Issuu on Google+

Önemli olan yere düşüp düşmemen değil, tekrar ayağa kalkıp kalkmamandır. (Vince Lombardi)

• Nisanda Türkiye ve Afgansitan • Afganistan Bangladeş Büyük Elçisiyle Röportajımız • Türkmen Halısı • Afgansitan’da Yatırım Fırsatları • Başarıya Giden Yol

Sayı:1

Nisan 2012


İÇİNDEKİLER Genel Yayın Yönetmenler Serajuddin AYDEN Gh.Sakhi BAHRAMIYAN

Genel Yayın Editörler Sakhi BAHRAMIYAN Serajuddin AYDEN Melih İlker GÜNGÖR

Görsel Yönetmen

ÖNSÖZ (Gh. Sakhi BAHRAMIYAN) NİSAN’da AFGANİSTAN ve TÜRKİYE (Gh.Sakhi BAHRAMIYAN, Serajuddin AYDEN) AFGANİSTAN’da YATIRIM FIRSATLARI (Muhammed Musa ABDAL) BAŞARIYA GİDEN YOL (Serajuddin AYDEN)

Beşir SADAD Serajuddin AYDEN Shir M.BAYAT

HAYT MURAD ‘KUCİ’ BİYOGRAFİ (Serajuddin AYDEN)

İLETİŞIM

A. Rahim ORAZ ŞİİRİ (Çeviri : M. Qasm IBADI)

tobad.turkey@hotmail.com

YAZARLAR Gh. Sakhi BAHRAMIYAN Serajuddin AYDEN Muhammed Musa ABDAL M. Qasm IBADI Hayt Murad KUCI Shir M.BAYAT Muhammed Aşur AŞGEROĞLU Waheedullah TAJ Haqmurad NAZARİ

SPOR (Waheedullah TAJ) BİLİMSEL (Gh. Sakhi BAHRAMIYAN) DİL VE YAZININ ÖNEMİ (Hayt Murad KUCI) AFGANİSTAN’da 3G TEKNOLOJİSİ (Shir M.BAYAT)

SPECIAL ANNOUNCEAFGANİSTAN TURKMENLERİN’de HALICILIK (Muhammed Aşur AŞGEROĞLU) Abdul Rahim ORAZ RÖPORTAJI (Gh. Sakhi BAHRAMIYAN) AFGANİSTAN TÜRKLERİ (Haqmurad NAZARİ)


Önsöz Değerli okurlar, İnsanlar ve toplumlar değer ve kültürleriyle doğar, yaşar ve hayatlarına devam ederler. Bir toplumun olmazsa olmazı olan insani-toplumsal değerler ve kültür, bizi biz yapan ve gerektiğinde bizi Dünyaya tanıtan en önemli faktördür. Bu faktörlere daha çok dikkat çekip onları yaşamaya, tanımaya ve tanıtmaya erken başlayan toplumlar, şüphesiz ki bu gün Dünya tarihinde sarsılmaz yerlere sahip olmuşlardır. Eski Horasan ve günümüzdeki Afganistan’da yaşayan biz Türkler de, bu önemli etkenlerin gücünü ta başından beri görmüş ve Hz. Mevlananın tabiriyle, haktan halka sunmaya özen göstermişizdir. Büyük Osmanlı İmparatorluğu, Selçuklular, Gazneliler, Harezem Şahlılar, Babür’ler ve daha nice Türk ve Müslüman Rönesanslarını gerçekleştiren devasa hareketler, bu uğurda yapılmıştır. Eskiden olduğu gibi günümüzde de bir kez daha Dünya’nın merkezi haline gelmeye başlamış olmamız ise, üzerimize düşen sorumlulukların daha da arttığına işaret ediyor. Bu anlamda sorumluluklarımızı fark edebilmemizde, bizlere 1992’den beri tam burslu eğitim imkânı sağlayan dost ve kardeş ülke Türkiye’ye, teşekkürlerimizi sunmayı da bir borç biliyoruz. Bu sebepten dolayı, Afganistan ve Türkiye arasında barış köprüleri olarak bilinen Afganistanlı öğrencilerin sorumluluklarının, günümüzde herkesten daha fazla olduğu kanaatini taşıyoruz. Umut ediyoruz ki, Türkiye Cumhuriyeti, halkımız ve ülkemizin bize sunduğu bu imkânları karşılıksız bırakmamak ve bizi bekleyen gözler için başlatmış olduğumuz TÖBAD çalışmaları, halklarımız ve ülkelerimiz arasında mevcut olan barış köprüsünün temellerini daha da sağlamlaştıracaktır. Sevgili Okurlar, Asıl işimiz okumak ve eğitim almak olmasına rağmen, halklarımız arasında barış köprüleri olma ve zengin Türkmen kültürünü tanıtma hususundaki hassasiyetimizi kabul eder ve umuyoruz ki bu konuyla ilgili değerli fikirlerinizle bizlere yardımcı olursunuz. Son olarak, dergide emeği geçen tüm hocalarımıza ve arkadaşlarımıza gönülden teşekkür eder ve dergimizin hayırlara vesile olmasını cenabı Allah’tan temenni ederim. Saygılarla Ghulam Sakhi Bahramiyan


Nisanda AFGANİSTAN ve TÜRKİYE Afganistan’ın eski Ankara Büyükelçisi Salahuddin Rabbani Ülkeye Barış Getirecek

D E S I G N

F R E E B I E S :

V I S I T

W W W . D E S I G N F R E E B I E S . O R G

Eski Ankara Büyükelçisi Salahuddin Rabbani, geçtiğimiz hafta Cumhurbaşkanı Karzai tarafında AfganistanBarış Yüksek Konseyi (AYBK) başkanlığına seçildi. Babasının geçen sene aynı görev sırasında Taliban militanları tarafında şehit edilmesi sonucu Rabbani konsey başkanlığına en güçlü adaylar arasındaydı. Suudi Arabistan’da özel sektörde ve Birleşmiş Milletler Afganistan daimi temsilciliğinde diplomatik görevlerde bulunan Rabbani, bu anlamda barış müzakerelerinde tecrübe sahibi olduğu söyleniyor. Babasının vefatına kadar Afganistan’ın Ankara büyükelçisi olan Rabbaninin konseyin başına geçmesine, konsey içinde karşı çıkanlar olmuş olsa da sonunda cumhurbaşkanı Karzai’ın son kararıyla geçtiğimiz hafta resmen görevine başlamış oldu. Bir yandan Taliban’ın yaz saldırıları artarken, öbür yandan hükümet ve Talibanı bir araya getirmek için Qatar ’da açılması planlanan Taliban Siyasi Ofisi, Rabbaniyi çok uğraştıracak konuların başında geliyor.

Gece Operasyonlarına Son

F O R

M O R E

G R A P H I C

Afganistan ile Amerika Birleşik Devletleri arasında imzalan bir anlaşmaya göre, artık tüm özel gece operasyonlarını Afgan güvenlik güçleri gerçekleştirecek. Mili Savunma bakanlığından açıklanan bilgilere göre, gece operasyonları Taliban ve diğer devlet karşıtı silahlı güçlerin militanlarını bulmada çok öneli etken.Bundan önce tüm bu operasyonları ABD ve NATO asker2

leri gerçekleştiriyordu. Cumhurbaşkanı Karzai, ABD-Afganistan arasında imzalanacak uzun vadeli stratejik anlaşmaların imzalanması için gece operasyonlarının Afgan Ordusu tarafından yapılması ve ülkedeki tüm hapishanelerin Afganistan hükümeti kontrolüne geçmesi ön şartlarını ortaya atmıştı. Bu son anlaşmanın imzalanmasıyla da, iki ülke arasındaki uzun vadeli stratejik anlaşmanın önümüzdeki aylarda Chicago’da yapılacak NATO zirvesi öncesi imzalanması bekleniyor.

Taliban Baharı Talibanla barış müzakereleri sürerken, geçtiğimiz hafta başta başkent Kabil olmak üzere Wardak, Logar ve Paktiya vilayetlerinde uzun süren silahlı saldırılar düzenlendi. Başkent Kabilde yaklaşık 18 saat süren çatışmalarda 11 sivil üç Afgan ordusundan asker şehit oldu.

Çimento paketleri ve boya kutularıyla inşaat halindeki bir binaya günler öncesinden ağır ve namlulu silahlar yerleştiren Taliban, o binadan Almanya ve Japonya büyükelçilikleri, Gazi askeri kampı, daha çok yabancı diplomatların kaldığı Kabil Star hotelini ve İngiliz diplomatlarını kaldığı bir evi ateşe tuttular. 18 saat süren çatışmaların ardından biri canlı 17 Taliban militanı ele geçirildi. Kendini Talibanın sözcüsü olarak tanıtan Zabihullah Mücahit, bu saldırıların önceden planlanan bahar saldırılarının bir parçası olduğunu açıkladı. Bu olay Dünya kamuoyunda da çok tepki yarattı. Birleşmiş Milletler genel sekreteri, ABD, Japonya, Pakistan ve Çin dışişleri bakanlıkları da olayı kınadı.


