Issuu on Google+

sine uygun hareket eden emperyalist

Su yaflamd›r! Dünya Su Forumu 16-22 Mart tarihleri aras›nda ‹stanbul’da Feshane ve Sütlüce Kongre Merkezinde gerçeklefltirildi. 110 ülkeden 33 binden fazla kiflinin kat›ld›¤› foruma kat›lanlar aras›nda 3 prens, 3 cumhurbaflkan›, 5 baflbakan, 35 bakan ve bakan yard›mc›s›, 263 parlamenter, 200 belediye baflkan›, 91

kapitalizm, canl› yaflam›n›n vazgeçilmez parças› olan suyu da bir kâr arac› olarak görüyor. Beflincisi düzenlenen Dünya Su Forumu’na bunca devlet yet-

kentten vali yard›mc›s›, 155 ülkeden üst düzey yetkili ve delegeler bulunuyordu! ‹nsan›n temel ihtiyaçlar›ndan biri ve s›n›rl› kaynaklara sahip olmas›yla suyun, “küreselleflme ça¤›”nda piyasa ekonomisinin menziline girmesi elbette flafl›rt›c› de¤ildir. “Her fleyi piyasalaflt›r, her fleyi sat” ilke-

kilisinin kat›lmas› ve suyun ticarilefltirilmesine karfl› ç›kanlar›n foruma kat›l›m›n›n engellenmesi veya flahit oldu¤umuz gibi protestolar›n polisin azg›nca sald›r›lar›yla karfl›lanmas› bu yüzdendir.

❐ Sayfa 9

Demokratik Halk ‹ktidar› ‹çin

YDG 2. GENÇ KADIN

‹flçi-köylü

umutyayimcilik@ttmail.com

BULUfiMASINA ÇA⁄RI Emperyalist

krizin

en

baflta ma¤dur etti¤i biz kad›nlar yaflad›¤›m›z sorunlara çözüm bulmak ve ortak bir kafa yoruflu sa¤lamak amac›yla biraraya geliyo-

Say›:

38

ruz.

* 3-16 Nisan 2009 *Fiyat›: 1.50 TL *ISSN: 1307-878X

Cinsel, ulusal ve s›n›fsal sömürüye maruz kalan, evde, okulda, fabrikada söz hakk› tan›nmayan, ikinci s›-

Gerçeklerle yüzleflme zaman›...

n›f muamelesi gören biz kad›nlar tüm bunlara karfl› sesimizi yükseltmek ve ‘dur’ demek için biraraya geliyoruz.

‹flçi s›n›f› ve emekçi halk›n yerel seçimlerle perdelenen istek ve taleplerinin, üzeri örtülen yoksulluk ve sefaletinin seçimlerin sona ermesiyle yeniden a盤a ç›kt›¤› bir sürece girdik. ‹lk defa oy oranlar› gerileyen AKP’nin, ekonomik sald›r›lar›n› art›raca¤›n› görmemek mümkün de¤ildir. Bu gerçekli¤i görerek 1 May›s haz›rl›klar›na bafllayal›m. ✔ Krizin etkileri her geçen gün kendisini daha fazla hissettirme-

✔ Verilen rakamlara göre AKP, CHP ve MHP seçim sürecinde dev-

ye bafllam›fl, say›s› sürekli artan say›da kifli iflsizler ordusuna kat›l-

let hazinesinden 200 trilyon alm›flt›r. Ancak ‹stanbul Mali Müflavirler

m›fl ve kat›lmaktad›r. ‹flsizlik intiharlar›n›n yeniden gündeme geldi-

Odas›’n›n yapt›¤› çal›flma bu rakam›n çok daha üst boyutta oldu¤unu

¤i bir ortamda yap›lan seçimlerde harcanan trilyonlar›n ise haddi

gözler önüne seriyor. Bu rakama, sadece ‹stanbul, Kocaeli, ‹zmir ve

hesab› yoktur ve bunlar da tüm faturalar›n bedeli gibi emekçi halk›-

Ankara’da dört partinin seçim giderleri 2 katrilyona ulaflmaktad›r. Bu-

m›z›n cebinden ç›kmaktad›r/ç›kacakt›r.

nun 600 trilyonu ise sadece ‹stanbul’da harcanm›flt›r.

Ortak hedef; Ulusal Hareket’in silahs›zland›r›lmas› 5 Kas›m 2007’deki Erdo¤anBush görüflmesinin parametreleri zaman içinde belirginleflmifltir. Kürt Ulusal Hareketi’ne karfl› ABD, Irak, KÖB ve Türkiye kaynaklar›n›n kurutulmas›, Kandil’de lojistik imkanlar›n›n kesilmesi, Kürt halk› içerisinde Kürt Ulusal Hareketi’nin “sorun yarat›c›” olarak gösterilmesi gibi yollara baflvurulmaya baflland›. Di¤er yandan Abant Platformu’nun yapt›¤› top-

lant› gibi araçlarla; kendi “çözümlerini” dayatmak için zemin Abant Platformu’nun toplant›s›ndan hemen sonra önümüzdeki bir iki ay içinde yap›lmas› planlanan Kürt Ulusal

Y

K

girdi.

PKK’nin silahs›zland›r›lmas›! ❐ Sayfa 8

Gerçeklerle yüzleflme zaman›... ❑ Sayfa 2

M

gündeme

Konferans›n ana konusu

‹flçi-köylü’den

C

❑ Bursa’n›n Kestel ilçesinde 18 Mart günü bir polisi öldürdü¤ü iddias› ile gözalt›na al›nan Ender Bulha Aktürk’ün yo¤un iflkenceye maruz kald›¤› Adli T›p raporu ile belgelendi. Bu geliflmeler üzerine bir aç›klama yapan Aktürk’ün avukat›, ÇHD ve ‹HD Bursa fiubeleri, Bursa Barosu ‹nsan Haklar› Komisyonu bir bas›n aç›klamas› yaparak sorumlular›n cezaland›r›lmas›n› istediler. ❐ Sayfa 7

oluflturmaya çal›flmaktad›rlar.

Konferans›

Bursa’da Guantanamo iflkencesi

S›n›fsal yaklafl›m Yerel seçimden 1 May›s’a: Is›n›yor hava, büyüyor kavga! ❐ Sayfa 3

Emekçinin gündemi DKÖ’lerde s›n›fsal içerik ve örgütsel biçimler ❐Sayfa 4

Pusula Proleter çizgi mutlaka militan›n› yarat›r ❐Sayfa 11

Üniversiteli genç kad›n, liseli genç kad›n ve Kürt kad›n› bafll›klar› alt›nda yürütece¤imiz tart›flmalara siz de katk› sunun. Tart›flmak, çözüm üretmek ve daha güçlü bir pratik için YDG 2. Genç Kad›n Buluflmas›na! Yer: Ankara ‹letiflim: Umut Yay›mc›l›k Ankara ‹rtibat Bürosu Tarih: 19 Nisan Pazar

Köylüye icra

floku Tar›m Kredi Kooperatifi Merkez Birli¤i’nin Do¤rudan Gelir Deste¤i uygulamas›yla gübre ve mazot deste¤i alan 300 tütün üreticisine haciz ihbarnamesi geldi. Samsun’un Alaçam ilçesi Etyemez köyü sakini köylüler, ald›¤› tar›m kredisi borcunu ödeyemezlerse traktörleri ellerinden al›nacak. ❐ Sayfa 5

209 haftad›r

soruyoruz Cumartesi Anneleri, kaybedilen yak›nlar›n›n bulunmas› için 209. kez Galatasaray Lisesi önünde oturma eylemi yapt›. 28 Mart 2009 tarihinde yap›lan oturma eyleminde “Failler belli, kay›plar nerede” pankart›n› açarak kay›plar›n›n foto¤raflar›n› tafl›yan kay›p yak›nlar› bu hafta fianl›urfa’da 1993 y›l›nda gözalt›na al›narak kaybedilen Hüseyin Taflkaya’n›n nerede oldu¤u soruldu. ❐ Sayfa 7

Evrensel bak›fl “Tehdit” 60 y›lda daha da büyüdü! ❐Sayfa 13


‹flçi-köylü 2

Yaflam›n içinden

3-16 Nisan 2009

“Bir avuç topluluk da olsak hakk›m›z› alaca¤›z” Ekonomik ve siyasal kriz her geçen gün biraz daha derinlefliyor. Emekçiler krizin a¤›r yükü alt›nda günü nas›l geçireceklerini düflünürken patronlar kendilerince bir ç›k›fl yolu bulmufllar. Baflbakan’›n çözüm ö¤ütlerine kulak vermifl ve krizi f›rsata çevirmenin hesaplar›yla yollar›na devam ediyorlar. ‹flsizli¤i bahane ederek zaten üç kurufla çal›flt›rd›¤› iflçilerin haklar›n› daha fazla gasp etmeye bafllayan Meha Giyim patronu Habip Kuruahmet de bunlardan biri. Yan›nda çal›flt›rd›¤› iflçileri afla¤›layan, bir köleden farks›z gören Meha patronu, 15 y›ld›r çal›flt›rd›¤› 117 iflçiyi hiçbir haklar›n› vermeden “zararday›m, fabrikay› kapat›yorum” diyerek 4 Mart 2009’da kap›n›n önüne koydu. Geriye dönük alacaklar›n›n ödenmesini ve ifllerine geri dönmeyi isteyen 117 Meha iflçisi at›ld›klar› günden itibaren bafllatt›klar› direnifle iflyerinin önünde kurduklar› çad›rlarda devam ediyorlar.

bizi, kamyonlar› polis yard›m›yla ç›kard›lar. Birkaç arkadafl›m›z takip etmeye bafllad›lar. Kamyonlar›n arkas›ndan giden arkadafllar›m›z› polis durdurarak geriden gelen insanlar› arama yap›yormufl gibi oyalayarak zaman kazanarak kamyonlar› bir flekilde kaybettiler. - Patron makineleri kaç›rd›ktan sonra direnifli sürdürmek için yeni bir yön belirlediniz mi? B. Erdo¤an: Her fley olup bittikten sonra bir toplant› yapt›k. Bundan sonraki muhatab›m›z LCWaikiki. LCWaikiki fason üretim yapt›¤›m›z bir firmad›r, sonuç itibariyle bu iflin sorumlusudur. Çözümünde de yer almas› gerekiyor. Bugün Taksim’deki flubelerinin önünde oturma eylemi yapt›k.

4 Mart günü iflten at›lan 117 Meha iflçisi, geriye dönük alacaklar› ve ifllerine geri dönmek için direniflte...

*** A¤›rl›kl› olarak kad›nlar›n yer ald›¤› direnifl çad›r›na 23. gününde yeniden misafir oluyoruz. - Çal›flma koflullar›n›z nas›ld›? Tu¤ba Gündo¤du: Sabah 08.00 akflam 18.00 aras› çal›fl›yorduk. Son üç ayda devaml› mesai yapmaya bafllam›flt›k. Krizden dolay› iflleri kötüye gidiyordur, idare edelim dedik. Ama 1-2 derken 3 ay geçti mesai ücretlerimizi alamad›k. Ne zaman vereceklerini söylemiyorlard›. Patron “ben bir aç›klama yapm›yorum, çal›flmaya devam etsinler” demifl. Biz de makineleri kapatt›k akflam. Ondan sonra geldi “elebafl›n›z kim?” diye sordu. Biz de “iflçilerin hepsi ayn› karar› ald›, bir aç›klama bekliyoruz” dedik. Patron da “böyle yapman›z iyi oldu. Ben de zaten bahane ar›yordum. Bunu kim yapt›ysa sa¤ olsun.” “Ya buray› kurtarmak için 3 ay daha bedava çal›flacaks›n›z ya da ben dükkân› kapataca¤›m” dedi. Hatice Harmantepe: Hasta ol-

du¤umuz zaman bir güne üç gün kesiyorlard›. Neden dedi¤imizde “izinsiz hasta oldun” deniliyordu. Ben hasta olucam, olabilir miyim diye mi soraca¤›z? Y›ll›k izinlerimizi 15 gün diye imza att›r›yordu ama zorla bir hafta izin alabiliyorduk. - Bu dayatmalara karfl› neler yapt›n›z? H. Harmantepe: ‹tiraz edince konuflturmuyordu, kovuyordu. Kaç arkadafl›m›z hala mahkemelik. Ne yap›yor, ne ediyor; arkadafllar›m›z hakl› oldu¤u halde mahkemeleri kazan›yor. “Ben her flekilde kazan›r›m. Siz bir avuç topluluksunuz, bana bir fley yapamazs›n›z” diyor. Tekme tokat kaç tane arkadafl›m›z iflten at›ld› hep bu flekilde. Ve bize de “bunun hali böyle oldu, siz de böyle olursunuz” diyor. Kimse bu yüzden sesini ç›kartam›yor. - Makineleri iflyerinden nas›l kaç›rd› patron? Bülent Erdo¤an: Sald›r› günü gel-

di¤imizde kamyonlar filan dizilmiflti burada. Onlarla konufltuk, kamyonlar gitti. Saat 10.00 s›ralar›nda baflka bir kamyon içeri girdi, yük almak için. Alk›fllarla protesto ettik, o da almadan gitti. Arkas›ndan polisi y›¤maya bafllad›lar. Polis kap›y› zorla açmak zorunda kald›. Biz de bas›na, çeflitli kurumlara haber verdik. Ö¤lene do¤ru itifl kak›fl yaflanmaya bafllad›, biz polisle karfl› karfl›ya geldik. H. Harmantepe: Biz biliyorduk makinelerin kaç›r›laca¤›n›. Topland›k, makinelerimizi vermeyece¤iz dedik. Sonra bir ara copland›k. Ama y›lmad›k, tekrar bir araya geldik, tekrar kap›n›n önünde barikat kurduk. Polisler ilk bafllarda sakindi, sonra 13.30 gibi bir telefon geldi, bizi bir çember içine al›p, coplamaya bafllad›lar. Kad›n-erkek fark etmiyordu onlar için. Çok gaddarca vuruyorlard›. Yaralanan arkadafllar›m›z oldu. Ama y›k›lmayaca¤›z, yine ayaktay›z. fiahin Aslan: Ben savc›l›¤a suç duyurusunda bulunmaya gittim, 4 arkadafl›mla birlikte. Makineleri tafl›yorlar diye savc›l›¤a suç duyurusunda bulunduk. Ancak savc›l›k bizim yapaca¤›m›z bir fley yok dedi. Polis de onlardan yana, zaten sabah›n erken saatlerinde patronu korumak için gelmifller buraya. - Makineler icral›k oldu¤u söylenerek mi kaç›r›ld›? H. Harmantepe: Makineler ç›karken polisler “eme¤iniz gidiyor, icra olay› yok” dediler zaten. Bir ifle giriyoruz patronumuz telefon ediyor “Meha’dan gelen iflçiyi almayacaks›n” diyor. Biz ne yapal›m, h›rs›zl›k m› yapal›m aç kalmamak için? fi. Aslan: Emniyet Müdürü bizzat polislerin elinden copu al›p “ne duruyorsunuz, engel olsan›za, sald›rsan›za” diye talimat verdi. Bu flekilde da¤›tt›lar

MEHA iflçilerine ziyaret Gaziosmanpafla Elma Bahçesi’nde 19 gündür direniflte olan MEHA iflçilerini ziyaret ettik. ‹flçilerin s›cak ve coflkulu karfl›lamalar›n›n ve Partizan olarak direnifllerini selamlamak için yapt›¤›m›z aç›klaman›n ard›ndan iflçi arkadafllarla tek tek sohbet ettik. Çekilen halaylar›n ard›ndan sürdürdükleri bu onurlu mücadelede yanlar›nda olaca¤›m›z› belirterek ziyaretimizi bitirdik. ‹flçi arkadafllarla yapt›¤›m›z sohbette iki iflçi flunlar› söyledi; - Direniflin 14 gününde sald›r›ya u¤rad›k. Patron tan›d›klar› üzerinden sahte senetler yaparak kendini haciz ettirdi. Bunun üzerine haciz

geliyormufl gibi makineleri almak istediler, buna izin vermedik. Polislerin bizim önümüze geçmesi ve bize sald›rmas› sonucunda makineleri kaç›rd›lar. Direniflçiler makinelerin gitmemesi için direndi. Ancak biber gaz› ve coplarla müdahale ettiler. - Devletin h›rs›zlar›n yan›nda oldu¤unu gördükten sonra onurumuz için ne gerekiyorsa yapaca¤›z. Bir yandan direniflimizi devam ederken di¤er taraftan yapaca¤›m›z eylemlerle haklar›m›z› alana kadar mücadeleye devam. (Gazi ‹K okurlar›)

- Direnifl çad›r›nda günleriniz nas›l geçiyor, neler yap›yorsunuz? T. Gündo¤du: Senelerdir bir arada çal›flt›¤›m›z için abi-kardefl gibiydik. Hep birbirimizi destekledik. Hakk›m›z› yedirmedik. Buna karfl› ç›kt›k. Çünkü patron devaml› bizim haklar›m›z› almaya çal›fl›yordu. H. Harmantepe: Bir evin içerisindeymifliz gibiyiz. ‹flyerinde de bu flekildeydik. Sonuçta hakl› oldu¤umuzu biliyoruz. - Neden bu kadar h›rsl›s›n? H. Harmantepe: Bizi çok afla¤›l›yordu. Konuflmaya geldi¤i zaman bile hakaretler ya¤d›r›yordu. Ç›k›p benim flu derdim var diyemiyordu insanlar, korkuyordu. An›nda “sus”, “konuflma, otur”, “sana söz verdim mi ben?” diyordu. Ya da arkadafl›m›z diyor ki “yemekten böcek ç›k›yor”, yan›t› “ne zaman ç›kt›, ne malum senin koymad›¤›n” diyordu. Bir arkadafl›m›za “sen solucans›n, ben senin derdini biliyorum” dedi mesela. - Kad›n olmaktan kaynakl› s›k›nt› yafl›yor musunuz? H. Harmantepe: Baz›lar› diyor ki, sen terörist misin, ne iflin var, k›zs›n dizlerini k›r otur evinde. Ama benim ailem öyle demiyor. Tabii ki hakk›n› savunacaks›n diyor. Sen kazanamazsan bile yar›n öbür gün bir baflkas›na örnek ol diyorlar. - fiu anda pek ço¤unuz çal›flm›yorsunuz, ekonomik olarak zorluk çekiyor musunuz? fi. Aslan: Çok zor durumda olan insanlar var aram›zda. Bu gün 23. günümüz. 50 liral›k mahkeme harc›n› ödeyemeyip de dava açamayan arkadafllar›m›z var. Bir arkadafl›m›z var, iki ay sonra dü¤ünü olacak, parma¤›ndaki niflan yüzü¤ünü sat›p dava harc›n› verdi. Baflka bir arkadafl›m›z daha var, babas› g›rtlak kanseri, evde tek bafl›na çal›fl›yor. O insan›n durumunu siz düflünün. (‹stanbul)

‹flçi-köylü’den Gerçeklerle yüzleflme zaman›... Yerel seçimler gündemde olan baz› konular› geçici de olsa perdeledi. AKP ve kurmaylar›, ekonomik krizin sonuçlar›n›n seçim sonuçlar›na yans›mamas› için her türlü aldatma ve hileli politikalara baflvurdu. Trajikomik bir tak›m aç›klamalarla (“bizi te¤et geçer”, “bizim krizimiz de¤il, d›fl merkezli bir kriz”, “psikolojik” vb.) krizin etkilerini seçim sand›¤›na yans›tmamak için oldukça çaba sarfettiler. fiuras› gerçek ki, bu kriz, emperyalist-kapitalist sistemin krizidir. Ve TC’de emperyalizmin yar›-sömürgesi pozisyonunda bir ülkedir. Dolay›s›yla efendilerin evinde bafllayan bir yang›n›n uflaklar›n›n evini sarmamas› ve daha da tahripkar sonuçlara yol açmamas› beklenemez. Asl›nda “d›fl merkezli” denilen krizin TC gibi ülkelerde bu denli ciddi sonuçlara yol açmas›, emperyalizme var olan ekonomik ve siyasal ba¤›ml›l›¤›n dolayl› yoldan itiraf›d›r. Ayn› aldat›c› yaklafl›m› IMF ile sürdürülen iliflkilerde de görmek mümkündür. AKP kurmaylar› seçim tart›flmalar›n›n yo¤unlaflt›¤› dönemde “IMF’ye kafa tutan”, “fakir fukaran›n hakk›n› koruyan” bir izlenim yaratmak için aldat›c› söylemleri dillerinden düflürmediler. Bir anda fakir-fukaran›n avukatl›¤›na soyundular. Do¤rusu emperyalizme uflakl›k, Ergenekonculara avukatl›k, egemenlerin parlamentodaki figüranlar›na yak›fl›r. Ama yoksullar›n haklar›n› korumak asla! Nitekim çok geçmeden efendilerinin bu alt› bofl, kabaday› söylemlere itirazlar›, Erdo¤an’› “IMF ile anlaflma yak›n” aç›klamas›na zorlad›. Ancak zaman kazanarak, yeni anlaflmay› seçimler sonras›na b›rakmay› da baflard›lar. Çünkü IMF ile yap›lan her yeni anlaflma, tüm ezilenler, emekçiler için yeni zamlar demektir. Lokmalar›m›z›n daha da küçülmesi demektir. Hatta seçim kampanyas› döneminde özellikle AKP’nin yapt›¤› ç›lg›nca harcamalar›n faturas› da seçimler sonras›nda birer birer bizlere, emekçilere ödettirilecektir. Gelinen aflamada, bir dönem seçim sonuçlar› üzerinde tart›flmalar yürütülecektir. Sonra ise genifl y›¤›nlar yeniden gerçek gündemleriyle yüz yüze gelecektir. Emekçilerin gerçek gündemi iflsizlik, yoksulluk, demokratik hak ve özgürlük taleplerinin bask› ile karfl›lanmas›d›r. Daha önceki yaz›lar›m›zda da dikkat çekti¤imiz gibi egemenlerin sald›r›lar› seçim sürecinin sonlanmas› ile birlikte daha artacakt›r. Çünkü ülkemize biçilen misyon ve emperyalistlerin sürece dair planlar› bunu gerektirmektedir. Önümüzdeki günlerde gerçekleflecek olan Obama’n›n Türkiye ziyaretinin de sözünü etti¤imiz planlar›n bir an önce hayata geçirilmesi için örgütlenmifl oldu¤u bir gerçektir. Ayn› zamanda Kürt Ulusal Hareketi’ne karfl› ABD, TC ve Kürdistan Bölgesel Yönetimi aras›nda kurulan iliflkiler, gelecek aç›s›ndan Kürt halk›n›n birli¤i ve mücadelesi için ciddi tehlikeler içermektedir. Cumhurbaflkan› A. Gül’ün Talabani ile yapt›¤› görüflme sonras›nda Kürdistan Bölgesel Yönetimi Baflbakan› Neçirvan Barzani ile de görüflmesi; TRT fiefl gibi “aç›l›mlar”, A. Gül’ün Tahran ziyaretinde “Kürt meselesinde iyi geliflmeler olacak” yönlü aç›klamalar›, Ulusal Hareket’e karfl› yeni bir fler cephesinin oluflturulmas›n›n iflaretlerini veriyor. Ama son Newroz kutlamalar› ve ard›ndan da yerel seçimlerde T. Kürdistan›’nda DTP’nin yakalad›¤› baflar›yla bir kez daha a盤a ç›kt› ki, emperyalistler, iflbirlikçiler ve uflaklar› taraf›ndan yap›lan tüm karfl› devrimci planlar›n hayat bulmas› öyle san›ld›¤› kadar kolay olmamaktad›r/olmayacakt›r. Bu sald›r›lara karfl› ortada olan tek bir gerçek yol vard›r: O da devrimci bir zeminde direnme çizgisidir. Önümüzde hem tarihsel aç›dan önemli günler hem de yukar›da da alt›n› çizdi¤imiz geliflmelerden kaynakl› hareketli dönemler bulunmaktad›r. Yaklaflan 1 May›s, Obama’n›n ülkemizi ziyareti ve NATO’nun 60. y›l› dolay›s›yla yap›lacak protestolar bunlardan sadece birkaç›d›r. Bu süreçte genifl emekçi y›¤›nlar› do¤ru bir perspektifle örgütleyip harekete geçirecek, güçlü ve devrimci iradeyi ortaya ç›karmak çaba ve eme¤imize ba¤l›d›r.


‹flçi-köylü 3

Politika-yorum

3-16 Nisan 2009

Ortak hedef, ulusal hareketin silahs›zland›r›lmas› 11 Eylül sonras› ABD’nin iflgal sald›r›lar›n›n ikinci dura¤› olan Irak, yeni bir dönemecin daha bafl›ndayken ülke üzerine tart›flmalar ise tüm bölge ülkeleri ve emperyalistler taraf›ndan, çeflitli ç›kar pencerelerinden yürütüldü, yürütülüyor. Bu yan›yla iflgalden bu yana sürekli tart›flma konular›ndan biri de Irak’›n toprak bütünlü¤ü olmufltur. Kürt co¤rafyas›n›n parçalar›n› s›n›rlar› içinde tutan ‹ran, Suriye ve Türkiye’nin sürecin bafl›ndan itibaren birbirleriyle çeliflkiye düflmedikleri belki de tek konu; Irak’›n “bütünlü¤ünün” ne olursa olsun korunmas› idi.

KERKUK REFERANDUMU SÜRÜNCEMEDE On y›llard›r baflta ‹ngiltere ve ABD olmak üzere emperyalistlerin oyunlar›yla birbirine k›rd›r›lan Talabani ve Barzani afliretleri, ironik bir flekilde ba¤›ms›zl›klar›n› sürekli engelleyen ABD himayesinde uzlaflarak Kürdistan Özerk Bölgesi’nde (KÖB) ortak hükümet kurdular. Fakat baflta Kerkük olmak üzere Diyala, Henein, Mahmur, fiengal gibi Kürtlerin yo¤un olarak yaflad›¤› yerlerin statüsü belirsiz kald›. 2005 y›l›nda kabul edilen Anayasaya göre; 2007 y›l› sonunda bu illerde referandum yap›lacak ve ç›kan sonuca göre bu yerlerin Irak merkezi hükümetine mi yoksa KÖB’e mi kat›laca¤› belirlenecekti. Bu yerlerin KÖB’e kat›lmas›, ‹ran, Suriye ve Türkiye taraf›ndan KÖB’ü güçlendirece¤i korkusuyla hiçbir zaman istenmemifl, tüm politikalar bunun üzerinden belirlenmifl, eldeki kozlar buna uygun flekilde kullan›lm›flt›r. Gelinen aflamada bu politikalar›n baflar› sa¤lad›¤› aç›kt›r. 22 Temmuz 2008’de Irak Cumhurbaflkan› Talabani’nin Kürt kamuoyunun bask›s›yla reddetmek zorunda kald›¤› yasada, referandum yerine Türkler, Kürtler ve Araplar aras›nda eflit da¤›l›m öneriliyordu. Kürtlerin bu yasay› reddetmesiyle Maliki hükümeti ile Barzani aras›ndaki gerilim t›rmanmaya bafllad›. Sonuçta 31 Ocak’taki yerel seçimler bahsi geçen yerler d›fl›nda yap›lm›fl, bu yerel seçimlerde Irak’›n orta bölgesi ve güneyinde Maliki hükümeti oylar›n› art›rm›flt›r. Bu geliflmeler yaflan›rken, Talabani son za-

manlarda s›kça kulland›¤› “gerçeklik”, “ça¤›n gerekleri” ifadeleriyle Kerkük’te referanduma gerek olmad›¤›n›; ortak yönetimin daha gerçekçi, uygulanabilir ve demokratik oldu¤unu belirtmifltir. Barzani’nin ise referandumu zorunlu k›lan 140. maddede diretmekle birlikte, asl›nda bu bölgelerden vazgeçti¤i ama mevcut durumda kamuoyuna aç›klamas› zor olaca¤› için ifli sürüncemede b›rakt›¤› belirtiliyor.

HER fiEY ENERJ‹ ‹Ç‹N! Obama’n›n seçilmesiyle birlikte; dünya genelinde “yeni bir dönem” aç›ld›¤› propagandas› yap›lm›flt›r. Oysa ki Bush kabinesinden Obama kabinesine tafl›nan Savunma Bakan› Robert Gates bile; B a h reyn’de kat›ld›¤› bir toplant›da ABD’nin Ortado¤u ve Körfez ülkeleriyle ilgili ulusal güvenlik ç›karlar›n›n de¤iflmedi¤ini aç›kça belirtmifltir. (14.12.2008, Radikal) Bush taraf›ndan giderayak imzalanan SOFA’n›n (Güçlerin Statüsü Anlaflmas›) Obama taraf›ndan oldu¤u gibi uygulanaca¤› aç›klanm›flt›r. Oysaki SOFA; ABD’nin sapland›¤› batakl›ktan Vietnam’daki gibi tüm dünyan›n gözü önünde ma¤lup flekilde ç›kmamak için imzalad›¤› bir anlaflmad›r. Ayr›ca Irak’tan çekilecek askerlerin Afganistan ve Pakistan’a gönderilece¤i de aç›klanm›flt›r. “Her olas›l›¤a karfl›” 30-50 bin aras› ABD askerinin Irak’ta tutulaca¤›n›n bizzat Obama taraf›ndan aç›klanmas› da “yeni dönemin” ne kadar yeni oldu¤unu göstermektedir. Bush döneminde haz›rlanan ama Obama’ya sunulan bir think-tank kuruluflunun haz›rlad›¤› rapor, “yeni dönem”de özellikle Irak Kürdistan› için neler planland›¤›n› göstermektedir. Rapora göre; Kerkük’ü “etnik patlamaya haz›r” konumdan ç›karmak için ABD, BM ve

S›n›fsal Yaklafl›m YEREL SEÇ‹MDEN 1 MAYIS’A: ISINIYOR HAVA, BÜYÜYOR KAVGA! 12 Eylül’den bu yana “genel” boyutu üst seviyede seyreden yerel seçimlerin ilk s›ras›na yerleflti¤ine dair genel bir kabul oluflan 29 Mart seçimleri, öngörülerimizi yan›ltmayan bir biçimde sonuçlanm›fl bulunmaktad›r. Parlamento ço¤unlu¤uyla beraber 6.5 y›ld›r tek bafl›na hükümeti, yüzde 75 oran›nda da yerel yönetimleri iflgal eden AKP’nin yükselifl sürecinin sona erdi¤i tescillenmifltir. 2002, 2004 ve 2007 seçimlerinin sürekli yükselen çizgisi (34, 42, 47), kendi içindeki yüzde 17’lik bir gerilemeyle 8 puan düflüfl neticesinde il genel meclisi oylar› bak›m›ndan yüzde 39’a düflmüfltür. Bunun bir gerileme, sendeleme, düflüfl ya da baflar›s›zl›k oldu¤u aç›kt›r. Merkezi ve yerel yönetimlerin ezici ço¤unlu¤unda bulunuyor olmak, her türlü imkân›n baflka binbir türlü yöntem ile birlikte kullan›ld›¤› durumda, Türkiye Kürdistan›’nda TSK’n›n da yine var gücüyle devrede oldu¤u flartlarda, AKP’nin kendisi de ç›tay› önceki genel ve yerel seçimlere göre çeflitli flekillerde (42, 47 hatta 50) koymuflken, ortada her hal ve karda “yenilgi” vard›r. Buna, yine kendilerinin de do¤ru bir biçimde “büyük bir flans” olarak tan›mlad›¤› majestelerinin muhalefeti konumundaki CHP ve MHP gibi faflist partilerin alternatif pozisyonu alama-

y›fllar›n› eklemek gerekecektir. Her ne kadar bu partiler bir iki puan ilerleme gösterip belediye say›lar›nda art›fl sa¤lam›fllarsa da 5/7 y›ll›k sürecin karfl›l›¤› olarak bu “kazanc›n” bunlar hesab›na “baflar›” olarak kaydedilmesi mümkün de¤ildir. AKP’deki son genel seçimlerden bu yana 20 ayl›k dönemde meydana gelen yaklafl›k 8 puanl›k erime, (yeni seçmenler, oy kullanma oran›ndaki art›fl, yerel seçimlerin her fleye karfl›n özgünlü¤ü gibi faktörler d›fl›nda tutulacak olursa, hükümette genel y›pranma pay›) yukar›da sayd›¤›m›z bütün avantaj ve atraksiyonlara karfl›n, henüz yeni çökmekte olan ekonomik kriz ile Kürdistan’daki “hesaplaflma”n›n sonucudur. Bu durum küçümsenmemelidir. Bunu anlamak için AKP’nin hangi bölgelerde oy kaybetti¤ine bakmak ve DTP ile “muhalefet” gömle¤i giyen faflist partilerin hangi alanlarda oy toplad›¤›n› incelemek yeterlidir. Kocaeli, Bursa, Denizli, Antep vb. iller ve özellikle ‹stanbul gibi ekonomik krizin iflçi-emekçi kitleleri büyük y›k›ma u¤ratt›¤› kentlerden genel tablo itibar›yla istedi¤ini alm›fl olmas›, s›n›f›n ve kitle hareketinin genel durumuyla ilgili oldu¤u kadar, “yar›fl›n” esasta faflist partiler aras›nda geçmekte olmas›ndan kaynaklanmaktad›r. De¤erlendirme ve analiz yap›l›rken, bu husus

Ba¤dat taraf›ndan formül gelifltirilmesi gerekmektedir. Raporda Hewler (Erbil) yönetimiyle Ankara aras›nda iliflkilerin gelifltirilmesi ve silahs›zland›r›lm›fl bir PKK için ABD’nin de yer ald›¤› bir a¤ oluflturulmas› gerekti¤i belirtiliyor. Ayr›ca Irak’›n bütünlü¤ü için çal›fl›lmas› savunulurken; Türkiye, ‹ran ve Suriye’ye Kürt hareketlerinin yükseliflini durdurmak için yard›m edilmesi savunuluyor:! (Rapor için; 16.02.2009, Günlük, M. Ali Çelebi) Mevcut duruma bak›ld›¤›nda raporda önerilen flekilde bir tablonun oluflmaya bafllad›¤› rahatl›kla görülür. Kerkük, Diyala, Hanekin gibi tart›flmal› bölgelerin, Kürtlerin yo¤un olarak yaflad›¤› yok say›larak, “eflit haklarda yönetim” ad› alt›nda Arap, Türkmen ve Kürtlere b›rak›lmas› bizzat Talabani taraf›ndan dile getirilmifltir. Çat›flmal› bölgelerin statüsünün bu flekilde belirlenmesi ‹ran, Türkiye ve Suriye ile ABD aras›ndaki iliflkiyi de etkileyecektir. PJAK’›n “terörist” listesine al›nmas›, ‹ran’a yönelik bir jest iken; Kandil’e yönelik operasyonlara izin verilmesi, daha etkin iflleyen üçlü mekanizman›n (son toplant›lara KÖB yönetiminden Sincari kat›lm›flt›r) kurulmas›, PKK’nin tasfiyesi için haz›rlanan yol haritas›n›n devreye sokulmas› ise Türkiye’ye yap›lan bir jesttir. Bu politikalar›n uygulanma nedenlerinden biri; Ortado¤u’da ABD’nin sacayaklar› durumunda olan ‹srail, merkezi Irak Hükümeti, KÖB ve Türkiye aras›ndaki iliflkilerin en az sorunla yürümesinin istenmesidir. ‹liflkilerin en az sorunla yürümesi baflta enerji alanlar›na hakimiyet ve enerji naklinin güvenli¤i için zorunludur. Nitekim milliyet gazetesinde Kadri Gürsel PKK’yi silahs›zland›rma projesi için ABD ile Kürt yönetimi aras›nda süren iliflkilere dair

hat›rdan ç›kar›lmamal›d›r. Hiç kuflkusuz AKP flahs›nda egemen s›n›flar bak›m›ndan bu seçimlerin esas vurgunu/yenilgisi Kürdistan’daki sonuçlarla ortaya ç›km›flt›r. Özel bir savafl, hesaplaflma olarak tayin edilen Amed baflta olmak üzere Kürt illerindeki yerel seçimlere genelde AKP flemsiyesiyle giren faflist diktatörlük hezimete u¤ram›flt›r. Seçim sonuçlar›n›, bölgenin bütün koflullar›, geçmifl süreç ve son kampanya gibi birçok faktörle birlikte de¤erlendirmek gerekmektedir. Kürt illerinden DTP’nin kazanamad›klar› da vard›r. Oylar› genel olarak “patlama” yapt› denilecek bir yükselifl de göstermemifltir. Ancak, tabloyu t›pk› egemenlerin ak›l hocalar› ve çanakç›lar› gibi okumaya kalkanlar, sürecin gelifliminden ve bölge gerçekli¤inden bihaber yorum yapacakt›r… Türkiye Kürdistan›’ndaki seçimler, “sorun”a iliflkin yeni hesaplar ile ilgili dengelerin yeniden oluflturulmaya, denklemin yeniden kurulmaya çal›fl›ld›¤› süreçte yap›lm›flt›r. Sonuçlar›n bu ba¤lamda analiz edilip tart›fl›lmas› gerekir. Tam da bu nedenle seçim konusunda tav›r özellikle bölgede hassas bir çizgiye oturmufl ve birçok siyasi hareket geçti¤imiz aylar boyunca gerek ittifaklar içerisinde gerekse de kimi alanlar özgülünde ideolojik-politik kimliklerine uygun biçimde grup ç›karlar› u¤runa sa¤a sola savrulup durmufllard›. AKP, emperyalist efendilerinin özellikle de ABD’deki Obama’l› yeni dönemin hesaplar›, bu ba¤lamda Ortado¤u’daki projeler ve Kürt sorunu ile ekonomik kriz sonras› politikalar bak›m›ndan yerel seçimlerden sa¤lam bir

yapt›¤› flu de¤erlendirmeler üzerinde ciddiyetle durmak gerekir. “Silah b›rakman›n bir jeopoliti¤i var. Özetleyelim: Amerikal›lar çekildikten sonra Irak’ta kal›c› istikrar, Türkiye’nin Kürt bölgesel yönetimiyle iyi iliflkiler içinde olmas›na, bölge ile ekonomik iliflkilerin azami ölçüde gelifltirmesine ve en önemlisi güvenlik konular›nda ad› konulmam›fl bir ‘garantörlük’ üstlenmesine ba¤l›.” Bu de¤erlendirmelerin KDP’nin Türkiye temsilcisi Ömer Mervani’nin flu aç›klamalar›yla da asgari düzeyde bir uyumu söz konusudur. “…E¤er Irak’ta bir sorun ç›kacaksa bu Sunilerle fiiiler aras›nda ç›kacak. Bunlar aras›nda bir iç savafl ç›karsa Irak üç federal devlete bölünür ki… Güneydeki fiii devletini ‹ran, bat›daki Sünni federal devleti de bölgedeki Arap ülkeleri destekler. Kuzeydeki Kürtler ise yaln›z kal›r. Türkiye Kuzey Irak’›n Kürtlerini desteklemeye haz›r olmal›” Peki kendi co¤rafyas›ndaki Kürdü yok etmeye çal›flan bir TC “Kuzey Irak”taki Kürdü neyin karfl›l›¤›nda destekleyecektir. ‹lk akla gelen kendi co¤rafyas›ndaki Kürdü yok etme plan›n› kolaylaflt›rma karfl›l›¤›nda.

