Issuu on Google+

Kürt ulusal sorunu saflar› netleflflttirirken S›n›rd›fl› operasyon, Da¤l›ca sald›r›s›, Irak Kürdistan›’na yönelik ambargo vs. derken Genelkurmay’›n merkezi yönlendirmesi alt›nda flovenist gösteri ve sald›r›lar tüm Türkiye’de artt›. AKP’nin “sa¤duyu” ça¤r›-

s›na Genelkurmay, gösterileri övücü aç›klamalar›yla karfl›l›k vermifl ve daha önceki aç›klamalarla hedef gösterilen DTP’ye sald›r›lar had safhaya ulaflm›flt›r. T. Kürdistan› d›fl›nda neredeyse sald›r›ya u¤ramayan DTP bi-

nas› kalmazken sald›r›lar tüm devrimci demokratik kurulufllar› kapsar hale gelmiflti. Siyasetin bir esprisi olsa gerek ki tam da özüne uygun olarak ulusal sorun, kendi s›n›rlar› içerisinde kalmam›fl, tüm devrimcileri, demokratlar› ve hatta ezen ulusun bireylerini de kapsar hale gelmifltir. Sayfa 8

Söyleflflii Neo-liberal politikalara ba¤l› özellefltirme sald›r›lar›n›n yafland›¤› en önemli ifl kollar›ndan biri olan Türk Telekom’da, ülke genelinde grev sürüyor. Greve iliflkin grev yerlerindeki iflçileri ziyaret ederek görüfllerini ald›k. Sayfa 10

iflflççi-köylü Demokratik Halk ‹ktidar› ‹çin

www.iscikoylu.org umutyayimcilik@ttnet.net.tr

04

Say›: 2007-04

*Y›l:1 * 16-29 Kas›m 2007 *Fiyat›: 1 YTL *ISSN: 1307-878X

Dayan›flmay› büyütelim!

YDG Konferans›’nda buluflal›m! Emperyalizme, faflizme, flovenizme ve her türlü gericili¤e karfl› gençli¤in devrimci saflarda örgütlenmesi gerekti¤ini savunan herkesi katk› sunmas› için konferans›m›za bekliyoruz. Yeni Demokrat Gençlik Sayfa 15

‹flflççiye çöp nöbeti

Güngören Belediyesi’nde Belediye-‹fl Sendikas›’nda örgütlü olan iflçilere patronu arkas›na alan Hak-‹fl “Sendikas›n›n” sald›r›lar› sürüyor. Sendikas›ndan istifa etmeyen iflçiler ise “çöp nöbeti” tutuyor. Belediye için böylesine “vazgeçilmez” ifle verilen iflçiler, sendikalar›ndaki ›srarlar›n› sürdürüyor. Sayfa 4

lusal Hareket’in, Kürt ulusunun ve bu ba¤lamda mecliste bulunan DTP’li temsilcilerinin yo¤un abluka ve sald›r› alt›nda oldu¤unu bu süreçte Kürt halk›n›n yan›nda olal›m, sald›r›lara birlikte karfl› koyal›m!

U

inlerce iflçiyi kapsayan Telekom grevi ilk ay›n› geride b›rak›rken ›rkç›-floven dalgayla birlikte iflçilere yönelik sald›r›lar›n önünde set olmak öncelikle bizlerin görevidir. S›n›f dayan›flmas›n› örelim!

B

S›n›fsal Yaklaflfl››m Yurtsevenler, Vatansevenler Sosyal fiovenler Sayfa 3

Emekçinin Gündemi fiovenizm ve ›rkç›l›¤a karfl› s›n›f dayan›flmas›! Sayfa 4

Pusula Teoride berrak, ideolojide net, pratikte atak militanlar olal›m!

Sayfa 11

Evrensel Bak›fl Bölgesel yang›na do¤ru Sayfa 13

‹flçi köylü’den Burjuva-medya arac›n› da son s›n›r›na ve de rezilce kullanarak bir yandan “s›n›r ötesi” operasyon tart›flmalar›n›n devam etti¤i ama di¤er yandan da “s›n›r içi” sald›rganl›¤›n yükseltildi¤i süreçte yeni say›m›zla beraberiz. Sayfa 2

25 Kas›m: Kelebekler zaman› Viva las maipassona 25 Kas›m… Kad›na Yönelik fiiddete Karfl› Uluslararas› Mücadele ve Dayan›flma Günü. Ve bugün hâlâ emperyalist savafllar ve iflgal sürüyor; Ortado¤u emperyalistler taraf›ndan ya¤malan›yor. Kad›nlar ise savafl›n tüm y›k›c› sonuçlar›ndan, fliddetten do¤rudan etkileniyor; bedenleri savafl ganimeti gibi görülüyor. Belki de siz bu sat›rlar› okurken Irak’ta, Filistin’de bir kad›n iflgal güçlerinin askerleri taraf›ndan katlediliyor, bombalar alt›nda can veriyor ya da tecavüze u¤ruyor. Savafl; kad›nlar için göç, sistematik tecavüz, iflkence ve iflsizlik oluyor. Belki de siz bu sat›rlar› okurken Irak’ta, Filistin’de bir kad›n iflgal güçlerinin askerleri taraf›ndan katlediliyor, bombalar alt›nda can veriyor ya da tecavüze u¤ruyor.

Tutsak yak›nlar› Ankara’dayd›

Ya da belki de flu anda, dünya çap›nda binlerce kad›n efllerinden, babalar›ndan dayak yiyor, afla¤›lan›yor, kad›n olman›n “bedelini” ödüyor. 25 Kas›m… Dünyan›n her yerinde kad›nlar fliddete hay›r demek için sokaklara, alanlara ç›k›yor. Farkl› dillerde farkl› seslerle mücadeleyi, enternasyonal kad›n day a n › fl m a s › n › yükseltiyor. Tarih bizler için yaln›z fliddete tan›kl›k etmedi, tarihimiz Lilith’den bu yana itaat etmemenin, mücadelenin ve baflkald›r›n›n tarihidir. U¤rad›klar› fliddet sonucu yaflamlar› ellerinden al›nan, hapsedilen, cezaland›r›lan kad›nlar›n yan›nda, yüzlerce y›ld›r tüm bu bask› ve sindirmeye direnerek, kad›n dayan›flmas›n› büyüten kad›nlar›n tarihidir. Sayfa 12

Tar›m iflflççilerinin sömürüsü

Ücret, sa¤l›k sorunlar›, çad›r alanlar›ndaki yaflam zorluklar›, çal›flma saatlerinin uzunlu¤u, tafl›nma, e¤itim ve sosyal haklar›n›n yoklu¤u gibi birçok sorunla karfl› karfl›ya kalan tar›m iflçileri, son dönemlerde mevsimlik iflçi olarak ç›kt›klar› yollarda meydana gelen kazalarda hayatlar›n› kaybetmekle gündeme geldi. Sayfa 5 F Tipi hapishanelerde tecrit ve tretmana ba¤l› olarak sald›r›lar sürerken tutsak yak›nlar›, tutsaklar›n taleplerini gündemlefltirmek için eylemler yap›yor, ziyaretler düzenliyor. Son süreçte bu çabalardan birisi de ailelerin Ankara’ya giderek milletvekilleri ile görüflme yapmakt›. ‹stanbul’dan tutulan otobüslerle Ankara’ya u¤urlanan aileler 1 Kas›m akflam› Galatasaray Lisesi önünden TRT binas› önüne kadar sloganlarla yürüdü. Ankara’ya gelen tutsak yak›nlar›n›n oluflturdu¤u heyet, Adalet Bakanl›¤›, Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürlü¤ü, AKP Milletvekilleri ve TBMM ‹nsan Haklar› ‹nceleme Komisyonu yetkilileriyle yapt›¤› görüflmelerde, yetkililerden sorunlar›n 3 ay içerisinde çözülece¤i sözünü ald›. Sayfa 7

DTP ile dayan›flflm ma Gerillan›n baflar›l› ve etkili vurufllar›, Kürt ulusunun hakl› talepleri ve örgütlü mücadelesi ve tüm devrimci ve demokrat güçlerin ortak çabas›yla ›rkç›-flovenist kampanyan›n püskürtülmesi mümkündür. Bunun için özellikle Kürt halk›n›n mücadelesinin yan›nda olmak ve sald›r›lar›n oda¤›ndaki DTP ile dayan›flmak önemli bir yerde durmaktad›r. Sayfa 6


İşçi-köylü 2

Yaşamın İçinden

16-29 Kasım 2007

Korkunun teslim almaya çal›flt›¤› ak›l Son aylarda yükseltilen flovenist dalga ve linç sald›r›lar› Kürt halk›na yönelik on y›llard›r sürdürülen imha ve inkâr politikalar›ndan ba¤›ms›z de¤il. Bu sald›r›lar sadece Kürt halk›n› yok saymay› de¤il ayn› zamanda farkl› milliyetlerden halk›m›z› birbirine düflman etmeyi de amaçlan›yor. Çeflitli aç›klamalarla demokrasiden, düflünce özgürlü¤ünden bahsedilse de yaflananlar bu söylemlere cevap niteli¤indedir. E¤er bu ülkede Genelkurmay aç›klamalar›nda “Ne mutlu Türk’üm demeyen herkes düflman›m›zd›r” söylemiyle Kürt halk› aç›kça hedef gösteriliyorsa, HPG gerillalar›yla yaflanan çat›flmalardan sonra gelen asker cenazeleri üzerinden siyaset yapmaya çal›fl›larak çeflitli milliyetlerden Türkiye halk›na Kürt düflmanl›¤› empoze edilmek isteniyorsa, bir yandan demokrasi naralar› at›l›p di¤er yandan sadece Kürt oldu¤u için milletvekili dokunulamazl›¤› bile yok say›l›yorsa söylenenlere de¤il, yaflananlara, yap›lan aç›klamalara bakmak gerekmektedir. Kemalpafla’da Kürt halk›na yönelik sald›r›lar Son süreçte iyice k›flk›rt›lan milliyetçilik dalgas› meyvelerini vermeye devam ediyor. Bunlar›n en ac› örneklerinden biri de birçok il ve ilçede oldu¤u gibi 21 Ekim günü Bursa Kemalpafla’da yafland›. Sözde flehitler için yürüyüfl yapmak için bir araya gelen yaklafl›k 2 bin faflist, bafl›ndan beri belli olan hedeflere yöneldiler. ‹lk olarak Kürtlere ait bir kahveyi hedef alan faflistler, içeride bulunan 40 kadar savunmas›z insana sald›rm›flt›r. ‹çerideki birçok kifli at›lan tafl, sopa ve bira fliflelerinden yaraland›. Faflistler daha sonra belirledikleri evlere do¤ru yöneldiler. Yine evlerdeki insanlara da ac›mas›zca sald›ran faflistler, evleri tafl ya¤muruna tutup yakmaya çal›flm›flt›r. Ayr›ca 2 araç ve 2 dükkâna sald›ran faflistler araçlar› kullan›lamaz hale getirirken dükkanlara da maddi zarar vermifltir. Faflistler s›k s›k “Kemalpafla Kürtlere mezar olacak” vb. sloganlar atarken birçok kiflinin alkollü oldu¤u ve evleri ellerindeki alkollerle, içkilerle yakmaya çal›flt›klar› ö¤renildi. 21 Ekim’deki olaylar 6 saatten fazla sürerken polisin olaylara kesinlikle müdahale etmedi¤i, hatta sald›r› s›ras›nda gruplara eskortluk yapt›¤›, olaylar›n ard›ndan befl gün geçmesine ra¤men kimsenin gözalt›na al›nmad›¤› ö¤renildi. Ayr›ca yine ayn› gün Kemalpafla’n›n Tepecik beldesinde Kürt oldu¤u gerekçesiyle ismini ö¤renemedi¤imiz flahs›n evdekilerle beraber silahl› sald›r›ya u¤rad›¤›, sald›rganlar›n üç kifli oldu¤u ve flahs›n ayn› gün akflam saatlerinde ailesini de yan›na alarak ‹stanbul’a gitti¤i ö¤renildi. Olaylar ertesi

güne de s›çr›yordu. 22 Ekim Pazartesi saat 16:00 s›ralar›nda bir araya gelen 20 kiflilik faflist grup Cumhuriyet Mahallesi’ndeki bir eve sald›r›yor. ‹çeride kimsenin olmay›fl›ndan faydalanan faflistler, kap›lar› k›r›p eve girerek evdeki tüm eflyalar› kullan›lamaz hale getiriyor. Olaylarla ilgili detayl› bilgi almak

bir akrabam da flehit oldu, biz ne yapal›m? ‹ki gündür evde kalam›yoruz, akrabalar›m›zda kal›yoruz. ‹fle de gidemiyoruz. ‹flyerindekiler de tehdit ediyor. Bu ne kadar böyle gidecek? “Geçmifl olsun” deyip di¤er ma¤durlar›n evine do¤ru yola ç›k›yoruz, evi bulmakta zorlanm›yoruz. Ne cam var ne çerçeve. At›lan tafllar d›fl

Kemalpaflfla a

ve ma¤durlar›n durumunu ö¤renmek için evlerini ziyaret ediyoruz. ‹lk gitti¤imiz evde kalan arkadafllar yaflad›klar› olaylar›n etkisinden dolay› kap›y› açmak istemiyorlar. Kim oldu¤umuzu ve niçin geldi¤imizi ancak kap› arkas›ndan söyleyebiliyoruz. Sonras›nda ancak kap› önünde konuflabiliyoruz. Yaflad›klar›n› k›saca anlatmalar›n› istiyoruz. ‹smini vermek istemeyen ma¤dur: Saat 10-10.30 gibi sald›rd›lar. Ba¤›r›p küfür ettiler, ölümle tehdit ettiler. Kap›lar› tekmelediler içeri girmek için. Çok korktuk. E¤er ölen askerler için yap›l›yorsa çok yanl›fl. Çünkü ölenler aras›nda Do¤ulular da var, hemflerilerimiz var hatta benim

s›vay› bile tahrip etmifl. Burada da kap›y› tereddütle aç›yorlar. Baflta konuflmak istemiyorlar, kendimizi tan›t›nca içeri davet ediyorlar ve yaflad›klar›n› anlat›yorlar. Önce teyze bafll›yor: - Saat 12.30 gibi sald›rd›lar. Evde erkek yoktu, sadece biz kad›nlar vard›k. Gelinim bir de iki tane ufak torunum. Her türlü küfrü ettiler, “sizi öldürece¤iz” diye ba¤›r›yorlard›. 200300 kifliden fazla insan kap›ya vurdular. E¤er kap› demir olmasayd› içeri girerlerdi, belki bizi öldürürlerdi. Di¤er ma¤dur: Geçen sene de sald›rd›lar. O zaman babam balkonda oturuyordu. Silahla atefl ettiler 7-8 el. Az kals›n babam vuruluyordu, kur-

flunlar s›y›r›p geçti. Ekip arabas› ötedeydi, 100 metre ilerde, hiçbir fley yapmad›lar. Adam yürüyerek uzaklaflt›.

da büyüklere uyup geliyor bizim çocuklar› dövüyor. Zaten birçok kifli ifle de gidemiyor.”

Polis müdahale etmedi!

3 gündür dükkan›m› açam›yorum

S›rada evi yak›lan ma¤dur var. Kap›da bir teyze karfl›l›yor bizi. Hemen içeri davet ediyor. ‹çeride önceden tan›d›¤›m›z misafirleri var. Bafll›yor yaflad›klar›n› anlatmaya; “Bize kahveden sonra sald›rd›lar. Çok kalabal›kt›lar. S›k s›k ‘Kemalpafla Kürtlere mezar olacak’ diye ba¤›r›yorlard›. Kap›n›n önündeki iki arabam›z› da tafllad›lar, sa¤lam cam b›rakmad›lar. Arabalar›n içinden bir çuval tafl ç›kt›. Sonra evi yakmaya çal›flt›lar.” Araya baflka biri giriyor. Kahveye yap›lan sald›r› s›ras›nda kahvede oldu¤unu ve yaralananlardan biri oldu¤unu söylüyor. O da kahveye yap›lan sald›r›y› anlat›yor; “Kahvede oturduk, sonra bunlar geldi, saat 09:00 gibiydi. 2 bin kifli vard› belki. Kahveyi tafllamaya bafllad›lar. Karfl›daki TEKEL bayiiden bira fliflelerini al›p bize f›rlatt›lar. Ben bu s›rada kafamdan yaraland›m. Her yan›m kan içinde kald›. Yaralanan baflka arkadafllar da vard›. Polis olaylara hiç müdahale etmedi, öylece bakt›lar. Bunlar gittikten sonra polis bizi hastaneye götürdü. Tedaviden sonra da bizi öylece b›rakt›lar.” Bir baflkas› yaflad›klar› olaylardan sadece kendilerinin de¤il çocuklar›n›n da etkilendi¤ini flu sözlerle ifade ediyor: “Benim çocuklar›m var, biri daha yedi yafl›nda onu bile çocuklar yakalay›p dövmüfller, yani ne istediniz yedi yafl›ndaki çocuktan. Aileler evde dolduruyor çocuklar›n›, gidin okuldaki Kürt çocuklar›n› dövün diye. Onlar

Buradan ayr›l›p di¤er ma¤duru ziyaret ediyoruz. Esnaf oldu¤u için dükkan›na gidiyoruz. Sald›r›larda evi en çok zarar gören O. Yaflad›klar›n› kendisi flöyle ifade ediyor. “Pazartesi günü saat 16.00-17.00 gibi sald›rm›fllar. Sald›r› s›ras›nda ben evde yoktum. 9 tane çocu¤um var. Allahtan onlar da evde yoktu. Bana telefon geldi. Dediler evini ya¤mal›yorlar. ‹nanamad›m. Hemen polisi arad›m, evime sald›rd›klar›n› söyledim. Bana karfl›dan ‘kim söylemiflse yalan söylemifl, yok öyle bir fley’ dediler. Gidip bakmalar› için ›srar ettim. Ayn› fleyleri söylediler. Eve geldi¤imde ev periflan olmufltu. Kap›y› k›r›p içeri girmifller, her fleyi talan etmifller, sa¤lam bir fley b›rakmam›fllar. 1520 kiflilermifl. Sonra kendileri da¤›lm›fl. Ben esnaf›m, 3 gündür dükkan›m› açam›yordum. Çocuklar› okula göndermiyorum. Okulda bizim çocuklar›n önünü kesip dövüyorlarm›fl. Ben de flimdi yaln›z›m, gelip sald›rsalar ne yapar›m, hiçbirimizin can güvenli¤i yok. Ma¤durlar›n anlatt›klar›, yaflad›klar› dehfleti gözler önüne seriyor. ‹lçede gerginlik hala sürüyor. Tabi devlet terörü de. Kolluk kuvvetleri yolda kimi görse durdurup kimlik soruyor, üst aramas›ndan geçiriyor ve bunlar›n ço¤unun Do¤u illerinden gelen insanlar olmas› herhalde tesadüf say›lamaz. (Bursa Mustafa Kemal Pafla Mahallesi ‹-K okurlar›)

fioven dalga devletin tüm sald›r›lar›n› gölgeler Son haftalarda yükseltilen floven dalgadan nas›l etkilendiklerini ö¤renmek üzere gitti¤imiz Gazi Mahallesi’nde ilk olarak konuflmak istedi¤imiz bir Kürt kad›n› oldukça yafll› ve so¤uklarda ›s›nmak için odun k›rmak zorunda. Ona gazeteci oldu¤umuzu, söylefli yapmaya geldi¤imizi söylüyoruz. Son dönemdeki sald›r›lardan, linç giriflimlerinden bahsediyoruz. “Sen neler düflünüyorsun?” dedi¤imizde ise ilk önce çat›flmalardan bahsediyor. “Asker de bizim evlad›-

Mücadelemizi birlik halinde verirsek güçlüyüz! Fedai Ayhan (Telekom iflçisi): 20 y›ld›r beraber çal›flan insanlar›z. Ben Karadenizliyim. Kürt, Türk, Arap iflçi arkadafllar var. Alevisi, Sünnisi var. Biz burada etnik bir çat›flma için bir araya gelmedik. Amac›m›z ekme¤in mücadelesini vermek. ‹nsanlar›n görüflleri, mezhepleri, dinleri ne olursa olsun patron bizi flimdiye kadar bölemedi, ay›ramad›. Sen Lazs›n, sen Kürtsün diye. Telekom’da böyle bir fley yok, olmad›. Y›llard›r birçok fleyi beraber paylafl›yoruz. Biz mücadelemizi birlik halinde verirsek güçlüyüz. Sermayeye karfl› mücadelede yine birlikteyiz.. Pendik Telekom Müdürlü¤ü’ndeki iflçilerle yükselen ›rkç›floven dalgay› da konufltuk ve bu yönlü görüfllerini ald›k. Görüfltü¤ümüz iflçilerin tümü de son dönem sokaklarda yaflanan gösterileri ve sald›r›lar› do¤ru bulmad›k-

m›z gerilla da ikisine üzülüyoruz” diyor, “kimseye bir fley olmuyor, olan analara oluyor. Atefl düfltü¤ü yeri yakar” diyor. “Biz konufltu¤umuzla, söyledi¤imizle” kal›yoruz diyor. Daha sonra Gazi Mahallesi’nde yöre derne¤i olarak faaliyet yürüten bir derne¤e giriyoruz. Dernek gönüllülerinden olan bir abi ile tan›fl›p sohbete bafll›yoruz. Operasyonlar›n merkezlerinden bir yer olan fi›rnakl› abiden dinliyoruz. Bizim televizyonlarda izledi¤imiz görüntüleri bizzat yaflayan birisi anlat›yor bizlere. S›n›r ötesi operasyonun as›l nedenlerinin neler olaca¤› üzerine konufluyoruz. Konufltukça Kürt ulusunun özgürlük mücadelesinde ne kadar yan›nda olabildi¤imizi düflünmeden edemiyoruz. Sadece duydu¤umuz bir sürü yaflanm›fll›k var o topraklarda… Katliamlar, yarg›s›z infazlar hak ihlalleri.

en önemlisi de, bir Kürt-Türk çat›flmas› yarat›lmak istenmesidir. Bilinçsiz insanlar ellerine Türk bayraklar› verilerek soka¤a sal›n›yor. ‹lkokul ö¤rencilerini bile bu amaçla kullan›yorlar. Bu süreçte medya da önemli bir rol oynamakta, sorunu körüklemekte. ‹ki ulusu karfl› karfl›ya getirmeye dönük yay›nlar yap›yorlar. Burada bizlere düflen görev nedir derseniz, birli¤i-beraberli¤i savunmam›z gerekiyor. Tüm ilerici, devrimci-demokrat-yurtsever güçlerin ortak mücadelesiyle süreci geri püskürtmek mümkün olacakt›r.

“Halklar birbirine düflman edilmek isteniyor” ‹kram Tekinalp- Sosyal Bilgiler Ö¤retmeni; Ben bu sürecin planl› oldu¤unu düflünüyorum. Devlet planl› olarak insanlar aras›nda ayr›m yaratmaya çal›fl›yor. fiu süreçte bir yandan Alevilere dönük, onlar› sisteme yedekleme politikas› izlenirken, di¤er yandan Türk- Kürt ayr›m› yap›larak, toplumda bir kutuplaflma yarat›lmak isteniyor. Halklar birbirine düflman edilmeye çal›fl›l›yor. Bu süreç ayn› zamanda Anayasa tart›flmalar›n›n yafland›¤› döneme denk gelmifltir. Bu sald›r›larla birlikte hedef flafl›rt›lm›fl, ayn› zamanda da muhalif kesimler sindirilmek istenmifltir. Yani, özü Kürtleri hedef al›yor görünse de, sald›r›lar tüm muhalif kesimleri hedeflemektedir.

“Emekçiler sorunlar›ndan uzaklaflt›r›lmak isteniyor”

Devlet terörüne karfl› ortak mücadele gerekiyor

Y›lmaz Gündo¤du- EmekliSen Kartal fiube Baflkan›; Ortada bir sorun var, bu da Kürt sorunudur. Çözüm ise yine imha ve inkârda görülüyor. Bu sald›r›larla PKK’yi yok da edebilirsiniz, ancak bu Kürt sorununu çözmez. Sokaklardaki sald›r›lara, gösterilere gelince, bunun

Hasan Gündo¤an- Tunceliler Derne¤i, Gebze fiubesi üyesi; Devletin ülkede ›rkç›l›¤› bilinçli olarak t›rmand›rd›¤›n› düflünüyorum. Bununla hedeflenen fleylerden biri de Kürtlerin mücadelesini ortadan kald›rmak. Ayn› zamanda ve de

“Bizi kapsam içi-kapsam d›fl›, halk› da Kürt-Türk diye bölmek istiyorlar” lar›n› söylüyorlar. “Biz ifl yerinde çal›fl›rken Kürt-Türk-Çerkez-Laz ayr›m› yapm›yoruz. 20 y›ld›r bir arada çal›flt›¤›m›z Kürt arkadafllar›m›z var ve onlarla aram›zda bir sorun yoktur. Ayn› sofray› paylafl›yoruz, hepimiz emekçiyiz” diyorlar.

Egemenlerin yapmaya çal›flt›¤› fleyin özünü ise flu do¤ru tespitle koyuyor bir iflçi; “Bu yap›lan fley böl-parçala-yönet politikas›d›r.” Ayr›ca egemenlerin son dönemdeki ›rkç›-floven sald›r›lar›n›n grev ve direnifllerin sürdü¤ü flu günlerde, özelde kendi

grevlerini genelde ise tüm iflçiemekçilerin hak arama mücadelesini hedefledi¤ini söylüyorlar. Ve ekliyorlar “Nas›l ki bizi ‘kapsam içi-kapsam d›fl›’ diye bölmeye çal›fl›yorlarsa, halk› da Kürt-Türk diye bölmeye çal›fl›yorlar.”

büyük bir k›flk›rtma oldu¤u kesin. Son süreçte yaflananlar›n büyük bir çat›flmaya dönüflmüfl olmamas› ise sevindiricidir. Bu sald›r›lar ayn› zamanda Kürt-Türk emekçisini bask›lamay› hedefliyor. Meselenin özü, emekçileri sorunlar›ndan uzaklaflt›rma çal›flmalar›d›r.

Bu gidiflata ancak devrimciler dur diyebilir! Düzgün Aktülün- Topselvi Mahallesi’nde esnaf: Son sald›r›lar asl›nda ve ayn› zamanda devletin Kürt sorunu karfl›s›nda düfltü¤ü acizli¤in de göstergesidir. Bu sald›r›lar›n hedeflerinden biri, Türk-Kürt çat›flmas›n› k›z›flt›rarak, toplumun belli kesimlerini yan›na alma çabas›d›r. Ancak ayn› zamanda topluma bir gözda¤› verilmek istenmektedir. Bu sald›r›larla büyük bir destek ald›klar›n› söylemek ise pek mümkün de¤il. Belli bir kesimin, yine kendi güdümlerindeki belli bir kesimi soka¤a dökmesinden ibaretti. Bunlar› örgütleyip soka¤a dökebildiler ancak. Yoksa sokaktaki halk›n büyük ço¤unlu¤unun, Kürtlere karfl› kendili¤inden bir kini oldu¤unu düflünmüyorum. Bu süreçte cenazeleri kullanarak böyle bir fley yaratabildiler. Ama çok tutmad›. Bu gidiflata dur demek ise, ancak devrimcilerin müdahalesi ile mümkündür. Devrimcilerin müdahalesi ise daha de¤iflik tarzda olmal›. Gericili¤i, flovenizmi, ›rkç› sald›r›lar› geri püskürtecek nitelikte olmal›. Ancak ben devrimcilerin flu süreçte biraz geri durdu¤unu düflünüyorum. Mesela mahallelerde yoklar sanki. fiu süreçte olmas› gereken ortak bir anti-faflist, anti-emperyalist cephenin oluflturulmas›d›r. Keflke bu baflar›labilse. (Kartal)

işçi-köylü’den Merhaba Burjuva-medya arac›n› da son s›n›r›na ve de rezilce kullanarak bir yandan “s›n›r ötesi” operasyon tart›flmalar›n›n devam etti¤i ama di¤er yandan da “s›n›r içi” sald›rganl›¤›n yükseltildi¤i süreçte yeni say›m›zla beraberiz. PKK’nin elindeki silah› yeniden kullanmaya bafllamas›yla birlikte artan çat›flma ortam›nda devlet, hem k›rsal alanda hem de flehirlerde hem kendi güçleriyle hem de her daim yedekte tuttu¤u sivil faflist güçleriyle baflta Kürtler olmak üzere halk›n üzerinde tam bir terör uyguluyor. Kürtlere ait iflyerlerine, evlere, demokratik kurumlar›na yönelik sald›r›lara her gün bir yenisi ekleniyor. Sürecin egemenler aç›s›ndan en büyük ç›kmaz›n› ve “prestij kayb›n›” ise PKK’nin 8 askeri esir almas› ve ard›ndan serbest b›rakmas› oluflturdu. Asker cenazeleri üzerine politika yapanlar, halk› bu cenazeleri kullanarak k›flk›rtanlar 8 askerin ölmemesi üzerine ise ne yapacaklar›n› flafl›rd›lar. Tüm düzenleri kan ve zulüm üzerine kurulu olanlar aç›s›ndan askerlerin ölmemesi üzerine söylenecek tek söz yoktu. Bu yüzden de bu konuyu dahi yine DTP’ye sald›rman›n, askerleri sorgulaman›n vesilesi yapt›lar. Askerlerin yaflamas›na sevinemeyenler, içine sindiremeyenler yapt›klar› gaflar› dahi savunurlarken askerler ise “askeri disiplini afl›r› derecede sarsmak”, “askeri itibar› zedelemek”, “emre itaatsizlik ve bu nedenle a¤›r kay›p verilmesi”ne neden olmakla suçlanarak tutukland›lar. Oysa bu askerlerin komutanlar›n›n çat›flma s›ras›nda kendilerini yaln›z b›rakt›klar›na dair beyanlar› hiçbir flekilde dikkate al›nmad›. TC’nin halk›n evlatlar›n› sürdü¤ü bu haks›z savaflta ne kadar düflündü¤ü ise bu olayla bir kez daha ortaya serildi. ‹flte böylesi bir süreçte Kürt ulusunun kendi kaderini tayin hakk›n› kay›ts›z flarts›z savunan bizlere düflen görevlerden en önemlisi bu ›rkç›-floven sald›r›ya karfl› koyarken Kürt Ulusal Hareketi’yle dayan›flmay› yükseltmektir. Bu anlam›yla çeflitli illerde düzenlenen DTP ziyaretleri anlaml› ve önemlidir. Bu dayan›flma örneklerinin ço¤alt›lmas› ve daha etkin flekillere evrilmesi ise kesinlikle gereklidir. Sürecin ikinci önemli konusunu ise Telekom’da yaklafl›k bir ay› geride b›rakan ve 25.800 iflçiyi kapsayan grev oluflturuyor. ‹flçi s›n›f›n›n grev, direnifl vd. tüm eylemlerine duyarl›l›k göstermek gerekirken özellikle tüm ülkenin tüm illerinde devam eden bu grevle s›n›f dayan›flmas›n› örmek, onlar›n yan›nda olarak patron ve polisin sald›r›lar›na beraber gö¤üs germek bizlere çok fley katacakt›r. Dayan›flmay› sadece eylemler, bas›n aç›klamalar› düzenlemek olarak da düflünmemek laz›m. Tek bafl›m›za olsak dahi, bir grev çad›r›nda bir-iki saatimizi geçirmekle hem yaln›z olmad›klar›n› gösterebilir hem de onlardan çokça fley ö¤renebiliriz ve ö¤rendiklerimizi gazetemiz arac›l›¤›yla di¤er okurlar›m›za aktarabiliriz. *** Özellikle Demokratik Halk ‹ktidar› ‹çin ‹flçi Köylü ismiyle ç›kt›¤›m›zdan bu yana bu köfleden okurlar›m›za seslenerek gazetemizi de¤erlendirmelerini, eksik bulduklar› yanlar› dile getirmelerini istiyor ve çözüm yollar›n› da beraber üretmeye ça¤›r›yoruz. Bu konuda s›n›rl› da olsa siz okurlar›m›z›n çabalar›n› görmek bizim aç›m›zdan sevindirici. Ancak bu çabay› eksiklerimizi ve hatalar›m›z› birlikte gidermeye dönük olarak ilerletmek de gerekiyor. Bu noktada özellikle hapishanelerdeki okurlar›m›z›n çabas› hepimize örnek olmal›. F tipi hapishanelerin koflullar› hepimiz taraf›ndan bilinen bir gerçek. Tecrit ve tredman politikalar› sadece hücrelerle s›n›rl› bir olgu de¤il, bu politikalar içeri al›nan kitap s›n›rlamas›ndan, iletiflimin engellenmesine de¤in, yaflama ait her konuyu kaps›yor. ‹flte bu koflullar alt›nda gazetemizi elefltiren, daha iyi bir gazete ç›karmak için de katk›lar›n› sunan tutsaklara teflekkür ediyoruz. K›saca elefltiri ve önerilerine bakacak olursak; gazetemizin kitlelerin sesi olma, onlar›n canl› bir parças› olma konusunda eksiklikler yaflad›¤›ndan, bu noktada da baflta tabi ki gazete çal›flanlar› olmak üzere herkese önemli görevler düfltü¤ünden bahsediyorlar. Örne¤in köylü sayfam›z›n ya da Denge Azadê sayfam›z›n özellikle Kürt illerinde bulunan ve faaliyet yürüten büro ve okurlar›m›z›n katk›lar›yla cans›zl›¤›n› giderece¤inin alt›n› çiziyorlar. Yine kad›n sayfam›z için de ayn› durum söz konusu. Bunun yan›nda kad›n sayfas› d›fl›nda gazetemizin eril bir dile sahip oldu¤u gelen elefltiriler aras›nda. Örne¤in “dava adam›”, “tek bir adam gibi” vb. söylemlerin kad›n›, erkek ile birlikte mücadelemizin öznesi olarak kabul eden bir anlay›fla s›¤mad›¤›na vurgu yap›yorlar. Yine flehitler sayfas›nda hatalar ç›kt›¤›na de¤inen Sincan Hapishanesi’nden tutsak Partizanlar, bu sayfan›n kendini tekrar etti¤i konusunda da elefltirilerini ifade ediyorlar. Biz de bundan sonra daha dikkatli olarak bu tür hatalar› düzeltmek için üzerimize düflen pay› al›yoruz. Tekrar etme meselesinin çözümü olarak da flehitlerimizle beraber faaliyet yürütmüfl, onlar› tan›m›fl olan okurlar›m›zdan katk›lar›n› bekliyoruz. Onlar›n yaflamlar›n›n ayr›nt›lar›ndaki tutumlar›ndan en ileri görevleri yaparkenki tav›rlar›na kadar bizlere örnek olabilecek paylafl›mlar›n› bizlere yazman›z flehitlerimizi yaflatmada ve yolumuza ›fl›k tutmalar›nda yard›mc› olacakt›r. Elefltirilerin yan› s›ra önerilere de yer vermek gerekiyor. Oldukça anlaml› bir öneri Tekirda¤ 1 Nolu F Tipi Hapishanesi’nden geldi. ‹brahim Kaypakkaya’n›n Milli Mesele adl› makalesi, Hayat› ve Mücadelesi ve Saklanmaya Çal›fl›lan Meflale kitab› baflta olmak baz› kitaplar›m›z›n Kürtçe’ye çevrilmesi önerisi yine siz okurlar›m›z›n katk›lar›yla baflarabilece¤imiz bir konudur. Bu konuda çevremizde bulunan Kürtçe bilen ve çeviri yapabilecek iliflkileri bu do¤rultuda harekete geçirerek bu çal›flmay› gerçeklefltirebiliriz. Yine Erzurum Hapishanesi’nden bir tutsak Partizan da, gazetemize gelen elefltiri ve de¤erlendirmelerin yay›mlanarak okurlarla paylafl›lmas›n›n önemine de¤inmifl. Bu konuda bafl›ndan itibaren hemfikiriz. Önümüzdeki say›dan itibaren okur de¤erlendirmelerini gazetemizde yay›mlamaya bafllayaca¤›z. Bu konuda okurlar›m›za bir kez daha ça¤r›da bulunuyoruz. Gazetemizle ilgili düflüncelerinizi bürolar›m›z ya da e-posta adresimizden bizlere ulaflt›rabilirsiniz. Gazetemize dair her türlü elefltiri ve önerinin bizler için çok de¤erli oldu¤unu ve daha iyi bir ürün ç›karmak için önemli oldu¤unu unutmayal›m!


İşçi-köylü 3

16-29 Kasım 2007

Politika gündem

Yine “gördüler kurs, ald›lar terbiye!” Özelde Ortado¤u’daki genelde ise dünyadaki dengelerin emperyalistlerin lehine yeniden düzenlenmeye çal›fl›ld›¤› bir süreçten geçmekteyiz. Bu yeniden düzenlemenin özünü ise, dünyan›n büyük bölümündeki zenginliklerin yeniden paylafl›m›n›n oluflturdu¤una hiç kuflku yok. Ortado¤u özgülünde bölgedeki birçok ülkenin s›n›rlar›n›n yeniden çizilmek istenmesi olarak kendini gösteren pratiklerden büyük ölçüde etkilenen ülkelerden biri de Türkiye’dir. Ve Türkiye egemenlerinin tüm uflakl›klar›na ra¤men uykular›n› kaç›ran en önemli noktay› da, bu s›n›rlar›n yeniden çizilmek istenmesi oluflturmaktad›r. Ancak nihai olarak bunu engellemeye güçlerinin yetmeyece¤ini/ yetmedi¤ini de asl›nda çok iyi bilmekteler. Geçti¤imiz günlerde yurtd›fl›nda yap›lan askeri bir seminerde, bir ABD subay›, bundan bir süre önce kamuoyuna yans›yan ve BOP kapsam›nda Ortado¤u ülkelerinin s›n›rlar›n›n nas›l de¤iflti¤ini gösteren harita üzerinde çal›flt›. Türk subaylar› sözde bunu protesto ederek, seminerden ayr›lm›fllar! Hat›rlanacak olursa, baz› subaylar›n kafas›na da Irak’ta çuval geçirmiflti yine ABD ordusuna ba¤l› askerler. TC egemenleri ve ordusu bu durum karfl›s›nda da alçak perdeden esip gürlemenin d›fl›nda bir fley yapamam›fllard›. Efendileriydi. Döverdi de severdi de!

“Kaybolan” askerler de¤il, ordunun prestiji Son haftalarda, faflist TC ordusunun, oldukça büyük ölçüde yitirdi¤i prestjini ve ülkedeki güç dengeleri içinde k›smi de olsa kayba u¤rayan konumunu, yeniden elde etme gibi hedeflerle hareket etti¤i ve daha çok da bu nedenlerle, uzunca zamand›r gündemden düflürmedi¤i s›n›r ötesini meflrulaflt›rma çabalar›na tan›k olmaktay›z. Faflist ordu bu çabalar›nda elbette yaln›z de¤il. Hükümetiyle muhalefetiyle tam koro halinde k›flk›rt›lan ›rkç›-floven bir dalga söz konusu. Ancak, uzunca zamand›r çeflitli vesilelerle provalar yap›-

lan ve bilinçli biçimde t›rmand›r›lan ›rkç›-floven dalgan›n, özellikle de ordunun 21 Ekim’de verdi¤i ve gerçek say›n›n verilenin çok üzerinde oldu¤u söylenen kay›plar›n ard›ndan, adeta dü¤meye bas›lm›flças›na doru¤a ç›kart›lmaya çal›fl›lmas› da bir sonuç vermedi. Ve tüm bu çabalara karfl›n, ülke egemenlerinin efendilerinden ba¤›ms›z kararlar alamad›¤›, daha do¤rusu alamayaca¤› da yine bu süreçte aç›k ve net biçimde görüldü. Ayr›ca bu süreçte, hem çok say›da kay›p veren hem de 8 askeri esir al›nan Türk Ordusu asl›nda kazanmaya çal›flt›¤› prestjini daha da yitirmifltir. Bunun içindir ki, askerlerin esir al›nd›¤› hiçbir Genel Kurmay aç›klamas›nda yer almam›fl, “kay›p”, “irtibat kesildi” vb. ibareler kullan›lm›flt›r. Ancak kaybolan›n askerler de¤il, ordunun prestiji oldu¤u çok aç›kt›r. Yine askerlerin serbest b›rak›lmas›ndan sonra da ayn› yenilgi psikolojisinin ürünü tutum sürmüfl ve “irtibat kesilen askerler yeniden orduya kat›lm›flt›r” gibi bir aç›klamayla yetinilmifltir. Bu arada, askerlerin serbest b›rak›lmas›n›n ard›ndan, DTP’li milletvekillerine dönük linç kampanyas› bafllatanlar, serbest b›rak›lan askerleri tutuklayanlar, ABD helikopterleri ile Türk Ordusu’na teslim edilmelerini söz konusu bile edememifllerdir.

Halklara karfl› geniflletilmifl toplant›! Bu geliflmelerin yafland›¤› günlerde Türkiye, ABD emperyalizminin D›fliflleri Bakan› Rice’› a¤›rlad›. Bu eli kanl› kad›n, ayn› günlerde Ankara’da yap›lan “Geniflletilmifl Irak’la Komflu Ülkeler Toplant›s›”na kat›ld›. Toplant›n›n sonuç bildirgesinin özünü ise yine, “terörle mücadele” ad› alt›nda al›nacak “önlemler” oluflturuyordu. Halklara karfl› yeni zulüm ve sald›r› politikalar›nda ortaklafl›ld›¤› kesin olan bu bildirgede dikkat çeken önemli bir noktay› ise, Türkiye’nin s›n›r ötesi operasyon çabas›na dönük frenleyici kararlar oluflturuyordu. “Irak’›n top-

rak bütünlü¤ünün korunmas›” kapsam›nda al›nan bu kararlar, ayn› zamanda Erdo¤an’›n ABD ziyaretinin de çerçevesini çiziyordu. Ya da bu ziyaretten nas›l bir sonuç beklenebilece¤inin. Zaten Rice’›n, Erdo¤an’›n yapaca¤› ABD ziyareti öncesinde gerçekleflen bu ziyareti, ayn› zamanda Erdo¤an’›n (ve beraberindeki üst düzey ordu mensuplar›n›n) ABD ziyaretinin çerçevesini çizme amac› tafl›yordu. Ve nitekim, “halklara karfl› geniflletilmifl sald›r› toplant›s›” olarak adland›rman›n daha do¤ru olaca¤› bu toplant›n›n akabinde, ABD ziyaretine bafllayan Erdo¤an ve ordu temsilcilerinin bu gerçekte icazet ziyaretinin gidiflat›, daha Rice’›n geliflinde netleflmifl ve Türkiye egemenlerinin de¤il, emperyalistlerin istemleri do¤rultusunda sonuçlanm›flt›r. Velhas›l TC egemenleri onlarca y›ld›r oldu¤u gibi, bir kez daha efendilerinden “gördüler kurs, ald›lar terbiye!” Bunun ne menem bir “kurs ve terbiye” oldu¤unu ise, Erdo¤an ve faflist ordunun temsilcilerinin ABD ziyaretiyle birlikte, s›n›r ötesi operasyona iliflkin yap›lan aç›klamalar›n›n, daha birkaç gün önceki sivri söylemlerden çok uzak olmas›nda gördük. Hatta bu uzak söylemler, sadece hükümet ve ordu temsilcileri ile de s›n›rl› kalmad›. Faflist CHP’nin lideri Baykal’›n söylemlerindeki efli benzeri görülmedik denebilecek “de¤iflimlere” flahit olduk. Ha yapt›k, ha yapaca¤›z denilen s›n›r ötesi, neredeyse sadece “istihbarat iflbirli¤ine” indirgenmifl, ancak bunun da ötesinde birbiri ard›na yap›lan aç›klamalarda, Kürtlere dönük politikalarda yap›lan “hatalar” bir biri ard›na s›ralan›r olmufltu. Hem de Evren gibi 12 Eylül faflist generali taraf›ndan bile!

