Issuu on Google+

HRANT’IN ÖLDÜRÜLECE⁄‹N‹ HERKES B‹L‹YORDU

GÜNCEL

Geçti¤imiz günlerde görülen Hrant Dink davas›n›n ikinci duruflmas› öncesinde bas›nda genifl yer bulan katil zanl›s› Erhan Tuncel'in Trabzon emniyetinde görev yapan Muhittin Zenit ile yapt›¤› çarp›c› telefon konuflmas› devletin bu cinayette bafl aktör oldu¤unu belgeliyor.

15 Günlük Siyasi Gazete

Y›l: 6

Say›: 120

TUYAB: “‹NSANLIK DIfiI

KAT‹L PATRON YEN‹DEN

16 •

YARGILANSIN

GÜNCEL

Bursa’da 29 Aral›k 2005 tarihinde iflyerinin kap›lar› patronun iste¤iyle kilitlenince ç›kan yang›nda yaflamlar›n› yitiren befl kad›n için ‹stanbul ve Adana’da bir araya gelen kad›n örgütleri ve demokratik kurumlar, olaydan dolay› yarg›lanan fabrika patronuna verilen para cezas›n› protesto ederek, iflçi kad›nlar›n sorunlar›na dikkat çekti.

8-16 Ekim 2007 • Fiyat›: 1 YTL

7

UYGULAMALARA SON VER‹LS‹N

GÜNCEL

“Hapishanelerdeki insanl›k d›fl› uygulamalara son" yaz›l› pankart açarak bas›n aç›klamas› düzenleyen TUYAB üyeleri, F tipi hapishanelerinde haftal›k 10 saat bir araya gelme hakk›n›n, ziyaretler ve sosyal aktivitelerin hapishane idareleri taraf›ndan çeflitli gerekçelerle engellenmesini protesto etti.

www.halkingunlugu.org

5

e-mail:devrimcidemokras@superonline.com

'Terörist' diyerek sivilleri kurflunlad›lar Hozat'ta gazetemizin okurlar› olan Bülent Karatafl ile arkadafl› R›za Çiçek askerler taraf›ndan "terörist" denilerek kurflunland›. Sald›r›da evli ve iki çocuk babas› Bülent Karatafl yaflam›n› yitirirken, a¤›r yaralanan R›za Çiçek de "güvenlik güçleriyle çat›flmaya girdi¤i" iddias›yla tutukland›

Dersim'in Hozat ‹lçesi'nde okurlar›m›z Bülent Karatafl ile arkadafl› R›za Çiçek askerler taraf›ndan "terörist" denilerek kurflunland›lar. Sald›r›da Bülent Karatafl yaflam›n› yitirirken, a¤›r yaralanan R›za Çiçek de Elaz›¤'da tedavi alt›na al›nd›. Yaklafl›k bir hafta yo¤un bak›mda tutulan R›za Çiçek hakk›nda Elaz›¤ Sulh Ceza Mahkemesi "örgüte üye olmak" ve "güvenlik güçleriyle çat›flmaya girmek" iddias›yla tutuklama karar› ç›kartt›. Bunun üzerine Çiçek Elaz›¤'dan Amed'deki Dicle Üniversitesi Araflt›rma Hastanesi'ndeki tutuklu ko¤ufluna götürüldü. Çiçek'in avukat› Hüseyin Aygün, gazetemize yapt›¤› aç›klamada, tutuklama karar›ndan kendisinin de haberinin olmad›¤›n›, Çiçek'in ifade vermedi¤ini, sadece ar›c› oldu¤u için o bölgeye gitti¤ini, ma¤dur oldu¤unu söyledi¤ini belirtti. Hüseyin Aygün olay yerinde çat›flma oldu¤una dair herhangi bir bulgu olmamas›na, Çiçek ve Karatafl'›n yanlar›nda çat›flmaya girebilecek her hangi bir

deki tecrit uygulamas› kald›r›lmad›¤› gibi, tutsaklar› kifliliksizlefltirme amac› ile tredman uygulamas› devam ettiriliyor. Bu uygulamalar en çok adli tutuklular üzerinde etkili olmakta ve bu nedenle birçok olay meydana gelmektedir. F tipi hapishanelerde tutuklu bulunan komünist ve devrimci tutsaklar ad›na yap›lan bir aç›klama ile tecrit-tredman uygulamas›na bir SAYFA 5

Irak’ta eski bir oyun: Böl-parçala-yönet yor. Dahas› bir hamle mahiyetinde Irak’a birkaç ay evvel gönderilen 30 bin ek askerin Irak’tan çekilmesi tasar›s› onaylanarak yürürlü¤e girdi ve ABD Baflkan› Bush, çerçevesini net çizmemekle birlikte- Irak’taki askerlerini çekeceklerini duyurdu. Yine ABD’nin “sad›k dostu” ‹ngiltere’nin Irak’ta bulunan 5 bin askerinin yar›s›n› Kuveyt’te infla edece¤i bir askeri üsse çekmeyi planlad›¤›na dair tart›flma ve bilgiler ‹ngiliz bas›n›nda flu s›ralar s›k s›k haber malzemesi oluyor. SAYFA 10

Burma’da eylemler sürüyor Uzun y›llar ‹ngiliz sömürüsünün alt›nda ezilen ve 1948 y›l›nda “ba¤›ms›zl›¤›n›” ilan eden “alt›n-

ABD’nin BOP’taki yeni yönelimleri ve AKP’ye biçilen roller

lar ülkesi” Burma’da, 15 A¤ustos günü yönetimin benzin fiyatlar›na zam yapmas› sonras› binlerce kifli sokaklara dökülmüfl ve zamlar›

BAfiYAZI

Roma gibi dünyan›n imparatorlu¤una soyunan ABD’nin, gerek do¤rudan, gerekse de stratejik uflaklar› üzerinden dolayl› olarak kendisinin ç›karlar›n› tehdit eden Saddam Hüseyin yönetimindeki Irak’ta gerçeklefltirdi¤i iflgalin yeni bir evresine girildi¤inin sinyalleri art›k güçlü bir flekilde duyulmaya bafllad›. Güllerle karfl›lamas›n› bekledikleri Irak halk›n›n, direnen evlatlar›n›n kurflunlar›na hedef olan ABD –ki bunu kendisi de biliyordu- flu s›ralar Irak’taki askerlerini çekip çekmemeyi tart›fl›-

Karatafl'›n Hozat'taki cenazesine kalabal›k bir kitle kat›l›rken, cenazede "Katil devlet hesap verecek" slogan› at›ld›. SAYFA 4

Ulucanlar Hapishanesi'nde flehit düflen 10 devrimci, komünist tutsak, katledilifllerinin dokuzuncu y›ldönümünde ‹stanbul’da ve ‹zmir’de yap›lan eylemlerle an›ld›. ‹stanbul’da TUYAB üyeleri Ümit Alt›ntafl’›n, ‹zmir’de de devrimci, demokrat kurum üyeleri Habip Gül’ün mezar› bafl›nda anma etkinli¤i düzenlediler. 26 Eylül 1999 tarihinde Ankara'daki Ulucanlar Hapishanesi'nde Türk devletinin yapt›¤› katliamda Mahir Emsalsiz, Önder Gençarslan, Abuzer Çat, Ahmet Savran, Habib Gül, Halil Türker, ‹smet Kavakl›o¤lu, Zafer K›rb›y›k, Ümit Alt›ntafl, Aziz Dönmez flehit düflmüfllerdi. SAYFA 16

nuçlar gittikçe art›yor. Hapishaneler-

kez daha dikkat çekildi.

Politik bir kimli¤i olan ve daha önce birçok defa J‹TEM taraf›ndan tehdit edilen, evli ve iki çocuk babas› Bülent Karatafl'›n sald›r›da yaflam›n› yitirmesi ve askerin iki sivil için "terörist" demesi Hozat'ta büyük tepki toplad›. Katledilen Karatafl için Hozat Belediye Baflkan› Cevdet Konak, "tan›yoruz, her gün gördü¤ümüz biriydi" dedi. Konak, "Maddi durumlar› iyi olmad›¤› için, k›fll›k odun ihtiyaçlar›n› karfl›lamak amac›yla bölgeye giden Bülent Karatafl ve R›za Çiçek'in Boydafl bölgesinde operasyona ç›kan askeri bir birlik taraf›ndan yarg›s›z bir flekilde infaz edilmesini nefretle k›n›yorum" dedi.

Ulucanlar flehitleri an›ld›

Tecrit-tredman intihara sürüklüyor F tipi hapishaneler aç›ld›¤› günden bu yana birçok ölüm olay› meydana geldi. Bu hapishanelere karfl› verilen mücadelede 122 devrimci-komünist yaflam›n› yitirdi. Yüzlerce kifli de kal›c› hastal›klar ve fiziksel tahribatlar edindi. Türk devleti F tipine karfl› verilen mücadeleye ra¤men, hapishanelerin aç›ld›¤› 2000 y›l›ndan bugüne kadar hücre tipi bu hapishaneleri birer 'otel odas›'ym›fl gibi göstermeye devam ediyor. Devletin bu aldatmacas›na ra¤men hücre tipi hapishane sisteminin uygulamalar›n›n yaratt›¤› kötü so-

araç olmamas›na ra¤men mahkemenin böyle bir iddiayla tutuklama karar› vermesini elefltirdi.

Büyük Ortado¤u Projesi’nin önemli bir ad›m› olarak Irak’› iflgal eden ABD öncülü¤ündeki emperyalizm, gelinen aflamada yeni politik ad›mlarla bölgedeki stratejik hedeflerini gerçeklefltirme aray›fl›nda. Son günlerde yo¤unlaflan diplomatik görüflmeler, ABD’de yap›lan BM toplant›s›nda ‹ran’a savrulan tehditler, yak›n zamanda yap›lacak Ortado¤u Bar›fl Görüflmeleri ve buna benzer bir dizi görüflme, bahsi geçen yeni ad›mlar›n ön haz›rl›klar›n› oluflturmaktad›r. ‹srail’in Suriye’ye hava sald›r›s› ve bunun ‹ran ile ba¤›n›n kurulmas›, yine ABD’nin Irak’ta parçalanan bölgelerin idarelerini kukla yönetimlere devretmesini öngören söylemi ve bu yönlü haz›rl›klar› yak›n dönem geliflmelerin izleyece¤i hatt› göstermektedir. SAYFA 3

Genelkurmay yine Kürtleri hedef gösterdi Türk Genelkurmay Baflkan› Yaflar Büyükan›t’›n Harp Akademileri Komutanl›¤›’n›n e¤itim y›l› aç›l›fl konuflmas›n›n ard›ndan Kürt kurumlar›na yönelik art arda sald›r›lar düzenlendi. Yaflar Büyükan›t’›n 1 Ekim günü yapt›¤› ve aç›kça DTP’yi he-

def alan konuflmas›n›n ard›ndan 3 Ekim günü Ankara’da DTP Genel Merkez binas›na silahl› sald›r› düzenlendi, Gündem Gazetesi’nin ‹stanbul Beyo¤lu’ndaki idare merkezine bomba ihbar› yap›ld›, Azadiya Welat Gazetesi’nin okuyuculara ulaflma-

protesto etmiflti. Eylemlere önderlik ettikleri ve kat›ld›klar› gerekçesi ile 13 kiflinin tutuklanarak 20 y›la kadar hapisle cezaland›r›lmak istenmesi üzerine 28 A¤ustos günü rahipler de sokaklara ç›karak sessiz yürüyüfller düzenlemeye bafllad›lar. Askerlerin rahiplerin de içinde bulundu¤u kitleye atefl açmas›n›n ard›ndan rahipler yönetimin özür dilemesini istemiflti.

Kaz›m C‹HAN

SAYFA 15

YÖNEL‹M Devrim ve sosyalizmin güçlerini birlefltirelim

s›n› engellemek amac›yla bayilerden toplu olarak sat›n al›nd›¤› ortaya ç›kt› ve Dicle Haber Ajans›'n›n (D‹HA) resmi internet sitesi www.diclehaber.com’a sanal sald›r› gerçeklefltirildi.

SAYFA 2

Maoist komünistler aç›s›ndan parti, s›n›f ve halk›n birli¤i devrim için olmazsa olmaz stratejik silahlard›r. Ciddiyetle üzerinde durdu¤umuz bu mesele bugün ayn› örgütsel saflarda bulunmad›¤›m›z komünistler taraf›ndan ya da dost-devrimci güçler nezdinde yank› bulmuyor diye bunlardan asla vazgeçilemez.

sf10


GÜNCEL

8-16 Ekim 2007

2

Genelkurmay yine Kürtleri hedef gösterdi Türk Genelkurmay Baflkan› Büyükan›t’›n aç›kça DTP’yi hedef alan konuflmas›n›n ard›ndan DTP Genel Merkez binas›na silahl› sald›r› düzenlendi, Gündem Gazetesi’nin idare merkezine bomba ihbar› yap›ld›, Azadiya Welat Gazetesi’nin okuyuculara ulaflmas›n› engellemek amac›yla bayilerden toplu olarak sat›n al›nd›¤› ortaya ç›kt› may Baflkan› Yaflar Büyükan›t’›n aç›klamalar›ndan cesaret ald›¤›n› söyledi. Sald›r›n›n son dönemlerde Genelkurmay, hükümet, muhalefet ve medyada DTP’ye yönelik aç›klamalardan cesaret alan kiflilerce yap›ld›¤›n› düflündüklerini belirten Sar›kaya, parti görevlilerinden kimsenin sald›rganlar› görmedi¤ini ancak, aç›lan atefli ve “Vatan hainleri” fleklinde sesleri duyduklar›n› söyledi.

D‹HA'n›n sitesine sanal sald›r› Dicle Haber Ajans› (D‹HA)'n›n resmi internet sitesi www.diclehaber.com’a 3 Ekim günü sanal sald›r› gerçeklefltirildi. "Türk hackerler" ad›n› tafl›yan sanal sald›rgan, D‹HA sitesine, Genelkurmay Baflkan› Yaflar Büyükan›t'›n iki gün önce Harp Akademileri Komutanl›¤›’n›n e¤itim y›l› aç›l›fl konuflmas›nda dile getirdi¤i “MevzuTürk Genelkurmay Baflkan› Yaflar Büyükan›t’›n Harp Akademileri Komutanl›¤›’n›n e¤itim y›l› aç›l›fl konuflmas›n›n ard›ndan Kürt kurumlar›na yönelik art arda sald›r›lar düzenlendi. Büyükan›t’›n 1 Ekim günü aç›kça DTP’yi hedef alan konuflmas›n›n ard›ndan 3 Ekim günü Ankara’da DTP Genel Merkez binas›na silahl› sald›r› düzenlendi, Gündem Gazetesi’nin ‹stanbul Beyo¤lu’ndaki idare merkezine bomba ihbar› yap›ld›, Azadiya Welat Gazetesi’nin okuyuculara ulaflmas›n› engellemek amac›yla bayilerden toplu olarak sat›n al›nd›¤› ortaya ç›kt› ve Dicle Haber Ajans›'n›n (D‹HA) resmi internet sitesi www.diclehaber.com’a sanal sald›r› gerçeklefltirildi.

Gündem Gazetesi'ne bomba ihbar› 3 Ekim günü sabah saatlerinde polisi arayan kimli¤i belirsiz bir kiflinin, Gündem Gazetesi'nin ‹stanbul Beyo¤lu'ndaki idare merkezine bomba koydu¤unu ihbar etti¤i belirtildi. Beyo¤lu Emniyet Müdürlü¤ü'ne yap›lan ihbar üzerine gazetenin bulundu¤u binada ve sokakta bomba araflt›rmas› yapan polis, binan›n girifl ç›-

Özgür Halk Dergisi bir ay kapat›ld›

k›fllar›n› kontrol alt›na ald›.

u Bahis Vatansa Gerisi Teferruatt›r” sözlerinin oldu¤u bir yaz› ile Kürtlere yönelik tehditler içeren “Bu he-

DTP Genel Merkezi’ne silahl› sald›r›

sap sorulacak” bafll›kl› bir ses dosyas› koydu.

Sabah saatlerinde ‹stanbul’da yap›lan bomba ihbar› nedeniyle hareketli saatler yaflan›rken, Ankara’da da Balgat semtinde bulunan DTP Genel Merkezi’ne silahl› sald›r› düzenlendi. Genel merkez binas›n›n arka soka¤›ndan otomobille geçen bir veya birkaç kifli, “Vatan hainleri” fleklinde ba¤›rd›ktan sonra binaya do¤ru bir el atefl açt›. Silahtan ç›kan kurflun genel merkeze komflu binan›n at›k su borusuna isabet etti. Sald›rganlar daha sonra olay yerinden kaçarken, aç›lan atefl sonucu kimsenin yara almad›¤› bildirildi.

Azadiya Welat gazetesine ilginç toplama Son günlerde PKK denetimindeki ‘Medya Savunma Alanlar›’na gönderildikten sonra yakalanan J‹TEM elemanlar›n›n itiraflar›n› yay›mlayan Azadiya Welat Gazetesi'nin Diyarbak›r’da kimli¤i belirsiz kifliler taraf›ndan bayilerden para karfl›l›¤› toplu sat›n al›narak okuyucuya ulaflmas›n›n engellenmek istendi¤i ortaya ç›kt›. Bayilerden gelen flikayetler üzerine, Yeniflehir bölgesindeki bayiler ile görüflen gazete yetkilileri gazetenin sabah erken saatlerde özellikle Yeniflehir ve Da¤kap› semtinde bulunan bayilerden topland›¤›n› belirledi. Bunu yapanlar›n yay›mlanan haberlerin hal-

DTP: Sald›rganlar Genelkurmay’dan

ka gitmesini istemeyen çevreler olabilece¤ini vurgu-

cesaret ald›

layan gazete yetkilileri, bu durumun takipçisi olacak-

Sald›r›n›n ard›ndan aç›klama yapan DTP Eflbaflkan Yard›mc›s› Mustafa Sar›kaya, sald›rganlar›n Genelkur-

lar›n› belirterek, okuyuculara gazetesine sahip ç›kmalar› için ça¤r›da bulundu.

Gündem Gazetesi’nin bir ay süreyle ya-

yer alan “Oportünizme ve Liberalizme Karfl›

Özgür Halk dergisi çal›flanlar›, mahke-

y›m›n›n durdurulmas›n›n ard›ndan Özgür

Yaflamda Devrimci Militan Ölçüleri Gerçek-

menin verdi¤i karar›n ard›ndan yapt›klar›

Halk Dergisi’nin de yay›m› bir ay süreyle

lefltir” bafll›kl› yaz›da PKK'nin propagandas›-

yaz›l› aç›klamada, verilen karar›n tamamen

durduruldu. ‹stanbul 12. A¤›r Ceza Mahke-

n›n yap›ld›¤›n› iddia eden mahkeme, dergi-

'keyfi' oldu¤unu ve Terörle Mücadele Ya-

mesi, 22 Eylül günü Özgür Halk Dergisi'nin

nin da¤›t›m ve sat›fl›n›n ve yay›m›n›n 1 ay sü-

sas› (TMY) ile bask›lar›n daha da artt›¤›n›

Eylül say›s›na toplatma karar› verdi. Dergide

reyle durdurulmas›na karar verdi.

duyurdu.

Gazeteci Umur Hozatl›’ya 301’den ceza Gazeteci Umur Hozatl›'n›n Ülkede Özgür Gündem Gazetesi'nde 11 Kas›m 2006 tarihinde yay›mlanan ‘G›c›k Adamlar’ bafll›kl› yaz›s›ndan dolay› hakk›nda 301. maddeden aç›lan davada 5 ay hapis cezas› karar› ç›kt›. ‹stanbul Beyo¤lu 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde 27 Eylül günü görülen dava duruflmas›nda mahkeme heyeti, yaz›s›nda kulland›¤› “Türk Polis Teflkilat›, polis mantalitesi içerisinde

‹ncirlik üssü kapat›ls›n

çal›flmayan, masum ya da suçlu ayr›m› yapmadan etraf›na korku salmaya çal›flan, görevini kiflisel ç›karlar üzerine kuran yaklafl›mlar› ile ün yapm›fl bir teflkilatt›r” ifadeleri gerekçesiyle Hozatl›’ya, “Türk Polis teflkilat› ve yarg› sistemine alenen hakaret etmek ve afla¤›lamak suçu”ndan 5 ay hapis cezas› verdi.

nin halen demokratik ve özgür birey

Mahkemenin verdi¤i karara tepki gösteren Umur Hozatl›, karar›n ülke-

lamay›, yanl›fllar› elefltirmemi engel-

anlay›fl›ndan ne kadar uzak oldu¤unun göstergesi oldu¤unu belirterek, “Polis teflkilat›n›n yanl›fllar›n› elefltirdi¤im ve o yanl›fllar› yapanlara g›c›k oldu¤umu ifade etti¤im için cezaland›r›ld›m. Ancak bu ceza benim bireysel özgürlüklerimi engelleyemeyecek, düflüncelerimi yazmay› ve aç›kleyemeyecek” fleklinde konufltu.

Ça¤dafl Hukukçular Derne¤i (ÇHD) ‹zmir fiubesi ve Küresel Bar›fl ve Adalet Komisyonu (BAK) üyeleri, Türk devletinin Irak savafl›na kat›lmamas›na ra¤men ‹ncirlik üssünü ABD birliklerine kulland›rarak savafla destek verdi¤ini belirterek, üssün kapat›lmas› için Dan›fltay’a dava açt›.

için Dan›fltay’a açt›klar› davaya iliflkin ortak

na kulland›r›ld›¤›n›, ayr›ca üste 90 adet nük-

bas›n aç›klamas› düzenledi. Aç›klamada ko-

leer bafll›kl› bomba oldu¤unu belirten Can-

nuflan avukat Arif Ali Cang›, Türk devletinin

g›, “Bölgemizdeki sömürü ve k›y›ma daha

gizlilik damgas› tafl›yan Bakanlar Kurulu ka-

fazla ortak olmamak için yürürlükteki karar-

rar› ile ‹ncirlik üssünü ABD’nin Irak’taki sa-

namenin geri al›nmas› iste¤inin reddedildi¤i

vaflta kullanmas›na yeflil ›fl›k yakt›¤›n› söyle-

mahkeme karar›n›n yürütmesinin durdurul-

di. Üssün Afganistan ve Irak'taki savaflta tu-

mas› ve iptali için ‹zmir ‹dare Mahkemesi

ÇHD ‹zmir fiubesi ve Küresel BAK üyeleri, 24 Eylül günü ‹zmir Adliyesi önünde bir araya gelerek ‹ncirlik üssünün kapat›lmas›

tuklanan insanlar› Guantanamo iflkence üs-

karar› ile Dan›fltay’a dava aç›yoruz. ‹ncirlik

süne götüren, ayn› zamanda içlerinde iflken-

Üssü'nün kapat›lmas›na kadar mücadelemiz

ce uygulamas›n›n da yap›ld›¤› CIA uçaklar›-

sürecektir” fleklinde konufltu.

PSAKD 47. flubesini açt›

Dersimliler'den protesto

Pir Sultan Abdal Kültür Derne¤i (PSAKD) Ma-

mücadelesinin, adaletin merkezi olacak" dedi. Bü-

Bursa Tuncelililer Kültür ve

nek baflkan› Celal Hanbayat'›n

latya fiubesi birçok kurumun ve halk›n kat›ld›¤›

yükgül, tüm insanlar›n kendi haklar›na sahip ç›kma-

Dayan›flma Derne¤i üyeleri

evinin ve iflyerinin polis taraf›n-

törenle aç›ld›.

s› gerekti¤ini vurgulad›¤› konuflmas›nda, aç›l›fl›n›

Dersim ve bölge illerinde ope-

dan keyfi nedenlerle bas›lmas›

29 Eylül tarihinde yap›lan törende aç›l›fl konufl-

yapt›klar› derne¤e sadece Alevilerin de¤il, tüm in-

rasyonlar nedeniyle ç›kan or-

ve Hanbayat'›n gözalt›na al›n-

mas›n› yapan Pir Sultan Abdal Kültür Derne¤i Genel

sanlar›n gelebilece¤ini belirtti. Büyükgül'ün konufl-

man yang›nlar›n› ve halk›n üze-

mas› da protesto edildi.

Sekreteri Kemal Büyükgül, "Pir Sultan Abdal Kültür

mas› kurdela kesiminin ard›ndan sona erdi.

rinde estirilen devlet terörünü

Dernekleri sadece Alevilerin de¤il, Malatya'da yafla-

PSAKD Malatya fiube Baflkan› Abbas U¤urlu'nun

yan bütün etnik ve dinsel kültürlerin derne¤i olacak.

da konuflma yapt›¤› tören Alevi deyiflleri ve semah

Buras› bar›fl›n, kardeflli¤in, demokrasinin, hak arama

gösterisi ile sona erdi.

YURT‹Ç‹ HESAP NO: Ertafl ÖZTÜRK Yap› Kredi Bankas› ‹st. Aksaray fiubesi: 0094208-6 ‹fl Bankas› ‹st. Aksaray fiubesi: 1002 30000 1153314

YURTDIfiI HESAP NO: Ertafl ÖZTÜRK Yap› Kredi Bankas› ‹st. Aksaray fiubesi: (Euro) 3013710-9 ‹fl Bankas› ‹st. Aksaray fiubesi: (Euro) 1002 301000 1107308 Emlak Bankas› ‹st. Atatürk Bulvar› fiubesi: (FRF) 00235699

k›nad›lar. Ahmet Vefik Pafla Tiyatrosu önünde yap›lan eylemde der-

Devrimci Demokrasi’den Türk egemen s›n›flar› kendilerine yönelen ve yeniyi, de¤iflimi isteyenlerin karfl›s›nda kendi sistemini korumak için sald›r›lar›n› sürdürüyor. Bütün ideolojik ayg›tlar›yla, kurum ve kurulufllar›yla geri ve yoz olan› dikte etmeye devam ediyor. Halk kitlelerinin bilinçlerini dumura u¤rat›yor, birer köle haline getiriyor. Ses ç›kartmayan, sorgulamayan, ‘ha’ deyince yürüyen, ‘ha’ deyince konuflan, ‘ha’ deyince tepki veren ve en önemlisi de ‘ha’ deyince -özgür bir irade ile de¤il, yine egemenlerin istedi¤i bir flekilde- düflünen bir insan modeli yarat›l›yor. Bu durum gerici sistemin kendi bekas› için müthifl elverifllidir. Bugün en a¤›r koflullarda, en geri biçimde olmas›na ra¤men yine de en rahat bir flekilde sömürülebilen insan eme¤i, sistemin karn›n› giderek daha fazla fliflirmeye devam ediyor. Sistemdeki bu fliflkinlik, az›nl›k olan egemen s›n›flar›n giderek artan zenginli¤ine, genifl kitlelerin ise giderek daha fazla sefalete do¤ru yol almalar›na sebep olmaktad›r. Bu tablo her ne kadar Türk egemen s›n›flar›n›n ve onlar›n efendilerinin baflar›s› gibi görünse de, öte taraftan bu yönlü geliflme onlar› yenilgiye götürecek yolun da ta kendisidir. Yani alternatif olan›n yenilgisi, gerilemesi nas›l geçici, göreli ise egemen s›n›flar›n bu baflar›s›, ilerlemesi de öyledir. Sistemdeki dengesizlik patlama noktas›na ulaflt›¤›nda bu kez de¤iflim, yaln›zca gerici sistemde egemen olanlar›n yer de¤ifltirmesinden ibaret olmayacakt›r. Bu köklü bir de¤iflikli¤i gerektiren bir and›r ve dünya üzerinde hakimiyet kurmufl olan gerici sistemin alternatifi olan sosyalist dönüflümün ilk ad›m› olan Demokratik Halk Devrimi, gericili¤in üzerine yürüyen tarihsel yürüyüflünü bu co¤rafyada da ad›mlayacakt›r. Bu elbette gerici egemen sistemin önüne geçemeyece¤i bir de¤iflim sürecidir ve sadece egemen s›n›flar›n geciktirebilece¤i özelliktedir. Co¤rafyam›zda komünist ve devrimci hareketlerin yaflad›klar› gerileme, durgunluk süreci de Türk egemen s›n›flar›n›n bu geciktirme çabas›n›n bir nebze sonucudur. Komünist ve devrimci hareketler, kitlelerin çeliflkisini, eylemini kendi araçlar›yla ele alamam›fl, yönetememifl olduklar› için kitlelerden de yal›t›lm›fl durumdad›r, bu durum a¤›rl›kl› olarak bu hareketlerin iç çeliflkileriyle aç›klanabilecek bir durumdur, egemen s›n›flar›n sald›r›lar› ile de¤il. Ancak kitlelerin çeliflkileri, yine kitlelerden yal›t›lm›fl oldu¤u halde onlara öncülük yapt›¤›n› iddia edenlere ra¤men orta yerde durmaktad›r. Ele al›nmay›, uygun araçlarla flekil verilmeyi beklemektedir. Yürüttü¤ümüz Demokratik Halk ‹ktidar›, sosyalizm ve komünizm mücadelemizin kimi önemli eksiklikleri olmas›na ra¤men üzerine yo¤unlaflt›¤›m›z çeliflkiler egemenlerin korkular›n› büyütmeye yetmektedir. Türk egemen s›n›flar› olanca gücüyle genifl kitleleri bu çeliflkilere yönelmekten uzak tutmaya çabalamaktad›r, kitleleri en afla¤›l›k yöntemleriyle zehirlemektedirler. Bu korku, onlar›, kendilerine yönelen, as›l çeliflkilerine yönelen her harekete karfl› sald›rgan olmaya, tahammülsüz olmaya götürüyor. Komünistlere, devrimcilere, Kürt ulusal hareketine, Ermeni sorununa e¤ilenlere nas›l bir kinle sald›rd›klar›n›n tan›¤› olduk. Kendi egemenlik sistemlerini korumak için sald›r›yorlar. Emperyalist kapitalist sistemin en geri yans›malar›ndan olan Türk egemenlik sistemi, gerici sald›r›lar›n› ne kadar gizlemek istese de, d›flar›ya karfl› utangaç bir edayla savunsa da (çünkü postmodern denilen yeni dünya düzeni, esasta olan› de¤il, görüntüde olan›, yan›lsamal› olan› görmek, göstermek istemektedir. Bu sebeple de Türk egemenlik sisteminin çürümüfl olan gerçek yüzünü de¤il, onun göstermelik uygulamalar›n›n görülmesini istemektedirler, ayyuka ç›kmas› engellenemeyen durumlar› da yine göstermelik olarak ay›plamakta, k›namaktad›rlar. Türk egemenlik sistemi bugün bu sözde bask›n›n etkisiyle suni bir görüntü edinmifltir. Ör; AB reformlar›), Türkiye-Kuzey Kürdistan’daki sald›r›lar›na da h›z vermektedir. Y›llarca farkl› düflünene, farkl› oldu¤unu savunanlara, “Ya sev, ya terk et” dediler, bugün de diyorlar, linçler örgütlüyorlar. Faili meçhuller, yak›p y›kmalar, yarg›s›z infazlar devam ediyor. Dersim Hozat’ta katledilen gazetemizin okuru Bülent Karatafl, Mazgirt’te katledilen okurumuz ‹mam Boztafl, Dersim merkez köylerinde katledilen Hasan fiahin, Hrant Dink, Malatya’da katledilen üç genç, Trabzon’da öldürülen rahip, art arda meydana gelen linçler en son örneklerdir. Bunlar›n hiçbiri bireysel tertipler de¤ildi. Bülent Karatafl’›n bireysel bir düflman› yoktu, ‹mam Boztafl’›n, Hasan fiahin’in, Hrant Dink’in de öyle. Gerici sistem alçak yöntemleriyle sald›r›p katletti onlar›. Bülent Karatafl ve ‹mam Boztafl Yeni Demokrasi, sosyalizm ve komünizm mücadelesinde taraf olduklar› için hedefteydiler. Hasan fiahin, o¤lu Kürt ulusal hareketinin yöneticisi oldu¤u için hedefteydi, Hrant Dink Türk egemenlik sisteminin kuruluflundan bu yana süregelen Ermeni sorununa e¤ildi¤i için, bunu sosyalist bir damarla elefltirdi¤i için hedefteydi. Trabzon’da öldürülen rahip ve Malatya’da kafalar› kesilen üç genç, H›ristiyan olduklar› için, t›pk› ‹slam’da oldu¤u gibi onu yaymak istedikleri için hedefteydiler. Yani hepsi birer farkl›l›kt›, farkl›yd›lar. Öyleyse ya ayn›laflacaklard›, yani ya seveceklerdi ya da terk edeceklerdi. Kendisine “ozan” denilen Arif fiirin’in y›llarca tekrar edilen, katliamlar›n ön cümlesi olan “Müslüman mahallesinde salyangoz satt›rmay›z” cümlesini tekrar etmesi sadece bireysel bir sonuç de¤ildir. Bu sözdeki öz, Türk devletinin kendisidir, bunu Türk egemen s›n›flar› yaratm›flt›r. Mahalledeki herkesi Müslümanlaflt›ran, Türklefltiren, farkl› olan› katleden, ay›klayan, kovan, mahalle bask›s›n› yaratan Türk devletinin varl›k gerekçesidir bu sözün özü. Böylece zehirledikleri kitleleri Türk egemen s›n›flar› ve onlar›n efendileri emperyalistler en rahat bir biçimde sömürebilmektedirler. Ve böylece, farkl› olan› da sindirmektedirler, bask› alt›nda tutmaktad›rlar. Ne Bülent Karatafl birkaç askerin milliyetçi duygular›n›n a¤›r basmas›ndan dolay› katledildi, ne de Hrant Dink uyuflturucu içen bir gencin milliyetçi duygular›na kurban gitti. ‹kisi de sadece ve sadece farkl› olduklar› için, gerici dünya sisteminin ve onun uflaklar›n›n karfl›s›nda gerçe¤i, do¤ruyu savunduklar› için, Türk devletinin kokuflmufl egemenli¤ine son vermek için, bunun karfl›s›nda yeniyi savunduklar› için katledildiler. Durum bundan ibarettir. ‹kisinin de katili, köküne kadar çürümüfl burjuva feodal devlettir. Bülent’i, Hrant’› sahiplenmek burjuva feodallere karfl› yeniyi sahiplenmektir, özgürlü¤ü sahiplenmektir. Yeni Demokratik Cumhuriyet’i sahiplenmektir. Hozat’ta halk bunu yapt›, Hrant’›n ard›ndan yüz binler bunu hayk›rd›

Eyleme aralar›nda DHP'nin

DÜZELTME: Gazetemizin 5-16 Eylül 2007 tarihli 118. say›s›n›n

de bulundu¤u demokratik kitle

11. sayfas›nda yay›mlanan, “Toprak anaya özgürlük” bafll›kl› yaz›

örgütleri ve çeflitli yöre dernek-

Sibel ÖZBUDUN taraf›ndan çevirilmifltir. Düzeltir, özür dileriz.

leri de destekçi olarak kat›ld›.

ABONE OL - ABONE BUL OKU - OKUT

Abonelik Süresi 6 AYLIK 1 YILLIK

Yurtiçi 12 YTL 24. YTL

Yurtd›fl› 35 EURO 70 EURO


GÜNDEM

ABD’nin BOP’taki yeni yönelimleri ve AKP’ye biçilen roller Büyük Ortado¤u Projesi’nin önemli bir ad›m› olarak Irak’› iflgal eden ABD öncülü¤ündeki emperyalizm, gelinen aflamada yeni politik

8-16 Ekim 2007

3

SINIF TAVRI ‹smail UÇAR

ad›mlarla bölgedeki stratejik hedeflerini gerçeklefltirme aray›fl›nda ve bu hedeflere ulaflmak için uflaklar›na da çeflitli görevler düflüyor

Emperyalizmin ülkede iç olgu haline gelmesi Kemalist ideolojide bütünsel varl›¤›n› yans›tan egemen s›n›flar›n ekonomik-siyasi-askeri-kültürel yap›lanmalar› ve bunun kurumsal-hukuksal çerçevesi, alaca¤› biçim, iç ve d›fl siyasal geliflmelerin yaratt›¤› bask›lanmalar sonucunda, “kendini yeniden üretme” diyebilece¤imiz re-organizasyon sürecinde, çok aktörlü bileflenlerin farkl› yaklafl›mlar›, konumlan›fllar› ile tart›fl›lmaktad›r. Bu re-organizasyon sürecinin esas mimar›n›n emperyalizm (esasta ABD) olmas› ülkemizin siyasi-ekonomik-askeri ba¤›ml›l›¤›n›n, hakim s›n›flar›n komprador karakterinin do¤al sonucudur. Böyle bir yenilenmenin hangi ihtiyac›n ürünü oldu¤unu güncel anayasa tart›flmalar› üzerinden geçen yaz›m›zda aç›klam›flt›k; emperyalizmin dönemsel politik aç›l›m›n› karfl›layan ›l›ml› ‹slam ve re-organize edilmifl ulus devlet modeli... Bugüne geliflin k›sa dönemli tarihi arka plan›na bakt›¤›m›zda emperyalizmin 1980’den öncesi bölgedeki politik hakimiyetinin arac› olan “Yeflil Kuflak Projesi”nin yerini, devamc›s› olan “Il›ml› ‹slam”a b›rakmas›n› görürüz. Emperyalizmin sald›r› politikalar›na karfl› fiili direnifli örgütleyen, emperyalist yay›lmac›l›¤a direnen, ulusal hareketlerin öncülü¤ünü yapan “radikal ‹slamc›lar”, “cihatç›” hareketler olarak tan›mlanan, esasta tohumlar›n› “Yeflil Kuflak Projesi”nin att›¤› hareketlerin etkisinin azalt›lmas›, bölge nüfusunun ezici ço¤unlu¤unu oluflturan Müslüman halklara “ça¤dafllaflma”, “demokratikleflme”, “bat› ile bütünleflme” ad› alt›nda emperyalizme teslimiyetin “dini teorisi”ni yapacak, serbest piyasa ekonomisini benimsemifl “modern-›l›ml› ‹slamc›”lara günün siyaseti gere¤i ihtiyaç vard›r.

B

üyük Ortado¤u Projesi’nin önemli bir ad›m› olarak Irak’› iflgal eden ABD öncülü¤ündeki emperyalizm, gelinen aflamada yeni politik ad›mlarla bölgedeki stratejik hedeflerini gerçeklefltirme aray›fl›nda. Son günlerde yo¤unlaflan diplomatik görüflmeler, ABD’de yap›lan BM toplant›s›nda ‹ran’a savrulan tehditler, yak›n zamanda yap›lacak Ortado¤u Bar›fl Görüflmeleri ve buna benzer bir dizi görüflme, bahsi egeçen yeni ad›mlar›n ön haz›rl›klar›n› oluflturmaktad›r. ‹srail’in Suriye’ye hava sald›r›s› ve bunun ‹ran ile ba¤›n›n kurulmas›, yine ABD’nin Irak’ta parçalanan bölgelerin idarelerini kukla yönetimlere devretmesini öngören söylemi ve bu yönlü haz›rl›klar› yak›n dönem geliflmelerin izleyece¤i hatt› göstermektedir. Her f›rsatta bölgedeki ‹ran’›n nüfuzundan rahats›zl›¤›n› belirten baflta Suudi Arabistan ve Birleflik Arap Emirlikleri olmak üzere Körfez Ülkeleri, ABD’nin ‹ran’a olas› askeri sald›r›s›n› perde arkas›ndan alk›fllamaktad›r. ‹ddia edildi¤i üzere Körfez’de konumlanan ABD üsleri, bölge ülkelerinin silahl› kuvvetleri ile ortak çal›flmalar ve tatbikatlar yap›yor. ABD’deki Temsilciler Meclisi’nin ç›kard›¤› “‹ran Yapt›r›mlar›n› Etkinlefltirme Kanunu” ve ‹ran kolluk güçlerinin bir kanad›n› oluflturan Devrim Muhaf›zlar›’n›n “terörist örgüt” kabul edilmesi yönlü çal›flmalar bu plan çerçevesinde de¤erlendirilmelidir. ABD emperyalizminin “bir damla kan, bir damla petrol” fleklinde özetlenebilecek Ortado¤u sald›rganl›¤›nda yeni katliamlara gebe ad›mlar ataca¤›n› söylemek mümkün. Bir di¤er önemli geliflme de TC’nin Irak devletiyle imzalad›¤› “Teröre Karfl› ‹flbirli¤i Antlaflmas›”. PKK’nin, kendisine ba¤l› tüm oluflumlar› ile birlikte bir “terör örgütü” oldu¤unun kararlaflt›r›larak kayda geçirildi¤i antlaflma; taraflar›n, birbirlerinin güvenli¤ini, toprak bütünlü¤ünü, s›n›rlar›n›n dokunulmazl›¤›n› hedef alan “terör” eylemlerini ve bunlar›n haz›rl›klar›n› engelleme taahhütlerini içeriyor. TC’nin, ABD’nin Irak’› iflgali ile kaybetti¤i s›cak takip “hakk›”n›n yer almad›¤› antlaflma metninde ‹çiflleri Bakan› Beflir Atalay’›n “PKK’ye kar›fl s›n›r ötesi operasyon hakk›n› metne yazal›m” teklifi de Irak heyeti taraf›ndan kabul edilmedi. Sonuç olarak bölge devletlerinin ve güçlerinin aras›ndaki ç›kar çat›flmalar› ve hassas dengeler gere¤ince ABD emperyalizminin icazeti ile imzalanm›fl bir antlaflmad›r.