Nisanda AFGANİSTAN ve TÜRKİYE Ülke Karışmasın Diye Seçim Tarihleri Değişecek

V I S I T

W W W . D E S I G N F R E E B I E S . O R G

Geçen hafta basın toplantısında konuşan cumhurbaşkanı Karzai, 2014’te NATO askerleri ülkeden çekiliyor, aynı sene seçimleri de yaparsak ülke istikrarını kaybedebilir dedi. Kendisine seçim tarihlerinin öne alınması konusunda önemli fikirler geldiğini belirten Karzai, ülke bütünlüğünü korumak adına gerekirse makamımdan bir sene önce de ayrılabilirim diye konuştu. Öte yandan ülkenin önde gelen muhalefet gruplarından ‘ İtilaf Milli’ hareketi, Karzai’ın bu son çıkışını da ‘ bir siyasi oyun’ olarak nitelendirdi. Cumhurbaşkanı Karzai 2001 Bonn konferansında Afganistan geçici konsey başkanlığından bu yana iktidarda. Karzai’ın 2014 seçimlerine katılamayacağı ve bu sebepten ne edip yapıp iktidarda kalmak istediğini belirten muhalefet kanadı ise seçimlerin zamanında yapılmasını vurguluyor.

Dünya Silahlanmaya 1,7 Trilyon Dolar Harcadı; Rusya ve Türkiye Hız Kaybetmedi Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü (SIPRI) 2011 dünya askeri harcamaları raporunu açıkladı. 2011’de bir önceki yıla göre yüzde 0,3 artış yaşanan toplam askeri harcamalar 1,7 trilyon dolara ulaştı. Dünyanın en çok askeri harcamalarını yapan ABD, Fransa, Almanya, Hindistan, İngiltere ve Brezilya frene basarken, Rusya, Çin ve Türkiye askeri harcamalarını artırdı. Özellikle sıcak çatışma ve sorunların yaşandığı Ortadoğu ülkeleri, Afrika, Kafkaslar, Doğu Avrupa ve Afrika’da askeri harcamalarda artış yaşanması dikkat çekiyor.

F R E E B I E S :

Türkiye 2011’i Büyümede İkinci Ülke Olarak Tamamladı

F O R

M O R E

G R A P H I C

D E S I G N

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, “Ekonomimiz, 2011’in tamamında yüzde 8,5 oranında büyüdü. Türkiye dünyada Çin’den sonra 2011 yılını büyümede ikinci olarak tamamlayan ülke oldu.” dedi. Başbakan Erdoğan, AK Parti Yerel Yönetimler Başkanlığı tarafından düzenlenen ‘Mutlu Aileler Mutlu Şehirler Sempozyumu’da yaptığı konuşmada “Türkiye İstatistik Kurumu, 2011 yılı son dönemine ilişkin büyüme rakamını açıkladı. Türkiye ekonomisi 2011’in son çeyreğinde yüzde 5,2 oranında büyüme kaydetti. Böylece ekonomimiz, 2011’in tamamında yüzde 8,5 oranında büyümüş oldu. Dünyada Çin’den sora Türkiye 2011 yılını büyümede ikinci olarak tamamlayan ülke oldu.” ifadelerini kullandı. Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYH)’nın 2011’in tamamında 772,3 milyar dolar olarak gerçekleştiğini söyleyen Erdoğan, “Milli gelirimiz 1 trilyon 295 milyar Türk Lirası oldu. Kişi başına milli gelir 2002 yılında 3 bin 492 dolardı. Bugün bu oran 10 bin 444 dolar’a ulaştı. ” diye konuştu. CİHAN

3

ABD 711 MİLYAR DOLARLA LİSTE BAŞI, RUSYA ÜÇÜNCÜ TÜRKİYE’DEN SAVUNMAYA 18,6 MİLYAR DOLAR Türkiye’nin askeri harcamaları 2008’de 16 milyar 767 milyon dolarken bu rakam 2011’de 18 milyar 687 milyon dolara yükseldi. Türkiye’nin askeri harcamaları 2002’de 21 milyar 202 milyon dolarla rekor kırmıştı. 2005’te 16 milyar dolar 537 milyon dolara kadar düşen askeri harcamalar yeniden yükselişe geçti. SIPRI raporuna göre 1988’de gayri safi milli hasılasının yüzde 2,9’u askeri harcamalara giderken, bu oran 1997’de yüzde 4,1’e kadar yükseldi. 2002’de yüzde 3,9’a düşen askeri harcamaların payı, 2010’da yüzde 2,4’e geriledi. Türk Lirası cinsinden ise harcamaların sürekli artması dikkat çekiyor. 2002’de 13 milyon 641 bin TL olan savunma harcamaları 2011’de 29 milyon 934 bin TL’ye ulaşmış durumda. CIHAN


Nisanda AFGANİSTAN ve TÜRKİYE

F O R

M O R E

G R A P H I C

D E S I G N

F R E E B I E S :

V I S I T

W W W . D E S I G N F R E E B I E S . O R G

Sigaraya ‘Tabutlu’ Protesto Üsküdar’da, sigaranın zararlarına dikkat çekmek isteyen Türkiye Öğrenci Konseyi (TÖK) üyeleri, ‘Dumansız Kampüs’ projesi kapsamında ‘Dumana Dur De’ yürüyüşü düzenledi. Türkiye’nin her üniversitesinden öğrencilerin katıldığı yürüyüşte 300 adet siyah tabut taşındı.

Yüksek Öğretim Kurulu’nun (YÖK) desteklediği yürüyüş, saat 12.00 sıralarında Altunizade Capitol alışveriş merkezinin önünde başladı. Her yıl Türkiye’de yüzlerce kişinin sigara ve sigaraya bağlı hastalıklardan öldüğünü, ölümlere dikkat çekmek için 300 tabut getirdiklerini belirten öğrenciler, daha sonra yürüyüşe geçti. Eylemci öğrenciler, taşıdıkları pankart, döviz ve afişlerde sigaranın zararlarına vurgu yapan mesajlar verdi. Renkli görüntülerin yaşandığı eylem sırasında 2 tabut söz konusu tanınmış sigara firmasının bahçesine atıldı. Öğrencilerin omuzlarında taşınan diğer tabutlar da, şirketin kapısına bırakıldı. Basın açıklaması yapan öğrenciler, hatıra fotoğrafları da çektirdikten sonra dağıldı. CİHAN

Hüseyin Çapkın: Patlayıcılar A4 ve RDX İstanbul Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın, Kozlu Mezarlığı’nda yapılan aramalarda yaklaşık 15 kilogram civarında plastik patlayıcı, 5 patlayıcı düzeneği ile bir el bombası bulunduğunu belirtti. Çapkın, “İki ayrı cins güçlü patlayıcı. Bir

4

cinsi 4 kilo, diğeri de 11 kilogram. 4 kilo olanı RDX görünüyor. 11 kilo olanı da A4 görünüyor. 5 ayrı patlama düzeneği var ve bununla ilgili de 15 kişi gözaltında şu anda.” ifadesini kullandı. Bulunan patlayıcıların nerede kullanılacağına ilişkin soruya da cevap veren Çapkın, “Yorum yapmamız doğru değil, şimdilik bunlar” dedi. Çapkın, farklı noktalarda aramaların sürdüğünü de sözlerine ekledi. CİHAN


Afganistan’da Yatırım Fırsatları tahmin etmiştir.

F O R

M O R E

G R A P H I C

D E S I G N

F R E E B I E S :

V I S I T

W W W . D E S I G N F R E E B I E S . O R G

Madencilik Sektöründe Yatırım Fırsatları Afganistan Devleti madencilik sektöründe yatırım stratejisini destekliyor. Bu strateji madencilik sektöründe meşru ve şeffaf özel yatırımı teşvik ediyor. Hepimizin bildiğimiz gibi, 1 Afganistan, yeraltı kaynakları ile zengin bir ülke. Şu an Afganistan’da enerji mineralleri de dahil olmak üzere 1400’den fazla mineral kaynağı bulunmaktadır. Örneğin petrol, doğal gaz, kömür, kurşun, çimento, kireç taşı, bakır, değerli taşlar, zümrüt, yeşim taşı, mor yakutu, su mermeri, beril, kuvars ve gök yakutu. Afganistan devleti 2005 yılında mineral kanunu ve 2006 yılında da hidrokarbon kanunu onayladı. Bu iki kanun, petrol, doğal gaz, enerji ve madencilik sektörünü kapsıyor. Bu kanunlar her iki sektörün gelişmesinde düzenleyici rol oynayan önemli bir adımdır. Bu kanunları en önemli yönü ise özel yatırımı çekmek için elverişli çevreye olanak tanıyor olmasıdır. Hidrokarbon (petrol ve doğal gaz) ve madencilik endüstrileri Afganistan’a büyük yatırım potansiyel sağlıyor.

