Page 1


2012


ISBN: 978-605-01-0448-6 Basım: Aydan Yayıncılık Sanayi veTicaret A.Ş. - ANKARA Kapak Görseli: http://earthobservatory.nasa.gov (NASA)

TMMOB Şehir Plancıları Odası İstanbul Şubesi Adres Tel Faks e-posta Web Adresi

: Cihannüma Mahallesi Akdoğan Sokak Başar Apt. No: 30 D:6-7 Beşiktaş/İstanbul : 0212 275 43 67 – 0212 288 99 60 : 0212 272 91 19 : spoist@spoist.org – spoistanbul@spo.org.tr : www.spoist.org – www.spo.org.tr


TMMOB Şehir Plancıları İstanbul Şubesi 2013 Ocak

Yayına Hazırlayanlar Öznur Akalın Gürkan Akgün Zeynep Arman Akyürek Akif Burak Atlar Süleyman Balyemez Çare Olgun Çalışkan Tuba İnal Çekiç Tayfun Kahraman Aysun Koca Ahmet Kıvanç Kutluca Ece Özden Pak Evrim Yılmaz Tasarım-Düzenleme Ece Özden Pak


KISALTMALAR AİHM: Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (ECHR | European Court of Human Rights) AKUT: Arama Kurtarma Derneği AKP: Adalet ve Kalkınma Partisi BİMTAŞ: Boğaziçi İnşaat Müşavirlik A.Ş. CHP: Cumhuriyet Halk Partisi

KANİP: Koruma Amaçlı Nazım İmar Planı

UIA: The International Union of Architects

KAUİP: Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planı

UİP: Uygulama İmar Planı

KGM: Karayolları Genel Müdürlüğü KVKK: Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu

ÇDP: Çevre Düzeni Planı

MO İST: TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi

ÇŞB: Çevre ve Şehircilik Bakanlığı

NİP: Nazım İmar Planı

DATİ: Denizciler Ataköy Turizm ve İnşaat A.Ş.

MSGSÜ: Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi

ICOMOS: Uluslararası Anıtlar ve Sitler Konseyi Türkiye Milli Komitesi (International Council on Monuments and Sites)

ŞPO: TMMOB Şehir Plancıları Odası

İBB: İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı İETT: İstanbul Elektrik Tramvay ve Tünel İşletmeleri İKK: İl Koordinasyon Kurulu İMO: TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası İTÜ: İstanbul Teknik Üniversitesi

TBMM: Türkiye Büyük Millet Meclisi TCDD: Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları TDİ: Türkiye Denizcilik İşletmeleri TMMOB: Türk Mühendis Mimar Odaları Birliği TOKİ: Toplu Konut İdaresi Başkanlığı

UNESCO: Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Kurumu (United Nations Educational, Scientific and Cultural Organization) YPK: Yüksek Planlama Kurulu YTÜ: Yıldız Teknik Üniversitesi


SUNARKEN İstanbul Almanağı’nı, TMMOB Şehir Plancıları Odası İstanbul Şubesi olarak İstanbul gündemini kamuoyu ve meslektaşlarımız ile paylaşmak üzere bu yıl ilk kez hazırladık. İstanbul’un bir yıllık gündeminde bazen keyifle bazen ise kızarak okuyacağınız haberlere, demeçlere ve yazılara yer verdik. Tabii ki bu akış içerisinde Odamız tarafından gerçekleştirilen çalışmaları ve açıklamaları da yeniden hatırlattık. Ve sizlere İstanbul’un uzun soluklu, bol projeli bir yılını aktarmaya çalıştık. Almanak, İstanbul’un bir yılını ve o yıl gündemde olanları sizlere özetlemek için kaleme alınan bir arşiv belgesidir. Fakat elinizdeki İstanbul Almanağı size farklı bir almanak tecrübesi sunuyor. Bu eser ile İstanbul kent gündemine ilişkin her ayın öne çıkan haberlerine yer verilirken, ayrıca o ay şehrimize damgasını vuran konu başlığı da masaya yatırıldı. Bunlara ek olarak da, o ayın konu başlığında ek alınan gündem hakkında çıkan yazılara yer verildi. İstanbul’a dair toplu bir gündem sunulurken, İstanbul’da dillerden düşmeyen projeler, planlar ya da yıkımların kendi tarihleri aktarılmaya çalışıldı. İstanbul gündemini bu şekilde aktarırken Ocak ayında Afet Yasası, Şubat ayında Taksim Meydanı, Mart ayında Tarihi Yarımada, Nisan Ayında Üçüncü Köprü, Mayıs ayında Çamlıca Camii, Haziran ayında Sulukule, Temmuz Ayında Sevda Tepesi, Ağustos ayında Haydarpaşa, Eylül ayında Okmeydanı, Ekim ayında Galataport, Kasım ayında Maslak 1453, Aralık ayında Kanal İstanbul için ayrı birer parantez açtık. Parantez içinde İstanbul’da sıkça konuşulan gündemlere eğilerek ilk gündeme gelişlerinden bugüne kronolojilerine yer verdik. Kollektif çaba ürünü İstanbul 2012 Almanağı, yıllarca sürecek bir geleneğin miladı olması temennesi ile hazırlandı. Bu eserin ilerleyen yıllarda da zenginleşerek devam etmesi elbette en büyük dileğimiz. Sizlere 2012 yılında İstanbul’da yaşananlara dair bir hatırlatma ve yeniden düşünme olanağı tanıyan İstanbul Almanağı’nı, beğeni ile karşılamanız temennisi ile sunuyoruz. TMMOB Şehir Plancıları Odası İstanbul Şubesi Yönetim Kurulu


6

OCAK 2012

1

05

2

Tokludede (Ayvansaray) yerleşmesinde l2012 yılının ilk günü itibariyle tahliyeler tamamlandı. Haydarpaşa-Ankara, HaydarpaşaKiracıların hepsi Eskişehir, Haydarpaşa-Adapazarı yerleşmeyi terk etti, seferlerine son verildi. lÇevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan yerleşmede mülk sahibi ve yaşamaya Bayraktar: “İstanbul’da deprem devam eden sadece 10 riskli bölgedeki sağlam bina da aile kaldı (bianet.org). yıkılacak.”

01

3

10

İstanbul Boğazı’na 3. Köprü yapımını da içeren Kuzey Marmara Otoyolu ihalesi teklif gelmediği için gerçekleştirilemedi.

4

13

Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay: “Başbakan İstanbul’da silueti bozan binalara gerekirse yıkın talimatını verdi. İstanbul’da yıkılamayacak yapı yok” (radikal.com.tr).

14

5

İBB Meclisi “Tarihi Kent Merkezi Görünümünü (siluetini) Etkileyen Alanlarda Olumsuz Yapılaşma Koşullarının Engellenmesine Yönelik 1/5.000 Ölçekli NİP Plan Notu İlavesi”ni oybirliğiyle kabul etti. 1/100.000 ölçekli ÇDP’ye eklenen düzenlemenin ardından ilçeler bazında binaların yükseklik seviyeleri de belirlendi. İstanbul’un siluetini etkileyeceği düşünülen Bağcılar, Bahçelievler, Bakırköy, Bayrampaşa, Esenler, Eyüp, Gaziosmanpaşa, Güngören, Küçükçekmece ve Zeytinburnu’nda belirlenen yüksekliklerden fazla inşaat yapılamayacak.


7

OCAK 2012 28

21

Mimarlar Odası: “Afet Yasası eliyle Türkiye TOKİ’ye bağlanıyor” Afet Riski Altındaki (Cumhuriyet). Alanların Dönüştürülmesi “Afet Yasası İmar Hakkında Kanun Tasarısı Darbesidir” Bakanlar Kurulu’nda (Özgür Gündem). imzaya açıldı.

18

lİBB

19

Başkanı Kadir Topbaş siluet hakkında: ‘‘Tarihi Yarımada’ya etki edecek alanların maketi çıkarılacak. Gökdelen yapıldığında bu makete oturtulacak. Siluete etkisi değerlendirildikten sonra imar izni verilecek. Kuşbakışı alana etki edecek yapılar için de çalışmalar yapıldı’’ dedi (radikal.com.tr). lÇevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar kentsel dönüşüm projelerinin 36 milyon doları bulacağını açıkladı (Sabah).

ŞPO İstanbul Şubesi’nin dava konusu ettiği Sancaktepe 1/5000 ve 1/1000 ölçekli imar planlarının plan hükümlerine yönelik, plan bütünlüğünü bozarak sosyal-teknik donatı dengesini ortadan kaldırması ve plan kademeleri arasındaki uyuşmazlığın doğurabileceği zararlar nedeni ile yürütmeyi durdurma kararı alındı.

23

TMMOB: Afet Yasası ile imar yetkisi Başbakanlık’ta toplandı.

24

Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar: “2B arazilerinin sahiplerine satışı için yasa taslağında son aşamaya geldik, 20 gün içerisinde yasayı çıkartacağız.” (TOKİ Haber)

25

İMO Afet Yasası hakkında açıklama yaptı: “Kentsel dönüşüm değil rantsal bölüşüm olacak” (BirGün).

30

7

Haydarpaşa Dayanaşması’nın başlattığı Haydarpaşa Nöbeti’nin ilki gerçekleştirildi.

26

2B alanlarında yenileme ve kentsel dönüşüm projelerinin süper yetkilerle donatılmış genel müdürlükte toplanacağı, başına da tecrübeli bürokrat Vedat Gürgen’in getirileceği açıklandı (Türkiye).

31

Haydarpaşa Garı yenileme projesinin yürütücüsü Prof. Dr. Atilla Dikbaş; ‘’Tarihsel, kentsel ve işlevsel süreklilik kriterleri kapsamında buranın bir istasyon binası dışında her hangi bir işlevle restorasyon projesini yürütmedik. Burası bir istasyondu, istasyon olarak kalacak’’ açıklamasında bulundu (ntvmsnbc.com). 6


8 l

l

l

l

AFET RISKI ALTINDAKI ALANLARIN DöNüSTüRüLMESI HAKKINDA KANUN l

Taşıyan Alanlarda Dönüşüm” adıyla hazırladıkları yasa taslağını Başbakanlığa gönderdiklerini açıkladı.

6 Aralık 2011

Kanun, Bakanlar imzasına açıldı.

Kurulu’nun

01 Ocak 2012

Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar: “İstanbul’da deprem riskli bölgedeki sağlam bina da yıkılacak.”

02 Subat 2012 l

Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun Tasarısı, TBMM Başkanlığı’na sunuldu.

8 l

TARIHLERLE AFET YASASI l

23 EkIm 2011

21 Subat 2012 l

ŞPO, Kanun Tasarısı hakkında değerlendirme raporu yayınladı.

Tabanlı 23 Subat 2012

Saat 13.41’de Van’ın köyünde 7,2 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. Başbakan R. Tayyip Erdoğan: “Seçimleri kaybetmek pahasına da olsa, çürük, çarık, kaçak binaları yıkıp, yerine sağlam, depreme dayanaklı, kentsel dönüşüm sistemine geçeceğiz.”

23 Kasım 2011

Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, “Afet Riski

l

Kanun Tasarısı, TBMM Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu’nda kabul edildi (haberturk.com).

23 Subat 2012 l

YTÜ’lü akademisyenler Kanun Tasarısı ve Kentsel Dönüşüm uygulamalarına dair açıklama yaptı: “Sürdürülebilir kentleşme ve hakça yaşanabilir kentler yaratmak üzere Yıldız Teknik

Üniversitesi’nde Şehir ve Bölge Planlama alanında emek veren ve aşağıda adları bulunan bizler, “Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun Tasarısı”nın ve kentsel dönüşüm adı altında yapılmış ve yapılabilecek olan uygulamaların kayıtsız şartsız savunucuları ve uygulayıcıları olmayacağımızı beyan ediyoruz.” l

02 NIsan 2012

Başbakan R. Tayyip Erdoğan: “Şimdi gideceğiz gerekirse evleri yıkacağız. Bunun yetkisini aldık mı aldık. Yasal düzenlemeleri buna göre, kentsel dönüşüm değişimle beraber yaptık, yapıyoruz, yapacağız” (ntvmsnbc.com). l

11 Nisan 2012

ŞPO, Kanun Tasarısı ile ilgili bir değerlendirme yaptı ve broşür bastı. l

17 Nisan 2012

Kanun Tasarısına dair bilgilendirme metni, altında birçok sivil toplum kuruluşunun imzasıyla birlikte İnsan Hakları Yüksek KomiseriKonut Hakkı Raportörü’ne (OHCHR) gönderildi.


9

12 MaYIs 2012

19 Mayıs 2012

İstanbul Barosu Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu, İTÜ Mimarlık Fakültesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü ile ŞPO İstanbul Şubesi tarafından “Afet Yasası ve Kentsel Dönüşüm” konulu forum düzenlendi.

TBMM tarafından onaylanan Yasanın yol haritası manşetlere yansıdı. Vatandaşları bilgilendirmek üzere kentsel dönüşüm ofisleri kurulacağı açıklandı (Milliyet).

16 mayis 2012

“Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun” yasalaştı.

17 Mayis 2012

ŞPO, Yasanın Meclis Genel Kurulu’ndan geçmesi üzerine bir basın açıklaması yayınladı: “Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun” İnsan Haklarına ve Anayasa‘ya Aykırıdır.”

18 MayIs 2012

Kanuna yönelik bir birçok meslek örgütü, inisiyatif ve sivil toplum kuruluşu tarafından imzalanan “Kentsel Dönüşüm Yasası Yaşam Alanlarımızı Talana Açan En Büyük Afettir!” başlıklı “Ortak Deklarasyon” Çevre ve Şehircilik İstanbul İl Müdürlüğü binası önünde okundu.

19 Mayıs 2012

Yasaya karşı Ortak Deklarasyon metninin okunduğu eylem, ulusal medyada gündem oldu: “Hayatlar rayiç bedelden satılık değildir” (Radikal).

31 Mayıs 2012

“Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun”un tam metni Resmi Gazete’de yayınlandı.

31 Mayıs 2012

CHP İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin: “Kentsel dönüşüm değil, rantsal dönüşüm. 400 milyar dolar kentsel dönüşümle peşkeş çekildi.”

04 Agustos 2012

“Afet Riski Altında Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanunun Uygulama Yönetmeliği” Resmi Gazete’de yayımlandı. l

05 EkIm 2012

Kentsel dönüşümde büyük yıkım başladı. 6,5 büyüklüğündeki depreme dayanıklılık baz alınarak belirlenen 35 ildeki 6 bin 500 binayı kapsayan yıkım süreci başladı.

15 Aralık 2012

Afet Riski Altında Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun’un Uygulama Yönetmeliği Resmi Gazete’de yayınlanarak tekrar yürürlüğe girdi. 4 Ağustos tarihli yönetmelik yürürlükten kaldırıldı.

9

Getirdikleriyle Afet Yasası • Anayasaya aykırılığı, • Şeffaflık içermemeyi, belirsizlikleri, • Yaşayanları görmezden gelmeyi, • Barınma hakkından yoksun bırakılmayı, • Yargıya başvurma hakkını devre dışı bırakmayı, hak arama özgürlüğünü kısıtlamayı ve cezalandırmayı, • Temel yaşamsal kamu hizmetlerinden mahrum bırakılmayı, • Kentsel sosyal altyapı alanlarının tasfiyesini, • Doğal alanların tahrip edilmesini, • Yerel yönetimlerin yok sayılmasını, katı bir merkezileşmeyi, • Bütüncül planlamanın yok edilmesini, • Şehircilik ve planlama ilkelerinin bir kenara bırakılmasını, • Yeni ve büyük kentsel riskler oluşmasını, • Maliyeti halka fatura ederken inşaat sektörünü ihya etmeyi, • Usulsüz ihalelerin önünü açmayı, • Diğer tüm yasaları hükümsüz kılmayı getirmektedir.


10

YORUMLARLA AFET YASASI Emlak Konut GYO Genel Müdürü Murat Kurum: Bu yasa rantsal değil deprem odaklı dönüşümün önünü açıyor. Sektördeki inşaat firmaları, sivil toplum örgütleri ve özellikle de riskli binalarda yaşayanlar için bu yasanın önemi büyük. Dönüşümün maliyetinin 400 milyar olacağı düşünüldüğünde ülke ekonomisine ve istihdama katkısının büyük olacağı görülecektir. İstanbul’un çehresini değiştirecek bu yasaya sahip çıkmak vicdani bir borç ve sorumluluktur (sabah.com.tr, 13.03.2012). AKUT Yönetim Kurulu Başkanı Nasuh Mahruki: Afet dönüşümünü dört gözle bekliyoruz. Afet dönüşümünün kamuoyunda

10

karşılığı var. Yeni yeni mahalleler kurulmalı, afete dayanıklı yeni binalar yapılmalı, herkes yeni kentler, yeni mahalleler kurma konusunda birbiriyle çalışmalı (AA, 13.03.2012). Sulukule Derneği Av. Hilal Küey: Bu tasarıya getirilecek en temel eleştiri ‘asla mahkemede yürütmeyi durdurma verilemez’ maddesi. Yürütmeyi durdurma kararının hangi koşullarda verileceği İdari Yargılama Usul Kanunu’nun 27’nci maddesinde düzenlenmiştir ve her olayın özelliğine göre hakim tarafından karar verilir. Bu konuda idarenin önceden bir yasa maddesi düzenlemesi, yargının yetki alanına müdahale anlamını taşır, bu da anayasaya aykırıdır (emlak.

ensonhaber.com, 16.03.2012). MO Genel Başkanı Eyüp Muhcu: Yasayla imar ve çevre alanında yürürlükte bulunan tüm yasalar ‘uygulanmayacak mevzuat’ kılınacak, kentlerin tümü ‘riskli alan’ ilan edilebilecek. Bakanlık gerekli gördüğünde yıkabilecek, kamulaştırabilecek, kamulaştırma değerleri de reel değerler üzerinden değil, emlak vergisi bedelleri üzerinden yapılacak. Yapınızı yıktırmamak için direnemeyeceksiniz, aksi halde hakkınızda suç duyurusunda bulunulacak (emlak.ensonhaber. com, 16.03.2012). Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar: Bu işi yasalara, bilime dayalı olarak belediyelerle birlikte yapacağız ve vatandaşlarımızı incitmemek birinci görevimiz ( e m l a k . e n s o n h a b e r. c o m , 16.03.2012). MSGSÜ - Şehir ve Bölge Planlama Bölümü Doç. Dr. Murat Cemal Yalçıntan: Afet Yasası tasarısı doğal afetlere ve kentsel meselelere çözüm getirmek üzere değil, inşaat sektöründeki büyüme oranlarını yükselterek kısa dönemli ekonomik hedeflerin gerçekleştirilmesi ve küresel ekonominin gereklerinin yerel siyaseti güçlendirecek şekilde kullanılması olarak okunmalı (bianet.org, 17.04.2012).


11

Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar: ‘Milli bir politika’ izlenecek. Şehirler yeniden yapılandırılacak. İlk etapta hedefte 6 milyon konut var. Önce ev sahibine ‘Sen yık’ denecek. Yıkmazsa da kaçış yok. Devlet düzenleyici olacak, fiyatlar aşağıya çekilecek. Yani tam da halk ekmek modelinde olduğu gibi... Yasal dayanağımız sağlam. Vatandaş için bunu göze alıyoruz... Oy verirmiş vermezmiş dinlemeyeceğiz... ( h a b e r. g a z e t e v a t a n . c o m , 18.05.2012) İTÜ - Şehir ve Bölge Planlaması Bölümü Prof. Dr. Nuran Zeren Gülersoy: İstanbul gibi bir kentte tarihi yapıların “yıkılıp yapılması söz konusu olamayacak. İstanbul’da 25 binin üzerinde sadece sivil mimarlık örneği dediğimiz tescilli yapı var. Sosyal, kültürel boyutun ötesinde işlevsel ve ekonomik boyutu var. Bunların hepsinin birlikte ele alınıp bir planlama anlayışı çerçevesinde süreç içinde değerlendirilmesi gerekiyor (aksam.com.tr, 18.05.2013). Greenpeace Türkiye: Afet yasası biyoçeşitlilik adına bir afettir ( g r e e n p e a c e . o r g / t u r ke y / t r, 22.05.2012). ŞPO İstanbul Şube Başkanı Tayfun Kahraman: Afet Yasası Afet gibi (haberdar.com.tr, 24.05.2012).

Cihan Uzunçarşılı Baysal (AGFE Yerel Heyet Üyesi / Yerel Temsilci): Yıkım odaklı, yasalar üstü bir yasa (sendika.org, 25.05.2012). CHP İstanbul Milletvekili Melda Onur: “Kentsel Dönüşüm” adı altında “Kentsel Katliam” (BİA Haber Merkezi, 29.06.2012). Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan: İnsanlar Afet Yasası’nı devlet kafadan atlayacak her yeri yıkacak sanıyor. Afet yasası aslında bir imtiyaz yasası, yeşil kart gibi bir şey. Başvurduğunda İmkan sağlıyor devlet. Başbakan aslında ne diyor? ‘Siz bir araya gelin ben size yardım edeceğim kardeşim. Önünüze çıkan adamları da ben bertaraf edeceğim’ diyor (radikal. com.tr, 30.09.2012) m

BASINDA AFET YASASI BAYRAKTAR’IN AFET ÖNLEMLERİ Milliyet Ekonomi, 24.12.2011

tamamlandığını ifade eden Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar: •“Çürük binalar röntgen cihazlarıyla tespit edilecek. Binası çürük çıkana yıkması için bir süre vereceğiz. Bu sürede yıkılmazsa biz yıkacağız ve masrafını da bina sahibinden alacağız” •“Yıkım sonrası, binanın bulunduğu alan hisseli arsa haline gelecek” •“Yıkıma itiraz için dava açılamayacak. Bina yıkıldıktan sonra ortaya çıkacak arsanın değerlendirilmesi konusunda üçte iki çoğunluk sağlanamazsa bu kez de devlet devreye girerek arsayı rayiç değer üzerinden kamulaştıracak” Türkiye genelinde 19 milyon konut bulunduğunu söyleyen Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan B a y r a k t a r, % 40’ının

Başbakan Erdoğan’ın Van Depremi sonrası adım atılması yönünde talimat verdiği “depreme dayanıksız binaların yıkılmasıyla ilgili” yasa tasarısı netleşti. Almanya’dan röntgen cihazları geldi, çürük binalar tespit edilecek. Yıkımlarda 3’te 2 çoğunluk aranacak. Van Depremi’nin ardından ortaya atılan kentsel dönüşüm projesiyle ilgili tasarının 11


12

yenilenmesi gerektiğini söyledi. Bayraktar, “Bu 7,6 milyon konut demek. Ancak bunu öyle hemen yapılacakmış gibi düşünmemek lazım. Bu 20 yıllık bir proje olacak. Bunun için de 400 milyar dolar gibi bir para gerekiyor” şeklinde konuştu. Bu dönüşümü tüm partilerin ve halkın mutabakatıyla yapmak istediklerini söyleyen Bayraktar, ‘Parayı nereden bulacaksınız’ sorusuna, “Kaynak bulmayı Başbakan Yardımcısı Ali Babacan düşünsün” dedi. GAYRİMENKUL LİDERLERİ “KENTSEL DÖNÜŞÜM” İÇİN BULUŞTU! ntvmsnbc.com, 16.03.2012

Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesine İlişkin Yasa Tasarısı” ile ilgili olarak sektörün önde gelen isimleri dün Dedeman İstanbul’da gerçekleşen 1. Gayrimenkulde Liderler Zirvesi’nde değerlendirmelerde bulundu. Teknik Yapı Holding Yönetim Kurulu Başkanı- İNDER Başkanı Nazmi Durbakayım da Kentsel Dönüşüm Yasası’nın milat olacağını belirterek “Sektör için büyük bir canlılık olacak ancak kontrollü olmamız, denetimi elden bırakmamız gerekiyor” dedi. ‘AFET YASASI’ SERMAYE DİKTATÖRLÜĞÜNÜN GELDİĞİ NOKTAYI GÖSTERİYOR!

Sol haber, 04.04.2012

Gayrimenkul sektöründe birçok başarılı proje üreten inşaat şirketlerinin patronları, kentsel dönüşüm için bir araya geldi. Meclis Genel Kurulu’nda görüşülmeye başlanan “Afet

12

AKP Genel Merkezi’nde düzenlenen Yerel Yönetimler ve Aile Sempozyumu’nda konuşan Başbakan R. Tayyip Erdoğan, ustalık dönemlerinde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nı kurarak çok önemli bir adım attıklarını vurgulayarak, “Şimdi gideceğiz, gerekirse evleri yıkacağız. Bunu yetkisini aldık mı aldık. Yasal düzenlemeleri buna göre, kentsel dönüşüm değişimle beraber yaptık, yapıyoruz, yapacağız” sözleriyle “afet yasası” olarak pazarlanan yasa tasarısıyla kentlerin ve kentlilerin geleceğinin nasıl bir felakete sürükleneceğini

tekrar gözler önüne serdi. 23 Şubat’ta yasayla ilgili Meclis’te gerçekleştirilen 4. toplantıda TBMM Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu’ndan geçen ve 20 Mart’ta TBMM Genel Kurulu’nda ilk 12 maddesi kabul edilen yasanın önüne birtakım engeller çıktıkça yasa askıya alınıyor ve yenileniyor. Son olarak, “Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun Tasarısı”nın, 2B Orman Arazilerinin Satışı Hakkındaki Yasa Tasarısı Meclis’te görüşüldükten sonra komisyonda yeniden ele alınacağı Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar tarafından açıklandı. KENTSEL YIKIM YASALAŞTI

BirGün, 18.05.2012

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile TOKİ’ye geniş yetkiler veren ve kamuoyunda rantsal yıkım projesi olarak bilinen “Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Yasa Tasarısı” TBMM’den geçti. Meslek odaları ve halk yasaya tepkili. • Deprem bahanesiyle risk taşımayan yapılarda oturan kişilerin hukuksal güvenceleri, konut dokunulmazlığı ortadan kalkacak. • Altyapı maliyetlerinin konutları yıktırılanlara ödetilmesi,


13

yoksul kesimlerin borç miktarını büyütecek. • Ülkenin tüm kıyılarında, tarım alanlarında, orman alanlarında ve hatta sit alanlarında yaygın bir talanın önünü açılmış olacak. • Sosyal devlet ilkesi hiçe sayılarak riskli alanlardaki yapılara verilen kamusal hizmetler (elektrik, su, doğalgaz) durdurulacak. • Bakanlığa tanınan yetkiler, belediyeleri kentlerinde yetkisiz bırakacak, halk ile belediye, belediye ile bakanlık karşı karşıya gelecek. KONUT GÜVENCESİ ARTIK BİTTİ Cumhuriyet, 18.05.2012

Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun önceki gün TBMM Genel Kurulu’nda kabul edildi. TMMOB Şehir Plancıları Odası’na göre hiç kimsenin konutu ve barınma hakkı güvende olmayacak. TMMOB Şehir Plancıları Odası Genel Başkanı Necati Uyar, afet riski gerekçe gösterilerek hazırlanan kentsel dönüşüm yasası ile doğal varlıkların talan edileceğini ve halkın devlet eliyle afet yaşayacağını belirtti. Uyar, “hiç kimsenin konutu ve barınma hakkı güvende olmayacak” uyarısında bulundu.

AFET YASASI BİYOÇEŞİTLİLİĞİ YOK EDECEK

Uyar, yasanın insan haklarına ve anayasaya açıkça aykırı olduğu değerlendirmesini yaparak, yasayla en temel insan haklarından biri olan barınma hakkını savunmanın ve dayatılan anlaşmaya karşı çıkmanın cezalandırılacağı bilgisini verdi. Uyar, “barınma hakkı direnişlerine karşı geliştirilen bu tehdit, bugünden sonra dönüşüme konu olan alanlarda hukuk kurallarının yerini mafya kurallarının alması anlamına gelecektir” ifadelerini kullandı. Riskli alanlara elektrik, su ve doğalgaz hizmetlerinin verilmeyeceğini, verilen hizmetin ise durdurulacağını kaydeden Necati Uyar, bu tür yapılarda yaşayan insanların önemli sağlık ve güvenlik sorunları ile karşı karşıya kalacağını belirtti. Risk taşımayan yapıların da “uygulama bütünlüğü” gerekçesiyle yasa hükümlerine tabi olacağını belirten Uyar, böylece güvenli yapılarda oturan kişilerin hukuksal güvenceleri, barınma hakları ve konut dokunulmazlıklarının ortadan kalkacağını kaydetti.

Bianet, 22.05.2012

Biyoçeşitlilik gıda dahil insanların temel ihtiyaçlarının karşılamasındaki canlı kaynakların temeli. Greenpeace Türkiye’nin verdiği bilgilere göre, Avrupa’nın sahip olduğu bitki çeşitliliğinin dörtte üçü Türkiye’de bulunuyor. Türkiye’deki 800 cins altında toplanan, bir kısmının türü tehlikede olan 9000 bitki çeşidinin üçte birini endemik türler oluşturuyor. Afet Yasası’yla birlikle, bir süredir birçok kanun ve yönetmelikte afet yasasına uyumlu olacak değişiklikler yapılmaya başlandı. Örneğin Afet Yasası Meclis’te kabul edildikten hemen bir gün sonra, 17 Mayıs’ta Bakanlar Kurulu TBMM’ye Tabiatı ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma Kanunu Tasarısı’nı gönderdi. Orman Kanunu’nda yapılan değişikliklerle orman arazilerinin tarıma ve imara açılmasına izin verildi. Afet Yasası’na göre, bu yasadan doğan uygulamaların Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu, Orman Kanunu, Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu, Mera Kanunu, Zeytincilik Kanunu, Kıyı Kanunu’nun hükümleriyle çeliştiği 13


14

durumlarda bu kanunların çelişen hükümleri geçersiz kılınıyor. Söz konusu kanunlar ise biyolojik çeşitliliği doğrudan etkileyen kanunlar. Ancak Afet Yasası’nın hükümleri tüm bu kanunların üzerinde kabul ediliyor. Dahası Afet Yasası’yla, bu yasanın uygulanması ile ilgili açılan davalarda mahkemelerin yürütmeyi durdurma kararı vermesi yasaklanıyor. Bu durum fiilen mahkemelerin kadük hale gelmesi ve biyolojik çeşitliliğin korunması konusunda yargı erkinin devre dışı bırakılması anlamına geliyor. Bizler, “insanca, güvenilir, sağlıklı, kimlikli alanlarda barınma hakkımızı” sonuna kadar savunmaya devam edeceğimizi kamuoyu ile paylaşıyor, bu mücadelede rant hırsına karşı “yaşamdan, adaletten, dayanışmadan ve eşitlikten” yana olan herkesi bir arada durmaya çağırıyoruz. Hayatlar Rayiç Bedelden Satılık Değildir Deklarasyonu, 18.05.2012

14

KENTSEL DÖNÜŞÜMÜN İÇSELLEŞTİRİLMESİ LAZIM

EKONOMİYE OTORİTER KATKILAR!

Nihal Kemaloğlu, Akşam, 22.05.2012

Cumhuriyet, 14.12.2012

Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, Marmara Belediyeler Birliği ve Yıldız Teknik Üniversitesi (YTÜ) tarafından Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın desteğiyle düzenlenen ‘’Medya ve Halkla İlişkiler Boyutuyla Kentsel Dönüşüm Sempozyumu’nda konuştu. Bayraktar, Türkiye’de 6,5 milyon konutun zaman içinde mutlaka yenilenmesi gerektiğini vurgulayarak, ‘’Bu tabii zor bir iş. Dünyanın en zor işi. Bu iş için çok ciddi kaynak lazım. Demokrasilerle idare edilen ülkelerde vatandaşa rağmen bir adım atamazsınız, devlete rağmen de bir şey yapamazsınız. Vatandaş ve devletin bu işi içselleştirmesi, kabul etmesi lazım’’ diye konuştu. Şehirlerin marka değerinin arttırılması gerektiğine işaret eden Bayraktar, konuşmasını şöyle sürdürdü: ‘’Türkiye’nin, hatta dünyanın en önemli meselesi kentsel dönüşümdür. Bunu anlatmamız, benimsetmemiz, kabullendirmemiz, gönüllülük boyutunu yakalamamız, vatandaşların rızasını almamız lazım.”

2012 yılı, ‘otoriter’ kapitalistleşme süreci olarak, halka ‘milli politika’ adıyla pazarlanan ama halkın yaşam alanına ve mülkiyet hakkına el koyan yasalarla bina edilecekti. Dünya cari açık ikincisi Türkiye, ekonomik kırılganlığını telafi etmek üzere inşaat ve emlak sektörüne, adında ‘afetli-risk’ geçen yasalarla sınırsız kaynak aktaracaktı. Zamanın küreselleşmeci ruhu, popüler siyasi rantını 11 imar affıyla dağıttığı gecekondu tapusuna borçlu ve çarpık kentleşmeyi emzirerek yıllarca ‘muhafazakar’ oy deposu olarak kullanan popülist siyasete sermayeperver müteahhit aklını buyuruyordu. Dolayısıyla her milim toprağından ‘rant’ fışkıran İstanbul’dan başlanacak milli yıkım/yapım seferberliğiyle inşaat sektörü 7 milyon konut üretecekti ve devlet 2002 yılından beri toplanan 44 milyar lira Deprem Vergisi’ni otoyollara ve duble yollara döktüğünden daha otoriter yasalara ihtiyaç vardı. Böylelikle milli gelirdeki payı %6 olan inşaat sektörünün etkinliği, %25’lere çıkarken yabancı sermayenin konut projelerine ve şişecek konut stokumuza ilgisi


15

tetiklenip, bizler de önümüzdeki 2-5-10-20 yıllık dilimlere yayılan süreçte topyekûn ‘her an olası bir depreme dayanıklı’ hale gelecektik. Ayrıca inşaat ve emlak piyasalarını uçurarak, şişirerek büyüme modelimizin selameti adına en az 400 milyar dolarlık kaynak transferi ve ekonomik dinamizm söz konusuysa, sahiden de ‘demokrasi’ ikincildi. Afet Ya sası tahakkümcü vasfı tartışılmadan sessizce yasalaştı ve %90 deprem bölgesi ve %70 kaçak yapılaşma diyarı ülkemizde depreme karşı yegane ve sanki tek çözüm dayatmasıyla medyada PR propagandası başlatıldı. Yasa ‘afet riskli alanların dönüştürülmesi’ başlığıyla her türlü mülkiyet ihlali ve hak gasplarına karşı ‘zırhlandırılmış’ ve antidemokratik özü mahirce ‘gerekirse oy kaybetsek de yıkarız, yakarız’ cebri söylemine vardırılmıştı. Böylesi büyük sosyal-ekonomikdemografik yer değiştirme ve kamu kaynaklarının sermayeye transferi ‘vatanın depreme karşı korunması’ milli politikası retoriğinin ardına yerleştirilmişti. TO K İ - H ü k ü m e t- B a ka n l ı k ’ t a n mürekkep merkezi otorite, Afet Yasası gereğince verdiği

yıkım kararlarına yargı yolunu kapatmakla kalmıyor, itiraz eden olursa sonra suç duyurusunda bulunacağı eğer iflah olmazsa biber gazıyla ‘çıkar amaçlı çete kurmakla’ suçlayacağı vatandaşa, ‘senin yaşam alanı hakkına ben vesayet ederim’ derken anayasal barınma hakkını da süresiz askıya alıyordu. Yasanın 5. maddesi yıkım kararı sonrası tahliye edilen yapı sahiplerine, işyeri sahiplerine, kiracılarına geçici konut ve işyeri tahsisi yapabilir diyor yani ‘kesinlik’ içermeyen bir olasılığı ima ediyor. Açıkçası ‘yapabilir de’ ya da ‘yapmayabilir de’ müphemliğiyle merkezi rantlı bölgelerde evlerinden çıkartılan emekli, yaşlı, yoksul kesimler, belki 60 km uzakta bakım masraflarını bile yüklenemeyecekleri konut adresleri gösterilip sonra sokağa bırakılabilirler. Hükümetin belirleyeceği kurulların ‘riskli alan’ ve ‘riskli yapı’ kararları yargı dışı- totaliter nitelikte olurken binanız depreme dayanıklı olsa bile, bilimsel raporlarla kanıtlansa dahi eğer riskli alanda yer alıyorsa 60 gün içinde yıkılacaktı. Çünkü muhtemelen konutunuz ‘milli kentsel dönüşümümüz’ dahilinde TOKİ tarafından taltif edilmiş bir yapı firmasının çok katlı

marka konut projesine hanidir katılmış olacaktı. Yasanın sınırsız yıkım/yapım kepçesinin kapsamına afet riski taşımayan, koruma altındaki kamuya ait taşınmazlar, tarım, mera alanları, zeytinlikler, orman arazileri ve sitlerin katılmasının depreme dayanıklı yapı üretmeyle ilgisi tabii ki yoktu ama imara açılmalarıyla tartışılamaz ilişkileri vardı. m

Görseller

1. haber.sol.org.tr 2. haber.marmara.edu.tr 3. kayitsizkalamamak.blogspot.com 4. gorkorg.blogspot.com 5. yurttahaber.com 6. istanbulium.blogspot.com 7. iguneltr.wordpress.com 8. Mustafa İzberk 9. Mustafa İzberk 10. blublu.org 11. Kent Hareketleri - AGFE Eylemi 2012 12. Atilla Özer 13. blublu.org 14. Armand Homsi 15. haberturk.com.tr

15


16

SUBAT 2012 l

03

Taksim Platformu Taksim Gezi Parkı’nın bir kültür varlığı olarak korunması gerekliliği talebiyle 2 Numaralı KVKK’ya tescil başvurusu yaptı. lKültür ve Turizm Bakanlığı, AKM’de tadilat, tamirat ve güçlendirme yapmak üzere ihaleye çıkılacağını açıkladı. lUNESCO’nun danışman kuruluşu olan ICOMOS Beyoğlu, İstiklal Caddesi, Taksim ve Tarlabaşı’nda gerçekleşen plan, proje ve kentsel uygulamalar hakkında yayınladıkları ortak açıklamayla ilgili kurumları şeffaf ve açık olmaya, gerçek katılımcı planlama sürecini uygulamaya davet etti. lİBB Meclisi’nin oy birliğiyle onayladığı Taksim Meydanı Yayalaştırma Projesi, İstanbul II Numaralı KTKK’den ‘plan tadilatı’ adı altında geçti (Agos). l

1

01

Uzun zamandır üzerinde tartışılan 2B orman arazilerine yönelik yasa tasarısı, TBMM’ye gönderildi.

02 lİBB

Başkanı Kadir Topbaş Haydarpaşa Garı’nın fonksiyonunun değişeceğini ifade etti: “Trenler mevcut Marmaray’ı kullanmak suretiyle kesintisiz geçecekler. Yani bir gar ihtiyacı kalmayacak. Haydarpaşa tren garını, kısmen belki bir konaklama fırsatı verebilecek şekilde değerlendirilebileceğiz” (Radikal). lUlaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım, İstanbul’a 3. Köprü için 5 Nisan’da teklif alacaklarını anımsatırken, “Eğer yine talep olmazsa, C planımız da hazır. Bu köprüyü her halükarda yapacağız.” dedi (Hürriyet). lYTÜ Senatosu “üretilecek kentsel dönüşüm projelerinin mutfağında yer almak istiyoruz” açıklamasını yaptı.

09

Projesi için teklifi iki yıl önce alınan Taksim Camii ve Dinler Tarihi Müzesi halka açıklandı.

2

4

12

Taksim Platformu’nun çağrısıyla İstanbullular, Taksim Projesi kapsamında kesilecek Gezi Parkı’ndaki ağaçları sahiplendiler. Eyleme katılan milletvekili, sanatçı, yazar birçok kişi isimlerini ağaçlara yazdı.

14

10

Taksim Yayalaştırma 3. Köprü Yerine Yaşam Projesi, İBB Platformu tarafından Başkanlığı tarafından Karayolları Genel onaylanarak askıya Müdürlüğü önünde çıkarıldı. “Yaşam İhaleye Çıkarılamaz” protestosu gerçekleştirildi.

3

5


17

SUBAT 2012 l

15

lİETT arazisinde eski plana dönüldü. Belediye ile ŞPO ve İMO arasında hukuk savaşına neden olan “eski imar planı” İBB Meclisi’nde oy çokluğuyla kabul edildi (Hürriyet). lMO İstanbul Büyükkent Şubesi tarafından yapılan dayanışma çağrısı üzerine 70’e yakın kuruluşun katılımıyla Taksim Dayanışması adı altında toplanıldı. Dayanışma sekretaryasının MO İstanbul Büyükkent Şubesi ile ŞPO İstanbul Şubesi tarafından yürütülmesine karar verildi.

16

Kadıköy Göztepe Parkı’nda 7 yıl önce mahkeme kararı ile yapımı durdurulan cami projesi, Danıştay’ın bozma kararı ile İBB Meclisi’nin gündemine yeniden geldi (Hürriyet).

6

20

İBB Meclisi, Danıştay’ın “Kadıköy’de ibadet alanına ihtiyaç var” kararına dayanarak Göztepe Parkı’nın bir kısmında cami yapımına onay verdi.

8

21

ŞPO, “Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun Tasarısı” hakkında kamuoyu açıklamasında bulunarak yasanın amaca hizmet etmekten uzak olduğunu vurguladı.

22

19

YTÜ Şehir ve Bölge Planlama Bölümü’nden bir grup öğretim üyesi yaptıkları açıklama ile Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun Tasarısı’nın ve kentsel dönüşüm adı altında yapılmış ve yapılabilecek olan uygulamaların kayıtsız şartsız savunucuları ve uygulayıcıları olmayacaklarını beyan etti.

lTürkiye mega projelerle İstanbul’u baştan yaratıp, trafiği düzeltmek amacıyla 2020 Olimpiyatları’na adaylığını resmileştirdi (Sabah). lBizans Tarihi, Sanatı, Mimarlığı ve Arkeolojisi Uzmanları yayınladıkları açıklama ile yetkilileri ve İstanbul halkını Tarihi Yarımada’ya sahip çıkmaya çağırdı.

7

9


18 l

TAKSIM MEYDANI l

l

TARIHLERLE Taksim Meydanı 1887 1731 Taksim Meydanı’na adını veren tarihi su maksemi Sultan I. Mahmut Dönemi’nde şehre hizmet vermeye başladı. Maksem bugünkü halini 1839’da aldı.

Meydan’ın önemli anıt eserlerinden Aya Triada Kilisesi inşaatı tamamlandı.

1928

Taksim Cumhuriyet Anıtı törenle açıldı.

1939

Lütfi Kırdar döneminde Atatürk’ün onayıyla görevlendirilen şehirci ve mimar Henri Prost’un planları kapsamında Topçu Kışlası’nın yıkımına ve 2 No.lu Park alanı olarak adlandırılan Taksim Gezisi’nin düzenlenmesine başlandı.

1940 Gezi Parkı’nın meydana bakan tarafına İsmet İnönü heykeli için büyük bir kaide yerleştirildi fakat heykelin açılışı gerçekleşmedi. Uzun yıllar meydanda yer alan kaide 1982’de Maçka’ya taşındı.

1943

Taksim Gezi Parkı tamamlanarak kamusal kullanıma açıldı.

1960

27 Mayıs Darbesinin ardından Taksim Meydanı’na Süngü Anıtı yerleştirildi. Anıt 12 Eylül 1980 darbesinin ardından meydandan kaldırıldı.

1969

Taksim Meydanı’nın ve Cumhuriyet Dönemi’nin simge yapılarından Atatürk Kültür Merkezi hizmete açıldı.

1977

1 Mayıs Kutlamalarında kalabalığa ateş açılması sonucu çıkan olaylarda 34 kişi hayatını kaybetti. Bu olay tarihe Kanlı 1 Mayıs olarak geçti.

1988

Belediye Başkanı Bedrettin Dalan dönemindeTarlabaşıBulvarı’nınaçılması sebebiyle Şişhane ve Tarlabaşı’nda yıkımlar gerçekleşti. Meydan’ın araç trafiği zamanla yoğunlaştı.

9


19

1990 İstiklal Caddesi’nin araç trafiğine kapatılmasıyla caddenin Taksim Cumhuriyet Anıtı ile ilişkisi güçlendi.

1999

İstanbul 1 Numaralı Anıtlar Kurulu, Taksim Meydanı, AKM, Tarihi Su Maksemi ve Taksim Gezi Parkı’nın bir bütün olarak korunması gerektiği yönünde karar verdi.

2007

Kanlı 1 Mayıs’ın 30. yıl dönümünde sendikaların 1 Mayıs’ı yeniden Taksim Meydanı’nda kutlama talebine İstanbul Valiliği üç yıl boyunca izin vermedi. 2010 yılında Taksim yeniden 1 Mayıs kutlamalarının adresi oldu.

2009

Beyoğlu Kentsel Sit Alanı’na ilişkin Koruma Amaçlı Nazım İmar Planı yürürlüğe girdi. Planda Taksim Meydanı’na ilişkin yeraltı ulaşım projesi ve Taksim Gezi Parkı’na Topçu Kışlası’nın ihya kararı yer almıyordu.

2010

33 yıl sonra Taksim Meydanı yeniden 1 Mayıs Kutlamalarına açıldı.

2011

Beyoğlu Kentsel Sit Alanı’na ilişkin Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planı yürürlüğe girdi.

2011 71 yıl önce yıkılan Topçu Kışlası II No.lu Anıtlar Kurulu tarafından korunması gerekli kültür varlığı olarak tescil edildi.

2011

Taksim Meydanı Projesi ve Topçu Kışlası 12 Haziran Genel Seçimlerinden önce Başbakan R. Tayyip Erdoğan’ın seçim programında yer alan Çılgın Projelerden biri olarak kamuoyuyla paylaşıldı.

03 SUbat 2012 l

İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi’nin oy birliğiyle onayladığı Taksim Meydanı Yayalaştırma Projesi, İstanbul II Numaralı KTVKK tarafından onaylanan plan değişikliği ile yasal zemin kazandı.

14 Subat 2012 l

Taksim İstanbul

Yayalaştırma Projesi Büyükşehir Belediye

Başkanlığı tarafından askıda ilan edildi. l

30 Ekim 2012

Taksim Meydan düzenlemeleri kapsamında tünel inşaatları için ilk kazma Zambak Sokak’a vuruldu.

06 Kasım 2012

Taksim Meydanı düzenleme projesi kapsamında Tarlabaşı ile Cumhuriyet Caddeleri bariyerlerle kapatıldı. İnşaat fiilen başladı.

08 Kasım 2012

Taksim Gezi Parkı’na yapımı onay bekleyen Topçu Kışlası için kesilecek ağaçların yanı sıra avlusunda buz pisti yapılacağı açıklandı. Projenin mimarı Halil Onur “Keşke yarışmayla tasarlansaydı.” açıklamasında bulundu (Radikal).

10


20 l

l

TARIHLERLE Taksim Dayanısması l

24 Kasım 2012

Taksim Meydanı Projesi’nin ilk etap ihalesi gerçekleştirildi. Taksim Dayanışması ihaleye girecek şirketlere çekilme çağrısı yaptı. Silahtaroğlu İnşaat ihaleden çekilirken en uygun teklifi veren Kalyon İnşaat ihaleyi kazandı.

8 Aralık 2012

23 AGustos 2012

02 Mart 2012 Taksim Dayanışması tarafından Taksim Meydanı projesine karşı bir Ortak Deklarasyon metni kamuoyu ile paylaşıldı.

12 Mart 2012

Taksim Yayalaştırma Projesi’ne itiraz hakkını kullanan ŞPO İstanbul Şubesi Yönetim Kurulu üyesinin İBB tarafından işine son verildi, Taksim Dayanışması İBB binası önünde basın açıklaması gerçekleştirdi.

l

14 Ekim 2012

Taksim Meydanı düzenlemelerine karşı Taksim Dayanışması tarafından yapılan basın açıklamasının ardından, çalışmaların başlayacağı yer olan Cumhuriyet Caddesi’nde insan zinciri oluşturuldu.

13 Mart 2012

Taksim Yayalaştırma Projesi’ne yönelik MO, ŞPO ve sendikalar işbirliğiyle toplanan bireysel itiraz dilekçeleri İBB’ye teslim edildi.

4 Kasım 2012

Taksim Dayanışması Taksim Nöbeti’ne başladı. 30 gün boyunca Taksim Meydanı’nda nöbet tutuldu, bilgi broşürleri dağıtıldı ve imza standı açıldı.

17 Mart 2012

Taksim Dayanışması Tünel Meydanı’ndan Taksim Meydanı’na kadar ilk yürüyüş eylemini gerçekleştirdi. l

06 Haziran 2012

Taksim Projesi’nin Taksim Dayanışması bileşenlerince yargıya taşındığına ilişkin basın açıklaması Gezi Parkı merdivenlerinde yapıldı. l

27 Haziran 2012

Taksim İhalesi hakkında basın açıklaması yapan Taksim Dayanışması, sembolik Taksim

Meydanı tapularını da dağıttığı etkinlik ardından meydanda sabahlayarak nöbet tuttu.

11

Taksim Dayanışması “Bu Akıl Dışı Projeyi Derhal Durdurun” başlıklı bir basın açıklaması yaptı. Gezi Parkı’nda her cumartesi devam edecek olan “Taksim Nöbetleri”nin ilki gerçekleşti.