Pazarl›klar daha aktif hizmete dönük Bu faflist güruhlar› dünün tam tersi bir tutuma girmeye iten fley hiç kuflkusuz ki, ABD emperyalizmi ile yap›lan

S›n›fsal Yaklafl›m YURTSEVENLER, VATANSEVENLER, SOSYAL-fiOVENLER! “Kendileri ezen uluslara mensup olan ve ezilen uluslar›n ‘kendi kaderlerini tayin hakk›’ için savaflmayan kiflilerin sosyalist bir siyaset izleyecekleri hayalini beslemek gülünçtür.” (Lenin, Ulusal Sorun ve Ulusal Kurtulufl Savafllar›, Sol Yay. sf. 227) Bu hayali beslemenin gülünç ve bir o kadar saçma oldu¤una dair gerçeklik, ulusal sorunda tak›n›lacak tutumun, s›n›fsal zeminde tayin edici bir yere oturdu¤una iflaret etmektedir. Zira ulusal sorun diye tan›mlanan olgu; dünyan›n bütün ülkelerindeki devrim süreçleri aç›s›ndan, ana gündeme dâhil olan boyutlarda parametrelere sahiptir. Bunun bafll›ca sebebi, emperyalistkapitalist sistemin uluslar aras›nda eflitsiz ve dengesiz bir düzen üzerinden infla edilmifl olmas›d›r. Sistemlerin böyle kurulmas›, toplumlar›n buna uygun flekillendirilmeye çal›fl›lmas› ulusal sorunu koflullam›fl ve bu meseleye ait çeliflkilerin çözümünü de s›n›f savafl›m›na eklemlemifltir. Ezen uluslar›n egemenli¤indeki gerici devletler; ulusal bask› ve zulmü çok çeflitli biçimlerde uygulaman›n fonksiyonel bir sonucu olarak, flovenist-milliyetçi politikalar ile uluslar/ulusal az›nl›klar aras›ndaki çeliflkileri sürekli k›flk›rtm›fllar, bunu, yönetmenin bir arac› k›lm›fllard›r. Ezilen uluslar›n ulusal bask› ve zulme karfl› yürüttükleri mücadele, hakl› olma gerekçesini ve demokratik içeri¤ini bu ger-

çeklik temelinde kazanmaktad›r. Onun desteklenmesini gerektiren bu içeri¤ine “kay›t ve flart” koyma ifllemi, turnusol ifllevi görmekle s›n›f mücadelesinde saflaflmaya yol açmaktad›r. Zira konu, s›radan bir meselede politika belirlemekle k›yaslanamayacak derecede “hassas” yerlere uzanmaktad›r. Hakim s›n›flar›n ›rkç› ve floven sald›r› kampanyas›, kitleleri terörize eden yo¤un sindirme operasyonu; bir yandan faflist ve gerici kesimleri aya¤a kald›r›r, harekete geçirirken, di¤er yandan reformist ve revizyonist çevrelerin ar›zal›, bozuk durufllar sergilemesine, sosyal-flovenlerin de¤irmene su tafl›yan tutumlar tak›nmas›na neden olmaktad›r.* Son süreçte hâkim s›n›flar aras›ndaki klik dalafl›nda daha da körüklenen ezen ulus milliyetçili¤i, “sol” etiketli bilumum çevrede kendini “ulusalc›l›k” biçiminde göstermekteydi. Bu ›rkç› floven flahlan›fl kimilerinin “yurtsever güçler” fleklinde sahneye ç›kmas›na neden olurken, kimilerinde de “vatanseverlik” duygular›n› kabartm›flt›. Ezen ulus cephesinde, aç›k iflgal ve yak›n tehlikenin olmad›¤› koflullarda, “ulusal” seferberli¤i ça¤r›flt›ran, “vatan/yurt” temal› ba¤›ms›zl›k sorununu önceleyen politikalar›n, özellikle de bu meselenin hâkim s›n›flar aç›s›ndan yönlendirildi¤i ve kullan›ld›¤› koflullarda gündemlefltirilmesi manidard›r. Düne kadar Kürt ulusunun varl›¤›n› ka-

son pazarl›klard›r. Bu pazarl›klar›n emperyalistlerin Ortado¤u politikalar›n›n devam›na hizmet etti¤inin alt›n› da bir kez daha çizmek gerekiyor. ABD emperyalizmi, Irak ve Afganistan iflgalinin bölgede yaratt›¤› istikrars›zl›¤›n daha da artmas›n› istememektedir. fiu süreçte, iflgale verilen deste¤in ürünü oldu¤unu da göz ard› etmeden söylemek gerekiyor ki, emperyalistler aç›s›ndan, özellikle de Irak aç›s›ndan, göreceli de olsa, en istikrarl› bölge Irak Kürdistan›’d›r hala. Türkiye’nin buraya düzenleyece¤i kapsaml› bir operasyonun buradaki, bu göreceli istikrar› bozmas›ndan duyulan kayg› az›msanmayacak boyuttad›r. Ayr›ca böylesi bir harekat›n ‹ran’a dönük sald›r› haz›rl›klar›na zarar verece¤i, buraya dönük emperyalist politikalarda istikrars›zl›k yarataca¤› düflünülmektedir. Ve bir di¤er önemli mesele de ABD’nin Kürt kart›na hala ihtiyaç duymas›d›r. PKK’nin ‹ran kolu oldu¤u bilinen PJAK ile iliflkileri aç›kt›r ve ABD’nin PJAK’a silah ve-

bul etme konusunda egemen s›n›flardan (ve ezen ulustan) farks›z bir durufl sergileyenlerin, bugün yine hâkim s›n›flar›n geldi¤i “kabullenme” noktas›na paralel biçimde sorunla iliflkilenmesi söz konusudur. Bu yaklafl›ma göre Kürtler, tarihi süreç içerisinde ulusal normlar› flekillenecek bir geliflim göstermedikleri için Türk ulusuna tabi biçimde “kaynaflm›fllar” ve “hak” talep edecek, dolay›s›yla haklar› savunulacak statüde konum kazanamayan bir “etnik köken” olarak kalm›fllard›r. Bunlar›n daha “insafl›” ya da “ak›ll›” olanlar› ise sosyal-floven politikalar›na gerekçe olarak Ulusal Hareket’e yönelmeyi tercih etmektedir. Ulusal Hareket’in gerek politikalar›na, gerek mücadele prati¤ine iliflkin bir tak›m “hatal›/yanl›fl” örnekleri s›ralayarak, do¤ru bir yerden meseleye bakmak ad›na tam da hâkim s›n›flar›n gözlü¤ünü takanlar›n “masumiyeti”, sorgulanmaya muhtaç bile de¤ildir. Zira çok iyi bilinmektedir ki, bu tür savafl ve mücadelelerde tarafs›zl›k ve orta yolculuk yoktur, böylesi tutumlar›n “güçlü” olana hizmet etti¤i de aç›kt›r. Konuyu, emperyalist-burjuva bas›nda öteden beri ç›kan ABD emperyalizminin silah yard›m›, AB üyesi emperyalist devletlerle iliflki, uyuflturucu ticareti vb. haberler çerçevesinde yorumlayan, KDP ile KYB’nin arka ç›kan tutumuna ba¤l› olarak yine ABD iflbirli¤ine ba¤layanlar›n, “sivillere yönelik terörist eylemler” üzerinden ahkâm kesenlerin, Kemalist-faflist diktatörlü¤e istemedi¤i kadar kan ba¤›fl›nda bulundu¤una kuflku yoktur. “Ba¤›ms›z Kürdistan” fliar›yla bafllatt›¤› silahl› kurtulufl mücadelesinde, devrimci dinamizmi ve özgürlükçü yap›s› ciddi ölçüde erozyona u¤rayarak, “kültürel haklar” temelli bir platforma gerilemifl olsa da; ezen ulusun faflist Türk devletinde cisimlenen bask› ve zulme karfl›, Ulusal Hareket’in

Rice protestolarla karfl›land›!

rerek, e¤iterek vb. iliflkiler gelifltirerek, ‹ran’› istikrars›zlaflt›rmaya çal›flt›¤› bilinmektedir. K›sacas›, ABD flu süreçte bölge Kürtlerine duydu¤u ihtiyaçtan kaynakl›, Kürt sorunun çözümünü, Türkiye’ye b›rakmak istememektedir. Çünkü TC egemenlerinin gerçek niyetleri aras›nda, PKK’den öte hala Musul-Kerkük bölgesine hakim olma amac›n›n yatt›¤› da, yine emperyalistler taraf›ndan bilinmektedir. Ancak emperyalistler, petrol zengini bölgenin bu zenginliklerinin, kendi denetimlerinin d›fl›na ç›kmas›na izin vermeyeceklerdir. Sonuç olarak: ABD ziyareti ile birlikte, uflak pozisyonundaki TC baz› küçük ödünler koparm›fl olabilir. Bu ödün kapsam›nda PKK’ye dönük göstermelik denebilecek, istihbari iflbirli¤ini de içine alan, s›n›rl› bir s›n›r ötesi de gündeme gelebilir. Bunun nedenlerinden biri de k›flk›rt›lan kamuoyunda yükselen ABD karfl›tl›¤›d›r. Son geliflmeler, bunu tersine çevirme hamlelerini de bar›nd›rmaktad›r. Ancak TC egemenlerinin bu vb. baz› ödünler kopard›¤› varsay›lsa bile, bu ödünler karfl›l›¤›nda emperyalizmin bölgesel politikalar›na ve bu politikalar›n hedefindeki ç›karlara daha aktif destek vermeyi taahhüt ettikleri kesindir. Hem bölge halklar› hem de ülkedeki emekçi halk y›¤›nlar›n› yeni sald›r›lar›n bekledi¤ini söylemek yerinde olacakt›r. Kamuoyundaki floven k›flk›rtmalar›n sürdü¤ü günlerde, birbiri ard›na gerçekleflen zamlar yap›lm›fl, ekonomik-demokratik haklara dönük bir dizi sald›r› geliflmifltir ve bu sald›r›lar›n daha da boyutlanaca¤› kesindir. Böylece bu floven dalga ayn› zamanda, emekçi y›¤›nlar›n gündemini de¤ifltirmeye, kendilerine dönük sald›r›lar› perdelemeye de hizmet etmifltir. Tüm bu sald›r›lar› geri püskürtmenin yolu ise, ezilen emekçi y›¤›nlar›n ve baflta Kürt halk› olmak üzere, ezilen uluslar›n ortak-birleflik mücadelesinden geçmektedir!

temsil etti¤i mücadeledeki “demokratik” içerik, özünü yitirmemifltir. Her türlü tart›flmadan azade, kay›t ve koflul ileri sürmeksizin desteklenmesi gereken budur. Ulusal Hareket’in, onun üzerinden Kürt ulusunun ve haklar›n›n, bu ba¤lamda örne¤in parlamentoda bulunan temsilcilerinin (ve partileri DTP’nin) yo¤un abluka ve sald›r› alt›nda oldu¤u koflullarda, komünistlere, devrimcilere, demokratlara düflen görev, iflte tam da bu demokratik içeri¤in desteklenmesidir. Bu destek; onlar›n politikalar›n›n, savunduklar›n›n, pratiklerinin bire bir savunulmas› ve desteklenmesi anlam›na gelmez. Bu konu do¤ru biçimde anlafl›lmal› ve kavranmal›d›r. Mesele bilinçli flekilde kar›flt›r›lmakta ve çarp›t›lmaktad›r. Komünistlerin savundu¤u bu destek politikas›, onlar›n ulusal sorunla ilgili proletaryaya ait s›n›fsal/esas çözüm politikas›yla çeliflmez. Aksine onun bir gere¤i ve sonucu olarak tamamlay›c› ifllev görür. Proletaryan›n esas çözüm politikas› için ileri sürdü¤ü fliar, son derece yal›n bir formülasyon olan uluslar›n kendi kaderlerini tayin hakk› temelinde, uluslar aras›nda tam hak eflitli¤i ilkesine dayanmaktad›r: “Ama biz, ancak gönüllü ba¤lara de¤er veririz, zorlay›c› ba¤lara de¤il. Her nerede uluslar aras›nda zorlay›c› ba¤lara tan›k olursak, gerçi her ulus ayr›lmak zorundad›r diye bir görüflte direnmeyiz, ama her ulusun siyasal kaderini tayin hakk›nda, yani ayr›lma hakk›nda kesinlikle ve kuvvetle direniriz. Bu hakk› savunmak ve bu hak üzerinde direnmek demek, uluslar›n eflitli¤inde direnmek demektir, zorlay›c› ba¤lar› tan›may› reddetmek demektir, hangi ulus olursa olsun herhangi bir ulusun devlette ayr›cal›klar›n›n olmas›na karfl› durmak demektir, de¤iflik uluslar›n proletaryas› aras›nda tam bir s›n›f dayan›flmas› ruhu yaratmak demektir.” (Lenin, age, sf. 172)

Katliamlar›n zulmün ve ac›n›n mimarlar›ndan olan Rice Türkiye’deydi. ABD emperyalizminin Büyük Ortado¤u Projesi ad› alt›nda uygulamaya çal›flt›¤› iflgal ve sald›r› politikas›n›n bugünkü ayaklar›ndan biri olan, ABD öncülü¤ünde Irak’a komflu ülkelerle yap›lan toplant›n›n start› 1 Kas›m gecesi Rice’nin Türkiye’ye gelmesi ile verilmifl oldu. Dünyan›n birçok yerinde oldu¤u gibi Rice’›n Türkiye’ye gelifli de protesto edildi.

Ankara 2 Kas›m günü Yüksel Caddesi’nde yap›lan aç›klamalarda, Rice ziyaretinin ABD’nin dünya haklar›na yönelik imha ve iflgal politikalar›na devam edece¤inin simgesi oldu¤una vurgu yap›ld›. KESK, TMMOB ve TTB üyelerinin yapt›¤› aç›klamada bas›n aç›klamas›n› okuyan Mehmet So¤anc›, ABD’nin, gözünü dikti¤i her co¤rafyaya kan ve gözyafl› getirdi¤ini belirtti. Ard›ndan BDSP, DHP, EHP, ESP, Kald›raç, Odak ve Partizan’›n yer ald›¤› kurumlar da bas›n aç›klamas› yaparak Rice’›n geliflini protesto etti. “Katil Rice defol, emperyalizme ve flovenizme karfl› yaflas›n halklar›n kardeflli¤i” pankart›n› açan kitleye hapishanelerde tecritin yaratt›¤› sorunlar›n çözülmesi için Ankara’ya gelen tutsak yak›nlar› da destek verdi.

‹stanbul Partizan, ESP, BDSP, HKM, DHP gibi birçok kurumun bir araya gelerek örgütledi¤i eylem Befliktafl’ta toplant›n›n yap›ld›¤› Conrad Otel’in yan taraf›nda polis ablukas› alt›nda gerçekleflti. Aç›klama BEKSAV’›n haz›rlad›¤› skeçle bafllad›. Oyunun ard›ndan yap›lan aç›klamada ABD öncülü¤ünde gerçeklefltiren bu toplant›n›n daha fazla ac› ve katliam anlam›na geldi¤inin alt› çizildi ve bu sald›r›lara karfl› birleflik mücadele ça¤r›s› yap›ld›.

Kendi kaderini tayin hakk›n› kay›ts›z koflulsuz savunmakla, çeflitli milliyetlerden Türkiye proletaryas› ve halk›n›n ulusal kimliklerine göre örgütlenmesi ve farkl› kulvarlarda ve bölgelerde savafl yürütmesine karfl› ç›kmak birbiriyle çeliflmez. Hatta komünistler kendi kaderini tayin çerçevesindeki ayr›l›k talebi karfl›s›nda, koflullara göre olumlu bir görüfl sahibi de olmayabilirler, ancak irade sonucundaki tutumlar› “olumlu” olmal›d›r. Bir hak, pratikteki kullan›m de¤eriyle, somut ad›m ve edinimlerle anlam kazan›r. Hak, “savunan›n” iste¤i/iradesine göre flekilleniyorsa ba¤›ml› bir hakt›r, hiçbir hükmü de yok demektir. Ulusal sorunda, ezilen ulus milliyetçili¤i ile ezen ulus milliyetçili¤i aras›ndaki fark› anlayamamak, daha do¤rusu ona göre tav›r ve tutum gelifltirmemek bir kavray›fl meselesinin sonucu gündeme gelmemektedir. Bu konuya iliflkin yaklafl›m farkl›l›¤›, t›pk› kendi kaderini tayin hakk› için savafl›p savaflmama hususunda oldu¤u gibi, s›n›fsal zeminde sorgulanmal›d›r. Bu sorgulama, “her türlü milliyetçili¤e” karfl› olma sinsili¤iyle sosyal-flovenizm bayra¤›n›n yükseltildi¤ini ortaya ç›karmaktad›r. Proletarya burjuvazinin “ulusal” bayra¤› alt›na girmez, çünkü onun kendi bayra¤› vard›r. * Mustafa Suphi yoldafl›n TKP’sinden sonra Türkiye “sol” hareketinin tarihi, ulusal sorun konusunda kötü bir mirasa sahipti. Komünist önder ‹brahim Kaypakkaya yoldafl›n Kemalizm’e ve sosyal-flovenizme a¤›r darbeler indirerek gelifltirdi¤i bilimsel tezlerle ulusal soruna iliflkin müdahalesi, devrimci ve yurtsever çevreler üzerinde de etkili oldu. Bu durum, konuya iliflkin çok çeflitli çarp›k flekillenifl ve sosyal-flovenizmin inceltilmifl biçimlerle devam›na elbette engel olamazd›.


İşçi-köylü 4

İşçi/köylü

16-29 Kasım 2007

Güngören’de iflçiye çöp nöbeti! - Belediye’de yaflanan geliflmeleri bize anlatabilirmisiniz? Mehmet Ali Özdemir: 22 y›ld›r burada temizlik iflinde çal›fl›yorum. Sendikal süreçleri daha önce de yaflad›k. ‹fle bafllad›¤›m günden beri sendikal›y›m. fiu anda belli köflelere vermifller bizi, çöp bekliyoruz. Bizleri y›ld›rmak için yap›yorlar bunu. Vatandafl soka¤a çöp at›yor, biz de uyar›yoruz, buraya atmay›n diye. Baflka iflimiz yok. Daha önce böyle bir fley görmedik, ama Güngören Belediyesi’nde var. fiu anda 12 iflçi bu ifli yap›yoruz. Bu 12 kifli Belediye‹fl’ten istifa ederek Hak-‹fl’e geçmeyenler. ‹stifa edenlerin yerleri de¤iflmedi. Sendikan›n yetki almas›n› bekliyoruz. Vatandafl gelip soruyor niye bekliyorsunuz diye, anlatmayay›m gülersiniz diyorum. Mahkeme sonuçlan›ncaya kadar böyle devam edecek. So¤ukta bekliyoruz, sürekli kontrol ediyorlar. Gel-

Güngören Belediyesi’nde bir süredir yaflananlar ülkemizde sendikal mücadele ad›na sendikal faaliyetin nas›l dinamitlendi¤ini özetler nitelikte. Gazetemizde daha önce de yer bulan haberde Hak-‹fl Sendikas›’n›n belediyelerde patronu arkas›na alarak tehditlerle yapt›¤› “örgütlenme” çal›flmalar›na yer vermifltik. Çöp toplad›klar› sokakta söylefli yapt›¤›m›z iflçiler, yaflad›klar› sorunlar› dile getirmiflti. Aradan geçen süre içerisinde yaflanan geliflmeleri takip etmek amac›yla yolumuz yeniden Güngören’e düfltü. ‹flçilerden birini sar› gömle¤i ile bir köflede beklerken bulduk. Önce anlam veremedi¤imiz bu bekleme, elinde çöp pofleti ile genç bir kad›n›n çöpü b›rakmak istemesi ile anlafl›l›r k›l›nd›. Veysi Erdo¤an isimli iflçi, genç kad›na müdahale ederek çöpünü bu köfleye atmamas› gerekti¤ini, çöplerin akflam al›nd›¤›n› söyledi. Böylelikle Güngören Belediyesi’nde çal›flan iflçilerin yeni görevlerini ö¤renmifl olduk: Çöp nöbeti! Hak-‹fl’e ba¤l› Hizmet-‹fl Sendikas›na üye olmayan 12 iflçinin ifllerinden al›narak belediye için böylesine “vazgeçilmez” ve “anlaml›” bir ifle verildi¤ini dile getiren Veysi Erdo¤an, buna isyan ediyor. Sohbet ilerledikçe Belediye Baflkan› fiakir Yücel Karaman ve Hak-‹fl’e yönelik öfkesi de d›fla vuruyor. Gün boyunca ayn› köflede beklediklerini, belediye görevlileri taraf›ndan sürekli kontrol edildiklerini s›k›nt›l› bir ses tonuyla anlat›yor. Yoldan geçenlerin flaflk›n bir flekilde kendilerine bakt›¤›n› ve bir anlam veremediklerini sözlerine ekleyen Erdo¤an, Belediye Baflkan›’n›n iflçileri küçük düflürmeye çal›flt›¤›na dikkat çekiyor. Bizi di¤er iflçi arkadafllar›n›n yan›na götüren Erdo¤an’›n dilinden yol boyunca Hak-‹fl Sendikas›na üye olmad›klar› için yaflad›klar› s›k›nt›lar dökülüyor. Belediye Baflkan› ise her toplant›da Belediye-‹fl 2 No’lu flubenin yetkiyi almas› sonucunda yaflayaca¤› s›k›nt›lar› iflçilerle ‘paylafl›yor’. dim, seni göremedim diyorlar, hâlbuki hiç u¤ramam›fl bile. - Siz de Belediye’nin temizlik iflinde çal›fl›yorsunuz. Yaflanan geliflmeleri bir de sizden dinleyebilir miyiz? Ahmet K›l›çarslan: Ben de 22 y›ld›r belediyede çal›fl›yorum. fiimdi ise çöp bekliyorum. ‹flverenin bask›lar› ile kendilerine yak›n bir sendika arad›lar ve buldular. Huzurumuz bozuldu. Hak-‹fl yetkililerinden kimseyi görmedik. Bu ifli yapan Belediye Baflkan› ve müdürler. Bize bu sendika ile çal›flmak istiyoruz diye aç›k aç›k söylediler. Ben 22 y›ld›r Belediye-‹fl üyesiyim. Bu sendika

y›llard›r bizim ç›karlar›m›z› savunuyor. Ben sendikama ihanet etmem, flimdi ihanet zaman› de¤il. Hak-‹fl beni hiç savunmaz. Savunma derdi de yok. Patron yanl›s› bir sendika bu. Belediye Baflkan› ne derse onu yap›yor. Belediye Baflkan› ilk toplant›da dedi ki; “Ben sözleflmede yüzde 4 verecem siz de yüzde 30 isteyeceksiniz. Burada anlaflamayaca¤›z. Siz de ç›k›p sokaklara ba¤›r›p ça¤›racaks›n›z. Biz bunu istemiyoruz. Bize yak›n kim? Hak-‹fl Sendikas›. Onu getirece¤iz. Biz yüzde 4 diyece¤iz, onlara da imzalataca¤›z.” Aç›kça söyledi bunu. Mahkeme sonucunu bekliyoruz. Yetkinin kime ç›kaca¤›n› görece¤iz. Yetkili sendika olarak Mart’›n 1’ine kadar görevimizin bafl›nday›z. Kahvede yapt›¤›m›z ve Veysi Erdo¤an’›n da sözünü etti¤i, Belediye Baflkan› taraf›ndan hakk›nda dava aç›lan ve disiplin kuruluna verilen bir iflçinin yan›na gitmeye karar veriyoruz Bask›lardan dolay› ismini vermek istemeyen iflçiyi ‘nöbetini’ tutarken bulu-

yoruz. Bas›na verdi¤i bilgiler gerekçe gösterilerek Belediye Baflkan› taraf›ndan hakk›nda dava aç›lan iflçi, iflten at›lmakla tehdit edilmifl. Disiplin Kurulu’nda ifadesi al›nan iflçiye Belediye Baflkan› bas›na verdi¤i bilgiler ile devlet görevlilerini afla¤›lad›¤› suçlamas›n› getirmifl. Temizlik iflçisi ise sadece yaflad›klar›n› anlatt›¤›n›, bunun da suç olmad›¤›n› dile getiriyor. Kendinden emin konuflan ve hakl› oldu¤una yürekten inanan bu iflçi ile “nöbet yerinde” bir süre sohbet ediyoruz. Hak- ‹fl Sendikas›n›n iflçilerin ç›karlar›n› savunmad›¤›, savunmayaca¤›n› düflünen bu iflçiye yönelik Belediye Baflkan› ve Hak-‹fl’ten herhangi bir teklif gelmemifl. “Örgütlenmeye” çal›fl›lmadan sürgün edilmesini net tutumuna ba¤layan iflçi, bu fikirlerini Disiplin Kurulu’nda da savunmufl. Hak-‹fl Belediye-‹fl’e üye olan iflçileri “ikna etmek” için türlü yollar, yöntemler gelifltirirken çöp ifline verilen iflçilerle hiç ilgilenmemifller. fiu ana kadar bask›lara ra¤men süreci bugü-

ne kadar getiren de esasta bu iflçiler. Hak-‹fl Sendikas›n›n iflçi düflman› bu pratiklerini sendikal mücadele ad› alt›nda gerçeklefltirmesi, üzerinde durulmas› gereken di¤er bir noktad›r. Sendikalar, iflçi s›n›f›n›n demokratik, ekonomik ç›karlar› için mücadele eden örgütlerdir. Sendikalar, iflçi s›n›f›n›n sermayeye karfl› örgütlendi¤i ve sosyalizmi ö¤rendi¤i birer okuldur. Oysa Hak-‹fl örne¤inde görüldü¤ü gibi yap›lan sendikal mücedeleye ihanetten baflka bir anlama gelmiyor. ‹flbirlikçi, sar› sendikal anlay›fl› ile egemenlerin iflçi s›n›f› içindeki truva atlar› durumunda olan Hak-‹fl vb. sendikalar sendikal örgütlenme 盤l›klar› ile iflçi s›n›f›n›n mücadelesini baltalamaktad›r. ‹flçilerin bu çizgideki örgütlere karfl› tutumu, her yerde teflhir faaliyeti yürütmek ve iflçileri ayd›nlatmak olmal›d›r. Elbette bu s›rada t›pk› Güngören’de oldu¤u gibi bask›lara ra¤men s›n›f ç›karlar›ndan vazgeçmeyen iflçiler öne ç›kacakt›r. (‹stanbul)

Dan›fltay karar› Emekli-Sen’in meflrulu¤unun teyididir! Sendikalar›n›n kapat›lmas›na karfl› verdikleri mücadeleyle kamuoyunda seslerini duyuran emekliler, Yarg›tay’›n verdi¤i kapatma karar›yla oldukça zorlu bir sürece girmifllerdi. Ancak Dan›fltay’›n geçti¤imiz günlerde ald›¤› bir karar, emeklilerin verdikleri mücadelede ne kadar meflru ve hakl› olduklar›n› bir kez daha gözler önüne serdi. Dan›fltay 10. Dairesi 8 Kas›m’da ald›¤› bir kararla, Çal›flma ve Sosyal Güvenlik Bakanl›¤› taraf›ndan valiliklere gönderilen ve aralar›nda Emekli-Sen’in de bulundu¤u çok say›da sendikan›n muhatap al›nmamas› yönlü genelgeyi iptal etti. Söz konusu genelge: “Sendika ad› alt›nda faaliyet

Emekli-Sen Kartal fiube Baflkan› Y›lmaz Gündo¤du’ya, hem Dan›fltay’›n karar›na hem de bundan sonraki sürece dair ne düflündüklerini sorduk. Gündo¤du, bu kararla birlikte normal koflullarda davan›n düflmesi gerekti¤ini söyledi ve ekledi: “Bu durum ayn› zamanda devletin kendi kurumlar› aras›ndaki çeliflkilerin de ifadesidir.” Konuflmas›n›n devam›nda ise, karar›n ayn› zamanda Emekli-Sen’in meflrulu¤unu da gösterdi¤ini belirten Gündo¤du, bu karar› Yarg›tay’a götüreceklerinin de alt›n› çizdi. Emekli-Sen olarak zaten bir eylem planlar› oldu¤unu, örne¤in 22 Kas›m’da AKP Genel Merkezi önüne siyah çelenk b›rakma, ard›ndan da il binalar›

gösteren kurulufllar›n kurulufl belgelerinin kabul edilmemesi, faaliyetlerine izin verilmemesi” talimat›n› içermekteydi. Dan›fltay 10. Dairesi’nin ald›¤› kararda ise özetle; Türk hukukunda sendika, dernek gibi özel hukuk tüzel kifliliklerinin oluflumunun izin kofluluna ba¤l› olmad›¤›, bu kurulufllar›n nas›l tüzel kiflilik kazanacaklar›n›n ve faaliyetlerine hangi koflullar alt›nda son verilece¤inin yasalarla düzenlendi¤i vurguland›. Bu kararla birlikte Emekli-Sen’in kapatma davas›n›n seyri de de¤iflmifl bulunmakta. Karar›n ard›ndan görüfltü¤ümüz

önünde ayn› eylemi gerçeklefltirme gibi kararlar ald›klar›n› belirten Gündo¤du, bu eylemlerin ayn› zamanda son dönem pefl pefle gelen zamlar› da kapsayaca¤›n› vurgulad›. Görüflmeyi yapt›¤›m›z s›rada, az sonra bafllayacak olan toplant› için orada bulunan yaklafl›k 10 Emekli-Sen üyesi de, baflkan›n söylediklerini do¤rulayarak, “Burada önümüzdeki sürece iliflkin karar almak için topland›k. Mücadelemiz sürüyor” dediler. K›sacas›, emekliler mücadelelerini, kendi sorunlar›n›n d›fl›ndaki genel sorunlar› da kapsayacak biçimde ve olanca h›z›yla sürdürmekte kararl›lar. (Kartal)

Patronun devrimci bas›n korkusu; Bir Texim iflçisi iflten ç›kar›ld›!

Emekçinin Gündemi

fiovenizm ve ›rkç›l›¤a karfl› s›n›f dayan›flmas›! Son günlerde, burjuva-feodal medya savafl 盤›rtkanl›¤›n› giderek art›rmaktad›r. Ordu ile hükümet aras›ndaki klik çat›flmas› son genel seçimler sonras› k›smen küllenmifl durumdad›r. Bu “küllenmenin” as›l nedeni s›n›r ötesi operasyon yaygaras›yla ›rkç› ve flovenist bir rüzgâr estirilerek Kürt ulusuna yönelik; fliddet ve katliamlar›n dünden daha kapsaml› biçimde yürütülmek istenmesidir. Bunu “vatan›n gelece¤i” ve “halk›n huzuru” için yapt›klar›n› söylemekteler. Oysa ne vatan› ne de halk› düflünmediklerini, geçmiflte ve de bugün uygulanan ekonomik ve siyasal politikalara bakarak görmekteyiz. Bu

nedenle bu sürecin yaygaralarla olmayaca¤›n›, sürüklenmek istenen durumun vahametini baz› burjuva kalemflorlar›n zaman zaman gazetelerde yazarak, televizyonlarda aç›klayarak söylemekteler. Hatta ne tesadüftür ki, Milliyet’te bir dönemin generalleri bu sorunlara ait düflüncelerini söylemekteler. Kürt ulusunun temel sorunlar›n› görmezden gelen TC devleti, bugüne kadar bask› ve fliddet ile “çözmeyi” denemifl ancak bunun böyle olmayaca¤›n› görmüfltür. Bu gördü¤ü ve yaflad›¤› tabloyu daha kapsaml› ve genifl bir alanda ulus ötesi bir alan› da içine alarak savafl bafllataca¤›n› efendisi ABD’den

Düflük ücret ve sa¤l›ks›z çal›flma koflullar›na karfl› A¤ustos ay›ndan bu yana direnen Texim iflçileri üzerindeki bask›lar sürüyor. Bu koflullara “Art›k yeter” diyerek karfl› koyan iflçiler, bir dizi eylem örgütleyerek sorunlar›n› kamuoyuna duyurmaya çal›fl›yorlar. Bu çal›flmalardan rahats›z olan patron, direniflin bafllar›nda iflçileri iflten ç›kar›rken sonras›nda da iflçiler üzerindeki bask›lara devam etti. ‹flçileri kameralarla sürekli denetim alt›nda tutmaya çal›flan, telefon konuflmalar›na bile müdahale eden, iflçilere hakaret eden patron, son olarak bir iflçiyi daha iflten ç›kard›. Patron iflçi düflman› yü-

zünü, gazetemizi ziyaret ederek söylefli yapan bir iflçiyi iflten ç›karak gösterirken iflçilerin bilinçlenmesinden duyduklar› korkuyu da yans›t›yor. Sorunlar›n› gazetemize anlatan Texim iflçisi, iflçileri sadece sosyalist, devrimci bas›n›n sahiplendi¤ini, burjuva bas›n›n eylemlerine yer vermedi¤ini dile getirmiflti. ‹flçiler, fabrikadaki sömürüye karfl› onurlu bir mücadele yürütürken burjuva medya bunu görmezlikten geliyor. Eylemler art›k saklanamayacak düzeye ulaflt›¤›nda da iflçilerin amaçlar›n›, sorunlar›, çarp›tarak anti propaganda yap›yor.

‹flçi s›n›f›n›n ç›karlar›n›, verdikleri mücadeleyi yans›tmak ve genifl kitlelere ulaflt›rmak amac›ndaki devrimci yay›nlar meflrudur. ‹flçi s›n›f›n›n düflmanlar›n›n devrimci yay›nlara yönelik bu tutumlar› elbette anlafl›l›rd›r. Bu durum bizim kendi cephemizden do¤ru bir yay›nc›l›k politikas› izledi¤imizi de göstermektedir. Gazetemiz de iflçilerin, köylülerin yaflam›n› devrimci teorinin ›fl›¤›nda yans›tmaktad›r. Patronun “Komünist gazeteleri ça¤›r›yorsunuz” söylemi esasta direniflin geliflmesi karfl›s›nda duyulan bir kayg›d›r. (‹stanbul)

izin ald›¤› yer ve zaman kadar yapaca¤›n› aç›kça ilan etmifl durumda. Bunun yarataca¤› sonuçlar› hemen hepimiz yaflad›klar›m›zla görebiliyoruz. Daha derin ve daha kapsaml› bir çat›flman›n ekonomik, sosyal ve siyasal sonuçlar› tüm ülkede yaflayan baflta emekçiler olmak üzere herkesi etkileyecektir. Bir yandan bunlar yaflan›rken di¤er yandan son y›llar›n en yüksek oran›nda zamlar› yap›ld›. Elektrik, su, sigara, tekel, do¤algaz gibi günlük yaflamda kullan›lan tüm tüketim mallar›na yaklafl›k % 50 oran›nda zam yap›ld›. Bununla ekonomik krizin, darbo¤az›n faturas› emekçilerin s›rt›ndan ç›kar›lmaya çal›fl›lmaktad›r. Tüm bunlar karfl›s›nda sendikalar ise adeta alk›fl tutmakta ya da “Kürt ulusuna yönelik sald›r›lara siz de sesinizi ç›karmay›n” diyerek vicdanlar›n› rahatlatmaktalar. Bundan iki ay önce “flehit aileleri” için aç›lan kampanyada baflta Türk-‹fl’e ba¤l› sendikalar s›-

raya girmifl, kasas›nda paras› olmad›¤›n› söyleyen sendika genel merkezleri yard›mda bulunmufltu. Çok geçmedi 7 Aral›k’ta yap›lan Türk-‹fl Baflkanlar Kurulu toplant›s›nda Haber-‹fl Sendikas›n›n Telekom grevi için ekonomik katk› talebine sendikalar›n çok büyük bir bölümü “param›z yok” diyebildiler. Sendikalar›m›z›n bu iflçi karfl›t› politikalar› ve düflmanl›¤› son zamanlarda iyice su yüzüne ç›kmaya bafllad›. Sendikalar›n büyük bölümünün flovenist ve gerici ve iflçi karfl›t› politikalar› Telekom greviyle a盤a ç›km›flt›r. ‹flçilerin örgütlenmesi için, grev için kullan›lmayan aidatlar›n seçim kazanmak için, siyasi rant için içki masalar›nda kullan›ld›¤›n› görmekteyiz. Türk-‹fl’te bu olurken D‹SK ve KESK ise “silahlar› kullanmay›n›z”la adeta süreci onaylamaktad›r. Oysa durum ciddidir ve seyre gelmeyecek kadar önemlidir. Bulundu¤umuz alanlarda bu flovenist ve ›rkç› dalgaya karfl› s›n›f dayan›flmas›n›n yükseltil-

mesi, buna karfl› tavr›n gelifltirilmesi için herkes seferber olmal›d›r. Öyle ki, bunu sendikalarda bulunan devrimci, demokrat ve yurtseverler yapmalard›r. Bu tarihi bir sorumluluktur. Süreç bu yan›yla önemle örgütlenmelidir. Yaklafl›k 1 ayd›r süren Telekom grevi, tam da bu süreçte adeta konuflulmaz olmufltur. Her sokak eyleminin ve tepkinin yarat›lmas› bu süreçte oldukça önem arz etmektedir. Irkç› ve flovenist dalgaya karfl› bu tür davran›fl ve tav›rlar oldukça önemli araçlard›r. Bugün bu araçlar›n bafl›nda ise emekçilerin mücadelesi gelmektedir. Bu mücadelenin yükseltilmesini ise sendikalarda bulunan devrimci ve demokratlar›n almas› gereken sorumluluktur. Gün, birleflik ve ortak mücadeleyi örgütleme ve buna karfl› koyma günüdür. Gün, kardefllik de¤erlerinin yükseltilece¤i gündür. Herkes bulundu¤u alanda bunlar› yapmak için seferber olmal›d›r.

Sigortas›z tek bir iflflç çi kalmayacak! ‹fl kazalar› ve ifl cinayetlerinin s›kça yafland›¤› yerlerden biri olan Tuzla’daki tersane iflçileri, sigortas›z çal›flmalar›n›n a¤›r bedelini ödüyor. Sigortas›z ve düflük ücretlere karfl› art›k dur diyen Tuzla Tersane iflçileri ile T‹B-DER üyeleri iflçi ölümlerini protesto etmek için 4 Kas›m günü yine eylemdeydi. Emek Sinemas› Soka¤›nda biraraya gelerek, Galatasaray Meydan›’na kadar yürüyen ve “Sigortas›z tek bir iflçi kalmayacak” yaz›l› pankart açan iflçiler, yürüyüfl boyunca s›k s›k “Ücret hakt›r gasp edilemez”, “Tersane iflçisi yaln›z de¤ildir” vb. sloganlar att›. ‹flçiler ad›na yap›lan aç›klamay› okuyan Cahit Atalay “Her seferinde söyledi¤imiz gibi buradaki her sorunun sorumlusu tersane patronlar› örgütü G‹S-B‹R’dir. ‹flçilerinin yaflam›n› hiçe sayan bu cinayet flebekesi, yaflanan hak gasplar›n›n sorumlulu¤undan s›yr›lmak için; tafleronluk sisteminden faydalanmaktad›r” dedi. Aç›klaman›n ard›ndan befl dakikal›k oturma eylemi yapan iflçiler, oturma eylemi boyunca kasklar›n› yere vurdu. Oturma eyleminin ard›ndan iflçiler eylemlerine bitirdi. (‹stanbul)

Ya ifl ya sendika! Diyarbak›r Aky›l fabrikas› patronunun sendikalaflman›n artmas› üzerine “ya ifl ya sendika” diye tehdit edip, iflten att›¤› 112 iflçi 300 gündür direniflte. TEKS‹F Sendikas› Genel Merkezi ile görüflmek için Ankara’ya gelen Aky›l iflçileri, sendika genel merkezi önünde oturma eylemi yapt›. Patronla yaflad›klar› sorunlar nedeniyle, yaklafl›k 11 ay önce grev bafllatan ve ba¤l› olduklar› Teksif yöneticileri ile yapt›klar› görüflmeden sonuç alamayan Aky›l iflçileri, sendikadan “biz karar›m›z› daha sonra aç›klayaca¤›z, ya size bildirece¤iz, ya da temsilcilerinizi buraya ça¤›r›p onlara bildirece¤iz” sözünü ald›. 30 Ekim günü Ankara’ya gelen Aky›l iflçilerinin Sendika Genel Merkezi önünde oturma eylemi yapmak istemesi üzerine polis iflçilerin da¤›lmas› yönünde uyar›da bulundu ve iflçilere yar›m saat süre verdi. ‹flçiler oturma eylemini yapt›ktan sonra da¤›ld›lar. (Ankara)

Novamed’de patronla görüflmeler bafllad› Türkiye Petrol Kimya Lastik ‹flçileri Sendikas› (Petrol-‹fl) merkezi Almanya’da bulunan Fresenius Medical Care’ye (FMC) ait Novamed firmas›yla görüflerek, 30 Ekim) anlaflma sürecini yeniden bafllatt›. Görüflmeler saat 10’da Maslak’taki Novamed Türkiye Temsilcili¤i’nde gerçekleflti. Yapt›klar› görüflmeleri de¤erlendiren Petrol-‹fl Genel Baflkan› Mustafa Öztaflk›n, henüz bir sonuç al›namad›¤›n› ancak görüflmelere devam etme karar› verdiklerini aktard›. Taraflar Kas›m ay›n›n 2. yar›s›nda tekrar bir araya gelecek. Öztaflk›n sözlerine flöyle devam etti: “Biz sendikan›n tan›nmas›n›, içeride çal›fl›p sendika üyesi olmayanlar›n da üye olabilmesini, ücret ve sosyal haklarda revizyona gidilmesini talep ettik. De¤erlendireceklerini söylediler. Olumsuz çal›flma koflullar›n›n giderilece¤ini, iflçilere uygulanan bireysel bask›lar›n ortadan kald›r›laca¤›n› aç›k dille ifade ettiler.” Sendikan›n kabulünü ve içeride flu an çal›flanlar›n üyeli¤ini çok önemsediklerini vurgulayan Öztaflk›n, “Sözleflmeyi çözecek olan ana madde budur; iflverenin pozitif yaklafl›m› olursa ilerleme sa¤lan›r” dedi. (H. Merkezi)


İşçi-köylü 5

16-29 Kasım 2007

Harbiyeliler baz istasyonuna karfl› Valilik’e yürüdü Beldenin su deposunun içine gizlenmifl baz istasyonuna karfl› sürekli eylemler örgütleyen Hatay’›n Harbiye Beldesi halk›, bu kez Hatay Valili¤i’ne yürüdü. Aralar›nda çocuk ve yafll› vatandafllar›n da bulundu¤u kalabal›k, “Baz istasyonu istemiyoruz” fleklinde slogan att›. Kitle ad›na belde halk›ndan Nergiz C›nb›z konufltu. ‹nsan yaflam›n› ve sa¤l›¤›n› güvence alt›na almas› gereken devletin, halk›n sa¤l›¤›n› tehdit eden baz istasyonlar›n›n yerleflim alanlar›na kurulmas›na izin verdi¤ini söyleyen C›nb›z, “Bizler baz istasyonu içinde yaflamak istemiyoruz” dedi. Aç›klaman›n ard›ndan belde halk› içinden oluflturulan bir heyet Hatay Valisi Ahmet Kayhan ile görüflmek üzere valilik binas›na gitti. Görüflme bas›na kapal› bir flekilde yap›l›rken, valilik binas› önünde bekleyen kalabal›k grup sessiz bir flekilde da¤›ld›. (H. Merkezi)

Tar›m alanlar› kanalizasyon tehdidi alt›nda

Hatay’›n Samanda¤ ‹lçesi’nde, kanalizasyon altyap› döfleme ifllemleri bitirilmedi¤i için birçok vatandafl›n foseptik ve at›k sular›n› sulama kanal›na ba¤lamalar› tar›m alanlar›n› tehdit ediyor. Birçok üreticinin tarlalar›n› sulad›¤› kanallara at›k sular›n kar›flt›¤›n› belirten mahalle sakinlerinden Deniz Yunuso¤lu, kirli suyun tar›m alanlar›na akmas›ndan dolay›, tar›m alanlar›n›n tehlike alt›nda kald›¤›n› kaydederek, sorunun çözümü için mahalle olarak gerekirse eylem yapacaklar›n› söyledi. Mahalle sakinlerinden Meryem Celli de bir an önce kanal›n kapat›lmas›n› ve sorunun çözülmesini istedi. Konu üzerine bir aç›klama yapan Samanda¤ Belediye Baflkan› Ali Terzi, vatandafl›n kendi dönemlerinden önce foseptik ve at›k su borular›n› kanala ba¤lad›¤›n› iddia ederek, “Bizden önceki dönemde bu ba¤lant›lar yap›lm›fl. Tesisimiz iki ay içerisinde tamamlanacak, geçici olarak borularda bulanan at›klar› boflaltmaya çal›fl›yoruz” dedi. (H. Merkezi)

Koza Madencilik topra¤a ve insana zararl›d›r! Koza Madencili¤in Bergama’da siyanürle alt›n ç›karma faaliyetlerine devam etme konusundaki ›srar› sürüyor. Kazda¤lar›’n›n kuzeyinde yer alan Madra Da¤›’ndan ç›kar›lan topraklar siyanürle ayr›flt›r›lmak amac›yla Bergama’n›n Ovac›k Köyü’ne getiriliyor. 1 ton topraktan ortalama 10 gram alt›n ç›kar›lan Bergama’daki iflletmeye Madra Da¤lar›’ndan her gün 375 ton toprak, Büyükdere Beldesi ve Küçükdere Köyü’nden de her gün 45 kamyon toprak siyanürle ayr›flt›r›lmak üzere getiriliyor. Koza Madencilik taraf›ndan iflletilen Ovac›k’taki alt›n iflletmesi, Ovac›k’ta alt›n rezervinin bitmesi ve maden karfl›t› çevrecilerin eylemleri üzerine kapat›lm›flt›. Hakk›nda onlarca dava aç›lan ve yarg› taraf›ndan kapat›lmas›na karar verilen iflletme, 2001 y›l›nda yeniden aç›lm›flt›. Ovac›k’taki alt›n rezervinin bitmesi üzerine Koza Alt›n fiirketi, Kaz Da¤lar›’n›n güneyindeki Madra Da¤lar›’ndan toprak getirerek, ocakta iflletmeyi sürdürüyor. Koza Alt›n fiirketi’nin Ovac›k’taki ocaklar›nda iflletmek üzere toprak almas›, bölgenin do¤al dokusunda büyük tahribatlar oluflmas›na yol aç›yor. (H. Merkezi)

İşçi/köylü

urgutlu Gündelikçi ‹flçiler Derne¤i taraf›ndan yap›lan araflt›rma, tar›m iflçilerinin yaflad›klar› sömürüye ›fl›k tutuyor.

T

Tar›m iflçileri sömürü politikas›n›n kurban› Türkiye’de say›lar› yaklafl›k 3 milyon oldu¤u tahmin edilen tar›m iflçilerinin yaflad›¤› sorunlar devam ediyor. Ücret, sa¤l›k sorunlar›, çad›r alanlar›ndaki yaflam zorluklar›, çal›flma saatlerinin uzunlu¤u, tafl›nma, e¤itim ve sosyal haklar›n›n yoklu¤u gibi birçok sorunla karfl› karfl›ya kalan tar›m iflçileri, son dönemlerde mevsimlik iflçi olarak ç›kt›klar› yollarda meydana gelen kazalarda hayatlar›n› kaybetmekle gündeme geldi. Son bir y›l içerisinde tar›m iflçilerinin tafl›nmas› s›ras›nda meydana gelen kazalarda, onlarca iflçi hayat›n› kaybetti, onlarcas› da yaraland›. Tar›m sektöründe önemli bir yer tutan, ancak çeflitli dernekler d›fl›nda örgütlülükleri yok denecek kadar az olan tar›m iflçileri, onlar için ölüm tarlalar› olan de¤iflik illerden yola ç›karak, memleketlerine dönmeye bafllad›. Dönüfl s›ras›nda da ancak geçirdikleri trafik kazalar› ile gündeme oturan, “cahillikleriyle” dalga geçilen iflçilerle ilgili oldukça az say›daki araflt›rmalardan birisini yapan Turgutlu Gündelikçi ‹flçiler Derne¤i bölgedeki tar›m iflçilerinin kamyon ve traktör kasalar›nda ölümle burun buruna yolculuk yapt›¤›na dikkat çekerek, bu kazalar› sömürü politikas›n›n neden oldu¤u ifl cinayetleri olarak tan›mlad›. Dernek Baflkan› Cevher Özdemir, tar›m iflçilerinin sorunlar›n› yerinde gözlemlemek için aralar›nda doktor, hukukçu, insan haklar›

ye çal›fl›ld›¤›n› dile getirdi. “Bal›k istifi” yap›larak tafl›nan iflçilerin say›s›z trafik kazas›na u¤rad›¤›n›, bu kazalarla ilgili herhangi bir tedbir al›nmad›¤›n› dile getiren Özdemir, “Göçmen iflçiler zaten tar›m alanlar›na yak›n yerlerde bar›nmaktalar. Yani çal›flt›klar› yerlere yürüyerek gidip gelirler. Oysa yerli iflçiler, tarlalara evlerinin bulundu¤u yerleflim yerlerinden ancak araçlarla tafl›nabilir” dedi.

