlardan edindikleri yeni bilgilerle bu sorunlar›n çözümü için yol oldu¤u fikrine varmalar›, umutlar›n› büyütmeleri, coflkulanmalar› gerekir. Gazete kendi kendini okutan, da¤›tan, ço¤altan bir nitelik hedeflenmeli.


İşçi-köylü 11

30 Kasım-13 Aralık 2007

Y a fl a m l a r › n › h e s a p s › z c a kavgaya adayan d e v r i m fl e h i t l e r i n i n y a fl a m l a r › n › örnek alal›m!

Yükseklerde bir y›ld›z yitip gittikçe bizde bir militan ölümsüzleflir Kas›rgadan yal›mlanm›fl bir k›l›ç adab›nda Tarihin sat›rbafllar›na izinsiz olarak düfleriz. Yok olma denince böyle biliriz Spartaküs’ten beri böyle ölürüz Yare yar, Bir tek menzil bellemifliz ufukta A¤›zlarda tek fliar Hep t›rman›r›z

Dersim iki ayr› çat›flmaya sahne oldu 5 Aral›k 1981 ve 13 Aral›k 1993’te. Partizanlar›n mekân eyledi¤i bu yalç›n da¤lar kimbilir nice yi¤itler beslemifltir ba¤r›nda. Bir o kadar da direnifle tan›kl›k etmifltir. “Teslim ol” ça¤r›lar› karfl›s›nda “Teslim olmak bize yak›flmaz. Elbet kucak açar Munzur’lar, Kaçkar’lar; elbet kucak açar Toroslar, Karadeniz da¤lar› umudun evlatlar›na. Ama ödenecek bedel varsa korkmaz, üstüne üstüne yürür devrim savaflç›lar›” denilmifltir. T›pk› 5 Aral›k 1981’de Ovac›k’a ba¤l› Hülükufla¤› köyünde kolluk güçleriyle çarp›flan Halk Ordusu gerillalar› gibi. 1981’in 5 Aral›k’›nda Hülükufla¤› köyünde bir evde konaklayan Veysel Uyar ve Erdo¤an Tekin bir ihbar sonucu çembere al›n›rlar. Çembere al›nanlar silaha sar›l›r ve ilk yan›t› veren olurlar düflmana. Bu s›rada bir baflçavufl ile iki erin hareketsiz bedeni yere düfler. Düflman hiç beklemedi¤i bu sald›r› karfl›s›nda pani¤e kap›l›r ve da¤›l›r. Bundan yararlanmak isteyen gerillalar, çemberi yarmaya çal›fl›rken ölüm kusan yüzlerce namludan ç›kan mermiler Veysel Uyar ve Er-

do¤an Tekin’in bedenine saplan›r. Saatler süren çat›flma s›ras›nda iki halk savaflç›s› günefle u¤urlan›rken düflman kendi kay›plar›n› yine gizler.

k’›nda bu defa da Mazgirt-Geçitveren köyünde Besime Do¤an, Suna Y›ld›r›m ve Timur Demir flehit düfler.

***

***

Bir kez daha teslim al›nam›yordu Partizan yürekler 13 Aral›k 1993’te Pozveng’te oldu¤u gibi. Bu tarihte TC’nin katliam listesine bir yenisi daha eklenir. Kötü hava koflullar›ndan kaynakl› köye girmek zorunda olan gerilla birli¤i TC’nin kolluk güçleri taraf›ndan çembere al›n›r. Teslim olmay› hiçbir koflulda kabul etmeyen Partizanlar, yo¤un bombard›man alt›nda düflmana karfl› direnifli yükseltirler. Pozveng, TC’nin gerilla-sivil ayr›m› yapmadan baflvurdu¤u katliam serisine tan›kl›k eder 13 Aral›k’ta. Ç›kan çat›flmada Bekir Kürflat Onay, Fevzi Koç, Hac› Mustafa Arslan ve Deniz Som flehit düflerken 12 yafl›ndaki Nuray Laço ve 11 yafl›ndaki Halil Laço da devletin hedef gözetmeden açt›¤› yo¤un bombard›man sald›r›s›nda yaflamlar›n› yitirirler.

Yaln›z gerilla de¤ildir faflizmin kanl› yüzüyle karfl›laflan. 6 Aral›k 1980 belki de birbirini tan›mayan ama birbirine yoldafl yüreklerin baflka yerlerde son bulan yaflamlar›n›n tarihi olur. 6 Aral›k günü Mehmet Ali Polat K›rklareli’de polis taraf›ndan katledilirken, ayn› gün ‹stanbul’da Harbiye Çimen Sokak’taki evde polisle çat›flmaya giren Raci Y›lmaz da flehit düfler.

*** Ölüm bu kadar canla yetinmez, daha fazlas›n› ister pusuya yatm›fl düflman kurflunlar›. Ve 1986’n›n 1 Aral›-

Pusula De¤erlendirmelerde pratikleri esas alal›m! Partili ve örgütlü mücadelede kadro ve ileri militanlar›n do¤ru seçimi, yeteneklerine uygun olarak görevlendirmelerin yap›lmas› temel bir sorundur. Peki bu nas›l baflar›labilir? Bunu baflarman›n yolu; her bireye dair yapaca¤›m›z de¤erlendirmelerin MLM ilkeleri üzerinde yükselmesidir. Di¤er bir ifadeyle ilkeli yaklafl›m; söylemden çok bireyin prati¤inin incelenmesi ve de¤erlendirmelerin bir bütünlük içinde yap›lmas›d›r. Çünkü; bütünlüklü bir de¤erlendirme, bireyi bir yönüyle de¤il, bütün yönleriyle, bir süreciyle de¤il, tüm sürecini kapsar nitelikte bir de¤erlendirmeyi içerir. Tüm bunlar›n sa¤l›kl› bir tarzda olmas› için bireyin tan›nmas›, onun çal›flmalar›n›n denetlenmesi olmazsa olmazd›r. Tam da burada karfl›m›za flu sorunlar ç›kmaktad›r. Bir; yaflad›¤›m›z koflullar›n zorluklar› s›k› bir denetimin yap›lmas›n› zorlaflt›rmaktad›r. ‹ki; pratik faaliyetleri kapsaml› bir tarzda irdeleyen çal›flma raporlar›n›n bir düzenlilik arz etmemesinden kaynakl› olarak komitelere, faaliyetçilere müdahale ve dene-

Kavga okulu

tim noktas›nda ortaya ç›kan zaafl› durumdur. Oysa birinci maddedeki eksiklikleri gidermek için objektif bir temelde haz›rlanm›fl raporlar›n önemi tart›fl›lmazd›r. Burada flu noktan›n alt›n›n önemle çizilmesi gerekir. Yeteneklerine göre görevlendirmek; baflar› için do¤ru bir hedefe ilk hamleyi yapmak anlam›na gelir. Bunun için de kadro ve ileri militanlar›n incelenmesi, onlar›n art› ve eksilerinin a盤a ç›kar›lmas› bir zorunluluktur. Somutlayacak olursak; propaganda/ajitasyon faaliyetlerine, askeri çal›flmaya, bas›n yay›n alan›na, iflçi s›n›f›, gençlik, kad›n çal›flmalar›na vb. tüm alanlara görevlendirmeler yap›l›rken, örgütlü mücadeleye kat›lan genç militanlar› denetleyip, yeteneklerini asgari düzeyde tespit ederek buna uygun atamalar yapmak hem uzmanlaflmaya ön ayak olur hem de çal›flman›n veriminin daha da artmas›n› sa¤lar. Herkes ayn› ifli ayn› ölçüde yapamaz. Mutlaka baz› iflleri daha profesyonelce, daha yarat›c› bir tarzda yapabilir. “Ne görev verilirse yapar›m” söyleminin disiplin aç›s›ndan bir de¤eri var-

*** Ve Aral›k ay›n›n flehitlerinden biri olan Naki Gök de 1976’da sivil faflistler taraf›ndan katledilerek flehitler kervan›na kat›l›r. Ezilen s›n›flar›n ezenlere karfl› yürüttü¤ü iktidar mücadelesinde ileriye do¤ru at›lm›fl her hamle, zaferin harc›na su tafl›m›fl, s›n›f kinimizi mayalam›fl ve ayn› zamanda bedelleri de beraberinde getirmifltir. Devrim dedi¤imiz o görkemli alt üst oluflun, teori ve prati¤inde olan herkes

d›r. Ama bütüne en iyi flekilde katk› sunma anlam›nda, bu söylemin de¤eri tart›fl›l›r hale gelebilir. Çünkü; bizim yaklafl›m›m›z›n; “her fleyi yapar›mdan çok, hangi alanda daha çok yararl› olurum” anlay›fl› üzerinden flekillenmesi gerekir. “Bize nerede ihtiyaç varsa” söyleminin özeti de budur. Yeri gelmiflken Stalin yoldafl›n, faaliyetçilerin görevlerin yerine getirilmesini denetlemesi sorununda ne anlafl›lmas› gerekti¤ini ifade eden de¤erlendirmelerinden uzunca bir aktarma yapmakta yarar görüyoruz. fiüphesiz burada koflullar› gözard› etmememiz gerekir. K›sacas›; mekanik bir yaklafl›mdan çok, sorunun özünü anlamaya çal›flmal›y›z. “Yöneticileri denetlemek, onlar› vaatler ve aç›klamalar› temelinde de¤il, yapt›klar› çal›flman›n sonuçlar› temelinde denetlemek demektir. Görevlerin yerine getirilmesini denetlemek demek, yap›lanlar› sadece masa bafl›nda, formel raporlar temelinde de¤il, iflin yap›ld›¤› yerde ve gerçek sonuçlar temelinde denetlemek demektir. Bu tür denetlemelere gerek var m›d›r? Kesinlikle gerek vard›r. Çünkü birinci olarak, böyle bir denetim, insana ifl arkadafllar›n› tan›ma, gerçek niteliklerini saptama olana¤› verir. ‹kinci olarak, sadece böyle bir denetim, yürütme ayg›t›n›n yararlar›n› ve eksikliklerini saptama olana¤› verir. Üçüncü olarak, sadece böyle bir denetim, yap›lanla-

bu bedellerle kol kola yürümüfltür/yürüyecektir. ‹ktidara uzanan bu yolun engebeli ve sarp yamaçlar›nda, feda ruhunu ve baflkald›r› cüretini kuflanmaks›z›n ilerlenemez. Bunun bilinciyle kendini s›n›f mücadelesine s›n›rs›zca adayan flehitlerimiz, kufland›klar› feda ruhuyla bize örnek olmaktad›r. Onlar›n miras b›rakt›¤› de¤erleri yaflatmaksa geride kalanlar için bir görevdir. Peki bir de¤er nas›l yaflat›l›r? Elbette üreterek. Üretmekse her yeni günün, at›lan her ad›m›n ortaya ç›kard›¤› ihtiyaçlara yan›t olmakt›r. Temsilcisi oldu¤u ideolojinin ve bunun somutlanm›fl hali olarak örgütünün ç›karlar› u¤runa hayat›n› sak›nmas›zca veren devrim flehitleri son repli¤ini tekrarlay›p alk›fllar, gözyafllar›, sloganlar aras›nda kapanan perdenin arkas›nda yitip gitmifl kahramanlar de¤ildir. Onlar yitiflleri kadar yaflamlar›yla da bize örnek olmaktad›rlar. Devrim flehitlerinden bahsederken, onlar gibi olmak derken, bilerek ya da hiç fark›nda olmadan onlar gibi yaflayabilmeyi düflünürüz. Onlardan ö¤renmek bunun için bu kadar önem-

r›n üstünlüklerini ve eksikliklerini saptama olana¤› verir. Baz› yoldafllar, yöneticilerin denetlenmesinin, önderlerin kendileri taraf›ndan yönetilenleri, çal›flmalar›n›n sonuçlar› temelinde denetlenmeleriyle, yaln›zca yukar›dan gerçekleflebilece¤ini düflünüyorlar. Bu yanl›flt›r. Yukar›dan denetim, insanlar›n ve görevlerin denetlenmesi için etkili önlemlerden biridir. Fakat yukar›dan denetimle her fley hallolmaz. Baflka tür bir denetim daha, kitlelerin, yönetilenlerin liderleri denetledikleri, yanl›fllar›n› a盤a ç›kard›klar› ve onlara bu yanl›fllar›n ortadan kald›r›lmas›n›n yollar›n› gösterdikleri afla¤›dan denetim vard›r. Bu tür bir denetim, insanlar› denetlemenin en etkin araçlar›ndan biridir… Görev, yukar›dan denetimi afla¤›dan denetimle birlefltirmektir.” (Komünist Enternasyonal’de Kadro Sorunu Üzerine, s. 170171) Evet görev, yukar›daki denetim ile afla¤›daki denetimi birlefltirmektir. Birlikte faaliyet yürüttü¤ümüz tüm faaliyetçilerin niteliklerini-özelliklerini iyi tan›makt›r. Do¤abilecek boflluklar› zaman›nda doldurmak, daha yararl› çal›flmalar için yap›lmas› gereken görev de¤iflikliklerini yerinde ve kural›na uygun olarak yapmakt›r. De¤erlendirmelerden ortaya ç›kar›lan pratik sonuçlar› asla gö-

lidir. Hepimiz gibi bir bireyden devrim flehidi olmaya giden yaflamlar› nas›ld›? Hangi zorluklar›n üstesinden nas›l ç›k›p ideallerini var ettiler? Olumluluklar›n› nas›l gelifltirdiler, hata ve eksikliklerini nas›l aflt›lar, idealleri ve örgütleriyle nas›l bütünlefltiler ve teklefltiler? Peki biz bugün bunlar› nas›l yapabiliriz ki, bizlere b›rakt›klar› görevleri lay›k›yla yerine getirelim? Sadece onlar gibi ölmek de¤il, onlar gibi yaflayabilmek ve savaflabilmektir esas olan, kendimizle, yetersizliklerimizle, hatalar›m›zla, önümüze dikilen say›s›z engellerle savaflmakt›r. Bunlars›z bir ilgi, sevgi, sayg› varaca¤› hedefe ulaflamaz. fiehitlerimiz, onlar devrim ve sosyalizm için mücadele içerisinde yaflam›n› yitirdiler. Onlar› bizim için de¤er haline getiren, bu mücadele dolu yaflamlar›d›r. Biz bu yaflamlar›n içeri¤ini belirleyen idealleri gerçeklefltirmek yolunda ilerlemeden, bunun için s›n›rlar›m›z› zorlayan bir çaba içinde olmadan an›lar›na ba¤l› kalm›fl ve onlar› yaflatm›fl olamay›z. Onlar›n amaç ve ideallerini ezilen emekçi kitlelere mâl etmek için emek harcamadan on-

zard› etmemektir. Çal›flmalardaki pratik sonuçlar› hiçe sayan “çok iyi bir militand›r”, “güvenilir bir yoldaflt›r” söyleminin özünde hiçbir pratik de¤eri yoktur. Güvenirlili¤in kriteri nedir? Neye göre iyidir? gibi sorular›n yan›t›, bireylerin görevleri karfl›s›ndaki tutumuyla de¤erlendirildi¤inde bir anlam ifade eder. Bunun d›fl›ndaki tüm de¤erlendirmeler subjektif ve gerçekle uyumlu de¤ildir. Buna neden s›kça vurgu yapma ihtiyac› duyuyoruz? Çünkü; sorunu ele al›fl tarz›nda ciddi problemler vard›r. fiöyle ki; “iyi” ve hatta “iyilik mele¤i” ünvan› tak›lan birçok insan›n pratik faaliyetleri olumsuz ise, burada bir sorun var demektir. Ya “iyilik” ünvanlar›n› takanlar›n anlay›fl›nda ya da pratik öznecilerin faaliyetlerini sunmada bir s›k›nt› vard›r. Çünkü bir faaliyet k›sa süre içinde ne olumlu ne de olumsuz olabilir. Her iki sürecin ortaya ç›kmas›n›n mutlaka bir öncesi vard›r. ‹flte sistemli denetimin ve bilimsel bir bak›fl aç›s›yla yap›lacak faaliyet de¤erlendirmesinin, ortaya, ikna edici ve e¤itici sonuçlar ç›karaca¤› muhakkakt›r. Di¤er bir sorun ise; nicel ve nitel anlamda yaflanan ileri militan sorunudur. Evet, böyle bir sorunun oldu¤u do¤rudur. Ve böyle bir sorunun varl›¤› pratik görevlendirmelerde yer yer bizi açmazlarla karfl› karfl›ya b›rakt›¤› da aç›kt›r. Ama

lar› anm›fl olamay›z. S›n›f mücadelesi içinde eksikliklerimizle ve zaaflar›m›zla amans›z bir cenge tutuflmadan onlara lay›k olamay›z. S›n›fl› toplumlarda yaflamaktay›z. Bu yönümüzle uçurumun zirvesine t›rmanmakta olan bir insana benzeriz. Bir aya¤›m›zla proleter zemindeyizdir, di¤eriyle ise burjuvazinin bofllu¤unda. E¤er bast›¤›m›z zemin sa¤lam olursa daha yukar›lara t›rmanma flans›m›z var demektir. ‹flte tam da burada flehitlerimiz, k›lavuzdur bizim için. Hele de içinden geçti¤imiz zor dönemlerde, böylesi karmafl›k, tasfiyecili¤in her biçiminin diz boyu oldu¤u süreçlerde. Bir Mehmet Demirda¤, bir Aflk›n Günel, bir Dilek Polat… Her biri mücadelenin farkl› tarihsel kesitlerinde, farkl› biçimlerde de olsa, flaflmaz bir biçimde hep ayn› do¤rultuyu gösterdiler. Yaflamlar›nda oldu¤u gibi, ölüm anlar›nda da, devrim ve sosyalizm, komünizm bayra¤›n›, yaflamlar› dahil her fleyin üzerinde tutarak, her türlü tereddüt ve ikircikten uzak oldular. Feda ruhunu kuflanman›n temsilcisi oldular. En f›rt›nal›, en karanl›k sularda rotam›z onlara dönük olmal›d›r.