18 Aralık 2012

Taksim Projesi’ne karşı toplanan 50.000 imza II No.lu KVKK’ya teslim edildi. m l

TAKSIM DAYANISMASI ORTAK DEKLARASYONU l

Çağdaş ve demokrat bir ülkede kabul edilemez karar mekanizmaları, Taksim Projesi ile tekrar karşımıza çıkmıştır. Bilimsel, teknik ve demokratik süreçler çalıştırılmadan kamuoyuna sunulan meydan düzenlemesinin geri dönülmez yanlışlara yol


21

açacak olması bizleri bir araya getirmiş ve Taksim Meydanı’na sahip çıkmamızı gerektirmiştir. Taksim Projesi ilk olarak seçimlerden önce Başbakan tarafından açıklandı. Peşinden, kamuoyuna yayalaştırma projesi adı altında sunulan plan değişikliği İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi ve 2 numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından onaylandı. Plan değişikliği, evrensel şehircilik değerleri göz ardı edilerek, ulaşım planlama ve projelendirme bilim ve tekniği gözetilmeden, üstelik koruma ve hukuk kurulları ihlal edilerek ilan edildi. İlan edilen, aslında bir “betonlaştırma”, “insansızlaştırma” ve “kimliksizleştirme” projesidir. Bu proje aynı zamanda, araç ve yaya güvenliğini tehdit eden dalış

ve kentimizin en önemli kamusal alanıdır. Projenin bir oldubittiye getirilmeden, acil olarak durdurulmasını talep ediyoruz. Taksim’in, daha bütüncül bir yaklaşımla, sahip olduğu sosyal, tarihi, toplumsal, kültürel ve ekolojik değerler göz önünde bulundurularak, evrensel kuram ve kurallara uygun, dürüst, şeffaf, katılımcı ve demokratik yöntemlerle düzenlenmesini istiyoruz. 12 rampaları ve istinat duvarlarıyla, Taksim Meydanı, Cumhuriyet yayaların meydana erişimini dönemi kent düzenlemelerinin ilki engelleyen koridorlaştırılmış ve belki de en önemlisidir. Taksim, kaldırımlarıyla, tarihi bir ortamın tüm bayramlarımızı, şenliklerimizi, görsel ve yaşamsal bütünlüğünü sevinçlerimizi, tepkilerimizi ve hak taleplerimizi dillendirdiğimiz yok eden bir yeraltı projesidir. Plan değişikliğine gayrihukuki demokrasi meydanımızdır. bir şekilde eklemlenerek, Taksim Meydanı’na hep birlikte kamuoyuna Topçu Kışlası’nın sahip çıkıyoruz. ihyası adı altında yeni inşaatlar Çünkü TAKSİM HEPİMİZİN! m dayatılmaktadır. Hepimize açık, hepimizin hakkı olan, şehrimizin YORUMLARLA TAKSIM MEYDANI merkezindeki yegane park alanı, depremde sığınacağımız Gezi Dr. Murat Belge: Taksim’in Topçu Parkı elimizden alınmakta, ağaçlar, Kışlası’nı yeniden yapmak iyi bir yürüme, buluşma ve dinlenme fikir mi? Bence değil. 1939’da da alanları betonlaştırılmaya ve bunu yıkmaya karar vermişler ticarileştirilmeye çalışılmaktadır. ve yıkmışlar, bugünküne benzer Bir kez daha kamuoyu yanıltılarak bir süreçle. O iyi bir karar mıydı? güç ve paranın prestij kazanması Bence o da iyi bir karar değildi. hedeflenmektedir. Koskocaman bir bina var, kötü bir Taksim, bir bütün olarak koruma mimari olduğunu iddia edemezsin; altına alınmış kültür varlığımızdır bu büyüklükte bir bina bulunduğu l


22 l

BIRKAÇ YAZI... RÜKÜŞ, İSRAFKAR, GÖRGÜSÜZ Prof. Dr. İhsan Bilgin, Taraf, 19.02.2012

13

yerin karakterini de belirler. Geliyorsun, yıkıyorsun. Ama şimdi, aradan 73 yıl geçmiş. Taksim’i Topçu Kışlası’yla görmüş kaç kişi olabilir hayatta? İstanbulluların özledikleri, yeniden görmek istedikleri bir şey olmaktan çıkmış (Taraf, 13.02.2012). Mimar Prof. Dr. Uğur Tanyeli: Taksim’de yapılacak çok iş var; en azından otobüs duraklarındaki o pejmürdelik giderilebilir. Ama radikal bir değişikliğe Taksim’in ihtiyacı yok. Hele hele otoları yere gömmeye hiç gerek yok. Üstelik alt geçit girişlerinin ne kadar kötü olacağını hesap edersek, Taksim’i düzenlememek sonucuna varacağını söyleyebilirim. Sonunda Aksaray’a benzeyen bir yere dönüşebileceği riskini herkes

dikkate almalıdır. 1930’larda ortadan kaldırılmış bir kışla binası. “İlle de ben bunu yeniden yapacağım” demek çocuksu bir inat. Reel bir talep, yeniden yapılmasını gerektiren hiçbir neden yok. Kışla çoktan yok edilmiş, yerine Erken Cumhuriyet’in en önemli kentsel düzenlemelerinden biri gerçekleştirilmiş. O park, yerinde konumlandığı eski Topçu Kışlası’ndan mimari anlam bağlamında daha önemli. İlla bir rekonstrüksiyon yapılacaksa İstanbul için başka öneriler olabilir (Milliyet, 20.02.2012). m

Evet, kentlere ve özellikle de İstanbul’a yatırım yapılıp yapılmaması, ekonomik ve sosyal hareketliliğin hem göstergesidir, yani sonucudur, hem de sebeplerinden biri. Bulunduğumuz tarihsel anda hem bazı yatırımcılar, hem de AK Parti’de siyaset yapmayı kariyer hedefi haline getirmiş “Erman hoca” misali “hoca” olan, sözde duayen, kimi kentle ilgili meslek sahipleri, İstanbul’a mutlaka büyük ve sansasyonel proje gerektiğini empoze ederek başbakanı ve belediye başkanını yanıltıyorlar. Bu yanıltmayı da “vizyon” gibi bazı sözcüklerin ardına saklayarak yaptıklarından, olabileceğinden daha cazip bir paket içinde sunmuş oluyorlar. ‘Vizyoner’ projeye gerek var mı? Marmaray/ metro... köprü, kanal vs.. Oysa iki nedenle bugünkü Türkiye’nin, İstanbul’un ve siyasi iktidarın “vizyon” adı altında paketlenmiş büyük yatırımlara ihtiyacı yok: 1. Türkiye bu dönemde zaten tarihindeki en hareketli ekonomik ve siyasal dönemlerinden birini


23

yaşıyor; işte giderek efsaneleştirilen ekonomik büyüme trendleri, işte ilk defa artık çözülmenin eşiğine gelinmiş vesayet rejimi sorunları, işte nihai adım bir türlü atılamasa da Kürt sorunu konusundaki önceden hayal bile edilemeyecek kıpırdanmalar. 2. Hem İstanbul’un hem de siyasi iktidarın “vizyon” sözcüğü ile paketlenmiş büyük, rüküş, israfkar ve görgüsüz projelere ihtiyacının olmamasının ikinci nedeni, bu dönemde zaten Asya ve Avrupa yakasının demiryolu ağlarını birbirine bağlayacak olan Marmaray projesiyle -belki Konstantin’den beri- tarihinin en büyük ve dönüştürücü projesine kavuşmanın eşiğinde olmasıdır. Bırakınız Kanal gibi mimari ve kent planlama olarak israftan; dolayısıyla görgüsüzlükten başka bir anlama gelme şansı olmayan ve doğayı taklit etmek gibi tarihte de emsali olmayan Zihni Sinir projelerini; Boğaz Köprüsü gibi yakın tarihe damgasını vurmuş Demirel ve Özal gibi politikacıların da iştahını kabartmış büyük yatırım ve eser verme heveslerini bile manasız hale getirmektedir. Evet, Marmaray ve aracılığıyla 100 yıllık gecikmeyle İstanbul’un demiryolu ağını kapatacak, dolayısıyla metrosunu tamamlayacak bir

projeye imza atacak bir başbakanın ve belediye başkanının ne kanala ne köprüye ne de Taksim’e ihtiyacı var. Çünkü zaten bunların hepsinden misliyle önemli bir projeyi, İstanbul’un makro formunu yeniden şekillendirecek ve şehri herkes tarafından kolayca ulaşılabilir kılacak bir hamleyi gerçekleştirmenin eşiğindeler. Her yeni arayış eldeki tarih değiştirici, eşik atlatıcı projenin önemini azaltmakta, inisiyatörlerinin ona sahip çıkmadığı izlenimi vermekte, İstanbul’un kadim tarihinin en önemli projesi gölgelenmiş olmaktadır. Aksaray, Dolmabahçe, Tahtakale Ve... Taksim... Ve en sonunda da Taksim; tıpkı Boğaz’a köprü gibi Taksim de

kalıcı iktidarların müdahale etmekten kendilerini alamadıkları bir yer olmuştur. Bunda herhalde çok merkezli bir metropol olan İstanbul’un en önemli merkezi olmasının payı büyüktür; farklı sınıfların, kimliklerin, kuşakların, alt kültürlerin karşılaşma, “görme ve görülme” mekanıdır Taksim. Dolayısıyla kozmopolitlik için örnek gösterilecek ilk yerdir. Metropollerdeki tecrit yaşama biçimlerinin ve alışkanlıklarının başlıca küresel konulardan ve sorunlardan biri olduğu bir dünyada herkesi herkesle karşılaştıran bir yer olarak Taksim’in, aynı zamanda da bir trafik kavşağı olması, tek önemli özelliği değildir. Bu saptamalar Taksim projesinin başlıca

14


24

meşruiyet zeminini (trafik yerine yaya!) kaydırmakta ve geçerliliğini ortadan kaldırmaktadır. Meydanda zaten her türlü sosyal sınıf ve tabakadan, kuşaktan, etnik gruptan ve semtten insanlar ve gruplar bulunmaktadır. İstanbul’da bayram öncelerinin Eminönü ve Tahtakale’sinden başka böyle bir yer de yoktur. Dolayısıyla Eminönü-Tahtakale ile birlikte İstanbul’un yayalaştırılmak ve yaya çekmek üzere müdahale edilebilecek en son iki yerinden biridir Taksim. Bu nedenlerle bugün Taksim’in orta yerinde durulup çevreye bakıldığında esas hareketliliğin 5-10 belediye otobüsüyle 20-30 sarı taksiden ziyade, caddelere de taşmış yaya sirkülasyonundan kaynaklanması ve araçların caddelerdeki yaya sirkülasyonunu kesintiye uğratır pozisyonda kalmaları da tesadüf değildir. Gelelim yeni projeye ve onun muhtemel sonuçlarına; iddia edilenin aksine asıl projeden sonra zaten büyük oranda

15

yaya sirkülasyonu ile dolu olan İstanbul’un bu en büyük boşluğu, trafik tarafından kalıcı bir biçimde işgal edilmiş olacaktır. Trafik, sadece seyir halindeki araçların toplamı demek değildir. Kentlerde trafik uğruna kaybedilmiş alanlar varsa bunların büyük bölümünü, beceriksizlik ve sakarlıkla kente serpiştirilen trafik akışı için yapılmış inşaatların ve dev altyapıların oluşturduğu aşikardır, yoksa sabah ve akşam arka arkaya dizilmiş araçlar değil. Ne de olsa araçlar geçicidir gelir -geçerler (adı üstünde: otomobil) ama trafik için yapılmış inşaatlar kalıcıdır, gece -gündüz, yaz -kış kıpırdamadan dururlar (adı üstünde gayrimenkul). Gözümüzün önüne İstanbulAnkara otoyolunun Hereke, Darıca gibi yerleşim alanları ile kesişme noktalarını getirelim. Buraları yaşanmaz kılan trafik, arka arkaya dizilmiş araçlar mıdır, yoksa bunların üzerinden geçmesi için yapılmış viyadükler mi? Aynı şey Kağıthane vadisindeki viyadükler için de geçerlidir. Günümüz

kentlerinde viyadüklerden ve dalışçıkış tünellerinden daha hacimli kütle bulunmamaktadır. Öyle ki tek başlarına bu viyadük ve kavşak çözümleri, BadenBaden gibi sevimli bir Ortaçağ kentini dev bir otoyol kavşağının yan tesislerine dönüştürüp cehenneme çevirebilmektedir. Bu viyadük ve kavşak çözümlerinin Los Angeles gibi bazı yığılma bölgeleri için çözüm olabildiklerini de unutmamak gerekir tabii. Ama bu çözümler yığılmanın değil de kentleşmenin sözkonusu olduğu yerler için her zaman sorun oluştururlar. Öyle ki, Boston gibi Amerika’nın en makul ölçekli kentlerinden birinin limanı ile yönetim merkezi bile denize teğet geçen bir dalış -çıkış tüneli ve viyadük tarafından darmadağın edilebilmekte ve bütün şehri ayağa kaldıracak bir huzursuzluğun kaynağı olabilmektedir. Bir an için Valide Camii’nin yanındaki (Pertevniyal Lisesi’nin altı) Aksaray kavşağının 1970’ler öncesini getirelim gözümüzün önüne; ve


25

kavşağın ortasındaki dairesel çim refüjün çevresine dizilmiş birkaç 1950 model damalı taksi ile Bakırköy minibüsünü. Bir de şimdiki viyadüğü düşünelim. Değer miydi bu taksileri ve minibüsleri kent peyzajından silmek uğruna bu viyadüğe katlanmaya? O kadar uzaklara ve gerilere gitmeye gerek de yok. Dolmabahçe Stadı ile Dolmabahçe Sarayı arasındaki kavşağın bir şimdiki halini bir de İstanbul’un genel trafik akışı bakımından son derece faydalı olan tünellerden önceki halini sırayla getirelim gözümüzün önüne. Hangisinde trafik o alanı daha çok işgal ediyor? Tünellerin genel faydası bir yana; değer miydi araçları görünmez kılmak uğruna şehrin o kıymetli noktasındaki dalış ve çıkış tünellerine katlanmaya? Hangisi daha trafik odaklı, eskisi mi yenisi mi? Hangisi daha hesaplı? Hangisi daha efektif? İşte Taksim’i de bekleyen sonuç: Aksaray ve Dolmabahçe için sorduğumuz karşılaştırmalı soruları 10-15 yıl sonra Taksim

Meydanı için sorduğumuzda; dalış-çıkış tünelli, viyadüklü proje sonrası Taksim’i değil de bugünün sözde trafiğin işgaline uğramış Taksim fotoğraflarını tercih ediyor olacağımız şimdiden belli değil mi? Üstelik bu kez feda edeceğimiz sadece kent peyzajı olmayacak. Muhtemelen İstanbul’un en kozmopolit, canlı ve cazibeli alanını, tüm vaatkar ilişkileri ve ötekiyle karşılaşma imkanlarıyla birlikte yitirmiş olacağız. Bir kez daha hep birlikte Taksim’in alacağı o dalış-çıkış tünelli, viyadüklü kasvetli peyzajı canlandıralım gözümüzde; gerçekten istiyor muyuz kozmopolitliğin üzerine dökülecek o, büyük ihtimalle öncülleri gibi beceriksizce inşa edilecek kütleleri? Değer mi? Üstelik de ne uğruna?.. Konu Taksim olunca ister istemez, 12 Eylül sonrası yönetimlerinin istikrarla sürdürdükleri burayı siyasal/ sosyal hareketliliklere kapatma kararlılığı ile Taksim’in sosyal bellekteki simgesel anlamlarını bir arada akla

getirince acaba diye düşünmeden edemiyor insan. Bütün bunlar kastedilmeyen sonuçlar değil de sonuçları bilinerek ve istenerek alınan kararlar mı? İktidarların bu kozmopolit bellekle sosyal hareketliliğin buluşması halinde olacaklara ilişkin bizler tarafından kestirilemeyen bir bilgileri ve sezgileri var da haberimiz olmadan birbirlerine mi aktarıyorlar? Birbirlerinden öğreniyor olabilirler, ama başkalarına kapalı oldukları belli. Yoksa mimarlık okullarının ve Mimarlar Odası’nın en gözde konularından olan bu meydana (örneğin Bilgi Üniversitesi Santral kampusu mimarlık binası girişinde Bilgi mimarlık atölyelerinde üretilmiş alternatif Taksim çalışmaları ve projeleri halen sergilenmeye devam edilmekte) göz göre göre bu ölçüde kaba -saba ve elleri titremeden davranmaları bu kadar da kolay olmazdı. Tabii Taksim gibi şehrin en hareketli, cazip ve göz önünde alanı sözkonusu olduğunda konu viyadük ve dalış-çıkış tünelleriyle

16


26

17

de kapanmıyor. Anti-mimari ve anti-kentsel her türlü ideoloji ve klişe saçılıveriyor ortalığa. Mimari olarak anlamlı olabilecek pek çok konu kuyrukta projelendirilmeyi ve kaynak ayrılma sırasını beklerken bu klişeler hemen somut projeye dönüşüveriyorlar. İşte 1940’ların sakarlığıyla ortalığı temizlemek uğruna alelacele yıkılıvermiş Taksim kışlasını yeniden-inşa etme projesi; tıpkı Gülhane Parkı’nın Topkapı Sarayı’nı şehirden tecrit etmesi gibi Yıldız ve Dolmabahçe saray komplekslerini şehirden tecrit etmek üzere bırakılmış Maçka Parkı boşluğunun çeperlerine bu tecridi iyice tahkim etmek üzere yerleştirilmiş Gümüşsuyu-Taksim-TaşkışlaHarbiye-Maçka kışlalar zincirinin parçası olan bu kışla - Topçu Kışlası, tıpkı diğerleri gibi gerçekten de iri cüssesi ve modüler kurgusuyla birçok farklı işlevi barındırabilecek bir kapasiteye sahiptir. Ancak tıpkı 40’larda yıkılmasının anlamsız ve faydasız olması gibi bugün replikasının yeniden-inşası da alternatif çözümlere oranla

daha otomatiğe bağlanmış, yaratıcılığa ve mimarlığa uzak bir düşüncesizlik örneğidir. 1940’larda Berlin yeniden inşa edilerek ayağa kaldırılırken Topçu Kışlası yerle bir ediliyordu. 2010’larda ise Berlin müze adası üzerindeki “Neues Museum” döneminin en dikkat çeken girişimlerinden ve mimari projelerinden biri olarak David Chipperfield tarafından bütün meslek camiasının hayranlığını kazanacak bir zarafet ve incelikle restore edilirken; bunun yerine Topçu Kışlası için 90 sonrası Berlin’inin en çok eleştirilen projesi olan, yine müze adası üzerindeki 2. Dünya Savaşı’nda yıkılan şehir sarayının yeniden inşası projesi model alınmış oluyordu. Şehir, yöneticiler tarafından mimariden ve aklıselim planlama pratiklerinden ısrarla kaçırılıyor. Restorasyonun ve yeniden kullanımın, mimarinin ve planlamanın konusu olacağı durumda bina yıkılıyor, tam da yeni bir yorumla inşa edilmesinin mimarinin ve planlamanın içinde kalacağı durumda tedavülden çıkmış inşaat tekniklerinin ve artizanal pratiklerin sırtına yüklenerek, önceki dönemin inşaatını yapmanın maliyetleri ve teknik zorlukları apaçık ortadayken her şey göze alınarak replikasının

yeniden inşası yoluna gidiliyor; yine aynı soru: peki ne uğruna? En azından İstanbul’un yegane tasarlanmış modern kentsel peyzajı olan ve Taksim’in tamamına çeki-düzen vermek bakımından kışladan çok daha kullanışlı olabilecek Gezi Parkı’nın restorasyonu ve yeni bir yorumu için ayrılabilecek kaynağı, devri geçmiş, gazı kaçmış bir hayalet imgeyi taklit ederek diriltmek için kullanmak uğruna... İSTANBUL’DAN NASIL KAÇTIM? Bekir Coşkun, Cumhuriyet, 13.11.2012

Yan yan yürüyor insanlar... Ki karşıdan gelenler geçebilsin... Karşıdan gelenler de yan yürüdükleri için herkes yola sığıyor... Yan yan yürüyenler şehri İstanbul... Karşıdan karşıya geçişlerde ise “Z” geçişi mesela... Gelen arabanın tamponuna değmemek için kalça sağa atılırken, giden arabanın bagajına arkadan kapanmamak için ise üst gövde sola yatırılarak “Z” şeklinde hiçbir yere değmeden geçebiliyor insanlar karşıdan karşıya... Tanınmaz halde güzelim... İnsanlar Taksim’de kayboluyorlar mesela... Yolu bana sordular, ben de kaybolduğum için söyleyemedim...


27

Birlikte çıkış aradık... Yok... Zaten Taksim’de kaybolmuş gruptan birisi çukura düşerek eksildi... Yol bulsan da artık adamı bulamazsın... Kimliğini yitirmiş İstanbul... “Finans merkezi yapacağız” derken aynalı çirkin binalarla dünyanın en çirkin şehrini yaratmış görgüsüz... Tarihin en büyük kent faciası bu... Ünlü siluet gitmiş, ortasından metro geçiriyorlar, Haliç bitmiş... Yeşil görürseniz, demek ki mezarlık... İstanbul’da yaşayıp denizi görmemiş olanların iktidarı kenti yönetiyor, yeri göğü yağmalayıp satmışlar... Altgeçit, üstgeçit, metro, tünel, köprü, yol, kaldırım, meydan, sokak, cadde yetmiyor tıkış tıkış nüfusa... İnsan şehri, şehir insanı boğuyor... Şoföre “kaçalım” dedim... “Kapalı” dedi... Ters istikamete gidersek daha hızlı gideceğimizi söyledi... Ters istikamete bastırdı... Gidilecek yere varmak yerine, uzaklaşarak varamazken “Oh...” dedim şoföre: “Oh... Ne kadar da güzel gidemedik...” Yeryüzünün muhteşem güzel kentini hırsızlığa, talana ve

görgüsüzlüğe teslim ederek bitirdiniz ya... Helal olsun size... O söz tersine döndü bende: “İstanbul’un Ankara’ya dönüşü güzel...” Ben kaçtım... Siz kaçamazsınız da... TARZANCA PLANLAMA

Doğan Kuban, Cumhuriyet, 16.11.2013

Taksim Meydanı uygulamasını Berlin’deki uygulamalarla karşılaştıracağım. Çünkü birkaç gün önce Berlin’i yine gördüm. Berlin sanki bir park içinde yapılmışa benzer bir kenttir. İstanbul ise deniz kenarında bir çöl ve Boğaz kıyısında birkaç vahadır. Berlin’in Branderburger Tor denen taçkapısından doğuya doğru Unter den Linden (Ihlamurlar Altı) Bulvarı başlar. Berlin’in tarihi çekirdeği eski Doğu Berlin’dedir. Soğuk Savaşta Doğu ve Batı Berlin arasındaki duvar Brandenburger Tor’dan geçerdi. Bu yeşil ve görkemli cadde sarayların, operanın, Humboldt Üniversitesinin ve müzelerin yoğunlaştığı Alman İmparatorluk merkezinin gösteri caddesiydi. Müzelerin yoğunlaştığı alana Müzeler Adası denir. Bergama Müzesi de burada. Almanlar Savaşta Amerikan ve İngiliz

uçaklarının korkunç ve insanlık dışı yok etme saldırılarıyla harap olan bu yolun çevresini hala restore ediyorlar. Bu cadde üzerindeki yıkımın ortadan kaldırılması sırasında pek çok eski yapı onarıldı. Fakat yeni tasarımların önü de kesilmedi. Pei’nin Louvre Sarayının bahçesinde yaptığı cam piramitten sonra dünya yeni ile eski arasındaki ilişkilerin sadece arkeolojik davranışlarla olması gerekmediğini daha büyük bir açıklıkla gördü. Berlin’de Unter den Linden üzerinde çok güzel bir tarih müzesi var (Historisches Museum). Pei’nin bu müzeye eklediği ve bir tünelle eski yapıya bağlanan ek yapı, eskinin restorasyonu yanında çağdaş mimari ve sanatın da kent yenileme uygulamalarında uluslararası duyarlıklarla ve büyük bir sanat endişesiyle gerçekleştiğini gösteren çok güzel ve itina ile inşa edilmiş bir usta mimar yapıtı. Norman Foster eski Reichstag’ın yıkılmış kubbesi yerine camdan yepyeni bir kubbe tasarladı. Reichstag restorasyonundan önce olayın estetik alt yapısını vurgulamak amacıyla ve uzun sürecek restorasyonu sırasında kentin bir şantiye gibi görünmesini engellemek için (Bizim toplum henüz buralara gelmedi!) ünlü


28

sanatçılar Christo ve Jean Claude tarafından, en güzel çağdaş ‘installation’ örneklerinden biri olarak kabul edilen, bir örtü tasarlandı. Bu uygulama sanat tarihlerine geçti. (Şimdi bir de Taksim’den geçin!) Berlin’de benzer uygar davranışlar saymakla bitmez. Çirkin Binayı Neden Akıl Ettiler Bir de İstanbul’a bakalım: Sorumlular Taksim meydanı trafiğini yeraltına alarak buraya tasarlanacak meydanı sadece yayalara bırakmak düşüncesini savunabilirler. Fakat olay yer üzerinde. Osmanlı mimari tarihinin öğrenilmemiş yarım bilgileriyle kente müdahele edilmesi acıklıdır. Daha 2. Mahmut zamanında topa tutularak yıktırılan Taksim kışlası en az bilinen, bir çok kez değişmiş, meydan cephesi ise Türkiye’de hiç geçerli olmamış, Fransız uydurması ‘Style Sarrasin’ (İspanyol ve Kuzey Afrika İslam Mimarisi üslubunda) bir bezeme ile olasılıkla Abdülaziz döneminde yenilenmiş, çok çirkin bir geç dönem yapısıdır. İstanbul’da kalan kışlaları yüzeysel olarak inceleyen herkes bunu görebilir. Bunu hangi nedenle akıl etmişler acaba? İstanbul gibi bir dünya kentinde sanat ve tarih uzmanlarına ve aydın kamuoyuna, hiç duyurmadan, ve dolayısıyla hiç saygı duymadan

–ki bu, olayın tarihi, sanatsal ve kentsel önemi hakkında hiçbir fikir sahibi olmamak anlamına geliyorİstanbul için çok önemli bir projeyi, hiçbir yapısıyla tanınmayan -ben adını da öğrenmedim- bir mimara yaptırıyoruz. Peki, Norman Foster, Christo gibi dünya ünlüleri Berlin’de, ve adını kimsenin bilmediği bir mimar da Taksim’de. Bu mimar iyi bir proje de yapmış olabilir. Ama kimse bilmiyor. Oysa Berlin’de yok olmuş Krallık sarayının restore edilip edilmemesi yıllardır tartışılıyor. Bizimki sadece kamuya saygısızlık değildir. Böyle bir konunun evrensel ve tarihi konumu bağlamında hiçbir sorumluluk hissi taşıyan düşüncenin geliştirilmediği anlamına gelir. Ha bir alış veriş merkezi, ha bir Taksim Meydanı. Bu tür uygulamalar entelektüel örgütlenmesini yapamamış toplumlar için tipik göstergelerdir. Fakat bu tümce’nin sorumlular için bir anlam taşıyacağını sanmıyorum. Gerçi halk için de bir anlam taşımaz. Zaten onun için sorun olmuyor. O Ucube Ortadan Kaldırılacaktır Sur içinde Topkapı Sarayından başlayıp Sultanahmet’e, Eminönü’nden Beyazıt’a uzanan iki büyük anıtsal yoğunlaşma var.

Bunların çevresinin bit pazarına benzeyen gelişmesinden söz açmayalım. Boğaz kıyılarında da Tophane’den başlayıp Çırağan Sarayı’na ve Yıldız Sarayı Bahçesi’ne uzanan bir anıtsal geç imparatorluk aksı daha var. Bizim ülke Osmanlı’nın ne olduğunu hiç öğrenmemiş, ama Osmanlı olma sevdalısı olanlarla dolup taşıyor. Almanlar eski saraylarını müze yapıyorlar. Biz de otel yapıyoruz. Bu büyük bir sevgi gösterisi olmalı! Müze tarih ve bilim kültürünü, otel turizmticaret kültürünü vurgulayan kullanımlar. Osmanlı’nın tüccarları yeni zamanlara gelene kadar, Yahudiler, Ermeniler, Rumlar ve Levantenler idi. Annem ‘tüccarların mahkemede tanıklık etmelerine izin bile verilmezdi.” derdi. Biz bu denli tüccar ne zaman olduk? Taksim için düşünülen kışla yenilemesi utanılacak bir olgudur. Meydanın parka açılan cephesini o çirkin cephe ile tıkamak her zaman yüzümüzü kızartacak bir tasarım olacak. Taksim yaya meydanını derinleştirecek bir tasarımla yeni bir cephe oluşturulması, doğru bir çözüm olmasa bile, o çirkin ve sahte cephenin yinelenmesinden çok daha iyidir. Yakın bir gelecekte sağduyulu insanlar o gerçek


29

ucubeyi ortadan kaldıracaklardır. Bilgi Yoksa Zeka İşe Yaramaz Sevgili Okuyucular, Berlin’e ve İstanbul’a yan yana bakınca neden hala gelişmemiş bir kültür çengelinde çırpındığımız anlaşılıyor. Tarih bilmemek bir yana, dünyayı anlamakta da zorluk çekiyor bu toplum. Dünya tıp araştırmalarında önemli bir yeri olan Northwestern Üniversitesi’nin Öğrenme Bilimleri Enstitüsü’nün direktörü olan profesör Roger C. Schank’ın ‘Dinamik Hafıza’ (Dynamic Memory) adlı bir kitabı var; Cambridge University Press, 1999.) Shank ‘eğer bilgi yoksa zeka’nın bir işe yaramadığını’ laboratuvar çalışmalarına dayanarak ileri sürer. Türkler zeki ve dinamik dünya fatihleri idiler. Binicilikleri ve at üzerinde ok atmaları öteki ordulardan daha iyi oldukça hep başarılı oldular. Sonra ne olduklarını ise tarihler yazıyor. Anadolu’yu fetheden göçer Türkler, Osmanlı döneminin sonuna kadar cahil olarak yaşadılar. İşlerini de İranlılar, Araplar, Rumlar, Ermeniler, Levantenler ve devşirmeler gördü. 18. yüzyıldan sonra Avrupalıları da kullandılar. 19. yüzyılda Osmanlı başkentinde uzmanlık isteyen işlerin başına getirilenlerin bir listesini yaparsanız

bunu görürsünüz. Yirminci yüzyılın başında % 90’ı köylerde yaşayan Türklerin içinde kaç tanesi okuma yazma biliyordu? Entelektüel kurumlaşmasını hiçbir zaman gerçekleştirememiş bir toplumun çocuklarıyız. Bugün cehaletin niteliği değişti. Fakat öğrenilmesi gerekenler de olağanüstü arttı. Şimdi okuyarak cahil kalmaya devam ediyoruz. Uzman düşmanlığı devam ediyor. Yetişen uzmanları dışlayıp uslu diplomalılarla iş görüyoruz. Bu bilgi düşmanlığının planlama ve tasarım uygulamasını, Taksim Meydanı’nda yaşayacağız. İstanbul 1950’den bu yana bu çorbasal gelişmelere çok sahne oldu. Yanlışlığın suçu Ahmet ya da Mehmet’te değil. Toplum entelektüel gelişmesini tamamlayamadı. Sokağı kirleten ya da kural dışı davranan vatandaş ile onun seçtikleri arasında fark olamıyor. Biz otomobilli ve telefonlu bir ortaçağda yaşıyoruz. Fakat bu kadar tutarsız ve çirkini ne Ortaçağ Bağdat’ında,nedeSelçukIsfahan’ında vardı. Bu toplumun kaderi mi? Yoksa nedenini keşfedemediğimiz bir yeteneksizlik mi? Bizim toplum entelektüel k u r u m l a ş m a s ı n ı gereçekleştiremedikçe teklemek

zorunda. Bu benim kişisel görüşüm. Birinci sorunumuz teklemenin varlığından çok, neden bukadar geri kaldığımızı anlamak iradesini gösterememek; İkinci sorun meydan planlamakla, buzdolabı satmak arasındaki niteliksel farkı öğrenememek! m

Görseller

1. konsensushaber.com 2. zugurduncenesi.com 3. halkevleri.org.tr 4. yesilgazete.org 5. yesilgazete.org 6. bianet.org 7. gundem.milliyet.com.tr 8. sporx.com 9. yildiz.edu.tr 10. Pervititch|Beyoğlu Kazası-Taksim Nahiyesi Kocatepe Mahallesi, Gümüşsuyu Mahallesi 11. iscibirligi.info 12. Taksim Dayanışması - 27 Haziran Eylemi 13. Taksim Dayanışması - 18 Aralık Eylemi 14. Özcan Yüksek - kesfetmekicinbak.com 15. haberturk.com 16. Ece Özden Pak 17. Murat Meriç - radikal.com.tr


30

MART 2012

09

2

02

Taksim Dayanışması tarafından Gezi Parkı’nda geniş katılımlı basın açıklaması gerçekleştrildi.

1

06

S.O.S. İstanbul adlı sivil toplum örgütü tarafından Haliç Metro Geçiş Köprüsü için başlatılan “Başka Bir Köprü Mümkün” imza kampanyasında toplanan 4700’ü aşkın imza MSGSÜ’de basın açıklamasıyla duyuruldu.

İBB Başkanı Kadir Topbaş Levent İETT arazisi hakkında açıklama yaptı: “Levent’te ihalesi iptal edilen İETT arazisinin satışı için yeniden ihaleye çıkacağız. Kayıplarımızı arsanın satışından elde edeceğiz” (yapi.com.tr).

07

“Haydarpaşa İçin Yürüyoruz” etkinliği gerçekleştirildi.

3

13

İBB’ye Taksim Yayalaştırma Projesi’ne yönelik MO, ŞPO ve sendikalar işbirliğiyle toplanan bireysel itiraz dilekçeleri teslim edildi.

12

15

Kıyı Alanları Eşgüdüm Taksim Yayalaştırma Projesi’ne itiraz hakkını kullanan ŞPO İstanbul Şube Yönetim Kurulu Toplantıları’nın ilki YTÜ’de gerçekleştirildi. üyesinin İBB tarafından işine son verildi, Taksim Dayanışması konu ile ilgili İBB binası önünde basın açıklaması gerçekleştirdi.

4


31

MART 2012

5

17

Taksim Dayanışması Tünel Meydanı ile Taksim Meydanı arasında ilk yürüyüş eylemini gerçekleştirdi.

20

Afet Alanlarının Dönüştürülmesi Hakkında Kanun Tasarısı’nın ilk 12 maddesi TBMM’de görüşüldü. 2B Yasa Tasarısı ile çelişkili olan maddeler tespit edilince görüşmeler ileri tarihe ertelendi.

21

7

27

ICOMOS Türkiye Dünya Mirası Alanları İzleme Toplantıları’nın ikincisi İTÜ’de gerçekleştirildi.

Salı Pazarı Limanı’na (Galataport) dair imar planları KVKK’dan geçti.

29

26

lHaliç Metro Geçiş Köprüsü’nün deniz üzerinde duracak ayaklarının inşasına geçildi (ntvmsnbc.com). lİstanbul’a bağlı Adalar’a fayton yerine elektrikli araç getirilmesi fikri sunuldu (ntvmsnbc.com).

Okmeydanı yenileme projesi hakkında uzman görüşlerini almak isteyen mahalleli ilk katılım toplantısını düzenledi.

6 8


32 l

l

TARIHI YARIMADA Arkeolojik Park, Süleymaniye Camisi ve çevresini içine alan Süleymaniye Koruma Alanı, Zeyrek Camisi ve çevresini içine alan Zeyrek Koruma Alanı ve Tarihi Surlar Koruma Alanı UNESCO’nun Dünya Miras Listesi’ne alındı.

1990 9 l

l

l

TARIHLERLE TARIHI YARIMADA 1937 İstanbul Şehrinin Umumi Planı ile Henri Prost, Tarihi Yarımada’nın anıt yapılarıyla birlikte bir bütünü tamamlayacak biçimde uzaktan algılanmasını sağlamayı hedeflemekteydi. Bu nedenle tarihi anıtların çoğunluğunun ortak zemin kotu olan artı 40 metre kotunun üzerinde, sadece 3 katlı yapılaşmaya izin vererek günümüzde de geçerli olan yeni imar durumunu belirledi.

1985

Dünya Miras Komitesi tarafından 9 Aralık tarihinde Tarihi Yarımada’nın bir bölümü (Hipodrom, Ayasofya, Aya İrini, Küçük Ayasofya Camisi ve Topkapı Sarayı’nı içine alan

Prof. Dr. Gündüz Özdeş tarafından hazırlanan 1/5000 ölçekli İstanbul Tarihi Yarımada Koruma Amaçlı Nazım İmar Planı’nda 02.11.1990 tarihinde onaylandı. Onaylanan planın amacı; “Tarihi Yarımada’nın eşsiz tarihi, kültürel ve doğal değerlerinin korunması ve yaşayan bir kentsel alan olarak gelecekteki gelişmesinin tarihi ve kültürel yönden var olan potansiyelini olumsuz yönde etkilemeyecek biçimde düzenlenerek, bu eşsiz yerin İstanbul, Türkiye, hatta dünya insanının yararına sunulması” olarak tanımlanmıştır.

1995

Tarihi Yarımada’nın (Eminönü ve Fatih İlçeleri’nin) yaklaşık 15 m2 yüzölçümlü alanı 12 Temmuz’da verilen 6848 sayılı kararla I. derece arkeolojik, kentsel- arkeolojik ve kentsel- tarihi sit alanı ilan edildi.

2006 İBB Meclisi 27 Ekim tarihinde; Tarihi Yarımada (Fatih) ve etkileşim sahasında bulunan, Zeytinburnu, Eyüp, Beyoğlu, Kağıthane, Sarıyer, Beşiktaş, Beykoz, Üsküdar ilçelerinde yer alan ve bir bütünlük gösteren, sit alanlarını kapsayan ve daha sonra sınırları kesinleşecek bölgenin öneri yönetim alanı olarak belirlenmesi ve bu bölgenin oluşturduğu yönetim alanında, İstanbul Sit Alanları Alan Yönetimi Başkanlığı görevinin başlatılmasına yönelik karar aldı.

2009

29 Mart tarihinde yürürlüğe giren 5757 sayılı kanunla Eminönü ve Fatih ilçeleri birleştirildi.

2010

Büyük kısmı Tarihi Yarımada altından geçen Marmaray Tüp Geçiş Projesi’nin tünel çalışmalarında Ekim ayında gerçekleştirilen patlamalar sonucu, Fatih Sultan Mehmet döneminde inşa edilmiş Topkapı Sarayı ile Sur-u Sultani olarak anılan sarayın surlarının büyük hasar gördüğü açıklandı (haber.sol.org.tr).


33

2011 İstanbul Sit Alanları Alan Yönetimi Başkanlığı Eşgüdüm ve Denetleme Kurulu tarafından onaylanan ‘Tarihi Yarımada Yönetim Planı’ Aralık ayında İBB Meclisi tarafından kabul edildi.

05 Ocak 2012

Tokludede (Ayvansaray) yerleşmesinde tahliyeler tamamlandı. Kiracıların hepsi yerleşmeyi terk etti, yerleşmede mülk sahibi ve yaşamaya devam sadece 10 aile kaldı (bianet.org).

13 Ocak 2012

Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay: “Başbakan İstanbul’da silueti bozan binalara gerekirse yıkın talimatını verdi. İstanbul’da yıkılamayacak yapı yok” (radikal. com.tr).

edilecek binaların yüksekliğinin sınırlanması teklifi oy birliği ile kabul edildi. İBB Şehir Planlama Müdürlüğü tarafından yapılan çalışma kapsamında Bağcılar, Bahçelievler, Bakırköy, Bayrampaşa, Esenler, Eyüp, Gaziosmanpaşa, Güngören, Küçükçekmece ve Zeytinburnu’ndaki yapılar için deniz seviyesine göre maksimum bina yükseklikleri sınırlandı. Bakırköy ve Zeytinburnu gibi denize sınır ilçelerde inşaat yüksekliği 35 m ile 70 m olacak, buna karşın diğer ilçelere göre Tarihi Yarımada’ya görece uzak ve deniz seviyesinden yüksek ilçelerde, seviye 45 m ile 135 m arasında belirlendi.

19 Ocak 2012

18 Ocak 2012

İBB Başkanı Kadir Topbaş siluet hakkında açıklama yaptı: ‘‘Tarihi Yarımada’nın ve Tarihi Yarımada’ya etki edecek alanların maketi çıkarılacak. Gökdelen yapıldığında bu maket üzerine oturtulacak. Örneğin siluete etkisi değerlendirildikten sonra imar izni verilecek. Sadece siluet değil, kuşbakışı alana etki edecek yapılar için de çalışmalar yapıldı’’ (radikal. com.tr).

İBB Meclisi Ocak ayı 5. toplantısında aldığı kararla birlikte, Tarihi Yarımada’nın siluetinin korunması amacıyla 10 ilçeye inşa

30 Aralık 2011 tasdik tarihli Tarihi Yarımada 1/5000 Ölçekli Koruma Amaçlı Nazım İmar Planı İstanbul

14 Ocak 2012

Sulukule olarak bilinen Neslişah ve Hatice Sultan Mahalleleri Yenileme Projesini kapsayan, 90 bin metrekarelik bölgede, 640 konutun kurasının Mart ayında çekileceği ve yeni sahiplerine teslimatının Mayıs ayında yapılacağı açıklandı (Cihan Haber Ajansı).

27 Ocak 2012

Tarihi Yarımada ya da Suriçi; Haliç, İstanbul Boğazı ve Marmara Denizi ile çevrili olan; İstanbul şehrinin ilk kurulduğu ve geliştiği bölgeye verilen addır. Bizans döneminden kalma şehir surları yarımadanın batı sınırını oluşturmaktadır. Osmanlı döneminden bu yana yarımada ‘Suriçi’ olarak da adlandırılmaktadır. Cumhuriyetin ilk kurulduğu yıllarda İstanbul’un merkez ilçesi statüsünde bulunan bölgede 2009 yılına değin Fatih ve Eminönü olmak üzere iki ilçe bulunuyordu. Bu tarihte Eminönü Belediyesi fesholunarak Fatih ilçesine bağlandı.

Büyükşehir Belediyesi tarafından askıya çıkarıldı.

9 Subat 2012 l

Sultanahmet’te 1. derece koruma bölgesinde yer alan Bizans Sarayı’na ait kalıntıları yıkarak 1 ay içerisinde inşa edilen 5 katlı otelin, KVKK kararı doğrultusunda yıkılmasına yönelik belediye tarafından harekete geçildi. Konu ile ilgili olarak Arkeolog Nezih Başgelen: “Önemli bir kırılma noktasındayız. Bu olayda aklıselim bir çözümün ivedilikle

10


34

hayata geçirilmesi kültürel mirasın geleceği açısından büyük önem taşımaktadır.” açıklamasında bulundu. Olayla ilgili olarak Bizans tarihçileri ortak deklarasyon imzalayıp, sosyal medyada paylaştı (Radikal).

06 Mart 2012

S.O.S. İstanbul adlı sivil inisiyatif tarafından Haliç Metro Geçiş Köprüsü için başlatılan “Başka Bir Köprü Mümkün” imza kampanyasında toplanan 4700’ü aşkın imza MSGSÜ’de basın açıklamasıyla duyuruldu.

11 Mart 2012

İngiliz mimarlık dergisi Architectural Review önderliğinde Fransa’nın Cannes şehrinde organize edilen yarışmada Fatih Belediyesi’nin Gedikpaşa Kentsel Yenileme projesi birinci seçildi (Sabah).

26 Mart 2012

09 MayIs 2012

Koruma Kurulu onayı beklenirken Ayvansaray’da kentsel yenileme adı altında hafriyat başladı. 1,5 hektarlık bir alanda 64 parselden oluşan Ayvansaray Türk Mahallesi, İstanbul surlarının çevrelediği ve sahabe mezarlarının bulunduğu küçücük bir adacıktan oluşmakta. ‘Müze uzmanları olmadan kesinlikle kazılamaz’ denilen sit alanında kepçelerle inşaat kazısına başlandı.

Fatih Belediye Meclisi Toplantısı’nda Tarihi Yarımada 1/1000 Ölçekli Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planı teklifini içeren meclis komisyon raporları oylamaya sunuldu. CHP grubunun ret oyu verdiği teklif, oy çokluğuyla kabul edildi.

29 Mart 2012

Haliç Metro Geçiş Köprüsü’nün deniz üzerinde duracak ayaklarının inşaatı başladı (ntvmsnbc.com).

21 Mart 2012

ICOMOS Türkiye Dünya Mirası Alanları İzleme Toplantıları’nın ikincisi İTÜ Taşkışla binasında gerçekleştirildi.

İstanbul Kalkınma Ajansı ve İstanbul Üniversitesi’nin işbirliğinde hazırlanan “İstanbul Bilgi Odaklı Küresel Rekabet Projesi-İstanbul Rekabet Endeksi 2012” isimli akademik araştırmaya göre Fatih İlçesi diğer 39 ilçe arasından turizmde 1. sırada yer aldı. Tarihi Yarımada İstanbul genelinde turizmde birinci oldu. l

09 Nisan 2012

17 Mart 2012

Yerebatan Sarnıcı’na verdiği 11 zarar nedeniyle tartışılan eski İl Genel Meclisi binası yıkıldı. Binanın arsası üzerinde KVKK’nın onayladığı, cam ve çelikten tasarlanan tek katlı kafeteryalar yükselecek (Star).

10 MayIs 2012

06 MayIs İBB, 2004-2012 yılları arasında, 1 milyar 997 milyon TL’lik kültür ve turizm yatırımı geliştirdiğini açıkladı. ‘İstanbul Tarihi Kentte Yeniden Doğuş’ adlı kitapta verilen bilgilere göre İBB tarafından yürütülen restorasyon çalışmaları kapsamında 262 milyon TL harcandı (Ayrıntılı Haber).

BİMTAŞ ile İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı arasında, 22 Ekim 2010 tarihinde imzalan “Yenikapı Transfer Noktası ve Arkeopark Alanı Uluslararası Davetli Mimarlardan Proje Temini Hizmet Alımı” sözleşmesi doğrultusunda Uluslararası Seçici Kurul tarafından davet edilen “9” mimari ekip çalışma gerçekleştirdi. Sürecin sonunda ‘Eisenman Mimarlık & Aytaç Mimarlık’, ‘Atelye 70 & Francesco Cellini & Insula Architectura E Ingegneria’ ve Cafer Bozkurt Architects &


35

Mecanoo Architects’ gruplarına ait projelerin seçildiği ilan edildi. l

16 NIsan 2012

James Bond filminin “Skyfall” İstanbul çekimlerinde motosikletli kovalamaca sahnesi için Kapalı Çarşı’nın Mahmutpaşa Kapısı üzerine kurulan platform asırlık kiremitlerin kırılmasına neden olurken, platformdan kopan parça fırlayarak 330 yıllık ahşap bir yapının da zarar görmesine neden oldu (sabah.com.tr).

24 Mayıs 2012

19 Haziran 2012

Haliç Unkapanı Köprüsü bağlantılarından ayrıldı. İddialara göre Haliç Metro Geçiş Köprüsü için çakılan 2,5 metrelik 40 ayağın oluşturduğu basınç, 38 yıl önce hizmete giren köprünün çökmesine neden oldu (haberturk. com).

Karayolları Genel Müdürü Cahit Turhan Fatih Sultan Mehmet ve Haliç köprülerinde devam eden yol bakım çalışmalarına dair açıklama yaptı: “Tatilini İstanbul dışında geçirme imkanı olanlar İstanbul dışına çıkarsa İstanbullular da biz de memnun oluruz.”

4. İdare Mahkemesi Sulukule Yenileme Projesi’nin sit alanı üzerine, KVKK kararlarına aykırı olarak inşa edildiği ve mülkiyet hakkının ihlal edildiği sebebiyle yürütmenin durdurulması ve projenin iptali kararını aldı.

Sulukule Yenileme Projesi’nin iptalinin ardından, Fener-BalatAyvansaray’da yürütülen yenileme projesi de 5. İdare Mahkemesi tarafından iptal edildi. Gerekçe olarak projenin tarihi dokuya zarar verdiği belirtildi.

ŞPO İstanbul Şube Başkanı Tayfun Kahraman Sulukule projesi iptali kararı için; “Sulukule kararı olumlu ama çok geç alınmış bir karar. İnşaatlar bitti. Aynı avan proje yenilenmiş gibi onaylanacak ve inşaata devam edilecek. İstanbul’da tüm iptal kararları birlikte sonuçlandı.” şeklinde açıklama yaptı.

Yenikapı’da 578 bin metrekarelik dolgu miting alanı inşası için yapılan çalışmaların Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’ndan onay beklediği açıklandı. Uzmanlar, proje uygulandığı takdirde İstanbul’un UNESCO miras listesinden çıkartılacağını belirtti (Radikal).

l

12 Haziran 2012

l

13 Haziran 2012 12 l

17 Nisan 2012 Süleymaniye Kentsel Yenileme Projesi kapsamında Hoca Gıyaseddin Mahallesi’nde yıkımlar başladı. l

22 Nisan 2012

Kültür Bakanı Günay, “İstanbul’da iki yeşil alan var, Taksim ve Sultanahmet. Tarihi doku için seferberlik ilan edilip yapılaşma durdurulsun. Bıraksak Sultanahmet’e AVM dikecekler. Taksim’de kışlaya değil meydana ihtiyacımız var” açıklamasında bulundu (cnnturk.com).

l

l

18 Haziran 2012

Haliç Köprüsü, Fatih Sultan Mehmet (1. Boğaz Köprüsü) ile birlikte bakıma alındı. Yaz boyunca devam edeceği açıklanan bakım süreci ilk gününden halkın saatlerce yollarda beklemesine neden oldu (Vatan).

l

21 Haziran 2012

l

23 Haziran 2012

03 Temmuz 2012

Tarihçi Prof. Dr. İlber Ortaylı 7 yıldır sürdürdüğü Topkapı Sarayı Müzesi Başkanlığı’ndan ayrıldı.

06 Temmuz 2012

Yenikapı’nın Nişanca, Katip Kasım, Muhsine Hatun, Küçük Ayasofya ve Şehsuvar Bey Mahalleleri Bakanlar Kurulu’nun


36

2007 tarihli kararı ile yenileme alanı olarak ilan edilmesinin ardından, Fatih Belediyesi Etüd Proje Müdürlüğü’nce etaplar halinde gerçekleştirilecek proje çalışması başlatıldı. Buna göre Ermeni Patrikliği ve kiliselerinin olduğu Kumkapı ve Nişanca bölgesinin ilk etapta yer aldığı ve kültür merkezi yapımına dair avan projenin Yenileme Kurulu’ndan onay beklediği açıklandı (Agos).

11 Temmuz 2012

Fatih Belediyesi’nin “Sürdürülebilir Bisiklet Paylaşım Sistemi Projesi”nde sona gelindi. Proje için sipariş edilen 250 bisikletten 100’ü teslim edildi. Sistem, Ağustos ayında Tarihi Yarımada’da uygulamaya geçecek (Milat).

12 Temmuz 2012

2011 sonu, 2012 başında gündemde sıkça yer alan siluet tartışmalarının ardından, Tarihi Yarımada’da silueti korumak üzere İBB inşaatlara 90 m. yükseklik sınırı getirdi. Ancak Bayrampaşa’da son bir yıl içerisinde gerçekleşen yapılaşmalar sonucunda Edirnekapı’daki Mihrimah Sultan Camii’nin de siluet etkisini kaybettiği ortaya çıktı (Radikal).

l

20 Temmuz 2012

01 Ekim 2012

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı başta İstanbul olmak üzere tarihi kentlerin dokusunu değiştirecek proje için çalışmalara başladı. Projenin esin kaynağı Avrupa’nın tarih ve kültür başkenti Roma olurken dönüşüm, kar amacı güdülmeden devlet eliyle yapılacak. Proje ile İstanbul’un meydan sıkıntısı da çözülecek, bunun yanı sıra bakanlık tarafından tüm şehirlere dış cephe ve restorasyon kriterleri getirilecek (Anadolu Ajansı).

Tarihi Yarımada Sit Alanı Yönetim Planı’nın İngilizce versiyonu UNESCO Dünya Miras Merkezi’ne iletilmek üzere Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü’ne, Dışişleri Bakanlığı’na ve UNESCO Daimi Temsilciliği’ne sunuldu.

01 AGustos 2012

Türkiye Otobüsçüler Federasyonu, Türk otobüsçülüğünün 150. yılı olan 2014’te hayata geçirmeyi planladığı ‘Bustanbul’ projesi ile 1930’lu yıllardan başlayarak günümüze değin kullanılan nostaljik otobüslerle İstanbul’un tarihi ve turistik yerleri gezilebilecek. Uygulamaya Tarihi Yarımada’dan başlanacak.