“Sömürü politikas›n›n neden oldu¤u ifl cinayetleri!” savunucular›, meslek örgütü temsilcileri ve uzman psikologlar›n da bulundu¤u bir grubun Turgutlu’da yapt›¤› inceleme ve görüflmelerinden sonra haz›rlad›klar› rapora iliflkin bilgi verdi. Araflt›rmada, tar›m iflçilerinin yaflad›¤› kazalarda ölenlerin genelde göç etmifl ancak yerleflik iflçilerden olufltu¤unu tespit ettiklerini belirtti. Araflt›rmalar›nda, iflçilerin traktör ve kamyon kasalar›nda tarlaya götürülüp getirildi¤ini tespit ettiklerini ifade eden Özdemir, “‹flverenler iflçilerin tafl›ma masraf›n› oldukça düflük tutmaya çal›fl›yor. Bu nedenle çok say›da iflçi kamyon kasalar›nda ölümle burun buruna yolculuk yap›yor. ‹flçilerin kamyon ve traktör kasalar›nda götürülüp getirilmelerine

Artvin’de madene geçit yok! Artvin Atapark alan›nda Yeflil Artvin Derne¤i öncülü¤ünde biraraya gelen Artvinli emekçiler, Kafkasör Da¤› Cerattepe bölgesinde iflletilmek istenen madene karfl› bir yürüyüfl düzenledi. Atapark’tan eski Sümerbank kavfla¤›na kadar sloganlar eflli¤inde yürüyen kitleye, Artvin Belediyesi, demokratik kitle örgütü temsilcileri ile çeflitli siyasi partiler de destek verdi. Mitingde ilk konuflmay› yapan Yeflil Artvin Derne¤i Baflkan› Erdo¤an Gazihan; ç›kar›lan maden kanunu ile hem Artvin hem de ülkemizin bütün do¤al kaynaklar›n›n yabanc›lara, maden tekellerine sunuldu¤unu, maden yasas›n›n talan yasas› oldu¤unu ve mutlaka de¤iflmesi gerekti¤ini dile getirdi. Araflt›rmac› Mustafa Ç›nk›’n›n konuflmas›nda düzen partilerine at›fta bulunmas› üzerine AKP Milletvekili Ertekin Çolak müdahale ederek kürsüden siyasi mesajlar verilmemesi gerekti¤ini, kendisinin de AKP milletvekili olarak madene hay›r mitingine kat›ld›¤›n› söyledi.

SES Genel Baflkan› Köksal Ayd›n, AKP’nin sa¤l›kta y›k›m politikalar›n›n son halkas›n› oluflturan ve kamu hastanelerinin özellefltirilmesini getirecek “Kamu Hastane Birlikleri Pilot Uygulamas› Hakk›nda Kanun Tasar›s›”na izin vermeyeceklerini, engellemek için tüm güçlerini kullanacaklar›n› dile getirdi. SES Genel Merkezi’nde 1 Kas›m günü bir bas›n toplant›s› düzenleyen Ayd›n, Meclis Sa¤l›k Komisyonu’nda görüflülecek olan “Kamu Hastane Birlikleri Pilot Uygu-

Artvin Belediye Baflkan› Emin Özgün de konuflmas›nda “çevreye zarar vermeden maden ç›kar›lacak teknoloji yok. Kim söylüyorsa yalan söylüyor, biz 10 y›ll›k maden oca¤› de¤il gelecek nesillere milyonlarca y›ll›k bir do¤a, bir servet b›rakmak istiyoruz” fleklinde konufltu. Mitinge CHP ve AKP milletvekillerinin kat›l›m› dikkat çekti. AKP milletvekilleri Artvin halk›n›n madene karfl› geliflen ve giderek büyüyen tepkisi ile gerçeklefltirdikleri eyleme kat›larak “duyarl›l›k” gösterisinde bulundu. Oysa bu yasa AKP ve CHP taraf›ndan onaylanarak Meclis’ten geçen bir yasad›r. AKP ve CHP’li milletvekilleri bir yandan yasay› ç›kar›rken, öte yandan yasan›n alt›na imza atan kendi partileri de¤ilmifl gibi davranmaktad›r. Halk›n tepkisini çekmemek anlay›fl› ile eyleme kat›lan bu partilerin milletvekilleri düzen partilerinin halk› nas›l kand›rmaya çal›flt›¤›n› göstermektedir. (H. Merkezi)

lamas› Hakk›nda Kanun Tasar›s›”n›n, AKP’nin sa¤l›ktaki y›k›m politikalar›n›n son halkas› oldu-

son verilmelidir” dedi.

“Facialar örtbas ediliyor!” Dünya genelinde yap›lan araflt›rmada 1.2 milyon ifl kazas› sonucu yaflanan ölümlerin yaklafl›k yar›s›n›n tar›mda meydana geldi¤ine vurgu yapan Özdemir, bu oran›n artmas›na sebep olan ülkelerin bafl›nda Türkiye’nin geldi¤ini söyledi. Türkiye’de yeterli oranda trafik denetiminin olmay›fl›n›n sorunun çözümsüz hale gelmesinde baflrol oynad›¤›n› savunan Özdemir, bu tür tafl›malara karfl› uygulanan yapt›r›m›n sadece para cezas› ile s›n›rl› oluflunun da trajedinin bir baflka boyutu oldu¤unu, yaflanan facialar›n görevliler taraf›ndan örtbas edilme-

“Kanunlara uyulmuyor!” Çal›flmada yer alan hukukçular ise, tar›m iflçilerinin mevzuatlara bu denli ayk›r› bir flekilde tafl›nmas›n›n, konu ile ilgili kanunun uygulanmamas›ndan kaynakland›¤› görüflünde. Tar›m iflçilerinin ücret konusunda bu denli sorun yaflanmas›n›n en temel nedeni olarak da kendilerini kapsayan ve koruyan yasalar›n yürürlükte olmamas›na ba¤layan hukukçular, “Tar›m iflçilerinin di¤er iflçiler gibi iflçi sa¤l›¤› ve ifl güvenli¤i gibi konularda, kanunen korunan haklara sahip olmalar› ad›na tar›m iflçilerine ait bir ifl kanunu yok. Mevcut ‹fl Kanununda 50’den çok tar›m iflçisi çal›flt›ran yerleri kapsad›¤› için iflçiler haklar›n› hiçbir yoldan alam›yor” dedi. (H. Merkezi)

fieker, onlar için tatl› de¤il Diyarbak›r’›n Bismil ‹lçesi’nde fleker pancar›n› tarladan toplayan, temizleyen ve kamyona yükleyen mevsimlik iflçiler, yo¤un ifl temposuna ra¤men günde sadece 15 YTL yevmiye karfl›l›¤›nda çal›fl›yor. Emeklerinin karfl›l›¤›n› alamamalar›na ra¤men iflçiler, iflin sürekli olmamas›ndan da flikâyetçi. ‹fl sahas› olmad›¤› için göç etmek zorunda kalan mevsimlik iflçiler, yerlefltikleri yerde de ikinci s›n›f insan muamelesi gördükleri için kolay kolay ifl bulam›yorlar. fieker pancar› tarlas›nda çal›flanlar ald›klar› 15 YTL’lik yevmiyeyle geçimlerini sa¤lamakta zorlan›yorlar. ‹flçilerden Emin Sevim, günde iki dönümlük alanda bulunan fleker pancar›n› toplad›klar›n›, bunun karfl›l›¤› olarak kifli bafl›na 15 YTL ald›¤›n› söyledi. Bu miktar ile kendi geçimlerini sa¤layamad›klar›n› ifade eden Sevim, “Y›lda sadece bir ay ifl bulabiliyoruz. Bu para da her zaman elimize geçmiyor. Biz y›lda bir ay çal›fl›p 11 ay boflta kal›yoruz. Ya bat› taraf›na gidip oralarda çal›flaca¤›z ya da y›ldan y›la bu ay kazand›¤›m›z parayla yaflam mücadelesi verece¤iz” dedi. Bat› illerinde ifl bulman›n zor oldu¤unu belirten Se-

musal güvenceli ücret sistemi yerine çal›flanlar›n ücretlerinin dö-

SES; iyor!” l i r i t fl e l l e z ö r e “Hastanel ¤unu söyledi. Bu tasar› ile kamu hastanelerinin toplumsal ifllevi yerine, kâr esasl› iflletme anlay›fl›n›n getirildi¤ini; hastanelerin ticarethane, vatandafllar›n müflteriye dönüfltürüldü¤ünü, ka-

Özdemir, raporda tar›m iflçilerinin yer ald›¤› kazalara iliflkin say›sal verileri flu flekilde verdi: “Ocak ay›nda Hatay’da 7 tar›m iflçisinin öldü¤ü kaza s›ras›nda kullan›lan kamyonetin kasas›nda 35 iflçi bulunuyordu. Yine fiubat ay›nda fianl›urfa’da meydana gelen, 11 iflçinin sele kap›larak can verdi¤i kazada kamyonun kasas›nda ise 43 iflçi bulunuyordu. Ayn› flekilde 16 A¤ustos’ta Siverek’te yaflanan kazada ise kamyonun kasas›nda tam 45 iflçi tafl›n›yordu. Bu örnekler emek maliyetlerini düflürmek amac›yla uygulanan sömürü politikalar›n›n neden oldu¤u ifl cinayetleri olarak ortaya ç›km›flt›r.” Tar›m iflçilerinin ücretlerinde de sürekli sorunlar›n yafland›¤›n› ifade eden Özdemir, bugüne kadar yaflanan yerleflik uygulamalar, iflçi

aleyhine olan anlay›fllar, tar›m iflçilerinin belli say›lara ulaflmamas› halinde yasalardan yararlanamamas› ve tar›m iflçilerinin ekonomik ve örgütlenme alan›ndaki zay›fl›l›klar›n›n bu sorunu daha da içinden ç›k›lmaz bir hal almas›na neden oldu¤una dikkat çekti. Raporda tar›m iflçilerinin sa¤l›k sorunlar›na da yer verdiklerini belirten Özdemir, tar›m iflçilerinin sa¤l›ks›z ortamlarda, çad›r alanlar›nda, bar›naklarda, kentlerin terkedilmifl yerlerinde yaflamak zorunda kalmalar›n›n iflçilerin sa¤l›¤› aç›s›ndan ciddi bir tehdit oluflturdu¤una iflaret etti.

ner sermayeden ödenmesinin temel hedef oldu¤unu belirten Ayd›n, siyasal kadrolaflman›n önünün de aç›ld›¤›n›, sözleflmeli 400 baflhekimle, toplam 6 bin 700 sözleflmeli yönetici al›naca¤›n› sözlerine ekledi.

vim, “Orada da ikinci s›n›f muamelesi görüyoruz. fieker pancar›n› biçiyoruz, yapraklar›ndan temizliyoruz, toplay›p kamyona yüklüyoruz. Tüm bu çal›flmalar›m›z›n karfl›l›¤› çok az” diye konufltu. 8 kardefline bakmak zorunda olan Mahsun Ökmen ise, “Babam hasta, çal›flam›yor. 8 kardeflim var ve onlar küçük olduklar› için yaln›z ben çal›fl›yorum. Her zaman ifl bulam›yoruz. Tarlalarda sadece bir ay çal›flabiliyoruz. Bu parayla kendi geçimimizi yapam›yoruz.” Tar›m bölgesi olan Bismil’deki köylüler de kazanç elde edemiyor. Ürünün maliyetinin fazla oldu¤unu

Bu tasar›n›n, kamu hastanelerini özellefltirme amac›yla haz›rland›¤›n› ve asla kabul edemeyeceklerini ifade eden Ayd›n, “Halk›n vergileriyle kurulan kamu hastaneleri, sa¤l›k hizmetleri özellefltirilemez” fleklinde konufltu. Tasar›yla, 7 kifliden oluflacak hastane yönetim kurullar›nda il ticaret odas› temsilcisi yer al›rken, çal›flanlar›n ve meslek odalar›n›n temsilcilerine yer verilmiyor. Hastaneler “altyap›, kalite ve hasta memnuniyeti” gibi kriterlerle A, B, C, D, E fleklinde s›n›fland›r›l›rken “verimsiz” iddias› ile D

belirten fleker pancar› ekicisi Abdullah Polat, bundan dolay› zarar ettiklerini söyledi. Köylülü¤ün öldü¤ünü ve zarar›na çal›flt›klar›n› söyleyen Polat, “Diyarbak›r’›n Kulp ‹lçesi’nden Bismil’e göç etmek zorunda kald›m. Burada tarlan›n dönümünü 100 bin YTL karfl›l›¤›nda kiral›yoruz. ‹flçi paras›, gübre gibi masraflar› vb. hesaplay›nca bize bir fley kalm›yor. Bu yüzden iflçileri ucuz çal›flt›rmak zorunda kal›yoruz” dedi. fieker pancar›n›n kilosunu 75 Ykr’den satt›klar›n› vurgulayan Polat, “Hiçbir iflte kâr kalmad› ne ifl yapaca¤›m›z› bilmiyoruz” diye konufltu. (Ankara)

ve E grubu hastaneler kapat›lacak. Hastanelerde her türlü hekimlik hizmetleri, laboratuvar ve görüntüleme merkezlerinin sundu¤u hizmetler, “hizmet al›m›” yoluyla özellefltirilecek böylece ifl güvenceli istihdam da ortadan kald›r›lacak. Bu tasar›, kamu eliyle yürütülmesi gereken asli ve sürekli iflleri tan›mlayan Anayasa’n›n 128, 657 say›l› Yasa’n›n da 36’nc› maddelerine de aç›kça ayk›r›. Tasar› ile çal›flma süreleri artan radyoloji çal›flanlar› için de kansere davetiye ç›kar›l›yor. (‹stanbul)


İşçi-köylü 6

Dengê azadi

16-29 Kasım 2007

DTP ile dayan›flma içinde olal›m çat›flman›n, sorunun kayna¤›n›n ülkenin içinde oldu¤unu herkese göstermektedir. Bu dönemde esir al›nan askerlerin b›rak›lmas› sürecinde yaflananlar da bir kez daha devletin taktiksel bir yenilgisini ifade etmekte ve düzenin temsilcilerinin küfürleriyle karfl›lanmakta, ölmedikleri için askerler suçlu ilan edilmekte ve hatta tutuklanmaktad›r. Ülkemizdeki en önemli gündem maddelerinden biri olan Kürt Ulusal Sorunu’na yönelik devletin imha, inkar ve asimile etme amaçl› politikalar› son dönemde yükseltilen ›rkç›-flovenist dalga ile daha fazla ön plana ç›kmaktad›r. Irkç› slogan, marfl ve nutuklarla kitleler seferber edilmeye çal›fl›lmakta, teröre karfl› düzenlenen ve ö¤rencilerle memurlar›n kat›lmas›n›n zorunlu k›l›nd›¤› gösterilerle düzene ba¤l›l›k yeminleri edilmekte, lümpeniflsiz kesimler linçlere, talanlara özendirilmekte, on binlerce askerle operasyonlara ç›k›lmakta, da¤ tafl bombalanmakta, iflkenceler, bask›nlar, zulümler yo¤unlaflt›r›lmaktad›r.

Tunceli’nin Hozat ilçesinde ormanl›k arazide katledilen Bülent Karatafl’›n yan›nda bulunan ve ayn› olaydan yaral› olarak kurtulan R›za Çiçek’in maruz b›rak›ld›¤› devlet terörü bitmiyor. ‹nsanlar›n yaflamlar›n› diledi¤i gibi elinden alma hakk› tan›nan kolluk güçleri, son dönemde yaflanan pek çok olayda oldu¤u gibi bu olayda da katletti¤i insanlara suçlu muamelesi yapmaya devam ediyor.

Sevk iflkencesi 27 Eylül’de Tunceli’nin Hozat ilçesindeki a¤açl›k bölgede harmanl›k araziye k›fll›k odun toplamak için gitti¤i s›rada yan›na gelen Özel Timlerin açt›¤› atefl sonucu yaralan›p hastaneye kald›r›lan R›za Çiçek, hakk›nda “yol tutuklamas›” karar› verilmesine ra¤men 27 gündür mahkemeye ç›kar›lmad›. Eski Tunceli Baro Baflkan› Hüseyin Aygün, müvekkilinin G3 silah›yla vuruldu¤unu ve a¤›r yaral› olmas›na ra¤men hapishanedeki sa¤l›ks›z koflullarda kald›¤›n› belirtirken “R›za Çiçek, elleri kelepçe-

Sadece ülkemizin de¤il dünyan›n belli bafll› gerici, emperyalist merkezlerinin de gündemine daha fazla giren Kürt Ulusal Hareketi bask›yla, zulümle bast›r›lamayaca¤›n›, yok edilemeyece¤ini tekrar tekrar kan›tlamaktad›r. Kürt Ulusal Hareketi’nin temsilcileri att›klar› ad›mlarla bölgede önemli bir aktör olduklar›n› ve taleplerinin ciddiye al›nmas› gerekti¤ini ifade ediyorlar. Da¤l›ca’daki baflar›l› bask›n›n ard›ndan bafllat›lan seferlerde elle tutulur bir sonucun al›nmamas›, TSK’n›n kay›plar almay› sürdürmesi çokça iddia edildi¤inin aksine

Savafl medyas›na kanmayal›m! Bu dönemde kitleleri ›rkç›, flovenist düflüncelerle zehirlemede, halk› yanl›fl flekilde bilgilendirmede ve birbirine düflürmede savafl medyas›n›n büyük bir rolü bulunmaktad›r. Ayn› kalemden ç›kt›¤› izlenimini veren “rakip” TV kanallar›n›n ve gazetelerin her yay›n›nda ve nüshas›nda yo¤un ve yüzeysel bir ›rkç›l›kla Kürt düflmanl›¤› körüklenmektedir. Zaho’dan, Erbil’den, Habur’dan ayn› haberleri döne döne veren ajan “muhabirler” “Kahraman Mehmetçi¤in kararl›l›¤›n›, cesaretini alk›fllamakta, her yer kar›fl kar›fl aranmakta, teröristler kork-

makta, kaçmakta, s›k›flt›r›lmakta” ancak gerillaya ciddi bir kay›p verdirilmedi¤i gibi TSK daha fazla asker kaybetmekte, canl› çekilen bombard›man görüntüleri ve duygusal flekilde verilen asker cenazeleri ile gündemden hiç ç›kmayan ve baflar›s›zl›klar› ile emeklili¤e ayr›lan askerlerin akla ziyan yorumlar›yla medyan›n nas›l militarize oldu¤u ve devletin elinde nas›l etkili flekilde kullan›ld›¤› da anlafl›lmaktad›r. Medyan›n da yo¤un çabalar›yla Kürt Ulusal Hareketinin legal alanda siyaset yapan temsilcileri üzerinden de yo¤un bir hedef gösterme ve k›flk›rtma kampanyas› yürütülüyor. Bu ülkenin yasalar›na uygun bir flekilde faaliyet yürüten DTP’nin tüm dikkatine ra¤men Kürt düflmanl›¤›nda ve kendisine yönelik muhalefete tahammülsüzlükte s›n›r tan›mayan sistemin provokasyon çal›flmalar› hükümetiyle, ordusuyla, medyas›yla, yarg›s›yla ele ele sürüyor. Hükümet sözcüsü, DTP’lilerin suçüstü yakaland›¤›n› iddia ederek kendi gerçek yüzünü deflifre ederken, Genelkurmay Baflkan› Büyükan›t DTP’nin ismini a¤z›na al-

Özel Timlerin yaralad›¤› R›za Çiçek’in tutuklulu¤u devam ediyor li olarak üç ayr› hapishaneye götürüldü. Tedavisi yar›m kald›. Bu yüzden geceleri ateflleniyor ve a¤r› çekiyor” dedi. Çiçek befler günlük aralarla bölgedeki üç de¤iflik hapishaneye sevk edildi. Olay sonras›nda a¤›r yaral› olarak Elaz›¤ Araflt›rma Hastanesi’ne kald›r›lan Çiçek, Hozat Sulh Ceza Mahkemesi’nin istemi üzerine CMK 94. maddesi uyar›nca 5 Ekim’de tedavi gördü¤ü hastanede tutuklanm›fl ve Diyarbak›r Dicle Üniversitesi T›p Fakültesi “Tutuklu Ko¤uflu”na sevk edilmiflti. F›rat Üniversitesi T›p Merkezi’nin raporunda “genel durumu kötü, fluuru kapal›, gö¤üs ve sol kolunda kefli mevcut” de-

nilmesine ra¤men Çiçek, yo¤un bak›mda bulundu¤u hastaneden al›n›p Tunceli Kapal› Hapishanesi’ne gönderilmiflti. Çiçek’in 27 gündür haks›z

bir flekilde tutuklu bulundu¤unu ifade eden avukat Aygün, verilen “yol tutuklamas›” karar›n›n yetkili hâkim önüne ç›kar›lmak için al›nd›¤›n›, bu karar›n asl›nda yarg›lanacak kiflinin lehine bir düzenleme olmas›na karfl›n müvekkilinin hâlâ mahkeme önüne ç›kart›lmam›fl olmas›n› “hukuk d›fl›” sözleriyle de¤erlendiriyor. Masum insanlar› katletmekten hiç çekinmeyen devlet ve onun kolluk güçleri flans eseri hayatta kalan Çiçek’e de suçlu olan oymufl muamelesi yap›yor, günlerdir hukuksuz flekilde tutsak halde tutuluyor ve tedavisi engelleyerek sevk iflkencesine tabi tutuyor. Özellikle Kürt halk›na yönelik

mak istemeyerek düflmanl›¤›n› ilan ediyor, DTP’lilerin her konuflmas›n›, yaz›s›n› mercek alt›na alarak soruflturma açan yarg› ise yasalar›n› ihlal ediyor DTP’lilerin özel yaflamlar›na kadar girerek teflhir etmeye çal›flan medya da milletvekillerini ve DTP bürolar›n› hedef göstermekte, faflist katillerin harekete geçmesi için koflullar haz›rlanmaktad›r. Özellikle 8 Kas›m’da Ankara’da gerçeklefltirilen DTP’nin Ola¤anüstü Kongresi’ne normalden yo¤un bir ilgi gösteren medyan›n bu ilgisinin hayra alamet olmad›¤›, provokatif yaklafl›mlar›n hâkim oldu¤u ve DTP nezdinde Kürt Ulusal Hareketi’nin ve devrimci demokrat kitlelerinin iradelerinin k›r›lmak istendi¤i aç›kt›r. Kongrede kabul edilen ve ülkemiz siyasal hareketi aç›s›ndan tart›fl›lmay› hak eden “özerklik” baflta olmak üzere yüksek sesle dillendirilen talepler has›ralt› edilmekte ve teker teker vekiller incelenmektedir. DTP’nin seçilen yeni genel baflkan› Nurettin Demirtafl’›n PKK üyesi oldu¤u ve hapishanede kald›¤› y›llar gündeme getirilmekte, DTP vekili

imha ve esir alma politikas› pek çok olayda daha aç›k görülüyor. Tarlada çal›fl›rken may›na bas›p a¤›r yaralanan köylüler hastaneye de¤il karakola götürülüyor ve devlet mal›na zarar vermekten yarg›lan›yor; panzerin ezerek öldürdü¤ü yafll› Kürt kad›n› % 100 suçlu bulunuyor ve askerin sorgusuz kurflunlar›yla ölen, yaralanan bölge insanlar› esir al›n›yor. Kürt halk›n›n hakl› mücadelesinden duydu¤u korkuyu bu flekilde yans›tan devlet, kendi koydu¤u yasalar› aç›k bir flekilde yok say›yor. A¤›r yaral› halde iken "örgüt üyesi" oldu¤u iddias› ile yol tutuklulu¤u ile Diyarbak›r’a götürülen, burada da Dicle Üniversitesi T›p Fakültesi Hastanesi Tutuklu Ko¤uflu’nda tutulan R›za Çiçek "yasad›fl› örgüte bilerek ve isteyerek yard›m ve yatakl›k etmek" iddias› ile tutuklanarak Tunceli Kapal› Hapishanesi’ne konuldu. Faflizm, kendi hukukuna dahi ayk›r› bir flekilde köylüleri infaz ederken suçlar›n› gizlemek için delilleri ortadan kald›rd›. (H. Merkezi)

Kürt halk› s›n›r ötesi operasyon istemiyor! S›n›r ötesi operasyon için Meclis’e yetki veren tezkerenin kabul edilmesinden sonra Kürt halk›na yönelik sald›r›lar daha da boyutland›. Asker cenazelerini flovenizmi, milliyetçili¤i körüklemek için kullanan egemenler, Kürt halk›na yönelik geleneksel imha ve inkar politikalar›n› sürdürü-

yor. Ülkemizde en diri toplumsal dinamiklerden biri olan ulusal harekete karfl› gelifltirilen kuflatma, teslim alma yok etme operasyonu s›n›r ötesi tart›flmalar›n›n arkas›na perdelenerek yürütülüyor. Savafl 盤›rtkanl›¤› yapan egemenlerin sesi medyan›n k›flk›rtmas› ve generallerin aç›klamas› ile genifl bir kitle taban› kazanmay› baflaran operasyon, Kürt ulusal mücadelesinin tümden imhas›n› öngörüyor. “En iyi Kürt ölü Kürt’tür” anlay›fl› ile hareket eden ülkemiz S›n›r ötesi operasyon tart›flmalar› sürerken s›n›r içi operasyonlar da devam ediyor. Faflist TC Ordusunun Eruh ve Pervari k›rsal›nda bafllatt›¤› operasyon geniflleyerek sürüyor. Siirt Tugay Komutanl›¤›’na ba¤l› çok say›da z›rhl› araç, Eruh k›rsal›na sevk edildi. Operasyon özellikle Miflare Bölgesi, Ç›rav Da¤› ve Herekol Da¤› k›rsal alan›nda yo¤unlafl›yor. Operasyonlarda çok say›da helikopter operasyon bölgele-

egemenleri, Kürt ulusal hareketine karfl› operasyonlar›n› yo¤unlaflt›r›rken demokratik zeminde mücadele eden partileri kurumlar› da hedef tahtas›na koymaktan geri durmuyor. Devletin, Kürt ulusal mücadelesi ile birlikte genifl bir kesimde toplumsal muhalefeti de hedefleyen bu yönelimine karfl› emekçiler de sessiz kalm›yor. Kürt halk› birçok yerde yapt›¤› eylem ve etkinliklerle sald›r›lar› protesto ediyor. fiovenizmin, milliyetçili¤in karfl›s›nda duruyor. 3 Kas›m’da Ankara’da yap›lan ve on binlerce insan›n kat›ld›¤› mi-

tingler örgütleniyor. Silopi’de Kürt halk› operasyonlara karfl› alanlara iniyor.

“Köleli¤e art›k yeter” * Mardin’in Nusaybin ilçesinde yap›lan eylemde DTP ve Kürt emekçilere yönelik sald›r›lar protesto edildi. 5 Kas›m günü biraraya kitle s›n›r ötesi operasyonu protesto etmek amac›yla yürümek istedi, ancak polis engeli ile karfl›laflt›. Tart›flmalar›n ard›ndan aç›klama Özgür Yurttafl Derne¤i’nin önünde gerçeklefltirildi.

* Adana’da bir grup genç, Kürtlere yönelik sald›r›lar ve operasyonlar› protesto etmek için eylem düzenledi. Eyleme polis panzerlerle sald›rd›. Panzerden s›k›lan suyla yak›lan atefli söndüren polis mahalleyi uzun süre abluka alt›na ald›. * fi›rnak’›n Silopi ilçesinde düzenlenen Bar›fl ve Demokrasi mitinginde s›n›r ötesi operasyona karfl› tepkiler dile getirildi. 30 bini aflk›n kiflinin kat›ld›¤› mitingde, s›k s›k “PKK halkt›r halk burada”, “Türkefl’in itleri y›ld›ramaz bizleri” sloganlar› at›ld›.

TC’nin operasyonlar› sürüyor! rinde uçufl yaparken bölge havadan bombalan›yor. * fi›rnak’›n Uludere ‹lçesi’nde bulunan s›n›r boyu köylerinde yo¤un bir askeri hareketlilik yaflan›yor. Uludere’ye ba¤l› s›n›r boylar›nda bulunan Gülyaz› Beldesi, Ortasu, Yemiflli ve Ortak Köy k›rsal alan›nda hareketlilik yaflan›rken askeri sevkiyat ise sürüyor. Komanda birlikleri s›n›r k›rsal kesime yerlefltiriliyor. Tunceli merkeze yaklafl›k 15 kilometre uzakl›kta bulunan Uzunçay›r Jandarma Karakolu’na akflam saat

23.00 civar›nda HPG gerillalar› taraf›ndan sald›r› düzenlendi. Sald›r› sonras› ç›kan çat›flmada Uzman Çavufl Bahtiyar fiimflek öldü. * Mardin’in Dargeçit ‹lçesi ile fi›rnak’›n ‹dil ‹lçesi aras›nda bulunan Cehennem Deresi mevkiinde operasyona ç›kan askerler ile HPG gerillalar› aras›nda 3 Kas›m günü çat›flma ç›kt›. Çat›flmada bir korucu öldü. 2 HPG gerillas› da flehit düfltü. Gerillalar Karalar Köyü’nde (Arabane) topra¤a verildi. * Diyarbak›r’›n Lice ‹lçesi’ne

ba¤l› Turali (Beflist) ve çevre köylerinde askeri birlikler küçük gruplar halinde akflamlar› operasyona ç›k›yor. Askeri birliklerin görünmemeye özen gösterdiklerini belirten köylüler, bu durumun askerlerden habersiz tarlaya ç›kan köylüleri kayg›land›rd›¤›n› ifade etti. Askerlerde termal kameralar›n oldu¤u ve akflamlar› bulunduklar› bölgelerde telefon flebekesini bozucu sinyaller att›klar›n› dile getiren köylüler, bu uygulaman›n son haftalarda yo¤unlaflt›¤›na dikkat çekti. (H.Merkezi)

Fatma Kurtulan’›n eflinin gerilla oldu¤u ilan edilmekte, Ahmet Türk’le Leyla Zana üzerinden DTP’nin bölünmesi amac›yla yorumlar yap›lmakta, parti meclisi üyelerinden kongrede konuflulanlara, as›lan pankartlardan as›lmayan bayraklara kadar her konu ayr›nt›lar›yla uzun uzun aktar›lmakta, DTP hedef haline getirilerek tecrit edilmek istenmekte, farkl› milliyetlerden emekçilerin birbirine düflmesi için her olanak kullan›lmaktad›r. Ancak aç›k bir gerçek var ki, tüm bu çarp›tmalar ve provokasyonlar hayat›n gerçekli¤i karfl›s›nda tuzla buz olacakt›r. Gerillan›n baflar›l› ve etkili vurufllar›, Kürt ulusunun hakl› talepleri ve örgütlü mücadelesi ve tüm devrimci ve demokrat güçlerin ortak çabas›yla ›rkç›-flovenist kampanyan›n püskürtülmesi mümkündür. Bunun için özellikle Kürt halk›n›n mücadelesinin yan›nda olmak ve sald›r›lar›n oda¤›ndaki DTP ile dayan›flmak önemli bir yerde durmaktad›r.

Irkç› flflo oven sald›r›lara karflfl›› DTP’ye destek ziyareti ESP, EHP, DHP, BDSP, Kald›raç, Odak, Al›nteri ve Partizan, son günlerde artan ›rkç› sald›r›lar›n bafl hedefi haline gelen DTP’ye destek ziyaretinde bulundu. DTP Genel Merkezi’nde gerçekleflen ziyaret öncesi DTP’li yöneticilerle bir sohbet gerçeklefltirildi. S›cak bir atmosferde geçen sohbette, ›rkç› faflist sald›r›lar›n her kesimi tehdit etti¤i vurgusu yap›larak bu süreçte ortak hareket etmenin önemine de¤inildi. DTP yöneticileri dayan›flman›n öneminden bahsederken “sadece sald›r›ya u¤rad›¤›m›zda de¤il, normal zamanlarda da bir araya gelebilmeliyiz, farkl›l›klar›m›z› bir yana b›rak›p ortak noktalarda birleflebilmeliyiz” dedi. Daha sonra DTP Baflkan Yard›mc›s› Selma Irmak’›n gelmesiyle toplant› salonunda görüflme devam etti. Son süreci de¤erlendiren Irmak, artan floven dalgan›n, s›n›r ötesi operasyonlar›n, Kürt halk›n› imha ve inkâr›n yeni bir dalgas› oldu¤unu, bu sürecin yaln›z gö¤üslenemeyece¤ini, devrimci-demokrat-yurtseverlerle birlikte afl›laca¤›n› dile getirdi. 1 saati aflk›n süren ziyaret dayan›flman›n devam etmesi dile¤iyle son buldu. (Ankara)

fiemdinli ayd›nlat›lsayd›! 9 Kas›m günü DTP ‹lçe binas› önünde biraraya gelen yüzlerce kifli Umut Kitapevi’ne do¤ru yürüyüfle geçti. fiemdinli halk›, J‹TEM eleman› “iyi çocuklar” astsubaylar Ali Kaya, Özcan ‹ldeniz ile itirafç› Veysel Atefl’in yarg›lanmas›nda ortaya ç›kan hukuksuzlu¤a tepki gösterdi. Yürüyüfl boyunca Ali Y›lmaz ve Zahir Korkmaz’›n foto¤raflar›n›n tafl›nd›¤› eylem, sald›r›ya u¤rayan kitapevinin önünde yap›lan aç›klamayla devam etti. DTP ‹lçe Baflkan Yard›mc›s› Ferhat Gelici okudu¤u aç›klamada fiemdinli davas›n›n askeri mahkemeye gönderilmesine tepki gösterdi. S›n›r ötesi operasyon tart›flmalar›na da dikkat çeken Gelici, “E¤er fiemdinli olay›n›n üzerine kararl›l›kla gidilebilseydi, bugün ülkemiz içinde bulundu¤u linç kültüründen kurtulmufl olacakt›” dedi. Gelici’nin konuflmas›n›n ard›ndan fiehir Mezarl›¤›’na giden kitle, burada anma yapt›. Eylem alk›fllarla sona erdi. (H. Merkezi)


İşçi-köylü 7

16-29 Kasım 2007

Halkın gündemi

Tutsak yak›nlar› Ankara’da tecritin kald›r›lmas›n› istedi F Tipi hapishanelerde tecrit ve tretmana ba¤l› olarak sald›r›lar sürerken tutsak yak›nlar›, tutsaklar›n taleplerini gündemlefltirmek için eylemler yap›yor, ziyaretler düzenliyor. Son süreçte bu çabalardan birisi de ailelerin Ankara’ya giderek milletvekilleri ile görüflme yapmakt›. ‹stanbul’dan tutulan otobüslerle Ankara’ya u¤urlanan aileler 1 Kas›m akflam› Galatasaray Lisesi önünden TRT binas› önüne kadar sloganlarla yürüdü. Ankara’ya gelen tutsak yak›nlar›n›n oluflturdu¤u heyet, Adalet Bakanl›¤›, Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürlü¤ü, AKP Milletvekilleri ve TBMM ‹nsan Haklar› ‹nceleme Komisyonu yetkilileriyle yapt›¤› görüflmelerde, yetkililerden sorunlar›n 3 ay içerisinde çözülece¤i sözünü ald›. Mithatpafla Caddesi’nden Yüksel Caddesi’ne “10 Saatlik Sohbet Hakk› Uygulans›n” pankart›yla yürüyen tutsak yak›nlar›, burada yapt›klar› bas›n aç›klamas›nda tecritten kaynaklanan sorunlar›n çözümüne iliflkin Ankara’ya geldiklerini söylediler. Aç›klamay› yapan Sezai Demirtafl, 22 Ocak 2007’de Adalet Bakanl›¤› taraf›ndan yay›nlanan genelgenin uygulanmad›¤›n›, tutsaklar›n haftada 10 saatlik sohbet hakk›n›n gasp edildi¤ini belirtti. Demirtafl, “45/1 say›l› Adalet Bakanl›¤› genelgesiyle tan›nan 10 kiflilik gruplar›n 10 saatlik sohbet hakk› samimi ola-

rak yaflama geçirilir ve söz verildi¤i üzere imkânlar dâhilinde bu haklar geniflletilirse hapishanelerde yaflanan sorunlar›n afl›lmas› için önemli bir ad›m at›lm›fl olacakt›r” dedi. Hapishanelerde ›srarla tecrit iflkencesinin dayat›ld›¤›na dikkat çeken Demirtafl, hak gasplar›n›n, sald›r›lar›n artarak devam etti¤ini söyledi. Demirtafl, yaflananlar›n sorumlusunun Adalet Bakanl›¤› oldu¤unu ifade etti. “10 saatlik sohbet hakk› uygulans›n”, “Tecrite son” sloganlar›n› atan aileler aç›klaman›n ard›ndan heyetler oluflturarak, Adalet Bakanl›¤›, Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürlü¤ü, AKP Milletvekilleri, TBMM ‹nsan Haklar› ‹nceleme Komisyonu üyeleriyle görüflmek için yola ç›kt›lar.

Heyetin geri dönmesini bekleyen aileler ise “Disiplin cezalar› kald›r›ls›n”, “Tecrit iflkencedir” ve “Hasta tutsaklar serbest b›rak›ls›n” dövizleriyle birlikte halay çekip slogan atarak eylemlerine devam ettiler.

Görüflmeleri sonland›ran aileler görüflme hakk›nda verdikleri bilgilerde yetkililerin soruna duyars›z kalmayacaklar›n› söylediklerini aktard›lar. Tutsak yak›n› Ahmet Kulaks›z, “Biz hapishaneler konusunda ›srarl›-

y›z. Yetkililer taraf›ndan söylenenlerin karfl›l›k bulmas›n› diliyoruz” dedi. Hapishaneler konusunda yetkili oldu¤unu söyleyen Hâkim Feyzullah Taflk›n ile görüfltüklerini anlatan Kulaks›z, “Anlay›flla karfl›land›k. Taflk›n, sorunlar›n bir günde, bir haftada çözülmeyece¤ini söyledi. Hâkim Taflk›n, yak›n zamanda cezaevlerinde yaflanan olumlu geliflmeleri bize ‘ç›plak gözle göreceksiniz’ dedi. Bizlere söz veriliyor olmas› önemlidir” diye konufltu. Kulaks›z, tutsaklar›n sa¤l›k sorunlar›ndan, yaflanan keyfi uygulamalara kadar hapishanelerdeki birçok sorunu görüflmede dile getirdiklerini belirterek, 3 ayl›k zaman dilimi içinde sorunlar›n tümünün çözülece¤i yönünde söz ald›klar›n› aktard›. (Ankara)

Geçti¤imiz ay içinde Tekirda¤ F Tipi Hapishanesi’nde yaflan›lan sald›r›lar ve pek çok hapishanede yo¤unlaflan hak ihlalleri 10 Kas›m 2007 tarihinde yap›lan bir bas›n aç›klamas›yla protesto edildi. Galatasaray Lisesi önünde yap›lan bas›n aç›klamas›n› Partizan, DHP, ESP, Odak ve ÖMP örgütledi. Kitle ad›na yap›lan aç›klamada, Gebze M Tipi, Tekirda¤ ve Kand›ra F Tipi Hapishanesi’nde asker ve idare-

aç›l›r aç›lmaz adli tutsak tekmelerle ve küfürlerle ‹nce’ye sald›rm›fl, ‹nce’nin karfl›l›k vermesi üzerine adli mahkum yan hücreye konulmufltur. Hastaneye 1 Nolu’dan gidecek tutsaklar bu flekilde al›nd›ktan sonra ring 2 No’lu F Tipi’ne gitmifltir. Reflit Aslan isimli PKK tu-

Ankara Örne¤in 22 Ekim 2007 tarihinde Hepatit B hastal›¤›ndan kaynakl› tedavi gören, Sincan 1 Nolu F Tipi’nde kalan TKP/ML dava tutsa¤› Yaflar ‹nce ile 2 Nolu F Tipi’nde kalan PKK’li Reflit Aslan’a askerler Numune Hastanesi’ne sevk s›ras›nda sald›rm›flt›r. ‹nce’ye asker arama noktas›nda ringe götürülürken ortada herhangi bir tart›flma yokken keyfi bir flekilde sald›rm›flt›r. Ringe üç befl ad›m kala tekme ve yumruklar, küfür ve hakaretlerle ring hücresine at›lan ‹nce’ye “otur lan yerine flerefsiz”, “kökünüzü kaz›yaca¤›z” vb. tehditler de savrulmufltur. Bir süre sonra ayn› ringe asker taraf›ndan bilinçli olarak adli bir tutsak getirilmifltir. Hücre kap›s›

nin yönlendirmesi ile adli tutuklulara hakaret ve küfür içerikli sloganlar att›r›larak provokasyon ve sald›r›lar›n gerçeklefltirildi¤i belirtildi. Eylemde ayr›ca Tekirda¤ 1 No’lu Hapishanesi’nden bir kaç gün önce tahliye edilen Özgür Ertürk de söz alarak, son dönemde yarat›lan ›rkç› dalgan›n hapishanelere de yans›d›¤›, pet flifle vb. fleyler bahane edilerek tutsaklara sald›r›ld›¤›n› ifade etti. Konuflmas›nda devrimci,

yurtsever ve ilerici tutsaklara yap›lan bu sald›r›lar›n teslim alma çabas› oldu¤unu fakat tutsaklar›n direnmeye devam etti¤ini ve idarenin bu çabalar›n› bofla ç›kard›¤›n› vurgulad›. Konuflmalar s›ras›nda “Devrimci irade teslim al›namaz”, “Devrimci tutsaklar onurumuzdur”, “Hapishanelerdeki faflist sald›r›lara son” vb. sloganlar at›ld›. Ertürk’ün konuflmas›n›n ard›ndan bas›n aç›klamas› sonland›r›ld›. (‹stanbul)

tuklusu da ringe ayn› flekilde tekme ve tokatlarla bindirilmifltir. Sald›r›lar bununla da s›n›rl› kalmam›fl, ring içinde de devam etmifltir. Kelepçeler bileklere oturacak kadar s›k›flt›r›lm›fl, kollar iyice gerdirilerek, gün boyu faflist müzikler dinletilerek iflkenceye devam edilmifltir. As›l sald›r› ise hapishane giriflinde

ringden indirilirken yap›lm›flt›r. ‹lk sald›r› Reflit Aslan’a ring koridorunda bafllam›fl ve indikten sonra da devam etmifltir. Ard›ndan ayn› iflkenceye ‹nce maruz kalm›flt›r. Sald›r› s›ras›nda ‹nce’nin özellikle s›rt›na ald›¤› darbeler nedeniyle kaburgalar›nda ve belde ezilmeler oluflmufltur. Sald›r› s›ras›nda tutsaklar “‹nsanl›k onuru iflkenceyi yenecek” slogan›n› hayk›rm›fl, bundan dolay› da “onurunuzu…”, “ soysuz itler” vb. hakaretlere maruz kalm›fllard›r. Yaflar ‹nce’nin sald›r› sonras› revire ç›kma talebi de “doktor yok” denilerek engellenmifltir. ‹nce bir gün sonra ç›kt›¤› revirde nefes al›rken bile s›rt›nda a¤r›lar›n olufltu¤unu belirtmifl ancak “doktor” herhangi bir darp izi “bulamad›¤›” için rapor vermemifltir. Sald›r›lar›n ard›ndan Sincan 1 Nolu F Tipi’ndeki TKP/ML, MLKP, TK‹P, DHKPC, MKP, Direnifl Hareketi dava tutsaklar› taraf›ndan ortak bir dilekçe ile suç duyurusunda bulunulmufltur. Bu sald›r›n›n bir benzeri de 2 Kas›m 2007 tarihinde TKP/ML dava tut-

sa¤› Sedat Ot’a yönelik yap›lm›flt›r. Ot, Sincan Devlet Hastanesi’ne götürülürken sald›r›ya u¤ram›fl, flu an yürümekte zorluk çekmektedir. Sincan Kad›n Hapishanesi de bu sald›r›lardan nasibini alm›flt›r. ‹darenin yönlendirmesi ile adli kad›nlar ve gardiyanlar ›rkç›-faflist sloganlar atm›fllard›r. ‹ki üç gün süren bu sald›r›n›n ard›ndan tutsaklar idare ile görüflerek “bu provokasyon ortam›na bir son verilmesi, aksi halde geliflecek olaylardan hapishane idaresinin sorumlu olaca¤›n›” hat›rlatm›flt›r. Ard›ndan bu durum sona ermifltir.

‹zmir Geçti¤imiz ay Gebze Hapishanesi’nde yaflanan sald›r›n›n benzeri bu kez K›r›klar 1 No’lu F Tipi Hapishanesi’nde yafland›. Gebze Hapishanesi’nde ›rkç› sloganlar ve kap› dövmeyle yarat›lmaya çal›fl›lan hava, K›r›klar’da devrimci ve yurtsever tutsaklar›n hücrelerine at›lan tehdit notlar›na kadar vard›. Bu notlarda tehditlerle birlikte pek çok hakaret ve küfür dolu söz de bulunuyor.

Tekirda¤ Tekirda¤ F Tipi’nde tutsaklar pek çok bahaneyle 15 aya varan kapal› görüfl cezalar›yla karfl› karfl›ya b›rak›ld› ve hala pek çok tutsak yak›nlar›yla görüfltürülmemekte. fiimdi bu ceza ve sald›r› dalgas›na yeni bir tanesi eklendi, iç-

me suyuna ait pet fliflelerle ilgili bir dayatma ve sald›r› süreci bafllat›ld›. Her gün yeni bir bahane bularak tutsaklar üzerindeki bask› a¤›n› ve tecridi artt›rmak isteyen hapishane idaresi, bu sefer de pet flifleleri, amaç d›fl› kullan›ld›¤› gerekçesiyle sald›r› malzemesi yap›yor. ‹lk olarak Ekim ay› bafl›nda bu konuyla ilgili s›n›rlama tutsaklara sözlü olarak bildiriliyor. Devam›nda 03.10.2007 tarihinde yap›lan genel arama s›ras›nda tüm bidonlar zorla toplanmak isteniliyor ve jandarma tutsaklara copla sald›r›yor. Bu olay› protesto etmek için kap›lara vuran tutsaklar›n isimleri al›narak yeni bir soruflturma sald›r›s› bafllat›l›yor. Boflalan pet flifleleri vermeyen tutsaklara içme suyu vermeyen idare suyu da bask› malzemesi yap›yor. 27 Ekim günü genel arama gerekçesiyle hücrelere giren gardiyan ve jandarma tutsaklara sald›r›da bulunuyor. Sabah 10.30 bafllayan sald›r› ö¤leden sonraya kadar devam ediyor. Pek çok tutsakta sald›r›dan sonra darp izleri yara ve morluklar olufltu. Bu yaflanan sald›r›lara paralel olarak tutsaklara ayakkab› dayatmas› yap›lmaya baflland›. Tutsaklar›n ayakkab›lar›n› kendilerinin ç›kar›p göstermesini isteyen gardiyanlar buna uymayan tutsaklar› ortak sohbet alanlar›na, telefona görüflmesine ve ziyaretçi görüflüne ç›karm›yor.

Onbinler milliyetçili¤e karflfl›› yürüdü! KESK, TMMOB ve TTB’nin ça¤r›s›yla Ankara’da toplanan on binlerce kifli “Özgür Demokratik ve Eflitlikçi Bir Türkiye” mitingine kat›larak ›rkç›-floven sald›r›larla oluflturulmaya çal›fl›lan milliyetçi cepheye karfl› S›hhiye Meydan›’nda topland›. Hipodrom’da oluflturulan yürüyüfl kortejleri S›hhiye Meydan›’na kadar “Kürdistan faflizme mezar olacak”, “Yaflas›n halklar›n kardeflli¤i”, “Faflizme karfl› omuz omuza”, “Yaflas›n devrimci dayan›flma” vb. sloganlar›yla alana vard›¤›nda demokrasi mücadelesinde yaflam›n› yitirenler an›s›na sayg›

“Yeni Mamak Kentsel Dönüflüm Projesi”nin yaflama geçirilmesi ile birlikte evleri y›k›lmak istenen Mamak halk› 31 Ekim’de Mamak Belediyesi önünde bir bas›n aç›klamas› gerçeklefltirdi. Projeye dair söz, yetki ve karar hakk› talepleriyle belediye önünde toplanan yaklafl›k 200 kifli evlerini y›kt›rmayacaklar›n› söylediler. Geçti¤imiz May›s ay›nda Belediye Baflkan› taraf›ndan ‘mahallelinin projede söz hakk›n›n olmas›na’ dair mahalle temsilcilerine verilen sözlerin unutuldu¤u ve projenin h›zl› bir flekilde bafllat›lmas› karar›n›n al›nd›¤›n› belir-

Hapishanelerdeki faflfliist sald›r›lara son!

