Page 1

CİLT:5

SAYI:57

Aralık: 2008 – Ocak:2009

-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

KAPİTALİST KRİZ TÜRK BURJUVAZİSİ “HAMDOLSUN BİZE BİR ŞEY OLMAZ” 1994 Nisan krizi patlak verdiğinde burjuvazi bütün toplumu son Türk Devletini kurtarmak için fedakârlığa davet ediyordu. Kriz burjuva basınında birinci sayfaya konan Türk bayraklarıyla burjuvazinin çığırtkanlığı tasarruf üzerine sonu gelmez vaazlarıyla toplumdan kemer sıkması isteğiyle karşılanmıştı. 2001 krizi sözüm ona basit bir anayasa kitabının o günkü cumhurbaşkanı tarafından başbakana fırlatılmasıyla ortaya çıktığı öne sürülmüştü. Ardından yine tüm toplumdan fedakârlık yapılması istenmiş tüm burjuva toplumunun dış satım hedefi konmuş ihracat hedefi konmuş, bir erken seçimle hükümet alaşağı edilmişti. Bu gün kü krize ilişkin ise burjuvazi sessiz ve çığırtkanlıktan uzak vakur

bir ağırbaşlılıkla sanki Türkiye hiç etkilenmeyecekmiş gibi bir vurdumduymazlık içinde idamını bekleyen kader mahkûmunun boş bakışlarıyla sehpaya çıkacağı anı bekler gibi karşılıyor. Bir şeyler olacak ve idam engellenecekmiş gibi bir umutla bekliyor. Bütün dünyada burjuvazi krizi korku ve telaşla defetmeye çabalarken Türk burjuvazisi artık yediği darbelerden vücudu uyuşmuş tepki vermez kendisine inecek o öldürücü yumruğu bekleyen boksörü anımsatıyor. Türk burjuvazisi alacak bir önlemi yapacak bir şeyi, kendini koruyacak bir gücü olmayan, ölümü bekleyen zavallı ağır hastanın son günlerini yaşıyor adeta. Büyük burjuvazi siyasal temsilcisi hükümeti burjuvazi adına toplumu yönetmekle yükümlü siyasal iktidarı krizi önemsememekle önlem almamakla suçluyor. Daha çok sızlanıyor, kendi kendine şikayet ediyor. Hükümet ise kriz konusunda ağzını açan büyük burjuvaziyi felaket tellallığı yapmakla toplumda panik havası yaratmak-


www.proleter.org

la suçluyor. Oysa ki 94 Nisanın da, ve 2001 de burjuvazinin tümü toplumu seferber olmaya, fedakarlık için elinden geleni yapmaya çağırıyordu. 94 ve 2001 krizleri, emperyalist kapitalizmin merkezinde değil kıyılarında doğrudan Türkiye de, Asya da, ve Latin Amerika da ortaya çıkmıştı. 2008 krizi ise geçtiğimiz yıl kapitalist emperyalizmin en gelişmiş ülkesinde ABD de patlamış batı Avrupa yı da kısa sürede 2008 de etkisi altına almıştı. Emperyalist burjuvazi kendisini kurtarma telaşında kendi uzantılarını, kendi kaderine terk etmiş bir göründe. Kendini kurtarmak için kuyruğunu feda etmeye hazırlanan bir canavar görüntüsünde. Türk burjuvazisinin elini kolunu bağlayan bu gerçek kendi içinde alternatifi olmayan bir siyasal iktidar görüsün tüsü veriyor. Kelin merhemi olsa kendi kafasına sürer. Gerçekte 94 ve 2001 krizleriyle karşılaştırıldığında bu günkü kapitalist krizin boyutları çok daha derin ve etki alanı daha da büyük. Türk burjuvazisi elinden bir şey gelmediği için teslim olmuş durumda kendi kaderini bekliyor. Ya da hükümetin söylediği gibi krizin kendilerini teğet geçeceğinin beklentisi içinde. Bu krizin Türkiye için bir fırsat olduğunu söylüyor. Gerçekte tüm kapitalist kriz2

ler burjuva toplumu, burjuva üretim ilişkileri için bir çöküş, üretim araçları ve sermayenin büyük bir bölümünün yok olduğu tek tek burjuvalar için ise bir fırsattır. Kapitalizmin mazur göstericileri burjuva iktisat hocaları bu duruma yaratıcı yıkım adını veriyor. Türk burjuvazisi henüz krizin tüm şiddetini daha hissetmedi. Canhıraş feryatları ortalığı kapsamadıysa, önümüzdeki birkaç ay sonra yıkımın tüm şiddetini hissettikçe öldürücü yumrukları yedikçe hamdolsun un yerini cenaze evindeki mateme bırakacak. Ama daha şimdilik ABD ve Avrupa’yı etkisi altına alan krizin durgunluğu gittikçe büyüyen bir tusunami dalgasının kendisine doğru hızla geldiğini görüyor. Büyük burjuvazi, hükümeti bir an önce işin ciddiyetini görmeye ve önlem almaya davet ediyor. 209 baharında ki yerel seçimlere hazırlanan burjuva hükümeti kendisini tam anlamıyla köşeye sıkışmış çaresizlik içinde krize “kış kış” diyor. İç çatışmalardan siyasal çekişmelerden yorulmuş burjuva hükümeti, kapitalist krizin genel bir dünya bunalımına doğru son hızla yol alması karşısında yapabileceği hiç bir şey olmayan bir zavallı durumunda. Kendisini kaderinin akışına olayların gelişmesine terk


Proleter Aralık: 2008 - Ocak:2009 Sayı:57 rar 2003-2008 arasında ki tatlı etmekten ve tanrısına el açıp rüyayı görme umuduyla uykuya yalvarmaktan başka bir şey geldaldı. Oysa ki ABD ve Japonya miyor elinden. Kobi olarak adlannin faiz artırımına gitmeleriyle padırılan orta ve küçük burjuvazi ra sermayenin bu ülkelere akışı ise uzun bir süredir. Özellikle son ve sıcak para diye adlandırılan iki yıldır. Kredi ve borç batağında kısa vadeli kredilerin dışarıya işlerinin durmasıyla kendine ait akışı bir anda döviz piyasası üzeolmayan mülkiyetini ipotek altınrinde baskı oluşturmuştu. Borçla daki varlığını kaybetmek korkubüyüyen üretim tıkanma ve yolun suyla, mülkiyetini onun asıl sahisonuna gelindiğini göstermişti. binin elinden alacağı günü bekleFaizlerin kapitalist üretimde sayen gözü yollarda icra memurunu nayi sermayesiyle olan ilişkilerigözleyen mezarlıktan geçerken nin ters orantılı olması yani sakorkusunu ıslık çalarak bastırnayinin yükseldiği, işlerin iyi gittimaya çalışan bir yalnız yolcunun ği bunalım öncesi gönenç dödavranışını gösteriyor. Oysa ki nemlerinde paranın hiç önemli 2001 de bu sınıf makinelerin baolmadığı bu evrede faizler genelşından, tezgâhlarından sokağa gönderdiği çalışanlarıyla meyde düşük para sermaye boldur. danlarda mülkiyetini korumaya Meta sermaye her şeydir. Dolaçalışıyordu. İşçi sınıfı örgütsüz şımda daha az miktarda para daha çok miktarda meta yer alır. her an kapının önüne konacağı Meta sermaye kâğıtlar, bonolar, günü öldürücü açlığın beklentisini yaşıyor. 2008 Krizinin başlangıcı hayali parayla dolaşımda yer alır. Borsa olağanüstü büyür. Geleilk günleri Türkiye de böyle karşıcekte kazanılacak paralar üzerilanıyor. Olacakları bekleyip görene borsada borsa simsarlarının lim. Bunun için çok fazla sabırlı kumar oyunlarına sıkça rastlanır. olmamıza uzun süre beklememiİşler ne zaman yavaşlar, kağıtlar ze gerek kalmayacak. Türkiye kapitalizmi krizin bonolar gerçek parayla değişililk belirtilerini 2008 in Mayısın da mek zorunda kalınır işte o zaman hissetti. Para sermayenin Türkiye birden ortalığı bir para kıtlığı den kaçışı bir anda Türk burjuvakapsar. Dolaşım sistemindeki tızisini uzun süren tatlı rüyasından kanıklık paranın yokluğundan ileuyandırdı. Uyku sersemi geçri geliyormuş gibi görünür. Para memiş burjuvazi kısa bir kabusun sermaye, gerçek sermaye meta ardından kendini zorlayarak teksermayenin ve her türlü kağıt, 3


www.proleter.org

bono, çek ve benzeri hayali paranın yerini almak zorundadır. Faizler artar, borsa patlar, kumarbazlar silahlarını çeker. Bu durum gelecek durgunluğun ilk belirtileridir. Geçtiğimiz Mayıs ayında bunun ilk belirtileri görüldüğünde Türk burjuvazisi bunu geçici bir durum olarak gördü. Bir takım yasal ekonomik önlemlerle işin üstesinden geleceğinin beklentisine girdi. Burjuva İktisatçılarının Kaleminden Krizin Görüntüleri Burjuva iktisatçıları bu günkü krizi para piyasalarından kaynaklanan finansal mali kriz olarak adlandırıyorlar. Burjuva iktisatçılarına göre krizin ana kaynağı bundan önceki kapitalist krizlerde de olduğu gibi bu günkü kapitalist krizin nedeni de para piyasalarının neden olduğu bir çöküntü. Para piyasalarının finans sektörünün bunu nasıl doğurduğuna ilişkin sayısız yazı ve konferanslarla durumu açıklamaya çalışıyorlar. Hiçbir çaba harcamaksızın üretken sermayenin sırtına kene gibi yapışmış banka ve borsa vurguncularını kriz çıkarmakla, krize neden olmakla suçluyorlar. Biraz daha derine inme gereği duyan iktisatçılar pa4

ra sermayenin reel sektör olarak adlandırdıkları sanayi sermayesini nasıl etkilediğini çıkış noktası para sermayeyi ele alarak yorumlamaya çabalıyorlar. Ortak nokta mevcut krizin 1929 bunalımından daha büyük bir krizin tüm dünya ekonomik sistemini çöküşe sürükleyen küresel bir kriz olduğunda birleşiyorlar. Bizim TV kanallarından haftalık ekonomi yorumlarından yüzüne aşina olduğumuz prof. Asaf Savaş Akat bugünkü kapitalist krizi “1929 bunalımı çoluk çocuk oyuncağıdır. Çünkü sistem bu günkü kadar gelişmiş değildi.” Diyerek ilk günlerin heyecanı içinde önümüzdeki günlerin açımlanmasını yapıyor. Sermayenin iktisatçıları efendilerinden daha çok korku kaygı ve umutsuz bir portre çizerek şunları yazıyorlar. “Şimdi yaşanmakta olan derin kriz, kapitalizmin değil, ekonomiye devlet müdahalesini en aza indiren ve serbest piyasayı adeta tanrılaştıran bir kapitalim anlayışının krizi… ABD ve Avrupa dan başlayarak dünya ekonomisinde ciddi bir yavaşlama yaşanacak ve işsizlik artacak…” 1 Tükürüğünü yalamak buna denir herhalde bu baylar onlarca yıldan beri özelleştirmenin yaralarından devletin ekonomiden


Proleter Aralık: 2008 - Ocak:2009 Sayı:57 elini çekmesini asli görevlerine Kötü yönetim politikalarıyla bu dönmesini yüzlerce kez yazıp kriz açıklanamaz. Bu bir mali çizdiklerini unutmuşa benziyorlar. krizdir. Para banka sisteminde “Kriz serbest piyasa ekonomisiyaşanan bir krizdir. Bunun iyi yönin sonunu getirmiyor. Kriz şartnetilmediği söylenebilir, ama özü larında piyasa ekonomisi devlet itibariyle sistemin kendi bünyesinden çıkardığı bir problemdir.” eliyle bir ameliyattan geçiyor. Şişmiş olan finans sektörünün 2 yaratmış olduğu boşluk devletin Kapitalizmi mazur göstermeye çalışan burjuva iktisatçıları pompalayacağı parayla doldurukapitalist üretim ilişkilerinin yol luyor. Bundan sonra benzer şişaçtığı iktisadi yasaları sömürü kinliklerin oluşmasını önlemek koşullarını sermayenin üretim için yeni “regülasyonla” geliştiriilişkilerini anlaşılmaz bir karmaşa lebilir o kadar. … Krizde ABD nin içine sokarak bulandırmaya, “kötü yönetiminin” büyük rolünün emekçiden sızdırılan artı değeri olduğunu hemen herkes kabul gizleyerek bu üretim ilişkisinin niediyor. Taha Akyol Milliyet . Bu hai sonuçlarını üretimdeki anarsağcı burjuva yazarı daha birkaç şiyi fetişize ederek gizlemeye yıyıl öncesi kapitalizme duyduğu hayranlığı gönenç döneminde kımları yığınların sefaletini kararuygulanan ekonomik modelin tarak ebedi bir sistem bunun ekvazgeçilmezliğine yazdığı övgüsikleri giderilebilecek, yığınların leri kaypak bir ikiyüzlülükle hayacı çekmesinin olağanlığını, doranı olduğu ABD nin kötü yöneğallığını gösterme uğraşı içine gitimine yüklüyor. Bu baya göre riyorlar. Şu sıralarda bir süre önbasit bir şişkinlikten öteye korkuce koro halinde artık tarihin tozlu lacak bir durum mevcut değil. sayfalarına bir daha dönmemek “ Kapitalizm sürekli olarak üzere gönderdiklerini söyledikleri kendisini geliştiren bir üretim sisideolojilerin Marks ve Engels i, temi çok gelişmiş üretim tekniklene kadar haklıymış diye tekrar kirini kullanarak sistemin bu kriztaplıklarının görmek istemedikleri den sonra da metot değişiklikleen görünmez gözden uzak köşelerine fırlattıkları Marks ın eseri rine gideceği muhakkak. Fakat Das Kapital i hatırladılar. Bu habu şimdilik bize serbest piyasa tırlama ve hatırlatma Kapitalizmin ekonomisinin şartlarından vaz kaçınılmaz sonucu yıkımından geçileceğini radikal model değibağımsız olarak kendi burjuva şikliklerine gitmeyi göstermiyor. 5