Ordu ‘sessizli¤ini’ ‘ordu deklarasyonu’yla bozdu Kara Kuvvetleri Komutan› ‹lker Baflbu¤ 20072008 e¤itim-ö¤retim y›l›n›n aç›l›fl› dolay›s›yla Kara Harp Okulu’nda düzenlenen törende yapt›¤› aç›klamada ordunun yak›n dönem “sessizli¤ini” bozarak geliflmeleri kendi cephelerinden bütünlüklü bir flekilde de¤erlendirmifl oldu. “Ordunun deklarasyonu” mahiyetindeki konuflmada TC’nin kuruluflundan bugüne de¤iflmeyen devletin temel felsefesini ve yönetim biçiminin ana karakterini belirleyen söylemler, üzerine vurgu yap›larak yinelendi. Büyük Ortado¤u Projesi’nin önemli bir halkas› olan Irak’taki geliflmeler ve özellikle Güney Kürdistan’daki oluflum, PKK-“terör” konular›, AKP’nin bilim kuruluna haz›rlatt›¤› Anayasa tasla¤› dolay›s›yla üzerinde çokça tart›fl›lan laiklik, ulus-üniter devlet, konuflma metninin öne ç›kan bafll›klar›yd›.

TC’nin kuruluflundan bugüne yönetimde esas belirleyici irade olan ve kendisini ulus devletin bekas› ile mükellef gören ordu, bu aç›klamas›n› “Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulufl felsefesinin temel unsurlar›n› oluflturan ulus devlet, üniter devlet ve laik devlete yönelik tehdit ve risklerin de¤erlendirilmesi” olarak de¤erlendirmifltir. Bu söylem hakim s›n›flar-güç odaklar› aras›ndaki gittikçe fliddetlenen ç›kar çat›flmas›n›n vard›¤› boyutu ve taraflar›n mevzi savafl›m›nda, üzerinden yükseldikleri, daha do¤rusu kalkan yaparak kulland›klar› temel söylemleri göstermektedir. Konuflmada geçen “PKK ve terörle savafl›n strateji ve taktikleri” bafll›kl› analiz bölümünde ordunun kendisine hareket alan› açma ve siyasetine zemin arama aray›fl›nda oldu¤u görülmektedir. Irak’taki geliflmelerin Türkiye’nin gelece¤ini tehdit edebilecek boyutlara ulaflt›¤›n›, Kuzey Irak’taki Kürtlere tarihte hiç olmad›¤› kadar siyasi-hukuki-askeri ve psikolojik güç kazand›rd›¤›n›, bu durumun vatandafllar›n bir k›sm› üzerinde yeni aidiyet modelini yaratt›¤›n› söyleyen Baflbu¤, t›pk› Büyükan›t’›n “söyleyenlere de¤il, söyletenlere bak›n” aç›klamas›ndaki gibi üstü kapal› olarak efendisine küskünlü¤ünü dile getirmekte, ard›ndan “ABD’nin Irak için kal›c› bir çözüm aray›fl›n›n Türk devletinin (siz bunu ordusuz okuyun) olamayaca¤›n›, zaman›n söz söyleme de¤il eylem zaman›” oldu¤unu belirtmesi, flu an itibari ile kenara itilmiflli¤in hezeyan›n› bar›nd›rmakta, ayn› zamanda efendisine ba¤l›l›¤›n›-görev aflk›n› ve sald›rgan ruh halini göstermektedir.

Anayasa tart›flmalar›yla k›z›flan ç›kar çat›flmas› ve devlet bask›s› Anayasa tasla¤›n›n haz›rlanmas› süreci ülke gündemini bu merkezden beslenen tart›flmalarla doldurmufltur. Laiklik, üniter devlet, vatandafll›k tan›m›, anadilde e¤itim, türban bafll›klar› üzerinde yo¤unlaflan tart›flmalar, “Türkiye Malezya olur mu?”, “mahalle bask›s›” gibi söylemler daha anlafl›l›r, somut hale getirilmifltir. Burjuva-feodal medya yeni Anayasa üzerinden gerçeklefltirilmeye çal›fl›lan baz› yap›sal de¤iflikliklerin zeminini infla etmeye yönelik manipülasyon faaliyetlerini yo¤unlaflt›rm›fl durumda. Farkl› çevrelerin haz›rlayaca¤› taslak metinlerle tart›flmalar›n uzun bir süre daha devam edece¤i aflikar. “De¤iflenin” s›n›rlar›n›n ne olabilece¤ini, öze dokunamayaca¤›n›, zira bunun ülkenin sosyo-ekonomik yap›s›n›n zorunlu bir sonucu oldu¤unu, yönetim biçiminde ve devletin temel ideolojik yap›s›nda keyfiyete ba¤l› farkl› seçeneklerin uygulanabilirli¤inin olmad›¤›n› geçen yaz›m›zda belirtmifltik. Bunu do¤rulayan aç›klama hakim s›n›flar cephesinin “her iflten sorumlu bakan” Cemil Çiçek’in “Anayasa’n›n de¤ifltirilemez olan 1, 2 ve 3. maddelerini aynen ald›k, hiç de¤ifltirmedik. Ayr›ca bunlar›n de¤ifltirilemeyece¤i ile ilgili 4. maddeyi de muhafaza ettik. Bir de 174. maddedeki ‹nk›lap Kanunlar›’n› aynen ald›k. Biz diyoruz ki bunlar toplumun ortak noktalar›d›r, bunlar› tart›flmalar›n d›fl›nda b›rakal›m. Onun d›fl›nda özgürlükleri daha fazla teminat alt›na alan, ülkenin yap›sal reformlar›na imkan veren, devletin kurumlar›n›n daha ahenkli bir flekilde ifllemesini mümkün k›lacak ça¤dafl bir anayasa yapal›m”. Söylenenler oldukça aç›k; “toplumun ortak noktalar›” denilen fley, yani

ilk üç madde devletin temel kurulufl felsefesi, hakim s›n›flar›n yönetim biçimi-ideolojik yap›lanmas› oldu¤u gibi korunacak, tart›flman›n d›fl›nda b›rak›lacak, zira bunlar dokunulmazd›r. Bunun d›fl›nda “ça¤dafllaflma, demokratikleflme, özgürlükler” ad›na yap›lmas› gereken yap›sal de¤ifliklikler ise emperyalizmin ve onun uflakl›¤›n› yapan komprador burjuvazinin ve toprak a¤alar›n›n, dönemin özgül de¤iflimleri gere¤i ortaya ç›kan ihtiyaçlar›d›r. Rejim diye tabir edilen kurulu iktidar ayg›t› ve bunu oluflturan temel ayaklar bütünlü¤ü, sistemin de¤iflimi, birkaç akademisyenin iyi niyetine ya da Anayasa konusundaki entellektüel birikimine hiç mi hiç ba¤l› de¤ildir. Kant’›n hukuk alan›na iliflkin ünlü önermesi bugün halen geçerlidir: “Hukukun muhataplar› hukukun yaz›c›lar› olmal›d›r”. Halk›n anayasas›n› sadece halk yazabilir, onun da tek yolu “yaz›c›”n›n iradesine, yani iktidara sahip olmaktan geçer. Geçerlili¤inin ilelebet korunaca¤›n›n yaz›l› oldu¤u tarihi yasal metinler s›n›f savafl›mlar› olan gerçek tarihte mücadelenin yükselmesi ile birlikte raflarda tozlu birer ka¤›t parças› haline gelmifltir. Geçerlili¤ini hep koruyacak olan ve geliflmesi önlenemez tek yasa iflte budur.

DTP’nin anayasa ç›k›fl›, devletin Kürt ulusuna sald›r›s› Yeni Anayasa tart›flmalar› bu eksende ilerlerken bir öneri de DTP’den geldi. AKP’nin haz›rlatt›¤› Anayasa tasla¤›n›n usül itibari ile toplumda genel bir sahiplenme yaratmad›¤›n›, toplumun her kesimini kucaklayan bir konsensüs oluflturulmas› gerekti¤ini aç›klayan DTP, de¤iflik partilerin, demokratik kitle örgütlerinin ve üniversitelerin görüfllerini alaca¤› “Demokratik Sivil Anayasa” slogan› çerçevesinde bir Anayasa tasla¤› haz›rl›¤›na giriflti. AKP’nin anayasa de¤iflikli¤ine destek verebilece¤ini aç›klayan DTP, kendi siyasetinin merkezinde olan flu flartlar› öne sürmüfltü: ‘Farkl› etnik ve kültürel kimliklerin, farkl›l›klar›n güvence alt›na al›nmas› olan vatandafll›k tan›m›n›n yeniden yap›land›r›lmas›, resmi dil olan Türkçe’nin yan› s›ra yasal dayana¤› Anayasa’da tan›mlanm›fl olan anadilde e¤itim hakk›’. Yine, Avrupa ‹nsan Haklar› Sözleflmesi’nin yeni Anayasa’n›n temeli olmas› gerekti¤ini savunan DTP ise; kimlikleri, dilleri, kültürleri kucaklayan, ‘ideolojik olmayan’ bir anayasay› savunmakta, bunu en iyi tan›mlayacak ifadenin ise ‘Türkiye yurttafll›¤›’ olaca¤› bir öneriyi sunmakad›r. Türk hakim s›n›flar›n›n geleneksel imha-inkar ve asimilasyon politikalar›n›n bugünün geliflmeleri ile alm›fl oldu¤u biçim, ‘tek millet’ ülküsü içinde ‘kültürel zenginlik’ siyasi söylemidir. Ulusal sorunun kültürel hak ve özgürlükler s›n›r›na hapsedilmesi, sorunun özüne temas etmeyen ve ulusal hareketin sistem içi reformla tasfiyesi amac›n›n ifadesidir. Ulusal sorunun gerçek çözümü; uluslara tam hak eflitli¤i, kendi kaderini tayin hakk› ve uluslara bölgesel özerklik hakk›n›n tan›nd›¤› bir sistemde olas›d›r. Ne hakim s›n›flar›n verdikleri k›r›nt› haklar, ne de emperyalizmin icazeti ile onun ç›karlar›na hizmet eden ‘kazan›mlar’, sorunun gerçek çözümü de¤ildir, olamaz. Gerçek çözüm halka dayanan Demakratik Halk ‹ktidar›’d›r, Yeni Demokratik Cumhuriyet’tir. Demokrasi, ülkemizde bir devrim sorunudur.

Bu yönelim, ülkemizde derinden fakat etkili biçimde ABD emperyalizminin kontrolü ve yönlendiricili¤i ile Fethullah Gülen üzerinden uygulamaya konmufltur, konmaktad›r. Devletin kolluk güçlerinde, bürokrasisinde gün geçtikçe etki alan›n› artt›rm›fl, e¤itim kurumlar›, vak›flar, medya arac›l›¤›yla da kitle taban›n› geniflletmifltir. Benzer durumun hükümet organlar›na yans›t›lmas› ise “Milli Görüfl” gelene¤inin AB ve ABD karfl›t› kanad›n›n “yani bugünkü orta burjuvazinin sa¤ kanad›n› temsil eden Saadet Partisi”nin tasfiyesiyle yarat›lan AKP ile tamamlanm›flt›r. Emperyalist politikalar›n tafleronlu¤unda sorunsuz ve y›pranmam›fl bir hükümetle plan›n önemli bir aya¤› daha tamamlanm›flt›r. “Il›ml› ‹slam”›n mimarlar› aras›nda yer alan ve ünlü “tarihin sonu tezi” ile ad›n› duyuran Francis Fukuyama’n›n “‹slam dünyas› için en iyi model Türkiye’dir” söylemi bu önemli tespiti do¤rulamaktad›r. Tarihsel arka plana sahip bu geliflmelerin bugünkü güncel yans›malar› “Türkiye, Malezya olacak m› olmayacak m›” sorusuyla yap›sal alana iliflkin s›n›rlar›n› netlefltirme amac› güderken “mahalle bask›s›” söylemiyle de bu yap›sal de¤iflime paralel gitmesi gereken toplumun sosyo-kültürel durumuna, gündelik yaflamdaki etki alan›na iflaret etmektedir. Burjuva medyada ‹slamc›lar ve liberaller aras›nda oluflturulan ittifak olarak da tan›mlanan de¤iflim sürecinin esas aktörleri, kaptanl›¤›n› Cengiz Çandar’›n yapt›¤› “‹kinci Cumhuriyetçiler” tak›m›yla ideologlar›n› ve kalemflörlerini de belirlemifl görünüyor. Bütünlüklü olarak yap›lmaya çal›fl›lan ve anayasa tart›flmalar›n›n arkas›nda yatan esas nokta emperyalizme tam teslimiyettir. Bu de¤iflim, gömlek de¤ifltirme sürecinin kendi içerisinde baz› y›k›m ve yeniden inflalar› tafl›mas›, o güne de¤in dokunulmayan “k›rm›z› çizgiler”i ihlale teflebbüs etmesi ve bu teflebbüsün de mevcut statükoyu ciddi anlamda sarsmas› ihtimalinin güçlü olmas› sebebiyle “y›kanlar” ve “y›k›lanlar” aras›ndaki konum-mevzi savafl›m› artm›flt›r. Farkl› güç odaklar›n›n bu çat›flmal› durumu klasik anlamdaki “emperyalistler aras›ndaki klik dalafl›n›n ülkemizdeki yans›mas›” genel do¤rusunun s›n›rlar›n› da yer yer aflm›flt›r. Bu kamplaflmma baz› zamanlar de¤iflimciler-statükocular, laikler-anti laikler, darbeciler-fleriatç›lar, Kemalistler-‹slamc› liberaller, ulusçular-ümmetçiler fleklinde tan›mlanan taraflar›n çat›flmal› durumlar›n›n üst düzeylere varmas›na neden oldu. E-muht›ra ile doruk noktas›na varan genel seçimler ve cumhurbaflkanl›¤› seçiminin sonuçlar›yla görece durgunlaflan süreç, Anayasa tart›flmalar› ile yeniden alevlendi. Bir taraf “demokrasi, özgürlük ça¤dafllaflma” temel argümanlar› üzerinden emperyalizme tam teslimiyetin yolunu döflerken, di¤er taraf ise “laiklik, ulusal ba¤›ms›zl›k” temel söylemleri üzerinden mevcut gücünü muhafaza etme aray›fl›ndad›r. Yar›-feodal, yar›-sömürge sosyo-ekonomik yap›ya sahip ülkemizin di¤er bütün yar›-sömürgelerde oldu¤u gibi ekonomik ve mali politikalar› do¤rudan emperyalist mali sermaye kurulufllar› taraf›ndan yönlendirilmektedir. Devletin ulusal ve uluslararas› alanda temel politikalar›n›n do¤rudan belirleyicisi emperyalizm bu yolla yar›-sömürge ülkelerin gün geçtikçe sömürgeleflmeye do¤ru ilerlemesini amaçlamaktad›r. Bu durum ise görünürde siyasi ba¤›ms›zl›¤a sahip olan yar›-sömürge ülkelerde kurulu devletlerle aç›k iflgal durumundaki ülkelerde kurulu iktidar aras›ndaki fark› gittikkçe azaltmaktad›r. Bu da Milli Demokratik Devrim’in çözece¤i milli çeliflmeyi, anti-emperyalizmden varl›k kazanan ba¤›ms›zl›k mücadelesini daha da önemli hale getirmektir. AB emperyalizmi ile üyelik sürecine iliflkin yürütülen müzakereler ve ç›kart›lan uyum yasalar›, IMF ve DB ile imzalanan stand-by antlaflmalar›, kredi sözleflmeleri yabanc› sermayeye adeta yar›fl›rcas›na sat›lan, peflkefl çekilen K‹T’ler, stratejik uflakl›k vazifesini gördü¤ü ABD ile olan askeri-ekonomik antlaflmalar-iliflkiler ve özellikle savafl hükümeti olarak ABD taraf›ndan atanan AKP hükümetinin yukar›da sayd›klar›m›z› dolu dizgin uygulamaya koymas› emperyalizmin ülkemizde art›k bir “iç olgu” haline gelmekte oldu¤unu göstermektedir. Bu da anti-emperyalist mücadele ve savafl›m›n daha da öne ç›kart›lmas›n› zorunlu k›lmakta, genifl halk kitleleri ile buluflma ve onlar› savaflt›rmada muazzam olanaklar sa¤lamatad›r.


4

GÜNCEL

8-16 Ekim 2007

Türk ordusu yine sivillere saldırdı Hozat'ta gazetemizin okurlar› olan Bülent Karatafl ile arkadafl› R›za Çiçek askerler taraf›ndan "terörist" denilerek kurflunland›. Sald›r›da evli ve iki çocuk babas› Bülent Karatafl yaflam›n› yitirirken, a¤›r yaralanan R›za Çiçek de "güvenlik güçleriyle çat›flmaya girdi¤i" iddias›yla tutukland›. Halk, “terörist” denilen Karatafl’› sahiplenerek, “katil devlet hesap verecek” dedi ma Hastanesi’nin tutuklu ko¤ufluna götürüldü. Gazetemize aç›klama yapan Çiçek'in avukat› Hüseyin Aygün, Çiçek hakk›nda Elaz›¤ Sulh Ceza Mahkemesi'nin "örgüte üye olmak", "güvenlik güçleriyle çat›flmaya girmek" iddias›yla tutuklama karar› verdi¤ini, fakat bundan avukat› olarak kendisinin haberinin olmad›¤›n› söyledi. Olayla ilgili Tunceli A¤›r Ceza Mahkemesi'nin de gizlilik karar› oldu¤unu, bu karara itiraz ettiklerini ve henüz bir sonuç alamad›klar› ifade eden Aygün, Elaz›¤ Sulh Ceza Mahkemesi'nin Çiçek'in güvenlik güçleriyle çat›flmaya girdi¤i yönündeki iddias›n› elefltirdi. Aygün, olay yerinde çat›flmaya girildi¤ini gösteren bir bulgu, Çiçek ve Karatafl'›n yanlar›nda çat›flmaya girebilecekleri bir arac›n bulunmad›¤›n› belirtti.

Türk devleti terör estiriyor

Dersim'in Hozat ‹lçesi'nde yaflayan Bülent Karatafl, arkadafl› R›za Çiçek ile k›fll›k ihtiyaçlar›n› karfl›lamak amac›yla gitti¤i Zogar Köyü civar›nda gündüz saatlerinde askerler taraf›ndan aç›lan atefl sonucu yaflam›n› yitirdi. Askerlerin açt›¤› ateflte R›za Çiçek de a¤›r yaraland›. Çiçek Elaz›¤'da tedavi alt›na al›nd›. Hozat'taki haber kaynaklar›m›zdan edindi¤imiz bilgiye göre, Bülent Karatafl ile R›za Çiçek k›fll›k ihtiyaçlar› için odun ve bal toplamak amac›yla 27 Eylül tarihinde birlikte motosikletle Hozat'›n Zogar Köyü civarlar›na gittiler. Bu s›rada operasyonda olan Türk ordusunun askerleri iki arkadafl› görerek durduruyorlar. Genelkurmay'›n yapt›¤› aç›klamada 'dur' ihtar› yap›ld›¤› ve buna ra¤men Karatafl ile Çiçek'in kaçt›¤› ve vurulduklar› belirtiliyor. Oysa, olaydan yaral› olarak kurtulan R›za Çiçek'i Elaz›¤'da tedavi alt›na al›nd›¤› hastanede ziyaret eden CHP milletvekilleri yapt›klar› aç›klamada flunlar› söylediler: "Medyadan ö¤rendi¤imiz kadar›yla bu iki genç insan›m›z›n 'dur' ihtar›na kaçarak yan›t verdikleri fleklinde ama bafl-

hekim ile yapt›¤›m›z görüflme de kurflunun önden geldi¤i yönünde. Yani kaçan insan s›rt›ndan vurulur, burada s›rt›ndan vurulmak yok. Kurflun önden gelmifl". Olayda yaflam›n› yitiren ve yak›nlar›n›n teslim ald›¤› Bülent Karatafl'›n vücudunun ayak bilekleri k›sm›nda ip izi oldu¤u ve parmak uçlar›n›n kopar›lm›fl oldu¤u görüldü.

Hozat'ta halk Karatafl'› sahiplendi Askerlerin açt›¤› atefl sonucu yaflam›n› yitiren Bülent Karatafl'›n naafl› yak›nlar› taraf›ndan Elaz›¤'dan al›narak Hozat'a götürüldü. Milletvekili fierafettin Halis ve ‹HD Dersim fiubesi Baflkan› Av. Bar›fl Y›ld›r›m'›n konuflma yapt›¤› cenaze evi önünde Hozat Belediye Baflkan› Cevdet Konak da olayla ilgili yapt›¤› aç›klamada, olayda yaralanan Ali R›za Çiçek ve yaflam›n› yitiren Bülent Karatafl'› tan›d›klar›n›, her gün görüp konufltuklar›n› söyleyerek, "Bu vatandafllar›m›z bölgeye odun ve bal toplamaya motosikletle gitmifller. Sivil olduklar› her halle-

rinden belli, yanlar›nda motosiklet var. Askerlerde her türlü teknoloji var, dürbünle görmeleri laz›md›, sivil olduklar› belliydi" dedi. Hozat'ta Dersim Merkez'den ve ilçelerden gelenlerin de kat›ld›¤› binlerce kiflilik bir törenle Bülent Karatafl u¤urland›. Karatafl'›n evinden al›nan naafl› binlerce kiflinin kat›ld›¤› yürüyüflle Hozat Mezarl›¤›'na götürüldü. Karatafl'›n resimlerini tafl›yan kitle, "Bülent Karatafl ölümsüzdür", "Analar›n öfkesi katilleri bo¤acak", "Dersim faflizme mezar olacak", "Katil devlet hesap verecek", "Dersim onurdur, onuruna sahip ç›k" sloganlar›yla yürüdü.

Sald›r›da a¤›r yaralanan Çiçek tutukland› Zogar Köyü civar›nda 27 Eylül tarihinde u¤rad›klar› sald›r›da a¤›r yaralanan ve Elaz›¤'da tedavi alt›na al›nan R›za Çiçek yaklafl›k bir hafta boyunca Elaz›¤ Araflt›rma Hastanesi'nde yo¤un bak›mda tutulduktan sonra 5 Ekim günü yo¤un bak›mdan ç›kart›larak Amed'deki Dicle Üniversitesi Araflt›r-

Cevdet Konak: Can güvenliğimiz kalmadı Hozat Belediye Baflkan› Cevdet Konak, Bülent Karatafl'›n askerler taraf›ndan katledilmesini araflt›rmaya gelen CHP'li heyet için bir aç›klama yapt›. Konak yapt›¤› aç›klamada bölgede yaflayan halk›n can ve mal güvenli¤inin kalmad›¤›n› belirtti. Cevdet Konak, Karatafl'›n olay›n› araflt›rmak için gelen CHP'li milletvekillerine çarp›c› aç›klamalarda bulundu. Konak, bölgede bask›lar›n artt›¤›n›, her an sivil polislerce takip edildi¤ini ve bölge halk›n›n da bu bask›larla karfl› karfl›ya kald›¤›n› aç›klad›.

Bülent Karatafl gibi bölgede yaflayan binlerce insan›n k›fll›k ihtiyaçlar›n› gidermek için yaylalara ç›kt›¤›n› belirten Konak, "Maddi durumlar› iyi olmad›¤› için k›fll›k odun ihtiyaçlar›n› karfl›lamak için bölgeye giden Bülent Karatafl ve R›za Çiçek'in Boydafl bölgesinde operasyona ç›kan askeri bir birlik taraf›ndan yarg›s›z bir flekilde infaz edilmesini nefretle k›n›yorum. Bölgemiz veya ilçemiz köylerinin %50'si 1994 y›l›nda boflalt›lm›fl durumda, flu an mevcut olan köylerimizde iki bine yak›n köylümüz yaflam mücadelesi

vermektedir. Bülent Karatafl ve R›za Çiçek gibi binlerce dostumuz ve hemflerimiz yaz›n kendi köylerine hayvanlar›n› götürmek için yaylalar oluflturmaktad›rlar" dedi. Konak, "Yaylac›lar›m›z özellikle Alibo¤az ve Dereköy bölgelerinde, Boydafl’a ba¤l› Samofli mezralar›nda flu anda mevcutlar, yaflamlar›n› devam ettirmektedirler. Yaylac›lar›m›z Ekim’in 15'ine kadar veya Ekim’in sonuna kadar bu bölgede kalmaktad›rlar. Bülent ve R›za gibi di¤er hemflerilerimiz de kendilerine ait olan, kendi

Genelkurmay'›n "iki terörist etkisiz hale getirildi" fleklinde duyurdu¤u haber Hozat'ta büyük tepki yaratt›. Hozat'ta yaflayan, gazetemizin okuru olan ve buradaki halk taraf›ndan sevilen Bülent Karatafl'›n katledilmesine halk büyük tepki gösterdi. 6 500 nüfuslu Hozat’ta Karatafl’›ncenazesine 5 000’in üzerinde kifli kat›ld›. Askerlerin halktan insanlar olan Bülent Karatafl ve R›za Çiçek'i kurflunlamas›, daha sonra da "teröristtiler" fleklinde yans›tmas›, burada yaflayan halk›n asl›nda nas›l bir tehlike ile karfl› karfl›ya oldu¤unu da gösteriyor. Dersim'de, Kürdistan illerinde halk Türk ordusunun bu katliamc› yüzüyle karfl› karfl›ya kalmaya devam ediyor. ‹nsans›zlaflt›r›lmak istenen, yak›l›p y›k›lan bu co¤rafyan›n insanlar›na uygulanan bask› geçmifltekinden hiçbir fley kaybetmifl de¤il. Türk egemen s›n›flar›n›n özellikle Kuzey Kürdistan bölgesinde yaflayan halka yönelik sald›r›lar› gittikçe art›yor. Son süreçte sadece Dersim'de sivil halka yönelik birçok sald›r›, yarg›s›z infaz, "faili meçhul" cinayet gerçekleflti. Çeflitli tarihlerde J‹TEM taraf›ndan o¤lu PKK yöneticisi olan Hasan fiahin ve okurumuz ‹mam Boztafl katledilirken, Ovac›k ‹lçesi ve Mazgirt ‹lçesi'nde de sivil halk›n sald›r›ya u¤rad›¤› olaylar meydana geldi. Türk ordusu "da¤dakini" katlederken, "afla¤›dakini" de es geçmiyor.

köyleri meras› içerisinde mevcut olan ormanlar›n içerisinde k›fll›k yakacak ihtiyac› temin etmektedirler. Bugüne kadar Boydafl bölgesiyle ilgili resmi kurumlardan yasakl› bölgedir diye bir aç›klama yap›lmad›. Ben bir belediye baflkan› olarak da bunu duymad›m ve diyorum ki kendi bölgemde, kendi ilçemde güvenlik güçleri vatandafl›n can ve mal güvenli¤ini sa¤lamak zorundad›r. Fakat 27 Eylül'de yaflad›¤›m›z bu ac› olay bize flunu gösterdi: bölgemizde vatandafl›n can ve mal güvenli¤i kalmam›flt›r" dedi. Cevdet Konak'›n milletvekillerine yapt›¤› aç›klamay› sivil polislerin de kamerayla takip etmesi Dersim'de yaflanan bask›y› aç›kça gösterdi.

İnfazı protesto eden DHP üyelerine polis saldırdı

Bülent JİTEM tarafından tehdit ediliyordu Politik bir kimli¤i de olan okurumuz Karatafl'›n birçok defa J‹TEM taraf›ndan tehdit edildi¤i, en son isminin Tuncay oldu¤unu söyleyen bir J‹TEM üyesinin Karatafl'› telefonla tehdit etti¤i ö¤renildi. Tuncay ismindeki flahs›n Karatafl'a, "Ben Tuncay, tan›d›n m›? Size gelmifltim, ayran içmifltim. Köye gelip seni gözalt›na alanlar›n içindeydim. Bir ara gel çay›m› iç, sen gelmezsen ben yak›nda gelecem senin çay›n› içecem" dedi¤i ö¤renildi. Tuncay isimli flahs›n kastetti¤i gözalt›na alma olay› 9-10 ay önce gerçekleflmiflti. Bu tehdit üzerine Karatafl'›n babas› B›ra Karatafl savc›l›¤a baflvuruda bulundu. 1999 y›l›nda tutuklanan Karatafl için tahliye olduktan sonra gelen tehditler nedeniyle babas› B›ra Karatafl daha önce de Elaz›¤ ‹HD'ye baflvurmufl ve o¤lunun bafl›na geleceklerden askeriyenin sorumlu olaca¤›n› bildirmiflti.

Askerler ‘haklı’ olduklarını ‘ispatlamaya’ çalıştı Hozat'ta Bülent Karatafl'›n askerler taraf›ndan yarg›s›z infazla katledilmesinin ard›ndan 2 Ekim günü Hozat'›n tüm esnaflar› 51. ‹ç Güvenlik Tugay Komutanl›¤›'nda toplant›ya ça¤r›ld›lar. Bülent Karatafl ile R›za Çiçek'in sald›r›ya u¤rad›¤› operasyonu da ayn› tugay komutanl›¤›na ba¤l› askerler yürütüyordu. "Terörist" denilerek katledilen Bülent Karatafl'›n Hozat'ta halk taraf›ndan kitlesel bir flekilde sahiplenilmesi ve olay›n kamuoyunda yer bulmas›yla bask› alt›nda kalan askerler toplant›da 'hakl›' olduklar›n› 'ispatlamaya' çal›flt›. Edindi¤imiz bilgiye göre askerler yaklafl›k 3 saat süren toplant›da, "Olaydan 1 saat sonra Bülent Karatafl'› bir tafl›n dibinde gördük, müdahale edemedik. Erken görmüfl olsayd›k R›za Çiçek gibi ona da müdahale ederdik. Dur ihtar›na uymad›klar› için vuruldular, yanlar›nda birileri daha vard›" fleklinde ifadelerde bulundular.

İnfaza Malatya’da protesto Malatya’da DHP, HÖC, ESP,

aç›klamada katledilen Bülent Ka-

Partizan, TKP ve PSAKD kurum-

ratafl için, “devrimcilerin dostu,

Hozat’taki yarg›s›z infaz› protesto etmek

lar›n›n üyeleri Merkez Postanesi

duyarl›, demokrat bir köylüydü”

için ‹stanbul’da bas›n aç›klamas› yapan

önünde yapt›klar› eylemle Ho-

denildi. Aç›klamada Bülent Kara-

zat’ta meydana gelen yarg›s›z in-

tafl’›n vurulduktan sonra yerde

DHP üyelerine “katil devlet hesap vere-

faz› protesto ettiler.

sürüklendi¤i ve Karatafl’a iflken-

Kurumlar›n ortak yapt›¤›

cek” slogan› nedeniyle polis sald›rd›

Katliam protesto edildi

Dersim'in Hozat ‹lçesi'nde yap›lan yarg›s›z infaza ‹stanbul'da da çeflitli kurumlar›n yapt›klar› eylemlerle tepki verildi.

Bülent Karatafl'›n yarg›s›z infazla katledilmesini protesto eden DHP, ESP, HÖC, Kald›raç, Köz, Partizan, ‹HD ve ‹zmir Tuncelililer Kültür ve Dayan›flma Derne¤i üyeleri 3 Ekim günü Konak eski Sümerbank önünde bas›n aç›klamas› yapt›.

Gazetemizin okuru olan Bülent Karatafl ile arkadafl› R›za Çiçek'in u¤rad›¤› sald›r›y› protesto etmek isteyen Demokratik Haklar Platformu (DHP) üyeleri 29 Eylül günü Taksim'deki Galatasaray Postanesi önünde bas›n aç›klamas› gerçeklefltirdi. "Bülent Karatafl ölümsüzdür", "Katil devlet hesap verecek" ve "Faflizme karfl› Halk Savafl›" fleklinde sloganlar atan DHP üyelerine Partizan ile Odak üyeleri de destek verdiler. Aç›klaman›n sonunda "Katil devlet hesap verecek" yaz›l› dövizler tafl›yan DHP'lilerden birini gözalt›na almak isteyen polis ile DHP'liler aras›nda arbede yafland›. ‹lkin sivil polislerin gözalt›na almak istedi¤i DHP'lilere daha sonra çevik kuvvet polisleri de sald›rd›. Polisin sald›r›s›nda 10 DHP üyesi ve 1 Partizan üyesi gözalt›na al›nd›. Gözalt›na al›nan DHP üyeleri karakolda ifadeleri al›nd›ktan sonra serbest b›rak›l›rken, Partizan üyesi Birsen Gülünay baflka bir dava-

ce yap›ld›¤› da belirtildi.

Kurumlar ad›na yap›lan aç›klamada kolluk güçlerine tan›nan genifl yetkilerin yol açt›¤› sonuçlar elefltirilirken Hozat'ta meydana gelen yarg›s›z infaz› protesto etmek için ‹stanbul'da protesto eylemi yapan DHP üyelerine polisin sald›rmas› da protesto edildi.

TUDEF infaza tepki gösterdi dan ifade vermesi gerekçesiyle savc›l›¤a sevkedildi. Demokratik Haklar Platformu'nun protesto eylemine polisin sald›rmas›n›n ard›ndan Taksim Meydan›'nda da DTP, ÖDP, SDP, EMEP, EHP, ESP, Odak, ‹flçi Mücadelesi, Kald›raç, PSAKD ve Partizan üyeleri bas›n aç›klamas› yapa-

rak Dersim'deki yarg›s›z infaz› ve DHP'nin eylemine yap›lan sald›r›y› protesto ettiler. Eyleme kat›lanlar "Gözalt›lar serbest b›rak›ls›n", "Eflitlik, kardefllik, Kürt ulusuna özgürlük", "Askeri operasyonlar durdurulsun" fleklinde sloganlar att›lar.

Hozat'ta askerlerin iki sivile yönelik sald›r›s›n› protesto eden Tunceli Dernekleri Federasyonu (TUDEF) 30 Eylül günü Taksim'de bas›n aç›klamas› yapt›. Aç›klamada Hozat'ta meydana gelen olay k›nan›rken, TUDEF'e ve buna ba¤l› Dersim der-

neklerine yap›lan sald›r›lara da de¤inildi. Aç›klamada TUDEF genel baflkan›na 301. maddeden dava aç›ld›¤›, Dersim Kültür Derne¤i'nin baflkan›n›n tutukland›¤› ve Bursa Tuncelililer Derne¤i baflkan›n›n ev ve iflyerinin bas›ld›¤› belirtildi.


GÜNCEL

Tekirdağ F Tipi'nde tutsaklara saldırı

Tutuklu ve Hükümlü Yak›nlar› Birli¤i (TUYAB) yapt›¤› yaz›l› aç›klamayla Tekirda¤ 1 No'lu F Tipi Hapishanesi’nde bulunan tutsaklar›n askerlerin sald›r›s›na maruz kald›¤›n› duyurdu. TUYAB, 3 Ekim günü yapt›¤› yaz›l› aç›klama ile Tekirda¤ 1 No'lu F Tipi Hapishane-

8-16 Ekim 2007

si’nde 3 Ekim günü sabah saatlerinde askerlerin hücrelere girerek 5 litrelik plastik flifleleri almak istediklerini, tutsaklar›n vermek istememesi üzerine askerlerin sald›r›s›na maruz kald›klar›n› duyurdu. Hapishanede tutuklu bulunan Veli Özdemir adl› tutuklunun, yak›n› Kader Özdemir’i arayarak bildirdi¤i sal-

d›r›da Ulvi Yalç›n ve Fevzi Aslan adl› tutsaklar›n darp edildi¤i ve revire ç›kart›ld›¤›n›n belirtildi¤i aç›klamada, “Bu sald›r› hapishane idaresinin her fleyi sald›r› için bahane gösterdi¤ini bir kez daha kan›tlad›” denildi. Sald›r› ile ilgili olarak TTB, ‹HD, ÇHD, Baro, D‹SK ve TMMOB gibi demokratik kurumlar›n du-

5

yarl› olmaya ça¤r›ld›¤› aç›klamada, “Bizler içerde bulunan yak›nlar›m›z›n can güvenli¤inin tehdit alt›nda oldu¤unu biliyoruz. Ve bu nedenle tutsaklar›n disiplin cezalar› ile engellenen baflta görüfl hakk› olmak üzere tüm haklar›n›n derhal ve koflulsuz iadesini istiyoruz” ifadelerine yer verildi.