böyle bir sorunun varl›¤› bizi görevlendirmelerde boflluklar› doldurma anlay›fl›na götürmemelidir. Tam aksine, ad›mlar›m›z› subjektif gücümüze göre atmal›y›z; ama görevlendirmelerde ise yetenek, kapasite olgusunu hesaba katarak yapmal›y›z. Bu tarz bir yaklafl›m, süreç içinde haleflerin ortaya ç›kmas›n› da kolaylaflt›r›r. fiu aç›k ki; bu tarz bir yaklafl›m, yar›n› kazanmaya dönük planl› bir yaklafl›md›r. Bu yaklafl›m tarz›na bir sistemlilik kazand›r›l›rsa; somut, elle tutulur sonuçlar›n ortaya ç›kmas› kaç›n›lmaz olur. Ama boflluklar› doldurma, günübirlik yaklafl›mlarla hareket etme; ortaya olumlu sonuçlar ç›karamayaca¤› gibi, bir dizi de¤er yitimine yol açacakt›r. Bu demektir ki; e¤itime, denetime verece¤imiz önem tek bafl›na yetmiyor. Bununla birlikte yap›lmas› gereken bu sürece tabi tutulan militanlar›n do¤ru bir temelde görevlendirilmesidir. Sonuç olarak; bilinçli, hesapl› atamalar›, sistemli ve planl› çal›flmay› gözard› eden her türlü pratik ad›m›n, baflar›s›zl›kla; tersi pratiklerin ise baflar›yla sonuçlanma ihtimali yüksektir. Yine, çal›flmalarda denetim, militanlarda yaflanan de¤iflimlere yerinde ve zaman›nda müdahalelerin yap›lmas›, do¤abilecek olumsuzluklar› önceden görerek önlememizi sa¤layabilir.


İşçi-köylü 12

Göğün yarısı

Özel mülkiyetin ortaya ç›k›fl›yla birlikte, do¤urganl›k vb. fiziksel özelliklerinden dolay› toplumsal üretimin d›fl›na itilen kad›n, ayn› zamanda toplumdaki sayg›nl›¤›n› da giderek yitirmifl, sosyal yaflam alan› iyice k›s›tlanm›flt›r. Onun yaflam› art›k, evi, çocuklar› ve efli aras›ndaki üçgenden ibarettir. Özel mülkiyet ayn› zamanda kad›n› al›n›p-sat›lan bir mal derecesine de indirgemifltir. Ezilen s›n›f›n kad›n› üzerindeki, yüz y›llar boyudur süren katmerli sömürü ve bask› kapitalizmin ortaya ç›k›fl› ile birlikte kad›n üzerindeki sömürünün eskisine oranla kat be kat artmas›n› getirecektir. Kad›n art›k ucuz ifl gücü olarak patronlar›n vahfli sömürüsünü de yaflamak zorunda b›rak›lacakt›r. Art›k hem evde hem de ifl yerinde yo¤un bir sömürü söz konusudur. Çünkü egemenlerin ezilen toplumlara bilinçli olarak empoze etti¤i ve toplumun yar›s›n› oluflturan kad›n›, bask› alt›na alarak, ezilen kesimlerin yar›s›n›n kendilerine baflkald›rmas›n› engellemesine hizmet eden erkek egemen zihniyetle flekillendirilmifl toplumlarda, kad›n d›flar›da çal›flmas›na, ekonomik yükü erkekle paylaflmas›na karfl›n, ev iflleri, çocuk bak›m› gibi iflleri, evde yine eflinden yard›m almadan yapmak durumunda kalmaktad›r genelde. Ço¤unluk erkek, iflyeri mesaisi bitti¤inde eve

! fl › m a r a y a r a l n › d a Grev k gelip ayaklar›n› uzat›p yatarken, kad›n›n, iflten geldikten sonra bafllad›¤› evdeki mesaisi gece yar›lar›na kadar sürer... Özellefltirme sald›r›lar›n›n ürünü olarak ortaya ç›kan TELEKOM direniflinde greve kat›lan çal›flanlar içinde kad›n say›s›n›n az›msanmayacak boyutta oldu¤unu gördük.

Bursa’da yak›ld›k, Novamed’de, Telekom’da direniyoruz”

Novamed Greviyle Dayan›flma Kad›n Platformu Novamed Fabrikas›’nda yaklafl›k 450 günden beri grevde olan kad›n çal›flanlarla dayan›flma amac›yla 17 Kas›m tarihinde ‹stiklal Caddesi’nde bir yürüyüfl düzenledi.

25 Kas›m Kad›na Yönelik fiiddete Karfl› Uluslararas› Mücadele ve Dayan›flma Günü nedeniyle ‹stanbul, Van, ‹zmir, Malatya ve Adana’da düzenlenen etkinliklerde fliddete karfl› mücadelenin önemine vurgu yap›ld›.

‹stanbul * 25 Kas›m Kad›n Platformu faaliyetçisi, onlarca kad›n, Galatasaray Lisesi önünde bir araya geldi. fiiddete maruz kalan kad›nlar›n haber ve foto¤raflar›n›n yer ald›¤› gazete küpürlerinden oluflan mor renkli bez etraf›nda oturarak çember oluflturan kad›nlar, “Kimsenin namusu olmayaca¤›”, “Devlet elini bedenimden çek”, “Her gün fliddet, her gün cinayet...” “Yaflas›n kad›n dayan›flmas›”, “Yaflas›n örgütlü mücadelemiz” fleklinde sloganlar att›. fiiddete u¤rayan kad›nlar›n öykülerinden kesitler sunan kad›nlar, Kürtçe ve Türkçe haz›rlad›klar› bas›n metnini okudu. Aç›klamada, Türkiye’de geçen y›l, resmi rakamlara göre, 72 bin 643 kad›n›n fliddete maruz kald›¤›na dikkat çekildi. * Kad›köy’de bir miting yapmak isteyen EKD, mitinge izin verilmemesi üzerine, ayn› yerde bir bas›n aç›klamas› gerçeklefltirdi. ‹skele Meydan›’nda bir araya gelen EKD’li kad›nlar, “fiiddete karfl› isyan” ve “Ekmek, adalet, özgürlük için yürüyoruz” yaz›l› pankartlar

30 Kasım-13 Aralık 2007

“Erkek egemenli¤e, kapitalizme karfl› kad›nlar direniyor” pankart› açan kad›nlar Tramvay dura¤›ndan Galatasaray Postanesi önüne kadar “Bursa’da yak›ld›k, Novamed’de, Telekom’da direniyoruz”, “Novamed’in patronu kad›n iflçi düflman›”, “Jin, Jiyan, Azadê” vb. sloganlarla yürüdü. Galatasaray Postanesi önünde Kürtçe ve Türkçe yap›lan aç›klamada 448. gününde olan grevin kazan›mlar›na dikkat çekildi. Grevle birlikte ö¤le yemeklerinin de¤iflmesi, do¤um s›ras›n›n kald›r›lmas› gibi k›smi olumlu de¤iflikliklere gidildi¤i söylendi. Eyleme destek veren Telekom iflçileri de Novamed’li kad›nlar›n yan›nda olduklar›n› ifade ettiler. (‹stanbul)

Bundan hareketle de, Telekom’un Küçükyal› Müdürlü¤ü’nde greve kat›lan kad›n çal›flanlarla, özelde çal›flan (flimdi ise grevdeki) kad›n olman›n, genelde ise erkek egemen toplumda kad›n olman›n zorluklar›n› konufltuk. Grevci kad›n çal›flanlardan Yeflim Korkusuz 6 y›ll›k Telekom iflçisi ve 7 yafl›nda ikizleri var. Efli ise G›da Mühendisi ve çal›fl›yor. Öncelikle grevin çocuklu kad›n olarak ne gibi zorluklar› içerdi¤ini sorduk. Çal›flt›¤› dönemlerde, yani grev öncesinde evin tüm yükü üzerindeymifl. Çocuklara bakma -ki ikiz olduklar› için daha fazla ilgi ve zaman gerektiriyormufl-, ev ifli, yemek, temizlik derken, evdeki mesaisi uzay›p gidiyormufl. Eflinin bu ifllerin ne kadar›n› paylaflt›¤› sorusunu ise: “Eflim evdeki yükü paylaflm›yor, O’nun çocuklarla ilgilenmesi bile, sadece onlar› öpmekle s›n›rl›” diyerek cevapl›yor. Çocuklar›n hastal›¤›ndan, okullar›na kadar her ayr›nt›yla kendisi ilgilenmek zorunda kal›yormufl. “Kazand›¤›m› kendime de harcam›yorum, eve kendisi kadar maddi destek sunuyorum, ama evdeki ifllerde hiçbir destek göremiyorum” di-

yor. Bu durumu de¤ifltirmeye dönük mücadele yürütüp-yürütmedi¤ini sordu¤umuzda ise: “Yürütmez olur muyum? Ama kendisinden ‘ben yeterince yard›mc› oluyorum’ gibi bir cevapla karfl›lafl›yorum” diyor. Grev bafllamadan önceki yaflam›n›n seyri buymufl. Grev bafllad›¤›ndan beri hayat›ndan daha memnun oldu¤unu söylüyor. Nedenini ise, “Art›k kendime daha fazla zaman ay›rabiliyorum” diye aç›kl›yor. Çünkü grev nöbeti dönüflümlü olarak gerçekleflti¤inden, 6 günde bir kez s›ra geliyormufl ve flu s›ralar evde alt› gün dinlenme imkan› buluyormufl! “Grev çal›flan kad›nlara yarad›” diyor gülerek. Görüfltü¤ümüz grevci kad›nlar, üzerlerindeki katmerli sömürüyü ve eflitsizli¤i ise, ifl yerinde erkeklerle ayn› ifli yapt›klar›, ayn› maafl› ald›klar›, ancak erkek arkadafllar›n›n eve gidince ifllerinin bitti¤i, kendilerinin ise çal›flmaya devam etmek zorunda kald›klar› biçiminde ifade ediyorlar. Bu arada sözü grevci kad›n iflçilerden Nalan fiahin al›yor. fiahin evdeki paylafl›m noktas›nda kendini daha flansl› görüyor. “Benim eflim arkadafl›nki kadar duyars›z de¤il” diyor. Efli

Kad›nlar flfliiddete karflfl›› alanlarda! açarak, “Kad›n özgür olmasa dünya tutsakt›r”, “Ekmek, adalet, özgürlük istiyoruz”, “Yaflas›n kad›n dayan›flmas›”, “fiiddetin kölesi olmayaca¤›z” sloganlar›n› hayk›rd›. Bas›n aç›klamas›n› ‹stanbul EKD Baflkan› Çiçek Otlu okudu. Otlu, geleceklerine kendileri karar veremedikleri bir dünyada yaflayan kad›nlar, “hayat›m›za art›k kendimiz karar verelim 盤l›¤›n› büyütmeli” diye konufltu.

‹zmir Konak Kemeralt›’nda bir araya gelen ‹zmir fiiddete Karfl› Kad›n Platformu üyeleri ad›na Nihal Özgüven aç›klama yapt›. Özgüven, kad›na yönelik fliddetin son bulmas›n› istediklerini belirtti. Kad›nlar daha sonra vapurla Karfl›yaka’ya geçti. Burada bekleyen grupla bir araya gelen kad›nlar Telekom iflçilerine destek ziyaretinde bulundu.

Urfa

Van Bostaniçi Belediyesi taraf›ndan düzenlenen “Kad›na yönelik fliddete hay›r” konulu panel, Van Ticaret Borsas› Toplant› Salonu’nda gerçekleflti. ‹HD Genel Baflkan Yard›mc›s› Reyhan Yalç›nda¤ ve Bostaniçi Belediye Baflkan› Gülcihan fiimflek’in kat›ld›¤› panelde ilk sözü fiimflek ald›. fiimflek kad›na her alanda haks›zl›k yap›ld›¤›n› söyledi. Kad›nlar›n sadece fliddete de¤il, taciz ve tecavüze de maruz kald›¤›n› belirten fiimflek, “Devlet yasalarla kad›n› koruma alt›na almal›d›r. Özellikle bölgede yaflanan iflsizlik kad›na yönelik fliddeti artt›ran etkenlerden biridir. Devlet bu olaylara karfl› sessiz kal›yor” dedi.

“nispeten” yard›mc› oluyormufl kendisine. fiahin konufltukça, asl›nda O’nun eflinin de gereken paylafl›m› göstermedi¤ini anl›yoruz. Çünkü; “Yine de bencillik var” diyor. Çocukla kendisi kadar ilgilenmiyormufl. fiahin bundan önce do¤an iki çocu¤unu kaybetmifl. Ve bu da k›z›na daha düflkün olmas›n› getirmifl. Efli bu durumu k›skan›yormufl ve “sen k›z›nla benden çok ilgileniyorsun” diyormufl. Ancak bunu da genelde çocukla ilgili yapmas› gereken bir ifl oldu¤unda söylüyormufl. Yani ayn› zamanda iflten kaçmak gibi bir amaç da var tavr›n arkas›nda. Evdeki ifllerin paylafl›m›nda da fiahin bir anlamda eflini zorluyor anlafl›ld›¤› kadar. Üç iflten birini yapmaya zorluyormufl ve di¤er ikisini yine kendisi yapmak zorunda kal›yormufl. “Kendili¤inden ‘flu ifli de ben yapay›m’ dedi¤ini duymad›m daha” diyor. Eh “nispeten iyi” olmak ancak bu kadar oluyor demek ki. Bir di¤er grevci kad›n iflçi ise, Fatma Sönmez. Sönmez’in efli de Telekom iflçisi. Ancak kapsam d›fl› personel oldu¤u için grevde de¤il. “Grev k›r›c› m›?” diyerek gülüflüyoruz. Tabii ki de¤ilmifl. Hatta “bizi destekliyor” diye aç›kl›yor eflinin tutumunu. “Ama yapacak bir fley yok, çal›flmak zorunda” diye de ekliyor. Sönmez evdeki yaflam› paylafl›m noktas›nda efliyle aralar›nda ciddi bir sorun olmad›¤›, eflinin evde hemen her konuda paylafl›m içinde oldu¤unu söylüyor. Ancak hepsi de çal›flan kad›n›n ekonomik özgürlü¤ünü kazand›¤›, bunun ise kad›n›n kendine güvenini art›rd›¤› noktas›nda hemfikirler. Ayr›ca sadece ev kad›nl›¤›n› kad›n›n geliflmesi önünde engel olarak görüyorlar. Ama yine de, evle-ifl aras›ndaki, her ikisinde de çal›flmaktan gelen s›k›flm›fll›ktan kaynakl›, genel olarak, “çal›flan kad›n olmak zor” diyorlar. Son olarak sordu¤umuz, bu grevin özelde kendilerini genelde ise tüm kad›n çal›flanlar› nas›l etkiledi sorusuna ise hepsi flu cevab› veriyor: “Grev mücadele bilincimizi daha da gelifltirdi. Zaten evde belli bir mücadele veriyoruz ve bu daha da ileri tafl›nd›. Bunun içindir ki, kad›nlar›n greve kat›l›m› daha istikrarl›. Hemen hiç birimiz nöbetimizi kaç›rm›yoruz.” (Kartal)

Malatya Yalç›nda¤ ise, yeni Anayasa tart›flmalar›nda kad›n›n isminin geçmedi¤inie dikkat çekti.