11-13 Eylül 2012

“Yenikapı-Mimarlık Altyapı ve Arkeoloji Sempozyumu” İTÜ, Fatih Belediyesi ve Politecnico di Milano Mimarlık Okulu’nun işbirliğinde İstanbul’da gerçekleşti. Sempozyum başlıkları; Kültürel Miras ve Değer Tahlili, Yenikapı Transfer Noktası ve Proje Yönetimi idi.

l

15 Ekim 2012

Tarihi Yarımada 1/1000 Ölçekli Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planı Fatih Belediyesi tarafından askıya çıkarıldı. l

16 Ekim 2012

Fatih Belediyesi tarafından, ABD merkezli Sürdürülebilir Ulaşım Derneği – EMBARQ danışmanlığı ile Ocak ayında başlatılan “Tarihi Yarımada Yayalaştırma Projesi” kapsamında 256 sokak yayalaştırılarak trafiğe kapatılması Sultanahmet ve Laleli gibi turistik semtlerde en çok mağazalara yaradı. l

18 Ekim 2012

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nca 27 Eylül 2012 tasdik tarihli Fatih İlçesi, Yenikapı Bölgesi Rekreasyon ve Meydan Amaçlı 1/5000 Ölçekli Nazım İmar Planı ve 1/1000 Ölçekli Uygulama İmar Planı (Yenikapı Dolgu Meydan Alanı) askıya çıktı. l

28 Ekim 2012

Mimar Korhan Gümüş Yenikapı Miting Alanı hakkında yaptığı açıklamada “Taksim’i yok ederek


37

Yenikapı’ya kontrollü bir miting alanı yapacaklar. Bugüne kadar hep istenen şey miting alanının kentle ilişkisini koparmaktı. Miting şehrin sokaklara açılan meydanında olur. Herkes yürüyerek alana ulaşır. Bu projede herkes toplu taşıma ile miting alanına gidecek, kontrollü bir alanda mitingini yapıp gidecek. Kimse görmeyecek, duymayacak” dedi (Aydınlık).

10 Kasım 2012

2012 İstanbul Tarihi Yarımada 1/1000 Ölçekli Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planı’nda 212 tarihi eserin yer almamasına tepkiler sürüyor. Ancak UNESCO’dan ses çıkmadı (Milat).

23 Aralık 2012 Tarihi Haydarpaşa Garı’nda çıkan yangın ardından Kapalıçarşı’da da yangın çıktı. Örücüler Kapısı tarafında bulunan Çukurhan’da çıkan yangın çok geçmeden kontrol altına alındı.

24 Aralik 2012

Kapalıçarşı’nın ardından Cağaloğlu’ndan da yangın haberi geldi. Cağaloğlu’nda bulunan İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü binasına zamanında müdahale edilemeyince tarihi ahşap bina büyük hasar gördü. m l

l

20 KasIm 2012

YORUMLARLA TARIHI YARIMADA

UNESCO Dünya Miras Merkezi ve ICOMOS ortak heyeti, inşaatı devam eden Haliç Metro Geçiş Köprüsü’nü incelemek için 3 yıl aradan sonra İstanbul’a geldi. Heyet, Kültür ve Turizm Bakanlığı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile Fatih, Eyüp, Zeytinburnu, Bayrampaşa belediyelerinin yetkilileri ve STKlar ile bir araya geldi. İnşaatı hızla devam eden köprünün, başta Süleymaniye Camii olmak üzere, Dünya Mirası Listesi’ne kayıtlı Tarihi Yarımada’nın görüntüsünü bozduğu daha önceki komite raporlarında belirtilmişti (yapi.com.tr).

KORUMA ICOMOS (2012 Raporu): Haliç Metro Köprüsü’nün zararları hiçbir çözüm yöntemiyle ortadan kaldırılamaz. Kaynakları israf etmeyi göze alarak metro geçişi için yeni bir süreç başlatılmalıdır. Sulukule’de devlet eliyle soylulaştırma süreci gerçekleşmiş, eski mülk sahiplerinin artık bu bölgede tutunamayacakları ortaya çıkmıştır. Geçen ay içinde FenerBalat’ta alınan acele kamulaştırma kararı ve Ayvansaray’daki yıkımlar, benzer sürecin bu bölgelerde de yinelenebileceğine yönelik ilk adımlar.

Yenikapı kıyı bölgesinde yapılacak büyük dolgu, tarihi Yarımada’nın peyzajını değiştirecektir. Bunlar, ICOMOS Türkiye’nin İstanbul’un Evrensel Değeri’nin kaybedilme riskinin artmakta olduğuna yönelik kanısını güçlendirmektedir. UNESCO Türkiye Somut Kültürel Miras Komite Üyesi Doç. Dr. Yonca Erkan Kösebay: İstanbul için Tehlike Altındaki Miras Listesi’ne alında tehdidi 2003, 2004, 2006, 2009 ve 2012’da dile geldi. İzleme Misyon çalışmasını tamamladıktan sonra, raporunu karar verici konumundaki Dünya Miras Komitesi’ne sunacak ve karar Haziran 2013’te verilecek. Komite, söz konusu alanlarda yapılan uygulamaların olumlu yönde geliştiğine karar verirse, alandaki gelişmeleri yıllık raporlarla izleyecek (Hürriyet, 02.12.2012). Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay: Sit alanları belliyken tahribat yapılıyorsa bu cezasız kalmamalı. Ortaya telafisi güç bir ortam ve tahribatlar çıkar. Kurul kararı olmasına rağmen, yetkili makamlar uyardığı halde arkeolojik ve tarihsel ya da doğal sitler yağmalanıyorsa burada belirsizlikten söz edilemez. (…)Anayasa mahkemesinin sit alanlarını tahrip edenlere


38

ceza öngören maddesini iptal etmesine yönelik kararı daha büyük belirsizlik ortamını ortaya çıkarmasından, tarihi alanları tahribe uğratanlara yeni fırsatlar çıkarmasından endişe duyuyorum. (…)İlgili mevzuatı en kısa zamanda geniş çerçevede gözden geçirip yasal boşluk doğmaması için ivedilikle gerekeni yapacağız. Hemen yasal düzenleme yapar Meclise sunarız. Yaptırım olmadan sit alanlarını koruyamayız. İBB Başkanı Kadir Topbaş: Fatih İlçesi’nde tekrardan inşa edilen Altı Poğaça Mescidi’nin açılışının ardından Topbaş Tarihi Yarımada’da yer alan tescilli ve/ veya kayıp kültür varlıkları hakkında Topbaş; “Tarihi Yarımada’da bulunan eserlerin tekrar ihyası için çalışıyoruz. Fatih’in imar planını yaparken daha önce kayıt altına alınmadan yok olan 808 tane eser tespit ettik. Eski eserlerin ihyası için 140 milyon dolar harcadık” (İstiklal, 13.01.2012) . CHP İstanbul Milletvekili Kadir Gökmen Öğüt: Öğüt’ün soru önergesine Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın verdiği yanıt İstanbul’un tarihi siluetinin bürokrasi kurbanı olduğunu ortaya koydu. İstanbul’un çarpık kentleşme yüzünden hem tarihi dokusundan hızla uzaklaştığını

hatırlatan Öğüt, Bakan Günay’ın sorusuna verdiği uzun yanıtın kağıt üzerinde bir çok önlem alınmasına rağmen bu önlemlerin fiilen uygulanmaya konulamadığını gösterdiğini ifade etti (Aydınlık, 02.07.2012). CHP Genel Başkan Yardımcısı, İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin: UNESCO, İstanbul’u kültür mirası listesinden çıkarma noktasına geldi. Tarih tahrip edildi, hala da ediliyor. Bir ülke kendi tarihine saygı duymuyorsa, gelişmişlikte geridedir. UNESCO neden denetliyor bizi? Neden sahip çıkamıyoruz?.. KENTSEL DÖNÜŞÜM Henri Prost [Academié des BeauxArts (Güzel Sanatlar Akademisi)]: İstanbul’un modernleştirilmesini çok hassas bir ameliyata benzetebiliriz. Yapılan iş, bakir bir alanda yeni bir şehir yaratmak değildir; tam anlamıyla bir sosyal dönüşümün yaşandığı eski bir başkenti, zenginliğin gelişim süreçleri ve belki de düzeylerinin farklılaşması sonucunda yaşam koşullarının da değişeceği bir geleceğe doğru yönlendirmektir (1947 Paris). Gedikpaşa Kentsel Dönüşüm Projesi Mimarı Gökhan Avcıoğlu: Biz kentsel dönüşüm projeleriyle

o dönemdeki hayatın kalitesini yeniden kurgulamaya çalışıyoruz. Yani fabrika ayarlarına dönüyoruz (İstanbul, 28.04.2012). Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir: Fatih Belediyesi 11 alanda yenileme çalışmaları yürütüyor. Bunlar arasında medyanın en çok ilgisini çeken ve 2005 yılında başlayan Sulukule, Yani Neslişah ve Hatice Sultan Mahalleleri yenileme projesi bitme aşamasına gelmiş. %98 oranında uzlaşmayla gerçekleştirilen bir proje ve Haziran ayında teslim edilmeye başlanacak… Fener-Balat’ta Evlerin dikey ilişkilerini yatay ilişkilere dönüştürerek ili evi birleştirip bir ev oluşturulabilir. Dışarıdan bakınca iki bina gibi görünür. Bu gibi çalışmalarla binaları hem koruyoruz hem de günümüz koşullarına uygun hale getiriyoruz (VIP Diplomat Dergisi, 01.04.2012). HALİÇ METRO GEÇİŞ KÖPRÜSÜ İBB Başkanı Kadir Topbaş: Haliç Metro Geçiş Köprüsü UNESCO tarafından onaylandı ve yapım çalışmaları hızla sürüyor. (…) Haliç’in altında 65 metre çamur olması nedeniyle kazıklı köprü yapmak zorundayız. Yüzer köprüde hafif bir oynamada metro raydan çıkardı. Halatlı ve az kazıklı bir


39

sistem yapmak zorundayız. (…) İnsanlar Haliç ve Tarihi Yarımada manzarasına bu köprünün yaya geçişinden bakacak. Bir de köprüye 360 dereceden bakmak lazım. Tek noktadan bakmak yeterli değil. (…) Köprünün çevreyle uyumlu olması için renk çalışması dahi yapıyoruz… (Habertürk, 16.10.2012). Yalçın Bayer: ”(…) Dünyanın harikalarından bir tanesinin önüne, Haliç’in ortasına iki kuleli köprü daha proje safhasında UNESCO Dünya Mirası Merkezi’nin dahi itirazlarına neden olurken, Başkanım Mimar Kadir Abim bu duruma nasıl izin verdi bilemiyorum, çözemiyorum. Zeytinburnu’nda yapılan ancak bazı açılardan Tarihi Yarımada’nın İstanbul’u İstanbul yapan siluetine, ufuk çizgisine limon sıkan kulelerin gözden kaçmış olmasını belki bazıları affedebilir… Süleymaniye’nin bağrına göz göre göre iki kazık çakılmasını ne kimse ne de tarih affeder”… (Hürriyet, 18.12.2012). İstanbul Serbest Mimarlar Derneği: Haliç’te kent siluetini olumsuz etkilemeyecek bir köprü yapmak mümkün. Proje yeniden tasarlanmalı (Yapı Dergisi, 01.03.2012).

HALİÇ DA VINCI KÖPRÜSÜ Mimar Prof. Dr. İhsan Bilgin: Projenin kendisini mimarlık camiasında kanıtlamamış bir kişinin eline bırakılmasını kesinlikle uygun bulmuyorum (Taraf, 24.10.2012). Şehir Plancı Erhan Demirdizen: Hakan Kıran eğer bu projeyi yapacaksa Da Vinci’nin orijinal çizimleri dışına çıkmamalı. Haliç Metro Köprüsü nasıl Süleymaniye’nin siluetini bozuyorsa, bir başka köprü de Eyüp Sultan’m Piyerloti’nin siluetini bozacaktır. 500 yıl önce çizilen bir köprü bu günün ihtiyaçlarını karşılar mı onu da iyi edit etmek lazım” dedi. Mimar İhsan Bilgin: Projenin kendisini mimarlık camiasında kanıtlamamış

bir kişinin eline bırakılmasını kesinlikle uygun bulmuyorum (Taraf, 24.10.2012). MSGSÜ Şehir ve Bölge Planlama Bölümü Yard. Doç. Erbatur Çavuşoğlu: Hakan Kıran’m daha önce çizdiği metro köprüsü İstanbul’a bir ihanetti, bir cinayetti. Herhalde bu projeyi bir günah çıkarma olarak görüyorlar. Biz daha önce yaptık olmadı bu sefer bakın güzel bir şey yapıyoruz diye. Projenin bir inşaat projesi olarak yapılmasıyla ilgili kaygılarım var. Yapılacaksa da aslına uygun yapılmalı.” (Taraf, 24.10.2012). Mimar Korhan Gümüş: Topbaş’ı tanıyor diye bir mimarın bu projeyi üstlenmesi Leonardo’ya haksızlıktır. Yaratıcı bir proje olduğu için projeyi yaratıcılığa

13


40

14

açmak gerekir. İstanbul’un geçmişte böyle bir ilgiye mazhar olması kullanılması gereken bir hazinedir. Bunu basit bir inşaat uğruna öldürmemek gerekir. İnşaat projesi olarak düşünüldüğünde bu durum Da Vinci’nin kemiklerini sızlatacaktır.” (Taraf, 24.10.2012).

MARMARAY İstanbul Arkeoloji Müzesi Müdürü Zeynep Kızıltan: Marmaray ve metro projeleri İstanbul için büyük şans, İstanbul’da yaşayan insanlar Yenikapı’da yapılan kurtarma kazıları ile somut bir kimlik kazandı ve şehrin tarihi 8 bin 500 yıl gerilere taşındı (Önce Vatan, 24.01.2012). Mimar Doç. Dr. Tansel Korkmaz: Değişimle korumayı birlikte düşünmek gerekiyor, temel soru şu: Bu anda ve durumda neyi, nasıl koruyacağız ve neyin, nasıl dönüşümüne zemin hazırlayacağız? (XXI Mimarlık Dergisi, 01.06.2012) Mimar Prof. Dr. Süha Özkan:

Şimdiki durumda İstanbul’un kimliğini kim saptayacak? Bu çok önemli. Yani İstanbul gelecek 30, 40, 50 yıl için kendine bir kimlik tanımlamak durumunda (XXI Mimarlık Dergisi, 01.06.2012). Mimar Korhan Gümüş: Bizde kamu yaratıcı enerjiyi kullanmayı, geliştirmeyi, desteklemeyi beceremiyor. Tam tersine anonim kalıplar altında onu döndürüyor (XXI Mimarlık Dergisi, 01.06.2012). YENİKAPI METRO İSTASYONU Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir: Açılan bu kapı sadece bölge sakinlerini etkilemeyecek. Ulaşım boyutuyla tüm İstanbulluları, tarih boyutuyla tüm insanlığı ve bölgenin yeniden yapılanması ve değer kazanması ile tüm çevre sakinlerini etkileyecek… Yenikapı Fatihliler için, İstanbul için, insanlık için çok önemli bir kilit noktasıdır. O kilidi açmak için, geçmişi iyi bilmek, geleceği doğru öngörmek gerekir (Bizim Anadolu). YENİKAPI DOLGU MEYDAN ALANI ŞPO İstanbul Şube Başkanı Tayfun Kahraman: İzin alınmadan ihaleye çıkılması ‘usulsüzlük’. Yenikapı’da İstanbul’un tarihi 8 bin yıl öncesine götüren arkeolojik kazılar yapılıyor. Bölgeye çekilecek 1 milyon insanın bu alanlar üzerinde baskı yapacağı

15


41

aşikar. Burası otoyol alanı değil, aksine lastik tekerlekli araçları buradan uzaklaştırmamız lazım. Kıyı kanununa göre ancak zorunlu halde dolum yapılabilir, burada hiçbir zorunluluk yok, tamamen keyfi (Radikal, 23.06.2012). MO İstanbul Büyükkent Şubesi Mücella Yapıcı: Burada denizin içine doğru devam eden bir arkeolojik kültür hazinesi var. UNESCO’nun gözü buranın üzerinde. Tarihi Yarımada’nın kıyılarında böyle proje dünyaya anlatılamaz (Radikal, 23.06.2012). Mimar Korhan Gümüş: Nasıl olsa deniz bedava diye düşünülüyor. Theodosius Surları’nın önünde böyle bir dolgu komik. Yapılırsa burası UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’nden çıkar (Radikal, 23.06.2012). SİLUET AKP Grup Başkan Vekili Ergün Turan: Tarihi Yarımada’nın arkasında kalan tüm silueti etkileyecek her bir noktada inceleme yapıldı ve planlarda yüksekliklere kısıtlama getirildi. İBB Eski Genel Müdürü, Mimar Yılmaz Güvenç: Artık Tarihi Yarımada siluetini koruma endişesi kalmadı (01.02.2012).

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu: CHP’nin Silivri’de düzenlenen ‘Yerel Yönetimler Strateji Belgesi ve Eylem Planı Toplantısı’nda AKP’li belediyeleri eleştirdi. Başbakan R. Tayyip Erdoğan’ın her söyleminin başında ‘ecdadımız’ dediğini hatırlatarak; “Sayın Başbakan sizin ecdadınız mı bu hale getirdi İstanbul’u? Sizin ecdadınız İstanbul’a çok önemli katkılar yaptı. Sultanahmet Camii’ni kazandırdı. Siz o Sultanahmet Camii’ni katlettiniz.” açıklamasıyla siluetin bozulmasıyla ilgili eleştiride bulundu (Anadolu’da Vakit, 25.05.2012). ŞPO İstanbul Şube Başkanı Tayfun Kahraman: İBB Meclisi’nin siluet ile ilgili aldığı karardan önce yapılan binalar maalesef hem İstanbul siluetine hem de Tarihi Yarımada’nın dokusuna zarar verdi. Ancak burada önemli olan nokta, yerel yönetimin bu binalara izin verirken binaların ileride sorun yaratacağını kestirememesi (Radikal, 12.07.2012). Siluet bir kentin kimliğidir. Kentleri kimlikleri ve kendi özgün yapıları diğerlerinden ayırır ve biricik kılar. Bugün İstanbul’a denizden gelen yabancı bir kişinin ilk düşüneceği şey İstanbul’un kafasının çok karışık olduğu olacaktır. Çünkü bir kule, bir alçak yapı, bir kule, bir

cami ve minarelerinden oluşan, etrafı tamamen denizle çevrili bir kentin plansızlığıdır ortadaki tablo. Tarihi 8 bin yıl öncesine giden üç imparatorluğa başkentlik yapmış bir kentin silueti değil, Dubai gibi çölün ortasındaki bir kentin siluetini görüyoruz sanki (Habertürk, 19.11.2012). TURİZM İstanbul İl Kültür ve Turizm Müdürü Prof. Dr. Ahmet Emre Bilgili: TUREB Başkanı ile tanıtımını yaptıkları proje toplantısında ‘İstanbul’a gelen turistin süresini ve niteliğini arttırmak gerektiğini’ açıklayan Ahmet Emre Bilgili; bunun yolunun yeni rotalar keşfetmek olduğunu söyledi. Başlattıkları “Alternatif Tur Rotaları” projeleri için İstanbul Kalkınma Ajansı’ndan 285 bin TL destek aldıklarını açıkladı (Ekonomi, 22.12.2012). m

16


42

17

l

BIR YAZI... İSTANBUL’A ‘PLANLI’ DARBE Edip Pınarlı, 01.02.2012

Sultanahmet

Gazetesi,

İmar planına göre Tarihi Yarımadada altta bodrum yapmanın, üstte kat çıkmanın mümkün olmadığını, binalara yapılan her müdahalenin şehrin karakterini bozduğunu ifade eden İstanbul Belediyesi, Bayındırlık Bakanlığı İmar eski Genel Müdürü, Mimar Yılmaz Ergüvenç, Paris ve Roma’da çatı katlarının şehre ayrı bir güzellik kattığını belirterek, “Son yıllarda, Sultanahmet’teki turistik

işletmeler teraslarını turizme açtı, ama hiçbir yerde görülmeyen çok kötü bir yapılaşma ortaya çıktı. Böyle tarihi bir şehrin kent dokusu nasıl bu kadar estetikten yoksun hale gelir, anlamıyorum” dedi. Mimar Yılmaz Ergüvenç İstanbul’u bir plan çerçevesinde ilk defa ele alan kişinin en önemsediği nokta şehrin silueti olmuş. Bütün dünyanın bu siluet ile tanıdığı, tarihi ve coğrafi güzellikleriyle ön plana çıkan asıl İstanbul. Yani, halkı ve yöneticisiyle gözümüz gibi sakınmamız; üstelik korunması gereken bir dünya mirası; bugünkü İstanbul’un yüzde biri bile etmeyen küçücük Yanmada.

Bu kadar değerli ve önemli olan bu Tarihi Yarımada’nın yıllardan beri imar planını yok. Çünkü itiraz üzerine, yapılan imar planlarını mahkemeler yasalara aykırı bularak iptal etti. Nihayet geçtiğimiz ay yeni plan Büyükşehir meclisinde onaylanarak askıya çıktı, ama yine karşı çıkılan maddeleriyle, yine iptal edilme tehlikesiyle dolaşır. Zaten işi de uzak değildir. Kapalıçarşı, hanlar bölgesinde veya Haliç kıyısındadır. Böyle güzel yerleşimi zamanla yangınlar silip süpürdü. Suriçi’nin yapı dokusu, cami gibi büyük yapılar, iki üç katlı ahşap evler ve yangın yerlerinden ibaretti. Yangınlarda evlerini


43

kaybedenlere ev yapılmasına karar verilmişti. Laleli’de bugün otel olarak kullanılan Türk Hava Kurumu binası bu amaçla yapılan ilk bina oldu. Ancak savaş çıkınca buna devam edilemedi. 1930’lara geldiğimizde apartmanlaşma da başladı. Betonarmenin keşfiyle ahşap binalar teker teker yıkılarak yerine üç katlı, dört beş katlı binalar ortaya çıktı. Bu tabii Tarihi Yarımadanın kubbeler ve minareler kompozisyonunu zedelemeye başladı. 1936 yılında Atatürk’ün davetiyle Fransız Mimar ve şehirci Henri Prost İstanbul’un planını yapmak

üzere geldi. Dönemin iyi bir şehircisi ve mimarı olan Prost, Bizans hayranıydı, yani Osmanlıya yabancıydı. Prost İstanbul siluetine hayran oldu. Minareler, kubbeler, yarım kubbelerle ve Topkapı Sarayı’yla harika bir manzara. Bu siluetin bozulmaması gerek. O nedenle planlarına bir madde koydu; deniz seviyesinden itibaren 40 rakımın üzerinde kalan binalar üç katı geçemez dedi. Mesela Beyazıt 40 rakımın üzerindedir. Bu çok önemli, o zamana kadar olmayan bir şey. Bu kurala uzun yıllar uyuldu. Adnan Menderes, 40 rakımın üzerinde olan İstanbul

Üniversitesinin Süleymaniye Botanik binasının bir katını İstanbul’un imarına merak sardığı zaman yıktırdı. Çünkü bina, Süleymaniye Camii’ni belirli noktalardan örtüyor, silueti zedeliyordu. Prost’un İstanbul planı tam anlamıyla olmasa da büyük ölçüde uygulandı. Sultanahmet Meydanı Arkeolojik Park Alanı olarak tespit edildi, Dolmabahçe vadisi korundu. Kara surlarının her iki yanının korunması bir ölçüde gerçekleşti. Atatürk Bulvarına gelince, bir bulvar olarak çok güzel ama, bu yol açılırken Osmanlı eserlerini sildi süpürdü.

18


44

Burası Yarımada’nın omurgasıdır dedi. Yarımadayı trafikle diğer bölgelere çok iyi bağlıyor. Prost iyi bir şehirci mi, ben kararsızım ama o dönemin basını çok şükür pislikten kurtuluyoruz diye yazdı. Prost’un bir hatası da Haliç’i sanayi bölgesi yapmasıdır. Hammadde geliyor, imal edilerek mamul madde çıkıyor. Haliç’i bir sanayi suyolu olarak düşündüğü için böyle oldu. Daha sonra gecekondular türedi”. Bu bozulma nasıl başladı “Peki, bugün neden İstanbul siluetinin korunmasından söz eder duruma geldik. Üç katlı binaların üzerinde çatı katlan, teraslar vardı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi eski başkanı Bedrettin Dalan döneminde ‘bu çatı katları tam kata dönüştürülebilir’ diye karar çıkınca binalar dört kat oldu. Bu katlar plan tadilatıyla onay görünce yükseliş hızlandı. Dört katla da kalmadı, bunların da üstüne kaçak kat yapıldı. Şimdi belediyelerin yapması gereken çok sıkı takip ederek kat ilavesine izin vermemek. Zeytinburnu’ndaki

gökdelenin siluet içine girmesi rezalet. Bina tazminat ödenerek pekala yıkılabilir. Bedeli ne olursa olsun, İstanbul siluetinin değeriyle karşılaştırılamaz bile. Neyse ki geçen ay bunu önleyecek karar çıktı. Fakat Marmara’dan deniz yoluyla gelirken görülen İstanbul silueti ise çoktan kayboldu. Çağımızda gökdelen yapılacak, başka çare yok. Ama Tarihi Yanmada bir müze, ne olursa olsun koruyacaksınız. ‘Artık Tarihi Yarımada siluetini koruma endişesi kalmadı’ Fransız şehirci-mimar Henri Prost’un yaptığı ilk planlamada Tarihi Yarımada’da yapılacak bina yüksekliklerinin deniz seviyesinden itibaren 40 metre yükseklikten sonra (+40 rakımı üzerinde) 9,50 metreyi, yani 3 katı geçemeyeceğini karara bağladığını vurgulayan Mimar Yılmaz Ergüvenç, yeni imar planı ile ilgili olarak şu yorumu yaptı: “Plan, +50 rakımı üzerindeki yapılaşmaların 9,50 metreyi, yani 3 katı geçemeyeceği şartını getirmiş. +40 rakımı ile +50 rakımı

arasındaki yapılaşmaların 12,50 metreyi, yani 4 katı geçemeyeceği, +40 rakımı altındaki yapılaşmaların 15.50 metreyi, yani 5 katı geçemeyeceği karara bağlanmış. Ayrıca Fatih Fevzipaşa ve Millet Caddeleri üzerindeki yapıların +50 rakım üzerindekilerin 12,50 metre, yani 4 kat, +40 rakımı ile +50 rakımı arasındaki yapıların 15,50 metre, yani 5 katı geçemeyeceği karara bağlanmış. Bu durumda Prost planına nazaran İstanbul siluetini etkileyebilecek şekilde +bir kat taviz verilmiş oluyor. Buna karşın yeni planın iyi noktası şu: Cankurtaran - Sultanahmet bölgesi SİT alanında yeni yapılaşmaların yüksekliği 9.50 metreyi, yani 3 katı geçemeyecek. Ayrıca bu bölgede bodrum kat ve derin temel kazısı yapılamayacak. Sur-i Sultani (Topkapı Sarayı) bölgesinde ise yapılaşma yasak. Diğer iyi nokta, kaçak yapıların yıkılması. Yıkılmış veya yanmış eski eserler, eldeki bilgi ve belgeler doğrultusunda ihya edilebilecek. Eğitim, sağlık, yönetim tesislerinin genişlemesine izin verilmeyecek; onarım ve


45

güçlendirme yapılabilecek. Anıtsal eserlerin korunma değeri olmayan eklentileri temizlenecek” (Not: Rakım sözcüğünün anlamı “Yükselti”). İstanbul’un yüzde biri olan Tarihi Yarımada korunamıyor İstanbul’u planlayan Prost’un o tarihte hesaplamadığı bir şey vardı, Anadolu’dan İstanbul’a gelecek olan büyük göç. Ama o yıllarda göç, henüz şehirler için bir tehlike teşkil etmiyordu. Bugün nüfusu 15 milyon olan İstanbul 350 bin hektar. Kıyı bölgeleri, Üsküdar, Suriçi, Galata bugünkü İstanbul’un yüzde biri. Bütün eski İstanbul 10-15 bin. Tarihi Yanmada ise, 140 hektar. Menderes, meydan kazılsın ve tarih ortaya çıkarılsın istedi Adnan Menderes İstanbul’u hallaç pamuğu gibi atarken birşey daha söyledi. ‘Ortadaki havuz ve gelişi güzel dikilen ağaçlar Sultanahmet Meydanının kimliğini yok etmiş. Meydanda arkeolojik kazı yapılsın ve tarih ortaya çıksın. Hipodromun Bizans döşemesine kadar inilsin. Burası Roma gibi bir turizm

merkezi olsun’ dedi. Ama 27 Mayıs ihtilalı oldu ve bu iş yapılamadı. Bu haber sadece o dönemin iktidar yanlı gazetesi Zafer veya Son Havadis’te çıktı galiba. 1950’lerde Meydan’da yapılan son arkeolojik kazı bu emirle yapılan kazı olabilir. Koruma kurulları göstermelik 1951 yılında Anıtlar Yüksek Kurulunu da kuran Adnan Menderes’in, İstanbul’un imarı sırasında bu kurumla kavgaları oldu. Kurulun Başkanı Tahsin Öz yapılanlara karşı çıkıyordu. Çünkü üyeler emirle değiştirilemez, ancak öldüklerinde yerine yenisi atanırdı. Bu kurullar bugün göstermelik hale geldi. Her kurum plan yapıyor Planları belediye yapar belediye meclisi onaylar. Bizde ise Toki, Özelleştirme İdaresi de plan yapıp uyguluyor. Tastik için bile belediyeye sunmuyor. Köprüler insan taşımıyor Köprü olmasaydı İstanbul bu kadar gelişmezdi ama bu köprüler insan taşımıyor, araç taşıyor. Toplu taşıma olması lazım. Nazım planlarda MİA (Merkezi İş Alanı) diye birşey çıktı. Şişli’den

Maslak’a ihtiyaç gerekçesiyle gökdelenler yapıldı. 3. Köprü yapılınca Kilyos’a kadar böyle olacak. Önüne geçilemiyor. Rant dedikleri bu. m

Görseller

1. radikal.com.tr 2. yapi.com.tr 3. Haydarpaşa Dayanışması 4. evrensel.net 5. Taksim Dayanışması 6. halevleri.org.tr 7. taraf.com.tr 8. Henri Prost 9. tr.visit2istanbul.com 10. mimarizm.com 11. nationalturk.com 12. doganhasol.net 13. gazetepress.com 14. rayhaber.com 15. ibb.gov.tr 16. ogedaytravel.com 17. we.so.gen.tr 18. mehmetakinci.com.tr 19. eskiistanbul.net

19


46 l

NISAN 2012

02

1

lBaşbakan R. Tayyip Erdoğan, “Şimdi gideceğiz gerekirse evleri yıkacağız. Bunun yetkisini aldık mı aldık. Yasal düzenlemeleri buna göre, kentsel dönüşüm değişimle beraber yaptık, yapıyoruz, yapacağız” dedi (ntvmsnbc.com). lTapularının hazineye ait olduğunu öğrenen Küçükçekmece Kanarya Mahallesi sakinleri, kendilerinden ecrimisil adı verilen işgaliye bedellerini ödeyebilmek için börek ve poğaça satarak eylem yaptı (Bianet).

15

Emek Sineması’nın yıkımına karşı biraraya gelen topluluk, Tarlabaşı’nın yenilenmesi ve Taksim Meydanı’nın yayalaştırılmasını da tepki göstermek üzere İstiklal Caddesi’nde yürüyüş gerçekleştirdi.

2


47 l

NISAN 2012 17

lSüleymaniye Kentsel Yenileme Projesi kapsamında Hoca Gıyaseddin Mahallesi’nde yıkımlar başladı. lAfet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun’a dair bilgilendirme metni, altında birçok sivil toplum kuruluşunun imzasıyla birlikte İnsan Hakları Yüksek Komiseri-Konut Hakkı Raportörü’ne (OHCHR) gönderildi.

18

3. Köprü Yerine Yaşam Platformu İstanbul Adliyesi önünde basın açıklaması yaptı, ardından 3. Köprü hakkında suç duyurusunda bulunuldu.

3

20

4

21

Kentte 2 milyon konutun dönüştürüleceğini söyleyen TOKİ İstanbul Emlak Dairesi Başkanı Ali Seydi Karaoğlu, “Master planını görmeden müteahhide evinizi vermeyin. Evinizin yerine okul veya cami yapılabilir” açıklamasında bulundu.

Ankara Karayolları Genel Müdürlüğü’nde 3. Boğaz Köprüsü ihalesi gerçekleştirildi. Genel Müdürlüğün önünde 3. Köprü Yerine Yaşam Platformu tarafından basın açıklaması gerçekleştirildi.

22

lKültür

Bakanı Ertuğrul Günay, “İstanbul’da iki yeşil alan var, Taksim ve Sultanahmet. Tarihi doku için seferberlik ilan edilip yapılaşma durdurulsun. Bıraksak Sultanahmet’e AVM dikecekler. Taksim’de kışlaya değil meydana ihtiyacımız var” açıklamasında bulundu (cnnturk.com). lBelediye Meclisi’nden Haydarpaşa port’a onay! (Yeni Gün)

5

27

Tarihi Yarımada (Fatih) 1/5000 Ölçekli Koruma Amaçlı Nazım İmar Planı ŞPO İstanbul Şubesi tarafından yargıya taşındı.

29

Taksim Gezi Parkı’nda “EKÜMENOPOLİS: Ucu Olmayan Şehir” filminin piknikli sokak galası yapıldı.


48

3. KÖPRÜ

6

l

3. KÖPRÜ PROJESI Geçmişte İstanbul Boğazı’na yapılan her köprü, bir sonraki köprünün habercisi olmuş ve yeni köprü tartışmalarını başlatmıştı. Boğaza 1973’te ilk köprü yapıldığında, 2. Köprü’nün de çok geçmeden yapılacağı konusu tartışılır olmuştu. Köprü yapımının hemen ardından 1973’ten 1974’e, boğazı geçen motorlu taşıt sayısı % 200 artarken taşınan yolcu

sayısındaki artış sadece % 4 kadar olmuş ve bu sonuç köprünün asıl etkisinin insan değil araç taşımaya dönük olduğunu göstermişti. Boğaziçi Köprüsü’nden 15 yıl sonra (1988’de) hizmete açılan 2. köprünün (Fatih Sultan Mehmet Köprüsü-FSM) kurdelesi kesilirken 3. ve 4. köprülerin de müjdesi(!) verilmişti. Köprüden kameralar ve bir gazeteci ordusu eşliğinde ilk geçişi yapan Turgut Özal’ın kendi kullandığı araçta yanında oturan

eşine “Haydi bir kaset koy da şöyle bir neşelenelim Semracım” deyişi ve köprüyü engelsiz geçişi, iktidar için köprü açmış olmanın keyfini, imza bırakma hevesini gösteren önemli bir kesittir. FSM Köprüsü yapıldıktan sonra boğazdan geçen taşıt sayısı % 1180 artarken, yolcu sayısındaki artış sadece % 170 olmuştur. Bu sonuç, ilkinde olduğu gibi ne kadar köprü yapılırsa yapılsın artan değerin köprüden geçen insanların değil araçların sayısı olduğunu tekrar göstermişti. FSM Köprüsü’nün açılışından sadece 5 yıl sonra bu kez 3. köprünün yapımına dair bir gündem yaratılmış, devlet yatırım programlarına 3. köprü projesi dahil edilmişti. 90’lı yıllarda başta Arnavutköy halkı ve semt girişiminin karşı duruşu olmak üzere yaratılan örgütlü tepkiler, 3. köprü yapımının askıya alınmasını sağlayabilmişti. Siyasiler, karar vericiler Arnavutköy’e sokulmayışı, İETT otobüslerinin üzerine çıkan akademisyen direnişleri o yılların akıllarda kalan anlarıydı. 2000’li yılların başındaki ekonomik krizin aşılması ve hükümet değişimi sonrasında 3.


49

köprü yeniden devletin yatırım programında öne plana çıkarıldı ancak bu süreç düşük bir hızla ilerledi. 2. köprüden beri var olan 3. Köprü gündemi, 2010 yılında merkezi yönetimin güzergah çalışmaları ve uygulamaya yönelik artan baskısı ile yeniden ağırlık kazandı ve güzergahı İstanbul’un en kuzey kesiminde, GaripçePoyrazköy hattı olarak belirlendi. Bundan sonrası geçmişe oranla artık daha hızlı bir süreç izlemeye başladı… m l

TARIHLERLE 3. KÖPRÜ 27 Eylül 2009 İstanbul’da yapılan 10. Ulaştırma Şurası’nda konuşan Başbakan, 3. köprüye karşı çıkanları eleştirdi ve olaylara ideolojik olarak yaklaştıklarını ve iki tarafı kapalı bir şekilde baktıklarını ileri sürdü. Erdoğan, “Bugün karşı çıkanlar birinci köprüye de karşı çıkmışlardı. Ama sonra utanmadan, sıkılmadan o birinci köprü üzerinden seyahat ettiler. Sonra 2. köprüye itiraz ettiler aynı şekilde onun da üzerinden seyahat ediyorlar. Şimdi 3. köprüye de karşı çıkıyorlar…” dedi. Halbuki 27 Nisan 1995’de dönemin İBB Başkanı iken Erdoğan, “Üçüncü köprü bir cinayettir. Böyle bir teşebbüs İstanbul’un çağdaş

kentleşmesi ve şehir içi ulaşım sistemi için ölümcül sonuçlar doğurur” ifadelerini kullanmış ve hazırlattığı kent ve ulaşım ana planlarında 3. köprüye asla yer vermemişti. l

29 Nısan 2010

Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım, İBB Başkanı Kadir Topbaş ve Karayolları Genel Müdürü Mehmet Cahit Turhan ortak basın toplantısıyla 3. köprü ve bağlantı yollarını da barındıran Kuzey Marmara Otoyolu Projesi’nin kesinleşen güzergahını ve proje detaylarını ilk kez duyurdu. Daha çok transit trafiği kuzeye kaydırma gerekçesi, 6 milyar dolarlık proje maliyeti, köprünün GaripçePoyrazköy arasında inşa edileceği, sadece karayoluna hizmet edeceği, çoğunlukla orman arazisi ve su havzaları üzerinden geçeceği gibi konular akıllarda kaldı.

l

16 Hazıran 2010 İBB Meclisi, 1/100.000 Ölçekli İstanbul ÇDP plan uygulama hükmünde yapılan değişikliği ve yeni ilave edilen bir plan uygulama hükmünü kabul etti. Böylece ÇDP’de yer almayan 3. köprü projesi için üst ölçek plan ile olan uyumsuzluk ortadan kaldırılmaya çalışıldı. l

17 Haziran 2010

İBB Meclisi, üzerinde sadece 3. köprü ve bağlantı yollarının güzergahı yer alan 1/25 000 ölçekli İstanbul İli Kuzey Marmara Otoyolu Nazım İmar Planı’nı kabul etti.

01 Temmuz 2010

ŞPO İstanbul Şubesi bünyesinde 3. köprü projesi ile ilgili kapsamlı bir çalışma ve rapor hazırlığı yapılabilmesi için birçok akademisyen, ilgili meslek odalarından uzmanlar, gazeteci, araştırmacı ve STK temsilcilerinin

7


50

yer aldığı “3. Köprü Çalışma Komisyonu” kuruldu.

Eylül 2010

8

9

10

11

ŞPO İstanbul Şubesi bünyesinde 3 aylık bir sürecin ardından tamamlanan “3. Köprü Projesi Değerlendirme Raporu” kamuoyu ve meslek alanı ile paylaşıldı. Rapor, www.spoist.org adresinden Türkçe ve İngilizce olarak ücretsiz indirilebilir hale getirildi. Raporun kitlesel dağıtımı yapılmaya başlandı. Bu dağıtım, sadece bir rapor gönderimi olmayıp, yerel ve merkezi siyasal aktörleri, meslek örgütleri, medya ve basını, akademiyi bir arada düşünmeye ve tartışmaya itmeyi, yan yana gelebilmeyi amaçladığı için bir dönüm noktası oldu. Basın ve medya alanında politik yapısı ne olursa olsun ulusal TV kanallarının tüm haber editörleri ve ilgili program yapımcılarına, ulusal gazetelerin genel yayın yönetmenleri ve tüm köşe yazarlarına, ulusal dergilerin editör ve yazarlarına, internet tabanlı haber sitelerine, yerel yönetimler ve yerel siyaset alanında başta İstanbul Valisi ve İBB Başkanı olmak üzere valilik ve İBB’nin ilgili tüm daire başkanlıklarına, müdürlüklerine, ilçe belediyelerinin belediye başkanlarına, ilgili tüm daire

başkanlıklarına ve müdürlüklerine, bakanlıkların il temsilciliklerinin tamamına ve ilgili alt birimlerine, tüm siyasi partilerin İstanbul il başkanlıklarına, merkezi yönetim ve merkezi siyaset alanında ise başta Cumhurbaşkanı ve Başbakan olmak üzere ilgili tüm bakanlara, bakanlık alt birimlerine, tüm İstanbul milletvekillerine, tüm siyasi partilerin genel merkezlerine, başkanlarına, ilgili meslek odaları ve STK’lara, üniversitelerin ilgili fakülte dekanlıklarına, bölüm başkanlıklarına hazırlanan bu rapor, yönetici özeti ve konuyla ilgili görüşme talebimizin yer aldığı randevu metni posta yoluyla gönderildi. Medyada ve basında geniş yer bulan Değerlendirme Raporu ve ortaya koyduğu bilimsel içerik, öngörü ve çözüm önerileri siyaset ve yönetim zemininde genel anlamda yanıtsız bırakıldı. Yapılan kitlesel dağıtımın ardından bir bakan, mecliste temsil edilmeyen bir siyasi parti genel başkanı ve bir İstanbul milletvekili dışında görüş veya davet bildirimi olmadı. l

2 Ekim 2010

Yeşiller Partisi’nin, İstanbul Orman Bölge Müdürlüğü tarafından Çevre ve Orman Bakanlığı için hazırladığı resmi bir belgeye ulaşarak Mayıs 2010 dönemine kadar Hasdal-


51

Tayakadın bağlantı yolu için 896 bin ağacın kesilmiş olduğunu ve toplamda 2.5 milyonu aşan sayıda ağaç kesimi yapılacağını öğrenmesi ardından kalan ağaçları kurtarmak ve projeye dur demek için başlattığı “İstanbul için 2 milyon İstanbullu” adlı kampanya kentin boğaz kıyılarındaki 22 ayrı noktada çeşitli etkinliklere ev sahipliği yaptı.

25 Aralik 2010

Kurulduğu Mart 2007’den beri 3. köprü projesine karşı mücadele veren ve bünyesinde birçok siyasi partinin, STK ve meslek odalarının, mahalle ve semt derneklerinin, demokratik kitle örgütleri ve sendikaların yer aldığı “3. Köprü Yerine Yaşam Platformu” en büyük eylemini Kadıköy İskele Meydanı’nda bir miting ile gerçekleştirdi, binlerce insan 3. köprüye hayır dedi. l

1 Eylül- 1 Ekim 2011

3. köprü projesini, planlama bakımından uygun hale getirmek için atılan iki temel adım İBB Meclisi’nin kabulü ve Başkanlık onayının ardından İBB’de bir ay boyunca askıya çıkarıldı. İlki ÇDP’yi 3. köprü projesi için uygun hale getirmeyi hedefleyen plan notu değişikliği ve ilave plan notu, ikincisi ise 3. köprü projesinin güzergah ve bağlantı yollarının

yer aldığı 1/25.000 Ölçekli Kuzey Marmara Otoyolu (İstanbul 3. Çevre Yolu ve Bağlantı Yolları dahil) Planı idi. Askı süresince her iki konuda da İBB’ye ilgili meslek odaları, STK’lar, mahalle dernekleri ve vatandaşlarca çok sayıda itiraz dilekçesi verilmiş ancak yasal süre zarfında İBB’den yanıt alınamamıştı.

5 Ocak 2011

ÇŞB, 3. köprü projesinin raylı sistem barındıracak şekilde ihale edileceğini duyurdu. Raylı sistemin ek maliyetini 250-300 milyon dolar olarak hesaplayan ÇŞB, köprünün şerit sayısının da 4x4’ten 5x2’ye çıkacağını belirtti.

21 Ocak 2011

TMMOB’ye bağlı ilgili meslek odalarınca, ÇDP’yi 3. köprü projesi için uygun hale getirmeyi hedefleyen plan notu değişiklik ve ilavesi ile 3. köprü projesine yer veren 1/25.000 Ölçekli Kuzey Marmara Otoyolu İmar Planı’na eş zamanlı davalar açıldı ve davalar, takip eden günlerde geniş katılımlı bir basın toplantısı ile kamuoyuna duyuruldu.

23 Temmuz 2011

3. Köprü Yerine Yaşam Platformu, 3. köprü projesinin doğal alanlar üzerinde yarattığı tahribatı yerinde incelemek ve gözlemlemek üzere Ömerli Havzası’na bir gezi

düzenledi. Alanda Ömerli Baraj Gölü’ne birkaç yüz metre mesafede devam eden yol genişletme ve yeni yol açma çalışmaları belgelendi.

16 Kasim 2011

3. köprü projesi New York Times’da “Bridge to Nowhere” başlığı ve geniş bir içerikle konu edildi.

10 Ocak 2012

3. köprü projesini de içeren Kuzey Marmara Otoyolu ihalesi, ihale dosyası alan 18 firma olmasına rağmen teklif gelmediği için gerçekleştirilemedi. İhale saatinde, Karayolları Genel Müdürlüğü önünde Yaşam Platformu’nun öncülüğünde yapılan bir basın açıklaması ile hem proje, hem de ihale süreci protesto edildi ve “Yaşam İhaleye Çıkarılamaz” mesajı verildi. Kar yağışı altında yapılan etkinlikte farklı siyasi parti ve demokratik kitle örgütlerinden temsilciler de yer aldı. l

18 Nisan 2012

Yaşam Platformu, 20 Nisan’da yapılacak 3. köprü ihalesine karşı Başbakan Erdoğan, Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, Tarım Bakanı Mehmet Mehdi Eker ve İBB Başkanı Kadir Topbaş hakkında “görevi kötüye kullanma, kamuyu zarara uğratma, kanuna aykırı işlem”den


52

suç duyurusunda bulundu. Çağlayan Adliyesi önünde yapılan açıklamada proje ile ilgili farklı ölçeklerde süren dava süreçleri bitmeden şirketlere imtiyazlar tanınarak yapılacak ihale süreci kınanarak; ihale sürecindeki ısrarın insanlığın doğal ve kültürel mirasına, hukuka, İstanbul kentine ve topluma karşı bir suç olduğu vurgulandı. l

20 Nisan 2012

Ankara’da, Karayolları Genel Müdürlüğü’nde 3. Boğaz Köprüsü projesinin ihalesi gerçekleştirildi. Aynı saatlerde, bir önceki ihalede olduğu gibi yine 3. Köprü Yerine Yaşam Platformu’nun öncülüğünde yapılan bir basın açıklaması ile hem proje hem de ihale süreci protesto edildi. l

29 Nisan 2012

3. Köprü ile birlikte İstanbul’un son dönemde yaşadığı kentsel dönüşüm sürecini konu alan ilk belgesel film “Ekümenopolis: Ucu Olmayan Şehir”in sokak galası Taksim Gezi Parkı’nda yapıldı.

4 Mayis 2012

Ekümenopolis: Ucu Olmayan Şehir filmi, İstanbul ve Ankara’da vizyona girdi.

16 MayIs 2012

ŞPO İstanbul Şubesi ve MO İstanbul Şubesi ortak çağrısıyla Ekümenopolis filminin Beyoğlu

Cinemajestic sinemasında Oda üyeleri ve öğrenciler tarafından ücretsiz izlendi.

10 Temmuz 2012

3. köprü güzergahını da içeren Kuzey Marmara Otoyolu projesinin Sakarya ilindeki kısmı, ŞPO İstanbul Şubesi’nin açmış olduğu dava sonucu Sakarya 1. İdare Mahkemesi’nin kararıyla iptal edildi.

05 Eylül 2012

Poyrazköy-Garipçe arasına inşa edilecek 3. Köprü’nün ilk sondaj çalışmaları başladı. l

31 Ekim 2012

3. Köprü güzergahının 17 farklı noktasında öngörülen 1/5000 Ölçekli NİP Değişiklikleri ŞPO İstanbul Şubesi ve ilgili 9 meslek odasının açtığı ortak bir dava ile yargıya taşındı. m l

ISTANBUL’UN ULASIMI ve 3. KÖPRÜ KISA KISA... l

İstanbul’daki araçlı yolculukların sadece % 11’ini kentin iki yakası arasındaki boğaz geçişleri oluşturmakta ve bu geçişlerin yarısından fazlası iş amaçlıdır. Sabah ve akşam saatlerinde yaşanan trafik yoğunluğunun asıl nedeni köprülerin yetmeyişi ya da transit trafik değil, iki

yaka arasındaki nüfus-istihdam dengesizliğidir. Dünya metropollerinde toplu ulaşım ağının bel kemiğini raylı sistemler oluşturur. Bu bakımdan İstanbul’un %10’luk payı; Londra’nın %72, Paris’in %87, Moskova’nın %77, New York’un %77 ve Tokyo’nun %96’lık raylı sistem oranlarının oldukça gerisindedir. Londra’nın 400, Paris’in 290, Moskova’nın 301 ve New York’un 370 km’lik metro hatlarına karşın, İstanbul’un mevcut metro hattı uzunluğu 40,2 km’dir. İstanbul’da motorlu araç ve özel otomobil sayılarındaki artış hızı, nüfus artış hızının 5 katıdır. İstanbul’da son 10 yılda nüfusu %25 ve üzeri oranlarda artan ilçeler, 3. Köprü güzergahından 1. derece etkilenecek olan ve yayılma riski taşıyan ilçelerdir. İstanbul, son 40 yılın en büyük net göçünü 2. köprü döneminde almıştır. İstanbul’da boğaz köprüleri yokken kentin 2/3’ü doğal alanlar iken, günümüzde bu oran 1/3 seviyesindedir. 2. Köprü’nün yapım sürecinde Anadolu Yakası’nda, TEM Otoyolu’nun geçtiği bölgede, orman niteliğini yitirdiği gerekçesiyle 11.856 ha’lık alan


53

orman sınırları dışına çıkarılmıştır. 3. köprü projesi yapıldığı takdirde, kentin kuzey kesimleri üzerindeki yapılaşma ve nüfus baskısı, düşük yoğunluklu yapılaşma bile olsa kentin kuzeyine 7,3 milyonluk bir nüfusun eklenmesi ve 2023 yılında 20 milyonu aşan bir kent nüfusu söz konusudur. İstanbul’un kuzey kesimindeki yapılaşmaya açılabilecek alanlar, 3. Köprü ve bağlantı yolları sonrasında yeni nüfus ve yatırımlarla çeşitli alt ve üst yapı hizmetlerine sahip olacak ve bu alanlarda yıllarca sürecek hızlı bir inşaat süreci yaşanacaktır. Bu yeni gelişmelerin ekonomik değeri hesaplandığında, yaklaşık olarak 350-400 milyar dolarlık bir pazarın oluşumu söz konusudur. 3. Köprü’nün üzerinden geçeceği kuzey ormanlarının ürettiği temiz hava, kuzeyden güneye esen hakim rüzgarlar sayesinde kentin hava ve yaşam kalitesini artırmaktadır. Köprü ve bağlantı güzergahları için düşünülen 150 metrelik kamulaştırma işlemi sonucunda hattın geçeceği bölgede 680 ha doğal sit alanı, 931 ha tarım alanı, 2,5 milyondan fazla ağaç ve 1453 ha’lık orman alanı tamamen yok olacaktır. İBB bünyesinde hazırlanan doğal yapı analiz çalışmaları sonucu

hazırlanan “Doğal Eşik Sentezi, Mekansal Sürdürülebilirlik Sentezi ve Doğal Yapı Tolerans Analizi” başlıklı çalışmalar, 3. Köprü güzergahına imkan tanımayan veriler ortaya koymaktadır. 3. Köprü güzergahının tespiti amacıyla Karayolları 17. Bölge Müdürlüğü’nce hazırlanan etüt raporunda Garipçe-Poyrazköy güzergahı için, “Etüt edilen

güzergahın uzunluğu, uzun bağlantı yolları yapılması ihtiyacı, şehir içi trafiğinden trafik yükü almaması gibi şartlar sebebiyle; bu seçenekte hem mali, hem de ekonomik fizibiliteye ulaşılması mümkün görülmemektedir.” ifadesine yer verilmiştir. Ulaşım bilimci ve kent plancılarına göre yaka geçişlerinde deniz ulaşımının

12


54

payının arttırılması, yük trafiğinin etkisini azaltmak için yüklerin varış ve kalkış merkezlerinin yeniden planlanması ve yük taşımacılığının yaka geçişlerinde raylı sistem ve deniz ulaşımına kaydırılması, kentin iki yakası arasında daha dengeli bir nüfus-istihdam yapısı kurularak köprü geçişlerinin azaltılması, günde 1 milyon yolcu taşıyabilen Marmaray Projesi’nin hizmete başlamasının beklenmesi ve kent içi toplu ulaşımında raylı sistem ve diğer türler arasında aktarma merkezlerinin çoğaltılması gibi çözümlerle 3. köprüye gerek kalmaksızın sorunlar aşılabilir. 2009’da onaylanan ve “İstanbul’un Anayasası” olarak duyurulan 1/100.000 Ölçekli Çevre Düzeni Planı kuzeyde üçüncü bir boğaz köprüsüne yer vermeyerek kesin bir dille karşı politikaların savunuyor ve yeni bir boğaz geçişinin İstanbul’un kentsel gelişimi açısından olumsuz sonuçları, FSM Köprüsü sonrasında ortaya çıkan kentsel gelişme deseni ile açıkça görüldüğünden, bu süreçlerin tekrarlanmaması vurgulanmıştır. Ayrıca ÇDP, ulaşım konusunda kuzeyde yeni bir boğaz köprüsü geçişini “tepeden inme merkezi proje” tanımıyla bir tehdit olarak kabul etmektedir. m

Görseller

1. haberkulesi.com 2. milliyetsanat.com 3. emlakkulisi.com 4. emlaktasondakika.com 5. kopruyerineyasam.blogspot.com 6. TMMOB SPOİST 3. Köprü Proje Raporu 7. TMMOB SPOİST 3. Köprü Proje Raporu 8. 2 milyon İstanbullu eylemi - haber.sol.org.tr 9. 3. Köprü Yerine Yaşam Platformu 12 Aralık Basın Açıklaması - mimdap.org 10. 3. Köprü Yerine Yaşam Platformu İnsan Zinciri Eylemi - mimdap.org 11. 3. Köprü İhalesi Karayolları Eylemi kopruyerineyasam.blogspot.com 12. TMMOB SPOİST 3. Köprü Proje Raporu 13. TMMOB SPOİST 3. Köprü Proje Raporu 14. TMMOB SPOİST 3. Köprü Proje Raporu


55

13

14


56

MAYIS 2012

1

01

Emeğin, dayanışmanın ve mücadelenin günü TMMOB, DİSK ve KESK’in yoğun katılımıyla Taksim Meydanı’nda ve Gezi Parkı’nda kutlandı.

