Issuu on Google+

KOMÜNİST DEVRİM

Devrim Ýçin Devrimci Parti, Parti Ýçin Örgütlü Hazýrlýk!

MERKEZ YAYIN ORGANI ( MYO ) ÜZERÝNE

Tasfiyecilikle örgüt kaçkýnlýðýnýn atbaþý gittiði günümüz koþullarýnda, her bir çevrenin birden fazla legal yayýn çýkarmayý marifetten saydýðý; bazý çevrelerin ise tek var oluþ gerekçesi haline getirdiði legal yayýncýlýðýn en revaçta olduðu bir dönemden geçiyoruz. Ýþte böyle bir dönemde yayýnýmýz Komünist Devrim’i okuyucusuyla buluþturduk. Dünyada ve Türkiye’de, emperyalist paylaþým savaþýnýn körüklediði gericiliðin had safhada olduðu bu dönemde dünya ve Türkiye proletaryasý devrimci öncüsünden yoksundur. Öncelikle bu yoksunluk bilince çýkarýlmalýdýr. Devrimci öncünün yaratýlmasýnda görev ve sorumluluk üstlenecek kadrolar ve kadro adaylarý ise amaç disiplininden yoksun daðýnýk haldedirler. Bu daðýnýklýðý tünedikleri legal mevzilerle ya da kitlelerin en geri talepleriyle buluþup, kitleleri bu taleplerle örgütleyerek ya da illegal örgüt omurgasý yaratýyormuþ havasý vererek politik kitle faaliyetlerini tatil ederek giderebilmek mümkün deðildir. Komünizm sürekli devrimcilik olduðuna göre, komünist devrimciliðin alamet–i farikasý, kitle eylemlerinin yükseliþine ve geriye çekilmesine baðlý olarak amaç, ilke ve öncelik, somut ve acil görev belirlememektir. Bu þu anlama gelmektedir: Kitlelerin örgütü ile devrimciler örgütünü yaratmak ve yaþatmak farklý görevlerdir. Bunlarýn birbirine karýþtýrýlmasý gerekir. Devrimciler örgütünü yaratma görevi dururken, kitlelerde keramet aramak, böyle bir örgütü kitle çalýþmasý ile gidermeye çalýþmak ekonomizmle malul devrimci konumlanýþtýr. Ancak, bu devrimci partinin kuruculuk görevlerini yerine getirmesi kapalý odalarda, kimsenin bilmediði þekilde yerine getirilir anlamýna gelmez. Sadece iki ayrý örgütü, iki ayrý konumlanýþý birbirinden ayýrmayý gerektirir. Elbette böyle bir kuruculuk ve hazýrlýk döneminde kitlelerin içinde siyaset yapacaðýz, onlara politika taþýyacaðýz. Burada altýný çizmemiz gereken, sadece kitlelere gitmekle yetinmeyeceðiz. Bundan dolayýdýr ki, devrimci partinin hazýrlýk görevlerini yerine getirmeye amade bir devrimci örgütlenmeyi yaratmak en öncelikli görevdir. Böyle bir örgütü yaratma görevi dururken, iþçi sýnýfýnýn en yoksul kesimleriyle buluþacaðým diye, kuruculuk görevlerini ertelemek ya da savsaklamak, en hafifinden bir deðerlendirme ile tasfiyeciliktir. Onun için legal, teorik bir yayýnla ya da bir kitle örgütü yaratarak baþlamadýk. Doðru halkayý yakala-

20

yarak, devrimciler örgütünü yaratmak üzere düzen dýþý, özgür bir yayýn ile baþladýk. Devrimciler örgütünü bu yol ve yöntemlerle yaratacaðýz. Salt bu faaliyetle yetinen bir tarzdan ise uzak duracaðýz. Kitle faaliyetlerine ilgi, iþçi sýnýfýnýn en yoksul kesimleri içinde konumlanmak bizim de önceliðimiz olacak. Yalnýz bir farkla, o da iþçi sýnýfýnýn yoksul kesimleri içerisinde proleter devrim hedefine baðlý, kitleleri devrime çaðýran ve hazýrlayan bir içerikte çalýþma. Bu konuda Lenin’in öðrencileriyiz ve ondan öðrenecek çok þeyimiz var. «“Raboçaya Mysl” iþçilere çeþitli makamlarda “Örgütlenin” çaðrýsý yapýyor ve bu çaðrý “ekonomist” eðilimin bütün taraftarlarýnca yineleniyor. Elbette bu çaðrýya biz de tamamen katýlýyoruz, ama þunu mutlaka ekliyoruz: Sadece yardýmlaþma ve grev sandýklarýnda, iþçi çevrelerinde deðil, ayný zamanda bir politik parti içinde örgütlenin…» (V. Ý. Lenin Seçme Eserler Cilt 2 syf 24 Ýnter Yayýnlarý) Bu gün iþçi sýnýfýna ve devrimcilere ileri çýkýn, örgütlenin çaðrýlarý yapmakla yetinilemez. Nasýl bir örgütte ve hangi araçlar üzerinden örgütlenileceði, devrimci parti kuruculuðu hiçbir esnemeye, çekiþtirmeye yer vermeksizin açýklýkla ortaya konmalýdýr. Bunun plâný olan “Komünistlerin Somut ve Acil Görevleri”ni daha önce yayýmladýk. Ancak genel çerçeveyi çizen bu plân, komünistlerin parti birliðini savunan komünistlerin ilk elden yapýlmasý gerekenleri açýk ve net olarak ortaya koymaktadýr. Komünist Devrim’in üçüncü sayýsýný yayýmlýyoruz. Bu bizler için haklý bir gurur vesilesi olsada; yayýnýmýzýn amaca hizmet eden bir yayýn olmasý öncelikli hedeflerimizdendir. Uzak olan hedefleri yakýnlaþtýrmasý, bizleri hareket olarak ileriye taþýmasý gerekmektedir. Hedeflerimize yaklaþtýkça yayýnýmýz üstlendiði görevi baþarýyla sürdürüyor olacak. Çýkarmakta olduðumuz yayýn, devrimci partinin kuruculuk görevlerini omuzlamýþ olan hareketimizin çýkarmýþ olduðu tek merkezi yayýndýr. Bu yönüyle merkezin sesi olacaktýr. Merkezin sesi olmasý demek, hareketin merkezinin dýþýndan yapýlacak katkýlara kapalýlýk anlamý taþýmýyor. Merkezin sesi olmasý, siyasi olarak merkezileþmiþ bir faaliyetin ürünü olmasýndan dolayýdýr. Bunun için devrimci partinin kuruculuk görevlerine yoðunlaþmýþ, sorumluluk almýþ bir hareket kendini yukarýdan aþaðýya,

devamý sayfa 18’de

DEVRÝMCÝ KOMÜNÝST HAREKET MERKEZ YAYIN ORGANI TEMMUZ 2004 SAYI: 3 FÝYATI: 1MÝLYON NATO EYLEMLÝLÝKLERÝNÝN AYNASINDA SOL HAREKET VE DEVRÝMCÝ KOMÜNÝSTLERÝN ACÝLLEÞEN GÖREVLERÝ!

Türkiye sol hareketinin hem liberal hem de radikal devrimci kanadýyla, son altý aydýr yoðunlaþtýðý gündem olan NATO zirvesinin Ýstanbul’da yapýlmasýna karþýtlýk anlamýndaki eylemler, zirve öncesinden baþlayarak, zirvenin yapýldýðý gün ve sonrasýnda gerçekleþerek sonlandý. Ancak, eylemlilik sürecine ve eylemlilik sonrasýna bakarak, sol hareketin tamamý hakkýnda olmasa bile, belli baþlý akýmlarýn temsilcileri açýsýndan sol hareketi deðerlendirebiliriz. Bu deðerlendirmelerle d e v r i m c i hareketin durumu, bizim durumumuz ve liberal reformist kanadýn durumu hakkýnda nirengi noktalarý yakalayarak, sýnýf savaþýmýnýn seyri hakkýnda öngörülerimizi ortaya koyabiliriz. Ýlk olarak NATO ve NATO karþýtý eylemler, NATO’nun zirvesini Ýstanbul’da yapacaðýný açýklamasýyla birlikte liberaller ve düzen solcularý, SÝP–TKP tarafýndan gündem yapýlmaya baþlandý. 1 Mayýs öncesinde ve 1 Mayýs süresince bu gündem etrafýnda sürdürülen propaganda ve ajitasyon çalýþmalarý, solun devrimci kanadýný da etkisi altýna alarak, liberal kaynaþmanýn zeminini oluþturdu. O dönem sürdürülen faaliyetler ve sol yazýnda yer alan makalelere baktýðýmýzda, NATO karþýtlýðýnýn devrimcilerle liberallerin kaynaþma zeminini oluþturduðunu rahatlýkla görebiliriz. 1 Mayýs’tan sonraki süreçte ise, oluþturulan NATO ve Bush Karþýtý Birlik, Küresel Adalet ve Barýþ Koalisyonu gibi platformlarýn ortak bir zemini vardý. O da karþýtlýk. Liberallerin ve reformistlerin burjuva diktatörlüðü yýkmak ve yerine proletarya diktatörlüðünü kurmak diye bir dertlerinin olmadýðýndan dolayý, emperyalistlerin bir kurumuna veya diðer kurumlarýna karþýtlýk temelinde yürüttükleri “mücadele” –TC burjuva diktatörlüðünü es geçerek– iþçi sýnýfýnýn

kurtuluþunu hedeflemediðinden dolayý sýnýf dýþý bir gündemdir. Ayrýca sonraki süreçte üç ayrý platformun eylemlerini birleþtirme kararý almalarýndaki temel nokta ise “þiddet içermeyen eylemlerin”, -biz devrimci yol ve yöntemlerin uygulanmadýðý eylemler olarak algýlayalým- organize edilmesi noktasýnda birleþilmiþ olmasýydý. Kýsacasý, liberaller devrimcileri kendi zeminlerine ikna etmiþ oldular. Devrimci hareketin bu zaaflý durumu liberallerin elini güçlendiren, lehlerine bir durum oluþturdu. Bundan hareket eden liberaller, devrimcileri kendilerine yedeklemenin verdiði “cüretle”, büyük bir hayâsýzlýk örneði, DHKC militaný Semiran Polat’ýn elinde patlayan bombanýn karþýsýnda, kinle devrimcilerin eylemlerine saldýrdýlar. Baþý çeken Evrensel ve Birgün gazeteleri, “her türden þiddete karþý olmak” saikýyla devrimcilere saldýrýyý öne çýkardýlar. Ancak, NATO’nun emperyalistlerin gerici þiddetinin aracý olduðunu tekrarlamalarýna raðmen, bu örgütü nasýl durduracaklarý konusu ise muðlâk kaldý. NATO karþýtý eylemler devrimcilerin kendi yol ve yöntemlerini bir dönemliðine gizledikleri, liberallerle birleþebilmek için bu eylemlerde kullanmayý öne çýkarmadýklarý, hiç olmazsa platformlarda dillendirmedikleri bir süreç oldu. Ancak hayat, sosyal pratik bunun böyle olmayacaðýný yaþanýnca ortaya koydu. Liberallerle birleþilen gerici ve uðursuz liberal zemin, eylemlilik sürecinde tuzla buz oldu ve bir þekilde liberal

bu sayýmýz

Devrimci parti ihtiyacý ve somut acil görevlerimiz........sf 6 Tarihsel Deneyimler Iþýðýnda .....................................sf 7 Varoþlarýn söndürülemeyen dinamizmi......................sf 9 Alanlardan Yoldaþlardan...............................sf 12, 13, 14 Varoþlar ve devrimci sýnýf mücadelesi.......................sf15 Merkez Yayýn Organý Üzerine..........................arka sayfa

1


KOMÜNİST DEVRİM

devrimci ayrýþmasý yaþandý. Ancak bu ayrýþma bilinçli, plânlý bir ayrýþma olarak algýlanmamalýdýr. Böyle bir gündemle arz–ý endam eden liberaller ise iþçi sýnýfýna ve ezilen kitlelere yanlýþ gündem ve bilinç te taþýmýþ oldular. Bu liberal siyaset yapýþ tarzý, liberal ve reformistlerle devrimcileri ortak bir tarzda buluþturdu. Dönemin en önemli ilkeli siyasetini oluþturan devrimcilerin dayanýþmasý ve liberallerden ayrýþmasýnýn yerini, liberallerle ortak bir zeminde buluþma ve kaynaþma aldý. Bunun birçok nedeni olmasýna raðmen, en önemli nedeni devrimcilerin kendi güç ve olanaklarýna güvenmemeleri, kendi önderlik konumlarýný geri çekmeleridir. Yani, devrimci harekete bu dönemde de öncü bir misyonu yerine getirme deðilde kitle kuyrukçusu bir tarz hâkim olmuþtur. Devrimci hareket, liberallerle ortak zeminde buluþmasýnda birçok neden ve kendine göre haklý gerekçeler öne sürebilir, ancak bu devrimcileri asla ilerleten, örgütsel ve ideolojik olarak ileriye çeken bir durum deðildir. Aksine gerileten, kötürümleþtiren bir durumdur. Devrimci demokratýndan, merkezci melez akýmýna deðin, devrimcilik iddiasýnda olan tüm örgütler, 1998 1 Mayýs’ýndan bu yana kendi güçlerine güvenmemenin, kendilerinin yaratacak olduklarý devrimci güç birliklerinin ortak kazanýmý olacak olan devrimci dayanýþmanýn yerine, liberallerin zemininde, liberallerle kaynaþmalarý bir bilinç yitimini de anlatmaktadýr. NATO karþýtlýðý zeminindeki buluþma da bu yanlýþ bilinçten ileri gelmektedir. Devrimci hareket, liberallerin zeminine giderek kitleselleþebileceðini, güç kazanabileceðini sanmaktadýr. Birçok deneyimden biliyoruz ki; devrimcilerin bu tarz–ý siyasetleri devrimcileri deðil, aksine liberalleri, reformistleri güçlendirmektedir. Liberaller düzen içi konumlanýþlarýný daha bir güçlü kýlmakta, devrimciler ise liberalizme kan taþýmaktadýrlar. Ancak buna raðmen liberal ve reformist siyaset güçlü bir akým olabilmiþ te deðildir. Bu da, emperyalizmin zayýf halkasý olan Türkiye’nin bir devrim topraðý olmasýndan ileri gelmektedir. Bir devrimle çözülebilecek olan sýnýf çeliþkilerini yumuþatmaya, rotasýndan saptýrmaya deðil devletin, hiçbir reformistin de buna gücü yetmeyecektir. Çünkü sýnýfsal çeliþki, emek –sermaye karþýtlýðý agnostik bir karakter taþýmaktadýr. NATO zirvesi öncesinde oluþturulan platformlar ve bu platformlara tabi olan devrimci gruplar, NATO karþýtlýðý zemininde bir araya gelmiþlerdi. En geniþ katýlýmla, liberallerin dar düzen içi zemininde bir araya gelerek oluþturulan platform ve birliklerin –yüz yirmi sekiz imza ile duyurusu yapýlmýþtý– yaptýklarý basýn açýklamalarýna imzacý sayýsý kurumun sayýsýnýn yarýsý sayýda insaný eylemlere taþýyamamýþ olmalarýna bakýldýðýnda, devrimcilerin bu zemine giderken taþýdýklarý kaygýlarýn doðru olmadýðý da görülecektir. Öncelikle bu zeminde

2

bir araya gelenlerin burjuvazinin gündemine tabi olarak, liberalizme kan taþýdýklarýnýn bilince çýkarýlmasý gerekmektedir. Diðer bilince çýkarýlmasý gereken durum ise, bu zemine gitmeden, ama bu gündemi de yok saymadan “asýl düþman içerdedir, ona karþý savaþ” ekseninde sürdürdüðümüz politik faaliyetin yerinde ve doðru bir politika olduðunu rahatlýkla söyleyebiliriz. Bu zemine gitmeden, liberallerle kaynaþmadan kendi baðýmsýz politik etkinliðini örgütleyen devrimci gruplar ve devrimci komünist hareket doðru bir politik hat oluþturmuþtur. Ancak bu hat devrimcilerle liberalleri ayrýþtýrmaya yetememiþtir! Bu ayný zamanda komünist devrimci partinin olmayýþý, onun otoritesinden yoksunluk anlamýna da gelmektedir. Devrimci bir partinin olmadýðý koþullarda, devrimcilerin kendi cephelerinde oluþturacaklarý “eylemde birlik, ajitasyon ve propagandada özgürlük” temelinde, ortak düþmana herkesin kendi bayraðý altýnda ortak vurma taktiði, eylemlerin devrimcilerin baþarý hanesine yazýlacak kazanýmlarý olacaktýr. NATO eylemlilikleri döneminde, öncesinde oluþturulan liberal kaynaþma zemininin varlýðýna raðmen, yerelliklerde devrimcilerin oluþturduðu buna yakýn, fiili eylem birlikleri de yaþanmýþtýr. Varoþlarda oluþan bu birlikler ve bu birliklerin örgütlediði eylemler asýl önemsenmesi, ilerletilmesi gereken eylemlerdir. Devrimcilerin 1997’de kýsmen ve 1998 1 Mayýs’ýnda eksikliklerine raðmen baþarýyla uyguladýklarý bu taktik, sonrasýnda uygulayýcýlarý tarafýndan unutularak hasýraltý edilmiþtir. Hatýrlanmak ta istenmemektedir. Ancak bizim devrimci komünist bir partinin otoritesinin olmadýðý koþullarda her zaman öne çýkaracaðýmýz taktik, devrimcilerin ortak oluþturacaklarý, ilkeli içtenlikli eylem ve güç birlikleridir. Ancak bu yol ve yöntemle düþmanýn etrafýmýza örmeðe çalýþtýðý þer dairesi, beyaz sýnýr parçalanarak daðýtýlabilir. Doðal olarak bunu yapabilmek içinde öncelikle, devrimcilerin etraflarýndaki liberallere yönelik besledikleri iyimserliði, beyaz fesat dairesini parçalamalarý gerekiyor. NATO Karþýtý Eylemlilikler Kimleri Nasýl Birleþtirdi? Kimleri Nasýl Ayrýþtýrdý? NATO karþýtlýðý temelinde bir araya gelen gruplarýn liberal bir zeminde buluþtuklarýný belirtmiþtik. NATO’nun Ýstanbul’a sokulmamasý, zirvesinin engellenmesi temelinde üç ayrý platform faaliyet sürdürdü. SÝP –TKP ve ÖDP tayfasýnýn kendi platformlarýný bir kenara býrakacak olursak; asýl liberal devrimci kaynaþmasýnýn oluþtuðu, liberallerle devrimcilerin ortaklaþa oluþturduklarý, içinde devrimci demokratýndan liberaline, merkezci –melez akýmýna deðin tüm çevrelerin yer aldýklarý –ancak bunun dýþýnda kalan çevrelerde olmuþtur– NATO ve Bush Karþýtý Birlik’tir. Asýl üzerinde durup düþünmemiz ve ibret almamýz gereken burasýdýr. Þaþalý ve büyük gürültü kopararak kurulan, geniþ olsun, herkesi kap-