Adana Adana Kad›n Platformu bileflenlerinin düzenledi¤i foruma sinevizyon gösterimi ile baflland›. Ard›ndan konuflan EKD sözcüsü Havali Mengi fliddetin temel kayna¤›n›n savafl oldu¤unu ifade etti. DTP’li Belediye Baflkan› Leyla Güven Kürtçe yapt›¤› konuflmas›nda günün anlam›na iliflkin bilgi verdi.

Malatya Aralar›nda ‹HD, KESK, EMEP ve Pir Sultan Kültür Derne¤i Malatya fiubesi’nin bulundu¤u Demokratik Kad›n Platformu, PTT önünde bas›n aç›klamas› yapt›. Aç›klamaya YDG’liler de destek verdi. Platform ad›na aç›klamay› yapan SES Malatya fiube Sekreteri Türkan Kavlo¤an, kad›na yönelik fliddetin dünyada en yayg›n uygulanan ancak yasal olarak en az tan›mlanan insan haklar› sorunu oldu¤una dikkat çekti.

Urfa’da da, töre cinayetine kurban giden 2 kad›n mezar› bafl›nda an›ld›. Yaflamevi Kad›n Dayan›flma Derne¤i Genel Sekreteri Serpil Geyik ve kad›n örgütü temsilcileri, namus cinayeti sonucu öldürülen Yasemin K. ve Halise T’nin, belediyeye ait Kimsesizler Mezarl›¤›’ndaki mezarlar›n› ziyaret etti. Bas›n aç›klamas›n›n yap›ld›¤› mezarl›k çevresinde polisin s›k› “güvenlik önlemi” almas› dikkat çekti. Ailede, e¤itim kurumlar›nda ve toplumda yükselen fliddet dalgas›n›n kayg› verici boyutlara ulaflt›¤›n› söyleyen Geyik, “Kad›na yönelik fliddetin vard›¤› son nokta ‘namus cinayetleri’ ülkemizde, özellikle bölgemizde etkilerini artt›rarak devam ettirmektedir. Son birkaç ayda kentimizde namus gerekçe gösterilerek 2 kad›n›n yaflam›na son verilmifltir” dedi. (H. Merkezi)

Kad›na yönelik flfliiddetten kesitler * Eylül ay›nda ‹zmir’de meydana gelen bir olayda, eflini kabloyla bo¤up öldüren ve cesedini buzdolab›nda saklayan fiakir Er, önce a¤›rlaflt›r›lm›fl müebbet hapse mahkûm oldu. ‹fadesinde “Eflimin baflka erkeklerle birlikte oldu¤u kula¤›ma geldi, çantas›nda da do¤um kontrol hap› gördüm. Göbe¤inde de piercing vard›, namusumu temizledim” diyen Er’e “haks›z tahrik” indirimi uygulanarak, cezas› 24 y›ldan 20 y›la indirildi. * Adana’da beyaz tayt ve ayn› renkte tiflört giydi¤i gerekçesiyle kendisini aldatt›¤› flüphesiyle nikahs›z efli 17 yafl›ndaki Oya Can’› 7 ayl›k o¤lu Feritcan’›n gözleri önünde b›çaklayarak öldürmekten yarg›lanan 24 yafl›ndaki Halil ‹brahim Uçan’a verilen ömür boyu hapis cezas› “haks›z tahrik” ve “iyi hal” gerekçesiyle 22 y›la indirildi. * ‹spanya’da son y›llarda kad›na yönelik fliddet giderek t›rman›rken 2007 y›l› içinde öldürülen kad›n say›s› 65’e yükseldi. * Nüfusu 50 bini aflan yerleflim yerlerinde belediyeler taraf›ndan Kad›n Konukevi açmak zorunlu olmas›na karfl›n Türkiye’de flu anda sadece 20 konukevi mevcut. Bu evlerde bugüne kadar 7 bin 11 kad›n ve 5 bin 201 çocu¤un bar›nd›r›ld›¤› aç›kland›. * 15 yafl›ndaki k›za 11 kifli tecavüz etti. Midyat’taki evinden kaçan 15 yafl›ndaki k›z çocu¤u, kendisini bulan polislere 3 gün boyunca 11 kiflinin kendisine tecavüz etti¤ini söyledi. * Do¤um esnas›nda her y›l 387 anne ölüyor: Sa¤l›k Bakanl›¤›’n›n verid¤i bilgilere göre, Türkiye’de her 100 do¤umdan 17’si evde ebe ve akraba yard›m›yla gerçeklefliyor. Ülkemizde anne ölüm h›z› geliflmifl ülkelere göre çok fazla ve yüz binde 28.5 oran›nda. Do¤um s›ras›nda ölümlerin ise yüzde 62’si önlenebilir nedenlere ba¤l›. * 15 kad›n iflçi zehirlendi… Aksaray’da bir tekstil atölyesinde ütü buhar kazanlar›n›n ›s›t›lmas›nda kullan›lan tüpün s›z›nt› yapmas› nedeniyle 15 kad›n iflçi zehirlendi. * 13 yafl›ndaki k›zlara flantajl› fuhufl tuza¤›… Sivas ve üç ilde eflzamanl› yap›lan operasyonlarda küçük k›z çocuklar›n› al›koyarak zorla fuhufl yapt›rd›¤› ifade edilen 16 kifli gözalt›na al›nd›. Fuhufl çetesi flantaj amac›yla çocuklar›n görüntülerini kaydetti¤i ö¤renildi. * K›zlar›n› zincire vurdular… 16 yafl›ndaki BA’n›n, evden kaçt›¤› gerekçesiyle anne-babas› taraf›ndan ayaklar›ndan zincirlenip elleri ba¤lanarak eve kilitlendi¤i ö¤renildi. * Pendik’te güpegündüz kaç›lan lise birinci s›n›f ö¤rencisi ‹Y 16 kiflinin tecavüzüne u¤rad›¤›n› söyledi. Okulunun önünden üç kifli taraf›ndan kaç›r›lan ‹Y, bu üç kiflinin ard›ndan 3 tinerci çocuk taraf›ndan da tecavüze u¤rad›¤›n› söyledi. * Bal›kesir’de bir lise müdürü, kad›n ö¤retmenler ve k›z ö¤rencilerle yapt›¤› toplant› s›ras›nda “Bacaklar›n›z› pergel gibi açmay›n. Erkek ö¤rencilerinizin ve erkek arkadafllar›n›z›n cinsel dürtülerini uyar›yorsunuz. Hiçbir erkek ö¤retmeniniz had›m de¤il. Buras› teflhir yeri de¤il” gibi sözler söyledi. Baz› ö¤renciler ve ö¤retmenler tepki göstererek toplant› salonunu terk etti. Olay, baz› ö¤rencilerin bu sözleri velilerine anlatmas›yla ortaya ç›kt›. * “Eski koca” katliam›… Isparta’da üç ay önce eflinden ayr›lan ‹lyas Tezgel, eski efli Nazife Korkmaz’› konuflma bahanesiyle ifl ç›k›fl›nda arabas›na alarak ba¤l›k alana götürdü. Tezgel, burada genç kad›n› ba¤lay›p saatlerce iflkence yapt›ktan sonra b›çakla öldürdü. Korkmaz’›n babas›n› da arayan Tezgel ba¤l›k alana gelen baba Yakup Korkmaz’› da pompal› tüfekle öldürdü.


İşçi-köylü 13

30 Kasım-13 Aralık 2007

Dünya

“Dünyan›n unutulmuflflllar›” intifaday› sürdürüyor! Filistin halk›n›n Siyonist zulme karfl› toplu ayaklanmas›n›n ad› olan 1. Filistin intifadas›’n›n ilk k›v›lc›m› 7 Aral›k 1987’de çak›lm›flt›r. 1. intifadan›n y›ldönümüne girilen flu günlerde, Filistin halk›n›n ac›lar› da katlanarak sürüyor. Özellikle de Irak-Suriye s›n›r›ndaki El-Veleed Kamp›’nda yaflamaya çal›flan yaklafl›k 2 bin Filistinlinin durumu, kendine insan›m diyebilenlerin yüreklerini s›zlat›yor. Onlar kelimenin tam anlam›yla “dünyan›n unutulmufllar›”! Bu kampta bulunan mülteciler, uluslararas› komitelerin ve Filistin ve Suriye K›z›lay’›n›n yard›mlar› ile ayakta kalmaya çal›fl›yorlar. Kamptaki Filistinlilerden büyük ço¤unlu¤unun kanser, kalp, cilt ve ba¤›rsak gibi çeflitli a¤›r hastal›klar› ve birçok fiziksel engelleri oldu¤u bildirilmekte. Ayr›ca sakat do¤umlara ve darplardan kaynakl› yaralanmalar›n a¤›r sonuçlar›na da s›kça rastland›¤›, çocuklarda ise lösemi vb. hastal›klar›n üst düzeyde oldu¤u, hemen hepsinin açl›k s›n›r›n›n alt›nda yaflamaya çal›flt›¤› yine buradan gelen haberler aras›nda. Kamptaki hiç kimsenin ihtiyaç duydu¤u t›bbi tedaviyi alamamas› da sorunun baflka bir trajik boyutunu

OHAL’e karflfl››

oluflturmakta. Bölgedeki sa¤l›k çal›flanlar›, hastane niyetine kullan›lan mekanlar›n, y›landan ve fareden geçilmeyen alanlara dönüfltü¤ünü, bu koflullar›n ise hastalar› iyilefltirmeden ziyade, ölüme daha da yaklaflt›rd›¤›n› söylemekteler. Irak, ‹srail’in kuruldu¤u 1948 y›l›ndan bu yana yüz binlerce Filistinlinin topraklar›n› terk ederek geldi¤i ülkelerin ilk s›ralar›nda yer al›yor. Ancak Irak iflgali ile birlikte burada da can güvenlikleri ortadan kalkan çok say›da Filistinli, ya Irak içindeki daha güvenlikli bölgelere ya da baflka ülkelere göç etmenin olanaklar›n› ar›yor. Ancak hemen hepsi de afl›r› yoksulluktan kaynakl› göç edecek imkanlara pek de sahip olam›yorlar. Çünkü insan tacirleri, özellikle de s›n›r ötesini kapsayan göçler için yüksek miktarlarda paralar istiyorlar. Gelebildikleri yerler ise bugün vahfli koflullarda yaflamak zorunda b›rak›ld›klar› Suriye, Irak, Ürdün gibi ülkelerin s›n›rlar›ndaki kamplar oluyor. Suriye ve Ürdün art›k Filistinli mültecileri kabul etmeyeceklerini aç›klam›fl bulunmakta. Her iki ülkede yaflayan Filistinlilerin say›s› ise 1 milyonun üzerinde. Irak-Suriye s›n›r›ndaki kamplarda

bulunan Filistinli mültecileri kabul etmeye haz›r oldu¤unu aç›klayan sadece iki ülke var bugüne kadar. Bunlar fiili ve Sudan. Ancak onlar da sadece lösemi veya di¤er kanser türüne yakalanan, ya da a¤›r hastalar› ve sakat do¤mufl bebe¤i olan aileleri alabileceklerini söylüyorlar. Ancak insanl›k d›fl› koflullarda yaflamak zorunda kalanlar sadece mültecili¤e zorlananlar de¤il. Siyonist ‹srail’in ablukas›ndan kaynakl› giderek daha büyük bir tecrit alt›nda kalan Gazze’de yaflayan Filistinlilerin durumu da en az mülteci kamplar›nda yaflamak zorunda kalan-

34. y›l›nda yeni Politeknikler yaratmaya

protestolar devam ediyor Geçti¤imiz haftalarda OHAL ilan ederek 2. bir darbe gerçeklefltirilen Pakistan diktatörü Müflerref’in devlet baflkanl›¤›n›n, kendisi taraf›ndan atanan hakimler taraf›ndan onaylanmas› yeni bir protesto dalgas›n› da beraberinde getirdi. OHAL ilan›ndan beri aral›ks›z olarak süren eylemlerde tutuklanan baz› muhalifler ise serbest b›rak›lmaya baflland›. Yine ayn› süreçte kitlesel eylemleri ile gündem olan ve büyük bir bölümü tutuklanan hukukçular ise, Müflerref’e karfl› eylemlerini kampanyaya dönüfltürerek, protestolar›na devam edeceklerini aç›klad›lar. OHAL’e karfl› eylem yapan bir di¤er kesimi ise gazeteciler oluflturmakta. Tutuklu muhaliflerin bir kesiminin serbest b›rak›lmas› sürdü¤ü s›rada, a¤›zlar›na ve ellerine sembolik olarak zincir vurarak eylem yapan 150 kadar gazeteci tutukland›. OHAL’e dönük tepkiler sürerken, anayasada de¤ifliklik yapan Müflerref, bu de¤ifliklikle birlikte anayasaya “OHAL ilan›n›n meflru oldu¤u ve herhangi bir nedenle hiçbir mahkeme taraf›ndan veya oluflum taraf›ndan sorgulanamayaca¤›” hükmünü koydurdu.

Bu y›lki Politeknik anmalar› “34. y›l›nda yeni Politeknikler yaratmaya” slogan›yla 15 Kas›m Perflembe Politeknik Üniversitesi’nde standlar›n kurulmas› ile bafllad›. Bunun d›fl›nda üniversite içerisinde de döneme ait resim, foto¤raf, karikatür sergileri, belgesel gösterimleri gerçeklefltirildi. Etkinliklerin sürdü¤ü bu üç gün boyunca, her yafl grubundan insanlar üniversitedeki an›t› ziyaret ederek çiçek b›rakt› ve sayg› duruflunda bulundu. Etkinliklerin son günü olan Cumartesi günü ise partiler, örgütler ve çeflitli kurumlar an›ta çelenk b›rak›p sayg› duruflunda bulundu. Ayn› gün saat 14:00’de üniversite kap›lar›n›n kapat›lmas› ile üniversitedeki eylemler sona erdi ve kitleler çeflitli alanlarda toplanarak ABD Konsoloslu¤u’na yürüyüfl haz›rl›klar›na bafllad›. Kortejlerin haz›rl›k aflamas›nda bafllayan sa¤anak ya¤›fla ra¤men 10.000’i aflk›n kitle eyleme kat›larak yürüyüfle geçti. Kortejlerin bafl›nda üniversite ö¤renci dernekleri yer al›rken sonras›nda ise siyasi parti ve örgüt kortejleri s›raland›. Ya¤›fltan dola-

Evrensel Bak›fl Kulübelere karfl› savafl Özellikle de, Ortado¤u merkezli olan ve “bar›fl”, “çözüm” vb. adlar alt›nda düzenlenen bir dizi zirvenin de asl›nda “z›rva” oldu¤u, bunlar›n düzenleyicileri taraf›ndan bile art›k itiraf edilmekte. Bunun son örne¤i, sözde Kudüs’ün statüsü ve Filistinli mültecilerin sorunlar›n›n ele al›nmas› için planlanan Annapolis Zirvesi oldu. Daha zirveden günler öncesinde hem Perez hem de Rice zirveden bofluna bar›fl beklenmemesi aç›klamas› yaparak, gerçek niyetlerini ortaya koydular. Çünkü baflta ABD emperyalizmi olmak üzere, emperyalist güçler, girdikleri Ortado¤u bata¤›ndan ç›kman›n, bölgede giderek kaybettikleri -gerçekte ise hiçbir vakit tam olarak ele geçiremedikleri- hegemonyay› geri elde etmenin yolunu, ‹ran’a dönük bir iflgal sald›r›s›nda

lar kadar vahim. Emperyalistlerle ve Siyonistlerle s›k› bir iflbirli¤i içinde olan, böylelikle de gerek Filistin halk›na gerekse tüm Ortado¤u halklar›na dönük sald›r›larda, bu güçlerle giderek daha güçlü ittifaklar gelifltiren Abbas’›n deste¤iyle hayata geçirilen ambargo nedeniyle, içme suyundan, temel g›da maddelerine kadar, bir dizi temel ihtiyaçtan giderek daha üst boyutlarda yoksun hale gelen Filistinliler, ayn› zamanda hayati tehlikesi olan hastal›klar›n›n tedavisini bile yapt›ram›yorlar. Gazze’den tedavi amaçl› ç›k›fllara izin verilmemesi ise pefl pefle ölümleri

getirmekte. Siyonist iflgal güçlerinin tedavisine izin vermedikleri için yaflam›n› yitirenlerin say›s› ise her geçen gün art›yor. Tedavisine izin verilmedi¤i için 19 Kas›m günü yaflam›n› yitiren 9 yafl›ndaki Emir Sahir elYaz› ise bunun en son örneklerinden birini oluflturuyor. Filistin halk› yoksulluk ve yoksunluk içinde yaflam mücadelesi verirken, Siyonist ‹srail’e karfl› direnifl de devam ediyor. En son Gazze’nin kuzeyinde bulunan bir Yahudi yerleflim birimine dönük eylem gerçeklefltiren Filistinli direniflçilerden dördü flehit düflerken, Siyonist orduya da a¤›r kay›plar verdirdiler. ‹flgal ordusu ise yapt›¤› aç›klamada kendi kay›plar›ndan söz etmezken, Filistinli direniflçilerin Gazze’nin kuzeyinde bir Yahudi yerleflim birimine s›zmaya çal›flt›klar›n›, ancak bunun kendileri taraf›ndan engellendi¤ini iddia etti. Ancak gerek Siyonistlerin gerekse emperyalistlerin, baflta Filistin halk›n›n direnifli olmak üzere, Ortado¤u halklar›n›n direniflini bitirmeye dönük tüm çabalar› er geç bofla ç›kar›lacak, kazananlar ise, emperyalizme ve Siyonizm’e karfl› direnen, özelde Ortado¤u genelde ise tüm dünya halklar› olacakt›r.