T›rmand›r›lan flflo ovenizm ve hapishanelerdeki sald›r›lar Faflist devlet her dönem oldu¤u gibi yine flovenizmi, ›rkç›l›¤›, milliyetçili¤i körükleyerek, halka yönelik sald›r›lar›na h›z verdi. PKK’nin son eylemlerinin ard›ndan k›flk›rt›lan linç güruhunun zincirlerini gevfleterek soka¤a sald›. Ve ard›ndan devrimci, demokrat ve yurtsever kifliler ve kurumlar sald›r›ya u¤rad›, linç edilmek istendi. Bu sald›rganl›k hapishanelerde de kendisini gösterdi.

Mamak halk› bar›nma hakk›na sahip ç›kt›!

duruflu yap›ld›. ‹lk konuflmay› yapan Miting Tertip Komitesi Baflkan› ve KESK Genel Sekreteri Abdurrahman Dafldemir, bar›fl›n ve demokrasinin ülkesini yaratmak ad›na bu alanda topland›klar›n› söyledi. Daha sonra konuflan TMMOB Genel Baflkan› Mehmet So¤anc›, halk›n gelece¤ini flekillendirmeye çal›flanlara müsaade etmeyeceklerini söyledi. Hayat›n her alan›nda mücadele edilmesi gerekti¤ini belirten So¤anc›, halk›n yaflam koflullar›n› sefalete sürükleyen politikalardan vazgeçilmesini istedi. KESK Genel Baflkan› ‹smail Hakk›

Tombul ise, hükümet taraf›ndan haz›rl›klar› yap›lan anayasa tasla¤› tart›flmalar›na de¤inerek, “Yeni Anayasa 12 Eylül’ün bize dayatt›¤› neo-liberal ve muhafazakâr yaflam tarz›n› daha da perçinlemeye çal›flmaktad›r” dedi. Devrimci kurumlar›n ortak hareket etti¤i miting alan›nda “S›n›r içi-ötesi operasyonlara hay›r” pankart› açan Yeni Demokrat Gençlik alanda dergi sat›fl› yaparak 24-25 Kas›m’da Adana’da yap›lacak olan YDG Konferans›na ça¤r› yapt›. Telekom ve Novamed iflçilerinin direnifline deste¤i ifade eden sloganlara a¤›rl›k ve-

ren YDG’liler ›rkç› floven sald›r›lar›n bafl hedefi olarak gösterilmeye çal›flan Kürt halk›n›n hakl› mücadelesine dair “S›n›r içi-ötesi operasyon istemiyoruz”, “‹flgale de-

¤il direnifle destek ver”, “Kürdistan faflizme mezar olacak” sloganlar›n› att›. Miting Sevinç Eratalay ve ‹lkay Akkaya’n›n söyledi¤i türkülerle sona erdi. (Ankara)

ten mahalle halk›, Mamak halk›na bilgi dahi verilmeden al›nan bu tek yanl› kararla mahalle halk›n›n ‘bar›nma hakk›’ baflta olmak üzere en temel haklar›n›n yok say›ld›¤›n› söylediler. Aç›klamadan sonra mahalle temsilcileri Belediye Baflkan› Gazi fiahin’le görüflme talebinde bulundular. Gazi fiahin’in yerinde olmad›¤›n›n söylenmesi üzerine ‹mar Müdürü ile görüflen temsilciler mahallelinin taleplerini ilettiler. D›flar›da temsilcilerin dönüflünü bekleyen kitle ise “Söz, yetki, karar, iktidar Mamak halk›na”, “Mamak halk› burada Gazi fiahin nerede?”, “Bar›nma hakk›m›z› istiyoruz” sloganlar›n› att›. (Ankara)

Sarigazi’de jandarma terörünü protesto Sar›gazi Liseli Gençlik, 31 Ekim günü Sar›gazi’de yapt›¤› bir yürüyüflle uzunca zamand›r bölgede hakim olan jandarma terörünü protesto etti. Jandarma en son 25 Ekim günü birçok kahve ve internet kafeye keyfi biçimde sald›rm›fl, ayr›ca Demokrasi Caddesinde birçok insan› coplayarak, küfür, hakaret ve tehditlerde bulunmufltu. Ayn› süreçte 13 kifliyi gözalt›na alan jandarma, bunlardan ikisinin tutuklanmas›n› sa¤lam›flt›. Tüm bu sald›r›lar› protesto etmek için bir araya gelen 40 kadar liseli, “Sar›gazi’de jandarma terörüne son”, “‹nsanl›k onuru iflkenceyi yenecek”, “Kahrolsun faflizm yaflas›n mücadelemiz” sloganlar› eflli¤inde yürüyüfle geçtiler. Naz›m Hikmet Park›’na kadar yürüyen liseliler, burada bir bas›n aç›klamas› yaparak, jandarma terörünü protesto ettiler. Liselilerin, ö¤len saatlerinde bafllayan eylemi saat 15:00’te sona erdi. (Kartal)

Armutlu’da y›k›m sald›r›s› ‹stanbul Büyük fiehir Belediyesi taraf›ndan bafllat›lan ve ‹stanbul’un birçok bölgesinde hayata geçirilmeye çal›fl›lan Kentsel Dönüflüm Projesi kapsam›ndaki sald›r›lar sürüyor. Anadolu Yakas›nda Tuzla fiifa Mahallesi, Gülsuyu ve Bafl›büyük gibi mahalleri içine alan rant projesi, Avrupa Yakas›nda ise, Ayazma ve daha bir dizi mahallenin yan› s›ra, bo¤az›n kenar›nda olmas›yla oldukça ifltah kabartan Armutlu gibi bölgeleri kapsamakta. Nitekim bu yönüyle projenin bafll›ca hedeflerinden olan Armutlu Mahallesi’ne 24 Ekim sabah›, saat 4 civar›nda, çevik kuvvet ekipleri eflli¤inde düzenlenen bir bask›nla birlikte, 27 ev y›k›ld›. Evleri y›k›lan mahalle sakinleri, y›k›m için kendilerine 10 dakika bile süre verilmedi¤ini, bunun için de eflyalar›n›n büyük bölümünün y›k›nt›lar›n alt›nda kald›¤›n› söyleyerek, tepkilerini, “evlerimizi bafl›m›za y›kt›lar, bizi k›fl ortas›nda sokakta b›rakt›lar” sözleriyle dile getiriyorlar. (H. Merkezi)


İşçi-köylü 8

Politik gündem

16-29 Kasım 2007

Kürt ulusal sorunu saflar› netlefltirirken… “Bütün siyasal meselelerde oldu¤u gibi diller meselesinde de [tabi milli meselenin her alan›nda] bir elini (aç›kça) demokrasiye uzatan ve öteki elini (arkalar›ndan) gericilere ve polis ajanlar›na uzatan ikiyüzlü bezirganlar gibi davranmaktad›rlar.” (Lenin) ‹brahim Kaypakkaya 1971’de “Türkiye’de Milli Mesele” adl› çal›flmas›nda “Türkiye’de Milli Bask›n›n fiampiyonlar› ve onlar›n Suç Ortaklar›”n› anlat›rken Do¤an Avc›o¤lu, Hikmet K›v›lc›ml› ve Mihri Belli gibi oportünistlere karfl› yapm›flt› Lenin’den bu al›nt›y›. Günümüzde farkl› oportünist, revizyonist aktörlerle Kürt Ulusal Sorunu’ndaki benzer tart›flmalar h›z kazanarak devam ediyor. O yüzden Lenin’in tan›mlamas› bugün baz›lar› için de çok örtüflüyor. 70’li y›llarda ‹brahim Kaypakkaya, iki temel tabuya, Kemalizm ve Kürt Ulusal Sorunu’na iliflkin TDH için devrim niteli¤inde görüfllerini ortaya koymufltu. Aradan geçen onlarca y›la karfl›n bu iki temel konudaki kafa kar›fl›kl›klar› hala sürüyor. Kemalizm’le ba¤lant›l› yanlar› bulunmakla birlikte Kürt Ulusal Sorunu’ndaki tav›r ve yaklafl›mlar flu an as›l ayr›flt›r›c› bir nitelik kazanm›fl durumda. Somut ve canl› bir sorun olarak sürekli saflar› netlefltiren Kürt Ulusal Sorunu, bizlere -kafa kar›fl›kl›¤› yaflayan kimi çevrelere de- ‹brahim yoldafl›n görüfllerini güncel geliflmeler içerisinde yeniden okuma ve anlama görevi yüklüyor.

‹nkarc›l›kta en h›zl›s› TKP S›n›rd›fl› operasyon, Da¤l›ca sald›r›s›, Irak Kürdistan›’na yönelik ambargo vs. derken Genelkurmay’›n merkezi yönlendirmesi alt›nda flovenist gösteri ve sald›r›lar tüm Türkiye’de artt›. AKP’nin “sa¤duyu” ça¤r›s›na Genelkurmay, gösterileri övücü aç›klamalar›yla karfl›l›k vermifl ve daha önceki aç›klamalarla hedef gösterilen DTP’ye sald›r›lar had safhaya ulaflm›flt›r. T. Kürdistan› d›fl›nda neredeyse sald›r›ya u¤ramayan DTP binas› kalmazken sald›r›lar tüm devrimci demokratik kurulufllar› kapsar hale gelmiflti. Siyasetin bir esprisi olsa gerek ki tam da özüne uygun olarak ulusal sorun, kendi s›n›rlar› içerisinde kalmam›fl, tüm devrimcileri, demokratlar› ve hatta ezen ulusun bireylerini de kapsar hale gelmifltir. Pek tabi ki bu durum kendi ayr›flt›r›c›l›¤› içinde, tav›r almay› zorunlu k›lan geliflmeler yarat›yor. Art›k siyasetin ara sesleri etkisini yitiriyor ve yuvarlak cümlelerin kamuflesi ortadan kalk›yordu. Daha do¤rusu geliflmeler baz› tarafs›z ve ebedi demokratlar› kendi as›l yaklafl›mlar›n› ortaya ç›karacak flekilde konuflturuyordu. TKP gibi baz›lar› bu geliflmeler olmadan da Kürt Ulusal Sorunu’nda flovenizme evrilen konumlar›n› tan›mlam›fllard›. Fakat geliflmelerin yaratt›¤› ironiye bak›n ki TKP de flovenizmle zehirlenen kitlelerin gazab›ndan kurtulamad›. Kürt Ulusal Sorunu’ndaki Türk milliyetçisi konumlan›fllar›n› çok “teorik” ifade etmifl olmal›lar ki milliyetçi kitleler bunu anlayamam›fllard›r (!) Yoksa neden TKP’yi hedef als›nlar ki! Asl›nda bu noktada as›l “suçu” TKP’de bulmak gerekir. En az›ndan baz›lar› gibi daha aç›k, laf› doland›rmadan görüfllerini aç›klasalard› böyle olmazd› belki de. San›r›z 8. Kongrelerinin Kürt Ulusal Sorunu’ndaki flovenist kararlar›n› en baflta bu milliyetçi kitlelere kavratmal›yd›lar. S›n›rd›fl› operasyon tart›flmalar› içerisinde kitleleri flovenizmle zehirleyen toplum mühendisli¤inin tüm versiyonlar›yla karfl›lafl›yoruz bir kez daha. Devletin Kürt Ulusal Sorunu ve Ortado¤u üzerine politikalar›n› uygularken ihtiyaç duydu¤u kitle taban›n› yaratman›n temel aya¤›n› “ulusal seferberlik” oluflturuyordu. Öyle ki yap›lan haberlerle neredeyse herkes Türk devletinin masum ve ma¤dur, Ulusal Hareket’in de zalim ve gaddar

ugün Kürt ulusal sorununa bak›fl ve tav›r saflar› netlefltiriyor, ayr›flt›r›c› bir ifllev görüyor, maskeleri düflürüyor...

B

oldu¤una inanacakt›. “Ulusal seferberli¤in” kamuoyu aya¤› bir yandan gösterilerle oluflturuluyor di¤er yandan birçok kuruluflun devlet yan›nda tav›r beyan etmesi sa¤lan›yordu. Bunlardan TOBB, T‹SK, TZOB, TESK, Türk‹fl, Hak-‹fl, TÜS‹AD gibi 13 kuruluflun devlete operasyon için destek veren aç›klamalar› dikkat çekiciydi. Zira bu sayede patron, iflçi, memur, köylü vs. tüm kesimler ad›na “ulusal birliktelik” mesaj› verilmifl oluyordu. Politika ve savafl stratejileri bak›m›ndan “psikolojik harekât›n” bir parças› olarak de¤erlendirilebilecek tüm bu geliflmeler o kadar da flafl›rt›c› de¤ildi. Fakat bu sefer devletin flovenist korosuna dahil olanlar aras›nda ‘yak›ndan tan›d›¤›m›z’, tiynetlerini (geçmifllerini) bilsek de böyle aç›k dilli konuflmalar›na pek flahit olmad›¤›m›z “demokratlar” da vard›. Ne güzel ki gerçek niteliklerini ve saflar›n› daha aç›k etmeye bafllam›fllard›. Düne kadar kendilerince demokratik çözümün yollar›na iliflkin kafa yoran [kafa kar›flt›rmakla görevli] birçok itibarl› zat, PKK’nin Da¤l›ca sald›r›s›yla yerlerinden z›plam›fllard›. Hemen öncesinde s›n›rd›fl› operasyona hay›r diyen, baz›lar› bir anda operasyona “yar› gönüllü” fit olmufllard›. Acaba ne olmufltu onlar› bu kadar etkileyen? “Dünya meselelerindeki a¤›rbafll›l›klar›n›n ve bilimsel so¤ukkanl›l›klar›n›” bildi¤imiz bu zatlar niye heyecana kap›lm›fllard›? Oysa ki bilinen koflullar alt›nda, iki gücün savafl›nda geçmiflte de çokça yaflanan kay›plardan biri gerçekleflmiflti Da¤l›ca’da. Belli bafll› gerçeklerde hiçbir de¤ifliklik yokken acaba bu zatlar›n milliyetçi duygular› kabar›yor olabilir miydi? Kimbilir belki sonunda teorik çerçevelerden s›yr›l›p arkalar›n› “kitle hareketlerine” dayamalar› gerekti¤ini de biliyor olmal›lar. Ne ac› ki onlar için güdük reformist kitle, tatmin edici de¤ildi. Bu durumda milliyetçi kitlelere

göz k›rpmak neden olmas›nd›?

Devlet sald›rabilir, öldürebilir, iflkence edebilir! Da¤l›ca sald›r›s›yla “PKK’nin fliddet eylemlerini t›rmand›rd›¤›, k›flk›rt›c›l›k yapt›¤›” söylemleri h›z ve yayg›nl›k kazanm›flt›. Birgün ve ÖDP’nin sahtekarca propagandas›n› yapt›¤› bu yalanlar, gelinen noktada Türk egemenlerinin politikalar›na eklemlenme iste¤inden ba¤›ms›z de¤ildi. Özellikle son y›llarda devletin hiçbir uzlaflmaya yanaflmad›¤›, imha ve inkar siyasetinde ›srar etti¤i, hatta 90’l› y›llar› aratacak yöntemlerle Ulusal Harekete sald›rd›¤› biliniyor. Peki bizim reformistlerimiz ve “demokratlar›m›z” neden PKK’ye yükleniyorlar? Da¤l›ca sald›r›s› onlar› da galeyana getirmifle benziyor. Öyle ya, devlet her zaman sald›rabilir, öldürebilir ya da iflkence yapabilirdi. Bu onun devlet olarak egemenlik hakk›yd›. Ama PKK ya da baflka bir güç hakl› da olsa sald›ramazd›. Hep savunmada kalmal›, kendini karfl›t›n›n insaf›na sunmal›, hatta mümkünse hemen kendini tasfiye etmeliydi. E¤er kay›plar olacaksa Türk askerinden de¤il Kürt gerillalar›ndan olmal›yd›. Yoksa devlet kay›p verdikçe çözüm yollar› t›kan›r ve hiç istenmedik noktalara var›l›rd› (!) Laf› eveleyip gevelemediklerinden reformistlerimizin dün söyledikleri ve bugün daha aç›kça ifade ettikleri buydu ve budur. Birçok taraftan çeflitli sesler yükselirken “tan›d›k” baz› yazar ve akademisyenlerin yaz›lar› da geliflmelerin seyrine uygun olarak koyu renkler al›yordu. Örne¤in Oral Çal›fllar “fliddeti PKK’nin t›rmand›rd›¤›ndan” gayet emindi ama sorunun kökenine “vak›f” biri olarak devlete ak›l veriyordu. Radikal 2 sayfalar›n› süsleyen birçok “yazar›m›z” da benzer ak›llar içerisinde her iki taraf› da “anlamaktan” geri

durmuyorlard›. 21 Ekim 2007 tarihli Radikal 2’deki yaz›s›nda Koray Çal›flkan, s›n›rötesi operasyona “evet”, “biraz” ve (durumu kurtarmak için) “hay›r” diyenlerin duygular›na tercüman olurken sonuçta yine ma¤durdan, Kürtlerden a¤›rbafll›l›k bekledi¤ini itiraf ediyordu. Koray Çal›flkan “ma¤durdan a¤›rbafll›l›k beklenmesi maalesef mazlumlar›n ortak kaderi” diyerek asl›nda bir baflka dilden egemen Türk politikas›na eklemlenilmesini ifade ediyordu. Ona göre PKK, DTP’nin sivil ve siyasi bir çözüme do¤ru evrilmesinden endifle ediyordu ve bu nedenle de terör uyguluyor, çözüm yollar›n› felç ediyordu! Ve en önemlisi, DTP acilen üzerindeki PKK kamburundan kurtulmal›yd›! Politikada keskinleflen çizgilerin “bilim adam›” yazarlar›m›z› nereye f›rlatt›¤›n› görmek aç›s›ndan bu aç›klamalar ö¤reticiydi. Fakat bu noktada kimsenin Ahmet ‹nsel ve Bask›n Oran’›n eline su dökemeyece¤i aç›kt›.

“Tutarl› demokratlar›m›z” konufluyor... A. ‹nsel’in 14 Ekim 2007 tarihli Radikal 2’deki yaz›s› gerçekten ibretlikti! Yaz›s›na PKK’ye gönderme yaparak Hitler’den bir al›nt›yla bafll›yordu A. ‹nsel: “Akl› kolayca yenmenin yegâne yolu, güç ve terördür”. Tabi ki terörün nas›l da toplumu etkileyip “onlar da çocuklar›m›z” dedirtti¤ini “bilimsel” (!) flekilde aç›klamaktan geri durmuyordu “hocam›z”. Ancak ondan sonrad›r ki okun ucunu gerçek hedefine yöneltiyordu. PKK’nin “siyasal fliddet yöntemi” de¤il de “siyasal görüntülü terör eylemi” uygulad›¤›n› belirten ‹nsel, “üstün zekâs›yla” bu ikisi aras›ndaki ince çizgide tutarl› bir demokrat duruflun terk edilmemesi gerekti¤ini ak›l veriyordu. Yoksa herkesin terörü farkl› olurdu! Neyse ki Ahmet insel “tutarl›l›¤›n›” korumufl, ulu-

sal hareketten ve ezilen ulustan yana tav›r olmaktansa devletten ve ezen ulustan yana tav›r almay› baflarabilmiflti(!) Bu konuda çok çaba harcam›fl olmal› ki A. ‹nsel’in art›k kendini aflt›¤›na tan›k oluyorduk. Tüm meseleleri bize genifl bir tarih bilgisi ve teorik temelle “kavratmada” vs. da hocam›z bak›n ne diyordu: “PKK, bu anlamda, terör yöntemini benimsemifl bir örgüttür. Bu konuda laf› eveleyip gevelemek, terör yönteminin koflulara göre baflvurulabilecek bir yöntem oldu¤unu kabul etmektir.” Evet gerçekten akademisyenlerimizin ruhu coflmufltu! Politikaya at›lmalar›n›n do¤rudan bir etkisi mi diyelim… Fakat demek ki A. ‹nsel kendisinin bugüne kadar laf› eveleyip geveledi¤ini de itiraf etmifl oluyordu. Torbas›nda baflka neler var bilinmez ama s›n›f mücadelesi onun ve onun gibilerinin her fleyini ortaya dökmekte gecikmeyecektir. A. ‹nsel yaz›s›nda Diyarbak›r Sanayici ve ‹fladamlar› Derne¤i Baflkan›’n›n sözlerine de yer veriyor ve bak›n Dernek Baflkan›n›n a¤z›ndan, kat›ld›¤› görüflü nas›l ifade ediyordu: “Demokratik talepler için adam öldürüldü¤ü, dünyan›n hiçbir yerinde hele hele ça¤›m›zda görülmemifltir. Bu izah edilecek bir fley de¤ildir. Demokrasi isteyenler önce kendileri demokrat olmal›lar”. Onlara göre demokratl›k ancak ölümsüz, silahs›z gerçeklefliyordu anlafl›lan. Tarihte ve ça¤›m›zda en demokratik koflullar›n ancak silahla yarat›labildi¤ini bir yana b›rakal›m ama A. ‹nsel istese de istemese de silah ve ölümler vard›r. Fakat asl›nda onlar›n bahsettikleri devletin silahlar› ve yaratt›¤› ölümler de¤il. Onlar devlete ait olduktan sonra silahlar›n gölgesinde bir demokrasiye raz›lar. Raz› olamad›klar› ya da daha do¤rusu bir türlü üstesinden gelemedikleri ise ezilen kitlelerin silahlar› ve fliddet eylemleriydi. Bask›n Oran’›n 28 Ekim 2007 tarihli Radikal 2’deki “Zombiler Dolaptan Ç›karken” adl› yaz›s› daha da ibret doluydu ve A. ‹nsel’e tafl ç›kart›yordu. Umar›z ki Bask›n Oran’›n bu yaz›s›n› Ulusal Hareket lideri ve DTP’liler de iyi okumufllard›r. Çünkü onlar, ç›kard›klar› aday nedeniyle Bask›n Oran’›n milletvekili seçilememesinin özelefltirisini vermifllerdi. Bu da o gün “centilmenlikten” ödün vermeyen Bask›n hocan›n onlara yan›t› olsa gerek. Bak›n ne diyor eski milliyetçi “sonradan demokrat” Bask›n hoca: “Yani Türkçesi, K. Irak’a bir ‘hava operasyonu’ yap›lmas›ndan yanay›m. Bunun ne faydas› olacak derseniz, intikam diye inleyen sokaklar›n içi biraz so¤uyacak. Yoksa ülke içinde kendi Kürtlerimize sald›ranlar artacak.” Operasyonun flekline iliflkin Bask›n Oran’›n seçicili¤i dikkate de¤erdir. Hava operasyonu, kara harekât› de¤il! Çünkü Bask›n ona da kafa yormufl ve kara harekât›n›n kötü olabilece¤inde karar k›lm›fl. Peki sokaklar›n içini so-

¤utmak isteyen Bask›n Oran, onlar›n içini “›s›tan” Genelkurmay ve medya oldu¤unu bilmiyor mu? Görünen o ki Bask›n Oran “kendi Kürtlerimizi” korumak gibi büyük bir misyon tafl›yor(!) Ama hava operasyonunun vuraca¤› Kürtler kimin Kürtleri diye sormak gerekmez mi? Bizim Kürtlerin Kürt kardeflleri de¤il mi onlar da? Ama demek ki “sonradan demokrat” Bask›n Oran’›n devlet s›n›rlar›na olan hayranl›¤›, s›n›r›n öteki taraf›ndaki Kürtleri rahatl›kla gözden ç›karabiliyor. Yoksa tam da Bask›n hocan›n söyledi¤i gibi “bendeniz Türkiyeli bir Türk’ün; Kürtler ve hele de PKK babam›n o¤lu de¤il”. Yani diyor ki “kendi Kürtlerimiz” de beni bu devlet çat›s› alt›nda oldu¤u için ilgilendiriyor. Yoksa onlar da umurunda de¤il! Anlafl›l›yor ki ancak “Beyaz Kürt” olabilecekleri sevebilmesine olanak tan›yor. Bask›n Oran yaz›s›nda PKK’yi yaratan›n da 12 Eylül ve Diyarbak›r Hapishanesi’ndeki uygulamalar oldu¤undan emin. Peki 12 Eylül ve Diyarbak›r’› yaratan›n ne oldu¤unu bu engin hocam›z bilmiyor mu? Biliyor, gayet iyi biliyor fakat asl›nda onun flikayeti 12 Eylül ve Diyarbak›r’›n faflist uygulamalar›na de¤il, bu sorunu bitiremeyip (!) daha da büyütmüfl olmalar›na. ‹flte Bask›n Oran’›n kendi aç›k ve sade yorumu: “Çünkü son yüzy›l içinde çözüm aramadan dolaba t›k›flt›rd›¤›m›z cesetler hepsi birden ayn› anda d›flar› u¤rad›. Ermeni Sorunu, ‹slam Sorunu, Kürt Sorunu. Zombilerin hepsi birden gelince fazla geldi; olay budur; sadece PKK terörü de¤ildir.” Bu “zombilerden” kurtulmay› çok istiyor olsa gerek ki Bask›n Oran da devlete ak›l vermekten geri durmuyor. Bu da onun çözümü(!): “‹çerideki da¤l›y› meclisli yapmadan nas›l önleyece¤iz? Terör ancak silahtan siyasete dönüflerek DNA de¤ifltirince önlenir. DTP bu misyonun ad›d›r.” Anlafl›lan o ki A. ‹nsel, Bask›n Oran gibileri, reformistlerimiz ve Kemalizm’den kopamam›fl birçok hareket, ilerleyen geliflmeler içerisinde halk›n kafas›n› buland›rmaya devam edeceklerdir. Gerçeklerin tersyüz edildi¤i, faflistlerin demokrat, demokratlar›n faflist ilan edildi¤i bir ortak koro içerisinde do¤ru devrimci tutumda ›srarc› olmak daha önemli hale gelmifl durumda. Bugün Kürt Ulusal Sorunu ba¤lam›nda karfl›laflt›klar›m›z, netleflen saflar içerisinde bizlerin de as›l misyonlar›n› belirginlefltirmektedir. Bu noktada yine ‹brahim yoldafl›n yaz›lar›nda Lenin’den yer verdi¤i bir al›nt›y› aktararak son sözü söyleyelim: “Her ezilen ulusun burjuva milliyetçili¤i, zulme karfl› yönelmifl olan genel demokratik muhteva tafl›r ve bizim, ulusal imtiyazlar› sa¤lama e¤iliminden bunu kesin olarak ay›rt ederek… kay›ts›z flarts›z destekledi¤imiz iflte bu muhtevad›r.” (Lenin)

D ü n y a d e ¤ i flfltt i m i g e r ç e k t e n ? Kürt ulusal sorunu ateflten gömlektir bu ülkede. Bunun fark›nda olanlar dünyaya de¤iflti, Ulusal Harekete “k›flk›rt›c›” der... Bu geliflmelerin önemli bir yan›n› da PKK’ye yap›lan “silah b›rakma” ça¤r›lar› oluflturuyor. Yükselen savafl 盤›rtkanl›¤› ve flovenist dalga bu ça¤r›ya gerekçe yap›lm›fl durumda. Had safhada bir ikiyüzlülük ve gerçeklerin tersyüz edilmesiyle karfl› karfl›yay›z. T. Erdo¤an’›n “Da¤› terk edecek, bunu baflard›¤› anda, bu karar› verebildi¤i anda ben inan›yorum ki, ülkemizde onlar da aileleriyle birlikte huzuru yakalayacak. Bizim derdimiz, yap›lacak bir fley varsa parlamento çat›s› alt›nda gelirsin ya-

pars›n siyasetle. Gereken odur, tek ç›kar yol” aç›klamalar› birçoklar›na ilham vermifl olmal› ki hep bir a¤›zdan PKK hedef gösteriliyor DTP ayr›flt›r›lmaya çal›fl›l›yordu. ÖDP Baflkan› Ufuk Uras’›n, Celal Talabani’nin ve birçok yazar›n da benzer içerikteki aç›klamalar› olmufltu. Onlara göre “k›flk›rt›c›” olan PKK’ydi ve bu k›flk›rt›c›l›¤› b›rak›p siyaset sahnesini DTP’ye terk etmeliydi. Tabi ki bu “ak›ll›” fikir, Kürt Ulusal Sorunu’nu çözmek amac›yla de¤il PKK silah b›rakt›¤›nda geriye kalanlar›n ve özellikle DTP’nin kolay yutulabilece¤i dü-

flüncesinden ileri geliyordu. Reformistlerimizin ve “demokratlar›m›z›n” söyledi¤i, devletin dayatt›¤›ndan baflka bir fley de¤ildi. Talabani “PKK dünyan›n de¤iflti¤ini anlamal›d›r. Che Guevara zaman› bitti. PKK’ye ‘Türkiye’ye dönün ve demokratik parlamenter yaflama kat›l›n’ diyorum” fleklinde konufluyordu. Bu da Irak Kürdistan› cephesinde kendi ç›karlar›na uygun olarak bir yaklafl›m› ifade ediyordu. Fakat Che Guevara zaman›n›n bitip bitmedi¤ini onlara ac› bir flekilde gösterecek olan›n da tarih oldu¤u aç›kt›r.


İşçi-köylü 9

16-29 Kasım 2007

Politik gündem

Elimize e-mail yoluyla ulaflan afla¤›daki bildiriyi haber de¤eri tafl›d›¤› için yay›nl›yoruz

KAHROLSUN EMPERYAL‹ZM, FAfi fi‹‹ZM, IRKÇILIK VE fi fiO OVEN‹ZM! YAfi fiA ASIN ÇEfi fi‹‹TL‹ M‹LL‹YETLERDEN HALKIMIZIN B‹RL‹⁄‹ VE KARDEfi fiL L‹⁄‹! Kürt, Türk, Çeflitli Milliyetlerden Halk›m›za, Kan ve sömürü ile beslenen, zulüm ve bask› ile ayakta duran, yalan ve iftira ile politika yürüten ülkemizdeki egemen s›n›flar›n; “teröre karfl› mücadele” örtüsü alt›nda, Kürt ulusuna ve onu temsil etmeye çal›flan güçlere karfl› gelifltirdi¤i ezme ve yok etme kampanyas›, özü itibar›yla Türkiye halk›n›, Türkiye’deki tüm devrim ve demokrasi güçlerini hedeflemektedir. TC tarihi boyunca inkar, asimilasyon ve k›r›m/soyk›r›m ekseninde bütün ezilen ulus ve ulusal az›nl›klara karfl› izlenen bu politika, emperyalistlerin gerek ülkemiz gerekse de içinde bulundu¤umuz bölgeye iliflkin hesaplar›ndan ba¤›ms›z de¤ildir. Bugün her ne kadar ABD emperyalizmi ile belli uyuflmazl›klar yaflan›yor gibi gösterilse de, Ortado¤u’ya iliflkin daha genifl parantez çerçevesinde, Kürt ulusunun demokratik hak ve özgürlükleri, emperyalist ve faflistlerin iflbirli¤i içerisinde, çeflitli oyunlar ve ama özellikle de katliam ve zorla bast›r›lmaya, bo¤ulmaya, yok edilmeye çal›fl›lmaktad›r. Faflist Türk devletinin, Kürt ulusal sorunu nedeniyle düfltü¤ü aczin günümüzdeki sahnesinde, bildik yöntem ve taktiklerle müdahale bulunmaktad›r. Bu müdahale, iki y›l öncesinden bafllayarak hakim s›n›flar› tekrar topyekun mücadele konseptine tafl›m›fl ve nihayet son toplu asker ölümleri bahane edilerek büyük çapl› kampanya bafllat›lm›flt›r. Bu kampanyada, Türk askerlerinin ölü-

mü üzerinden yürüttükleri kan tüccarl›¤›n›, siyasi ranta ve savafl ekonomisine tahvil etmek isteyen hakim s›n›flar›n temsilcileri; esir askerlerin serbest b›rak›l›fllar›na üzüldüklerini aç›klayacak kadar, gözünü kan bürümüfl bir tutum sergilemifllerdir. Gerçekte, “en büyük asker ölü asker” slogan›n› felsefe edinen emperyalist-faflist sistemlerin afla¤›l›k yüzünü deflifre eden bu tutum, son süreçte olan biten her fleyi anlatmaya yetecek kadar ibret vericidir. Tüm kliklerin elbirli¤iyle, bütün kurumlar› ve araçlar› kullanarak; flehit, bayrak, vatan, milliyetçilik temal› yo¤un propaganda faaliyetiyle, ülke çap›nda tam bir ulusal seferberlik havas› estiren egemenlerin, halk› galeyana getirme, histeri ve hezeyan yaratma çabalar› ciddi oranda etkili olmufltur. Esas amaç ve planlar›, yaratt›klar› atmosfer ve estirdikleri rüzgar sayesinde, Kürt ulusal mücadelesine yönelik ezme ve yok etme planlar› do¤rultusunda daha pervas›z ad›mlar atabilmektir. Bu ad›mlardan birisi için ç›kard›klar› tezkereye dayanarak Irak Kürdistan’›nda operasyon hesaplar› yap›l›rken, daha esasl›s› kapsam›nda giderek t›rmanan bir terör dalgas›n› ülke çap›nda yükseltmeye devam ediyorlar.

‹flçiler, Köylüler, Gençler, “Bizim Kürtlerle bir sorunumuz yok, biz teröre, teröriste karfl›y›z”, “Türklerle Kürtler kardefltir”, “Kürt sorunu yoktur, terör sorunu vard›r” fleklinde aç›klamalar yapan, iktidar›ndan muhalefetine, gazetecisinden akademisyenine, generalinden çok

bilmifl uzman›na, bu düzenin dostu cümle alem yalan söylemektedir. Bu faflist rejimin kuruluflundan beri Kürt ulusunun varl›¤›n› yok sayan, onun için kimlik mücadelesi yürütenleri k›y›mdan, her türlü katliam ve iflkenceden geçiren sistemin savunucusu bütün insanlar, gözümüzün içine baka baka yalan söylemektedirler. Düne kadar çeflitli yalanlar uydurarak inkâr ettikleri, ak›l almaz yöntemlerle yok sayd›klar›, ezmeye, asimilasyona u¤ratmaya, imha etmeye çal›flt›klar› Kürt varl›¤›; ulusal kurtulufl temelli yürütülen silahl› mücadele neticesinde, kendini dosta düflmana kabul ettirdi¤i için, bugün baflka baflka yalanlarla karfl›m›za ç›k›yorlar. Gerçek terör kayna¤›n›n emperyalistkapitalist sistem oldu¤u, as›l teröristlerin emperyalist ve faflist devletler oldu¤unu gizlemeye çal›fl›yorlar. Sosyal ve ulusal kurtulufl hareketlerinin yürüttükleri silahl› mücadelelerin meflruiyetini terör diye karalayarak halk›n bilincini buland›rmak istiyorlar. “Terörizme karfl› savafl” bayra¤› sallayan Türk devleti, ayn› yalanla Irak ve Afganistan’da tafl üstünde tafl b›rakmayan, ço¤u sivil milyonlarca insan› katleden ABD emperyalizminden izin ve destek peflinde kofluyor. Nerede halklar›n katledilmesi ifli varsa, baflvurulmas› gereken makam ABD oldu¤u için, onlar da gere¤ini yap›yorlar. ABD emperyalizmi, Türk uflaklar›n›n belli ç›karlar› u¤runa s›n›rl›/göstermelik bir operasyona verece¤i izin ve destek karfl›l›¤›nda, Türk askerini Ortado¤u’daki yeni iflgal ve

sald›r›larda kullanmaya haz›rlan›yor.

Ezilenler, Yoksullar, Emekçiler, Bu gerçekler halk›m›zdan gizleniyor. Kitleler medyan›n hummal› manipülasyon bombard›man› alt›nda, ›rkç› ve floven kampanyan›n esiri k›l›n›yor. Beyinler dumura u¤rat›lmaya, aç›k biçimde PKK, dolayl› olarak Kürt ulusuna yönelik düflman cephesi tahkim edilmeye çal›fl›l›yor. Böyle bir cephe, flimdiden geliflen kudurganl›¤›n gösterdi¤i üzere, yar›n daha da azg›nlaflacak ve a¤›rlaflacak bask› ve sald›r›lara dayanak olarak kullan›lacakt›r. Emekçi halk›m›z›n zorla askere al›narak cepheye sürülen evlatlar›n›n can› ve kan› üzerinden atefllenen vatan/millet bölünmez propagandas›yla, kitleleri terörize edip korku ve dehflet havas› yaratanlar›n böyle bir kampanyaya neden ihtiyaç duydu¤u iyi anlafl›lmal›d›r. Sömürü ve talandan baflka bir fley düflünmeyen bu zalimlerin; daha fazla kan ve atefl d›fl›nda, katliam ve iflkenceden baflka, terör ve zulüm ötesinde politikalar› yoktur. Varm›fl gibi gösterilen her türlü “politik” çözüm reçetesi, görüldü¤ü gibi, sonuçta getirilip askeri operasyonlara dayand›r›lmaktad›r. Varsa yoksa mesele fliddet üzerinden halledilmeye çal›fl›lmakta, ezmek, yok etmek, ac› çektirmekten bahsedilmektedir. Bu ülkede ya da dünyan›n di¤er ülkelerinde gerçek manada ac› çekenler; ezilen, bask› gören, sömürülenler, sürekli biçimde

halklard›r. Savafllarda devlet, vatan, millet aldatmacas›yla cepheye sürülerek k›rd›r›lan onlar›n çocuklar›, savafllar›n faturas›n› ödeyenler de onlard›r. Emperyalist-kapitalist sistemin, halklar› bir yandan sömürür ve ezerken di¤er yandan birbirine k›rd›ran düzeni böyle ifllemektedir.

Yurtseverler, Devrimciler,

Demokratlar,

Gün, faflist sald›rganl›¤a karfl› koyma günüdür. Bu ›rkç› ve floven kampanyan›n halk› esir alarak daha büyük linç terörü estirme; böylelikle sadece Kürt ulusunun hak ve özgürlük taleplerini de¤il, genel olarak çeflitli milliyetlerden halk›m›z›n demokratik halk devrimi mücadelesini bo¤maya yönelik planlar›n› bozma günüdür. Emperyalist politikalar›n Türkiye emekçilerinin s›rt›na bindirdi¤i yükler her geçen gün daha da a¤›rlaflmakta, ekonomik ve sosyal sorunlar giderek büyümekte, s›n›fsal çeliflkiler keskinleflmektedir. Çeflitli aldatmacalar, ayak oyunlar› ve yönlendirmelerle dünü idare edenler, bugün daha çok ›rkç› ve floven kampanyadan yarar umuyorlar. Süreci tersine döndürmek ve s›n›f mücadelesini yükseltmek amac›yla, bu histeri ve linç dalgas›n›n k›r›lmas›, bu oyunun bofla ç›kar›lmas› gerekiyor. Hakim s›n›flar›n büyük çapl› kampanyas› ve milliyetçilik virüsünün etki-yay›lma kabiliyeti nedeniyle, bu görev, ancak tüm devrim ve demokrasi güçlerinin seferberli¤i sayesinde baflar›labilir.

Bu görevi baflar›yla yerine getirebilmenin yolu, öncelikle Kürt ulusunun demokratik hak ve özgürlük talepleri karfl›s›nda tutarl› bir tutum sergilemek, ezen ulus milliyetçili¤ine hiçbir biçimde prim vermemekten geçiyor. Zira unutulmamal›d›r ki, baflka uluslar› ezen uluslar›n kendileri de özgür de¤ildir! Hiç kuflkusuz, ülkemizdeki ulusal sorun da, gerçek anlamdaki çözüme; uluslar›n tam hak eflitli¤i ve kendi kaderini tayin hakk› temelindeki çözüme, iflçi s›n›f› önderli¤indeki sosyalizm mücadelesi ile kavuflacakt›r. Bu durum, ezilen uluslar›n demokratik içerikli ulusal kurtulufl mücadelelerinin meflru ve desteklenebilir oldu¤u gerçe¤ini asla gölgelemez, gölgelememelidir! IRKÇI, fiOVEN L‹NÇ KAMPANYASINA S‹PER OLALIM, BAR‹KAT KURALIM! KAHROLSUN IRKÇI SOYKIRIMCI PATRON-A⁄A DEVLET‹! BÜTÜN ULUSLARA TAM HAK Efi‹TL‹⁄‹, KEND‹ KADER‹N��� TAY‹N HAKKI! KAHROLSUN EMPERYAL‹ZM, FAfi‹ZM VE HER TÜRDEN GER‹C‹L‹K! YAfiASIN DEMOKRAT‹K HALK DEVR‹M‹ MÜCADELEM‹Z! YAfiASIN HALK SAVAfiI! Kas›m 2007 Türkiye Komünist Partisi/ Marksist Leninist Merkez Komitesi Siyasi Büro

Ekonomik düzenlemeler emperyalizmin dayatmalar›d›r Burjuva siyasal alanda suni gündemlerle halk kitleleri ayakland›r›l›rken, ekonomik-politik geliflmelerdeki yo¤unlaflma emperyalist tekellerin siyasal projelerine göre ekonomik politikalar›n› flekillendirme, konumland›rma çaba ve u¤rafllar›yla sürüyor. Önemli geliflmelerin yafland›¤› bu zamanlarda uluslararas› piyasalardaki dalgalanmalar›n oluflturdu¤u ‘flok’lar da etkilerini sürdürüyor. Amerikan Mortgage Piyasas›’n›n (tut-sat piyasas› olarak da biliniyor) bir di¤er yan›yla “Konut Edindirme Kredileri”nin al›mlar›nda ve da¤›t›m›nda sorun ç›kmazken kredilerin geri dönüfllerindeki aksamagecikme vb.lerin tetikledi¤i s›k›flma “kriz” olarak birçok piyasada etkisini göstermiflti. Her fleyin piyasaya ba¤land›¤›, maddimanevi hayat›n içinde karfl›l›¤› bulunan her fleyin de¤erinin piyasaya oranla belirlendi¤i günümüzde neredeyse hapfl›rmak dahi “ekonomik külfet” olarak halk kitlelerinden sorulmakta, fatura halk kitlelerine kesiliyor. Emperyalist ya¤mac› ve talanc› kapitalistlerin afl›r› üretim krizi ve beraberinde a盤a ç›kan Pazar sorunlar›n› aflmak için Afganistan, Irak iflgalleri, bir bütün olarak Ortado¤u ve Kafkas ülkelerine, Orta Asya ülkelerine yönelik içinde iflgal ve savafl› da bar›nd›ran projeleri buna s›cak ve canl› örnekler olmas› bak›m›ndan önemlidir… Günümüzde piyasa kurallar›n›n hâkim oldu¤u, birçok yönüyle yayg›n iflletildi¤i ülkelerde kitle hareketlerinin durumu, geliflme dinamikleri, s›n›f mücadelesinin etkinli¤i-gücü gibi faktörler önemlidir. Bir örnek vermemiz gerekirse: Do¤rudan yabanc› sermaye yat›r›mlar›n›n risk alanlar›, ço¤unlukla yat›r›m yap›lan ülkelerdeki s›n›f mücadelesinin ulusal ve sosyal kurtulufl mücadelesinin etkinlik ve güç oranlar›yla ilintilidir. Türkiye gibi yar›-feodal, yar›-sömürge iktisadi yap›ya sahip ülkelerde s›n›f mücadelesi ve ulusal kurtulufl mücadeleleri gerçekli¤inin bulunmas› do¤rudan yabanc› sermaye girifllerinde “engel” oluflturdu¤undan, TC devletince ciddi imkânlar ve taahhütlerle belli oranlarda, çeflitli biçimlerde “yaban-

c›” yat›r›mlar› gerçekleflmekte, döviz girdisi sa¤lanmaktad›r. Daha çok gayrimenkul, hizmet sektörleri, sanayi ve tar›m alanlar›nda, borsa piyasalar›nda yo¤unlaflan bu yat›r›mlar AKP hükümetinin ilk 4,5 y›ll›k döneminde art›fl sa¤larken, ikinci AKP hükümeti döneminde de bunlar›n sürece¤i alenidir ki, 22 Temmuz tepeden inme erken genel seçimleri sonras› piyasalar›n verdi¤i tepkiler, uluslararas› sermaye kurulufllar›n›n memnuniyetlerinden bu daha da anlafl›l›rd›r.

IMF’nin TC’ye uygulamas› için önerdi¤i program esasen emperyalist güçlerin önümüzdeki dönemlerde “Büyük Ortado¤u Projesi” gibi siyasal projelerin neden olaca¤›, olas› iflgaller ve savafllara karfl› ekonomik bir tedbirdir. Bas›n yay›n organlar›nda, kiral›k kalemflörlerin yo¤un olarak iflledi¤i gibi “kolayl›k getirmek”, “krizlere karfl› güçlenmek” propagandas›n›n gerçekleri böyledir.

