Page 1

KOMÜNİST DEVRİM

SINIFLAR SAVAÞIMINDA PROLETARYANIN ÖRGÜTTEN BAÞKA SÝLAHI YOKTUR!

SEKSEN YEDÝNCÝ YILINDA BÜYÜK EKÝM DEVRÝMÝ YOLUMUZU AYDINLATMAYA DEVAM EDÝYOR! Tam bundan seksen yedi yýl önce uzun kavgalarýn, sürgünlerin, zindanlarýn, ölümlerin pahasýna kazanýlan Büyük Ekim Devrimi gerçekleþti. Rus takvimine göre 23 Ekim, Miladi Takvime göre ise 7 Kasým’da gerçekleþen Ekim Devrimi, yetmiþ günlük Paris Komünü deneyiminden sonra, yeryüzünün lanetlilerinin sömürücü sýnýflarý alaþaðý ederek iktidarý ele geçirmesinden baþka bir þey deðildir. Lenin içinde yaþanýlan çaðý “Emperyalizm ve Proleter Devrimler Çaðý” olarak deðerlendirmiþti. Öngörüsüne göre emperyalist zincir zayýf halkasýndan, yani Rusya’dan kopacaktý. Bu bir halkanýn kopmasý deðil, emperyalist zincirin parçalanmasý anlamýna geliyordu. Ekim Devrimi tam da Lenin’in öngörüsü doðrultusunda, emperyalizmin zayýf halkasý olan halklar hapishanesi Rusya’dan koptu. Böylelikle dünya emperyalist sistemi proleterler ve ezilen kitlelerden unutamayacaðý bir tokadý da yemiþ oldu. Sadece dünya emperyalist devletleri deðil, öncelikle Rusya sömürücü sýnýflarý bu tokadý yedi. Ekim Devrimi üzerine çok þey söylendi, çok þey yazýldý. Ancak Ekim ile oluþan eþik hâlâ aþýlabilmiþ deðil. Ekim Devrimi kapitalizmden komünizme geçiþte kapýyý araladý ve bir proleter devrimin hangi dinamikler üzerine oturarak, nasýl bir parti ile iktidarýn alýnacaðýný gösterdi; ancak sonuçlarýna vardýrýlamadý. Bunun birçok nedeni olabilir. Bazýlarý nesnel koþullarla açýklarken, biz devrimci komünistler Ekim Devrimi ile kazanýlanlarýn bir bir yok olmasýnýn yegâne sebebinin komünistlerin kendi rollerini oynayamayýþýnda görüyoruz. Ekim Devrimi ile kazanýlan proletarya diktatörlüðü, dünya devrimi hedefi kaybedilmiþ olsa da, onun araladýðý kapý hâlâ kapanmýþ deðildir. Ekim Devrimi Nesnel Koþullarýn Hediyesi Deðildir! Gericiliðin kalesi olan Çarlýk otokrasisi I. Emperyalist Paylaþým Savaþý’nýn ortasýnda yýkýlarak tarih sahnesini terk etti. Halklar hapishanesi olarak adlandýrýlan Çarlýk Rusya’sý savaþlarýn yol açacaðý öngörülen devrimlerin ilki olan Þubat Devrimi ile yerle bir oldu. Baharý müjdeleyen bir 8 Mart sabahý (Rus takvimine

20

göre Þubat) Dünya Kadýnlar Günü’nü kutlamak için varoþlardan, Viborg Mahallesi’nden akan iþçi ve emekçi kadýnlarýn üzerine polisin saldýrmasý ile baþlayan kitle hareketi ve burjuvazinin silâhlý güçlerinin bölünerek askerlerin proletaryanýn safýnda yerini almasý sonucu baþlayan Þubat Devrimi sonucu Ramanovlar hanedanlýðýnýn da sonu gelmiþ oldu. Çar tahttan feragat ederek, tahtýný oðluna býraktý. Ancak oðlu da iktidarýný koruyamayarak tahtý býraktý. Böylelikle Þubat Devrimi Çarlýk otokrasisinin parçalanmasýyla son buldu. Þubatýn yarattýðý demokratik ortama bakarak devrimin sona erdiðini düþünenler olduðu gibi, bolþevikler arasýnda burjuvazinin oluþturduðu kurucu meclise katýlmayý bile önerenler olmuþtu. Lenin Þubat devriminin arifesinde, 1905 devriminin yýldönümü vesilesiyle Ýsviçreli genç sosyalistlere þöyle hitabetmiþti. “ Belki de biz ihtiyarlar, gelecek devrimin kaderini tayin edecek kavgalarý göremeyeceðiz. Ama çok emin olarak söyleyebilirim ki, … gençler gelecek proleter devriminde savaþma mutluluðuna eriþmekle kalmayacaklar, zaferin de mutluluðunu yaþayacaklar.” Bu konuþmanýn üzerinden daha bir ay bile geçmeden Rus Çarý tahtý terk etti. Bunun üzerine geliþen olaylar sonucu Þubattan sekiz ay sonra ilk muzaffer proleter devrim olan Ekim Devrimi gerçekleþti. Ýsviçreli genç sosyalistlere hitap ederken söylediði “biz ihtiyarlar, gelecek devrimin kaderini tayin edecek kavgalarý göremeyeceðiz” tespiti Lenin’i doðrulamadý. Bu konuþmasýndan dokuz ay gibi kýsa bir süre sonra Lenin Rusya’da ilk proleter devrimi hükümetinin baþkanýydý. Þubat Devrimi’nin aniden patlak vermesi birçok bolþeviði hayrete bile düþürmüþtü. Þubat’ýn ani olmasý, Ekim’in hazýrlýklý, plânlý bir þekilde icra edilmesinin önünde engel teþkil etmedi. Muzaffer Ekim Devrimi Rusya’daki nesnel koþullarýn bir hediyesi deðil, devrime olgunlaþan dünyanýn Rusya kesitinde bolþeviklerin plânlý, sýký çalýþmalarýnýn sonucudur. Ýktidar almayýnca birileri tarafýndan altýn tepside hediye edilmiyor. Devrime önderlik edecek olan partinin önceden hazýr devamýsayfa 18’de

DEVRÝMCÝ KOMÜNÝST HAREKET MERKEZ YAYIN ORGANI SAYI: 5 EKÝM 2004 FÝYATI: 1MÝLYON

G E R Ý C Ý L Ý K D Ö N E M Ý D E V R Ý M C Ý FA A L Ý Y E T Ý V E P R O L E T E R D E V R Ý M C Ý S E Ç E N E K Ý Ç Ý N M Ü C A D E L E

Komünist Devrim’in 1. Sayýsýndan bu yana gericilik dönemi özelliklerini iþliyoruz. Ýþçi hareketinin durumu, devrimci hareketin durumu ve devrimci parti inþasýný gerçekleþtirmeye çalýþanlarýn durumu önemle yer tutuyor sayfalarýmýzda. Tarihsel bir kategori olarak kapitalizmin ulaþtýðý emperyalizm aþamasýnda burjuva düzeninin çürüme ve siyasal gericilik olduðunu, Lenin’in emperyalizm çözümlemelerinden bu güne kapitalizm altýnda yaþayan insanlýðýn durumuna bakýldýðýnda kör gözlerin görebileceði bir durum olduðu ortadadýr. Bizim deðerlendirmelerimize konu olan gericilik döneminin, içinden geçtiðimiz konjonktürde Türkiye’de ve dünyada iþçi hareketinin ve devrimci güçlerin gerilemesi ve düzen güçlerinin saldýrýlarý ile ilgili olan yönleridir. Kapitalizm emperyalizm aþamasýna ulaþtýðýndan beridir proleter devrimleri ve ulusal kurtuluþ mücadeleleri çaðý salt teorik bir önerme olarak deðil, ilk olarak muzaffer ekim devrimi ve sonrasýnda gerçekleþen devrimler ile de somutlandý. Ancak Ekim Devrimi hâlâ aþýlabilmiþ deðil. Proleter devrimler çaðýnda bir eþik olma konumunu sürdürüyor. Komünist Enternasyonalin kurulduðu ilk yýllarda mücadelesine damga vuran temel olgulardan biri proleter devrimin dünya çapýnda gerçekleþebilmesinin nesnel koþullarýnýn olgunlaþmýþ olduðu, eksik olan etkenin öznel alanda olduðudur. Dünyanýn emperyalistler arasýnda bir paylaþýma konu olduðu I. Paylaþým Savaþý’nýn ertesinde Rusya gibi kapitalizmin görece az geliþtiði bir ülkede proletaryanýn iktidarý fethetmesi, kendi iktidarýný kurmasý gerçekleþirken; görece “ileri” kapitalist, metropol ülkelerde ve dünyanýn diðer kesimlerinde proletaryanýn iktidarý alamamasýnýn nedenini nesnel koþullarla deðil; öznel koþullarda arýyoruz. Rus proletaryasýnýn devrimci bir partinin öncülüðünde devrime hazýrlanýp, savaþtan devrim çýkarabilmesinin temelinde, devrime olgunlaþan topraklarda, emperyalizmin bu zayýf halkasýnda iktidarý alacak olan partinin devrim öncesinde yaratýlmýþ olmasý yatmaktadýr. Emperyalizm çürüme dönemidir. Bu dönemin temel karakterlerinden biri siyasal gericiliktir. Üretim iliþkilerinden, burjuva devletin özelliklerine, siyasal yönetimden, demokrasiye (burjuva demokrasisine) kadar bir bütün olarak kapitalist toplumsal sistemin bir proleter devrimle aþýlýp yerine sýnýfsýz dünya toplumuna geçiþin biricik yolu olarak sovyet demokrasisinin geçirilmesi komünistlerin baþlýca siyasal hedefidir. Kuþkusuz hiçbir siyasal hedef kendi baþýna fazla bir anlam ifade etmez.

Bu hedefle birlikte onu gerçekleþtirecek araçlar, yöntemler, somut güçler (komünist kadro, iþçi sýnýfý) tanýmlanarak, dahasý bir mücadele içinde, mücadeleyle birlikte anlam kazanýr. Ýþçi sýnýfýnýn tarihsel eylemine önderlik edebilecek bir devrimci partiyi inþa etme mücadelesi içindeki biz komünistlerin eyleminin niteliðini parti inþa görevleri belirleyecektir. Bu görevleri yerine getirme mücadelesi bizim somut güçlerimizin –kadro birikimi ve niteliði– durumu ile içinden geçtiðimiz dönemin özellikleriyle –imkân ve sýnýrlýklarýyla– doðrudan iliþkilidir. Ýçinden geçtiðimiz gericilik döneminin yaþadýðýmýz topraklardaki devrimci öznelere yönelik yansýmalarýný Komünist Devrim’in Þubat 2004 özel sayý 1’de þu þekilde ifade etmiþtik: “Emperyalizm bölgedeki son müdahalesinden önce Türkiye Kapitalist Cumhuriyeti devrimci dinamiklerin öncüsü olmaya aday devrimci öznelere karþý imha-tasfiye hareketinde bulunmuþtur. Önümüzdeki dönemde de bunun süreceðinin iþaretlerini düzen güçleri vermiþtir. Cezaevleri operasyonlarý ve bu süreçte diðer operasyonlar, topluma kazandýrma yasasý vb. ile Kürt dinamiklerine yönelik müdahaleler bu çerçevededir. Devrimci öznelere karþý yapýlan saldýrýlardan sonra Avrupa Birliði doðrultusunda yapýlan deðiþikliklerle devrimci öznelerin sopadan sonra havuç ile düzen içine çekilmesi planlanmýþtýr. Devrimci hareket için asýl tehlike bu sonuncusudur. Devrimci hareket daha öncede devletin saldýrýlarýna maruz kalmýþtý. Ancak düzenin tüm saldýrýlarýna raðmen devrimci hareket, devrimci bir refleks göstererek düzen dýþý konumlanýþý þu ya da bu oranda gerçekleþtirmek için çaba harcamýþtýr, hala da böyledir. Son tasfiyeci dalgayla devrimci hareket düzen içine çekilmektedir...” Tasfiyecilik dalgasýnýn nedenleriyle, sonuçlarýyla çok boyutlu–yönlü olmasýnýn yanýnda bu dalganýn içinden çýkýlabilmesinin en önemli etkenin komünistlerin devrimci bir partisinin olmayýþý komünizm iddiasýnda bulunan hareketler için bu süreçte doðru yöntemlerle, doðru halkalarý yakalayarak devrimbu sayýmýz

1

Organlaþma Sorunlarý ve Hareketimiz: .............sf 6 Ýþçi Sýnýfýnýn Ayrýcalýksýz Kesimleri: ..... ...........sf 8 Alanlardan Yoldaþlardan ....................... .........sf 11-12 Dönem, Devrimci Siyaset ve Komünistler........sf 13 Gerici Reformlar Iþýðýnda Devletin Kendini......sf 14 Burjuva Diktatörlüðüne Karþý Savaþýmda Bir Mevzi Olarak Sendikalar:............................................sf 17 Seksen Yedinci Yýlýnda Büyük Ekim Devrimi: Arka sayfa


KOMÜNİST DEVRİM

ci bir partinin inþa görevlerine yoðunlaþmalarýný gerektirmektedir. Bu tür süreçlerde devrimci bir parti yok ise komünizm iddiasýnda bulunan hareketler için devrimci bir zeminde çýkabilmenin (hatta devrimciliðini koruyabilmenin) “garantisi” yoktur. Yaþanýlan tarihsel deneyimler göstermektedir ki býrakalým devrim öncesi devrimci bir partinin yokluðu koþullarýnda gericilik döneminden çýkabilmeyi, proletarya diktatörlüðünden partinin devrimci niteliðini koruyamadýðý oranda geriye (kapitalizme) dönülebilmektedir. Devrimci Komünist Partinin inþasý, bu partinin iþçi sýnýfýnýn önderliðini kazanarak onu devrime taþýmasý, proletarya diktatörlüðünün kurulup dünya devrimine büyüyerek, uluslar arasý sovyet cumhuriyetleri ile sýnýfsýz topluma doðru yol alýnmasý, tüm bu süreçler devrimci bir parti niteliðini zorunlu kýlmaktadýr. Komünistlerin görevi böyle bir partinin yaratýlýp, yaþatýlmasýdýr. Bu nitelikte bir partinin inþa görevlerinin içinden geçilen dönemdeki sorumluklarýyla, iþçi sýnýfýnýn öncülerinin oluþturulup, kazanýlmasýyla, kadro niteliðinin militan siyasal niteliklerle donatýlýp teorik, siyasal sorunlarýna yanýt veren bir faaliyetle yerine getirilemediði oranda devrimci bir partinin yaratýlamamasý bir yana devrimci bir zeminde dahi durabilmek mümkün olmayacaktýr. Kuþkusuz bunlarý felaket tellallýðý yapmak için söylemiyoruz. Komünistlerin tarihsel görevlerle yüz yüze olduklarýný vurgulayýp, doðru bir þekilde bilince çýkartabilmek için yapýyoruz.

Düzen Dýþý Bir Ýdeolojik Zemin Düzen Dýþý Bir Örgütlenmeyle Birlikte Yaratýlmalýdýr Ýçinden geçtiðimiz gericilik döneminin bir yönü bu dönemin ayný zamanda bir tasfiyecilik dönemi olduðudur. Pek çok hareket için illegal örgütün tasfiyesi kabul edilip, ortaya konulan bir þey deðil, fiilen gerçekleþen bir olgudur. Bu dönem Marksizm, Leninizm, komünizm kavramlarýyla siyaset yapanlar için de diðer akýmlar içinde tarihsel deneyimler ideolojik alanda pek çok sorunu býraktýðý gibi içinden geçilen sürecinde ideolojik–teorik alanda çeþitli sorunlarý beraberinde getirdiði bir gerçektir. Ýdeolojik teorik sorunlarý çözmeyi liberal, örgütsüz zeminlerde yapmayý deneyenler bir yana, bizim muhataplarýmýz ideoloji–örgüt–politika bütünselliðini öne çýkarýp devrimci parti arayýþý içinde olan devrimci çevrelerdir. Ýdeolojiyi örgüt dýþýnda yapmaya, proletaryanýn devrim ve parti sorununu legal araçlar üzerinden çözmeye çalýþanlarý “Özgür Üniversite”den ayrý tutan bir kalýn hat yoktur. Bu düpedüz aydýn oportünizmidir. Onun için devrimci teori devrimci örgüt içindir önermesi devrimci parti arayýþý içinde olan devrimci çevrelerin kulaklarýna küpe olacak altýn deðerinde düsturdur. Avrupa Birliði doðrultusunda Kopenhag kriterleri, uzun bir süredir burjuva düzeninin yapýsal dönüþümler uðraþýnda attýðý adýmlar, demokrasi programlarýna sahip olanlarda “gerçek demokrasiyi biz savunuyoruz”, “demokrasi devrimle gelecek” söylemlerine raðmen bir bunalým yaratmýþ, programatik olarak demokrasiyi öne alan devrimci demokratlarýn altýný oyacak denli etki göstermiþtir. Ancak yinede bu zeminde duranlar devrimci yöntemler ve þu ya da bu oranda illegal örgütlenmelerini koruduklarý sürece bu akýmlarý belli bir devrimci zeminde tut-

