Issuu on Google+

CİLT:7 SAYI:65 Temmuz-Ağustos-Eylül: 2010 --------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

SERMAYE VE BUNALIM ÜZERĠNE DÜġÜNCELER. -1-

Kapitalizm, sermaye, 2008 yılında 3. büyük bunalımına girdi. Büyük bunalımlardan 1. olanı 1873, 2. Büyük bunalım ise 1929 tarihlerinde başlamıştır. Bunalımlar sermaye'nin kendi çelişkilerinin sonucu ortaya çıkarlar. Bunalım da sermaye, sermaye işlevini yerine getiremez, süreç kesintiye uğrar, uygarlığın yerini barbarlık alır. Her şey vardır, ürünler yığılı halde durur, meta ve sermaye biçimine dönüşemedikleri için yığınlar açlık içinde kıvranırlar. Sermaye bir toplumsal üretim ilişkisidir. Bir meta yada üretim aracı değil ilişki ve süreçtir. 2008‟de ortaya çıkan kriz sermayenin 1929'daki büyük krizi ile kıyaslanıyor. Burjuva ekonomi

politikçileri onu 'finans krizi olarak' kategorize ediyorlar. Finans görüntülü olması onun nedeninin orada olduğunu göstermez. Sermayenin krizlerinin nedeni onun temel yasalarında, kendi çelişkilerinde aranmalıdır. En başta da para ve meta biçimleri olarak ayrışıp taşlaşmasında. Kriz günlerinde en çok aranan paradır. Böyle olması bu görüntünün neden olarak algılanmasına sebep olmaktadır. Bunun temelinde de metadaki kullanım değeri, değişim değeri karşıtlığına dayanan meta , para ayrışması vardır. Bunalım sermayedeki bu karşıtlığı net bir şekilde görünür hale getirir. Krizi salt finansal kaynaklı olarak göstermek sermayeyi çelişkilerinden arındırıp mazur gösterme çabasıdır. Bu işlevi ,görevi, üstlenen ise bayağı iktisat ve iktisatçısıdır. Sermayeyi ve kapitalisti mazur göstermek onların asıl işidir. Kriz dönemlerinde sermayenin çıkarları doğrultusunda çözümler üretirler. Kapitalizmin en son aşamasında ekonomi politik bilimsel-


www.proleter.org liğini yitirdi, bayağı(vülger) iktisat egemen hale geldi. Ürettikleri teoriler ise boş birer söz olmaktan ileri gitmiyor. Sermayenin ve kapitalist sınıfın geleceğinin olmadığı adım adım tarih sahnesinden çekildiği görülüyor. Onlar bunu ne kadar kabul etmek istemeseler de kaçınılmaz sona doğru ilerliyorlar. Bütün sınıflar gibi onlarda tarihseldirler. Ölümsüzlük,sonsuzluk istekleri boş bir temenniden ileri gitmeyecektir. Kendi yaşam biçimlerinin temeli olan sermaye tarihsel bir kategoridir. Sermayenin yasaları doğal değildirler, toplumsal belirlenmişlikleri vardır. Doğuşunda rantiye, asalak, parazit olan sermaye ölümünde de aynı özellikleri gösteriyor. Emperyalist-kapitalizmin egemen sermayesi mali sermaye rantiye bir sermayedir. Bunun için tefecilik yapmakta, üretici güçleri geliştirmemektedir. Bu gericiliği sosyalizmin karşısında gericiliktir, onun üretici güçlerinden geridir. Kapitalizmin daha geri aşamalarından, küçük meta üretimi ile feodalizmden ileri durumdadır. İşçi sınıfı ona karşı bu üretim biçimlerinin güçlerini desteklemez. Kapitalistemperyalizm, kapitalizmin bir aşamasıdır. Ondan ayrı olarak varlığı söz konusu değildir. Nasıl 2

ki para ve sermaye meta üretiminden ayrı,kopuk, bağımsız bir varlığa sahip değilse, emperyalizm de kapitalizm' le aynı ilişkiler içindedir. Emperyalistkapitalizmin karşısına diğer kapitalizm biçimleri 'ulusal' kapitalizm, serbest rekabetçi kapitalizm'leri çıkarmak, desteklemek, savunmak, gerici, dindarca bir dilek olmaktan ileriye gidemez. Bunlar tarihi olarak aşılmış geri konumdadırlar. Kapitalizm ise sosyalizm karşısında aynı yazgı ile damgalanmıştır. İleri ve geri olma durumu koşullara bağlıdır, hem geri hem ileri olma durumu söz konusudur. Örneğin burjuvazi hem ilerici hem gerici bir sınıftır. Köle sahipleri ve feodaller karşısında ilericiyken işçiler karşısında gericidir. Sermaye, kapitalizm, sosyalizmin maddi koşullarını hazırlar o sosyalizme gebedir. Sosyalizm iradi olarak zorlamayla kurulamaz. Bu maddi temel üzerinde yükselecektir. Bunun için ancak kapitalizmin oluşmasıyladır ki sosyalizm mümkün olmuş, sömürüyü, köleliği, sınıfları yok etme olanaklı hale gelmiştir. Sosyalizmi iradi bir olgu, plan,proje olarak görmek, sosyalizmi Marx-öncesinin anlayışı ile ele almaktır. Bu ise tarihi kral'ların, kahramanların, seçkin-


Proleter Temmuz-Ağustos-Eylül:2010 Sayı:65 lerin yaptığı tarih anlayışıdır. OySermaye'ye dayalı üretimde sa tarih sınıf mücadeleleri tarihi, sermaye üretimin kamçısı aynı kitlelerin, yığınların eseridir. Nasıl zamanda ayak bağı, köstekki modern burjuva toplumundan tir.Yani sermayenin gelişmesinin doğal ekonomiye, köleci topluma temel koşulu, temel yasası, artıirade ile zor sayesinde dönmek değer üretiminin artırılması onun mümkün değil ise kapitalizm'den hem kamçısı hem de ayak bakomünizm'e geçmek, ulaşmak da ğı'dır. Sermayenin üretkenliğinin mümkün değildir. Zorun, irade artırılması karşı konulamaz bir içinde tarihteki rolü ebelik, aynı eğilimi olmakla birlikte krizlerin nesnel koşullardan kaynaklanan temel nedenlerinden aşırı üretiilişkinin karşıt ucundaki öznel etmin hazırlayıcısıdır. Sermayenin ken olmaktan başka bir şey deyasaları genel olarak iki yönlüğildir. Tarih henüz zorunlulukların dür. Bir taraftan sermaye'yi gelişkör yasasının egemen olduğu tirirken bir yandan da onun sokoşullarda yapılıyor. Henüz kendi nunu hazırlarlar. Bunlar kapitalisgeleceğimizi özgürce belirlediğitin bilinçli tercihi değil onu egemiz, özgürlüğün zorunluluğun menliği altına alan sermayenin kavranması olmaktan çıktığı tarikör yasalarıdırlar. Zaten kendisihin çok uzağındayız, aynı zade sermayenin kölesidir ona man'da da çok yakınında. Bunu hizmet eder. olanaklı duruma getirende serSermayenin doğuşu ilkel maye'den kapitalizm'den başkası birikim ile oldu. Doğuşunda asadeğildir. Dev boyutlarda geliştirlak, rantiye olan sermaye ölüdiği üretici güçler bunun en münde de aynı nitelikleri gösteriönemli göstergesidir.Onlar artık yor. Üretimle olan bağı giderek kabukları olan sermaye , kapitagözden uzaklaşıyor. Tefeci ve lizm ile çatışma halindedirler. tüccar sermayesi sermayenin ilBunun toplumsal alandaki yankel biçimleridir. Emperyalistsıması burjuvazi-proletarya çakapitalizmin egemen sermayesi tışmasıdır. Kişileşmiş sermaye mali sermaye'de tefeci sermayeolarak burjuvazi üretici güçlerin dir. Arada modern sermaye, gertemsilcisi proletarya'yı engelleçek sermaye yada sanayi sermeye çalışıyor. Kapitalizm koşulmayesi denen sermaye yer alır. larında üretici güçler sermaye işBu döneme sermayenin serbest levini yerine getirirler. Sermaye rekabetçi dönemi de denir. Çünüretici güçlerin ayak bağıdır. kü daha sonraki dönemde ser3


www.proleter.org best rekabet kaybolmuş tekeller arası rekabet devam etmiştir. Sermayenin kendi eğilimlerinin ortaya çıkardığı tekeller egemen oldular. Arkasından devlet kapitalizmi sık sık bir tarihsel zorunluluk olarak kendini gösterdi. Şimdi 2008 krizi döneminde olduğu gibi kapitalist sınıf tarafından krize karşı önlem olarak öne sürüldü. İşlerin iyi gittiği günlerdeki 'özelleştirme' şampiyonları şimdi 'devletleştirme' yanlısı kesildiler. Zaten kapitalizm tarihinde burjuvazinin bu tip ekonomi-politikalarına sık sık rastlandı. Şimdi dev tekellerin kapitalizmin tepesinde yer aldığı bir sermaye egemenliğini sürdürüyor. Bunların çekip çevirdiği sermaye nicelik olarak birçok 'ulusal' sermayeye dayalı kapitalist ülkenin bütçesinden daha büyük. Örneğin General Motors bunlardan biri. Tekelci ve tekel dışı sermaye diğerleri gibi sermayenin bir biçimidir. Özü ise kendi kendisini genişletme yeteneği kazanmış değer olarak sermaye, artı-değer sömürüsüne dayanan ilişki ve süreçtir. Metaların üretimi için toplumsal olarak gerekli emek miktarı olan değer, bu süreçte kendini korur , genişletir, büyütüp çoğaltır. Genelleşmiş meta üretimi olan kapitalist üretim de meta üretimi yasaları 4

ters yüz olur. Sahibinin emeğine dayanan mülkiyet başkalarının emeğine dayanan mülkiyete dönüşür. Emek artık ücretli emektir. Bağımlı,yükümlü emek olmaktan çıkmanın yanında, her türlü üretim aracı nın mülkiyetinden yoksun hale gelerek bu iki anlamda özgür olur. Emeğin nesnel koşullarından koparıldığı bu süreç sermayenin ilkel birikiminin tarihi içinde yer alır. Birikim tarzı sermayenin birikim tarzı değildir. Dolandırıcılık, üçkağıtçılık, tasarruf, bencillik, aç gözlülük, zor onun başlıca araçlarıdır. Sermayenin birikim tarzı artı-değer sömürüsüne dayanır. Sermaye kendi tarihi içinde işçilerin ücretli köleliği üzerinde yükselir. Ekonomi-politik ve ekonomi-politikçi sermayenin ilkel birikim yöntemlerini, sermayenin birikim yöntemleri olarak görür. Böylelikle sermayenin sömürüsü olan artıdeğer sömürüsü gözlerden gizlenip yok edilmeye çalışılır. Tabii ki sadece kapitalistin kafasında, ekonomi-politik'te, teori alanında,gerçek yaşamda ise bütün acımasızlığıyla devam etmektedir. İlkel birikim yöntemleri zenginleşmenin dolaşım alanında olduğuna işaret eder, halbuki sermayenin gelişip 'büyüme'si üretim alanında olur.Artı-değer


Proleter Temmuz-Ağustos-Eylül:2010 Sayı:65 üretimi ve sömürüsü üretim sürelık, yankesicilik, fahişelik oldukça cinde gerçekleşen olgulardır. Doyaygındı. Soyluların hizmetkarlalaşımın rolü ise üretilen değerin rı, tarımsal nüfus sokağa atılmışgerçekleşip biçim değiştirdiği tı. Bütün o her türlü bağımlılık onun yeniden-üretiminin ilişkisi, feodal toplumun düzenle,çevriminin süresinin uzun yada yici yasası yok olmuştu. Orta çakısa olması ile ilgilidir. Bu rekağın şafağı söküyordu. Burjuva betin bütün haşmetiyle sürdüğü toplumunun aydınlığı yüzünü bir alandır. İlkel birikimin tarihi tagöstermeye başlamıştı. Meta rımsal nüfusun mülksüzleştirilip üretiminin yasaları giderek daha köleleştirilmesinin tarihidir. Serçok yaygınlaşmaktaydı. Feodal mayenin tarihinin dışında kalan toplumun ilişkileri çözülüp dağılbu sürecin sonunda kapitalist ve dı.Feodal toplumdan doğrudan ücretli işçi kendini gösterir. Kapidoğruya kapitalist topluma geçiltalist sınıfın tarafında sermaye, meyip, bu geçiş aşamasında yazenginlik ücretli işçinin tarafında rı-feodal ilişkilerle,meta üretimi emek, sefalet ve yoksulluk olailişkilerinin yan yana birlikte var rak burjuva toplumun temelini olduğu süreç yaşandı. Ne feodal oluşturur. İlkel birikimin tarihi zotoprak sahibi birden bire kapitarun önemli rol oynadığı emeğin list haline geldi nede serf, angarnesnel koşullarından koparılıp yacı bağımlı köylü ücretli - işçi sokağa fırlatılarak mülksüzleştirioldu. Bunları birbirine bağlayan lip aşağılandığı,sermayenin önara halkalar geçiş biçimleri katekoşullarının oluştuğu bir dönemin goriler yer aldılar. Burjuvazinin tarihidir. Bu dönemde ortaya çıtoplumsal egemenliğinin hazırkan potansiyel kapitalist ve polandığı,devrimlerinin şafağı, aytansiyel ücretli işçidir. Bunlar todınlanmanın başlangıcı olan bir hum halindeki kapitalist ve işçisüreçtir bu. Buna aydınlanma dirler. Marx bu dönemde yasa çağı da denir. Dini doğmaların dışı yersiz 'yurtsuz' proletaryanın yerini felsefede aklın egemenliği oluştuğunu söyler. Bu sınıf gönül aldı. Devrimci burjuvazi feodarızası ile fabrikanın yolunu tutlizme karşı kendi egemenliğini mayıp zorla ücretli köle haline sağlamak için bu araçları kullangetirildi. Sözü edilen sınıf modern dı. Her şeyi eleştiriden geçirdi, proletaryanın atalarıydı. Toprakakıl terazisinde tarttı, doğal olup larından yerlerinden zorla söküolmadığını ispat etmesini istedi. lüp atılmışlardı. Dilencilik, hırsızEgemenliği gök yüzünden yer 5