Cari aç›kta büyüme sürüyor 2000 y›l›ndan bafllayarak 2007’nin 10. ay›nda da devam eden cari aç›ktaki büyüme sürüyor. 40 milyar Dolar› aflan oranlardaki cari aç›k, TC’nin piyasalardaki de¤erlenmesiyle birlikte büyümeyi sürdürürken, d›fla ba¤›ml›l›kta “uluslararas› sermaye hareketlerini belirleyen e¤ilim ve dalgalanmalara s›k› s›k›ya ba¤lanm›fl” (Ba¤›ms›z Sosyal Bilimciler 2006 Y›l› Raporu, sf 33) bulunmaktad›r. ABD piyasalar›ndaki Mortgage kredilerinin al›mlar›nda beklenen düzeyin gerçekleflmemesiyle birlikte bir daralma beklentisi yaflanmaktad›r. Piyasalar›n bu etkileflimle daralma yaflamas›, çeflitli ülkelerin para (dolafl›m arac›) birimlerinin yurtd›fl›nda de¤erlenmesiyle birlikte devalüasyon olas›l›klar› artmaktad›r. TC Merkez Bankas›’n›n döviz rezervlerini art›rma biçiminde IMF’nin sundu¤u yeni bir programa göre flekillendirilmesi söz konusu. Bu programa göre “güçlü ekonomi politikalar› olup d›fl floklara aç›k geliflmekte olan ülkelere yeni bir kolayl›k getirmek. Bu güveni (d›fl piyasalardaki) desteklemek ve bir kriz olas›l›¤›n› azaltmaya yönelik olarak, ihtiyaç halinde kullanmak üzere ciddi boyutlarda kredi limitini içerecektir” (Erkan Kumcu/28 Eylül Hürriyet Gazetesi) denilmektedir. Krizlerin, ekonomik-siyasal buhranlar›n oluflmas›-geliflmesindeki nedenler ve gerekçeler bu biçimlerde oldu¤u gibi aç›ktan çarp›t›larak, halk y›¤›nlar› aldat›lmaktad›r. Emperyalizm ve genifl halk y›¤›nlar› aras›ndaki çeliflkinin giderek daha

da büyüdü¤ü, emperyalistlerin üretim anarflisinin ve daha büyük sahada daha fazla söz sahibi olma dalafl›n›n do¤urdu¤u kendi aralar›ndaki çeliflkilerin artmas› sonucunda oluflan ve ço¤unlukla da bu hegemonya savafl›nda emperyalist güçlerin ç›karlar›yla çeliflen ülkeleri kuflatmak, çaresizlefltirmek, düflkünlefltirmek amaçl› oluflturulan krizlerin, kendili¤inden, do¤an›n bir yasas› olarak ortaya ç›kt›¤› iddia edilmektedir. Konumuzun esas›n› oluflturan krizler ve krizlerin nas›l ç›kt›¤› olmad›¤›ndan üzerinde durmuyoruz. Emperyalist sömürgeci ve ya¤mac›lar›n kendi sömürgelerini, yar›-sömürgelerini krizlere karfl› güçlendirdi¤inin, dirençli hale getirdi¤inin bir örne¤i yoktur. Türkiye 1946’dan bu yana IMF ile aras›nda 20 stand-by anlaflmas› imzalam›flt›r. “Türkiye bu 60 y›ll›k dönemin 26 y›l›n› (ki 2008 fiubat ay›nda dönem tamamland›¤›nda 28 y›l olacakt›r) stand-by anlaflmalar› çerçevesinde IMF’nin tam gözetimi ve denetimi alt›nda geçirmifltir” (Ba¤›ms›z Sosyal Bilimciler 2006 Raporu. Sf 6) Bu tarihler aras›nda yaflanan geliflmelere bakt›¤›m›zda TC’nin belli bafll› 6 ekonomik siyasi kriz yaflad›¤› ve her birinde de çok ciddi tahribatlar yafland›¤› görülecektir. 60, 71, 73, 80, 94, 2001 krizleri bunlara örnek olarak verilebilir. ‹stisnas›z her birinde emperyalist

sömürücülerini, talanc›lar›n ciddi rolü oldu¤unu bilmeyen yoktur. Bu aç›dan emperyalist kapitalist sistemler krizden ç›k›fl de¤il bizzat/do¤rudan kayna¤› ve üreticileridirler. Uluslararas› piyasalardaki resesyon riskinin giderek daha da artt›¤› bilinmekte. Bunun, çeflitli ülkelerin ekonomilerine yans›y›fl› genelde Gayri Safi Yurt ‹çi Hâs›lan›n düflmesi, gerilemesi biçiminde olmaktad›r. Sermaye hareketlerindeki durgunluk ve geri çekilmeyi döviz rezerv etmelerde görülmektedir. Yine ABD piyasalar›ndaki Mortgage kredilerinin ayartt›¤› çalkant› göz önüne al›nd›¤›nda bir depresyon dönemine girilmesinin olas›l›k dâhilinde oldu¤unu söylemek yerinde olacakt›r. Döviz rezervleri biriktirmenin çeflitli yollar› oldu¤u biliniyor. Küçük ve orta ölçekli yat›r›mc›lar›n döviz mevduat›nda bulunmas›, merkez bankalar›n›n para bas›p piyasadan döviz sat›n almas› veyahut faiz d›fl› fazla gibi art›-de¤erin üretim sürecine kat›lmayan yani piyasaya tekrar kat›lmayan k›sm›n›n birikimi yoluyla döviz al›m›n›n sa¤lanmas› olarak say›labilir bunlar.

Ekonomik tedbirlerin amac› “Döviz ç›pas›” oluflturma olarak bilinen

Dünya siyasal konjonktürüne bak›ld›¤›nda çeliflkilerin gelip Ortado¤u co¤rafyas›nda, Orta Asya ve Kafkas ülkelerinde yo¤unlaflt›¤›n› görüyoruz. Olas› iflgal ve savafllar›n yarataca¤› tahribatlar›n en az düzeyde etkilenme reel piyasa de¤erlerinin, reel ekonomilerinin en az etkilenece¤i koruma sistemlerini oluflturma telafl› olarak mevcut ekonomik geliflmeleri okumak gerekmektedir. Bu TC’de döviz rezervi biriktirme, döviz ç›pas› oluflturma, ve akabinde devalüasyon olarak karfl›m›za ç›kabilmektedir. D›fl ticaret aç›klar›n›n sürekli büyümesi ve TC’nin d›fl piyasalardaki de¤erlenmesi karfl›s›nda devalüasyon olas›l›¤›n›n daha da kuvvetlendi¤ini söylemek mümkünken tek bafl›na bunlar›n yeterli olmad›¤›n› da belirtmeliyiz. Bu ayn› zamanda ihracat›n geriletilmesi bir di¤er anlamda yerel üreticinin üretim kapasitesinin içe dönük k›sm›n›n daralt›lmas›, bunun da etkisi olarak iflten ç›karmalar belli süreli resesyon (ekonomik faaliyetlerde duraklama) yaflanmas›, yani faturan›n halka kesilmesi anlam›na gelirken, denge sa¤lanmas› ad›na ihracat›n ucuzlat›lmas›yla döviz girifllerinin s›klaflmas›, hareketlenmesi olmaktad›r. Bir di¤er durumda Türkiye pazarlar›n›n, piyasalar›n›n emperyalistlerin olas› krizlerinden ç›kmak, olas› iflgal, savafl durumlar›nda fazla ekonomik güç kaybetmemek için kullan›lmas› olas›l›¤›d›r. fiöyle ki “Amerikan Ekonomisi 2002’den bu yana dünya finans piyasalar›ndan giderek artan ölçekte d›fl finansman talep etmekte ve kullanmaktad›r. ABD bir yandan küresel ekonominin yaklafl›k üçte birini üreten devasa bir üretici olmas›na karfl›n bir yandan da ulusal gelirin yüzde 7’sini aflan boyutta d›fl aç›k (cari ifllemler a盤›) veren dev bir d›fl borçlan›c›d›r. Dolay›s›y-

la Amerikal›lar üretmekte olduklar› ulusal gelirden yüzde 7 daha fazla harcama yapmaktad›r. Amerikan ekonomisinin gereksinim duydu¤u d›fl fonlar ço¤unlukla (Çin ve Japonya baflta olmak üzere) Asya ekonomilerinin merkez bankalar›n›n rezerv biriktirmek üzere sat›n ald›klar› Amerikan hisse senetlerine olan talep ile karfl›lanmaktad›r.” (Erinç Yeldan. Cumhuriyet gazetesi) Görüldü¤ü gibi ABD emperyalizmi ekonomisinin gereksinim duydu¤u fonlar› Çin gibi ülkelerden karfl›lamaktad›r. Emperyalistler özelde ABD emperyalizmi bu durumdan duydu¤u rahats›zl›¤› gizlememektedir. Türkiye gibi ülkelerde IMF’nin uygulatmay› düflündü¤ü döviz ç›pas› biçimindeki program önermesi emperyalistlerin sömürge ve yar› sömürgelerinde fonlar bu tür programlar oluflturarak bu aç›klar›n› kapatmak, kendilerini tamir etmek olarak da karfl›m›za ç›karmaktad›r. Zira “Birleflik Arap Emirlikleri ve Rusya’n›n ard›ndan Çin’de devlete ait yat›r›m fonu kurdu¤unu” (Radikal gazetesi/ekonomi servisi) ilan etmiflti. Bu fonlar “ülkelerin elinde bulunan döviz rezervlerini baflta sermaye piyasalar› olmak üzere gayrimenkul ve di¤er varl›klar›n sat›n al›mlar›nda” kullan›lmaktad›r. Emperyalist sömürü ve ya¤mac›lar hegemonyalar›n› geniflletmek, daha fazla alanda daha fazla hâkimiyet kurmak için Büyük Ortado¤u Projesi kapsam›nda geliflecek olas› iflgal ve savafl olas›l›klar›na karfl› haz›rl›klar›n› tüm h›z›yla sürdürmekte, ekonomi politikalar›n› buna göre flekillendirmektedir. Tüm ezilen sömürülen halk y›¤›nlar› ve ezilen uluslar›n halklar›n›n geliflen bu duruma karfl› gelifltirecekleri pratik, teorik, politik tav›r oldukça önemlidir. Devrimci durumun yükselip s›n›f mücadelesinin seyrini de¤ifltirece¤ini, tüm devrimci dinamiklerin aktif hale geçmesi için uygun zeminin geliflece¤i aç›kça görülmelidir. Gücümüze güvenelim, emperyalizmin oyunlar›n› bofla ç›karal›m.


İşçi-köylü 10

Söyleşi

16-29 Kasım 2007

“Kazan›lacak bir mücadele var, sonuna kadar sürdürece¤iz. Ve bitti¤inde hiçbir fleyin eskisi gibi olmayaca¤›n›n da bilincindeyiz.” Neo-liberal politikalara ba¤l› özellefltirme sald›r›lar›n›n yafland›¤› en önemli ifl kollar›ndan biri olan Türk Telekom’da, ülke genelinde grev sürüyor. Çal›flanlar›n “kapsam içi”-“kapsam d›fl›” olarak ayr›ma tabii tutuldu¤u sektörde, grevi sürdürenler “kapsam içi” olarak de¤erlendirilen, ancak her biri ortalama 20 y›ld›r bu sektörde çal›flan iflçiler. T‹S görüflmelerinden sonuç al›namamas› üzerine gidilen grevde, bu ayr›m›n da büyük rolü var. “Kapsam d›fl›” olarak adland›r›lan çal›flanlara ayn› süreçte % 50’ye varan zam yap›lm›fl. Grevdeki “kapsam içi” iflçilere ise % 10’lardaki zam bile çok görülmekte. Ayn› zamanda sendikal› olmayan bu kesimde (kapsam d›fl›) bulunanlar›n büyük ço¤unlu¤u flu s›ralar grev k›r›c› bir pozisyondalar. Ülkede neo-liberal politikalara h›z verilmesinin önünü açan Özal’›n deyimiyle, bunlar “iflini bilen memur” kategorisinde de de¤erlendirilebilir. Telekom grevi, ayn› zamanda sendikalaflma hakk›n›n ortadan kald›r›lmak istenmesinin bir ürünüdür. Yani iflçi-emekçi y›¤›nlar› örgütsüzlefltirmeye dönük sald›r›lar›n bir parças›d›r burada yaflanan. Egemenlerin hizmetindeki medyada ç›kan, grevi karalamaya dönük haber ve yorumlara bak›ld›¤›nda da, bunun böyle oldu¤u noktas›nda flüpheye yer kalm›yor zaten. Egemenlerin sesi medya, “grevdeki iflçiler astronomik maafl al›yor, grev baflar›s›z olunca sabotaja baflvuruyorlar” vb. dezenformasyonlarla, bir kez daha “görevini” yerine getiriyor! Görüfltü¤ümüz grevci iflçilerin neredeyse en fazla flikâyet ettikleri konu da medyan›n bu tutumu. Tabii bu “yak›nma” daha çok da s›n›f bilinci olmayan iflçilerden gelmekte. Hem ziyaret etmek hem de süreçlerine dair bilgi almak için grevin 26. gününde görüfltü¤ümüz Telekom Pendik fiube Müdürlü¤ü’ndeki grevci iflçiler: “Cem Y›lmaz’›n Telekom reklam›n› veriyorlar, ancak ayn› Telekom’da grev yapan bizleri ya hiç vermiyorlar ya da yalan haber yap›yorlar” diyerek dile getiriyorlar tepkilerini. Burada görüfltü¤ümüz ve Pendik Müdürlü¤ü’nde bafl temsilci olan Selamet

TELEKOM direnifli hala “kapsama alan›nda”! Ero¤lu bu genel tepkilerin yan› s›ra, ayr›ca flunlar› söylüyor: “Bize zam vermemek için her fleyi yapanlar, çal›flt›rd›klar› ‹ngiliz dan›flmanlara haftada 1500 Sterlin ödemekten çekinmiyorlar.” Sektörün stratejik önemde oldu¤una vurgu yapan Ero¤lu, böylesi önemde bir sektörde yurtd›fl›ndan “dan›flmanlar” çal›flt›r›ld›¤›na dikkat çekiyor ve ekliyor: “Daha k›sa bir süre önce 4 CIA ajan› a盤a ç›km›fl ve bunlar sözde s›n›r d›fl› edilmifl.” Bu iddiay› di¤er iflçiler de do¤ruluyor. Di¤er bir grevci iflçi ise Haydar ‹güz. Hem Ero¤lu hem de ‹güz, di¤er arkadafllar›n›n ço¤unlu¤u gibi 22 y›ld›r bu sektörde çal›fl›yorlar. ‹güz de grevdeki ço¤u arkadafl› gibi, patronun esas amac›n›n kendilerini sendikas›z-

laflt›rmak oldu¤unu düflünüyor ve özellikle de iflveren-polis iflbirli¤ine vurgu yap›yor ve ekliyor: “Patronla emniyet güçleri birlikte çal›fl›yorlar. Herkes ifl yasas›ndaki maddeleri kendine göre yorumluyor ve jandarmay›polisi üzerimize sald›rtarak, grev k›r›c›l›¤› yap›yor. Yapmaya çal›flt›klar› bir baflka fley de, personelin ço¤unu kapsam d›fl›na almak. Böylece iflten ç›karmalar› kolaylaflt›rmak istiyorlar. Bizlerin iste¤i, ayn› ifli yapt›¤›m›z ‘kapsam d›fl›’ personelle ayn› ücreti almak. Onlara % 50-60’lara varan zam yap›ld›. Yüksek maafl› alan medyan›n iddia etti¤i gibi biz de¤il, ‘kapsam d›fl›’ personeldir.” Pendik Telekom Müdürlü¤ü’nde toplam 175 iflçi grevde. Grevdeki iflçiler, dönüflümlü olarak, günde 8 saat nöbet tutu-

yorlar. Grevdeki iflçiler grevin gidiflat›n› genel olarak flu sözlerle dile getiriyorlar: “Grevin gidiflat›n› olumlu de¤erlendiriyoruz ve sonuna kadar direnece¤iz.” Kamuoyundan beklentileri ise, daha fazla destek ve duyarl›l›k! Grevde olan bir di¤er Telekom Müdürlü¤ü ise Küçükyal›’da. Buradaki iflçilerle grevin 22. gününde yapt›¤›m›z görüflme günü yaflanan bir geliflme, ayn› zamanda kamuoyuna empoze edilmeye çal›fl›lan: “grev hizmetleri etkilemiyor” iddias›n› da çürütür nitelikteydi. Çünkü kapatt›rmak istedi¤imiz bir telefonumuz vard› ve kapatma ifllemi grevden dolay› gerçekleflemedi! Hemen müdürlü¤ün önüne koyduklar› masan›n etraf›nda nöbette olan grevci iflçi-

lerin yan›na giderek kendileriyle görüfltük. Ve söze, az önce yaflanan (telefon kapatt›rma giriflimine dönük) prati¤in, iddialar›n aksine hizmeti aksatt›¤›na dair somut bir gösterge oldu¤unu söyleyerek bafllad›k. Tabii hepsi çok memnun oldular! Havan›n so¤uk olmas› nedeniyle üflüyen iflçiler, daha önce içerde beklediklerini, havalar›n so¤umas›yla birlikte, flube müdürünün kendilerini kap›n›n önüne koydu¤unu söylüyorlar. Ancak bunun bir y›ld›rma çabas› oldu¤unun fark›ndalar. Küçükyal› Müdürlü¤ü’nde 270 kiflinin grevde oldu¤unu söylüyor iflçiler. Çal›flan say›s› ise 19’mufl ve bunlar kapsam d›fl› olanlar. Bu arada “hangi gazeteden geldiniz?” diye soruyorlar. Çünkü onlar da bas›ndan baya¤› flikayetçi. “Buraya destek için de¤il, köstek olmak için geliyorlar” diyor iflyeri bafl temsilcisi Ekrem Özdemir, burjuva-feodal bas›n ve televizyonlarda yap›lan yalan yanl›fl haberleri kast ederek. Ard›ndan ekliyor: “Bizi karalayacaklar›na, daha geçen gün genel müdürün 40 milyon dolarl›k kablo çald›¤› ortaya ç›kt›, onu verseler ya.” Buradaki grevci iflçiler de yap›lmak istenenin özde sendikay› kapatt›rmak, örgütsüzlü¤ü dayatmak oldu¤unu düflünüyorlar. Ve bunun d›fl›nda esnek çal›flman›n dayat›lmaya çal›fl›ld›¤›n› söylüyorlar. 21 y›ll›k Telekom iflçisi Nalan fiahin ilk kez böyle bir greve kat›lm›fl. Ama durumundan memnun oldu¤unu söylüyor. “Bir an evvel anlaflma sa¤lans›n istiyoruz hepimiz” diyor. Birço¤u tek kifli çal›fl›yormufl evde ve bunun için maddi-manevi kay›plar›n›n büyük oldu¤unu söylüyor. Umutsuz olmad›klar›n› flu sözlerle aktar›yor fiahin: “Kazan›lacak bir mücadele var, sonuna kadar sürdürece¤iz. Ve bitti¤inde hiçbir fleyin eskisi gibi olmayaca¤›n›n da bilincindeyiz.” fiahin’in bu sözleri ayn› zamanda bu ilk deneyimin onda yaratt›¤› bilinç s›çramas›n›n da bir göstergesi niteli¤inde. Onlar da yanlar›ndan ayr›l›rken flu mesaj› iletmemizi söylüyorlar: “Daha fazla duyarl›l›k ve sahiplenifl bekliyoruz. Ve halk›n gerçekleri bilmesini istiyoruz.” (Kartal)

‹nan›yoruz ki; biz kazanaca¤›z, baflaraca¤›z! Telekom grevi ülke gündemini önemli oranda etkilemeye devam ederken tart›flmalar da giderek alevleniyor. Haber-‹fl Sendikas›n›n binlerce iflçi ile greve ç›kmas›, oldukça önemli bir geliflme. Grev, iflçi s›n›f› üzerinde bir motivasyon sa¤larken, birçok yerde destek ziyaretleri örgütleniyor. Telekom gibi devlet cephesinden stratejik bir kurumda gerçeklefltirilen grevdeki geliflmeler, s›n›f hareketinin gelece¤ini de ilgilendiriyor. Grevin sürmesi ve genifl kesimlerle buluflmas› s›n›f hareketine yeni bir canl›l›k kazand›rabilir. Kazan›m› ve kayb› ile bu süreç s›n›f›n ç›karlar› aç›s›ndan önemle üzerinde durulmay› hak ediyor. Biz de gazetemiz arac›l›¤› ile grevle ilgili geliflmeleri yans›tmak amac›yla Gayrettepe’de bulunan Telekom Genel Müdürlü¤ü’nde kurulan direnifl çad›r›n› ziyaret ettik. Halay çekerken buldu¤umuz iflçilerin morali yüksekti. Burada grev gözcüsü Fedai Ayd›n ile bir söylefli gerçeklefltirdik ve gazetemizi direniflteki iflçilere ulaflt›rd›k. - Renkli bas›n gerçekleri yans›tm›yor. Çünkü sermaye ile çal›fl›yorlar. Ben 20 y›ld›r burada çal›fl›yorum. Bizim hiçbir arkadafl›m›z gazetelerin iddia etti¤i gibi kablo kesmez. Kimse böyle bir fley yapmaz. Telekom, flebekelerdeki ar›zalar›n küçük bir k›sm› yans›t›yor. Telekom’da 657’ye tabi memurlar kald›. Yani müflterilerin Telekom’a baflvuru yapmas› sorunun çözülmesi için yeterli de¤il. 24 gündür flebekeye her gün daha fazla yük biniyor. Bir gün patlayacak. Bu sefer onu eski haline getirmek için bizim kadar iflçi almas› gerekecek. Patron zarar da etse örgütlülü¤ümüzü da¤›tmak istiyor. Ancak bofluna, da¤›lmayacak.

- Direniflinizin kaç›nc› günündesiniz? ‹flçilerin morali nas›l, grevle ilgili biraz bilgi verir misiniz? Fedai Ayd›n: Direniflin 24. günündeyiz. Bir bayram havas› içinde grevimiz sürüyor. Sizin de gördü¤ünüz gibi moralimiz bafllad›¤›m›z ilk günkü gibi yüksek. Mutluyuz, gülerek e¤lenerek direnifli sürdürüyoruz. Bizim vermifl oldu¤umuz mücadele, direncimiz, tamamen patrona ve yardakç›lar›na karfl›. ‹nan›yoruz ki, kazanaca¤›z. Baflaraca¤›z. Emekçilerin sesi olduk. Bizim daha önce de direnifllerimiz oldu, ancak ilk defa greve ç›k›yoruz. Sendikam›z›n Türkiye genelinde 26.500 iflçisi flu anda grevde. Patronla anlaflamad›¤›m›z 24 madde var. Bunlar›n bafl›nda eflit ifle eflit ücret, esnek çal›flma, ikramiyeler,

sendikal gücümüzü ortadan kald›rmaya dönük maddeler, iflçiler ifle girer girmez sendikal› olma hakk› geliyor. Bu konularda anlaflamad›k. ‹flçilerin kat›l›m› çok iyi, %100’lük bir kat›l›m›m›z var. Bizlerin burada olmas›ndan rahats›zlar. “4 tane gözcü olacak, baflka kimse olmayacak” dediler. O zaman tafleronu içeri sokacak, girifl ç›k›fl olacak. “Hay›r” dedik, “biz burada kalaca¤›z”. Direniflten sonra müdürlerin bize yönelik tutumlar› de¤iflti. Art›k daha yumuflak konufluyorlar. - Gazetelerde sendikan›z›n grevine iliflkin pek çok haber ç›k›yor. Bunlar›n birço¤unda sendikal› iflçilerin kablolar› kesti¤i haberleri var. Siz bu iddialara ne diyeceksiniz?

- Grevinize kamuoyunun deste¤i nas›l? Özellefltirmelerle ilgili neler düflünüyorsunuz? - fiu ana kadar sol çevrelerden grevimize ziyaretler oldu. Dün Türk Tabipler Birli¤i geldi. Birazdan Barolardan gelecekler. Üniversite ö¤rencileri sürekli geliyor. Kurumlar›n ziyareti bizi motive ediyor. Çünkü biz onlar›n sesiyiz. 20 y›ld›r özellefltirmeye hay›r diyoruz. Buras› bizim dedik. Telekom vatand›r, vatan sat›lmaz dedik, yine söylüyoruz. Telekom ülkenin can damar›d›r. Özellefltirmelere karfl› ç›kt›k. Sermayeye niye veriyorsun? ‹stedi¤i zaman keser. Ancak Telekom iflçileri olarak, Telekom’un sat›fl›n› engelleyemedik. Telekom sat›ld›ktan sonra bafl›m›za ifli bilmeyen insanlar getirildi.

- Telekom patronu grevi k›rmak için tafleronlar› devreye sokuyor. Grevdeki iflçiler de buna engel olmaya çal›fl›yor. Siz bu durumu nas›l yorumluyorsunuz? - Örne¤in; Dün Gayrettepe Telekom Müdürlü¤ü’nde 100’lük kablo koptu. Ba¤layacak iflçiler de grevde. Müdür bir memurla beraber kabloyu ba¤lamaya gidiyor, biz de müdahale ettik. “Ba¤layamazs›n” dedik. Bize müflteri memnuniyetinden bahsediyoruz dedi, biz de ekme¤imizin derdindeyiz dedik. Sen de grevimizi k›r›yorsun. Birçok yerde Bebek’te, Ümraniye’de polisi kullanarak ar›zalar› tamir ediyorlar, grev k›r›c›l›¤›n› taflerona yapt›r›yorlar. Ancak buna izin vermeyece¤iz. Suçüstü yakalad›k birçok yerde. Tüm bunlara karfl› birli¤imizi koruyoruz. Ben flunu söylüyorum; bizim bilinçlenmemiz laz›m. Sendikal mücadelenin yan›nda siyasi mücadele de vermemiz laz›m.

Telekom çal›flan› açl›k grevine bafllad› Mersin’in Mut ilçesinde bir Türk Telekom çal›flan›, açl›k grevine bafllad›. Türk Telekom’da, Türkiye Haber-‹fl Sendikas›’na üye çal›flanlar›n bafllatt›¤› grev sürerken, Mut Telekom Müdürlü¤ü’nde görevli Ferhan K›l›ç, açl›k grevi bafllatt›. K›l›ç, “Çal›flanlar›n taleplerinin kabul edilmemesi halinde ileriki günlerde çocuklar›m› da buraya getirece¤im, açl›k grevine onlarla birlikte devam edece¤im” dedi. Patronla çal›flanlar aras›nda ortam›n iyice gerildi¤ini ifade eden K›l›ç, “Anlaflmazl›k, düflmanl›k, kin ve nefrete dönüfltü” diye konufltu. K›l›ç, iflverenle çal›flanlar aras›nda anlaflma sa¤lan›ncaya kadar açl›k grevini sürdürece¤ini sözlerine ekledi. (Mersin)


İşçi-köylü 11

16-29 Kasım 2007

Kavga okulu

Mücadeleyi yaflfla am yolu eyleyenlerin yürüyüflflü üdür onlar! Halk›m›z›n ifade etti¤i gibi sonu güz ay›ndayd›k. Kas›m sonlar›na gelmifl ve karak›fla dayanm›flt›k. Havada kar telafl› vard›. Eylül sonunda bafllayan yaprak dökümü Kas›m sonlar›na kadar uzam›flt›. Bu durum bir yan›yla gerilla için avantajd›. Henüz tamamlanmam›fl, eksik kalan k›fl üslerinin haz›rl›klar›na tan›nm›fl bir f›rsatt›r. Di¤er yandan da yapra¤›n dökülmesini operasyonel faaliyeti için f›rsat bilen düflman güçlerinin yo¤un hareketlili¤i vard›. Karadeniz’de askeri iklim de¤ifliyordu. ‹lk olarak A¤ustos 97’de Erzincan’dan getirilen 3. Orduyla Amasya’dan bafllay›p, Tokat, Sivas’tan ç›kan kapsaml› operasyonlar yap›ld›. Bölgedeki bütün gerilla güçleri bunu da bofla ç›karm›flt›. Çareyi T. Kürdistan›’ndaki savaflta “deneyim” elde etmifl taburlar› bölgeye aktarmak ve yerlefltirmekte arad› devlet. ‹lk defa bölgede skorsky helikopterleri yer almaya bafllam›flt›. K›fl öncesi yo¤un operasyonlar yaparak, gerillay› üslerine girmeden yakalamak, temas kurmak ve kay›p verdirmek istiyordu düflman. 23 Kas›m tarihinde, sabah›n ilk ›fl›klar›yla düflman›n yo¤un hareketlili¤i telsize yans›m›flt›. Böylesi durumda gerillan›n yapaca¤› ilk ifl, düflman›n yöneliminin yönünü, yerini ö¤renmek, kendisine olan yak›nl›¤›n›-uzakl›¤›n› tespit etmek ve ona göre hareketine yön vermektir. Devriye gruplar›, gözetmecilerden gelen bilgilerle olas› bir operasyonel yönelimin içinde olmad›¤›m›z netleflmiflti. Fakat telsizde geçen konuflmalar, süren bir operasyonu yans›tmaya devam ediyordu. Her ne kadar bize dönük olmasa da ana birli¤imize yönelik bir operasyon da olabilirdi. Bu yüzden yüre¤imiz korlaflm›fl atefl gibiydi. Derken saat 08.00 civar› telsizden geçen “temas sa¤land›,... koordinatlar›nday›z.” Bir anda dizlerimizin ba¤lar› çözüldü adeta. Çünkü verilen koordinat Ese Yaylas› (Çerkez Yurdu) denilen alan› gösteriyordu. Yoldafllar o bölgedeydi. Bir süre sonra telsizden geçen “befl tanesi ....” bilgisiyle zaman durmufl, birbirini kovalayan sorular, düflünceler, duygular donmufltu. Helikopterin sürekli olarak ayn› noktaya inip kalkmas› ve konuflmalardan anlafl›ld›¤› kadar›yla kendi ölü ve yaral›lar›n› tafl›yorlard›. Ö¤leye do¤ru konuflmalar bitti. Bizler için bilinmezlikler devam ediyordu. ‹lerleyen saatlerde radyodan geçen haberle befl yoldafl›m›z›n flehit düfltü¤ü netleflmiflti. Kabullenmek zordu. Yüreklerimizin ac›s› büyüktü. Saatlerce süren beklenti yerini bambaflka duygulara b›rakm›flt›. Henüz bir ay olmufltu ve daha ac›s› dinmemiflti Özgür Kemal Karabulut yoldafl›n. Arkas›ndan befl yoldafl› yitirmifl olmak, daha da büyüttü ac›lar›m›z›. Ac›y›, üzüntüyü, dövmeliydik öfkemizin örsünde. Zaman bunu gerektiriyordu. S›k›l› yumruklar›m›zla, kavga fliarlar›m›zla ve bilenmifl coflkumuzla bakmal›yd›k yar›nlara ve yön vermeliydik namlulara. Bu duygularla karfl›lad›k flehitlerimizi. Yoldafllarla ba¤lant› kurmak ve haber almak için telsizle ça¤r›lar yapt›k. Telsiz ça¤r›lar›m›za yan›t alamad›k. Bir gün sonra flehitlerimizin isimlerini ö¤rendik. Mehmet Demirda¤ (Bar›fl) yoldafl›n ismini duymak, tüm yoldafllar aç›s›ndan tarifsiz bir and›. Ümit Dinler’imiz, Ümit Ça¤layan San’›m›z, Dilek Konuk’umuz ve Duran Salman’›m›z yüreklerimize sönmeyen bir atefl oldular. Umulmad›k bir zamanda, beklenmedik bir ölüm haberiydi bu. Mehmet yol-

dafl›n Parti Genel Sekreteri oldu¤unu ö¤renen yoldafllar›n duygular› daha da karmafl›kt›. Sars›lacakt›k elbette. Partinin mimar›n›, ustas›n›, iflçisini flehit vermifltik. Kabullenmek zor olsa da yürümeye devam etmeliydik. S›k›l› yumruklar›m›zla, dimdik bafllar›m›zla bir kez daha yemin ettik, gidenlerimizle gelece¤in bitimsiz kavgas›na. Savafl yolunda ilerledikçe, yükümüzün a¤›rlaflaca¤›n›n bilincindeydik. Birikerek, büyüyerek ilerlemenin de böyle mümkün olaca¤›n› biliyorduk. Yükümüz a¤›rlaflsa da, tafl›yanlar da geliflir, güçlenirdi. Yaflam›n döngüsü böyle yol al›yordu. K›z›l bayra¤›n, onlar›n, yüzlerin, binlerin adlar› üzerine yükselece¤imiz tarihin sayfalar›nda tan›kl›k etmifltik. Ve tarih böyle yaz›lacakt›. Sonradan bilgilendi¤imizde 23 Kas›m günü, düflman binlerce gücüyle alan operasyonu gerçeklefltiriyor. Ana birli¤imiz de bu alan operasyonu içinde kal›yor. Say›m›z›n çoklu¤u, yeni ve hasta yoldafllar›m›z›n olmas›, Bar›fl yoldafl›n korunmas› gibi bir dizi nedenle çat›flma ortam›n›n oluflmamas› için yo¤un çabalar gösterilmifl olsa da, operasyon gücünün bir kolu yoldafllar›m›z›n mev-

zilerine kadar sokulunca, kaç›n›lmaz olmufltur. ‹lk darbeyi vuran gerilla grubumuz, düflman›n bu grubuna onlarca kay›p verdirmifltir. Apar topar ölü ve yaral›lar› helikopterlerle kaç›rmalar› sonradan yap›lacak manipülasyon için bir manevrad›r. Düflman›n say›sal olarak çoklu¤u ve atefl gücüyle ilk temas sonras› yoldafllar flehit düflüyor. fiehit düflen yoldafllar›n al›nmas› çabalar›na ra¤men, düflman özellikle bunu önemseyerek sald›r›lar›n› boyutland›r›nca yoldafllar al›nam›yor. fiehit düfltükleri kesinlik kazan›yor ve gerilla birli¤imiz operasyon çemberinin d›fl›na ç›kar›l›yor. Çat›flmadan Leyla Karatafl yoldafl ise yaral› olarak ç›kart›l›yor. Mehmet Demirda¤ (Bar›fl) 1970 Dersim do¤umlu olan önderimiz Mehmet yoldafl› anlatabilmek bizlere düflse de bir yan›yla da kolay de¤il. Üniversite y›llar›nda, flehitlerimizden abisi Ali Demirda¤ vesilesiyle Parti ile tan›fl›yor. TMLGB saflar›nda aktif bir flekilde yer al›yor. Araflt›rmac› yap›s›, pratik kavray›fl›, ö¤renme çabas› ve durmak bilmeyen aray›fl› h›zl› bir geliflme gösterebilmesine temel olmufltur. 1 May›s Harbiye direniflinde yer alm›fl ve gözalt›na al›narak bir süre tutuklu kalm›flt›r. Daha sonra ise TMLGB önderli¤inde yer alm›flt›r. Darbe ve arkas›ndan gelen bölgesel süreç-

lerde etkin bir rol oynayarak darbecili¤e, tasfiyecili¤e karfl› toparlay›c› bir durufl sergilemifl ve Partinin merkezileflmesi yöneliminde önemli görevler üstlenmifltir. 6. Konferansla birlikte “Partimizin ilkeleri üzerinde aya¤a dikilmesi ve s›n›f mücadelesinde gere¤ince mevzilendirilmesi” yönelimine ideolojik, politik ve örgütsel hayat kazand›rm›flt›r. Parti iradesinin seçimi ile getirildi¤i Parti Genel Sekreterli¤i görevini lay›k›yla yapm›fl ve yapma çabas›ndan taviz vermemifltir. Mehmet Demirda¤ yoldafl kendisini Partiyle somutlam›fl bir durufltur. Düflüncenin ve eylemin birlikteli¤i, prati¤i onda daha berrakt›r. Düflünceye hayat verirdi. Düflünceyi eylemsellefltiren, cisimlefltirendi. Örgütsel seferber oluflu her ad›mda somutlamay› önemserdi. Bir politika belirlenmiflse, yönelime temel olma özelli¤i ile kavranm›flsa, azami çabayla harekete geçip, onun ad›mlar› için ›srar edilmesi gerekti¤ini ve her Parti kadrosunun, üyesinin, sempatizan›n›n bu sürecin bir öznesi oldu¤u bilinciyle, bütünlüklü bir örgüt yöneliminin oluflturulmas› her zamanki hedefi ve ölçüsü olmufltur.

Mehmet yoldafl örgütlü olman›n, örgütçü olman›n ve dava insan› olman›n ad›yd›. Her türden ilkesizlikle, disiplinsizlikle, bafl›bozuklukla, örgüt ruhuna ayk›r› olan davran›fllarla olan kavgas› ve tak›nd›¤› tutumlar en sade yans›mad›r. Dava insan› olmak; her aç›dan mücadelenin içinde olmak, tüm benli¤iyle kavgaya sar›lmak, Parti ö¤retileri neyi gerektiriyorsa onu kuflanmak ve pratik ad›mlar›n› yaratman›n çabas› ve ›srar›nda olmak, görev ve sorumluluk bilinciyle sürece hükmeden olmak, her fleyden önemlisi birey olmaktan ç›k›fl›n, ayr›flman›n ad›mlar› için sürekli olarak kolektif iradeyle iç içe geçerek yürüyebilmek ve Parti havas›yla soluyabilmektir yaflam›. Mehmet yoldafl hedefine kilitlenmifl, menzili net ve uzun, ufku genifl bir önderlik niteli¤iydi. Dava insan› olman›n yaflanan ruhuydu. Bunu en somut yan›, gerilla alan›na geliflinde kald›¤› süre içinde do¤al olarak verdi¤i güven duygusudur. Coflkusunu, kararl›l›¤›n›, cüretkarl›¤›n› ve en önemlisi yapma iste¤indeki ›srarc›l›¤›n› gerillaya tafl›yarak, canl›l›k, heyecan ve zenginlik yaratmas›d›r. Mehmet yoldaflla sohbetlerde, diyaloglarda her zaman için Partiyi solurduk. Çünkü yaflam›n her yan›nda Partiyi, Partinin ruhunu yaflat›rd›. ‹flte buydu bizleri duraks›z yürütecek olan da.

Pusula Teoride berrak, ideolojide net, pratikte atak militanlar olal›m! Yak›n tarihimizde Proletarya Partisi’nin kolektif iradesinin, içinde geçilen sürecin zorluklar› ve bu zorluklar›n nas›l afl›laca¤›na dair ortaya genel bir bak›fl aç›s› sundu¤unu biliyoruz. Bildi¤imiz di¤er bir olguysa, somuta vak›f olma konusunda problemlerin oldu¤u, dolay›s›yla somutu analiz etme ve al›nan kararlar› yarat›c› bir tarzda uygulamak için inceleme-araflt›rma-sorgulama görevi yaln›z önderli¤in de¤il, tüm alan önderliklerinin, tüm militanlar›n görevi oldu¤una dair yap›lan vurguydu. Asl›nda tüm bunlar devrimci militan olman›n gerekleridir. Böyle bir yönelim içinde olmayan militan›n, militanl›¤› tart›fl›l›r. Çünkü; devrimcilik soru sorma eylemidir; her türlü zihinsel tembelli¤i yads›r. Ne yaz›k ki, devrimci hareket bu yönlü ciddi problemlerle karfl› karfl›yad›r. Bu da varolan sürecin sorunlar›n› anlama,

al›nan kararlar› yarat›c› bir tarzda uygulama pratiklerini olumsuz yönde etkilemektedir. Bu olumsuz prati¤i tersine çevirmek için, tam da partinin en üst iradesinin de döne döne alt›n› çizdi¤i kolektif akl›n kullan›lmas›n›n önemi ve zorunlulu¤u tart›fl›lmaz bir gerçektir. Çünkü; s›n›f mücadelesinde geliflmelerin ana yönünü, muhtemel sonuçlar›n› tespit etmek tek bafl›na bir anlam ifade etmez. Daha da önemlisi bu geliflmelere uygun olarak örgütsel, pratik önlemler almak, geliflmelere denk düflecek taktik politikalar belirleyerek mücadele araçlar› saptamakt›r. Tüm bu görevleri tek bir komiteye havale etmek, her fleyi oradan beklemek bugüne kadar somut duruma dair yap›lan de¤erlendirmelerde hiçbir fley anlamamakt›r. Sorunlar›m›z›n a¤›rl›¤› ve kapsaml› oluflu meselenin bir yan›n› oluflturuyor. Meselenin di¤er

Ümit Dinler (Ünal) 1974 Dersim Ovac›k ilçesi, Yeflilyaz› köyünde do¤du. Çocuk yafllar›nda Parti ile tan›flan yoldafllardand›. Henüz 17 yafl›ndayken Artvin’de gerillaya kuryelik görevi yapt›¤› için tutuklanm›flt›. K›sa bir tutuklulu¤un sonras› Partinin gerilla ça¤r›s›na tereddütsüz yan›t vererek saflarda yerini alm›flt›. Art›k Dersim’de bir gerillayd› Zinnar yoldafl. Askeri duyarl›l›¤› geliflmeye aç›k yönleri ve çabas›yla, cesur, gözüpek ve atak bir savaflç›yd› art›k. Darbe sürecinde yaflad›¤› gerilemenin ard›ndan 6. Konferans sonras› partinin yönelimiyle birlikte kendini toparlayarak 96 Kas›m’›nda Karadeniz’de gerillaya kat›ld›. Art›k Karadeniz’in Ünal’›yd›. Darbe ve bölgesel sürecin yaratt›¤› tahribat›n ve y›k›m›n bilincinde olan Ünal yoldafl 96-97 k›fl üsleniminde verilen ideolojik-politik-örgütsel e¤itime olumlu bir kat›l›mda bulunarak, yönelimin bir öznesi olmay› bilmifltir. ‹deolojik ar›nma olmaks›z›n, yanl›fl flekilleniflten kurtulunamayaca¤›n›, yenilenip güçlenilmeyece¤ini h›zla kavranm›flt›. Özellikle askeri olarak inisiyatifli, pratik kavray›fll›, an›n gerektirdi¤i davran›fl› ortaya koyabilen

esnek yap›s›yla h›zl› bir geliflme gösteriyordu. 23 Kas›m günü hasta olmas›na ve bedeninin bitkin düflmesine ra¤men sergiledi¤i tav›rlarla hepimizi onurland›rm›fl ve k›vanc›m›z› büyütmüfltür. S›n›f kinini en iyi flekilde ortaya koymufltur. Ümit Ça¤layan San (Y›lmaz) Sivas’›n fiark›flla ilçesi, Emlak Höyük köyü do¤umludur. Yaflam flartlar›n›n zorlu¤u, yoksullu¤un a¤›r yükü, göç yollar›nda ‹stanbul’un emekçi semtlerine tafl›m›flt› Ümit yoldafl› ve ailesini. ‹flçi kökenliydi. ‹lk olarak TMLGB saflar›nda örgütlendi. Tutukland› ve 96 Ölüm Orucu ve SAG eylemlerine kat›larak mücadelenin hapishaneler cephesinde yer ald›. Tahliye olmas›n›n ard›ndan hiç vakit geçirmeksizin hem de bir dizi sa¤l›k sorunlar›na ra¤men gerilla alan›na geldi. Art›k Karadeniz’in Y›lmaz’›yd›. Bir iflçi olarak yaflam›n içinde ö¤renmiflti kaç›n›lmaz gerçekleri. Partinin ça¤r›s›yla mücadelenin atefli olmal›yd› her Partizan. ‹flçinin, köylünün atefl gücü yarat›lmal›yd›. Böyle düflledi, böyle bakt› kavgaya Y›lmaz yoldafl. Saflardaki yerine bu bilinçle sar›ld›. Emek vermenin, üretmenin, çal›flman›n, al›nterinin izleri vard›, ellerinde gözlerinde. Bir iflçinin emekçinin çal›flkanl›¤›yla,

önemli yan› ise; ne istedi¤ini ve ne yapt›¤›n› bilen bir militan tipi yaratmakt›r. Her fleyden önce zorluklar karfl›s›nda bunalan, ideolojik, siyasal, pratik ve örgütsel görevlerini yerine getirmede tutuk olan bir düflünüfl ve yürüyüfl temposuyla devrimin öznesi olunmaz. Bu yürüyüfl temposunun de¤iflimi, teorik birikimi, ideolojik derinli¤i, örgütsel deneyi ve tüm bunlara uygun ›srarl› bir prati¤i flart koflar. Ve her alanda savaflmay›, bedel ödemeyi yap›lmas› gereken do¤al bir görev olarak sayar. Bu pratik durufltan yoksunuzak her davran›fl biçimi beraberinde yozlaflmay›, çürümeyi getirir. T›pk› Ostrovski’nin saptamas›ndaki gibi; “E¤er atefli körüklemezseniz, duman içinde bo¤ulur ve çöplü¤e gömülürsünüz.” S›n›f mücadelesinde zorluklara teslim olmayan devrimci militanl›k da, t›pk› k›z›l alevler saçan bir atefle benzer. Çal›flt›¤› her yerde çevresine ›fl›k saç›p ortam› ayd›nlat›r. Ve devrimci çal›flma da karanl›klara ›fl›k olmak, sürekli inceleyip araflt›rmakt›r. Sorunlar› çözmede, s›n›f mücadelesinin kendisine yükledi¤i stratejik ve güncel görevleri yerine getirmede her türlü özveride bulunmak-

ç›kars›zl›¤›yla, içtenli¤iyle ve mütevazili¤iyle gerillayd›. Bir iflçinin elleriyle konuflmal›yd› silahlar. S›n›f tavr›n›n ruhuyla mücadeleye zenginlik kat›lmal›yd›. Y›lmaz yoldafl, bu özellikleriyle gönüllerimizdeki yerini alm›flt›. Partiye göre flekillenen, ald›¤› görevleri büyük bir sorumluluk duygusu ve bilinciyle yapan ve her ad›m›n› özenle sahiplenebilen bir yoldaflt›. Partiye ba¤l›l›¤›n yaflayan ruhuydu Ümit Ça¤layan yoldafl›m›z. Dilek Konuk (Meral) 1980 Tokat Merkez, Dive (Günevi) köyü do¤umlu. Devrimcilere yabanc› olmayan bir köyde do¤mufltu. Tarifl davas›nda idam edilen Seyit Konuk köylüsü ve uzak da olsa akrabas›yd›. Lisedeyken tan›flt›¤› parti çevresiyle, da¤larda gerilla olman›n tohumunu atm›flt› yüre¤ine. Yüre¤iyle, heyecan›, coflkusuyla tutunmal›yd› da¤lara. 17’sinde ama kocaman yüre¤iyle A¤ustos 97’de gerilla saflar›nda yer alm›flt›. Gerilla saflar›nda elinde silah›yla gelece¤ini yaratma mücadelesi veren bir kad›n olman›n onurunu tafl›yor, hazz›n› yafl›yordu. Yaflam doluydu, özveriliydi, yoldafllar›na, Partiye büyük bir tutkuyla ve sevgiyle ba¤l›yd›. Kendini zaman›n seyri içinde bofl b›rakmazd›. Güne, günün görevlerine koflard›. K›sa süren gerilla yaflam›nda umutlar›n›n büyüklü¤üne ve gerçekleflebilmesine olan inanc›yla kendisini var etmiflti. Duran Salman (Orhan) 1977 Tokat, Almus ilçesi, Dadukta (Çambulak) köyü do¤umlu. Gerillayla 15 yafllar›nda tan›flm›flt›. Çoban olmas› ve yaylada kalmas› gerillayla daha s›k görüflmesine imkan sa¤l›yordu. 15 yafl›nda olsa da davran›fllar› iliflkileri yafl›n›n üzerindeydi. Gerillaya olan tutkusu o y›llarda bafllam›flt›. Yafl›ndan daha olgun bir konuflma diline ve davran›fllara sahipti. Gerillaya kat›ld›¤›nda bu özellikleriyle sempati topluyor, seviliyordu. 1997 A¤ustos’unda gerillayla görüfltü¤ünde elindeki askerlik pusulas›n› y›rtarak, hiç tereddüt etmeden gerillaya kat›ld›. Silah s›k›nt›s› olmas› kaynakl› bir süre elinde nacak (baltan›n küçü¤ü) ile dolaflt›. Bu durumdan rahats›z olmad›¤› gibi Tohum roman›nda ‹brahim yoldafl›n dönemlerini örnek verirdi. Savafl›n içinde bunlar›n afl›laca¤›n›, ellerimizin de silahlanaca¤›n› biliyordu. Önemli olan›n inanc›n, kararl›l›¤›n ve savaflma azminin daim oluflu oldu¤unu biliyordu. Do¤ru kulland›ktan sonra her arac›n iyi bir silah oldu¤u düflüncesinin bilinciyle yürüyordu. Partiye, yoldafllar›na güveniyordu. Ba¤l›l›¤›n› çok iyi biçimde ifade ediyordu. Kendi tabiriyle “topra¤› sürüp alt üst etmezsen havaland›rmazsan, ekti¤inin kökündeki zararl› otlar› almaz, suyu vermezsen, ürün alamazs›n. ‹flte Parti de bizler için böyledir. Suyumuz, nefesimiz yani”. Duran yoldafl da di¤er yoldafllar gibi 23 Kas›m 97’de Ese Yaylas›nda flehit düfltü. TKP/ML sempatizan›, T‹KKO savaflç›s› olarak tarihimizdeki yerini ald›. Her fleye ra¤men durufluyla, kararl›l›¤›yla örnek bir yoldaflt›. Ese yaylas› flehitleri, 5 k›z›l karanfilimiz olarak yüreklerimizde yafl›yor, yaflayacakt›r. Onlar, Parti bilincini, Partinin ö¤retileri do¤rultusunda pratiklefltirmek oldu¤unu kavram›fl ve yaflamlar›yla somutlam›fl yüreklerdir. Bir yoldafl›

t›r. fiu aç›k ki; üretkenlik, dinamiklik, atakl›k karanl›klara ›fl›k ve sorunlar› çözmede anahtar rolü oynamakla efl anlaml›d›r. Devrimci dinami¤ini yitiren, sorunlar›n peflinden sürüklenen, soru sormaktan, sorgulamaktan yoksun olan herkes atefli körüklemekten aciz ve dumanlar aras›nda bo¤ulmaya mahkumdur. Yaln›z kendisi bo¤ulmaz, ayn› zamanda çevresini de duman alt›nda b›rakarak onlara da zarar verir. Çünkü; ›fl›¤› olmayan ayd›nlatamaz. Ö¤renme çabas› olmayan ö¤retemez. Sorunlar› çözmek için kafa yormayan, onlar›n alt›nda kalarak ezilmekten kendini kurtaramaz. Bütün bunlar›n böyle oldu¤unu anlamak için, derin bir araflt›rmaya da gerek yok. Do¤ru bir temelden önce sorgulamay› kendimizden bafllatarak, birlikte çal›flt›¤›m›z tüm faaliyetçilerin pratik süreçlerini sorgulayarak gerçek sonuçlara ulaflabiliriz. Bu sonuçlar esas olarak sürece yan›t olacak sonuçlar de¤ildir. Dolay›s›yla bunu mutlaka de¤ifltirmeliyiz-de¤ifltirmek zorunday›z. Bunun için bir irade gerekir. Sözünü etti¤imiz özgür iradedir. Engels yoldafl; “Özgür irade, konuyu bilerek karar verme gücünden baflka bir fley de¤ildir” demektedir.