Hajigak Demir Madeni: Hajigak demir madeni başkent Kabilin 130 km batısında Bamyan vilayetinin dağlık bölgesinde yer almaktadır. Hajigak demir madeni ülkede bulunan birçok demir madenlerinden birisi.1960 yılında yapılan bir araştırmaya göre, bölgenin mineral potansiyeli % 63 konsantrasyonla birlikte 1,8 bilyon ton demir olarak tahmin edilmiştir. Temel maden depozitosunun % 80’ni manyetik ve pirit kolkopirit dahil diğer minör sülfitlerden oluşmaktadır. Ortalama olarak %61 Fe % 5 sülfit geri kalan %20 ise %62,8 Fe ve üç hematittik maden türünden oluşan oksitlerdir. Ruslar tüm depozitoları 1700 Mt olarak tahmin etmiştir. Araştırılan bölgede bulunan yüzey oksidi de 85 Mt olarak Görsel: http://www.borsarti.com/imkbde-madencilik-hisselerinin-aylik-gostergeleri.html

5

2

Afganistan tabi kaynaklar ve s a n a y i Bakanlığı kaynaklarına göre metalojenin kemeri bir kaç yüz kilo genişliktedir(Badakhshan, Panjshare, Ghorband, Bamyan, Hajigak, Behsood, Yakowlang, Lal o Sarjangal, and Ghore). Toplam kaliteli demir madenleri bilyonlarca ton tahmin edilmiştir. Bu demir madenleri mo, Ti, V ve Mn gibi karışım öğeleri içermektedir. Ahangaran-Bamiyan bölgelerinden örnek alınarak yapılan XRF analizi, %65,98 fe ve %0,24 V’den oluştuğunu gösteriyor. Bu madenlere ek olarak ülkede ayrıca SYA Dara demir depozitosu da bulunmaktadır. Bu madende %62,25 fe 100 ppm mo bulunmaktadır. Ayrıca SYA Dara’nın güney bölgesinde Dahani Dar-Gashtak yakınlarına yeni bir demir madeni de keşfedilmiştir. Bu demir depozitosu %45 fe % 0,69 V ve %1,28 Ti içermektedir.

Afganistan’da Doğal Gaz ve Petrol Rezervleri: Son günlerde Amerika Birleşik Devletleri jeolojik inceleme kurumu (USGS) tarafından yapılan incelemeler, Afganistan’da yaklaşık 1200 bilyon metre küp doğal gaz 150 milyon tondan fazla petrol bulunduğunu gözler önüne serdi. Buna ek olarak, yeni incelemeler, Afganistan’ın kuzeyinde bölgeleri olan Herat, Helmand ve Paktika vilayetlerinde de doğal gaz ve petrol kaynakları bulunulduğunu göstermektedir. Sar-i-pul ve Shibirgan doğal gaz sahaları şu an(2012) satılıktır. Eskiden Shibirgan doğal gazı Afganistan’ın ana ihracat maddelerinden biriydi. Bu kaynaklar boru hattı üzerinden Özbekistan’a gidiyordu. 1967’de bu madenlerde 342 milyon metre küp petrol üretiyordu. Görsel: http://www.forumdas.net/genel-bilgiler/demir-madenicikarilir-demir-nerelerde-kullanilir-117433/


1

Afganistan’da yatırım yapılacak diğer mineraller de mevcut. Nangarhar vilayetinde bulunan Gardab kromit depozitosu, Ghorband Valley’de bulunan Ni, doğuda yer alan Li Be ve değerli taşlar, güney bölgelerinde bulunan uranyum ve Takhar, Badakhshan , Kandahar Zabul illerinde yer alan Au ve buna benzer bir çok minerallar. Afganistan’da madencilik dışında diğer sektörlerde de yatırım olanakları bulunmaktadır. Örneğin Türkmenistan, Afganistan ve Pakistan doğal gaz boru hattı projesi, ulaşım ve lojistik sektörü, tarım sektörü, inşaat sektörü ve enerji sektörü. Yukarıda ifade ettiğimiz gibi, Afganistan devleti madencilik ve diğer sektörlerde özel yatırım desteklemektedir bu yatırımlar Afganistan devletine gelir ve Afganistan halkına istihdam sağlamaktadır.

(Muhammed Musa ABDAL)

F O R

M O R E

G R A P H I C

D E S I G N

F R E E B I E S :

V I S I T

W W W . D E S I G N F R E E B I E S . O R G

1990’larda bu arttı ve 2,6 bilyon metre küpe çıktı. Şu andaysa hükümet Afganistan’da varolan ham petrol olmasına rağmen, yakıt ihtiyacını diğer ülkelerden karşılamaktadır.

1 http://www.ekovitrin.com/ekonomi/azerbaycansahdenizden-daha-fazla-dogalgaz-ve-petrol-cikartmak-istiyor-h11634.html

www.aisa.org.af

6

Başarıya Giden Yol

Bir an için durun ve şu soruyu sorun kendinize; “Başarıya giden yolda herkes için geçerli olabilecek bir yol var mıdır?”. Pek çoklarımız hep böyle bir reçetenin hayali ile yaşamış; altın tepsiler içerisinde kendimize sunulmasını beklemiştir. Her ne kadar başarıya giden yolda genel geçer bir formül olmasa da günlük hayatın hengamesi içerisinde ayırabileceğimiz az bir zamanla önemli mesafe alabiliriz. Bir kısım insanlar gençlik yıllarından itibaren arzu ve hayallerini süsleyen hemen herşeye erişebilmiş ve bunun hazzını yaşamışken pek çokları bundan çok uzak; hayal kırıklıkları ve üzünlerle dolu bir hayata sahip olmuşlardır. Önlerine çıkan zorlukların hemen hergün onlar üzerine yarattığı ağırlık ve beraberinde bir kez olsun eksik olmayan umutsuzluk algısı onları hayattan bezdirmiş; onca şeyden sonra ellerinde geriye sadece; ama sadece koca bir hiç kalmıştır. Başarılı olmak için takip edilmesi gereken bir kısım yol ve yordamlar vardır. Bunları sırasıyla ele alacağız.

2

Başarıya ulaşmak için olmazsa olmaz diyebileceğimiz faktörlerden ilki hedef belirlemektir. Atılacak adımlar ne büyük bir titizlikle atılırsa atılsın hedefine ulaşmıyorsa bir anlam ifade etmeyecek ve boşa kürek çekmek anlamına gelecektir. Montaigne›in sıkça duyduğumuz bir sözü vardır; «Hedefi olmayan gemiye hiçbir rüzgâr yardım edemez.». Bu ifadeden de anlaşılacağı üzere hedefi olmayan bir kimse, ne yapmak istediğini bilmeden bir arpa boyu mesafe kat edemez. Hedefinden yoksun bir birey sonbaharda yere düşen yapraklar gibi rüzgârın merhametine mahkum kalır. 2 http://nedirkibu.wordpress.com/2012/03/21/nedir-kibasari/


W W W . D E S I G N F R E E B I E S . O R G V I S I T F O R

M O R E

G R A P H I C

D E S I G N

F R E E B I E S :

Başarıya giden yolda bir diğer önemli faktör de çaba ve disiplindir. Hedefi belirledikten sonra nasıl ve ne şekilde ulaşacağımızı bilmek ikinci mühim meseledir. Disiplini elden bırakmadan çalışmalarımızı belirli bir tempoda devam ettirmek gerekir. Hemen hergün plan ve projeler yapsak da, hayatın üzerimize yüklediği sorumlulukları; ancak büyük bir disiplin içerisinde zamanında yerine getirebiliriz.. Sahibi olduğumuz zamanı doğru ve yerinde kullanmak başarıya giden yolda üzerinde durulması gereken faktörlerden bir tanesidir. Ne kadar idealist olursak olalım, zamanımızı iyi kullanamadıktan, gün içerisinde üzerimize düşenleri yerinde ve zamanında yapamadıktan sonra bir anlam ifade etmeyecektir. Bu noktada zamanı iyi kullanmaktan kastedilenin bir takım meseleleri bize tanınan sürede yapmak değil; sorumluluklarımızı gün içerisinde doğru ve yerinde yapmaktır. Halk arasında yaygın bir tabirle bügünün işini yarına bırakmamak bilhassa üzerinde durulması gereken bir noktadır diyebiliriz.

imparatorlukları.. Kurulan her bir devlet derinlere inildikçe anlaşılacaktır ki bizlere imkânsız diye bir şey olmadığını hatırlatıyor. Tüm bunlara ek olarak başarıya giden yolda sayabileceğimiz bir kısım başka faktörlerde mevcuttur. Pozitif düşünce, meydana gelen hadiseler karşısında sabırlı olma, yaptığımız hatalardan ders alma, her daim büyük düşünme ve değişimin parçası olmak. Mesela bir pozitif düşünceyi ele alacak olursak biz bir işi yapmak için konuyla alakalı olumlu düşünceler beslediğimizde meseleye daha bir sıcaklıkla bakacak ve belkide ortaya koyduğumuz gayretle çok büyük başarılara kapı aralayacağız. 21. yy’ın Dünya’sında insan gelişen ve değişen olayların parçası olmalı, değişimden hiçbir zaman kaçmamalıdır. Dört bir yanımızı kablosuz ağların, akıllı telefonların kapladığı şu günlerde değişime kucak açmalıyız. Konuyu özetleyecek olursak, başarılı olmak için bir takım noktalara ayrıca önem vermeliyiz. Hedefimizi doğru belirlemeli, hedefe nasıl ulaşacağımıza dair yöntem belirleme, disiplinli çalışma ve zamanı iyi kullanma gibi hususlara özen göstermeliyiz. Geleceğe dair hazırladığımız yol haritasına bağlı kalmalı ve bir an bile pes etmemeliyiz. Başarıyı etkileyen faktörleri bir sonraki sayımızda da ele almaya devam edeceğiz.