S‹LAHLARA VEDA MI, TESL‹M‹YETE M‹ ÇA⁄RI? 5 Kas›m 2007’deki Erdo¤an-Bush görüflmesinin parametreleri zaman içinde belirginleflmifltir. Kürt Ulusal Hareketi’ne karfl› ABD, Irak, KÖB ve Türkiye kaynaklar›n›n kurutulmas›, Kandil’de lojistik imkanlar›n›n kesilmesi, Kürt halk› içerisinde Kürt Ulusal Hareketi’nin “sorun yarat›c›” olarak gösterilmesi gibi yollara baflvurulmaya baflland›. Di¤er yandan Abant Platformu’nun yapt›¤› toplant› gibi araçlarla; kendi “çözümlerini” dayatmak için zemin oluflturmaya çal›flmaktad›rlar. Abant Platformu’nun toplant›s›ndan hemen sonra önümüzdeki bir iki ay içinde yap›lmas› planlanan Kürt Ulusal Konferans› gündeme girdi. Konferans›n ana konusu (ve esas amac›) PKK’nin silahs›zland›r›lmas›! Talabani de Barzani de konferansta yap›lacak “silah b›rak” ça¤r›s›ndan sora, PKK’nin mücadeleye devam etmesi durumunda “terörist örgüt” olarak tan›mlayacaklar›n› aç›klad›lar. Yüzy›llard›r uygulanan ve son 20 y›lda bile defalarca yaflanan Kürdü Kürde k›rd›rma poli-

“vize” alarak ç›kmak amac›yla, en hummal› seçim kampanyas›n› yürütmüfltür. Tayyip Erdo¤an’›n var gücüyle kendini ortaya att›¤› faaliyet, çok çeflitli aç›l›m ve flovlarla, bu kritik efli¤in geçilmesini hedeflemifltir. Ne var ki esas hedef tutturulamam›fl, önde olma konumu, di¤erleriyle aç›k fark gibi avantajlar belli oranda korunmufl olsa bile, kan kayb›n› gizlemek, gerileme sürecine girildi¤ine dair somut bir belirleme yap›lmas›n›n önüne geçmek mümkün olamam›flt›r. fiimdi egemen s›n›flar aç›s›ndan süreç bu yeni tablo dikkate al›narak ifllenmek/yönetilmek durumundad›r. Öncesinde, seçim sonras›na iliflkin çeflitli olas›l›klara göre yap›lm›fl bulunan elbette çeflitli planlar ve hiç kuflkusuz her durumda mutlak ertelenemez uygulamalar vard›r. Ancak bütün bunlar gerek egemen s›n›f klikleri aras›ndaki çeflitli uyum ve çat›flmalara gerekse de efendileri ile yapacaklar› görüflmelere ba¤l› “son flekli”ni alacak ve yaflam flans› bulacakt›r. Esas önemlisi bu politikalar›n as›l hedefi olan halk kitlelerinin tavr›d›r. Burada devreye girecek olan, her bir sorunla ilgili dinamiklerin durumudur. Gerek ekonomik kriz gerek ulusal sorunla ilgili gelifltirilecek politikalarda, seçimlerle güçlenen eller, kazan›lan moraller, tahkim edilen mevziler, verilen mesajlar, sars›lan dengeler, oluflan çatlaklar sürecin geliflim çizgisini önemli oranda etkileyecektir. En genifl bileflenleriyle devrim ve demokrasi güçlerine düflen görev bunu iyi de¤erlendirmek olmal›d›r. Tayyip’in kampanya döneminde aç›klad›¤› ekonomik paketler dahi “sömürü” çark›n›n difllilerini bileyle-

tikas› tekrar devreye sokulmufl durumdad›r. KÖB kurulduktan sonra yolsuzluklar›yla, elde ettikleri rantlarla Kürt halk›n›n güvenini h›zl› bir flekilde kaybeden KDP ve KYB; emperyalizmin Kürt ulusu üzerindeki kanl› oyunlar›n›n asli oyuncular› durumundad›r. Seçimler sonras› Hewler’de toplanacak olan Kürt Konferans›’na PKK’nin ça¤r›lmamas›, Konferans›n PKK’ye silah b›rakma yönünde ça¤r›da bulunmas› flimdiden ön görülmektedir. Ve nitekim Talabani’nin “ya silah b›rak›n ya da topraklar›m›z› terk edin” yönlü aç›klamalar› konferans›n sonuçlar› hakk›nda bize somut veriler sunmaktad›r. Bu verilerden hareketle flu sonuçlara varmak mümkündür: Bir: TC Cumhurbaflkan›n›n Talabani’nin yan› s›ra Neçirvan Barzani ile yapt›¤› görüflmelerin arkas› gelecektir. TC Kürdistan bölgesel yönetimini resmi olarak tan›masa da, gayri resmi olarak tan›yacak bir politika izleyecektir. ‹ç ve d›fl geliflmelere ba¤l› olarak ve ayn› zamanda PKK’yi tasfiye etme plan›nda bu güçlerin oynayaca¤› role göre iliflkiler flekillenecektir. Yani bu iliflkinin kuruluflu ve gelifliminin merkezinde bu güçlerin PKK karfl›s›ndaki duruflu belirleyici olacakt›r ‹ki: TC PKK’yi resmi olarak muhatap almayacakt›r. TRT fiefl gibi “aç›l›mlar”la yine A. Öcalan’›n da talep olarak ileri sürdü¤ü “yeni bir anayasan›n haz›rlanmas›” , “gerçekleri araflt›rma komisyonu”nun kurulmas› vb. taleplerin içini boflaltarak kendi kontrollerinde baz› biçimsel de¤ifliklikler yapabilirler. Tart›fl›lan af sorununa maskeli piflmanl›k gömle¤inin giydirilmeye çal›fl›lmas› gibi. TC’nin legal-illegal Kürt kurumlar›na karfl› izlemifl oldu¤u tutum, onun nas›l bir “çözümden” yana oldu¤unun da kan›t›d›r. K›sacas› Kürt ulusal sorununda, TC muhataplar›, muhatap almadan ABD ve iflbirlikçilerinin deste¤i ile Kürt Ulusal Hareketi’ni tasfiye etmeye çal›fl›yor. Ve tüm planlar buna göre yap›l›yor. Bütün bu kanl› oyunlar›n bitirilmesinin tek yolu; her dört parçada da uluslar›n kendi kaderini tayin hakk› ilkesinin kay›ts›z flarts›z uygulanmas›d›r. Bu yan›yla, emperyalistler iflbirlikçileri eliyle yap›lacak olan bu konferans›n içeri¤i nas›l belirlenirse belirlensin Kürt sorununu derinlefltirmek d›fl›nda bir ifle yaramayacakt›r.

yen hükümler içeriyordu. fiimdi IMF anlaflmas›n›n da oluflturaca¤› yeni çerçeveyle büyük bir sald›r› dalgas› örgütlenece¤ine flüphe yoktur. Yeni anayasal de¤ifliklikler, hep oldu¤u üzere bir yandan ayr›nt›da ve makyaj nitelikli düzenlemeleri bünyesine alan, esas yan›yla ise “çat›flmal›” yeni dönemi gö¤üsleme hedefli bir içerik tafl›yaca¤›na kuflku duyulmamas› gereken özellikte olacakt›r. Nitekim “terörle mücadele”ye yönelik konu bafll›¤›, bu çerçevede dile getirilmektedir. Ulusal sorunda, tasfiye-imha plan›na hizmet etmek amac›yla 29 Mart’tan beklenen sonuç elde edilememifltir. Bu durumda mevcut çizgide ›srar›n daha büyük çapl› katliam politikalar›na davetiye ç›karmas› kaç›n›lmazd›r. Faflist diktatörlük kritik bir efli¤e gelmifltir. Bu ay (Nisan) içerisinde Irak Kürdistan›’nda yap›lacak olan konferans, öteden beri çeflitli biçimlerde formüle edilen “çözüm” plan› do¤rultusunda önemli bir basamak olarak görülmektedir. Di¤er yandan, kendilerinin seçimlerden güçlenmifl olarak ç›kt›¤›n› ilan eden CHP ve MHP’nin “çözüm” konusunda gelifltirece¤i tutum da ortadad›r. Yerel seçimler, kitlelerin düzen partilerinden beklentilerine iflaret etmesi bak›m›ndan, mevcut çekiflme ve rekabete prim tan›yan bir ilginin üst boyutta sergilenmesiyle kendini göstermektedir. Ulusal Hareket’in yerleflik dinamiklerini bar›nd›ran Kürdistan co¤rafyas› ile bat›da belli bafll› havzalarda da¤›n›k ve s›n›rl› biçimde kendine yer tutan alanlar haricinde, genel olarak sisteme entegre bir durum vard›r. Bununla beraber, henüz derinleflmekte olan ekonomik krizin sosyal ve

politik boyutlar kazanma sürecine dair iflaretler verdi¤i görülmelidir. Bunun göstergelerinden birincisi, 20 ayl›k sürede ikinci kez “genel seçim” havas›n›n yaflanmas›, ikincisi ise hükümet partisinin üç seçimin ard›ndan gerilemeye bafllamas›d›r. S›ra, sand›klar›n devreden ç›kt›¤› bir zeminde s›n›f mücadelesinin ç›plak elle yürüdü¤ü yal›n ve gerçek mücadele biçimlerine gelmifltir ki tam da burada kitlelerin elde edece¤i somut ve kal›c› sonuçlar vard›r. fiimdi, ilkesiz ve sa¤l›ks›z olmakla beraber do¤ru bir platformda ç›k›fl yapma flans› bulan ancak bunu kullanamayan revizyonist, reformist çok çeflitli gruplar› da d›fltalamayan; hemen her seçimde s›n›f hareketini faflist partilere pazarlayan her renkten sendika önderliklerini de hizaya/k›za¤a çeken; ittifak ve birlik flampiyonlu¤u yapmakla beraber sekterlik ve benmerkezcilikte geleneksel bir çizgi tutturanlar› da bünyede tutmay› baflaran bir rüzgar yakalamak için ad›mlar atmak gerekmektedir. Bu ad›mlar militan bir tarzla örülecek direnifl ve mücadele sayesinde yürüyüfle dönüflecektir. 1 May›s gündemi bununla yüklüdür. Seçim örtüsüyle sorunlar› ve talepleri perdelenen, yoksulluk ve sefalette bo¤ulmas›na yönelik politikalar›n daha da azg›nlaflaca¤› gizlenen iflçi-emekçi, iflsiz kitleler aktif bir direnifl hatt›na do¤ru 1 May›s hedef al›narak örgütlenmelidir. Zirveler, güçbirli¤i, dayan›flma ve ç›k›fl noktas› için önemlidir. Zirveler bafllang›ç için önemli semboller oluflturur. 1 May›s bu kapsamda ele al›n›rsa önümüzdeki çetin süreci tafl›yacak payandalar›n oluflumunda önemli bir rol oynayacakt›r.


‹flçi-köylü 4

‹flçi/köylü

3-16 Nisan 2009

“Masaya oturmaktan kaçmak için bu karalamalar› yap›yor” geçmesi art›k ola¤an bir durum haline geldi. Operasyonun bafllad›¤› dalgada kopar›lan f›rt›na yavafl yavafl duruluyor. Ortal›kta “temizleyecek” kimse, aklanacak bir olay kalmad›¤›ndan olsa gerek Ergenekon operasyonu, devrimci örgütlerden Deri-‹fl Sendikas›’na kadar oldukça genifl bir yelpazeye yay›lmaya bafllad›.

Ergenekon operasyonu tüm “h›z”›yla esmeye devam ediyor. Her gün yeni bir ismin dava dosyas›nda

Öyle ki oldukça “rahat koflullarda”, “sefahat içerisinde” çal›flan iflçiler Desa Deri yönetiminin “anlayamad›¤›” bir nedenle sendikal› olmak istemifller, örgütlenme çal›flmalar› yürütmüfller, yaratt›klar› krizle hükümeti zor durumda b›rakacak bir süreç ör-

müfller. 267 gündür Sefaköy’de, 332 gündür Düzce’de direnen iflçilerin Ergenekon’un tafleronu oldu¤unu, Deri-‹fl Sendikas›’n›n da Ergenekon taraf›ndan yönetildi¤ini “fark eden” Desa patronu, gerici-dinci yay›nlar yapan Samanyolu TV’ye yapt›¤› aç›klamalarla iflçilerin as›l dertlerinin ne oldu¤unu anlatt›. Konunun muhataplar›ndan olan Emine Arslan da gazetemize Desa patronunun as›l derdinin ne oldu¤unu anlatt›. - Deri-‹fl Sendikas›’n› ve direniflte olan iflçileri Ergenekon’a dâhil etti Desa Deri. Bu konu hakk›nda neler söylemek istersiniz? Emine Arslan: Bafltan beri vatan haini yapt›, bilmem ne çocu¤u yapt›, üç befl çapulcu, 40 tane it sürü-

Sinter ve Gürsafl iflçilerinin direnifl nöbeti sürüyor Birleflik Metal- ‹fl üyesi Sinter ve Gürsafl iflçileri, kriz bahaneli sald›r›lar sonucu iflten ç›kar›lmalar›na karfl› bafllatt›klar› direnifllerindeki kararl›l›klar›n› koruyor. Ayn› zamanda örgütsüzlefltirme sald›r›lar›n›n bir parças› olarak hayata geçirilen iflten ç›karma sald›r›s› karfl›s›nda, yaklafl›k üç ayd›r direniflte olan iflçiler, direnifllerini bir dizi eylem ve etkinlikle, daha genifl kamuoyuna duyurmaya çal›fl›yor. Patronlara karfl› açt›klar› ifle iade davalar›n› da yak›ndan takip eden Sinter ve Gürsafl iflçileri, direnifllerinin 90. gününde Ümraniye’de bir yürüyüfl gerçeklefltirdi. Hak alma mücadelelerini ve hakl›l›klar›n› daha genifl kamuoyuna duyurma ve patrona geri ad›m att›rma gibi hedeflerle, 19 Mart’ta gerçeklefltirilen yürüyüfl, iflçilerin Ümraniye’de bulunan Nortel Netafl Fabrikas› önünde toplanarak, yürüyüfle geçmesiyle bafllad›. Yolu trafi¤e kapatarak, “Ne ya¤mur ne kar, Sinter’de direnifl var”, “Yaflas›n onurlu direniflimiz”, “Sendika hakk›m›z engellenemez” ve “Direne direne kazanaca¤›z” sloganlar› eflli¤inde, Ümraniye/Son Durak Meydan›’na kadar yürüyen iflçiler, burada bir aç›klama yapt›lar. Ümraniye halk›na seslenen iflçiler, patronlar›n anayasal haklar›n› tan›mad›¤›n›, hükümetten destek alarak, haklar›n› gasp etti¤ini belirten konuflmalar yapt›lar. Çok say›da devrimci ve demokratik kurumun da destek verdi¤i eylemde, Birleflik Metal-‹fl Genel E¤itim Sekreteri Celalettin Aykanat da bir konuflma yaparak, iflçilerin sendikal mücadelelerinden dolay› iflten ç›kar›ld›klar›n› vurgulad›.

Sinter ve Gürsafl iflçileri “Ölüler Meclisi”nde Direniflle birlikte ekonomik s›k›nt›lar› artan Sinter

- Daha önce de sald›r›lar› olmufltu DESA patronunun, flimdi de Ergenekon’un tafleronu olarak gösteriyor seni/sizleri. - Daha farkl› flekillerde de öyle böyle temellerle sald›rd›. Bir sürü bask› yapt›, halen de yapmakta. Ayn› zamanda arkadafllar›ma da bask› yap›yordu, gözalt›lar yaflad›k, tacizlere baflvurdular. Takip ediyordu beni. fiimdiki karalamas› da tamamen darald›¤›n›, s›k›flt›¤›n› gösteriyor. Darald›kça tabiî ki sald›racak. (‹stanbul)

Krizin beceriksiz iflyeri sahiplerini etkiledi¤inde ›srarl› olan Baflbakan’a inat çeflitli bölgelerden iflsizlik, yoksulluk nedeni ile intihar haberleri gelmeye devam ediyor. Son bir örnek; Antakya merkeze ba¤l› Sovuksu Mahallesi’nde oturan Semir Aytaç adl› iflçinin girdi¤i ekonomik kriz nedeniyle av tü-

DKÖ’lerde s›n›fsal içerik ve örgütsel biçimler nezdinde gizlili¤i tart›fl›rken bunun nerede bafllay›p nerede bitti¤ini do¤ru tespit etmeliyiz. Mücadelenin örgütsel biçimleri ile s›n›fsal içeri¤i konusunda çok kere öz ve biçimin birbirine kar›flt›r›ld›¤›na tan›k oluyoruz. Kuflkusuz ki örgütlenme biçimleri önemlidir ve verilen mücadelenin içeri¤ine iliflkin de güçlü veriler tafl›rlar. Ancak bu, biçimle özü ayn›laflt›rmam›za yol açmamal›d›r. Bu noktada karfl›laflt›¤›m›z yanl›fllardan birini; s›n›f›n bir örgütü olmay› devrimci bir programla ya da do¤rudan devrimci bir propagandayla eflde¤er tutan görüfller oluflturmaktad›r. Bir kitle örgütünün s›n›fsal-devrimci bir öze sahip olmas›, onun görünürdeki

Sendikal örgütlemeden dolay› iflten ç›kar›lan E-Kart iflçilerinin, 300’lü günlere varan grevi sürerken, içerde çal›flan iflçilerin sendikaya üye olma oran› da art›yor. Grevdeki iflçiler, gazetemize yapt›klar› aç›klamada, bu geliflmenin kendilerine büyük bir moral kayna¤› oldu¤unu belirtmekteler. Grevin 285. günü görüfltü¤ümüz bir E-Kart direniflçisi, üye say›lar›n›n 50’yi aflt›¤›n› ve ayn› günlerde genel müdürün kendileriyle bir görüflme yapt›¤›n› aktar›yor. Devam›nda ise, görüflmeden henüz bir sonuç alamad›klar›n› ve Genel Müdürün cevab›n› beklediklerini söylüyor ve e¤er bu son görüflmeden de sonuç alamazlarsa, ç›kard›klar› eylem plan›n› hayata geçireceklerini vurguluyor. (Kartal)

fe¤iyle intihar etmesi oldu.

P&G grevi

32 yafl›ndaki Semir Aytaç, yaflad›¤› ekonomik kriz nedeniyle yaflam›na son verdi.

amac›na ulaflt›

Annesi ve ye¤eni ile birlikte mermer fabrikas›nda iflçi olarak çal›flan Aytaç’›n 4 Mart

diye iflçisi Mehmet Pirinççi di¤er ifl arkadafl-

günü sabah saatlerinde babas›n›n av tüfe¤i

lar› gibi 3 ayd›r maafl›n› alam›yordu. Borçla-

ile intihar etti¤i ö¤renildi.

r›n› ödeyemedi¤i için bunal›ma girdi¤i söylenen 42 yafl›ndaki Pirinççi 18 Mart günü evinin çat› kad›nda kendini iple tavana asarak

3 ayd›r maafl alamayan iflçi intihar etti

intihar etti. Pirinççi’nin ifl arkadafllar› onun intihar etti¤i gün saat 17.00’ye kadar 3 ayl›k

‹zmir’in Gaziemir ilçesinde yaflayan be-

maafl›n›n yatmas› umudu ile bankamati¤in

lediye iflçisi Mehmet Pirinççi 3 ayd›r ma-

bafl›nda bekledi¤ini söylerken kendilerinin

afl alamad›¤› için kendini evinin tavan›na asa-

durumunun da farkl› olmad›¤›n›, çocuklar›na

rak intihar etti.

harçl›k dahi veremediklerini, bunun için de

Gaziemir Belediyesi’ne ba¤l› Gazibel

her sabah erken saatlerde evden resmen

isimli tafleron flirkette çal›flan 15 y›ll›k bele-

kaçt›klar›n› belirtti.

Vira-Kürflat tafleron iflçileri eylemlerini sonland›rd› Kadrolu ve güvenceli ifl talebi ile bir süredir Büyükflehir Belediye binas› önünde dönüflümlü olarak açl›k grevinde olan ‹zmir Büyükflehir Belediyesi Park Bahçe tafleron iflçileri direnifllerinin 72. gününde, grev çad›r›n› ziyaret eden D‹SK Genel Baflkan› Süleyman Çelebi ve ‹zmir Büyükflehir Belediye Baflkan› Aziz Kocao¤lu’nun verdi¤i sözler üzerine eylemlerini sonland›rd›. Vira-Kürflat tafleron iflçileri 31 Aral›k 2008 tarihinde sözleflme sürelerinin bitti¤i gerekçesi ile ifllerinden ç›kart›lm›fl, tafleron sisteminin kald›r›lmas› yönlü yapt›klar› görüflmeler ve bir dizi eylem sonunda olumlu

sürüyor...

ne karfl› hem kamuoyuna karfl› söyleyeyim. Ben bunlara haz›r›m. Bizi iki gün bir gece çal›flt›r›p ayda 220���240 saat mesai yap›p ay sonunda bize 8–10 saat imzalat›yordu. Hepsinin bordrosu var.

Kriz intiharlar› art›yor

ve Gürsafl iflçileri, direnifllerinin 95. gününde, Kartal’da bir etkinlik gerçeklefltirdi. 26 Mart akflam› saat 19.00’da bafllayan etkinli¤in organizasyonunda ö¤renciler de yer al›rken, etkinlikte, direniflçi iflçilerin yapt›¤› konuflmalar›n yan› s›ra, fliir, müzik ve iflçilerin rol ald›¤› bir tiyatro gösterisi de sergilendi. “Ölüler Meclisi” adl›, ifl kazalar›nda yaflam›n› yitiren iflçilerin ve de krizle birlikte artan intihar vakalar›nda ölenlerin “öbür dünyada” buluflmas›n› anlatan oyun, ilgiyle izlendi. On befl dakika gecikmeyle bafllayan etkinlikte, bir e¤itim emekçisinin, gecikme süresi içindeki bekleyifl s›ras›nda sahneye ç›karak, elinde ‹brahim Kaypakkaya’n›n resmiyle, Hasan Hüseyin’in “Ac›y› Bal Eyledik” fliirini okumas› ise, etkinli¤e ayr› bir anlam katt›. (Kartal)

Emekçinin gündemi

Kitle örgütleri hem politik içerikleriyle hem de örgütlenme tarzlar›yla farkl›l›klar tafl›yabilirler. Bir DKÖ “yasal” olarak örgütlenebilece¤i gibi, ülkenin siyasi koflullar›na ve mücadelenin geliflim seyrine ba¤l› olarak “yasad›fl›” da örgütlenebilir. Yine bununla ba¤lant›l› olarak aç›k, yar›-aç›k ve gizli faaliyetler biçiminde mücadelesini sürdürebilir. Burada hemen belirtmeliyiz ki gerçek anlamda hiçbir kitle örgütü, mücadelesinde tam bir gizlili¤i hayata geçiremez. Bu en baflta kitle örgütü olman›n do¤al bir sonucudur. Genifl kitleleri tümüyle gizli biçimlere hapsetmek mümkün olmad›¤› gibi bu, mücadelenin ç›kar›na da de¤ildir. O nedenle kitle örgütleri

sü yapt› bizleri. Solcular› pefline toplad›, bizden haraç istedi dedi benim için. fiimdi de tabiî ki asl›nda dilim bile varm›yor, benim Ergenekon’la ne iflim olur. Deri-‹fl’in tarihini incelesinler. Yaz›lm›fl m› tarihinde böyle fleylere bulaflt›¤›. Biz eme¤imizin, ekme¤imizin kavgas›n› veriyoruz. 8 sene bana asgari ücret verdi. ‹çerde yapmad›klar› kalmad›. fiu anda örgütlendim. Bunun mücadelesini veriyorum. Bizimle ayn› masaya otursun, masaya oturmaktan kaçmak için bu karalamalar› yap›yor. Gelsin masaya otursun, masada çözelim sorunumuzu. Ayr›ca canl› yay›nda karfl› karfl›ya gelelim, tart›flal›m. O desin ki ben dört dörtlük iflçi çal›flt›r›yorum. Ben de hangi flartlarda çal›flt›¤›m› hem yüzü-

E-Kart’ta grev

hiçbir yan›t alamam›fllard›. Bunun üzerine eylem flekillerini dönüflümlü açl›k grevine çevirme karar› alan iflçiler 7 Ocak 2009 günü Belediye binas› önüne açt›klar› çad›rda grevlerine bafllam›fllard›. 72 gün boyunca açl›k grevlerini sürdüren iflçiler Aziz Kocao¤lu ve Süleyman Çelebi ile yapt›klar› görüflmeler ve tafleron sistemin kald›r›laca¤›na yönelik ald›klar› sözler do¤rultusunda açl›k grevini bitirme karar› ald›lar ve Belediye binas› önünde yapt›klar› bir bas›n aç›klamas› ile bu kararlar›n› duyurdular. Bas›n aç›klamas›n›n yap›ld›¤› günün ertesi günü eski ifllerine geri dönecek olan ifl-

hedef ve söylemlerinin “devrimci” olmas›yla de¤il kitleyi KP’nin etki alan› içine sokabilmesiyle ölçülür. S›n›f›n örgütleri tek biçimli örgütler de¤ildir. Sendikalar s›n›f›n bir örgütü oldu¤u gibi KP de s›n›f›n bir örgütüdür. Yine bir iflçi derne¤i, iflçi kooperatifi ve hatta “Kanarya Sevenler Derne¤i” de s›n›fa ait birer örgüt olabilir. Onlara s›n›fsal niteli¤ini veren fley, tafl›d›klar› etiket ya da örgütlenme biçimleri de¤il, Lenin’in aç›k ifadesiyle “o örgütün eyleminin içeri¤idir.” Mücadele ve örgüt biçimleri birçok aç›dan çeflitlilik tafl›yabilir. Bu anlamda somut duruma uygun bir zenginli¤e sahip olmak kötü de¤il tersine iyidir. Önemli olan bu örgütlerin ideolojik-politik özüdür. Bir siyasi parti, sendika, dernek ya da kooperatif ayn› ideolojik özden beslenerek s›n›f›n birer örgütü ve s›n›fsal mücadelenin farkl› düzeydeki araçlar› olabilir. Dolay›s›yla s›n›f-

çiler tafleronlaflmaya karfl› bafllatt›klar› mücadelelerine iflyerlerinde devam edeceklerini söylediler. ‹.B.B Baflkan› Kocao¤lu’ndan önümüzdeki dönem seçilmesi halinde tafleron sistemini kald›raca¤› sözünü alan iflçiler bu sözün takipçisi olacaklar›n› ve eylemin sonland›r›lmas›n› zafer olarak nitelemediklerini belirtti. Vira-Kürflat tafleron iflçilerinin yapt›klar› bas›n aç›klamas›nda s›k s›k “Yaflas›n onurlu mücadelemiz” ve “Yaflas›n s›n›f dayan›flmas›” sloganlar› at›ld›. Eylem direnifl çad›r›n›n toplanmas› ile sona erdi. (‹zmir)

la veya s›n›fsal mücadeleyle, konumuz özgülünde demokratik kitle örgütlerini ayr› düflünmek, bunlar› karfl› karfl›ya getirmek do¤ru de¤ildir. Böyle bir yaklafl›m›n öze de¤il biçime önem veren yanl›fl bir anlay›fltan beslendi¤ini belirtmeliyiz. Bu kapsamda karfl›laflt›¤›m›z yanl›fllardan biri de s›n›fsal-devrimci örgütler ile kendili¤inden örgütler aras›ndaki ayr›mda ortaya ç›kmaktad›r. ‹ktidar› hedefleyen, bu anlamda devrimci bir programa ve do¤rudan devrimci bir propagandaya sahip örgütlenmeler (genellikle siyasi parti ve örgütler…) ayr› bir yere konulurken iktidar› hedeflemeyen kitle örgütlerinin “kendili¤inden örgütler” olarak tan›mland›¤›n› görüyoruz. Burada da örgütlenme biçimine afl›r› bir vurgu yap›ld›¤› ortadad›r. Kendili¤inden örgütler aç›k ki iflçi s›n›f› ideolojisinden (Marksizm-Leninizm-Maoizm), baflka bir deyiflle de s›n›f bilincinden yoksun

olan örgütlenmelerdir. Bu anlamda her ne kadar iktidar› hedefledi¤ini belirtse de küçük burjuva devrimci örgütler de halk›n kendili¤inden hareketinin bir parças›d›rlar. Oysa s›n›f bilinçli bir müdahaleyle oluflturulmufl bir kitle örgütünün “kendili¤inden örgüt” olarak tan›mlanamayaca¤› aç›kt›r. Bu örgütün görünürdeki hedef ve söylemlerinde iktidar mücadelesiyle bir iliflkisi bulunmayabilir ancak g›das›n› ald›¤› ideolojik görüfller temelinde bilinçli bir flekilde bu mücadeleye hizmet edebilece¤i de yads›namaz. Dolay›s›yla kendili¤indenli¤i de¤erlendirirken bunu iktidar hedefiyle ya da örgütsel biçimlerle ölçmek do¤ru de¤ildir. Önemli olan s›n›fsal bilinç ve bu temeldeki politik eylemdir. Kitle örgütleri belirli bir zaman ve yerdeki somut koflullara göre çok çeflitli biçimler alabilirler. Bugün mücadelemiz özgülünde henüz dar kap-

Gebze Organize Sanayi Bölgesi içinde kurulu olan Procter&Gamble iflçilerinin T‹S görüflmelerinde yaflanan t›kanma nedeniyle bafllatt›klar› grev, iflçilerin zaferiyle sonuçland›. Grevin 37. gününde yap›lan T‹S anlaflmas›yla birlikte, iflçiler taleplerinin büyük bölümünü kabul ettirdiler. TÜMKA-‹fl Sendikas›’nda örgütlü olan Procter& Gamble iflçileri, yap›lan T‹S anlaflmas›na göre, birinci y›l için % 3.9 maafl art›fl› elde ederlerken, ikinci y›l alt›flar ayl›k dönemlerde, enflasyon oran›nda art›fl alacaklar. Ayr›ca k›dem, ihbar ve gece vardiyas› ücretlerinde de art›fl elde eden iflçilere, iflbafl› yapmalar›n›n ard›ndan, bir defaya mahsus olmak üzere, ekstra ad› verilen, 1.250 TL tutar›nda bir ödeme yap›lacak. (Kartal)

samda bir tart›flma yürüttü¤ümüz ortadad›r. Mücadelenin geliflimine ba¤l› olarak ileride yeni koflullar içerisinde bu konuyu tekrar tekrar tart›flmak zorunda kalaca¤›m›z bilinmelidir. Ancak temel baz› do¤rularda flimdiden netleflmemiz de gerekmektedir. Bu noktada deneyimlerimize dayal› önemli bir teorik birikime de sahibiz. Di¤er yandan bu birikimi s›n›f mücadelesine ayn› oranda yans›tabildi¤imizi söyleyemeyiz. Bu nedenle kitle örgütleri konusunda varolan kaynaklar›m›z›n incelenmesi bu konudaki tart›flmada öncelikli görevimiz olmal›d›r. Fakat bununla yetinilmemeli, di¤er ülke ve hareketlerin deneyimleri de araflt›r›lmal›d›r. Mücadelelerinin geniflli¤i ve kitleselli¤i dikkate al›narak, özellikle ülkemizdeki Kürt Ulusal Hareketi’nin ve Filipinler, Hindistan, Nepal gibi ülkelerin deneyimleri de mücadelemizin ileriki aflamalar›na ›fl›k tutacak flekilde incelenmelidir.


Mazot ve gübre deste¤i alan köylüye icra floku Tar›m Kredi Kooperatifi Merkez Birli¤i’nin Do¤rudan Gelir Deste¤i uygulamas›yla gübre ve mazot deste¤i alan 300 tütün üreticisine haciz ihbarnamesi geldi. Samsun’un Alaçam ilçesi Etyemez köyü sakini köylüler, ald›¤› tar›m kredisi borcunu ödeyemezlerse traktörleri ellerinden al›nacak. Tar›msal üretimde teknoloji kullan›m›n›n teflvik edilmesi ve üretim maliyetini önemli ölçüde etkileyen mazot ve kimyevi gübrenin birim dekar üzerinden desteklenmesi amac›yla Bakanlar Kurulu karar› ile verilen, alan bazl› mazot ve gübre destekleme yap›lmas›, baz› köylüleri ma¤dur etti. Geçen y›l mevzuat kapsam›nda Köylü Kay›t Sistemi’ne dahil olup Tar›m Kredi Kooperatifleri Samsun Bölge Birli¤i’nden mazot ve gübre deste¤i alan Alaçaml› tütün üreticileri, yetifltirdikleri tütünü satamamalar› sebebiyle borcunu ödeyemedi. Birlik de borçlu köylülere 6183 say›l› Amme Alacaklar›n›n Tahsil Usulü Hakk›nda Kanun hükümleri çerçevesinde haciz ihbarnamesi göndererek paray› ödemelerini, aksi halde traktörlere el koyacaklar›n› bildirdi. Ne yapacaklar›n› flafl›ran köylüler, paray› nas›l ödeyeceklerini kara kara dü-

‹flçi-köylü 5

‹flçi/köylü

3-16 Nisan 2009

flünüyor. Borçlu olmalar› nedeniyle kooperatiften mazot ve gübre de alamayan üretici-

tütün sat›m›ndan tütün sat›m›na y›lda bir kez para al›yoruz. Tütünün kilosu 7 TL. 4 bin TL masraf ediyoruz, 3 bin TL para kal›yor bize. Y›lda 3 bin TL ile geçiniyoruz. O da mazota ve gübreye gidiyor. Bu sefer gelecek seneye dönüyoruz, ama para yok. Kooperatiften mazot ve gübre kullan›yorsun ama bu kez de kal›yorsun icrayla karfl› karfl›ya. Traktörlere haciz geliyor. Ben flimdi tütün satamad›m ki paray› Ne yapacaklar›n› flafl›ran köylüler, paray› na- ödeyeyim. Borcumu ödeyemeyince mazot s›l ödeyeceklerini kara kara düflünüyor. da vermiyor bana. Mazot da gübre de alam›ler, kredi borçlar›n›n ertelenmesini istiyor. yoruz flu anda.” Borçlar›n›, yapt›klar› tütün ve ürünlerin karfl›lamad›¤›n› ve zor durumda olduklar›n› ifade eden köylü ‹brahim Erhan, mazot borcunu ödeyemedi¤i için kendisine icra geldi¤ini belirtti. Erhan, flunlar› söyledi: “Biz

Ravelli’de iflçilere ortaça¤ uygulamas› Çorum’da Mintay Tekstil’e ba¤l› Ravelli Gömlek Fabrikas›’nda üç ayd›r asgari ücretin alt›ndaki maafllar›n› ve sosyal haklar›n› alamayan ço¤u kad›n yaklafl›k 700 iflçi ifl b›rakt›. Maafllar›n›n asgari ücretin alt›nda oldu¤unu, hiçbir sosyal hak ve güvencelerinin olmad›¤›n›, zorla fazla mesaiye b›rak›ld›klar›n› söyleyen iflçiler, mesaiye kalmak istemeyen iflçilerin iflten at›lmakla tehdit edildi¤ini, baz› iflçilerin fabrika ortas›nda tekme tokat dövüldü¤ünü söylediler. “B›çak kemi¤e dayand›, art›k kaybedecek bir fleyimiz yok” diyen Ravelli iflçileri, sabah erken saatlerde fabrika bahçesinde toplanarak “Direne direne kazanaca¤›z”, “‹flçiyiz hakk›m›z› söke söke alaca¤›z” sloganlar›n› hayk›rd›lar. 2005 y›l›nda Baflbakan Tayyip Erdo¤an taraf›ndan Çorum’da istihdam, yat›r›m ve kalk›nma iddias›yla aç›lan Ravelli gömlek fabrikas›, iflçilerin kâbusu oldu. Maafllar›n›n Sosyal Güvenlik Kurumu’na asgari ücretten gösterildi¤ini söyleyen iflçilere 300 TL maafl veriliyor. Fabrikada en yüksel ücret 450 TL. Patronun “ekonomik kriz var” gerekçesiyle maafllar›n› zaman›nda vermedi¤ini belirten iflçiler, son üç ayd›r bir kurufl para alamad›klar›n›, buna ra¤men hafta sonlar› da dâhil olmak üzere günde 11–12 saati bulan çal›flma sürelerine zorland›klar›n› söylediler. Patronun krizi gerekçe göstermesine ise iflçiler “Kriz var deniliyor fakat bir hafta içerisinde 40 sevkiyat yap›ld›. Gece gündüz, tatil demeden çal›fl›yoruz. Kriz olsa biz böyle çal›fl›r m›y›z? Fakat çal›flt›¤›m›z eme¤in karfl›l›¤›n› alam›yoruz” dediler. Bu arada fazla mesaiye kalmak istemeyen iflçilerin fabrika ortas›nda tekme tokat dövüldü¤ünü anlatan iflçiler, Ertu¤rul Y›ld›z isimli iflçinin ustabafllar›n›n sald›r›na u¤rad›¤›n› söylediler. Mintay Tekstil’in 2300 kiflinin çal›flt›¤› ‹stanbul fabrikas›n›n da sicili temiz de¤il. Fabrika müdürlerinin ve patronun adamlar›n›n haklar›n› isteyen iflçilere yönelik tehdit, küfür ve fiziksel sald›r›larla hatta bir iflçinin bafl›na silah dayamas›yla gündeme gelmiflti. Çorum’da eyleme bafllayan iflçiler hükümet yetkililerinin patronun temsilcisi gibi gelip kendileriyle görüfltü¤ünü AKP milletvekili Agâh Kafkas’›n eylemden vazgeçmeleri konusunda kendilerini ikna etmeye çal›flt›¤›n› söylediler. Yaz›l› bir aç›klama yapan Ravelli iflçileri “Ravelli patronu bu zorbal›klar›n›n hesab›n› Ravelli iflçisine mutlaka verecektir. Bas›n› ve kamuoyunu, sendikalar› ve insan haklar› örgütlerini Ravelli’de yaflanan patron zulmü ve zorbal›¤a karfl› duyarl› olmaya, konuyla ilgilenmeye ça¤›r›yoruz” dediler. (Ankara)

Etyemez Köyü’nde bulunan 300 köylüye icra geldi¤ini ifade eden Vural Anarak, “Geçen sene bu zamanlar mazot ve gübre ald›m. Tütün satamad›m, bir fley yapamad›m. Üretti¤imiz ürün de para etmiyor. Pa-

Tafleron iflçilerin

Mazot ve gübre borcundan dolay› hakk›nda tutuklama emri bulundu¤unu söyleyen köylü Mehmet Gürler ise, “Devletin destekledi¤i mazot ve gübreden yararland›k tamam ama satt›¤›m›z ürün para etmiyor. Ödeme zaman› geliyor param›z da yetersiz kal›yor. Bu sefer de bizi icraya veriyorlar. fiimdi haciz ile u¤rafl›yoruz. ‹fl zaman› beni cezaevine atacaklar. 8 tane çocu¤um var. Bunlara kim bakacak? Param olsa zaten kooperatife öder, kendime mazot al›r›m. Kim ödeyecek bunu? Çoluk çocu¤um periflan olacak. ‹ki tane ine¤im var. Satsam para etmiyor. Çocuklar›m da bunun yo¤urdunu yiyor” ifadelerini kulland›. Tar›m ve Köyiflleri Bakanl›¤› Teflkilatlanma ve Destekleme Genel Müdürlü¤ü, 2008 y›l›nda birim alan üzerinden ürün gruplar›na göre mazotta dekar bafl›na 1.8- 5.4 TL, kimyevi gübrede ise 1.55-3 TL aras›nda de¤iflen fiyatlarla destekleme yapm›flt›. Tar›m Kredi Kooperatifi Genel Müdürü Bedrettin Y›ld›r›m daha önce yapt›¤› aç›klamada köylülerin tar›m kredisi borçlar›n›n ertelenmesinin mümkün olmad›¤›n› aç›klam›flt›. (Samsun’dan bir ‹K okuru)

Seçim öncesi Mersin

eylemleri sürüyor

Kitle ‹l Sa¤l›k Müdürlü¤ü’ne kadar yürüdü. Burada sloganlarla liman iflçilerini beklemeye bafllad›. Liman’da sendikaya üye olduklar› gerekçesi ile iflten ç›kar›lan ve 65 gündür direnifllerini sürdüren TÜMT‹S üyesi iflçilerin de kitlesel kat›l›m› ile eylem devam etti. SES ad›na konuflan SES Mersin fiube Baflkan› Y›lmaz Bozkurt, bugüne kadar gelinen süreci anlatt› ve direniflin sürece¤ini belirtti. (Mersin)

Uluslararas› Mersin Liman›’n›n yükleme, boflaltma ve nakliye iflini yapan Akan-sel Nakliyat unvanl› iflyerinde bafllatt›lan direnifl 80. günlerini de geride b›rakt›. Akan-Sel Nakliyat’ta çal›fl›rken sendikaya üye olduklar›ndan dolay› iflten at›lan iflçilerin say›s› 124’e yükseldi. Seçim öncesi gelenek haline gelen ve normalde dönüp bakmad›klar› iflçilerin ziyaretine bir bir giden faflist partilerin adaylar›, iflçilerin yan›nda olduklar›n› belirterek onlardan oy istediler. ‹flçiler bu duruma oldukça öfkeli. Onlar direniflin bafllang›c›ndan bu yana kimlerin yan›nda oldu¤unu, kimlerin onlara destek oldu¤unu biliyorlar ve bu nedenle kanmayacaklar›n›, onurlu direnifllerine onursuz bir leke sürdürmeyeceklerini belirtiyorlar. (Mersin)

4 kiflilik aile Mart ay›nda da aç kald› camalar› 48, toplam harcamalar› ise 156 TL artt›. Raporda, yaflanan ekonomik krize de dikkat çekilerek, krizin yak›c› etkisinin özellikle çal›flanlarda ve dar gelirli kesimlerde kendini gösterdi¤i vurguland›. Raporda, “Yetersiz ve düflük gelir nedeniyle g›da gibi temel tüketim harcamalar›nda bile kesinti yap›lmak zorunda kal›n›yor” denildi.