Tecrit-tredman intihara sürüklüyor Hapishanelerde uygulanan tecrit-tredman uygulamas› adli tutuklular› intahara sürüklüyor. Adli tutuklu Zeki Ünlü kald›¤› hücrenin banyosunda kendini asarak intihar etti. Tutsaklar yapt›klar› aç›klamada devletin tecrit-tredman uygulamas›n› sorumlu tuttular

F

tipi hapishaneler aç›ld›¤› günden bu yana birçok ölüm olay› meydana geldi. Bu hapishanelere karfl› verilen mücadelede 122 devrimci-komünist yaflam›n› yitirdi. Yüzlerce kifli de kal›c› hastal›klar ve fiziksel tahribatlar edindi. Türk devleti F tipine karfl› verilen mücadeleye ra¤men, hapishanelerin aç›ld›¤› 2000 y›l›ndan bugüne kadar hücre tipi bu hapishaneleri birer 'otel odas›'ym›fl gibi göstermeye devam ediyor. Devletin bu aldatmacas›na ra¤men hücre tipi hapishane sisteminin uygulamalar›n›n yaratt›¤› kötü sonuçlar gittikçe art›yor. Hapishanelerdeki tecrit uygulamas› kald›r›lmad›¤› gibi, tutsaklar› kifliliksizlefltirme amac› ile tredman uygulamas› devam ettiriliyor. Bu uygulamalar en çok adli tutuklular üzerinde etkili olmakta ve bu nedenle birçok olay meydana gelmektedir. F tipi hapishanelerde tutuklu bulunan devrimci ve komünist tutsaklar ad›na yap›lan bir aç›klama ile tecrittredman uygulamas›na bir kez daha dikkat çekildi. Tutsaklar›n yapt›¤› aç›klamada adli tutuklu Zeki Ünlü'nün kald›¤› hücrede intihar etmesine de¤inilerek, sorumlusunun devlet ve onun tecrit-tredman uygulamas› oldu¤una vurgu yap›ld›. Tutsaklar›n yapt›¤› aç›klamay› k›saltarak yay›ml›yoruz: "F tipi hapishanesi ülkemiz gündemine girdi¤inden bu yana devrimci demokrat kamuoyu ve devrimci tutsaklar taraf›ndan direniflle karfl›lanm›flt›r. Bunun temel nedeni F tipi tecrit-tredman sisteminin insani de¤erlere ayk›r› olmas›, ülkemizde uygulanmas›n›n as›l amac›n›n

devrimci tutsaklar› teslim almaya dönük olmas›d›r. Tecrit-tredman sistemi sosyal bir varl›k olan insan›n do¤as›na ayk›r›d›r. Bizler bunu daha önce birçok kez vurgulad›k. F tipi hapishanelerinde yaflad›¤›m›z sorunlar› bunun bir ispat› olarak kamuoyuna duyurduk. TC devletinin F tipi hapishaneleri yoluyla uygulamaya koydu¤u tecrit-tredman sistemiyle, "›slah etme" ad› alt›nda tutsaklar›n kiflilik de¤erlerine sald›r›lmakta, en küçük insani talepleri yok say›lmakta, hak gasplar› ve keyfi uygulamalar yoluyla, birbirinden yal›t›lm›fl olan tutsaklar için yaflam koflullar› daha da zorlaflt›r›lmaktad›r. F tipi hapishaneler aç›ld›¤› günden bu yana bunca karfl› koyuflumuza ve yaflanan onlarca soruna, olumsuz prati¤e ra¤men, TC devleti tecrit-tredman sisteminde ›srarc› olmufl, hukuksuz, gayrimeflru uygulamalar›n› Ceza ‹nfaz Kanunu (C‹K) ile sistematize ederek hukuki bir k›l›fa sokmufltur. Devlet, tecrit politikas›yla baflaramad›¤› imha ve yok etmeyi baflka yollarla denemekten geri durmuyor. Hapishanelerde ölümcül rahats›zl›¤› olan, kal›c› psikolojik sorunlar› olan siyasi tutsaklar› uygulama ve yaklafl›mlar›yla adeta ölüme terk etmektedir. Ancak F tipi hapishanelerde bulunan adli mahkumlar tecrit-tredman sisteminden en a¤›r flekilde etkilenen kesimdir. ‹nfaz rejimi, devrimci tutsaklar taraf›ndan gelifltirilen karfl› mekanizmalarla bofla ç›kar›labildi¤i halde, ayn› durum adli mahkumlar aç›s›ndan geçerli olmayabilmektedir. Bilindi¤i gibi F tipi hapishaneleri bugüne ka-

dar birçok intihar olay›na sahne olmufltur. Bu intiharlar asl›nda F tipi hapishanelerin nas›l bir insan ö¤ütme mekanizmas› oldu¤unun da kan›t›d›r.

lojik sorunlar› daha fazla tecrit uygulayarak "çözmeye"

Yaflanan bu durumun son örne¤i Zeki Ünlü adl› adli hükümlünün 15.09.2007 tarihinde bulundu¤u hücrenin banyosunda kendisini asmas›yla yaflanm›flt›r. Uzun bir süredir hapiste olan Zeki Ünlü, tecrit sisteminin yaratt›¤› psikolojik tahribat›n etkisiyle intihara yönelmifltir. Bu durum sadece tecrit sisteminin kendi bafl›na sonucu de¤ildir. Hapishane idaresinin uygulamalar›, Zeki Ünlü'nün rahats›zl›¤› karfl›s›nda gösterdi¤i kay›ts›zl›k bu intihar vakas›n› bir cinayet haline getirmifltir.

sistemini bilinçli bir politika olarak dayatan TC devleti

Psikolojik sorunlar yaflad›¤› hapishane idaresi taraf›ndan bilinen Zeki Ünlü, tedavi koflullar›n›n yarat›lmas› yerine varolan sorunlar›n› derinlefltirecek uygulamalara maruz kalm›flt›r. Hapishane atölyesinde çal›flan Zeki Ünlü'nün önce "disipline etme" anlay›fl› ile atölyeye ç›kmas› engellenmifltir. Tecrit sisteminden kaynakl›, sosyal iliflkilerinin olmamas› Zeki Ünlü flahs›nda bu uygulama ile daha da a¤›rlaflt›r›lm›flt›r. Yine bunun d›fl›nda baflka disiplin cezalar› verilerek durumu daha da a¤›rlaflt›r›lm›flt›r. Ki bu cezalardan biri de hücre cezas›d›r. Zaten tek kiflilik hücrede bulunan ve psikolojik sorunlar yaflad›¤› bilinen bir insan›n ayr›ca "hücre cezas›na" çarpt›r›lmas› tecrit-tredman sisteminin özüne dair fikir verir düflüncesindeyiz.

Ünlü'yü yaflad›¤› sorunlar karfl›s›nda daha da güçsüz k›l-

Anlafl›laca¤› gibi idarenin sorumsuz, duyars›z davran›fllar›, Zeki Ünlü'nün tecritten kaynakl› yaflad›¤› psiko-

lar ad›na Hakk› Alpan, Ulvi Yalç›n, Hasan Polat, Aysel

çal›flmas›, sonuçta Zeki Ünlü'nün intihara sürüklenmesine yol açm›flt›r. Bu intihar›n sorumlusu, tecrit-tredman ve yine uygulaman›n sorumlusu olan hapishane idaresidir. Bir kez daha söylemek gerekirse söz konusu olan intihar de¤il, devlet eliyle ifllenen bir cinayettir. Bilinmelidir ki Zeki Ünlü'nün uzun senelerdir yaflad›¤› psikolojik çöküntü, insan›n do¤as›na uygun sosyalleflme olanaklar›n›n sa¤lanmas› durumunda hiç yaflanmayabilir, bu durum bertaraf edilebilirdi. Yaln›zlaflmak, Zeki m›flt›r. Oysa bu tersine çevrilebilirdi, fakat tecrit sistemi buna engel olmufltur. Biz bu olay vesilesiyle bir kez daha ilan ediyoruz ki, tecrit ve tredman sistemi bir iflkence sistemidir. Temel amac› mahkumlar›n kifliliksizlefltirilmesi, insani de¤erlerinin afl›nd›r›lmas›d›r. Bu sistem dün ve bugün oldu¤u gibi gelecekte de sürdü¤ü müddetçe birçok mahkumun, özellikle adli mahkumlar›n can›na malolacakt›r. Bu bilinmeli ve bunun önüne geçilmelidir. Temel çözüm tecrit ve tredman sisteminin kald›r›lmas›d›r. Biz devrimci tutsaklar›n mücadelesi bu hedefte sürecektir. Tüm hapishanelerdeki devrimci ve komünist tutsakGüldo¤an, M. Aytunç, Murat Karayel”.

TUYAB; “İnsanlık dışı uygulamalara son verilsin” Tutuklu ve Hükümlü Yak›nlar› Birli¤i (TUYAB) üyeleri, hapishanelerde tecritin fliddetli bir flekilde sürdü¤ünü aç›klayarak, tutuklu ve hükümlülere yönelik insanl›k d›fl› uygulamalar› protesto etti. ‹stanbul Taksim'de “Hapishanelerdeki insanl›k d›fl› uygulamalara son" yaz›l› pankart açarak bas›n aç›klamas› düzenleyen TUYAB üyeleri, F tipi hapishanelerinde haftal›k 10 saat bir araya gelme hakk›n›n, ziyaretler ve sosyal aktivitelerin hapishane idareleri taraf›ndan çeflitli gerekçelerle engellenmesini protesto etti.

F tipi hapishanelerdeki hukuksuzluk bitmek bilmiyor. K›r›klar F Tipi'ndeki uygulamalar sonucunda intihar etmek isteyen Serkan Dönmez ile dayan›flma göstererek intihar› engelleyen tutuklular bu nedenle disiplin cezas› ald›lar

F tipinde dayanışmaya disiplin cezası engeli Hapishanelerde Ceza ‹nfaz Kanunu (C‹K)'de yap›lan de¤ifliklikle birlikte ilginç uygulamalara ve keyfi yasaklara ara verilmeden devam ediliyor. Bu sefer ilginç yasaklar›n uyguland›¤› sahne K›r›klar 1 No’lu F Tipi Hapishanesi'ne tafl›nd›. ‹flkence hücresi diye bilinen 'süngerli oda'da kald›ktan sonra psikolojisi bozulan ve intihar etmek isteyen Serkan Dönmez adl› tutukluya yard›m etmek isteyen di¤er tutuklular intihar› engellediler ancak hapishane idaresi kendi yönetimindeki hapishanede uygulanan tecrit-tredman ve di¤er iflkence uygulamalar›n›n yaratt›¤› tahribat› gizlemek için intihar› engelleyen tutuklulara disiplin cezas› verdi.

lar gönderiyorlar, yaln›z olmad›¤›n›, yard›mc› olacaklar›n› söylüyorlar. Hiç yüzünü bile görmedikleri Dönmez'in psikolojik sorunlar› yüzünden intihar edece¤ini zaman kaybetmeden gardiyanlara söylüyorlar. 3 Temmuz tarihinde Dönmez'in hücresine giden gardiyanlar onu intihar etmek üzereyken buluyorlar. Fakat ilginç uygulama bundan sonra sahneye koyuluyor. Kurtarma operasyonu s›ras›nda bulunan, Devrim Türkmen ve Servet Demirpençe'nin Dönmez'e moral vermek amac›yla gönderdi¤i notlar hapishane yönetimince suçlu bulundu ve Devrim Türkmen ile Servet Demirpençe “1 ay tüm etkinliklerden men cezas›” ald›.

K›r›klar 1 No'lu F tipi Hapishanesi'nde tutuklu bulunan Devrim Türkmen ve Servet Demirpençe 2 Temmuz tarihinde uzun süre bofl kalan A-33 No'lu yan hücreden "yan tarafta kimse var m›" diyen bir ses duyuyorlar ve karfl›l›k verdiklerinde yaklafl›k bir hafta boyunca 'süngerli oda' diye bilinen iflkence hücresinde tutulduktan sonra yeni getirilen Serkan Dönmez adl› tutukluyla tan›fl›yorlar. Sigara ve çay gönderdikleri Dönmez'in intihar etmek istedi¤ini ö¤reniyorlar. Dönmez'e yard›m etmek isteyen Devrim Türmen ve hücre arkadafl› arkadafl› Servet Demirpençe, Serkan Dönmez'e moral verecek flekilde not-

Hapishane idaresi kendi suçunu örtbas etmek için Serkan Dönmez'le dayan›flma göstererek intihar etmesini engelleyen di¤er tutuklulara disiplin cezas› veriyor. ‹ntihar olay›n› nedenleriyle soruflturmak yerine disiplin cezas› ile durumu geçifltirmek istiyor. Böylelikle kendisinin yapm›fl oldu¤u insanl›k d›fl› uygulamalar› gözden kaç›r›p, tutuklular üzerinde de disiplin cezalar› ile bask› oluflturulmak istenmektedir. Devrim Türmen ve Servet Demirpençe yaflad›klar› bu durumu "yavuz h›rs›z ev sahini bast›r›r" sözleriyle anlat›yorlar.

Aç›klamada TUYAB ad›na konuflan Sevim Gülünay, "Tutsaklar›n her hareket ve davran›fl› 'ceza'ya gerekçe gösterilebilmektedir. Tutsaklar›n en temel insani ve yasalarca da güvence alt›na al›nan haklar› kullanamaz duruma getirilmek isteniyor. Bu cezalar sadece a¤›r tecrit koflullar›ndaki tutsaklara ek bir tecrit ve ceza de¤il, aileleri için de bir cezaland›rma ve y›ld›rma politikas›d›r" fleklinde konufltu. Hapishanelerde tutuklu ve hükümlülerin 10 saatlik sohbet hakk›n›n personel yetersizli¤i gerekçesiyle 5 saate düflürüldü¤ünü aç›klayan Gülünay, tutsa¤›n 3 arkadafl›yla görüfl hakk›n›n ise yeni yönetmelikteki 'Emniyet'in sak›ncal› buldu¤u kiflilerle tutuklu ve hükümlülerin görüfltürülmemesi' karar›yla keyfi bir flekilde gasp edildi¤ini söyledi. TUYAB üyesi Sevim Kalman ise, yeni aç›lan K›r›kkale F Tipi Hapishanesi'ne yap›lan sevk s›ras›nda Sin-

can Hapishanesi'ndeki siyasi tutuklu ve hükümlülerin slogan atarak sevk edilen tutsaklara destek verdi¤ini, bu nedenle gardiyanlar›n 24. ve 25. ko¤ufllardaki Mesut Çeki, Alihan Algan, Cengiz Kahraman, Kenan Öztürk isimli mahkumlara sald›rd›¤›n› söyledi.

Tecrit ve iflkence ‹zmir'de protesto edildi F tipi hapishanelerindeki hak gasplar› ve sald›r›lar› protesto eden ‹zmir DHP, ESP, BDSP, Partizan, ‹HD, ‹C‹, SDP ve Odak üyeleri 6 Ekim günü Konak Sümerbank önünde bas›n aç›klamas› yapt›. Sincan ve K›r›klar F tipi hapishanelerinde meydana gelen sald›r›lar› protesto eden grup, "Hapishanelerde bask›, sald›r› ve tecride son" yaz›l› pankart açt›.Eylemde yap›lan aç›klamada Sincan F Tipi Hapishanesi'nden 70 tutsa¤›n yeni aç›lan K›r›kkale F Tipi Hapishanesi'ne sevkleri s›ras›nda tutsaklara kötü muamele ve iflkence yap›ld›¤› belirtildi.Aç›klamada Zeki Ünlü adl› adli tutuklunun da tecrit iflkencesine dayanamayarak yaflam›na son verdi¤i belirtilirken, "Zeki'nin ölümü haber dahi olmad›. Bu kaç›nc› ölüm, daha kaç kifli tecride ve bask›lara son verilmesi için yaflam›n› feda etmeli" denildi.‹zmir Buca'daki K›r›klar F Tipi Hapishanesi'nde de jandarman›n tutsaklara sald›rd›¤› belirtilen aç›klamada hapishanelerde yaflananlara karfl› duyarl›l›k ça¤r›s› yap›ld›.


6

EMEK-HABER

8-16 Ekim 2007

IMF’ye ba¤lan içte d›flta borçlan IMF ile olan iliflkiler d›fl borç gibi iç borcun da büyük bir t›rman›fl göstermesine yol açt›. 1999 y›l› sonu itibari ile devletin iç borç tutar› 42 milyar dolar iken, IMF gözetiminde geçen yaklafl›k 7.5 y›l içinde bu rakam 153 milyar dolar artarak 195.4 milyar dolara ulaflt› 1958 y›l›ndan bu yana IMF ile sürdürülen ve “büyüme” amaçl› oldu¤u söylenen antlaflmalar›n yaratt›¤› tek büyüme, IMF’ye olan borç bilançosu oldu. 2007 y›l› May›s ay› sonu itibari ile TC, IMF’ye olan 8.7 milyar dolar borcu ile bu kurulufla en borçlu ülke konumunda. 49 y›l içerisinde IMF ile 20 stand-by anlaflmas› yapan devlet, 2000 y›l› sonras›nda Papau Yeni Gine de dahil olmak üzere birçok ülkenin IMF ile yollar›n› ay›rmas›na karfl›n iliflkilerini devam ettirdi ve 7 y›l içinde 3 stand-by antlaflmas› imzalad›. 1999 y›l›ndan May›s 2007’ye kadar IMF’den toplam 43 milyar dolar borç alan devlet, ülke gelirinin büyük bölümünü bu borçlar›n ana paras› ile faizlerini ödemek için ay›rmas›na karfl›n borçlar bir türlü bitmek bilmiyor. IMF’nin alacakl› oldu¤u 73 ülkeden al›nacak toplam ödeme 19.9 milyar dolar ve bunun 10.2 milyar dolar› TC’nin borcu. Bir baflka deyiflle IMF’nin her 100 dolarl›k alaca¤›n›n 51 dolar› bizlerin ceplerinden ç›k›yor! fiuan IMF ile yola devam eden ülke say›s› sadece 8 ve IMF bu 8 ülke için mevcut anlaflmalar kapsam›nda 12 milyar dolar

Üzüm üreticileri eylemde

borç vermeyi taahhüt etmifl bulunuyor. Ayr›lan bu borç miktar›n›n 10.1 milyar dolar› TC için ayr›lm›fl bulunuyor. Ki bunun 6.6 milyar dolar› kullan›lm›fl durumda. IMF ile olan iliflkiler d›fl borç gibi iç borcun da büyük bir t›rman›fl göstermesine yol açt›. 1999 y›l› sonu itibari ile devletin iç borç tutar› 42 milyar dolar iken, IMF gözetiminde geçen yaklafl›k 7.5 y›l içinde bu rakam 153 milyar dolar artarak 195.4 milyar dolara ulaflt›. Milli gelirin yüzde 121 oran›nda artt›¤› bu dönemde iç borçlar ise yüzde 365.2 düzeyine ulaflt›. Devletin 1999 y›l›nda toplam 103,1 milyar dolarl›k d›fl borcu bulunuyordu. IMF ile program uygulanan dönemde d›fl borç yüzde 107 oran›nda artarak 2007 y›l›n›n Mart ay› itibari ile 213.4 milyar dolara kadar ç›kt›. Hazine'nin iç borçlar› ile kamu ve özel sektörün d›fl borçlar›n›n toplam›ndan oluflan “genifl anlamda borçlar” ise bu sürede 264 milyar dolar artarak 145 milyar dolardan 409 milyar dolar gibi astronomik bir rakama ulaflt›. Yine 1999 y›l›ndan bu yana, ihracat ve ithalatta ayn› anda art›fllar yafland›. Ancak

ithalat, ihracattan daha h›zl› artt›¤› için d›fl ticaret a盤› yükseldi. Y›ll›k ihracat›n yüzde 212 oran›nda artarak 90 milyar dolara yükseldi¤i bu dönemde y›ll›k ithalat, yüzde 265 oran›nda büyüyerek 144 milyar dolar› buldu. D›fl ticaret a盤› ise yüzde 410 oran›nda artarak 10.5 milyar dolardan 53 milyar dolara ç›kt›. Bu yüzden de 1999 y›l›nda 1.3 milyar dolar olan y›ll›k cari ifllemler a盤› 2006 y›l›nda 32 milyar dolarla Gayri Safi Milli Has›la'n›n yüzde 8'ine yak›n bir büyüklük oluflturdu. IMF'nin dayatt›¤› politikalar yüzünden iflsiz kalanlara her geçen gün yenileri eklenirken, s›cak paraya ve ithalata dayal› büyüme modeli yüzünden istihdam yarat›lmad›. 3 Kas›m 2002 seçimlerinden sonra kurulan AKP hükümeti de IMF’yle bafllat›lan ba¤›ml›l›¤a dayal› zorunlu yürüyüflü sürdürerek, önceki stand-by anlaflmas›n› devam ettirmenin yan› s›ra May›s 2008'e kadar uygulanacak ayr› bir stand-by anlaflmas› daha imzalad›. Tüm bu borçlanmaya dayal› politikalar sonucu, bugün devletin toplam d›fl borç stoku (birikmifl d›fl borcu) 226 milyar 353 milyon dolar oldu.

Hazine borç ödeyecek Hazine, Ekim ay›n›n ilk haftas›nda, toplam 2 milyar 16 milyon YTL iç borç ödemesi gerçeklefltirecek. Bu çerçevede Hazine, 3 Ekim Çarflamba günü, 1 milyar 952 milyon YTL'si piyasaya ve 64 milyon YTL'si de kamu kurumlar›na yap›lan sat›fllar›n geri ödemesi olmak üzere, toplam 2 milyar 16 milyon YTL iç borç ödemesinde bulunacak. Hazine, Ekim ay› toplam›nda ise 7 milyar 273 milyon YTL'si piyasaya olmak üzere toplam 8 milyar 990 milyon YTL iç borç ödemesi yapacak. D›fl borç için ise bu y›l›n son 3 ay›nda 4.6 milyar dolar ödeme yap›lacak. Söz konusu ödemelerin 3 milyar 34 milyon dolar› Ekim, 744 milyon dolar› Kas›m, 806 milyon dolar› da Aral›k ay›nda yap›lacak. Önümüzdeki 4 y›ll›k süreçteki d›fl borç ödeme projeksiyonlar›na bak›ld›¤›nda ise 2008 y›l›nda 14.4 milyar dolar, 2009 y›l›nda 12.4 milyar dolar, 2010 y›l›nda 10.9 milyar dolar, 2011 y›l›nda ise 7 milyar dolar d›fl borç ödemesi gerçeklefltirilecek! ‹flte iyi denilen ekonominin yal›n ve gerçekçi bir tablosu!

T‹SK: Onlar çocuk de¤il, iflçi

Y›ll›k 24 bin tona yak›n üzüm yetifltiren Elaz›¤l› üzüm üreticileri, mahsullerini almayan fabrikay› protesto ettiler. 29 Eylül günü Kayra Üzüm Fabrikas› önünde toplanan çok say›da üzüm üreticisi, bir süre önce ABD’li bir flirkete sat›lan fabrikan›n d›flar›dan üzüm sat›n alarak kendilerini ma¤dur etti¤ini belirterek duruma tepki gösterdiler. Yanlar›nda getirdikleri üzümleri yere döküp ezen üreticiler, 67 y›l boyunca fabrikan›n üzüm ihtiyac›n› karfl›lad›klar›n›, ancak fabrikan›n ABD’li flirkete sat›lmas›n›n ard›ndan flirketin sürekli bir biçimde fiyatlar› afla¤› çekti¤ini söylediler. “fiarap fabrikas› bizim üzümümüzü alm›yorsa burada ne ifli var” diyen üzüm üreticileri, ma¤dur olduklar›n› ve ma¤duriyetlerinin giderilmesini istediler.

E¤itimcilerden AKP’ye tepki ‹stanbul Kad›köy ‹skele Meydan›’nda bir bas›n aç›klamas› yapan E¤itim-Sen üyeleri, AKP’nin yüz binlerce ö¤retmeni güvencesiz bir flekilde çal›flt›rarak ucuz iflgücü yaratmay› amaçlad›¤›na iflaret ettiler. E¤itim-Sen üyesi e¤itim emekçileri 29 Eylül günü yapt›klar› bas›n aç›klamas›nda, kadrolu ö¤retmen a盤› ve say›lar› her sene artan iflsiz, ücretli ve

‹stanbul, 27-28 Eylül’de çocuk iflçili¤inin meflrulaflt›r›ld›¤› bir konferansa ev sahipli¤i yapt›. Türkiye ‹flveren Sendikalar› Konfederasyonu (T‹SK)’in çocuk iflçili¤inin “önlenmesi” konusundaki deneyim ve görüfllerini paylaflt›¤› Konferansa kat›lan kurulufllar, çocuk iflçili¤inin önlenmesi temel meselesini has›r alt› ederek, “çocuklar›n daha iyi koflullarda çal›flmas›” gerekti¤ini savundular. 12 ülkeden patron örgütlerinin kat›ld›¤› “Çocuk ‹flçili¤i ‹le Mücadelede Deneyimlerin ve Al›nan Derslerin Paylafl›lmas› Konusunda Bölgesel Konferans”a, ülkemizdeki 4 milyonu aflk›n çocuk iflçinin 500 binini çal›flt›ran T‹SK’in ev sahipli¤i yapmas›, Konferans’›n bir orta oyunundan öte bir anlam ifade etmedi¤i-

nin de iflareti. Zira Türkiye ‹statistik Kurumu (TÜ‹K)’in 2006 y›l› araflt›rma verilerine göre –ki bu verilerin, devleti aklaman›n bir arac› olarak kullan›lmalar›ndan ötürü gerçek tabloyu büyük oranda “iyi” gösterdikleri de göz önünde bulundurulmal›d›r- ülkemizde 6-14 yafl s›n›r› aras›ndaki her dört çocuktan biri çal›flt›r›l›yor. Çal›flan bu çocuklar›n yüzde 45’inin babalar› iflçi, yüzde 26’s› serbest meslekle u¤rafl›yor. Yani çocuk iflçiyi yaratan faktörlerin bafl›nda ülkemizdeki yoksulluk geliyor ki, bu yoksullu¤un yarat›c›s› ise her geçen gün zengini daha zengin, yoksulu daha da yoksul yapan, iflçinin eme¤inin-al›nterinin bir avuç zengin taraf›ndan gasp edilmesine dayanan bu sistemden baflka bir fley de¤il! Bunu görmek için çok uza¤a gitmeye gerek yok. Anayasa’n›n 50. maddesinde

yer alan “çocuklar, çal›flma flartlar› bak›m›ndan özel olarak korunurlar” fleklindeki ifade, devletin çocuklar›n çal›flt›r›lmas›n› önlemek gibi bir amac›n›n olmad›¤›n›, bilakis çocuklar› çal›flt›rmak istedi¤ini ayan beyan ortaya koyuyor. Yine emek örgütlerinin yo¤un tepkisine hedef olmas›na karfl›n AKP hükümeti taraf›ndan ç›kart›lan ve çocuk iflçili¤ini meflrulaflt›ran-yasal bir hale getiren 4857 say›l› ‹fl Kanunu da devletin çocuk iflçili¤ine bak›fl›n›n somutlanm›fl biçimidir. Söz konusu yasada, TC’nin ILO (Uluslar aras› Çal›flma Örgütü) ile yapm›fl oldu¤u ve 18 yafl›na girmemifl olan herkesin çocuk say›larak çal›flt›r›lmamas› gerekti¤i fleklindeki anlaflma maddesi ihlal edilerek, 115 yafl›n› dolduranlar›n çal›flabileceklerine yer verilmifltir…

sözleflmeli ö¤retmenlerin içinde bulunduklar› kötü koflullara dikkat çekerek, AKP hükümeti döneminde iflsiz, sözleflmeli ve ücretli ö¤retmen say›s›n›n 100

‘Diyalog ya da eylem, biz ikisine de var›z’

binlere ulaflt›¤›n› hat›rlatt›lar. E¤itim emekçileri ad›na konuflan E¤itim-Sen ‹stanbul fiubeleri sözcüsü Hasan Toprak, "Bugüne kadar atanamad›¤› için 6 ö¤retmen aday› intihar etti. Bu intiharlar› flimdiye kadar hep görmezden geldiniz. Geçti¤imiz günlerde tedavi göremedi¤i için baca¤›n› kaybe-

PETK‹M’de toplu sözleflme görüflmelerinin t›kanmas› nedeniyle bir bas›n aç›klamas› yapan Petrol-‹fl üyesi iflçiler, Toplu sözleflme sürecinin diyalo¤a kapanmas› halinde eylemlerle bu sözleflmeyi imzalatacaklar›n› duyurdular. 28 Eylül günü ifl b›rakarak PETK‹M A kap›-

s› önünde toplanan iflçiler ad›na bas›n aç›klamas›n› okuyan Petrol-‹fl Genel Sekreteri ‹brahim Do¤angül, bir haftaya yak›n süre devam eden Toplu ‹fl Sözleflmesi'nde Türk-‹fl ve hükümet aras›nda yap›lan Çerçeve Protokolü d›fl›nda baflka ücret verilemeyece¤ini, bunun hukuki zeminini bulamamas› nedeniyle gö-

rüflmelerin t›kand›¤›n› belirtti. Do¤angül, Toplu ‹fl Sözleflmeleri'nin hukuki zeminin sendika ve iflveren oldu¤unu ifade ederek, "Bu sözleflmenin bizim iste¤imiz flekilde görüflmeler yolu ile bitmesi gerekiyor. E¤er diyalog ile bitmezse Petkim iflçileri eylemlerle bu sözleflmeyi bitirecek" dedi.

den Deniz Toprak ile birlikte yaflam standard›n› düflürdü¤ünüz, açl›k s›n›r›n›n alt›na gömdü¤ünüz bütün ö¤retmenlerin vebali sizin üzerinizdedir" dedi. Toprak, güvencesiz çal›flt›r›lan ö¤retmenler ve iflsiz ö¤retmenlerle birlikte taleplerini Milli E¤itim Bakanl›¤›'na bir kez daha iletmek için 6 Ekim'de Ankara'ya gideceklerini sözlerine ekledi.

TÜPRAfi'ta 161 kifli iflten ç›kart›ld›

AKP’nin özellefltirdi¤i TÜPRAfi’ta iflten ç›kartma furyas› h›z kesmeksizin sürüyor. Çeflitli dallarda zarar etti¤ini öne süren yönetim, 235 iflçiyi daha topun a¤z›na koydu. Kauçuk üretiminde zarar etti¤ini iddia eden flirket yönetimi, TÜPRAfi bünyesinde-

ki Stiren Butadien Kauçuk (SBR) ve Cis Polibütadien Kauçuk (CBR) ünitelerinde üretimi durdurdu¤unu aç›klad›. Üretimin durdurulmas›n›n ard›ndan 161 iflçi iflten ç›kart›l›rken, 43 iflçi ise K›r›kkale ve Batman rafinelerine gönderildi. Di¤er 31 iflçi ise iflten ç›kart›lacaklar› tarihi bekliyor.

EME⁄‹N KÜRSÜSÜ Dursun BAfiTU⁄

Müdahale edemedi¤in yerde, müdahaleye u¤rars›n Köklü kazan›mlar› sa¤laman›n önceli¤i, uzun zamana yay›lm›fl mücadele gerçekli¤inden ve bu mücadelenin ideolojik-politik çizgisinden geçti¤ini bilmemize ra¤men, genel anlamda günü birlik vizyona hitap eden küçük burjuva anlay›fl›yla hareket edildi¤ini söylemek mümkündür. Eskiyi y›kmaya çal›fl›rken, yerine yenisini koyamad›¤›m›zdan, yapt›klar›m›z günlük tepkilerin ötesine geçmemektedir. Halbuki, s›n›f›n iktidar ihtiyac›n› giderecek ve bu ihtiyaçlar do¤rultusunda kitleleri seferber edecek gücün kendisi, bugünkü komünist hareketin kendisidir. Fakat gerek devrimci hareket, gerekse komünist hareket, s›n›f›n ihtiyaçlar›ndan ziyade kendi örgütsel ihtiyaçlar›n› ön plana ç›kararak, mevcut durumlar›n› idame ettirmeyi öncelikli hale getirmifl durumdad›r. Bu durum kitlelerden kopmas›na ve daha fazla içine kapanarak günü kurtarmaya do¤ru götürmektedir. Ülkemiz tarihine bak›ld›¤›nda 35 y›l› aflk›n bir süredir kesintisiz bir mücadelenin varl›¤›ndan bahsetmek mümkündür. Ancak bu mücadele seyri incelendi¤inde belli bir ç›tan›n üzerine ç›k›lmad›¤› da görülmektedir. Kimi dönemler yaflanan kitlesellikler olsa da, bu kitleselli¤i maddi güce kavuflturman›n alt yap›s› haz›rlanmad›¤›ndan, akabinde büyük da¤›lmalar›n veya kabullenemeyece¤imiz sonuçlar›n oluflmas›na neden olunmufltur. Kendi içerisinde sapmalar yaflayan bir örgütlenmenin kitleselleflmenin boyutu ne olursa olsun, sonuç itibariyle gidece¤i yer ya sistem içidir ya da güçlü sald›r›lar karfl›s›nda da¤›l›p gitmektir. Bundan dolay› öncelikle ideolojik ve politik sa¤laml›¤› esas almam›z gerekmektedir. Bir hareketin örgütsel durumu, ideolojik-politik durumuna göre flekillenmedi¤inde, o örgütsel yap›da çözülmeler ve da¤›lmalar bir tehlike olarak karfl›m›zda durmaktad›r. Nihayetinde 12 Eylül'ün geliflim süreci de böyle olmufltur. Sivil faflistlerle geliflen büyük çat›flmalar, kitleleri taraflaflt›rarak, k›sa sürede bir güç haline gelinmifltir. Ancak bu gücün kendisi devrimci bilinci ve kararl›l›¤› yeterince içsellefltirmedi¤inden, ordunun müdahalesi karfl›s›nda büyük parçalanmalara yol açm›flt›r. Özellikle de ideolojik politik sa¤laml›¤› olmayan birçok küçük burjuva örgütlerde yaflanan da¤›lmalar, sistemin baflar›s›n› artt›r›p, toplumsal gerilemeye yol açm›flt›r. Akabinde geliflen sürece bak›ld›¤›nda bu örgütlerin büyük tasfiyeler yaflayarak yasallaflmalar› görülmektedir. Bu geliflim sadece o hareketlerin örgütsel yap›lar›n› de¤ifltirmemifl, ayn› zamanda devrimci hareketin tümünü etkilemifltir. Devrimci hareketin ç›k›fl› 70'lerden al›p bugüne kadar incelendi¤inde ciddi de¤iflimlerin yafland›¤›n›, bu de¤iflimlerin sadece nesnel koflullara ba¤lanmas›n›n da do¤ru olmayaca¤›n› ifade etmek gerekir. E¤er somut koflullara göre öngörülen politikan›n kendisi bu olmufl olsayd›, kitlelerin ilgisiz kalmas› söz konusu olamazd›. Ancak bu politikalarda öznel durumun nesnel koflullarla olan ba¤› zay›flad›¤›ndan, nesnel durumun örgütsel yap›ya kendisini dayatmas› olarak alg›lamak daha do¤ru olur. Nesnel durumun düne göre daha iyi olmas›na ra¤men, bizlerde yaflanan ideolojik, politik k›r›lmalar örgütsel dinami¤in zay›flamas›na neden olmufltur. ABD'nin yan› bafl›m›zda, Irak halk›na uygulad›¤› vahfletin haddi hesab› yokken, yine ezilen Kürt ulusunun en demokratik haklar›na dahi en azg›n sald›r›lar yap›l›rken bizlerin bu önemli iki noktada sessizleflmesi, bir k›r›lmay› gözler önüne koyuyor. Siyasal alanda tüm bunlar yaflan›rken, ekonomik alanda da yaflanan sömürü ve emekçilerin aleyhine ç›kar›lan yasalar bafl›n› al›p gitmektedir. Bizler nesnel durumun bu denli olumlu oldu¤u bir süreçte kitleleri harekete geçirip, gereken sonuçlara gidemiyorsak, yar›n bu koflullar belli ölçülerde de¤iflti¤inde, bugün almam›z gereken sonucun al›nmas› için daha fazla efor sarf etmemiz gerekmektedir. Faflizmin hüküm sürdü¤ü yerde nesnel koflullar bizden yanad›r diyebiliriz. Ancak nesnel koflullar›n dura¤an olmad›¤›n›, öz ayn› olsa da, çeliflkilerin süreç içerisinde biçim de¤ifltirdi¤ini düflünmek zorunday›z. Devrimci hareketin toplam› sistemin yap›s›n› de¤erlendirirken, çiçekli yollardan geçerek bu ülkede devrimin olmayaca¤›n›, ancak zorla al›nmas› gerekti¤ini belirtiyorsa, iflte bugünkü mücadelenin ona tezat geliflti¤ini söylemek mümkündür. Devrimci hareketin hiç bir tarihinde bu kadar köklü tasfiyenin geliflti¤i söylenemez. Sistemin bir silindir gibi gelip geçti¤i dönemler dahi bu kadar etkili olmam›flt›r. Bugün geliflmekte olan reformizm, revizyonizm gün geçtikçe büyümektedir. S›n›f›n ihtiyaçlar›n› giderecek yeni örgütsel yap›lanmayla, uzun vadede iktidar› alacak politikalar›n devreye sokulmas› gerekir. Aksi taktirde sistemin boflluklar›ndan faydalanarak belli dönemler devrimci dalgay› yükseltmenin s›n›fa ve ezilen dünya halklar›na bir getirisinin olmayaca¤›n› belirtmek gerekir. Gerçek komünistlerin kalk›p örgütsel ç›karlar›n›, halk›n ç›karlar›n›n önüne koyma gibi sapmalar› olamaz. Bu olsa olsa küçük burjuva devrimcilerinin ifli olabilir. Günü birlik vizyona oynayan ve kendilerini yeni iktidar savunucular› olarak gören bu anlay›fllar›n geçmifllerinde, nas›l zikzaklar çizdikleri görüldü. Bu kapsamda, öncelikle yap›lmas› gereken, ideolojik-politik belirlemelere s›k› s›k›ya sar›larak, tali alanda geliflmekte olan mücadeleyi esas alana kayd›rarak, genifl kitlelerin önderlik ihtiyac› giderilmelidir. ‹ktidara karfl› mücadele yürütülürken sadece y›kmaya çal›flmak olmamal›, yerine yenisini de infla edecek bir politikan›n oluflturulmas› gerekmektedir. Kitlelerden kopuk, kitleler ad›na karar al›p vermekten uzak durularak, verilen mücadelenin halk›n mücadelesi oldu¤u kitlelere benimsetilmelidir. Bunlar yap›lmad›¤›nda geliflmekte olan sald›r›lara karfl› kitlesel karfl› koyup, bu sald›r›lar›n toptan sona erdirecek yeni iktidar›n örgütlenmesi oldukça zor olacakt›r. Ya hayat›n öznesi olup sorunlara müdahale edece¤iz, ya da sessizli¤imizi koruyup bize müdahale edecekler.


GÜNCEL

8-16 Ekim 2007

‘Katil patron yeniden yarg›lans›n’ Bursa’da 29 Aral›k 2005 tarihinde patronun kar h›rs› yüzünden ölen 5 kad›n için ‹stanbul’da bir araya gelen kad›n örgütleri ve demokratik kurumlar fabrika patronuna verilen para cezas›n› protesto ederek, iflçi kad›nlar›n sorunlar›na dikkat çekti lar›n yaflad›¤› sorunlara dikkat çektiler. Grup ad›na yap›lan aç›klamada, Bursa’daki Özay Tekstil fabrikas›n›n patronunun ‘Tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu ölüme sebebiyet verme’ suçundan yarg›land›¤› davadan ald›¤› 10 y›l hapis cezas›n›n paraya çevrilmesi k›nanarak, 5 iflçi kad›n›n katili Lokman Özay’›n yeniden yarg›lanmas› istendi. Türkçe ve Kürtçe okunan bas›n metninde ayr›ca sermayeden yana olan mahkemelerin ne Bursa’da yanan genç iflçi kad›nlar›, ne de Ceylanp›nar’da bo¤ulan, f›nd›k toplamaya giderken ölen Kürt emekçi kad›nlar› umursad›¤›na de¤inildi. Bas›n aç›klamas› “Yaflas›n kad›n dayan›flmas›”, “Jin jiyan azadi”, “Emek, beden sömürüsü son bulsun”, “Eflit ifle eflit ücret” sloganlar› ile sonland›r›ld›.

Karar Adana’da da protesto edildi Bursa'da Özay Tekstil Fabrikas›'nda iki y›l önce ç›kan yang›nda 5 kad›n iflçinin ölümüne sebebiyet vermekle suçlanan fabrika sahibine verilen 182 bin YTL'lik ceza, Adana'da da kad›n kurumlar› taraf›ndan yap›lan eylemde protesto edildi.

B

ursa’da 29 Aral›k 2005 tarihinde patronun kar h›rs› yüzünden ölen 5 kad›n için ‹stanbul’da bir araya gelen kad›nlar fabrika patronuna verilen para cezas›n› protesto ederek, iflçi kad›nlar›n sorunlar›na dikkat çekti.

Novamed direnifli bir y›l› geride b›rakt›

Taksim Galatasaray Postanesi önünde toplanan Demokratik Kad›n Hareketi (DKH), KESK, ‹mece Kad›n Kooperatifi, Amargi, SDP, EHP, ÖDP ve Emekçi Kad›nlar Derne¤i üyesi kad›nlar iflkollar›nda azg›nca sömürülen kad›n-

Toplu ‹fl Sözleflmesi görüflmelerinde talepleri kabul edilmeyen 81’i kad›n 82 iflçinin Novamed fabrikas›nda 26 Eylül 2006’da bafllatt›klar› grev bir y›l› geride b›rakt›.

kiflehir’den gelen çeflitli kad›n örgütlerinin yan› s›ra Rusya, ‹spanya, Roma ve Belçika’dan gelen kad›n sendikac›lar da destek verdi.

Grevlerinin bir y›l› geride b›rakmas› nedeni ile Antalya Serbest Bölge önünde eylem yapan grevdeki iflçiler, verdikleri mücadelenin sadece kendi haklar›n› almak için verilen bir mücadele olmad›¤›n›, bütün iflçi s›n›f›n› ve kad›n iflçilerin haklar›n› savunan bir niteli¤e sahip oldu¤unu belirterek, talepleri kabul edinlinceye de¤in direnifllerini sürdüreceklerini kaydettiler. Eyleme ‹stanbul, Ankara, ‹zmir, Adana, Es-

Antalya Serbest Bölgesi'nde bulunan Novamed fabrikas›nda çal›flan 82 iflçi, kad›n eme¤i ile kad›n bedeni sömürüsünün dayat›lmas›na tepki göstererek Petrol-‹fl Sendikas› Mersin fiubesi’ne üye olmufltu. Sendikan›n, yeterli üye say›s›na ulaflarak Novamed’de toplu sözleflme yetkisi almas›n›n ard›ndan patronun, sendikayla toplu sözleflme masas›na oturmamas› üzerine 82 iflçi taleplerinin kabul edilmesi için greve bafllam›flt›.