(Sarajuddin AYDEN) 1

Gayretli olmamak, önümüze çıkan engellere bir çırpıda boyun eğmek sanıyorum hemen herkesin her fırsatta şikayet ettiği bir problem olarak karşımıza çıkmaktadır. İnsanlık tarihi boyunca elde ettiği başarılarla adını duyurmuş kimseler başlarına ne gelirse gelsin pes etmemişlerdir. Dik durmak, esen rüzgâra boyun eğmemek büyük bir irade gerektirir ve özü itibariyle insan buna sahiptir. Bütün mesele başarıya dair inancımızı her geçen gün arzuyla beslemektir. Bizler içimizdeki devi büyüttükçe dört bir yandan kuşatılsak da geri durmayacak ve her daim arzuyla yolumuza devam edeceğiz. Geçmişi hatırlayın. Dünyanın dört bir yanında kurulan devletleri, 1 http://www.hayatbilgim.com/index.php/etiket/basari/

7


Çeviren : M.Qasim Ibadi

Gecelerde uyusam rüyam da bile Sadece- sadece Seni Düşündüm Kalksam sabahları her şeyden önce HAYT MURAD “ KUCİ” Afganistan’ın Faryâb ilinin Andhoy ilçesinde 1986 tarihinde dünyaya geldi. İlkokul, ortaokul ve liseyi kendi memleketinde bitirdi. 2006 yılında Türkiye’ye yüksek öğretim görmek için geldi. Bir sene Türkçe hazırlık gördükten sonra Selçuk Üniversitesinde, İlahiyat fakültesine başladı. İlahiyat fakültesini 2011 yılında bitirdikten sonra, 2012 yılında İslam hukukundan yüksek lisansa başladı. 2008 yılında Konya’da Afganistanlı Türkmen Öğrencileri temsilcisi oldu. 2009 yılında Konya’da Cünbüş gençleri başkanı olarak seçildi. 2011’de Türkiye’deki Afganistanlı Türkmen Öğrencileri genel başkan yardımcısı olarak göreve başladı ve 2012 yılında ise Türkiye’deki Afganistanlı Türkmen Öğrencileri Genel Başkanlığına seçildi…

Sadece-sadece seni düşündüm

(Sarajuddin Ayden)

Sadece-sadece seni düşündüm

Senin hatırın kahvaltıma tad oluyor Bardakta da senin yüzün görünüyor Aklıma senden başka gelmiyor Sadece-sadece seni düşündüm Kalkarak evimden her yere varsam Bahçelerde çiçek gülleri görsem Hep alacak (alçak?) nefsim bekleyip dursam Sadece-sadece seni düşündüm Resimlerini masa üstüne serip Senin gözlerine kalbimi verip Yeni ayı senin kaşınca görüp Sende düşünüyormusun böylece bana düşünüyorsun diye güveniyorum sana

G R A P H I C

D E S I G N

F R E E B I E S :

V I S I T

W W W . D E S I G N F R E E B I E S . O R G

A.RahimORAZ

Oraz der düşünsen, düşünmesende

F O R

M O R E

Sadece-sadece seni düşündüm

8


SPOR Egzersiz Sırasında Su Eksikliği

F O R

M O R E

G R A P H I C

D E S I G N

F R E E B I E S :

V I S I T

W W W . D E S I G N F R E E B I E S . O R G

Spor Yapmak Boy Uzamasına Sebeb Olur Mu?

Genelde insanlar spor yapamanın büyüme üzerinde olumlu ve olumsuz etkilerinin olduğuna inanırlar. Bilim adamlarının araştırmalarına göre spor yapan gençlerin spor yapmayanlara göre daha uzun boylu ve sağlılıkı oldukları ortaya çıkmıştır. Bu araştırmalara göre spor yapmanın boy uzamasında çok etkisi vardır.

Egzersiz yaparken terleme ve nefes alma sonucunda vücüdümüzda su kayıbı ouşur. Her bin kilo kalori tüketimi karşılığında yalkaşık bir litre su tüketimi gerekmektedir. egzersiz yoğunlaşması, egzersiz zamanının uzun sürmesi, sıcaklık ve nem oranının artması sonucunda vücüdümüzdaki su kaybı da daha fazla olur . Bu su kayıbı karşılanmazsa performansmız istediğimiz sonucu vermeyebilir. Atık su, vücut ağırlığının yüzde 1-2 eşdeğerinde ise, aerobik performansı zorlaştırır.

Egzersiz Yapmamnın Yüz Şekli Üzerindeki Etkisi Egzersiz yapmak insan vücüdü için çok etkili. Egzersiz yapmamak insanlarda yüz şekli yaşlanmasının hızlanmasına sebeb olur. Bilim adamları bazı boy, kilo gibi faktörleri gözönünde bulundurarak ve özel bilgisayar programları kullanarak araştırma yapmışlar. Yaptıkları araştırma sonucunda elde ettikleri ise, haraketsiz ve egzersiz yapmayan insanların ciltleri egzersiz yapan insanların ciltlerine gore daha hızlı bir şekilde yaşlanmaktadır. Kısa bir şekilde söylemek istersek spor, egzersiz yaparak yüz şekli güzelliğimizi ve cilt sağlığımızı koruyabiliriz.

9

Bunu şöyle açıklamk mümkün, spor yaparken çok enerji kaybı ile karşılaşıyoruz ve ciddi bir şekilde yorulmuş oluyoruz. Yorulmak çok uyumaya ve daha rahat uykuya sebeb oluyor bu da vücüdümüzü hormon ürtimi için daha müsait hale getiriyor. Bilim adamları spor yapmanın boy uzama üzerindeki olumlu etkilerinden bahis edirken öte yandan da olumsuz etikilerine dikkat çekmektedirler. Çok fazle baskı uygulaması ve kontrol dışı spor yapmak insan vücüdündeki hormon üretiminin yavaşlanmasına ve vücüd sağlığımızı kötü şekilde etkiliyebileceğini vurgulamaktadırlar.

( Waheedullah TAJ)


BİLİMSEL Amerikan Kimya Derneği canlı bir hamam böceği kullanarak elektrik üretmeyi başardı.. Case Western Üniversitesi’nden deneyi gerçekleştiren bilimciler bir tür hamam böceğinin üstüne özel üretilmiş minyatür bir yakıt hücresi yerleştirdiler. Yakıt hücresi, böcekte doğal olarak bulunan bir şekeri havadaki oksijen ile birleştirerek elektriğe çevirdi.

1

Bilimciler, bu ilerlemenin temel olarak küçük sensörler, kameralar ve mikro cihazlar için bir elektrik üretim kaynağı olabileceğini, bunun depolanabileceğini ve ihtiyaç duyulduğunda kullanılabileceğini bildirdiler. Makalenin başyazarı Dr Daniel Sherzon, bilimcilerin canlı organizmaların içindeki kimyasallardan, veya onların hareketlerinden elektrik üretmek için çalıştıklarını açıkladı.

Parlak Mavi Dalgaların Sırrı

Bilim dünyası, özellikle okyanuslarda bulunan ve deniz suyuna parlak mavi bir görünüm kazandıran mikroskobik bitkilerin saçtığı biyolüminesansın, yani biyolojik ışığın, nasıl oluştuğunu çözdü.

F O R

M O R E

G R A P H I C

D E S I G N

F R E E B I E S :

V I S I T

W W W . D E S I G N F R E E B I E S . O R G

Böcekten Elektrik Ürettiler

Fitoplankton olarak bilinen bu mikroskobik bitkiler arasında, özellikle, dinoflagella türlerinin biyolojik ışık saçtığı daha önce biliniyordu. Harvard Üniversitesi’nden Woodland Hastings 2

1 http://www.bilginistan.com/2011/12/28/arama-kurtarma-yapan-bocekler/ 2 http://www.sabah.com.tr/multimedya/galeri/dunya/ parlak-mavi-dalgalarin-sirri-cozuldu

10

liderliğindeki bir ekip, dinoflagellaların hücre zarındaki özel bir kanalın elektriksel uyarılara yanıt verdiğini gösterdi.Hastings ve ekibi, bu kanalların, dinoflagellaların biyolojik ışık saçmasını sağlayan mekanizma olduğunu ifade etti.

Yeni Bir İnsan Türü Keşfedildi

Kızıl Geyik Mağarası insanları adı verilen bu insanlara ait kemikler, modern insandan çok farklı ... Çin’in güneybatısındaki iki mağarada bulunan Taş Çağı’ndan kalma fosilleşmiş insan kalıntıları, insanın tarım yapmaya başladığı döneme kadar yaşamış yeni bir insan türüne işaret ediyor. Elde edilen kafatası parçaları ve diğer kemik parçalarının 14 bin 300 ile 11 bin 500 yıllık olduğu tespit edildi. En az dört farklı kişiden geldiği tahmin edilen bu fosillerde bir arada bulunan ilkel ve modern anatomik özellikler bilim insanlarını şaşkına çevirdi. Kızıl Geyik Mağarası insanları adı verilen bu insanlara ait kemikler, modern insandan çok farklı. Fosillerin çıkıntılı çeneleri, büyük azı dişleri, dikkat çekici alınları, kalın kafatasları, düz yüzleri ve geniş burunları var. Beyinleri ise Buz Çağı insanları standartlarına göre ortalama seviyede.

3 km Kuyruğu Olan Gelinlik!

Romanya’nın başkenti Bükreş’te bir manken tarafından görücüye çıkan yaklaşık 3 kilometre uzunluktaki kuyruğu olan gelinlik genç kızların büyük beğenisini topladı... Guinness Rekorlar Kitabı’na adını yazdıran gelinliği 17 yaşındaki Romen manken Emma üzerine taşıdı. 2750 metre uzunluktaki kuyruğa ile gelinliği giyen manken balonla bu denemeyi yaptı. 100 günde tasarlanan gelinlik 10 terzi tarafından dikildi. Dantelleri Fransda’dan ithal edilen gelinliğin üzerindeki kumaşı İtalya’dan getirilmiş. Andree Salon modaevinin tasarladığı gelinlik Bükreş’te yapılacak Evlilik Fuarı için özel tasarlanmış.