2

muþtur. Sebebi ise Türkiye’deki sýnýf çeliþkilerinin agnostik karakterinde aranmalýdýr. Sýnýfsal çeliþkilerin alabildiðine keskinleþtiði, emperyalizmin zayýf halkasý Türkiye’de sýnýfsal ve ulusal çeliþkiler hâd safhada olduðundan dolayý, bu dinamikler burjuvazinin “demokratikleþme” atýlýmýný zorlamaktadýr. Bugün her sorunun çözümünün sosyalizmde olduðu söylemleri adeta moda olmuþtur. Evet, emperyalizm döneminde insanlýðýn sorunlarý çözülemez, ancak sosyalizmle çözülebilir. Ancak dün asgari programlara sahip olanlar, demokratik devrimi bayrak edinenler bugün “çözüm sosyalizmdedir” söylemlerini ideolojik, programatik bir yenilenmeyle birlikte mi gerçekleþtirmektedirler? Pratikte yaþananlar bunun böyle olmadýðýný göstermektedir. Bugün sosyalizm söylemi modadýr. Ama sosyalizmin “legal olaný” modadýr. Týpký 1900’lü yýllarda Rusya’da çarlýk rejiminin önünü açarak izin verdiði legal Marksizm’in moda haline geliþi gibi. Burada legal araçlarýn kullanýlýp, kullanýlmamasý kabul ya da reddedilmesi konu dýþýdýr. Marksizm, sýnýf mücadelesi konularýnda biraz bilgisi, deneyimi olan birisi bilir ki legal ve illegal araçlarýn devrimci amaçlarýna ulaþmak için kullanýlmasý gerekliliktir. Ancak bugün “legalite fetiþizmine de illegalite fetiþizmine karþýyýz” söylemi niyetlerden baðýmsýz legalizmi güçlendirmektedir. Çünkü bugün illegalite fetiþizmi yapan kimse yoktur. Þunu da biliyoruz ki bolþevik tipte bir partinin niteliðinde legal ve illegal araçlarýn kullanýmýnýn birleþtirilmesi baþarýlamadýðý, legal araçlarýn illegal alaný güçlendirmek için istismar edilemediði, bu tipte bir parti yaratýlamadýðý sürece tasfiyecilik tüm devrimci hareketlerin baþýnýn üstünde demoklesin kýlýcý gibi sallanmaya devam edecektir. Bütün bu sorunlarýn baðlandýðý tek bir sebep vardýr. O da devrimci partinin yaratýlamamýþ olmasýdýr. Ancak devrimci parti ihtiyacýný hissedenlerin bu ihtiyaca yanýt verecek bir konumdan bu gün için uzak olmalarý karamsar bir tablo oluþturmamalýdýr. Biliyoruz ki; elde edilmiþ imkânlar zorlanmýþ imkânsýzlýklarýn sonucudur. Öncelikle “kitle eylemi, kitlelerin sorunlarýný çözmek” dururken böyle bir plâna baðlý kalarak mücadele sürdürmek, somut ve acil görevlere yoðunlaþmak iyimser bir budalalýk deðildir elbet! Politik kitle faaliyetinin merkezine devrimci parti kuruculuðunu koyarak, öncelikleri, somut ve acil görevleri yerine getirmek tutulacak olan en doðru halkadýr. Biz komünistler ideolojik-politik zeminimizin temel ilkelerini Marks’ýn, Engels’in kendi dönemlerinde diðer akýmlara karþý verdikleri mücadeleler ve örgütlenme deneyimleriyle, Rusya’da Lenin önderliðinde bolþevizmin devrim deneyimleri ve bu deneyimin bütünsel, sistematik ifadesi olan Komünist Enternasyonal’in ilk dört kongresinde billurlaþmýþ olan programatik, örgütsel zeminde buluyoruz. Dünyanýn diðer bölgelerindeki devrim deneyimleri ve en önemli olaraktan yaþadýðýmýz topraklarýn sýnýf mücadelesi, devrimci deneyimlerinin derslerini çýkarmak, örnek alýnacak olanlarla ibret alýnacaklarý ayrýþtýrmak çabalarýmýzýn bir parçasýný oluþturacaktýr. Bütün bunlarý yaparken temel kalkýþ noktamýz Komünist Enternasyonal’in ilk dört kongresinde ifadesini bulan ilkesel kararlardýr. Ýdeolojik-teorik sorunlardaki yöntemsel bakýþýmýzý

baþtarafýsayfa 17’de

EKÝM 2004

Sendikasýz, sigortasýz ayrýcalýksýz bölüðü ise sömürü çarklarýnýn arasýnda varlýk koþullarýný sürdürmeye çalýþmaktadýr. Mevcut sendikal anlayýþlarla bu kesimi örgütlemek mümkün olmamasýna raðmen, var olan sendikalar da bu kesimleri örgütlemeye yanaþmadýlar. Çünkü sendikal bürokrasi düzenin istikrarýndan beslenmeye baþlamýþtý. 1989 yýlý ile beraber kamu iþçilerinin sendikalaþma serüveni baþlamýþtý. “Memur” diye adlandýrýlan bu kesimin yasal hiç bir dayanaðý olmadan yürüttüðü fiili meþru sendikalaþma mücadelesi önemli bir çýkýþ noktasý yakalamasýna raðmen, varolan bilinç bulanýklýðý sebebiyle gelinen süreçte mücadele týkanmýþtýr. Bu arada KESK’in önünün kesilmesi için kurdurulan Zubatov ve Papaz Gapon sendikalarý, kamu iþçileri arasýnda filizlenmeye baþlayan dinamizmin budanmasýna sebep olmuþtur. Devletin çýkardýðý “Memur Sendikalarý Kanunu”na göre yeniden örgütlenen KESK, çek-off sistemine göre üye aidatlarýnýn toplanmaya baþlanmasýndan sonra DÝSK’in girdiði yola girerek hidayete ermiþtir. Bugün sendikalara baktýðýmýzda, sarý sendikacýlýðýn örgütlendiði, sendikalarýn sýnýfa ihanet yuvalarýna dönüþtüðü görülmektedir. Devrimci hareketin ise mevcut sendikal anlayýþ deðiþmeden, yönetimlerine devrimcilerin gelmesiyle sendikalarýn ve iþçi sýnýfýnýn kaderinin deðiþebileceði yanýlsamasýndan beslendikler ve sendika bürokratlarýný kendi elleriyle besledikleri ise ibretle gözlenmektedir. Sendika bürokrasisinin devrimci bir siyasetin önüne geçtiði, devrimci hareketin de bu eksende sendikalara ulaþmak uðruna ekonomizme boyun eðdiði bir dönemde, komünistler sendikalara iliþkin politikalarýnda nasýl davranmalýdýrlar? Bu konu devrimci mücadele veren tüm iþçi ve komünistler bakýmýndan hiçte küçümsenmeyecek bir öneme sahiptir. Sendikalar karþýsýnda devrimci hareketin bu kadar ilkesiz olduðu bir dönemde Komünist Enternasyonal’de alýnan kararlarý üstüne basa basa belirtmenin isabetli olacaðýný düþünüyorum; “Geniþ iþçi yýðýnlarýnýn sendikalara katýlma yönündeki açýk eðilimi; sendika bürokrasisine raðmen, bu yýðýnlarýn yürüttükleri mücadelenin nesnel bakýmdan devrimci bir karakter taþýmasý göz önüne alýndýðýnda, bütün ülkelerdeki komünistlerin, sendikalara girmeleri ve onlarý kapitalist rejimin yýkýlmasý ve komünizmin zaferi uðruna bilinçli mücadele organlarý haline getirmeleri önem taþýmaktadýr. Komünistler, henüz sendikalarýn olmadýðý her yerde, bunlarýn yaratýlmasý için inisiyatif göstermelidirler. (Lenin Döneminde Komünist Enternasyonal - Belgeler- Cilt1 Tohum Yayýncýlýk) Bugün herkes bunu yaptýðýný söyleyebilir. Bu doðrudur da. Ancak bir sonraki maddede alýnan karar, bu belirttiðimiz kararýn salt kendi baþýna ele alýnamayacaðýný göstermektedir. “Komünistler, sendikalarýn biçimlerinden çok, hedeflerine ve özüne önem verirler. Bu yüzden, eðer sendikalarda kalabilmek için, devrimci çalýþmayý bir kenara býrakmak, proletaryanýn en çok sömürülen kesimlerinin örgütlenmesi için çalýþmaktan vazgeçmek gerekecekse, komünistler sendikal örgütlerden kopma konusunda tereddüt etmemelidir.”. (Age) 2004 yýlýnda, sýnýflar mücadelesinin Türkiye kesitinde devrimci mücadele sürdüren devrimciler, komünistler var

olan sendikalarý da deðiþtirebilecek olan bir dinamiði içinde barýndýran iþçi sýnýfýnýn ayrýcalýksýz kesimlerinin örgütlenmesine, sendikalaþtýrýlmasýna önem vermelidirler. Geçmiþte bir giriþim olarak kalan fiili kavga sendikacýlýðýný örgütlemeyi hedefleyen DAB – SEN benzerinde ve anlayýþýnda sendikalarýn örgütlenmesi için öne çýkýlmalýdýr. Ýþçi sýnýfýnýn ekonomik mücadelesinin zorunluluðu hiçbir zaman yadsýnamaz, ancak verilecek olan ekonomik mücadele siyasal mücadeleye tabi olmak zorundadýr. Salt ekonomik mücadeleyle yetinen bir tarz adý her ne olursa olsun ekonomizmin, trade–unionculuðun bataðýna saplanmaktan kurtulamaz. Ekonomik mücadele uðruna hararetli çalýþmalar yapanlar, ekonomik mücadeleyi politik mücadeleyle birleþtirmek söz konusu olduðunda öylece durup, politika kitleleri ürkütür edasýyla bir bakýp, tereddüde düþüyorlarsa düzeltilmesi gereken çok þey var demektir.

Ýþçi Sýnýfýnýn Birer Mevzisi Olacak Kýzýl Sendikalarý Yaratmak Önemli Bir Görevdir Sendikalar geniþ iþçi yýðýnlarýna ulaþmada önemli bir araç olduðundan ve burjuvazide bunun farkýnda olduðundan, yapýlacak siyaset, ilkesel tavýrlarda hiçbir zaman taviz vermeyecek þekilde yürütülmelidir. Peki, bugün Türkiye’de bir azýnlýk olarak ayrýcalýklý iþçilerin sendikalý olduðu, büyük çoðunluðun ise ayrýcalýksýz, sendikasýz, sigortasýz, olduðunu belirtirsek acaba politikamýz nasýl olmalý? Politikamýz bu ayrýcalýksýz, yoksul kesimleri içine alacak olan dayanýþma sendikalarýný hayata geçirmek olmalý, kitleler böyle sendikalar kurmalarý yönünde kýþkýrtýlmalýdýrlar. Devrimcilerin kendi devrimciler örgütünü kurma görevi dururken, kitlelerin adýna iþçiler örgütü olan sendikalarý kurmalarý kendi görevlerini ters yüz etmek olacaktýr. Bundan dolayý kitlelerin bu türden örgütlülükleri yaratmasý saðlanmalýdýr. Komünist bir öncünün daha olmadýðý günümüzde, bu iddiayla yola çýkan komünistler yukarda belirttiðimiz sorunun bilincinde olarak, ayrýcalýksýz, sendikasýz, sigortasýz iþçilere ve aslýnda iþçi sýnýfýnýn bir unsuru saydýðýmýz iþsizlere, devrimci komünist siyaseti götürmeyi hedef almýþlardýr. Sýnýfýn bu kesimleri, sistemle çeliþkileri en þiddetli kesimler olarak özel bir ilgiyi hak etmektedirler. Belirlediðimiz hedefler doðrultusunda ileri iþçi yýðýnlarý oluþturmak, kendilerini iþçi sýnýfýnýn devrimine adamýþ iþçi önderlerine ulaþmak, devrimci parti ile birleþtirmek niyetindedirler. Bu hedefle ördüðümüz her kýzýl halka bir adým anlamýna gelmektedir. Proletaryanýn bir bütün olarak, hiçbir ayrým gözetmeksizin, devrim davasýnda bir araç olarak sendikalarý kullanmasýnýn, sendika bürokratlarýndan, gerici burjuva ideolojisinden arýndýrmasýnýn tek yolu budur! ( sözü edilen arýnma, var olan sarý sendikalardan ayrý olarak, sýnýfýn kendi kýzýl sendikalarýný yaratmalarý anlamýnda bir arýnma þeklinde anlaþýlmalý) Tarihsel niteliðinden dolayý sendikalarý iþçi sýnýfýnýn bir parçasý olarak görüyor, öncelik olarak yüzümüzü döndüðümüz iþçilerle, tarihsel haklarý olan sendikalarý kýzýl birer mevzi haline getirmek için “hiçbir iþçi sendikasýz kalmayacak” þiarýný haykýrarak proletarya diktatörlüðü yolunda bir halka daha örüyoruz. Ý. CAN

19


baþtarafýsayfa 20’de edilmesi,

KOMÜNİST DEVRİM

kitlelerin içinde kendini var etmesi gerekiyor. Ancak Ekime giden yolun baþlangýcý olan Þubat Devrimi bolþeviklerin hazýrlýklý, plânlý bir kuþatmasý sonucu oluþmuþ deðildir. Aksine kitlelerin kendiliðinden bir hareketiyle, kitlelerin eseri olarak oluþmuþ bir devrimdir. Þubata bakan bolþevikler kitlelerle ve iþçi sýnýfýnýn ayrýcalýksýz kesimleriyle kurmuþ olduklarý baðýn sayesinde, kitlelerin önüne geçerek Ekim devrimine önderlik edebilmiþlerdir. Ekim Devrimi’nin sýrrý birazda, Bolþevik Parti’nin daha baþtan oportünist, reformist ve tasfiyeci akýmlarla hesaplaþarak, devrimci kimliðini oluþturmuþ olmasýndadýr. Ayný dönemde devrimci koþullar Almanya’da, Osmanlý Topraklarýnda ve daha birçok ülkede olgunlaþmýþken, iktidarýn proletarya tarafýndan sadece Rusya’da alýnmasý, Leninist Bolþevik Parti’nin devrimden çok önce hazýr edilmesiyle ilgilidir. Ekim Devrimi’nin sonuçlarýna varmadýðýna bakarak proleter bir devrimden yüz çevirenler hiç eksik olmamýþtýr. Bu gün Ekim ile açýlan kapýnýn kapanmýþ olmasýna bakarak, bu çaðýn kapandýðý sonucuna varmak, Ekim Devrimi’nin Rusya koþullarýnda gerçekleþen bir devrim olduðunu var sayarak, dünyanýn diðer coðrafyalarý için de farklý devrim tipleri tarif etmek; Ekim ile kazanýlanlarýn üzerini hepten küllemek anlamýný taþýmaktadýr. Tarihte icat edilen ilk buhar makinesinin çalýþýp çalýþmadýðý bilinmiyor. Ancak günümüzde buhar makinesini kat be kat geride býrakan, daha güçlü enerji transformatörleri kullanýlýyor. Önemli olan buhar makinesinin çalýþýp çalýþmadýðý deðil, buhar makinesinin icat edilmiþ olmasý fikridir. Ekim Devrimi ile kurulan proletarya diktatörlüðünün yaþayýp yaþamadýðý o denli önemli deðildir. Önemli olan proletarya ile birlikte tüm insanlýðýn kurtuluþunun nasýl ve hangi yollardan olacaðýnýn ortaya çýkmýþ olmasýdýr. Ekim Devrimi ile kazanýlan proleter devrim ve kapitalizmden komünizme geçiþin nasýl olacaðýnýn görülmesi, elle tutulur hâle gelmesidir. Günümüzde tüm devrimci çevreler Ekim Devrimi örnek aldýklarýný söylemelerine raðmen, tuttuklarý yol ve yöntemler, deðerlendirmeler itibarýyla bolþevizme deðil II.

Enternasyonal geleneðine baðlanmaktadýrlar. Ekim Proleter Devrimi’ni türlü çarpýtmalara kapý aralayacak deðerlendirmelere tabi tutarak, onun Rusya’ya özgü bir devrim olduðu sonucuna varýyorlar. Ya da dünyada gerçekleþen Çin, Vietnam ve Küba devrimleri ile aþýldýðýný iddia ederek, modasý geçmiþ bir devrim gözüyle bakýyorlar. Bütün bu çarpýtmalara, içini boþaltmalara raðmen, Ekim Devrimi, Komünist Enternasyonal’in ilk dört kongresinde billurlaþan ancak sürdürülemeyen, unutulan ya da unutturulan ilkelerin açýða çýkmasýna kaynaklýk eden bir devrim olmasý itibarýyla baðlanmayý hedeflediðimiz biricik devrimdir. Onun derslerinden öðrenmek, ona sadýk kalarak mümkündür. Dünyada olduðu gibi Türkiye’de de 7 Kasým denilince Ekim Devrimi ilk akla gelmeyendir. Türkiye’de 7 Kasým ya YÖK karþýtlýðýyla, ya da Doðan Avcýoðlu gibi tescilli Kemalistlerin ölüm yýldönümüyle hatýrlanýr. Tüm devrimci çevreler ise hakim siyaset yapýþ tarzýnýn sonucu olarak YÖK’ü protesto eylemleri organize ederlerde, Ekim Devrimi’ni anmak için kýllarýný kýpýrdatmazlar. Bu bolþevizmi referans alan, onu baðlanýlacak bir gelenek, aþýlacak bir eþik olarak gören devrimci komünistler için geçerli deðildir. 2004 7 Kasým’ý da 6 Kasým ile gölgeleneceðe benzemektedir. Devrimci komünistler ise bulunduklarý her alanda 7 Kasým’ý Ekim Devrimi ile anarak kitlelerin gündemine taþýmalýdýrlar. Ancak bu yolla ezilen sömürülen kitlelere kurtuluþun yolu gösterilebilir. Devrimci komünistler Ekim Devrimi’ne önderlik eden Bolþevik Parti gibi bir partiyi Türkiye coðrafyasýnda var etmek için mücadele sürdürüyorlar. Yollarýný bolþevizmin ýþýðýyla aydýnlatýyorlar. Devrimci partinin hazýrlýk ve kuruculuk görevlerini Paris Komünü’nü, Ekim Devrimini ve Ýlk komünist örgüt Komünistler Birliðini, Komünist Enternasyonal’i örnek ve referans alarak sürdürüyorlar. Bu kavga hepimizin! Bolþevizm Kazanacak! Bolþevîzm We Sêrkeve! Devrimci Partiyi Kuracaðýz Yeni Ekimler Yaratacaðýz!