www.proleter.org

bakışlarına yorumlarına kapitalizmi mazur göstermek için ileri sürdükleri tezlerine dayanak yapmak üzere hatırlamış görünüyorlar. Özellikle burjuva sol iktisatçılar, serbest piyasa ekonomisinin savundukları devletçi müdahaleci kapitalist üretim sistemini haklı kılmak için karşısına koyarak Mark haklıymış diye kalem oynatıyorlar. Ama Marks ı tersten okuyarak. Neden den değil sonuçtan yola çıkarak. Küçük burjuva metafizik düşünce yapılarıyla maddeden değil duyumlardan yola çıkarak. İlkeler ve prensipleri dış dünyaya maddi dünyaya, üretim ilişkilerine zorlamayla sokarak yapıyorlar. Kendi öznel kapitalizm anlayışlarını, kapitalizmin nesnel birikim yasalarının karşısına koyarak Marks haklıymış diyorlar. Sorunun teorik boyutuna geçmeden önce, kendini kapitalist iktisatçılardan ayıran solcu Engin Yıldızoğlu bu günkü kapitalist krize ilişkin (3) şunları yazıyor. Dünyanın önde gelen borsaları bir yılda yüzde otuzdan fazla değer kaybetti. Madenler ve enerji sektöründe emtia fiyatları düşüyor. ABD de dar gelirlilere hizmet veren büyük mağazalar zinciri Wal Mart, malların fiyatını indiriyor. ABD de ticari krediler piyasası bir yılda 94,9 milyar do6

lar daraldı. Böylece medyada depresyon tartışmaları yine canlandı. İçinde “depresyon” sözcüğü geçen ekonomik haber sayısını gösteren “dost-com” krizinde 150 liye yükselmişken, 2005 de 50 ye gerilemiş. Şimdi 300 e doğru gidiyor. The Economist, bu kaygılara karşın “merak etmeyin bu kez olmaz” diyor. Milton Fredman ın onuruna 2002 yapılan bir konferansta, zamanın FED Başkan yardımcısı Ben Bernake, 1929 depresyonunu kastederek “haklısınız biz yaptık. Üzgünüz. Ancak sayenizde bir daha yapmayacağız” demiş. Çünkü Fredman ve Schwarts, 45 yıl önce yazdıkları bir kitapta 1929 depresyonunu Fed in sıkı para politikalarına bağlamışlar. “Doğru politika olsaydı depresyon olmayacaktı.” Diyerek herkesi rahatlatmışlar. Sorun kapitalizmden kaynaklanmıyor! FED in dersi nasıl aldığını geçen altı yılda gördük. Bernake, “sayenizde …” derken “dostcom” köpüğü patlamış, otomotive, uçak havacılık, gemi inşaat, elektronik, makine sanayi, elektrikli ev aletleri, demir çelik, çimento, kalay, bakır madenciliği gibi önemli sektörlerde kapasite fazlası / talep yetersizliği sorunu yine ortaya çıkmıştı… Grespan


Proleter Aralık: 2008 - Ocak:2009 Sayı:57 ve Bernake 1derslerini aldıkları kullanılmış bir terimdir. Burjuvazi için” acilen diğer merkez bankabilinçli olarak sosyalistlere komülarını da ikna ederek yeni bir könist hareketin unsurlarını bu tapük inşa etmeye koyuldular. nımlamayı yapıştırarak onu burBush, yönetimi ev piyasası üzejuva saflarına çekme gayreti içinrinde yeni bir hırsızlık dedir. Çoğu bilinçsiz emekçi burjuvazinin bu kafa karışıklığından enstümantenlerinin oluşması için gerekli düzenlemeleri de yaptı. Marksistlerle solcuları aynı şey Böylece varlık piyasalarını mali sanma yanlışlığına düşmektedir. Kendilerine Marksist diyen sol sermayenin “üç kağıtçı tezgahına burjuvalardan tanınmış iktisatçı çevirdiler, tarihin en büyük kredi Korkut Boratav diğer burjuva iktiköpüğünü şişirdiler. Geldik bu güne şimdi karşımızda çok daha satçılarının yorumlarına katılarak büyük bir köpük var ve patlıyor. mevcut krizin bir mali kriz, bir finans krizi olduğunu verdiği konBu köpükten çıkacak havanın gideceği başka sektörlerde kalmaferanslarda Lenin Emperyalizm dı. Ama bay Barneke ve diğer adlı eserinden alıntılar yaparak merkez bankaları hala üflüyorlar. kanıtlamaya çalışıyor. Lenin Em(4) peryalizm adlı eserinde kapita“Kapitalizmin tarihinde ki lizmin gelişmesinin emperyalist en büyük krizlerden birisiyle karşı aşamasında belli devletlerin orakarşıyayız. Büyük bunalımdan da Fransa örneğini verir nasıl bir rantiyer devlete dönüştüğü ürebuyana ileri kapitalist dünyada bu timden koptuğu ve kupon kırpakadar berbat bir durum görülrak kapitalizmin asalaklığını örmedi. (5) neklendirilir. Üretimin yoğunlaşMarksist olduğunu iddia ması ve bunun sonucu tekellerin eden bazı burjuva sol iktisatçıları, ortaya çıkışı para sermayenin şunu da yeri gelmişken söyleyebüyümesi bunun sonucu olarak lim solcu tanımın burjuva kamubanka sermayesinin mali sermaoyunda çoğunlukla sosyalist ve yenin ortaya çıkışının anlatıldığı komünist tanımıyla birlikte hatta çoğunlukla Marksistlere atfedilekapitalizmin bazı özelliklerinin rek genelleştiriliyor. Oysaki sol para sermayenin devasa boyutbir burjuva tanımlama bir burjuva larda büyümesi belirli bir kapitalist azınlığın para sermaye sahibi karakterdir. 1789 Fransız burjuva devriminden doğmuş ilerici devolarak sermaye ihracına yani parimci burjuvaziyi adlandırmak için ra ihracına yöneldiğinin anlatıldı7


www.proleter.org

ğı emperyalizm adlı eserinde Lenin Marks ın kapitalist değer yasasından yola çıkar. Ondan ayrı onun zıddı olarak değil. Bundan çıkan sonuç belirli kapitalist ülkelerin meta satıcısı olarak değil para satıcısı olarak ayrışmış olmalarıdır. Buna yol açan ise üretimin olağanüstü boyutlarda büyümesi dev tekellerin ulaştığı boyutlardır. Kapitalizmin doğurduğu kredi sistemi mali sermaye ondan ayrı yani bu üretim sisteminin bütününün bir parçasıdır. Bunalımların nedeni kredi para değil sadece onun hızlanmasının kapitalist üretimi geliştiren bir unsur olarak dışsal biçimidir. Nasıl oluyor da ekonomi politik konusunda emekçilerin kendilerine sağladıkları bol aylak zamanlarını araştırmakla geçirdiklerini sandığımız laf ebelikleriyle çoğumuzun günlük yaşamda bilgi dağarcığımızı bombardımana tutan bu iktisatçı baylara kapitalist bunalımlar mali finansal krizler para bunalımları gibi görünüyor. Yada bilinçli olarak çarpıtarak böyle gösterme gayreti içine giriyorlar. Burjuva iktisatçıları kapitalizmin yarattığı zenginliği öne çıkararak onun yarattığı sefaleti görmezden gelir. Sefalet söz konusu olduğunda kapitalizmin mazur göstericileri bunu onun gelişmemesine bağlarlar. 8

Kapitalizmi meta üretimi olarak gören burjuva iktisatçıları bunalımlarda bu üretim biçiminin tıkanıklığını mali sermayenin vurgunculuğuna yıkarak kapitalizmi aklamaya çalışıyorlar. Kapitalizmin asıl amacının sermayenin üretimi olduğu gerçeğini hasıraltı ediyorlar. Kapitalistin kafasında metanın satın alma aracı olarak metalarda mevcut olan değerin kendisini ifade ediş biçimi olarak metanın değerini paranın değeri imiş gibi görülür. Metanın değerinin paranın değeri olarak ortaya çıkması bu biçimde kapitalistin kafasında yer etmesi metanın değerinden değil bu biçimde eş değer biçiminde yani para biçiminde ortaya çıkmasından ileri gelir. Meta üretiminin genel bir üretim biçimine dönüşüp bunun gelişmesinin kapitalist üretime yol açması paranın değişim aracı rolünden sermaye para olarak ortaya çıkması tarihsel bir gelişmedir. Meta üretiminin kapitalist üretime dönüşmesidir. Sermayenin ancak para biçiminde var olma zorunluluğu kapitalist meta üretiminin para sermaye olarak süreci tamamlamasını zorunlu kılar. Asıl amaç meta üretimi değil sermayenin üretimi ve yeniden üretimidir. Sermayenin yeniden üretiminin önündeki en büyük


Proleter Aralık: 2008 - Ocak:2009 Sayı:57 engel ürünlerin meta biçiminden bireyler olarak başarı yada başapara biçimine dönüşememesiyle rısızlıklarını gösterir ki birisi için üretim süreci sekteye uğrar. Durkayıp olan diğeri için kazançtır. gunluk baş gösterir. Kutsanan Kapitalist sömürü yasaları onların meta üretimi hiçbir anlam taşıtemsilcisi kapitalistleri de bir şemaz. Kapitalist üretim bir bunakilde eğitir. Bu yolda kapitalistimiz acemilikten ustalığa terfi lımla daha önceki çağlarda hiç eder. Tüm kapitalistler kapitalist bilinmeyen bir olguyla karşı karüretim yasalarına uymak zorunşıya kalır. Aşırı üretim. Bu kapitadadır. Ve uyarlar. Sermayenin list üretimin temel çelişkisidir. büyümesinin önündeki engellerin Kapitalist, sermayenin kişikaldırılması başlıca amaçlarıdır. leşmiş temsilcisidir. Bu üretim biŞu yada bu yasayı uygulamaları çiminin iktisadi yasaları burjuvasermayenin genel ve anlık dözinin ve onun ideologlarının kanemsel çıkarlarıyla gelişmesiyle fasına bu sınıfın burjuvazinin uyaçıklanır. Burjuva iktisatçıları guladığı öznel iktisadi yasalar emperyalist kapitalist ülkelerin olarak yansır. Nasıl ki meta kendi bunalımın ilk patlak verdiği ülke başına değil sahibi aracılığıyla pazarda dolaşıyorsa ve dolaşan olarak ABD emperyalistlerinin meta değil sahibi gibi görünüyoruyguladığı ekonomik yasalardan sa kapitalist üretim yasaları da ilkelerden yola çıkıyorlar. Sonuçtan yola çıkarak nedeni hasıraltı kapitalistler aracılığıyla uygulanır. ediyorlar. Açıklamak zorunda Ve toplumda kapitalist iktisadi kaldıkları kapitalist iktisadi yasayasalar değil bunların uygulayıcıların kaçınılmaz sonuçları bizatihi larının öznel iradeleri gibi görübu üretim biçiminin kendisi değil nür. Bu yasaları uygulayan sınıbunu uygulayanlar eleştirilerek fın bireylerinin iyi yada kötü olçarpıtılarak kapitalizm mazur maları şu yada bu biçimde uygugösteriliyor. ABD yönetimi suçlalamaları kapitalist üretim yasaları açısından hiçbir önemi yoktur. nıyor. Kapitalist iktisadi yasalar sermayenin gelişmesinin zorunlu Kapitalist fabrika sahibinin, banyasaları olarak değil işleyip giden kerin yada sanayici kapitalistin kapitalizmin bozulması dışsal bir metalarını satan tüccarın boyubaskı iş bilmezlik olarak eleştirilenun kısa yada uzun olması, sorini kapitalizmin kendisine değil murtkan yada güleç olmaları kaonun dışsal biçimine yöneltiyorpitalist üretim açısından hiçbir önemi yoktur. Olsa olsa tek tek lar. Bu baylara sormak lazım na9


www.proleter.org

sıl bir kapitalizm olmalı ki kriz ve bunalımlarla tanışmayalım?! Solcu iktisatçılar Marks’tan alıntılarla, Marksist ekonomi politiğin iç bağlantılarını kopararak kendi metafizik iktisadi görüşlerine, Marks ı burjuva iktisadına yamama suretiyle sözde Marks a bir çuval övgü düzerek Marks ı burjuvazinin hizmetine vermeye çalışıyorlar. Kapitalist üretimin genel formülü P-M-R…M’ – P’ dür. Açımlarsak kapitalist para sahibi, para sermaye sahibi olarak ilk sermayesini büyütmek için pazardan ham maddeler üretim araçları ve iş gücü şeklinde farklı metalar satın alır. Satın aldığı metalar içerisinde özel bir meta olarak tüketildiğinde yeni bir değer yaratacak olan meta emek gücüdür. Pazardan satın aldığı metalar kapitalist üretim sürecine ( R ) girer. Bu üretim süreci sonucunda elinde pazardan ilk yaptığı alışverişten farklı olarak yeni bir meta M’ vardır. Bu ikinci başkalaşımdır. Bu M’ üretim sürecinde emekçinin yarattığı fazlalıktır ve kapitaliste hiçbir maliyeti yoktur. Buraya kadar işler tıkırdır. Kapitalistimizin satın aldığı metalar büyümüştür. Ne olursa bundan sonrasında olur. Kapitalist elinde üretim sürecinde kapitalist yoldan elde ettiği üretim sürecin10

de emekçinin canlı emeğinin yarattığı yeni metasını ki bu başlangıçta satın aldığı metalardan daha büyük değerde bir metadır. Bu artı-değeri yaratan emekçi olduğu için emekçinin harekete geçirdiği emeğine ödeme yapmıştır ve haklı olarak şimdi onun sahibi sıfatını taşıyordur. Bu metayı kendi bireysel tüketimi için değil –bunun bir kısmının kapist için tüketim aracı olması durumu değiştirmez- satış için üretmiştir. Dolaşıma sokar. M’ dolaşımda başlangıç da ki P den bir süreç sonucu P’ dönüşmüştür. Son başkalaşım gerçekleşmiştir. Sermaye devresini tamamlamıştır. Bu durumda kapitalistimizin parası sermayeye dönüşmüş sermayesi çoğalmıştır. Ne var ki M’-P’ ne dönüşemezse son başkalaşım gerçekleşmezse yani şundan yada bundan dolayı meta üssüne kendi başkalaşımını gerçekleştirip değerin ölçütü paranın kılığına giremezse bizim kapitalistimizin sermayesi buharlaşıp yok olur. Kapitalistimiz için özel olan durum kapitalist toplum için genel duruma dönüşür dönüşmez kapitalistler feryadı basar. Para nerede? Para yok. Hâlbuki başlangıçta para vardı. En kaba en kısa yoldan kapitalistin kafasına yansıyan bunalım budur. Para yok. Ama ne var ki