(Ghulam Sakhi Bahramiyan)


Dil Ve Yazının Önemi İnsanların toplu hayatında ve kendi bünyelerinde olduğu kadar, etrafta meydana getirdikleri maddî ve manevî değerlerde de farklılıklar vardır. Mesela; bir bireyin hayatı kısa, fakat onun mensup olduğu ‘boyun hayatı’ daha uzundur. Boyun hayatı kısa, fakat onun dahil olduğu kabile hayatı daha uzundur. Kabilenin hayatı kısa, fakat halkın hayatı daha uzun olabilir… Böyle deval edilirse sonunda “millet” tabiriyle ifade edilen ve yukarıda saydığımız bütün parçacıkları da içine alan bir topluluğa ulaşılır. Bir bütün oluşturan bu topluluk da en uzun hayata sahiptir denebilir. Onun içindeki maddî ve manevî değerler de o uzun yolculuklar sonucu değerlerini kaybetmedikçe devam eder. İnsan topluluğunun tarihî akışı içinde götürdüğü değerler arasında, uzun veya kısa ömürlü olanları olduğu gibi, çeşitliliğe uğrayanları da vardır. Örneğin; insanların giyim kuşamları,gelenek ve adetleri vb. değişebilir. Ayrıca manevî hallerde de buna benzer durumlar vuku bulabilir. Örneğin; düşünceler ve değer yargıları gibi. Bu tür değişimler olağandır ve her milletin tarihinde rastlanılabilir.

D E S I G N

F R E E B I E S :

V I S I T

W W W . D E S I G N F R E E B I E S . O R G

F O R

M O R E

G R A P H I C

1

Bütün bu değerler içinde, toplulum hayatında eşi benzeri olmayan bir temel kuvvet de bir milletin dilidir. Dünya’da maddî ve manevî değerlerini değiştiren topluluklar görebilirsiniz ama dilini değiştiren millet göremezsiniz. Eğer bir toplum dilini değiştirirse; artık o topluluk ayrı bir millet olmaktan çıkmış sayılır. O halde bir millet, toplu olarak dilini değiştiremez. Zira dil, en büyüğünden en küçüğüne kadar, bütün insan topluluklarının varlıklarını teminat altında bulunduran esas temeldir. Dünya’daki toplulukları birbirinden ayıran, onlara en bariz vasıfları veren ve bir milleti millet yapan da yine dildir. 1 www.dreamstime.com/stock-image-stock-imagesolid-letters-image19136321

11

Dil, bir milletin özüdür. Tarihin başlamasından bu güne kadar olduğu gibi, bundan sonra ve sonsuz geleceğe kadar da her milli topluluğun en önemli ve değişmez bir temeli olarak devam edecektir dil. Beşer tarihinde dilini kayıpettiği halde ortada duran bir millet yoktur. Ona sahip çıkan olmamasına ragmen varlığını koruyna diller de yok değildir. Örneğin; bir an için Dünya üzerinde miliyonlarca insanın konuştuğu Türkmence’nin ortadan kalktığını düşünelim, o zaman Türkmen diye bir millet kalır mı? Düşünülmesi bile korkunç… Dil bir milletin tarihidir. Dil bir toplum içinde ve onunla birlikte geliştiği için, kendiliğinden o milletin binlerce yıllık tarihi akışını muhafaza eder. Bu anlamda dil, bir milletin hafızasıdır. Bir milletin diline darbe vurursanız, o milletin hafızasını sarsmış ve kendisini tanımaz hale getirirsiniz. Sonuç olarak denebilir ki, kendisini bilmeyen bir toplumdan da olumlu ve kalıcı işler beklemek yanlış olur. Dil böyle milli bir olgu olduğu içindir ki, milletlerin en çok önem verdikleri bir çalışma ve araştırma alanını oluşturmaktadır. Milletlerin bilim alanındaki çalışmalarının tarihine bir göz atarsak, en başta kendi dilleri ile ilgili araştırma yaptıklarını görüyorüz. Milli varlık ve değerlerinin korunması ile ilgili kuruluşların en başında dil kurumlarının geldiğini görürüz. Dilin öneminden dolayı Napolyon haklı olarak, “ Kelimelerin girebildiği yerde silah patlatmaya lüzum yoktur.” Demiştir. Gerçekten de öyledir . Bu husus tartışma gerektirmeyen bir gerçektir. Tarihte en uzun ömürlü fetihlerin dayandığı nokta, silah değil, daima dil olmuştur. Günümüzde de değişen bir şey yoktur. Dil, hala gücünü güçlü bir şekilde korumaktadır. Günümüzde ülkeler askerlerle değil, sessiz sedasız kelimelerle feth ediliyorlar. Günümüzde ülkeler orduyla değil, dört beş kelimeyle işgal ediliyor. Günümüzde geri kalmış milletler ve ülkeler cümlelerle sömürülüyor… Şimdi de Afganistan Türkmenlerinin konuştuğu Türkmence’mizin durumuna kısaca bir göz atalım. Afganistan’da Türkmencemizle ilgili yok denecek kadar az araştırma yapılmaktadır. Bazı bilim adamlarına göre,millet tanımı din, ırk ve dil birliği olan topluluklar olduğundan, Türkmencemiz, hep dış etkenlerin tehdidi altında kalmıştır. Türkmen edebiyatı bir hazinedir. Yeni nesil bu hazineye katkıda bulunmakla birlikte onların bu dilden ciddi bir şekilde yararlandıkları da


W W W . D E S I G N F R E E B I E S . O R G V I S I T F R E E B I E S : D E S I G N G R A P H I C M O R E F O R

söylenemez. Güzel Türkmencemize en büyük zarar ise kendini ‘aydın’ sanan bazı Türkmen gençleri tarafından gelmektedir. Asıl üzerinde durulması gereken nokta budur. Söz konusu gençlerimiz, düşüncelerini, Arapça, Farsça ve İngilizce kelimeler ile süsleyerek söylediklerinde, kendilerinin fikir adamı olduklarını zannederler. Halbuki, konuşmalarına kattıklar yabancı kelimelerle güzel Türkmencemizi katlettiklerinin farkında değillerdir. Bu davranışlarıyla maalesef milletimizi, yok olmaya bir adım daha yaklaştırdıklarının farkında değiller. Oysa, güzel Türkmencemizin korunması ve geliştirilmesi bu gençlere emanettir. Bu gençler, Türkmencemizi, dede, nine, baba ve annesinden emanet olarak almışlardır. Bu emanete sahip çıkılarak Türkmen kızlarına, oğlanlarına ve torunlarına kısacası gelecek nesillere ulaştırılması gerekir ki güzel Türkmencemiz ebedileşsin… Bu bağlamda bazı kelimelerini değiştirip bir başkasına ait, manzume yazacağım: Güzel dil Türkmence bize - Başka dil gece bize. Köylünün konuşması- En saf, en ince bize. Dilde sayılır öz- Herkesin bildiği söz. Anlamı anlaşılan- Lûgata atmadan göz. Açık sözle kalmalı-Fikre ışık salmalı- Müteradif sözlerdenTürkmencesini almalı. Yeni sözler gerekse- Bunda da uy herkese. Halkın söz yaratmadaYollarını benimse. Yap yaşayan Türkmenceden- Türkmenceyi incitmeden. Köylünün Türkmencesi- Zevkin olsun her zaman. Arapçaya meyil etme- İran’a da hiç gitme. Tecvidi halktan öğrenFasihlerden işitme. Turanın bir ili var- Ve yalnız bir dili var. Başka dil var… diyeninBaşka bir emeli var. Türklüğün vicdanı bir- Dini bir, armanı bir. Fakat hepsi ayrılırOlmazsa lisanı bir. Bütün bu olumsuzlukları yazmak çizmekle değiştirebiliriz. Edebiyatımızı geliştirerek bu gidişata son verebiliriz… Medeniyet yazının icadı ile başlamıştır. Ancak bu sayede geçmişle günümüz arasında ilişki kurulmuş ve geleceğe ışık tutulmuştur. Gelenekler, değer yargılar ve bizi biz

12

yapan vasıflar, gelecek nesillere yazıyla aktarılmaktadır. Tarih boyunca insanlar yazıya çok önem vermiştir. Zira yazı, elde edilen bilgi ve deneyimlerin uçup gitmemesini sağlayan ve bu birikimlerden yararlanan insan ve ulusların kendilerini daha üst düzey uygarlıklara ulaştırabilme zeminini oluşturan çok etkili bir araçtır. Bir an için Dünya’da yazının ve yazılı kaynakların olmadığını düşünecek olursak, bu eksikliğin doğuracağı korkunç sonuçları tahmin edebiliriz. Yazı insanoğlunun olmazsa olmaz ihtiyaçlardan olup, kişisel, toplumsal, ulusal ve evrensel düzeyde gördüğü önemli işlevleri vardır. Yazının önemine binaen büyüklerimiz, bilim avdır kalem ise onun bağıdır “ el-İlmu saydun v’el-kalemu kaydun” buyurmuşlardır. Yine atalarımız ‘söz uçar yazı kalır’ diyerek yazının önemine vurgu yapmışlardır. “Okumak bir insanı doldurur, insanlarla konuşmaya hazırlar, yazmak ise olgunlaştırır.” diyen F. Bacon’u bu düşüncesini açıkça yazmaya teşvik eden neydi? “Neden yazmalıyız?” sorusunun cevabı da kanımca burada gizlidir. Yazmak, esasen aydınlanma sürecinin son evresi olsa da içinde; problemini, analizini, deneysel etkinliğini ve nihai hedef olan sentezini içine alarak boyutlanan ya da bilince yeni ufuklar ekleyen bir tasarımdır. İnsanlar, edindikleri problemleri, bu problemlere dair analizleri ve tecrübelerini ve sonunda kendi tezlerini yazı aracılığı ile kalıcı kılarlar. Medeniyetlerin kendisi ile başladığı, gelecek nesillere insanlık birikimini aktarma aracı , aydınlanma sürecinin son evresi, bizden sonrakilere ilham kaynağı ve milletlerin sürekliliğini sağlayan araç olarak bilinen yazıdan, maalesef biz Afganistanlı Türkmenler, yeterince yararlandığımızı düşünmüyorum. Yeni neslin güzel Türkmencemize sahip çıkması dileğiyle yazıma son veriyorum…