TEMMUZ 2004

Komünist Devrim’in okuyucu kitlesi, yayýnýn üretimine, daðýtýmýna, kýsacasý tüketimine azami katký koymalýdýrlar. Onu ekonomik olarak destekleme, güvenlik sorunlarýný yaþamayacaðýmýz, örgütlemeyi hedeflediðimiz kiþilere ulaþtýrma konusunda tutuk davranmamalýdýrlar. Giriþken ve cüretkâr bir tarz bizi ilerletip hedeflerimize yaklaþtýracaktýr. Amaca uygun bir yayýný yaratma konusunda tüm yoldaþlarýmýzýn önerisine, katkýlarýna açýðýz. Bu açýk oluþ kolektif bir iradenin yaratýlmasýnda ve MYO’nun örgüt içinde kýzýl bir þerit görevini görebilmesi içinde gereklidir. Hareketimiz için MYO dönemsel olarak çýkarýlacak bir yayýn, “yeri geldiðinde” terk edilecek bir faaliyet alaný deðildir. Stratejik önemi olan bir yayýndýr. Baþka yayýnlarla, broþürlerle ikame edemeyeceðimiz; baþka olanaklarý kullansak bile kullanýmýndan vazgeçemeyeceðimiz bir araçtýr. Tüm yoldaþlarýmýzýn yayýný en etkin biçimde kullanmalarý ve yayýný her yönden desteklemeleri bizi hedeflerimize ulaþtýracak biricik devrimci yoldur.

sorumluluðunu alýyoruz. Bunun gereklerini yerine getireceðiz. Onun için hareketimizin üyeleri, aday üyeleri, sempatizanlarý, hatta taraftarlarý ve gazetemizin okuyucularý bulunduklarý alanlarda bizim, hareketimizin gözü kulaðý olacaklardýr/ olmalýdýrlar. Yayýnýmýzý her yönüyle desteklemek, bulunduklarý alanlardaki her politik geliþmeden, grevden, barikat savaþýndan, çatýþmadan haberdar etmek öncelikli görevleridir. Politik geliþmeleri gündemden düþtü, önemsiz gibi kiþisel deðerlendirmelerle, diðer alanlardaki yoldaþlarýn eylemine kýlavuzluk edebilecek haberleri hareketin merkezine ulaþtýrmamak hedeflediðimiz gazetenin amaçlarýný gerçekleþtirmenin önündeki en önemli engellerdendir. Her türden politik geliþmenin haberini, önerilerini, katkýlarýný yayýmlanýp yayýmlanmayacaðýndan baðýmsýz hareketin merkezine ulaþtýrmak siyasi bir sorumluluk olmanýn yanýnda, ödevdir de! Hiçbir üye, aday üye ve taraftarýmýz tek baþýna politik geliþmeleri önemli–önemsiz tasnifine giriþmemelidir. Çünkü hareketin tamamýný yukarýdan aþaðýya gören hareketin merkezidir. Ancak böyle bir deðerlendirme ve tasnif hakkýna merkez sahiptir. Bu bir ayrýcalýk olmanýn ötesinde teknik ve siyasal bir sorundur. Hazýrlýk döneminin iþleyiþi demokratik merkeziyetçiliðin merkezinin biraz merkeziyetçiliðe kaymasý bir tercihin ötesinde zorunluluktur. Hareketin hedeflerini baþarabilmesinin sýrrý buradadýr.

dadýr.

baþtarafý sayfa 11’de

Barikatta verilen mücadeleler kitlenin kararlýlýðý düþmaný korkutmuþtur. Medyanýn olaylarý eylemciler son derece organize hareket ediyor þeklinde göstermeleri sýrasýnda polisin korkusu da açýkça görülmektedir. Barikatlarda düþman güçleri 3–4 kez geri püskürtülerek kovalanmýþtýr. Bu görüntüler devrimciler açýsýndan son derece güven arttýrýcýdýr. Jandarmanýn da desteðiyle güçlenen polisler çatýþan kitlenin sayýsal olarak çok üstündeydi. Buna karþýn düþmanýn gözlerindeki korku yýllardýr yaþanmayan görüntülerdir. Okmeydaný’nda kurulan barikatlar sýrasýnda bir emekçinin kendi arabasýný getirip barikata koymasý, emekçilerin molotof þiþeleri, limon, sirke getirerek bizlere destek sunmasý oldukça anlamlýydý. Ama emekçi kitlelerin barikat mücadelelerine etkin katýlmamalarý verdiðimiz mücadelenin týkanmasýna ve eylemin noktalanmasýna neden oldu. Emekçi kitlelerin mücadeleye etkin katýlýmý elbette bir iki günlük bir çalýþmayla gerçekleþmez. Varoþlarda sürekliliðe kavuþan mücadele yöntemleriyle emekçilerle bað kurmak; bu baðý varoþlardan atölyelere, fabrikalara taþýmak sorumluluðu bugün kendini dayatan görevlerimiz arasýn-

19

Barikatlarýn arkasýndan yükselen örgüt sloganlarý ve örgütsel yazýlamalar emekçilerin de ilgisini çekerken düþmana geri adým attýrmýþtýr.Örgüt imzalarýnýn yazýlmasýndan sonra polis güçleri geri çekilerek sadece gaz bombalarýyla kitleyi daðýtmaya çalýþmýþtýr.Hatta eylem daðýldýktan 2 saat sonra bile düþman bir adým gelmeden gaz bombasý atmaya devam etmiþtir. Elbette illegal örgütlü bir var oluþ dostlarýmýzýn kendilerine ve bize güvenini arttýran bir durumken düþmaný korkutan bir durumdur. Ama bu barikatlarýn ene ayýrt edici yaný liberaller ile arasýna kalýn çizgileri çekmesidir. Liberaller 28–29 Haziran’da düþmanýnýn sýnýrlý sayýda güç kullanmasýna karþýn oturma eylemleri, basýn açýklamalarý sýrasýnda Okmeydaný eyleminden çok daha fazla gözaltý vermiþlerdir. Liberallerin bir kýsmý düþmanla pazarlýk yapýp 10 kiþi basýn açýklamasýna gitmiþ, bir kýsmý eylem alanlarýna kaçar adým –kerhen katýlmýþlardýr. Bu durumda Okmeydaný barikatlarý sadece düzen güçlerine karþý deðil düzenin sürekliliðinde temel taþlardan biri olan legalist tasfiyeci ve liberal solcular karþýsýnda da kurulmuþ oluyor bu bilinçle bir kez daha haykýrýyoruz: LÝBERAL KAYNAÞMA DEÐÝL, DEVRÝMCÝ DAYANIÞMA


KOMÜNİST DEVRİM

bolþevizmi referans kabul edenlerin uzak duracaðý yol ve yöntemlerdir. Ve bu türden organlar üzerinden örgütlemek zorundadýr. bir etkinlikle devrimci bir partiyi yaratmak Yayýnýmýz da böyle bir örgütlenme ve budalaca bir iyimserlikten öte bir þey faaliyetin hem asli unsuru, hem de sonucu deðildir. Gericiliðin kol gezdiði günümüz olacaktýr. koþullarýnda illegal yayýn faaliyetiyle böyle Yayýnýmýz basit ve pasif bir araç deðildir. O, bir örgüt ve parti yaratýlabilir mi diye sorulakolektif örgütleyici, kolektif ajitatör ve propa- bilir. Cevabýný Lenin veriyor. Kanýtý da gandacý, kolektif eðitici olacaktýr. Bunu biz Bolþevik Parti ve muzaffer Ekim Devrimi’dir. uydurmuyoruz. Baðlanmayý hedeflediðimiz MYO’dan yalnýzca yukarýda sýraladýðýmýz bolþevizmin kurucularýnýn tüm Rusya için iþlevleri beklemiyoruz. Beklentimiz, kolektif düþündükleri politik illegal bir yayýnýn plâný bir ajitatör, kolektif bir propagandist ve ve içeriði konusunda nereden baþladýklarý, kolektif bir örgütçü olmasýnýn yanýnda, nasýl baþardýklarý bize hâlâ ýþýk tutmaktadýr. kolektif bir eðitici ve yapýcý olacaktýr. Bizim Onun için gazetemiz öncelikle örgütümüzün içinde MYO “… güçlerimizi genel bir ihtiyaçlarýný karþýlayacaktýr. Fakat o, gazetenin çýkarýlmasý için birleþtirirsek, devrime yüzünü dönmüþ, kurtuluþunu böyle bir çalýþma sade en iyi propaGazete sýnýfýn kurtuluþunda arayan progandistleri eðitip su yüzüne çýkarsadece kollektif leterler, ezilenler arasýnda polimakla kalmayacak, ayný zamanbir propagandist ve tik bir ses olacaktýr. da gerekli anda tayin edici kollektif bir ajitatör deðil, “…gazetenin rolü sadece savaþ parolasýný verecek ve ayný zamanda kollektif bir düþüncelerin yayýlmasýysavaþý yönetecek yetenekte örgütleyicidir. Bu baðlamda o, la, sadece politik eðitim olan Partinin en becerikli ve politik müttefiklerin inþa halindeki bir binanýn çevresine örgütçülerini, en yetenekli kurulan iskeleyle kýyaslanabilir; kazanýlmasýyla sýnýrlý politik önderlerini de öne deðildir. Gazete sadece binanýn krokisini gösterir, inþaat iþçi- çýkaracaktýr.” (age syf 34) kollektif bir propagan- leri arasýnda irtibatý kolaylaþtýrýr, genel iþlevini de yerine getirecek sonuçlarýn görülmesine yardýmcý dist ve kollektif bir ajibir yayýn olacaktýr. Bilinçli, tatör deðil, ayný olur...böyle bir çalýþma sade en iyi pro- düþmana karþý savaþta zamanda kollektif bir pagandistleri eðitip su yüzüne çýkar- uzmanlaþmýþ, sýnýf makla kalmayacak, ayný zamanda örgütleyicidir. Bu savaþýmýnýn önderlerini ve baðlamda o, inþa halin- gerekli anda tayin edici savaþ paro- önderler örgütünü bu yol ve deki bir binanýn çevre- lasýný verecek ve savaþý yönetecek yöntemle yaratacaðýz. Nasýl yetenekte olan Partinin en sine kurulan iskeleyle devrim için devrimci örgütten becerikli örgütçülerini, en kýyaslanabilir; binanýn ve partiden vazgeçemiyorsak, krokisini gösterir, inþaat yetenekli politik önderleri- kitlelerin kendiliðinden ni de öne çýkaracak- baþkaldýrýlarýna bel baðlamadan iþçileri arasýnda irtibatý týr.” kolaylaþtýrýr, genel sonuçlarýn kendi baðýmsýz devrimciler örgütünü görülmesine yardýmcý olur. yaratýyorsak, böyle bir örgütün hem Gazetenin yardýmýyla ve onunla baðýntý kurucusu hem de böyle bir örgütlülüðün içinde, sadece yerel çalýþmayla deðil, ürünü olacak MYO organý stratejik bir düzenli genel çalýþmayla uðraþan, öneme sahiptir. Döneme göre çýkarmayaüyelerine politik olaylarý dikkatle izle- caðýmýz, legal yayýnlarla ikâme edebilemeyi, bunlarýn önemini ve çeþitli halk ceðimiz bir yayýn deðildir. katmanlarý üzerindeki etkisini doðru Bu genel hatýrlatmalardan sonra MYO’nun deðerlendirmeyi öðreten, devrimci par- kullanýmýna iliþkin söylenecek çok þey tinin bu olaylar üzerinde etkide bulun- olduðunu düþünüyoruz. Öncelikle, MYO kulmasýn saðlayabilecek amaca uygun yön- lanýmý konusunda oldukça yanlýþ fikirlerin temler bulan kalýcý bir örgüt kendiliðin- kök saldýðý Türkiye coðrafyasýnda, bu sakat den ortaya çýkacaktýr.”(V. Ý. Lenin Seçme kavrayýþlara her gün bir yenisi eklenmekteEserler cilt 2 syf 32 -33 Ýnter Yayýnlarý) dir. Böyle bir politik yayýnýn –MYO’nun– Politik illegal bir yayýn tamda bu amaçlar için çýkarýlmasýnýn önemli olduðunu vurgulayýp, çýkmaktadýr. Bizim MYO’ya biçtiðimiz misy- ancak böyle bir yayýnýn çýkarýlmasýnýn bu on tamda budur. Komünist Devrim böyle bir dönem uygun olduðunu öne sürenlerle; onu yayýn olacaktýr. Gericilik dönemi diye tarif sadece teknik altyapýnýn olup olmamasýna ettiðimiz bu dönemde baþka hiçbir yola sap- indirgeyen tasfiyeci anlayýþla; onu sadece madan yapýlmasý gereken budur. Bunun örgüt içi bülten derekesine indirgeyen dokdevrimci faaliyeti, yukarýda sýraladýðýmýz triner ve dogmatik anlayýþ en revaçta salt legal politik ya da teorik yayýn olanýdýr. Leninist tipte bir örgüt yaratmak faaliyetiyle, salt kitlelerin en asgari isteyenlerin öncelikle bu anlayýþlarý mahkûm ihtiyaçlarýný karþýlamayý hedefleyen kitle etmesi gerekmektedir. örgütleriyle sýnýrlamak veya politik kitle uzak MYO’nun kullanýlmasý, üretilmesi konusunbir konumlanýþ içinde “devrimciliði oyun da ise Lenin’in yolunu tutmak en saðlýklý yol haline getirmek” Lenin’den öðrenenlerin ve olacaktýr. Biz bu yolu tercih ediyoruz ve baþtarafý sayfa 20’de