Proleter Aralık: 2008 - Ocak:2009 Sayı:57 entelektüel iktisat bilgini bilim guncunun ABD de ev sanayine adamı burjuvaziye yol gösterici akıtılan kredilerin nasıl olup da iktisatçımızla bizim işimiz burada tüm dünya da reel sektör dediklebitmez. O bizi uğraştırmayı çok ri sanayi sermayesinin üretken sermayeyi yere yatırdığını açıkseviyor. Onun kadar aylak zamanımız yoksa da bu baylara lamak yerine kredi sisteminin banka sermayesinin üçkâğıtçılıbirkaç çift söz söyleyecek kadar ğıyla köpükle ve bunu suçlayıcı bilgimiz vardır. Kapitalist üretimin bütün eleştirileriyle bir iskambil kâğıdı gibi tüm kapitalist emperyalist çelişkisi öz olarak sermayenin bu ekonomiyi durgunluğa itmesini laf genel formülünde saklıdır. ebeliğiyle hasıraltı ediyorlar. P-M-R…M’-P’ bunu bir Bu bunalımlar döneminde kenara koyalım şu sıralar çok moda olduğu üzere bu formül bihemen hemen tüm ülkelerde burjuvazi para kıtlığı, piyasalarda lindiği gibi kapitalist üretim biçimini ekonomik yasalarının gizenakit para yokluğu olarak adlanmini kaldıran halen öğrencisi oldırmakta. Üretim ve dolaşım süduğumuz Karl Mark’a aittir. recinin kesintiye uğramasından Kapitalist üretimin her on tek tek kapitalist ülkelerin ekoyılda bir bunalıma girdiği ve bu nomik politikalarını sorgulayarak, bunalımların mali krizler olarak yöneticilerini suçlayarak bunalıkendini gösterdiği bilinen bir germın gerçek niteliğini görmezden çektir. Tek bir ülkede hatta çogelmektedirler. ğunlukla belirli bir iş kolunda ortaya çıkan krizler gittikçe yayılaKapitalist Üretim rak genel bir dünya krizine yol açtığı ve bu krizleri burjuva iktiKapitalist üretimin niteliği satçıların finansal para krizleri sermayenin üretimi ve yeniden üretimidir. Bu üretim biçimi zoolarak adlandırdıkları bilinen bir runlu olarak genişlemiş ölçekte gerçektir. Bu günkü krizde ABD yeniden üretimi yani kapitalist de Mortage krizi olarak kendini üretimi daha geniş boyutta nispi göstermiş ve şimdiden tüm dünve mutlak olarak üretir. Kapitalist ya ya yayılmış burjuva iktisatçılaüretimin amacı kullanım değeri rının haklı olarak söylediği gibi bir üretmek değil, değer ve artıdünya kapitalist bunalımına dödeğer üretmektir. Eğer bazı burnüşmüş durumda. Burjuva iktijuva iktisatçıların ileri sürdüğü gisatçıları bir avuç üçkâğıtçı vur11


www.proleter.org

bi kapitalist kullanım değeri üretmiş olsaydı milyonlarca insan milyonlarca ton yiyecek varken açlıktan ölmez, yüz binlerce konut boş dururken soğuktan donmaz, çıplak ve sefalet içinde yaşamazdı. Yeryüzünde milyonlarca insan içme suyu sıkıntısı çekerken kola ve benzeri gazlı içeceklere milyarlarca dolar sermaye yatırımı olmazdı. Kapitalist üretim yasaları artı-değere el koyma, artı-değeri sermayeye dönüştürme yasalarıdır. Kapitalist üretimin kişileşmiş temsilcisi olarak kapitalist üretim sürecinde el koyduğu artı-değerin bir kısmını kişisel tüketimi, kapitalist toplumun devamı için gerekli fonlar, kapitalist devletin giderleri için vergiler vb. için ayırdıktan sonra geri kalan bölümünü bir sonraki üretim sürecine kapitalist üretimin kesintisiz devamı için sermayenin genişletilmiş biçimi olarak dahil eder. Kapitalist üretim sürecinin genişletilmesinde üretim sürecine dahil ettiği sermayenin kendisine mi yoksa kredi parası olarak başkasından mı aldığının burada şimdilik önemi yoktur. Ama sonuç olarak sermayenin genişletilmiş üretim sürecinde metaların meta sermayeden para sermayeye dönüşüm sürecinde birbirini izleyen üretim ve dolaşım evrelerinde sürekli bir 12

sermaye akışını üretim sürecinin bir fiil kendisi yaratır. Kapitalist kredi sistemini doğuran da bu sürecin kendisidir. Para bu süreç içerisinde metaların başkalaşımlarından ayrı olarak ödeme aracı, kredi para başkalarına ait borç para olarak da ortaya çıkar sürece dahil olur. Kapitalist üretimde sermayenin farklı biçimleri olarak bu üretim biçiminin bütünlüğünü oluşturur. Mali sermayeyi ortaya çıkaran bu aynı süreçtir. Üretimin gittikçe büyümesini yoğunlaşmayı ve sermayenin birikimini hızlandırır. Gittikçe artan sayıda ki meta üretimi, satışı yeni pazarlara pazarın genişlemesini zorunlu kılar. Pazar rekabeti, rekabet piyasa fiyatını ve ortalama kar yasasını oluşturur. Kapitalist ortalama kar yasası mutlak değil değişkendir. Gittikçe aşağıya çekilir. Marks bu durumu kar oranlarının düşme yasası olarak adlandırır. Emekçinin üretim sürecinde daha çok sömürülmesi değişmeyen sermayenin boyutlarının gittikçe büyümesini doğurur. Artan ölçüde üretimin büyümesi buna orantılı olarak üretim ve tüketim araçlarının daha az ellerde toplanması pazarın sınırını oluşturur. Üretimin büyümesiyle pazarın daralması kapitalist üretimin çelişkisini oluşturur. “ Bütün gerçek bunalımların son nedeni,


Proleter Aralık: 2008 - Ocak:2009 Sayı:57 daima kapitalist üretimin üretici dan beri, tek yol daha fazla satın güçleri sanki toplumun mutlak tüalmaları için işçilere borç para ketim gücü ve bu güçlerin sınırını vermek üzere hiç genişlemeyen geliştirme çabasına ait olarak kitçıktıyı satmak oldu. Şirketler hızlelerin yoksulluğu ve sınırlı tükela yükselen karlarını işçilerin timidir.” ( Karl Mars , Kapital, Cilt mortgagelerinden, otomatik borç3, Sayfa 515) lanmalarından ve kredi kartı “1970 ler de işverenler işborçlarından dönen yeni menkul çilerin reel ücretlerini uzun vadeli kıymetler satın almaya yatırdılar. Aslında ekstra karlar işçilerin ücyükselişini durdurmak için bir yol retlerini aşağıda tutarak yapıldı. buldular. Patronlar daha düşük Bu karları işçilere geri kiralayarak ücret avantajından yararlanmak için deniz aşırı taşeron işlerle Biroldukça ağır faiz ücreti kazanan leşik Devletler’ de kadınları iş işverenlere çifte görev yarattı… Özellikle Reagan ve Bush Amegücünün içine çekerek bilgisayar ve diğer makineleri işçilerin yeririka sının kuralsız finansal dünne ikame ederek ve düşük ücretli yasından beli şişen tüketici borçgöçmenleri getirerek işçilerin ücları, çılgın kar vurgunculuğu aşıretlerini aşağı çektiler. Aynı zarılıklarını ve rüşveti kışkırttı. ( manda satmak için daha fazla Menkul kıymet piyasası “balonu” mal ürettiler… Bir taraftan şirket ve sonrasında gayri menkul “bakarları hızla yükseldi. ( İşçilere lonu” ). Bu ayrıca milyonlarca daha fazla ücret ödenmeden işçiAmerikalıya çökerten borçlar ler daha fazla üretmeye başladıyükledi. 2006 öncesinde, en çok lar.) Diğer taraftan birkaç yıl sonbaskı altında ki borçlular aldıkları yüksek riskli (Subprime ) borçları ra işçilerin durgun ücretleri emeklerinin artan çıktılarının satın aldaha uzun süre ödeyemezlermalarını sağlamada yetersiz kaldi…” (6) dıklarını ispatladı. Böylece 1970 Kapitalistler bu çelişkiyi ler de kötü bir durgunluk darbesi üretimin ve tüketimin dışa dönük olarak başka bir kapitalist kriz bealanlara doğru yayılmasıyla yeni lirdi. Fakat bu kriz kısa tutuldu. pazarlar yaratmasıyla çözümleÇünkü birleşik devletler kapitameye çalışır. Engels in deyimiyle lizmi bunu ertelemek için başka bütün dünya da tüketici avına çıbir yol buldu; büyük borç. İşvekar. Ne var ki üretkenlik geliştikrenler ücretlerin yükselmesini çe kendisini tüketimin koşullarıdurdurmada başarılı olduklarınnın dayandığı dar temelleriyle ça13


www.proleter.org

tışır bulur. Süreç büyüyen işsizler ordusuyla beraber bir sermaye fazlası yaratır. “… Gerçek ücretlerin ABD de 1970 lerden bu yana durgun olasına karşın muazzam bir tüketici borçlanması yaratarak istikrarsız bir duruma neden oldu. Bu durum aynı zamanda sermayenin finansdan elde edilen daha büyük karları önceden bireysel borçlar olarak adlandırılan her türlü biçimin özelliklede konut mortegalarının menkul kıymetleştirilmesi yoluyla çoğaltılmasını içerdi….” (7) Daralan pazarın sınırlarını emekçilerin gerçek ücretlerinde bir yükseliş olmadığı halde bireysel kredilerde muazzam bir tüketici borçlanması yaratarak geçici olarak genişlediğini bu genişlemenin bir kredi köpüğüyle yaratıldığını ve bu balonun ister istemez bir gün patlayacağını ve patladığını yukarıdaki her iki alıntıda da iktisatçılar yazıyordu. Marks ın söylediği gibi gerçekte ise işçilerin tüketim gücü kısmen ücretler yasası ile kısmen de bunların kapitalist sınıf tarafından karlı bir biçimde çalıştırılabildiği sürece kullanılmaları olgusu ile sınırlıdır. Başta Çin, Hindistan ve Japonya nın dünya pazarlarında yükselmesiyle ABD nin dış pazarlar da gerilemesini ABD nin iç 14

pazarda en kolay yöntem olarak ev yapım sanayine yönelmesi sermaye fazlalığının bu ülkeye akışıyla yaratılan tüketici kredilerinin gerçek bir alım satıma dayanmadığı Para sermaye fazlalığının bu ülkede emiliyormuş gibi görüntü verdiğini ABD nin dış borçlarının sürekli arttığını eninde sonunda tıkanacak olan bu yapay şişkinliğin 2007 de patlak verdiğini burjuva iktisatçıları sayfalarca makalelerle ifade ediyorlar. 2003-2007 arası işler iyiyken burjuva iktisatçılarının kapitalizmin yeni bir buluşu zaferi olarak göklere çıkarılan bu durum bu gün burjuva iktisatçıları tarafından bunalımın gerçek nedeni olarak suçlanıp yerden yere vuruluyor. Kapitalist aşırı üretim yasalarının burjuva iktisatçıları tarafından anlaşılamadığı yasa anlaşılmak istenmediği ortada. “Dünya ekonomisi büyük dış açıklara karşın büyük dış fazlalıkları biriktiriyor dengesizleşiyor. Her geçen zamanda dengesizlik derinleşiyor. Kriz öncesinden bu yana açıkların baş aktörü ABD fazlalıkların baş aktörü ise Çin, Japonya, Hindistan gösteriliyordu. (8) “Şimdi çöküşe dönüşen patlamanın arkasında doymak bilmeyen bir ekonomik büyüme iştahı yatıyor. Geliri yetersiz ABD ekonomisi daha yavaş bir iç tale-