DKH’den “Eme¤imize

Tüm Bel-Sen’e protesto

hayat verelim” etkinli¤i

Tüm Bel-Sen’in 15 Temmuz’da iflten ç›kartt›¤› 5’i Tez Koop-‹fl sendikas›na üye 8 iflçinin yeniden ifle al›nmalar›n› isteyen Tez Koop-‹fl 2 No’lu fiube üyeleri, Tüm Bel-Sen 1 ve 5 No’lu fiubeleri önünde oturma eylemi yapt›.

Demokratik Kad›n Hareketi (DKH), “Eme¤imize Hayat Verelim” ad› alt›nda kermes etkinli¤i düzenleyerek kad›n›n eme¤i karfl›s›ndaki yabanc›laflmas›na dikkat çekti. ‹stanbul’da DKH taraf›ndan Gazi Mahallesi Heykel Park›’nda 15-16 Eylül tarihleri aras›nda düzenlenen kermeste kad›nlar›n emekleri karfl›s›ndaki yabanc›laflmas› konu al›n›rken, kad›nlar›n kendi ürettikleri ve ba¤›fl olarak ald›klar› eflyalar›n cüzi bir miktarla sat›fl› yap›ld›. Kermes etkinli¤inde müzik dinletisi, tiyatro gösterimi ve kad›n sorunu üzerine sinevizyon gösterimi yap›ld›.

Denizli’de göçük: iki iflçi öldü Denizli’nin Ac›payam ilçesinde bulunan maden oca¤›nda meydana gelen göçükte iki iflçi öldü.‹ki iflçinin hayat›n› kaybetti¤i özel bir flirkete ait olan krom maden oca¤›nda daha önce de 4 ayr› göçü¤ün meydana geldi¤i ve 6 kiflinin öldü¤ü ö¤renildi. 25 Eylül günü gerçekleflen göçükte yaflam›n› yitiren iflçiler Murat Gün ile Hidayet Alak köylerinde topra¤a verilirken, aileleri, ölümlerden oca¤›n sahibini sorumlu tuttular.

Açl›k s›n›r› 656 YTL’ye ç›kt› Eylül ay›nda 4 kiflilik bir ailenin açl›k s›n›r› 656 YTL’ye ç›karken, yoksulluk s›n›r› da 2 bin 136 YTL’ye yükseldi. Türk-‹fl taraf›ndan yap›lan araflt›rma, bu y›l›n Eylül ay›nda açl›k s›n›r›n bir önceki y›l›n ayn› ay›na k›yasla 28 YTL, 4 kiflilik ailenin bir ayl›k g›da harcamalar› için yapmas› gereken zorunlu harcama miktar›n›n ise yüzde 4.5 oran›nda artt›¤›n› gözler önüne serdi.

Özay Tekstil Fabrikas›'nda ç›kan yang›nda ‘çal›flmadan kaçmamalar›’ için patron taraf›ndan fabrikan›n kap›lar›n›n kilitlenmesi sonucu, Ayfle Denizdalan (15), Sadife Düdüfl (18), Gülden Çiçek (21), Necla Özveren (27) ve üç ayl›k hamile Sevgi Sesli (31) hayat›n› kaybetmiflti. Bursa 4. A¤›r Ceza Mahkemesi'nde iflyeri sahibi hakk›nda aç›lan dava geçti¤imiz günlerde patrona verilen 182 bin YTL para cezas› ile sonuçland›.

27 Eylül günü Tüm BelSen önünde bir araya gelen Tez Koop-‹fl üyeleri ve iflten at›lan iflçiler ad›na konuflan Tez Koop-‹fl sendikas› iflyeri temsilcisi Sezgin Diler, iflçilerin, ekonomik s›k›nt›lar nedeni ile iflten ç›kart›ld›¤› yönündeki söylemlerin gerçe¤i ifade etmedi¤ini belirterek, “Tüm Bel-Sen 1 ve 5 No’lu flubelerin ayl›k 20-30 milyar art›lar› var gösteriliyor. Belediyelerden 800 milyar alacaklar› var ve buna ra¤men zarar gösteriyorlar”

Diler’in ard›ndan konuflan Tez-Koop-‹fl Sendikas› 2 No’lu fiube Baflkan› Rabia Özkaraca, Tüm Bel-Sen’in uygulad›¤› yöntemlerin sendikalar›n iflyerlerinde karfl›laflt›¤› ve mücadele etti¤i yöntemler oldu¤una de¤inerek, “Ayn› sorunun sendikada yaflanmas› üzücüdür; ama her nerede varsa bu tutumlara karfl› kavga verilmesi gereklidir. Tüm Bel-Sen bir mücadele örgütü olmas›na ra¤men savundu¤u ilkelerle ba¤daflmayan kararlara imza atm›flt›r” diye konufltu. Tüm Bel-Sen üye ve yöneticilerinin de destek verdi¤i eylemde “At›lan iflçiler geri al›ns›n”, “Dayatma de¤il demokratik Tüm BelSen” sloganlar› at›ld›.

KESK Ankara’ya yürüyor

KESK Adana fiubeler Platformu, toplu görüflmeler ve gündemde olan yeni anayasa tart›flmalar›na iliflkin E¤itim Sen Adana fiubesi'nde bas›n toplant›s› düzenledi. Toplant›da konuflan KESK dönem sözcüsü Sinan Tunç, hükümetle kamu emekçileri aras›nda geçen 2007 toplu görüflmelerinin hüsranla sonuçland›¤›n› söyledi. Tunç, özellefltirme ile tasfiye edi-

ÖNCÜ KADIN Rojda DEM‹R

Bask›n›n öznesi ya da nesnesi olmak Cumhurbaflkanl›¤› seçimi tart›flmalar›n›n tükendi¤i düflünülse de seçimler sonras› yeni cumhurbaflkan›n›n temsil etti¤i düflünülen anlay›fla yönelik kayg›lar›n belirleyici oldu¤u bir tart›flma süregidiyor. Bu yönüyle AKP Hükümeti’nin 1980 Anayasas›’n›n daha demokratik bir içeri¤e kavuflturulmas› gerekti¤i düflüncesiyle haz›rlam›fl oldu¤u anayasa tasla¤› birçok tart›flmay› fitilledi. Kifli hak ve özgürlükleri ile ilgili yürütülen tart›flmalar sonras› türban tart›flmas› ön plana ç›kmaya-ç›kar›lmaya baflland›. Ne tesadüf ki tam da bu esnada “mahalle bask›s›” denilen bir kavram ortaya at›ld› ve türban›n serbest kalmas› halinde türbanl›lar›n say›s›n›n yerleflim yerlerinde yo¤unlaflmas›n›n yarataca¤› bask› fleklinde tan›mland›. Bir taraftan da ‘Il›ml›’ ‹slam politikas›n›n hakim oldu¤u Malezya örne¤i üzerinden “Türkiye Malezya olur mu?” sorular›yla paralel ele al›nan bu mesele, flu anda bir kargafla durumu yaratm›fl bulunuyor. Özünde dün cemaat denilen bugün de “mahalle bask›s›” ad›yla tart›fl›lan mesele Cumhuriyet tarihinin bafllang›c›ndan bugüne hüküm süren Kemalist-faflist diktatörlü¤ün “medenileflmek” ad› alt›nda egemenlerin ç›karlar›na hizmet edecek olan politikalar› halka yukar›dan dayatarak kendi de¤erlerini kitlelere empoze etme çabas›ndan baflka bir fley de¤ildir. Bugün birçok sorunun özünde “mahalle” ve s›radan insanlar›n belirleyici oldu¤u ön kabulüyle gerçeklefltirilen tart›flmalar çarp›k bir bilincin ürünüdür ve meselenin özünü gizlemektedir. Bugün bask› dedi¤imiz fley, yerellerde ve mahallelerde üretilen bir durum olmad›¤› gibi mevcut bask›n›n da dinle s›n›rland›r›lamayaca¤›, Kemalistlerin ve milliyetçilerin de dahil oldu¤u pek çok farkl› dinamikleri oldu¤unu görmek gerekiyor. Bu yönüyle sorunun sadece türban ile tan›mlanmas› mevcut iktidar dalaflmalar›n›n bir sonucu olarak görülmelidir. Faflist diktatörlükle yönetilen Türkiye-Kuzey Kürdistan’da egemenlerin ezilen y›¤›nlar›n gözlerini boyamak için yaratt›¤› sahte demokrasi ve laiklik anlay›fl›n›n ve ona paralel yürüyen iktidar dalafllar›n›n hiçbir zaman var olmayan bir demokrasiyi kendi ç›karlar› do¤rultusunda tan›mlayarak demokrasi havarileri kesildi¤i bir süreçte, egemenlerin kad›nlara vaat etti¤i fleylerin kad›n› özgürlefltirmeyece¤i, tam tersine ikinci s›n›f cinsli¤ini daha da derinlefltirece¤i aflikard›r. Tarihten bugüne genifl kad›n kitlelerinden kopuk elit bir kesim taraf›ndan da olsa, kad›n›n eflitlik ve özgürlük taleplerini yükseltmeye çal›flan, kad›n hareketini seçme ve seçilme hakk› "vererek" en bafl›ndan engelleyen, farkl› uluslardan, milliyetlerden ve etnik kökenden, farkl› dinlerden olanlar›n mücadelesini "flüpheli" ya da "terörist" ilan eden, milyonlarca ezilen emekçinin sorunlar›n› çözmeyi b›rakal›m derinlefltirerek devasa boyutlara tafl›ma pahas›na kendi ceplerini doldurmaya çal›flan düzene dayal› bir devlet gerçekli¤i içerisinde demokrasi, de¤ifltirilen Anayasa ile hayat bulmaz, bulamaz. Demokrasinin olmad›¤› koflullarda kad›n›n lehine geliflmelerin olmas› da oldukça zay›f bir ihtimal durumundad›r. Yeni anayasa tasla¤›ndaki kad›nlara yönelik baz› düzenlemelerle bu sorun gözlerden saklanmaya çal›fl›l›rken, daha da vahim bir tablo çiziliyor. Türban›n üniversitelerde serbest b›rak›lmas›ndan seçmeli din dersine kadar birçok düzenlemeyi içeren yeni Anayasa Tasla¤›’nda, mevcut Anayasa’n›n "kanun önünde eflitlik" bafll›kl› 10. maddesinde yer alan; "Herkes, dil, ›rk, renk, cinsiyet, siyasi" düflünce, felsefi" inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayr›m gözetilmeksizin kanun önünde eflittir" ifadesi korunuyor ancak yeni bir hüküm ekleniyor. Buna göre taslakta, ‘kad›nlar, çocuklar ve yafll›lar lehine yap›lan yasal düzenlemelerin eflitli¤e ayk›r› olmayaca¤› hükmü’ yer al›yor. Bu yeni düzenlemeyle kad›nlar›n lehine pozitif ayr›mc›l›k hükmünün taslakta yer ald›¤› söyleniyor... Yeni Anayasa’n›n kabul edilmesi durumunda, bu düzenlemeyle birlikte siyasi kotadan, kad›n çal›flanlar›n maafllar›ndan, istihdam›na kadar birçok konuda düzenleme yap›labilece¤i öngörülüyor… Kad›n sorununun çözümünün kotalar ve pozitif ayr›mc›l›k talepleri ile çözümlenece¤ini düflünmek bafll› bafl›na büyük bir yan›lsamad›r. Ancak bu yan›lsama ile birlikte gözden kaç›r›lmamas› gereken önemli bir sorun daha bulunmaktad›r. Yeni anayasada kad›nlarla ilgili yeni düzenlemeleri pozitif ayr›mc›l›k olarak yorumlama hali de, kad›n› ikinci s›n›f olarak alg›lay›fl›n düzene tabi olan devlet mekanizmalar›nda içselleflti¤inin en temel göstergelerinden biri olmaktad›r. 82 Anayasas›’n›n 10.maddesine yap›lan bir ekleme ile yeni anayasada “kad›nlar›n korunmaya muhtaç olarak tan›mlanmas›” kad›nlara yönelik olumlu bir ad›m de¤il, tam tersine eflitlik ilkesine dayanmayan ve kad›n›n edilgen kimli¤ini resmi anlamda meflrulaflt›ran erkek egemen anlay›fl› yans›tmaktad›r.

fleklinde konufltu.

KESK Adana fiubeler Platformu, 'Demokratik Anayasa' talebiyle Ankara'da yap›lacak merkezi miting öncesi 6 Ekim'de Adana'da yürüyüfl düzenleyeceklerini belirterek, yürüyüfle kat›l›m ça¤r›s› yapt›.

7

len sa¤l›k, e¤itim, sosyal güvenlik gibi kamu hizmetlerinin yeniden tesisi için mücadeleye devam edeceklerini belirterek, "Gerek sendikal alanda gerekse yaflam›n di¤er alanlar›nda örgütlenme özgürlü¤ünün önündeki engelleri kald›ran demokratik bir anayasa talebi ile Ankara'da merkezi bir miting düzenleyece¤iz" dedi. Tunç, bu miting öncesi Adana'da 6 Ekim'de Büyükflehir Belediyesi önünden bafllayarak U¤ur Mumcu Meydan›'na do¤ru yürüyüfl gerçeklefltireceklerini aç›klayarak, yürüyüfle tüm duyarl› insanlar›n kat›lmas›n› istedi.

Çeflitli kad›n kurumlar› yeni anayasa de¤iflikliklerini de¤erlendirerek kad›nlara yönelik düzenlemelerin eflitlik ilkesine ayk›r› oldu¤unu dile getirdiler ve anayasan›n eski halinin korunmas›n›, pozitif ayr›mc›l›k ile ilgili maddelerin de f›rsat eflitli¤inin önünü açacak nitelikte olmas› gerekti¤ini ve bunun takipçileri olacaklar›n› ilan ettiler. Ezilen milyonlarca kad›n›n sorununun Anayasa çerçevesinde do¤ru! ele al›nd›¤›nda her fley çözümlenebilecekmifl gibi bir yan›lsama yarat›l›yor. Örne¤in; dinin bir devlet politikas›na dönüfltürüldü¤ü ve ad›na “laiklik” denilerek devlet taraf›ndan bakanl›klar›n oluflturuldu¤u, okullar›n›n devlet eliyle aç›ld›¤› ve dinin kurumsallaflt›r›ld›¤› günümüzde türban›n serbest olmas› ya da yasaklanmas› meselesi üzerinden kad›n›n özgürlük sorunu tart›fl›lmaya çal›fl›l›yor. Oysa dinin kad›n üzerinde yaratm›fl oldu¤u bask›ya karfl› ç›kmakla türban meselesi üzerinden sorunu tart›flmak birbirinden çok farkl› yerlerde durmaktad›r. Benzer bir durum kad›n›n lehine pozitif ayr›mc›l›k meselesine bak›flta da görülmektedir. Demokrasi sorununu tart›flmadan kad›nlar›n lehine pozitif ayr›mc›l›k istemenin, sorunu çözen de¤il sorunun üzerini örten bir politik duruflun göstergesi oldu¤u görmezden gelinerek kad›nlar›n "politik" kimliklere sahip olmas›n›n önünün aç›laca¤› söyleniyor. Yine bu yolla istihdam sorununu 盤 gibi büyütme üzerine kurulu neo-liberal politikalar kesintisiz uygulanmaya devam ederken, çal›flan kad›nlar›n ve kad›nlar›n istihdam sorununun anayasal düzenlemelerle çözümlenebilece¤i öngörülüyor! Neo-liberal politikalara h›z verilerek tüm kamusal alanlar›n özellefltirilerek iflsizli¤i, yoksullu¤u derinlefltiren uygulamalar›n tüm h›z›yla sürdü¤ü koflullarda ordusundan hükümetine, muhalefetine kadar herkesin bu durumun bir parças› oldu¤u düflünüldü¤ünde mevcut Anayasa tart›flmalar›n›n oyunun bir parças› oldu¤u ortadad›r. Ancak daha da önemlisi tüm bu yaflananlara yönelik kad›nlar›n yükselen mücadele dinamizminin kad›n sorununu çözemeyecek k›s›r bir döngüde tüketilmesi, y›prat›lmas› ve ezilen kad›n kitlelerinin sorunlar›na bütünlüklü bir bak›fltan ve mücadele prati¤inden h›zla kopuyor olufludur. Bugünkü devlet gerçekli¤i içerisinde demokrasi diye bir fley yoktur. Zira kelime anlam›nda ço¤unlu¤un yönetimi anlam›na gelen demokrasi, ülkemiz özgülünde ancak ço¤unlu¤un yönetimde olaca¤› Demokratik Halk ‹ktidar› ile ellerimize geçecektir, var olacakt›r. Bugün edilgenlefltirilen ezilen y›¤›nlar›n özneleflmesini amaçlayan bir iktidar mücadelesi, demokrasinin gerçeklefltirilmesinin yegane kofluludur. Milyonlarca emekçi kad›n› bu gerçeklikten koparan politikalar›n gösterdi¤ine de¤il özüne bakarak kendi mücadelemizi yükseltmek, tüm gücümüzü bu amaç için seferber etmek tek ç›kar yoldur. Ancak bafll› bafl›na bu zorunlulu¤u kavramak yetmiyor. Mücadele araçlar›n› do¤ru kavramak ve örgütlü mücadelenin kollar›n› mümkün oldu¤unca geniflleterek yaflam›n her alan›na yaymak ve özellikle genifl kad›n kitlerini mücadelede öznelefltirecek bir örgütsel iflleyifli esas k›lmak gerekmektedir. Bu yönüyle demokratik alanda mücadele yürüten Demokratik Kad›n Hareketi’nin tafl›d›¤› dinamizmi genifl kad›n kitleleriyle buluflturacak ad›mlar atmas› gerekmektedir.


8

8-16 Ekim 2007

PERSPEKT‹F

Birçok devrimci militan ve kadro, sürdürülen devrimci savafl içerisindeki kimi zorluklardan hareketle

bularak dönüfltürülünceye dek. ‹fl bularak dönüfltürülen zorunluluk, yeni bir zorunlulu¤u ve yeni bir yaflam içerisinde yeni bir plan› koflullar. Bu, helezonik daireler fleklinde geliflip akar. O halde karfl›m›za flöyle bir soru ç›kar; bu helezonik daireler fleklinde geliflip akan fleyler içerisinde yaflam›m›za yön veren bir ilke, bir prensip olmayacak m›? Elbette olacak ve bu ilke, bu prensip sadece ve sadece devrimciliktir, devrimci düflünce ve bu düflünceye paralel geliflen devrimci pratiktir. O halde devrimci hareket içerisinde ne adanm›fl birer flovalye olaca¤›z ne de adanm›fl flovalyelerin etraf›nda dönen, varl›k ile yokluk aras›ndaki bir hiç olaca¤›z.

yapt›¤› ifli ya da yap›lan ifli fedakarl›kla tan›mlayabil-

3- Yaflam› hangi çerçevede

mekte ya da halk›n bu fle-

ve hangi tempoda biçimlendirece¤iz

kilde tan›mlay›fl›na itiraz etmemektedir. Ve bu yanl›fl kavray›fl do¤rultusundaki iç bar›fl›kl›k ve bu bar›fl›kl›¤a paralel geliflen liberalizm, zaman içerisinde devrimci militan ve kadroya kendi gerçekli¤inden ve kendi varoluflundan uzak anlamlar yükleyerek devrimcili¤in ve devrimci savafl›n yanl›fl bir zeminde kavranmas›na neden olabilmektedir. Örne¤in devrimcili¤in ve devrimci savafl›n toplumsal bir zorunluluk oldu¤undan uzaklaflarak, adeta peygamberlerin ya da modern flovalyelerin

E¤er devrim ve devrimcilik toplumsal bir zorunluluk ise, yaflam›, devrimci savafl içerisinde devrimcilik yaparak biçimlendirece¤iz. Bu ise ad› parti ya da örgüt olan bir teflkilat içerisinde yaflamay› zorunlu k›lar. Dolay›s›yla yaflam›m›z bir örgüt içerisinde, bir örgütün s›n›rlar› içerisinde ve s›n›f mücadelesinin ihtiyaçlar›na cevap olacak bir tempoda olmak durumundad›r. Örgütün mekanizmas›n› kilitleyen bir yaflam ve s›n›f mücadelesinin ihtiyaçlar›na cevap olamayan bir tempo, çok aç›k, kendili¤indenci ve dolay›s›yla tasfiyeci bir yaflam ve edilgen bir tempodur. Dolay›s›yla kabul edilir bir durum de¤ildir. Devrimcilik ak›l oyunu de¤ildir, zorunlulu¤un dönüfltürülmesi eylemidir. Bu yüzden tempo, örgütün s›n›rlar›n› da zorlar, örgütün geliflimine de h›z verir bir tempo olmak durumundad›r ki, bu durumda, yaflam da mazaret ve gerekçe kabul etmez bir flekilde bu tempoya tabi olmak durumundad›r. Ak›l oyununa indirgenen devrimcilik, bolca yorum yap›p, bolca proje üretebilir ama yap›lan yorumlar ve üretilen projeler do¤rultusunda dönüflüme ortak olamaz. Ortakl›k sa¤layamad›¤› gibi, bu dönüflüm çabas›nda ortaya ç›kan zaafiyetlere dair de fatura ç›karacak sorumlu üretir. Dolay›s›yla yaflam›nda ve temposunda devrimci olamayan bu duruflu, kendili¤indenci ve tasfiyeci olarak tan›mlamak durumunday›z. Ve bugün, esen sa¤ rüzgarlara ve tasfiyeci dalgaya karfl› mücadele bir zorunluluk ise, bu zaafiyetlere karfl› da mücadele ederek yaflam›m›zla ve tempomuzla yeniye dair bir örnek ç›karmak durumunday›z ki, bu örnek, tek tek kadrolarla s›n›rl› bir örnek de¤il, örgüt kültürü ile bir örnek olmal›d›r.

adanm›fll›¤› ve bu adanm›fllar›n savafl› olarak yorum-

4- Sonuç olarak; önce yaflam tarz›m›zda

lanabilmektedir ki, bu kav-

ve çal›flma tempomuzda örnek olmal›y›z

ray›fl, halk›n zihninde oluflturdu¤u etki itibariyle devrimcili¤in ve devrimci savafl›n kitleselleflmesine de engel oluflturabilmektedir

Büyük düflünmeli ve büyük kazanmal›y›z

sahip ç›k›flt›r ki, bu ikincisi de görevin yerine getirilmesi üzerinden ölçülür. Dolay›s›yla devrimci çal›flmada, yaflam tarz›m›z ve çal›flma tempomuz içerisinde fedakarl›k kavram›na yer yoktur. Bir militan ölüyorsa ya da ölmesi gerekiyorsa, fedakarl›¤›ndan de¤il, zorunluluklar› kavrama sorumlulu¤undan ötürü bunu yap›yordur; yoksul köylüler içerisinde yar› aç yar› tok bir vaziyette silah elde dolafl›yor ve yeni bir yaflam infla etmeye çal›fl›yorsa, fedakarl›¤›ndan de¤il, zorunluluklar› kavrama sorumlulu¤undan ötürü bunu yap›yordur; tüm görevleri aras›nda verilmifl bir görev olarak parti yay›nlar›na makale yaz›yorsa, fedakarl›¤›ndan de¤il, zorunluluklar› kavrama sorumlulu¤undan ötürü bunu yap›yordur; eflinden, çocu¤undan ya da ebeveynlerinden ayr›larak profesyonel bir tarzda devrimcilik yap›yorsa, fedekarl›¤›ndan de¤il, zorunlulu¤u kavrama sorumlulu¤undan ve bu sorumlulu¤un önüne ç›kard›¤› görevlerden dolay› yap›yordur... Örnekleri ço¤altmak mümkün ama gerek yok. Zira amac›m›z, örnek ço¤altmak de¤il, sorunu kavramakt›r.

2- Zorunlulu¤u kavrama sorumlulu¤u yaflam› biçimlendirmeyi koflullar 1- Fedakarl›k de¤il, sorumluluk ve sorumlulukla yerine getirilmifl görev Devrimci çal›flmada bazen literatüre dönerek devrimci camia içerisinde kullan›lan baz› kavramlar› incelemek bir zorunluluktur. Zira, literatürdeki kimi kavramlar zihnimizi ele verdi¤i gibi, zihnimizi de kuflatmaya alabilmektedir. Dolay›s›yla yanl›fl ve yersiz kullan›lan kavramlar› literatürden ay›klayarak kültürün biçimlenifline daha do¤ru bir flekilde hizmet etmek durumunday›z. Bu yüzden ele alaca¤›m›z konu aç›s›ndan düzeltilmesi ihtiyaç olan bir kavramdan ya da kavray›fltan bafllamak istiyoruz. Nedir bu kavram ve kavray›fl? Fedekarl›k. Birçok devrimci militan ve kadro, sürdürülen devrimci savafl içerisindeki kimi zorluklardan hareketle yapt›¤› ifli ya da yap›lan ifli fedakarl›kla tan›mlayabilmekte ya da halk›n bu flekilde tan›mlay›fl›na itiraz etmemektedir. Ve bu yanl›fl kavray›fl do¤rultusundaki iç bar›fl›kl›k ve bu bar›fl›kl›¤a paralel geliflen liberalizm, zaman içerisinde dev-

rimci militan ve kadroya kendi gerçekli¤inden ve kendi varoluflundan uzak anlamlar yükleyerek devrimcili¤in ve devrimci savafl›n yanl›fl bir zeminde kavranmas›na neden olabilmektedir. Örne¤in devrimcili¤in ve devrimci savafl›n toplumsal bir zorunluluk oldu¤undan uzaklaflarak, adeta peygamberlerin ya da modern flovalyelerin adanm›fll›¤› ve bu adanm›fllar›n savafl› olarak yorumlanabilmektedir ki, bu kavray›fl, halk›n zihninde oluflturdu¤u etki itibariyle devrimcili¤in ve devrimci savafl›n kitleselleflmesine de engel oluflturabilmektedir. Çünkü, toplumsal zorunluluk gerçe¤inden uzaklafl›larak bu flekilde tarif edilen ve alg›lanan devrimcilik, s›radan insanlar›n yapaca¤› bir fley olarak kavranam›yor ve halk›n bir özne olarak devrimcileflmesinde zihinsel bir engel teflkil ediyor. Oysa toplumsal zorunluluklar›n sonucu olarak tarif edilen bir devrimcilik, devrimci militan›n ve kadronun yapt›klar›n› da fedakarl›k fleklinde de¤il, sorumluluk ve sorumlulukla yerine getirilmifl bir görev olarak kabul eder. Bu yüzden yaflam›m›z› biçimlendirip, çal›flma tempomumuza yön verirken ölçümüz fedakarl›k de¤il, sorumluluk ve sorumlulu¤a

Evet, zorunlulu¤u kavrama sorumlulu¤u yaflam› biçimlendirmeyi koflullar. Çünkü her kavranan zorunluluk bir de¤iflim yaratmay›, bir dönüflüm yaratmay› koflullar ki, bu, bireyin kendisinde bir de¤iflim ve dönüflüm yaratmas›yla mümkün olur. Örne¤in iflsiz birini, geçimi için ifl bulmas› gereken bir iflsizi düflünelim. ‹fl bulmak, bulundu¤u pozisyon ve ihtiyaçlar› do¤rultusunda ortaya ç›kan bir zorunluluktur. Bu zorunluluk kavranm›flsa yap›lmas› gereken yak›nmak de¤il, ifl aramakt›r. Yani bu zorunluluk, ifl arama yönünde bir sorumluluk ve görev ç›karm›flt›r. Art›k iflsiz zamanlar›n yaratt›¤› aylakl›kla gezinmeye ve kafl›nmaya hakk› yoktur. Bu hakk› kendinde buldu¤u taktirde, sorumluluk ve görev geriye itilmifl ve dolay›s›yla zorunluluk eski yaflam al›flkanl›klar›na kurban edilmifl demektir. Oysa zorunlulu¤un yaratt›¤› sorumlulu¤a ve göreve sahip ç›k›lm›fl ise, yak›nmaktan ve kafl›nmaktan ibaret olan dünkü yaflam› geriye iterek, ifl ilanlar›na, ifl ilanlar›ndaki adreslere ve telefonlara bakan, bakma çabas›nda olan ve gününü buna göre programlayan yeni bir yaflam öne ç›kar›lmak durumundad›r. Ta ki, ifl ihtiyac›ndan do¤an zorunluluk, ifl

Lenin, bir avuç kadro ile Rusya’n›n alt›n› üstüne getirece¤ini söylüyordu. Bunu söylerken ham hayaller kurmad›¤›n› 1917’de alt üst olan Rusya ile gördük. Bunu neye dayanarak söyledi Lenin? Sadece say›sal bir ifade olarak m› söyledi, yoksa bu say›sal ifadeye yüklenmifl bir nitelikle mi? Aç›kt›r ki ikincisiyle. O halde bu ikincisi, nas›l bir nitelikti.? Yapt›¤›n› fedakarl›k olarak addeden ya da h›mb›lca yorumlar› Marksizm olarak telakki eden bir kadro niteli¤i miydi, yoksa, zorunluluklar› kavrayarak dönüfltürme sorumlulu¤uyla hareket eden atak, çevik, zeki ve hata yapmaktan sak›nmayacak ve korkmayacak kadar da cüretli ve tüm bu özelliklerinden dolay› da devrimci bir kadro niteli¤i miydi? Aç›kt›r ki ikincisi. O halde ister devrimci iktidar çizgisinde en modern örgüt olan partide de olsa, bu partinin öncülü¤ünde halk içerisinde yer edinmifl bir kitle örgütünde de olsa, yaflam tarz›m›zla ve çal›flma tempomuzla ihtiyaca cevap verir bir örnek olmal›y›z ki, yeniye dair fleyleri bir örgüt kültürü olarak halka sunabilelim. Bu gerici sisteme ve devlete karfl› Kaypakkaya gibi diri olunmas› ve mücadele edilmesi gerekti¤ini söylüyor ama buna uygun bir durufl sergileyemiyor isek, yaflam›n› ortaya koyan bu önderin sorumluluklar›n› kavray›fl›na tezat bir flekilde bir dersten kalmay› bile göze alam›yorsak, komünist partisinin kadro ihtiyac›na cevap olma sorumlulu¤unu ne kadar yerine getiriyoruzdur. Elbette ki, ayn› halk önderinin derslerinde baflar›l› olma sorumlulu¤unu kavramak gerekiyor ama bu halk önderlerinin, zorunluluk dayatt›¤›nda zorunlulu¤u dönüfltürme sorumlulu¤u ile özel bir fedakarl›k yapmaks›z›n göreve sar›ld›klar›n› gözden ›rak tutmamak gerekir. Farazi bir örnek verdik ama etraf›m›za bakt›¤›m›zda fevri davran›fllar düzeyinde de olsa bu farazileri somutlamak mümkün de¤il midir? Mümkündür. Ya da örgütsel çal›flmalardan bir örnek verelim, tarih bu noktada deneyimdir; yeri geldi¤inde etraf›ndaki hiçbir kadroyu be¤enmeyerek ‘yüzde yüz do¤ru’ de¤erlendirmeler yaparken, devrimci savafl için ihtiyaç olan kadro üretimi do¤rultusunda varolan parti kitlesi ile kaynaflma çabas› gösterilmez ise, bu, yaflam tarz› ve çal›flma temposu olarak ne denli komünist bir tutum olabilir. E¤er devrimcilik toplumsal çeliflkilerin yaratt›¤› bir zorunluluk ise, bu zorunlulu¤a karfl› sorumluluk tafl›maktan uzak hiçbir yaflam tarz› ve çal›flma temposu komünist de¤ildir; tasfiyecidir. Ve bugün gelinen aflamada, partinin ortaya koydu¤u görevler ve bu görevlerin icras› için sundu¤u perspektifler do¤rultusunda yaflam tarz› ve çal›flma temposundan hareketle bir kadro de¤erlendirmesi yapmak durumunday›z ki, bu, sadece ve sadece parti ile s›n›rl› kalmay› de¤il, tüm parti örgütlerini ve tüm örgütlerin kadrolar›n› bir bütün gözden geçirmeyi zorunlu k›lar. Bu zorunluluk do¤rultusunda her kurum bünyesinde kapsaml› birer kadro de¤erlendirmesi yapmak ve bu de¤erlendirmeler do¤rultusunda kadrolar› yeniden biçimlendirirek örgütlere yön vermek gibi bir görevle karfl› karfl›yay›z. Dönemin siyasal görevleri omuzlan›rken, bu örgütsel görevler için de bugünden yar›na haz›rl›klar yap›lmak durumundad›r. Bu de¤erlendirmelerin hareket noktas›, yaflam tarz›m›z ve çal›flma tempomuzdur. Haz›rlanarak sonuçlar ç›karmaya ve bu sonuçlar do¤rultusunda yaflam› ve tempoyu yeniden biçimlendirmeye çal›flal›m.


9

GENÇL‹K

8-16 Ekim 2007

Tecrit s›n›flar›na karfl› kravatlar›n› yakt›lar

GENÇ YORUM Sinan ÇAKIRO⁄LU Yazar›m›z›n yaz›s› elimize ulaflmad›¤›ndan yay›mlayam›yoruz

Üniversite har(a)çlar› yine artt› Üniversite ö¤rencilerinden katk› pay› ad› alt›nda al›nan har(a)çlara yüzde befl oran›nda zam yap›ld›. En yüksek har(a)c› 508 YTL ile t›p fakültesi ö¤rencileri ödeyecek. Üniversite ö¤rencilerinin 2007-2008 ö¤retim y›l›nda ödeyece¤i har(a)çlara yap›lan yüzde befl oran›ndaki zam 25 Eylül’de Resmi Gazete’de yay›mlanarak, 31 Temmuz 2007 tarihinden geçerli olmak üzere yürürlü¤e girdi. Son zamla birlikte har(a)çlar t›p fakültelerinde 508 YTL, difl hekimli¤i ve eczac›l›k fakültelerinde 424 YTL, veteriner fakültelerinde 331 YTL, t›bbi biyolojik bilimler ve fizik tedavi ve rehabilitasyon programlar›, teknik e¤itim fakülteleri 242 YTL, mühendislik, mimarl›k, mühendislik-mimarl›k, inflaat, makine, maden, elektrik-elektronik, kimya metalürji, mühendislik ve teknik, uçak ve uzay bilimleri, ziraat ve orman fakülteleri 332 YTL, gemi inflaat ve deniz bilimleri, su ürünleri, denizcilik, tekstil teknik ve tasar›m, sanat ve tasar›m, güzel sanatlar fakülteleri 272 YTL, fen, fen-edebiyat (fen program›), Dil ve Tarih-Co¤rafya, ilahiyat, e¤itim, mesleki e¤itim, sa¤l›k e¤itim, endüstriyel sanat e¤itim, ticaret- turizm e¤itimi, mesleki yayg›n e¤itim, e¤itim bilimleri, edebiyat, iletiflim bilimleri ve iletiflim fakülteleri 244 YTL, hukuk, iktisat, iflletme, siyasal bilgiler, iktisadi ve idari bilimler 269 YTL oldu. Yüksekokullar içinde de en fazla harç pay› devlet konservatuar›, sivil havac›l›k ve yabanc› diller yüksekokulu ö¤rencileri ödeyecek. Harç paylar› devlet konservatuarlar›nda 505 YTL'ye, sivil havac›l›k ve yabanc› diller yüksekokullar›nda 403 YTL'ye yükseltildi.

K

endilerine ‘Tecrit S›n›f› Ma¤durlar›’ ad›n› veren bir grup liseli, liselerin 4 y›la ç›kar›lmas›ndan sonra, s›n›fta kalan ö¤rencilerin kendi

Anadolu Üniversitesi'nde alternatif aç›l›fl flenli¤i

okullar›ndan al›n›p okullardaki birleflik s›n›flara gönderilmesi uygulamas›na karfl› ç›karak, kravatlar›n› yakt›.

Eskiflehir Anadolu Üniversitesi ö¤rencileri 4 Ekim Perflembe günü Yunusemre Kampüsü'nde "Üniversitenize hofl (mu) geldiniz" bafll›¤› alt›nda alternatif bir aç›l›fl flenli¤i düzenlediler. Ünversite ö¤rencilerinin ÖSS ile üç saate s›¤d›rd›klar› yaflam planlar›n›n sistemin yaratmak istedi¤i insan modelini haz›rlamakta ilk ad›m oldu¤u vurgulanan flenlikte, üniversite ö¤renimi için verilen har(a)çlara, üniversitelerde sermayenin istedi¤i üzere yap›lan özellefltirmelere, polis-idare-sermaye iflbirli¤ine dikkat çekildi.

‹stanbul’da bulunan Kadir Has, Burak Bora, Befliktafl, Atatürk ve Kabatafl Anadolu liselerinden bir grup ö¤renci, 28 Eylül günü gerçeklefltirdikleri eylemde s›n›fta kalan ö¤rencilerin toplan›p ayn› s›n›fa konulmas›n›n tecrit uygulamas› oldu¤unu belirterek, uygulaman›n eflitsizlik yarataca¤›n› söylediler. ‘Tecrit s›n›flar›na hay›r, e¤itim hakk›m›z› istiyoruz’ yaz›l› pankart açan ö¤renciler ad›na konuflan Deniz Küçükbumin, tecrit s›n›flar›nda tembel ö¤renci muamelesi gördüklerini, uygulaman›n ö¤renciler aras›nda eflitsizlik yaratt›¤›n› ve böylece e¤itim haklar›n›n engellendi¤ini belirterek, “Bizler tecrit s›n›flar›nda okumaya çal›flan ö¤renciler olarak bu s›n›flarda, s›n›fta b›rak›lan arkadafllar›m›z›n sorumlu geçmesini ve yeni tecrit s›n›flar›n›n aç›lmamas›n› Milli E¤itim Bakanl›¤›'ndan talep ediyoruz. Taleplerimizin karfl›lanmas› için okullar›m›zda imza toplayarak mücadelemize devam edece¤iz” fleklinde konufltu. Aç›klaman›n ard›ndan boyunlar›ndaki kravatlar› ç›kararak atefle veren ö¤renciler tecrit s›n›flar›n› protesto ettiler.

Ö¤renciler, "Üniversitelerin bugünkü misyonu; düflünen, sorgulayan ve araflt›ran insanlar yetifltirmek de¤il; araflt›ran, düflünen, sorgulayan bir gençlik bu sistemin ç›karlar› için tehlikelidir" diyerek, yarat›lmak istenen tek tip insan modeline karfl›, araflt›ran, sorgulayan bir insan yaratmak için mücadele ça¤r›s› yapt›lar. DGH, SGD, SDG, Gençlik Derne¤i, Mücadele Birli¤i, Odak, DPG ve ÖDP'li ö¤rencilerin düzenledi¤i flenlik halaylarla sona erdi.

E¤itim-Sen üniversite sorunlar›na dikkat çekti

Üniversite k›fllaya tafl›nd› ‹nönü Üniversitesi kampüsünde bulunan Battalgazi, Yak›nca ve Akçada¤ meslek yüksek okullar›, okullar›n aç›lmas›na birkaç gün kala askeri k›fllaya tafl›nd›. Hiçbir tadilat yap›lmadan ve askerler k›flladan boflalt›lmadan askeriyenin yatakhanesi ö¤rencilere s›n›f yap›ld›. Yollar›n patika olmas›, tuvalet ve lavabolar›n kirli olmas› ö¤rencileri zor bir yaflam sürmeye zorluyor. Askeri k›fllada ders görmek istemeyen ö¤renciler, imza kampanyas› bafllatarak kampüse dönülmesi talebinde bulundular. Ö¤renciler okula yeni bafllayan ö¤rencilere okullar›n›n kampüste oldu¤u söylenerek ö¤rencilerin kand›r›ld›¤›n› belirtiyorlar. Sa¤l›k, beslenme, ulafl›m vb birçok sorunun oldu¤u k›fllada yöneticiler sorunlar›n çözümü için hiçbir ad›m atm›yorlar.