( HAYT MURAD “KUCİ”)


Son yıllarda ABD’de yapılan bir araştırmada internet bir ülke ekonomisi olarak düşünüldü. Araştırmaya göre 2016 yılında internetten elde edilecek gelir Almanya’nınkiden daha yüksek olacak.Bu araştırmada internet bir ülke ekonomisi olarak varsayıldı ve ortaya çıkan sonuç ise herkesi şaşırttı. Araştırmadan çıkan sonuca göre internetin 2016 yılında ABD, Çin, Japonya ve Hindistan’ın arkasında Almanya’nın önünde dünyanın beşinci büyükek ekonomisi olacağı belirlendi.

F O R

M O R E

G R A P H I C

D E S I G N

F R E E B I E S :

V I S I T

W W W . D E S I G N F R E E B I E S . O R G

Afganistan’da 3G Teknolojisi

bulunan uygun fiyatına devam edeceğini açıkladı. 3G teknolojisini ilk kullananlar arasında olan Kabil halkının bazılarının görüşleri ise şöyle : “İlk defa 1Mb/sn ‘lik indirme hızıyla bilgisayarımı interenete bağlıyorum. Bilgisayarımın bu hıza dayanamayıp bozulmasından korkuyorum.” ( AhmatReşat – Kabil Üniversitesi Öğrencisi) “Hep sosyal ağlardaki paylaşılan videoları merak etmiştim. Genelde yakın arkadaşlarımın paylaştıklarını izlemeden beğendiğim de oluyordu hatta izlemeden video paylaşıyordum. Artık paylaştığım ve arkadaşlarımın paylaştığı videoları izliyebilmenin sevinci içerisindeyim.’’ ( Mohammad Haşim Seyidi–İşadamı) “Ben aslen Şibirgan (Afganistan Küzeyinde) şehrinden Kabile gezmeye gelmiştim. 3G teknolojisini burada denedim. Afganistanda bu hızda ve bu fiyata bir internet şuana kadar bulmak imkansızdı. Umarım ki 3G teknolojisinin Afganistanın tüm kentlerini kapsayacağı sözde kalmaz ve biz de hızlı ve ucuz internetten yararlanabiliriz.” ( Nasir Ahmad Ahmadi-Şibirgan Üniversitesi Öğrencisi).

(Shir M.BAYAT) Kaynak: www.etisalat.af Boston Consulting Group (BCG) adlı strateji kuruluşunun gerçekleştirdiği araştırmaya agöre internet kullanıcılar önümüzdeki 4 yılda1.9 milyardan 3 milyara yükselecek. Bu durumda İnternet ekonomisi de 2010’da G20 ülkelerindeki 2,3 trilyon dolarlık hacmine karşılık 2016’da 4,2 trilyon dolarlık bir ekonomik hacme yükselecek. İnternet bu şekilde hızlı büyüme gösterirken, yıllardır savaş içinde olan ve birçok yeniliklerden mahrum kalan Afganistan halkı ise son günlerde, 3G teknolojisiyle tanışma sevincini yaşamakta. Afganistan’a bu teknolojiyi getiren ilk GSM şirketi olan Etisalat, halihazırda başkent Kabil’den başlatmış olan 3G kapsama alanını yakın zamanda Afganistan’ın başka illerini de saracağını aktardı. 3G teknoloji sayesinde görüntülü görüşme hizmetini de veren Etisalat şirketi, uzun bir süre şu anda

13


Türkmenler, halı ve kilimi asırlardır dokuyarak, gerek geçim kaynaklarını sağlamak gerekse de kullanmak için yapmışlardır. Halı ve kilimi çadırlarında, evlerinde, hatta binek hayvanlarında dahi kullanmak için dokumuşlardır. Tarih boyunca halı dokuma sanatı ile Dünyada ün kazanmış ve ün almış bir millettir Türkmenler. Türkmen halkı, halı sanatını göçebe yaşantılarında, yerleşik hayatlarında, yaşamış oldukları uzun savaş dönemlerinde ve hicret yıllarında halı sanatını bırakmamışlardır Geçim kaynaklarını çoğu yerlerde halıdan sağlamışlardır.

F O R

M O R E

G R A P H I C

D E S I G N

F R E E B I E S :

V I S I T

W W W . D E S I G N F R E E B I E S . O R G

AFGANİSTAN TÜRKMENLERİNDE HALICILIK

Türkmenler Günümüzde dahi, Afganistan’da ve Pakistan’da yaşayan Afganistan Türkmenlerinin çoğu, geçim kaynaklarını halıdan sağlamaktadırlar. Daima üreten bir millet olan Türkmenler, her zaman başları dik ve hiçbir zaman dilenmemişlerdir. Zamanımızda dahi Türkmenler, halısını, Horcun torbasını, Garçın torbasını, ayaklıkları, Aköy belbağlarını, her zaman dokuya gelmişlerdir. Halı ve kilim el dokuma sanatı Türkmenlerin yıllardır yapmış oldukları baba sanatıdır. Türkmenlerin kurdukları devletler, imparatorluklar hatta Han ve beğliklerin saraylarında hep Türkmenlerin kırmızı halısı kullanılmıştır. Muhteşem köşkleri Türkmen halıları süslemiştir. Şu anda bile Türkmen halıları başta A.B.D olmak üzere, birçok Avrupa ülkelerinde kullanılmaktadır. Her

14

Türkmen’in boylarına göre halı desenleri, çizgileri ve motifleri bulunmaktadır. Örneğin, Ersarı gölü, Teke gölü, Ahel gölü gibi her desenin ve çizgilerin adı ve ona ait boyları vardır. Afganistan devleti kurulduğundan bu yana, Türkmenlerin halısına her zaman muhtaç olunmuştur denebilir. Çünkü, Afganistan’da tahmini rakamlara göre 3 milyonu geçen Türkmen vatandaşı üretimleriyle, Afganistan ekonımisinin temel taşını oluşturmaktadır. Türkmen el halıları, Afganistan ekonomisinin % 40 gelirini oluşturup, ihracatta % 70 varan ilerleme kaydetmiştir. Bu sebepten dolayı denebilir ki gerek iç, gerekse dış piyasada, Afganistan’ın en hareketli pazar ürünlerinden bir tanesi de şüphesiz halıdır. Bugün Türkmen halıları başta ABD, Almanya, İsviçre, Fransa, Hollanda, İtalya, Danimarka, Türkiye, Rusya, Arabistan gibi ülkeler olmak üzere Dünyanın en sayılı ülkelerine ihraç edilmektedir. Afganistan’da Türkmen halısı dokulan (yapılan) yerleri şu şekilde belirtmek mümkündür: a) Şibirgan şehri başta olmak üzere, Hücüdükke, Mengecik, Garkın, Hamiyap, Akça, Mürdiyan, Hanaka gibi ilçelerinde ve bu ilçerelere bağlı köylerinde dokon maktadır. b) Faryap iline bağlı Anthoy, Hançarbağ, Karamgol ilçelerinde ve bu ilçelere bağlı köylerinde. c) Badıgis iline bağlı Marçak ilçesinde ve bu ilçeye bağlı Türkmen köylerinde. d) Belh iline bağlı Devletabat, Kelder, Şortepe, ilçelerinde ve bu ilçelere bağlı köylerinde. e) Kunduz İline bağlı İmamsahip, Çardere, Deştiarçi, Akdepe ilçelerinde ve bu ilçelere bağlı köylerinde. Günümüzde yapılan Türkmen halılarının isimleri aşağıdaki gibidir. a) Bilcik, b) Kunduzi, c) Halmemedi, d) Çöprenk (Uşak), e) Cengelarık, f ) Kargahi, g) Hocaroşnayi.