Proleter Aralık: 2008 - Ocak:2009 Sayı:57 bi ret etti. Bunun yerine mevcut dır. Ama satılamaz durumdadır. üretim kaynaklanan bir gelire daMuazzam miktarda sabit sermayanmayan vergi borçla finanse ye vardır. Ama yeniden üretim edilen büyümeye yöneldi.” (9) sürecindeki tıkanıklık nedeniyle “Gerçek para sermayenin çoğu kullanılamaz durumdadır. birikimi genişlemiş ölçekteki yeKredi, 1) Bu sermaye boş kaldığı, niden üretimin bir göstergesidir. yani yeniden üretim evrelerinden Borçlarda bir birikim bile bir tanesinde hapsedildiği, başbir sermaye birikimi gibi görünekalaşımlarını tamamlayamadığı için 2) Yeniden üretim sürecinin bilir. Ve kredi sistemindeki bir sürekliliğine olan güven sarsıldığı çarpıklığın ulaştığı boyutlar gözle için 3) Bu ticari krediye olan talep görülebilir bir duruma gelir. Asazaldığı için daralır. lında borç alına ve çoktan harDolayısıyla yeniden üretim canmış bulunan sermaye için vesürecindeki bu genişlemede ya rilen bu borç senetleri tüketilmiş da hatta normal akışta bir bozukbulunan sermayenin bu kâğıttan luk olduğu için kredi de kıtlaşıyor, kopyaları bunları ellerinde bulunkredi ile meta elde etmek zorladuranlar için sanki bunlar satılabilir ve dolayısıyla da tekrar serşıyor. Bununla birlikte nakit ödemayeye çevrilebilir metalarmış me talebi ile, kredili satışlara kargibi sermaye olarak hizmet ederşı gösterilen titizlik, bir çöküşü izler. leyen sanayi evriminin özellikleriYeniden üretim süreci südir. Bizzat kriz sırasında herkesin rekli olduğu ve dolayısıyla geriye elinde ürün bulunduğu, bunları akış güvence altına alındığı süsatamadığı ama ödemeleri karşırece kredi vardır ve genişler ve layabilmek için satmak zorunda genişlemesi yeniden üretim süolduğundan, kredi kıtlığının en recinin kendisinde ki genişlemeüst düzeye ulaştığı sırada en büye dayanır. Geriye dönüşler de ki yük miktarda bulunan, atıl yada gecikmeler aşırı dolu piyasalar yatırım alanları arayan sermaye kitleleri değil daha çok kendi yeya da düşen fiyatlar sonucu yeniden üretim sürecinde engelniden üretim sürecinde bir duraklama olur olmaz sanayi sermalenmiş bulunan sermaye kitlesidir.” Mark, Kapital 3 sayfa 515 yesinde aşırı bir bolluk görülür. İşler yolunda gittiği sürece Ama işlevlerini yerine getiremerekabet genel kar oranının eşityecek bir biçim içerisindedir. Mulenmesi halinde kapitalist sınıf azzam bir miktarda bir meta var15


www.proleter.org

arasında bir kardeşlik havası estirir. Her biri ortak yağmadan kendi yatırımı gücü oranında pay alır. Ama sorun karın değil zararın paylaşılması halini alır almaz herkes kendi patına düşen zararı en aza indirmek ve bunu bir başkasının sırtına yüklemek çabasına düşer. ABD Hazine Bakanı Paulson un finansal krizin yükünü ABD nin G-7 li ortaklarıyla paylaşma girişimi yandaş bulamadı. Meslektaşları basit bir biçimde krizin bir Amerikan sorunu olduğunu ilan ettiler. Ve kendi anayurtlarından daha küçük kurtarma paketi açmaya giriştiler. (10) Kapitalizm için kayba uğramak kaçınılmazdır. Her kapitalistin bu zararın ne kadarını yüklenmek zorunda kalacağı göstereceği güce bağlıdır. Rekabet düşman kardeşler arasında savaşa dönüşür. Herkes başının çaresine bakmak zorundadır. Alman Maliye Bakanı Steinbrück ( gizli bir sevinç içinde N-B) birkaç gün kadar önce ABD nin “finansal süper güç konumunu” yitireceğini söyleyerek medya ilgisinin hedefi oldu. (11) Yeni bir denge belirli bir miktarda ki sermayenin çekilmesi yada hatta yok olmasıyla kurulabilir. Kapitalist iktisatçılar bu duruma yaratıcı yıkım adını veriyor. 16

Bu hal kısmen sermayenin maddi varlığına kadar gidebilir. Bir kısım üretim aracı sabit ve döner sermaye çalışamaz sermaye olarak işlev göremez duruma düşer. İşlemekte olan kuruluşlardan bazıları işlevlerini durdururlar. İflaslar birbirini izler. Bu üretim araçlarının üretim aracı olarak işlevlerini yerine getirememeleri bu işlevin kısa yada uzun bir dönem kesintiye uğramış olmasıdır. Ama asıl zarar en şiddetli nitelikte olanı, sermaye ile ilgili olarak meydana getirir. İşler iyiyken gelecekte kazanılacağı var sayılan gelirin dağıtılması için üretim sürecinin genişlemesi için ek sermaye toplamak diğer bir deyişle ek kredi talebini yedek fonu karşılamak için satılan hisse senetleri durgunlukla birlikte değersiz kağıt parçalarına dönüşür. Borsa çöker. Herkes panik içinde koşuşturmaya başlar. Kapitalist üretimin kumarhanesine dönüşen borsanın çöküşü burjuva iktisatçılarının kafasında kapitalizmi kesintiye uğratan iflasa sürükleyen bir olgu gibi yansır. Burjuva iktisatçısı mali kriz, finansal kriz diye bağırır. Kendi zekasının dr sınırlarını açığa vurur. Burjuvazi metalarının başkalaşamamalarının nedeni olarak gördüğü paraya küfürü basar. Ödeme işlevini gören çek, senet vb. araçlar iş-


Proleter Aralık: 2008 - Ocak:2009 Sayı:57 levsiz hale gelir. Durgunluk burtemel iflasları bir kısım sermayejuva toplumunun tepesine çöker. nin üretim sürecinden çekilmesini Kapitalizm bugüne kadar bunaayakta kalanların süreçten daha lımları haha büyük bunalımlar yada büyüyerek çıkmasını da beraratarak çözümleyebildi. Yani buberinde getirir. Yoğunlaşmayı nalımın nedenlerini aşırı üretimi – olağan dönemlerden daha hızlı bir şekilde arttırır. Uzun bir zaMeta ve sermaye olarak aşırı üretimi- meta ve sermayenin bir mandır burjuva basınının ekokısmını kapitalist üretim ve dolanomi haberlerinde uluslar arası emperyalist tekellerin birleşmeleri şımın dışına iterek gerçekleştirdi. yada birinin diğer hasmı tarafınBurada şunu da söylemek geredan yutulması üretimin hacimlekir ki aşırı üretim toplumun kullarini de olağanüstü boyutta genişnım değeri ihtiyacı olarak aşırı letti. üretim değil, değişim değeri olaKapitalizm, kendi tarihi rak aşırı üretimdir. Ancak kapitaboyunca bunalımları kapitalist list üretimi kullanım değeri üretiüretimi daha geniş alanlara yayami olarak algılayan kapitalist derak, yeni pazarlar bularak aşmağer yasasını anlama yönünde kaya çalıştı. Bunda başarılı da oldu. fa yorma zahmetine katlanmayan Kapitalizm kendi kısa tarihi bodar kafalı biçare zavallı iktisatçıyunca bu bunalımları nasıl aştılar iyi niyetli oldukları kabul edilirğını iki dünya savaşı, sayısız se aşırı üretimi kullanım değerinin aşırı üretimi olarak algılarlar. bölgesel paylaşım savaşları yaratarak gösterdi ve gösteriyor. Bu Oysa ki dağ taş otomobil doluyüretim biçiminin boyutları bu gün ken milyonlarca insanın cebinde öylesine gelişmiş bulunuyor ki arotobüs biletinin olmayışını, martık şu yada bu ülkeden değil bir ketler doluyken milyonlarca insanın aç olmasını alım ve satımın dünya kapitalist sisteminden söz ediliyor. Globalleşme, küreselolmamasından yakınırken milyonlarca insanın en temel ihtileşme sözcükleriyle yerel ulusal değil bir dünya sisteminden söz yaçlarını alamamasını anlayaediliyor. Kapitalizm tarihsel olamazlar. Kapitalist bunalımlar, aşırak gelişmesinin son sınırına rı üretim bunalımları bir başka emperyalizmle nitelik olarak gerçeği daha ortaya çıkarır. Üretimdeki yoğunlaşma boyutları gitulaşmıştır. Nicelik olarak bu sistikçe büyüyen üretim durgunlutemin bizzat emperyalizm aracığun temelini oluşturuyorsa aynı lığıyla dünya çapında derinliğine 17


www.proleter.org

geliştirmiş ve egemen bir sistem haline dönüştürmüş bulunuyor. Kapitalist iktisadi krizler bundan dolayı yerel ve ulusal olmaktan çıkan sistemin kendi akıbetini tehdit eder boyutlarda gelişmesini sürdürüyor. Bu günkü mevcut durgunluğun bölgesel ya da ulusal olmadığını tüm kapitalist ekonomik veriler göz önüne seriyor. Geçici bir durgunlukla değil gerçek bir durgunlukla karşı karşıya olduğunu gösteriyor. Emperyalist kapitalist dünyanın tümünü içine alan durgunluk bunun etkilerini en az zararla geçmeye çalışan kaçınılmaz iflasları rakiplerine yüklemeye çalışan emperyalist tekeller ve ülkeler arasındaki rekabeti de şiddetlendiriyor. Emperyalizm, ekonomik durgunluktan çıkabilmek için tanıdık politikalara başvuruyor. Ekonomik ve siyasal savaş. Ekonomik; pazara sahip olmak, ucuz hammadde kaynakları, düşük maliyetler, siyasal savaş; pazara sahip olmak korumak, enerji ve hammadde kaynaklarını ele geçirmek, eski sahiplerini kovma sallananı alaşağı etme, kovma, sömürge politikaları ve savaşlar.

MAHİR

KASIM 2008

1- Osman Ulugay, Milliyet 19/10/2008 2- Bülent Kahraman , Sabah 3- Ergin Yıldızoğlu , Cumhuriyet , 08/10/2008 4- Ergin Yıldızoğlu , Cumhuriyer , 08/10/2008 5- John Bellamy , Foster, Sendika.Org 6- Rick Wolff , Kapitalist Kriz ve Marks ın Hayaleti 09/10/2008 sendika.org 7- John Bellamy , Foster, Sendika.Org 17/10/2008 sendika.org 8- Abdullah Aysu (Karabasan) Küresel kriz ve gıda sendika.org 9- Roch. Aktaran Abdullah Aysu Küresel kriz ve gıda sendika.org 10- İngo Schimidt. Krizleri Kyaslama sendika.org 11- Financial Times , 25/09/2008 Akt. İngo Schimidt. Krizleri Kıyaslama sendika.org Devam edecek…

18


Proleter

Aralık: 2008 - Ocak:2009 Sayı:57 lik ortaya hiç beklenmedik bir sonuç çıkacak: sermayenin el değiştirmesi yada sermayenin transferi. Açayım. Amerika’daki mantıkla gidecek olursak krizden büyük ölçüde İstanbul burjuvazisi etkilendi. Yurt dışında yatırımı olanlar, ‘hedge fonları’ kullananTÜRKİYE’DE DEVRİM lar, borsada kağıt çevirenler, kıVE sacası sıcak para rantiye sınıfı KARŞI-DEVRİM krizden etkilendi ve ekonomik varlığını önemli ölçüde yitirdi. onlarca içine düştüğü finansman sıkıntısına karşılık nispeten ayakÖnceki sayıdan devam. ta kalan reel sektör yani AnaKapitalizmin bunalımları, dolu sermayesi şimdi gelip bir çok sonucun yanında, sermabüyük bir rahatlıkla bu sermayenin merkezileşmesini hızlandıye grubunun elindeki birikimi rır, bozulan sermayenin çevrimini kendisine aktarabilir. Gerçekkendi tarzında yeniden kurar. leşmesi hiç hayal olmayan bu dusermayenin merkezileşmesi rum ortaya çıkarsa Türkiye’de “mülksüzleştirenlerin mülksüzleşsiyasetin tamamıyla farklı bir tirilmesi” yasasının işlemesi ile yapı kuracağı açık.” ( Hasan koşar adım ilerler. Bunun en açık Bülent Karaman 18.12. 2008 Sagörünüşü kriz günlerindedir. bah) “İkincisi Anadolu’daki Liberal burjuva basın, Türsermaye,1 AKP’nin ikinci büyük kiye’deki sermaye ve ona dayaayağı budur. Kriz bu kesimi hiç nan “kesimi” (burjuvaziyi) ni “İsbeklemediği ölçüde etkileyebilir. tanbul burjuvazisi” ve “Anadolu burjuvazisi” olarak kategorize Çünkü bu çevre bütünüyle reel etmekte. Bunu sözü edilen coğekonominin içindedir. Reel rafya üzerinden yaptığını görüyoekonominin kendisidir. İktidar ruz. Her sınıfsal- siyasi analizler gerekli önlemleri zamanında kendi kavram ve kategorileri ile alır ve krizi iyi yönetir ise, üstegörüşlerini ortaya koymuşlardır. 1 Örneğin, küçük-burjuva sosyaAltını ben çizdim 19