18

sasýn, güçlü olsun kaygýlarýyla yüz yirmi TEMMUZ 2004 katýlmayacaklarýný; Kemerburgaz’a sekiz imzalý bu birlik; bu denli geniþ katýlýma kampa gideceklerini açýkladýlar. Evet, raðmen tek bir ilke üzerinde oluþmuþtur. O da liboportünistler iyi koku alýr ve alýyorlar. Koparýlan eral kaynaþma zemini. Yaptýðý eylem ve basýn bunca gürültünün ardýndan iþ NATO’yu defetmaçýklamalarýnda imza sayýsý kadar kitleyi taþýyaeye gelince kamp yapmak akýllarýna geliveriyor. mayan bu birlik, sözüm ona NATO’yu durduraNATO’ya Ýstanbul’u dar edeceðiz diye efelenen caktý. Tek tek bileþenlerinin baðýmsýz olarak bu düzen solcularýna sanýrýz Ýstanbul dar gelmiþe örgütledikleri eylemleri bir kenara býrakýp, ortak- benziyor! laþa imzacýlarýn birlikte sorumluluklarýný aldýklarý 28 Haziran’a deðin varoþlarýn dýþýnda gerçekeylemlerin acziyetine baktýðýmýzda tamamen leþen eylemler genellikle düzen güçlerinin dostlar alýþ veriþte görsün için oluþturulmuþ bir müsamaha gösterdiði, liberallerin kendilerini platform olduðu ortadadýr. NATO ve Bush Karþýtý ifade ettikleri eylemler olarak gerçekleþti. Birlik’in eylemlerinin burjuvazinin ýþýltýlý sokak ve Diktatörlük bu tür eylemlerin vatandaþýn hakký meydanlarýnda yapmýþ olmasýna bakarak bile, olduðunu ifade ederek kendi kanlý yüzünü de iþçi sýnýfýnýn en yoksul kesimlerine deðil de, lib- saklý tutarak, ne kadar da “demokratikleþtiðini” eral solculara, aydýnlara, kýsacasý tuzu kurulara anlatma; hatta bu tür eylemlerin Irak’ta rehin tutuhitap ettiði anlaþýlacaktýr. Bunun yanýnda NATO lan TC vatandaþlarýnýn özgürlüðüne kavuþmasýkarþýtý eylemler, birlik bileþenlerinden devrimci- na katký koyduðu için yararlý olduðunu ifade etme lerin eliyle burjuvazinin ýþýltýlý alanlarý dýþýna, fýrsatýný da buldu. Hatta bu eylemleri varoþlara taþýndýðýnda ayrý görüntüler yaþan- düzenleyenlere teþekkür etmeyi de ihmal etmedi. mýþtýr. Burjuvazinin ýþýltýlý alanlarý yerine iþçi Bunun için düzenden beslenen, kapitalist diksýnýfýnýn en yoksul kesimlerinin barýndýðý, tatörlük hapþýrsa kendileri nezle olan liberal gecelerinde aç yatýlan varoþlarda çatýþmalý, reformist solcular, majestelerini utandýracak, devletin kolluk güçleri ile karþý karþýya gelinen maazallah misafirperverliðe halel getirecek eylemler yaþanmýþtýr. Gazi’de, Ýkitelli’de, eylemlere katýlmayacaklarýný; 28 Haziran’da Okmeydaný’nda barikatlar kurulup, düzen güç- Beyoðlu’ndaki binalarýnda basýn açýklamasý leriyle çatýþýlmýþtýr. yapacaklarýný ve sonrasýnda Kemerburgaz’a Devrimci hareket, masa baþýnda birleþtiði liberal, gençlik kampýna gideceklerini bir radyo kanalýnreformist safralarý varoþlarda yanýnda bula- dan Aydemir Güler’in aðzýndan açýklayýverdiler. mamýþ; bulduklarý ise ayak baðý olmaktan öte bir Yazýmýzýn önceki bölümlerinde oportünistlerin iyi iþlev görmemiþlerdir. Yani Kadýköy’de, koku aldýklarýný yazmýþtýk. SÝP–TKP’de Beyoðlu’nda liberal zeminde saðlanan birlik, varoþlarýn öfkesinin, onca yedeklemelere, Gazi’nin, Okmeydaný’nýn, Ýkitelli’nin barikatlarýn- devrimcilerin liberal zeminlere kendi elleriyle da parçalanmýþtýr. Varoþlarda biriken öfke, bu hapsolmasýna raðmen patlayabileceðinin; öfkeye dayanan devrimci hareket ile liberal devrimci örgütlerin yetersizliklerine raðmen reformist hareketin temsilcilerini ayrýþtýrmýþtýr. Bu tabanýndaki güçlerin devrimci eylem çizgisini kendiliðinden yaþanan ayrýþma bile yaþamýn hayata geçirebileceklerini ve kitle terörünü devrimcilerin önünde gittiðinin, bir önderlik harekete geçirebileceklerinin kokusunu almýþ boþluðunun kendini hissettirdiðini ve acilen bu olmalý. Ya varoþlarda NATO karþýtlýðý temelinde boþluðun doldurulmasý gerektiðini bir kez daha de olsa devrimci kitle eylemleri hayat bulursa, hatýrlatmýþtýr. Tabi görmek isteyen gözlere… kendilerinin devrimci söylemlerin arkasýna saklaNATO karþýtý eylemleri örgütlemeyi hedefleyen narak gizledikleri oportünizm açýða çýkarsa diye NATO ve Bush Karþýtý Birlik, ÖDP’nin BAK’ý ve hayýflanan SÝP–TKP iþin kolay yolunu bularak, SÝP–TKP’nin platformu, aldýklarý bir kararla kendisini bu risklerden sýyýrmanýn yolunu buldu! eylemleri birleþtirmeyi kararlaþtýrdýlar. Ortaklaþa Hem bundan, hem de sisteme zarar verecek yürütülen eylemliliklerin sonu sayýlabilecek olan eylemlere giriþmeyeceklerinden; hem de ne olur 26 Haziran Ankara ve 27 Haziran Kadýköy mitin- ne olmaz, diktatörlük devrimcilerle bunlarý gleri devrimcilerle liberallerin ortaklaþa düzen- karýþtýrýp, tünedikleri legal mevziler ellerinden ledikleri son eylemler oldu. Sonrasýnda ise tüm alýnýrsa kaygýsýyla, 27 Haziran’dan sonra suya akýmlar kendi meþreplerine göre konumlanarak sabuna bulaþmamak gerektiðini düþünerek “akýlgünü ve süreci kurtarma yollarýný aradýlar. lý” solculuk yapmýþlardýr. Ýþte kitlelerin gözü Her Kritik Aþamada Liberaller ve Düzen önünde gerçekleþen bu düzen içi konumlanýþýn, Solcularý Ne Yapar? “komünist kalpazanlýðýn” teþhir edilmesi ve Soruyu bu þekilde ya da liberallerin görevi nedir? bununla hesaplaþýlmasý gerekmektedir. diye de sorabiliriz. NATO karþýtý eylemlerde, Türkiye emperyalizmin en zayýf halkasý ve eylemlilik sürecinde ve sonrasýnda liberallerin devrim topraðýdýr. II. Enternasyonal partilerinin gerçek yüzleri en çýplak halleriyle ortaya çýk- ihaneti, oportünizmi en kritik anda açýða mýþtýr. Altý aydýr NATO’yu Ýstanbul’a sokmaya- çýkarken; günümüz koþullarýnda devrim topraðý caklarýný, Ýstanbul’un kapýlarýný kapadýðýný, olan Türkiye’de ise oportünistlerin gerçek Katillere yerlerinin olmadýðýný iddia eden SÝP yüzünün ortaya çýkmasý için bir devrim anýný bek–TKP, zirve günü yaklaþtýðýnda ve devrimcilerin lemeye gerek yoktur. Daha devrimimizden çok varoþlardaki konumlanýþý, varoþlarda biriken önce bu oportünist ve reformist partiler gerçek öfkenin nasýl bir þey olduðunu anladýðýndan, ince yüzlerini gösteriyorlar. Onun için tarih bize cilve bir manevra ile 27 Hazirandan sonraki eylemlere yapýyor! Bize düþen görev ise devrimci partinin

3


KOMÜNİST DEVRİM

kuruculuk görevlerini tamamlarken, daha baþtan bu oportünist, reformist ve sýnýf iþbirlikçisi siyasal akýmlarla hesaplaþmaktýr. Bolþevizm de ekonomistlerle, legal Marksistlerle ve narodnik hareketle yürüttüðü ideolojik mücadele sayesinde kendini var etmiþtir. Bolþevizmi referans alan, ona baðlanmayý hedefleyen devrimci komünistlerin yapacaðý öncelikli iþlerden biri de bu ideolojik mücadeleyi vermektir. Çünkü bolþevizme baðlanmanýn baþkaca yolu yok! Altý ay boyunca NATO gündemli afiþ yapýp, “memleketlerine” sahip çýkan SÝP –TKP tayfasýnýn iþ zora geldimi, hemen sývýþmalarý, evde çýkan yangýndan korkan çocuðun evin kapýsýný dýþarýdan kilitleyip oyun parkýna kaçmasýna benzetebiliriz. Devrimcilerin, devrimci komünistlerin gündemi NATO’yu durdurma, burjuvazinin bir kurumuna karþýtlýk olmadýðý halde bu eylemler ve eylemlilik dönemi vesilesiyle burjuva diktatörlüklerin karþýsýnda nasýl bir eylemle durulabileceði de, nasýl bir savaþýmýn içinde olunmasý gerektiði de gösterilmiþtir. Ýþte devrimcilerin eylemleri, eylem çizgileri sayesinde liberal, düzen içi sol ve komünist kalpazanlarýn ipliði bir kez daha pazara çýkmýþtýr. 9 Temmuz 2004 tarihli Komünist gazetesinin “sýnýfýn aklý” köþesinde H. Yurtsever imzalý, “Doðru eylem –kitle çizgisi” baþlýklý yazýnýn tamamen oportünizmin iþ üzerinde yakalanmasý sonucu oluþan ruh haliyle yazýlan bir yazý olduðu anlaþýlmaktadýr. “27 Haziran NATO eylemi bilinen engellere, 1 Mayýs’takine benzer enerji kaçaklarýna raðmen, toplum çapýnda meþru, kitlesel ve etkili bir eylem oldu. Bu eylemin en önemli özelliklerinden biri, saðlanan kitleselliðin de etkisiyle, farklý siyaset ve emek güçlerinin fiziksel bir araya gelmenin ötesinde ortak bir ruh halini paylaþýr biçimde davranmalarý oldu. 28 ve 29’undaki eylemlerle ilgili olarak söylenecek, tartýþýlacak çok þey var. NATO uþaklýðýnýn erdem, NATO terörüne baþ eðmenin marifet sayýldýðý, korkaklýkla küstahlýðýn, dalkavuklukla sinikliðin kol gezdiði bir ortamda o gidiþe karþý çýkanlarýn eksiðiyle fazlasýyla NATO karþýtý toplumsal direnci temsil ettiklerinde kuþku yoktur. Ortak düþmana karþý mücadelede, bir yandan devrimci–ilerici güçler arasýnda eylemli yakýnlaþma ortamý geliþirken, bir yandan da farklý programlar, siyasetler pratiðin aynasýnda sýnanmýþ oldu.” (Komünist Sayý:171 9 Temmuz 2004 sýnýfýn aklý) 27 Haziran’da yapýlan eylemler sahiplenilirken, 28 ve 29 Hazirandaki eylemlerin ise üzeri sahipleniliyormuþ izlenimi yaratarak, devrimcilerin birbirleriyle yakýnlaþtýklarý vurgusuyla beraber; kendi farklý programlarýnýn, siyasetler pratiðinin aynasýnda sýnandýðýný vurguluyor. Gerçekten devrimciler birbirleriyle yakýnlaþýrken, liberallerle devrimciler ayrýþmýþlardýr. SÝP–TKP programatik farklýlýðýný siyasetler pratiðinin aynasýnda sýnadýðýndan, siyasal ve örgütsel oportünizmin bataðýnda yer alan kalpazan komünist olduðu

4

için 28 ve 29 Haziran eylemlilikleri döneminde politik arenadan çekilip kampa gitmiþtir. Þimdide bunun üzerini programatik farklýlýk kýlýfýyla örterek gizlemeye çalýþmaktadýr. Bu farklý, “siyasetler pratiðin aynasýnda sýnanmýþ oldu”ðu program devrimci, komünist bir program deðil, II. Enternasyonal artýðý bir programdýr. Onun için sýnanan bu program sýnýflar savaþýmýnda iþe yaramayan bir program olarak ta öne çýkmýþtýr. Akýllý solcular sýnýfýn da aklýnýn olduðunu düþünüyorlar. Kendi akýllarýný sýnýfa mal etmeye çalýþýyorlar. Ama nafile, sýnýfýn aklýnýn olduðunu sananlar sýnýfýn bilinci ve belleði olduðunu unutuyorlar. Bu bellek ve bilinç liberalleri, kalpazanlarý ve reformistleri, düzen içi solcularý asla unutmayacak!

Eylemlerin Açýða Çýkardýðý Sorunlar ve Sorumluluklar Ýstanbul’da zirve toplanýncaya deðin geçen altý aylýk sürece ve 1 Mayýs’a liberallerce taþýnan ve sonrasýnda devrimci hareketin büyük bir bölmesini de kapsayana NATO karþýtlýðý temelindeki gündem; devrimci hareket ve bizim açýmýzdan da birçok sorun ve sorumluluðu da açýða çýkarmýþtýr. Her ne kadar bu dönem, uluslar arasý burjuvazinin savaþ aygýtlarýndan biri olan NATO’ya karþýtlýk temelinde ele alýnan siyasal gündem; tüm siyasal çevrelerin es geçemeyeceði ya da geçemediði bir gündem olmuþ ise de, sýnýfýn ve devrimcilerin asýl acil görevleri gündem olmaktan çýkmamýþtýr. Bu vesileyle açýða çýkan dersleri süzmek, bu dersleri sýnýf savaþýmýnýn ve devrimci komünist parti kuruculuðunun kaldýracý haline getirmek öncelikle devrimci komünistlerin görevidir. Bu eylemler boyunca devrimci hareket, liberallere yedeklenmiþtir. Gündem, NATO karþýtlýðý olunca devrimci hareket liberallerin kuyruðuna takýlmýþtýr. Devrimci hareketin en önemli zaaflarýndan biri budur. Kendi gündemini yaratýp takipçisi olamamak, günübirlik faaliyetlere endekslenmek ve iktidar perspektifini yitirmek þeklinde özetleyebileceðimiz zaaflarýn sonuçlarý da zeminini yitirmek olarak açýklanabilir. Liberallerle kaynaþmak, dönemin sorumluluðundan kaçan bir tarza savrulmak ve öncülük misyonunu yerine getirememek þeklinde ifade edilebilecek olan bu tarz–ý siyaset; ezilen, hor görülen, iþçi sýnýfýnýn en yoksul kesimlerinin beklentilerini karþýlamaktan oldukça uzaktýr. Çünkü devrimci hareket kendi daðýnýklýðýna son vermeden bu beklentileri de karþýlayamaz. Bütün bu olumsuzluklar ve zaaflar devrimci hareketi liberal hareketin anaforuna sürüklemektedir. Liberallerle yaþanan bu bulaþýklýk ise devrimci hareketin tamamýný kötürümleþtirici bir etki yapmaktadýr. Günümüzde þu hareket, bu çevre diye savrulmalarý açýklayabiliriz. Devrimci hareketin liberallerle girmiþ olduðu bu kaynaþma zemini, aslýnda tüm devrimcileri, komünistleri tehdit eden bir olumsuzluktur. Bu olumsuzluðun faturasý ise tüm devrimcilere ortak

deðildir. Her þeyden önce sýnýfýn en yoksul TEMMUZ 2004 bir kesiminin sorunlarý ve mücadele hedekesimlerinin yaþamsal ihtiyaçlarý için fleri deðil, sýnýfýn genel ve ortak çýkarlarýný yürütülecek mücadele sýnýfý büyük fabrikalardaki esas alan bir eksen olmalýdýr. Ýþçi sýnýfýnýn bir ayrýcalýklý iþçilerle sýnýrlý gören ve bu ayrýcalýklý bütün olarak burjuvazi karþýsýndaki çýkarlarýnýn kesimlerin sosyal –ekonomik haklarýný salt bu kessavunusu salt “üretici bir güç” olmasýndan deðil imlerle sýnýrlý bir ayrýcalýðýn korunmasý anlayýþý ile ama devrimci sýnýf mücadelesini de mekânsal bir hareket eden eðilimlerden farklý olarak iþçi farklýlýk düzeyine indirgiyor deðiliz. Ýþçi sýnýfýnýn sýnýfýnýn esas olarak bu haklardan yoksun kesimayrýcalýklý kesimlerinin eksen alýndýðý bir siyasetin lerden baþlayarak sýnýfýn bütününün ortak çýkarsýnýfýn ortak ihtiyaç ve çýkarlarýndan çok, çýkarý larýný ve mücadelesinin geliþtirmek anlayýþý ile düzenin devamýndan yana olan, bu anlamýyla da yaklaþýrlar. Üstelik iþçi sýnýfýnýn en yoksul kesimçýkarlarý zaman zaman düzenin alt üst olmasýna lerinin yaþamsal ihtiyaçlarý bunlarýn muhatabý olan ihtiyacý olan varoþlardaki proletaryanýn en yoksul burjuva kesimleri açýsýndan da öyle kolayca verilekesimlerinin çýkarlarý ve mücadeleleriyle karþý meyecek, yerine getirilemeyecek talepler olmasý karþýya gelen bir siyaset olduðu açýktýr. Bunun açýsýndan mücadelenin düzenin temellerine yanýnda devrimci bir sýnýf siyasetinin iþçi sýnýfýnýn yönelmesi bilincini doðuracaðý yönüyle de bir düzen dýþý yönelimi ve devrimci dinamizmi en yüksiyasallaþmanýn adýmlarý olacaktýr. Ve de sek kesimlerinin yýðýldýðý varoþlarda yaratýlacak komünistlerin durmaksýzýn yürütecekleri devrimci örgütlenmeler yoluyla yapýlmasý komünistler bir ajitasyonun iþçi sýnýfýnýn en yoksul kesimlerinin açýsýndan stratejik öneme sahiptir. burjuvazi karþýsýnda baðýmsýz bir siyasal güç olarak çýkmasýnýn taþlarýný döþeyecektir. Ýþçi Sýnýfý ve Sovyet Örgütlenmesi Komünistler siyasal ajitasyonlarýný þu sözlere yansýyan bilinçle yürüteceklerdir: “Kapitalizmin Ýþçi sýnýfýnýn mesleki, sektörel düzeydeki çürüme döneminde proletaryanýn ekonomik örgütlenmeleri, çýkarlarý zaman zaman birbirleriyle mücadelesi kapitalist düzenin barýþçý geliþim çatýþan (ortak çýkarlar eksenli mücadele geliþtirdönemine göre çok daha hýzlý bir biçimde poliilemediði sürece) kesimleri, kadrolu, taþeron vs. tik bir mücadele haline dönüþür. Her önemli biçiminde bölünmüþ olduðunu söyledik. Sýnýfýn bu ekonomik çatýþma iþçilerin karþýsýna devrim kesimleri içinde varoþlardan itibaren birleþtirilip sorununu çýkarabilir. Bu nedenle, ekonomik –örgütlendirilebilecek devrimci dinamizme ve mücadelenin her aþamasýnda komünistlerin düzen dýþý yönelime en yüksek kesimlerini esas görevi, bu mücadelenin ancak iþçi sýnýfýnýn alan bir mücadeleden bahsettik. Sýnýfýn farklý keskapitalist sýnýfý açýk bir savaþta yendikten imlerinin birleþtirilmesi ise mekânsal bir bütünlüksonra, kendi diktatörlüðünü kurup, ülkenin ten deðil ortak bir sýnýf örgütünün yaratýlmasýndan sosyalist örgütlenmesine giriþmesi durumungeçtiði ise açýktýr. Bunun gerçekleþtirilebilmesi ise da baþarýya ulaþabileceðini iþçilere göstersýnýfýn farklý kesimlerini tümden kucaklayabilecek mektir.”(age syf 198) denli sýnýr tanýmayan örgütlülükler ve mücadele ekseni ile mümkündür. Ancak iþçi sýnýfýnýn Varoþlar ve Sýnýf Mücadelesi bütününü örgütleme yeteneðine sahip yegâne örgütlülük, ayný zamanda hem ayaklanma organý, “Tek tek bireyler ancak baþka bir sýnýfa karþý hem de iktidar organý niteliðindeki komün –Sovyet ortak bir savaþým yürütmek zorunda oldukça tipi örgütlenmelerdir. Ortaya çýkmak için devrimci bir sýnýf meydana getirirler, bunun dýþýnda rekbir partinin varlýðýný beklemeyen (Paris Komünü ve abet içinde birbirine düþmandýrlar.”(K. Marks, 1905 Devrimi’nde Rusya’da olduðu gibi) bu F. Engels – Alman Ýdeolojisi syf 91 Sol Yayýnlarý) örgütlülüklerin tarih ve siyaset sahnesine çýkýþlarý Ýþçi sýnýfýnýn burjuva düzen içerisindeki en ise herhangi bir zorlama ve talimattan baðýmsýz devrimci sýnýf olma özelliðini kapitalizm koþullarýngerçekleþir. Komün ya da sovyetik tipteki bir daki var oluþundan aldýðýný söylemiþtik. Yaþamak örgütlenmenin gerçekleþtireceði ayaklanmanýn için iþ gücünü ücret karþýlýðý satmaktan baþka burjuva iktidarýný parçalayýp kendisini bir iktidar çaresi olmayan, burjuvazinin iktisadi ve siyasi egeorganý olarak var edebilmesi ve burjuvazinin menliðinin temelinde yatan üretim araçlarýnýn özel direniþini açýk bir savaþta yenip, zaferine ulaþamülkiyeti ve buna baðlý þekillenen tüm iliþkiler – bilmesi için önceden örgütlenmiþ ve hazýrlýk yapkoþullar ile çeliþki içerisinde olmasý iþçi sýnýfýnýn mýþ devrimci bir partinin (Bolþevik tipte bir partinin) var oluþ koþullarýnýn temel faktörleridir. Kuþkusuz varlýðý ile mümkün olabileceðini tarihsel deneyimiþçi sýnýfýnýn tümü iþgücünü eþit koþullarda burjuler göstermiþtir. vaziye satamamaktadýr. Monolitik olmayan, Sovyet tipi örgütlenmelerin yaratýlabilmesi için parçalý konumdaki iþçi sýnýfý içersinde birbirbelirli ön koþullarýn eksikliði koþullarýnda lerinden farklý çalýþma ve yaþam koþullarý komünistler sistemli ve ýsrarlý bir biçimde Sovyet içerisinde bulunan kesimler içinde gelir düzeyi, örgütlenmesinin propagandasýný yapmalý, iþçi yaþam standardý, sahip olduðu haklar bakýmýndan sýnýfýný bu konuda kýþkýrtmalýdýr. Ýþçi kitlelerinin dolayýsýyla kesimsel çýkarlarý açýsýndan iþçi gündelik çýkarlarýyla tarihsel çýkarlarý arasýndaki sýnýfýnýn genelinden farklýlaþmýþ, bu ölçüde de baðý siyasal bir zeminde, savaþým hedefleri sýnýfýn genel ve ortak çýkarlarýndan uzaklaþmýþ iþçi –geçiþsel talepler zemininde somutlayabilmek, bu aristokrasisi, sýnýfýn diðer kesimleri karþýsýnda buryönde bir hazýrlýk ve örgütlenme komünistlerin juvazinin ajanlarý konumundadýrlar. Ancak sýnýf görevlerindendir. mücadelesinin ana ekseni; iþçi sýnýfýnýn herhangi