18

EKÝM 2004 Siyasal faaliyetimizin genel çerçevesini þu sözlerle dile getirmiþtik: “...Teorik yukarýdaki görüþlerimiz oluþturmaktadýr. Bu genel yeniden üretim, devrimci gelenek ve deneyimin çerçevenin içinden geçtiðimiz dönemde, bizim süreklilik-kopuþ baðlamýnda eleþtirel deðersomutumuzda kimi ayrýntýlarýný açýklamamýz lendirilmesini, yeni geliþme ve süreçlerin gündeme gerekir. getirdiði sorun ve gereksinimlere yanýtlar verilmesi1.Ýþçi sýnýfýný baðýmsýz siyasal bir özne olarak burni içeren, bir devrimci kopuþ, yeniden sentejuvazinin karþýsýna dikecek bir partinin niteliðine zleþtirme ve aþma faaliyeti olarak anlaþýlmalýdýr. ulaþmak için devrimci komünistler, böyle bir partinin Bu çalýþmanýn iþlevi, komünist program, propaganyaratýlmasý sürecinde öncelikli olarak kendi günda, eðitim ve siyasetin teorik temellerini döþemekdemlerini yaratýp, öncelikle bu gündemler üzerinden tir...” (Komünist Devrim Mayýs 2004 Sayý 1) siyaset yapmalýdýrlar. Ýdeolojik-politik zeminimizi tanýmladýðýmýz þekilde Bugün gündemi burjuvazi belirlemektedir ve somutlamayý, güçlendirmeyi, yeni süreçleri komünistlerin ve iþçi sýnýfýnýn baðýmsýz eylemi kendi kavrayabilecek yöntemlerle ve kadrolarýmýzýn gündemini yaratmýþ deðildir. Kuþkusuz komünistler, ihtiyaçlarýna yanýt verebilecek nitelikte yerine getiredevrimciler kendi dýþlarýndaki gündemlere bilmeyi hedefliyoruz. Kuþkusuz böyle bir teorik ürebütünüyle ilgisiz kalamazlar. Ancak kendi yarattim faaliyeti bugün için öncelikle kendi dar örgütsel madýðýmýz gündemlere yaklaþýrken dahi bu günihtiyaçlarýmýza yanýt verebilecek ve kendi kadrodemleri komünistlerin örgütlenmesi, iþçi sýnýfýnýn larýmýzýn ihtiyaçlarýna yanýt verebilecek ölçüde ve baðýmsýz siyasal seçeneðinin yaratýlmasý –bir parbu anlamýyla “sýnýrlarý” olacaktýr. Kendimizden öte tinin inþa edilmesi– görevlerine tabi olarak ele devrimci kadrolarýn ihtiyaçlarýna yanýt verebilecek almak gerekir. Kendi baðýmsýz gündemini yaratýp, ya da devrimci bir partinin siyasal faaliyetine yanýt bu gündemler üzerinden devrimci bir partinin inþasývermek ise devrimci komünist bir partiye doðru na yoðunlaþmak öncelikli görev olmalýdýr. yürüyüþün, komünistlerin birliði doðrultusundaki Yaþadýðýmýz topraklarda ve dünyada yaþanan çabalarýn birleþtirilip daha ileri bir niteliðe ulaþgeliþmeler, üzerinde söz söyleyip, pratik bir masýyla mümkün olabileceðini düþünüyoruz. mücadele örmek anlamýnda olanaklar sunsa da bu Yönelimimizin en önemli yaný; ideolojik-politik gündemleri iþçi sýnýfýnýn iktidar mücadelesine sorunlara yaklaþýmýmýzýn yukarda söylenen yöntem baðlýyabilecek bir siyasal aktiviteyi göstermek ýþýðýnda, illegal-özgür temellerde bir örgüt inþasýyla, devrimci bir parti olmasa dahi belli bir örgütsel kapbu inþanýn gerektirdiði görevler ve sorumluluklar asiteyi, kadro birikimini, araçlarýný gerektirdiði açýkçerçevesinde gerçekleþtirmektir. Kýsacasý bir örgüt týr. Kendi gündemini yaratmak; kapalý devre bir omurgasý yaratmaktýr, böyle bir örgütü yaratmak için faaliyet ya da yaþamdan kopuk, soyut tezler amaçlarýna sýký sýkýya baðlý, ilkelerde ýsrarlý fakat üzerinden “eðitim faaliyetleri” yapmak þeklinde devrimci mücadelenin gerektirdiði araçlarý kullanma algýlanmamalýdýr. Devrimci bir örgüt kuruculuðunun ve yaratmada alabildiðine hünerli kadrolarý bir araya gerektirdiði konspirasyon çerçevesinde kurumlaþgetirerek örgütlendirmek, organlaþtýrmak ve kavmalar yaratmak, kadrolarýn, yeni iliþkilerin gaya seferber etmek en öncelikli görevlerimizteorik–pratik eðitimi anlamýnda kapalý devre ya da dendir. içe dönük bir faaliyet bir gereklilik ve zorunluluk olmakla birlikte dýþa dönük bir faaliyetin siyaset Siyasal Faaliyet Ve Örgütlenme Devrimci yapabilmenin gereklerinden biri olduðu açýktýr. Yöntemlerle Baþarýlmalýdýr 2.Gericilik dönemlerinde tasfiyeciliðin revaçta Gericilik döneminin devrimci bir mücadele açýsýnolduðu, pek çok hareketi tehdit ettiði kabul edilirse dan barýndýrdýðý olanak ve sýnýrlýlýklarýný doðru bir illegal–özgür bir örgütlenmenin önemi daha iyi þekilde deðerlendirmek parti inþasý doðrultusundaki anlaþýlýr. Komünistler kendi gündemleri üzerinden örgütlü mücadeleyi veren biz komünistler için önem siyaset yaparken gerek eldeki güçlerin gerekse de taþýmaktadýr. “Planlý bir hazýrlýk dönemi yeni kazanýlan güçlerin teorik–pratik eðitimi çerçevesinde çözülmesi gereken öncelikli görevler üzerinden kadrolaþmayý illegal temelde organlaþtýrdururken, ‘kitle çalýþmasý’, ‘politik faaliyet’ ya da mak olarak ele almalýdýrlar. Siyaset ancak, siyaset ‘devrimci eylem’ adý altýnda amaçsýzca oradan yapabilecek olan kadrolarýn kazanýlmasý ve yaratýloraya koþan, dönemin hâkim akýntýsýna kapýlýp masýyla yapýlabilir. Tasfiyecilik dönemlerinden illesürüklenerek kendini daðýtan ve yoran çalýþma targal bir örgüt omurgasý yaratarak, koruyup, süreklilzlarýnýn açmazlarý birçok örneðiyle çýrýlçýplak iðini saðlayarak çýkabilenler devrimci bir yükseliþ ortadadýr. Parti deðilken parti gibi davranmak, hiçbiri döneminde, kitle hareketinin yükseldiði dönemlerde uygulanmayan taktikler önermek; bir komünist hýzla kitlelere önderlik edebilme becerisi göstereçekirdeðe, omurgaya, iþçi sýnýfý içinde bir temele bilme olanaðýna sahip olabileceklerdir. sahip deðilken, milyonlara eylem çaðrýlarý yapmak; 3. “iþçi sýnýfýnýn öncüsünü komünizme kazanmak ortaya arkasýnda durulmayan, sahip çýkýlmayan kof söz konusu olduðu sürece propaganda faaliyeti ön ajitatif sloganlar atmak, devrimcilik deðil, lafazanlýkplanda yer alýr” Lenin’in dile getirdiði bu sözler az týr. Öte yandan legal, maddi ve teknik fýrsatlara çok örgüt deneyimi olanlar tarafýndan da bilinen bir yaslanarak yayýn çýkarmayý ve legal çalýþma yolgerçektir. Propagandanýn çok çeþitli araçlarý, yönlarýný devrimci bir örgütün araç ve faaliyetleri olarak temleri olduðu gibi hiçbir araç onu kullanan militandeðil, devrimci bir partiyi yaratma yollarý olarak ele lardan baðýmsýz deðildir. Legal ya da illegal yazýlý almak da bu görevi askýya alýp, öncelikleri tersyüz metinler ya da baþka araçlar propaganda araçlarý etmenin en revaçta biçimlerindendir; tasfiyeciliðin olsalar da propagandanýn asli unsuru komünist milen yaygýn kýlýflarýndandýr.” (Komünist Devrim itanlarýn kendileridir. Burada komünist militanlarý Mayýs 2004 Sayý 1, Somut ve Acil Görevler)

3


KOMÜNİST DEVRİM

birer özne olmaktan çýkarýp “araç” düzlemine indirgediðimiz anlaþýlmasýn. Kastettiðimiz; inisiyatif gösteren, yaratýcý, deðiþtiren özne olarak komünist militanlardan örgütlü, organlý faaliyet yürüten özneler olarak bahsediyoruz. Bu dönemde propagandanýn illegal yöntemlerle (legal olanaklarý reddeden sol komünist tutumla deðil) muhataplarýna ulaþtýrýlmasý yaþamsal önemdedir. Propagandadan anlaþýlmasý gereken soyut laf ebeliði deðildir elbet. Komünist devrimciler için propagandanýn içeriðini parti öncesi örgüt olmanýn zorunluluklarý belirleyecektir. Yani, propaganda devrimci partinin kuruculuk ve hazýrlýk görevlerine hizmet edecektir. Öncelikle ideolojik –siyasal hattýn kalýnlaþtýrýlmasýna, komünist ilke ve tutumlarýn bilince çýkarýlmasýna hizmet etmelidir. Böyle bir propaganda faaliyetinden etkilenen unsurlar ise devrimci partinin kuruculuðunu gerçekleþtirecek olan kadrolar olarak örgütlenecektir. Propaganda bu yönüyle soyut eylem çaðrýlarýndan, havaya söylenmiþ sözlerden ayrýlmaktadýr. 4.Bu dönemde düzen dýþý bir ideolojik zeminin oluþturulmasý, geçmiþin devrimci eleþtirel bir deðerlendirilmesi, yeni süreçlerin doðru kavranýp, kadrolarýn teorik sorunlarýna yanýt verebilmek için ideolojik bir birikim saðlayýp, teorik yeniden üretim, ayrýþtýrma ve sentezleþtirme faaliyeti ile birlikte esas olarak kadrolarýn, devrimci mücadeleye yeni katýlan güçlerin pratik eðitimi sorunlu noktalardan biridir. Gericilik döneminde baðýmsýz devrimci eylemlerin, devrimci kitle eylemlerinin sýnýrlýlýðý ile birlikte özellikle bu dönemde komünistler kendi dýþlarýnda eylemlere “seçmeci” bir yöntemle yaklaþmalýdýrlar. Kendilerinin örgütlemedikleri, baðýmsýz gündemleri ile katýlamayacaklarý eylemlere katýlmayý tercih etmemelidirler. Devrimci kitle eylemine katýlmanýn kýstasýný, devrimci partiye referansla tanýmlanmýþ ölçüler belirlemelidir. Komünistlerin amaçlarýyla, ilkeleriyle çeliþen, insan haklarý ve demokrasi zemininde hareket eden basýn açýklamasý türünden eylemlere katýlmamayý tercih etmelidirler. Ancak böyle bir eyleme katýlýnacaksa, katýlmanýn ölçüsünü hazýrlýk dönemi faaliyeti ile somut ve acil görevler belirlemelidir. Devrimcilerin örgütledikleri, özgür eylemlere eylemde birlik, ajitasyon ve propagandada özgürlük ilkesi temelinde katýlmalýdýrlar. Eðer katýldýklarý eylemde bu ilke ihlâl ediliyorsa, öncelikle bu ilkeye sahip çýkarak kendi baðýmsýz duruþlarýný gerçekleþtirmelidirler. Genel olarak ta devrimci komünistlerin kitle eylemlerine katýlmasýnýn kýstasý devrimci partinin kuruculuk ve hazýrlýk faaliyetinin çerçevesi belirlerken, eylemlerin yasal prosedürünü liberaller ve sendikacýlar alýyor diye kitle eylemlerinden yalýtýk bir konumlanýþ ta uzak durulmasý gereken bir durumdur. Eylemi liberallerin veya sendikacýlarýn örgütlediklerinden baðýmsýz olarak, bu eylemlere katýlýnmalý (buradaki ölçümüz de kendi önceliklerimizi ters yüz edip etmemesidir), ancak katýlýnan bu eylemde kendi önceliklerimiz temelinde devrimci araç ve yöntemlerin hayata geçirilmesine dikkat edilmeli ve liberallerin takacaðý zincirler parçalanmalýdýr. Liberallerin zincirlerini parçalayabilmekgericilik döneminde olanaklý görülmese bile bir hedef, amaç olarak algýlanmalýdýr. Öncelikle komünistler kendi baðýmsýz

faaliyetleri (kitle eylemlerinde kendi pankartlarý, kortejleriyle katýlmak, bildiri, afiþ, pul, kuþ yapýlan faaliyetler) olmak üzere kendi dýþlarýndaki devrimcilerin etkinliklerine de ilgi gösterip, eldeki güçlerin militanlaþmasý, siyasallaþmasý hedefiyle kendi zeminleriyle farklýlýklarýný göstererek, eðitime dönüþtürmelidirler. Çünkü devrimci kitle eyleminden yalýtýk bir konumlanýþla militanlaþma saðlanamaz.

4

Propaganda Ve Örgütlenme Faaliyeti Öncelikle Ýþçi Sýnýfýnýn En Yoksul Kesimleri Arasýnda Yürütülmelidir Kendisiyle birlikte tüm insanlýðý kurtaracak yegâne güç iþçi sýnýfýdýr. Kapitalizmin geliþerek emperyalist aþamaya ulaþmasý, burjuva düzeninin karmaþýklaþmasý, iþçi sýnýfýnýn tarih sahnesine çýkýþýyla mücadelesi, tüm bunlar iþçi sýnýfýnýn bileþiminde dönem dönem deðiþiklikler yaratmýþ, sýnýfýn yapýsýnda dinamik bir süreç içinde heterojen bir oluþumu ortaya çýkarmýþtýr. Bu heterojen yapý içinde sosyal haklarý, ücretleriyle, dar mesleki çýkarlarýný savunan sendikal örgütlenmeleriyle daha çok kalifiye iþçiler, her türlü sosyal güvenceden yoksun, küçük ve orta ölçekli fabrikalrda çalýþanlar, iþsizler, hizmet sektöründe çalýþanlar vs.bulunmaktadýr. Sýnýfýn bu yapýsýný dikkate aldýðýmýzda ve komünistlerin kadrolarýnýn nicel ve nitel sýnýrlýlýklarýyla birlikte örgütlenme ve propagandanýn öncelik verilmesi gereken alanlarýný belirlemek büyük önem taþýmaktadýr. 1800 lü yýllarýn son çeyreðinden itbaren egemen olmaya baþlayan, 1900 lü yýllarýn baþlarýndan itibaren doruðuna ulaþan, I. Emperyalist paylaþým dönemine kadar iþçi sýnýfýnýn mücadelesini burjuva düzeninin sýnýrlarý içerisinde tutan reformizm ya da o zamanki adýyla sosyal demokrat-sosyalist akýmlar iþçi sýnýfý içinde aristokrat kesimlerine yaslanarak güç ve otorite olmuþlardýr. Batý Avrupa’da iþçi sýnýfýnýn geniþ kesimlerini kapsayan bu iþçi aristokrasisi, oportünist, reformist partilerin dayanaðýný, kitle tabanýný oluþturmuþlardýr. Türkiye’de iþçi aristokrasisi Batý Avrupa’daki kadar sýnýfýn geniþ kesimlerini kapsamasa da bugün sendikalarýn kapsadýðý iþçilerin çoðunlukla bu ayrýcalýklý kesimler olduðunu görmemek tam bir körlüktür. Türkiye de daha çok legal partiler þeklinde örgütlenmiþ oportinist siyasetlerin dayandýðý kitle tabanýnýn bu sendikalar olmasý tesadüf deðildir. Sýnýfýn bu ayrýcalýklý kesiminin oportinizmin kitle tabanýný oluþturmalarý oportinistlerin marifetlerinden çok, kendi çýkarlarýnýn burjuva düzeninin alt üst olamasýnda deðil, düzen içinde elde edilen haklarýn korunmasý zemininde (o da kendileriyle sýnýrlý olarak) bir tutuculuðu yansýtmaktadýrlar. Ýþçi sýnýfýnýn þimdiki haliyle yalnýzca sendikalý, ayrýcalýklý kesimleriyle sýnýrlý olan ekonomik, sosyal haklarýn sýnýfýn burjuva düzeniyle olan çeliþkilerini yumuþatacak, burjuva düzenine yedekleyecek biçim ve içerikte deðil, sýnýfýn bütünün genel ve ortak talepleri ekseninde, burjuva düzeninin yýkýlmasý perspektifiyle, mücadele araç ve yömtemleri geliþtirmek zorunluluktur. Ýþçi sýnýfýnýn en yoksul kesimlerinin barýndýrdýðý devrimci potansiyelin devrimci komünist bir partinin inþasý doðrultusunda harekete geçirmek için mücadele edilmeli, en önemlisi sýnýfýn bu kesimleri

EKÝM 2004

BURJUVA DÝKTATÖRLÜÐÜNE KARÞI SAVAÞIMDA BÝR MEVZÝ OLARAK SENDÝKALAR

Bugün iþçi sýnýfýnýn iktidarý yolundaki örgütlü mücadelesinde ilkesel olarak komünistler hiçbir aracý reddetmezler. Ancak bu araçlarýn doðru yerde ve zamanda pratiðe geçirilmesi ve içeriðine yüklenen niteliðin devrimci komünist bir çizgide belirlenmesi büyük önem taþýr. Ýþçi sýnýfýnýn sýnýfsýz toplum yolundaki tarihsel görevinde, bu koþul hangi dönemde ve hangi araç gündeme gelirse gelsin olmazsa olmaz bir koþuldur. Komünistlerin hiçbir aracý doðrudan reddetmediklerini, ilkesel duruþlarýnda onlarý sekteye uðratacak þekilde etkileyecek bir durum söz konusu olmadýðý sürece o aracýn meþru sayýlabileceðini belirttim. Ancak hiçbir aracý amaçlaþtýrmak, söz konusu aracýn “en fazla uygulanabilir” kabul ederek bir ayrýma sokmak Lenin’inde “Ne Yapmalý?” eserinde üstüne basa basa reddettiði bir durumdur. Her dönem bir önceki dönemden deðiþik özellikler gösterebilir, buna baðlý olarak ta farklý farklý araçlar, farklý farklý dönemlerde kullanýlmasý zorunlu hale gelecektir. Bu yazýmda iþçi sýnýfýnýn örgütlü mücadelesinde emektar bir aracý, sendikalarý, bugün neredeyse “öncü bir iradenin” önüne sýçratmaya çalýþanlarýn tersine, bir öncü sýnýf partisin yaratýlmasýnda ve iktidar mücadelesinde bir mevzi olarak ele alacaðým. Ýþçi sýnýfýnýn örgütlü olarak kendi davalarýna sahip çýkmalarýnda sendikalar, sýnýfýn burjuvaziyle girdiði savaþýmda hiçte küçümsenmeyecek bir rol oynamýþlardýr ve buna devam etmekteler. Ýþçi sýnýfýnýn ilk örgütlü hareket etme koþullarýnýn yaratýlmasýnda birleþtirici bir etken olarak ortaya çýkan sendikalar; iþçilerin kendiliðinden uyanýþýnýn ve aslýnda bunu bir süreklilik içinde kendiliðinden (komünist bir siyaset daha girmeden) devam ettirmenin bir aracýydý. Türkiye’de yetmiþlerin baþlarýnda baþlayan þiddetli iþçi ayaklanmalarýnýn ortasýndaki bir dönemde sendikalarýn birleþtirici yönü yadsýnamaz. Ancak önemle belirtmemiz gereken bir þey var ki, oda, 15–16 Haziran iþçi ayaklanmalarýnda sýnýfýn savaþçý çýkýþýnýn önüne geçen sendikacýlýk anlayýþýnýn, “devrimci bir örgütten” baðýmsýz ne kadar ileri bir politika yapabileceðini göstermiþtir. Bu tarihsel süreç bize göstermiþtir ki, devrimci bir iradeden yoksun sendikal hareketin, iþverene karþý ekonomik mücadele anlayýþýný aþýp, iktidarý ciddi þekilde tehdit ettiði bir anda, sýnýfýn önünde bir set görevini görecektir. Sendika ile ilgili politikalarda, sendikal mücadeleyi tanýmlarken, aslýnda sendikalar içerisindeki komünistleri; devrimci komünist bir siyaseti nasýl örmeleri ve sendikalarda örgütlenmiþ iþçilerin devrimci bir sýnýf partisi yolunda nasýl devrimcileþtirileceði yönünde ele almak gerekir. Ýþçi sýnýfýný iktidara taþýyacak olan “komünist öncü”dür. “Bütün ülkelerin tarihi göstermektedir ki, iþçi sýnýfý salt kendi çabasýyla yalnýzca sendika bilincini, yani sendika içinde birleþmenin, iþverene karþý savaþým vermenin ve hükümeti gerekli iþ yasalarýný çýkarmaya zorlamanýn vb. gerekli olduðu inancýný geliþtirebilir.” (Lenin- Ne Yapmalý?) Bu çabanýn geliþerek komünist bir siyasete, harekete dönüþmesi ise ancak komünist bir iradenin, iþçi sýnýfýnýn yoðun bulun-

duðu bu tür yerlerde politik ajitasyon ve propagandasý ile olacaktýr. Gerileyerek, iþçi sýnýfýný burjuva ideolojisine mahkûm edecek olansa, sýnýfýn kendiliðinden ulaþtýðý bu en yüksek bilincin (sendika bilincini), devrimci komünist bir iradeden yoksun býrakýlarak, kendiliðindenliðe boyun eðilmesidir.