www.proleter.org yüzüne indirdi, tanrı kendi alanına hapsedildi. Onun yer yüzündeki temsilcileri, kral, çar ve padişahlar tahtlarından yere yuvarlanılıp monarşi'lere son verildi. İşte bütün bu burjuva devrimlerinin arkasında onları hazırlayan ilkel birikimin tarihi vardır. Burjuvazi bu ana rahminde gelişip serpildi. Onun bayrağı üzerinde yazan, eşitlik, özgürlük, kardeşlik sloganı sermayenin alım satım özgürlüğünü,değişim değerlerinin eşitliğini, kapitalistler arasındaki kardeşliği ifade eder. Ürünlerin değişim aracılığıyla meta haline gelmesi yani değişim, sermayenin üzerinde geliştiği ekonomik temeldir. Meta ekonomisinde değişim değerinin gelişmesi, değerin kullanım değerine karşı bağımsızlık kazanıp para işlevi görür olmasının bir sonraki adımı sermayenin ortaya çıkışıdır. Burada meta üretiminin yasaları tersine döner yadsınır. Eşit değişim değerlerinin değişildiği M-PM, basit değişim ilişkisinin yerini, değerin büyüyüp çoğaldığı, kendisini koruyup arttırdığı P-M-P' sermaye ilişkisi alır. Bu ilişkide artık kullanım değerlerinin değişimi, ihtiyaçların karşılanması için yapılan değişim yoktur, kullanım değerinin belirleyici olduğu ilişkinin yerini değerin belirleyici 6

olup çoğaldığı sermaye ilişkisi almıştır. Paranın sermayeye dönüşmesi için böyle bir sermaye işlevini yerine getirmesi, değerin kendi kendini çoğaltan değer haline gelmesi gerekir. Onun için sermaye bir üretim aracı bir değerler toplamı değil, ilişki ve süreçtir denir. İşte bu ilişkide ve süreç içinde değer sermaye işlevi görür. Basit meta değişimi ilişkisinde, M-P-M'de değişimin amacı almak için satmak iken, P-M-P'de satmak için satın almaktır. Birinci alım satım ilişkisinde değişimin amacı ihtiyaçların karşılanması kullanım değerine sahip olmak iken, ikincide değişim değerine sahip olup çoğaltmaktır. Metaın üretimi için toplumsal olarak gerekli emek miktarı olan değerin hareketi burada belirleyicidir. Bütün üretimlerde ürünler belirli bir emek harcaması sonucu üretilir, bu emeğin değer haline gelmesi ancak değişim ilişkisinin var olmasıyla olur. Ancak değişim macerasıyla ürünler metalar haline gelir. Bireysel emeğin toplumsal emek, özel emeğin genel emek yani değer haline gelmesi değişim dolayımı ile olur. Bu metalardaki temel, öze ilişkin karşıtlığın ,kullanım değeri ile değişim değeri karşıtlığının kendini ortaya koyuşudur. Bu karşıtlık bireysel


Proleter Temmuz-Ağustos-Eylül:2010 Sayı:65 emek, toplumsal emek karşıtlığı, gori olarak değerdir. bunalım günlerinde kedini meta Değerin ortaya çıktığı değisermaye ve para sermaye karşıtşim ilişkisi burjuva toplumun lığı olarak ortaya koyar. Burjuva ekonomik hücresidir. Gündelik ekonomi politiğinin dilinde bu payaşamda milyarlarca kez tekrarra bunalımı yada finansal bunalanır. MP yada P-M alım satılımdır. Halbuki metadaki kullanım mında meta sahipleri bireyler oladeğeri değişim değeri karşıtlığınrak yer alırlar. Daha doğrusu bu da bunalım tohum halinde potandeğişim ilişkisi onları özgür bireysiyel olarak mevcuttur. Çünkü ler haline getirir. Daha önceki metalar her zaman para biçimine toplum biçimlerinin düzenleyici dönüşemez bireysel emeğin ürüilişkisi olan kişisel bağımlılığı, nü olarak kalırlar. Marx değişimkulluk kategorilerini dağıtıp yok deki bu para biçime dönüşmeye eden ekonomik temeldir metalametaların 'ölüm saltosu' demişrın değişimi. Serflik, kulluk ilişkitir.Bu emek gücü metaının alım leri meta üretimi yasaları ile birsatımında daha açık görülür. likte var olamazlar. Değişimin iki Emek gücü metaına, iş yapabilkarşıt ucundaki alıcı ve satıcı me yeteneğine pek bir şey olmaz meta sahipleri olarak , kendi meama işçi yaşamını işçi olarak talarının sahipleridirler. Burjuva sürdüremez hale gelir. Değişim özgürlüğünün gerçek temeli budeğeri ürünlerin meta biçimini rada metaların değişimi ilişkisinalmalarıyla ortaya çıkan iktisadi de varlık temelini bulur. Köle ile bir olgudur. Ekonomi politik ise serf yaşamı ve emek gücü üzebu kategoriyi kullanım değeri ile rinde hak sahibi değilken, ücretli hemen her zaman karıştırmıştır. işçi kendi emek gücünün özgür Ekonomik biçim belirleyici katesatıcısıdır. O iki anlamda: 1-Her gori olarak değer, kullanım değetürlü üretim aracı mülkiyetinden rinin karşıtıdır. Metalar kullanım yoksun olması, 2değeri olarak eşitlenemezler, Bağımlı,yükümlü emek sahibi hepsi farklı somut emeklerin olmayan biri olarak özgürdür. ürünleridirler. Değer olarak ise Onun için emeğin kurtuluşu demetalar soyut emeğin ürünleridirğil, işçi sınıfının kurtuluşu gerçek ler. Soyut emek,genel, toplumsal doğru formülasyondur. Genel emek ise genel insan emeğidir. olarak emek kavramı boş bir soBu ise metaların özü olan emek, yutlamadır. Küçük burjuva sosyadeğişimle ortaya çıkan bir katelizminin temsilcileri emek ve 7


www.proleter.org emeğin mücadelesini mit haline getirirler. Halbuki meta üretimi ve kapitalist üretim ilişkilerinde emek canlı emek ve ölü ,donmuş nesnelleşmiş emek olarak iki biçimde yer alır. Canlı emeğin temsilcisi emekçi ve ücretli emekçi iken ölü emeğin temsilcisi meta,para ve sermayedir. Sermaye canlı emeği sömüren canavar, vampir olarak işlevini yerine getirir. İşçi sınıfının üzerindeki artı-emek sömürüsü ile var olup yaşamını sürdürür. Sermayenin bu temel çelişkisi kendini sermaye- emek karşıtlığı olarak ortaya koyar. Burada sermaye ile uzlaşmaz karşıtlık içinde olan ücretli emektir. Bir iktisadi kategori olarak onun belirleyici özelliği karşıtının varlığının onun varlığına bağlı olması, kendini var etme çalışması sonunda düşmanını üretmesi ona yaşam vermesidir. Sermayeye dayalı üretim koşullarında ücretli emeğin taşıyıcısı sahibi proleterdir. Kendi yaşamını sürdürme çalışması üretim faaliyeti içinde sermayeyi güçlendirip var ettiği için onların zincirlerinden başka kaybedecek bir şeyleri yok denmiştir. Bunlar ücretli köleliğin zincirleridir. Ücretli emek kategorisi içinde yer almakla birlikte kapitalist sınıfın hizmetkarları (posta başı, usta 8

başı, yöneticiler gibi gözetici, denetici emeğin sahipleri ve devlet memurları vb.) olan kesim sermaye ile uzlaşmaz karşıtlık içinde olmayıp, ücretli emeğin tipik, karakteristik temsilcisinin proleter olmasında bir değişiklik yapmaz. Ücretli emek kategorisi içinde yer almakla birlikte bu hizmetkarlar ordusu onun sermaye karşısındaki konumunu belirlemez. Burada genel ile özel bireysel ile toplumsal arasındaki diyalektik ilişki söz konusudur. Hizmetkarların özel durumu, genel olanı, ücretli emeğin sermayenin düşmanı, uzlaşmaz karşıtı olma özelliğini belirlemez. Nasıl ki tefeci sermayenin asalak rantiye özellikleri, genel olarak sermayenin kendi kendine genişleyen değer olma yeteneği kazanmış değer olmasını, onun ancak üretim sürecinde yaratılan artı-değer ile çoğalıp, büyüyen bir ekonomik ilişki olduğunu değiştirmiyorsa bu da öyledir. Özel olan genel olanın içine eksik olarak girer, genel olan özeli eksik olarak yansıtır. Yani burada soyutlama söz konusudur. Bilim soyut kavram ve kategoriler ile iş görür. Soyut olana ulaşmak için ise somut olanın bireysel, ayrıksın özellikleri atılıp genel,ortak yanları alınarak soyut olana ulaşılır. Bu aynı


Proleter Temmuz-Ağustos-Eylül:2010 Sayı:65 zamanda bilimsel sunuş yöntemuştur. Vülger (bayağı)ekonomi midir. Marx araştırma yöntemi politik, yüzeysel olanı, kapitalistin somuttan başlamakla beraber günlük konuşma dilini teorileştisunuş yöntemi tam tersi bir yol ren bir iktisat olarak karın kaynaizlemelidir der.Yoksa bizi bekleğını sermaye olarak formüle yen tam bir kargaşa ve kaostur. eden ünlü üçlü formülünü (SerÜcretli emek tıpkı sermaye gibi maye-kar,emek-ücretler, toprakekonomik biçim belirleyici bir katoprak rantı)teorisinin temeli olategoridir. Bilindiği gibi kategoriler rak ortaya koymuştur. Bu formülkavramların tanrısı olarak tanımde karın kaynağı sermaye, ücretlanır. Diğer kavramlar ancak lerin kaynağı emek, toprak rantıonunla kendilerini ifade eder, nın kaynağı toprak olarak gösteonun varlığına bağlı olarak işlevrilmektedir. Bunlar kapitalist ürelerini yerine getirirler. Ücretli timin yüzeyindeki görüntüler olup emek artı-değer sömürüsünü, rekabetin kapitalistin kafasında kapitalist üretimi gerçek sermayarattığı yanılsamalardır. Geryeyi vaaz eder, koşullandırır. çekte olan ise ücret emek gücüHizmetkarlar ordusunun aldığı nün satışı ile işçinin elde ettiği ücret emeğinin ücretliliği, sermagelir olup, kar ve rant da artıyeyi vaaz etmez, çünkü daha öndeğerin dolaşım sürecinde aldığı ceki toplum biçimlerin de de biçimlerin adıdır. Vülger ekonomi vardırlar. Kapitalistin karı uzun politiğin üçlü formülünde ne süre ücret olarak algılanemek gücünün satışı vardır nede mış,modern büyük sanayi önceartı- değerin parçaları olarak kar sinin iktisadi yapısı böyle görünve rant. Her şeyin üretip belirlemesine temel teşkil etmiştir. Anyeni olarak sermaye önümüze cak modern büyük sanayidir ki konmuş bulunuyor. Ve de serkapitalistin karının ücreli işçinin mayenin para biçimi 'finansal sömürülmesinden kaynaklandısermaye'dir sözü edilen sermağının görülmesini olanaklı kılmışye. Yani sermayenin, onun sötır. Ve ücretli emek ekonomik bimürüsünün, büyüyüp gelişmesiçim belirleyici bir kategori olarak nin kaynağı artı değer üretimi ve ekonomi politikteki yerini almışonun üreticisi üretken emek göztır.Ancak böylelikledir ki kapitalislerden gizlenmektedir. Vülger tin karının kaynağı çalışmasının ekonomi politiğin üçlü formülü karşılığı,aldığı risk ve sermayesikapitalist toplumdaki üç büyük nin karşılığı olarak gösterilir olsınıfın gelirlerine işaret etmekte9


www.proleter.org dir, tabii ki esas amacı gelirlerin kaynağını kapitalist sınıfı mazur gösterecek şekilde göstermektir. Bunlardan büyük toprak sahipleri melez bir sınıftır. Sahip oldukları toprağın mülkiyeti rant elde etmelerini sağlar. Fakat bu rant kiracı tarım kapitalistlerinin işçilerinden sızdırdığı artı-değerin bir parçasıdır. Klasik ekonomi politik ve ekonomi politikçi toprak rantını sermayenin gelişmesinin önünde engel olarak görürken vülger, bayağı olanı toprak rantının kaynağını toprak olarak göstererek büyük toprak sahiplerinin varlığını meşru ve gerekli hale getirmeye çalışır. Marksist değer teorisi kar ve rantı artı değerin bir parçası onun dolaşımda aldığı biçimler olarak ortaya koyarak bu iki sınıfın asalaklığı ve toplumsal olarak gereksizliğini ilan etmiştir. Sermaye artık üretici güçlerin gelişmesinin önünde engeldir. Sermaye kırılması gereken bir kabuktur.Üretici güçlerin temsilcisi proletarya tarafından tarihin dışına atılacaktır. Zenginleşme bilimi olarak ekonomi politiğin gelişmesi sermayenin tarihselliğini, kendi yasalarının, çelişkilerinin, yani sermayenin çelişkilerinin onun sonunu getireceğini gösterdi.Tabii ki bu son, sermayenin, kapitalizmin 10

kendiliğinden gelişme ile sona ereceği demek değildir. Sermayenin, kapitalizmin ortaya çıkardığı sınıfların (burjuvazi ve proletarya) arasındaki mücadelenin götüreceği durak olan proletarya diktatörlüğü altındaki proletaryanın kurtuluş mücadelesi ile ancak sona erecektir.Sermaye değer yasasının egemenliği altındadır. Değer yasasının işleyişinin teorik olarak ifadesi, ki bu Marksist değer teorisidir, sermayenin çelişkilerini ortaya koyarak onun sonunu gösterdi. Şimdinin vülger ekonomi politikçilerinin öne sürdüğü gibi üretimden, dolayısıyla değer yasasından bağımsız olarak, 'toksik kağıtlar', 'köpük', 'balon', 'türev ürünler' oluşmaz. Oluştuğunu zannedenlere de bunalım böyle bir şeyin olmadığını olamayacağını gösterdi. Çünkü bizzat kendileri 'balon patladı' demek zorunda kaldılar. Evet,bunalım bir 'düzeltme' yapıyorsa böyle yapıyor. Hem sermayenin sapmalarını hemde onun ekonomi politikçilerinin kafalarının ürünü iktisat teorileriler ini böyle 'düzeltmekte‟.2008'de başlayan bunalımın nedeni ile ilgili burjuva ekonomi politikçilerinin özellikle vülger olanlarının temel görüşleri buna 'türev ürünlerin' neden olduğu şeklindedir.