17


KOMÜNİST DEVRİM

barýndýran özelliðini bir baþka etkenle daha geniþletmiþtir. Kürt ulusal kurtuluþ mücadelesinin sürdüðü Kürdistan’da savaþ ve devletin siyasal zoruyla batýdaki metropollere göç eden Kürt emekçi kitlelerinin varoþlara yýðýlmasýyla, varoþlarýn çehresi daha da deðiþmiþtir. Kürt emekçi kitlelerinin varoþlara yýðýlmasý proletaryanýn yukarýda söylediðimiz özelliðini yansýtan kendiliðinden sýnýfsal bir var oluþla birlikte, Kürt ulusal uyanýþýnýn yaratmýþ olduðu bir politizasyonu da varoþlara taþýmýþtýr. Kürt kitlelerinin varoþlara taþýdýðý politizasyon buradaki diðer emekçi kitleleri ile birlikte sýnýfsal bir örgütlenme ve mücadele açýsýndan nesnel bir olanaðý taþýsa da, bu olanaðýn devrimci bir sýnýf mücadelesine taþýnmasý öncü bir örgütlenmenin –partinin siyasal müdahalelerinden baðýmsýz gerçekleþebileceðini düþünmek doðru deðildir. Doðrusu bu gün iþçi sýnýfýnýn devrimci komünist partisinin yokluðu koþullarýnda Kürt ve diðer milliyetlerden emekçi kitlelerinin devrimci sýnýf mücadelesinin geliþtirilmesi yönünde olumlu sonuçlarýn alýnabildiðini söylemek mümkün deðildir.

Varoþlar ve “Yerel Sorunlar” Varoþlar proletaryanýn en yoksul kesimlerinin çalýþma ve yaþam mekânlarý olmasý özelliðinin yanýnda, konut sorunu (saðlýklý konut, tapu vs.) kent merkezlerindeki belediye hizmetlerinden en az faydalanmasý dolayýsýyla ortaya çýkan sorunlar, kapitalist düzenin çürümüþ yapýlanmasýnda kendiliðinden çýkan ve de devletin müdahaleleriyle oluþturulan yoz alýþkanlýklarýn, kurumlarýn varlýðýnýn ortaya çýkardýðý sorunlar(uyuþturucu, faþist –mafya örgütlenmeleri, bar, pavyon vs), devletin kamu hizmeti biçiminde tanýmlanan eðitim, saðlýk gibi hizmetlerden yeteri kadar yararlanamamaktan kaynaklý sorunlar… Bunun gibi sorunlarla çevrelenmiþtir. 1980’li yýllar öncesi iþçi sýnýfýnýn fabrika merkezli mücadelesi içinde yer alan sol akýmlarýn sendikalist, liberal iþçi siyaseti karþýsýnda varoþlarda tutunan hareketler ise halkçý popülist siyasetleriyle “gecekondu sorunlarý” üzerine siyaset üretmiþlerdir. Gecekondu sorunlarý üzerinden siyaset (faþizme karþý demokrasi mücadelenin müttefikleri anlayýþýyla birlikte) halkçý akýmlara sendikalist siyasetler karþýsýnda belirli bir devrimci dinamizm saðlasa da son on beþ yýldýr varoþlarda yukarýda saydýðýmýz sorunlardan kaynaklanan kitlesel bir hareketlenme ve örgütlenme gerçekleþmemiþtir. Bu gün de varoþlarda halkçý akýmlar belli bir kitle iliþkilerine ve bu iliþkilerden beslenen bir devrimci dinamizme sahiptir. Ancak bu devrimci dinamizm (bu halkçý akýmlarda iþçilere yönelik siyasetin ekonomist, sendikalist ve düzen içi bir demokrasi programýna sahip olarak yapýyor olsalar da) varoþlarýn yerel sorunlarýný temel alan bir siyasal mücadeleden kaynaklanmamaktadýr. Ýstanbul’un varoþlarýnda özellikle yýkým, tapu sorunu çerçevesinde, yoz burjuva kurumlara (bar, pavyon vs) karþý hareketlenmelerde halkçý akýmlar yer almýþlardýr. Bu hareketlenmelerin kitleselleþme, örgütlenme süreçlerinin sýnýrlarý vardýr.

16

Devrimciler için bir olanaðý barýndýrmaktadýr. Ne var ki bu yerel sorunlardan kaynaklý hareketlenme ile 1990’lý yýllarýn ortalarýndan baþlayan, halkçý popülist siyasetin etkisiyle de olsa ortaya çýkan siyasal içerikli kitle dinamizmi örgütlenmeleri ile karþýlaþtýrýldýðýnda varoþlarda yürütülecek ajitasyonun yerel sorunlarýn üzerine oturtulamayacaðý daha iyi anlaþýlýr. Kuþkusuz varoþlardaki yerel sorunlar emekçi insanlarýmýzýn gündelik yaþantýlarýný doðrudan etkileyen sorunlardýr. Ancak propaganda ve ajitasyonu bu yerel sorunlarýn çözümü için yaratýlacak örgütlenmeler yoluyla deðil, dahasý bu sorunlarýn mevcut kapitalist düzen içerisinde çözümlenemeyeceðini göstermek, varoþlardaki emekçilerin gündelik yaþamlarýný daha çekilebilir kýlmak için verecekleri mücadeleyi, sorunlarýný düzenin kurumlarýna þikayet ederek deðil, kendi inisiyatif ve denetimleri yolu ile verilmesi gerektiði yolundaki bilinci geliþtirerek yürütmek komünistlerin yöntemi olmalýdýr. Varoþlar ve “Ekonomik Mücadele” Ýþçi sýnýfýnýn farklý kesimlerini barýndýran varoþlar, özellikle küçük ve orta ölçekli iþletmelerde çalýþanlarýn, iþ bulabildiði sürece çalýþan iþsiz iþçiler gibi ortak sorunlara sahip olan sýnýfýn en yoksul kesimlerinin bulunduðu mekânlar olmasý özelliði önem taþýmaktadýr. Burjuva düzen içerisinde en devrimci sýnýf olma özelliðini iþçi sýnýfý bizzat kapitalizm koþullarýndaki var oluþundan almaktadýr. Ancak bu var oluþ iþçi sýnýfýnýn bütünü açýsýndan bir eþitliði yansýtmamaktadýr. Ayrýcalýklý kesimler dediðimiz sýnýf kesimlerinin sahip olduðu haklar(sigorta, düzenli bir iþ, yüksek ücretler, çalýþma koþullarýndaki kimi haklar) bu haklara sahip olmayan büyük bir sýnýf kesimi için hala kazanýlmasý gereken haklar olarak ortada durmaktadýr. Ýþçi sýnýfýnýn kapitalizm koþullarýnda yaþamýný daha çekilebilir kýlmak için ekonomik talepli mücadelesi tek tek iþletmelerde ve tek tek burjuvalara karþý verilebilecek mücadele gerekli olsa da bunun mümkün olabilecek daha avantajlý bir mücadele olmasý ise, varoþlarda ayný sorunlarý yaþayan iþçilerin birleþtirilmesi–örgütlenmesi olduðu yoðunlaþýlmasý gereken esas noktadýr. Büyük fabrikalarýn dýþýnda küçük ve orta ölçekli iþletmelerde çalýþan, evde sanayiye üretim yapan, taþeron firmalarda çalýþan iþçilerin iþ ve yaþam koþullarýnýn düzeltilmesi için(ücret, sigorta, sosyal hakla vs.) mücadeleyi bugün tek tek iþletmelerde verebilmeleri çokta mümkün gözükmemektedir. Ancak bu iþçilerin örgütlenmelerini ortak yaþam mekânlarýndan itibaren oluþturmalarý ve bu örgütlenme ile mücadelelerini bulunduklarý sanayi bölgelerine taþýmalarý mümkün olacaktýr. Buradan hareketle “tek bir iþçi, tek bir iþyeri sendikasýz kalmasýn, tek bir iþçi sigortasýz kalmasýn” þiarý ile yürütülecek ajitasyon varoþlardaki sýnýf kesimlerinin örgütlendirilmesi çabasý ile birlikte önemli bir atýlýmýn baþlangýcý olacaktýr. Komünistlerin varoþlardaki emekçilerin düzen içi sayýlabilecek ekonomik –sosyal haklarý için verecekleri mücadeleye önderlik etme çabalarý sýnýfa sendikalist bir bilinç taþýmak istemeleri ile ilgili

TEMMUZ 2004

kesilecektir. Liberal kaynaþmanýn hayat bulmasý, devrimciler arasýndaki devrimci güç ve eylem birliðinin önüne geçirildiði için devrimci kitle eylemine önderlikte zaaflar yaþanmýþ; 27 Haziran Kadýköy Mitingi ile kapanan liberal kaynaþma zemini, ayný günün akþamý Okmeydaný’nda fiili olarak aþýlmýþtýr. Ancak devrimci hareketin Fatma Girik Parký’nda ve 28 Haziran günü gerçekleþtirdiði eylemin üzerinde liberallerin görece vesayetinin olduðunu söylemek fazla abartý olmayacaktýr. Gece sabahlanan parktan, sabah sessizce ve pankartlarý kapatarak Mecidiyeköy yönüne yürüyüþe geçilmesi liberallerin vesayetinin göstergelerinden biridir. Ýkinci sayýmýzda NATO karþýtý eylemlere yönelik “… eylemleri

Beyoðlu’nda, Beþiktaþ’ta, Kadýköy’de yapýnca farklý, Okmeydaný, Gazi, Gülsuyu, 1 Mayýs Mahallesi gibi iþçi sýnýfýnýn en yoksul kesimlerinin barýndýðý mahalle ve semtlerde yapýnca farklý sonuç alýnacaðý kesindir. Bu sýnýf dýþý gündemle bile varoþlarda eylem yapýlsa, burada biriken dinamikten dolayý hemen barikata, kitle terörüne dönüþeceðini þimdiden görmek gerekiyor.”(Komünist Devrim Sayý 2 Baþyazý)

tespitini yapmýþtýk. Yaþanan eylemlilik süreci tespitimizi doðruladý. Devrimci hareketin liberallerle, liberal zeminde katýldýðý 27 Haziran mitinginden sonraki günde yürüyüþün Perpa önünde saldýrýya uðramasý sonucu gösterdiði direnç ve direnme ve barikat savaþý, 28’ine deðin liberallerle yapýlan mitingleri önemsizleþtirmiþtir. Kitlenin, saldýrýnýn hemen ardýndan geriye çekilmesi, çekilirken barikatlar kurmasý ve polis saldýrýsýný püskürtmesi, burnu iyi koku alan oportünistlerin kaygýlarýnýn yerinde olduðunu göstermiþtir. Fakat 28 Haziran’daki barikatlý direnme savaþýnda öne çýkan en önemli zaaflardan ve sorunlardan biri, devrimci hareketin tabanýnda yer alan militan kitle ile eylemlere önderlik eden komite arasýndaki çeliþkidir. Eyleme önderlik eden komite(eylem birliði) alabildiðine tutuk ve liberallerin vesayeti altýnda hareket ederken, tabandaki militan kitle ise devrimci kitle terörünü hayata geçirmiþtir. Eyleme önderlik edenler ise, Okmeydaný’nda barikatlar kaldýrýldýktan sonra, bu eylemi sahiplenen, kitleye sahiplendiren bir performansý gösterememiþtir. Çatýþmalarda yaralanan, gözaltýna alýnan devrimcilere ise ÝHD’ de yapýlan basýn açýklamasý ile sahip çýkýlmaya çalýþýlmýþtýr. Sanki kavgada yaralanan ve gözaltý terörüne maruz kalan devrimciler “salt insan olduklarýndan dolayý” bu teröre maruz kaldýlar! 29 Haziranda ise Galatasaray’da yapýlan basýn açýklamasý ise, bir gün öncesinin devam ettirilmediðinin göstergesiydi. Devrimci hareket belli bir pusulasýzlýk içerisinde olmasýna raðmen, güçlü devrimci refleksleri olan bir harekettir. Onun liberallerle olan bulaþýklýðý, ideolojik olarak geriliði bu dönem ileri çýkmasýnýn önündeki en büyük engellerden bazýlarýdýr.