17

Sendikal Bürokrasi Ýþçilerin Boyun Eðmeleri Sonucu Kendi Varlýðýný Sürdürüyor! Kapitalizmin geliþme evresinde, iþverene karþý, iþçi ücretlerinin yükseltilmesi, çalýþma koþullarýnýn düzeltilmesi için verilen mücadelesinde ortaya çýkan bu iþçi örgütlenmeleri komünist enternasyonal kararlarýnda da vurgulandýðý gibi, bir süre sonra burjuvazinin aygýtlarý haline gelmiþtir. Ýþçileri, bir sýnýf olarak bütününü kapsayan çýkarlardan uzak tutarak, burjuva ideolojisine baðýmlý kýlmaya zorlamýþtýr. Sendikalarý, komünist bir siyasetin öncülüðünde olunmadýðý koþullarda iþçi sýnýfýnýn burjuva örgütleri olarak görebiliriz. Ne zaman komünist bir siyaset iþçi sýnýfýnýn öncülüðünü kazanýrsa, sendikalar o zaman iþçi sýnýfýnýn birer mücadele okulu hâline gelir. Ancak çýkýþý itibariyle, daha en baþýndan kapitalizmle çeliþkiler taþýyan bu örgütlenmeler, yer yer yaptýklarý kitle eylemleriyle düzene karþý bir mevzi olduklarýný göstermiþlerdir. Türkiye’de TÜRKÝÞ’ le örgütlenmeye çalýþýlan gangster sendikacýlýk beraberinde alternatifi olan devrimci bir sendika olarak kurulan DÝSK (Devrimci Ýþçi Sendikalarý Konfederasyonu)’in de doðmasýný saðlamýþtýr. Türk – Ýþ içinde yer alan sendikalardan kopan sýnýf bilinçli iþçileri büyük emekleri sonucu kurulan DÝSK altmýþlarýn sonlarýnda ve yetmiþlerin sonlarýna kadar iþçiler arasýnda büyük bir kitleyi örgütlemiþ, sýnýf mücadelesine seferber edebilmiþtir. 15–16 Haziran ayaklanmasýnýn tetikleyici unsuru olmuþ, fakat 15 -16 Haziran Ayaklanmasý’ný bastýrmak için de devletle el ele veren bir tutumu da benimsemiþtir. Bu olaylarýn aynasýndan görmemiz gereken asýl önemli konu þudur: sendikalar tabanýnda örgütlü devrimci militan iþçilerin varlýðý koþullarýnda sýnýf mücadelesinin bir kaldýracý olabiliyorlar. Bunun olmadýðý koþullarda ise düzen içi kuruma dönüþebilme riskini de içinde barýndýrýyorlar. Bir de sendikalarýn iþçi sýnýfýnýn hangi kesimi arasýnda örgütlü olduðuna bakmakta yarar var. 1960’tan 1980’e deðin DÝSK iþçi sýnýfýný ayrýcalýksýz kesimlerine dayanýyordu. Bundan dolayý da daha devrimci ve aktif bir rol üstlenebiliyordu. DÝSK 12 Eylül’le ara vermek zorunda kaldýðý sendikal faaliyeti, sürdüremediði dönemde iþçi sýnýfýnýn yoksul kesimlerini yitirdi. Tekrar faaliyete baþladýðýnda ise artýk baþýndaki bürokratlarýn bu kesimleri örgütleme diye bir dertleri de kalmamýþtý. Baþýndaki bürokratlar DÝSK’in mal varlýðýnýn peþine düþmüþler ve kendi geleceklerini garanti altýna almanýn derdindeydiler. 12 Eylül’den günümüze deðin kapitalizmin geliþimi ve kendini yeniden örgütlendirmesi sonucu, sýnýf mücadelesinde deneyimli iþçiler kuþaðýnýn çoðu iþsiz kaldý, çoðu da emekli oldu. devamýsayfa 19’da


KOMÜNİST DEVRİM

Kamu Personeli Yasa tasarýsýna göre ise devlet, devlet memurlarý (Manifesto'da bahsedilen uþaklar sýnýfý) ile kamu iþçilerini ayrýþtýrarak, kamu iþçilerinin iþ güvencesini ortadan kaldýrmak istiyor. Bunun sýnýfsala bir saldýrý olduðunu görmemek için kör olmak gerekir. Saldýrýyý karþýlamak için ise ideolojik olarak bir yanýlgýnýn ürünü olan "memur" kavramýna açýklýk getirilerek, buna uygun bir konumlanýþý, iþçi sýnýfýnýn mücadelesine ivme katacak bir karþý saldýrýyý örgütlemek gerekiyor. Bu güne deðin devrimcilerin ve liberallerin üzerlerinde anlaþtýklarý ve buluþtuklarý nokta olan "memur" kavramý sýnýfsal ayrýmlarýn da net olarak çizilememesini beraberinde getiriyordu. Yalnýzca devrimci komünistlerin böyle bir muðlâklýða müdahale ederek, iþveren olarak devletin bulunduðu hizmet sektörünün yoðunlukta olduðu eðitim, saðlýk, ulaþtýrma, adalet, maliye, orman, tarým gibi sektörlerde çalýþan yönetici, devleti temsil eden müdür, müdür yardýmcýlarý ve daire amirlerinin devlet memuru olduklarý, bunun dýþýnda kalan emeðini satarak yaþamýný sürdüren çalýþanlarýn ise iþçi sýnýfýnýn bir parçasý olduðunu ve kamu iþçisi olarak deðerlendirilmesi gerektiðini ortaya koymuþlardýr. Devrimci hareket ve hâkim siyaset anlayýþý tarafýndan üzeri atlanarak, görmezden gelinen bu durum sendikalist anlayýþa da kan taþýmýþtýr. Devrimci komünistlerin ideolojik müdahalesi bu gün bir karþýlýk bulmasa da doðru ideolojik bir bakýþ açýsýný oluþturmaktadýr. Bu anlayýþýn

güç olamayýþý yanlýþ olduðu anlamýna gelmemektedir. Devrimci ve reformist hareketin üzerinde buluþtuklarý bu ideolojik yanýlgý ve sonucu olan örgütsel duruþ kamu iþçilerinin mücadelesinin altýný oyarak bu günkü yatalak hâle gelmesinin zeminini hazýrlamýþtýr. Kimin memur, kimin emekçi olduðunu iyi bilen kapitalist diktatörlüðün, son yasa tasarýsý ile de sadece papaz ve cellâtlarýn memur olduklarýný, bunlarýn dýþýnda kalanlarýn ise iþçi olduklarýný tescillemiþ olmaktadýr. Buna uygun davranan kapitalist TC diktatörlüðü her alanda gerici reformlarý hayata geçirmek istemekte, plânlarýný buna göre yapmaktadýr. Uygulama için gerekli olan yasal düzenlemeler ise hýzla gündeme getirilmektedir. Karþý duruþu gerçekleþtirecek olan kamu iþçileri ise öncelikler gözlerindeki ideolojik gözbaðlarýndan kurtulmak zorundadýrlar. Ýçinde bulunduklarý ideolojik yanýlgýlarý bir kenara iterek oluþturulacak olan mücadele hattý sýnýfýn diðer kesimleriyle, iþçi sýnýfýnýn ayrýcalýksýz kesimleriyle bað kurmak zorundadýr. Çünkü kendi kesimsel çýkarlarý için baþlatýlacak ve sürdürülecek bir mücadele eninde sonunda kendi sýnýrlarýný yaratarak onun içine hapsolacaktýr. Bundan dolayý da burjuvazinin hayata geçirmeye çalýþtýðý gerici reformlarý geri püskürtebilmek þu haliyle olanaklý gözükmüyor. Ancak bu süreçte bu yanýlgýlar bertaraf edilir ve iþçi sýnýfýnýn ayrýcalýksýz kesimleriyle bað kurarak sýnýfsal bir hat oluþturulursa baþarý þansý artacaktýr.

çalýþan hareketler, ideolojik anlamda birbirine çok yakýn durmaktadýr. Ýdeolojik anlamda arýnma, ayrýþma devrimci zeminde ýsrarcý olmakla mümkündür. Bu nedenle içinden geçtiðimiz dönemde ayrýþmak için devrimci araçlarda ýsrarcý olanlar bayraklarýný legalist tasfiyecilerden ayýracaklardýr. Ve bulanýklýk herkesin kendi bayraðýnýn altýna (hak ettiði yere) gitmesiyle son bulacaktýr. Ýkincisi ise ideolojik anlamda ortaklaþmak diðer bir deyiþle; ayný amaç ve ilkeler uðruna ediyor olmak, “birlik” sorununun yalnýzca bir kýsmýný oluþturur. Sorunu diðer bir kýsmý ise devrimci bir partinin hazýrlýk faaliyetinde ortaklaþmak ve örgüt anlayýþýnda ortaklaþmaktýr. Devrimci bir parti zorlu ve emek isteyen bir süreci gerektirdiðine göre bu süreç de planlý bir biçimde yürütülmelidir. Varýlmak istenen devrimci partinin

niteliðine bakýlarak hazýrlanacak olan plan bizim ilk durumda ( yani bugünden) devrimci partiye ulaþtýracak kapsamda bir somutluðu taþýmalýdýr. Örgüt anlayýþýnda ortaklaþmak denildiðinde neredeyse tüm devrimciler Leninist tipte olmasý gerektiðinde hemfikirdir. Ancak bu “ortak paydanýn” isimlendirmenin ötesinde bir ortaklýk taþýmadýðý görülür. Leninist örgüt anlayýþý bolþevik geleneðe baðlanmadan, onun sistematik ifadesi, billurlaþmýþ ifadesi olan Komünist Enternasyonalin ilk dört kongresindeki politik, örgütsel çizgisine baðlanmadan anlaþýlamaz. Liberal zeminde kaynaþmanýn ayyuka çýktýðý bu dönem hedefimiz devrimci bir ayrýþma, kopuþ ayrýþanlarla ortaklaþma, birleþmedir.

baþtarafý sayfa 13’da

YAÞASIN DEVRÝMCÝ PARTÝYÝ YARATMA KAVGAMIZ!

16

EKÝM kadro adaylarýna ulaþmak için –tek kaynak olmasa da– öncelikli yönelinelecek kesim olmalýdýr. Kuþkusuz sýnýfýn mevcut sendikalarda örgütlü olan kesimleri dýþýndaki kesimlerinin iþ ve yaþam koþullarý dolayýsýyla devrimcileþmeye daha açýk olmalarý potansiyel bir olanaktýr. Bugün sýnýfýn en yoksul kesimlerinin sýnýrlý bir örgütlenme çabasý dýþýnda çoðunluðunun örgütlenme ve devrimci bir hareketliliði yoktur. Ancak komünistler daha önceki dönemden deneyimleriyle bilmektedirler ki devrimci yükseliþ dönemlerinde sýnýfýn güvencesiz, en yoksul kesimlerinin potansiyel düzeydeki devrimci dinamizmi pek çok vesileyle harekete geçmektedir. Ýþçi sýnýfýnýn geleneksel sendikal örgütlenmelerinin dýþýndaki büyük çoðunluðun devrimci sýnýf örgütlülüðüne kavuþturulmasý ile birlikte komünistler sýnýfýn bu kesimlerinin içinden devrimci bir partinin yaratýlmasý doðrultusunda kadro adaylarý çýkarmak, devrimci bir partinin temel birimlerinin bu kesimlerin içinde oluþturulmasý ve köprübaþlarýnýn tutulmasýný saðlayýp, onlara dayanarak sýnýfýn harekete geçirilmesini hedeflemelidirler. Ýþçi sýnýfýnýn bugün için örgütsüz kesimlerinin örgütlenmesi pek çok zorluðu da barýndýrmaktadýr. Düzensiz iþ koþullarý, uzun çalýþma saatleri, küçük ölçekli iþletmelerde iþ yerinde propaganda yapabilmenin kýsýtlýlýðý, sýnýfýn bu kesimlerinin eðitim ve kültür düzeylerinin din ve mezhep temelindeki geri toplumsal formasronun yarattýðý tahribat, hemþehricilik anlayýþlarýnýn körelttiði sýnýf bilinci, devlet eliyle faþist, mafya örgütlenmelerinin yayýlmaya çalýþmasý vs… Tüm bu sorunlarla baþdebilecek bir siyasal düzeyin yakalanmasý devrimci bir partinin niteliðini gerektirse de bugünden sýnýfýn bu kesimleri içinde örgütlenme önceliði olanlarýn bu zorluklara karþý perspektifler üretip, sýnýfý eðitmeli, pratik de mücadale araç ve yöntemleri geliþtirmek için yaratýcý bir aktivite içinde olmalýdýrlar. Proleter Devrimci Seçenek, Hareketimiz Ve Komünistlerin Birliði Yaþadýðýmýz topraklarda kendini parti olarak ilan etmiþ, Marksist, Leninist, Bolþevik olma iddiasýnda olan onlarca hareket bulunmaktadýr. Bir tür örgüt, parti enflasyonuna raðmen iþçi sýnýfýnýn önderlik krizi çözülmüþ deðildir. Bunu anlamak için uzun teorilere, karmaþýk çözümlemelere gerek yoktur. Sosyal yaþamýn pratiðine bakmak iþçi sýnýfýnýn önderlik sorunun çözümlenmediðinin görülebilmesi için yeterlidir. Kitle hareketinin yükseldiði dönemlerde þu ya da bu düzeyde bir örgütsel kapasiteyi gösteren, belli bir kitleyi harekete geçiren devrimciler, bu dönemde devrimci bir partinin var olduðu, kendilerinin önder olduðu yönündeki yanýlsamalarla devrimci parti ihtiyacýnýn üzerini örten bir konuma sahiptiler. Yükseliþ dönemlerinde elde edilen kapasitenin devrimci bir partinin niteliði olmadýðý bir yana, bu kapasitenin korunamamasý ve eldeki örgütlü güçlerin tasfiyeye uðramasý, gericilik dönemlerinde daha açýk ortaya çýkmaktadýr. Devrimci bir partinin niteliði konusunda açýklýða kavuþmak gerekli olduðu kadar, böyle bir partinin nasýl inþa edilmesi gerektiði konusunda da net bir görüþe sahip olmak gerekir. Devrimci bir parti ne tek baþýna nicel bir geliþmeyle açýklanabilir, ne partinin niteliði ideolojik bir geliþkinliðe indirgenebilir, ne par-

5

2004

tinin üyelerinin çoðunluðunun iþçi olmasýyla açýklanabilir, ne de þu ya da bu kýsmi baþarýlarla ya da salt askeri bir güce indirgenebilir. Devrimci bir parti niteliði bu özelliklerin her birinden birer parça barýndýran bir esnafça örgütlenmeye de indirgenemez. Ýdeolojik-teorik düzeyde Bolþevik deneyimin sistemleþmiþ ifadesi olan Lenin dönemindeki Komünist Enternasyonal’in zeminine sahip çýkan, sonraki geliþmeleri de Komünist Enternasyonal’in ilk dört kongresinin mihengine vurarak deðerlendiren ve dersler süzen, yaþadýðýmýz topraklarýn sorunlarýna yanýt veren, iþçi sýnýfýnýn en yoksul kesimleri arasýnda temel birimlerini oluþturmuþ, devrimci mesleklerde (ajitasyon, propaganda, örgütlenme, askeri-teknik iþlerde) uzmanlaþmýþ kadrolarýyla, iþçi sýnýfýný kendi iktidar organlarý üzerinden iktidara taþýyabilecek bir ayaklanmayý hazýrlayabilecek nitelikte bir parti inþa etmek komünistlerin hedefidir. Devrimci komünist bir partinin yaratýlmasý ayný zamanda onlarca komünizm anlayýþýnýn son bulmasýný, devrimci bir zeminde kopuþmayý beraberinde getirecek, nasýl ki Lenin, bolþevikler zamanýnýn narodniklerinden ve oportünist sosyal demokrat anlayýþýn Rusya’da ki temsilcileri olan ekonomistlerden, menþeviklerden koparak marksizmin devrimci zemininin sürekliliðini saðlamýþlarsa yaþadýðýmýz topraklarýn komünistleri içinde bir kopuþ ve süreklilik içinde bolþevizme baðlanma kaçýnýlmazdýr. Bolþeviklerin deneyimini birebir taklit etmeye çalýþan bir parti inþa sürecinin bir anlamý olsa da bizi devrimci bir parti niteliðine ulaþtýrmasý mümkün olmayacaktýr. Zaten bolþeviklerin bize býraktýðý mirasý, onlarýn deneyimini modamod taklit etmek mümkün de deðildir. Komünist Enternasyonal’in ilk dört kongresinde billurlaþan temel ilkelere de bu þekilde baðlanýlamaz. Yapýlmasý gereken bolþevik deneyimini sistematik ifadeye kavuþturup, evrensel bir deneyime dönüþtüren Komünist Enternasyonal’in ilk dört kongresinin zeminindeki nitelikte bir partinin inþasý için bolþeviklerin yöntemsel yanlarýnýn bilince çýkartýlmasýdýr. Böylesi bir süreç yaþadýðýmýz topraklardaki komünistlerin birliði süreci olduðu kadar, tüm dünyanýn komünistlerinin öncü örgütlenmesi olan dünya komünist partisinin inþasý anlamýna da gelecektir. Ayný amaçlara ayný ilkelerle yürüyenlerin “birleþtirici” ,“kapsayýcý” bir örgüt anlayýþýnda ortaklaþmalarý en saðlýklý yol olduðu gibi bizim için devrimci bir partinin inþasý doðrultusunda genel bir plan olarak somut-acil görevler tüm komünistlere çaðrýmýzdýr. Net bir ideolojik-politik zemin tarifiyle, mücadelede birlik yoluyla proleter devrimci seçeneðin yaratýlmasý, iþçi sýnýfýnýn öncüsünün kazanýlmasý, önderlik geliþimiyle komünistlerin parti birliðinin saðlanmasý öncelikli görevimizdir. Bu görev tüm komünistlerindir! Yapmak istediðimiz ve yapacaðýmýz Komünistler Birliði denli mütevazý, Komünist Enternasyonal denli iddialý ve cüretkâr bir devrimci parti yaratmaktýr. Bu görevlere yoðunlaþmaktýr!