E

¤itim-Sen Üniversiteler fiubesi, AKP hükümetinin politikalar›n›n üniversiteleri piyasaya ba¤›ml› k›ld›¤›n› aç›klayarak hükümetin bu tavr›ndan vazgeçmesini istedi. E¤itim-Sen ‹stanbul 6 No'lu Üniversiteler fiubesi, üniversitelerin yeni ö¤retim y›l›nda yaflanan sorunlara dikkat çekmek amac›yla bas›n aç›klamas› yapt›. ‹stanbul Üniversitesi ana kap›s› önünde bir araya gelen E¤itim-Sen üyesi ö¤retmenler "Sefalet ücretine son" yaz›l› pankart açarak, "Kurtulufl yok tek bafl›na, ya hep beraber ya hiç birimiz" sloganlar›n› att›. ‹stanbul Üniversitesi araflt›rma görevlisi Eylem Özdemir grup ad›na aç›klama yaparak, üniversitelerin yaflad›¤› sorunlar›n büyük ço¤unlu¤unun maddi olanaks›zl›klardan ziyade yüksekö¤retime dair benimsenen

siyasal politikalar›n sonucu oldu¤unu söyledi. Son anayasa tart›flmalar›nda üniversitelerin art›k sermaye s›n›f›n›n farkl› fraksiyonlar› aras›ndaki k›yakç› kavgas›n›n aktörü ve zemini haline geldi¤ine dikkat çeken Özdemir, "Bu arada heder olan; bilimsel, özerk, demokratik üniversiteler idealidir. Bu ideal kaybedilirse geriye kalan sadece meslek diplomas› veren kurumlar olacakt›r" dedi. Akademik ve idari kadroda görev yapanlar›n yoksulluk s›n›r› civar›nda maafllarla çal›flt›¤›n› kaydeden Özdemir, "Akademik kadrolar›n özellikle alt basmaklar›nda bulunan araflt›rma görevlilerinin gelirleri, b›rak›n bilimsel çal›flmalar›n› sürdürmeyi, kendilerini geçindirmeye dahi elvermeyecek ölçüde düflüktür" diye konufltu. Üniversitelerde sözleflmeli

çal›flma biçimlerinin yayg›nlaflt›¤›na de¤inen Özdemir, "Güvencesiz istihdam biçimleri nas›l ki baflka alanlarda emekçileri disipline ederek iflverenlerin inayetine b›rak›yorsa üniversitelerde de akademik kadrolarda yükseltmelerin daha keyfi hale gelmesine, araflt›rma görevlilerini kifliliksizlefltirerek hocalar›n›n kopyalar› haline gelmesine yol açmaktad›r" dedi. Bilim insanlar›n›n geçinme kayg›s›ndan, hükümetlerin siyasi tercihlerinden ve YÖK boyunduru¤undan özerkleflen üniversitelerin gerçekten özerk üniversite olabilece¤inin alt›n› çizen Özdemir, üniversite çal›flanlar›n›n, ö¤rencilerinin ve akademik kadrolar›n›n örgütlü mücadelesi olmadan özerkli¤i kazanamayaca¤›n› söyledi.

1- AKP’nin haz›rlad›¤› Anayasa Tasla¤›’nda kamu alan›nda ve özellikle üniversitelerde türban›n serbest b›rak›lmas›na iliflkin düzenlemeler hakk›nda hakk›nda ne düflünüyorsunuz?

HALKIN GÖZÜYLE

SORULAR 2- Türban sorununun, ‘laik ve anti-laiklerin’ çat›flmas› gibi gösterilmesi ve bu flekilde tart›fl›lmas›n›n arka plan›nda yatan neden nedir? Türban›n kamu alanlar›nda serbest b›rak›lmas› sizce ne gibi sonuçlar do¤urur?

TÜRBAN MESELES‹

yen takar, isteyen takmaz. Bence okullarda türban›n tak›lmas›n›n kötü bir taraf› yoktur. 2- Bu tart›flma daha önceleri de yap›lm›flt›. Kimileri buna laikli¤i bozar, kimileri ise bozmaz dedi. Bence bozmaz. Devlet dairesinde türban takmak ne gibi bir sorun yaratabilir ki?

Faruk KARAGÖZ Faruk KARAGÖZ

Mustafa EREN yor. Türban›n pek bir sorun do-

1- Türkiye’de türban›n kamusal alanda ve üniversitelerde serbest b›rak›lmas› taraftar›y›m. Her insan›n dinini özgürce yaflayabilmesi ve inanc›n›n gerektirdi¤i fleyleri yerine getirmesine karfl› de¤ilim. Benim bu konudaki mantalitem inanca sayg›, düflünceye özgürlüktür.

¤uraca¤›na inanm›yorum. Tek en-

2- Laiklik ve anti-laiklik teme-

AKP’nin yapt›¤› çal›flma bence

linde yaflanan çat›flmalar bana gö-

diflem türban›n siyasi bask› olarak kullan›l›p, halk aras›nda bir kutuplaflma yaratmas›d›r.

Mustafa EREN 1- Türban›n serbest b›rak›lmas›

gerekti¤ini

düflünüyorum.

güzel görünüyor.

re bir rantt›r. Bir kesim dini kulla-

2- Çat›flma olmas›n› istemem.

narak, din sömürüsü yaparak, di-

Çat›flmal› ortam›n ülkedeki birlik

¤er kesim de sözde cumhuriyet-

ve beraberli¤i bozdu¤unu düflü-

çi, laik oldu¤unu gösterip halktan

nüyorum. Ben isterim ki nas›l

rant sa¤lamakta. Her iki kesim de

aç›k olan serbestse türbanl› olan

olay› farkl› boyutlara tafl›y›p men-

da serbest olsun. Türban serbest

faatlerinin gerektirdi¤i ifller yap›-

b›rak›l›rsa hiçbir sorun ç›kmaz.

Büflra D. Büflra D.. 1- Tabii ki serbest olmas›n› istiyorum. Mesela seneye üniversiteyi kazand›¤›m zaman türbanl› olarak üniversiteye girmeyi ben de isterim. Yani AKP hükümetinin çal›flmalar›n› destekliyorum. Onlar›n türban konusunda yapt›klar› bana çok mant›kl› geliyor. Türban›n art›k her yerde, özellikle üniversitelerde serbest olmas› çok güzel olur. 2- Bu çat›flman›n kökeninin ne oldu¤unu ben nerden bileyim. Herhalde bir tak›m insanlar›n ç›kartt›klar› problemlerdir. Bizim ülkemizin bafl›ndakiler de kapal› ve kapal›l›¤› isteyen insanlar halbu ki. Bizim ülkemizin d›fl›ndaki bir fleylerden dolay› bu sorunlar

Derya GÜLER oluyor. Bizim d›fl›m›zdaki baz› ülkelerde, mesela Kazakistan’da insanlar türbanla üniversiteye giriyorlar. Neden bizim ülkemizde girilmiyor. Hiçbir sorun olmaz, türban›n sorun olmas›n› zaten ben anlayam›yorum. Türban niye sorun olur, yani insanlar›n giydikleri bluz sorun olmazken türban niye sorun olur. Özgür olmak buysa e¤er biz hiç özgür de¤iliz.

Bediha AKTAfiÇIO⁄LU 2- Bu çat›flman›n kayna¤› Amerika. Biz Müslüman bir ülkeyiz ama sözde öyle. Amerika kendi ç›karlar› do¤rultusunda, yani Hristiyanl›¤› yaymak için böyle olmas›n› istiyor. Müslüman kalmas›n istiyorlar. Müslüman ülkelerin de olmamas›n› istiyorlar, o yüzden kullan›yorlar. E¤er türban› kullanan olursa kamu alanlar›nda türban giyilmesi sorun olur. Ama herkes dinini rahatça yafla-

Derya GÜLER 1- Bence türban serbest olursa çok güzel olur. fiu anda türban takm›yorum. Türbanl› olmamam›n tek nedeni üniversitede sorun olmas›. Ama e¤er öyle bir yasa olursa ben de kapanmay› düflünüyorum.

mak isterse sorun olmaz, çok gü-

Ahmet TUFANLI Anayasaya bunun konmas› demek Atatürk ilke ve inkilaplar›na uygun de¤ildir. Cumhuriyetin en temel ilkelerinden biri laikliktir. Bu yap›lacak olursa halk ayaklan›r.

1- Bence üniversitelerde türban tak›lmamal› ve bu anayasa taraf›ndan yasaklanmal›d›r. Bu, e¤itime dinin kar›flt›r›lmas› demektir ve üniversitelere zarar vereceketir.

2- Bunun arka plan›nda yatan fley laikli¤in ortadan kald›r›larak islami bir devlet kurma çabalar›d›r. Tabii ki bu olamayacakt›r. Devlet dairelerinde türban›n sokulmas› yanl›fl bir durumdur ve kötü sonuçlar do¤uracakt›r.

2- Bu tart›flmalar›n arkas›nda yatan neden insanlar›n kafas›n› kar›flt›rmakt›r. ‹ktdara gelen AKP flimdi istedi¤i gibi yasa haz›rlayacak ve istekleri do¤rultusunda anayasa yapacak. Bu durum hiç de iyi de¤ildir. Halk›n görüflü gözard› ediliyor. Devlet dairelerinde türban›n olmas› sak›ncal›d›r. Oralar resmi kurumlard›r ve bu da laikli¤e zarar verecektir. Bence Türkiye modern bir ülkedir ve modern bir ülkede böyle fleyler olmamal›d›r.

zel olur. Ben türban›n siyasallaflt›r›lmas›na karfl›y›m. Bediha AKTAfiÇIO⁄LU 1- Bence türban›n serbestli¤i anayasaya konulmamal›d›r. Çünkü bu laik bir uygulama de¤ildir.

Merve ‹K‹TELL‹

Ahmet TUFANLI 1- Türban kiflinin iste¤ine ba¤l› bir fleydir. E¤er ki Türkiye özgür bir devlet ise bence türban› da okullarda serbest b›rakmal›d›r. Bu kiflilerin bilece¤i birfleydir. ‹ste-


10

8-16 Ekim 2007

YÖNEL‹M Kaz›m C‹HAN

Devrim ve sosyalizmin güçlerini birlefltirelim

DÜNYA

Bangladefl’te tekstil iflçilerinin direnefli büyüyor

Savafla var, çocuklara yok

Bangladefl’in baflkenti Dhaka’daki binlerce tekstil iflçisinin 22 Eylül Cumartesi gününden bu yana devam eden eylemleri, iflçilerin fabrikalar›n kap›s›na kilit vuruldu¤unu görmelerinin ard›ndan daha da fliddetlendi. Bangladefl’te ülkenin en büyük serbest üretim bölgelerinden birisi olan Dhaka’daki Telgaon Sanayi Bölgesi’ndeki binlerce tekstil iflçisi ücret art›fl› talebiyle sokaklara dökülmüfltü. Gösterinin merkezinde, müflterileri aras›nda ABD Wal-Mart ve ‹ngiltre’deki Primark gibi flirketlerin bulundu¤u Nassa Grup isimli uluslararas› ucuz giysi fabrikas› iflçileri bulunuyor. Nassa fabrikas›nda iflveren iflçilere, geçen y›lki fliddetli iflçi eylemlerinin ard›ndan ayl›k 13 dolar asgari ücret ödemeyi kabul etmiflti. Bangladefl sendikalar› iflverenlerin ço¤unlu¤unu kad›nlar›n oluflturdu¤u ucuz emek sömürüsünü fliddetli eylemlerle protesto ederken, iflverenler maliyetleri düflük tutmak zorunda olduklar›n› öne sürerek, sömürülerini meflrulaflt›rmaya çal›fl›yorlar.

‹flgal, “kadife devrimler” için milyarlarca dolar› gözden ç›kartan Bush yönetimi, ülkedeki dar gelirli ailelerin çocuklar›na sa¤l›k sigortas› sa¤layacak olan bir yasay› sessizce veto etti. Ülkedeki yoksul ailelerin çocuklar›n›n 5 y›ll›k sa¤l›k giderlerinin karfl›lanmas›n› öngören sa¤l›k sigortas› önerisinin toplam maliyetinin 35 milyar dolar oldu¤u ö¤renildi. Önümüzdeki y›l ordusu için 460 milyar dolar ay›racak olan ABD, yoksul çocuklar› kar getirmedikleri için görmüyor!

Maoist komünistler aç›s›ndan parti, s›n›f ve halk›n birli¤i devrim için olmazsa olmaz stratejik silahlard›r. Ciddiyetle üzerinde durdu¤umuz bu mesele bugün ayn› örgütsel saflarda bulunmad›¤›m›z komünistler taraf›ndan ya da dost-devrimci güçler nezdinde yank› bulmuyor diye bunlardan asla vazgeçilemez. Çünkü bahsetti¤imiz birlik, devrim aç›s›ndan stratejik bir görevdir. Ve her dönem somut planlamalarla ele almay› gerektirir. Maoist öncünün bu konudaki yönelimi ›srarla takip edilmeli, devrim için birli¤in önemini görmeyen yanl›fl anlay›fllar içerisinde oportünist uzlaflma de¤il, Maoist birlik bayra¤› yükseltilmelidir. D›fl›m›zdaki komünistler, dost-devrimci s›n›flar ve onlar›n temsilcisi örgütlerle birlikten bahsetti¤imize göre ayr›l›klar da var demektir. Dolay›s›yla bunlar›n tart›fl›lmas› gereklidir. Ancak ayr›l›klar düflmana karfl› politik bir taarruz halinde, birlik temelimizin bilincinde, ayr›l›klar›m›z› da yads›madan birlikte yürümemizin hiçbir durumda engeli olamazlar. Defalarca söyledik; komünist partisi devrim yapmaz, yapamaz. Tarihi yapan kitlelerdir. Komünist partisi kitleleri seferber etmede bir öncü olarak devrimin silah›d›r. Düflman› yenmek için güçlükleri alt etmek, Yeni Demokratik Cumhuriyet, sosyalizm ve komünizme uzanmak için öncünün, s›n›f›n ve halk›n birlefltirilerek harekete geçirilmesi son derece hayati bir görevdir. Bu hayati görevi kavrayamayan kapal› kap›c›l›k siyasetine keskin bir flekilde karfl› durulmal›d›r. Öncünün, s›n›f›n ve halk›n saflar›n›n cesaretle geniflletilmesi ama uygun olmayan tek bir rezaletle dahi birleflilmemesi mücadele edilmesi zaruridir. Kimlerle, nerede nas›l birleflece¤imiz defalarca ifade edilmifltir. Komünist ideoloji, program ve genel siyasal çizgi temelinde komünistlerle birlik, öncünün s›n›f›yla birli¤i ve halk›n devrimci güçlerinin birlefltirilmesi her bir somut dönemde, özgül planlamalar çerçevesinde ele al›nmak durumundad›r. Birlik d›fl›m›zdaki komünistlerin, dost devrimci güçlerin iradelerini, örgütsel ba¤›ms›zl›klar›n› redederek kazan›lamaz. Birlik herkesin mutlak ayn›laflmas› de¤ildir. Bu ne olabilir, ne de buna gerek vard›r. Birlik ayr›lar›n ideolojik, siyasal farkl›l›klar›na sayg› duyarak, dayatmayla de¤il, ulafl›lm›fl irade birli¤indeki bir sentezle kenetlenmek meselesidir. D›fl›m›zdakilerin örgütsel ba¤›ms›zl›¤›n› redederek birlikten sözetmek sadece bir aldatmaca olur. Bir birlik oyunu gösterisi olur. Ba¤›ms›zl›¤› kabul ederken düflmana karfl› mücadele de birlik temelinin mevcudiyeti de flartt›r. Ve bu özenle korunmal›d›r. ‹deoloji, program, genel siyasal çizgi bir süs de¤il, uygulanmas›, kuflan›lmas› gereken bir silaht›r. Örne¤in, program›m›z, yeni demokratik devrimin dost, itici gücü s›n›flar›n›, onlar›n temsilcisi parti ve örgütleri tahlil ediyor, öncünün önüne bunlar› birlefltirme görevi koyuyor. Öncünün halk›n birleflik cephesi konusundaki görüflleri bellidir. Peki, bu bize bugünden halk›n birlefltirilmesi sorumlulu¤unu yüklemiyor mu? ‹flçiler, köylüler, küçük burjuvazi sadece Yeni Demokratik Devrim’in de¤il sosyalizmin de itici güçleridirler. Öncü do¤ru çizgisiyle önderlik görevini yerine getirerek bunlarla birlikte sosyalizmi kuracakt›r. Peki, iflçiler, köylüler ve di¤er emekçi s›n›flar sosyalizmin gücüdür deyip onlar›n ç›karlar›n› temsil eden devrimci örgütleri sosyalist görmemek mümkün mü? Böyle bir mant›k olamaz. Devrimi savunan, emekçilerin iktidar›ndan yana olan devrimci güçler siyasal önderlik çizgileri yanl›fl olsa bile nitelik olarak Yeni Demokratik Devrim ve sosyalizmin güçleridirler. Yanl›fl çizgileri itibariyle bu hedefe götürmeyen gerçeklikleri onlar› devrim ve sosyalizmin gücü olma niteli¤inden ç›karmaz. Dolay›s›yla bu güçlerle devrim için birlik meselesi basit bir anlaflma, taktik bir eylem birli¤i meselesi de¤il stratejik bir görevdir. Bunlar yar›nki halk iktidar›m›z›n ya da sosyalist devletin de müttefikleridirler. Bugünden bunlarla birleflme meselesine s›rt dönen, dirsekleyen yar›n ne yapar? Ne yapmaz ki... Bugün, farkl› fikirler yüzünden biribirlerine fliddet bile uygulamaktan çekinmeyen, birbirlerine düflmanlaflan, parti ve halk saflar›nda iki çizgi mücadelesini b›rakal›m, karalama, damgalama fliddetle ezilmesi gereken bir mesele olarak ele alan pratiklerin nedeni devrim ve komünizm amac›na yabanc›laflma, emekçilerin iktidar bilincinden uzaklaflma, çete ideolojisine teslim olmakla alakal›d›r. Program ve genel çizgiyi içsellefltirilmemifl sloganlar›n tekrar› biçiminde ele almak asla kimseyi devrime götürmez. Grup ve çete ideolojisine götürür. Bu gerici bencil düflünüfl tarz› gö¤üslenip süpürülüp at›lmal›d›r. Halk saflar›nda hiçbir düflmanl›¤a hiçbir mazeret kabul edilmemelidir. Devrimci örgüttür, devrimcidir diye halk›n saflar›na burjuva pisli¤inin bulaflt›r›lmas›na asla müsamaha edilmemelidir. Devrim için büyük bir birlik kültürü yaratmak, grupçulu¤u kuflatarak y›kmak zorunday›z. Birlik siyasetimiz devrimin bilimsel kavran›fl›na ulaflamam›fl grupçuluk ekseninde salvocu at›fllara hedef olabilir. Ve birlefltirmek istediklerimiz bu siyasetimize dudak bükebilirler. Ancak siyasetimizden asla vazgeçmemeliyiz. Birlefltirmek istediklerimizin hepsini bir seferde birlefltiremeyebiliriz. Bu noktada da eflitsizlikler olacakt›r. Haz›r olanlarla sorumlulu¤u üstlenmek durumunday›z. Meseleyi genel bir söylemden ç›kar›p pratiklefltirmek durumunday›z. Ertelemecili¤e son! Siz yar›n proletarya iktidar›m›z›n müttefiklerisiniz dediklerimizle bugün kitle örgütlerinde dahi birleflemiyorsak bu söylemin bir de¤eri olabilir mi? Bugünden halk saflar›nda iki çizgi mücadelesine tahammülsüz, fliddetçi kültürle bir anlaflma çizgisi halk için yar›n› kurabilir mi? Siyasi, askeri, yasal ve yasad›fl› her alanda devrimci güçlerin birbirlerinin ba¤›ms›zl›¤›na sayg› temelinde düflmana karfl›, düflman› alt etme ve kazanma azmi zemininde birleflebilmeleri için yeterince ortak bir irade var. Bunu engelleyen, eski toplumun, eski kültürün geleneksel siyaset tarz›d›r. Bencilliktir, kariyerizmdir. Bunu engelleyen düflman›n böl, yönet politikas›d›r. Bunlara meydan okuyacak m›y›z? Okumal›y›z. Devrimin görevleri d›fl›nda hiçbir örgütsel dayatma ortaya koymadan halk›n devrimci güçlerinin her alanda birlefltirilmesi sorumlulu¤unu her bir kadro, militan, aktivist ve tüm Maoist kollektif üstlenmek durumundad›r. Yanl›fl çizgilerle ideolojik mücadele görevini d›fllayarak de¤il birlik ve mücadele perspektifiyle bu görev ele al›nmay› gerektirir. Devrimi yapacak da yönetecek olan da ezilenlerdir. Devrim az›nl›k bir kahramanlar toplulu¤unun iyi tasarlanm›fl bir komplosu de¤il ezilenlerin iflidir. Öyleyse, bu iflin sahiplerini seferber etme sorumlulu¤unu daha derinden duymal›y›z. Çok aç›kça söyleyelim ki düzen içi aray›fllar içinde bulunmayan, ondan icazet almayan, siyasal iktidar›n devrimci zor ile ele geçirilmesi perspektifine sahip olan, emekçi kitlelerin ç›karlar›n› savunan devrim ve sosyalizmden yana olan güçler sosyalizmin güçleridirler. Bunlarla sadece bu veya flu yürüyüfl için de¤il, siyasi ve ideolojik çizgimizi asla pazarl›k konusu yapmayan uzun vadeli birlikler ve buna hizmet edecek pratik ad›mlar için seferber olmak devrimin acil ihtiyac›d›r. Birlik, mücadele, zafer! Devrimin gerekliliklerini anlarsak ve iktidar bilinciyle kuflan›rsak bunlar› anlamak da zor.

Maoistler monarfliyi kald›rmakta kararl› Parlamenter politik partilerin monarfliyi (krall›k) kald›rmak noktas›nda isteksiz davranmalar› ve ifli a¤›rdan alarak monarflinin oldu¤u bir ortamda seçimleri gerçeklefltirmek istemeleri, öte yandan kral ve onun yandafllar› ile dirsek temas›nda bulunarak NKP(M)’yi egale etmeye dönük oyunlar› üzerine parlamentodan çekilen Maoistlerin, monarflinin kald›r›lmas› talebi ile bafllatt›klar› eylemler sürüyor. Ülkenin do¤usunda, Madeshi Janadhikar Forum’u taraf›ndan yap›lan genel grev ça¤r›s› ile bafllat›lan ifl b›rakma eylemi, bölgede hayat› durdururken, Forum’u oluflturan örgütler grevin uzat›labilece¤ini duyurdular. Forum’un bilefleni olan az›nl›k milliyetler, seçimlerden önce monarflinin kald›r›larak cumhuriyet rejiminin ilan edilmesini istediklerini belirtiyor. Maoistlerin ça¤r›s› ile ö¤retmenlerin ülke genelinde bir gün boyunca ifl b›rakma eylemi yapmas› sonu-

cu okullar kapal› kald›. Cumhuriyetçi E¤itim Forumu’nun “Tebeflirlerimizi b›rakal›m” fliar› ile okullarda bafllatt›¤› greve ö¤rencilerin ezici kesimi de destek verirken, ülke genelini etkisi alt›na alan okul eylemlerinin önümüzdeki günlerde farkl› biçimlerde sürdürülece¤i duyuruldu. Okullardaki monarfli karfl›t› eylemlere aktif olarak kat›lan NKP(M) önderli¤indeki Genç Komünistler Ligi (YCL) ülkenin birçok yerinde hükümet ve monarfli karfl›t› kitlesel eylemler düzenliyor. NKP(M)’nin parlamentodan çekilmesinin hemen ertesi günü baflkent Katmandu’da bafllatt›¤› kitlesel eylemler serisi de büyüyerek devam ediyor. 30 Eylül günü Katmandu’da bir araya gelen on binlerce kifli hükümetten monarflinin kald›r›lmas›n› NKP(M) ile birlikte hareket etmesini isteyerek, monarflinin kald›r›lmas›n› istemeyenlerin de onunla birlikte y›k›laca¤› mesaj› verdiler.

NKP(M) ile NKP(MLM) birleflti iddias› Nepal gazeteleri, Nepal Komünist Partisi (Maoist) ve Nepal Komünist Partisi (MLM) aras›nda birlik görüflmelerinin bafllad›¤›n› duyurdular. Bu görüflmelerle birlikte Nepal’deki politik geliflmelerin önümüzdeki günlerde h›z kazanaca¤›n› belirten gazeteler, iki partinin merkez komiteleri aras›ndaki görüflmenin Katmandu’da, NKP(M) önderlerinden Prachanda, Dr. Baburam Bhattarai, Mohan Vaidya (Kiran), Pokhrel ve Anata’n›n kat›l›m› ile gerçekleflti¤ine yer verdiler. NKP(MLM)’nin, partinin baflkan› Krishna Das Shrestha ve Nand Kumar Prasain önderli¤inde kat›ld›klar› toplant›da birlik karar› ald›klar›n› duyuran gazeteler, iki partinin bu görüflmeleri ve birlik karar›n› Katmandu’da düzenlenecek kitlesel bir miting ile aç›klamay› tasarlad›klar›n› yazd›lar.

Irak’ta eski bir oyun: Böl-parçala-yönet ABD’nin uzun süredir haz›rl›klar›n› yapt›¤›; Irak’›n tek devlet çat›s› alt›nda gevflek bir federatif yap› içinde 3 parçaya ayr›lmas›n› öngören tasar› Senato’da ezici ço¤unlukla kabul edildi. Buna göre Irak; fiii, Kürt ve Sünni bölgelerine ayr›lacak “Dünyan›n sözde ‘ç›karlar›n›n’ tehdit alt›nda olmad›¤› bir köflesi olmam›flt›r. E¤er Roma’n›n ç›karlar› tehdit alt›nda de¤ilse, bir müttefikinin ç›karlar› tehdit alt›ndad›r ve E¤er Roma’n›n bir müttefiki yoksa; bir tane icat edilir. E¤er mümkün olan tüm imkânlarla böylesi bir ‘ç›kar’ icat edilemezse, o zaman ulusal onurun hakarete u¤rad›¤› iddia edilir. [Roma’da] kavga her zaman meflruiyet zeminine bina edilir. Roma her zaman niyeti bozuk komflular›nca sald›r›ya u¤ram›flt›r… düflmanlar›n ve sald›rganl›¤›n mekân› haline gelmifl bütün yeryüzünü korumak Roma’n›n tabii vazifesidir.” (Joseph Schumpeter, Emperyalizm ve Toplumsal S›n›flar, 1919) Roma gibi dünyan›n imparatorlu¤una soyunan ABD’nin, gerek do¤rudan, gerekse de stratejik uflaklar› üzerinden dolayl› olarak kendisinin ç›karlar›n› tehdit eden Saddam Hüseyin yönetimindeki Irak’ta gerçeklefltirdi¤i iflgalin yeni bir evresine girildi¤inin sinyalleri art›k güçlü bir flekilde duyulmaya bafllad›. Güllerle karfl›lamas›n› bekledikleri Irak halk›n›n, direnen evlatlar›n›n kurflunlar›na hedef olan ABD –ki bunu kendisi de biliyordu- flu s›ralar Irak’taki askerlerini çekip çekmemeyi tart›fl›yor. Dahas› bir hamle mahiyetinde Irak’a birkaç ay evvel gönderilen 30 bin ek askerin Irak’tan çekilmesi tasar›s› onaylanarak yürürlü¤e girdi ve ABD Baflkan› Bush, çerçevesini net çizmemekle birlikte- Irak’taki askerlerini çekeceklerini duyurdu. Yine ABD’nin “sad›k dostu” ‹ngiltere’nin Irak’ta bulunan 5 bin askerinin yar›s›n› Kuveyt’te infla edece¤i bir askeri üsse çekmeyi planlad›¤›na dair tart›flma ve bilgiler ‹ngiliz bas›n›nda flu s›ralar s›k s›k haber malzemesi oluyor. Gerek ABD’nin Irak’taki temsilcilerinin, gerekse de ona yak›n kurulufllar›n Irak, Irak’›n gelece¤i ve Ortado¤u üzerine haz›rlad›klar› raporlarla da çekilme üzerine bina edilmifl yeni sürecin yolu döfleniyor gibi görünüyor. Tüm bu geliflmeler ve ortaya at›lan tart›flmalar

Irak’tan çekilmenin ard›ndan ülkede yürürlü¤e sokulacak yeni emperyalist politikalar›n ne olaca¤› hususunda bilinçlerde soru iflaretleri yarat›rken, sorulara beklenen yan›t ABD Senatosu’ndan geldi. 27 Eylül günü toplanan ABD Senatosu, Irak’›n tek devlet çat›s› alt›nda gevflek bir federatif yap› içinde 3 parçaya ayr›lmas›n› öngören bir tasar›y› ezici ço¤unlukla kabul etti¤ini duyurdu. 23’e karfl› 75 oyla kabul edilen tasar›da Irak’›n fiii, Sünni ve Kürt federatif bölgelerine ayr›lmas›n›, ancak petrol gelirlerinin –ki ABD’nin temel ilgi odaklar›ndan biri- ABD denetimindeki merkezi Irak yönetiminin –Ba¤dat yönetimi- denetiminde tutulmas›n› öngörüyor. “Irak hükümetinin iste¤i ile oraday›z”, “Irak hükümeti isterse …” gibi aç›klamalar Irak’taki yönetimin ve Irak devletinin ba¤›ms›z bir devlet oldu¤u masal›n› dillere pelesenk edilen ABD’nin onaylad›¤› bu tasar› dahi, Irak’›n emperyalist ABD taraf›ndan flekillendirilen ve yönetilen bir sömürge ülke oldu¤unu gösterir mahiyette… Elbette bu var›lmas› gereken sonucun sadece ilk ad›m›. Bu varg›n›n ikinci en önemli ad›m›n› ise ABD’nin Irak’› iflgalinin nedenleri oluflturuyor, ki, ilk varg›n›n bizleri götürece¤i yer, ABD’nin Irak’› petrol ve Ortado¤u’nun egemenli¤ini ele geçirme ve böylelikle dünya imparatorlu¤unu sürdürme, ömrünü uzatma amaçl› iflgal etti¤i olacakt›r. ‹flte bu da bizim ikinci ve temel varg›m›z olarak önümüzde durmaktad›r.

“Böl-parçala-yönet”: Klifle de¤il, emperyalist politikan›n gerçekli¤i “Hiçbir fley zor de¤ildir, yaln›z onu ufak parçalara bölmesini bilelim” (Henry Ford) ‹flgalin akabinde Irak’ta patlak veren direnifl sonras›nda ülkede bir biri ard›na gerçekleflen ve sivil halk› hedef alan bombal› sald›r›lar, asl›nda Irak’ta yarat›lacak üçlü bir yap›lanman›n ilk iflaretleri niteli¤indeydi. Zira bu sald›r›lar ile ülkedeki farkl› etnik

yap›lar birbirine karfl› k›flk›rt›l›yor ve ülkede etnik yap›ya dayal› bir bölünmenin çok yönlü zemini haz›rlan›yordu. Tasar› ile birlikte bugüne dek gayr› resmi olarak dillendirilen ve birçok kesim taraf›ndan tart›fl›lan Bölünme ilk kez resmen tart›fl›l›r duruma geldi. Kuflkusuz ki bu bölünme ABD’nin Irak’› daha rahat yutmas›n› ve hakim olmas›n› sa¤layacak. Ve görünen o ki, ABD’deki iki kanat aras›nda (neo-conlar ile “demokrat”lar) süren mücadele sonras›nda biçimlenecek olan yeni ABD yönetiminin Irak’ta federatif bir yap›lanmaya gidebilece¤ine dair “koku”lar ‹ngiltere’ye çoktan ulaflm›fl. Ki ‹ngiltere’nin, askerlerini güvenli bir bölgeye çekme ve olas› geliflmelere göre yeniden konumlanmas›na dönük “bekle-gör” eksenli ad›mlar› da buradan ileri geliyor. Ancak yaflanan geliflmeler; ›rkç›l›¤› ile bilinen Nicolas Sarkozy’nin cumhurbaflkan› olmas›n›n ard›ndan ABD ile yak›n temasa geçen Fransa’n›n, ‹ngiltere’nin yarataca¤› bofllu¤u dolduraca¤›na iflaret ediyor. Hat›rlanaca¤› üzere Fransa y›llar sonra Güney Kürdistan (Kuzey Irak) bölgesinde elçilik açaca¤›n› duyurmufl ve Fransa D›fliflleri Bakan› Bernard Koucher Irakl› liderlerle görüflmek üzere Irak’a gitmifl ve Irak’ta görev üstlenmeye haz›r olduklar› mesaj›n› vermiflti. Öte yandan petrol için Irak’ta bulunduklar›n› itiraf etmifl bulunan Avustralya, ABD Irak’tan çekilse dahi kendilerinin Irak’taki iflgalci varl›¤›n›n sürece¤ini Baflbakan John Howard’›n a¤z›ndan resmen duyurdu. Gerek ABD- Fransa-‹ngiltere ve gerekse de Irak’taki fiii-Sünni-Kürt hareketleri cephesinde yaflanan geliflmeler ve Kuzey Irak Federe Kürt Yönetimi Baflkan› Mesut Barzani’nin “Irak bundan böyle tek bir ülke olamaz” sözleri, iflgalci güçlerin “çekilme” hamlelerinin Irak’ta üç “esnek” federatif yap›lanmaya giderek, etnik çat›flmalar yaratarak buray› daha rahat yutmalar›n›n bir ad›m› oldu¤una iflaret ediyor.


8-16 Ekim 2007

ÇEV‹R‹

11

ABD’nin ‹ran’a sald›r›s› gündemde mi? Immanuel Wallerstein* ‹ran manfletlere geri döndü. Neredeyse her gün ABD hükümet yetkililerinin ‹ran’›n kabahatlerini anlatan ve alt metninde askeri seçene¤in çok yak›n oldu¤unu okuyabilece¤imiz aç›klamalar›n› iflitiyoruz. ABD hava ve deniz güçlerinin sald›r›ya yo¤unlaflan haz›rl›klar›n› okuyoruz.. Blogosfer böyle bir sald›r›y› protesto eden mesajlarla dolu. Sald›r› gerçekleflmek üzere mi? Gerçekleflmesi “rasyonel” mi? Rasyonellik kiflinin amaçlar›na göre de¤iflir. Öyleyse ilk olarak bu sald›r›y› planlayanlar›n ve bunun yan›nda iktidarda olup da sald›r›ya karfl› ç›kanlar›n amaçlar›n›n neler olabilece¤ini inceleyelim ve gerçekleflmesi halinde sald›r›n›n muhtemel sonuçlar›na bakal›m. Sald›r›n›n iki bafll›ca yandafl› var gibi görünüyor: Baflkan Yard›mc›s› Cheney ve arkadafllar›; halihaz›rdaki ‹srail hükümeti ve müttefikleri. ‹srailliler, ‹ran’›n nükleer silah elde etme yönünde h›zla ilerledi¤ine ve bunun ‹srail devleti için muazzam bir tehlike teflkil etti¤ine inand›klar›n› saklam›yorlar. Birilerinin ‹ran tesislerini bombalamas›n› diliyorlar.

Bunu kendilerinden ziyade Birleflik Devletler’in yapmas›n› ye¤liyorlar. Bunun sebebi; Birleflik Devletler’in kendilerininkinden daha fazla kullan›labilir hava gücü olmas› ve böylesinin ‹srail’e politik olarak daha az zarar verecek olmas›d›r. Ne var ki, bunu Birleflik Devletler’in yapmamas› halinde kendilerinin yapaca¤›n› öne sürerek de göz da¤› veriyorlar. ‹srail’in bak›fl aç›s›na göre bu, 1981’de Irak’ta gerçeklefltirdikleri ve baflar› olarak gördükleri, Osirak nükleer tesisinin bombalanmas›n›n bir tekrar› gibi olacak. Bu amaç ‹srailliler için öyle önemli ki, son olarak kamuoyuna aç›klananlardan, ‹srail’in Birleflik Devletler’i 2002-2003 y›l›nda Irak’tan önce ‹ran’a sald›rmas› konusunda zorlad›¤›n› ö¤reniyoruz. Cheney’in amaçlar› muhtemelen farkl›yd›. Kendisi ve yandafllar› ‹ran’a sald›r›n›n ‹srail’in 1981’deki sald›r›s› gibi baflar›l› olaca¤› konusunda kendilerine nispeten daha az güveniyor olmal›lar. Cheney’in amac› ‹ran’da ne oldu¤undan ziyade Birleflik Devletler’de ne oldu¤uyla ilgili. Cheney muhtemelen ‹ran sald›r›s›n›n 2009’da Cumhuriyetçi beklentileri art›raca¤›n›, Birleflik Devletler içi militarizasyonu gelifltirece¤ini, baflkanl›k makam›n› güçlendirece¤ini ve sivil özgürlükleri daha da zay›flataca¤›n› umuyor. Amaç bu ise, ‹ran’›n dahilindeki s›n›rl› ç›kar, konu d›fl› kal›yor.

Böyle bir sald›r›ya karfl› ç›kacak önemli güçler oldu¤u da ortada. ABD hükümeti içinde neo-con’lar art›k daha az varl›k gösterebiliyor. D›fliflleri Bakan› Condolezza Rice, Savunma Bakan› Robert Gates ve Genelkurmay Baflkan› bunun kötü bir fikir oldu¤u görüflünde. Önemli flirket liderlerinin de böyle düflünmesi büyük olas›l›kt›r ve bu, Hazine Bakan› Henry Paulson’un da muhtemelen karfl› ç›kmas› demektir. ‹ngilizler de dahil olmak üzere, Birleflik Devletler müttefikleri de askeri harekata karfl› görünüyorlar. Irakl› hükümetin de buna karfl› oldu¤u aç›k. Öyleyse Cheney ve ‹sraillilere herkes karfl›. Muhaliflerin muhakemesi büyük ölçüde bir hava sald›r›s›n›n sonuçlar›n›n ne olaca¤›na dayan›yor. ‹lk soru nas›l etkin olabilece¤i. ‹ranl›lar›n Irak’a yap›lm›fl ‹srail hava sald›r›s›ndan ders ald›klar› ortada. Nükleer tesislerini çoklu görünecek flekilde da¤›tt›lar ve yeralt›na yerlefltirdiler. Tesislerle ilgili ABD istihbarat› muhtemelen hayli s›n›rl› ve ABD uçaklar›n›n tüm tesislerin yerini belirleyebilece¤i veya belirleyebildiklerinin tümünü yok edebilece¤i de kesin de¤il. Bunun yan›nda Birleflik Devletler kara kuvveti gönderemezse iflte o zaman askeri bir hezimet yaflan›r fakat zaten gönderemez çünkü elinde yok.