Köylünün borcuna erteleme yok

Türkiye Tar›m Kredi Kooperatifleri Merkez Birli¤i (TTKMB) Genel Müdürü Bedrettin Y›ld›r›m, köylülerin borçlar› için bir erteleme yap›lmayaca¤›n› duyurdu. Bedrettin Y›ld›r›m yapt›¤› aç›klamada köylülerin % 90’›n›n borçlar›n› ödeme konusunda bir s›k›nt› yaflamad›¤›n›, geriye kalan % 10’luk bir kesim için ödemelerin ertelenmesinin borcunu zaman›nda ödeyen köylüye haks›zl›k olaca¤›n› söyledi. TTKMB Kurulu’nca al›nm›fl herhangi bir erteleme karar› olmad›¤›n›n alt›n› çizen Genel Müdür Y›ld›r›m, köylülerimiz borçlar› erteleme ya da af gibi söylentilere inanmas›n. Çünkü erteleme kesinlikle söz konusu de¤ildir” diyerek ödeme s›k›nt›s› çeken üreticiler için ödemelerde kolayl›klar sa¤lanaca¤›n› da söyledi. Türkiye Ziraat Odalar› Birli¤i (TZOB) taraf›ndan yap›lan araflt›rmada krizle birlikte artan girdi fiyatlar›, tar›m ürünlerinin ihracat›nda ve ürün fiyatlar›ndaki gerileme ve düflük taban fiyatlar› uygulamas› sonucu sürekli zarar eden tar›m üreticisinin, 2009 y›l›ndan itibaren borçlar›n› ödeyemez duruma gelerek icral›k oldu¤u aç›kland›. Sadece 2008 y›l›nda elektri¤e yap›lan zamlarla birlikte tar›msal alanda elektri¤in birim fiyat›nda % 58 oran›nda art›fl yafland›.

Liman›’ndan manzaralar

Mersin Toros Devlet Hastanesi’nde 40 yafl›n› geçtikleri gerekçesi ile iflten at›lan tafleron temizlik iflçilerinin mücadelesi sürüyor. 14 Mart günü hastane bahçesinde toplanan emekçiler kendilerine destek veren kurum temsilcileri ile beraber ‹l Sa¤l›k Müdürlü¤ü’ne yürüdü. Dev Sa¤l›k-‹fl üyesi iflçiler ve SES üyesi sa¤l›k emekçilerin eylemine pek çok demokratik kitle örgütü destek verdi.

TÜRK-‹fi, dört kiflilik bir ailenin açl›k s›n›r›n› 744 TL, yoksulluk s›n›r›n› ise 2 bin 425 TL olarak aç›klad›. Her ay düzenli olarak yay›mlanan rapora göre bir önceki ay 740 TL olan açl›k s›n›r›, 744 TL’ye, 2 bin 410 TL olan yoksulluk s›n›r› da 15 TL artarak, 2 bin 425 TL’ye yükseldi. Türk-‹fl raporuna göre bir önceki y›la göre, harcamalar ciddi oranda artarken, geçen y›la göre ek mutfak har-

ra etse de masraf› karfl›lam›yor. Benim traktöre icra geldi. Gidiyorsun mal varl›¤›nda bulunuyorsun. Evinde ne varsa ona göre icra geliyor. Traktörü kullanamad›¤›m için bu sene ekim yapamayaca¤›m. Kime yapt›raca¤›m bu ifli, benim çocu¤uma kim bakacak? Sadece ben de¤il herkes bu durumda” fleklinde konufltu.

Ankara’da yaflayan dört kiflilik bir ailenin g›da için yapmas› gereken asgari harcama tutar›n›n bir önceki aya göre yüzde 0,62 oran›nda artt›¤›na vurgu yap›lan raporda, g›da harcamas› tutar›n›n y›l›n ilk 3 ay›nda yüzde 0,67 oran›nda son 2 ay itibariyle ise yüzde 6,87 düzeyinde oldu¤u, y›ll›k ortalama art›fl›n ise yüzde 10,43 oldu¤u belirtildi. Dar gelirli ailelerin elde etti¤i gelirin, yeterli ve dengeli beslenme için yeterli olmad›¤›na vurgu yap›larak, bu durumun dar gelirli kifli ve ailelerin sa¤l›ks›z ve dengesiz beslenmesine yol açt›¤› kaydedildi.

Bedrettin Y›ld›r›m yapt›¤› aç›klamada köylüye borçlar›n› ödeme konusunda gerekli kolayl›klar›n sa¤land›¤›, bu konuda bir s›k›nt› olmad›¤›n› söylerken 2007 y›l›nda Çanakkale Bayramiç ilçesinde kredi borçlar›n› ödeyemeyen 325 kifli hakk›nda icra takibi bafllat›ld›. Bu rakam 2008 y›l›nda ilçe genelinde 650’ye yükseldi. 2008 Eylül ay›nda köylüye 12 milyar 181 milyon 333 bin YTL kredi sa¤lan›rken, bu miktar Ekim’de 11 milyar 297 milyon 837 bin YTL’ye geriledi. Köylüye verilen kredi miktar›nda gerileme olurken, ödenemeyen ve hakk›nda takip bafllat›lan krediler toplam kredinin % 3.34’ünü oluflturuyor. Ocak’ta sadece 292 milyon 868 bin YTL’lik miktar için takip bafllat›lm›flken, bu rakam Ekim’de 378 milyon 239 bin YTL’ye ç›kt›. (Ankara)

“DESA ürünlerini boykot etmeye devam edece¤iz!” ‹stanbul DESA Direnifliyle Dayan›flma Kad›n Platformu, iflten at›lan iflçilerin sendikal› olarak ifle al›nmas› için eylemlerini sürdüreceklerini ve DESA’n›n ürünlerini boykot etmeye devam edeceklerini belirtti. 24 Mart günü Makine Mühendisleri Odas›’nda bir bas›n toplant›s› düzenleyen Platform boykotu sürdürece¤ini duyurdu. Toplant›ya ATV-Sabah direniflindeki kad›nlar ile Mesa Giyim’de direniflte olan kad›nlar da kat›ld›. Toplant›ya kat›lan DESA direniflçisi Emine Arslan, “Biz hakk›m›z› gasp ettirmemek için direnifle bafllad›k. fiu anda hakk›m›z gasp ediliyor. Biz bunun için mücadele ediyoruz” dedi. ATV-Sabah direniflçisi Çilem Dalg›ç ise Arslan’› örnek

ald›klar›n› belirterek “‹flveren sendikayla uzlafl›ncaya kadar biz direnifle devam edece¤iz” dedi. Ard›ndan konuflan Meha Giyim Direniflçisi Saliha Gümüfl, “Bizimki

iflsizlik de¤ildi. ‹flten at›ld›¤›m›zda iflimiz vard›. K›dem tazminatlar›m›z› al›ncaya kadar direniflimize devam edece¤iz” dedi. Eylemcilerin ard›ndan Platform ad›na

DESA iflçilerinin kararl› direnifli sürdükçe destek ve boykot da büyüyerek devam ediyor.

konuflan Serpil Kemalbay, K›z›lay’da, Çapa’da, ATV-Sabah’ta, Meha Giyim’de direnen kad›nlarla dayan›flmalar›n›n sürdü¤ünü ifade etti. Kemalbay, “DESA Türkiye’nin en büyük deri markas› olmakla birlikte ayn› zamanda uluslararas› büyük markalara da üretim yapmaktad›r. ‹stanbul DESA Direnifliyle Dayan›flma Kad›n Platformu olarak Sefaköy’de direnen Emine Arslan ve Düzce’de direnifllerini sürdüren kad›nlar›n yan›nday›z” dedi. ‹flten at›lan iflçilerin sendikal› olarak ifle al›nmas› için eylemlerine ve DESA’n›n ürünlerini boykot etmeye devam edeceklerini ifade eden Kemalbay, DESA patronunun cinsiyetçi uygulamalar›na karfl› ç›kt›klar›n› belirtti. (H. Merkezi)


‹flçi-köylü 6 Mart ay›n›n bafllar›nda Silopi’deki BOTAfi kuyular›nda yap›lan kaz›larda 17 kemik, giysi parçalar›, saç teli vb.leri bulunmufltu. Kaz›lardan ç›kar›lan kemikler Adli T›p Kurumu’na gönderilerek incelemeler bafllat›lm›flt›. Ergenekon kapsam›nda Diyarbak›r Cumhuriyet Baflsavc›l›¤›’na ifade veren bir itirafç›n›n ifadeleri do¤rultusunda ‘yeni’ bir toplu mezar daha ortaya ç›kt›. 16 Mart 2009 tarihinde Cizre-‹dil Karayolu üzerindeki Kufltepe Köyü’nde yap›lan kaz›larda el, kol, boyun ve kaburgaya ait olan 20 adet kemik bulundu. 1991’de boflalt›lan Kufltepe Köyü’ne 1999’da 6 aile yeniden yerleflmifl Ocak 2000’de yap›lan Hizbullah operasyonuyla birkaç aile d›fl›nda köyde kimse kalmam›flt›. 1993-1997 y›llar› aras›nda bölgede ifllenen cinayetlerden baz›lar› bu köyde “faili meçhul” olarak kaydedildi. ‹tirafç›n›n verdi¤i ifadelere göre Kufltepe Köyü Hizbullah’›n merkez üssü olarak kullan›lm›flt›. Terk edilmifl evlerin bodrum katlar› sorgulama odalar›na çevrilerek, sorgulamalardan sonra öldürülen insanlar›n toplu mezar› olarak

Denge Azadi kullan›lm›flt›. ‹tirafç›n›n ifadelerinde PKK’ye yard›m ettikleri gerekçesiyle köylüler kasaturalarla parçalanm›fl, 20-30 kurflun s›k›lm›fl, bo¤ulmufl, arabalarla ezilerek öldürülmüfltü. Yaflayanlar›n, yaflamak zorunda b›rak›lan bölge insan›n›n zaten bildi¤i cinayetler, katliamlar devlet eliyle “itiraf” edildi. Ve bu itiraflar sonucunda devletin yine gerçek foto¤raf› ortaya ç›kt›. “‹tiraf”lara göre Cizre DYP eski Belediye Baflkan› ve korucubafl› Kamil Atak ve ekibi (aralar›nda Atak’›n iki o¤lu da var) jandarmayla birlikte çal›flarak bölgede PKK faaliyetlerinin önünü kesmek için Hizbullah’› da güçlendirmiflti. Halka yap›lan sald›r›lar› PKK’nin üzerine y›k-

mak için bölgede gerilla k›yafetleriyle dolaflan kontrgerilla elemanlar›yla yaylalar bas›lm›fl, çobanlar öldürülmüfl, PKK’ye yard›m ettikleri düflündükleri insanlar› kanl› e¤itimlerini ge-

ayd›nl›kt›r

karanl›k? lifltirmek ad›na sorgulamak için Hizbullah üyelerine teslim etmifllerdi. “Devlet için kurflun atan da yiyen de flereflidir” sözleriyle cinayetlere onay verdi¤ini aç›klayan Tansu Çiller’in baflbakanl›¤› döneminde ilkokul diplomas› dahi olma-

Meclis Üyesi aday› Musa K›l›ç’›n yan›s›ra kitlenin konuflmas›yla panel bitirildi. Ayr›ca ESP de kendilerine yönelik operasyonu ele alan bir aç›klama yapt›. 11 Mart günü Nalbur Dura¤›’nda saat 14.00’te bafllayan sokak etkinlikleri akflam saat 20.00’ye kadar devam etti. Çeflitli müzik gruplar›n›n ve yerel sanatç›lar›n kat›ld›¤› etkinlikte Gazi olaylar›n› ele alan bir sinevizyon gösterimi de yap›ld›. Halk›n yo¤un ilgisiyle karfl›lanan sinevizyon gösteriminin ard›ndan platformun ortak bas›n metni okundu. Ard›ndan taranan kahvehaneye kadar bir meflaleli yürüyüfl düzenlendi. Kat›l›m›n yüksek oldu¤u yürüyüflün ard›ndan yap›lan konuflmalar› yap›ld› ve bas›n metni okundu. 12 Mart günü saat 8.00’de Alibeyköy Mezarl›¤› ziyaret edildi. Mezarl›k dönüflü Eski Karakol’da toplanmaya bafllayan kitle, saat 11.00’de yürüyüfle bafllad›. “Gazi 12 Mart Platformu” ard›nda yürüyüfle geçen kitle mezarl›¤a gelindi¤inde flehitler için sayg› duruflunda bulundu. Ortak aç›klama okundu ve at›lan ortak sloganlar›n ard›ndan program bitirildi. Ortak çal›flman›n ard›ndan platformun bileflenleri ayr› ayr› mezarl›¤a girerek k›sa süreli anmalar yapm›flt›r. (Gazi Mahalllesi Partizan)

Sorulacak hesaplar için... ‹zmir * Halepçe, Beyaz›t ve Gazi katliamlar› 16 Mart Pazartesi günü saat 18.00’de Kemeralt› giriflinde yap›lan bir bas›n aç›klamas› ile lanetlendi. Partizan, ESP, DHF, Al›nteri ve Mücadele Birli¤i Platformu’nun ortak örgütledi¤i bas›n aç›klamas›nda kurumlar ad›na haz›rlanan ortak metinde Gazi Mahallesi, Halepçe ve Beyaz›t’ta gerçeklefltirilen katliamlar›n tarihçeleri anlat›ld›. Ayn› gün saat 17.30’da Konak Sümerbank önünde biraraya gelen ‹HD ‹zmir fiubesi üyeleri ise Halepçe katliam› bir kez daha lanetledi.

ö¤rencinin ve Halepçe Katliam›’nda 5 bin Kürdün katledilmesi Beyaz›t Meydan›’nda protesto edildi. Eylemin öncesinde 7 ö¤rencinin katledildi¤i yere karanfil b›rak›ld›. Devrimci, demokrat ve yurtsever ö¤renciler meydanda biraraya geldi. Eylemde aç›klamay› ya-

Mersin Üniversitesi’nde Halepçe ve Beyaz›t katliam›n›n y›ldönümü dolay›s›yla eylem yap›ld›. DSG, DPG, YDG, SGD, ÖGD, YDGM, DGH ve EHP’nin örgütledi¤i eylem bafllamadan önce, katliamlarla ilgili resimlerin oldu¤u bir sergi haz›rland›. Ard›ndan sayg› duruflu yap›ld›. Bas›n aç›klamas› ve müzik dinletisinin ard›ndan eylem sonland›r›ld›.

cusu Cem Ersever “Siz korucu olun PKK ile mücadele edin” diyerek her türlü garantiyi sa¤lad›. Korucubafl› olan Atak, bölgede köklü ve güçlü olan afliret üyelerinden oluflan infaz ekibi ile özellikle Üça¤aç köyü k›rsal›nda PKK’ye karfl› “müca-

dele etmeye” bafllad›. Bugün Kayseri Jandarma Komutan› Cemal Temizöz 1995’te binbafl› rütbesiyle Cizre’de görevliydi. Korucubafl›yla bu “görev”leri esnas›nda tan›flan Temizöz sistemli bir flekilde koruculu¤u gelifltirerek, bölgede karfl› devrimci hücre örgütlenmesinin yarat›lmas›nda önemli rol oynad›. Atak, ayn› y›llarda Korgeneral Hasan Kundakç› (Lice operasyonunda ‹lker Baflbu¤’la birlikte hareket eden pafla) taraf›ndan yetkilendirilerek askerle birlikte dolaflmaya bafllad›. Arama, kimlik sorma ve sokak ortas›nda insanlar› gözalt›na alma konusunda her türlü yard›m› alan Atak ve ekibi art›k “Korku Cumhuriyeti”nin bafl mimarlar›ndan biri haline geldi. Bugün Ergenekon ad›yla yap›lan “temizlik” harekât›nda kendisini s›n›rs›z yetkilerle donatanlarla birlikte gözden ç›kar›lanlar aras›nda yer ald› Kamil Atak ve infaz ekibi. Kemiklerin bulunmas›n›n ard›ndan gözalt›na al›narak tutukland›. Ard›ndan Albay Cemal Temizöz ayn› yolu arfl›nlad›. Yap›lan “sorgu”sunda iflledi¤i cina-

yetleri anlatan Atak’› yalanc›l›kla suçlayan Cemal Temizöz kendisine iftira at›ld›¤› konusunda ›srar ediyor. Nedenini ise “Hiçbir zaman yasalara ayk›r› herhangi bir fiil içerisinde olmad›m” fleklinde aç›kl›yor. Kamil Atak ve afliretinin yap›s› ve konumu gere¤i Cizre ‹lçesi yak›nlar›nda bulunan Gabar Da¤› bölgesinden Cizre ‹lçesi’ne kadar yap›lacak olas› sald›r›lar karfl›s›nda adeta bir set görevi görmesini sa¤layan Temizöz de¤ildi tek bafl›na. Baflta dönemin baflbakan› olan Tansu Çiller olmak üzere, TBMM’den onay alarak yürürlü¤e koyduklar› OHAL yasalar›, askerin elini ba¤laman›n mümkün olmayaca¤›n› söyleyen Erdo¤an gibi pek çok sorumlu s›ralad› asl›nda Temizöz. TSK’y› s›n›rs›z yetkilerle donatan hükümet, Ergenekon operasyonuyla halk›n zay›flayan devlet inanc› ve güvenini güçlendirmek ad›na “çaba”layan “yarg›”, “karanl›k” tarihiyle “yüzleflme” iddias›yla “olaylar›n üstüne kararl›ca e¤ilen” medya vb. ayn› gayenin bir parças› de¤il mi? Devleti yaratan temel unsurlar bunlar de¤il mi?

Faflist sald›r›lar k›nand›

Nurtepe halk› yaln›z de¤ildir

15 Mart’ta Nurtepe’den geçen MHP konvoyuna tepki gösteren halk, konvoyu tafllayarak faflistlere olan öfkesini ortaya koydu. Ard›ndan polisin ve faflistlerin silahl› sald›r›s›yla gerginlik büyüdü ve mahallede barikatlar kuruldu. Bu sald›r›17 Mart Sal› günü akflam saatlerinde meflaleli yürüyüfl ile protesto edildi. Güzeltepe Sa¤l›k Oca¤› önünde biraraya gelen devrimci ve demokratik kitle örgütleri “Faflist sald›r›lara geçit vermeyece¤iz” yaz›l› pankart açarak Sokullu Caddesi’ne do¤ru yürüyüfle geçti. Kitle ad›na, aç›klamay› okuyan Dilek Alinaz seçim süreci ile birlikte devrimci, demokrat ve yurtsever kesimlere yönelik sald›r›lar›n artt›¤›n› belirtti. Polis ve ülkücü faflistlerin ortak sald›r›lar›na geçit vermeyeceklerini belirten Alinaz, devrimci kurumlar olarak gerçekleflen bu sald›r›lar› k›nad›klar›n› söyleyerek, sorumlular›n yarg›lanmas›n› istedi. (H. Merkezi)

‹stanbul Nurtepe’de faflist sald›r›n›n hesab›n› sormak, polis terörünü lanetlemek için 15 Mart akflam› 1 May›s Mahallesi’nde ortak bir eylem gerçeklefltirildi. 3001. Cadde de devrimci kurumlar›n ortak olarak yapt›¤› eylemde militanlar, halka ajitasyon konuflmalar› ile seslendi ve sald›r›ya sessiz kalmama ça¤r›s›nda bulundu. Devrimciler önce Çeflme Dura¤›’na do¤ru yürüdü. Daha sonra oradan da Karakol Dura¤›na do¤ru yine sloganlar ve ajitasyon yaparak yürüdü. Burada iki polis akrebi sald›r› giriflimlerinde bulundu. Militanlar, iki akrebi molotoflarla atefle verince, akrepler eylem alan›ndan h›zla uzaklaflt›. Eylem akreplerin de uzaklaflmas›ndan sonra bir süre daha sloganlarla devam etti ve eylemin amac›n› anlatan bir konuflman›n yap›lmas›yla sonland›r›ld›. (1 May›s ‹K okurlar›)

“Adalet”i misket vurdu! koflmufl, yakalad›¤› çocuklar› tekme tokat döverek karakollara götürmüfl, bay›l›p hastanelere kald›r›l›ncaya kadar iflkence yapm›fllard›. Devam›nda ise sahte ifadelerle onlarca çocu¤un tutuklanmas›n› sa¤la-

Son aylarda gözalt›na al›nan ve iflkenceden geçirildikten sonra tutuklanan çocuklara ceza ya¤›yor. “Örgüt ad›na suç ifllemek” ve “Örgüt propagandas› yapmak” suçlamas›yla 8 çocuk fiubat ay›nda Adana’da tutuklanm›flt›. Ceplerinden ç›kan misketleri gözalt›na alma gerekçesi olarak kullanan polis ayn› misketlerle 15 fiubat öncesi çocuklarla sokakta oyun oynam›fl, ba¤lama çalarak türkü söylemiflti. Birkaç gün sonras›nda ise yine ayn› sokaklarda o çocuklar›n arkas›ndan gaz bombalar›, tazyikli su ve coplarla

Ulusal Hareketin ça¤r›s›yla gerçeklefltirilen eylemlere kat›lan yüzlerce çocuk gözalt›na al›nm›fl, bir k›sm› da tutuklanm›flt›. m›fllard›. 21 Ekim 2008 tarihinde Öcalan’a yap›lan uygulamalar› protesto etmek için Adana’n›n Ova Mahallesi’nde yap›lan bir eyleme kat›ld›¤› gerekçesiyle gözalt›na al›nan 13 yafl›ndaki M.Y. ile lise 1. s›n›f ö¤rencisi 15 yafl›ndaki O.S.nin karar duruflmas› yap›ld›. M.Y. ve O.S.ye “Örgüt üyesi olmak”,

“Örgüt propagandas› yapmak” iddias›yla 7 y›l 6 ay hapis cezas› verildi. Mahkemenin elinde çocuklar›n tutuklanmas›na dayanak olacak hiçbir delil bulunmazken yaln›zca polislerin verdi¤i ifadelerden dolay› tutukland›lar. Yine 9 Mart 2008 tarihinde yap›lan bir eyleme kat›ld›klar› gerekçesiyle gözalt›na al›narak tutuklanan 6 çocuk 20 Mart 2009 tarihinde ç›kar›ld›klar› Adana 6. A¤›r Ceza Mahkemesindeki karar duruflmas›nda “Örgüt propagandas› yapmak” nedeniyle 1 y›l, “Örgüt üyesi olamamakla birlikte örgüt ad›na suç ifllemek” iddias›yla da 7 y›l 6 ay hapis cezas›na çarpt›r›ld›lar. Çocuklar›n benzer hemen her dava dosyas›nda oldu¤u gibi dava dosyalar›ndaki ‘delil’lerin yetersizli¤i dikkat çekti. Polis ifadeleri çocuklar›n tutuklanmas› için pekâlâ yeterliydi. Polis tutanaklar› ve Emniyet Müdürlü¤ü’ne yap›ld›¤› öne sürülen “ihbar telefonlar›” da “dikkate al›narak” 6 çocuk daha tutuklanm›fl oldu.

Dersim Belediyesi’ne isim bask›n›

pan Deniz Ayd›n katliam›n bir bütün devlet eliyle gerçeklefltirildi¤ini belirtti. Aç›klaman›n ard›ndan Eczac›l›k Fakültesi önüne yüründü, eylemde Hernepefl ve Beyaz›t marfllar› söylendi.

So¤anl› 12 Mart’›n dönümü olmas› sebebiyle seçim

Mersin

dan belediye baflkanl›¤› yapan Kamil Atak’›n ekibi sadece koruculardan oluflmuyor elbette. 1985’te kaçak durumda olan Kamil Atak iki suçtan aran›yordu. 1987’de Atak’a, Silopi bölgesinde görev yapan J‹TEM kuru-

Nas›l bir

Faflizmden hesap sorulacak!

Gazi katliam›n› yapanlardan hesap sormak için daha önceki y›llarda oldu¤u gibi bu y›lda bir platform oluflturuldu. Bu y›lki 12 Mart Platformu Partizan, BDSP, ESP, DTP, DHF, PDD, DH ve Mücadele Birli¤i Platformu’ndan olufltu. Öncelikli olarak ç›kar›lan afifller tüm semtlerde yap›lm›flt›r. Ayr›ca mahallede 9 ve 10 Mart günleri akflam saatlerinde sesli ajitasyon çal›flmalar› yap›larak bildiri da¤›t›lm›flt›r. Yine bu kapsamda 10 Mart akflam saat 20.00’de Gazi Cemevi’nde bir panel gerçeklefltirildi. fiehit ailelerinden Cemal Poyraz’›n ve olaylar›n tan›¤› Hüseyin Y›ld›z’›n da kat›ld›¤› panele platform ad›na okunan metinle baflland›. Ard›ndan söz alan DTP Sultangazi Belediye Baflkan aday› Dursun Y›ld›z ve

3-16 Nisan 2009

platformu olarak So¤anl› Seçim Bürosu’nda katliam› anlatan bir sinevizyon gösterimi gerçeklefltirildi. DTP’den bir arkadafl›n okudu¤u fliirin ard›ndan sinevizyon gösterimine geçildi. Belgeselin ard›ndan katliam üzerine sohbet edilerek etkinlik sonland›r›ld›. 17 Mart tarihinde de Kam›fll›, Halepçe ve Beyaz›t katliamlar›n›n y›ldönümleri olmas› nedeniyle So¤anl› ve Yenibosna seçim bürolar›n-

‹stanbul

da sinevizyon gösterimi ve fliir dinletisi ger-

16 Mart 1978’de Beyaz›t Meydan›’nda 7

çeklefltirildi. (So¤anl› ‹K okurlar›)

Dersim’i teslim almak ve Dersim afliretlerinin Ankara’da kurulan yeni hükümeti tan›mas›n› sa¤lamak için TC’nin bafllatt›¤› sald›r› 1938’de on binlerce insan›n süngülenerek, yak›larak, bo¤ularak katledilmesi, yine on binlerce insan›n topraklar›ndan sürgün edilmesiyle sonlanm›flt›. Dersim’in insans›zlaflt›r›lmas›n›n yeterli olmayaca¤›n› iyi bilen dönemin hükümeti, topla tüfekle Dersim topraklar›n› iflgal etmenin haz›rl›klar›n› yaparken 25 Aral›k 1935’de Tunceli Kanunu’nu ç›kararak Dersim’in ad›n› Tunceli olarak de¤ifltirmiflti. Resmi makamlarda Tunceli ad› kullan›lmaya baflland› ancak Dersim halk› kendi topraklar›na kendi verdikleri isimden vazgeçmediler. Bugün dahi Elaz›¤, Tunceli, Erzincan ve Bingöl’ü içeren topraklar bölge insan› taraf›ndan Dersim olarak biliniyor ve böyle an›l›yor.

Fakat tarihi katliamlarla/yalanlarla örülü TC, Dersim kelimesine karfl›, ismin hat›rlatt›¤› direnifle de ba¤l› olarak her f›rsatta tahammülsüzlü¤ünü gösteriyor. Kimi zaman “Türkiye s›n›rlar› içerisinde bu isimle bir yer bulunmamaktad›r” gerekçesiyle kimi zaman da “Yasad›fl› örgüt propagandas› yap›labilece¤i ihtimali”yle davalar aç›yor. Buna son olarak Tunceli Belediyesi’nin çal›flmalar›n› içeren ve “Dersim Belediyesi” ibaresinin bulundu¤u tan›t›m kitap盤› hakk›nda Tunceli Sulh Ceza Mahkemesi taraf›ndan “Yasad›fl› örgüt propagandas› yap›labilece¤i ihtimali” gerekçesiyle toplat›lma karar› al›nmas› oldu. 20 Mart akflam›nda al›nan karar›n ard›ndan Tunceli Emniyet Müdürlü¤ü’ne ba¤l› polisler saat 22.00’de kitap盤› alma bahanesiyle beledi-

ye binas›na gitti. Belediye yetkililerinin, söz konusu kitapç›klar›n tümünün da¤›t›ld›¤›n› belirtmeleri üzerine, polis tutanak tuttu. Olay› duyan Tunceli Belediye Baflkan› Songül Erol Abdil, belediye binas›na gelerek duruma tepki gösterdi. Belediye binas› önünde aç›klama yapan Abdil, polislerin mesai saati d›fl›nda belediyeye gelmesinin farkl› bir amac›n›n oldu¤unu söyleyerek “Demek ki hiç konuflmamam›z gerekiyor. A¤z›m›z› açt›¤›m›z anda hakk›m›zda soruflturmalar ve davalar aç›l›yor” dedi. “Dersim” ibaresini birçok ticari kuruluflun dahi kulland›¤›n› belirten Abdil, “Ama biz Dersim’i kulland›¤›m›z zaman suç oluyor. Bu da AKP’nin bir politikas›d›r. Kendileri TRT 6’y› açt›lar, ama biz Kürtçe konuflunca suç kabul ediliyor” diyerek tepkisini gösterdi. (H. Merkezi)


‹flçi-köylü 7

Halk›n gündemi

3-16 Nisan 2009

1. 2. 3……..209 haftad›r soruyoruz... fa’da 1993 y›l›nda gözalt›na al›narak kaybedilen Hüseyin Taflkaya’n›n nerede oldu¤u soruldu. Taflkaya’n›n kardefli Kaz›m Taflkaya a¤abeyinin kaybedildi¤i günden itibaren baflvurmad›klar› yer kalmad›¤›n› ancak hiçbir sonuç alamad›klar›n› söyledi. 4 çocuk babas› Hüseyin Taflkaya ve Ahmet Kaplar 5 Aral›k 1993 tarihinde evlerine bask›n yap›larak ailesinin gözleri önünde gözalt›na al›nd›. Gözalt›na al›nd›ktan sonra yan›na gittikleri dönemin Emniyet Müdürü’nün kendilerine “Gidin Ahmet K›rvar ve Sedat Bucak’la görüflün”

Cumartesi Anneleri, kaybedilen yak›nlar›n›n bulunmas› için 209. kez Galatasaray Lisesi önünde oturma eylemi yapt›. 28 Mart 2009 tarihinde yap›lan oturma eyleminde “Failler belli, kay›plar nerede” pankart›n› açarak kay›plar›n›n foto¤raflar›n› tafl›yan kay›p yak›nlar› bu hafta fianl›ur-

Hücreler aras› sürgünler… Tekirda¤ 2 No’lu F Tipi Hapishanesi’nden gazetemize bir mektup gönderen Vedat Düflküner isimli tutsak, son süreçte yaflad›¤› sald›r›lar› anlatt›. 20 Mart günü sabah saatlerinde gardiyanlar›n gelerek hücre de¤iflikli¤i olaca¤›n› söylemesiyle bafllayan sald›r›, daha sonra Düflküner’in baflka bir hücreye iste¤i d›fl›nda götürülmesine karfl› koymas›yla fiili sald›r›ya dönüfltü. Düflküner, birlikte kald›¤› Muhammet Akyol ve Baysal Demirhan’›n gardiyanlar taraf›ndan darp edilerek zorla havaland›rmaya kilitlendiklerini söylerken, kendisini de hücreden alarak koridor boyunca sü-

‹smet Ayaz’›n ring arac›nda kafas› k›r›ld› Ad›yaman E Tipi Kapal› Hapishanesi’nde hükümlü olarak bulunan ‹smet Ayaz, hastaneye götürüldü¤ü ring arac›n›n ani fren yapmas› nedeniyle kafas›n› demir parmakl›¤a çarpt›. Çölyak hastas› Ayaz, olaya iliflkin ‹HD’ye yazd›¤› mektupta, geçti¤imiz hafta difl problemi nedeniyle hastaneye götürüldü¤ünü, ring arac›n›n ani fren yapmas› sonucu kafas›n›n demir parmakl›¤a çarpt›¤›n› bildirdi. “Yan›mda bulunan di¤er hasta hükümlü olmasayd› kan kayb›ndan ölebilirdim” diyen Ayaz, mektubunda flu ifadelere yer verdi: “Ellerim ke-

rükleyerek yeni hücresine att›klar›n› ifade etti. K›sa bir süre önce de talebi olmad›¤› halde yerinin de¤ifltirilip tekli hücreye konuldu¤unu söyleyen Düflküner, burada etraf›ndaki hücrelerde bulunun faflist çete üyelerinin küfür ve sald›r›lar›na maruz kald›¤›n› anlat›yor mektubunda. fiikayette bulundu¤u idare de “slogan att›¤›n için küfür ediyorlar” diyerek meselenin organize bir ifl oldu¤unu aç›ktan ifade etmifl. Bu durumda baflka tutsaklar›n da oldu¤unu da yazan Düflküner, Yusuf Ta¤ay isimli tutsa¤›n da iradesi ve iste¤i d›fl›nda tekli hücreye kondu¤unu söyledi. Ayr›ca Tekirda¤ 1 Nolu’da kalan Nihat Konak’›n da ayn› flekilde zorla hücresinden al›narak hapishane içi sürgün sald›r›s›na u¤rad›¤› ö¤renildi. (H. Merkezi) lepçeli halde hastaneye götürülüyorum. Bu nedenle ring arac› ani bir fren yapt›¤›nda veya kaza durumunda kendimi koruma imkan›m yok. Yaflad›¤›m olay›n ard›ndan askerlerin müdahale etmedi¤ini de belirtmek isterim. Ayr›ca olaydan sonra yüzüme 8 dikifl at›ld› sedyede, ard›ndan da apar topar cezaevine geri getirildim.” Ayaz, kulak ve boynunda kimi yaralar›n olufltu¤unu, infaz kurumuna tekrar hastaneye götürülmek için sevk talebinde bulundu¤unu ancak henüz bir yan›t alamad›¤›n› bildirdi. Ayaz, yaralar›n›n durumunu kamuoyuyla ve Adalet Bakanl›¤› ile paylaflmak için resim çektirme talebinde bulundu¤unu, ancak bu talebinin de idare taraf›ndan reddedildi¤ini belirtti. (H. Merkezi)

dedi¤ini söyleyen Kaz›m Taflkaya Sedat Bucak’la görüfltüklerini ve Bucak’›n kendilerine “Evinize gidin 6 ay sonra devlet b›rak›r” dedi¤ini aktard›. Ancak 16 y›ld›r bir haber ç›kmad›¤›n› söyleyen Taflkaya sorumlular› y›llard›r bilmelerine ve söylemelerine ra¤men kabul etmeyen devletin bugün Ergenekon operasyonuyla itiraf etti¤ini söyledi. Taflkaya Ergenekon’u çete olarak görmediklerini, bizzat devletin kendisi oldu¤unu çok iyi bildiklerini söylerken “Umutsuz de¤iliz, bir gün mutlaka bulaca¤›z abimi” dedi. Ard›ndan Hasan Ocak’›n a¤abeyi Hasan Ocak’›n katledilmesinin Ergenekon davas›na dahil edilmesiyle birlikte kendilerinin de bu davaya müdahil olduklar›n› söyledi. Tiyatro Sanatç›s› Mehmet Atak’›n

* Hannover: Rote Hilfe örgütü, AT‹F’e ba¤l› Hannover Derne¤i, anti-faflist örgütlenmeler ve ADHK ortak bir miting organize ettiler. Mitinge AT‹K’e ba¤l› UPOTUDAK da kat›l›m sa¤lad›. 18 Mart’›n anlam› ve önemi, dünyada ve Türkiye’de

Almanya * Frankfurt:

* Stuttgart:

Stuttgart Uluslararas› Eylem Birli¤i Komitesi’nin yapt›¤› ça¤r›yla 18 Mart’ta Schlossplatz Meydan›’nda saat 15.00’le 18.00 aras› sergi gösterimi ve miting düzenlendi. Sergide çeflitli ülkelerden politik tutsaklar›n resimleri ve yaz›lar›n yer ald›¤› panolar gösterime sunuldu. Miting AT‹K-UPOTUDAK bildirisi okunduktan sonra sona erdi.

hapishane gerçekli¤ini anlatan AlmancaTürkçe bildiriler da¤›t›ld› ve sesli bir flekilde megafondan okundu. Rote Hilfe ise günün tarihçesini anlatan özel bir bülten da¤›tt›.