02

04

Ekümenopolis: Ucu Olmayan Şehir filmi sinemalarda gösterime girdi.

ŞPO İstanbul Şubesi tarafından dava konusu edilen, Şehrizar Konakları olarak bilinen, Üsküdar Burhaniye 1326 Ada muhtelif Parsellere İlişkin KANİP Değişikliği hakkında İstanbul 6. İdare Mahkemesi tarafından işlemin iptali kararı verildi.

06

3

Haydarpaşa Nöbeti ŞPO İstanbul Şubesi tarafından gerçekleştirildi.

4

10

Mecidiyeköy TEKEL-Likör Fabrikası yıkımı başladı. TOKİ-Emlak Konut GYO arazi üzerindeki gökdelen projesini açıkladı (sabah.com.tr).

15

05

Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun TBMM’den geçti.

Ahırkapı sokaklarında yasaklanıp, sahilde kutlanmaya başlanan Hıdrellez bu yıl Park Orman’da ücretli etkinlik olarak kutlandı.

2


57

MAYIS 2012

24

18

“Afet Kanunu”na Yönelik “Ortak Deklarasyon” Çevre Devam etmekte olan ve Şehircilik İstanbul Tarlabaşı Kentsel İl Müdürlüğü binası Yenileme Projesi önünde okundu. hakkında uzmanlar Eylem, ulusal haberde açıklama yaptı; “Bir gündemi doldurdu. kentin dönüşümü “Hayatlar rayiç müteahhitlere bedelden satılık bırakılamaz, bırakılırsa değildir” açıklaması kamu görevi askıya yapıldı (Radikal). alınmış olur” (Akşam).

23

22

Mecidiyeköy Tekel-Likör Fabrikası’nın yıkımı tamamlandı. Tescilli endüstri mirası olmasının yanı sıra dünyada doğrudan meyveden likör üreten tek fabrikanın arsasına iki gökdelen inşa edilmesi öngörülen projede, yerin altına da otopark yapılacak.

5

lŞPO

lKentsel dönüşüme dair Kalkınma Planı Hazırlık Toplantısı gerçekleştirildi. lHaliç Unkapanı Köprüsü bağlantılarından ayrıldı. İddialara göre Haliç Metro Geçiş Köprüsü için çakılan 2,5 metrelik 40 ayağın oluşturduğu basınç, 38 yıl önce hizmete giren köprünün çökmesine neden oldu (haberturk.com)

26

Hukukçular Afet Yasası’nı yorumladı: “Bu savaş yetkisiyle dönüşüm” (Günlük Evrensel).

25

İstanbul Şube Başkanı Tayfun Kahraman açıklama yaptı: “Afet Yasası afet gibi” (Haberdar). lYasanın kabulünün akabinde Başbakan R. Tayyip Erdoğan’ın Van Depremi ardından yaptığı açıklama tekrar gündeme geldi:“İktidarı kaybetmek pahasına da olsa bu yasayı çıkaracağım“ (Agos).

lAfet

31

Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun’nun tam metni Resmi Gazete’de yayınlandı. lBaşbakan R. Tayyip Erdoğan Çamlıca Tepesi’ne cami yapılacağını açıkladı (Milliyet). lBaşbakan Erdoğan’ın Çamlıca Tepesi’ne yapılacağını duyurduğu caminin yeri belli oldu, TV kulelerinin yanına yapılacak cami için Üsküdar Belediye Başkanı: “Cami alanın sadece %6’sını kapsayacak, Marmaray kapsamında Üsküdar’dan buraya bir teleferik hattı düşünüyoruz” dedi (Milliyet).


58 l

ÇAMLICA TEPESI “Değerli bir tepeye cami yapalım diye bir kaygımız tarih boyunca olmamıştır” açıklamasında bulundu.

4 Temmuz 2012

6 l

l

TARIHLERLE ÇAMLICA TEPESI 30 Mayis 2012 Başbakan R. Tayyip Erdoğan Çamlıca’ya dev cami yapılacağını açıkladı: “Çamlıca’daki televizyon kulesinin yanında 15 bin metrekare üzerinde bir cami yapacağız. Bunların da proje çalışmaları son safhalarına geldi. Öyle zannediyorum ki 2 ayda dozerler çalışmaya başlar. Bunların altında hat, tezhip bütün bu çalışmalara yönelik imkanlar olacak. Yani buralar geçmişte nasıl kenarda medrese odaları varsa, bugünkü anlamda yine çalışmalarını mimarlarımız yapıyorlar.”

l

7 Haziran 2012 Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından Üsküdar İlçesi, Çamlıca Mevkii, Kısıklı Mahallesi’nde yer alan çoğunluğu kamu mülkiyetine kayıtlı 160 pafta, 804 ada, 13, 14, 56 ve 57 numaralı parselleri kapsayan, Büyük Çamlıca Özel Proje Alanı 1/5000 ölçekli Revizyon Nazım ve Uygulama İmar Planı askıya çıkarıldı.

Kahramanmaraş’ta yaptığı Abdülhamit Han Camii’nin Başbakan Erdoğan tarafından çok beğenilmesi üzerine Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Müşavirliği’ne atanarak İstanbul’a transfer edilen Mimar Hacı Mehmet Güner, 20 gündür çizimini yaptığı projeyi anlattı: “Proje büyüklük olarak çok iddialı. Ecdadın yaptığından da geniş kubbe kullanacağız. Minareleri dünyadaki en yüksek cami olacak. Medine-i Münevvere’yi (Minaresi 105 metre) bile geçeceğiz. Minimum 6 minare olacak ama bir sürpriz de olabilir” (Milliyet).

l

13 Haziran 2012

Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, Çamlıca’ya büyük bir cami yapılacağı yönündeki haberlerin hatırlatılması üzerine, bu konuda bir projenin olmadığını söyledi. 7


59

19 Temmuz 2012

26 Temmuz 2012

22 Agustos 2012

Üsküdar Belediye Başkanı Mustafa Kara: “5 mimar Çamlıca Camii için 5 ayrı proje üzerinde çalışıyor.” dedi. Kara, Mimar Sinan modeli camilere mesafe koyarak; “Kendi dönemimize ait bir mimari tarzımız, kendi dönemimizin bir damgası olsun istiyoruz, yani 2000’li yıllarda Sünni İslam’ın tarifinin olduğu bir cami,” diye açıklamasını sürdürdü (Vatan).

İstanbul Çamlıca Camii Mimari Proje Yarışması hakkında MO Merkez Yönetim Kurulu bir açıklama metni yayınladı: “Bu ortamda, özgün ve aynı zamanda İstanbul’un simgelerinden biri olan tepenin “asla ve hiçbir koşulda yapılaşmaya açılamayacağı, bir kamu değeri, bir doğal sit alanı olarak korunması ve yaşatılması gerektiği” düşüncesi gözardı edilmektedir.”

Serbest Mimarlar Derneği konuyla ilgili şu değerlendirmeyi yaptı: “(…)İstanbul’da gerçek ihtiyaç ve öncelikler gözetilmeksizin, salt politik ve ideolojik rantlar öne alınarak işlevselleştirmeye çalışılan bu yarışma sürecinin gerek İstanbul kenti gerekse Türkiye mimarlık ortamı için çok boyutlu ve geri dönülmez sorunlar yaratacağını ve bu nedenle yarışmanın iptal edilmesi gerektiğini düşünüyoruz.”

İstanbul Cami ve Eğitim-Kültür Hizmet Birimleri Yaptırma ve Yaşatma Derneği tarafından “İstanbul Çamlıca Camii Mimari Proje Yarışması” ilan edildi. Projenin teslimi için verilen süre 40 gün. Çamlıca’ya inşa edilecek cami için açılan proje yarışmasının seçici kurulundaki 9 isimden 5’i Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile TOKİ’de görevli mimarlar.

Büyük Çamlıca Özel Proje Alanı 1/5000 ölçekli Revizyon ve Uygulama İmar Planı itirazlar değerlendirilerek yeniden askıya çıkarıldı.

ŞPO ve MO tarafından Büyük Çamlıca Özel Proje Alanı Revizyon Nazım İmar ve Uygulama İmar Planı’nın iptaline ilişkin dava açıldı.

23 Temmuz 2012

31 Temmuz 2012

07 AGustos 2012

Mimarlık dergisi XXI’nin tepki amaçlı düzenlediği Serbest Atış/ Absürt Fikirlere Çağrı: Alternatif Çamlıca Camii Yarışması’na pek çok absürt proje başvurdu.

15 Agustos 2012

l

23 Ekim 2012

15 Kasim 2012

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’ndan yapılan yazılı açıklaya göre, İstanbul’un siluetine ve kent dokusuna uygun, Osmanlı-Türk mimarisi üslubunu yansıtacak, gelenekten geleceğe uzanacak ve kentin sembollerinden biri

İBB Meclisi’nde Çamlıca’ya cami gerginliği yaşandı. Saraçhane Belediye Sarayı’ndaki Meclis Salonu’nda gerçekleştirilen toplantıda söz alan CHP’li Meclis Üyesi Doğan Tekel, Üsküdar’da yapılan imar değişikliğine ve Çamlıca tepesine cami yapılmasına karşı çıktıklarını söyledi. 8

9


60

olacak cami için; “Çamlıca yeni siluetinin mimarını arıyor” adıyla düzenlenen yarışmaya, 62 proje başvurusu yapıldı. Kasım ayındaki son değerlendirme toplantısının ardından yarışmanın kazananları belli oldu. Yarışmada, hiçbir proje birinciliğe layık görülmezken, birinciye verilecek 300 bin lira para ödülü sahipsiz kaldı.

16 Kasim 2012

İstanbul Cami ve Eğitim-Kültür Hizmet Birimleri Yaptırma ve Yaşatma Derneği, yarışmada ikincilik ödülüne layık görülen projelerden Bahar Mızrak ve Hayriye Gül Totu’nun hazırladığı projeyi uygulama kararı aldı.

17 Kasim 2012

Mardin Artuklu Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Uğur Tanyeli: “Projeye baktığım zaman birisi hepimize şaka yapıyor, diye düşünüyorum. Proje Sultanahmet Camii’nin

10

beceriksizce yapılmış bir kopyası. Sonucu karikatür olarak değerlendiriyorum” (Milliyet).

4 Aralik 2012

Ertuğrul Günay, cami yapılması gündeme gelen Çamlıca’ya, Kırım ve Kazan’da da olan Ak Mescit’in inşa edilmesini istedi.

15 Aralik 2012

26 Kasim 2012

27 Kasim 2012

Çamlıca’nın kentsel planlaması ile cami projesinin jüri başkanlığını yapan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Mekansal Planlama Genel Müdürü Mehmet Ali Kahraman, cami projesiyle ilgili ilk kez konuştu; “Projeyi beğendim, taklit olarak görmüyorum. (…)Taklitse de dünyanın en iyi eserleri taklit edilmiş oluyor. O, önemli değil” (Vatan).

28 Kasim 2012

Başbakan R. Tayyip Erdoğan Çamlıca Camii için seçilen projenin içine sindiğini dile getirdi.

Çamlıca Platformu’nun “Çamlıca yarışmasının iptalini talep ediyoruz” başlıklı açıklaması yayınladı. İstanbul’da Çamlıca Tepesi’ne yapılacak camiye, Üsküdar Belediyesi tarafından ruhsat verildi.

20 Aralik 2012

CHP’li İBB ve Üsküdar Belediye Meclis Üyesi Doğan Tekel, Çamlıca Tepesi’ne cami yapılmasına ilişkin dava açtı (Cumhuriyet). m l

Planlama Alanina Dair Faydali Bilgiler l

l

Planlama Alanı, 09.10.2009 tasdik tarihli 1/5000 ölçekli Boğaziçi Geri Görünüm ve Etkilenme Bölgesi Koruma Amaçlı Nazım İmar Planı’nda, resmi kurum ve ağaçlandırılacak alan (TRT) olarak planlanmıştır. Söz konusu işlevler dahilinde kamunun faaliyet alanında ve yapılaşmaya kapalı olan bu alan, dava konusu planılarla yaklaşık 14.500 m2lik turizm alanı ve eğitim, kültür vb. fonksiyonların inşa edilebileceği dini tesis alanı, rekreasyon ve park alanı olarak planlanmıştır. Kesinlikle yapılaşmaya açılmaması gereken ve İstanbul’un kentsel kimliğinin simgesel ve karakteristik


61

öğelerinden biri olan Çamlıca bölgesine önerilen turizm alanı fonksiyonu ile kamu yararı açıkça ihlal edilmektedir. Planda getirilen bu fonksiyon kararı ile birlikte kamusal işlevini sürdüren sosyalteknik donatı alanı, özel kullanıma konu edilecek biçimde, kullanımı değiştirilmiştir. Küçük ve Büyük Çamlıca Tepeleri ve çevresi Kentsel (Kültürel) ve doğal sit alanıdır. Mevzuata göre bu alanlarda kesin yapı yasağı bulunmaktadır. Ayrıca bu alan, Boğaziçi Kanunu’na tabidir. Boğaziçi Kanunu’nun amacı; “İstanbul Boğaziçi Alanının kültürel ve tarihi değerlerini ve doğal güzelliklerini kamu yararı gözetilerek korumak ve geliştirmek (…)”tir. Planlama alanı çevresinde erişim mesafesi içerisinde 14 adet dini tesis yer almaktadır. Bu açıdan değerlendirildiğinde 57 hektar büyüklüğünde ayrılmış olan Dini Tesis Alanının bölgede yaşayan nüfusun ihtiyaçları doğrultusunda planlanmadığı açıktır. Mevcut durum itibariyle bölgede nüfus barındıran bir yapılaşma bulunmamakta, çevresi ise genel itibariyle düşük yoğunluklu konut alanında kalmaktadır. Boğaziçi gibi kuşların son derece önemli bir göç yolunda bulunan

alan, kuşların bu bölgede en uzun süreli ve en net gözlemlenebileceği noktadır. m ll

Sayilarla Çamlica Camii Caminin 6 değil, 7 minaresi olacak. Dış avlunun ortasına yapılacak sekizgen şeklindeki ‘zaman minaresi’nde bir saat yer alacak. Caminin, yerden 72,5 metre yüksekliğe sahip kubbesiyle İstanbul’da yaşayan 72,5 milleti, 107,1 metrelik minare uzunluğunun ise Malazgirt Zaferi’ni simgelediği, kubbe çapının da İstanbul’u simgelemesi adına 34 metre olduğu belirtildi. m ll

YorumlarLa Çamlica Camii Ahmet Turkan Alkan: “Başbakan’ı severim lakin Çamlıca’yı daha çok severim (…) Çamlıca’ya yapılacak en büyük kamu hayırı, antenleri söktürüp gözden nihan etmektir. Yerine ise hiçbir şey yapılmamalıdır. Cami bile. Çamlıca öyle güzel çünkü. Onun siluetinin tabii güzelliği kendine yetişir, ayrıca İslami makyaj filan da gerekmez. İs-te-mi-yo-ruuum!” (Zaman, 10.06.2012) Emre Aköz: “(…) Ben de Çamlıca Tepesine devasa bir camiye

karşıyım. (…) Ama kimse kimseyi kandırmasın: Çamlıca Camii’nin inşa amacı ibadet etmek değil, gösteriş yapmak” (Sabah, 25.07.012) Dücane Cündioğlu: “(…) Bir Budist derviş olaydım, hayvanların sırtlarını dağlar gibi, Çamlıca’nın omuzunu o çirkin dövmeyle dağlayacaklarının farkında bile olmayan ekabiri engellemek amacıyla ve hem de halkımı bu utançtan kurtarmak niyetiyle, hiç tereddüt etmeksizin, üzerime benzin döküp kendimi yakmak isterdim.” (Yeni Şafak, 22 Kasım 2012) Kadir Cangızbay: “(…)Hükümet programındaki baş hedeflerden ‘piyasa toplumu’nun camii de ister istemez böyle olur: Her şey nicelik üzerinden belirlenmiş; en büyük, en çok, en uzun.” (BirGün, 25 Kasım 2012)

11


62

Ertan Altan: “(…) İstanbul’daki toplam cami sayısı üç bin 28. Eski YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan’ın yaptığı ve iç göçün zirveye çıktığı 80’li yılların sonunu kapsayan bir araştırmaya göre, il ve ilçe merkezlerinde nüfus artışı %111 iken cami oranındaki artış %92. Bu oran belde ve köylerde ise %10’luk nüfus artışına karşı %38’lik cami artışı şeklinde. Mimari tarihçisi ve İslam mimarisi uzmanı Doğan Kuban’a göre ise 50 yılda yapılan cami sayısı 100 bin civarında.” (Taraf, 26 Kasım 2012) Gökhan Özcan: “(…) Sonra bir gün bir yarışma açacağız ve içimizden bir Sinan çıkacak! Çok bekleriz biz onu.” (Yeni Şafak, 26 Kasım 2012)

m l

Bir Yazi... Irkçı, Sığ, Estetikten Yoksun Proje

Mehmet Yılmaz, Hürriyet, 19.11.2012

Başbakan’ın “İstanbul’un her yerinden görülecek cami” hayalinde yeni bir aşamaya geçtik. İstanbul Boğazı’nın binasız kalmış son tepelerinden birine, kentin bütün siluetini değiştirecek bir “ucube” kondurulacak! Öyle bir “eser” ki, proje yarışmasında birinciliğe de layık

görülmemiş! Irkçı kokular taşıyor: Caminin 72,5 metrelik kulesi, “İstanbul’da yaşayan 72,5 millete” gönderme yapıyormuş! Ben söylemiyorum, binanın iki mimarı söylüyor! Hem “Yaratılanları, yaratandan ötürü seviyorlar”, hem de ırkçılık yapmaktan, bir etnik kimliği “buçuklamaktan” kendilerini alamıyorlar! Hadi ırkçılığınızı düzeltemiyorsunuz, kafanızın içinden bazı insanların “buçuk olduğu” fikrini atamıyorsunuz. Bunu bari camiye, dine bulaştırmayın! Allah taş eder, ben söylemiş olayım! Ortaya konulan proje, en başından beri bize söylenenlerin somut sonucu: Selatin camilerine benzemesi isteniyordu, Sultan Ahmet’in kötü bir kopyasını önümüze koydular! O zaman niye proje yarışması vs. ile uğraşıyorsunuz? Fatih, Sultan Ahmet, Süleymaniye, Selimiye camilerinin projelerini “tek tip” haline getirin, her yere birer tane yapılsın! Bu proje ortaya atıldığında, Başbakan’ın kendisinden sonra bir iz bırakmak istediğini, bu nedenle bu cami işine giriştiğini düşündüğümü yazmıştım. Bırakılmak istenen sadece kişisel bir iz de değildir diye

düşünüyorum. Türkiye’nin değişen iktidar yapısının altı böylece kalın bir kalem tarafından da çizilmiş olacak. Kamusal mimari ile iktidar gücü arasında bir ilişki olduğu sır değil. Her iktidar, kendi ideolojisini pekiştirmek için bundan yararlanmaya çalışır. Mimari, zaman içinde o yaratılan mekan ve çevrede yaşayan insanların, o ideolojinin gücüne boyun eğmesine yardım eder. Eski Roma’da o büyük tapınaklar neden yapıldı zannediyorsunuz? Mussolini, Hitler, Stalin’in bildiklerini, elbette bugününün diktatörleri de, heveslileri de iyi biliyorlar. Yanlış anlaşılmasın, mimariyi sadece diktatörler kullanmadı elbette. Demokrasilerin de mimariyi toplumu dönüştürmek için kullandıklarını söylemeliyiz. Dikkat çekmek istediğim şey, bu güç ve mimari ilişkisidir sadece. Şimdi bu ucube oraya inşa edilecek, belli ki buna artık kimse engel olamayacak. Ne Başbakan’da var olduğu iddia edilen İstanbul sevgisi, ne de başka bir güç İstanbul’un tarihi ve doğal dokusuna bu tecavüzü önleyemeyecek. Bizler zamanla ölüp gideceğiz. Aradan 50 yıl, 100 yıl geçtiğinde bu kentte yaşayan insanlar, o binaya


63

bakıp ne düşünecekler acaba? 21. yüzyılın başlarında Türkiye’de iktidara gelen İslamcı kadroların ne kadar sığ ve estetik zevkten uzak olduğunu mu? Kentte kendisinden önce yapılmış onlarca biblo gibi cami varken, bu garip binanın neden ille de kentin en güzel tepelerinden birine yapıldığını mı? Ne düşüneceklerini bugünden tahmin etmek zor değil. Buna neden olanları da hayır ve rahmetle anmayacakları da kesin! m

Görseller

1. turnusol.biz 2. emlaktasondakika.com 3. Aysun Koca - 06 Mayıs Haydarpaşa Eylemi 4. medyagunebakis.com 5. emlaktasondakika.com 6. emlaksergisi.com 7. haberturk.com.tr 8. gundem.milliyet.com.tr 9. emlakkulisi.com 10. ntvmsnbc.com 11. kolokyum.com 12. Haslet Soyöz

12


64 l

HAZIRAN 2012

01

Çamlıca Tepesi’ne yapılması öngörülen cami hakkında ŞPO İstanbul Şube Başkanı Tayfun Kahraman: “Ortada plan yok, proje yok.”

13

lKartal

Yakacık Mahallesi Muhtelif Parsellere İlişkin “Şehir Parkı” alanından “Dini Yüksek İhtisas Merkezi” olarak kullanılmak üzere “Eğitim Tesisleri Alanı ve Park Alanı”na alınmasını öngören 1/5000 Ölçekli Nazım İmar Planı Değişiklileri son derece serbest bir yapılaşma hakkı tanıması, tüm kamuya hizmet edecek olan donatı alanlarını ortadan kaldırması gerekçeleriyle yargıya taşındı. lŞPO İstanbul Şube Başkanı Tayfun Kahraman Sulukule projesi iptali kararı hakkında: “Sulukule kararı olumlu ama çok geç alınmış bir karar. İnşaatlar bitti. Aynı avan proje yenilenmiş gibi onaylanacak ve inşaata devam edilecek. İstanbul’da tüm iptal kararları birlikte sonuçlandı.” dedi.

06

Taksim Meydanı ve çevresinin düzenlenmesine dair projenin ikinci etabı olan Topçu Kışlası’nın ihyası, Gezi Parkı’nda bir araya gelinerek protesto edildi.

1 lTaksim

08

ÇŞB, Çamlıca Tepesi için öngörülen camii ve külliye için 1/1000 ve 1/5000’lik imar planlarını tamamladı.

12

4. İdare Mahkemesi; Sulukule Yenileme Projesi’nin sit alanında, Koruma Bölge Kurulu kararları ile kamu yararına aykırı olarak inşa edildiği ve Romanların mülkiyet hakkının ihlal edildiği sebebiyle yürütmenin durdurulması ve projenin iptali kararını aldı.

14

camii projesine ilişkin, ŞPO İstanbul Şubesi tarafından Taksim’in sit olarak tescil edilmiş olması ve projenin meydanın tarihsel kimliğine zarar vereceği gerekçeleriyle, fonksiyon değişikliğinin iptali istemi üzerine açılan dava, 4. İdare Mahkemesi tarafından “Bölgenin Müslüman nüfus yapısı değişti. 100 yıldır cami yapılmadı. Cuma günleri cadde ve sokaklarda ibadet ediliyor. Yörede cami ihtiyacı aşikar. Hukuki bir engel yok.” şeklinde sıralanan, bilimsel verilere dayalı olduğu belirtilen gerekçelerle reddedildi. lHukukçular Sulukule kararını yorumladı: “İdare mahkemelerinin iptal kararının derhal uygulanması gerekir, Sulukule’de de ne yapılıyorsa derhal durdurulması gerek. Bölgenin tarihsel dokusuna uygun bir proje üretilmesi gerek. Mahallelilerce açılan, AİHM tarafından da kabul edilen bir dava bulunmakta, bu kararın uygulanmaması halinde Türkiye’nin çok büyük tazminatlar ödemesi gerekir” (Haber Türk ve Ekonomi Gazeteleri).


65 l

HAZIRAN 2012

lTaksim

20

Yayalaştırma Projesi kapsamında Gezi Parkı’nda ağaç kesimine başlandı. lÇağlayan’da inşa edilen Avrupa’nın en büyük adliye sarayı gece etrafının ıssızlaşmasından ötürü çevre halkının güvenlik sıkıntısı yaşamasına da neden olmaya başladı (Radikal).

17

İBB Meclisi Boğaziçi’nde yer alan Sevda Tepesi’ne yapılaşma izni verdi (Radikal).

18

1. Boğaz Köprüsü ve Haliç Köprüsü bakıma alındı. Yaz boyunca devam edeceği açıklanan bakım süreci ilk gününden halkın saatlerce yollarda beklemesine neden oldu (Vatan).

19

Karayolları Genel Müdürü devam eden yol bakım çalışmalarına dair açıklama yaptı: “Tatilini İstanbul dışında geçirme imkanı olanlar İstanbul dışına çıkarsa İstanbullular da biz de memnun oluruz.”

21

24

Sulukule lİBB Başkanı Kadir Topbaş, Yenileme yol bakım çalışmalarıyla Projesi’nin yoğunlaşan İstanbul trafiği iptalinin için: “Bu durum 3. Köprü ardından, ihtiyacını da kanıtlıyor.” Fener-BalatlİBB Başkanı Kadir Ayvansaray’da Topbaş Sevda Tepesi için: yürütülen “Rahmetli Özal döneminde yenileme projesi Arap turizmine önemli de 5. İdare bir etki sağlayacağı Mahkemesi düşüncesiyle destek tarafından iptal verilmişti, ‘Yeşil yok edildi. (radikal. edilecek’ şeklinde empoze com.tr). edenleri ayıplıyorum.”

23

Yenikapı’da 578 bin m2lik dolgu miting alanı inşası için yapılan çalışmaların Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’ndan onay beklediği açıklandı. Uzmanlar ise projenin uygulandığı takdirde İstanbul’un UNESCO miras listesinden çıkartılacağını belirtti (Radikal).

lÜsküdar

2

25

lArnavutköy

Ömerli Delikkaya Bölgesi 1/5000 Ölçekli Nazım İmar Planı’na, ŞPO İstanbul Şubesi tarafından itiraz edildi. lAtaşehir Finans Merkezi’nin 1/1000 Ölçekli Uygulama İmar Planı Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından ilan edildi.

27

28

3

ŞPO, kamuoyunda Levent İETT Garajı (Dubai Towers) olarak bilinen alana ilişkin nazım imar planı, ŞPO İstanbul Şubesi tarafından bir kez daha yargıya taşıdı.

29

Burhaniye 1326 Ada lZekeriyaköy Muhtelif Parsellere İlişkin KANİP Toplu Konut Değişikliği (Şehrizar Konakları) Alanı KANİP iki kez yargıya taşınmış ve ve KAUİP ŞPO yürütmesi durdurulmuştu. İstanbul Şubes Yargı kararlarına rağmen isim itarafından dava değişikliği ile yeniden onanan edildi. plan bir kez daha yargıya taşındı. lSulukule Yenileme Projesi’ndeki yeni hak sahipleri için kuralar çekildi (Habertürk). lTaksim İhalesi hakkında basın açıklaması yapan Taksim Dayanışması, sembolik Taksim Meydanı tapularını da dağıttığı etkinlik ardından meydanda nöbet tuttu.


66

SULUKULE Sulukule, Neslişah ve Hatice Sultan mahallelerinin sınırı içinde, Fatih’te kara surlarının hemen kıyısında konumlanmış olan eski bir yerleşmeydi. Sulukule, Osmanlı döneminden bu yana burada yaşayan Romanlarla ve onların işlettikleri ve kentin eğlence hayatında belirli bir yere sahip olan eğlence evleri ile birlikte anılan bir mahalleydi. Birçok aileye geçim kaynağı sağlayan eğlence evlerinin 1990’larda kapatılmasıyla bölgenin temel ekonomik aktivitesi değişmiş oldu ve bölge köhneme sürecine terk edildi. Zamanla uyuşturucu, fuhuş, hırsızlık gibi suç unsurları ile beraber anılan ve belli bir saatten sonra girilmesi tehlikeli olarak simgeleştirilen bir bölge haline geldi.

4

2005’ten 2012’ye; Sulukule’de bitemeyen dönüSüm l

l

Sulukule, 5366 sayılı yasa kapsamındaki kentsel dönüşüm projelerinin ilkiydi. Yasal altyapısı 2005 yılında tamamlandı. 2006 yılında başlayan yıkımlar, 2009 yılında son evin yıkımı ile tamamlanmış oldu. Yıkım sonrasında Taşoluk’a gönderilen yaklaşık 317 ailenin 2’si

dışında, tamamı yeniden Sulukule yakınlarına, Ayvansaray, Balat ve Karagümrük civarına yerleşti. MO ve ŞPO’nun projeye karşı açtığı dava 2012 yılının Haziran ayında ‘yürütmeyi durdurma’ sonucuyla karara bağlanmış olsa da Sulukule’de artık mahalleye ait hiçbir kültür kalmamıştı. Çok kısa bir süre sonra da mahkemenin iptal ettiği projeye karşılık yeni bir avan proje İBB Meclisi’nden ve koruma kurulundan geçti. Yıkımların hemen ardından başlayan

inşaat artık bitmek üzere, yeni sahipleri de teslimat için gün sayıyor. Mahkemenin kararı Sulukule için geç alınmış olsa da, kentsel dönüşüm tehdidi altındaki başka mahalleler için emsal teşkil edebilecek değerde. Sulukule kentsel dönüşümün en sosyal projesi olarak ilan edilmişti. Ancak yerinden etme, sürme, yoksullaştırma, dışlama kültürünü en ağır biçimde yaşadı. Sulukule’nin dönüşüm halleri 2005’ten 2012’ye hala sürmekte… l


67 l

TARIHLERLE SULUKULE 2005 l5366

sayılı “Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında Kanun” kabul edildi. lSulukule, bu kanun kapsamında (5366 sayılı) Yenileme Alanı olarak ilan edildi.

2006

lSulukule Yenileme Alanı, Bakanlar

Kurulu’nca kabul edildi. Fatih Belediyesi ve TOKİ arasında Sulukule Yenileme Projesi kapsamında protokol imzalandı. lSulukule için acele kamulaştırma kararı çıktı. lSulukule’de yıkımlar başladı. lİBB,

onaylandı. Projeye ilişkin Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir, projenin 2 Kasım 2007 tarihinde Yenileme Kurulu’nda onaylandığını belirterek, “Bu proje, Türkiye’de Yenileme Kurulu tarafından onaylanan ilk yenileme projesi” açıklamasında bulundu. lAvrupa Birliği İlerleme Raporu’nda Sulukule ile ilgili bölümler yayımlandı. Raporda yıkımlar çerçevesinde belediyelerin Romanlar için sığınak, temel sağlık hizmetleri, sosyal ve ekonomik önlemler almaması eleştirildi. lProje kapsamında hak sahibi tespit edilenlerin yerleşeceği Taşoluk’taki TOKİ evlerinin kuraları çekildi.

yıkıldı. Konuya ilişkin bir dilekçe Sulukule Platformu tarafından koruma kuruluna teslim edildi. lMimarlar Odası ve ŞPO ‘Sulukule Yenileme Projesi’ hakkında dava açtı. lOECD (Organisation for Economic Co-operation and Development/ İktisadi İşbirliği ve Gelişme Teşkilatı) raporunda Sulukule’ye ayrıntılı olarak yer verildi. Raporda “Fatih ve Beyoğlu ilçelerinin kentsel yenilenme, barınma ve kentsel gelişim hedeflerinin entegrasyonunu sağlayacak ve düşük gelirli semt sakinlerini koruyacak kapsamlı bir hukuki ve finansal çerçeveden genel anlamda yoksun olduğu açıkça görünmektedir. ” denildi.

6 5

2007 lİBB,

Fatih Belediyesi ve TOKİ işbirliğiyle Sulukule olarak bilinen mahallelerde 620 ev, bir otel, bir ticaret, kültür ve eğlence tesisini içeren yenileme projesi, Yenileme Kurulu tarafından

2008 lSulukule’de

belediye görevlileri yıkılacak evlere kırmızı boya ile işaret koydu. lİstanbul 4 Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nun kararıyla sivil mimari örneği olarak tescillenmiş iki adet yapı Fatih Belediyesi tarafından

7

lABD

Helsinki Komisyonu Eş Başkanı Demokrat Parti Maryland Senatörü Ben Cardin, Helsinki Komisyonu temsilcileri Joseph R. Pitts ve G. K. Butterfield, Başbakan’a Sulukule ile ilgili mektup gönderdi. Mektupta Sulukule’nin yıkılmaması talep edilmişti. Söz


68

konusu talep “İstanbul Dönüşüm Projesi kapsamında, 1054 yılından bu yana Roman toplumuna ev olan Sulukule’nin, villa tarzı evlerle yer değiştirmek üzere yıkılmasının planlanmasından derin bir rahatsızlık duymaktayız. Bu şehir yenileme projesinin talihsiz sonucu, sadece tarihi bir mahallenin yıkımı olmayacak ve 3 bin 500 Sulukule sakini, kentin 40 kilometre dışındaki Taşoluk bölgesine veya sokağa taşınmaya zorlayacak” şeklinde ifade edilmişti.

8

lAvrupa

Parlamentosu’nun Sulukule’deki insan hakları ihlali konusunda görevlendirilen 3 üyesi (Els de Goren, Cem Özdemir, Gisela Kakkenbach); Başbakan R. Tayyip Erdoğan’a Sulukule’de yaşananlarla ilgili olarak olumlu ve önlem alıcı bir tavır oluşturulması ve tarafların çıkarlarını gözetecek ortak bir çözüm bulunmasına dair beklentilerini dile getirdikleri bir mektup gönderdi.

lUNESCO

Kültür Mirası Komitesi uzmanlarından oluşan heyet Sulukule’yi ziyaret etti.

Forced Evictions/Zorla Tahliyeler Konusunda Danışmanlar Grubu) mahalleyi ziyaret etti. lUNESCO raporunda Sulukule yeniden yerini aldı. Raporda Sulukule ile ilgili olarak “tescilli binaların yıkılmasının yanı sıra yerel yöneticiler tarafından uygulanan soylulaştırma programı sonucu yerel toplulukların dağıtıldığı ve bölgenin somut ve somut olmayan değerlerinin kabul edilemez bir şekilde yok edildiği” tespitinde bulunan UNESCO heyeti, önceki yıllarda incelemelerde bulunan UNESCO heyetlerinin Hükümet’e sundukları inceleme raporlarının da dikkate alınmadığı belirtildi.

9

lFatih

Belediyesi’nin üstlenmiş olduğu Sulukule Yenileme Projesi’nin yanlışlarına ve mevcut yıkımlara dur demek isteyen ve bu nedenle bir araya gelerek STOP (Sınır Tanımayan Otonom Plancılar) adını alan bir grup gönüllü akademisyen, öğrenci ve kent aktivisti, alternatif proje çalışmalarına başladı. Sulukule Platformu, Roman Kültürünü Geliştirme ve Dayanışma Derneği ve mesleklerinde uzman kişiler, akademisyenler, aktivistler, öğrenciler ve gönüllüler Sulukule’de, insana değen bir projenin mümkün olduğunu düşünerek “Sulukule Toplumsal Gelişme – Ekonomik Kalkınma Planı ve Mekansal Stratejileri”ni ortaya koydu.

2009

lBirleşmiş

AGFE

Milletler HABITAT (Advisary Group on

10

lAvrupa

Konseyi İnsan Hakları Komiseri Thomas Hammarberg Sulukule’yi ziyaret etti. lMahalledeki son ev yıkıldı.

2010

lTOKİ

tarafından ihale yapıldı ve Özkar İnşaat projeye başladı. lSulukule’de arkeolojik kazı tartışması başladı. 1995 yılında


69

kentsel sit alanı kapsamına alınan Tarihi Yarımada üzerinde bulunan Sulukule’deki tüm inşaatların Yenileme Kurulu tarafından arkeolog gözetiminde devam etmesi gerektiğine karar verildi. lSulukuleliler ‘mülkiyet haklarının ihlal, kendi kültürlerini yaşayan insanların mahallelerinin yok edildiği’ beyanıyla AİHM’ye başvurdu. Davalı, Türkiye Cumhuriyeti’nden uygun görülecek miktarda tazminat talebinde bulundu. AİHM başvuruyu kabul etti.

kararını verdi. Birliği İlerleme Raporu’nda Sulukule 6. kez yer aldı. Raporda Romanların sağlık hizmetlerine erişimde yaşadıkları güçlüklere özellikle yer verildi. lSulukule projesi ‘iptal edilse’ de evlerin yeni sahipleri kurayla belirlendi. Bir hak sahibi, proje öncesinde imzalanan sözleşme ile 120 metrekare talep etmesine rağmen kurada kendisine 80 metrekare çıktı. lMahkemenin iptal ettiği Sulukule Yenileme Projesi’nin ardından, yeni bir avan proje İBB Meclisi’nden ve Yenileme Kurulu’ndan geçti. lAvrupa

l

PLANLAMA ALANINA DAIR FAYDALI BILGILER l

l

Fatih Belediyesi ve TOKİ ile ortaklaşa gerçekleştirilen proje, 571 aileyi etkiledi. Sulukulelilerin %4’ü aylık 300 TL altı, %20’si aylık 300-500 TL arası gelirle yaşayan insanlardı. TOKİ’nin müteahhit rolünde gerçekleştirdiği bu projenin bütçesi ise yaklaşık 40 milyon TL olarak açıklandı. Proje kapsamında 390 bina yıkıldı, yerine 58.901 metrekarelik alana 577 bina yapıldı. TOKİ tarafından 300 Roman aileye kurayla dağıtılan Taşoluk’taki konutlarda bugün sadece iki ailenin kaldığı, diğerlerinin ise doğalgaz, elektrik, su ve kapıcı ücretlerini ödeyemediği için konutlarını ucuza 11 satıp eski mahallesine döndüğü 12 biliniyor. 2012 lEvleri yıkılan 900 hissedar arasından lProjedeki evlerin metrekare fiyatı Projede 31.07.2005 öncesinden hak sahibi olan 50 aile için projede 1.250’den 2.500 liraya çıktı. Hak beri Sulukule’de ikamet ettiğini ispatlayamayan kiracılar için kura çekimi yapılacağı duyuruldu. Hak sahiplerinin borcu ikiye katlandı. sahiplerine kendi evlerinin olduğu lRomanlardan istimlak tehdidiyle herhangi bir hak sahipliliği yerden ve istedikleri büyüklükte ev metrekaresi 500 liradan 15-50 bin uygulaması yapılmadı. verilmeyeceği ortaya çıktı. TL arası rakamlarla satın alınan Proje alanında 12 ada, 354 parsel, lMO ve ŞPO’nın açtığı dava dairelerin yerine inşa edilen ve yapımı 22 tescilli eser yer alıyor. Tescilli ‘yürütmeyi durdurma’ sonucuyla süren dairelerden 116 metrekarelik eserlerin 17’si sivil mimarlık karara bağlandı. İstanbul 4. İdare bir daire “İstanbul’un göbeğinde örneği, 5’i anıt eserdir. Mahkemesi tarafından “Kamu villa” sunumuyla, 950 bin liradan Projede konut alanları surlardan itibaren 2, 3 ve 4 katlı, iç avlu yararına uygun değil, iptal edilmeli.” satışa çıktı. m sistemi oluşturularak tasarlanmış,


70

bodrum katlar otopark alanı olarak değerlendirilmiş ve her bağımsız birim için bir otopark planlanmıştır. Zeminde acil ihtiyaçlar dışında taşıt trafiği kaldırılmış ve yollar tamamen yaya alanına dönüşmüştür. Projede konutlar dışında, bir ilköğretim alanı, konaklama ünitesi ve bir de kültür ve eğitim merkezi bulunmakta. m

YORUMLARLA SULUKULE SULUKULE’DE YENİ AVAN PROJE “İki Ayda Kamu Yararı Nasıl Sağlandı”

bianet . org, 29. 08. 201 2

Mahkemenin iptal ettiği Sulukule için yeni bir avan proje Belediye Meclisi’nden geçti. Mimar Kıyak, avukat Küey ve CHP meclis üyesi Yedekçi, kamu yararı gözetilmediği için iptal edilen bir projenin iki ay içinde düzelemeyeceğini söylüyor. Yıkılan Sulukule’de mahkemenin avan projesini iptal etmesinden sonra Fatih Belediyesi’nin hazırladığı yeni avan projesi Belediye Meclisi’nden geçti. Mimar Aslı Kıyak ve avukat Hilal Küey, yeni avan projesi kararında mahkemenin belirttiği olumsuzluklarda herhangi bir iyileşme olmadığını söylüyor.

Fatih Belediyesi CHP Meclis üyesi Gülay Yedekçi ise avan projesini görmeden kararın geçtiğini belirtiyor. Sulukule’de mahkemenin iki buçuk ay önce projeyi “kamu yararına uygun bulmadığı” gerekçesiyle iptal etmesinin ardından Fatih Belediyesi davayı Danıştay’a taşımıştı. Belediye Başkanı Mustafa Demir, Danıştay’ın kararı bozacağından emin olduğunu ve bu sayede yeni afet yasasının uygulanması için de bu kararın emsal teşkil edeceğini söylemişti. Bu süre zarfında Sulukule’de inşaatlar devam ettiği gibi evlerin kurası da çekilmişti. Fatih Belediyesi, mahkeme süreci devam ederken yeni bir avan projesi hazırladı; proje Belediye Meclisi’nden ağustos ayı içinde 24 kabul 10 red oyla kabul edildi. Büyükşehir Belediyesi’nden onay bekliyor. 2. Numaralı Koruma Kurulu’nda kabul edilen yeni avan projesi kararında, kentsel yenileme sürecinde sona yaklaşıldığı vurgulandı ve sosyo-kültürel yapının ıslah edilmesinden özgün tarih ada morfolojisinin ve sokak rejiminin yeterli düzeyde korunmasına kadar her şeyin uygun olduğu belirtildi.

Yedekçi: “Avan projeyi yine göremedik” CHP Meclis üyesi Gülay Yedekçi, Sulukule’nin ilk avan projesini de yenisini de kendilerine göstermediklerini belirtti. “CHP olarak Belediye’de tek itiraz yöntemimiz olan önergeyi sunduk ve şunu sorduk; kamu yararı olmadığı için iptal edilen bir proje bu zaman zarfında nasıl kamu yararına düzenlendi? Bir yanıt alamadık; ne gibi değişiklikler yapıldığını öğrenemeden karar Meclis’ten geçti.” Küey: “Hukukun etrafında dolanıyorlar” Avukat Küey, mevcut projeyle ilgili dava süreci henüz bitmeden yeni bir projenin kabul edilmesinin hukuk dışı olduğunu söylüyor. “Mahkemenin iptal kararını yeni bir avan projesi ile aşmaya çalışıyorlar. Avan projeyi göremesek de kurul kararından anladığımız kadarıyla diğeriyle aşağı yukarı aynı projeyi hazırlayarak yeni bir projeymiş gibi sunuluyor. Kısacası hukukun etrafında dolanıyorlar. “Kültür Bakanlığı’nın ilke kurulu kararı var; der ki ‘Koruma kurulu kararı yargıya taşınmışsa yargı kararı kesinleşmeden, ikinci kez aynı konuyla ilgili koruma kurulu kararı alamaz.’” Kıyak: Daha önce de 22 kez


71

değiştirdiler Mimar Kıyak, mahkeme kararında değiştirilmesi gereken hususların bir buçuk ay içinde düzelmesinin mümkün olmadığını söylüyor. “Dört yıl içinde mahkeme süreci devam ederken bir tahtanın yerini değiştirip projeyi 22 kez değiştirdiler. Bilirkişi de her seferinde ‘hiçbir değişiklik yapılmamış’ dedi. Şimdi de aynı şey. Basit bir iki binanın yerini değiştirmekle düzelecek şeyler değil. Sur bandı geçilip üç katlı binalar yapılmış, sokakların karakteri değişmiş vb. Bunları düzeltmek demek orayı yıkıp yeniden yapmak demek. Bunları bir çırpıda yıkmadan hangi teknikle yapacaklar? Ki bu konunun fiziki boyutu, yerlerinden edilen insanlarla ilgili sosyal boyutu zaten düzeltilemez.” Mahkeme “kamu yararı yok” demişti Mahkemenin iptal kararının gerekçesinde, Sulukule projesinin 5366 sayılı Yenileme yasasına aykırı olduğu ve kamu yararına uygun bulunmadığı belirtilmişti. Kararda şu hususlara yer verilmişti: * Sulukule’nin yer aldığı topografyanın tarihi önemi var; proje koruma amaçlı imar planı yapılmadan geliştirildi. * UNESCO Dünya Miras alanı

olan İstanbul karasurları koruma bandı %50 oranında değiştirildi ve Türkiye ‘nin UNESCO Miras Listesi’ne girerken taahhüt ettiği sorumlulukları gözetmedi. * Aslında 12 yapı adasından oluşan alanda 24 adet yapı adası oluşturuldu. Halkın kullanımına ayrılmış Bostan’da yapılaşmaya gidildi. Parklara ve yeşil alanlara yer verilmedi. Mevcut tarihi yapılardan çok daha yüksek 3-4 katlı bir yapı tipolojisi yaratıldı. Yeni avan projesinde “her şey uygun” deniyor 2. Numaralı Koruma Kurulu’nda kabul edilen yeni avan projesi kararında, kentsel yenileme sürecinde sona yaklaşıldığı vurgulandı ve şöyle dendi: “Yenileme avan projesinde sosyokültürel yapının ıslah edildiği, tescilli kültür varlığı yapıların korunduğu, yeşil alan, konut, ticaret, kültür, turizm ve sosyal donatı alanlarına yer verilerek yeni bir dokunun oluşturulduğu, alanın mekansal, sosyal ve ekonomik ıslahı ve yeniden işlev verilmesi sonucu yenilendiği, özgün tarih ada morfolojisinin ve sokak rejiminin yeterli düzeyde korunarak mevcut dokunun iyileştirildiği, Belediyesinin hüküm ve tasarrufunda bulunan 2524 adadaki taşınmazın projeye

katılması ile yenileme avan projesinin hedeflerini desteklediği, çöküntüye neden olan unsurların kaldırılarak veya değiştirilerek sağlıklı bir kentsel çevrenin şehre kazandırılmasının hedeflendiği ve yenileme alan sınırları içindeki tüm taşınmazların yenileme avan projesi hükümlerine tabi olduğundan iletilen yenileme avan projesinin düzeltmelerle uygun olduğu...” m l

l

BiR SÖYLESi... l

Haklıydık ve Haklılığımız Hukuki Olarak Belgelendİ

Merve Akı, yapi.com.tr, 27.06. 2012

TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi tarafından, Neslişah ve Hatice Sultan Mahalleleri Yenileme Alanı ile ilgili olarak açılan dava sonucu alınan iptal kararı ile ilgili olarak Sulukule Platformu’ndan Hacer Foggo’nun görüşlerini aldık. Foggo, kararın her şeye rağmen önemli bir kazanım olduğunu vurguladı. Sulukule Platformu olarak iptal kararını nasıl yorumluyorsunuz? Öncelikle tarihi bir karar olduğunu söylemek gerekiyor. Yaklaşık altı yıldır Sulukule Platformu olarak Sulukule’de mücadele ediyoruz.