‹kinci olarak, ‹ranl›lar da Irak’ta ya da Afganistan’da, ya da her ikisinde bir flekilde askeri/politik karfl›l›k vermeye girifleceklerdir ki bu da Birleflik Devletler için iyi olmayacak. Afganistan’da Birleflik Devletler ve ‹ran az çok birbirine ba¤l›d›r ve Birleflik Devletler ‹ran’›n buradaki sessiz teyidini bozmas›n› istemez. Üçüncü olarak, bunun Irak’taki etkisini detayl› olarak tahmin etmek ise zordur. Ne var ki, Birleflik Devletler’in zaten zay›f bir konumda oldu¤u Irak’ta, El Maliki hükümetini bu konuda tav›r almaya zorlamas›n› sa¤layamayaca¤› kesin. Bu konuda zorlasa dahi bafll›ca fiii partilerin üstü kapal› olarak bile olsa ‹ran’› destekleyece¤i ortada. Dördüncü olarak, di¤er büyük güçlerin tepkisi en iyi ihtimalle çekingen olur. Bat› Avrupa bunu belki aç›kça söyler fakat bombalamay› alk›fllamayaca¤› kesin. Rusya ve Çin ise muhtemelen bunu aç›klayacak. Ne var ki, birçok sözde ›l›ml› Arap yönetimi ‹ran gücünden ürkebilir. Bir Müslüman ülkeye yap›lm›fl sald›rgan hareketi de alk›fllamaya güçlerinin yetmesi muhtemel görünmüyor. Ciddi miktarda fiii az›nl›¤›n oldu¤u ülkelerde ise hükümetlerin bast›rmakta zorlanaca¤› halk gösterileri ile karfl›lafl›lmas› tehlikesi do¤ar. Son olarak, flu an Kuzey Kore ve Birleflik Devletler aras›ndaki diplomatik müzakereler ‹ran’a ABD bombard›man›n›n ani bir sonucu olarak sallant›ya girebilir çünkü Kuzey Kore’nin bafl›na gelmesinden en korktu¤u fley teyit edilmifl olur. K›sacas› bu, diplomatik kargafla ve Ortado¤u’da daha da yay›lacak fliddet demektir. fiayet bu net bir askeri fayda sa¤lamayacaksa ‹srail’in menfaati de asl›nda çok s›n›rl› olacakt›r. Bu flüphesiz ki ABD hükümetinin içindeki halihaz›rdaki tart›flmalarda da söylenmektedir. ABD hükümeti içinde askeri harekata karfl› olanlar›n tek zay›fl›¤›, harekat yerine tüm önerdiklerinin daha fazla diplomatik çaba gösterilmesi ve daha fazla ekonomik bask› yap›lmas›ndan ibaret olufludur. Cheney hiç kuflkusuz bunun da ifle yaramayaca¤›n› savunuyor. Muhtemelen de hakl›. Bu nedenle Birleflik Devletler’in ‹ran’› bombalamas› “rasyonel” mi? ABD hükümeti aç›s›ndan neredeyse hiç de¤il, hatta ‹srail aç›s›ndan bile de¤il. Temel amaç Birleflik Devletler içindeki politik atmosferi de¤ifltirmekse, bu “rasyonel” addedilebilir fakat bedeli büyük olacakt›r. Dünyada bahsetti¤im tepkilerin en nihayetinde öngördü¤ümden daha sönük olaca¤›n› düflünmeleri nedeniyle, bombalaman›n Birleflik Devletler’in yan›na kâr kalaca¤›n› söyleyen birçok sol görüfllü yorumcu var. Baz›lar› (Cheney ve ‹sraillileri kastederek) çaresiz kiflilerin hareketlerinin benim burada ortaya koydu¤um sonuç analizleriyle k›s›tlanmayaca¤›n› söylüyor. Belki… Fakat bana göre böyle “çaresiz” bir hareketin baflar›l› olmas› ihtimali s›f›r olmasa bile gerçekten çok düflük.

* Fernand Braudel Ekonomik Araflt›rma Merkezi direktörü Amerikal› iktisatç›n›n bu yaz›s› www.sendika.org’dan al›nm›flt›r.

Günümüzün neo-liberal kahraman›: Köy tefecisi Monthly Review Ülkemiz medyas›, 1991 sonras› ekonomik “reformlar›n›n” ço¤unluk aç›s›ndan yol açt›¤› korkunç ve y›k›c› sonuçlarla, yönetici gruplar›n dayand›klar› gerçek k›rsal-s›n›fsal temelleri gizlemek ve inkar etmek için gösterdi¤i çabay› herhangi bir gerçek hakk›nda göstermiyor. Yine de gerçek bazen tek bir ayd›nlat›c› öyküyle birlikte a盤a ç›kabiliyor. Bu örneklerden birisi Hindistan Rezerv Bankas› (RBI) taraf›ndan oluflturulan bir uzman teknik grubun k›rsal tefecili¤in uygun bir yasa arac›l›¤›yla meflru hale getirilmesi hakk›ndaki son önerisi oldu. 1947 sonras›n›n, köylü isyanlar›ndan çekinen ve bir derece Marksist e¤itimden de geçmifl olan Kongre Partisi hakimiyetindeki hükümetleri, tar›m sektörüne uygun kredi kaynaklar›n›n sa¤lanmas›na yönelik baz› önlemler alm›fllard›. 1960’lar›n sonlar›nda ise naksalit devrimci hareketinin ilk baflta elde etti¤i baflar›, bir tehdit duygusuna yol açt› [Naksalit hareket: Hindistan Komünist hareketindeki Sovyet-Çin bölünmesi sonras›nda Bat› Bengal’deki Naksalbari köyünden bafllayarak ülkeye yay›lan çeflitli Maocu ak›mlar] 1970’de yap›lan banka ulusallaflt›rmalar›n›n ard›ndan, k›rsal alana yönelik bankac›l›k gelifltirildi ve yasama organ›, kooperatif bankalar›n› teflvik etmeye bafllad›. Tefecilerin k›rsal borçlar içindeki pay› 1971 ile 1991 aras›nda h›zla yüzde 36.1’den yüzde 17.5’e düfltü. Ama 1991’den itibaren neo-liberal ekonomik önlemlerin yürürlü¤e konulmas› ve Monsanto tohum, ilaç ve gübre flirketi gibi ulus ötesi girdi flirketlerinin sömürüsünün pekiflmesiyle birlikte, çiftçiler daha da güvencesiz bir duruma düflürülüp kredilere daha da ba¤›ml› hale geldiler. Serbestlefltirmeyle birlikte bankac›l›k sektöründeki kar odakl› rekabet yayg›nlaflt› ve maliyetlerin azalt›lmas› bankalar aç›s›ndan daha da büyük bir önem kazand›. Bankalar›n k›rdaki flubeleri bundan zarar gördüler: ifllem maliyetleri yüksek, borçlar›n geri ödenme oranlar› düflüktü. Dikkate al›nmas› gereken bir baflka nokta ise flu oldu: Dünya Bankas› taraf›ndan yap›lan bir araflt›rma k›rdaki bankalarda yolsuzlu¤un ayyuka ç›kt›¤›n› ve rüflvetin kredilerin yüzde 20’sine ulaflt›¤›n› gösteriyordu. Ekonomiye neo-liberal “reformlar›n” dayat›lmas› tefecinin köye muzaffer biçimde geri dönüflüyle sonuçland›. Yak›n zaman önce yap›lan bir Hindistan Borç ve Yat›r›m Araflt›rmas›na göre, tefecilerin k›rsal hanelerin toplam nakit borçlar› içindeki pay› 1991’deki yüz-

de 17.5’ten, yap›lan son araflt›rman›n tarihi olan 2002’de yüzde 29.6’ya yükseldi. Bu e¤ilim devam ediyorsa ki devam etti¤ini düflünmek anlaml›d›r, bugün tefecilerin çiftçi haneler üzerinde 1971’dekinden daha güçlü bir denetime sahip olduklar› söylenebilir. Tefecinin ekonomi ve toplum içindeki rolü iyi bilinir. Burada baz› temel noktalar› vurgulamak istiyoruz ("Kar›n Faiz ve ‹flletme Kar› Olarak Bölünmesi. Faizci Sermaye" Kapital Cilt III Bölüm V’den): “Üretim araçlar›n›n da¤›n›k oldu¤u yerde tefecilik paraya dayal› serveti merkezilefltirir. Üretim tarz›n› de¤ifltirmez, ama kendisini ona bir asalak gibi s›k› s›k›ya yap›flt›r›r ve onu mahveder. Kan›n› emer, onu güçten düflürür ve yeniden üretimi daha da ac›nas› koflullar alt›nda sürüp gitmek zorunda b›rak›r. ‹flte, üretim araçlar›n›n mülkiyetinin bizzat üreticiye ait olmas›n›n, ayn› zamanda politik statünün, yani yurttafl›n ba¤›ms›zl›¤›n›n temelini oluflturdu¤u atik dünyada, tefecilere karfl› duyulan popüler nefret de buradan kaynaklan›r”. "Tefecilik kapitalizm öncesi üretimde yaln›zca, güçlü temelleri ve ayn› biçim alt›nda sürüp giden yeniden üretiminin üzerine politik örgütlenmenin bina edildi¤i mülkiyet biçimlerini tahrip etti¤i ve çözülmeye u¤ratt›¤› ölçüde devrimci bir etkide bulunmufltur. Tefecilik, Asyatik koflullar alt›nda, ekonomik çürüme ve politik yozlaflmadan baflka hiçbir fley üretmeksizin uzun süre devam edebilir.” “Faizci sermaye, kifliler ya da s›n›flarla ba¤lant›l› olarak, ya da borçlanman›n kapitalist üretim tarz›na uygun biçimde gerçekleflmedi¤i ve gerçekleflemeyece¤i koflullarda; borçlanman›n, rehinci dükkan›nda oldu¤u gibi kiflisel ihtiyaçtan kaynakland›¤› koflullarda… ya da üreticinin, hala do¤rudan üretici, kendi üretim araçlar›n›n sahibi olan küçük çiftçi ya da zanaatkar gibi kapitalist nitelikte olmayan üretici oldu¤u koflullarda; nihayet, kapitalist üreticinin kendisinin, kendi kendisini istihdam edenleri and›racak kadar küçük ölçekte faaliyet gösterdi¤i koflullarda, tefeci sermaye biçimine bürünür”. Kapitalizm öncesi iliflkilerle feodal iliflkiler varl›klar›n› sürdürürler ve tefeci sermaye de ilk f›rsatta kendisini yeniden a盤a ç›kart›r. Son RBI raporu Andhra Pradefl’te tefecilerin k›rsal borçlar içindeki pay›n›n bugün yüzde 53.4’e ulaflt›¤›n› göstermektedir. Anhra Pradefl Hükümeti Çiftçi Refah› Komisyonu’nun seçilmifl köylerde yap›lan bir ankete dayal› raporuna göre, tüm tar›msal borçlar›n üçte birinin faiz oranlar› yüzde 45’in üzerindedir. “Mikro finans” sahtekarl›-

¤›, medyan›n müsrifçe savurdu¤u övgülere karfl›n hiç bir ifle yaramamaktad›r. Geçen y›l Andhra Pradefl mikro finans sektöründen borçlanan 20 kadar çiftçinin intihar etmifl olmas› gerçe¤inin gölgesi bütün bu övgülerin üzerini örtmektedir. Dört mikro finans kurumu da hükümet müfettiflleri taraf›ndan yüzde 40’› aflan faiz oranlar› uygulad›klar› gerekçesiyle mahkemeye verildiler. Anayasa eyaletlere, borçlanmayla ilgili düzenlemeler yapma yetkisi vermektedir ve ayr›ca 1918 tarihli Tefecilik Yasas› ile 1978 Faiz Yasas› da Hindistan çap›nda yürürlüktedir. Bu zengin yasal düzenlemeler borçlar›n zorla geri ödetilmesinde taciz yöntemlerinin kullan›lmas›n› yasaklamakta ve k›rdaki tefecilerin kayda geçirilmesini ve faizlerin s›n›rland›r›lmas›n› gerekli k›lmaktad›r. Ancak RBI raporu yasalar›n uygulanmad›¤›n›, tefeciler ve yetkili makamlarca görmezlikten gelindi¤ini ve uygulanan cezalar›n da anlams›z derecede düflük oldu¤unu göstermektedir. RBI raporunda polisin daha a¤›r ceza verilmesi için bask› yapt›¤› tek örnek Kerala’dan al›nm›flt›r: “Polis tefeciler taraf›ndan uygulanan bask› taktikleri nedeniyle yaflanan intihar vakalar›ndan endifle duymaktad›r”. Tefecilerin yasal olarak zorunlu biçimde yap›lmas› gereken kay›t ve bildirimlerinin “kesintiye u¤rad›¤›” ve 1980’lerden bu yana herhangi bir bilginin bulunmad›¤› Bihar’daki durumsa daha tipiktir. Yayg›nlaflan çiftçi intiharlar› dalgas› eflli¤inde k›rsal Hindistan boyunca ortaya ç›kan yeni yasad›fl› tefeci hakimiyetinin damgas›n› tafl›yan bu senaryoda, bafl›nda süper ünlü yüksek düzey bürokratlar›n bulundu¤u RBI “uzman teknik grubu”, Bihar yaklafl›m›n› benimsemektedir. Yasalar tefecilere zahmet veriyorsa, o halde yasalar de¤ifltirilmelidir. Bildik tozlu “piyasa” propagandas› bir kez daha önümüze sürülmektedir, ama bu kez zaman›m›z›n piyasa “reformu” kahraman› köy tefecisidir: “Çal›flma tarzlar›, borçlular›yla kurduklar› karfl›l›kl› kiflisel iliflkiler, gayr› resmi yaklafl›mlar›, acil finans olana¤› sunmalar› vs., onlar› köydeki en önemli borç vericiler haline getirmifltir. Borçlu-dostu ‘her zaman, her yerde, herhangi bir miktarda’ [borç verme] siyasetleri, köydeki konumlar›n› güçlendirmifl, böylece bankalar›n rollerini azaltm›flt›r. Borçlular›n ihtiyaçlar›na uygun say›s›z kifliye özel ürün çeflitleri sunmaktad›rlar”. Ve baz› köy tefecileri de, t›pk› yak›n akrabalar› olan süper star yüksek riskli yat›r›m fonu yöneticileri gibi, yarat›c› ürünler gelifltirmek suretiyle piyasa iliflkilerinin içsel potansiyelini a盤a ç›kartt›lar; “Karnataka ve Rajastan’daki baz› ödünç vericiler, 100 günlük kredi biçiminde yeni bir ürün devreye soktular. Buna göre, 1,000 rupilik ana para, (önden) 120 rupilik bir faiz miktar› ke-

silerek ve sonraki 100 gün için günlük 10 rupi faizle borç veriliyor. Toplanan faiz y›lda yüzde 44’e ulafl›yor”. Raporun vard›¤› sonuç kimseyi flafl›rtmamal›d›r: “’Piyasa gerçekli¤ini’ ihlal eden faiz oranlar›na s›n›r getiren yasalar iptal edilmeli ve para ödünç verenlere kay›t olmalar› için teflvik edici ayr›cal›klar sa¤lanmal›d›r”. Tefeciler art›k “Akredite Kredi Tedarikçileri” haline geleceklerdir. Bankalar ise bu duruma çiftçilere de¤il tefecilere verecekleri kredilerle katk›da bulunacaklard›r. Do¤al olarak, bu avanslara da daha sonra bankalar taraf›ndan verilen öncelikli sektör borçlar› muamelesi yap›lacakt›r. Çiftçilerin kredi talebinin 54 milyar rupi oldu¤u tahmin edilmektedir (2000 tarihli Hindistan Borç ve Yat›r›m Araflt›rmas›’na göre) ve bu miktar, girdi maliyetlerindeki yükselmeyle birlikte sürekli artmaktad›r. Küresel kapitalist mali sektörün s›n›rs›z kar açl›¤› noktas›ndan bak›ld›¤›nda, bu, yüksek bir getiri oran› olan son derece karl› bir borç piyasas›d›r. RBI’nin önerisi, Vijaya Bankas› Yönetim Kurulu Baflkan› taraf›ndan sevinçle karfl›land›: “Para ödünç verenlerle yap›lacak her türlü anlaflma bankalar›n k›rdaki ve tar›mdaki müflteriler gibi baz› nifl katmanlara ulaflma ifllem maliyetlerini afla¤›ya çekecektir. Evet, k›rsal ekonomideki gelir düzeyi artmaktad›r ve para ödünç verenler bunu bankalara kanalize edebilirlerse, ifl dünyas› da orada olacakt›r”. Burada Hindistan yöneticilerinin eski ve yeni yüzleri ortaya ç›kmaya bafllamaktad›r. Köyde (ço¤unlukla ayn› kifli olan) toprak sahibi ve tefeci, egemen partilerin dayand›klar› taban› olufltururken, Chidambaram ve ortaklar› [Hindistan maliye bakan›; ç.n.] Blackstone ve Citibank’taki patronlar›na hesap vermektedir. Yine de, Hindistan’daki ço¤unluk aç›s›ndan yaflanan gerçeklik, derin köklere sahip feodal iliflkilerin yayg›n kapitalizm-öncesi kal›nt›lar› taraf›ndan koflullanm›fl olan marjinal bir ekonomideki güvencesiz hayatt›r. Maliye bakan›n›n emperyal kapitalist piyasa ideolojisi flimdi k›rda esas olarak köy tefecili¤i biçimine bürünmekte, bu durum da birçok çiftçi aç›s›ndan intihar› bile tercih edilebilir bir seçenek haline getirecek denli büyük bir sefalete neden olmaktad›r. Burada önemli bir gerçek bir kez daha a盤a ç›k›yor: Emperyalizme karfl› verilecek mücadele k›rdaki devrimci dönüflümlerle kopmaz ba¤lara sahiptir. www.sendika.org’tan al›nm›flt›r.


12

8-16 Ekim 2007

KÜLTÜR SANAT

Yüz Çiçek Açs›n Kültür Merkezi (YÇKM)’nin Eylül ay› etkinlikleri Grup Patika’n›n verdi¤i müzik dinleti si ile sona erdi.

YÇKM Eylül’ü Grup Patika ile noktalad›

Gelece¤in ve yar›nlar›n giderek siliklefltirilmeye çal›fl›lmas›na, do¤an›n, yeralt›, yerüstü zenginliklerin tahrip edilmesine, insanl›¤›n gelifliminde önemli bir yere sahip olan kültür-sanat›n, tüketim pazarlar› oluflturularak, burjuva-feodallerin elinde bir yozlaflt›rma arac› olarak kullan›lmas›na dur diyebilmek, halk›n de¤erlerine sahip ç›kmak ve demokratik halk kültürünü gelifltirmek için alternatif üretimler gerçeklefltirme amac› ile faaliyetlerini yürüten YÇKM, Eylül ay› etkinliklerini 30 Eylül günü gerçeklefltirilen Grup Patika

konseriyle noktalad›. Eylül ay› boyunca ünlü yönetmen Emir Kusturica’n›n ‘Çingeneler Zaman›’, ‘Kara Kedi Ak Kedi’, ‘Yer alt›’ ve ‘Arizona Rüyas›’ adl› filmlerinin gösterildi¤i YÇKM’de, 9 Eylül’de flair Mehmet Çetin’in kat›l›m›yla fliir dinletisi ve söylefli, 16 Eylül’de ‘12 Eylül’den Günümüze’ konulu panel düzenlendi. YÇKM’de 23 Eylül günü Tiyatro Simurg oyuncular›, Sabahattin Ali, Onat Kutlar ve Hasan Hüseyin Korkmazgil’in de¤iflik metinlerinden oyunlaflt›r›lan, insan›n de¤iflik toplumsal dönemler, olaylar ve durumlar içindeki duruflunu ele alan ‘Yaz Ki Bahar Olsun’ oyununu sergilerken, Eylül ay› etkinlikleri Grup Patika’n›n 30 Eylül günü verdi¤i konserle sona erdi.

Ömer LEVENTO⁄LU

Delal’in yüzü nas›l gülecek? Akflam›n silueti çöktü¤ünde mahpushaneye ve sapsar› yüzüyle ölüm döfle¤indeki ince yap›l› k›z›n ko¤ufluna geldi¤inde karanl›k, iflte o zaman, önceleri herkesi flafl›rtan, kimilerini güldüren, kimilerinde k›skançl›k, kimilerinde haset, baz›lar›na kat› aç›lmam›fl bir küfür gibi gelen, kimilerini sinir küpüne bindiren garip mi garip, bir yan›yla çocuksu, bir yan›yla do¤aüstü bir coflkuya benzeyen, flirret çocuklar›n ak›l s›r ermez huylar›n› and›ran, kutsal bir ibadetle saçma bir oyun aras›na sal›ncak kurmufl küçük bir k›z›n etekleri gibi uçuflup duran ayinsel bir olay yaflan›rd›. Yata¤›nda k›p›rdanmaya bafllard› sar› benizli k›z; didiflken, inat abidesi yüzündeki alayc› gülümsemesine ramak kalm›fl, bunu bilirdi herkes; “difllerimi seviyorum” türküsünü söyleme zaman›yd›...

ki, düflman bafl›na... Ve sonra, tükendikçe tükendi kaslar ölüm gibi bir oruçta. Çekip giden beden enerjisine karfl› huflu içinde, serüven gibi bir direnifl... Kimyas›na erdem kat›lm›fl ilaçlar içildi; iradeler k›r›ld›, iradeler beslendi, iradeler bilendi, ameliyata al›nd› kelimeler; neflterler vuruldu, içi d›fl›na ç›kart›ld› ideolojilerin, ve bütün efsaneden geriye insan kald›, direnen ve elefltiren insan... Fakat çelimsiz k›z›n sessiz bir inatla ölüme yatmay› elefltiren, yerden yere vuran difl f›rçalama eylemi devam etti; taa ki günün birinde, yanm›fl, harabeye çevrilmifl mahpus ko¤uflunun bir köflesinde, kapkara demir ranzalar›n birinin köflesinde, yang›ndan kurtulmufl e¤ri bü¤rü plastik bir difl macunu kutusu buldu jandarman›n biri...

“Difllerimi seviyorum.” Kalayl›, k›rm›z›ms› bak›r bir tencere k›ç›na benzeyen üst dama¤›ma kama gibi saplanm›fl e¤reti, s›r›tkan difllerimi... Ve flimdi, “difllerimi seviyorum zaman›...” Çelimsiz k›z›n ‘difllerimi seviyorum zaman›’ geldi mi bir kere, susard› herkes. ‹tiraz ne mümkün?!.. Ne demek “Olmaz!..” “Hay›r!” demek kimin haddine!.. ‘Politik önderli¤in iradesi’ diye bir fley mi iflitildi flu köfleden? Ak›l denen bir fley var kardefllerim... Kimin haddine difllerini seven k›z› durdurmaya kalk›flmak!. Ve kimin akl›ndan geçer karfl› ç›kmak?.. Tart›flma açmaktan m› söz ediyor birileri? Öyle sessiz sinsi laf atmalarla olmaz, kendine güvenen buyursun ç›ks›n, hani, kimde bu çatal yürek, kim cesaret edecek bu kadar sevimsiz bir rolü üstlenmeye?!.

ÖYKÜ

“Difllerimi seviyorum zaman›” bu yoldafllar! Çocuk oyunca¤› de¤il... “Difllerimi seviyorum zaman›”nda hep kalkt› yata¤›ndan çal› gövdeli flirret k›z. Önceleri yard›m almad› kimseden, do¤ruca lavaboya... Zaman geçti, eridikçe eridi difllerini seven k›z, bir deri bir kemik... Sonralar› kolundan, koltu¤undan tutuldu düflmesin diye... Daha sonralar› yata¤›n›n baflucuna bir le¤en, elinde bir bardak suyla bir yoldafl› tepesinde... Difllerini seven k›z naif mi naif, huysuz, dik kafal›n›n biri

YÜZ F‹K‹R Muzaffer Oruço¤lu

muzafferorucoglu@hotmail.com www.muzafferorucoglu.com

Büyük Zavot

*

*

*

Y›llar sonra, küçük bir gecekondu evinin darac›k odas›nda, “K›z›m” diye söze girdi yafll› adam›n biri, “Sen okumuflsun” dedi, “Bilirsin belki, hele sen söyle, bir yol göster bana, bir ak›l ver...” Samimiyetle yard›m dileyen bir hali vard› adam›n, belli ki dert yanmaya, içini dökmeye gelmiflti. Kendi kendine tak›nt› haline getirdi¤i ç›kmaz›ndan s›yr›lma iste¤i aç›kça gün yüzündeydi. ‹çtenlik akan yumuflac›k sesiyle devam etti: “Ne yapay›m ben flimdi? Bu Delal öldürecek beni. Yafll› kalbim dayanm›yor art›k buna. Surat› bir kar›fl eve geliyor. Hiç gülmüyor. Ne diyece¤im ben bu k›za? Ne söyleyece¤im? Bafl›ma kald› iflte. Nas›l konuflaca¤›m ben bu çocukla, nas›l yarenlik edece¤im, nas›l kazanaca¤›m gönlünü?” Difllerini seven çipil suratl› k›z›n tam karfl›s›ndaki sekiye oturmufltu adam. Daha geliflinden belliydi çok konuflaca¤›. Dizinin birini alt›na k›r›p devam etti: “Hani bir fley demiyorum, geliyor, yeme¤ini yiyor, taba¤› orada, ortal›k darmada¤›n, nefle diye bir fley görmedim ben bu k›z›n surat›nda, öylece b›rak›p çekiliyor. Yüzünden düflen bin parça! K›z›m ben flimdi ne diyeyim sana, nedir bu bana çektirdi¤in? Bir fley de diyemiyorum, incinir, korkuyorum, kolay da de¤il, biliyorum. Ama yav-

Do¤du¤um köy Büyük Zavot, Terekemeler, Gürcistan’dan kaç›p gelmeden önce, Ermenilerin, Kürtlerin, Türklerin, Kafkas göçmenlerinin ve Malakanlar›n iç içe yaflad›¤› bir kültür mozaiki idi. Ermeniler, bir varm›fl bir yokmufla kar›flt›ktan sonra bizim kulak konumundaki Terekemeler, Ekim Devrimi’nden kaç›p, Büyük Zavot köyünde Ermeni’lerden boflalan evlere yerlefltiler. Köy, Terekemeler, Kürtler, Kazak ve Gürcü kökenli baz› ailelerden olufltu. Devrimden kaç›p gelen Terekemelerin bir bölümü, mand›ra ve inek a¤alar› olarak köyün en üst s›n›f›n› oluflturdular. Bu zengin köylülerin alt›nda, yine terekemelerden oluflan ve sütlerini mand›ra sahiplerine satan orta halli köylüler yer al›yordu. Babam da bu s›n›fa dahildi. Orta halli köylülerin alt›nda, birkaç inek ve birkaç koyuna sahip olan ve yine Terekemelerden, Kürtlerden oluflan yoksul köylüler vard›. Bunlar›n alt›nda da, zengin ve baz› orta halli köylülerin kap›s›nda nöker(tutma) olarak çal›flt›rd›klar› en yoksul Kürtler yer al›yordu. Çevre köylerden gelen ve tümüyle Kürtlerden oluflan Nökerler, kap›s›nda çal›flt›klar› zengin ve orta halli köylülere a¤a derlerdi. Kar›lar› ve çocuklar›yla birlikte bir y›ll›¤›na kiralanan bu yoksul insanlar, ah›rlarda hayvanlarla iç içe yaflarlard›. Bunlar›n çal›flma ve dinlenme saatleri belli de¤ildi. Hayvanlar› yemlemek, ah›rlar› temizlemek, ot ve tezek tafl›mak iflini erkek nökerler yaparlard›. Bunlar›n kar›lar›, kap›s›nda çal›flt›klar› zengin veya orta halli köylülerin evlerinde hizmetçilik yaparlard›. Nöker çocuklar›, k›z ise analar›na, erkek ise babalar›na yard›m ederlerdi. Nökerler, zengin ve orta halli köylülerle ayn› sofrada yemek yeme, çay içme haklar›na sahip de¤illerdi. Onlar›n yemekleri ayr› piflerdi.

rum benim bu çaresizli¤im kolay m›? Bir o¤lumu verdim ben, babayi¤it ki nas›l... Yi¤idimi verdim ben, bilmez de¤ilim, az ac› çekmedik biz k›z›m. Bakma sen bu halime, neler gördük biz... Aha geçen y›l, bu çocuklardan biri söz verdi bana, “Apê seni götürecem Dersim’e” dedi. Onu bekliyordum, gidip bir o¤lumun gezdi¤i da¤lar› göreyim dedim. Bekledim, bekledim, sonunda o çocuk da hapse girdi. Gidip bir o¤lumun gezdi¤i yerleri görmek istiyorum k›z›m. Hele da¤dayken, o s›rada, buraya geldi¤inde bir akflam, ç›k›p eve gelmiflti. Aha görsen ayaklar› böyle dizine kadar kar, çamur içinde, fliflmifl, mosmor… Su getirdi anas› le¤ende, ‘yok’ dedi, b›rakmad› anas›n› y›kas›n, ‘bir fley yok, benim gibi yüzlercesi flimdi d›flar›da’, inat etti, y›kat-

‘A¤a’lar› bu¤day, onlar ise arpa ekme¤i yerlerdi. ‘A¤a’lar, nöker çocuklar›n› okula göndermezlerdi. Nökerler de zaten aç›ktan böyle bir talepte bulunmazlard›. ‘A¤a’lar, nökerlerini ve nökerlerinin kar›lar›n› dövme hakk›na sahiplerdi. Böyle bir durum, karakola intikal etmezdi. Bir ‘a¤a’ o¤lunun veya k›z›n›n bir nöker o¤lu veya k›z›yla evlenmesi mümkün de¤ildi. Nökerler ancak, nökerlerle ya da yoksul köylülerle evlenebilirlerdi. Büyük Zavot, regarenk çiçek örtüsüyle genifl otlaklar› olan bir köydü. Otlaklar›n bir bölümü y›lk› ya da yoz olarak adland›r›lan at, s›¤›r sürülerine ayr›lm›flt›. Büyük bir bölümü ise inek sürülerinindi. Hayvanlar›n dört befl ay sokulmad›klar› çay›rlar, k›fll›k ot için ayr›l›rd›. Ot biçimi zaman›, fiavflat’tan t›rpanlar›yla ›rgat kafileleri, gelirdi. Köy adeta lazlar›n istilas›na u¤rard›. ‘A¤a’lar, ›rgatlar›, nökerler gibi ah›r ya da samanl›klarda yat›r›rlard›. Irgat istilas› bir ay kadar sürerdi. Nökerlerin en çok çal›flt›klar› mevsim, ›rgatlar›n geldi¤i biçim mevsimiydi. Ekin mevsiminde de çok çal›fl›rlard› nökerler. Dinlenme ve tatil haklar›na sahip de¤illerdi. ‘A¤a’lar›n en hofllanmad›klar› fley, nökerlerin bofl durmalar›yd›. Büyük Zavot’un k›fllar› fliddetli geçerdi. “Nöker k›fllar›” derim ben bu k›fllara. Kar kal›nl›¤› bir metreyi aflar, bazan da iki metreye yaklafl›rd›. Peç dedi¤imiz teneke sobalarda tezek yakarak ›s›n›rd›k. Ah›rlarda yaflayan nökerlerin flömineye benzer ocaklar› vard›. Ocaklar, koca ah›rlar› fazla ›s›tmazd›. Nöker aileleri, hayvanlar›n ah›ra yayd›klar› s›cakl›ktan yararlan›rlard›. Huni biçiminde küçük teneke ç›ralarla ayd›nlat›rlard› gecelerini. Hayvanlara bir ya da iki ö¤ün su ve yem vermek, altlar›n› temizlemek, do¤ura-

mad› ayaklar›n›, ahhh o¤ul, o¤ul...

*

Ama Delal genç çocuk, ne diyeyim bilmiyorum ki bu k›za, bu halde okul mu okur bu çocuklar? Nas›l akl› dersine gider bilmiyorum ki... ‘Yavrum bir fley söyle, benimle konufl’ diyorum, ses etmiyor. Çaresiz kald›m ben de k›z›m. Bir tek senin baban m› girmifl hapse?!. Hele kardefli!.. O daha küçük, anas› krefle götürüyor, getiriyor, gelir gelmez da¤›t›yor ortal›¤›, ‘çocu¤um iki dakika yerinde dur’ demeye kalm›yor, ‘bana kar›flma büyükbaba’ diye ba¤›r›yor, ses edemiyorum ben de. Delal’de ç›t yok. Öyle bir köflede kös kös oturuyor, surat›ndan düflen bin parça. Halbuki ak›ll› k›z, kalksa iki dakika ilgilense kardefliyle, o da sakinleflecek, h›rç›nlaflmayacak bu kadar...”

mayanlar› do¤urtmak, süt sa¤mak, nökerlerin k›fl›n yapt›klar› bafll›ca ifllerdi. Hayvanlar›n gevifl sesleriyle cin ve peri masallar›n› dinleyerek, sekilerin üzerinde topluca, iç içe uyurlard›. Bu, benim de sevdi¤im bir uyuma iklimiydi. Nökerimiz Kürt Hüseyin, benim kirvemdi. S›k s›k ah›rdaki evlerine gider, ocak bafl›nda sohbetlerine kat›l›rd›m. Atlar›n yelelerini ören, geceyar›s› ah›rda dü¤ün yapan, genç delikanl›lar› ve k›zlar›, uykudayken d›flar› ça¤›r›p, uçurumlardan düflüren cin sürülerinden sözederlerdi. Büyük Zavot’ta Terekemeler, Bakü ve Ankara, Kürtler ise Erivan ve Kerkük radyosunu dinlerlerdi. Terekemelerin de Erivan radyosundan yay›nlanan Kürt klamlar›n› ilgiyle dinlediklerine çok tan›k olmuflumdur. Anam biraz Kürtçe bilir ve bu dinleyicilerin bafl›nda gelirdi. Terekemeler, Baku radyosunda, afl›k mahn›lar›n›, seygahlar›, mugamlar› can kula¤›yla dinlerlerken, s›n›r›n ötesinde b›rakt›klar› yak›nlar›n› düflünerek hüzünlenirlerdi. Dü¤ünlere Afl›k ‹slam’› davet eder, toplu halde oturup, O’nun aflk menk›belerini, mesellerini, mahn›lar›n› dinlerlerdi. Köye bazan hamut dikmek için malakan(molokan) ustalar gelirdi. Rus kökenli Malakanlar, hiristiyanl›k içinde savafla karfl› olan, bir mezhebin mensuplar›yd›. Silaha el sürmek, büyük bir günaht› onlar için. Bundan dolay› çarl›k onlar› sapk›n bir mezhepin mensuplar› olarak görüyor ve askere alm›yordu. At bak›m›, peynir ve bira üretimi baflta olmak üzere, tar›mda oldukça ustalard›. Kars’›n iflgalinden sonra Çarl›k, Malakanlar› kafkaslardan sürüp, yeni iflgal bölgelerine yerlefltirdi. Kurtulufl savafl› y›llar› ve sonras›nda ise Malakanlara Bolflevizm öcüsünün yaratt›¤› bir

*

*

Konufltukça konufltu adam. Kimi zaman gözleri doldu, kimi zaman ba¤›r ça¤›r öfkelendi. Sayg›yla karfl›s›nda oturuyordu difllerini seven çaçaron k›z. Neden sonra kalkt›. “Difllerimi seviyorum zaman›” gelmifl olmal›yd›. Bir çay getirdi önce adama, “Apê sen çay›n› iç, konuflurum ben Delal’le” diyerek odadan ç›kt›. Elinde küçük bir paketle döndü banyodan. “Bunu Delal’e ver” dedi, “Benim hediyem oldu¤unu söyle, difllerini f›rçalamay› ihmal etmesin, üstelik benim kadar çirkin de de¤il diflleri, güler güler, merak etme sen!..”

ruhla bak›ld› ve bask› alt›na al›narak, Kafkasyaya sürgüne zorland›lar. Askere al›nacaklar›n› bildirdiler onlara. Yirmi bin Malakan Kars’› terkedip, Kafkasyaya göç etmek zorunda kald›.Çocukluk y›llar›mda Malakan nüfusu oldukça azalm›fl, baz›lar› da bask›dan kurtulmak için din de¤ifltirmek zorunda kalm›flt›. Köyümüze gelen son Malakan, haddinden fazla uzun boylu ve genifl omuzluydu. Kiremit k›z›l›na çalan, uzun bir sakal› vard›. Hiç konuflmaz, sürekli çal›fl›rd›. 1962’de tüm Malakanlar, çekip Sovyetlere gittiler, hamut iflleri Terekemelere kald›. Çocuklu¤um, Ekim Devrimi’nden kaç›fl›n, Ermeni ve Malakan sürgününün, Kore Savafl›’n›n ve Dersim K›r›m›’na kat›lan Enni Day›’n›n öykülerini dinlemekle geçti. Babam baflta olmak üzere tüm Terekemeler, Büyük Zavot’ta hiç bir a¤ac›n tutunamayaca¤›n› konufltular 60 y›l. Amcam Hüseyin, Onlar›n bu iddialar›n›n bofllu¤unu ispatlamak için büyük bir cesaret gösterip a¤aç dikmeye kalk›fl›nca alay konusu oldu. Dikilen a¤aç, ne yaz›k ki k›fla dayanamay›p dondu ve köyde hiç bir a¤ac›n bitmeyece¤ine olan inanç bir kez daha pekiflmifl oldu. Y›llar önce, abimi Krefelt’te görmeye gittim. “Köyde ne var, ne yok,” dedim. “Gözlerime inanamad›m,” diye söze bafllad›. “Komflu köyden bir ziraatç›, köyümüzdeki çay›n k›y›s›na kavak a¤açlar› dikmifl, a¤açlar köklenmifl ve büyümüfller.” Ben de flafl›rd›m tabi. “Eee,” dedim, “köylüler ne diyorlar bu duruma?” Gülümsedi, “Hiiç,” dedi, “bir fley demiyorlar. Kavak a¤açlar›n›n alt›nda oturup çaylar›n› içiyorlar, ve flimdi de ‘bu köyde kavak a¤açlar›ndan baflka hiçbir a¤ac›n bitmeyece¤ini konufluyorlar.”


GÜNCEL

“Ne gördüğümüz, büyük ölçüde ne için baktığımıza bağlıdır.” 1

1961-1982 anayasaları ile tahkim edilmiş askeri vesayete karşı tavır alan neo-liberal soldan, kendini “AKP merkez partisidir; merkez sağ ve sol biziz,” 2 diye tarif etmeye kalkışan dincilerin liberal-muhafazakârlı-

Karşılıksız beklentilerin “sükut-u hayal”le nihayete ereceği, “nafile tartışma(sızlık) sonuç(suzluğu)u”ndan malûl anayasa meselesini en iyi betimleyen, Franz Kafka’nın, “Ev halkını koruyan Tanrı’ya inanmaktan daha keyif verici ne olabilir?” vurgusudur...

ğına uzanan yelpazede, “yeni/ sivil anayasa tanrı”sına inanmanın (yanıltıcı) “keyif vericiliğine” iman konusunda bizim diyeceklerimiz genel kanıların tam tersi, “münafıkça” şeyler olacak... Bunun altını öncelikle ve özenle çizelim...

Evet, biz anayasa deyince; devletten söz edeceğiz... Demokrasinin sınıfsal karakterinin altını çizeceğiz... “Sınıflar üstü”/ “genel” yalanlarına prim vermeyeceğiz... Özgürlükle “liberal serbesti”nin aynı değil, taban tabana zıt şeyler olduğundan söz edeceğiz... Varsınlar dediklerimizi “dinazor”, eski, “ortodoksluklar” olarak mahkûm etmeye kalkışsınlar... Biz gerçeklerin inatçı olduğundan hâlâ şüphe duymuyoruz...

“YENİ ANAYASA”YA ESKİ(MEYEN) DERSLER! S‹BEL ÖZ BU DUN TE MEL DE M‹ RER `

`

Marx’a göre, varlıklarının toplumsal üretiminde, insanlar, aralarında kendi iradelerine bağlı olmayan belirli ilişkiler kurarlar. Böylelikle Marx, Devlet biçimleri kadar hukuki ilişkilerin de ne kendi başlarına anlaşılabilir ne de insan zihninin genel bir evriminin sonucu olduğunu ileri sürmektedir. O, iktidar ve tahakküm ilişkilerinin de elbise gibi, ayakkabı gibi, makine gibi üretilen bir ilişki, bağıntılar zinciri olduğunu savunur

yasalar esas olarak modern s›n›f mücadeleleri tarihinin bir ürünüdürler. Daha tam ifadeyle, burjuvazinin pre-kapitalist s›n›flara karfl› verdi¤i mücadeleler sonucu ortaya ç›km›fllard›r. Burjuvazi bu s›n›flara karfl› verdi¤i mücadelede ihtiyaç duydu¤u halk y›¤›nlar›n›n deste¤ini alabilmek için kendi öz s›n›fsal ç›karlar›n› ideolojik bir örtüyle evrensel ç›karlar olarak sunmufltur. Bu zaten s›n›f mücadelelerinde tüm sömürücü s›n›flar›n temel bir özelli¤idir. Hiçbir egemen s›n›f ‘ben kendi s›n›fsal ç›karlar›m için mücadele ediyorum’ demez. Bunun yerine ‘Tanr›n›n buyru¤u bu’ der, ‘‹nsanlar hür do¤ar ve eflittirler’ der, ‘Do¤al hukuk’ der, ‘Egemenlik milletindir’ der vs... Tümüyle s›n›flar ve s›n›f mücadeleleri gerçe¤ine ba¤l› olarak hayata geldikleri hâlde anayasalar bafltan afla¤› ideolojik metinler olarak s›n›f gerçekli¤ini, s›n›f çeliflkilerini gizlemeye çal›fl›rlar. Toplum s›n›flardan olufltu¤u ve toplumsal yaflam temelde bu gerçeklik üzerinde var oldu¤u hâlde anayasalarda s›n›flar de¤il ‘yurttafllar’ vard›r... [Oysa] Burjuva demokrasisinin ve anayasalar›n s›n›rlar›n› belirleyen, soyut idealler ilkeler de¤il, somut s›n›f mücadeleleri olmufltur. Emekçi kitleler bast›rd›¤› ölçüde demokrasi ve özgürlüklerin s›n›rlar› genifllemifl, aksi hâllerde daralm›flt›r.” 15

“Ak›l haz›r de¤ilse, göz görmez.” 3

Hepimize Wittgenstein’›n, “Hiçbir fley gizli de¤ildir. Her fley önümüzdedir. Her fley önümüzde, her fley aflikâr oldu¤u için onu görmek zordur,” sözlerini an›msatan anayasa tart›flmalar› daha ilk ad›m›nda flimdiden, traji-komik bir görüntü arz etmeye bafllad›... Örne¤in bir AKP milletvekili “Anayasan›n de¤ifliklik s›n›r›n› askerlerin çizdi¤i”ni kabul ederek, “bundan fazlas›n›n mümkün olmad›¤›”n›n alt›n› çizerek, olaca¤›n yine de 1982 Anayasas›’ndan “daha iyi olaca¤›”n› ifade etti... Darbe destekli askeri vesayetin anayasas› olan 1982’yi yine askeri vesayetin anayasas› olan 1961’den ay›ran temel çizgi nihayetinde nedir? Bunun üzerine düflünüldü mü? 1961 Anayasas› üzerine kopar›lan kocaman gürültüler aras›nda bu sorunun yan›t›n› vermek gerekmiyor mu? Evet, evet gerekiyor; ama ne? Ancak “güncel tart›flmalar”da 4 bu atlan›yor!