Fransa * Paris:

DEKÖP-F bileflenleri olarak 18 Mart günü Paris’in Strasbourg StDenis bölgesindeki kemerin önünde bir miting düzenlendi. Miting bir dakikal›k sayg› durufluyla bafllad›. Daha sonra haz›rlanan ortak metin Türkçe ve Frans›zca okundu. Fransa’da son bir y›lda hapishanelerde intihar edenlerin say›s›n›n 100’e yaklaflt›¤›na yer verilen metinde, Türkiye’deki hapishanelerde yaflanan sorunlara da de¤inildi. (AT‹K Haber Merkezi)

Türkiye 2008’de de hak ihlalleri cenneti ‹HD Ankara’daki Genel Merkezinde yapt›¤› bir aç›klamayla 2008 hak ihlalleri raporunu aç›klad›. Genel Baflkan Öztürk Türkdo¤an taraf›ndan okunan aç›klamada “2009 y›l› ile birlikte Hükümetin Kürtçe TV at›l›m› adeta kendi Kürdünü yaratma biçiminde tezahür etmifltir. Kürtçe TV’de kullan›lan Latin alfabesindeki kimi harflerin Türk alfabesi diye nitelendirilen esas›nda Latin alfabesi olan alfabede yasakl› say›l›p, bugüne kadar binlerce insan›n isminin yasaklanmas›na, yüzlerce yerleflim yerinin ad›n›n de¤ifltirilmesine, yüzlerce insan›n hapis yatmas›na neden olmas› adeta unutulmufl gibidir” dedi. 2008 y›l›nda tutuklamalarda adeta patlama yafland›¤›n› söyleyen Türkdo¤an “Çocuklara yönelik gözalt›, tutuklama ve cezaland›rma pratikleri 12 Eylül döneminde bile bu kadar olmam›flt›r. Filistinli çocuklara a¤la-

yan politikac›lar›n, Kürt çocuklar›n›n yafllar›ndan fazla cezaland›r›lmas›na ses ç›-

karmamas› vicdanlar› s›zlatm›flt›r” dedi.

Hapishanelerde tedavisi yap›lmayan, sa¤l›k sorunlar› nedeni ile son bir ayda iki tutsa¤›n hayat›n› kaybetmesiyle gündemini koruyan tutsaklar›n sa¤l›k sorunlar›na iliflkin TUAD, 17 Mart 2009 tarihinde dernek binas›nda bir aç›klama yapt›. Konuya iliflkin aç›klamay› yapan TUAD Baflkan› Mahmut Tafldan, hapishanelerde sa¤l›k sorunlar› ile ölümlerin katlanarak artt›¤›n› ve son bir ay içinde kan kanserinden Hasan Kert ve böbrek yetmezli¤inden Beflir Özer’in yaflam›n› yitirdi¤ini hat›rlatt›. fiu anda sadece Diyarbak›r Hapishanesi’nde tedavi edilmedi¤i takdirde ölümle karfl›laflabilecek 19 tutuklunun oldu¤unu belirten Tafldan, Ergenekon san›klar›n›n sa¤l›k sorunlar›ndan dolay› bir bir hastanelere sevk edildi¤ine de¤indi. Sa¤l›k sorunlar›n›n yan› s›ra hapishanelerde yaflanan hak ihlallerinin de giderek artt›¤›n›; iletiflim cezalar›, hücre hapsi, ziyaret yasa¤›, Kürtçe konuflma yasa¤›, Kürtçe yay›nlar›n ve mektuplar›n verilmemesi gibi sorunlar›n yo¤un olarak yafland›¤›n› da belirten Tafldan bunun en bariz örne¤inin Erzurum H Tipi Hapishanesi’nde yaflanan sorunlar nedeniyle bafllat›lan açl›k grevi oldu¤unu söyledi.

fiehir merkezinde gerçeklefltirilen etkinlikte bildiriler da¤›t›ld› ve konuflmalar yap›ld›. Alerta Frankfurt taraf›ndan düzenlenen etkinli¤e AT‹F Frankfurt üyeleri de destek verdi. AT‹K UPOTUDAK taraf›ndan Almanca ve Türkçe bildiriler okunarak, bir de Türkçe konuflma yap›ld›. Yap›lan konuflmalarda, dünyan›n her yerinde emperyalizme ve kapitalizme karfl› mücadele eden politik tutsaklara sahip ç›kma ça¤r›s› yap›ld› ve konuyla ilgili Alman K›z›l Yard›m Örgütü taraf›ndan ç›kar›lan gazeteler da¤›t›ld›.

ölüm reva görülüyor

okudu¤u bas›n aç›klamas›nda Hüseyin Taflkaya’n›n hikâyesi anlat›ld›. Sri Lanka, fiili ve Latin Amerika ülkelerinde gözalt›nda kaybedilenlerin failleri olan generaller ve subaylar›n itiraflarda bulundu¤unu hat›rlatan Atak, Türkiye’de gözalt›nda kaybedilenlerin ak›betinin soruldu¤unu ancak hiçbir sonuç al›namad›¤›n› belirtti. Toplu mezarlar ve ölüm kuyular› olan BOTAfi kuyular›n›n aç›lmas›n› isteyen Atak, “Genelkurmay suskun! Hükümet suskun. Ama biz susmayaca¤›z. Abdulkadir Aygan’›n yerlerini gösterdi¤i Diyarbak›r fi›rnak aras›ndaki 16 ölüm kuyusunun aç›lmas›n› istiyoruz. Gözalt›nda kay›plara, toplu mezarlara ve ölüm kuyular›na iliflkin Genelkurmay ve di¤er devlet arflivlerinde yer alan her türlü belgenin kamuoyuna aç›klanmas›n› istiyoruz” dedi. (‹stanbul)

Politik Tutsaklarla Dayan›flma Günü’nde etkinlikler 18 Mart Politik Tutsaklarla Dayan›flma Günü vesilesiyle çeflitli etkinlikler düzenlendi. Frankfurt, Hannover, Stuttgart ve Paris’te düzenlenen etkinliklerde politik tutsaklar sahiplenildi, baflta Türkiye olmak üzere, tüm dünyadaki hapishanelerde dayat›lan insanl›k d›fl› koflullar protesto edildi.

Hasta tutsaklara

2008 y›l›n›n polis yetkilerinin artt›r›lmas›yla birlikte polis fliddetinin öne ç›kt›¤› bir y›l oldu¤una da de¤inilen aç›klamada, 35 kiflinin dur ihtar›na uymad›¤› gerekçesiyle polis taraf›ndan öldürüldü¤ü belirtildi. “2008 y›l› adeta iflkencede yeniden t›rman›fla geçilen bir y›l olmufltur. ‹flkence ve kötü muameleye u¤rayanlar›n say›s› 1546 olmufltur” diyen Türkdo¤an bu koflullarda art›k “iflkenceye s›f›r tolerans” laf›n›n bile a¤za al›nmayaca¤›n› söyledi. Tutsaklar›n yaflam hakk› baflta olmak üzere sa¤l›k, haberleflme, sohbet ve dil haklar›n›n ihlal edildi¤i aç›klan›rken 306 a¤›r hastan›n tedavisinin yeterince yap›lmad›¤› ve 37 kiflinin de¤iflik nedenlerle yaflam›n› yitirdi¤i ifade edildi. Bunun d›fl›nda raporda din ve vicdan özgürlü¤ü kapsam›nda zorunlu din dersine, Alevilere yönelik kültürel ve dinsel asimilasyona, az›nl›klar›n mal edinme temel hak ve hürriyetlerine de yer verildi. (Ankara)

Konuya iliflkin aç›klama yapan ve sa¤l›k sorunlar› yaflayan birçok tutsa¤›n avukat› olan Mehmet Erbil, bu nedenle yaflanan sorunlar›n yak›n tan›¤› oldu¤unu belirtti. Sa¤l›k sorunlar› ile birlikte birçok sorunun giderek artt›¤›n› belirten Erbil, “Aileler çocuklar› ile görüflemiyor. Verilen hücre cezalar› nedeniyle tutuklular 1 y›ld›r aç›k görüfl yapamamaktad›r” dedi. Tutsaklardan Sibel Kurt’un annesi fiemsihan Kurt, Sedat Kartal’›n babas› Filit Kartal, ‹hsan Kartal’›n amcas› G›yasettin Kartal ve Emin Gurban’›n babas› Abdurrahman Gurban ise yapt›klar› aç›klamalarda, hapishanelerdeki yak›nlar›n›n ciddi sa¤l›k sorunlar› bulundu¤unu ve hak ihlallerine u¤rad›¤›n› vurgulad›. Tutsak yak›nlar›, yaflanan sorunlar›n derhal çözülmesini istedi. (‹stanbul)

Bursa’da Guantanamo iflkencesi Bursa’n›n Kestel ilçesinde 18 Mart günü bir polisi öldürdü¤ü iddias› ile gözalt›na al›nan Ender Bulha Aktürk’ün yo¤un iflkenceye maruz kald›¤› Adli T›p raporu ile belgelendi. Bu geliflmeler üzerine bir aç›klama yapan Aktürk’ün avukat›, ÇHD ve ‹HD Bursa fiubeleri, Bursa Barosu ‹nsan Haklar› Komisyonu bir bas›n aç›klamas› yaparak sorumlular›n cezaland›r›lmas›n› istediler. 31 Mart günü ‹HD’de yap›lan aç›klamaya Aktürk’ün avukat› Zeliha Kabatafl, Bursa Barosu ‹nsan Haklar› Komisyonu’ndan Ayfle Batumlu, ÇHD fiube Baflkan› Asl› Yetkin ve Bursa ‹HD fiube Baflkan› Abdullah Aziz Akyol kat›ld›. Aç›klamay› okuyan Akyol Aktürk’ün gördü¤ü iflkence sonucu kaburgas›n›n k›r›ld›¤›n›, vücudunun de¤iflik yerlerin-

de ekimozlar olufltu¤unu, cinsel organ›nda izler bulundu¤unu belirterek gördü¤ü iflkence metodlar›n› s›ralad›. Bunlar; Ç›r›lç›plak soyma, su dökerek vantilatör karfl›s›nda oturtma, kuruyan vücudu ›slatarak ayn› ifllemi tekrarlama, ç›plak zemine yat›rma ve ›slak battaniye üzerine yat›rma, böbreklere, ci¤erlere ve cinsel organ›na buz koyma, bacaklar›n› çapraz açt›rarak yerde oturtarak ayaklar› le¤en kemi¤ine de¤ecek flekilde s›rt›na yüklenmek, Filistin ask›s›, nefes almay› engellemek vb. Zeliha Kabatafl yapt›¤› aç›klamada sorumlular hakk›nda suç duyurusunda bulunacaklar›n› belirtti. Di¤er kat›l›mc›lar da bu uygulamay› insanl›k d›fl› bulduklar›n› ve sorumlular›n›n bir an önce yarg›lanmas› gerekti¤ini belirttiler. (Bursa)


‹flçi-köylü 8

Politika-gündem

3-16 Nisan 2009

Emperyalizm yaflam›m›za kastediyor! Dünya Su Forumu 16-22 Mart tarihleri aras›nda ‹stanbul’da Feshane ve Sütlüce Kongre Merkezinde gerçeklefltirildi. 110 ülkeden 33 binden fazla kiflinin kat›ld›¤› foruma kat›lanlar aras›nda 3 prens, 3 cumhurbaflkan›, 5 baflbakan, 35 bakan ve bakan yard›mc›s›, 263 parlamenter, 200 belediye baflkan›, 91 kentten vali yard›mc›s›, 155 ülkeden üst düzey yetkili ve delegeler bulunuyordu! Birleflmifl Milletler, Genel Kurulu’nun 1977’de ald›¤› “suyun bir insan hakk›” oldu¤una dair karar›n›, neo-liberal politikalara uygun olarak 1992 y›l›nda “suyun al›n›p sat›labilen bir meta” oldu¤u fleklinde de¤ifltirmifltir. Buna paralel 1996 y›l›nda oluflturulan Dünya Su Konseyi’nin öncülü¤ünde örgütlenen Dünya Su Forumu, ilki 1997 y›l›nda Fas-Marakefl’te olmak üzere, üç y›lda bir s›ras›yla Hollanda-Hage, Japonya-Kyoto ve Meksiko-Meksiko City’de düzenlendi. ‹nsan yaflam›na dair her fleyin ve en nihayetinde insan›n kendisinin al›n›p sat›labilen bir nesne olarak pazara sunulmas› kapitalizmin bugünkü durumuna has de¤il kuflkusuz. Her fleyin ticaret muamelesi yap›lmas›na dair bu sistem, bugün art›k temel insani bir hak olan suyumuza el koymaya çal›fl›yor. Kentlerde ve giderek k›rsal bölgelerde suyun faturaya tabii oldu¤unu düflündü¤ümüzde bu yeni bir fley olarak görülmeyebilir. Bugün yeni olan emperyalist tekellerin yerli uflaklar›yla birlikte, özellefltirmeler vb. yollarla su kaynaklar›na sahip olma çabas›d›r. Su, sermayenin sald›r›s› alt›ndad›r.

AZALAN ENERJ‹ REZERVLER‹ YEN‹ ARAYIfiLARA ‹TT‹ Petrol, do¤al gaz vb. enerji rezervlerinin açgözlüce ya¤malanmas›n›n, önümüzdeki birkaç on y›l içinde bu kaynaklar›n tükenmesini ya da s›n›rl› seviyelere gerilemesini de getirecek olmas›, emperyalist tekelleri yeni kaynak aray›fllar›na itti. Esas olarak dünya çap›ndaki özellefltirmelerde ifadesini bulan neo-liberal politikalar› hayata geçirenler, özellefltirilecek kaynaklarda s›k›nt› yaflanma olas›l›¤›n›n artmas› ya da bu kaynaklar›n azalmas›yla birlikte, ileriye dönük bir karar olarak halklar›n yaflam kayna¤› olan temiz suya gözlerini dikmekten kaç›nmad›lar.

SU KAYNAKLARI KÜÇÜK AZINLIKLARA DEVRED‹L‹YOR Verimlili¤in “artaca¤›”, buna ba¤l› olarak da fiyatlar›n “düflece¤i” ve alt yap› hizmetlerinin yoksullar “lehine” geliflece¤i gibi bir sahte fliarla hayata geçirilen suyun özellefltirilmesi

politikalar›, bu y›llarda sadece ba¤›ml› ülkelere dönük bir politika olarak gündeme gelmedi. Avrupa’n›n emperyalist ülkelerinde de, temiz suya dönük yo¤un bir özellefltirme yafland›. Emperyalist ülkelerde yaflanan özellefltirmelerde en “cesaretli” davranan dönemin ‹ngiliz hükümeti olmufltur. Thatcher baflkanl›¤›ndaki hükümet, ülkenin su kaynaklar›n› küçük bir az›nl›¤a devretmekte sak›nca görmemifltir. Bunun faturas› kaç›n›lmaz olarak ve de k›sa süre içinde ‹ngiliz halk›na ç›km›fl, su faturalar› birkaç kat artm›flt›r. Ayn› flekilde Frans›z halk› da suyun özellefltirilmesinin “cezas›n›” çekmeye bafllam›fl ve su fiyatlar›nda üç kattan fazla bir art›fl yaflanm›flt›r. Suyun özellefltirilmesi, giderek DB ve IMF’nin bafll›ca politikalar› aras›na girdi. Bu politikadan ilk nasibini alanlar ise, Latin Amerika, Asya ve Afrika halklar› oldu. Özellefltirmelerde izlenen yol daha çok da Yap-‹fllet-Devret modeline dayand›r›ld›. 2000’li y›llar›n bafl›na kadar gayet “iyi” giden suyun ya¤malanmas› süreci, kâr›n azalmas›, beklenmedik risklerle karfl› karfl›ya kalma ve de birçok ülkede, suyun özellefltirilmesine karfl› olma merkezli ortaya ç›kan toplumsal muhalefet nedeniyle, dura¤anl›¤a girdi.

nen toplant›lar ve sunulan raporlardan, bu “yak›nlaflman›n” da ücrete tabi oldu¤unu anl›yoruz! “Küresel de¤iflimler ve risk yönetimi”, “Finans” vb. bafll›kl› toplant›lar, OECD taraf›ndan haz›rlanarak foruma sunulan “Suyun Fiyatland›r›lmas› ve Finansman›” bafll›kl› rapor ve raporun sunuldu¤u oturumda konuflan Dünya Su Forumu Genel Sekreteri Angel Guirra’n›n “küresel ekonomik ve finansal krizi yararlan›lmas› gereken bir kaynak” olarak de¤erlendirmesi, meselenin özünü aç›k eder niteliktedir. Cumhurbaflkan› Abdullah Gül ve di¤er ülke baflkanlar›n›n kat›l›m›yla bir devlet zirvesininde düzenlendi¤i forumda, TC devletinin soruna yaklafl›m› da ortaya konuldu. Elbette su sorununa yaklafl›m, hükümet oldu¤undan bu yana özellefltirme flampiyonlu¤u yapan AKP’nin genel politikalar›ndan ba¤›ms›z de¤ildi. Çevre ve Orman Bakan› Veysel Ero¤lu gazetecilere “suyun özellefltirilece¤i yönündeki iddialar›n gerçe¤i yans›tmad›¤›n›” söylerken, onun müsteflar› “devletin bu konuda özel sektöre elektrik santrallerinde oldu¤u gibi teminat vermesi için çal›flma yap›ld›¤›n›”, “özel sektörün mevzuattan kaynakl› elefltirileri oldu¤u ve mevzuat›n gözden geçirilece¤ini” söylüyordu. (Cumhuriyet 18.03.09)

YOKSULLARIN TEM‹Z SUYA ER‹fi‹M‹ DAHA DA ZORLAfiIYOR

SUYU K‹RLETENLER SUYU KORUYAMAZ

Suyun özellefltirilmesi çabalar› sistemin krizinin derinleflmeye bafllad›¤› ve yeni kaynak aray›fllar›n›n tekrar gündeme geldi¤i bu süreçte yeniden h›z kazand›. Çünkü temiz su, 3/2’si sularla kapl› olan dünyam›zda az bulunan ve giderek tükenen bir kaynakt›r ve de¤eri giderek artmaktad›r. Bugün dünyada tatl› su oran›, dünyadaki suyun sadece % 2.5’i ve bunun % 70’i kutuplarda bulunuyor. Dünyada 1.1 milyar insan›n içecek temiz suyu yok. 2.6 milyar kiflinin tuvaleti yok ve temel gereksinimleri için su bulam›yor. Temiz su s›k›nt›s›n›n yol açt›¤› hastal›klardan dolay› günde 3 bin 900 çocuk yaflam›n› yitiriyor. (Cumhuriyet Bilim Teknik Eki, say›: 147) Bunlara eklenebilecek daha birçok veri durumun vahametini, ortaya koymaktayken, su kaynaklar›n›n ticarilefltirilerek, emperyalist tekellerin kâr alan›na dönüfltürülmesinin durumu daha da kötüye götürece¤i aç›kt›r. Elbette Dünya Su Forumu amac›n› aç›kça “suyun ticarilefltirilmesini sa¤lamak” olarak koymuyor. Do¤rusu bunu beklemek de safl›k olacakt›r. “Farkl›l›klar›n suda yak›nlaflmas›” ana temas›yla gerçeklefltirilen forumda düzenle-

Özellikle son y›llarda, küresel ›s›nman›n etkisiyle birlikte kurakl›k sorunuyla daha s›k karfl›laflan Türkiye son y›llarda sulak alanlar›n›n yar›s›n› kaybetmifl olan bir ülke. Varolan su kaynaklar› özellikle endüstriyel at›klarla kirletilen, çarp›k kentleflme ile bu sorunu derinlefltirilen, tar›mda sular› verimsiz kullan›lan ülkemiz, gelecek y›llarda su sorunuyla daha fazla karfl›laflacak. ‹stanbul, Ankara, ‹zmir gibi büyük flehirlerde yaflanan su kesintileri, temiz su kaynaklar›na kanalizasyon sular›n›n kar›flmas›yla yaflanan salg›n hastal›k haberleri, kurakl›ktan kaynakl› tar›m ve hayvanc›l›kta yaflanan s›k›nt›lar, önümüzdeki y›llarda daha fazla gündemimize gelecektir. Yaflanan sorunlardan kendine vazife ç›karan baflta TÜS‹AD olmak üzere sermaye çevreleri, çözüm olarak su kaynaklar›n›n özellefltirilmesi gerekti¤ini öne sürüyorlar. Onlar›n öne sürdükleri çözümün mant›¤› “sermaye ne eylerse güzel eyler”dir. Elbette daha fazla kâr için! Dünyada suyu en fazla kirletenler, bugün toplan›p suyun korunmas› ad›na Forum düzenliyorlar. “Geliflmekte olan ülkelerde endüstriyel at›klar›n % 70’i hiçbir ifllem görme-

Üzüntümüz büyük! Ümmetçi-faflist Muhsin Yaz›c›o¤lu, Marafl’ta yapt›¤› seçim mitinginin ard›ndan Yozgat’a geçerken bindi¤i helikopterin düflmesi sonucu öldü. Yaz›c›o¤lu’nun ölümü, devletin faflist yüzünün bir kez daha, hem de tüm devlet kademelerinden yans›mas›n› da beraberinde getirdi. Cumhurbaflkan›ndan, Baflbakan›na, her düzeyde devlet bürokrat›, büyük bir üzüntü içinde taziyelerini sunarak, Yaz›c›o¤lu’nun “büyük bir dava adam›”, “Anadolu’nun yi¤it evlad›” oldu¤unu yinelediler. Böylece ayn› faflist ideolojiden beslendiklerini de bir kez daha teyit ettiler. Ölümünün netleflmesinin ard›ndan tüm sahibinin sesi bas›n “Muhsin Yaz›c›o¤lu kimdir?” yaz›lar› yay›nl›yor ve a¤›t yakar nitelikte olan (ve ço¤u birbirinden kopyalama olan) tüm bu yaz›larda Yaz›c›o¤lu’nun “f›rt›nal›” yaflam›ndan bahsedilerek, Yaz›c›o¤lu “kahramanl›k” mertebesine yerlefltiriliyor. Arama çal›flmalar›nda ortaya ç›kan karmafla, an an yans›yan bilgi kirlili¤i, kazayla ilgili getirilen “flaibe” iddialar› da meselenin baflka bir yan›n› oluflturuyor. Ancak biz bunlar› -en az›ndan flimdi ve bu yaz›da- tar-

t›flmayaca¤›z. Biz daha çok da Muhsin Yaz›c›o¤lu’nun gerçekte kim oldu¤u üzerinde duraca¤›z.

MUHS‹N YAZICIO⁄LU K‹MD‹R? Muhsin Yaz›c›o¤lu, 14 yafllar›nda girdi¤i ülkücü-faflist hareket içinde h›zla yükselen bir isimdir. Kendisi, 12 Eylül AFC’sine giden süreçte, ülkücü katillere önderlik etmifl, birçok devrimcinin ve halktan insan›n katledilmesinin alt›na bizzat imza atm›flt›r. Balgat katliam›, Marafl Katliam›, Yaz›c›o¤lu’nun isminin öne ç›kt›¤› ve 12 Eylül öncesi yaflanan faflist sald›r› ve katliamlardan sadece ikisi, ancak en önemlilerindendir. Yaz›c›o¤lu’nun faflist hareket içinde “kahraman”a dönüflmesinde, yak›n “dava arkadafl›” Abdullah Çatl› 12 Eylül öncesinde gözalt›na al›nd›¤› s›rada emniyeti arayarak, Çatl› b›rak›lmad›¤› takdirde, 150 yere bomba koyaca¤› tehdidinde bulunmas›n›n ve bu tehdidi “ciddiye” al›nmas›n›n akabinde Çatl›’n› serbest b›rak›lmas›n›n pay› oldukça büyüktür.

Alparslan Türkefl’in sa¤ kolu olan Yaz›c›o¤lu, ’90’l› y›llar›n bafl›nda Türkefl’le yollar›n› ay›rarak, uzun y›llard›r “dava arkadafll›¤›” yapt›¤› Marafl katliam›n›n bafl sorumlular›ndan Ökkefl fiendiller (Kenger) ile birlikte kendi partisini kuracakt›r. Türkefl’in millet-ümmet çizgisi, Yaz›c›o¤lu’nun kurdu¤u Büyük Birlik Partisi (BBP)’since ümmet-millet olarak de¤iflecek, öncelik ümmete verilerek, dinci-faflist temelde bir örgütlenme esas al›nacakt›r. 1980 öncesinde Ülkü Ocaklar› Genel Baflkan› olan Yaz›c›o¤lu, Ülkü Ocaklar›na alternatif olarak, ilk önce “Nizam-› Alem”i kuracak, daha sonraki dönemde Alperen Ocaklar› ad›n› alan bu oluflum, gençli¤e dönük faflist örgütlenmeyi üstlenecektir. Yaz›c›o¤lu’nun ad› son y›llarda yeni bir yükselifl yaflanan ›rkç›-floven dalgayla birlikte daha s›kça gündeme gelmeye bafllad›, linçlerin bafl savunuculu¤unu yapmay› sürdürdü. 2 Eylül 2005’te Bozöyük’te DEHAP’l›lara karfl›, a¤›rl›kl› olarak BBP’li faflist güruh taraf›ndan gerçeklefltirilen linç sald›r›s›n›n ard›ndan flöyle diyecekti: “Devletin, milletin güvenli¤ini emanet etti¤imiz kurulufllar so-

Çünkü Su yaflamd›r...

den do¤aya b›rak›l›yor. Her y›l 300/500 milyon ton a¤›r metal ve toksik madde sular› zehirliyor.” (Bilim Teknik agy) Durum böyleyken bu, su forumunda de¤erlendirme konusu olmuyor. Burjuvazi golf sahalar› için ormanlar› ya¤malay›p, tonlarca su kulland›¤› halde, televizyonlar›nda döndürüp durduklar› “çevreci” programlar›nda suç, diflini f›rçalayanlara, bulafl›k y›kayanlara ç›kar›l›yor. Ve tabi kesilmifl sularla, kurumufl nehirlerle, susuz kalm›fl tarlalarla faturay› ödeyen yine halk›m›z oluyor.

EKOLOJ‹K MÜCADELE VE FAAL‹YET‹M‹Z Forum kapsam›nda 52 ülkenin imzalad›¤› “‹stanbul su mutabakat›” aç›kland›. Yine BM taraf›ndan “Dünya Su Günü” ilan edilen 22 Mart’ta, kat›l›mc›lar›n tamam› taraf›ndan onaylanan bir bildiri yay›mland›. Yay›mlanan bu belgelerde ortaya konanlar, su kaynaklar›n›n korunmas›na vurgu yapsa da, bunu kapitalist sisteme havale etti¤i için yalandan ibarettir. Sorunu emperyalist-kapitalist sistemden azade gören hiçbir anlay›fl, gerçek bir çözüm ortaya koyamaz. Kârlar› azalmas›n diye her türlü sanayi

rumlulu¤unu yerine getirmez, yasalar› kullanmazlarsa, vatandafl geri kalmaz. Milletin kendi güvenli¤ini sa¤lamak hakk›d›r. ´Ya devlet bafla, ya kuzgun lefle´ demifller. Devlet bafla geçmezse lefl kargalar› ortaya ç›kar. Devlet, devletli¤ini yapmazsa evimizde mi oturaca¤›z?” M‹T, C‹A, J‹TEM gibi kontra örgütlenmelerle iç içe olan, sistemin en önemli dayana¤› olan faflist ideolojinin ve bu ideoloji do¤rultusunda, devrimcilere, ilericilere ve de toplumsal muhalefetin tüm kesimlerine dönük gerçeklefltirilen, baflta katliamlar olmak üzere, her türden sald›r›larda ad› öne ç›kan Yaz›c›o¤lu’nun ad›, en son Hrant Dink cinayeti ve bu cinayetin tüm aflamalar›yla birlikte de an›lmaya bafllad›. Bu eli kanl› katilin, halk›n onurlu-yi¤it evlatlar›na karfl›

at›¤›n› do¤aya b›rakanlar, zehirli gazlarla havay› kirletenler sömürücü s›n›flard›r. Do¤a giderek geri dönülmez bir flekilde y›k›ma giderken, bunu havuz bafllar›nda günefllenerek ya da golf sahalar›nda e¤lenerek seyreden de onlard›r. K›sacas› Dünya Su Forumu’nun anlam› fludur: Katil, cinayeti çözme görevini üzerine alm›flt›r! Yaflanan gerçek bu kadar ç›plakken, buna karfl› gelme sorumlulu¤u esas olarak bizlerin omzundad›r. Öncelikli olarak bilince ç›kar›lmas› gereken çevre sorununun, kendi bafl›na bir sorun olmaktan ziyade emperyalist-kapitalist sistemin yaratt›¤› bir sorun oldu¤udur. Bu ekolojik mücadele olmaktan ziyade emperyalist kapitalist sistemin yaratt›¤› bir sorun oldu¤udur. Bu ekolojik mücadeleyi anti-emperyalist mücadelenin tart›flmas›z bir flekilde parças› haline getirir. ‹kinci olarak ise su sorunu, temel bir insan hakk› olarak, halk›m›z› do¤rudan etkileyecektir, ki bunun örneklerini s›kl›kla görüyoruz. Öyleyse bu sorun örgütlenme çal›flmam›z›n bir alan›, al›p faaliyetimizin konular›ndan biri olarak ele al›nmal›d›r. Bu iki nokta yaflam›m›za kast edenlere karfl› mücadelede bilince ç›karman›z gerekenlerdir.

duydu¤u kin hiçbir vakit dinmedi. Ellerindeki kan hiçbir vakit kurumad›. Bunun içindir ki, Yaz›c›o¤lu hak etmedi¤i bir ölümle ölmüfltür ve bundan dolay› “üzüntümüz büyüktür!” Üzüntümüzün büyüklü¤ü, halka karfl› iflledi¤i suçlar›n hesab›n›n henüz halk ad›na sorulamam›fl ve hak etti¤i cezan›n verilememifl olmas›ndand›r! Tek “tesellimiz” ise, Marafl katliam›n›n bafl sorumlular›ndan olan Yaz›c›o¤lu’nun, halk deyimiyle “kaderin cilvesi” olarak, Marafl’ta ölmesidir. Ne diyelim, “Garag›fl iti buza yap›flt›rd›*” * Sivas atasözü


‹flçi-köylü 9

Politika-gündem

3-16 Nisan 2009

Dersim’de yerel seçimler vesilesiyle ortaya ç›kan tart›flmalar üzerine... Geride b›rakt›¤›m›z yerel seçimler devrimci, demokrat ve yurtsever güçler cephesinde oldukça ilginç ve ibret verici geliflmelere ve tart›flmalara yol açt›. Neredeyse her seçim sürecinde yaflanan görüflme, tart›flma, pazarl›k, polemik trafi¤i bu seçimlerde de oldukça yo¤un sürdü. Bu yo¤unlu¤un derecesi devrimci, demokrat ve yurtsever güçlerin taktik politikalar›na yön veren ideolojik çizginin, bu yap›lanmalar›n s›n›fsal özlerinin göstergesi durumundad›r.

meden yapt›klar› karalama ve sald›r›lar› “dostlar›m›z, yoldafllar›m›z” kavramlar› eflli¤inde yaparak bu kavramlar› da ayaklar alt›na alm›flt›r. Devrimci dostlukla, yoldafll›kla uzaktan yak›ndan ilgisi olmayan tav›r ve pratik sahiplerinin ›srarla ve neredeyse her cümle bafl›nda bu kavramlara sar›lmalar› yak›fl›ks›z ve sorumsuz bir üsluptur. Biz bu üslubu kullanmadan, yarat›lan kafa kar›fl›kl›klar›n› gidermek üzere süreci en bafl›ndan özetleyerek bafllayal›m.

Seçimleri proletaryan›n, emekçi halk›n örgütlenmesi çal›flmalar›nda bir araca dönüfltürme, sistemin her yönüyle teflhirini yaparak devrimin propagandas›na yo¤unlaflma, Kürt ulusunun demokratik hak ve taleplerini dillendirmenin arac› haline getirme, olanaklar ve elde edilen f›rsatlar do¤rultusunda yerel yönetimlerden faydalanma söylemleriyle bafllayan süreç ve bu eksende oluflturulan platformlar, ittifaklar ilerleyen günlerde tuzla buz olmufltur. Kamuoyuna deklare edilen ittifaklar, bolca sarf edilen “birlik, dayan›flma”, “halk›n ç›karlar› etraf›nda kenetlenme” vb. sözler havada as›l› kalm›flt›r. Tam da “asl›na rücu etmek” diye tabir edilecek bir durumdur bu. Küçük burjuva ideolojisinden g›das›n› alan bu ideolojiyle flekillenen anlay›fllar›n baflka türlü davranmas› mümkün de de¤ildir.

Dersim’de yerel seçimlere iliflkin kurumlarla biraraya gelme ça¤r›s› ilk olarak Partizan taraf›ndan yap›lm›flt›r. Yap›lan toplant›da Partizan, yerel seçimlere iliflkin politikas›n› ortaya koymufl, devrimci, demokrat ve yurtsever güçlerin birlikte hareket etmesinin önemine vurgu yapm›flt›r. Toplant›ya kat›lan bütün kurumlar genel yaklafl›mlar›n› ortaya koyarak; birlikte hareket etmek gerekti¤ini belirtmifllerdir. Sonras›nda yap›lan birkaç toplant›da da benzer içerikte ifadeler kullan›lm›flt›r. K›sa bir süre sonra DTP, aday ve parti ismi konusunda merkezi politikalar›n› or-

de yans›tma çabas› içinde olmufllard›r. Gerçek flu ki DDHD denilen oluflum DHF, Dersim Kültür Derne¤i ve TUDEF kurumlar›n›n birlikteli¤inden oluflmaktad›r. DHF, Dersim Kültür, Derne¤i ve TUDEF’te hangi anlay›fl›n hakim oldu¤u da herkes taraf›ndan bilinmektedir. Kimi ba¤›ms›z, örgütsüz, DTP ve Kürt karfl›t› unsurlar› da içinde bar›nd›ran ve esas›nda Dersim halk› içinde Ulusal Hareket’e yönelik tepkili kesimleri biraraya getiren, “Dersim/Zaza kimli¤i” vb. teorileri savunanlar› da içinde bar›nd›ran flekilsiz bir birlikteliktir bu. Esas›nda ise tasfiyecili¤in en bariz göstergesi olan “örgütsüzlü¤ü örgütleyen” bir yaklafl›m›n sonucudur. Bu oluflumun “partiler üstü” ve “Dersim halk›n›n inisiyatifi” diye lanse edilmesi en baflta DHF’nin kendini kand›rmas›d›r, devam›nda halk›n ve devrimci, yurtsever kamuoyunun aldat›lmas›d›r. Böyle bir yönteme niçin ihtiyaç duyulur? Çünkü dayatmac›, benmerkezci tutum, yurtsever güçlere karfl› sergilenen tahammülsüzlük ancak bu flekilde perdele-

n› mahkum ederek EMEP ve DDHD’ye aç›klama yapm›fl ve görüflmeleri sonland›rm›flt›r. DTP ile görüflmelerine devam ederek sonras›nda Devrimci Demokratik Güç Birli¤i’ne dahil olmufltur.