KOMÜNİST DEVRİM


ORGANLAÞMA SORUNLARI VE HAREKETÝMÝZ

Devrimci komünist bir sýnýf önderliðini inþa etmek iddiasý ve dýþýmýzdaki devrimci güçlere çaðrýsýyla kuruluþunu gerçekleþtiren hareketimiz var oluþunun gerekçelerini de devrimci kamuoyuna kuruluþ bildirgesi (Komünist Devrim, Þubat 2004, özel Sayý) ile duyurdu. Komünist bir sýnýf siyasetinin yön verdiði, eyleminin niteliðini devrimci yol ve yöntemlerin oluþturduðu leninist tipte bir örgütün yukardan aþaðýya inþasý faaliyetimizin genel çerçevesini oluþturmaktadýr. Devrimci bir önderlik anlamýna da gelen böylesi bir örgütün yaratýlmasý hareketimiz bayraðý altýndaki militanlarýn yerine getirme çabasý ile birlikte ayný zamanda dýþýmýzdaki devrimci güçlerle bu çerçevede buluþma ve komünistlerin parti birliði sürecidir. Leninist tipte bir sýnýf önderliðinin inþasý doðrultusunda yerine getirilmesi gereken görevleri Somut ve Acil Görevler (Komünist Devrim, Mayýs 2004, Sayý 1) baþlýðý altýnda ifade etmiþtik. SomutAcil Görevler kapsamýnda kadrolaþma görevlerini “Leninist partinin, komünist bireylerin deðil, organ ve örgütlerin birliði olduðunun bilinciyle, kadrolaþma kadro adaylarýnýn tanýmlanmýþ somut iþlev ve görevler temelinde organlaþtýrýlmasý” biçiminde tanýmladýk. Kadrolaþmayý organlaþma ile birlikte tanýmlamamýz devrimci bir sýnýf önderliði inþasýnda leninist örgütlenme ilkelerinin yaþama geçirilmesinde hem kendi deneyimlerimizin hem de yaþadýðýmýz topraklarýn ve dünya devrimci mücadelelerinin deneyimlerinden çýkardýðýmýz bir derstir. Kadrolaþma sorunu tüm devrimci örgütlerin esas sorunlarýndan biridir. Her hareket kendi deneyimleri, birikimleri ve kendi kavrayýþý çerçevesinde bu sorunu tanýmlama ve çözüm arayýþý içerisindedir. Kuþkusuz kadro sorunu birden fazla boyutu olan, bu sorunu ele alan örgütlenmenin kendi öznel durumu, içinden geçilen dönem ve topyekün devrimci güçlerin içinde bulunduðu durum ile ilgili boyutlarý olan bir sorundur. Bizim için sorunun ilkesel çerçevesini yukarýda yaptýðýmýz tanýmlama oluþturacaktýr. Ancak bu sorunu ele alýrken yazýmýzda, sorunun dýþýmýzdaki kadro adaylarýna ulaþma anlamýnda ‘kadrolaþma’ boyutundan daha çok elimizdeki mevcut kadro adaylarýnýn organlaþtýrýlmasý boyutunu ele alacaðýz. Devrimci harekette kadro tanýmlamasý yapýlýrken yaygýn bir anlayýþ; kadronun, bir birey olarak kadronun niteliðinin tanýmlanmasýyla iþe baþlamaktýr. Devrimci kadroda olmasý gereken niteliklerden; iþçi sýnýfýnýn davasýna adanmýþ olmak, örgütünün siyasal çizgisini kavramak ona göre bir yaþam sürmek, kimi tanýmlamalarda örgütünün siyasal çizgisini yeniden üreterek, sürdürmek, kitlelerle en sýký temas içinde olmak vs. sýralanmaktadýr. Kuþkusuz bir devrimci örgütün militanlarýnda birtakým nitelikler aramasýnda yanlýþlýk yoktur. Ancak örgütün sýradan bir neferi olarak “üye” ile kadro arasýnda farklý tanýmlamalar yapma uðraþýnda, örgütün (leninist bir örgütün) iþ bölümünden ve bu iþ bölümünde organlarýn iþlevlerinden dolayýsýyla bu organlardaki militanlarýn kazanmalarý gereken nitelikler konusunda karýþýk-

6

lýklar yaþanmaktadýr. Devrimci bir örgütün üyelik kriterleri; iþçi sýnýfýnýn davasýna baðlýlýk, bu doðrultuda amaca uygun bir yaþam sürmek, hareketin siyasal-örgütsel çizgisini kavramak, devrimci güvenirlilik, her þeyi örgütlü ve örgütle yapma yeteneðine sahip olmak gibi kriterler örgütün dýþý ile içini ayýrt eden kriterler olmasýna raðmen kimi zaman bunlar kadro tanýmlarýyla karýþtýrýlmaktadýr. Bu noktada kadronun sýradan bir üyeye göre örgütün hiyerarþisinde daha yukarýda olmasý iþ bölümünde bulunduðu organýn durumuyla ilgilidir. Kadronun “devrimci mesleklerin birinde uzmanlaþma temelinde örgütün iþ bölümüne göre organlarýndan birinde istihdam edilen militan” þeklinde tanýmlanmasý kafalarý daha netleþtirir. Devrimci meslekler dediðimiz ise; propaganda, ajitasyon, örgütlenme ve teknik iþlerdir. Hazýrlýk döneminin–parti inþa döneminin baþlangýcýnda örgütsel sürekliliðin saðlanmasýnda tek tek kadrolarýn niteliði belirleyicidir. Henüz yerleþik bir örgüt kültüründen, yýllar içinde deneyimle yaratýlmýþ bir siyasal, örgütsel gelenek olmadýðýndan ya da zayýf olduðundan (kuþkusuz komünistlerin tarihsel deneyimleri vardýr. Ancak o örgütlenmeye özgü deneyimler anlamýnda gelenekten bahsediyoruz.) baþlangýçta kadrolar uzmanlaþma alanlarýndan çok örgüt faaliyetinin gerektirdiði alanlarýn her birinde “koþuþturmak” zorundadýrlar. Bu durum bir anlamýyla belli bir sürede olsa amatör hatta esnafça bir çalýþmaya katlanmak anlamýna gelmektedir. Ancak bu durumun bilincinde olup, çözümü konusunda bilinçli adýmlar atýldýðý takdirde hedeflenen örgüt niteliðine doðru yürünebilir. Parti inþa dönemi örgüt çalýþmasýnýn profesyonelleþtirildiði, kadro adaylarýnýn devrimci mesleklerde uzmanlaþtýrýlýp iþlevli bir organlaþtýrýlmaya kavuþturulduðu bir dönemdir. Örgütsel faaliyetin planlanmasý ve organlý faaliyetin yaþama geçirilmesiyle birlikte tek tek her militanýmýzýn kendini devrimci mesleklerde uzmanlaþtýrma konusunda kafa yormasý, çaba göstermesi gerekir. Kadrolaþma ve organlaþma konusu parti öncesinde çözümlenmesi gereken bir sorundur. Ancak örgüt omurgasý buna uygun kadrolar ve organlar oluþturulduðu zaman yaratýlmýþ olur. Hareketin temel organlarý, temel kadrolarý siyasal çizginin sürdürücüsü ve teminatýdýrlar. Devrimci Örgüt Ve Organlý Faaliyet Komünistler sýnýfsýz, sýnýrsýz bir dünya toplumunu hedefliyorlar. Sýnýflý toplumlara ait olan hiyerarþik ve kapitalist iþbölümü komünistlerin ortadan kaldýrmak için mücadele ettikleri bugünkü topluma ait özelliklerdir. “Herkesin baþka bir iþe meydan vermeyen bir faaliyet alaný olmadýðý, ama herkesin hoþuna giden faaliyet dalýnda kendini geliþtirebildiði komünist toplumda, toplum genel üretimi düzenler, bu da, benim için, bugün bu iþi, yarýn baþka bir iþi yapmak, canýmýn istediðince, avcý, balýkçý ya da eleþtirici olmaksýzýn, sabahleyin avlanmak, öðleden sonra balýk tutmak, akþam hayvan yetiþtiriciliði yapmak, sonra eleþtirmenlik yapmak olanaðýný verir” (Karl Marks, Alman Ýdeolojisi) Marks’ýn söz-

EKÝM Hakkýnda Kanun ve Kamu Personeli Kanun Tasarýsý gerici reformlarýn AKP hükümeti dönemindeki versiyonlarýdýr. Gündemde olan bu deðiþiklikler öncelikle proletaryanýn, kitlelerin devrim mücadelesinin bir yan ürünü deðildirler. Ýkinci olarak kitlelerin yaþam ve mücadele alanlarýnda bir iyileþmeyi getirmemektedir. Üçüncü olarak ta burjuva diktatörlüðün istikrar arayýþýnýn tamamlayýcý unsurlarý olarak ortaya çýkmýþtýr. Bu saydýðýmýz yönleriyle, burjuva gericiliðinin ve saldýrýlarýn katmerlisi olduðundan dolayý gerici reformlardýr. Çünkü çýkarýlacak olan bu yasalar, kitlelerin tepkisini çeken ve mücadele edilen yasalarý aratacaktýr! Çünkü "reform" diye sunulan bu düzenlemeler, görünüþ itibarýyla reform niteliði taþýsa bile, burjuvazinin gerici reformladýr. Bundan dolayý iþçi sýnýfýnýn ayrýcalýklý kesimlerine bir saldýrý anlamý taþýmaktadýr. Kamu Yönetiminin Temel Ýlkeleri ve Yeniden Yapýlandýrýlmasý Hakkýnda Kanun'a göre Dýþiþleri Bakanlýðý, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlýðý, Çevre ve Orman Bakanlýðý, Sanayi ve Ticaret Bakanlýðý, Ulaþtýrma Bakanlýðý, Saðlýk Bakanlýðý, Kültür ve Turizm Bakanlýðý, Tarým ve Köyiþleri Bakanlýðý ve Bayýndýrlýk ve Ýskân Bakanlýðý'nýn taþra teþkilatlarý laðvedilerek, bu bakanlýklara baðlý taþra teþkilatlarýnda çalýþan kamu iþçilerinin yönetimini bulunduklarý ilin valisinin baþkanlýðýnda kurulacak olan Ýl Özel Ýdaresi üstlenecek. Böylelikle, devlet kendine ait hizmet üretiminin büyük bir bölümünü ise yerelliklere devrederek mali yükünü, hizmetin üretimi sýrasýndaki iþveren iþçi iliþkilerini de yerelliklere aktarmýþ olacak. Bütün liberal aðýzlar ile devrimci çevrelerinin buna karþý geliþtirdikleri temel argüman ise, "devletin hizmet üretimini özelleþtirdiði, devletin böyle asli bir iþten vazgeçmemesinin gerektiði" þeklindedir. Bu gerici reformlar, ezilen kitleleri çalýþanlar açýsýnda hiç te olumlu olmayan eski uygulamaya sahip çýkma noktasýna kadar getirmiþtir. Sebebi ise, reform cilâsý ile sunulan bu yasal düzenlemelerin gerici bir karakter taþýmasýdýr. Çünkü uygulanmak istenen gerici reformlar burjuvazi için zorunlu, zorunlu olduðu kadar sorunludur da. En önemlisi, kitlelerin devrimci mücadelesinin yan ürünü olarak ortaya çýkmayan bu reformlar kitleleri bulunduklarý mevzilerden de daha geriye itmeyi hedeflemektedir. Var olan örgütlülüklerin daðýtýlmasýný, sendikasýzlaþtýrmayý dayatmakta; piyasa koþullarýný kapitalistlerin adýna restore etmektedir. Bu gün ayrýcalýk olarak önümüzde duran bir çok hakkýn elden gitmesi anlamýna gelmektedir. S Kamu iþçileri iþe baþlarken bu yönetimle iþ akdi imzalayacak ve Ýl Özel Ýdaresi istediði iþçiyle sözleþme imzalayýp, istediðini de kolaylýkla iþten atabilecek. Baþka bir kritik nokta da, diyelim Ýstanbul'da çalýþan bir kamu iþçisi Ýzmir'de çalýþmak istiyor. Yürürlükte olan kanuna göre atama ister, atamasý yapýlýrsa gider baðlý bulunduðu bakanlýðýn Ýzmir'deki bir

15

iþyerinde çalýþýr. Hedeflenen yasa bunu tamamen ortadan kaldýrýyor. Farklý bir uygulamayý getiriyor. Ýstanbul'daki iþyerinden ayrýlýp Ýzmir'de çalýþmak isteyen bir kamu iþçisinin Ýstanbul'daki iþ akdi iptal edildiðinden, Ýzmir'de çalýþabilmesi için oranýn Ýl Özel Ýdaresi'ne iþ baþvurusunda bulunmasý gerekiyor. Tabiî ki bu Ýzmir'de hemen iþe baþlayamamasý anlamýna geliyor. Buna birde keyfi tutumlarý, siyasal ayrýmcýlýðý katarsak; sendikayla, kamu iþçilerinin mücadelesiyle ilgilenen bir kamu iþçisinin otomatik olarak iþsiz kalmasý anlamýna geliyor. Burjuvazinin hayata geçirmeyi hedeflediði bu reform gerici deðil de nedir! Bu yasa tasarýsýna göre Ýçiþleri Bakanlýðý, Diyanet Ýþleri Baþkanlýðý, TSK, Ýçiþleri Bakanlýðýna baðlý Emniyet Genel Müdürlüðü gibi kurumlarda çalýþanlar kapsam dýþý býrakýlmýþtý. Ancak sonra Milli Eðitim Bakanlýðý da kapsam dýþý býrakýlarak, bu bakanlýklara baðlý taþra teþkilatlarý eski konumlarýnýn korunmasý hedeflenmiþtir. MEB'in sonra kapsam dýþý býrakýlmasýnda ise, Eðitim -Sen'de örgütlü öðretmenlerin KESK içinde önemli bir aðýrlýk taþýmalarýdýr. Bu kanun tasarýsýna karþý geliþecek olan eylemleri bölmeyi hedefleyen hükümet MEB'i kapsam dýþý býrakarak KESK'i eðitim iþçilerini ekarte etmeyi hedeflemektedir. Kanun tasarýsý yasalaþtýktan sonra ise MEB de kapsama sokulacaktýr. Kamu Reformu cilasý ile sunulan yasalarýn ana eksenini oluþturan "Kamu Yönetiminin Temel Ýlkeleri ve Yeniden Yapýlandýrýlmasý Hakkýnda Kanun" tasarýsý öncelikle tüm çalýþanlarýn yönetimini merkezi idareden alýp yerel yönetimlere devretmeyi hedeflemektedir. Bunda ise amaç liberallerin iddia ettiði gibi devletin sadece kamusal hizmeti(ne demekse!) üretmeyip, kamusal hizmetin üretimini yerel yönetimlere devretmeyi hedeflemesi deðildir. Ýþçi sýnýfýnýn uluslar arasý düzeyde yürütmüþ olduðu 150 yýllýk mücadelenin ürünü olan iþ güvenliðinin ortadan kaldýrýlmasý, var olan sendikal örgütlülüklerin altýnýn boþaltýlmasý; böylelikle de kapitalistler için daha kârlý ortamlarýn yaratýlmasý hedeflenmektedir. Bunun yanýnda devletin asli iþlerini yerel yönetimlere devrederek kendini küçültüyormuþ gibi bir imaj çizmeye çalýþmasý ise görüntüden ibarettir. Böyle görünmekle beraber, aslýnda burjuva devlet elini güçlendirmekte, elindeki sopayý kalýnlaþtýrmaktadýr. Bakanlýklara baðlý olarak çalýþan eðitim, saðlýk, ulaþým, enerji, orman, büro emekçilerinin ürettikleri hizmetin yönetiminin merkezi idare yerine yerel yönetimlere baðlý olarak üretiliyor olmasý, onun devletten baðýmsýz, ideolojik vesayetinden ayrý bir konumda olacaðý anlamýna gelmemektedir. Yerel yönetimler de burjuva diktatörlüðünün birer kurumudur, burjuva örgütlerdir. Ancak böyle olmasý hiçbir deðiþiklik olmayacaðý anlamýna gelmemektedir. Çünkü bu bir saldýrýdýr. Çalýþanlarý bulunduklarý konumdan daha geri bir konuma itmeyi hedeflemektedir. 2004


KOMÜNİST DEVRİM

GERÝCÝ REFORMLAR IÞIÐINDA DEVLETÝN KENDÝNÝ YENÝDEN DÝZAYN ETMESÝ

Burjuva devlet, sömürücü sýnýflarýn sömürülerinin devamlýlýðýný saðlamak üzere, kýsacasý iktidardaki sýnýfýn iþlerinin görüldüðü bir komiteden, bir organizasyondan baþka bir þey deðildir. Bu devlette, hangi görüngüler altýnda olursa olsun burjuvazinin diktatörlüðünden baþka bir devlet deðildir. Komünist siyasetin devlete dair yapýlan bir siyaset ( burjuva devletleri yýkarak, insanlýðýn gerçek rolünü oynayacaðý komünist topluma yürüyüþün baþlangýcýný oluþturan proleter bir devlet, proletarya diktatörlüðü kurmayý hedeflemesi) olduðu bilincinden hareketle; bizi ilgilendiren genel bir devlet olmadýðý, öncelikle hesaplaþmamýz gereken bu topraklarda var olan burjuva sýnýn ve onun diktatörlüðü olduðuna göre, tespitlerimiz ve siyasetimiz buna yönelik olmak zorundadýr. Türkiye Kapitalist diktatörlüðü ise yoluna 12 Eylül darbesi ile çizdiði rotada devam etmektedir. Ýþçi sýnýfý ve ezilen kitlelere yönelik her gün yeni bir saldýrý gündeme getirilmekte ve bu saldýrý sonucu kitleler alabildiðine geriletilmektedir. Burjuvazi 12 Eylül darbesinden sonra kitlelere yönelik saldýrýlarda çokça yol kat etmiþ, devlet alabildiðine güçlendirilmiþtir. "12 Eylül'le devlet, sistematik þiddet temelinde yeniden örgütlendi ve tekelci -gerici kurumsallaþmalarla güçlendirildi. Devletin küçültülmesinden çokça söz edildiði bir dönemde, devlet aþýrý derecede büyütüldü. Siyasal erkin genel oy ve temsili demokrasi mekanizmalarýnýn dýþýnda merkezileþtirilmesi, silahlý kuvvetler ve polis gibi merkezi baský aygýtlarýnýn saðlamlaþtýrýlmasý, siyasal partiler baþta olmak üzere, sendikalar, sanat -kültür ve basýn kuruluþlarýnýn devletin etki ve denetimi içine alýnmasý, devletin büyütülmesinin somut görüntüleridir. Bütün bunlarýn ekonomik alanda devletin "küçültülmesi", özelleþtirme, liberalleþme söylemleriyle yapýlmasý bir çeliþki deðil, uyum ifade etmektedir. Toplumsal muhalefet odaklarýnýn, düzen karþýtý örgütlülüklerin ezilmesi, iþlevsizleþtirilmesi ve ehlileþtirilerek düzen içine çekilecek biçimde dönüþtürülmesi için yaratýlan, yaratýlmasý planlanan kurumlaþmalar da bu sürecin bir baþka yönüdür.” ( Komünistler Ne Ýçin ve Nasýl Mücadele Etmeli syf 25 Tohum Yayýncýlýk 1996) Devlet burjuvazinin çýkarlarý doðrultusunda, siyasal iktidarýn bir aracý olarak sürekli yenilenmekte, deyim yerindeyse "özgürleþmektedir". Bu özgürleþme, iktidarýný sürdürmede ve saðlamlaþtýrmada epey deneyim biriktiren ve bu deneyimi uluslar arasý düzlemde paylaþan burjuvazinin ezilen kitleler ve proletarya karþýsýnda güçlenmesidir. Burjuvazi kendine hak olarak gördüðü "sömürme hakkýný" garanti altýna almak için bir dizi reformu gündemine almýþtýr. Burjuvazinin gerici þiddetiyle içselleþtirilen bu reformlar ezilen kitleler açýsýndan hiçbir ileri niteliðe