Proleter Temmuz-Ağustos-Eylül:2010 Sayı:65 Özellikle ABD'de 'emlak piyasaözellikler gösteren pek çok topsında' oluşan 'türev ürünlerin' lum biçimlerinin ortak yanıdır. başlatıp tetiklediğidir. Yani onlara Öte yandan,parayı ele alırsak, göre bunalım 'finans piyasası' varlığı, meta değişiminde belli bir merkezlidir. Ve de özünde bir 'fiaşamaya işaret eder. Paranın nans Bunalımı‟dır. Gerçi daha kendine özgü işlevleri, ister mesonraları 3.büyük bunalım diyetaların eşdeğeri olsun, ister dolarek bu görüşlerini yalanlamak zoşım yada ödeme aracı olsun, isrunda kaldılar. Her zamanki yüter yığılmış ya da evrensel para zeysel, sığ, derinlikten yoksun olsun, bir işlevin diğerine bakarak bakış açıları ile 'finans Sektöbüyüklüğü ve nispi önceliğine görü‟nü,para sermayeyi, meta serre, toplumsal üretim sürecinin mayeden, 'sanayi Sermayeçok çeşitli aşamalarına işaret si‟nden kopuk, ayrık olarak ele ederler. Bununla birlikte, daha ilalmaya devam ettiler. Halbuki kel meta dolaşımının bile,bütün bunlar birbirine karşıt iki evre olabu biçimlerin ortaya çıkmasına rak bir bütünü, sermaye sürecini yettiğini deneyimlerimizle biliyooluştururlar. Tüccar sermayesi, ruz. Sermayede ise böyle olmutefeci sermaye , finansal sermayor.Yalnız başına para ve meta ye zaten türevsel sermayelerdir. dolaşımı, sermayenin varoluşuStandart sermayenin, modern nun tarihsel koşullarının doğmasermayenin türevleridir, ondan sına yetmiyor. Onun doğabilmesi türerler. Varlıkları onun varlığına için, ancak üretim ve tüketim bağlıdır. Sermayenin kökleri mearaçlarını elinde bulunduran kimta üretimi ve paranın işlevlerinin se ile emek gücü satan özgür gelişmesindedir. Bu temel olmakemekçilerin pazarda karşı karşıla birlikte yeterli olmadığının biya gelmesi gerekiyor. Ve bu tek linmesi gerekir. tarihsel koşul bir dünya tarihini 'Ürünlerin metalar olarak orkapsıyor. Onun için sermaye, ilk taya çıkması, toplumsal işbölüortaya çıkışı ,ile, toplumsal üremünün gelişmesini kullanımtim sürecinde yeni bir çağın başdeğerinin değişim-değerinden ladığını ilan ediyor.(Karl ayrılmasını, ilkönce trampayla Marx.Kapital Cilt.1 Sayfa.185) başlayan bu ayrılmanın tamam' Sermayenin ilk ortaya Çılanmış olmasını öngörür. Ama kışı‟nın koşulu olarak Marx üreböyle bir gelişme derecesi, başka tim ve tüketim araçlarının sahibi bakımlardan çok farklı tarihsel ile emek gücünün sahibi özgür 11


www.proleter.org emekçilerin pazarda karşılaşmalarını göstermiş. Ve bu 'tek tarihsel koşul'un oluşması öncesinde ilkel birikimin tarihi vardır. Bu temel üzerinde onun dışında sermayenin ortaya çıkışı 'yeni bir çağ' ı başlattı. Bu çağ kapitalist sömürü ve ücretli kölelik çağı, burjuvazinin egemenlik yolunda ilk adımlarını attığı çağın başlangıcıdır. Sermayenin ilkel birikimi ile kendine özgü gerçek birikimi hem tarih hem de birikim yöntemleri olarak farklıdır. Meta üretiminin gelişip, paranın işlevlerinin artmasının yanında para babası ile emek gücü satıcısının emek pazarında karşı karşıya gelmesi sermayenin, kapitalin, kapitalizmin,ortaya çıkışının koşullarını gösterir. Ancak böylelikledir ki para babası kapitalist emek gücü satıcısı da ücretli işçi haline gelir. Bunlar aralarında basit meta değişimi yasalarına uygun olarak eşdeğerleri değişirler. Yani emek gücü satıcısı metaını değeri üzerinden satar. Gerçi kapitalist üretim koşullarında emek gücünün değerinin altında satışı büyük bir yaygınlık gösterse de, sermayenin sömürüsünün tahlili,yasalarının işleyişi iki meta sahibi arasında eşdeğerlerin değişildiği koşuluna dayanır. Her iki tarafta aldatılmamış meta12

larının değerinin tam karşılığını almışlardır. Ne var emek gücü metaı özgül bir meta kullanım değeri değer ve artı-değer üreten bir metadır.Kapitalist şimdi emek gücünün kullanım değerine sahip biri olarak onu üretim sürecinde üretken olarak tüketir.Kapitalist üretim sürecinde yer alan emek üretken emektir.Sermayenin değişmeyen kısmının değerini yeni üretilen metaın değerine aktararak koruyup,değişen sermayenin değerini yeniden üretmenin ötesinde çalışmaya devam ederek kapitalist için artı-değer üretir.Emek gücü sahibinin emeğinin bu üretken tüketimi,para sahibi için artı-değer üretimi iki meta sahibi arasındaki ilişkiyi sermaye ilişkisi haline getirerek tarafları kapitalist ve ücretli işçi olarak kategorize eder.Artı-değer yüklü metaın,kapitalist üretim sonucu elde edilen metaın değeri onun yeniden-üretimi için toplumsal olarak gerekli emek miktarıdır. Bu yeniden- üretim, üretim ve dolaşım süreçlerinin birliğinden oluşur. Sermayeye dayalı üretimde de basit meta üretiminde olduğu gibi değer üretim sürecinde üretilir, dolaşımın etkisi sermayenin devrini uzatıp kısaltması ile ilgilidir. Bazı istisnai metalar hariç, dolaşım sürecinde değer ve artı-


Proleter Temmuz-Ağustos-Eylül:2010 Sayı:65 değer üretilmez. Üretim sürecinkarşıtlığı son bulacak, emek dede ortaya çıkan değer gerçekleğişim, dolaşım olmaksızın topşir,realize olur, meta biçimden lumsal emek olacaktır. Ne var ki para biçime dönüşür. Kapitalist bu aşamaya ulaşmak için proleüretimin en büyük güçlüğü de butaryanın tarihsel eylemi zorunlu rada meta biçimden, para biçime bir uğraktır. Komünist toplumun dönüşmede, bireysel emeğin topüst aşamasındaki emekçi birey lumsal emek haline gelmesindeolarak özgür , toplum ile ilişkisi dir. Genel olarak meta üretiminde cemaat ilişkisi olan kulluk ve köbireysel emeğin toplumsal lelik temelinde değildir. Paranın emek,değer haline gelmesi doortadan kalkması için ona düşlambaçlı yoldan, dolaşım aracılıman olup saldırmak yetmez onu ğıyla olur. Halbuki cemaat örgütortaya çıkaran koşullar olan meta lenmesine dayalı bir toplumda üretimi, değişim son bulmalıdır. emek doğrudan doğruya toplumPara bazılarının zannettiği gibi sal emektir. Ne var ki bu tip topicat edilmeyip meta üretiminin lumlarda emek yükümlü, bağımlı zorunlu bir sonucu olarak ortaya emektir, özgür emek değildir. çıktı. Onlarla birlikte para da tariEmekçi kendi emeği üzerinde hin çöplüğündeki yerini alacaktır. hak sahibi değil cemaatin uzvu 'Paranın saltanatını yıkmayı‟ teparçasıdır. Bunun için meta ürekellere, Koç ve Sabancı gruplarıtimi bireysel özgürlüğün temelina karşı mücadele etmek zandir. Elbette bu meta üreticileri netmek, bilinçli bir çarpıtma detopluluğunun özgürlüğüdür. Geğilse, kapitalizm hakkında kör bir lecekte özgür üreticilerin, planlı cahilliktir. Değişim burjuva topüretimine dayalı toplumunda da lumunun ekonomik hücresidir. emekçinin emeği doğrudan doğOnun çelişkileri minyatür halinruya toplumsal emek olarak kade,tohum olarak orada vardırlar. bul edilip öyle işlev görecektir. Bunalım da meta'daki kullanım Dolaşım macerası ortadan kaldeğeri, değişim -değeri bireysel kacak emekçilerin ürünü meta emek toplumsal emek karşıtlıhaline gelmeyecektir. Böylece ğında tohum,embriyon olarak meta ve kapitalist meta üretimimevcuttur. Bütün ürünlerin metanin temeli olan bireysel lar haline gelmeleri değişimle, emek,toplumsal emek,alımalım satım ile olur. Böylece özlesatım, kullanım-değeri, değişimrindeki karşıtlık kullanım değeri, değeri, alıcı-satıcı, meta, para değişim-değeri karşıtlığı varlık 13


www.proleter.org nedeni olarak ortaya çıkar. Bu karşıtlığın gelişmesi, değerin kullanım değerinden ayrılıp bağımsızlık kazanması, değerin para biçiminin ortaya çıkmasını sağladı. Meta üretimi süreci paranın egemenliğinin temellerini attı. Metadaki kullanım değeri değişim-değeri karşıtlığında burjuva toplumun temelindeki karşıtlık burjuvazi proletarya karşıtlığı gizlidir. Değişim-değeri tarafında burjuvazi,kullanım değeri tarafında proletarya yer alır. Marx,metadaki kullanım değeri değişim-değeri karşıtlığına iç karşıtlık meta ve para karşıtlığına dış karşıtlık demiştir. Bir ürünün meta haline gelmesi için bir başkası ile değer ilişkisi içine girmesi gerekir. Değerin kullanım değerinin bünyesinden ayrılıp paranın bünyesine girmesi sürecin en zor yanıdır. Tek başına,yalıtık, diğerleri ile değer ilişkisi içine girmeyen bir ürün meta haline gelemez. Marx'ın ünlü örneği 20 yarda keten bezi=1 ceket denkleminde ürünler değer ilişkisi içindedirler. Bu ilişki içinde meta haline gelmişlerdir. Bu değer ilişkisinin bir diğer ifadeyle değişimin yaygınlaşması değerin gelişip bağımsızlık kazanıp paranın işlevlerinin artmasını sağladı. Metalar bu denklemde kullanım de14

ğerleri olarak değil değerler olarak ilişki ve eşitlik içindedirler. Bunun için aralarındaki ilişkiye değer ilişkisi denmiştir. Zaten kullanım değerleri olarak farklı somut emeklerin ürünleri oldukları için aralarında eşitlik ancak soyut emeğin ürünleri olarak ele alınarak sağlanabilir. Vülger ekonomi politik ve temsilcileri genellikle metalardan söz ettikleri zaman kullanım değeri yada 'marjinal fayda' dedikleri kullanım değerinin bir versiyonunu dile getirirler.Teorilerinin temelini arz ve talebin teşkil etmesi bundandır. Her şeyi onunla açıklamaya çalışırlar. Arz dediklerinde üretim talep dediklerinde ise tüketimden söz etmektedirler. Bunların her zaman dengede olması gerektiği inancındadırlar. Halbuki efendileri kapitalistlerin arzı her zaman taleplerinden fazladır. Dolaşımdan çektiklerinden fazlasını geri sürerler. Çünkü üretimden artıdeğer yüklü metalar elde etmişlerdir. Bu artı-değerin kaynağı emek-gücünü satın aldıkları ücretli- işçilerin artı- emeğidir. O ünlü 'Piyasaları‟ndaki rekabetin temelinde bu artı-değerin paylaşımı vardır. Her derde deva olarak rekabeti, liberal iktisadın 'görünmeyen Eli‟ni görürler.Bu 'görünmeyen el' işini iyi yapamıyor ol-


Proleter Temmuz-Ağustos-Eylül:2010 Sayı:65 malı ki hemen her bunalım döleri çok tartışıldı, halada tartışılıneminde devletin eli devreye giyor. Ağırlıklı görüş bunun finanrer. İşlerin iyi gittiği günlerde sal nedenlerden ötürü çıktığı yo'özelleştirme' çığlıkları atanlar lunda. O nedenle de adına küreşimdi ateşli 'devletleştirme' tarafsel finans krizi deniyor. Oysa ilk tarı kesilmiş bulunuyorlar. 'Seryıldan sonra konu finans krizi olbest piyasa' ve rekabetin sağlıklı mayı aştı ve genel bir ekonomik işlemesi için devletin ekonomiye kriz halini aldı. Başlangıçta benmüdahale etmemesini altın kural de küresel finans krizi adını beolarak öne sürenler bunalım günnimsememe karşın sonradan lerinde 'devlet desteği' arayışına genelleştirilmiş küresel kriz adını girerler. Bazı kesimler kendi iktikullanmayı tercih ettim. Küresel sadi ve toplumsal çıkarları için krizin temel nedeni küreselleşbatan kapitalist işletmelerin kurmenin getirdiği yenilikleri sistetarılmaması gerektiğini vaaz matize edememesiydi.' (Mahfi ederler. Bunun arkasında kapitaEğilmez.8-8-2010 Radikal) listler arası rekabet vardır. BunaEkonomi politik ve ekolımlar kapitalist sınıf ve kapitalist nomi politikçiler bugünde sermadevletler arasındaki ilişki ve denyenin krizinin 'çıkış nedenleri' ve geleri hemen her zaman değiştikrizin niteliği konusunda hem fikir rir. Bu kez de öyle olacağının olmayıp krizin görünen olgularını güçlü işaretleri var. 1929 büyük kendilerine temel almaktalar. 'Fibunalımı İngiltere'nin dünya nansal nedenler' ve 'küresel fiegemenliğine son vermişnans krizi' tespitleri onların yüti,şimdide burjuva ekonomi polizeysel ve bayağı teorilerinin krize tikçileri dahi bugünden ABD'nin ilişkin olanlarıydı. Gerçekte ise dünya egemenliğinin sona erebiasıl amaçları kapitalist sınıfın leceğini dile getirmeye başladıvarlığının mazur gösterilip günlük lar.Bunun için 'yeni dünya para çıkarlarının korunmasıdır. Sersistemi' önerilerinde bulunuyormayenin parasal biçimde olan lar.Zaten bir kısmı bunalımın nekısmından başka bir şey görmedeni olarak 'eski dünya para sismeleri bundandır.'Reel ekonomi' temini' görmekte.Krizin nedenleri yi etkiledi yada 'genel ekonomik konusunda burjuva iktisatçıları kriz' haline geldi demek zorunda arasında ilk günlerden bugüne kalmaları krizin boyutlarının giztartışmalar sürüyor. lenemez duruma gelmelerinden'Küresel krizin çıkış nedendir. Sermayenin kendi çelişkileri15