SAFLAR NETLEfi‹RKEN... Partizan’›n ard›ndan EMEP’in de DTP’nin aday›n› destekleyece¤ini aç›klamas›ndan sonra DHF, bafltan beri haz›rl›¤›n› yapt›¤› ba¤›ms›z aday›n› kamuoyuna deklare etmifl, hatta bu u¤urda TKP ile bile ittifak kurmaktan çekinmemifltir. TKP’ye jest olsun diye onlar›n propaganda CD’lerini Dersim halk›na bizzat kendileri da¤›tm›fllard›r. DHF’nin Ulusal Hareket karfl›s›ndaki tutumuna ve ayn› noktada da ezen ulus flovenisti TKP ile bu zeminde buluflmas›na ne demeli? Bu basit bir ittifak politikas› de¤ildir, ortada bir tercih vard›r. Bu, ezilen ulusun hareketine karfl›, ezen ulusun flovenizminin bugünkü bayraktarlar›ndan birini tercih etmektir. Yeri geldikçe Kürt ulusunun demokratik taleplerinden, hakl› müca-

KIR KÜÇÜK BURJUVAZ‹ ‹DEOLOJ‹S‹N‹N GELD‹⁄‹ SON DURUM Dersim özgülünde yaflananlar, çizdi¤imiz tabloda önemli bir yer tutmaktad›r. Bilindi¤i üzere Partizan Dersim’de Devrimci Demokratik Güç Birli¤i içerisinde seçim çal›flmalar›na kat›lm›flt›r. Bu Birlik d›fl›nda duran ve kendisini seçimler özgülünde DDHD (Dersim Demokratik Halk Dayan›flmas›) diye tan›mlayan DHF, ba¤›ms›z aday ç›kartarak “seçim yar›fl›na” girmifltir. Yaflanan ayr›flman›n yaratt›¤› olumsuzluk ve gerginlik ciddi boyutlara ulaflm›fl, seçim sonras›na da taflacak bir hal alm›flt›r. Bu noktaya gelinmesinde DTP’nin dayatmac› (aday ve parti ismini tart›flt›rmama) tutumu etkili olmakla beraber esas›nda DHF’nin dayatmac›, ben merkezci, sorumsuz tutumu belirleyici olmufltur. DHF, DTP’nin dayatmac› tutumunu f›rsatç› bir anlay›flla kullanm›fl, sözde bu dayatmac›l›¤a boyun e¤meyerek “Dersim halk›n›n iradesi, inisiyatifi” do¤rultusunda hareket etti¤ini savunmufltur. Aday›n halk taraf›ndan seçilmesi flart›n› DTP ile yürüttü¤ü tart›flmalarda kullanm›flt›r. Oysa herkes bilmektedir ki DHF, Dersim ilçelerinde ve baflka illerde girdi¤i ittifaklar, yapt›¤› görüflmeler içerisinde “aday halk taraf›ndan seçilsin” ›srar›nda olmam›flt›r. Pekala “halka ra¤men, halk›n iradesini hesaba katmadan” aday belirleme süreçlerine kat›lm›flt›r. Bu durumda Dersim merkezinde DTP ile yap›lan tart›flmalarda demokrasi havarisi kesilerek “aday› halk belirlesin” ›srarc›l›¤›nda olmak, yürütülen pazarl›klarda kullan›lan bir koz olman›n ötesinde bir anlam ifade etmemektedir/etmemifltir. Aday›n halk taraf›ndan seçilmesi Partizan’›n da savundu¤u bir anlay›fl ve yaklafl›m olmas›na ra¤men DTP’nin ifade etti¤i hassasiyetler dikkate al›narak dayatmac› bir tutuma girilmemifl, elefltiri hakk› sakl› tutularak birlikte hareket etme tavr› do¤ru bulunmufltur. Bu noktada da Partizan’›n sürece iliflkin herhangi bir pazarl›k yürütme, “Dersim’de esas güç benim” kompleksiyle hareket etme gibi bir yaklafl›m› olmam›flt›r. Süreç boyunca DHF; DTP ve Partizan’› hedef tahtas›na oturtarak, sald›rgan bir tutum sergilemifltir. Üstelik dur durak bil-

nünde uyar›lar yap›lm›flt›r. DHF, bu görüflmede sorumsuz tavr›n› sürdürmüfl, seçim çal›flmalar› boyunca bu ismi kullanacaklar›n›, çünkü kitlenin DHF ismine yabanc› oldu¤unu savunmufltur. Partizan tarihinin, gelene¤inin bir parças› olduklar›n› ifade ederek pratiklerine hakl› bir gerekçe yaratmaya çal›flm›fllard›r. Bu sorumsuz tutumun devam ettirilmesindendir ki, Partizan bir bildiri yay›mlayarak DHF’nin Dersim halk› içinde yayd›¤› “Partizan DDHD’yi destekliyor”, “DHF, Partizan’›n devam›d›r” vb. yalan ve çarp›tmalara yan›t vermifltir. Bu bildiriyi hazmedemeyen DHF ve Devrimci Demokrasi Gazetesi aç›klama üstüne aç›klama yaparak uydurma ve zorlama teorilerle Partizan’›n bir parças› oldu¤unu ispatlama çabas›na girmifltir. DHF’nin Partizan ismi konusundaki tutumu yeni bir tutum de¤ildir. Geçmiflte de buna benzer tutumlar sergilemifllerdir. Dün daha çekingen ve üstü kapal› bir yöntemle sergilenen bu tutum bugün daha pervas›zca yap›lmaktad›r. Girdi¤i “seçim yar›fl›n›” kazanma h›rs›yla DHF, pusulay› iyiden iyiye kaybetmifltir. Ancak tabi bu tutumu salt seçim yar›fl›n› kazanma h›rs›yla aç›klamak da yan›lg› olur. Nitekim bir dönem Partizan tarihinin bir parças› olmalar› durumu aç›klamaya yetmez. Önemli olan bugün nerede duruldu¤u, hangi ideolojik, siyasal ve örgütsel hatt›n takipçisi oldu¤udur. DHF’nin genel söylemlerdeki benzerlik d›fl›nda Partizan’›n ideolojik, siyasal ve örgütsel çizgisiyle hiçbir ba¤› yoktur. DHF e¤er Partizan ismi üzerinde hak iddia ediyorsa, o zaman kendi varl›¤›n› nas›l aç›klamaktad›r? Kendisini Partizan olarak ifade eden bir yap›lanma oldu¤una ve DHF’nin bu yap›lanmayla hiçbir ba¤› olmad›¤›na göre bu isim üzerinde ›srarc› olmak kendi varl›k zeminini ortadan kald›rmaz m›?

taya koymufl ve bu iki nokta d›fl›ndaki her konuyu tart›flmaya aç›k oldu¤unu belirtmifltir. Bu tav›r bütün kurumlar taraf›ndan elefltirilmifl, dayatmac› bir tutum olarak de¤erlendirilmifltir. Sonraki süreç, daha çok ikili görüflmeler biçiminde devam etmifl; ESP ve HKM k›sa bir süre sonra DTP ile Devrimci Demokratik Güç Birli¤i’ni oluflturmufltur. Partizan, EMEP ve DDHD, Güç Birli¤i’ne ilk baflta dahil olmam›fl, tart›flmalar›n› sürdürmüfltür. Partizan, bu tart›flmalar içinde DTP ile yapt›¤› görüflmelerde ortaklaflma ekseninde yürütülen bir tart›flman›n d›fl›nda herhangi bir pazarl›k tavr› içinde olmam›flt›r. DHF’nin ise, her ne kadar birlikten söz etse de uzun süredir, DDHD çal›flmas› yürüttü¤ü bilinmektedir. 1 y›l öncesinden bafllayarak haz›rl›¤›n› yapt›klar› süreç, asl›nda bugünkü geliflmelerin habercisi durumundad›r. Bir yandan birliktelik sa¤lama söylemleriyle toplant›lara kat›l›p görüfl beyan ederken di¤er yandan alternatif güç oluflturman›n çal›flmalar›n› yapm›fllard›r. DTP’yi dayatmac› tutumla elefltirenler DDHD’yi oluflturup di¤er kurumlar› da “davet etmifllerdir”. Olumsuz yan›t ald›klar›nda da “dostlar›m›z birlikteli¤e yanaflm›yor” diye veryans›n etmifllerdir. Üstelik ›srarla DDHD’yi partiler üstü bir oluflum diye lanse etmeye çal›flm›fllard›r. DDHD’yi Dersim halk›n›n iradesi biçimin-

nebilir. DHF aç›s›ndan ba¤›ms›z hareket etmenin, ba¤›ms›z adayla yola ç›kman›n bir gerekçesi olmal›yd›! En iyi gerekçe de elbette ki, DTP’nin dayatmac› tutumu olurdu(!) DTP’nin aday ve partiyi tart›flt›rmama tavr���nda bizim elefltirdi¤imiz nokta parti isminden ziyade aday konusu olmufltur. Nitekim Partizan’› sürecin bafl›nda EMEP ve DDHD ile ayn› zeminde buluflturan tek nokta bu olmufltur, yani DTP’nin dayatmac›l›¤›. Nitekim DTP ile yap›lan görüflmelerde aday konusu elefltirilmifl ancak, DTP’nin parti ismi konusundaki hassasiyeti hakl› ve anlafl›l›r bulunmufltur. Partizan, EMEP ve DDHD’nin birarada oldu¤u ve Partizan’›n birlikteli¤in sa¤lanmas› için u¤rafl verdi¤i süre boyunca; kendisi d›fl›nda herkese dürüstlük dersi verenler ikili görüflmeler ve pazarl›klarla meflgul olmufllard›r. Partizan, birlikteli¤in sa¤lanmas› için enerji sarf ederken, “halk›n ç›karlar›n› gözeten, tek derdi halk›n inisiyatifi olan” dostlar›m›z enerjilerini yürüttükleri pazarl›klarda harc›yorlard›. Hatta EMEP ile DDHD aras›nda dahi pazarl›klar sonuç vermeyince iliflkiler kopma noktas›na gelmifl, Partizan’›n elefltirileri üzerine yeniden biraraya gelmifllerdir. Yukar›da da belirtti¤imiz gibi Partizan, DTP’nin dayatmac› tutumuna tepki olarak EMEP ve DDHD ile bir süre birarada durmufl, ancak sonras›nda bu geri/yanl›fl tavr›-

delesinden dem vurulacak, ama taktik politikada en floven partilerden biriyle ittifak kurulacak! Görüldü¤ü gibi söz konusu Dersim olunca DHF süreç boyunca savundu¤u taktik politikalar› flarta, koflula ba¤l›yor, Ulusal Hareket’in niteli¤ine iliflkin yapt›¤› tespitleri unutuveriyor. Genel seçimlerde “parlamento ah›r›n› meflrulaflt›rma pahas›na” DTP adaylar›n› destekleyen ve bunu günün devrimci görevi olarak önüne koyan DHF’nin ayn› tutumu yerel seçimde de üstelik Ulusal Hareket’e yönelik sald›r›n›n artt›¤› bir süreçte göstermesi gerekmez miydi? DHF’nin DTP’li adaylar› T. Kürdistan› illerinde destekleme tavr› konu Dersim olunca neden de¤iflmifltir? Dersim’in özgünlü¤ü nedir? Destek tavr›, güçlü olunan yerde daha anlaml› ve somut olacakken, Dersim’de bu deste¤in sunulmamas› ne anlama gelir?

PART‹ZAN ‹SM‹ TARTIfiMASI ÜZER‹NE Süreç boyunca yaflanan tart›flmalar›n en “ilginç” olan› ise DHF’nin Partizan ismi üzerinde tasarrufta bulunma iddialar›yd›. Seçim çal›flmalar›nda Partizan ismini kullanan DHF ile görüflme ve baflka bir kurumun ismini kullanma tutumumun do¤ru olmad›¤›, faydac› bir yaklafl›m oldu¤u yö-

Yine DHF, sayfalar dolusu aç›klamalarla Partizan’›n kim ve ne oldu¤unu anlatmaya çal›flm›flt›r. Neden Partizan ismini kulland›¤›m›z› ak›llara ziyan bir tespitle aç›klamaya çal›flm›fllard›r. Yasal dergi isminden yola ç›karak Partizan ismi üzerinde hak iddia etti¤imizi söylemifl ve üstelik bir de “Partizan, yasal bir derginin ad› de¤ildir” dersi vermifllerdir. Oysa DHF de bizlerin Partizan ismini yasal bir dergi ismi olmas›ndan dolay› kullanmad›¤›m›z›, dayanak noktam›z›n buras› olmad›¤›n› gayet iyi bilmektedir. Partizan’›n yasal bir dergi ismiyle s›n›rlanmayan, onun ötesinde bir anlam› oldu¤unu herkes bilir. Partizan ismini kullanmak için yasal s›n›rlara ihtiyac›m›z olmad›¤› da bilinmektedir. Oysa DHF tam da kendisinin bizi suçlamaya çal›flt›¤› flekilde davranarak bu durumdan faydalanmaya çal›flmaktad›r. Elefltirilerimizi ve uyar›lar›m›z› dikkate almayan DHF, aksine bize, temsilen kulland›¤›m›z Partizan ismi yerine “‹flçi-köylü”, “‹flçi-köylü çevresi”, “‹flçi-köylü birimi” gibi ifadeler kullanm›flt›r. ‹smimizin de¤ifltirilmesi, DHF’nin ya da Devrimci Demokrasi’nin s›n›rlar›n› aflan bir tutumdur. DHF içine sinse de sinmese de bizi ifade eden Partizan ismini kabullenmek zorundad›r. Sonuç itibariyle; DHF bu süreçte rengini iyiden iyiye ortaya ç›karan bir pratik sergilemifltir. ‹deolojik bak›mdan beslendi¤i k›r küçük burjuvazisinin radikal kesiminin karakterine uygun bir hat izlemifltir. Keskin Maocu, Kaypakkaya’c› söylemler ve “birlik, beraberlik” masallar› bu karakterlerini gizlemeye yetmiyor art›k. Sayfalar dolusu yaz›l›p çizilenler ise, sergilenen ilkesiz tutumun aç›klanmas›na, gerekçelendirilmesine yönelik bir ruh halini yans›tmaktan öteye gitmiyor.


‹flçi-köylü 10

Gö¤ün yar›s›

3-16 Nisan 2009

‹flsizlik niye art›yor biliyor musunuz? Baflbakan’›n krizin psikolojik oldu¤u, iflini bilen kesimi etkilemedi¤i, te¤et geçece¤i vb. aç›klamalar›n›n yan›nda, kriz ve sonuçlar›na iliflkin “ilginç” bir aç›klama da Devlet Bakan› Mehmet fiimflek’ten geldi. Asl›nda ülkemizde devlet yetkililerinin bu türden trajikomik aç›klamalar›na s›kça rastlamak mümkün. Keza daha k›sa bir süre önce de yine Baflbakan, kad›nlar› kuluçkaya yatmaya ve “en az üç çocuk do¤urmaya” davet etmiflti. fiimdi de Mehmet fiimflek Eskiflehir Sanayici ve ‹fladamlar› Derne¤i’nce düzenlenen “Küresel Mali Kriz ve Türkiye Ekonomisi Konferans›”nda yapt›¤› konuflmada “‹flsizlik oran› niye art›yor biliyor musunuz? Çünkü kriz dönemlerinde daha çok ifl aran›yor. Özellikle kad›nlar aras›nda kriz döneminde iflgücüne kat›l›m oran› daha art›yor” dedi. Çevre ve Orman Bakan› Veysel Ero¤lu’nun da benzer bir yan›t›n› hemen hat›rlatal›m. Ero¤lu da kendisinden ifl isteyen kad›nlara “Evdeki ifller yetmiyor mu?” yan›t›n› vermiflti. Asl›nda flu kad›nlar soka¤a ç›k›p ifl aramasa, yani ayak alt›nda dolaflmasa ne iyi olurdu de¤il mi?

fiU KADINLAR OLMASA... Mehmet fiimflek’in bu aç›klamalar›nda ilginç olan, sadece kad›nlar› yok sayan bak›fl aç›s› de¤il, ayn› zamanda iflsizlik oran› ile ilgili verilen rakamlar›n da yalan olmas›. Öyle ki, fiahin’e göre 2008’in Kas›m-Aral›k ve

2009’un Ocak döneminde iflten at›lanlar›n say›s› 150-200 bin iken Türkiye ‹statistik Kurumu’na göre ise ayn› dönemde 838 bin kifli daha iflsizler ordusuna eklenmifl durumda. Yap›lan bu ve benzeri aç›klamalar birincisi egemen s›n›flar›n kad›na bak›fl aç›s›n› bir kez daha net bir flekilde ortaya koyarken; ikincisi krizin sonuçlar›n›n toplumda yarataca¤› rahats›zl›¤› da frenlemeyi amaçlamaktad›r. Çünkü gün geçtikçe krizin sonuçlar› emekçileri daha fazla etkilemekte ve art›k kriz nedeni ile intihar edenlerle ilgili haberler gazetelerde daha fazla yer almaya bafllam›fl durumdad›r. Bu durumun kad›nlar üzerindeki etkisi yar›-feodalizm koflullar›nda çok daha yak›c› olmaktad›r. Çal›flma yaflam›nda yeri zaten yok denecek kadar az olan kad›n, kriz koflullar›nda ilk iflten ç›kart›lanlar aras›nda yerini almaktad›r örne¤in. Ailesinin geçimine katk›da bulunmak için birçok fleyi göze alan kad›n patronlar›n dayatt›¤› “fedakarl›k”lar› daha çabuk kabullenmektedir. Hatta ifl yerlerinde yaflanan taciz olaylar›n›n bile bu kayg› ile dillendirilmedi¤i bilinen bir gerçektir. ‹flsizlik vb. kaynakl› aile içi fliddet artmakta, dünyan›n pek çok yerinde oldu¤u gibi ülkemizde de kad›nlar› fuhufl sektörünün hedef kitlesi haline getirmektedir. S›ralarsak;

tar›m kesiminde ve bunlar›n yüzde 81.9’u ücretsiz aile iflçisi olarak çal›flmaktad›r. * 18 sene önce her 3 kad›ndan 1’i istihdam edilirken bugün ancak her 4 kad›ndan 1’i istihdam edilmektedir. * Her 100 kad›ndan 38’i ücret ve/veya yevmiye karfl›l›¤›nda, 49’u ücretsiz aile iflçisi olarak çal›flmaktad›r. Ayr›ca yukar›da da de¤indi¤imiz gibi bu durum aile içi fliddeti de körüklemekte ve iflsizlik yüzünden cinnet geçirenlerin efllerini öldürdükleri yönlü haberler gazete sayfalar›nda fazlas›yla yer almaya bafllamaktad›r. Yine araflt›rmalara dönelim (tabi bu rakamlar›n

TC Baflbakanl›k Aile Araflt›rma Kurumu’nun yapt›¤› araflt›rma sonuçlar› oldu¤unu hat›r›m›zda tutarak); Fiziksel fliddete ailelerin % 34’ünde, sözlü fliddete ise % 53’ünde rastlanmaktad›r. fiiddete maruz kalanlar›n % 80’i yapacak fazla bir fley olmad›¤›na inanmaktad›rlar. Kad›n Dayan›flma Vakf›’n›n (Baflbakanl›k Kad›n›n Statüsü ve Sorunlar› Genel Müdürlü¤ü) yapt›¤› araflt›rma, kad›nlar›n % 97’sinin efllerinin sald›r›s›na u¤rad›¤›n› ortaya koymaktad›r. Bu rakam efllerin yan›nda niflanl›lar, erkek arkadafllar, erkek kardefller ve kad›n akrabalar da dahil olmak üzere efllerinin ailesine kadar uzat›l›nca yüzde 58 olmaktad›r.

‹flsizlikte rekor TÜ‹K’in üçer ayl›k dönemlere göre her ay aç›klad›¤› Hanehalk› ‹flgücü Anketi’nin, “Kas›m-Aral›kOcak 2008” dönemini kapsayan Aral›k ay› sonuçlar› iflsizlik oran›n›n yüzde 13.6’ya ulaflt›¤›n› göstermiflti. Böylece Türkiye genelinde iflsiz say›s› geçen y›l›n ayn› dönemine göre 838 bin kifli artarak 3 milyon 274 bin kifliye yükseldi. Yüzde 13.6’l›k oran, dö-

* Kad›n iflgücünün hala yüzde 71’i kay›t d›fl› sektörde çal›flmaktad›r.

nemin en büyük krizi olarak kabul edilen 2001 y›l›n› da 3 puan geride b›rakm›fl durumda.

* K›rsal kesimdeki her 100 kad›ndan 89’u

Filipinli kad›nlardan eylem Uluslararas› Emekçi Kad›nlar Günü ve Filipinler kad›n örgütü Gabriela’n›n 25. kurulufl y›ldönümünde yap›lan aç›klamada konuflan Liza Maza ve Luz Ilagan yapt›klar› ça¤r›da “Baflkan Arroyo’nun Baflkanl›k Saray›’n› devrald›¤› sekiz y›l›n sonunda Filipinli kad›nlar›n durumu daha da kötüleflti. D›fl müdahaleler karfl›s›nda bir yandan kibirli kölelik tutumu al›rken, di¤er yandan iktidar›n› ebedilefltirme tavr› tak›nan Arroyo hükümeti, ›st›rap, yoksulluk, afl›r› yozlaflma ve kad›na karfl› fliddet yay›yor”dediler. 23 Mart günü sabah saat 9.00’da pembe ve mor tiflörtler giymifl kad›nlardan oluflan bir kitle, Welcome Rotanda Caddesinde topland›. Bayan Muna, Migrante International, Bagong Alyansang Makabayan, Evrensel Kad›nlar Forumu, Anakpawis ve Filipinlerin Duyarl› Sanatç›lar› gibi çeflitli örgütlerden binlerce kifli Mendiola’dan Manila’ya kadar yürüdü. Kalabal›k, kitle gösterileri ve katliamlarla ünlü Mendiola Köprüsü’nün aya¤›na geldi¤inde, Arroyo yönetimine ça¤r›da bulunularak Filipinler ve Amerika aras›nda kad›n eme¤inin ihraç edilmesini öngören anlaflman›n (Visiting Forces Agreement [VSA]) çöpe at›lmas› gerekti¤ini içeren bir program okundu. Gabriela sözcüsü Joms Salvador, emperyalist bask›ya karfl› savaflan kad›nlar› selamlad›. Amerikan askeri üslerinin 1991’de kald›r›lmas›nda ve D›fl Güçler Anlaflmas›’na karfl› verilen mevcut savaflta kad›nlar›n rolünün alt›n› çizdi. (Kaynak; Solun Do¤usu)

Dakikada 8 kad›n fuhufla sürükleniyor Geçti¤imiz hafta içinde Paris’te birçok örgüt, 3 Mart Dünya Seks Köleli¤iyle Mücadele Günü dolay›s›yla, istismara karfl› kamuoyunu duyarl› k›lmak için harekete geçtiklerini aç›klad›lar. Etkinli¤i düzenleyen gruplardan biri olan, Uluslararas› Kad›n›n Sesi Grubu (GIPF) yetkililerinden Swan Valandry, insanlar›n bu biçimde istismar edilmelerine karfl› kamuoyu oluflturmaya çal›flt›klar›n› belirtti. Düzenleyenlerin kimliklerinden ba¤›ms›z verilen rakamlar oldukça çarp›c›. Öyle ki, BM verilerine göre her y›l 4 milyon insan fuhufl bata¤›n›n yeni kurbanlar› oluyor, bu da dakikada 8 yeni kurban anlam›na geliyor. (H. Merkezi)

Tecavüz ma¤duru hakk›nda rapora tepki KESK Kad›n Sekreteri Songül Morsümbül, tecavüz ma¤duru S.F.T. (14) adl› çocuk hakk›nda ‹stanbul Adli T›p Kurumu’nun “Ma¤durenin beden ve ruh sa¤l›¤› bozulmam›flt›r” fleklinde rapor vermesine tepki gösterdi. ‹stanbul Adli T›p Kurumu’nun “Ma¤durenin beden ve ruh sa¤l›¤› bozulmam›flt›r” yönünde verdi¤i karar ile Hüseyin Üzmez olay› aras›ndaki benzerli¤e dikkat çeken Morsümbül, “Sanmay›n ki, tarih tekerrürden ibaret. Tekerrür eden Adli T›p Kurumu’nun ve yarg›n›n cinsiyetçi, kad›nlar› ve k›z çocuklar›n›n geleceklerini karartan ve onlar› katledenleri ödüllendiren kararlar›d›r” dedi. (H. Merkezi)

Taciz her yerde! Sakarya Üniversitesi’nde düzenlenen “Uluslararas› Disiplinleraras› Kad›n Çal›flmalar› Kongresi”ne “Üniversitede K›z Ö¤rencilere Yönelik Taciz Üzerine Bir Araflt›rma” bafll›kl› bildiri sunan Uluda¤ Üniversitesi Dr. Serpil Aytaç, üniversitede k›z ö¤rencilerin maruz kald›klar› cinsel tacizleri ortaya ç›kartmay› amaçlad›klar›n› kaydetti. Aytaç, cinsel tacizin, karfl› cins taraf›ndan yap›lan her türlü istenmeyen, rahats›zl›k verici ve devaml›l›k arz eden cinsel tutum ve davran›fllar› ifade etti¤ini belirterek, “bunun kapsam›na sözlü, görsel, dokunma, psikolojik cinsel taciz de giriyor. Cinsel taciz sadece karfl›daki insana istemedi¤i halde dokunmak de¤ildir. Di¤er bafll›klar da cinsel tacize giriyor. Ve bu tür davran›fllar özellikle k›zlarda çok a¤›r yaralar b›rak›yor” diye konufltu. Araflt›rmay› üniversitenin etik kurulundan izin alarak iktisadi ve idari bilimler fakültesinde okuyan ö¤renciler aras›nda 15 soruluk bir anketle gerçeklefltirdiklerini dile getiren Aytaç, flu verilere ulaflt›klar›n› kaydetti: “591 k›z ö¤renci aras›nda bir araflt›rma yapt›k. Araflt›rmaya kat›lan ö¤rencilerin yüzde 86.9’u cinsel tacize u¤rad›klar›n›, 13.1’i de cinsel tacize maruz kalmad›klar›n› belirttiler. Kampüs içinde k›z ö¤rencilerin yüzde 23.9’unun sözlü, yüzde 7.3’ünün fiziksel, yüzde 5.3’ünün psikolojik, yüzde 12.6’sinin görsel, yüzde 21.4’ünün hepsine birden ve yüzde 29.5’inin ise en az 2 farkl› flekilde tacize u¤rad›klar›n› belirtti. Ö¤rencilerin yüzde 15.3’ünün kampüs içindeki herhangi bir ö¤renciden, yüzde 3.6’s›n›n yak›n arkadafl›ndan, yüzde 54.3’ünün kampüste çal›flanlardan, floför, jandarma, memur ve kampüse gelip giden vatandafllardan, yüzde 2.3’ünün kendi hocas›ndan ve 24.6’s›n›n ise, hepsinden cinsel tacize u¤rad›klar› anlafl›ld›.” Ö¤rencilerin yüzde 22.8’si s›n›f, yemekhanede, oto-

Parisli kahraman kad›nlar… Paris Komünü s›ras›nda enenternasyonal flubeleri, sendikal örgütler, kooperatifler, bafllabafllar›nda cumhuriyetçi Merkez KoKomite bulunan ilçe komiteleri ve devrimci kulüpler arac›l›¤›yla, gerçek anlam›yla tüm Paris halhalk› iktidardayd›. Daha kuflatma s›ras›nda kuku-

büste ve yurtta cinsel tacize u¤rad›klar›n› söylediklerini kaydeden Aytaç, flunlar› söyledi: “Kampüs içinde aç›k alanda tacize u¤rayan ö¤renci oran› yüzde 35.7 ve kampüs içinde her yerde tacize u¤raflan ö¤renci oran› ise 41.5’dir. K›zlar›n yüzde 5.6’s› kad›nlardan, yüzde 91.9’u erkeklerden, yüzde 2.4’i ise her iki cinsten tacize u¤ram›fllar. Araflt›rmada ö¤retim üyelerinin ö¤rencilere cinsel tacizde bulundu¤unu tespit ettik. Ö¤renciler s›n›f geçememe korkusuyla bu tacizi söylemiyorlar. ‘Neden flikayet etmediniz’ dedi¤imizde ‘mezun olma flans›m yok’ diyor. ‘Evime gel ders çal›flt›ray›m’ demek de bir cinsel taciz, ama hocalar ‘artniyetli demedik’ deyip kurtuluyorlar.” Aytaç, ö¤rencilerin yüzde 13.6’s› tacizden etkilenmediklerini, yüzde 54.5’i bu olay›n kendisini sürekli tedirgin hissettirdi¤ini, yüzde 4.5’i kendine olan güveninin kayboldu¤unu, yüzde 5.6’s› performans›n›n düfltü¤ünü, yüzde 21.8’i de karfl› cinse olan güveninin kayboldu¤unu, sinirlendi¤ini ve çaresizlik hissetti¤ini belirtti. Kiflilerin sözlü tacizden etkilenmedi¤ini, fiziksel taciz karfl›s›nda panik ve korku yaflad›¤›n›, psikolojik tacizin motivasyon kayb›na yol açt›¤›n›, ve görsel tacizin panik Serpil Aytaç duygusu uyand›rd›¤›n› bildiren Aytaç, flunlar› kaydetti: “Bat› toplumlar›nda üniversitelerde cinsel taciz a¤›r bir suçtur ve kad›na yap›lan cinsiyete dayal› ayr›mc›l›k olarak de¤erlendirilmektedir. Ayr›mc›l›k ise Frans›z ‹htilali’nden, ‹nsan Haklar› Evrensel Beyannamesi’ne, her toplumun üzerinde ›srarla durdu¤u önemli bir konudur. Ö¤rencilerin kampüs içinde u¤rad›klar› cinsel tacizi söyleyebilecekleri bir birim oluflturulmal›. Dünyan›n birçok geliflmifl ülkesinde bu var. fiikayetçinin kimli¤inin ortaya ç›karmadan flikayet mekanizmas› iflletilmeli. Cezan›n cayd›r›c› olmas› için yasal tedbirlerin al›nmas› halinde kampüs içinde k›z ö¤rencilerin u¤rad›klar› cinsel taciz azalacakt›r.” (H. Merkezi)

Tarihte kad›n rulmaya bafllanan kulüplerin sasay›s› artm›flt› ve bu kulüplerde ivedi örgütlenme ve savunma sorunlar›n›n yan› s›ra, toplumtoplumda kad›n›n yeri, sermaye-emek iliflkileri vb. gibi daha genel sosorunlar da tart›fl›l›yordu. Öte yandan, kad›nlarda ha reketsiz kalm›yorlard›. Marks’›n bir dostu olan Yelizaveta Dmitriyeva taraf›ndan, Paris

savunmas›na ve yaral›lara yar d›m için 11 Nisan 1871 ’de ku rulan Kad›nlar Birli¤i ’nde bi raraya gelen kad›nlar, yaln›z gü venlik komitelerinde ve kulüp lerde de¤il, kantinci, ambulans ç› ya da asker olarak, siperler de etkinlik gösteriyorlard›. Marks bu kad›nlar için, “ilk “ilk-ça¤ kad›nlar› gibi kahraman, soylu ve özverili gerçek Pa risli kad›nlar ” diye yazacakt›.

Yorumsuz...

❑ Antalya’n›n Manavgat ilçesinde emekli ö¤retmen 56 yafl›ndaki Muhsin fi., ilkö¤retimde 5 y›l okuttu¤u 14 yafl›ndaki k›z ö¤rencisine “ders çal›flt›rma” bahanesiyle 2 y›l boyunca tecavüz etti. ‹lkö¤retim ö¤rencisi k›z, korktu¤u için bafl›na gelenleri kimseye anlatamad›. Emekli ö¤retmeni, tecavüz görüntülerini bulan 18 yafl›ndaki kendi k›z› polise ihbar etti. ❑ Gaziantep’te 21 Mart günü ö¤le saatlerinde sokakta karfl›laflan Hüsna Korkmaz (56) ile kay›nbiraderi Cuma Korkmaz (55), bir baflka kay›nbiraderinden aileye miras olarak kalan ev nedeniyle tart›flt›. Sinirlenen Cuma Korkmaz, cebinde tafl›d›¤› b›çakla yengesini kar›n bofllu¤undan yaralad›, sonra da bo¤az›n› kesti. ❑ Avusturya’da öz k›z›n› 24 y›l boyunca evinin bodrumuna hapsederek tecavüz eden ve bu ensest iliflkiden 7 çocuk sahibi olan Josef Fritzl (74) ömür boyu hapse mahkum edildi. Fritzl, öz k›z›ndan sahip oldu¤u 7 çocuktan birini do¤umdan hemen sonra hastaneye kald›rmay›p s›¤›naktaki sobaya atarak yakt›¤› için de “kasten cinayet ifllemekle” suçlan›yordu. Jüri üyelerinin, san›k Fritzl’i cinayetten de suçlu buldu¤u bildirildi. Fritzl, yap›lan duruflmas›da zay›f ve titreyen bir sesle, “Yapt›klar›mdan dolay› bütün kalbimle piflman›m. Ancak aileme yapt›¤›m tüm kötülükleri düzeltmem maalesef mümkün de¤il. Verdi¤im tüm bu zarar› asgariye düflürmeye çal›fl›yorum” dedi. Ancak Hakim Andrea Humer, jüri üyelerinin karar›n›n ard›ndan, san›k Josef Fritzl’i ömür boyu hapis cezas›na mahkum etti¤ini aç›klad›.

Üzmez davas› ertelendi Bursa’da, 14 yafl›ndaki k›z çocu¤una cinsel istismarda bulunmak suçundan yarg›lanan Vakit Yazar› Hüseyin Üzmez’in davas›, Adli T›p Kurumu’nun B.Ç’ye 16 Nisan’da muayene günü verdi¤i için ertelendi. Bursa 4. A¤›r Ceza Mahkemesi’nde görülen davan›n 5. duruflmas› sadece 7 dakika sürdü. Hüseyin Üzmez ve olaya yard›mc› oldu¤u iddias›yla yarg›lanan B.Ç’nin annesi Livaze Ç., avukat› Emin Ali Kav ile B.Ç.’nin savunmas›n› üstlenen Av. Nevin Cambaz kat›ld›. Duruflmada konuflan Üzmez’in avukat› Emir Ali Kav, ma¤dure B.Ç.’nin san›k Üzmez hakk›nda hiçbir flikayetinin olmad›¤›n› ifade ederek ma¤dure için Bursa Barosu’ndan tayin edilen avukat Nevin Cambaz’›n yasa gere¤i temsil hakk›n›n olmad›¤›n› söyledi. Buna karfl› Mahkeme Heyeti Baflkan› Kadir Ünal, “Buna kar›flmak için sizin yetkiniz yok” diye cevap verdi. ‹stanbul Adli T›p Kurumu’nun ma¤durenin 16 Nisan’da muayeneye getirilmesi yönünde bilgi verdi¤ini aç›klayan mahkeme heyeti, Üzmez hakk›nda al›koymak suçundan soruflturma aç›l›p aç›lmayaca¤› yönünde Yalova A¤›r Ceza Mahkemesi’nce verilecek karar›n beklenmesini kararlaflt›rd›. Duruflma, ‹stanbul Adli T›p Kurulu 6. ‹htisas Dairesi’nin B.Ç.’ye verdi¤i “ma¤durun ruhsal sorunu olmad›¤›n›” içeren raporu yok kabul etmesi nedeniyle, ma¤dur olan çocu¤un bu kez ‹stanbul Adli T›p Kurulu Genel Kurulu’nda 16 Nisan günü haz›r bulundurulup tekrar kontrol edilmesi için 26 May›s’a ertelendi. Kad›nlar›n tepkisinden çekindi¤i için arka kap›dan Adliye’ye al›nan Üzmez, yine arka kap›dan ayr›ld›. Duruflmayla ilgili soru yönelten gazetecilere Üzmez, “Kader Allah’tan, takdir mahkemeden” diye cevap verdi. (H. Merkezi)


‹flçi-köylü 11

Kavga okulu

3-16 Nisan 2009

Nisan’›n on befli sa¤›r kald› ya...

Kay›p a¤›r!

Afla¤›daki yaz› Özgür Gelecek Gazetesinin 1996 y›l›nda ç›kan 73. say›s›ndan al›nm›flt›r. Bir tek Nisan’›n on befli beyazd› sanki onu da kana bulad›lar. Bir tek on befli slogans›zd› Nisan’›n sanki onu da sloganlarla yudular. Bir tek on befli an›s›z kalm›flt› Nisan’›n sanki onu da son nefesinde yoldafl bafl›n› kanl› boynuna bast›rarak duygular›m›z› kan›n s›cakl›¤› ile kamç›lad›lar. Ve bir tek Nisan’›n on befli sa¤›rd› sanki top mermileriyle “›rmak”layarak yoldafl aya¤›yla okflanan patikalar› gümbürtüye bo¤dular. Kallefl, hain ve korkakl›¤›n say›s›z tekerrürü olarak zulüm yine uzakta durarak binlerce metre haks›zl›¤a tutunma nefesini emperyalist efendilerinin namlular›ndan soludular. Hemo’yu, Meral’i ve Munzur’u kurtulufl ordusunun yürüyüfl kolundan çekip ald›lar. Nisan’›n on befli ve geceydi…..

‹LK PATLAMA... ‹K‹NC‹ VE ÜÇÜNCÜ... Artç› komutan›n telsizine siyasi komiserin telsizinden gelen ilk mesaj Ahmet’in yaraland›¤› yönündeydi. Bütün duyular düflman›n en küçük bir siluetine kilitlenmek üzere arazi zapt›na giriflilmiflti. Bütün sürünmeler at›fl yönüne yönelmiflti. Düflmanca olan her fleyin karn›na mermiyle girilecekti. Ama düflman yoktu. Hemo’ya ulaflan merminin iki buçuk kilometre uza¤›ndayd› düflman, korkak düflman ödleklik mesafesindeki bir pusudayd›. Termal kameralar›n gözüne tak›l-

m›flt›k bir kez. Tank namlusunun so¤umas› beklenmeden ikinci bomba ateflleniyordu. Üçüncü, dördüncü… Onuncu… Kulaklar at›fl alan›na girmifl yoldafllar›n yeniden konuflacak telsizindeydi. Mesaj ak›fl› kesilmiflti. Her k›p›rdan›flta kulaklar›n›n alt›nda patlayan bomban›n iflitme duyusunu ifllevsiz b›rakt›¤›n› kim o anda düflünebilirdi ki? Yar›m saat sonra “Hemo’nun flehit düfltü¤ü” mesaj› geldi… Ve bir saat sonra siyasi komiser flarapnel parçalar›yla lime lime olmufl üst bafl›n›n içinde üç de derin yarayla at›fl alan›n›n d›fl›na ç›karak yoldafllar›na emanet etti kendini. Üç kifli, etraf›nda hilal çizerek bekledi¤imiz ve onlarca top mermisiyle dövülen yüz metrekarelik alan›n içinde flehit kalm›flt›. Ahmet, Munzur ve Meral’di; Da¤lar›n lokman hekimi, narkozsuz, cihazs›z, say›s›z ameliyat ustas›, yaral› gerillan›n hayat kurtar›c›s›, Dr. Meral; do¤an›n ve onun en haflmetli girinti ve ç›k›nt›s›ndaki say›s›z hareketin flafl›rt›c› gözlemcisi “sigaran›n külünü” ve “ …çatal k›v›lc›mlanan engere¤in dilini” bir at›mda vuran ve her tür devrimci baflar›n›n gerçekleflmesi için k›vranan Munzur söylencesindeki pak kiflili¤i aratmayan gerçe¤in komutan Munzur’u; Ve evet gerçek anlamda dikili bir bafl ölürken bile yak›n›ndaki yoldafl›n›n bafl›n› kan s›zan yüre¤ine bast›rarak “Yaflas›n partimiz… Yaflas›n ordumuz…” sloganlar›n› atarak en önemlisi de partinin o ana kadar içinden geçmekte oldu¤u sürecin olumsuzluklar›na karfl› durman›n tarihsel sorumlulu¤una sahipli¤ini yaflam›n›n son saniyelerinde

Pusula Proleter çizgi mutlaka militan›n› yarat›r! Proletarya Partisi dün oldu¤u gibi bugün de kadro eksikli¤i ve var olanlar›n nitelikleri üzerinde tart›flmalar yapmaktad›r. Burada yan›tlanmas› gereken soru, yap›lan bu vurguya ra¤men bu sorunun çözümü için yarat›c› ve özgün prati¤in izlenmemesidir. Daha da somutlayacak olursak, tüm belirlemelere ra¤men mücadele içinde öne ç›kan militanlara dönük özel ve özgün bir çal›flman›n yürütülmemesidir. Tabii ki bu çal›flmalar örgütsel ve pratik görevleri d›fllayacak bir tarzda olmamal›d›r. Herkes flu gerçe¤i iyi kavramal›d›r. Merkezine enerjik ve militan bir mücadeleyi koymayan hiçbir komite yeni militan adaylar›n› a盤a ç›karamaz. Bu konuda ne kadar güzel planlamalar yap›l›rsa yap›ls›n, e¤er plan uygulay›c›lar›n›n militan düflünüfl tarz› ve yürüyüfl temposu sakatlanm›flsa, yap›lan be-

lirlemeler ve öngörülen hedefler ka¤›t üzerinde kalmaya mahkumdur. Yine örgütlü güçlerin yeteneklerini a盤a ç›karmamak, ona göre görevlendirmeler yapmamak, birçok insan›n olumlu temelde geliflimini engeller. Hiç flüphesiz devrimci militanlar›n çok yönlü bir meziyete sahip olmalar› gerekir anlay›fl› do¤rudur. Ama do¤ru olan baflka bir fley daha vard›r, o da herkesin her fleyi ayn› düzeyde yapamayaca¤› gerçe¤idir. ‹flte tam da burada yeteneklerin do¤ru keflfi ve ona uygun konumland›rma olgusu karfl›m›za ç›k›yor. fiuras› aç›k ki, yeni kadrolar günü birlik politikalarla, boflluklar› doldurma mant›¤›yla a盤a ç›kar›lamaz. Tam tersine bunun için militan çizginin yön verdi¤i planl› çal›flma, ideolojik e¤itim, denetim vb. politikalar›n uygulanmas› flartt›r. Bugün aç›s›ndan sorunu ele ald›¤›m›zda söylemden çok somut icra-

de unutmaks›z›n “Partiyi konferanstan güçlendirerek ç›kar›n” diye hayk›ran gerçek bir önder kiflilik olarak Ahmet yoldafl, flehit kalm›flt›. Top mermileri hep onun bulundu¤u alan› dövüyordu. ‹lk yaray› ilk patlay›flta alm›flt›. Yan›ndaki yoldafl (bölge siyasi komiseri) kendilerinden 15–20 metre uzakl›ktaki Dr. Meral’e sesle ulaflarak gelmesini isterken bir yandan da Ahmet yoldafl›n üstündeki önemli örgütsel belgeleri, silah› ve teçhizat›n› almaya koyulmufltu. Düflman yaflams›z kalm›fl fizi¤imizi alabilse bile bir tek kurflunumuzu almamal›yd›. Bu ölüm kuflatmas›nda bile unutulmayan ilkeydi.

lah teçhizat ve belgelerini alarak b›rak›p milim milim sürünmeye koyuldular. Meral de yan›ndaki yoldafl› da yaral›yd›. Kulaklar› hiçbir fleyi duymuyordu. Gece sa¤›r, gece dilsizdi sanki. Sadece kâh burunlar›n›n kâh koltuklar›n›n kâh ayaklar›n›n alt›nda patlayan top mermisinin ç›kard›¤› k›v›lc›m› gördüklerinde topra¤a birkaç saniye yap›fl›p yeniden sürünmeye devam ettiler. Görüfl menzilinin d›fl›na birkaç metre kalm›flt› ki ikisinin aras›na düflen yeni bir top mermisi onu susturmufltu.