Kavgada ölümsüzleflenler... R›za Akdemir: 1979’da Erzincan’da faflistler taraf›ndan pusuya düflürülen Hüseyin ve R›za Akdemir kardefllerden Hüseyin Akdemir bu sald›r›da flehit düflerken, yaralanarak hastaneye kald›r›lan R›za Akdemir ise 17 Kas›m 1976’da yaflam›n› yitirir. Zülfikar Uralçin: 1956 do¤umlu Zülfikar Uralçin Gençlik Örgütü’nün önderlerinden biri olarak Trakya bölgesinde faaliyet yürütür, 19 Kas›m 1977 y›l›nda ‹stanbul Halkal›’da sivil faflistlerce katledilir. Uralçin, Parti 1. Konferans›’nda Onur Üyeli¤i ile taçland›r›l›r. Mehmet Zeki fierit: Çerkez milliyetine mensup Mehmet Zeki fierit devrimci düflüncelerle ö¤rencilik y›llar›nda tan›flt›. 12 Mart faflist darbesinin bask›s›n›n yo¤un oldu¤u dönemlerde düflman eline düfltü. Müebbet hapis cezas›na mahkum edildi. 1977 y›l›n›n Mart ay›nda Ankara Ulucanlar Hapishanesi’nden firar etti. Hapishaneden ç›kmas›n›n üzerinden fazla zaman geçmemiflti ki 24 Ekim gecesi ‹stanbul’da kald›¤› ev düflman güçlerince sar›ld›. “teslim ol” ça¤r›lar›na silah›yla karfl›l›k veren fierit, yaral› olarak tutsak düfltü. Kald›r›ld›¤› hastanede bir ay sürekli iflkence gördü. Mehmet Zeki fierit’ten istediklerini alamayaca¤›n› anlayan devlet, O’nu 24 Kas›m 1977’de iflkencede katletti. M. Zeki fierit flehit düfltü¤ünde Proletarya Partisi üyesi ve Halk Ordusu’nun savaflç›s›yd›. ‹sa Demirbafl: 1955 Samsun do¤umlu olan ‹sa Demirbafl yaflam›n› devrime adayan flehitlerimizden biridir. ‹sa Demirbafl Mehmet Zeki fierit’in ölüm y›ldönümünde yap›lacak eylemler için Samsun’a giden Demirbafl, polisin tuza¤›na düfler. Polisin açt›¤› atefl sonucu yaralanan ‹sa Demirbafl, karakola götürülür ve iflkence sonucu katledilir. Mustafa Sar›tafl-fienol Yol: M.Zeki fierit’in ölüm y›ldönümü nedeniyle yap›lacak anma eylemleri çerçevesinde Ankara’da haz›rlad›klar› bombal› pankart›n dalg›nl›k sonucu patlamas›yla Mustafa Sar›tafl ve fienol Yol yaralan›rlar. Patlama sesini duyarak olay yerine gelen bekçinin açt›¤› atefl sonucu 24 Kas›m 1979’da flehit düfltüler. H›d›r Utan: 15 A¤ustos 1956 y›l›nda Dersim’de do¤an Utan, Proletarya Partisi ile genç yaflta tan›flt›. 1977 y›l›nda tutuklanarak hapishaneye girdi. Ç›kt›ktan sonra da faaliyetlerine devam eden Utan 1978 y›l›nda çeflitli nedenlerle yurtd›fl›na ç›kmak zorunda kald›. 18 Kas›m 1983 tarihinde geçirdi¤i trafik kazas›nda yaflam›n› yitirdi. Üçüncü Konferans Delegeleri: 1986 y›l› Kas›m ay› sonlar›nda 3. Konferans›’n› yapacak olan Proletarya Partisi militanlar› haz›rl›klar›n› bafllatmak için Dersim’e gider. Partizanlar›n bölgede dolaflt›¤›n›n haberini alan devlet güçleri, bölgeye askeri y›¤›nak yaparak operasyona geçer. Gerilla mevzisini dört bir yandan bomba ve atefl çemberine al›r. Saatlerce süren çat›flmada Hüseyin Tosun, R›za Sökmen, Zeki Uygun, ‹brahim Polat, Ünal Küçükbayrak, A. R›za Boyo¤lu, M. Kemal Y›lmaz ve savaflç›lar Kamile Öztürk ve ‹smail Do¤an flehit düflerler. 19 Kas›m 1990: 19 Kas›m 1990 tarihinde Dersim’de TC güçleriyle T‹KKO gerillalar› aras›nda ç›kan çat›flmada Hasan Alt›ntafl, Perihan Çolak, Fazl› Kaya ve Süleyman Kor flehit düfltü.

Bugünkü durumu ve tabloyu kavrayacak kadar bilinçli bir iradeye sahip olmayan militan›n, bu sürece yan›t olma niteliklerine sahip olmad›¤›n› net olarak ortaya koymal›y›z. Çünkü; bilinçli davran›fl, bilinçli irade hakl›l›¤›na ve meflrulu¤una duyulan sonsuz güvendir. Kitlelerin tarihi yarat›c›l›¤›na ve tarihin en ileri en devrimci s›n›f› olan proletaryan›n kaç›n›lmaz zaferine inançt›r. Zafer için, hakl› ve meflru olman›n yetmedi¤i, bunun için ortaya kolektif bir irade ve bu iradenin yön verdi¤i öncü bir partinin yarat›lmas›n›n bir zorunluluk oldu¤unu asla ak›ldan ç›karmamal›d›r. Bilinçli irade, tarihi de¤ifltirme iddias› tafl›mak ezilenlerin ac›lar›na ortak, kavgalar›na siperdafl olmakt›r. Ezilenlerin 盤l›¤›na yüre¤ini, öfkesine öfkesini katmayan militan›n ve örgütlülü¤ün irade gücü, ezilenlerin inleyiflleri karfl›s›ndaki duruflu elefltiriyi hak ediyor. Burada sorun nicel güçten çok, tafl›nan bilinç ve sahip olunan iradedeki zay›fl›kt›r. Örne¤in; baflta Kürt ulusu olmak üzere di¤er az›nl›klara karfl› giderek artan ›rkç› sald›r›lara karfl› ortak pratik tutum gelifltirmek için ne kadar çaba sarf ediyoruz? D›fl›m›zdan geliflen protesto eylemlerine ne kadar kat›-

labiliyoruz? Bu tür pratiklerin, s›n›f duyarl›l›klar›m›z ve “halk›n inleyiflleri” karfl›s›nda tafl›d›¤›m›z tutumu test eder nitelikte oldu¤u aç›kt›r. Bu yönlü ortaya konulacak her olumlu çaba “atefli körükleme” ifllevi görür. “Atefli körüklemek” teori ile prati¤in uyumunu yakalamakt›r. Teori ile prati¤in uyumlu oldu¤u yerde; tart›flma, sorgulama, somutu yakalama vb. tüm çabalar, anlam kazan›r ve s›n›f mücadelesinin geliflmesine hizmet eder. Ve bugün bu temelde ileriye at›lacak her ad›m karamsarl›¤a umut, çaresizli¤e çare olma ifllevini görür. Çünkü; zay›flayan kazanma bilinci, beraberinde devrimci heyecan› ve coflkuyu da zay›flat›r. Di¤er bir anlat›mla; birçok bireyi sar›p sarmalayan umutsuzluk ve karamsarl›k rüzgar› yüreklerindeki atefli de köreltmifltir. Adeta beyinlerini ve yüreklerini duman kaplam›flt›r. Bu durumu kabullenmek, bu durumla bar›fl›k yaflamak karanl›klara ›fl›k tafl›y›c›lar›n ifli olamaz. Çünkü; karanl›klara ›fl›k tafl›yanlar, kitlelere duyduklar› sonsuz güvenden dolay› yenilgilere, baflar›s›zl›klara teslim olmazlar. Tam tersine yenilgilerinden ve baflar›s›zl›klar›ndan dersler ç›kararak ileriye do¤ru güvenle yürüme cesaretini gösterirler.


İşçi-köylü 12

Göğün yarısı

16-29 Kasım 2007

25 Kas›m: Kelebekler zaman›, Viva las maipassona * Kelebeklerin ömrü az olsa da bir evrimleflmeyi anlat›r. T›pk› Mirabel kardefller gibi. Onlar ailelerinin çiftli¤inde zenginlik içinde yaflamay› reddederek, ülkenin sorunlar› için baflkald›ran birer kelebek oldular. Mirabel kardefllerin öldürülmesinin üzerinden tam 47 y›l geçti. Bugün hâlâ kad›nlar öldürülüyor. Hayat›n her alan›nda kad›na yönelik fliddet de devam ediyor. Ve biz kad›nlar, devlet fliddetine, aile içi fliddete, namus ad› alt›nda ifllenen cinayetlere, tacize, tecavüze, cinsiyetçili¤e, eme¤imizin sömürülmesine k›sacas› kad›na yönelik fiziksel, cinsel, s›n›fsal, ulusal fliddete karfl› mücadele etmenin yolunun yan yana gelerek, kad›n dayan›flmas›n› yükseltmekten geçti¤ini biliyoruz. 1960 y›l›n›n 25 Kas›m’›nda, Dominik Cumhuriyeti’nin kuzey bölgesinde, bir uçurumun dibinde üç kad›n›n cesedi bulunur. Bunlar Mirabel kardefllerdir. Ertesi sabah gazetelerde bu ölümlerin bir kaza sonucu meydana geldi¤ini anlatan bir haber ç›kar. Ama gerçek göründü¤ü gibi de¤ildir... Mirabel kardefller, ülkelerinde siyasal özgürlük için kararl›l›kla mücadele ederek Latin Amerika’daki diktatör Rafael Leonidas Trujillo’ya meydan okur. Bu yüzden diktatörlük taraf›ndan zulme u¤rayarak pek çok kez hapsedilir ve en son olarak da 25 Kas›m 1960 y›l›nda arabalar›ndan zorla indirilerek tecavüz ve iflkenceyle katledilirler... Sonras›nda, bu katliam kay›tlara “araba kazas›” olarak geçecektir. 1981 y›l›nda Kolombiya’da toplanan Latin Amerika Kad›n Kurultay›’nda ülkelerinde siyasal özgürlük için kararl›l›kla mücadele veren bu cesur kad›nlar an›s›na 25 Kas›m “Kad›na Yönelik fiiddete Karfl› Uluslararas› Mücadele Günü” ilan edilir. Mirabel kardefllerin öldürülmesinin üzerinden tam 47 y›l geçti. Bugün hâlâ kad›nlar öldürülüyor. Dünyan›n çeflitli co¤rafyalar›nda, yaflam›n her alan›nda kad›na yönelik fliddet devam ediyor.

47 y›l sonra hala… 25 Kas›m… Kad›na Yönelik fiiddete Karfl› Uluslararas› Mücadele ve Dayan›flma Günü. Ve bugün hâlâ emperyalist savafllar

Samandra çok eski bir yerleflim birimi. Merkezinde göze çarpan tarihsel kal›nt›lar, ayn› zamanda burada bir tarihin yatt›¤›n› da göstermekte. Zaten hemen bir sonraki büyük yerleflim olan Sultanbeyli’nin ad›ndan da anlafl›laca¤› üzere, buralarda eski hanedanl›klar›n beylikleri varm›fl. Kim bilir bölge onlardan önce de kimlere ev sahipli¤i etti. Bu tarihsel zenginli¤ine karfl›n, Samandra daha çok da “birileri” taraf›ndan “varofl” olarak adland›r›lan, özde ise yoksullar›n yaflad›¤› bir gecekondu bölgesi. Ancak bu gecekondu bölgesi bundan 5-6 y›l öncesinden bafllayarak zengin kesimlerin hayli “ilgisini” çekmeye bafllam›fl. Bu tarihlerden itibaren mahallenin orta yerine, etraf› yüksek duvarlarla çevrili, kap›s›nda güvenli¤in bekledi¤i, lüks villalar infla edilmeye bafllam›fl. Sadece Samandra’n›n içine de¤il, hemen ilerisindeki Sar›gazi’nin giriflinde de benzer villa ya da lüks siteler infla edilmifl. ‹flte bölgede oturan yoksul kad›nlar›n bu site ve villalardaki ucuz köleli¤i de bundan sonra bafllam›fl. Bölge bu zengin tabaka aç›s›ndan adeta bir ucuz ifl gücü cenneti haline gelmifl. Özellikle de kad›n ifl gücü! Bölgedeki birçok yoksul kad›n flu s›ralar bu evlerde, yok pahas›na çal›fl›yor. Biz de bu ucuz kölelerin içinde bulunduklar› koflullar› ve emeklerinin nas›l normalin ikiüç kat› sömürüldü¤ünü onlar›n a¤z›ndan ö¤renelim dedik. Buralarda çal›flan üç-dört kad›nla görüflmek için sözlefltik. Ancak Pazar gününe denk gelmesi, evde efl, çocuk

Urfa’da genç bir kad›n, henüz 17 yafl›nda radyolarda anons edildi¤i için ya da platonik bir sevdaya tutuldu¤u için öldürülmez hiçbir yerde. Ama Urfa’da 17 yafl›ndaki Hacer bir radyo anonsunun ard›ndan domdom kurflunuyla öldürüldü. Her birinin ayr› bir öyküsü, ayr› bir ac›s› olan ama ço¤umuz için birbirine benzer töre cinayetlerinden birini anlatarak bafll›yor Faraç konuflmas›na, TÜYAP Kitap Fuar›nda kat›ld›¤› paneldi. T›pk› anas›n›n çeyiz sand›¤› kendisine mezar olan Gülistan gibi onun da ölüme giden yolculu¤u etkiliyor salondaki dinleyicileri… Faraç’tan dinliyoruz Hacer’in öyküsünü… Hacer 17 yafl›nda Urfa radyosunda telefonlara bak›yor. Bir gün radyodan flöyle bir anons yap›l›yor: “Hacer’den tüm sevenlerine ‹brahim Tatl›ses’ten bir kulunu çok sevdim.” Bu anons 17 yafl›ndaki Hacer’in ölüme giden yolculu¤unun biletini de kesiyor. Ramazan gecesi aile meclisi ölüm karar›n› vermek için topla-

ve iflgal sürüyor; Ortado¤u emperyalistler taraf›ndan ya¤malan›yor. Kad›nlar ise savafl›n tüm y›k›c› sonuçlar›ndan, fliddetten do¤rudan etkileniyor; bedenleri savafl ganimeti gibi görülüyor. Savafl; kad›nlar için göç, sistematik tecavüz, iflkence ve iflsizlik oluyor. Belki de siz bu sat›rlar› okurken Irak’ta, Filistin’de bir kad›n iflgal güçlerinin askerleri taraf›ndan katlediliyor, bombalar alt›nda can veriyor ya da tecavüze u¤ruyor. Ya da belki de flu anda, dünya çap›nda binlerce kad›n efllerinden, babalar›ndan dayak yiyor, afla¤›lan›yor, kad›n olman›n “bedelini” ödüyor. Ve flu anda travesti ya da transseksüel bir kad›n›n yüzüne kezzap at›l›yor, tecavüz ediliyor, iflkence görerek öldürülüyor. Ve flu anda bir kad›n iflyerinde, sokakta, evinde tacize u¤ruyor, t›pk› Bursa’da oldu¤u gibi yang›na sigortal› iflyerinde sigortas›z çal›flan kad›n iflçiler gibi yanarak, ya da Ceylanp›nar’da oldu¤u gibi umutlar›n› yükledikleri kamyon kasalar›n›n devrilmesi sonucu bo¤ularak can veriyor ve t›pk› Novamed’deki gibi ellerinden akan kanlarla, her türlü afla¤›lanma ve hakaretlere maruz kalarak sosyal güvencesiz düflük ücretle çal›flt›r›l›yor. Bugün her fleyden rant sa¤lamaya çal›flan ticari bir kurulufl olarak burjuva-feodal medya kad›n bedenini meta olarak görüyor, cinsiyetçili¤i ve ayr›mc›l›¤› yeniden üretiyor. Üçüncü sayfa haberlerinde zaten ma¤dur olan kad›n› bir kez daha ma¤dur

ediyor, fliddet uygulayan› ise hakl› gösteriyor. fiiddetin failleri yerine fliddet gören kad›n› teflhir ediyor, fliddete hakl› gerekçeler üretiyor. Ve bugün bizim çok “uza¤›m›zda” 1617 yafl›ndaki genç k›zlar törenin kurban› oluyor. Resmi rakamlara göre 2000-2006 y›llar› aras›nda, töre ve namus cinayeti ad› alt›nda 1.137 cinayet ifllendi. Bu katliamlar›n istatisti¤inin net olarak tutulmas› mümkün de¤il. Aileleri taraf›ndan öldürülen binlerce kad›n›n ölümüne kaza süsü verildi¤i ya da intihara zorland›¤›n› biliyoruz. Güldünya Tören, fiemse Allak, Fadime Akbulut, Huri Akça, Gülistan Gümüfl, Çi¤dem Dinçer, Azime Tas, Meryem Sak ve Naile Erdafl… Bunlar töreye kurban edilen binlerce kad›ndan sadece birkaç›. Ve bugün sistemin kendisine biçti¤i “kad›n” misyonunu kabul etmeyip s›n›f mü-

cadelesi içinde yerini alan kad›nlara hapishanelerde, karakollarda, gözaltlar›nda tecavüz edilmektedir. Kamile Öztürk, Asiye Zeybek, fiükran Ayd›n, fieyda Gergin gözalt›nda tecavüze u¤rayanlar aras›nda ilk akla gelenlerdir… 25 Kas›m… Dünyan›n her yerinde kad›nlar fliddete hay›r demek için sokaklara, alanlara ç›k›yor. Farkl› dillerde farkl› seslerle mücadeleyi, enternasyonal kad›n dayan›flmas›n› yükseltiyor. Tarih bizler için yaln›z fliddete tan›kl›k etmedi, tarihimiz Lilith’den bu yana itaat etmemenin, mücadelenin ve baflkald›r›n›n tarihidir. U¤rad›klar› fliddet sonucu yaflamlar› ellerinden al›nan, hapsedilen, cezaland›r›lan kad›nlar›n yan›nda, yüzlerce y›ld›r tüm bu bask› ve sindirmeye direnerek, kad›n dayan›flmas›n› büyüten kad›nlar›n tarihidir. * Yaflas›n kelebekler

Villalar›n ucuz köleleri

olmas› ve de en önemlisi, baflkalar›n›n evini temizlemekten, kendi evini temizlemeye ancak hafta sonu vakit bulabilmesi gibi nedenlerle, ancak biriyle görüflebildik. Saliha Senem iki çocuk annesi ve buradaki lüks sitelerden birinde çal›fl›yor. Kendisine öncelikle “bu villa ve sitelerin burada ne ifli var, ne amaçla buralara infla edilmifl olabilirler” diye sorduk ve ard›ndan di¤er sorulara geçtik. ‹flte yapt›¤›m›z söylefli. - Bunlar›n buraya infla edilme nedenlerinden biri, bu bölgenin depreme dayan›kl› oldu¤unun ortaya ç›kmas›d›r. Ayr›ca buras› Kentsel Dönüflüm Projesi kapsam›nda. Önümüzdeki süreçte y›k›mlar olur di-

ye düflünüyoruz. - Sen ve daha birçok kad›n bu villa ve evlerde çal›fl›yorsunuz. Çal›flma koflullar›n›z, ücretler vs. konularda bilgi verebilir misin? - Buralardaki kad›nlar›n belli bir bölümü önceleri gündeli¤e gidiyordu. Gündelik iflte çal›flanlar›n günlük kazanc› en az 5060 milyon civar›nda. Bu miktar kimi yerlerde daha da artabiliyor. Ancak kad›nlar›n büyük ço¤unlu¤u art›k buralardaki lüks sitelere veya villalara temizli¤e gidiyorlar. Fakat gündelikle de¤il, hafta içi her gün ve ayl›kla. - Peki böyle olunca daha fazla m› kazanmaya bafllad›lar?

- Hay›r, aksine. Ayl›klar›m›z çok düflük. Ve buradaki villa ve sitelerdeki lüks daire sahipleri aralar›nda anlaflm›fllar, hepsi ayn› ücreti veriyor. Ayl›kla ve sigortas›z olarak çal›flt›r›l›yoruz. - Çal›flma saatleriniz nas›l? - Hemen hepimiz yar›m gün çal›fl›yoruz. Yar›m gün ifl yar›m ücret anlam›na geliyor. ‹lk bak›flta mant›kl› gibi geliyor. Hatta günün yar›s› kendine kal›yor diye düflünülebiliyor. Ancak burada flöyle bir durum var: Tam günde yap›lmas› gereken ifllerin, yar›m güne s›¤d›r›lmas›! Ve ço¤u ev sahibi yar›m günü tercih ediyor. - Peki ne tür ifller yapmak zorunda kal›yorsunuz bu süre içinde? - Yapt›¤›m›z ifllere örnek vermek gerekirse; yatak toplamak, banyo-tuvalet temizlemek, cam silmek, hal› y›kamak ve süpürmek, ütü yapmak, mutfak temizli¤i. Çamafl›r ve bulafl›klar› makine y›k›yor, ancak bunlar›n yerlefltirilmesi vs. iflleri de yapmak zorundas›n›z ve bu da yine hayli zaman al›yor. Ayr›ca evde çocuk varsa, onlar›n okula giderken servise bindirilmesine kadar, daha bir dizi fleyi yapmak durumundas›n›z. - Evlerin büyüklü¤ü ortalama ne kadar? - Ben kendi çal›flt›¤›m yerden örnek vereyim. Lüks bir site buras› ve daireler

“Kad›n›z, örgütlüyüz, daha da güçlüyüz!”

“Cilveli bir flfleekilde” saat sordu¤u için 15 b›çak darbesiyle öldürüldü

EKD’nin, “25 Kas›m Kad›na Yönelik fiiddete Hay›r” haftas› kapsam›nda organize etti¤i kampanya 10 Kas›m’da Kartal’da yap›lan bir bas›n aç›klamas› ile bafllad›. Saat 13:00’de EKD Kartal fiubesi önünde bir araya gelen EKD’li kad›nlar, üzerinde “fiiddete Karfl› ‹syan” yazan bir pankart açarak, yürüyüfle geçtiler. Kartal Meydan›’nda EKD ad›na Derya E¤ilmez taraf›ndan yap›lan bas›n aç›klamas›nda, kad›n›n toplumda ad› olmad›¤›na ve kad›n›n ad›n›n hep fliddet, namus, töre, yani ikinci cins olarak an›ld›¤›na dikkat çekildi. EKD’liler, aç›klaman›n ard›ndan “fiiddete Karfl› ‹syanday›z” otobüsüyle Yakac›k Mahallesi’ne gittiler. Burada mahalle içinde bildiri da¤›t›ld› ve otobüsle Gülsuyu’na geçildi. Gülsuyu Hayat ve Sanat Derne¤i’nde düzenlenen etkinli¤e kat›ld›lar. Avukat Sezin Uçar’›n kad›nlara yasal haklar›yla ilgili bilgi de verdi¤i etkinlik, Tiyatro ‹mge’nin sergiledi¤i bir oyun ve çekilen halaylarla sona erdi. Ayr›ca “fiiddete karfl› isyan otobüsü” nün 17 Kas›m’da Kad›köy’den, 18 Kas›m’da ise Okmeydan›’ndan kalkarak, 25 Kas›m tarihine kadar emekçilerin yo¤un olarak yaflad›¤› mahalleri dolaflaca¤› da yap›lan bilgilendirmeler aras›ndayd›. (Kartal)

‹zmir’de, “kot pantolon giyip, cilveli flekilde” bir erke¤e saati sordu¤u iddias›yla efli Sevgi Agufl’u, iki çocu¤unun önünde öldüren Fatih Agufl hakk›nda, a¤›rlaflt›r›lm›fl ömür boyu hapis verildi. Mahkeme, daha sonra san›¤›n “haks›z tahrik” alt›nda cinayeti iflledi¤i ve piflmanl›k duydu¤u gerekçesiyle cezas›n› 20 y›la indirdi. Ölen Sevgi Agufl’un babas› Ahmet K›rcal› ile annesi Mürflide K›rcal›, ise verilen cezan›n az oldu¤unu belirtip isyan etti. Anne ve baba “K›z›m›z 24 yafl›nda mezara gitti. San›k ise 10 y›l sonra özgürce dolaflacak. Böyle ceza olmaz. Ölen öldü¤üyle kald›” dedi. Bizim ülkemizde 15 b›çak darbesiyle eflini öldürenin cezas› 20 y›la indirilirken, Suudi Arabistan’da ise bir din adam› TV program›nda dine uygun kad›n›n nas›l dövülebilece¤ini anlatt›. Kad›nlar› hayvanlarla karfl›laflt›ran El Arifi programda flöyle konufltu: “Bir kifli bir hayvan› dövdü¤ünde; mesela eflek veya deveniz yürümedi¤inde yüzüne vurma hakk›n›z yoktur. E¤er bu hayvanlar için do¤ruysa, insanlar için de geçerlidir. Bu nedenle hafifçe ve yüzüne gelmeyecek flekilde vurmal›s›n›z. Böylece iz b›rakmazs›n›z.”

çok büyük. En az 150 metrekare. Benim çal›flt›¤›m dairenin büyüklü¤ü de en az bu kadar. Ama buran›n haricinde, yan›nda çal›flt›¤›m ailenin, hemen bir üst katta, stüdyo tipi denen bir dairede kalan yafll› anneleri var. Ben ayr›ca O’nun evini de temizlemek zorunday›m. Bayram ve kendilerine ait özel günlerde ise büyük temizlik var. Her iki dairenin de büyük temizli¤ini yap›yorum. Ve bunlar›n tümünü ek bir ücret almadan, ayn› yar›m günlük süre içinde bitirmek zorunday›m. Ve tüm bu çal›flma sonucu elime geçen para ayda 300 milyon. - Buralarda çal›flan kad›nlar›n bu yo¤un sömürü karfl›s›ndaki tutumlar› nedir? - ‹nsanlar asl›nda çaresizlikten çal›fl›yor buralarda. Ve bu çaresizlikten dolay› da pek flikayetçi gibi görünmüyorlar. Ayr›ca bu kad›nlar›n ço¤u köyden gelmifl ve ne köyde ne de burada daha önce hiç çal›flmam›fl insanlar›n say›s› oldukça fazla. Eline kendine ait olan bir para geçiyor ilk kez. Hatta kiminin eskisine nazaran kendine daha çok güvendi¤ini görüyorsunuz. Ve yine ço¤u eline geçen paray› büyük bir miktar olarak görüyor. Çünkü çok yoksul insanlar, efli çal›flmayan da oldukça fazla. En az›ndan bakkaldan evin ihtiyaçlar›n› karfl›lar›m diye düflünüyor. K›sacas› sömürüldü¤ünün pek de fark›nda olmuyor ço¤u kad›n. Kad›nlar›n eflleri ise bu durumdan memnun. Ço¤u yüklerinin azald›¤›n› düflünüyor. Ekonomik koflullar, bölgenin yoksullu¤u insanlara baflka çare b›rakm›yor. (Kartal)

TÜYAP Kitap Fuar›’nda Mehmet Faraç’tan “Töre k›skac›nda kad›n” paneli n›yor. ‹ftarlar aç›l›yor. Az sonra ölecek olan genç k›z afliret meclisine çay ve mora* ikram ediyor. Ölümün ac›s›n› duyuran ac› kahveler yudumlan›yor tütün kokusu eflli¤inde… 12 kifli genç k›z›n öldürülmesi karar›n› al›yor. Ama zor olan karar bu de¤ildir. Tetikçiyi bulmakt›r zor olan, yani ikinci kurban›. O da bulunuyor. Hacer’in her sabah önlü¤ünü giydirdi¤i, karn›n› doyurdu¤u Muhammed seçiliyor cellad› olarak. Hacer 17 yafl›nda… En güzel k›yafetlerini giyiyor. Dü¤üne gider gibi az sonra gelecek ölümünü bekliyor. “Vur ya Muhammed namusunu temizle” diyor babas›, araya amcas› giriyor ve diyor ki, “bu mermi bu k›z› öldürmez, git

domdom kurflunu getir.” Ürkek güvercinin bafl› düflüyor. Bir daha vur diyorlar 12 yafl›ndaki Muhammed’e. Eli varm›yor ikinci bir kez daha teti¤e. Hacer ölüyor, Muhammed polise teslim ediliyor. Çocuk, hapishanede bir kahraman gibi karfl›lan›yor. Ko¤ufl a¤as› oluyor. Ç›kt›¤›nda arabalarla karfl›lan›yor ve 16 yafl›nda afliretin en güzel k›z›yla evlendiriliyor. Hacer’in mezar› ise bilinmiyor… Tan›d›k gelen, ama dinledi¤imizde bizi bir kez daha sarsan bu öykünün devam›nda Mehmet Faraç törenin nedenlerini anlat›yor dinleyicilere. Törenin nedenleri konusunda genelde yap›lan s›ralaman›n d›fl›na ç›k›yor. Geri kalm›fll›k, e¤itimsizlik ve yoksulluk... Faraç, bu nedenlere Türki-

ye’nin her yöresinde rastlan›labilece¤ini söyleyerek neden Güneydo¤u Anadolu Bölgesi sorusuna cevap vermeye çal›fl›yor. “Töre Kürt sorunu de¤ildir” diyor Faraç. Tarihin en eski yapraklar›na, en eski daktilosuyla yaz›lm›fl bir yasa var: Toplumun dayatt›¤› kurallar… Törenin bir ad›m gerisinde ahlak›n oldu¤unu, bir ad›m daha geriye gitti¤imizde din olgusuna rastlayaca¤›m›z› söyleyerek zinciri böyle kuruyor. ‹kinci bir neden olarak da cehaleti yani e¤itimsizli¤i söylüyor. Ama eksik kalan bir fley var burada. Törenin kayna¤› cehalet deyip çekilemeyiz. ‹nsanlar› yoksulluklar›yla, yoksunluklar›yla bafl bafla b›rak›p,

köylerindeki ah›rdan bozma okullar›na ö¤retmen gönderilmiyorsa, -özellikle bunu Türkiye Kürdistan›’nda yap›yorsa- insanlar yaflam mücadelesi içinde do¤acak çocuklar›n› eve gelir getiren bir el olarak düflünür hale geldiyse e¤itimsizli¤in alt›nda sistemin bilinçli politikalar›n›n oldu¤u da görülecektir.

Töre yoksullar› vuruyor Faraç’›n vurgu yapt›¤› çok önemli bir fley var. Faraç, Do¤uda töre cinayetinin dizilerde oldu¤u gibi konaklarda ifllenmedi¤ini, töre cinayetlerine kurban gidenlerin yoksullar oldu¤una dikkat çekiyor. Öyle ya hangi a¤a k›z›n›n kan› töreyle akar ki… Faraç k›z›n› töreye kurban veren bir

Kürtsen “teröristsin”, öyleyse hakaret de iflfliitirsin, dayak da yersin! Antakya Merkez’e ba¤l› Bedii Sabuncu Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi’nde 10 Ekim günü hizmetli olarak çal›flan M.C. adl› kad›n okul müdürü taraf›ndan “Sen teröristsin ve Kürtsün” denilerek, hakarete maruz kalm›fl ve müdürün karn›na vurmas›yla iki buçuk ayl›k bebe¤ini düflürmüfltür. Antakya Kad›n Platformu, 10 Ekim günü E¤itim Sen üyesi M.C. adl› kad›n›n hizmetli olarak çal›flt›¤› okulda maruz kald›¤› fliddete iliflkin yaz›l› aç›klama yapt›. Kad›n Platformu dönem sözcüsü Gülsen Öncel ad›na yap›lan aç›klamada, fliddetin erkil sistemlerden beslendi¤i belirtilerek, fliddete karfl› kad›nlar›n toplu bir flekilde mücadele etmesi gerekti¤ini söyledi. M.C’nin yedi¤i dayak sonucunda 2 buçuk ayl›k bebe¤ini düflürdü¤ünü belirten Öncel, flunlar› belirtti: “fiiddetin nereden, kimden gelirse gelsin karfl›s›nda oldu¤umuzu ve fliddete baflvuranlar› k›nad›¤›m›z› duyuruyoruz. Platform olarak bu süreci yak›ndan takip edece¤imizi ve kad›n olarak M.C.’nin yan›nda olaca¤›m›z› bas›n arac›l›¤›yla duyurarak, kad›na yönelik fliddete hay›r diyoruz.” Kad›na Yönelik fiiddete Karfl› Uluslararas› Mücadele Günü’nün yaklaflt›¤› flu günlerde ülkemizde kad›na yönelik fliddette görüldü¤ü gibi hiçbir de¤ifliklik olmuyor. Kad›nlar›m›z yine evde, okulda, iflte, sokakta kad›n oldu¤u için, Kürt oldu¤u için, yoksul oldu¤u için fliddetin her biçimiyle karfl› karfl›ya kal›yor.

baban›n “neden öldürdün” sorusuna verdi¤i yan›t› aktar›yor: “D›flar› ç›kam›yordum, insanlar›n yüzüne bakam›yordum. Benim topra¤›m yok, param yok, kahveye girip selam veremiyorum.” Böyle söyleyen biri cinayet ifllemez mi? E¤er tüm yaflam alanlar› kapat›lm›flsa yapar. Öldürmeyi göze alm›fl biri için 10 ya da 20 y›l yatmas› fark eder mi? Ama kahveye girip girmemesi fark eder. Feodalitenin de törenin nedenleri aras›nda önemli bir yerde oldu¤unu söyleyen Faraç, konuflmas›n›n genelinde PKK’nin kad›nlar› bir cendere alt›na ald›¤›n› söylüyor ve töreyle PKK aras›nda bir ba¤ kurmaya çal›fl›yor. Biz her ne kadar bu de¤erlendirmeye kat›lmasak da Faraç’›n y›llarca Türkiye Kürdistan›’nda töreyle ilgili yapm›fl oldu¤u araflt›rmalar›n ülkemizin gerçekli¤i aç›s›ndan önemli veriler tafl›d›¤›n› düflünüyoruz. Bu anlam›yla panel, içinde çarp›c› örnekleri bar›nd›ran verimli ve ö¤retici bir panel özelli¤ini tafl›yordu. *Mora: Ac› kahve


İşçi-köylü 13

16-29 Kasım 2007 Yukar›daki bafll›k bir sivil toplum örgütü (STK) olan PRO ASYL taraf›ndan Yunanistan’da mültecilerin yaflad›klar› sorunlarla ilgili olarak Ege’de ve Meriç bölgesinde bulunan kamplarda, mültecilerle yap›lan görüflmelerin sonucunu aç›klad›¤› raporun bafll›¤›. Araflt›rma çerçevesinde 100’e yak›n politik mülteci ile görüflülmüfl. Rapora bak›ld›¤›nda Yunanistan’da mülteciler ve göçmenler aç›s›ndan demokrasinin “D”sinin dahi olmad›¤› aç›kça görülmekte. Rapora göre ülkeye girifl yapmaya çal›fl›rken yakalanan göçmenler sahil güvenlik ve s›n›r güvenlik personeli taraf›ndan Türkiye’yi aratmayacak iflkencelere maruz b›rak›lmakta. Yakalay›p iflkence etme gere¤i duymad›klar›n› ise, kara sular›n d›fl›nda tutarak geri dönmeye zorlamakta, kendilerine karfl› direnenler olursa e¤er, bunlar› so¤ukkanl› bir flekilde denize atmakta tereddüt etmemekteler. 2007 y›l› içinde çeflitli nedenlerden dolay› (bunlar aras›nda sahil güvenlik taraf›ndan denize at›lanlar da bulunmakta) bo¤ularak ölenlerin say›s› 120. Yakalanarak iflleme tabi tutulanlar ise insani olmayan koflullarda tutulmakta, avukat ve aileleri ile görüflmelerine izin verilmemekte, insanlar yasad›fl› bir flekilde s›n›r d›fl› edilmekteler. Yasad›fl› iadelerin en önemli ma¤durlar› ise Irakl›lar ve Afganlar. Burada flunu ifade etmek gerekirse, iflkence olaylar›, yasad›fl› iadeler vb. uygulamalar Yunanistan aç›s›ndan yeni bir durum de¤il. Y›llard›r devam eden sistematik devlet politikas›n›n meydana getirdi¤i bir tablodur. Sorunun bir taraf› buyken di¤er taraf› ise, BM’ye ba¤l› ilgili kurumlar›n veya kimi STK’lar›n ald›klar› tutumdur. Bunlar benzer vakalarda “elefltiri” oklar›n› hükümete veya kimi yetkililere yöneltip, meselenin “devlet politikas›” olgusuna de¤inmeyerek, bir nevi “timsah gözyafllar›” döküp, emperyalistlere karfl› “insanl›k” görevlerini yerine getirmeye çal›flmaktalar.

‹flflg gal eylemleri yay›l›yor Yunanistan’da geçti¤imiz haftalarda lise ve orta okullarda bafllayan iflgal eylemleri yay›larak devam ediyor. 28 Ekim Alman iflgalinden kurtulufl y›ldönümü olmas› dolay›s›yla geçici olarak ara verilen eylemler Pazartesi (29 Ekim) günü yeniden bafllad›. Geçen hafta 150 olan okul say›s› bu haftan›n sonuna do¤ru ülke genelinde 500’e ulaflt›. Eylemlerin yayg›nlaflmas› ile beraber s›k›nt› yaflamaya bafllayan hükümet, eylemleri karalayarak halk›n ve ö¤rencilerin kafalar›n› kar›flt›r›c› aç›klamalar yapmaya bafllad›. 31 Ekim günü bas›n›n konuya iliflkin sorular›n› yan›tlayan hükümet sözcüsü Theodoros Rouzopoulos; “Eylemlerin hakl› nedenlerinin olmad›¤›n›, bugün için 16. madde (yüksek e¤itimin devlet taraf›ndan verilmesi)’nin ö¤rencilerin gündeminde yer almad›¤›n›, okullardaki ö¤retmen ve ders kitab› a盤›n›n olmad›¤›n›, bundan dolay› eylemlerin baz› güçlerin zorlamas› ile gerçekleflti¤ini” ifade ederek hükümet cephesinden sald›r› start›n› da vermifl oldu. Geçti¤imiz dönem yaflanan üniversite ve orta düzey okul iflgal ve eylemlerinden dili yanan hükümet bu defa ifli s›k› tutarak eylemler yay›lmadan önüne geçmeye çal›fl›yor. Bunun ilk yans›mas› ise Selanik’te görüldü. fiehirde bulunan bir lisede iflgal eylemi bafllatan ö¤rencilerin eylemini k›rmaya çal›flan bir yetkili, ö¤rencilerin üzerine arabas›n› sürmüfl, ailelerin tepkisi ve ö¤rencilerin kararl› tutumu sonucu geri ad›m atarak a¤›z de¤ifltirmeye çal›flm›flt›. Yaflanan bu sald›r›lar›n as›l amac› ise geliflecek hareketin önünü zor ve devlet terörü uygulamalar› ile almakt›r. Hükümet sözcüsünün yapt›¤› aç›klamalara karfl›, aç›klama yapan OLME (Orta Ö¤retim Ö¤retmenleri Konfederasyonu) yetkilileri ise flu anda ülke genelinde 1.500, Attiki eyaletinde ise 400 ö¤retmen a盤›n›n oldu¤unu söyleyerek, hükümeti ikiyüzlülükle suçlad›. Ö¤renciler de yapt›klar› aç›klamalarda sald›r›lar›n kendilerini korkutmad›¤›n›, mücadelelerinin devam edece¤ini belirttiler. Yunanistan’dan bir ‹flçi-Köylü okuru)

Dünya

Gerçek ac› olabilir ama söylenmeli; nun önüne geçmeye çal›flmakta. Bunun için de elindeki tek silah› korkuyu kullanmakta. Fakat üniversite gençli¤inin gösterdi¤i gibi sald›r›n›n biçimi ne olursa olsun mücadele eden kitleler karfl›s›nda hiçbir güç ayakta duramamakta. Kriz yaflayan sistemin hiç de kolay bir k›fl geçirmeyece¤ini rahatl›kla söyleyebiliriz.