www.proleter.org

lizminde de burjuvazinin emperyalizm ile ilişkisi üzerinden kategorize edildiğini görürüz. onların en gözde formülasyonu, “komprador burjuvazi”, “işbirlikçi burjuvazi” kavramları üzerine oturtmaktaydı. Temel ilişki, emperyalist burjuvazi ve işbirlikçileri arasındaki ilişkiydi. Halbuki çağın temel çelişkisi, burjuvazi ile proletarya arasındaki çelişkisidir. Proletaryanın karşısında burjuvazi bir bütündür. Bunun için burjuvaziyi burjuva yapan (kişileşmiş sermaye olarak kapitalist ve kişileşmiş ücretli-emek olarak ücretli işçi) sermayedir. Onun toplumsal formasyonu ise toplam toplumsal sermaye içindeki rolü tarafından belirlenir. Bunları bu kadarını naklettikten sonra Türkiye de krizdeki sermaye transferi sorununa dönelim. Bilindiği gibi mevcut siyasi iktidarın başı R. Tayip Erdoğan’ın kriz karşısındaki tavrı şimdiye kadar hayırhah bir tutum içinde oldu. İlk başta, “hamdolsun kriz bizi teğet geçecek”, “bizdeki kriz psikolojik” tarzında oldu. Şimdi bu çevrede dile getirilen ise “bu kriz bizim krizimiz değil” ifadeleri oldu. Bazılarının, “Anadolu burjuvazisi” , “İslami burjuvazi” , “yeşil sermaye” dedikleri burjuva kesimin sözcüsü olarak Başbakan elbette temsilcisi olduğu sınıfın çıkarları doğrultu20

sunda hareket edecektir. liberaller, “Anadolu burjuvazisi” derken “Kemalistler” daha çok “İslami burjuvazisi” ve “yeşil sermaye” kavramlarını kullanmaktalar. Kriz karşısında TÜSİAD ve onun çevresindeki büyük burjuvazi “acil önlem” diye “feryat” ederken hükümetin ayak sürümesinin altında bu çıkar karşıtlığı ve yine bazılarının dile getirdiği “krizi fırsata çevirme” düşüncesi (ki bunu en çok Başbakan sözünü etti.) yatmaktadır. Bunun Marksizm terimleri ile ifadesi “mülksüzleştirenlerin mülksüzleştirilmesi”dir. Yani her burjuva kesim kriz içindeki bu burjuvalar arasındaki savaşa kendini hazırlamaktadır. Bu bizde böyle olduğu gibi ABD de de diğer kapitalist ülkelerde de böyledir. ABD de bazı “finans kuruluşları” kurtarılırken bazılarının iflasına göz yumulmasının arkasında bu savaş vardır. Bu gün siyasal iktidarı elinde bulunduran feodal kafalı burjuvalar, hem siyasi iktidarı hemde krizi kendilerini güçlü kılıp aradaki “tarihi hesaplaşmayı” da yapacak şekilde kullanmak istemektedir. Yani kendi zayıf olma durumuna ( kendi deyimleri ile “iktidar olup muktedir olamama” durumuna) son vermek istemektedir. O zaman bu sınıf kendisini nasıl görmektedir. Ona bakalım: “Türkiye ilk defa


Proleter Aralık: 2008 - Ocak:2009 Sayı:57 otonom bir burjuvazi yaratıyor. duğunu farkındalar. Onun için Devletten, devlet ihalelerinden bazı ağabeyleri (Mehmet Şevki veya kamu borç faizlerinden ve Eygi Vakit yazarı) “Müslümanlar rant’tan beslenen bir burjuvazi iktidar oldular ama muktedir oladeğil bu. Üreten ve kendi başımadılar” demektedir. “Ergenekon na üreten bir burjuvazi. Devlete operasyonları” ile bunun devlet ayağını gerçekleştirmeye çalışyaslanmak değil piyasa ekonotıklarını görmekteyiz. “Anadolu misi içinde büyüyen bir burjuvazi. İlk defa “besleme” olmayan burjuvazisi” bu günlerde devleti fethetmekle meşgul. Sözcüsü İhbir illi burjuvazi doğuyor, dünya san Dağı, bu günkü rakipleri büile barışık. Yönetimden pay istiyük burjuvaziyi, devlet ihale ve yorlar doğal olarak tüm dünyada “borç faizleri” ile rant’la beslenolduğu gibi, özgüvenleri var mekle karakterize etmiş. Kendi çünkü üretiyorlar. Sırtlarını devsınıfını ise “üretime” dayanan lete dayamadıkları için de rahat“milli burjuvazi” olarak sunmakta. lar, isteyebiliyorlar. Büyük serÖncelikle şunu belirtmekte fayda maye gibi değil, meclis katipliği var. Büyük burjuvazinin dayandıile başlayıp devlet işleriyle yaratığı süreç olarak gösterilen süreç, lan bir sermayeden söz etmiyoruz. Bağımsız sermaye söz dinonun sermaye birikimi süreci değil, ilkel birikim süreci, potansiyel lemiyor, beyler dinlemeyecek.” burjuvazinin oluştuğu sermaye(İhsan Dağı 11.06.2008 Zaman) Kemalist burjuvazi tarafınnin tarih öncesi dönemidir. kapidan “Fetullah Gülen cemaati”nin talist birikim , artı-değer üretimine yayın organlarından biri olarak dayanır. Bu ise ücretli işçilerin arnitelenen Zaman yazarı sıradan tı-emeğinin sömürüldüğü süreçbir yazar değildir. AKP’ye eşini tir. Son yıllarda, liberal burjuva ve küçük burjuva sosyalist yazında, milletvekili vermiş bir yazardır. büyük burjuvazinin “büyüDolayısıyla sınıfının çıkarları için me”sinin “faaliyet dışı gelirler” hemen her alanda gücünü ortaya dedikleri, yazarın sözünü ettiği , koymuş biridir. Kullandığı iddialı rant ve devlet hazinesinin yağdil, feodal kafalı burjuvazinin malanmasından kaynaklandığı Türkiye de (Şimdilik) siyasal ve tarzındaki burjuva görüş dile getitoplumsal iktidarı istediklerinin bir rilmektedir. Bu onun artı-değer kanıtıdır. Nihayet siyasal iktidar sömürüsünün üstünü örtmeye olduklarını görüyorlar ama henüz yarar. Burjuva dünyada kapitalist toplumsal iktidarın ellerinde ol21


www.proleter.org

üretim süreci tepetaklak, ters yüz olmuş olarak gözükür. Onlar nasıl ücret-kar ve rant toplamından satış fiyatı oluştuğu inancındaysalar, zenginliklerinin kaynağını dolaşım sürecinde görmeye devam ederler. “Türev piyasa” oluşumlarının arkasında da Marks’ın Adam Smith’ten bu güne ekonomi-politikte devam ediyor dediği, fiyat tahlillerinde değişmeyen sermaye öğesinin yok sayılarak, ücret kar-ve rant büyüklerini değişken istendiği gibi büyültülüp küçültülen değer büyüklüğü olarak görülmesi vardır. Oysa değer yasasının egemenliği metadeğerinin esas belirleyici temel olduğu sözü edilen, ücret- kar ve rantın sınırı olduğunu gösterir. Burjuva iktisatçıları kapitalizmin 2008 krizi değerlendirmelerinde , “balon” ve “köpük” değerlendirmelerinin esas neden olmasında burjuva ufkun kölesi iseler, burjuva zenginliğinin kaynağı konusunda da, gündelik burjuva çıkarlar ile dilin tutsağıdırlar. zenginleşmeye olan tutkuda, paranın iktidarına olan tutkuda, lüks ve israf içinde yaşamada “İstanbul burjuvalarını” aratmayacak denli ilerlemiş, sonradan görme feodal kafalı sınıfı “eski mücahit yeni müteahhit”ler sınıfı bazı “büyük ağabeylerin” tepkisi ile karşılaşmakta. Liberal burjuva kesimden 22

ise yazara benzer tepkiler yapanlar mevcut önce onlardan birinin yazdıklarını görelim: “Bu gün Anadolu’da yerleşik ve artık çok güçlü bir sermaye var. Anadolu kendisine özgü bir dayanışma ağı içinde yaşıyor. Muhafazakar sermaye eskiden sadece el işçiliği (manüfaktür) düzeyinde üretim yapıyordu. Şimdi o kesim tam anlamıyla sanayi temelinde bir burjuvaziye dönüşüyor. (Hasan Bülent Kahraman 17.09.2008 Sabah) Siyasi iktidarın dayandığı burjuvazi için bunları söyleyen yazar , büyük burjuvazi için ise tespitler yapmış: “Fakat ortadaki büyük mesele dönüşümü taşıyacak olan sınıfların yaratılmasıydı. O sınıf burjuvaziydi ve burjuvazi devlete bağımlı, iktidara yandaş, koşullara uyumlu bir nitelik taşıyordu. Öyle Batıdaki gibi kendi başına buyruk ve özgürlükçü değildi.” (Hasan Bülent Kahraman 15.09.2008 Sabah) Onların terimleriyle, “modernleşmenin”, demokratikleşmenin hayal ettikleri ideal tarzda gerçekleşememesinin nedenini, liberal burjuvalar, büyük burjuvazinin eksik ve zaaflarında ararlar. Bu gün görğnüyorki “demokrasi” adına destek verdiklerini söyle-


Proleter Aralık: 2008 - Ocak:2009 Sayı:57 dikleri siyasi iktiarın dayandığı Şevki Eygi 23.11.2008 Milli Gasınıfı güçlü gösterip ona tapınızete) yorlar. “ulusalcı- laik- cumhuri“Üniversiteye giden oğlu yetçi” büyük burjuvazinin yapaPorche otoya biniyor. Yazıklar madığını, feodal kültürlü (onların olsun ona ve babasına. Vah ona, kültüründe “sadakanın” olduğunu eyvah ona, efsur ona! … hiçbir Müslüman zengini 7 yıldızlı Başbakan söyledi.) burjuvaziden beklemekteler. Burjuvazinin içinotelde görünmek istemem. Beş de bulunduğu bu durum ancak yıldızlı otel nesine yetmiyor? Dört yıldızda kalırsa alkışlarım. bir şeyi gösterir, bu burjuva kesimlerin, ilerlemeci, gelişmeden ‘islami bir burjuva sınıfı türeteyana değil karşı-devrimin merceğiz’ diye memleketin, devletin canına okudular.” (Mehmet kezleri olduğunu gösterir. Her iki burjuvazi de karşı devrimin merŞevki Eygi 27.11.2008 Milli Gazete) kezidir. Büyük burjuvazi, toplum“Halkın bütçesinden, meşsal iktidarını giderek artan bir gerici, karşı-devrimci bir siyasal yaru olmayan yollarla para aparıyor ve kara zengin oluyorsunuz. pı, devlet biçimleri ile sürdürmeŞu soruyu yöneltiyorum: Sizler ye çalışırken, sözü edilen “Anadolu burjuvazisinin” üye ve temnasıl Müslümanlarsınız? … silcileri de, geçmişte yaşanan Bir Müslüman burjuva burjuva devrimci hareket ve atısınıfı oluşturmak için bu kötü lımlara (en başta ittihat ve terakdüzende bazı kötülükleri yapkiye)nefretlerini gösterip onlara mak, çalıp, çırpmak soymak, tarihi bir hesaplaşma içinde oltalan etmek, haram yemek caduğunu (“Ergenekon Davası” bu izdir … böyle bir fetvaya inagörüntüyü çizmektedir.) gösternan ve mucibinde amel eden mekte. AKP’nin içinden geldiği kimsenin kafir olmasından korkulur.” (Mehmet Şevki Eygi siyasal hareketin bazı temsilcileri 13.12.2008 Milli Gazete) ise “İslami burjuvaziye” feodal “Parayı sevenin ayağı ahlak tepkilerini göstermeye dekaymış. Hem parayı sevecekvam ediyor. Tabi şimdilik. “İslami kesim elbette sin, hem de iyi insan, iyi Müslüman olacak, böyle bir şey kendi burjuvazisini oluştururmümkün değildir. sa, bahanesiyle akıl almaz yol(Mehmet Şevki Eygi 18.12.2008 suzluklar yapılmış, kirli ve pis Milli Gazete) servetler edinilmiştir.” (Mehmet 23


www.proleter.org

“’Her şeyin en iyisi Müslüman layıkmış…’ Bu şeytani fetvanın gölgesinde birileri haram servetler elde ediyor. Kur’anın ve sünnetin yasakladığı lüks, israf ve sefahat sergileyen, bin türlü fısk ve fücur işliyorlar.” (Mehmet Şevki Eygi 27.12.2008 Milli Gazete) “70’li yıllarda ne sert, ne tavizsiz (ödünsüz) ne idealist radikaller vardı. Şimdi onların çoğu mücahitliği bıraktı, müteahhit oldu, köşeyi döndü… sonunda sahte mücahitlerin foyaları meydana çıktı, müteahhit oldular. Ülkemizde kötü düzeni değiştirip iyi ve faziletli bir düzen getirmek için yola çıkanların bir kısmı kötü sistemin rantlarına, yağlı kemiklerine, aç köpekler gibi saldırırlar.” (Mehmet Şevki Eygi 14.01.2009 Milli Gazete) “Altın buzağıya tapan, parayı ve zenginliği kendilerine put edinen gizli kafirler iflah olmaz.” (Mehmet Şevket Eygi. Milli Gazete) “İslami burjuvazi”nin durumu ve uluslar arası ilişkileri üzerine, bir başka yazar şunları yazıyor: “Sadece tank silah değil… ABD’ye tekstil satacaksanız, İsrail’den bir ortak bulup, İsrail üzerinden satmanız gerek. İsrail’i aradan çıkarırsanız kotaya takı24

lırsınız.ve daha fazla vergi ödemek zorunda kalırsınız… ABD böyle bir tezgah kurmuş, onun için ABD ile iş yapan “Hacı amcalar” İsrail üzerinden dolanıp ABD’nin kapısını çalmak zorunda kalıyor.” Buna bizim Şeriatçı Holdingler dahil.” (Abdurrahman Dilipak 04.01.2009 Vakit) Sözünü ettiğimiz feodal kafalı burjuvazinin zenginleşme ve yaşama tarzı üzerine olumsuz düşünceleri olan, genel olarak aynı ideolojik kesimden gelen yazarlardı, şimdi de “ortak dini referansları” olan ve “Müslüman burjuvazi”nin gerekirliğini olumlayan bir yazara kulak vererek, böyle bir burjuvazinin varlığının onların yazınında nasıl yer aldığını bütün yönleri ile görmüş olalım. “Müslüman zenginlerin aşırı ölçüde gösterişi bir tüketime yöneldiklerine ilişkin eleştiriler var. Bu eleştiriler, genellikle Müslümanların gayrı meşru yollardan elde ettikleri servetler üzerinden yapılıyor. Daha geçenlerde bir yazar, ‘Ey haram yiyiciler! Dünyanın çeşitli yerlerinden villalar, köşkler, konaklar almışsınız. Gerekirse oralara kaçıp mutluluk ve güven içinde yaşayacakmışsınız. Boş hayaller, aldatıcı kuruntulardır’ bunlar diye yazıyorlar.