görmeye devam ediyorlar. Hatta bu yönelimin bafl›n› çeken ABD emperyalizmi, ‹ran’a dönük bir sald›r›n›n, 3. bir dünya savafl› ç›karma pahas›na gerçeklefltirebilece¤ini, en yetkili a¤›zlardan (Bush) yap›lan, bu yönlü aç›klamalarla da ilan ediyor. Kendi emekçi y›¤›nlar›na dönük sosyal y›k›m sald›r›lar›n›n boyutunu giderek art›ran AB emperyalistleri ise, askeri sald›rganl›k noktas›nda ABD ile yar›fl›r bir politik hattalar. Merkel ve Sarkozy gibi faflist liderler, bu hatt› izlemekteki kararl›l›klar›n›, ABD savafl kurmaylar› ile yapt›klar› ve son dönemde iyice s›klaflan görüflmelerde teyit etmekten geri durmamaktalar. Ancak körfezdeki savafl 盤›rtkanl›¤› tüm h›z›yla sürerken, emperyalistlerin görmek ya da kabul etmek istemedikleri ya da kabullenmekte ayak diredikleri

y› kat›l›m az olmas›na ra¤men, kitlenin coflkusunda azalman›n olmamas› dikkat çekiciydi. ‹lerleyen saatlerde kitle kat›l›m›n›n artt›¤› eylemde öne ç›kan sloganlar ise “Politeknik yafl›yor”, “EAMELAS-POL‹TEKN‹K, EAM-ELASEPON; Halka yol gösteriyor*”, “Halklar›n katili Amerikal›lar”, “Üsler-

NATO-ABD D›flar›”, “Yunanistan, Türkiye, Irak, Filistin hiçbir Amerikal› kalmayacak”, “Türkiyeli devrimciler ve ‹ntifada halklara yol gösteriyor”, “Kahrolsun devlet terörü” oldu. ABD Konsoloslu¤u’na yaklaflan kitlenin etraf›n›n çevik kuvvet (MAT) polislerince sar›lmas› kitlenin tepkisini çekti ve uzun süre “Polis d›flar›” slogan› at›ld›. Kortejlerin konsoloslu¤a ulaflmas› ile eylemler sona erdi. Üniversite çevresi ve genelde Atina merkezde polisin bütün sokaklar› tutmas›, kitleyi terörize etme giriflimleri de dikkat çeken di¤er bir nokta oldu. Devlet ve sistem ise sürekli bir bafl a¤r›s› olan Politeknik eylemlerinin içini

boflaltmak için y›llard›r çeflitli giriflimlerde bulunuyor. Ve bunu da burjuva politikac›larla, yaz›l› ve görsel bas›nla, polisi ile birlikte yap›yor. Dün çeflitli içi bofl etkinliklerle yaparken, sonras›nda siyasileri etkinliklere gönderip çelenk b›rakt›rarak yapm›flt›r. Bugün bütün bu çabalar›na ra¤men özünü de¤ifltiremedi¤i Politeknik ‹syan›na kolluk kuvvetleri yaratarak sald›rmakta, kitleyi korkutarak baflar› elde etmeye çal›flmakta. *Alman iflgali ve iç savafl dönemlerindeki örgütlenmeler. EAM: Ulusal Kurtulufl Cephesi ELAS: Ulusal Halk Kurtulufl Ordusu (Yunanistan’dan bir ‹K okuru)

Balkanlardaki parçalanman›n son halkas› Rus Sosyal Emperyalizmi’nin çöküflünün ard›ndan Bat›l› emperyalistlerin paylafl›m alan› haline gelen Balkanlar’daki en büyük parçalanma hiç kuflkusuz eski Yugoslavya’da yaflanand›r. Özellikle de Alman emperyalizminin yo¤un bir çabas›yla gerçekleflen bu parçalama girifliminin sonucu olarak, yüzlerce y›ld›r bir arada yaflayan de¤iflik uluslardan halklar karfl› karfl›ya getirilmifl, Balkanlar 90’l› y›llarda kan gölüne dönüflmüfltü. Bugün küçük küçük devletlere bö-

önemli bir nokta var. Bu da, direniflin ülkenin yar›s›ndan fazlas›n› denetim alt›na ald›¤› Afganistan iflgalinin ve yine güçlü bir direnifle sahne olan Irak iflgalinin, BOP gibi projelerle hayata geçirmeye çal›flt›klar› Ortado¤u stratejisini iflasa sürüklemesi, dahas› tam bir fiyaskoya dönüfltürmüfl olmas›d›r. ‹flgaller Ortado¤u’ya “demokrasi” getirmedi ama, Filistin’de Hamas, M›s›r’da Müslüman Kardefller ve Lübnan’da ise Hizbullah gibi ‹slami hareketlerin daha da güçlenmesini getirdi. Bundan da öte, Ortado¤u halklar›nda ABD karfl›tl›¤›n› büyüttü. Bunun yan› s›ra, ‹ran’›n hem nüfus say›s› hem de askeri donan›m›, iflgal öncesinde y›llar boyu süren ambargolarla zaten büyük ölçüde zay›flat›lm›fl olan Irak’›n çok çok üstünde. Yani emperyalistler buraya dönük bir sald›r›da, bölgede zaten hâkim olan direnifllerden daha güçlü bir direniflle karfl›laflabilirler. Bu çok güçlü bir olas›l›kt›r. Ayr›ca ‹ran’›n elini ABD ve müttefikleri karfl›s›nda güçlü k›lan baflka önemli etkenlerde var. Bu etkenlerin bafl›nda

lünmüfl bulunan eski Yugoslavya’da son bölme çabas› ise Kosova’n›n sözde ba¤›ms›zl›¤› olarak gerçeklefltirilmeye çal›fl›lmakta. Bu sözde ba¤›ms›zl›¤a dönük geçti¤imiz günlerde yap›lan seçimlerin sonucu ise, asl›nda halklar›n bir arada yaflama arzusunu yans›tmaktayd›. Çünkü S›rbistan’dan kopar›lmaya çal›fl›lan Kosova’da yap›lan seçimlere kat›l›m % 40 bile de¤ildi. Seçim sonuçlar›na iliflkin di¤er yorumlar ise, halk›n, birincisi bu formalite ayr›l›ktan sonra kurulacak olan devleti

ise, olas› bir sald›r›da, Lübnan Hizbullah’›, Irak’taki fiii Sadr Tugaylar› gibi, bölgesel güçlerden destek alaca¤›n›n kesin olmas› gelmektedir. Bunun d›fl›nda, ‹ran’a dönük sald›r› haz›rl›klar› kapsam›nda, emperyalistlerin ‹srail’e daha flimdiden etkin rol biçmesi, hatta ilk sald›r›y› gerçeklefltirmesi yönlü motive etmesi, bölge halklar›n›n ‹srail karfl›tl›¤› dikkate al›nd›¤›nda, geleneksel Arap-Pers çat›flmas›n› -geçici bile olsa- sona erdirebilir, Arap halklar›n› ‹ran’› desteklemeye itebilir. Sald›rganl›¤›n bafl›n› çeken ABD emperyalizminin Ortado¤u yenilgisiyle birlikte, bölgedeki enerji kaynaklar›ndan dolay› stratejik önemde gördü¤ü için giriflti¤i Avrasya hamlesi de, bu süreçte bofla ç›km›fl görünmekte. Asl›nda RSE’nin çöküflüyle birlikte bafllat›lan bu hamle, geçti¤imiz haftalarda yap›lan Tahran Zirvesi’nde, Azerbaycan, Türkmenistan, Rusya ve ‹ran aras›nda yap›lan bir dizi anlaflmayla tamamen bofla ç›kt›, buradaki zeminde aya¤›n›n alt›ndan iyice kayd›. Zaten Bush’un 3. Dünya Savafl› uyar›s› da hemen bu anlaflman›n akabinde geldi. ABD emperyalizmi, Ortado¤u özgülünde elin-

kimin yönetece¤ine karar verememesi ikincisi ise, böyle bir ayr›l›k gerçekleflti¤inde de yine yoksullu¤un ve iflsizli¤in ayn› flekilde devam edece¤ini düflündü¤ü yönünde. Halk›n neredeyse tüm partileri mafyan›n de¤iflik k›l›ktaki versiyonu olarak gördü¤ü ve seçim sonuçlar›n›n ayn› zamanda bunlar›n tümünü ret etme anlam› tafl›d›¤› da, yine yap›lan yorumlar aras›nda, S›rplar›n tamam›na yak›n› yap›lan oylamay› boykot etmifl, baz› bölgelerde ise, 40 bin seçmenden sadece befli oy kullanm›flt›r.

de kalan en güçlü- ve de son- kart›n bu oldu¤unu düflünüyor olsa gerek. Çünkü ‹ran’› ya askeri olarak alt edecek ya da Körfez’deki hegemonya iddias›n› sonsuza kadar yitirecek. Zaten Ortado¤u uzmanlar›, bundan böyle ‹ran’da hangi politik güç iktidara gelirse gelsin, ABD yanl›s› bir politika izlenmesinin çok da mümkün olmad›¤› görüflündeler. En az›ndan fiah rejimi gibi ABD kuklas› bir rejimin art›k burada böylesi bir zemin yakalamas›n›n zor oldu¤u yönünde hemfikirler. ABD emperyalizmi öncülü¤ünde geliflen ve gelifltirilmeye çal›fl›lan bu iflgal savafllar›n›n öncelikle de ezilen halk y›¤›nlar›n› hedefledi¤i ise bir s›r de¤il. Dünyan›n ezilenlerine dönük topyekün olarak giriflilen bu savafl saraylar›n kulübelere karfl› açt›¤› bir savaflt›r. Ancak saraylardan kulübelere karfl› aç›lan savafllar, sadece iflgal savafllar› de¤ildir. Dünya hegemonyas› u¤runa giriflilen bu savafllar›n sürdürücüleri, baflka biçimler alt›nda da yürüttükleri savafllarla, tüm emekçi halklar›n kulübelerini yerle bir etmeye çal›flmaktalar. Oysa tarih bu-

Peru Peru’nun baflkenti Lima’da ve Cusco gibi birçok kentte bir araya gelen binlerce kifli Garcia hükümetini ve ABD ile yap›lan Serbest Ticaret Anlaflmas›’n› protesto etti. E¤itim emekçileri, hemflirelerin, inflaat iflçileri ve maden iflçilerinin yo¤un bir kat›l›m sa¤lad›¤› eylemler, grev ve direnifllerin yo¤un olarak gündeme geldi¤i ülkede büyük etki yaratt›. Bu eylemler ayn› zamanda Garcia hükümetinin ifl bafl›na geldi¤i günden beri hükümete karfl› düzenlenen en kitlesel eylemler olma özelli¤i tafl›yor.

‹talya Kamu hizmetlerinde çal›flan yüz binlerce emekçi, 9 Kas›m’da gerçeklefltirdikleri bir grevle Prodi hükümetinin flu süreçte hayata geçirmeye çal›flt›¤› bir dizi ekonomikdemokratik reformu protesto etti. Protestolar›n bafll›ca hedefinde, hükümetin emekli yafl›n›n yükseltilmesine dönük çabalar› vard›.

Slovenya Slovenya’n›n baflkenti Ljubljana’da, 18 Kas›m’da bir araya gelen 70 bin kifli ücretlerin art›r›lmas› ve sosyal eflitlik için eylem yapt›. Bu eylem 15 y›ldan beri gerçekleflen en büyük eylemdi. Eyleme en büyük destek ise ö¤rencilerden ve emeklilerden geldi.

‹ran ‹ran’daki Haft-Tape fieker fabrikas›nda ödenmeyen ücretler için greve giden iflçiler ‹ran ‹stihbarat Bakanl›¤› taraf›ndan gözalt›na al›narak tutukland›. Fabrikada çal›flmalar›n› sürdüren iflçiler ise, arkadafllar›n›n tutuklanmas›n› protesto etmek için ifl b›rakt›lar. Ayr›ca tutuklananlar›n serbest b›rak›lmamas› durumunda yaklafl›k 6 bin iflçinin daha greve gidece¤i duyuruldu.

Güney Kore Güney Kore hükümetinin ABD ile yapt›¤› Serbest Ticaret Anlaflmas›, ülkenin baflkenti Seul’de protesto edildi. 14 Kas›m günü 50 binin üzerinde insan›n kat›ld›¤› eylemler gerçekleflirken, Kore Sendikalar Birli¤i ad›na yap›lan aç›klamada, bu anlaflmaya karfl› ç›k›fl›n bafll›ca nedeni, toplumdaki zengin-fakir ayr›m›n›n giderek derinleflmesi olarak getirildi. Eylemciler 16 fleritlik bir caddeyi trafi¤e kapat›rken, çevrede yo¤un bir y›¤›nak yapan özel polis birlikleri ile eylemciler aras›nda yo¤un çat›flmalar yafland›.

nun öyle kolay olmad›¤›n› defalarca kan›tlam›fl, tarihi yazanlar her zaman direnenler olmufltur. Kald› ki 21. yy.›n ezenler ile ezilenler aras›nda fliddetli çat›flmalara sahne olaca¤›, daha yy.›n bafl›nda burjuva uzmanlar taraf›ndan bile dile getirilmiflti. Ve bugün ezenler ve ezilenler aras›ndaki çat›flmalar olanca h›z›yla sürüyor. ‹flgallerle birlikte, ellerinden yaflama hakk› dahil, tüm haklar› al›nmaya çal›fl›lan ve büyük ölçüde de al›nanlarla, neo-liberal politikalar do¤rultusunda gerçekleflen sosyal y›k›m sald›r›lar› sonucu, sofras›ndaki bir ekme¤in önce yar›s› devam›nda da tamam› al›nmaya çal›fl›lanlar, saraylar›n hegemonyas›n› ret etme yönünde, giderek daha büyük bir kararl›l›k sergilemekteler. Dünyan›n ezilenleri, gerek emperyalist metropollerde yükselttikleri kitlesel grev vb. eylemlerle, gerekse bu eylemlere ilham olan iflgal karfl›t› direnifller ve dünyan›n dört bir yan›nda verilen ulusal-sosyal kurtulufl mücadeleleriyle durdurulamaz bir yürüyüfl bafllatt›lar bile. Bu yürüyüflün kararan havay› ayd›nlatmas›, kulübelere karfl› savafl açan saraylar› yerle bir etmesi yak›nd›r.