Göçmenlere karfl› ›rkç› sald›r›lar

Yunan Guantonamalar› Burada biraz da “demokrasi” ma¤durlar›n›n tan›kl›klar›na bakmak, gerçekli¤in anlafl›lmas› aç›s›ndan faydal› olacakt›r. 29 yafl›nda bir Filistinli; “22 kifliydik. Sahil güvenlik aç›k denizde bizi yakalad› ve tekneye bindiler. Önce 17 yafl›ndaki Muhammet Fandi’yi dövdüler. Bizler de denize düfltük. Bizi denizden al›p dövmeye ve havaya atefl etmeye bafllad›lar.” ‹ranl› çocuklu bir kad›n; “150 mülteciydik, bizi zorla botlara bindirerek Meriç nehrinin karfl› taraf›na b›rakt›lar. Beni ve çocu¤umu k›y›ya yanaflmadan suya att›lar.” Bu konuda en çarp›c› tan›kl›¤› ise Lezvou (Ada) Sahil Güvenlik Komutan› A. Mikromastora yapmakta, “‹slami savafl” tan bahseden bu kifli iddialar›n› flöyle s›ralamakta; “Bunlar›n hepsi (mülteciler ve göçmenler) 15-35 yafllar›nda. Çok iyi e¤itimliler, iyi yüzme biliyorlar. Avrupa ciddi bir tehlikenin yaklaflt›¤›n› anlamal›d›r. ‹slami bir iflgalle karfl› karfl›yay›z, hepsi savaflç›.” ‹ddialar›n bas›na yans›mas› sonra-

s›nda PASOK (Ana Muhalefet Partisi) ve S‹.R‹.ZA partileri taraf›ndan Meclis’e sunulan soru önergelerinde konunun araflt›r›lmas› istenirken iddialara yan›t veren D›fliflleri Bakan› D. Bakoyianni yapt›¤› aç›klamada; “Yunanistan daha fazla mülteciyi kald›ramamakta” diyerek politikan›n de¤iflmeyece¤ini, yap›lan iflkencelerin, hukuksuz s›n›r d›fl›lar›n devam edece¤ini ima etmektedir. Burada sald›r›lar sadece mülteci veya göçmenlere yönelik olarak okunursa hata yap›lm›fl olunacakt›r. Sald›r›lar›n göçmenler üzerinde bu denli pervas›z olmas›n›n nedeni, bu kitlenin örgütsüzlü¤üdür. Amaç tüm toplumun yabanc› düflmanl›¤› ekseninde bu tür antidemokratik uygulamalara al›flt›r›lmas›d›r. Bundand›r ki, son y›llarda artan halk ve gençlik hareketleri karfl›s›nda polisiye yetkiler artt›r›lmakta, haklar s›n›rlanmaktad›r. Yani hükümet patlamaya haz›r bir bomban›n üzerinde oturdu¤unu bilmekte ve flimdiden bask› mekanizmalar› ile bu-

Son y›llarda devlet eliyle uygulanan ›rkç› politikalar, polisin göçmenler üzerindeki bask›lar› ve kimi ›rkç› örgütlerin ölümlere varan sald›r› giriflimleri her geçen gün Yunanistan’› göçmenler aç›s›ndan daha az güvenilir bir hale getirmekte. Ekim ay› içerisinde Atina’n›n Rendi mahallesinde yaflayan Pakistanl›lara yönelik sald›r› olay›n›n ard›ndan 27 Ekim gecesinden bafllayarak yeni sald›r›lar yap›ld›. 27 Ekim’de ›rkç› örgüt Hrisi Avgi (Alt›n fiafak) taraf›ndan organize edilen “7. Gençlik Kutlamas›” etkinliklerinden sonra Atina Sindagma Metro istasyonunda bir Fasl›ya sald›r›larak hastanelik edilmifl, halk›n müdahalesi sonucu sald›rganlar engellenerek polise teslim edilmifltir. 28 Ekim akflam› da ayn› örgüt ve baz› Avrupal› ›rkç› örgüt üyeleri ile birlikte Akropol yak›nlar›nda bir göçmene sald›rarak b›çakla yaralad›lar. 25 Ekim günü de Atina Üniversitesi Fizik Fakültesi’ne gelen ›rkç›lar burada bir Yunanl› ö¤renciyi b›çaklad›lar. Olaylar sonras›nda çeflitli parti, kurum, kurulufl ve dernek yapt›klar› aç›klamalarla olaylar› k›nay›p ›rkç› örgütlerin yasaklanmas›n› istediler. Yaflanan olaylar sonras›nda polis bir aç›klama yapmazken, daha çok bu örgütleri kollayan bir tutum içerisine girmifl olmas› da sald›r›lar›n kayna¤›n› göstermesi anlam›nda dikkate de¤erdir. (Yunanistan’dan bir ‹K okuru)

Pakistan’da OHAL: “Askerler: Silahlar› halka çevirmeyin!” Butto’nun dönüflüyle birlikte gerçekleflen kanl› sald›r›n›n yank›lar› henüz sürerken, Pakistan bu kez de Müflerref’in tüm ülkede ilan etti¤i OHAL ile gündeme geldi. Tüm temel hak ve özgürlüklerin ask›ya al›nmas›n› da beraberinde getiren ve Müflerref’in 2. darbesi olarak adland›r›lan bu yeni durumla birlikte Anayasa da ask›ya al›nd›. Tüm ülkede ilan edilen OHAL’in daha ilk saatlerinde 1.500’den fazla rejim karfl›t› tutuklan›rken, baflta avukatlar›n gerçeklefltirdi¤i kitlesel eylemler olmak üzere, ülke çap›nda yap›lan eylemlere de azg›nca sald›r›ld›. Ülkenin dört bir yan›nda eylem ça¤r›lar› yükselirken, Pakistan Devrimci Sosyalist Hareketi de (PDSH) OHAL’e karfl› ayaklanma ça¤r›s› yapt›. PDSH taraf›ndan “Kahrolsun OHAL” bafll›¤› alt›nda yap›lan ça¤r›da flöyle deniyor: “General Pervez Müflerref Pakis-

tan’da OHAL ilan etti. Tüm özel haber ajanslar› yasakland›, ‹slamabad’›n caddelerine askerler konuflland›r›ld›. OHAL daha Mart ay›nda, Avukatlar Hareketi’nin bafllang›c›nda gündeme getirilmiflti. Bugün ilan edilmesi ise, Müflerref’in befl y›ll›¤›na yeniden seçil-

Evrensel Bak›fl Bölgesel yang›na do¤ru Vatikan geçti¤imiz günlerde ald›¤› bir kararla ‹spanya ‹ç Savafl›’nda (1936) ölen 498 papaz› “flehit” ilan etti. “fiehit” ilan edilen bu papazlar›n tümü, iç savaflta Franco faflizminin yan›nda yer alanlar! Kilise, Franco taraf›ndan, ancak Hitler ve Mussolini’nin deste¤iyle gerçeklefltirilebilen faflist darbeye, daha bafl›ndan itibaren tüm deste¤ini sunmufltu. Hatta dönemin Kardinali Franco’nun cumhuriyetçilere dönük azg›nca sald›r›lar›n› “Haçl› Seferi” olarak onaylamaktan geri durmam›fl ve kilisenin yanl›l›¤›n› ise flu sözlerle aç›klam›flt›: “Sükunet ancak silahla sa¤lanabilir.” Ve akabinde bölgede yaflayan 60’›n üzerinde cumhuriyetçi, faflistler taraf›ndan hunharca katlediliyordu. Ayn› süreçte kilisenin öne ç›km›fl tüm mensuplar› faflistlerin saflar›nda, faflist selam›na durmufllar-

d›. Vatikan’›n bugün böyle bir karar almas›, elbette tesadüfî de¤ildir. Egemenlerin ezilen halk y›¤›nlar›na dönük politikalar›n› hayata geçirmede tarih boyunca önemli bir iflleve sahip olan din adamlar›, bugün bu ifllevlerini bir kez daha yerine getirme misyonuyla hareket etmekteler. Hele de Vatikan’›n bafl›nda, faflizmin tüm dünyada yükselifle geçti¤i dönemde “göreve” getirilen eski Nazi faflisti Benediktus gibi bir kiflili¤in bulundu¤u düflünülürse, faflizmi kutsayan kararlar›n al›nmas› da kaç›n›lmaz olarak görünmektedir. Özellikle de emperyalistlerin ç›kard›¤› yang›n›n alevleri giderek büyürken. Çünkü dünyadaki ve özellikle de bölgedeki tüm geliflmeler, Ortado¤u’da bafllayan (daha do¤rusu bafllat›lan) yang›n›n, giderek tüm bölgeyi içine alacak

mesinin tehdit alt›na girmesiyle birlikte olmufltur... Ordu daha bu hafta ‹slami militanlar karfl›s›nda, Veziristan ve Swat’da a¤›r yenilgiler ald›. ‹slamc› militanlar›n iki polis karakolunu ele geçirdi¤i ve say›lar› 300’ü bulan askeri kaç›rd›¤› söylenmekte. Biz ‹slamc›lar› politik olarak kesinlikle desteklemesek bile, halk› emperyalist boyunduruk alt›na sokmaya hizmet eden, gerici askeri sald›r›lar›n da karfl›s›nday›z. Bu savafl Müflerref taraf›ndan ABD emperyalizminin ç›karlar› için yürütülmektedir. Ancak t›pk› Afganistan ve Irak savafllar› gibi, bu savafl da kazan›lamayacak ve sadece daha fazla y›k›m ve ac› getirecekbunun içindir ki, ABD emperyalizmi ve müttefikleri ne kadar erken yenilgiye u¤rat›l›rsa, dünya halklar› için o kadar iyi olacakt›r. Müflerref ayn› zamana iflçi direnifllerine karfl› da sürekli bir sald›r› için-

biçimde geniflleme e¤iliminde oldu¤unu göstermekte. fiu süreçte bölgedeki birçok ülkede yaflananlar›n ard›nda ise yine, ABD emperyalizminin ve de müttefiklerinin oldu¤unu tekrarlamaya gerek yok san›r›z. Çin ve Rusya gibi emperyalist güçlerin de d›fl›nda olmayan bu geliflmelerin seyri, yeni iflgal sald›r›lar›n›n habercisi olman›n da ötesinde… Örne¤in, ABD’nin bölgedeki en sad›k uflaklar›ndan olan Pakistan faflist rejiminin lideri General Müflerref’in yükselen muhalefet karfl›s›nda ilan etti¤i OHAL’in zamanlamas›n›n bile, bölgede yeni sald›r› haz›rl›klar›n›n h›zland›¤› bir döneme gelmesi itibariyle, oldukça anlaml›d›r. Yine ABD’nin k›sa süre önce “demokrasi feneri” ilan etti¤i Gürcistan’da, ABD güdümlü Saakaflvili’in de, ard› kesilmeyen muhalif gösteriler karfl›s›nda OHAL’e baflvurmas› gibi… Kanl› iflgallerin bafl mimarlar›ndan olan eli kanl› Condoleza Rice’›n, Ortado¤u’daki atefli biraz daha körüklemek için yapt›¤› son Ortado¤u gezisi s›ras›nda söyledikleri, geliflmelerin d›fl›nda durmad›klar›n› aç›klamaya yetiyor. Rice, bir yandan Pakistan’daki OHAL ilan›n› a¤›z ucuyla

dedir. Bat›, Müflerref’in sald›r›lar›n› basitçe “‹slamc›lara karfl›” olarak gösterebilir- ama gerçek çok farkl›d›r. Müflerref ve rejiminin, Washington’un emri uyar›nca sürdürdü¤ü “Teröre Karfl› Savafl” ayn› zamanda onlar›n neo-liberal program›na hizmet etmektedir... ‹lan edilen OHAL, Pakistan üzerinde denetimini yitirmifl olan bir rejimin çaresizli¤inin ürünüdür. Yüksek mahkeme, kapat›lmadan hemen önce OHAL’i ‘yasad›fl› ve anayasaya ayk›r›’ ilan etti ve emekçileri ve ordu mensuplar›n› aç›kça rejimin yapt›r›m›na uymamaya ça¤›rd›... Burjuva partiler kitlelerin harekete geçmesinden korkuyorlar. Çünkü askeri rejimin devrimci bir tarzda devrilmesi, afla¤›dan yukar›ya bir bas›nç oluflturacak, anti-neo liberal, anti-emperyalist bir iktidar yaratacakt›r. Müflerref ve ordu flu an büyük öl-

çüde tecrit olmufl durumdalar. Ancak biz, köfleye s›k›flm›fl olan canavarlar›n çok tehlikeli oldu¤unu biliyoruz. Muhaliflere karfl› kitlesel tutuklamalara gidebilir, sokaklarda savafl hükümlerini yürürlü¤e sokabilirler. Bunun içindir ki, demokratik güçler bu kritik dönemde geri ad›m atmamal›lar. Bu sald›r›lar› tüm gücümüzle ve militanl›kla geri püskürtmeye haz›rl›kl› olmal›y›z. OHAL’i ortadan kald›rmaya dönük tüm ça¤r›lar› ve direnifle dönük kitlesel eylemleri destekliyoruz. Ancak öncelikle de kararl› bir biçimde, iflçi ve köylü örgütlenmelerini ve de demokratik güçleri OHAL’e karfl› genel grev ça¤r›s› yapmaya ça¤›r›yoruz. Eylemlerimizi ordunun sald›r›lar›na karfl› savunmaya haz›rl›kl› olal›m- acil bir biçimde buna haz›rlanal›m. Bunun için, iflçileri fabrika vb. komitelerde ve köylüleri ise k›rda askeri rejime karfl› örgütlenmeye ça¤›r›yoruz.”

“çok üzücü bir durum” olarak tan›mlarken, hemen arkas›ndan da Müflerref’in bölgede yaratmak istedikleri “demokrasi”ye ne kadar büyük katk›lar› oldu¤unu, birlikte çal›flmaya devam edeceklerini ekliyor. ‹ran’a dönük sald›r› haz›rl›klar›n›n artt›¤› flu süreçte bölgedeki dayanaklar›n› güçlendirme e¤ilimini art›ran ABD ve müttefikleri, Müflerref’in giderek y›pranan askeri rejimini Butto ile yap›lan anlaflmayla güçlendirmek istemifl, ancak Butto’nun dönüflündeki bombal› sald›r›yla birlikte iyice alevlenen çat›flmalar, topyekun bir suskunluk yaratma anlam›na gelen OHAL’i “zorunlu” k›lm›flt›. fiu süreçte çok say›da muhalifin tutuklanmas›na karfl›n, Butto’nun partisinin üst düzey yöneticilerinin ve de OHAL’le birlikte ikinci kez ülkeye geri dönen Butto’nun tutuklanmay›fl›n›n ard›nda da yine yap›lan anlaflmalar›n oldu¤u çok aç›kt›r. Öyle görünüyor ki, emperyalistler önümüzdeki süreçte iyice k›z›flacak olan bölgeye dönük politikalar›n›, Pakistan özgülünde, bu ikili veya en kötü ihtimalle de bunlardan biri üzerinden hayata geçirme e¤ilimlerini sürdürmekteler.

Afganistan ve Irak iflgallerine her türden deste¤i sunan, ABD’nin istihbarat birimlerine, kendi topraklar›ndaki gizli hapishanelerde iflkence yapma olana¤› yaratan Pakistan’›n flu süreçte emperyalistlerin bu kadar “ilgi” alan›nda olma nedenine gelince; bunun nedeni en baflta ‹ran’a dönük haz›rl›klarda Pakistan’›n oynad›¤› roldür. ABD ‹ran’a dönük sald›r› haz›rl›klar›nda askeri tatbikatlar›n büyük bölümünü Pakistan topraklar›nda gerçeklefltirmekte ve yine buradaki askeri üslere, olas› bir sald›r›da büyük ihtiyaç duymaktad›r. ‹ran’a dönük askeri bir sald›r›n›n, zaten iflgal alt›nda olan Afganistan, Irak’›n d›fl›nda, Suriye ve Türkiye gibi bölge ülkelerini de s›cak çat›flma ortam›na sokmas›, yang›n›n çok genifl bir alana yay›lmas› kaç›n›lmaz gibi görünmektedir. Bölgeye dönük artarak süren tehditlerin ard›nda yatan neden, Irak ve Afganistan’daki iflgallerin zaferle sonuçlanm›fl olmas› de¤il elbette. Aksine, iflgaller bölge halklar›n› ne sindirebilmifl ne de iflgallere karfl› direnifller bitirilebilmifltir. ‹flgal vb. sald›r›lar alt›ndaki bölge halklar›n›n direniflinin yan› s›ra, emperyalist ülkelerin emekçi halklar›n sisteme

Peru Peru’daki maden ocaklar›nda çal›flan 30 bin maden iflçisi geçti¤imiz günlerde süresiz greve ç›kt›. Büyük çapl› bu grev 12 maden iflletmesini felç etti. Grevin bafll›ca talepleri, daha iyi çal›flma ve emeklilik koflullar›. Grev sürerken, Peru Çal›flma Bakanl›¤› da grevi “yasad›fl›” ilan etti. Ancak grev genifl kitlelerin deste¤ini almakta ve baflta sendikalar olmak üzere, birçok çevre taraf›ndan, grev ba¤lam›nda ulusal eylem ve protesto günü ça¤r›lar› yap›lmakta.

Almanya Alman Parlamentosu taraf›ndan yasalaflt›r›lmak istenen bilgi toplama-saklama yasas›na karfl› ülke çap›ndaki birçok kentte protesto eylemleri gerçeklefliyor. Temel hak ve özgürlüklere dönük yeni bir sald›r› anlam›na gelen “haberleflmenin izlenmesinde yeniden düzenleme” ad› alt›ndaki bu yasayla birlikte, önümüzdeki alt› ay içinde tüm Alman vatandafllar›na ait bilgilerin kay›t alt›na al›nmas› planlan›yor. Polisin yan› s›ra tüm Alman istihbarat birimleri bu bilgilere ulaflabilecek.

Venezüela Venezüela’da yap›lmak istenen anayasa reformu, beraberinde protestolar› da getirdi. Yeni anayasayla birlikte, en baflta da Chavez’in ömür boyu devlet baflkanl›¤› garantilenmek istenmekte. Muhalif gruplar ise bunu “Chavez, ömür boyu devlet baflkanl›¤›yla birlikte, kendi diktatörlü¤ünü yaratman›n alt yap›s›n› haz›rl›yor” biçiminde de¤erlendirmekteler. Anayasa reformuna karfl› en baflta da ö¤renciler çeflitli eylemler gerçeklefltirmekteler. Ö¤rencilerin eylemlerdeki bafll›ca talebi ise, anayasa reformu için Aral›k bafl›nda yap›lmas› planlanan referandumun ertelenmesi. Ancak binlerce ö¤rencinin kat›ld›¤› eylemlere, polis göz yaflart›c› gaz vb. silahlarla, oldukça fliddetli bir sald›r› gerçeklefltirerek, çok say›da ö¤renciyi gözalt›na ald›.

‹ran Otobüs floförlerinin 2005 y›l›nda Tahran’da gerçeklefltirdi¤i eylem ve grevlere önderlik etti¤i gerekçesiyle ayn› dönemde tutuklanarak 8 ay hapis yatan sendikal önder Mansur Osanlu hakk›nda aç›lan dava geçti¤imiz günlerde sonuçland›. Mahkeme Osanlu’ya 5 y›l hapis cezas› verdi. Osanlu ayr›ca 2006 y›l›nda yeniden tutuklanm›fl ve birkaç ay sonra tahliye edilmiflti. Geçti¤imiz Temmuz ay›nda ise “rejim aleyhine bildiri da¤›tmak”la suçlanarak gözalt›na al›nan Osanlu, Tahran Otobüs ‹flçileri Sendikas› Baflkan› olarak bilinmesine karfl›n, devlet yetkilileri, yasal olarak böyle bir sendikan›n olmad›¤›n› söyleyerek, Osanlu’nun sendikac› oldu¤unu kabul etmiyor.

karfl› artan hoflnutsuzlu¤unu genifl çapl› grev, iflgal vb. eylemlerle d›fla vurmas›, bu durumun ise, ekonomik/siyasal krizleri giderek derinleflen egemenler aç›s›ndan art›k aç›k bir yönetememe krizine dönüflmesi, onlar aç›s›ndan, yeni sald›r›lar› zorunlu k›lmaktad›r. K›sacas›, sald›r›lar›n dozunu art›rmalar›n›n gerçek nedeni, dünyan›n ezilenlerinin dünya ölçe¤indeki silkiniflleridir. Bast›rmak istedikleri esas olarak bu silkinifltir. Bu silkinifli bast›rmak, dünyan›n geri kalan zenginliklerini paylaflmak istemekteler bir an evvel. Bunun içindir ki, aralar›ndaki, özü dünya zenginliklerini paylaflmaya dayal› çat›flmalar, halklara dönük sald›r›lar noktas›nda söz konusu olmamaktad›r. Çünkü emperyalist-kapitalist sistemin sahipleri ve uzant›lar› flunu çok iyi bilmekteler ki, ezilenlerin, omuzlar›nda tafl›d›klar› dünyan›n yükünden kurtulmak için gerçeklefltirdikleri bu tek tek hamleler birbiriyle bulufltu¤unda do¤acak gücün yarataca¤› etki, onlar›n her türden nükleer-kimyasal ve bilumum geliflmifl silahlar›ndan daha etkili olacakt›r. Onlar› korkutan da iflte budur!


İşçi-köylü 14

Tarihten sayfalar

16-29 Kasım 2007

Yeralt›nda ezilenler yeryüzüne seslenirler: “Günü geldi grev derler” onguldak Madencilerinin, 30 Kas›m 1990 tarihinde bafllayan ve 25 Ocak 1991 tarihinde, “Körfez Krizi” bahanesiyle ülke çap›nda tüm grevlerin ertelenmesiyle bitirilen büyük grevinin üzerinden 17 y›l geçti. Madencilerin, 4 Ocak’ta Ankara’ya yürüyüfle bafllamalar›, eylemde kararl›l›klar›n› ve azimlerini gösteriyordu. On binlerce madencinin yürüyüflüne sistemin cevab› ise barikatlar ve yasaklar oldu.

Z

Yaz›y› sürekli k›flk›rt›r insan›n tarihi. E¤er söz konusu iflçi olursa… E¤er söz konusu onun evrensel çilesiyse… Bu çilenin çevriminde gider gelir insan... En çok da “kömür gözlüm” melodisi dolan›r diline. Atfen sevgi ve sayg› sözcükleri ço¤altmak gelir içinden. “Dilim varm›yor ama kabahatin ço¤u senin” deseler bile, yapt›klar› iflin hat›r› için duymazl›ktan gelirsin. Çünkü onda ‘yanar-atefl’le vuruflman›n laf görmez kimli¤i vard›r. “Madenciler toprakla savafl›rlar sabahlar› Akflam olunca bar›fl›rlar Madenciler kömür bulurlar kendi yüreklerinde Ifl›kla selamlarlar birbirlerini madenciler Madenciler ölümle bölüflürler yemeklerini” Kimi fliirler coflkunuzu doruklar; kimilerinin içindeki bitimsiz ac›, bir hüzün kas›rgas›n›n içine al›r sizi, 盤l›¤a dönüflür sesiniz. Has flairlere özgü bir yarat›c›l›kla üretilen benzer dizeler, Zonguldak’›n kara yazg›s›n›n da bir özetidir asl›nda. Öyle ya, dipçik zoruyla sokulduklar› ocaklarda, bedenlerini vererek ç›kard›klar› kömürle ülke ekonomisine can veren Zonguldakl›lar, iflsizli¤in kahrolas› aczinde debelenmektedir, ülkenin di¤er kentlerinde oldu¤u gibi... ‹lhan Berk, “Örgütlenmifl eme¤in s›k›yönetim kenti” demiflti buras› için. Do¤ru bir tan›mlamad›r bu. Yeralt›nda çal›flmaktan baflka bir seçenek sunulmam›flt›r yoksul Zonguldakl›lara. Do¤ayla savaflmak, mitolojik ça¤lardan bu yana kaderi gibidir onlar›n. Üstelik bu amans›z savafl, kendine özgü kavramlar› da oluflturarak kentin kimli¤ini de biçimlendirmifltir. Mahalle, cadde, sokak adlar›n›n neredeyse tümü yeralt›ndaki çal›flman›n ürünüdür. Yaln›zca buraya özgü “mürettep köy” kavram›yla

birlefltirilen köylerinse adlar› çok da önemli de¤ildir. Sonuçta ya “Domuzdamc›” köyündensinizdir ya da “Kazmac›”.

Daha çok a¤›t yak›l›r Zonguldak’ta Söylenceler, maniler, hatta ninniler bile oca¤a dairdir bu kentte. “Tabancam› ya¤lad›m / Yan belime ba¤lad›m / Kör olas› yârimi / Kara oca¤a yollad›m.” Yuvalar y›km›fl; ba¤r›nda

fl›na gelebilecek her türlü kazan›n sorumlusunun kendileri oldu¤u izini al›rs›n›z. Ekme¤in can pahas›na kazan›ld›¤› bu hüzün dolu kentte, yüzlerce y›ll›k üretim tarihinin her günü, her saati, belki de her an› bir baflka ac›n›n, biten bir hayat›n, y›k›lan hayallerin, sönen umutlar›n ad›d›r bir anlamda... Bir önceki gün yaflananlar›n a¤›zda kalan tatlar›, iç burkan hüznü, kederi, neflesiyle, birer birer girilen ocaklarda, yü-

Yerin derinliklerinden geldiler Ellerinde susmak bilmeyen bir yeralt› günefliyle Ne kadar diplere bast›r›lsa O kadar bo¤ulmak bilmez yank›s›yla yüreklerinin A¤›r a¤›r geldiler... Sonra her gün geldiler, artarak geldiler Kad›nlar› çocuklar› ve alk›fllar›yla Yo¤urt mayalar gibi geldiler Piflkin ekmekleri bölüp de paylafl›r gibi Su gibi atefl gibi Her gün yeni a¤›zlar eklendi a¤›zlar›na Yeni yollarla tan›flt› ayaklar› Her gün yeni kabuklar çatlad› Yeni kulaklar iflitmeye bafllad› söylediklerini Bir kent oldular sonunda Ve ad›n› de¤ifltirdiler ülkenin Sadece sessizce yok olan yaflamlar de¤ildir haf›zalar›m›za kaz›nan Zonguldak’›n kömür havzalar›nda. Bir de direniflleri vard›r, yengileriyle, yenilgileriyle…

tafl›d›¤› cehennem atefline inat, ocaklar söndürmüfltür s›kça. Bu yüzden türkü söylenmez de a¤›t yak›l›r daha çok Zonguldak’ta. Korkular›n›, kayg›lar›n›, tepkilerini, hayk›r›fllar›n› sürmeli gözlerinin ard›na gizler burada madenci. Sar›fl›n, mavi gözlü de olsa, ille de sürmelidir kara kara. Kömür karas›ndand›r sürmeleri. “Kozlu Müessesesi giriflinde tam karfl›ya gelen yaflam saatinden ürker, bakmaya çekinirsiniz. “Madenci dikkat, kaza geliyorum demez, emniyetli çal›fl, tedbir al. Bu saati durdur” yazar saatin üzerinde. Bir baflka yerdeki yaz›da “Düflün! fiimdi kazay› önleme s›ras›d›r. Unutma, seni evde bekleyenlerin var” diye uyar›l›r madenci.” Bu uyar›lardan, madencilerin ba-

zer yüzer ölünen zamanlar yaflanm›flt›r. Yitip gitmifltir 7 Mart’ta Armutçuk’ta, 3 Mart’ta Kozlu’da yüzlerce madenci… Arkas›nda yüzlerce yar›m kalm›fl öykü b›rakarak… Maden ocaklar›nda ölümlerin nedeni “Grizu patlamas›” olarak aç›klan›r genelde ilgililerce. Nutuklar, resmi raporlar birbirine kar›fl›r. Her fley denilir de, ne “daha çok üretim” aç gözlülü¤ünden söz eden olur, ne de insan yaflam›n› hiçe sayan vurdumduymazl›ktan… “Kaç›n›lmaz kaza” raporuyla kapan›verir defter. Sadece lamba numaras›ndan ancak tan›nabilen, paramparça cesetlerin teslim edilmesiyle derin bir sessizlik sarar her yan›…

Zonguldak Maden Grevleri Zonguldak Maden Havzas›, üzerinde kömür üretiminin bafllad›¤› 1848 y›l›ndan günümüze kadar geçen 159 y›ll›k sürede, ifl ve yaflam koflullar›n›n düzeltilmesi için mücadele eden madencilerin nice eylemine tan›k olmufltur. Havzadaki ilk eylem 1908’de yap›lm›flt›r. Bu tarihte bir Frans›z flirketine ba¤l› olarak iflletilen madenlerde çal›flan iflçiler, kendileri için kurulan dispanserin masraflar›n›n patron taraf›ndan karfl›lanmas› talebiyle grev yaparlar. Bu ilk direnifl, taleplerinin kabul edilmesiyle neticelenir. O günlerde grev kelimesinin literatüre henüz girmemifl olmas› nedeniyle haberi yay›nlayan gazeteler, “terk-i eflgal (ifl b›rakma)”in salg›n hastal›k haline geldi¤ini ve ülkenin iktisadî duru-

munu etkiledi¤ini yazarlar. Sonra ne bask›lar biter ne de grevler… Tarih yazar tozlu defterine kömür gözlü madencilerin direnifllerini… 1965 Kozlu, 1969 Algaput ve daha niceleri…

Büyük Zonguldak yürüyüflü 6 Kas›m 1990’da Türkiye Taflkömürü ‹flletmeleri’nde 42 bin, MTA’da 6 bin iflçi toplu görüflmelerin t›kanmas› üzerine 30 Kas›m’da greve ç›kar. Grev sistem taraf›ndan önce tam bir sessizlikle, ard›ndan da çeflitli sald›r›larla durdurulmaya çal›fl›l›r. Ama tarihini Kozlularla yazm›fl olan Zonguldak maden iflçileri üretimden gelen gücünü kullanarak grev karar› al›r. Eylem komitelerini kuran iflçiler hep birlikte seslerini duyurmak için Ankara’ya gitmeye karar› verir. Ancak iflçilere direniflin yolunu kapatmak için araçlar› ellerinden al›n›r. Kararl› olan iflçiler bunun üzerine 4 Ocak günü Ankara’ya do¤ru yürüyüfle geçerler. Barikatlar› aflarak ilerleyen maden iflçileri Ankara’ya yaklaflt›kça sistemin korkusu da artar. Kararl›l›kla yürüyen iflçileri Mengen’de, binlerce jandarma ve ifl makinalar›ndan oluflan bir barikat karfl›lar. Gö¤üslerini açarak bu barikata yürüyen iflçilerin kararl›l›¤› ise bir baflka barikatla, sendikal ihanet barikat›yla durdurulur. Baflta fiemsi Denizer olmak üzere sendikac›lar askerle karfl›laflt›¤› s›rada pazarl›klar› tamamlarlar ve toplusözleflme imzalan›r. Bu toplusözleflme ile Zonguldak iflçileri baz› ekonomik ve sosyal kazan›mlar elde ettiler. Ama Mengen’i geçememenin faturas› daha sonralar› ocaklar›n özellefltirilmesi ve örgütlülü¤ün da¤›t›lmas› olarak ödendi. Zaferleriyle ve yenilgileriyle tüm direnifller gibi Büyük Madenci Yürüyüflü de iflçi s›n›f›n›n mücadele tarihine unutulmayacak bir sayfa olarak yaz›ld›.

at

Kültür -San

Yaflam›n K›y›s›nda Yap›mc›/yönetmen: Fatih Ak›n Oyuncular: Nurgül Yeflilçay, Baki Bayrak, Patrcia Ziolkwska, Tuncel Kurtiz, Nursel Köse ve Hanna Schygulla Film esas olarak üç bölümden olufluyor: Birinci bölüm olan “Kader’in ölümü”nde, Kader ad›nda, genelevde çal›flan Türkiyeli bir kad›n›n öyküsü var. Filmin ilk dakikalar›nda, yaflad›klar› Almanya’da do¤up büyümüfl, Alman üniversitelerinden birinde Germanistik Profesörü olan o¤lu Nejat’la birlikte oturan, Ali ad›ndaki emekli bir göçmen iflçiyi canland›ran Tuncel Kurtiz’in, Kader’in çal›flt›¤› geneleve gelmesi, burada O’nunla tan›flmas› anlat›l›yor. Kader, efli Marafl’ta katledilmifl bir kad›n ve ülkede bir k›z› var. Ali genelevde tan›flt›¤› kad›n›, burada kazand›¤› ücret karfl›l›¤› kendisiyle kalmaya davet eder. Kader de, kimi durumlar›n yaratt›¤› çaresizlikten, Ali’nin teklifini kabul eder ve Ali, Nejat ve Kader ayn› evde yaflamaya bafllarlar. Genç kufla¤›n baflar›l› yönetmenlerinden olan ve ilerici, duyarl› kiflili¤iyle de bilinen Fatih Ak›n, yine di¤er filmlerinde de oldu¤u gibi, bu üçlünün diyaloglar›n› (asl›nda yurtd›fl›nda yaflayan ço¤u insanda görüldü¤ü gibi,) yar› Türkçe-yar› Almanca vermifl ve bu da filme ayr› bir gerçeklik katm›fl. Burada ayr›ca, filmdeki oyunculuklara k›saca de¤inmek gerekiyor, Filmin baflrolündeki Nurgül Yeflilçay’›n d›fl›ndaki karakterlerin, ki burada usta oyuncu Tuncel Kurtiz’e ve yine usta bir oyuncu olan Hana Schygulla’ya özel vurgu yapmak gere-

Film tan›t›m›....

? e d n i s e r e n n › m a fl a Y

kiyor, oynad›klar› rolle oldukça bütünlefltiklerini ve her birinin oldukça usta oyunculuk sergiledi¤ini görüyoruz. Tekrar filme dönecek olursak, üçlünün yaflam›, cinsellik düflkünü yafll› baban›n, Kader’i bir kavga an›nda öldürmesi ile tümden de¤iflecektir. Baba hapse girer, Nejat ise Kader’in tabutu ile birlikte ülkeye gelir. Ayn› evde yaflad›klar› süre içinde, sürekli afla¤›lanm›fl olan bu kad›nla insanca bir iliflki gelifltirmifl olan Nejat, geldi¤i memlekette, kad›n›n “uzunca zamand›r kendisinden haber alam›yorum” dedi¤i k›z›n› bulmay› kendine görev edinir. Bundan sonraki bölümlerde bir de ö¤reniyoruz ki, asl›nda k›z devrimciymifl! Ama “keflke olmasaym›fl” dedirten cinsten bir devrimcilik bu! Yani “Devrimcili¤in K›y›s›nda” denebilecek bir devrimci tiplemeyle karfl› karfl›yay›z asl›nda. Ve film boyunca, k›z›n yaflam›n neresinde oldu¤unu bir türlü anlayam›yoruz. Kendisinin kimli¤ini ö¤rendi¤imiz bölüm, 1 May›s gösterileri ile aç›l›yor. Ve bu (gerçek) görüntüler, Partizan kortejiyle devam ediyor. Do¤ruyu söylemek gerekirse, dünya çap›nda denebilecek bir izleyiciyle buluflan bir filmde, Partizan pankart ve flamalar› eflli¤inde yürüyen Partizan kitlesini görmek hayli coflkuland›r›-

yor insan›. 1 May›s gösterisi sürerken, birden arka tarata bir hareketlenme oluyor. Bir polisi döven göstericiler, silah›na da el koyuyorlar. Silah› alan ise, yüzü maskeli biri ve silah› ald›ktan sonra kaçmaya bafll›yor. Akabinde bu kiflinin Nurgül Yeflilçay oldu¤unu anl›yoruz. Silah› kapan k›z›m›z, peflinde polisler ve yüzünde maskeyle kaçmaya devam ediyor. Ancak ne hikmetse, olay yerinden uzaklaflt›ktan sonra, en az›ndan dikkat çekmemek için bile olsa, yüzünden maskeyi

ç›karmay› ak›l edemiyor! Koflturmaca, k›z›m›z›n bir apartmana girmesi, burada insafl› bir ev sahibinin kendisine çat› kat›n› açmas› ve silah› buraya saklamas› ile bitiyor. Ancak bu arada koflarken cep telefonunu düflürmüfl oldu¤unu fark ediyor ve telefon polislerin eline geçiyor. K›z›n devrimcili¤ine iliflkin ilk soru iflareti de, cep telefonunu kaybetti¤ini anlad›¤›nda, okkal› bir küfür etmesinde olufluyor. Ad›n›n Ayten Öztürk oldu¤unu ö¤rendi¤imiz bu “devrimci” k›z›m›z, bu olaylar›n ard›ndan solu¤u yurtd›fl›nda al›yor. Kendisi sözde “yoldafl” olan, ama söylemleri daha çok tüccar› and›ran kiflilerce karfl›lan›yor ve bir iki gün içinde bunlarla yap›lan küfürlü kavgalarla Ayten bunlardan ayr›l›yor, annesini aramaya gidiyor. Bu arada unutmadan, Ayten sular seller gibi ‹ngilizce konuflmas›ndan dolay› hiç dil sorunu da çekmiyor! Annesini bulam›yor, ama sokakta kald›¤› için bar›nma amaçl› girdi¤i üniversitede, iyi niyetli Lotte ile tan›fl›yor ve insana “bu kadar da olmaz” dedirten duruflu (savrulufl demek daha do¤ru) da bundan sonra iyice ortaya ç›k›yor. Annesiyle (Hana Schygulla) birlikte yaflayan Lotte’nin evinde kalmaya bafllayan Ayten’i, daha ilk akflamdan bir barda ç›lg›nca dans ederken ve esrar içerken görü-

yoruz. Bununla da bitmiyor, Ayten yine ayn› yerde, ayn› gece hemcinsiyle “farkl›” bir yak›nlaflmaya giriyor. Velhas›l, gerek eylemde silah çalarken, gerekse tüm tav›rlar›yla, abart›l› bir ciddi görünüm vermeye çal›flan (ve böylece, Nurgül Yeflilçay’›n abart›l› oyunculu¤u da eklendi¤inde, gerçekçilikten iyice uzaklaflan) kimi söylemlerinde radikal politik söylemler tutturmaya çal›flan Ayten, bir bakm›fl›z devrimci kiflilikten, di¤er bir uçtaki, yoz bir kiflili¤e savrulmufl. Hem de belli bir zaman diliminde de¤il, anl›k bir de¤iflimle! Örgütlülü¤ün d›fl›na ç›kt›¤› andan itibaren devrimcili¤in çok uza¤›nda durufllar sergileyen, benzer kiflilikler yok mu denecek olursa; elbette vard›r ve bunlar zaten hiçbir zaman gerçek anlamda devrimci olmam›fllard›r! Filmin çekim aflamas›na iliflkin kamuoyuna yans›yan bilgilere bak›l›rsa, devrimci tipleme daha gerçekçiymifl. Ancak Nurgül Yeflilçay böyle bir rolü radikal bularak oynamam›fl! Eh kendisine yak›flan da bu olsa gerek! (O’na bu rolle ödül vermeyen Alt›n Portakal jurisini kutlamak m› gerekiyor ne?) Filmin devam›na gelince: Ayten’in Almanya’da kaçak yaflamas›, yakalanmas› ve s›n›r d›fl› edilmesi ve Paflakap› Hapishanesi’ne konulmas› ve buradan durufluna denk düflen biçimde, “piflmanl›k yasas›” ile ç›kmas› gibi olaylarla gelifliyor. Ayten’in peflinden Türkiye’ye gelen Lotte’nin ölümü (filmin ikinci yar›s›), Lotte’nin annesiyle iliflkileri de, yine filmde ele al›nan di¤er konular. Nejat ne oldu diyecek olursan›z; O hala Kader’in k›z›n› aramaya devam ediyor…. (Bir ‹K okuru)

TÜYAP Kitap Fuar›’ndan ak›lda kalanlar.. Bu y›l 26. düzenlenen TÜYAP Kitap Fuar› “Edebiyatta Akdeniz Akdeniz’de edebiyat” temas› ile 27 Ekim-4 Kas›m tarihleri aras›nda Beylikdüzü’nde gerçeklefltirildi. 343 bin kiflinin kat›ld›¤› Fuar’da 526 yay›nevi stand açt›. Metin And’›n onur yazar› oldu¤u fuarda birçok yay›nevi taraf›nda fuar boyunca çeflitli söylefliler, paneller ve imza günleri gerçeklefltirildi. Fuar birçok aç›dan yay›n alan›ndaki de¤iflimleri gözlemleme olana¤› sundu bizlere. Kat›lan yay›nevlerinin önemli bir k›sm›n›n dersanelere ve okullara yönelik kitap basmas› e¤itimin ticarilefltirilmesinin bir sonucu olarak karfl›m›za ç›kt›. En büyük ve en fazla ilgi çeken stantlar›n bafl›nda da çeflitli dersanelere ait yay›nevlerinin kitaplar›, üniversitelere haz›rl›k setleri yer ald›. Bir bütün olarak ilkö¤retimden, liseye kadar oldukça hacimli bir sektör haline gelen alan fuarda kendini ciddi bir flekilde hissettirdi. Yay›nc›l›k, felsefe, tarihi veya sosyolojik konular üzerine toplumun ayd›nlat›lmas›, kültürel düzeyinin bir ad›m ileri tafl›nmas› espirisinden giderek uzaklaflmakta. Fuarda bu aç›kça görülebiliyordu. Her fleyin tüketim için haz›rlan›p sunuldu¤u piyasa koflullar›na aç›lan e¤itim sistemi de bundan nasibini fazlas›yla alm›fl görünüyor. Hafta içi ço¤unlu¤u kolejlerden tafl›nan çocuklara takdim edilen dershane kitaplar›n›n d›fl›nda Harry Potter vb. fantastik bilimkurgu türünden kitaplar oldu. Tabii fuarda gülümseyen yüzüyle stand›n her taraf›ndan bize bakan Aziz Nesin tutkunlar›n› da unutmamak gerekiyor. Ancak ne yaz›k ki Nesin tek bafl›na bu tabloyu de¤ifltirmiyor. Belge, Ceylan, Berfin, Sol, Sorun, Ozan vb. ilerici-sol çerçeve içinde toplumsal olaylar› bilimsel bir bak›fl aç›s›yla yorumlama kayg›s› tafl›yan yay›nevlerinin say›s› bir elin parmaklar›n› geçmeyecek kadard›. ‹letiflim, Can, ‹fl bankas›, Do¤an Kitap gibi büyük yay›nevlerinin hem fuardaki yerleflimleri hem de okur ilgisi di¤er yay›nevlerine göre oldukça iyiydi. Sermayenin son on y›lda bas›n yay›n alan›ndaki geliflimi kitap sektörünü de etkiliyor. Yap› Kredi Yay›nlar›’n›n Yaflar Kemal ve Naz›m Hikmet kitaplar›n›n telif haklar›n› almas› ve kitaplar› oldukça yüksek fiyattan satmas› Fakir Baykurt, Kemal Tahir gibi de¤erli yazarlar›m›z›n yay›nevlerinin tekeline al›nmas› kuflkusuz emekçilerin bu kitaplara ulafl›m›n› da zorlaflt›racak. Okurlardan gelen “kitaplar çok pahal›” elefltirisinin önemli bir hakl›l›k pay› var. Sermaye uzun y›llar saklamak, gizlemek için ter döktü¤ü Naz›m Hikmet’in kitaplar›n› flimdi tekeline alm›fl durumda. Medya gücüne sahip kimi sermaye kesimleri ç›kard›klar› kitaplar›n niteli¤ine denk düflmeyen sat›fl rakamlar› yakalamakta. Televizyon ve radyo arac›l›¤› ile bir tüketim al›flkanl›¤› ile okurlar kitaplara yönelmekte ve kitaplar gündemden düfltükten sonra kitapla yolculu¤u da sona ermekte. Fuarda çok satan kitaplar aras›nda gündemi bir süre meflgul eden Nobel Ödülü kazanan Orhan Pamuk’un kitaplar›, “fiu Ç›lg›n Türkler”, Elif fiafak’›n hakk›nda dava aç›lan “Baba ve Piç” isimli kitaplar› bulunmakta. Geliflen ›rkç›-milliyetçi dalga kitap seçimine de yans›d›. Az say›daki yay›nevi d›fl›nda birçok yay›nevinin Türk bayra¤› ast›¤› dikkatimizden kaçmad›. Türk solu gibi faflist dergilerin tirajlar›n› ikiye katlayarak sat›fl yapt›klar› ald›¤›m›z bilgiler aras›nda. S›n›r ötesi operasyon tart›flmalar› ile birlikte Kürt tarihi üzerine yay›nlanan kitaplara da artan bir ilgi göze çarp›yor. Bu noktada en popüler kitaplardan biri Hasan Cemal’in “Kürtler” isimli kitab›. Okurun çok da seçici davranmad›¤›n›, yazar›n ele ald›¤› konuyu objektif bir gözle ele al›p almad›¤›n›n belirleyici olmad›¤›n› eklemeliyiz. Fuar›n flehrin çok uza¤›nda olmas›, ulafl›m s›k›nt›s› emekçilerin kat›l›m›n› önemli oranda s›n›rl›yor. 20 y›la yak›n bir süredir yay›n faaliyeti sürdüren bizlerin fuarda bulunmam›z okurlar›m›z›n bizi aray›p bulmas›, kurdu¤umuz iletiflim bizim aç›m›zdan de¤erliydi. De¤iflik kesimlerden okurlarla karfl›laflmak yüz yüze gelmek bizim için anlaml›yd›. ‹lerici yay›nevleri ile yay›n alan› üzerinden bir ortak paylafl›m sa¤laman›n bizi gelifltirdi¤ine inan›yoruz. Gelen kitle esas olarak emekçilerden oluflmasa da okurlar›m›z›n ilgisi bizi sevindirdi. Stantta ‹brahim Kaypakkaya’n›n “Seçme Yaz›lar” ile “Hayat› ve Mücadelesi” en fazla ilgi gören kitaplar oldu. Okurlar›m›z d›fl›nda da genifl bir kesim taraf›ndan takip edilen bu kitaplar ‹brahim yoldafl›n ne kadar kitlelerin haf›zas›nda de¤erli oldu¤unu bize bir kez daha gösterdi. Halk›m›z, egemenler taraf›ndan yok say›lmaya çal›fl›lan ‹brahim yoldafl› ba¤r›na basmaktad›r. Sermaye devrimcilerin, komünistlerin nice bedellerle yaratt›¤› de¤erlere bugün biz yeteri kadar sahip ç›kamad›¤›m›z için sahip ç›kmaktad›r. De¤erlerimize sahip ç›kmak onlar› gelecek kuflaklara aktarmak ve ulafl›m›n› kolaylaflt›rmak her duyarl› ve demokrat insan›n görevi olmal›d›r. (Bir Umut Yay›mc›l›k çal›flan›)


İşçi-köylü 15

16-29 Kasım 2007

Gençlik

Gelece¤imiz için birleflelim, YDG Konferans›’nda buluflal›m Ülkemizde düzenin çirkefli¤inden en çok etkilenen kesimlerin bafl›nda halk gençli¤i gelmektedir. Düzenin sahiplerinin yar›-sömürgeli¤e mahkum etti¤i ülkemizde, emperyalizmin en çok ilgisini çeken özelliklerden biri de genç nüfusun yo¤unlu¤udur. Elbette bu, gençlerin daha fazla sömürülebilece¤i anlam›na gelmektedir. Ancak düzenin gençli¤e ilgisi sadece bununla s›n›rl› de¤ildir. Gençlik gelece¤i yaflayan olmas›, gelece¤i hakk›nda kayg›lar›n›n ve beklentilerinin bulunmas› vb. nedenlerle de¤iflime, yeniye, sorgulamaya, daha da önemlisi isyana daha fazla aç›kt›r ve potansiyeli egemenler aç›s›ndan ürperticidir. Dolay›s›yla gençlerin yaln›zca çal›flt›r›lmalar› de¤il, sindirilmeleri, yeni tan›flt›klar› dünyan›n adaletsizliklerini ilahi bir yasa olarak kabul etmeleri ve boyun e¤meleri, uslu çocuklar haline getirilmeleri de gerekmektedir.

Sistemin gözünde de¤eri olmayan gençlik Bu düzen aç›s›ndan gençli¤in befl paral›k de¤eri bulunmamaktad›r. Eskinin, geçmiflin kal›nt›lar›n›n/temsilcilerinin gelece¤e, yeniye, temize düflman olmas› elbette ki do¤ald›r. Bunun için sistemli bir flekilde gençli¤e yo¤unlafl›lmaktad›r. Özellikle son y›llarda ard› ard›na meclisten geçen ve halen de meclis gündemine bombard›man halinde gönderilen yasa taslaklar› ile halk gençli¤inin zaten s›n›rl› olan e¤itim ve mesleki haklar› gasp edilmektedir. Yeni YÖK Stratejisi’yle e¤itim toplumsal de¤il bireysel bir hak olarak tan›mlanarak art›k iyice göstermelik hale gelen paras›z e¤itim üzerine tüm beklentiler yok edilmektedir. Müfredat›n belirlenmesinde ö¤renciye, ö¤retim üyesine hiçbir hak verilmemek-

Çanakkkale 11 Kas›m’da saat 15.30’da Cumhuriyet Meydan›’nda bir araya gelen SGD, YDG, GD, DGH, Ö¤renci Kolektifleri ve YGH’liler burada YÖK’ün uygulamalar› ve son dönem yükselen ›rkç› faflist dalgalanmaya karfl› birleflik mücadele ça¤r›s›nda bulunuldu. Eylem “Savafla de¤il e¤itime bütçe”, “Yaflas›n halklar›n kardeflli¤i”, “Ferman devletin üniversiteler bizimdir”, “Pparas›z bilimsel anadilflde e¤itim”, “E¤itim hakk›m›z engellenemez” sloganlarlar›n›n at›lmas› ile son buldu. Yap›lan aç›klaman›n ard›ndan bas›n ve kat›l›mc›lar yine YÖK protestosunun devam› olarak Belediye Sosyal Tesisleri’nde yap›lacak forum ve etkinli¤e (fliir müzik sinevizyon gösterimi) davet edildi. Ve toplu bir flekilde etkinlik alan›na do¤ru yürüyüfle geçti. Çanakkale ‹l Emniyet Müdürü Orhan Okur’un da aralar›nda bulundu¤u sivil ve çevik kuvvet güçleri toplu bir flekilde yürüyemezsiniz bahanesiyle ö¤renci ve DKÖ temsilcilerine sald›rd›. Sald›r› ile beraber birçok ö¤renci yaralanm›fl ve etkinlik binas›n›n önü tutularak yap›lmas› düflünülen forum provake edilmifltir. Sald›r› sonucunda yaralanan arkadafllar›m›z›n yan›s›ra içlerinde iki YDG’li arkadafl›m›z›nda bulundu¤u 6 devrimci ö¤renci gözalt›na al›nm›flt›r. Bir günlük gözalt›ndan sonra b›rak›lan arkadafllar›m›z gözalt›nda hakaret tehdit ve küfürlere maruz kald›klar›n› belirttiler. (Çanakkale YDG)

binlerce yoksul genç zorla askere al›narak da¤lara gönderilmektedir. S›n›f düflmanlar›n›n tehdidi ve zorlamas› ile kendi s›n›f›ndan, yafl›t›ndan onurlu gençlerin temsil etti¤i hakl› direnifli bast›rmas› beklenmektedir. Ve asl›nda u¤runa canlar›n› verdikleri düzenin gözünde hiçbir de¤erlerinin olmad›¤›n› flans eseri ölmeyip, esir düfltüklerinde bariz flekilde görmektedirler.