Hareketimiz, NATO karþýtý eylemlerin ne olduðu ve neye hizmet ettiðinin farkýnda olarak, sýnýf dýþý bir gündemle ele alýnýyor bile olsa, bu süreçteki eylemliliklere ilgi göstererek yönünü belirlemiþtir. Onun için 27 Haziran’daki Kadýköy Mitingi’ne liberal bir zeminde yapýlýyor olmasýna raðmen katýlmýþtýr. Alana devrimci komünistlerin sesi soluðu olan þiarlarýný ve örgütlü duruþunu taþýyarak, bazýlarýnýn burun kývýrarak küçümsediði kitle eylemlerinde politik duruþunu gerçekleþtirmiþtir. Sonrasýnda ise, akþama Okmeydaný’nda devrimcilerin ortak sorumluluðunu aldýðý eylemin yanýna taþýmýþtýr kendini. NATO eylemleri döneminde hareketimizin kazanýmlarýný ve eksikliklerini görme fýrsatý da yakaladýk. Devrimci hareketin kazanýmlarýnýn bizim kazanýmýmýz, eksikliklerinin ise bizim de eksiðimiz olduðunu kabul ediyoruz. Arkasýnda durduðumuz, omuzladýðýmýz sorumluluklarýmýzýn takipçisi olacaðýmýzý bu eylemlerle de görmüþ olduk. Sorunlarýmýzý devrimci hareketin sorunlarý sayarak sorumluluklarýmýza sahip çýkýyoruz. Bu dönem, her zamankinden daha yakýcý bir sorun olarak kendini hissettiren devrimci parti kuruculuðu için örgütlü hazýrlýk faaliyetini kendi gücümüz oranýnda yerine getirmeye çalýþacaðýz. Bunu yaparken de, devrimci bir örgüt omurgasý etrafýnda örgütlü hazýrlýðý yükselteceðiz. Kitle faaliyeti diye amaçsýzca oradan oraya koþan; ideolojik –teorik üretim diye legal dergi bürolarýna kapanan, legal olanaklarýn istismarý yerine, legal olanaklara yaslanarak devrimci parti kuruculuðunun gerçekleþtirilebileceði gibi bir safsatanýn peþinden koþan ve devrimci partiyi kuracak olan kadrolarý kitle faaliyetinden yalýtarak, eldekilerle yetinmeyi dayatan; eldekileri abartýp devrimci hareketin konumunu beðenmeyen tarz bizim uzak duracaðýmýz bir yöneliþ olacaktýr. Bu yöneliþlerin her birinin tasfiyeciliðin deðiþik kýlýklara bürünmüþ versiyonlarý olduðunu asla unutmayacaðýz. Devrimci hareketin içindeki potansiyeli devrimci bir partinin kurucuðuna kazanmak ise bizim önceliðimizdir. Onun için, devrimci hareketten uzak durmayarak, devrimcilerin örgütledikleri eylemlere ilgi göstermek; ancak içinde bulunduðu ideolojik ve örgütsel açmazlarý da yok saymadan devrimci dayanýþma içerisinde olmak sorumluluklarýmýzdandýr. Bir eylemin yanlýþ olduðunu göstermek yetmez. Bununla ancak lafazanlar ve devrimci faaliyeti güzel söz söyleme sanatýna indirgeyenler yetinebilir. Onun için devrimci hareketin açmazlarýný görmek ve göstermek önemli olmakla beraber, doðru bir hattý da oluþturmak gerekir. Bunu kendi gücümüz oranýnda oluþturmaya adayýz. Sonuç olarak, devrimci komünist bir partinin yaratýlmasý hâlâ öncelikli ve zorunlu bir gündemdir. Böyle bir parti yaratýlýncaya deðin komünistlerin önceliði deðiþmeyecektir. Bundan dolayý da bütün faaliyetimiz bu ana gündeme baðlý olarak þekillenecektir.

5

KOMÜNİST DEVRİM


KOMÜNİST DEVRİM

DEVRÝMCÝ PARTÝ ÝHTÝYACI ve “SOMUT ACÝL GÖREVLER”ÝMÝZ

Komünistler tüm insanlýðý sýnýflý toplumlardan kurtaracak olan iþçi sýnýfýnýn tarihsel eylemine önderlik ederek, onun eyleminin siyasal- örgütsel yönlendirilmesiyle proleter bir devrime, yeni bir toplumun kuruluþuna, proletarya diktatörlüðü vasýtasýyla kapitalizmden komünizme geçiþ dönemini baþlatmak istiyorlar. Marksizm-Leninizm’in tarihsel deneyimlerinden faydalanarak, bilimsel komünizmin ýþýðýnda üzerinde yaþadýðýmýz topraklarda onu yeniden üreterek hedeflerine ulaþmak istiyorlar. Sýnýflar mücadelesinin pratiðinde deneyimlerinden öðrenme çabasý içerisinde temel baþvuru kaynaðýmýz Ekim Devrimi ve onu yaratan Bolþevizm’in teorik-pratik mücadelesidir. Örgüt ve siyaset konularýnda kuramsal-pratik olarak Marksizm’e hem bir katký hem Marksizm’i bütünleyen hem de Marksizm’i gerisine düþünülmemesi gereken bir düzeye sýçratan Lenin ve onun çevresindeki Bolþevik hareketin kadrolarýdýr. Parti sorunu uzun zamandýr yalnýz yaþadýðýmýz topraklardaki komünistlerin deðil, tüm dünyanýn komünistlerinin esas sorunudur. Bugün Türkiye’de komünistlerin ve iþçi sýnýfýnýn parti sorunun çözüldüðü iddiasýndaki hareketlerin iddialarýnýn doðruluðu kendi çerçevelerinde olmakla birlikte, sosyal mücadelenin pratiðinde böyle bir ihtiyacýn çözümlenmediði kendini göstermektedir. Ýçinden geçtiðimiz yeni-emperyalist paylaþým döneminde, emperyalist kapitalist dünyanýn yakýn coðrafyamýzdaki bölgelerini paylaþmak için giriþtikleri müdahale, TC devletinin bu paylaþýmdan pay almak, kendi içinde kapitalist düzenin ihtiyaçlarý doðrultusundaki müdahaleleri, Kürt ulusal mücadelesinin düzenle barýþ süreci içerisindeki çözümsüzlüðü, deprem, seçimler vb. gündemlerinde iþçi sýnýfýnýn siyasal seçeneðinin yaratýlamayýþý, dahasý iþçi sýnýfýnýn en çok ezilen, sömürülen geniþ kesimlerinin örgütsüz; siyasetsiz oluþlarý… Tüm bu yaþanalar parti sorununu bu topraklarda gözler önüne seren somut göstergelerdir. Sol hareket devrimci ve liberal kesimleriyle belli bir teorik-pratik faaliyet içindedir. Ancak bu faaliyetin liberal-demokrat, devrimci-demokrat, merkezci melez bir politik-örgütsel varoluþu dýþýnda bir baþka seçeneði, iþçi sýnýfýnýn önderliðini kazanmýþ devrimci komünist bir varoluþ olduðunu söylemek mümkün deðildir. Solun düzen içi, liberal demokrat kanadý bir yana devrimci hareketler için yukarýda söylediðimiz kavramlarýn (devrimcidemokrat, melez-merkezci) klasik tanýmlarýna uyan bir konumlanýþtan daha çok liberal bir popülizmin, sendikalizmin politik düzeyde egemenliði, düzen içi-yasal araçlarda tutunmanýn neredeyse tek varoluþ yolu olarak görüldüðü bir durum yaþanmaktadýr. Son aylarda 1 Mayýsla baþlayan NATO Zirvesi dolayýsýyla kimi eylemlerde devrimci hareketin bir kýsmýnýn devrimci araç ve yöntemleri iþçi sýnýfýnýn ayrýcalýksýz kesimlerinin yaþam ve çalýþma alanlarýnda yaþama geçirme iradesini göstermesi liberalizmden kopuþ için baþlangýç

6

adýmlarý olsa da bu tutumlarýn komünist bir siyasal bilinçle deðil, liberal hareketlerin politik bilinçlerini aþmayan bir zeminde olduðunu vurgulamak gerekir. Komünist Devrim’in sayfalarýnda sürekli vurgulandýðýmýz ve de daha çok vurgulayacaðýmýz Bolþevizm’e, Komünist Enternasyonal’in ilk dört kongresindeki devrimci geleneðe baðlanma çabamýz liberalizme, sendikalizme, merkezci tutumlara karþý politik tutumuzla birlikle yürüyecektir. Komünist devrimci bir politik atýlýmý devrimci bir örgüt omurgasýnýn inþasý, iþçi sýnýfý içerinde doðru öncelikler ve yöntemlerle örgütlenme, dýþýmýzdaki devrimci gruplarla ilkeli eylem ve birliktelikler, ayný amaç ve ilkeleri paylaþtýðýmýz partileþme stratejisinde ortaklaþtýðýmýz öznelerle parti birliðine yürüme çabamýz ile gerçekleþtirmek varlýk nedenimizdir. Ýþçi sýnýfýnýn devrimci bir partiden yoksun olduðunu, devrimci bir önderliðin bulunmadýðýný, mevcut örgütler–partilerin de bu ihtiyaç yanýt verecek nitelikte olmadýðýný düþünenler açýsýndan böyle bir partinin, önderliðin nasýl yaratýlacaðý konusunda net görüþlerinin, bu doðrultuda net bir planlarýnýn olmasý gerekir. Bizim için iþçi sýnýfýnýn devrimci partisinin nasýl bir niteliði ifade ettiði ve bu nitelikte bir partinin hangi görevlerin yerine getirilmesi sonucunda ve de nasýl bir inþa–hazýrlýk döneminden geçilmesi gerektiði konusundaki görüþlerimiz Komünist Devrim’in 1. sayýsýnda yayýnladýðýmýz “Somut-Acil Görevlerimiz” baþlýklý yazýmýzda ifade edilmiþtir. Kuþkusuz hiç bir plan –ne kadar mükemmel olursa olsun- onu yaþama geçirecek güçler ve irade ile birlikte tanýmlanmadýðý sürece soyut ve havada kalan bir öneri olmaktan öte bir þeyi ifade etmeyecektir.”Somut-Acil Görevlerde” belirtilen görevlerin yerine getirilmesi hareketimizin hem kendine iddia edindiði hem de dýþýmýzdaki komünistlere, devrimcilere çaðrý yaptýðýmýz görevlerdir. Devrimci bir partinin inþa görevleri konusunda hemen baþlangýçta vurgulamamýz gereken temel bir nokta var: Devrimci bir partinin inþasý doðrultusunda örgüt omurgasýnýn illegalözgür temellerde yaratýlmasý bizim için olmazsa olmaz bir koþuldur. Hareketimizin iliþki kurduðu en geri denebilecek iliþkilerinde dahi örgütlü bir mücadelenin illegal-özgür temellerle inþa edilecek bir örgütle verilmesi gerektiði propagandamýzýn baþlýklarýndan biridir. Parti inþa faaliyetinin hazýrlýk döneminde “her nasýl olursa olsun bir grup kadro toparlayalým. Sonra bunlardan bir örgüt kurarýz” þeklindeki bakýþ açýlarý Leninist örgüt ve siyaset anlayýþýnýn çarpýk kavranýþý ya da kavranamamasýdýr. Parti inþa görevlerini program ve kadro baþlýklarýna indirgeyip, program sorununu salt bir teorik üretime indirgeyen, kadro sorununu da yasal kurumlara, legal dergiciliðe yaslanarak çözmeye çalýþan yaklaþýmlarla aramýza kalýn bir çizgi çekiyoruz. Ayný þekilde devrimci bir partinin hazýrlýk görevlerinin, devrimci-demokrat ya da liberaldemokrat zeminle komünizm arasýnda salýnan, merkezci bir politik konumlanýþ ile yerine getirme

TEMMUZ 2004 VAROÞLAR VE DEVRÝMCÝ SINIF MÜCADELESÝ

Türkçe bir kavram olmayan varoþ kavramý kullanýldýðý dilde; feodalizmin egemen olduðu bir toplumda þehrin surlarýnýn dýþýnda yaþayanlarýn yaþam mekânlarýna verilen ad anlamýna geliyordu. Hemen hemen ayný dönemlerde burjuva kavramý kentli olmayý anlatýyordu. Toplumun en yoksul tabakalarýnýn kentlerin dýþýnda býrakýlmalarý, daha zengin kesimlerin kent merkezlerine yaþamalar kapitalizmle birlikte son bulmadýðý gibi daha da artmýþ, bu olgu yaþadýðýmýz topraklarda da ayný þekilde geliþmiþtir. Kentler ve varoþlar arasýndaki iliþki kapitalizmden önce ve kapitalizm arasýnda; yoksulluk ve zenginlik çeliþkisi içerisinde benzese de kapitalizmle birlikte geleceði elinde tutan proletaryanýn toplumsal yaþamýn esas ve devindirici gücü ve burjuvazi karþýsýnda bir sýnýf olarak doðuþu – hareketi ile farklýlýðý taþýmaktadýr. Kapitalizmin geliþimi içerisinde nesnel bir olgu olarak büyük fabrika sanayinin geliþimi iþçi sýnýfýnýn bu büyük iþletmelerden baþlayarak örgütlenme, hareketlenme süreçlerini de beraberinde getirdi. Batý Avrupa’da büyük oranda kapitalizmin emperyalizm aþamasýna kadarki döneminde iþçiler fabrikalarýnýn hemen yaný baþýnda, kentin lüks merkezlerinin uzaðýnda, kötü koþullarda yaþasa da harekete geçmeleri fabrika merkezli olmuþtur. Ýþçi sýnýfýn geliþiminin baþlangýcýnda kendiliðinden sýnýf tepkileri, siyasal mücadele ve de geliþiminin ileriki aþamalarýnda daha çok ekonomik eksenli mücadeleler sürdürmüþtür. “Ýþçi sýnýfýnýn kapitalizmin barýþçýl geliþme döneminde yarattýðý sendikalar emek pazarýnda iþçi ücretlerinin yükseltilmesi ve ücretli emek koþullarýnýn iyileþtirilmesini amaçlayan iþçi örgütleriydi. … Yalnýzca patronlarýn en iyi ücretlere layýk gördüðü uzmanlaþmýþ iþçileri kapsayan, çok dar mesleki sýnýrlar içerisinde hareket eden, oportünist liderleri tarafýndan aldatýlan kitlelere bütünüyle yabancý bürokratik bir aygýt tarafýndan zincire vurulmuþ olan sendikalar, yalnýzca sosyal devrim davasýna ihanet etmekle kalmamýþ, ayný zamanda iþçilerin hayat koþullarýnýn iyileþtirilmesi uðruna örgütlemiþ olduklarý mücadeleye de ihanet etmiþlerdir. Bu sendikalar patronlara karþý mesleki mücadele alanýnýn terk ettiler ve bunun yerine ne pahasýna olursa olsun kapitalistlerle tatlý bir uzlaþma programýnýn koydular.” ( Lenin Döneminde Komünist Enternasyonal –Belgeler- syf 194 Tohum Yayýncýlýk 1997) Büyük ölçekli iþletmeleri saðladýðý bir tür doðal örgütlenmenin yarattýðý avantajlarla da sendikalar örgütledikleri iþçilerin çalýþma ve yaþam koþullarýnda iyileþtirmeler saðlasalar da bu durum burjuvazi açýsýndan kâr oranlarýnýn sýnýrlanmasýný getirdiði için kapitalist üretimin yeniden örgütlenmesinin temel dürtüsü olmuþtur. 1980 li yýllardan itibaren baþlayan, SSCB’ni çözülüþünün burjuvazi

lehine yarattýðý ideolojik üstünlükle de beslenen, iþçilerin örgütlenmesinde doðal avantajlar yaratan büyük ölçekli iþletmelerin yerine üretimi küçük ölçekli sanayiye dönüþtüren üretim örgütlenmesi bugün tüm dünyada egemen durumdadýr. Burjuva düzen içerisinde bin bir türlü yolla bölünmüþ olan iþçilerin birbirleriyle rekabet ortamýnda, sýnýfýn çalýþma ve yaþam koþullarý açýsýndan ayrýcalýklý olan kesimleri, örgütsüz, küçük ve orta ölçekli iþletmelerde çalýþan sosyal güvenceden yoksun kesimlerinin örgütlenmesi ekseninde ortak çýkarlar etrafýnda birleþtirmek anlayýþý yerine ayrýcalýklý iþçilerin ayrýcalýklarýnýn devam etmesi konumunu benimsemekteler. Komünist Manifesto’da; “ancak iþ bulabildikleri sürece yaþayabilen ve ancak emekleri sermayeyi artýrdýðý sürece iþ bulabilen emekçiler.” þeklinde tanýmlanan iþçi sýnýfý yaþadýðýmýz topraklarda dünyanýn pek çok yerinde olduðu gibi monolitik olmayan, fark kesimleri bulunan, büyük çoðunluðu sendikalarýn dýþýnda, örgütsüz, küçük bir azýnlýðýn sahip olduðu sosyal hak ve olanaklardan yoksun durumdadýr. Bu gerçeklik iþçi sýnýfýnýn sosyal kurtuluþ davasýnýn mücadelesini veren komünistler için örgütsel önceliklerini belirleme, devrim davasýnýn güncel ve stratejik hedefleri için yürünecek yolun belirlenmesi açýsýndan önem taþýmaktadýr. Türkiye’de kapitalizmin fabrika sanayi biçiminde hýzla geliþmeye baþladýðý 1950’li yýllar ile 1980’li yýllar arasý; kamu sektörü dýþýnda özel sektöre ait fabrikalarda çalýþan bir iþçi kitlesinin oluþumuna sahne olmuþtur. Kamuda çalýþan (devlete ait iþletmelerde çalýþan) büyük çoðunluðu Türk –Ýþ’e üye iþçilere göre ekonomik, sosyal haklar bakýmýndan ayrýcalýksýz olan bu iþçi kitlesi, fabrika merkezli örgütlenme ve mücadele ile bir takým haklar elde etti. Disk’in oluþumuna kaynaklýk eden iþçiler ve örgütlenmeleri 1970’li yýllara kadar elde ettikleri haklarý 1970 -1980 arasýnda üzerine yatacak bir tür ayrýcalýk olarak görmüþ ve sendika bürokrasisinin üremesinin sebebi olan anlayýþýn ve de oportünist bir iþçi siyasetinin yerleþmesinin yollarý döþenmiþtir. 1980’li yýllardan itibaren tüm dünyada kapitalist üretimin yeniden örgütlenmesine paralel olarak Türkiye’de de büyük ölçekli üretimin parçalanmasý ve büyük fabrika üretiminin yanýnda küçük ve orta ölçekli sanayi sitelerinin, evde sanayiye üretim yapan sistemin, her türlü sosyal haktan yoksun örgütsüz, iþsiz iþçilerin çalýþma ve yaþam mekanlarý oluþmuþtur. Bu noktada kapitalist üretimin söylediðimiz gibi örgütlendirilmesinin salt nesnel bir eðilimin sonuçlarý olmadýðýný, iþçi sýnýfýnýn mücadele düzeyinin geriletilmiþ olmasý dolayýsýyla da üretimin küçük parçalara bölünmesinde bir etken olduðunu vurgulamak gerekir. Ýþçi sýnýfýnýn farklý kesimlerini barýndýran varoþlar; sendikasýz, sigortasýz, her türlü hak ve sosyal güvenceden ve örgütlenmeden yoksun çalýþan proletaryanýn en yoksul kesimlerini içinde

15


KOMÜNİST DEVRİM

A AL LA AN NL LA AR RD DA AN N Y YO OL LD DA AÞ ÞL LA AR RD DA AN N

OKMEYDANI EYLEMÝNE KATILDIK!