Proleter Aralık: 2008 - Ocak:2009 Sayı:57 Öncelikle şunu belirtmek Ayrıca şu:Elbette ‘fetva’ (!) gerek:’Haram yiyicilerin’, rüşile değil, ama kendiliğinden vet, yolsuzluk, entrika yoluyla oluşacak (ve oluşmakta olan) bir Müslüman burjuvazi, daha haram kazançlar edinenlerin, önce de defalarca yazdığım gigerçek anlamda Müslüman bir bi İslam medeniyetine sahip burjuvaziyle uzaktan bir ilişkisi yoktur. ‘Haram yiyiciler’, daha çıkacak bir sosyal sınıftır. Bu önce de ısrarla belirttiğim gibi, sınıfın, üç kağıtla edinilmiş ‘lümpen Müslümanlardır’ … Gösservetini gurur metaı haline terişçi bir tüketim için harcama getiren lümpen Müslümanlarla yaparak, mesela göz alıcı ve ihuzaktan yakından bir ilişkisi yoktur, - olamaz da!” (Hilmi Yatişamlı köşkler yada villalar, son vuz 04.01.2009 Zaman) derece pahalı otomobiller satın Bütün bu oldukça uzun,bir alarak, başkalarının nezdinde yazının akıcılığını engelleyen yüksek bir itibar ve statü edinalıntılarda ortak olan öğe, yanınmek, bu mallar ‘meta-ı gurur’ kıda olsun, karşısında olsun, libelar… lümpen Müslüman haram ral burjuvaların, “Anadolu burjuyiyicileri eleştiren yazar, ima yovazisi”, kendi sözcüleri, gönülsüz luyla, statü düşkünü bu lümpen destekçilerince “Müslüman yada haramzadelerin bir ‘Müslüman İslami burjuvazi” kavramları ile burjuvazi’ oluşturma yolunda kategorize edilen feodal kafalı bir ’fetva’ aldıklarını yazıyor. Öncelikle, o yazara şunu sormak burjuvazi varlığının teorik alana yansımasını görmekteyiz. Büyük gerek: Burjuvazinin ‘fetva’ ile burjuvazinin yanında, böyle bir oluştuğu nerde görülmüştür? Eğer böyle bir ‘fetva’ varsa bu burjuvazinin boy attığını, bazıla‘fetva’yı kim vermiştir? Bir kere rının “oluşmakta olan” dediği daha belirteyim: Müslüman ‘mehemen hepsi tarafından kabul ta-ı gurura’ dönüştürmeden sahip edilmiş görünüyor. Sözde liberal demokrat burjuvazi “demokrasi olduğu servet, ne mekruh ne de mücadelesini” onun ortasına geharamdır. ‘A’raf Suresinin 31. çip, kanatları altına sığınmakAyeti, … yeren çıkarıp Hak ta.gördüğünden başından beri Tealaya ait olan ziynet ve nimetarada bir desteğinde dozunda leri pak rızkları kim haram etti? iniş çıkışlar olsa da siyasi iktidarı Diye sorar. Ki asla haram edilmiş destekliyor. Bunun için başlarda değillerdir! AB için yaptıklarını desteklerken 25


www.proleter.org

“Ergenekon” ve orduya karşı tutumunda yine “demokrasi” adına yaptığını ifade etmekte. Bu ittifakı burjuvazinin bütün cılız , güçsüz ve “yukardan- aşağı burjuva devrimleri”nin tarihsel perspektifine (feodal kafalı burjuvalarla birlikte liberal burjuvalarımız için bu İttihat ve Terakkinin darbeci-cuntacı jakobenliğinedir.) kadar genişletilmiş bulunuyor. Yani bu ittifak bu gün kurulmuş gibi görünse de burjuva devriminin başkanlık dönemine kadar uzanır. “Gayri Müslimlerin elinden servetleri alındı. Neden? “Milli burjuvazi yaratmak için öyle mi? Ne yaptı bu “milli” burjuvazi peki? Daha adil, daha vatansever, daha demokrat mı davrandı? hayır, dünya ile rekabet etmeyi öğrenmek yerine devletten beslenme, bunun karşılığında da resmi ideolojiye destek veren, dışa kapalı bir ekonomide milleti kalitesizliğe mahkum eden bir “milli burjuvazi” yaratmadı, “kapıkulu zengini” yarattı. Bu kapıkulu zenginleri de 1980’lerde (Turgut) Özal’ın piyasa ve dışa açılması politikalarının, sonunda ortaya “Anadolu burjuvazisine” karşı 28 şubata sarılmakta, 27 nisan bildirisine örtülü destek vermekte hiç tereddüt etmedi. Alın size ittihatçılardan beri yaratılmaya çalışılan “milli” bur26

juvazi”. (İhsan Dağı. 14.11.2008 Zaman) “Nedir? Nedendir bu İttihat ve Terakki tutkusu? Kefil olabilir miyiz İttihat Terakkinin despotik liderlerinin her yaptıklarına? Hani bu ülke de jakoben, tepeden inmeci, otoriter siyasetin kökeninde İttihat ve Terakki vardı? Nedir bugün Ergenekon’un yüz yıl önceki yapılanması olan İttihat ve Terakkiye bu hayranlık, bu muhabbet? ‘1915 tehciri gerekliydi, olması gerektiği olmuştu, özür dilenecek bir hata değildi.’ Deyip bir ‘gizli cemiyet’ olan İttihat ve Terakki ‘devlet aklına’ inanmıyorsak, o ‘devlet aklı’nın uzantılarının demokrasi, milli irade, laiklik, İslam ve baş örtüsü hakkında dediklerini neden inanacağız. Var mısınız buna da? İttihatçı devletin , geleneğin ve aklın tutsaklığından çıkmadan bu topraklara tam demokrasi gelmeyecek, tabii eğer istiyorsak demokrasiyi” (İhsan Dağı 23.12.2008 Zaman) Türkiye burjuvazisi içindeki siyasi, ekonomik mücadele bu ideolojik temel üzerinde yürütülmektedir. Türkiye burjuvazisinin bu iki kesimi, bazılarının çok korktuğu bu kutuplaşmayı, bu temelde başarmış bulunuyor. Bu basit bir konjonktürsel ayrışma


Proleter Aralık: 2008 - Ocak:2009 Sayı:57 değildir. Bu gün farklı emperyalist şıklıkla” suçlamaktadır. Feodal gruplaşmalarda ilişki içinden kafalı burjuvalar hasımlarının ittikaynaklanıyor görüntüsünün arhatçı köklerine (gerçekte, burjukasından, Türkiye burjuvazisinin vazinin devrimci eylemleri ile karşı-devrimci eylemleri farklı tatüm tarihi yatmaktadır. Onun için bu gün burjuvazi içindeki iktidar rihi işlevler yerine getirirler.) salkavgası tarihi kökler temelinde dırarak onun yığınlar üstündeki bu günün örtüleri altında (laiketkisini yıkmak kendi feodal kül“şeriatçı”) yürütülmektedir. burjutürlerine dayalı ideolojisini egemen kılmaya çalışmaktadır. başvazi dünya tarihinde, feodalizme bakanın “sadaka bizim kültürükarşı mücadelesinde genellikle müzde var” sözü bunun çok küdevrimci ve liberal olarak ikiye çük bir kanıtıdır. “Ulusalcı”bölünür. Devrimci burjuvazinin cumhuriyetçi burjuvalar ise kenzaferi ne sonuçlanan tam zaferli dilerinin de inanmadıkları “sosburjuva devrimlerinden sonra yal-devlet” gevelemeleri ile karşıdaha önce çekirdek halinde var olan kralcı burjuvazi ile liberal lık vermeye çalışmaktalar. “İslami burjuvazi”ye karşı tepkilerinin bir burjuvazi arasında bir bağlaşma oluşur. Bu burjuvazinin gerileşkısmı da aynı “tedrisat”tan geçtikmeye başlamasının habercisidir. leri eski “mücahit” arkadaşlarınİşçi sınıfının kapitalizme karşı dan gelmekte. Bu kesim de burmücadelesi burjuvazi içinde bir juvalaşma sürecinde saf dışı kaburjuva demokrat mücadele eğilan kesimlerin tepkisi bunlar taralimi yaratır. İşçi sınıfının karşıfından dile getirilmekte. burjuvasında bunlar (küçük burjuva dezinin, zenginleşme ve yaşama mokrasisi) gericidirler. Burjuva biçimlerini “Müslüman”a yakıştıtoplumda siyasi iktidarı eline geramamaktalar. 70’li yılların “ideaçiren her burjuva partisi devleti list mücahit”’inin müteahhit olfethetme savaşına girişir. Bu saması burjuvalaşmasının bir parçasıdır. Bu genel olarak küçükvaş Türkiye de bu gün, sözü ediburjuva sınıfın yaşadığı bir süreçlen burjuva kesimler arasında tir. Ya küçük burjuvaya dönüşyapılmakta. Burjuva devrimin mekte yada onun bir uzantısı, alt karşı-devrime dönüşmesinin son bölümünü oluşturmaktadır. Türhızla ilerlediği bir dönemi yaşıyokiye’de burjuva demokratlarınca ruz. Sözcülerinin bütün tumturakdüzene muhalif olarak gösterilen lı atıp tutmaları bunu gizleyemeüç siyasal hareket de 1- Küçük mekte “teröristlik” ve “hukuk dı27


www.proleter.org

burjuva sosyalizmi. 2- Kürt ulusal hareketi. 3- “Radikal İslam”2 aynı ortak kaderi yaşamış bulunuyor. Üçünün içinden de büyük burjuva hareketi ya da onun parçası, eklentisi hareket ve eğilimler çıkmış bulunuyor. Türkiye de kapitalizmin gelişmesindeki ilerleyiş, köylülük ve diğer küçük burjuva kesimlerin ayrışmasını hızlandırdı. Küçük meta üreticilerinin bir kısmı mülksüzleşip proleterleşirken, bazıları da ücretli-emek kullanan burjuvalar haline geldiler. Her üç siyasal harekette de ideolojik önderliğin başında yer alan öğrenci gençliğin küçük bir kısmı “mücahit”, “yoldaş” –“müteahhit”, ücretliemeğe dayanarak “iş” yapan ya büyük burjuva yada onun eklentisi bayii, acente, sahipleri haline geldiler. Maddi ilişkiler, toplum ve birey yaşamında belirleyici olduğu materyalist ilkesi kendisini gösterip , “idealist düşünceler” değişti, yaşamın bir yansıması olarak şekillendi. Hepsinde ortak özellik zenginleşme aracı olarak, para olarak paraya, genel soyut 2

“Adil düzen” temelinde ifade edilen çıkarların sahipleri , 1923 burjuva devrimi ile siyasi egemenliğinin dışında kalan, feodal artıklar ile taşra eşrafı ile eşrafın çıkarlarının , dinsel ideolojik temelde dile getirilmesidir. Bunların bir kısmı kurumlaşıp AK Parti hareketini oluşturacaktır.