www.proleter.org nin bunalıma neden olduğunun görünmesi onların korkulu rüyasıdır. Sermaye ve kişileşmiş sermaye olarak kapitalist doğal varlık ve olgular olarak varlıklarını sonsuza dek sürdüreceklerdir.' Piyasalar'ı tanrılaştırıp her şeyin üstünde tutarlar.'Piyasa' dedikleri ise sermaye ve kapitalistten başka bir şey değildir. Yukarıdaki 'küresel krizin temel nedeni küreselleşmenin getirdiği yenilikleri siste matize edememesiydi' tespiti de farklı bir görüş öne sürmemektedir. Sermayenin kendisinde yada kapitalizm'de krizin nedenleri aranmayıp onun örgütlenme biçiminde görülmektedir. Yani neden 'küreselleşmenin‟ (siz dünya kapitalizmi okuyun)kendi sistemini kuramamış olmasıdır. 'Küreselleşmenin liberal temsilcileri onu kapitalizmin daha önceki örgütlenme biçimleri, aşamaları ile karşıtlık içinde ele alırlar. 'Böylece,önümüzdeki on yıl içinde AB'nin Türkiye'yi içine alması üçüncü büyük genişleme dalgası anlamına geldiği gibi, kapitalizmin tarihindeki dördüncü büyük burjuva devrimidir. Amerikan, İngiliz ve Fransız devrimleri, ulus- devletleri ve buna bağlı sömürgeciliği-emperyalizmi ortaya çıkardıkları için, burjuvazinin küresel iştahının nihai ilacı ola16

mamışlardır.Çünkü pazarı bölmüş ve ancak ulus-devletlerinin çıkarlarının izin verdiği ölçüde' piyasa'ı geliştirmişlerdir. Oysa şimdi Türkiye'yi de içine alacak dördüncü büyük burjuva devrimi, siyasi küreselleşmenin ve piyasa'nın devrimi olacaktır .Doğu Avrupa'dan Çini'n bozkırlarına kadar uzanacak bu beyaz devrim dalgası yeni bir dönemi başlatıyor.Bunun için hızlandırılmış bir tarih yaşıyoruz.' (Cemil Ertem. 11-8-2010 Taraf ) Sermaye'nin tarisel eğilimi sınır tanımamak, her sınırı fethedilip aşılacak bir sınır olarak görmektir. Özellikle modern sermayenin, gerçek sermayenin 'ulus-devlet' sınırlarını yaratmak gibi bir tarihi misyonu olmadı. Nedense emperyalist sermayenin günümüzdeki liberal temsilcileri böyle göstermeyi asli görevleri olarak görüyorlar. Sermayenin gelişimi yerel pazardan 'ulusal' pazara, buradan dünya pazarına oradan da dünya kapitalizmine doğru oldu. Ve bu gelişme eğilimi dünya kapitalizmini yarattı. Onun devrimciliği de zaten bu göstermiş olduğu gelişmededir. Burjuvazinin devrimciliği liberal burjuvaların göstermeye çalıştığı gibi 'ulus devlet' ile sınırlı değildi. Sermayenin dünya kapitalizmi


Proleter Temmuz-Ağustos-Eylül:2010 Sayı:65 yaratma eğilimi yeni ortaya çık'Küreselleşme' nin teorisyenleri mış değildir. Bunlar onun kendi şimdi uluslaşmanın, ulusal sorugelişme yasalarında, iç çelişkilenun dünya çapında sona erdiğini, rinde başlangıçtan itibaren vardıdolayısıyla emperyalizm söz kolar. Burjuvazi küçük meta üretinusu olmayıp karşıtlıklardan, saminin, feodal ilişkilerin hakim olvaşlardan kurtulmuş bir dünyanın duğu toplumlardan sermaye'ye kurulmakta olduğunu söylemekdayanan uluslar yarattı. Ulus ise teler. Kapitalizm emperyalist bağrında burjuvazi proletarya aşamada tekelleri yarattı. Tekelkarşıtlığını taşıyor, yekpare bir ler rekabeti tamamen yok etmebütün oluşturmuyordu.'ulusyip, Lenin‟in ifadesiyle, 'onun yadevlet' diye kategorize ettikleri bu nında ve üstünde yer aldılar'. Tesınıf karşıtlığının ortaya çıkardığı kelci kapitalizm yapısı gereği gitdevlettir. Her devlet gibi oda tiği yere özgürlük ve demokrasi egemen sınıf yada sınıfların basdeğil egemenlik götürdü.Yani likı ve şiddet mekanizması olup beral burjuvalarımızın iddiasının statükonun devam etmesini sağaksine devrim değil karşılamaya çalışır. Ulusun devleti devrim'in başında yer almaktadır. değil burjuvazinin devletidir, proEn yakın tarihli örnek, Amerikan letaryayı baskı altında tutar. burjuvazisinin ırak'ta yaptıklarıdır. Dünya burjuvazisinin liberal temDemokrasi, özgürlük vaatlerinin silcilerinin 'küreselleşme' tezi arkasından sömürgeleştirme, 'ulus-devleti'n 'küreselleşme'ye Irak halkının kitleler halinde imengel olduğunu vaaz etmektedir. hası geldi. Emperyalist-burjuvazi Her şey den önce şunu ifade etulusal ve sosyal kurtuluş hareketmekte fayda var. Emperyalistlerine saldırmaktadır. Burjuvazi kapitalizm ulus burjuvazisinin henüz ulus olarak örgütlenmenin egemenliğini getirmiş olsa da yadışında bir toplumsal örgütlenme pılan sömürü hiçte ulusal çapta yaratmadı. Avrupa Birliği gibi giolmayıp yabancı halkların, başka rişimleri daha yolun başında uluslardan proleterlerin sömürükendi engellemeleri ile karşılaşsüne dayanır. Emperyalizm eski makta. Para ve sermaye'nin yatip sömürgecilikten farklı olarak pısında olan evrenselleşme eğisermaye ihraçlarının,kapitalist limi burjuvazi'yi böyle bir toplumüretim ilişkileri ihracının yarattığı sal örgütlenmeye yöneltmektedir. sömürünün egemen, belirleyici Böyle bir sermayeye dayalı örilişki olarak ortaya çıkmasıdır. gütlenme onun onulmaz çelişkile17


www.proleter.org rinden arınmış olmayacaktır. Dünya proletaryasını barış içinde anlaşarak sömüremeyeceklerdir. Sermayenin kendi içindeki karşıtlık, sermaye-emek çelişkisi kapitalist sınıfın üstesinden gelemeyeceği bir ayak bağı, antagonizmadır. Dünyanın hammadde kaynaklarının yağmalanması, nüfuz alanları ve sömürgelerin yeniden paylaşımı hemen her zaman kapitalistler arasında çıkar çatışması yarattı, bundan sonrada yaratacaktır. 'Kapitalizm,dört temel alanda sistemik sorunla karşı karşıya bugün:sistemik finansal çürüme, gıda güvenliği, küresel tedarik zincirlerinde kopma ve enerji fiyat artışı riskleri...Buna yaklaşan iklim temelli çevre krizini de eklersek tablo belirginleşir. 2008 krizi, finansal çürüme temelli ortaya çıktı, eğer ki, en çok 2020'ye kadar Ortadoğu, Afrika ve Asya'da piyasa mekanizması çalıştırılmazsa ve enerji başta olmak üzere,ulaşım ve lojistik ağlarının güvenliği tehlikede olursa, ikinci kriz halkası devreye girecek. Sistemin bütün tedarik zincirleri kopacak, zaten bu olduğu zaman çok ciddi bir kriz üçgeniyle karşı karşıya kalacağız. Rusya'nın şimdi yaptığını herkes yapacak ve gıda fiyatları çıldıracak,enerji 18

fiyatları bunu takip edecek ve ekonomiler hızla militerleşerek yerel iç savaşların yolunu açacak. Bu savaşlar çevre krizini tetikleyecek.'(Cemil Ertem 11-82010 Taraf) Yazarın sözünü ettiği 'sistemik sorunlar' sermaye'nin, kapitalist üretimin çelişkilerinin ortaya çıkardığı sorunlardır. Burjuva ekonomi Politikçileri‟nin budalalıklarına bir örnekte yukarıdaki inciler gösterile bilir. 'Finansal çürümeyi' günah keçisi ilan etmişler hepsi ona vuruyor. Sanki o kendi başına diğerlerinden, sermayeden, kapitalist üretimden, bağımsız bunları yapıyormuş gibi salt onun çürümesinden dem vuruyor, ona ilişkin çözümler üretiyorlar. Dördüncü büyük burjuva devrimi palavralarının arka yüzünde bu korku ve endişelerin olduğunu görüyoruz. Hiçte bir devrimcinin kararlılığı, gözü pekliği, kedine güveni yok ifadelerinde. Dünya burjuvazisinin karşı-devrimciliği her şeyiyle düşüncelerine yansımakta. Eğer çürümeden söz etmek gerekiriyorsa, çürüyen sermayenin bir kısmı yada bir biçimdeki parçası değil kendisidir. Kapitalizmin çürüdüğünü Marksistler neredeyse yüz yıldır söylemekteler. Para yapmak, daha fazla değişim değeri elde etmek kapitalis-


Proleter Temmuz-Ağustos-Eylül:2010 Sayı:65 tin vazgeçilmez amacıdır. Şimdi şıyordu, öylede oldu. Sermaye kalkmış parasal çürümeden 'fidünya sermaye'si, kapitalizm nansal çürümeden yakınıyorlar. dünya kapitalizmi oldu. Şimdi şu Bu kapitalistin ve temsilcilerinin yada bu ülkede,toplumda değil kendi ağzından ideallerinin, dünya çapında üretici güçlerin amaçlarının yok olmaya başladıgelişmesinin,toplumsal devrimin ğının, yıldızının sönmekte olduzaferinin önünde engeldir. Burjuğunun itirafıdır. Devrimci bir sınıvazi proletarya çatışmasının yafın amaçları, idealleri sağlamdır nında dünya çapında ezen ve geleceği temsil eder. Bizim Dünezilen uluslar mücadelesini de ya burjuvazimizin ise bırakalım yaratmış bulunuyor. Kapitalist sıgeleceğini bugünü yok. Bunalımnıf çelişkilerden kurtulmak şöyle lardan bir türlü yakasını kurtaradursun onları arttırıp şiddetlendimıyor. 'Sönmüş hayeller'i olan bir rerek yaşamını sürdürmeye çalısınıf olarak iç sönüklüğüne saşıyor. Sürekli olarak politika ve hiptir.Proletarya'nın karşısında ekonomi politika değiştirmek zokarşı-devrimin bayrağını dalgarunda kalıyor. landırıyor.Onun gerici,tutucu, 'ABD,1995'te'ters plaza' ankarşı-devrimci oluşunun kıstası laşmasıyla doların değerini yükproletaryanın karşısındaki konuseltip Japonya ve Almanya'ya yol mudur. Proletarya sermaye'ye, verirken çok önemli ve stratejik kapitalizm'e karşı mücadelesinde bir karar veriyordu. Bu karar, enternasyonalizm, dünya devrimi Bush iktidarını ve elbette Ameribayrağını yükselten bir sınıftır. kan yayılmacılığının saldırgan fiBunun maddi temellerini oluştunalini getirdi. Bu tarihten sonra ran burjuvazinin kendisi oldu. O ABD, kendisini yüksek faiz ve sermaye, kapitalist üretim öncesi karşılıksız ama güçlü dolarla fiekonomik, toplumsal yapılara nanse ettirirken, sistemin ağa son verip, iç pazarı ('ulusal'pababası olduğunu, militarist ekozar) oluşturup, dil toprak, ekonomi ve trilyonlarca dolarlık sanomik yaşam ve kültür birliğini vaş makinesi ile anlatıyordu. İşte sağlayarak ulusları yarattı. Bu 2008 krizi,ABD'nin bu politik anaynı zamanda dünya pazarının layışının batmasıdır.' (Cemil Eroluştuğu bir süreç oldu. Ne var ki tem 18-8-2010 Taraf) sermaye'nin vatanı yoktur onun Burjuvazinin liberal temsilcibağrında taşıdığı dinamikler iç si 2008 krizinin nedeni olarak pazarın dışına çıkma eğilimini ta1995'te uygulanmaya başlanan 19


www.proleter.org 'poltik anlayış'ı göstermekte. Daha önceki yazılarına baktığımızda yazarın bu politikaların arkasında Amerikan silah sanayii tekellerinin olduğuna işaret ettiğini görüyoruz. Şimdi bunlara karşı bilişim sanayii tekellerini desteklemekte.Ona göre bu tekeller savaş karşıtıdır, onların iktidarında savaşlar son bulacaktır. 'Küreselleşmenin asıl mimarı ve uygulayıcısı da olmaktadır. Ekonomi politikalar da değişince kriz diye bir şey kalmayacaktır. Kısacası ABD'de iktidar tekel kesiminin eline geçtiğinde -ki şimdi Obama ile geçtiğini söylüyorlar -yer yüzü cenneti kurulacaktır. Bütün kapitalist sınıf ve temsilcileri sermaye'nin,kapitalizmin üzerine titreyip onu bütün 'kötülükler‟ den arındırmaya çalışıyorlar. Bunalımlar ve savaşların arkasında sermaye'nin kendisi vardır. Sermayeye dayalı üretimin belli aralıklarla ortaya çıkardığı aşırıüretim bunalımların asıl nedenidir. Bu meta da ki kullanım değeri değişim değeri karşıtlığının kendini bunalım da ortaya koyuş şeklidir. Değer meta ve para biçiminde ayrışmasını, değerin metanın vücudundan para ya geçmesinin güçlüğünü açık bir şekilde ortaya koyar. Bir tarafta aşırıüretim diğer tarafta para kıtlığı 20

kendini gösterir. Sermaye süreci kesintiye uğrar, sermaye yaşamına devam edemez. Onun için bunalım günlerinde uygarlıktan barbarlığa düşüler denmiştir. Kapitalist sınıf ve sözcüleri her şeye meta üretiminin bayağı, değişim ilşkilerini yücelten bakış açısı ile bakarlar. 'Son dönemde piyasalardaki olumlu göstergeler, anayasa referandumunda 'evet'in satın alındığını gösteriyor. Referandumda daha sivil ve demokratik bir anayasa yürürlüğe gireceği için, Hazine tahvillerine dünyanın dört bir tarafından yüksek tutarda talep geliyor. Güle güle TÜSİAD.' (Süleyman Yaşar. 20-08-2010 Sabah) Türkiye burjuvazisinin feodal kafalı olanının iktisatçılar arasındaki sözcüsü efendilerinin düşüncesini çok iyi ifade etmiş.Burjuvazi hemen her şeye alım ve satım, bayağı nakdi, para ilişkisi olarak bakar. Dün 'ülkeyi pazarlamayı büyük bir hizmet olarak sunanlar şimdide aynı şeyi anayasa referandumu konusunda yapmaktalar. 'Evet'i satın almışlar, çürüyen sistemlerini böyle kurtaracaklarını sanıyorlar. Ne yapsalar tarihin dışına itilmekten kurtulamayacaklar. Sadece TÜSİAD'a değil tüm burjuvaziye gü-


Proleter le güle.