Özetle (ve hiç unutulmamas› gerekti¤i üzere), s›n›fsal özüne uygun devlet egemenli¤inin hukuksal bir belgesine iliflkin olarak, “Anayasa asgari koflulda ahlâki normlard›r... ahlâki normlar›n›n yaz›l› hâle getirilmesi ve bu temel üzerinde herkesin bir arada yaflamas› ve birbirinin haklar›na sayg› duymas› ilkeleridir... Anayasa metni bir uygarl›k belgesidir... Anayasa ahlâki de¤erlerin üst yap›lanmas›d›r,”16 demek moralist bir sap-

Bunun yerine “Birinci Cumhuriyet” karfl›s›nda “‹kinci Cumhuriyet”i bile dillendirmekten geri ad›m atan burjuva liberalleri, askeri vesayetle aralar›nda bir orta yol arayarak, “Bir buçu¤uncu Cumhuriyet de var,” 5 diyorlar; hem de “Yeni anayasa ‘anayalanlar’ üzerine mi kurulacak? ‘Anagerçekler’ üzerine mi? Bütün mesele bu,” 6 gibi kocaman laflar ettiklerini de unu-

t›rmad›r; ve en önemlisi de devletin ne oldu¤unun unutulup/ unutturulmas›d›r. Gerçekten de burjuva liberal görüfl aç›s›ndan devletin ifllevi; “toplumda ‘asayifli sa¤layan bir araç’ ve hangi s›n›ftan olursa olsun- bireyler aras›ndaki uyuflmazl›klar› çözecek yans›z bir kifli, bir “hakem”dir. “Genel Yarar”›n do¤urdu¤u devlet “genel yarar”›n da temsilcisidir. Daha da öteye, “ahlâk düflüncesi”nin, giderek “akl›n” bir verisidir. 17 Ve en

tarak! Ergun Özbudun’un, “Türkiye... yak›n zamanlarda görmedi¤i yo¤unlukta anayasa tart›flmalar›na tan›k oldu. Önümüzdeki on y›llar›n siyasî tarihçileri, muhtemelen bu dönemi ‘anayasa savafllar›’ dönemi olarak adland›rabileceklerdir,”7 diye tarif etti¤i konjonktürden ç›kart›lmas› gereken ilk sonuç, güncel anayasa tart›flmalar›n›n askeri vesayetle pazarl›¤a tabi oldu¤udur... Gerçekten de “Hep ‘kurtar›c›’ olarak görülen anayasa, yaklafl›k 150 y›ld›r kamuoyunun gündeminden düflmeyen”8

“ANAYASA MEVZUSU”NUN TEOR‹K ARKA PLANI “Düflünülmemifl olan her fley bir hiçten ibarettir.” 9 Hepimizin bilgi sahibi oldu¤undan flüphe duymad›¤›m›z Marx, Engels ve Lenin’in ifade ettikleri yan›nda, Gramsci ile D‹A’lar (Devletin ‹deolojik Ayg›tlar›) konusunda Althusser’in dediklerini de unutmadan, “Devlet, kendi içinde toplumsal iflbölümünü izler ve yeniden üretir; böylece devlet, zihni çal›flman›n içinde ortaya ç›kan iktidar ve bilgi ba¤›nt›lar›n›n kopyas› hâline gelir” diyen Nicos Poulantzas’›n dediklerine “kabaca” flunlar›n da eklenmesi gerekir. Marx’a göre, varl›klar›n›n toplumsal üretiminde, insanlar, aralar›nda kendi iradelerine ba¤l› olmayan belirli iliflkiler kurarlar. Böylelikle Marx, Devlet biçimleri kadar hukuki iliflkilerin de ne kendi bafllar›na anlafl›labilir ne de insan zihninin genel bir evriminin sonucu oldu¤unu ileri sürmektedir. O, iktidar ve tahakküm iliflkilerinin de elbise gibi, ayakkab› gibi, makine gibi üretilen bir iliflki, ba¤›nt›lar zinciri oldu¤unu savunur. Her türden iktidar› oluflturan ba¤›nt›lar zincirinin ne, örne¤in “zor”, “yetke”, “yetki”, “hukukilik” gibi kavramlardan yola ç›k›larak ne de, örne¤in Hegelci anlay›flta, “mutlak tinin devlette cisimleflmesi”nde oldu¤u gibi zihninin genel bir evriminden veya insan do¤as› olarak adland›r›lan psikolojik süreçlerden, örne¤in Hobbes’ta oldu¤u gibi “korku” olgusundan hareketle anlafl›lmayaca¤›n› dile getirmektedir. ‹ktidar ve tahakküm iliflkilerinin köklerinin “sivil toplum”da, sivil toplumun anatomisinin ise politik ekonomi içinde oldu¤unu ileri sürdü. Dolay›s›yla, Marksizm’e göre, s›n›f mücadelelerinin oluflturdu¤u “güç dengeleri” d›fl›nda bir iktidar tahayyülünün içeri¤i soyut, soyut oldu¤u kadar da bofltur. Üretim araçlar›na sahip olanlar ile üretim araçlar›na sahip olmayanlar aras›ndaki iliflki, bir baflka ifadeyle, toplumun belli bir s›n›f›n›n toplumsal varl›¤›n› üretmek için iflgücünü satmak zorunda kalanlar ile iflgücünü sat›n alanlar aras›ndaki iliflki kapitalist toplumda karakteristik bir iliflkidir. ‹nsan›n sahip oldu¤u güçler, olanaklar, kapasiteler toplumsal dolay›m içinde oluflmufl araçlar olmaks›z›n yaln›zca bir potansiyeldir. ‹flgücünü satarak toplumsal varl›¤›n› yeniden üretmek zorunda kalan s›n›f ile iflgücünü sat›n alarak, bunu de¤erleyerek toplumsal varl›¤›n› yeniden üreten s›n›f aras›ndaki iliflki serbest piyasa koflullar›nda ne kadar adilane, ne kadar özgürce, ne kadar hukuki bir sözleflme içinde gerçeklefliyor olursa olsun, üretim araçlar›ndan yoksunluk, iflgücünü satanlar›n sahip oldu¤u olanaklar›, kapasiteleri, güçleri s›f›ra indirir. Üstelik, bu iliflki çifte ik-

(I)

anayasalar›n en önemli yönü, s›n›fsal niteli¤idir. Bu temel yan unutulmadan anayasalar›n kifliye hak veren mi yoksa kiflinin sahip oldu¤u haklar› kabul eder nitelikte olup olmad›¤› da ayr› bir önem tafl›r. 14 Ancak kilit önemdeki husus odur ki, “Ana-

G‹R‹ZGÂH

tart›flmalar eflyan›n özüne dair de¤ildir; ve asla da olmam›flt›r. O hâlde burada önemli olan, anayasan›n özüne/ ifllevselli¤ine mündemiç bir (tart›flmadan öte) elefltiri ile burjuva anayasa karfl›s›ndaki alternatifimizin yani yeni bir cumhuriyet ve anayasa konusunda ne dedi¤imizin (reel-politiker kayg›lar d›fl›nda) ortaya konmas›d›r...

13

8-16 Ekim 2007

önemlisi güncel anayasa tart›flmalar› bu köklü yan›lg›y› (neo-liberal ve ulusal solcular›n katk›lar›yla da) büyütmektedir...

tidarla sonuçlan›r. Bir yanda kapasiteleri, olanaklar› güçleri harekete geçirici araçlara sahip olman›n getirdi¤i avantaj yarat›c› bir konum, di¤er yanda da bu avantaj›n iliflki içinde sa¤lad›¤› ek avantaj çifte iktidar durumu yarat›r. Böylece, s›n›flardan biri di¤erine toplumsal varl›¤›n› sürdürebilmek için kendi güç, kapasite ve olanaklar›n›n bir bölümünü devretmek zorunda kal›r. ‹ktidar, hiçbir yasa taraf›ndan s›n›rland›r›lmak istenmeyen stratejik bir konum olmas› dolay›s›yla her zaman diktatörlü¤e dönüflme e¤ilimini içinde tafl›r. Tarih, belli bir yasa taraf›ndan s›n›rland›r›lan iktidarlar›n egemenlik konumunun ya da güçler dengesindeki konumunun tehlikeye girmesiyle, söz konusu yasayla s›n›rlanman›n ka¤›t üzerinde kalm›fl sözde ba¤›tlar oldu¤unun ilan edilmesinin örnekleriyle doludur. Modern toplumlarda iktidar olgusuna iliflkin olarak Foucault, “hukuk, iktidar›n gerçek biçimidir” saptamas›n› yaparken bu tarihsel arka plan› dikkate almam›fl gibidir. Foucault’nun, Weberci kuram› izledi¤i görülmektedir. Ancak, toplumun rasyonelleflmesini Weber’de oldu¤u gibi bir bütün olarak ele almaktansa, özgül rasyonellikleri bir dizi alanda, temel bir deneyime gönderme yaparak incelemenin daha isabetli oldu¤unu savunur. Yine de Foucault’nun, Weber’den aç›k etkiler tafl›yan, “hukuk sistemi, fliddet uygulama biçimlerinden biridir” görüflünün tafl›d›¤› do¤ruluk, ancak, hukukun “güçler dengesi” d›fl›nda stratejik bir konum ifade etmedi¤i dikkate al›nd›¤›nda aç›k bir duruma gelir. Çünkü, hukuk sistemlerinin, “meflrulu¤un” kendinden menkul bir güç ifade etmesi düflünülemez. Bir hukuk sistemi ne zaman bir devlet iktidar› ve devlet ayg›t›nca desteklenip korunmuflsa iflleyen bir sistem durumuna gelmifltir. Bunun d›fl›nda, kendinden iflleyen bir hukuk yoktur. Marksizm’in devlet iktidar› ve devlet ayg›tlar› üzerine yo¤un bir biçimde durmas›yla, gerçekten, iktidar ve tahakküm iliflkilerinin özgül alanlarda ve temel toplumsal iliflki biçimlerindeki görünümleri dikkate al›n›r duruma geldi. Gramsci’den bafllayarak özgül toplumsal iliflkilerde iktidar ve tahakküm iliflkilerinin analizine yönelik Marksist bir ilgi olufltu. Althusser imgesinde somutlaflan bu ilginin verimleri, onun “‹deoloji ve Devletin ‹deolojik Ayg›tlar›” adl› k›sa çal›flmas›nda temel kuramsal önermeler biçiminde dile getirildi. Althusser, “‹deoloji ve Devletin ‹deolojik Ayg›tlar›” çal›flmas›nda Marksizmin devlet iktidar› ve devlet ayg›tlar› aras›nda çizdi¤i klasik ayr›ma devletin ideolojik ayg›tlar›n›n da dahil edilmesi gere¤ini ileri sürdü. ‹deolojik ayg›tlar, birbirinden ayr› ve özelleflmifl kurumlar biçiminde, dolays›z olarak karfl›m›za ç›kar: Dini, ö¤retimsel, ailesel, hukuki, siyasi, sendikal, medya ve kültürel ideolojik ayg›tlar gibi gerçekliklerdir bunlar. ‹deolojik ayg›tlar, görünüflte, bölük-pörçük olabilir. Ama bunlar›n belli bir toplumsal formasyonda birli¤ini sa¤layan “egemen ideolojidir”. Uyumsuz sesler ç›karan ideolojik ayg›tlar, egemen ideoloji alt›nda bir uyum içine girer.

S›n›f egemenli¤i olarak devlet iktidar›n›n süreklili¤i de yaln›zca devlet ayg›tlar› yoluyla de¤il, ideolojik ayg›tlar üzerinde hegemonya kurma gücüne ba¤l›d›r. ‹deolojik ayg›tlar üzerinde hegemonya kuramayan s›n›flar, yönetme gücünü yani hem devlet iktidar›n› hem de devlet ayg›tlar›n› harekete geçirme güçlerini yitirirler. ‹ktidardaki s›n›f, devlet ayg›t›nda oldu¤u gibi ideolojik ayg›tlar› yönetmelik ve emirlerle yönetemez. Bu nedenle, gerek eski egemen s›n›flar gerekse ezilen s›n›flar ideolojik ayg›tlarda elde ettikleri mevziler dolay›s›yla seslerini duyurma olana¤›na sahiptirler. ‹deolojik ayg›tlar, s›n›f mücadelesinin “alan›”d›rlar. Bu alanda s›n›f mücadelesinin temel karakteristi¤i “ikna”, yani ideoloji kullanarak ifllemeleridir. Dolay›s›yla, “meflruluk” dayana¤›na yasland›r›lan her türlü toplumsal iliflki prati¤i, özgül iliflkilerdeki iktidar iliflkileri bir ideolojik biçim olarak karfl›m›za ç›kar. 10

D‹PNOTLAR 1 John Lubbock. 2 Edibe Sözen, “Merkez Sa¤ ve Sol Biziz”, Tercüman, 3 A¤ustos 2007, s.9. 3 Emilie Serge. 4 Tart›flmalar için bkz: Murat Y›lmaz, “Anayasa’n›n Ruhu”, Yeni fiafak, 14 Temmuz 2007, s.19; fiahin Alpay, “Özlenen Sivil ve Demokratik Anayasa”, Zaman, 8 Eylül 2007, s.21; Herkül Milas, “Vatandafl-Matandafl ve Anayasa”, Zaman, 28 A¤ustos 2007, s.20; Yavuz Atar, “Yeni Anayasada Hayati Maddeler Neler Olmal›d›r?”, Zaman, 4 Eylül 2007, s.22; Mümtaz Soysal, “Anayasa Tepkisi: ‹ki”, Cumhuriyet, 5 Eylül 2007, s.2; Mümtaz Soysal, “Anayasa Tepkisi: Dört”, Cumhuriyet, 8 Eylül 2007, s.2; “Ad› Sivil Kendisi Gizli Taslak”, Cumhuriyet, 7 Eylül 2007, s.4; “Yeni Çat›flma Sebebi Anayasa Olabilir”, Economist, 30 A¤ustos 2007; Kaz›m Kolcuo¤lu, “Anayasa Tart›flmalar›...”, Cumhuriyet, 5 Eylül 2007, s.2; “AKP’li F›rat Anayasa Tasla¤› Hakk›nda Bilgi De¤il, ‹pucu Verdi”, Radikal, 4 Eylül 2007, s.6; Murat Yetkin, “Anayasa AKP’nin mi, AK Parti’nin mi?”, Radikal, 4 Eylül 2007, s.6; ‹smet Berkan, Anayasadan Esas Beklenen”, Radikal, 8 Eylül 2007, s.3; Derya Sazak, “Gizli Anayasa”, Milliyet, 8 Eylül 2007, s.22; Adnan Keskin-Tar›k Ifl›k, “Anayasa Türbana Kilitlendi”, Radikal, 16 Eylül 2007, s.8; Haluk fiahin, “Yeni Anayasa Kimin Projesi?”, Radikal, 15 Eylül 2007, s.6; Murat Yetkin, “Anayasa, Reform ve Sorumluluklar”, Radikal, 14 Eylül 2007, s.6; Orhan Erinç, “Tepki Anayasas›”, Cumhuriyet, 15 Eylül 2007, s.7; Vecdi Sayar, “Yeni Bir Anayasa”, Cumhuriyet, 14 Eylül 2007, s.15; “‹flte Anayasan›n Mimarlar›”, Milliyet, 2 Eylül 2007, s.18; Korkmaz

Bu ba¤lamda “Anayasa nedir, neye yarar?” denirse...

‹lkorur, “Anayasa Tart›flmalar›”, Radikal, 11 Eylül 2007, s.16; Murat K›fllal›-Emine Kaplan, “Laikli¤e AKP Tan›m›”, Cumhuriyet, 8 Eylül 2007, s.8; Gökçer Tahincio¤lu, “Taslakta ‘Laiklik’ ve ‘Tarikat’ Tart›flmas›”, Milliyet, 9 Eylül 2007, s.19; Ertu¤rul Özkök, “Bu Anayasa Sivil mi Oluyor”, Hür-

ANAYASA NED‹R, NEYE YARAR?

riyet, 28 A¤ustos 2007, s.19; Necati Özgen, “Anayasa Tart›flmalar›...”, Cumhuriyet, 11 Eylül 2007, s.2; Orhan Birgit, “Ne ‘Sivil’i, AKP Anayasas› Bu”, Cumhuriyet, 12 Eylül 2007, s.7; Adnan Keskin, “‹flte Yeni Anayasan›n En Çok Tart›fl›lan 2 Maddesi”, Radikal, 9 Eylül 2007, s.8; Tennur Koyun-

“Delilik, ayn› fleyi tekrar tekrar yap›p farkl› sonuçlar beklemektir.” 11 “Anayasa Nedir?” sorusuna Doç. Dr. Oktay Uygun, Arafl. Gör. Emre Zebeko¤lu ile Arafl. Gör. Olgun Akbulut’un verdi¤i yan›t fludur: “Anayasa, devletin temel yap›s›n›, örgütleniflini, iflleyifl kurallar›n› gösteren ve kiflilerin haklar›n› güvence alt›na alan üstün hukuk kurallar›ndan oluflur. Ça¤dafl demokratik ülkelerde, anayasalar iktidar›n s›n›rlanmas›, özgürlük, eflitlik ve adalet u¤runa verilen uzun mücadelelerle kazan›lm›fl haklar›n, temel de¤erlerin ve ortak ideallerin somutlaflt›¤› belgelerdir.” Söz konusu tan›m, “Bugün demokrasi, insan›n kurtuluflunu sa¤layacak bir dünyan›n yarat›lmas›n›n aleti olmufltur,”12 türünden “genel demokrasi” yan›lg›lar›n›n bir parças›d›r; ve en önemli fleyi yani anayasan›n iktidar›n bir enstrüman› oldu¤u gerçe¤ini atlamaktad›r... Oysa anayasa -nihayetinde- bir iktidar belgesidir; ve bu ba¤lamda Büyük Selçuklu veziri Nizamülmülk’ün ‘Siyasetname’si de (Türk ifli, yani devleti yüceltip kollayan!) bir tür “anayasa”d›r! 13 Her neyse...

cuo¤lu, “Yeni Anayasada Kad›n Haklar›”, Radikal ‹ki, 16 Eylül 2007, s.1-8; ‹smet Berkan, “Yeni Anayasa Ne Kadar Özgürlükçü?”, Radikal, 15 Eylül 2007, s.3; Haluk fiahin, “Yeni Anayasa F›rsat m›, Tuzak m›?”, Radikal, 14 Eylül 2007, s.6; Ümit Kardafl, “Anayasay› Devlet De¤il Halk Be¤enmeli”, Akflam, 17 Eylül 2007, s.15; Ferai T›nç, “Anayasa ve Kad›nlar”, Hürriyet, 17 Eylül 2007, s.22. 5 H. Gökhan Özgün, “Bir Buçu¤uncu Cumhuriyet de Var”, Radikal, 5 A¤ustos 2007, s.7. 6 H. Gökhan Özgün, “Türkiye Anayalanlar›”, Radikal, 14 Eylül 2007, s.7. 7 Ergun Özbudun, “Anayasa Savafllar›”, Zaman, 23 A¤ustos 2007, s.20. 8 Soner Yalç›n, “‹lk Anayasay› ‘‹slâmc› Liberaller’ Haz›rlad›”, Hürriyet, 5 A¤ustos 2007, s.21. 9 H. Poincare. 10 Yaflar Günefl, “‹ktidar›n Neli¤ine Yönelik Baz› ‹lgiler”, Felsefe Yaz›n, No:4, Ocak-fiubat 2005, s.31-32. 11 Albert Einstein. 12 Cem Ero¤ul, Demokrat Parti Tarihi ve ‹deolojisi, ‹mge Yay., ‹kinci bask›, 1990, s.182. 13 Nizamülmülk, Siyasetname, Dergâh Yay., 1981. 14 Anayasa konusunda bkz: Yavuz Atar, Demokrasilerde Anayasa Yap›m›, Mimoza Yay., 2000; Cem Ero¤ul, Anayasay› De¤ifltirme Sorunu (Bir Mukayeseli Hukuk ‹ncelemesi), AÜSBF Yay., 1974; Suna Kili, Türk Anayasalar›, Tekin Yay., 1982; ‹brahim Özden Kabo¤lu, Anayasa Hukuku Dersleri (Genel Esaslar), Legal Yay., 2006; ‹brahim Özden Kabo¤lu, Anayasa Yarg›s› (Avrupa Modeli ve Türkiye), ‹mge Kitapevi Yay., 2007; Ergun Özbudun, Demokrasiye Geçifl Sürecinde Anayasa Yap›m›, Bilgi Yay., 1993; Server Tanilli, Devlet ve Demokrasi-Anayasa Hukukuna Gi-

rifl, ‹ÜHF, 1981; Bülent Tanör, Osmanl›-Türk Anayasal Geliflmeleri, YKY., 2006; Bülent Tanör, Siyasi Düflünce Hürriyeti ve 1961 Türk Anayasas›, Öncü Kitapevi, 1969; Bülent Tanör-Necmi

“Genel geçer” söylenceye göre anayasa, devletin temel kuruluflu ile kiflilerin hak ve özgürlüklerini düzenleyen ana, temel kanundur. Ancak bir tan›ma göre anayasa vatandafla baz› haklar ve özgürlükler veren de¤il, vatandafl›n hak ve özgürlüklerini kabul ettirdi¤i bir metindir. ‹lk anayasa olarak bilinen Magna Carta Libertatum (Büyük Ferman), ‹ngiltere’de 1215 y›l›nda dönemin kral›ndan baronlar›n zorla elde etti¤i haklar›n belgesidir. Kiflilerin temel hak ve özgürlüklerini düzenleyen

Yüzbafl›o¤lu, 1982 Anayasas›na Göre Türk Anayasa Hukuku, YKY., 2002; Erdo¤an Teziç, Anayasa Hukuku (Genel Esaslar), Beta Yay., 2003; Coflkun San, Anayasa De¤ifliklikleri ve Anayasa Geliflmeleri, AITIA., 1974; Mümtaz Soysal, Dinamik Anayasa Anlay›fl›, AÜSBF Yay., 1967; Murat Sevinç, “Anayasa’n›n ‘Sosyal’ Niteli¤i”, Radikal ‹ki, 16 Eylül 2007, s.1-8. 15 Levent Toprak, “Anayasa Sorununa S›n›fsal Bak›fl”, Marksist Tutum, No:30, Eylül 2007, s.3-4-5. 16 Prof. Dr. ‹brahim Ortafl, (Çukurova Üniversitesi), “Anayasa Nedir? Ne De¤ildir? Yeni Bir Anayasaya Gereksinim Var m›?-1”, asportas@cu.edu.tr, 14 Eylül 2007 17:53:46. 17 Server Tanilli, Devlet ve Demokrasi, s.3.


14

OKUR

8-16 Ekim 2007

KONUK YAZAR Ç. Ceyhan SUVAR‹

Dünya dev bir stadyum hayat da bir derbi maç› m›? Futbolun hayat›m›zda önemli, hatta pek çok insan için en önemli olay olmaya bafllad›¤› son yirmi befl y›ldan beri taraftar olmak erkekli¤in flan›ndan say›l›yor. Tak›m tutmayan›n “erkek say›lmad›¤›” bir dünyada, insan sadece taraf olmaya zorlanm›yor, ayn› zamanda bitaraf olan›n kendi rüfltünden flüphe duymas›na da yol aç›l›yor. Öyle ya, baflbakandan, genelkurmay baflkan›na var›ncaya kadar her iktidar sahibinin mutlaka bir tak›m› var. Üstelik hayat›m›zdaki en karizmatik kifliler de art›k teknik direktörler. Babalar üzülecek ama erkek çocuklar›n›n rol modelleri ve k›z çocuklar›n›n ilk aflklar› olarak yerlerini teknik direktörler ve futbolculara kapt›rd›lar bile. Buraya kadar “bunun nesi garip” denilip, “ne sa¤c› ne de solcu” olmaktansa (nedense tribünlerin milliyetçili¤e haz›r bir kitle sunmas› pek siyasetten say›lmaz…) “sade” bir taraftar olmak masumane bir davran›fl olarak gösterilebilir. Ancak futbolun flekillendirdi¤i tam da bu “masum” tarafgirlik nedeniyle, sadece maçlara de¤il hayata ve olaylara da maç izler gibi bakar olduk. Bilindi¤i gibi maç her zaman iki tak›m aras›nda yap›l›r ve sahada üçüncü bir tak›ma yer yoktur. Dolay›s›yla sahaya ç›kan iki tak›mdan birini, sahada tuttu¤umuz tak›m olmasa da, mutlaka tutma e¤ilimindeyiz. Ve bu ço¤unlukla sorgulanmadan ve bilinçsizce, yani benzetmek gerekirse “içgüdüsel” olarak ve sadece taraf olman›n vermifl oldu¤u bir tatmin duygusuyla yap›l›r. Benzer flekilde hem dünyada hem de Türkiye’de yaflanan olaylar› da, önce iki seçene¤e/tak›ma indirip; bir projeksiyon gibi beynimizdeki stada yans›t›yor; ard›ndan da birini destekliyoruz. Söz gelimi; Amerikan karfl›t› olaca¤›z diye bir anda en az onun kadar tehlikeli ve eli kanl› olan Saddam yahut Ahmedi Necat taraftar› oluveriyoruz. Öyle ya sahada Amerikan tak›m›n›n karfl›s›nda ya Saddam’›n tak›m› ya da Ahmedi Necat’›n tak›m› var. Ve o ana kadar son iki tak›m›n yapm›fl oldu¤u di¤er kötü maçlar (ilkinin flimdiki rakibi Amerika’n›n bir mahlukat› oldu¤u ve kimyasal silahlar kullanarak kendi halk›n› katletti¤i, yine ikincisinin de halk›na y›llard›r zulmeden bir rejimin lideri oldu¤u ve zengin petrol ve do¤algaz kaynaklar›na sahip oldu¤u halde “nükleer enerji” üretmekteki ›srar› vb) bir anda unutuluveriyor. Oysa hem Amerika’n›n hem de Ahmedi Necat ve Saddam’›n birlikte lanetlendi¤i üçüncü bir seçenek neden düflünülmüyor ya da üçüncü seçene¤i düflünenler neden ço¤unlukla futbol tak›m› tutmayanlar oluyor?

Liseli gençlik faaliyeti üzerine... Gençlik faaliyetinin önemli bir parças› olan ö¤renci gençlik içerisinde liseli gençlik günümüz koflullar›nda ciddi bir potansiyele sahiptir.Gelinen aflamada devrimci hareketin içinde bulundu¤u kitlelerle iliflkisinin zay›f olmas› sorunu haliyle gençlik faaliyetini de etkilemektedir.Özellikle üniversite ö¤rencileri bak›m›ndan geçmifl örgütlülüklerine göre çok daha zay›f durumundad›rlar.Apolitik olarak liseli y›llar› geride b›rakan gençler üniversiteye geldiklerinde ve hatta hayat›n›n geri kalan k›sm›nda örgütlenmede ciddi sorunlar yaflamaktad›r. Yaflam›n önemli ve hassas bir kesitini yaflayan liseli gençlik,çocukluk döneminden yeni ç›km›fl,duygular›,düflünceleri yeni yeni olgunlaflmaya bafllam›fl bir kiflilik yap›s›na sahiptir. Yaflam›n bafllang›c›nda olan liseli gençlik,de¤iflim ve geliflime aç›k,oldukça dinamik,atak, toplumsal çeliflkileri önceden gören ve buna çözüm üretebilen güç ve enerji potansiyeline sahiptir. Fakat bu potansiyele sahip olan gençli¤in yaflam›nda tersi bir durum yaflan›yor.Gelecek günlere yap›s› gere¤i umutla bakmas› gerekirken “gelece¤im pek parlak de¤il, kayg›l›y›m,gelecek bana bir fley vaat etmiyor” sözlerini duymaktay›z.Elbette böyle bir e¤itim sisteminde, böyle bir ülkede yaflamak gelece¤e dair çok fley vaat etmeyece¤i bir gerçektir.Çünkü liseli gençli¤in önüne konan üniversite s›navlar›,okullar aras›ndaki ay›r›m ve dengesizlik, zorunlu din dersleri,anadilde e¤itim hakk›n›n olmay›fl›, kesintisiz uygulanmakta olan dayak ve küfür, dayat›lan çeteleflme ve uyuflturucu onlar› umutsuzlu¤a itmektedir. Evet görüldü¤ü gibi her yönden sald›r› alt›nda bulunan liseli gençlik gericiler için pek bir anlam ifade etmemesine karfl›n biz yeni insan ve yeni bir dünya amac›yla yola ç›kanlar için büyük bir öneme sahiptir.Gençli¤e dönük gerçekleflen bu sistematik sald›r›y› kitleler önünde teflhir edip onlar› örgütlü mücadele içerisine sokmal›y›z.Fakat sadece sistemi teflhir ederek onlar›n örgütlenmesini beklememeliyiz. Sadece teflhir etmek onlar› alternatifsizli¤e sürüklemektir. Bu da genel stratejimiz olan mücadelenin öznesi kitleleri çaresiz b›rak-

mak anlam›na gelmektedir. Yani sistemin sald›r›lar›n›n amac›n› anlatt›ktan sonra onlara alternatif olarak oluflturdu¤umuz “yeni demokratik e¤itim program›” ekseninde s›n›f mücadelesinin ve ülkemize uyarlan›fl› olan halk savafl› yolunun birer parças› haline getirmeliyiz. Dikkat edilmesi gereken bir husus bu kesimin bünyesinde küçük burjuva özelliklerin az›msanmayacak düzeyde bulunmas›d›r. Yani tez canl›l›k, kararlar› çi¤neme, kendisini hakl›, di¤er bütün kesimleri haks›z görme, kendisinden farkl› düflünen bireyleri ve kurumlar› hazmedememe gibi bir çok olumsuz tutum ve davran›fllar. Bunlara karfl› zaman›nda ve yerinde müdahale edile-

rek bu bireyleri de¤ifltirebiliriz. Çünkü bu tür davran›fllar bu kesimde daha kemikleflmemifltir. Gençli¤in mücadele içerisine devrimci kat›l›m› ancak ve ancak do¤ru bir önderlik arac›¤›yla olur. Do¤ru bir önderlikte do¤ru bir ideoloji,do¤ru siyaset,ve merkezi yap›s›n› oturtmufl bir örgüte ba¤l›d›r. Bu bilinçle örgütlü mücadele, özellikle gençlik mücadelesi için iyi bir potansiyele sahip olan liselere dönük faaliyetlerimizi daha da planl› ve programl› bir flekilde yürütmeliyiz. Sorun sürecin ihtiyac›na cevap olup do¤ru bir çal›flma tarz› ile baflar›ya ulaflmada ki ›srarl› tutumumuzdur…

Benzer flekilde iç politikada da hep ikili seçenekler aras›nda s›k›flt›r›lm›fl›z. Söz gelimi: “Ya sevece¤iz ya da terk edece¤iz”, “ya AB yanl›s› olaca¤›z ya da ulusalc›/milliyetçi”, “ya laik olaca¤›z ya da irticac›”, “ya devlet yanl›s› olaca¤›z ya da hain”, “ya sad›k/özde vatandafl olaca¤›z ya da sözde vatandafl” yani “ya bizdensin ya da bir hiçsin”, seçim bize kalm›fl. Aflk hayat›m›z dahi bunun üzerine kurulmam›fl m›? “Ya benimsin ya da kara topra¤›n” Üçüncü bir fl›k m›? Akla bile gelmiyor. ‹sterseniz yukar›da sayd›¤›m iç politikaya ait bir ikilemi al›p mercek alt›na yat›ral›m, di¤er bir deyiflle üçüncü bir seçenek ›fl›¤›nda yeniden de¤erlendirelim. Örne¤in “laiklik ve irtica” tart›flmalar›na/maçlar›na bakal›m. Zira son günlerin favori ikilisi. “‹rtica tak›m›”n›n cumhurbaflkanl›¤› ata¤›n› engellemek üzere “laik tak›m›n” devreye soktu¤u 367 takti¤i, genel seçim ve yeniden cumhurbaflkanl›¤› rövanfl›, sonras›ndaki “sivil” anayasa çal›flmas› vs derken irticac›lar %47’lik taraftar deste¤iyle flimdilik daha atak bir oyun sergiliyor görünüyorlar. Laik tak›m› ise fluana kadar sergiledi¤i kötü oyunu tribün deste¤ini art›rarak lehlerine çevirmek için, flayet irtica tak›m› lig sonunda flampiyon olursa, önümüzdeki sezon “Malezyalaflaca¤›m›z” ve “mahallenin tacizi”ne u¤rayaca¤›m›z fleklinde yeni taktiklerle ikinci devreye bafll›yor. Ancak, bana sorarsan›z laikçi ve irticac› karfl›laflmas›ndan flike kokular› geliyor. Laiklerin en fanatik taraftarlar› aras›nda üniformal› grubun baflta geldi¤i bilinmekte. Ne hikmetse rakip olduklar› halde irticac› taraftarlar da onlar›n “en güvenilir” taraftar oldu¤u konusunda flüphe duymamaktalar, ki bunu s›k s›k iffla ediyorlar. Bunu centilmen bir taraftar davran›fl› ya da rakibini rehavete sokup flampiyon olmak için gelifltirdikleri bir taktik olarak de¤erlendirebiliriz. Ama tabii laikçi taraftar›n gözünde üniformal› grubun yeri daha bir baflka, ülkedeki tüm tribünlerin en güzel yerlerini onlara ay›rm›fllar. Bununla beraber üniformal› grubun her maç sonras› verecekleri demeç ve e-muht›ralar hem taraftarlarca hem de köfle yazarlar›nca büyük bir heyecanla takip edilmekte. Öyle ki, maç sonras› yorumlar›n›n vaz geçilmezleri aras›na çoktan girdiler. Her pozisyonu en ince ayr›nt›s›na kadar masaya yat›rmay›, bu sayede hatal› hakem kararlar›n› ve sportmenli¤e s›¤mayan hareketleri kamuoyuna aç›klamay› kendilerine ifl edindiler son günlerde. Allahtan art›k sadece, ya da flimdilik sadece, pozisyonlar› yorumlamakla yetiniyorlar, zira yak›n bir zamana kadar, en son 12 Eylül 1980’de, tak›mlar› kaybetmeye yüz tutunca saha içerisine dal›p rakip futbolcu ve taraftar demeden hepsini darp ederlerdi. Ama ilginç olan ve ne yaz›k ki, taraftarlar›n unuttu¤u bir fley var: fiimdi rakip görünen irtica ve laik tak›mlar›n›n, 12 Eylül 1980’de ayn› kulüp çat›s› alt›nda oynad›klar› ve halk› (o zaman taraftarl›k bu kadar geliflmemiflti bu sebeple halk deniyordu) futboldan so¤utmak isteyen komünistlerden korumak için beraberce çok çaba sarf ettikleri futbol tarihimizin henüz tozlanmam›fl sayfalar›ndan okunabilir. fiimdi bafllar›na bela olan ve kalelerine ard› ard›na goller ya¤d›ran irticac› futbolcular› palazlay›p, devletin tüm kurumlar›na, pardon kulüplerine transfer eden de laik tak›m›n o zamanki yöneticileriydi. Öyle ki, o tarihten sonra kulüpler a¤z›na kadar “dini bütün” badem b›y›kl› memurlarla, yine pardon dilim hep sürçüyor, futbolcularla doldurulmufltu. Ama kimi köfle yazar›m›z ve spor yorumcular›m›z o zamanki laik tak›m›n bafl›ndaki generallerin (flimdi teknik direktör deniyor) flimdikilerinden farkl› olduklar›n› ve onlar›n özellikle ABD’li meslektafllar›n›n etkisiyle hareket ettiklerini, oysa flimdi art›k her türlü d›fl “mihraktan” uzak ve gerçekten sporu ve kendi taraftar›n› düflünen “özde” teknik direktörler olduklar›n› iddia ediyorlar. Sahi sizce bu karfl›laflman›n skoru kaç kaç olur? Spor yorumcular›m›z›n da dedi¤i gibi “top yuvarlak ve doksan dakika bitmeden kazanan belli olmaz m›?” Ama ben yukar›da söylemifltim ve yine söylüyorum: Bu karfl›laflmadan “flike kokular›” geliyor, dolay›s›yla maç bol gollü bir beraberlikle biter ve her iki tak›m da ligde kalmay› baflar›r. Aman, bitaraf olanlar maç sonunda “maganda kurflunlar›”na dikkat, zira bütün maganda kurflunlar› evlerinin balkonlardaki bitaraflar› buluyor.

ceyhansuvari@gmail.com

Bireyin toplumsallığında nefes almak Y

aflam›n derinliklerinde gizli birçok fley a盤a ç›kmaya bafllad›¤›nda, zenginliklerimiz ve farkl›l›klar›m›zda a盤a ç›kmaya bafll›yor. Yetenekler kazan›yor, yeni yeteneklerle tan›fl›yoruz. Do¤ufltan gelmeyen bu yetenekler yaflamda bir yerlerde gizli bir flekilde insan›n karfl›s›na ç›kmay› bekliyor. Bunun koflulunu yaratan, zeminini haz›rlayan bireyler bu yetenekleri a盤a ç›karacak gücüde kendinde görmeye bafll›yor. Hiç okumam›fl, yazmam›fl, yaflam› tamamen farkl› geçirmifl bir insan bir gün dinledi¤i bir müzikle tamamen farkl›laflmaya bafllayabilir. Duydu¤u bu müzik t›n›s›yla müzi¤e ilgi duymaya bafllar. Yeni yetenekler keflfederek, bunu en üst seviyeye erifltirebilir. Bu tamamen yaflamdaki gizlili¤i, farkl›l›klar› keflfedebilmekle ilgilidir. Önemli olan bunu keflfedebilmektir. Tabii her fley tesadüfü de¤ildir. Bunun zeminini haz›rlad›¤›n, maddi koflullar›n› yaratt›¤›n oranda gerçekleflir. Yaflam zenginliklerle doludur. Yeter ki biz bu zenginlikleri görüp, bunlar› bünyemize tafl›may› bilelim. Yeter ki yeteneklerimizi kavray›p daha üst seviyelere tafl›yal›m. Bunun için çok genifl bir bak›fl aç›s›na sahip olmal›y›z. Yaflama ancak çok boyutlu bakabilenler onu anlayabilir, onun derinliklerindeki zenginlikleri keflfedebilir. Bin bir tondaki renkleri ancak yaflam›n içerisinde görebiliriz. Bunu baflarabilmemizin tek yolu

vard›r; o da at gözlüklerimizi ç›kartmak, önce beynimizdeki duvarlar› y›kmak, bilincimizi ço¤alt›p ufkumuzu geniflletmeliyiz. Ben olgusunu derinlemesine kavramal›, ben duygusunun toplumsall›¤›n› hücrelerimizde hissedebilmeyi baflarmal›y›z. Ben olgusu toplumdan, toplumsall›ktan kopuk bir yaflam› sürmek de¤il tam tersine tabular›ndan ar›nm›fl, beynindeki duvarlar› y›km›fl, sisteme karfl› kendi kafas›ndaki sistemi parçalam›fl bendir. Yani toplumsall›kla iç içe olan bir bendir. Bu insan›n bir türlü görmedi¤i, görmeyi istemedi¤i madalyonun öteki yüzüdür asl›nda. Maskeyi düflürdü¤ümüzde karfl›m›za ç›kan bu tablo ne kadar da sanc›l›d›r. Oysaki gerçek yaflam bu olgu ve sonuçlarla doludur. Bu gerçe¤in ta kendisidir.

bu perdede hayat›n gerçekleri vard›r. Elbette ki bu

Yaflam›m›zda iki perde düflünelim. Önce tozpembe olan perdeyi görürüz. Bu perdede oynat›lan kuklalar tamamen hayallerle süslü bir yaflam gösterirler bize. Yani asl›nda a¤z›nda bal olan ama kuyru¤unda i¤nesini bar›nd›ran ar› misali. Bu yaflant› o kadar cezp edicidir ki her fley mutluluk vericidir sanki. Fakat bir süre sonra kendin de¤il baflkas› olmufl, kafandaki tüm duvarlar ak›l almaz flekilde büyümüfltür. Art›k yapacak bir fleyin kalmad›¤›n› ve yaflayan ölü oldu¤unu an›msars›n. Birde siyah perde vard›r. Her fley bu perdede gizlidir asl›nda. Açl›k, yoksulluk, ölüm, hüzün vs. vs.