Kadýköy eyleminden sonra bizde Fatma Girik parkýnda yerimizi aldýk. Parka vardýðýmýzda bir coþku etrafý sarmýþtý. Devrimciler hep beraberdi ve özgür bir alan yaratýlmýþtý. Hareketimiz 10.30 da, daha önceden aldýðý karar gereðince”Özgürlük Savaþan Ýþçilerle Gelecek” yazýlý pankart eylemi yapacaðýmýz yerde hazýrlandý. Ardýndan özgürlük savaþan iþçilerle gelecek, komünist bir dünya kuracaðýz, içerde dýþarýda hücreleri parçala sloganlarý atýldýktan sonra parktan çýkýldý. Ancak eylem esnasýnda legal platformun E.K’sýndan olduðunu söyleyen bir kaç kiþinin “burasý legal bir alandýr” deyip eylemi sabote etmeye çalýþmasý, aslýnda Fatma Girik parkýnda yaratýlan özgür alanýn devrimcilerin liberal zihniyetinin kurbaný olduðunu gösterdi. Gecenin ilerleyen saatlerinde devletin polislik görevini almaya alternatif olarak kendilerini ortaya koyan bazýlarý, legal platformun E.K’sýndan bir kiþiye yoldaþýmýzý göstererek “iþte bu devrimci komünist hareketten” diyerek ele vermek istemesi tam bir trajediydi. Özgürleþtirici bir eylemi kabullenmemek ve yapanlarý da engellemek oportünizmin ta kendisidir! Sabah olduðunda ise akþamkinden farklý bir o kadarda coþkulu bir hava vardý. Birkaç grup dýþýnda illegal omurgasý olan gruplar Parti sloganlarýný atmaya baþlamýþ, hazýrlýklar yapýlmýþ ve bir savaþa doðru yürüyüþ baþlamýþtý. Hareketimiz sýnýrlý sayýda olduðundan baðýmsýz kortej oluþturmadý. Okmeydaný sokaklarýndan ilerlerken tam bir sessizlik hâkimdi! Perpa önüne geldiðimizde burjuva devletin polisi de yerini almýþtý. Parktan sýnýrlý sayýda çýkan kitle sonradan katýlanlarla beraber bayaðý arttý. Platformun temsilcilerinin polisle konuþmalarý, Mecidiyeköy iznini çýkarta-

14

mayýnca devrimciler hazýrlanmaya baþladý. Fakat ilk saldýrýyý polis yaptý. Polisin biber gazý atarak üstümüze gelmesi sonucu kitle ikiye ayrýldý iki yüz elli civarýnda olan bir grup Perpa arkasýndaki bir mahalleye giderek barikat kurdu. Çoðunluðu oluþturan diðer grup ise Okmeydaný’na çekildi. Daha sonra Perpa arkasýnda ki grubun çekilerek Okmeydaný’na gitmesinden sonra çatýþma bir saat kadar sürdü ve devrimcilerin kararýyla beraber herkes daðýldý. Okmeydaný devrimci mücadele açýsýndan ilerici bir noktaya sahiptir. Devrimciler oraya çatýþmak için gitmiþtir ve bir mücadele ortaya koymuþlardýr. Ancak gördüðüm bir þey vardý ki, devrimciler çatýþmaya gitmiþti fakat zafer kazanmaya deðil! Devrimci hareketin en büyük zaaflarýndan biri, devrimci bir potansiyele sahip olan Okmeydaný halkýnýn içine karýþýp ajitasyon propaganda yaparak mücadeleye çekmek yerine bunu halaylarla yapmak istemesi ve belli bir saatten sonra parka giriþ ve çýkýþlarý kapatmasýydý. Evet, Okmeydaný halký devrimci bir potansiyele sahip olduðunu çatýþmada devrimcilere molotof hazýrlamada yardým ederken, yeri geldiðinde kendi arabasýný barikata çekerken ve birçok konuda yaptýðý fedakârlýklarla kanýtladý. Bugün eksik olan; bir iradeyi, devrimci iradeyi, pratiði onlara götürecek olan devrimcilerin planlý ve ilkeli mücadelesiydi. Okmeydaný þunu da göstermiþtir ki bu topraklarda devrimci damarlar hala taþýmakta olduðu kana sahiptir. Devrimciler bunu Perpa’nýn arkasýnda sýnýrlý sayýda iken bile polise karþý olan direniþiyle göstermiþtir. Okmeydaný sokaklarýnda mücadeleyi haykýrýrken göstermiþtir. Yaþasýn Okmeydaný savaþýmýz! Komünist bir dünya kuracaðýz! H. Kamil

TEMMUZ 2004 güvenliði

arayýþlarýyla da aramýzda mesafe vardýr. Somut-acil görevler baþlýðýnda dile getirdiðimiz görüþler kendi içinde ne kadar doðruyu ifade ederse etsin devrimci olmayan arayýþlara karþý ”þerbetli” deðildir. Devrimci bir partinin inþasýnýn -hazýrlýðýnýn devrimci yöntemlerle yerine getirilmesi gerektiði hangi politik-ideolojik zeminde olursa olsun bu gün bu topraklarda tersinden legal yollarla partiyi inþa etmeye soyunan giriþimlerin akýbetiyle ortaya çýkmýþtýr. Bunun için solun yakýn tarihi ibret verici deneylerle doludur.

“Somut-Acil Görevler” Kapsamýndaki Maddeler Birbirlerine Göre Eþit Önceliktedir: Ancak… Devrimci bir partinin inþasý doðrultusunda yerine getirilmesi gereken görevlerimiz 7 maddede toplanmýþtýr. Siyaset doðrularýn alt alta, yan yana sýralanmasý ile gerçekleþtirilemeyeceði gibi hiçbir doðru söyleyene otomatik bir avantaj da sunmaz. 7 maddelik görevler birbirlerine göre öncelikli deðil parti inþa sürecinin bütünü açýsýndan eþit önceliktedir. Ancak buradaki görevleri içinden geçilen dönemin ve bunu gerçekleþtirecek öznenin ihtiyaçlarý doðrultusunda kimini diðerlerine göre “daha bir öncelikle” vurgulamak gerekir. Burada “daha bir öncelikle” vurgulanan görevin diðer görevlerin yerine getirilmesi için ön koþulu olarak düþünmemek gerekir. Örneðin; siyasal faaliyet yürümek için kadro gerekir önce kadro sorunun çözelim kadrolaþmayý da teorik bir faaliyetle siyasetin riskli alanlarýndan kaçýnan bir tarzda, legal kurumlara yaslanarak çözmeye çalýþmak, kadrolaþmayý devrimci bir siyasal faaliyetin gerçekleþtirilmesi için bir ön koþul biçiminde algýlamak gibi. Yahut somut-acil görevlerdeki maddeleri birbirlerinin karþýsýna koyan yaklaþýmlar da yanlýþtýr. Örneðin; militanlaþma-siyasallaþma görevleri ile güvenlik sorunlarýný karþý kaþýya koyarak,

tek tek kadrolarýn gizlenmesine indirgeyen siyasal faaliyetin sürekliliðinden koparan yaklaþýmlar gibi. Bizim için daha bir öncelik vurgusunun anlamý; somut-acil görevler kapsamýnda ulaþýlmasý gereken devrimci bir parti niteliðinin görevlerinin tümünün yerine getirilmesi süreci içerisinde herhangi bir göreve vurgu yapýlarak elde edilecek örgütsel niteliðin bir bütün olarak diðer maddeleriyle birlikte somut-acil görevlerin yerine getirilmesinde nitelik sýçramasý yaratabilme ölçütü zemininde deðerlendirmektir. Somutacil görevler baþlýðýnda ifade ettiðimiz görevlerin nasýl ele alýnmasý, anlaþýlmasý gerektiði bu görevlerin kendi içinde bulunmamaktýr. Bu maddelerin nasýl anlaþýlmasý gerektiðini önümüzdeki sayýlarda yapmakla birlikte parti inþa faaliyetinin planý dediðimiz sonuçta genel bir plandýr. Planýn ayrýntýlarý ise bunu gerçekleþtirecek öznenin kadrolarýnýn nitelik ve niceliðiyle, içinden geçilen dönemin imkân ve sýnýrlýlýklarýyla çizilen ihtiyaçlar tarafýndan belirlenmelidir. Önümüzdeki süreçte son on yýllýk örgütlü mücadele geleneðimizde KDH’nin 93–98 yýllarý arasýndaki kuruluþu ve 98’den sonra ortaya çýkan farklý örgütlü öznelerin faaliyetlerinin eleþtirel bir muhasebesi temelinde ideolojik-politik birikimlerimizi özümsemek, derinleþtirmek ve geliþtirmek çabasý içinde olacaðýz. Bu birikimlerimizi örgütlü bir zeminde dýþýmýzdaki devrimci kadrolara, iþçi sýnýfýnýn en çok ezilen kesimlerinin içinde “öncünün oluþturulmasý” faaliyeti ile bu öncülerin teorik-politik ihtiyaçlarýnýn belirlediði eylemli bir propaganda hareketimizin faaliyetinin çerçevesini oluþturacaktýr. Hareketimizin bayraðý altýndaki komünistler, içinden geçtiðimiz tarihsel dönemin zorluklarýnýn bilincindedirler. Bu dönemden devrimci bir politik-örgütsel atýlýmla çýkmak komünistlerin varlýk koþuludur.

Ocak ayýnda NATO ülkelerinin bu dönemki toplantýlarýný Türkiye’de yapacaðýnýn açýklanmasýnýn ardýndan Türkiye solunda hummalý bir kampanya baþlatýldý. Anti-emperyalist bir cephe yaratma anlayýþýyla solun birçok unsurunu içeren “NATO ve BUSH KARÞITI BÝRLÝK” inþa edildi. Demokratik bir muhalefet geliþtirme ve þiddet içermeyen eylem yapma anlayýþý çerçevesinde örgütlenen bu anti-emperyalist birlik mümkün olduðunca geniþ tutulmaya çalýþýldý. Liberal, reformist, oportünist yapýlarýn birleþmesiyle geniþleyen bu birlikte devrimci hareket de yerini aldý. Bizim için bu birliðin içerisinde yer alan liberal, reformist, oportünist akýmlarýn yarattýðý geri politik tutumlar ve eylem çizgisi þaþýlacak ya da polemik yapýlacak bir durum oluþturduðunu düþünmüyorum. Ancak daha önce de… I:sayýsýnda da belirtildiði gibi komünist partinin inþasý uðurunda geçilen örgütlü hazýrlýk döneminde içerisinde Marksizm-

Leninizm’e yüzünü dönmüþ, ayrýþtýrýlabilecek unsurlarý bulunduran devrimci hareketin bu liberal-reformist anlayýþa yaklaþmasý ve en geniþ kitlelere ulaþmak adýna birçok Marksist-Leninist ilkeden feragat etmesi bizim için eleþtirilmesi gereken en temel noktadýr. Bu yüzden bu yazýda 27 Haziran’da Kadýköy’de düzenlenen mitingin devrimci hareket tarafýndan boþ olan içeriðinin abartýlmasý ve bizlerin bu alanda nasýl bir anlayýþý yaþatmaya çalýþtýðýmýzý anlatacaðým. Deðerlendirmelerimi Lenin’in önce 1897’de daha sonra 1902’de tekrar yayýnlandýðý “RUS SOSYAL DEMOKRATLARININ* GÖREVLERÝ” baþlýklý broþürün ýþýðýnda yapacaðým. Broþürün 1902’de yeniden basýmýnda Lenin’in vurguladýðý noktalar bugün bizim için hala canlýlýðýný korumaktadýr, çünkü “… Özünde 1890larda karþýlaþtýklarýmýzýn ayný olan eðilimlerle yüz yüze geliyoruz-sadece daha geliþmiþ, örgütlen-

TARÝHSEL DENEYÝMLER IÞIÐINDA ANTÝ EMPERYALÝST MÜCADELE

7


KOMÜNİST DEVRİM

miþ ve ‘olgun’ olarak.” Yukarýdaki cümlelerde söz edilen akýmlarýn bu topraklarda da akrabalarý vardýr ve Lenin’in polemik yaptýðý liberal, ekonomist, reformist eðilimlerin akrabalarý, 27 haziranda devrimci hareketin onlarýn zeminine gerileyerek politika yapmasý nedeniyle alana damgalarýný vuran akýmlar olmuþtur. Biz devrimci komünistler açýsýndan, bir eylem kýlavuzu niteliðine sahip olduðunu düþündüðüm bu broþürde, Lenin’in hesaplaþtýðý ve hem teoride hem de pratikte yenilgiye uðrattýðý akýmlarýn SÝYASAL AKRABALARI Nato karþýtý eylemlerde en etkin olup bu kampanyanýn politikmiþ gibi gösterilen asl��nda son derece içi boþaltýlmýþ olan gündemini alana yansýtmýþlardýr. Lenin döneminde de rastlanýldýðý gibi “TOPLUMUN FARKLI KESÝMLERÝNÝ” muhalif bir söylemle bir araya getirme anlayýþý mevcut platformlarda (NATO ve Bush Karþýtý Birlik, Ýþgal Karþýtý Komiteler, Barýþ ve Adalet Komisyonu vb.)Ön plana çýkarýlmýþtýr. Buna karþýn proletaryanýn kendi özgür sýnýfsal varoþu ise “ezilenler”, “emekçi sýnýflar” “antiemperyalist güçler”, “halk” gibi kavramlarýn içerisinde eritilmiþ; iþçi sýnýfý, demokrasi mücadelesi verecek güçler olarak görülmüþtür yalnýzca. “ …iþçilerle diðer muhalefet gruplarýnýn bir veya birkaçý arasýnda kurulan dostluða iþaret ederken, Sosyal Demokratlar, her zaman iþçileri diðerlerinden ayýracaklar, her zaman bu dostluðun koþullara baðlý ve geçici olduðunu vurgulayacaklar, her zaman yarýn bugünkü müttefikleriyle karþý karþýya gelebileceklerini açýklayarak, PROLETARYANIN ÖZGÜR SINIFSAL BAÐIMSIZLIÐINI göstereceklerdir.” Buradaki vurgularýn tersine bir eðilimle kendisini çeþitli birliklerin içerisinde tanýmlayan hareketlerin birçoðu iþçi sýnýfýnýn özgür sýnýfsal baðýmsýzlýðýný göz ardý etmiþ; onun sýnýfsal gücünü önemsizleþtirip sýnýfý liberal bir barýþ siyasetine kanalize etmiþlerdir. Ayrýlýklarýn deðil, ortaklýklarýn ön plana çýkarýldýðý bu karþýtlýk gündemi boyunca iþçi sýnýfýnýn en geniþ kesimleri(yalnýzca ayrýcalýklý küçük bir kesimi deðil) þekilsiz bir anti-amerikancý muhalefet anlayýþý temel alýndýðý için devrimci bir siyaset çerçevesinde bu gündeme taraf edilememiþ yalnýzca muhalif güçlere yedeklenmiþtir. Ýþçi sýnýfýna bu tarz yaklaþým sonucunda, kampanya boyunca yapýlan eylemler ve 27 Haziran Mitingi pasif protestolar olarak kalmýþ; bu eylemler iþçi sýnýfýnýn öncülüðünde toplantýya sekte vurabilecek deðiþtirici-dönüþtürücü niteliðe sahip eylemlere dönüþememiþlerdir. 27 Haziran Kadýköy Mitingi bu ve benzeri þekilsiz politik tutumlarýn devamý niteliðinde kitlesel bir miting olarak yaþanmýþtýr. Mitingden bir gün önce eylem liberal-oportünistlerin müdahaleleriyle Anadolu yakasýna kaçýrýlmýþ ve böylece eylem toplantý noktasýndan oldukça uzak bir noktada pasif bir protesto eylemi olarak yaþanmýþtýr. Devrimci hareket tüm süreç boyunca kendini liberallerin, reformistlerin en geri zeminlerine çekiþinin bir bedeli olarak son anda ortaya çýkan bu duruma ve müdahale edememiþtir.