Temmuz-Ağustos-Eylül:2010

Sayı:65

Ağustos, 2010 N. IġIK TÜRKĠYE’DE SINIF SAVAġLARI 12 EYLÜL 1980 - 12 EYLÜL 2010

I.BÖLÜM Siyasi olaylar, son tahlilde, ekonomik nedenlerin sonuçlarıdırlar. Materyalist yöntem, siyasal çatışmaları, ekonomik gelişmelerin doğurduğu mevcut toplumsal sınıflar arasındaki ve sınıfların kesimleri arasındaki savaşıma indirgemekle ve çeşitli siyasal partilerin bu aynı sınıfların ve sınıf kesimlerinin az çok aslına uygun siyasal ifadeleri olduklarını göstermekle yetinmek zorunda kalacaktı1. Elbette ki siyasal olaylar ekonomik iktisadi gelişmenin sonuçları bu sonuçların kendilerini ifade ediş biçimleri yada bu gelişmenin önündeki engellerin kaldırılmasıdır. Her iki durumda da 1

Fransa da Sınıf Savaşımları Önsöz F.Engels

21


www.proleter.org sınıflar savaşı özünde üretim ilişkilerinin gelişmesinin kendini ortaya koyuş biçimleridir. Günlük siyaseti takip edebilmek, hele Türkiye de sel sularıyla beslenen bir nehrin bulanık, karmaşık, delice bir akıntısını izlemeye benziyor. Siyasal olaylar baş döndürücü bir hızla gelişiyor. Daha birisi hakkında yorum yapmak için oturduğunuzda kalem, kağıt, üzerindeki turunu tamamlamadan eskisini unutturan yeni bir olaylar diziniyle karşı karşıya kalıyorsunuz. Günlük politikanın bu denli hızlı hareket ettiği siyasal olayları takip etmede bu denli geç kalındığı, siyasal olayların bir günde değiştiği başka bir ülke var mıdır? Bütün bu olaylar dizinini aklı selim bir kafayla birbiri ardına bağlayıp açıklamak neden ve sonuçlarını göstermek bu olaylar dizisini, duraksadığı sel sularının düz bir ovada daha geniş bir yatak bulduğu, hızında bir duraksama olduğunda değerlendirmek kolay olacaktır. Engels‟ in deyimiyle güncel tarih yazılırken beraberinde bir çok yanılgıları da içerecektir. Ne var ki bu yanılgıları içerse de güncel tarihi yazmak böyle olanaklıdır. Biraz egzersiz yapalım, hafızamızı şöyle biraz gerilere doğru çalıştıralım, bundan otuz 22

yıl öncesine 1980‟li yılların gerisine gittiğimizde, cadde ve sokaklar devrim marşlarıyla, silah sesleriyle çınlarken büyük burjuvazi için korku, kâbus dolu yıllardı. Nüfusun büyük çoğunluğunu oluşturan kırlar, toprak da ki ve kentlerdeki kapitalizm öncesi meta üretimi ilişkilerinin hızla çözülüşü nüfusun büyük kentlere ve sanayi merkezlerine doğru hızla akışı tutucu küçük burjuvaziyi devrimcilerin safına itti. Yarı feodal üretim ilişkileri karşısında, burjuvazinin devrimci bayrağını eline alan, burjuvazinin eğitimli kesimi demokratik bir toplum isteğiyle büyük kentlerin cadde ve sokaklarına doğru akarken, işçi sınıfı, kentlerin, kırların, demokratik burjuva aydınlarının arkasında yeni bir dünya yaratmak için fabrikalar, tarlalar her şey emeğin olacak sloganıyla demokratik küçük burjuvazinin arkasından halka özgürlük çağrılarıyla, sokaklarda gösteriler düzenlerken henüz daha kendisi için savaşmadığını halk için diğer bir değişle burjuvazi için savaştığını anlayacak siyasi olgunluğa erişmemişti. Bilimsel sosyalizmin, modern revizyonizm karşısında ki yenilgisi işçi sınıfını kendisinin dışındaki bu hareketinin önünde değil, arkasında burjuva demok-


Proleter Temmuz-Ağustos-Eylül:2010 Sayı:65 rasisinin, özgürlüğünün bir eklenjuva demokratik hareketine itici tisi tamamlayıcısı itici gücü dugücü veren devrimcileştiren bu rumuna getirmişti. Büyük burjueşitsizliktir. Burjuva devrimlerinin vazi, kapitalist üretim ilişkilerinin bayrağında ki eşitlik, özgürlük, gelişmesinin önündeki engellerin kardeşlik renklerini oluşturan tekaldırılmasını toplumu oluşturan mel budur. Liberal büyük burjusınıfların devrimci bir başkaldırvazi için 70‟li yıllar tam bir kâbusmasıyla, çözümlenmesine rıza tu. Eğitimli küçük burjuvazinin, gösterecek kadar, bunu ileriye kapitalizm öncesi üretim ilişkilerigötürecek kadar güçlü değildi. ne karşın, devrimci demokratik Çünkü karşısında çözülen yok ayaklanması liberal burjuvaziyi olan eski yarı feodal üretim ilişkibüyük bir korkuyla, gericiliğin kolleri olduğu kadar burjuvazinin larına itti. Kendi oğulları ve kızlatemsil ettiği kapitalist üretim ilişkirını kendi varlığını sermayesini leri ve ilişkilerin doğurduğu güçlü korumak için beslediği ordu ve bir işçi sınıfı da mevcuttu. Kapitapolisin işkence hanelerine gönlist üretim de kapitalist üretimin dermekten çekinmedi. gelişim yasaları konusunda az 1980 Eylül yenilgisi burjuçok bilgi sahibi olan Marksist için va demokrasisinin yükselişinin şaşırtıcı olmayan bu durum kapisonu oldu. Demokratik burjuvazi talist üretimin eşitsiz gelişim yapeşine taktığı işçi sınıfı ve köylüsalarının sonucudur. Kapitalist lüğü büyük burjuvazi ile ilk ciddi gelişmenin başlangıcında ki herçatışmada yüz üstü bıraktı. Burhangi bir ülkede modern kapitajuva toplumunu geliştirme, toplist üretim ilişkileri gelişmiş biçimlumu demokrat, ilerici, modern bir leriyle belli merkezlerde bölgeburjuva toplumu olarak geliştirme lerde kentlerde egemen üretici idealleri büyük burjuvazi tarafınilişkiler olarak ortaya çıkarken yidan proletaryanın korkusuyla bone bu en ileri kapitalist ilişkilerin ğulması, büyük burjuvazi tarafınyanı başında ve çoğunlukla taşdan hizaya getirilmesi boyundan rada en geri eski üretim ilişkileri büyük işlere kalkışmamasının kapitalizm öncesi üretim ilişkileri hatırlatılması arkasında işçi sınıvarlıklarını sürdürebilir. Bu durum fının büyük gücü varken kahrageçici bir durum bir ara dönemman bireyleri oynayan küçük burdir. Gelişen ve ölen sınıflar ve bu juva demokratlarının kahramansınıfların kesimleriyle karmaşık lıkları, korkağın mezarlıkta ıslık bir sınıflar ilişkisini oluşturur. Burçalması, karanlıkta esen hafif bir 23


www.proleter.org yelin kahramanımızın gerçek yüzünü ortaya çıkarması gibi ordunun sendikaları ve yasal işçi derneklerini kapatmasıyla kendisi için bir sınıf olma gücüne erişememiş işçi sınıfı hareketini durdurmasıyla burjuva demokratlarının kahramanlık masallarına son verdi. Asıl acı olanı kahramanlarımızın anne ve babaları tarafından, kulağı çekilmesi için orduya teslim edilmesiydi. Burjuva demokratları ve işçi önderleri korkunç işkencelerden geçirildi. Demokratik devrimci hareket büyük burjuvazinin tek taraflı şiddeti karşısında bu hareketin görünüşünden beklenmeyen umulmayan bir teslimiyetle ezildi. Gerçek devrimci sınıf, işçi sınıfı, önderlerinin bu beklenmedik teslimiyeti karşısında gelecek güzel günler için çıktıkları sokaklardan evlerine dönerken, yığınların bu devrimci ruh hali beslenen hayaller yıkılır yıkılmaz ve hayal kırıklığı doğar doğmaz, çoğu kez, çabucak ve hemen hemen her zaman olduğu gibi, doğrusu yerini bir çöküşe ve hatta karşı doğrultuda tam bir geri dönüşe bıraktı2. Büyük burjuvazinin kurtarıcısı rolünde, elinde Arabistan 2

Fransa da Sınıf Savaşımları Önsöz F.Engels

24

çöllerinden çıkmış köleleri, gerçek efendileri tanrı karşısında, onun yeryüzünde ki temsilcisi tüccar Muhammet karşısında boyun eğmeye çağıran, acıya, ızdıraba, işkenceye boyun eğmeyi öğütleyen kara kaplı kitapla cuntanın lideri meydanlarda liberal burjuvazinin alkışları arasında, kâh toplumun kurtarıcısı, kâh dini bir lider, kâh burjuva cumhuriyetinin kurucusunun kurduğu cumhuriyeti kurtaran ve kendince haklı olarak onun yerine kendisini koyan bir kurtarıcı rolünde işçi sınıfı ve köylülüğe artık yeni bir dönemi burjuvazinin en gerici tutucu her türlü burjuva demokrasisine, burjuva „ilerici‟ fikirlerine bile düşman, emperyalist burjuvazinin beslemesi bizim çocuklar dediği silik, çapsız, eylül darbesi öncesi basit sokak çatışmalarını bile önlemekten aciz generaline büyük burjuvazi kendi burjuva toplumunu düzenlemesi için teslim etti. Eylül yenilgisi sonrası demokratik küçük burjuva önderleri, elindeki kendi sınıfına ait olmayan kızıl bayrağı sokağın ortasına atmaktan, kendisini kurtarmak başının çaresine bakmak için tüm devrimci, aydın, ilerici burjuva fikirlerini kendi eliyle boğmaktan bunlara sırtını dönmekten


Proleter Temmuz-Ağustos-Eylül:2010 Sayı:65 çekinmedi. Büyük burjuvazinin Tanrı, onu büyük bir felaketten beslemesi ordu, efendisini korumuştu. kâbustan kurtarmak için, tankları 82 Anayasasıyla büyük ve postallarıyla cadde ve sokakburjuvazi kendi romantik çocuklalara romantik kahraman burjuva rına ihtiyaç duymadan kendi yademokratlarının üstüne öfke ve salarını sermayenin birikim yasakinle saldırdı. Daha ilk günden larının önündeki ekonomik ve siteslim olan demokratlar neye uğyasal engelleri hiçbir engelle, radıklarını anlamadan yok olup muhalefetle karşılaşmaksızın hagittiler. Sokaklarda, devrim marşyata geçirebileceği yolu açmıştı. larının yerini, Arabistan çöllerinEgemenlik, siyasal iktidar, kapitaden doğan kaderciliğin tanrısal list sömürü yasaları, devrimci ilahileri yavaş, yavaş alırken, burmaceralardan uzak, korku ve juvazinin toplumu teslim ettiği kâbustan uzak sermaye birikimicuntanın generalleri çalımla topnin önündeki engellerin kaldırıllumu ideolojik olarak yeniden inması, burjuva iktidarının, burjuva şa etme işine soyuldu. Kışlada devletinin, işçi sınıfı tehdidinden sadık bir köpek gibi emir alma ve sosyalizm korkusundan kurtarılemir vermekten başka ellerinden masıyla hayata geçirilebilirdi. bir şey gelmeyen askerler, burjuDemokratik burjuvazinin eylül vazinin göz yumması ve isteğiyle yenilgisi 82 Anayasasıyla büyük toplumu ideolojik olarak eğitme burjuvazinin zaferini taçlandırdı. işini seve, seve tarikatlara, dinsel Burjuvazi demokrat burjuvaziye gericiliğe bıraktılar. Artık tek geişçi sınıfına köylülüğe karşı eski çerli ideoloji tanrının emri olarak toplumun artıklarıyla uzlaşarak tüccar Muhammed‟ in kaleme alkendi anayasasını lav ederek dırdığı din öğretisini sermayeye yeni bir anayasa oluşturdu. Burboyun eğmek, burjuva sömürüjuvazi işçi sınıfının devrimci tehsüne uyarlamak, burjuvazi için didinden kurtulmuştu. Artık cunkabul edilebilir iktisadi ve siyasal tacı generallere kışlanın yolunu bir ideoloji olarak toplumda yaygösterebilirdi. Efendisi için tehlike gınlaştırmak, uygulamaktı. Burjugeçtikten sonra köpeğin asıl yeri vazi yüzünü ileriye değil, geriye kulübesiydi. Burjuvaziye, burjuva dönmek zorundaydı. İleride onu egemen toplumuna hizmet karşıbekleyen Ekim Devrimini yaratan lığında beslenen ordu, askerler, işçi sınıfı kendi toplumunda büefendinin kendisini besleyenin yük bir güç olarak duruyordu. yerine göz diktiklerin de toplumu 25


www.proleter.org yönetme yetenekleri, işkence yetenekleriyle kıyaslandığında oldukça zayıf olan ordu, pohpohlanma ve övgülerden kendisini efendisinden daha üstün gördüğünde büyük burjuvazinin siyasal becerisi, uzmanlığı, yeteneğiyle, kendi aczini görür. Efendisinden, hizmet ettiği burjuva toplumundan, hizmetinin karşılığında ufak tefek hırsızlıklarına göz yumulmasına, bazı şatafatlı unvanlarla gururunun okşanmasına, onurlandırılmasına razı olmak, yetinmek zorunda bırakıldı. Cuntanın şefi Evren cumhurbaşkanlığıyla onurlandırıldı. Toplumun yönetimi beceriksiz işkenceden başka ellerinden bir şey gelmeyen, aptal generallere bırakılmayacak kadar burjuvazi için önemliydi. Dinsel gericiliğin söylemiyle, burjuva liberalizminin iktisadi, ekonomik ilişkilerini başarıyla harmanlayan yerden bitme bücür, şişman yağlı gövdesini tamamlayan kocaman bir kafayla, sıkıştırılmış bir saman balyasını ot küspesini andıran vücut yapısıyla, sahte kenar mahalle kabadayıları gibi şişinip gerinen Özal sahneye çıktı. Bu onun yeteneğinden daha çok dönemin ekonomik ve siyasal koşullarına uygunluğun bir ifadesiydi. Bu, bücürün şansı toplumu kurtarmak için 26

darbe yapan ordunun, ekonomi bilgisinin, generallerin maaş olarak aldıkları parayı saymak, ordu için devlet gelirlerinden ayrılan fonların bir kısmını tırtıklamaktan, zimmetlerine geçirmekten basit bir hırsızın yeteneklerinden ibaret olmasındandı. Özal, eski bir müsteşar olarak büyük burjuvazi için bir sıçrama olan 24 Ocak 1980 kararlarının planlayıcısıydı. O kararlar ki burjuva toplumunun gelişmesinin hangi yoldan olacağını gösteren kararlardı. Kapitalizmin gelişmesinin önünde engel olan küçük meta üretiminin büyük sermaye tarafından ekonomik şiddet, zor yoluyla tasfiyesiydi. Eylül darbesini izleyen günlerde TİSK Başkanı Halit Narin, ağzı kulaklarında sevincini gizleme gereği duymaksızın işçilere küstah tehdit dolu sözlerle “artık sıra bizde” diye bağırıyordu. Kapitalistler için dikensiz gül bahçesi yaratılmıştı. Sermaye işçi sınıfına gününü gösterecekti. Ordu, burjuvazi için yolu açmıştı. Kendisi için ise daha ilk genel seçimde elindeki tüm olanakları kullanmasına rağmen seçimi mağlubiyetle bitirdi. Ordunun kurduğu parti daha ilk seçimde en az oyu alan parti olarak üçüncü sırada ve bir daha sahneye