Birey olmak bu sistemde bu kadar zor. Ama bu ka-

And olsun ki Bülent Yoldafl Geldi¤inde vakit Cellad›n diz çökenini dahi affetmeyece¤iz Ve and olsun ki karanl›¤›n sahiplerini tahtlar›ndan alafla¤› edip Saltanatlar›n› bafllar›na y›kaca¤›z Ve o gün geldi¤inde ad›n› tarihin en güzel yerine yazaca¤›z...

gerçekli¤in içinde mutlulukta vard›r, umutta. Bu perdeye dikkatli bakan biri ne yap›ld›¤›n› ve kendinin ne yapmas› gerekti¤ini de anlamaya bafllar ve harekete geçer. ‹flte o zaman sanc›l› k›vran›fl› hayat bulur ve umuda dönüflür. Burada önemli olan da yaflamdaki ayr›nt›lar›, ayr›nt›larda gizli olan› yakalamakt›r. Bütün bunlar› düflündü¤ümüzde, genifl bak›p, bakmakla görmek, görmekle yapmak aras›ndaki fark› görmeye bafllad›¤›m›zda duvar y›k›l›r, zincirlerimizden kurtulup özgürleflebiliriz. Yetenekleri keflfedebilir onlar› a盤a ç›karacak mutlulu¤a eriflebiliriz. ‹flte ben olgusunun hayat buldu¤u can damar›. dar zor bu kadar sanc›l› iken sistem de¤iflip insan›n insanca yaflayaca¤› bir düzen kuruldu¤unda bir o kadar erdem ve güzelliklerle dolu olacakt›r. Çünkü bu yaflant›da s›n›r, kal›plar, duvarlar, tabular, zincirler yoktur. Bu yaflant›da sadece ve sadece paylaflmak, umut, özgürlük ve insana dair ne kadar güzellik ve erdem varsa onlar vard›r. Birey olmak, benin, bireyin toplumsall›¤› budur. Baflkada hiçbir fley de¤ildir.

Vurulmufl Öylece yatar yerde Kan k›z›l gelen ölüm Korkar onun bedeninden Yüzünde sonsuz bir gülümseme Son kez yoldafllar›na bakarken...

Bülent Karatafl’›n an›s› önünde sayg›yla e¤iliyor, Karatafl ailesine ve tüm yak›nlar›na baflsa¤l›¤› diliyoruz.

Bülent KARATAfi Karatafl ailesine ve tüm yak›nlar›na baflsa¤l›¤› diliyor ve

Bülent KARATAfi

Hapishanelerdeki MKP Dava Tutsaklar›

Bülent Karatafl’› sayg›yla an›yoruz. BAfiSA⁄LI⁄I Bülent Karatafl ölümsüzdür! Bülent Karatafl'›n katili komprador patron a¤a devletidir!

Arkadafl›m›z Murat Dükel’in dedesi de¤erli amcam›z Veli Dükel’i

Kahrolsun katliamc› faflist cunta devleti!

kaybettik. Ailesi ve yak›nlar›n›n bafl› sa¤ olsun.

Hozat Demokratik Haklar Platformu

‹zmir Demokratik Haklar Platformu


GÜNCEL

8-16 Ekim 2007

Burma’da yönetim karfl›t› eylemler sürüyor Uzun y›llar ‹ngiliz sömürüsünün alt›nda ezilen ve 1948 y›l›nda “ba¤›ms›zl›¤›n›” ilan eden “alt›nlar ülkesi” Burma’n›n (Myanmar) hayli zamand›r unutulan ismi, bugünlerde Budist rahiplerin eylemleri ile yeniden gündemde. Asl›nda ülkedeki eylemler san›lan›n aksine rahipler taraf›ndan bafllat›lmad›. 15 A¤ustos günü yönetimin benzin fiyatlar›na zam yapmas› sonras› binlerce kifli sokaklara dökülmüfl ve zamlar› protesto etmiflti. Eylemlere önderlik ettikleri ve kat›ld›klar› gerekçesi ile 13 kiflinin tutuklanarak 20 y›la kadar hapisle cezaland›r›lmak istenmesi üzerine 28 A¤ustos günü rahipler de sokaklara ç›karak sessiz yürüyüfller düzenlemeye bafllad›lar. Askerlerin rahiplerin de içinde bulundu¤u kitleye atefl açmas›n›n ard›ndan rahipler yönetimin özür dilemesini istemiflti. Ancak yönetimin bu talebe olumsuz yan›t vererek iki rahibi tutuklamas› üzerine rahipler de art›k generallerden sadaka kabul etmeyeceklerini aç›klayarak yönetimi küçük düflürücü bir karar alm›fllard›. Bu flekilde bafllayan ülkedeki çalkant›, toplumun di¤er kesimlerinin de sürece dahil olmalar›n›n ard›ndan çat›flmalara dönüflmüfl durumda. Haftalard›r devam eden eylemlerde onlarca kifli ölürken, çok say›da kifli de yaraland›, gö-

Çat›flmalar›n gölgesinde gizli HamasEl Fetih görüflmesi

15

MAYA Arif B‹LG‹N

Seyr-i Seyyaremizin Tan›kl›¤›nda-II YERYÜZÜNDE NELER OLUYOR?

Burma’da haftalard›r devam eden ve onlarca kiflinin ölüdü¤ü, çok say›da kiflinin yaraland›¤›, gözalt›na al›nd›¤› ve tutukland›¤› eylemlere kat›lanlar yönetimin istifa etmesini talep ediyor zalt›na al›nd›, tutukland›. Eylemlerin ve çat›flmalar›n yay›larak sürdü¤ü Burma, Asya’n›n önemli bir noktas›nda yer al›yor. Hindistan, Çin, Tayland, Laos ve Bangladefl ile s›n›r› olan Burma, sahip oldu¤u zengin alt›n rezervi ne-

‹srail devleti Filistinlilerin kan›n› dökmeye devam ediyor. Gazze fieridi’ne yönelik tehditler savuran ‹srail devleti, bölgeye yapt›¤› askeri operasyonla onlarca Filistinliyi öldürdü. ‹srail devletinin yapt›¤› askeri operasyonlarda ölen Filistinlilerin ço¤unu silahs›z insanlar›n oluflturdu¤u ö¤renildi. Gazze fieridi’nin kuzeyinde kalan Beyt Hanun kasabas›na giren ‹srail ordusunun, bir eve atefl açmas› sonucu 4 Filistinli sivilin yaflam›n› yitirdi¤i aç›kland›. Gazze’de bir araca düzenlenen füze sald›r›s›nda ise 5 kiflinin öldü¤ü aç›klan›rken, ölen Filistinlilerin direniflçi oldu¤u belirtildi. Yap›lan baz› aç›klamalarda öldürülen direniflçilerin geçen y›l ‹srail askerinin kaç›r›lmas›nda rol oynayan “‹slam Ordusu” adl› örgüte üye olduklar› savunuldu. Bir yandan operasyonlar›n sürdüren ‹srail devleti di¤er taraftan tehditlerine devam ediyor. ‹srail Savunma Bakan› Ehud Barak ise, yak›nda Gazze fieridi’ne

deni ile “alt›nlar ülkesi” olarak da biliniyor. Ülke ayr›ca zengin petrol ve do¤algaz yataklar›na da sahip. Burma ile s›k› ekonomik iflbirli¤ine sahip olan Rusya, Çin ve Hindistan mevcut yönetimi sahiplenerek BM dahil uluslar

aras› özneleri Burma’n›n iç ifllerine kar›flmamalar› için uyar›rken, ABD ve AB ise y›llard›r yapt›r›m ve ambargolar uygulad›klar› Burma’da rahiplerin bafllatt›klar› eylemi destekliyor ve mevcut yönetimin de¤iflmesi gerekti¤ini savunuyor.

genifl çapl› bir operasyon düzenleyebile-

z›rlanmas› çabalar› do¤rultusunda bir araya geldiler. Yap›lan görüflmelerde bir sonuç ç›kmazken görüflmenin temelini, ABD’nin savundu¤u ‹srail'in yan› bafl›nda kukla bir Filistin devletinin sa¤lamlaflt›r›lmas› tart›flmalar›n›n oluflturdu¤u düflünülüyor.

ceklerini belirtti.

‹srail 57 Filistinli mahkumu b›rakt› ‹srail Devleti Filistin özerk yönetimine deste¤ini belirtip ard›ndan 57 Filistinli mahkumu serbest b›rakt›. Hamas’›n Gazze fieridi’nde yönetime el koymas›ndan sonra, Bat› fieria’da Filistin Devlet Baflkan› Mahmud Abbas’a deste¤ini artt›ran ‹srail devleti 57 Filistinli mahkumu serbest b›rakarak sözde iyi niyet gösterisinde bulundu. Sal›verilen tutuklular aras›nda ‹sraillilere karfl› öldürme eyleminde bulunan tutsaklar›n bulunmad›¤› ö¤renildi. ‹srail devlet baflkan› Ehud Olmert ve Filistin devlet baflkan› Mahmud Abbas, Maryland’da Kas›m ay›nda yap›lmas› planlanan ABD destekli zirve öncesinde, bar›fla yönelik ortak bir aç›klama ha-

‘El Fetih ile Hamas gjzlice görüfltü’ iddias› Filistin Ulusal Birlik Hükümeti’nin Baflbakan› ‹smail Haniye’nin dan›flmalar›ndan Ahmed Yusuf, Hamas ve El Fetih aras›nda ba¤›ms›z siyasilerin de kat›ld›¤› gizli diyalog görüflmelerinin bafllad›¤›n› duyurdu. Bir iki ay içerisinde uzlaflma sa¤lanabilece¤ini öne süren Yusuf, görüflmelerin sekteye u¤ramamas› için bas›na yans›t›lmad›¤›n› belirtirken, El Fetih’e iliflkin ise “›l›ml›” aç›klamalarda bulundu ve Mahmud Abbas’› anlayabildiklerini ve Abbas’›n da Filistin ulusal birli¤ine önem verdi¤ini söyledi.

Birkaç on y›l önce herfleyi kapsayan tema devrim ve karfl›-devrimdi temas›yd›. fiiirde, nesirde, müzikte, felsefede, politikada, günlük yaflay›flta, üretimde, herfleyde. Çünkü geçen yüzy›l›n bafl›nda üretim güçlerindeki geliflmelerin dinamik gücü, üretim iliflkilerinin bütün kategorilerini, rejimleri, al›fl›lagelmifl iliflkileri, kültürleri ve kurumlar› dönüflüme zorluyordu; her fley kabuk çatlat›yor, bütün kozalar patl›yor ve yepyeni bir hayat›n rengarenk umutlar› ortal›¤a yay›l›yordu. Kapitalizmin insanlar› kitleler haline birbirini bo¤azlamaya zorlayan iç çeliflkileri, onun art›k ömrünü doldurdu¤una dair iflaretlerle doluydu. Kaptalizmin yayd›¤› karamsarl›k bulutlar› Ekim Devrimi’nin patlamas›yla tuzla buz oldu. Sovyet Devrimi’nden sonra yeryüzüne yay›lan umut ve canl›l›k daha önce insanl›k tarihinde hiç görülmemiflti. O ne muhteflem de¤iflmeydi öyle, o ne sevinçti, o ne özgüvendi öyle! O ana kadar hiç kaale al›nmam›fl dünyan›n yoksullar›, iflçileri, köylüleri, sömürge halklar›-parya milletleri, ulusal ve dinsel az›nl›klar, özgürlük tutkunu ayd›nlar, gençler, kad›nlar öyle büyük bir heyecan ve umutla aya¤a kalkm›fl ve öyle büyük bir enerji ile devrime sar›l›yorlard› ki, art›k onlar›n karfl›s›nda hiçbir eski kurum ayakta duramazd›. Kapitalizmin sovyet devrimini izleyen faflist kudurganl›¤› bunun sonucuydu ve devrimin daha büyük bir güçle temerküzünden baflka bir sonuç vermedi. Devrim Asya’n›n daha kalabal›k halklar›na, Afrika ve Latin Amerika’ya da yay›ld›. ‹kinci Dünya Savafl›, yaln›zca faflist rejimlerin yerlebir olmas› anlam›na gelmez, ayn› zamanda kapitalist sistemle sosyalist sistemin denge durumuna geldi¤ini de ifade eder. Birleflmifl Milletler örgütü ve yeni uluslararas› iliflki ve konsensüs bir anlamda bu dengeyi anlat›r. Kapitalist sistem, bütün önceki prekapitalist unsurlarla, krallarla, gerici diktatörlerle, dinci ve faflist gruplarla daha s›k› ittifak kurarak dengeyi kendi lehine bozmaya çal›flt›; özellikle ba¤›ml› ülkelerdeki devrimci hareketleri bu ittifak sayesinde ve faflist diktatörlükler yoluyla bast›rd›. Ayn› zamanda teknik ve mali avantajlar›n› kullanarak sosyalist kamap› ekonomik, siyasi ve askeri albuka alt›na ald›. Sosyalist sistemin hemen hepisi yeni olan iç kuruluflu ve donan›m›nda ortaya ç›kan sorunlara da on binlerce profesyonel ajan›n› kullanarak müdahale ediyor ve içerden y›kmaya çal›fl›yordu. Do¤rusu, flimdilerde ABD emperyalistlerinin “III. Dünya Savafl›” diye tan›mlad›¤› bu sald›rganl›¤› sosyalist kurulufllar›n kendi ütopyalar› ile çeliflen bir y›¤›n zaaf ve yetersizlikleriyle birleflince baflar›l› oldu. “So¤uk savafl dönemi” diye adland›r›lan bu dönem, kapitalizmin ak›l almaz ahlaks›zl›¤› ve entrikac›l›¤› ile sosyalist sistemin baflar›s›zl›kla sonuçlanan bir y›¤›n deney ve iç çalkant›lar›na tan›kl›k eder. Sonuç olarak, denge kapitalizmin lehine bozuldu ve sosyalist kurulufllar cepheden bir askeri sald›r›ya gerek kalmaks›z›n içten çökertildi. “So¤uk savafl” dönemi global kapitalist sald›r›ya dönüfltü. Denge döneminin biçimlendirdi¤i bütün uluslararas› iliflkiler bozuldu; ba¤›ml› ve yoksul ülkeler emperyalist dev tekellerin vahflice at oynatt›¤›, her bak›mdan (ekonomisini, siyasal kuruluflunu, do¤as›n›) y›kt›¤› kendi yerel vilayetlerine dönüfltü. Dünya çap›nda emekçilerin bütün haklar› ve kazan›mlar› tasfiyeye u¤rad›, temel insan haklar› inan›lmaz bir h›zla yok olma sürecine girdi.

M›s›r 30 bin iflçinin direnifli ile sallan›yor

ma ve Giysi fiirketi geçen y›l da böylesi

Ve tabii ki s›ra kullan›lanlara da geldi. fiimdi, bu savafl›n emperyalistlerin lehine sonuçlanmas›na uflakl›k eden yerel gerici ve faflist örgütler ciyak ciyak ba¤›r›yorlar: “Hay›r, bize bunu yapamazs›n, biz seninle arkadaflt›k, unuttun mu!...” “Aldat›lm›fl ve kullan›lm›fl” olman›n öfkesiyle kamyon kamyon bomba patlat›yorlar, kuleleri, çarfl›lar› y›k›yorlar, binlerce sivil insan› öldürüyorlar. Emperyalistler de bunu bahane ederek ülkeleri iflgal ediyor yüz binleri öldürüyor, yeni ölüm araçlar›n› deniyorlar ve buna “Dördüncü Savafl” diyorlar.

bir greve sahne olmufl ve grev k›sa süre-

I. Savafl, II.Savafl, III.Savafl, IV.Savafl... savafl, savafl, savafl!...

de ülkenin büyük bir bölümüne yay›l-

Savaflla ayakta duran sistem, yaln›zca insanl›¤› kan ve gözyafl› içinde b›rakm›yor, üstelik moral olarak da y›k›yor ve ümitsizli¤e düflürüyor. Bunu flimdi bütün yal›nl›¤› ile görebiliyoruz, ümitsiz terör hareketleri, yozlaflmalar, manevi ve maddi uyuflturucu müptelal›¤›, üretim ve yarat›m isteksizli¤i ve oblomov miskinlik bütün yeryüzüne bulafl›c› bir hastal›k gibi yay›l›yor... Herkes “k›yamet günü”nden söz ediyor, yeni mehdiler, yar›-deli “peygamberler” türüyor.

dayan›flma komitesi oluflturarak greve aktif destek sunuyor. ‹flçilerin greve gittikleri Mahalla al-

Büyük ve ucuz bir iflgücü potansiyeline sahip olan M›s›r’da, devlet mülkiyetindeki tekstil fabrikalar›nda çal›flan 30 bin iflçi, fabrikalar› iflgal ederek ücretlerinin iyilefltirilmesini ve çal›flma koflullar›n›n düzeltilmesini istedi. Günlerdir devam eden grevde, 24 Ey-

BM Afganistan’da kalmakta kararl›

lül Pazartesi günü befl iflçi temsilcisinin grev k›flk›rt›c›l›¤›, yasad›fl› toplanma ve kamu mülküne zarar verme suçlar›ndan gözalt›na al›nmalar›n›n ard›ndan iflçiler eylemlerini daha da geniflletirken, M›s›r devleti ise grevdeki iflçileri fliddet ve gözalt›lar ile y›ld›rmaya çal›fl›yor. Gözalt›-

na al›nan iflçi temsilcilerinin serbest b›rak›lmas›n›, çal›flma koflullar› ile ücretlerinde iyilefltirmelere gidilmesini isteyen iflçiler, talepleri kabul edilinceye de¤in mücadelelerini sürdürmekte kararl› olduklar›n› aç›klarken, ülkedeki onlarca emek örgütü ve siyasi parti de iflçilerle

BM, 20 Eylül günü, Afganistan’da NATO öncülü¤ündeki çokuluslu iflgal güçlerinin görev süresini bir y›l uzatt›¤›n› duyurdu. BM Güvenlik Konseyi’nde yap›lan ve Rusya’n›n çekimser kald›¤› oylamada, Afganistan’daki Uluslararas› Güvenlik Destek Gücü (ISAF)’›n görev süresi Konsey’in di¤er 14

üyesinin oyuyla uzat›ld›. Karar tasar›s›nda, “artan fliddet, Taliban, El Kaide ve uyuflturucu ticareti” uzatmaya gerekçe olarak gösterildi. Konsey ayr›ca, Japonya hükümetine, Hint Okyanusu'nda bekleyen ABD ve di¤er ülkelerin askeri gemilerine yak›t deste¤inde bulunma görevi verdi.

Kubra bölgesindeki Misr Helwan Doku-

m›fl, direniflin büyümesi karfl›s›nda M›s›r devleti geri ad›m atarak iflçilerin taleplerini kabul etmiflti.

Ne var ki her kötülü¤ün içinde bir iyilik de gizlenir ve o keflfedildi¤i an yeniden devrimler dönemi bafllar, milyonlar yeniden moral ve ümitle donan›rlar. fiimdi bütün güzel insanlar, bütün dürüst, sa¤l›kl› yürek ve beyinler bu s›rr›n peflinde... ‹nsanl›¤›m›z›n ve özgürlü¤ümüzün yeniden mükemmel kuruluflu için sab›rla yol al›yorlar.


BÜROLAR

KARDELEN BASIM-YAYIM REKLAM GÖSTER‹ ORGAN‹ZASYON L‹M‹TED fi‹RKET‹ • Sahibi ve Yaz›iflleri Müdürü: Hakan ERTEN

ADANA : Dr. Ali Menteflo¤lu Cad. M. Rüfltü Ünald› ‹flhan› Kat:3 No:56 Kuruköprü-Seyhan/ADANA ‹ZM‹R : 853. Sok. Bilen ‹flhan› No: 27 Kat:8/802 Konak/‹zmir Tel-Fax: : (0232) 482 01 63 KARTAL : ‹stasyon Cad. P›nar ‹flhan› Kat:2 Daire:38 KARTAL Tel-Fax: (0216) 389 65 63 MERS‹N : Hastane Cad. 5111 Sok. Ekrem Örkün ‹flhan› No:71/8 Kat:3 ELAZI⁄ : ‹cadiye Mah. Yakup fievki Cad. No:8 Kat:1 Daire:1 Tel-Fax: (0424) 212 34 42 MALATYA : Dabakhane mah. Boztepe Cad. Babacan ‹flhan› Kat:4 No:28 Tel: (0422) 323 06 97 KONYA : Gazi Alemflah Mah. Tahirpafla Sok. No: 3 Daire: 102 Tel-Fax: : (0332) 351 59 55 D‹YARBAKIR : ‹skender Pafla Mah. ‹nönü Cad. MA-GÜL ‹flhan› Kat:3 No: 109 Da¤kap›/Diyarbak›r Tel: (0412) 228 22 92 AT‹NA : Spiro trikoupi 21 10683 eksarxia GREECE/Yunanistan e-mail: yunanistan_devrimcidemokrasi@yahoo.com.tr YD TEMS‹LC‹L‹⁄‹ : Kaiser-Wilhelm Str. 275 47169 Duisburg/DEUTSCHLAND Tel: 0049 175 642 00 27- e-mail: devrimcidemokrasiyurdisi@hotmail.com

Yay›n Türü: Yayg›n Süreli * Yönetim Yeri: Katip Mustafa Çelebi Mah. Tel Sok. No:20 Daire:2 Beyo¤lu/‹stanbul Tel: (0212) 243 91 92

Teknik Haz›rl›k: Kardelen Yay›mc›l›k Adres: Mahmut fievket Pafla Mah. Sivas Sok. No:2 Kat:3 Okmeydan›/‹STANBUL Tel:(0212) 238 37 76 Faks:(0212) 238 37 96 • Bask›: Gün Matbaac›l›k Adres: Sefaköy Telsizler Mev. Akasya Sok. No:23/A Küçükçekmece/‹ST. Tel( 0212) 580 63 75• DA⁄ITIM: YAY-SAT

Hrant’›n öldürülece¤ini herkes biliyordu Türk devletinin kafatasç›lar› ‘yaramazl›klar›na’ devam ediyor. Hrant Dink cinayetinin san›klar›n› getiren arac›n üzerinde “Ya sev ya terk et” ambleminin olmas› ve katil zanl›s› Erhan Tuncel'in emniyette istihbarat polisi olarak görev yapan Muhittin Zenit ile yapt›¤› çarp›c› telefon konuflmas› devletin bu konuda neleri gizledi¤ini ve hizmetkarlar›na nas›l davrand›¤›na ›fl›k tutar nitelikte.

‹stihbaratç›lar suçlu bulunamaz Hrant Dink’in vuruldu¤u saatlerde cinayetin tetikçilerinden Erhan Tuncel’i arayan polis memuru Muhittin Zenit’in yapt›¤› telefon görüflmesi kay›tlar›, aylar sonra ortaya ç›kt›. Bas›na yans›yan konuflmalardan, polis memuru Zenit’in cinayet konusunda çok detayl› bilgi sahibi oldu¤u anlafl›l›yor. Polis memuru Zenit; "Ne o¤lum, direkt kafaya s›km›fllar... Tek farkl›l›k, kaçmayacakt› ama bu kaçt›" diyor. Konuflma s›ras›nda Zenit, Dink'e küfürler ediyor. "Kim yapt›ysa eline koluna sa¤l›k" diyen Tuncel ise, cinayetten haberdar olmad›¤›n› öne sürüyor.

Hrant Dink’in vurulmas›n›n ard›ndan telefonda görüflen polis ve muhbiri, cinayetin ayr›nt›lar›n› konufluyorlard› Hrant Dink’kin katledilmesinin ard›ndan ortaya ç›kar›lan iliflkiler cinayetin gerçek azmettiricisinin devlet oldu¤unu aç›kça ortaya koyuyor. Geçti¤imiz günlerde görülen Hrant Dink davas›n›n ikinci duruflmas› öncesinde bas›nda genifl yer bulan katil zanl›s› Erhan Tuncel'in Trabzon emniyetinde görev yapan Muhittin Zenit ile yapt›¤› çarp›c› telefon konuflmas› devletin bu cinayettte bafl aktör oldu¤unu belgeliyor. Dahas› cinayet san›klar›n› getiren arac›n üzerinde “Ya sev ya terk et” ç›kartmas›n›n olmas› da devletin tetikçilerine ne gibi görevler biçti¤ini ve nas›l misafir etti¤ini gösterirken, devletin kirli yüzünü gösteren insanlara ve kurumlara da bu

ç›kartmayla "ak›l› olun" mesajlar›n› iletiyor. Dink’in katledilmesinden bizzat sorumlu olan devlet, kendisini aklamak için kendi hukukunu bile bir ç›rp›da de¤ifltirebiliyor. Kay›tl› delilleri yok ediyor, devlet arflivinde olan evraklar› kaybediyor, olanlar› da gizlilik gibi gerekçeler bularak, davan›n seyrini uzatarak karanl›kta b›rakmak istiyor. Devlet olaylar› gizleyedursun gerçekler tek tek otaya ç›kmaya devam ediyor. Hrant’›n katledilmesinin tetikçileri olan Ogün Samast, Yasin Hayal ve Erhan Tuncel'in Türk devletiyle nas›l bir iliflki içerisinde olduklar› bir bir gün yüzüne ç›k›yor.

Y›lmaz Güney, Berlin YÇKM’de an›ld›

Devrimci sanatç› Y›lmaz Güney ölümsüzlü¤ünün 23. y›l›nda birçok yerde oldu¤u gibi Almanya'n›n baflkenti Berlin'de Yüz Çiçek Açs›n Kültür Merkezi (YÇKM)'nin düzenledi¤i etkinlikle an›ld›. Yerel ve mütevazi bir etkinlik fleklinde örgütlenen anma etkinli¤inde Y›lmaz Güney'in devrimci duruflu ve sanata yükledi¤i anlam

Trabzon'da görevli polis memuru Zenit'in, Dink cinayetinden yaklafl›k iki y›l önce Erhan Tuncel'i 'Mehmet Kurt' kod ad›n› vererek muhbir yapt›¤› ortaya ç›km›flt›. Ayr›ca Mc Donald's eyleminin bombalar›n› haz›rlayan Erhan Tuncel'i muhbir yapan Zenit, onu yarg›lanmaktan kurtarm›fl ve Dink cinayetinden aylar önce Bayburt'a tayini ç›km›flt›. Dink'in öldürülmesinden yaklafl›k bir buçuk saat sonra Zenit’in, Erhan Tuncel'i cep telefonundan arad›¤› tespit edilmiflti. Cinayetle ilgili Trabzon Emniyet Müdürlü¤ü'nde yap›lan soruflturmada ‹çiflleri Bakanl›¤› müfettiflleri, ortaya ç›kan pek çok ihmale karfl›n 'polislerin kusurunun olmad›¤›', 'görevlerini yerine getirdikleri' yönünde devletin polisini aklayan bir rapor haz›rlam›flt›. Polislerin suçun önlenmesi için görevlerini yerine getirdi¤i anlat›lan raporda, Erhan Tuncel'in Dink'in öldürülece¤i yönünde 17 kez ihbar yapt›¤›na iliflkin haberlerin gerçek olmad›¤› savunulmufltu. Bu raporda kusuru olmad›¤› savunulan ve soruflturma izni verilmeyen polislerden biri, Erhan Tuncel'le görüflme yapan polis memuru Muhittin Zenit’ti.

üzerine vurgular yap›ld›. Y›lmaz Güney flahs›nda baflta devrimci sanatç›lar olmak üzere tüm devrim flehitleri için bir dakikal›k sayg› durufluyla bafllayan anma etkinli¤inde Berlin Yüz Çiçek Açs›n Kültür Merkezi'nin haz›rlad›¤› metin okundu. Metnin okunmas›n›n ard›ndan Berlin'de müzikal çal›flmalar›n› sürdüren Cemalettin Y›lmaz, Cemal

Davada 8 san›¤›n tutukluluk halleri sürecek Davay› yürüten mahkeme heyeti, Ogün Samast’›n da aralar›nda bulundu¤u 8 tutuklu san›¤›n tutukluluk hallerinin devam›na karar verdi. Emniyet görevlisi Muhittin Zenit ise daha önceki soruflturmada polisin kusuru bulunmad›¤› için yarg›lanmayacak. Bu arada polisin iflledi¤i suçu örten mahkeme heyeti, Zenit ile Tuncel aras›ndaki telefon görüflmelerine iliflkin tutana¤› yay›mlayanlar hakk›nda gerekli ifllemin yap›lmas› için ‹stanbul Cumhuriyet Baflsavc›l›¤›'na yaz› yaz›lmas›n› kararlaflt›rd›. Ayr›ca Ogün Samast duruflmada cinayeti Yasin Hayal’in tehditleri yüzünden iflledi¤ini anlatt›. ‹stanbul 14. A¤›r Ceza Mahkemesi'ndeki görülen duruflmada mahkeme heyeti baflkan› dosyaya konulmas› için gönderilen baz› evraklar› tutana¤a geçirdi. Yasin Hayal'in Dink'e yönelik bir eylem yap›lmas›n›n düflünüldü¤ü bilgisinin Erhan Tuncel taraf›ndan 17 fiubat 2006 tarihinde istihbarat görevlilerine bildirildi¤i, bunun ayn› gün Trabzon Emniyet Müdürlü¤ü taraf›ndan ‹stanbul Emniyet Müdürlü¤ü ‹stihbarat fiube Müdürlü¤ü'ne ve Emniyet Genel Müdürlü¤ü ‹stihbarat Dairesi Baflkanl›¤›'na iletildi¤i de dosyaya gelen evraklar aras›nda yer ald›.

Ulucanlar Hapishanesi'nde flehit düflen 10 devrimci-komünist tutsak, katledilmelerinin y›ldönümünde yap›lan eylemlerle an›ld›.

o¤lu, Zafer K›rb›y›k, Ümit Alt›ntafl, Aziz Dönmez flehit düflmüfllerdi.

26 Eylül 1999 tarihinde Ankara'daki Ulucanlar Hapishanesi'nde Türk devletinin yapt›¤› katliamda Mahir Emsalsiz, Önder Gençarslan, Abuzer Çat, Ahmet Savran, Habib Gül, Halil Türker, ‹smet Kavakl›-

TUYAB kitlesel anma töreni düzenledi Tutuklu ve Hükümlü Yak›nlar› Birli¤i (TUYAB) Ulucanlar Hapishanesi'nde katledilen 10 devrimci-

komünisti anmak için ‹stanbul Kad›köy'deki Karacaahmet Mezarl›¤›'nda kitlesel bir anma töreni düzenledi. Karacaahmet Mezarl›¤›'nda toplanan kitle, "Ulucalar katliam›n› unutmad›k, unutturmayaca¤›z", "Ulucanlar flehitleri ölümsüzdür" yaz›l› pankartlar açarak, ulucanlar flehitlerinin resimleriyle

Erhan Tuncel'in dava dosyas› imha edilmifl Mahkemenin Dink cinayetinin azmettiricilerinden tutuklu san›k Erhan Tuncel'in dosyas›n› istemeyi unuttu¤u ortaya ç›karken, Dink'in avukatlar› dosyan›n istenmesini talep edince de, "‹mha edildi, devlet s›rr›" gerekçesiyle reddedildi¤i bildirildi.

Adliye önünde protesto Duruflmadan önce Befliktafl Barbaros Hayrettin Pafla Meydan›’nda "Hepimiz Tan›¤›z, Adalet ‹stiyoruz", "Hepimiz Hrant’›z, hepimiz Ermeniyiz" yaz›l› pankart›n arkas›nda toplanan eylemciler gerçeklerin ortaya ç›kar›lmas›n› istediler.

Yine san›klar Coflkun ‹¤ci ve Yasin Hayal'in beyanlar›nda cinayetle ilgisi oldu¤u belirtilen Trab-

Ring arac›ndaki ç›kartma Hrant Dink cinayetinin tetikçisi Ogün Samast’› ‹stanbul Adliyesi'ndeki duruflmaya getiren hapishane arac›n›n önünde yer alan "ya sev ya terk et" amblemi bu ülkede farkl› uluslara ve muhaliflere, devletin nas›l bakt›¤›n› bir kez daha gözler önüne serdi. Bu slogan›n yer ald›¤› arac›n ait oldu¤u Kocaeli F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapal› ‹nfaz Kurumu'nda Alaattin Çak›c›, Sedat Peker, Sedat fiahin ve Erol Evcil gibi devletin fa-

K›l›nç ve ‹lhan Serhatl› söyledikleri halk türküleri ve marfllarla etkinli¤e renk katt›lar. Y›lmaz Güney'in yaflam›ndan kesitlerin yer ald›¤› sinevizyon gösterimi s›ras›nda ise hem hüzünlü hem de coflkulu anlar yafland›. Son olarak Hamburg Demokratik Haklar Derne¤i'nde sanat çal›flmalar›n› sürdüren Grup Da¤lara Ezgi sahneye ç›karak söyledi¤i kavga

yürüdü. "Devrim flehitleri ölümsüzdür", "Devrimci irade teslim al›namaz", "Ulucanlar flehitleri ölümsüzdür", "Analar›n öfkesi katilleri bo¤acak", "Katil devlet hesap verecek" fleklinde sloganlar atan kitle flehitlerden Ümit Alt›ntafl'›n mezar› bafl›nda topland›. Karanfillerle süslenen Alt›ntafl'›n mezar›n›n bafl›nda yap›lan anma töreni tüm devrim flehitleri için yap›lan sayg› duruflu ile bafllad›. Sayg› duruflu s›ras›nda coflkulu bir kat›l›mla "Günefli ‹çenlerin Türküsü" fliiri okundu.

Ulucanlar flehitleri an›ld›

zon jandarma istihbarat biriminde görevli ''Engin'' kod adl› kiflinin de görevli uzman jandarma Veysel fi. oldu¤u, bu kiflinin Burdur Jandarma Komutanl›¤› emrinde çal›flt›¤› kaydedildi. Son olarak mahkeme heyeti, tutuklu san›klar Ogün Samast ile Erhan Tuncel, Yasin Hayal, Zeynel Abidin Yavuz, Ersin Yolcu, Ahmet ‹skender, Tuncay Uzundal ve Mustafa Öztürk'ün tutukluluk hallerinin devam›na karar verdi. Yaklafl›k 12 saat süren duruflma, 11 fiubat 2008 tarihine ertelendi.

TUYAB'›n Ulucanlar katilam› ile ilgili aç›klamas›n›n okundu¤u törende, katliam›n tan›klar›ndan Filiz Gülkokuer ve Baflak Otlu birer konuflma yapt›lar. Katliam›n tan›¤› Filiz Gülkokuer, "Bizler Ulucanlar’da sadece siper yoldafllar› olmad›k, ayn› zamanda da yoldafllaflt›k" dedi. Gülkokuer, “2 Eylül’de bir ko¤ufl iflgal ettik. ‹nsanca yaflama hakk›m›z› onlara göstermek istedik. Bu onlar için bahane de¤ildi asl›nda. Onlar bir dönemin baflbakan› olan Ecevit’in flahs›nda somutlanan flu sözleri söylüyorlard›, ‘cezaevlerini halletmeden ‹MF programlar›n› uygulayamay›z’. Çünkü oradaki devrimciler d›flar› ile ba¤lant›l›yd›. Oradaki devrimciler d›flar›daki iflçi ve emekçilerin öncüleriydi” dedi. Grup Vardiya'n›n müzik dinletisi verdi¤i anma törenine HKM, Odak, PDD ve Köz kurumlar› da destek verdi.

Gülsuyu'nda flehitler için meflaleli yürüyüfl Ulucanlar flehitlerini anmak isteyen BDSP, Partizan, HÖC ve PDD üyeleri ‹stanbul'un Maltepe ‹lçesi'ne ba¤l› Gülsuyu Mahallesi'nde yürüyüfl düzenlediler.

flist tetikçilerinin olmas› ise devletin bunlara nas›l, hangi koflullarda hizmet verdi¤ine dair ipucu veriyor. Samast’› alk›fllar aras›nda karfl›layan ve poz veren bu faflist zihniyet, bu hizmetkarlar›na yatt›klar› yerlerde de verdikleri üstün hizmetlerini unutmad›klar›n› gösteriyor. Ve devlet kendisine dönük muhalif hareketlere de bu gösterisiyle "ak›ll› olun" mesajlar›n› iletiyor.

türküleri ve marfllarla kitleyi coflturdu. Anma etkinli¤inin düzenlendi¤i salona "Ölümsüzlü¤ünün 23. y›l›nda devrimci sanatç› Y›lmaz Güney'i an›yoruz" ve "Halk›n sanatç›s› halk›n savaflç›s›d›r" yaz›l› pankartlar as›lm›flt›. Etkinli¤e K›z›l Bayrak gazetesinin Berlin'deki okurlar› da mesaj gönderdiler.

Gülsuyu Mahallesi Dinler Sokak'ta bir araya gelen kurumlar›n üyeleri "Ulucanlar katliam›n› unutmad›k unuttturmayaca¤›z" yaz›l› pankart açarak meflaleler eflli¤inde Heykel Meydan›'na yürüdü. "Katil devlet hesap verecek", "Ulucanlar katliam›n›n hesab›n› soraca¤›z", "Devrim flehitleri ölümsüzdür" fleklinde sloganlar›n at›ld›¤› eylemde flehitlerin an›s›na sayg› duruflu yap›ld›. Eyleme DHP, HKM, Köz ve Devrimci Komünistler de destek verdi.

fiehitler için ‹zmir'de anma düzenlendi Ulucanlar flehitlerinden Habib Gül'ün ‹zmir'in Helvac› Köyü'nde bulunan mezar› bafl›nda da bir anma etkinli¤i gerçeklefltirildi. BDSP, ESP, Partizan, EHP, Kald›raç, Köz ve HKM kurumlar›n›n düzenledi¤i anma etkinli¤i jandarman›n bask›s›na ra¤men gerçeklefltirildi. Mezarl›k giriflinde jandarma taraf›ndan her sene oldu¤u gibi arama dayatmas› yap›larak bask› uyguland›. Arama uygulamas›n›n ard›ndan gidilen mezar bafl›nda tüm devrim flehitleri an›s›na sayg› duruflu yap›ld›. Ortak bir aç›klaman›n yap›ld›¤› anmada fliir ve marfllar okundu. Anman›n ard›ndan Habib Gül'ün ailesinin köyde yemek vermek istemesi üzerine kitlenin köye gitmesine jandarma engel oldu. Jandarma aile üyelerinden birini tehdit ederek aile üzerinde bask› kurdu.


120