İşçi-köylü 14

Tarihten sayfalar

30 Kasım-13 Aralık 2007

General çocuklardan Ennacar ninelere kadar feda kültürünün boy vermesidir ‹ntifada “Tanklar›n›z›n paletleri ülkemin topraklar›n› ezebilir, bombalar›n›z evlerimizin üzerine ya¤abilir, helikopterlerden makineli salvolar›n›z bizi baflak taneleri gibi biçebilir, kimyasal silahlarla da kavurabilirsiniz bedenlerimizi ama bir fley var ki asla yok edemeyeceksiniz: ‹rademiz ve özgür Filistin.” Ölümlerden geliyorum flark› söyleyerekten, geliyorum yaflamak için. B›rak, ›fl›ldayan bir yara ba¤›fllas›n bana sesini, b›rak da kinler büyüsün, kafeslerin içimde ekti¤i, b›rak, uzlaflmazl›k ç›ks›n ortaya, y›k›mlar›n do¤urdu¤u. Yaram›n üstünde yürümeyi ö¤retti bana cellad›n b›ça¤›. Yürümeyi, hem de yorulmadan yürümeyi. Direnmeyi ö¤retti. Direnmeyi. Mahmud Dervifl ‹ntifada (ayaklanma), tafllar›ndan baflka hiçbir umudu olmayan Filistinlilerin, dünyan›n en büyük silahlar›na sahip ordular›ndan biri olan iflgalci ‹srail ordusuna karfl› verdikleri mücadelenin ad›. 1987 y›l›nda 6 Filistinli çocu¤un ‹srail askerleri taraf›ndan katledilmesi üzerine Filistinli gençler ‹ntifaday› bafllatt›lar. Bu mücadelede, Filistinli çocuklar›n zulmü ve ümitsizli¤i kovmak ad›na sapanla att›klar› her tafl, iflgalciler taraf›ndan at›lan yüzlerce kurflunla, roketle ve füzeyle karfl›l›k buluyor. ‹ntifadan›n bafllang›c›ndan itibaren iflgalcilere karfl› yürütülen direniflin en önemli temsilcileri hep çocuklar oldu. 1993 y›l›na kadar süren ilk ‹ntifada’da onlarca çocu¤un kolu ve bafl› ‹srail askerlerinin dipçikleri ve tafllar›n aras›nda kald›. 1989’da yani ‹ntifada’n›n ikinci y›l›nda on üç bin Filistinli çocuk ‹srail hapishanelerinde tutuklu olarak bulunuyordu. Her birinin ismi farkl›; Mus’ab, Amr ya da Muhammed. Her birinin yafl› farkl›; on, on iki ya da on befl. Ancak birçok ortak yönleri var. Hepsi de zulmü ve umutsuzlu¤u kovmak

at

Kültür -San

için, fleytan tafllar gibi, tafll›yorlar iflgalci ‹srail askerlerini ve tanklar›n›…

Tanklara karfl› taflla verilen mücadele “Bizi evimizden yurdumuzdan etmek isteyenlere, babalar›m›z› cezaevine haks›z yere atanlara, bizler için haince planlar yapanlara karfl› bir mücadele bu. Filistinli bebeklerin evlerinde uyurken hava bombard›man› s›ras›nda öldü¤ünü ya da güvenli bir yere götürülmeye çal›fl›l›rken ‹srail askerleri taraf›ndan kurflun ya¤muruna tutuldu¤unu bilen var m›? Herkes çok iyi biliyor ki bebekler tafl atamaz. Herkes bunu biliyor, sadece ‹srailliler ve Amerikal›lar nedense bilmiyor! ‹flte bilmek istemeyenlerle bu mücadele…” Geçmifl y›llarda Filistin’den Türkiye’ye gelen çocuklarla yap›lan röportajda böyle anlat›yor iflte onurlu mücadelelerinin nedenlerini küçük Samed. Çocuk olmak zor Filistin’de, o kanl› co¤rafyada… Erken büyüyor çocuklar, daha oyun oynamay› ö¤renemeden… “Anneme ‘ben oynamaya gidiyorum’ dedi¤imde, ‘sen büyüdükçe daha çok oynamaya bafllad›n’ diyor. Hafifçe k›zd›¤›n› fark ediyorum, öpüyorum esmer yanaklar›ndan ve kofluyorum kaderime. Annem bilmiyor ki; ben abim Abdullah’›n sapan›n› tavanda buldu¤umdan beri, arkadafllarla toplan›p ‘fleytan tafllamaya’ gidiyorum. Annem beni top peflinde kofluyor san›yor; nerden bilecek ki tek kale maç yapacak kadar bile arkadafl›m kalmad›!... Mahalle maçlar› yapard›k eskiden, flimdi mahalle mi kald› ki mahalle maç› yapal›m.” Ve o çocuklar ki, tanklara karfl› tafllarla ülkelerini savunuyorlar. Onlara sen büyüdükten sonra ne olacaks›n sorusunu sorarsan›z e¤er, alaca¤›n›z yan›t belli-

dir. Simsiyah ve yan›k yan›k kokan bir gökyüzü alt›nda yaflamak zorunda kalan çocuklar büyüyebileceklerine inanm›yorlar, ama olur da bir gün büyürsem flehit olaca¤›m diyor pek ço¤u. ‹flte ‹ntifada, ilkin annelerinin gö¤sünde yat›p, sonra tafllarla yatan çocuklar›n aslolan› ö¤renip küçük yaflta yüre¤ine öfkeyi düflürerek Siyonist ‹srail’e karfl› direnmeleridir. 64 yafl›ndaki bir kad›n›n iflgal alt›ndaki topraklarda “Filistin benim vatan›m, e¤ilmem, iflgale direnirim” diyerek kendini feda etmesidir ‹ntifada. Fatma Ömer Ennacar’› hat›rl›yor musunuz? Dünya onu televizyon ekranlar›nda yay›nlanan bir video kayd›yla tan›d›. 64 yafl›nda bir kad›n, bafl›nda yeflil bir bant, elinde M-16 silah› ve belinde sar›l› bombalar. Hayat›n›n 64. kesitinde ve yaflam›n›n son noktas›nda. Son kez hayk›r›yor vatan›ndan, “Kendimi Allah’a v e ül-

keme feda ediyorum” diyen gür sesini tüm dünya duyuyor. Feda ediyor kendini vatan›na, halk›na... Ve dünya ö¤reniyor onun hikayesini. Onun hikayesi bir ülkenin hikayesi asl›nda. Her Filistinlinin ortak yazg›s› misali. ‹srail askerlerinin ya¤d›rd›¤› bombalar sonucu her fleyini kaybetmifl. Ve o günden sonra gelece¤i kazanmak için hiç tereddüt etmeden feda eylemi yapmaya gönüllü olmufl. Ve s›ras› geldi¤inde çekmifl yüre¤inin pimini. O vatan›na yaflat›lan ac›lar›n hesab›n› sormak için, yar›nlar› çal›nan çocuklar›n hesab› için feda ruhunu kuflananlardan. ‹flte ‹ntifada general çocuklardan Ennacar ninelere kadar feda kültürünün boy vermesidir Filistin topraklar›nda. Savafllara hep kad›nlar›n ve çocuklar›n resmi yans›r. Ama Filistin’de sadece ac›n›n de¤il, direniflin de ad› olmufltur çocuk ve kad›n. ‹ntifada’y›, bu

büyük iflgalde yaflam›n› yitiren Filistinlileri ve onlar›n küçük savaflç›lar›n› düflündükçe çocuklu¤umuzu süsleyen masallara gülüyoruz de¤il mi, hani flu evvel zaman içinde diye bafllayan gökten düflen mutluluk elmas› ile son bulan masallar… Çünkü bugün bize düflen, her ölen çocukla dirilmek, gözlerinde bütün katliamlar› toplayan bir Filistinlinin yüre¤ine yüre¤imizi sürmek oluyor. fiu an Filistin topraklar›nda iflgalcilerin elleri ve botlar›ndaki kan gün geçtikçe daha da art›yor. ABD’nin Annapolis kentinde düzenlenecek Ortado¤u Bar›fl Konferans›’na say›l› günler kala konferans›n nas›l sonuç verece¤ine dair tart›flmalar devam ededursun bar›fl konferans› olarak nitelendirilen ancak asl›nda bir savafl konferans› olan bu toplant›dan ç›kacak sonuç ortada. Savafl ve direnifl. Ancak bu amans›z savafl, bu katliam bir anlam›yla da korkunun en somut ifadesi. Onlar kocaman tanklar›yla sald›r›rken, Filistin halk› avuçlar›ndaki tafl›n içine yüreklerini koyup f›rlat›yor. Bir halk›n üstüne kan ve gözyafl›yla gelenler uyuyam›yorlar geceleri, her gece bir kabusla bölünüyor uykular›… Çünkü Filistinli bir genç tafllarla meydan okuyor saltanatlar›na, Irak’taki genç yüre¤ini koyuyor meydanlara. Her gün kabuslar›na yeni bir genç konuk oluyor. ‹ntifadan›n 20. y›ldönümü vesilesiyle özgürlü¤ü u¤runa flehit düflen Filistinlileri bir kez daha sayg›yla an›yoruz.

17. Gençlik Kültür Sanat Festivali Baflflaar›yla Sonuçland›!

Kültür ve sanat, insanl›¤›n özlemini çekti¤i eflit ve özgür bir toplumun, yeni kuflaklar›n yetifltirilmesinin temel bir arac› olarak ifllev görecekse, o halde mevcut koflullar alt›nda da, yeni kuflaklar›n e¤itilip yetifltirilmesinin temel bir arac› olabilir, olmak durumundad›r. 17 Kas›m Cumartesi günü Frankfurt’ta Almanya, Hollanda, Avusturya, Fransa, ‹sviçre, Belçika ve ‹ngiltere gibi ülkelerinden gelen yaklafl›k bin civar›ndaki kat›l›mc› göçmen gençli¤in kolektif eme¤i ve dayan›flmas›yla büyütülen ve fleklini alan YDG 17. Gençlik KültürSanat Festivali, baflar›yla sonuçland›.

nemifl eskiyi y›k›p, güzeli ve yeniyi kurma gücüne ve yetene¤ine sahip yeni kuflaklar yetifltirilemez. Bilinmelidir ki; “Yöneten s›n›flar, y›¤›nlar›n hayal kurmas›n›n önemini iyi bilmektedir. Bu hayal iktidar›n istedi¤i türden olmazsa tehlikeli olur. Ge-

biyat, resim, müzik, tiyatro, sinema, heykel vs. bunlar ayn› zamanda insan›n insanlaflma sürecinde de¤erler yaratan araçlard›r. Bizler bu gerçekli¤i bilerek hareket etmek ve kültür sanat cephesine bak›fl aç›m›z› da bu temelde ele al›p flekillendirmek durumunday›z.

Sonuç olarak devrimci kültür, devrimci mücadelenin ana damarlar›ndan biridir. Ve devrimci mücadelenin deneyimleriyle büyür ve ilerleyerek geliflir. Bizler de kültür ve sanat cephesinin, bu önemli silah›n ezilen halklar›n lehine kullan›lmas›n›n vazgeçilmez önemi ve bilinciyle hareket etmeli, kültür-sanat cephesindeki mevzilerimizi güçlendirmeliyiz.

Kültür ve sanat, insanl›¤›n özlemini çekti¤i eflit ve özgür bir toplumun, yeni kuflaklar›n yetifltirilmesinin temel bir arac› olarak ifllev görecekse, o halde mevcut koflullar alt›nda da, yeni kuflaklar›n e¤itilip yetifltirilmesinin temel bir arac› olabilir, olmak durumundad›r. Gelece¤in kuflaklar›n› sömürüsüz bir toplumu kurma mücadelesine kültürel ve sanatsal anlam›nda haz›rlayacak olan devrimci kültür ve sanat, ayn› devrimci bak›fl aç›s›yla bugünün kuflaklar›n› da devrimci s›n›f mücadelesine ve devrime haz›rlaman›n etkili bir silah› olmal›d›r. Burjuvazi aç›s›ndan kültür ve sanat elit bir tabakan›n mesle¤i ve iflidir. Devrimciler aç›s›ndan ise kitlelerin ola¤an toplumsal etkinli¤inin/günlük süreçlerinin bir parças›d›r. Hiç flüphesiz ki, devrimcilefltirilememifl bir kültürün temsil etti¤i insan tipi yeni insan› temsil edemez. Bu baflar›lamadan yeni insan yarat›lamaz, köh-

Do¤al olarak da devrimci mücadelenin bir arac› olarak, devrimci kültür sanat anlay›fl›n› kitlelerin içerisine tafl›mak oradan gelen deneyimlerle yarat›lan de¤erlere ilerici öz katmak ve birikimlerimizi yeniden kitlelerle paylaflmak gibi bir görevle karfl› karfl›yay›z.

Yeni Demokratik Gençlik olarak, gerçeklefltirilen 17. GKSF de bu bilinç ve sorumlulukla ele al›narak örgütlenmifltir.

lecek tasavurunu ‘devrim’ diye flekillendiren kitlelerden ölesiye korktuklar› için y›¤›n kültürü üzerine hiçbir müdahaleden çekinmezler.” Devrimci kültür-sanat kurumlar› flüphesiz kültür ve sanat›n her alan›nda örnekler verecektir. Ede-

Öyleyse; kültür sanat üretimlerimizi yaflam›n üretildi¤i alanlardan yaflam› üretenlerle üretmek zorunday›z. Resmin insan› al›p sürüklemesini nas›l yads›yabiliriz? Müzik notalar›n›n insan›n yüre¤inde ve bilincinde açt›¤› etkileri ifade etmemek mümkün mü?

leri olarak kat›l›m sa¤layan, Ali Barut, Kadri Ergen, fiahin Özer; Müzik dal›nda juri üyeleri olarak kat›l›m sa¤layan, P›nar Sa¤, Özer fiiar, Ayd›n Öztürk; fiiir ve Öykü dal›nda juri üyeleri olarak kat›l›m sa¤layan, Ayd›n Öztürk, Ruhan Mavruk, ‹brahim Ero¤lu, Ali fierik’den oluflan ve konuk sanatç› olarak kat›l›m sa¤layan ‹talyadan Grup Kalamu, Hollanda’dan Grup Ç›¤l›k’›n ve Yine P›nar Sa¤’›n sahne ald›¤› festival omuz omuza çekilen halaylarla, halklar›n kardeflli¤ine iliflkin hayk›r›lan kardefllik sloganlar› ve iflgale, sömürüye karfl› at›lan isyan sloganlar›yla coflkuyla geçmifltir.

Son söz yerine;

Tiyatro ve Film dal›nda juri üyeleri olarak kat›l›m sa¤layan, Muzaffer Hiçdurmaz, Yi¤it Tuncay, Mahmut fiahindal, Cüneyt Sezer, Miner Ergen;

“Toplumsal egemenlik iliflkileri, son tahlilde belirleyici olan ekonomik iliflkilerle birlikte siyasi, ideolojik, psikolojik, kültürel… tüm toplumsal uzant›lar›yla bir bütün olufltururlar. Egemen kültür, ekonomik egemenli¤in basit bir yans›mas› olmakla kalmaz. Toplumsal iliflkilerin, emekçilerin yaflant›s›n›n sömürücü s›n›f›n isterlerine göre düzenlenmesinde bafll› bafl›na güçlü bir etkendir. Bu yüzden kültürel s›n›f savafl›m›, toplumsal egemenli¤i elde tutma ya da ele geçirme savafl›m›n›n ihmale gelmez bir parças›d›r.”

Halk Oyunlar› dal›nda juri üye-

(Marx)

Altm›fla yak›n kat›l›mc›n›n yedi farkl› sanat dal›nda yeteneklerini sergiledi¤i festival 17 Kas›m Cumartesi sabah saat 11:00’den bafllayarak gece 12:00’ye kadar sürmüfltür.

Hafriyattan ç›kanlar...