72

13

Altı yılın sonunda, geç de olsa böyle bir kararın verilmesi, kamu için yararlı bir proje olmadığına yönelik bir ‘karar’ çıkması bütün sürecin en önemli kırılma noktası. Çünkü 2006 senesinde insanların evlerine dağıtılan tebligatın üzerinde “önce insan” yazıyordu. O dönemi çok iyi hatırlıyorum… Söz konusu tebligatla mahalle sakinleri gruplar halinde Fatih Belediye’sine çağırılmış ve bir çırpıda, Sulukulelilere proje anlatılmıştı. Bu ilk toplantıda insanlar aslında ne olduğunu, ne olacağını tam olarak anlamamışlardı... Üç farklı seçenek sunulmuştu: ya evlerini satacaklardı ya evleri kamulaştırılacaktı ya da Sulukule’de yapılacak lüks konutlardan birini satın alacaklardı. Her şeyden önce Sulukuleliler çok yoksul insanlar. Roman ya da değiller, ama roman mahallelerinde çok fazla çalıştığım için şunu rahatlıkla söyleyebilirim; herhangi bir gecekondu mahallesinde karşılaşacağınız yoksulluktan daha dipte bir yoksulluk yaşıyorlar. Aslında sürecin bu noktaya gelmesinin temel nedeni bu oldu. Bu proje neden kamu yararını gözetmiyor? Çünkü “kamu”yu oluşturanlar aslında Sulukule’nin yerel halkı ve onlar bu projeye

14


73

dahil edilemediler. Bu projenin bu koşullarda gerçekleşemeyeceği belliydi çünkü Belediye tarafından sunulan söz konusu koşullar o insanlar için uygun değildi. Bununla birlikte bu koşulları kabul etmeme gibi bir özgürlükleri de olmadı. Bu, aynı zamanda bütün kentsel dönüşüm projelerin de en büyük sorunu; insanlara özgürlük seçeneği sunulmuyor. Yaşama ve barınma haklarını ellerinden alacak seçenekler sunuluyor. “Ben burada oturmak istiyorum”, “Ben evimden memnunum”, “Evimi restore ettirebilirim” gibi seçenekler olmalıydı. Bu anlamda kamulaştırma yetkisi de ayrı bir önem taşıyor. Yerel yönetimin bir alanda kamulaştırma hakkına sahip olması durumunda zaten sizin yapabileceğiniz hiçbir şey kalmıyor. Sulukule’de de süreç bu şekilde ilerledi. Sonuçta ne oldu? Bin yıldan beri orada oturan yerel halk, bütün geçmişini, evini, mezarını bırakarak orayı terk etmek durumunda kaldı. Biz Sulukule Platformu olarak, 2007 Yaz’ında hem oradaki ev sahiplerinin hem de kiracıları kapsayacak bir alan araştırması yapmıştık. Sonuçta Sulukulelilerin aylık gelirlerinin 500 TL’nin altında olduğunu saptamıştık. Bir de bu aylık gelirlere sahip

olan insanlara sunulan koşulları düşünün. Nasıl ödeyebilirler ki? Doğal olarak mülklerini “yeni hak sahipleri”ne satmayı tercih ettiler. Bir de evlerin çok hissedarlı olması ayrı bir sorun oluşturmuştu. Bir kentsel dönüşüm projesi yapıyorsanız bütün bunları da göz önüne almak durumundasınız. Bizim o dönemde Belediye ile görüşmelerimiz yoğun bir biçimde devam etti ancak kurduğumuz bu diyalog maalesef bir şeyler üretmeye, çözüm oluşturmaya yönelik bir sonuca dönüşmedi

çünkü başından beri onların kafasında bir “hayal” vardı. Mahkemenin kararına bakacak olursak; “kamu yararı”nın olmadığı yönünde karar verilmiş, çünkü kamuya hiçbir şey sorulmadı. Siz sadece kendi hayalinizi gerçekleştirirken orada insanlar bedeller ödüyorlar. O insanlar yerlerinden ediliyor, eskisinden daha yoksul hale geliyor, kiralarını ödeyemiyor, çocuklarını okullardan almak durumunda kalıyorlar. “Dünyanın en sosyal projesi”, insanları doğdukları

15


74

yerlerden kilometrelerce ötelere gönderiyorsa o proje “sosyal” bir proje değildir. Bu iptal kararı tam olarak bu proje “sosyal” bir proje olamadığı için çıktı. Projenin odağında “önce insan” olsaydı bugün böyle bir sonuç söz konusu olmazdı. Şimdi yeni hak sahipleri ne diyor; “Biz çok zor durumdayız. Mimarlar Odası nasıl bunu yapar? Sivil Toplum Örgütleri nasıl bunu yapar?” İyi de bu davalar 20072008’de açılmıştı ve sizler o zaman bu evleri satın almamıştınız bile. Ya da satın almaya gittiğinizde

16

size Fatih Belediyesi’nin açık ve şeffaf olması gerekiyordu. Bu projenin büyün pürüzlerini size anlatması gerekiyordu. O dönemde Belediye daha açık ve şeffaf olsaydı yeni hak sahipleri de mağdur olmayacaklardı. Şu anda yerlerinden olan eski hak sahipleri, yerlerinden olan kiracılar ve yeni hak sahipleri açısından çok ciddi mağduriyet yaşanıyor. İptal kararı alındı, bundan sonra süreç nasıl devam edecek? Sulukule Roman Derneği’nin avukatı Hilal Küey’in de belirttiği üzere Belediyenin önünde bir aylık

bir süre bulunuyor. Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir yapmış olduğu basın açıklamasında mahkeme kararını bir ay içinde Danıştay’a götüreceklerini belirtti. Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar ise, “Evler yıkılmaz ama gerekirse tazminat öderiz” dedi. Yeni hak sahipleri bir mağduriyet yaşıyor elbette ama ne kadar kolay, rahat rahat “evler yıkılmaz” diyebiliyorlar. 2007-2008’de bu insanların evlerini bu kadar kolay yıkmışlardı. Şimdi kendi yaptıkları evler çok değerli. Gülsüm teyze için de “şato” dediği evi çok değerliydi. Fatih Belediyesi, bir takım düzeltmeler yapıp, yeni proje diye Kurul’a sunacaktır ve büyük ihtimalle onu onaylatacaklar. Bu projenin şu anda durması lazım. Şu anda iş makinelerinin orada çalışmaması lazım ama ben geçen hafta ordayken herkes harıl harıl çalışıyordu. Burada bir hukuk ihlali var. Mahalleli için bu karar nasıl bir anlam ifade ediyor? Aslında buruk bir sevinç var ama aynı zamanda şok yaşıyorlar. Onlar da kendi yerlerine geri dönmek istiyorlar ama bu evlere değil elbette. Bununla birlikte geri dönemeyeceklerini de biliyorlar. Yeni yapılan evler üzerinde hak sahibi olan 20 adet eski hak sahibi


75

var, onlar tabii biraz kızgınlar karara. Bu süreçte Mücella Yapıcı’nın da basın toplantısında belirttiği gibi yürütmeyi durdurma kararının önemi ortaya çıkıyor. Bu karar başka bir ülkede böyle bir karar çıkmış olsaydı, bu proje yeniden ele alınır, gerekirse bu evler yıkılır, giden insanlarla yeniden görüşülürdü. Orada yaşayan insanlara nasıl bir evde, mahallede yaşamak istedikleri sorulurdu ve bu insanların mahallelerine geri dönüş koşullarının sağlanması söz konusu olurdu. Ama bütün o, altı yıllık süreçte o kadar çok şey yaşandı ki, net bir şey söyleyemiyoruz. Kimin hukuku işliyor? Mahalleli şunu biliyor, bütün olanlara rağmen, bir karar artık onların lehine çıktı. Bir karar mevcut projenin kamu yararına olmadığını onayladı. Mahalleli şunu söylüyor; “Biz haklıydık ve haklılığımız da şu an hukuken belgelendi”. Bunun önemli bir kazanım oluğunu düşünüyorum ve bu karar bütün kentsel dönüşüm projelerine emsal olmalı. m

Görseller 1. ulusalkanal.com.tr 2. skyscrapercity.com 3. eselerdesonhaber.com 4. Ece Özden Pak 5. Najla Osserian 6. Sulukule Atölyesi 7. Aysun Koca 8. Najla Osserian 9. Sulukule Atölyesi 10. Sulukule Atölyesi 11. Aysun Koca 12. Aysun Koca 13. Najla Osserian 14. Najla Osserian 15. Sulukule Atölyesi 16. Ece Özden Pak


76

TEMMUZ 2012 12

Siluet tartışmalarının ardından, Tarihi Yarımada’da silueti korumak üzere İBB inşaatlara 90 m yükseklik sınırı getirdi. Bayrampaşa’da son bir yıl içerisinde gerçekleşen yapılaşmalar ile Edirnekapı’daki Mihrimah Sultan Camii’nin de siluet etkisini kaybettiği ortaya çıktı (Radikal).

08

İstanbul’un iki yakasını birbirine bağlayacak Marmaray Projesi’nin işletmesine talip İBB ve Devlet Demir Yolları arasındaki rekabetin galibi belli oldu. DLH Marmaray Bölge Müdürü Haluk İbrahim Özmen’in yaptığı açıklamaya göre Marmaray Projesi tamamlandığında işletmesi TCDD İşletmesi Genel Müdürlüğü tarafından üstlenilecek (Bloomberg Businessweek Türkiye Dergisi).

06

Yenikapı’nın Nişanca, Katip Kasım, Muhsine Hatun, Küçük Ayasofya ve Şehsuvar Bey Mahalleleri Bakanlar Kurulu’nun 2007 tarihli kararı ile yenileme alanı olarak ilan edilmesinin ardından, Fatih Belediye’since etaplar halinde gerçekleştirilecek proje çalışması gerçekleştirdi. Buna göre; Ermeni Patrikliği ve kiliselerinin olduğu Kumkapı ve Nişanca bölgesinin ilk etapta yer aldığı ve kültür merkezi yapılabilmesi için hazırlanan avan projenin Yenileme Kurulu’ndan onay beklediği açıklandı (Agos).

1

10

3. Köprü’nün Sakarya İli’ndeki bağlantısı, Sakarya 1. İdare Mahkemesi’nce iptal edildi (Cumhuriyet). 2

13

lŞPO İstanbul Şubesi Kuzey Marmara Karayolu’nun Sakarya bağlantısının iptali hakkında basın açıklaması yaptı: 3. Köprü’nün bir ayağı çukurda! lŞPO İstanbul Şubesi tarafından dava konusu edilen Sancaktepe NİP ve UİP Uygulama Hükümleri hakkında İstanbul 5. İdare Mahkemesi’nce yürütmenin durdurulması ve uygulamanın iptali kararı verildi.

15

ŞPO İstanbul Şubesi tarafından dava konusu edilen Ataşehir İSKİ Depolama Alanı Plan Değişikliği ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi kendi mülkiyetindeki parselleri “Depolama Alanı” fonksiyonundan “Ticaret + Turizm Alanı” fonksiyonuna almasının beraberinde, planlama yetkisini kullanan İBB, kendi mülkiyetindeki arazinin değerini arttırarak özel mülkiyete konu olacak şekilde yeniden işlevlendirip, planlama alanına çevre yapılanma koşullarının üzerinde bir yapılanma hakkı tanıdı. Söz konusu plan değişikliği İstanbul 7. İdare Mahkemesi’nce 08.12.2011 tarihinde temyiz yolu açık olmak üzere iptal edildi,buna karşıİstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nca kararın bozulması yönünde yapılan itiraz, Danıştay 6. Dairesi tarafından reddedildi.


77

TEMMUZ 2012 20 3

18

Uluslararası Af Örgütü Beyoğlu Belediyesi’ne Tarlabaşı’ndaki zorla tahliyeleri durdurması için uyarıda bulundu (www. amnesty.org.tr).

Sakarya Milletvekili Hasan Ali Çelik Kuzey Marmara Karayolu’nun Sakarya bağlantısının iptalinin lKuzguncuk Bostanı, ardından:“Güzergahta İstanbul 6 Numaralı herhangi bir değişiklik KVKK kararı ile 2. grup yok. Sadece hukuksal koruma statüsüne alındı. bir problem yaşanıyor. lCHP İstanbul Kısa sürede çözüme Milletvekili Gürsel Tekin kavuşacak. Ardından Afet Kanunu hakkında: da proje aynı şekliyle “Bunun adı Kentsel uygulanacak” (Sakarya Dönüşüm Yasası değil, Halk). Ferman Yasası’dır” dedi.

25

21

17

ŞPO İstanbul Şubesi tarafından “Bölge Parkı” fonksiyonu “Üniversite Alanı” olarak değiştirildiği için dava edilen Maltepe Üniversitesi Yerleşkesi planlarına İstanbul 6. İdare Mahkemesi’nce yürütmeyi durdurma kararı verildi.

4

19

31

Konserlere ev sahipliği yapan Kuruçeşme Arena’nın 600 bin metrekarelik arazisi satıldı. 200 metreye yakın Boğaz cephesine sahip arazinin satışının otel yapılmak üzere gerçekleştirildiği açıklandı (ekonomi.haberturk.com).

30

ŞPO İstanbul Şube Yardımcısı Akif Burak Atlar: Yapı Denetim Tasarısı kamuoyuna “Galataport onaylanırsa yine yargı yolunu duyuruldu. Yeni tasarıya göre deneriz. Daha önceki gerekçelerimiz geçerliliğini teknik müşavirlik firmalarının devam ettirmekte ve kazanılmış davalarımız yapı denetimi yaparken proje var. Konu hakkındaki görüşlerimiz, itirazlarımız de hazırlayabilmelerine imkan devam ediyor. Peşini bırakmayız.”(Cumhuriyet) verildi (Taraf).

Özelleştirme İdaresi Başkan Vekili Ahmet Aksu tarafından Galataport için yeni ihale sürecinin başlatıldığı açıkladı. Aksu: “Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Anıtlar Yüksek Kurulu’nun görüşlerini aldık. Çevreyle uyumlu bir proje ve en gözde çekim merkezi olacak” dedi (Vatan). lİstanbul Ataşehir’deki Finans Merkezi’nde özel şahıs mülkiyetindeki 10 bin metrekarelik arsa İş GYO tarafından satın alındı. Yapılan işlem İstanbul’da daha önce satışı gerçekleşen İETT, Karayolları ve Ali Sami Yen gibi büyük satışların arasında yerini aldı.

5


78 l

l

l

SEVDA TEPESI VE BOGAZIÇI ALANI l

l

TARIHLERLE SEVDA TEPESi VE BOgAZiÇi ALANI l

l

22 Kasim 1983 2960 Sayılı Boğaziçi yürürlüğe girdi.

Kanunu

l

21 Haziran 1984

3029 sayılı kanun yürürlüğe girdi. Kanun ile, Tapu Kanunu ve Köy Kanunu’nun ilgili maddelerine “hangi ülkelere karşılıklılık ilkesinin uygulanmayacağı, hangi bölge ve illerde kısıtlamalardan hangi ülkelere istisna tanınacağı Bakanlar Kurulu’nca belirlenir” ifadesi konularak, Suudi Arabistan, Kuveyt, Oman Sultanlığı, Bahreyn, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri uyruklu gerçek kişilerin karşılıklılık koşulu aranmaksızın belediye sınırları içerisinde taşınmaz edinmelerine imkan tanındı. Fakat Anayasa Mahkemesi’nin 1984/14 Esas No’lu Kararı ile 3029 sayılı Kanun iptal edildi.

21 Agustos 1984

6

84/6359 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı Resmi Gazete’de yayınlandı. Bu karara göre; “Yabancı hakiki şahısların mütekabiliyet şartı aranmaksızın Türkiye’de

gayrimenkul edinmeleri hakkında esasların yürürlüğe konulması; 21.06.1984 tarihli ve 3029 sayılı Kanun ve 20.2.1930 tarihli ve 1567 sayılı kanun hükümlerine göre Bakanlar Kurulunca 31.7.1984 tarihinde kararlaştırılmıştır.” l

22 Nisan 1986

3278 sayılı kanun yürürlüğe girdi. Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararından sonra dönemin Özal Hükümetince yabancılara toprak satışının önündeki engellerin kaldırılmasına yönelik ikinci bir girişim olarak sözü geçen kanun çıkartıldı. Bu kanuna göre; Suudi Arabistan, Kuveyt, Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri, Oman Sultanlığı, Katar ülkeleri ile ilgili ülke uyruklu gerçek kişilerin karşılıklılık ilkesi aranmadan belediye sınırları içerisinde taşınmaz edinimi serbest bırakıldı. 3278 sayılı Kanun ile yabancı gerçek kişilerin taşınmaz edinmesinin ötesinde yabancı ülkelerin de Türkiye’de taşınmaz ediniminin önü açılmış oldu. Böylelikle “Karşılıklılık ilkesi” kaldırıldı. Anayasa Mahkemesi de ikinci kez yabancılara toprak satışının önündeki engelleri kaldıran bu yasayı 1986/24 sayılı kararı ile iptal etti.


79

7

17 Agustos 2011 648 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname yürürlüğe girdi. Koruma Hükmünde Kararname (KHK) ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın yetki alanı genişletildi. KHK ile Özel Çevre Koruma Kurumu kapatılırken görevleri de Çevre ve Şehircilik Bakanlığı bünyesinde kurulan Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü’ne devredildi. Değişiklikle; Milli Parklar, Tabiat Koruma Alanları, Tabiat Anıtları, Tabiat Varlıkları, Doğal Sitler, Sulak Alanlar ve Özel Çevre Koruma Bölgeleri’nin tespit, tescil ve ilanının tek elden yürütülmesinin önü açıldı. Buna göre, bir alanda mevcut birden çok statü olsa da yetki tek idareye verilmekte, planların tek elden yapılması ve onaylanması sağlanmakta, daha önce Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın sorumluluğunda olan tabiat varlıkları ve doğal sitler de Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na devredilmekte. KHK ile devlet taşınmazlarına ilişkin her tür ve

ölçekteki etüt, harita, plan, imar planları, imar plan tadilatları ve imar uygulamaları Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nca yapılmakta ve onaylanarak yürürlüğe konulmakta.

31 Mayis 2012

İmar planı değişikliği için plan teklifinin sahibi Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Mekansal Planlama Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan dosyanın, 31 Mayıs 2012 tarihli yazı ile İBB Meclisi’ne gönderildiği tutanaklara geçti. l

15 Haziran 2012

İmar ve Bayındırlık Komisyonu tarafından 15 Haziran 2012 tarihli İBB Meclisine sunulan turizm konaklama fonksiyon teklifi kabul edilerek karara bağlandı. Kabul edilen plan teklifinde; planlama alanı içerisindeki peyzaj değeri yüksek nitelikli ağaçların geliştirilerek muhafaza edilmesi, ağaç rölevesinin çıkarılmadan uygulama yapılmaması, Boğaziçi siluetini bozmaması, çevre ile uyumlu olması, taban alan kat sayısı (TAKS) 0,06’yı Hmax: 7,50

metreyi geçmemesi, çekme mesafelerinin mimari avan proje ile belirlenmesi ve bina dışında bodrum kat yapılmaması şartı ile konaklamaya yönelik turizm tesisleri yapılabileceği hükümleri bulunmakta olup, bu hükümlerin açıklaması; “Toplamda 57 bin 470 metrekare olan alanda verilen koşullar doğrultusunda (TAKS 0,06 olması halinde), toplamda 3 bin 448 metrekare inşaat alanı elde edilebilmekte. Bu da 2 kat ve bodrumsuz bir imar demektir. Uygulama projeleri Tabiat Varlıkları Koruma Bölge Komisyonu kararı alınması şartı ile geçerli olup, turizm ve konaklama kullanışı Boğaziçi bölgesinin en doğal, önemli ve tercihli kullanış kararlarından biridir. Turizm ve konaklamanın, günübirlik yeme-içme-eğlenmedinlenme ve konaklama gibi iki farklı boyutunun Boğaziçi’nde yer alması gerekmektedir.” şeklinde yapılmakta.

8


80 l

18 Haziran 2012 CHP İstanbul Milletvekili M. Akif Hamzaçebi, TBMM Başkanlığı’na Başbakan R. Tayyip Erdoğan tarafından cevaplanması için konuyla dair yazılı soru önergesi verdi. Soru önergesiyle “Söz konusu taşınmaz tapuda kimin adına kayıtlıdır? İmar planı değişikliği teklifine ilişkin işlemlerin, İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi İmar ve Bayındırlık Komisyonunun 15.06.2012 tarih ve 290 numaralı raporunda da görüldüğü üzere hızla yürütülerek imara açılmasının gerekçesi nedir? Söz konusu taşınmazın gerek anılan satış öncesi, gerekse satış sonrasında imara açılmaması yönünde bugüne kadarki hükümetlerin tutumlarının devam ettirilmesini düşünmüyor musunuz? İstanbul’un siluetine vurulan gökdelen darbesinden sonra bakir yeşil alanı, eşsiz manzarası ile İstanbul’un simgelerinden biri olan Sevda Tepesi’nin imara açılmasına 2960 sayılı Boğaziçi Kanununun 5. maddesini de göz önüne alarak onay vermeme yönünde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na bir talimatınız olacak mıdır?,Tarihi dokusu ve doğal güzelliği ile yüzyıllardır tüm toplumların gözdesi olmuş İstanbul’un önce rant uğruna siluetinin bozulması,

şimdi de Sevda Tepesi’nin imara açılması ile endişe verici boyutlara ulaşan tahribatı Boğaz’daki koruların nüfuzlu kişilerin eline geçerek imara açılması ile mi devam edecektir?” soruları cevaplanmak üzere yöneltildi.

07 Eylül 2012

18 Haziran 2012 tarihinde CHP İstanbul Milletvekili M. Akif Hamzaçebi’nin Başbakan R. Tayyip Erdoğan tarafından cevaplanması için vermiş olduğu yazılı soru önergesi Erdoğan Bayraktar tarafından cevaplandı. Cevapta “İstanbul ili, Üsküdar ilçesi, Kandilli Mahallesi, 945 ada, 12 parsel numaralı ahırı olan tarla vasıflı taşınmazın tamamı Abdullah Bin Abdülaziz adına kayıtlıdır. …. . İstanbul ili, Üsküdar ilçesi, Kandilli Mahallesi, 945 ada, 12 numaralı parsele ilişkin Abdullah Bin Abdülaziz’in sahibi olduğu taşınmaza ilgili mevzuatlar çerçevesinde çevre imar bütünlüğünü bozmayacak şekilde yapılaşma hakkı verilmesi talebi 28.05.2012 tarihinde Bakanlığımıza 2960 sayılı Boğaziçi Kanunu 2. Maddesinde belirlenen ve 22.07.1983 onay tarihli plana göre Boğaziçi alanında gösterilen “Boğaziçi Sahil Şeridi” ve “Öngörünüm” bölgelerindeki uygulamaların İmar Kanunu’nun

46. Maddesinde yer alan hüküm gereğince İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığınca yapılması hüküm altına alınmıştır. Söz konusu kanunun 10. maddesinde yer alan “Kurulun sekretarya görevini Bayındırlık ve İskan Bakanlığı (Çevre ve Şehircilik Bakanlığı) yürütür” hükmü uyarınca İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nca (Boğaziçi İmar Müdürlüğü) Bakanlığımıza gönderilen imar planı teklifleri Boğaziçi İmar yüksek Koordinasyon Kurulu’nun onayına sunulmakta olup, Boğaziçi alanında imar planlarının ve değişikliklerinin onaylanması konusunda Bakanlığımız sekretarya görevini yürütmektedir. Bu itibarla, söz konusu teklif 31.05.2012 tarihli ve 8398 sayılı yazımız ile 2960 sayılı Boğaziçi Kanununun 10. Maddesi uyarınca Meclis Kararı alınması ve Bakanlığımıza gönderilmesi istemiyle İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı’na (Boğaziçi İmar Müdürlüğü) iletilmiştir. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Boğaziçi İmar Müdürlüğü’nün 25.06.2012 tarihli 3621 sayılı yazısı ile söz konusu parsele ilişkin plan değişikliği teklifi Belediye Meclis kararı alınarak Bakanlığımıza sunulmuştur. Sunulan plan değişikliği teklifi Boğaziçi alanında imar planlarının ve


81

değişikliklerinin onaylanması konusunda Bakanlığımızın yürüttüğü sekretarya görevi gereği Boğaziçi İmar Yüksek Koordinasyon Kuruluna sunulacaktır.” denilmektedir. m l

PLANLAMA ALANINA DAiR FAYDALI BiLGiLER l

l

Üsküdar İlçesi, Kandilli Mahallesi 945 Ada, 12 Parsel sınırları içerisinde yer alan Sevda Tepesi, Kıbrıslı Mehmet Emin Paşa Yalısı’nın korusu konumundadır. İstanbul ili, Üsküdar ilçesi, Kandilli Göksu Caddesi’nde bulunan, Sadrazam Kıbrıslı Mehmet Emin Paşa yalısı günümüze kadar iyi bir durumda gelebilmeyi başarmış olup, yalının oldukça da uzun bir geçmişi bulunmaktadır. Boğaziçi’nden söz eden eski kaynaklar yalının ilk sahibinin Sultan I. Abdülhamit (1725–1789) devri sadrazamlarından İzzet Mehmet Paşa olduğunu ileri sürmektedir. İzzet Mehmet Paşa, Kara Vezir adı ile anılan Silahtar Mehmet Paşa’nın ölümünden sonra ikinci kez sadrazamlığa getirilmiştir. Bu nedenle de yalı, Kara Vezir Yalısı olarak da anılmaktadır. İzzet Mehmet Paşa Rum Mehmet Paşa’nın torununun oğlu olup, Şehreminliği yapmış,

ikinci sadareti sırasında azledilerek 1783’te Belgrat Valisi iken ölmüştür. Paşa’nın ölümünden sonra yalı, Osmanlı devletinin İkinci Mirahuru (sarayın ahır ve atlarından sorumlu) olan oğlu Sait Mehmet Bey’e geçmiştir. Sait Mehmet Bey bu yalıda bir süre oturmuş, daha sonra da 1794 yılında yalıyı Sultan III. Selim’in sadrazamlarından İzzet Paşa’ya kiralamıştır. Sait Mehmet Bey’in ölümünden sonra oğlu Mehmet Ataullah Bey bu yalıda yaşamış, Ataullah Bey’in 1887 yılında ölümünden sonra varisleri 1840 yılında yalıyı satmıştır. Yalının bundan sonraki sahibi, yalıya günümüzdeki adını da veren, Kıbrıslı Mehmet Emin Paşa’dır. Sevda Tepesi’nin de içerisinde bulunduğu arazi, Kıbrıslı Mehmet Emin Paşa ailesine ait olup, harp yıllarında köye vakfedilen mezarlık arazisidir. Bu nedenle de tepe eskilerde “Şehitlik Tepesi” adıyla anılmaktadır. 2 Temmuz 1931‘de gerçekleşen iki aşık gencin trajik hikayesinin ardından ise “Sevda Tepesi” olarak anılmaya başlamıştır. 4 Temmuz 1931 tarihli Cumhuriyet Gazetesi’nde “Vaniköy’de Müthiş bir Aşk Faciası” başlığıyla yer alan habere göre “Bir daktilo ile zabit; ölü olarak bulundu. Dün Kandilli

polis merkezine bir hanım koşa koşa gelmiş ve heyecandan kısılan bir sesle şunları anlatmıştır: Benim ismim Hatice’dir. Şimdi Vaniköy’üne gidiyordum. Vaniköy’üne giden patikanın arkasındaki servi ağaçlarının altında bir erkekle kadını kanlar içinde yatarken gördüm. Koşunuz, koşunuz bir cinayet var!”. Yıllar sonra “Atlas Tarih” dergisinden Filiz Salıcı, bu trajik olayı “Belkıs’la Vahit yıllarca sevdalarının ismiyle anılacak bir tepe bırakarak hayatlarına son verdiler.” şeklinde kaleme almıştır (Ağustos 2012 Sayısı). 21 Aralık 1984 – Sevda Tepesi, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Abdullah Bin Abdülaziz tarafından 27 milyon dolara Kıbrıslı Mehmet Emin Paşa’nın varislerinden satın alındı. Temmuz 2005 – Prens Abdülaziz, 21 yıl imar izni verilmeyen koruyu gazete ilanıyla satışa çıkardı. 28 Mayıs 2012 – Suudi kralı Abdullah Bin Abdülaziz 28 Mayıs 2012 tarihinde İBB’ye gönderdiği dilekçe ile “1984 yılından beri maliki bulunduğu parselde mağduriyetin giderilmesi amacıyla ilgili mevzuat çerçevesinde imar bütünlüğünü bozmayacak şekilde yapılanma hakkı verilmesi” talebinde bulundu. m


82 l

YORUMLARLA SEVDA TEPESi VE BOgAZiçi ALANI l

l

İBB Başkanı Kadir Topbaş: “Rahmetli Turgut Özal’ın davet ettiği ve satışını yaptığı böyle bir yer için ‘artık yapamazsanız’ denildiği zaman bu çok yanlış olur. Yapılanma Boğaziçi İmar Kanunu’nun gerektirdikleri ve alanın doğal sit alanı olmasından Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu karaları doğrultusunda düzenleme yapılabilir. ‘Hayır kesinlikle yapılamaz’ diye bir şey çıkarsa milletimizin onuru adına bu yerin bedelini ödeyeni geri almalıyız. Bu, oradaki arazide çok büyük siteler yapılacak anlamına gelemez. Mütevazı ölçekte o bölgeyi rahatsız etmeyecek, Boğaz’ın kendi kanununa uygun bir şey yapılabilir mi ona bakılacak.” (Sabah, 14.09.2006) ŞPO İstanbul Şube Başkanı Tayfun Kahraman: “Şimdiye kadar 2960 Sayılı Boğaziçi Kanunu, Sevda Tepesi’ni korudu. Şimdi artık bu kanunun Boğaziçi’ni koruyamayacağını görüyoruz. 1984’ten beri Boğaziçi Kanunu gündeme geldiğinde hemen Kral Abdullah telaffuz ediliyordu. Artık sadece Sevda Tepesi’ni kaybetmeyeceğiz, emsal teşkil edeceği için Boğaziçi ön

görünümündeki tüm alanlar tehlikededir. Oysa Sevda Tepesi, dünyaya korumakla söz verdiğimiz 1. derecede sit alanıdır. Bu kararla Boğaziçi’nin betonlaşmasının önü açılırken, İstanbul da hızla Dubaileştirilecek.” (Cumhuriyet, 17.06.2012) “İstanbul Boğazı’nda binlerce dönüm yeşil alan, koru ya da sit alanı olduğu biliniyor. 1983 yılındaki Boğaziçi Kanunu’yla birçok alanın yeşil alan ilan edilmesinin ardından Yargıtay’ın aldığı emsal karar, Boğaz için büyük önem teşkil ediyor. Çünkü belediyelerin Boğaz’daki yeşil alanları kamulaştıracak bütçesi bulunmuyor. Türkiye’nin en pahalı arsalarının bulunduğu İstanbul Boğazı’nda yeşil alan ilan edilen arsaların büyüklüğünün 10 milyar dolarları bulduğu ifade ediliyor.” (ntvmsnbc.com, 19.06.2012) İBB Başkanı Kadir Topbaş: “Burasıyla ilgili Çevre ve Şehircilik Bakanlığımız bir plan yaptı. Binde 6 emsalli bir yapılanma koşulu ile bir plan yapma kararını bize, meclisimize gönderdi. Bu ne demektir? 57 metrekarelik alan Sevda Tepesi ve özel mülkiyet, çitlerle çevrilmiş, tamamen şahıs arazisi. %6 emsal ne demektir? Şu demektir, 57 bin metrekarede bin 700 metrekare taban oturumlu,

57 binde %3 gibi bir alanda taban oturumlu toplamda bir yapı yapabilme imkanı veriyor. Ama basında gördüğüm şu, sanki bütün bu alan, yeşil ortadan kaldırılıyor. Şu andaki Sevda Tepesi görüntüsü ’yeşil yok edilecek’ anlamı şeklinde değerlendirildiği için ben bunu bu şekilde empoze edenleri burada ayıplıyorum. Bu yanlış bir bakış açısı. Orada 57 bin metrekarenin sadece %3’ü kadar taban oturumlu bir alan kullanılacak. Ama diğer tarafı koru ve özel mülkiyet.” (Milliyet, 23.06.2012) Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar: “Kral ailesi, Türkiye’ye 10 milyar dolarlık hibede bulundu.” (ntvmsnbc.com, 23.06.2012) Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar: “Kral ailesi oraya otel yapmayacak. Ailesi için villa inşa edecek, belki 4 tane. Kendisi oturacak. İmar değişikliği, orada sadece turizm amaçlı yapılabilir. Sonuçta bu da turizm yatırımı. Adam 20 küsur yıl önce satın almış, yazıktır. İmarı da çok verilmedi. Arazisi 57 dönüm, imar bin 700 metrekareden iki kat, yani 3 bin 400 metrekareye verildi. Tek bir ağaç bile kesemez. Bence oraları da korur, güzelleştirir. Süreç daha bitmedi. Büyükşehir onayladı şimdi 6 bakan ile Başbakan’ın onayından geçecek. 25 yıllık sorun çözülmüş


83

olacak.” (Akşam, 23.06.2012) Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar: “Kralın mağduriyetini giderelim dedik. Mütekabiliyet Yasası’nı çıkardık. Körfez ülkelerinden ciddi şekilde yatırım düşünülüyor. İmar verdiğimiz insanlara imarlarını garanti edeceğimiz imajını verirsek yatırımın da artacağını düşündük. Gelip kalacak birçok yatırımcıyı, Körfez yatırımcısını çekecek. Böyle bir rakama tabi olabileceğini, bunun cebimizde olacağını düşündük. Sonuçta devlet de kar edecek. Yatırımı gelmiş kabul ettik. Böyle bir rakam değil (10 milyar dolar) ‘Bu rakama kadar çıkabilir’ dedik. Körfez ülkelerinden ciddi talep var. Bunlara jest yaparsak, güvenleri artacak, aidiyetleri artacak, Türkiye’ye yönelmeleri artacak. Biz bu tepeyi koruyoruz. Burada sahipsiz olan yerler sahiplenilmiş olacak. Burada hiçbir ağaç kesemeyecek. Temelde %3’üne oturacak.” (Hürriyet, 25.06.2012) ŞPO İstanbul Şube Başkanı Tayfun Kahraman: Plan, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na bağlı Tabiat Varlıklarını Koruma Komisyonu tarafından ele alınacak. Komisyonun kararına göre süreç devam edecek. Komisyon Meclis’ten geçen plana onay vermezse bu işlem

uygulanamaz. Zaten plan 2960 sayılı Boğaziçi Kanunu’na aykırı” dedi. Komisyondan sonra Boğaziçi Yüksek İmar Kurulu’na geleceğini de kaydeden Kahraman, “Son kararı bu kurul verecek. Bu yanlıştan dönme umudumuz tıkanmış değil. Ama vazgeçilmezse, Boğaziçi’nde bugüne kadar koruduğumuz özel orman statüsündeki korularda yapılaşma gündeme gelecek.” (25.06.2012) Cüneyt Özdemir: “Eğer Çevre Bakanı, Körfez ülkelerinden para

mimarlık sorunu olarak ele alıyordum, yanılmışım. Meğer üç kuruş para gelmesi uğruna imara açılan İstanbul’un Sevda Tepesi değil bir ülkenin haysiyetiymiş.” (Radikal, 26.06.2012) Ege Cansen: “Güngör Uras Milliyet’te “nerede bu 10 milyar dolar” diye mizahi bir şekilde yorumlayınca kıyamet koptu. Bakan Bayraktar, Güngör Uras’ı aramış, “sözlerim yanlış anlaşıldı; ben, bu kadar ’yatırım’ gelebilir dedim, onlar ’yardım’

9

gelebilir ihtimalini düşünerek Suudi Kralına Sevda Tepesi’nin imarını hediye ediyorsa yazıklar olsun bu ülkeye... Maddi değeri bir yana, manevi olarak İstanbul’u bugüne kadar hiç kimse üç kuruş para için yabancılara hediye etmemişti. Ben meseleyi bugüne kadar bir imar, şehircilik veya

anlamışlar” demiş. Ağızdan kaçan her kelime, insanın kafasının gerisini anlatır. Dışarıdan gelen parayla ekonomisinin çarklarını maşallah iyi çeviren Türkiye’de tüm kararlar yabancı para akımının durmamasını sağlamaya yöneliktir. Bakan da kendi sorumluluk alanında “gel para


84

10

gel” kampanyasına katkı yapmak istemiştir. Olay budur.” (Hürriyet, 27.06.2012) Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar: “Suudi Kralı, satın aldığı zaman imarı vardı. Aldıktan sonra iptal oldu. Bu da insanları üzüyor. Mütekabiliyet yasası çıkarttık. Bu hak teslim edilirse, gayrimenkul talebi artacak. Haksızlık giderilirse imajımız kuvvetlenecek.” (Milliyet, 30.06.2012) Can Ataklı: “Eğer bir hukuk devletiysek, kişiye özel yasa çıkaramayız. Bundan 27 yıl önce Boğaz’daki imar yasağı sadece Sevda Tepesi’ni etkilemedi. O sırada başlayan ve başlaması planlanan pek çok inşaat da durduruldu, doğa kurtarıldı. Şimdi siz kalkıp Kral’a özel bir düzenleme yaparsanız, hukuk gereği emsal olur ve zamanında İstanbul’un en güzel yerlerine sahip olmuş ama inşaat yapamamış olanları da iştahlandırırsınız. “Emsal” nedeniyle bu çığır bir açıldı mı, artık önünü nasıl alabilirsiniz, bunu

bilemezsiniz.” (Vatan, 04.07.2012) Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar: “Sevda Tepesi tapuda ‘ahırı olan tarla’ vasıflı olarak görünmekte, Sevda Tepesi’ne imar izni konusunda son sözü Boğaziçi imar Yüksek Koordinasyon Kurulu söyleyecek.” (18.09.2012) m l

l

iKi YAZI... SEVDA TEPESi’NiN UNUTULAN HiKAYESi Gürkan Hacır, Akşam, 24.06.2012

Demek bir yandan dış ticaret açığı verirken öte yandan bütçe fazlası vermemizin izahı Abdullah Bin Abdülaziz’miş, onun Sevda Tepesi’ne sevdalanmasıymış. Geçen gün, İstanbul Belediyesi meclis üyesi arkadaşım Özgen Nama’ya rastladım. ‘Gürkancığım, Sevda Tepesini imara açtılar, haberin yok mu?’ dedi. ‘Artık senden bir ‘Sevda Tepesi’ yazısı bekliyoruz’ diye de ekledi. ‘Hazırlanıyorum’ dedim. Hafta başından beri bu konuyu çalışıyordum. Derken dün bizim gazetenin genel yayın yönetmeni İsmail Küçükkaya’nın manşetlik haberini okuyunca artık ‘iyi ki bu dosyayı hazırlamışım’ dedim. Çünkü çevre Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın

dediğine göre İstanbul’un bu en güzel tepesi bize kayıt dışı para aktaran Arap şeyhine jest olarak sunulmuştu. Buna yazının sonunda değinelim. Kandilli’deki Kıbrıslı Yalısı Ama isterseniz Sevda Tepesi’nin hikayesine bir uzanalım. Sevda Tepesi’ni anlamak için Kıbrıslı Ailesi’ni ve Kıbrıslı Yalısı’nı bilmemiz gerekiyor. Sadrazam Kıbrıslı Mehmet Emin Paşa’nın Kandilli’deki yalıya ‘Kıbrıslı Yalısı’ deniyordu. Yalının hemen ardı sıra Kandilli sırtlarına doğru uzanan koru da Kıbrıslı Ailesi’nindi. Korunun en tepesindeki yer ‘Sevda Tepesi’ olarak anıldı. Ama tarihsel kronolojiyi karıştırmayalım. Bu isimle anılması yıllar sonra oldu. Önceden Ömür Tepesi olarak anılıyordu. Cumhuriyetin ilk yıllarında içinde bir çay bahçesi vardı. Türk sinemasına plato görevi görüyordu. Belkıs’la Vahit’in Sevdası O zaman bir parantez açalım. Ve ‘Sevda Tepesi’ adı nasıl kondu, ona bir bakalım. ‘Yalıdakiler’ kitabında Tayfun Er, bakın nasıl anlatıyor: ‘Bir zabıta memurunun fakir ama yakışıklı oğlu Vahit, Mabeynci Remzi Bey’in torunu ve Kaymakam Sefer Bey’in kızı Belkıs’a aşık olur. Belkıs da bu yakışıklı genci sever ama Amerikan Kolejli Belkıs’ın ailesi,


85

Vahit’i (eminim soylu bulmadıkları içindir) istemez. Belkıs’ın zengin birisiyle evleneceğini duyan Vahit, 2 Temmuz 1931’de Belkıs’ı Kıbrıslı Yalısı’nın korusuna çağırıp orada öldürür ve intihar eder.’ Parantezi kapatıp devam edelim. Sadrazam Kıbrıslı Mehmet Emin Paşa’nın tek çocuğu oldu. Atiye Hanım! Atiye Hanım’ın ise evliliğinden 4 çocuğu dünyaya geldi: Nazım, Azize, Refika ve Şevket! Refika Hanım, felsefeci İbrahim Ethem Dirvana ile evlendi. Bu evlilikten onun da 4 çocuğu oldu. Emin, Mahit, Selim ve Süleyman! Şevket Bey, Mısır Hidivi Abbas Hilmi Paşa’nın kızı Prenses Atiye ile evlendi. Atiye Hanım’ın, Şevket Bey’den önceki evliliğinden 2 oğlu vardı. Arnavut olan eşinin soyadını taşıyan çocukları Sinan Vlora ve Abbas Vlora’ydı. Soyağacına çok daldık biliyorum. Ama durun, toparlayacağım ve hepsini birbirine bağlayacağım. Nazım Kıbrıslı’nın çocuğu olmadı. Azize Kıbrıslı’nın ise yine 4 çocuğu oldu. Nazlı, Leyla, Müzeyyen ve Nimet! Şevket Kıbrıslı’nın eşi Prenses Atiye’nin kardeşi Prens Abdülmümin de Osmanlı prenseslerinden Neslişah Sultan ile evliydi. Bunu da bir yere not edin!

Şevket Bey’in Aşkları Kıbrıslı Ailesi’nin veliahtlarından Şevket Kıbrıslı hovarda bir adamdı. Her anlamda hovarda. Hem çok para harcamayı seviyordu hem de kadınlara çok meraklıydı. Çapkınlıklarının ünü İstanbul’a yayılmıştı. Prenses Atiye bu duruma daha fazla dayanamadı. Boşanmadılar ama ayrı yaşamaya başladılar. Şevket Bey, ayrı yaşamaya başlayınca daha bir rahatlamıştı! Hız kesmedi. Ünlü seramik sanatçımız Füreyya ile aşk yaşamaya başladı. Evlenmediler ama hızlı bir aşk yaşadılar. Füreyya başarıyla ürettiği seramik eserlerinden düzgün bir kazanç elde edemiyordu. Şevket Bey ona destek veriyordu. Yurtdışı seyahatler, geziler, İstanbul’da rahat bir yaşam. Füreyya sevgilisi sayesinde rahatça sanat üretebiliyordu. Ama paraların suyunu çekmesi çok sürmedi. Şevket Bey kolay kolay tükenmeyecek bir serveti kısa sürede bitirmeyi başardı. Kıbrıslı Yalısı’na hacizler gelmeye başladı. Elbette söylememe gerek yok sanırım. Füreyya ile olan aşkları da zaten son bulmuştu! Prenses Atiye Hanım ayrı yaşadığı ama kağıt üzerinde evli olduğu kocasının borçlarını üstlendi. Tüm borçlarını kapadı.

Şevket Bey bir süre sonra yaşamını yitirdi. Kıbrıslı Yalısı ve tabii ki Sevda Tepesi de 3. kuşak mirasçılara kaldı. Peki kimdi onlar? Refika Hanım’ın İbrahim Ethem Dirvana’yla evliliğinden olan 4 oğlu. Emin, Mahit, Selim ve Süleyman. Süleyman Dirvana doktor oldu. Aynı zamanda denizciydi. Yelkene meraklıydı. İstanbul Yelken Kulübü’nün başkanlığını yaptı. (Meraklısı İstanbul Yelken Kulübü’ndeki Süleyman Bey’in Seddülbahir teknesinin yeni renuve edilmiş halini görebilirler) Süleyman Dirvana’ya gelmişken biraz magazin vereyim. (Bu bilgiyi özgün biyografilerde bile bulamazsınız.) Süleyman Bey Zeynep Dirvana Hanımefendi’yle evlenmeden önce Osmanlı hanedanlarından Neslişah Sultan’ın da sevgilisiydi. Tutkulu bir aşk yaşıyorlardı. Süleyman Dirvana yakışıklılığı ve çapkınlığıyla ünlüydü. Hatırladınız değil mi? Az önce yukarıda bahsetmiştim. Neslişah Sultan Süleyman Dirvana’nın kuzenlerinin büyük dayısı

11


86

Abdülmümin Bey’in eski karısıydı. Yani Prenses Atiye’nin erkek kardeşi Abdülmümin Bey’in. Neslişah Hanım anlaşılan bu aileden vazgeçememişti. Misafir Yahya Kemal Neyse Sevda Tepesi’ne geri dönelim. Kıbrıslı Yalısı’nın kalıcı misafirlerinden biri de ünlü şairimiz Yahya Kemal Beyatlı’ydı. Şevket Kıbrıslı’nın yakın arkadaşı olan Yahya Kemal bu yalıya misafirliğe gelmişti ama tam 3 yıl kalmıştı. Sık sık Sevda Tepesi’ne çıkardı. Bir rivayete göre ‘Sana dün bir tepeden baktım ey aziz İstanbul’ şiirini Sevda Tepesi’nden esinlenerek yazmıştı. Ailede birçok kişi reddi miras yapmaya başlayınca ‘Tepe’nin büyük mirasçısı olarak Şevket Kıbrıslı’nın iki üvey oğlu kaldı. Sinan Vlora ve Abbas Vlora! Bir de küçük hissedar olan Dirvana Ailesi... (Belirtmeden geçmeyeyim. Şu an İstanbul’un en güzel eğlence mekanlarını içinde barındıran Çubuklu korusu ise bizim Kıbrıslıların aile bostanıydı.) İstanbul’da Talan Rüzgarı 1980’li yılların başında ise arazi talanı başlamıştı. İstanbul parsel parsel satılmaya başlanmıştı. Yani yatay soygun yeni başlamıştı. (Şimdi İstanbul’da talan edilecek

arazi pek kalmadığından dikey soygun yapılıyor. Yani mevcut arsa veya binalara imar değişikliği yaparak rant imkanı veriyorlar. Son 20 yılda İstanbul’da bu yolla sağlanan rantın yaklaşık 100 milyar dolar olduğu söyleniyor. Kimlerin cebine gitti bu para?) Bedrettin Dalan, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanıydı. Suudi kralının adamlarıyla o görüştü. Turgut Özal’ın talimatıyla İstanbul’un boğaza hakim en güzel tepesi Araplara satılacaktı. Ancak buranın iki küçük engeli vardı. Birincisi imara açık değildi. Yani ev işyeri vs. yapılamazdı. İkincisi ise burası askeri nişangah alanıydı. Yani askeri stratejik önemi olan ve boğaz güvenliğini sağlayan bir nişangah yeriydi. Ancak hepsi halledilebilirdi. Turgut Bey devreye girdi. Ancak iki büyük mirasçı Sinan ve Abbas Vlora kardeşler satma yanlısı değillerdi. Kıbrıslı Yalısı zaten ellerinden gitmişti. Bir de o güzelim koruyu ve Sevda Tepesini kaybetmek istemiyorlardı. Ancak baskı büyük yerdendi. Hafif gözdağı veriliyordu. Abbas Vlora erken pes etti. ‘Bu işin altından b.k çıkacak’ dedi. Ve hissesini satmayı kabul etti. Sinan ondan daha inatçıydı. Zaten sürekli yurt dışına gidip geliyordu. Onu Türkiye’de

bulmaları pek kolay değildi. Yurt dışı seyahatlerinde arabasını kullanıyordu. Bir geziye çıkmadan önce arabası Kapıkule’den geri çevrildi. Apar topar Bedrettin Dalan’ın ofisine davet edildi. Sinan da ikna olmuştu. Toplam 1 milyon dolara hisseler devralındı. Peki Arap Kralı Abdullah Bin Abdülaziz ne kadar ödemişti? 26 Milyon Dolar Uçtu mu? Suud Kralı’nın açıklamasına göre 27 milyon! E aradaki 26 milyon dolar nereye uçmuştu? 57 bin metrekarelik arazi. Yani 57 dönüm. İmarsız bir araziye Arap kralı 27 milyon dolar saymıştı. O günlerde bu konu epey tartışılmıştı. Aradan yıllar geçti, unutuldu. Ama 26 milyon dolar çoktan buhar olmuştu. 2006 yılında Abdullah Bin Abdülaziz buranın imara açılması için Tayyip Bey’den ricacı oldu. Geçtiğimiz hafta imar izni çıktı. Şimdi gelelim finale... Dünkü Akşam Gazetesi’nde flaş haberi İsmail Küçükkaya patlattı. Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar imar izni eleştirilerini cevaplarken şöyle diyor. ‘Kral ailesi oraya otel yapmayacak. Ailesi için villa inşa edecek, belki 4 tane. Kendisi oturacak... Adam 20 küsur yıl önce satın almış, yazıktır. İmarı da çok verilmedi.’


87

Sonra şu bilgiyi de ekledi. ‘Kral ailesi Türkiye’ye yardımcı oluyor. On milyar tutarında bir yardımı oldu.’ İsmailKüçükkayaüsteliyor.‘Hibemi?’ ‘Evet. Ben öyle biliyorum.’ Suud Kralının Hibesi Vay be... Demek bizim bütçede izah edilemeyen gelir fazlasının kaynağı Suudi Kralıymış. Üretimi arttırmadığımız halde ekonomik krize yakalanmayışımızın sebebi demek kralın bize hibesiymiş. Demek bir yandan dış ticaret açığı verirken öte yandan bütçe fazlası vermemizin izahı Abdullah Bin Abdülaziz’miş. Onun Sevda Tepesi’ne sevdalanmasıymış. Vay be... Daha neler duyacağız... Evet bu sevda masalı da böyle bitti... Arap Kralı sevdasına da tepesine de kavuştu. Ama biz kerevitine çıkamadık. Sadece elimizde iki küçük soru kaldı. Arap Kralı bize niye 10 milyar hibe etti? Ve... Sevda Tepesi’nin satışından buhar olan 26 milyon dolar nereye gitti? - Süleyman Dirvana’yla Neslişah Sultan tutkulu bir aşk yaşamışlardı. Kıbrıslı Yalısı’nın kalıcı

misafirlerinden biri de Yahya Kemal Beyatlı’ydı. ‘Sana dün bir tepeden baktım ey aziz İstanbul’ şiirini Sevda Tepesi’nden esinlenerek yazdığı rivayet edilir. SEVDA TEPESİ: 27 YIL ÖNCE VE SONRA! NEDEN İLLE DE SUUDİLERE AÇILIYOR BOĞAZ’IN GÜZELLİKLERİ?..