Türkmen el halılarının yapılışı

Koyun yünü kesilir. Kesilen yünler seçilip yıkandıktan sonra temizlenir. Temizlenen yünlerin taranması ile Türkmen hanımları İlk ve Atanak (ip eğirme aleti) ile hazır olan yünleri eğirerek halı ipleri haline dönüştürürler. Eğirilen iplere ‘Eriş’ adı verilir. Hazırlanan bu ipler, halı yapımında kullanılan iplerdir ve boyanmaz. Koyun yününden yapılan diğer ipler, kök boyaları


(Muhammed Aşur Aşgeroğlu)

Röportaj Abdul Rahim Oraz

F O R

M O R E

G R A P H I C

D E S I G N

F R E E B I E S :

V I S I T

W W W . D E S I G N F R E E B I E S . O R G

ile (Saman, Nar kabuğu ve çeşitli bozkırlarda yetişen Sazak ve diğer bitkilerin köklerinden kazanlara konularak ve kaynatılarak kök boya yapılır.) kazanlarda boyanır ve halının yapımında kullanılacak olan çeşitli renklerde halı ipleri hazırlanır. Halı ipleri hazırlandıktan sonra özel olarak ağaçtan yapılmış olan halı tezgâhlarında belli ölçülerde metre kare ve ebatlarına göre ilk etap da Eriş (boyanmamış) ipler tezgâhlara dizilir. Daha sonra yapılacak olan halı desenine göre renkli iplerle halı dokunmaya başlanılır. Türkmen halıları, hanımlar ve erkekler tarafından dokunur. El emeği ve göz noruyla elde edilen bir sanattır Türkmen halısı.

Sakhi Bahramiyan: Sayın Oraz Bey, değerli zamanınızı bize ayırdığınız için, TÖBAD adına size teşekkür ederiz. Lütfen değerli okurlarımıza kendiniz kısaca tanıtabilir misiniz? Abdul Rahim Oraz: Ben teşekkür ederim. Benim adım Abdul Rahim Oraz ama genelde halkım beni sadece Oraz olarak tanır. Afganistan’da halkıma elimden geldiğince hizmet etmeye çalıştım. Çalışmalarımdan söz etmek gerekirse, Afganistan’da Afganistan Devlet Radyo ve Televizyonun ilk Türkmen gazetecisi, sunucusu, yazarı, yayıncı ve oyuncusu olarak görev yaptım. Kısacası Türkmen halkı haklarını elimden geldiğince savunmaya çalıştım. Afganistan ilk Türkmence şarkıyı kayda geçirdiğimi iddia

15

edemem. Benden önce de diğer arkadaşlarımız Afganistan Türkmenlerinin sevilen sanatçılarından Muhammed Bahşi Qatağani ve Qarqinli Ahmad Bahşi’nin seslendirdikleri beş şarkıyı A.R.TV stüdyolarında kayda geçirmişlerdi. S.B: Peki siz Afganistan Devlet radyo ve Televizyon kanalında hangi görevi üstlendiniz? A.O: Daha bir üniversite öğrencisiyken, Türkmen halkının bazı parlamento üyeleri özellikle de Halife kızıl ayak Abdul Karim Mahdum efendi hazretleri-ki o zaman Afganistan Parlamentosunda Şibirgan vilayetinden milletvekiliydiönerileriyle bana Afganistan Devlet Radyo ve televizyon kanalının Türkmence programları sorumluluğu verildi. A.R.TV kanalında bulunduğum üç sene kadar kısa bir süre de Türkmen sanatçılarının sayısını ikiden on dokuza ve Türkmence şarkı sayısını da yediden iki yüze yükselttim. 1353 hicri yılında (1974) A.R.TV de Türkmence yayınlar durduruldu ( Nedeni sorulabilir ama isterseniz onunla ilgili başka bir röportajda konuşalım). S.B: Peki hocam, O dönemin şartlarını da düşünürsek, bu zor olmuyor muydu? A.O: Bir kere ben bu üç sene boyunca A.R.TV de Türkmence bölüm başkanı olarak halkıma hizmet etmiş olmaktan dolayı onur duyuyorum. Biraz zor oluyordu tabii. Mesela çalışmalarımız çok yoğundu. Örneğin hafta içi her gün öğlen 15.00 ten akşam 19.00a kadar ofiste olmamız gerekiyordu. Bu sebepten dolayı da beş senelik üniversiteyi ancak yedi senede bitirebildim. S.B: Üniversite bittikten sonra ne oldu? A.O: Uzman bir mühendis olarak üniversiteyi bitirip altı aylık askerlik görevimdeyken, A.R.TV de Türkmence yayınlar yeniden başladı. Bu kez artık Türkmen gelenek ve kültürüne ve Türkmen halkına hizmet etmek için bir üniversiteli öğrenci değil, bir mühendis atanmıştı. Evet, ikinci kez ve tekraren görevimin başındaydım. Bu konulara gelmeden önce, şu aşamada bana gerçekten çok yardımda bulunan birkaç fedakâr insanlardan söz etmek istiyorum.


W W W . D E S I G N F R E E B I E S . O R G V I S I T F R E E B I E S : D E S I G N G R A P H I C M O R E F O R

S.B: lütfen buyurunuz. A.O: Peki sağ olun. 1971 ile 1974 Arası Döneminde Şehit Ahmet Özgün, Şehit Muhammed Aman Oraz, Şehit Abdul Hakim Dawlatabadi, Sayın Aziz Omar, Ustad Hudaykul İnaq, Sayın Abdul Rahman Sohbet ( Sayın Sohbet, 1971 den bu yana türkmen halkının dil, kültür ve edebiyatına hizmet etmeye devam etmektedir)öSayın Abdul Zahır Ğatı Baş, Ustad allah Birdi Surkhi vb… İkinci dönemde Sayın Abdul Rahman Sohbet, Sayın Sayed Ahmed Qardaş, Sayın Muhammed Zarif Nazar, Sayın Hafizullah Uyğun, Sayın Omarqul Allahyari, Sayın Ustad Muhammad Nzari, Merhum General Hakim Han, Merhum Majid Turan, Adul Ahad Qarizade vb… Adlarını hatırlayamadığım arkadaşlardan da özür diliyorum. Bu dönemde Türkmen sanatçıları çoğalmış olmakla birlikte onlarca şarkılar da Radyodan yayınlanmaya başlamıştı. Ayrıca birçok sıkıntıya rağmen onlarca Türkmence klipini de A.R.TV stüdyolarında kaydedebildik. S.B: O şarkılar hala en çok sevilenler listemizde. Peki, Hocam, o zamanlar Afganistan’da gündem biraz yoğundu diye biliyoruz, siz ve bahsi geçen büyüklerimiz, A.R.TV dışında başka nerelerde görev aldınız? A.O: Türkmen dil ve edebiyatıyla ilgili olan bu görevim dışında o zamanlarda Afganistan Gazeteciler Birliğinin yönetim kurulu ve Afganistan yazar birliğinin çocuk romanları editörlüğü ve birliğe kabul komisyonlarında da çalıştım. Onurla belirtmek isterim ki, 1980 de kurulan Afganistan Türkmenlerine ait ‘ Mahdum Quli Feraği Kültürel Deneği’nin kurucu başkanı ve ilk yöneticilerindenim. Bu derneğin kurulmasında bizimle omu omuza çalışan Sayın Karim Aydın , Nur Muhhamed Qarqin, Şir Muhammed Yengiş, Sayın Dr. Sayed Muhammed Seddiq Amini, Rahmetli Seddiq Munşi, Rahmatli Roz Geldi, Rahmatli Aşur Han, Rahmatli Şah Muhammed Yazmaz vs.arkadaşlarımızın gayret ve yardımları da göz ardı edilemez. Bu derneğin kuruşunda yardım eden kişilerin isimleri sadece yukarıdakilerle bitmiyor, ilerde detaylı bir liste hazırlayarak hizmetinize sunulacaktır.

16

S.B: Hocam, Siyasete nasıl başladınız peki? A.O: Bu dernekte biz Türkmen halk ve kültürüne kalıcı işler yaptığımızı düşünüyoruz. 1985 yılında ben dernekteki kültürel bölümünden, Siyasi ve sosyal bölümüne alındım. 1988 yılında da Jawzjan Vilayetin Vali yardımcılığına atandım. Özellikle belirtmek isterim ki tüm hayatım boyunca herhangi bir konuda halkıma karşı kişisel davranmadım. Bu konuyu benim yaşıma yakın olanlar eğer samimi mülahaza ederlerse doğru olduğunu kanıtlayacaklardır. Artık çalışmalarımı Jawzjan ’da sürdürüyordum. İşler tüm hızıyla devam ediyordu. S.B: Başkent Kabilden sonra Jawzjan’da bulunmak nasıldı, zor anlar yaşadığınız oldu mu? Orada yaşadığınız bazı olayları bizimle paylaşabilir misiniz? A.O: Evet neden olmasın, yıllar sonra da olsa size ve okurlarınıza Jawzjan’da görevim sırasında gerçekleşen ve hala hatırladığımda beni ilk günkü kadar çok sevindiren üç önemli faaliyet hakkında kısaca bahsetmek istiyorum. Zamanın Jawzjan Valisi ve değerli dostum Sayed Nasim Maihanparast’la danıştıktan sonra, mekezi hükümetten hiç yardım almaksızın Jawzjan Havaalanını uçuşa hazırlamak istedik. Bu işe gerçekleşebilmesi için hafta her günü sabah saatlerinde vilayet çalışanlarıyla bir araya gelerek konuyu tartıştık. Sonunda havaalanımız çok kısa sürede uçuşa hazırlandı. İkinci husus bir Türkmen kadınıyla ilgili. Sıcak bir yaz günü vilayet çalışanlarıyla makam odamda toplantıdaydık. Sıcaktan dolayı odanın kapısını açık bırakmıştık. Kapıda korumlar bekliyordu. Kimsenin alınmaması emredilmişti. Bir anda gözüm kapının yanından geçen ama içeri girmesi yasaklanan bir Türkmen kadınına düştü. Kendi özgü Boğmakıyla ( Boğmak, Türkmen kadınlarının başlarına taktıkları özel bir çarşaf ) kapının önünden birkaç kez geçti. Toplantıya ara verip o hanımefendiyi yanıma çağırmalarını söyledim. İçeri girerken heyecandan elleri ve ayakları titriyordu. Türkmence de makam masasına en yakın olan koltuğa oturmasını rica ettim. Önce kendi ana dilinde konuşan bir görevlinin olduğuna inanmakta