14

sahip deðildir. Aksine kitlelerin bulunduklarý konumlarýný da yitirmelerine vesile olacak, eski koþullarýný bile aratacak konumdadýr. Bundan dolayý bu reformlar burjuva gericiliðinin karanlýk dünyasýný güçlendirmekten baþka bir anlam taþýmamaktadýr. Burjuva diktatörlüðün gündem edindiði reformlar toplumsal bir yükseliþin yan ürünü ve proletaryanýn, emekçi yýðýnlarýn yaþam ve kavga koþullarý bakýmýndan hiçbir biçimde ileri bir mevzi özelliðinde olmadýðýndan; burjuva gericiliði açýsýndan bir istikrar arayýþýnýn tamamlayýcýsý ve ana doðrultunu oluþturduðundan dolayý gerici bir karakter taþýmaktadýr. Burjuvazinin bu yönelimi onun sýnýfsal özelliðinden ve hedeflerinden dolayý bir zorunluluðu teþkil etmektedir. 141 ve 142 sayýlý yasanýn yerine çýkarýlan "Terörle Mücadele Yasasý", Anayasa'nýn deðiþtirilen maddeleri, KÝT'lerin özelleþtirilmesi, Ýnfaz Yasasý ve benzeri yasalar, uygulamalar gerici reformlara en iyi örneklerdir. Burjuva diktatörlüðün bunlarla yetinmeyeceði ise ortadadýr. AKP hükümeti döneminde ana gündemlerden birini oluþturan AB'ye giriþ için alýnacak müzakere süreci doðrultusunda çýkarýlan yasalar, DGM'lerin kapatýlmasý bu zincirin birer halkasý olarak anlaþýlmalýdýr. Bu dönemde çýkarýlan bu yasalarýn tamamý kitleler için bir ileri mevzi deðildir. Aksine burjuva diktatörlüðün kendini saðlamlaþtýrmasý, devletin sopasýný alabildiðine büyütmesi anlamýný taþýmaktadýr. Bütün bunlarla yapýlmak istenen devrimcilikte ayak direyenleri, düzen dýþý konumlanýþýný sürdürmek isteyenleri tasfiye etmek ve liberal ve düzen içi var oluþ konusunda kararsýz olanlarý, ayak sürçenleri karar verme konusunda sýkýþtýrmak, ayrýca bu yola girmiþ bulunan tescilli solcularý da kendi siyasetine yedekleyerek, sol payandasý konumunda tutup, kitlelerin içinde ajaný olarak kullanmak istemektedir. Bu her halükârda ezilen ve sömürülen kitleler için kayýp demektir. Burjuvaziyi reform yapmaya iten nedenlerin baþýnda tekelci burjuvazinin hem içte hem de dýþta ihtiyaç duyduðu oluþumlarýn var olmasýdýr. Yani burjuvazinin elinde biriken ve yoðunlaþan sermaye onu yeni arayýþlara yöneltmektedir. Alt -emperyalistleþme hedefi olarak tanýmlanabilecek olan bu arayýþ ve yönelim, daha güçlü, sopasý uzatýlmýþ ve kalýnlaþtýrýlmýþ bir devletin varlýðýný dayatmaktadýr. Bunu yaratmak için de gerici reformlarla devleti daha güçlü ve dinamik hâle getirmek istemekteler. Bu dolayýmda çýkarýlmayý bekleyen, kýsmen yasalaþan birçok yasa meclisin gündeminde. Bu yasalardan olan ve "kamu reformu" diye lanse edilen Büyükþehir Belediyeleri Kanunu, Belediyeler Kanunu, Ýl Özel Ýdaresi Kanunu, Kamu Yönetiminin Temel Ýlkeleri ve Yeniden Yapýlandýrýlmasý

yansýyan, her türlü lerine EKÝM iþbölümünün ortadan kalktýðý bir toplum komünistlerin amacýdýr. Komünistler ayný zamanda bilirler ki böyle bir topluma ulaþmak için mevcut sýnýflý topluma ait kurumlarýn ortadan kaldýrýlabilmesi bir çýrpýda mümkün deðildir ve bunun için bir geçiþ toplumu dahasý böyle bir geçiþi baþlatabilmek ve sürdürebilmek için bile kendi içinde iþ bölümü yapmýþ, hiyerarþik bir devrimci örgütlenme zorunludur. “…leninist parti komünist bireylerin deðil, organ ve örgütlerin birliðidir” biçimindeki tanýmlarýyla komünistler organlaþtýrýlmamýþ kadro-militan olmamalýdýr yaklaþýmlarýný da ifade etmiþ oluyorlar. Parti inþa döneminde “örgütlenme, daha fazla örgütlenme” vurgusunu devrimci sýnýf önderliðinin kendisine yönelik vurgularý sýklýkla yapacaðýz. Sýnýf kökeni ne olursa olsun iþçi sýnýfýnýn kurtuluþ davasýna inanmýþ, kendi kurtuluþunu bu davaya baðlayan devrimci mücadeleye katýlan devrimcilerin örgütlü mücadeleye hazýrlanmalarý ve tanýmlý faaliyet alanlarýnda organlaþtýrýlmalarý önümüzdeki dönemde görevlerimizdendir. Organlý faaliyet leninist bir örgütlenmenin temel faaliyet biçimidir. Henüz bir leninist parti deðilken de iþlevli, amaca, faaliyet planýna uygun organlaþma ve militanlarýn bu doðrultuda istihdamý yerine getirmek için çaba gösterilmesi, baþarýlmasý gereken bir görevdir. Kuþkusuz bir partinin niteliðini yansýtan, belli bir uzmanlaþmayý (devrimci mesleklerde uzmanlaþmayý) gerçekleþtirmiþ, bir iþ bölümü doðrultusunda faaliyetlerini sürdüren organlý faaliyet ile parti öncesi inþa döneminde bu niteliklere sahip deðilken organlý faaliyet arasýnda farklar olacaktýr. Ancak parti öncesi dönemde organlý faaliyetin ve organlarda istihdam edilen militanlarýn edinmeleri gereken nitelik, ýsrarla çaba gösterilmesi gereken partili bir mücadelenin niteliðidir. Bizim için çevremizdeki militanlarýn hareketimiz ile iliþki düzeyi ne olursa olsun, tek tek militanlarýmýzýn düzeyi (siyasal kavrayýþ, mücadele deneyimi, kollektif bir örgütlenmeye yatkýnlýk ve davranýþ düzeyi) ne olursa olsun hemen hepsini örgütlü faaliyetin gerekleri doðrultusunda, “farklý düzeylerde” örgütlendirmek öncelikli görevlerimizdendir.

Ýþçi sýnýfýnýn geniþ kesimlerinin örgütlenmeleri ile iþçi sýnýfýnýn öncüleriyle kendini sýnýrlandýrmýþ bir örgüt arasýndaki fark ve de yalnýzca burjuvaziden deðil, sýnýfýn geniþ kesimlerinden de baðýmsýz devrimciler örgütü leninist örgüt–parti teorisinin özünü oluþturmaktadýr. Sýnýfýn kitle örgütlerine göre daha dar kadro örgütü olan leninist örgüt, sýnýfýn öncülüðünü kazanabilmek, burjuvazinin terörü altýnda etkin bir örgütlenme olabilmek için bu niteliðini gözetmelidir. Bu niteliðini koruyup sürdürebilmek için çok sayýda militaný kapsayan geniþ, yatay organlar deðil, az sayýda militandan oluþan (organlarýn bileþimi; o organýn hiyerarþideki yerine ve ihtiyaca göre belirlenir. Bu konuda yerleþik anlayýþlar olmasýna raðmen, organlarýn bileþimindeki sayýdan öte nitelik önemlidir ) belirlenmiþ gizlilik kurallarý çerçevesinde disipline tabi, ödevleri olduðu kadar haklarý da bir tüzük çerçevesinde

7

mekanizmalarla güvenceye alýnmýþ, nihayet yukardan aþaðýya örgütlenen bir yapýda olmalýdýr. Buraya kadar söylediklerimiz devrimci mücadele içindeki pek çok militanýn bildiði, hatta örgütsüz bir militanýn dahi Lenin’in yapýtlarýndan okuyarak öðrenebileceði þeylerdir. Kuþkusuz sorun pratikte–yaþamda somutlamaktýr. Örgütlenme ilkelerini belirleyip ýsrarla takipçisi olmak, mücadelenin içinde zenginleþtirmek esas olandýr. Bizimle iliþki (hangi düzeyde olurda olsun) halinde olan militanlar bilirler ki tasfiyecilik döneminde illegal temelde devrimci bir örgüt inþasýnýn görevleri konusu yayýnlarýmýzda da sýkça vurgulanmaktadýr. Kastettiðimiz örgütün yaratýlmasý yönündeki çabalarýmýzý da görmeleri de zor deðildir. Dolayýsýyla leninist bir örgütün temel birimleri olan hücreler, komiteler gibi organlarýn biçimsel olarak nasýl iþlediðini–iþleyebileceðini de bilirler. Bizim organlý bir faaliyetten önce, böyle organlarda istihdam etmeden önce militanlarýmýza bu yönde bir faaliyet, eðitim (teorik–pratik eðitim) ve hazýrlýk yaptýrmamýz þimdiye kadarki içe dönük faaliyetimizin esasýný oluþturmaktaydý. Kuþkusuz bir organda (örgütün temel birimlerinde) istihdam edilmiyor diye bir militan örgütsüzörgütlendirilmemiþ deðildir. Örgütün militanlarý hareketin önderliðinin ortaya koyduðu örgütlenme ilke ve kurallarýna göre örgütlendirilir. Hareketin ilkel bir dönemden geçiyor olmasý, ilksel kadro birikimlerini saðlýyor olmasýndan dolayý, hareketin örgütlenme konusunda, kadrolarýnýn istihdam etme bakýmýndan bazý esneklikler göstermesi mümkündür. Ancak bu mutlak deðil geçici bir durum ve dönemdir. Devrimci örgütte militanlarýn istihdamý ve eðitimi konusunda örgüt ve organ vazgeçilmezdir. Hareketle tanýþan bir militan hareketin çizgisini, mücadelesini ilk olarak içinde yer aldýðý organda öðrenir. Organdan kasýt yönetici birimler, hücreler, sempatizan birimleri, eðitim gruplarý, taraftar gruplarý þeklindedir. Bir hareketin önüne koyduðu iþleri baþarý ile sürdürebilmesi için gündeminde olan faaliyetlerini farklý tipte, bir dizi organlarla yapmak olduðundan; militanlarýn organlý faaliyetin ne olduðu ve nasýl iþlediði konusunda bilinçlendirilmeleri; organlý çalýþma konusunda eðitilmeleri gerekmektedir. Hareketimiz açýsýndan kadrolaþma ve organlaþma konusu yakýcý bir sorun olarak kendini hissettirmektedir. Bunu hissetmekle gidermek arasýnda ise bir mesafenin olduðu, bu mesafenin ise kapatýlmasý için tüm militanlarýmýzýn yoðun çaba harcadýðý ise ortadadýr. Burada söylenenlerden organlý faaliyetin gerekleri konusunda hafif bir tutum takýndýðýmýz sanýlmasýn. Tersine organlý bir faaliyetin hele de iþlevli bir organlaþmanýn zorluklarýný deneyimlerimizden biliyoruz. Ancak öncelikle biçimsel bir organlaþmayý saðlamakla birlikte yoldaþlarýmýzýn bundan önce kollektif bir faaliyet konusunda edindikleri becerilere yaslanarak bu sorunun üstesinden gelebiliriz diyoruz. Kuþkusuz tek tek yoldaþlarýmýz ve toplam olarak pek çok eksiklerimiz vardýr. Ancak bundan sonra eksiklerimizin üstüne daha fazla gidip çözerek, organlý bir faaliyetin gerektirdiði kollektif kavrayýþ ve davranýþý geliþtirerek, amaçlarýmýzdan–ideolojimizden

2004


KOMÜNİST DEVRİM

ÝÞÇÝ SINIFININ AYRICALIKSIZ KESÝMLERÝNÝN YAÞAM ALANLARI OLARAK VAROÞLAR!

Türkçe bir kelime olmayan varoþ, Türkçeye Macarcadan geçmiþtir. Ve kökeni ortaçaða deðin uzanýr. Ortaçað Macaristan'ýnda tipik feodal özellikleri taþýyan üretim iliþkilerinin hâkim olduðu, sur kentlerinin dýþýnda kalan yer anlamýný taþýmaktadýr varoþ kelimesi. Yani surlarýn dýþýnda kalan, kentin dýþýndaki mahalle ve semtleri anlatan varoþ kelimesi sonralarý Marksistlerin ve devrimcilerin literatürüne de varoþlarda yoðunlaþan iþçi sýnýfýnýn ayrýcalýksýz kesimleri sebebiyle girmiþtir. Bizi ilgilendiren yaný dil ile olan deðil de politikayla olan yaný olduðundan, varoþlarda ikamet eden iþçi sýnýfýnýn ayrýcalýksýz kesimleri için buralarýn ne ifade ettiði üzerinde durarak; komünist siyasetle olan baðýný kurmaya çalýþacaðýz. Uzun yýllardan bu yana varoþlar devrimci demokrat siyasetin var oluþ alaný ve kadro kaynaðý olarak devrimci siyaset alanýnda yerini aldý. Ancak böyle olmakla beraber varoþlarýn tamamý, devrimcilerin var olmayý hedeflemelerine raðmen, devrimcilerin hedefleri doðrultusunda örgütlenemeyen alanlar olarak varlýðýný sürdürmektedirler. Yüz elli yýl öncesinde varoþlarla proletaryanýn iç içe geçmiþliði tartýþma götürmez bir olgu iken, günümüzde devrimcilik, komünistlik iddiasýný taþýyan siyasal çevrelerin dilinde ise deklase gruplarýn barýndýðý, eðitim ve yoksulluðun giderildiðinde düzeleceðine inanýlan mahalleler anlamýna gelmektedir. Ancak varoþlarla iþçi sýnýfýnýn iç içe geçmiþliði günümüzde de bir nesnellik ve komünist siyasetin kalkýþ noktalarýndan biri olmaya devam etmektedir. Ekim Devrimine kapýyý aralalayan Þubat Devrimi, yine bir varoþ olan Viborg Mahallesi'nden akan kitlelerin eseri olmuþtur. Bundan dolayý varoþlar iþçi sýnýfý devrimcilerinin gündemindedir. Proleter bir devrimin kaldýracý olacak güçler buralardan süzülüp gelecektir. Bunun için öncelikle varoþlarda mevzi tutmak devrimci komünist bir siyasal hattý var etmek için önemlidir. Ýki nedenle önemlidir; birincisi iþçi sýnýfýnýn kapitalist düzene ve onun dünyasýna kin duyan kesimleri buralardadýr. Ýkincisi ise iþçi sýnýfýný sendikalý, sigortalý ve ayrýcalýklý iþçilerden mürekkep gören çarpýk anlayýþlarla yolu ayýrarak, iþçi sýnýfýnýn zincirlerinden baþka kaybedecek bir þeyi olmayan kesimlerinin varlýðýný ortaya koyarak, sýnýf siyaseti diye devrimci siyasetin yerine ikame edilmeye çalýþýlan sendikalist ve reformist siyasetin etkisini kýrarak, kendisi için bir sýnýf hareketi yaratmak için. Kýrdan kopup gelen, kalifiye bir iþ gücüne sahip olmayan ve hýzla iþçileþen kesimlerin daha ucuz yaþayabilme olanaðýný bulduðu varoþlar Türkiye'de ilk kez yoðun bir þekilde 1950'li yýllarda kentlerin etrafýnda, derme çatma kulübeler þeklinde görülmeye baþlanmýþtýr. 1950'li yýllarla beraber kapitalizmin geliþme düzeyi ve onun ihtiyacý olan canlý emeðin kýrdan kopup gelmesi, beraberinde bir takým sorunlarý da getiriyor olsa da, burjuvalarýn ihtiyaçlarýný gideren ucuz iþgücünün kentlere akýn etmesi ve varoþlarý oluþturmasý o gün kapitalistler açýsýndan bir sorunu teþkil etmiyordu. Elektrik, su, telefon, eðitim, yol gibi ihtiyaçlarýn bile karþýlanmadýðý o günün varoþlarý; 1960'lý yýllarla beraber geliþen sýnýf mücadelesinin niteliði ve devrimci dinamiklerin kendilerini ortaya koymasýyla birlikte farklý bir çehreye bürünmüþtür. Genellikle "özel sektör" diye adlandýrýlan üretim alanlarýnda iþ bula-

8

bilen varoþlardaki kitle, o günde iþçi sýnýfýnýn en ayrýcalýksýz kesimini oluþturuyordu. O dönemin DÝSK'ini gerçek anlamda bir sendika yaparak, burjuvazinin o günkü oyununu bozan iþçi sýnýfýnýn ayrýcalýksýz kesimini oluþturan bu kitle, devrimci sýnýf hareketinin temel dinamiðini oluþturmuþtur. Kente yeni gelen kýr kökenli emekçilerin, kolayca konut ihtiyacýný karþýlayan, derme çatma binalarla çok kýsa sürede kurulan varoþlarýn 1970'li yýllarla beraber hýzla politize olmasý ve bu yýllarda gecekondu mahallelerini yani varoþlarý devrimcilerin kuruyor olmasý burjuvazinin ve onun devletinin gözünden asla kaçmamýþtýr. Devrimcilerin öncülüðünde kurulan bu mahallelere saldýrmasý, buralarda hâkimiyet kurmak için türlü hile ve oyunlara baþvurmasý boþuna deðildi. Devrimci örgütler doðru yerde mevzi tutmuþlar, gerçekten arayýþ içinde olan iþçi sýnýfýnýn bu kesimleri arasýnda devrim davasýna taraftarlar, militanlar kazanmýþlardýr. Devrimcilerin kitlelere kurtuluþ yolunu ve kendi özdendeyim ve yönetimlerini buralarda kurabileceklerini göstermeleri, güvenliklerini kendilerinin saðladýklarý bu alanlarda el yordamýyla da olsa konumlanmalarý bu dönemin karakteristik özelliklerindendir. Devrimcilerin varoþlarý birer mücadele alaný ve devrimci çalýþmanýn merkezine almalarý, devrimcilerin buralara ve iþçi sýnýfýna yönelik ideolojik gözbaðlarý olmadýðý anlamýna gelmemektedir. Aksine devrimci hareket varoþlar denildiðinde buralarda iþçi sýnýfýndan çok, ezilen, horlanan köy ile kent arasýna sýkýþýp kalmýþ bir ara katman görmektedirler. Onun içinde varoþlar ve varoþlarda verilen mücadele illegal belediyecilik anlayýþýyla, antifaþist mücadelenin buluþturulduðu bir mücadele hattýnýn örüldüðü; buralarda yaþayan iþçi sýnýfýnýn ayrýcalýksýz, akçasýz kesimine sýnýfsal bilinçten çok devrimci demokrat, muhalif bir bilincin taþýndýðý alanlar olma özelliðini kazanmýþtýr. 1970'li yýllarda belli zamanlarda burjuvazinin kolluk güçlerinin girmeye bile cesaret edemediði varoþlar o günden bu güne hýzla deðiþmiþtir. Artýk buralara temel hizmetler devlet tarafýndan götürülmüþ, devrimcilerin kaný ve caný pahasýna kurulan bu semtler çehrelerini deðiþtirmiþlerdir. Ancak buralara götürülen yol, su, elektrik, otobüs, telefon gibi en temel hizmetler devletin öyle kolaylýkla götürdüðü hizmetler deðil, devrimcilerin öncülüðünde nice gecekondu direniþi sonucu kazanýlan haklar olmuþtur. Varoþlar, kuruluþundan bu güne sürekli devletin yýkým tehdidi altýnda tuttuðu ve bunun sonucu olarak ta, buralarda yaþayan iþçi sýnýfýnýn yoksul kesimlerinin sýk sýk barikatlý direniþi örgütledikleri mücadele alanlarý olmuþtur. Bu mücadeleler sonucu kitleler kendi deneyimleri sonucu sömürücü sýnýfýn temsilcilerine karþý mücadeleyi, kendi haklarýna nasýl sahip çýkacaklarýný da öðrenmiþlerdir. Bir gecekondululuk bilinci, kendi sýnýfsal konumlarýný el yordamýyla bilince çýkarma da böylelikle oluþmuþtur. Ancak varoþlarýn iþçi sýnýfýnýn en ayrýcalýksýz kesimlerini içinde barýndýrýyor diye buralara yönelik ham hayallerin peþine de takýlmamak ta gerekiyor. Varoþlar iþçi sýnýfýnýn en ayrýcalýksýz kesimlerinin yanýnda, burjuva düzenle deðiþik sebeplerden dolayý baþý belada olan kesimleri de içinde barýndýrmaktadýr. Varoþlarda devrimci komünist bir bilinç ve