8

Mitinge hareketimizle katýlan bir militan olarak devrimci komünistlerin bu mitingde gerek kendi özgür varoluþlarýný propaganda eden-yayan araçlarý ile(bildiri ve kuþ)gerekse devrimci dayanýþmayý gerçekleþtirdiði baþka bir devrimci grupla ortak attýðý sloganlardaki þiarlarla bu içi boþaltýlmýþ gündem anlayýþýna ve hâkim liberal politikaya karþýt tavrýný sergilediðini düþünüyorum. Hareketimizin emperyalizm çaðýnda yaþanan sýnýf çeliþkini ve bunun sonucunda ortaya çýkan her türden sonucu alanda teþhir etmesi benim için ayýrt edici bir noktayý oluþturmaktadýr. Sloganlarýmýzla nasýl bir dünya kuracaðýmýzý, yaþanan sýnýf çeliþkisini ve burjuvaziye karþý sýnýf savaþýný körüklememiz gerektiðini, iþçi sýnýfýna komünist siyaset ekseninde yaklaþýmýmýzý, Kürtlere dair özgürlük talebimizi, zindanlardaki devrimci tutsaklara yönelik þiddeti ve yaratýlmak istenen hücrelerin yalnýzca içeride onlara yönelik bir saldýrý olmayýp dýþarýdaki yaþamý da hücreleþtirip tek tipleþtirme amacýnda bir saldýrý olduðunu, kurtuluþun toplumsal bir devrimde ve komünizmde olduðunu, tüm bunlara ulaþmak içinse örgütlü mücadele etme gerekliliðini vurgulamamýz komünist siyasetimizle alanda hâkim olan liberal- reformist siyasetlerin NATO’ya yönelik sloganlarý arsýndaki açýyý büyüttü. Kapitalizmin yalnýzca bir kurumu olan NATO’ya ve kapitalist bir figür olarak Bush’a yönelik siyaset yapmak kapitalist toplumun motoru olan sýnýflar savaþýmýn gölgelemek olurdu. Ancak hareketimizin tüm miting boyunca büyük bir canlýlýkla asýl düþmanýn bir sýnýf olarak burjuvazi olduðunu haykýrmasý, bende olduðu gibi mitinge bizimle katýlan diðer yoldaþlarda da bir bilinç açýklýðý yarattýðýný açýkça ifade edebilirim. Daha da önemlisi bu sýnýfsal düþmaný ne Avrupa kökenliydi ne de ABD gördük; asýl savaþmamýz gerekenin bu topraklar üzerindeki burjuvazi olduðu þiarýný alanda yükseltmek bizi devrimci hareketten kalýn çizgilerle ayýran bir noktayý oluþturmuþtur. Çünkü bize göre sivil toplumcu bir anlayýþla yargý erkine ya da parlamentoya dýþardan basýnç yaparak (imza toplayarak vb.)NATO toplantýsýnýn engellenmesini ya da teþhirini saðlamakla NATO gibi emperyalist bir savaþ örgütüne karþý kazaným elde etmek anlamýna gelmiyor biz komünistler her türden savaþ örgütüne karþýt olmadýðýmýz gibi, (örneðin proletaryanýn kendi savaþ örgütleri olarak kurulan Ýþçi-Köylü Sovyetleri, iþçi milisleri, öncü partinin örgütlediði profesyonel gruplarý gerçek anlamda savaþ örgütlenmeleridir ve bunlarýn bugünden propagandasýný yapmak gereklidir) emperyalist bir savaþ örgütünü de tek hedef olarak göstermedik. Bu savaþ ve þiddet karþýtý tutumun aksine bizim alanda hedefi içinde yaþadýðýmýz kapitalist düzen olarak göstermemiz buna karþý savaþým verecek biricik müfreze olarak proletaryanýn kendi silahý olan örgüt ve örgütlü mücadeleyi iþaret etmemiz yalnýzca doðru tespitlerde bulunmayýp ayný zamanda doðru bir mücadele yöntemi ve aracý benimsediðimizin göstergeleridir.

B.SAVAÞÇI

TEMMUZ 2004 A AL LA AN NL LA AR RD DA AN N Y YO OL LD DA AÞ ÞL LA AR RD DA AN N KAHROLSUN LÝBERAL KAYNAÞMA

NATO zirvesi, zirve boyunca devrimcilerin gündemine politik olarak antiemperyalist mücadele, savaþa karþýtlýk, NATO terörü ve 6. Filo ruhu ile yansýdý diyebiliriz. Genel eylemlikler bu politik kavrayýþlar ekseninde yer aldý. Ama ayný gündeme ayný damarlardan beslenenler de rahatlýkla sahiplenebiliyordu. Ve bu liberal kaynaþmayý en net “29 Haziran direniþi” ayrýþtýrdý. Liberaller ile devrimciler arasýndaki ayný politik zemin pratikte ayrýþmayý getirdi. Bunu çok rahat bir þekilde söyleyebiliriz ki liberaller köþe bucak kaçmanýn yollarýný ararken devrimciler zirvedekileri elleri boþ yollamamak için Kadýköy’deki eylemlilikten sonra Okmeydaný’nda Fatma Girik parkýnda buluþtular. 27 Haziran TKP inisiyatifindeki eylemde bizlerde gündem ile ilgili sloganlarýmýzý haykýrarak kuþlamalarýmýzý yaptýk. Bu eylemde devrimciler yeminler içerek Okmeydaný’na yönelirken bizlerde akþam devrimci çevrelerle yakýn temas ve etkileþim için Okmeydaný’nda buluþmayý kararlaþtýrdýk. Fatma Girik parkýnda NATO ya karþý devrimcilerin oluþturduklarý platforma dahil gruplar haricinde de gruplarda vardý. Bunlar DPG ve Köz dergisi çevreleriydi. Bunlardan DPG kendini devrimci parti kuruculuðuna o kadar kaptýrmýþtý ki, bunu parkta da illegal pankartýmýza ” burasý da yerimi “ gibisinden platformun sözcülüðü yaptý. Birde bunlar devrimcileri her yayýnlarýnda (Maya dergisi ) görmek üzere sürekli atalet içinde olmakla suçluyorlar. Ama yeri zamaný gelince bunlarý küçümser bir tavýr takýnýyorlar. Buda tam dergicilere yakýþýr bir tavýr/tutumdur. Yakýþsýn üzerinize ne diyelim.. Parkta estirilen bu platform terörü sabah devam etti. Platform muhataplarý sabah slogansýz kitleyi yürüttü. Sebebiyse düþman bizi Mecidiyeköy’e almayabilirdi. Birincisi bazý devrimciler akþamdan “bizi deðil Mecidiyeköy’e Okmeydaný’ndan çýkarmazlarsa

iyi..” Ve de ” kesinlikle atýlan gaz bombalarýndan kaos yaratýlmaya çalýþýlýp devrimciler daðýtýlmaya çalýþýlacaktýr.” Gibisinden yarýný önceden görmüþlerdi. Birde TC kolluk güçleri Perpa önünde devrimcileri durdurarak “hayrola nereye?” diye sorduðunda aldýðý Mecidiyeköy yanýtýndan sonra “kimlerle bu arkanýzdakilerle mi?” Sözleri de gösteriyor ki düþman bizi anlamýþ beklemiþ hatta benzinlik civarýn da kitleye arkadan saldýrarak pususunu bile kurmuþtu. Kitle bu saldýrýlarý önce kaos sonra düþman karþýsýnda inanýlmaz bir hýzla geri dönerek tekrar saldýrýya geçerek bir kaç kez püskürtüp disiplinli barikat direniþiyle cevapladý. Devrimciler yer yer ayrý çarpýþmalarý arkadakilerin molotof ve sapanla saldýrýlarýný engelliyordu hatta bir ara otobüsün biri moltoflanýp kolluk güçlerine hediye edilecekti. Ama önümüzdeki devrimci grup polisi püskürtmekle meþguldü. Maya gazetesinin cüreti burada bayaðý devrimcileri etkilemiþ olacak ki! Devrimciler barikatlarda ardý arkasýna “yaþasýn devrimci dayanýþmamýz” ve kendi örgütsel sloganlarýný atarak illegal pankartlarýyla Okmeydaný sokaklarýný süslediler. Böylece kimin öncü kimin artçý olduðunu bir kez burada görmüþ olduk. Eylem 1:30 civarý yine devrimcilerin inisiyatifinde sona erdirildi. Eylem sonrasý duraklar sivil polisler ile kaynýyordu. Eve vardýðýmda yaramýn aðýr olduðunu ama bunu eylem anýnda hissetmediðimi de anladým. Diðer siper yoldaþlarý en çok bombalardan etkilenmiþlerdi. Sözümüz kafalarýný kuma gömüp militan eylemlilikleri hor görenlere devrimci parti çarpýþarak ilmik ilmik öreceðiz..

YAÞASIN DEVRÝMCÝ DAYANIÞMAMIZ ÖZGÜRLÜK BARÝKATLARDA SAVAÞAN ÝÞÇÝLERLE GELECEK

D. Sinan

ON BÝR YILDAN SONRA 2 TEMMUZ 2 Temmuz 1993 tarihinde Sivas’ta düzenlenen Pir Temmuz’da Ankara’da düzenlene eylemde birçok Sultan Abdal þenliklerinde faþist ve þeriatçý güçlerin, baðýmsýz kiþinin olmasý bir yandan sevindiriciydi. Madýmak Oteli’nde Alevilere ve solculara yaptýðý Bunlarýn legal partilere girmektense baðýmsýz katliamdan on bir yýl sonra Ankara Sivas katliamýný yürümesi güzel bir þey, fakat devrimci örgütlerin andý. gücü yettiðince bunlarýn da örgütlenmesi gerekir. 28–29 Haziran’da gerçekleþen NATO zirvesinin Sivas Katliamý’nda ölenlerin anneleriyle ölüm oruardýndan 2 Temmuz’un gelmesi, miting alanýnýn cunda direnenlerin annelerini bir araya getirsek birgeçen seneye oranla daha kalabalýk olmasýna neden birlerini desteklerler mi? oldu. Miting alanýnda Pir Sultan Abdal Derneði ve bazý Eylem alanýna girerken, en önde katliamda ölen 35 alevi dernekleri de vardý. Bunlar “Yaþasýn Halklarýn kiþinin fotoðraflarýný taþýyanlar, ardýndan þehit Kardeþliði” ve buna benzer sloganlarý atarken bu aileleri yürüdüler. yaþanýlan hayatýn sýnýflar üzerine kurulmuþ TKP ve BAK miting alanýnda yoklardý ve bu bizi olduðunu ve çözümün proletarya diktatörlüðüyle hiç þaþýrtmadý. olduðun anlamýyorlar mý? 26 Haziran’da Ankara’da “NATO’ya hayýr!” eyleSavaþa karþý, sýnýf savaþý! minde birçok baðýmsýz insan vardý. Yine 2 Umut Yenigün

13


KOMÜNİST DEVRİM

A LA DA LA DA AL LA AN NL AR RD AN N Y YO OL LD DA AÞ ÞL AR RD AN N

DEVRÝMCÝ MÝLÝTAN EYLEMLERÝ ÖRGÜTLEMEDEN MÝLÝTAN BÝR DURUÞ GERÇEKLEÞTÝRÝLEMEZ

28 Haziran’da barikat savaþlarýna sahne olan Okmeydaný’nda devrimciler ve emekçiler üzerlerindeki ölü topraðýný yararak, bir süredir sularýn dingin aktýðý Okmeydaný’ný yeniden hareketlendirmeye baþladýlar. 28 Haziran Okmeydaný eylemi hem kendinden sonraki eylemlere katýlýmý coþkulandýrmýþ (2 Temmuz Mitingi gibi) hem de 28 Haziran eylemine devrimci tarzda katýlan, devrimci araç ve yöntemleri öne çýkaran hareketlerin daha cüretkâr hale gelmelerine olanak saðlamýþtýr. 27 Haziran akþamý Fatma Girik Parký’nda hareketimizin gerçekleþtirdiði örgüt imzalý pankart asma eylemi, bence, yalnýzca o parka özgür bir soluk taþýmakla kalmamýþ, diðer devrimcileri de illegal araçlarý kullanma konusunda tetikleyici olmuþtur. Ama bu eylem, en çok ta hareketimize katký sunmanýn yanýnda yeni sorumluluklar da yüklemiþtir. Ýþçi sýnýfýnýn en dinamik kesimlerini barýndýran varoþlarda mücadele araçlarýmýzý sürekliliðe kavuþturmak sorumluluðu, önümüzde duran en önemli sorumluluklardan biridir. Okmeydaný barikat savaþlarýndan birkaç hafta sonra, hareketimizin Okmeydaný’nda yazýlama eylemi gerçekleþtireceði, benim de sorumluluk alacaðým bilgisi bana ulaþtýrýldý. Bu durum hareketimizin bu dönem yüklendiði sorumluluklarý hangi tarzda yerine getireceðinin göstergesidir. Ayrýca böyle bir eylemde yer alacaðým coþkumu artýrdý. Yazýlama eylemini gerçekleþtireceðimiz akþam yoldaþlarla Okmeydaný’nda buluþtuk. Yazýlamada kullanacaðýmýz malzemeleri paylaþtýktan sonra, daha önceden belirlediðimiz hat üzerindeki seçilen duvarlara yazýlamalarý yaptýk. Okmeydaný içerisindeki iþlek cadde ve sokaklara yaygýn olarak; “Liberal Kaynaþma Deðil, Devrimci Komünist Var oluþ! Özgürlük Savaþan Ýþçilerle

12

Gelecek! Kurtuluþ Devrimde Komünizmde! Kurtuluþ Komünizmde! Sýnýfa Karþý Sýnýf Savaþý! Savaþa Karþý Sýnýf Savaþý! Þiarlarýmýzý hareket imzasý ile yazdýk. Bazý duvarlara da sadece örgüt adýný yazarak, eylemimizi sonlandýrdýk. Okmeydaný’nda diðer devrimci örgütlerin yazýlamalarýna rastladýk. Neredeyse tüm duvarlar devrimcilerin yazýlarýyla doluydu. Ancak bir durum oldukça dikkatimizi çekti. Duvarlara örgüt imzasý ile yapýlan yazýlamalarýn yaný sýra, yasal parti kimliði ile ÖDP ve örgüt kimliði yerine platform kimliði ile yazýlama yapan Devrimci Parti Güçleri ve Yaþasýn Komünistlerin Birliði de vardý. ÖDP’yi bir kenara býrakacak olursak DPG ve Yaþasýn Komünistlerin Birliði platformlarýnýn durumu üzerine düþünülmesi gerekiyor. Yapýlan yazýlamalarýn içeriklerine bakýldýðýnda DPG ve Yaþasýn Komünistlerin Birliði’nin yazýlarý devrimci hareketin diðer bölmelerine göre ideolojik olarak daha ileri bir çizgiyi ifade etmektedir. Ancak, salt ideolojik üstünlük, sloganlarýn net olmasý yeterli deðildir. Önemli olan devrimci sýnýf partisinin kuruculuk görevlerine yoðunlaþmýþ devrimci bir örgütü yaratmaktýr. Israrlý ve inatçý bir biçimde örgüt mücadelesi yürütmeden de böyle bir devrimciler örgütünün ve savaþ partisinin yaratýlmasý ise olanaklý deðildir. Bizim Okmeydaný’nda gerçekleþtirdiðimiz bu faaliyeti, hem varoþlardaki devrimci dinamikleri örgütlü mücadeleye katma noktasýnda önemli bir aþama, hem de faaliyete katýlan katýlmayan tüm militanlarýmýz için eðitici ve militanlaþtýrýcý bir faaliyet olarak görüyoruz. Yaþasýn Devrimci Komünist Var Oluþumuz! Tasfiyeciliðe ve Tasfiyecilere Karþý Ýhtilalci Parti Yolunda Ýleri! T. Adnan

TEMMUZ 2004

VAROÞLARIN SÖNDÜRÜLEMEYEN DÝNAMÝZMÝ

Mayýs Ayýnda baþlayan ve iki ay kadar süren NATO karþýtý eylemleri doðru kavramak ve bilince çýkarmak önemlidir. Farklý araç ve yöntemlerin kullanýldýðý tüm bu eylemleri ayrýþtýrarak doðru bulduklarýmýzý sahiplenmek en büyük hedefimizdir. Komünistler hiçbir aracý en baþtan reddetmezler. Ancak mücadele tarihinin içinden süzdükleri derslerle bazý araçlarý tümüyle bazý araçlarý da mücadelenin belli aþamalarýnda reddederler. Legalist tasfiyeciliðin ve liberal yöntemleri kullanmanýn ayyuka çýktýðý bu dönem devrimcilerin en ayýrt edici yaný eylemlerde kullandýðý devrimci araç ve yöntemlerdir(.Kendi üstünlüklerini teorik-ideolojik birikimlerinde gören komünist cenahýn parçalarý ideolojik anlamdaki üstünlüðüne karþýn örgütlü devrimcilik noktasýndan yan çizdiði oranda legalist-tasfiyecilere yaklaþmýþ olur.)Bu nedenle biz devrimci komünistler “ H a z i r a n Eylemlikleri” sürecini bir bütün olarak kavramadýðýmýz gibi bir bütün olarak sahiplenmiyoruz da! NATO ve Bush Karþýtý Birlik içinde yer alan devrimciler 28 Haziran’a kadar gerçekleþen eylemlerle 28 Haziran’da gerçekleþen Okmeydaný eylemini bir bütün olarak görmekteler ve aralarýnda senkronize bir uyum olduðunu bahþetmektedirler. Elbette 28 Haziran’a kadar her türlü liberal eylemin altýna imzasýný atan devrimcilerin bir anada bu eylemlere olumsuz yaklaþma-reddetme bilincini göstermelerini beklemek doðru deðil. Buna karþýn devrimcilerin, liberal kaynaþmanýn kendilerine doðru olan hiç bir þey katmadýðýný görmemeleri tam bir handikaptýr. Devrimciler, yayýnlarýnda 28 Haziran’a kadar bir arada olduklarý liberallerle daha sonra ayrýþmalarýnýn doðal ve beklenir bir durum olduðunu yazdýlar. Peki, 28 Haziran’a kadar bir arada olunmasý doðal mýydý? Bir milyon kiþiyi sokaða dökerek ya da yüz bin imza toplayarak NATO’yu Ýstanbul’a sokmamak hedefi gerçekçi olmaktan çok uzaktýr. Devrimci hareketin komünist siyaset zemininden uzaklaþarak liberallerle asgari müþtereklerde kurduðu birlik bizim açýmýzdan bakýldýðýnda ibret verici bir süreç olarak görünmektedir. Bu süreci þekillendiren

önemli bir geliþme, Nisan ayýnda, düþmanýn Temel Haklar ve Özgürlükler Cephesi ‘ne karþý kapsamlý bir operasyonu olmuþtur Bu durum diðer devrimcilerin kendini geriye çekmesine neden olmuþtur. Düþmanýn seçmeli terör uygulamalarý devrimci hareketin çoðunluðunun düþmanýn uzattýðý havucu alarak þiddet karþýtý bir zemine savrulmalarýna neden olmuþtur. NATO’ya karþý üç platform; “NATO ve Bush Karþýtý Birlik”,”Barýþ ve Adalet Komisyonu”, Ýþgal Karþýtý Komiteler” NATO’ya karþý yapýlacak eylemlerin çerçevesinin ”Hiçbir þekilde þiddet içermeyen meþru eylemlerle Ýstanbul’da gerçekleþtirilecek NATO Zirvesi’ni engellemek” biçiminde çizmiþlerdir. Bu çerçeve NATO Zirvesi’nin Ýstanbul’da yapýlmasýný engellemek anlayýþýyla ulusal, emperyalizm karþýtlýðýný NATO ve Amerika karþýtlýðýna indirgeyecek kadar dar görüþlü, þiddet içermeyen eylemlerle engellemek hedefiyle liberal bir zemindedir. Bu süreçte öne çýkardýðýmýz “Esas düþman içerde, namlularý çevir!” þiarý bizim için tam bir ayýrt edici nitelik olmuþtur. Bu süreçte þekillenen bir baþka geliþme de Irak’ta Amerikalýlarýn gerçekleþtirdiði iþkencelerin fotoðraflarýdýr. Kürdistan’ýn ve Türkiye cezaevlerinin üzerinden atlayan liberaller bu fotoðraflara aðýt yakmakta hiç gecikmedi. Ama burada esas görülmesi gereken nokta bu fotoðraflarýn liberal siyasete kan taþýdýðýdýr. Amerika’nýn gerçekleþtirdiði þiddete karþý biz “þiddet uygulamayýz” “Biz þiddetin her türüne karþýyýz” söylemleriyle NATO Zirvesi öncesi eylemlerin çerçevesini þiddet karþýtlýðýyla çizmiþlerdir. Devrimcilerin bu kavrayýþta liberallerle kaynaþmasý Okmeydaný eylemelerini de geriye çekmiþtir. Amerikan iþkencecilerin fotoðraflarý emperyalistlerin bilgisi ve isteðiyle mi ortaya çýkarýldý bilinmez ama emperyalistlerin ve liberallerin istekleri doðrultusunda kullanýldýðý keskindir.