Hasan Cemal, Milliyet, 12.08.2012

“Boğaz’ın güzelliklerinde insanlarımızın zaman zaman da olsa soluk alabilmelerini sağlamak, bize kalırsa, çağımıza daha yaraşır bir hizmet olur. Arap dostlarımıza yazlık saray için Boğaziçi’nden daha başka yerler de bulunabilir. Ülkemiz yeterince büyüktür. Ayrıca, petro-dolarlardan daha değerli moral ölçüler de vardır hayatta... Milliyetçi-muhafazakar dostlara bir kez daha anımsatıyoruz.” Turgut Özal Başbakan, Bedrettin Dalan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı’ydı. 1984’ün sonları, 1985’in başları olmalı. Cumhuriyet’te Genel Yayın Yönetmeni’yim. Belediyeden haber aldık ki, Boğaz’daki Sevda Tepesi Suudi Arabistanlı zenginlere satılıyor. Haberi, acar belediye muhabiri Kemal Küçük getirdi. Öğrendik ki, bunun için Ankara’da Boğaziçi Yasası’nın delinmesi,

değiştirilmesi gündemde. Haber manşette patladı: “Boğaziçi’yle oynamayın!” Boğaziçi’ne sahip çıkılması için gazetede yorum ve haberlerle başlattığımız kampanya kamuoyunda tuttu. Zamanın ANAP iktidarı ve Özal’ın yakın çevresi, Cumhuriyet’i topa tutmaya başladı. Bundan ben de payımı aldım. Hatta Özal’ın ekonomiyle ilgili bir yüksek bürokratı tarafından uluorta vatan hainliği ile suçlandım. Zamanın iktidarına göre, Cumhuriyet gazetesi Sevda Tepesi‘nin satışına taş koyarak, Türkiye’ye akabilecek “Suudi sermayesi”ni, petro-dolarları engelliyordu. Bir gün Büyükşehir Belediye Başkanı Dalan, Cumhuriyet’in kapısını çaldı. Genel Yayın Müdürü’nü atlayıp doğrudan patron ve başyazarımız Nadir Nadi‘yi ziyarete geldi. Hiç unutmuyorum. Bedrettin Dalan öfkeliydi. Çünkü, Sevda Tepesi kampanyasından dolayı kamuoyu yoklamalarında inişe geçtiğini elindeki araştırmalardan biliyordu. Koltuğunun altında Cumhuriyet’in yayınlarından oluşan kalın bir dosyayla benim yüzüme bile bakmadan doğruca Nadir Nadi’nin


88

odasına girdi. Beni şikayete gelmişti. Ama Nadir Bey biraz sonra beni odasına çağırdı. Dalan’ın Sevda Tepesi dosyasını bana uzattı. Muhatabının kendisi değil, Genel Yayın Müdürü olduğunu Dalan’a nazik biçimde hatırlatmış oldu. Ertesi gün ben imzalı bir yazı daha yazdım Cumhuriyet’in birinci sayfasından. Şu satırlar vardı: “Aklı başında hiç kimse Boğaziçi’nin doğal güzelliğini, tarihsel ve kültürel değerini yadsımaz. Sağduyu sahibi hiç kimse, bütün bu güzelliklerin korunup geliştirilmesine karşı tutum almaz. Ve her uygar kişi, bu iş yapılırken kamu yararı gibi çağdaş bir ölçüyü savunur. Şimdi İmar Yasası’nda yapılacak bir değişiklikle Boğaziçi Yasası’nı

12

delmek gibi bazı hazırlıklardan söz ediliyor Ankara’da. Yazık! Boğaziçi’nin güzelliklerini, sözgelimi ulusal park olarak ortak hizmete açmak varken, Suudi prenslerin sarayları için kapatma girişimleri büyük bir talihsizliktir. Boğaz’ın güzelliklerinde insanlarımızın zaman zaman da olsa soluk alabilmelerini sağlamak, bize kalırsa, çağımıza daha yaraşır bir hizmet olur. Arap dostlarımıza yazlık saray için Boğaziçi’nden daha başka yerler de bulunabilir. Ülkemiz yeterince büyüktür. Ayrıca, petro-dolarlardan daha değerli moral ölçüler de vardır hayatta... Milliyetçimuhafazakar dostlara bir kez daha anımsatıyoruz.” Bu yazımın Cumhuriyet’teki tarihi, 1 Mart 1985.

Aradan 27 yıl geçmiş. Bugün de farklı düşünmüyorum. Ama değişen birşey 27 yıldır yapılamayanı, anlaşılan, Ak Parti iktidarı yaptı ve Sevda Tepesi Suudi Kralı’na gitti. Üstelik hiç ses seda çıkmadan... Yazık değil mi? İyi pazarlar! m


89

GĂśrseller

1. Sinan DoÄ&#x;an - flickr.com 2. bianet.org 3. brandtjana.wordpress.com 4. beylerbeyi.org 5. www.lojiport.com 6. hanimlarindunyasi.com 7. googleearth 8. emlaktasondakika.com 9. esenlerdesonhaber.com 10. haber7.com 11. cornucopia.net 12. posta.com.tr


90

AGUSTOS 2012 04

1

01

Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar: “Ataşehir Finans Merkezi Projesi’nin hayata geçirilmesi için çalışmalar 8 Ağustos’ta başlayacak ve İFM 3,5 yılda tamamlanacak” (Ataşehir Kültür Dergisi).

03

lAfet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun’un Uygulama Yönetmeliği çıktı. lİstanbul Ataköy Turizm Merkezi Kazlıçeşme Deniz Turizmi Tesisleri’nin “1/5000 Ölçekli Nazım İmar Planı” ve “1/1000 Ölçekli Uygulama İmar Planı”na MO tarafından açılan dava sonucunda, İstanbul 6. İdari Mahkemesi’nden projenin iptali ve yürütmenin durdurulması kararı verildi. (Vatan).

06

ŞPO İstanbul Şube Başkanı ŞPO İstanbul Şubesi Tayfun Kahraman: “1995 tarafından; 1/100.000 yılında da 2008’de de Ölçekli İstanbul Çevre Ayamama Deresi’ndeki Düzeni Plan kararlarına taşkında çok sayıda yapı aykırı kararlar içeren, su altında kalmıştı. O yürürlükten kalkmış ve günlerde ‘planları iptal güncelliğini tümüyle ediyoruz ve buradaki yitirmiş olan 29.07.1980 yapıları engelleyeceğiz’ onanlı plan kararları esas söyleminden sonra alınarak hazırlandığı için bölgede yeni yapılara izin yargıya taşınan 1/50.000 verildi ve bölgede risk Ölçekli Hadımköy (İstanbul) durumu devam ediyor.” Metropoliten Alan Planı (Taraf) yargı tarafından iptal edildi.

07

08

3

4

13

Sulukule ve Ayvansaray İstanbul 3. Yenileme Projeleri’nden Havalimanı’nın sorumlu idari kuruluş Eyüp ile Arnavutköy Fatih Belediyesi arasına yapılacağı hakkında mahalleliler Bakanlar Kurulu suç duyurusunda tarafından ilan edildi bulundu. (radikal.com.tr).

14

Başbakan Erdoğan’ın ‘İstanbul’a iki İBB Başkanı Kadir Topbaş yeni şehir’ açıklamasının ardından metrobüs hakkında: ŞPO İstanbul Şube Başkanı Tayfun “Otobüsler için şikayetler Kahraman: “İstanbul’u zorlamayın. geliyor. Dünya literatüründe İstanbul’un kuzey sınırları zorlanırsa, normalde otobüslerle yolcu İstanbul ölür” dedi (Cumhuriyet). taşıma kapasitesi saatte 12 bin ya da 15 bindir. Biz 33 bin kişiye çıkmışız. Yani bu otobüslerle olacak iş değil. Bu kadar yolcuya hafif metro ve raylı sistem olması gerekiyor. Çünkü 35 bin- 50 bin yolcu demek hafif metro demektir” dedi (Takvim). 2


91

AGUSTOS 2012 28

21

16

Taksim Dayanışması, Taksim Meydanı Projesi’nin ilk etabı için yapılan ihaleye katılan 11 şirkete kamuoyuna örnek olma çağrısı yaptı. Metinde proje ile ilgili yargı sürecinin devam ettiği anımsatıldı.

ŞPO İstanbul Şubesi, İBB Başkanı Kadir Topbaş’ın ulaşımla ilgili açıklaması ardından basın Mecidiyeköy Tekel-Likör açıklaması yaptı: Fabrikası’nın arsasında yeni Metrobüs’te geri projenin inşaatı başladı adım! (Cumhuriyet).

20

19

Beyoğlu Eğlence Yerleri Derneği (BEYDER) tarafından organize edilen festival ile Beyoğlu Belediyesi tarafından sokaklardaki masa ve sandalyelerin kaldırılmasının 1 yılı protesto edildi.

6

CHP İstanbul Milletvekili İhsan Özkes, gündemde yer alan camii projeleri ile alakalı olarak Diyanet Başkanı Mehmet Görmez’in “Mimarlarımız 80 yıldır camilere küsmüşlerdi” açıklaması üzerine:“Görmez iktidarın adamı. İslam ile AKP’:“Son 10 yılda yapılan camilerin tümü Mimar Sinan’ın 15. yüzyılda yaptıklarının birer kopyasıdır. Tabii ki camiler Cumhuriyet dönemine uygun olmalıdır. Son zamanlarda gündeme gelen cami tartışmalarında önemli olan mimarisinden çok yapılacağı alanlardır” dedi (Yurt).

24

29

Bakırköy sahilindeki 670 bin m2 kullanım Başbakan R. Tayyip Erdoğan’ın “İstanbul’a alanına sahip Ataköy Turizm Kompleksi’nin iki şehir” projesinin ayrıntıları kamuoyuna ihalesinin 17 Ekim’de gerçekleştirileceği yansıdı. İlki Kemerburgaz’a yapılması açıklandı. Açıklama, TOKİ İstanbul Emlak planlanan 500 bin kişilik çılgın şehirlerden Dairesi Başkanı Ali Seydi Karaoğlu, DATİ ikincisinin Tuzla’ya inşa edileceği belirtildi. Yatırım Holding Yönetim Kurulu Başkanı Şile ve Ağva’dan vazgeçme gerekçesi olarak Gökhan Kıran ve DATİ Yatırım Holding ormanları korumak gösterilirken, metronun Genel Müdürü Dr. Ulvi Süvarioğlu yanı sıra kara ve denizyolu ile erişebilir tarafından yapıldı. Satışa sunulan arazinin olmasının Tuzla’yı ön plana çıkardığı belirtildi yanı sıra Ataköy’de mega yat limanı için (Sabah). ‘167 bin metrekarelik bir alana dolgu gerçekleştirilmesinin planlandığı’ kamuoyu ile paylaşılan diğer bilgiler arasındaydı (Cumhuriyet).

5 7


92 l

HAYDARPASA GARI ve ÇEVRESI l

planlama-yasama süreci 25. UIA Genel Kurulunda tartışıldı ve oy birliğiyle “Kenti etkileyecek öneme sahip mimarlık ve kent planlama projeleri demokratik, şeffaf ve kamu katılımına açık nitelikteki yasa ve yönetmeliklerle gerçekleştirilmelidir” cümlesi sonuç metinde yer aldı.

8

12 Temmuz 2005 l

TARIHLERLE HAYDARPAsA l

17 Eylül 2004 tarihinde 5234-5 sayılı ve 21 Nisan 2005 tarihinde 5335-32 sayılı yasalarla TCDD’nin arazilerinde plan yapma yetkisi Bayındırlık ve İskan Bakanlığı’na verilerek Gar ve Çevresindeki 1 milyon m2lik alana inşaatlar yapılmasının önü açıldı.

MART 2005

İBB Başkanı Kadir Topbaş; Uluslararası Cannes Emlak Fuarı’nda İstanbul’u görücüye çıkardıklarını ilan ederek, 20 vizyon projesi belirlendiğini açıkladı. Bu projeler arasında; Çamlıca, Karayolları Kuleleri, Tarihi Yarımada projelerinin yanında Haydarpaşa Gar ve Liman Alanı Dönüşüm Projesi de bulunuyordu.

l

27 Nisan 2005 Sosyal güvenlik değişikliklerini de içeren Cumhurbaşkanı’nın Meclis’e iade ettiği 5335 sayılı “Torba Yasa”, Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girdi. Bahsi geçen yasanın 32. maddesiyle Haydarpaşa Gar ve Liman alanındaki taşınmazların satış, devir, plan ve projelendirme yetkisi TCDD Genel Müdürlüğü’ne devredildi. l

28 Nisan 2005

Haydarpaşa Kampanyası’nı oluşturmak üzere ilgili meslek odaları, sivil toplum örgütleri ve sendika temsilcileri ilk kez ortak basın açıklaması yaptı.

8-10 Temmuz 2005

Haydarpaşa Dünya Merkezi Projesi ve

Ticaret izlenen

Liman-İş Sendikası; TCDD’ye devredilen Haydarpaşa Limanı’nın TCDD Ana Sözleşmesi ve Taşınmaz Mallar İhale Yönetmeliği’nde yapılan değişiklikle getirilen ”yapımlı kiralama” yöntemiyle, özelleştirme ve kamu ihale mevzuatına tabi olmaksızın 99 yıllığına devredilmesinin önünü açan ve bu konudaki tüm yetkileri TCDD Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Kararı’na bırakan yönetmeliğin iptali ve yürütmenin durdurulması için Danıştay’a başvurdu.

13 Temmuz 2005

Başbakan R. Tayyip Erdoğan, ABD gezisi dönüşü yaptığı açıklamada ”projede ısrarlı olduklarını ve Haydarpaşa Lisesi binasını da aldıklarında projenin daha da iyi olacağını; Haydarpaşa ve


93

Galataport projesi ile İstanbul’un çehresini değiştirmeye kararlı olduklarını” bildirdi.

9 Eylül 2005

Liman-İş Sendikası; TCDD ana Sözleşmesi ve Taşınmaz mallar İhale Yönetmeliği Değişikliği ve YPK’nın TCDD’nin ana statüsünü değiştirmeye yönelik kararına karşı dava açtı. Danıştay 10. Dairesi istenen değişikliği Anayasa’nın 37, 38, 161 ve 162. maddelerine de aykırı bularak, iptal istemi ile Anayasa Mahkemesi’ne iletti. Anayasa Mahkemesi ilgili yönetmeliğin ve YPK kararının yürütmesini durdurdu. l

10 Ekim 2005

TCDD Genel Müdürlüğü tarafından 1.000.000 m2 proje alanının yapılacak kıyı dolguları ile 1.300.000 m2’ye yükseltildiği açıklandı. l

18 Nisan 2006

“Dünya Anıtlar ve Sitler Günü”nün 2006 teması ICOMOS tarafından “Dünya Endüstri Mirasının Korunması” olarak belirledi. ICOMOS Türkiye Ulusal Komitesi bu önemli günü “HaydarpaşaEndüstriyel Miras ve Koruma” başlıklı panelle kutladı. l

26 Nisan 2006

İstanbul 5 Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Haydarpaşa Garı ve

Haydarpaşa garında 1941 baharında saat on beş. Merdivenlerin üstünde güneş yorgunluk ve telaş Bir adam merdivenlerde duruyor bir şeyler düşünerek. Zayıf. Korkak. Burnu sivri ve uzun yanaklarının üstü çopur. Merdivenlerdeki adam -Galip Ustatuhaf şeyler düşünmekle meşhurdur: “Kaat helvası yesem her gün” diye düşündü 5 yaşında. “Mektebe gitsem” diye düşündü 10 yaşında. “Babamın bıçakçı dükkanından Akşam ezanından önce çıksam” diye düşündü 11 yaşında.

“Sarı iskarpinlerim olsa kızlar bana baksalar” diye düşündü 15 yaşında. “Babam neden kapattı dükkanını?” Ve fabrika benzemiyor babamın dükkanına” diye düşündü 16 yaşında. “Gündeliğim artar mı?” diye düşündü 20 yaşında. “Babam ellisinde öldü, ben de böyle tez mi öleceğim?” diye düşündü 21 yaşındayken. “İşsiz kalırsam” diye düşündü 22 yaşında. “İşsiz kalırsam” diye düşündü 23 yaşında. “İşsiz kalırsam” diye düşündü 24 yaşında. Ve zaman zaman işsiz

kalarak “İşsiz kalırsam” diye düşündü 50 yaşına kadar. 51 yaşında “İhtiyarladım” dedi, “babamdan bir yıl fazla yaşadım.” Şimdi 52 yaşındadır. İşsizdir. Şimdi merdivenlerde durup kaptırmış kafasını düşüncelerin en tuhafına: “Kaç yaşında öleceğim? Ölürken üzerimde yorganım olacak mı?” diye düşünüyor. Burnu sivri ve uzun. Yanaklarının üstü çopur. Denizde balık kokusuyla Döşemelerde tahtakurularıyla gelir Haydarpaşa garında bahar Sepetler ve heybeler merdivenlerden inip merdivenlerden çıkıp merdivenlerde duruyorlar. Nazım Hikmet Ran

9


94

10

çevresini “Tarihi ve Kentsel Sit Alanı” ilan eden 85 Numaralı kararını aldı. l

21 Haziran 2006

Kültür ve Turizm Bakanlığı sit kararını tekrar görüşmek üzere İstanbul 5 Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’na geri gönderdi. Kurul kararının doğru olduğu ve değiştirilmesine gerek olmadığı gerekçeleriyle kararını yineledi. l

17 Ekim 2006

İstanbul 5 Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nun Haydarpaşa ile ilgili sit kararı kamuoyuna açıklandı. l

25 Haziran 2007

TCDD Genel Müdürlüğü sit kararına karşı 2007/1294 esas sayılı dosya ile dava açtı.

30 Kasim 2007

İBB ile Devlet Demiryolları İşletmesi Genel Müdürlüğü arasında imzalanan protokol ile Haydarpaşa Limanı ve geri sahasını kapsayan bölge için “1/5000 Ölçekli Haydarpaşa Gar, Liman ve

Geri Sahası Koruma Amaçlı Nazım İmar Planı” çalışmasının yapılması karara bağlandı (İHA). İstanbul 5 Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu Kararı’nda “Planlama alanı Haydarpaşa Garı, Liman ve Geri Sahası sınırlarının tamamından oluşmakta olup, Üsküdar ve Kadıköy ilçe sınırları içerisinde yer almaktadır. Planlama alanı bulunduğu konum itibariyle görsel ve tarihi kimlik açısından bir bütünlük arz eden Tarihi Yarımada, Galata, Beyoğlu, Beşiktaş, Kadıköy, Üsküdar ve Selimiye bölgeleri kapsamında kalmaktadır. Plan bölgesi kuzeyinde yer alan l. Ordu Komutanlığı Karargahı olan Selimiye Kışlası, Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi, Haydarpaşa Askeri Hastanesi, Gülhane Askeri Tıp Akademisi ve Haydarpaşa Gar binası bölge açısından önemli bir tarihi ve bütüncül kimlik oluşturmaktadır.” denilerek kamuya ait mevzu bahis alanın; taşıdığı tarihi, doğal, ekonomik, sosyal ve toplumsal değerlerin öncelikle İstanbul ardından ülke için sürdürülebilirliğinin ve içerisinde yer aldığı bölgenin plan bütünlüğünün planlama ilkeleri ile sağlanabileceğinin önemi vurgulanmıştır.

30 Ocak 2008 TCDD’nin açtığı dava yargı tarafından reddedildi. TCDD’nin temyiz ettiği karar Danıştay tarafından da reddedildi. 16 Temmuz 2008: İBB tarafından “1/5000 ölçekli Haydarpaşa Gar, Liman ve Geri Sahası K.A.N.İ.P. ve 1/1000 ölçekli Haydarpaşa Gar Liman ve Geri Sahası K.A.U.İ.P.’na yönelik Analitik Etütler, Danışmanlık ve 3-Boyutlu Kent Modelleme hizmet alımı işi” ihalesi gerçekleştirildi. l

16 Ekim 2009

İBB Şehir Planlama Müdürlüğü’nün 1/5000 ölçekli Haydarpaşa Gar, Liman ve Geri Sahası ile Kadıköy Meydanı ve Çevresi Koruma Amaçlı Nazım İmar Planı çalışması tamamlanıp, İBB Meclisi’ne sunuldu (Kültür ve Tabiat VarlıklarınıKoruma Kurulundan görüş alınmadan).

8 Aralik 2009

1/5000 ölçekli Haydarpaşa Gar, Liman ve Geri Sahası ile Kadıköy Meydanı ve Çevresi Koruma Amaçlı Nazım İmar Planı İBB Meclisi’nden oy çokluğuyla geçti.

26 Kasim 2010

Haydarpaşa Tren Garı tarihinin en ağır hasarlarından birini aldı. Garın çatısı restorasyon sırasında tamamen yandı.


95

önerilen 20 metrelik yolun ihtiyaç durumuna göre 1/1000 ölçekli planda değerlendirilmesi; (6) Mülkiyet Analizi’nde Askeri Alan olarak belirtilen alanda, ticaret (B rumuzlu alanın bir kısmı) ile AKOM önerildiği 11 görüldüğünden, bu alanlara ilişkin 2 Aralık 2010 mülkiyet bilgisi, askeriyenin bu İstanbul 6 Numaralı Kültür ve alanlara ihtiyaç durumuna ilişkin Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge görüşünün istenmesi; Kurulu Müdürlüğü’nün 3120 sayılı (7) C rumuzlu alana plan Kararı’nda: notunda 27,50 metre yükseklik (1) Gayrimenkul Eski Eserler önerildiğinden, bu alana ilişkin kot ve Anıtlar Yüksek Kurulu’nun ve siluet çalışmalarının iletilmesi; 12.03.1977 gün ve 9728 sayılı (8) Kıyı kenar alanında kalan Kararı ile tespit ve ilan edilen yapılaşmalarda Bayındırlık ve Harem-Salacak ve Şemsipaşa İskan Bakanlığı yetkisi konusunun Doğal Sit Alanı’nın (Ağaçlıklı Sırt) açıklığa kavuşturulması kararları plana işlenmesi; alındı. (2) 1335 ada, 90 parseldeki çınar 25 KASIM 2011 ağacının korunması gerekli anıt İstanbul’un en önemli prestij ağaç olarak tescil edilmesi; projelerinden biri olan (3) Tescilli yapı ve tescilli parsel “Haydarpaşa Port” projesiyle ilgili, lejantının iptal edilerek, kültür “1/5000 ölçekli Harem Bölgesi varlığı lejandı olarak düzenlenmesi; ile Haydarpaşa Liman ve Geri (4) Tescilli Kültür Varlıkları’nın Sahası Nazım İmar Planı’na ilişkin 1/1000 plana işlenmesi ve yok değişiklik teklifi” İBB Meclisi’nde olan kültür varlıklarının tespitinin oy çokluğuyla kabul edildi (milliyet. yapılarak 1/1000 plan aşamasında com.tr). Kurula sunulması; 19 HAZiRAN 2012 (5) Teklif plan paftasında 1312 İBB Meclisi’nde “1/5000 ölçekli adanın doğusundan geçen 20 Harem Bölgesi ile Haydarpaşa metrelik yolun halihazırdaki Liman ve Geri Sahası Nazım İmar güzergahı dikkate alınarak yeniden Planı” onaylandı. düzenlenmesi; teklif planda l

12 EYLÜL 2012 Haydarpaşa Garı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’na devredildi ve alanın özelleştirmesine yönünde karar verildi.

13 EYLÜL 2012

Haydarpaşa Garı ve Liman Dönüşüm Projesi için nihai düzenleme kararı 13 Eylül 2012 tarihinde İBB Meclisi’nden geçti.

12 KASIM 2012

1/5000 ölçekli Haydarpaşa Gar, Kadıköy Meydanı ve Çevresi Koruma Amaçlı Nazım İmar Planı askıya çıktı. m

PLANLAMA ALANINA FAYDALI BiLGiLER l

l

DAiR

l

1908 yılında İstanbul-Bağdat hattının başlangıcı olarak hizmete açılan Haydarpaşa Garı Birinci Dünya Savaşı’nda (1914-1918) cephanelik olarak kullanıldığı dönemde sabotaj sonucu alevler arasında kalmıştır. 1979 yılında meydana gelen deniz kazasında ise vitrayları zarar görmüştür. Son olarak 2010 yılında restorasyon çalışmaları sırasında çatısı yanarak kullanılamaz hale gelmiştir. Yakın çevresindeki Liman Alanı ve bölgenin art kısmı (geri sahası olarak adlandırılan Harem, Haydarpaşa ve Kadıköy Meydan bölgesi), İstanbul kentinin tarihine


96

12

yüzyılın üzerinde bir zamandır tanıklık etmektedir. Kelimenin tam anlamıyla Anadolu’nun Avrupa Kıtası’na açılma noktası olan Haydarpaşa ve çevresi hem ulaşım ağının kilit noktası (Anadolu’dan gelen deniz, kara ve demiryolu taşımacılığının başlangıç ve bitiş noktası) hem de kent siluetinin kuvvetli bir imgesidir. Tüm Anadolu coğrafyası için bir uç noktası olan bölge aynı zamanda İstanbul kent içi ulaşımında iki yaka arasındaki toplu taşıma sistemi bağlamında önemli bir merkez konumundadır. İstanbul’un 2010 yılında Avrupa Kültür Başkenti olmasıyla resmi kaynaklar tarafından: ”İstanbul’un Avrupa Kültür Başkenti olmasıyla elde edilen en önemli kazanım; yöneten ve yönetilenlerin İstanbul için birbirlerine dayanarak, güvenerek, bilgi, birikim ve deneyimlerini paylaşarak ortak refahları için el ele çalışıp üretecekleri yepyeni bir yönetişim anlayışına kavuşmaları olacak.”

taahhüdü, yapılan pek çok plan değişikliği gibi Haydarpaşa projesi kurgulanırken de unutulmuş, hem İstanbulluların hem de uluslararası camianın iyi niyetli beklentileri heba edilmiştir. Planlama alanı içerisinde kentsel ve tarihi sit alanlarının bulunması, güney ve güney doğu komşusunun yoğun bir sit alanının bulunduğu “Kadıköy Merkez Bölgesi” olması, kuzey ve kuzeydoğu komşusu olan Üsküdar Belediyesi sınırları içindeki Marmara Üniversitesi binası ve Selimiye Kışlası’nın varlığı; Haydarpaşa Gar Binası ve Liman Geri Sahası’nın yakın çevresiyle ele alındığı bütüncül bir koruma anlayışı geliştirilmek üzere halka kazandırılmasını gerektirmektedir. m l

1/5000 ölçekli Haydarpasa Gar, Kadiköy Meydani ve Çevresi Koruma AmaçLI Nazim imar Plani l

l

l

Plan Bütünününde; Plan alt bölgeleri belirlenmiş olup Turizm-Ticaret Alt Bölgesinde emsal 1,50 emsal ve h.max 4 kat olup ticaret, hizmet ve konaklama alanları yer alacak konaklama tesisleri alanın en az % 60’ını kapsayacak şekilde yapılaşmaya açıldı.

Haydarpaşa Garı ve Çevresi ve Geri Sahası Alt Bölgesinde; Kültürel Tesis Alanında emsal 1,00 olup Kültür Merkezleri, halk eğitim merkezleri, mesleki-sosyalkültürel eğitim merkezleri, kültür evleri kütüphane, araştırma merkezleri, müze tiyatro-sergikonser-konferans, kongre salonları vb. kültürel yapılar ile alanın %20’si kadarında ticaret yapıları yapılabileceği belirtilmektedir. TCDD Hizmet Alanı’nda (T.C.D.D.); Emsal 0,30 yapılanma koşullarının avan projeye göre belirleneceği gar binası, yönetim birimleri, bakım atölyesi, sosyal tesisler vb. binaların yapılacağı İstanbulAnkara Hızlı Tren Projesi kapsamında İstasyon Alanı olarak hizmet vermesi planlanmaktadır. Haydarpaşa Gar Binasının bulunduğu alan Gar, Kültürel Tesis, Turizm, Konaklama Alanı (G.K.T.K.) olarak ayrılmış olup; “Haydarpaşa Gar Binasının zemin katı ve ihtiyaç duyulduğu takdirde üst katları, TCDD işletmesinin Gar hizmetleri için kullanılacaktır. Gar binasının geri kalan kısmı ve zemin katları ise tarihi, kültürel ve sosyal altyapısı ile ön plana çıkacak (konser, kongre, sergi ve müze vb.), kültür merkezi, sosyal tesis ve konaklama tesisi olarak kullanılacaktır.” şeklinde açıklama


97

getirilmektedir. Turizm Konaklama ve Kültürel Tesis Alanı (T.K.K.); Planda yaklaşık 31.500 metrekarelik alan bu fonksiyon için ayrılmakta; Kültürel Tesis, Turizm ve Konaklama şeklinde karma kullanımlar öngörülmekte, bu alanda yer alacak kültürel ve sosyal tesisler, alanın en az %30’unu oluşturacak olup bu alanda emsal 1,50 olarak verilmektedir. Bölgede yaklaşık 110.600 metrekarelik alanı kapsayan Ticaret Alanı (T) için emsal 2,00 olup bu alanda ticaret fonksiyonu ile birlikte hizmet sektörüne hitap edecek ofis binaları, lokanta, kafeterya, çayhane vb. birimler, konut ve günübirlik turizm tesisleri düzenlenmesi öngörülmektedir. İdari Tesis Alanı olarak ayrılan alan yaklaşık 7.850 metrekare olarak belirlenip, bu alanlarda karakol, zabıta, sağlık birimi, turizm danışma merkezi vb. idari yapılar yapılması öngörülürken yapılanma koşulu verilmemektedir. Sözü geçen fonksiyonların yanı sıra iki ayrı yerde “Dini Tesis Alanı” ayrılmış olup, bu fonksiyonun da yapılanma koşuluna dair detay belirtilmemektedir. Kadıköy Merkez Alt Bölgesinde; Kültürel Tesis Alanı olarak ayrılan alanda yeni yapı yapılmamak üzere 13


98

14

tescilli yapılar kültür merkezi, halk eğitim merkezi, meslekisosyal-kültürel eğitim merkezi, kültür müze, tiyatro-sergi-konserkonferans, kongre salonu v.b. kültürel amaçlı kullanılabileceği belirtilmektedir. Fuar, Panayır ve Festival Alanı (F); Bölgenin etkinlik zamanlarında kullanılmak üzere bodrum yapılmamak şartıyla emsale dahil olmayan geçici ve takılıp sökülebilen hafif malzemeden, bodrumsuz ünitelerin kullanılabileceği açıklanmaktadır. İSKİ Hizmet Alanı (İ.S.K.İ.); İSKİ kullanımındaki alanın mevcut ağaçların korunarak boş alanlarında ağaçlandırma yapılmasına dair koşul getirilmektedir. Aktif Yeşil Alanlar; Her bir tesisin taban alanı 500 metrekare, emsal 0,03 ve 2 kat olarak belirlenen yapılaşma değerlerini aşmamak koşulu ile sosyal kültürel tesisler yapılabileceği belirtilirken, aktif yeşil alan olarak belirlenen

bölgelerde zemin altı geçiş güzergahında ticari birimler ve otopark yapılabileceğine dair açıklama ile yapılaşmaya olanak sağlanmaktadır. Söz konusu Haydarpaşa Garı ile Kadıköy Meydanı ve çevresi için yapılan planın adı ‘Koruma Amaçlı Nazım İmar Planı’ olsa da alanda plan eliyle korumanın ne ölçüde gerçekleştirilebileceği tartışma konusudur. Zira gar binasının kuzeyinde planlanan turizm+ticaret alanında 1.800 m2 inşaat alanı, turizm+konaklama ve kültür alanında 47.250 m2, gar binasının devamında yer alan TCDD Hizmet Alanında 32.000 m2, garın arkasındaki taşıt köprüsü ile Tepe Natilus arasındaki planlanan ticaret alanında da 222.000 m2 ve garın güneyinde yer alan eski “Et ve Balık Kurumu” arazisine de 8.500 m2 olmak üzere inşaat alanı oluşturulması öngörülmektedir. Gar binasının ise fonksiyonu değiştirilerek alt katına gar, üst katlarına ise konaklama fonksiyonu önerilmektedir. Bölgenin yapılaşmış alanı yalnızca eski eserler ve cami tesisinden oluşmakta iken, yeni plan ile bölgede yüksek oranda yapılaşma öngörülmüş ve kamu mülkü özel mülke konu edilmiştir. m

l

BiR YAZI... Kimin kenti?

Cihan Uzunçarşılı Baysal, Radikal İki, 29.07.2012

Kamusal alanlar olarak meydanlar, cadde ve sokaklar, parklar, kıyılar, hatta mahalleler, belirli bir düzenleme ve kontrol dışında, cinsiyet, sınıf, dil, din, etnik köken, yaşam tarzı fark etmeden, halktan tüm kesimlerin kullanımlarına açıktır. Tarihsel olarak da kullanıcılardan herhangi birine özgü talep ve gereksinimlere göre tanzim edilmedikleri gibi tam aksine herkesçe erişilebilir mekanlardır. Herhangi bir kentin demokrasiyle imtihanı, kamusal alanlarının genişliği veya darlığında ya da kentsel politikalar sonucu, kamusal alanlarının genişletilmesi veya daraltılmasında başlar. Kamusal alanlar, her sınıftan insanın birbiriyle ve elbette “öteki” ile rastlaşma, temas, paylaşma mekanları olabildiğince o kent çoğulcu, toplanma, itiraz, muhalefet mekanları olabildiğince de demokratiktir. Bugün tüketim ve tüketicilik değerleri ile mülk edicilik üzerinden şekillenen neoliberal etik kuşatması altındaki kentlerde, kamusal alanların kullanım değerlerinin değişim


99

değerlerine kurban edilişlerini yaşıyoruz. Elimizi kolumuzu sallayarak gittiğimiz, bu kentte yaşıyor olmanın nimetlerinden gördüğümüz, keyifle kullandığımız kamusal alanlar her geçen gün daralırken, varolanlara erişim de giderek sınırlanıyor. AVM’leştirilen, özelleştirilen ve/veya lüks projelere açılarak soylulaştırılan ve pahalılaşan, dolayısıyla erişilmez kılınan kamusal alanlar, neoliberal kentsel düzende, %99’a değil, %1’e yönelik tasarlandıkları için alanların kamusallığı da anlamını yitiriyor. Görünen köy, David Harvey’in adlandırmasıyla, “insanların demokrasisi” yerine “paranın demokrasisi”. Kentlerini sermayeye pazarlama yarışındaki yönetimler, kentin kullanıcıları olarak alt ve orta-alt gelir grupları başta olmak üzere, emekçiler ve öğrencileri, kısaca tüketemeyenleri gözden çıkartmış, üst gelir grupları, varsıl turistler ve küresel sermayenin arzu ve ihtiyaçları doğrultusunda kentler inşa ediyorlar... Paranın demokrasisi tarafından birer ikişer zaptedilerek elimizden alınan mahalleleri, kentsel mekanları, kamusal alanları ve son kertede tüketilecek koskocaman bir metaya dönüşecek kentin kendini geri kazanıp ‘kent hakkı’nı

tesis etmek için, başta Taksim, Haydarpaşa, Galata olmak üzere tüm kamusal alanları, yıkım tehdidi altındaki mahalleleri, pikniklerle, şenliklerle, toplantılarla doldurmanın zamanıdır şimdi. Ve öyleyse olta atma zamanıdır şimdi tüm sahillerden. m

Görseller

1. bugun.com.tr 2. bianet.org 3. internethaber.com 4. erkanciner.blogspot.com 5. mutlukent.wordpress.com 6. emlakwebtv.com 7. sabah.com.tr 8. uludagsozluk.com 9. metrosfer.com 10. uludagsozluk.com 11. kentvedemiryolu.com 12. milliyet.com.tr 13. Haydarpaşa Gar, Kadıköy Meydanı ve Çevresi KANİP 14. umuttolgaozcivan.blogspot.com


100

EYLÜL 2012

05 1

01

Haydarpaşa’da çıkan yangının üzerinden 2 yıl geçmiş olmasına rağmen kalıcı onarımı yapılmayan binanın çürümeye başladığı açıklandı (Taraf).

Poyrazköy-Garipçe arasına inşa edilecek 3. Köprü’nün sondaj çalışmaları başladı. Sondaj çalışması devam ederken diğer taraftan çam ağaçlarının kesimine başlandı (Radikal).

03

ŞPO İstanbul Şubesi Boğaziçi siluet alanında kalan, Üsküdar’daki lüks konut alanları hakkında açıklama yaptı: “Şehrizar konaklarında süregelen hukuksuzluk!”

2

3

09

Başbakan R. Tayyip Erdoğan son 10 yıldır iktidarda değilmişçesine: “Allah göstermesin deprem olduğu zaman İstanbul’un bedeli 5 milyon. Ama evel Allah bunları aşacağız.” (Taraf)


101

EYLÜL 2012

4

16

Anadolu yakasına yeni siluet geliyor manşeti ile Haydarpaşa Port planlarının Kadıköy bölgesine dair olanlarının İBB Meclisi’nce onaylandığı açıklandı (Radikal).

20

24

ŞPO İstanbul Şubesi Maltepe İlçesi muhtelif parsellere ilişkin KANİP ve KAUİP’e itiraz etti.

5

Sulukule’de yaşayan Roman vatandaşların Fatih Belediyesinin gerçekleştirdiği yenileme projesi sebebiyle yerlerinden olması ve mahkeme sonucu alınan projenin iptali ve yürütmenin durdurulması kararırının ardından Sulukule Roman Kültürünü Geliştirme ve Yaşatma Derneği: “Fatih Belediyesi ve TOKİ’ye dava açacağız” açıklamasında bulundu (Cumhuriyet).

6


102

OKMEYDANI

7

OKMEYDANI

Okmeydanı, İstanbul’un Kağıthane ve Şişli ilçelerine bağlı bir semt olup, adı Fatih Sultan Mehmet’in bu bölgede okçuluk müsabakaları için kurdurduğu ok meydanı ve okçuluk tekkesinden almaktadır. Yakın komşuluğundaki caddelerde uzun mesafelere atılan okların düştüğü yerleri belirlemek için dikilmiş menzil (nişan) taşları vardır. Fatih Sultan Mehmet Vakfı’na ait olup, 1950’li yıllara kadar açık alan olarak korunmuş bir bölgedir. Okmeydanı ve çevresi 97.478 m² alanıyla 1961 yılında Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu tarafından inşaata müsaade edilmeyecek bölge ilan edilmiş, 10 Ocak 1976 tarihli ve 8885 numaralı kararla tarihi sit alanı olarak belirlenmiştir. 13 Mart 1986’da ise, İstanbul 2 Numaralı Kültür Varlıklarını

Koruma Bölge Kurulu 13.03.1986 gün ve 2047 sayılı kararında planlama alanındaki 14 bölgenin yeşil alan olmasına karar vermiştir. Yeşil alan olarak belirlenen ve menzil taşlarıyla çevrili alanın hiçbir şekilde iskana açılamayacağı ve açık hava müzesi olarak korunması kararlaştırılan bölge hakkında verilen kararlar; yaşanan hızlı göç ile başlayan yapılaşma sürecine engel olamamıştır. Okmeydanı’nda yaşanan tapu ve mülkiyet sorunlarını çözmek adına birçok girişim olmuş, fakat başarılı olunamamıştır. m l

Tarihlerle OKMEYDANI BÖLGESinin DÖNÜsÜMü l

l

l

l

29 Haziran 2001

madde ile eklendi (4706 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un geçici 4. maddesidir. Bu maddeye 5739 sayılı kanunun 25. maddesiyle eklenen Ek fıkra ile bu madde kapsamında Hazine adına tescil edilen taşınmazların, geçici 4. maddenin 1. fıkrasında belirlenen usule göre tespit edilecek bedel üzerinden ilgili belediyelere devredileceği hükme bağlandı). Kanunun geçici 4. maddesinde yer alan hüküm gereğince mülkiyetin bölgede yaşayan kullanıcılara devredilmesi hakkı tanındı. İstanbul 2 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu 13.03.1986 gün ve 2047 sayılı kararında belirttiği yeşil alan olmasına karar verdiği 14 bölge dışındaki parsellerin Vakıflar Genel Müdürlüğü’nden Hazine’ye devredilmesine ilişkin protokol yapıldı.

4706 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun 29.06.2001 tarihinde onaylandı.

15 Eylül 2010

Bölgede yaşanan mülkiyet sorunlarının çözümünü sağlayan hüküm 2003 yılında Geçici 4.

Okmeydanı bölgesi sit sınırları İstanbul 2 Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun 15.09.2010

03 Temmuz 2003


103

tarihli kararı ile belirlendi. Söz konusu karar ile tespit edilen 14 bölge tarihi sit alanı, geriye kalan alanlar ise etkileşim geçiş sahası olarak tanımlanmış olup, İstanbul 2 Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun kararı ardından İBB eliyle bölge için yaklaşık 160 hektar alanı kapsayan imar planı hazırlandı. Mevcutta bölgede yaşayan yaklaşık 80 bin kişi ile 25 bin bağımsız birim bulunmaktadır. Mevcut kullanıcıların koruma amaçlı imar planı sonrası tekrar bölgede yaşamlarına devam edebilmeleri amacıyla plan notlarına özel hükümler getirilmiştir. Koruma amaçlı imar planında yaklaşık 19 hektar büyüklüğündeki alan tarihi sit alanı olarak tanımlanırken, bu alanın yeşil ve açık alan olarak kullanılması öngörülmüş ve ok ve menzil taşlarının sergilemesi amacıyla boşaltılmıştır. Mevcutta tarihi sit alanı sınırları içerisinde yaşayan yaklaşık 20 bin kişinin uygulama sonrası planda belirlenen konut alanlarına taşınması kurgulanmaktadır. Okmeydanı’nda bulunan imalathaneler ise plan kararları ile kaldırılmaktadır. Beyoğlu Belediyesi’nin semt konağında oluşturduğu koordinasyon

merkezinde 60 halk toplantısı gerçekleştirmiş olup; planlama süreci, uygulama sonuçları ve hedeflenenler bölge kullanıcıları ile paylaşmıştır.

12 Ocak 2012

Okmeydanı Bölgesi 1/5000 ölçekli Tarihi Sit Alanları Koruma Amaçlı ve Etkileşim Geçiş Sahası Nazım İmar Planı İBB Meclisi’nin 12.01.2012 tarihli kararı ile uygun bulundu.

24 Mart 2012

“Okmeydanı Kentsel Dönüşüm Projeleri” toplantısına katılan mahalleli ŞPO İstanbul Şubesi Yönetim Kurulu üyeleri tarafından bilgilendirildi.

02 Mayis 2012

CHP İlçe Başkanlığı tarafından organize edilen Afet Yasası

hakkında bilgilendirme toplantısı ŞPO İstanbul Şubesi ve mahalle derneklerinin katılımıyla gerçekleştirildi.

02 Haziran 2012 l

Okmeydanı mahalle derneklerinin talebi üzerine ŞPO İstanbul Şubesi tarafından Afet Yasası hakkında bilgilendirme toplantısı düzenlendi.

24 Temmuz 2012

4 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu toplantısında, Okmeydanı KANİP itirazları ilgili meslek odalarının katılımı ile görüşüldü.

13 AGustos 2012

İstanbul 2 Numaralı KVKK’ca uygun bulunan nazım imar planı 13.08.2012 tarihinde İBB Başkanlığı’nca onaylandı.

8


104

28 AGUstos 2012 Okmeydanı KANİP toplantısı Belediye, plan müellifleri ve meslek odalarının katılımı ile gerçekleştirildi.

l

BiRKAÇ YAZI... Okmeydanı artık planlı Zeynel Yaman, Sabah, 13.01.2012

l

12 Ekim 2012

Okmeydanı Bölgesi 1/1000 ölçekli Tarihi Sit Alanları Koruma Amaçlı ve Etkileşim Geçiş Sahası Uygulama İmar Planı İBB Meclisi’nin 12.10.2012 tarihli kararı ile uygun bulunarak İstanbul 2 Numaralı Kültür Varlıkların Koruma Bölge Kurulu’na iletildi.

04 Kasim 2012

Okmeydanı KAUİP hakkında mahalleliyi bilgilendirme toplantısı plan müellifleri ve meslek odalarının katılımı ile gerçekleştirildi. Okmeydanı halkının gerçekleştirdiği toplantıda haklarının garanti altına alınmasını isteyen mahalleliler, belediyenin kendilerine yazılı taahhütname vermesi gerektiğini belirttiler.

17 Aralik 2012

İstanbul 2 Numaralı KVKK’ca uygun bulunan Okmeydanı Bölgesi 1/1000 ölçekli Tarihi Sit Alanları Koruma Amaçlı ve Etkileşim Geçiş Sahası Uygulama İmar Planı 17.12.2012 tarihinde İBB Başkanlığı tarafından onaylandı. m

Büyükşehir Belediye Meclisi, mülkiyet sorunları yaşanan tarihi Okmeydanı’nın planını onayladı Büyükşehir Belediye Meclisi Beyoğlu ve Şişli ilçelerini kapsayan Okmeydanı Tarihi Sit Alanı Koruma Planı’nı oyçokluğuyla kabul etti. Fatih Sultan Mehmet tarafından vakıf arazisi olarak belirlenen tarihi Okmeydanı’na 1940’lı yıllardan itibaren yerleşen vatandaşların mülkiyet ve yerleşim sorunlarının çözülmesi için plan hazırlandı. Planlama Müdürlüğü’nün hazırladığı plan İmar ve Bayındırlık Komisyonu’na sunuldu. Komisyon tarafından hazırlanan raporda verilen bilgiye göre, 1961 yılında Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu tarafından inşaata müsaade edilmeyecek alan ilan edilen bölgenin, 1976 yılında SİT alanı olarak belirlendiği belirtildi. Ayrıca Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne ait arsalar 2914 adet arsa, Hazine arsalarıyla takas edilerek tescil edildiği ifade edildi. Buna göre satışa sunularak mülkiyete kavuşturulacak arsaların üzerindeki binalar imar planı olmaması nedeniyle yeniden inşa edilemedi.

14 Tarihi Bölge Planlama Müdürlüğü tarafından Koruma Kurulu’na 26.08.2010 tarihinde gönderdiği yazıyla bölgede korunması gerekli alanlara açıklık getirilerek belirlenmesi talebinde bulundu. 2 Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu da 160 hektar alanı içeren Piyalepaşa, Kaptanpaşa, Fethipaşa ve Keçecipiri mahalleleri sınırları içerisinde 14 bölge ve mezarlığın etrafı çevrili kontrollü girişi olan açık hava müzesi kurulmasına karar verdi. Kurul, sanat değeri açısından önemli nişan taşlarının açık hava müzesine taşınmasına, taşınan taşların yerine replikalarının (tıpkı yapım) yerleştirilmesine, yerinde kalacak taşlarla etraflarının birlikte düzenlenerek parmaklıklar ile çevrilerek muhafaza edilmesine, taşların rölöve, restitüsyon ve restorasyon projelerinin en geç 1 (bir) yıl içinde Kurula iletilmesi şartıyla Büyükşehir Belediyesi’ne gönderdi. Planın hazırlık sürecinde, ilçe sivil toplum kuruluşları ve belediyelerle ortak toplantılar düzenlenerek fikir alındığı belirtildi. Tüm aşamalar tamamlandıktan sonra belediye meclisi planı oyçokluğuyla kabul edilerek onaylandı. Yeni plan sayesinde ilçede imara uygun binalar imar ve iskana kavuşabilecek.


105

‘50 Yıllık Korku Bitti’ Belediye Meclisi’nde söz alan, Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan, Okmeydanı’nda 50 yıllık hasretin sonlandığı gün olduğunu belirterek “Bugüne kadar vatandaşımız hep yıkım olacak korkusuyla bekledi. Çünkü elinde ne tapusu ne imar planı vardı. Bugün tapusu garanti altına alındı. İçindeki korku sona erdi” dedi. m OKMEYDANI: Yerel halk için dayanışmanın, egemenler için rantın meydanı

tarafından ağırlaştırılarak, bir taşla iki kuş vurulmaya çalışılıyor. BirGün, 01.07.2012 Bu rant projelerinin nasıl işlediğini ‘Kentsel dönüşüm’, Türkiye’de daha iyi anlayabilmek için önce bir yandan rantsal bölüşüm, öte Okmeydanı halkının gelinen durumu yandan yoksul halkın barınma anlattığı aşağıdaki metni okumak, hakkını da elinden almak şeklinde ardından Okmeydanı Çevre Koruma kullanılmaya devam ediyor. Derneği Başkan Yardımcısı Rüstem Şehircilik literatüründe kentlerin Karakuş’un sözlerine kulak vermek daha güvenilir bir hale getirilmesi gerekiyor. Önce söz Okmeydanı’nın için yapısal değişiklik anlamına gerçek sahiplerinde. gelen ‘kentsel dönüşüm’, Okmeydanı’nda Neler Oluyor? Türkiye’de bir yandan rantsal Okmeydanı Sakinlerinin bölüşüm, öte yandan yoksul halkın Cevapları: barınma hakkını da elinden almak Yıllar önce fahiş fiyatlarla satın arsalarımız, şimdiki şeklinde kullanılmaya devam aldığımız yöneticiler tarafından “tapu veriliyor” ediyor.  Özellikle İstanbul’da yoğunlaştırılan gerekçesiyle bize bir kez daha satılıyor. bu projeler, Okmeydanı gibi birçok Hem de emlak vergi değerlerinin iki muhalif yapının ve birlikteliğin misli gibi yüksek bir fiyatla! hak sahibi olduğu ilçelerde egemenler Yöneticilerin, olduğumuz arsalarımızı bize

9

yüksek fiyatlarla bir kez daha satma kararı vermelerinin arkasında yatan neden bizi işgalci olarak kabul eden zihniyetleri ve tapu hakkımızı ranta dönüştürme gayretleridir. Öte yandan, birkaç defa yıkıp yeniden yaptığımız evlerimizi bir kez daha yıkıp yeniden yapması için bizi müteahhitlere teslim eden bir plan yapıyorlar. Beyoğlu Belediye Başkanı üç ay boyunca Okmeydanı halkını bu plana ikna etmek için toplantılar yaptı ve neredeyse cennet vaat etti. Yeni planla Okmeydanı bir tarla haline getiriliyor; caddeler ve sokakların yerleri yeniden belirleniyor. Tapular hisseli olduğu ve yapılan plan büyük parsellere bina yapma zorunluluğu koyduğu


106

için kimse kendi arsası üzerine (bağımsız olarak) kendine ait bina yapamayacaktır. Bu uygulama Belediye Başkanı’nın söylediğinin aksine kendi istediğimiz ve uygun olduğumuz zamanda başlamayacaktır. Planda caddelerin ve sokakların yerleri değiştirildiği için merkezi bir kararla (TOKİ ya da Belediye) aynı anda başlayıp bitirilmesi gerekecektir. Bu dönüşümün yetkililerin söylediği gibi bizi mağdur etmeyecek bir dönüşüm mü yoksa bundan önceki örneklerde olduğu gibi (Sulukule, Tarlabaşı) güzel sözlerle başlayıp hüsranla biten ve bir kısmımızın bulunduğumuz yerden uzaklaştırılacağı, büyük müteahhitlere rant alanı açacak olan bir dönüşüm mü olacağı hususu Okmeydanı halkının kafasını karıştıran bir durum. Belediye başkanı kendisinin söylediği kadarıyla yaklaşık on bin kişiyle yüz yüze görüşmeler yaptı. Bu görüşmelerde halka hiç kimsenin mağdur olmayacağı vadinde bulundu. Bunu bütün diğer kentsel dönüşüm örneklerindeki dönüşüm propagandacılarının yaptığı gibi çok güzel sözlerle yaptı. Bu toplantıların halkı ikna etme konusunda çok büyük etkisi oldu. Ancak toplantılarda konuşmaların

kayıt altına alınmasına müsaade etmemesi, semtteki sivil toplum örgütü temsilcilerinin sorularına açıklayıcı cevaplar vermek yerine onları azarlayan ve kötüleyen bir üslup kullanması kafaların karışmasına neden oldu. Şimdi insanlar soruyor; ‘Eğer yapacağınız dönüşüm halkı mağdur etmeyecekse, bunu ifade eden sözlerinizin kayıt altına alınmasına neden izin vermiyorsunuz? Kameralarını neden ellerinden alıyorsunuz? Neden farklı sorular soran insanlara bu kadar sert davranıp soru sordurmuyorsunuz?’ Bu soruların yanı sıra bu güne kadar AKP eliyle yapılan kentsel dönüşüm uygulamalarının nerdeyse tamamında halkın büyük çoğunluğunun mağdur edilmiş olması, bu uygulamalarda halkın yararına örnek bir dönüşümün olmaması, dönüşümlerin esas amacının büyük müteahhitlere, TOKİ ya da belediyelere rant kazandırmak olduğunun açığa çıkmış olması, Okmeydanı Halkı’nın bu dönüşüme güvenmemesine yol açmaktadır. Okmeydanı Çevre Koruma Derneği ile Yapılan Röportaj - Söz konusu dönüşüme karşı ne yaptınız? RÜSTEM KARAKUŞ: Dönüşüme

güven duymayan Okmeydanılılar her görüşten ve her yöreden insanların oluşturduğu Okmeydanı Çevre Koruma Derneği öncülüğünde çok sayıda köy ve sivil toplum derneği temsilcilerinin katılımıyla geniş bir komisyon oluşturduk. Okmeydanı Tapu ve Plan Takip Komisyonu adını verdiğimiz bu komisyon 24 Mart’ da bir düğün salonunu tıka basa dolduran bir halk toplantısı yaptı. Bu sırada toplantılarına bir süre ara vermiş olmasına rağmen bizim toplantımızı zayıflatmak için aynı gün aynı saatte Belediye Başkanı da çok cılız geçen bir salon toplantısı yaptı. Bizim toplantımızda halka iki soru sorduk. Sorulardan biri; ‘Dönüşümden yana mıyız yoksa değimliyiz?’ diğeri; ‘Hak sahibi olduğumuz ve yıllar önce fahiş fiyatlarla satın aldığımız yerlerimiz bize tapu veriliyor gerekçesiyle emlak vergi değerlerinin iki misli fiyatına satılıyor. Bunu kabul edecek miyiz yoksa etmeyecek miyiz?’ - Halk bir dönüşüm fikrine tamamen mi karşı, yoksa dönüşümün böylesine mi? R.K: Halkın büyük bir çoğunluğu Okmeydanı’nda bir dönüşümden yana olduğunu söyledi. Ancak bu dönüşümün yerinden dönüşüm olması ve haklarımızın


107

tamamının, yasal güvencelere bağlanarak garanti altına alınması kaydıyla. İkinci soruya da yüksek fiyatlarla satın aldığımız, yıllardır vergisini ödediğimiz yerlerimizin halka yine yüksek fiyatlarla satılmasına karşı çıkıldı. Böyle bir şey olacaksa bile bunun cüzi bir miktarda olmasını istediler. Toplantıda Belediye Başkanı’nın verdiği sözlerin yazılı taahhüde dönüştürülmesini isteyen bir karar alındı. Talep ettiğimiz hususları içeren bir taahhütname örneği oluşturularak ozalit haline getirildi ve Okmeydanı’nın her yerine asıldı. Ayrıca halkın taahhütname talebini belediye başkanına bizzat bildirdim. Ancak o günden bu yana belediye başkanı ne bir toplantı yaptı, nede taahhütname talebimize bir cevap verdi. Komisyonumuz önümüzdeki günlerde taahhütname talebimizi imzaya açarak topladığımız imzalarla belediye yetkilerine tekrara başvuracak. Bu taahhütname talebimize olumlu yanıt verilmediği sürece biz sözlü olarak cennet vaat etmesine rağmen bu kentsel dönüşüm planına onay vermeyeceğiz, haklarımızı savunmak için sonuna kadar mücadele edeceğiz. - Bildiğimiz kadarı ile daha öncede Okmeydanı ile ilgili bir planı iptal

ettirmişsiniz, bu nasıl oldu? R.K: Hatırlattığınız iyi oldu. Biz 1985 yılında yapılan Okmeydanı İmar Islah Planı’nın savunucusu olduk. Bütün eksikliklerine rağmen, Okmeydanı’nda yapılaşmaya izin veren o zamanki belediye yetkililerine bu plana uygun davranılması için ısrarlı taleplerde bulunduk. Ancak henüz onaylanmadığı için bu planı hayata geçirmek için hiçbir çaba göstermediler. Planı 1998 de onayladıklarında Okmeydanı’nda yapılaşmayan boş yer kalmamıştı. Artık bu plan Okmeydanı’na uymuyordu. Uygulanması halinde bir yıkım planı haline gelecekti. O yüzden RT Erdoğan döneminde onaylanan bu plana karşı verdiğimiz birlerce insanın katıldığı mücadele ve ileri sürdüğümüz gerekçeler idare mahkemesi tarafından haklı bulundu ve plan iptal edildi. Şimdiki yöneticilerin bunu bir uyarı olarak görmelerini, plan gibi bizim için hayati bir öneme sahip bir konuda bizim görüşümüz, taleplerimiz ve rızamız alınmadığı takdirde bunun hiçbir meşrutiyetinin olmayacağı, halka rağmen tepeden inme bir plan olacağı için bunun kolay kolay hayata geçirilemeyeceğini bilmelerini isteriz.