28

zenginliğin temsilcisine olan tutku egemen oldu. “Zamane soyluları”nın her türlü itibarın kaynağını paraya sahip olmaya görmeleri gibi onlarda da paraya sahip olma tutkuları hiçbir engel tanımadı. Mehmet Şevki Eygi’nin burjuva zenginliğine, yaşam biçimine, feodal tepkilerine neden oldu. Bu gün eski günleri ve “idealist mücahitleri” sık sık yad etmekten başka elinden bir şey gelmediği belli oluyor. Ona karşı, “Müslüman burjuvaziyi” savunmaya çalışan Hilmi Yavuz ise, “Lümpen Müslümanlar” ile karıştırılmaktan yakınıp, İslamiyet’i feodal kafalı burjuvazinin hizmetine sunma çabası içinde görülmekte. kapitalizmin tepelerinde büyük tefecilerin at koşturduğu çağda, faizin haramlığına kargaları bile güldüren çözümler bulmaktalar. “Lümpen Müslüman” dedikleri kesim sermayenin ilkel birikiminin unsurları potansiyel burjuvalardır. Burjuvaların sermaye birikiminin temeli artı-emek sömürüsü iken onlarınki dolandırıcılık, aç gözlülük, tasarruf, para tutkusu, bencillik, “devletten nemalanma” vb.dir. bu dönem sermayenin tarih öncesi dönemidir. Onlara karşı gösterilen feodal ahlaki, feodalsosyalist (örneğin Fabian sosyalizmi) ve küçük burjuva sosyalist tepkiler, sermayenin, kapitalist


Proleter Aralık: 2008 - Ocak:2009 Sayı:57 Küçük-burjuvazi , büyük burjuvaüretimin egemenliği karşısında ziden bağımsız hareket eden bir kendi sınıfları gibi yok olmaya sınıf olmaktan çıktı. burjuvazinin mahkumdurlar. Lüks, israf, benkarşıtı işçi sınıfı, bağımsız bir sıcillik paraya sahip olma tutkunıf hareketi olarak sınıf mücadesunda “İslami burjuvazi” lesinde yer alamazken, kapita,”İstanbul burjuvazisinden” hiç de lizmin gelişmesi ona niceliksel geri kalmadığını her geçen gün üstünlük sağlamış bulunuyor. Digöstermekte. “Milli görüşçü” ğerleri yok olurken o güçlendi. Mehmet Şevki Eygi’nin yakınmaHenüz ücretli-köleliğinin – ları bir kapitalizm eleştirisinden eşitsizliğinin temeli olarak, düşçok, feodal ahlakı diriltme çabamanının efendiliğini yarattığını sıdır. Büyük romancı Balzac’ın görmekten uzakta. Liberal burjusiyasal görüşleri kralcılıktı., fakat kapitalizmin eleştirileri büyük havalar sınıfları ve sınıf mücadelesini kabul ederler. Burjuva yazınzine oluşturmuştu. “İslamcı bur“ulusalcı”, liberal, “İslamcı”- burjuvazinin” sözcüleri feodal ahlak ile burjuva sınıfın iktisadi ilişkilejuvazi ile işçi sınıfı arasında olmasa da, burjuvazi içinde sınıf rini uyumlaştırmaya çalışmaktadırlar. Bunun için feodal kafalı mücadelesinin yansımaları ile burjuvaların sözcülüğünü yapdolup taşıyor. Burjuvalar arasınmaktalar. Emperyalist sermaye daki çıkar çatışmalarında çıkar ile ilişkilerinde gerici bir ideolojiye çatışmasıdır. Bir birlerini empersahip olmak engel teşkil etme bir yalist güçlerin adamı olmakla suçlamaktalar. Demek ki Türkiyana, “konjonktüre” uygun düşmekte. Kapitalizm karşısında küye’deki burjuva toplumu içindeki çük-burjuva sosyalizmi de bir sınıf mücadelelerinde emperyaütopya olmaktan ileri gidemelizm de yer almaktadır. Biri Amemektedir. Bu sınıfın önemli bir rikancı, Ab’ci olmakla övünürken kısmı şimdi AB destekçisi bir diğerini “Ruscu” olmakla suçla“demokrasi” hareketi haline gelirmakta. Saf dil liberal demokratlaken, “milli görüş” hareketi içinden rın, “derin devlete” karşı diye seAKP gibi feodal burjuva hareketi vindikleri “Ergenekon operasyonçıkar. Aynı süreç Kürt ulusal haları” nasıl bir burjuvazi içindeki reketinden DTP gibi büyük burjuiktidar savaşı olduğunu görmekvaziden, iktisadi, toplumsal ve siteyiz. Bunun ABD’li emperyalist yasi ortaklık talep eden bir burjuburjuvazinin yönetiminde bir iktiva sınıf hareketleri çıkardı. –Yani dar savaşı olduğunu bazı burjuva 29


www.proleter.org

yazarlar dile getirmekteler. İşçi sınıfı burjuvazi içindeki çatışmadan, devrimin çıkarları, kendi sınıfsız toplum mücadelesi için yararlanmasını bilmelidir. Bunu da ancak kendisi bağımsız sınıf olarak sınıf mücadelesinde yer aldığında mümkün olacağını devrimler tarihi göstermektedir. Yoksa burjuvazinin basit bir eleştirisi olarak onun arkasından şu yada bu tarafa sürüklendiğinde eline burjuvazinin ücretli-kölesi olmaktan başka bir şey geçmeyecektir. O konjonktürün, dönemin, “anın” gerektirdiği zorunlu ittifak yada asgari görevler adına da kapitalist köleliği yıkıp komünizmi kurma tarihi görevini arka plana alamaz, almamalıdır. Dünya kapitalizminin içine düştüğü bunalım, bunun ne kadar doğru olduğunu bir kez daha göstermektedir. Devam edecek… Necati IŞIK Ocak 2009

30

MARKSİZM-LENİNİZM HER ZAMAN GÜNCEL VE BİLİMSEL ÖĞRETİ MARKSİZM HUKUK VE KAPİTALİZMİN KRİZİ Hukuk sınıfların, bu bağlamda sınıfları oluşturan bireyin ve kurumların içinde bulundukları diğer bireyler, sınıflar ve kurumlar karşısındaki hak ve çıkarlarının toplumsal üretim koşulları tarafından belirlenen yazılı veya yazılı olmayan kurallarının bütünüdür. Hakim sınıfın, uyguladığı genel kurallarını içeren kısmına “Anayasa”, özgül biçimlerini belirten diğer bölümleri de bu özgül biçimleriyle adlandırılır. Bu kuralların uygulama biçimleri de yasa, yönetmelik, tüzük vb. kurallarla yaşama geçirilir. Hukukun doğuşu ve gelişimi sınıf ilişkilerinin doğuşu ve gelişimiyle birlikte yol alır. İlkel komünal üretim ilişkileri dönemi, sınıf ilişkilerinin olmadığı, insanlar arasındaki ilişkinin ilkel biçimlerle sürdürülmesi, basit kurallara dayanan ilişkileri içerir. Bu konuyu F. Engels Ailenin, Devletin ve


Proleter Aralık: 2008 - Ocak:2009 Sayı:57 önüne engel olan ilişkilerini bozaÖzel Mülkiyetin Kökeni adlı eserak işe koyuldu. Devlet3 ve bireye rinde geniş bir biçimde ele alarak ilişkin kurallar birer birer zorlanaortaya sermiştir. Hayvanların iç güdüsel olarak değişik yollarla, rak açık ve gizli savaş ve kavgalar ile burjuva hukuk sistemi Rokoku, dışkı vb bırakarak yaşam alanlarının ve iktidarlarının sınırma hukuku içerisinde yeşermeye başladı. larını çizdikleri alanların belirlenmesi gibi, kabilelerin kabilelere Burjuva hukukunun ana karşı, kabile bireylerinin kabileye dayanağı birey ve özel mülkiyet oldu. Bu temelde burjuvazinin fekarşı ilişkileri de belli sınırlar ve odallere karşı sloganı “özgürlük, “kurallar” içinde bozuldu. Kabileeşitlik ve kardeşlik” oldu. burjuler diğer kabileleri egemenlikleri altına alarak onlara haraca ve vazi egemenliğini artırdıkça bu köleliğe yöneldiler. Artık sınıfsal konumundan uzaklaşarak, özel mülkiyetin korunması ve kollanilişkiler, köle ve köle sahipleri toplumsal yaşamın genel kurallaması konusu hukukun özü dururını köle sahipleri kölelere karşı muna geldi. Diğer yan da da proletarya kendi toplumsal geleceğikullanıyorlardı. Köle ve meta ticareti köleci toplumun hukuksal ne ilişkin gelişen sınıf bilinciyle normlarını oluşturuyordu. Gerici, kendi hukuki ilişkilerini sahip olbağnaz ve barbarlık ilişkilerinin maya, toplumsal üretimin gelişmesine uygun olarak yaratmaya egemen olduğu bu toplumsal yabaşladı. Burjuvazinin özel mülkişam biçimi eski tanrısal, ekonoyetine karşı, proletarya toplumsal mik hukuk kurallarını sonuna kamülkiyeti, her türlü sınıf ayrıcalıkdar zorlayarak ümmet ve telarına karşı sınıfsız toplum ilişkibaa’nın kuralları oluşmaya başladı. Hıristiyanlığın ve daha sonlerini, burjuvazinin ve diğer topra Müslümanlığın feodal üretim lumsal sınıf birliklerinin baskı ve ilişkilerine egemen olan normlarıyla feodal hukukun temelleri or3 “Devletin ve Hukukun Tarihselliği ve Sıtaya çıktı. 14-15. yy.da öncelikle nıfsallığı”’nda Marks şöyle der: “Sömürü Avrupa da burjuvazi ve proletardevletinin iki faaliyet alanı vardır; Bir yandan, bütün toplumların doğasından kaynakya tarih sahnesine adımlarını atlanan ortak işleri yerine getirir; öte yandan, tılar. Bu aynı zamanda feodal yönetimle halk kitleleri arasındaki karşıthukuk ilişkilerinin tarihi gelişimin lıktan kaynaklanan özgül işlevleri üstlenir.” (Marks/Engels Devlet ve Hukuk Üzerine May Yayınları s.61)

31


www.proleter.org

egemenlik aracı olarak devletin yerine sınıfsız toplum ilişkilerinin normlarını koydu. “Sınıf ayrıcalıklarının ortadan kaldırılması yolundaki burjuva telepleri ileri sürülür sürülmez, proletarya da, sınıfların kendisinin ortadan kaldırılmasını talep etmeye başlar. Bu talep, önce ilkel Hıristiyanlığa dayanılarak dinsel bir kılık içinde ileri sürülür, daha sonra da burjuva eşitlik teorilerine dayandırılır. Proleterler, burjuvazinin sözlerine mim koyarlar: eşitlik, salt görünüşte, salt devlet alanında değil, fakat ekonomik ve toplumsal alanda da kurulmalıdır.”4 Üretim ilişkilerinin genel seyri buydu. Burjuvazi sınıf ilişkilerini sürekli kendi lehine tutabilmesinin koşullarını, erkini sürekli kıla4

“Özellikle Fransız burjuvazisinin, Büyük Devrimden başlayarak, yurttaş eşitliğini ön plana geçirmesinden sonra, Fransız proletaryası, ekonomik ve toplumsal eşitlik talebiyle, burjuvazinin karşısına çıkıverdi. eşitlik, Fransız proletaryasının özel savaş sloganlarına dönüştü. Proleter eşitlik talebinin gerçek özü, sınıfların kaldırılması talebidir. Bunun dışında kalan her eşitlik talebi, ister istemez bir safsata olarak kalır. Böylece, eşitlik düşüncesi, burjuva biçimi altında olduğu kadar proleter biçimi altında da, tarihin-oluşmasını ister istemez brlirli tarihsel ilişkilerin varlığını kaçınılmaz kılan- bir ürünüdür.” (Marks/Engels Devlet ve Hukuk Üzerine May Yayınları s.107-108)

32

bilmesi için iktidar aygıtlarını kendi çıkarlarına göre biçimlendirmeli ve bunu diğer sınıfların üzerinde baskı aracı olarak kullanmayı becerebilmeliydi5. Süreç her ülkede biçimsel farklılıklar gösterse de tüm burjuva sınıflar ve devletler temelinde öz itibarıyla aynı ilkeleri içeriyordu. Bunda belirleyici olan ise toplumsal üretim ilişkilerinin gelişmişliği ve burjuvazi ile diğer sınıflar ve kalıntıları ile işçi sınıfı arasındaki ekonomik ve siyasi mücadelelerdir. Burjuva sınıfın güçlü olduğu, top5

“Toplum, kendisinden vaz geçemeyeceği bazı ortak görevler yaratır. Bu görevlere atanan kişiler, toplumun bünyesinde, iş bölümünün yeni bir dalını meydana getirirler. Böylece, söz konusu kişiler, kendilerine vekillik verenlerin karşısında da bir takım özel çıkarlar elde ederler ve onların karşısında bağımsızlaşırlar. Ve işte böylece devlet doğar. Şimdi artık mal ticaretine ve daha sonraları gelişen para ticaretine benzer bir oluşum gözlemlenir. Yeni bağımsız güç genellikle üretimin akışına uymak zorundadır; gelgelelim, bünyesinde bulunan, yani ona bir kez devredilmiş ve giderek geliştirilmiş olan nispi bağımsızlığı sayesinde, aynı zamanda üretimin koşullarına ve akışına bir karşı etki gösterir. Bir yanda ekonomik hareket, öte yanda, alabildiğine geniş bir bağımsızlık için çabalayan ve bir kez yola çıkarıldıktan sonra da kendi özgücüne kavuşan yeni siyasal güç olmak üzere, eşit olmayan iki güç arasında karşılıklı bir etkileşim kendisini dayatır.” (Marks/Engels Devlet ve Hukuk Üzerine May Yayınları s.62)