GECE SA⁄IR VE D‹LS‹ZD‹

Munzur peflpefle patlayan top mermileri alt›nda, birli¤in at›fl menziline girmifl k›sm›n› kay›ps›z ç›karabilmek ve her yoldafl›n› komutlar›yla mevzilendirip geri çekmek için harekete geçmiflti. Pusu alan›n›n d›fl›na ç›k›p artç› k›s›ma yetiflen kad›n gerillan›n anlatt›klar› onun yoldafllar›na ve komutanl›k sorumlulu¤una karfl› duydu¤u bu hassasiyeti ilkesel hata yapmaya götürdü¤ü yönündeydi. Çünkü ayakta sa¤a sola koflarken “yat›n”, “afla¤›ya sürünün” (ki bu komutlar yerinde ve do¤ru talimatlard›) derken kendisinin sorumlu¤unu ayakta yapt›¤›yd›. Savaflta hatan›n affedilmezli¤i buydu. Kad›n gerillay› komutlar›yla do¤ru yönlendirip onu sa¤ salim pusu noktas›ndan ç›karan Munzur yoldafl bu komutunu ayakta verirken kendisi üçüncü bir flehit olarak pusu alan›nda kalm›flt›. Nisan’›n on befli sa¤›r… Kay›p a¤›rd›… Her biri kendine has cevheri özellikler tafl›yan üç komünist bafl, üç yoldaflt›, Meyvan’da düflüp kalan. Her biri birer engin derya olarak parti kadrosu gözü pek komünistlerdi. Ve flimdiden sonraki zamanlar›n kelebek kulaklar› dahi zafer flark›lar›m›z sayg› uçufllar›yla dinleyecektir. Onlar devrimci yürüyüflümüzün gök k›y›s›na yak›nlaflt›r›c› basama¤› oldular, bilincimizde sonsuzlafl›p s›n›f kinimizi bilediler. (Bir yoldafl›)

Dr. Meral top mermilerinin patlay›c›s› alt›nda sürüne sürüne Ahmet’e yaklafl›rken Ahmet ikinci darbeyi de alm›fl kolunu, baca¤›n› ve yüre¤ini flarapnele kapt›rm›flt›. ‹flte ölümü tahlil etti¤i ve say›l› birkaç saniyesini de yine partiye ve yoldafllar›na ay›rarak vasiyetini sözcüklere döktü¤ü an, bu ikinci ölümcül darbenin sonras›yd›. “Yoldafllar partiyi konferanstan güçlendirerek ç›kar›n.” Bu Ahmet’in sonsuz evrenin kulaklar›na hayk›rd›¤› son direnifl ve kavga hayk›r›fl›yd›. Dr. Meral ona ulaflmaya birkaç metre varken baca¤›ndan bir flarapnel alarak sürünmeye devam etmiflti. Ahmet’in yan›na ulaflt›¤›nda kendisi de yaral›yd›. Evet, o yara yaral› bir yoldafl›na bombalar alt›nda ulaflmak ve ölümü engellemenin bedeli bir yarayd›. O yoldafll›¤›n gere¤i bir çaba, inançlar›n gere¤i bir feda ruhuydu. Ve ancak komünist ve devrimcilerin gösterebilece¤i bir yürekli yürüyüfltü ölüme. Bir yoldafl› ölümden al›koymak için ölmek, bir yoldafl›n hayat›n› garantiye almak için hayat›n› feda etmek! ‹flte Dr. Meral’in tavr›, iflte kurtulufl ordusu militanlar›n›n birlik ve dayan›flma hamuru. Dr. Meral’in hayat›n› feda ederken ortaya koydu¤u gerçek buydu. 15 Nisan gecesi Meyvan Vadisi’nde… Ve sonra Ahmet’i üzerindeki si-

ata ihtiyaç vard›r. Her çal›flma alan›n›n, her komitenin kendi haleflerini e¤itme konusunda somut pratik ad›mlar atmas› gerekir. fiu da bir gerçek ki; y›¤›nlar› sömürücü s›n›flara karfl› son derece cesur ve kararl› bir mücadelenin içinde e¤itmek, örgütlemek, proleter bir disiplin alt›nda savaflt›rmak için öncelikle dönemin kadro ve militanlar›n›n bu cesur ve özverili niteliklere sahip olmalar› gerekir. S›kça kitlelerle var olan ba¤lar›m›z›n zay›fl›¤›na, devrim ve sosyalizm mücadelesindeki gerili¤e vurgu yap›yoruz. Tabii ki sonuçlara dikkat çekerek, nedenlerin üzerinden atlan›lamaz. Burada as›l neden ideolojik, siyasal, örgütsel düzeyde tafl›nan yönetme, harekete geçirme zafiyetleridir. Görülmesi ve düzeltilmesi gereken bu yönlerdir. Tüm bu sorunlar zay›f de¤il güçlü bir parti bilinciyle afl›labilir ancak. Partinin ç›karlar›n› her fleyin üstünde tutan, parti ç›karlar› ile halk›n ç›karlar›n› birlefltiren ve bu u¤urda savaflmak için her türlü özveride bulunan militanlar›n say›sal düzeyi ve nitelikleri artt›kça, öngörülen görevlerin yarat›c› bir tarzda uygulanmas› da mümkün hale gelir.

N‹SAN’IN ONBEfi‹ SA⁄IRDI

Kitlelere güven, ancak bu devrimci pratiklerle verilir. Devrimci militanlar kaybettikleri güvenlerini ancak böylesi can bedeli bir savafl›mla yeniden kazanabilirler. Bunun ne baflka bir yolu ne de reçetesi vard›r. Son süreçte derinleflen ekonomik krizle birlikte, iflsizlik, yoksulluk katlanarak devam ediyor-edecek. Kitlelerin önemli bir bölümü öfke dolu. Ama bu öfkeyi do¤ru bir temelde emperyalizme ve uflaklar›na karfl› öldürücü bir savafla dönüfltürme iradesi zay›f. Tabii ki bu böyle gitmeyecek ve bu tablo mutlaka de¤iflecektir. Temel sorun bu de¤iflim sürecini h›zland›rmak için hepimizin üzerimize düflen görevleri asgari düzeyde yerine getirme sorumlulu¤unu tafl›mas›nda dü¤ümleniyor. Bu sorumluluk, devrimci prati¤e, kitlelerle somut sorunlar› üzerinden ba¤ kurma sürecine h›z kazand›racakt›r. Sorunlara seyirci kalmay› de¤il, onlar› çözme, bütünün d›fl›nda (ya da söylemde içinde olup) kal›p ö¤üt vermeyi de¤il, onun bir parças› olma ahlaki ve vicdani sorumlulu¤unu yükler. ‹çinden geçmekte oldu¤umuz bu süreçte söz konusu dönemin baz›

Bahar Nergizlerle gelecek “Emre yoldafl›n dedi¤i gibi; belki yüzümü parçalayabilirisiniz ama yüzümdeki tebessümü asla yok edemezsiniz…” 1970 y›l›nda iflçi bir ailenin çocu¤u olarak ‹stanbul Maltepe’de dünyaya gelen Nergiz Gülmez, ekonomik zorluklar içinde büyür. Okul yaflam› 1978 y›l›nda Maltepe Afyon ‹lkö¤retim Okulu’nda bafllar. Okulda baflar›l› bir ö¤rencidir. ‹lkokuldan sonra ortaokul ve liseyi Maltepe’de okur. Ortaokulda ö¤renci iken yaz tatillerinde küçük iflletmelerde çal›flarak ihtiyaçlar›n› giderir ve aile bütçesine katk›da bulunur. Nergiz, devrimci de¤erleri daha çocukluk evresinde abisinin Metris Hapishanesi’nde kald›¤› dönemlerde hapishane kap›lar›nda birçok fleye tan›kl›k ederek beyninde oluflan sorular ve sorular›n yan›tlar›n› alg›lamaya çal›flarak bulur. Böylece çelik su almaya tav›nda dövülmeye bafllar. 1989–1990 sürecinde Kartal Halkevi ve Yeni Demokrasi dergisi çal›flan›d›r. Nergiz, art›k bir Partizan olarak kitlelere düflünce tafl›y›c›d›r. Bir yandan ö¤renen bir yandan ö¤rendiklerini kitlelere tafl›yand›r. fiiir ve türkü tutkunudur. fiarjöründe mermi eksik etmeyen savaflç› gibi çantas›nda fliir kitab›, flark› türkü kaseti, türkülerin yaz›l› oldu¤u ajandalar› eksik olmaz. Dergi ve bildiri ula¤›d›r. Girdi¤i her eve bunlar› ulaflt›r›r. Korsan gösteri, mitingden mitinge koflturand›r. Legal çal›flman›n yan› s›ra bu dönemde illegal olarak ‹smail Oral’a ba¤l›

özelliklerini içermektedir. Proletarya Partisi’nin bu somut durumdan yararlanmas› devrimden menfaati olan toplumun di¤er kesimleri üzerinde etkinlik kurmas› için ilkeli ›srarl› bir mücadele çizgisi izlemesi gerekir. Bu çizgi, ideolojik hesaplaflmay› ve düflmana karfl› mücadelede stratejik hedefine uygun bir mücadeleyi içerir. Böyle bir yönelimi ve çabay› içermeyen tüm faaliyetler yetersiz ve eksiktir. ‹deolojik mücadelede okun sivri ucunu reformizmetasfiyecili¤e yöneltmek gerekir. Bugün hem ülkemizde hem de uluslararas› planda devrim mi reformizm mi ikileminde koflullar teorisiyle perdelenen reformist çizgiler, demokratik devrim ve sosyalizm mücadelesi için büyük tehlikeler oluflturmaktad›r. Bu tehlikeleri görmek, bu konuda ideolojik planda yap›lmas› gereken görevleri yerine getirmek; enternasyonal proletaryan›n önemli görevlerinden biridir. Elbette ki genifl emekçi y›¤›nlar üzerinde büyük bir etki yaratmak, devrimci bir otorite kurmak için, öngörülen politikalar do¤rultusunda militan bir çizgi izlemek temel bir sorundur. Y›¤›nlar›n güvenini kazanmak, so-

olarak hapishane kuryeli¤i yapar. Oral’›n verdiklerini yol yöntem bularak hapishaneye iletir. Korkusuz ve yi¤ittir.1991’de illegal iflçi komitelerinde görev al›r.1993’te yap›lan operasyonda gözalt›na al›n›r. Düflman karfl›s›nda boyun e¤meyenlerdendir. DGM’den serbest b›rak›l›r. Yeni çal›flma alan› Özgür Gelecek gazetesidir. ’93’te Umut Yay›mc›l›k’tan ç›kan Newroz kitab›ndan dolay› yay›nevi sahibi olarak tutuklan›r. Adapazar› Hapishanesi’ne konulur. Açl›k grevine kat›l›r, direnifl zaferle sonuçlan›r ve tutsaklar ‹stanbul Sa¤malc›lar Hapishanesi’ne getirilir. ’94’te darbecili¤e tav›r alanlardan olur. Çorlu, Edirne, Marmara Bölgesi’nde faaliyet yürütmedi¤i alan neredeyse kalmam›flt›r. 1996’da tekrar yakalan›r. Sorguda tavizsiz duruflunu yine gösterir. ’96 Ölüm Orucu sürecinde yoldafllar›na bakma görevini üstlenir. Ümraniye Hapishanesi’ne sevk edilen Nergiz Gülmez, 19 Aral›k katliam›n› burada karfl›lar. Dört gün süren Ümraniye direniflinde yaral›lar›n bafl›nda onlara bakan, ilk müdahaleyi yapand›r. Götürüldü¤ü Kartal E Tipi Hapishanesi’nde Ölüm Orucu’na bafllar. Durumunun kötüleflmesi sonucu 17 Mart 2001’de Kartal Devlet Hastanesi’ne götürülür ve Ölüm Orucu eyleminin 123. günü 11 Nisan 2001 tarihinde partinin ilk ölüm orucu flehidi olarak tarihe ad›n› alt›n harflerle kaz›yarak ölümsüzler kervan›na kat›l›r.

runlar›n çözümü için onlarla birlikte yürümek gerekir. Onlar› harekete geçirme pratiklerini d›fllayan veya objektif olarak yads›yan her türlü çal›flman›n reddedilmesi gerekiyor. Sonuç olarak bir komünist partisi için yeni tipte militan, mücadelenin baflar›s› için olmazsa olmazd›r. MLM ideolojisiyle donanm›fl kadrolar›n nicel ve nitel say›s›n›n çoklu¤u, mücadelede süreklili¤in ve baflar›n›n teminat›d›r. Çünkü bu nitelik düzeyi sürekli üretir, somutu kavramak için inceler, araflt›r›r. Daha da önemlisi devrimci teori ile pratik aras›ndaki uyumu sa¤lar. Her örgütlenme, ideolojisine, stratejik yönelimine uygun bir militan yarat›r. Lenin yoldafl›n “Tarihte hiçbir s›n›f kendi içinden hareketi örgütleme, yönetme yetene¤inde olan kendi politik önderlerini, kendi öncü savaflç›lar›n› yaratmadan egemenli¤e ulaflmam›flt›r” saptamas› bu anlay›fl›n en özlü en aç›klay›c› ifadesidir. Mücadelede s›radanl›¤a, kendili¤indencili¤e düflmemek için sürece yan›t olacak kadro ve militanlar›n yarat›lmas› görevi asla ertelenemez.


‹flçi-köylü 12

Enternasyonal

3-16 Nisan 2009

ABD’nin uzatt›¤› “zeytin dal›” daha kapsaml› sald›r›lar›n habercisidir Dünya enerji kaynaklar›n›n önemli bir bölümünü bünyesinde bar›nd›ran Ortado¤u, emperyalistler aç›s›ndan önemini korumaya devam ediyor. Ortado¤u’nun zengin enerji rezervleri, bafl›n› ABD emperyalizminin çekti¤i emperyalist güçlerin, Ortado¤u’nun yan› s›ra, Kuzey Afrika’dan Güney Asya’ya kadar uzanan s›n›rlar› içine alan bir co¤rafyay›, kendi ç›karlar› do¤rultusunda yeniden yap›land›rma niyetlerinin de bafll›ca nedeni olma özelli¤ini koruyor. ABD emperyalizminin, emperyalistler aras›ndaki rekabeti de iyice k›z›flt›ran ‹ran gündemi, ekonomik-siyasal krizin iyice derinleflti¤i bir süreçte, emperyalist tekellerin daha genifl bir ittifak›n›n ürünü olarak ve de “de¤iflim” vaatleriyle iktidara tafl›nan Obama döneminde de bafll›ca gündemler aras›nda olma pozisyonunu koruyor. Ancak ‹ran gündemi de, birçok gündem gibi, Obama özgülünde yay›lan “ABD politikalar›nda köklü de¤ifliklikler olacak” aldatmacas›n›n bir versiyonuna sahne oluyor.

‹ran gündemdeki öncelikli yerini koruyor ABD’nin yeni baflkan› Obama, Ortado¤u halklar›n›n isyan gelene¤ini simgeleyen Newroz’da, ‹ran’a dönük bir kutlama mesaj› yay›mlad›. Tüm dünyada ‹ran-ABD iliflkilerinde “yeni bir dönem” olarak adland›r›lan ve video arac›l›¤›yla, ‹ran ‹slam Cumhuriyeti’nin liderlerine hitaben ele al›nan bu mesajda, y›llardan beri gergin olan iliflkilerin, “dürüstlük ve karfl›l›kl› sayg›” temelinde, yeniden ele al›nmas› temennisi dile getiriliyordu. Ancak Obama bu mesaj›nda, bunun nas›l baflar›laca¤› konusunda somut öneriler getirmekten ziyade, ‹ran’a tavsiyelerde bulunuyor ve ABD’nin bugüne kadarki politikalar›nda esasta hiçbir de¤ifliklik olmad›¤›n›n/olamayaca¤›n›n sinyallerini de vererek, ‹ran’›n dünya üzerinde kendine edinmeye çal›flt›¤› yeri, “terör ve silahla” elde edemeyece¤ini vurguluyor. Devam›nda ise, bir kez daha ‹ran’› sürecin sorumlusu ilan ederek, tehdit oluflturdu¤u yaklafl›m›n› sürdürüyor ve aba alt›ndan sopa göstererek “tehditle bir yere vara-

mazs›n›z” diyordu. Obama’n›n bu “anlaml›” Newroz mesaj›na ‹ran yönetiminden gelen cevap ise gayet netti: “Siz tutumunuzu de¤ifltirirseniz, biz de de¤ifltiririz.” Ancak ‹ran yönetimi öyle hemen faka basacak gibi olmad›¤›n› da, flu sözlerle ifade ediyordu: “De¤iflim, ard›nda kötü niyetler yatan sözlerle olmaz. E¤er sadece taktik politikalar›n› de¤ifltiriyorlar da, bugüne kadarki hedeflerini koruyorlarsa, B bu sadece U sahtekarl›k- S t›r.” ‹ran yönetimi bununla H da yetinmiyor ve flu sorular› M soruyordu: U “‹ran halk›na düflmanl›kla- ? r›na son mu verdiler? ‹ran’dan gasp ettikleri de¤erleri geri mi verdiler? Ambargoyu mu kald›rd›lar? Düflmanca propaganday› m› durdurdular? Siyonist rejime koflulsuz deste¤i kestiler mi?” Bu sorular› soran ‹ran yönetimi, Obama’dan iyi niyetini gösteren icraatlar bekledi¤ini, bu icraatlar›n olmas› durumunda ‹ran hükümeti olarak s›rt çevirmeyeceklerini söylemeyi de ihmal etmedi.

Geçmifl tecrübeler sald›r›lar›n artaca¤›na iflaret ediyor Tüm bu “iyi niyet” ç›k›fllar›na karfl›n, ‹ran’a dönük askeri müdahale seçene¤inin, Obama döneminde de masadan kalkmad›¤›,

hatta öncelikli bir seçenek olmay› korudu¤una iliflkin göstergeler yeterince mevcut. ‹srail’de gerçekleflen son seçimleri, afl›r› sa¤c› Natenyahu’nun kazanmas› ve kendisinin öncülü¤ünde bir hükümet oluflturulma giriflimlerinin h›z kazanmas› bile tek bafl›na, ‹ran gündeminin önümüzdeki süreçte tekrar k›z›flaca¤›n›n sinyallerini vermektedir. Nitekim, her ne kadar Obama yönetimindeki ABD emperyalizmi, dikkatini Pakistan, Afganisan hatt›na yöneltse de ‹ran’›n hedef ülke konumunu koruduO ¤unu Beyaz B Saray sözA cüsünün, daha 28 M Ocak’ta A yapt›¤› “Obama tüm seçeM nekleri I devreye ? sokma noktas›ndaki fikrini koruyor. ‹ran’a karfl› ç›karlar›m›z› kor u m a k için, ulusal hakimiyetin gerektirdi¤i tüm yöntemlerin devreye sokulmas›ndan kaç›n›lmayacakt›r” aç›klamas›ndan da gayet aç›k ve net bir flekilde anl›yoruz. ABD emperyalizminin ne ‹ran’a ne Ortado¤u’ya ne de bir bütün olarak dünya halklar›na dönük sald›rganl›k politikalar›ndan vazgeçmesi ve bar›flç›l politikalar izlemesi, hele de krizden ç›kman›n giderek imkans›zlaflt›¤› bir süreçte zaten mümkün olamaz. Sadece ABD emperyalizminin de¤il, tüm emperyalist güçlerin, sistemin çok yönlü krizinin derinleflti¤i böylesi dönemlerde bar›flç›l de¤il, eskiye oranla daha sald›rgan politikalar izleme yolunu seçtikleri, geçmifl tecrübelerden de bilin-

mektedir. Bu süreç emperyalistler aras› rekabeti daha da k›z›flt›raca¤› gibi, dünyay› talan etme amaçl› askeri vb. sald›r›lar› da art›racakt›r. Hedefinde ezilen halklar›n bulundu¤u bu sald›r›lar›n baflar› flans› ise, özellikle de Irak ve Afganistan’da karfl›lafl›lan beklenmedik ölçüdeki direniflle birlikte, ancak emperyalistlerin ortak hareket etmesi durumunda yükselecektir. Ve aralar›ndaki rekabet, halklara dönük sald›r›larda ortaklaflmalar›n›n önünde hiçbir zaman engel oluflturmam›flt›r. Önümüzdeki süreci öncelikle böyle okumak gerekmekte ve Obama’n›n Newroz mesaj›yla birlikte yarat›lmaya çal›fl›lan, ABD-‹ran iliflkilerinde, “yeni bir döneme” girildi¤i ve bu dönemin ise “bar›flç›l” bir seyir izleyece¤i yönlü hayallere kap›lmamak gerekmektedir.

‹ttifak yelpazesi geniflletilmek isteniyor ABD-‹ran iliflkilerinde “yumuflama” havas› yaratan geliflmeler, ABD emperyalizminin Afganistan’daki askeri birliklerini art›rma karar› ald›¤› bir döneme denk gelmektedir. ABD emperyalizmi ayn› günlerde Pakistan’da gizli operasyonlar yap›lmas› yönlü giriflimlerini de h›zland›rm›flt›r. Pakistan’da uzunca zamand›r hakim olan kaos ortam› ve bu kaosun yaratt›¤› iç çat›flmalar da giderek büyümektedir. Filistin meselesinde dayat›lan teslimiyetçi çözüm giriflimleri de yine ayn› süreçte h›z kazanm›fl bulunmaktad›r. Bu giriflimlerden istenilen sonucun al›nmas›na dönük ad›mlar, Siyonistlerin son Filistin sald›r›lar›nda kulland›¤› insanl›k d›fl› yöntemlerin sözde teflhiriyle, ama ayn› zamanda -ve de esas olarak- Hamas öncülü¤ündeki Filistin halk›n›n direniflinin de mahkum edilmesi çabalar›yla sürmektedir. Tüm bu geliflmeler, ABD D›fliflleri Bakan› Clinton’un Mart bafl›nda yapt›¤› Ortado¤u ziyaretiyle birlikte h›z kazanm›flt›r. Bu ziyarette elbette ‹ran gündemi de masaya yat›r›lm›flt›r. Clinton’un ‹ran gündemini esas olarak ve de flafl›rt›c› olmayan bir biçimde, ‹srail ile tart›flm›fl oldu¤u da yine ayn› günlerde ‹srail cephesinden yap›lan ‹ran merkezli aç›klamalardan

anlafl›lmaktad›r. 3 Mart tarihli bu aç›klamalarda, ‹ran’la her türden diyalogun sürdürülmesi, ancak bu diyaloglara sert bir tutumun efllik etmesi gerekti¤ine vurgu yap›l›yor. Aksi takdirde bu diyalog sürecinin, ‹ran’›n uranyum zenginlefltirme program›n›n uluslararas› toplum taraf›ndan kabul görmesi anlam›na gelece¤i belirtiliyor. Bir di¤er önemli vurgu ise, ABD’nin, diyaloglar› bafllatmadan önce, Rusya, Çin, Fransa, Almanya ve ‹ngiltere ile birlikte, diyalog sürecinin bofla ç›kmas› durumunda hayata geçirilecek bir eylem plan› ç›karmas› gerekti¤i üzerine yap›l›yor. ‹srail cephesinden gelen bu yaklafl›m elbette ‹srail’in kendili¤inden ortaya att›¤› bir yaklafl›m de¤il. Çünkü Clinton’un ‹srail ile yapt›¤› görüflme s›ras›nda, ‹srail’in “k›rm›z› çizgilerine” dokunulmayaca¤› garantisi verdi¤i ve ABD’nin ‹ran’la görüflmelere bafllamadan önce meselenin müttefiklerle, “mümkün mertebe ortak hareket etmek için, çok yönlü ve derinlemesine” tart›fl›laca¤›n›n alt›n› çizdi¤i de biliniyor. ABD emperyalizmi müttefiklerini flafl›rtacak bir hamle yapmayaca¤›n› ve ‹ran politikas›nda daha genifl bir ittifakla hareket etme e¤ilimini sonraki günlerde yapt›¤› aç›klamalar ve att›¤› ad›mlarla da sürdürdü. Newroz mesaj› da bu e¤ilimin ürünü olarak ortaya ç›kt›. Ancak bu e¤ilimin özü kesinlikle, sald›rganl›k politikalar›ndan vazgeçilmesini içermiyor. Aksine, e¤ilim, sald›rganl›k politikalar›n›n daha genifl ittifaklarla ve daha kapsaml› hale getirilmesine hizmet ediyor. Diyalog süreci de yine bu daha kapsaml› sald›r›lar›n alt yap›s›n› oluflturman›n arac› olarak ele al›n›yor. Uluslararas› toplumun daha genifl deste¤ini almadan gerçeklefltirilen sald›r›lar›n ak›beti Irak ve Afganistan iflgallerinde yeterince görülmüfltür. Emperyalistler buralarda düfltükleri zor durumun, hele de ‹ran gibi daha güçlü bir ülkeye karfl› gerçeklefltirilecek, yeterli deste¤i almam›fl bir sald›r›da katlanaca¤›n› bilmekteler. Bunun içindir ki, ABD’nin ‹ran’a uzatt›¤› “zeytin dal���”, özde daha kapsaml› genel sald›r›lar›n habercisidir. Çünkü fonda, eskisinden daha güçlü çalan savafl tamtamlar›n›n sesi duyulmaktad›r!

Anti-emperyalist Balkanlar Buluflmas›

baflar› ile sonuçland›r›ld› 1989-90 y›llar›nda sosyalist maskeli rejimlerin da¤›lmas› ile birlikte Balkanlar’da varolan dengeler de bütünüyle de¤iflti. Bu rejimlerin y›k›lmas›na kadar Rusya’n›n egemenli¤inde olan bu bölge y›k›m›n ard›ndan büyük ölçüde ABD’nin ve k›smen de olsa AB emperyalizminin denetimine geçti. Y›k›m›n ard›ndan Yugoslavya’n›n da¤›lmas› ve pek çok yeni devletin kurulmas› yeni çat›flmalar› da beraberinde getirmiflti. Emperyalistler taraf›ndan etnik çat›flmalar k›flk›rt›lm›fl, bunun sonucunda binlerce insan Bosna-S›rp savafl›nda katledilmiflti. 1999 y›l›nda, Bosna-S›rp savafl› bahane edilerek S›rbistan’a NATO müdahalesi gerçeklefltirilmifl ve binlerce S›rp katledilmiflti. S›rbistan’a yap›lan müdahalenin amac› ABD ve AB emperyalizminin bölgeye yerleflmesinin (esasta askeri) zeminini haz›rlamakt›. Bu bölgeye yerleflmekteki amaç bölge ülkeleri üzerinde egemenlik kurmaktan ziyade, Rusya’n›n s›k›flt›r›lmas›d›r. NATO’nun Rusya s›n›rlar›na kadar yay›lma çabalar›, füze kalkan› projesi, en büyük Amerikan askeri üslerinin (Kosova, Romanya, Bulgaristan, Yunanistan, Türkiye) Balkanlar’da kurulmas›n›n tek bir aç›klamas› vard›r: Rusya. Di¤er taraftan Balkanlar bölgesi, içinden geçen petrol ve gaz boru hatlar›n›n kontrolü anlam›nda da emperyalistler için önemlidir. Emperyalistler aras› çat›flmalar›n kendini daha aç›ktan ifade etti¤i son y›llarda Balkanlar bölgesi bu çat›flmalar›n sahnesini oluflturmakta. ‹ki emperyalist güç olan ABD ve Rusya bu bölgede direkt olarak karfl› karfl›ya gelmekteler. Em-

peryalistlerin en önemli (flu an için) çat›flma alanlar›ndan biri olan Balkanlar’da, elbette bu bo¤azlaflman›n en büyük bedelini de halklar ödeyecektir. Bölge halklar›n›n anti-emperyalist bir cephede örgütlenmesi ve emperyalist tüm plan ve müdahalelere karfl› mücadelesinin sa¤lanmas› bölge komünistlerinin en önemli enternasyonal görevidir. Bu enternasyonal sorumluluk çerçevesinde YKP(M-L) (Yunanistan Komünist Partisi (Marksist-Leninist)) taraf›ndan Yugoslavya’ya NATO müdahalesinin 10. y›ldönümü vesilesi ile örgütlenen Uluslararas› Anti Emperyalist Buluflma’ya (UAEB) Bulgaristan, Romanya, Türkiye, K. K›br›s, Filistin’den temsilciler kat›ld›. 21-22 Mart 2009 tarihleri aras›nda Yunanistan’›n Selanik flehrinde gerçeklefltirildi. Bulgaristan’dan Bulgaristan ‹flçi Köylü Partisi, Bulgaristan Komünistler Birli¤i, Bulgaristan Emekçileri Marksist Hareketi ve Bulgaristan Emekçiler Birli¤i, Romanya’dan Romanya Yeni Komünist Partisi, Türkiye’den YDG, Filistin’den FHKC, K›br›s’tan; K›br›s Sosyalist Partisi ile birlikte Avrupa’dan AT‹K ve ILPS de Yunanistan’›n Selanik kentindeki buluflmaya kat›larak destek verdiler. Buluflman›n en önemli kat›l›mc›s› olan S›rbistanl› örgüt kendi çal›flmalar›ndan dolay› kat›lamazken, ‹talya’dan CARC ve Afganistanl› Radikal Solcular örgütleri ise yaflanan olumsuzluklardan dolay› kat›lamad›lar, bunun yerine gönderdikleri mesajlarla anti-emperyalist buluflmay› selamlay›p desteklediklerini ifade ettiler.

‹lk gün program çerçevesinde parti, örgüt ve kurumlar söz alarak kendilerini tan›t›p, k›sa sunumlarda bulundular. ‹lk sözü alan YKP(M-L) temsilcisi kat›l›mc›lar› selamlad› ve buluflman›n neden yap›ld›¤›na de¤indi. Yapt›¤› konuflmada; “Bugün burada toplanmam›z›n esas amac›, yap›lan katliam› k›namak de¤il sadece, bununla birlikte esas olan dün yaflananlardan bugün için dersler ç›karmakt›r. Çünkü bölge halklar› dün oldu¤u gibi bugün de ayn› sald›r› ve tehditlerle karfl› karfl›yad›r… On y›l sonunda de¤iflen emperyalistler aras› çeliflkinin daha da keskinleflmesi, halklara ve iflçi s›n›f›na yönelik sald›r›lar›n daha da yo¤unlaflmas›d›r. On y›l önce Yugoslavya’ya gerçeklefltirilen sald›r›dan sonra ortaya ç›kan ihtiyaç bugün de kendini dayatmaktad›r. Yani, Balkan halklar›n›n emperyalist egemenli¤e karfl› ortak direnifl cephesinin oluflturulmas› ihtiyac›…” dedi. Ard›ndan Girit ve Karditsa bölgelerinde kurulmufl olan Savafl ve Üs Karfl›t› Komite temsilcileri söz alarak emperyalist savafllara ve baflta bölgede olmak üzere dünyan›n her taraf›na kurulmufl askeri üslere karfl› ortak enternasyonal bir mücadelenin gere¤ine vurgu yapt›lar. ILPS ad›na söz alan temsilci ise, ILPS ve anti-emperyalist mücadele noktas›ndaki çal›flmalarla ilgili bilgi verdikten sonra bu giriflimin önemli oldu¤una de¤indi ve sadece bölgeyle s›n›rl› kalmay›p uluslararas› anlamda anti-emperyalist halklar cephesinin kurulmas›n›n önemine vurgu yapt›.

AT‹K temsilcisi ise, kurulufl amaçlar› ve çal›flmalar› hakk›nda bilgi vererek, bu giriflimin önemli oldu¤una ve gelifltirilip dünya halklar›n›n anti-emperyalist birli¤inin infla edilmesi gere¤ine vurgu yapt›. YDG ad›na kat›lan konuflmac› ise, YDG hakk›nda bilgi verdikten sonra önemli bir direnifl ve mücadele gelene¤ine sahip olan Balkanlar’da böylesi bir buluflman›n önemli oldu¤unu ifade etti ve Türkiye’de mücadele eden devrimciler ad›na bölgede ve dünyada devrimci bir mücadelenin gelifltirilmesi gerekti¤ini ifade ederek konuflmas›n› noktalad›. Partizan ad›na söz alan konuflmac› ise bölgede halklar›n anti-emperyalist mücadele cephesinin gere¤ine vurgu yaparak bunun için mücadele edilmesi gerekti¤ine de¤indi. Bunlar d›fl›nda FHKC, K›br›s Sosyalist Partisi, Militan Gençlik Hareketi (Yunanistan) ve ‹talyan profesör Kontstanso Preva da söz alarak görüfllerini ifade ettiler. Etkinlik YKP(M-L) Sekreteri Vasilis Samaras’›n konuflmas› ile sona erdi. Bu etkinli¤in en büyük eksikli¤i ise Bulgaristan ve Romanya temsilcilerinin dil sorunundan dolay› konuflma

yapamamalar› oldu. Bunun yerine ise önceden haz›rlanan konuflmalar› ‹ngilizce ve Yunanca’ya çevrilerek kat›l›mc›lara da¤›t›ld›. Etkinli¤in ikinci gününde ise kat›l›mc› örgütler aras›nda ikili görüflmeler yap›ld›. Mao’nun dedi¤i gibi, “Binlerce millik bir yol dahi bir ad›mla bafllar”. Bu etkinlik de önümüzde duran uzun ve zorlu yolda at›lm›fl küçük ve mütevaz› bir ad›m. Y›k›m›n ard›ndan emperyalist ve kapitalistlerce yarat›lmaya çal›fl›lan kapitalizmin en iyi sistem oldu¤u havas› bugün için parçalanmaya bafllamakta. Balkan halklar› ülkelerini y›k›ma u¤ratan, ba¤›ml› k›lan ve savafllar› yaratan kapitalist sistemin gerçek yüzünü görmeye bafllamaktalar. Bulgaristan, Karada¤, Bosna-Hersek’te yak›n zamanlarda meydana gelen kitle eylemleri bunun kan›t›n› oluflturmakta. Bugün bir kez daha komünistlerin önünde tarihi bir görev durmakta. Balkanlar’da, halklar›n yeniden emperyalist-kapitalist sistemin kurban› olmamalar›, özgürce ve bar›fl içinde yaflayabilmeleri için emperyalizme karfl› halklar›n ortak cephesinin oluflturulmas› acil bir görevdir. Bu ad›m mutlaka güçlendirilmeli ve ileriye tafl›nmal›d›r.


AT‹F 32. Kongresi Hindistan Komünist Partisi genel seçimleri boykot edecek Hindistan Komünist Partisi(Maoist) yapt›¤› bir aç›klama ile Nisan ve May›s aylar›nda yap›lacak genel seçimleri boykot edece¤ini aç›klad›. Maoistlerin sözcüsü Gopal, mücadeleyi yo¤unlaflt›racaklar›n› belirterek, “mücadelemizi daha etkili k›labilmek için herkesi 2009 seçimlerini boykot etmeye ça¤›r›yoruz” dedi. Gopal ayr›ca bu ça¤r›n›n HKP(Maoist)’in Bihar-Jharkhand-kuzey Chattishgarh özel alan komitesi taraf›ndan yap›ld›¤›n› söyledi. Maoistler ayr›ca seçimlerdeki maliyetin sa¤lanmas›nda büyük rol oynayan iflletme ve arac›lar›, seçimle ilgili süreçten uzak durmalar› için uyard›. Boykot kampanyas›n› baflar›s›zl›¤a u¤ratmak için devletin genifl askeri önlemler alaca¤› tahmin ediliyor. Komünist Partisi böylesi bir durumda uygun cevab› vereceklerini de aç›klad›. (AT‹K Haber Merkezi)

Hindistanl› Maoistlerden cezaland›rma Hindistan’›n Orissa eyaleti Kandhamal bölgesinde afl›r› Hinducu “Rashtriya Swayamsevak Sangh” örgütünün bölgesel lideri Prabhat Panigrahi Maoistler taraf›ndan öldürüldü. Panigrati, geçti¤imiz y›l H›ristiyanlara karfl› gerçeklefltirilen ve onlarca kiflinin ölmesi yüzlercesinin ise yaralanmas› ile sonuçlanan katliam›n sorumlusu olarak tutuklanm›flt›. Panigrahi, H›ristiyanlara karfl› düzenlenen bir dizi sald›r›n›n örgütleyicisi ve k›flk›rt›c›s› olarak biliniyor. Geçti¤imiz y›l H›ristiyanlara yönelik katliam sonras›nda binlerce H›ristiyan topraklar›ndan sürülmüfl ve mülteci kamplar›nda yaflamak zorunda b›rak›lm›flt›. Geçti¤imiz on y›l boyunca Hristiyanlar ve afl›r› Hinducular aras›nda birçok çat›flma yaflanm›flt›.

“‹flçi s›n›f› içinde örgütlenmeyi yükseltelim!” Almanya Türkiyeli ‹flçiler Federasyonu (AT‹F) yapt›¤› 32. Kongresi ile 33. mücadele y›l›n› geride b›rakt›. 42 delegenin kat›l›m sa¤lad›¤› Kongre Frankfurt Ünivesitesi’nde saat 12.00’de bafllad›. Sayg› duruflunun ard›ndan delege tespiti yap›ld›. Kongrenin yeterli ço¤unlu¤u sa¤lad›¤› tespit edildikten sonra, Yönetim Kurulu Baflkan› taraf›ndan aç›l›fl konuflmas› yap›ld›. Konuflmas›nda ekonomik krize de¤inen Baflkan, sald›r›lara karfl› örgütlü duruflun yükseltilmesi gerekti¤ini vurgulad›. Yap›lan divan seçiminin ard›ndan, Kongreye davet edilen IG-Metall

Sendikas› yönetiminde bulunan, Almanya Komünist Partisi ‹nflas› ‹çin ‹flçi Birli¤i temsilcisi Heinz Klee bir konuflma yapt›. Klee yapt›¤› konuflmada ortak çal›flmalara vurgu yapt› ve flunlar› söyledi: “fiu durumda her 5 saniyede bir çocuk ölmekte, binlerce kifli iflsiz kalmakta, üretim düflmekte. Bunlar da göstermektedir ki, bu sistem art›k ayakta kalamayacakt›r. Son kriz sonuçlar› itibariyle 1929 bunal›m›ndan daha büyük sonuçlar do¤uracakt›r. Emperyalist cephede ise en sinsi ve ak›ll› politikay› Alman burjuvazisi yürütmektedir. Bizler bu sisteme karfl› birleflik mücadele yürütmeliyiz. Di¤er ülkelerde oldu¤u gibi Almanya’da da iflçi s›n›f›n›n örgütlenmesi ancak komünist partisinin öncülü¤ünde olursa bir baflar› getirir. O halde 40 y›ld›r inflas› yap›lan KPD için daha fazla çaba harca-

mal›y›z. Ortak mücadeleyi daha fazla güçlendirmeliyiz” dedi. Konuflma sloganlarla sona erdi. Kongre 32. dönem Yönetim Kurulu’nun sundu¤u faaliyet raporunun tart›fl›lmas›yla devam etti. Yo¤un tart›flmalar›n yafland›¤› bu bölümde, AT‹F’in misyonu, yönelimi ve yap›sal sorunlar› üzerine tart›flmalar yürütüldü. Dinleyicilerin de fikir ve önerilerini sundu¤u faaliyet raporu delegeler taraf›ndan onayland›. Devam›nda Denetim Kurulu raporu sunuldu. Sunulan raporlar çerçevesinde son olarak “Almanya’da krizin geliflimi, iflçi s›n›f›na, göçmenlere yans›mas› ve görevlerimiz” bafll›kl› siyasal bir rapor da sunuldu. Ekonomik krizin iflçi ve göçmenler üzerindeki etkilerine de vurgular yap›ld›.