EKÝM 2004

DÖNEM, DEVRÝMCÝ SÝYASET VE KOMÜNÝSTLERÝN BÝRLÝÐÝ

Hemen hemen tüm devrimciler içinden geçtiðimiz dönemi devrimci mücadelenin yeni bir evresi olarak tanýmlamaktadýrlar. 2003 yýlý baþlarýnda ABD’nin Irak’a müdahalesine paralel baþlayan eylemler 2004 yýlýndan itibaren boyutlanmaya baþladý. Mart–Mayýs süreci geçtiðimiz son 4–5 yýla oranla daha hareketli geçti. Özellikle NATO zirvesi sürecinde yapýlan eylemler kýsmen de olsa uzun süredir yapýlamayan düzeyde militan eylemler oldu. 1998 yýlý sonlarýndan baþlayan ve kapsamý giderek artan saldýrýlar, kitle hareketinin geri çekilmesine ve devrimci harekette bir atalet-yýlgýnlýk oluþmasýna sebep oldu. Ölüm oruçlarý gündeminde yapýlan kimi eylemlerle birlikte özellikle son dönemde NATO zirvesi gündemi üzerinden yapýlan kimi çatýþmalý eylemlik devrimcilerde, kitlelerin bir kýsmýnda harekete geçirici, güven verici olsa da yeni bir devrimci yükseliþ döneminin baþladýðýný iddia etmek için henüz erken olduðunu düþünüyoruz. Bu dönemin en büyük eksikliði devrimci komünist bir partinin olmayýþýdýr. Yaþanan tüm yozlaþmalara, legalist tasfiyeciliðe, liberal sapmalara, oportünizme karþý mücadele edecek nitelikte bir devrimci parti yoktur. Gericilik döneminde devrimci bir parti hem tasfiyeciliðe, oportünizme, legalizme karþý savaþmalý hem de kitlelerle baðýný güçlendirerek, kitleleri sevk ve idare etme becerisini gösterebilmelidir. Böyle bir partinin yokluðu koþullarýnda kitlelerin hareketlenmeleri (varoþlarda yýkým dolayýsýyla iþçi sýnýfýnýn en yoksul kesimlerinin eylemleri, sendikalaþma mücadelesindeki kimi iþyerlerinde iþten atýlmalar dolayýsýyla yapýlan eylemler vs.) biz komünistler için görevlerimizin acilliðini gösteren birer uyarý olarak algýlamalýyýz. Kitlelerin kendiliðinden yükselen mücadele dalgasý komünistler tarafýndan beslenmediði, daha ileriye taþýnamadýðý sürece saman alevi gibi sönmeye mahkûmdur. Ýçinden geçtiðimiz dönemde devrimci bir partinin kitleleri örgütlendiren düzeyde bir niteliðe sahip

13

olmayan, kitlelerin kendiliðinden eyleminin kuyruðunda en geri zeminlerde siyaset yapan örgütlenmelerinde baþarý þansýnýn olmadýðýný söylemek yanlýþ olmayacaktýr. *** Ýþçilerin birliðini önceleyen temel sorun; proletaryanýn öncü gücü olan devrimci bir partinin yaratýlmasý sürecinde komünistlerin birliðidir. Ýþçi sýnýfýnýn önderliðini kazanabilecek bir partinin yaratýlmasý için komünistlerin birliðine ihtiyaç vardýr. Özellikle gericilik dönemlerinde pek çok hareket birlik üzerine ilkelerini belirtir. Hatta böyle dönemler de pek çok birlik pratiði de yaþanmýþtýr. Ancak yaþanan pratiklere bakýldýðýnda ilkeli birliktelikle yok denecek kadar azdýr. Bu durumun nedenlerine bakýldýðýnda; “birlik” meselesine yaklaþýmda ilkesel zaaflar olduðu kadar, daha çok pratik anlamdaki zaaflarýn var olduðu görülür. Ne yazýk ki devrimci hareketin çok büyük bir kesimi içinden geçtiðimiz dönemde sorunlarýn kaynaðýndaki nedenlerden (yapýsal zaaflardan; ideolojik, politik, örgütsel zeminde II. Enternasyonalin zemininde) çok sonuçlarýna bakarak kendilerin politik süreçlerdeki nicel düzeylerdeki yetersizliklerini el yordamýyla, yaþayarak fark etmektedirler. Elbette bu sonuç onlarý devrimci partinin inþa görevlerini yerine getirebilmek için bir “birlik” perspektifine deðil, eylemlerde sayýca çok görünme, olumsuzluklardan kurtulma, daha fazla kitleye seslenme gibi kolaycý bir anlayýþa sürüklemektedir. Sürece müdahale edebilen, bir çekirdek etrafýnda yukardan aþaðýya örgüt omurgasýnýn yaratýldýðý, devrimci bir programa sahip bir partinin yaratýlmasý nasýl uzun soluklu ve emek isteyen bir iþ ise “birlik” hedefi de zorlu ve emek isteyen bir süreçtir. Bu süreç iki açýdan zorluðu taþýmaktadýr. Birincisi tam bir ideolojik karmaþanýn, bulanýklýðýn olduðu bir dönemdeyiz. Boðazýna kadar tasfiyeciliðe batmýþ hareketlerle devrimci zeminde durmaya devamýsayfa 16’da


KOMÜNİST DEVRİM

BU TOPRAKLARIN DEVRÝMCÝ PARTÝSÝNÝ KURACAÐIZ! "Bu kavga en sonuncu kavgamýzdýr artýk Enternasyonalle kurtulur insanlýk!" Dizelerinin okunmasýnýn hemen ardýndan bir slogan çýnlattý etrafý: Komünist Bir Dünya Kurcaðýz! Doðrusu içinden geçtiðimiz kapitalist zorbalýk düzeninde ezilen, sömürülen, patronlarýn tekelci çýkarlarý için durmaksýzýn artý deðer üretmeye zorlanan, emperyalizmin egemenliðine her geçen gün daha fazla boyun eðmesi salýk verilen iþçi sýnýfýnýn Enternasyonal Marþý'na ancak bu slogan büyük bir anlam katabilirdi: Sömürülen milyonlarca iþçinin, emekçinin, iþsizin kurtuluþu yalnýzca kuracaðýmýz komünist dünyadadýr. 12 Eylül'de Harbiye Açýk Hava Tiyatrosu'nda düzenlenen "10. Yýlda Büyük Buluþma" adlý gecede, biz de devrimci komünistler olarak yerimizi aldýk. Attýðýmýz bu ilk sloganýn hem bizi ve bizim politik duruþumuzu tanýttýðýný hem de uðruna mücadele etiðimiz nihai hedefi orada bulunan binlerce kiþiye yansýtmamýza yardýmcý olduðunu düþünüyorum. Bir yoldaþlar grubu olarak bu etkinliðe katýlmamýzýn nedeni aslýnda gecenin son derece politik olan niteliðiydi. Öncelikle, kendini bu coðrafyanýn komünist partisi ilan edip uzunca bir süredir Türkiye devrimci mücadelesinde kendini var etmiþ bu yapýnýn 10. yýlý bir þölen havasýnda kutlamasý bizlerin sürekli gündeminde olan bir tartýþmayla örtüþüyordu. Devrimci dinamiklere fazlasýyla sahip olduðunu düþündüðümüz bu topraklarda ciddi bir örgütlü hazýrlýk döneminden geçmeden devrimci bir partiyi kurabilmek mümkün mü? Biz devrimci komünistler, kitlelere önderlik edebilecek nitelikte bir devrimci parti yaratýlamadýðý kanýsýndayýz. Ancak gecesine katýldýðýmýz yapýnýn kitlelere önderlik iddiasýnda olup kendine önderlik misyonu biçmesi; kendini politik öncü olarak ilan etmesi sýnýf savaþýnýn düzeyi ve kitlelerin devrimci örgütsüzlüðü göz önüne alýndýðýnda bir iddiadan öte bir durum olmadýðý açýktýr. Tabii ki biz öncülük, önderlik misyonunun yerine getirilip getirilmediði konusunda iddialardan öteye, iddialarý sýnýf savaþýmýnýn mihengine vurarak deðerlendirmek zorundayýz. Her sýnýf devrimcisi, devrimci komünist böyle deðerlendirmek zorundadýr. Bu açýdan deðerlendirdiðimizde gecesine katýldýðýmýz yapýnýn iddialarý bir yana, Türkiye ve dünya proletaryasý devrimci bir öncünün olmadýðýndan dolayý bir kýsýr döngünün içinde dönüp durmaktadýr. Bizleri komünizm iddiasýnda bulunan bu melez merkezci çizgiden ayrýþtýran en önemli faktörlerden birinin devrimci partiyi kurmak için tanýmladýðýmýz örgütlü hazýrlýk döneminin içeriði ve baþarýyla gerçekleþtirilmesi gerekliliðidir diye düþünüyorum. Elbette bu vurguyu yaparken kutlamasýna katýldýðýmýz bu partinin kendince bir kuruluþ döneminden geçtiðini burada göz ardý etmiyorum. Ancak bizim için bir örgütlü hazýrlýk döneminin diðer devrimciler tarafýndan

12

anlaþýldýðýnýn çok ötesinde anlama ve öneme sahiptir. Öncelikle Komünist Devrim'in 1. ve 2. sayýmýzda yer alan ve nasýl anlaþýlmasý gerektiði üzerine görüþler ortaya konan "Somut-Acil Görevler"i ve komünistlerin, sýnýfýn öncü kesimlerinin ilkeli birlikteliðini gerçekleþtirmenin devrimci bir partinin inþasý için hayati önemde olduðu fikrindeyim. Böyle bir hazýrlýk aþmasýnda homojenleþmeden, içinde bulunulan yapýyý amaçlaþtýrmak yerine onun her açýdan geliþip devrimci partiye evrilmesi için devrimci araç ve yöntemler kullanmadan ve Leninist örgütlenme temelinde iþçi sýnýfýnýn öncü kesimlerine ulaþmadan devrimci bir parti niteliðinden bahsetmek mümkün deðildir. Bu yapýyla aramýzdaki en temel farklarý ve onun yarattýðý sonuçlarý hep birlikte görmek geceye katýlan yoldaþlarý ve oraya taþýdýðýmýz iliþkileri daha da netleþtirmiþtir. Bu siyasal hareketin kitlelere öncü gerçek bir devrimci parti niteliðine sahip olamamasýnýn altýnda yatan örgütlü hazýrlýk dönemi faaliyetinin içeriði ve önemi onun bugünkü eðilimini de açýklar niteliktedir. Bu uzak durulmasý gereken eðilim içinden geçtiðimiz gericilik döneminde birçok hareketin rüzgârýna kapýldýðý tasfiyecilik ve legal zeminlerde iþ yapma hastalýðýdýr. Burjuvazinin herhangi bir devrimci yapýyý kendisine savaþ çaðrýlarý yollayýp kavgaya davet eden bir hareket olarak görmeyip onun legal zeminlerde iþ yapmasýna izin vermesi (özelde bu geceye verilen izin) legalizm hastalýðýný az çok devrimci yaný bulunan tüm hareketlere bulaþtýrmaya çalýþmasýna iyi bir örnek olduðunu düþünüyorum. Yoksa sýnýf düþmanýmýzýn ortada kendi sonunu daha da yaklaþtýracak nitelikte herhangi bir devrimci parti olduðunda onun böyle kutlamalar yapmasýný kolay kolay kabul edecek denli az sýnýf kinine sahip deðildir. Son olarak çevre iliþkilerimizin, benim ve diðer militan yoldaþlarýmýzýn bu geceye birlikte katýlýþý, hem hareketimiz adýna hem de kattýðýmýz iliþkilerin geliþip öne çýkmasý adýna birtakým olumluluklar barýndýrmýþtýr. Özellikle de geceyi düzenleyen yapýdan sonra en çok sloganý atan grup olmamýz, devrimci hareketliliklerin, eylemlerin, etkinliklerin bu kadar azaldýðý dönemde komünizmin ve proleter devrimciliðin sloganlarýný her fýrsatta binler içinde dillendirmemiz militan yoldaþlarýmýza ve iliþkilerimize büyük bir coþku katmýþtýr. Gecenin sonlarýna doðru tanýþtýðýmýz ve devam ettikleri grevi selamladýðýmýz Polaris iþçileriyle ortak attýðýmýz "Özgürlük Savaþan Ýþçilerle Gelecek!" sloganý iþçi sýnýfýnýn en yoksul kesimlerinin komünizm propagandasýna ne denli açýk olduðunu bizlere gösterdiði fikrindeyim. Devrim için devrimci komünist parti, parti için örgütlü hazýrlýk! Yaþasýn adýna layýk komünist partiyi yaratma mücadelemiz! D. ÖZLEM

EKÝM 2004

konumlanýþla bir örgütlenme yürütülmediði ve komünist bir bilinç taþýnmadýðý sürece, varoþlarýn bu potansiyeli baþka alanlara akmakta ya da burjuva siyasete yedeklenebilmektedir. Yýllardan bu yana varoþlarýn devrimci demokrat akýmlarýn barýndýðý alan olmasý; ya da Ýslâmi motiflerle burjuva düzene yedeklenebilmesi, düzen dýþý ve denetim dýþý unsurlarýn doðal barýnaðý olmasýyla da alâkalýdýr. Ancak, buralara sýnýf bilinci dýþarýdan örgütlü tarzda taþýndýðý oranda buralarýn siyasal olarak ta çehresinin deðiþeceði, devrimci komünist bir siyasal atýlýmýn manivelasý olacaðý da unutulmamalýdýr. 12 Eylül saldýrýsýndan sonra varoþlarda devrimcilerin iliþkilerinin sýnýrlanmasý, devrimcilerin otoritesinin azalmasý varoþlarda devletin denetiminin artmasýný da beraberinde getirmiþtir. Bundan sonraki gecekondulaþma 1970'li yýllardaki kadar yoðun olmasa da devam etmiþtir. Yine yer yer gecekondu direniþleri yaþanmýþ düzen güçleri ile karþý karþýya gelinmiþtir. Ancak 1980 sonrasýnda varoþlarda, özellikle 1988'lerden sonra Kürdistan'dan köyleri yakýlarak göç ettirilen Kürtler yoðunlaþmaya baþladýlar. Bu süreçte varoþlar sýnýfsal çeliþkilerin yumaklaþmasýnýn yanýnda Kürt iþçi dinamiði ile farklýlaþtý. 1995'te yaþanan Gazi Ayaklanmasý bu yönüyle bir rastlantý deðil, devletin varoþlardaki patlayýcý madde birikiminin farkýnda olduðunu göstermektedir. Kürt devrimci dinamiðinin Türkiye ve Kürdistan coðrafyasýnda yerinden oynattýðý taþlarýn burjuva diktatörlüðün kafasýna düþtüðü bu yýllarda, varoþlardaki devrimci dinamikleri ve kabaran kitle hareketini sindirmek ve geriletmek için, diktatörlüðün savaþ aygýtýnýn Gazi'de giriþtiði provakatif saldýrý anýnda devrimci bir kalkýþmayla karþýlanmýþ, devrimci hareketin bir türlü farkýna varamadýðý iþçi sýnýfýnýn ayrýcalýksýz kesimleri barikatlarýn arkasýnda sýnýf düþmaný burjuvaziye karþý savaþarak sýnýf kinini göstermiþtir. Ancak varoþlardaki bu dinamik iþçi sýnýfýndan sayýlmadýðý gibi ne idüðü belirsiz "anti -faþist kitle, halk" olarak adlandýrýlarak, sonrasýnda da varoþlardaki bu dinamik sýnýf savaþýnýn kaldýracý haline getirilememiþtir. Devrimci hareketin tamamýna yakýný varoþlara baktýðýnda bir ezilmiþlik, yoksulluk ve cehaleti görmekte ve çözümünün de bu sorunlarýn çözülmesine baðlý olduðunu iddia etmektedirler. Bunun temelinde ideolojik gözbaðlarýnýn olmasýnýn yanýnda, iktidar perspektifinden yoksunluk ve varoþlarý lojistik destek olarak görmelerinin büyük bir etkisi vardýr. Devrimci hareket varoþlarda biriken kitle dinamizminin farkýnda olmasýna raðmen, bu dinamizmi örgütleme ve devrimin kaldýracý haline getirmede ve mücadelenin sürekliliðini saðlamada belli bir baþarý gösterememektedir. Sebebi ise birkaç cümle önce yazdýklarýmýzdýr. Yani devrimci hareketin iþçi sýnýfýna þaþý bakmasý, iktidar perspektifinden yoksunluðun beslediði muhaliflik, varoþlarý mücadelenin merkezine oturtamama, varoþlardaki devrimci dinamizmi kullanamama anlamýna gelmektedir. Varoþlarýn devrimci dinamizmini harekete geçirecek olansa, buralarda örgütlenecek komünist bir siyasetin önderliði kazanmasýndan geçmektedir. Varoþlarda barýnan proletaryayý mahalli derneklerle, cem -cemaat örgütleriyle, yöre dernekleriyle, dayanýþma örgütleriyle ve mevcut sendikal anlayýþla sýnýfsal olarak örgütlemek olanaklý deðildir. Bu türden kurulan örgütlülüklerle, yani kitlelerin kendi örgütlülükleriyle yetin-