Proleter Aralık: 2008 - Ocak:2009 Sayı:57 Sermayenin içinde bulunlumsal üretim ilişkilerinin geliştiği duğu hareketinin krizi bu maddi ülke burjuvaları, meta ve sermave hukuki İlişkilerini yeniden ve yelerinin dünya üzerinde serbest daha kapsamlı olarak güncelledolaşımı ve sömürüsünün devameye, krizden güçlerini kaybemı niteliğinde bu süreci kendine den rakiplerini ablukaya alarak, uygun koşullarda ve diğer rakipsıkıştırarak, teslimiyete zorlalerine karşı yaptırımlar angaje maktadırlar. Ülkelerin ulusal sıedebilmek için giderek emperyanırlarını işçi sınıfı ve yoksul list ilişkilerle paylaşımı ve deneemekçiler için kapatılırken, emtimi dayatarak uluslar arası hukuki ve kurumsal ilişkileri de yarattı. Kendi aralarındaki gizli sözNihayet , ekonomik gelişmenin kimi yollarını tıkayıp kimi yollarını açabilir. Böyle bir leşmeleri hayata geçirerek yer durum, sonuçta, yukarıda anılan iki olasılıkyüzünün bütün alanlarına nüfuz tan birine bağlanır. Şu kesindir ki, ikinci ve etmeyi çabalarken 1. paylaşım üçüncü durumlarda, siyasal iktidar, ekonosavaşı içerisinde Rus proletaryamik gelişmeye ağır zararlar verir ve yığınla sı önderliğinde gelişen işçi sınıfıenerji ve malzemenin çarçur edilmesine yol açar.” (Marks/Engels Devlet ve Hukuk Üzenın çabasıyla bu anlaşmaların bir rine May Yayınları s.62) kısmı bütün dünyaya açıklanarak “Hukuk için de durum aynıdır. yeyüzleri açığa çıkarıldı. Ve Rusni iş bölümü kaçınılmaz hale gelip de proya’da burjuvazi alaşağı edilerek fesyonel hukukçuları yaratır yaratmaz, geişçi sınıfı kendi duruşunu kapitanel olarak üretime ve ticarete bağlı olmakla beraber, yine de bu alanlara karşı özel bir lizm, burjuvazi ve diğer sınıflara tepki yeteneğine sahip bulunan yepyeni bakarşı gösterdi. İşçi sınıfı bu başağımsız bir alan açılmış olur. Modern bir rısını devam ettirememesi yüdevlette hukukun salt genel ekonomik duzünden bu gün burjuvazi tüm ruma uygun düşmesi ve onu yansıtması yeryüzünü kendine göre şekilyetmez. Hukukun, bir de, iç çelişkilerinin yumağına dolanmamak için, kendi içerisinlendirmeye çalışan emperyalizde tutarlı bir bütün oluşturması gerekir. min maddi ve hukuki şekillenmeGelgelelim, bunu sağlayabilme uğruna, hu6 lerini gerçekleştirmekle meşgul. kuk, ekonomik ilişkileri yansıtmadaki sada6

“Devlet iktidarının ekonomik gelişme üzerindeki karşı etkisi üç yönde belirebilir. Ya aynı yönde etkide bulunur. O zaman işler daha çabuk yürür. Ya da ekonomik gelişimin tersi yönde etkide bulunur. O zaman, günümüz de bütün büyük toplumlarda olduğu gibi, belli bir süre sonra iflas eder.

katini de git gide kırar . Bu durum, yasaların, bir sınıfsal egemenliğinin aslına tam uygun yansısı olmalarının git gide daha az rastlanır bir olguya dönüşmesiyle daha da belirginleşir. (Marks/Engels Devlet ve Hukuk Üzerine May Yayınları s.63)

33


www.proleter.org

peryalizmin meta ve sermaye hareketlerine karşı sonuna kadar açılmakta, ikili ve uluslar arası anlaşmalarla sermaye hareketlerini engelleyen, (vergiler, el koymalara vb. karşı yasal engeller kaldırılmakta) siyasi ve ekonomik engeller ortadan kaldırılmaktadır. Ülkelerin “bağımsızlıkları” siyasi ve coğrafi haritalar üzerinde yanında ve birlikte yer aldıkları emperyalist blokların renk ve sınırları ile tanımlanmaktadır. Her ülke yönetimi bunun gerçekleştirilmesi ve kendi işçi sınıfına karşı iktidarını sürdürme ödeviyle sınırlandırılarak “bağımsız” hareket etme serbestisine sahiptirler. Kapitalizmin dünya ölçeğindeki krizinin yaratacağı gelişmelerin ve muhtemel sonuçlarının bu günden kestirilmesinin mümkün olmadığı bu günlerde bile, bu çalışmaları son sürat sürdürmektedirler.7 Öyle ya “Ya7

Krizin çözümünün temelde iki biçimi vardır. Ya kendi yapıları içerisinde bir takım sermayeyi tahrip edip bir kısmının el değiştirmesi, daha az ellerde toplanması suretiyle yeniden yapılanarak kapitalist üretim sürecine devam etmesidir. Ya da işçi sınıfının iktidarı bir devrimle ele geçirerek , tüm üretim araçlarını el koyarak kapitalist üretime son vermesiyle sonuçlanacaktır. Burada belirleyici olan sınıf mücadelesinin alabileceği muhtemel gelişmelerin bir güç olarak gerçekleşmesidir. Bunun dışında bu temellere dayanan binlerce muhtemel sonuçlarına gö-

34

rın ölecekmiş gibi ibadet et, ölmeyecekmiş gibi çalış.” İşte bu konuda Türkiye Dış İşleri Bakanının görüşleri: "Burada artık şu anlaşılmalı; küresel ekonomiyle ilgili konular mutlaka yeni bir küresel mimariyle hem düzenlenmeli hem de denetlenmeli. ABD dahil hiçbir ülke bu küresel düzenleme ve denetleme mekanizmasının dışında olmamalı. Madem herhangi bir ülkede olan ciddi bir sorun herkesi, bütün açık ekonomileri etkiliyor, o zaman hiçbir ülkenin, 'bu kendi iç işimdir, kimse karışmasın, ben kendi ekonomimde istediğimi yaparım' dememeli. Çünkü, oradaki hata madem herkesi etkiliyor, o zaman bunu küresel boyutta mutlaka ele almak gerekiyor." (Cumhuriyet 29.01.2009) Burjuvazinin8 bu çabaları beyhude elbette ama, “can çekilmeden umut kesilmez.” re “çözümler” olabilecektir. Bu muhtemel bir yeniden paylaşım biçiminde tezahür edebilecek bir dünya savaşını da içerir. 8

“Bu kriz bize iki şeyi acı biçimde öğretti: (1) Küresel sistemin yarattığı küresel yönetim ulusal kurallarla ve ulusal denetimle denetlenemez. (2) Küresel sistemin gerekleri olan ekonomi politikası koordinasyonu ulusal politikalarla veya rastgele uluslar arası toplantılarda varılan kararlarla sağlanamaz.


Proleter Aralık: 2008 - Ocak:2009 Sayı:57 Ergenekon Soruşturmaları ve Türkiye burjuvazisi bu gün mahkemeleri, uygulamaları buna siyasi ve toplumsal işleviyle eski uygun örneklerden biridir.) ünitoplumsal ilişkileri dağıtmakla uğversiteler, tıp, hekimler, hukukçuraşırken diğer yandan da eski iklar, diyanet-din kurumları, şair, tidar biçimini devirerek yeni emyazar, gazeteci, tv’ciler, bilim inperyalist iktidar ilişkilerinin ağına sanları hep kendilerinin ücretli işbağlamakla meşguller. Bir yanda çisi, danışmanları yapmışlardır. iç ilişkiler törpülenip köreltilirken Bu yönde hareket etmeyenler yediğer yandan emperyalizmin lorel ve uluslar arası çevrelerde komotifine takılmaktadır. Bu ilişdışlanmışlar, çeşitli iftiralarla kakilerin bir yanı toplumsal iken diralanma yoluna gitmişlerdir. ğer yanı da siyasal işlevleridir. Diğer yanda krizin etkisiyle Emlak sahibi sınıflar, toprak sahipleri ve burjuvazi, yalnız zenyeniden üretimleri ve ticaretleri sekteye uğrayanlara bir takım ginliklerinin gücü ile değil, fakat destek ve yasal kolaylıklarla yeaynı zamanda devletin gücü, orterli kazançlar sağlamalarına dunun, bürokrasinin ve mahkeyardımcı olunurken, emekçiler melerin yardımı ile de emekçi ise, karısı, çoluğu çocuğu ve varı halkı tutsaklık altında tutuyorlar. yoğu ile sokağa atılıyor, bununla Sadece bunlarla da kalmıyorlar, da kalmayıp9 sözde Sosyal Gübu güne kadar baş tacı edilen ne kadar meslek ve kurum varsa hepsinin kutsallığı bir yana bıra9 Eski Hükümlü Çalıştırılması ile ilgili olakılmış, kendisine hizmette direrak Anayasa Mahkemesi Kararından. “Sosnenler çeşitli biçimlerle tasfiye yal devlet ilkesi uyarınca devlet ferdin huedilmiş, (Bu günlerde moda olan zur ve refahını, özürlülerin korunmasını, Bu çerçevede atılacak adımların başında IMF ve Dünya Bankası'nı yeniden yapılandırmak geliyor. IMF, artık gelişme yolundaki ülkelerin ekonomik sorunlarını çözmeye çalışan kurum kimliğinden çıkarılmalı, bu işlev Dünya Bankası'na devredilmelidir. Dünya Bankası gelişme yolundaki ülkelerin proje ve sektör kredisi ihtiyaçlarının karşılanmasının yanı sıra bu ülkelerin ekonomik sorunlarının çözümüne destek sağlama fonksiyonunu da üstlenmelidir.” (Mahfi EĞİLMEZ Radikal 30.10.2008)

eski hükümlülerin topluma kazandırılmasını sağlayıcı tedbirleri bizzat almakla yükümlü olduğu gibi, özel teşebbüsünde serbest rekabet ortamı içinde güvenlik ve kararlılık içinde çalışmasını sağlayıcı tedbirleri almakla yükümlüdür.Temel amacı serbest rekabet ortamı içinde, herhangi bir devlet garantisi olmaksızın karlı bir şekilde ticari faaliyet yapmak olan özel teşebbüse bizzat devletin yapmakla görevli olduğu özürlü ve eski hükümlü çalıştırma yükümlülüğünün yüklenmesinde ve cezai müeyyide uygulanmasında Anayasanın 2. maddesinde ifa-

35


www.proleter.org de edilen sosyal devlet ilkesine uyarlık bulunmamaktadır. Anayasanın 48. maddesinde özel teşebbüsler kurmanın serbest olduğu ve sözleşme serbestisi bulunduğu 18. maddesinde de, angaryanın yasak olduğu belirtilmesine rağmen, özel teşebbüsün sözleşme serbestisi elinden alınarak, zorunlu olarak, iş yerinde verimli olamayacak, işveren açısından çalışma hayatına ve ticari işletmenin verimliliğine katkısı bulunamayacak özürlü ve eski hükümlü çalıştırma zorunda bırakılması Anayasanın 48. maddesine aykırılık teşkil ettiği gibi, kişinin istemediği kişiyle çalışmak zorunda bırakılarak maaş ödeme yükümlüğü yüklenmesi de dolaylı olarak angarya yasağı kapsamında değerlendirileceğinden Anayasanın 18.maddesine de aykırılık teşkil etmektedir.”…” Sosyal hukuk devletinin Anayasa tarafından yüklenen sorumluluklarını yerine getirmek için gerekli kaynağı yine Anayasada belirtilen ölçü ve yöntemler kullanılarak vergi yoluyla elde edeceği, sosyal harcamalara ayrılan kaynakların yetersiz olması halinde sorumluluğun devri yerine, halkın bu giderlere katılımının özendirilmesi şeklinde yapılması hukuk devletinin gereklerindendir. Özürlü, eski hükümlü ve terör mağdurlarının korunması, rehabilitasyonu, topluma kazandırılması, istihdamı ve insan onuruna yakışır bir hayat seviyesine kavuşturulması, Anayasanın 61. maddesi ile bizzat devlete verilmiş bir görev olduğundan, bu ödevin 4857 sayılı yasanın 30. maddesi ile amacı karlılık olan özel teşebbüse orantısız bir şekilde yüklenmesinde Anayasanın 61. maddesine uyarlılık bulunmamaktadır. Bu durumda, itiraz konusu olan 4857 sayılı yasanın 30.ve 101. maddesi sosyal hukuk devletinin gereklerine, angarya yasağı kura-

36

venlik Mevzuatı gibi hukuki yasalarla sağlandığı söylenen “haklarla” ilgili polis ve mahkemelerce kovuşturulup, cezalandırılmaktadırlar. Daha bununla da kalmayıp sermayenin tüm sömürü alanlarında fütursuzca hareket etmesinin koşullarının oluşturulması için işçi ve emekçilere karşı Yasa(k)koyucunun aldığı ve kendi yasalarıyla çelişse bile bunu iktidar organlarının “söz dinlemez” tutumlarından kaynaklandığı gerekçesiyle bir biriyle uyumlaştıramadığı “Anayasa” hükümleri üzerine sıkıntılarıyla birlikte dile getirmektedirler. Ocak 2009

M.Gündar

lına, sözleşme serbestisine ilişkin Anayasa hükümlerine aykırılık teşkil ettiği kanaatine ulaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle itiraz konusu 4857 sayılı yasanın 30. ve 101. maddelerinin Anayasanın 2, 18, 48 ve 61.maddelerine aykırı olduğu sonucuna varıldığından bu konuda karar verilmek üzere dava dosyasındaki belge örneklerinin Anayasa Mahkemesi'ne gönderilmesine, 27.12.2005 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.”… Anayasa Mahkemesi Başkanlığından: Esas Sayısı : 2006/101 Karar Sayısı : 2008/126 Karar Günü : 19.6.2008

57-PROLETER  

SAYI:57 Aralık: 2008 – Ocak:2009 -----------------------------------------------------------------------------------------------------------...

Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you