9

“Seattle’den Cenova’ya, Denizlerden Bugüne” Þiarý Üzerine 1980li yýllarda Marksizm’e yönelik saldýrýlar hýz kazandý.80li yýllarýn sonarlýnda özellikle


KOMÜNİST DEVRİM

SSCB’nin daðýlmasýyla post-Marksist akýmlar dünyanýn hemen her coðrafyasýnda boy atmaya baþladý. Proletaryanýn öncü rolünü yok sayarak devrimin dinamiklerini küçük burjuva katmanlarýn sivil toplumcu, liberal mücadeleleri üzerine kuran bu anlayýþ 90lý yýllarda özellikle Batý Avrupa’da gerçekleþtirdiði popülist eylemlerle gündeme geldi. Bu akýmlar örgütlü mücadele etmek gerektiði noktasýna anarþizan bir tutumla reddiyeci yaklaþmaktadýrlar. Teknolojinin nimeti interneti de kullanarak dünya ölçüsündeki küreselleþme karþýtlarýný bir araya toplayan Seattle eylemi hem kurduðu geniþ ölçekli birlik, hem alýna radikal tutumlar hem de teknolojinin yaygýn kullanýmý ile (internet üzerinden örgütlenmesi gaz maskeleri kullanýlmasý gibi)farklý bir eylem tarzý olarak þekillendi. Elbette Türkiye’de ilk olarak ÖDP’nin dikkatini çeken bu eylemler bugün devrimci hareketin geniþ bir kesimi tarafýndan öykünülen bir durum haline gelmiþtir. Aslýnda Seattle’la birlikte baþlayan bir cümlenin Denizlerle baðlanmasý istenilerek yapýlmasa bile tarihi çarpýtma anlamýna gelmektedir. Seattle eylemi, burjuvazinin sunduðu, teknik imkânlarýn kullanýldýðý, küçük burjuva liberal eðilimlerin ve anarþizan gruplarýn kapitalizmle deðil kapitalizmin sonuçlarýyla mücadele ettiði muhalefet zeminidir. Denizler ise her ne kadar 6.Filo’ya karþý mücadele etmiþ olsalar da onlarýn asýl önemi dönemin legalist-tasfiyecilerine karþý açtýklarý devrimci siyaset bayraðýndan gelir. Ýdeolojik anlamda ulusalcý bir noktada olmalarý eleþtirilse dahi legalizme karþý devrimci çýkýþlarýyla bu topraklarda önemli bir miras býrakmýþlardýr. Bu durumda onlarý Seattle ve Cenova isimleri ile yan yana kullanýlmamasý gerekir. NATO ve Bush Karþýtý Birlik hareket ettiði bu þiarla hem Denizlerin mücadelesini hem de bugünün ihtiyacý plan devrimci siyaset eksenini yanýlsamalý biçimde kavradýðýný göstermektedir. NATO’yu Ýstanbul’da görmek istemeyen yüzün üzerinde grubun bir araya gelmesiyle kurulan bu birlik en geri liberalizmin zemininde bir araya gelmiþtir ve 28 Haziran’a kadar neredeyse tüm eylemler popülist, küçük burjuva eylem tarzýyla gerçekleþtirilmiþtir. Meþaleli gece yürüyüþleri, basýn açýklamalarý, terörü hele de devrimci terörü kýnama eylemleri imza kampanyalarý, oturma eylemleri ile geçirilen 2 aylýk süreç mücadeleye iþçi sýnýfýnýn en yoksul kesimlerini katamadýðý gibi kitlelere pasifizm taþýmýþtýr. Son olarak 27 Haziran Kadýköy mitingine yüz binler bekleyen devrimciler bunun çok daha azýyla yetinmek zorunda kalmýþtýr. Burada esas vurgulanmasý gereken nokta ise eylemin Kadýköy’de gerçekleþmiþ olmasýdýr.96 1 Mayýs’ýndan bu yana yasal bir miting için Kadýköy bu eylemde bir gerçeði daha bize göstermiþtir. Ýþçi sýnýfýný en yoksul, en dinamik kesimlerinden güç almayan bir eylem, devrimci içerikten yoksun kalamaya mecburdur. 96 1 Mayýs’ý iþçi sýnýfýnýn en

10

dinamik kesimlerinin devrimci bir eylemine sahne olmuþken liberal ve þiddet karþýtý 28 Haziran Miting’i düzen güçleriyle herhangi bir þekilde karþý karþýya gelmeden olaysýz bir þekilde geçiþtirilmiþtir. Kerameti Kadýköy ya da Taksim gibi devrimci eylemlere sahne olan yerlerde arayanlar için bu miting iyi bir ders niteliðindedir. Düþmanýn arama noktasý dahi kurmadýðý 27 Haziran Mitingi illegal araç ve yöntemleri kullanýmý için uygun olmasýna karþýn bu araçlarýn kullanýlmasý sadece 3–4 örgütle sýnýrlý kalmýþtýr. Hareketimiz bu mitingde yaygýn kuþ faaliyeti ve merkez yayýn organý Komünist Devrim’in Özel sayýsý olarak basýlan NATO gündemli bildiri daðýtýmý ile hem alanýn özgürleþtirilmesine katkýda bulunmuþ hem de henüz yeni kurulan hareketimizin tanýtýmýn ve propagandasýný yapmýþtýr. Hareketimiz 27 Haziran Kadýköy mitingine devrimci bir grupla arka arkaya yürüyerek katýlmýþtýr. Uzun süredir yürütülen görüþmeler bir eylem birliðiyle daha da ileri taþýnmýþtýr. Birlikte yürüdüðümüz grupla attýðýmýz sloganlar hem katýlan kitlemizde coþku yaratmýþ hem de etrafýmýzdaki devrimci gruplarý da etkileyerek eylemin belli dönemlerinde ortak sloganlarýn atýlmasýna dönüþtürülmüþtür. 28 Haziran’a Kadar Eylemlerde Ayrý Bir Bilinç: Gazi 16–18 Mart 1995 tarihinde ayaklanmaya sahne olan Gazi Mahallesi devrimci mücadelede bir yükseliþ baþlatmýþtýr. Ýþçi sýnýfýný en yoksul kesimlerinin yaþadýðý varoþ dinamikleriyle devrimci hareketin buluþmasýnýn saðlayan bu ayaklanma diðer varoþ dinamiklerini de harekete geçirip tetikleyici bir rol oynamýþtýr. Ayný Gazi Mahallesi NATO karþýtý eylemler çerçevesinde Haziran ayýný benzer bir içerikte geçirmiþtir. Varoþlarýn geniþ kesimlerini eylemliliðe katamasa da dar güçlerle diðer eylemlerden farklý bir çizgi ortaya koymuþtur. Hemen her gece molotoflarla, taþlarla sokaklara çýkanlar düþmana karþý direniþ deðil saldýrý pozisyonunda militan eylemlilikler ortaya koymuþlardýr. Elbette 95 Gazi Mahallesi ayaklanmasýndaki gibi geniþ emekçi kitlelerinin bu eylemlere katýlmasý saðlanamamýþtýr. Bunun bir nedeni 95 öncesinin tersine devrimci hareketin Gazi Mahallesi içinde örgütlülük düzeyindeki güçsüzlüktür.95 Gazi Mahallesi ayaklanmasýnýn devrimci mücadeleye ivme katmasýný ve yeniden yükseliþe geçilmesinin önemli bir nedeni de zaten öncesinde devrimcilerin varoþlarda belli bir düzeyde iliþkiler aðýnýn olmasýydý. Gazi Mahallesi ayaklanmasýndan sonra düþmanýn çeþitli araçlarla varoþ dinamiklerine saldýrmasý ve iþçi sýnýfýnýn dinamik kesimleriyle devrimciler arasýndaki baðýn sýnýrlanmasý 98’den itibaren devrimci mücadelenin gerilemeye baþlamýþ nedenleri ile bugün Gazi Mahallesi 95’ten çok daha geri bir konumdadýr. Ancak her ne olursa olsun NATO karþýtý Haziran eylemlilikleri sürecinde 28 Haziran

öncesindeki diðer eylemlere göre TEMMUZ Gazi Mahallesi eylemlikleri ayrý bir baþlýk olarak anýlmayý hak etmiþtir. Devrimci hareket her ne kadar liberallere asgari müþtereklerde buluþarak þiddet karþýtý eylemler yapma zeminine gerilemiþ olsa da Gazi Mahallesi’nde yapýlan eylemlerde bu zeminden farklýlaþmýþtýr. Peki bu bir çeliþki midir? Hayýr, aslýnda çeliþki deðil son derece tutarlýdýr. Merkezci-melez akýmlarýn en temel karakteri devrimci komünist siyaseti içselleþtirip her pratikte ortaya koyamamasý özelliðinden kaynaklanmaktadýr. Bu durumun yansýdýðý somut bir örnek de devrimci gruplarýn liberallerle kol kola basýn açýklamalarý yapýp diðer yandan motoloflu eylemler de gerçekleþtirmeleridir. 28 Haziran Okmeydaný’nda Kurulan Barikatlar Liberalizme Karþýdýr Bilince Çýkaralým. Kadýköy mitinginin bitmesiyle NATO ve Bush karþýtý birlik fiilen daðýlmýþ oldu. Bu mitingin ardýndan 28 Haziran Mecidiyeköy eylemi öncesinde geceyi Okmeydaný’nda geçirme kararý alan devrimcilerle, liberallerreformistler arasýnda bir ayrýþma yaþanmýþtýr. Bu ayrýþma esas olarak 28 Haziran eylemleri ile somutluða kavuþmuþtur. 28–29 Haziran’da eylem alaný olarak Mecidiyeköy seçildi devrimciler ise 2 gün boyunca kesintisiz eylem anlayýþýyla geceyi Okmeydaný’nda geçirme kararý aldý. Bu durum bize göre de ileri bir tutumdur. Okmeydaný’nda konaklama alaný olarak Fatma Girik Parký seçildi. Gün boyunca devrimcilerin konserler, film gösterimi kitleyi coþkulandýran etkinliklerdi. Okmeydaný’nda yaþayan emekçiler de geceye kadar parka ilgi gösterdiler. Ancak her þey bu yaþananlar kadar olumlu deðildir. Devrimcilerin kendilerini bir parka hapsetmeleri ve Okmeydaný emekçilerine ev ev dolaþýp propaganda yapma olanaðý varken bunu gerçekleþtirmemeleri bir olumsuzluk olarak göze çarptý. Anacak daha önemli bir olumsuzluk vardý ki anlaþýlmasý mümkün deðildi. Devrimciler Okmeydaný emekçilerini örgütlü mücadeleye yaklaþtýrmak için bulunduklarý alaný özgürleþtirmek için illegal bir varoluþ yerine legal bir platform kurmuþlardýr. Hareketimiz Okmeydaný’na kattýðý güçlerle hem siyasetimizin propagandasýný hem de devrimcilerin var olduðu alaný özgürleþtirmek için illegal pankart asam eylemi gerçekleþtirmiþtir. Militanlarýmýzýn gerçekleþtirdiði “Özgürlük Savaþan Ýþçilerle Gelecek Devrimci Komünist Hareket” pankartýnýn asýlmasý eylemi sýrasýnda devrimcilerin oluþturduðu eylem komitesinden birileri gelerek eylemi yarýda kesmeye çalýþmýþlardýr. Militanlarýmýzýn “Devrimcilerin eylemi yarýda kesilmez.” yanýtýna ama bu eylem bize zarar veriyor diye karþýlýk vereceðimiz en güzel yanýt þudur: biz gerçekleþtirdiðimiz her illegal eylemin sadece düþmanýn kafasýna balyoz

2004

gibi indiðini düþünüyorduk. Ancak legalist tasfiyecilerin de baþýna balyoz gibi iniyorsa bu durum bizi ancak onore eder. Eylem komitesinin müdahalesine karþýn Okmeydaný’ndan emekçiler ‘býrakýn onlarda devrimci eylemlerini yapsýnlar’ yanýtýn bizce iþçi sýnýfý cephesinden verilmiþ en güzel yanýttýr. Asýlan pankartýmýzýn ertesi gün parký terk edip mecidiye köye giderken dahi parkta asýlý olarak kalmasý, herhangi bir saldýrýya uðramamasý olumlu bir durumdu. Gece belli bir saatten sonra park güvenlik gerekçesiyle giriþ çýkýþlara kapatýldý. Bu durum olasý bir düþman saldýrýsýna karþý hazýrlýksýz yakalanmamak için zorunlu gibi gözükse de Okmeydaný gibi bir varoþta sadece park alanýnýn mevzi olarak görülmesi doðru deðildir. Ayrýca gece birtakým propaganda materyalleri ile Okmeydaný emekçilerine ulaþmak isteyenler de devrimcilerin eylemine takýlmýþ olacaðý için geri bir tutum olarak bile görülebilir. Tüm olumsuzluklara karþýn devrimcilerin 28 Haziran eyleminden önce Okmeydaný’nda kalmalarý son derece önemlidir. Ancak bu durumu doðru bilince çýkarmak gerekmektedir. Devrimciler 28 Haziran günü Mecidiyeköy eylemini açýkladýktan sonra Okmeydaný’ný bu bölgeye yakýn olduðu için ve Okmeydaný’nda daha güvenlikli bir konumda olacaklarý için tercih etmiþlerdir. Esas olarak iþçi sýnýfýnýn sendikalý ve ayrýcalýklý kesimlerine yüzünü dönmüþ durumda olan devrimciler iþçi sýnýfýnýn örgütsüz, sendikasýz, ayrýcalýksýz kesimi olan varoþ dinamiklerini demokratik kitle çalýþmasý yürüteceði alanlar olarak görmüþlerdir. Oysaki 95 gazi ayaklanmasýnda da görüldüðü gibi varoþlar iþçi sýnýfýnýn ayrýcalýksýz kesimlerinin yaþam alanlarýdýr ve varoþlardan yükselen bir örgütlülük iþçi sýnýfýnýn geniþ kesimlerini saran bir örgütlülük anlamýna gelmektedir 28 Haziran sabahý Okmeydaný’ndan çýkýp Mecidiyeköy’e çýkýp eylem komitesinin aldýðý karar gereði pankartlar kapatýldý ve slogan atýlmadan yürüyüþe geçildi. Bu duruma müdahale edip nedenini sorduðumuzda bunun polisin Mecidiyeköy’e kadar gitmemize izin vermesi için bir taktik olduðu yanýtýný aldýk. Bu anlayýþ bile bize devrimcilerin çatýþma alaný olarak Okmeydaný’ný diðeri liberallerle buluþacaklarý Mecidiyeköy’ü belirlediklerini göstermektedir. Yürüyüþ güzergâhý üzerinde Perpa’nýn önüne geldiðimizde polis kitlenin önünü kesti. Polisin ilk müdahalesi sýrasýnda kitle daðýldý ve 2 gruba parçalandý. Bir grup Perpa’nýn yan tarafýna kurduðu barikatlarda savaþýrken diðer grup Okmeydaný’na çekilerek orada barikatlar kurdu. Barikatlarda verilen mücadeleler sýrasýnda kitlelerin kararlýlýðý öne çýkmýþtýr. Önderleri Mecidiyeköy’e gidilmesi konusunda direttiði halde kitle polisin Mecidiyeköy ‘e izin vermeyeceði ve çatýþma çýkacaðýný bildiklerini belirtiyordu.

11

devamý sayfa 19’da


3