Proleter Temmuz-Ağustos-Eylül:2010 Sayı:65 çıkmaksızın politik sahneden inyasal iktidarı eline alıp toplumu dirildi. Büyük burjuvazinin desdaha ileri bir üretim biçimi olan teklediği ANAP seçimlerden bikomünizme götürebilecek ekorinci parti olarak çıktı. Bundan nomik koşullar, üretici güçlerin sonra ölümüne kadar sermayegelişimi tamamlanmamıştı. İşçi nin sadık uşağı bücür T.Özal, posınıfı bu aşamada kendisinden litik sahnede yer alacaktı. önceki koşullar burjuva üretim Daha ilk seçimde yaptığı ilişkilerinin gelişmesi için burjuhizmetin karşılığında kendini ihavazinin arkasından yürümek zonete uğramış, arkadan vuruldurundaydı. Bu zorunluluk öznel ğunu hisseden cunta lideri K. Evdeğil, nesnel koşulların bir sonuren, sembolik makamında, procuydu. Bu dönemde bile burjuvasedür gereği başbakanlık görevizi işçi sınıfının muazzam gücüni vereceği Özal‟ı beklerken Bünün farkına vardı. Burjuva devcür, kırgın ve kızgın cunta lideririmlerini sonuna kadar götürmek nin ellerine sarılarak hiçte alışık için zorladığında kendisi için bu olunmayan bir biçimde şapır şusonun kaçınılmazlığını, hareketin pur öpmeye başlayınca, cunta liönünde yürüyen burjuvazi görderi kendi görevinin tamamlandımekte gecikmedi. Bu devrimler ğını ister istemez kabullenmek döneminde sıkça tanık olunan zorunda kaldı. kesintiler gerici sınıflarla, feodalBatıda, Avrupa da burjulerle uzlaşmada, ihanetler geriye vazi feodal artıklara karşı burjuva dönüşler bu tarihsel gerçekliği siyasal devrimlerini, burjuva iktigösterir. Kapitalizmin en yüksel darlarını oluştururken demokratik aşaması emperyalizm, burjuvadevrimler, toplumsal devrimler zinin en önde yürüdüğü bu devolarak, toplumun önünde kendi rimler çağını kapattı. Burjuvaziyi bayrağı, özgürlük, eşitlik, kardeşişçi sınıfı korkusuyla eski düşlik bayrağıyla yürürken arkasında manlarıyla işbirliğine yönelten, feodal yarı feodal prangalarından uzlaşmalar, kesintiler, tavizlerle kurtulmak için burjuvazinin arfeodallerle paylaşarak kendi iktidında köylüler, henüz bağımsız darına yönelten devrimler, burjubir sınıf olarak olgunlaşmamış işva devrimleri dönemi kapanmış, çiler burjuva aydınları yürüyordu. işçi sınıfı için siyasal iktidarı alaKapitalizm henüz egemen bir sisbileceği toplumu yönetebileceği, tem olarak dünyada gelişmesini kendi siyasal devrimlerini üretim tamamlamamıştı. İşçi sınıfının siilişkilerini kurabileceği proleter 27


www.proleter.org devrimler çağı açılmıştı. 1917 Ekim Devrimi, Şubat 1905 den, Ekim 1917 ye kadar kesintisiz devrimci süreçte eski burjuva devrimiyle, işçi sınıfının devrimini bir bütün olarak, hareketin önünde işçi sınıfı yürüyerek tamamlayabileceğini göstermişti. Batıda burjuva devrimleri işçi sınıfı tehdidinden uzak, feodal artıklarla kendi iktidarı burjuva devrimleri, cumhuriyetleri için savaşırken, doğuda kapitalizmin henüz egemen olmadığı ülkelerde burjuva üretiminin değişik aşamalarında yer alan ülkelerde burjuvazi feodal artıklarla her savaşında proletaryanın devrimci gücünü, soluğunu ensesinde hissetti. Burjuvazi için artık kendi devrimleri emperyalizm çağında siyasal iktidara radikal devrimci yoldan el koymanın tamamen ele geçirmenin bedeli onu ebediyen kaybetmeyi göze almak demekti. Bu devrimci kalkışmalar hareketin önünde işçi sınıfı yürümediği sürece büyük trajediler, ihanetler, ortaklıklar, en gerici kesimlerle işbirliğini kaçınılmaz kılacaktı. Burjuvazi kendi gelişmesini, iktidarını, feodal artıkları başka bir biçimde onlarla uzlaşarak üretim ilişkilerinin zoruyla, üretici güçlerin çözücü etkisiyle zamana yayarak ve her şeyden önemlisi de 28

işçi sınıfını hangi biçimde olursa olsun uzak tutarak, sürekli onu kollayıp baskı altında tutarak yapmak zorundaydı. Türkiye bunun canlı bir laboratuarıdır. Türkiye işçi sınıfı 70‟li yıllarda kendisini bu hareketin içinde bulduğunda burjuva demokratik hareketini, kendi devrimine işçi sınıfı devrimine dönüştürebilecek maddi koşullara sahipti. Ne var ki bu hareketin önünde yürüyememesi önderliğini yapamamasını öznel koşulları kendi bağımsız bir sınıf hareketine sahip olamamasının koşulları kendisinden daha çok dünya proletaryasının komünist hareketinin içindeki II. Dünya Savaşı sonrasında çıkan oportünizmin hâkimiyetinden dolayıydı. Modern revizyonizmin, Avrupa komünizminin revizyonist tezlerine karşı savaşım için henüz bilimsel sosyalizme el yordamıyla ulaşmaya çalışan genç, deneyimsiz, tecrübesiz bir sınıf olarak Türkiye işçi sınıfının zamana ihtiyacı vardı. Türkiye işçi sınıfı dünyada ve Türkiye de yeni bir devrimci durum karşısında kendisi için oldukça büyük bir zenginlik ve deneyim biriktirdi. Burjuvazinin siyasal bunalımı ve işçi sınıfının yeni bir hareketi bu deneyim ve zenginliği açığa çıkaracaktır.


Proleter Temmuz-Ağustos-Eylül:2010 Sayı:65 Toplumlar, insanlar gibi gençken, cesur, gözü pek, salEYLÜL-2010 dırgan, yeni şeyler peşinde koşan öğrenme açlığıyla asi ve isyankârdır. Ölüm uzakken ölümden korkmaz. Yaşlandıklarında, ölümün belirtileri görülmeye başlandığında hastalıklar ve krizler sıklaştığında korkak, tutucu eskiye dönen geçmişin güzel günleriyle avunan gençliğinin asi, isyankâr karakterini hatırlamak istemeksizin yok sayarak, geçimsiz, tahammülsüz, bencil, ölüm korkusuyla yozlaşmış, gençlerin asiliğinden, yaşam biçiminden nefret ederek baskıcı bir karaktere sahip olurlar. Günümüz burjuva toplumunda, yaşlı bunak ihtiyarın tahammülsüzlüğünü, baskıcı düşman yüzünü gösteriyor. O çoktandır gençliğini yitirdi. Ölümü yaklaşan ihtiyarın hastalıklı geçimsizliğini gösteriyor. Etrafında her şeyin durmasını, sadece kendisini yaşatmak için bencilce ona hizmet etmesini istiyor. Bütün gücünü bunun için harcıyor.

Devam Edecek MAHĠR

29


www.proleter.org MARKSĠZM-LENĠNĠZM HER ZAMAN GÜNCEL VE BĠLĠMSEL ÖĞRETĠ TOPLUMSAL DEVRĠMĠN AYAK SESLERĠ VE KARġI DEVRĠM CEPHESĠ Proletaryanın (Partisinin) Devrim Programına dayanak teşkil edecek, ekonomik ve sosyal gelişmenin eğilim ve gelişme derecesini tespitle, sınıf ve sınıf yapılarının tespiti düşüncesinin temelidir bu konu. Ancak böylelikle proletarya savaşımında devrim stratejisini, diğer sınıflarla ilişkisini ve tavırlarını doğru olarak tespit ederek yoluna devam edebilir. Aksi halde ya birilerinin kuyruğuna takılıp gider yada mücadelesini sürdüremez mecralara akar gider. Boşa kürek çekme anlamında değerlendirilmese de gerçek bundan pek farklı işlemez. Toplumsal değerlendirmenin en önemli ayağı toplumsal üretim ilişkilerinin gelişmesi ülke ve uluslar arası boyutta işlevinin 30

tespit edilmesi gerekmektedir. Bunun diğer bir anlamı da devrimin nesnel koşullarının tespitidir. Bunun öznel koşulların hazırlanması ve planlanmasında hem önemi hem de işlevi pratik açısından önemli bir yer tutmaktadır. Bu aynı zamanda burjuva ideolojisiyle Marksizm‟in yol ayrımıdır. Burjuva liberalleri, reformistler ile revizyonizmin berrak olarak ortaya çıktığı “turnusol” işlev görüntüsü verir. Marksist yöntemin güncel ve bilimsel olmasının ayrımı buradan gelir. Bunun temel ayrımı üretim ilişkilerinde diyalektik ve tarihi materyalist yöntemin kullanılması, bunun sınıf mücadelesi biçimiyle tezahürünün tespit edilmesi ve nesnel koşullara uygun mücadele araçlarının yaratılması, örgütlenmesi yeni üretim ilişkilerine uygun koşulların geliştirilmesi ve gerekliliklerinin yerine getirilmesidir. Marksizm‟in temeli materyalizmdir. Yani Marksizm tüm gerçekliğin özünün madde olduğu, bilincin maddeyi değil maddenin bilinci yarattığı fikrinden hareket eder. Başka bir deyişle, düşünce ve düşünce kaynaklı olduğu söylenen herşey -sanatsal fikirler, bilimsel fikirler, hukuka, politikaya, ahlâka, vs. ilişkin fikirler- tüm


Proleter Temmuz-Ağustos-Eylül:2010 Sayı:65 bunlar gerçekte maddi dünyadan yanın paylaşılması tamamlanmış kaynaklanmaktadır. “Bilinç”, yani ve yeniden paylaşılmasının gündüşünce ve düşünce süreçleri, deme geldiği bir döneme girmişbeynin bir ürünüdür; ve beynin tir. Bu ekonomik ilişkiler toplumkendisi de, dolayısıyla fikirler de, sal sınıfları bir birinden ayrıştırcanlı maddenin gelişmesinin belli mış saflar netleşmiştir. Sömürge bir aşamasında ortaya çıkmıştır. ve ezilen uluslar da ulusal ve topYani o da maddi dünyanın bir lumsal uyanışlar baş göstermiş, ürünüdür. emperyalistler arası egemenlik mücadelesi saflaşarak dünyanın Türkiye’de yeniden paylaşımının koşulları Üretim iliĢkilerinin GeliĢimi oluşarak bunun savaşlar yoluyla ve çözümüne başlanılmıştır. emperSınıf Mücadelesi. yalistler arası paylaşımın planlandığı ve uygulamaya geçişiyle Osmanlı Ġmparatorluğu birlikte savaş koşulları içinde AsÜretim iliĢkileri ya‟da Çarlık Rusyası‟nda ki geliVe şen sınıf mücadelesi Proletarya Sınıflar önderliğinde toplumsal ilişkileri Osmanlı imparatorluk toprakları devrimci demokrasinin lehine geüzerinde hüküm süren üretim liştirerek Çarlığı sarsarak Çarlıilişkileri ve toplumsal sınıflar başğın emperyalist savaştan çekillangıcından yıkılışına kadar bir mesine, dünyada proleter devdizi değişim ve dönüşümleri içinrimler çağının başlamasına veside taşıyan ve Avrupa, Doğu ülkele olmuş, artık toplumsal düzeyleri üretim ve sınıf ilişkileri ile ilişde kapitalizm üretim ilişkilerin gekileri Osmanlı İmparatorluğu‟nun lişmesini bir başka toplumsal ürehem ekonomik hem de siyasi ve tim ilişkilerine terk etme zamanı askeri yapıları üzerinde de etkikapitalizmin bağrında doğum leyici bir rol oynamıştır. Osmanlıgünleri başlamıştır. nın son dönemlerinde kapitalist üretim ilişkilerinin egemen olduğu Osmanlı feodal üretim ilişkilerini Avrupa ve bazı Doğu ve Asya ülkapitalist üretim ilişkilerine dökelerinin kapitalizmin rekabetçi nüştürememiş, feodal üretim ilişdöneminden tekelci, emperyalist kileri içinde birikmiş sermayeler ilişkiler içine girmiş, emperyalist ise Osmanlının bitip tükenmez tekeller ve ülkeler arasında dünsaray ve savaş giderleri için ser31


www.proleter.org maye olarak verilmiş, emperyalist ülke tekelleri ve finansörleri için sömürü mekanizması, kapitülasyonları doğurmuş, bu sömürü düzeni Osmanlının ekonomik, siyasi, askeri yapısını da emperyalist ülkelerin insafına ve sömürüsüne terk etmiştir. Gözü doymaz emperyalist ülkelerin paylaşım iştahı genel paylaşım savaşını doğurmuştur. Dünya yeniden şekillenmek üzere paylaşım sofrasına alınmıştır. Osmanlının paylaşım savaşından “müttefiklerinin” yenik düşmesi, emperyalistlerin “Sevr Anlaşması” ile Osmanlıyı paylaşımı gündeme getirdi. Osmanlının Trakya ve Anadolu‟ya sıkışmış toprakları üzerinde bölgesel ve yerel anti emperyalist mücadele Osmanlı içindeki ittihat ve Terakki‟nin kapitalist demokratik cumhuriyet mücadelesi ile birleştirilerek “Kurtuluş Savaşı” , “İstiklal Savaşı” organize edilmiştir. Anti emperyalist ulusal kurtuluş savaşının önderliğini yapan sınıfların Osmanlının üretim ilişkileri içinde boy gösteren ekonomik ilişkilerin dönüştürdüğü kent, esnaf, sanatkar, eşraf, bürokrat, toprak sahibi köylü ve yoksullardan oluşan geniş bir kesim ile esas askeri gücünü Osmanlı ordusu içinde yetişmiş, Avrupa 32

devlet ve ordularında askeri ve burjuva siyasi eğitim görmüş yüksek rütbe ve makamlar işgal etmiş “paşa” ve subaylardan oluşmuştur. Osmanlının toprak ve mülkiyet yapısı, örfi (Devlet yönetimi ve yasamanın belirlediği hukuk kuralları) ile Şer‟i (Dini-İslami ve diğerleri) hukuk kurallarının geçerli olduğu, yön verdiği mülkiyet ilişkileriyle belirlenirken topraklar genelde örfi yasaların hüküm sürdüğü , devlet mülkiyetine ) padişah toprakları, “miri” toprak mülkiyetiydi. Bu topraklar Tımar topraklar olarak Sipahilere, Paşalara vs tasarruf hakkı tanınarak veriliyor, asker ve devlet, savaş giderlerinin bir kısmı buradan karşılanıyordu. Özel mülk, Vakıf ve aşiret, beylik toprakları da topraktan elde edilen gelire göre değişik biçimlerde vergilendiriliyor yada bu vergilerden muaf tutuluyordu. Tüm toprakların işlenmesinde Reaya (yoksul köylü) ve kiracı köylüler tarafından işleniyordu. Ticaret, Sanayi, ulaşım yabancılar, azınlıklar tarafından yürütülüp, mali ve tefecilik yine aynı cenah tarafından emperyalist-kapitalistler eliyle saray ipotek altına alınıyordu. Kapitalist ilişkiler ülkeyi dışarıdan zorluyor, sö-