“ENTERNASYONAL MÜCADELEY‹ YÜKSELTEL‹M” Avrupa Türkiyeli ‹flçiler Konfederasyonu Baflkan› Ufuk Berdan

yapt›¤› aç›klamada, ekonomik krize vurgu yaparak kapitalist-emperyalist sistemin krizden kaçamayaca¤›n› vurgulad›. Ekonomik krizlerin, siyasal krizleri beraberinde getirece¤ini dile getiren Berdan, iflçi ve emekçilere yönelik sald›r›lar›n da buna ba¤l› olarak geliflece¤ini vurgulad›. Ezilenlerin ortak paydada birlefltirilmesi için enternasyonal mücadelelerin gelifltirilmesine, ILPS ve IMA gibi örgütlerin gelifltirilmesine katk› sunulmas› gerekti¤ini belirten Berdan mücadelenin yükseltilmesi gerekti¤ini dile getirdi. Oturuma, yap›lan toparlama konuflmas›yla devam edildi ve siyasi rapor onaya sunuldu. Kongrede tüzük de¤iflikli¤ine iliflkin verilen önergelerin ard›ndan 7 kifliden oluflan yeni Yönetim Kurulu ve 3 kifliden oluflan Denetim Kurulu seçildi. Seçimlerden sonra, dilek ve temenniler bölümü yap›ld› ve yaklafl›k 9 saat süren Kongre saat 23.00’te sona erdi. (AT‹K Haber Merkezi)

AKSD Gençli¤i Belleville’de gece düzenledi Fransa’n›n Belleville flehrinde, 21 Mart tarihinde Anadolu Kültür ve Spor Derne¤i’nin (AKSD) Gençlik Gecesi gerçekleflti. Derne¤in gençli¤inin yo¤un çabas›yla örgütlenen gecenin aç›l›fl› kendilerinin oynad›klar› tiyatro oyunu ile yap›ld›. Yar›-feodal kültürü teflhir eden ve izleyiciler taraf›ndan oldukça be¤eni kazanan oyunun ard›ndan sunucular kitleyi selamlayarak gecenin amac›n› aç›klad›lar. Mart ay›n›n özgünlü¤üne k›saca de¤inen sunucular, kitleyi devrim flehitleri için bir dakikal›k sayg› durufluna ça¤›rd›lar ve akabinde sahneyi s›ras›yla Turabi Tunç, At›fl Sevimli ve Grup Dilan’a b›rakt›lar. Halk ve devrim türkülerini Türkçe ve Kürtçe okuman›n yan›s›ra kitleyi halaya ça¤›ran sanatç›lar›n sunduklar› dinletinin ard›ndan geceye ara verildi.

Program›n ikinci bölümünde Zeynep Polat (Zinê) sahneye ç›kt›. Zinê’nin ard›ndan sah-

neye Grup fiiar ça¤r›ld›. Grup fiiar, oldukça coflkulu anlar›n yafland›¤› bu bölümde, ezgilerini Mart ay›n›n özelliklerine

iflaret ederek okudu. Gençli¤in örgütlemifl oldu¤u bu etkinli¤i kendi etkinlikleri olarak gördüklerini ifade ederek gençli¤in çal›flmalar›n› desteklediklerini vurgulayan Grup fiiar, Mehtap Kara an›s›na yazd›klar› ezgiyi de okudu. Kürt ulusu ve K›z›ldere flehitlerine atfedilen ezgilerin yan›s›ra kendi albümlerinden de ezgiler okuduklar› bu bölümden sonra halaya duruldu. Gecenin program› Deniz ile Ali Yeflil ve Kenan Tüngüç ile devam etti. Be¤eni kazanan bu bölümde de halaylar çekildi. Son olarak AKSD Korosu sahne ald›. AKSD gençli¤inin koro halinde sunduklar› dinletinin ard›ndan, yaklafl›k iki yüz kiflinin kat›ld›¤› ve Partizan’›n da stand açt›¤› gece olumlu izler b›rakarak sona erdi.

Yunanistan’da bir aktivist polis gözetiminde katledildi Yunanistan halk› Dünya Politik Tutsaklarla Dayan›flma Günü’nü bir katliam haberi ile karfl›lad›. Faflist bir tutuklu ile birlikte ayn› hapishaneye sevk edilmek üzere bir bota konulan Katerina Goulioni adl› aktivist, polis gözetimi alt›nda iken katledildi. Al›nan bilgilere göre, sevk esnas›nda Katerina polislerce özellikle elleri ba¤l› bir flekilde yaln›z b›rak›larak, ayn› botta bulunan faflist tutsa¤›n hedefi haline

Evrensel Bak›fl “Tehdit” 60 y›lda daha da büyüdü! Emperyalizmin en güçlü savafl ayg›t› NATO, 60. y›l›n› doldurdu. Bu vesile ile örgütlenen jubile zirvesi, daha günler öncesinden NATO karfl›t› eylemlere sahne oldu. Güvenlik önlemleri üst seviyeye ç›kar›ld›, zirvenin yap›laca¤› bölgede gerçeklefltirilen eylemler s›ras›nda, onlarca kifli gözalt›na al›nd›, tutukland›. Böylece, son y›llarda gerçeklefltirilen her zirvede oldu¤u gibi, bu zirvede de, emperyalistlerin ve temsilcilerinin, kendilerini ne kadar “güvensiz” hissettikleri aç›k ve net bir biçimde görüldü. NATO, 1949 y›l›nda, emperyalist-kapitalist sistemin varl›¤›n› korumak ve sistemin dünya genelinde hakim olma çabalar›n›n önemli bir gücünü oluflturmak amac›yla ve de o tarihlerden itibaren emperyalizmin

‹flçi-köylü 13

Dünyadan

3-16 Nisan 2009

öncü gücü konumunda olan, ABD’nin giriflimleri ile kuruldu. ABD emperyalizminin NATO üzerindeki hakimiyeti tüm y›llar boyu sürdü/sürüyor. NATO’nun kuruluflundaki en önemli etkenlerin bafl›nda, Sovyetler Birli¤i’nin o dönemdeki güçlü varl›¤› ve bu varl›¤›n dünya halklar› üzerinde yaratt›¤› sempati geliyordu. Çünkü bu sempati, ezilen halklarda kendi kaderlerini ellerine alma e¤ilimini güçlendiriyordu. Bu e¤ilimin güçlenmesi, ezilenlerin ve de onlar›n mücadelelerinin emperyalist-kapitalist sistem aç›s›ndan giderek daha büyük bir tehdide dönüflmesini getiriyordu. Bu tehdit Mao Zedung önderli¤indeki Çin Devrimi ve bunun, iflçiköylü ittifak›n› esas alan bir proletar-

getirildi. Görgü tan›klar›n›n ifadelerine göre, sabah erken saatlerinde ölü bulunan Katerina Goulioni’nin yüz bölümü fliddetli darbeler alm›flt›. Piräus’da tutuklu bulundu¤u s›rada en aktif tutsaklardan olan Katerina Goulioni tutuklu ve hükümlülerin haklar› için mücadele ediyordu. Katerina Goulioni’nin tutuklanma sebebinin ise

ya partisi öncülü¤ündeki milli karaktere sahip olmas›yla daha da büyümüfltü. NATO’nun kuruluflundaki di¤er bir önemli etken de buydu. Bunun içindir ki, NATO’nun öncelikli görevi daha kuruluflundan itibaren, ezilen halklar›n ve iflçi ve emekçilerin ulusal-sosyal kurtulufl mücadelelerini, özellikle de nihai hedefi komünizm-sosyalizm olan, devrimci mücadelelerini her türden yöntemle bo¤mak-ezmek olarak belirlendi. Bu amaçla dünyan›n dört bir yan›nda gizli-aç›k örgütlenmeler oluflturuldu. Aralar›nda Türkiye’nin de bulundu¤u birçok ülkede, NATO bünyesinde faaliyet gösteren, kontrgerilla örgütlenmesi de yine bu kapsamda ortaya ç›kt›. NATO ve onun gizli-aç›k örgütlenmeleri, emperyalist ya¤ma ve talan›n tehlikeye girdi¤i ve/veya yeni ya¤ma ve talan alanlar› ortaya ç›kt›¤› her dönem daha da “aktif” olarak devreye sokuldu. NATO’ya ba¤l› askeri birlikler “insani müdahale” , “bar›fl›n sa¤lanmas›” vb. gerekçeler-

yeni yasalara dayand›r›ld›¤› bildirildi. Yüz bölümünün maskelenmesinin yasakland›¤› yeni yasa, Yunanistan Adalet Bakan› taraf›ndan hararetle savunuluyor. Bakan yapt›¤› aç›klamada bu yasalara uymayanlar›n fliddetli bir flekilde cezaland›r›laca¤›n› duyurmufltu. Yap›lan katliam› protesto etmek için Adalet Bakanl›¤› önünde bir bas›n aç›klamas› ve Theben Hapishanesi önünde bir miting yap›ld›.

le, çeflitli ülkelere havadan-karadandenizden say›s›z ç›karma yapt›lar. “Bar›fl” ve “insanl›k” ad›na yapt›klar›n› iddia ettikleri bu ya¤ma-talan›n önünü açmaya dönük ç›karmalar s›ras›nda, halklar›n bafl›na bombalar ya¤d›rmay›, kurflunlamay›, halklar› türlü yöntemlerle katletmeyi “ihmal etmediler”. T›pk› bundan on y›l önce Yugoslavya’ya yapt›klar› askeri müdahale s›ras›nda oldu¤u gibi. Evet NATO 60. y›l›n› “kutlarken”, eski Yugoslavya halklar› da NATO’yu “unutmad›”! Emperyalistlerin savafl ayg›t› NATO, Yugoslavya’da süren ve Rus Sosyal Emperyalizmi’nin çöküflünün ard›ndan ortaya ç›kan yeni ya¤matalan alanlar›n› ele geçirme ad›na, baflta Avrupal› emperyalistler olmak üzere, bat›l› emperyalistler taraf›ndan gerçeklefltirilen k›flk›rtmalar›n yaratt›¤› iç savafl› “bitirmek” ad›na, 24 Mart 1999 tarihinde S›rp nüfusun bulundu¤u bölgeye hava bombard›man› bafllatt›. Yugoslavya’n›n emperyalistler taraf›ndan parçalanmas›n› h›zland›ran ve 78 gün, geceli-

gündüzlü süren bombard›manlarda binlerce sivil yaflam›n› yitirdi. Yugoslavya halklar›na dönük Avrupa’n›n göbe¤inde gerçeklefltirilen bu askeri sald›r›larda yer alan NATO birlikleri ise, a¤›rl›kl› olarak, baflta Almanya olmak üzere, Avrupal› emperyalist güçlerin askerlerinden olufluyordu. Ezilen halklara düflmanl›k üzerinden kurulan NATO’nun askeri manevra kabiliyeti ve emperyalizmin birinci dereceden vurucu gücü olma özelli¤i, sonraki y›llarda daha da öne ç›kt›. Bu özelli¤in öne ç›kma süreci, ayn› zamanda NATO üzerinde hakimiyeti olan emperyalist güçlerin giderek profesyonel orduya geçiflini de beraberinde getirdi. Bu süreç ABD’de daha Vietnam savafl›n›n ard›ndan bafllat›lm›flt›. Profesyonel ordular bu y›llardan sonra NATO’nun “konsepti” haline geldi ve NATO üyesi ülkeler birer birer profesyonel ordulara geçmeye bafllad›lar. Ezilen halklar›n, art›k aç›kça “terörist” ilan edilmesinin milad› olan 11 Eylül sald›r›lar› sonras› profesyonel orduya geçifl, emperyaliz-

❑ BREZ‹LYA Petrobas petrol flirketinde çal›flan iflçiler befl günlük uyar› grevine gitti. ‹flçiler iflten ç›karmalar›n geri çekilmesini, ücretlerin art›r›lmas›n› ve daha iyi ifl koflullar› talep ediyor. Greve öncülük eden FUP sendikas›, özellikle ifl güvenli¤ine dönük önlemlerin iyilefltirilmesini istiyor. Çünkü 2002 y›l›ndan bu yana 165 Petrobas iflçisi ifl kazalar›nda yaflam›n› yitirdi. fiirkette 60 bin iflçi çal›fl›yor.

❑ YUNAN‹STAN Yunanistan yeni bir grev dalgas›yla sars›l›yor. 20 Mart’ta, sa¤l›k çal›flanlar› ülke çap›nda bir grev gerçeklefltirirken, ayn› gün Olympic Havayollar› çal›flanlar› da greve gitti. Grevler nedeniyle sa¤l›k hizmetlerinde ve hava trafi¤inde ciddi aksamalar meydana gelirken, çok say›da uçufl iptal edildi. Di¤er yandan T‹S isteyen Atina Metrosu çal›flanlar› da 20 Mart’ta grev yapt›lar.

❑ F‹NLAND‹YA Üç bin Telekom iflçisi, iflten ç›karmalar› protesto etmek için, kendili¤inden bir kararla greve ç›kt›lar. ‹flçiler, sendika ile patron aras›nda, 320 iflçinin iflten ç›kar›lmas›na iliflkin yap›lan görüflmelerden sonuç al›namamas› üzerine böyle bir karar ald›klar›n› aç›klad›lar. Finlandiya’da, TeliaSonora ad›yla faaliyet gösteren flirket, bir ‹sveç flirketi ve 8.300 çal›flan› var.

❑ KENYA Kenya’n›n baflkenti Nairobi’de soka¤a dökülen binlerce ö¤renci, polis terörünü protesto etti. Ö¤renciler, polisleri iki insan haklar› aktivistinin öldürülmesinden sorumlu tutuyorlar. Protestoda dile getirilen bafll›ca talebi ise, hükümetin ve polis müdürünün istifa etmeleri oluflturuyor. Polisin yap›lan bu eyleme sald›rmas› sonucunda fliddetli çat›flmalar yafland›.

❑ ‹SPANYA ‹spanya’n›n Barselona kentinde eylem yapan ö¤renciler, hükümetin AB patentli Bologna-Süreci uygulamas›n› protesto ettiler. Ayr›ca kentte bulunan bir yüksek okulu iflgal eden ö¤rencilere müdahale eden polis, 19 ö¤renciyi gözalt›na ald›. Polisin bu müdahalesini protesto etmek için yap›lan eyleme ise, 5 bin kifli kat›ld›. Bir gün önce yap›lan ve 50 bin kiflinin kat›ld›¤› eylemde ise, hükümetin ekonomi politikas› ve 盤 gibi büyüyen iflsizlik protesto edildi. Baflkent Madrid’de ise, 22 bin polis ücretlerinin art›r›lmas› için eylem yapt›.

me ba¤›ml› ülkelerin de gündemindeydi. Emperyalizme uflakl›k pozisyonlar›n› her geçen gün daha da pekifltiren faflist TC egemen s›n›flar› da bunu gündemlerine almakta gecikmediler. NATO’nun askeri fonksiyonunu art›rmaya dönük çabalar ise h›z kazanmakta. Çünkü sistemin ekonomik-siyasal krizi, sistemi tahminlerinde ötesinde etkilemeyi sürdürüyor. Krizden ç›k›fl›n öyle k›sa vadede mümkün olmad›¤› art›k çok net görülüyor. Net olarak görülen bir baflka mesele ise, sosyal-siyasal ayaklanmalarda h›zl› bir art›fl›n yaflanaca¤›. Bunu egemen s›n›flar da art›k çok net görmekteler ve en büyük tehdit olarak gördükleri bu duruma karfl›, “acil önlem” ça¤r›lar›n› yinelemekteler. K›sacas›, tüm dünyada 盤 gibi büyüyen açl›k, iflsizlik, yoksulluk, NATO’nun kuruluflunun 60. y›l›nda, kurulufl amac› da olan “tehdidi” büyütmektedir. “Tehdidi” “tehdit” olmaktan ç›karmak, vakit geçirmeden fiiliyata dökmek ise, ezilenlerin ve onlar›n öncü güçlerinin boynunun borcudur!


‹flçi-köylü 14

Tarihten sayfalar

’38 DERS‹M’DE D‹REN‹fi VE KATL‹AM Osmanl›’n›n enkazlar› üzerine kurulan Cumhuriyet’in “yurttafl sevgisi”ni anlamak için fazla zaman geçmesine gerek kalmayacakt›. Cumhuriyet’in ilan› ile birlikte zaman kaybetmeden devrimcileri, ilerici ve yurtseverleri hedef tahtas›na koyan Kemalistler, dikensiz bir gül bahçesi yaratmak için ne gerekiyorsa yapmaktan geri durmayacakt›. Faflist ‹talya’n›n ceza yasas›n› alan “genç” Cumhuriyet, uygulamada da onlar kadar yetenekli olabilece¤ini k›sa sürede gösterdi. ‹flçi ve emekçilerin direnifllerine azg›nca sald›ran, iflçi cemiyetlerini yasaklayan, temel hak ve özgürlükleri ask›ya alan (ve orda b›rakan) Kemalistlerin en küçük bir ayk›r› sese tahammülü yoktu. S›rt›n› atalar›n›n katliamc›, soyk›r›mc› miras›na yaslayan Kemalistler, bu gelene¤i özenle muhafaza etti. 1920’lerden itibaren difllerini göstermeye bafllayan Kemalizm, Takriri Sükûn Kanunu ile ülkeyi bir Ola¤anüstü Hal Bölgesine dönüfltürürken ‹stiklal Mahkemeleri kurarak binlerce insan› dara¤açlar›nda idam etti. fieyh Sait isyan›n› bahane ederek ülkeyi esaret alt›na alan egemenler yeni bir ulus infla etmeye giriflti. Toplum mühendisli¤ine soyunan bu zatlar Türk ulusunu “müreffeh medeniyetler” seviyesine ç›karmak iddias› ile di¤er uluslara, az›nl›k milliyetlere savafl açt›. Zorunlu göçler, iskân kanunlar› ile asimilasyona h›z verildi. Türk Dil Teorisi icat edilerek bütün dillerin Türkçe’den türedi¤i safsatas› ortaya at›ld›. Türk egemen s›n›flar›n›n flekil verdi¤i bu toplumda, çeflitli milliyetlerden emekçilerin biny›llardan süzülüp gelen kültürel, sanatsal de¤erlerine, inanç ve dillerine yer yoktu. Kat›ks›z bir Türk milliyetçili¤i, gözü dönmüfl bir flovenizm üzerinden flekillenen Kemalizm, bu topraklar›n adeta gökkufla¤›na benzeyen mozai¤ini paramparça etti. Kürt ulusuna yönelik hamlelerle bafllayan bu süreç elbette bekledikleri kadar kolay olmayacakt›. fieyh Sait önderli¤inde baflkald›ran Kürt ulusu, bugün s›n›f mücadelesinin çok önemli bir dinami¤i olan hareketin de tohumlar›n› att›. T. Kürdistan›’n›n birçok ilinde genifl bir kesim taraf›ndan desteklenen bu hareket Kürt ulusu için on y›llar boyunca büyük bir ilham kayna¤› oldu. ‹mha, inkâra tarihi boyunca karfl› koyan bir bölge de Dersim’di. Osmanl› ‹mparatorlu¤u boyunca say›s›z sefer düzenlenen ancak hiçbir zaman teslim al›namayan Dersim, Kemalistlerin imha politikas›na karfl› büyük bir direnifl sergiledi. Yüzy›llar boyunca hiçbir imparatorlu¤un himayesi alt›na girmeyen, özgürlü¤üne ve onuruna düflkün Dersim halk›, Kemalistler taraf›ndan esaret alt›na al›nmaya karfl› da sessiz kalamazd›. Osmanl›’dan bu yana say›s›z defa ayaklanan, zulme karfl› bafl-

kald›ran Dersim yine tarih sahnesine onurlu bir direnifl arma¤an etmeye haz›rlan›yordu. Devlete vergi ödemeyen, asker göndermeyen, memurlar›n› kabul etmeyen Dersim’i, bir ç›ban olarak alg›layan egemenler için bölge öncelikliydi ve “›slah” edilmesi gerekiyordu. Kemalist ideolojinin, milliyetçilik zehirinin bölgeye akmas› bu faflist ideolojinin bölgede tesis edilmesi elzemdi.

DERS‹M ARTIK TUNCEL‹ Kemalistler, 25 Aral›k 1935’te Tunceli

Kanunu’nu ç›kar›r. Böylelikle bölgenin ismi Dersim iken Tunceli olarak de¤ifltirilir. Hemen akabinde Elaz›¤ merkezli Dersim, Bingöl ve Erzincan’› içine alan Dördüncü Genel Valilik kurulur. Bafl›na General Abdullah Alpdo¤an atan›r. Elaz›¤’da bölge için özel olarak bir ‹stiklal Mahkemesi kurulur. Dersim, yasak bölge ilan edilir ve bölgeye girifl ç›k›fllar yasaklan›r. 1936’da Dersim’in Amutka, Pulur, Karao¤lan, Sin, Haydaran, Danzig ve Burnak gibi stratejik merkezlerinde askeri k›fllalar ve karakollar infla edilmeye bafllan›r. Devlet Dersim’i kontrol alt›na almak, asimile etmek, insans›zlaflt›rmak ve direnifl odaklar›n› yok etmek için haritalar çizmekte, ad›m ad›m yol almaktad›r. ‹ki y›l boyunca üzerinde çal›fl›lan projede hangi afliretin, ailelerin hangi bölgeye, il ve ilçeye sürgün edilece¤ine kadar birçok ayr›nt› dahi düflünülmüfltür. Ancak bu s›rada Dersim halk› da yaflananlar› yak›ndan takip etmektedir.

D‹REN‹fi ATEfi‹ NEWROZ’LA ALAZLANIYOR... A¤›rl›kl› olarak Alevi inanc›na sahip Kürtlerin yaflad›¤› Dersim toplumunda sözü geçen afliretler biraraya gelerek durumu de¤erlendi-

rir ve devletin imha planlar›na karfl› koymaya karar verir. Önce ulusal haklar›n›n güvence alt›na al›nd›¤› bir yönetim için Alpdo¤an’la görüflmeye karar verilir ancak devletin buna yan›t› iflgal ve köylerin bombalanmas› olur. 1936’da infla edilen karakollara, k›fllalara bask›nlar düzenlemeye bafllan›r. Newroz’un ard›ndan yeni bir yaflama direnifl ve isyanla giren Dersim halk›, birçok askeri noktaya karfl› büyük eylemlere giriflir. Böylelikle direnifl atefli de yak›lm›fl olur. Direnifl k›sa sürede Dersim’in birçok bölgesine yay›l›r. Köprüleri ha-

vaya uçuran, devlet güçlerine önemli zararlar veren Dersim direnifli kendi önderlerini de yarat›r. Seyit R›za ve Alifler bu direniflin öne ç›kan isimleri olarak haf›zalara kaz›n›r. Birçok afliret Seyit R›za ve Alifler önderli¤inde biraraya gelerek iflgale karfl› topluca direnifle geçer. Direnifle karfl› devletin sald›r›s› ise korkunç olur. Diyarbak›r’dan kalkan ve içinde Sabiha Gökçen’in de oldu¤u (Ermeni soyk›r›m›nda ailesi katledilmifltir) 15 uçakl›k bir filo Zel, K›rm›z› Da¤, Yukar› Bor (Keçizeken) çevrelerini bombalar. Devlet hiçbir ayr›m gö-

3-16 Nisan 2009 zetmeden nefes alan her canl›n›n üstüne atefl açar. Köyler içindeki insanlarla beraber yak›l›r. Ateflten kaçarak d›flar› ç›kanlar kurflunlanarak katledilir. Dersim’i kuflatma alt›na alan devlet, burada silahs›z binlerce insan› kurfluna dizer. Tujik da¤›na ç›karma yapan devlet güçleri, ‹ksor vadisinde s›¤›naklarda saklanan kad›n ve çocuklar›n üzerine atefl açar. Ma¤ara a¤z›na beton dökülerek kapat›l›r. ‹çeri zehirli gaz verilir. Vadi büyük bir katliama tan›k olur. Ali Bo¤az›, Kutu Deresi ve Laç deresinde yaflanan katliamlar bugüne kadar dilden dile anlat›lmaktad›r. Laç Deresine s›¤›nan savaflç›lar, burada faflist orduya karfl› büyük bir direnifl gösterir. Yafll›, genç, kad›n-çocuk binlerce insan›n s›¤›nd›¤› ma¤aralar kan gölüne döner. Laç Deresi günlerce kan k›rm›z› akar. Devlet, direniflin etkisini k›rmak amac›yla birçok aflireti sat›n al›r. Direniflçi afliretlerin içinde faaliyet yürüten adamlar› arac›l›¤› ile direniflçilerin moralini bozmaya, birlik ve beraberlik ruhunu zedelemeye çal›fl›r. Direniflin önderlerini ele geçirmeye çal›flan devlet bir süre sonra amac›na ulafl›r. Alifler ve efli Zarife Kemalistlerin adamlar› taraf›ndan katledilir. Tüm bölgeyi hâkimiyeti alt›na alan devlet güçlerine karfl› direnen az say›da afliret kal›r. Erzincan’a devlet yetkilileri ile görüflmek üzere giden Seyit R›za burada tutuklanarak Elaz›¤’a götürülür. 15 Kas›m1937’de Seyit R›za ile birlikte 7 kifli idam edilir, 37 kifli hakk›nda a¤›r hapis cezalar› verilir. Direniflin önderi Seyit R›za son dakikalar›nda da onurlu bir durufl sergiler. Mustafa Kemal’e ithafen; “Ben senin hilelerinle bafl edemedim bu bana dert oldu, ben de senin karfl›nda diz çökmedim bu da sana dert olsun” sözlerini Elaz›¤ Bu¤day Meydan›’na, tarihin haf›zalar›na hayk›r›r. Seyit R›za’n›n idam›ndan bir gün sonra Elaz›¤’a gelen Mustafa Kemal’in katliam› engellemeye çal›flt›¤› söylentisi yay›l›r Katliamdan hemen sonra Pertek’te Halkevi’nin aç›l›fl›n› yapan ve Cumhuriyet Halk F›rkas›’n›n flubesini açan Mustafa Kemal, böylelikle bölgenin asimilasyonunu idam› engellemeye çal›flan bir lider görüntüsü alt›nda sürdürür. Oysa tüm resmi belgeler, dönemin meclis konuflmalar› Mustafa Kemal’in katliam›n her aflamas›ndan haberdar oldu¤unu ve harekât›n sevkinde görev ald›¤›n› göstermektedir.

SOYKIRIM, KATL‹AM, SÜRGÜN, AS‹M‹LASYON… Seyit R›za’n›n idam edilmesi ile direnifl sona erer. Ancak devlet art›k intikam peflindedir. Direnifl sona erse de direnifl ruhunun ortadan kald›r›lmas› gerekir. Dersim direniflinde katliam›n doruk noktas› 1938’de yaflan›r. Dersim’i yerle bir eden devlet güçleri, binlerce insan› kurfluna dizer, binlercesini sürgün eder. 90 afliretten 347 ailenin 72’si Tekir-

Tarihten k›sa k›sa... ☛ Ethel ve Julius Rosenberg çifti Amerikan burjuvazisinin ülkede devrimcilere, ilericilere karfl› bafllatt›¤› anti-komünist kampanya s›ras›nda sahte iddialarla gözalt›na al›n›r. 8 Mart 1951’de bafllayan ve tüm dünydaa yap›lan eylem ve etkinliklerle protesto edilen dava sonunda Rosenbergler 19 Haziran 1953’te elektrikli sandalyede idam edildi. ☛ 5 Nisan 1794’te Frans›z devrimi önderlerinden Georges Jacgues Danton idam edildi. ☛ 10 Nisan 1870 y›l›nda Rus devriminin önderi Vlademir ‹van ‹lyiç Lenin do¤du. ☛ 10 Nisan 1919’da Meksikal› efsanevi köylü lideri Emiliano Zapata öldürüldü. ☛ 14 Nisan 1930 tarihinde fliirleri ile Rus devriminin ruhunu y›¤›nlara tafl›yan ünlü flair Vladimir Mayakovski öldü. ☛ 10 Nisan 1871’de Paris Komün yönetimi, halk›n davas›n› savunurken öldürülen bütün yurttafllar›n çocuklar›na ayl›k ba¤lanmas›n› kararlaflt›rd›. ☛ 4 Nisan 1949 y›l›nda Kuzey Atlantik Antlaflmas› Örgütü (NATO) kuruldu. Emperyalistlerin sosyalizm tehlikesine karfl› bir savafl ve suç örgütü olarak oluflturduklar› NATO, bu y›l 60. y›l›n› “kutluyor”. Kurdu¤u illegal Gladio örgütleri ile dünya üzerindeki ilericilere, devrimcilere, yurtseverlere ve komünistlere savafl açan NATO, birçok ülkede darbelerin gerçeklefltirilmesinden, say›s›z kitle katliam›ndan sorumludur. da¤’a, 38’i Edirne’ye, 56’s› K›rklareli’ye, 65’i Bal›kesir’e, 73’ü ‹zmir’e, 34’ü Manisa’ya sürgün edilir. Büyük bir eziyet alt›nda ve insanl›k d›fl› bir muamele ile sürgün edilen Dersimliler adeta sudan ç›km›fl bal›¤a döner. Gittikleri bölgelerde y›llar boyunca vebal›ym›fl gibi görülen Dersimliler diline, kültürüne, inanc›na s›k› s›k›ya sar›l›r ancak asimilasyon politikalar›ndan da nasibini almaktan kurtulamaz. Dersim’e katliamla giren devlet tüm çabalar›na ra¤men Dersim topraklar›na at›lan direnifl tohumlar›n› sökmeyi baflaramad›. Uzun y›llar boyunca derin bir sessizli¤e bürünen Dersim, toplumsal muhalefetin yükselmesi ile birlikte direnifl atefllerinin en gür yand›¤› yerlerden biri oldu. Halk demokrasisi, sosyalizm ve komünizm için yollara düflenlerin, Kürt Ulusal Hareketi’nin de¤iflmez adreslerinden biri her fleye ra¤men yine Dersim oldu!

Kültür-Sanat

Tiyatro her yerdedir! - Merhaba, bize k›saca kendinizi tan›tabilir misiniz? Volkan Korhan (YEKAT’ta e¤itmen oyuncu): Bizler bundan 4 y›l önce Kas›m ay›nda kurduk Yeni Kap› Tiyatrosu’nu. fiu an 15 kiflilik bir grubumuz var. Yeni Kap› Tiyatrosu’nun kurulufl amac› sanat›, tiyatroyu soka¤a tafl›mak ve sokakta tiyatro yapmakt›r. Sadece sahnede de¤ildir tiyatro, her yerdedir. Kurulurken amac›m›z varofl mahalleleri diye hitap edilen mahallelere gidip oyunlar›m›z› orada sergilemekti. ‹zmir’de hiçbir tiyatro grubu bugüne

kadar ne Kadifekale’de ne Gültepe’de ve ne de benzeri mahallelerde tiyatro oynam›flt›r. Biz bu insanlara biraz da olsa yard›mc› olabilmek, tiyatroyu götürebilmek amac›yla biraraya geldik. Tiyatroyu toplum için yapmay› amaç edindik. Bir derdimiz vard›, bu yolla onu anlatmak istedik. Hepimiz biliyoruz ki, tiyatro politikan›n en göze çarpan flekli ile anlat›lmas›n› sa¤lar, oyun oynarken istedi¤iniz gibi siyaset yapabilirsiniz. - Sanata bak›fl aç›n›zdan biraz bahseder misiniz? - Bizler sanat› sanat için de¤il toplum için yap›yoruz. ‹nsanlara gidip derdimizi anlat›yoruz ve yaflanan gerçeklerin de¤iflebilir oldu¤unu göstermeye, el ele verdikten sonra bir fleyler yapabilece¤imizi anlatmaya çal›fl›yoruz. Gitti¤imiz insanlara hem sanatsal yönden hem de toplumsal yönden bir fleyler katmaya çabal›yoruz. Size yaflad›¤›-

m›z bir fleyi anlatmak isterim. Bir gün Kadifekale’ye gitmifltik sokak oyunu için, ilk gitti¤imiz gün bizi tafllad›lar. ‹kinci gitti¤imiz oyunda da tafllad›lar. Üçüncü oyunumuzda da ayn› fleyi yaflad›k fakat, bir kez daha gitti¤imizde bir küçük çocuk gelip elindeki topuna imza atmam›z› istedi. Biliyorsunuz bu tür mahallelerde yaflayan kad›nlar tan›mad›klar› insanlarla pek görüflmez, konuflmazlar, böyle görmüfllerdir çünkü. Ancak bizi evlerine çay içmeye bile davet ettiler ve yine gelmemizi tembihlediler. Kahvelere gittik, insanlarla sohbet edebildik orada. ‹nan›lmaz mutlu olduk. - Sizi tafllama nedenleri neydi? - Zaman›nda oraya giden herkes bu insanlar› sömürmek, onlardan bir fleyler almak için gitmifl. ‹yi niyetleri hep suiistimal edilmifl. Bizi de onlar gibi sand›lar, ancak biz ›srarla onlara gidince niyetimizi anlad›lar. - Genelde toplumsal sorunlar› içeren oyunlar oynuyorsunuz. Toplumsal sorunlar ile tiyatroyu nas›l ba¤daflt›r›yorsunuz, yaflanan toplumsal sorunlar›n çözümünde sizce sanat›n ya da tiyatronun rolü var m›d›r? - Elbette vard›r, ancak tiyatro tek bafl›na

bir çözüm de¤ildir. Bizler ç›k›p insanlara neyi nas›l yapacaklar›n› anlatmaya karfl›y›z. Oynad›¤›m›z oyun ile insanlara anlatmak istedi¤imizi anlat›yoruz ve ondan sonras› onlara kal›yor. Biz görevimiz olan fleyi yap›yor, vermemiz gereken mesaj› veriyoruz ve geri kalan› seyircinin özgür iradesine b›rak›yoruz. - Sisteme muhalif olan sanat›n toplumsal mücadeleye katk›lar› aç›s›ndan ne düflünüyorsunuz, sizce etkili oluyor mu? - Kesinlikle oluyor. Ufak bir örnek verece¤im. Palto isimli oyunumuzu oynad›¤›m›z bir gün oyun sonunda seyircilerden biri gelip gerçekleri söyledi¤imizi ve kendisini ayd›nlatmam›zda yard›mc› oldu¤umuzu söylemiflti. Bu ve benzeri olaylar bizim için mutluluk verici fleylerdir. Bir insan› kazanabildiysek, ona gerçekleri oldu¤u gibi yans›tabildiysek bu bizim iyi fleyler yapt›¤›m›za ve kazan›m sa¤lad›¤›m›za iflarettir. - Önümüzdeki dönemde neler yapmay› planl›yorsunuz? - Önümüzdeki dönemde de sokakta olaca¤›z. Ayr›ca sahne oyunlar›m›z da olacak. fiu anda Mikado’nun Çöpleri adl› oyun oynan›yor. May›s’›n sonuna do¤ru da Bir Yaz Gecesi Rüyas› adl› oyunumuz sahnelenecek. Dönem dönem turnelerimiz oluyor. Arkadafllar›m›z›n bir k›sm› flu anda Mardin K›z›ltepe’de. Geçti¤imiz dönemde Sinop, Bart›n, Ankara, ‹stanbul, Ayd›n, Mu¤la ve Af-

yon’da oyunlar oynad›k. fiimdilik Bir Yaz Gecesi Rüyas› oyunumuz için kabu¤umuza çekilmifl durumday›z, ancak önümüzdeki aylarda bu oyunumuzla birlikte turnelerimizi de s›klaflt›rmay› düflünüyoruz. Tekrar edece¤im, biz hep sokaklarda olaca¤›z ve insanlara dertlerinin henüz bitmedi¤ini ve buna karfl› çözümün art›k üretilmesi gerekti¤ini söyleyece¤iz. (‹zmir)

Özgürlük halk›nd›r Daha fazla tutsakl›¤a dayanamad› Da¤larda özgürlü¤ü arad› Düflledi¤i yurdu için ise Yaflam›n› kavgas›na adad› Arkas›ndan gözü yafll› analar Ölüm olsa da yavrular›n› arad›lar Sonuna kadar dayand›lar Elbet kazanacak diye avundular E¤medi bafl›n› ölüme Vermedi can›n› kahrolas› zulme Yar eyledi mavzerini koca yüre¤ine Savaflt› halk özgürlü¤üne (Dersim’den bir YDG okuru)


‹flçi-köylü 15

Haber-Okur

3-16 Nisan 2009

Mücadelenin bahar› Newroz’la geldi sonland›rd›k. (Gülsuyu ‹K okurlar›)

‹STANBUL Kürt özgürlük tarihinin bafllang›c› kabul edilen ve Demirci Kawa’n›n ellerinde harlanan isyan atefli Newroz, bu y›l ‹stanbul’da 21 Mart’ta yaklafl›k 500 bin insan›n coflkulu kat›l›m›yla kutland›. “Ne imha ne inkar çözüm Demokratik Özerklik” ile “Newroz pîroz be” pankart›n›n sahneye as›ld›¤› kutlamada sanatç› Ayfer Düzdafl ve Rojda’n›n söyledi¤i türkülerle halay çeken yüz binlerce insan, yak›lan Newroz ateflinin üzerinden atlayarak sloganlar att›. Mazlum Do¤an’dan ‹brahim Kaypakkaya’ya, Kemal Pir’den Deniz Gezmifl’e, Zilan’dan Mahir Çayan’a kadar özgürlük ve devrim mücadelesinde flehit düflenlerin resimlerinin tafl›nd›¤› Newroz kutlamas›na Partizan da “Newroz serhildan e” yaz›l› pankart›yla kat›ld›.