- Geçtiğimiz günlerde Afet Yasası meclisten geçer geçmez siz hemen bir eylemli basın açıklaması yaptınız, katılım ve tepki nasıldı? R.K: Afet yasası bütün diğer hak gasplarının yanı sıra bizim için 2981 sayılı Gecekondu Kanun’dan kazandığımız bütün haklarımızın geri alınmasını sağlıyor. O yüzden komisyonumuz henüz cumhurbaşkanı tarafından onaylanmadan alelacele bir eylem örgütleme kararı aldı. Birkaç günde hazırlık yapılması ve duyurulmasına, üstelik yaz sıcağına rağmen bin kişinin katılımıyla gerçekleştirdiğimiz bir eylem oldu. Afet yasası henüz yeterince anlatılmış ve halk tarafından anlaşılmış bir yasa değil. Söz konusu eylemi kentsel dönüşüm ve tapu meselesi başlığı altında yapmış olsaydık çok daha büyük bir katılım olacaktı. Çünkü Okmeydanı halkı kendisiyle ilgili kritik durumlarda binlerce insanın katıldığı mitingler yapan ve düzenlediği toplantılara salonlara sığmayacak kadar insanın katıldığı bir duyarlılığa sahip olduğunu hep göstermiştir.


108

10

Okmeydanı nasıl dönüsecek?

Elif İnce, Radikal, 24.09.2012

Beyoğlu Belediyesi, yıllardır üzerinde çalıştığı, 4 mahalleyi kapsayan Okmeydanı Kentsel Dönüşüm Projesi’nde bitiş çizgisine yaklaştı. Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan, 21 Eylül Cuma günü belediye meclisini ‘olağanüstü’ bir toplantıya çağırdı. Gözlemci olarak katıldığımız toplantının tek gündem maddesi Okmeydanı dönüşüm projesinin 1/1000 ölçekli - yani en detaylı planlarıydı. Son 2 yıldır her gün bu proje üzerine çalıştıklarını belirten Demircan toplantıyı açarken “Kız istendi, artık nikah masasındayız” dedi. Olağanüstü toplantı, CHP’li meclis üyelerinin planı incelemek için ek süre istemeleri sebebiyle karara bağlanmadan sonuçlandı. Haftaya

meclisten geçmesi beklenen plan, 100 bine yakın Okmeydanı sakinini etkileyecek. Proje nereleri kapsıyor? Yaklaşık 1 milyon 650 bin metrekarelik bir alana tekabül eden proje Piyalepaşa, Fetihtepe, Kaptanpaşa ve Keçecipiri mahallelerini kapsıyor. Şu anda bölgenin yaklaşık 800 dönümü üzerinde dağılmış 4 bin 500 dükkan ve 5 bin 300 bina var. Bölgede resmi rakamlara göre 80 bin, tahminlere göre 100 bin civarında kişi yaşıyor. Okmeydanı’nda yenilenecek alan, 20 bin metrekarelik alanda yapılan Tarlabaşı yenileme projesinin 80 katına denk geliyor. Neler yıkılacak? Projeye göre binaların tümü yıkılacak. Planda burası 1. Derece Deprem Bölgesi olduğu için hassas jeolojik etütlerin yapılması gerektiği belirtilmiş. Bazı alanlar ‘önlemli’ olarak belirlenmiş, E 5 karayolunun ve Çevre Yolu’nun bulunduğu kesim ise ‘yerleşime uygun değil’ kategorisinde. İBB’nin verilerine göre buradaki ‘orta durumda’ yapıların oranı %61,8, ‘kötü durumda’ yapıların’ oranı %26,05, ‘yıkık’ yapıların oranı ise %1,16. Yıkılan binaların yerine ne yapılacak? Okmeydanı, 30 civarında bölgeye

bölünerek bütünüyle yeniden yapılacak. Şu anda mevcut inşaat alanı yaklaşık 2 milyon metrekareyken, yeni projede 3 milyon metrekareye çıkartılıyor. Projenin çoğu ‘yüksek yoğunluklu’ konut alanlarına ayrılmış, buralarda 8-9 katlı binalar olacak. Plana göre 10 dönüm (hektar) başına düşen nüfus yüksek yoğunluk alanlarında 1000-1200 kişi arasında olacak. Bu, oldukça yoğun bir yapılaşmaya gidileceğinin işareti... İnşaatları kim yapacak? Belediye Başkanı Demircan toplantıda “İstenirse belediyemiz Kiptaş gibi bir şirket kurar. Bu şekilde maliyetleri düşürüp kiracılara uygun daire verebiliriz” diyerek dönüşümü bizzat yapmak istediklerinin işaretini verdi. Tarlabaşı’nda olduğu gibi özel şirketlerle işbirliğine gidilmesi de bir ihtimal. Örneğin Sütlüce-Örnektepe’deki kentsel dönüşüm projesini üstlenen, Amplio firmasının sahibi Alaeedin Babaoğlu’nun Alman ortağı Erwin Graebner da basına Okmeydanı’yla ilgilendiklerini söylemişti. Bölgenin 50 yıllık tapu sorunu nasıl çözülecek? Demircan, “Okmeydanı’ndaki vatandaşların 50 yıllık hasreti sona erecek. Geçmişte tapu tahsis belgesi alan bütün vatandaşların


109

tapusu elimizde bekliyor” dese de aslında Okmeydanı halkı için durum oldukça karmaşık: Arazinin mülkiyeti ağırlıklı olarak Vakıflar Genel Müdürlüğü üzerindeyken Hazine’yle (Milli Emlak) takas edildi. Şimdi Beyoğlu Belediyesi Hazine’den devraldığı tapuları 4706 sayılı kanunu esas alarak vatandaşa satıyor. Bunun için şu anda halkın belediyeye müracaat etmesi için çağrı yapılıyor. Burada halkın tepkisini çekecek noktalardan biri satış bedelinin emlak vergisi rayiç değerlerinin iki katı olarak belirlenmiş olması. Bir diğer sorunlu nokta da 2000 yılından sonra yapılan binalarda yaşayanların hiçbir hakkı olmaması. Düşük gelirli bölgede kiracılar için hiçbir çözüm önerisi sunulmuyor. Ayrıca buradaki tekstil atölyeleri vb. firmaların kapanması durumunda işsiz kalacak binlerce kişi için bir plan yapılmamış. Okçuluk müsabakaları düzenlenecek 1/1000’lik planla her bölgede maksimum yerleşim alanı belirlendi. Bölgenin tamamı 1976’da tarihi sit alanı ilan edilmişti. 2 Numaralı Kurul, 2010’da bölgenin içinden 14 parça ayırarak tarihi sit alanı ilan etti. Planlara göre bölgedeki ‘Ayak ve nişan taşlarının

tümü buralara taşınacak ve açık hava müzesi olarak hazırlanacak. Bu alan okçuluk çalışmaları için düzenlenecek.’ Okmeydanı sakini ne istiyor? Okmeydanı sakinlerinin talepleri; 2000 yılı sonrası inşaatlarını bitirip emlak vergisi ödeyen hak sahiplerinin de garanti altına alınması, tapu tahsis belgesi olmayan konut sahiplerinin emlak beyannamesi, elektrik, su veya telefon faturalarının belge kabul edilmesi ve kiracıların da bölgede kalması. %51 ne derse o olacak, ‘Ben evimi kendim yapacağım’ denilemeyecek Belediye Başkanı Demircan dönüşüm için bölgedeki hak sahiplerinin %51’inin onayının yeterli sayılacağını, %49 istemese de projenin yapılacağını söyledi. Plana büyük parsellere bina yapma zorunluluğu koyulacak ve tapular hisseli verileceği için kimse kendi arsası üzerinde, bağımsız olarak inşaat yapamayacak. ‘Yerinde dönüşüm’ gereği herkesin yeni evi ‘kendi bölgesinde’ olacak, yalnızca sit alanı olan 14 bölgede hak sahipleri, ‘bölgelerine en yakın yüksek yoğunluklu konut alanlarına’ gidecek.

‘Kendi evimizi yeniden satın alacağız’ Okmeydanı Çevre Koruma Derneği Başkanı Ali Çetkin: “4706 sayılı kanun bizleri mağdur edecek. Yasa, emlak vergi değeri üzerinden rayiç fiyata satışa izin verirken bize arsalarımızı rayiç bedelin 2 misli fiyatına satmak istiyorlar. Kanuna göre iki taksiti ödeyemeyenlerin sözleşmesi feshedilerek arsası elinden alınacak, satış bedelinin %10’u Hazine’ye kalacak. Üstelik sonunda alacağımız, hisseli tapu. Yani arsamızın yeri ve kaç ortaklı bir parselde payımızın olacağı sonradan belli olacak. Burada işsizlik ortalamanın kat kat üzerinde. Çalışanlar asgari ücretli, birçok insan emekli. Biz zaten buraları yıllar önce fahiş fiyatlara satın aldık, vergilerimizi yıllarca verdik. Üstelik 1983’te tapu tahsis belgeleri verilecek dendi ve herkes Ziraat Bankası’na 2 bin lira verdi. Şimdi neden bir daha para veriyoruz?’’ m

Görseller

1. felektenbiromur.blogspot.com 2. t24.com.tr 3. hurriyet.com.tr 4. konuthaberleri.com 5. ntvmsnbc.com 6. www.fatihhaber.com 7. emlakkulisi.com 8. openurban.com 9. beyoglugazetesi.com.tr 10. okmeydanininsesi.blogspot.com


110 l

EKiM 2012 01

15.08.2012 tarihinde askıya çıkan Esenyurt Örnek Mahallesi Muhtelif Parsellere İlişkin 1/5000 Ölçekli Nazım İmar Planı Değişikliği’ne planın parçacıl bir anlayışla hazırlandığı gerekçesiyle ŞPO İstanbul Şubesi tarafından itiraz edildi.

08

Kartal Yakacık Mahallesi Muhtelif Parsellere İlişkin 1/5000 Ölçekli Nazım İmar Planı Değişikliği şehircilik ilkeleri ve planlama esaslarına uygun olmadığı gerekçesiyle ŞPO İstanbul Şubesi tarafından yargıya taşındı.

06

Fikirtepe’de 500 bin konutluk dönüşüm projesi kapsamında anlaşılan mülk sahiplerinin tahliyesine başlandı (Radikal).

05

11

09

35 ildeki 65 noktada 6 bin 500 konutun AKP tarafından hazırlanan yenileneceği kentsel dönüşüm için yıkım Büyükşehir Belediye Kanununda çalışmalarına Çevre ve Şehircilik Bakanı Değişiklik Yapılması Hakkında Tasarı Erdoğan Bayraktar ve İBB Başkanı Kadir TBMM Başkanlığı’na sunuldu. Topbaş’ın da katıldığı ülkenin birçok şehrinde 13 yeni büyükşehir belediyesi eş zamanlı yapılan yıkımlara canlı bağlanılarak kurulmasını öngören ve büyükşehir Başbakan R. Tayyip Erdoğan tarafından belediye meclislerine önemli başlandı. yetkiler sunan yasa tasarısı 29 il özel idaresinin, bin 591 belde belediyesinin ve 16 bin 82 köyün tüzel kişiliğini sona ermesine neden oldu.

1

13

Esenyurt 1.2.3.4. Etap ve Esenyurt Kıraç Çevre ve Şehircilik 1.2.3.4. Etap 1/1000 Bakanı Erdoğan Ölçekli Uygulama İmar Bayraktar 35 Planları’na imar hakkı ilde, 40 noktada transferi ile donatı toplam 1000 transferini planlama civarında konut ve alanında mümkün işyerini yıkmaya kılan ve imar planı başlayacaklarını bütünlük ilkesini açıklayarak, ortadan kaldıran plan bunun 20 yıllık notları değişikliklerine bir program ŞPO İstanbul Şubesi olduğunu tarafından dava açıldı. açıkladı.

10

15

1995 yılında sit alanı ilan edilen Tarihi Yarımada’nın 1/1000 Ölçekli Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planı Fatih Belediyesi tarafından askıya çıkarıldı.

14

MHP Beyoğlu Taksim Meydanı İlçe Başkanlığı düzenlemelerine tarafından yapılan karşı Taksim ve Okmeydanı Dayanışması halkının da tarafından katıldığı toplantıda yapılan basın Okmeydanı açıklamasının Koruma Amaçlı ardından İmar Planı anlatıldı. Cumhuriyet Caddesi’nde insan zinciri oluşturuldu.


111 l

Ekim 2012 31

16

lAKP

iktidarında, bakanlık tarafından 10 yılda 944 imar değişikliği gerçekleştirildi. Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar: “Yerel idareler plan onama yetkisine sahip olduğu için Türkiye genelinde yapılan imar planı değişikliği sayısına ilişkin genel bir bilgi bulunmamakta ancak 3 Kasım 2002 tarihinden günümüze kadar bakanlık tarafından onaylanan imar planı sayısı 944 ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından onaylana 944 değişikliğin 103’ü İstanbul’a ait” dedi. lPark Otel bilirkişi raporu tamamlandı. Raporda; 2011 yılında çıkartılan yeni imar planının uygulamasıyla Park Otel’in tarihi, doğal çevreye ve kentsel dokuya olumsuz etki yapacağı belirtildi.

16-17

“6. İstanbul Buluşmaları” Yıldız Teknik Üniversitesi Oditoryum’unda, “Afet ve Kentsel Dönüşüm Kıskacında İstanbul ve Planlama” ana temasıyla gerçekleştirildi. Etkinliği yaklaşık 500 kişi izledi.

19

lŞPO

22

ŞPO İstanbul Şubesi tarafından dava konusu edilen Kartal Kordonboyu 1/5000 Ölçekli Nazım İmar Planı’na dair İstanbul 6. İdare Mahkemesi tarafından yürütmeyi durdurma kararı verildi.

24

Özelleştirme Yüksek Kurulu tarafından onaylanan Salı Pazarı Liman Bölgesi (Galataport) 1/5000 Ölçekli Koruma Amaçlı İmar Planı Resmi Gazete’de yayınlandı. Türkiye Denizcilik İşletmeleri Genel Müdürlüğü binasından Salı Pazarı’ndaki Deniz Ticaret Odası’na kadar uzanan 1,2 km’lik alanın ihalesi böylelikle yeniden 5998 sayılı Belediye Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına gündeme geldi. İlişkin Kanun’un iptal istemi Anayasa Mahkemesi tarafından görüşüldü. Mahkeme kanun metninin bir bölümünde yürütmenin durdurulmasına karar verdi.

18

İstanbul Şubesi tarafından, İstanbul Finans Merkezi Nazım İmar Planı ve Uygulama İmar Planı yargıya taşındı. Dava konusu NİP, 2007 onaylı Revizyon NİP’da belirlenen sosyal ve teknik altyapı alanlarını azaltmanın yanı sıra kendi içindeki yapı ve nüfus yoğunluğunun gerektirdiği sosyal ve teknik altyapıyı bile karşılayamayan bir plandır. lBüyükşehir Belediye Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Tasarı kabul edildi; Şişli İlçesi’ne bağlı Maslak, Ayazağa ve Huzur Mahalleleri Sarıyer’e bağlandı.

lÜsküdar Harem Bölgesi ile Haydarpaşa Limanı ve Geri Sahası Nazım İmar Planı; ŞPO İstanbul Şubesi ve diğer ilgili kurumlar tarafından eşitlik ilkesi ve kamu yararına uygun olmadığı gerekçesiyle yargıya taşındı. lİstanbul’un 17 ilçesinde askıya çıkarılan 3. Köprü 1/5000 Ölçekli Nazım İmar Planı Değişiklikleri ŞPO İstanbul Şubesi tarafından yargıya taşındı. lÜsküdar Büyük Çamlıca Özel Proje Alanı Nazım İmar Planı ve Uygulama İmar Planı kamuya açık olması ve korunarak yaşatılması gereken bir alanın, özel kullanıma (turizm alanı) açılarak yapılaşmaya maruz bırakılmasından dolayı ŞPO İstanbul Şubesi tarafından yargıya taşındı.

27

Ulaşım Koordinasyon Müdürlüğü’nce 1. etap olarak başlanan çalışmalarda Anadolu ve Avrupa yakasında 18’er kilometre olmak üzere, toplamda 36 kilometrelik bisiklet yolu hizmete alındı.

30

29

Taksim Meydan düzenlemeleri kapsamında tünel inşaatları için ilk kazma Zambak Sokak’a vuruldu.

3. havalimanının Eyüp ve Arnavutköy ilçe sınırları içerisinde yer alacağı kamuoyu ile paylaşıldı. Konu hakkında ŞPO İstanbul Şube Başkanı Tayfun Kahraman: “Amaç yeni yerleşim” dedi.


112 l

l

SALIPAZARI Limani ve çevresi | GALATAPORT Çeşmesi, Nusretiye Camii, Nusretiye Saat Kulesi, Tophane-i Medrese-i Amire Binası, Sokullu Camii gibi eserlerle aynı konumda olup İstanbul siluetinin önemli bir parçasıdır. m l

TARIHLERLE GALATAPORT 17 subat 1995 l

2

GALATAPORT-SALIPAZARI LiMAN ALANI l

Salıpazarı Liman Alanı’nda yük ve yolcu taşımacılığı Cenevizler dönemine kadar dayanmaktadır. 1892 yılında inşasına başlanan Karaköy (Galata) rıhtımı 1895’te tamamlanmış, 1910 yılında iki antrepo ve 1928 yılında 3 antrepo inşa edilerek 1986 yılına kadar faaliyetini sürdürmüştür. 1988 yılında Salıpazarı Liman Alanı yük gemilerine kapatılarak, sadece yolcu ve kruvaziyer gemilerin

giriş çıkışına izin verilmiştir. Yük limanı faaliyetleri son eren alanda antrepolar ve transit ambarlar uzun yıllar atıl durumda kalmıştır. Salıpazarı Liman Alanı’nın İstanbul Liman İşleri Müdürlüğü, 01 Ocak 1938’de 3285 sayılı kanunla kurulan Denizbank Genel Müdürlüğü, 01 Mart 1952’de 5842 sayılı kanunla kurulan Denizcilik Bankası T.A.O. bünyesinde ve son olarak TDİ’ye bağlı ‘İstanbul Liman İşletmesi’ olarak faaliyetini sürdürmüştür. Salıpazarı Liman Bölgesi; Galata Kulesi, Kılıç Ali Paşa Camii, Tophane

Tophane-Salıpazarı Turizm Merkezi, Bakanlar Kurulu Kararı ile Turizm Merkezi ilan edildi. Böylece yerel yönetim bu alanda planlama yetkisini kaybetti. Karaköy Limanı ve Salıpazarı’nın arasında kalan yaklaşık 10 hektarlık liman alanının bir “turizm bölgesine” dönüştürülmesi amacıyla Türkiye Denizcilik İşletmeleri (TDİ) tarafından Tabanlıoğlu Mimarlık bürosuna alanın kentsel tasarım projesi hazırlatıldı. Projenin kamuoyu tarafından duyulması özelleştirme ihalesi ile gerçekleşti.

24 Agustos 2005

Türkiye Denizcilik İşletmeleri (TDİ), Salıpazarı-Karaköy Kurvaziyer Liman Turizm Ticaret Kompleksi’nin (Galataport) yap-


113

3

işlet-devret modeli çerçevesinde yapımı için ihaleye çıktı. İhaleye çıkan proje; kruvaziyer liman tesisi, en az 1 adedi 5 yıldızlı olmak üzere uluslararası zincirler tarafından işletilecek nitelikte 2 adet otel, apart oteller, dükkanlar vb. satış üniteleri, yeme içme alanları, sinema, müze vb. eğlence tesislerinin yapımı ile otopark kapalı garaj vb. yapılar ve bunlara ilişkin altyapı ile teknik mahallerden oluşan turizm merkezinin yapım ve işletimini kapsamaktaydı. Salı Pazarı Limanı’nın 49 yıllığına yapişlet-devret modeliyle yapılan 2005’teki ihalesini 3,5 milyar dolara Global Menkul Değerler’in sahibi Mehmet Kutman, İsrailli Ofer Ailesi ve Limak’ın da bulunduğu Royal Carribean Ortak Girişimi kazandı. Bu ihaleden sonra Kadir Topbaş’ın başkanlığındaki İBB ile ŞPO ayrı ayrı imar değişikliği yetkisi konusunda yürütmenin durdurulması talebiyle dava açtı. Bu arada Torba Yasa olarak bilinen yasaya konulan

bir madde ile Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’na kruvaziyer liman yapımı konusunda imar değişikliği yapma yetkisi verildi. Ancak bu maddenin iptali için CHP Anayasa Mahkemesi’ne iptal davası açtı.

06 Ocak 2006

Danıştay 6. Dairesi, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın Galataport’ta ‘kruvaziyer yat limanı’ yapımına ilişkin imar planında değişiklik yapan işlemi için İBB ile ŞPO tarafından açılan her iki davada da ‘yürütmeyi durdurma’ kararı verdi.

15 Kasim 2006

ŞPO İstanbul Şubesi tarafından Galataport Paneli gerçekleştirildi.

18 Kasim 2009

Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’ın “Galataport için 2010’da yeni ihale olacak” açıklamasından sonra, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı:“Yeni bir model bulacağız” dedi.

03 Mart 2010

Özelleştirme İdaresi Başkanlığı projenin danışmanlık ihalesini kazanan EFG İstanbul Menkul

Değerler-Mag Mühendislik- İşmen Hukuk Bürosu Konsorsiyumu ve Devlet Demir Yolları yöneticileri ile ilk kez masaya oturdu. Toplantıda o güne kadar yapılan çalışmalar hedefler değerlendirilerek, proje ekibi tanıtıldı ve 3 yılda bitirilmesi öngörülen projenin tutarı belirlendi. Özelleştirme İdaresi, Danıştay’ın dikkat çektiği imar sorunlarını çözüme kavuşturdu. Özelleştirme İdaresi yetkilileri Galataport projesi için çeşitli kamu kuruluşlarının da görüşlerini aldıklarını belirterek: “İhalenin bu yıl tamamlanmasında kararlıyız. Sağlıklı bir model ve plan için birçok kurumun görüş ve önerilerini aldık. Proje yarışması gündemimizde. Nihai kararı danışmanlık firmasının incelemelerinin ardından vereceğiz” dedi. l

12 Nisan 2010

Salı Pazarı Limanı’nda kruvaziyer liman ile turizm bölgesi inşa edilmesini öngören projenin tekrar gündeme gelmesi gayrimenkul

4


114

5

piyasasını hareketlendirdi. Bölgedeki mülkler el değiştirme sürecine girdi; satılığa çıkarılanlar arttı ve alıcı piyasası hızlandı (emlakhaberleri.com). l

22 Nisan 2011

2 girişimci tarafından 20.01.2010 tarihinde Marka Tescil Ofisi ile başvurusu gerçekleşen “Galataport” markası Türk Patent Enstitüsü tarafından tescile uygun görüldü. Danıştay’da ihale iptal sürecinden sonra Özelleştirme İdaresi Başkanlığı bir de marka sorunuyla karşı karşı karşıya kaldı.

İhaleye çıkan projenin adı böylece “Salı Pazarı Limanı” olarak değişti.

27 Mart 2012

Salı Pazarı Limanı’nın (Galataport) yeni imar planları Prof. Dr. Cengiz Can başkanlığındaki İstanbul 2 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nda oy birliği ile onaylandı.

19 Temmuz 2012

Özelleştirme İdaresi Başkan Vekili Ahmet Aksu tarafından Galataport için yeni ihale sürecinin başlatıldığı açıkladı. Aksu: “Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Anıtlar Yüksek

Kurulu’nun görüşlerini aldık. Çevreyle uyumlu bir proje ve en gözde çekim merkezi olacak” dedi.

21 Temmuz 2012

ŞPO İstanbul Şube Sekreteri Akif Burak Atlar “Galataport onaylanırsa yine yargı yolunu deneriz. Daha önceki gerekçelerimiz ve kazanılmış davalarımız var. Mesleki açıdan sakıncaları olan bir proje onaylanırsa elbette yeniden yargı yolu denenebilir. Konu hakkındaki görüşlerimiz, itirazlarımız devam ediyor” açıklamasını yaptı.


115

04 Agustos 2012 İstanbul Ataköy Turizm Merkezi Kazlıçeşme Deniz Turizmi Tesisleri’nin “1/5000 Ölçekli Nazım İmar Planı” ve “1/1000 Ölçekli Uygulama İmar Planı”na MO İstanbul Büyükkent Şubesi tarafından açılan dava sonucunda, İstanbul 6. İdari Mahkemesi tarafından projenin iptali ve yürütmenin durdurulması kararı verildi. Konuyla ilgili basında yer alan haberlerde Zeyport ile Galataport planlarının benzerliğine dikkat çekerek kente getirecekleri yoğunluğa yer verildi (Vatan). l

24 Ekim 2012

Özelleştirme Yüksek Kurulu tarafından onaylanan Salı Pazarı Liman Bölgesi (Galataport) 1/5000 Ölçekli Koruma Amaçlı İmar Planı Resmi Gazete’de yayınlandı. Türkiye Denizcilik İşletmeleri Genel Müdürlüğü binasından Salı Pazarı’ndaki Deniz Ticaret Odası’na kadar uzanan 1,2 km’lik alanın ihalesi böylelikle yeniden gündeme geldi. Salıpazarı kruvaziyer liman alanında, konaklama ve dinlenme tesislerini kapsayan turizm merkezi de yer alacak. Ticaret alanında ise alışveriş merkezleri ve restoranların inşası planlanmakta. Projede rıhtım, yeşil alan, kültürel tesis

ve taşıt yolu için de yerler ayrıldı. İmar planıyla netleşen önemli bir unsur ise binaların yüksekliği oldu. Tarihi doku da düşünülerek projede bina yüksekliği 21,5 metre olarak belirlendi. Özelleştirme Yüksek Kurulu, onayladığı imar planını bilgi ve gereği için İBB ile Beyoğlu Belediye Başkanlıkları’na gönderme kararı aldı. m

15 Kasim 2006 Galataport Paneli: Yorumlarla Galataport l

Galataport projesinin Mimarı Murat Tabanlıoğlu: “Bir kere burası şehirden tamamıyla kopmuş bir yer, halkın giremediği bir yer, şöyle bir resim niye çekilmesin?” diye bir fotomontaj yaptık. Şu anda esasında İstanbul Modern’in terasından ilk defa yapılabiliyor. Eski şehirle buranın, iki yakanın birbirine bağlanması bizim için biraz da yetkileri etkilemek için ilk motivasyondu.” İstanbul 2 Numaralı KTVK Bölge Kurulu Başkanı Prof. Dr. Mete Tapan: Bunlardan bir tanesi bir plan, burası biliyorsunuz Kentsel SİT Alanı. Kentsel SİT alanı olduğu için bize geliyor, vakıa kentsel sit alanı olmamış olsaydı da bir alanın bitişiğinde bir tarihi eser

varsa, Nusretiye Camii gibi veya oradaki Kılıç Ali Paşa olduğu gibi bize zaten yasa gereği sorulması gerekli. En önemlisi Beyoğlu’nda koruma amaçlı bir imar planı yapılıyor ve burası da onun bir parçası. Neden bu, bu şekilde önümüze parça olarak belli bir bölge olarak geliyor. Çok açık çünkü buradaki plan yapma yetkisi belediyenin değil, ilk defa kentsel sit iken ve aynı zamanda turizm alanıyken Turizm Bakanlığı’nındı, daha sonra burası özelleştirmeye devredilince buradaki plan yapma yetkisi ve onayı özelleştirmenin oldu. Biliyorsunuz, ben bundan 15-20 yıl evvel Büyükşehir Belediyesi’ndeyken de özellikle bu turizm merkezlerinin ilan edilmesine karşı olanlardan bir tanesiydim. Bu karşı olmam turizmi baltalamak için değil, benim amacım bir planın bütünlüğünü bozmamak. Çünkü bir planı bir yerinden bozarsanız bu plan açıkça söylüyorum hiçbir zaman dikiş tutmaz. Onu bütün kalbimle ve samimiyetimle söyleyeyim; başka çaresi yok, tabii ki planlar zaman

6


116

içerisinde tadil edilebilirler vesaire. Siz 1 yıl evvel, 2 yıl evvel yapılmış bir planı kalkıp ta parça parça bölmeye kalkarsanız, o plandan hiçbir şey çıkmaz. Onun için de Türkiye’de planlara karşı olan bu sadakatsizlik, Türkiye’nin bugünkü İstanbul’umuzun kaosunu oluşturmuştur; bunu tekrardan dile getirmek istiyorum.” MO İstanbul Büyükkent Şubesi Mücella Yapıcı: “Eğrisiyle Doğrusuyla Galataport” dediğimiz zaman önce zaten isminden başlamak lazım. İstanbul için son zamanlarda geliştirilen her şey bir nevi “İstanbul portladı” anlamında gerçekten Haydarpaşaport, Galataport, Zeyport, Kuşadasıport gibi bir “port”lama dönemine girmiş bulunuyoruz. Belki bu işi hani “eğrisi porttur” da, “doğrusu Galata’dır” diye kendimce bir başlık hazırladım, ama bu port üzerinde durmak lazım. Gerçekten mimarımızın da en büyük endişesi buranın port olmasından dolayı, ama burası port olmasaydı; Kıyı Kanunu’na göre oradaki hiçbir şey yapılamazdı. Port olduğu için yapılabiliyor, onun için biz mecburen port kısmına dayanacağız. Tan Oral İstanbul için aslında her şeyi söylemiş. Portlayan ve yükselen İstanbul’da yeni bir topografya yükseliyor.

Kıyı Kanunu maalesef bir hukuk kazası sonucu, ana muhalefet partisi -hep beraber hatırlarsınız, çünkü sadece partiler dava açabiliyorlarAnayasa Mahkemesi’ne götürdük. 3194’ün 9. maddesini kurtardık, ama bu geçti. Bugün Kıyı Kanunu’muzda bütün kıyılarımızı çok büyük kruvaziyer turizmin tehdidine sokacak bu madde durmaktadır ve ne uğruna durmaktadır? Sadece Galataport ve Haydarpaşa uğruna Türkiye’nin bütün kıyıları ve koyları şu anda kruvaziyer liman tehdidi altındadır. Yumurtalık’tan başlamıştır Mersin’den doğru devam etmektedir. Geçmiş olsun.” Galata Derneği Temsilcisi Egemen Akalın: Dernek olarak “kullanma maksadı ve fonksiyonu ne olsun?” diye sorulursa -Galata Derneği ki, birebir Galata yaşayanlarını temsil ettiği için sorulması dileğimizdirbu bölgede gerçekten günübirlik gezinti alanları, kültür merkezleri, müzeler, çeşitli müzeler sadece kültür sanat müzesi değil, çocuklarla ilgili müzeler olabilir. Çocukların müzikle, kültürle İstanbul’la buluştuğu, İstanbul’u tanıyacağı, torunlarımızın İstanbul’dan mahrum yaşasın istemiyoruz. Bu gidişle torunlarımız İstanbul göremeyecek, İstanbul’da yaşayıp göremeyecek. Bu anlamda

düzenlenebilecek, ama bu geçici olarak yapılmış binaların içinde, ama yeni projeler üretilerek bu şekilde kullanılmasını düşünüyoruz.” Prof. Dr. Zekiye Yenen (YTÜ Mimarlık Fakültesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü): (...) Öğleden önceki oturumda tartışma kısmında bunun sözü geçti, denildi ki “Salı Pazarı’nın 1/5 000’lik bir nazım planı var”. Evet, bir nazım planı olduğu söylenilebilir yasalara göre, ama bir plancı olarak bunun nazım plan olduğunu söylemek çok zordur. Çünkü bir nazım plan -biz öğrencilerimize böyle öğretiyoruz ve öyle olmasını da arıyoruz- bir kere geri bölgesiyle beraber hazırlanır. Yani geniş bir alanı kapsar, ama Salı Pazarı Turizm Merkezinin nazım planı sadece kentsel sit alanının aşağı yukarı 1/30 kadar bir büyüklüğü bile olmayan 10 hektarlık bir alan içindir. Bana göre bırakın kenti bir yana, bu kentsel sit alanının bile giriş kapısı niteliğindeki bir alana burada bir mevzi plan gibi bakılmıştır. Ne arazi kullanış kararları, ne yoğunluk, ne ulaşım kademelenmesi ne de plan notlarıyla desteklenmemiş bir 5000 -evet kağıt üzerinde- vardır, ama buna 5000 denilmeli midir; bunu da görüşlerinize açmak istedim.”


117

Şehir Plancı Erhan Demirdizen: “Burada bir hatırlatma yapmak istiyorum. Anayasa aslında kıyılarla ilgili iki temel şey söylüyor. Bir; “kıyı vesair şeridi kamu yararına kullanılacaktır”, ikinci olarak da “devletin hüküm ve tasarrufu altında olacak” diyor. Bunlar hiç tartışmasız biçimde çok net, hiçbir yoruma açık olmayan anayasal hükümler. Kamu yararı olacak, öncelikli kamu yararı olacak, devletin hüküm ve tasarrufunda olacak. Buranın içersinde Anayasa’da herhangi bir parantez yoktur. Anayasa’ya göre çıkartılmış olan Kıyı Yasamızda da çok net olarak; Anayasa’dan belki biraz daha ileri giderek, kıyılarla ilgili herkesin eşitlikle ve serbestlikle yararlanmasından söz ediyor. Bu Kıyı Yasası’nın temel düzenlemelerinden bir tanesi diyor ki: “Herkesin eşitlikle ve serbestlikle yararlanmasına açık tutulacak, muhakkak devletin hüküm ve tasarrufunda bulunulacak. Kamu yararına kullanılacak, ama teknik olarak yapılması sadece kıyıda zorunlu olan yapılar yapılabilecek”. Az öncede söylediğim, bunların içersinde kruvaziyer limanla ilgili yapılar da dahildir. Liman yapıları, balıkçılık yapıları, balıkçılıkla ilgili yapılar, tersane ve böyle teknik

olarak kıyıda yapılması zorunlu olan kıyıdan başka yerde yapılması mümkün olmayan yapılar sadece kıyıda yapılacaktır.” İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkan Danışmanı Prof. Dr. Hüseyin Kaptan: “Bu kıyı kenar çizgisini kaldıralım, adam gibi plancılar yetiştirelim, adam gibi planlar yapalım, kendi kendimizi böyle Aziz Nesin’in hikayeleri gibi boşluğa daireler çizip; bunlar bizi zayıflatan şeyler. Bu memlekette plancı yoksa olur. Kendi kimliğimizi, kendi gücümüzü bilgimizden alalım. Denizin ortasına da gerekirse şehir yapalım. Gerekirse planlarımıza 2 km yaklaşma sınırı koyalım. Bunlar değişik ölçeklerinden, ülke ölçeklerinden gelen kademeleri içinde akılla verilecek olan planlama stratejileri çerçevesinde kararlar. Artvin, Hopa’da da 800 metre in aşağıya Mersin’de de çek, Ege’de çek böyle bir mantıksızlık coğrafyaya ters düşen bilgi. Orada milletvekilleri bunalmış, çek şunu “100 metrede bitir” demiş bir tanesi. Biz yokmuşuz gibi davranmışlar. Tabii gidersen, bütün kumsalların ortasına şeyler yaparsan, denizin içine dolarsan, plajları da istila ederse, birisi de çıkar böyle yapar. Her şey böyle bu kanun işini bırakalım.”

7

8

Serbest Şehir Plancı Tavit Köletavitoğlu: “Burada kruvaziyer limanı filan olmaz, burada ne olur? En fazla İstanbul’un doğru dürüst adam gibi kruvaziyer limanı yapılana kadar geçici bir liman olur. Onu geçici biliriz, adını koyarız. Ankara da bilir İstanbul da bilir, Belediye de bilir, herkes bilir ve herkes seferberlik halinde onun gerçekleşmesini sağlar. Yoksa “burası kruvaziyer olsun” deniliyor,

9


118

ama Kıyı Kanunu’nda kruvaziyer limanını şöyle tanımlayalım, oradan arkadan da dönelim, bunu yapalım.” Artık bunları geçelim, artık Türkiye çok önemli noktalara geldi. Böyle kıvraklıklarla İstanbul’un en güzel noktalarından birini kötü ve hak etmediği kadar yanlış kullanmayalım, İstanbul’a yazık etmeyelim.” m l

Bir Yazi... Galataport

Nuray Mert, Radikal, 20.09.2005

Biliyorsunuz, ‘Galataport’ adlı korkunç projeyi hayata geçirmek üzere yapılan ihaleyi, Tüpraş’ın özelleştirilmesine ilişkin tartışmalarda öne çıkan Offer grubu aldı. Tüpraş özellleştirmesinde önceden satılan %14.76’lık hisse meselesi epey konuşuldu, daha da konuşulacak, muhtemelen satışın iptaline ilişkin çabalar için çıkış noktası olacak. ‘Offer’ler kimdir, yatırımları turistik midir, stratejik midir?’ konusu da ortaya atıldı, ben şimdilik o konuya girmeyeceğim. Şimdilik en önemlisi, Galataport projesi için apar topar özel yasa çıkarılması mevzusu. Bölgenin imarını kıyı kanunu ve SİT alanından çıkararak özel kanunla düzenlemek neyin

nesi? Bu kanunla, Kuşadası’ndaki Egeport ve İstanbul Karaköy’deki Galataport projesi kapsamında ihale alanlar neredeyse her türlü kısıtlamadan paçayı kurtaracaklar. İşin detayını, Sabah gazetesinde (18 Eylül) Mahmut Övür ve Erdal Şafak köşesinde yazdı, okumadınızsa, lütfen üşenmeyin bir göz atın. AKP, ANAP’ın mirasına sahip çıkmakta son derece samimi olduğunu bir kez daha gösteriyor, Unakıtan’ın deyimiyle, gözünü, kulağını kapatıp satıyor, önüne kanun çıkınca, teferruat addedip, uzun boylu takılmadan değiştiriyor. Başörtüsü yasağını kaldırmak için seçmenine ‘Ne yapalım iktidarız ama muktedir değiliz’ diye mazeret buluyor, ama iş ihaleye gelince engel tanımıyor. Diğer taraftan, ‘muhafazakar’ demokratların neyi muhafaza etmeye niyetli olduğu belli değil. Hadi her şeyi bir yana bırakalım; İstanbul gibi tarihi bakımdan son derece önemli bir şehrin çehresi, muhafazakar bir hükümet tarafından tarumar edilme tehlikesiyle karşı karşıya. Karaköy, tarihi yarımadanın tam karşısında, kendi tarihi dokusu da son derece önemli bir bölge. Nedir Galataport projesi? Bu bölgeyi, ‘kruvaziyer turizmi’ne

açmak! Projenin öngördüğü alan düzenlenmesi gazetelerde yayımlandı, görmüşsünüzdür; turist gemilerinin yanaşacağı liman ve ona uygun çevre düzenlemesi, bol miktarda free-shop, vs. Yani, tarihi dokusu zengin bir yere yapılacak en büyük kötülük. Bir de milleti avutmak için, o bölgedeki cami, çeşme ön plana çıkacak, etrafı temizlenecek demezler mi? Bırakın dağınık kalsın, olmaz olsun öyle düzenleme. Böyle böyle, İstanbul’u Miniatürk garabetine çevirecekler. Tarihten, muhafazadan anladıkları bu. Veya asıl dert para gelsin de, nasıl gelirse gelsin, ne yaparsa yapsın. Bu kafada olanların şimdiye kadar verdikleri zarar yeter. Topkapı’ya da fiyat biçilse, işletmesini devir mi edeceksiniz? Sınır nerede? Memleketin malını haraç mezat satmaktan, bir de turizmden başka şey bilmez misiniz? Gidin, turizm geliri uğruna Güney sahillerini ne hale getirdiğinizi görün, hele de mevcut ucuz turizm stratejisiyle, 10 sene sonra, deniz çamur gibi olacak. Ne çevreye aldıran var, ne imar düzenlemelerine. Üç kuruş kazanacağız diye, güzelim sahilleri çöplüğe çevirenlere kimse ses çıkaramıyor. Şimdi sıra İstanbul’da! Tek kaygınız para mı? Öyleyse bile,


119

görgüsüzlüğün alemi yok, İstanbul tarihi bir değer, becerebiliyorsanız onu pazarlayın, tarihi yarımada karşısına, gemiden inip freeshop’lara dalacak turist denilen dünya görme arsızlarını doldurmak marifet mi? Sakın kimse, turizmin öneminden bahsetmeye kalkmasın, bıktık bu edebiyattan. Sahi nedir turizm? 10 yıllardır çoğu müreffeh toplumların gücü yeteni, dünyayı dört dönüyor da ne oluyor? Bilgileri görgüleri mi artıyor, farklı dünyalar tanıyor da, dünyaya bakışları mı zenginleşiyor? Öyleyse, dünya

açken, sefilken, kan gövdeyi götürürken kılları kıpırdıyor mu? Yoksa, olan biten, dünyayı dört dönme açgözlülüğü değil de nedir? Ekonomimizi, bu açgözlülükten üç kuruş kazanacağız hesabına mı ayarlayacağız? Şehrimizi, tarihimizi, hizmetimizi bu uğurda sorgusuz sualsiz satılığa mı çıkaracağız? Turizm denilince neden akan sular duracak? Bu soruları sormanın zamanı gelmedi mi? Galataport’a ilişkin tüm itirazlar son derece önemli, ama bu vesileyle toptan turizmi sorgulamakta da fayda var. m

Görseller

1. hurriyet.com.tr 2. sugraphic.com 3. emlak.kanald.com.tr 4. toplumsal.org 5. Salıpazarı Liman Bölgesi KANİP 6. cnbce.com 7. skyscrapercity.com 8. skyscrapercity.com 9. skyscrapercity.com 10. wikimedia.org

10


120

KASIM 2012

04

1

Okmeydanı KAUİP hakkında mahalleliyi bilgilendirme toplantısı plan müellifleri ve meslek odalarının katılımı ile gerçekleştirildi. Okmeydanı halkının gerçekleştirdiği toplantıda haklarının garanti altına alınmasını isteyen mahalleliler, belediyenin kendilerine yazılı taahhütname vermesi gerektiğini belirttiler.

3

12

Haydarpaşa Garı, Kadıköy Meydanı ve Çevresi Koruma Amaçlı Nazım İmar Planı askıya çıktı.

08

2

Taksim Gezi Parkı’na yapımı onay bekleyen Topçu Kışlası için kesilecek ağaçların yanı sıra avlusunda buz pisti yapılacağı açıklandı. Projenin mimarı Halil Onur: “Keşke yarışmayla tasarlansaydı.” açıklamasında bulundu (Radikal).


121

KASIM 2012 27

19

ŞPO İstanbul Şube Başkanı Tayfun Kahraman Maslak 1453 adlı konut projesi hakkında: “Ormanlar gidiyor. İstanbul kırmızı çizgilerine dayandı, sınırı geçerse kendine yetemez” (Haber Türk).

21

4

20

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından hazırlanan yasa taslağına göre İmar Kanunu’ndaki değişiklikle ortaya çıkan değer artışından devlet %45 pay alacak. 3. Havalimanı, 3. Köprü ve Çılgın Proje olarak ifade edilen Kanal İstanbul’un getirdiği değerden alınacak vergi sadece kentsel dönüşüme harcanacak. Konu hakkında Başbakan R. Tayyip Erdoğan: “Köşedeki bakkalı sıkıştırarak vergi alınmaz” dedi (Haber Türk).

Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan: “Modern dünyanın meydanlar için bulduğu en isabetli çözüm; trafiğin yerin altına alınmasıdır. Tereddüdü olanlar internet üzerinden dünyadaki benzer meydanlara göz atabilirler” dedi.

29

Emlak Konut GYO tarafından düzenlenen İstanbul Uluslararası Finans Merkezi’nin rekreasyon alanı ihalesini Ağaoğlu aldı.

24

UNESCO Dünya Miras Merkezi Taksim Dayanışması “Taksim’e ve ICOMOS ortak heyeti, inşaatı sahip çık, meydanı boş bırakma!” devam eden Haliç Metro Geçişi çağrısıyla basın açıklaması yaptı. 5 Köprü Projesi’ni incelemek için sonra İstanbul’a geldi. İnşaatı hızla devam eden köprünün, lTMMOB’a bağlı odalar: “TMMOB Yasasının değiştirilmesiyle, kentimiz, ülkemiz ve meslek disiplinlerimiz tehdit edilmektedir.” başta Süleymaniye Camii lİspanya gezisi sırasında Başbakan R. Tayyip Erdoğan Taksim’e olmak üzere, UNESCO’nun 6 cami yapılacağını açıkladı ve Çamlıca Camii yarışması sonuçları Dünya Mirası Listesi’nde hakkında“Projeler içime sindi” dedi (milliyet.com.tr). kayıtlı olan Tarihi Yarımada’nın görüntüsünü bozduğu daha lYapı Denetim Kanunu’na yeni maddeler ekleneceği iddiaları üzerine ŞPO Başkanı Tayfun önceki komite raporlarında Kahraman: “Sevda Tepesi’ne imar izni verilmesi örnek teşkil edecek. Bir kere taviz verildi ama belirtilmişti (yapi.com.tr). Boğaziçi’nde yapılaşmaya da izin verilirse 30 yıldır kanunla korunan güzelliğini kaybeder” (Zaman). lŞPO Yönetim Kurulu üyesi Gürkan Akgün, R. Tayyip Erdoğan’ın “Taksim’e cami yapılacak” açıklaması hakkında “Sözde katılımcı yönetim, özde tek adam rejimi” dedi (BirGün).

28

30


122 l

MASLAK 1453 PROJESI uygulama imar planı henüz onaylanmadan, İstanbul 1. İdare Mahkemesi’nin 10.03.2010 tarih, 2010/367 Esas ve 2010/338 karar numarası ile 1/5000 ölçekli nazım imar planına ilişkin yürütmeyi durdurma kararı alındı. l

01 Haziran 2010

Taşınmaz, TOKİ’ye devredildi.

11 Agustos 2010 lTaşınmaz,

7

l

TARIHLERLE Maslak 1453 1968 Proje alanı 1968’de Askeri Güvenlik Bölgesi kapsamına alınarak kamulaştırıldı.

21 Mart 2003

askeri tesis inşası olarak belirlenen bedel karşılığında TOKİ’ye satıldı. 15.06.2009 tasdik tarihli 1/100.000 ölçekli İstanbul Çevre Düzeni Planı’nda alan, “Askeri Güvenlik Bölgesi” içerisine alındı. l

27 Ekim 2009

Projenin bulunduğu 1 ada 145 parsel 21.03.2003 tasdik tarihli 1/5000 ölçekli Ayazağa Revizyon Nazım İmar Planı’na göre Jandarma Komutanlığı Askeri Alanı/İç İşleri Bakanlığı Askeri Alan olarak gösterildi.

Şişli Belediyesi tarafından 27.10.2009 tarihli teklif yazısı ile İBB’ye gönderilen 1/1000 ölçekli uygulama imar planında Jandarma Komutanlığı Askeri Alan/İç İşleri Bakanlığı Askeri Alan olarak gösterildi.