Bir sanat etkinli¤ini gazetelerin manfletlerine tafl›yan bir sergi devam ediyor. Seçti¤i konunun toplum üzerinde tarihsel önemi ve hassasiyeti düflünüldü¤ünde asl›nda çok da flafl›rt›c› de¤il. Din, bir bütün olarak tarih boyunca egemenlerin amaçlar›n› yaflama geçirmede kulland›klar› en kuvvetli mafla olmufltur. Halklar› birbirine düflürmede, emperyalistlerin d›fl›nda kalanlar› sömürme çabas›nda, medeniyetler çat›flmas› safsatas›nda, ülkemiz özgülünde Türkiye’de yaflayan çeflitli milliyetlerden halk›n birbirine düflman edilmesinde, tüm oyunlardan daha etkili ve h›zl› sonuçlar vermifltir egemenlere. Din, bu etkisini beyinleri uyuflturarak, hak aray›fllar›n› baflka dünyalara ertelettirerek ve korku salarak gerçeklefltirir. Hafriyat Sanat Grubu da “Allah Korkusu” konulu afifl çal›flmalar›nda bu iliflkiyi, topluma yeni versiyonlar› sunularak etkinli¤i korunmaya çal›fl›lan din olgusunu ve ülkemizde egemen ideolojinin kayna¤› olan Mustafa Kemal’le iliflkisini sorgulamaya çal›flm›fl. Bu tarz bir yaklafl›mla de¤iflik sanatç›lar›n konu üzerine yorumlar›n› bir araya getirmek, konu üzerine insanlar›n kafas›nda soru iflareti oluflturabilecek ifller yapmak pek tabi ki olumlu ve iyi niyetli çabalard›r. Ancak Hafriyat Sanat Grubu’nun bu çaba içerisinde gözden kaç›rd›¤› fley ise özellikle ülkemizde Osmanl›’dan bu yana din tart›flmalar›n›n amaçl› olarak devlet taraf›ndan gündeme sokuldu¤u ve bu tart›flmalar›n halk›n gerçek gündemini buland›rarak sömürünün gizlenmesine vesile olmas›d›r. Bu nedenle Hafriyat Sanat Grubu yapmak istedikleri fleyin d›fl›nda kalarak gündeme bu tür konular› sokmak isteyen egemenler için bir vesile oluyor. Kendileri de bu flekilde bir tart›flmayla gündemde kalmalar›ndan rahats›z olduklar›n› belirtiyorlar ve bas›nda as›l tart›flt›rmak istedikleri konuyla gündeme gelmek istiyorlar. Fakat dinin gerçek misyonunun ve hizmet etti¤i yerin tart›fl›lmas› boyal› bas›n›n çok ifltah›n› açmaz, çünkü boyal› bas›n misyonu gere¤i ak›l aç›c› tart›flmalar› de¤il, iç buland›r›c› sansasyonlar› koyar sayfalar›na. Yapt›¤›m›z iflleri bugünün esas koflullar›ndan soyutlayarak yapmaya kalkt›¤›m›zda, bir flekilde var olan sistemin bir parças›na dönüfltürülmeye çal›fl›laca¤›m›z ise Hafriyat Sanat Grubu’nun “Allah Korkusu” adl› sergisi üzerine geliflen olaylarda çok çarp›c› bir flekilde görülebilmifltir. Bugünün koflullar›nda “korkulacak” esas yerin Vakit gazetesinin harekete geçirmeye çal›flt›¤› eli sopal› dinci faflistler de¤il, Vakit gazetesinin ve tüm gerici kliklerin hizmet etti¤i yer olan devlet oldu¤unu, sergiyi “korumak” için gelen kolluk güçlerinin tutumundan anlamak hiç de zor olmasa gerek. Daha önceleri sanat ürünlerini gözalt›na alan ve sanatç›lar›n› y›ld›rmak için tutsak alan devlet kendi kontrolü d›fl›na ç›kabilece¤ini düflündü¤ü bu tür çal›flmalara gözda¤› vermekten çekinmemektedir. fiu an polisin incelemeye ald›¤› üç afiflten birinin sanatç›s› iflini sergiden çekmifl durumda ama di¤er ifllerle birlikte sergi Hafriyat Sanat Grubu’nun Karaköy’deki yerinde devam etmekte. 5 Aral›k tarihine kadar devam edecek sergi izleyicileriyle buluflmaya devam ediyor.


İşçi-köylü 15

30 Kasım-13 Aralık 2007

Okurdan

Polis bir kifliyi daha katletti! Ç›kart›lan yasalarla yetkisi geniflletilen polis, katliamlar›n› sürdürüyor. Demokratikleflme iddialar›n›n aksine ülkemizde hak ihlalleri, iflkence ve kötü muamele grafi¤i giderek yükseliyor. 2000’den sonra ülke gündeminde daha fazla yer iflgal etmeye bafllayan AB üyelik tart›flmalar› ile birlikte yap›lan yasal de¤ifliklikler demokratikleflme ad›mlar›na örnek olarak gösterilmiflti. Demokratikleflme ad›na “Ceza ‹nfaz Kanunu” yeniden düzenlenerek a¤›rlaflt›r›ld›. Türk Ceza Kanunu’nda de¤ifliklikler yap›ld›. Terörle Mücadele Yasas› ç›kart›ld›. Son olarak ç›kart›lan “Polis Vazife ve Salahiyetleri Kanunu” ile polisin yetkileri artt›r›ld›. Ç›kar›lan yasa ile daha rahat hareket etme olana¤› bulan polis “yetkisini” kullan›yor. Birçok yerde hiçbir neden yokken emekçilere sald›ran, kurflunlayan polisin icraatlar› bitmiyor. Yaflanan iflkence, öldürme vakalar›nda

sürekli olarak aklanan, “hakl›” gösterilen polisin dokunulmazl›¤› bu yasa ile daha geniflletiliyor. Festus Okey’in katledilmesinde oldu¤u gibi polis yapt›klar›n›n mutlaka “hakl›” bir gerekçesini buluyor. Ve suçsuz ilan ediliyor! Polis vahfleti son olarak Avc›lar’da bir can daha ald›. Feyzullah Ete isimli Kürt emekçi, evinin arkas›ndaki parkta oturdu¤u ve polisin kalk “talimat›”na zaman›nda yan›t vermedi¤i için öldürüldü. 22 Kas›m Çarflamba günü gerçekleflen olayda Feyzullah Ete arkadafllar› ile birlikte milli maç› izlemek için parkta beklerken yan›na yaklaflan polisin tekmesi ile öldürüldü. Polis, parkta oturanlar›n içki içip nara att›¤›n› ve görevli memura küfür etti¤ini iddia ederken olay› yaflayanlar›n anlat›mlar› bunu yalanl›yor. Ete’nin 15 y›ll›k arkadafl› Ali Oturakç› yaflananlar› flöyle anlatt›: “Üç kifli yan›m›za yaklaflt›. ‹çlerinden birisi karfl›m›za dikilip sigaras›n› içerek bize do¤ru bir süre bakt›k-

çocuklar›y›z.’ dedi¤im s›rada Feyzullah’a dönerek ‘seni de bir daha burada görmeyece¤im’ dedi. Feyzullah da ‘tamam gidiyoruz’ dedi¤i s›rada ‘burada sadece ben konuflurum’ diyerek gö¤süne bir tekme att›. Feyzullah yere y›¤›larak hareketsiz kald›.” Olaydan sonra gözalt›na al›narak ifadesi al›nan polis Ali Mutlu herhan-

Polis, yetkilerini ‹stanbul ve ‹zmir’de kulland›... Sonuç; iki yaflam›n sönmesi tan sonra ‘size burada oturmay›n demedim mi?’ diyerek bana bir yumruk att›. Telsiz seslerinden ve kelepçelerden polis oldu¤unu anlad›¤›m kifliye ‘gidiyoruz ama bir fley yapmad›k. Bu mahallenin

gi bir “suç iflledi¤i tespit edilmemifl olacak ki” serbest b›rak›ld›. Olay›n kamuoyuna yans›mas› ile yeniden ifadesi al›nan polis bu defa tutukland›. Ancak bunun göstermelik oldu¤u ‹stanbul Emniyet Müdürlü¤ü’nün yapt›¤› aç›klamada ortaya ç›k›yor. Em-

niyet Müdürlü¤ü’nden yap›lan aç›klamada Feyzullah Ete’nin alkollü oldu¤u ve polise hakaret etti¤i iddia ediliyor. Böylece öldürülmesi için “yeterli gerekçe de” ortaya ç›km›fl oluyor. Ancak yap›lan testlere bak›l›rsa Ete, alkol almam›fl. Avc›lar’da yaflanan vahflet, polisin bu bölgedeki terörünün boyutlar›n› da a盤a ç›karm›fl oldu. Mahalle sakinlerinin anlat›mlar›na göre sivil polisler gençleri keyfi bir flekilde durdurarak dövüyor, iflkence yap›yor ve gözalt›na al›yor. Sivil polislerin mahalleye girmesi ile insanlar›n birbirine “kaç›n” diye ba¤›rd›¤›n› söyleyen Ete’nin kardefli Reflat Ete olay›n cinayet oldu¤unu dile getiriyor.

‹zmir polisi de atakta! S›n›r tan›mayan polis vahfleti, bu olaydan birkaç gün sonra bu defa da ‹zmir’de bir can ald›. Burjuva medyan›n, polisin a¤z›ndan aktard›¤›na göre olay flöyle geliflti: 20 yafl›ndaki Baran Tursun ‘dur’ ihtar›-

Ümraniye Pir Sultan Abdal Kültür Derne¤i seçimleri ve düflündürdükleri Ortak ifl yapma kültürünün gelifltirilmesine ve büyütülmesine ciddi anlamda ihtiyaç duydu¤umuz bu süreçte bizler bu noktadaki hassasiyetimizi ve anlay›fl›m›z› mücadelenin her alan›nda gelifltirme ve hayata geçirme çabas› içerisindeyiz. Ancak bu çaban›n tek tarafl› verilmesi yeterli ve gerekli sonucu alman›n önünde önemli bir engeldir. En nihayetinde bu çaban›n büyütülmesi için karfl›l›kl› güven, samimiyet ve aç›kl›k ilkesinin uygulanmas› ve bu noktalarda yaflanan yetersizliklerin giderilmesi için çaban›n ve müdahalenin ortaklaflt›r›lmas› gerekir. Bunun ortaklaflmad›¤›, küçük ve grupçu ç›karlar›n büyük hedeflerin önüne konuldu¤u durumlarda ortak ifl yapma kültürünün önemli yaralar alaca¤› göz ard› edilemeyecek bir gerçektir. Bu tarzda bir sorunu 18 Ekim günü Ümraniye 1 May›s Mahallesinde bulunan Pir Sultan Abdal Kültür Derne¤i’nin Ola¤an Genel Kurulunda yaflad›k. Genel Kurula giderken yaflanan süreç ve Kurul günü yaflananlar baz› dostlar›m›z›n devrimci de¤erlerde yaflad›¤› erozyonu anlamak aç›s›ndan çarp›c› örnekler sunmaktad›r. Mahallede kitlelerin yaflad›¤› sorunlara sahip ç›kma, demokrasi ve hak alma mücadelesinde ilerici bir misyona sahip olan dernek, bugüne kadar önemli

çal›flmalar yürütmüfl ve bu anlam›yla da mahalle halk›n›n sahiplendi¤i bir dernek özelli¤i tafl›maktad›r. Bugün aç›s›ndan devletin sadece 1 May›s Mahallesi aç›s›ndan de¤il genel anlamda mahallelerde uygulad›¤› sald›r› politikas› sonucu, mahalle halk›yla devrimcileri karfl› karfl›ya getirmifl, belli oranda bu politikas›ndan sonuç alm›flt›r. Bu gerçe¤i göz önünde bulundurdu¤umuzda mahallelerde kurulu bulunan bu tarz demokratik kitle örgütlerinde uygulanacak politikaya özel önem vermek gerekir. Buralarda devrimcilerin ortak duruflu ve sahipleniflinin kitlelerde yarataca¤› olumlu etki yads›namaz bir gerçektir. Bu anlay›fl›m›zdan hareketle süreci devrimci ilkelerimizle örme noktas›nda irademizi ortaya koyma çabas›nda olduk. Üye olma konusunda mahalle halk›ndan insanlara yönelik yapt›¤›m›z giriflimler ›srarla dernek yönetiminde bulunan dostlar›n(!) çabalar› sonucu engellenmek istenmifltir. Üye olmak için gerekli olan formlar›n olmad›¤› aç›klamas›n›n ard›ndan, formlar›n temin edilmesi gerekti¤i ›srarla kendilerine söylenmifltir. Bu noktada ›srarla bu formlar›n temin edilemedi¤i(!) aç›klan›rken, kendilerinin “olmayan formlarla” üye yapt›klar›n› ö¤rendik, tan›k olduk. Pratik böyle olunca kendi bafl›n›n çaresine bak-

mak zorunda b›rak›lan insanlar formlar› baflka bir flubeden temin edip üye olma çabas›n› sürdürdü. Yaklafl›m “buras› benim çöplü¤üm benden baflkas› ötemez” olunca engellemelerin ard› arkas› da kesilmedi. Üye yapma sorununu kendi yöntemlerimizle çözdükten sonra yap›lan üyelerin Genel Merkez’e gönderilmesi ve onanmas› sorununu yaflad›k. Tüzük gerekçe gösterilerek üyelerin bir ay bekletilmesi “hakk›n›” kullanarak üyelerin “baz›lar›n›” bekletmifllerdir. Baz›lar› ise bu süreyi beklemeden üyelikleri h›zla onaylanm›flt›r. Bir ay bekletilen üyeler seçim karar›n›n al›nmas›n›n ard›ndan Genel Merkez’e gönderilmifl üyelerin baflvurular› Tüzük gere¤i kabul edilmeyerek geri gönderilmifltir. Tüm bu olumsuz yaklafl›mlara ra¤men bizler dernek seçim sürecine girdikten sonra yönetimde bulunan Devrimci Demokrasi anlay›fl›ndan dostlar›m›zla görüfltük. Ortak bir listenin oluflturulmas› gerekti¤ini vurgulayarak böylesi bir eylem birli¤i gelifltirebilece¤imizi ifade ettik. Dostlar›m›z›n, yapt›¤›m›z bu teklifi de¤erlendirmeleri “biraz zaman alsa da” yan›t›m›z› ald›k ve yapt›klar› de¤erlendirme sonras›nda; “Kendi çal›flmam›z var. Bu yüzden ortak listeyle gitmeyece¤iz” cevab›n› ald›k.

Bize ayran içmek yasak!

Ben bir temizlik iflçisiyim. fiu anda ifle yaklafl›k üç saat var. Uzun bir zamand›r, özellikle hep bu saatlerde bir stres bas›yor beni veya benim gibileri. “Acaba bugün iflten ç›kar›lacak m›y›m?” diye düflünüyorum. Asgari ücretle çal›fl›yorum ama hadi iflten ç›kar›-

l›rsam baflvurabilece¤im herhangi bir yer, kullanaca¤›m herhangi bir yasal hakk›m yok. Geçim s›k›nt›s› varken bu kayg› boynumu daha da s›kmakta. (...) Belki ben yapm›yorum ama, birçok arkadafl›m›z ifl s›ras›nda karn›n› doyur-

mak için lokanta önlerinin, çevresinin temizli¤ine baflka bir özen gösteriyor. Çünkü böyle yap›nca, yemek art›klar›ndan, ete bulanm›fl ekmek parçalar›ndan faydalanmak iflten bile de¤il. Ayr›ca çal›flma imkan›m›z kontrolörlerin iki duda¤› aras›nda. Yani hakk›nda tutulan kötü bir raporun iflten olmayla sonuçlanmas› an meselesidir. Sadece bu mu? Aylard›r ayn› vardiyada çal›fl›yorum, de¤ifltirmem mümkün olmad›. Yasal bir gerekçe mi, kim bulmufl ki, biz arayal›m! Sürekli içinde bulundu¤umuz göz hapsi de cabas›. Geçen y›l kadrolu ifl güvencesi ve sosyal haklar›m›z için greve gitmifltik. En az kadrolular kadar çal›fl›yoruz, ama ald›¤›m›z maafl›n ay›n üçüncü haftas›na yetiflmesi mucize. Onlar ise bizden iki misli daha fazla al›yor. Ne bir y›ll›k iznimiz ne de bir bayram tatilimiz var. Greve de gittik ama, biraz örgütsüzlük biraz da sahipsizlik yüzünden baflar›s›z olduk. Neticede ço¤umuzu iflten ç›kard›lar. fiimdi ise korkular›ndan ifli s›k› tutuyorlar, o nedenle daha çok bask› uyguluyorlar. ‹fle devam edenlerimiz de oldu