Proleter Temmuz-Ağustos-Eylül:2010 Sayı:65 mürüyor, yoksul köylüler başta ya ulaşmıştır. Fakat bu hareketin olmak üzere elsanatları, küçük başın da ve devamın da sınıf esnaf, devlet işleri ve hizmetleri mücadelesi her zaman harekete gören kesimler gün geçtikçe dadamgasını vurmuştur. Yerel ve yanılmaz sefalet içerisinde yabölgesel örgütlenmelerin oluşturşamaya mahkum ediliyordu. Emduğu güçler temsil ettikleri sınıf peryalist-kapitalist sömürü ve kesimlerinin çıkarlarını türlü alanbaskı Feodal üretim ilişkilerinin larda ve kurumlarda sürdürmeye atıl, yetersiz üretim araçlarını ve gayret etmiş, harekete önderlik üretimini parçalamak için var güedenlere yalnız ve egemen olcüyle değişime zorluyordu. Anmadıklarını sürekli hatırlatmışlarcak belli bir ilkel birikimi sağlamış dır. Gerek yerel savunma ve kurbir burjuva kesimin nüksetmemiş tarma cemiyetleri3, yerel kongreolması, var olanların da emperler, daha sonra Amasya, Sivas, yalist-kapitalistlerle işbirliğine giErzurum Kongreleri, Meclisin derek ülkede dönemin koşullarıOluşumu, Hükümet ve diğer kuna uygun “ulus devletin” oluşurumların oluşmasında ve oluştumuna dönüşecek yada evrilecek rulmasında bu süreç aynı diyakoşulların oluşması mümkün gölektik gelişimi içinde sürmüştür. rünmüyordu. Zaten bu koşullar Sürecin bu kısmına uluslar arası emperyalist devletlerin ağzını suhalkların desteği (Pakistan) ve landırıyor, kendi kapitalist serSovyet Proletaryasının maddi ve mayelerine eklemek için iştahları manevi desteğiyle4 bu harekete kabarıyordu. Osmanlıdan o günün koşullarında kendi iç başka3 “…Halbuki her gün haksızlıklarını artıran laşımıyla bir burjuva sınıf ve İtilâf Devletlerine milli varlığımızı siyasi sermaye hareketinin gelişmesi olarak kanıtlamak ve fiili saldırılar karşısınmümkün görünmüyordu. Ki öyle da ulusun namus ve bağımsızlığını bilfiil oldu. Emperyalist paylaşım sakorumak çok önemli idi. Aslında doğuda ve batıda, hemen ülkemizin her yanında millet vaşı içerisinden yabancı bir ve vatan haklarını korumak ve kollamak egemenliğe boyun eğmek isteiçin dernekler kurulmuştu. Bu dernekler, meyen bir hareket doğdu. düşmanlarının esaret boyunduruğuna girGerçek bir burjuva sınıfımemek amacı ile milli vicdanın azim ve nın önderliğinden yoksun bu hairadesinden doğmuş kuruluşlardı.” ATATÜRK’ÜN 24 NİSAN 1920 TARİHLİ MECLİS reketin başarı kazanması o günKONUŞMALARI 4 kü tarihi, ekonomik, siyasi koşul“Genellikle dış ilişkilerimizi iki kısma larının örtüşmesi sonucu başarıayırmak mümkündür. 33


www.proleter.org

Rusya dadıil Doğu devletleri ve Batı devletleri. Rus Şuralar Cumhuriyetiyle mevcut ilişkilerimiz ve iyi bağlarımız bu geçirdiğimiz yıl içinde, kusursuz bir şekilde gelişmeye devam etmiştir. (Alkışlar) 16 Martta Moskova'da bir dostluk anlaşması imzaladık. Bu anlaşma ile, emperyalizmin şiddetli saldırılarına hedef olan iki devlet arasında doğal nedenlerle oluşan dayanışma, hukuki bir şekilde de belirlendi. Yakında ekonomik ve ticari işler ile konsolosluk sorunlarını düzenleyecek olan antlaşmaların imzalanmasına da karar verildi. Türkiye - Rusya anlaşması, Rusya'nın müttefil olan diğer devletlerle yaptığımız mutlu antlaşmaların birincisidir. Azerbaycan, Gürcistan, Ermenistan, Sovyet Cumhuriyetleriyle Moskova antlaşmasının esasları içinde, Kars'ta 13 Ekim tarihli antlamayı imzaladık. Bu antlaşma, Doğuda hukuki bir biçim alan fiili durumumuza Sevr Antlaşmasının uygulanamaz olduğunu gösteren bir olaydır. (Şiddetli alkışlar) Ermeni sorunu denilen ve Ermeni milletinin gerçek olmayan isteklerinden çok, dünya kapitalistlerinin ekonomik yararlarına göre çözülmek istenilen sorun, Kars antlaşması ile, en doğru şekilde çözüme ulaştırılmış oldu. (Alkışlar) Yüzyıllardan beri dostluk içinde yaşayan iki çalışkan halkın iyi ilişkileri memnuniyetle yeniden kuruldu. Ukrayna Sosyalist Sovyet Cumhuriyeti ile de 2 Ocakta, Ankara'da yine Moskova Antlaşması esasları içinde bir antlaşma iınzaladık. Bu antlaşmayı imzalamak üzere, şehrimize gelen olağanüstü delege ve değerli asker: Frunze yoldaşın pek içten ve dostça davranış ve tutumuyla, aramızda ne

34

kadar iyi bir izlenim ve anı bırakmış olduğunu söylemek isterim. (Alkışlar) Kars Antlaması hükümlerine göre, antlaşmayı yapan taraflar arasında ticari ve ekonomik ilişkişlerin kurulması ve bir konsolosluk antlaşmasının imzalanması için, Tiflis'e bir kurul gönderdik. Bu kurul halen Azerbaycan, Gürcistan ve Ermenistan cumhuriyetlerinin delegeleri ile görüşme yapmaktadır. Tarafların yararına uygun kararlar kabul edilerek, görüşmelerin yakında iyi bir şekilde sona ereceğini ümit etmekteyim. Rusya Şuralar Cumhuriyetinin değerli temsilcisi olarak, Ankara'da bulunan Aralov yoldaşın..... (Alkışlar) Büyük Millet Meclisine hitaben gönderdiği mektupta yer alan konulardan memleketimiz hakkında beslediği sevgi ve samimi duyguları öğrenmiş oldunuz. Azerbaycan Sovyet Cumhuriyetinin sevimli temsilcisi İbrahim Abilof Beyi ise...... (Alkışlar) geçen yazdan beri Ankara'da aramızda görmekle memnunuz. Rusya Sovyet Cumhuriyetine müttefik devletlerden Buhara Halk Sovyet Cumhuriyeti de Ankara'ya haberciler göndererek, mevcut antlaşma bağlılığını (Alkışlar)şeklen de tespitini arzu etmiş, bu arzusunun yerine getirilmesi tarafımızdan sevinçle çabuklaştırılmıştır. Buhara'ya bu günlerde önemli devlet adamlarımızdan bir zatın başkanlığında bir elçilik heyetimiz gitmek üzeredir. Rusya Şuralar Cumhuriyeti ve müttefikleriyle en iyi ilişkileri kurup, iyi bir şekilde devam ettiğimiz gibi, bizimle aynı durumda ve dert ortağı olan Doğu İslâm devletleriyle de, mevcut iyi ilişkilerimizin kuvvetlendirilmesini bir amaç olarak kabul ettik. (AIkışlar) Bu amaca doğru yürürken, ilk antlaşmayı Afganistan İslâm Hükümeti ile 1


Proleter Temmuz-Ağustos-Eylül:2010 Sayı:65 güç veren kuvvetlerin bileşkesini sinin ve emperyalist güçlerin bulmak matematik bir hesaptan ağırlığı söz konusudur. Emperyaöte uluslar arası sınıf mücadelelist burjuvazi devrimci ulusal hareketlerin ve proletaryanın kurtuluş mücadelelerinin damgasını Martta Moskova'da imzaladık. (Alkışlar) Bu vurduğu devrimci demokrasinin antlaşmanın uygulanmasından olmak üzere, korkusu altında verdiği tavizlerle Afganistan geçen yaz Ankara'ya hir elçi gönderdi. Bu kardeş devletin elçisi Sultan gelişmeleri kendi yanına çekmeAhmet Han...... (Alkışlar) Ankara'da hepiye çalışmış, yeni TC kuruluşunda mizin kalplerinin sevgilisidir. Afganistan’da önderlik eden Kemalist harekete bir temsilcimiz mevcuttur. Ünlü devlet destek olarak uluslar arası anadamlarından birinin başkanlığında bir elçilaşmalara ve “Lozan Anlaşması” lik heyeti de bu gün Kâbil'e doğru yola çıkmak üzeredir. Şevketlü (Azametli, heyile TC‟nin geleceğine yönelik tebet sahibi) Afgan Emiri Hazretleri tarafınmellerin şekillenmesine damgadan Büyük Millet Meclisi Başkanlığına hisını vurmuşlardır. İki yüzlü, kartaben bütün Türkiye halkına gönderilen nından konuşan, Osmanlının büsoyluluk ve içtenlikle dolu değerli ve zarif tün entrikalarını tüm hücrelerinde mektupların da prenslik zamanından beri (ki birkaç gün önce huzurunuzda okunup hep taşıyan “paşaları” iktidarda tutubirlikte ve hararetle alkışlanmıştı) Afganisnabilmek, burjuva üretim ilişkiletan'la Türkiye arasında mevcut dostluk ilişrinin gelişmesi ve yerleşmesi için kilerini bir kat daha sağlamlaştırmıştır. her yöne, her sınıfa mavi boncuk İran İslâm Hükümeti ile de yerleşdağıtarak durumu idare edip, miş bulunan iyi ilişkilerimizi bölge barışı ile pekiştirmek en büyük amacımızdır. İran egemenlik kurumları, araçları Devleti Fahimesi (Çok kuvvetli, itibar ve oluşturarak kapitalist gelişmenin nüfus sahibi - Şah) tarafından Ankara'ya bir alt yapısını koruyacak üst yapıyı elçi gönderilmiş olduğunu haber aldık. Eloluşturarak, Osmanlıdan devralıçinin gelişi ile ilişkilerin sağlamlaştırılması nan feodal kurumları baskı altıniçin bütün önlemlerin tarafımızdan alınacağı şüphesizdir. (İnşallah sesleri) da tutarak jekoben bir rol oynaSonuç olarak, Rusya ve Doğu devmaya önem vermişler bunun için letleriyle ilişkilerimizin bu günkü durumu, her türlü yolu ve aracı kullanmışdünyanın ekonomik ve politik durumundan lardır5. doğan değişmesi mümkün olmayan birtakım tabii nedenlerin etkisinde hepimizin yararına, emeline uygun bir biçimde gelişmekte ve sağlamlık kazanmaktadır. (Sürekli alkışlar)” 1 Mart 1922 Millet Meclisi Tutanak Dergisi D. 1, C. 18, Sa. 2

5

“ Efendiler, Türkiye Büyük Millet Meclisi ülke geleceğini tam olarak üstlendiği gün, bulduğu yönetimin, geçmişin özgürlük tanımayan fikirleri ve kuralları üzerine kurulmuş çürük bir yapı olduğunu açıklamaya gerek görmüyorum, yüce Meclisiniz işte

35


www.proleter.org böyle bir yapının düzeltilmesi çalışmalarına girişmiştir ve zamanla tamamlamayı amaçladığı prensipler genel yönetimi güvenilir bir biçime dönüştürme işlemini başarmaktadır. Teşkilât-ı Esasiye Kanununun (Anayasa) içeriği uygulandığı ve yeni İl İdaresi Kanunuyla tamamlandığı takdirde, memleketin içte muhtaç olduğu gelişme ortamının tam anlamıyla hazır olacağına inanıyorum. Efendiler, Mücadelenin önemini anlayan milletimiz bütün gücü ile büyük bir çaba göstermiş, memleketin bütün parasal ihtiyacını sağlayacak ümit vaat eden fikirleri sunmuşlardır. Milli işlerde, ülkemizde önemli bir olay böylece çözümlenmiş, az çok denk bir bütçe hazırlanması başarılmıştır. Ülkemizde iktisadi konuların nitelik ve önemi bilinememekle birlikte, yüce Meclisiniz ülkenin gelir kaynaklarına sahip olması için prensipler koymuştur. Ateşkesten sonra, yabancılar gelir kaynaklarımıza tümüyle el koymak için girişimlerde bulundular, İstanbul'daki zorbaların sözlerine dayanarak, maden aramak için gerekli izin belgelerinin verilmesini yasakladılar. Biz, memleketin bütün varlık kaynaklarına sahip olarak ihracat ve ithalât arasındaki dengenin sağlanması ve üretimin gideceği yere kolayca ulaması için, yolların düzeltilmesini ve ulaşıma açık tutulmasını sağlamaya çalıştık. Milli eğitim, genel sağlık, nüfus ve kalkınma yönlerinde pek göze görünür sonuçlar henüz alınamadı. Ancak, bu konularda iyi sonuçların açık bir şekilde görülebilmesi için ortam, süre, araç ve çok sayıda paraya ihtiyaç olduğu kabul edilmelidir. Bununla birlikte, ülkenin ve milletin en gerekli ihtiyaçlarının sağlanması yolları araştırılmakta ve incelenmekte olup, yakın bir gelecekte memnuniyet verici bir sonuç elde edilebilmesi için bir ortam yaratılmasına çalışıl-