Mülkiyeti Jandarma Genel Komutanlığı’nda bulunan arazi,

Şişli Belediyesi tarafından 27.10.2009 tarihli teklif yazısı ile İBB’ye gönderilen 1/1000 ölçekli

2008

10 Mart 2010

11.08.2010 tarih ve 4077 sayılı Başbakanlık Oluru ile 775 Sayılı Gecekondu Kanunu kapsamında “Gecekondu Önleme Bölgesi” ilan edildi. lTaşınmaza ilişkin hazırlanan 1/5000 ölçekli Ayazağa Gecekondu Önleme Bölgesi Nazım İmar Planı ve 1/1000 ölçekli Ayazağa Gecekondu Önleme Bölgesi Uygulama İmar Planı, 11.08.2010 tarih, 4077 sayılı Başbakanlık Oluru ile 775 Sayılı Gecekondu Kanunu’nun 19. maddesi ve Uygulama Yönetmeliği’nin 59. maddesi uyarınca TOKİ tarafından onaylandı. 1/5000 ölçekli Ayazağa Gecekondu Önleme Bölgesi Nazım İmar Planı ve 1/1000 ölçekli Ayazağa Gecekondu Önleme Bölgesi Uygulama İmar Planına göre 145 parsel kısmen konut


123

alanı, kısmen park alanı, kısmen askeri alan, kısmen dini tesis alanı, kısmen idari tesis alanı, kısmen ilköğretim tesis alanı, kısmen özel kreş alanı, kısmen özel sağlık tesis alanı, kısmen sosyal kültürel tesis alanı, kısmen yol alanında kalmaktaydı.

askıya çıkarılan 1/5000 ölçekli Ayazağa Gecekondu Önleme Bölgesi Nazım İmar ve 1/1000 ölçekli Ayazağa Gecekondu Önleme Bölgesi Uygulama İmar Planları 12 Kasım 2010 tarihinde ŞPO İstanbul Şubesi tarafından dava konusu edildi.

17 Agustos 2010

16 Eylül 2011

17.08.2010 tarih ve 4185 sayılı Başkanlık Oluru gereği; TOKİ ile Emlak Konut Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı A.Ş. arasında satış protokolü imzalandı.

Taşınmaz 16.09.2011 tasdik tarihli 1/5000 Ölçekli Ayazağa Gecekondu Önleme Bölgesi Nazım İmar Planında Emsal:2,20 TAKS:0,55 ve H serbest olmak üzere avan projeye göre uygulama yapılacak konut alanında kalmaktadır. Söz konusu plana göre: “Konut alanlarında belirlenen yapılaşma emsal değerlerinden kullanılmak kaydı ile zemin ve üst katlarda toplam inşaat alanının %20’sinin bağımsız ticari birimler olarak kullanılmasına izin verilebilir. Bu ticari birimler içerisinde iş merkezi, ofis, büro, alışveriş merkezleri, çok katlı mağaza, çarşı, otel, motel, konaklama tesisleri, sinema, tiyatro, konser salonları, sergi salonları, moda merkezi, restoran, kafe, bar, lokanta, gazino gibi yeme içme üniteleri, yönetim binaları, banka, finansal kurumlar, apar konut rezidans kullanımları yer alabilir. Bu alanlarda ilgili kurumların görüşleri alınarak özel eğitim, özel kreş, özel sağlık

Eylül 2010

TOKİ iştiraki Emlak Konut GYO tarafından gerçekleştirilen ihalede en yüksek teklifi veren konsorsiyum, imar planına ilişkin açılan dava nedeniyle ilk taksiti yatırmayıp ek süre talebinde bulundu. Emlak Konut GYO ek süre talebini kabul etmedi ve 3 milyon 250 bin liralık teklifi yaparak ikinci sırada yer alan Akdeniz İnşaat’a ihaleyi verdi. l

06 Ekim 2010

17.08.2010 tarihinde imzalanan satış protokolü uyarınca taşınmazın Emlak Konut Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı A.Ş.’ye devri gerçekleştirildi.

12 Kasim 2010

TOKİ tarafından hazırlanarak onaylanan ve 18.08.201017.09.2010 tarihleri arasında

kurumları yer alabilir. Eğimden dolayı açığa çıkan bodrum katlarda yukarıda sayılan ticari fonksiyonlar herhangi bir sınırlamaya bağlı kalmadan yapılabilir.”

26 Ocak 2012

Taşınmazın ada numarası 1, parsel numarası 145 iken taşınmaz ifraz nedeni ile 10622 ada 1 parsel olarak tanımlandı ve tapu kaydı malik Emlak Konut Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı A.Ş. kalmak kaydı ile yenilendi.

13 KaSIm 2012

CHP İstanbul Milletvekili Haluk Eyidoğan TBMM Başkanlığı’na Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu tarafından cevaplanması için konuya dair yazılı soru önergesi verdi. Önergede: “Son günlerde yazılı ve görsel basın organlarında çıkan haberler ve reklamlardan anlaşıldığına göre Ağaoğlu Turizm ve İnşaat A.Ş.’nin İstanbul Maslak’ta 250 dönümlük bir arazi üzerinde 4789 konut ve 522 adet işyeri içeren ve “Maslak 1453” adıyla duyurulan bir proje faaliyeti vardır. Buna göre aşağıdaki sorularımın yazılı olarak cevaplandırılmasını saygıyla talep ederim. 1-Ağaoğlu Turizm ve İnşaat A.Ş.’nin İstanbul Maslak 1453 projesi için orman veya orman niteliği taşıyan herhangi bir alan için imar tadilatı talebi


124

olmuş mudur? 2-Bu hususta Bakanlığınızca diğer kamu kurum ve kuruluşlarından herhangi bir görüş veya talep olmuş mudur? 3-Ağaoğlu Turizm ve İnşaat A.Ş.’ye 3’ncü köprü yolu olarak belirlenen güzergah üzerinde herhangi bir orman arazisi tahsis edilmiş midir? Proje için ne kadar orman alanı kullanılacaktır?” soruları cevaplanmak üzere yöneltildi.

13 Aralik 2012

13 Kasım 2012 tarihinde CHP İstanbul Milletvekili Haluk Eyidoğan’ın vermiş olduğu yazılı soru önergesi Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu tarafından cevaplandı. Cevapta: “Bahis konusu proje için Bakanlığıma ulaşan imar tadilatı talebi bulunmadığı gibi bu hususta herhangi bir kurum ve kuruluşa görüş verilmemiştir. Adı geçen firma adına sorulan güzergah üzerinde herhangi bir orman arazisi tahsis edilmemiştir” denildi. m l

PLANLAMA ALANINA DAIR Dair FAYDALI Bilgiler l

l

l

Maslak 1453 projesinin üzerinde yükseldiği alan; İstanbul ili, Şişli İlçesi, Ayazağa mahallesi, 10622 ada, 1 parselde, tamamı Emlak Konut Gayrimenkul Yatırım 8

Ortaklığı A.Ş. mülkiyetinde olan bir alandır. Söz konusu alanın güneydoğusunda bir başka rezidans projesi, doğusunda Atatürk Sanayi Sitesi, kuzeyinde Fatih Ormanı, batısında ise gecekondu bölgesi yer almaktadır. m

Sayilarla Maslak 1453 Proje alanı, İstanbul ili, Şişli İlçesi, Ayazağa Mahallesi’nde 201.623,32 m² alana sahiptir. Proje 4.789 adet konut, 171 adet 2 katlı dükkan, 1 adet kafe, 1 adet çok amaçlı salon, 87 adet çok katlı dükkan, 2 adet çok katlı ofis, 1 adet doğalgaz çevrim santrali, 80 adet dükkan, 10 adet kiosk, 1 adet moda merkezi, 175 adet ofis, 1 adet sinema, 1 adet spor merkezi, 2 adet tiyatro olmak üzere toplam 5.166 adet bağımsız birimden oluşmaktadır. Projeye ulaşım Büyükdere Caddesi’nden Ayazağa’ya uzanmakta olan Ayazağa köy yolu devam edilmek suretiyle sağlanmaktadır. Proje Ayazağa merkeze yaklaşık 1 kilometre, Maslak Oto Sanayi Sitesi’ne yaklaşık 2 kilometre, Büyükdere Caddesi’ne yaklaşık 3 kilometre, Mecidiyeköy merkeze yaklaşık 7 kilometre, Boğaziçi Köprüsü’ne yaklaşık 8 kilometre ve Fatih Sultan


125

Mehmet Köprüsü’ne yaklaşık 6 kilometre mesafededir. Proje alanı dört ayrı dava ile yargıya taşınmıştır. Davalardan üçü bireysel başvuru, biri ise ŞPO İstanbul Şubesi’nin başvurusu ile açılmıştır. m

YorumlarLa Maslak 1453 www.yesilist.com web sitesi Maslak 1453  projesine karşı “İstanbul Uyan, Kabusun Gerçek Oluyor!” başlığıyla bir imza kampanyası başlattı (www.yapi.com.tr, 30.10.2012). Orman  ve Su İşleri Bakanlığı, bir inşaat firmasının Fatih  Ormanı içine inşaat yapacağı yönündeki tartışmalarla ilgili yazılı açıklama yaptı: “Son günlerde bazı basın organlarında İstanbul Fatih Ormanı’nın Ağaoğlu Grubu’na konut projesi amaçlı tahsis edildiğine ilişkin haberlerin yer aldığını belirten Bakanlık, Söz konusu grup tarafından yapılacak olan inşaat projesi, Fatih Ormanı sınırları dışında yer almaktadır. Fatih Ormanı’ndan herhangi bir tahsis söz konusu değildir”. Ayrıca projenin tanıtım filminin Bakanlığın sorumluluk alanında yer alan Fatih Ormanı sınırları içinde çekilmesine dair  Orman Bakanlığı’ndan alınmış bir müsaade

bulunmadığı belirtilen açıklamada şöyle denildi: “Projenin web sitesinde proje alanının kuzeyden Fatih Ormanı’na komşu olduğu ve ormanın kullanım haklarının grubun elinde bulundurulduğu ifadelerine yer verilmiştir. Gerçeği yansıtmayan bu iddia, kamuoyunu ve vatandaşlarımızı yanıltmakta ve ayrıca Bakanlığımızın adı ticari maksat ile hukuksuz bir şekilde kullanılmaktadır. Bu tür yanlış beyanlara itibar edilmemesi hususu basının ve kamuoyunun bilgisine önemle sunulur” (Habertürk, 02.11.2012). Ali Ağaoğlu: “Fatih Ormanı yakınında yer alan projemizin bulunduğu saha daha önce kısmen askeriyenin atış poligonu, kısmen de döküm sahası olarak kullanılmaktaydı. Bu proje de diğer projelerimiz gibi çevreci yaklaşımımız ile geliştirilmiştir. Bu doğrultuda inşa edilen Maslak 1453 projemiz uluslararası kriterlere sahip çevre dostu ‘Leed Gold’ sertifikası adayıdır” (www. yapi.com.tr, 02.11.2012). İstanbul Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü’nden ayrılan Prof. Dr. Mehmet Emin Birpınar, Maslak 1453 projesine dair ağaç kesme iddialarına ilişkin: “Bu olayın iki tarafı var. Ali Ağaoğlu’nun ata bindiği ormanla ilgili kısımdan bahsedildi.

Fatih Ormanı, benim dönemimde Çevre ve Orman Müdürü iken, mesire yeri statüsünde kiralanmış bir yerdir. Benim bildiğim kadarıyla bu alan için Ali Ağaoğlu, o kiralayan firmayla bir anlaşma yapmış. Orası Orman ve Su İşleri Bakanlığı tarafından mesire alanı olarak belirlenmiş bir yer. Dolayısıyla oraya herhangi bir inşai faaliyet yapmasına kimse müsaade etmez. Ancak mevcut kiracıyla anlaşma yapıp yapacağı projede oturan insanları faydalandırabilir. Buna hiçbir engel yok. Kendi sahasına gelince, o saha benim bildiğim kadarıyla TOKİ tarafından Emlak Konut vasıtasıyla açılan ihale sonucunda alınmış bir saha. Yamaçta bir saha, üzerinde herhangi bir ağaç olmayan bir saha. Orada bir ağaç kesimi söz konusu olamaz. Zaten şekilsiz bir yer. Üst kotuyla alt kotu arasında 70 metre fark bulunan bir arazi. Ben orada ağaç kesimi olduğuna inanmıyorum. Orada ağaç yok ki neyi keseceksiniz. Öte yandan İstanbul’daki hangi projede ağaç kesilmiyor ki. Önemli olan ağacın statüsü ne. Anıt ağaçsa kesemezsiniz. Orman alanı ise kesemezsiniz. Benim bahçem var, bahçemde bir ağaç var kesiyorum ben bunu. Eğer orman alanı değilse kimse bana karışamaz” dedi (Habertürk, 03.11.2012).


126

9

10

ŞPO İstanbul Şubesi: 12 Kasım 2012 tarihinde konuyla ilgili olarak bir basın açıklaması yayınladı. “Maslak 1453 Adı Altında Yapılanlar Kent Suçudur” başlığı altında projeye dair imar planının sakıncalı yanları kamuoyuna aktarıldı. Açıklamada özetle: “TOKİ tarafından hazırlanan 1/5000 ölçekli Nazım ve 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planları ile son derece ayrıcalıklı imar hakları getirilerek kamu yararı ve şehircilik ilkelerine aykırı bir biçimde bölge, yapılaşmaya açılmıştır. Odamız tarafından dava konusu edilen bu planlara yönelik, yargılama sürecinde haklılığımızı bilimsel bir şekilde ortaya koyan bilirkişi raporları ve görüşleri mahkemeye sunulmuş iken planlarda yapılan çok küçük değişiklikler ile bu kez Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın 16.09.2011 tarihli Olur’u

kapsamında söz konusu planlar tekrar yürürlüğe sokulmuştur. Planlara yönelik denetleme ve yargılama sürecini adeta atlatabilmek amacıyla yapılan bu uygulamaya karşı yine Odamız tarafından dava açılarak; bilimden, kamu yararından ve doğadan yana mücadelemiz kararlılıkla sürdürülmektedir. Peki, yapılan bu planlar ile ne türlü kararlar getirilmiştir? Öncelikle; planlar ile donatı alanları azaltılarak bölgenin sosyal ihtiyaçlarını karşılaması gereken donatı dengesi bozulmuştur. Plan kararları ile birlikte oluşturulan yüksek yoğunluklu yapılaşmanın yanı sıra, sosyal donatı alanlarının dahi ticari fonksiyonlara alınabileceğine dair hükümler getirilerek son derece keyfi uygulamaların önü açılmıştır. Yaklaşık 10.000 kişilik nüfusu barındıracak bu yerleşim alanı ile birlikte, trafik ve yapı yoğunluğunu artırıcı, çevreye emsal teşkil edici ve orman alanlarını tehdit edici nitelikte bir yapılaşma meşrulaştırılmaya çalışılmaktadır.  Bilindiği üzere, mevcut Büyükdere-Maslak hattında, trafiğin en yoğun olduğu sabah-akşam saatlerinde sürekli tıkanıklık yaşanmaktadır. Karayolu altyapısının mevcut durumu itibariyle günümüzdeki ulaşım

talebini karşılayamadığı bu aks, getirilecek yeni nüfusun yaratacağı ek trafik yükü ile ulaşım sorununu içinden çıkılamayacak bir duruma sokacaktır. Sonuç itibariyle yapılan bu planlar ile ortaya çıkacak olan inşaat, trafik ve altyapı yoğunluğunun maliyetini yine kamu, yani bizler ödeyecektir. Maslak 1453 projesine konu olan planlama alanının tamamında Plan Yapımına Ait Esaslara Dair Yönetmelik’e ve İstanbul İmar Yönetmeliği’ne aykırı, yapılaşma ve nüfus yoğunluğunu arttırıcı kararlar alınmıştır. Orman alanına bu kadar yakın bir alanın yüksek yoğunluk verilerek imara açılması, halihazırda giderek kaybolan orman alanlarını ciddi bir şekilde tehdit etmektedir. Sonuç olarak, bu ölçekteki bir kararın parçacıl olarak ele alınması ve kamuya ait olan bir alanın kamu mülkiyetinden çıkarak özelleşmesini sağlayacak fonksiyonlara geçirilmesi; şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve kamu yararına açıkça aykırıdır.  Kentsel rantları kamu adına kamusal işlevlerde kullanmak üzere önlemesi ya da geri alması gereken ve 2985 sayılı Toplu Konut Kanunu’nda bu kamusal işlevleri açıkça tanımlanan TOKİ’nin kentsel rantlar üzerinden kendine ve belirli


127

kesimlere gelir sağlamaya çalıştığı açıkça görülmektedir. Kamunun sunduğu imkanlar ile zenginleşme fırsatlarını çok iyi değerlendiren, yeri geldiği zaman kentlerimizi ve doğal değerlerimizi korumak amacıyla mücadelelerini sürdüren meslek odalarının, sivil toplum kuruluşlarının “kapatılması” gerektiğinden bahsedecek kadar cüretkarlaşabilen, geçmiş dönemlerde depreme dayanıksız konutlar inşa ettiğini açıkça itiraf eden bir müteahhidin devletin kurumlarıyla işbirliği yaparak işlediği tüm bu suçların üzerine, benzerleri gibi kararlılıkla gideceğimizin bilinmesini isteriz.” denildi. Ağaoğlu, Maslak 1453’ün reklamında izin almadan Fatih Ormanı’nda ata bindiğine yönelik eleştirilerin hatırlatılması üzerine: “Tecavüzcü Coşkun orada film çekerken izin mi alıyor?” dedi. (Hürriyet, 14.11.2012) Emlak Konut GYO Genel Müdürü Murat Kurum: “Bu arazi tamamen bizim denetimimizdedir. Alıcılara karşı devletin bir taahhüdü var. Ne Ağaoğlu ne de başka birinin tek bir ağaç kesmesi bile söz konusu olamaz” dedi. Kurum, 15 Ekim’den bugüne kadar yapılan satışlardan 1 milyar 250 milyon TL’nin nakit

olarak Emlak Konut GYO’nun hesabına yattığını söyledi. Kurum, projede mütekabiliyetle yabancılara 544 daire satışı yapıldığını da belirtti (Sabah, 15.11.2012). MO İstanbul Büyükkent Şubesi: “Şu an alanda 2 milyon metreküpe yakın hafriyat söz konusu, proje 3,5 milyon metrekarelik inşaat alanına sahip. Bu rant idare eliyle askeriyeden satın alınarak Ağaoğlu’na verildi. Bu Türkiye’deki en büyük rant projelerinden biri. İstanbul, Ağaoğlu’nun ormanda gittiği gibi dört nala felakete doğru gidiyor.” (19.11.2012) ŞPO İstanbul Şube Başkanı Tayfun Kahraman: “Maslak 1453 Projesi’nin bizler için adı, ‘Ayazağa Gecekondu Önleme Bölgesi’dir. Biz İstanbul’da her gün gıdım gıdım kaybedilen orman alanlarına sahip çıkmak, kentte başta ulaşım olmak üzere altyapıyı kullanılamaz hale getiren plan değişikliklerinin gerçekleştirilmesini engellemek istiyoruz. Çünkü İstanbul artık kırmızı çizgilerine dayandı ve bu sınırı geçmek demek kendi kendine yetemeyen bir kent olması demek. Kamu arazilerine satılacak birer mal olarak bakma alışkanlığımızı bir kenara bırakmamız gerekiyor. Çünkü bu alanlar tüm kentlilere ait. Bu alan

11

ilk kez 2009’da TOKİ tarafından yapılan plan değişikliğiyle konut, alışveriş merkezi, özel okul alanlarını içeren bir yapılaşma hakkıyla donatıldı. 2009 yılında yapılan plana açtığımız davada bilirkişi heyeti de bizleri haklı buldu ve planın şehircilik ilkelerine aykırı olduğunu söyledi. Bu rapor ardından da Bakanlığın 2011’de yaptığı planlar ortaya çıktı. İkinci planı da dava konusu ettik ve şimdi İdare Mahkemesinin kararını bekliyoruz. Bu alan ihaleye çıktığında ihaleyi ilk olarak başka bir firma aldı. Ağaoğlu ihalede ikinci sırada kaldı. Fakat ihaleyi alan firma taahhüt ettiği bedeli ödemeyince ihale Ağaoğlu’nda kaldı. İlk plan ikinci planla benzer yapılaşma hakları içeriyordu. Yani ihaleyi alanın kim olduğu değil, kamu için esasında buradan ne kadar alınacağı önemli. Ama az

12


128

önce de söylediğim gibi esas sorunumuz kamu arazilerine ille de satılması gereken, özellikle de yapılaşma hakları maksimum hasılatı elde etmek için neredeyse sınırsızlaştırılan mülkler olarak bakmamız. Arazinin düzlenen aşırı eğimli yapısı ve alanın iki noktası arasında 60 metreyi bulan kot farkı, bodrum katların emsal harici, yani planda verilen yapılaşma hakkı harici olması kaygı verici. Buna göre bu alanda neredeyse sınırsız yapılaşma hakkına sahip oluyorsunuz. Çünkü 60 metre ek yapılaşma hakkı demek, ilk 20 katın muaf tutulması demek. Bu örnek esasında karşımızdaki tablonun vahametini anlatmaya yeterli. Tabii bu kaygıya, bu alanın orman kenarında olması ve bu orman alanlarının da yapılaşma baskısı altında kalacağı kaygıları ekleniyor” dedi (Habertürk, 19.11.2012). m

l

Bir Yazi... Maslak 1453’te 2013 Oktay Ekinci, Cumhuriyet, 13.01.2013

Gazeteler pazar günleri emlak pazarının dev reklamlarıyla kaplanıyor. Tatil günlerini “daire bakmak”la geçirenler için en çekici canlandırmalarla tanıtılan  “yaşam ayrıcalıkları”nın bini bir para... Bunlar arasında, sahibinin “ormanda at koşturarak” reklamını yaptığı “Maslak 1453”  bir süredir “mahzun”; ona öykünerek ata binmek için hiç değilse  “1+1”  edinmek isteyenlerse şaşkın! Çünkü Orman ve Su İşleri Bakanlığı daha önce bir başka firmaya tahsis ettiği Fatih Ormanı’nın 1453’çülere izinsiz devredildiğini anlayınca kararından vazgeçmiş. 1453’te İstanbul’u fetheden  Fatih’in torunu edasıyla dedesinin adını taşıyan ormanda devletin ağaçları arasında at koşturan emlak kralı patron da diyor ki:  “Ormanı Hyde Park, Central Park yapacaktım. Alsın bakanlık yapsın...” Bakanlık ne yapar bilinmez ama ilgili meslek odalarına göre Maslak 1453 zaten hiç yapılmaması gereken bir yerde... Ormanda at koşturma olanağını yitirse bile mimarlık

ve şehircilik ilkeleriyle çelişiyor. Mimarlar Odası basın açıklamasında özetle diyor ki: “Proje alanı, kentin en önemli ekolojik koridorlarından birindedir. Riskli jeolojik yapısı, dere koruma ve taşkın alanlarıyla Cendere Vadisi’ni de kapsayan bölge, büyükkentin ekolojik rezerv ve rekreasyon alanı olması gerekirken TOKİ’nin yetkileriyle yapılaşmaya açılmıştır.” TOKİ planları  İstanbul’un yaşam kaynaklarını değil, Maslak 1453’ü gözeterek yapıldığından odanın 2010’da açtığı dava sürüyor... “İmar planlama ilkelerine ve kamu yararına aykırıdır” denilen bilirkişi raporuyla “eşzamanlı”  reklam yapılması da dikkat çekiyor. Ayrıca mimarlar, aynı reklamda  “yerlere atılan beğenilmemiş projeler” için de şunu belirtiyorlar: “Paftaların müteahhit tarafından çöpe atılırcasına süpürülmesi, mimarlığa en ağır hakaret olduğu gibi sanata duyarsız kültür ve uygarlık yoksunluğunun da göstergesidir.” Kent Suçu Maslak 1453 için  “kent suçu” tanımı yapan Şehir Plancıları Odası’nın görüşü ise özetle şöyle: “TOKİ marifetiyle kamu arazileri ayrıcalıklı imar hakları sağlanarak lüks konut ve ticaret amaçlı


129

yapılaşmaya açılmaktadır. Bu örnekte de 10 bin kişilik yeni bir yerleşimle bölgede zaten tıkanmakta olan trafik felç edilecektir. Ormana bitişik alanda verilen yüksek yapı yoğunluğuyla kentin doğasına tecavüz tetiklenmektedir.” Maslak 1453’ün 2013’teki durumu işte böyle... Şimdi düşünüyorum; bu talanın patronlarını sorgulamak ne işe yarar? Adam “yatırımcı..” rant pazarında ne taklalar atıldığını da biliyoruz.. Ancak, bir “Başbakan”lık kurumu olan TOKİ, elindeki imar yetkileriyle böylesine ayrıcalıklara nasıl olanak sağlayabilir? Dahası aynı rezalete nasıl ortak olabilir? Daha da önemlisi, TOKİ’ye bu yetkiler  “kente karşı suç”lara önayak olması için mi verildi? m

Görseller

1. altiokhaber.com 2. atasehirweb.com 3. 2haber.com 4. tr-portal.net 5. Taksim Dayanışması 6. TMMOB 7. realtyproject.com 8. toplumcumeclis.og 9. maslak1453.com 10. change.org 11. havadanemlak.com 12. toplumcumeclis.org


130

ARALIK 2012 01

07

Bir zamanlar tekstil sektörünün merkezi olan Zeytinburnu-Bakırköy sahil hattının son dönemde lüks projelerle anılmasıyla birlikte; eski gecekondu bölgelerinin metrekare satış fiyatının 4 bin ile 18 bin 500 TL arasında yükseldiği, bunun yanı sıra bölgede satılık emlak sayısının %814 oranında arttığı açıklandı (Emlak Rotası Dergisi).

lBeyoğlu’nun en eski yerel işletmelerinden biri olan ve kimliğiyle bütünleşen İnci Pastanesi, Beyoğlu Belediyesi ekiplerince haber verilmeden zorla tahliye edildi. lÇevre ve Şehircilik Bakanlığı Mekansal Planlama Müdürü Mehmet Ali Kahraman İnönü Stadı hakkında: “İBB stadın bulunduğu alan için plan çalışması yapmakta. Stadı, aciliyeti olduğu için bu plandan ayırdık. Bakanlık olarak kamuya ait araziler üzerinde plan yapma yetkimiz var. Burası da zaten Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın. Bakanlık ile Beşiktaş Jimnastik Kulübü anlaşarak, protokol yaparak bize geldiler. Biz de planı onayladık. Stat yıkılıp, yerinde yapılacak” dedi.

1

l

2012 YILI ARALIK AYI kent gündemi

13

İstanbul Kalkınma Ajansı; İstanbul’un sürdürülebilir kalkınmada öncü ve marka şehir haline getirilmesi hedefi ile 110 milyon liralık bütçe ayırdığı hibe programlarını düzenlediği bir toplantı ile ilan etti.

l

06

08

Kartal İlçesi Muhtelif Parsellere İlişkin NİP ve UİP Değişikliği’ne; kamusal kullanıma ayrılan alanların konut+ticarete dönüştürülmesinin yanı sıra yoğunluk artışı sebebiyle plan bütünlüğü ile hiyerarşisinin göz ardı edilmesi ve kent-kıyı ilişkisinin plan eliyle engellenmesine bağlı olarak ŞPO İstanbul Şubesi itiraz etti.

12

Tescilli İnönü Stadı’nın Çevre Kartal E-5 Kuzeyi Nazım ve Şehircilik Bakanlığı kararıyla İmar Planı Değişikliği’ne; yıkımı için izin çıktı, projenin birbirini karşılamayan detayında 42 bin kişi kapasiteli, yoğunluk değerleri ile AVM’li yeni stad yer almakta. planlama alanında sosyal Gelişmeler hakkında ŞPO Şube ve teknik donatı dengesi Başkanı Tayfun Kahraman: bozulurken, bir çözüm “Burası tescilli kültür varlığı, önerisi getirilmemesi yıkılıp yeniden yapılması koruma sebebiyle ŞPO İstanbul ilkelerine aykırı. Burası 1936’da Şubesi tarafından itiraz Henri Prost’un yaptığı planlardan edildi. beri park. Kulüp maliyetleri karşılamak için fonksiyon Taksim Dayanışması, Gezi değişikliği öneriyor fakat buraya Parkı’nın yerine Topçu Kışlası’nın daha fazla insan çekecek bir yapılmaması için başlatılan imza müdahale hatalı olur, ulaşımı kampanyasının 30. gününde tamamen kilitler” dedi (Radikal). dilek fenerleri ile eylem yaptı.

15

2


131

ARALIK 2012 18

lÇevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar TOKİ’deki yolsuzluk iddiaları üzerine: “Yolsuzluğu şahıslar yapar, kurumlar yapmaz. TOKİ’de şahıslar hakkında bir yolsuzluk davası yoktur. Yolsuzlukla ilgili bizim hakkımızda dava varsa, istifa etmeyen şerefsizdir” açıklamasında bulundu (ntvmsnbc.com). lİller Bankası yerel yönetimlerle ortak gayrimenkul projeleri başlatmak üzere harekete geçti. Maltepe’deki 170 bin metrekarelik yerleşkesinin satışından elde edilecek geliri Ataşehir’de finans merkezinde aldığı bir arsa üzerinde Bölge Müdürlüğü inşası için kullanacak (5 Ocak).

27

20

lCHP’li İBB ve Üsküdar Belediyesi Meclis Üyesi Doğan Tekeli, Çamlıca Tepesi’ne cami planlarının iptali için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na dava açtı (Cumhuriyet).

17

Dayanışması, Topçu Kışlası projesine karşı topladıkları 50 bin imzayı İstanbul 2 Numaralı Kültür Varlıkları Koruma Bölge Kurulu’na teslim etti. lParis Valisi Daniel Canepa bir heyetle İBB Başkanı Kadir Topbaş’ı ziyaret etti. Ziyaretin amacı İstanbul ile Paris arasındaki ilişkilerin geliştirilerek her iki şehrin yatırım ve büyüme potansiyellerinin arttırılması olarak açıklandı (Bizim Anadolu).

”TOKİ Başkanlığı Satış, Devir, İntikal, Kiraya Verme, Trampa, Sınırlı Ayni Hak Tesisi ve Arsa Satışı Karşılığı Gelir Paylaşımı İhale Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik” Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girdi.

22

lTaksim

21

İstanbul’da 400 bin yolcu kapasiteli metrobüsü 800 bin kişi kullanınca belediye aynı yola metro yapılması için Ulaştırma Bakanlığı ile işbirliğine karar verdi. Konu hakkında İBB Başkanı Kadir Topbaş açıklama yaptı: “Kapasite aşıldı, metrobüs hattına paralel metro yapılması düşüncemiz var.”

31

Haydapaşaport’un ‘Haydarpaşa Gar, Kadıköy Meydanı ve Çevresi Yurttaşlık Hakları Platformu’nun Koruma Amaçlı Nazım İmar Planı’na vatandaşlar tarafından 5 bini aşkın çağrısı üzerine Şehir ŞPO ve itiraz gerçekleştirildi (Gazete Kadıköy). ilgili meslek odaları tarafından lBinaların deprem riskini ölçebilmek için lisans alan Kadıköy 3. Köprü’ye kredi veren; Belediyesi’nin şirketi KASDAŞ, özel ekibi ile yapıları incelemeye başladı. Garanti, Yapı Kredi, Halkbank, Risk taşıdığı tespit edilen Bağdat Caddesi’ndeki ilk özel bina Kadıköy İş Bankası ve Vakıfbank Genel Belediye Başkanı’nın da katılımıyla yıkıldı (Gazete Kadıköy). Müdürlüklerine telefon, faks l6 ayda bitirilmesi planlanan Eyüp Sultan Türbesi’nin restorasyonunda ve e-posta gönderilerek “kent 2. yıl bitti. Türbe içerisindeki tespit edilen sorun üzerine altyapı projesi suçu” işlememeleri istendi. hazırlanıp kurula gönderilen çizimlerin onay beklediği belirtilirken, restorasyon çalışmalarının 1 yıl daha süreceği açıklandı (Hilal).


132 l

ÇILGIN PROJELER | KANAL ISTANBUL 29 Agustos 2012 Başbakan R. Tayyip Erdoğan’ın “İstanbul’a iki şehir” projesinin ayrıntıları kamuoyuna yansıdı. İlki Kemerburgaz’a yapılması planlanan 500 bin kişilik çılgın şehirlerden ikincisinin Tuzla’ya inşa edileceği belirtildi. Şile ve Ağva’dan vazgeçme gerekçesi olarak ormanları korumak gösterilirken, metronun yanı sıra kara ve denizyolu ile erişebilir olmasının Tuzla’yı ön plana çıkardığı belirtildi (Sabah).

21 Kasim 2012

3 l

TARIHLERLE ÇILGIN PROJELERKANAL iSTANBUL l

23 Eylül 2010 Hıncal Uluç’un “Başbakan’dan Bir ‘Çılgın’ Proje Ki…” başlıklı yazısı ile Başbakanın İstanbul’a ilişkin çılgın fikirleri olduğu ortaya çıktı. l

27 Nisan 2011

Çılgın Proje’nin Kanal İstanbul olduğu kamuoyuyla paylaşıldı. 2012 yılında da bu kez emlak haberleri ve Kanal İstanbul’un geçmesi beklenen güzergah üzerindeki emlak değer artışları ile Çılgın Proje yine gündemden

düşmedi. Bölge emlakçıları Çılgın Proje manzaralı arsaların satışları ile ilgilenirken güzergah konusunda Hükümet kanadından yine ses çıkmamıştı. Çılgın Proje’ye yeni çılgınlıklar ekleniyor ve bu kez Kanal İstanbul ile bağlantılı 3. Havalimanı, İki Yeni Şehir gibi yeni çılgınlıklar sahneye çıkıyordu. İstanbul çılgınca büyüsün diye gündeme gelen tüm bu projeler sonucunda İstanbul’un ne kaybedeceği ya da bu büyümenin sonucunun ne olacağı soruları ise 2012 yılında da yanıtsız kaldı.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından hazırlanan yasa taslağına göre İmar Kanunu’ndaki değişiklikle ortaya çıkan değer artışından devlet %45 pay alacak. 3. Havalimanı, 3. Köprü ve Çılgın Proje olarak ifade edilen Kanal İstanbul’un getirdiği değerden alınacak vergi sadece kentsel dönüşüme harcanacak. Konu hakkında Başbakan R. Tayyip Erdoğan: “Köşedeki bakkalı sıkıştırarak vergi alınmaz” dedi (Haber Türk). m


133

ÇILGIN PROJE KANAL ISTANBUL l

Hıncal Uluç, 23.09.2010 tarihli Sabah Gazetesi’ndeki köşesinde Başbakan’dan Bir “Çılgın” Proje Ki… başlıklı yazısında “… İstanbul için AKM’den de öte müthiş projelerimiz var, sizinle özel bir konuşmamızda anlatmak isterim dedi. Ve iki cümle ile projenin adını söyledi. Telefon elimde dondum kaldım. Bu İstanbul konusunda bugüne dek duyduğum en çılgın proje. Biri bana “Bin proje say” dese, bin gün izin verse aklıma gelmez. Öyle çılgın.” dediğinde herkes bu çılgın proje üzerine tahmin yürütmeye başladı. Kanal İstanbul projesine ve devamında gelecek olan projeler yağmuru için kullanılan “çılgın” tanımlaması da böylece ortaya çıktı. Hıncal Uluç’un yaptığı açıklamadan yedi ay sonra artık bir reklam ikonu haline gelen ve merakla beklenen çılgın proje 27 Nisan 2011 günü seçim projeleri arasında kamuoyu ile paylaşıldı. Yapılan “Çılgın” reklam kampanyası çığ gibi büyürken, açıklanan proje ise bu kampanyanın büyüklüğüne yetişemedi. Çılgın Proje önce anlaşılmazken, sonrasında “Neden?” sorularına muhatap olacaktı. Kısacası İstanbullular için

dağ fare doğurmuştu. Ertesi gün tüm basın “Çılgın Proje” Kanal İstanbul’u manşetten duyuracaktı. 27 Nisan günü yaptığı açıklamada Başbakan R. Tayyip Erdoğan şunları söyleyecekti: “İşte böyle bir İstanbul’un hayaliyle iş başına geldik. Gecesi sümbül kokan ir İstanbul için kolları sıvadık. Biz hayalleri gerçeğe dönüştürmek için koştuk… İşte bugün bu muhteşem şehre yeni bir hizmeti yeni bir eseri kazandırmanın milletçe heyecanını yaşıyoruz. Şunu özellikle ifade etmek istiyorum. Bugün açıklayacağım bu muhteşem proje, şahsımın olduğu kadar arkadaşlarımın olduğu kadar, yüzlerce yıl öncesinde İstanbul’un sakinlerinin de aslında bir idir.  İstanbul’a Büyükşehir belediye başkanı olduğum zaman, bu özellikle Independent olayını yaşadığımızda, çok ciddi rahatsızlıklar geçirmiştik. Böyle bir felaketle baş başa kalırsan ne yaparız, aylarca bu yangın sürmüştü. Ne yaparız diye kendi kendime soruyordum. Zaman zaman bunları konuşuyordum. Başbakan olduktan sonra, Ulaştırma Bakanım ve Belediye Başkanımla helikopterle zaman zaman dolaştık. Türkiye bunu başaracak güce ulaşmıştır dedik. Artık kaynaklar noktasında da

sıkıntımız yok. Milli kaynaktan olmasına yönelik bir sıkıntı da yok. Türkiye 2023’e böyle büyük, çılgın ve muhteşem bir projeyle girmeyi hak etmektedir dedik ve bunun adımını attık. Bu proje çok boyutlu bir projedir. Aynı zamanda enerji, ulaştırma, barındırlık, eğitim, istihdam projesidir. Bu proje bir şehircilik projesi, aile projesi, konut projesidir. En önemlisi de bu proje bir ojesidir. İstanbul’u ve çevresini, tabiatı, denizi, su kaynaklarını, yeşili, hayvan ve bitki yaşamını koruma projesidir. İki hususun altını çiziyorum. Biz çok uzun bir süredir bu projenin üzerinde büyük bir titizlilikle çalıştık. Birkaç grubu dar çerçevede çalıştırdık. Her türlü haksızlığı önlemek adına, projenin tam olarak yeri ve maliyeti konusunu gizli tutmaya devam edeceğim. Onu açıklayacak değilim. Dünyada içinden nehir geçen nice şehirler vardır. İçinden deniz geçen yegâne şehir  İstanbul’dur. Başlattığımız projemizde,  İstanbul artık içinden iki deniz geçen bir şehre dönüşüyor. Bu projeyle beraber iki yarımada bir ada oluşuyor. Anadolu Yakası zaten bir yarımada. Fakat şimdi bir ada oluşacak. Bu projeyle beraber bir yarımada daha oluşacak.  İstanbul’un


134

Avrupa yakasında, İstanbul’un batısında, Karadeniz ile Marmara denizinin arasına yaklaşık 4550 km uzunluğunda bir kanal yapıyoruz.   İstanbul’umuza Kanal  İstanbul’u kazandırıyoruz. Yüzyılın en büyük projelerinden biri için bugün kolları sıvıyoruz. TMMOB Şehir Plancıları Odası’nın Çılgın Projenin tanıtımı sonrasındaki basın açıklaması soru işaretlerine gönderme yapıyordu: Kim ve Ne için bu Çılgınlık? ŞPO İstanbul Şubesinde Basın Açıklaması: Çılgın "Kanal İstanbul" Projesi, İstanbul’un Gerçeklerini Görmemek Demektir Beklenen çılgın proje, dün Sayın Başbakanımız tarafından açıklandı. Açıklamaya göre İstanbul’da yeni bir Boğaz kanalı açılacak ve kanal çevresinde yeni yerleşim alanları oluşturulacak. Tüm İstanbullular

4

ve bizler, dün büyük bir beklenti içinde, çılgın proje ile İstanbul’da artık kronikleşen Ulaşım ve Deprem gibi problemlere çözüm getirileceğini beklerken, ne yazık ki proje ile yeni sorunların ortaya çıkacağını gördük. İstanbul’un en önemli sorunlarını çözmesi beklenen projeler yerine, İstanbul’daki sorunların üzerini örtmek üzere yaratılmış bir perde ile karşılaştık. Tüm İstanbulluların bildikleri gibi, İstanbul her gün deprem gerçeği ile yüz yüze yaşamakta ve trafik sorunu artık içinden çıkılmaz bir hal almaktadır. Bunun yanında, İstanbul bugün sağlıklı bir kent yaşamı sunamamakta ve kaçak yapılaşan kentsel çevre nedeniyle kırılgan bir konut stoku içermektedir. Fakat bu sorunlar karşısında açıklanan Kanal İstanbul projesi, İstanbul`un her gün karşı karşıya olduğu bu gerçekleri görmezden gelmek ve bu sorunlara

yeni sorunlar eklemek anlamına gelmektedir.     Güzergâhı ya da geçeceği alanlar İstanbul içinde her nerede olursa olsun, çok açık olarak görünmektedir ki, proje İstanbul`un artık tehdit altında olan doğal ve çevresel değerlerini kaybetmesine neden olacaktır. Fakat Kanal İstanbul projesinin yaratacağı kayıp görmezden gelinmekte ve tartışma projenin yeri ve güzergâhının neresi olacağı sorusu ile sürdürülürken projenin gerekli olup olmadığı sorusu ise sorulmamaktadır. Bu proje, kentin bugüne kadar yapılan ve bu proje ile yok sayılan tüm plan çalışmalarında da korunan doğu - batı yönündeki kentleşme eksenini, kuzeye kaydıracak ve orman alanları ile su havzalarının bulunduğu kuzey bölgesinde yeni yerleşim alanlarının oluşmasına neden olacaktır. Kanal İstanbul Projesi, 3. Köprü ile birlikte, İstanbul’u elindeki son doğal kaynaklarını da tüketmiş, yaşanılamaz bir kent haline getirecektir.   Dün açıklanan çılgın Kanal İstanbul projesi, bize siyasetin keyfiyetini ve bilim tanımazlığını da bir kez daha göstermektedir. İstanbul’da yapılan tüm plan çalışmalarına aykırı olan proje ile yöneticilerimizin plan


135

tanımazlıkları da bir kez daha gün yüzüne çıkmıştır. İstanbul’un her ölçekteki plan çalışmalarına aykırı olmasına rağmen rant sevdası; ne yazık ki İstanbul`un son doğal değerlerini de yok edecek ve İstanbul`un kronik sorunlarına çözüm olmaktansa bu sorunları daha da arttıracaktır. Kanal İstanbul Projesi İstanbul’un gerçek sorunlarını görmekten çok uzak olması yanında, bu sorunların çözümünü ertelemek anlamına gelmektedir. m l

BIR Yazı... İstanbul’un Çılgın Hali

Tayfun Kahraman, Radikal İki, 08.05.2011

Çılgınlık dediğimiz şey, meğer İstanbul’a yeni bir boğaz açmakmış. Açıklamaya göre ikinci boğaz, İstanbul’u tüm dertlerinden ve sıkıntılarından kurtaracak, muhteşem bir proje olacak. Düşünebiliyor musunuz? Eski boğaz terk edilecek, artık tankerler bile geçmeyecek. Boğaziçi’nden yalı alamayan zenginlerimiz yenisinden, hem de kelepir fiyata yalı alacaklar. Ayrıca deprem, sel gibi felaketleri eski Boğaz’da kalanlara bırakacaklar. Adrenalini eksik olsa da, İstanbul için düşünmesi bile çılgın bir hayat

onları bekliyor olacak. Her halde bu projenin yapılacağı bölgede emlak satmaya çalışanların reklam metinleri de aşağı yukarı buna benzeyecektir. Bu gelecek senaryosuna siz inanır mısınız, bilmiyorum. Ama bu senaryonun gerçek olacağına inanmış olanların sayısı anlaşılan oldukça fazla. Fakat televizyonda boy gösteren uzmanların çoğuna göre; Kanal İstanbul yapılabilir olmaktan uzak. Projenin İstanbul’da nasıl bir sorunu çözeceği ve ne için yapılacağı ise geçeceği güzergah kadar muallak. Projeyi destekleyenler ise genellikle inşaat sektörünün büyük patronları ya da burada iş almak isteyenler, teknokratlar. Bir tane varken, ikincisini ne yapacağız sorusuna verdikleri cevaplar da çeşitli. İstanbul’un 30 milyon nüfusa sahip olması kaçınılmaz bir gerçek diyenler de var, bu proje ile mevcut Boğaziçi’nde

yaşanan tanker tehlikesini ortadan kaldıracağız diyen de. Hatta işi biraz daha ileri götürüp yeni bir İstanbul yaratacağız, hep beraber oraya taşınacağız demeye getiren de. Esasında bize çok yakında bir seçim olacağını hatırlatan da yine bu tartışmalar. 2011 seçimleri, geçen kısa propaganda süresi boyunca alışılagelmiş seçim gündemlerini pek yakalayamadı. 12 Eylül Referandumu ve öncesi yaşanan yarış bile genel seçimlerin bu ilk günlerinden çok daha hareketliydi. Fakat sakin bir şekilde devam eden bu seçim sürecine heyecan katan bir ayrıntı var. Genel seçimlere ülkemiz, yerel projeler ile gidiyor. Özellikle İstanbul’un damgasını vurduğu bir genel seçim sürecinden geçiyoruz. 12 Haziran genel seçimlerinde ülke yönetimini mi belirleyeceğiz, yoksa İstanbul’u yeni pazarlama stratejilerini mi oylayacağız,

5


136

6

belirsiz. Fakat Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın seçim beyannamesi ile başlayan proje yarışı, AKP’nin ustalık döneminin İstanbul’un rantı üzerinden şekilleneceğini gösteriyor. Bu anlamda, İstanbul’u ön plana çıkaran ve 12 Haziran seçimlerinde de ipi göğüslemesi beklenen AKP’nin bu yöndeki gayretleri gerçekten de dudak uçuklatacak cinsten. Bunlardan öne çıkanı, tabi ki çılgın proje olarak altı ay boyunca reklamı yapılan Kanal İstanbul projesi oldu. Hatırlarsanız, konuyu ilk gündeme getiren Hıncal Uluç’tu. Başbakan’la yaptıkları bir telefon görüşmesi sonrasında çılgın proje sözünü ilk kez telaffuz eden Uluç,

Başbakanın hayal edebilmesi oldukça güç bir projesi olduğunu söyledi ve böylece 40 yıl düşünsek aklımıza gelmeyecek olan projenin reklam kampanyasını da o başlattı. Çılgın proje açıklaması sonrasında yapılan haberler de oldukça ilginçti. Basın bu konuya kendini fazlasıyla kaptırdı. Sürekli akıl almaz projeler bulunarak, çılgın projeler yarıştırıldı. Her seferinde uzmanlara projeler yorumlatılarak, bulunan önerinin ne kadar çılgın olduğu ölçüldü. Ama en isabetli tahmin nereden geldi biliyor musunuz? İstanbul’un özellikle Silivri-Çatalca bölgesinde konuşlanmış emlakçılarından geldi. Bölge emlakçıları, İstanbul’un yeni gelişme alanının

burası olduğunu açıklarken; dere yatakları boyunca uzanacak ikinci bir boğazın, yeni finans alanlarının ve konut bölgelerinin de nerede olacağını söylüyor ve işte bunların tümü çılgın projeyi oluşturacak diyorlardı. Tahmin konusunda bir tek onlar yanılmadı. 27 Nisan günü tüm merakımızın giderildiği toplantıda Sayın Başbakanımız çılgın projeyi açıkladığında, bu işten en kazançlı çıkacakların da yine onlar ile orada arazi kapatanlar olduğu ortaya çıktı. Tanıtım sırasında gösterilen ve İSKİ’nin yaptığı ıslah kanallarına benzeyen yeni Boğaz ile Avrupa Yakası’nda Marmara ve Karadeniz’i birbirine bağlayan ve neden yapıldığı çok da belli olmayan bir kanal yapılacaktı. Kanal çevresinde yeni kentler kurulacak, böylece İstanbul’un mevcut yapılı çevresinin yarattığı ekolojik problemler çözülecekti. Ama projenin yaratacağı ekolojik yıkım hakkında bir bilgi yoktu. O gün dikkat ettiyseniz, salonda bulunanlar dahil, herkes önce bir afalladı. Büyük proje, en çılgın olanı bu muydu? Kanal İstanbul, büyük bir hafriyat gerektiriyordu ama sonuçları o kadar büyük olacak mıydı? Bir proje eğer çılgın ise, İstanbul’un en önemli sorunlarına çare olmalı, yeni


137

sorunlar yerine mevcut sorunların çözümünü önermeliydi. Ama ne yazık ki, açıklanan proje ile sonuç böyle olmadı. Sonuç büyük bir hayal kırıklığı yanında, İstanbul’un karanlık geleceği oldu. Bugün deprem gerçeği karşısında kırılgan olan, ulaşım sorunu ile boğuşan bir kent için siyasetçilerimizin reva gördükleri yalnızca bu mu? Bilmiyoruz. Tek bir bildiğimiz var; İstanbul’un projenin uygulanması ile bir korku filmi senaryosuna sahne olması çılgın bir şey ise, bu gerçekten de en çılgını oldu. Aynı zamanda Başbakan’ın açıklaması ile İBB’nin yıllarca üzerinde çalıştığı ve milyonlarca dolar harcadığı Çevre Düzeni Planı da çöpe atıldı. Kanal İstanbul ile birlikte İstanbul’da yapılacak 3. Köprü ve İki Yeni Şehir, planın İstanbul’un geleceği için çizdiği kırmızı hattı, tamamen yok saydı. Bugüne kadar doğu batı ekseninde, kentin doğal kaynakları olan ormanlar ile havza alanlarını koruyan yaklaşım tamamen unutuldu. İstanbul’da nüfusun 30 milyon sınırına dayanacağı korkusu, birden bire İstanbul için bir kazanç olarak görülmeye başlandı. Böylece, Ekümenopolis olmanın kazanç olacağı söylenen ilk kent de İstanbul oldu.

Adaletli, demokratik ve bilimin egemenliğinde yönetileceği söylenen bir ülkenin, aynı toplantıda bu kavramları hiçe sayan projeler ile tanışması, İstanbul açısından bu seçim sürecinin nasıl bir sonucu olacağını açıkça gösteriyor. İstanbul, bugün önemli bir kavşak noktasında yer alıyor. Tüm siyasi partiler de bunu farkında ve proje yarışı içine girmiş durumdalar. Fakat şunu unutmamak gerek; yaşanılabilir çevreler ancak üzerinde gerçekleşen ekonomik, sosyal ve ekolojik faaliyetler ile barışık olan, herkes için adil bir ortam sağlayan mekanlarda yaratılabilir. Aksi bir durum, ütopyalarını gerçekleştirmek isteyenlerin distopyalara sürüklenmesine neden olacaktır.” m

Görseller

1. cnnturk.com 2. konutprofesyonelleri.com 3. bobiler.org 4. milliyet.com.tr 5. haberaktuel.com 6. birdebir.com


Haz覺rlayan: Aysun Koca


Profile for Şehir Plancıları Odası İstanbul Şubesi

İstanbul Kent Almanağı 2012  

İstanbul City Almanac 2012

İstanbul Kent Almanağı 2012  

İstanbul City Almanac 2012

Advertisement