Yollar›n bu görüflmenin ard›ndan ayr›lmas› do¤all›¤› ile biz de kendi çal›flmalar›m›za bafllad›k. Di¤er devrimci-demokrat anlay›fllarla ortaklaflma yönlü att›¤›m›z ad›mlardan olumlu sonuçlar sonucu ortak bir listeyle seçime gittik. Seçim tarihinin ilan edilmesinden haz›r ol listelerinin duyurulmas›na kadar yaflanan sorunlar, (seçim tarihinin ve listelerin olmas› gereken tarihten sonra duyurulmas›) seçim günü yaflanacak olanlar›n da habercisi oldu. Bu anti-demokratik uygulamalar›n birikiminin yaratt›¤› gerginlik 18 Kas›m günü seçimlerde de kendini gösterdi. Çünkü bu uygulamalar o güne kendini oldukça aç›k gösterdi. “Tarafs›z” divan›n ortam› gerginlefltiren tutum ve davran›fllar› yaflanan sorunlar›n artmas›na neden oldu. Seçim günü “tarafs›zl›¤›n›” koruyamayan divan, mevcut yönetimin “demokrasi” anlay›fl›ndan fazlas›yla etkilendi¤ini gösterme çabas›yla hareket etti. Oy kullanmaya bafllanmadan baz› üyelerin, istenmesi gereken iki y›ll›k aidatlar yerine üç y›ll›k aidatlar istenerek ekonomik aç›dan insanlar zor duruma sokulmak istenmifltir. Bu talep de karfl›lan›nca bu kez de oy kullanma s›ras›nda baz› üyelerin(!) isimleri birkaç kez ifade edilirken, baz› üyeler tek bir kez okunarak geçilmifltir. Ve “Devrimci Demokrasi”nin damgas›n› vurdu¤u

tabi. fiimdi hepsi farkl› vardiyalarda, ortal›¤› kar›flt›rmas›nlar diye. (...) Sadece bununla kalsa iyi diyece¤im. Uyar›lar›n, tehditlerin bir orijinalli¤i var ki duyan inanmaz. Mesela adres soran vatandafla cevap vermek yasak. Vatandaflla laubalili¤e diye. Aksi halde bir tutanak tutar ki muhbirler, birincisinde ihtar al›rs›n, ikincisinde maafl›n› eksik çekersin, üçüncüsünde ise erken ald›¤›n maafl›n son maafl oldu¤unu anlaman gerekir. Vatandafla cevap vermezsen, vatandafl k›zar bu defa: “Sa¤›r m›s›n, kardefl! Cevap versene…” ile bafllayan ve hakaretle devam eden bir dizi kelam. Baz› vatandafllar sevgiden veya ac›maktan, para veya yiyecek bir fleyler veriyorlar ara s›ra. Ama bunlar› alman da yasak. Al›rsan hem belediyenin hem de firman›n ad› kirlenir. Bir arkadafl›m›z bayramda yiyecek bir fleyler alm›flt›, çal›flt›¤› civardaki bir evden. Bu duyuldu tabi, O arkadafl iflten at›ld› sonra. Bir zaman önce baflka bir arkadafl›m›za da, esnaflardan biri meyve suyu ikram etmifl, serinlesin diye. Müdür hemen tutanak tutturmufl: “…görev s›ras›nda ayran içti.” Bizimki, u¤rafl›p dur-

bu ortamda mahallenin muhtar› Cuma Kara’n›n oy kullanmas› s›ras›nda mevcut gerginlik patlam›fl ve oldukça “devrimci” yöntemlerin kendini gösterdi¤i bir aflamaya gelmifltir. Divanda yer alan “tarafs›z”lar›n gözleri önünde Kara’ya b›çak çekilerek yaflananlara son nokta konulmufltur. Böyle bir seçim ortam›nda yer alman›n do¤ru olmayaca¤›ndan hareket ederek seçimleri protesto ederek alan› terk ettik. Daha sonra bu anlay›fl sahiplerinden özelefltiri istenerek dernek seçimlerinin yenilenmesi gerekti¤i noktas›ndaki anlay›fl›m›z› devrimci dostlar›m›zla birlikte ifade ettik. Ancak özelefltirel bir yaklafl›m ortaya konulmad›¤› gibi, mevcut seçimlerin kabul edilmesi dayatmas› ile karfl› karfl›ya kald›k. Mahalle halk›n›n da tepki gösterdi¤i bu geliflmelerin kabul edilmesi ve onaylanmas› mümkün de¤ildir. Devrimci sorumlulu¤umuz gere¤i sürecin bundan sonra yap›lmas› gerekenlerini yerine getirme noktas›nda iradenin oluflturulmas› konusunda çaba sarf edip, yaflanan geliflmelerin dernekteki “demokrasi” anlay›fl›n›n anlafl›lmas› için çal›flmalar›m›z› sürdürece¤iz. Konuyla ilgili de¤erlendirmemizi gazetemizin bir sonraki say›s›nda ayr›nt›l› yaparak okurlar›m›zla paylaflaca¤›z. (1 May›s Mahallesi ‹K okurlar›)

sun, içti¤inin ayran de¤il de meyve suyu oldu¤unu ispata. Neyse ki, uyar›yla y›rt›yor, o gün. fiimdi diyeceksiniz, “ha ayran ha meyve suyu can›m, ne alaka!’’ Ben olsam ben de öyle derdim ama bizim burada öyle demiyorlar. Neymifl efendim, flimdi sen ayran içtin, yoldan geçen biri seni gördü. Ne olacak, belediyenin çöpçüsü temizlik yaparken zehirlenmekten kurtulmak için ayran içiyor. O zaman ne olur. Vatandafl der ki; “Demek ki, Belediye, iflçisine iyi bakm›yor. Bak-

na uymay›p polis barikat›n› afl›nca kafas›ndan vuruldu. 25 Kas›m günü gerçekleflen olayda arac› kullanan Baran Tursun Karfl›yaka’da Smyrna Meydan›’nda trafik polisleri taraf›ndan kurulan barikatta durmay›nca polisler taraf›ndan takip edilmeye baflland›. Arac› kurflun s›karak durdurmaya çal›flan polis Baran Tursun’u katletti. Tursun’un arkadafl› ise polisin kendilerini uyarmad›¤›n› söyledi. Son olaylar polis istedi¤i zaman emekçilere kurflun s›kt›¤›n›, öldürdü¤ünü gösteriyor. Toplumun tüm kesimlerini tehdit eden polis terörüne karfl› emekçilerin sesini yükseltmesi büyük önem tafl›yor. Demokratik hak ve özgürlüklerini talep eden ilerici, devrimci ve yurtseverlere karfl› uygulanan polis (devlet) fliddeti bunu da aflarak emekçilere yöneliyor. Yeni katliamlar›n ve faili belli ölümlerin önüne geçmek için yaflananlar› kamuoyuna tafl›mak gerekiyor. (H. Merkezi)

Ustalardan mücadelemize ›flfl››k tutan sözler Çal›flmalar›m›zda çok büyük baflar›lar bile kazansak, bunlarla övünmemize ve böbürlenmemize hiçbir sebep yoktur. Alçakgönüllülük insan›n ilerlemesini sa¤lar, övünme insan›n geri kalmas›na sebep olur; bu gerçe¤i akl›m›zda her zaman tutmal›y›z. (Mao, Seçme Sözler, s.135) Çetin bir çal›flma önümüze konulmufl ve s›rt›m›za yüklenmek için bize meydan okuyan bir yük gibidir. Baz› yükler hafiftir, baz›lar› da a¤›rd›r. Öyle insanlar vard›r ki, hafif yükleri seçerler, a¤›rlar›n› da baflkalar›na b›rak›rlar. Güzel bir davran›fl de¤ildir. Baz› yoldafllar da baflka türlü davran›rlar, rahatlar› baflkalar›na b›rak›rlar ve a¤›r yükleri kendileri tafl›rlar, herkesten önce güçlüklere dayan›rlar, rahat› da en son onlar tadarlar. Bunlar iyi yoldafllard›r. Hepimiz onlar›n komünist ruhundan örnek almal›y›z. (Mao, Seçme Sözler, s. 136)

sana zehirlenecekler, neredeyse…” Ben mi? Çok tan›tmad›m kendimi, de¤il mi? Ama tan›fl›yoruz bir flekilde. En az›ndan ben de sizler gibi aflinay›m bu sayfalara. Bu arada stresliyim dedim ya, içimi döktüm, rahatlad›m biraz. Hem kazanan en nihayetinde mutlaka biz olaca¤›z. ‹nançl›y›m bu nedenle mutluyum. Demokratik Halk ‹ktidar› ‹çin/‹flçiKöylü’ye selamlar… (Adana’dan ‹K okuru bir iflçi)

Halk›n cebindeki hortum Emekçi memurlara yüzde 2+2 sefalet zamm› dayatan, iflçiyi asgari ücrete mahkum eden, köylüye teflvikleri kald›ran, sa¤l›¤a ve e¤itime kaynak “bulamayan”(!) hükümet, söz konusu askerler olunca hemen haz›r ola geçti. ‹MF’ye kullukta kusur etmeyen AKP, ayn› hizmeti generallere de esirgemedi. Bütçenin neredeyse yar›s›n› hortumlayan askerler, bir kalemde 160 milyon YTL’lik ek ödenek ald›. Kayna¤›n ivedilikle aktar›ld›¤›n› ve talep gel-

mesi durumunda yeni aktar›mlar da olaca¤›n› belirten Baflbakan Yard›mc›s› Cemil Çiçek, “Terörü bitirmek için hükümet olarak hiçbir bedelden kaç›nmay›z; TSK’dan gelecek talepleri karfl›lar›z” sözlerinde bulunmufltu. TSK’ya gönderilen paralar› da halk›n cebinden zorla ç›kar›yorlar. Sonra da benzine ve sigaraya zam yap›yorlar. Böyle bir süreçte AKP’nin ve maflas› olan insanlar›n sömürücü oldu¤unu hep beraber görüyoruz.(Bursa Teleferik ‹K okurlar›)


işçi-köylü

UMUT YAYIMCILIK VE BASIM SANAY‹ LTD. fiT‹ Yönetim yeri: Gureba Hüseyin A¤a Mah. ‹mam Murat Sok. No:8/1 Aksaray-Fatih/‹STANBUL Tel: (0212) 521 34 30 FAKS: (0212) 621 61 33 Sahibi ve Yaz›iflleri Müdürü: Çilem ÖNSEL Bask›: Gün Matbaac›l›k Beflyol Mah. Telsizler Mevkii Akasya Sk. No:23/A K.Çekmece/‹stanbul Tel: 0212 426 63 30-580 63 80 Genel Da¤›t›m: YAY-SAT ISSN: 1307-878X

B‹Z HALKIZ GELECEK ELLER‹M‹ZDED‹R

e-mail: umutyayimcilik@ttnet.net.tr

Demokratik Halk ‹ktidar› ‹çin

www.iscikoylu.org

BÜROLAR KARTAL: ‹STASYON CAD. DÖRTLER APT. NO: 4/2 KARTAL, TELEFAKS: (0216) 306 16 02 ANKARA: TUNA CAD. ÇANAKÇI ‹fiHANI NO:11 KAT: 3 DA‹RE: 32 ÇANKAYA TEL: (0312) 430 67 65 Cep: 0 535 562 33 72 ‹ZM‹R: 856 SOKAK, NO:48/203 KEMERALTI KONAK, TEL: (0232) 446 78 07 Cep: 0 544 932 24 15 MALATYA: ‹SMET‹YE MAH. N‹YAZ‹ M‹SR‹ CADDES‹ ERSOY APT. NO:9 TEL: (0422) 325 78 13 Cep: 0 542 216 48 00 ERZ‹NCAN: ORDU CAD. ORDU ‹fiHANI KAT:3 TEL: (0446) 223 67 18 CEP: 0 536 697 94 19 BURSA: SELÇUK HATUN MAH. ÜNLÜ CAD. SÖNMEZ ‹fi SARAYI KAT: 2 NO: 185 HEYKEL, TEL: (0224) 224 09 98 Cep: 0 536 613 81 98 MERS‹N: S‹L‹FKE CAD. ÇAVDARO⁄LU ‹fiHANI KAT: 3 NO: 118 MERS‹N AVRUPA MERKEZ BÜRO: WESELER STR 93 47169 AS-DRUCK DUISBURG-ALMANYA TEL: 0049 203 40 60 958 FAKS: 0049 203 40 60 959

fian be, fia Konferansame yaduyem! Yeni Demokrat Gençlik, 2. Konferans›’n› 24-25 Kas›m’da Adana’da baflar›yla gerçeklefltirdi. Ülkenin farkl› bölgelerinden gelen 50’yi aflk›n delegenin kat›l›m›yla gerçeklefltirilen Konferans, oldukça yo¤un bir gündemle topland›. Konferans salonuna Kürtçe, Arapça, ‹ngilizce, Türkçe “fian olsun 2. Konferans›m›za” ve “Çukuroval› genç kad›nlar” imzal› “Kad›nlar gö¤ün yar›s›d›r”, “Emperyalist yasalara, özellefltirmelere ve flovenist sald›r›lara karfl› ç›k!” ve “Biz kendimizi dünyay› temellerinden saresacak bir davaya adad›k”, “fian olsun YDG’nin 2. Konferans›na” ‹nce Memed imzal› pankartlar as›ld›. Konferansa AT‹KYDG’den arkadafllar›m›z da kat›l›m sa¤lad› ve AT‹K-YDG’nin hem örgütsel iflleyifli hem politikalar› hem de Avrupa’daki gençlik hareketi üzerinden önemli sunumlar yap›ld›. Ayr›ca Nepal, Pakistan, Yunanistan ve ‹talya’dan gelen enternasyonal mesajlar ve zindanlardan tutsaklar›n, Partizan’›n ve dost gençlik örgütleri-

Polisin konferans korkusu Konferansa kat›l›m beklenenin alt›nda gerçekleflti. S›nav dönemi olmas› ve maddi sorunlar nedeniyle di¤er bölgelerden gelen YDG’liler genellikle yaln›zca seçtikleri delege arkadafllar›n› gönderdiler. 2. gün gündemlerinin daha genifl bir kitleyle ele al›nmas› planlansa da 25 Kas›m sabah› Konferansa Mersin’den, Tarsus’tan ve Adana’n›n semtlerinden kat›lmak amac›yla yola ç›kan gençlerin polisin ve jandarman›n engellemeleriyle karfl›laflmas› nedeniyle bu plan hedefine ulaflamad›. Kimlik kontrolleri bahanesiyle durdurulan YDG’lilerle polis aras›nda Adana’da arbede yaflan›rken, Tarsus’ta günler öncesinden bafllayan ve mahallelerde halk›n üzerinde süren bask›ya ve ailelerin, esnaflar›n tehdit edilmesine ra¤men toplanmaya çal›flan gençlerin arac› polis taraf›ndan durdurulmufl, araca ceza kesilmifl, ç›kan arbedede 6 YDG’li gözalt›na al›nm›fl, kitlenin Adana’ya do¤ru yola ç›kmas› engellenmifltir. Bunun etkisiyle Tarsus’tan gelen delege arkadafllar ancak 3-4 saat gecikmeyle ve parça parça konferans alan›na ulaflabilmifltir. Tarsus’ta her gün binlerce tar›m iflçisi kamyon kasalar›nda tehlikeli bir yolculukla tarlalara giderken buna göz yuman polisin YDG’lilerin minibüsünün yolcu tafl›maya uygun olmad›¤›n› iddia etmesi de esas amac›n trafik kurallar› olmad›¤›n› göstermektedir. Bu nedenle 2. gün, planland›¤› gibi genifl bir kitleyle birlikte ele al›namam›fl, ilk günkü gibi YDG’li delegeler, gözlemciler ve di¤er devrimci gençlik örgütlerinden misafirlerin kat›l›m› ile gerçeklefltirilmifltir.

nin dayan›flma mesajlar› okundu. 20. y›l›n› kutlayan YDG’liler 2. Konferanslar›n› daha demokratik flekilde uygulamaya çal›flt›lar. Bu anlam›yla konferans YDG’nin gelecekteki mücadelesi aç›s›ndan oldukça de¤erli deneyimlerin kazan›lmas›na da hizmet etti. Konferans›n ilk gününde aç›l›fl konuflmas›ndan ve sayg› duruflunun ard›ndan delege olmayan gözlemci arkadafllar›n aday oldu¤u divan, seçimle görevlendirildi. Divan›n yerini almas›yla birlikte gündemlere geçildi. ‹lk gündem 1. Konferans’tan bu yana YDG’nin faaliyetinin de¤erlendirilmesiydi. Bu gündemde YDG dergisinin Kas›m say›s›nda yay›nlanan faaliyet raporu okunup aç›kland›, ard›ndan alanlardan gelen delege arkadafllar kendi faaliyet raporlar›n› okuyup genel rapora yönelik elefltiri ve önerilerini sundular. Amed, Malatya, Elaz›¤, Dersim, Erzincan, Kars, Adana, Tarsus, Mersin, ‹stanbul, Mu¤la, Çanakkale, ‹zmir, ‹stanbul, Sakarya gibi flehirlerden gelen YDG’li delegelerin büyük ço¤unlu¤unun, öncesinde alan toplant›lar›nda haz›rlad›klar› faaliyet raporlar›n› okumalar› hem deneyim paylafl›m› hem de genel raporun zenginleflip somutlanmas› aç›s›ndan yararl› oldu. Hesap verme ve kitle denetimi misyonuna sahip olan bu gündemde YDG’liler mütevazi durufllar›n› ortaya koydular ve özelefltirel bir yaklafl›mla ç›kard›klar› ders ve deneyimleri aktard›lar. Bu anlam›yla genç devrimcilerin abart›ya kaçmadan, mütevazi bir üslupla, fedakarca gerçeklefltirdikleri çal›flmalar› aktarmalar›, elefltiriye aç›k olmalar› ve ö¤renme ve katk› sunma amaçl› ça¤r›larda bulunmalar› oldukça de¤erlidir. Bu bölümde YDG’nin 2000’den bu yana geçirdi¤i süreç, 1. Konferans ve sonras› ve 2. Konferans› haz›rlayan süreç ele al›nd›. Bu konunun daha iyi anlafl›lmas› için ülkedeki ve dünyadaki geliflmeler de hat›rlat›ld›. Özellikle emperyalizmin artan sald›rganl›¤› ve derinleflen krizi ve bunun ülkemize yans›mas› olarak hak gasplar›n›n yo¤unlaflt›¤› ve faflist, flovenist, ›rkç› sald›r›lar›n, devrimci ve demokratik harekete yönelik bask›lar›n artt›¤›, bundan YDG’nin de pay›n› ald›¤›, YDG’nin faaliyetini bu koflullar alt›nda gerçeklefltirdi¤i özetlendi. Ard›ndan ra-

porda bahsi geçen sekter tarz ve kendili¤indenci tutumlar somut örneklerle aç›lmaya çal›fl›ld›. YDG’nin kendi iç tart›flmalar›n›n hangi flartlarda gerçeklefltirildi¤i belirtildi. Yine köy çal›flmalar›n›n ve kampanyalar›n de¤erlendirilmesi yap›ld›. Alanlardan sunulan faaliyet raporlar› da de¤erlendirildi. Gündemin son bölümünde ise öneriler s›ras›yla yeniden hat›rlat›ld› ve oylamaya sunuldu.