36

T.C. KURULUġ DÖNEMĠ SINIF ĠLĠġKĠLERĠ Çiçeği burnunda, eskinin feodal fedaileri, yeninin gelişmekte olan burjuvazinin temsilcileri olarak Cumhuriyetin çocukluk hastalıklarını azaltabilmek, sermaye ilişkilerinin her alana yayılabilmesi ve kökleşmesi için epeyce bir güç ve enerji harcamışlardır. Burjuva emperyalistleri ve ülkeleriyle baş edebilmek, yeni yetme burjuvazinin serpilip gelişmesi için büyük uğraşılar ve entrikalar çevirmişlerdir. İttihat Terakki, tüccar, Asker “Paşa”‟ların birlikte sürdürdükleri siyasi mücadele, işçi sınıfını ve yoksul köylülüğü dışlayarak, önderlerini Kara Denizin azgın sularında boğdurmaktan çekinmemişler, daha sonra meclis ve cemiyet, parti örgütlenmelerini dolaylı yada direk engellemişlerdir. 1923 de topladıkları “İzmir İkmaktadır. Yüce Meclisin kurduğu istiklâl mahkemeleri sayesinde, süratli ve adaletli bir biçimde birçok kötü tutumlara son verilmiştir. Bu gün memleket, medeni kanunlarla ve sabit mahkemelerin kurulmasıyla asayişe hükmeden bir duruma getirilmiştir.” 1 Mart 1921 Millet Meclisi Tutanak Dergisi . 1, C. 9, S. 2


Proleter Temmuz-Ağustos-Eylül:2010 Sayı:65 tisat Kongresi” ile TC geleceğine göstermeyip, “Paşaların” rüyalailişkin ekonomik, siyasi planlarına rını gerçeğe dönüştürme gayretortaya koymuşlardır. Azınlık ve lerine dönüşen bir proje olarak Tüccar sermayeleri, devlet ve uygulanması gereken bir yol olatüccar ortaklı KİT‟lerin Kurulması, rak kendisini göstermiştir. Bunun Devlet Çiftliklerinin inşası, Eğitim, ekonomik literatürdeki anlamı ise Sağlık, Ulaşım, Maden, alanla“Karma Ekonomi” olarak adlandırındaki girişimler sermaye birikirılan burjuva sermaye birikiminin mine dahil olmuşlardır. Biryanda devlet ve devlet eliyle özel giriemperyalist ordulara karşı örgütşimlerin desteklenmesi biçiminde lenen TC Silahlı gücü Ordu, tezahür etmiştir. TBMM ve Bürokrasisiyle, MahOsmanlı feodal üretim bikemeleriyle Emekçi halkların, işçimi, ticaretin dışında topraktan çilerin üzerinde egemenliklerini sağlanmış bir sermaye birikiminin pekiştirirken, eski feodal kurumoluşarak sanayiye dönüşümüne lar ve sınıflar üzerinde siyasi güizin vermemiş, sömürüden elde cünü elden bırakmadan baskı edilen birikim Avrupalı burjuvalar, kurmaya devam ettirmiştir. Yer tefeciler tarafından emperyalistleyer gelişen toprak mücadeleleri, rin sermayelerine aktarılmıştır. isyanlar en acımasız bir biçiminŞimdi sermayenin yeni temsilcilede bastırılmış, bu günün feodal ri “Paşalar” bu birikimi içerde tukafalı burjuvaları “Ökçesi Kanlı tup ticaretin, maliyenin, sanayi ve 6 Çizmeler ” altında varlığını sürtarımın kapitalist ilişkiler içerisindürerek uluslar arası emperyalist de gelişimini sürdürecek yol ve burjuvazinin bir kesimine dayaaraçların yaratılmasına girişmişnarak küresel sermayenin bir lerdir. “Milli Türk Ticaret Birliği” parçası olma durumuna gelmiş1922 „de İstanbul‟da kurularak tilerdir. caretin önündeki engellerin kaldıİttihat ve Terakki kırması rılması ve kendilerine yapılacak “Paşaların” önderliğindeki burjudesteklerin artırılması için birlikleva hareket birikmiş bir sermaye rini kurmuşlar, Parlamento 1925 hareketinin doğal döngüsü içinyılında “Ticaret ve Sanayi Odadeki engellerin aşılması biçiminları Kanunu” ile “Paşaların” serde siyasi ve toplumsal gelişme maye birlikleri içindeki temsilcileri olarak görev üstlenmişler, bu du6 rum 1960 ve 1970‟li yılların serHidayet Karakuş (“Günaydın Gül Yapramaye yapılanmasında, rekabetin ğı” adlı şiir kitabı) 37


www.proleter.org gelişerek sermayeler arasındaki savaşın patlak vermesine dek devam etmiştir. Bu gibi dernek, birlik, konferadasyon şeklinde örgütlenmiş sermayenin temsilcileri devletin, parlamento, asker, sivil bürokrasisi üzerinde etkinliklerini artırıp sınıf çıkarlarını koruma ve geliştirme konusunda büyük rol oynamışlardır. “Paşalar”ın çıkardığı “Teşviki Sanayi Kanunu” bu gelişmeyi daha da hızlandırmış, burjuva sınıf ilişkilerini daha da pekiştirmiştir. Artık genç TC devleti ekonomik ve siyasi kaynaklarını gelişen burjuva sanayi kapitalizminden almakta, feodal kurum ve ilişkileri denetim altında tutarak yavaş yavaş tasfiye yoluna gitmişlerdir. Eğitim alanındaki girişimlerin önemli kısmı buna dayanmaktadır. Her türden “Sol”, “sosyalist” küçük burjuva sosyalistlerinin öve öve bitiremedikleri, sonu hüsranla sonuçlanan Köy Enstitüleri belli başlı çalışmalardandır. Köy Enstitülerinde yetişen öğrencilerin köylerde görev alarak bulundukları ortamlardaki feodal üretim ilişkilerini yıkılmasını sağlayacak ekonomik ve kültürel faaliyetler düzenleyerek üretim ve sınıf ilişkilerini hızlandıracak işlevler yüklenmeleri bekleniyordu. Bunlar feodal düşüncedeki top38

lum katmanları tarafından pek rağbet görmeyip, daha çok toplumsal çelişkiyi körüklediği görülüp 1946 da tasfiye edilmiştir. Ekonominin yüksek gümrük duvarlarıyla çevrilerek içerdeki sermaye birikiminin artırılması dünyada hüküm süren 1929 sermaye bunalımından pek fazla etkilenmeden sıyrılmasına neden olurken, “Devletçilik” bu bunalımda sermayelerin korunmasında etkili olmuştur. Devlet sermayesi, özel sektör sermayesiyle rekabetten ziyade özel sektörü destekleyici, tamamlayıcı bir rol üstlenmiştir. korumacı dış ticaret ile iç ticaret rantlarından elde edilen sömürü, tarım aleyhine gelişen doğal kaynaklar, bütün sektörlerde devletle özel sermaye arasında paylaşılmıştır. Devlet sermayesi için doğan olanaklar belli ölçüde destekler ve ayrıcalıklarla özel sermayeye yansımıştır. Buna karşılık yokluk ve yoksulluk, sömürü ve ağır vergi yükü işçi sınıfı ve küçük üretici kesimin sırtına yüklenmiştir. Savaş yıllarına denk düşen dünyadaki ekonomik gelişmelere karşı savaş ekonomisi içerisinde üretim ilişkilerini kesintisiz sürdürebilmek için işçi sınıfı ve emekçiler için ağır çalışma ve yaşam koşulları getiren Milli Ko-


Proleter Temmuz-Ağustos-Eylül:2010 Sayı:65 ruma Kanunu devletten çok özel lerine bağımlılığı başlatmıştır. Bu sermayeye önemli kaynak ve bibağımlılık askeri, siyasi ve diğer rikim sağlamasına olanak sağlaalanlardaki ilişkileri de beraberinmıştır. Bu yıllarda yükünü tutup, de getirmiştir. temellerini sağlamlaştıran özel Uluslar arası Para Fonu sermaye devlet sermayesinden (IMF), Dünya Bankası, Birleşmiş ve himayesinden kopmadan işleMilletler ve onun içindeki örgütvini sürdürmüş yeni çıkarılan bir lerle ilişkiler, üyelikler, NATO takım yasa ve uygulamalarla yeni üyelik başvuruları hep bu dökoşullara adapte olmuştur. Doğnemde vuku bulmuş ve başlarudan bir savaşın içine girmekten mıştır. kıl payı kurtulan Türkiye Devlet Artık kendi içine kapalı bir ve Özel sermayesi Dış dünyada siyasi ve ekonomik ilişkilerden önemli duruma gelmiştir. İkinci uluslar arası ve ikili siyasi ve paylaşım savaşı sonrası emperekonomik ilişkiler içine girilmiştir. yalist ülkelerin öncülüğünde oluşBu ilişkiler devlet sermayesi ile turulan ekonomik, siyasi, askeri özel sermaye arasındaki ilişkileri kurumlara üyelikler için girişimler de ayrıştırmaya başlamış, özel ve ilişkiler başlamış, yeni ekosermaye temsilcileri vasıtasıyla nomik ilişkiler içerisinde uluslar devletin egemenlik kurumları içearası iş bölümü içerisinde yerini risinde yavaş yavaş kendisini almaya ve ilişkilerini geliştirmeye belli etmeye başlamıştır7. Gidebaşlamıştır. Aynı dönemde uluslar 7 “Milli ve siyâsi murakabeden mahrum bir arası çokuluslu şirketlerle borçidarenin çok uzun yıllar sürüp gitmesi, birlandırma, ticaret, yerli/yabancı çok hataların irtikabına, israflara ve ifratlara ortaklığı üretim, Temsilcilik, yol açmıştır. Eski iktidarın tek parti hakimiyetinde ifadesini bulan siyâsi görüş ve acente, bayilik ilişkileriyle ithalkanâatleri onun iktisâdi ve mali politikasına ikameci sanayileşme, ara ve yatıda aksetmiştir. Vatandaş yalnız devletin rım malları açısından dış sermasiyâsi ve idari hükmü altında bulundurulye şirketlerine bağımlı, dışarıdan makla iktifa olunmak istenmemiş onu iksağlanan patent, lisans, üretim tisâdi sahada da nüfuz altında tutmak temayülüne göre hareket edilmiştir. ve iş yapış bilgi birikimlerinden Böylece, zamanla müdaheleci kapitalist, yararlanma, uluslar arası finanas bürokratik ve inhisarcı bir devlet tipi ortaya kuruluşlarından sağlanan projeçıkmıştır. Bu tip devletin; masrafları müteprogram kredilerinden yararlanmadiyen artırarak memleketi borçlanma yoma biçimiyle dış sermaye şirketluna sokmuş olmasını ve iş ve istihsâl haya39


www.proleter.org rek nüfuz kazanan sermaye ayrışımının bu ifadesi kendilerini parlamentoda hükümette bulmuşlar ve bu ilişkiler içerisinde “paşalatını kısırlaştıracak iktisâdi kaynaklarımızın gelişmesine engel olmuş bulunmasını tabii görmek lazımdır. Umumi bütçeden köy sandıklarına kadar devlet masraflarının mütemadiyen artırılması yanında bir de devlet iktisâdi teşekküllerinin ve her türlü gümrük duvarları ve türlü imtiyazlar himayesinde verimsiz çalışmaları ve mamüllerini pahalıya mal edip pahalıya satmaları memleketi ayrıca tazyik eden mühim bir yük teşkil edegelmiştir. Devlet imalâtçılığı gibi devlet nakliyeciliği de bu memlekete çok pahalıya mal olmaktadır. Devlet demiryollarının, akaryakıt fiyatlarının maksat tahtında çok yüksek tutulmasına ve yolsuzluğa rağmen şimdiden motorlu nakil vasıtalarıyla rekabet edemez hale gelmiş olmasının manası budur. İnhisarcı bir zihniyetle ele alınan devlet deniz nakliyeciliğinin iktisadiyatımız üzerindeki menfi tesirleri yanında bir de milli ticaret donanmamızın inkişafına engel olmuş bulunmasının zararlarını ilâve etmek icabeder. Devlet bankacılığı ile devletin istikraz politikasının rasyonel bir yolda olduğu iddia olunamaz. Faiz ve İskento hadlerinin yükseldiği şüphe yok ki, iş ve istihsâl hayatı üzerinde daima menfi tesirler icra edegelmiştir. Bundan başka, istikraz imkânları daraldıkça devlet faiz hadlerini yükseltmiş ve bu suretle de yerli sermaye terakümü ve bunun istihsâle akışı önlenmiştir. Bu yüzden, memlekette, istihsâl hacmımızla mütenasip bir kredi hacmının husul bulması bir türlü mümkün olamamıştır.” ( I. Menderes Hükümet Programı)

40

rın” iktidarını çomak sokmuştur. Fakat “Paşalar”, fazla bekleyecek kadar sabırlı değillerdi. Dişleri ve tırnaklarıyla kazıyarak kurdukları bu devleti, iktidarı kolay teslim etmek istemiyorlardı. Nitekim öyle oldu. 10 yıllık bir ayrılıktan sonra askeri bir darbeyle ele geçirerek iktidarı geri aldılar. Muhaliflerinden öğrendikleri bir takım ideolojik, siyasi, örgütsel kazanımlar konusunda gelişen ve gelişmekte olan sınıflara ödünler vererek yeni bir anayasayla ancak iktidarı paylaşabileceğini ilan etti. Gözden çıkardığı, büyük toprak kapitalisti, feodalizmden kapitalizme dönüşümün öncülerinin elebaşlarını idamla yargılayarak, yeni muhaliflerini de göz dağı vererek yeni bir dönemin yolunu açtı. (Devam edecek…) Eylül 2010 M. Gündar


65-PROLETER