Gülsuyu

n Ne Yaflas›

Newro

Sar›gazi Mehmetçik Lisesi ö¤rencilerinin gerçeklefltirdi¤i Newroz kutlamas›na sald›ran jandarma, liselilerin üzerine atefl açt› ve befl ö¤renciyi de gözalt›na ald›. Yeni Demokrat Gençlik, DGH, LÖB ve Yurtsever Liseliler’in ça¤r›s›yla geçeklefltirilen

ö¤renciyi gözalt›na almak istedi. Bunun üzerine sald›r› gerçekleflti. Ö¤rencilerin üzerine atefl açan jandarma ayr›ca olay yerinin yak›n›nda bulunan Munzur Kültür Derne¤i’ni de basarak, olaylara tan›kl›k eden bir kifliyi de, k›sa süreli gözalt›na ald›. be!

wroz p e N Maltepe-Topselvi

iroz

Maltepe’de bulunan Ertu¤rulgazi Lisesi ö¤rencileri Newroz’u, okul bahçesinde yakt›klar› ateflle kutlarken, Topselvi’de akflam saat 20.00’de gerçeklefltirilen Newroz kutlamas›nda da atefl yak›larak, alana getirilen ses düzeninden çalan müzikler eflli¤inde halaylar çekildi.

wroz!

Gülsuyu Partizan ve ‹K okurlar› olarak, 21 Mart Cumartesi akflam› saat 19.30’da, Proleter Devrimci Durufl ile birlikte Özgürlük Meydan›’nda Newroz ateflimizi yakarak, kutlamam›z› gerçeklefltirdik. Partizan olarak, saat 19.00’da, Kaflgarl› Mahmut ‹lkö¤retim Okulu’nun üst taraf›nda toplanarak, “Newroz ‹syand›r” yaz›l› pankart›m›z› aç›p, yürüyüflümüzü bafllatt›k ve Pazar Soka¤›’ndan alana girdik. Sayg› duruflunun ard›ndan Newroz atefli yak›larak, halaylar çekildi. 1 saat süren eylemi, pankart›m›z› alana asarak

* Ankara’da Newroz kutlamalar›n›n ilki Mamak’ta yap›ld›. NATO Yolunu trafi¤e kapatarak Tuzluçay›r Meydan›na do¤ru yürüyüfle geçen halk burada atefl yak›p davul zurna eflli¤inde halaylar çekti. Partizan, Al›nteri, BDSP, Aka-Der, DHF ve Halk Cephesi taraf›ndan düzenlenen Newroz, Mamak halk›n›n saat 18.30’da Hac› Bektafli Veli Park›’nda toplan›p kortejler halinde meflalelerle yürüyüfle geçmesiyle bafllad›. Yürüyüfle Partizan, “Newroz isyand›r, isyan da¤larda” pankart›yla kat›ld›. Tuzluçay›r Meydan›’na gelen kitle bas›n

bare roz bim

flam› DTP, ESP ve Partizan olarak gerçeklefltirildi. Pazar Soka¤›nda gerçeklefltirilen kutlamaya “Newroz piroz be” yaz›l› Partizan imzal› pankart›m›zla ve flamalar›m›zla kat›ld›k. Saat 21.00’e kadar süren kutlama daha sonra sonland›r›ld›. Ayr›ca kutlama s›ras›nda TKP/ML T‹KKO pankart›n›n aç›l›p Newroz atefli etraf›nda sloganlarla gezdirildi¤i de görüldü. (1 May›s Mahallesi ‹K okurlar›)

So¤anl› Bahçelievler Birlikte Kazanaca¤›z Platformu olarak 20 Mart tarihinde Yenibosna Pazar Pazar› mevkiinde bir Newroz kutlamas› gerçeklefltirdik. Saat 19.00’da Newroz atefli yak›ld›. Ateflin k›z›ll›¤› etraf›nda halaylar çekilirken yap›lan havai fiflek gösterisi ile kitlenin coflkusu artt›rd›. Alanda bulunan bir evin duvar›na yans›t›lan sinevizyonda bir belgesel gösterimi yap›ld›.

1 May›s Mahallesi

kutlamay› okul bahçesinde bafllad›. Ancak kutlamay› davul-zurna ile devam ettirmek isteyen ö¤renciler, okul müdürünün davul zurnay› okul bahçesine sokmamas› üzerine, okul ç›k›fl›nda bir araya geldi ve okulun önünden davul zurna eflli¤inde bir yürüyüfl bafllatt›lar. Eylemin bafl›ndan itibaren ö¤rencileri taciz eden jandarma, bir süre sonra ö¤rencilerin yolunu keserek, bir

21 Mart akflam› Partizan olarak bir kutlama gerçeklefltirdik. Kutlamam›z› 3038. Sokak’ta caddeye yak›n noktada flamalar›m›z ve pankartlar›m›zla süsledi¤imiz alanda gerçeklefltirdik. Pankartlar›m›zda “Newroz piroz be” ve “Newroz isyan, isyan da¤lardad›r” sloganlar› yer ald›. Saat 19.30’da sayg› duruflunun ard›ndan Newroz ateflini yakt›k. Kutlama sloganlar ve coflkuyla çekilen halaylarla devam etti. Di¤er bir Newroz kutlamas› da 22 Mart ak-

New

ARA K N A

D New E M A

Sar›gazi

be! z piroz

metnini dinledi. Daha sonra yak›lan ateflin etraf›nda halaylar çekildi. Ara sokaklara do¤ru yürüyerek da¤›l›fla geçen kitle Newroz fliarlar›n› semt halk›yla buluflturdu. * 22 Mart Pazar günü DTP’nin ça¤r›s›yla yap›lan ikinci Newroz kutlamas› Kolej Meydan›’nda gerçeklefltirildi. Sabah saatlerinde S›hhiye Toros Sokak’ta toplanan kitle, sloganlar ve z›lg›tlar eflli¤inde Kolej Meydan›na yürüdü. Eyleme ESP, Kurd-Der, YDG-M, Partizan, Halkevleri ve KESK fiubeler Platformu kat›ld›. * 19 ve 21 Mart tarihlerinde üniversitelerde de çeflitli Newroz kutlamalar› yap›ld›. ODTÜ’de yap›lan etkinlikte devrimci ö¤ren-

Gebze Ulafltepe Mahallesi’nde 21 Mart 2009 tarihinde Partizan, AKADER, DTP, HKM, DHF gibi kurumlar taraf›ndan coflkulu bir Newroz kutlamas› yap›ld›. Etkinlik, bas›n aç›klamas›n›n okunmas›yla bafllad›. Aç›klaman›n ard›ndan kitle davul-zurna eflli¤inde halaya durdu. Polisin bölgeye yo¤un bir y›¤›nak yapmas› dikkat çekti. Etkinlik halaylar ve sloganlar eflli¤inde, yanan Newroz ateflinin etraf›nda son buldu. (Gebze ‹K okurlar›)

arek b m i b z ro

k vo! nuflmadan sonra sahneye ç›kan ortak

Newroz Dersim’de Devrimci Demokratik Güçbirli¤i (DTP, Partizan, HKM ve ESP) ve ÖDP, EMEP, E¤itim-Sen taraf›ndan kutland›. Yeralt› Çarfl›s› üzerinde biraraya gelen kitle K›flla Meydan›’na do¤ru yürüyüfle geçti. Tertip Komitesi ad›na yap›lan ko-

K i t a p l › k Her y›l oldu¤u gibi bu y›l da gözler Kürdistan’›n kalbi Amed’deydi. Bu y›lki kutlamalara 1 milyon kifli kat›ld›. Amedliler, sabah saatlerinden itibaren kutlaman›n yap›laca¤› Newroz Park›’na do¤ru akmaya bafllad›lar. 7’den 70’e herkes alan› doldurdu. Yerel k›yafetlerini giyen kad›nlar ve çocuklar renkli görüntüler oluflturdu. Belediye araçlar› kitleyi alana sorunsuz getirebilmek için ücret almadan yo¤un flekilde Newroz alan›na çal›fl›yordu. Yetersiz kalan belediye araçlar›n›n yard›m›na kamyonlar, taksiler, dolmufllar ve flehir d›fl› tafl›mac›l›¤› yapan Diyarbak›r firmalar› yetifliyor ve bu durum yer yer konvoylar›n oluflmas›na neden oluyordu. ‹nsanlar geldikçe alan dar gelmeye bafll›yor ve kitle alandan tafl›yordu. Polis barikatlar› ve arama noktalar› ise bu kitle karfl›s›nda çoktan acze düflmüfl, ifllevsizleflmifl haldeydi. Alanda renkli görüntülere Kürdistan bayraklar› efllik ediyor, sloganlar at›l›yor, hep birlikte türküler söyleniyor ve halaylar çekiliyordu. Bizler de ‹flçi-köylü okurlar› olarak alanda yerimizi al›p Kürt halk›n›n mücadele ve coflkusuna ortak oluyoruz. Sesli ajitasyonla yayg›n gazete da¤›t›m› yaparak bulufluyoruz kitleyle. Newroz’a Amed’de ilk defa kat›lan bir arkadafl›n söyledikleri birçok fleyi özetliyor asl›nda: “Bu kadar çok bölücüyü daha önce hiç, bir arada görmemifltim. Bu gerçekten çok güzel!” Demirci Kawalar›n ard›llar› olarak zalim Dehaklara karfl› mücadelenin, isyan›n hakl› bilinciyle hareket eden Kürt halk›, nice ça¤dafl Kawalar yaratm›flt›r ve yaratmaya devam ediyor. (Amed ‹K okurlar›)

K i t a p l › k Koastantin Fedin’in “Ola¤and›fl› Bir Yaz” roman› Mihri Belli’nin 1947 y›l›nda Yunanistan Komünist Partisi önderli¤inde savaflan Demokratik Ordu’ya kat›lmas› ve 1949 y›l›na kadar savaflma sürecinin yan›nda Yunanistan iç savafl› ve Nazi iflgaline karfl› verilen direnifl sürecini k›sa anlat›lar ile de¤inisi. Yunanistan direnifl savafl› boyunca 600 bin Yunanl›n›n öldü¤ü, iç savafl sürecinde ise (1943–1949) 140 bin civar›nda insan›n yaflam›n› yitirdi¤i gerçe¤ine karfl› Yunan iç savafl› YKP’nin yenilgisi ile sonuçlanm›flt›. 1945’te yap›lan genel seçimleri boykot eden KP iktidara gelme flans›n› da

K i t a p l › k

aday Edibe fiahin “Dersim kad›nla özgürleflecek” sloganlar›yla karfl›land›. Son olarak söz alan DTP Dersim Milletvekili fierafettin Halis, halk›n bayram›n› kutlayarak konuflmas›na bafllad›. Kardefl Türküler’in sahne ald›¤› coflkulu program sloganlar eflli¤inde son buldu. (Dersim Partizan)

kaybediyor. Di¤er komflu ülke (sosyalist ülkeler) KP’leri silahl› mücadele verilmesinin kendi koflullar› için do¤ru olmad›¤›n› ve ülkelerinin selametleri aç›s›ndan YKP iç savafl› bafllatt›¤›nda destek olmayacaklar›n›, yard›mc› olmayacaklar›n› belirterek, demokratik cephe oluflturularak seçimlere kat›lmas›n› tavsiye eder. YKP bu önerileri reddederek silahl› mücadeleyi bafllat›r. ‹ç savafl boyunca Demokratik Ordu tamamen kendi olanaklar›na, insan gücüne dayanarak savafl›r. Birçok bölgede iktidar› Demokratik Ordu güçleri ele geçirse de yanl›fl taktik ve verilen stratejik hata nedeniyle yenilginin önünü açarlar. Koflullar›n zorlu olmas›, askeri malzemelerin eksik olmas› ve komflu sosyalist ülkelerden yard›m görmemeleri var olan durumu daha da zorlaflt›r›r. Bir yanda ‹ngiltere ve ABD’ nin her türlü deste¤ini alm›fl çete, di¤er yanda savafl teçhizat›ndan yoksun Demokratik Ordu. Sosyalist ülkeler sadece a¤›r yaral›lar› topraklar›na kabul eder ve a¤›r yaral›lar d›fl›nda hiçbir yard›mda bulunmazlar. Var olan yard›mlar da yok denecek kadar azd›r. Yunanistan iç savafl› verilen yanl›fl kararlar sonucu yenilgiye u¤ram›flt›r. Sa-

HER YERDE! ‹ZM‹R ‹zmir’de 21 Mart Cumartesi günü Buca Hipodrom’da biraraya gelen binlerce kifli Newroz’u coflku ile kutlad›. ‹zmir Birlikte Baflarabiliriz ‹nisiyatifi taraf›ndan örgütlenen mitinge Partizan, Al›nteri ve Mücadele Birli¤i Platformu da kat›l›m sa¤lad›. Kutlama sayg› duruflu ile bafllad›, ard›ndan konuflma yapan DTP Batman milletvekili Bengi Y›ld›z sözlerine “Size Kürdistan’dan selam getirdim, Newroz serh›ldan›n›z› selaml›yorum” diyerek bafllad›. Ard›ndan Tertip Komitesi ad›na Günefl K›rm›z›gül, DTP il Baflkan› Yusuf Kaya ve Av. Arif Ali Cang› konufltu. Partizan eyleme “Newroz atefli ile isyan› kuflan” pankart› ile kat›ld›. Konuflmalar›n ard›ndan etkinlik Mezopotamya Kültür Merkezi müzik grubunun ve Koma Azad’›n ezgileri ve çekilen halaylar ile sona erdi.

BURSA

Y

ewr N n › s a afl

oz!

vo!

cilerin afifllerini indirmek isteyen bir kiflinin ç›kard›¤› provokasyonu gerekçe gösteren jandarma ö¤rencilere sald›rd›. Afiflleri y›rtarak kütüphane binas›na saklanan kifliye devrimci, demokrat ö¤renciler tepki gösterdi. Ö¤renciler “Faflizme karfl› omuz omuza” sloganlar›yla kütüphane binas›na do¤ru yürüyüfle geçmek istedi. Da¤›lmak istemeyen ö¤rencilere jandarma sald›rd›. Saatlerce süren çat›flmadan sonra jandarma okulu terk etmek zorunda kald›. Ankara Üniversitesi Cebeci Kampüsü ve Hacettepe Üniversitesi’nde de içerisinde YDG’nin de bulundu¤u gençlik örgütleri yapt›klar› etkinliklerle Newroz’u kutlad›lar.

S‹M DER

NEWROZ COfiKUSU

vafl boyutland›ktan sonra KP içinde iki düflünce ak›m› ortaya ç›kar. Birinci grup gerilla savafl›ndan düzenli orduya geçilerek cephe savafl›n›n verilmesini savunur. ‹kinci grup ise uzun süreli gerilla savafl›n› savunmaktad›r. Gerilla birliklerinin genel durumuna bak›ld›¤›nda KP önderli¤inde savaflan Devrimci Ordu’nun neredeyse tamam›n› yoksul köylüler oluflturmaktad›r ve neredeyse tamam› savafla yal›nayak, üstsüz bafls›z kat›lm›flt›r. ‹nsanlar güçlü düflman ordusu taraf›ndan k›sa sürede yenilgiye u¤rat›l›r, yenik düflülür. Bu yanl›fl stratejiyi izlemeyip uzun süreli halk savafl› stratejisi uygulanabilinmifl olsayd›, kitle deste¤ine sahip YKP iç savafl› zaferle sonuçland›rabilirdi. Mirhi Belli savafl koflullar›n›n zorluklar›n› tarif ederken önemli bir noktay› da ayd›nlatmaktad›r. Koflullar hangi ölçüde zor olursa olsun, insan gönüllü olarak savafla kat›ld›¤›nda üstesinden gelinmeyecek zorlu¤un olmad›¤›n› vurgularken, karda ya¤murda donarken, günlerce aç, uykusuz savafl›rken morallerinin bir an olsun bozulmad›¤›n›, kazanacaklar›na olan inançlar›n›n tüm zorluklar› aflmada rehber oldu¤u gerçe¤ine de de¤inmeden edemez. (Bir ‹K okuru)

Newroz Bursa’da 22 Mart günü Gökdere Bulvar›’nda, ya¤an ya¤mura ra¤men coflkuyla kutland›. DTP, SDP, Sosyalist Parti, ÖDP, SODAP ve ESP taraf›ndan organize edilen mitinge Partizan da “Emperyalizme, ›rkç›l›¤a ve flovenizme karfl› Newroz ruhunu kuflan” pankart› ve flamalar›yla kat›ld›. Sayg› duruflu ile bafllayan miting aç›l›fl konuflmas›n›, DTP Bursa ‹l Baflkan› Hüseyin Diken yapt›. Tertip Komitesi, DTP milletvekili Sabahat Tuncel, SDP PMK üyesi Ayla Y›ld›r›m, Bursa Büyükflehir Belediye Baflkan Aday› ‹kbal Polat da birer konuflma yaparak halk›n Newroz’unu kutlad›. Ya¤an ya¤mura inat, befl saati geçkin süren miting söylenen türküler ve halaylarla sona erdi. Mitingin da¤›lmas›n›n ard›ndan Bursa polisi mitingin coflkusunu hazmedemedi¤inden, Ankara yoluna do¤ru yürüyen kitleye sald›rarak 10 kifliyi gözalt›na ald›.

ERZ‹NCAN Erzincan Merkez de DTP’nin yapt›¤› miting baflvurusu yine bildik “güvenli¤in sa¤lanamamas›” vb. bahanelerle geri çevrilerek izin verilmedi. Buna ra¤men Ça¤layan, Yal›nca, Ulalar, Kavakyolu gibi beldelerde Newroz kutland›.

MALATYA Partizan, ESP ve DTP taraf›ndan fieker Stad›’nda bir miting düzenlendi. Miting sayg› durufluyla bafllad›. Daha sonra Tertip Komitesi ad›na bir konuflma yap›ld›. Ard›ndan Newroz atefli yak›ld›. Atefl etraf›nda davul-zurna eflli¤inde halaylar çekildi. Yerel bir grubun verdi¤i müzik dinletisinin ard›ndan konuflmalara devam edildi. Malatya’dan ESP’li ba¤›ms›z Belediye Baflkan aday› Sevim Kaptan Ölçmez kitleye seslendi. Daha sonra Partizan ad›na yap›lan konuflmada: “Bugün Newroz günü, yani demirci Kawa’n›n zalimlere baflkald›rd›¤› gün. Bugün ça¤dafl Dehaklar bafl›m›zda saltanat sürerken bizlerin birleflmekten ve birlikte hareket etmekten baflka çaremiz yoktur” denildi. Adana MKM bünyesinde çal›flma yürüten ozan Rezan’›n Kürtçe söyledi¤i flark›lar eflli¤inde halaylar çekilerek miting sonland›r›ld›. Bizler ‹flçi-köylü okurlar› olarak “Ortado¤u’nun ‹syanc› Halklar› Newroz Atefliyle Emperyalizmi Yenecek” yaz›l› pankartla ve flamalar›m›zla alandaki yerimizi ald›k. Alanda gazete ve bildiri da¤›t›m› yapt›k. Alana girifl ve ç›k›flta özellikle bizlere yönelik uzunca kimlik kontrolü yap›ld›. (Malatya ‹K okurlar›)


BÜROLAR

Umut Yay›mc›l›k ve Bas›m Sn. Ltd. fiti.

‹flçi-köylü

Yönetim yeri: Gureba Hüseyin A¤a Mh.

B‹Z HALKIZ GELECEK ELLER‹M‹ZDED‹R

Tel: 0212 654 94 18

Kartal: ‹stasyon Cd. Dörtler Ap. No: 4/2 Tel: (0216) 306 16 02 Cep: 0 537 270 75 60 Ankara: S›hh›ye Mh. Süleyman S›rr› Sk. Yunt Ap. No: 19/7 Çankaya Tel: (0312) 430 67 65 Cep: 0 543 453 89 84 ‹zmir: 856 Sokak, No: 48/203 Kemeralt› Konak, Tel: (0232) 446 78 07 Cep: 0 555 561 04 03 Malatya: Dabakhane Mh. Turgut Temelli Cd. Bar›fl ‹flhan› Kat: 3 No: 94 Erzincan: Ordu Cd. Ordu ‹flhan› Kat: 3 Tel: (0446) 223 67 18 Cep: 0 537 461 79 64 Bursa: Selçuk Hatun Mh. Ünlü Cd. Sönmez ‹flsaray› Kat: 2 No: 185 Heykel, Tel: (0224) 224 09 98 Cep: 0 536 613 81 98 Mersin: Silifke Cd. Çavdaro¤lu ‹flhan› Kat: 3 No: 1/8 Cep: 0 545 685 25 27 Avrupa Büro: Weseler Str 93 47169 As-Druck Duisburg-Almanya Tel: 0049 203 40 60 958 Faks: 0049 203 40 60 959

‹mam Murat Sk. No: 8/1 Aksaray-Fatih/‹stanbul Tel: (0212) 521 34 30 Faks: (0212) 621 61 33 Sahibi ve Yaz›iflleri Müdürü: Çilem ÖNSEL Bask›: SM Matbaac›l›k Adres: Çobançeflme Mh. Sanayi Cad. Altay Sk. No: 10 A Blok Yenibosna Bahçelievler ‹stanbul

Bir Yerel Seçim rüzgar› da böyle geçti Dersim halk› güç birli¤i dedi Yo¤un tart›flmalara sahne olan Dersim yerel seçimleri, her fleye ra¤men halk›n Devrimci Demokratik Güç Birli¤i etraf›nda kenetlenmesi sonucunda DTP aday› Edibe fiahin’in kazanmas› ile sonuçlanm›flt›r. Devrimci ve demokrat güçlerin gerek sürece dair birlefltirici tutumlar› ve gerekse de süreci halktan yana örgütleyen yo¤un çal›flma temposu Dersim halk›n›n onay›n› alarak halk›n zaferi ile sonlanm›flt›r. T. Kürdistan›’nda yerel seçimlere iliflkin yaklafl›m›m›z devrimci tutum ve sorumluluk ve de dayan›flma kültürü nas›l olmal›d›r sorusuna çok iyi yan›t olmufltur. Bu düflünceden hareketle Dersim’de DTP’yi destekleme karar› alarak Devrimci Demokratik Güç Birli¤i’nin içinde yer al›nm›flt›r. Tüm faaliyetlerin örgütlenmesinden, ev çal›flmalar›na, bildiri da¤›t›mlar›na kadar tüm çal›flmalar ortak emekle zenginlefltirilmifltir. AKP’nin “Diyarbak›r ve Dersim’i istiyorum” aç›klamas› ile verilen start, bizler taraf›ndan do¤ru alg›lana-

Düzen partilerine oy yok! Sar›gazi’de kurulan halk pazar›nda, Demokrasi Caddesi üzerinde, merkez mahallesi ve meclis mahallelerinde ertesi gün ise Yenido¤an Tafldelen’de ajitasyon-propaganda eflli¤inde bildirilerimizi da¤›t›p düzen partilerini teflhir ettik. Ayr›ca ozalitler yapt›rarak Sar›gazi Tafldelen ve Yenido¤an’›n ifllek yerlerine “Düzen partilerine oy yok”, “Rantç›lar›n h›rs›zlar›n yalanlar›na kanma”, “Düzen partilerine oy verme”, “Bozuk düzen de sa¤lam çark olmaz”, “Düzen partileri halk için çal›flmaz” Yaz›l› ozalitlerimizi as›p düzen partilerinin sahtekarl›¤›n› belirttik. Emekçi halk›m›zla sohbet edip çözümün kendi ellerimizde oldu¤unu, devrimci mücadelenin yükseltilmesi gerekti¤ini, kurtuluflun devrimle gelece¤ini belirttik. (Sar›gazi Partizan)

Bahçelievler’den notlar... Bahçelievler Birlikte Kazanaca¤›z Platformu seçim çal›flmalar›na 24 Mart günü bölge esnaflar›n› ziyaret ederek devam etti. Bu çal›flmaya 3. Bölge Milletvekili Sebahat Tuncel de kat›ld›. Bizler de önlük ve flapkalar›m›zla çal›flmalara kat›ld›k. Sokaktan ve evlerden kat›lanlarla birlikte kat›lan kitlenin say›s› 100’ün üzerine ç›kt›. Esnaf ziyaretinin ard›nda akflam saat 18 :00 s›ralar›nda Yenibosna Pazar Pazar› seçim bürosunda halk toplant›s› gerçeklefl-

rak yerel seçimler süreci salt belediyeyi kazanmak ile s›n›rl› tutulmam›fl hakim s›n›flar›n AKP ve CHP gericili¤ini kullanarak Kürt halk›n› sat›n alman›n hesaplar› içerisinde oldu¤unu halka anlatman›n araçlar›na dönüfltürülmüfltür. Beyaz eflya da¤›t›m›n›, Valinin AKP ‹l Baflkan› gibi çal›flmas›n› protesto eden coflkulu ve kitlesel yürüyüfller düzenlenmifl ve aç›klamalar yap›lm›flt›r. Mart ay›n›n tarihsel aç›dan önemli bir yerde durmas› ve yerel seçimlere denk gelmesi sürecin bir parças› olarak alg›lanarak düzenin gerçeklefltirdi¤i katliamlar›n teflhir edilmesinde anlaml› olmufltur. Bu do¤rultuda 8 Mart kutlanm›fl, 12 Mart Gazi, 16 Mart Halepçe ve Beyaz›t katliamlar› kitlesel flekilde lanetlenmifltir. Akabinde Newroz kutlamalar› binlerce kifli taraf›ndan yap›larak, Güç Birli¤i halk›n aç›ktan deste¤ini alm›flt›r. Newroz’un coflkusuyla mahallelere tafl›nm›fl ve 27 Mart günü bu coflku doru¤a ç›km›flt›r. 480 araçl›k görkemli bir araç konvoyu gerçeklefltirilmifl ve bin-

lerce kiflinin kat›l›m› ile bafllayan yürüyüfl ya¤mura ra¤men halk›n Devrimci Demokratik Güç Birli¤i etraf›nda kenetlenmesini engelleyememifltir. Dersim halk› yo¤un fakat coflkulu seçim çal›flmas›na yönelik olumlu tepkisini 29 Mart günü Devrimci Demokratik Güç Birli¤i ad›na DTP aday› Edibe fiahin’i seçerek göstermifltir. Yerel seçimlerin gerçekleflti¤i 29 Mart günü binlerce insan Yeralt› Çarfl›s› üstündeki seçim bürosunda heyecanl›, fakat kazanacaklar›na dair inançla toplanm›fl ve sand›klar›n aç›lmas›yla gelen haberlerle coflkusunu “Yaflas›n devrimci dayan›flma” slogan›n› atarak sergilemifltir. Binlerce insan›n coflkusu Dersim

tirildi. Bahçelievler Belediye Baflkan aday› Ayfle Yeter ve vekil Sebahat Tuncel’in kat›l›m›yla gerçekleflen halk toplant›s›na halk›n yo¤un ilgisiyle gerçekleflti. Yo¤un bir kat›l›mla gerçekleflen toplant›da belediye baflkan aday› Yeter ve Tuncel yerel yönetim anlay›fl›n› ve seçim sonras› gerçeklefltirilmek istenen politikalar›m›z› halkla paylaflt›. (So¤anl› ‹K okurlar›)

Samanda¤ ‹çerisinde Partizan’›n da yer ald›¤› Samanda¤ Yerel Seçim Çal›flma Platformu yapt›¤› çal›flmalarla halk›n deste¤ini alm›flt›r. Yap›lan mahalle toplant›lar› ve yürüyüfllerle sistem partileri deflifre edilerek halk›n kendi aday›n› kendisinin belirlemesini sa¤lam›flt›r. Bundan iki ay önce halk›n kendisinin seçti¤i aday›n ba¤›ms›z olarak ç›kaca¤›n› ilan eden platform, çal›flmalar›n› daha da h›zland›rd›. Aday›n ba¤›ms›z olarak ç›kaca¤›n› duyan di¤er partiler bir tak›m oyunlar oynamaya bafllam›flt›r. Bu oyunlar› fark eden platform toplant›larla önlem almaya bafllam›fl ve ÖDP ile görüflüp, aday›n ÖDP’den ç›kmas› konusunda anlaflma yap›lm›flt›r. Ve çal›flmalar halk›n da deste¤i ile sürmüfltür. 29 Mart günü say›mlar bafllad›¤›nda CHP ve ÖDP yar›fl›yordu. Saat 21.00 s›ralar›nda seçimleri yaklafl›k 400 oyla ÖDP’nin ald›¤› ilan edildi. (Samanda¤ ‹K okurlar›)

NATO kand›r, katliamd›r Emperyalistler taraf›ndan NATO’nun 60. kurulufl flenliklerine haz›rl›klar devam ederken, NATO karfl›tlar›n›n kendi cephelerindeki haz›rl›klar› da tüm h›z›yla devam ediyor.

‹stanbul 31 Mart günü saat 19.00’da Galatasaray Lisesi önünde bir araya gelen NATO Karfl›t› Birlik bileflenleri “60 y›ll›k suç örgütü NATO da¤›t›ls›n” yaz›l› pankart açarak bildiri da¤›t›m› yapt›. “Üsler sökülsün, ABD defolsun”, “Biji biratiya gelan”, “ABD askeri olmayaca¤›z” vb. sloganlar›n at›ld›¤› eylem oldukça coflkulu geçti. NATO Karfl›t› Birlik ad›na aç›klamay› yapan KESK Dönem Sözcüsü Nebat Kudret; NATO’nun bir suç örgütü oldu¤una ve dünya halklar›na kan kusturdu¤una de¤indi. NATO’nun savafl, ölüm, fliddet ve iflgal oldu¤unu söyleyen Kudret, 4 Nisan’da NATO’yu protesto etmek amac›yla Kad›köy’de yap›lacak olan mitinge kat›l›m ça¤r›s› yapt›. Daha sonra ‹stiklal Caddesi boyunca coflkulu bir flekilde slogan ve marfllar eflli¤inde bildiri

C

M

Y

K

da¤›tarak yürüyen kitle, NATO’nun kirli yüzünü teflhir etti. Eylem, Tramvay dura¤›nda yap›lan miting ça¤r›s› ile sona erdi.

Dersim’de halk kazand› Dersim’de Devrimci Demokratik Güç Birli¤i Aday› Edibe fiahin’in birinci olmas›n›n ard›ndan, Yeralt› Çarfl›s› üzerinde biraraya gelen binlerce kifli kutlamalar yapt›. Tüm sand›klar›n aç›lmas› bilgisi alana ulaflt›¤›nda havai fiflekler patlat›larak kutlamalar bafllad›. “Dersim

halk›n›n ›srarla devrimci dayan›flmadan yana tav›r koymas› havai fifleklerin patlamas› ile devam etmifl ve dayan›flma kültürünün coflkusu bu kazan›mda ete kemi¤e bürünmüfltür. Önümüzdeki süreç Dersim halk›n›n ter-

sizinle gurur duyuyor” sloganlar›n› atan binlerce kifli, “Oremar” ezgisi eflli¤inde halaylar çekti. Burada k›sa bir konuflma yapan DTP ‹l Baflkan› Murat Polat, “Üç ay önce dedi¤imiz gibi, Dersim’e sefer olur ama zafer asla” diyerek, seçmenlere duyarl›l›klar›ndan dolay› teflekkür etti. Ard›ndan konuflan Belediye Baflkan Aday› Edibe fiahin, halka verdikleri sözü tuttuklar›n› ve AKP gibi sistem partilerinin Tunceli’de bafla geçmesine izin vermediklerini kaydetti. fiahin, “Hep birlikte bu kenti özgürlefltirece¤iz” diyerek, Tunceli’ye lay›k bir çal›flmay› halka birlikte yürütecekleri sözünü verdi. (Dersim Partizan) cihini kulland›¤› devrimci, demokrat ve yurtsever güçler taraf›ndan do¤ru alg›lanarak halkla kazan›ma dönüflen prati¤in büyütülmesi gereklili¤ini zorunlu k›lmaktad›r. (Dersim Partizan)

Diyarbak›r’dan seçim sonras› manzara Seçimlerle ilgili Partizan olarak, Kürt illerinde DTP’yi desteklemek gibi bir karar›m›z mevcuttu. Al›nan bu karar sonras› biraraya gelerek seçim çal›flmalar›na dair neler yapabilece¤imizle ilgili fikir al›flveriflinde bulunduk. DTP’li arkadafllarla görüflüp merkezi karar›m›z› ilettik, aktif bir flekilde çal›flmak istedi¤imizi belirttik ve bunun üzerine yönlendirildi¤imiz bir seçim bürosunda çal›flmalara bafllad›k. Ev ziyaretleri, anket çal›flmalar›, afifl yapma, bildiri da¤›t›m› gibi faaliyetleri DTP’li arkadafllarla birlikte yürüttük. Tabi ki sadece DTP’nin çal›flmalar›na kat›lmakla s›n›rlamad›k kendimizi. Üniversite üzerine de çeflitli planlamalar yapt›k. Haz›rlad›¤›m›z bildirilerin üniversitede yayg›n da¤›t›m›n› yapt›k. Da¤›tt›¤›m›z bildirilerde sistem partilerinin ve özelde AKP’nin Kürt ulusu üzerindeki politikalar›n› teflhir ettik. Seçim günü de müflahit olarak sand›kta görevlendirildik. Yürüttü¤ümüz seçim çal›flmalar›, kapsaml› olmas› itibariyle bizim için oldukça önemliydi. Hem kitle faaliyeti aç›s›ndan hem de politikalar›m›z› ve örgütlülü¤ümüzü anlatma, tan›tma ad›na çal›flmalar›n eksikliklerimize ra¤men oldukça

iyi geçti¤ini söyleyebiliriz.

SEÇ‹M SONRASI COfiKULU KUTLAMALAR Seçim sonras›nda kiminle konuflmaya çal›flt›ysak bize DTP ‹l Binas› önünde toplanarak kutlamalar yapan kitleyi gösterdi; “‹flte bak›n, bunun üzerine baflka ne denilebilir?” ‹l Binas› önüne toplanan on binlerce Amed’li daha sand›klar aç›lmadan kutlamalara bafllam›flt› bile. Kendilerine güvenin bir ifadesiydi bu durum. Devletin ve egemenlerin dönem sözcülü¤ünü yapan AKP’nin politikalar›n›n ifle yaramayaca¤›n›n ve AKP’nin Kürt halk› nezdinde teflhir olmufllu¤unun bilinciyle takip ediliyordu sonuçlar. Newroz’un coflkusu sanki bugüne saklanm›flt›. Alana s›¤mayan Amedliler caddelere tafl›yor, gençler sloganlar eflli¤inde yürüyüfller yap›yordu. Yüzlerce metrelik araç konvoylar› olufluyor ve caddeler gecenin ilerleyen saatlerine dek korna ve slogan sesleriyle ç›nl›yordu. Havai fiflek gösterileri ise Amedlilerin coflkusuna coflku kat›yordu. Kutlamalar böylece gecenin ilerleyen saatlerine kadar

devam etti. Herkesin ortak bir talebi vard›. 60 yafl›nda bir amcayla konufltu¤umuzda flunlar› dile getiriyor: “Herkesin bu manzaraya iyi bakmas› gerekir ve bu tabloyu do¤ru okumas› gerekir. Gerçeklefltirilecek olan Kürt Konferans›, Kürt sorununun çözümüne hizmet etmeyecek, aksine sorunun daha da derinleflmesine neden olacakt›r. Sorunun muhatab› emperyalistler, Amerika, ‹ngiltere, Barzani ve Talabani de¤ildir. Sorunun muhatab› biziz, sorunun muhatab› DTP’dir. Muhatap bofluna d›flar›da aranmamal›!” DTP Amed’de 17 ilçenin 14’ünü alarak AKP’yi sand›kta bo¤du. AKP’nin elinde olan Siirt ve Van’›n tekrar DTP’ye geçmesi ise herkesin coflkusuna coflku katt›. Seçimlerde sand›k görevlisi bir arkadafl›m›z›n AKP sand›k görevlilerinin kendi aralar›nda konuflurken duydu¤u flu sözler ise AKP’lilerin durumu çoktan kabulleniflini gösteriyor. “De¤il Kudbettin Arzu’yu baflkan aday› olarak Erdo¤an’› bile getirsek Diyarbak›r’› Osman Baydemir’in elinden alamaz.” (Amed’den bir ‹K okuru)

Avrupa’da NATO protestolar› Frankfurt Frankfurt NO NATO Eylem Komitesi taraf›ndan bir bilgilendirme paneli gerçeklefltirildi. Frankfurt Üniversitesi’nde gerçeklefltirilen panele 100’ün üzerinde insan kat›ld›. Dünyada varolan güvenlik sistemlerindeki yeniden yap›land›rmay› anlatan bir uzman›n yan›s›ra, kriz ve savafl› anlatan IG Metall sendikas› temsilcisi Tom Adler ve Irak görevi s›ras›nda görevini reddeden eski bir Amerikal› asker, vicdani retçi Andre Shepherd konuflmac›lar aras›ndayd›. Panel, NO NATO Eylem Komitesi’nden bir temsilci taraf›ndan yap›lan aç›l›fl konuflmas›yla bafllad›. Eylem Komitesi’nin k›sa tan›t›m›n› yapan temsilci, NATO’nun tarihi ve yapt›¤› katliamlar hakk›nda bilgi verdi. Sözü ilk alan uzman, NATO tarihi üzerine bilgiler verdi. ‹kinci bölümde ise ‹G Metall Unter-

türkheim temsilcisi Tom Adler, krizin iflçi ve emekçiler üzerinde yaratt›¤› bask›lar› anlatt›. Panelin üçüncü bölümünde ise, Apaçi helikopterleri tamirat›nda çal›flan eski Amerikan askeri ve vicdani retçi Andre Shepherd bir konuflma yapt›. Almanya’da iltica makam›na baflvuran Shepherd konuflmas›nda “askere büyük bir gururla baflvurdum. Irak’a giderken efsane olaca¤›m› düflünüyordum. Yeminimizi de bu do¤rultuda yapm›flt›k. Irak’a gitti¤imde ve olanlar› gördü¤ümde kendimi sorgulamaya bafllad›m, acaba yapt›klar›m yeminime uyuyor mu diye” dedi. Aralar›nda AT‹F ve YDG’nin de bulundu¤u NONATO Eylem Komitesi, flimdiye kadar Frankfurt ve çevresinde birçok eyleme imza atm›fl, bildiri ve afifllemelerle Strasbourg ve Baden-Baden/Kehl de yap›lacak büyük yürüyüfle ça¤›rm›flt›. (AT‹K Haber Merkezi)

Duisburg 20 Mart tarihinde NATO’ya Hay›r Birli¤i-Duisburg (No NATO-Bündnis Duisburg) taraf›ndan örgütlenen bir yürüyüfl gerçeklefltirildi. Saat 17.00’de Duisburg Tren Gar› önünde biraraya gelen yaklafl›k 200 kifli NATO’yu protesto etti. Yürüyüfl esnas›nda “NATO’ya ve emperyalist sald›rganl›¤a hay›r” sloganlar› at›ld›. Yaklafl›k 2 saat süren yürüyüfl Duisburg-Königstrasse’de bir mitingle sonland›r›ld›. NATO’ya Hay›r Birli¤i-Duisburg, AT‹F ve YDG’nin de içinde bulundu¤u yerli ve göçmen devrimci ve demokrat kurumlar›n ça¤r›s› üzerine yaklafl›k üç ay önce kuruldu. Hedef 1-5 Nisan tarihleri aras›nda, Fransa’n›n Strasbourg flehrinde gerçekleflecek NATO’nun 60. y›l› vesilesiyle gerçekleflecek kutlamalara karfl› yap›lacak Anti-NATO eylemlikleri bölgesel güç birli¤i oluflturmak ve kitleyi yürüyüfle katmak.


38