9

meden ve kitleleri buna mahkûm etmeden, kitleleri politik örgütlülüklerde birleþtirip kendisi için sýnýf olma yolunda kavgaya sevk etmek gerekmektedir. Öncelikle bunu yaratacak olan gücü buralardan beslenerek yaratmak gerekmektedir. AKP Üzerinden Burjuvazi Varoþlarda Ne Yapmak Ýstiyor? AKP'nin burjuvazinin domuzlar ahýrýndaki yeni hizmetkârý olarak belirlenmesinde tekelci burjuvazinin bu dönemdeki ihtiyaçlarýný karþýlamasýný saðlamak üzere hükümet ettirildiði ortadadýr. Ortadoðu ve Kafkaslarýn ve dünyanýn diðer coðrafyalarýndaki bölgelerin paylaþýma konu olduðu dönemde, burjuvazinin AKP gibi bir oluþumla yol almaya çalýþmasýnýn dönemsel ve stratejik hedefleriyle ilgisi vardýr. Burjuva partilerin yüzlerindeki sýrlarýn birer birer döküldüðü ve ezilen kitlelerin nezdinde hiçbir inandýrýcýlýðýnýn kalmadýðý dönemde, hem kitlelerin düzene yeniden baðlanmasýnda bir araç olarak kullanýlmasý, hem de burjuvazinin yönelimlerini hayata geçirmek istemesi bakýmýndan AKP yeni bir imaj, seçenek olarak kitlelerin önüne konulmuþtur. TC'nin ABD-AB ekseninde sürdürdüðü yeni yönelimlerin ise içte farklý yansýmalarý olmaktadýr. AB süreciyle baþlatýlan "demokratikleþme" soytarýlýðý ve sahtekârlýðý olanca hýzýyla sürerken, ezilen kitlelerin ve iþçi sýnýfýnýn bu geliþmelerle nasýl bir saldýrý ile karþý karþýya olduðu iyice açýða çýkmaktadýr. Avrupa Birliði'ne giriþle birlikte birçok sorunun aþýlacaðý, belli yardýmlarýn alýnacaðý ve iþçi sýnýfýnýn ve sömürülen kitlelerin var olan refahtan daha fazla pay alacaðý, demokrasi geleceði, örgütlenme özgürlüðünün sýnýrlarýnýn geniþleyeceði gibi argümanlarla, ezilenler manipüle edilmektedir. Ýþçi sýnýfýnýn ve ezilen kitlelerin bu aldatmaca karþýsýnda alýklaþtýrýlmasý ve burjuva düzen ve kurumlarýna baðlanmasý devrim hedefinden de uzaklaþtýrýlmasý anlamýna gelmektedir. Ancak bütün bu olanlar karþýsýnda iþçi sýnýfýnýn ve ona öncülük etmeyi hedefleyen devrimcilerin uyanýk olmasý gerekmektedir. Yüzyýllar öncesinden seslenen Köroðlu'nun deyimiyle "esen yelden hile seze"bilmeliyiz. Burjuvazinin yönelimlerini yerinde ve zamanýnda görerek karþý saldýrý için kitlelerin devrimci gücünü ateþlemeliyiz. Bu süreçle birlikte burjuvazinin varoþlarý tasfiye etmeyi, buralardaki devrimci dinamikleri ise bitirmeyi hedeflemektedir. Öncelikle varoþlarda yaþayan kitleler yavaþ yavaþ bu tasfiyeye ve saldýrýya karþý psikolojik olarak hazýrlanmaya çalýþýlmaktadýr. Onun için bazen doðal afetleri, bazen de iklim olaylarýný kullanarak hem kitleleri yedeklemekte, hem de kendilerinin iðrenç yüzlerini gizleyebilmektedirler. Aðustos ayý sonlarýnda kopartýlan büyük vaveylaya raðmen Ýstanbul'a abarttýklarý kadar yaðmur yaðmamasýna raðmen Ýstanbul'un birçok semtindeki emekçilerin evleri sular altýnda kaldý. Alibeyköy'de yaðan yaðmur sularýný tahliye eden kolektörleri çalýþtýrmayýp, çok az yaðan yaðmura raðmen her tarafýn sular altýnda kalmasýný saðlayarak, buralarýn tahliye ve tasfiyesi için ilk adýmý atmýþ oldular. Bu kolektörlerin çalýþtýrýlmadýðý ise her zaman olduðu gibi kitlelerden saklanmýþtýr. Hedef bellidir. Varoþlarda yaþayan emekçilere "buralarda oturmak tehlikeli, biz her önlemi almamýza raðmen baþ edemiyoruz. Onun için buralarýn tahliye edilmesi gerekiyor" mesajý verilerek varoþlarýn tahliyesi için psikolojik alt yapý hazýrlanmaya baþlanmýþtýr. Ancak tasfiyenin Ýstanbul ile sýnýrlý olduðunu düþünmek için safdil


KOMÜNİST DEVRİM

olmak gerekir. Varoþlarýn tasfiyesini tüm Türkiye'de hayata geçireceklerdir. Ankara'da, Esenboða Havaalaný ile Ankara arasýnda bulunan Kayaþ, Mamak gibi semtlerdeki gecekondu evlerinin görüntüyü bozduðunu ve gelen emperyalist metropollerin efendilerine ayýp olduðunu da ikiyüzlüce yalan makinesinden ezilenlere söylemekteler. Sanki emekçileri kötü konutlarda oturmaya burjuvazi mahkûm etmemiþte, emekçiler kendileri buralarý tercih etmiþler! Ne diyelim burjuvazi bu. Elbet bir hesabý vardýr bu yalanlarý söylerken. Alibeyköy ve Ankara üzerinden yapýlan bu psikolojik alt yapý hazýrlýklarýnýn maddi verilerini ise Ýstanbul Büyükþehir belediyesine hazýrlatýlan "E -5 Karayolu Kuzeyi Nazým Ýmar Plâný" ile ortaya çýktý. Aðustos ayýnda gizlilik içerisinde varoþlarda yaþayanlardan saklanarak askýya çýkarýlan plâna göre; Fýndýklý, Aydýnevler, Baþýbüyük, Girne, Gülsuyu ve Gülensu mahalleleri tarih olacak. Buralar yýkýlarak yerlerine villalar yapýlacak. Emekçilerin ve devrimcilerin büyük bir dayanýþma içerisinde nice bedeller ödeyerek kurduklarý yerleþim yerleri böylelikle tasfiye edilmiþ olacak. Marmara Denizi'ne nazýr buralara ise emekçiler ancak ev temizliði, sokaklarýn temizli, altyapý çalýþmalarý, bahçe düzenlemesi gibi çalýþmalar için gelebilecekler. Hesaplarý bu olsa gerek. Alibeyköy ve yukarýda adlarý sayýlan mahalleler emekçilerin ellerinde bu dalaverelerle alýnarak yeni rant kapýlarý açýlmak isteniyor. Haliç'e inþa edilecek olan marinanýn yukarýlarýnda ve Anadolu yakasýnda yapýlacak olan Adalar ve Marmara Denizi manzaralý villalar belli kesimlere rant saðlamaya yönelik giriþimler olsa da; asýl hedef varoþlarý tamamen ve tedrici olarak tasfiye etmektir. Burjuvazi bir taþla birkaç kuþu birden vurmayý hedeflemektedir. Birincisi, kendisine güzel yeni mekânlar kurmayý hedeflemektedir. Bunu da emekçilerin kurduklarý mahallelerden onlarý sürerek yapacaktýr. Ýkincisi, varoþlarý devrimcilerin doðal barýnma alaný olmaktan çýkararak devrimci hareketi buralardan tasfiye etmeyi, böylelikle devrimci hareketin kan damarlarýndan birini kesmeyi de hedeflemektedir. Üçüncüsü ise varoþlarda kendiliðinden biriken patlayýcý madde birikiminden kurtulmayý, buralarda biriken öfkeyi bertaraf ederek burjuva düzene baþka araçlar üzerinden baðlamayý da hedeflemektedir. Dördüncüsü Haliç ve Adalar manzaralý bu semtlerin dýþýnda bu güzellikte Ýstanbul'da baþka bir yer yoktur. Bundan dolayý buralara sahip olabilmek için nazým plâný diyerek, yaðmur ve sel felaketi diyerek emekçilerden gasp edecekler, ayný zamanda tüm kötülüklerin kaynaðýnýn kapitalizm ve kapitalizmin azami kâr hýrsý olduðunu saklayacaklardýr. AKP hükümeti eliyle yapýlmak istenen budur. AKP'li uþþaklar burjuvaziye olan hizmetkârlýklarýný lâyýkýyla yerine getirirken bir yandan da fakir babasý, varoþlardaki ezilen kitlelerin yanýnda pozlarýyla bu saldýrýlarýn hem plânlayýcýsý, hem de uygulayýcýsý olacaklardýr. Burjuvazi asýl Gazi Ayaklanmasý gibi iþçi sýnýfýnýn en yoksul kesimlerinin kalkýþacaklarý ayaklanmalardan korktuðu için, her gün hayata geçirilen saldýrýlarýn suskunlukla karþýlanmasý için varoþlarý tasfiye etmek istiyor. Ancak son dönemde Aydos'ta almýþ olduðu yenilgiyi de unutmamýþtýr. Þu an tasfiye plânlarý az da olsa sýzmýþ, bu semtlerde yaþayanlar olacaklardan haberdar durumda, ancak hayatlarýný ise þimdilik pek etkilemiþ deðil. Sonrasý ise gecekondu direniþlerinin ve varoþlarda kurulacak barikat-

larýn olacaðý aþikâr. Bekle gör siyaseti izlemek ise yanlýþ bir tutum olacaðýndan, olabilecekleri önceden görüp, buna uygun bir konumlanýþ gerekmektedir. Varoþlarýn tasfiyesinin yukarýda adý zikredilen semtlerle sýnýrlý tutulacaðýný düþünmek yanlýþ olacaktýr. Ýstanbul'da Küçük Armutlu, Gazi, ! Mayýs, Ümraniye, Küçükçekmece, Ýkitelli, Sefaköy, Bayramtepe, Aydos gibi semtlerde bulunan gecekondularýn yýkýmýný ise sonrasýnda hayata geçireceklerdir. Bu saldýrýyý ise Ankara, Ýzmir ve diðer illerdeki varoþlarda da hayata geçireceklerdir.

10

Bu Saldýrýlar Karþýsýnda Ne Yapmalý? Komünistlerin öncelikle yapmasý gereken, kendi güçleri oranýnda varoþlarda tezgâhlanan bu oyunu kitlelere en yalýn tarzda anlatmasý gerekmektedir. Öncelikle kan ve can pahasýna yaratýlan bu alanlarýn hangi vaatle olursa olsun terk edilmemesi gerektiði vurgusuyla, bu saldýrýya saldýrýyla karþý durabileceðimizi, yaþam alanlarýmýzý savaþarak korumamýz gerektiðini anlatmalýyýz. Buna uygun ajitasyon ve propagandayý örgütlemeliyiz. Bu alanlardaki diðer devrimci gruplarla ortak bir irade oluþturarak, kitle terörünü öne çýkarmalýyýz. Ve burjuvazinin bu saldýrýsýný asýl savaþarak engelleyebileceðimizi açýk ve arý bir dille ifadelendirmeliyiz. Ancak reformist ve liberal oluþumlar buralarda yaþayan kitlelere mahkeme ve þikâyet yolunu önereceklerdir. Biz ise kimi kime þikâyet etmeyeceðimizin bilincinde olarak, böyle dolambaçlý ve aldatýcý yollarýn kitleyi oyalamak anlamýna geleceðini, bu tutumlarla bu saldýrýnýn geri püskürtülemeyeceðini kitlelere anlatmalýyýz. Bu saldýrýlar karþýsýnda varoþlarýn dinamikleri kendiliðinden harekete geçebilirde. Kendiliðinden harekete geçse bile, bu saldýrýyý sonuna kadar püskürtebilme kapasitesine sahip deðildir. Onun için kitlelerin ciddi bir hazýrlýða ihtiyaçlarý vardýr. Bizler de kendi gücümüz oranýnda bunun sorumluluðunu almalýyýz. Varoþlarýn tasfiyesi, iþçi sýnýfýnýn en ayrýcalýksýz kesimine saldýrý anlamýna gelmektedir. Bundan dolayý buralardaki sorunlarýn çözümlenemez olmadýðýný, ancak burjuva diktatörlüðün bu sorunlarý bilerek ve kasýtlý olarak çözmediðini; buralara belediye hizmetlerini bilinçli götürmediðini; bu günde bulduðu çözümün varoþlarý tasfiye etmek olduðunu bilince çýkarmalýyýz. Bunun çözüm deðil, saldýrý olduðunu herkes görecektir. Burjuvazi saldýrýsýnýn karþýlýksýz kalmayacaðýný bilmektedir. Ancak kitleleri kendine taraf edebilmek için türlü mazeretler ortaya koymaktadýr. Yapýlacak olan propaganda çalýþmasýnda bu mazeretlerin mazeret olmadýðý ortaya konmalýdýr. Varoþlarýn bu dinamiðini arkasýna alan devrimci hareket, kitlelerin burada kazanacaðý zaferden kazançlý çýkacaktýr. Unutulmamalýdýr, bir alanda burjuvaziye vurulan bir tokat yaþamýn tüm alanlarýnda yankýsýný bulacaktýr. Sonuç olarak; AKP hükümeti eliyle, devrimci barutun biriktiði varoþlarýn bugün tasfiyesi plânlanmaktadýr. Bu KÝT'lerin tasfiyesi ve özelleþtirmelere hiç benzememektedir. Ýþçi sýnýfýnýn en kalabalýk ve yoksul kesimlerine yöneltilen bir saldýrýdýr. Onun için bu alanlardaki mücadeleyi sýnýf mücadelesi ile birleþtirerek, bu alanlarýn savaþarak korunabileceðini ve böyle bir savaþ dayatýldýðýnda ise devrimci örgütün yokluðunun bahane edilmemesi gerektiðini

EKÝM 2004

A LA NLAR DAN YOLD AÞLA RDA N

ULUCANLAR DÝRENME SAVAÞININ BEÞÝNCÝ YILINDA! Burjuva devleti kendi istekleri doðrul- yalnýzca devrimci olduklarý için deðil, tusunda adýn atan liberal solculara örgütlü devrimci olduklarý için saldýrýya havuç gösterirken devrimci iradeyle uðradý. Yaþamlarýný örgüt içinde, kendisine karþý koyanlara ise katil örgütü ise yaþamlarýnda var eden bu yüzünü göstermektedir. Bu hesaplaþ- on devrimci, burjuva düzenin uþþakmanýn yaþanmadýðý tek bir yer yoktur. larýnca hunharca katledildiler. Ancak Varoþlarda, atölyelerde, saldýrý iþçi baþ eðmemenin ve yenilmemenin sýnýfýný yalnýzlaþtýrmak, yýldýrmak ve onurunu bize býrakarak. On devrimciyi parçalamak biçiminde iken devrim- katleden devlet pek çok örgütten birer cilere bu saldýrý yok etmek biçiminde ikiþer devrimciyi katlederek aslýnda bu yaþanmaktadýr. Düþmanýn en çaresiz saldýrýnýn son derece plânlý olduðunun kaldýðý yer ise kuþkusuz cezaevleridir. ipuçlarýný da veriyordu. Ancak devrimTecrit etmesine, iþkencesine, tek tip cilere saldýran devlet PKK’nin 4. elbise dayatmasýna karþýn devrimciler koðuþu boþaltmasýyla oldukça avantairadelerini ortaya koymakta düþmana jlý konuma geçmesine karþýn hiç inat adeta direniþ destanlarý yazmak- ummadýðý bir direniþle karþýlaþtý. tadýrlar. Devrimci iradeyi kolayca teslim alaBöyle bir direniþ destaný 26 Eylül 1999 mayacaðý ona bir kere daha gösterildi. tarihinde Ulucanlar Cezaevi’nde Ulucanlar direniþinin üzerinden bugün gerçekleþtirildi. Düþmanýn Ulucanlar’a beþ yýl geçti ama devrimcilerin onurlu dönük saldýrýsý elbette kapsamlý direniþi bugün bile mücadelemize ýþýk saldýrýlarýn yalnýzca bir halkasýydý. tutuyor. Ancak en kritik halkalardan biriydi. Bir Ulucanlar direniþinin 5. yýlýnda Ümit yandan 1998 yýlýnda yapýlan Altýntaþ’ýn mezarý baþýnda bir anma “Cumhuriyetin 75. Yýl” kutlamalarýyla yapýldý. TUYAB’ imzalý “Ulucanlar kitlelerin faþizan duygularýný kabartan Þehitleri Ölümsüzdür” pankartýnýn devlet öte yandan devrimcilere dönük arkasýnda yaklaþýk 350 kiþilik bir saldýrýlarýna hýz verdi. Devrimci katýlýmla gerçekleþtirilen anmada zeminde ýsrarcý olan örgütlere dönük Ulucanlar direniþi anlatýldý, tutuklu operasyonlar yaparak bu örgütleri yakýnlarý konuþmalar yaptý. Müzik gruparçalamaya çalýþtý. 1999 yýlýnda A. plarý marþlar söyledi ve sýk sýk sloganÖcalan’ýn yakalanmasýyla larla kitlelerin öfkesi dýþa vuruldu. Kürdistan’da yaþanan savaþý kendi Bizde direniþiyle yolumuzu aydýnlatan lehine çeviren devlet, devrimcilerinde devrimcileri anmak, onlarýn cüretiyle güçsüzlüðünden faydalanarak iþçi düþmana kinimizi kusmak için bu sýnýfýna saldýrýlarýný artýrdý. Mezarda etkinliðe katýldýk. Elbette onlarý emeklilik yasasý, tahkim yasasý bu anmanýn tek yolu var. O da onlarýn dönemde çýkarýldý. Ulucanlar katliamý mücadelesini sürdürerek köhne hem bu saldýrýlarýn devamý düzeni parçalamak. Kuþandýðýmýz niteliðindeydi, hem de 19 – 22 Aralýk cüretle bunu gerçekleþtireceðimize 2000 tarihinde cezaevlerine yapýlan inanýyoruz. saldýrýnýn provasý niteliðindeydi. Burjuva devlet bir yandan devrimci Devrimci Ýrade Teslim Alýnamaz! kadrolarý kýrmaya devrimcileri güçsüYaþasýn Devrim ve Komünizm! zleþtirmeye çalýþýrken bir yandan da F tipi saldýrýlarýný yeni bir boyuta taþýT. Adnan maya çalýþýyordu. Ulucanlarda katledilen 10 devrimci 11


5  

20 SEKSEN YEDÝNCÝ YILINDA BÜYÜK EKÝM DEVRÝMÝ YOLUMUZU SEKSEN YEDÝNCÝ YILINDA BÜYÜK EKÝM DEVRÝMÝ YOLUMUZU AYDINLATMAYA DEVAM EDÝYOR! AYDINLAT...

Advertisement
Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you