Kitle inisiyatifinin gelifltirilmesi Konferans›n ikinci gündemi önümüzdeki sürecin belirlenmesi üzerineydi. Bu bölümde öncelikle kurumsallaflma sorunu üzerinde duruldu. Bir YDG’li arkadafl›m›z dergide sunulan tasla¤› örneklerle aç›klad›. Bu bölümde raporlar›n okunmas›ndan ziyade sözlü sunumlar›n gerçekleflmesi, sorular›n so-

oldu¤u vurguland› ve merkezileflmenin, kurumsal inflan›n nas›l bir yöntemle çözülebilece¤i üzerinde duruldu. Birimlerde çal›flma tarz›, YDG içinde disiplin, birimlerde kurulacak komisyonlar ve bunlar›n hangisinin esas ve tali olaca¤›, il çap›nda nas›l merkezileflilebilece¤i vb. üzerinde tart›flmalar gerçekleflti. Canl› tart›flmalar›n ve farkl› önerilerin sunuldu¤u gündemde oylamalar da heyecanl› geçti. Baz› gündemlerde karfl›t önerilere birbirine yak›n, hatta eflit say›da oy ç›kmas› tart›flmalar›n devam etmesine, heyecan›n artmas›na neden oldu. ‹lk gün zaman›n oldukça s›n›rl› olmas› ve gündemlerin uzamas› nedeniyle “önümüzdeki süreçte politik yönelim” bafll›kl› gündem 2. güne b›rak›ld›. 2. gün bu gündemle aç›ld› ve dergideki taslak üzerinden sunum ve tart›flmalar yap›ld›. Bu dönemde artan sald›r›lara karfl› an-

likte baflta dergimizin maddi sorunlar› olmak üzere farkl› alanlardaki kurumlar›n borçlar› vb. borçlar›n kolektif flekilde ödenmesi, yine, faaliyet içinde çeflitli nedenlerle mali s›k›nt›lar yaflayan alan ve yoldafllar›m›z›n desteklenmesi için mali politikam›z›n nas›l olmas› gerekti¤i üzerine uzunca tart›fl›ld› ve çok farkl› öneriler de¤erlendirilip oyland›. Sonuçta her YDG’linin düzenli olarak belirli miktar ba¤›flta bulunmas› karar alt›na al›nd›. Miktar olarak ise özellikle üniversiteli YDG’lilerin 20’fler lira ödemesi, toplanan paran›n alanlardaki toplant›larda denetlenmesi, ihtiyaç olan miktar›n alan içinde tutulmas›, kalan›n ise merkez büroya gönderilmesi, böylece derginin bas›m›n›n ve farkl› alanlardaki ihtiyaçlar›n›n karfl›lanabilece¤i üzerinde duruldu. Son olarak devrimci kültür üzerinde de duruldu. YDG okurlar› aras›nda aktif devrimci faaliyet yürütmek için gereken k›staslar› abartan, çeflitli kayg›lar›n› belirterek uzak duranlar›n oldu¤u ancak her arkadafl›m›z›n devrimci mücadeleye katk› sunabilece¤i üzerinde durularak bu anlay›fla yol açan yaklafl›mlar›n düzeltilmesi gerekti¤i, yine genel kitle içinde devletin propagandas›n› destekleyen tav›rlar yerine üreten, sorgulayan, sorumluluk sahibi gençler oldu¤umuzun somut olarak gösterilmesinin önemi üzerinde duruldu.

Sunumlar ve serbest kürsü

rulup de¤erlendirmelerin yap›lmas› gündemin daha canl› geçmesine neden oldu. YDG’nin demokratik bir kitle örgütü oldu¤u ancak YDG’lilerin kendi inisiyatiflerini a盤a ç›karmas›, taban denetiminin ve demokratik iflleyiflin sa¤lanmas› için gereken mekanizmalar›n infla edilemedi¤i, bunun sonucunda merkezi politikalar›n genel kitlenin onay› olmadan, daha politik ve deneyimli YDG’lilerin çabalar›yla belirlendi¤i, bunun ise baflta flefçilik-sekterlik ve genel kitleden kopukluk gibi çeflitli sak›ncalar›n›n oldu¤u belirtildi. Kurumsallaflma meselesinin merkezileflme sorunu

Al›nan kararlardan örnekler...

Oylamalar›n sonucunda konferanslar›n her y›l düzenli olarak örgütlenmesi, konferans› örgütlemek için Ekim ay›n›n ilk iki haftas› içinde temsilciler toplant›s›n›n yap›lmas› kabul edildi. Bu konferans›n sonunda merkezi yürütme kurulu oluflturma ve bölgesel koordinasyonlar›n oluflturulmas› önerileri reddedildi. Demokrasi kültürünün geliflmesi ve taban inisiyatifinin nas›l kullan›laca¤›n›n ö¤renilmesi amac›yla birimlerde çal›flman›n yo¤unlaflmas› karar› al›nd›. Birimlerde kurulacak komisyonlar aras›nda iflçi, köylü ve ö¤renci komisyonlar›n›n esas; kültür-sanat, kad›n, çevre, tarih vb. komisyonlar›n tali oldu¤u, her alan›n kendi gerçekli¤ine uygun olarak kendi iç çal›flmalar›nda bunu uyarlayaca¤› ve özerk flekilde çal›flaca¤›, kararlar›n› kendi toplant›lar›nda komisyon üyelerinin alaca¤› vurguland›. Komisyon çal›flmalar›n›n geliflmesine paralel il genelinde merkezileflmenin mümkün olaca¤› üzerinde duruldu, ancak faaliyetin farkl› geliflmifllik düzeyinden kaynakl› ülke çap›nda her alan› kapsayan bu yönlü bir karar al›nmad›. YDG’nin isminin de¤iflmesi önerisi reddedilirken amblemi üzerinde tart›flmalar gerçeklefltirildi. Amblemden molotoflu gencin kald›r›lmas› önerisi reddedilirken amblemin daha anlafl›l›r olmas› ve ambleme genç kad›n resminin konulmas› önerisi kabul edildi. 13 önerinin sunulup oyland›¤› bu gündemde ayr›ca her YDG’linin farkl› bir kitle örgütü içinde faaliyet yürütmesi de karar alt›na al›nd›.

ti-flovenist mücadeleye önem verilmesi kabul edildi. Bununla birlikte e¤itim ve mesleki hak gasplar›na yönelik emperyalist yasalara karfl› gençli¤i bilgilendirme ve harekete geçirme hedefi üzerinde duruldu ve kabul edildi. Bu gündemde ö¤renci gençli¤e neden önem verildi¤i üzerine farkl› yaklafl›mlar aras›nda tart›flmalar gerçeklefltirildi. Ö¤renci gençli¤in devrimci mücadeledeki önemi ve yeri üzerinde duruldu. Ö¤renci gençlikten ç›kan devrimcilerin halka gitme, halk› örgütleme, halka hizmet etme ve halk sevgisi üzerinden örgütlenmesinin emekçi s›n›flar›n örgütlenmesi aç›s›ndan da önemli oldu¤u üzerinde duruldu. Liseli ve üniversiteli YDG’lilerin bu yönde örgütlenmelerinin günümüzde ve tarihimizde Tarsus’ta, Erzincan’da, Dersim’de, Malatya’da vb emekçi ve köylü gençlerin örgütlenmesindeki yeri örneklerle anlat›ld›. Bu gündemde liseli, üniversiteli, iflçi, iflsiz, köylü, semt gençli¤i içindeki politik yönelimimiz teker teker ele al›narak oyland›. Bununla birlikte yay›n ve mali politika üzerinde duruldu. Derginin niteli¤inin geliflti¤i ve olumlu karfl›land›¤› ancak da¤›t›m›n›n buna uygun bir geliflim göstermedi¤inde ortaklafl›ld›. Buna uygun olarak ilk gün reddedilen öneri, yay›n›n gerçekli¤inin daha iyi anlat›lmas› üzerinde yeniden gündeme al›nd› ve mümkün olan her alanda dergi da¤›t›m›n›n 2 ayda bir en az % 30 artmas›n›n mümkün oldu¤u belirtilerek karar alt›na al›nd›. Bununla bir-

Bu gündemin ard›ndan politik gündemin altyap›s›n›n sa¤lamlaflt›r›lmas› için çeflitli konularda sunum ve serbest kürsüler yap›ld›. Hapishaneler konulu ilk sunumda ülkemizde tecrit, devrimci tutsaklar›n direnifli ve dayan›flman›n önemi, YDG’nin görevleri üzerinde duruldu. Sunumun ard›ndan serbest kürsüde F Tipi’nden k›sa süre önce serbest b›rak›lan YDG’li bir arkadafl›m›z somut örneklerle zindanlardaki tutsaklar›n direniflini, zulmü ve bask›y› ve özellikle bu konferansa Partizan tutsaklar›n verdi¤i önemi anlatt›. Konu üzerinde çeflitli öneri ve katk›lar›n›n ard›ndan “e¤itim ve mesleki hak gasplar›na yönelik emperyalist yasalar ve mücadele yöntemleri” üzerinde duruldu. Bu bölümde üniversiteli arkadafllar›m›z emperyalizmin özellikle Bologna Süreciyle birlikte e¤itim alan›nda gerçeklefltirmek istedi¤i de¤iflimler anlat›ld›. Emperyalizmin ve ülkemizde bu politikalar›n uygulay›c›s› olan YÖK’ün sald›r›lar› meflrulaflt›rma amaçl› kulland›¤› kavramlar›n gerçek niteli¤i ve sald›r›lar›n felsefi, ideolojik yönü vurguland›. Ard›ndan AT‹K-YDG’den arkadafl›m›z Avrupa’da bu sald›r›lar›n yans›mas›n› anlatarak kitlesel ö¤renci hareketleri üzerine bilgi verdi. Avrupa’daki ö¤rencilerin öz örgütlülükleri olan sendika ve derneklerde örgütlü ve üniversite yönetiminde söz sahibi olmalar›n›n kitlesel ve refleks eylemlerin gerçekleflmesinde etkili oldu¤u, Avrupa’da var olan haklar›n budand›¤›n› ancak ülkemizde zaten haklar›n neredeyse bulunmad›¤›, koflullar›n farkl› oldu¤u üzerinde duruldu. Ard›ndan sözü alan liseli arkadafllar›m›z somut ve ak›c› bir konuflmayla liseli gençli¤in yaflad›¤› sorunlar› ve mücadele yöntemlerini anlatt›. Bu konuda sorulan sorular, yap›lan katk›lar ve

YDG’lilerin ilgisi olumluydu. Bu gündemin ard›ndan kültür-sanat anlay›fl›m›z üzerine sunum ve serbest kürsü yap›ld›. Bu konuda YDG’lilerin farkl› sanatsal alanlara aç›k olmas› gerekti¤i, çeflitli sanatsal ak›mlara önyarg›larla yaklaflmamas› ve bu ak›mlar›n kökenini ve hedeflerini ö¤renerek tespitlerde bulunmas› üzerinde duruldu. Halk kültüründen beslenmenin önemi anlat›ld›. ‹stanbul Kültür-Sanat Komisyonu’nun ve ‹nce Memed Kültür Evi’nin deneyimleri aktar›ld›. Kültürün yaln›zca sanatla s›n›rland›r›lmamas› gerekti¤i ve daha genel bir içeri¤e sahip oldu¤u belirtildi. Ayr›ca AT‹K-YDG’nin bu konudaki deneyimleri de aktar›ld›. Bu gündemin ard›ndan Antep Ay›fl›¤› Kültür Evi bünyesinde faaliyet gösteren Denize Türkü grubu müzik dinletisi verdi. Müzik dinletisi YDG’lilerin halaylar› ile coflkulu flekilde karfl›land› ve “Yaflas›n devrimci dayan›flma” sloganlar› ile sona erdi. Müzik dinletisinin ard›ndan Pazartesi günü s›nav› olan veya iflbafl› yapmas› gereken ve uzak yoldan gelen delegelerin ayr›lmak zorunda kalmas› nedeniyle delegelerin önemli bir k›sm›n›n yoklu¤unda konferans›n son bölümüne geçildi. Bu bölümde ilk olarak Tarsus’tan gelen tar›m iflçisi arkadafllar sunumlar›n› yapt›lar. Tar›m iflçisi arkadafllar›n samimi bir flekilde ve somut örneklerle anlatt›klar› faaliyet Konferansa kat›lanlar›n ilgisi ve deste¤i ile karfl›land›. Yoldafllar›n halk sevgisini yo¤un flekilde hissetmelerinin de etkisiyle tar›m iflçilerinin yevmiyeleri üzerine kampanyalar›n› aktarmalar›, bu konuyla ilgili projelerini aç›klamalar›, Tüm Köy-Sen kurma çabalar›, mahallede kurduklar› Dayan›flma Derne¤i’nden ç›kard›klar› deneyimler, bir mahallede sa¤l›k oca¤› kurma çabalar› ve halka sa¤l›k hizmeti götürmeleri, Arap ve Kürt milliyetinden halk›m›z›n aras›ndaki milliyetçi ayr›mlar› çözmek amac›yla yapt›klar› pratikler tüm YDG’liler taraf›ndan ilgiyle karfl›land›. Tar›m iflçisi arkadafllar›n sunumunun ard›ndan “genç kad›n” üzerine yap›lan sunumda ülkemizde kad›n›n yaflad›¤› bask› ve ayr›mc›l›k örneklerle anlat›ld›, örgütlü kad›n›n yaflad›¤› s›k›nt›lar vurguland›. Ard›ndansa cinsiyet ayr›mc›l›¤› ve bu güne kadar YDG’nin üzerinde yeterince durmad›¤› toplumsal cinsiyet üzerine sunum ve bilgilendirme yap›ld›. YDG saflar›nda genç kad›n örgütlenmesinin önemi vurguland›. Konferans›n son gündemi ise ulusal sorun üzerine oldu. Son dönemde artan flovenist sald›r›lara karfl› dayan›flman›n öneminin vurguland›¤› gündemde, içinden geçti¤imiz dönemde Ulusal Hareketin, özellikle legal siyaset hakk› gasp edilmek istenen DTP ile kay›ts›z flarts›z dayan›flma ve destek içinde olmak gereklili¤i üzerinde ortaklafl›ld›. Konferans kapan›fl konuflmas› ve at›lan sloganlarla son buldu. Bu konferans YDG tarihinde tarihsel bir dönüm noktas› olmas› ve önemli deneyimler kazand›rmas› aç›s›ndan örgütlenmesinde görülen amatör yanlara ra¤men oldukça olumlu bir pratik oldu.

DHIIIK05  

‹flçi köylü’den Buras› Teksas de¤il, Türkiye De¤erlendirmelerde pratikleri esas alal›m! Kulübelere karfl› savafl Mücadeleyi ortaklaflt›rmak günü...

Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you