Militan bir mücadele ile kurtulaca¤›z

te ancak “iflveren” dedikleri para sahiplerinin önerileri esasa al›nmaktad›r. Ülkemizde bugüne kadar lafta da olsa kabul edilen üniversitelerin bilime katk› sunmas› art›k reddedilmekte ve temel misyon olarak iflverenin milyonlarca iflsiz aras›nda aray›p da bulamad›¤› nitelikli ve esnek iflçiyi yetifltirmesi öne ç›kar›lmaktad›r. Bununla yetinilmemekte, mezuniyet sonras› da eziyet devam etmektedir. Ve bu sorunlar milyonlarca emekçiyi bekleyen sald›r›lardan ba¤›ms›z de¤ildir. Yaflam boyu ö¤renme ad› alt›nda iflverenin arzu etti¤i flekilde, bir kiflinin birden fazla ifli becerebilmesi amac›yla aç›lan özel kurslara, beceri merkezlerine giderek ve binlerce lira harcayarak ve türlü s›navlara girerek sertifikalar almam›z, mesleki yeterlili¤imizi kan›tlamam›z istenmektedir.

Gelece¤ini çalanlar beynini de zehirliyorlar Gençli¤e yaflam zindan edilmekte, gençlik sistemli flekilde devrimci politikadan uzak tutulmakta ancak düze-

nin bekas› için seferber edilen ilk kesim haline de getirilmektedir. “Cumhuriyeti korumak”, “teröre karfl› ç›kmak” ad› alt›nda kendisine düflman olan bir sistemin ç›karlar› için binlerce genç yo¤un bir propaganda ile, ço¤u zaman zor ve tehditle eylemlere tafl›nmaktad›r. E¤itim hakk› gasp edilen, yoksul, lümpenli¤e mahkum edilen gençler ›rkç› ideolojiyle farkl› milliyetlerden s›n›f kardefllerine sald›r›rken, üniversitelerde en ufak bir sosyal etkinli¤e tahammül edemeyen rektörler dersleri iptal ederek otobüslerle ö¤rencileri düzeni savunma eylemlerine götürmektedir. Halk gençli¤i floven, ›rkç›, faflist ideolojiyle zehirlenmekte, ›rkç› sloganlarla, militarist nutuklarla gerçek dostlar›na karfl› ç›kmas› istenmektedir. Bununla da yetinilmemektedir. En temel ve do¤al hakk›na sahip ç›kmak için da¤lar›n doruklar›n› mesken tutan, zulüm ve bask› ordusuna karfl› direnifli seçen Kürt ulusunun yi¤it gençlerine karfl› silah elde savaflmalar› için

Halk gençli¤i üzerinde gerçek düflmanlar›n›n oynad›¤› oyunlar› bugünlerde bariz flekilde görmekteyiz. Ancak her fleyde oldu¤u gibi bu konuda da karfl›t güç kendisini göstermektedir. Her fley karanl›k de¤ildir. Bu ülkede ayd›nl›¤›, gelece¤i, hakl›y›, direnifli seçenler de var, bask›ya boyun e¤meyenler de. Bu nedenledir ki T. Kürdistan›’na yap›lan say›s›z seferler zaferle bitmemekte, direnifl engellenememektedir. Yarg›s›z infazlara, bask›lara, bask›nlara, zindanlara ra¤men devrimci mücadele bast›r›lamamaktad›r. ‹flte bununla ba¤lant›l› olarak, düzenin sahiplerinin zehirledi¤i toplumun en dinamik kesimini örgütlemek, ›rkç›/flovenist dalgaya karfl› gençli¤e gerçek dost ve düflmanlar›n› göstermek, e¤itim ve mesleki haklar› için birleflmesini sa¤lamak ve emperyalizme ba¤›ml› faflist düzene karfl› devrim için harekete geçmek amac›yla 20 y›ld›r ülkemizde mücadele yürüten Yeni Demokrat Gençli¤in 2. Konferans› 24-25 Kas›m’da Adana’da gerçekleflecek. Yeni Demokrat Gençlik bu kritik dönemde gerçeklefltirece¤i konferansta emperyalizme ve faflizme karfl› onurlu, devrimci bir gençlik yaratmak,

Ö¤renciler YÖK’e karfl› alanlarda! Yüksek Ö¤retim Kurumu (YÖK)’un kurulufl y›ldönümünde ö¤renci gençlik alanlardayd›. ‹stanbul’da ilk eylem saat 13.00’te E¤itim-Sen ‹st 6 No’lu Üniversiteler fiubesi taraf›ndan gerçeklefltirildi. ‹stanbul Üniversitesi Beyaz›t Kampusu önünde biraraya gelen E¤itim-Sen üyeleri, YÖK’ün ö¤retim üyeleri, akademisyenler ve ö¤rencilere yönelik politikalar›n› protesto ettiler. Türkiye’de linç kültürünün gelifltirildi¤ini dile getiren akademisyenler, 12 Eylül zihniyeti de¤iflmedi¤i sürece YÖK’ün kald›r›lmas›n›n yeterli olmayaca¤›n› ifade ettiler. Eylemde “Savafla de¤il e¤itime bütçe”, “Yaflas›n örgütlü mücadelemiz” sloganlar› hayk›r›ld›. Beyaz›t Kampüsü’nde ikinci eylem 13:30’da lise ve üniversite ö¤rencileri taraf›ndan gerçeklefltirildi. “Kirli savafla ve flovenizme karfl›, halklar›n kardeflli¤ini hayk›r” yaz›l› pankart açan üniversite ö¤rencilerine “Ne ticarethane ne hapishane, eflit özgür lise” pankart› ile lise ö¤rencileri de kat›ld›. Üniversite önünden sloganlarla girifle yürüyen bir di¤er grup, söz eylem örgütlenme özgürlü¤ünün sa¤lanmas›n› istedi. Tersane iflçileri de ö¤rencilerin eylemine destek sunmak amac›yla alandayd›. “Üniversiteler iflçi emekçi çocuklar›na kapat›lamaz” yaz›l› pankart açan T‹B-DER’in kat›l›m› coflkuyu da yükseltti. Alanda s›k s›k “Ne AKP

Ankara SGD, DGH, DPG, Ekim Gençli¤i, Genç Direniflçi, Tüm-‹GD ve HÜÖD’ün aralar›nda bulundu¤u gençlik örgütleri taraf›ndan YÖK’ün kurulufl y›ldönümü Sakarya Caddesi’nde protesto edildi. Konur Sokak giriflinde toplanan ö¤renciler kortej oluflturarak yürüyüfle geçti. Karanfil Sokak giriflinde polis barikat› ile karfl›laflan ö¤renciler, kararl› durufllar›n› ortaya koydu. Selanik Sokak’a yönelen ö¤renciler burada ise köprüden geçme dayatmas›na maruz kald›. Ö¤renciler yürüyüfllerini yolu trafi¤e kapatarak sürdürdü. Sakarya’da yap›lan bas›n aç›klamas›n› Gökmen

ne YÖK üniversiteler bizimle özgürleflecek”, “Tersane iflçisi yaln›z de¤ildir” sloganlar› hayk›r›l›rken, lise ö¤rencileri ÖSS’nin kald›r›lmas›n› istedi. Eylem halaylar›n çekilmesinin ard›ndan E¤itim Fakültesi’ne yürünmesi ile sona erdi. * Sar›gazi Liseli Gençlik 6 Kas›m’da Mehmetçik Lisesi önünde biraraya gelerek YÖK’ü protesto eylemi gerçeklefltirdi. “‹dare-Jandarma iflbirli¤ine son”, “Paras›z e¤itim istiyoruz” vb. sloganlar atan liseli gençlik, Mehmetçik Lisesi önünde, üzerinde “YÖK’e hay›r” yazan bir pankart açarak yürüyüfle geçti. Temel Haklar ve Özgürlükler Derne¤i önüne kadar yürüyen gençler, burada, yürüyüfl boyunca akrepler ve robokoplarla efllik eden jandarma tara-

f›ndan da¤›t›lmak istendi. Sloganlarla jandarmaya tav›r koyan liseli gençli¤in bu tutumu karfl›s›nda geri çekilen jandarma, daha sonra sokak aralar›nda eylemci “av›” gerçeklefltirdi. 2 ö¤renciyi yakalayarak akrebe bindiren ve burada iflkence eden jandarma, ö¤rencileri daha sonra serbest b›rakt›. * Hatay’da bu y›lki YÖK protestolar› faflist, flovenist bask›lar›n karfl›s›nda “Yaflas›n halklar›n kardeflli¤i” fliar› ile örgütlendi. Protesto MKÜ-Ö⁄DER taraf›ndan düzenlendi. Eylemde tek pankart açma karar› alan MKÜ-Ö⁄DER, tüm ilerici, devrimci ve demokrat kurumlar› kendi pankartlar› alt›nda yürümeye ça¤›rd›. Merkez E¤itim Fakültesi önünde toplanan yaklafl›k 150 kiflilik ö¤renci kitlesi, Rektörlük önünden D›fl Kap›’ya ka-

Karsarvan okudu. Karsarvan, 12 Eylül askeri faflist darbesinin ürünü olan YÖK’ün kald›r›lmas› gerekti¤ini dile getirdi. Ö¤renci topluluk ve kulüplerinin nedensiz kapat›ld›¤›na dikkat çeken Karsarvan, kültür sanat etkinliklerinin, örgütlenme araçlar› t›rpanlanmak istendi¤ini ifade etti. Eylem flair Mehmet Özer’in yapt›¤› konuflma ve fliirleri ile devam etti. Türkiye’nin çeflitli illerinden Ankara’ya gelen Gençlik Federasyonu üyeleri, YÖK’ü 26. kurulufl y›ldönümünde protesto etti. Abdi ‹pekçi Park›’nda sabah saatlerinde toplanan ö¤renciler, buradan otobüslerle Bilkent’teki YÖK Baflkanl›¤›’na hareket etti.

militan mücadeleyi yükseltmek için toplanacak. Ülkenin dört bir yan›ndan gelen delegeler, gözlemciler, misafirler ve kitle örgütleri temsilcileri kolektif flekilde hareket ederek gençli¤e yönelik sald›r›lar› deflifre edecek, çözüm ve mücadele yollar›n› tart›flacak. Gençli¤in kendisini ifade edebildi¤i, gerçek hak ve taleplerini dillendirebilece¤i bir örgüt olan ve yaln›zca gençli¤in kendi gücüne dayanarak bu topraklarda faaliyet yürüten YDG’nin zaaflar›n›, yetersizliklerini gözden geçirecek. Daha genifl kitlelere aç›labilmesi, odak haline gelebilmesi için nas›l bir hatta ilerlemesi gerekti¤ini ele alacak. Uzun süredir YDG’nin sürdürdü¤ü ve kitle çizgisini sorgulayan, kitle çizgisinde s›çrama yaratma amaçl› tart›flmalar›n merkezi bir iradeyle birlikte ele al›nmas› oldukça önemlidir. Gerçek bir demokratik kitle örgütü gibi iflleyen, her bir YDG’linin kendisini rahatl›kla ifade edebilece¤i, flefçi, sekter

tutumlar› reddeden, demokrasiyi/birimi öne ç›kartan bu tart›flmalar›n amac›, ilk konferans›na göre daha demokratik bir konferans örgütlemektir. Bir di¤er hedef ise bu tart›flmalar›n sonuçlar›na uygun bir çal›flmayla 3. konferans›n daha da demokratik ve kitlesel olarak örgütlenmesinin temellerini atabilmektir. YDG’nin devrimci gençlik hareketini yükselteme amac›yla yapt›¤› çal›flmalar›n ve ele ald›¤› tart›flmalar›n merkezi bir konferansla ele al›nmas› elbette sürecin bitti¤i anlam›na gelmemektedir. Aksine yeni sürecin daha da ileri tafl›nmas› aç›s›ndan önemli bir ad›m› ifade etmektedir. Bu nedenle emperyalizme, faflizme, flovenizme ve her türlü gericili¤e karfl› gençli¤in devrimci saflarda örgütlenmesi gerekti¤ini savunan herkesi katk› sunmas› için konferans›m›za bekliyoruz. (Yeni Demokrat Gençlik)

YDG Konferans› 24-25 Kas›m-Adana 24 Kas›m i. 1. Konferans’tan bu yana YDG’nin faaliyet de¤erlendirmesi ve serbest kürsü. 10.00-12.00 ii. Yemek aras› 12.00-13.00 iii. Önümüzdeki süreç 13.00-16.00 Politik yönelim üzerine sunumlar ve serbest kürsü Örgütsel yönelim üzerine sunumlar ve serbest kürsü iv. Ek gündemler 16.30-18.00 25 Kas›m i. Gençli¤in e¤itim ve mesleki hak gasplar›na yönelik emperyalist yasalar ve mücadele yöntemleri-sunum ve serbest

kürsü 10.00-13.00 ii. Yemek aras› 13.00-14.00 iii. Kürt gençli¤inin sorunlar› ve örgütlenmesi-panel ve serbest kürsü 14.00-15.30 iv. Tar›m iflçilerinin sorunlar› ve örgütlenmesi üzerine serbest kürsü 15.45-16.45 v. Hapishaneler sorunu üzerine serbest kürsü 17.00-17.40 vi. Genç kad›n ve örgütlenme sorunlar› üzerine serbest kürsü 17.50-18.30 vii. Kültür sanat politikam›z 18.4019.20 viii. Etkinlik 19.30-21.30

Adres: Turhan Cemal Beriker Bulvar›, Kayahan Apartman› alt› No: 28/C Dörtyol A¤z› Seyhan/Adana

dar gelerek burada bir bas›n aç›klamas›n› yapt›. Eylemede “Özerk demokratik üniversite istiyoruz-MKÜ-Ö⁄DER” pankart› aç›ld›. Sloganlar eflli¤inde yap›lan bas›n aç›klamas›n›n ard›ndan kitle yürüyerek E¤itim Fakültesi önüne geldi ve eylemi halaylarla bitirdi. Eyleme ayr›ca Partizan, Al›nteri ve E¤itimSen, BES ve ESP de kat›ld›. (Hatay YDG) * Samsun’da 19 May›s Üniversitesi ö¤rencileri yapt›klar› bir yürüyüfl ile YÖK’ü protesto etti. “Piyasalaflan üniversite de¤il, paras›z bilimsel e¤itim istiyoruz” yaz›l› pankart açan ö¤renciler, E¤itim Fakültesi’nden Fen Edebiyat Fakültesi’ne yürüdü. Çeflitli sloganlar atan ö¤renciler tafl›d›klar› dövizleri yan yana koyarak horon tepti. * Kocaeli Üniversitesi An›tpark Yerleflkesi önünde bir araya gelen 200 ö¤renci ve çeflitli demokratik kitle örgütü temsilcileri, “YÖK’e hay›r. Demokratik üniversite istiyoruz, alaca¤›z” yaz›l› bir pankart açt›. Sabri Yal›m Park›’na kadar yürüyen kitle, burada bir bas›n aç›klamas› yapt›. * Siirt E¤itim Fakültesi ö¤rencileri, fakülte binas› önünde bir araya gelerek, YÖK’ün kuruluflunun 19. y›ldönümünü protesto etti. Ö¤rencilerin yapmak istedi¤i protesto eylemine polis izin vermek istemedi. Polis ile ö¤renciler aras›nda k›sa süreli bir gerginlik yaflan›rken, ö¤renciler “YÖK’e hay›r”, “Demokratik üniversite istiyoruz” ve “Ana dilde e¤itim hakk›m›z engellenemez” dövizleri ile “Edî Bese” yaz›l› pankart açt›. (H.Merkezi)

YÖK binas› önünde aç›klamay› okuyan Günay Da¤, bilimden ve demokrasiden yana ne varsa YÖK’ün kurulufluyla yok edilmek istendi¤ini söyledi. Da¤, “Gençli¤in düflünmesini, üretmesini, dahas› nefes almas›n› dahi engelleyen bir kurum var. Bu kumun ad› YÖK” dedi. Bas›n aç›klamas›n›n ard›ndan üç kiflilik bir heyet YÖK Baflkan› Erdo¤an Teziç ile görüfltü. YÖK’ün anti demokratik uygulamalar›na karfl› toplanm›fl imzalar Teziç’e verildi. Görüflme sonras› bilgi veren Günay Da¤, YÖK’ün kald›r›lmas› konusunda düflüncelerini Teziç’e aktard›klar›n›, Teziç’in “YÖK’ü savunmuyorum, savunmayaca¤›m” dedi¤ini aktard›.

Mersin 6 Kas›m Mersin Üniversitesinde de protestolarla karfl›land›. YDG, DSG, DPG, ÖGD ve Yurtsever Gençlik Hareketi’nin örgütledi¤i eyleme yaklafl›k 150 kifli kat›ld›. 5 Kas›m tarihinde Fen-Edebiyat Fakültesi önünden Mühendislik Fakültesi’ne kadar bildiri da¤›t›m› yap›ld›, tüm üniversite ö¤rencileri 6 Kas›m’a davet edildi. 6 Kas›m günü kitle Rektörlük önünde topland› ve “Paras›z Bilimsel Anadilde E¤itim için YÖK’e hay›r Devrimci-Demokrat-Yurtsever ö¤renciler” pankart›n› açt›. Eylemde s›k s›k “YÖK polis medya bu abluka da¤›t›lacak”, “Faflizme karfl› omuz omuza” vb.” sloganlar at›ld›. Yap›lan bas›n aç›klamas›nda e¤itimde dayat›lan emperyalist politikalara ve son günlerde artan ›rkç› faflist sald›r›lara de¤inildi. Bas›n aç›klamas› bittikten sonra okul içerisinde panel yap›ld›. (Mersin üniversiteli YDG)

Bursa Bursa’da farkl› tarihlerde yap›lan iki eylemle YÖK protesto edildi. 6 Kas›m günü Uluda¤ Üniversitesi ö¤rencileri kütüphane önünden Mediko-sosyal tesislerine kadar yürüdüler. Burada bas›n aç›klamas› okundu. ‹kinci eylem de 8 Kas›m günü Bursa merkezde yap›ld›. Eylemi DGH, Ekim Gençli¤i, Emek Gençli¤i, SGD, SDG, Genç Kurtulufl, YDG, DPG örgütlerken Partizan, DHP, BDSP, Bursa Temel Haklar Derne¤i, Batis, SDP, ESP ve KESK’e ba¤l› baz› flube üyeleri de destek verdi. Mafel Cafe önünden AVP Tiyatrosuna kadar slogan ve alk›fllarla yüründü. Burada bas›n aç›klamas› okundu. Eylem Gündo¤du Marfl›’n›n okunmas›yla son buldu.


işçi-köylü

UMUT YAYIMCILIK VE BASIM SANAY‹ LTD. fiT‹ Yönetim yeri: Gureba Hüseyin A¤a Mah. ‹mam Murat Sok. No:8/1 Aksaray-Fatih/‹STANBUL Tel: (0212) 521 34 30 FAKS: (0212) 621 61 33 Sahibi ve Yaz›iflleri Müdürü: Çilem ÖNSEL Bask›: Gün Matbaac›l›k Beflyol Mah. Telsizler Mevkii Akasya Sk. No:23/A K.Çekmece/‹stanbul Tel: 0212 426 63 30-580 63 80 Genel Da¤›t›m: YAY-SAT ISSN: 1303-0299

B‹Z HALKIZ GELECEK ELLER‹M‹ZDED‹R

e-mail: umutyayimcilik@ttnet.net.tr

Demokratik Halk ‹ktidar› ‹çin

www.iscikoylu.org

BÜROLAR KARTAL: ‹STASYON CAD. DÖRTLER APT. NO: 4/2 KARTAL, TELEFAKS: (0216) 306 16 02 ANKARA: TUNA CAD. ÇANAKÇI ‹fiHANI NO:11 KAT: 3 DA‹RE: 32 ÇANKAYA TEL: (0312) 430 67 65 Cep: 0 535 562 33 72 ‹ZM‹R: 856 SOKAK, NO:48/203 KEMERALTI KONAK, TEL: (0232) 446 78 07 Cep: 0 544 932 24 15 MALATYA: DABAKHANE MAHALLES‹, BOZTEPE CAD., BABACAN ‹fiHANI NO: 9 KAT: 1/16 TEL: (0422) 325 78 13 Cep: 0 543 746 36 31 ERZ‹NCAN: ORDU CAD. ORDU ‹fiHANI KAT:3 TEL: (0446) 223 67 18 CEP: 0 536 697 94 19 BURSA: SELÇUK HATUN MAH. ÜNLÜ CAD. SÖNMEZ ‹fi SARAYI KAT: 2 NO: 185 HEYKEL, TEL: (0224) 224 09 98 Cep: 0 536 613 81 98 MERS‹N: S‹L‹FKE CAD. ÇAVDARO⁄LU ‹fiHANI KAT: 3 NO: 118 MERS‹N AVRUPA MERKEZ BÜRO: WESELER STR 93 47169 AS-DRUCK DUISBURG-ALMANYA TEL: 0049 203 40 60 958 FAKS: 0049 203 40 60 959

Hindistan’da gizli savafl›n yeni bir cephesi: Salwa Judum Girifl: Gazetemizin okurlar› Hindistan’a çok da yabanc› de¤il. Özellikle Hindistan Komünist Partisi (Maoist)’in ülke çap›ndaki (ama özellikle de Nepal’den Karnataka eyaletine uzanan k›z›l koridor diye tabir edilen 12 eyalette) gücüne ve sürece dair gazetemizde s›k s›k ç›kan haber, yorum ya da çeviriler sayesinde hepimizin belli bir fikri var. Hindistan’daki halka yönelik bask› ve katliamlar› incelemek üzere IAPL taraf›ndan örgütlenen ikinci Gerçekleri Araflt›rma Faaliyetiydi, Chattisgarh’a gerçeklefltirilen gezi. Daha önce de 2004 y›l›nda yine Maoistlerin güçlü oldu¤u bölgelerden biri olan Andhra Pradesh’e ayn› amaçla gidilmifl ve eyaletteki devlet terörüne tan›kl›k edilmiflti. ‹ncelemelerimiz sonucunda elde ettiklerimize, Hindistan halk›ndan ve onlar›n yaflam koflullar›ndan bahsetmeden geçmek mümkün de¤il. Hindistan halk›n›n yoksullu¤unu ölçmek ya da zihinlerde canland›rmak için ülkemiz aç›s›ndan bir karfl›laflt›rma yapman›n imkan› yok görünüyor. Büyük flehirlerindeki görkemli yap›lar›n, ticaret merkezlerinin, lüks evlerin yan›nda bu zenginli¤i kuflatan ve insan›n kan›n› donduran bir yoksulluk her yan› sarm›fl durumda. Bu resim k›rsal kesimlerde de kesinlikle de¤iflmiyor, sadece yoksullu¤u karfl›laflt›racak kadar lüks yerlerin olmay›fl› bu durumu “kan›ksat›yor” insana. ‹lk dura¤›m›z olan Mumbai’de bizleri karfl›layan da iflte böyle bir manzarayd›. Sokaklarda köpeklerin ve yem bulmaya çal›flan kufllar›n aras›nda yatan insanlar, boylar› bir metreyi geçmeyen, içi ise befl-on metrekareyi geçmeyen slamlardaki* yoksulluk, üstü bafl› dökülen insanlar…

Hindistan IAPL (Uluslararas› Halk›n Avukatlar› Birli¤i)’nin ça¤r›s›yla Türkiye, Hollanda, Belçika, Brezilya, Filipinler ve Hindistan’dan kat›l›mc›larla bir komite kurularak Hindistan’›n Chattisgarh eyaletinde 22-28 Ekim 2007 tarihleri aras›nda incelemelerde bulunuldu. Hindistan devletinin direkt yönlendirmesi ve yard›mlar›yla halka ve bölgede oldukça önemli bir güç konumunda olan Maoist harekete karfl› 2005 y›l›nda bafllat›lan Salwa Judum hareketiyle birlikte yaflananlar› tan›klar›ndan dinleyerek, bölgedeki çeflitli NGO (Hükümet D›fl› Örgütler) temsilcileri, insan haklar› savucular›, hapishane ve mahkeme yetkilileriyle görüflerek halk›n yaflad›¤› yerlerde inceleme yapan komite, elde etti¤i bulgular› bir ön rapor haline getirerek baflkent Yeni Delhi’de yapt›¤› bir bas›n toplant›s›yla kamuoyuna duyurmaya çal›flt›. Komite daha ayr›nt›l› bir rapor haz›rlayarak çeflitli ülkelerdeki mevcut ba¤lant›lar›n da yard›m›yla yaflananlar› dünyaya anlatma çabas› içinde bulunacak. Afla¤›da gazetemiz ‹flçi-köylü ad›na komitede yer alan çal›flan›m›z›n Chattisgarh izlenimlerini yay›ml›yoruz… lam›fl. Bastar, Chattisgarh eyaletinin en büyük bölgelerinden biri. Kendisi Yeni Delhi’deki merkezi hükümet ve ayn› zamanda eyalet hükümetinde görev yaparken kabile politikalar›n›n oluflturulmas›ndan sorumluymufl. 1981’de bu görevlerinden politik nedenlerle (kabile halklar›na yönelik politikalardaki farkl›l›klar nedeniyle) istifa etmifl. 1991 y›l›ndan itibaren de kabile halk›yla birlikte ve onlar›n mücadelesinde aktif bir faaliyetçi olarak yer al›yor. Sharma’n›n bu konular üzerine birçok kitab› da bulunuyor. Toplant› daha bafllamak üzereyken geliflimiz dikkatlerini çekmifl olacak ki, polis yetkilileri de otele gelerek pasaportlar›m›z›n birer fotokopisini ve burada bulunufl amac›m›z› aç›klayan bir formu doldurmam›z› isteyerek nas›l da iyi çal›flt›klar›n› da göstermifl oldular. Gidece¤imiz bölgeye dair bilgileri ald›ktan sonra gece yar›s›na yak›n iki araçla 6-7 saat sürecek olan yolculu¤umuz da bafllad›.

23 Ekim Sal›: Sabah›n ilk ›fl›klar›yla ilk dura¤›m›z olan Bastar bölgesinin en büyük kasabas› Jagdalpur’dayd›k. Esas gidece¤imiz yer olan Dantewara için yola ç›kmadan önce Avukat Pratap Narayan Agrawal ile görüfltük. Pratap bölgedeki halka yönelik flid-

Dornapal Kamp› 22 Ekim Pazartesi: Mumbai’den sonraki dura¤›m›z Chattisgarh’›n baflkenti Raipur’du. Gece bafllayacak yolculu¤umuz için yapaca¤›m›z haz›rl›klar ve ön bir toplant› yapmak üzere bir otele yerlefliyoruz. Toplant›ya bizim d›fl›m›zda gezimiz boyunca yan›m›zda yer alacak olan Dr. B. D. Sharma, Avukat Sudha Bharadwaj ve Dasharat’›n yan› s›ra yine avukatlar, insan haklar› savunucular› ve Hindistan Komünist Partisi (Marksist-Leninist)’in Raipur yöneticileri kat›l›yor. Baflta Sharma ve Sudha olmak üzere bizlere bölgenin tarihsel sürecini ve bugünkü durumu anlat›yorlar, özellikle de bölgede yaflayan kabile insanlar›n›n durumlar›ndan bahsediyorlar. Burada 76 yafl›ndaki genç rehberimiz Sharma’dan bahsetmeden geçemeyiz. Sharma ülkedeki kabile halklar› meselesinde uzman bir kifli. Onun kabile halk›na ilgisi Bölge Sulh Yarg›c› oldu¤u Bastar’da bafl-

detin bir yan›n›n devlet di¤er yan›n›n ise Naksalistler* oldu¤unu savunan bir kifli. Ancak yine de bugün Salwa Judum ile devlet destekli hareketin halka karfl› oldu¤unu ve dolay›s›yla esas meselenin bu oldu¤unu düflünüyor. Örne¤in Maoistlerin bu bölgenin boflalt›lmas›na neden oldu¤unu söyleyenlere yan›t›: “E¤er buralar› Maoistler boflaltt›ysa onlar kimi örgütleyecekler, kimi isyan ettirecekler? O yüzden bu çok saçma bir iddia. 60 binden fazla insan bu kampanyadan etkilendi. Asl›nda, oradaki insanlar› zorla göç ettirerek, Maoistleri desteksiz b›rakmaya çal›fl›yorlar” oluyor. ‹yi niyetli bir ayd›n ve halka yönelik sald›r›n›n karfl›s›nda durmaya çal›flan bir avukat olarak notlar›m›zdaki yerini al›yor Pratap. Bu görüflmenin ard›ndan nihayet esas gidece¤imiz Dantewara bölgesine var›yoruz. Burada UNICEF kamp›nda gönüllü olarak çal›flan Hishamu Kumar’›n evinde konakl›yoruz. Hishamu’nun evinde yine UNICEF gönüllüsü olan Lingu ile tan›fl›yo-

ruz. ‹lk sohbetimiz de onunla oluyor. Lingu samimi bir flekilde halk›n yaflam koflullar›nda az da olsa bir de¤ifliklik yapmak için bu proje içinde yer al›yor. Ancak bu tür örgütlerin ifllevi konusunda kafas›n›n aç›k olmad›¤› kesin. Örne¤in, devlet halk› zorla kamplara yerlefltiriyor sonra da onlara yard›m etmek için UNICEF gibi bir örgütü ça¤›r›yor. “Bu bir çeliflki de¤il mi?” sorusunun anlam›n› kavrayam›yor, çünkü UNICEF’in karakterini bilmiyor. Sorumuza Hishamu yan›t veriyor: Gandi’nin K›z›lhaç hakk›nda söylediklerini (K›z›lhaç savafla yard›m eder) tekrarlayarak; “Biz kamplarda yaflamak zorunda b›rak›lanlara yard›m etti¤imizde devletin temel fikrine hizmet etmiyor muyuz? Evet ediyoruz. Ama bu kaç›n›lmaz. ‹nsanlar o koflullarda yaflarken bu insanlar için çok az da olsa bir fleyler yapmaya çal›fl›yoruz…” Maoistler, 1960’lardan beri halkla iç içe bölgede faaliyet gösterirken bu sorunlar›n neden iki y›ld›r ç›kt›¤›n› soruyor komiteden biri. Onlar da biliyorlar Maoistlerin halka zarar vermedi¤ini, SJ’un da bu nedenle ortaya ç›kmad›¤›n›... Sohbet sürerken bölge polis flefinin bizi görmek istedi¤ini ö¤reniyoruz. Nazikçe bizi karakola davet ediyormufl. Karakola gitti¤imizde bizi son derece kibar karfl›layan genç bir polis flefi karfl›l›yor bizi. Psikolojik savafl uzman› oldu¤u her halinden belli olan Rahul Sharma isimli polis, bölgeden bahsediyor, ormanl›k bölgelere gitmememiz konusunda bizi kibarca uyar›yor, (ne de olsa güvenliklerimizi almaktan onlar sorumlu, “Naksalist terör” ile karfl›laflabiliriz buralarda). Son üç-dört ayd›r politik partilerin de araya girmesiyle bölgede çat›flmalar›n yaflanmad›¤›n› söylüyor. Ancak halk›n hala neden kamplarda kald›¤›n› ise aç›klayam›yor. Biz de bu f›rsat› de¤erlendirip kamplar› ziyaret edip edemeyece¤imizi soruyoruz. Tabi edebiliriz, hatta kendisi bizzat en yak›n Dornapal kamp›n›n polis yetkilisini arayaca¤›n› ve bize yard›mc› olaca¤›n› söylüyor. Bu flekilde ayr›l›yoruz karakoldan.

24 Ekim Çarflamba: Sabah Dornapal kamp› için yola ç›k›yoruz. Kamp kald›¤›m›z yere çok uzak de¤il belki ama yollar›n kötülü¤üyle uzad›kça uzuyor. Karadeniz’e benzeyen yemyeflil ormanlar›n içinden, yol yap›m›nda çal›flan

Salwa Judum’un anlam› herkese göre de¤ifliyor Egemenlerin halk› sindirmek ama özellikle de öncülerini bast›rmak için kulland›¤› yöntemler “ne ilginçtir ki” dünyan›n neresine gitseniz belli özgünlükler tafl›sa da de¤iflmiyor. Bunun ad› kimi yerde köy boflaltma, köyleri ve ormanlar› yakma, koruculuk sistemi olurken Hindistan’da bulunan isim ise Salwa Judum olmufl. SJ’un üç anlam› oldu¤undan söz ediliyor. Birincisi Bar›fl Yürüyüflü, ikincisi Bar›fl Hareketi, üçüncüsü ise Temizlik Av›… Ama ad›na ne denirse densin son tahlilde amaç bal›¤›n yaflad›¤› suyu ku-

rutmak. Maoistlerin de halka karfl› fliddet uygulad›klar›na dair bir tak›m iddialar mevcut. Özellikle bölgenin Andhra Pradesh’e en yak›n yerindeki Errabore kamp›na yönelik bask›nda sivilleri katletti¤i söyleniyor. Hindistanl› Maoistler bu bask›n›n SJ’nin bafllad›¤› ilk zamanlarda yap›ld›¤›n› ve hedefinin kesinlikle siviller olmad›¤›n›, ölenlerin de SPO’dan oldu¤unu söylüyor. Ancak yine de istemeden kaza ile birkaç olay›n yafland›¤›n› kabul ediyorlar. Bu konuda halka özelefltiri de veren Maoistler, halk›n kur-

tuluflu için var olan hareketlerinin halka karfl› herhangi bir eylemde bulunmayaca¤›n› aç›kl›yorlar. SJ ise direkt polis karargahlar›nda kurgulanan ve uygulamaya konulan bir plan dahilinde yürütülmeye bafllanm›fl. Haziran 2005’te bafllayan hareketle Naksalistlere ve Naksalistleri destekleyen kabile halklar›na karfl› dehflet verici bir bask› kampanyas› uygulanm›fl. Devlet bu hareketi kendili¤inden bir halk hareketi olarak tan›mlayarak Salwa Judum ve Maoistler (ve onlar› destekleyenler) aras›ndaki bir çat›flma

kabile insanlar›n›n aras›ndan geçiyoruz. Upuzun yol boyunca bu iflte çal›flan yüzlerce (belki de binlerce) insan görüyoruz ama en çok da kad›nlar dikkat çekiyor. ‹flgücü o kadar ucuz ki her fleyin elle yap›lmas› tercih ediliyor besbelli. Ziftin haz›rlanmas›ndan, tafl›nmas›na, tafllar›n yere yerlefltirilmesine kadar her fley ç›plak iflgücüne dayan›yor. Yollar› yapt›ran ise sözde sivil bir toplum kuruluflu olan “s›n›r örgütü”. Örgüt gerçekte askeriye ba¤l› ve yollar da askeri araçlar için yap›l›yor zaten. Kamp›n içine girdi¤imizde ilk olarak UNICEF çad›rlar›nda e¤itim gören yüzlerce çocuk dikkat çekiyor. Hepsi çok temiz, düzenli görünüyor. Ama iflin en korkunç yan› buradaki çocuklar›n zorla ailelerinden kopart›lm›fl olmas›. Aileleri polise direnerek köylerini terk etmemifl ve ormanl›k bölgelere çekilerek Naksalistlere kat›lm›fllar ve devletin bu politikalar›na ve Salwa Judum’a direniyorlar. Ancak çocuklar› devletin elinde bir çeflit rehin olarak tutuluyor. Bu k›s›mdan ç›k›p da kamp›n halk›n yaflad›¤› evlerin bulundu¤u k›sm›n› görünce çocuklar›n bulundu¤u çad›rlar›n temizlik ve düzeninden eser kalm›yor. ‹nsanlar›n köylerinden kopart›larak yaflamak zorunda b›rak›ld›klar› yerlere içler ac›s› denilebilir sadece. ‹flsiz güçsüz binlerce insan bu evlerde zaman dolduruyor. Birkaç tanesiyle sohbet imkan›m›z oluyor. Sharma arac›l›¤›yla yap›lan sohbette köylerine dönme iste¤i göze çarp›yor pek tabi ki. Dornapal kamp› bölgedeki en büyük kamp. Burada kalanlar›n hepsinin Salwa Judum üyesi oldu¤u iddia ediliyor ancak öyle olmad›¤› insanlar›n konuflmalar›ndan apaç›k belli. Kampta 2.060 aile yafl›yor (her aile de ortalama 8 kifliden olufluyor). ‹nsanlar 55 ayr› kasabadan gelmifl. Kamp›n çevresi 5 km. Buradan ayr›l›p en yak›n köy olan Petolarak propaganda etmekte. Ve sanki bu hareket kendilerinden ba¤›ms›zm›fl gibi hakemli¤e soyunmakta. Oysa HKP (M)’nin de dedi¤i gibi bu faflist bir yalandan baflka bir fley de¤il. Direkt polisin silahland›rd›¤›, maafllar›n› verdi¤i ve e¤itti¤i özellikle yoksul halk gençli¤i yine halka karfl› terör estirmeye devam ediyor. SJ sürecinde bugüne kadar binlerce insan öldürülürken on binlercesi de (50 bin civar›nda) zorla kamplara konulmufl. Kamplara gitmeyi reddedenler Naksalist olarak tan›mlanmalar› üzerine ormanlar›n içlerine kaçarak Halk Savafl› yürüten Maoistlere s›¤›nm›fllar. 1960’lar›n sonlar›ndan bu yana bölgede Halk Savafl› yürüten Maoistler bölgede

na’ya gidiyoruz. Buras› zorla boflalt›lm›fl bir köy, kampa sadece 5 km uzakta. Köye geldi¤imizde 5-6 kad›n›n evlerin önünde oturdu¤unu görüyoruz. Kad›nlardan biri yan›m›za geliyor. Ona burada ne yapt›klar›n›, köylerinden neden ayr›ld›klar›n› soruyoruz. O da köyünün hikayesini anlat›yor: Salwa Judum hareketi bafllad›¤›nda köy halk›n›n ne onlardan ne de Naksalistlerden bir korkular› varm›fl. 4 ay sonra bir gün köyün önünden geçen yolda Naksalistlerin cezaland›rd›klar› iki kiflinin cesedi bulunuyor. Polis gelip bunu kimlerin yapt›¤›n› soruyor. Köylüler bilmediklerini söylüyorlar ama polisleri ikna etmek imkans›z. Bunun üzerine polis onlar› “Naksalistlerden korumak için” zorla kampa götürüyyor. Naksalistlerden korkup korkmad›klar›n› soruyoruz; “Ben s›radan bir insan›m, neden korkay›m. ‹ki taraftan da korkmuyorum.” Salwa Judum’un anlam›n› sordu¤umuzda ise “evlerimizden olduk, zorla kamplarda kal›yoruz. Salwa Judum ne olsun?” yan›t› veriyor kad›nlardan biri bu soru üzerine yan›m›zdan h›zla uzaklaflmaya çal›fl›rken… Köyde karfl›laflt›¤›m›z bir gencin ise babas›n› Maoistler cezaland›rm›fl bu nedenle SPO’ya (özel polis bürosu) kat›lm›fl. Ayda 50 bin Rupi maafl al›yormufl. Dönerse kendisinin Maoistler taraf›ndan öldürülece¤ini düflünüyor. 50 bin Rupi bir köylü için oldukça büyük bir para. Salwa Judum’un onun için anlam› ise bu para olsa gerek… Yola yak›n yerlerin d›fl›ndaki köylere gitme iste¤imiz ise “Naksalistlerin kara may›n› döflemifl oldu¤u ve güvenli¤imizi alamayacaklar›” gerekçesiyle reddedildi. Ancak bu gördüklerimiz de kamplar›n nas›l yerler oldu¤una ve köylerin hangi gerekçelerle boflalt›ld›¤›na dair yeterli bilgileri veriyordu.

Bu son görüflmeyle birlikte bölgeden ayr›larak Raipur’a dönüyoruz.

26 Ekim Cuma: Chattisgarh’taki son günümüz, ön rapor için yap›lan toplant›, dinlenme vs. ile geçiyor. Raipur Hapishanesi’nde Maoist oldu¤u ve Maoistlere yard›m etti¤i gerekçesiyle May›s ay›ndan bu yana tutuklu bulunan 57 yafl›ndaki Dr. Binayak Sen ile görüflme talebimiz ise tüm bekleyiflimize karfl›n kabul edilmiyor. Dr. Binayak 70 yafl›ndaki Naksalist olmakla suçlanan bir tutsa¤› sa¤l›k sorunlar› nedeniyle ve resmi görevlilerin verdi¤i izinle ziyaret etmesi üzerine tutuklanm›fl. Sudha bize gerçek nedenin Binayak’›n SJ hakk›nda ilk yaz›lar› yazan kifli oldu¤u için tutukland›¤›n› söylüyor. E¤er yard›m etmekten ceza al›rsa 3 ila 7 y›l aras›nda bir ceza alacak. Üye olarak ceza al›r ise ömür boyu ya da idam cezas› alaca¤› söyleniyor. Binayak’›n kald›¤› hapishanede 50’si erkek 15’i kad›n toplam 65 politik tutsak bulunuyormufl.

27 Ekim Cumartesi: Yeni Delhi’de Hindistan Kad›n Bas›n Örgütünde, bas›n aç›klamas› için toplan›yoruz. Hindistan bas›n› ö¤leden önce hiçbir habere gelmezmifl. Devlet yetkililerinin dahi bu nedenle ö¤leden sonra bas›n toplant›lar›n› yapt›klar›n› ö¤reniyoruz. Saat 11.30 olarak belirlenen bas›n toplant›s› bas›n›n saat 14.00’te gelmesiyle bafllayabiliyor. Toplant›n›n ve sorulan sorular›n ard›ndan grup üçe bölünerek raporun çeflitli bas›n kurulufllar›na ve kamuoyuna duyurulmas› için görev bölüflümü yap›l›yor. Ve tüm bunlar›n ard›ndan komitenin görevi son buluyor. * Slam’›n Türkçe karfl›l›¤›n› yazmak mümkün de¤il. Zira sözlükten “kenar mahalle” ya da “gecekondu semti” olarak çevirirsek kesinlikle gerçek karfl›l›¤›n› bulmayacak. ** Hindistan’da Maoistlere 1960’lardaki Naksalbari köylü hareketinin devamc›s› olduklar›n› ilan ettikleri için Naksalist deniliyor.

Halk›n avukat›; Sudha

25 Ekim Perflembe: Hishamu Kumar’›n evinden ayr›larak Dantewara kasabas›na dönüyoruz. Burada bizi bekleyen Sudha, baflka köylere gidemeyece¤imizi, çünkü bizim oraya gidiflimizin oradaki köylülerin güvenli¤ini tehlikeye atabilece¤ini söylüyor. Bizden sonra köylere gidecek olan polisin, halka bask› yapaca¤›n› anlat›yor. Bunun üzerine o günü Dantewara’da geçirmeye karar veriyoruz. Burada ilk olarak gitti¤imiz yer bölge adliyesi. Avukatlarla Hindistan hukuk sistemi üzerine sohbetler yap›l›yor. Tutsaklar›n konuldu¤u yerin güvenli¤inden sorumlu polis yetkilisi ile görüflüyoruz. Burada hiç politik tutsak olmad›¤›n› söylüyor. Naksalistlerin politik tutsak olarak görülmedi¤i aç›k. Ç›k›flta hapishanede tutuklu bulunan Kawasi Baman’›n kardefli ile görüflme flans›m›z oldu. Korsaguda ad›ndaki Salwa Judum hareketi s›ras›nda yak›lan köyün yak›n›ndaki bir köy olan Avatpalli köyü Salwa Judum’un düzenledi¤i bir yürüyüfle kat›lmad›klar› için Naksalist ilan edilmifl. Köy halk› S.J’a direnmifller ve kaçm›fllar. Kardefl Baman’›n cesur duruflu herkesi etkiliyor. önemli bir güç durumunda. Chattisgarh, demir ve kömür madenleri aç›s›ndan oldukça zengin bir bölge. Son y›llarda çok uluslu flirketler bölgede önemli yat›r›mlar yapm›fl bulunuyor. Eyaletteki birçok kifli Salwa Judum hareketinin de bu çok uluslu flirketlerin güvenli¤ini sa¤lamak üzere bafllat›ld›¤›n› düflünüyor. Bölgenin Baflbakan› Raman Singh’in May›s 2005’te (SJ bafllamadan bir ay önce) ABD ve Kanada’y› ziyaret etmesi de bunun kan›t›. Maoist hareketin güçlü oldu¤u bir bölgede çok uluslu flirketlerin ya¤ma ve talan›n› istedikleri gibi gerçeklefltiremeyece¤i de gayet aç›k. Bu anlam›yla SJ hareketinin amac› da çok aç›k bir flekilde ortaya ç›k›yor.

Sevgili Sudha gibi bir insanla tan›fl›p da ona özel bir yer ay›rmamak mümkün olmazd›. Sudha Hindistan’›n iki ayr› eyaletinden olan anne ve babadan Amerika’da do¤mufl. Teknoloji sektöründe çal›fl›rken hareketle tan›flt›ktan sonra avukat olarak görev yapman›n halk için daha faydal› olaca¤›n› düflünerek avukat olmufl. Sudha halk›n avukat› denilince akla gelebilecek en güzel karakterlerden biri olmal›. Tabi kad›n olmas› da onun ayr› bir güzelli¤i. Üzerinde sari’si, arkadan s›ms›k› ördü¤ü uzun siyah saçlar› ve aln›nda evli oldu¤unu ifade eden k›rm›z› boyas› ile, canl› ve heyecanl› konuflmas›yla hem halktan biri oldu¤unu hemen anl›yorsunuz hem de birikimine tan›k oluyorsunuz. Sudha aya¤›ndaki terlikleri ç›kart›p ba¤dafl kurup oturacak kadar do¤al ve sade, ayn› zamanda 8 kiflilik ekibi organize edip bölgedeki faaliyetimizi neredeyse tek bafl›na örgütleyebilecek kadar da güçlü bir kad›n. Kendisiyle yapt›¤›m›z sohbetlerde hareketin kabile halk›n›n yaflam›nda özellikle de kad›nlar›n yaflam›nda nas›l de¤ifliklikler yapt›¤›n› anlat›yor heyecanla. Bitip tükenmez enerjisiyle her sorumuza yan›t olmaya çal›fl›yor. Sudha özel bir iz b›raksa da üzerimde, sadece o de¤il, inisiyatif sahibi, kendilerini çok iyi ifade edebilen, hem mesleki olarak hem de ülkenin politik durumuna iliflkin net görüflleri olan kad›n avukatlarla tan›flt›k Mumbai’de. Hindistan gibi feodal ve dini de¤erlerin öylesine yaflam içinde yer tuttu¤u bir ülkede böyle güçlü ve kararl› insanlar› tan›mak ayr› bir mutluluktu…


DHIIIK04