W W W . D E S I G N F R E E B I E S . O R G V I S I T F R E E B I E S : D E S I G N G R A P H I C M O R E F O R

güçlük çekti. Neyse koltuğa oturduktan sonra yine Türkmence de ‘ emriniz neydi efendim?’ diye sordum. Titreyerek, oğlunun yasal dışı yollarla askere götürüldüğünü söyledi. Ben de oğlu hakkında gerekli bilgileri aldıktan sonra kendisin eve gitmesini ve oğlunun o gün akşama kadar evinde olacağını söyledim. Kadın ayrılır ayrılmaz da emniyet komutanını arayarak, yanlışlıkla götürülen o kadının çocuğunu evine göndermelerini emrettim. O günkü toplantı gündemi yoğundu ve çok yorgun argın eve gitmiştim. O hanım ve asker çocuğu konusu da unutuvermişim. Ertesi gün yine aynı şekilde toplantıdayken o hanım korumaları dahi dinlemeden odama gelip, sıcak bir tebessümle, ‘Sözünüzü tuttuğunuz için çok teşekkür ederim’ dedi. Ve ben bugüne kadar hala o samimiyetini unutamıyorum ve o kardeşimin yaptıklarına minnettarım. Üçüncü konu da eğitimle ilgili. Yine jawzjan’da görev yaparken komşu Türkmenistan’dan bir heyet ziyaretimize gelmişti. Ziyaret sonrası bu heyetten Türkmen gençlerine eğitim bursu sağlamaları için ricada bulunduk. Sadece bir gün sonra cevap geldi. Türkmenistan hükümeti 100 gence eğitim burslu sağlayacağını açıklamıştı. Biz de hemen duyuru yayınlayıp ve Türkmen öğrencileri topladık. Maalesef ancak 80 kişiyi toplayıp gönderebildik. Jawzjan’da görevimden sonra Afganistan senatosunda Jawzjan senatörü olarak görev yaptım. 1996 yılından beri de Afganistan Dışişleri Bakanlığında görev yapmaktayım. S.B: Peki, Oraz bey, aslında yukarıda kültürel faaliyetlerinizden uzun uzun bahsettiniz ama yine sormak istiyorum, ne oldu da Şiir ve yazılar yazmaya başladınız, çünkü siz bölüm olarak da edebiyata uzak bir yerden mezun olmuşsunuz? A.O: Evet haklısınız. Rahmetli annem okuma yazma bilen biriydi. Bana fırsat buldukça Türkmen destanlarından ZuhraTahir, Şah Senem-Garip, Gül-Bülbül, Sayati vb. destanları okurdu. Sanırsam oradan ve daha çok küçükken şiir ve edebiyata ilgi duymaya başladım. S.B: İlk şiirinizi ne zaman yazdınız? A.O: 5 yaşımda.

17

S.B: Oraz bey, bize ayırdığınız zaman için çok teşekkür ederiz, Son sorum olarak, Türkiye ve Afganistan’daki Türkmen ve Afganistanlı gençlere mesajınız nedir? A.O: Onlara mesajım hedefsiz hiçbir yere ulaşamayız ve taahhüt olmadan da hedefler kutsallığını yetiriverir. Bu sebepten dolayı da her şeyden önce kendimiz, halkımız, milletimiz, vatanımız, kültürümüz insanımız ve insanlığımıza dürüst ve samimi olmalıyız. Sonraki adım doğru hedeflerin seçimidir. Ve ardından da halka ve millete hizmet ve fedakârlık geliyor. Bütün bu aşmalarda birlik ve beraberlik ve sadakatin olması çok ama çok önemlidir. Her zaman dikkat edilmesi gereken bir husus da, çalışma bir karşılık için ama hizmetin ise bedavaya ve karşılık beklemeden yapılıyor olmasıdır. Ben değerli Öğrenci arkadaşlarımın bu aylık dergiyi – TÖBAD’ı bir hizmet uğruna çıkarmak istediklerine yürekten inanıyorum. Bu hizmet ilerde daha geniş biçimde de yürütülebilir diye düşünüyorum. Şüphesiz ki her yoldaki ilk adım hem küçük hem de zor olacaktır. O yüzden ilk adımlar dikkatli ve danışılarak atılmalıdır. Eğer daha geniş kapsamlarda ve hep birlikte halkımıza ve milletimize hizmet sunmayı hedefliyorsak, danışma ve dayanışmayı günlük yaşantımız haline getirmemiz gerekiyor. Dikkat edilmelidir ki hizmet etme aşamasında hatalar da yaşanabilecektir. Bu hatalar sabır, geniş bakış açısı ve birbirilerimize güven ve özveriyle düzeltilebilir. Eğer ilk adım doğru atılmışsa, sonraki adımlar daha verimli, daha kapsamlı ve daha emin olacaktır. Başarılar Dilerim. S.B: Çok teşekkür ederiz.

(Ghulam Sakhi Bahramiyan)


F O R

M O R E

G R A P H I C

D E S I G N

F R E E B I E S :

V I S I T

W W W . D E S I G N F R E E B I E S . O R G

Afganistan Türkleri

Türkistan’ın güney kısmı, Afganistan sınırları içinde kalmaktadır Afganistan Türkleri. Bu sebeple Afganistan’ın kuzeyi eski Türk yurdu büyük Türkistan’nın asıl sahipleridir Afganistan Türkleri. Ayrıca Afganistan, tarihin belli dönemlerinde Türk hakimiyetinde kalmış olan bir ülkedir. Bunun içindir ki ülkede Türk kültürünün derin izlerini görmek hala da mümkün. Afganistan Türklerinin büyük çoğunluğu günümüzde Afganistan’nın kuzey kesimlerinde (Faryab, Belh, Samangan, Cevizcan, Kunduz, Herat) yani Güney Türkistan’da yaşamakta olan Türkmen, Özbek, Kazak, Karakalpak, Kırgız, Kızılba ve Afşar Türkleri yaşamlarını kardeşçe sürdürmekteler. Afganistan; tarihin başlangıcından beri, Türk yurdu olarak bilinmiştir. Binlerce yıl boyunca bu bölgede pek çok Türk Devleti kurulmuş ve adaletle hükmedilmiştir. Örneğin, 10. yüz yılda bu topraklarda Gazneli Türklerin önderliğinde bir Türk Devleti kurulmuştur. Gazneli Sultan Mahmut zamanında (9991030) Afganistan’daki Müslüman Türk nüfusu İslamı Hindistan’a kadar yaymıştır. 1040 yılında Gazneli hakimiyeti yerini bir başka Türk Devleti olan Selçuklulara bırakmıştır. 12.asırda bölgede Harzemşahlar daha sonraları ise Büyük Timur Devleti, Babür Devleti, Avşarlar, Türkistan Beylikleri, Astrahanlar ile yakın zamana kadar Afganistan’da mutlak Türk hakimiyeti yaşanmıştır. Ancak bölgede en son Türkistan Beylerinden olan Şerif Han öldürülünce (1887) Türk hakimiyeti zayıflamaya başlamaktadır. Düzenli nüfus sayımı yapılmadığından, Afganistan’ın genel nüfusu hakkında kesin bilgiler bulunmamakta ve dolayısıyla bu ülkede yaşayan Türkler hakkında da kesin sayı verilememektedir. Yapılan tahminler ise birbirinden oldukça farklıdır ve hiç biri de ciddi bir araştırmaya dayanmamaktadır. Bütün bu tahminler değerlendirildiğinde, Afganistan’da yaşayan Türklerin toplam sayısının 5 ile 7, 7.5 milyon olduğu görülmektedir. Bu da neredeyse Afganistan nüfüsunun üçte birini oluşturmaktadır. Afganistan’daki Türkmenler Afganistan’ın kuzeyinde yani Güney Türkistan’da ve özellikle de Jawzjan, Herat, Maymana, Andhoy Taşkurgan, Mezar-ı şerif, Belh, Akça, Katagan,

18

Bedahşan, Bala Murgap şehirlerinde yaşarlar ve genellikle de tarımla uğraşırlar. 1930’lu yıllarda Soviet’ler Birliğinin baskılarına dayanamayıp göç eden Türkmenistanlı Türkmenler ise Andhoy vb. şehirlere yerleşmişlerdir. Bu kesim genellikle ticaretle uğraşır. Bu Türkmenlerin sayılarının 1.000.000 ile 2.000.000 arasında olduğu söylenir. Ülke nufüsün azınlık gruplarından olan Afganistan’da yaşayan Türkmenler, anadillerinde eğitim almaktan yoksun bırakılmış olmalarına ragmen, kendi değerlerine sahip çıkmıştır. Afganistan Türkmenleri Mahdumguli Ferağinin eserlerinden esinlenerek şiir kültürüne de özel önem vermiş ve büyük şairden sonra da Türkmence şiirler yazılmaya devam etmiştir.

(Haqmurad NAZARİ)


www.jayhon.com Afganistanl覺 T羹rkmenler Sitesi


TÖBAD tobad.turkey@hotmail.com Ankara, Türkiye


Türkmen Öğrenciler Birliği Aylık Dergisi